(İSTANBUL) – İstanbul Bağcılar’da geçen yıl 11 yaşındaki kız çocuğunu iş yerinde istismar eden 60 yaşındaki sucu Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanmasına Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşma savcısı, mütalaasını açıkladı. Mahkeme duruşmayı 4 Haziran 2024 tarihine erteledi. Bir sonraki duruşmada karar verilmesi bekleniyor.
Geçen yıl mayıs ayında okuldan çıkan 11 yaşındaki M.Y.’yi aracıyla kendisine ait su dükkanına götürüp burada alıkoyan ve taciz eden Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu belirlendi. Dükkandaki ses yalıtımlı özel oda görüntülenirken Şenay’ın istismar görüntülerini kayda aldığı ortaya çıktı. Sanık hakkında hazırlanan iddianame, mahkemece kabul edildi. Metin Şenay, bugün hakim karşısına çıktı. Sadece vekaletnamesi olan avukatlar salona alındı. Koridorda kalan izleyiciler, “Çocuklar vatandır, vatanına sahip çık” şeklinde slogan attı. Sanık Diyarbkır Cezaevinden SEGBİS sistemiyle duruşmaya katıldı. Ayrıca iki mağdurun yakınları katıldı.
Duruşmada sanık Metin Şenay’ın ifadesi alındı. Ayrıca duruşmada mağdur çocuklarıdan birinin pedegog eşliğinde beyanları alındı. Mağdur annelerinden biri duruşmada sinir krizi geçirdiği öğrenildi. Anne salondan çıkarıldı.
Duruşma savcısı mütalaasını açıkladı.
Mahkeme heyeti sanığın tutukluluğuna devamına hükmederek duruşmayı 4 Haziran 2024 tarihine erteledi.
METİN ŞENAY HAKKINDA YÜZLERCE YIL HAPİS TALEBİ
İddianamede, şüpheli Metin Şenay’ın ilk mağdura yönelik işlediği “zincirleme olarak cebir, tehdit veya hile kullanarak çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 10 yıl 6 aydan 36 yıl 9 aya kadar, “zincirleme şekilde 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 63 yıldan az olmayacak ceza ve “müstehcen yayınların üretilmesinde çocukları kullanmak” suçundan 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi. Metin Şenay’ın, eşinin yeğeni olan iki mağdur çocuğa yönelik 2019-2023 yılları arasında işlediği, “zincirleme olarak cebir veya hile kullanarak çocuğa cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ayrı ayrı 18 yıl 4 aydan 62 yıl 1 aya kadar, “zincirleme olarak üçüncü derece kayın hısımlığı bulunan 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan ayrıca 63 yıldan az olmayacak bir ceza ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da ayrı ayrı 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Sanık Şenay’ın son mağdur çocuğa karşı 24-25 Mayıs 2023 tarihinde işlediği “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla ve cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 6 yıldan 21 yıla kadar, “12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 27 yıldan az olmamak üzere ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi istendi. Şüphelinin ayrıca “çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüleri depolamak ve bulundurmak” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapsi de istendi.
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Bağcılar’da geçen yıl 11 yaşındaki kız çocuğunu iş yerinde istismar eden 60 yaşındaki sucu Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanmasına Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşma öncesinde açıklama yapan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, sanık hakkında 15 yıl önce aynı suçtan şikayet olduğunu, ancak delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verildiğini anımsatarak, “Birçok çocuk istismarının delil yetersizliğinden üstü kapatılıyor. Yetersiz olan delil değil, yetersiz olan bu ülkedeki adalettir” dedi.
Geçen yıl mayıs ayında okuldan çıkan 11 yaşındaki M.Y.’yi aracıyla kendisine ait su dükkanına götürüp burada alıkoyan ve taciz eden Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu belirlendi. Dükkandaki ses yalıtımlı özel oda görüntülenirken Şenay’ın istismar görüntülerini kayda aldığı ortaya çıktı. Sanık hakkında hazırlanan iddianame, mahkemece kabul edildi. Metin Şenay, bugün hakim karşısına çıktı. Sadece vekaletnamesi olan avukatlar salona alındı. Koridorda kalan izleyiciler, “Çocuklar vatandır, vatanına sahip çık” şeklinde slogan attı. Sanık SEGBİS sistemiyle duruşmaya katıldı.
“BU ÜLKEDE YETERSİZ OLAN DELİLLER DEĞİL, ADALETTİR”
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim duruşma öncesinde adliye önünde yaptığı açıklamada, sanığın 2009’da da aynı suçtan “delil yetersizliği” nedeniyle hakkında beraat kararı verildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Çocuk istismarını aklatmamak üzere buradayız. Yıllarca süren bu istismarda kimlerin payı varsa, kimlerin ihmali varsa birer birer yargılanması için elimizden geleni yapacağız. Bir kişi onlarca çocuğu istismar ediyor. 2009 yılında 12 yıl ceza alıyor. Sonra Yargıtay bir karar veriyor, ‘Yetersiz ve soyut deliller olduğu için beraatına’ diyor. Yani hiçbir ceza almadan elini kolunu sallayarak küçücük odada, küçücük çocukları istismar etmeye devam ediyor. 15 yıl olmuş. Çocuk istismarını önlemek mümkün. Lanzorete Sözleşmesi uygulanırsa çocuk istismarı önlenebilir. Çocuk Koruma Kanunu’nu etkin uygulanırsa çocuk istismarı önlenebilir. Her okulda risk tarama formu uygulanırsa çocuk istismarı önlenebilir, daha erken farkedilebilir. Genelde ‘Çocuk susar, sen susma’ derler. Biz tam tersini söylüyoruz. Çocuk anlatır bir şekilde. Siz gözlerinizi ve kulaklarınızı kapatmayın yeter ki siz yetkililer sessiz kalmayın yeter ki. Birçok çocuk istismarının delil yetersizliğinden üstü kapatılıyor. Yetersiz olan delil değil, yetersiz olan bu ülkedeki adalettir. Bu ülkedeki yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmemeleridir. 2009’da ceza almış olan biri 15 yıl oldu 2024 tekrar yargılanacak Metin Şenay. Bu davanın takipçisi olacağız”
METİN ŞENAY HAKKINDA YÜZLERCE YIL HAPİS TALEBİ
İddianamede, şüpheli Metin Şenay’ın ilk mağdura yönelik işlediği “zincirleme olarak cebir, tehdit veya hile kullanarak çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 10 yıl 6 aydan 36 yıl 9 aya kadar, “zincirleme şekilde 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 63 yıldan az olmayacak ceza ve “müstehcen yayınların üretilmesinde çocukları kullanmak” suçundan 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi. Metin Şenay’ın, eşinin yeğeni olan iki mağdur çocuğa yönelik 2019-2023 yılları arasında işlediği, “zincirleme olarak cebir veya hile kullanarak çocuğa cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ayrı ayrı 18 yıl 4 aydan 62 yıl 1 aya kadar, “zincirleme olarak üçüncü derece kayın hısımlığı bulunan 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan ayrıca 63 yıldan az olmayacak bir ceza ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da ayrı ayrı 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Sanık Şenay’ın son mağdur çocuğa karşı 24-25 Mayıs 2023 tarihinde işlediği “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla ve cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 6 yıldan 21 yıla kadar, “12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 27 yıldan az olmamak üzere ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi istendi. Şüphelinin ayrıca “çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüleri depolamak ve bulundurmak” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapsi de istendi.
]]>(İSTANBUL) İstanbul Taksim İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım 2022 tarihinde 6 kişinin ölümü, 99 kişinin yaralanmasına yol açan bombalı saldırıya ilişkin davada bombalı paketi caddeye bırakan Ahlam Albashir, “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “kasten öldürme” suçundan 6 kez ağırlaştırılmış müebbet, “kasten öldürmeye teşebbüs’ten 99 kez 18 yıl hapis, “tehlikeli madde bulundurmak” suçundan da 12 yıl olmak üzere toplam bin 794 yıl, kendisine yardım edenlerse bin 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
13 Kasım 2022 tarihinde meydana gelen, 6 kişinin öldüğü 99 kişinin yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin 36 kişinin yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya Ahlam Albashir ve 4 sanık getirildi, bazı sanıklar Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle duruşmaya bağlandı. Bazı sanıkların üzerlerine atılı suçun vasfının değişme ihtimaline karşın ek savunmaları alındı.
Sanıklardan Fatma Berkel ek savunmasında, “Bilmiyorum hiç görmedim. Ne silah gördüm ne başka bir şey. Ben onların neden bizim yanımıza geldiklerini bilmiyordum. O dönem hamileydim, psikolojik olarak iyi değildim. Ben ona sadece siz buraya neden geldiniz dedim. Buraya yaşamaya geldiklerini tutanamazlarsa gideceklerini söyledi. Dışarda küçük bir kızım var. Nerede olduğunu bilmiyorum. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
Diğer sanık Ahmet Carkes ek savunmasında şunları söyledi:
“Bu olayla bir alakam yoktur, Esenler’den almaya gittiğimde hayatımda ilk defa görüyordum. Amacım onu bi yerden bir yere götürmekti, çünkü korsan taksicilik yapıyorum. Onunla ilgim yok. Sadece Türkiyeye yeni geldiğini Avrupa’ya gideceğini biliyordum. Diğer insanların da hiçbirini tanımıyorum. Vatandaşlık almak için 2 ayım kalmıştı. Terör örgütüyle bağlantım olsaydı vermezlerdi. Bana yöneltilen suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum.”
“BAŞKANLA BAŞBAŞA KONUŞMAK İSTİYORUM”
Ahlam Albashir ise karar öncesi son sözleri sorulduğunda, “Kendimi savunmayacağım. Bana vereceğiniz herhangi bir hükmü cezayı kabul ediyorum. Ahmet Carkes’in hiçbir şeyden haberi yoktur. Ahmet telefonu kırdığında hiçbir şeyden haberi yoktu. Amad Haj Hasan’nın evinde 3 gün kaldım. Ferhat ve Fatma’yı da sadece evde gördüm. Bu insanların hiçbirinin alakası yok. Sayın başkanla baş başa konuşmak istiyorum”
AHLAM ALBASHİR’E BİN 794 YIL HAPİS CEZASI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ahlam Albashir hakkında, “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “kasten öldürme” suçundan 6 kez ağırlaştırılmış müebbet, “kasten öldürmeye teşebbüs’ten 99 kez 18 yıl hapis, “tehlikeli madde bulundurmak” suçundan 12 yıl hapis ve 22 bin TL para cezası verdi.
İKİ SANIĞA BİN 35 YIL HAPİS
Mahkeme Fatma Berkel ve Ferhat Habeş hakkında, “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım”, “tasarlayarak bombalama süretiyle kasten öldürmeye yardım”, “tasarlayarak çocuğa karşı kasten öldürmeye yardım”, “tasarlayarak bomba suretiyle kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan” ve “silah sağlama” suçlarından toplamda bin 35 yıl hapisle cezalandırılmalarına karar verdi.
“GÖÇMEN KAÇAKÇILLIĞI”NDAN CEZA
Bakar Carkes, Hadir Carkes, Hatica El Kurdi ve Salih Carkes hakkında mahkeme, “suçluyu kayırma” suçundan 4’er yıl, Hüseyin Güneş, Mahmud Elabid, Mahmut El Yusuf, Süleyman Güder, Tareq Alkhatib, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 6 yıl hapis cezası ve 30 bin TL para cezasına, Hazni Gölge hakkında “göçmen kaçakçılığı” suçundan 9 yıl ve 60 bin TL para cezası verdi.
2 SANIĞA AYRI AYRI 17 YIL HAPİS
Sanıklar Ammar Jarkas ile Ahmet Carkes, ‘göçmen kaçakçılığı’, ‘suçluyu kayırma’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçlarından toplamda 17 yıl hapis ve 60 bin TL adli para cezasına çarptırıldı. Mahkeme, her iki sanığın da diğer suçlamalardan beraatına karar verdi. Mahkeme diğer 12 sanık hakkında ise beraatlarına hükmetti.
4 SANIK TAHLİYE OLDU, 10 SANIĞIN DOSYASI AYRILDI
Heyet, tutuklu bulunan sanıklardan Hüseyin Güneş, Ahmad Alhaj Mwas, Amad Haj Hasan ve Hasan Ali’nin tahliyesine, haklarında yakalama kararı bulunan sanıkalar Sabri Ok, Hülya Oran, Ferhat Abdi Şahin, Layika Gültekin, Bilal Elhacmaos, Velid Halid, Cemil Bayık, Fehman Hüseyin, Saliha Bişkin ve Khalil Manja Hussein’in dosyalarının ayrılmasına karar verdi.
Ağır hapse çarptırılan sanıklardan Fatme Berkel kararın açıklanmasının ardından bayıldı. Ayılmasının ardından Ahlam Albashir’i göstererek, “Bunun için mi hapis yatacağım” diye sordu.
]]>Taksim saldırısını gerçekleştiren sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmedildi
İSTANBUL – İstiklal Caddesi’nde meydana gelen bombalı terör saldırısına ilişkin aralarında bombayı bırakan Ahlam Albashır’ın de bulunduğu 36 sanığın yargılandığı davada sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşmada olay yerine bombayı bırakan sanık Ahlam Albashır “Diyecek bir şeyim yok” diyerek savunma yapmadı.
Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım 2022 Pazar günü bombalı bir terör saldırısı gerçekleşmiş, olayda 6 kişi yaşamını yitirirken, 99 kişi de yaralanmıştı. Olaya ilişkin İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada aralarında Ahlam Albashır’ın da bulunduğu 6 tutuklu sanık ve avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları ve patlamada hayatını kaybedenlerin yakınları ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla bağlandı.
Savunma yapmadı
Duruşmada, önceki celse açıklanan mütalaaya karşı savunması sorulan tutuklu sanık Ahlam Albashır “Diyecek bir şeyim yok” diyerek savunma yapmadı.
“Herhangi bir örgüt veya kimseyle bir alakam yoktur”
Mütalaaya karşı savunmasında, 2002’den beri Edirne’de yaşadığını söyleyen tutuklu sanık olan taksi şoförü Hüseyin Güneş, “İnşaatlarda çalışır, mekan işletirim. Herhangi bir örgüt veya kimseyle bir alakam yoktur. Bu ülkeye düşman olsam çocuklarımı okutmazdım” şeklinde konuştu. Sanık Güneş, duruşmada tahliyesini ve beraatını talep etti.
“Karnımdaki bebeğimi kaybettim”
Savunmasında sanık Fatma Bergel ise, saldırının faili Ahlam Albashır ile çok iletişiminin olmadığını, Albashır’ın geceleri eve uyumaya geldiğini belirterek, “Karnımdaki bebeğimi kaybettim. Yetim olarak büyüdüm ve buralara geldim. Tahliyemi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Duruşmada, bir kısım sanıklar ile avukatlarının da mütalaaya karşı savunmaları alındı.
Tutukluluk halinin devamına hükmetti
Davaya ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Ahlam Albashır’ın da aralarında bulunduğu 10 tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Firari 10 sanık hakkında çıkarılan yakalama kararının devamını kararlaştıran heyet, duruşmaya mazeret sunan taraf avukatlarının talebini kabul ederek karar çıkması beklenen duruşmayı erteledi.
Mütalaadan
Sanık Ahlam Albashır’ın YPG/PYD terör örgütünün özel istihbarat elemanı olduğu belirtilen mütalaada, Albashır’ın kamu düzenini bozma ve toplumda kargaşa meydana getirmek amacının bulunduğu, toplumun kutuplaşmasına yol açtığı, örgüt tarafından özel eğitime tabi tutularak talimatlandırıldığı, patlayıcılar ile Suriye’den Türkiye’ye getirildiği, İstanbul’da eve yerleştirildiği, eylem sonrası yurt dışına kaçış planı yaptığını ve eylemi riske etmeyecek yöntemler kullandığı aktarıldı.
Mütalaada, sanık Albashır’ın ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme’ suçundan 5 kez ağırlaştırılmış müebbet, 99 kişiye karşı ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan bin 930 yıl 6 aydan 2 bin 970 yıla kadar ve ‘tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi’ suçundan 12 yıldan 24 yıla kadar olmak üzere toplamda, 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 949 yıl 6 aydan 3 bin 9 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Albashır’ın ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme’ suçundan 5 kez ağırlaştırılmış müebbet, 99 kişiye karşı ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan bin 930 yıl 6 aydan 2 bin 970 yıla kadar ve ‘tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi’ suçundan 12 yıldan 24 yıla kadar olmak üzere toplamda, 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 949 yıl 6 aydan 3 bin 9 yıla kadar hapsi istendi.
İddianamede, aralarında firari sanık örgüt elebaşlarından Cemil Bayık’ın da bulunduğu diğer şüphelilerin ise 7’şer kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 938 yıldan 3 bin 16 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.
]]>Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım 2022 Pazar günü bombalı bir terör saldırısı gerçekleşmiş, olayda 6 kişi yaşamını yitirirken, 99 kişi de yaralanmıştı. Olaya ilişkin İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada aralarında Ahlam Albashır’ın da bulunduğu 6 tutuklu sanık ve avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları ve patlamada hayatını kaybedenlerin yakınları ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.
Savunma yapmadı
Duruşmada, önceki celse açıklanan mütalaaya karşı savunması sorulan tutuklu sanık Ahlam Albashır “Diyecek bir şeyim yok” diyerek savunma yapmadı.
“Herhangi bir örgüt veya kimseyle bir alakam yoktur”
Mütalaaya karşı savunmasında, 2002’den beri Edirne’de yaşadığını söyleyen tutuklu sanık olan taksi şoförü Hüseyin Güneş, “İnşaatlarda çalışır, mekan işletirim. Herhangi bir örgüt veya kimseyle bir alakam yoktur. Bu ülkeye düşman olsam çocuklarımı okutmazdım” şeklinde konuştu. Sanık Güneş, duruşmada tahliyesini ve beraatını talep etti.
“Karnımdaki bebeğimi kaybettim”
Savunmasında sanık Fatma Bergel ise, saldırının faili Ahlam Albashır ile çok iletişiminin olmadığını, Albashır’ın geceleri eve uyumaya geldiğini belirterek, “Karnımdaki bebeğimi kaybettim. Yetim olarak büyüdüm ve buralara geldim. Tahliyemi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Duruşmada, bir kısım sanıklar ile avukatlarının da mütalaaya karşı savunmaları alındı.
Tutukluluk halinin devamına hükmetti
Davaya ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Ahlam Albashır’ın da aralarında bulunduğu 10 tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Firari 10 sanık hakkında çıkarılan yakalama kararının devamını kararlaştıran heyet, duruşmaya mazeret sunan taraf avukatlarının talebini kabul ederek karar çıkması beklenen duruşmayı erteledi.
Mütalaadan
Sanık Ahlam Albashır’ın YPG/PYD terör örgütünün özel istihbarat elemanı olduğu belirtilen mütalaada, Albashır’ın kamu düzenini bozma ve toplumda kargaşa meydana getirmek amacının bulunduğu, toplumun kutuplaşmasına yol açtığı, örgüt tarafından özel eğitime tabi tutularak talimatlandırıldığı, patlayıcılar ile Suriye’den Türkiye’ye getirildiği, İstanbul’da eve yerleştirildiği, eylem sonrası yurt dışına kaçış planı yaptığını ve eylemi riske etmeyecek yöntemler kullandığı aktarıldı.
Mütalaada, sanık Albashır’ın ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme’ suçundan 5 kez ağırlaştırılmış müebbet, 99 kişiye karşı ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan bin 930 yıl 6 aydan 2 bin 970 yıla kadar ve ‘tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi’ suçundan 12 yıldan 24 yıla kadar olmak üzere toplamda, 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 949 yıl 6 aydan 3 bin 9 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Albashır’ın ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme’ suçundan 5 kez ağırlaştırılmış müebbet, 99 kişiye karşı ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan bin 930 yıl 6 aydan 2 bin 970 yıla kadar ve ‘tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi’ suçundan 12 yıldan 24 yıla kadar olmak üzere toplamda, 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 949 yıl 6 aydan 3 bin 9 yıla kadar hapsi istendi.
İddianamede, aralarında firari sanık örgüt elebaşlarından Cemil Bayık’ın da bulunduğu diğer şüphelilerin ise 7’şer kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 938 yıldan 3 bin 16 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi. – İSTANBUL
]]>4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Nur Elif T’nin babaannesi Cihangül K, amcası Sezer T. ve halası Deniz T. katıldı. Nur Elif T’nin babası Gökhan T. ve annesi Sibel T. ile tarafların avukatları da duruşma salonunda yer aldı.
Ölen kızın babası Gökhan T, duruşmada Sezer T’nin kendisinin öz kardeşi olduğunu ve mütalaaya bir diyeceğinin bulunmadığını söyledi.
Sezer T’nin olayla ilgisi olmadığını kaydeden baba, “Sezer’den şikayetim yok. Deniz ve Cihangül’ü de Allah’a havale ediyorum, şikayetçiyim. Cezalandırılmalarını istiyorum.” dedi.
Sanık babaanne Cihangül K. savunmasında, oğlu Gökhan T’nin kendisi hakkında yalan söylediğini öne sürerek, “Sibel, Gökhan ve eski eşimin iftiralarından dolayı yargılanıyorum. Hiçbir şeyden haberdar değildim. Ölüm olayını gerçekleştiği gün öğrendim. Bana iftira atıldı. Ben o evde kalmıyorum. Sibel ve Gökhan eski eşimle bir olup beni suçluyorlar. Çocuklara hiçbir zaman bakmadım. Bu olayla benim alakam yoktur. Beraatimi talep ediyorum.” diye konuştu.
Sanık amca Sezer T. ise yeğeninin ölümüyle ilgisinin bulunmadığını belirterek, “Yeğenimin ölüm haberini yakınlarımıza veren benim. Ağabeyimin dediği gibi yeğenimin ölümünden yararlanıp bana iftira atılıyor. Diğer suçlamaları da kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum.” dedi.
Sanık hala Deniz T. de suçlamaları kabul etmeyerek, “Çocukların dedesi Ali T. onlara bakmak için ara ara götürürdü. Yeğenlerime çok iyi bakmıştım. Bunu ağabeyim de iyi bilir. Tahliyemi talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti, babaanne Cihangül K’ya “kasten öldürme” suçundan 23 yıl hapis cezasına hükmetti. İyi hal indirimi uygulanarak ceza, 19 yıl 2 aya düşürüldü. Cihangül K’ye ayrıca Nur Elif T’nin kardeşleri Y.T. (10) ve M.T’ye (13) yönelik “eziyet” suçundan da 5’er yıl hapis cezası verildi.
Hala Deniz T. hakkında ise “kasten öldürme” suçundan verilen 22 yıl hapis cezası, iyi hal indirimiyle 18 yıl 4 aya indirildi. Deniz T. için Nur Elif’in 2 kardeşine yönelik “eziyet” suçundan verilen 5’er yıl hapis cezası da iyi hal indirimiyle beraber 4 yıl 2’şer ay olarak kararlaştırıldı.
Amca Sezer T’ye de yeğeninin ölümünün ardından çıkan tartışmada akrabasını tehdit ettiği gerekçesiyle “tehdit ve hakaret” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi. Sezer T. ayrıca yeğeninin ölümüne ilişkin “kasten öldürme” ve “eziyet” suçlamalarından ise beraat etti.
Kararın ardından birbirine sarılarak ağlayan sanıklardan Cihangül K. duruşma salonundan çıkarılırken “Ben suçsuzum, hiçbir şey yapmadım.” diye bağırdı.
İddianameden
Tepebaşı ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Uzunpınar Sokağı’nda iki ağabeyi ile yaşayan Nur Elif T. (6), 14 Aralık 2022’de rahatsızlanmasının ardından tedaviye alındığı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetmiş, bakımsız kaldığı iddia edilen kızın ölümüne ilişkin gözaltına alınan halası Deniz T, amcası Sezer T. ve babaannesi Cihangir K. tutuklanmıştı.
Babası Gökhan T. ile annesi Sibel T. cezaevinde tutuklu bulunan Nur Elif T’nin ağabeyleri Y.T. (9) ve M.T. (12) ise Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce korumaya alınmıştı.
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianamede yer verilen adli tıp raporunda, Nur Elif T’nin farklı tarihlerde fiziksel istismara maruz bırakıldığı ve ölümünün uzun süreli beslenme yetersizliğine bağlı gerçekleştiği belirtilmişti.
Ayrıca iddianamede, maktul ve mağdurların insani şartlarda ve insani koşullarda yaşamadıkları, soğuk bir ortamda, eşyasız, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine uygun olmayan koşullarda yaşadıkları, odadan ayrılmalarına engel olacak şekilde kapıya çan bağlamak suretiyle kapının açılmasından sanıkların haberdar oldukları, mağdur çocukların ve maktulün günlerce herhangi bir besin maddesi yemeden çatı arasında kaldıklarına yer verilmişti.
Elif Nur T’nin günlerce hatta haftalarca aç bırakılarak şüpheliler tarafından ölüme terk edildiği aktarılan iddianamede, mağdurların ise yine açlığa ve susuzluğa terk edildikleri buna rağmen sanıkların bu duruma aldırış etmeden yaşantılarına devam ettikleri, kendileri uygun ortamda ve yeterli beslenme imkanı bulmuşken maktul ve mağdurları bu imkanlardan bilerek mahrum ettikleri belirtilmişti.
Sanıkların, “çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, korumaya alınan 2 kardeş için “çocuğa karşı eziyet” suçundan 16’şar yıla kadar hapsi isteniyor.
]]>İstanbul Bağcılar’da geçen yıl 11 yaşındaki kız çocuğunu işyerinde istismar eden sucu Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu belirlendi. 60 yaşındaki sanık hakkında hazırlanan iddianamede yüzlerce yıl hapis cezası istendi.
24 Mayıs 2023 günü okuldan çıkan 11 yaşındaki M.Y.’yi aracıyla kendisine ait su dükkanına götürüp burada alıkoyan ve taciz eden Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu tespit edildi. Dükkandaki ses yalıtımlı özel oda görüntülenirken Şenay’ın istismar görüntülerini kayda aldığı öğrenildi. 60 yaşındaki sanık hakkında hazırlanan iddianamede görevli mahkemece kabul edildi. Metin Şenay 7 Mayıs’ta hakim karşısına çıkacak.
ÇOCUKLARI, “SANA ÇOK ACI VERİRİM, GEREKİRSE ÖLDÜRÜRÜM” DİYEREK TEHDİT ETMİŞ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, “Metin Su” isimli işyeri sahibi Metin Şenay’ın yıllardır aynı yerde su dağıtımı yaptığı ve bu nedenle yaşı küçük çocuklar tarafından da tanındığı belirtildi. 24 Mayıs 2023 günü mağdur çocuğun okuldan çıkıp evine dönmesi gerekirken dönmemesi üzerine ailenin kolluk kuvvetlerine ihbar ettiği ve kemara kayıtları incelendiğinde mağdur çocuğu Metin Şenay’ın aracına bindirdiği tespit edildiği ve Şenay’ın işyerine gelen ekiplerin incelemelerde şüphelinin gece 3 sıralarında işyerinden çıkarak tedirgin davranışlar sergilediği aktarıldı. Bunun üzerine polis ekipleri Şenay’a müdahale ettiği, şüphelinin çocukla ilgili sorulara cevap vermediği belirtildi. Şenay’ın işyerine giren ekiplerin içerden çocuk sesi duyması üzerine işyerinde yatak odası olarak tarif edilen alanda gizli bir bölmede mağdur çocuğun kilitli ve ağlar vaziyette bulunduğu aktarıldı.
Mağdur çocuğun üzerinde ve duvarlarda kan lekeleri görülmesi üzerine çocuğun cinsel istismara maruz kaldığının anlaşıldığı ve şüpheli Şenay’ın duvara yapıştırmış olduğu, “Söz dinlemesi kesinlikle yapılacak, kesinlikle bağırma, konuşurken fısıltıyla konuş, sağa sola zarar verme, dükkana biri gelirse kesinlikle konuşma, ayrıca ben ne dersem yap. Sözümü dinlemezsen çok acı veririm ve çok döverim, gerekirse öldürürüm bence” şeklinde notlarının olduğu tespit edildiği aktarıldı. Bir mağdur çocuğa, “İlk önce senin kafana sıkarım, sonra kendi kafama sıkarım, gideriz bu hayattan” dediği diğer mağdur çocukları da ölümle tehdit ettiğinin anlaşıldığı belirtildi. Öte yandan iddianamede şüpheli Metin Şenay’ın telefonunda çok sayıda çocuk pornosu ve internet aramalarının olduğu belirlendiği anlatıldı.
METİN ŞENAY HAKKINDA YÜZLERCE YIL HAPİS TALEBİ
İddianamede şüpheli Şenay’ın ilk mağdura yönelik işlediği “Zincirleme olarak cebir, tehdit veya hile kullanarak çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 10 yıl 6 aydan 36 yıl 9 aya kadar, “Zincirleme şekilde 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 63 yıldan az olmayacak ceza ve “Müstehcen yayınların üretilmesinde çocukları kullanmak” suçundan 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Metin Şenay’ın, eşinin yeğeni olan iki mağdur çocuğa yönelik 2019-2023 yılları arasında işlediği, “Zincirleme olarak cebir veya hile kullanarak çocuğa cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ayrı ayrı 18 yıl 4 aydan 62 yıl 1 aya kadar, “Zincirleme olarak üçüncü derece kayın hısımlığı bulunan 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan ayrıca 63 yıldan az olmayacak bir ceza ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da ayrı ayrı 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Sanık Şenay’ın son mağdur çocuğa karşı 24-25 Mayıs 2023 tarihinde işlediği “Cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla ve cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 6 yıldan 21 yıla kadar, “12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 27 yıldan az olmamak üzere ve “Müstehcen yayınların üretminde çocukları kullanmak” suçundan da 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi istendi.
Şüphelinin ayrıca kamuya karşı işlediği “Çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüleri depolamak ve bulundurmak” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapsi istendi.
]]>Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına, tutuklu sanık polis memuru Cafer D, sanık polis memuru Ramazan Ç. ve müşteki sanık Gizem T. ile tarafların avukatları ve yakınları katıldı.
Duruşmaya getirilen sanık Cafer D, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, “Kesinlikle böyle bir olayın yaşanmasını istemezdim. Maktulün yakınlarına başsağlığı diliyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Diğer sanıklar da beraatlerinin verilmesini talep etti.
Hayatını kaybeden Ali Kurama’nın ailesinin avukatı da sanık Cafer D’nin eylemine diğer sanıkların da iştirak ettiğini, üzerlerine atılı eylemlerden dolayı en üst sınırdan cezalandırılmalarını talep etti.
İddia makamı ise bir önceki celsede sunduğu dosyanın esasına ilişkin mütalaasında, sanık Cafer D’nin Ali Kurama’ya yönelik eyleminden “kasten yaralama” suçundan cezalandırılmasını ve haksız tahrik indiriminin uygulanmasını, sanık Ramazan Ç’nin ise Ali Kurama’ya yönelik eylemlerinin sabit olmaması nedeniyle beraatını, Murat T’ye yönelik eylemlerinden dolayı “kasten yaralama” suçundan cezalandırılması ve haksız tahrik indirimlerini uygulamasını, sanık Murat T’nin “kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnme suçundan” cezalandırılmasını, sanık Gizem T’nin de “kamu görevlisine hakaret suçundan” cezalandırılmasını ve sanık Cafer D’nin tutukluluk halinin devamının istenmesini tekrar etti.
Kararı açıklayan mahkeme heyeti, sanık Cafer D’nin “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verdi. Eylemin haksız tahrik etkisi altında işlendiğini belirterek iyi hal indirimleri de uygulayan heyet sanık Cafer D’nin 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Ayrıca sanık Cafer D’ye “kasten basit yaralama” suçundan da 112 gün adli para cezası veren heyet, hükmün açıklanmasını geriye bıraktı.
Heyet sanık Ramazan Ç’nin Ali Kurama’ya yönelik eylemlerinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar vererek sanık Murat T’ye yönelik “kasten basit yaralama suçunu işlediğinden 112 gün adli para cezası verip hükmün açıklanmasını geriye bırakılmasına karar verdi. Heyet, müşteki sanık Gizem T’ye de “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu”ndan 380 gün adli para cezası verip hükmün açıklanmasını geriye bıraktı.
Mahkeme heyeti, sanık Murat T’nin de “görevi yaptırmamak için direnme” suçundan 6 ay hapisle cezalandırılmasını kararlaştırdı.
Olay
Burdur’un Bucak ilçesinde 2 Mart 2023’te bir otomobilde bulunan Ali Kurama, Murat T. ile Gizem T’nin sosyal medyadan canlı yayında polislere hakaret ettikleri iddiası üzerine soruşturma başlatılmıştı. Bucak İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli Cafer D. Ramazan Ç. ve Ferhat A’nın Sazak mevkisinde söz konusu aracı yakaladığında Murat T. ile Ali Kurama’nın polis memurlarına bıçak çekmesi üzerine çıkan arbedede yaralanan Ali Kurama’nın tedavi gördüğü Bucak Devlet Hastanesi’nde olaydan 2 ay sonra hayatını kaybetmesi üzerine dosyadaki taraflar hakkında dava açılmıştı.
]]>Mersin’in Gülnar ilçesi Yanışlı Mahallesi kırsalında, 10 Kasım 2021’de ailesinin kayıp başvurusunda bulunmasıyla başlayan aramalarda 9 gün sonra cansız bedenine ulaşılan 3 yaşındaki Müslüme Yağal’ın ölümüne ilişkin 1’i tutuklu 4 yakınının istinaf mahkemesinde yargılandığı davada karar açıklandı.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinde görülen duruşmaya, Müslüme Yağal’ın 19 Kasım 2021’de ölü bulunmasına ilişkin tutuklanan dedesi Hasan Yağal, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklar anne S. Yağal, nenesi A. Yağal ve ağabey O. Yağal ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve avukatlar da salonda hazır bulundu.
Duruşmada, cumhuriyet savcısı tarafından açıklanan mütalaada, Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan dosyada Hasan Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan verilen mahkumiyet kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddi ve bu saldırı sonucu doğduğu belirlenen kız çocuğu A.Yağal’a karşı ‘sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezanın ise kaldırılarak sanığın ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan cezalandırılması talep edildi.
Mütalaada ayrıca Hasan Yağal hakkında Müslüme Yağal’a karşı ‘kasten öldürme’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından verilen beraat kararının bozularak, küçük kızın ölümüne ilişkin süreçte elde edilen belge ve bilirkişi raporları doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılması istenilirken, anne S. Yağal’ın ise ‘suçluyu kayırmak’ suçundan cezalandırılması talep edildi.
Cinayet iddiası reddedildi
Mahkeme heyeti, Hasan Yağal’ın, ormanlık alanda ölü bulunan torunu Müslüme Yağal’a karşı işlediği ileri sürülen suçlardan verilen beraat kararlarını hukuka uygun bularak, istinaf başvurularının esastan reddine karar verdi. Hasan Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan verilen 28 yıl mahkumiyet kararı ile ‘suçluyu kayırmak’ suçlamasıyla yargılanan büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal’a verilen beraat kararları da mahkeme heyetince hukuka uygun bulundu.
Cezası 45 yıla çıkarıldı
Mahkeme heyeti ayrıca, Hasan Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan doğan kız çocuğu A. Yağal’a karşı ‘sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezasını kaldırırken, olayın gerçekleştiği zaman, yer ve biçim ile meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığının göz önünde bulundurularak, sanığa ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan 9 yıl hapis cezası verdi. Ceza, suçun ‘alt soyuna karşı gerçeklemiş olması’ ve ‘birden fazla kez zincirleme suretiyle işlendiği’ gerekçeleriyle 17 yıl 12 aya çıkarıldı. Böylece dede Hasan Yağal’ın toplam hapis cezası 45 yıl 12 aya yükseldi.
Olay
Mersin’in Gülnar ilçesi Yanışlı Mahallesi kırsalında 10 Kasım 2021’de çadır kurdukları sırada 3 yaşındaki kızları Müslüme’nin kaybolduğunu belirten ailesi durumu ilgililere bildirmiş, çalışma başlatan ekipler 19 Kasım 2021’de ilçedeki kırsal alanda kayıp çocuğun cansız bedenini bulmuştu. Soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamede, çocuğun tutuklanan büyükbabası Hasan Yağal hakkında ‘kasten öldürme’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından, tutuksuz sanıklar büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal için de ‘suçluyu kayırmak’tan hapis cezası istenmişti.
Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince 17 Ekim 2023’teki karar duruşmasında dede Hasan Yağal’ın, torunu Müslüme Yağal’a karşı ‘kasten öldürme’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından delil yetersizliği nedeniyle beraatına hükmedilmişti. Mahkeme heyeti, Hasan Yağal’a, gelini S. Yağal ve istismar sonucu doğdu ileri sürülen A.Yağal’a karşı işlediği cinsel saldırı suçlarından toplam 33 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası vermişti. – MERSİN
]]>İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanık S.K, maktul Uğur Kurt’un ailesi ile taraf avukatları katıldı.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile bazı partililerin de izleyici olarak takip ettiği duruşmada savunma yapan Kurt ailesinin avukatlarından Turgut Kazan, basit taksir üzerinden hüküm kurulamayacağını savunarak, sanığın olay anında atış hedefinden sapma olabileceğini öngörmesi gerektiğini söyledi.
Maktulün eşi Narin Kurt ise “Suçsuz bir insana rastgele silahla ateş ederek eşimin ölümüne sebep olduğu için adalet istiyorum. Oğlunun acısına dayanamayıp vefat eden kayınpederim ve kayınvalidem ile bir daha babasını göremeyecek oğlum için adalet istiyorum.” dedi.
Sanık polis memuru S.K. ise takdiri mahkemeye bıraktığını, başka bir şey söylemek istemediğini belirtti.
Karar
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, “taksirle ölüme neden olma” suçundan daha önce kurduğu hükmü, AYM’nin “hak ihlali” kararı kapsamında iptal etti.
Suç vasfına yönelik karar verme görevinin AYM’ye ait olmadığı ve bu yönde bir “hak ihlali” kararı verilmediği vurgusu yapan heyet, “taksirle ölüme neden olma” suçunun işleniş şekli, özellikleri, sanığın kusur durumu ve AYM’nin “hak ihlali” kararının gözetildiğini belirtti.
Tüm bu hususlara göre sanığa ceza maddesindeki alt sınırdan uzaklaşarak 3 yıl hapis cezası öngören mahkeme heyeti, duruşmalardaki tutum ve davranışlarını takdiri indirim nedeni kabul ettiği sanığın cezasını 1/6 oranında indirimle 2 yıl 6 aya düşürdü.
Duruşmanın ardından basın mensuplarına açıklama yapan Narin Kurt, “Bir insanın hayatının, bir çocuğun babasız bırakılmasının, bir anne-babanın kanser olup ölmesine sebep olunmasının karşılığı 2 yıl 6 ay olamaz. Bu sonuç kimin vicdanını rahatsız ediyorsa herkes bu davayı üstlensin. Ben bu davayı devam ettireceğim, sonucu kabul etmiyorum.” sözleriyle karara tepki gösterdi.
Olayın geçmişi
Uğur Kurt, Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’teki olaylar esnasında, bir yakınının cenaze törenine katılmak için Okmeydanı Cemevi’nde bulunduğu sırada başına mermi isabet etmesi sonucu yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, sanık polis memuru S.K. hakkında “taksirle öldürme” suçundan 6 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
Dosyanın gönderildiği İstanbul 85. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın “taksirle öldürme” değil, “kasten öldürme” suçundan yargılanması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, sanığın “olası kastla öldürmek” suçundan 20 ila 25 yıl arasında değişen sürelerdeki hapis cezasını öngören hükme göre yargılanmasını istemişti.
Dava dosyası, istenen cezanın ağır ceza kapsamında olması nedeniyle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.
Savcı 25 yıla kadar hapis istemişti
Yargılama sırasında esas hakkındaki görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın olası kastla hareket edip Uğur Kurt’un silahla ölümüne sebebiyet verme suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti.
Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanığa “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıl hapis cezası vermişti. Duruşmadaki tutum ve davranışlarını lehine takdiri indirim nedeni kabul ederek sanığın cezasını 1 yıl 8 aya indiren mahkeme, bunu da 605 gün karşılığı 12 bin 100 lira adli para cezasına çevirmişti.
Kararın ardından Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt’un başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, “maktulün yaşam hakkının ihlal edildiğine” yönelik bir karar vererek sanığın yeniden yargılanmasına hükmetmişti.
]]>Kağıthane’de 8 Mayıs 2022’de kardeşinin kız meselesi yüzünden darp edildiği iddiasıyla bir araya geldiği Emirhan Karaca tarafından kalbinden vurularak öldürülen 22 yaşındaki Nurullah Bozkurt’un ölümüne ilişkin davada karar çıktı. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu müşteki sanık Emirhan Karaca, tutuksuz sanık Yunus Çeken ve taraf avukatları hazır bulundu.
“Yaralama kastım bile yoktu”
Duruşmada savunma yapan sanık Emirhan Karaca, “Ben şahıslarla konuşmuyordum. Bana küfür etti. Ben arkama bakmadan yoluma devam ettim. Beni zorla arabaya bindirmeye çalıştı. Yaralama kastım bile yoktu, ben havaya ateş ettim ama maktule gelip gelmediğini bilmiyordum. Beraatımı talep ediyorum” dedi. Son sözü sorulan sanıklar, pişman olduklarını, kimseyi öldürmek kasıtlarının olmadığını ve beraatlarını talep ettiler.
Müebbet hapis ile 1 yıl hapis cezası
Kararını açıklayan mahkeme, müşteki sanık Emirhan Karaca’yı ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi.
1 sanığa 5 yıl 1 ay hapis cezası
Heyet, sanık Yunus Çeken’i ise ‘silahla kasten yaralama’ suçundan 3 ay 22 gün hapis, ‘silahla görevi yaptırmamak için direnme’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırarak bu suçlar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti. Heyet, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan da 4 yıl 2 ay hapis cezasına ve 8 bin 320 lira adli para cezasıyla cezalandırdığı sanığı toplamda 5 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, maktul Nurullah Bozkurt’un ailesi ile bekçi A.A. ‘müşteki’ sıfatıyla, Emirhan Karaca ‘müşteki şüpheli’ sıfatıyla ve Yunus Çeken ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. İddianamede, 8 Mayıs 2022’de İETT otobüs durakları önünde 2 grup arasında meydana gelen silahlı kavgada, maktul Nurullah Bozkurt’un sol göğüs üstünden vurulup yaralanarak olay yerinde öldüğü, şüpheli Yunus Çeken’in ise sol ayak kısmından hayati tehlike geçirmeyecek şekilde yaralandığı aktarıldı.
Hazırlanan iddianamede, 2 grup arasında meydana gelen çatışmada ilk grup olarak maktul Nurullah Bozkurt, şüpheli Yunus Çeken, Furkan Bahçecioğlu, Yunus Emre Torlak, Halil Kaan Torlak, Doğukan Altunsoy, Ahmet Sevencan, Eren Şahinkaya, Ulaş Özcan, Ahmet Furkan Şener yer alırken, 2.grupta müşteki şüpheli Emirhan Karaca, Cevat Kaya ve Berk Kum adlı şahısların beraber oldukları kaydedildi.
Müşteki şüpheli Emirhan Karaca ile maktul Nurullah Bozkurt’un olay saati öncesinde maktulün kardeşi Emircan Bozkurt’un yaralanması sebebiyle bir araya geldiklerinin anlatıldığı iddianamede, yaşanan sözlü tartışma sonrası Emirhan Karaca’nın Nurullah Bozkurt’un göğüs bölgesine ateş ettiği ve ölümüne neden olduğu belirtildi. İddianamede, Karaca’nın ateş ettikten sonra kaçtığı sırada Yunus Çeken’in birden fazla kez Karaca’nın arkasından ateş ettiği, eyleminin ise öldürmeye teşebbüs aşamasında kaldığı aktarıldı.
İddianamede, şüpheli Yunus Çeken’in olay yerinde görev yapan bekçi A.A.’nın asayişi sağlamak için dur ihtarında bulunmasına rağmen uyarıya uymadan ateş etme eylemini bekçiye yönelttiği belirtildi.
Hazırlanan iddianamede müşteki şüpheli Emirhan Karaca’nın ‘kasten öldürme’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından toplamda müebbet hapis ile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına, şüpheli Yunus Çeken’in ise 2 kez ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 18 yıldan 30 yıla, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 5 yıldan 8 yıla olmak üzere toplamda 23 yıldan 38 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL
]]>Ege Akersoy’un ‘kasten yaralama’ suçundan 2 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildi
İSTANBUL – İstanbul’da Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan kişiye ‘sen tam bir Arap sevicisisin’ diyerek saldırdığı iddia edilen sanık hakkında karar çıktı. Mahkeme sanık Ege Akersoy’un ‘kasten yaralama’ suçundan 2 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan ise beraatine karar verildi.
Beyoğlu’nda 1 Ocak 2024’de Filistin’de yaşananları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve elinde Kelime-i Tevhid bayrağı bulunan İsmail Aydemir’e ‘sen tam bir Arap sevicisisin. Arap kültürünü savunuyor’ diyerek saldırdığı iddia edilen sanık Ege Akersoy’un yargılandığı davada karar açıklandı. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık Ege Akersoy hazır bulunmazken taraf avukatları hazır bulundu.
“Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz”
Duruşmada söz verilen müşteki avukatı, “Olayın nasıl yaşandığı ortadadır. Sanık, müvekkile yönelik ifadelerini kamera önünde tekrar etmiştir. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulundu.
“Burada herhangi bir halk kesimi diğer bir kesime harekete geçirilmemiştir”
Sanık avukatı ise savunmasında, “İki kişi karşı karşıya geldi. Biri diğerine ‘Arap sevicisin’ diyor. Burada bir kitle yok. İki kişi var. Birinin birisine ‘Arap sevicisin’ demesinin sen bir ‘Arap hayranısın’ demesinden ne farkı vardır ? Bu cümlede hakaret yoktur. Örneğin ben batıcı olabilirim. Biri bana batıcısın dese bu hakaret olmaz. Tahrik etmek bir kişinin iradesi üzerinde yoğun bir etkide bulunmak anlamına geliyor. Burada herhangi bir halk kesimi diğer bir kesime harekete geçirilmemiştir. Katılan her şeyin bir anda gerçekleştiğini söyledi. Biz suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Sanık avukatının savunmasının ardından kararını açıklayan hakim sanık Ege Akersoy’un ‘kasten yaralama’ suçundan 2 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı. Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan ise beraatine hükmedildi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Ege Akersoy’un kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan ve üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müşteki İsmail Aydemir’e ‘sen tam bir Arap sevicisisin… Arap kültürünü savunuyor’ şeklinde sözler söylediği ve söylemleri ile halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Ege Akersoy’un ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ ve ‘kasten yaralama’ suçundan toplamda 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
]]>Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım 2022 Pazar günü bombalı bir terör saldırısı gerçekleşmiş, olayda 6 kişi yaşamını yitirirken, 99 kişi de yaralanmıştı. Olaya ilişkin davanın görülmesine yarın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince saat 10.00’da devam edilecek.
Öte yandan önceki duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme, aralarında bombayı bırakan sanık Ahlam Albashir’in de bulunduğu 18 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vermişti. Ayrıca, dosyanın mütalaa hazırlanabilmesi için Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmesine de hükmedilmişti. Yarın görülecek duruşmada Cumhuriyet Savcısı’nın esasa ilişkin mütalaasını açıklaması bekleniyor.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 36 sanık için hazırlanan 154 sayfalık iddianamede, Suriye, İran ve Irak toprakları üzerinde sözde “Kürdistan” olarak adlandırdıkları bölgede, Marksist-Leninist ilkeler istikametinde, sözde bağımsız-birleşik-demokratik bir Kürdistan devleti kurmak olan ve bu istikamette daha önce de çok defa ortaya koyulduğu üzere sivil insanların canına kast ederek sansasyon meydana getirmeyi hedefleyen, PKK/KCK silahlı terör örgütünün Suriye uzantısı YPG/PYD unsurlarının planladığı hain bombalı saldırı eylemi sonucu, olay yerinde bulunanlardan çocuk yaştaki Ecrin Meydan ile babası Yusuf Meydan, Adem Topkara ile eşi Mukaddes Elif Topkara ve Arzu Özsoy ile kızı Yağmur Uçar olmak üzere 6 sivil vatandaşın vefat ettiği, çok sayıda kişinin yaralandığı ve birçok iş yerinin maddi hasara uğradığı kaydedildi. Ahlam Albashır’in bombayı bıraktığı anlar saatleriyle aktarıldı.
Olaya ilişkin derhal soruşturma başlatıldığının da belirtildiği iddianamede, incelenen kamera görüntülerinde, siyah bot, kamuflaj desenli pantolon, haki renk polar ve siyah deri ceket giyen, siyah renkli özenli bağlanmış başörtüsü ve maske takan kadın şahsın sırtında kahverengi çanta ve elinde poşetler ile olaydan yaklaşık 1 saat önce 15.16 sıralarında Taksim Meydanı’nda Atatürk Kültür Merkezi önünde beyaz renkli araçtan inerek İstiklal Caddesi’ne doğru yürüdüğü, 15.19 itibariyle İstiklal Caddesi’ne giriş yaptığı, 15.21 itibariyle Cadde girişinde bulunan kozmetik mağazasına girerek alışveriş yaptığı, 15.26 itibariyle sırt çantası ve elindeki poşetlerle mağazadan çıktığı, cadde üzerinde yürüyüşüne devam ederek 15.30 itibariyle patlamanın meydana geleceği banklara oturduğu, elindeki poşetleri ve sırtındaki çantayı yanına koyduğu, saat 16.11 itibariyle sırt çantasını ve poşetleri bankta bırakarak Taksim Meydanı’na doğru yürümeye başladığı, 16.13 itibariyle sırt çantasını ve poşetleri bıraktığı mozaik dökümlü oturma alanı olarak kullanılan ve ön tarafına boydan boya ahşap ızgaralar sabitlenerek oluşturulmuş bankın cadde tarafında, mozaik dökümlü beton saksı ile birleştiği köşesinde ahşap ızgara üzerinde vahim patlama meydana geldiği aktarıldı.
7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 3 bin 9 yıla kadar hapsi istendi
Hazırlanan iddianamede, Albashır’ın ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme’ suçundan 5 kez ağırlaştırılmış müebbet, 99 kişiye karşı ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan bin 930 yıl 6 aydan 2 bin 970 yıla kadar ve ‘tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi’ suçundan 12 yıldan 24 yıla kadar olmak üzere toplamda, 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 949 yıl 6 aydan 3 bin 9 yıla kadar hapsi talep edildi. İddianamede, aralarında firari sanık örgüt elebaşlarından Cemil Bayık’ın da bulunduğu diğer şüphelilerin ise 7’şer kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 938 yıldan 3 bin 16 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi. – İSTANBUL
]]>