Tahıl ambarı Konya Ovası’nda 2023 yılı hububat sezonunda, Nisan ayındaki yağışlarla hububat ürünlerinde verim ve kalitenin artmasıyla rekolte yaklaşık 2 milyon tonun üzerinde olarak kayıtlara geçti. Bu sezon beklenen yağışların düşük olması hububatta verim kaybına kapı aralarken, zaman zaman alınan yağışlarla beraber kıraç alanlardaki ürünlerde rekolte beklentisi arttı.
“Konya’da hububatla ilgili bir problemimiz gözükmüyor”
Sapa kalkma olarak bilinen başaklanma döneminde yağışlar devam ederse hasat sezonunda verim kaybının yaşanmayacağına dikkat çeken Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, “Konya yöresindeki hububat alanlarında şu anda yavaş yavaş sapa kalkma başladı diyebiliriz. Çiftçilerimizin artık ot ilaçlarını kullanma dönemleri başladı. Yavaş yavaş bunların yanında hastalık kontrolleri de başlamış durumda. Tabii beklediğimiz yağışları maalesef bu yıl da alamadık. Ama dönem dönem yağan yağmur yağışları hububat alanları için yeterli oldu. Şu anda Konya yöresinde hububatla ilgili bir problemimiz gözükmüyor. İnşallah Nisan ayındaki yağışlar yağmur olarak dengeli bir şekilde devam ederse hasat sezonunda verimde herhangi bir kaybımızın olmayacağını düşünüyoruz. Tabii yağışlar bu dönemlerde çok önemli. Eğer yağışlar olmazsa bitkilerin erken dönemde sapa kalkmasından dolayı birtakım verim düşüklükleri yaşanabilir. Tabii bazı çiftçilerimiz bu dönemlerde yağış alamayan yerlerde, sulama imkanı olan yerlerde sulama yapmaya başladı. Bununla beraber üre gübresinin de kullanımı yapıldı. Çiftçilerimiz üre gübrelerini attılar. Sulama imkanı olmayan çiftçilerimiz hala daha yağış beklemekte. İnşallah önümüzdeki süreçte yağışlar devam eder” dedi.
“Risk gözükürse böyle bir durumla karşılaşılmadan önce bu ilacı mutlaka kullanılması gerekiyor”
Doğru, zamanında ilaçlama ve sulama ile ilgili uyarılarda bulunan Burak Kırkgöz, “Bu süreçten sonra hastalık kontrolü çok önemli. Çiftçilerimizin özellikle sarı pas ve kök çürüğü hastalığıyla alakalı arazilerin dönem dönem bir ziraat mühendisi meslektaşımızla mutlaka kontrol etmeleri gerekiyor. Bu kontrollerde eğer hastalık tespiti yapılırsa hiç zaman kaybetmeden ilacın da bir önce kullanılması gerekiyor. Çünkü bizim tarımda kullandığımız mantar ilaçları genelde tedavi edici değil, koruma amaçlı ilaçlar. Bu koruma amaçlı ilaçları da hastalık bitkinin bünyesine girmeden önce kullanmak gerekiyor. Eğer bu risk gözükürse böyle bir durumla karşılaşılmadan önce bu ilacın mutlaka kullanılması gerekiyor. Çiftçilerimiz sapa kalkmadan sonra tarlaya bazen girmek istemiyor. İlaç atmak istemiyorlar orada mahsuller ezileceği için. Tabii hastalığın daha sonrasındaki verdiği zarar o dönemdeki ezilen yerden daha fazla olduğu için biz çiftçilerimize genelde bu ilaçları kullanmalarını kesinlikle tavsiye ediyoruz. Çünkü birim alandan alınacak verim hepimiz için ve ülkemiz için de önemli. Çiftçilerimiz artan maliyetler karşısında mücadele edebilmek için birim alandan daha yüksek verim almak zorunda. Bu verimliliği sağlayabilmek için de gerekli ilaçların gerekli gübrelerin zamanında doğru bir şekilde yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Çok sulama yapıldığı dönemlerde bazen hastalıklar da beraberinde gelebiliyor”
Yapılan sulamalarla yeraltı su kaynaklarında ciddi oranda çekilmeler olduğuna değinen Kırkgöz, “Konya yöresi kapalı bir havza. Yeraltı sularımızda da çok ciddi çekilmeler meydana geliyor. Bu yüzden sulama periyotlarına çiftçilerimizin çok dikkat etmesi gerekiyor. Çok sulama yapmak çok verim alınacak anlamına gelmiyor. Aksine çok sulama yapıldığı dönemlerde bazen hastalıklar da beraberinde gelebiliyor. Çiftçilerimizin arazilerini haftalık kontrollerin sonucunda dönemsel olarak hava sıcaklığına da bağlı olarak, yani haftalık bir sulama yapacak bir çalışma yapması gerekiyor. Bunu daha da kısaltmak verimi artırmaz. Enerji maliyetlerimiz de çok yüksek. Ekstra maliyet yapmak, bir yandan hastalık ortaya çıkması, çiftçilerimiz için ilerleyen dönemde bitkilerimizin kendilerini etkileyebilir. Kontrollü olarak sulama yapmalarını tavsiye ediyoruz” diye konuştu. – KONYA
]]>Bakan Yumaklı, merkeze bağlı Fatmalı köyü Beşevler mezrası mevkisinde Keban Barajı’nda inşa edilen Türkiye’nin ilk yüzer güneş enerjisi santralinde (GES) incelemelerde bulunarak, yetkililerden bilgi aldı.
İncelemelerinin ardından gazetecilere açıklama yapan Yumaklı, illeri ziyaret ettiklerini, bugün de tarımsal üretim için son derece önemli illerden biri olan Elazığ’da bulunduklarını söyledi.
Elazığ’daki Keban Barajı’nın elektrik üretimi ve sulama için önemli su rezervuarlarından biri olduğunu kaydeden Yumaklı, sulama projelerinin ülkede yaygınlaştırılması için projeler geliştirmeye devam ettiklerini belirtti.
Yumaklı, şöyle konuştu:
“Sulama projeleri için özellikle şu an içinde bulunduğumuz alanı düşündüğümüzde baraj ile sulanacak olan alanların arasındaki kot sebebiyle bu sulamaların pompaj sistemiyle yani bir enerjiyle yapılması gerekiyor. Bu da yaklaşık yüzde 40’lık bir ilave maliyet demektir. Arkadaşlarımız bununla ilgili bir AR-GE çalışması başlattı. Türkiye’de su rezervuarlarının üzerinde güneş enerjisi sistemi kurulumu daha önce bir kaç kez küçük çaplı yapılmış. Ancak sisteme elektrik verecek hale gelmemiş. Bulunduğumuz alan AR-GE çalışması neticesinde sisteme elektrik verecek hale getirilmiş. 1 megavatlık bir elektriği sisteme vererek karadaki 2 megavatlık güneş enerjisi sisteminin de entegre olarak bu alandaki sulamanın yaklaşık yarısının enerjisini sağlar duruma gelmiştir.”
Sistemin önemli olduğunu kaydeden Yumaklı, “Su rezervuarı üzerinde yaptığımız güneş enerjisi sistemi temiz bir enerji. Karada yapılan enerji sistemlerinden yüzde 10 daha verimli. Bu rezervuarlardaki elbette belli bir planlamayla yapılacak. Yapılacak olan güneş enerji sistemleri aynı zamanda karadaki alan ihtiyacı ile ilgili baskıyı da azaltacak.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, bunun bütün ülke çapında yaygınlaştırılmasıyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile koordineli bir çalışma yürüttüklerini bildirdi.
“Türkiye’deki bütün içme suyu hariç, su rezervuarlarının, barajların, göletlerin elbette belli bir seviyede olması gerekir. Yüzde 10’unu bile kullandığımızda Türkiye’nin yıllık elektrik ihtiyacının 4’te 1’ini karşılama potansiyeline sahip. Elbette bu konu teorik bir konu.” ifadelerini kullanan Yumaklı, pratikte de başarılı örnekten hareketle bunun geliştirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.
Yumaklı, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Özellikle Kuzova pompaj sulaması için ilave bir 3 megavatlık kurulumla birlikte enerji ihtiyacının tamamını sağlayacağız. Bundan sonraki dönem için özellikle iklim değişikliğinin etkisi yine bu sistemin suyun buharlaşmasıyla alakalı sağlayacağı ciddi katkıyı da düşünerek bu projemizi geliştirmeye devam edeceğiz. Özellikle belli bir aşamadan sonra yaptığımız sulama sistemlerinin tamamını kapalı sulama sistemi yapıyoruz, eğer mümkünse cazibe sulamayla birlikte. Elbette tarım için çok önemli olan suyun verimliliğe olan katkısını sağlayarak üretimimizi artırmaya çalışıyoruz. Ancak bu alanlarda olduğu gibi kot farkı sebebiyle eğer bir elektrik enerjisi ihtiyacı olmuş ise bu uygulamalarla birlikte inşallah bundan sonraki dönemde de sulama projelerine ağırlık vereceğiz. Bu önemli projenin pilot uygulamasının yapıldığı Elazığ’a, bütün ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”
Programa, Tarım ve Orman Bakan Yardımcıları Ahmet Gümen ve Ebubekir Gizligider, Elazığ Valisi Ömer Toraman, AK Parti Elazığ milletvekilleri Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Belediye Başkanı ve AK Parti’nin Belediye Başkanı adayı Şahin Şerifoğulları, İl Tarım ve Orman Müdürü Ali Kılıç, DSİ 9. Bölge Müdürü Sebahattin Şamcı, AK Parti İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, kurum yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen Dünya Su Günü Programı’nda, söz konusu günün bu yılki temasının “Barış için sudan faydalanmak” olduğunu bildirdi.
Suyun yönetiminin Bakanlığına ait olduğuna işaret eden Yumaklı, “Vatandaşlarımızın evlerine 7 gün 24 saat temiz içme ve kullanma suyu ulaştırıyoruz. Sanayicimizin ihtiyacı olan suyu her daim temin ediyoruz. En önemlisi de gıdamızı üreten çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu suya onları kavuşturuyoruz. Burada büyük bir emek, gayret ve yatırım olduğunun altını çizmek istiyorum.” diye konuştu.
Yumaklı, suyla ilgili dün ne yapıldıysa bugün ondan daha iyisini yapmak için çalıştıklarını aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bildiğiniz gibi küresel ısınma ve iklim değişikliği, başta su kaynaklarımız olmak üzere birçok konuyu yakından ilgilendiriyor. Ülkemizin, Akdeniz Havzası’nda olması sebebiyle iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında olduğunu biliyoruz. Bu etkiyi son dönemde çok yoğun şekilde hissetmeye başladık. Dünya Meteoroloji Örgütü raporuna göre, dünyanın son 10 yılı, tarihteki en sıcak 10 yıl oldu. Aşırı iklim olaylarında rekor artışlar gerçekleşti. Sıcak hava dalgaları, sel baskınları, kuraklık ve orman yangınları insan hayatını olumsuz etkiledi. Milyarlarca dolarlık ekonomik zarara sebep oldu. Bu durumun bir yansıması olarak ülkemizde bir yandan kuraklık, bir yandan orman yangınları, diğer yandan da sel felaketleriyle son dönemde karşılaşır olduk.”
Türkiye’de 2030 yılında su kaynaklarının yüzde 20 azalmasının, nüfusun da yüzde 10 artmasının beklendiğini bildiren Yumaklı, 2050’de artan nüfusla birlikte gıda ihtiyacının karşılanması için yüzde 65 ila 70 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağının, bu gıdayı üretmek için de yüzde 55 daha fazla suya ihtiyaç olacağının öngörüldüğünü söyledi.
Yumaklı, 1313 metreküp kişi başı su kullanım potansiyeliyle Türkiye’nin su stresi çeken bir ülke olduğunu belirterek, “Bu rakamın yıllar itibarıyla yavaş yavaş azalmaya devam ettiğini görüyoruz. Eğer hiçbir şey yapmazsak bu rakamın 2030 yılında 1000 metreküpün altına düşmesi, su stresi çeken bir ülkeden su fakiri bir ülkeye dönüşmemiz son derece mümkün. Altını çizelim, Türkiye su zengini bir ülke değildir.” dedi.
Su kaynaklarının korunması için gerekli çalışmaları sürdürdüklerine işaret eden Yumaklı, bu kapsamda su ve sulama alanında 2 trilyon 400 milyar liralık yatırım değeriyle 10 binden fazla projeye imza attıklarını aktardı.
İbrahim Yumaklı, mavi vatanın korunması için 1744 baraj ve gölet inşa ettiklerini belirterek, içme ve kullanma suyu ihtiyacı için içme suyu tesislerini hizmete aldıklarını anlattı.
Yer altı barajları inşa ettiklerini, sulama projeleriyle bereketli Anadolu topraklarını suyla buluşturduklarını bildiren Yumaklı, şöyle devam etti:
“Tarımsal sulamada su kaynağından bitkiye kadarki mesafeyi kapalı sistemde götürmek için büyük çaba sarf ediyoruz. Bütün projelerdeki sulama sistemleri kapalı şu anda. Yüzde 35 olan kapalı devre sulama sistemlerinin oranını öncelikle yüzde 50’ye ve 60-70 oranlarına çıkarmak üzere çalışıyoruz. Üreticilerimizin de kullandıkları suyu kapalı veya basınçlı sulama sistemleriyle tarlalarına, bağlarına götürmeleri gerekiyor. Bunda da Bakanlığımız yüzde 50 hibe desteği vererek onların bu yatırımlarını destekliyor. Ulusal Su Kurulu’nun teşekkül etmesi de devletin bütün kurumlarıyla birlikte bu alandaki kararlılığının diğer bir göstergesi.”
Bu yatırımlar ve çalışmalar yapılmazsa su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalınacağına dikkati çeken Yumaklı, “Su zengini olmadığımız için suyumuzu verimli kullanmamız gerekir. Bu amaç etrafında, kamu kurumlarımız, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör işbirliğinde çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz.” dedi.
Susuzluk, kuraklık ve sel gibi felaketlerin sınır tanımadığını aktaran Yumaklı, Türkiye Cumhuriyeti’nin, bu anlayışla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde su sıkıntısının yoğun yaşandığı ülkelerde insanları sağlıklı ve temiz suyla buluşturmak adına çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
Yumaklı, suyun etkin ve verimli kullanılması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde başlatılan “Su Verimliliği Seferberliği”ne işaret ederek, sözlerini, “Kamu-özel bütün kurumlarımızı, sivil toplum kuruluşlarımızı hülasa hiç kimseyi geride bırakmadan bu seferberliğimize devam edeceğiz. Topyekün bir seferberlik ruhuyla suyumuz daha tasarruflu ve verimli kullanacağız.” diye tamamladı.
“Suyun depolanması önem taşıyor”
DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta da dünyada tatlı su kaynaklarının sadece yüzde 1’inin kullanıma uygun olduğunu belirterek, “Alternatifsiz bu kaynağın özellikle bizim gibi yağış rejimi düzensiz ülkelerde kurak periyotlarda kullanmak üzere depolanması büyük önem taşımaktadır.” ifadesini kullandı.
DSİ’nin, 1018 baraj ve 726 gölet inşa ederek işletmeye aldığını ve toplam depolama kapasitesini 183 milyar metreküpe ulaştırdığını bildiren Balta, “Bu kapasite, özellikle iklim değişikliğiyle birlikte sıklığında artış gözlemlenen kurak dönemlerde verimli tarım arazilerimize su arzının sağlanması bakımından hayati önem taşımaktadır.” dedi.
Balta, bu yıl 527 tesisi tamamlayarak milletin hizmetine sunmayı planladıklarını aktararak, temin edilecek içme suyu miktarını 5,2 milyar metreküpten 5,4 milyar metreküpe, taşkın erken uyarı sistemi sayısını 322’den 533’e, taşkın tesisi sayısını 10 bin 697’den 11 bin 11’e, depolanan su miktarını 183 milyar metreküpten 190 milyar metreküpe ulaştırmayı hedefledikleri bilgisini paylaştı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci de su konusunda çok başlılık olduğunu, bu konuda mevzuat düzenlemesi yapılması veya mevzuatın tekleştirilmesi önerisinde bulundu. Suyun kullanımıyla ilgili artık “tek ses, tek yürek” olunması gerektiğini belirten Kirişci, “Bu konuda Meclis olarak üzerimize düşen bir görev olursa bunu da seve seve yerine getiririz.” dedi. Kirişci, bu konudaki AR-GE çalışmalarına hız verilmesi gerektiğini de aktardı.
Konuşmaların ardından Dünya Su Günü dolayısıyla organize edilen afiş ve fotoğraf yarışmasında birinci olanlara ödüllerini takdim eden Bakan Yumaklı, hazırlanan sergiyi de gezdi.
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkent’te kırsal kalkınma adına yürütülen ve tamamlanan projeleri üreticiler ile yetiştiricilere, ilçe ilçe ‘Kırsal Kalkınma Bilgilendirme Toplantıları’ ile anlatmaya devam ediyor. ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ekipleri, Çubuk Sarısu Mahallesi’nde muhtarlar ve vatandaşlarla bir araya gelerek 5 yılda tarımsal üretimi artırmak için verilen destekler, hibeler ile yeni dönemde yapılacak projeleri anlattı.
YENİ DÖNEMDE DE KAPSAMLI PROJELERLE ÇİFTÇİLERİN YANINDA OLUNACAK
Ankara Büyükşehir Belediyesi, yeni dönemde de vereceği desteklerle çiftçileri güçlendirerek tarımsal üretimin ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlayacak. Üretici sorunları ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı Kırsal Kalkınma Bilgilendirme Toplantısı’nda, Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ekipleri gelen talepleri tek tek not aldı.
Tarımsal üretimi daha da artırmak ve çiftçilerin refahını yükseltmek için çeşitli projeler hayata geçirileceklerini söyleyen Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, şunları kaydetti:
“Üreticilerimizin dertlerine çözüm üretiyoruz. Tarımsal destekler veriyoruz. Önümüzdeki dönem gıda ve su krizi gerçekleşecek. Ülkemizi de buna hazırlamamız lazım. Türkiye’de tarımla ilgili en fazla destek veren büyükşehir belediyesiyiz. Ankara’da 18 adet göleti tertemiz yaparken sıfırdan da 14 gölet yaptık. Boru dağıtım programları yaptık, sulama tesisleri inşa ediyoruz. Biz, 2 yılda 130 bin dönümü sulamaya açtık. Yeni büyük sulama projeleri geliştiriyoruz belediye imkanı ile. Suyu kaynaklarının daha etkin kullanımını saplamak için projeler geliştiriyoruz. ABB olarak atık plastikleri toplamaya başladık. Damla sulama borusu fabrikasını ilk kez bir belediye olarak biz kurduk. Damla sulama borusu ile suyu daha etkin kullanacağız. Böylece hem toprağı hem de suyu korumuş olacağız.”
SIVAT (HAYVAN İÇME SUYU OLUĞU) DESTEĞİ
Kırsalda hayvancılıkla uğraşan mahallelerde hayvancılığı teşvik etmek, yayla ve mera alanlarında hayvanların su kaynaklarına daha kolay ulaşmasını sağlayarak et ve süt verimini artırmak, yaban hayvanlarının su ihtiyaçlarını karşılamak ve kısıtlı olan su imkanlarının daha verimli kullanılmasını sağlayarak ekolojik dengenin korunmasını sağlamak amacıyla olukları çatlamış, kırılmış ve atıl durumdaki bakımsız hayvan sulama olukları yenilendi. Çubuk ilçesinde 2022 yılından itibaren 79 mahallede toplam 84 adet başlık, 988 adet oluk dağıtılarak, 1.812.043,40 TL’lik yatırım yapıldı.
TARIMSAL SULAMA BORUSU DESTEĞİ
Kırsal mahallelerde bitkisel üretimi artırmak, sulu tarım ürünleri yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, tarımsal sulama altyapısının güçlendirilmesini sağlamak ve bitkisel üretim verimini artırmak için iletilen talepler ihtiyaç sırasına göre değerlendirilerek, Çubuk ilçesinde 2021 yılından itibaren 29 mahalleye toplam 23 bin 420 metre tarımsal sulama borusu desteği ile 953.896,07 TL değerinde yatırım yapılmış olup, 4 bin 960 dekar (dönüm) arazi sulu tarım imkanına kavuşturuldu.
KIRSAL MAHALLERDEN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR
Son beş yılda Başkentte tarımsal üretime yönelik olarak çeşitli destekler ve hibeler sağlayarak çiftçilerin ekonomik gücünü artıran ABB’ye mahalle muhtarları ve vatandaşlar, şu sözlerle teşekkür etti:
-Çubuk Kösrelik Mahalle Muhtarı Emrah Karakuş: “Öncelikle Belediye Başkanı’mız Sayın Mansur Yavaş’a 5 yıl içerisinde mahallemize verdiği hizmetlerden dolayı çok teşekkür ederiz. Tüm kırsal desteklerden faydalandık, daha önce yapılmayan hizmetleri gördük bu yönetimde. Sağ olsunlar hizmetlerin devamını bekliyoruz.”
-Çubuk Dalyasan Mahalle Muhtarı Gülsüm Kayhaoğlu: “ABB Başkanı’mız Mansur Bey’e ve ekibine teşekkür ediyoruz verdikleri hizmetlerden dolayı. Köyümüze gelen sulama olukları, yem, fide ve tohum destekleri için teşekkür ediyoruz.
-Ercan Koçoğlu: “Sosyoloğum ve üretim sevdalısıyım köyüme geri döndüm. Mansur Yavaş’tan çok memnunuz oda bizim gibi üretim sevdalısı ve çok güzel şeyler yaptığına inanıyoruz. Köyümüze meyve ağaçları geldi, görmediğimiz hizmetleri görüyoruz.”
-Murat Aktaşoğlu: “10 yıl önce köyüme geldim. Başkanımızın verdiği hizmetlerden çok memnunuz. Bize meyve ağacı gönderdi ve bizde anayol üzerine diktik çok teşekkür ederiz. Başkanımızın fikirlerini çok beğeniyoruz.”
]]>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dünya Su Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Su Günü’nün her yıl farklı bir temayla kutlandığını hatırlatan Bayraktar, bu yıl ki temanın ‘Barış İçin Sudan Faydalanmak’ olarak belirlendiğini ifade etti. Bayraktar, su kaynaklarının geliştirilmesinde temel yaklaşımın çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik olması gerektiğini aktardı.
“İklim değişikliği nedeniyle 2050 yılında tahıl fiyatlarında yüzde 29’a varan oranda artış yaşanabilir”
İklim değişikliğinin çağın en önemli problemleri arasında yer aldığını ve yaşamın her alanında olumsuz etkilere sahip olduğunu kaydeden Bayraktar, iklim değişikliğinden en çok tarım sektörü etkilendiğini belirtti. Bayraktar, “Küresel ısınma kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle 2050 yılında tahıl fiyatlarında yüzde 29’a varan oranda artış yaşanmasının muhtemel olduğu ve bu durumda dünya üzerindeki milyonlarca kişinin daha açlık riskiyle karşı karşıya kalacağı tahmin ediliyor. Dünyada açlıkla mücadele devam ederken, iklim değişikliği nedeniyle tarımsal üretimde yaşanabilecek kayıplar daha da önemli hale geliyor” diye konuştu.
“Artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması tarımsal verimliliğin artışından geçiyor”
Bayraktar, dünya nüfusu her yıl ortalama yüzde 1,1 oranında arttığını ve bu artışın devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara ulaşabileceğini ifade etti. Dünyada tarım için küresel su talebinin de 2050 yılına kadar yüzde 35 oranında artış göstermesinin beklendiğini sözlerine ekleyen Bayraktar, “Artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması ancak tarımsal verimliliğin ve üretimin artışından geçiyor. Son yıllarda dünya tarımsal üretimi ve ticaretinde önemli rolü olan ülkelerde yaşanan kuraklık ve diğer afetler tarım ürünlerinde önemli kayıplara neden oldu. Üretimi düşen ülkeler kendi ihtiyacını karşılamak adına ihracatını kısıtladı. Gelecekte tarımsal üretimin artan nüfusa karşı yetersiz kalmasıyla dünyada artan gıda milliyetçiliği, ülkelerarası barışı olumsuz etkileyebilir” ifadelerine yer verdi.
“Sulamaya açılmayan tarımsal alanların önce sulamaya açılması gerekiyor”
Tarımsal üretimde artışın sürdürülebilirliği; minimum kaynak ve girdi tüketimi, düşük maliyet ve doğaya minimum zararla sağlanabileceğine dikkati çeken Bayraktar, bunun sağlanabilmesi için modern üretim teknolojilerine geçilmesi ve uygun araçların kullanılması gerektiğini dile getirdi. Türkiye’nin de modern uygulamaların faydalarından yararlanmak ve suyu kaynaklarını kontrollü tüketmek için çalışmalar yapılması gerektiğini aktaran Bayraktar, “2023 yılı sonu itibarıyla ülkemizde ekonomik olarak sulanabilir 8 buçuk milyon hektar tarım arazisinin brüt 7,1 milyon hektarı sulamaya açıldı. Tarımsal üretimde suyun gücünü en üst seviyede kullanabilmek için, kalan 1,4 milyon hektar alanın da bir an önce sulamaya açılması gerekiyor” açıklamasında bulundu.
“Çiftçilerimizin modern sulama sistemlerini kullanmaları teşvik edilmeli, hibe ve krediler artırılmalıdır”
Bayraktar, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için mevcut durumda yüzde 68 olan sulama oranının ve yüzde 51 olan sulama randımanının artırılmasının önemli olduğunu sözlerine ekleyerek, “Bunun yanı sıra yer altı barajlarının sayısının artırılması, sulama projelerinin biran önce tamamlanması, modern sulama sitemlerinde teşvik ve kredilerin artırılması, kuraklığa dayanıklı kültür bitkileri tarımı teşvik edilmesi gibi hususlar olabildiğince en kısa zamanda hayata geçirilmelidir. İklim değişikliğine adaptasyon için ise farkındalığın artırılması, çiftçilerin konuyla ilgili bilgilendirilmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, konuya ilişkin plan ve projelerin bir bütün olarak ele alınması gerekir” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>Sektör temsilcileri, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla AA muhabirine, sanayicilerin su tüketiminin azaltılması ve atık su geri kazanımı konularındaki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, günden güne daha çok hissedilir hale gelen iklim değişikliğinin su kaynakları üzerinde yol açtığı olumsuzluklardan, bulunduğu konum itibarıyla Türkiye’nin de önemli ölçüde etkilendiğini söyledi.
Kısıtlı su kaynaklarının iklim etkisiyle azalması nedeniyle Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasına girdiğini belirten Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Oysa ki su tüm canlıların ihtiyacı olduğu gibi tarım ve sanayi de suya bağımlı sektörlerden. Su ve atık su yönetimi işletmeleri, akademiyi, yerel yönetimleri ve hükümetleri ortak su sorununa kalıcı çözümler bulmak için bir araya gelmeye çağıran bir kaynak yönetimi ve yönetişim paradigması. Sanayicilik güven sağlama, iletişim kurma, her an öğrenme, şartlara hızlı uyum sağlama, yol boyunca yeni yatırımlarla kendini yenileme gerektiren bir yolculuk.”
Toplam su tüketiminin yüzde 11’i sanayide
Erdal Bahçıvan, halihazırda suyun yüzde 77 ile en çok tarımsal sulamada kullanıldığını, bu alanı yüzde 12 ile içme-kullanma ve yüzde 11 ile sanayinin izlediğini ifade etti.
Bahçıvan, endüstriyel amaçlı su kullanımının yüzde 22’sinin gıda sektöründe, yüzde 18’inin tekstilde, yüzde 16’sının kimyada gerçekleştiğini söyledi. Bahçıvan, “Bu 3 sektörde kullanılan su miktarı toplam endüstriyel amaçlı su kullanımının yüzde 50’sinden fazlasını oluşturuyor. Bu sektörleri yüzde 7 ile metal sanayi sektörü izliyor. Gıda, tekstil, kimya ve metal sanayi dışındaki diğer tüm sektörlerin su kullanımları toplamı, Türkiye genelinde endüstriyel amaçlı kullanılan su miktarının yüzde 37’sine tekabül ediyor.” dedi.
Su ve atık su yönetimine dair yol haritası açıklanacak
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, sanayi sektörünün, İstanbul’un 2023 yılı toplam atık suyu içindeki payının yüzde 1,6, kirlilik yükü içindeki payının ise yüzde 1,1 civarında olduğunu dile getirdi.
Bu verilerin, İstanbul’daki atık su ve kirlilik yükü açısından sanayicinin belirleyici olmadığını gösterdiğini belirten Bahçıvan, şu değerlendirmede bulundu:
“Sürdürülebilir üretim anlayışının bir yansıması olarak özellikle temiz üretim ve ileri atık su geri kazanımı konuları sanayicimizin gündeminde yer alıyor. Sanayimizin en büyük müşterisinin AB ülkeleri olmasının getirdiği uluslararası şartların da zorlamasıyla tekil endüstriler ve OSB’ler bünyesindeki tesislerin endüstriyel atık su arıtımı alanındaki seviyesi, mevcut haliyle büyük oranda Yeşil Mutabakat ve döngüsel ekonomi hedefleriyle de uyum halindedir.”
Bahçıvan, evsel, kentsel ve endüstriyel atık su arıtma tesisi çıkış sularının yeniden kullanımının çok önceden beri bilinen bir uygulama olduğunu ancak daha önce su stresi bu derece yaşanmadığı için yaygınlaşmadığını söyledi.
İSO olarak yürüttükleri “Türkiye ve İstanbul Özelinde Su-Atıksu Yönetimi ve Politikaları Projesi” kapsamında İTÜ akademisyenlerince hazırlanan “Sanayi Odaklı İklim Duyarlı Bütüncül Su-Atıksu Yönetimi Raporu”nu yakında kamuoyuyla paylaşacaklarını dile getiren Bahçıvan, raporda su ve atık su yönetimine dair kapsamlı bir yol haritasının yer alacağını ifade etti.
“Sürdürülebilirlikte öncü hareketler tekstil sektöründe”
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz de tekstilin su tüketimi ve diğer çevresel etkileri nedeniyle tüm dünyada dikkatleri en çok çeken sektörlerden olduğunu dile getirdi.
Özellikle sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda öncü hareketlerin tekstil sektöründen geldiğini belirten Öksüz, şöyle konuştu:
“BM verilerine göre, tekstil sektörü her yıl 215 trilyon litre su tüketiyor ve bu oran 86 milyon olimpik havuz büyüklüğüne karşılık geliyor. Aynı zamanda okyanuslarımızdaki mikroplastik kirliliğinin yüzde 9’undan da sorumlu. Moda endüstrisinin tamamı ise dünyada 2,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe sahip ve dünya çapında 75 milyondan fazla insanı istihdam ediyor. Bu kadar geniş sınırlara ulaşan bir sektör olarak, muazzam oranlara ulaşan bu tüketimi son yıllarda büyük bir sorumluluk çerçevesinde azaltabilmek için çalışmalarımızı hızlandırdık.”
Öksüz, Türkiye’nin tekstil ihracatında dünyanın önde gelen ülkelerden biri olarak stratejilerini bu yönde belirlediğini ifade etti.
Sektörü etkileyen en büyük su tüketiminin pamuk üretiminde olduğuna dikkati çeken Öksüz, bu kapsamda “iyi tarım uygulamaları doğrultusunda üretilen ve vahşi sulamanın yapılmadığı” ham maddelere yöneldiklerini söyledi.
Öksüz, “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına katkıda bulunarak, özellikle sorumlu tüketim ve üretim ilkesiyle değer zincirimizde döngüsel ekonominin unsurlarını iş planlarımıza daha çok katmaya çalışıyoruz. Yenilikçi yaklaşımlar sadece tasarımda değil, kullandığımız teknolojide de büyük önem arz ediyor. Bu anlamda sektörün suyu daha az tüketmeyi sağlayan makine yatırımları da hızla artıyor.” dedi.
Ahmet Öksüz, tekstil sektörünün geçen yılı 11,6 milyar dolarlık ihracatla tamamladığını belirterek, yılda 49 milyar dolarlık üretim yapıldığını bildirdi. En büyük ihracat pazarlarından olan AB ve ABD normlarına uygun üretim yapmaya özen gösterdiklerini dile getiren Öksüz, bu hedefin de sektörü sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüme yönlendirdiğini söyledi.
Öksüz, su kullanımının hassasiyetle ele aldıkları konulardan olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
“Dünyada yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna erişemiyor. Türkiye’de su tedarikinde en büyük pay gıda ürünlerinde. Gıda sektörünü ise tekstil sektörü izliyor. Bu veriler bizlere sorumluluğumuzun ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. İTHİB olarak sürdürülebilirlik çalışmalarımızın merkezine su verimliliğini aldık. Sektörümüzde farkındalığı artırmak adına gerçekleştirdiğimiz eğitim faaliyetlerimizin ilk gündem maddesi her zaman su oldu. Firmalarımızın ufak yatırım kararları sadece su verimliliği sağlamakla kalmıyor orta ve uzun vadede firmalarımızın da üretim maliyetlerini kısan etkenlerin başında yer alıyor.”
“Tarımda verimli su kullanımı öncelikli hedefler arasında yer almalı”
İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı da su kaynaklarının yönetiminde en önemli unsurun tarımsal sulama olduğunu söyledi.
Türkiye’de suyun 4’te 3’ünün tarımsal sulamada kullanıldığını dile getiren Taycı, “Bu nedenle sulama tesisleri inşa edilirken modern, tasarrufu en yüksek yağmurlama ve damlama sistemleri tercih edilmektedir. Böylelikle, yağmurlama sulamalarda yüzde 35, damla sulamalarda yüzde 65 oranında su tasarrufu sağlanmakta.” diye konuştu.
Tarımsal sulamada klasik sistemlerden modern ve sürdürülebilir sistemlere geçişin hızlandırılmasının tasarruf açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Taycı, “Tarım en fazla su kullanan sektör. Bu nedenle tarımda etkin su kullanımını sağlayan araç ve tekniklerin kullanımı ülkemizin öncelikli hedefleri arasında yer almalı. Bu noktada sulama suyu kalitesinin izlenmesi ve değerlendirilmesi çok önemli.” dedi.
]]>Ülke genelinde olduğu gibi Eskişehir’de de mevsim normallerinin üzerinde olan hava sıcaklıkları ve yağışların bir hayli az olması çiftçilerin normalden 2 ay önce tarlalarını sulamalarına neden oldu. Mart ortasında yeraltı sularıyla tarlalarını sulanmaya başlaya çiftçiler, yaz ayında su sıkıntısının derinleşmesinden yana endişe duyuyor. Yerden 150 metre derinliğe kadar çekilen yeraltı suları kuraklığın en net göstergesi olarak görülürken, durumun böyle seyretmesi halinde çiftçiler verimin düşeceğini öngörüyor.
“35-40 fıskiye çevrilirken şu an da 15 fıskiye civarlarında”
Normal şartlardan 2 ay önce tarlasını sulamaya başladığını belirten Yeşil Sakarya Üreticiler Başkanı Süleyman Buluşan, “Şu anda 2024 yılı sebze üretim sezonunun Eskişehir’de başlaması, ekimlerin başlaması nedeniyle tabii ki Mart ayı itibariyle yağışların yetersizliği, iklim değişiklikleri nedeni ile üretecimizin su konusunda çok büyük sorun yaşayacağı ve bu konuda da zaten genel olarak suyun yetersiz olduğu evdeki akan musluklarda dahi bunu yaşayacağız gibi görünüyor. İnşallah bir yağış gelir. Yağmur, kar yavaşları artık tabii ki mevsim itibariyle geçmekte ama yağmuru olarak çok büyük beklentimiz var. Çünkü yer altı suları şu anda çok çok aşağıda yeterli seviye edilir. Geçen yıl bu zamanlarda 35-40 fıskiye çevrilirken şu an da 15 fıskiye civarlarında” dedi.
“Suyun seviyesi yüzeydeki 25 metreyle 150 metre kadar gidiyor”
Yağışların olamaması durumunda ürünlerinde çok ciddi verim kaybı olacağını söyleyen Yeşil Sakarya Üreticiler Başkanı Süleyman Buluşan şöyle konuştu:
“Şu anda Nisan başlarından bizim fide ekimlerinde, mesela roka maydanoz, dereotu gibi ürünlerdeki ekinlerimizin toprakla buluşması Mart ayıdır. Nisan ayında da sulama gereği duyulur çünkü fide can suyu ister. Nisan 1 itibariyle kesinlikle suyun bol olması ki şu andaki suyumuz çok çok yetersiz. Bu Nisan ayında kadar bir yağışlar kuvvetli bir yavaşlar olmazsa, afatsız bir yağış olmasa su sıkıntımız olacak. Bizim bu bölgemiz Devlet Su İşleri’nin Sulama Birliği kanalından beslenmektedir. Yani bugün şehir merkezine bugün baktığımız vakti alp bölgemiz, ilçemize kadar varan bölgemizde bu kanalla beslemektir, yer altı kaynaklarımız genelde o açıdan buralarda çok çok aşırı derin kuyuları yoktur. Ama şu anki suyun seviyesi yüzeydeki 25 metreyle 100 metreye kadar, 150 metre kadar gidiyor değişik olarak. Şu anki mevcudiyete bakarsak geçen yıla göre yar yarıya. Yani 25 metre olan yerde şu anda su yetişmesi biraz çok zor. Sulama Birliğimiz kanalizasyonları, kanalları temizlemeyi çok güzel yapıyorlar. Bu konuda kendilerine teşekkür ediyoruz. Çünkü suyun zayiatı çok, hele hele su açıldığı vakitler yüzde 50’lere varan bir su israfımız var. Bu nedenle kanalın temizlenmesi çok güzel oldu ve bizim beklentimiz şu. Yani bugün hunharca suyu salmaları değil, mesela 1 Nisan itibariyle, tabii ki onların belirli bir tarihleri var, kendilerine göre çalıştıkları bir tarihler var. Ama biz bu tarihe her zaman olduğu gibi hava şartlarına bağlı yapmamız lazım. Yani 15 Nisan deyip de 15 Nisan’da açıp mesela 15 Nisan’da bir kuvvetli bir yağmur geliyorsa suyu açmamıza anlamı yok. Ama şu var, kanalda 1 metre küp mü ya da 2 metre küp belirli bir suyun devamlı olması lazım ve bu nedenle bizim Devlet Su İşleri’yle, Sulama Birliği’yle bu konuda her yılda olduğu gibi zaten görüşmelerimiz devam ediyor. Onlarla istişareli çalışılıyor. Ama tabii ki bu tarlada yaşayan üretici bizim üreticimizin şartlarına göre bizim uyum sağlamamız gerekiyor. O nedenle suyun tarihi biraz erken olmalı. Dua her zaman için şart ki kaldı ki şu anda evde çeşmedeki suyu kullananlarımızla dahi yağmur duasına çıkmamız lazım iş bu durumda. ve bunun yanı başında evet dua, her şey dua ama israfı da önlememiz lazım. Çünkü ne olursa olsun bir damlası hepimiz için çok önemli. Bir de kaldı ki her zaman olduğu gibi bütün ürünlerde devletimiz tarafından destekleme yapıldığı gibi sebze üretiminde de destekleme yapılmalı. Çünkü artık işçilik olsun. Yani biz şu anda işçi bulamaz hale geldik çünkü iş yapacak eleman yok bunun yanı başında ürünlerim mesela zirai girdileri çok çok yüksek arttı. Tohum olsun, ilaç olsun, gübre olsun. Bu nedenle üreticimizin, sebze üreticisinin ürün bazında desteklenmesi lazım.” – ESKİŞEHİR
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınma projeleriyle Başkentli üreticilerin yanında olmaya devam ediyor. Kahramankazan Fethiye Mahallesi’nde muhtar ve vatandaşlarla bir araya gelen Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ekipleri, ilçe ilçe gezerek “Kırsal Kalkınma Bilgilendirme Toplantısı” düzenliyor.
Ankara’da toplam sulamaya açılmayı bekleyen alan miktarının 850 bin dönüm olduğunu 130 bin dönümünü Büyükşehir olarak sulamaya açtıklarının altını çizen ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, şu bilgileri verdi:
“ANKARA’DA 2 YILDA 130 BİN DÖNÜM ALANI SULAMAYA AÇTIK”
“Üreticilerin kartlarına para yatıracağız tohum bayisinden nohudunuzu alabileceksiniz. Ankara’mızın ve ülkemizin bel kemiğini küçük tarım işletmeleri oluşturuyor. Küçük ve orta boy işletmeler üretime devam etmeliler. Biz 500 dönüm altındaki işletmelere destek veriyoruz. 14 tane yeni gölet yaptık ve 18 tane göleti temizledik. İnşa ettiğimiz sulama şebekeleriyle Ankara’da 2 yılda 130 bin dönüm alanı sulamaya açtık. Gübre fabrikası ve damla sulama fabrikası kurduk, sulama boruları üretiyoruz. Avrupa Birliği FAO’dan bir proje alarak bütün ilçeler için çok detaylı çalıştık. Her ilçenin önemli olan ürünlerini belirledik. Sizin ürünlerinizi işleyerek satmayı sağlayacağız. Örneğin Fethiye’de karadut var, onu çoğaltacağız. Kapama bahçeler kuracağız. Kahramankazan için en büyük Akıncıovası Sulama Projesi’ni hayata geçirmeyi hedefliyoruz.”
TARIMSAL SULAMA BORUSU DESTEĞİ SAĞLANDI
Kırsal mahallelerde bitkisel üretimi artırmak, sulu tarım ürünleri yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, tarımsal sulama altyapısının güçlendirilmesini sağlamak ve bitkisel üretim verimi arttırmak için Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’na iletilen talepler ihtiyaç sırasına göre değerlendirilerek, 2022 yılında 16 milyon 584 bin 19 TL maliyet ile 248 metre, 2023 yılında 275 milyon 143 bin 58 TL maliyet ile 4 bin 410 metre, 2024 yılında ise 179 milyon 931 bin 79 TL maliyet ile 2 bin 956 metre uzunluğunda boru desteği sağlandı.
GÖLET VE KANAL BAKIM ONARIMI YAPILDI
Sulama kanalları, tarımsal sulama ve hayvan içme suyu göletlerinin zaman içerisinde rüsubat dolması sebebiyle verimleri düşerek ve kullanım güçlükleri yaşanmaya başlaması nedeniyle ihtiyaç olan yerlerde yeni gölet yapım çalışmaları tamamlandı. Yakupderviş Mahallesi’nde 114 milyon 804 bin 79 TL maliyet ile 14 bin 700 metrekare HİS Göleti, Bitik Mahallesi’ne 241 milyon 742 bin 09 TL maliyet ile 4 bin metrekaresulama kanalı temizliği desteği sağlandı.
SIVAT DESTEĞİ
Hayvancılıkla uğraşan mahallelerde hayvancılığı teşvik etmek, yayla ve mera alanlarında hayvanların su kaynaklarına daha kolay ulaşmasını sağlayarak et ve süt verimini arttırmak, yaban hayvanlarının su ihtiyaçlarını karşılamak ve kısıtlı olan su imkanlarının daha verimli kullanılmasını, ekolojik dengenin korunmasını sağlamak amacıyla olukları çatlamış, kırılmış ve atıl durumdaki bakımsız hayvan sulama olukları yenilendi. Kahramankazan’da 2022 yılında 16 mahallede toplam 23 adet başlık, 189 adet oluk dağıtılarak 223 milyon 993 bin 50 TL’lik yatırım yapıldı.
VATANDAŞTAN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR
Kırsal Hizmetler Bilgilendirme Toplantısı’na katılan muhtar ve vatandaşlar memnuniyetlerini, şu sözlerle dile getirdi:
Selahattin Kavak: “Kırsal hizmetlerle ilgili köyümüze mazot, nohut ve tohum desteği verildi. Bugün burada Kırsal Hizmetler Daire Başkanı sulama ve tohumlama hakkında bilgiler verdi. Bizi bilgilendirmeleri bize çok faydalı oluyor.”
Hacı İbrahim Güral: “Büyükşehir Belediyesi tarafından yol olsun, içme suyu olsun, kanalla ilgili olsun mahallemize çalışmaları yaptı, hayata geçirdi. Kırsal Hizmetler olarak da bugün yapılan ve bilmediğimiz hizmetlerle ilgili bilgilendirme toplantısı yaptık. Toplantıda bilmediğimiz konularda bilgi sahibi olduk. Bugüne kadar buğday, arpa, sebze fidesi gibi desteklerden yararlandım. Gereken hizmetleri ve desteği gördük. Mansur Başkan’ın çiftçinin, üretenin, üreticinin yanında olduğuna bizzat şahidim, kendilerine teşekkür ediyorum.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Adayı Muhittin Böcek, Antalya Korkutelililer Derneği Başkanı Adnan İmirgi ev sahipliğinde düzenlenen iftar buluşmasına katıldı. İftar buluşmasına, CHP İl Başkanı Nail Kamacı, Milletvekilleri Cavit Arı, Aliye Coşar, oda ve STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. İftarda Korkutelili hemşerilerine ‘Sevgili Istanazlılar’ diye seslenen Büyükşehir Belediye Başkanı ve Adayı Muhittin Böcek, “Ben Korkuteli’nin çakma değil öz evladıyım. Siyaset gelir geçer, uzun ince bir yoldur. Asıl olan benim hemşerilerimin arasında olmaktır. 5 yıllık sürede Antalya’da mecliste kent adına kentli adına çalışan meclis üyelerime, kurum, kuruluşlara teşekkür ediyorum. Siyasi hayatım boyunca kimseyi ötekileştirmeden doğup büyüdüğüm bu topraklara hizmet ettim. 19 ilçe 913 mahallede iyi, kötü günde beraber olduk. Bundan sonra da azim kararlılıkla çalışacağız, birlikte olacağız” dedi.
“GES kurduk”
Korkuteli’ye yaptıkları hizmetlerden de söz eden Başkan Böcek, “Sürdürülebilir bir Antalya için çevreci yatırımlar yaptık. Korkuteli’nin Bozova Mahallesi’nde toplam 4 MW kurulu güçte Bozova-1, Bozova-2, Bozova-3, Bozova-4 Güneş Enerji Santralleri’ni hayata geçirdik. Belediye Hizmet Binası çatısına 249 kW ve Antalya Ulaşım A.Ş. – Antray binasının çatısına 80 kW gücünde depolamalı GES kurduk” dedi.
“Tarımsal sulama”
Korkuteli Beğişsusuzu Mahallesi’nde tarımsal sulama sorununu, örnek bir proje ile çözdüklerini de hatırlatan Başkan Böcek, “Susuzluk nedeniyle tarım yapılamayan ve terkedilen Korkuteli Beğişsusuzu Mahallesi’nde tarımsal sulama sorununu, örnek bir proje ile çözdük. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek arıtma suyunu tarımsal sulamada kullanacağız. Beğişsusuzu Kapalı Devre Sulama Projesi ile sulama mevsiminde 2000 dekar alan ilk defa suyla buluşacak” diye konuştu.
“Kadınlar üretsin”
Yerelden kalkınma hedefiyle “Kadınlar üretsin Antalya kazansın” dedik ve Korkuteli’nde Kuru Gıda Üretim ve Paketleme Tesisi kurduklarını da belirten Başkan Böcek, “Antalya Toptancı Hal içerisinde Merkez Gıda Üretim Tesisi açtık. Kurulan tesislerde Kadın Kooperatifleri bünyesinde kadınlarımızın istihdamını sağladık. Kadınlarımızın ürettiği makarna, erişte, tarhana, zeytin, meyve-sebze kurusu, salça, nar ekşisi, pekmez, reçel gibi ürünlerin satışını sağladık” dedi.
“Hemşehrilerle dayanışma alanı”
Başkan Böcek, yaptıkları ve yapacakları projeleri anlattığı konuşmasında ‘Hemşerilerle Dayanışma Alanı’ oluşturacaklarını da belirterek, “Hemşerilerimizle Antalya’da Hep Yan Yana olacağız. Antalya’mıza yurdun dört bir yanından gelen vatandaşlarımızın mensubu olduğu hemşeri derneklerine alan oluşturacağız. Bu alanı dönemsel olarak kullanacağımız bir organizasyon alanı olarak inşa edeceğiz. Böylece. Antalya halkının farklı yörelere ait kültürleri deneyimlemesini kolay hale getirerek, tüm vatandaşlarımızın birlik ve beraberliklerine katkı sağlayacağız” dedi. Başkan Muhittin Böcek daha sonra Korkuteli ye emek ve hizmet vermiş hayırsever vatandaşlara plaket takdim etti. – ANTALYA
]]>Yumaklı, Balıkesir’in Sındırgı ilçesindeki Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, bütün gayelerinin vatandaşın halini ahvalini bir adım daha öteye, iyiye götürmek olduğunu söyledi.
Açılışı yapılan tesisleri sayan Bakan Yumaklı, “Hizmet dediğimiz şey budur işte. Vatandaşın hayat kalitesini artırmak için çalışmak budur. Hem Sındırgı’ya yakışmış hem de Balıkesir’e yakışmış. İnşallah ben zannediyorum ki bir sonraki gelişimizde çok daha farklı farklı eserlerle başkanımız bizleri buluşturmuş olacak.” ifadesini kullandı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’a çalışmalarından dolayı teşekkür eden Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaparsa AK Parti yapar, gerçek belediyecilik de AK Parti belediyeciliğidir. Siz Sayın Cumhurbaşkanı’mızın söz verip de yapmadığı bir şey duydunuz mu? Dolayısıyla bizler de onun adına, sizlerle beraber olup, sizlerin yine hayatını kolaylaştıracak, iyileştirecek ne varsa onları yapmaya devam edeceğiz çünkü bu siyaset vizyoner bir siyasettir. Halka hizmet etmek üzerine kuruludur. Neşet Ertaş’ın dediği gibi ‘Biz derdini çekmediğimiz türküyü yakmayız.’ Dolayısıyla 7/24 bütün düşüncemizle fikrimiz de fikrimiz de budur. Şöyle diyoruz: Memleket işi gönül işidir. Bütün Türkiye’yi düşünecek olursak özellikle yollar, hastaneler, şehirlerin gelişmesi, daha büyük planda kapılarına gittiğimiz halde, parasını ödediğimiz halde verilmeyen uçaklardan bugün bunların hepsini kendimiz yapacak, kendimiz yapar ve bütün dünyada ‘Türkler artık, Türkiye artık bazı şeyleri değiştirdi’, ‘Özellikle 5’inci nesil savaş uçağından sonra bu denklemi değiştirdi’ başlıklarını attırır hale geldik hamdolsun.”
“Özellikle sulama projeleri bizim birinci önceliğimiz oldu”
Tarımın önemine işaret eden Yumaklı, Balıkesir ve Sındırgı gibi tarımsal yönü son derece güçlü şehirlerin, güçlü Türkiye’nin temel taşlarını döşemeye devam ettiğini vurguladı.
Çalışanlara, üretenlere teşekkür eden Yumaklı, “Son 21 yıldaki Balıkesir ilimize yapılan tarımsal destek miktarı 74,2 milyar lira. Bu konuda tarla ürünlerindeki artışın yaklaşık 5 kat arttığını, hayvansal üretimin yüzde 123, küçükbaş sayısının yüzde 58, büyükbaş sayısının yüzde 123 ve kanatlı sayısının da yüzde 83 arttığını söylemem lazım. Yeter mi? Yetmez çünkü Balıkesir’in çok daha iyi bir potansiyeli var.” değerlendirmesinde bulundu.
İlçedeki Sindel Göleti Projesi’ne değinen Yumaklı, şu bilgileri verdi:
“31 metre yüksekliğinde olacak. Yaklaşık 1 milyon metreküp su tutacak. Aslında bu bir gölet değil, küçük çaplı bir baraj. Elbette bunlarla alakalı, sulamayla ilgili… Su olmazsa tarım olmaz, bunu hepimiz biliyoruz. Gölcük Barajı’nın projesinin ihalesini bu yıl gerçekleştirmiş olacağız inşallah. Sındırgı Ovası ve Balıkesir Ovası’nı da içine alacak yaklaşık 24 bin 700 hektarlık alanın sulandığı İkizcetepeler ve Çaygören Barajları sulamalarının kapalı sisteme alınmasıyla alakalı planlamalar da başladı. Bundan sonraki dönem için zaten sizler de bunu fark edeceksiniz özellikle sulama projeleri bizim birinci önceliğimiz oldu. Bundan sonraki dönemde de yine Balıkesir’de özellikle kapalı devre sulama sistemleriyle alakalı çalışmalarımıza hız vereceğiz inşallah. Biz özellikle bu bahsettiğim İkizcetepeler ve Çaygören Barajlarının kapalı devre sulama sistemine alınmasıyla beraber inşallah burada tarımsal üretimin çok daha farklı bir şekilde oluşacağını düşünüyoruz.”
Bakan Yumaklı, il ve ilçe belediye başkanlarının, bakanlığının sorumluluk alanında oluşturacakları her projede yanlarında olacaklarını sözlerine ekledi.
Konuşmanın ardından Balıkesir Müftüsü Celal Sürgeç dua etti.
Kurdelenin kesilmesiyle sona eren programa, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Meyvecilikte budamanın önemi ve budama sonrası dikkat edilecek hususlara değinen İbrahim Sağlam, “Budamada dikkat edilecek önemli hususlardan birisi, hangi budama metodu uygulanırsa uygulansın her ağaç ayrı bir birey gibi düşünülerek, ağaçlara farklı seviyelerde budama işlemleri yapılması gerekmektedir. Kış budaması ağaçların kış dinlenmesinden çıkmasını teşvik ettiği için özellikle ilkbahar geç donlarının oluştuğu bölgelerde budama işlemlerinin imkanlar ölçüsünde dinlenme döneminin sonuna yakın zamanlarda yapılması gerekmektedir. Özellikle fidanların dikiminden sonra ilk yıllarda uygulanacak olan şekil budaması ile oluşturulacak düzgün ve kuvvetli bir taç yapısı, meyve ağaçlarının fizyolojik ve ekonomik ömürlerinin devamlılığını sağlayacaktır. Meyve yan dallarının ağaç gövdesiyle açısının 45-60 derece olması gerekmektedir. Meyvelerde doğru bir şekilde oluşturulan taç yapısı, meyve ağaçlarının içerisine yeterli miktarda ışık girmesini sağlayarak meyve kalitesini doğrudan etkiler. Yanlış yapılan uygulamalar sonucunda sık dallı ağaçlarda, ışığın iç kısımlara nüfuz etmemesi, ağaçlarda hastalıkların ortaya çıkmasına ve meyvelerin sadece uç dallarda oluşmasına yol açabilir. Şekil verme işlemleri tamamlandıktan sonra ağaçlar gençlik kısırlığını atlatarak verim çağına geçerler. Bu dönemde yapılan budamalarda her yan dal ayrı ayrı ele alınmalıdır. Hastalık ve zararlı taşıyan, dik gelişen, birbiri üzerine gelen dallar ve ağaçlardaki dip sürgünler çıkarılmalıdır. Ayrıca, ağaçlarda çıplaklaşmaya yönelen bölgelerdeki dallar kısa kesilerek boş kalan yerlerde yeni dalların oluşturulması sağlanmalıdır” dedi.
Budama faaliyetlerini sadece ağaçların dinlenme dönemlerinde yapılan işlemlerden ibaret olmadığını belirten Sağlam, “Budama faaliyetlerinin yaz aylarında da devam etmesi gerekir. Yaz budamasında dik büyüyen sürgünlerin çıkarılması önemlidir. Yaz budaması ile ağaç içlerinin ışıklanması artacağından meyve kalitesini etkileyen renk, büyüklük, aroma gibi faktörler olumlu yönde etkilenmektedir. Budama faaliyetlerinde kullanılan alet ve ekipmanın mutlaka dezenfekte edilerek kullanılması gerekmektedir. Budama sonrası kesilen artık dal parçaları bahçelerden uzaklaştırılmalı, yakılarak yok edilmelidir. Meyve ağaçlarında oluşacak olan çiçek tomurcukları bir önceki yılın yaz aylarında oluşmaya başlamaktadır. Meyveciliğin ekonomik olarak devamlılığın sağlanabilmesi için mutlaka üretim sezonunun tamamında dengeli bir sulama ve bitki besleme yapılmalıdır. Verim çağına gelmiş ağaçlarda yapılacak olan gübre uygulamaları meyve oluşumunu ve gelecek sezon için oluşacak olan meyve tomurcuklarını teşvik etmektedir. Gübreleme faaliyetlerinde mutlaka tam bir toprak analizi yaptırılarak ağaçların ihtiyacı olan bitki besin maddelerin topraktan veya yapraktan uygulamalar ile ağaçlara verilmesi gerekmektedir. Sulama yaparken mümkünse vahşi sulama metotlarından kaçınılmalı ve damla sulama metotları kullanılmalıdır. Damla sulama metotları ile gübre uygulamaları kolayca yapılabilmekte ve verilen suyun bitki köklerine ulaşması kolaylaşmaktadır. Unutulmamalıdır ki günümüzde su kısıtlılığının arttığı bir dönemde, damla sulama yöntemiyle verilen suyun yüzde 90-95’i meyve ağaçlarına ulaşmakta ve büyük bir su tasarrufu sağlamaktadır. Ayrıca, kontrolsüz sulama nedeniyle oluşabilecek sorunları da önlemektedir” diye konuştu.
Tüm yıl boyunca örnek bahçe uygulamaları, halk eğitim merkezleriyle ortaklaşa yapılan budama eğitimleri, entegre mücadele tarla okulları, bahçe kontrolleri ve üretici ziyaretlerinin devam edeceğini belirten İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, üreticilerin teknik bilgi ve destek almak için ilçe tarım müdürlüklerine başvurmaları gerektiğini sözlerine ekledi. – SAMSUN
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbnrahim Yumaklı, Çankırı’da inşa edilen ve çalışmalarında sona yaklaşılan Kızlaryolu Barajı’nda, Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve yetkililerle birlikte incelemelerde bulundu. İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, inşa edilen barajın Çankırı, Kastamonu ve Çorum’da ciddi ölçüde sulama ihtiyacını karşılayacağını söyledi.
“Son 22 yılda yaklaşık 10 binin üzerinde yapılan su ve sulama yatırımlarının toplam tutarı 2.4 trilyon lira”
Yapılan su sulama yatırımları ile ilgili bilgi veren Bakan Yumaklı, “Son 22 yılda suya yön veren projeler yaptık. Bunlar için en önemli unsur olarak söyleyebileceğimiz ekonomimiz için çok önemli olan, hem tarımda hem sanayide hem de enerjide kullanılmak üzere bu projeler gerçekleştirilmiş oldu. Bütün bunlardan sonra artık kendi mühendislerimiz, pırıl pırıl gençlerimiz dünya çapında projelere imza atar oldular. Bunlardan bir tanesi Yusufeli Barajı projesi, diğeri Türkiye’den Kıbrıs’a gönderilen su ile ilgili yapılar ve diğerleri. Son 22 yılda yaklaşık 10 binin üzerinde yapılan su ve sulama yatırımlarının toplam tutarı 2.4 trilyon lira. Bu da devletimizin, hükümetimizin, Sayın Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde ülkenin gelişimi için bu tarz yatırımlara ne kadar önem verdiğinin en büyük göstergelerinden bir tanesi” dedi.
“2024 yılında yapacağımız sulama projeleri ile ilgili yatırımlarımızın toplam adedi 520”
2024 yılında 520 sulama projesinin hizmete alınacağını belirten Yumaklı, “Hali hazırda içinde bulunduğumuz bu tesis, 2017 yılında ihaleye çıkıldı ve ilk harcı 17 Aralık 2017 tarihinde konulmuş oldu. Hem sulama hem de enerji için kullanılacak olan bu barajın gerektiğinde içme suyu için de kullanılması mümkün. Bu ve benzeri 2024 yılında yapacağımız sulama projeleri ile ilgili yatırımlarımızın toplam adedi 520. Bunları 2024 yılı içinde devreye almış olacağız. Aynı zamanda 211 adet de taşkın koruma tesisi devreye almış olacağız. Kızlaryolu Barajı ile alakalı yaklaşık bütçesi, sulama tesisleri ile beraber şu anki rakamlarla yaklaşık 9 milyar olacak. Gövde 1.2 milyar lira. Bu baraj 3 ilimizi ilgilendirecek. Çorum, Kastamonu ve Çankırı’yı ilgilendirecek. Bu 3 ilimizde de çok ciddi alanları sulamış olacak. Sulamaya açılmış alanlar itibariyle, suya hasret bölümleri suyla kavuşturmuş olacak. 3 ilimize ve ilçelerimize hayırlı olsun dileklerinde bulunuyorum. Bizim mühendislerimizin, pırıl pırıl gençlerimizin bu ve buna benzeri, dünya çapında projelere atmasından sorumlu bakan olarak gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
Sağlığına kavuşan kızıl şahini doğaya saldı
Bakan Yumaklı, açıklamaların ardından, yaralı halde bulunan ve tedavisi ile sağlığına kavuşan, nesli tehlike altında bulunan kızıl şahini elleri ile doğaya saldı. – ÇANKIRI
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelere tarım ile hayvancılığın kalkınması ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla destek olmaya devam ediyor. Bu çerçevede ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, Güdül ilçesinde 5 yıl boyunca tarım, hayvancılık ve sulama alanında yapılan çalışmaları ve yeni dönemde hayata geçirilecek projeleri mahalle muhtarlarına ve vatandaşlara anlattı.
GÜDÜL İLÇESİNDE 53 MAHALLEYE KIRSAL DESTEK
Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için Güdül’de hayvan içme suyu oluğu (sıvat), tarımsal sulama borusu, gölet ve kanal bakım onarım konusunda destek sağlandı. Hayata geçirilen projeler kapsamında ilçenin 53 mahallesine toplam 5 milyon 343 bin 619 TL’lik yatırım yapıldı.
Güdül Çukurören Mahallesi’nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, şunları kaydetti:
“Güdül Çukurören Mahallesi ve civar mahallelerden muhtarlarımız ve vatandaşlarımızla bir istişare toplantısı yaptık. Yaptığımız projeleri anlattık. Önümüzdeki 5 yılda neler yapacağımız hakkında kendilerini bilgilendirdik. Aynı zamanda muhtarlar ve vatandaşlarımızın taleplerini dinledik. İmkanlarımız doğrultusunda hizmetlerimize 25 ilçemizde de devam edeceğiz. Amacımız üretimimizi artırmak. Yavaş yavaş desteklerimizi de artıracağız ve farklılaştıracağız.”
Kırsal ilçelerde hayvancılıkla uğraşan mahallelerde hayvancılığı teşvik etmek, yayla ve mera alanlarında hayvanların su kaynaklarına daha kolay ulaşmasını sağlayarak et ve süt verimini artırmak, yaban hayvanlarının su ihtiyaçlarını karşılamak, kısıtlı olan su imkanlarının daha verimli kullanılması ile ekolojik dengenin korunmasını sağlamak amacıyla olukları çatlamış, kırılmış ve atıl durumdaki bakımsız hayvan sulama olukları yenilendi.
Güdül’de 2022 yılından itibaren Adalıkuzu, Afşar, Akbaş, Akçakese, Aşağı, Boyalı, Çağa, Çukurören, Emirler, Garipçe, Güneyce, Güzel, Kadıobası, Kamanlar, Karacaören, Kavaközü, Kayı, Kırkkavak, Meyvebükü, Öz, Özçaltı, Salihler, Sapanlı, Sorgun, Tahtacıörencik, Taşören, Yelli, Yeşilöz ve Yukarı olmak üzere toplam 29 mahalleye 396 adet oluk dağıtılarak 518 bin 315 TL’lik yatırım yapıldı.
TARIMSAL SULAMA BORUSU DESTEĞİ
Bitkisel üretimi artırmak, sulu tarım ürünleri yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, tarımsal sulama altyapısının güçlendirilmesini sağlamak ve bitkisel üretim verimini artırmak için iletilen talepler doğrultusunda 2021 yılından itibaren Akçakese, Boyalı, Çukurören, Güneyce, Kavaközü, Meyvebükü, Tahtacıörencik ve Yeşilöz olmak üzere 8 mahalleye dağıtılan 8 bin 642 metrelik çeşitli çaplarda sulama boruları ile 938 bin 369 TL yatırım yapılarak yaklaşık 3 bin 621 dekar arazi sulu tarım imkanına kavuşturuldu.
GÖLET VE KANAL BAKIM ONARIMI
Mülga Köy Hizmetleri ve İl Özel İdaresi tarafından yapılmış sulama kanalları, tarımsal sulama ve hayvan içme suyu göletlerinin zaman içerisinde rüsubat dolması sebebiyle verimleri düşmüş ve kullanım güçlükleri yaşanmaya başlamıştı. İhtiyaç olan yerlerde de yeni gölet yapım çalışmaları da tamamlandı. Bu kapsamda 13 mahallede gölet temizliği ve genişletilmesi çalışması yapılarak 25 bin 900 metreküp rüsubat uzaklaştırılmış; 3 mahalle de ise 92 bin 500 metreküp su tutma kapasiteli hayvan içme suyu göletinin yapımı tamamlanarak toplamda 16 mahalleye 3 milyon 886 bin 935 TL’lik yatırım yapıldı.
]]>ÇOMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Kızıl başkanlığındaki araştırma ekibi, Dijital Tarım Laboratuvarında tarım alanında yapay zeka destekli projeler üzerine çalışmalarına devam ediyor.
Prof. Dr. Kızıl ile Prof. Dr. Gökhan Çamoğlu, Dr. Öğretim Üyesi Sefa Aksu, ziraat yüksek mühendisleri Hakkı Fırat Altınbilek ve Hakan Nar’dan oluşan ekip, çeltik tarlalarında su israfını önlemek ve suyun doğru kullanılmasını sağlamak amacıyla 2022 yılında “Çeltikte Damla Sulamada FAO Penman-Monteith Modeline Dayalı Sulama Otomasyon Sisteminin Geliştirilmesi” başlıklı projeyi hazırladı.
TÜBİTAK desteğiyle yürütülen proje kapsamında geliştirilerek testleri başarıyla tamamlanan otomasyon sistemi, tarlaya kurulan sensörler ve devreler yardımıyla android cihazlarla bilgi alışverişi yapabiliyor, hava durumu, yağış miktarı, nem faktörü gibi çok sayıda veriyi anında işleyip buna göre sulama yapılmasını sağlıyor.
Oluşturulan ara yüzden yaptığı yönlendirmelerle çeltik üretiminde suyun fazla kullanımını önleyen, yüzde 70’e varan su tasarrufu sağlayan ve geliştirilmesi için çalışmalara devam edilen otomasyon sistemi için bu sene patent başvurusunda bulunulması planlanıyor.
Prof. Dr. Kızıl, AA muhabirine, yapay zekanın öneminin iyice arttığı bu dönemde tarım alanında projeler geliştirerek, düşük maliyetli sistemlerle Türk çiftçisine akıllı ve pratik çözümler sunmaya çalıştıklarını söyledi.
Kullanılabilir tatlı su kaynaklarının yüzde 75’inden tarımda yararlanıldığını belirten Kızıl, ziraat alanında suyun büyük bölümünün çeltik üretiminde tüketildiğini dile getirdi.
Bölüm Başkanlığı bünyesinde damla sulamanın çeltikte uygulanmasıyla ilgili yüksek lisans ve doktora çalışmalarını yapay zeka boyutuyla ele aldıklarını aktaran Kızıl, bu konuda ucuz ve ekonomik olan sensör teknolojilerini kullanmaya başladıklarını ifade etti.
Otomasyonun maliyeti 50 bin liranın altında
Kızıl, çeltikte sulama için ürettikleri sensörleri çok ucuza mal edip yapay zeka ile birleştirerek önemli çalışmalara ulaştıklarını vurguladı.
Bu adaptasyonla Türkçe uygulamalar da yapıp cep telefonlarına entegrasyonu sağladıklarını anlatan Kızıl, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu uygulamaları sadece cep telefonu değil, tablet ve bilgisayarlar için de geliştirdik. Önümüzdeki süreçte bunların daha kullanışlı şekilde entegre olmalarını sağlarsak hem daha ucuz hem de daha ekonomik olarak neredeyse her üreticinin ulaşabileceği boyutta ve maliyette sistemler geliştirebiliriz. Çeltik alanları için TÜBİTAK destekli sulama otomasyonu projesini geliştirdik. Tamamen sensörlerle cihazın bluetooth üzerinden haberleşmesine olanak sağlayan, verilerin internet bağlantısı üzerinden Google Drive’a gitmesini, orada toplanmasını, işlenmesini, ertesi gün tekrar o verinin sulamada kullanılmasını sağladık. Bunun için yine bluetooth ile komutların sulama sistemine gönderilmesi işlemlerini tamamladık. Bu işlemlerin hepsini otomatik hale getiren, planladığınız saatte suyu açıp planladığınız saatte hesaplanan miktar kadar suyu verdikten sonra kapatan otomatik bir sistem.”
Kızıl, sistem sayesinde çeltik tarlalarında su israfının önüne geçileceğini, suyun doğru kullanılmasının sağlanacağını anlattı.
Sisteme istenilen uzaklıktan müdahale edilebildiğini kaydeden Kızıl, kullanıcının her an yaşanabilecek durumlarda SMS ile bilgilendirilebileceği bir sistemin oluşturulduğunu belirtti.
Prof. Dr. Kızıl, Trakya’da deneyip başarılı sonuçlar aldıkları otomasyonun maliyetinin 50 bin liranın altında olduğu bilgisini verdi.
Çiftçinin bütçesine, kullanım amaçlarına uygun, 5-10 bin liralık maliyetleri olan sistemler geliştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Kızıl, “Tabii çeltik daha endüstriyel bir yetiştiricilik olduğu için biraz daha tolere edilebiliyor ama onun haricinde diğer uygulamalarımız da var. Birkaç bin liralık cihazlarla üreticinin kullanabileceği basitlikle cep telefonu uygulamalarıyla üreticinin problemlerine çözüm bulmayı amaçlayan bir laboratuvarız. Bu anlamda bu çeltik otomasyon sistemini geliştirdik.” diye konuştu.
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, tarımsal kalkınma için verdiği sözleri yerine getirerek, çiftçilerin ve üreticilerin her zaman yanında olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Toplam maliyeti 20 Milyon TL’yi bulan Beğiş Susuzu Kapalı Sistem Sulama Tesisi Projesi, bölgedeki tarımsal potansiyeli harekete geçirerek, ekonomik ve sosyal anlamda önemli katkılar sağlayacak. Yürütülen proje kapsamında, Antalya Korkuteli Atıksu Arıtma Tesisine “Çıkış Suyu Filtrasyon Dezenfeksiyon Ünitesi” yapılarak, arıtılmış atık su sulama suyu kriterlerine uygun hale getirildi. Korkuteli Atıksu Arıtma Tesisi’nde arıtılan su, depolanarak yaklaşık 16 kilometrelik boru hattıyla Beğiş Susuzu Ovası’na ulaştırıldı. Her 100 metrede bir su almacı ile dağıtımı gerçekleştirilen su, 2000 dekarlık araziyi ilk kez modern sulama sistemleriyle buluşturacak. Tarımsal Hizmetler Dairesi’nin görevli mühendisleri tarafından yapılan son kontrollerin ardından, projenin deneme aşamasına geçilerek sulama sezonunda hizmete sunulması planlanıyor.
“Son kontoller yapılıyor”
Beğiş Susuzu Sulama Suyu Projesinde son kontrollerin gerçekleştiğini ve arazide son incelemenin yapıldığını ifade eden Tarımsal Dairesi Başkanlığı’nda görevli Ziraat Yüksek Mühendisi Atilla Ünal proje hakkında bilgi verdi. Ünal, “Korkuteli Beğiş Susuzu Kapalı Sistem Sulama Tesisi Projesi, 50 hane ve 250 çiftçimizin faydalanabileceği bir proje. Proje yaklaşık olarak 20 Milyon TL’ye mal olacak. Bu tesisle bu güne kadar sulanamayan yaklaşık 2000 dekar arazi modern sulama sistemine kavuşmuş olacak. ASAT’ın Korkuteli Atıksu Arıtma tesisinden tekrar arıtılarak elde ettiğimiz 85 litre/saniye su depolanarak, buradan da çelik ve polietilen borulardan oluşan bir isale hattı ile Beğiş Susuzu ovasına iletilerek, 105 adet su almacı ile arazilere verilecektir. Tesisin son aşaması olan kontrolleri gerçekleştiriyoruz. Yakında denemeleri yapılacak, sulama sezonunda da çiftçimizin kullanımına sunacağız “dedi
“Beğiş Susuzu’nu suya kavuşturdu”
Beğiş Susuzu Mahallesi Muhtarı Hüseyin Yalçın, muhtarlar toplantısında köyün su sorunlarını Başkan Muhittin Böcek’e ilettiklerini ve çözümü noktasında hemen çalışmaların başladığını söyledi. Yalçın, “Başkanımıza Beğiş Susuzunun yer üstü ve yer altı olmak üzere hiçbir su kaynağının olmadığını ifade ettim. O da sağ olsun hemen çalışmaların başlaması için talimat verdi. Yapılan projeyle Korkuteli Atıksu Arıtma Tesisinde arıtılan suyu borular vasıtasıyla arazilerimize kadar ulaştırdılar. Şu anda son kontroller yapılıyor. Muhittin Böcek başkanıma çok teşekkür ediyorum. Yılların Beğiş Susuzu’nu suya kavuşturdu” diye konuştu.
“İçme suyunu kuyulardan alırdık”
82 yaşındaki Durmuş Yıldırım, Beğiş Susuzu köyünde eskiden içme suyunu bile arazide yer alan su kuyularından temin ettiklerini ve susuzluk yüzünden başka köylere göç ettiklerini söyledi.
Burada kalan arazilerde de yıllardır kuru tarım yaptıklarını ifade eden Yıldırım, “Eskiden yağmur yağdığı zaman mahsulümüz iyi olurdu. Tabi eski yağmurlar yok. Suyu getirenlerden Allah razı olsun ” diye konuştu. – ANTALYA
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde sürdürülebilirlik odaklı proaktif yaklaşımla elektrik dağıtımı hizmeti veren Dicle Elektrik, faaliyet gösterdiği illerde tarımsal sulama bilinçlendirme çalışmalarına katkı sunmayı sürdürüyor.
Şirketin hizmet verdiği Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt illerinde, tarımsal faaliyetler nedeniyle yer altı su kaynaklarının aşırı kullanımı ciddi bir çevresel tehdit oluşturuyor.
Türkiye’nin tarımsal üretiminde büyük bir paya sahip olan bölgede, toplam pamuk üretiminin yüzde 58’i, mısırın yüzde 25’i ve buğdayın yüzde 14’ü gerçekleştiriliyor.
-Yer altı suyu tüketimi kutuplardaki kaymayı tetikliyor
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tarımsal sulama faaliyetlerinin sürdürülebilirliği üzerine odaklanan Dicle Elektrik, verimli sulamanın ve tarımsal kalkınmanın önemine dikkati çekmeye devam ediyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, Geophysical Research Letters dergisinde yapılan araştırmaya işaret ederek, “Son yapılan araştırmalar, aşırı yeraltı suyu tüketiminin, dünyanın coğrafi kutuplarındaki kaymayı etkileyebilecek sonuçlarının olduğunu gösteriyor. Jeofizik alanındaki bu önemli keşif, su kaynaklarımızın yönetimine dair stratejilerimizi yeniden düşünmemizi gerektiriyor.” ifadelerini kullandı.
Söz konusu araştırmanın detayları hakkında bilgi veren Arvas, “Araştırmacılar, 1993 ile 2010 yılları arasında yeraltından çekilen 2 trilyon ton suyun, yerkürenin dönüş ekseninde kaymalara neden olduğunu belirledi. Araştırmaya göre bu suyun çok önemli bir kısmı tarımsal sulama için kullanıldı ve sonrasında denizlere deşarj edildi, bu da büyük bir su kütlesinin yer değiştirmesine neden oldu. Araştırmada yer verilen ifadelere göre bu değişiklik, dünyanın dönüş ekseninde yıllık 4,36 cm hızda 64 derece doğuya bir kayma ile sonuçlandı. Söz konusu bulgular, sürdürülebilir olmayan su yönetiminin sadece yerel ve çevresel sorunları değil, aynı zamanda küresel ve jeofiziksel dengeleri de etkilediğini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
-130 bin çiftçinin yüzde 70’i elektrikle sulama yapıyor
Dicle Elektrik’in hizmet bölgesindeki 130 bin çiftçinin yüzde 70’i tarımsal sulama için elektrikle çalışan motopomplar kullandığına dikkati çeken Arvas, “Bu yöntem, yılda ortalama 7,25 milyar kilovatsaat elektrik tüketimiyle milyarlarca metreküp değerli yeraltı suyunun çekilmesine yol açıyor. Bu miktar, Türkiye’deki tarımsal sulamada kullanılan elektriğin yaklaşık yüzde 47’sine denk geliyor ve ülke genelinde tarımsal faaliyetler için kullanılan yeraltı sularının yarısının bu bölgede tüketildiğini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Arvas, yeraltı suyunun aşırı kullanımının toprak yapısının bozulmasına, erozyona, verimliliğin düşmesine ve çölleşmeye neden olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Yaklaşık 4 milyon 708 bin 730 dönümü Şanlıurfa’da, 1 milyon 428 bin 87 dönümü ise Diyarbakır’da olmak üzere bölgede toplam 7 milyon 313 bin 614 dönüm alanda sulu tarım yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, durumun ciddiyeti daha da artıyor. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Şanlıurfa’da 47 bin hektar, Mardin’de 26 bin hektar ve Diyarbakır’da 76 bin hektar yapımı tamamlanan sulama kanalları bu yıl işletmeye açılırsa, toplam 149 bin hektar alan yeraltı suyu kullanmadan sulanabilecek ve 1,5 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlanarak ekonomiye 3,8 milyar lira katkıda bulunabilecektir. DSİ tarafından yapılan kanalların bu yıl sulamaya açılması büyük önem arz etmektedir.”
8 bin 189 kaçak trafo tespit edildi
Arvas, Dicle Elektrik’in dağıtım bölgesindeki yer altı sularının tükenmesine yol açan ve tarım arazileri için kullanılan kaçak trafolar hakkında da bilgi verdi.
Tarımsal sulama için kurulan kayıtlı 26 bin 200 elektrik trafosuna ek olarak 8 bin 189 kaçak trafo tespit edildiğini belirten Arvas, şu ifadeleri kullandı:
“Kayıt dışı trafoların, özellikle Şanlıurfa’da 5 bin 834 adetle en yüksek sayıya ulaştı. Tarımsal sulamada bu denli fazla elektrik kullanılmasının bir diğer sebebi de yeraltı sularının yıllar geçtikçe azalmaya yüz tutması ve her defasında daha derindeki suyun çekiliyor olması. Bundan 10 yıl önce 100-150 metreden su çeken çiftçi, artık yer yer 600-700 metre derine inmek zorunda. Bu da aslında bize bölgede elektrik değil, sulama sorunu olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bilimsel araştırmaların ışığında sürdürdüğümüz tarımsal sulama kaynaklı kaçak elektrik kullanımıyla mücadelemiz de bu geniş çaplı sorunların üstesinden gelmemizde önemli bir rol oynuyor.”
]]>Özellikle kornişon salatalık, kapya biber ve domates gibi ürünler ile tarım sektöründe önemli bir merkez haline geliyor. Bu ürünlerin kalitesi ve çeşitliliği, bölge halkının yanı sıra dışarıdan gelenleri de cezbediyor.
Sulama göleti sayısı 58’e yükseldi
DSİ işbirliği ile ilçeye kazandırılan büyük göletlerin yanı sıra Türkiye’ye örnek olacak bir proje ile Sındırgı Belediyesi öncülüğünde Balıkesir Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde kırsal mahallelere sulama göletleri kazandırıldı. 2014 yılından bu yana yapılan 57 sulama göleti ile tarım alanında rekoltenin artması sağlandı.
Sındırgı Belediye başkanı Ekrem Yavaş’ın başlattığı her mahalleye sulama göleti projesiyle, tarıma destek vermek ve üretimi teşvik etmek amacıyla Sındırgı’da sulu tarım alanları genişletildi. Yapılan yeni göletlerin yanı sıra tarımsal sulama altyapısı güçlendirildi. Bu sayede coğrafi işareti Sındırgı’ya ait kornişon salatalık üretiminde Türkiye genelinden en üst sıraya yükselmesi sağlandı. Özellikle Yaylabayır, Yüreğil gibi kırsal mahallelerde kornişon ve biberiye üretimi arttı. Ekonomik kazancı yüksek ürünlerin yetişmesi şehirlerden köylere dönüşe de katkı sağladı.
Yüreğil kırsal mahallesinde yapılan 14 göletin yanı sıra mahalle halkının en büyük hayali olan SİNDEL göleti için de çalışmalar başladı. Projesi tamamlanan gölet yapımı için ödenek aktarımı gerçekleştirilerek ihaleyi alan firma gölet yapımı için hazırlıklarına başladı. Sındırgı ovası kapalı sistem sulamaya geçiş için de projelendirme çalışmaları tamamlandı. BASKİ marifeti ile mevcut sulama kanallarında yapılan çalışmalar da su israfının önüne geçerek, sulama süresinin uzatılması hedefleniyor.
Özellikle kornişon salatalık, domates gibi ürünlerin ciddi manada ekimin yapıldığını belirten Başkan Yavaş “Sulama imkanlarının arttırılması ve ekonomik kazancı yüksek ürünlerin yetiştirilmesi halkın özellikle dışarıdan Sındırgıya gelmesi için bir sebep oluyor. Bizlerde üretimi teşvik etmek ve tarıma destek vermek için Sındırgı’da geliştirdiğimiz bir projeyle sulu tarımı büyütmüş olduk. 50′ den fazla göleti ilçemize kazandırdık. Bundan dolayı büyükşehir belediye başkanımız Yücel Yılmaz’ a sonsuz teşekkür ediyorum. Birlikte sadece alet, edevat kullanarak, iş makinalarıyla beraber güzel bir projeyi hayat buldurmuş olduk ve bu şekilde de yıllar boyunca da sürecek Devlet Su İşleri projesi hemen böyle 1 ayda 2 ayda bitmiş bir projeye dönüştü. Halkımız için çok önemli bir gelir kaynağına dönüşmüş oldu. Bu konuda da büyükşehir olmanın bize verdiği en büyük avantajdı, ben başkanıma sonsuz teşekkür ediyorum. Sağ olsun, var olsun. Tarıma her alanda yaptığımız projelerimizle destek olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Kurak araziler göletler sayesinde verimli topraklara dönüştü
Yağmur suyunun birikmesi ve belirli su kaynaklarının toplanması ile iş makineleri yardımı ile uygun bölgelerde oluşturulan göletler kurak arazilerin sulanmasına imkan sağladı. Göletler sayesinde bölge halkının ekonomik kazancı da arttı.
Türkiye’yi doyuran şehir Balıkesir’de tarımın gelişmesi için birçok projeye imza attıklarını ve çiftçilerin her alanda yanlarında olduklarını belirten Balıkesir Büyükşehir Belediye başkanı Yücel Yılmaz ” Şu arkada görmüş olduğunuz su birikintisi doğal akan suyun, yağmurun birikmesi için biraz müdahale edilerek nimete dönüştürüldü. Katma değeri yüksek ekimlere dönüşmesi yani sulu tarıma dönüşmesi için yapılan bir proje. Ben Ekrem başkanımızı tebrik ediyorum. İş makinesi lazım, biraz mühendis lazım, biraz diyalog lazım, yazışma lazım. Bunların hepsini kısa bir sürede yapıp Sındırgı bölgesinde elliye yakın bu şekilde göletler oluşturarak sulanma zamanında sulu tarım yapılması için yetişecek ürünlere zamanında can suyu oldu. Yaklaşık 1000 dönüme yakın arazi burada birikmiş sudan kontrollü bir şekilde tamamen köylülerin kendi içindeki anlaşmasıyla üretime dönüştürüyor. Ben tebrik ediyorum. Önceden tütün ekiliyordu, topraklar boz kalmıştı. Ama bu su sayesinde sulu tarıma dönüştü. Başkanım ve ekibini tebrik ediyoruz. Balıkesir’i tarım alanında bir numara yapmak için çiftçimizin her alanda yanındayız” dedi. – BALIKESİR
]]>Atalay, Ankara’da düzenlenen basın toplantısında, Dicle Elektrik’in başta 2023 olmak üzere son yıllarda gerçekleştirdiği çalışmalarını ve önümüzdeki dönemler için hedeflerini açıkladı.
Dicle Elektrik’in Türkiye’nin 2’nci büyük elektrik dağıtım şirketi olduğunu aktaran Atalay, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 6 ilde 59 ilçede 6,4 milyon nüfusa ve 2,3 milyon aboneye hizmet verdiklerini söyledi.
Hizmet verdikleri bölgede kayıt dışı 8,4 milyar kilovatsaat elektrik tüketiminin önüne akıllı şebekeler kurarak geçtiklerini ifade eden Atalay, “Bugüne kadar bölgemiz için teknoloji ve altyapı iyileştirme çalışmalarımız kapsamında 27,4 milyar lira yatırımda bulunduk. Yatırım ve saha çalışmalarımızla yüzde 76 olan kayıp-kaçak oranını geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla yüzde 42,8’e indirmeyi başardık. Kayıp-kaçakla mücadele kapsamında sahada gerçekleştirdiğimiz etkin çalışmalar ve teknoloji odaklı yatırımlarla son 10 yılda toplam 165 milyar lira değerinde kaçak enerji tüketimini önleyerek ülke ekonomisine büyük katkı sağlamış olduk.” dedi.
Atalay, yapılan yatırımlar kapsamında 4 bin 500 kilometre enerji nakil hattı, 1500 kilometre aydınlatma şebekesi yapıldığını ve bütün şebekelerini akıllı şebekeler kurarak dönüştürdüklerini belirterek, “2024 ve 2025 yıllarında 16,5 milyar liralık yatırım yapmayı planlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu süreçte bölgede 4 binin üzerinde kırsal mahalle ve köy bulunduğunu söyleyen Atalay, kesintisiz, kayıpsız ve kaliteli enerji misyonuyla söz konusu bölgelere yönelik çalışmalarını yoğunlaştıracaklarını aktardı.
Kaçak elektrik kullanımı büyük ölçüde tarım arazilerinde gerçekleşiyor
Ülke çapında tarımsal sulamada kullanılan elektriğin yüzde 47’sinin Dicle Elektrik faaliyet bölgesinde tüketildiği bilgisini paylaşan Atalay, kaçak elektrik kullanımının büyük ölçüde tarım arazilerinde yapılan bu sulamalar esnasında gerçekleştiğini belirterek, “Birçok üretici, tarlasında elektrik kullanarak sondaj kuyularından çıkardığı yeraltı suyu ile sulama yapıyor. Bu sular, yerin 600-700 metre derinliklerine kadar açılan kuyulardan çekilmekte. Bu durum, kaçak tüketimlerle de birleştiğinde enerji maliyetlerini çok daha artırıyor.” dedi.
Atalay, Atatürk Barajı’ndan 2022’de 3,5 milyar kilovatsaat elektrik üretildiğini ve hizmet verdikleri bölgede ise 7 milyar kilovatsaat enerji tüketimi gerçekleştirdiğini ifade ederek, “Barajın ürettiği enerjinin 2 katından fazla bir tüketim, bölgemizdeki tarım alanlarında yapılıyor. Sulama kanallarının yetersizliği sebebiyle de yer üstü suları etkin olarak kullanılamıyor. Dolayısıyla bölgemizdeki sorun elektrik değil, sulama sorunudur. İlgili kurumların çözüm önerilerini ivedi olarak hayata geçirmeleri hayati önem arz ediyor.” diye konuştu.
Tarımsal sulama kaynaklı tahsilat sorununa da değinen Atalay, çiftçilerin bir kısmının elektrik faturalarını ödemediğini aktararak, “Geçen yıl çıkardığımız faturalardan yaptığımız tahsilat oranı yüzde 50 civarında. Biz vatandaşın ihtiyacının su olduğunu biliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün hayata geçireceği projelerle elektrik kullanımı minimuma geçecek. Ama biz Dicle Elektrik olarak elektriği günlük alıyoruz, günlük ödüyoruz. Vatandaşımızın, çiftçimizin aldığı elektriğin bedelini ödemesi gerekiyor yoksa bizim faaliyetlerimizi sürdürmemiz mümkün değil.” ifadelerini kullandı.
Atalay, bu yıl borcunu ödemeyen çiftçilere elektrik sağlanmayacağını, borcunu ödeyen çiftçilere ise teşvik amaçlı yakıtı, kurulumu, bakımı, taşınması gibi gerekli işlemlerini de gerçekleştirerek jeneratör vereceklerini söyledi.
İnsanı merkez alan ve doğaya saygıyı gözeten çalışmalar da gerçekleştirdiklerini belirten Atalay, gençlerin eğitimine, meslek liseleri ve üniversite işbirlikleriyle katkı sağladıklarını dile getirdi.
Atalay, bu kapsamda geçen yıl 190 lise ve 11 üniversite öğrencisine staj imkanı sağladıkları bilgisini paylaşarak, şunları kaydetti:
“Diyarbakır’da Surkent İşitme Engelliler Ortaokulu içinde Ahşap Sanat ve Beceri Atölyesi ile Akıl ve Zeka Oyunları Köşesi kurduk. Sur Özel Eğitim Meslek Okulunda Tarım Atölyesi ve Uygulama Serası projelerini de hayata geçirdik. Şırnak Silopi’de ise bilgisayar, çalışma ve sosyal alanlar içeren Z Kütüphane’yi kurduk. Bununla birlikte üniversite-sanayi işbirliklerine de imza atarak Dicle Üniversitesi’ne iki laboratuvar kazandırdık. Fakülte yönetiminin belirlediği alanda kurulan bilgisayar laboratuvarının yanı sıra dağıtım sistemleri laboratuvarını da işbirliği protokolümüz çerçevesinde öğrencilerin kullanımına sunduk.”
]]>