(MANİSA)- CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, 301 işçinin yaşamanı yitirdiği Soma maden faciasının üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala adalet arayışının sürdüğüne dikkat çekti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Soma faciasının 10. yıl dönümü olan 13 Mayıs’ta Soma’da olacağını ifade eden Özalper, “Bu yıl 13 Mayıs’ta çok daha farklı bir şey yapmak istiyoruz. Gümbür gümbür, çok kalabalık olarak adalet arayışımızı yüksek sesle tekrar tekrar bağırmak istiyoruz. Soma, kanayan bir yara. Bu yaraya belki de bir parça merhem olabilmek adına tüm Soma davasına, mücadelesine destek veren herkesi Soma’ya bekliyoruz” dedi.
Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında meydana gelen faciada 301 maden işçisi yaşamını yitirmiş 162 işçi ise yaralanmıştı. Madenci ailelerinin adalet arayışının halen sürdüğü facianın 10’uncu yıl dönümüne sayılı günler kala, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, 10 yılda değişen hiç bir şeyin olmadığını, adaletin sağlanamadığını söyledi. Özalper, “Son olarak yapılan mahkemede hep birlikteydik. Çok üzüldük. Mahkemede de üzüldük. Çünkü 10 yıl geçmiş ve kamu görevlileri ancak şu anda mahkeme karşısına çıkıyorlar; vicdanlar sızladı. Çünkü kamu görevlisi ‘Benim burada ne işim var?’ diye sordu. Hepimiz çok üzüldük. Bu hepimizi inciten bir durumdu ve hepimiz çok üzgünüz. Aradan 10 yıl geçti. 10 yıl önce Soma’daydım. O gün tesadüfen oradaydım. ve günlerce eve gitmedik. Çok üzüldük. Aradan 10 yıl geçmesine rağmen aslında çok da değişen bir şey yok. Hala adalet arayışımız devam ediyor” dedi.
CHP MYK SOMA’DA TOPLANACAK
“Soma, kanayan bir yara. Bu yaraya belki de bir parça merhem olabilmek adına tüm Soma davasına, mücadelesine destek veren herkesi Soma’ya bekliyoruz” diyerek çağrıda bulunan Özalper, şunları söyledi:
“Bu yıl 13 Mayıs’ta çok daha farklı bir şey yapmak istiyoruz. Gümbür gümbür, çok kalabalık olarak adalet arayışımızı yüksek sesle tekrar tekrar bağırmak istiyoruz. Çünkü Türkiye vicdanı bu şekilde rahat edecek. Tüm Türkiye için adalet arayışı. Soma, kanayan bir yara. Bu yaraya belki de bir parça merhem olabilmek adına tüm Soma davasına, mücadelesine destek veren herkesi Soma’ya bekliyoruz. 13 Mayıs’ta 15: 05’te yine Madenci Anıtı’nda patlamanın olduğu saatte bir saygı duruşu yapacağız. Öncesinde de bir yürüyüş yapacağız. Sayın Genel Başkanımız orada olacak. Yine MYK’mız orada olacak. MYK toplantısı da tek gündemiyle Soma’da yapılacak. Destek vermek isteyen herkesi ama herkesi Manisa Soma’ya bekliyoruz. Çünkü artık sesimizi duyurmamız gerekiyor. Hep birlikte ‘adalet, adalet, adalet’ diye bağırmak gerekiyor. Çünkü adalet herkese gerekli. Bugün Soma’daki işçilere yarın hepimize gerekli. O yüzden herkesi Soma’ya bekliyoruz.”
“ADALET YERİNİ BULSAYDI BUGÜN İŞÇİ ÖLÜMLERİ YAŞAMAYACAKTIK”
Özalper, 301 madencinin hayatını kaybettiği olayda 450 çocuğun babasız kaldığını vurgulayarak, “Eğer bu patronlar cezalarını çekmiş olsaydı herkes belki kendisine daha farklı bir çeki düzen verecek, işletmelerine daha farklı bir yaklaşım içerisinde olacaktı. Mahkemede konuşulan şey o kadar üzücüydü ki. Maskelerden bahsediliyor. Maskelerin çalışıp çalışmadığını bilmeyen kamu görevlilerinden bahsediyoruz. Yani ne iş yaptığını bilmeyen bir iş güvenliği uzmanından bahsediyoruz. ‘Bu benim yetkimde değil’ diyen bir sorumludan, bir müfettişten bahsediyoruz. Yani bunları düzeltmek gerekiyor. Baştan sona düzeltmek gerekiyor. Adalet yerini bulsaydı bugün zaten bu davalar ya da bu ölümler, bu işçi ölümleri, bu katliamları tekrar tekrar yaşamayacaktık” ifadelerini kullandı.
]]>(MANİSA)- Manisa’nın Soma ilçesinde 10 yıl önce 301 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin 28 kamu görevlisinin yargılandığı davanın ilk duruşması, bugün Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dava 12 Eylül 2024 tarihine ertelendi.
Soma’da 301 işçinin yaşamanı kaybettiği Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında meydana gelen facianın 10’uncu yılında kamu görevlilerinin yargılanmasına başlandı. Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen, 28 kamu görevlisinin yargılandığı davanın ilk duruşması yapıldı. 28 sanıklı davanda sanıklar M.G ve E.B ile diğer sanık müdafileri, İzmir Barosu ve Manisa Barosu temsilcileri, faciada yaşamını yitirenlerin aileleri ile avukatları katıldı.
SANIK M.G “BEN NİYE BURADAYIM, ANLAMIŞ DEĞİLİM”
Duruşmada savunmasını yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi M.G Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında 2011 yılında iş verenin isteğiyle teftişte bulunduğunu söyledi. Bilirkişi raporunun 2012 yılında değişen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanuna göre hazırlandığını ifade eden M.G, kendisinin denetimlerinde söz konusu maden oacağında bir eksikliğin yer almadığını belirterek “Ben niye buradayım, anlamış değilim” dedi. M.G’nin bu sözü üzerine duruşma salonunda bulunan bulunan aileler tepki gösterirken mahkeme başkanı aileleri sessiz olmaları konusunda uyarıda bulundu.
SANIK E.B BERAATINI İSTEDİ
Savunmasını yapan bir diğer isim olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi E.B ise Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında son denetimini 2014 yılının şubat ayında yaptığını belirterek mevzuata uygun olarak denetimlerini yaptığı kaydederek teftişinde maden ocağında mevzuata aykırı bir durum tespit etmediğini söyledi. Yaptığı teftişlerde görevini layığıyla yaptığını belirten E.B, üzerine atılı suçları kabul etmediğini ifade ederek beraatını istedi. E.B ardından söz alan bazı sanık vekilleri ise davanın zaman aşımına uğradı yönünde savunmada bulundu.
“BU BİR ALELADE BİR İŞ CİNAYETİ DEĞİL”
Ailelerin avukatları ise davaya katılım talebinde bulunarak söz konusu davasının görevsizlikle Soma Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini istedi. Davaya Manisa Barosu olarak müdahil olmak istediklerini belirten Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona ise “Bu bir alelade bir iş cinayeti değil, iş kazası değil bu büyük bir katliamdır. Vicdani ve tarihsel sorumluluğumuz var. Manisa Barosu Başkanlığı olarak Avukatlık Kanunun 76. maddeden aldığımız güçle insan haklarını korumak ve savunmak ve aynı zamanda hukukun üstünlüğünü savunmak ve korumak görevi barolara kanunla verilmiş olduğundan dolayı Manisa Barosu Başkanlığı olarak bu davanın tarafı olmak istiyoruz. Katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları olan ailelerin burada katılma taleplerinin de kabul edilmesi gerekir” dedi.
Dosyanın suç tanımlamasının dosyanın içeriğiyle uyuşmadığını da belirten Rona, dosya ile ilgili verilecek cezanın ağır ceza mahkemesinin görev alanına girdiği ve mahkemenin görevsizlik kararı vermesini talep etti.
Duruşmada söz faciada yaşamını kaybedenlerin yakınları ise 10 yıldan bu yana adaleti bulamadıklarını belirterek davaya müdahil olmak istediklerini söyledi.
BAROLARIN KATILIM TALEBİNE RET
Mahkeme heyeti Manisa Barosu, İzmir Barosu ve Bağımsız Maden İş Sendikasını’nın müdahil olma taleplerini ret ederek ailelerin davaya müdahil olma ve davanın görevsizlikle Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ilişkin taleplerin ise incelenerek değerlendirilmesine karar vererek davayı 12 Eylül 2024 tarihine erteledi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
SOMA ADLİYESİ’NDEN DETAY
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Soma ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“SEÇİM AKŞAMI BÜTÜN TÜRKİYE SOMA MANİSA’YI KONUŞACAK”
“Soma faciasından sonra geldik. Soma Kaymakamlığı önünde oturduk, kalkmadık. Ta Ankara’dan heyetler gelene kadar. Sözleri aldık. O sözler tutulana kadar Ankara’da meclisi kapattırmadık. Madencilere verilen sözler kısmen tutuldu ancak madenlerin güvenli olması, madenler güvenli olmadan madenlerin açılmamasına yönelik sözler çok azı tutuldu ama o günden bugüne Türkiye’nin dört bir yanında, Ermenek’ten başlayarak en son İliç’e kadar yine madenciler emeklerinin karşılığını almak yerine hayatlarını veriyorlarsa eğer bu Türkiye’de madencilerin ve emekçilerin daha verecek çok mücadelesi, yürüyecek çok yolu ve hep beraber elde edecek çok kazanımları olduğunu gösteriyor. Benim de size canım feda. Soma’ya gelince böyle duygular çok yüksek oluyor. Madenci kardeşim sesini duyurmak istiyor, emekçi, emekli kardeşim sesini duyurmak istiyor. Biz, o gün buradan yola çıktık. Somalı kardeşlerimizle birlikte büyük bir mücadeleyi verdik. Ama sonrasında çok üzüldük. Çünkü birileri Türkiye’nin başka bir yerinde, sıcak odalarında, ellerinde cep telefonları Twitter’da her seçim akşamı Soma’nın seçim sonuçlarına baktılar, bilir bilmez Soma’ya laf ettiler. Soma’da seçim kaybettiğimiz oldu, belediye başkan adayı gösterdiğimiz kazanamadığımız oldu. Ama Soma’ya, Somalının iradesine, Somalının oyuna, Somalının iyi niyetine, Somalının açık alınlığı, başı dik duruşuna hiçbir zaman laf söyletmedim, söyletmeyeceğim. Ama bu 31 Mart’ta yine Soma konuşulacak. Daha önce seçim kaybettiğimizde konuşanları susturdum. Sen biliyor musun Soma’daki zorluğu. Sen biliyor musun Soma’daki mücadeleyi? Sen anlar mısın açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten dedim. Seçim akşamları onları susturdum. Ama bu seçim akşamı kimseyi susturmayacağım. Bu seçim akşamı bütün Türkiye Soma’yı konuşacak, Manisa’yı konuşacak. Çünkü bu sefer bu meydanı doldurduk ve Somalıların karşısına bu sefer kırk dört yaşında yirmi yıllık bir avukat, Soma davasını ilk günden son güne takip eden, Soma’da siz garibanın, Soma’da bir mağdurun, parası olmayan birinin devlette adliyede ne işi olsa her telefonda git onu bul dediğimiz Soma’nın bir civan mert delikanlısını benim çok değerli bir kardeşimi sizin evladınız Sercan Okur’u aday gösterdik. Gerçekten siyasetçinin telefonu yirmi dört saat durmaz çalar. Gece arar gündüz arar. Bayramda arar. Pazar günü arar. Telefonu açtığında karşındakinin derdini dinlediğinde önemli olan ona bir çözümü söyleyebilmek, onu doğru birine yönlendirebilmektir. Ben siyasete girdiğim günden beri Soma’da kimin başı sıkışsa Sercan’ı biliyor musun dediğimde bilirim der. Sizin Sercan Okur’u tanımayana tanıtmanız lazım. Bilmeyene bildirmeniz lazım. Ben Özgür Özel olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak Sercan Okur’a kefilim, yanındayım, arkasındayım. Ona kefil olun ona bu seçimi siz kazandıracaksınız.
“CENGİZ ERGÜN VERDİĞİ SÖZLERİN HİÇBİRİSİNİ TUTMADI GİTTİ AKP’YE TESLİM OLDU”
Sandık başına gidince dört tane oy kullanılacak. Bu oylardan bir tanesi çok kıymetli, o oy, yakasında bir parti rozeti olmayan, arkasında bir parti gücü olmayan, tek başına çıkmış sizlerden oy isteyen muhtarın oyu. O oy demokrasi açısından en kıymetli oylardan bir tanesi. Bunun için sizden ricamdır. Hangi görüşten olursa olsun muhtarlarımıza sahip çıkalım. Ben hepsine başarı diliyorum. Yolları açık olsun. Hepsine kolay gelsin muhtar adaylarımızın. İkinci oy belediye meclisi için, üçüncü oy Soma’mız için, Sercan Başkanımız için ve dördüncü oy Manisa Büyükşehir Belediyesi için. İlk zamanlarda uzaktan davulun sesi hoş gelir. Manisaspor başkanıymış. Efendim eşi İzmir’denmiş. Ailesi CHP’liymiş diye laflarla bizim çok anlatmamıza, çok itirazımıza rağmen Cengiz Ergün seçildi. Ne yaptı verdiği sözlerin hiçbirisini tutmadı. Ne yaptı Manisa’da Türkiye’nin en pahalı suyunu sattı. Türkiye’nin en pahalı suyunu siz kullanıyorsunuz Cengiz Ergün yüzünden. Ne yaptı ulaşımı aksattı, arap saçına döndürdü. Türkiye’nin ölçek bazında en pahalı toplu ulaşımını siz kullanıyorsunuz. Önce ben de Atatürkçüyüm, ben de cumhuriyetçiyim, ailem sosyal demokrat diyerek oyları toplayan bu insan 2019 seçimlerinde AKP ile işbirliği yaptı. Cumhur İttifakı’nın adayı oldu. Kendi astığı Atatürk resimlerine söylediği birkaç cümleye aldanan Atatürkçüleri ve Manisa’nın güzel insanlarını kahrederek gitti AKP’ye teslim oldu.
“PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE FERDİ BAŞKAN ENGEL OLDU”
Ardından öyle bir dönem başladı ki Manisa’da sokağa çıkmaz oldu. Hiçbir iş yapmıyordu tamamen yapmaz oldu. Ama, Manisa’nın en güzel varlıklarını TÜGVA var ya Erdoğan’ın oğulları TÜGVA’lara, okçuluk vakıflarına, ENSAR vakıflarına peşkeş çekmeye başladı. Tayyip Erdoğan bunu en zayıf yerinden, bir takım davalarından dosyalarından yakaladı. Manisa’nın ne kadar güzel yeri varsa hepsini bunlara vermeye başladı. Verdi verdi verdi en sonunda hepimizin evlendiği nikah dairesini bile TÜGVA’ya verdi. SGK’ya ait Beyaz Fil’i aldılar, yıkmaya kalktılar, peşkeş çekmeye kalktılar, hepimiz itiraz ettik ama Cengiz Ergün nerede, Manisa’nın aleyhine bir şey varsa ona destek verdi. Peki karşısına kim dikildi? Bizim Ferdi. Sonra bir gün Manisa’da eko-turizm yapacaklar. Bir dağın başı. Oradaki alanda eko-turizm alanı ilan etmişler. Oyları vermişler, güzelim ormanın tepesindeki ağaçları kesiyorlar. Sonra bir baktık. Oraya villa yapıyorlar. Ferdi başkan peşine düştü. Yazdık, çizdik. ya bu eko-turizmdi. Bu olmaz. Yürütmeyi durdurma verin diye. Mahkeme davayı açacak ya. Taraflara tebliğ edecek ya. Adrese mektubu celbi yollayacak ya. Yolladığı kağıda bir baktık. Cengiz Ergün’ün kızının ismi. Meğersem o eko-turizm alanını bilinmedik bir turizm diye vermiş. Üstünden üç-beş ay geçmiş. Kızına devretmiş. Güzelim ormanın ortasında kızına villa yaptırıyormuş. Orayı kızına verdi. Kim engel oldu? Yine bizim Ferdi.
“350 DAİRE PARASINI KENDİNE ALMAK İÇİN DEĞİŞİKLİK YAPTI”
Yine bir gün Manisa’da imar plan değişikliği yapıldı. Ana cadde üzerindeki beş katlar, on beş kata çıkarıldı. Oradaki o değişiklik yapılırken oraya bir cümle koymuş. Eğer caddenin üstünde yeri olan bir arsanın devamında içeride de yerleri varsa onlara da on beş kat verilir. Bizim belediye başkanının orada küçük bir yeri varmış. Arkadaki parkla kendi arkasını değiş tokuş yapmış. Arkadaki koca arsaları da beş kattan on beş yapmış. Kaç daire fark ediyor? Üç yüz elli daire. Kaç para fark ediyor? Tam beş yüz milyon lira. Yani üç yüz elli daire parasını bir cümleyle kendine almak için değişikliği yaptı. Önergeyi verdi, verdi kim engel oluverdi yine bizim Ferdi. Şunun için anlatıyorum. Vicdansız, insafsız, gözü doymayan ve iktidarda kaldığı her gün kendini, ailesini, yandaşlarını bu yaptıkları görülünce de tehdit edilince de bütün Manisa’nın varlıklarını birilerine peşkeş çeken birisine karşı tertemiz. Sütte leke var onda yok. Yaptığı işi güzelce yapan her türlü kent suçunun karşısında dimdik ayakta duran, sokakta gezen ve asla ve asla surat asmayan, enerjisi bitmeyen yoksulu gördüğünde, emekçiyi gördüğünde yüzü gülen bir adayımız var. Mimar Ferdi Zeyrek.
“BU İŞİN AK PARTİ’Sİ MHP’Sİ KALMADI”
Bu işin AK Parti’si MHP’si kalmadı. Bu bir genel seçim değil. Bu seçimde artık, belediye başkan adayı seçiliyor. ve dürüst, çalışkan, namuslu sorun çözecek kişilere şehrin anahtarını vereceğiz. Belediyenin anahtarını vereceğiz. Ben size bir şey söyleyeyim. Kendi partisinde olsun. Sayın Devlet Bahçeli’nin karşısına götür. Bir tarafa mevcut belediye başkanını bir tarafa, Ferdi Zeyrek’i. Vallahi de billahi de Devlet Bey kendisi düzgün bir seçim yapacak olsa o belediye başkanı yerine elli kere Ferdi’yi seçer. Elli kere Ferdi’yi seçer. Cengiz Ergün bir kefeye Ferdi Zeyrek’i bir kefeye koyduğunda adaletin terazisi de, vicdanın terazisi de siyasetin terazisinde de Ferdi Zeyrek, ağır basıyor, ağır basıyor, ağır basıyor. O yüzden biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak adaylarımızı sadece Cumhur Halk Partililere değil, şehrini seven, ilçesini seven herkese emanet ediyoruz.
“BEŞLİ ÇETEYE PARA VAR EMEKLİYE YOK”
Bugün sadece Soma’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında televizyonlarının başına geçenler televizyonlarda bir umut, bir müjde bekliyorlar. Bunu bekleyenler, geçim sıkıntısı karşısında ezilenler, hayat pahalılığı karşısında ezilenler, zamlardan ezilenler, en çok da kimler, en çok da emekliler. Bakın meydanlarda bunu soruyorum. Meydanların çok önemli bir kısmı emekli. Canı yanıyor. Meydanlarda, mitinglerde sesimi duyurayım diye buralara koşuyor. Elleri kaldırtıyoruz, on taneden sekiz tanesi neredeyse on bin lira alıyor. Daha iki gün önce TÜRK-İŞ açıkladı. Açlık sınırı 16 bin 200 lira. Emekliler açlık sınırının altı bin lira altında geçinmeye zorlanıyorlar. Yokluğa, felakete, açlığa sürükleniyorlar. Yani TÜRK-İŞ’in hesaplarına göre, DİSK’in hesabı falan değil. Son bir ayda gıda enflasyonu yüzde on beşleri bulmuş. Ama bizim emeklimize o kadar düşük bir enflasyon hesabıyla zam yaptılar ki yüzde otuz üç zam yaptılar, yedi bin beş yüz lirayı on bin lira yaptılar ve açlığa sürüklediler. Ben emekliye para ver deyince, emekliye para verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem diyor. Emekli başına yedi bin lira seyyanen zam sekiz yüz milyon para tutuyor, sekiz yüz milyon lirayı bulabilirsem çalışanların maaşını ödeyemem diyor. Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa bu sene beşli çeteden, zengin müteahhitlerden, holdinglerden, yandaşlardan alması gerekip de vazgeçtiği vergi bu para kadar. Yani beşli çeteye para var. Emekliye para yok. Yani lüks otomobillerine, dünyanın en pahalı makam aracına fakat para var, emekliye yok. Uçan sarayına para var, emekliye para yok. Yazlık sarayına para var, emekliye para yok. Eğer emekliye para yoksa, 31 Mart’ta oy da yok. Öyle mi? Tayyip Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Ben Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim. Siz de sana da oy yok deyin. Belki duyar. Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Oy yok, oy yok. Duyar da, duyar da bir şey yapar mı? Yapmaz. Çünkü o garibanın sesini, ezilenin sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin sesi, hep patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber.
“TEK ÇARE VAR O DA BİRLEŞMEK, BİRLİKTE OLMAK, BİZ BUNA TÜRKİYE İTTİFAKI DİYORUZ”
Soma olmuş, ders gibi. Biri diyor 3600 ek gösterge. Biri diyor motorum var mazotum yok. Biri diyor taşerondaydım, kadromu alamadım. Bir tanesi söylüyor. On lirayı gösteriyor cebimde bu kaldı diyor, ben emekliyim diyor. Cebimde bu kaldı diyor. Bu çarelerin, bu sorunların hepsinin çaresi vallahi ne bende, ne bir başkasında. Çaresi sizde, çaresi sandıkta. Şimdi bundan sonra hep birlikte yapacağımız bir şey var. 31 Mart tarihinde sandık başına gittiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nin adaylarına oy vereceğiz. Ama bu adaylar CHP’nin adayları değil. Bu adaylar büyük bir ittifakın adayları. Bu ittifakın adı Soma’da Soma ittifakı. Manisa’da Manisa ittifakı Türkiye’de Türkiye ittifakı. Bu ittifakın rengi kırmızıyla beyaz. Ay yıldızlı al bayraktan alıyor rengini. İçinde sosyal demokratlar var. Milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Bu partiye oy versin diye kimseyi ayırmıyoruz. Türk’ünü, Kürt’ünü, Laz’ını, Çerkez’ini, Karadenizlisini, doğulusunu, güneydekini, Manisa’dakini ayırmıyoruz. Soma’mızda, Karadeniz’den olanlar var. Güneydoğu’dan olanlar var, İç Anadolu’dan olanlar var. Buraların yerli olanları var. Ama herkes var. Sorun var. Ama, çözümde bir tek çare var. O da birleşmek, birlikte olmak. O yüzden biz buna Türkiye İttifakı diyoruz. Türkiye İttifakı kimden oy bekler. Türkiye İttifakı, milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan oy bekler. Türkiye İttifakı, Filenin Sultanları kazandığında kim gözyaşı döküyorsa onlardan oy bekler. Kimin karnı açsa, kimin maaşı yetmezse, kimin iş güvencesi yoksa, kimin çocuğu yurt dışına gitmek istiyor ve endişeleniyorsa onlar Türkiye ittifakındadırlar. Türkiye ittifakının renkleri bayrağımızın renkleridir. Kırmızı ve beyaz. Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Öyle bedelli askerliğe kaçanlardan değil, gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz. Zenginler bir yanda dururken, emeği sömürülen işçiden, fukaralardan, garibanlardan, emeklilerden, emekçilerden, genciyle, yaşlısıyla, bu memleketin güzel insanlarından oy istiyoruz. 31 Mart günü, Soma’yı Sercan Okur’a, Manisa’yı Ferdi Zeyrek’e. Bu iki genç adayımız, yaşları birbirine denk, ikisi de birbirinden yakışıklı, ikisi de birbirinden çalışkan, ikisi de birbirinden namuslu, bu iki evladımızı, bu iki kardeşimizi sizlere emanet ediyorum. Onları 1 Nisan sabahının belediye başkanları yapmaya söz mü? Size güveniyorum, size inanıyorum. Onları size, sizi de allaha emanet ediyorum.”
]]>