Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Gençlik Aşkıyla Yeniden İstanbul” programında gençlerin sorularını yanıtladı.
Moderatör Pelin Çift’in “Sayın Cumhurbaşkanım gençler, buradakiler 21-22 yaşında. Keşke bu yaşlarda olsaydım dediniz mi?” sorusuna Erdoğan, “Nasıl istemeyiz?” karşılığını verdi.
Erdoğan, bir gencin, “İstanbul’un her sokağında iziniz var, her köşesini tanıyorsunuz. Ara ara İstanbul’da mesai saatleriniz oluyor. İstanbul’a geldiğinizde özellikle gitmek istediğiniz bir yer var mı?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:
“İstanbul’da eserlerimizde zaten dinleniyoruz. Mesela bunlardan bir tanesi, burada sık sık programlarımız oluyor, İstanbul Kongre Merkezi burası. Tabii bir de Atatürk Kültür Merkezi var. Atatürk Kültür Merkezi için de maalesef bu malum camia, solaklar, dediler ki; ‘Burasını yapamayacaklar.’ Biz Atatürk Kültür Merkezi’ni, geçmişinden çok daha iyisini, çok daha güzelini yaptık mı? Yaptık. Şimdi orada bütün eserler sergileniyor ve onları tabii izlemek için biz de oradaki programlara katılıyoruz.”
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde İstanbul’da yaptığı eserler olduğunu kaydeden Erdoğan, “Ne onlar? Millet bahçeleri. Ama şimdi Ekrem efendi o millet bahçelerini bilmez. Atatürk Havalimanı’nın içerisinde millet bahçesine başlandı, onu mahkemeye götürdü ve oranın yapım sürecini durdurdu. Ama Allah’ın izniyle onu biz şimdi seçim sonrası yoluna koyacağız.” dedi.
“Bu zat İstanbul’a bir şey katmadı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programdaki bir genç kızın arkasında yer alan Kız Kulesi silüetine işaret ederek, bu yapıyı da restore ettiklerini hatırlattı.
“Gençliğinizde İstanbul’da en fazla vakit geçirdiğiniz yer ile şu an İstanbul’da özlediğiniz yer aynı yer mi?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:
“Aynı yer olur mu? İstanbul o kadar değişimden geçti ki bütün bu değişim süreci içerisinde yenilenen İstanbul’da, bu yenilenme harekatıyla beraber, o yenilenen yerlerde oraların son hali nedir, buna baktık ve son haliyle oraları gezip gördük. Şimdi üstümüzde bizim Muhsin Ertuğrul (İBB Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi) var. Bu Muhsin Ertuğrul ufacık bir yerdi. Biz burayı (İstanbul Kongre Merkezi) yaparken, orayı da yaptık. Onun için ne gösteriler yaptılar ama biz onların gösterilerine bakmadık, orayı yaptık, bitirdik ve tekrar tiyatroseverlerin hizmetine sunduk.”
Pelin Çift’in “Sayın Cumhurbaşkanım, bana sanki siz Fatih, hani tarihi çok seviyorsunuz ya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Ayasofya, oraları görmeyi daha ziyade tercih edermişsiniz gibi geliyor.” değerlendirmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
“Ayasofya’yı zaten onu son acı halinden, bu mevcut Ayasofya-i Kebir haline dönüştürdük. Tabii oraya gitmeden olmaz. Gidiyoruz ve Ayasofya’nın şimdi son halini görmenin mutluluğu, bahtiyarlığı içerisindeyiz. Bir taraftan da Sultanahmet bir başka güzel oldu. Süleymaniye hakeza öyle, Fatih’imiz hakeza öyle. Buraları gezmeden, görmeden olmaz. Eyüpsultan keza öyle. Dolayısıyla buralarda aynı şekilde gezerek görerek, son durumları nedir bunu da görüyoruz. İstanbul’da, tabii bizim bıraktığımız İstanbul aynen durmuyor. Çünkü bu zat İstanbul’a bir şey katmadı ki, verdiği bir şey yok. Sen bir İstanbullu olarak böyle bir şey gördün mü İstanbul’da? Biz CHP’yi çöp, çukur, çamur olarak hep tanımladık. Şu anda gene aynı. Bakıyorsunuz, şöyle bir asfalt dök ya. Yok, her taraf çukur. Ama inşallah pazar günü devran Allah’ın izniyle değişecek. İstanbullu bir 5 yıl daha bu adama İstanbul’u vermez. Şimdi biz ‘Yeniden İstanbul.’ diyoruz ve inşallah İstanbul’u gerçek sahiplerine teslim edeceğiz.”
“Vatandaşlarımın İstanbul, Ankara, İzmir’de bunlara bir daha yol vermeyeceğine inanıyorum”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gencin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili “CHP’nin başına gelen en trajikomik genel başkanın bay bay Kemal olduğunu düşünüyorduk. Fakat gelen gideni aratır derler, hakikaten de öyle de oldu. ‘Daha kötüsü de varmış’ dedik ne yazık ki. Gençlere darbe çağrısı yapan bir genel başkanla karşı karşıyayız. Bu durum gerçekten çok üzücü. Siz gençlerin demokrasiye nasıl sahip çıktığını, nasıl koruduğunu iyi biliyorsunuz. Biz bu ülkenin gençleri, asla meşru olmayan bir işe bulaşmayız. Gençlerle darbe kelimesini yan yana getirenlere hiçbir şekilde fırsat vermeyiz.” değerlendirmeleri sonrası, “CHP’de bulunan bu demokrasi açığının kapatılmasına yönelik onlara ne önerirsiniz?” sorusuna, şu yanıtı verdi:
“Benim tavsiyem, pazar günü bunları bir daha dönmemek üzere sandığa gömmek. Bu salon, hepsi oy kullanacak değil mi? Buradaki genç kardeşlerim bunları bir daha dönmemek üzere eğer sandığa gömerse, zaten bay bay Kemal tekrar dönmek istiyor. Belki onun yolu da açılır. Vatandaşlarımın İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de bunlara bir daha yol vermeyeceğine inanıyorum.”
“Miting meydanları maşallah çok iyiydi”
Bir diğer gencin “Yerel seçimlere giderken, gençlerle ilgili hiç kimse konuşamıyor. Bunun sizin gençlerle olan gönül bağınızla ilgisi olduğunu söyleyebilir miyiz? Sayın Cumhurbaşkanım, sizin biz gençlere olan bu ilginiz, sevginiz şaka mı?” sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle yanıtladı:
“Sakın şaka olmasın. Ben gençleri çünkü çok seviyorum. Hala gencim. Gençlere olan bu ilgim, alakam, sevdam, gençlerle olan aramızdaki muhabbet bizi güçlü kılıyor. Şu anda, şu seçim kampanyasında diğer genel başkanların hiçbirisi benim kadar ülkeyi dolaşmadı. Hepsi yan gelip yatıyor. Biz ise çalışıyoruz, işimiz var. Nedir? Yerel seçimler. İnşallah bu yerel seçimlerden de Türkiye genelinde inşallah en büyük oyu biz toplayacağız. Ama benim derdim İstanbul, Ankara, İzmir. Bunu halledersek, bunun tadına doyum olmaz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sunucu Pelin Çift’in, “Siz halkla iç içe olmayı ve göz temasını seviyorsunuz mitinglerde. Miting meydanları ne dedi bu seçim öncesi?” sorusu üzerine, “Miting meydanları maşallah çok çok iyiydi. Yağmur demediler, çamur demediler, kar demediler, meydanlara geldiler.” dedi.
Çift’in, “Bu salonlardan geleceğin Recep Tayyip Erdoğanları çıkacak mı? Ne görüyorsunuz?” sorusuna ise Erdoğan, “Çıkmaz olur mu? Buradan Allah’ın izniyle ne Recep Tayyip Erdoğanlar çıkacak.” ifadesini kullandı.
(Sürecek)
]]>Kurum, Habertürk’teki “Nedir, Ne Değildir” programında Aslı Şafak ve Orhan Gencebay ile Mehmet Akif Ersoy’un konuğu oldu.
Murat Kurum programda, kendisine seçim şarkısı hediye eden Orhan Gencebay ile nasıl tanıştıklarını anlattı.
Bakanlık döneminde ve sahada çalışırken sürekli koyu lacivert veya mavi takım elbise giymesinin nedeninin sorulması üzerine Kurum, “Hep gri pantolon ve mavi değil ama genelde lacivert giymeyi seviyorum yani. Lacivert favori rengim.” dedi.
“Sıkıcı bir insan mısınız?” ve “Nasıl bir çocuktunuz?” soruları üzerine de Kurum, şöyle konuştu:
“Sakin bir çocuktum. Uyumlu bir öğrencilik dönemim vardı. Öyle yaramazlık hatırlamıyorum. Sıkıcı olmadığımı düşünüyorum. İşim varsa önce işimi yapıyorum. İşimden artakalan bir zaman varsa da aileme ve kendime zaman ayırmaya çalışıyorum. Ama önceliğim işim. Çocuklarımla bilgisayarda kıyasıya maçlar yaparız. Arada o yeniyor, arada ben yeniyorum ama o da iyi oynuyor. Neysem oyum yani, geçmişte de böyleydim.”
Kurum’un, “Yaramazlık dersek eğer, ehliyet almamıştım ama araba sürmeyi biliyordum. Ankara’da bir gün arabayı sürüyorum…” demesi üzerine kendisine, “Bunu alıp siyasette kullananlar oluyor mu?” sorusu yöneltildi.
Murat Kurum da “Oluyor, oluyor. Ne söylesek hemen akşam haberlerde görüyoruz. Bir yere gidiyorum, çok yoğun programlarımız. Sabah 9’dan gece 2’ye kadar 8-10 program. Gidiyorsun, her yerde konuşuyorsun. Küçükçekmece’ye gittim geçen, ‘Büyükçekmece’ demişim konuşmada. Şantiyede bareti takıyoruz ya, aklınızdan konuşurken bazen ‘Bareti ayağımıza, çizmemizi kafamıza geçireceğiz’ derken hemen onu haber yapıyorlar.” diye konuştu.
“Tatil yapamıyorum çok uzun zamandır”
Kurum, yerli ve yabancı dizi izlemeyi sevdiğini, ayrıca özellikle Kemal Sunal’ın filmlerini tekrar tekrar izlediğini söyledi.
Tatil yapıp yapmadığı sorulan Kurum, TOKİ’de görev yaptığı sırada da tatil yapamadığını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Tatil yapamıyorum çok uzun zamandır. Ben hiç 15 gün tatil yapmadım. Aşırı ciddi ve planlı biriyim, işimi de planlı yaparım. Bir belediye başkanı geldiği zaman biz en az o ilçedeki belediye başkanı kadar olaya hakimiz. Çünkü onlara ne yaptın, ne ettin, ne verdin, ne mal ettin? Onların o tutarı. Sonra da yapılıp yapılmadığını arkadaşlara sorarım.”
“Askerliği Şırnak’ta yaptım”
“Şiir yazıyor musunuz?” sorusuna Kurum, “Eşime yazdım ama hatırlamıyorum, eşimde var.” diye cevap verdi.
Kurum, eşiyle arkadaşı vesilesiyle tanıştığını anlatarak, “Eşimle üniversite birinci sınıfta tanıştık, sonra da evlendik. Üniversite bitti, askere gittim. Askerliği Şırnak’ta yaptım. Şırnak’a kendim, gönüllü gitmek istedim. İyi ki de oraya gitmişim. Orada çok güzel arkadaşlıklar oldu. Cudi’ye çıktık, Gabar’a çıktık. 50 kilometre yürüdüğümü biliyorum, silahlı, teçhizatlı, operasyonlara katıldık.” diye konuştu.
“Dışarıya yalnız çıkıyor musunuz?” sorusuna Kurum, “Çıkıyorum. Enteresan hikayeler oluyor. Bir gün AVM’ye gittik, gezdik. Lavaboya girdim, bir çocuk abdest alıyor, bakıyor bana. ‘Birine benzettim seni’ dedi. ‘Ben Çevre Şehircilik Bakanıyım’ dedim. ‘Yok ya’ dedi. Aldı telefonu, bakıyor kim bu diye. ‘Sen hakikaten bakansın’ diyor. Vatandaş görüyor, ‘Bizim özlediğimiz siyasetçi bu’ diyorlar. Korumasız sık sık geziyorum, seviyorum. Gelenle fotoğraf çektiriyorum, dinliyorum. Güzel hikayeler oluyor.” şeklinde yanıt verdi.
Kurum, “En son kime kızdınız?” sorusuna karşılık, “Yine siyasete girdin diyecen ya… Yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan zat var ya, nasıl kızmazsın? Bizim yaptığımız metroyu kendi yapmış gibi anlatıyor. Ben çok titizim. Böyle ani bir şey çıktı mı, ‘Bu niye böyle oldu’ derim.” ifadelerini kullandı.
“Evde bakanlık ya da başkanlık yapabiliyor musunuz?” soruna Kurum, “Yok ya yapmıyoruz. Evde ev işleriyle çok uğraşırım. Düzeni çok severim.” diye cevap verdi.
Kurum, “Sakin biri misiniz?” sorusu üzerine, “Sakinim genelde. Elbette ki sinirlendiğimiz zaman olabiliyor ama genel itibarıyla sakinim.” dedi.
Çocukluk ve üniversiteden arkadaşlarıyla bir araya geldiklerini anlatan Kurum, WhatsApp grupları olduğunu dile getirdi.
Bazen yoğunluktan gaf yaptığını yineleyen Kurum, “Biz ne yapsak akşam televizyonda görüyoruz. ‘Ya bu adam bu kadar iş yapıyor, üretiyor, projesi, hayali var, bunları gerçekleştirmiş, bunları yapmış’, bunları söylemiyorlar.” dedi.
Kurum, “Yoga mı pilates mi?” sorusuna “pilates”, “Sabah sporu mu, akşam sporu mu?” sorusuna “sabah sporu”, “Kitap okumak mı, film izlemek mi?” sorusuna “film izlemek”, “Bisiklet sürmek mi, yürümek mi?” sorusuna “yürümek”, “Doğa yürüyüşü mü, şehir turu mu?” sorusuna, “doğa yürüyüşü”, “Kahvaltı mı, akşam yemeği mi?” sorusuna “kahvaltı”, “Etli ekmek mi, pide mi?” sorusuna “etli ekmek”, “Sütlü tatlı mı, şerbetli tatlı mı?” sorusuna “sütlü tatlı”, “Pilav mı, makarna mı?” sorusuna “pilav”, “Planlı olmak mı, spontane mi yaşamak?” sorusuna “planlı olmak”, “Gündüz çalışmak mı, gece çalışmak mı?” sorusuna “gündüz çalışmak”, “Türk kahvesi mi, filtre kahve mi?” sorusuna “Türk kahvesi”, “köy mü, şehir mi?” sorusuna “Köy, daha doğal.” yanıtını verdi.
Murat Kurum, “Siyasetçi olmayı hayal ediyor muydunuz?” sorusuna karşılık, “Ben inşaat mühendisi olmak istiyordum. Babam inşaat mühendisi olunca ben de onu tercih etmişim.” dedi.
Kurum, daha sonra seyircilerin sorularını yanıtladı.
]]>