Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde vatandaşları telefonla arayarak kendisini kamu görevlisi olarak tanıtıp dolandırıcılık yapan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Isparta Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Isparta merkezli olarak Adana, Bursa, İstanbul, İzmir, Samsun ve Şanlıurfa’da eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. Şanlıurfa’da bir iş yerine yapılan operasyonda 3 milyon 874 bin lira ele geçirildi. İş yerinde bulunan 3 şüpheli yakalanırken, şüphelilerden İ.Y. ve R.U. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. K.B. isimli şüpheli ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Ayrıca dolandırıcılıktan elde edilen paraların aktarıldığı banka hesabı sahibi, banka hesabını kullandıran ve banka hesabı temin eden C.Y.E., İ.A., E.D., S.G., D.Y., C.D., B.B., C.V., O.T.K., Y.K., B.G., F.T. ve D.H. isimli şüpheliler de yakalandı. 7 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, S.G., D.Y., O.T.K. ve D.H. adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. B.B. ve B.G.G. isimli şüpheliler ise Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından serbest bırakıldı. Şüphelilerden M.F.Ö., E.A., E.B. ve V.O.’nun farklı illerde meydana gelen dolandırıcılık suçlarından tutuklu bulundukları öğrenildi.
21 ilde vatandaşların toplam 11 milyon 69 bin 33 lirası dolandırılmış
Şüphelilerin Isparta’da karıştığı 9 olayda toplam 1 milyon 523 bin 800 lira, İstanbul’da 6 olayda toplam 3 milyon 285 300 lira, İzmir’de 3 olayda toplam 773 bin 220 lira, Bitlis’te 3 olayda toplam 533 bin 150 lira, Antalya’da 2 olayda toplam 300 bin lira, Bursa’da 2 olayda toplam 1 milyon 972 bin 500 lira, Şanlıurfa’da 2 olayda toplam 748 bin 550 lira, Ankara’da 1 olayda 84 bin 280 lira, Adıyaman’da 70 bin lira, Balıkesir’de 221 bin 425 lira, Eskişehir’de 320 bin lira, Gaziantep’te 360 bin lira, Giresun’da 237 bin 566 lira, Kocaeli’de 103 bin 400 lira, Konya’da 131 bin 972 lira, Kırıkkale’de 87 bin 670 lira, Manisa’da 101 bin 500 lira, Zonguldak’ta 160 bin lira, Van’da 54 bin 700 lira haksız kaçan elde ettiği, Tokat ve Çanakkale 1 olayın gerçekleştiği ancak zararın olmadığı belirlendi. Operasyon sonucunda 21 ilde meydana gelen 41 olayda toplam 11 milyon 69 bin 33 lira dolandırıcılık yapıldığı tespit edildi.
Operasyonlarda 17 adet cep telefonu, 1 adet bilgisayar, 16 adet sim kart, 1 adet flash bellek, 1 adet modem ve 1 adet CD kart ele geçirildi. Yakalanan 20 şüpheliden 13’ü nitelikli dolandırıcılık suçundan tutuklanırken, 5 şüpheli adli kontrol şartı ile 2 şüpheli ise Cumhuriyet Savcılığınca ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. – ISPARTA
]]>Bilecik Valisi Şefik Aygöl, İl Emniyet Müdürü Beyti Kalaycı ve İl Jandarma Komutanı Albay Ferdi Erbakıcı ile birlikte valilik binasında ildeki güvenlik ve asayiş faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Aygöl, “Bilecik’te yapılan asayiş uygulamaları kapsamında 41 bin 666 şahıs kontrol edilmiş, 56 aranan şahıs yakalanmıştır. 195 işyeri ve umuma açık işletme kontrol edilmiş, herhangi bir olumsuzluk tespit edilmemiştir. 121 okul, 87 metruk bina, 135 park bahçe kontrol edilmiştir. Nisan ayı içerisinde 641 olay meydana gelmiş, 369 şüpheli yakalanmış 15 şüpheli gözaltına alınmıştır, 74 şüpheli yapılan çalışmalarda tespit edilmiştir. 38 dolandırıcılık ve hırsızlık olayı meydana gelmiştir. Narkotik suçlarına karşı yapılan çalışmalar kapsamında 24 operasyon gerçekleştirilmiş, 39 şüpheli şahsa yasal işlem yapılmış, 2 şüpheli şahıs tutuklanarak Bilecik M Tipi Kapalı Cezaevine teslim edilmiştir. Ayrıca narkotik suçlarından aranması bulunan 4 şahıs yakalanmış tamamı tutuklanarak cezaevine teslim edilmiştir.
“Bilecik’te zehir taciri barındırmayacağız”
Vali Aygöl açıklamasının devamında, “Kaçakçılık suçlarına karşı yapılan çalışmalar kapsamında 5 operasyon icra edilmiş, toplam 6 şüpheli şahıs yakalanmıştır ve satışı yasak pek çok tütün ve tütün mamulü ürün ele geçirilmiştir. Yasadışı faaliyette bulunan her türlü suçluya göz açtırmayacağız. Göçmen kaçakçılığına karşı yapılan çalışmalar kapsamında kontroller sırasında tespit edilen 4 yabancı şahıs sınır dışı edilmiştir. Trafik kontrolleri kapsamında 484 ayrı noktada 2 bin 100 adet trafik uygulaması icra edilmiştir. 41 bin 595 motorlu araç kontrol edilmiş, 10 bin 730 sürücüye toplam 193 bin 517 TL idari para cezası uygulanmış, 664 araç trafikten men edilmiştir.162 ehliyetsiz sürücü, 44 alkollü araç kullanan sürücü ve 5 bin 650 hız limitine uymayan sürücü tespit edilmiştir” dedi.
“Bilecik ülkemizde seçimi olaysız atlatan üç ilden biri oldu”
Bilecik Valisi Şefik Aygöl açıklamasın devamında, “Bilindiği üzere 31 Mart’ta yerel seçimleri gerçekleştirdik. Emniyet, jandarma ve adli makamlarımız tüm imkanlarını seferber ederek büyük bir başarı elde ederek; Bilecik’i ülkemizde seçimi olaysız atlatan üç ilden biri yaptılar. Tüm kamuoyunun huzurunda hepsini yürekten kutluyorum. Demokrasinin yegane temeli olan seçimler bazen toplumlarda gerginliklere sebep olabiliyor. Fakat Bilecik bu konuda büyük bir erdeme sahip olduğunu bir kez daha göstermiş oldu” dedi.
Vali Aygöl son olarak geçen hafta Söğüt İlçe Stadı’nda oynanan Bilecik 1. Amatör Lig Play-Off Grubu karşılaşması sonrası meydana gelen olaylarda 10’u biber gazından etkilenerek, 1’i polis 4 kişinin yaralandığı olaylara değindi. Aygöl, “Her ne kadar seçimleri huzur içinde atlattığımız için övünüyorsak spor müsabakalarında yaşanan olaylar karşısında da bir o kadar üzülüyoruz. Spora ve sporcuya yakışmayan bazı hadiseler yaşadık. Centilmenlik ruhuna yakışmayan bu yaklaşımlar Bilecik’i doğrudan etkileyen olumsuzluklar meydana getirdi. Bizler seçimlerde gösterilen saygı ve sevginin sahaya ve tribüne de yansımasını istiyoruz. Bilecik valiliği olarak her zaman sporu ve sporcuyu her dalda maddi ve manevi olarak destekledik desteklemeye de devam edeceğiz. Ancak sporu ve vatandaşımızın huzurunu bozan kişilerinde karşısında olduğumuzu çok yakında yapacağımız operasyonlarımızla kamuoyuna duyuracağız” ifadelerine yer verdi. – BİLECİK
]]>TETİKÇİ ERAY ÖZYAĞCİ, BALKAYA VE KURT İLE ORTAK HAREKET EDEREK EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRDİ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Doç. Dr. Sinan Ateş’in, 30 Aralık 2022’de silahlı saldırı sonucu öldürülmesine ilişkin 22 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. 145 sayfalık iddianamede tetikçi Eray Özyağci ile Vedat Balkaya ve Suat Kurt’un ortak hareket ederek eylemi gerçekleştirdikleri, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş’ın ise azmettirici oldukları belirtildi. Diğer şüpheliler Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Mustafa Uzunlar, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Osman Bayraktar, Caner Güney, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu, Aytaç Ataç, Emre Yüksel, Serdar Öktem, Erdem Karadeniz, Alper Atay, Mustafa Ensar Aykal’ın ise iştirak halinde işlenen suça yardım ettikleri belirtildi. Şüphelilerin tamamının Sinan Ateş’e yönelik eylemde ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan sorumlu oldukları belirtildi.

EYLEMİ RUHSATSIZ TABANCA İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİNİ KABUL ETTİ
Olay sırasında Sinan Ateş’in yanında bulunan ve yaralı kurtulan müşteki Selman Bozkurt’a yönelik olarak ise Eray Özyağci, Vedat Balkaya ve Suat Kurt’un ‘tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan sorumlu oldukları belirtildi. Şüpheli Eray Özyağci’nin olayda kullandığı tabancanın ele geçirilemediği; ancak olay yerinde tabancaya ait boş mermi kovanlarının bulunduğu belirtildi. Şüphelinin savunmasında, üzerine atılı eylemi ruhsatsız tabanca ile gerçekleştirdiğini kabul ettiği ve böylece ‘ruhsatsız tabanca bulundurmak ve taşımak’ suçunu da işlediği belirtildi.
KONUM BİLGİSİNİ KOMİSER VERMİŞ
Şüpheli Tolgahan Demirbaş’ın olaydan önce maktule ait adres, telefon, konum gibi kişisel bilgileri hukuka aykırı olarak ele geçirmesi nedeniyle ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme’ suçundan da ayrıca cezalandırılması gerektiği belirtildi. Olay tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğünde komiser olarak görev yapan şüpheli Mustafa Ensar Aykal’ın görevinin gereklerine aykırı hareket ederek, kamu görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak maktule ait kişisel bilgileri hukuka aykırı olarak temin ederek, şüpheli Tolgahan Demirbaş’a verdiği, bu yüzden ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma’ suçunu işlediği belirtildi.

İddianamede; şüpheliler Eray Özyağci, Vedat Balkaya, Suat Kurt için ‘tasarlayarak kasten öldürme’ ve ‘tasarlayarak öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talep edildi. Şüpheliler Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş’ın da suça azmettiren olarak ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi. Şüpheliler Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Mustafa Uzunlar, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Osman Bayraktar, Caner Güney, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu, Aytaç Ataç, Emre Yüksel, Serdar Öktem, Erdem Karadeniz, Alper Atay, Mustafa Ensar Aykal’ın da ‘suça yardım eden’ olarak ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmaları talep edildi.
CAMİ ÇIKIŞINDA SALDIRMIŞ
İddianamede; olayda yaralanan Selman Bozkurt’un ifadesi de yer aldı. Bozkurt, silahlı saldırının cuma namazının ardından cami çıkışında Sinan Ateş’in ofisine giderken gerçekleştiğini belirterek, “Sinan Ateş benim yaklaşık 2 metre önümde, ben de arkada yürüyorduk. Tam olay yerine geldiğimiz esnada saat 13.30 sıralarında sağda bulunan park halinde aracın önünden bir şahıs Sinan Ateş’in önüne geçerek elinde bulunan siyah renkli tabanca ile art arta ateş etmeye başladı. Sinan Ateş vurularak yere düştü. Ben Sinan’ın yanına gelip müdahale edecekken bana da 2 el ateş etmesiyle ben de yaralanarak hemen kendimi solda bulunan bir aracın arkasına atarak sipere geçtim. Bu esnada bize ateş eden şahıs tekrar ateş ederek yaya vaziyette kaçmaya başladı. Ben de belimde Sinan Ateş’in vermiş olduğu tabanca ile kaçan şahsın arkasından havaya doğru 4-5 el ateş etti. Bize ateş eden şahıs kısa bir müddet sonra yaya olarak kaçıp gözden kayboldu. Bu şahıs Sinan Ateş’e 7- 8 el ateş ettikten sonra silahın namlusunu bana çevirerek 2-3 elde bana ateş etti. Ben sırtımdan yaralandım. Bu şahıs bana hedef göstererek ateş etmiştir, beni de öldürebilirdi” dedi.
]]>OLAYA İLİŞKİN İLK AÇIKLAMA İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN GELDİ
Olaya ilişkin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada olayın Fatih ilçesinde genel asayiş olaylarının önlenmesine yönelik yapılan çalışmalar sırasında meydana geldiği belirtildi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Balat Mahallesi’nde motosiklet üzerinde bulunan iki şüpheli şahsın havaya ateş ettiği belirlenmesi üzerine olay yerinde bulunan görevli çarşı ve mahalle bekçileri tarafından şüpheli şahısların yakalanmasına yönelik yapılan takip esnasında şüpheli şahıslardan birinin telefonu düşürdüğü ve motosikletle bölgeden uzaklaştıkları tespit edilmiştir. İlerleyen saatlerde, şüpheli şahıslardan A.F.Ü.(22) isimli şahıs, telefonu almak için olay yerine bir köpek ile tekrar geldiği esnada görevlilerimizce yakalanarak muhafaza altına alınmak istenmiştir. Şüpheli şahsın köpeğinin görevlilerimize atılması üzerine köpeğin sakinleştirilmesi hususunda ikazlarda bulunulmuş ancak köpeğin saldırgan tepkisinin daha da arttırılması üzerine görevli çarşı ve mahalle bekçisi tarafından köpek etkisiz hale getirilmiş, şüpheli şahsın görevlilerimize mukavemet göstermesi üzerine şahıs zor kullanılarak yakalanmıştır.
“YARALI KÖPEĞİN DURUMUNUN İYİ OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR”
Çalışmaların devamında havaya ateş açan M.E.B.(17) isimli şahıs olayda kullanmış olduğu kurusıkı silah ile birlikte yakalanmıştır. Ayrıca yaralı köpeğin, Kağıthane ilçesinde bulunan hayvan kliniğine intikal ettirildiği, hayati tehlikesinin bulunmadığı ve durumunun iyi olduğu anlaşılmıştır.
ŞÜPHELİLER ADLİ MAKAMLARA SEVK EDİLDİ
Konu ile ilgili yakalanan M.E.B.(17) isimli şahıs hakkında 5729 Sayılı “Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanuna” muhalefet suçundan idari işlem uygulanmış, A.F.Ü.(22) isimli şahıs ise “Görevli Memura Mukavemet” “Tehdit” “Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması” ve “TCK 177 Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması” suçlarından yapılan işlemlerinin ardından 17.04.2024 tarihinde adli makamlara sevk edilmiştir”
HAYTAP: KÖPEK VURAN BEKÇİ CEZALANDIRILSIN
İlerleyen saatlerde olaydan sonra çekilmiş bazı görüntüler sosyal medyaya yansıdı. Bu görüntülerle birlikte tepkiler de geldi. Hayvan Hakları Federasyonu’ndan (HAYTAP) yapılan açıklamada “Dün gece İstanbul Fatih’te bir bekçi sokaktaki dostumuzun kafasından silahla vurdu.Canımızın emanet edildiği görevliler hiç acımadan bir köpeği kafasından vurabiliyorlar. Şahsın derhal meslekten ihraç edilmesi ve cezalandırılması için elimizden geleni yapacağız. Avukatlarımız suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor” denildi.
“KURŞUN ÇENESİNİ PARÇALAYIP VÜCUDA SAPLANMIŞ”
HAYTAP’tan yapılan ikinci açıklamada Lady adlı yaralı köpeğe ulaşıldığı belirtildi. Açıklamada köpeğin sağlık durumuyla ilgili şu bilgi verildi:
“Kurşun maalesef çenesini parçalayıp vücuda saplanmış. Genel durumu stabil hale geldiğinde operasyon geçireceği özel bir kliniğe nakilini sağlıyoruz. İlk etapta amacımız dostumuzun bir an önce sağlığına kavuşması. Hukuki süreci avukatlarımız takip edecekler. Gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz”
]]>Olay, Edirne Dilaverbey Mahallesi Darül Hadis Caddesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Oğuzhan Akman, dışarda tek başına olduğu esnada bir süre tanımadığı bir kişi tarafından takip edildi. Daha sonra kimsenin olmadığı Darü’l-Hadis Camii yakınlarında Down sendromlu Oğuzhan Akman’ı tek başına bir köşede sıkıştıran hırsızlık şüphelisi Can Ç., engelli gencin cep telefonunu ve cebindeki bütün parasını gasp etti. Büyük korku yaşayan engeli genç Oğuzhan Akman yardım istemek için vatandaşların yanına koştu ve polise ihbarda bulunuldu. İhbar üzerine harekete geçen Edirne İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri, kaçan şüpheli Can Ç.’yi bulmak için çalışma başlattı.
Engelli gençten şüphelinin eşkali hakkında bilgi edinen polis, çevredeki kameraları tek tek inceleyerek kısa süre içerisinde gasp şüphelisi Can Ç.’yi tespit etti. Daha sonra ekipler, şüphelinin yerinin belirledi ve vicdansız hırsızı saklandığı yerde kıskıvrak yakaladı. Gözaltına alınan şüpheli Can Ç., engelli genç Oğuzhan Akman’ın telefonunu sattığını söyledi. Polis ekiplerinin yaptığı araştırmalar sonucu cep telefonu bulunarak, özel genç Oğuzhan Akman’a İl Emniyet Müdürlüğü bahçesinde teslim edildi. Öte yandan, daha önce de özel bireyleri gözüne kestiren hırsızın, 3 engelli vatandaşı daha gasp ettiği ortaya çıktı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından Edirne Adliyesi’ne sevk edilen şüpheli Can Ç., çıkarıldığı hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
“Emniyetimiz sağ olsun çok kısa süre içerisinde bu olayı çözdüler”
Oğuzhan Akman’ın babası Yüksel Akman, “Ben Edirne’mizde böyle olayların yaşanmasından dolayı çok rahatsızlık duyuyorum. Benim oğlum yüzde 70 engelli olmasına rağmen onun bile başına böyle bir şey geldiği için gerçekten çok üzülüyorum. Emniyetimiz sağ olsun çok kısa süre içerisinde bu olayı çözdüler ve oğlumun mağduriyetini giderdiler. Polisler oğlumun gasp edilen telefonunu bir gün içerisinde teslim ettiler. Bu açıdan emniyet teşkilatımıza gerçekten çok teşekkür ediyorum, bizi hiç mağdur etmediler” dedi.
“Allah polisimizin ve askerimizin ayağına taş değdirmesin”
Edirneli esnaf Erdal Akgün, “Oğuzhan’ımız bu bölgenin çiçeğidir ve bütün dükkanlar Oğuzhan’ındır. Bizim de çok sevdiğimiz Oğuzhan kardeşimiz dün cebindeki paraları bize gösterdi ve harçlığı olduğu için çok mutluydu. Bizler de kendisine bayram harçlığı vermiştik. Devamlı burada bütün esnaf tarafından sevilen ve sahip çıkılan bir evladımız, Tunca Nehri kenarında iken insana ve insanlığa yakışmayan bir şahıs tarafından hem cüzdanındaki parası hem de telefonu alınıyor. İlk olarak bizim dükkanımıza geldi ve çok kötü durumdaydı, çok üzgündü. Bizler de burada kendisine üzülmemesini söyledik ve motive etmeye çalıştık. Babasına haber verdik ve babası geldi oğlunun yanına. Oğuzhan üzüntüden durduğu yerde duramıyordu. Daha sonra babasıyla birlikte emniyette gidip şikayetçi oldular. 24 saat içerisinde polis ekipleri tarafından Oğuzhan’ın telefonunu gasp eden şüphelinin bulunması ve kardeşimizin telefonunu teslim edilmesi bizleri çok mutlu etti. Biz Oğuzhan’ı çok seviyoruz. Çok kısa süre içerisinde Oğuzhan’ın telefonunu bulup teslim eden Edirne polisimize sonsuz teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz. Allah polisimizin ve askerimizin ayağına taş değdirmesin” diye konuştu. – EDİRNE
]]>Edinilen bilgiye göre Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkilileri, 2017-2018 yılında sağlık kurulu muayene sürecinde bazı hastaların, gerek tıbbi gerekse de SGK medula doktor sisteminden yapılan sorgulamada kendilerine ait olmadığı değerlendirilen belgeler sunarak engelli ve emeklilik konularında haksız sağlık raporu almaya çalıştıklarını tespit etti. Geriye dönük olarak tarama yapıldığında 196 sahte belgenin olduğunu belirleyerek suç duyurunda bulundu. Cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturma neticesinde teknik ve fiziki takip verileriyle olaya ilişkin şüpheliler tek tek tespit edildi.
Emekli olmak için sahte raporlar düzenlediler
Çoğu hastaların uyku aknesi, epilepsi tanısı, diyabet (şeker hastalığı) hipertansiyon ve hiperlipidemi (kolesterol yüksekliği) hastalığına ilişkin sahte belgeler sunarak malulen emekli olmaya, ÖTV muafiyetli araç almak veya engelli sağlık kurulu raporu almaya çalıştıkları belirlendi. Hastaneden çıkarılan sağlık kurulu raporlarına bakıldığında tüm raporların Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) indiriminden yararlanmak maksadı ile başvurulduğu belirlendi. Şüphelilerin sahte rapor düzenledikleri veya başkalarına ait raporları kullandıkları yapılan araştırmalar sonucunda tespit edildi.
Örgüt üyeleri arasında hastane çalışanı, doktor ve sekreteri, eczacı ile rapor sahte rapor almak isteyen 182 şahıs hakkında soruşturma açıldı.
Olaya ilişkin 46 kişi tutuklandı
Olaya ilişkin yapılan operasyonla 182 kişi gözaltına alındı. 22 örgüt üyesi, 4 örgüt lideri ve raporu almak için bu organizasyonla irtibata geçen şüpheliler ise azmettirici konumunda değerlendirilerek dosyaya dahil edildi. Bu şahıslardan 46’sı tutuklanırken diğer şüpheliler ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
“H.Y’nin 196 eylemde parmağı olduğu belirlendi
Olaya ilişkin hazırlanan iddianamede H.Y.; kurduğu ve liderliğini yaptığı şebeke bünyesinde, haksız heyet raporu almak isteyen kişilere aracılar vasıtasıyla ulaştığı, bu şahıslardan para almak suretiyle (kişi başı ortalama 25 bin TL) sahte belgeler ve başkalarına ait tahlilleri bir araya getirdiği, hastanelerdeki kamu görevlileri ile irtibata geçerek rapor sırası almaktan, kan ve sair biyolojik unsurları değiştirmeye kadar her türlü sahtecilik faaliyetini gerçekleştirdiği, sahte heyet raporu aldırdığı tape kayıtları ve fiziki takip ve fotoğraflar ile sabitlendiği belirtildi. H.Y’nin 196 eylemde parmağı olduğu belirlendi. İddianamede örgüt lideri olarak tanımlanan şüphelilerden H.Y’nin suçu ikrar ettiği belirtilirken örgüt lideri olarak tanımlanan diğer şüpheliler E.T. ve H.E’nin ise suçlamaları inkar ettikleri belirtildi.
Ayrıca toplamda 130 eylem bakımından kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları işlenirken 50 eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtildi.
Suçlamaları kabul etmediler
Olayla ilgili davanın 2. celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuksuz olarak yargılanan sanıklar katıldı. Tutuklu sanıklar ise davaya katılamadığı görüldü. Olaya ilişkin ifadeleri alınan sanıklar, raporların sahte olduklarını bilmediklerini, sıra alma konusunda H.Y’nin kendilerine yardımcı olduklarını ancak kendisine para vermediklerini söyledi.
Mahkeme heyeti, ifadesi alınamayan sanıkların ifadesinin alınması için duruşmayı erteledi. – KOCAELİ
]]>Gayrettepe Yıldız Posta Caddesi Gönenoğlu Sokak’taki 16 katlı binanın eksi 1 ve eksi 2. katlarında tadilat halinde olan gece kulübündeki yangına ilişkin soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılan şüpheli E.E. ifadesinde, 15 yıldır mobilya ustası olarak bir şirkette çalıştığını, şirket sahibi Ramazan Alpan’ın da yangında vefat ettiğini anlattı.
Şüpheli, 20 Mart’tan olay gününe kadar aynı şirkette çalışan arkadaşlarıyla yangının meydana geldiği gece kulübünde çalışmaya başladıklarını, burada marangozluk işi olan locaları ve duvarları mobilyayla kapladıklarını ifade ederek, “Tanımadığım, kaynak işi yapan kişinin çalışmış olduğu yerde bir anda alevler çıktığını gördük, bu sırada ‘Yangın çıktı’ şeklinde bağrışmalar oldu. Efe D. yangın tüpü ile oraya doğru gidiyordu. Yaşı küçük olduğundan zarar görmemesi için Efe’nin elinden yangın tüpünü aldım. Ona ve yanındakilere ‘Buradan uzaklaşın’ dedim. Yangın tüpünü ateşin üzerine sıkarak ateşi söndürdüm. Yangın tüpü bittikten sonra tanımadığını birisi bana başka bir yangın tüpü verdi. Fakat bu yangın tüpü mandalına basmama rağmen çalışmadı. Bu sırada yangın bitme noktasına geldiği için insanlar kaçmayı bıraktı.” diye konuştu.
“İçerisi karanlık oldu, göz gözü görmüyordu.”
Tam o sırada DJ kabininin arkasından siyah duman ve alevler geldiğini aktaran şüpheli E.E, şunları kaydetti:
“Dumanlar çok şiddetliydi, elektrikler kesildi, kaos ortamı oluşmaya, insanlar bağırmaya başladı. İçerisi karanlık oldu, göz gözü görmüyordu. Kendi çabamla koşarak tuvaletlere doğru gittim, fazla dumanın olmadığın bir koridora girdim. Yoğun şekilde duman gelmeye başladı, ayakta durduğum için dumanın beni daha fazla etkilediğini anlayınca yere yatarak sürünmeye başladım. Koridordan sürünerek geçip vestiyer bölümünden koşarak kendimi dışarıya attım. Dışarıya çıktığımda arkadaşlarımı aradım. İçeride kaldıklarını anlayınca itfaiyenin yanına gittim. İçeride kalanların yerlerini bildiğimi söyledim. İtfaiye bana korunaklı kıyafet giydirdi ve onların eşliğinde içeriye girdik. Ben tek tek çalışanların yerlerini gösterdim. Yerlerini gösterdikten sonra beni dışarıya çıkardılar. İçeride bulunan çalışanların çıkarılıp hastaneye götürüldüklerini gördüm. Ardından ben de durumlarını merak ettiğim için hastaneye peşlerinden gittim. Hastaneye gidince vefat ettiklerini öğrendim. Hastanede zehirlendiğim için tedavim yapıldı. Taburcu olarak ifade vermek üzere geldim.”
Olay
Gayrettepe Yıldız Posta Caddesi Gönenoğlu Sokak’ta saat 12.47’de 16 katlı binanın eksi 1 ve eksi 2. katında faaliyet gösteren eğlence merkezinde tadilat kaynaklı çıkan yangında, 29 kişi hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında, iş yerinin mesul müdürü İ.Ş. (65), iş yerinin ortakları M.M.C. (45) ve Ş.Ş. (50), muhasebeci S.A. (39), işletme müdürü A.A.P. (26), tadilatla ilgili metal işleri sorumlusu K.E. (47), metal işleri firma sahibi Ç.A. (43), mobilyacı E.E. (40) ve iş yeri ortağı F.D’nin aralarında olduğu 9 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Şüphelilerden E.E. emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, olayda sorumluluğu bulunduğu belirtilen 1 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.
Zanlıların emniyetteki işlemleri sürüyor.
]]>Olay, 19 Mart günü Bornova ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre işletmesi için, kuyumculuk yapan Bekir Bozar’a (68) bir miktar para verdiği ve geri alamadığı iddia edilen F.B. (24) ile arkadaşı E.Ö. (24), Burak Reis Caddesi’nde Bozar’ı arabaya aldı. Çıkan tartışmanın ardından F.B., 68 yaşındaki kuyumcuyu tabancayla ensesine 3 el ateş ederek öldürdü. Bekir Bozar’ın cansız bedenini otomobilin bagajına yükleyen şüpheliler, otomobili de özel bir hastanenin otoparkına bırakarak kaçtı. Otomobili kullandığı öne sürülen E.Ö.’nün olaydan bir gün sonra emniyete giderek durumu anlattığı ve teslim olduğu öğrenildi. Olay yerine gelen polis ekiplerinin yaptığı incelemede Bekir Bozar’ın cansız bedeni otomobilin bagajı içerisinde bulundu. Bozar’ın cenazesi yapılan incelemenin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
Gözaltına alınan ve olay esnasında otomobili sürdüğü öğrenilen E.Ö.’nün emniyetteki ifadesinde, F.B.’nin isteği üzerine cesedi otomobilin bagajına koyduklarını ve sonra Manisa’nın Turgutlu ilçesine gittiklerini, gece boyunca da otomobilin bagajındaki cesetle birlikte burada turladıktan sonra İzmir’e geri dönüp, Bornova’daki özel bir hastanenin otoparkına aracı park ettiklerini söylediği öğrenildi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen E.Ö. tutuklanmıştı.
Hırsızlık anı kamerada
Cinayet şüphelisi F.B.’nin olaydan sonra kuyumcunun dükkanına girdiği anlar, yakınlardaki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde; F.B.’nin elindeki siyah renkli çantayla dükkana gelip, elektronik kepengi ve kapıyı yanındaki anahtarla açtıktan sonra içeriye girdiği ve bir süre sonra ise çaldığı altınlarla birlikte dışarı çıkıp kepengi kapatarak bölgeden uzaklaştığı görülüyor.
Kadın kimliği ile yakalandı
Olaydan 13 gün sonra, bir taksi ile Çamdibi Kamil Tunca Caddesi’ne gelen cinayet zanlısı F.B., bekçi ekipleri tarafından yakalandı. Üzerinden bir kadına ait kimlik çıkan F.B.’nin, “Ben kadınım ve sonradan erkek oldum” dediği öğrenildi. Yapılan inceleme sonrasında olayın zanlısı olduğu belirlenen F.B., gözaltına alınarak emniyete götürüldü.
Parçalanan silah otoyolda arandı
Çarşı ve Mahalle Bekçileri tarafından yakalandıktan sonra polis merkezine götürülen F.B., daha sonra parçalayarak attığı suç aletinin bulunması için keşfe götürüldü. Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından otoyolda silahın bulunması için çalışma yapılırken, atılan silaha ait parça bulunamadı.
Suç Önleme ve Soruşturma ekipleri 3 ilde aradı, bekçiler cinayet mahallinde yakaladı
Bornova Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği’nin İzmir, Manisa ve Aydın olmak üzere 3 ilde karış karış gezerek aradığı cinayet zanlısının, olayın gerçekleştiği mahallede Çarşı ve Mahalle Bekçileri tarafından yapılan uygulamada yakalanması ise dikkat çekti.
Gazetecilere polis ambargosu
Öte yandan Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, gazetecilerin görüntü almasını engellemek için, zanlıyı sağlık kontrolü olacağı iki hastaneden de gizlice kaçırdı. Önce Türkan Özilhan Devlet Hastanesine getirilen şüpheliyi taşıyan polis otosu, gazetecileri görünce acil kapısından dönerek Bayraklı Şehir Hastanesine yöneldi. Orada da basın mensuplarını gören polis, şüpheliyi hastanenin diğer çıkış kapılarını kullanarak görüntü alınmasını engelledi. Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliğinde evrakları tamamlanan şüpheli F.B.’nin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğine teslim edileceği öğrenildi. – İZMİR
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında hazırlanan iddianamede, Meryem Ç’nin annesi Nuray A, babası Ağcabal A. ve erkek kardeşi Emre A. müşteki olarak yer aldı.
İddianamede, 22 Ağustos’ta Kartaltepe Mahallesi, Ankara Caddesi’nde bulunan bir ikametten 5-6 el silah sesi geldiği, bir kadının vurulduğu ve küçük çocuğun camda ağladığı ihbarı üzerine polis ekiplerinin olay yerine geçtiği anlatıldı. Polis ekiplerinin kapısı açık olan dairenin balkonunda Meryem Ç’yi bilinci kapalı bir şeklide bulduğu, yaralı kadının kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtildi.
Çakmakla oğlunun dilini ve elini yakmış
Olay yeri inceleme raporuna göre Meryem Ç. ile eşi Şeyhmus Ç. arasında bilinmeyen bir nedenden dolayı tartışma çıktığı aktarılan iddianamede, Şeyhmus Ç’nin eşini ateşli silahla ağır şekilde yaraladıktan sonra firar ettiği ifade edildi.
Adli Tıp Kurumu raporlarına da yer verilen iddianamede, müştekilerin avukatları Hüseyin Ersöz ve Buse Şahin tarafından savcılığa delil mahiyetinde ses kayıtları sunulduğu, bu kayıtlara ilişkin Jandarma Kriminal Lavoratuvar Müdürlüğünce rapor hazırlandığı bildirildi. Ses kayıtlarında, şüphelinin çakmakla oğlunun dilini ve elini yaktığı belirlendi.
Tehdit sonucu boşanmaktan vazgeçti
İddianamede, Meryem Ç’nin daha önce şüpheli eşi Şeyhmus Ç. hakkında tehdit, hakaret ve yaralama eksenli şikayetlerinin ve uzaklaştırma kararlarının bulunduğu ancak olay tarihinde şüpheli hakkında aktif herhangi bir tedbir kararının olmadığı bilgisine de yer verildi.
Meryem Ç’nin babası Ağcabal A, iddianamede yer bulan ifadesinde, şüphelinin birkaç defa satırla kovaladığı kızına şiddet uyguladığını öğrendiğini belirterek, bir gün kızının eve gelerek bu durumu anlattığı ve şikayette bulunduğunu aktardı.
Baba Ağcabal A, eşinden boşanma kararı alan kızının kendileriyle beraber yaşamaya başladığı, ancak şüphelinin tehdit ederek ailesine zarar vereceğini söylemesi üzerine kızının şikayetinden ve boşanmaktan vazgeçtiği beyanında da bulundu.
Müşteki anne Nuray A. ise, kızının eşiyle problemleri olduğunu, misafirliğe geldiklerinde en ufak konularda bile aralarında tartışma çıktığını dile getirdi.
Kızının bir keresinde darbedildiği için yanlarına geldiği bilgisini de veren Nuray A, kızının birkaç defa şüpheli hakkında uzaklaştırma kararı aldırmasına rağmen baskıyla daha sonra şikayetinden vazgeçtiğini ifade etti.
Müşteki Emre A. da evde yaşanan olaylardan dolayı çiftin çocukları Y.Ç’yi psikoloğa götürdüklerini, çocuğun şu an kendileriyle birlikte yaşadığını bildirdi.
Çocuğun tanıklık ifadesi
İddianamede, Y.Ç’nin tanık olarak alınan ifadesine de yer verildi.
Y.Ç. ifadesinde, olay günü kendi odasında bulunduğu esnada anne ve babasının bağırma seslerini duyduğunu, kısa süre sonra da silah sesleri duyduğunu, odadan çıktığında babasını elinde sigara ve tabanca ile gördüğünü aktardı.
Babasının kendisini görünce silahı ve telefonu bırakıp evden koşarak ayrıldığını, giderken de kendisini odasına geçmesi için azarladığını söyleyen Y.Ç, odasının kapısını alttan ve üstten kilitleyip ambulansı aradığını fakat telefondakilerin kendisini ciddiye almadığını, bunun üzerine karşı komşuya geçtiğini ve onların olayı ambulansa ve polise haber verdiklerini anlattı.
Y.Ç, babasından çok fazla şiddet gördüğünü de sözlerine ekledi.
Pişmanlık savunması
Zanlı Şeyhmus Ç. ise iddianamede yer alan ifadesinde, kaçarak ve severek evlendiklerini belirterek, ilk başlarda her şeyin güzel olduğunu fakat daha sonra eşinin karakterinde değişiklikler meydana geldiğini ileri sürdü.
Olay günü boşanmak istediğini söyleyen eşiyle tartışma sırasında kendisini kaybettiğini ifade eden Şeyhmus Ç, silahı almak için yatak odasına doğru yöneldiğini, bu esnada eşinin mutfaktaki bıçak çekmecesine doğru hamle yaptığını ancak kendisinin çekmeceye vurarak buna engel olduğunu, önce yere doğru bir-iki el ateş ettiğini, sonrasını hatırlamadığını iddia etti.
Olayın şokuyla ne yapacağını ve nereye gideceğini bilemediğini, birkaç günü sokaklarda geçirdikten sonra teslim olmaya karar verdiğini belirten Şeyhmus Ç, hem kendi hayatını hem çocuğunun hayatını mahvettiğini ve çok pişman olduğunu dile getirdi.
“Haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektiren delil yok”
İddianamede, Şeyhmus Ç’nin 15 yıllık eşi Meryem Ç’ye en az 5 el ateş etmek suretiyle eşinin ölmesine sebebiyet verdiği belirtilerek, adli tıp raporuna göre yakından ateş eden şüphelinin öldürme kastıyla hareket ettiğinin anlaşıldığı kaydedildi.
İddianamede, “Şüphelinin maktule ve müşterek çocuklarına evlilik içerisinde şiddet uyguladığı, bu kapsamda şüpheli hakkında olay tarihinde olmasa bile daha öncesinde uzaklaştırma kararlarının bulunduğu, bu nedenle şüphelinin soyut beyanı dışında hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektiren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır.” denildi.
Şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği belirtilen iddianamede, bu kişinin “hem eşe hem kadına karşı nitelikli olarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “ruhsatsız silah bulundurma suçundan” ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
İddianameyi kabul eden İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde şüphelinin yargılanmasına 3 Nisan’da başlanacak.
]]>Fatih’te 19 Kasım 2022’de motosikletli 2 kişiden birinin rastgele açtığı ateş sonucu başına kurşun isabet eden 16 yaşındaki Kendal Yıldız’ın ölümüne ilişkin dava karara bağlandı. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Yunus Emre Aydın, tutuklu sanık Barış Gündüz ve tarafların avukatları hazır bulundu.
Esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma yapan sanık Yunus Emre Aydın, “Mütalaaya katılıyorum. Bir diyeceğim yoktur. Beraatımı talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Kimseyi öldürmek veya yaralamak gibi bir niyetim yoktu”
Duruşmada pişman olduğunu belirterek savunma yapan sanık Barış Gündüz ise, “Daha önceki savunmalarımı tekrar ederim. Kimseyi öldürmek veya yaralamak gibi bir niyetim yoktu. Sadece korkutmak için ateş ettim. Beraatımı talep ediyorum” şeklinde konuştu.
Sanık avukatı da mütalaaya katılmadıklarını belirterek, “Bir kastın olup olmadığı mütalaada belirtilmemiş. Adli Tıp Kurumu raporuna baktığımızda sonuç kısmına ateşli silahla yaralama olduğu, uzak mesafeden atış yapıldığı yazılmış. Bu durum müvekkilimin kastının ne olduğunu belirtmektedir. Müvekkilim maktul Kendal Yıldız’ı tanımıyor ve aralarında bir husumet yok. Bu davada bir kan davası söz konusu değil. Müvekkilim hakkında ceza indirimi ve tahliyesini talep ediyoruz” dedi.
Duruşmada son sözü sorulan sanık Aydın, “Arkadaşım isteyerek ateş etmedi. Havaya ateş ettiğini ben gördüm. Kazara yaşanmış bir olaydır” derken, sanık Gündüz ise son sözünde takdirin mahkemeye ait olduğunu belirtti.
Müebbet hapis cezasına çarptırıldı
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Barış Gündüz’ü ‘çocuğu kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırarak, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanığın üzerine atılı 3 kişiye karşı ‘kasten öldürmeye teşebbüs etmek’ suçundan, suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatına hükmeden heyet, ‘hakaret’ suçundan müştekilerin şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle bu suç yönünden davanın düşmesine karar verdi. Ayrıca sanık hakkında ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 10 ay hapis cezası verilirken, bu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.
1 sanığa beraat
Mahkeme ayrıca sanık Yunus Emre Aydın’ı ‘çocuğu kasten öldürmeye yardım etmek’ ve 3 kişiye karşı ‘kasten öldürmeye teşebbüse yardım etmek’ suçlarından ise bu suçları işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatına karar verdi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Barış Gündüz’ün arkadaşının kullandığı motosikletle olay günü kaldırımda duran müştekiler Recep Deniz ve Musa Yıldız’a ‘ne bakıyorsun’ diyerek laf attığı, laf atılan müştekilerin ‘sana bakmadım, ağabeyimle konuşuyorum’ cevabı üzerine şüpheli Gündüz’ün, yine ‘ne bakıyorsun’ diye yanıt verdiği, bu kez müşteki Mehmet Yıldız’ın araya girerek ‘senlik bir şey yok, kendi aramızda konuşuyoruz’ diye cevap verdiği, aldığı bu cevaba ‘bekleyin siz, geliyorum’ diyen şüpheli Gündüz’ün küfürler ederek oradan ayrıldığı kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, şüpheli Gündüz’ün bir süre sonra bu kez şüpheli Yunus Emre Aydın’ın kullandığı motosikletle olay yerine geri döndüğü, aynı cadde üzerinde motosikletle geçtikleri sırada şüpheli Gündüz’ün yanında getirdiği ruhsatsız silahıyla müştekilerin bir arada bulunduğu yere doğru bir el ateş ettiği, olay yerinden motosikletle kaçtıkları, Gündüz’ün sıktığı kurşunun ise kendisiyle herhangi bir tartışması olmayan ve olay yerine sonradan gelmiş olduğu anlaşılan 16 yaşındaki Kendal Yıldız’ın başına isabet ederek ölümüne neden olduğu belirtildi.
İddianamede şüpheli Barış Gündüz’ün ‘çocuğu kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, 3 kişiye karşı ‘kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘hakaret’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurmak’ suçlarından da toplam 28 yıl 4 aydan 52 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüpheli Gündüz’e yardım ettiği öne sürülen şüpheli Yunus Emre Aydın’ın ise ‘çocuğu kasten öldürmeye yardım etmek’ ve 3 kişiye karşı ‘kasten öldürmeye teşebbüse yardım etmek’ suçundan toplam 28 yıl 6 aydan 42 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, CHP İl Başkanlığında çekildiği iddia edilen ve sosyal medyada paylaşılan para sayma görüntüleriyle ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.
Soruşturma kapsamında savcılıkta ifade veren şüpheli Melih Morsünbül, görüntülerin çekildiği Aralık 2019’da Maltepe Belediyesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığını, şu an ise aynı belediyede Özel Kalem Müdürlüğüne bağlı memur olarak çalıştığını söyledi.
Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın 9 Aralık 2019’da kendisini arayarak bulunduğu yere çağırdığını, yanına gittiğinde içi para dolu küçük bir çanta verdiğini anlatan Morsünbül, “Çantada kendisinin ve arkadaşlarının (Kim olduklarını söylemedi.) CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde başlatılan bağış kampanyası kapsamında yaptıkları bağış paralarının olduğunu söyledi. Bir ofisin adresini vererek çantayı oraya götürmemi istedi. Çantayı açıp ne kadar para olduğunu saymadım. Sadece bana verdiği talimat üzerine çantayı alarak verilen adrese götürdüm.” diye konuştu.
Morsünbül, gittiğinde Özgür Nas, Can Poyraz ve Fatih Keleş’in ofiste olduğunu, tam hatırlayamamakla birlikte parayı Nas’a teslim ettiğini belirterek, kendisine paranın il binasını satın alma işleminde kullanılacağının söylendiğini kaydetti.
Paralar sayılırken konuşmalardan 200 bin lira olarak duyduğunu ve parayı teslim ettiğine ilişkin belge, senet veya makbuz almadığını ifade eden Morsünbül, belediye başkanının da kendisinden böyle bir talepte bulunmadığını söyledi.
Morsünbül, Ali Kılıç’ın amiri olması nedeniyle paraların kaynağını sormadığını ve buna ilişkin bilgi sahibi olmadığını savunarak, Kılıç’ın kendisinden daha önce böyle bir talepte bulunmadığını kaydetti.
“Gittiğimde masa üzerinde paralar duruyor ve sayılıyordu”
Şüphelilerden Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin oğlu Serkan Çebi ise savcılık ifadesinde, belediyede herhangi bir görevi bulunmadığını, eski bir dostu olan Turgay Özcan’ın görüntülerin çekildiği tarihlerde Küçükçekmece CHP İlçe Başkanı olduğunu, Özcan’ın o gün kendisini arayıp arkadaşlarıyla aralarında topladıkları bir miktar bağış parasını bir adrese götürmesini istediğini anlattı.
Kendisine yaklaşık 80-85 bin lira verildiğini söyleyen Çebi, ifadesine şöyle devam etti:
“Parayı götüreceğim adresi bir kağıda yazarak verdi, kime teslim edeceğimi söylemedi. Arkadaşımın ricasını kırmayarak aracımla belirtilen adrese gittim. İçeri girdiğimde Turgay Özcan’ın ismini verip, bir miktar para gönderdiğini söyledim. Odadaki kişilerden birine poşet içerisindeki parayı teslim ettim. İsmen hiçbirini tanımıyorum. Gittiğimde masa üzerinde paralar duruyor ve sayılıyordu. Benim verdiğim parayı da saydılar. Babam Kemal Çebi’nin bu paraları ofise götürdüğümden haberi yoktur. Görüntülerin yayılmasından sonra babamın olaydan haberi olmuştur. Bildiğim kadarıyla babamın bina satın alma sürecinde herhangi bir yardım veya bağışı olmamıştır.”
Servet Yıldırım’ın ifadesi
Şüphelilerden Servet Yıldırım, Karsal Örme şirketinin sahibi Hüseyin Köksal’ın 12 yıldır özel şoförlüğünü yaptığını, araç üzerinde herhangi bir koruma kararı olup olmadığını bilmediğini ve çakar bulunmadığını söyledi.
Dosyada “tanık” sıfatıyla ifade veren Hasan Hüseyin Şenyurt’u ortak arkadaşları aracılığıyla 3-4 aydır tanıdığını ancak samimiyeti bulunmadığını belirten Yıldırım, “Zaten benim soy ismim Yıldırım olmasına rağmen kendisi Aydın olduğunu belirtmiştir. Bu bile beni tanımadığını göstermektedir. Bildiğim kadarıyla kendisinin herhangi bir işi bulunmamaktadır. Tanık Şenyurt’un ifadesinde belirttiği hususlar tamamen yalandır.” dedi.
Yıldırım, Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz’ı tanımadığını, bu kişilerin çalıştığı iş yerine gelip gelmediğini hatırlamadığını, dönemin İBB Kültür A.Ş Genel Müdürü Serdal Taşkın’ı tanımadığını ve ondan para alarak Keleş ve Yılmaz’a vermediğini savundu.
Servet Yıldırım, Şenyurt’un ifadesinde kendisinin konuşmalarının yer aldığı kaydı dosyaya sunacağını söylemesine ilişkin de “Böyle bir ses kaydı varsa rızam dışında alınmıştır ve bu bir suçtur. Kendisi hakkında bilahare suç duyurusunda bulunacağım. Varsa bu kayıtların tarafıma dinletilmesini istiyorum.” dedi.
Soruşturma
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı sosyal medya hesaplarında, “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığında para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı.” notuyla paylaşılan görüntülere ilişkin resen soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ve eski CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Can Poyraz’ın şüpheli olarak savcılıkça ifadesi alındı.
Keleş’in, “Parayı avukatlık ofisinde CHP İstanbul İl Binası’nı satan Ali Rıza Braka teslim aldı.” şeklinde beyanı üzerine Braka ve İmamoğlu İnşaat Şirketinin Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın da şüpheli olarak ifadesine başvuruldu.
Braka’nın savcılıkta “CHP adına süreci o tarihte İl Başkanı olan Canan Kaftancıoğlu yürütüyordu. Kendisiyle 6 Kasım 2019’da Beyoğlu 3. Noterliğinde satış sözleşmesi imzaladık.” şeklindeki ifadesiyle isminden söz ettiği eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da şüpheli olarak ifade vermişti.
]]>Sosyal medyada ortaya çıkan ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin 11 Mart tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen soruşturma başlatıldı. Başsavcılık maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için başlattığı soruşturmada ilk olarak 3 ismi ‘şüpheli’ olarak ifadeye çağırdı.
Görüntülerin 2019’dan ve CHP İstanbul İl Başkanlığı Binası’nın satın alınma sürecinde çekildiğini söylediler
İlk ifadeye çağrılan 3 isimden CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ile CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz 14 Mart günü ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. 2 şüpheli ifadelerinde, söz konusu görüntülerin 2019’da çekilmiş olduğunu ve CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde çekilmiş görüntüler olduğunu belirtti. Ertesi gün ise ifade vermeye İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş geldi. Yaklaşık 1 buçuk saat süren ifade işlemlerinin ardından Keleş de benzer ifadelere ek olarak, CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer’in bina satın alımıyla ilgili tüm Türkiye’de bağış kampanyası düzenlendiğini, partinin bu amaçla para topladığını ve kendisine birden fazla içinde para olan çanta verildiğini söyledi. Keleş ifadesinde ayrıca, o gün paranın en az 3-4 defa sayıldığını, farklı çantalardan Türk lirası, Euro, Dolar cinsinden paralar çıktığını ve paraların bağış yoluyla veya başka bir yerden gelip gelmediğini bilmediğini ifade etti.
Bina sahibi 41 milyon liraya sattığını ifade etti
Soruşturma derinleşirken, söz konusu binayı sattığı öne sürülen şüpheli Ali Rıza Braka da 18 Mart günü ifade vermeye gelen isimlerden oldu. Şüpheli Braka tercüman aracılığıyla verdiği ifadesinde, söz konusu binayı 41 milyon liraya sattığını söyleyerek, ”Her ne kadar gerçekte taşınmazları 41 milyon TL bedelle satmış olsam da satış vaadi sözleşmesinde ve resmi olarak 24 milyon 360 bin TL göstermiş olmanın herhangi bir sakıncası olduğunu düşünmedim. Sözleşmenin karşı tarafı olan Canan Kaftancıoğlu’nu sadece o gün noterde gördüm. Her ne kadar taşınmazı 41 milyon TL’ye satmış olsam da elime geçen para resmi olarak 24 milyon 360 bin TL ve elden aldığım 15 milyon 510 bin TL, toplamda 39 milyon 870 bin TL’dir. Geriye kalan meblağın ise komisyon ve diğer giderler olduğunu söyleyerek bana vermediler. Ben zaten daireleri satmış olduğum için mutluydum ve paramı da almıştım” ifadelerini kullandı.
”Keleş’in Ekrem İmamoğlu’na yakın olması nedeniyle bu durumdan korktuğunu ve mecburen parayı ödemek zorunda olduğunu söyledi”
Şüpheli Braka’nın ardından İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz da ifade verirken, aynı gün CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da ‘şüpheli’ sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Öte yandan Braka’nın avukatı Gökhan Taşkapan’ın da bilgi sahibi olarak Savcılığa ifade verdiği öğrenildi. Taşkapan ise ifadesinde, ”CHP tarafı taşınmazları satın alırken Gül İnşaat’ın sahibi Metin Gül’ün binanın alınmasına 2 milyon TL yardım etmesini istedi. Bu nedenle birçok kez Metin Gül’ün de bulunduğu toplantılar gerçekleştirdik. Metin Gül bana, kendisinin Büyükçekmece’de ve Sarıyer’de çok fazla yatırımı olduğunu, CHP’den Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ve Fatih Keleş’in arada bulunan 2 milyon lirayı kendisinden istediğini bu parayı vermezse bu kişilerin yatırımlarını durduracaklarını söylediklerini, Keleş’in Ekrem İmamoğlu’na yakın olması nedeniyle bu durumdan korktuğunu ve mecburen parayı ödemek zorunda olduğunu söyledi. Bu nedenle bize bu 2 milyon TL’nin bir milyon lirası sizden olsun, geri kalan 1 milyon lirayı da ben ayrıca size elden vereceğim dedi. 11 Aralık 2019’da tapu devrinin yapıldığı gün çalışanı aracılığıyla elden teslim etti. Biz de kendisi zor durumda kalmasın diye bedeli 41 milyon lira olarak güncelledik” dedi.
Soruşturma çerçevesinde 22 Mart tarihinde ise önce Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel, ardından aynı gün CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade verdi. Şüpheli Öksel ifadesinde, olay zamanı Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in para dolu çantayı makam odasında verdiğini, çantayı alıp tek başına avukat Gökhan Taşkapan’ın ofisine gittiğini ve paranın nereden geldiğini veya nasıl temin edildiğini bilmediğini söyledi.
”Tapuda bedelin 24 milyon lira olması ile 41 milyon lira olması arasında partimiz açısından herhangi bir fark olmayacaktır”
Canan Kaftancıoğlu ise yaklaşık 2 buçuk saat ifade verdi. Kaftancıoğlu ifadesinde, CHP’de her şeyin net olduğunu ifade ederek, ”Siyasi partiler taşınmaz alımlarında herhangi bir vergi ödemedikleri için ben özellikle satın alınan gerçek değerin tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum. Tapuda bedelin 24 milyon lira olması ile 41 milyon lira olması arasında partimiz açısından herhangi bir fark olmayacaktır. Sonradan öğrendiğim kadarıyla satıcı bu binayı yaklaşık 1 yıl önce bize satılandan daha düşük bedelle aldığı için tapuda gerçek bedelin gösterilmesi halinde aldığı taşınmazı 5 yıl içerisinde sattığı için aradaki farkın vergisini ödemek zorunda kalacakmış. Satıcının bize ilettiği tapuda rayicin üzerindeki bedel olan tapu bedeli ile geriye kalan kısmın elden verilmesini kabul ederek binayı satın alma konusunda anlaştım. Bu konuda bütün sorumluluk bana aittir. Anlaştıktan sonra toplanan bağış parasının olduğu gibi muhatabına gitmesi gerektiği için elden verilen paranın mutlaka tutanak ile kayıt altına alınması gerektiğini bütün arkadaşlarıma ben söyledim” ifadelerini kullandı.
Soruşturmada gelinen aşama: 3 kişi daha ifadeye çağrıldı
Soruşturma çerçevesinde şimdiye kadar CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, CHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın eski basın danışmanı Can Poyraz, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Onur Öksel ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade verdi. Toplamda 7 şüphelinin ifade verdiği soruşturmada ayrıca, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin oğlu Serkan Çebi, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın Danışmanı Melih Morsümbül ile iş insanı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Aydın’ın da ifade vermek üzere Savcılığa çağrıldığı öğrenildi.
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, CHP İl Başkanlığında çekildiği iddia edilen ve sosyal medyada paylaşılan para sayma görüntüleriyle ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.
Soruşturma kapsamında Öksel’in savcılıkta, “şüpheli” sıfatıyla verdiği ifadesi ortaya çıktı.
Öksel ifadesinde, 2019 yerel seçimlerinden sonra kasım ayında istisnai memuriyet atama yoluyla Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in özel kalemi olarak işe başladığını söyledi.
Bu görevinden yaklaşık 2 yıl sonra belediyede insan kaynakları müdürü pozisyonuna geçtiğini, halen ise Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığını belirten Öksel, basında “izne çıktığı” haberlerine ilişkin, “Ben 29 Şubat’ta başkanlık oluru ile 4 Mart tarihi itibarıyla yıllık iznimi kullanmaktayım. Şehir dışına çıkmadım, İstanbul’dayım.” dedi.
Öksel, görüntülerin çekildiği tarihte, belediye başkanının özel kalemi olarak görev yaptığını, başkan Keskin’in kendisini, avukatı Ergün Özer’in avukatlık ofisine çağırdığını ve görüntülerde yer alan çantayı verdiğini söyledi.
Çantayı teslim aldığında içinde para olduğunu bildiğini ancak nereye ve ne amaçla götüreceğini bilmediğini iddia eden Öksel, “olayı belediye başkanının kendi şahsi konusu” olarak bildiğini, bu nedenle çantayı teslim aldığını belirtti.
Öksel, Keskin’in kendisine açık adres yazılı kağıt verdiğini ve kendisinin de söz konusu adrese gittiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ofise gittiğimde orada o tarihte CHP İl Başkan Yardımcısı olan Özgür Nas ve il başkanının basın danışmanı olan Can Poyraz oradaydı. Onları görünce parti ile ilgili bir durum olduğunu anladım. Oraya gittiğimde tanımadığım ancak dün (21 Mart 2024) sosyal medyaya yansıyan görüntülerde Küçükçekmece Belediye Başkanının oğlu olduğu belirtilen şahıs da oradaydı. Masanın başında duruyordu. Masa üzerinde para vardı ve paralar sayılıyordu. Ben de laptop çantası boyutunda bir çantanın içinden paraları çıkararak masanın üzerine bıraktım ve görüntülerde yer alan bir koltuğa oturdum. Yaklaşık 5-10 dakika oturduktan sonra tek başıma ofisten ayrıldım.”
Kendisine Muammer Keskin’in parayı teslim ettiğinde ne kadar olduğunu, nereden geldiğini ve nereye harcanacağını söyleyip söylemediğinin sorulması üzerine Öksel, “Çantayı teslim edeceğim kişinin ismini söylemedi. Sadece, ‘Belirtilen ofise götür, teslim et.’ dedi. Bende amirimin verdiği talimata uyarak çantayı götürdüm. Ofise gittiğimde Özgür’den CHP İstanbul İl Parti Binası’nın satın alınacağını öğrendim. Ben ofiste bulunanlardan sadece Özgür Nas’ı ve Can Poyraz’ı tanıdığım için odada bulunan diğer kişilerle muhatap olmadım. Bu kişilere ‘Tamam mı? Bir sorun var mı?’ diye sorduğumda onlar da ‘Tamam sorun yok. Her şey yolunda.’ diye söylediler.” ifadesini kullandı.
Şüpheli Öksel, daha sonra başkanlık binasına geri döndüğünde Keskin’e il binasının satın alımını öğrendiğini söylediğinde ise Keskin’in “Evet, evet biliyorum zaten.” diye yanıt verdiğini belirtti.
Soruşturma
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı sosyal medya hesaplarında, “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığında para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı.” notuyla paylaşılan görüntülere ilişkin resen soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas ve eski CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Can Poyraz’ın şüpheli olarak savcılıkça ifadesi alındı.
Keleş, “Parayı avukatlık ofisinde CHP İstanbul İl Binası’nı satan Ali Rıza Braka teslim aldı.” şeklinde ifade verdi.
Soruşturma kapsamında, Braka ve İmamoğlu İnşaat Şirketinin Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın da şüpheli sıfatıyla ifadesi alındı.
Şüpheli Braka’nın da savcılıkta, “CHP adına süreci o tarihte İl Başkanı olan Canan Kaftancıoğlu yürütüyordu. Kendisiyle 6 Kasım 2019’da Beyoğlu 3. Noterliğinde satış sözleşmesi imzaladık.” şeklindeki ifadesiyle isminden söz ettiği eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun şüpheli olarak ifadeye çağırıldığı öğrenildi.
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybettiği, 4 kişinin ise yaralandığı kazaya ilişkin başlatılan soruşturma devam ediyor.
Soruşturma kapsamında 17 yaşındaki sürücü T.C’nin babası Cihantimur, “suçluyu kayırma” suçundan “şüpheli” sıfatıyla ifade vermek üzere Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne geldi.
Burada, soruşturmayı yürüten savcılıkça ifadesi alınan Cihantimur, “imza atma” şartını içeren adli kontrol tedbiri uygulanması istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.
Hakimlik, şüpheli Cihantimur hakkında, “imza atma” şartını içeren adli kontrol tedbiri uygulanmasını kararlaştırdı.
Savcılık ifadesine ulaşıldı
Cihantimur, savcılık sorgusunda, soruşturma kapsamında tutuklanan Ayşe Ceren Saltoğlu’nun kendisinin çalışanı olduğunu belirterek, “Maaşını şirketten almaktadır. Eylem’le (Tok) aralarında herhangi bir patronluk ilişkisi yoktur. Sadece sanat faaliyetleri nedeniyle diyalog kurmuşlardır. Ayrıca kendi tahsis ettikleri ilişkileri benim dışımdadır. Dışarıda görüşüyorlarmış. Ben bundan haberdar değilim.” ifadelerini kullandı.
Olay günü şüpheli Eylem Tok’un kendisini saat 00.30 sıralarında aradığını, “Hemen gel, T.C. kaza yapmış.” dediğini belirten Cihantimur, daha sonrasında Tok ile oğlu T.C’nin yaşadığı eve gittiğini anlattı.
Şüpheli Cihantimur, eve gittiğinde oğlunu şok halinde gördüğünü, donmuş bir halde olduğunu, Eylem Tok’un ise panik halde birileriyle konuştuğunu anlattı.
Eylem Tok’a “Çocuğu bana ver, bir hastaneye götüreyim. Belki kafasını çarpmıştır. Ona göre bakalım.” dediğini aktaran Cihantimur, Tok’un bunu kabul ettiğini, böylece oğluyla araca bindiklerini ifade etti.
Cihantimur, yolda oğluna olayı anlattırmaya çalıştığını kaydederek, “Kendisi bana, ‘Bir, iki kişinin kafasında kan vardı ancak bir kişi yerde yatıyordu. Kazadan sonra da bir sürü insan olay yerine geldi. Ben, yarım saat olay yerinde kaldım.’ dedi. Zaten Eylem’in T.C’yi olay yerinden gelip aldığını sonradan öğrendim.” iddiasında bulundu.
Çalışanı Ayşe Ceren Saltoğlu’nun, oğlu havalimanına gideceğini bilmesi halinde kendisini bu konuda uyaracağını öne süren Cihantimur, Saltoğlu’nun bir şey söylemediğini savundu.
Şüpheli Cihantimur, kendisinin havalimanına gitmeye niyeti olmadığını da ileri sürdü.
“Oğlumla en son irtibat kurduğumda Türkiye’ye dönmek istediğini söyledi”
Ayşe Ceren Saltoğlu’na ulaştığında Eylem Tok ile oğlunun yurt dışına gittiğini öğrendiğini iddia eden Cihantimur, “En son Eylem’e Mısır’dayken ulaştım. Geri dönmesi noktasında ikna ettim. İkna olmuştu ancak sonrasında kendi çevresinden ve medyada gördüğü bilgilerden dolayı bu olayı kendi açımdan yavaşlattığımı düşünerek irtibatı kesti. Sonra kendisine ulaşamadım. Oğlum T.C. ile de temas kuramıyorum. Çünkü annesinin yanında ama oğlumla en son irtibat kurduğumda Türkiye’ye dönmek istediğini bana ısrarla söylemiştir.” beyanında bulundu.
Cihantimur, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, her türlü kamera görüntüsünün incelenmesine rızası bulunduğunu, yardıma hazır olduğunu, oğlunun da dönmesini istediğini belirterek, bu durumun kendisini de çok üzdüğünü bildirdi.
Vefat eden Oğuz Murat Aci’nin ailesine taziyeye gittiğini ifade eden Cihantimur, şöyle devam etti:
“Orada bize ilk neden irtibat kurmadığımıza dair sitem edildi. Neden gelemediğimizi anlattım. Acılarını paylaştım, her türlü yardıma hazır olduğumu ilettim. Babasıyla birbirimize telefonlarımızı verdik. Taziye esnasında, Süleyman diye biriyle irtibat kurabileceğimizi söylediler, numarasını aldık. Sonrasında ne kadar acılarını paylaşmak ve destek olmak için irtibat kurmaya çalışsak da kendilerinin tavırları değişmişti, bizimle görüşmek istemediler.”
Cihantimur, oğlunun dönmesini istediğini öne sürerek, “Oğlumun gelmesi için ne gerekiyorsa yaparım ancak oğlumla da Eylem’le de irtibat kuramıyorum. T.C’yi yurt dışına kaçırmak, kaçmasına yardım etmek, kaza esnasında ve sonrasında delilleri gizlemek, saklamak ve yok etmek gibi hiçbir eylemim olmadı. Hiç kimseyi yönlendirmedim, organize etmedim. Oğlumu tanıyorum, kendisi dönmek istiyor. Annesiyle döneceklerine ve adalete teslim olacaklarına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Hakimlikten çıktıktan sonra kendisini görüntüleyen basın mensuplarına “Açıklama yapacağım.” diyen şüpheli Cihantimur, daha sonra adliyeden ayrıldı.
Ne olmuştu?
Eyüpsultan’da seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.
Kazada yaralanan 5 kişi hastaneye kaldırılmış, yaralılardan Oğuz Murat Aci müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.
Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin, olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaşıp saat 02.00 sıralarında İstanbul Havalimanı’na gittikleri, 04.30 sıralarında da Mısır’a uçtukları tespit edilmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Mısır’a kaçan T.C. ve Eylem Tok hakkında yakalama kararı çıkarılmış, sonrasında da kırmızı bülten çıkarılması talebiyle Adalet Bakanlığına yazı yazılmıştı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da Mısır adli makamlarıyla temasa geçildiğini, ABD’ye gittikleri tespit edilen şüphelilerin iadesi için geçici tutuklama talep evrakının ABD yetkili makamlarına iletildiğini açıklamıştı.
Şüphelinin babası Bülent Cihantimur’un iş yerinde çalışan kurumsal iletişim uzmanı Ayşe Ceren Saltoğlu “suçluyu kayırma” ile “delileri gizleme” suçlarından tutuklanmış, Cihantimur ve kazadan sonra yaralılardan birinin kayıp telefonunu emniyete teslim eden A.K. hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.
]]>“FENOMEN SORUŞTURMASINDA ŞÜPHELİ” İDDİASI
Mahkeme, Eylem Tok’un boşandığı eşi T.C.’nin babası Bülent Cihantimur hakkında da yurt dışına çıkış yasağı verirken Cihantimur’un çalışanı ise tutuklandı. O firarda payı olduğu ifadelere de yansıyan doktor baba Bülent Cihantimur’un tüm Türkiye’nin konuştuğu ‘fenomen soruşturmasında’ şüpheli olduğu ortaya çıktı. Cihantimur’un diğer fenomenler gibi kara para aklama ve suç örgütüne üye olmakla suçlandığı soruşturmanın ayrıntıları da ortaya çıktı. Kanal D’nin haberine göre Cihantimur, fenomenlere yönelik kara para soruşturmasının şüphelilerinden biri.
13 ŞÜPHELİDEN BİRİ BÜLENT CİHANTİMUR
Kara para aklama iddiasıyla tutuklanan Dilan Polat’ın ardından birçok fenomen hakkında inceleme başlatılmış, hatta soruşturma başlatılmıştı. Soruşturulan o fenomenlerden biri de kamuoyunda ‘Tayyargiller’ olarak bilinen Tayyar ve Özlem Öz çiftiydi. Onların dosyasında 13 şüpheli vardı, o şüphelilerden biri de Bülent Cihantimur’du. Soruşturmayı savcı Gökalp Kökçü yürütüyordu. Hakkında usulsüz işlem yaptığı iddiaları ortaya atılınca İstanbul’dan Erzurum’a gönderildi. Ayrıca HSK hakkında inceleme başlattı. Bunun üzerine savcı emeklilik dilekçesi verip mesleği bıraktı. Savcı dosyadan alınmadan önce Cihantimur ile ilgili birçok tartışmalı karara imza attı. Onlardan ilki de mal varlıklarıyla ilgiliydi. Savcı, mahkemeye gönderdiği yazıda Cihantimur’un da olduğu 13 şüpheli ile ilgili suçlamaları belirtti ve bu şüphelilerin sahibi olduğu 3 şirkete el konulmasını istedi. O şirketler arasında Cihantimur’un estetik merkezi yoktu.
YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI TALEP EDİLDİ
Bu karar diğer şüphelilerin avukatlarının da dikkatini çekti. Avukatlar, Savcı Kökçü’nün dosyadan alınmasının ardından yeni savcıya dilekçe sundu. Kökçü’nün Cihantimur’a ayrıcalık tanıdığı iddiasında bulunuldu. Dosyadaki bilgilere göre Kökçü, şüpheliler hakkında yurt dışına çıkış yasağı talep etti. Ancak talebinde şüphelilerin bu saat itibarıyla hazır edilemediğini vurguladı. Yani gözaltına almamasının nedeni olarak saati gösterdi ama mahkeme kararında saat belirtilmedi.
“ŞÜPHELİLER BÜLENT CİHANTİMUR’U HİÇ TANIMAMAKTADIR”
Akılları karıştıran bir başka detay ise ‘Tayyargiller’ soruşturmasındaki 12 şüphelinin birbiriyle ortak ve akraba olması. 12 kişi iddiaya göre 13’üncü şüpheliyi yani Bülent Cihantimur’u tanımıyor. Şüphelilerin avukatları bu iddialarıyla ilgili de başsavcılığa başvurdu. “Soruşturmanın şüphelileri Bülent Cihantimur’u hiç tanımamaktadır, hayatı boyunca bir kez dahi sesini duymadığı, yüzünü görmediği bir şahısla aynı soruşturma dosyasının neden şüphelisi olunmuştur” sorusu yöneltildi. Savcılık kaynaklarından edinilen bilgiye göre Bülent Cihantimur’un neden özellikle bu soruşturma dosyasında girdiği ve hangi şirketleriyle ilgili işlem yapılıp yapılmadığına bakılıyor.
EYLEM TOK SESSİZLİĞİNİ BOZDU
Eylem Tok ise uzun süre sonra sessizliğini NOW Ana Haber’e bozdu. Firari Tok, “Sadece savcıya konuşacağım” ifadelerini kullandı. Eylem Tok ayrıca muhabirin sorduğu “Ne zaman geleceksiniz?” sorusu sonrasında ise telefonu kapattı.
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında savcılığın mahkemeye gönderdiği sevk yazısında, soruşturma ve zanlılarla ilgili detaylar yer aldı.
Yazıda, İsrail istihbarat mensubu “Victoria” kod adlı ajanın kendisini “Global Investigative Services” isimli şirket çalışanı olarak tanıttığı, Slovakya ve Güney Afrika operatörleri üzerinden dosya şüphelisi özel dedektif Hamza Turhan A. ile 2019’da ilk teması sağladığı ve 9 farklı numara üzerinden iletişim kurduğu belirtildi.
“Victoria” kod adlı kişinin ilk görüşmede Hamza Turhan A’dan, dedektif olarak sağladıkları hizmetlerin neler olduğunu, Türkiye’de bulunan kişiler hakkında herhangi bir araştırma yapıp yapmadığını, yapıyorsa ne tarz bilgiler elde edebildiğini öğrenmek istediğini beyan ettiği anlatılan yazıda, Hamza Turhan A’nın ise hedef kişilerin ev, iş adreslerini, telefon numarasını, kimlik ve pasaport numarasını, Türkiye’ye giriş-çıkış bilgilerini temin edebileceğini belirttiği aktarıldı.
Yazıda, “Victoria”nın Mayıs 2019’da Hamza Turhan A’dan elde ettiği bilgileri mail yoluyla raporlayarak göndermesini istediği, ödemelerin ilk etapta banka üzerinden gerçekleştirildiği, Hamza Turhan A’nın banka hesabına İsrail İstihbarat Servisi tarafından kullanılan “Emıl Slalov” isimli kişiye ait İsviçre’deki banka hesabından 1484 avro ödeme yapıldığı kaydedildi.
Şüpheli Hamza Turhan A’nın İsrail istihbarat mensubuyla görüşmek amacıyla Temmuz 2019’da Belgrad’a gittiği, seyahat ve konaklama gibi harcamaları için şüpheliye “Kryptomagnetic Venture Traders” isimli şirketin Kenya’daki banka hesabından 1030 avro ödeme yapıldığı belirtilen yazıda, şüphelinin ödemelerin devamını kripto para cinsinden aldığı anlatıldı.
Yazıda, şüpheli Hamza Turhan A’nın Ocak 2020’de “Victoria” ile görüşmek amacıyla plan yaptığı ancak Kovid-19 salgını nedeniyle görüşemediği, sürecin devamında ajanın sağlık sorunlarını bahane ederek Eylül 2020’de şüpheliyi “Robert” ve “Andrea” isimli MOSSAD ajanlarıyla tanıştırdığı aktarılırken, şüphelinin bu ajanlarla eş zamanlı görüştüğü, “Victoria”nın ilk etapta şüphelinin imkan ve kabiliyetini test etmek amacıyla deneme görevleri verdiği belirtildi.
Ajan “Victoria”nın “Andrea” ve “Robert” aracılığıyla şüpheliyi İsrail’in dış politikasına ve ulusal çıkarlarına tehdit olarak algıladığı kişiler ile şirketler hakkında araştırma yapması doğrultusunda talimatlandırdığı aktarılan yazıda, şüphelinin yine bu ajan tarafından “Marc” kod adlı başka bir ajana Temmuz 2022’de devredildiği anlatıldı.
Yazıda, ajan “Marc”ın şüpheliyi Dubai, Irak/Kerbela ve Güney Afrika’da bağlantı bulmaya yönlendirdiği ve buradaki kişiler hakkında bilgi-belge talep ettiği anlatılırken, şüpheliye bu işler karşılığında ödemeyi kripto para cinsinden yaptığı kaydedildi.
Sahte hesapla taciz nitelikli mesaj
Şüpheli Hamza Turhan A’nın, 6’sı dosyanın şüphelisi 7 kişiden MOSSAD’ın taleplerini karşılamak amacıyla bilgi ve doküman temin ettiği, Tunus uyruklu Hamza K’ye yönelik tehdit eyleminde ise şüpheli Funda K’yi kullandığı belirtilen yazıda, bu kapsamda Hamza K. adına sahte Instagram hesabı açtığı, bu hesaptan Funda K’ye taciz nitelikli mesajlar gönderdiği, Funda K’yi Hamza K. hakkında şikayetçi olması için ikna ettiği, 15 Haziran 2021’de Güngören Polis Merkezi Amirliği’nde konuyla ilgili tutanak tutulduğu aktarıldı.
Yazıda şüpheli Hamza Turhan A’nın olay sırasında Hamza K’yi tehdit etmesi ve bunu görüntülü kayda alarak ajan “Victoria”ya göndermesi üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı anlatıldı.
Hamza Turhan A’nın 63 aktif, 35 kapatılmış banka hesabı olduğu belirlendi
Şüpheli Hamza Turhan A. hakkında detaylı tespitlere yer verilen yazıda, şüphelinin yurt dışı seyahatlerinde genellikle MOSSAD ajanlarıyla görüştüğünün tespit edildiği, MASAK araştırma ve tespit raporuna göre ise 63’ü aktif 35’i kapatılmış toplam 98 banka hesabının bulunduğu kaydedildi.
Hamza Turhan A’nın çok sayıda banka hesabıyla ajanlık faaliyetleri kapsamında elde ettiği menfaatleri gizlemeyi amaçladığı aktarılan yazıda, dosya şüphelileri ile aralarındaki para transferlerinin casusluk faaliyeti kapsamında olduğunun değerlendirildiği anlatıldı.
Şüpheliden ele geçirilen dijital materyallerde çok sayıda el yazısı not kağıdı ve doküman tespit edildiği, cep telefonuyla MOSSAD tarafından kullanıldığı belirlenen yurt dışı numaralarıyla çok sayıda görüşme yaptığının belirlendiği, “belgeler” kısmında ise Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ndeki mitinge ilişkin emniyet tedbirleri kapsamında hazırlanmış kroki bilgisinin yer aldığı, bu bilginin de illegal yollarla temin edildiği kaydedildi.
Yazıda, Hamza Turhan A’nın telefonunda Suriyeli bir kişiye ait pasaport bilgilerinin yer aldığı, fotoğraflar bölümünde İsrail Başkonsolosluğu önünde gerçekleştirilen eyleme ait görüntülerin bulunduğu, bu görüntülerin de İsrail istihbarat servisiyle paylaşıldığının değerlendirildiği anlatıldı.
Şüpheli Hamza Turhan A’nın “Victoria Z”, “Andrea Tours” ve “Demet Kes” isimli kullanıcılarla casusluk faaliyetleri kapsamında sohbet kayıtları bulunduğuna, bu kişilerin de MOSSAD’a çalıştığının tespit edildiğine vurgu yapılan yazıda, şüphelinin konuşmalarında ise bilgi toplama, fotoğraflama ve koordinat bilgilerinin yer aldığı, bu konuşma içeriklerinden de şüphelinin eylemleri karşılığında menfaat temin ettiğinin belirlendiği aktarıldı.
Şüpheli Hamza Turhan A, hakkındaki tespitleri doğruladı
Yazıda, şüpheliden ele geçirilen sim kartta 14 kişinin kayıtlı olduğu, kartın gizliliğe riayet edilmek üzere kullanıldığı ve diğer şüpheliler Mehmet Y, Özkan Ş, Ercan K, Hakan K, Ömer Burak G. ve İsmail K ile çok sayıda ortak baz bilgisinin tespit edildiği, Hamza Turhan A’nın da bunu doğrulayarak kabul ettiği belirtildi.
Şüphelinin alınan ifadesinde de birçok konuyu doğruladığına, özellikle dosyanın diğer şüphelileri ve “Victoria” ile “Robert” isimli ajanlarla birlikte hareket ederek casusluk faaliyetlerini gerçekleştirdiğine işaret edilen yazıda, şüphelinin üzerine atılı “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” suçunun vasfı dikkate alındığında kaçma ve delil karartma şüphesi bulunduğu ifade edildi.
Yazıda, şüpheli Funda K’nin satış elemanı olarak sigorta kaydı olduğu, Hamza Turhan A. ile gönül ilişkisi bulunduğu ve birlikte hareket ederek casusluk faaliyeti gerçekleştirdiği, özellikle İran uyruklu kişilerin takip edildiği illerde Hamza Turhan A. ile aile görüntüsü vererek dikkat çekmemeye çalıştıkları aktarıldı.
Şüpheli Mehmet Y’nin ise İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığında memur olarak görev yaptığı, özellikle şirket bazında bazı bilgilere kolay erişiminin bulunduğu bildirilen yazıda, memur olan şüphelinin 24 aktif, 12 de kapatılmış banka hesabı bulunmasının olağan akışa aykırı olduğu tespitine yer verildi.
Yazıda, Mehmet Y’nin hesabına Hamza Turhan A’dan farklı tarihlerde toplam 59 bin 501 lira para transferi gerçekleştirildiği aktarıldı.
Polislikten ihraç edilen şüpheli de casusluk yaptığını kabul etti
Meslekten ihraç edilen eski polis memuru şüpheli Özkan Ş. hakkında birçok suçtan adli kayıt bulunduğu, 35’i aktif 70 banka hesabı tespit edildiği, diğer şüphelilerle çok sayıda para transferine rastlandığı bildirilen yazıda, “Şüphelinin swift alma bilgilerine bakıldığında, hesabına 74.047,15 değerinde dolar ve avro girişi olduğu, telefonunda yapılan incelemede Mustafa Modoğlu başlıklı not dökümüne rastlandığı, dökümde ‘TC’si bulunup oteline de bakılacak.’ şeklinde içeriğin yer aldığı, dolayısıyla bunun casusluk faaliyeti kapsamında bir not olduğu” bilgisi yer aldı.
Yazıda, şüphelinin ifadesinde Hamza Turhan A. ile takip ve bilgi toplama eylemlerini kabul ettiği, otel kayıtlarının da bu eylemler sırasında gerçekleştirildiği, takip sürecinde şüpheli Ercan K’nin de kendilerine katıldığını söylediği aktarıldı.
Şüpheli Ömer Burak G’nin polis memuruyken istifa ettiği, birçok suçtan kaydı bulunduğu, çok sayıda kamu görevlisiyle para transferlerinin tespit edildiği, bu transferlerin de İsrail istihbarat servisi tarafından talep edilen veya Hamza Turhan A. tarafından iletilen bilgilerin temin edilmesi sebebiyle gerçekleştiğinin değerlendirildiği anlatıldı.
Yazıda, şüpheliye ait hesaplar arasındaki transferlerde 2023’te 279 milyon 64 bin 194 lira para girişi olduğu ve 9 milyon 685 bin 174 dolar para transferi gerçekleştiğine vurgu yapılarak, söz konusu rakamların hayatın olağan akışına aykırı olduğu kaydedildi.
]]>Mersin’de gerçekleştirilen operasyonda, Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında Mersin Limanı’ndaki şüpheli bir konteyner takip altına alındı. Gümrük Muhafaza ekipleri tarafından yakın takibe alınan konteynerin üzerinde aynı numara yazan başka bir konteyner (ikiz konteyner) ile değiştirildiği tespit edildi. Bunun üzerine harekete geçen ekipler şüpheli konteyneri x-ray tarama cihazına sevk etti. Tarama işlemi sonucu konteynerden şüpheli yoğunluk alınması üzerine kuşkuları artan ekipler konteynere yönelik fiziki arama gerçekleştirdi.
Ekiplerce yapılan arama sonucu konteyner içinde beyan edilmemiş 59 bin 600 adet elektronik nargile (puff), 19 bin 450 kilogram menteşe, 101 bin 520 adet dereceli gözlük cinsi ticari eşya ele geçirildi. Yapılan operasyon sonucunda yakalanan kaçak eşyaların yaklaşık piyasa değerinin 75 milyon Türk Lirası olduğu belirlendi.
Konuyla alakalı soruşturma Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam ediyor.
Kapıkule Gümrük Kapısı’nda uyuşturucu kaçakçılarına geçit verilmedi
Gümrük Muhafaza ekiplerinin gümrük kapılarından geçiş yapan yolculara yönelik yürüttüğü risk analizi ve yolcu kontrolleri çalışmaları kapsamında Edirne’de operasyon gerçekleştirildi. Kapıkule Gümrük Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapmak üzere gelen otobüsteki şüpheli bir yolcu ekiplerce takibe alındı. Otobüste bulunan yolcu bagajları, x-ray taramasından geçirildi ve bazı bagajlarda şüpheli yoğunluk görüldü.
Detaylı ve dikkatli şekilde yapılan aramalar sonucu şüpheli şahsın iki adet çantasında, şeffaf poşetler içerisine sarılı vaziyette paketlere rastlanıldı. Gümrük Muhafaza ekipleri tarafından paketlerde bulunan maddeye yönelik yapılan analizler neticesinde, maddelerin kokain cinsi uyuşturucu olduğu tespit edildi.
Gümrük Muhafaza ekiplerinin gerçekleştirdiği başarılı operasyon sonucu, tahmini değeri 35 milyon Türk Lirası olan ve toplam 20 paket içerisine gizlenmiş halde yaklaşık 22 kilogram ağırlığında kokain cinsi uyuşturucu madde ele geçirildi.
Olayla ilgili olarak Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması devam ediyor.
Habur’da ekmek arasına gizlenmiş 1 kilo kaçak altın ele geçirildi
Habur Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda ise, Irak’tan Habur Gümrük Kapısı’na gelen bir yolcu yakın takibe alındı. Gümrük Muhafaza ekiplerince, takibe alınan yolcunun tır cinsi aracıyla geldiği fakat gümrük kapısından elindeki poşetlerle geçeceğinin belirlenmesi üzerine harekete geçildi.
Yolcunun elindeki poşetleri kontrol etmek isteyen ekiplerin ekmek poşetinin olması gerekenden daha ağır olduğunu tespit etmesi üzerine yapılan aramada ekmeğin arasına gizlenmiş halde külçe şeklinde 1 kilogram altın ele geçirdi. Ele geçirilen altının piyasa değerinin yaklaşık 2 milyon 400 bin Türk Lirası olduğu tespit edildi.
Olayla ilgili bir kişi gözaltına alınırken, soruşturma Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam ediyor. – ANKARA
]]>Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta 1-29 Şubat tarihleri arasında İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirme yaptı. Usta yaptığı açıklamada, “2024 yılı Şubat ayı içerisinde Bingöl’ümüzün güvenlik ve asayişine yönelik yapılan 01 Şubat – 29 Şubat günlerini kapsayan 1 aylık süreçteki güvenlik güçlerimizin çabalarına ilişkin siz değerli hemşehrilerimizi ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Bingöl’ün huzur ve güvenliği için gece gündüz demeden azim ve kararlılıkla çalışıyoruz. Amacımız siz kıymetli vatandaşlarımızın huzur ve güven içerisinde yaşamasını sağlamak; suçun önlenmesi, azaltılması ve suçluların yakalanması konusunda kararlılıkla çalışmaktır. İlimiz genelinde aldığımız tedbirlerle suç işleyenlere ve halkımızın huzurunu bozanlara göz açtırmıyoruz. Ne kadar büyük ve çok olurlarsa olsunlar aramızda dolaşan kriminal kişilerin peşini bırakmayacak ve adalete teslim edeceğiz. Bu kapsamda; 2024 yılının Şubat ayında il genelinde genel asayiş ve kamu düzeninin sağlanması ile suç ve suçlularla mücadele edilmesi amacıyla yapılan çalışmalarda 0-5 yıl arası aranan 60 şahıs, 5-10 yıl arası aranan 5 şahıs, 10 yıl üzeri aranan 5 şahıs, İiadeye yönelik aranan 132 şahıs, olmak üzere toplam 202 şahıs yakalanmış, 70 şahıs tutuklanmıştır” dedi.
Vali Usta, “Asayiş suçları kapsamında ilimiz genelinde gerçekleşen hırsızlık olaylarında 56 olay aydınlatılmış, olaylarda ise 156 şahıs yakalanmış, 1 şahıs tutuklanmıştır. Umuma açık iş yerlerine yapılan denetimlerde 40 işyerine toplam 17 bin 404 TL idari para cezası uygulanmıştır. Asayiş olaylarında ilimiz genelinde 15 tabanca, 3 kurusıkı tabanca, 11 av tüfeği ve 1 uzun namlulu silah olmak üzere toplam 30 silah yakalanmıştır. Olaylarda 1 adet çalıntı araç, 1 adet motosiklet, 1 adet üç tekerlekli seyyar araba, 4 adet araç hoparlörü, muhtelif inşaat malzemeleri ve toplam 500 metre bakır kablo ile hayvan hırsızlığı kapsamında çalıntı 8 adet küçükbaş hayvan ele geçirilmiş, toplam 851 şüpheli yakalanmıştır. Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında: İlimiz genelinde 8 kaçakçılık, 9 mali, 2 organize ve 1 ulusal güvenliğe karşı olmak üzere toplam 20 olay meydana gelmiştir. Meydana gelen olaylarda 14 şüpheli yakalanmış, 14 şüpheli gözaltına alınmıştır. Ayrıca olaylarda 64 adet cep telefonu, 124 adet sikke, 8000 adet makaron, 38 kg kaçak tütün, 2 adet sahte para, 51 adet emtia eşya, 1 adet tabanca, 156 adet fişek ele geçirilmiştir. Narkotik suçlarla mücadele kapsamında: İlimiz genelinde 71 olay meydana gelmiştir. Meydana gelen olaylarda 91 şüpheli yakalanmış, 8 şüpheli tutuklanmıştır. Olaylarda 43 kg 479 gram esrar, 11,57 gram metamfetamin, 4 adet ecstasy, 2 adet sentetik hap ele geçirilmiştir. TEM suçları kapsamında: İlimiz genelinde şubat ayı içerisinde 363 adet operasyonel faaliyet ifa edilmiş olup yapılan bu operasyonlar neticesinde PKK/KCK bölücü terör örgütü kapsamında 8 şüpheli şahıs, dini istismar eden terör örgütleri kapsamında 3 şüpheli şahıs olmak üzere toplamda 11 şüpheli şahıs yakalanmıştır, Yakalanan bu şahıslardan 4 şahsın ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış 7 şahıs ise mevcutlu olarak sevk edildikleri adli makamlarca haklarınca adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmıştır. Ayrıca yapılan operasyonlar neticesinde; 4 adet cep telefonu, 4 adet sim kart, 2 USB bellek ve 8 örgütsel kitap/yayın ele geçirilmiştir. Göçmen kaçakçılığıyla suçlarla mücadele kapsamında: İlimizde 5 olay meydana gelmiştir. Meydana gelen olaylarda 2 göçmen kaçakçısı organizatörü tutuklanmış, 15 düzensiz göçmen yakalanarak gerekli idari işlemler yapılmıştır” diye konuştu. – BİNGÖL
]]>Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü birimleri son bir haftada gerçekleştirdikleri asayiş denetimleri ve operasyonlarla Balıkesir’de huzur ve güvenliği sağlamaya devam ediyor. Yapılan asayiş denetimleri de 150 aranan şahıs yakalanırken, 16 şahıs tutuklanarak ceza evine gönderildi. Trafik birimlerince yapılan denetimlerde ise 5 bin 34 araca toplamda 11 bin 910 TL para cezası kesildi. Asayiş birimleri ve KOM ve Narkotik ekipleri tarafından yapılan çalışmalarda çok sayıda silah, kaçak alkol ve uyuşturucu ele geçirildi.
150 aranan şahıs yakalandı
Balıkesir Asayiş Şube Müdürlüğü ve İlçe Emniyet Müdürlükleri kişilere karşı meydana gelen 287 olayın 280’ini aydınlattı. 7 faili meçhul olayın şüphelilerinin tespiti çalışmaları devam ederken, 412 şüpheli şahıs hakkında adli işlem yapıldı. Malvarlığına karşı meydana gelen 128 olayın ise, 67’sini aydınlatırken, 61 faili meçhul olayın şüphelisinin tespiti çalışmaları devam ediyor. Ekipler ayrıca 78 şüpheli şahıs hakkında adli işlem gerçekleştirdi. Asayiş şube ekipleri gerçekleştirdikleri 87 bin 39 şahıs sorgusunda 150 aranan şahsı yakaladı. Yapılan uygulamalar sonucunda ele geçirilen malzemeler ise şu şekilde; 20 ruhsatsız tabanca ve 182 adet fişek, 13 ruhsatsız av tüfeği ve 35 adet kartuş, 5 kuru sıkı tabanca ve 14 adet kuru sıkı tabanca fişeği, 3 tabanca şarjörü, 358 adet kesici delici alet ele geçirildi.
Kaçak alkole darbe; 4 tutuklama
Balıkesir KOM Şube Müdürlüğü; 12 kaçakçılık olayına müdahale etti ve 30 şüpheli şahsa işlem yaptı. Yapılan işlemler sonucunda 4 şüpheli şahıs tutuklandı. Müdahale edilen olaylarda; 5 litre alkollü içki, 12 şişe alkollü içki, 2bin 450 litre karışımlı akaryakıt, 8 muhtelif emtia ele geçirildi.
Çok sayıda uyuşturucu ele geçirildi; 11 şahıs tutuklandı
Balıkesir Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri il genelinde 58 olaya müdahale ederek 80 şüpheli şahsa işlem yaptı. İşlem yapılan şahıslardan 11’i tutuklandı. Narkotik ekipleri tarafından ele geçirilen malzemeler ise şu şekilde; bin 679 adet sentetik ecza hapı, 734 gram bonzai maddesi, 159 adet extacy hap, 36 gram esrar maddesi, 33 gram metamfetamin maddesi, 2 gram skunk maddesi, 54 bin 945 TL.
FETÖ/PDY üyesi bir kişi tutuklandı
Balıkesir TEM Şube Müdürlüğü tarafından FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün faaliyet ve deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi olma suçundan yargılanması yapılan ve hakkında 6 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir şahıs adliyedeki işlemlerin ardından Kepsut Cezaevine teslim edildi.
132 göçmen geri gönderme merkezine teslim edildi
Balıkesir Göçmen Kaçakçılığı ile Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü, Göçmen kaçakçılığı ile mücadele kapsamında Balıkesir merkezinde 3, Ayvalık ilçesinde 129 olmak üzere toplam 132 düzensiz göçmen yakalandı. Yakalanan 132 yabancı uyruklu şahıs Balıkesir Bandırma Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.
Sürücülere 11 milyon 910 bin TL ceza; 96 kişinin ehliyetine el koyuldu
Balıkesir’de son bir haftada bir ölümlü kaza meydana gelmiş ve bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Meydana gelen 74 yaralanmalı kazada ise 92 vatandaş yaralandı. Balıkesir Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü, Balıkesir genelinde 171 okul servisi, 2 bin 189 motosiklet, 3 bin 964 alkol/ uyuşturucu ve uyarıcı, 6 bin 937 kış lastiği ve 27 bin 999 araç denetimi gerçekleştirdi. Yapılan denetimlerde 5bin 34 araç ve sürücüye 11 milyon 910 bin 762 TL tutarında para cezası uygulandı. Ekipler ayrıca alkol denetiminde 96 kişinin ehliyetini iptal ederken, 356 araç trafikten men edildi. – BALIKESİR
]]>Aydın’da, vatandaşın huzurunun sağlanması, suç ve suçlularla mücadele edilmesi çerçevesinde Aydın Valisi Yakup Canbolat başkanlığında Asayiş Güvenlik Toplantısı gerçekleştirildi. Aydın genelindeki son durumun görüşüldüğü toplantıda güvenlik güçleriyle yürütülen çalışmalar da masaya yatırıldı. Ayrıca toplantıda İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca 1-29 Şubat tarihleri arasında yapılan çalışmaların da istatistikleri görüşüldü.
İl genelinde gerçekleştirilen çalışmalar hız kesmeden devam ederken son 1 ayda toplam bin 669 şüpheli yakalandı. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalar neticesinde, 0-5 yıl arası aranan 420 şahıs, 5-10 yıl arası aranan 29 şahıs, 10 yıl üzeri aranan 30 şahıs, ifadeye yönelik aranması olan 485 şahıs olmak üzere toplam 964 aranan şahıs yakalandı, 479 şahıs tutuklandı.
İl genelinde gerçekleşen, hırsızlık olaylarında, 159 olay aydınlatılırken, olaylarda 130 şahıs yakalandı, 9 şahıs tutuklandı. 3 kasten öldürme olayı meydana geldi, olayların tamamı aydınlatılırken, bu olaylarda da 3 şahıs tutuklandı. Umuma açık işyerlerine yapılan denetimlerde ise 20 işyerine toplam 2 milyon 16 bin 736 TL idari para cezası uygulandı. Asayiş olaylarında il genelinde yapılan aramalarda 43 tabanca, 9 kurusıkı tabanca, 53 av tüfeği ve 1 uzun namlulu silah olmak üzere toplam 106 silah yakalandı. Olaylarda 66 adet araç ele geçirildi, toplam 127 şüpheli de yakalandı.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla mücadele kapsamında da il genelinde 11 kaçakçılık, 21 mali, 9 organize, 4 ulusal olmak üzere toplam 45 adet olay meydana geldi. Meydana gelen olaylarda 111 şüpheli yakalandı, 107 şüpheli gözaltına alındı, 42 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ayrıca olaylarda 3 adet cep telefonu, 37 litre alkollü içki, bin 336 paket sigara, 163 adet sahte para, 2 adet sahte belge, 392 kilogram tütün, 2 adet tabanca, 37 adet tabanca fişeği, 3 adet uzun namlulu fişek ele geçirildi.
Narkotik Suçlarla mücadele kapsamında ise il genelinde 314 olay meydana geldi. Meydana gelen olaylarda 337 şüpheli yakalandı, 28 şüpheli tutuklandı. Olaylarda bin 192,34 gram esrar, bin adet skunk, 4,03 gram eroin, 2,3 gram kokain, 3,61 gram bonzai, 330,18 gram metamfetamin, 22 adet ectasy, 142 adet sentetik ecza, 20 adet kök kenevir ele geçirildi.
“39 etkinliğe 83 bin kişi katıldı”
Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kapsamında il genelinde gerçekleştirilen 39 etkinliğe 83 bin 889 kişi katılırken, etkinliklerde herhangi bir olumsuzluk meydana gelmedi. Okullar bölgesi ve umuma açık yerler kapsamında il genelinde yapılan denetimlerde toplam 623 okulda, 20 sabit ekip ve 752 güvenlik koordinasyon görevlisi görev yaptı. Okul giriş-çıkış saatlerindeki trafik yoğunluğunu en aza indirmek ve trafiği düzenlemek için 26 trafik ekibi ve 44 trafik personeli görevlendirildi. Bu denetimlerde 98 internet kafe, oyun salonu, 304 kafe kahvehane, 90 içkili yer, 158 şans oyunları bayii büfe ve 241 park, bahçe olmak üzere toplam 891 alan denetlendi, 9 işletmeye de idari işlem uygulandı.
“6 ölümlü kaza meydana geldi”
Trafik Suçları kapsamında ise il genelinde Şubat ayında 76 bin 315 araç kontrol edildi. Kurallara uymadığı tespit edilen 1 bin 293 sürücüye ceza kesildi, 137 araç trafikten men edildi, 80 sürücünün ehliyetine el konuldu. Bu süreçte 42 maddi hasarlı, 367 yaralamalı, 6 ölümlü trafik kazası olmak üzere toplam 415 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda 506 vatandaş yaralandı, 6 kişi de hayatını kaybetti. Okul servislerinin denetimine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında da 834 servis aracı denetlendi, 38 araca cezai işlem uygulandı. Ticari taksilerin denetimine yönelik çalışmalarda da 459 ticari taksi denetlenirken, 55 araca cezai işlem uygulandı. – AYDIN
]]>Vali Özkan, DSİ 4 Bölge Misafirhanesinde, Vali Yardımcıları Hacı İbrahim Türkoğlu ve Vali Yardımcısı Sait Arcaklıoğlu, 31 ilçe kaymakamı, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul ve İl Emniyet Müdürü Mahmut Karabulut ile toplantı yaptı.
Yaklaşan 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri ile ilgili tedbirleri değerlendiklerini ve genel asayiş, suç ve suçlular ile mücadeledeki son durumu konuştuklarını belirten Özkan, “Konya’mız huzur şehri, Konya’mıza tarım şehri, sanayi şehri, kültür şehri, spor şehri deniliyor. Çok önemli özelliklerinden birisi de tarihten gelen dayanışmanın, sivil toplum ruhunun hakim olduğu, yardımlaşmanın ve huzurun cari olduğu bir şehir. Şehrimizin avantajlarından birisi de suç ve suçlulara müsamahanın daha az olduğu, iyiye, güzele koşturma yönündeki temayülün daha ağırlıklı olduğunu ifade edebilirim. Bu huzur, istikrar ortamının muhafazasına tedbirler alacağız.” diye konuştu.
Özkan, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesi gerekli hazırlıkların tamamlandığını ifade ederek, Konya’da 1 milyon 649 bin 704 seçmenin 5 bin 365 sandıkta oy kullanacağını belirtti.
Seçimlerde 6 bin 437 polis, 2 bin 326 jandarma olmak üzere toplam 8 bin 763 personelin görev başında olacağını vurgulayan Özkan, “Seçimle ilgili bu çalışmalarımız nitelikli bir şekilde etkin, yaygın ve koordineli bir şekilde devam edecektir. Kaymakamlarımız ilçelerinde bu toplantıları yapıp risk analizlerini yaparak tedbirler alacaktır. Adli makamlarımızın gözetim ve denetiminde geçecek olan seçimlerin hayırlı olmasını, kazasız belasız bir şekilde atlatılmasını temenni ederim.” dedi.
Suç ve suçlularla mücadele
Konya’da meydana gelen asayiş olayları, suç ve suçlu ile mücadeledeki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vali Özkan, son 9 ayda malvarlığına karşı işlenen, evden hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçlarda aydınlatma oranının yüzde 91 olduğunu, 59 cinayet olayının ise tamamının aydınlatıldığını vurguladı.
Son 2 ayda hapis cezalı aranan 846 kişinin yakalandığını ifade eden Özkan, şunları kaydetti:
“İl Jandarma Komutanlığınca 17 Ocak’ta icra edilen operasyonda Çumra ilçesinde Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından kiralanan depolardan 1 Kasım 2023’te buğday çalınması olayı ile ilgili 11 şüpheli yakalanmış, 3’ü tutuklanırken, 8 şüpheli adli kontrol almıştır. Sarayönü ilçesinde 29 Ocak’ta kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı olayında, 2 bin 430 adet sikke ve 164 adet tarihi obje ele geçirilmiş, yakalanan 3 şüpheli adli kontrol almıştır. Son 2 ayda İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan çalışmalarda, 8 yağma olayında yakalanan 24 şüpheliden 11’i tutuklanmış, motosiklet hırsızlığı olaylarında 1 zanlı tutuklanarak cezaevine teslim edilmiş, piyasa değeri toplam 190 bin lira olan 5 motosiklet bulunarak sahiplerini teslim edilmiştir. Yapılan 98 kayıp şahıs müracaatında 91 şahıs bulunmuş, 8’inin aranmasına devam edilmektedir. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda da 46 aranan şahıs yakalanmış, 15 şahıs tutuklanmıştır.”
Özkan, son 2 ayda PKK, DEAŞ ve FETÖ/PDY Terör Örgütüne yönelik 11 terör operasyonu düzenlendiğini, 50 şüphelinin gözaltına alındığını, 8’inin tutuklandığını söyledi.
Narkotik ekiplerinin çalışmalarında ise son 2 ayda 279 operasyon yapıldığını, 1373 kişinin gözaltına alındığını, 209 şüphelinin tutuklandığını dile getiren Özkan, operasyonlarda 20 kilo 370 gram esrar, 2 kilo 548 gram eroin, 7 kilo 620 gram metamfetamin ve 120 bin 787 adet sentetik ecza ele geçirildiğini belirtti. Organize suç örgütleri ile mücadelenin kararlı bir şekilde devam ettiğini kaydeden Özkan, 28 operasyon düzenlendiğini, 29 şüphelinin tutuklandığını ifade etti.
Konya’da 142 bin 408 göçmen yaşıyor
Özkan, geçici koruma altındaki Suriyeli sayısının 120 bin 356 olduğunu, ikamet izni ile kalan 8 bin 544 ve uluslararası koruma çerçevesinde kalan 13 bin 508 kişi olmak üzere toplam göçmen sayısının 142 bin 408 olduğunu belirtti.
Özkan, 2023’te 1827, 2024’ün ilk 2 ayında 117 düzensiz göçmen yakalandığını kaydetti. Göçmenlerle ilgili son 9 aydaki 57 operasyonda 26 organizatörün tutuklandığını ifade eden Özkan, İl Emniyet Müdürlüğünce göçmen kaçakçılığı (TCK-79) suçundan 14, organ doku ticareti suçundan 2 adli işlem tesis edilerek yakalanan 19 şüpheliden 11’inin tutuklandığını ve bu dosyalar kapsamında 7 aracın trafikten men edildiğini sözlerine ekledi.
]]>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, yürütülen soruşturmaların ve göz altıların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220. Maddesi kapsamındaki suçlara dahil olduğunu belirtilerek bu suçlar şöyle kaydedildi:
“Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında; 5237 Sayılı TCK’nın 220. maddesinde tanımlanan Kanunun Suç Saydığı Fiilleri İşlemek ve Haksız Ekonomik Çıkar Sağlamak Amacıyla Suç Örgütü Kurmak, Yönetmek, Örgüte Üye Olmak, Örgüte Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek, Örgüt İçerisindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etmek, Örgüt Faaliyeti Kapsamında; 6136 SKM, Suç Üstlenme, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti, Kullanmak için Uyuturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanmak, Yağma, Kasten Yaralama, Tehdit, Hakaret, Mala Zarar Verme ve Nitelikli Dolandırıcılık suçları.”
Yapılan operasyonlarda, çeşitli özel reçeteye tabi uyuşturucu hap, esrar, silah ve mühimmatlara el koyulduğu belirtilerek, “El koyma işlemleri sonucu 13 adet tabanca, 17 adet şarjör, 613 adet fişek, 8 adet av tüfeği, 3 adet tüfek şarjörü, 3 adet kartuş ile 236 adet galara isimli satışı özel reçeteye tabi uyuşturucu hap, 34 adet neogaba isimli satışı özel reçeteye tabi uyuşturucu hap, 26 adet alyse simli satışı özel reçeteye tabi uyuşturucu hap, 150 adet gerica marka hap, 181 adet lyrıca isimli satışı özel reçeteye tabi uyuşturucu hap, 5,30 gram esrar maddesi, 0,29 gram metamfetamin isimli uyuşturucu maddeleri ile ayrıca 1 adet çelik yelek, 5 adet tabanca, 2 adet şarjör, 324 adet fişek, 10 adet kuru sıkı fişek, 4 adet av tüfeği, 1 adet tüfek şarjörü, 105 adet kartuş, 52 adet sentetik ecza, 20 gram esrar, 3 kök hint keneviri, 10 adet bıçak, 4 adet muşta, 2 adet boş kovan ve 2 adet mermi çekirdeği ele geçirilmiştir” ifadeleri kullanıldı.
Soruşturma kapsamında 26 şüpheli hakkında işlem yapıldığı belirtilen açıklamada, “Soruşturma kapsamında toplam 26 şüpheli hakkında işlem yapılmış olup, 11 şüpheli silah ticareti, yağma ve uyuşturucu madde ticareti suçlarından tutuklanmaları talebiyle Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilmiş, 3 şüphelinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmaları talep edilmiş, 2 şüphelinin başka suçtan halen cezaevinde tutuklu oldukları, soruşturma dosyası kapsamında diğer şüphelilerin ise mevcut delil durumu itibariyle serbest bırakılmalarına karar verilmiştir. Şüpheliler hakkında soruşturma işlemleri titizlikle devam etmektedir” ifadelerine yer verildi. – ANKARA
]]>İSTANBUL – Beyoğlu’nda alkollü şekilde kaldırımda oturan Engin Yalçın ile iş yeri sahibinin aracına cisim fırlatılması nedeniyle tartışan, tartışma sırasında elinde bulunan sipariş kalemiyle Yalçın’ı alnından yaralayarak ölümüne neden olduğu iddia edilen şüpheliye dava açıldı. Hazırlanan iddianamede kalem ‘silah’ sayılırken, şüphelinin 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Beyoğlu’nda 10 Kasım 2023’de iddiaya göre 22 yaşındaki Derviş Karadağ, çalıştığı iş yeri olan börekçiden gürültü duyması üzerine dışarı çıktı. Dışarı çıktığında, Engin Yalçın ile arkadaşının alkollü vaziyette kaldırımda oturduğunu ve hemen karşılarında park halinde bulunan işletme sahibinin aracına bir cisim fırlatıldığını gördü. Bunun üzerine çıkan tartışma sırasında Karadağ, elinde bulunan sipariş kalemiyle Yalçın’ın alnına doğru yumruk attı. Yaralanan ve yoğun kan kaybı yaşayan Yalçın ise kaldırıldığı hastanede olaydan 1 hafta sonra hayatını kaybetti.
Kalem silahtan sayıldı
Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Engin Yalçın’ın olay günü 08.00 sıralarında bir arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette kaldırım önünde oturduğu, gürültülü şekilde konuştukları, Yalçın’ın arkadaşının hemen karşılarında park halinde bulunan araca doğru bir cisim fırlattığı, bunun üzerine yan tarafta bulunan işletmeden iş önlüğüyle şüpheli Derviş Karadağ’ın çıktığı aktarıldı. İddianamede, başlayan sözlü tartışma sırasında şüpheli Karadağ’ın, sağ elinde ele geçirilemeyen fakat plastikten yapılma kalem olduğu değerlendirilen, ayrıca silahtan sayılan cisim bulunduğu, o vaziyette Yalçın’ın sol kaş kısmına doğru 1 kez yumruk attığı ve orada uzaklaştığı kaydedildi.
Olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği belirtildi
Yalçın’ın yoğun kan kaybı yaşayarak hastaneye kaldırıldığının anlatıldığı iddianamede, olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği, düzenlenen otopsi raporunda ise Yalçın’ın otopsisinden alınan örneklerinde uyuşturucu madde tespit edildiği, ayrıca ölümünün cisim yaralanmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtildi.
İş yeri sahibinin aracına taş attıklarını görünce uyarmak için dışarı çıktığını söyledi
Şüpheli Derviş Karadağ’ın ifadesine de yer verilen iddianamede, olay sırasında vefat eden Yalçın’ın, arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette taşkınlık yaptıklarını, sağa sola sataştıklarını, içlerinden birinin çalıştığı iş yeri işletmecisine ait araca taş attığını görmesi üzerine uyarmak amacıyla yanlarına gittiğini söylediği belirtildi. Şüpheli ifadesinin devamında ise uyarmak için yanlarına gitmesine rağmen Yalçın’ın kendisine küfür etmesine sinirlenerek elinde iş yerinde kullandığı kalemle öldürme kastı bulunmaksızın ve anlık öfkeyle başına doğru yumruk attığını, ardından eylemini sürdürmeksizin olay yerinden ayrıldığını söylediği aktarıldı.
İddianamede ayrıca, şüpheli Karadağ’ın ilk ifade işlemleri sırasında Yalçın henüz vefat etmediğinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ancak vefat sonrasında yeniden işlemleri yapılarak tutuklandığı kaydedildi.
18 yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheli Derviş Karadağ’ın ‘silahla kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.
]]>Beyoğlu’nda 10 Kasım 2023’de iddiaya göre 22 yaşındaki Derviş Karadağ, çalıştığı iş yeri olan börekçiden gürültü duyması üzerine dışarı çıktı. Dışarı çıktığında, Engin Yalçın (43) ile arkadaşının alkollü vaziyette kaldırımda oturduğunu ve hemen karşılarında park halinde bulunan işletme sahibinin aracına bir cisim fırlatıldığını gördü. Bunun üzerine çıkan tartışma sırasında Karadağ, elinde bulunan sipariş kalemiyle Yalçın’ın alnına doğru yumruk attı. Yaralanan ve yoğun kan kaybı yaşayan Yalçın ise kaldırıldığı hastanede olaydan 1 hafta sonra hayatını kaybetti.
Kalem silahtan sayıldı
Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Engin Yalçın’ın olay günü 08.00 sıralarında bir arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette kaldırım önünde oturduğu, gürültülü şekilde konuştukları, Yalçın’ın arkadaşının hemen karşılarında park halinde bulunan araca doğru bir cisim fırlattığı, bunun üzerine yan tarafta bulunan işletmeden iş önlüğüyle şüpheli Derviş Karadağ’ın çıktığı aktarıldı. İddianamede, başlayan sözlü tartışma sırasında şüpheli Karadağ’ın, sağ elinde ele geçirilemeyen fakat plastikten yapılma kalem olduğu değerlendirilen, ayrıca silahtan sayılan cisim bulunduğu, o vaziyette Yalçın’ın sol kaş kısmına doğru 1 kez yumruk attığı ve orada uzaklaştığı kaydedildi.
Olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği belirtildi
Yalçın’ın yoğun kan kaybı yaşayarak hastaneye kaldırıldığının anlatıldığı iddianamede, olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği, düzenlenen otopsi raporunda ise Yalçın’ın otopsisinden alınan örneklerinde uyuşturucu madde tespit edildiği, ayrıca ölümünün cisim yaralanmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtildi.
İş yeri sahibinin aracına taş attıklarını görünce uyarmak için dışarı çıktığını söyledi
Şüpheli Derviş Karadağ’ın ifadesine de yer verilen iddianamede, olay sırasında vefat eden Yalçın’ın, arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette taşkınlık yaptıklarını, sağa sola sataştıklarını, içlerinden birinin çalıştığı iş yeri işletmecisine ait araca taş attığını görmesi üzerine uyarmak amacıyla yanlarına gittiğini söylediği belirtildi. Şüpheli ifadesinin devamında ise uyarmak için yanlarına gitmesine rağmen Yalçın’ın kendisine küfür etmesine sinirlenerek elinde iş yerinde kullandığı kalemle öldürme kastı bulunmaksızın ve anlık öfkeyle başına doğru yumruk attığını, ardından eylemini sürdürmeksizin olay yerinden ayrıldığını söylediği aktarıldı.
İddianamede ayrıca, şüpheli Karadağ’ın ilk ifade işlemleri sırasında Yalçın henüz vefat etmediğinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ancak vefat sonrasında yeniden işlemleri yapılarak tutuklandığı kaydedildi.
18 yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheli Derviş Karadağ’ın ‘silahla kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. – İSTANBUL
]]>Sultangazi’de 30 Mayıs 2022’de eski sevgilisi Zehra Ejderha’nın evinin önünde cansız bedeni bulunan Murathan Yılmaz’ın ölümünden sorumlu oldukları iddia edilen anne Türkan, baba Ahmet ve abi Mehmet Ejderha’nın yargılandığı dava karara bağlandı. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Ahmet Ejderha ve Mehmet Ejderha, tarafların avukatlarıyla birlikte hazır bulundu. Duruşmaya maktul Murathan Yılmaz’ın ailesi de müşteki sıfatıyla katıldı. Duruşmada son sözleri sorulan sanıklar, tahliyelerini ve beraatlarını talep etti.
Karar açıklandı
Kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Ahmet Ejderha ile Mehmet Ejderha’yı ‘kasten öldürme’ suçundan önce ayrı ayrı müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların eylemlerini haksız tahrik altında işlediğini de dikkate alan heyet, bu cezayı 14’er yıl 2’şer ay hapis cezasına çevirdi.
2 sanığa 15’er yıl hapis cezası
Sanıklara ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ayrı ayrı 11 ay 20 gün hapis cezası veren mahkeme, bu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Toplamda 15’er yıl 1’er ay hapis cezasına çarptırılan sanıkların tutukluluk hallerinin de devamına karar verildi.
1 sanığa beraat
Öte yandan mahkeme, sanık Türkan Ejderha’nın üzerine atılı suçtan kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatına karar verdi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Murathan Yılmaz ‘maktul’, Binnaz Yılmaz ile Hamza Yılmaz ‘müşteki’, Mehmet Ejderha, Türkan Ejderha ve Ahmet Ejderha ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.
Hazırlanan iddianamede, şüpheliler Ahmet, Türkan ve Mehmet Ejderha’nın 30 Mayıs 2022’de maktul Murathan Yılmaz’ın ikamet adreslerinin önünde gördükleri, bunun üzerine şüpheli Ahmet ile Mehmet’ in fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek Murathan Yılmaz’a ateş ederek öldürdükleri, olay yerinden 2 silaha ait kovan ele geçirildiği, olayın hemen sonrasında ise şüpheli Türkan’ın diğer şüpheliler Ahmet ve Mehmet’ e yardım ederek silahlardan birini komşusu Raziye’ye vererek saklanmasını istediği aktarıldı.
İddianamede, kimliğinin gizli kalmasını isteyen bir şahsın olayın bir kısmını gördüğünün, şüpheli Ahmet’in maktule doğru 2-3 el ateş ettiğini, daha sonra bu silahı olay yerinde bulunan eşi şüpheli Türkan’a verdiğini, Türkan’ın da komşusu olan Raziye’ye verdiğini söylediği kaydedildi.
Olay sonrası şüpheli Mehmet’in 2.silahı alarak ve kamera kayıt cihazını da sökerek tespit edilemeyen bir yere gizlediğinin anlatıldığı iddianamede,, böylece şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, şüpheli Ahmet ve Mehmet’ in maktule ateş ettikleri, şüpheli Türkan’ın da yardım eden sıfatıyla diğer şüphelilerin eylemlerine iştirak ettiği kaydedildi.
Hazırlanan iddianamede şüpheliler Mehmet Ejderha ve Ahmet Ejderha’nın ayrı ayrı ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet ile ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezalarına çarptırılmaları talep edildi. Şüpheli Türkan Ejderha’nın ise ‘yardım eden sıfatıyla kasten öldürme suçuna iştirak’ suçundan 10 yıldan 15 yıla kadar hapsi istendi. – İSTANBUL
]]>ÜRFİ ÇETİNKAYA VE OĞLUNUN İFADELERİ ORTAYA ÇIKTI
İstanbul merkezli 9 ilde cezaevinde bulunan Ürfi Çetinkaya’nın elebaşılığını yaptığı silahlı organize suç örgütüne yönelik 20 Şubat’ta “KAFES-44” operasyonları düzenlenmişti. Operasyonlar sonucu Rüstem ve Hakan Çetinkaya ile ABD tarafından İnterpol’ün kırmızı bültenle aradığı Yaman Namlı’nın arasında bulunduğu şüpheliler yakalanmıştı. Emniyetteki işlemleri tamamlanarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilen 4’ü cezaevinde bulunan 43 şüpheliden 23’ünün tutuklanmasına karar verilmişti. Aralarında Ürfi Çetinkaya’nın diğer oğlu Hakan Çetinkaya’nın da bulunduğu 20 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Tutuklanan şüphelilerin hakimlik ifadeleri ortaya çıktı.

OĞLU MADENCİLİK YAPTIĞINI SÖYLEDİ
Aralarında Ürfi Çetinkaya’nın oğlu Rüstem Çetinkaya, Hayattin Çetinkaya, Murat Hakan Doğan, Ferdi Olgunsoy, Haci Mehmet Aslancan, Mehmet Battalgazi Özer, Alişir Orhan, Ender Göksu, Muhammet Kadri Özyeşil, Talip Doğan ve Arda Erel’in bulunduğu şüpheliler, ‘Malvarlığı değerlerinin gayri meşru kaynağını gizlemek’ ve ‘Suç işlemek için kurulan örgüte üye olma’ suçlarından İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğine çıkarıldı.
Şüpheli Rüstem Çetinkaya kimlik sorgusunda madenci olduğunu ve aylık gelirinin 80 bin dolar olduğunu belirtti. Çetinkaya, suçlamalarla ilgili kendisine bir delil sunulamadığını belirterek “Taşıdığım soy ismi nedeniyle kara para aklama iddiası tarafıma atfedilmiştir. 25 sene içerisinde babamla resmi ya da gayri resmi bir işlemim olmadı. Karar verilirken Urfi Çetinkaya’nın oğlu olarak değil, dosyadaki delillere göre karar verilmesini istiyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi ve serbest bırakılmayı istedi.
Şüpheli Hayattin Çetinkaya ise inşaat işi yaptığını ve 100 bin dolar aylık geliri olduğunı belirtti. Hayattin Çetinkaya 60 yaşında olduğunu, İspanya’da 3-4 sene yaşadığını, gayri resmi herhangi bir işi olmadığını belirterek suçlamaları reddetti. Sanayici olduğunu ve aylık 100 bin lira geliri olduğunu belirten şüpheli Murat Hakan Doğan ise 1 ay Urfi Çetinkaya ile cezaevinde kaldığını, tahliye olduktan sonra ailecek görüştüklerini, Çetinkaya’nın yeniden cezaevine girmesinin ardından yurt dışına gittiğini, babasından kalma pararları ve Merter’deki bir dükkanı karşılığında fabrika aldığını, çalışmaya devam ettiğini belirterek serbest bırakılmayı talep etti.
“RÜSTEM BEY NE DEDİYSE ONU YAPTIM”
Şüpheli Arda Erel, Rüstem Çetinkaya’nın madencilik şirketinde yöneticilik yaptığını belirterek uyuşturucu suçlamasıyla alakası olmadığını, mal varlığı olmadığını, Çetinkayalarla ilişkisi olmadığını, linkedn sitesinden iş ilanı üzerine başvuru yaptığını söyledi. Hakan Çetinkaya’yı işten dolayı tanıdığını belirten Erel, “Madencilik sektöründe bazı işlemler şahsi hesaptan yapılır. Rüstem Bey ruhsat alamadığı için şirket benim üzerimedir. Herhangi bir çıkarım yoktur. Rüstem Bey ne dediyse onu yaptım” diyerek serbest bırakılmayı talep etti. Erel’in avukatı, Hakan Çetinkaya’nın adli kontrol ile serbest bırakılırken bir çalışanın tutuklamaya sevk edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.
“HEDİYE ÇETİNKAYA SERBEST BIRAKILDI, BEN TUTUKLAMAYA SEVK EDİLDİM”
Emlakçılık yapan şüpheli Ender Göksu, arsa ile ilgili konuştuğu Urfi Çetinkaya’nın eşi Hediye Sekman Çetinkaya’nın adli kontrol şartıyle serbest bırakıldığını, kendisinin ise tutuklamaya sevk edildiğini belirterek mağdur olduğunu ifade etti. Şüpheli Rüstem Çetinkaya’nın şirketinde muhasebecilik yapan Ferdi Olgunsoy ise yapılan işlemlerin resmi olduğunu belirterek serbest bırakılmayı talep etti. Mahkeme, 11 şüphelinin Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 31 Temmuz 2023 tarihli raporu ve ek raporu, görüşme kayıtları dikkate alarak tutuklanmalarına karar verdi.

URFİ ÇETİNKAYA SEGBİS’LE SAVUNMA YAPTI
Menemen R Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu şüpheli Ürfi Çetinkaya ile Bodrum S Tipi Cezaevinde tutuklu olan şüpheliler Atilla Argüz, İbrahim Çelik ve Ali Korman Erbacıoğlu SEGBİS ile diğer şüpheliler Ahmet Aslan, Canber Tarhan, Kamil Kunduracı, Rojdi Tekin, Sinan Köroğlu, Şahin sekman, Tolga Özdemir ve Yaman Namlı ise ‘Uyuşturucu ve uyarıcı madde ithal etme’, ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Örgüte üye olma’ suçlarından İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğine çıkarıldılar.
Şüpheli Ürfi Çetinkaya çalışmadığını ve aylık geliri olmadığını söyledi. Çetinkaya, “Burada bir oyun oynanıyor. Beni daha önce FETÖ bu duruma düşürdü. Şimdi bu oyunu kim oynuyor bilmiyorum. Savunacak bir şeyim yoktur. Bana diyorlar ki kripto telefonla bilmem ne olmuş, bana Japon diyorlar. Benim Japon kod adım yoktur. Japon’a benzeyecek bir tipim de yoktur” diyerek suçlamaları reddetti. Çetinkaya’nın avukatları ise müvekkillerinin herhangi bir uygulama ve kripto haberleşme ağını kullanmasının mümkün olmadığını, benzer olaylardan ötürü yargılandığını beraat ettiğini, tek suça tek yargılama ilkesi gereğince bu dosyada tutuksuz yargılanmasını talep ettiler.
NAMLI’NIN AVUKATLARI ANOM’UN TEK BAŞINA DELİL OLMADIĞINI SAVUNDULAR
Şüpheli Yaman Namlı serbest meslek sahibi olduğunu, 400 bin lira aylık geliri olduğunu söyledi. Namlı suçlamayı kabul etmeyerek “Bana ANOM cihazını Ali Korman Erbacıoğlu’nun vermiş olduğunu söylemişsem de bana telefon verdi, sanırım Apple markasıdır. Tanımadığım kişilerle hiçbir ilişkim olmamıştır” dedi. Namlı’nın avukatı ANOM cihazını burada duyduklarını, ne amaçla kullanıldığının bilinmediğini, iletişimin tespiti için mahkeme kararı verilmesi gerektiğini, uygulamanın elde ediliş şeklinin hukuka aykırı olduğunu ve dinlemenin tek başına delil sayılmayacağını savundu. Urfi Çetinkaya’nın kayınbiraderi olan şüpheli Şahin Sekman ise döviz ticareti yaptığını ve 70 bin liralık aylık geliri olduğunu ifade etti. Sekman, asla kripto bir şey kullanmadığını, 1985’ten bu yana Kapalıçarşı’da esnaflık yaptığını söyleyerek suçlamaları reddetti.
YÜKSEK GELİRLİ İŞ İNSANLARI DA SUÇLAMALARI REDDETTİLER
Şüpheli Rojdi Tekin, iş insanı olduğunu ve 1 milyon lira aylık geliri olduğunu belirtti. Suçlamaları kabul etmeyen Tekin ise 2021 yılından beri Belçika’ya 20 kez gittiğini söyleyerek “Madem bir suç işledim. Neden orada almadılar. Bana sorulan şahısları tanımıyorum” dedi. Tekin’in avukatları da Sky ECC platformu verilerinin nereden, ne şelilde, hangi mahkeme kararıyla ele geçirildiğinin meçhul olduğunu, bu verilerin hukuka uygun olmadığına ilişkin Avrupa ülkelerinde yargı kararları olduğunu öne sürdüler. Şüpheli Kamil Kunduracı ticaret yaptığını ve 1 milyon liralık aylık geliri olduğunu söyledi. Birden fazla şirketi olan Kunduracı, iş güç sahibi olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.
KRİPTO HABERLEŞMELERİNDEKİ KAYITLAR DA TUTUKLAMA GEREKÇESİNDE YER ALDI
Denizci olduğunu ve emekli maaşı aldığını söyleyen Şüpheli Ali Korman Erbacıoğlu da suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini, 20 aydır cezaevinde tutuklu bulunduğunu ve Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinde de yargılandığını belirtti. Erbacıoğlu’nun avukatları, ANOM başlıklı ne kadar evrak varsa kendilerine verilmesini, bu aşamada hukuka uygun olduğunu gördükleri delil varsa susma hakkından vazgeçeceklerini belirtti. Mahkeme, MASAK raporları, “Anom Enterprise”, “Sky-ECC” ve “Encrochat” isimli haberleşme platformunun çözümlenmesi neticesinde şüphelilere ait görüşme kayıtları, diğer delillerle birlikte suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmalarına karar verdi.
]]>Kağıthane’de 8 Mayıs 2022’de kardeşinin kız meselesi yüzünden darp edildiği iddiasıyla bir araya geldiği Emirhan Karaca tarafından kalbinden vurularak öldürülen 22 yaşındaki Nurullah Bozkurt’un ölümüne ilişkin davada karar çıktı. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu müşteki sanık Emirhan Karaca, tutuksuz sanık Yunus Çeken ve taraf avukatları hazır bulundu.
“Yaralama kastım bile yoktu”
Duruşmada savunma yapan sanık Emirhan Karaca, “Ben şahıslarla konuşmuyordum. Bana küfür etti. Ben arkama bakmadan yoluma devam ettim. Beni zorla arabaya bindirmeye çalıştı. Yaralama kastım bile yoktu, ben havaya ateş ettim ama maktule gelip gelmediğini bilmiyordum. Beraatımı talep ediyorum” dedi. Son sözü sorulan sanıklar, pişman olduklarını, kimseyi öldürmek kasıtlarının olmadığını ve beraatlarını talep ettiler.
Müebbet hapis ile 1 yıl hapis cezası
Kararını açıklayan mahkeme, müşteki sanık Emirhan Karaca’yı ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi.
1 sanığa 5 yıl 1 ay hapis cezası
Heyet, sanık Yunus Çeken’i ise ‘silahla kasten yaralama’ suçundan 3 ay 22 gün hapis, ‘silahla görevi yaptırmamak için direnme’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırarak bu suçlar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmetti. Heyet, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan da 4 yıl 2 ay hapis cezasına ve 8 bin 320 lira adli para cezasıyla cezalandırdığı sanığı toplamda 5 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, maktul Nurullah Bozkurt’un ailesi ile bekçi A.A. ‘müşteki’ sıfatıyla, Emirhan Karaca ‘müşteki şüpheli’ sıfatıyla ve Yunus Çeken ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. İddianamede, 8 Mayıs 2022’de İETT otobüs durakları önünde 2 grup arasında meydana gelen silahlı kavgada, maktul Nurullah Bozkurt’un sol göğüs üstünden vurulup yaralanarak olay yerinde öldüğü, şüpheli Yunus Çeken’in ise sol ayak kısmından hayati tehlike geçirmeyecek şekilde yaralandığı aktarıldı.
Hazırlanan iddianamede, 2 grup arasında meydana gelen çatışmada ilk grup olarak maktul Nurullah Bozkurt, şüpheli Yunus Çeken, Furkan Bahçecioğlu, Yunus Emre Torlak, Halil Kaan Torlak, Doğukan Altunsoy, Ahmet Sevencan, Eren Şahinkaya, Ulaş Özcan, Ahmet Furkan Şener yer alırken, 2.grupta müşteki şüpheli Emirhan Karaca, Cevat Kaya ve Berk Kum adlı şahısların beraber oldukları kaydedildi.
Müşteki şüpheli Emirhan Karaca ile maktul Nurullah Bozkurt’un olay saati öncesinde maktulün kardeşi Emircan Bozkurt’un yaralanması sebebiyle bir araya geldiklerinin anlatıldığı iddianamede, yaşanan sözlü tartışma sonrası Emirhan Karaca’nın Nurullah Bozkurt’un göğüs bölgesine ateş ettiği ve ölümüne neden olduğu belirtildi. İddianamede, Karaca’nın ateş ettikten sonra kaçtığı sırada Yunus Çeken’in birden fazla kez Karaca’nın arkasından ateş ettiği, eyleminin ise öldürmeye teşebbüs aşamasında kaldığı aktarıldı.
İddianamede, şüpheli Yunus Çeken’in olay yerinde görev yapan bekçi A.A.’nın asayişi sağlamak için dur ihtarında bulunmasına rağmen uyarıya uymadan ateş etme eylemini bekçiye yönelttiği belirtildi.
Hazırlanan iddianamede müşteki şüpheli Emirhan Karaca’nın ‘kasten öldürme’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından toplamda müebbet hapis ile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına, şüpheli Yunus Çeken’in ise 2 kez ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 18 yıldan 30 yıla, ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 5 yıldan 8 yıla olmak üzere toplamda 23 yıldan 38 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL
]]>ANKARA – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Aydın, Kastamonu ve Balıkesir merkezli 12 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “KAFES-45” Operasyonlarında 3 organize suç örgütünün çökertildiğini ve 63 şüphelinin yakalandığını açıkladı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya X hesabından yaptığı paylaşımda Aydın, Kastamonu ve Balıkesir merkezli 12 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “KAFES-45” Operasyonlarında 3 organize suç örgütünün çökertildiğini ve 63 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Yerlikaya paylaşımında “Aydın’da Teoman Avcı ve Ferdi Kayhanlı’nın, Kastamonu’da Ömer Çınar’ın, Balıkesir’de Salih Babayiğit’in elebaşılığını yaptığı 3 organize suç örgütü çökertildi. Operasyonlarda örgüt elebaşların da içerisinde bulunduğu suç örgütü üyesi 63 şüpheli yakalandı. Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki; Suçta kibirlenenlere, halkımızın huzurunu kaçıranlara, organize suç örgütlerine ve çetelere göz açtırmayacağız. Hangi büyüklükte olursa olsun organize suç örgütlerini çökertip, adalete teslim edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Yerlikaya paylaşımının devamında Aydın, Kastamonu ve Balıkesir’de düzenlenen operasyonlara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Aydın İl Jandarma Komutanlığınca yapılan 5 aylık takip neticesinde; Aydın merkezli Ankara, İzmir ve Muğla’da düzenlenen operasyonlarda araç satış işlemlerinde hileli eylemler yapıp, vatandaşlarımızı zarara uğratarak ‘Nitelikli Dolandırıcılık’ suçunu örgütlü olarak işledikleri tespit edilen Örgüt elebaşları Teoman Avcı ve Ferdi Kayhanlı’nın da içerisinde bulunduğu 35 şüpheli yakalandı. MASAK ile koordineli olarak yapılan analizler sonucu şüphelilere ait banka hesaplarında toplam 46 milyon TL para hareketliliğinin olduğu tespit edildi.
Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Kastamonu İl Jandarma Komutanlığınca yürütülen 4 aylık takip neticesinde Kastamonu merkezli İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Samsun, Karabük ve Zonguldak’ta düzenlenen operasyonlarda organize suç örgütü üyelerinin; Sözde kuyumculuk adı altında faaliyet gösterdikleri, kredi kartı borcunu ödeyemeyen ve nakit para talebi olan mağdurlardan belirli bir komisyon karşılığı, farklı şirketlere ait POS cihazlarını da kullanarak halk arasında ‘kredi kartına takla attırmak’ tabiri ile bilinen yöntemle ödemelerini sağladıkları, paravan şirketler kurarak bankalardan POS cihazları temin ettikleri ve suç örgütü elebaşı ile örgüt üyeleri arasında, suçta kullanılan POS cihazlarını karşılıklı kargo ile gönderdikleri tespit edilen örgüt elebaşı Ömer Çınar’ın da içerisinde olduğu 21 şüpheli yakalandı. MASAK ve Gelir İdaresi Başkanlığı ile yapılan ortak analizler sonucu 14 paravan şirkete ait banka hesaplarında 980 milyon TL’lik işlem hacmi ve 105 Milyon TL’lik haksız kazanç elde edildiği tespit edildi.
Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığınca Gömeç, Burhaniye ve Ayvalık ilçelerinde yapılan 4 aylık takipli KOM Faaliyeti kapsamında MASAK ile yürütülen teknik ve fiziki takip neticesinde; Maddi açıdan zor durumdaki şahıslara boş senet imzalatarak yüksek faizle borç para verdikleri, Vadesi geldiği halde borçlarını ödemek isteyen şahısların faizlerini arttırarak borçlarının bitirilmesini engelledikleri sistematik şekilde daha fazla borçlandırdıkları, Borcunu ödeyemeyen şahısları tehdit ve şiddet yoluyla baskı altına aldıkları, Mağdurların, borçlarını ödemek amacıyla traktör ve arsalarını, düşük fiyata satışa çıkardıkları ve satışa çıkarılan mal varlıklarını şüphelilerin yakınları tarafından satın alınmasını sağladıkları tespit edilen örgüt elebaşı Salih Babayiğit’in de içinde bulunduğu 7 şüpheli yakalandı. Örgüt tarafından, Çanakkale ve Balıkesir illerinde ikamet eden yaklaşık 37 vatandaşımızın mağdur edilerek 45 milyon TL haksız kazanç elde edildiği tespit edildi.
,
Yerlikaya paylaşımında operasyonlar sonucu 132 adet kredi kartı, 12 adet pos cihazı, 121 adet araç satış sözleşmesi, 2 milyon 685 bin TL tutarlı düzenlenmiş çek, senet ve dekont, tabanca, av tüfekleri, 14 adet açık çek, çok miktarda Türk lirası ile çok sayıda dijital materyal ve dokümana ele konulduğunu belirtti.
]]>Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Aydın’da Teoman Avcı ve Ferdi Kayhanlı’nın, Kastamonu’da Ömer Çınar’ın, Balıkesir’de ise Salih Babayiğit’in elebaşılığını yaptığı 3 organize suç örgütünün çökertildiğini, buna yönelik operasyonlarda örgüt elebaşlarının da bulunduğu 63 şüphelinin yakalandığını belirtti.
Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Aydın Jandarma Komutanlığınca yapılan 5 aylık takip neticesinde, Aydın merkezli Ankara, İzmir ve Muğla’da düzenlenen operasyonlarda araç satış işlemlerinde hileli yöntemlerle “nitelikli dolandırıcılık” suçunu örgütlü olarak işledikleri tespit edilen örgüt elebaşları Teoman Avcı ve Ferdi Kayhanlı’nın da içerisinde bulunduğu 35 şüphelinin yakalandığını aktaran Bakan Yerlikaya, MASAK ile koordineli olarak yapılan analizler sonucunda şüphelilere ait banka hesaplarında 46 milyon lira para hareketliliğinin olduğunun tespit edildiği bilgisini verdi.
Kastamonu merkezli operasyonlar
Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Kastamonu Jandarma Komutanlığınca yürütülen operasyonda 4 aylık takip neticesinde Kastamonu merkezli İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Samsun, Karabük ve Zonguldak’ta operasyonlar düzenlendiğini kaydeden Yerlikaya, organize suç örgütü üyelerinin, sözde kuyumculuk adı altında faaliyet gösterdikleri, kredi kartı borcunu ödeyemeyen ve nakit para talebi olan mağdurlardan belirli bir komisyon karşılığı, farklı şirketlere ait pos cihazlarını da kullanarak halk arasında “kredi kartına takla attırmak” tabiri ile bilinen yöntemle ödemelerini sağladıkları, paravan şirketler kurarak bankalardan pos cihazları temin ettikleri ve suç örgütü elebaşı ile örgüt üyeleri arasında, suçta kullanılan pos cihazlarını karşılıklı kargo ile gönderdiklerinin tespit edildiğini ifade etti.
Örgüt elebaşı Ömer Çınar’ın da içerisinde olduğu 21 şüpheli yakalandığını ifade eden Yerlikaya, MASAK ve Gelir İdaresi Başkanlığı ile yapılan ortak analizler sonucu 14 paravan şirkete ait banka hesaplarında 980 milyon liralık işlem hacmi ve 105 milyon liralık haksız kazanç elde edildiğinin tespit edildiğini duyurdu.
Balıkesir merkezli operasyonlar
Bakan Yerlikaya, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Balıkesir Jandarma Komutanlığınca Gömeç, Burhaniye ve Ayvalık ilçelerinde de operasyonlar düzenlendiğini bildirdi.
Yerlikaya, yapılan 4 aylık takipli KOM faaliyeti kapsamında MASAK ile yürütülen operasyonlar neticesinde örgüt üyelerinin, maddi açıdan zor durumdaki kişilere boş senet imzalatarak yüksek faizle borç para verdikleri, vadesi geldiği halde borçlarını ödemek isteyen kişilerin faizlerini arttırarak borçlarının bitirilmesini engelleyerek sistematik şekilde daha fazla borçlandırdıkları, borcunu ödeyemeyenleri tehdit ve şiddet yoluyla baskı altına aldıkları, mağdurların, borçlarını ödemek amacıyla traktör ve arsalarını düşük fiyata satışa çıkardıkları ve satışa çıkarılan mal varlıklarını şüphelilerin yakınları tarafından satın alınmasını sağladıklarının belirlendiğini açıkladı.
Örgüt elebaşı Salih Babayiğit’in de içinde bulunduğu 7 şüphelinin yakalandığını bildiren Yerlikaya, örgüt tarafından, Çanakkale ve Balıkesir’de ikamet eden yaklaşık 37 vatandaşın mağdur edilerek 45 milyon liralık haksız kazanç elde edildiğinin tespit edildiğini duyurdu.
Yerlikaya, operasyonlar sonucunda, 132 kredi kartı, 12 pos cihazı, 121 araç satış sözleşmesi, 2 milyon 685 bin lira tutarlı düzenlenmiş çek, senet ve dekont, tabanca, av tüfekleri, 14 açık çek, çok miktarda para ile çok sayıda dijital materyal ve dokümana ele konulduğu bilgisini verdi.
Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Aziz milletimizin bilmesini isterim ki, suçta kibirlenenlere, halkımızın huzurunu kaçıranlara, organize suç örgütlerine ve çetelere göz açtırmayacağız. Hangi büyüklükte olursa olsun organize suç örgütlerini çökertip, adalete teslim edeceğiz. Cumhuriyet başsavcılıklarımızı, operasyonları gerçekleştiren kahraman jandarmamız ile MASAK’ı ve Gelir İdaresi Başkanlığımızı tebrik ediyorum. Milletimizin duası sizinle.”
]]>İSTANBUL – Bir internet sitesinde yazdığı yazıda kullandığı sözler nedeniyle tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Bir internet sitesinde yazdığı yazıda suç oluşturacak sözler kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan, soruşturma çerçevesinde tutuklandıktan sonra tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Tolga Şardan’ın bir internet sitesinde yazdığı yazıda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun unsurlarını oluşturacak nitelikte sözler bulunduğu gerekçesiyle re’sen soruşturmaya başlandığı aktarıldı.
Şüpheli Şardan’ın ifadesine yer verilen iddianamede, haberin kamuoyunun bilgisi dahilinde olan güncel bir konu olduğunu, konunun başlangıcının İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın kamuoyuna yansıyan dilekçesi olduğunu, olayın kamuoyunda geniş yankı uyandırması üzerine ismini vermek istemediği farklı kaynaklardan gelişmeleri takip ettiğini, söz konusu yazının yayınlandığı andan ifadesinin alındığı dakikaya kadar geçen sürede yazının içinde taraf olarak görülen Cumhurbaşkanı makamı ve MİT Başkanlığı tarafından herhangi bir yalanlama veya açıklama yapılmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini söylediği kaydedildi.
Herhangi bir delil sunamadığı belirtildi
Hazırlanan iddianamede, şüpheli Şardan’ın yazı içeriğinde Mili İstihbarat Teşkilatı tarafından ‘yargı raporu’ adı altında rapor düzenlendiği şeklinde kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, şüpheli tarafından her ne kadar yazısında yer alan bilgileri teyit ederek yayınladığı iddia edilmiş ise de, soruşturma dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı belirtildi. Ayrıca, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın cevabında da böyle bir rapor olmadığının açıkça belirtildiği, dolayısıyla köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, köşe yazısı içeriğinde yer alan ifadelerin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu bağlamda somut olayda ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunun yasal unsurlarının oluştuğu aktarıldı.
Yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiği aktarıldı
Şüphelinin köşe yazısında doğrudan devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği ifadelerinin bir bütün olarak yargı teşkilatını zan altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğunun belirtildiği iddianamede, şüphelinin devletin yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiği, şüphelinin hakaret içerikli sözlerini internet sitesi üzerinden yapmış olması ve köşe yazısının çok sayıda kişi tarafından görülmüş, okunmuş olması nedeniyle aleniyet unsurunun da bulunduğu da belirtildi.
5 yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame gönderildiği İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildiği takdirde Şardan önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
]]>Bir internet sitesinde yazdığı yazıda suç oluşturacak sözler kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan, soruşturma çerçevesinde tutuklandıktan sonra tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Tolga Şardan’ın bir internet sitesinde yazdığı yazıda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun unsurlarını oluşturacak nitelikte sözler bulunduğu gerekçesiyle resen soruşturmaya başlandığı aktarıldı.
Şardan’ın ifadesine yer verilen iddianamede, haberin kamuoyunun bilgisi dahilinde olan güncel bir konu olduğunu, konunun başlangıcının İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın kamuoyuna yansıyan dilekçesi olduğunu, olayın kamuoyunda geniş yankı uyandırması üzerine ismini vermek istemediği farklı kaynaklardan gelişmeleri takip ettiğini, söz konusu yazının yayınlandığı andan ifadesinin alındığı dakikaya kadar geçen sürede yazının içinde taraf olarak görülen Cumhurbaşkanı makamı ve MİT Başkanlığı tarafından herhangi bir yalanlama veya açıklama yapılmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini söylediği kaydedildi.
Herhangi bir delil sunamadığı belirtildi
İddianamede, şüpheli Şardan’ın yazı içeriğinde Mili İstihbarat Teşkilatı tarafından ‘yargı raporu’ adı altında rapor düzenlendiği şeklinde kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, şüpheli tarafından her ne kadar yazısında yer alan bilgileri teyit ederek yayınladığı iddia edilmiş ise de, soruşturma dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı belirtildi. Ayrıca, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın cevabında da böyle bir rapor olmadığının açıkça belirtildiği, dolayısıyla köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, köşe yazısı içeriğinde yer alan ifadelerin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu bağlamda somut olayda ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunun yasal unsurlarının oluştuğu aktarıldı.
Yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiği aktarıldı
Şüphelinin köşe yazısında doğrudan devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği ifadelerinin bir bütün olarak yargı teşkilatını zan altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğunun belirtildiği iddianamede, şüphelinin devletin yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiği, şüphelinin hakaret içerikli sözlerini internet sitesi üzerinden yapmış olması ve köşe yazısının çok sayıda kişi tarafından görülmüş, okunmuş olması nedeniyle aleniyet unsurunun da bulunduğu da belirtildi.
5 yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame gönderildiği İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildiği takdirde Şardan önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak. – İSTANBUL
]]>Denizli’nin Acıpayam ilçesine bağlı Kelekçi Mahallesi’nde 16 Eylül 2023 tarihinde meydana gelen olayda; kırsal mahallede tek başına yaşayan Şahin Demirten’in (64) komşusu Cihan G., 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak Demirten’in evine 500 metre kala tek taraflı motosiklet kazasına karıştığı ihbarında bulundu. Komşunun ihbarı üzerine bölgeye ulaşan sağlık ekipleri, yaşlı adamın hayatını kaybettiğini belirledi. İlk incelemede kalp krizi geçirdiği için kaza yaptığı değerlendirilen 2 çocuk babası Demirten, görünürde şüpheli bir durum olmaması nedeniyle ertesi gün mahalle mezarlığında toprağa verildi. Ailenin kuşkularından yola çıkan Denizli İl Jandarma Komutanlığı JASAT dedektifleri, Demirten’in komşusu olan aile tarafından dövülerek öldürüldüğünü ve olaya kaza süsü verildiği belirledi. Gözaltına alınan ve suçunu itiraf eden Cihan G. ile babası Hasan G., annesi Makbule G. ve ablası Serap G. şüpheli olarak adliyeye sevk edildi.
Adliyeye sevk edilen şüphelilere tepki gösteren aile, zaman zaman ekmeklerini de paylaştıkları komşularının nasıl böyle bir cinayeti işlediğine anlam veremediklerini belirtti. Olayın meydana geldiği köprünün başında ve Şahin Demirten’in cansız bedeninin bulunduğu bölgede karşılaştıkları manzaraları anlatan Demirten’in oğlu Ceyhun Demirten, kızı Ceylan Kaçar ve eski eşi Zühra Erten, ilk baştan beri şüphelendikleri ailenin cenazeye katılmamasına rağmen daha sonra taziyeye gelerek kendileriyle görüştüğünü ifade etti.
Babasının iyi bir motosiklet kullanıcısı olduğunu ve bugüne kadar hiç kaza yapmadığını belirten oğlu Ceyhun Demirtan, “Babamın bir kaza sonucu kalp krizinden öldüğünü söylediler. Ben babamı Acıpayam Devlet Hastanesinde gördüğümde olayın şüpheli olabileceğini düşünerek incelenmesini istedim. Olay yerine geldiğimde babamı taşların üzerine yatık halde bulmuşlar. Babam motosikletten düşmüş gibi değil de oraya konulmuş gibi olabileceğini düşündüm. Daha sonra olaya Denizli’de JASAT dahil oldu. Babamın kanı yerde kalmadı. Şahıs olayı gerçekleştirdikten sonra ambulansı arıyor. Trafik kazası olduğu ihbarında bulunuyor. Sonra da tanık olarak ifade vermiş. Olaya kaza süsü vermek için her şeyi yapmışlar. Suçu da bir başkasının üzerine atmaya çalışmış” dedi.
Kendi aralarında kavga ettiklerini söylemiş
Olay günü gürültülerin diğer komşular tarafından duyulduğunu hatırlatan kızı Ceylan Kaçar da yaşananları şöyle aktardı:
“Ben olayı duyduğumda şüphelendim. Daha öncesinde bu şahıslar babamın önünü keserek para istemişlerdi. Bu olayı babam kimseye söylemememi istedi. Bana ‘Kızım ağabeyin başına bela alır. Siz Denizli’ye gidiyorsunuz. Sonra bana musallat olurlar. Ben arada sigara, para vererek başımda savıyorum’ dedi. Çok uğraş verdik. JASAT ekibi çok uğraştı. İki olay yeri var. İlk olay yerinde kan ve sopa kırıkları, ikinci olay yerinde ise babamın cenazesi ve motosikleti vardı. Hiçbiri cenazenin ilk günü gelmedi. Ben onların yaptığını söylüyordum. Daha sonra bunu duyarak, şahsın annesi bizim evimize yüzsüz bir şekilde gelerek ‘Siz bizden şüpheleniyormuşsunuz. Bizim olayla bir ilgimiz yok. Seslerimizi duyanlar olmuş ama bize kendi aramızda kavga ediyorduk’ dedi.”
Olayın aydınlatılmasında büyük emek harcayan Denizli İl Jandarma Komutanlığı ekiplerine teşekkür eden eski eş Zühra Erten ise, “Ekiplerimiz çok yardımcı oldu. Allah hepsinden razı olsun. Ben bunları evime alıp çok ekmek verdim. Bunları yapmayacaklardı. Çocuklarım çok acı çekti. Allah’ımdan cezalarını buldular. Her sıkıntılarında yardımcı olmuştu. Hepsinin ağır ceza almasını istiyoruz. Köyümüz bu insanlardan kurtulacak” şeklinde konuştu. – DENİZLİ
]]>Denizli’nin Acıpayam ilçesine bağlı Kelekçi Mahallesi’nde 16 Eylül 2023 tarihinde meydana gelen olayda; kırsal mahallede tek başına yaşayan Şahin Demirten’in (64) komşusu Cihan G., 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak Demirten’in evine 500 metre kala tek taraflı motosiklet kazasına karıştığı ihbarında bulundu. Komşunun ihbarı üzerine bölgeye ulaşan sağlık ekipleri, yaşlı adamın hayatını kaybettiğini belirledi. İlk incelemede kalp krizi geçirdiği için kaza yaptığı değerlendirilen 2 çocuk babası Demirten, görünürde şüpheli bir durum olmaması nedeniyle ertesi gün mahalle mezarlığında toprağa verildi.
Çocuklarının kuşkuları haklı çıktı
Babalarının bugüne kadar hiç kaza yapmaması, olay yerinde gördükleri kırık sopa parçaları ve bölgedeki parça parça kan izlerinden kuşkulanan Şahin Demirten’in çocukları, kazanın meydana geldiği bölgedeki tüm unsurları tek tek kayda alarak Cumhuriyet Savcılığına normal ölüm olarak rapor edilen dosyanın yeniden incelenmesi için dilekçe verdi. Ailenin kuşkularını dikkate alan savcılık, dosyayı araştırılması için Denizli İl Jandarma Komutanlığına bağlı JASAT dedektiflerine teslim etti. Giresun İkranur Tirsi cinayeti, Konya Büyükşen cinayeti ve Diyarbakır’da meydana gelen 9 yaşındaki çocuğun ölümü gibi faili meçhul olayları aydınlatan Denizli JASAT’ın uzman ekibi, Ekim ayının ortalarında adli tıp raporlarının çıkmasının ardından iğneyle kuyu kazar gibi 4 ay titiz bir çalışma yürüttü.
5 ay sonra itiraf ettiler
Olay yerindeki delillerin titiz bir şekilde toplanması ve kaza yaptığı iddia edilen motosiklette herhangi kırık bir parça bulunmamasından yola çıkan jandarma dedektifleri, yaptığı çalışmalarda 450 kişiyle yapılan mülakat, alınan ifadeler, teknik ve fiziki takiple olayı aydınlattı. Şahin Demirten’in komşusu olan aile tarafından sopalarla dövülerek öldürüldüğünü tespit edildi. Olayla ilgili olarak Demirten ile aralarında geçmişe dayalı husumet bulunan Hasan G., eşi Makbule G., oğlu Cihan G. ve kızı Serap G. gözaltına alındı. Jandarma karakolunda sorgulanan şüphelilerden Cihan G., suçunu itiraf ederek olay günü yaşananları anlattı.
Sahte fren izi yapıp, kaza süsü verdiler
Madde bağımlısı olduğu iddia edilen Cihan G.’nin geçmişte Şahin Demirten’in yolunu keserek para istemesi ve yaşanan tartışmaların husumete dönüşmesiyle devam eden olayda, cinayet günü yine Cihan G.’nin Şahin Demirten’in önüne çıkıp tartışmanın ardından başına sopa ile vurduğu ve sonrasında ailenin diğer üyelerinin de kavgaya dahil oldukları tespit edildi. Cinayete kaza süsü vermek isteyen ailenin, Şahin Demirten ve motosikletini 50 metre sürükledikleri, yaralı şahsı taşların üzerine yüzüstü yatırdıkları anlaşıldı. Suçtan kurtulmak için plan yapan hatta 112’yi arayarak kaza ihbarında bulunan aileyi, olay yerinde unuttukları ve evlerinin önündekilerle aynı olan odun parçaları ele verdi.
Şahin Demirten’i sopalarla döverek öldürdüklerini itiraf eden aile fertleri, dün olay yerinde yaptırılan keşfin ardından bu sabah saatlerinde Acıpayam Adliyesine sevk edildi. Demirten’in çocukları Ceyhun Demirten ve Ceylan Kaçar ile eski eşi, adliye getirilen şüphelilere tepki gösterdi. Şahin Demirten’in eski eşi Zühra Erten, güvenlik tedbirleri altına adliyeye sevk edilen şüphelilere “Katiller. Biz size ekmek AŞ verdik. Çocuklarıma acı çektirdiniz. Cuma günü öldürdünüz, Cuma günü tutuklandınız” diye bağırdı.
Savcılıktaki sorguları devam eden şüphelilerin, ‘Kasten adam öldürmek” suçlamasıyla mahkemeye sevk edilecekleri öğrenildi. – DENİZLİ
]]>ÇAĞLAYAN ADLİYESİ’NE TERÖR SALDIRISI
Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nın C kapısında bulunan polis kontrol noktasına 6 Şubat tarihinde silahlı terör saldırısı düzenlenmiş, polislerin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada DHKP-C’li teröristler Emrah Yayla ve Pınar Birkoç öldürülerek etkisiz hale getirilmişti. Olayda 3’ü polis memuru 6 kişi yaralanırken, Dilfıraz Karataş isimli bir vatandaşın ise hayatını kaybettiği belirtilmişti. Olaya ilişkin yakalanarak gözaltına alınan 96 şüpheliden 48’i tutuklanırken, 48’i ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

4 ŞÜPHELİYE YAKALAMA KARARI
Olaya ilişkin yürütülen soruşturmada yeni detaylar ortaya çıktı. Soruşturma çerçevesinde, saldırı eyleminin talimatını verdikleri ve DHKP/C silahlı terör örgütünün merkez komite üyesi oldukları öne sürülen firari şüpheliler Fehriye Erdal, Zerrin Sarı, Seher Demir ve Musa Aşoğlu hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
BİR KISIM GÖREVLİLERİ REHİN ALARAK MANİFESTO OKUYACAKLARDI
Öte yandan hakimlik sevk yazısında, örgütün yönetici kadrosu tarafından verilen talimat doğrultusunda Emrah Yayla ve Pınar Birkoç’un adliyeye silahlı bir şekilde girerek yanlarında getirdikleri malzemelerle daha önce duruşma bahanesiyle içeri giren ve eylem için hazır bekleyen Elif Ersoy, Diyar Ersoy, Necla Birkoç ve Ercan Güneş’in yardımıyla bir kısım görevlileri rehin almak amacında oldukları, yakalamamaları için sahte bomba görünümü verilmiş düzeneklerle içeriğinde bir takım hukuksuz talepler içeren manifestoyu okuyacakları da öğrenildi. Ayrıca sevk yazısında, taleplerinin kabul görmemesi durumunda rehin aldıkları kamu görevlilerine sözde cezalandırma eylemi yapacakları da belirtildi.

FAHRİYE ERDAL, SABANCI SUİKASTI DAVASININ FİRARİ SANIĞI OLARAK YER ALMIŞ
Öte yandan, Fehriye Erdal’ın, Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyesi Özdemir Sabancı, Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefi’nin 1996’da öldürülmesine ilişkin kamuoyunda ‘Sabancı suikastı davası’ olarak bilinen davada ‘firari sanık’ olarak yer aldığı, 17 Mayıs 2017’de ise dosyasının ayrıldığı öğrenildi.
Öldürülen terörist Pınar Birkoç NE OLMUŞTU?
İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta silahla ateş açan 2 terörist ölü ele geçirilmiş, Dilfiraz Karataş hayatını kaybetmiş, 3’ü polis 6 kişi yaralanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 96 şüpheliden 14’ü “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” ve “nitelikli kasten öldürme”, 33’ü “silahlı terör örgütüne üye olma”, 1 şüpheli ise “örgüte yardım etme” suçundan tutuklanmıştı. 48 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Öldürülen terörist Emrah YaylaSaldırgan Pınar Birkoç’un, olay günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmada yargılanan kardeşi Necmiye Birkoç hakkında da eylemle irtibatlı olduğu değerlendirilerek “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan tutuklama kararı verilmişti.
Saldırı sonrasında sosyal medya hesaplarından provokatif paylaşımlar yaptığı tespit edilenlerle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 şüpheliden 5’i tutuklanmıştı.
]]>Bayramiç ilçesine bağlı Sarıot köyü yakınlarındaki cinayet olayı 8 Şubat akşamı saat 20.30 sıralarında meydana geldi. Şakir Aydın ve Tayfun Avcı motosiklet ile köyden ayrıldı. Şakir Aydın ve Tayfun Avcı köy kavşağından anayola motosikletle döndükleri sırada kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından açılan ateş sonucu vuruldu. Şakir Aydın olay yerinde, Tayfun Avcı ise kaldırıldığı Bayramiç Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti.
Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme, Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı Suç Araştırma Timi (JASAT), İstihbarat Şube, Siber Suçlar, Özel Köpek Timleri, İlçe Jandarma Komutanlığı Asayiş ve Trafik Timleri pompalı tüfekle öldürülen Şakir Aydın ve Tayfun Avcı’nın katil zanlılarını yakalamak için çalışma başlattı. Ekipler, Bayramiç ilçe merkezi olmak üzere Sarıot köyü ile Akçakıl köyünde şüphelilerin yakalanması için çeşitli adreslerde arama yaptı. Özel Köpek Timinde yer alan ‘Tahra’ isimli köpek ile ekipler, gece boyu ve gündüz devam eden yakalama çalışmaları çerçevesinde ekiplere destek verdi. 3 gün boyunca gece gündüz ilçenin giriş ve çıkış noktaları tutuldu.
Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ve JASAT ekipleri dün cinayet olayına karışan şüphelilerden A.G. ve C.Ö. 9 Şubat’ta yakalanarak, gözaltına alındı. İstihbarat Şube Müdürlüğü firari olarak aranan A.K. ile yaşları 16 yaşında olan ve suça sürüklenen D.B. ve H.M.K’yi 10 Şubat günü titiz çalışmalar sonucu Bayramiç ilçe merkezinde saklandıkları evde yakaladı. Gözaltına alınan 3 şüpheli ifadeleri alınmak üzere Bayramiç ilçe Jandarma Komutanlığına götürüldü.
Cinayette kullanılan pompalı tüfeği attığı yeri söyledi
Öte yandan Şakir Aydın ve Tayfun Avcı’nın öldürüldüğü cinayette kullanılan pompalı tüfek Bayramiç ilçe merkezinde sulama kanalındaki çalılıklar içinde bulundu. A.K. cinayet sonrası sulama kanalı yakınlarında çalılık içindeki pompalı tüfeğin yerini Jandarma İstihbarat ve JASAT ekiplerine gösterdi.
Cinayet olayının altından uyuşturucu ile alacak, verecek meselesi çıktı
Bayramiç ilçesine bağlı Sarıot köyünde meydana gelen pompalı tüfekle saldırının altından uyuşturucu ile alacak, verecek meselesi çıktı. Sarıot köyünden çıkan Şakir Aydın ve Tayfun Avcı, köy kavşağından anayola motosikletle döndükleri önü iddiaya göre bir araçla kesildiği, yaşanan tartışma sonra Şakir Aydın ve Tayfun Avcı’nın pompalı tüfekle öldürüldüğü ortaya çıktı. Öte yandan, Şakir Aydın ve Tayfun Avcı’nın öldürülmeden cinayet zanlıları ile bir vatandaş tarafından yapılan hayra katıldıkları ve sonrasında köyde bir evin bahçesinde alkol aldıkları ortaya çıktı.
5 şüpheli adliyeye sevk edildi
Bayramiç’te pompalı tüfekle öldürülen Şakir Aydın ve Tayfun Avcı cinayetinde gözaltına alınan 5 şüpheli jandarmadaki işlemlerinin ardından Bayramiç adliyesine sevk edildi. Jandarma ekipleri şüphelileri adliyeye getirdiği sırada geniş güvenlik önlemi aldı. Cinayet zanlısı A.K. jandarmadaki ilk ifadesinde cinayeti itiraf etti. – ÇANAKKALE
]]>Yozgat’ta dron fabrikası kurma vaadiyle tanınan Ocakçı Holding ile ilgili operasyonda gözaltı sayısı 32’ye yükselmişti. İzmir’de, hem yüksek faiz vaadiyle hem de İzmir Token ile yaptığı protokol sonucu 15 milyonluk yatırımla gündeme gelen ve 3 bini aşkın kişiden 5 milyar 123 milyon TL para topladığı ortaya çıkan Ocakçı Holding’in sahibi iş insanı Sedat Ocakçı (34) ve eşi Seçilay Ocakçı (30), geçtiğimiz çarşamba günü yurt dışına çıkış hazırlığında oldukları esnada Adana’da, İzmir İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Adana KOM Şube Müdürlüğü ekiplerinin de desteğiyle, saklandıkları ikamette İzmir polisi tarafından kıskıvrak yakalanmıştı. Sedat Ocakçı ve eşi Seçilay Ocakçı’nın yanı sıra yakalanan 2 zanlı da Adana’dan İzmir’e getirilmişlerdi.
Yakalanan 5 şüpheli 3 farklı ilden SEGBİS ile mahkemeye katıldı
Ocakçı çiftinin yanı sıra İzmir’de bulunan 27 şüpheli, İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık” suçundan dün, Karşıyaka Adliyesi’ne sevk edilmişti. Yakalananların arasında Sedat Ocakçı’ya yardım ve yataklık eden 1 kişinin olduğu, Ankara’da bulunan 2 kişinin ise Ocakçı ile iş birliği yaptığı tespit edilmiş, Antalya ve Ankara’da 2, Aksaray’da ise yakalanan 1 kişinin, İzmir’deki şüphelilerle birlikte eş zamanlı olarak adliyeye sevk edildiği ve mahkemeye SEGBİS aracılığıyla katıldıkları belirtildi.
Ocakçı çiftiyle birlikte 27 şüpheli tutuklandı
Adliyeye sevk edilen şüphelilerden, Ocakçı Holding’in sahibi iş insanı Sedat Ocakçı ve eşi Seçilay Ocakçı ile birlikte toplamda 27 şüpheli tutuklandı. 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla salıverildi.
“Herkes parasını alacak, paralar Salih’te”
Dün, adliyeye sevk esnasında basın mensuplarının “paralar nerede” sorusuna yanıt veren Sedat Ocakçı, “Herkes parasını alacak, paralar Salih’te” demişti.
3 bin 100 mağdur var: 5 milyarı aşkın vurgun
Ocakçı Holding sahibi Sedat Ocakçı, yeğeni Siber Güvenlik Uzmanı Salih Han’ın holdinge ait 5 milyar 123 milyon TL’lik soğuk cüzdanla Dubai’ye kaçtığını iddia etmişti. Paraları ödeyeceğini söyleyen ve o süreçte kayıplara karışan iş insanı Sedat Ocakçı’nın aylık yüzde 17’lik faiz verileceği vaadiyle paralar toplandığı ve bu şekilde büyük vurgun yaptığı öğrenilmişti.
Mağdurlar çoğalıyor
Geçtiğimiz günlerde ise holding binasının girişindeki levhalar kaldırılınca ve binaya kiralık pankartı asılınca mağdurlar da ortaya çıkmış; evini ve arabasını satıp kredi çeken, elindeki paraları teslim eden mağdurlar ise Çiğli ilçesindeki Hira Danışmanlık Eğitim ve Yazılım önünde toplanmıştı.
Sedat Ocakçı FETÖ’den ihraç edilmiş
Dron fabrikası kurma vaadiyle kısa sürede büyüyen ve Çiğli’de holding binası açan Sedat Ocakçı’nın 2019 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nden ihraç edilen üsteğmen olduğu ortaya çıkmış, adliyeye sevk edilenler arasında holdinge bağlı şirketlerden Metayıldız Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan da olduğu öğrenilmişti.
Ayrıca Ocakçı, son paylaştığı videolu mesajında da, “O çok sevdiğiniz paralarınız yatacak” demişti. – İZMİR
]]>Dünyanın ilk şehir tokeni olan İzmir Token’i halka arz eden Barış Turgut’la yaptığı protokol sonucu, 15 milyonluk yatırım yaparak gündeme gelen Ocakcı Holding’de, holdingin sahibi Sedat Ocakcı’nın yeğeni siber güvenlik uzmanı Salih Han, 1 Ocak’ta kuruma ait 2,5 milyar liralık soğuk cüzdanla Dubai’ye kaçtı. Yüksek kar vaadiyle paralarını verenler, dolandırıldıkları iddiasıyla polise şikayetçi oldu. Şüphelilerin, satışını yaptıkları token ile kripto piyasalarında para kazandıracaklarını vaat ettiği, ayrıca dron fabrikası kurarak da yine kar sözü verdikleri öğrenildi. Şüphelilerin 3 bin 100 kişiden yaklaşık 5 milyar 123 milyon TL para topladıkları öne sürüldü.
YAZILIMLA İKNA ETMİŞ
Sedat Ocakcı’nın ilk olarak parayı borsada değerlendirdiğini söyleyerek para toplamaya başladığı, ardından kripto paraya girdiği, sonrasında yazılım firması kurduğu öğrenildi. Kripto için para topladığı sırada vatandaşları ‘Bir yazılım sistemi geliştirdim. Bu sayede borsa ve kripto para işinde piyasanın iniş veya çıkış dönemleri yaşansa bile hiç kaybetmiyorum’ diyerek ikna ettiği belirtildi. Sedat Ocakcı’nın en az yüzde 17 kar vadettiği de kaydedildi. Sedat Ocakcı’nın yakın bir dönemde bütün varlığı kripto borsasına aktardığı, soğuk cüzdana yüklediği, bu varlığı şoförü ile İstanbul’daki kuzeni Salih Han’a gönderdiği öğrenildi. Salih Han’ın bu soğuk cüzdan ile Dubai’ye kaçması üzerine Ocakcı’nın 31 Ocak tarihine kadar yatırımcıya ödeme yapmaması üzerine mağdurların emniyete müdürlüğüne şikayetçi oldukları kaydedildi.

OPERASYON 7 ŞUBAT’TA BAŞLADI
Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı, dolandırıcılık iddiaları üzerine soruşturma başlattı. Savcılığın talimatıyla 7 Şubat sabahı harekete geçen İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık’ suçlarından haklarında gözaltı kararı çıkartılan aralarında Ocakcı Holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı ve holdinge bağlı bir şirketin genel müdür yardımcısı emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın da aralarında bulunduğu 30 kişiye yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi. Ocakcı Holding ve bağlı işletmelerinde arama yapıldı.

OCAKCI ÇİFTİ ADANA’DA YAKALANDI
Ocakcı çifti, İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin desteği ile Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Adana’da saklandıkları kiralık evde yakalandı. Ocakcı çiftinin operasyon öncesi Türkiye’yi terk etmeye çalıştıkları ortaya çıktı. 1 Ocak 2023’te Ocakcı Holding’i kurduğu belirtilen Sedat Ocakcı hakkında ilk olarak geçen 1 Şubat’ta e İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne şikayette bulunulduğu bildirildi. Şikayetin ardından emniyetin talebi üzerine mahkemece Ocakcı hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirildiği kaydedildi. Ocakcı’nın 5 Şubat’ta Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan eşiyle yurt dışına gitmeye çalıştığı ancak hakkında yurt dışı çıkış yasağını öğrenince Adana’ya geçip, eşyalı kiralık ev tuttuğu belirtildi. Sedat Ocakcı’nın Adana’ya gitmesindeki amacının, buradan da yasa dışı yollardan Kıbrıs’a gitmek olduğu öğrenildi.

TAHSİS EDİLEN ALANA HİÇBİR ŞEY YAPILMADI
Operasyon kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen şüphelilerden 29’u yakalandı. Ayrıca 1 kişi yardım ve yataklıktan, Ankara’da 2 şüpheli de Sedat Ocakcı ile iş birliği yaptığı tespiti ile gözaltına alındı. Böylelikle İzmir merkezli Antalya, Ankara ve Aksaray’da gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 32 kişi gözaltına alındı. 1 şüpheli ise aranıyor. Şüpheliler arasındaki emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın, üsteğmen olarak görev yaptığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden FETÖ soruşturması kapsamında 2019 yılında ihraç edilen holding sahibi Sedat Ocakcı’nın geçmişte komutanı olduğu ortaya çıktı. Alkan’ın Yüksek Askeri Şura Toplantısı’nda alınan kararla tuğgeneral olarak görev yaptığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 30 Ağustos 2022’te emekli edildiği belirtildi. Alkan’ın, emekli olduktan sonra holdinge bağlı şirketlerden Metayıldız’ın genel müdür yardımcılığı görevini yürüttüğü kaydedildi. Şirkete, 15 Temmuz 2023’te, Yozgat Bozok Organize Sanayi Bölgesi Yatırım Alanı’nda yer tesis edildiği öğrenildi. Dron imalatı üzerine fabrika kuracağını beyan eden şirket yetkililerinin, bu alanda 3-4 ay kadar hafriyat alım çalışması yaptığı ancak ‘Bozok Organize Sanayi Meta Yıldız Dron Fabrikası Meta Yıldız Bilişim Teknolojileri Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi ibarelerinin’ yazılı tabelanın dışında alanda başka hiçbir icraat gerçekleştirmediklerinin otaya çıktığı belirtildi.

LÜKS HAYATLARI KAMERADA
Öte yandan Sedat Ocakcı’nın yaşadığı lüks hayat paylaştığı videoda görüldü. Holdingin bahçesinde eşi ile yürüyen Ocakcı’nın, iki büyük hediye paketinin kurdelesini eşine açtırdığı, eşinin ‘İnanmıyorum’ diyerek şaşkınlık yaşadığı, açılan paketlerden lüks spor araçların çıktığı görüldü. Biri siyah, diğeri kırmızı renkteki iki otomobili gören eşinin, Sedat Ocakcı’ya sarıldığı da video görüntülerinde yer aldı.
“HERKES PARASINI ALACAK”
Polisteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, dün adliyeye sevk edildi. Sedat Ocakcı’nın polisteki ifadesinde yaptığı işin yasal olduğunu, pişman olmadığını belirtip, “Hiçbir zaman kaybetmem, hep kazanırım” dediği, eşinin ise şirket faaliyetleri ile hiçbir alakası olmadığını, yatırımlarla kocasını ilgilendiğini söylediği öğrenildi. Adliyeye sevkleri sırasında bir gazetecinin “Paralar nerede?” diye sorusuna Sedat Ocakcı, “Herkes parasını alacak” yanıtını verdi. Dün geç saatlere kadar nöbetçi sulh ceza hakimliğinde işlemleri süren şüphelilerden holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı ile holdingdeki bir şirketin genel müdür yardımcısı emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan’ın da aralarında bulunduğu 27 şüpheli tutuklandı. Diğer 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
]]>KAĞITHANE’de sosyal medyada küfürleşerek randevulaştığı Fahri Çelik’in ölümüne, 2 kişinin ise yaralanmasına neden olduğu iddiasıyla devam eden Şehmuz Yamaç hakkındaki soruşturma tamamlandı. İddianamede, Yamaç hakkında 4 suçtan müebbet ve 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi. Olay yerine Şehmuz Yamaç’ı motosikletiyle getiren Ahmet Kardaş’ın ise, ‘Tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 9 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edildi.
YARALI ARKADAŞINA YARDIM ETMEK İSTERKEN ÖLDÜRÜLMÜŞ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli Şehmuz Yamaç ile müşteki Cihan Öncü’nün sosyal medya uygulamasından olay tarihinden yaklaşık 9 ay önce mesajlaştıkları, bu konuşmaların birbirlerine hakaret seviyesine ulaştığı anlatıldı. İki tarafın da Ocak 2023 tarihinde buluşmak için sözleştikleri, Cihan Öncü’nün aracılık etmesi için yanında Fahri Çelik ve Doğan İpek’in bulunduğu, şüpheli Şehmuz Yamaç’ın buluşmaya giderken yanına tabanca aldığı aktarıldı. Şüphelilerin olay yerine Ahmet Kardaş’ın sürdüğü motosiklet ile gittikleri, Şehmuz Yamaç’ın Cihan Öncü’yü olay yerinde gördüğü anda motosikletten inerek Öncü’ye ateş ederek yaraladığı, arkadaşına yardım etmek isteyen Fahri Çelik’e de ateş edilmesi üzerine Çelik’in hayatını kaybettiği ifade edildi. Olay yerinde tesadüfen bulunan Cihan Hülagü’nün de etrafa açılan ateş sonucu seken mermiyle yaralandığı, seken mermilerin bazıları ise çevredeki bir iş yerine isabet ettiği belirtilirken, şüpheliler Şehmuz Yamaç’ın olay yerinden Ahmet Karataş’ın kullandığı motosikletle birlikte kaçtıkları anlatıldı.
SOSYAL MEDYADAN KÜFÜRLEŞİP BULUŞMAK İÇİN SÖZLEŞMİŞLER
İddianamede, şüpheli Şehmuz Yamaç’ın olay yerine gelir gelmez Öncü’nün hayati bölgelerine ateş ettiği, daha önce sosyal medya üzerinden küfürleşmeleri nedeniyle aralarında husumet bulunduğu değerlendirildi. Yamaç’ın ATK raporunda olayda yaralanan Cihan Öncü’ye yönelik eyleminin tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu belirtildi. Olayın başında iki tarafın da karşılıklı küfürleşmede bulundukları, bu nedenle haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının ve Yamaç’ı motosikletiyle olay yerine getirip götüren Ahmet Kardaş’ın da diğer şüpheli tarafından Öncü’ye yönelik eyleminde fikir ve eylem birliği içerisinde bulunması, ifadeler ve tanık ifadesi gözetilerek Kardaş hakkında ‘öldürmeye teşebbüs’, ‘suçluyu kayırma’ suçlarından ceza verilmesinin mahkemenin takdirine bırakıldığı aktarıldı.
ATK RAPORUNDA ÇELİK’İN ÖLÜM NEDENİNİN SİLAHLA YARALANMA OLDUĞU VURGULANDI
Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi’nden gelen rapora göre Fahri Çelik’in vücuduna bir mermi girişi olduğu ve onun da öldürücü nitelikte olduğu belirtildi. Raporda Çelik’in ölüm nedeninin ateşli mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ yaralanması ve büyük damar yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu olduğu vurgulandı. ATK raporunda olayda yaralanan Cihan Hülagü’ye gelen kurşunun ise yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olduğu aktarıldı. İddianamede, şüpheli Şehmuz Kaçmaz hakkında ‘Mala zarar verme’ suçundan ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtildi.
“FAHRİ ELİME DOĞRU HAMLE YAPINCA SİLAH ATEŞ ALDI”
İddianamede şüphelilerin ifadelerine de yer verildi. Şehmuz Yamaç ifadesinde, “Cihan Öncü’yü tanırım, kendisiyle sosyal medya üzerinden 5-6 yıldır konuşuruz. Konuşurken aramızda bir gün tartışma çıktı, bu nedenle karşılıklı hakaretleşmelerimiz oldu. Cihan son zamanlarda bana yönelik hakaretleri çok ileri düzeye gitmeye başlamıştı. Benden konum isteyerek buluşmak istedi. Ben de olay günü bulunduğum konumu gönderdim. Ben de olay yerine, beni vuracağını söylediğinde ve tedbiren silahımı da yanıma aldım. Buluşma noktasına yolda kısmen tanıdığım Ahmet Kardaş’ı motosikletle görünce beni mahalleye bırakmasını istedim. O da kabul etti ve motosiklete binerek seyir halindeyken husumetlim olduğunu anlattım ama detaylarını söylemedim. Ahmet yanımda silah olduğunu bilmiyordu. Ahmet’in olayla ilgisi bulunmamaktadır. Motordan inince Cihan Öncü’yü görünce bacaklarına doğru 1 el ateş ettim. Mermi yerden sekip dükkanın camına geldi. Sonra Cihan ile aramızda boğuşma oldu orada. O sırada adını sonradan öğrendiğim Fahri Çelik’in bize doğru koştuğunu gördüm. Arkam dönük olduğu sırada Fahri bana yumruk attı. Önüme doğru dönmeye çalışırken, Fahri elime doğru hamle yapınca silah ateş aldı. Fahri bu şekilde yaralandı. Yoldan geçen ve tanımadığım Cihan Hülagü’nün ise nasıl yaralandığını bilmiyorum” dedi.
ÖLEN ARKADAŞINI ISRARLA BULUŞMA NOKTASINA ÇAĞIRMIŞ
Şikayetçi Cihan Öncü’nün de soruşturma aşamasındaki ifadesi iddianamede yer aldı. Öncü ifadesinde 9 ay önce sosyal medya üzerinden Şehmuz Yamaç ile tartışmaya başladıklarını, tartışmanın olay gününe kadar devam ettiğini anlattı. Öncü, tartışmanın uzaması nedeniyle Şehmuz Yamaç’a buluşma teklifinde bulunduğunu, onun da kabul ederek verdiği adrese gittiğini, adrese geldiğinde aynı uygulama üzerinden daha önce tanıştığı Fahri Çelik’i de buluşma noktasına ısrarla çağırdığını anlattı. Fahri Çelik geldikten 30 dakika sonra Şehmuz Yamaç’ın belirtiği noktaya geldiğini söylemesi üzerine dışarı çıktığı sırada arkasından ateş edildiğini ve sol kasık bölgesinden vurulduğunu söyledi. Cihan Öncü, kendisine ateş eden kişinin Şehmuz Yamaç olduğunu net olarak gördüğünü ifade ederek Yamaç’dan şikayetçi olduğunu ifadesinde anlattı.
ŞÜPHELİYE MÜEBBET VE 22 YIL 6 AYA KADAR HAPİS İSTEMİ
Şüpheli Şehmuz Kaçmaz’ın olay sırasında kendisine hamle yapan Fahri Çelik’e ateş ederek ölümüne neden olması nedeniyle ‘Kasten öldürme’, olay yerinde tesadüfen bulunan ve seken mermiler nedeniyle yaralanan Cihan Hülagü’ye yönelik ise ‘Olası kastla yaralama’ ve ‘Ruhsatsız silah bulundurma’, Cihan Öncü’ye yönelik ise ‘Tasarlayarak öldürmeye teşebbüs’ suçlarından toplamda müebbet ve 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Diğer şüpheli Ahmet Kardaş’ın ise Cihan Öncü’ye yönelik ‘Tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 9 yıldan 15 yıla kadar hapsi istendi. Şüphelilerin ilerleyen günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlanacak. İddianamede, şüpheli Şehmuz Kaçmaz hakkında ‘Mala zarar verme’ suçundan ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtildi.
]]>Sarıyer’de pazar günü saat 11.40 sıralarında Santa Maria Kilisesi’nde meydana gelen silahlı saldırıda 52 yaşındaki Tuncer Murat Cihan hayatını kaybetti. Saldırının ardından yapılan çalışmalarda İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 60 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden 26’sı sınır dışı edilerek, geri gönderme merkezine gönderildi. Olayla ilgili gözaltına alınan 34 şüpheli ise bugün yoğun güvenlik önlemleri altında Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne getirildi. Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler hastanede işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan Adliyesi’ne sevk edildi. 34 şüpheli İstanbul Adalet Sarayı’na yoğun güvenlik önlemleri eşliğinde getirildi.
34 ŞÜPHELİ TUTUKLAMA TALEBİYLE HAKİMLİĞE SEVK EDİLDİ
Şüphelilerin savcılık ifadelerinin alması için 18 savcı görevlendirildi. Saat 11.00 sıralarında başlayan ifade işlemlerin akşam saat 20.00 sırlarında bitti. İfadeleri alınan 34 şüpheliden 13’ü “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmaö suçundan, aralarında Amirjon Kholikov ile David Tanduev’in de bulunduğu 21 şüpheli ise “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” ve “Tasarlayarak kasten öldürme” suçundan tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.
SALDIRIDAN BİR GÜN ÖNCEDEN KEŞİF YAPMIŞLAR
Sevk yazısında saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerin olaydan bir gün önce farklı bir araçla kiliseye gelerek keşif yaptıkları tespit edildi. DEAŞ silahlı terör örgütü üyesi Hamza kod adlı Amirjon Kholikov ve David Tanduev’ın olay günü Başakşehir’deki evlerinden çıkarak olay yerine yabancı plakalı araçla geldikleri, kiliseye uzak bir yere aracı park ederek tanınmamak için siyah maske kullandıkları belirtildi. Şüphelilerin kilisenin girişinde Tuncer Cihan’ın kafasına vurarak önce yere düşürdükleri ardından kilise içerisinde rast gele ateş ettikleri ardından kiliseden çıkarak olay yerine geldikleri araçla uzaklaştıkları ifade edildi.
DEAŞ’IN SÖZDE SORUMLULARINDAN OLAYIN AZMETTİRİCİSİ MOLDOVA UYRUKLU ŞÜPHELİDE YAKALANMIŞ
Saldırıyı gerçekleştiren Tanduev ve Kholikov ile birlikte hareket ettikleri değerlendirilen şüpheliler Abdulaziz A., Rasul A., İslam M., Omadbek K. D.ve Temurbek M. U. E.’ın olaydan önce 5 Ocak’ta İstanbul’dan ayrılarak Kayseri’ye gittikleri ve bir süre sonra tekrar İstanbul’a geldikleri değerlendirildi. Amırjon Kholikov ile bağlantılı olduğu düşünülen şüpheliler Lusup T., M. T. ve Andrei Guzun’da Başakşehir’de gözaltına alındı. Şüphelilerden Andrei Guzun’un, hakkında ‘Türkiye’de bulunan DEAŞ’ın sözde sorumlularından olan ve Türkiye’de eylem yapmak için kendisine bağlı unsurlara izin verdiği şeklinde bilgiler bulunan Adam Abu-Darrar Al-Shishani kod adlı Adam Khamırzaev olduğu değerlendirildi. Moldova uyruklu Andrei Guzun’dan alınan parmak izlerinin 2018 yılında Antalya’da gözaltına alınan Adam Khamırzaev ile aynı olduğu tespit edildiği ve Khamırzaev’in DEAŞ’ın sözde sorumlusu olduğu anlaşıldı. Eylemi azmettirenin ise Andreı Guzun olduğu ifade edildi.
TACİKİSTANLI ŞÜPHELİYE AİT OTURMA İZNİ KUR’AN-I KERİM İÇİNDEN ÇIKTI
Yapılan çalışmaların devamında şüphelilerle irtibatlı oldukları değerlendirilen Mukhammad K.M. ve İbrahim S. Başakşehir’deki evlerinde yakalandığı, evde yapılan aramalarda Kur’an-ı Kerim arasına gizlenmiş Kholıkov’a ait ikamet izin belgesi ele geçirildi.
İSTANBUL’DA DEAŞ ÜYELERİNE EĞİTİM VERMEK İÇİN ÇİFTLİK ARAMIŞLAR
Şüphelilerden M. Alısher Ugli Mirzoev’in Temmuz 2023 yılında DEAŞ üyelerine silahlar konusunda eğiterek ABD’ye göndermek amacıyla İstanbul’da bir çiftlikte eğitim kurma çalışması yaptığı ve silah bulma çabası içerisinde olduğu belirtildi. Mirzoev, DEAŞ’ın sözde sorumlularından olan Adam Khamirzaev’e rapor verdiği, Türkiye’de eylem yapmak için izin istediği ifade edildi.
TELEFONLARINDA YAPILAN İNCELEMELERDE BOMBA YAPIMINI ANLATAN RESİMLER TESPİT EDİLDİ
Şüphelilerle irtibatlı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Adrei Guzun’un dijital materyallerinde yapılan ön incelemelerde dijital belge şeklinde kitapların bulunduğu, savaşa giden, gidecek olan kişilerin birbirlerine karşı nasıl davranması gerektiğini anlatan bir kitabın dijital hali, silahla ateş edilen videoların klip haline getirildiği ve telefonunda arama motorunda ‘av malzemeleri’ şeklinde arama yaptığı tespit edildi. Gözaltına alınan şüphelilerden Zharaıdat E.’nin telefonunda yapılan incelemelerde ise DEAŞ terör örgütünün sözde bayrağının resmi, bomba yapımında kullanılan malzemeler ve bomba yapılışına ait resimler, Molotof kokteylinin yapımının anlatıldığı resimler olduğu tespit edildi.
]]>Yüksek kar getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 21 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen Şube Müdürü Seçil Erzan’ın yargılanmasına İstanbul 41.Ağır Ceza Mahkemesi’nce devam edilecek. Duruşmada aralarında futbolcu Semih Kaya’nın da bulunduğu tanıkların dinlenmesi bekleniyor. Önceki duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme, dinlenmemiş olan tanıkların dinleneceğini de dikkate alarak duruşmayı 15 Ocak Pazartesi tarihine ertelemişti. Mahkeme ayrıca, sanıklar Seçil Erzan ile Ali Yörük’ün tutukluluk hallerinin devamına hükmetmişti.
Davanın geçmişi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, aralarında Buse Terim Bahçekapılı, Emre Belözoğlu, Emre Çolak, Fernando Muslera, Arda Turan, Selçuk İnan, Volkan Bahçekapılı’nın da bulunduğu 18 kişi ‘müşteki’ sıfatıyla yer alırken; Seçil Erzan, Ali Yörük, Asiye Öztürk, Atilla Yörük, Hüseyin Eligül, Kerem Can ve Nazlı Can’un bulunduğu 7 kişi ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.
Güven ilişkisine dayanarak parayı teslim etti, daha sonra Erzan’a ulaşamadı
Hazırlanan iddianamede, Denizbank’ın Levent Büyükdere Caddesi Şubesi müdürü olarak çalışan şüpheli Seçil Erzan’ın, müştekilerden Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayanarak 2 milyon dolar parayı değerlendirmesi amacıyla elden aldığı, 3 Nisan’da 3 milyon olarak iade edeceğini bildirdiği, bunun karşılığında da müşteriye yazılı bir evrak verildiği ancak şube müdürüne ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı anlatıldı. Şüpheli Erzan’a ulaşamayınca durumun bankaya bildirildiğinin aktarıldığı iddianamede, banka tarafından araştırma yapılmaya ve Seçil Erzan’a ulaşılmaya çalışıldığı ancak ulaşılamadığı, bu nedenlerden dolayı Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmaya başlandığı kaydedildi.
Kim ne kadar para yatırdı
İddianamede, müştekilerden Buse Terim Bahçekapılı’nın 190 bin Amerikan Doları verdiği, Emre Belözoğlu’nun bu fona para yatırması için bir kısmını Volkan Bahçekapılı ile göndermek suretiyle toplamda 4 milyon 292 bin doları şüpheli Erzan’a teslim ettiği, Fernando Muslera’nın 1 milyon 200 bin dolar teslim ettiği ancak şüpheli Erzan’ın bu paranın 700 binlik kısmını geri vererek 500 bin dolar dolandırdığı kaydedildi. Öte yandan şüpheli Erzan’ın Arda Turan’dan 13 milyon 900 bin dolar nakit elden para alıp sadece 6 milyon 400 bin doları fon getirisi olarak geri vermek suretiyle 7 milyon 500 bin dolandırdığı belirtildi. Şüphelinin Selçuk İnan’dan ise 3 milyon 685 bin dolar alıp bunun 2 milyon 150 binini fon getirisi olarak geri iade ederek toplamda 1 milyon 535 bin dolandırdığı kaydedildi.
Erzan hakkında istenen ceza 252 yıla yükseldi
18 müştekili iddianamede şüpheli Erzan’ın ‘nitelikli dolandırıcılık’ ve ‘özel belgede sahtecilik’ suçlarından toplamda 66 yıldan 216 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Diğer 6 şüphelinin ise 3 yıl ile 65 yıl arasında değişen oranlarda hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Daha sonra 3 mağdurun da eklenmesiyle müşteki sayısı 21’e yükselirken, Erzan hakkında istenen hapis cezası da 77 yıldan 252 yıla kadar yükseldi. – İSTANBUL
]]>Alınan bilgiye göre, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB’ye bağlı İstanbul İtfaiye Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren bazı itfaiye erlerinin örgütlü rüşvet suçuna karıştıkları iddiasıyla soruşturma başlatmış, savcının talimatıyla harekete geçen İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şubesi görevlileri dün İstanbul ve Kayseri’de eş zamanlı operasyon düzenlemişti.
Zincirleme rüşvet çarkında yer alan aralarında itfaiye erleri, İBB sağlık teknisyeni ile bazı firma sahibi kişilerin de bulunduğu 20 şüphelinin 18’i iki ilde düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alınmıştı.
Biri emekli toplam 4 itfaiye eri, bir İBB sağlık teknisyeni ve 13 sivilin yakalandığı soruşturmaya ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı. İBB’ye bağlı itfaiye teşkilatı görevlilerinin, iş yeri açarken temin edilmesi gereken ruhsat belgesini başvuru yapan firmanın potansiyeline göre fiyat biçtikleri, mali kapasitesi yüksek şirkete 100 bin liradan kapı açtıkları, mali yapısı zayıf durumda olan kuruluşlara ise 20 bin liraya kadar rüşvet indirimine gittikleri belirlendi. Şu ana kadar 170 rüşvet işlemi tespit edilen soruşturmada, kendilerine “tehlikeli”, “özel ekip” gibi isimler verdikleri belirlenen şüphelilerin, kamuoyu tarafından yakından tanınan Neşe Erberk Kişisel Yetenek Geliştirme Merkezi adlı kuruluştan da rüşvet aldıkları ortaya çıktı.
Organize rüşvet iddiaları ile ilgili başlatılan soruşturmada, el konulan dijital materyallerin çözülmesi bekleniyor. Operasyon kapsamında firari 2 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürerken, deşifre edilecek materyallere göre, yeni bilgi ve belgeler ışığında operasyonun genişleyebileceği ifade ediliyor.
Operasyon
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde örgütlü rüşvet suçuna yönelik çalışma başlattı.
Çalışmalarda ekipler, İBB’ye bağlı itfaiye teşkilatı görevlilerinin iş yeri açarken temin edilmesi gereken ruhsat belgesi karşılığında vatandaşlardan 45 bin lira rüşvet istediğini belirledi.
Talep edilen rüşvet parasının temini için kişilerin yangın söndürme sistemleri satan sivil birine yönlendirildiğini ve verilen paraya karşılık hiçbir ürünün satılmadığını ortaya çıkaran ekipler, rüşvet veren kişilerin dosyalarının imzalandığını, vermeyenlerin usule uygun olsa dahi işlerini aksatarak zorlandıklarını da tespit etti.
Rüşvet alan itfaiyecilerin İBB’de memur olan başka bir görevliye rüşvet verdikleri, düzenli ödeme karşılığında kurum şifresini aylık kiraladıkları, rüşvet aldıkları işyeri sahiplerinin evrak aşamalarını bu sistem üzerinden takip ettikleri ve örgütsel hareketle kendilerine “tehlikeli”, “özel ekip” gibi isimler verdikleri de belirlendi.
Tespitlere göre, sözde ekibe katılmak isteyenlerin durumu için itfaiyecilerin kendi aralarında görüşmeler gerçekleştirdiği, amir konumunda olan şüphelinin bazı rüşvet eylemlerinde çıkan sorunlar sebebiyle ast pozisyondaki şüphelileri azarladığı da anlaşıldı.
Emniyet ekiplerince yapılan çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte kimlik ve adresleri belirlenen şüphelilerin yakalanması için dün İstanbul ve Kayseri’de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Zincirleme baskınlarda, biri emekli 4 İBB itfaiye eri ile bir İBB sağlık teknisyeninin de aralarında bulunduğu 18 şüpheli gözaltına alındı. İki şüphelinin ise firari durumda olduğu açıklandı.
Yakalanan zanlıların Mali Şubedeki ifade işlemleri devam ediyor. – İSTANBUL
]]>İSTANBUL – Uluslararası casusluk faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde İsrail İstihbarat Servisi Mossad’a çalıştıkları iddia edilen ve 15’i tutuklanan şüphelilerin tespit edilmesine ilişkin detaylar sevk yazısında ortaya çıktı. Sevk yazısında şüphelilerin, özellikle Filistin vatandaşı ve Hamas bağlantılı kişilerin bilgilerini İsrail İstihbaratı’na aktardıkları belirtildi. 1 şüphelinin Süleymaniye Camisi’nin iç ve dış kısımlarının videosunu çektiğinin belirtildiği yazıda, bilgi aktaran kişi ya da kişilere ödeme yapıldığı kaydedildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından uluslararası casusluk faaliyetlerinin tespit ve deşifre edilmesine yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde, Türkiye’de ikamet eden Filistinli ve İsrailli aileler ile aktivistler başta olmak üzere yabancı uyruklulara yönelik İsrail İstihbarat Servisi Mossad adına uluslararası casusluk faaliyetleri içerisinde olabileceği belirlenen toplam 46 şüpheli belirlenmişti. 34 şüpheli ise geçtiğimiz günlerde yapılan operasyonlarla gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edilmişti. Burada Savcılık işlemleri tamamlanan 26 şüpheli, ‘askeri ve siyasal casusluk’ suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe çıkarılmış, 15 şüpheli çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 11 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Ayrıca 8 şüphelinin ise sınır dışı edilme işlemlerinin gerçekleştirilmesi için İl Göç İdaresi’ne teslim edileceği öğrenilmişti.
Türkiye’deki Filistin ve Suriye uyruklu kişilerle irtibatlandıkları aktarıldı
Konuya ilişkin detaylara Savcılığın sevk yazısında ulaşıldı. Sevk yazısına göre, geçmiş dönemlerde İsrail İstihbarat Servisi’nin faaliyetlerinin amacına ulaşamaması için teknik ve insan istihbarat yöntemleri kullanıldığı, toplanan deliller ışığında soruşturmalar yapıldığı, İsrail İstihbarat Servisi ile bağlantılı kişi veya kişilerin Türkiye’de bulunan Filistin ve Suriye uyruklu kişilerle irtibatlanarak İsrail için önem arz eden bilgi ve belgeleri elde ettiği, aktarılan bilgiler karşılığında ise uluslararası para transfer şirketleri, havale ofisleri ve canlı kuryeler aracılığıyla bilgi aktaran kişi ya da kişilere ödeme gerçekleştirildiği kaydedildi.
Profesyonelce yapılması istenilen işlerde dedektiflerden istifade edildiği belirtildi
Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderilen sevk yazısında, İsrail İstihbarat Servisi ile bağlantılı kişilerin internet tabanlı mobil uygulamalar üzerinden uzaktan operasyon ekibi oluşturduğu, bu ekip aracılığıyla canlı kuryeyle kaynaklarına para transferi ve sahadaki hedeflerine yönelik keşif şeklinde işler yapılması amaçlandığı, ayrıca profesyonelce yapılması istenilen işlerde dedektiflerden istifade edildiği ve taktik işlerde ise ağırlıklı olarak şüphe uyandırmayan şahıslardan faydalanıldığı aktarıldı. Dedektiflere biyografik bilgi toplama, keşif, tahkikat, fotoğraf, video, bilgi, belge, canlı takip etme, takip cihazı yerleştirme, canlı kurye bulma ve siber faaliyetler görevlerinin verildiği belirtilen sevk yazısında, dedektiflerin sistem açıklarından ve kritik öneme haiz devlet kurumlarında görev yapan çevrelerinden, devletin veri tabanında bulunan bilgileri temin ettikleri aktarıldı.
Oluşturabileceği milli güvenlik açığını fark ettikleri halde faaliyetlerini sürdürdükleri kaydedildi
Sevk yazısında, İsrail İstihbarat Servisi’nin iş yaptırdığı kişilerin ise kendilerine gelen taleplerin amacını; oluşturacağı maddi veya manevi zararı, hatta oluşturabileceği milli güvenlik açığını fark ettikleri halde faaliyetlerini sürdürdükleri ve kendilerine yapılan ödemeler karşılığında fatura kesmeme şeklinde faaliyetler yürüttükleri kaydedildi. Şüphelilerin İÇOM adına İsrail için önem arz eden ve tehlikeli görülen, özellikle Filistin vatandaşı ve Hamas bağlantılı kişilerin bilgi, belge ve fotoğraflarını temin etmek suretiyle İsrail İstihbaratı’na aktardıkları, karşılığındaysa özellikle terör örgütleri tarafından kullanılan havale sistemini, kripto para birimini ve ‘western union’ sistemini kullanarak menfaat temin ettikleri kaydedildi.
İÇOM’un Türkiye’de ikamet eden Filistin uyruklu şahısları ve ailelerini hedef almayı amaçladığı vurgulandı
İsrail İstihbarat Servisi Çevrimiçi Operasyon Merkezi’nin Türkiye’de ikamet eden Filistin uyruklu kişileri ve ailelerini hedef alacağının öğrenildiğinin aktarıldığı sevk yazısında, şüpheli oldukları tespit edilen 46 kişi ile bağlantı kurulduğu, bu kişilerle sosyal medyadan iş ilanları üzerinden temas sağlandığı, görüntülü veya sesli arama yapmadan irtibatın sürdürüldüğü kaydedildi. Tüm bu faaliyetlerle güncel olarak devam eden İsrail ve Filistin çatışmasının küresel boyuta evrilmesi çerçevesinde, İÇOM’un Türkiye’de ikamet eden Filistin uyruklu şahısları ve ailelerini hedef almayı amaçladığı vurgulandı.
Süleymaniye Cami’sinin iç ve dış kısımlarının videosunu istediler
Sevk yazısında bazı şüphelilere ait tespitler de yer aldı. Şüphelilerden Amal Sallami Ep Siala’nın, Samir Ferat isimli bir kişiyle kurduğu, bu şahsın kendisinden Türkiye’deki Süleymaniye Cami’sinin iç ve dış kısımlarının videosunu istediği ve karşılığında 150-200 dolar para aldığı belirtildi.
Sağlık destek personeli olarak çalıştığı yerde özellikle Filistin’den getirilen kişilerle ilgilendiği aktarıldı
Şüphelilerden Hazem Mounir Amin Elgayyar’ın ise sağlık destek personeli olarak Fatih Sağlık Müdürlüğü’nde çalıştığı, özellikle son dönemde Filistin’den getirilen yaralı ve yardıma muhtaç kişilerle ilgilendiği, bu bilgileri ise İsrail İstihbaratı ile paylaştığının değerlendirildiği ve casusluk faaliyetleri noktasında kuvvetli şüphe oluşturduğu kaydedildi.
]]>İSTANBUL – İsrail gizli servisi Mossad’a çalıştıkları gerekçesi ile MİT ve emniyet unsurları tarafından çökertilen casus ağındaki 34 şüphelinin sorgusu TEM Şube’de sürerken, soruşturmayla ilgili yeni ayrıntılar da gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Çeşitli yaş grubundaki sabotaj ekibinin, İsrail dış istihbarat servisinin Tel Aviv’deki Hamas masasına bakan birim tarafından yönetilip yönlendirildiği ortaya çıktı.
Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Şube ekiplerince, Türkiye’de ikamet eden Filistinli ve İsrailli aileler ile aktivistler başta olmak üzere yabancı uyruklulara yönelik İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad adına “uluslararası casusluk” faaliyeti yapan 46 kişi tespit edilmiş, ajan ağına mensup 34 şüpheli 2 Ocak Salı günü İstanbul merkezli 8 ilde yapılan operasyonda yakalanmıştı.
Uzman ekipler sorguluyor
İstanbul Terörle Mücadele Şubesinde sorguları devam eden şüpheliler ile ilgili yeni ayrıntılara ulaşıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun yürüttüğü soruşturma kapsamında polisteki ifade işlemleri süren casusluk şüphelileri, TEM Şubede Arapça dilini lehçe farklılıkları ile kullanabilen kalabalık uzman ekiplerce gerçekleştiriliyor.
Ebu Fadi iddiası
MİT Başkanlığı ve İstihbarat Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmada, Türkiye’de insani mülahazalarla ikamet eden yabancı uyruklu kişilere yönelik Mossad adına keşif, takip, darp ve adam kaçırma gibi işler yapmayı amaçlayan zanlıların, İsrail dış istihbarat servisinin Tel Aviv’deki Hamas masasına bakan birimi tarafından yönetilip yönlendirildiği öğrenildi. Mossad’ın içinde oluşturulan Hamas biriminde görevli istihbarat görevlilerince kullanılan ve birbirinden bağımsız yüksek miktarlarda para aldıkları anlaşılan Arap asıllı şüphelilerden bazılarının, ‘Ebu Fadi’ künyesiyle bilinen ve halihazırda Sırbistan’da sürgün yaşayan Muhammed Yusuf Dahlan’a yakın isimler oldukları iddia ediliyor. Sorgudaki kişilerin, savaş sonrası Gazze’nin yönetimi için adı geçen Dahlan’a ne kadar yakın oldukları ise henüz bilinmiyor. Sürgündeki Dahlan, Türkiye’de 15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra adı çokça duyulan bir isimdi.
Gölge savaşlarında Nekropol Operasyonu
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün faaliyetleri kapsamında MİT Başkanlığı ve İstihbarat Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmada, İsrail gizli servisi Mossad’ın, Türkiye’de insani gerekçelerle yaşayan yabancı uyruklu kişilere yönelik takip, keşif, darp ve adam kaçırma gibi işler yapmayı amaçladığı yönünde bilgiler elde edilmişti.
Devşirdiği sabotaj ekibindeki zanlılarla sosyal medya üzerinden irtibat kuran Mossad yetkililerinin, bazı kişilerin bilgilerine ulaştığı da ortaya çıkarılmıştı.
Söz konusu faaliyetlerin “uluslararası casusluk” kapsamında olabileceğinin değerlendirilmesi üzerine 46 şüphelinin yakalanmasına yönelik harekete geçen emniyet güçleri, 2 Ocak’ta İstanbul’da 15 ilçe ile Ankara, Kocaeli, Hatay, Mersin, İzmir, Van ve Diyarbakır’da belirlenen 57 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda 34 şüpheliyi yakalamıştı.
Adreslerde yapılan aramalarda 143 bin 830 avro, 23 bin 680 dolar, muhtelif miktarda farklı ülkelere ait nakit para, ruhsatsız tabanca ve çok sayıda fişek ile dijital materyale el konulmuştu.
]]>