Kahramanmaraş merkezli depremlere Hatay’ın Kırıkhan ilçesi Mimarsinan Mahallesi’nde yakalanan Hasan Kurter ve ailesinin yuvası asrın felaketinde ağır hasar aldı. Bir süre sonra yıkılan evinden olan Kurter, bir an önce sıcak bir yuvaya kavuşmak için çözümü çelik konstrüksiyon ev yaptırmakta buldu. Kayseri merkezli bir firmayla anlaşan Kurter; 150 metrekarelik çelik ev için 1 milyon 300 bin TL’lik sözleşme imzaladı. Kurter, sözleşmen ardından firma sahibi olduğunu iddia eden B.T. isimli şahsın söylediği hesaba 450 bin TL para gönderdi. Firma sahibi olduğunu iddia eden şahıs, inşaat alanında yaptığı 2 günlük çalışmanın ardından Kırıkhan ilçesini terk etti ve Kurter’i sürekli oyaladı. Sözleşme bitim tarihi Şubat ayının 10’u olmasına rağmen herhangi bir çalışma yapılmayan inşaat alanı terk edildi. Durum üzerine hareke geçen Kurter, durumu yargıya taşıdı. Ev hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden olan depremzede vatandaşın elinde firmanın kendisine hediye ettiği; 2 kalem, 1 tişört ve 1 şapka kaldı. Kendisi mağdur olan Kurter, depremzede vatandaşlara dikkatli olun çağrısında bulundu.
“Ön ödeme olarak da 450 bin TL parayı hanımım dediği şahsın hesabına attık”
Yapılan anlaşma sonrası firmanın inşaat alanında 2 günlük bir çalışma karşılığında kendilerinden 450 bin TL aldığını ifade eden Kurter, “Kırıkhan ilçesinde konteynerde yaşıyorum. Asrın felaketinde Kırıkhan ilçesi Mimarsinan Mahallesi’ndeki aile apartmanımızdaki evimizdeydik, yuvamız ağır hasar alınca yıkım oldu. Memleketimizde Kayseri firması olan bir şahısla irtibata geçtik, 150 metrekare çelik ev yapımı için anlaştık. 1 milyon 300 bin TL’lik bir sözleşme imzaladık. Ön ödeme olarak da 450 bin TL parayı hanımım dediği şahsın hesabına attık. Daha sonra da gelip sadece bir kazım yaptı, tahta çaktı” dedi.
“Bu gün bize teslim edeceği tarihin üzerinden 1 buçuk ay geçti”
Firma tarafından kendilerine hediye edilen promosyon ürünlerine tepki gösteren Kurter, “Bizimle alay eder gibide geldiğinde bize 450 bin TL karşılığında bize; 1 adet tişört, 1 şapka ve 2 kalem hediye etti. Bu verdiklerini bize bu para karşılığında satmış gibi oldu. Bunun haricinde geleceğim, gideceğim ve yapacağım deyip durdu. Bu gün bize teslim edeceği tarihin üzerinden 1 buçuk ay geçti. Ama henüz ne bina var, nede bizim verdiğimiz 450 bin TL’nin iadesi var. Aralık ayının 5’inde sözleşme imzalamıştık, 2 gün gelip tahta çaktı” ifadelerini kullandı.
Depremin üzerine ev hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden olmanın kendilerine ağır geldiğini ifade eden Kurter, “Şuanda konuyu yargıya taşıdık, aşağı yukarı 1 hafta oldu yargıya verdik. Bizim derdimiz verdiğimiz para değil, biz istiyoruz ki başka depremzedelere acılar yaşatmasın. Bizim 6 Şubat’ta çektiğimiz acılar bize zaten yeter. Ama bir de bu şahsın gelip depremzedeleri mağdur etmesi daha da acı veriyor” şeklinde konuştu. – HATAY
]]>Şişli Belediyesi ve GENEL-İŞ 1 Mart ile 28 Şubat 2026 tarihleri arasını kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerini başarı ile sonuçlandırdı. 2 bin 300’ü Belediye iştiraklerinden Kentyol Kent Hizmetleri A.Ş’de, 67’si de Belediye kadrosunda olmak üzere toplam 2 bin 367 işçi için toplu iş sözleşmesi imzaları, Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen tören ile atıldı.
Maaşlarda yüzde 94 artış
Yeni toplu iş sözleşmesi ile birlikte 17 bin 2 TL olan işçi maaşları yüzde 94 oranında artış ile 33 bin TL’ye yükseldi. Bununla birlikte, en düşük ücret alan işçinin aylık geliri; aylık 8 bin 250 TL’si ikramiye, bin 388 TL’si yol ücreti ve 3 bin 740 TL’si yemek ücreti olmak üzere 46 bin 378 TL oldu.
Sosyal haklar da genişletildi
Toplu iş sözleşmesinde ücret artışının yanı sıra var olan sosyal haklar da genişletildi. Önceki dönemlerde sözleşmede yer alan, doğum yapan kadınlara devletin verdiği 16 haftalık doğum iznine ek olarak 16 haftalık doğum izni, eşi doğum yapan erkeklere verilen 1 aylık babalık izni bu sözleşmede de devam etti. Yeni sözleşmede, kadınlara her ay 1 gün regl izni, bütün personele yılda 5 gün mazeret izni tanındı. Kıdem tazminatları da yeniden düzenlendi. Önceki dönemlerde 30 gün üzerinden hesaplanan kıdem tazminatları, yeni sözleşme gereği 40 gün üzerinden hesaplanacak.
“Şişli Belediyesi sizin sevgili emekçi kardeşlerim”
Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin yaptığı konuşmada, “Sevgili emekçi kardeşlerim, Şişli’de çalışmak bir ayrıcalık. Az önce İl Başkan Yardımcım yukarda dedi ki, ‘Başkanım bize torpil isteğiyle geliyorlar, lütfen bizleri Şişli Belediyesi’ne alın diye’. Bazılarınız memnun değilsiniz biliyorum. Keşke imkanlarımız olsa bu ücretlerden daha yükseğini vermemiz gerekir. Ama burası bir fabrika değil. Ben ya da benden sonra Emrah bir patron değil, bizler sizlerin arasından birileriyiz. Hatta hatırlarsanız geldiğimde sizlere bir şey söylemiştim. Burası benim değil. Ben Belediye Başkanınızım 5 yıllığına kiraladım. 5 yıl sonra ben giderim, başkası gelir ama siz hep burada olacaksınız. Şişli Belediyesi sizin sevgili emekçi kardeşlerim. Her kademede nerede çalışıyorsanız çalışın sizin bizden daha çok korumamız gerekiyor. Birbirimizle kavga etmeyelim. Kol kola girelim. Yarınlarımızı beraber planlayalım” ifadelerini kullandı.
Sözleşme imzalamadan önce Belediye Başkan Adayı Emrah Şahan’ın da fikrini aldığını belirten Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, “Emrah kardeşimle şöyle bir strateji izledik. Ben 5 yıl omuzlarında sıkıntı yaşayacak bir arkadaşıma, bir yol arkadaşıma onun onayı olmadan bir toplu sözleşmeyi imzalamayı doğru görmem. Haksızlık olur. Ben kendi adıma bu sözleşmeye imza atardım. Emrah da bir şey demezdi. Daha fazlasını da versem bir şey demezdi. Ama o benim etik anlayışıma aykırı. Ben 5 yıldır verdiğiniz destekten dolayı iyisiyle, kötüsüyle beni çektiğiniz için hepinize sonsuz teşekkürlerimi bir borç biliyorum. Emeğinize ve katkınıza çok teşekkür ediyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) öncülüğünde, Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN), Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS), Hekim Birliği Sendikası, Genel Sağlık-İş Sendikası, Tabib-Sen Sendikası bir araya gelerek İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. İSTAHED Yönetim Kurulu üyesi Bilge Mehmetzade, “İdari mobbing en son 1 Mart 2024 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan Torba Yasa ile kendini iyice ayyuka çıkarmış ve adeta biz hekimler ve sağlık profesyonellerinin sözleşme feshi tehdidiyle bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır. Bu maddenin bu ülkede kanun düzeyinde bir mevzuatta geçmesi ülkemiz adına maalesef ki bir utanç kaynağıdır. Hukuksuz ve hiçbir mantıklı gerekçesi olmayan bu Torba Kanun maddeleri kesinlikle kabul edilemez olup acilen geri çekilmelidir” dedi.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yapan hekim örgütleri adına hazırlanan ortak açıklamayı İSTAHED Yönetim Kurulu Üyesi Dr Bilge Mehmetzade okudu. “Hekimlere reva görülen Anayasaya aykırı Ceza kanunu kabul etmiyoruz”, diyen Mehmetzade, sözlerini şöyle sürdürdü:
“BİRÇOK MESLEKTAŞIMIZ ŞİDDET OLAYLARI SEBEBİYLE ÜLKESİNİ VATANINI TERK ETMEKTEDİR: Bugün 14 Mart 2024. Bundan 105 yıl önce cesaret ve direnişin meşalesini yakan Tıbbiyeli Hikmet’in ruhu ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini benimseyerek mesleğini icra eden biz tıbbiyelilerin günü. Biz hekimlik mesleğini bu duygularla yapmaktan onur ve gurur duyuyoruz. Ancak bu onurlu mesleğin asla sarsılmaması gereken itibarını azaltma çalışmaları her geçen gün şiddetini arttırmaktadır. Bu durum bir ülkedeki en temel ve en vazgeçilmez kamu hizmeti olan sağlık hizmetinin baş aktörü olan bizleri artık dayanılması güç bir noktaya getirmiştir. Birçok meslektaşımız bu bilinçli itibarsızlaştırma ve bunun sonucunda her geçen gün katlanarak artan ve önlenmesi adına gerekli adımların atılmadığı şiddet olayları sebebiyle ülkesini vatanını terk etmektedir.
ÜLKEMİZDEKİ SAĞLIK HİZMETİNİN KALİTESİNİ ARTTIRMAK İSTİYORSAK ÖNCELİKLE BU HİZMETİ SAĞLAYAN BİZLERİN İŞİMİZİ HUZURLU YAPMASI GEREKTİĞİ AÇIKTIR: Bu terk edişlerin önüne geçilmesi siyasi idarenin en öncelikli konularında biri olması gerekirken maalesef tam tersi söylemlerle bu sorunun daha da alevlenmesine sebebiyet verilmektedir. Ülkemizdeki sağlık hizmetinin kalitesini ve etkinliğini arttırmak istiyorsak öncelikle bu hizmeti sağlayan bizlerin işimizi mutlu ve huzurlu yapması gerektiği açıktır. Bunun sağlanması için pozitif anlamda maaş artışları yapılıyor gibi görünse de yapılan artışların hepsi birer ek ödeme mahiyetinde olup belirli şartlara bağlanmış durumdadır ve bu şartların yerine getirilmediği durumlarda bu ödemelerin yapılmayacağı baskısıyla idari bir mobbing aracına dönüştürülmüş durumdadır.
1 MART 2024 TARİHİNDE RESMİ GAZETE DE YAYINLANAN TORBA YASA ADETA BİZ HEKİMLER VE SAĞLIK PROFESYONELLERİNİN SÖZLEŞME FESHİ TEHDİDİYLE BİR GÖZDAĞI VERİLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR: Bu idari mobbing en son 1 Mart 2024 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan Torba Yasa ile kendini iyice ayyuka çıkarmış ve adeta biz hekimler ve sağlık profesyonellerinin sözleşme feshi tehdidiyle bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır. Mevcut ülke nüfusuna oranla ülkemizdeki hekim ve sağlık çalışanı sayısı gelişmiş ülkelere göre çok az sayıda iken bu asgari personelin insanüstü çalışmaları sayesinde sağlık alanında ülkemizin başarısı ile gurur duyanlar maalesef bizlere ceza verme noktasına geldiğinde çok cömert davranıp iş sözleşmelerimizi daha kolay nasıl sonlandırabileceklerinin hesabını yapmaktadırlar. Mevcut çalışanları da en ufak cezalarla bile işlerinden ederek bu ülke ne kazanacaktır. Amaçlanan nedir. 1 Mart’taki torba kanunla, sözde bizlerin bu özverili çalışmalarını teşvik etmek için verildiği belirtilen ek ödemelerin alınan en ufak cezalarda bile kesileceği hükme bağlanmıştır. Uyarı cezasında 1 ay, kınama cezasında 2 ay, aylıktan kesme cezasında 3 ay bu ek ödemelerin kesileceği belirtilmiş ve bu kesintiler 6 ay olursa sözleşmemiz fes olacağı kanunda açıkça belirtilmiştir. Disiplin cezaları neticesinde ek ödeme kesintisi yapılamayacağını vurgulayan Anayasa Mahkemesi kararına ve ayrıca; bir fiile birden fazla ceza verilemez şeklindeki evrensel hukuk ilkelerine de aykırıdır.
TORBA KANUN MADDELERİ KESİNLİKLE KABUL EDİLEMEZ OLUP ACİLEN GERİ ÇEKİLMELİDİR: Örneğin 2 yıllık sözleşme süresinde 3 kez işe geç kalan bir sağlık çalışanının sözleşmesi feshedilecektir. Bu gibi birçok absürt durumla karşı karşıya kalınmasının önü bu kanunla açılmış durumdadır. Bir çalışanın sözleşmesini feshetmek hiçbir kanunla bu kadar karşılaştırılmamalıdır. Afiliye hastanelerde görev yapan öğretim elemanlarıyla ilgili bu kanun ile sözleşme süresi 3 yıldan 2 yıla indirilmiş ve 3 kez yazılı olarak ikaz halinde sözleşmenin feshedileceği düzenlemiştir. Çalışana motivasyon olsun diye verilen bir ek ödemenin kesilmesinin bir iş akdi sonlanma gerekçesi olması akla ve mantığa uymamakla beraber ne hukuki ne de vicdanidir. Bu maddenin bu ülkede kanun düzeyinde bir mevzuatta geçmesi ülkemiz adına maalesef ki bir utanç kaynağıdır. Hukuksuz ve hiçbir mantıklı gerekçesi olmayan bu Torba Kanun maddeleri kesinlikle kabul edilemez olup acilen geri çekilmelidir. Mevcut maddelerle ilgili hukuki mücadelemize başlamış olmakla beraber örgütsel mücadelemizin de davam edeceğini kamuoyuna duyuruyoruz”
]]>Efebel A.Ş. belediye şirketi bünyesinde çalışan işçileri kapsayan toplu iş sözleşmesine göre çalışanların maaşlarına çok yüksek oranda zam yapılarak, sosyal hak ve kazanımlarıyla birlikte yaptıkları işe ve eğitim durumuna göre değişen aylık 30-35 bin TL arasında ücret elde etti. Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay ve DİSK Genel İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Çetin Çalışkan arasında imzalanan sözleşme sonrası davul-zurna eşliğinde danslarla kutlama yapan belediye personeli, Başkan Atay’a teşekkür etti. Törende kendisini dakikalarca alkışlayan personele seslenen Başkan Atay, “Asıl alkışı sizler hak ediyorsunuz, sizler üretiyorsunuz, başımızın tacısınız” diyerek personelini alkışladı. “Sizleri namerde muhtaç etmeyeceğim” diyen Başkan Atay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Benim dünya görüşüm emeğin en yüce değer olduğuna inanan bir dünya görüşüdür. O nedenle siz bizim baş tacımızsınız. Gönül ister verdiğimiz rakamların iki katını, üç katını verelim. Gelirimiz artmıyor. Ama çok zor şartlarda da olsa bu enflasyona da sizi yendirmeyeceğim, sizi de hiç kimseye, namerde muhtaç etmeden yaşatacağım. Söz veriyorum size. Başkanınız bunun örneğini gösterdi size. Birileri Covid’den bahane ederek bin işçiyi çıkartırken, Efeler Belediyesi’nde bir kişi bile işten çıkmadı. Üstüne üstlük iki yıl üst üste biner lira ikramiye verdik. Alın terinizin karşılığı olmasa da, ananızın ak sütü gibi helaldi o paralar size. Çok teşekkür ediyorum hepinize.”
Covid-19 döneminde büyük bir özveriyle fedakarca çalışan personele teşekkür eden Atay, “Sadece ben değil, Efeler halkının baş tacısınız siz. Birlikte yöneteceğiz. Önemli olan birlikte mutluluk içinde yaşamamız. Kreşler açtım sizin çocuklarınız için. Kreşe gidiyor çocuklarınız. Dershane açtım. Bütün bunları yaparken sizi düşündüm, geleceğimizi düşündüm, çocuklarımızı düşündüm, kadınlarımızı düşündüm. Köy gibi olan Efeler’i dönüştüreceğiz, bir marka kent yapacağız. Buna kararlıyım, sizinle birlikte yapmaya kararlıyım. Emeğiniz çok fazla, verdiğimiz ücretin bile alın terinizin karşılığı olmadığını biliyorum. Elimden ne geliyorsa bundan sonra da yapmaya hazır olduğumu bilin ve 31 Mart’ta da başkanınıza sahip çıkmanızı diliyorum” diye konuştu.
DİSK Genel İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Çetin Çalışkan ise Başkan Atay’a teşekkür ederek şunları söyledi:
“Efeler Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Fatih Atay’a özel bir teşekkürü borç biliyorum. Bütün imkanlarını zorlayarak, inanın kuruşu kuruşuna bütün imkanlarını zorlayarak bugün bu noktaya getirdi. Ben örgütün DİSK ve Genel-İş adına kendisine sonsuz yürekten teşekkürlerimi borç biliyorum. Kıymetli dostlarım, kıymetli mücadele arkadaşlarım, Türkiye’nin dört bir yanında birçok il ve ilçede örgütlüyüz ve yaygın bir sendikayız. Türkiye’deki en yaygın örgütlü sendikayız diyebilirsiniz. Birçok yerde sözleşmeler yapıyoruz, bazı yerlerde yüksek oluyor, bölgesel farklılıklar var. Bazı yerlerde düşük oluyor. Aydın ölçeğine baktığımda yürekten söylüyorum bugün bu yapılan sözleşmenin ciddi, dolu ve altı biçimlendirilmiş bir sözleşme olduğunu yürekten söylüyorum.”
DİSK Genel İş Sendikası Aydın Şube Başkanı Sibel Özhan da, sosyal hak ve kazanımlarla ilgili bilgiler vererek, “Sendikamız üyeleri sözleşmemize göre yılda 60 yevmiye ikramiye, 250 TL yakacak, 2 bin 600 TL yemek, 800 TL aile yardımı, çocuk sayısına göre 200 TL çocuk ücreti, üniversite mezunlarına 2 bin TL eğitim ücreti, kreşlerde çalışan öğretmenlere 2 bin TL, sahada çalışan personele 2-3 bin TL arası sorumluluk ücreti gibi daha birçok ciddi sosyal haklar ve kazanımlar elde ettiler. Başkanımız Mehmet Fatih Atay’a çok teşekkür ediyorum” dedi. – AYDIN
]]>Özçelik, Öz Orman-İş Sendikasının Kızılcahamam’da bir oteldeki 55. Temsilciler Eğitim Toplantısı’nda, Öz Orman-İş’in kurulduğu 2008’den beri duruşundan ve mücadelesinde taviz vermediğini belirterek, sendikanın 27 bin üyesiyle çalışma hayatının önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Bakanlık olarak çalışma hayatının tüm paydaşlarıyla sosyal diyaloğu esas alıp, hareket ettiklerini vurgulayan Özçelik, “Sosyal devleti bir bütün olarak işçi, işveren ve devlet üçlüsünün mutabakatı olarak görüyoruz. Ülkenin refahının ve topyekun yükselişi, bu mutabakatın sağlıklı bir zeminde kurulmasına bağlı. Bu çerçevede sendikalarımız, Bakanlığımızın en fazla önem verdiği paydaşlardır.” ifadelerini kullandı.
Sendikal örgütlenmenin önünde hiçbir engelin bulunmadığını dile getiren Özçelik, sendikalı işçi sayısının yaklaşık 2,5 milyona, sendikalaşma oranın ise yüzde 15 düzeyine yükseldiğini bildirdi.
“İstihdam tüm zamların en yüksek seviyesine ulaştı”
Bazı işverenlerin, sendikaların örgütlenmesine yönelik olumsuz bakış açısını ortadan kaldırmak istediklerini ifade eden Özçelik, şöyle konuştu:
“Büyüyen, kalkınan Türkiye’nin son 20 yılında, istihdamın artırılması en temel ilkemiz, en önemli politika eksenimiz oldu. İş gücümüz bugün 35 milyonu aştı. İstihdam edilenlerin sayısı 2002 yılında bu yana yüzde 50’den fazla artarak tüm zamların en yüksek seviyesi olan 32,5 milyona ulaştı. Dezavantajlı gruplara yönelik uyguladığımız destek, teşvik ve düzenlemelerle kadın, genç ve engellilerin istihdamını önemli ölçüde artırdık. Sosyal örgütlenme imkanlarının geniş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksiksiz alındığı ve çalışma ortamını insana yaraşır hale getirmiş olan işverenlerimize yönelik yeni teşvik modelleri üzerinde çalışıyoruz.”
Özçelik, enflasyonun tahribatını emekçilere hissettirmemek için gayretle çalıştıklarını belirterek, Bakanlık olarak, çalışma hayatının tüm taraflarıyla dayanışma içerisinde, üzerlerine düşen tüm görevleri yerine getirmeye hazır olduklarını söyledi.
Özçelik, “Bu kapsamda Sayın Settar Başkan’ın, işçilerimizin hem kamu çerçeve protokolüyle getirilen şartları hem ücretlerdeki basamak sistemiyle ilgili taleplerine, inşallah önümüzdeki günlerde gerçekleştireceğimiz danışma kurulları toplantılarımızda dile getirip, hep birlikte çözüm arayacağız.” dedi.
“İşçiler arasındaki ücret merdiveni yeniden kurulmalı”
Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan da üyelerinin kadro hakkına kavuşması ve özlük haklarının iyileştirmesi için büyük bir mücadele yürüttüklerini belirterek, son olarak 14 bin geçici orman işçisinin çalışma sürelerini 10 aydan 12 aya yükseltilmesi kazanımını elde ettiklerini söyledi.
Kamu işçinin 2023-2024 dönemindeki mali ve sosyal haklarının belirlendiği Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü’nü geçen yıl mayıs ayında imzaladıklarını anımsatan Aslan, bu sözleşmeyle en düşük kamu işçisi ücretinin önce 15 bin liraya yükseltildiğini, ardından 2023 yılının ilk altı ayında refah payı dahil ücretlere yüzde 45’lik artış yapıldığını vurguladı.
Bu sözleşmenin kazanımlarının enflasyon karşısında zamanla erimesi üzerine TÜHİS ile 29 Ocak’ta ek protokol imzalandığını hatırlatan Aslan, şöyle konuştu:
“Ek protokolle sözleşme başlangıç tarihi 1 Ocak olanların aldığı yüzde 32,57 oranındaki zam, sözleşme başlangıcı 1 Mart ve sonraki aylarda olanlara da uygulandı. Bunda emeği olanlara teşekkür ediyorum. Fakat arkadaşlarımızın hala 49,25 zamda yeknesaklığın sağlanması konusunda beklentileri var. Bu beklentiye yetkililerin duyarlılık göstereceğine inanıyorum. Hükümetimizden, memurlarımıza ve emeklilerimize verilen yüzde 49,25’lik zam oranın kamu işçisine de verilmesini istemiştik, bunu yine talep ediyoruz.”
Aslan, geçen yıl imzalanan sözleşmeyle en düşük kamu işçisi ücretinin önce 15 bin liraya yükseltilmesi ve ardından yapılan yüzde 45’lik artışla kıdemli işçi ile yeni işçi arasındaki ücret makasının daraldığına dikkati çekerek, “Bu durum işyerlerinde rahatsızlığa neden oldu. Bu sorunu TÜHİS ile aşamadık. Önümüzdeki sözleşme döneminde eski işçi ile yeni işçi arasındaki ücret merdiveni sisteminin yeniden kurulmasını istiyoruz.” dedi.
Toplantıya, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Kadir Çokçetin, Orman Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yüzer ve sendikanın temsilcileri katıldı.
]]>Kanunla, mesleğini serbest olarak icra eden diş tabipleri, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilecek ve bu sayı birden fazla olamayacak.
Ebelerin görevlerine ilişkin kanunla düzenleme yapılacak.
Ebeler, normal doğum ve riskli durumlarda tıbbi bakım ve desteğe erişimin sağlanmasında, kadın sağlığının korunması, üreme sağlığı ve çocuk bakımı konularında aile ve topluma verilecek danışmanlık ve eğitim hizmetlerinde görev alacak. Gebeliğin tespitini, gebe izlemini ve bu amaçla gerekli muayene ve değerlendirmeleri yapacak olan ebeler, normal doğum eylemini gerçekleştirecek, normal doğum sırasında gereken küçük tıbbi müdahaleleri yapacak. Küçük tıbbi müdahalelerin kapsam ve sınırları Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Kanunla acil tıp ana dal uzmanlarına yoğun bakım yan dal, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarına da sosyal pediatri yan dal uzmanlık yapabilme imkanı getiriliyor.
İlaç üretimi ve ilacı piyasaya arz eden tüzel kişilerin taşıması gereken nitelik ve koşullar Sağlık Bakanlığınca belirlenecek, bu doğrultuda Bakanlık düzenleme yapma yetkisine sahip olacak.
Beşeri tıbbi ürün güvenliğinin daha etkin olarak sağlanması ve ruhsatlandırma sürecinin hızlandırılarak hastaların ihtiyaç duydukları ilaca daha hızlı erişimi amacıyla ruhsatlandırmaya esas Sağlık Bakanlığınca yapılan analizler, ürünün ruhsatlandırılmasını takiben yapılacak.
Ruhsatlandırma işlemlerinde Avrupa Birliği müktesebatına uyum düzenlemeleri gerçekleştirilecek.
İlaçlara ilişkin numuneler ve tahlil masrafları ruhsatname sahipleri tarafından karşılanacak.
Beşeri tıbbi ürün üzerinde yer alan karekodun okutulması ile fiyat bilgisine ulaşılabilmesi mümkün olduğundan beşeri tıbbi ürünün sekonder ambalajında ayrıca sabit fiyat bilgisinin yer almasına gerek olmayacak.
Kanunla, eczanelere yönelik yapılacak teftişlere eczacılar da eklendi. Buna göre teftişler, sağlık müfettişleri veya sağlık müdürleri veya Sağlık Bakanlığı veya müdürlüğünce tensip edilecek resmi tabipler veya eczacılar tarafından yapılacak.
Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanununda yapılan değişiklikle, kanun kapsamında istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.
Yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan arttırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.
Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.
Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirilmemesi nedeniyle, savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak, hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.
Norm kadro sayısı Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek
Kanunda, ilaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.
Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.
Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.
Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.
Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.
Birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için birden fazla üniversiteyle de protokol yapılabilecek. Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ile ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için 2 yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilecek.
Ayrıca tıp ve diş hekimliği fakültesi kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle ve bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak sözleşme yapılabilecek.
Öğretim elemanlarına Bakanlıkça ek ödeme yapılabilmesi için hizmet sözleşmesi akdedilmesi şart olacak. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alacak.
Düzenleme ile ayrıca öğretim elemanları ile akdedilecek sözleşmenin konusuna ve feshedileceği hallere açıklık kazandırılıyor.
İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar
Kanunla, herhangi bir tedavi yöntemi veya ruhsat veya izin alınmış olsa dahi beşeri tıbbi ürünler ile tıbbi cihazların bilimsel araştırma amacıyla insanlar üzerinde kullanılabilmesi için Sağlık Bakanlığından izin alınacak.
Bu iznin yanı sıra araştırmanın, öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması insan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması, araştırmanın, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması, araştırma sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması, araştırmayla varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması, üzerinde araştırma yapılacak ilgilinin, araştırmanın mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı rızasının olması ve bu rızanın herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması ve yapılacak araştırmayı ilgili etik kurulun uygun görmesi şart olacak.
Kozmetik ürünlerin insanlar üzerinde yapılacak çalışmaları Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayının ardından Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.
İnsanlardan alınan biyolojik materyaller üzerinde vücut dışı tanı amaçlı tıbbi cihazları konu alan, amacı yalnızca performans değerlendirmek olan ve cerrahi prosedürler yoluyla numune alımının yapıldığı performans değerlendirme çalışmaları yürütülmesinde ilave girişimsel prosedürler veya gönüllüler için başka riskler bulunan performans değerlendirme çalışmaları, test sonuçlarının hasta yönetimi kararlarını etkileyebildiği veya tedaviye yön vermek üzere kullanılabildiği performans değerlendirme çalışmaları, Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayı ve Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.
Uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek
Destek tanı cihazlarına ilişkin performans değerlendirme çalışmaları, bilimsel esaslara, mevzuat hükümlerine veya etik ilkelere uygun olmaması durumunda araştırmanın geçici olarak durdurulmasına karar verilecek ve uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek.
Belirtilen araştırmalar, üzerinde araştırma yapılacak kimselerin emniyetini sağlamaya ve araştırmanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesine, takibine ve gereğinde acil müdahale yapılabilmesine elverişli ve araştırmanın vasfına uygun personel, teçhizat ve laboratuvar imkanlarına sahip olan sağlık kurum ve kuruluşları ile araştırma ve geliştirme merkezlerinde yapılacak.
Bu yerlerde yapılabilecek araştırma türleri, Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Bu araştırmalarda, bireyin hakları ve sağlığının korunması her şeyin üstünde tutulacak. Üzerinde araştırma yapılacak veya yapılan gönüllü, muvafakatini araştırmanın her aşamasında ve hiçbir şarta bağlı olmaksızın geri alabilecek.
Araştırma türlerine bağlı olarak gönüllülerin araştırmadan doğabilecek zararlara karşı güvence altına alınması amacıyla sigorta yaptırılması zorunlu tutulacak.
Araştırma sonucunda elde edilecek bilgilerin yayımlanması durumunda gönüllünün kimlik bilgileri açıklanamayacak.
Sağlık Bakanlığı, araştırmanın yürütülmesi sırasında araştırmaya izin verilirken mevcut şartlardan birinin ortadan kalktığını tespit ederse klinik araştırma derhal durdurulacak.
Bu şartların belirlenen süre içerisinde yerine getirilmemesi veya yerine getirilmesinin mümkün olmadığının anlaşılması veyahut gönüllü sağlığının tehlikeye girmesi hallerinde doğrudan araştırma sonlandırılacak.
Belirtilen araştırmalara veya çalışmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğinin korunmasını sağlamak ve araştırmaları etik ve bilimsel yönden değerlendirmek amacıyla etik kurullar kurulacak. İlgili etik kurullar, Sağlık Bakanlığının izni sonrası görevlerine başlayacak. Etik kurullar bağımsız, tarafsız ve şeffaf şekilde faaliyet gösterecek.
İdari cezalar
Kanunla, Türk Ceza Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, salt akademik amaçlı bilimsel çalışmalar veya araştırmalar hariç olmak üzere, Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyette bulunan destekleyiciler ile araştırmayı devralanlar hakkında, fiillerinin niteliğine göre 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyet gösteren veya gönüllülerin güvenliğini ve esenliğini tehlikeye atacak şekilde yükümlülüklerini yerine getirmeyen araştırmacılar, fiillerinin niteliğine göre 6 aydan 2 yıla kadar belirtilen araştırma ve çalışmalara katılmaktan men edilecek.
Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilen etik kurulların, belirlenen çalışma usul ve esaslarına bir yıl içerisinde üç kez aykırı hareket etmesi halinde etik kurulun kuruluş onayı iptal edilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen çalışma usul ve esaslarına aykırı davranan etik kurul üyelerinin, etik kurullarda üye olmaları bir yıl süre ile yasaklanacak.
Yetkisiz sağlık hizmeti verenlere hapis cezası
Sağlık turizmi kapsamındaki her türlü kuruluşun faaliyetleri Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenecek.
Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız veya yetkisiz olarak sağlık hizmeti veren veya verdirenler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.
Özel izne tabi hizmet birimlerini ve sağlık kuruluşlarını Sağlık Bakanlığından izin almaksızın açan veya buralarda verilecek hizmetleri sunanlar, 250 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yarısına kadar idari parayla cezalandırılacak.
Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşlarına 50 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde ikisi kadar idari para cezası verilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hallerinde 100 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanacak.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası
Kanunla idare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının yerine geçecek.
Sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı, idare tarafından ödenen tazminat sigorta şirketinden talep edilecek.
Kanunun Genel Kurul’daki görüşmeleri sırasında kabul edilen önergeye göre, devlet üniversitelerinden görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak 6 ay içerisinde nihai karar verilecek.
Sözleşmeli pozisyon sayısı 36 bine çıkarılıyor
Kanunla, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde personel istihdamını teşvik etmek, devlet hizmeti yükümlülük süresini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin bulundukları yerde hizmete devam etmelerini teşvik ederek kamu sağlık hizmetlerinde devamlılığı sağlamak gayesiyle sözleşmeli pozisyon sayısı 27 binden 36 bine çıkarılacak.
Kanunla sözleşmeli personel; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının harekat ve benzeri ihtiyaçları ile genel hayatı etkileyen afet, salgın hastalık durumlarında, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde yurt içi ve yurt dışında her takvim yılı için 2 aya kadar; hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında her takvim yılı için bir aya kadar, pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilebilecek.
Kanunla ayrıca sözleşmeli personele uygulanacak disiplin cezaları yeniden düzenleniyor.
Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, halk sağlığının geliştirilmesine destek olmalarını, halkın birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmalarını ve düzenli hizmet sunmalarını temin etmek için ödüllendirilmeleri ve motivasyonlarının artırılması amacıyla destek ödemesi yapılacak.
Kanunla, hastanelerde oluşturulacak koordinasyon kurulu, disiplin cezası gerektiren fiilleri tespit etmek ve bildirmekle yetkili olacak.
Ayrıca birlikte kullanım kapsamındaki hastanelerde, hastane hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli yürütülmesini temin etmek için hizmet birimleri arasında koordinasyonun sağlanması görevi, kurulun görevleri arasında yer alacak.
]]>Birleşmiş Milletler, 18 yaş altı her bireyi çocuk olarak tanımlar. Hukukta ise çocuk kavramı, özel korunmaya alınan kendisine özel haklar ve ayrıcalıklar tanınan yetişkin olmayan insan olarak tanımlanır. Yani çocuk hukuku, çocukların hayatlarının en kırılgan oldukları dönemde onlara hak ettikleri gibi yaşamalarını sağlamayı hedefler. Bu çerçevede çocuk hakları, kanunen ve ahlaken, dil, din, ırk, mezhep gibi hiçbir ayrımcılık gözetilmeden dünya üzerindeki bütün çocukların doğuştan; yaşama, eğitim, sağlık, barınma, fiziksel, psikolojik ve cinsel sömürüye karşı korunmasını hedefleyen evrensel bir kavramdır.
Çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının korunmasını sağlamak için ortaya çıkan Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ilgili İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, özellikle savaş bölgesindeki çocuklar için mevcut sözleşmenin koruyucu olmadığını ve dünya üzerindeki bütün çocukların haklarını korumak adına tekrar gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
“Savaşlarda çocukların korumasız kalarak hedef haline geldiği açık bir şekilde ortadadır”
Sözleşme ile dünya üzerindeki bütün çocukların her türlü ihmal, istismar ve kötü muamelelere karşı korunmasının hedeflendiğini Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, “Bu amaçla ülkelerin sorumluluklarını belirleyerek bütün dünyayı kapsayacak standartlar belirlenmiştir” dedi. Şu anda ise savaş bölgesindeki çocuk sayılarına bakıldığında ciddi ve acil bir durum ile karşı karşıya kalındığına dikkat çeken Zeynep Deniz Seven, “Günümüz 21. yüzyıl dünyasında savaşların durumuna baktığımız zaman, modern dönemde gerçekleşen bu savaşların şekli değişerek “belli coğrafyalarda” ve “vekalet savaşları” şeklinde olduğu görülmektedir. Bu durum savaşta belli bir cephe olmamasını ve milyonlarca sivilin çatışmalarının ortasında kalarak hedef alınmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla sivillerle birlikte çocuklar da en ağır şekilde yaşanan çatışma ortamında kalmaktadır. Save the Childiren 2021 raporuna göre tüm çatışma bölgelerinde 450 milyon çocuk yaşamaktadır. Bunların 230 milyonu ise en ölümcül çatışma alanlarında kalmaktadır. Avrupa’da yaşayan tahmini çocuk sayısının 120 ile 150 milyon olduğunu düşünecek olursak durumun ciddiyeti hakkında daha net fikir sahibi olabiliriz. İsrail’in Filistin’i işgali ile devam eden süreçte 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren sadece 85 günde 10 binin üzerinde çocuk ölümü, bir o kadarının sakat ve yetim kalması ve 1 milyona yakınının ise temel barınma, beslenme haklarının ellerinden alınmasına, şiddet ve istismara uğramasına sebep olmuştur. Sayısal verilere bakıldığında, savaşlarda çocukların korumasız kalarak hedef haline geldiği açık bir şekilde ortadadır. Bu durum Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin uygulanabilirliğini bir kez daha tartışmaya açmıştır. Ne yazık ki BM tarafından azınlıkta kalan bazı ülkelere veto etme hakkı tanınması sonucu sözleşmenin dünya üzerinde en çok üye ülke tarafından onaylanmış olmasına rağmen uygulanamaması sonucunu ortaya çıkarmıştır” dedi.
Seven sözleşmenin daha önce de düzenlendiğini hatırlatarak, “Çocuk hakları ihlalleri daha önce dünya üzerinde 3 kez düzenleme ihtiyacı doğurmuştu. Bugün yukarıda bahsedilen sebeplerden dolayı acilen 4. bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu düzenleme her türlü siyasetin üstünde adil bir biçimde dünya üzerindeki bütün çocukları kapsayacak şekilde olmalıdır. Bu düzenleme hepimiz adına geleceğimizin teminatı olacaktır. Zira bu günkü şartlarda insanların geleceğe karşı umutsuz bakışı artarak devam emektedir” şeklinde konuştu.
Bütün dünya ülkelerinin ortak sorunudur
Seven sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Daha sürdürülebilir bir dünya ancak bugünün çocuklarının öncelikli olarak yaşama ve gelişme haklarının en iyi şekilde korunması için daha gerçekçi çözüme gidilmesi ile gerçekleşebilir. Geleceğimiz olan çocuklarımızın korunması için acil çözüm yollarına gidilmesi bütün dünya ülkelerinin ortak sorunudur ve bu sorumluluk ancak daha kapsayıcı ve eşitlikçi çözüm ile gerçekleşecektir.” – İSTANBUL
]]>Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Umut Yeniocak, hem hukuk öğrencileriyle hem de şirket yöneticileriyle yaptıkları eğitimlerde, Türkiye’de rastlanan en yaygın sözleşme hatalarına değindiklerini anlatarak, önemli uyarılarda bulundu. Uzmanı Prof. Dr. Umut Yeniocak, sözleşme süreçlerinde görev alan personelin hazırladığı sözleşmelerin Türkiye’deki dövizle sözleşme yapma yasağı kapsamında olup olmadığını bilmemesinin, şirketin idari para cezası yemesine ve başka ekonomik risklere sebep olabildiğini kaydetti.
“Cezai şart maddesini mutlaka ekleyin”
Yeniocak, sözleşmedeki cezai şart maddesinin bilinçli olarak yazılmamasının sıkça rastlanan bir durum olduğunu söyledi. Bunun daha sonra açılacak bir davada şirketi zor duruma düşüreceğini belirterek, “Özellikle, geç teslime bağlı cezai şart tahakkuk ettiği halde teslim sırasında talep hakları saklı tutulmadan malın teslim alınması halinde artık cezai şartın talep edilemeyeceğini bilmeyen bir personel, şirket için her zaman ekonomik risk anlamına gelir.” dedi.
“Sözleşmeniz geçersiz kılınmasın”
Kefalet sözleşmesi gibi sözleşmeler yapılırken kanunun belirttiği özel şekil kurallarına uyulması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeniocak, bunu bilmeyen bir personelin yapacağı sözleşmenin geçersiz olacağını, bunun şirketler için ağır sonuçları olabileceğini ifade etti.
“Mail yazışmalarınız, yüksek para cezalarına sebep olmasın”
Yeniocak, rekabet kurallarını bilmeyen bir şirket yöneticisinin, mail yazışmalarına özellikle dikkat etmesi gerektiğinin altını çizerek şu uyarılarda bulundu:
“Bilinçsiz bir yöneticinin yazışmalarından basına verdiği demeçlere kadar her an rekabet kurallarını ihlal etme riski var. Bu riskin gerçekleşmesi şirketin yüksek para cezalarına maruz kalmasına sebep olabilir.”
“Yanlış bir imza, şirketinizin bütün hesaplarını alt üst edebilir”
Bazen şirketlerin, sözleşmede yer alması gereken en basit imza kurallarına uyulmamasından ya da ihmal edilmesinden büyük zararlar gördüğünü kaydeden Yeniocak, “Görevli personeliniz, imza, paraf, kaşe, imza sirküleri gibi temel kavramların ne anlama geldiğini ve uygulamada nelere dikkat etmesi gerektiğini bilmeli. Müşteriye sözleşme imzalatırken alınabilecek basit önlemlerin ihmal edilmesi, açılacak bir davada şirketin bütün hesaplarını alt üst edebilir. Bunun çok sayıda örneğini yaşıyoruz.”
Yaygın olarak yaşanan bu tür hatalardan hareketle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin kurduğu TOBBUYUM AŞ ile önemli bir iş birliğine gittiklerini belirten Prof. Dr. Umut Yeniocak, “Yeniocak Sözleşme Akademisi olarak, Ülkemizdeki ticaret ve sanayi odalarında ve talep eden şirketlerde bu konularda eğitimler düzenleyeceğiz. Şirketlerde sözleşmelerin hazırlanması ve incelenmesi süreçlerinde görev alan personellere ve yöneticilere, profesyonel düzeyde, uygulama ağırlıklı stratejik bilgi ve beceri aktarımı yapılarak güncel gelişmelerden, yargı uygulamalarından ve kendi sözleşmelerindeki risklerden haberdar olmalarını hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı.
TOBBUYUM Genel Müdürü Dr. Onur Yüksel de, amaçlarının, uygulama ağırlıklı eğitim organizasyonları yaparak, Yeniocak Sözleşme Akademisi’yle birlikte TOBB üyesi şirketlere sözleşme alanında oldukça değerli bir hizmet sunmak olduğunu söyledi. – İSTANBUL
]]>