Kurtulmuş, Fatih Belediyesince Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Sivil Toplum Kuruluşları İftar Buluşması Programı”nda yaptığı konuşmada, kendisinin de bir Fatihli olduğunu belirterek bu iftar sofrasında Fatih’te, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Herkesin Gazze’deki olayları acılar ve hüzünlerle takip ettiğini ifade eden Kurtulmuş, İsrail’in Gazze topraklarındaki saldırılarının ramazanda da durmadan devam ettiğini, bu saldırıların artık bir trajediye dönüştüğünü söyledi.
“Bu yaşadığımız, modern zamanlarda karşılaşılan, soykırım haline dönmüş olan bir vahşettir.” diyen Kurtulmuş, bu vahşetin sadece Binyamin Netanyahu ve hükümetinin ya da siyonist İsrail rejiminin defterine yazılan bir zulüm değil, aynı zamanda bütün insanlık için de bir sınav olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu işe seyirci kalanlar, bu saldırıların arkasında duranlar, kayıtsız şartsız destek verenler ya da lafı eğip bükerek bir şekilde buradan kurtulabileceğini zannedenler kendilerini ortaya koydular. Bu süreç içerisinde dünyanın dört bir tarafında insanlık cephesi diyebileceğimiz, kalbinde vicdani duyguları olan; dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun bu vahşeti asla kabul etmeyen, kendi ülkelerinin hükümetlerine rağmen meydanlara, sokaklara çıkan, üniversiteleri dolduran, ‘Yeter artık bu zulmü durdurun.’ diyen çok sayıda insaf, vicdan sahibi insan olduğunu gördük. Sokaklarda bu kadar hareketli bir şekilde siyonist rejime karşı büyük bir insanlık duruşu sergilenmesinin arkasında sivil toplum kuruluşlarının, güçlü organizasyonların büyük payı vardır. Bu anlamda ülkemizde de sivil toplum kuruluşlarının her zaman olduğu gibi masumdan ve mazlumdan yana tavır aldığını görüyoruz ve bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz.”
“Dünyada hakkaniyete, adalete dayalı bir sistemin kurulmasından başka hiçbir çıkar yol yoktur”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023’ten itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, TBMM Başkanı olarak da kendisinin ve arkadaşlarının ana gündeminin Gazze diplomasisi olduğunu anlatan Kurtulmuş, bu süreçte Türkiye’nin tutumunu ortaya koymak, Gazze’de acil bir ateşkes ile insani yardımların yapılması için seferber olduklarını kaydetti.
Kurtulmuş, Türkiye’nin uluslararası alanda ortaya koyduğu bu gayretli çabalarının karşılığının görülmeye başlandığını hissettiklerini ifade ederek “Artık sözün bittiği bir noktadayız. Bu olaylar bir kere daha teyit etmiştir ki dünyada hakkaniyete, adalete dayalı bir sistemin kurulmasından başka hiçbir çıkar yol yoktur. Çünkü Gazze’de yapılan bu zulme seyirci kalan insanlar değildir, dünyadaki küresel, siyasal sistemdir. Bu sistem çökmüş, zaten çoktan çöp tenekesine atılmıştır. Ancak bu vesileyle siyasal yeni bir yapının ortaya konulabilmesi, yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesine ihtiyaç vardır. Bunun için sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’ye ihtiyaç var.” diye konuştu.
Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanına başvurusuyla Filistin davasında yeni bir dönemin başladığına işaret eden Kurtulmuş, bu dönem en ağır sorumluluğun Türkiye’nin üstüne düştüğünü belirtti.
Gelecekte belki uzun yıllar sürecek olan mücadelenin üç ana eksenine işaret eden Kurtulmuş, “Bunlardan birisi, Netanyahu ve hükümetinin, siyonist rejiminin uluslararası alanda yalnızlaştırılmasıdır. İkincisi, İslam dünyasının bir kararsızlık içerisinde değil, güçlü bir yapıya kavuşturulması için birliğimizi artıracak çalışmaları ortaya koyabilmektir. Üçüncü alan ise yeryüzündeki bütün hak ve adalet bağlılarını, vicdanı duygularla dolu olan bütün insanları kapsayacak şekilde insanlık cephesini güçlendirmek, tahkim etmektir. Bunlarla ilgili olarak Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarımızın, akademinin, siyaset çevrelerinin birlikte çalışarak bu alanları tahkim etmemiz ve sonuç almamız lazım.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, verilen mücadelenin sonunda, başkenti Kudüs olan, 1967 sınırlarında, tam manasıyla toprak bütünlüğü sağlanan bir Filistin devletinin kuruluşunun gerçekleşeceğini vurguladı.
“Sivil toplumun, siyasetin, bilginin gücüyle hep birlikte ilerleyeceğiz”
Son 20-25 yıldır birçok ülkede istikrarsızlığın ortaya çıktığını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye’nin yer aldığı coğrafyadaki ülkelerin içinde bulunduğu durumun ana nedenlerinden birinin de güven ve istikrarı kaybetmeleri olduğunu söyledi.
Kurtulmuş, “Türkiye olarak hem güven konusunda hem istikrar konusunda fevkalade emin adımlarla ilerliyoruz. Bunu bozmaya çalışanlara da fırsat vermeyeceğiz. Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve toplumsal olarak istikrarsızlaşması için çaba sarf edenleri biliyoruz; onlara fırsat vermeyeceğiz, onların Türkiye’yi istedikleri gibi at koşturacakları bir alana çevirmelerine fırsat vermeyeceğiz. Bunun için sivil toplumun, siyasetin, bilginin gücüyle hep birlikte ilerleyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle fotoğraf çektirdi.
]]>BM Güvenlik Konseyinde (BMGK), çatışmada sivilleri koruma başlığı altında Sudan’daki gıda güvencesizliğine ilişkin durum görüşüldü.
Burada üye ülkeleri bilgilendiren BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi Operasyonlar ve Savunma Birimi Direktörü Edem Wosornu, Sudan’da 11 aydır süren çatışmanın siviller üstündeki korkunç etkisine dikkati çekti.
Wosornu, “Bugün, Sudan’da çok büyük etkisi bulunan ve hızla artan gıda güvencesizliğine karşı uyarıda bulunmak için bir araya geldik.” dedi.
Sudan’da siviller ve sivil altyapılara yönelik saldırıların bazılarının, insanlığa karşı suç teşkil edebileceği konusunda uyarı yapıldığını anımsatan Wosornu, Kordofan eyaletinde halkın yüzde 90’ının acil seviyede gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.
Wosornu, insani yardım ortaklarının tahminlerine göre, bölgede gelecek aylarda 220 binden fazla çocuğun açlık nedeniyle hayatına kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
“18 milyon insan gıda kriziyle karşı karşıya kalma riskinde”
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Müdür Yardımcısı Maurizio Martina ise özellikle Darfur’da gıda güvencesizliğine ilişkin durumun çok endişe verici olduğuna dikkati çekti.
Açlık krizini çatışmanın tetiklediğinin altını çizen Martina, “Çatışma yeni bölgelere yayılırken gıda güvenliğini etkiliyor. Çatışmanın güneydoğu eyaletlerine yayılması hasat dönemine çok büyük etki ediyor.” uyarısını yaptı.
Martina, Sudan’da yaklaşık 18 milyon insanın gıda kriziyle karşı karşıya kalma riskinde olduğunu ve tarım sisteminin korunmasının şart olduğunu belirtti.
Üye ülkelere tarım faaliyetlerine yardım sağlama çağrısında bulunan Martina, BMGK’nin bu ay Sudan’da ateşkes ve engelsiz insani yardım çağrıları yapılan kararı kabul ettiğini ancak sahada büyük gelişme olmadığını söyledi.
“Zaman daralıyor”
Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktör Yardımcısı Carl Skau ise bölgede 28 milyon kişinin gıda güvencesizliğiyle mücadele ettiğini bildirdi.
WFP’nin yardım operasyonlarının erişim ve kaynak eksikliği nedeniyle baltalandığını aktaran Skau, sınır ötesi yardım operasyonlarının hem çok pahalı hem de yetersiz olduğunu ifade etti.
Skau, Sudan’daki çatışmanın dünyadaki en büyük yerinden edilme krizini tetiklediğini belirterek, 8 milyon insanın yerinden edildiğini dile getirdi.
“Zaman daralıyor.” uyarısında bulunan Skau, BMGK’nin harekete geçmesi ve Sudan için kabul edilen 2470 sayılı kararın uygulanmasını sağlaması gerektiğini belirterek, böylelikle Sudan ve bölgede açlık krizinin engellenebileceğini söyledi.
Sudan’daki iç savaş
Sudan’da Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasındaki ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), Aralık 2018’deki halk ayaklanması sonrasında yönetimi ele geçirip yaklaşık 30 yıl iktidarda kalan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in Nisan 2019’da devrilmesinin ardından sivillerin katılımıyla oluşturulan hükümette yer almış, 2021’de ise sivil hükümete karşı birlikte darbe düzenlemişti.
Ordu ile HDK’nin, askeri ve güvenlik reformu kapsamında HDK’nin orduya entegrasyonu meselesinde anlaşmazlığa düşmesinin ardından 2023’ün nisan ayı ortasında iç savaş patlak vermişti.
Birleşmiş Milletlere göre, dünyadaki en büyük yerinden edilme vakasının yaşandığı ve dünyadaki “en büyük açlık krizinin” yaşanabileceği uyarısında bulunulan Sudan’da, ordu ve paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki çatışmalarda yaklaşık 14 bin kişi hayatını kaybetti, 8 milyon kişi yerinden edildi.
İç savaş nedeniyle 19 milyon çocuğun okula gidemediği ve nüfusunun yaklaşık yarısına tekabül eden 25 milyon insanın yardıma muhtaç hale geldiği ülkede, Dünya Gıda Programı’nın 5 Şubat’taki son raporuna göre, yaklaşık 18 milyon Sudanlı akut gıda güvensizliği yaşıyor ve bunların 5 milyonu açlığın eşiğinde.
Uluslararası toplumdan gelen ateşkes çağrılarına rağmen Sudan’da taraflar arasındaki çatışmalar ramazanda da sürüyor.
]]>Sullivan, NBC ve CNN’e röportaj verdi. ABD Başkanı Joe Biden’a Refah’taki sivillerin korunmasına ilişkin bir plan sunulmadığını kaydeden Sullivan, ” Gazze’nin diğer tarafında yürütülen operasyonlar nedeniyle küçücük bir alana sıkıştırılmış 1 milyon kişiden bahsediyoruz. Aynı zamanda tüm insani yardım sistemi de burada.” dedi.
“ASKERİ OPERASYON İSTEMİYORUZ”
Sullivan, sivilleri koruyacak, güvenlik, gıda, kıyafet ve barınak sağlayacak bir plan olmadan Refah’ta ilave “askeri operasyon” istemediklerini İsrailli yetkililerle tüm görüşmelerinde açık bir şekilde dile getirdiklerini belirtti. Planı görene kadar Biden’ın İsrail’e silah satışını askıya alma ihtimali bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Sullivan, varsayımda bulunmak istemediğini, görüşlerini İsrail’e net bir şekilde aktardıklarını, bu çerçevede Tel Aviv’in dönüş yapmasını beklediklerini bildirdi.
“ATEŞKES GÖRÜŞMELERİNDE GENEL BİR ANLAYIŞ SAĞLANDI”
Sullivan, Paris’te ABD, İsrail, Mısır ve Katar arasında yürütülen görüşmelerle ilgili ise detaya girmeyeceğini ancak esir takası ve çatışmalara aranın nasıl yürütüleceği konusunda “genel bir anlayış” sağlandığını dile getirdi. Mısır ve Hamas yetkililerinin Katar’da ilave görüşmeler yapacağını aktaran Sullivan, konuya ilişkin nihai anlaşma sağlanması için çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, “Bekleyip, göreceğiz.” dedi.
YERİNDE EDİLMİŞ FİLİSTİNLİLERİN SIĞINDIĞI REFAH
Gazze’nin güneyinde Mısır sınırında yer alan Refah şehri, İsrail saldırılarından önce yaklaşık 280 bin Filistinliye ev sahipliği yapıyordu. İsrail’in 7 Ekim’deki saldırıları nedeniyle 2,3 milyon nüfusa sahip Gazze Şeridi’nde 1,9 milyon kişi yerinden oldu. Yerinden edilen Filistinlilerin büyük bölümü, İsrail’in daha önce “güvenli olduğunu” iddia ettiği Refah’a sığındı. Kuzey bölgelerden gelenlerle Refah’ın nüfusu 4 katından fazla artarak 1,4 milyona ulaştı. Yeterli konut olmaması nedeniyle Refah’a sığınan Filistinlilerin büyük bir bölümü derme çatma çadırlardan oluşan kamplarda yaşam mücadelesi veriyor.
İSRAİL’İN REFAH PLANI
İsrail güçleri, Refah kentini sık sık hava saldırılarıyla hedef alıyor. İsrail’in Refah kentine kara saldırısı başlatması halinde sivillerin Gazze Şeridi’nde sığınacak bir yerinin kalmayacağından endişe ediliyor. Netanyahu, 9 Şubat’ta İsrail ordusu ve güvenlik teşkilatına “Refah’a saldırı planı hazırlanması” talimatını vermişti.
İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE SON DURUM
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi. İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.
GAZZE’DEKİ CAN KAYBI 30 BİNE YAKLAŞTI
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bin 660’ı çocuk, 8 bin 570’i kadın olmak üzere 29 bin 692 Filistinli öldürüldü, 69 bin 879 kişi yaralandı. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor. İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 403 Filistinli hayatını kaybetti.
579 İSRAİL ASKERİ ÖLDÜRÜLDÜ
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 240’ı karadan işgal sürecinde olmak üzere 579 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.
24 KASIM’DAKİ ATEŞKES
Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
LÜBNAN SINIRI DA HAREKETLİ
İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana yaşanan çatışmalarda 212 Hizbullah mensubu, 11 Emel mensubu, 12 Filistin İslami Cihad Hareketi ve 12 Hamas Hareketi mensubunun yanı sıra 43 Lübnanlı sivil, 1’i asker 2 Lübnan güvenlik görevlisi, 6 İsrailli sivil ve 11 İsrail askeri hayatını kaybetti.
]]>