Üniversite İdari Personel Sendikası Genel Başkanı İbrahim Güzel, üniversitelerde görev yapan yaklaşık 200 bin idari personelin uzun süredir çözüm bekleyen tayin sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu. Güzel yaptığı açıklamada, “İlk kez 6. Dönem toplu sözleşmede çalışma yapılması kararı alınan ancak bugüne kadar somut bir adım atılmayan tayin sistemi için, 7. Dönem toplu sözleşmede de aynı karar alınmasına rağmen somut bir ilerleme kaydedilmedi” ifadelerini kullandı.
“200 bin kişinin sorunu görmezden geliniyor”
Sendika Başkanı Güzel, tayin hakkının olmamasının çalışanlar üzerinde ciddi sosyal ve psikolojik etkiler oluşturduğunu belirterek, “Üniversitelerde görev yapan idari personel, merkezi bir tayin sistemi olmaması nedeniyle yıllardır mağdur ediliyor. Bu durum, yalnızca çalışanları değil, ailelerini de olumsuz etkiliyor. Çalışanlar, eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşamak zorunda kalıyor. Anne, babalarına bakmakla yükümlü olanlar ise bu görevlerini yerine getiremiyor. Hatta kimi personel, görev yaptığı yerlerde sağlık hizmetlerine erişimde bile büyük zorluk yaşıyor. Üniversitelerde idari personel, adeta görmezden gelinen bir kesim haline gelmiş durumda” dedi.
“Sözde kalan kararlar mağduriyeti artırıyor”
Güzel, toplu sözleşme sürecinde alınan kararların hayata geçirilmemesini eleştirerek, “6. Dönem toplu sözleşmede bu konuda çalışma yapılması kararı alındı. Ancak 4 yıl geçmesine rağmen hiçbir şey yapılmadı. 7. Dönem toplu sözleşmede de aynı karar alındı ama hala somut bir sistem kurulmuş değil. Bu durum, çalışanların devlete olan güvenini zedeliyor ve ciddi bir hayal kırıklığına sebep oluyor” diye konuştu.
“Çözüm çok basit: Merkezi tayin yönetmeliği ve puanlama sistemi”
Güzel, sorunun çözümünün aslında oldukça kolay olduğunu belirtti ve çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı: Merkezi Tayin Yönetmeliği: Üniversiteler arasında yer değişikliğinin adil ve şeffaf bir şekilde yapılabilmesi için merkezi bir tayin yönetmeliği hazırlanmalı ve yürürlüğe konulmalı. Puan Usulüne Dayalı Sistem: Personelin kıdem, hizmet süresi, ailevi durumu, sağlık durumu gibi kriterlere göre puanlandırılacağı bir sistem inşa edilmeli. Bu sistemle çalışanların yer değişikliği talepleri hakkaniyetli bir şekilde değerlendirilmeli.
“Bakanlık vakit kaybetmeden harekete geçmeli”
Güzel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu konuda sorumluluk alması gerektiğini belirterek, “7. Dönem toplu sözleşmenin sona ermesine yalnızca bir yıl kaldı. Ancak önümüzdeki 6 ay oldukça kritik, çünkü Ağustos ayında 8. Dönem toplu sözleşme görüşmeleri başlayacak. Bakanlık, alınan kararların uygulanması için derhal harekete geçmeli. Aksi halde bu sorun yeniden masaya getirilecek ve çözüm bir kez daha ertelenecek” dedi.
“Çalışanlar artık adım atılmasını bekliyor”
Tayin hakkı eksikliği nedeniyle aile bütünlüğünün bozulması, çalışanların motivasyonunun düşmesi ve kurum içi verimliliğin azalması gibi sorunların görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştığını belirten Güzel, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu sorun yalnızca bireysel bir hak talebi değil, aynı zamanda bir insan hakları meselesidir. Çalışanlar artık adım atılmasını bekliyor. Hem çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesi hem de üniversitelerdeki çalışma barışının korunması için bu konu daha fazla ertelenmemeli.”
Üniversite İdari Personel Sendikası, tayin sorununa çözüm bulunması adına kamuoyu desteği beklediğini ifade etti. Sendika Başkanı Güzel, “Kendi kurumlarımızda tayin bekleyen idari personelin sesi olmayı sürdüreceğiz. Çalışanların haklı talepleri karşılık bulana kadar bu konunun takipçisi olacağız” diye konuştu. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Maaş İyileştirmeleri Netleşti”
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde daha önce yetkili sendikanın eski yönetimi tarafından maaş iyileştirme oranı yüzde 19,06 olarak açıklanmış, ancak bu oran belediye tarafından doğrulanmamıştı. Yapılan görüşmelerin ardından yeni yönetim ile belediye arasında anlaşma sağlandı ve iyileştirme oranı yüzde 10 olarak netleştirildi. Bu ek protokol, 1 Temmuz 2024 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde düzenlendi.
“En Düşük ve En Yüksek Maaşlar”
Protokol kapsamında yapılan maaş düzenlemeleri sonucunda, belediyedeki en düşük maaş 30 bin 50 TL 44 kuruştan 31 bin 980 TL 49 kuruşa yükseltildi. En yüksek maaş ise 40 bin 275 TL 96 kuruş iken 2 bin 952 TL 62 kuruşluk artışla 43 bin 228 TL 58 kuruşa çıkarıldı. Bu maaş iyileştirmeleri, çalışanların yaşam standartlarını artırmayı ve ekonomik şartlara karşı dayanıklılıklarını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras “Muğla Büyükşehir Belediyesi, çalışanlarının ekonomik refahını iyileştirmek adına bu protokolün önemli bir adım olduğunu belirtti. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERKAN KARACA
(ÇORUM) – Çorum’un Dodurga ilçesinde bulunan Alpagut Linyit Kömür işletmelerinde çalışan işçiler, madende toprak kayması olduğu iddiasıyla işletme yönetimi tarafından 6 ay ücretsiz izne çıkarıldı. İşçiler adına konuşan Hakkı Kılıç, “Herkes buraya 7 yıldır emek veriyor. Hepimiz bu yörenin çocuğuyuz. Biz dayatmalara karşı duruyoruz abi şu an. Bunun sendikadan olduğunu sendikal haklardan dolayı olduğunu aylardır bize söylediklerini bu söylemlerin de bugün eyleme dönüştüğünü gördük. Haklı bir davanın peşindeyiz” dedi.
Çorum’un Dodurga ilçesi’ndeki Alpagut Linyit Kömür işletmelerinde toprak kayması olduğu gerekçesiyle 6 ay süreli ücretsiz izne çıkarılan yaklaşık 220 işçi maden önünde eyleme başladı. CHP Dodurga İl Genel Meclisi Üyesi ve Grup Başkanvekili Saadettin Akgül ise konuyu İl Genel Meclisinin gündemine taşıdı.
İşçiler adına açıklamada bulunan maden işçisi Hakkı Kılıç, şunları söyledi:
“Sendikalıları işten çıkaracağız. Ocağı kapatacağız. Şöyle yapacağız. Böyle yapacağız.’ dedikleri gün nihayet geldi çattı. Sabah topladılar gördünüz işte müdür bey teknik konulardan bahsetti bize ‘tasman’ dedi. Tasman denen olayı biz yeni duyduk. Doğru mudur? Hepimizin yabancı olduğu bir kelimeydi. Az önce sendika başkanıyla görüştük. Tasmanın en üstündeki çatlak olduğunu bunun yer altını kapatmakla alakalı bir şey olmadığını giderilebilecek sorunlar, nedir binada çatlak varsa binayı başka yere taşıyabilirsin gibi yer altını kapatma sebebi değildir. Mevcut işçiyle bu arızaları giderip çalışmaya devam edebilirsiniz diye uzmanların bir görüşü varmış. O yüzden tasman bir kapatma sebebi değil. Tasman olsa bile sizi çalıştırıp bu arızaları gidermek zorunda ve işçinin ücretini de ödemek zorunda.”
“DAYATMALARA KARŞI DURUYORUZ”
Bunların dediği gibi ‘biz sizi 6 ay ücretsiz izine ayırıyoruz. Beğenmeyen istifa etsin’ gibi bir şey yok. Herkes buraya 7 yıldır emek veriyor. Hepimiz bu yörenin çocuğuyuz. Biz dayatmalara karşı duruyoruz abi şu an. Bunun sendikadan olduğunu sendikal haklardan dolayı olduğunu aylardır bize söylediklerini bu söylemlerin de bugün eyleme dönüştüğünü gördük. Adamlar açık açık bize sendikalı olursanız biz burayı çalıştırmayız. Sizi de böyle işten çıkarırız. Eliniz bağrınızda sizi de mağdur ederiz. Mahsun bırakırız. Mevzu bu. O yüzden buradayız. Bir yere de gitmiyoruz. Kaymakam ise kaymakamı gelir. Karakol ise karakolu gelir. Biz haklı bir davanın peşindeyiz. Haksızlıkla bir işimiz yok. Mücadelemiz de tamamen ekmekle alakalı bu kadar kişi bir kelime ile mağdur edilecekse bu yörenin çocukları kusura bakmasın misafirlik 3 gün. 3 günden sonrası sıkıntıya düşüyor demekki. Şimdilik bu kadar arkadaşlar beklemeye devam ediyoruz.
“1942’DEN BERİ ÇALIŞAN DODURGA ALPAGUT LİNYİT KÖMÜRÜ MADEN OCAĞI KAPATILDI”
Dodurga Alpagut Linyit Kömürü maden ocağının kapatılmasını, CHP Dodurga İl Genel Meclisi Üyesi ve Grup Başkanvekili Saadettin Akgül, İl Genel Meclisinin gündemine taşıdı. Akgül, şunları ifade etti:
“Alpagut-Dodurga Linyit işletmesi var Dodurga’da. 1942’den beri üretim yapılmakta Dodurga, Osmancık, Oğuzlar, Çorum Merkez ve Laçin ilçelerimizde 6-7 neslini emekli eden bir işletme. Bu işletme de Çorum’da şeker ve çimento fabrikalarının olduğu dönemde bile her yıl kurumlar vergisi rekortmeni. Şu anda bu işletme de 220 civarında işçi çalışmakta ve bu işçiler şu an da yeni direnişe başladılar. İşletme yönetimi bir açıklama yaptı ellerinde Erciyes Üniversitesi’nden alınan raporlar var. Toprak kayması ve kabarma olduğu, ölümlü bir kazaya neden olunabileceği raporu var. Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri gelip inceleme yapmışlar o raporlar var ellerinde dolayısıyla şu an itibariyle bütün işçiye 6 ay ücretsiz izin vermişler 5-10 dakika önce oldu bu da. Bunu meclisin bilgilerine sunduk. Dün de bunun ayak sesleri geliyordu. Vali Beye iletmiştik biz. Böyle bir rahatsızlık orada diye. 1942’den beri bütün bölgenin yakacak ihtiyacını karşılayan bir işletme bu. Meclisi bilgilendirmek istedim.”
]]>
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, TED Aliağa Koleji’nde öğretmenlere dayatılan düşük ücretlere karşı bugün Ankara’da bulunan TED Genel Merkezi önünde basıl açıklaması yaptı. Sendikalı eğitimciler, “TED’in meşalesi öğretmeni yakıyor” sloganı attı.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan, Türk Eğitim Derneği’nin yetkilileriyle görüşme talebinde bulunduklarını ancak herhangi bir yanıt alamadıklarını söyledi. Gürkan, “Sendikamız, TED Genel Merkezi ile Aliağa’daki öğretmenlerin talepleri için görüşmek istemektedir. Bu basın açıklaması için buraya, TED Genel Merkezi önüne gelmeden günler önce, görüşme isteğini Genel Merkez yöneticilerine arama ve resmi yazışma yoluyla iki kez bildirdik. Ne yazık ki Genel Merkez’den de umduğumuz yanıtı alamadık” dedi.
“DÜŞÜK ÜCRET POLİTİKALARI, ANTİDEMOKRATİKLİK, PROTESTOLAR…”
TED Aliağa Koleji ve TED Genel Merkezi yönetimlerinin sadece öğretmenlerin değil velilerin de taleplerini görmezden geldiğini söyleyen Gürkan, “TED gibi tarihsel öneme sahip bir eğitim kurumunun düşük ücret politikaları, antidemokratiklik ve bunlara karşı gelişen protestolar ile kamuoyunda yankı uyandırması isteyeceğimiz son şey dahi olamaz ancak özlük hakları budanan, insanca yaşanacak ücretlerin yanına bile yaklaşamayan ücretlerle geçinmeye çalışan öğretmenlerin sendikal mücadelesi, bu istenmeyen sonuçları kaçınılmaz şekilde doğuracaktır” diye konuştu.
“PROTOKOL SÖZLEŞME İMZALANMASI TALEP EDİLMEKTEDİR”
Basın açıklamasıyla birlikte TED Genel Merkezi yöneticileriyle görüşme taleplerini bir kez ilettiklerini söyleyen Gürkan, öğretmenlerin ve sendikanın taleplerini şu şekilde sıraladı.
“2024-2025 eğitim öğretim yılı sözleşmelerinde, kamuda çalışan öğretmenlerin aldığı en düşük ücretten daha düşük ücret olmayacak şekilde, TED Genel Merkezi tarafından yapılacak bir taban maaş düzenlemesi. Bunun yanı sıra 2023-2024 eğitim öğretim yılı sözleşmelerinin Ocak 2024 başı ile Ağustos 2024 sonuna kadar ödenecek ücretlerinde, bu ‘taban maaş’ın baz alınması ve TED Aliağa Koleji’nde asgari ücretin 1500 lira kadar üzerindeki ücretlere yeni düzenlemeye göre artış yapılması.
Kurumda çalıştıkları yıla göre öğretmenlerin kıdem farklarının belirlenmesi ve kamuda çalışan öğretmenler ile TED Aliağa Koleji öğretmenlerinin kıdem farklarının eşit hale getirilmesi, kamuda çalışan öğretmenlerin ücretlerine zam yapıldığında TED Aliağa Koleji öğretmenlerine de aynı oranda zam yapılması, ara zam yapılan dönemlerde, bu zamların yeni hazırlanacak sözleşme metinlerine eklenmesi, sözleşmelerin bu şekilde güncellenmesi, ek ders ücretlerine, enflasyon artış oranına göre artış yapılması, nöbet ücretlerinin kamuda çalışan öğretmenlerde olduğu gibi nöbet günü başına üç ek ders ücreti olarak eşitlikçi bir şekilde ödenmesi, mesai saatleri dışında yapılan ŞÖK ve veli toplantıları için fazla mesai ücretlerinin; bire bir yapılan etüt çalışmaları için ek ders ücretlerinin ödenmesi, banka promosyon ücretlerinin öğretmenlere ve kurumdaki tüm personele kesintisiz şekilde ödenmesi, işten haksız şekilde çıkarılan okul öncesi öğretmenimiz Tuğçe öğretmenin işe iadesi.”
“BİZ YOK SAYILABİLECEK İNSANLAR DEĞİLİZ”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Umut Erkurt da isteklerinin öğretmenler adına TED yetkilileriyle bir görüşme yapmak olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Derdimiz, isteğimiz, öğretmenler adına sendikanın öğretmenleri temsiliyeti doğrultusunda bir görüşme yapmak. Öğretmenlerin taleplerini duydunuz. Öğretmenlerin banka promosyonu bile gasp edilmektedir. Merdiven altı birçok kurumda bu yapılmaktadır. Peki biz bunu bugün tarihsel öneme sahip TED’in içinde de mi görmeliyiz. Bizim en çok canımızı acıtan şey, öncelikli olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenleri kendi öğretmenleri olarak görmemesi. Biz yok sayılabilecek insanlar değiliz. Öğretmenlerin taban maaş talebi var. TED, onlarca ilde hem merkeze bağlı hem de ismini satarak okullar açmaktadır. Her okulda 300, 400, 500 bin liralara varan kayıt ücretleriyle öğretmen almaktadır. TED Aliağa Koleji’nin içerisindeki velilerin neredeyse tamamı, öğretmenlerle birlikte dayanışma gösterdi.”
]]>İzmir’de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen çok sayıda sendika, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu üyesi, ellerindeki pankart ve bayraklarla slogan atarak Gündoğdu Meydanı’na yürüdü.
Bazı katılımcılar “Katil İsrail”, ” Gazze’nin hesabı sorulacak”, “İsrail döktüğü kanda boğulacak” yazılı dövizler ile Filistin bayrağı taşıdı.
Kutlamaya katılanlar halay çekti.
Gündoğdu Meydanı’nda kurulan sahnede konuşmalar yapıldı, ardından müzik grubu Moğollar konser verdi.
Aydın
Aydın’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan kalabalık, Doğu Gazi Bulvarı’ndan Atatürk Kent Meydanı’na yürüdü.
Katılımcılar, Türk bayrağı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün posteri, sendika, bağlı bulundukları sivil toplum kuruluşları ve partilerinin bayraklarını taşıdı.
Meydanda kurulan platformda yapılan konuşmaların ardından müzik eşliğinde halay çekildi.
Programa, CHP Aydın Milletvekilleri Evrim Karakoz ve Hüseyin Yıldız, Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin ve CHP İl Başkanı Hikmet Saatçı da katıldı.
Denizli
Denizli’de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, yürüyüş ve mitingle kutlandı.
15 Temmuz Delikliçınar Şehitler Meydanı’nda toplanan katılımcılar, mitingin düzenleneceği Ulus Caddesi ile Tokat Caddesi kavşağına kadar yürüdü.
Güvenlik noktalarındaki kontrolden sonra alana geçen katılımcılar, davul zurna eşliğinde halay çekti. Etkinlikte, sendika ve işçi temsilcileri konuşmalar yaptı, konser verildi.
Manisa
Manisa’da Manisa Emek Demokrasi ve Barış Platformu öncülüğünde yürüyüş düzenlendi.
Sultan Camisi önünde başlayan yürüyüşe CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek de katıldı.
Yürüyüş sloganlar eşliğinde Cumhuriyet Meydanı’na kadar sürdü. Yürüyüş sırasında bir grup Filistin bayrağı taşıdı.
Cumhuriyet Meydanı’nda çalışırken hayatını kaybeden işçiler için saygı duruşunda bulunuldu, konuşmalar yapıldı.
Uşak Milletvekili Karaoba’dan söz verilmeme tepkisi
Uşak’ta yürüyüş için Uşak Belediyesi eski hizmet binası önünde toplanan sendika üyeleri, İsmet Paşa Caddesi’nden 15 Temmuz Şehitleri Meydanı’na yürüdü.
1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.
Daha sonra sendika temsilcileri, CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, Belediye Başkanı Özkan Yalım, CHP Uşak İl Başkanı Sevinç Soyer Yazgan katılımcıları selamlamak için sahneye davet edildi.
Selamlamanın ardından konuşan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
Yalım’ın konuşmasının ardından sahnede bulunanların indirilmesi üzerine CHP Uşak Milletvekili Karaoba, Yalım dışında kimseye söz verilmemesine tepki gösterdi.
Miting alanının dışına çıkan Karaoba, kendisini ikna etmeye çalışan sendika temsilcilerine, “Yalakalığa karşıyım. Bu benim partimin belediye başkanı da olsa karşıyım. Sendikalar konuşacaksa sendikalar konuşacak. Belediye başkanı konuşacaksa milletvekili de konuşacak. Bu herkes için geçerli.” dedi.
Daha sonra tekrar miting alanına dönen ve konuşma için sahneye çıkan Karaoba, “Bugün ben konuşmayacaktım. Burada siyasi partiler konuşmaz. Bugün işçilerin günüdür, emekçilerin günüdür. Ancak bir kişi konuşuyorsa herkes konuşmalıdır. Tüm siyasi partilere konuşma hakkı verilmelidir. Herkes işçinin yanında.” ifadelerini kullandı.
Program, sendika temsilcilerinin konuşması ve halay çekilmesinin ardından sona erdi.
]]>Giresun’da işçi sendikaları üyelerinden oluşan gruplar, Debboy mevkisinde toplanarak kortej oluşturdu. Grup, ellerinde pankartlarla Gazi Caddesi’nde yürüyerek programın gerçekleştirileceği Osman Ağa Meydanı’na geldi.
Sendika temsilcilerinin buradaki konuşmalarının ardından alandakiler, müzikler eşliğinde horon tepti, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
Programa Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse ile Çanakçı Belediye Başkanı Tuncay Kasım da katıldı.
Ordu
Ordu’da işçi sendikaları ilk olarak Köprübaşı Ceren Özdemir Meydanı’nda toplandı. Daha sonra Sırrıpaşa Caddesi’nde yürüyüş yapan grup, dövizler açarak sloganlar attı.
Cumhuriyet Meydanı’na ulaşan grup, burada çalınan müzikler eşliğinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
Grup, basın açıklamasının ardından dağıldı.
Etkinliğe, CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun’un yanı sıra CHP’li bazı ilçe belediye başkanları da katıldı.
Artvin
Artvin 1 Mayıs Tertip Komitesince düzenlenen kutlamalar kapsamında sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti üyeleri ile vatandaşlar Atapark Meydanı’nda toplandı.
Grup, Cumhuriyet Caddesi güzergahı boyunca Halit Paşa Meydanı’na kadar yürüdü.
Burada konuşan Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, 1 Mayıs’ın emeğin, dayanışmanın ve aydınlığın sesinin yükseldiği gün olduğunu belirterek, tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
DİSK Artvin Şube Başkanı Selim Bilgin ile KESK Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş’ün de konuşma yaptığı program, yerel sanatçıların seslendirdiği marş, şarkı ve türkülerle sona erdi.
Etkinlikte vatandaşlar, tulum ve akordeonla çalışan müzikler eşliğinde horon tepti, dans ederek eğlendi.
Trabzon
Trabzon’da, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü için Cumhuriyet Caddesi’nde bir araya gelen sendika üyeleri ve siyasi parti temsilcileri, ellerinde döviz ve pankartlarla Kahramanmaraş Caddesi’nden 15 Temmuz Şehitler ve Hürriyet Parkı’na kadar yürüdü.
Burada konuşan Türkiye Yol-İş Sendikası Genel Sekreteri Gökhan Gedikli, 1 Mayıs’ın insanca yaşam ve çalışma şartlarını sağlama kavgasının verildiği, emeğin, barış ve özgürlük mücadelesinin sürdürüldüğü bir gün olduğunu söyledi.
Gedikli, bugün coşkularının çok yüksek olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bir araya geldik ve emeğin bayramını layığıyla kutlayacağız. Diğer yandan yüreğimiz Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın acısıyla yanmaya devam ediyor. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Şunu bilmenizi istiyorum ki Türk-İş ilk günden itibaren maddi ve manevi olarak depremden etkilenen vatandaşların yanında olmuştur.”
İsrail’in Gazze’ye zulmünün hız kesmediğini belirten Gedikli, “Bütün dünya İsrail’e karşı kör, sağır. Bebek, çocuk ve kadınlar ölüyor. Filistin’de kardeşlerimiz ramazanı ve bayramı zulüm altında geçirdi. Bu bir soykırımdır. İsrail tehdidini ortadan kaldırmak için en sert önlemler alınmalı. Dünya, Bosna’da olduğu gibi öldürülen Müslüman olunca adım atmıyor. Bir an önce İsrail zulmünün son bulmasını ve Filistin’in özgürlüğüne kavuşmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından yöresel sanatçılar sahne aldı.
Programa, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ile Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya da katıldı.
]]>Erzurum’da Havuzbaşı Kent Meydanı’nda bir araya gelen HAK-İŞ Erzurum İl Başkanlığı üyeleri, açtıkları pankartlarla İsrail’in Gazze’ye saldırılarını kınayarak, işçilerin bayramını kutladı.
HAK-İŞ İl Başkanı Erdoğan Çelik, burada yaptığı konuşmada, 48 yıldır emeğin ve alın terinin hakkı için meydanlarda olduklarını ifade etti.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da değinen Çelik, şöyle konuştu:
“76 yıldır siyonist İsrail’in Filistin topraklarında yaptığı katliamları, işgalleri, zulümleri tüm dünyaya haykırmak ve yaşanan zulümler sona ersin diye uluslararası topluma çağrıda bulunmak üzere alanlardayız. HAK-İŞ olarak, siyonist İsrail’in ve katil Netanyahu’nun uluslararası hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Soykırıma karşı sessiz kalan Avrupa Birliği, ABD ve onun kuklalarını nefretle kınıyoruz, lanetliyoruz.”
Çelik, işçiler için taleplerini de anlattı.
Yakutiye Kent Meydanı’nda ise 13 sendika başkanı ve üyeleri davul zurna eşliğinde halay çekti.
TÜRK-İŞ Erzurum İl Temsilcisi Yusuf Gökcan, burada yaptığı konuşmada, işçilerin bayramını kutlayarak, günün şartlarına uygun seviyede eşit ve adil ücret uygulanması, vergide adaletin sağlanması gerektiğini söyledi.
Tunceli
Tunceli’de de bazı sivil toplum kuruluşları ve sendika üyeleri, Kışla Meydanı’nda kutlama programı düzenledi.
Sanat Sokağı’nda toplanan gruplar, ellerinde taşıdıkları pankart ve dövizlerle Kışla Meydanı’na yürüdü.
Konuşmaların ardından katılımcılar, davul ve zurna eşliğinde halay çekti.
Ardahan
Ardahan’da bazı sivil toplum kuruluşları ve sendika üyeleri Milli Egemenlik Parkı’nda kutlama programı yaptı.
HAK-İŞ Ardahan İl Başkanı Serhat Yıldız, burada yaptığı konuşmada, 1 Mayıs’ı kutlamak için toplandıklarını belirterek, katılım sağlayanlara teşekkür etti.
HAK-İŞ’in ardından aynı bölgede diğer sivil toplum kuruluşları ve sendika üyeleri de kutlama programı düzenledi.
Ağrı
Ağrı’da HAK-İŞ İl Başkanlığınca Millet Bahçesi’nde program düzenlendi.
HAK-İŞ İl Başkanı Hakan Yıldırım, burada yaptığı konuşmada, birlik, dayanışma ve mücadelelerini haykırmak için 81 ilde halkla bir arada olduklarını söyledi.
İsrail’in Filistin topraklarında yaptığı katliamları, işgalleri, zulümleri, tüm dünyaya haykırmak ve yaşanan zulümlerin sona ermesi için uluslararası topluma çağrıda bulunmak üzere alanlarda olduklarını anlatan Yıldırım, “HAK-İŞ olarak, siyonist İsrail’in ve katil Netanyahu’nun uluslararası hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Soykırıma karşı sessiz kalan Avrupa Birliği, ABD ve onun kuklalarını nefretle kınıyoruz, lanetliyoruz.” dedi.
Kars
Kars’ta ise Atatürk Caddesi’nde Kars Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde toplanan vatandaşlar, ellerinde döviz ve pankartlarla Valiliğin belirlediği Kars Tren Garı Meydanı’na yürüdü.
Grup, polislerce yapılan aramaların ardından meydana alındı.
Eğitim-Sen Kars Şube Başkanı Hakan Topçu, işçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
Bazı katılımcıların Filistin bayraklarıyla katıldığı etkinlik, halay çekilmesiyle sona erdi.
Erzincan
Erzincan’da da sendika, dernek ve bazı siyasi parti temsilcileri Eski Otogar Alanı’nda bir araya geldi.
Ellerinde çeşitli dövizler ile Türk bayrakları taşıyan gruptakiler, emniyetin güvenlik önlemleri eşliğinde Fevzi Paşa Caddesi’nden, Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü.
Gruptakiler, polis kontrol noktalarındaki üst aramasının ardından alana alındı.
Kalabalık, İliç’teki maden ocağı sahasında meydana gelen heyelanda toprak altında kalan 9 işçi ile İsrail’in saldırıları sonucu Filistin’de hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunuldu.
Eğitim-Sen Erzincan Şube Başkanı Hüseyin Taner, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak, “Dünyanın ve yurdun neresinde olursa olsun yüreği aydınlık bir gelecek için çarpanlara buradan, emeğin kürsüsünden selam gönderiyoruz.” dedi.
Kutlamaya CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül’de katıldı.
Etkinlik, konuşmaların ardından verilen konserle ve kalabalığın halay çekmesiyle sona erdi.
]]>Ömer Halisdemir Meydanı’nda düzenlenen etkinlikte konuşan HAK-İŞ Niğde İl Başkanı Kadir Yenel; sendika olarak taleplerini sıraladı. Yenel; “Bugün 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününde; 48 yıldır emeğimizin ve alın terimizin hakkı için, hayat pahalılığı ve yoksullukla mücadele edilmesi için, vergide adaletin sağlanması için ve sendikal örgütlülüğün artması için meydanlardayız. 76 yıldır Siyonist İsrail’in Filistinlilere yaptığı katliamları, işgalleri ve zulümleri tüm Dünya’ya haykırmak üzere alanlardayız. Değerli Emekçi Kardeşlerimiz, Bugün 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününde; vergide adaletin sağlanması, enflasyon, hayat pahalılığı ve yoksulluk ile mücadele edilmesi, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi, kayıt dışı istihdamın ve sosyal güvencesizliğin önlenmesi, emeklilerimizin asgari geçim şartlarının sağlanması, Kadın, genç ve engellilerin çalışma ve toplumsal hayata katılımlarının desteklenmesi başta olmak üzere taleplerimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz. HAK-İŞ, Türkiye ve Dünya Sendikal Hareketinde emeğin ve emekçinin bugünü ve geleceği için durmaksızın çalışmaya devam edecektir. HAK-İŞ, ülkemizin, bölgemizin, küremizin bütün mağdur ve mazlumlarına olan borcunu ödemek için kararlılıkla mücadelesini sürdürecektir. Emeğin, emekçinin ve hak mücadelesinin gününde sosyal adalet, refah, güvenlik ve diyalog temelli taleplerimizi sıralıyoruz: kıdem tazminatı hakkı korunarak yeni güvencelerle geliştirilmelidir. emekli aylığı alt sınırının asgari ücret düzeyine yükseltilmesini talep ediyoruz. Belediye ve Belediye şirketleri dahil bütün kamu çalışanlarının Kamu Çerçeve Protokolü’ne dahil edildiği bir model talep ediyoruz. 696 sayılı KHK Kapsamı dışında kalan işçilerin kadroya alınabilmesine imkan sağlayacak bir düzenlemenin yapılmasını, kadroya geçen işçilerin tayin, becayiş gibi özlük haklarının tam olarak verilmesini istiyoruz. 6772 sayılı Kanun uyarınca Mahalli idarelerin iştiraklerinde veya şirketlerindeki işçiler için 52 günlük ilave tediyelerin ödenmesini istiyoruz. Büyükşehir ve merkez ilçe belediyelerde çalışan üyelerimiz için yılbaşında talep ettiğimiz ek protokolün bir an evvel imzalanmasını istiyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılarak, toplu pazarlık kapsamının genişletilmesini, sendikal hak ve özgürlüklerin daha ileriye taşınmasını talep ediyoruz. Aile yükümlülüklerini dikkate alan, adil bir vergilendirme sistemi, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik modeli ve vergi denetiminde etkinliğin artırılmasını talep ediyoruz. Kriz dönemlerinde gelir vergisi diliminin yüzde 10’a indirilmesini istiyoruz. Milli gelirden, ekonomik büyümeden ve refah artışından hak ettiğimiz payı almak istiyoruz. Emekçilerin enflasyona karşı ezdirilmemesini ve hayat pahalılığı ile yoksulluğa karşı korunmasını talep ediyoruz. İnsanı merkeze alan daha adil ve sürdürülebilir yeni bir model istiyoruz. Bireysel ve düzenli asgari gelir yardımı sisteminin kurularak, sosyal koruma sistemi güçlendirilmelidir. İş kazası ve meslek hastalıklarının yaşanmadığı bir çalışma hayatı talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Sendika üyeleri de “HAK-İŞ nerede biz oradayız”, “Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın HAK-İŞ” sloganları attı. – NİĞDE
]]>Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen etkinlikte Kur’an-ı Kerim tilaveti ve duanın ardından konuşan HAK-İŞ Kayseri İl Başkanı Serhat Çelik; sendika olarak taleplerini sıraladı. Çelik; “Bugün 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününde; 48 yıldır emeğimizin ve alın terimizin hakkı için, hayat pahalılığı ve yoksullukla mücadele edilmesi için, vergide adaletin sağlanması için ve sendikal örgütlülüğün artması için meydanlardayız. 76 yıldır Siyonist İsrail’in Filistinlilere yaptığı katliamları, işgalleri ve zulümleri tüm Dünya’ya haykırmak üzere alanlardayız. Değerli Emekçi Kardeşlerimiz, Bugün 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününde; vergide adaletin sağlanması, enflasyon, hayat pahalılığı ve yoksulluk ile mücadele edilmesi, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi, kayıt dışı istihdamın ve sosyal güvencesizliğin önlenmesi, emeklilerimizin asgari geçim şartlarının sağlanması, Kadın, genç ve engellilerin çalışma ve toplumsal hayata katılımlarının desteklenmesi başta olmak üzere taleplerimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz. HAK-İŞ, Türkiye ve Dünya Sendikal Hareketinde emeğin ve emekçinin bugünü ve geleceği için durmaksızın çalışmaya devam edecektir. HAK-İŞ, ülkemizin, bölgemizin, küremizin bütün mağdur ve mazlumlarına olan borcunu ödemek için kararlılıkla mücadelesini sürdürecektir. Emeğin, emekçinin ve hak mücadelesinin gününde sosyal adalet, refah, güvenlik ve diyalog temelli taleplerimizi sıralıyoruz: kıdem tazminatı hakkı korunarak yeni güvencelerle geliştirilmelidir. emekli aylığı alt sınırının asgari ücret düzeyine yükseltilmesini talep ediyoruz. Belediye ve Belediye şirketleri dahil bütün kamu çalışanlarının Kamu Çerçeve Protokolü’ne dahil edildiği bir model talep ediyoruz. 696 sayılı KHK Kapsamı dışında kalan işçilerin kadroya alınabilmesine imkan sağlayacak bir düzenlemenin yapılmasını, kadroya geçen işçilerin tayin, becayiş gibi özlük haklarının tam olarak verilmesini istiyoruz. 6772 sayılı Kanun uyarınca Mahalli idarelerin iştiraklerinde veya şirketlerindeki işçiler için 52 günlük ilave tediyelerin ödenmesini istiyoruz. Büyükşehir ve merkez ilçe belediyelerde çalışan üyelerimiz için yılbaşında talep ettiğimiz ek protokolün bir an evvel imzalanmasını istiyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılarak, toplu pazarlık kapsamının genişletilmesini, sendikal hak ve özgürlüklerin daha ileriye taşınmasını talep ediyoruz. Aile yükümlülüklerini dikkate alan, adil bir vergilendirme sistemi, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik modeli ve vergi denetiminde etkinliğin artırılmasını talep ediyoruz. Kriz dönemlerinde gelir vergisi diliminin yüzde 10’a indirilmesini istiyoruz. Milli gelirden, ekonomik büyümeden ve refah artışından hak ettiğimiz payı almak istiyoruz. Emekçilerin enflasyona karşı ezdirilmemesini ve hayat pahalılığı ile yoksulluğa karşı korunmasını talep ediyoruz. İnsanı merkeze alan daha adil ve sürdürülebilir yeni bir model istiyoruz. Bireysel ve düzenli asgari gelir yardımı sisteminin kurularak, sosyal koruma sistemi güçlendirilmelidir. İş kazası ve meslek hastalıklarının yaşanmadığı bir çalışma hayatı talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Sendikal örgütlülüğün artması için gerçek iş güvencesi istiyoruz” diyen Çelik şöyle devam etti:
“Kayıt dışı istihdamın ve çocuk işçiliğinin önlenmesini, işsizlik oranlarının düşürülmesini istiyoruz. Ev işçileri ve bakım işçilerinin iş kanunu kapsamına alınarak sendikal haklarının sağlanmasını istiyoruz. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının katılımcı bir anlayışla yeniden belirlenmesini istiyoruz. 4857 Sayılı İş Kanunun, işgücünün değişen şartlarına uygun olarak sendikal hak ve özgürlüklerin güçlendirilerek ilerletilmesini istiyoruz. Kadın, genç ve engellilerin istihdamının artırılmasını, işe giriş imkanlarının ve istihdamda kalıcılıklarının geliştirilmesini istiyoruz. Kadına yönelik şiddet ve tacizin son bulmasını, çocuk istismarının ve çocuk işçiliğinin önlenmesini istiyoruz. Deprem, sel, yangın gibi doğal afetlere karşı güvenli konutlar ve şehirler istiyoruz. Filistin başta olmak üzere, Suriye, Yemen, Libya, Afganistan, Irak, Somali, Arakan, Doğu Türkistan’da ve yeryüzünün bütün mazlum coğrafyalarında yaşanan insanlık dışı olaylara DUR demek için meydanlardayız. Mazlum coğrafyalarda yaşanan insanlık dışı zulümlerin son bulması için uluslararası işçi hareketini duyarlılık göstermeye ve birlikte mücadeleye davet ediyoruz. HAK-İŞ olarak, Gazze’de ve Filistin’de şehit olan tüm kardeşlerimizi dua ve rahmetle yad ediyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyor, bir an önce soykırımın sona ermesini istiyoruz. HAK-İŞ olarak ülkemizi korumak için canlarını feda eden şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında iş kazası ve meslek hastalıklarında hayatını kaybeden emekçi kardeşlerimizi dua ve rahmetle yad ediyoruz. HAK-İŞ olarak Türkiye Yüzyılının emeğin ve emekçinin yüzyılı olacağına inanıyor, işçilerimizden aldığımız güç ile geleceğe emin adımlarla yürüyoruz. HAK-İŞ olarak, Türkiye’nin geleceği, istikrarı, huzur ve güveni için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun.”
Sendika üyeleri de “HAK-İŞ nerede biz oradayız”, “Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın HAK-İŞ” sloganları attı. – KAYSERİ
]]>BİRTEK-SEN’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önündeki protestosuna CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, KESK ve bağlı sendika yöneticileri ile Agrobay işçileri de destek verdi.
Basın açıklaması yapan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen “Özak İşçileri, 80 gün boyunca sendika seçme hakları için direndi. İş yerindeki baskıya, mobbinge, işten atmalara, kadın işçilere yönelik tacize, fabrika içinde kurulan ikna sorgu odalarına karşı, kendi seçtikleri sendikada örgütlenmek için mücadele etti.” dedi.
“SÖZ KONUSU PATRON OLDUĞU ZAMAN BÜROKRASİ HIZLI İŞLİYOR”
Türkmen sendikaya kesilen para cezasına ilişkin şunları söyledi:
“Özak patronu direnişin üçüncü günü Bakanlıktan teftiş istiyor, üç gün sonra teftiş yapılıyor, bir ay sonra rapor hazırlanıyor ve sendikamıza ceza veriliyor. Söz konusu patron olduğu zaman bürokrasi öyle hızlı işliyor ki teftiş geliyor, valilik yasak kararı getiriyor, bir talimatla kalkanlar, coplar hazırlanıyor. Bu devletin bürokrasisi patronların hayal edemeyeceği hızda hizmet veriyor. Ama işçilerin, sendikaların şikayeti, haklarının gasbedilmesiyle ilgili şikayetlerde aylarca tık yok. O bürokrasi bize işliyor. Bakanlıktan bizim yanımızda olmalarını beklemek için gelmedik, bu utanca son vermeleri için bunu düzeltmelerini söyledik. Bu cezanın Türkiye tarihinde örneği görülmemiştir. Skandal bir cezadır.”
“BU SADECE BİZİM MESELEMİZ DEĞİL”
Bunun, insanca çalışma koşulları isteyen, sarı sendika düzenine karşı işçilerin iradesiyle örgütlenen bütün sendikalara yönelik bir tehdit olduğunu ifade eden Türkmen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer bunu gerçek bir itirazla püskürtemezsek, bugün BİRTEK-SEN’in başına gelen, yarın iktidar yanlısı olmayan her sendikanın başına gelir, mali olarak çökertilir ve fiilen sendikacılık yapamaz hale gelir. Bütün emek örgütleri ve siyasi partilere sesleniyoruz; bu sadece bizim meselemiz değil. Buradaki işçi düşmanlığına, sendikal örgütlenme hakkını ortadan kaldıran bu hukuksuzluğa karşı mücadele eden işçilerin yanında durmazsanız haktan hukuktan bahsetmenizin hiçbir inandırıcılığı olamaz.”
CHP’Lİ GAMZE TAŞÇIER: “BÜTÜN EMEKÇİLER İÇİN DE TEHDİT NİTELİĞİNDE”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer de şunları söyledi:
“Biz bugün sadece BİRTEK-SEN’in, Özak İşçilerinin hak arayışı için burada değiliz. Agrobay İşçilerinin hak arayışı için burada değiliz. Çalışma Bakanlığı’nın idari cezayla Anayasal hak olan sendikal örgütlenme hakkının önüne geçecek olan bu karar, sadece sizi değil, emekten yana sömürünün, köleliğin karşısında olan, sarı sendikalaşmanın önüne geçen hak arayışı olan bütün emekçiler için de tehdit niteliğindedir. Bu saatten sonra aslında amaç sarı sendikanın olduğu yerlere başka sendikaların giremeyeceği, örgütlenmenin önüne geçerek adeta köle düzenini oluşturmaya çalışan bir anlayışı hayata geçirme çabasıdır. Biz CHP olarak her zaman emekten, emekçiden yana olduk. Bu skandal karar geri alınana kadar Meclis’te, sokakta, alanda bu mücadeleyi omuz omuza büyüteceğiz.”
]]>Ruffles, Lays, Doritos, Mars, M&M’s ve Snickers gibi uluslararası gıda markalarının ambalajlarının basıldığı Manisa’daki PilenPak fabrikasında TÜRK-İŞ’e bağlı Basın-İş Sendikasına üye işçiler bugün greve başladı. Basın-İş Genel Başkanı Savaş Nigar, “Basın-İş’i işçilerin yasal temsilcisi olarak kabul edin ve görüşmelere başlayın, masaya oturun. Pilenpak işçileri ve işçilerin özgür iradeleri ile seçtikleri Basın-İş Sendikası olarak biz kararlıyız. Hiçbir engel, hiçbir bahane, hiçbir zorluk bizleri yıldıramayacak, vazgeçmeyeceğiz. Bu işin dönüşü yok. PilenPak işçisi hakkını alacak, PilenPak işçisi kazanacak.” dedi.
Manisa’da, pek çok ulusal ve uluslararası patates cipsi ve çikolata markasının paketlerinin üretildiği PilenPak Ambalaj’da çalışan işçiler, iki yıldan uzun süredir Basın-İş öncülüğünde devam eden ve 149 işçinin işten çıkarılmasına karşı yürüttükleri sendikal mücadelelerinde bugün greve çıktı.
Grevin ilk gününde fabrika önünde işçilerin, Basın-İş Genel Başkanı Savaş Nigar ve sendika yöneticileri ile birlikte yaptığı açıklamaya, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakıroğlu, eski CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, CHP Yunusemre Belediye Başkan Adayı Semih Balaban, Gelecek Partisi Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Selçuk Özdağ, EMEP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı İbrahim Dağdelen, Türkiye İşçi Partisi Şehzadeler Belediye Başkan Adayı Deniz Kandil; TÜRK-İŞ Ege Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, Türk Metal Sendikası Manisa 1 Nolu Şube Mali Sekreteri Esat Hato ve Şube Teşkilatlandırma Sekreteri Ümit Akyolu, Tek Gıda-İş İzmir 7 Nolu Şube Başkanı Ömer Atabey ve Manisa Şube Başkanı Yavuz Uçkıran, Tez-Koop-İş İzmir Şube Başkanı Mert Özen ve Şube Sekreteri Turgut Bilgen, TÜMTİS İzmir Şube Başkanı Şükrü Günseli ve Yönetim Kurulu üyeleri, Sağlık-İş İzmir Şube Başkanı Önder Arslan ve Şube Sekreteri Erhan Er, SES İzmir Şube Başkanı Figen Pehlivan, Deriteks İzmir Şube Başkanı Cihan İşçi ve yöneticileri, Eğitim-Sen Şube Başkanı Mehmet Ramazan ve İşçi Demokrasisi Partisi yöneticileri destek verdi.
“İŞVEREN, MASAYA OTURMAMAK İÇİN HER YOLU DENEDİ”
Basın-İş Genel Başkanı Savaş Nigar, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Bugün burada iki yılı aşkın bir süredir sendika ve toplu pazarlık hakkı için mücadele eden Pilenpak işçilerinin grevi için toplandık. Bu grev yalnızca düşük ücrete ve ücret adaletsizliğine karşı çıkan PilenPak işçilerinin grevi değildir, bu grev aynı zamanda Türkiye’nin dört bir tarafında insanca yaşamak için sendika ve toplu sözleşme hakkına sahip çıkan, adalet arayan işçilerin de grevidir. Düşük ücretlerden, uzun çalışma sürelerinden, hor görülmekten, baskılardan, kötü yemekler ve sağlıksız-güvenliksiz çalışma ortamından bıkan PilenPak işçileri, iki yıl önce Şubat 2022’de sendikamız Basın-İş’e üye oldular ve sendikamız, iş yerinde gerekli çoğunluğu sağlayarak Bakanlıktan yetkiyi aldı.
Ancak işveren toplu sözleşme masasına oturmamak için her yolu denedi. Geçerli ve somut bir gerekçesi olmamasına rağmen sırf toplu sözleşme sürecini geciktirmek için sendikanın yetkisine itiraz etti. Bunun üzerine yerel mahkemenin ve bölge mahkemesinin ardından Yargıtay da Eylül 2023’te sendikamızın işyerinde yetkili olduğunu tescil etti. Ancak işveren yersiz başvuru ve itirazlarıyla yasal toplu sözleşme sürecinin başlamasını 1,5 yılı aşkın bir süre geciktirdi.”
“PİLENPAK AMBALAJ, 149 SENDİKA ÜYESİNİ İŞTEN ÇIKARDI YA DA İSTİFAYA ZORLADI”
Bu süre içerisinde PilenPak Ambalaj’ın 149 sendika üyesini hiçbir geçerli neden olmadan, sırf Anayasal haklarını kullandıkları için işten çıkardığını ya da istifaya zorladığını anlatan Nigar, şöyle devam etti:
“Mahkemeler ve Bakanlığın teftiş raporları ile işçilerin sendikal nedenle işten çıkarıldığı belgelendi. Sendikal baskı ile yetinmeyen PilenPak Ambalaj, şirket içinde şirket kurarak, muvazaalı şirketler, alt yükleniciler ve iş kolu değişiklikleri gibi ayak oyunlarıyla işçilerin toplu sözleşme hakkını gasp etmeye çalıştı. PilenPak Ambalaj hem örgütlenme sürecinin başlangıcında hem de sendikanın yetkisinin kesinleşmesinin ardından iki kez şirket içinde muvazaalı şirketler kurarak yetki almış olan sendikanın toplu görüşmelere başlamasının önüne geçmeye çalıştı.”
“HUKUKSUZLUĞA İZİN VERMEYECEĞİMİZİ SÖYLEMİŞTİK”
Bu hukuksuzluğa izin vermeyeceklerini söylediklerini ifade eden Nigar, yaptıkları itirazlar ve hukuki mücadeleler sonucu aynı iş yeri çatısı altında değişik işverenler aracılığıyla farklı SGK sicil numaraları ve NACE kodları alınarak kurulan şirketlerin muvazaalı olduğunu belgelediklerini anlattı. “Sözümüzü tuttuk, hukuki mücadeleyi kazandık.” diyen Nigar, şöyle devam etti:
“Kesinleşmiş yetkimize rağmen PilenPak Ambalaj toplu pazarlık sürecindeki hukuki müzakere ve arabuluculuk süreçlerine katılmadı ve yasal toplu iş sözleşmesi sürecinde grev aşamasına geldik. Tüm diyalog çağrılarımızı yanıtsız bırakıp masadan kaçan sendika düşmanı PilenPak Ambalaj; işçilerinin seslerine kulak vermek, taleplerini karşılamak yerine hem hukuka hem ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı eylem ve işlemleriyle TİS sürecini tıkadı ve bu, grevi kaçınılmaz kıldı.”
“FASON ŞİRKETLERDE GÖSTERİLEN İŞÇİLER, GREVE KATILAMADILAR”
Bugün grevin ilk günü olduğuna işaret eden Nigar, “Kalbi bizimle atsa da bugün grev alanında bizimle olamayan işçi arkadaşlarımız var çünkü Yargıtay kararı sonrasında kaybedeceğini anlayan işveren, toplu sözleşme sürecini baltalamak için kurduğu fason şirketlere işçileri tehditle, zorbalıkla geçirdi. Ancak bu da ayağına dolandı. Bakanlık bu şirketlerin işçilerin kolektif haklarını ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu tespit ederek hem idari para cezasına hem de işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılmasına karar verdi. Ayrıca muvazaalı işleme ilişkin Bakanlığın açtığı dava ile sendikamızın suç duyurusunu mahkeme geçen hafta birleştirdi. Ancak geçiş prosedürleri grev takvimine yetişmediği için fason şirketlerde gösterilen işçiler, bugün başlattığımız greve katılamadılar.” şeklinde konuştu.
“BAKANLIK YETKİLİLERİ, İŞÇİLERİN HAKLARI GASBEDİLİRKEN İZLEMEKLE Mİ YETİNECEKSİNİZ”
Tüm bu yaşananların Türkiye’de mevcut toplu sözleşme sisteminin, temel hakları bürokrasiye, işçileri sermayeye kurban ettiğini gösterdiğini vurgulayan Nigar, “Buradan Anayasal hakları işverenler tarafından ayaklar altına alınan PilenPak işçileri olarak sormak istiyoruz: Hukuka saygı sadece işçilerin sorumluluğu mu? Yasalar sadece işçileri mi bağlıyor? İşverenler en temel hak ve özgürlükleri ayaklar altına alıyor, mevzuatın boşluklarından yararlanıp temel bir hakkı fiilen kullanılamaz hale getiriyor. Peki yasama ve yürütme koltuğunda oturanlar, Bakanlık yetkilileri siz işçilerin hakları yersiz itiraz ve bürokratik süreçlerle gasp edilirken izlemekle mi yetineceksiniz?” ifadelerini kullandı.
Sendikalaşmayı engelleyen antidemokratik düzenlemelerin bir an önce değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Nigar, bu konuda TÜRK-İŞ’in üzerinde çalıştığı, kanunda değişiklik ön gören önerilerin bir an önce yaşama geçirilmesini istediklerini dile getirdi. Nigar, “PilenPak Ambalaj örneğinde olduğu gibi, ilk kez örgütlenmenin yapıldığı işyerlerinde yetki sürecini engellemek niyetiyle yapılan muvazaalı işlemlerin, işyerlerini farklı işkollarındaki işyerlerine parçalamanın, çoğunluk sonrası işten çıkarmaların engellenmesi gerekmektedir. Yetki işlemlerine itiraz yetki prosedürünü durdurmamalıdır. Meclisin açılmasının ardından ilk iş bu önerileri gündeme almak olmalıdır. Hükümeti, iş yerlerinden yükselen bu sese kulak vermeye çağırıyoruz.” diye konuştu.
“PİLENPAK İŞÇİLERİ NEDEN BU HAKLARDAN YARARLANAMIYOR”
Nigar, PilenPak Ambalaj işverenine de şöyle seslendi:
“Bizim amacımız, PilenPak iş yerini yönetmek değil, ortak olmak değil. Amacımız işlerinizi baltalamak ya da bozmak da değil. Tam tersine PilenPak işçisinin temsilcileri olarak biz büyütmek ve kaliteli üretmek için geliyoruz. Ancak bunun işçilerin alın terinin karşılığını aldığı, insan onuruna yaraşır şekilde çalıştığı koşullarda gerçekleşmesini istiyoruz. Manisalı işçilerin emeğiyle, alın teriyle işlerinizi ve servetinizi büyüttünüz. Buna rağmen işçilerinin haklarını vermek, seslerini duymak yerine yanlışta ısrar ediyorsunuz. Ürünlerini tedarik ettiğiniz Pepsico-Fritolay, Mars gibi uluslararası firmalarda çalışan işçiler sendikalarda örgütlü ve toplu sözleşme kapsamında çalışıyor. Peki ambalajlarını üreten PilenPak işçileri neden bu haklardan yararlanamıyor?”
“BASIN-İŞ’İ İŞÇİLERİN YASAL TEMSİLCİSİ OLARAK KABUL EDİN VE GÖRÜŞMELERE BAŞLAYIN, MASAYA OTURUN”
Basın-İş Sendikası olarak, aynı işkolunda bulunan Amcor Flexibles, Amcor Specialty Cartons, Constantia Asaş, Constantia Propak, MM Graphia, Etapak, Meteksan gibi sektörün önde gelen iş yerlerinde uzun yıllardır örgütlü olduklarını aktaran Nigar, örrgütlü oldukları yerlerde yalnızca ücretler ve çalışma koşullarının değil aynı zamanda üretim, verimlilik ve istihdamın da arttığını ifade etti.
Nigar, “Oysa siz sendikalaşmayı önlemek için deneyimli işçileri işten atıyor, üretimi işten attığınız işçiler yerine aldığınız tecrübesiz işçilerle yürütmeye çalışıyorsunuz. Yanlışta ısrarınız hem verimliliği düşürüyor hem fireleri arttıyor hem işçilerin sağlık ve güvenliğini tehdit ediyor. Gelin bu inadınızdan vazgeçin. İşçilerinizin sendika ve toplu sözleşme hakkına saygı duyun. Basın-İş’i işçilerin yasal temsilcisi olarak kabul edin ve görüşmelere başlayın, masaya oturun. PilenPak işçileri ve işçilerin özgür iradeleri ile seçtikleri Basın-İş Sendikası olarak biz kararlıyız. Hiçbir engel, hiçbir bahane, hiçbir zorluk bizleri yıldıramayacak, vazgeçmeyeceğiz. TÜRK-İŞ Konfederasyonumuz ile Bakanlık ile Uluslararası Federasyonumuz UNI Global Union il Uluslarararası Gıda Enternasyoneli IUF ile IndustriALL ile iletişim halindeyiz. Müşterileriniz olan Pepsi.co ve Mars gibi uluslararası şirketlerle iletişim halindeyiz. Bu işin dönüşü yok. PilenPak işçisi hakkını alacak. PilenPak işçisi kazanacak.” şeklinde konuştu.
]]>Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam Sen), Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM), kamu emekçilerinin giyim yardımı hakkının ödenmesi için bugün İzmir Alsancak Gar’da açıklama yaptı. BTS İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol, “Kamu kurumlarında yıllardır ödenen giyim yardımı hakkının gasp edilmesini kabul edilemez buluyoruz” dedi.
İzmir Alsancak Gar’da bir araya gelen Tarım Orkam Sen, BTS, Enerji, ESM üyeleri, kamu emekçilerinin giyim yardımı bedelinin ödenmesi için ortak basın açıklaması yaptı. Tüm kamu emekçileri adına ortak basın açıklamasını okuyan BTS İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol, şunları söyledi:
“Giyim yardımı, yıllardır ‘koruyucu giyim yardımı’ adı altında çek ve giyim kartı gibi yollarla verilirken; bunun yasal altyapısının tüm memurlara giyim yardımı verilmesini ve koruyucu giyim malzemesi yardımının da ayrı bir başlık olarak ele alınmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesini KESK’e bağlı sendikalar olarak her fırsatta dile getirdik. Yine toplu sözleşmede, giyim yardımının usul ve esaslarını belirleme yetkisini yetkili sendika ile ilgili kurumlara vermiştir. Ancak yetkili sendika Memur-Sen yıllarca giyim yardımını kendi kazanımları olarak pazarlarken ve hatta sadece kendi sendika üyelerine verilmesini dahi talep edecek kadar eşitlik ilkesinden uzaklaşırken bu denli basit bir sorunu çözme zahmetine bile girmemiştir.”
“HER FIRSATTA EMEKÇİNİN CEBİNE GÖZ DİKİLMEKTEDİR”
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı 2021/14 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ni öne sürerek giyim yardımı ödemesinin engellendiğini söyleyen Akyol, “Bu nasıl bir tasarruftur ki kamuda üç beş maaş alan bürokratlara, lüks makam araçlarına, iktidar sahiplerinin şatafatına, sermayenin affedilen vergilerine uğramazken; her fırsatta emekçinin cebine göz dikmektedir” dedi. Akyol, şöyle konuştu:
“İŞÇİLER VE EMEKÇİLER ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN KEMER SIKMA POLİTİKALARININ, HAK GASPLARININ BUNUNLA SINIRLI KALMAYACAĞINI GÖRÜYORUZ”
“Tarım Orkam Sen, BTS ve ESM olarak bulunduğumuz iş kollarında yer alan kamu kurumlarında yıllardır ödenen giyim yardımı hakkının gasp edilmesini kabul edilemez buluyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eliyle işçiler ve emekçiler üzerinden yürütülen kemer sıkma politikalarının, hak gasplarının bununla sınırlı kalmayacağını görüyoruz. Seçimlerin ardından yeni vergilerin gündeme geleceği, başta elektrik ve doğal gaz olmak üzere temel tüketim kalemlerine fahiş zamların yapılacağı, KİT’lere yönelik özelleştirme saldırılarının hızlandırılacağı şimdiden dile getirilmektedir. Giyim yardımının gasbedilmesi bu sürecin bir parçasıdır.”
“ELİNİZİ EMEKÇİLERİN CEBİNDEN, KAZANILMIŞ HAKLARIMIZDAN ÇEKİN”
Tüm kamu emekçilerine mücadelelerini büyütmek için çağrıda bulunan Akyol, “Bizlerin KESK üyesi sendikalar olarak mücadelesi, kamu emekçilerinin insanca yaşayabileceği ücret mücadelesi ve sosyal haklarımızın geliştirilmesi mücadelesidir. Sadece bizim sesimizi yükseltmemiz de yetmez; tüm kamu emekçilerini sesimizi büyütmeye çağırıyoruz. İktidara ve kamu kurumlarına tehdit dolu yazılar yazan Hazine ve Maliye Bakanlığı’na buradan bir kez daha sesleniyoruz; elinizi emekçilerin cebinden, kazanılmış haklarımızdan çekin. Kaynak gerekiyorsa size adres gösterebiliriz. Her gün insan emeğinin, doğanın talanından beslenen, vergileri durmaksızın affedilen ve kamu kaynaklarıyla zenginleştirilen sermayedarların cebinde hepimize yetecek kadar kaynak bulunmaktadır. İlla ki bir şeyleri gasbetmek istiyorsanız onların biz emekçilerden çaldıklarından başlayabilirsiniz. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; giyim yardımı tüm kamu emekçilerini kapsayacak şekilde derhal ödenmelidir. KESK’e bağlı sendikalar olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.
]]>Tüm Emeklilerin Sendikası, Kızılay’da basın açıklaması yaptı. Sendika üyesi Ünver Ünal, “AKP ve paydaşları artık ülkeyi yönetemiyor. Emeklilerimiz beslenemiyor, alışveriş yapamıyor. Markete gitmek karabasandan beter oldu.. Kasabın yolundan vazgeçtik, ekmek alamıyor… Sözün özü emekliler adeta sürüm sürüm sürünüyor” dedi.
Emekliler, ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’, ‘saraya değil emekliye bütçe’, ‘sefalete teslim olmayacağız’ sloganları attı. SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer’in de katıldığı basın açıklamasında konuşan Tüm Emeklilerin Sendikası üyesi Ünver Ünal, şunları söyledi:
“Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim. AKP ve paydaşları artık ülkeyi yönetemiyor. Ülkede yönetim krizi vardır. Yarattıkları siyasi ve ekonomik kaosta, siyasal islamcı tek adam yönetimini yukarıdan aşağıya yapılandırdılar. Bu yönetim anlayışı emeklilere derin yoksulluk, açlık, daha doğrusu ölüm sınırında bir yaşam olarak geri dönmüştür. Yaşam koşullarımız çok kötüleşmiştir.
“EMEKLİLER ADETA SÜRÜNÜYOR”
Emeklilerimiz beslenemiyor. Bırakalım beslenmeyi, yatağa aç giriyor, karnını doyuramıyor. Emekliler pazar yerine gittiğinde sadece fiyatları inceliyor. Alış veriş yapamıyor. Markete gitmek karabasandan beter oldu… Kasabın yolundan vaz geçtik, ekmek alamıyor… Sözün özü emekliler adeta sürüm sürüm sürünüyor.
2008’de uygulamaya konulan ‘Sosyal Güvenlik Reformu’ derhal iptal edilmelidir. Memurlara verilen seyyanen ödenek, bütün emeklilerin maaşına hemen eklenmeli ve en düşük emekli maaşı, işe yeni başlamış en düşük memur maaşına eşitlenmelidir. Prim günü, çalışma koşulları, eğitim gibi diğer kriterler göz önüne alınarak maaş ayarlamaları yapılmalıdır. Sağlığa erişim kolaylaştırılmalı ve istisnasız sağlık katkı payları kaldırılmalıdır. Özel veya devlet hastanesi demeden, bütün hastanelerde her türlü muayene, tetkik ve tedavi ücretsiz olmalıdır. Emekliler için ‘Toplu Sözleşmeli Sendika’ yasası çıkarılmalıdır. Sendikalarımıza dokunulmamalıdır. Sendikalara açılan kapatma davaları geri çekilmeli ve her türlü keyfe keder uygulamalara son verilmelidir.
“ADIM ATMAZSANIZ, YAKIN BİR ZAMANDA BİRÇOK BÖLGEDE MİTİNGLER DÜZENLEYECEĞİZ”
Bu vesileyle siyasi iktidara seslenmek istiyoruz. Taleplerimizi dikkate alın. Çözüm üretin. Şayet bizi duymazdan gelirseniz, demokratik eylemlerimizi yükselterek sürdüreceğiz. Adım atmazsanız, yakın bir zamanda bir çok bölgede mitingler düzenleyeceğiz.
İsteklerimizin yanıtsız kalması halinde yapacağımız bölgesel mitinge, şimdiden bütün emek ve demokrasi güçlerini güç birliğine davet ediyoruz.”
“TORUNUMA VEREMEYECEĞİM PARAYI UTANMADAN BAYRAM İKRAMİYESİ DİYE BANA VERİYOR”
Tüm Emeklilerin Sendikası üyesi Meryem Serel, şöyle konuştu:
“Bu ülkede sadece emekliler değil, asgari ücret ile çalışanlar da hayat standartlarının çok altındalar. Tabii ki biz hakkımızı almak zorundayız. İnsanca yaşama isteğimizi söylemek zorundayız. Onlar duyana kadar bıkmadan usanmadan bu meydanlarda olacağız.
Talebimiz insanca yaşamak. Yoksulluk sınırının üstünde bir ücret talep ediyoruz. Torunuma veremeyeceğim parayı utanmadan bayram ikramiyesi diye bana vermeye kalkıyor.”
Memur emeklisi bir vatandaş ise, “Aldığımız maaş çok düşük. Emekliler çok zor durumda” dedi.
“SADAKA DEĞİL, ÖDEDİĞİM PRİMLERİN KARŞILIĞINI İSTİYORUM”
Emekli bir başka vatandaş Şenay Karamut ise şunları söyledi:
“Ben yıllarca prim ödedim. Sadaka istemiyorum. Ödediğim primin karşılığını almak istiyorum.”
]]>Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeleri, Konak Meydanı’nda emekli maaşlarını protesto etti. Sendika Bornova Şube Başkanı Yusuf Şenol, “Derin yoksulluk nedeniyle geleneklerimizi ve göreneklerimizi terk ettik. Emeklilerin tek gidebildiği yer, parklardaki belediye bankları oldu. Boş bank bulan şanslı sayılıyor. Tabi hava soğuk veya yağışlı değilse…Emeklilerin kaliteli yaşlanmasının ölçütü, banklara hapsedilen bir yaşam oldu. Bu onur, bu iktidarındır! Metruk binalarda yaşam savaşı veren emeklileri saymazsak, artık sokaklarda geceleyen, açlıktan ölen emekli haberleri sürpriz olmayacaktır. Bu gidişle, bu onur da bu iktidara ait olacaktır. İktidara sesleniyoruz, duyun bu çığlığı ve acil çözüm üretin” dedi.
Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeleri, hayat pahalılığı, zamlar ve düşük emeklilik maaşına karşı Konak’ta basın açıklaması yaptı. Konak Meydanı’nda basın açıklamasını okuyan Tüm Emeklilerin Sendikası Bornova Şube Başkanı Yusuf Şenol “Ardanuç’tan Edirne’ye, Giresun’dan Mersin’e kadar onlarca il ve ilçede; sefalete, yoksulluğa, açlığa mahkum edilmeye itirazımızı en güçlü şekilde duyurmak için alanlardayız” dedi. Şenol, şunları söyledi:
“ÜLKEYİ ORTAÇAĞ KARANLIĞINA SÜRÜKLÜYORLAR”
“Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim. AKP ve paydaşları artık ülkeyi yönetemiyor. Ülkede yönetim krizi vardır. 22 yıldır ülkeyi yönetenler, gönüllü taşıyıcısı oldukları vahşi kapitalizmin neoliberal politikalarını uygulamakla yetinmiyor, ülkeyi Orta Çağ karanlığına ve Orta Doğu bataklığına sürüklüyorlar. Böylece yarattıkları siyasi ve ekonomik kaostan, siyasal İslamcı tek adam yönetimini yukarıdan aşağıya yapılandırdılar. Bu yönetim anlayışı emeklilere derin yoksulluk, açlık, daha doğrusu ölüm sınırında bir yaşam olarak geri dönmüştür. Yaşam koşullarımız çok kötüleşmiştir. Bugün emekliler 18’inci ve 19’uncu yüzyılda ki yaşam koşullarından daha beter yaşam savaşı veriyor. Aslına bakılırsa uygulanan politika, cuntacı Kenan Evren’in bir dönem devrimcileri bir bir idam ederken söylediği, “Asmayalım da besleyelim mi” mantığının yeni bir türevidir. Yani aynı anlayış, bugün emeklilerin yaşam koşullarını en dibe gerileterek, yavaş yavaş yok edilmesiyle gündemdedir.
“EMEKLİLER SÜRÜM SÜRÜM SÜRÜNÜYOR”
Emeklilerimiz beslenemiyor. Bırakalım beslenmeyi, yatağa aç giriyor, Karnını doyuramıyor. Emekliler pazar yerine gittiğinde sadece fiyatları inceliyor. Alışveriş yapamıyor. Markete gitmek karabasandan beter oldu. Kasabın yolundan vazgeçtik, ekmek alamıyor… Sözün özü emekliler adeta sürüm sürüm sürünüyor. Emeklilerin, dost sohbeti yapacağı, 40 yıl hatırı kalan bir fincan kahve içebileceği bir mekan hayal oldu…
“AÇLIKTAN ÖLEN EMEKLİ HABERLERİ SÜPRİZ OLMAYACAK”
Derin yoksulluk nedeniyle geleneklerimizi ve göreneklerimizi terk ettik. Emeklilerin tek gidebildiği yer, parklardaki belediye bankları oldu. Boş bank bulan şanslı sayılıyor. Tabi hava soğuk veya yağışlı değilse…Emeklilerin kaliteli yaşlanmasının ölçütü, banklara hapsedilen bir yaşam oldu. Bu onur, bu iktidarındır! Metruk binalarda yaşam savaşı veren emeklileri saymazsak, artık sokaklarda geceleyen, açlıktan ölen emekli haberleri sürpriz olmayacaktır. Bu gidişle, bu onur da bu iktidara ait olacaktır. İktidara sesleniyoruz, duyun bu çığlığı ve acil çözüm üretin. BES-AR’ın araştırmasına göre açlık sınırı 20 bin 834 lirayı, yoksulluk sınırı 60 bin 757 lirayı aştı. Bekar bir çalışanın sadece yaşam maliyeti 26 bin 970 liradır. Bu hayat pahalılığında, her üç emekliden ikisi 10 bin maaş almaktadır. Aldıkları maaşla emeklilerin nasıl geçinebildiğini hesaplamak, yüzyıllardır çözülemeyen matematik probleminden zordur! Denklem açıktır. 4 kişilik çekirdek ailenin sadece mutfak gideri açlık sınırıdır. Temel ihtiyaçlarına; giyim, ulaşım, ısınma, elektrik, su, barınma, telefon, internet, eğitim giderleri eklendiğinde asgari yoksulluk sınırında bir gelir gerekiyor. Sosyal ve kültürel aktiviteleri saymıyoruz bile. Yani yoksul yaşamak için bile 60 bin 750 liraya ihtiyaç varken, 10 bin lira ile bütün bu girdilerin karşılanmasını çözen varsa beri gelsin.
“EMEKLİLERE HAKSIZLIK YAPILIYOR”
2024 Ocak ayına göre memur emeklilerinin ortalama maaşı, memur maaş ortalamasının yüzde 41,4’üdür. Bu oran 2023 yılında yüzde 70,5 idi. Bu ülkenin en zor okullarında okumuş, son derecelere yükselmiş bir memur emeklisi bile, bir çalışanın beşte ikisi kadar maaş alıyorsa, sorun çok büyüktür. Bunu biz demiyoruz. Kalemini ve beynini satmamış bilim insanları söylüyor. Yani emeklinin cebinde paranın çalındığını bilim kanıtlarıyla açıklıyor. Sonuçta bütün emeklilere haksızlık yapılıyor. Bedelini peşin peşin ödediğimiz emeğimizin değerlendirilmediği ortadadır. Prim güncelleme katsayı hesabında, bilerek hile yapılıyor. Buna sessiz mi kalacağız?
“KURTULUŞ KENDİ ELLERİMİZDE”
Buradan bütün emekli, dul ve yetimlere sesleniyoruz. Sizin umutla beslenme zamanınız yoktur. Boş vaatlere kulak asmayın, haklarınızın çalınmasına sessiz kalmayın. Barışçıl ve demokratik tepkilerinizi gösterin. Demokratik haklarımızı, fiili ve meşru yollarla, en geniş şekilde örgütlenerek alabiliriz.. Kurtuluş kendi ellerimizdedir. Örgütlü mücadelenin önünde hiçbir güç duramaz.
“İNTİBAK YASASI ÇIKARILMALI”
AKP ve iktidar ortaklarının yüzdelik maaş artışları bir çözüm değildir. Her 6 ayda bir yapılan maaş ayarlaması emeklileri derin yoksulluğa itmiştir. Oysa çözüm bellidir. 2008’de uygulamaya konulan ‘Sosyal Güvenlik Reformu’ derhal iptal edilmelidir. Memurlara verilen seyyanen ödenek, bütün emeklilerin maaşına hemen eklenmeli ve en düşük emekli maaşı, işe yeni başlamış en düşük memur maaşına eşitlenmelidir. Prim günü, çalışma koşulları, eğitim gibi diğer kriterler göz önüne alınarak maaş ayarlamaları yapılmalıdır. İntibak yasası tez zamanda çıkarılmalıdır. Bayram ikramiyesi diye ödenen ve ayıplı hale dönmüş, sadaka olarak nitelendirilecek 3000 Lira yerine yılda 4 kere ve asgari ücret düzeyinde ikramiye herhangi bir ayrım yapmaksızın; emekli, dul ve yetime eşit olarak ödenmelidir. Sağlığa erişim kolaylaştırılmalı ve istisnasız sağlık katkı payları kaldırılmalıdır. Özel veya devlet hastanesi demeden, bütün hastanelerde her türlü muayene, tetkik ve tedavi ücretsiz yapılmalıdır.
“EMEKLİLER İÇİN ‘TOPLU SÖZLEŞME SENDİKA YASASI’ ÇIKARILMALIDIR”
Emekliler için ‘Toplu Sözleşmeli Sendika’ yasası çıkarılmalıdır. Sendikalarımıza dokunulmamalıdır. Sendikalara açılan kapatma davaları geri çekilmeli ve her türlü keyfe keder uygulamalara son verilmelidir. Önemli bir uyarımız da çalışan emekçilerimizedir. Hepinize sağlıklı ve uzun ömür dileriz. Ama günün sonunda sizlerde emekli olacaksınız. Bugün zar zor geçindiğinizi biliyoruz. Emekli olduğunuzda hiç istemeyiz ama çok daha zor günler sizi bekliyor. Bu nedenle emekliler ve çalışanların omuz omuza insanca yaşam için güç birliği yapmaları zorunludur. Gün birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Dostlarımızın bu duyarlılıkta olduklarından kuşkumuz olmasa da, bir kez daha hatırlamakta fayda vardır.”
]]>
MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Samsun Şube Başkanı Mustafa Niyazi Bulut, giyim yardımının gasp edildiğini belirterek “Hazine ve Maliye Bakanlığı yardımı engellemenin gerekçesi olarak Cumhurbaşkanlığı’nın 2021/14 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ni öne sürmektedir. Bu nasıl bir tasarruftur ki kamuda üç beş maaş alan bürokratlara, lüks makam araçlarına, iktidar sahiplerinin şatafatına, sermayenin affedilen vergilerine uğramazken; her fırsatta emekçinin cebine göz dikmektedir” dedi.
ESM, Yapı Yol-Sen, Tarım Orkam-Sen ve Tüm Bel-Sen Samsun şubeleriyle Birleşik Taşımacılık Sendikası Samsun İl Temsilciliği, koruyucu giyim yardımının kaldırılmasıyla ilgili ortak açıklama yaptı. ESM Samsun Şube Başkanı Mustafa Niyazı Bulut, şunları söyledi:
“KAMU EMEKÇİLERİNİN HAKLARI GASP EDİLİYOR”
“Siyasal iktidar kamu emekçilerinin haklarına yönelik saldırılara, hak gasplarına devam ediyor. KİT’lerde ve kamu kurumlarında emekçilerin giyim yardımı hakkı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kurumlara 8 Mart’ta yazmış olduğu tehdit dolu yazı gerekçe gösterilerek gasp edilmek isteniyor. Bilindiği üzere 2023-2024 yıllarını kapsayan toplu iş sözleşmesinde giyim yardımı da ele alınan başlıklardan biri olurken yine yetkili sendika olarak masaya oturan Memur-Sen’in vurdumduymazlığı ile mevzuatta bir boşluk bırakılmıştı. Giyim yardımı yıllardır ‘koruyucu giyim yardımı’ adı altında çek, giyim kartı gibi yollarla verilirken, bunun yasal altyapısının tüm memurlara giyim yardımı verilmesini ve koruyucu giyim malzemesi yardımının da ayrı bir başlık olarak ele alınmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesini KESK’e bağlı sendikalar olarak her fırsatta dile getirdik. Gelinen noktada Hazine ve Maliye Bakanlığı, hem 7. Dönem toplu iş sözleşmesinde koruyucu giyim yardımının belirli şartları sağlayan teknik personele ayni olarak yapılabileceğine dair ibare ile bırakılan boşluğu hem de 399 sayılı kanun hükmünde kararnamede bulunan giyim yardımının ayni olarak gerçekleştirilebileceğine dair hükümleri kullanarak kamu emekçilerinin giyim yardımı hakkını gasp etmek istemekte ve mevzuata aykırı şekilde verilecek giyim yardımı bedelinin sorumlulardan tahsil edileceğini, ilgililer hakkında idari süreçlerin başlatılacağını belirterek kurum yönetimlerine aba altından sopa göstermektedir.
“TASARRUF HER FIRSATTA EMEKÇİDEN YAPILIYOR
Hazine ve Maliye Bakanlığı yardımı engellemenin gerekçesi olarak Cumhurbaşkanlığının 2021/14 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ni öne sürmektedir. Bu nasıl bir tasarruftur ki kamuda üç beş maaş alan bürokratlara, lüks makam araçlarına, iktidar sahiplerinin şatafatına, sermayenin affedilen vergilerine uğramazken; her fırsatta emekçinin cebine göz dikmektedir. Peki yetkili sahte sendika bu durum karşısında ne yapmaktadır? Koca bir hiç!
KESK’e bağlı sendikalar olarak biliyoruz ki ipleri iktidarın elinde olanlar kamu emekçilerinin haklarını şimdiye kadar koruyamadıkları gibi şimdiden sonra da koruyamazlar. ESM, Tarım Orkam Sen, BTS ve Tüm Bel- Sen olarak bulunduğumuz iş kollarında yer alan kamu kurumlarında yıllardır ödenen giyim yardımı hakkının gasp edilmesini kabul edilemez buluyoruz. Şimşek eliyle işçiler ve emekçiler üzerinden yürütülen kemer sıkma politikalarının, hak gasplarının bununla sınırlı kalmayacağını görüyoruz. Seçimlerin ardından yeni vergilerin gündeme geleceği, elektrik ve doğal gaz gibi temel tüketim kalemlerine fahiş zamların yapılacağı, KİT’lere yönelik özelleştirme saldırılarının hızlandırılacağı şimdiden dile getirilmektedir. Giyim yardımının gasp edilmesi bu sürecin bir parçasıdır.
“YARDIMA MUHTAÇ BIRAKILMAYI HAKARET GÖRÜYORUZ”
Bizler, onurlu kamu emekçileri olarak, ayrıca yardımlara muhtaç bırakılmayı kendimize ve tüm kamu emekçilerine bir hakaret olarak görüyoruz. Mücadelemiz insanca yaşayabileceğimiz, temel ihtiyaçlarımızı karşılarken yardımlara ihtiyaç duymayacağımız bir ücret düzeni içindir. Bu nedenle bulunduğumuz işyerlerinde, alanlarda, sokaklarda gelir dağılımındaki ve ücretlendirmelerdeki adaletsizliklere, vergi yükünün patronlardan alınarak emekçilerin sırtına yıkılmasına, emeklilikte sefalet ücretlerine mahkum edilmeye karşı mücadelemizi durmaksızın sürdüreceğiz.”
]]>Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: ÜNAL AYDIN
Altındağ Belediyesinde çalışan HAK-İŞ Konfederasyonuna bağlı Hizmet-İş Sendikası üyesi işçiler, geriye dönük ödemelerinin yapılmadığı gerekçesiyle Altındağ Belediyesi önünde toplanarak yaşadıkları haksızlıkları protesto etti. Kucağında çocuğuyla belediye önünde protestoya katılan bir işçi, “Bu nankörlük. Biz 1,5 yıldır para bekliyoruz. Anamız ağlıyor. Sabahın 5 buçuğunda işe başlıyoruz. Siz hala feryat ediyorsunuz. İşinize gelmiyor. Sendika bu değil. Yazıklar olsun. Şu çocuğun hakkını yiyorsunuz, utanmıyorsunuz. Allah sizi bildiği gibi yapsın.” diye konuştu.
Altındağ Belediyesi ile HAK İŞ’e bağlı Hizmet İş Sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) 1 Ocak 2023’te yürürlüğe girdi. Sendika üyesi Altındağ Belediyesi işçileri, TİS’in yürürlüğe girmesinin ardından geriye dönük ödemelerinin yapılmadığı gerekçesiyle belediye önünde toplanarak protestoda bulundu.
Altındağ Belediyesi işçileri, hem Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir’i hem de AKP’li Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı’yı protesto etti. İşçiler geriye dönük ödemelerinin yapılmasını talep ederken, Özdemir işçilerin dağılmasını istedi. İşçiler ise “Başkan buraya”, “HAK-İŞ, sendika istifa”, “İşçinin hakkını işçiye verin”, “İşçi burada, başkan nerede” sloganlarını attı.
“CEBİMİZDE 5 KURUŞ PARA YOK”
İşçilerden birinin “Bizim hesabımıza 68 bin lira para yatırılmış. Paramız yok. Hakkımızı alamadık. Cebimizde 5 kuruş para yok.” sözleri üzerine Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir, “Amacımız sizin haklarınızı almak. Birilerini yuhalamaya gelmedik. Biz bu belediyede yıllardır ekmek yiyoruz. Şu ana kadar burada hiç sıkıntı yaşamadık. Şimdi bir sıkıntı yaşandı. Bunu da çözeceğiz.” diye konuştu.
“1,5 YILDIR PARA BEKLİYORUZ. SENDİKA BU DEĞİL”
Kucağında çocuğuyla protestoya katılan işçi de “Bu nankörlük. Biz 1,5 yıldır para bekliyoruz. Anamız ağlıyor. Sabahın 5 buçuğunda işe başlıyoruz. Siz hala feryat ediyorsunuz. Feryat etmeyin. Bunları boşverin. İşinize gelmiyor. Sendika bu değil. Yazıklar olsun. Şu çocuğun hakkını yiyorsunuz, utanmıyorsunuz. Allah sizi bildiği gibi yapsın.” diye konuştu.
Genç bir belediye işçisi ise “Sendika istifa” dediklerinde sendika yetkililerin kendilerine tehditvari baktığını söyledi.
“19 BİN LİRA ALIYORUZ”
Bir diğer belediye işçisi, “Başlayalı 7 ay oldu. Bize ‘maaşınız düzelecek’ dediler. Aynı işi yapıyoruz. Herkes 30 bin alırken biz 19 bin lira alıyoruz. Asgari ücret, yol, yemek dahil çalışmıyoruz.” şeklinde konuştu. Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir’in işçiye “Altındağ Belediyesi’nde 27-28 bin liranın altında alan işçi yok.” karşılığını vermesi üzerine, işçi bu ücreti almadığını söyledi.
“BAŞKAN BİZİM SAYEMİZDE BURADA OTURUYOR. GİTTİ, MAMAK’TA ADAY OLDU”
Bir başka belediye işçisi de “Bu başkan bizim sayemizde burada oturuyor. Gururla gitti, Mamak’ta aday oldu. Gelsin burada bir açıklama yapsın. 5 yıldır ben bir kere görmedim. Ben şuradaki müdürlerin hiçbirini tanımıyorum.” diye tepki gösterdi. Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir’in konuşması sık sık işçilerin sloganlarıyla kesildi.
“HEPİMİZİN BELEDİYEDEN ALACAĞI BİRİKTİ”
Halil Özdemir, işçilere ve işverene seslendiği konuşmasında şunları söyledi:
“Altındağ Belediyesinde hangi taşı kaldırsak sizin alın teriniz var. Sizin haklarınız ödenemez. Haklarınız parayla kıyaslanacak bir şey değil. Biz alacaklarımızı aylardır uğraşmamıza rağmen belli bir noktaya gelemedik. Biz buraya kavga etmeye gelmedik. Biz belediyemizi de rahatsız etmeye gelmedik. Burası bizim ekmek teknemiz. Bizler 2023’ün birinci ayında TİS’te bir anlaşma sağlayamadık. Sizler için istediğimiz ücreti alamadık. Alamayınca Yüksek Hakem Kuruluna gönderdik. Daha sonra Kuruldan sözleşme geldi. Belediye bu sözleşmenin çok yüksek olduğunu söyleyerek itiraz etti. Sözleşmemiz 4-5 ay sonra tekrar geldi ve uygulanmaya başladı. Daha sonra ek protokol yaptık. Ortalama yüzde 30’a yakın ek protokol aldık ama bu arada 2023’ün birinci ayında yürürlüğe giren TİS’ten hepimizin belediyeden alacağı birikti. Bu alacakları 8 aydır konuşarak çözmeye çalıştık. Bizim tek hedefimiz konuşarak masa başında uzlaşmak. Biz defalarca işverenimizle görüşmemize rağmen içerdeki alacaklarımızı alamadık. Ramazan ayı geldi. Herkesin 3’er 4’er çocuğu var. Önümüz bayram. Piyasanın hali, enflasyonun hali belli. ’35 biner lira içeride alacağımız var. Bunları ödeyin’ dedik. Belediye bunu ödemedi, ödeyemedi. İmkanlarımız kısıtlı dedi. En kısa zamanda içerideki alacaklarımızı ödeyiniz.
Bizler zaten aldığımız ücretle hayat pahalılığından dolayı anca ucu ucuna geçinen işçileriz, emekçileriz. Bir an önce alacaklarımızın ödenmesi için tekrardan belediyeye sesleniyoruz. Birileri farklı bir yere çekmeye çalışabilir. Ama biz emekçi kardeşlerimin hakları için buraya geldik. Provokatörlere fırsat vermeyiz. Biz emekçiyiz, hakkımızı istiyoruz. Belediye Başkanımıza da buradan sesleniyoruz, Bizim içerdeki ücretlerimiiz ödeyiniz. Çok bir para değil. Ödemediğiniz takdirde biz ücretlerimizi alana kadar oturup görüşüp farklı şekilde eylemlerimize devam edeceğiz.”
Hizmet İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Özdemir konuşmasının ardından işçileri sessizce dağılmaya davet etti. Altındağ Belediye işçileri ise Özdemir’i protesto ederek yuhaladı. İşçiler, belediye önünde beklemeye devam etti.
]]>Çelikler Holding’den yapılan açıklamada, şirket bünyesinde faaliyet gösteren Seyitömer, Orhaneli ve Tunçbilek termik santrallerinde son günlerde gerçeği yansıtmayan açıklamalar ve yapılan eylemlerden dolayı bilgi kirliliğini önlemek adına bu açıklamayı yapma zorunluluğunun hasıl olduğuna vurgu yapıldı.
“İş yerlerinin huzurunu bozmaya yönelik bir provokasyondur”
2024 Ocak ayı itibarıyla santrallerde çalışan işçilerin ücretlerine yüzde 50 zam yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Mart ayı itibarıyla Seyitömer termik santralimizde toplu iş sözleşmesi görüşmelerine başlanmış olup, süreç devam etmektedir. Tunçbilek ve Orhaneli termik santrallerimizde ise toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin 2024 Kasım ayı itibarıyla yapılması gerekirken, bu konunun da şimdi gündeme getirilmesi iş yerlerinin huzurunu bozmaya yönelik bir provokasyondur.”
“Söz konusu ifadeler ve suçlamalar hiçbir şekilde gerçekle uyuşmamaktadır”
Söz konusu basın bültenindeki ifadelerin ve suçlamaların hiçbir şekilde gerçekle uyuşmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Sendikanın yaptığı basın açıklamasının ilk paragrafında “insan onuruna yakışır ücret ve çalışma şartları” istenildiği belirtilmiş, ayrıntı verilmemiştir. Sendika ile karşılıklı anlaşma ile yapılan sözleşmede kabul ettiği zam oranı yüzde 6 iken hiçbir çalışma arkadaşımıza ayrım yapmadan yüzde 50 zam uygulanmıştır” denildi.
“Temiz içme suyu, ulaşım, yemek ve iş kıyafeti” ifadesinde bahsedilen konu gerçek dışıdır”
İş yerlerindeki kullanılan içme sularının TS266 standardının sağlandığı ve düzenli olarak İl Sağlık Müdürlükleri tarafından numune alınıp ve denetlendiği belirtilen açıklamada, ” Yemek konusu ile alakalı olarak tüm malzemeler 1. Sınıf olarak alınmakta ve hijyen şartlarına uyularak gıda mühendislerinin kontrolünde pişirilmektedir ve işletme müdür ve yöneticileri de aynı yemeği yemektedir. Ulaşım ile alakalı olarak işçilerimizin iş yerlerine güvenli ve rahat bir şekilde ulaşımını sağlamak amacıyla iş yerlerimizdeki tüm servis araçlarımız 2023 yılında yenilenmiştir. İş kıyafeti konusunda çalışma arkadaşlarımıza yazlık ve kışlık iş kıyafetleri standartlarına uygun olarak temin edilmekte ve düzenli olarak dağıtılmaktadır. Özetle, yaklaşık 11 yıldır beraber çalışmakta olduğumuz onurlu ve vefalı çalışma arkadaşlarımızla yukarıda bahsi geçen asılsız konularla alakalı hiçbir sorun yaşanmamasına rağmen, bu dönemde bu tarz konuların gündeme getirilmesindeki amacın ne olduğunu anlamak mümkün değildir. İşveren tüm sorumluluklarını fazlasıyla yerine getirdiği halde sendika yetkililerinin asılsız suçlama ve taleplerinin gerçek dışı olduğu görülmektedir.”
“Sendikanın yasa ve hukuka aykırı olarak yapmış olduğu bu eylemler sadece provokasyon ve tahriktir”
Açıklamada, “Kanun ve hukuk açıkça belirmiştir ki işyerinde sendika ve işveren arasında karşılıklı anlaşma sağlanmaz ise konu kanunca belirtilen hakem heyetine gider ve heyetin almış olduğu karar iki tarafı da bağlar. Bunun dışında yapılan eylemler işyerini ve iş düzenini bozacağından kanun ve hukukça yasaklanmıştır. Ülkemizdeki faaliyet gösteren bütün sendikalar kanun ve hukuk çerçevesinde hareket ederken Tes-İş Sendikası yöneticilerinin yaptıkları bu kanunsuz eylemlerle ne planladığını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” denildi.
“Sendikanın seçimler nedeniyle seçim fırsatçılığı yapmaktadır”
Açıklamada, “Sendikanın Ülkemizdeki yaklaşan seçimler nedeniyle seçim fırsatçılığı yapıp işletmedeki düzen ve intizamı, iş güvenliği ve ülkemizin enerji arz güvenliğini tehdit etmek isteği ortadadır. İşyerinde kanunen grev yapması yasak olan personellerimizin sendika tarafından bu eylemlere katılmaya zorlanması çalışanlarımızın huzurunu bozup onların lehine bir durum oluşturmamaktadır. Sendika yöneticilerinin yapmış olduğu bu tahrikler, karmaşa çıkartmaktan ve işyerindeki düzeni bozmaktan başka bir şey değildir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur” ifadelerine yer verildi. – KÜTAHYA
]]>Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP’nin iptal talebiyle açılan dava ile Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından sendika üyesi memurlara ödenen ‘toplu sözleşme ikramiyesinin’ iptal edilmesi üzerine basın açıklamasında bulundu. Yalçın, toplu sözleşme ekramiyesini düzenleyen mevzuatın 2022 yılında kanun koyucu tarafından değiştirildiğini, yapılan değişiklikle sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi hedeflenerek, kamu görevlilerinin en az yüzde 2’sini üye kaydeden sendikaların üyelerine miktarı toplu sözleşmeyle belirlenecek tutarda ‘toplu sözleşme ikramiyesi’ ödenmesi hükmü getirildiğini hatırlattı. Kanunda yapılan değişiklik sonucunda 7’inci Dönem Toplu Sözleşme’de toplu sözleşme ikramiyesinin aylık 538 lira olarak ödenmesini yetkili konfederasyon olarak sağladıklarını söyleyen Yalçın, “Aynı kanuni düzenlemede kamu görevlisi sayısının yüzde 2’sini üye kaydedemeyen sendikaların üyelerine ise 3 ayda bir 570 lira tutarında toplu sözleşme desteği ödenmesi hüküm altına alınmıştı. Kamu görevlileri hakem kurulu kararıyla değişikliğe gidilerek, bu kişilere toplu sözleşme desteğinin aylık 190 lira ödenmesi kararlaştırılmıştı” bilgilerini aktardı.
“2 milyondan fazla memurun kazancı CHP eli ve AYM kararıyla ceplerinden çekildi”
Yalçın, CHP’nin ilgili mevzuat hükmünün tamamının iptaline yönelik başvurusu ile Anayasa Mahkemesi tarafından ‘toplu sözleşme ikramiyesi’ne ilişkin fıkranın iptal edildiğini belirterek, yapılan iptal ile toplu sözleşmede kararlaştırılan ilave ödemenin tartışmaya açıldığını ve farklı yorumlar yapılmasına sebebiyet veren bir garabete neden olduğunu ifade etti. Yalçın, AYM’nin kararının sendika üyesi bütün kamu görevlilerinin ‘aylık sadece 190 liralık toplu sözleşme desteği alacağına’ ilişkin yanlış yorumlara neden olduğunu dile getirerek “Bu yorumun anlamı 2 milyon 150 binden fazla memurun CHP eli ve Anayasa Mahkemesi kararıyla kazanımlarının yok edilmesi, paralarına el konulması ve aylık 345 liranın ceplerinden çekilmesidir” ifadelerini kullandı.
“Ana muhalefet partisi, oluşturduğu hak kayıpları ve mağduriyetler ile tahammül sınırlarını aşmıştır”
Yalçın, geçmiş dönemlerde de CHP tarafından yapılan başvurularla memurlara ödenecek sendika ödeneği, din görevlilerine ilişkin İLİTAM uygulaması ve sağlık çalışanlarına yönelik ön lisans programlarından mezun olanlara lisans tamamlama eğitimi gibi düzenlemelerin de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini sözlerine ekledi. CHP’nin yapmış olduğu iptal başvurularının hak kayıplarına neden olduğunu söyleyen Yalçın, “Neye, nasıl iptal davası açacağını bile bilmeyen, ana muhalefet partisi sıfatıyla sahip olduğu yetkiyi etrafı kırıp dökerek zarar vermekte kullanan sorumsuz muhalefetin oluşturduğu hak kayıpları ve mağduriyetler tahammül sınırlarını aşmıştır” dedi.
“Can alıcı sorun Anayasa Mahkemesi’nin memur sendikacılığına bakış açısıdır”
Yalçın, Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin başvurusuyla yanlış bir karar aldığını söyleyerek, “Memurun toplu sözleşme ikramiyesinden mahrum bırakılması çabası yanında bir diğer can alıcı sorun, Anayasa Mahkemesi’nin memura, memur sendikalarına ve memur sendikacılığına bakış açısıdır. Mahkeme, üyelik aidatını, sendika ile üyesi arasındaki bağın bir unsuru olarak değil, üyeye yüklenmiş ‘mali külfet’ olarak görmekte, düğmeyi en baştan yanlış iliklemektedir. Bu hatalı ve çarpık anlayış, ‘kamu görevlilerinin gelirlerinden üyelik ödentisi kesilmesinin sendika hakkının kullanılması bakımından caydırıcı nitelikte olduğu’ tespitinde de kendini göstermektedir” ifadelerine yer verdi.
“Sendikal örgütlenmeyi ödüllendiren düzenleme, CHP’nin başvurusu ve AYM’nin kararıyla ortadan kaldırıldı”
Ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararın evrensel normlara, çalışma ilişkilerine ve sendikacılığa karşı ne kadar yabancı kalındığının ispatı olduğunu iddia eden Yalçın, “Toplu pazarlık masasında emekçinin direncini ve pazarlık gücünü artıran, birlik olmaktan kaynaklanan etkiyi kuvvetlendiren ve sendikalaşma oranını yükseltici bir etki oluşturan, aynı zamanda örgütlenmeyi ödüllendiren bir düzenleme, CHP’nin başvurusu ve Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla ortadan kaldırılmış, kamu görevlileri nezdinde olumsuz tartışmalara neden olmuştur. Verilen kararın dikkate değer tek yönü, Anayasa Mahkemesi’nin kamu görevlisine, kamu görevlileri sendikacılığına ve genel olarak sendikacılığa bakış açısındaki bu çarpıklığı, ön yargıları, hatalı varsayımları ortaya koymasıdır” şeklinde konuştu.
“Bakanlık yetkililerinden toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmaya devam edileceğine yönelik açıklama bekliyoruz”
Yalçın, toplu sözleşmelerin ‘özerkliği’ çerçevesinde 7’nci Dönem Toplu Sözleşme hükümlerinin halen yürürlükte olduğunun altını çizerek, “CHP’nin basiretsizliği, Anayasa Mahkemesi’nin mesnetsiz ve yanlış kararı nedeniyle memurların mağduriyetine sebep olacak hatalı yorumlara kapı aralanmamalıdır diyoruz. Başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere hükümet yetkililerinden kamu görevlileri arasında an be an artan olumsuz tartışmalara son verecek, halen yürürlükte olan toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmaya devam edileceğine yönelik açıklamayı bir an evvel yapmasını bekliyoruz” dedi.
“Örgütlü gücün ve yetkinin hukukunu koruyan köklü değişiklikler bir an önce hayata geçirilmeli”
Memurların haklarının ve kazançlarının korunması için gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulayan Yalçın, “TBMM ve siyasi irade, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikacılığı Kanunu’nda günün şartlarına, evrensel ilkelere, örgütlenme özgürlüğüne dair eksiklikleri görmeli, sendikal mücadelenin, örgütlü gücün ve yetkinin hukukunu koruyan köklü değişiklikleri hiç zaman kaybı olmadan bir an önce hayata geçirmelidir” açıklamasında bulundu. – ANKARA
]]>10. OECD Hazır Giyim ve Ayakkabı Sektöründe Durum Tespiti Forumu 20-22 Şubat 2024 tarihleri arasında Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleşti. OECD üyesi olan ülkelerden, iş dünyasından, sivil toplum kuruluşlarından ve sendikalardan yoğun katılımın gerçekleştiği forumda, sektörün gündeminde işçi hakları ve örgütlenme konusunun öncelikler arasında olduğu gözlendi. Forum kapsamında Öz İplik İş Sendikası Genel Başkanı Rafi Ay ve heyeti, ABD Başkanı Joe Biden’ın Özel Danışmanı ve Uluslararası Çalışma İşleri Özel Temsilcisi Kelly Fay Rodriguez ile görüşme gerçekleştirdi.
Forumu ve ABD Özel Temsilcisi ile görüşmesini değerlendiren Öz İplik İş Başkanı Ay, “OECD forumunda ve ABD Başkanı Özel Danışmanı Sayın Kelly Fay Rodriguez ile görüşmemizden çıkardığımız sonuç şudur: Tekstil, hazır giyim ve deri sektöründe küresel görünüm değişmiştir. Bildiğiniz gibi AB, karbon ve işçi haklarına yönelik ihlalleri ticaretin asli unsuru haline getirmiştir. Almanya ülkeye ithalatta işçi haklarının korunmasını ve sendikaların varlığını yasa ile koruma altına almıştır. Şimdi de öğreniyoruz ki ABD küresel çapta işçi haklarını ekonomik politikasının merkezlerinden birine koymuştur” diye konuştu.
“Örgütlü, toplu pazarlık sistemi olmadan bu sektör ayakta kalamaz”
Ay, küresel ekonomiye hakim ülkelerin emek hareketini politikalarının merkezine koyduğunu belirterek, “Yüz yıl önce çözülmüş meselelerin, kimi işverenlerce anayasayı ihlal ederek dahi uygulamada tutulması, buna göz yumulmasının zararı her düzeyde yaşanmaktadır. Ekonomide, imalatta bu ülke var olacaksa örgütlenme tek yol. İşçiyi yok sayarak dünyada gidebileceğiniz bir yer kalmadı. Emeğin hakkını yok sayarak, baskılayarak, gidilecek yer hiçbir zaman olmamıştır, şimdi de yoktur ve gelecekte de olmayacaktır. Örgütlü, toplu pazarlık sistemi olmadan bu sektör ayakta kalamaz” ifadelerine yer verdi.
Öz İplik İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Muzaffer Birdoğan ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri Fulya Pınar Özcan, Industriall Küresel Sendikası Genel Sekreteri Atle Hoie ile Industriall Küresel Sendika ve üye sendika temsilcileri de bulunduğu görüşmede; ABD Başkanı Joe Biden’ın Özel Danışmanı ve Uluslararası Çalışma İşleri Özel Temsilcisi Kelly Fay Rodriguez, ABD hükümetinin küresel çaptaki işçi hakları ve çalışma koşullarına yönelik politikaları hakkında bilgi verdi. Birdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“ABD Başkanı Joe Biden’ın Özel Danışmanı ve Uluslararası Çalışma İşleri Özel Temsilcisi Kelly Fay Rodriguez, görüşmemizde Amerika Birleşik Devletleri’nde 16 Kasım 2023 tarihinde ABD Başkanı Joe Biden tarafından bir memorandumun imzalandığını bildirmiştir. Söz konusu ABD Başkanlık Memorandumu, ABD’nin sektörlerinin ve ekonomisinin korunması, etkinliğinin devamı ve güçlendirilmesi için ABD’nin ilgili kuruluşlarına uluslararası alanda işçi hakları, örgütlenme, çalışma koşullarına yönelik işbirlikleri yapma görevi vermektedir.”
Danışman Rodriguez’in, politikalarının sürdürülebilir ekonomik büyüme, kapsayıcı uluslararası kalkınma, insan hakları, demokratik esneklik, adil rekabetin çalışmalarının ana odaklarından olduğunu ifade ettiğini söyleyen Birdoğan, “Rodriguez, ABD’nin ilgili kurumlarının demokratik yollarla seçilmiş sendika liderleri, işçiler, işçi hakları savunucuları ve diğer emek savunucuları başta olmak üzere emek kesimi paydaşlarıyla düzenli ve sağlam görüş ve çalışma mekanizmaları kurulacağı mesajını vermiştir” açıklamasında bulundu. – ANKARA
]]>Enerji İş üyeleri, Saraçhane’deki İBB binasının önünde bir araya geldi.
Burada düdük çalıp ve slogan atarak zam oranını protesto eden üyeler, “İmamoğlu söz verdi, her şey çok güzel olmadı”, “Hani her şey çok güzel olacaktı? Sadaka değil, zam istiyoruz” ve “Mücadelemiz emek için sistem palavralarından vazgeçin” pankartları taşıdı.
Grup adına basın açıklamasını okuyan Enerji İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Mubin Tekin, İBB’ye bağlı İstanbul Enerji A.Ş.’de 15 yıldır çalışan bir kişinin, yol ve yemek dahil aldığı ücretin 20 bin 33 lira olduğunu söyledi.
Maaş bordrosunu gösteren Tekin, şöyle konuştu:
“İşte bu belediyenin, bu kardeşime reva gördüğü ücret bu…Biz buna itiraz ediyoruz. Bugün buradan sesimizi bu yüzden yükseltiyoruz. İnanın bu sadece bu şirket için verdiğimiz veri, daha niceleri var. Bu çağrımız sadece İstanbul Enerji A.Ş’de çalışan kardeşim için değil, İSKİ’de çalışan kardeşim senin için, İGDAŞ’da çalışan kardeşim senin için, İSFALT’ta çalışan, diğer iştiraklerde çalışan ve İBB bünyesinde çalışan kardeşlerim sizler için bu sesimizin yükselişi”
“Biz bu teklifi asla ve asla kabul etmiyoruz”
Sendika olarak 2022 ve 2023 yılları boyunca ara zam yönünde teklifleri sunmalarına rağmen cevaplar verilmediğini ve yapılan her görüşmede İBB’nin seslerini duymazlıktan geldiğini aktaran Tekin, bazılarının kaygıya düşmesiyle sendikaya ek protokol yapılması yönünde teklifler gelmeye başladığını anlattı.
Tekin, şu değerlendirmede bulundu:
“Sadece adı ek protokol…İçeriğine bakıyorsunuz; sözde halkın içinden ayrılmayan, sürekli halkla iç içe görüntüler verenlerin sunmuş olduğu zam teklifi yüzde 10…İnanın şaka yapmıyorum veya yanlış telaffuz etmiyorum, yüzde 10. Gerçek enflasyon yansımasını geçtik artık açıklanan enflasyon oranlarından bile bihaber olan İBB yönetimi, bu sadaka niteliğindeki sözde zam teklifini ne yazık ki sunmak gibi bir acziyete düşmüş durumda. Biz bu teklifi asla ve asla kabul etmiyoruz.”
Sendikanın bu tekliflere karşı gerçeği yansıtan tekliflerine ise cevap dahi verilmeye tenezzül edilmediğini anlatan Tekin, “Her türlü faaliyete ucu açık çek verircesine destek sunan, yapılmış olan faaliyetlere ayrılan bütçeden daha fazlasını bunların reklam kampanyalarında kullanan, sürekli olarak emekçiye değer verdiklerini, emeğin en üstün değer olarak görülmesi gerektiğini söyleyen ama hamaset ve söylemden öteye geçemeyen, sonu zam görüşmelerine geldiğinde yüzde 170’lik bir teklife karşı hiç çekinmeden adeta sadaka verirmişçesine yüzde 10’luk sözde teklif sunan belediyecilik anlayışını esefle kınıyoruz.” diye konuştu.
İstanbul’da faaliyet gösteren diğer özel şirketlerin bir çoğunun, belediye iştiraklerinin hemen hemen 2 katı ücret verdiğini belirten Tekin, “Burada çalışan arkadaşlarımız dışarıda çok rahat bir şekilde daha fazla ücretlere iş bulabiliyor, ‘Neden gitmiyor, neden orada çalışmıyor?’ sorularına gelecek olursak; yıllarını, emeğini, gençliğini ve hayatını vermiş olduğu bu şirketten tazminatını alamadığı için gidemiyor. Tazminatı adeta bağlayıcı unsur gibi kullanıp üyelerimizi, emekçilerimizi bu ücretlere mahkum ediyorlar.” ifadelerini kullandı.
]]>Bakan Işıkhan, açılış programındaki konuşmasında, Öz Sağlık-İş Sendikasının 10’uncu kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, sendikanın ciddi bir örgütlenme ve büyüme ile 10 yılda sendikacılıkta kıymetli bir noktaya geldiğini söyledi.
Sağlık sektörünün insanı koruma ve yaşatma görevini üstlendiğini vurgulayan Işıkhan, şöyle konuştu:
“Sağlık emekçileri bu kutsal görevi ifa ederken, her türlü zorluğa rağmen fedakarca çalışmaktadır. Gece gündüz demeden, insan sağlığı için var güçleriyle mücadele etmektedirler. Öz Sağlık-İş’in yeni genel merkezi, bu değerli emekçilerin haklarını korumak, onların sesi olmak, çalışma koşullarını geliştirmek adına önemli bir merkez olacaktır. Burası, sağlık çalışanlarının bir araya gelerek sorunlarını dile getirebileceği, çözüm önerileri sunabileceği, birlikte daha güçlü adımlar atabileceği bir merkez olacaktır.”
Işıkhan, sendikanın yeni genel merkez binasının sadece fiziksel bir mekan olmadığını, aynı zamanda emekçilerin birlik ve dayanışma ruhunu yansıttığını da dile getirdi.
Işıkhan, şunları kaydetti:
“Bu ruh, sendikacılığın temel taşıdır ve bizleri geleceğe taşıyacak olan en büyük güçtür. Unutmayalım ki sağlık sektöründe başarı ancak birlikte hareket ederek, ortak amaçlar doğrultusunda ilerleyerek, dayanışma içinde olarak mümkün olacaktır. Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve kalitesi, sizin çalışma koşullarınıza bağlıdır. Bu nedenle, sendikamızın güçlenmesi ve sesinizin daha fazla duyulması, sizlerin haklarını korumak ve geliştirmek noktasında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak ben de her zaman yanınızda olacağım.”
“Taşeron sistemini çöpe attık”
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yayınlanmasının ardından kamudaki taşeron işçilerin 2018 yılında kadroya alındığını anımsatarak, şunları söyledi:
“Bugün bu sendika, bu devasa hizmet binasına ve 200 binden fazla üyeye sahipse bunun en büyük kahramanlarından biri Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ona buradan tekrar teşekkür ediyoruz. Taşeron sistemini çöpe attık ve Türkiye çalışma hayatında yüzde 9 olan sendikalı işçi sayısını yüzde 15’e çıkarttık. Bu yeterli değil ama bu büyük değişim dünyada da ses getirdi ve örnek alındı. Onun için bu kahramanları unutmayacağız. 10 yıl önce kurulan Öz Sağlık-İş, 10 yıl sonra Türkiye’nin üçüncü büyük, iş kolunun ise en büyük işçi sendikası oldu. 10 yılda Türk endüstri ilişkiler sisteminde, Türk çalışma hayatında böyle bir başarı hikayesi yok. Emeği olan herkesi kutluyorum.”
Konuşmaların ardından, Bakan Işıkhan, HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert ve protokoldekiler tarafından yeni hizmet binasının açılış kurdelesi kesildi.
Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı Turgut Altınok, bazı AK Parti Ankara milletvekilleri ve sendika üyeleri katıldı.
]]>Cumhuriyetin 100. yılında kuruluşu ilan edilen Kamu Birliği Konfederasyonunun 1. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. 6 farklı iş kolunda 8 sendika ile 110 bini aşkın üye sayısıyla kamu çalışanları konfederasyonları arasında büyük yankı uyandıran Kamu Birliği Konfederasyonu 1. Olağan Genel Kurulu Ankara Büyük Anadolu Oteli’nde yapıldı. Genel Kurulda konuşan, Kamu Birliği Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Osman Kaya, “Bizler vatanı, milleti, bayrağı ve değerleri için çalışan, ülkemizin yarınları için hizmet üreten, alnının teri, yüzünün akıyla Türkiye devlet memurlarıyız. Bizler aynı minvalde kurulmuş ortak hedefe koşan milli değerlerin şuurunda hareket eden bağımsız sendikalardan oluşan Türkiye’nin En genç konfederasyonuyuz.” dedi.
Kamu Birliği Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Osman Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kardeşlerim, arkadaşlarım dün artık geride kaldı. Tüm memur camiasının yarının temellerinin atan bu törene kamu birliğinin birinci olağan kuruluna hepiniz hoş geldiniz. Bugün burada bir konfederasyon olağan kurulundan ziyade memurun kendisinin yarın ve hatta tüm memurlarının evlatlarının geleceği için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Ülkemizde bin dokuz yüz doksan yıllarında başlayan Memur Sendikacılığının bugün otuz dördüncü yıl dönümü. Bu dönem belki benim yaşımdan büyük ama yaşantım ile eş değer Bugün Memur Sendikacılığındaki yol ayrımının ilk günü. Peki kimiz? Biz Ne istiyoruz? Bizler vatanı, milleti, bayrağı ve değerleri için çalışan, ülkemizin yarınları için hizmet üreten, alnının teri, yüzünün akıyla Türkiye devlet memurlarıyız. Bizler aynı minvalde kurulmuş ortak hedefe koşan milli değerlerin şuurunda hareket eden bağımsız sendikalardan oluşan Türkiye’nin En genç konfederasyonuyuz. Bizler oturdukları yerden memur hak ettiğini almalı. Memur gelecek kaygısı taşımamalı. Memur hayal kurabilmeli, kurduğu hayalini yaşayabilmeli, memur geçim sıkıntısı yaşamamalı diyenlerden değiliz. Bizler memurun hak ettiğini alması için mücadele edenleriz. Bizler memur olarak gelecek kaygısı taşıyanların da ta kendisiyiz. ” “Bizler memur olarak hayal kurabilen memur olarak kurduğu hayallere erişemeyenlerin gür sesiyiz. Bizler devletimizi temsil eden memurlarız ve devletin memuru yoksul olmamalı diyenleriz Bizler sendikacılığı gerçek manada anlatmaya, göstermeye talip olanlar ve bu doğrultuda yılmadan, eğilmeden, bükülmeden yürüyecek olanlarız. Gerçek sendikacılığı göstermeye, gerçek sendikacılığı yapmaya talip olanlarız Bizler bu yolda cennet vatanımızın doğusundan batısına kuzeyinden güneyine seksen bir vilayetimizin tamamında yetkiyi almaya talip olan birleşik bir gücüz Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında kuruluşunu ilan ettiğimiz ve bugün genel kurulunu gerçekleştirdiğimiz kamu birliği konfederasyonumuz ile kıymetli kamu çalışanlarımızın insan onuruna yaraşır bir hayat sürmeleri için tarafsız duruşumuzla, hak mücadelemize ara vermeksizin edeceğiz. Kamu çalışanlarımızın güçlü yarınları için kurduğumuz kamu birliği konfederasyonumuzun tüm ulusumuza hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ulaşmaz zafere hedefe koşmayan Zafer sırtını döner de gider. İnandığın yolda terini dökmezsen emekler bir bir boşa gider. Kazanmak istersen sen de zaferi gürleyen sesinle doldur gökleri. Zafer dedikleri kahramanların eseri korkaktan kaçar da cesura gider Bu yolda herkes bir nefer. Alnı ak, yüzü tak gençler. Yarınlar için gençliğinden vazgeçer, geçer de bir bir hedefe inerler. Ey bu davaya gönül vermiş yüz binler. İnanın hak da bizle beraber. Vatan için Canla başla çalışan, değerli kamu çalışanları. Sizlere söz veriyorum. Bugün teslim aldığım bu emaneti kanımın son damlasına kadar canla, başla çalışıp hak ettiği yere ulaştıracağım siz değerli memurlarımızın hakları için çalışmaktan çabalamaktan, bir an olsun vazgeçmeyeceğim.”
Kamu Birliği Konfederasyonunda bir araya gelen sendikalar ise şu şekilde: Sağlık ve Sosyal Hizmetler kolunda; Genç Sağlık Sendikası, Büro, Bankacılık ve Sigortacılık Hizmetleri kolunda; Adalet Sen, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri kolunda; Genç Eğitim Sen, TEÇ-SEN, Diyanet ve Vakıf Hizmetleri kolunda; Diva Sen, Yerel Yönetim Hizmetleri Kolunda; Genç Belediye Sen ve Basın Yayın ve İletişim Hizmetleri kolunda; Adil Haber Sen, Savunma hizmetleri kolunda; SAVDES-SEN
]]>Belediye çalışanları Başkan Şükrü Sözen’i çiçekle karşıladı. Toplu sözleşme protokolünde yer alan maddeler çerçevesinde kadrolu işçilerin eğitim, yakacak ve giyecek yardımları dev oranla yükseltildi. İmza töreninde Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Ödevoğlu, Disk-Genel-İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, Şube Sekreteri Veli Yaman, Örgütlenme Sekreteri Mehmet Kara, Mali Sekreter Mustafa Altun, Eğitim Sekreteri Tevfik Özdeş, iş yeri temsilcileri ve birim müdürleri katıldı. 101 kadrolu işçi adına toplu sözleşme protokolü Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen ile Sendika Başkanı Vedat Küçük imzaladı. Yeni toplu sözleşme, 15.01.2024 tarihinden itibaren 3 yıllık geçerlilik sağlayacak şekilde hayata geçirildi.
“Manavgat emekçiden yana”
Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen’in emekten ve emekçiden yana olduğunu söyleyen DİSK-Genel-İş Sendikası Başkanı Vedat Küçük, toplu sözleşmenin kadrolu işçilerin ihtiyacına büyük oranda cevap vereceğini belirtti. Başkan Küçük, “Başkanımız, emekten ve emekçiden yana olan tavrını bize ve işçi kardeşlerimize yüzde 140 gibi bir ücret zammıyla bir kez daha gösterdi. Bugün sorumlusu bizim olmadığımız, ülkeyi yönetenlerin ekonomiyi bu duruma getirdiği noktada bizi rahatlattığı için kendisine hem işçi arkadaşlarım adına hem de sendikam adına teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum” dedi
“Çalışanlarımız iyisini hakediyor”
Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, kente hizmet etme noktasında beraber görev yaptığı mesai arkadaşlarının daha iyi şartlarda hayatını idame ettirmesi gerektiğini söyledi.
Sözen, “Başkan Sözen “Çalışanlarımızın bana değil, benim onlara teşekkür etmem gerekir. 3 dönemi tamamladık. Her zaman benim ve başkan yardımcısı arkadaşlarımın yanında bu kardeşlerim oldu. Görev sürecimizde Manavgat halkının taleplerine cevap verme noktasında tüm arkadaşlarımız elinden geleni yaptı. Çok güzel yol arkadaşlığı sergiledik. Siyasi görüşümüz itibarıyla sendikal çalışmaya biz son derece önem veriyoruz. Günümüz şartlarında yaşamın bu kadar zor olduğu, insanların gününü geçirmekte zorluk çektiği, yarın kaygısı yaşadığı bir sürede, şu anda zikredilen rakamların çok üstünde yaşam standardının olması gerektiğine inanıyorum. Bu da yeterli değil. Ama bugünün şartlarında, Türkiye gerçeklerinde ancak bu kadar olabildi. Mevcuda göre güzel bir rakam ama inanıyorum ki bunun iki katı insanca yaşamanın karşılığıdır. Belediyelerin ne imkanlarda çalıştığını bugün herkes biliyor. En üst noktada yönetenlerin ‘bizden olmadığı takdirde sistem böyle çalışır, ancak bu kadar karşılık bulur’ dediği, birinci ağızdan bunun itiraf edildiği bir sürede belediyeler gününü geçirme kavgası, çalışan arkadaşlarına ve topluma mahcup olmama kavgası vermektedir. Biz de alnımızın akıyla işçi arkadaşlarımla, memur arkadaşlarımla, şirketlerdeki arkadaşlarımla beraber bu süreci kotarma noktasında son derece sevinçliyim” dedi. – ANTALYA
]]>Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği, Belediye Mimar ve Mühendisleri Derneği, Taşeron Belediye İşçileri Birliği (TABİB), Aile Sağlık Merkezi Elemanları Derneği, Belediye İşten Çıkarılanlar Platformu, Kamu Taşeron İşçileri Sendikası, Karayolları Taşımacılık Emekçileri Sendikası, Enerjisen, Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası,bugün İzmir Cumhuriyet Meydan’ında bir araya gelerek kadro taleplerini yinelediler.
Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği adına konuşan Cenan Ünal yaptığı kunuşmada şunları söyledi:
“5393 Sayılı Belediyeler Kanunu 49. Maddesi yeniden düzenlenmeli, norm kadro sayıları revize edilerek arttırılmalı, tüm belediye işçilerin istihdamı bu maddeye göre yapılmalıdır. Sendikalar tarafından her ay açıklanan “Yoksulluk Sınırı tüm belediye işçilerinin net taban ücreti olmalıdır.6772 sayılı kanun’a göre 52 günlük ilave tediye ayrım gözetmeksizin belediyelerdeki her işçiye verilmeli, geriye dönük hakkedişlerimiz de ödenmelidir.”Brüt” yerine, “net ücret” olarak belirtilmeli, gelir vergisi yükü kaldırılmalıdır. Kadın erkek eşitsizliği, kadın istihdamının arttırılması ile çözülecek kadar basit değildir. Belediyelerdeki cinsiyetçi iş bölümü ve ücretlendirme son bulmalı, kadınların güvenceli ve güvenli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Belediye işçilerinin çocukları için kreş hakkı, günün koşullarına uygun ve gerçekçi biçimde karşılanmalıdır. Doğum iznine ayrılan kadın işçiler, işlerini kaybetme endişesi içerisinde olmamalıdır.
60 günlük sendikal ikramiye, haftalık 35 Saat çalışma, sosyal haklara her ay Enflasyon oranında zam, meslek pirimi, yeterli miktarda yemek ve ulaşım ücreti, refah payı ve tayin hakkı verilmelidir. Tüm belediyelerde, işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun çalışma ortamı oluşturulmalı, meslek hastalıklarına karşı önlemler alınmalı, iş yükü hakkaniyetli biçimde bölüştürülmelidir. İş kanunu, işçilerin lehine göre yeniden düzenlemeli, sendika ve toplu iş sözleşmesi kanununda değişiklik ile sendikal örgütlülüğün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Sendika aidatı tutarları derhal düşürülmelidir. Anayasa 128 maddesi gereğince belediyelerde, güvenlik, mimarlık, mühendislik, zabıta gibi alanlarda memur işi yapan tüm işçiler ayrım yapılmaksızın memur kadrosunda geçirilmelidir.Haksız işten çıkarmalarda, işçilerin iş akdini sona erdiren kamu görevlileri, işçiye ödenecek kötü niyet tazminatından kişisel olarak sorumlu tutulmalı, işten keyfi çıkarmaların önüne geçilmelidir. Bu haklı taleplerimiz için birkaç yıldır olağanüstü bir mücadele içerisindeyiz. İşyerlerinde örgütlenmekten, kent meydanlarında basın açıklaması yapmaya kadar, sosyal medyada sesimizi yükseltmekten, Meclis’te vekillere soru önergesi ve kanun teklifi verdirmeye kadar pek çok alanda haklarımız için mücadele ediyoruz. Mücadelemiz gün geçtikçe daha fazla ses getiriyor. Bu çalışmaları sayıca fazla işçi grupları ile birlikte yapmalıyız. Bunun için her işçi arkadaşımızı bizimle birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz, Katılın, birlikte değiştirelim.”
“YÜKÜ OMUZLAYAN AİLE SAĞLIK MERKEZİ ELEMANLARI KADROSUZ”
Aile Sağlık Merkezi Elemanları Derneği adına konuşan Özlem Şahin, “Bizler ne devlet büyüklerimize nede asmlere yük değiliz aksine yükü omuzlayan tarafız asmlerde kurum içinde sizlerle ilgilenen tıbbı sekreter att ebe hemşire ve temizlik personelleri kadrosuz. Asgari ve daha altında maaşlarla iki dudak arasında çalışıyor.18 bin kişi ile başladığımız bu yolda işten çıkarmalar yüzünden 13 bin civarı bir sayımız kaldı ve her geçen günde azalmaktayız.2022 kasım ayında yan odamızda 4a’lı çalışan kamu dışı aile sağlığı elemanları nasıl KPSS şartı aranmadan kadro ile müjdelendirildiyse o kadro bizimde hakkımızdır.Aynı iş aynı diploma fazla iş yükü ama farklı muamele gördük. aynı kurum içinde ayrıştırıldık. bu haksızlık daha fazla göz ardı edilmemelidir.Buradan değerli devlet büyüklerimize soruyoruz emekli olup çalışan personellerde dahil olmak üzere 13 bin kişi sayımız varken bu kadar kişi sizler gerçekten yük mü” dedi.
“SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜLMESİNİ İSTİYORUZ”
Karayolları Taşımacılık Emekçileri Sendikası adına konuşan İsmail Otmar ise
“2010 yılında Yol İş Sendikası’nın açtığı davalar Yargıtay’da da onanınca 2012’den sonra KGM hizmet alımı ihalesini iptal edip anahtar teslimi ihalesine geçildi. Dün bizle birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız 2015 ve 2016 yılında kadro alırken bizler hala kadro alamadık. Bu da yetmiyormuş gibi Türkiye’de 1 milyon kişi kadro alırken 4 Aralık 2017’de anahtar teslim ibaresi yüzünden ve yüzde 70 maliyeti diye bir kriter yüzünden bizler tekrar kadro dışı bırakıldık. 2023 yılı içerisinde karayollarında mevcut çalışan taşeron işçi varken 3 bin kişi İŞKUR üzerinden kadrolu işçi alımı yapıldı dolayısıyla Şimdi de 100 bin kişinin kadroya alınacağına dair sözler verildi ama Öğrendiğimiz bilgilere göre tekrar bizlerin kapsam dışı kaldığımızdır. Bizler karayollarında asıl işi yapıyoruz Bu konuda yardımlarınıza ihtiyacımız var bizleri lütfen destekleyin sorunumuzunçözülmesini istiyoruz.”
]]>