(İZMİR)- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Bekleyen bütün sorunları, hükümetle de bir uyum içerisinde, istişare içerisinde çözeceğiz. Ben sık sık Ankara’ya giden bakanlarımızla, bakanlık yetkilileriyle de sık sık görüşen bir belediye başkanı olacağım. Çünkü amacımız hepimiz için İzmir’e en iyi hizmeti sağlamak. Bunun için kiminle konuşmamız gerekiyorsa biz nasıl katkı verebiliyorsak hepsini yapacağız” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen kutlama programının ardından Cumhuriyet Meydanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
“GERÇEK İÇERİKLE ÇOK ALAKASIZ BİR SÜRÜ ŞEY YAZILIP ÇİZİLİYOR”
Bir basın mensubunun “Genel Başkan Özgür Özel’in Aykut Erdoğdu’yu İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak atamanızı istediği fakat sizin buna karşı çıktığınız iddiaları var” demesi üzerine Tugay, şunları söyledi:
“Bu konuyu şaşkınca izliyorum. Gerçek içerikle çok alakasız bir sürü şey yazılıp çiziliyor. Biz buluttan nem kapar gibi bazı ipuçları peşinde koşmaya çalışan insanlar olduğunu görüyorum. İşin aslı şu: Aykut Erdoğdu bizim çok değerli siyasetçilerimizden, milletvekillerimizden. Ekonomi ve iktisat konusunda önemli birikimi olan partimizin kıymetlilerinden birisidir. Acaba böyle bir seçenek olabilir mi diye genel merkezimizin bunu dile getirmesiyle, bizim de arkadaşlarımızla değerlendirmemizle birlikte genel sekreterlik için değerlendirme sürecimiz oldu. Ama bu gerilim içinde yaşanan bir süreç asla olmadı. Nihayetinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde genel sekreterlik yapacak kişinin kim olacağına öncelikle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, ardından da İzmir halkı karar verecektir.
“İZMİR’İN HAK ETTİĞİ EN İYİ HİZMETİ ÜRETMEK ZORUNDAYIM”
Biz şöyle bir değerlendirme yaptık. Genel sekreterlik makamından daha farklı Ege Bölgesi’nin illerinin tamamında koordinasyon sağlayacak bir planlama ajansı yapısı kurulacak ve değerli vekilimiz Aykut Erdoğdu da orada görev alacak. Genel sekreterlik konusunda benim şu anda bir arayışım yok. Mevcut Genel Sekreterimiz Barış Karcı ile çalışmaya devam edeceğiz. İdari yapıda değişiklik yapma hakkımız her zaman saklıdır ve mümkündür. Daha önce de ifade ettiğim gibi belediyede çalışan arkadaşlarımızın performanslarını objektif bir şekilde değerlendirerek göreve devam edip etmemesiyle ilgi karar verme eğilimindeyim. Bugün pek çok arkadaşımız görevlerinde kalmaya devam ediyorlar. Ama şunu herkes bilmeli ki ben İzmir’in hak ettiği en iyi hizmeti üretmek zorundayım bunun için bazı idari kararla alabilir, atamalar yapabilirim. Bunu bugün yapabilirim bundan bir yıl sonra da yapabilirim. Bizim amacımız yapabileceğimizin en iyisini yapmak üzere bir yapılanma ortaya koymak. Seçimden önce proje lansmanında yeni nesil belediyeciliğin tarifini yaparken bir idare organizasyondan da bahsetmiştim. Bu sadece yöneticilerin isim olarak değişmesi değil aynı zamanda yönetim şemasının değişmesini ve yönetim anlayışının değişmesini de içeriyor. Bu bir süreç işidir. Bir iki haftada olacak bir şey değil biraz zamana ihtiyacı var. Ama herkes şundan emin olsun; İzmir en iyi hizmeti hangi yönetim anlayışıyla, hangi yöneticilerle alacaksa o şekilde olacak. Sorunuza tekrar dönecek olursam Aykut Erdoğdu genel sekreterlik görevine gelmeyecek. Bu konuda Genel Başkanımız zaten kendisi nihai kararı verdi. Ben de ona fikirlerimi anlatarak bir uzlaşma noktasına gelerek çıkardık. Nihayetinde başka bir yapıyla beraber hem İzmir’e hem aslında Ege Bölgesi’ndeki diğer şehirlere hizmet eden bir yapı oluşturulacak. Aykut Başkan da orada görev yapacak. Son durum bu. Daha farklı bir şey de olmayacak.”
TUGAY’DAN FOTOĞRAF AÇIKLAMASI
CHP’nin 20-21 Nisan’da Ankara’da gerçekleştirilen çalıştayda Anıtkabir’de verilen fotoğraftaki yeriyle ilgili gelen soruya ise Tugay, şu şekilde yanıt verdi:
“Anıtkabir’de çekilen fotoğrafta sen şurada, sen burada duracaksın diye bir işaretleme yapılmamıştı. Bir belediye başkanımız beni bir şey söylemek için biraz oyaladı. O anda fotoğrafa girmekte geciktim. Hatta Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Başkan da benimle birlikteydi. Benim huyum da araya girip insanları itip kakan biri değilim. Olabildiğince nazik olmaya çalışıyorum. Orada da kimseyi rahatsız etmeden fotoğrafın bir kenarında durmayı ben tercih ettim. Asla bir küslük değil, alakası yok. Genel Başkanımız ile Ankara’da defalarca kez görüştük, el sıkıştık, ayak üstü sohbet ettik. Ayrılmadan önce de ben bu tür dedikodular çıkmasın diye fotoğraf çekilmek istedim ama başı kalabalıktı. Benim de uçağa yetişmem lazımdı. O nedenle yapamadık. Ama en kısa zamanda gidip Ankara’da hem Genel Başkanımız ile görüşeceğim hem de aramızda da herhangi bir sorun olmadığını ispat edecek şekilde fotoğraf çekileceğiz. Genel başkanımız bizim çok kıymetli. Kendisi bu büyük başarının baş mimarıdır. Bizler de ona bağlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.”
“2027 YILINDA AÇILMASI DAHA GERÇEKÇİ BİR SÖYLEM GİBİ DURUYOR”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesi’nin 2027 yılında bitirileceği açıklamalarını da değerlendiren Tugay, “2027 yılında açılması daha gerçekçi bir söylem gibi duruyor. 2026’ya yetiştirebileceklerini sanmıyorum. Ben yakında bir de Ankara’ya bazı bakanlarımızı ziyaret etmeye gideceğim. İzmir’in gündeminde olan projelerle ilgili. Buna en başta işte ikinci çevre yolu dahil. Ankara-İzmir Hızlı Tren Hattı’nın tamamlanması ya da İzmir için de bazı projeler; temiz suyla ilgili, baraj yapımıyla ilgili konular var. Bunları konuşacağım. ‘Bizim katkı verebileceğimiz ne var’ diye soracağım kendilerine. Bekleyen bütün sorunları, hükümetle de bir uyum içerisinde, istişare içerisinde çözeceğiz. Ben sık sık Ankara’ya giden bakanlarımızla, bakanlık yetkilileriyle de sık sık görüşen bir belediye başkanı olacağım. Çünkü amacımız hepimiz için İzmir’e en iyi hizmeti sağlamak. Bunun için kiminle konuşmamız gerekiyorsa biz nasıl katkı verebiliyorsak hepsini yapacağız” diye konuştu.
“SON AYLARDA BİR AZ NORMALİN ÜZERİNDE YOĞUNLUKTA BİR İŞE ALIM OLMUŞ”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne seçim öncesi işçi alımlarıyla ilgili soruya ise Tugay, “Açıkçası son aylarda bir az normalin üzerinde yoğunlukta bir işe alım olmuş. Rakam olarak tam ben de ifade edemem. Bir miktar alımları kesinleşen bir miktar da alınmak üzere işlemleri başlatılmış olan bazı şeyler var. Ben bütün birimlerimize yazı yazdım. Hali hazırda çalışan personelleri ile yeterli personele sahip olup olmadıklarını, ilave personele ihtiyacı olup olmadıklarını sordum. Personel fazlası olup olmadığını dair de görüş istedim. Cevaplarını bekliyoruz. Ben işe başlamış insanlarla ilgili şu anda bir tasarruf kararı vermiş değilim. Eğer ihtiyacımıza binaen alınmışsa insanlar ve aktif olarak görevdelerse tabii ki sorun yok. Ama ihtiyaç dışı bir durum varsa ya da aktif çalışmıyorlarsa bununla ilgili İzmir halkının, belediyenin hakkını koruyacak şekilde bir değerlendirme yapmak ve bazı tasarruflarda bulunmak gerekebilir. Bütün bunların amacı benim görevimi iyi yapmamdır. İnsanlara karşı sorumluluğumu yerine getirmemdir. Belediyenin gereksiz bir personel alımı olması doğru diye düşünülemez böyle bir şey olduysa eğer” yanıtını verdi.
]]>
Geçtiğimiz hafta futbolcular tarafından, alacaklarına dair yayınladıkları bildiri sonrası yönetim kurulu adına bir açıklama yapılmasının zorunlu görüldüğü ifade edilen açıklamada, “Bu açıklama sadece bizleri değil, 200 bine yakın nüfuslu şehrimizin en büyük markası olan Turgutluspor’a gönül vermiş taraftarımızı derinden üzmüştür. Futbolcularımızın alacakları olduğu doğrudur. Yayınladıkları bildiride ‘Sezon başından beri 19 maç başı ödemesi yapılmadı’ beyanı doğru değildir. Ayrıca tüm oyuncularımızın peşinatları ödenmiş ve yönetim kurulumuz üstüne düşeni yapmıştır. Sezon başı oyuncularımız ile yapılan anlaşmada 8 maçta 4 maç başı ödemesi yapılır ve iç sahada yaşanan mağlubiyette ceza uygulanır konusunda anlaşmaya varılmıştır. Daha önce oyuncularımıza hak edişlerinden dolayı 3 maç başı ödemesi yapılmıştır. Şu anda ise oyuncularımızın 5 maç başı alacağı vardır. 13 Mart 2024 Çarşamba günü futbolcularımızın yayınladıkları bildiri öncesi kendileri ile maç başı ödemeleri hakkında görüşmemize ve onlara ödeme planı sunmamıza rağmen bu teklifimize olumsuz cevap verilmiştir. 4 hafta önce evimizde oynadığımız 1954 Kelkit maçında alınan mağlubiyet sonrası, Efeler 09 deplasmanında alınan galibiyetten dolayı verilen primden ceza uygulaması yapılmıştır. Sonrasında ise oyuncularımız maç başı alacakları ve uygulanan prim cezasından dolayı yazılı bir açıklama yaparak antrenmana çıkmama boykotu yaptılar. Bu boykot 1 gün sürmüş ve 14 Mart Perşembe günü antrenmana çıkıp, cumartesi günü deplasmanda oynadığımız Hacettepe 1945 maçına çıkmışlardır.
Şu anda teknik ekibimizin ve personelimizin maaş, oyuncularımızın ise prim alacakları yoktur. Kulübümüzde görev yapan herkes bizim için değerlidir. Yönetim kurulumuz tüm teknik heyetimiz, oyuncularımız ve personelimize karşı tüm hükümlülüklerini yerine getirmiştir ve getirmeye devam edecektir. Sportif Direktörümüz Sadullah Erarslan’ın yayınladığı açıklama da bizleri derinden üzmüştür. Yaşanan süreçte kendisinin de dahil olduğu toplantılarda şahit olduğu görüşmelerin ardından yayınladığı açıklama şanlı kulübümüze ne kadar bağlı olduğunu gözler önüne sermiştir. Biz, bizlerin yanında durmasını değil, doğrunun yanında durmasını tercih etmediği için yol ayrımına girdik. Yaşananların Teknik Direktörümüz Ramazan Çelik’in geçmişte yaptığı açıklamalarında etkili olduğunu düşünüyoruz. Hocamızın, geçmişte yaptığı açıklamalarda bizleri ve şehrimizin önde gelenlerini töhmet altında bıraktığını, sık sık maddiyatı ön plana çıkardığı, ‘Başarı birlikte gelir’ sözünün bizim içimizde hayata geçmediğini gördük. Gelinen bu noktada birlik olamadığımızı, yaşanan sıkıntıda taraftarın ve camianın önüne atıldığımızı gördük. Hocamızın sık sık maddiyatı dile getirir açıklamaları, şehrimizin önde gelenlerinden destek istemesi yerine şampiyonluk yolunda takımımıza odaklanmasını istiyoruz. Yönetim olarak takımımızı mağdur etmemek için çalışıyor ve çabalıyoruz. Gecesini gündüzüne katan, ailesinde zaman ayırıp bu şanlı kulübün başarılı olması için emek veren bizleri derinden üzmüştür” değerlendirmesine yer verildi.
Yapılan açıklama şöyle tamamlandı: “Turgutluspor Kulübü Yönetimi olarak, yaşanan süreçte bu şanlı kulübün siyasete alet edilmesini üzüntü ile karşıladık. Kulübümüz hiçbir siyasi görüşe sahip olmamakla birlikte, sadece Turgutlu şehrini ve halkını en iyi şekilde temsil etmek için bulunduğu her platformda mücadele etmektedir. Yaşanan bu süreçte yaptıkları açıklamalar ile kendine pay çıkarmaya çalışan, kulübümüzü siyasete alet etmeye çalışanları şaşkınlıkla izlemenin yanı sıra esefle kınıyoruz. Buradan bir mesaj vermek istiyoruz; Turgutluspor siyaset üstü bir camiadır. Bu takım bu şehrin en büyük markası ve değeridir.” – MANİSA
]]>Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Hastanesi, Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Karaatmaca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, primer immün yetmezliğin ağırlıklı olarak bebekler ve çocuklarda görülen nadir hastalıklar arasında yer aldığını söyledi.
Hastalığın bazen çocuklarda ilerleyen yaşlarda veya yetişkinlik döneminde de ortaya çıkabildiğini anlatan Karaatmaca, “Medyada da bilinen ismiyle ‘balon çocuk’ hastalığı, primer immün yetmezliğin en ağır formu olan, ilk 1 yaşta bulgu veren ağır kombine immün yetmezliktir. Hastalıkta özellikle 1 yaş altında tekrarlayan ağır, fırsatçı enfeksiyonlar, büyüme, gelişme gerilikleri ile karşılaşıyoruz.” ifadesini kullandı.
Doç. Dr. Karaatmaca, kalıtsal bağışıklık sistemi yetersizliğine neden olan en önemli risklere ilişkin, “Akraba evliliği ya da ailede immün yetmezlik nedeniyle kaybedilen bebek, çocuk ölümü olması bize bu hastalığı düşündüren, uyaran en önemli bulgular.” bilgisini paylaştı.
“Enfeksiyonlara karşı savunmasız hale geliyorlar”
Rahatsızlığın geçmişte ABD’de ağır kombine immün yetmezlik yaşayan, doğumunun 2’nci dakikasında özel steril ortama alınıp büyütülen bir bebeğin durumundan hareketle “balon çocuk” hastalığı olarak anıldığını dile getiren Karaatmaca, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu rahatsızlıkla doğan bir bebek, başlangıçta sağlıklı görünümde olabiliyor. Anneden geçen bazı antikorlar bebeği bir miktar koruyor ancak takip eden aylarda bebeğin bağışıklık hücreleri azalıyor ve enfeksiyonlara karşı savunmasız hale geliyor. En ufak bir durumdan hızlıca enfeksiyon kapabiliyor, ağızda geçmeyen pamukçuklar olabiliyor. Bu bebekler iyi beslenemediği, sık enfeksiyon geçirdiği, kronik ishal durumları yaşadığı için büyüme ve gelişme geriliği ortaya çıkıyor.”
“Erken tanı ve tedavi olmadığında 1 yaş civarında kaybediliyorlar”
Hastalarda erken tanı ve tedavinin önemine vurgu yapan Karaatmaca, “Bebeklerin erken tanıyla, etkin tedavisine başlanamazsa maalesef 1 yaş civarında kaybediliyorlar. Bu noktada hekimlerimizin hastalıkla ilgili farkındalığını artırmak çok önemli. Çünkü bu bebekler öncelikli ilk basamak sağlık kuruluşlarında görülüyorlar ve bazen immünoloji merkezlerine yönlendirilmeleri zaman alabiliyor.” diye konuştu.
Doç. Dr. Betül Karaatmaca, kemik iliği nakliyle hastalığın kesin tedavisinin mümkün olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Eğer kemik iliği erken dönemde yapılırsa hastalığın tedavisinde yüzde 95’lere varan başarı oranı sağlıyor. Bu sayede hastalarımız, tamamen sağlıklı bir yaşam imkanına kavuşuyor. Bu genetik geçişli bir hastalık olduğu için tekrarlama riski de bulunuyor. O yüzden aileleri bilgilendirmemiz, uyarmamız, farkındalık çalışmalarıyla akraba evliliği oranlarının azaltılması önemli.”
“Ülkemizde 10 binde 1 gibi bir görülme sıklığı söz konusu”
Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Kliniğinin referans bir merkez olduğunu, Türkiye’nin dört bir yanından hastalara tedavi imkanının sunulduğunu vurgulayan Karaatmaca, bebeklerinde hastalık belirtileri gören, akraba evliliği bulunan ve bu hastalıktan daha önce bebeklerini kaybeden ailelerin mutlaka çocuk immünoloji kliniklerine başvurmaları gerektiğinin altını çizdi.
Karaatmaca, hastalığın görülme sıklığına ilişkin de şunları kaydetti:
“Primer immün yetmezlik, ABD’deki verilere göre 100 binde 1 oranda görülüyor. Ancak orada başlatılan yenidoğan taramalarıyla beraber, akraba evliliği yaygın olmamasına karşın, 50 binde 1 sıklığa kadar olduğu görüldü. Ülkemizde kesin veri olmamakla birlikte pilot yenidoğan çalışmalarının verisine göre, 10 binde 1 gibi bir görülme sıklığı söz konusu. Ülkemizde akraba evliliğinin daha fazla olması, hastalığın daha sık görülme riskini de artırıyor.”
“Akraba evliliğinin azaltılması nadir hastalıkları önlemek için çok büyük bir adım”
Çocuk Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Namık Yaşar Özbek de nadir hastalıkların giderek önem kazanan bir konu olduğuna dikkati çekerek, dünyada sık görülen hastalıkların tedavisinin büyük oranda çözüldüğünü ancak nadir hastalıklar için henüz bu durumun söz konusu olmadığını söyledi.
Prof. Dr. Özbek, “Nadir hastalıklar ülkemiz açısından çok önemli bir konu. Türkiye nüfusunun yaklaşık 25 milyonunu çocuklar oluşturuyor. Akraba evliliğinin sık olması, göç gibi durumların etkisiyle çocuklarımızda nadir hastalıkları da daha sık görüyoruz.” dedi.
Bilkent Şehir Hastanesinde Nadir Hastalıklar Günü kapsamında sağlık çalışanlarına yönelik uzmanların katılımıyla bilgilendirme toplantısı düzenlediklerini ve bu yılki temalarının primer immün yetmezlikler olarak belirlendiğini aktaran Özbek, şunları ifade etti:
“Türkiye’de yenidoğan taramaları kapsamında araştırılan nadir hastalıklar var ancak yüzlerce nadir hastalık olduğunu dikkate aldığımızda bunların her birini taramak mümkün değil. Bu nedenle akraba evliliğinin azaltılması nadir hastalıkları önlemek yönünden çok büyük bir adım olacaktır.”
]]>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Antalya Büyükşehir Belediyesi Adayı Kıvanç Çetinkaya ile ilçe belediye başkan adaylarını tanıtım toplantısında konuştu. Babacan konuşmasında Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Murat Kurum’a desteğini açıklayan eski Başbakan Tansu Çiller’i eleştirdi. “Biz o siyasetçileri çok gördük. Bir yararlarını görmedik” diyen Babacan, açıklamasında şu ifadeleri söyledi:
“90’LARIN KARANLIK SİYASETÇİLERİNİ EKRANDAN UZAK TUTUN”
“90’ların karanlığında ismi olan bir eski başbakan çıkıyor. İktidarın İstanbul adayına desteğini açıklıyor. 5 Nisan 94 kriziyle de anılır sık sık, biliyorsunuz. Onu da ihtiyaç durumunda ortalarda görüyoruz. Ben Buradan iktidara seslenmek istiyorum. Biz o siyasetçileri çok gördük. Bir yararlarını görmedik. Kiminin bu memlekete en küçük bir faydası olmadı. Kimi de büyük zararlar verdi, çekti gitti. Bu ülke maalesef onları çok gördü. En çok da zararlarını gördü. 90’ların karanlıklarının siyasetçilerini artık ekranlardan uzak tutun, çocuklardan uzak tutun diyorum. Hele o bağırıp, çağıran, her gün televizyonlarda şiddet pompalayan, nefret pompalayan… Onlar ekranlara çıktığı zaman RTÜK’ün bir karar alıp ekrana +18 işaretini koyması lazım. İnsan hicap duyuyor. Biz gördük, çocuklar görmesin, şahit olmasın diyorum.
“KAPIDAN KOVDUK ONLAR BAĞRINA BASTI”
Türkiye’de bir hayalet dolaşıp duruyor. 28 Şubat hayaleti… O dönemin generalleri ‘bin yıl sürecek’ demişlerdi. O generaller, o rütbeliler başaramadı ama Sayın Erdoğan ve ortakları başarma gayretinde. Yıllardır bu ülkeden defetmeye çalıştığımız her türlü zihniyet, geldi iktidarın yanı başına oturuverdi. İktidardaki de memnun. Şikayeti de görünmüyor. Sık sık onlarla poz vermeyi marifet sanıyor. Gençlerimizi okullardan mahrum bırakanları kapıdan kovduk, onlar bağrına bastı. Bizden, onlardan diye ayıranları yanımızdan uzaklaştırdık, onlar yanlarına aldı. Seçim seçim çalışıp yendiğimiz hukuksuzluğu kendilerine şiar edinmişleri aldılar, yanlarındaki koltuklara oturttular. Sonuç ortada. İktidarın yanındaki zihniyet, başörtülü olduğu için Meclis’ten vekil kovan, Meclis’e girebilmesi için kadınlara başını açtıran zihniyettir unutmayalım. Gece vakti bir vekilin evine baskına giden DGM savcılarının zihniyetidir unutmayalım. Bu toprakların en derinine defnettiğimiz bir zihniyettir. Tekrar hortlattılar. Kimsenin şüphesi olmasın. İrili ufaklı ittifak ortaklarıyla da zor durumda mikrofon uzatılan karanlık figürlerle de mücadelemiz sonuna kadar devam edecek.”
]]>CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli ile Çeşme’de esnaf ziyareti yaptı. Tugay, “Halkımızın bizden ne istediğini biliyoruz. Onu yerine getirmek için ful enerji doluyuz ve sahalardayız. Bu buluşmalarımız her zaman devam edecek, seçimden sonra da devam edecek. İzmir’imiz çok daha parlayan bir yıldız halinde hem Türkiye’nin hem de dünyanın gurur şehirlerinden birisi olacak” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tugay ve Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli, Çeşme’de esnaf ziyareti yaptı, vatandaşlarla bir araya geldi.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tugay, İzmir’in dört bir köşesinde seçim çalışmalarına hız kesmeden devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Bugün sabah saatlerinde Urla’daydık. Öğleden sonra Çeşme’ye geldik. Urla’daki coşkudan sonra buradaki bu kalabalığı, coşkuyu görmek istedik böyle yağmurlu bir havada olmasına rağmen. Bizleri tabii ki hem çok mutlu ediyor hem de çok umutlandırıyor. İzmir’de ve Çeşme’de seçimi kazanacağımıza dair hiçbir şüphe içerisinde değiliz Ama burada sadece seçim çalışması yapmıyoruz. Halkımızla bütünleşme, yürek, yüreğe beraber geleceğe yürüme süreci yaşıyoruz. Bundan sonraki günlerde seçime kadar değil sadece seçimden sonra da İzmir’in bütün sorunlarına, bütün sıkıntılarına beraber çözüm ürettiğimiz her zaman karşılıklı bir aile bütünlüğü içerisinde, dayanışma içerisinde olacağımız bir çalışma yürüteceğiz, süreç yürüteceğiz. Bizler İzmir’in evlatlarıyız. Bizler Türkiye’ye yürekten bağlı insanlarız. İnsanlarına sevgi ve saygıyla bağlı. Ülkesine çok derin bir inançla bağlı insanlarız. Dolayısıyla halkımızın bizden ne istediğini biliyoruz. Onu yerine getirmek için ful enerji doluyuz ve sahalardayız. Bu buluşmalarımız her zaman devam edecek, seçimden sonra da devam edecek. İzmir’imiz çok daha parlayan bir yıldız halinde hem Türkiye’nin hem de dünyanın gurur şehirlerinden birisi olacak” dedi.
Tugay’ın ardından konuşan Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli şunları söyledi:
“Sokaktaki heyecanı her gün daha fazla hissediyoruz. 1 Mart’ta zaten bir proje lansmanımız olacak. Orada da Çeşme’ye dair bütün vizyonumuzu, gelecek planlamalarımızı, şehir planımızı ve daha da önemlisi Çeşme’yi on 12 ay yaşayabilecek bir ilçeye dönüştürmek için nasıl bir yol haritası izleyeceğimizi bütün halkımızla paylaşacağız. Cemil Başkanımızın önderliğinde ve vizyonunda. Kendisi gerçekten Çeşme’ye çok önem veren bir büyük büyükşehir belediye başkanı sık sık temas halindeyiz. Özel olarak ilgileniyor bölgemizle ve biz de bunun kıymetini bilip kendisine en doğru bilgileri aktarmaya devam ediyoruz. Ortak bir vizyonla Çeşme’yi hak ettiği değere kavuşturacak adımları atacağız. Eski tip foseptik olan bölgeyiz biz hala. Bu nedenle 21.yüzyıl teknolojisi kanalizasyon sistemine taşıyacak ve etap etap Çeşme’nin bütün altyapısını değiştirecek projeleri büyükşehrimizde ortaklaşa olarak gerçekleştireceğiz. Ulaşıma dair yeniden rotalama yapacağız. Bunun için şoförler odası başta olmak üzere birçok grubumuzla bir araya gelip Çeşme için yeni rotalamayı nasıl yapacağımızı ve bunu nasıl kabul ettireceğimize dair bir vizyon ortaya koyduk. Otopark sorunu var. 2 tane büyük otopark projemiz var. Bunu üçe çıkarabilir miyiz diye bir fizibilite çalışması yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde de bunun kararını vermiş olup zaten halkımızla paylaşıyor olacağız. En çok en yoğun gelen üç sıkıntı bunlar. En çok sokakta biz, halkımızla bir araya geldiğimizde bize en çok altyapıya dair, ulaşıma dair ve otopark sıkıntısına dair sorunlarını iletiyorlar. O nedenle de öncelikle bunu müjdelemiş olayım.”
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada kentte faaliyet gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. CHP Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil Kınay’ın da katıldığı toplantıda konuşan Dr. Cemil Tugay, “İzmir’imizin çok değerli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri başta Mehmet Aydoğan olmak üzere hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bu buluşmayla günümüzü güzel kıldınız. Burada bir arada olmak birliktelik içinde görmek hepimize umut veriyor” dedi.
“Hoşgörümüz, güçlü yönümüz”
Buluşmada açıklama yapan Cemil Tugay, “Demin şurada bir pelikan yüzüyordu. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Burada oturduğum zamanlarda kürek kulübünün sabahları çalışmalar yaptığını görürüm. Dönüp baktığınız zaman İzmir’e ne kadar muhteşem bir şehirde yaşadığımızı hepimiz kolayca görürüz. Bunu sadece ben görmüyorum hepimizin gördüğünden eminim. Bu şehir 5 bin yıllık bir şehir, hatta 8 bin yıllık yerleşim yerleri de var. Bu kadar bin yıllar içerisinde de birikmiş bir kültür var. Bizler bu kültürü aslında tam olarak ayrıştırıp da her bir parçası nereden geliyor bilmeden yaşıyoruz. Yani soframızdaki bu zenginlik bile aslında İzmir’in çok kültürlülüğünden gelen bir zenginlik. İzmir’in çok büyük potansiyeli var. İzmir’in sahip olduğu özelliklere sahip olan bu dünyada kaç şehir var bilmiyorum ama belki 10, belki 20 şehir sayarız. Onlardan biri İzmir. Bir kere buranın dünyanın ticaret merkezlerinden biri olması, tarihi olarak böyle bir özelliğinin olması hepimizin hatırlaması ve nedenini düşünmemiz gereken bir kimlik özelliği. İzmir hangi özelliği ile 1800’lü yılların ortalarında Akdeniz’in bütün ticaretinin yüzde 40-50’sinin gerçekleştiği bir yerdi acaba. O günden bugüne eğer biz bu özelliğimiz kaybettiysek, neden dolayı kaybettik. O yıllarda İzmir’de dünyanın bütün bankalarının şubesi, bütün ülkelerinin konsoloslukları vardı. Levanten kültür o zaman İzmir’e yerleşti. Bunlar aslında o günden bu güne halen bizim genlerimize işlemiş şekilde halen taşıdığımız, potansiyel olarak sahip olduğumuz şeyler. Doğası, tarım potansiyeli, ticaret potansiyeli, tarihi, kültürü, turizmi tabi bütün bunların sonunda, en önemlisi de hoşgörüye dayalı bir demokrasi kültürü, yani aslında bir dünya şehri diyebileceğimiz bir şehirdeyiz biz. Başka yerlerde insanlar dışarıdan o şehre göçtüğü zaman yadırganırlar, biraz dışlanırlar, o yabancılık hali epey devam eder. Ama İzmir’e Türkiye’nin hatta dünyanın neresinden insanlar gelirse gelsin hemen kucaklanırlar, bir süre sonra o insanlarımız da İzmir’in o çok güzel mozaiğinin bir parçası olurlar. O da bizim güçlü yönümüz” sözlerine yer verdi.
“Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız”
Bu dönemin belediyecilik yapılacağı bir dönem olacağını belirten Tugay, “Belediyecilik anlamında ne yapmamız gerektiği belli. Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız. Trafiğinin rahatlaması için nelerin yapılması gerektiğine dair detaylı açıklamayı ben yapacağım size. Ana arterlerde sıkışıyor trafik, buralarda yapılacak pek çok düzenleme var. Akıllı trafik sisteminden tutun, pek çok noktada kavşak düzenlemelerine kadar. Zafer Payzın kavşağında, 3 şerit oradan sağdan soldan birer şerit daha 5 şerit trafik geliyor, tam köprüye 2 şerit olarak çıkıyor. Bu kadar basit. Projeler hazır. Bir an önce bunlar yapılsa, bütün o 2 şeride düşen kavşaklarda genişleme yapılsa, bir sene içerisinde yapılabilecek çalışma bunlar, anında rahatlayacak. Birkaç noktada köprülü kavşak, alt geçit, bunların yapılmaması için bir neden yok, çok büyük maliyetleri olan, altından kalkılamayacak işler değil. Dün akşam arkadaşlarımızla saat 01.00’e kadar sizlere sunacağımız kitabın içeriğini çalıştık. Pek çok çözüm önerimiz var. Örneğin, Halkapınar aktarma istasyonunda insanlarımız sıkıntı yaşıyorlar. Aktarma istasyonlarında sıkıntılar var. Biz aktarma istasyonlarını size görselleriyle göstereceğiz, düzenleyeceğiz, ama bu düzenleme aktarma istasyonlarını aynı zamanda yaşam merkezine çevirecek. Orada oturup çay kahve içecek bir kafeterya da olacak, bir süper market de olacak ki insanlar evine gitmeden önce uğrayıp alışveriş de yapacak. Yazın güneşten, kışın soğuktan, rüzgardan, yağmurdan korunduğunuz, tertemiz, pırıl pırıl bir yaşam alanına dönüşecek aktarma istasyonları. Mesela Mavişehir İZBAN’da insanlar iniyor, Mavişehir’e gelirken tarla gibi bir şeyin içinden geçiyor. Böyle alanları da aynı şekilde düzenleyeceğiz. Bu şekilde dokunacağımız çok yer var. Çok fazla akla gelmeyen, ama çok önem verdiğim bir şey, çünkü insanlarımızın orada sıkıntı yaşadığını biliyorum” dedi.
İZBAN seferleri sıklaşacak
Ulaşım hizmetlerine de değinen Tugay, “İZBAN’da sefer sayıları yeterli gelmiyor. Neden daha sık sefer sayıları yapılmıyor diye düşünüldüğünde kimse bunun cevabını vermiyor. Ben vereyim cevabını; İZBAN, yüzde 50’si büyükşehir belediyesinin yüzde 50’si de TCDD’ye ait olan bir şirket. Bir sinyalizasyon güncellemesi ihtiyacı var. O olmadan şu anda 12 dakikada bir olan seferler daha sık hale gelemiyor. TCDD’nin sorumluluğunda olan bir konu. Maalesef bu ortaklık şu anda çok sağlıklı şekilde işlemiyor. AK Parti’nin adayı sayın AK Parti genel başkan yardımcısı sefer sıklığını artıracağız diyor. Ben de aynı şeyi diyorum, mutlaka artırmalıyız. Peki bugün neden artırılmıyor dendiğinde cevabı bu. TCDD üzerine düşeni yapmadığı için. Ama ben asla bu ya da benzeri konuları bahane olarak İzmir halkının önüne getirmeyeceğim. Konuşarak mı, anlaşarak mı olur farklı bir yol mu bulunur, bütün sorumluluğu üzerimize alarak mı olur, her ne olacaksa olacak ama o sinyalizasyon güncellemesi yapılacak daha daha sonra sefer sayıları sıklaştıracak. Öyle olduğu zaman bugün o İZBAN’da yaşanan sıkıntılar çok azalacak” ifadelerini kullandı.
“Sürekli altyapı çalışması devam etmeli”
İzmir’in altyapı sorunları da olduğunu hatırlatan Tugay, “Bütün şehirlerin aslında altyapı sorunu var. Büyük şehirlerde böyle 4,5 milyonluk bir şehirde altyapı sorunu olmaması mümkün değil. Sürekli ve devamlı bir altyapı çalışmasının yürümesi lazım. Bir yenileme gerekiyor, beraberinde kapasite artırımı gerekiyor. Bununla ilgili zaten şu andaki büyükşehir belediyemiz epey çalışma yaptı, mesafe yaptı, onların bıraktığı yerden mümkünse biraz daha hızlandırarak, nerede arıtma eksikse, nerede kanal kapasitesinin artırılması gerekiyorsa bununla ilgili çalışma da yapılacak. Yağmur yağıyor hava kötü oluyor, deniz yükseliyor, Alsancak’ta ya da Karşıyaka yelken kulübünün orada deniz taşıyor ve şehri su basıyor. Bununla ilgili yapılacak şey belli. 6 ay gibi bir sürede yapılacak, ondan sonra asla böyle bir problem olmayacak. Bir zamanlar Mavişehir’de bu problem yaşanıyordu, yapılan kıyı seti, ki bunda benim de katkım vardır, orada yaşanan ilk baskında anladım ki deniz durdurulamıyor, deniz yükseliyor ve Mavişehir’in zemini daha aşağıda olduğu için bu baskının önlenmesinin tek yolu denizin önüne set yapılması. Onun gibi düşünüp bir sefer yapıldığında bir daha bu sorun yaşanmayacak” dedi.
25 bin yeni konut
İzmir’in toplu konut ve kentsel dönüşüm konusunda çok başarılı bir geçmişi ve kültürü olduğunu ifade eden Tugay, şöyle konuştu: “Bu dönemde bizim tekrar o eski kararlılıkla benzer projeleri hayata geçirmememiz için hiçbir neden yok. Ege Koop Başkanı Hüseyin bey ile konuşurken sağ olsun o da söylemişti; bu dönem en az 25 bin yeni sosyal konutu belediye işbirliği ile yapmamamız, insanlara makul fiyatlarla bu konutları sunmamamız için hiçbir neden yok. Beraberinde bazı bölgelerde alacağımız revizyon plan kararlarıyla kentsel dönüşümün önünü açmamak, hızlandırmamak için yine elimizi, kolumuzu tutan hiçbir şey yok. Bunlar da yapılır. İzmir’in kendi kentsel dönüşüm, toplu konut kültürü çerçevesinde herhangi birine rant sağlamadan, yandaşlara özel fırsatlar sunmadan, sadece ve sadece halkın çıkarını düşündüğümüz modellerle, belediye de her anlamda üzerine düşeni yaparak uygun fiyatla alan sağlayacak, altyapısını, ulaşımını sağlayacak. Daha önce İzmir’in belediyelerinin defalarca yaptığı gibi bu dönemde de insanlarımıza yeni konutlar yapabiliriz, kentsel dönüşüm konusunda da üzerimize düşeni yapabiliriz. Bunlar zannediyorum biraz fikir vermiştir.”
“Çöpü, yakma tesisi ile halledeceğiz”
“Harmandalı’na çöp dökmek istemiyoruz” diyen Tugay, “Bütün dünyanın yaptığını yapacağız, bu çöpü yakarak yok edeceğiz. Bir yakma tesisi ile bu çöpü yok edeceğiz. Türkiye’de başarılı örnekleri var, dünyanın uluslararası finans kuruluşları bu konuda bizlere kaynak sağlamaya hazır. Çünkü zaten o yakmayla elde ettiğiniz elektrik aynı zamanda kendi maliyetini karşılıyor. Böyle bir avantajı var. Dolayısıyla çözüm yolu belli. En hızlı şekilde böyle bir tesis kurarak çöp konusunu da halledeceğiz. Bir sürü şeyi burada anlattım. Ama şunu söyleyeyim ben doktorum, ben bilim insanıyım. Ben bilime inanırım. Eğer bize bu işleri bilenler, bilgi, tecrübe sahibi olanlar, bilim insanları yol gösteriyorsa ki bu İzmir’de bu var, Türkiye’de bu var. ya da bilginin olduğu her neresiyse biz oraya gidebiliyorsak, yakında bazı yurtdışı ziyaretleri yapmayı planlıyorum, şimdiden İzmir adına bazı sözler almayı planlıyorum. Bunu yapabilirsek eğer ondan sonra önümüzde çözülmeyecek hiçbir şey yok” açıklamasında bulundu.
Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan ise, “Demokrasilerin olmazsa olmazları siyasi partiler ve arkasından gelen sivil toplum kuruluşlarıdır. Biz yıllarca arkadaş, kardeşçe memleket, mezhep ayırmadan birlikte yürüdük. Katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu. – İZMİR
]]>Ülkemizde ilk sırada görülen kanserlerin dünya sıralaması ile benzerlik gösterdiğini belirten Erzurum Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzman Doktoru Ayşe Ceylan Demirel, Erzurum’un ise ilk beş kanserin sıralamasında ve kanser sıklığında dünyadan ve ülkemiz genelinden bazı farklılıklar bulunduğunu belirterek, “Kadınlarda, özellikle tiroid kanseri Türkiye’de yüz bin kadının 22,1’inde görülüyor iken ilimizde bu sayı 42,6’dır. Mide kanseri ise Türkiye’de yüz bin kadının 6,5’inde görülüyorken ilimizde bu sayı 19,5’tir. Erkeklerde ise özellikle mide kanseri sıklığı Türkiye’de yüz bin kişide 14,1 iken ilimizde 39’dur. Tiroid kanseri ülkemizde kadınlarda en sık görülen ikinci kanser iken erkeklerde sekizinci sıradadır.” dedi.
“Mide kanseri sıkça görünüyor”
Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Bülteni’nde kaleme alınan yazıda 2018 yılı Türkiye Kanser İstatistikleri Raporunda belirtildiği üzere dünyada da kadınlarda tiroid kanseri sık görüldüğünü ifade eden, Uzm. Dr. Ayşe Ceylan Demirel, “Rapora göre tiroid kanseri risk faktörleri kadın cinsiyet, obezite, çocukluk çağı radyasyon maruziyeti, radyo aktif iyot alımı (I131), iyot eksikliği olarak belirtilmiştir. Bununla birlikte diğer ülkelerdeki artışlarla da ilgili olarak yapılan araştırmalarda kanser risk faktörlerinde artış gözlenmediği, fakat kanser tanısında gelişen teşhis işlemleri, teknikler ve kanser kayıtlarının iyi yapılmasıyla kanser sayılarındaki artışın gözlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Mide kanseri, ilimizde hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık görülen 3. kanserdir. İlimizdeki bu yüksek oran için öncelikle Erzurum’da mide kanserinin neden bu kadar sık olduğunun araştırılması ve mide kanseri gelişiminin önlenmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir.” şeklinde konuştu.
“Akciğer kanserinde sigara önemli bir etken”
Doktor Demirel, mide kanserinde bilinen risk faktörleri; beslenmede tütsülenmiş ürünler, salamura yiyecekler, işlenmiş et ve tuzlu gıda tüketimi, helicobacter pylori enfeksiyonu, bazı kalıtsal hastalıklar (lynch sendromu, li-fraumeni sendromu gibi), alkol kullanımı ve sebze, meyve tüketiminin az olması şeklinde açıklandığını hatırlatarak, “Mide kanserinden korunmak için risk faktörlerine dikkat etmek gerekmektedir. Akciğer kanseri hem yeni tanı alan kişi sayısı hem de kanser nedenli ölüm sıralamasında ilk sırada olmasının yanında tanı aldığı anda yüzde 52,7’sinde uzak organlara yayılım (metastaz) yapmıştır. Akciğer kanserinde en önemli risk faktörleri tütün ve tütün ürünleri kullanımı ve maruziyeti, asbest ve radon gazıdır. Akciğer kanserinden korunmanın en önemli yolu tütün ürünlerinin kullanılmamasıdır. İlimizde de tütün ürünleri sık olarak kullanılmaktadır. Prostat kanseri erkeklerde ikinci sıklıkta görülmektedir. Risk faktörleri 50 yaş üzerinde olmak, ailede birinci derece akrabalarda prostat kanseri tanısı olması, hayvansal gıdalardan yoğun beslenme ve bazı kimyasallara maruziyettir. Prostat kanserinden korunmak için öncelikle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının edinilmesi ve genellikle 50 yaşından itibaren ve birinci derece akrabasında prostat kanseri görülenlerin 40 yaşından itibaren üroloji uzman hekimine düzenli olarak muayene olması önerilmektedir.” diye konuştu. – ERZURUM
]]>