İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in öncülüğünde iklim krizi ve kuraklıkla mücadele kapsamında Türkiye’de ilk olarak hayata geçirilen Sünger Kent projesi kentin dört bir yanına yayılmaya devam ediyor. Başkan Tunç Soyer Türkiye’nin su döngüsü ile yağmur suyu yönetimi yapılan ilk sünger okulu olan Bornova Çamdibi Mahallesi’ndeki Mediha Mahmut Bey Ortaokulu’nu ziyaret etti.
“SİZE MİNNETTARIZ”
Başkan Soyer’e İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı jeoloji mühendisi Alim Murathan ve ekip temsilcileri eşlik etti. Mediha Mahmut Bey Ortaokulu Müdürü Hüseyin Yaldız okulda kurulan sistem hakkında bilgi verdi. Alim Murathan Başkan Soyer’e projenin uygulama kitabını vererek “Türkiye’de ilk defa bu pilot projeyi yaptık. Şimdi de tüm Türkiye’de rehber olacak. Beton kabukları kıracak, yeşil dönüşümü gerçekleştirecek bir rehber kitap var. Bu sizin eseriniz. Size minnettarız” dedi.
İNSANLIK İÇİN BÜYÜK ADIM
Başkan Soyer de rehber kitabı alarak çok gurur duyduğunu söyledi. Soyer, “Neil Armstrong aya indiğinde benim için küçük, insanlık için büyük bir adım demişti. Sünger Kent uygulamaları uzaktan küçük bir adım gibi görünebilir ama hakikaten hayatı dönüştürecek, iyileştirecek çok büyük bir adım. Sünger otoparkı, şimdi de sünger okulu yaptık. Sünger cami, mezarlık… Bunların devam etmesi çok kıymetli. Çünkü bu iklim krizi daha büyük sıkıntıları yaşatacak hepimize. O nedenle bu adımların son derece kıymetli olduğunu düşünüyorum. Verdiğiniz emek için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bütün Türkiye’ye örnek olacağını düşündüğüm bir proje. Attığınız imza için kutluyorum” dedi.
“ÇOCUKLARIN ÇOK İHTİYACI VARDI”
Okul Müdürü Hüseyin Yaldız ise “Destekleriniz için çok teşekkür ediyoruz. Ekibin tamamı özveriyle çalıştı. Çocuklarımın çok ihtiyacı vardı. Onlar adına teşekkür ediyorum. Onlar da gülüyorlar. Mutluluğumuza ortak olduğunuz için, destek verdiğiniz için şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
OKULDAKİ SİSTEM NASIL KURULDU?
Türkiye’nin su döngüsü ile yağmur suyu yönetimi yapılan ilk sünger okulu olma özelliğini kazanan Mediha Mahmut Bey Ortaokulu’nun yakın çevresi ani yağışlarda su baskınlarına maruz kalıyordu. Okulun yağmur suyundan kaynaklı sorunlarını çözmek amacıyla doğa esaslı yağmur suyu altyapı tekniklerinin uygulanmasına karar verildi. Ülkede birçok okulun geçirimsiz yüzey alanlarından oluşması nedeniyle pilot projenin diğer okullara örnek olması da hedeflendi.
Proje kapsamında okulun çatı alanlarına düşen sular yağmur depoları ve yağmur kuyuları ile asfalt ve geçirimsiz yüzeylerinde toplanan yağmur suları ise yağmur hendekleri ve yağmur bahçelerinde toplandı. Suyun önemi ve iklim değişiminin etkilerini anlatan projenin yağmur depoları grafiti sanatçıları ve okul öğrencileri ile boyandı ve diğer altyapı uygulamaları açık bir laboratuvar ortamı sağladı.
SÜNGER KENT İZMİR PROJESİ BÜYÜYOR
Değişen iklim koşulları, nüfus artışı, kuraklık ve kirlilik kentleri daha hassas hale getiriyor ve temiz su varlığına erişim her geçen gün önem kazanıyor. İzmir’de yağmur suyu hasadının yaygınlaşması ve bu kültürün gelişmesi için “Yağmur Suyu Hasadı” projesi yürütülmeye başlandı. Proje kapsamında kente düşen yağmuru değerlendirip yeniden doğal su döngüsüne iade etmek için İzmir’deki 5 bin binaya 5 bin yağmur suyu deposu dağıtılıyor.
Küçük Menderes Ovası Yağmur Suyu Hasadı projesi ile besleme kuyuları, sızdırma sarnıçları ve göletleri kurularak yağmur suyu hasadı yapılmaya başlandı. Ödemiş’te 1 sızdırma göleti ve Bayındır’da 2 sızdırma tüneli yapımına devam ediliyor.
HEDEFLENEN YÜZDE 70
Türkiye’de ilk kez İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan 1097 sayılı Sünger Kent Uygulamaları Yönetmeliği ile yağmur suyu hasadı projesi güçlendirilmeye devam ediyor.
Sünger Kent projesi ile İzmir’in çatılarını, kent içi yollarını, sokaklarını, kaldırımlarını, parklarını, kısacası kentin her bir noktasındaki yağmur suyu değerlendiriliyor. Projenin nihai hedefi İzmir’in kentsel alanlarındaki yağmur suyu akışını yüzde 70 oranında azaltmak.
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, görev süresinin tamamlanmasına kısa bir süre, 5 yıllık başkanlık döneminde İzmir’de yaptığı çalışmalarla ilgili kendisine yöneltilen eleştiri ve suçlamalara tek tek yanıt verdi. Soyer, “Vicdanım çok rahat. Kafayı yastığa koyduğumda huzurla uyuyacağım. Eksiğimiz yanlışımız kusurumuz olabilir ama en iyisini en çoğunu yapmak için çok çalıştık. Bundan sonrasında bu güzel memleket için çalışmaya devam edeceğim. Bu memleket aşkı koltuk makam mevki tanımıyor” diye konuştu.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, düzenlediği basın toplantısında, 2019’dan bu yana görev yaptığı 5 yıllık süre boyunca getirilen eleştirilere yanıt verdi. Soyer, Körfez kirliliğinden, raylı sistem çalışmalarına, İzmir’in en pahalı suyu kullandığı iddiasından İzmir otogarının yenilenmesine kadar her konuda kendi deyimiyle ‘doğru bilinen yanlışlar, yanlış bilinen doğrularla’ ilgili açıklamalarda bulundu.
Tunç Soyer şunları söyledi:
“10 yıl Seferihisar 5 yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çok severek çok büyük bir aşkla çalıştım. Bu süre içerisinde güzel işler yaptık ama akıl almaz saldırılarla karşılaştık. ‘Kaçakçı Soyer durdurulamıyor’ denildi, kaçakçı dediği Seferihisar Ulamış Mahallesi’nde yaptığımız bir köy fırını… Ruhsata uygun olmayan iddiası fırınla ilgili… ‘Tunç şatoda Ekrem köşkte’, dediler. ‘Soyer İzmir’i borca batırdı’, ‘LGBT aşkı’ gibi neredeyse gün aşırı İzmirli bu manşetlerle buluşturuldu, aleyhte algı operasyonları sürdürüldü ama biz yılmadık ne yapmamız gerekiyorsa canla başla yapmaya çalıştık. Ben şahsen kendi biyolojik sınırlarımızı zorladım, bu 5 yılda toplam 20 gün izin kulanmışım, senede 4 güne denk geliyor. Günde 6 saatten fazla uyku uyumadım. Belediyeye muhakkak önce ben geldim, Seferihisar’da da belediyeyi ben açıyordum. Bu süre içerisinde olabilecek maksimum çalışma potansiyelim neyse onu yaptım o yüzden vicdanım rahat. Doğru bilinen yanlışları, yanlış bilinen doğruları anlatmak istiyorum, bu toplantı faaliyet raporu sunumu değil.”
Görev süresince hakkında gündeme gelen iddialara ilişkin konuşan Soyer, konuşmasını söyle sürdürdü:
“Şato, 1954’te şark kahvesi olarak yapılmış, 1969’da Büyükşehir’e geçmiş. Daha sonra Tansaş’a kiraya verilmiş restoran olarak. O dönemde restoranın adı Şato olduğu için öyle deniyor. Aziz Bey döneminde restore edilerek misafirhane olarak kullanılmaya başlanmış. Burayı biz ilk kez konut olarak kullanıyor değiliz. Aziz Bey döneminde de kullanılmış. Bizim evimiz Seferihisar’daydı. İzmir’de göreve başlayınca da merkezi bir yerde ev aradık. Burayı bulunca da bir kısmının bize yeteceğini düşündük. Biz burayı 3 oda 1 salon olarak kullandık. Kalanının dijital kütüphane yaptık. Başka bir iddia ise kooperatiflere üzerinden eşi Neptün Soyer’e büyük kaynak aktardı diye 12 yılda Büyükşehir Belediyesi 501 milyon liralık tarım ve hayvancılık alımı yapmış. Bizim dönemimizde bu 1,1 milyar liraya çıktı. Kendi dönemimizde de bizden önce sadece Tire Süt’ten alım yapılıyormuş biz bunu Köy-Koop üzerinden 42 kooperatife yaydık. Tabii çokça yapılan saldırılar neticesinde artık belediyelerin doğrudan doğruya kooperatiflerden ürün alması engellendi. Bu süreç nedeniyle küçük üreticinin ne kadar büyük sorunlar yaşayacağını göreceğiz.”
“İZSU’NUN FİYATLARDA KEYFİ İNDİRİM YAPMASI SÖZ KONUSU DEĞİL”
‘Türkiye’nin en pahalı suyu’ iddialarına yanıt veren Soyer, şunları söyledi:
“Türkiye’nin en pahalı suyunu İzmirliye layık gördünüz iddiası. İzmir, su fakiri bir kent ve su kaynaklarını yüzde 60’ı yeraltından çıkıyor. Yeraltından su çekmenin çok ağır bir maliyeti var. Bu ağır maliyetler nedeniyle suyun maliyeti de çok yükseliyor. İZSU’nun şöyle bir özelliği var. İZSU istediği bir fiyatı ortaya koyamayan, kar amacı gütmeyen bir kurumdur. Yasal olarak kar etmesi yasak olan bir kurum. Ayrıca fiyatlarda keyfi indirim yapması da söz konusu değildir. Bunların hepsi yasalara dayanıyor. Maliyetleri yükselten durumlardan biri de Gördes Barajı. Her sene 59 milyon küp su vermesi öngörülerek yapılmış. Bugüne kadar 760 milyon metreküp su almamız gerekirken sadece yüzde 29’unu almışız. Ama yüzde 100’ünü almışız gibi ödeme yaptık. Hani ‘İzmir’e su getirdik’ diyorlar ya. Getiremediniz. Getiremediğiniz gibi yüzde 70’e yakın fazla almışsınız. Gördes Barajı’ndan vermedikleri suyun parasını bizden tahsil ediyorlar. Birinci kademe su ücretlendirmelerinde Manisa ve Muğla’dan sonra İzmir 3. sırada. İkinci kademede de 6. Sırada. Tablo böyle olmasına rağmen İzmir, Türkiye’nin en pahalı su kullanan şehri değildir.”
“İZMİR’İN 600 BİN METREKÜP ARITMA KAPASİTESİNİ 1 MİLYONA ÇIKARDIK”
Körfez ve koku sorununa da değinen Soyer, “Biz Körfez ile ilgili 3 büyük adım attık. Bunlardan biri yağmur suyu ve atık suyu hattı ayrıştırması. Biz 5 yılda Cumhuriyet tarihinde yapılanın yarısını yaptık. Birleşik sistemin tamamı ayrıştırıldığında sorunun büyük ölçüde giderildiğini göreceğiz. İkinci önemli işimiz 23 yıl önce yapılmış olan 1. ve 2. faz. Neredeyse hiç revizyon vermemişti. Biz bu süreçleri tamamladık. Ayrıca 13 senedir yapılıp bir türlü hayata geçirilemeyen 4. fazın ihalesi de gerçekleştirildi. 600 milyon kaynakla buranın yapımı bitecek 2024 yılı içinde. Biz bu şekilde artırma kapasitesini 850 bin metreküpe çıkaracağız. Kent genelinde toplamda İzmir’in 600 bin metreküp arıtma kapasitesini 1 milyona çıkardık. IFC ile geçen hafta 50 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladık. Gelecek dönemde gelecek arkadaşlarımız TL üzerinden ödenecek ciddi bir kaynağı temin ettik bu da ömrünü tamamlamış çamur tesisleri için kullanılacak. Benim çocukluğumdan beri bir koku sorunu vardı İzmir’de. Bu çalışmaların devamı getirildiği takdirde İzmir’de koku problemi ilelebet ortadan kalkacak. Ayrıca deşarj yatağını değiştirmek gibi bir proje var. Deşarjı iç değil dış Körfez’e yapacağız” dedi.
BASMANE ÇUKURU VE OTOGAR SORUNU
Basmane Çukuru sorununun siyasi bir meseleye döndüğünü ifade eden Soyer, “Basmane Çukuru meselesini dirilttik, çokça TMSF başkanına anlattık, öneride bulunduk, ama rasyonel temellerde görüşülen bir mesele olmaktan çıkıp siyasi bir meseleye döndü. Çözülebilir, dilerim bizden sonra bu mesele çözülebilir. İzmir otogarı ile ilgili bizim yapmadığımıza dair algı var. Bizim yapmadığımızı söylüyorlar. Biz 25 yıllık kira süresi bitince tahliye istedik. İşletmeci şirket pandemi nedeniyle kira süresini 7 yıl uzatılması için dava açtı ve kazmadı. Biz de Kaymakamlık üzerinden tahliyesini talep ettik ama bir dönüş olmadı. Yani otogarla ilgili hazırladığımız güzel bir proje var. Tahliyesiyle ilgili hukuki süreçleri takip ediyoruz. 2 senedir uğraşıyoruz ama sonuçlandırmak mümkün olmadı” diye konuştu.
“BELEDİYE ŞİRKETİNDE KAÇ KİŞİ ÇALIŞIYOR?”
Belediye bünyesinde kaç kişi çalıştığına ve doğum yerlerine ilişkin tartışmalara da yanıt veren Soyer, şunları söyledi:
‘Belediye şirketinde kaç kişi çalışıyor’ sorusuna gelirsek; bir de belediyede kaç Tuncelili var meselesi. Bunlar da çokça gündeme geldi. Mart 2014’te 20 bin 142 çalışanı varmış. Mart 2019’da 27 bin 271 ve şu an itibarıyla 34 bin 329. Belediye çalışanlarının doğum yerleri itibarıyla bir haritamız var. 2019’da yüzde 54.67’si İzmirli, 2024’te yüzde 53.72’si. Bunun dışında Manisa, Erzurum, Ankara, Kars, Mardin, Tunceli, Tokat, İstanbul ve Konya… Bunların tamamı yüzde 2,83 ile 0,89 arasında değişiyor. Tüm çalışanların personel gideri olarak payı 2023 sonu itibarıyla yüzde 28.”
“YAKLAŞIK 2,1 MİLYAR EURO YATIRIM YAPTIK”
‘Belediye borç batağında’ iddialarına da yanıt veren Soyer, şu ifadelere yer verdi:
“Yatırım harcamaları 2023 sonu itibarıyla yüzde 35 pay ayırdık. Bu da Türkiye’deki bütün büyükşehir belediyelerinden yüksek. Yaklaşık 2,1 milyar euro yatırım yaptık. Borç ne oldu? Borç batağına mı batırdık? Belediyenin finansman borcu Şubat 2021 sonu itibarıyla 25, 2 milyar lira. Yüzde 82’si dış borç. Geri kalanı iç borç. Dolayısıyla bu borcun 2019 Mart’ta değeri 790 milyon euro, Şubat 2024 sonunda 760 milyon euro. Yani düşüş var. İzmir Büyükşehir Belediyesi, borçlanma kapasitesi 92,3 milyar lirayken biz bunun sadece yüzde 27’sini kullanıyoruz. ‘Her yeri sattı’ iddiası… 1,2 milyar lira kamu satışı yapmışız. 2,6 milyar lira gayrimenkul kamulaştırması yapmışız.”
“RAYLI SİSTEMLERE 5 YILDA 952 MİLYON EUROLUK YATIRIM YAPTIK”
Raylı sistemler konusunda büyük yol alındığının altını önemle çizen Soyer, “Narlıdere Metrosu bitti, Çiğli Tramvayı bitti, Buca Metrosu devam ediyor. Vaat ettiğimiz tarihten itibaren bitecek. 4 yıl inşaat süresi boyunca geri ödemesiz olacak, işletmeye alındığında itibaren kendi kendini ödeyecek. Kimsenin cebinden para çıkmadan tamamlanan bir proje olacak. İlk güzergah 2026 Haziran’da açılacak. Bu 5 yıl içinde toplam 952 milyon Euro raylı sistem yatırımı yapmışız. Büyükşehir belediyeleri arasında en yüksek payı ayıran belediye olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu 5 yılda hükümetin reva gördüğü rakam 3 bin TL” dedi.
“TÜPE İHTİYAÇ KALMAYACAK”
Asfaltlama ve deniz ulaşımına ilişkin de açıklamalar yapan Soyer, “Yolların bozukluğu ile ilgili çok haklı şikayetler geliyor ama yağmur suyu hatları ayrıştırma süreçleri, gaz-elektrik-internet gibi kazılar var. İlçelerin sorumluluğunu da biz üstlendik. Rekor asfalt yatırımı yaptık, 5 milyon 259 bin ton sıcak asfalt serim çalışması yapmışız. Popülist tercihler yapmadığımız için bu noktadayız. Makyaj yapmayı seçmedik… Deniz ulaşımında feribot filosundaki gemi sayımızı 7’ye yükselttik. Tüp geçit konuşuluyor, biz 15 sefer sıklığında yapabildik, bunu 5 dakikada bire indirecek feribot alımı gerçekleştirilsin, tüpe olan ihtiyacı ortadan kaldıracaktır. Biz yeni gemileri bulduk. Körfez’de 6 tane feribot çalıştıracak durumdayız. Yeter ki Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programına alınsın” ifadelerini kullandı.
“BU TESPİT İZMİR’E YAPILAN HAKSIZLIK OLUR”
“İzmir köy ve beton oldu” iddialarına da yanıt veren Soyer, “İzmir beton oldu iddiası. 5 yılda 7 tane yaşayan park açtık. Bunun dışında acil çözüm ekiplerimizle yaptığımız müdahalelerle kişi başına düşen yeşil alanı yüzde 60 artırdık. ‘İzmir köy oldu’ meselesi. İzmir köy falan olmadı. Eğer öyle olsaydı Ankara ve İstanbul buraya gelmek için can atmazdı. Bu tespit İzmir’e yapılan haksızlık olur” dedi.
“İZMİR KÖYE VE BETONA DÖNÜŞMEDİ”
‘Yaptıklarını anlatamadı’ ve ‘çok reklam yaptı hiç iş yapmadı’ iddialarına da yanıt veren Soyer, “İki tarafa da katılmıyorum. Biz hem çok iş yaptık hem de bunları görünür yaptık arkadaşlarımız ayda 130 paylaşım yapmış. Bir taraf da sadece reklam yaptı diyor. Ben anlatamadı diyen kısımdan razıyım. Bu daha mantıklı. Anlatamamış olabiliriz bu da bizim eksiğimiz olsun” dedi.
Başkan Soyer, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
SEVİNDİREN, ÜZEN OLAYLAR VE KEŞKELER…
Görev yapığı 5 yıl boyunca en çok üzüldüğü en çok sevindiği olayların sorulması üzerine Soyer, “Beni üzenler; Elektrik Fabrikası’nın verilmemesi, bu beni inanılmaz üzdü. Bir belediye başkanına zarar vermek için bir şehre zarar vermeyi nasıl göze alabilirsiniz? Her geçen gün o binanın çürüdüğünü görüyorum. Buna nasıl vicdanları el verdi, çok üzgünüm. İlk büyük şokum buydu. İnsanların bu kadar kötü yazabilmesine şaşırıyorum, üzülüyorum…. Sevindiklerimden bahsedeyim; Kemeraltı’nda bir ziyaret yaptık, esnaf alkışlarla dükkanın önüne çıktı, nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Portatif havuzlar koymuştuk, bir çocuk ‘yüzmeyi öğrendim başkanım’ diye boynuma sarılmıştı, çok heyecanlanmıştım… 9 Eylül konuşmasında yaptığım konuşma o kadar çok övgü ve teşekkür mesajı aldım ki çok sevindim. Basmane Çukuru, Çankaya Otopark, Konak Pier, Otogar, bunları sonuçlandıramadık. Keşke dediklerim ise bunlar” diye konuştu.
“VİCDANIM ÇOK RAHAT”
Soyer, “Beş yıl boyunca ne yaptığımız işin ne tanıtımın ne kamuoyundaki karşılığı nedeniyle başkan adayı yapılmadığımı düşünmüyorum. Hiçbiri doğru değil. Vicdanım çok rahat. Kafayı yastığa koyduğumda huzurla uyuyacağım. Eksiğimiz yanlışımız kusurumuz olabilir ama en iyisini en çoğunu yapmak için çok çalıştık. Bundan sonrasında bu güzel memleket için çalışmaya devam edeceğim. Bu memleket aşkı koltuk makam mevki tanımıyor” diye konuştu.
“Genel başkanlığa aday olacak mısınız” sorusu üzerine Soyer, şunları söyledi:
“Bunların hepsi olabilir ama derdim bu değil. Çok şükür evde de yatımız katım olsun diyen ailem yok. Çok tokuz. Biz hep beraber bu memleket için daha ne yapabiliriz onun peşinde koşmaya devam edeceğiz. Gurur duyacak çok şeyimiz var. Avrupa’da görevlerimin hepsi bitiyor, tamamı başkanlık ile yürüyen süreçler. Citta Slow’da genel sekreterlik makamıyla devam edeceğim” diye konuştu.
]]>Şato Kütüphane Bahçesindeki toplantıda 5 yıllık görev süresini değerlendiren Soyer, göreve geldiğinde belediye şirketlerinde 27 bin 271 kişinin çalıştığını, bu sayının bugün 34 bin 239 olduğunu söyledi.
Soyer, 2019 yılının mart ayında belediyenin borcunun 5 milyar lirayken, 2024 yılı şubat ayı itibarıyla 25,7 milyar lira olduğunu kaydederek, borcun avro bazında yüzde 3,4 azaldığını ifade etti.
CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’ın yanında seçim çalışmalarına katılmamasına değinen Soyer, şunları kaydetti:
“Sonuç itibarıyla ben aday gösterilmedim. Yani üstelik anketlerde başarısız çıktığıma dair ifadeler kullanıldı. Hatta daha yeni Sayın Genel Başkan bir açıklamada bulunmuş ‘geçmişte bazı sorunlar vardı’ falan demiş. Dolayısıyla benim, hani ‘başarısız’ bulunan bir belediye başkanının, hani ‘sütte leke var onda yok’ denilen bir başkan adayının yanında olması ona zarar verir. Başarısız bulunduğum bir yerde CHP için yapacağım çalışmanın bir sınırı vardır. Yani o da olabildiğince zorlayarak bunu yapmaya çalışırım. Son dakikaya kadar da elimden geleni yapacağım. Ama bunun sorumluluğunu benden beklemek artık haksızlık olur. Bir siyasi irade kullanıldı. Bu siyasi iradenin tercihleri oldu. O tercihlerin nasıl sonuçlanacağını hep beraber göreceğiz bir hafta sonunda. Ama hem beni gösterme hem benden bu işin kazanılmasını bekle. Bu hakkaniyete uygun değil.”
“Değişim 1 Nisan’dan sonra olmalıydı”
Görev süresine ilişkin vicdanının rahat olduğunu belirten Soyer, “Genel başkanlığa aday mısınız diye soracak olanınız varsa, bunların hepsi olabilir ama benim derdim o değil. Ben bu memleket için çalışmaya devam edeceğim.” sözlerini sarf etti.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Soyer, CHP Kurultayında önce 22 Haziran’da İzmir Duruşu adıyla paylaştığı metinde “değişime ihtiyaç var” dediğini aktararak, “Ama bu değişim 1 Nisan’dan sonra olmalıydı. Burada yanıldığımı gördüm. Kurultay süreci partinin seçmeniyle partiyi barıştıran bir sonuç ortaya koydu. Ama diğer kısmı doğru çıktı, yani partide büyük bir kaynama olur, büyük bir kaos olur. Tam seçime giderken bu doğru olmaz. Dolayısıyla ben hala o noktadayım. Keşke bu kurultay 1 Nisan’dan sonra yaşansaymış.” diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kendisinin yeniden aday gösterilmemesi konusunda etkili olup olmadığı yönündeki soru üzerine Soyer, İmamoğlu’nun müdahalesinin olmadığını söylediğini, kendisinin de buna inandığını dile getirdi.
Soyer, DEM Parti ile gönül bağı olduğuna yönelik açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine de şunları paylaştı:
“Benim bütün dezavantajlı gruplarla gönül bağım var. AK Parti’ye, MHP’ye oy verenlerle de gönül bağım var. Seferihisar Belediye Başkanıyken Sur Belediyesi ile kardeş belediye olduk. Sura kayyum ataması yapıldı. Türkiye’deki ilk kayyum ataması uygulamasıydı. Ben de ertesi gün Konak Meydanı’nda bir basın açıklaması yapıp bunun doğru olmadığını söylemiştim. DEM Parti’nin, o zamanki HDP’nin seçmenleri orada gösterdiğim duruşu asla unutmadılar. Kısacası gönül bağı, sevgi bağıdır. Hatta bir tutku bağıdır. Gönül öyle bir şeydir. Bağlanırsınız ve onun gereğini yapmaya çalışırsınız. Dolayısıyla siyasi bir içerik değil burada kastedilen, insani bir bağdır.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, görev yaptığı 2019-2024 dönemindeki 5 yıllık icraatlarını ele almak ve bu döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere basın mensuplarıyla bir araya geldi. Varyant’ta bulunan Şato Kütüphane Bahçesi’nde gazetecilere değerlendirmelerde bulunan ve gazetelerde kendisine yönelik atılan başlıkları örnek göstererek konuşmasına başlayan Soyer, “Bu süre içinde gerçekten güzel işler yaptık, iyi işler yaptık ama akıl almaz saldırılarla karşılaştık. Mesela ‘kaçakçı Soyer durdurulamıyor’ diye bir başlık. Kaçakçı dediği sadece Seferihisar Ulamış Mahallesi’nde yaptığımız binadaki bir köy fırını. Yani ruhsata uygun olmayan iddiası sadece o fırınla ilgili söz konusu. Bir başka başlık ‘Tunç Şato’da Ekrem Köşk’te’. ‘Soyer İzmir’i borca batırdı’. ‘LBGT aşkı.’ Neredeyse gün aşırı bu manşetlerle İzmirli buluşturuldu. Neredeyse her gün büyük bir operasyon sürdürüldü. Vicdanım rahat. Eksik, yanlış, kusurlu bulanlar olabilir. Fakat ben vicdanen kendi biyolojik sınırlarımı zorlayarak bunları yaptım” diye konuştu.
Doğru bilinen yanlışları ve yanlış bilinen doğruları anlatmak istediğini vurgulayan Başkan Soyer, “Şato 1954’te Şark kahvesi olarak tasarlanıp yapılmış. 1969’da Büyükşehir Belediyesi’ne geçmiş. Orada bir şirket bir dönem işletmiş sonra kiraya vermiş. Kiraya verdiği dönemde işletilen restoran Şato adını taşıdığı için ismi de Şato olarak kalmış. Bizim evimiz Seferihisar’daydı. İzmir’de göreve başlayınca da merkezi bir noktada hızlıca belediyeye erişebileceğin bir arayış içine girdik. Burayı bulduğumuzda da bunun bir bölümünü bize yeteceğini düşündük. Geri kalan bölümünü kütüphane olarak yaptık. Hatta Türkiye’nin ilk dijital kütüphanesidir. Dolayısıyla bu süre içinde de 3 oda 1 salon olarak kullandık. Diğer bölümü dijital kütüphane yaptık” ifadelerini kullandı.
KÖY-KOOP iddialarına da yanıt veren Soyer, “Ocak 2007-2019 tarihleri arasında, 12 yılda Büyükşehir Belediyesi 501 milyon liralık tarım ve hayvancılıkla ilgili alım yapmış. Bizim dönemimizde bu rakam 1.1 milyar liraya çıktı. 12 yılda 500 milyonluk alımın yaklaşık ikincisini almışız. Ama o dönemde de kendi dönemimizde de bizden önce sadece Tire Süt Kooperatifi üzerinden süt alımı yapılıyormuş. Biz bunu KÖY-KOOP üzerinden 42 kooperatife yaydık. Doğrudan doğruya kooperatiflerden belediyenin ürün alması engellendi. Bu uygulama kaldırıldı. Böylece küçük üreticinin artık Büyükşehir Belediyesi’ne ürün satma konusunda bugüne kadar sahip olduğu hakkı ortadan kalkmış oluyor. 2021 yılında KÖY-KOOP’un kasasında kalan para 60 küsur bin lira. 180 milyonluk, 140 milyonluk alımlar yapıldığı iddiası var. Bunlar doğrudan doğruya üreticiye, kooperatife yansıtıldığı için KÖY-KOOP’un sadece aracılık yapmak ve bütün bu kooperatifleri tek bir çatı altında buluşturmak gibi bir misyonu var. Bunu yerine getirmiş. Eşim senelerdir KÖY-KOOP’ta yöneticilik yapıyor. Bir ara KÖY-KOOP’un genel başkanlığını yaptı. Bu süre içinde ne bir lira harcırah, ne bir lira maaş, ne bir lira huzur hakkı almamıştır” cümlelerini aktardı.
Türkiye’nin en pahalı suyunu İzmirliye layık görüldüğü iddiası üzerine de konuşan Soyer, şunları kaydetti:
“İzmir gerçekten su fakiri bir kent ve İzmir’in su kaynaklarının yaklaşık yüzde 60’ı yer altından çıkıyor. Öreğin Sarıkız kuyuları var. Manisa sınırı içinde oradan getiriyoruz. Hem yer altından çekmenin çok ağır bir maliyeti var. Sondajı, kuyusu, bunun bakımı, tamiratı, bunun için kullanılan elektriğin maliyeti, bunlar üst üste eklendiğinde çok ağır bir maliyet çıkıyor. Bu tablo nedeniyle de normalde örneğin Ankara’nın İstanbul’un hep baraj suyudur şehirde kullandırdığı su. Elektrik maliyeti çok düşüktür, diğer maliyetleri çok düşüktür. Sadece bunun maliyeti nedeniyle su fiyatı belirlenir. Halbuki bizde bu ağır maliyetler nedeniyle suyun maliyeti de çok yükseliyor. İZSU istediği gibi fiyat ortaya koyamayan bir kurumdur. Kar amaçlı bir kurum değildir. Burada ‘fiyatı yüksek tutuyor, cebine de para kalıyor’ iddiaları mümkün değil. Yasal olarak İZSU’nun kar etmesi mümkün değil. İZSU’nun maliyetleri üzerinden keyfi indirim yapması da mümkün değil.”
İzmir’de çocukluğundan beri bir koku meselesinin var olduğunu ancak büyük kanal projesi ile önemli bir yol alındığını söyleyen Soyer, şu sözlere yer verdi:
“İzmir’deki koku burnumuzun direklerini sızlatırdı. Büyük Kanal Projesi’nde çok önemli bir yol alındı. Fakat sonrasında sürdürülebilir bir çalışma yapılmamış olduğu için de tekrar kokuyla yüzleşti İzmirli. Bu çalışmaların devamı getirildiği takdirde İzmir’de koku problemi ilelebet gitmiş olacak. Yapacağımız son çalışma da oydu. Orada da Çevre ve Şehircilik Bakanlığından izin gelmedi hala. Deşarj yatağını değiştirmek, iç körfeze değil dış körfeze deşarjımızı sağlamak. Önümüzdeki günlerde gelmesini diliyorum.”
Konuşmasında Basmane Çukuru’yla da ilgili açıklamalar yapan Başkan Soyer, “Basmane Çukuru neredeyse hep uyuyan bir meseleydi. Bir türlü işte uzun yıllardır giderilememişti. Bunu dirilttik ve bununla ilgili çok yol aldık. Kaç tane Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı değişti bizim zamanımızda, sayısını bilmiyorum ama çokça TMSF Başkanıyla gittik, müzakere ettik, anlattık. Takas dahil, satın alma dahil her şeyi önerdik. Maalesef tahmin edeceğiniz gibi rasyonel temellerde görüşülen bir mesele olmaktan çıktı ve tamamen siyasi bir angajmana dönüştü iş. O nedenle çözülmüyor. Halbuki bütün meseleye çok hakimiz, nasıl çözülebileceği konusunda her türlü seçeneğe de hazırız. Tekrar kamuya kazandırılmasıyla da ilgili çok kararlı bir duruş ortaya koyduk. Dilerim bizden sonra bu mesele de çözülebilir” şeklinde konuştu.
“İzmir otogarında yanlış bir algı var”
İzmir otogarı ile ilgili yapmadıklarına dair bir algının da bulunduğunu anlatan Soyer, “Bu da doğru değil. Biz 25 yıl için yapılan anlaşmanın sonuna geldiğimizde talihi istedik. Hepsiyle hem icra takibi yaptık hem tahliye davası açtık. Pandemi nedeniyle işletmeci şirket kira süresinin 7 yıl uzatılması için bir dava açtı ve kazandı o davayı. İstinafta da bizim talebimiz reddedildi. Biz de bir başka yol bularak idari anlamda sürenin dolması nedeniyle kaymakamlık üzerinden tahliyesini talep ettik. Henüz kaymakamlıktan bir dönüş olmadı bildiğim kadarıyla. Dolayısıyla otogarla ilgili hazırladığımız olağanüstü güzel bir proje var. Tahliyesiyle ilgili hukuki süreçlerin sonuna kadar takip ediyoruz” dedi.
Belediye şirketinde kaç kişinin çalıştığına ve belediyenin Tuncelililer ile doldurulduğuna yönelik iddialara da yanıt veren Soyer, şöyle konuştu:
“Mart 2014’te 20 bin 142 çalışanı varmış İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin. Mart 2019’da 27 bin. 271 şu an itibariyle 34 bin 329. 7 bin 129 kişi artmış Mart 2019’a gelindiğinde, 7 bin 58 kişi artmış Mart 2024’e gelindiğinde. Belediye çalışanlarının 2019’da yüzde 54’ü 54.67’si İzmirliymiş. 2024’de 53.72’si. Bunun dışındakiler Manisa, Erzurum, Ankara, Kars, Mardin, Tunceli, Tokat, İstanbul, Konyalı. Bunların tamamı yüzde 2.83 ile 0.89 arasında değişiyor.”
Belediyenin borç batağına batırıldığı iddiasının da doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi olduğunu aktaran Soyer, “Belediyenin finansal borcu Mart 2019’da 5 milyar lira, Şubat 2024 son itibariyle 25.7 milyar lira. Bizim borcumuzun yüzde 82’si dış borç, geri kalan iç borç. Dolayısıyla bu borcun 2019 Mart itibariyle değeri 790 milyon Euro, Şubat 2024 itibariyle 763 milyon Euro. Yaklaşık yüzde 3,5’luk bir düşüş var. Biz bu 5 yıl içinde 878 milyon Euro borçlanma yapmışız, 900 milyon Euro borç ödemişiz” ifadelerine yer verdi.
“Genel başkanlık derdim değil”
Genel Başkanlığa aday olmadığını söyleyen Soyer, “Ne bu 5 yıl boyunca yaptığımız işin ne de kamuoyundaki karşılığın nedeniyle başkan adayı yapılmadığımı düşünmüyorum. Kafayı yastığa koyduğumda huzurla uyuyacağım, arkadaşlarımla hep beraber çok çalıştık. Eksik yapmış olabiliriz ama en iyisini yapmak için çok çalıştık. Vicdanım çok rahat, bundan sonrasında memleket için çalışmaya devam edeceğim. Ben hayatındaki tercihini bundan yapmış, hayatının anlamını burada bulan bir insanım. Başka bir şey yapmam söz konusu değil, memleket aşkı da koltuk makam mevki tanımıyor. Ben baştan söyleyeyim, genel başkanlığa aday mısınız diye soracak olanınız varsa bunların hepsi olabilir ama benim derdim bu değil. Çok şükür evde de baba bize para pul, yatımız olsun katımız olsun evlatlarım ve eşim yok. Hayatta başka beklentilerimiz yok” açıklamalarında bulundu.
Soyer ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘kendisinin aday gösterilmemesiyle ilgili bir müdahalesinin olmadığını’ söylediğini aktardı.
“Kılıçdaroğlu aday gösterilmememi şaşkınlıkla karşıladı”
Açıklamalarının ardından kendisine yöneltilen sorulara yanıt veren Soyer, aday gösterilmemesinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü belirterek, “Kılıçdaroğlu’nu iki kez ziyaret ettim. Benim ‘aday gösterilmememi şaşkınlıkla karşıladığını’ söyledi” cümlelerini aktardı.
‘DEM Parti ile aramda gönül bağım var açıklamasını biraz açar mısınız?’ sorusuna yanıt veren Soyer, “Benim bütün dezavantajlı gruplarla gönül bağım var. AK Parti’ye oy verenlerle de Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy verenlerle de gönül bağım var. Benim gönül bağım bu şehirde yaşayan insanlarla olan bağımdır. Seferihisar’da belediye başkanıyken Sur’la kardeş şehirdik. Oraya kayyım atandığında ertesi gün Konak’ta bunun doğru olmadığını söyledim. DEM Parti, o zaman HDP seçmenleri orada gösterdiğim duruşu unutmadılar. Ege Mahallesi’nde Romanlar ile kurduğumuz ilişki onları çok etkiledi. Kısacası gönül bağı, sevgi bağıdır. Siyasi bir içerik değil burada kast edilen insani bir bağdır” dedi.
Soyer ‘Devir teslim olacak mı?’ sorusuna ise “Aziz Bey benim adaylık kampanyama hiç katılmadı, ben de talep etmedim o da sitem etmedi. Ama devir teslime geldi, makamdaydık. Hatta birlikte gittik birlikte devraldık. Yine mazbata alındıktan sonra devir teslim olacak” açıklamasında bulundu.
Özgür Özel’in ‘sütte leke var’ açıklamasına yanıt
Yerel seçimlere yönelik de açıklamalarda bulunan Soyer, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm adaylarına başarılar diliyorum. Sonuç itibariyle ben burada aday gösterilmedim. Üstelik de anketlerde başarısız çıktığıma dair ifadeler kullanıldı. Genel başkana ‘geçmişte bazı sorunlar vardı’ denmiş. Dolayısıyla benim, başarısız bulunan bir belediye başkanının ‘sütte leke var onda yok’ denilen bir başkan adayının yanında olmam ona zarar verir. Benim başarısız bulunduğum bir yerde Cumhuriyet Halk Partisi için yapacağım çalışmanın bir sınırı vardır. Daha önce bir İstanbul’a gitmiştim. Bu hafta içinde Rize’ye gideceğim. Benim birikimimden, deneyimimden faydalanmak isteyen Cumhuriyet Halk Partililere koşa koşa gidiyorum. Son dakikaya kadar da elimden geleni yapacağım. Ama bunun sorumluluğunu İzmir’le ilgili benden beklemek artık haksızlık olur. Ama hem beni aday gösterme hem benden bu işin kazanılmasını bekle bu hakkaniyete uygun değil” diye vurguladı. – İZMİR
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi, temeli 2018’de atılan Fahrettin Altay- Narlıdere Metrosu’nu, binlerce İzmirlinin katıldığı törenle hizmete açtı. Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, açılışta yaptığı konuşmada, “Bugün, pandemiye, afetlere ve ekonomik krize rağmen İzmir aşkıyla birbirine kenetlenen 4 buçuk milyonun günüdür. Bugün “Aşkla İzmir” diyerek, refahı büyütenlerin, gün doğmadan uyananların. Bu şehir için canla başla çalışanların günüdür. Bugün, kur korumalı değil, emek korumalı hizmet anlayışıyla çalıştığımız 5 yılın, taçlandığı gündür” dedi.
Törenin açılışında Narlıdere Belediye başkanı Ali Engin ve Balçova Belediye Başkanı Fatma Çalkaya, Narlıdere Metrosu için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e teşekkür ederek metronun hizmete girmesiyle bölgede trafiğin rahatlayacağını söylediler.
“BU ŞEHİRDE ULAŞTIRMA BAKANLIĞINA AİT TEK BİR “U” HARFİ YOK”
Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer, göreve geldiğinde Narlıdere Metrosu’nun yüzde 12 seviyesinde olduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu, “İzmir’i bilenler bilir. Bu şehirde Ulaştırma Bakanlığına ait tek bir “U” harfi yok. Onun yerine, kendi metro hattını, sadece kendi imkanlarıyla yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi var. Biz, Türkiye’de son beş yılda raylı sistemlere bütçesinden en büyük oranı ayıran belediyeyiz. Sadece 5 yıllık görev sürem boyunca İzmir’de 952 milyon Euroluk raylı sistem yatırımı yaptık, yani bugünkü rayiçle 31 milyar lira.Peki bu 5 yılda merkezi hükümetin İzmir’e layık gördüğü raylı sistem yatırımı ne kadar biliyor musunuz? Yalnızca ama yalnızca 3 bin lira. Biz o metro Buca’ya gelecek dedik. Getiriyoruz.” dedi.
5 yıllık görev süreci boyunca yaptığı icraatları, adaylık sürecinde vaat ettiği ve gerçekleştirdiği projleri tek tek anlattan Soyer,”5 yıl önce, sec¸im beyannamemizde, 165 projemizi gerçekleştirmeyi vadetmiştim. Bu projeleri yu¨zde 87’lik bir oranda tamamlamıs¸ üzerine bir de 15 proje eklemiş ve bu oranı gerçekleştirmiş tek belediye başkanı olmaktan büyük gurur duyuyorum.5 yılda İzmir’in 50 yıllık kangren olmuş sorunlarını çözdük, ve gelecek 50 yılını teminat altına aldık” ifadelerini kullandı.
“CANLARI SAĞ OLSUN”
Aday gösterilmemesinden dolayı CHP Genel Merkezine sitemde bulunan Soyer, şöyle devam etti:
“Bu şehir, onlarca yıldır parti-devlet anlayışıyla üvey evlat yerine kondu.Yine de hak bildiği yolda, demokrasinin yolunda yürümekten asla vazgeçmedi.İzmir tüm baskılara rağmen, evrensel değerlerin ülkemiz siyasetindeki en güçlü savunucusu olan CHP’ye destek vermeyi sürdürdü. Cumhuriyet’in kurucu değerlerine sahip çıktı.İşte bu nedenle CHP ve İzmir arasındaki güçlü ilişki bir tesadüf değildir.Her ikisinin de özünde Anadolu’dan dünyaya uzanan bir uygarlık köprüsü inşa etme gayreti vardır. Fakat ne yazık ki bugün, değişim sloganın altının boşaltılarak, hedefinden koparıldığını ve umutların sönümlendiğini üzülerek görüyoruz.Oysa bir parti-devlete karşı mücadele ediyorsanız veya bir parti sandıktan aldığı gücü suistimal edip devleti ele geçiriyorsa, o umuda çok ihtiyaç vardır ve o umudun tek gerçek öznesi halk olmalıdır.Vatandaşın talepleri tek ve en gerçek yol göstericidir. Göreceksiniz, hep birlikte o umudu yeniden yeşertip, asırlık Cumhuriyet mirasımızı daha ileriye taşıyacağız.Cumhuriyetimizin 100. yaşını, onun devrimlerinin, faziletlerinin kalesi olan Cumhuriyet Halk Partisinin değerlerini daha da yücelteceğiz. “Başka bir siyaset mümkün” çünkü siyaset yaşamı iyileştirme sanatıdır.Ve o sanat ancak toplumla birlikte yapıldığında hedeflerine ulaşır.Yani Halkla birlikte, halkçı bir dönüşümle.Şunu çok iyi biliyoruz ki hepimiz daha iyisini hak ediyoruz. Bu ülke bu cennet vatan daha iyisini hak ediyor.Yolumuz engebeli, yolumuz uzun ama hedefimiz güzel, o hedefe giden yolculuk güzel. Hep birlikte ileriye, iyiye, doğruya yürümeye devam edeceğiz. Aşığı olduğum bu güzel şehrin, güzel insanları, Elbette bu kadar emeğe partinizden ve yoldaşlarınızdan bir takdir beklersiniz.İzmir CHP il kongresinde kapalı oylamada 522 delegenin 508’inin oyuyla en yüksek örgüt desteğini alana, başarılarıyla uluslararası alanda en yüksek makama getirilene, anketlerde birinci çıkana, bu kadar çabaya, devrim niteliğindeki onlarca esere bir teşekkürü çok görenlere buradan sitem ediyorum.Canları sağolsun”
“BUGÜNE KADARKİ HATTIMIZ İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİYDİ BUNDAN SONRA SATHIMIZ, TÜM VATANDIR”
Siyasetin içerisinde olmaya devam edeceğinin işaretini veren Soyer, konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı:
Bu yoldaki en büyük ödül siz değerli İzmirli hemşerilerimin takdiridir.Bu makamdaki görevim bitse de sizlerin her siyasetçiye bahşetmediğiniz ama beni oturttuğunuz gönül makamı benim için en büyük ödüldür.Tüm kalbimle söylüyorum, bu gurur bana da evlatlarıma da yeter.İzmir’e, bu şehrin 4 buçuk milyon dürüst, namuslu insanına bana bu gururu yaşattıkları için teşekkür ediyorum.Dostlarım,Geçmiş olsun diyenlere asla kulak asmayın. Demokrasi bayrağını taşımanın bedelini ödemeye rıza gösteren herkese Mustafa Kemal Atatürk’e ve Cumhuriyet devrimlerine en sıkı sahip çıkan şehir olma özelliğini yaşatan ve fakat bu nedenle bedel ödeyen, o bedele rıza gösteren tüm İzmirlilere,Helal olsun! Gelecek olsun! Bu memleket için, İzmir için son nefesime kadar hizmet edeceğim.Bunu, kimsenin ekmeğine yağ sürmeden, bu toprakları rant çetelerine peşkeş çekmeden yapmaya devam edeceğim.Bu ülkede demokrasinin neferi olmayı sürdüreceğim. Bir nefer olarak birlikte başlattığımız tüm projelerin de takipçisi olacağım. Şunu çok iyi bilsinler, bugüne kadarki hattımız İzmir Büyükşehir Belediyesiydi.Bundan sonra sathımız, tüm vatandır.”
Soyer’in konuşmasının ardından açılış töreninde sanatçı Haluk Levent İzmirlilerle buluştu.
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Gürçeşme Çocuk Belediyesi Yerleşkesi, bugün açıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, çocuklara “Biz bugünün yöneticileri, bu hakları, bu söz hakkını sizlere tanımak zorundayız. Üzerimize düşen bu büyük görevi sizleri yılda bir gün makam koltuklarında ağırlayarak yerine getiremeyiz. Ne mutlu ki bana Türkiye’nin çocuk belediyesine sahip ilk çocukları İzmir’in çocukları oldu.Türkiye’nin çocuk belediyesine sahip, ilk çocukları İzmir’in çocukları oldu” diye seslendi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer tarafından ilki Seferihisar’da başlatılan Çocuk Belediyesi uygulaması yaygınlaşıyor. Katılımcı demokrasiyi geliştirmek, çocukların düşüncelerini açıkça söyleyebilmelerini, çözüm üretebilmelerini, karar alma mekanizmalarına aktif katılımlarını destekleyen, çocuk haklarını gözeten ve çocukların yönetime doğrudan katıldığı, çocuk odaklı sistem Gürçeşme Çocuk Belediyesi Yerleşkesi, bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer tarafından açıldı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer’in açılış konuşmasından önce Gürçeşme Çocuk Faaliyet Merkezi korosu ve Gürçeşme Masal Evi Çocuk Korosu sahne aldı.
Çocukların gözlerindeki pırıltıyı gördüğünü, herkesin tüm gücünü bu pırıltıdan aldığını söyleyen Soyer, “Sevgili İzmirliler, şehrimizin her köşesini sokakları, caddeleri evlerimizi ve parklarımızı bir şehri şehir yapan ne varsa tümünü çocuklarımızla paylaşıyoruz. Şu hayatta ne yapıyorsak aslında çocuklarımız için yapıyoruz. Dahası çocuklarımızın kendi geleceklerini tarif ederken söz haklarının olması gerektiğini biliyoruz. 2011 yılında bu eksikliği görerek Seferihisar Belediye Başkanlığı görevimi yaparken bir çocuk belediyesi kurulmasına öncülük ettim. Böylelikle Türkiye’nin ilk çocuk belediyesi Seferihisar’da kuruldu. Çocuk belediyesi bir belediye başkanı olarak bana eşsiz imkan sundu. Dünyayı bir çocuğun gözünden görebilmeyi bir park mı yapılacak? Yoksa bir okul, bir pazar yeri mi? Elbette uzmanların karar verecekleri düşünceleri çok önemli. Ama bir tesisi orayı kullanacak çocukların gözünden görmek en az meselenin teknik özellikleri kadar önemli. Çünkü o park, o okul, o yaşam alanı çocuklara ait. Seferihisar Çocuk Belediyesi’nde sadece çocuklar için değil, aynı zamanda çocuklarla birlikte icraat yapmanın anahtarını bulduk” dedi.
Hayata geçirilen yerleşkede çocuk belediyesinin yanında Gürçeşme Masal Evi, çocuk faaliyet merkezi, erken çocukluk birimi ve meslek fabrikasının da da hizmet vereceğini anlatan Soyer, “Daima iyilikten, daima güzellikten yana, herkes için adil ve eşit bir yaşamı çocuklarımızın katılımıyla gerçekleştirebiliriz. Onun için bu demokrasi ağını genişletmeye kararlıyız. Sevgili İzmirliler beş yılda elimizden geldiğince İzmir’i çocukların en az yetişkinler kadar söz sahibi olduğu örnek bir kent çalıştım. Çocuklarımızın yerel yönetimde söz sahibi olduğu çocuk belediyemizin kapısı dileyen tüm çocuklarımıza açık. Bugün çocuklarımızın tertemiz yüreklerinden, ışıl ışıl gözlerinden aldığımız ilhamlar şehrimize yepyeni bir meydan kazandırıyoruz. Gürçeşme Çocuk Belediyesi Yerleşkemiz tam donanımlı bir sosyal yaşam kampüsü olarak faaliyet gösterecek. Özellikle dezavantajlı mahallelerde yaşayan çocuklarımızın fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimleri için belediyemizin bütün imkanlarını seferber edeceğiz. Çünkü biz en büyük eserini çocuklara ve gençlere emanet eden ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izindeyiz” ifadelerini kullandı.
“HENÜZ OY HAKKINIZ OLMASA DA SÖZ HAKKINIZ VAR”
Çocuklara “Henüz oy hakkınız olmasa da söz hakkınız var, haklarınız var” diye seslenen Soyer şunları söyledi:
“Biz bugünün yöneticileri, bu hakları, bu söz hakkını sizlere tanımak zorundayız. Üzerimize düşen bu büyük görevi sizleri yılda bir gün makam koltuklarında ağırlayarak yerine getiremeyiz. Merak ederek, sorarak, oynayarak, çalışarak, araştırarak, tasarlayarak, geleceğimizi inşa etmek için şimdiden harekete geçebilirsiniz. Ne mutlu ki bana Türkiye’nin çocuk belediyesine sahip, ilk çocukları İzmir’in çocukları oldu. Bugün hep birlikte açtığımız yerleşke size ait. Burası sizin. Burada iklim krizi, yoksulluk, demokrasi, adalet, bütün bunları öğreneceksiniz, konuşacaksınız. Huzurunuzda bir kez daha söz veriyorum Sizlerle birlikte bu ülkeyi daha ileriye taşımak için canla başla çalışmaya devam edeceğim. Hep beraber dünyamızı daha adil, daha huzurlu, barış ve mutluluk dolu bir gezegen yapacağız. Ben daima yanınızda olacağım.”
]]>
Yeni dönemde aday gösterilmeyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 5 yıllık görev süresinde birlikte çalıştığı İzmir Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ile Tarihi Havagazı Fabrikasında düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi. Başkan Tunç Soyer, tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür etti, dikkat çeken açıklamalar yaptı.
“Koltuğa oturduğumda toktum, şimdi de tokum”
Tunç Soyer, “Küçük yaşlardan itibaren zamanı daha iyi değerlendirmenin, almaktan değil vermekten geçtiğini öğrendim. Çocuk yaşlarımızdan itibaren vicdan ve merhametimizi keşfettik, dünyayı değiştirmeye karar verdik. Daha güzel bir dünyanın mümkün olduğunu biliyorsunuz ve onu yapmak için de kullanabileceğiniz en güçlü şey siyaset. Gerçekten dünyayı değiştirmek istiyorsanız tok olacaksınız. 15 sene önce Seferihisar Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduğum gün toktum, 1 ay sonra koltuğu bırakırken de tokum. Bu kolay bir mesele değil. Günümüz siyasetçileri maalesef çok aç ve doymak bilmiyorlar. Tokluğu içine sindirmiş çok az siyasetçi var maalesef. Ama enseyi karartmamak lazım, çünkü var” dedi.
“Yıkılmadım, yıkamadılar”
Belediye başkanlığı döneminde yaşadıklarını anlatan Başkan Soyer, “Bu yolculukta ihanet edenler oldu, arkadan hançerleyenler oldu. Onlar için üzülüyorum. O sahip olmak istedikleri unvan, makam neyse, onun için aile terbiyelerinden, ahlaklarından vazgeçiyorlar, çok yazık. Hayat ondan ibaret değil ki… Hayatı ıskalamak çok üzücü. Asla sevinmesinler, yıkılmadım ve yıkamadılar. Çocukluk yıllarında taşıdığım heyecanı, bu memleket için duyduğum aşkı, bu ülkenin aydınlık geleceği için duyduğum heyecanı şu kadarcık engelleyemediler. Yine yüzüm gülmeye devam edecek, mücadele etmeye devam edeceğim. Sonuna kadar böyle olacak, hiç boşuna sevinmesinler. Asla yıkamadılar, yıkamayacaklar. Çok iş yaptık, olağanüstü güzel işler yaptık. Bu yaptığımız işlerin önemli bir bölümü tüm Türkiye’de ilkti. O kadar çok Türkiye’de ilkimiz var ki. Bence her biriyle iftihar etmelisiniz. Türkiye’de hiçbir belediye bu sürede; 670 küsur otobüs almadı, sıfırdan başlayıp bir tramvay hattını bitirmedi, 287 milyon Euro yatırımla metro hattı yapmadı, Acil Yardım Butonu icat etmedi, fabrika açmadı, atalık tohumu binlerce dönüme yaymadı. O kadar çok ilkimiz var ki, o kadar çok model olduk ki, bizden sonrakiler bunların izinden gidecekler ve o güzel örnekleri Türkiye’de yaygınlaştıracaklar. Mahalle Bostanı, Sünger Kent gibi uygulamalarımızı bir bakıyoruz bir belediye yapıyor, bir bakıyoruz Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı uygulamaya başlamış. İçten içe gurur duyuyoruz. Bu salondaki sizler yaptınız. Sizler Türkiye’nin en büyük dönüştürücü gücüsünüz. Sizin kadar aydınlık, temiz, dirençli, ilerici başka bir belediye kadrosu yok. Her zaman bir ağabeyiniz olarak sizin yanınızda olmaya devam edeceğim. Ben maraton koşucusuyum. Son nefesime kadar koşmaya devam edeceğim” diye konuştu. – İZMİR
]]>