Kayseri Valiliği himayesi ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi ana sponsorluğunda gerçekleşen konferans, 3-7 Mayıs tarihleri arasında devam edecek. Konferansta BM ülkelerini temsilen oluşturulan komisyonlar, Çevresel Sürdürülebilirlik Hedefleri için çalışmalar yaparak istişare edecekler. Konferans sonunda da yapılan çalışmalardan elde edilen raporlar Bilim Danışma Kurulu’na sunulacak. Ayrıca ana temaya uygun olarak konferansta katılımcılara atık oluşturmamak adına cam su mataraları verilerek, porselen tabaklar kullanıldı ve belediyenin çevreye duyarlı elektrikli araçları ulaşım aracı olarak kullanıldı.
Öğrencilerin yapılacak çalışmalar ile global sorunlara çözüm arayacaklarını söyleyen Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, “Bugün Osman Ulubaş Köşk Anadolu Lisesi’nin Model Birleşmiş Milletler Toplantısı Açılış programındayız. Öğrencilerimiz bu çalışmada global sorunlara, sürdürülebilir çözümler bulmaya çalışacaklar. BM’nin sürdürülebilir öncelikleri bizler için sadece uluslararası bir gündem maddesi olmayıp, köklerimizden gelen hakkın, adaletin, mazlumun ve doğrunun yanında olma düsturudur. Bir Anadolu Lisesi olarak Model Birleşmiş Milletler Toplantı programında öğrencilerimiz, küresel vatandaşlık, uluslararası diplomasi, kamu politikası ve problem çözme becerileri gibi konularda çalışmalar yapacak ve beceriler kazanacak. Aynı zamanda bugün tüm dünyanın genel sorunu olan su problemi, iklim krizi, enerji kaynaklarının etkin kullanımı gibi konularda da fikir jimnastiği yapacaklar. Ben burada emeği geçen herkese çok teşekkür ederim” dedi.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise 21. yüzyılda ırkçılığın, kan ve gözyaşının bitmediğini söyleyerek, “Bize yıllarca 21. Yüzyılın çok daha iyi bir yüz yıl olacağını, globalleşme, küreselleşmenin dünyaya barış getireceğini, etnik ayrımcılıkların biteceğini, çevre kirliliklerine çözüm bulacaklarını, faşizmin ve ırkçılığın son bulacağını söylediler. Yıllarca romanlarda bunları anlattılar ama maalesef geldiğimiz yüzyılda ne ırkçılık bitti, ne faşizm bitti ne de kan ve gözyaşı bitti. Dünyanın her yerinde kan ve gözyaşı akmaya devam ediyor. Mazlumlar öldürülüyor, çevre kirlenmeye devam ediyor. Emperyalizm bu boyutu ile devam ediyor. O yüzden tüm samimiyetimle söylüyorum; bugün sizin buradan yaptığınız açıklamaların dünya için BM’nin kendi merkezinden yaptığı açıklamalardan çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü dünya mazlumları için, Gazze için onların yaptığı açıklamaların hiçbir anlamı yok. Zaten açıklama da yapmıyorlar, herhangi bir şey de duymuyoruz zaten. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı “Dünya 5’ten büyüktür” diyor. Bugün sürdürülebilir kalkınma ile ilgili konuşacaksınız biliyorum ancak dünyadaki sorunlarla ilgili birçok konuyu daha masaya yatıracaksınızdır. Ben de heyecanla sizleri takip edeceğim ve böyle bir çalışmanın Kayseri’de ve bir devlet okulu tarafından yapılması ilin valisi olarak beni çok mutlu ettiğini ve gururlandırdığını ifade etmek istiyorum. Birkaç idealist öğretmen ki bunu okulun bütün öğretmenleri için söylüyorum ve idealist öğrencilerle bu işler başarılabilir. Sadece özel okullar değil devlet okulları, sadece yabancı ülkelerdeki okullar değil bizim okullarımız dünya sorunlarını en iyi şekilde tartışır, çözüm önerilerini ortaya koyar ve bu özgüveni gösterir. Buna öncülük eden okulumuzu, öğretmenlerimizi ve sizleri tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
Düzenlenen programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, hayırsever Osman Ulubaş, protokol üyeleri, öğretmenler, üniversite ve lise öğrencileri katıldı. – KAYSERİ
]]>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Bafra Turizm Meslek Yüksekokulu Şevket Aşçı Turizm Fakültesi’nde düzenlenen panelde sürdürülebilir turizmin kazandıracakları anlatıldı. Programda konuşan Samsun Valisi Orhan Tavlı, sürdürülebilir turizmin önemine dikkat çekti. Vali Tavlı, Çanakkale’deki Troya Müzesi ile turizmle haşır neşir olduklarını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.
“Arzumuz bu konuda Samsun’u daha da ileriye taşımak”
Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan ise, Samsun için özlenen turizmi şehre getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Bu konuda sivil toplum kuruluşları ile iş adamlarının da önemli çalışmaları olduğuna değinen Doğan, “Tüm bu arkadaşlarımızla beraber Samsun’u daha ileriye taşımaktır arzumuz. Sürdürülebilirlik elbette ki sadece turizm alanında değil, insan hayatının tamamında önemli olan bir konu. İnşallah önemli işler yaparak bu farkındalığı daha da arttırır, çocuklarımızı daha iyi yetiştirir ve bu hayatı onlar için daha rahat ve yaşanılabilir hale getiririz” ifadelerine yer verdi.
“Sürdürülebilir olmanın altında özgürlük yatıyor”
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, sektörün bütün temsilcilerinin duyarlı ve bir arada bulunarak, gelecek açısından birtakım endişeleri ve birtakım fırsatları konuşabiliyor olmasının önemli olduğunu kaydetti. Rektör Ünal, “Bu nedenle Samsun’u geçmişteki kaybettiği süreci önümüzdeki zaman diliminde biraz daha hızlı toparlayacak diye ümit ediyorum. Her şeyden önce söz konusu olan hareketten payına düşeni ekonomik, kültürel ve şehre ait tanınırlık açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Burada önemli olan bu hamlenin ve elde edilen kazancın sürdürülebilir olması. Sürdürülebilir olmanın altında özgür olmak yatıyor. Ne kadar özgürseniz, geçmişten getirdiğiniz değerlere ne kadar saygılıysanız, ne kadar sahipseniz ve sahip olduğunuzu ne kadar biliyorsanız ve bu değerleri ne kadar anlatabiliyorsanız o kadar hikaye üretebiliyorsunuz ve ürettiğiniz hikayeleri pazarlayabiliyor ve satabiliyorsunuz demektir” diye konuştu.
Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yetkin Bulut ise panelde yaptığı konuşmada, dünyada kentsel nüfusun artmasıyla beraber kentlerde sorunlar yaşandığını, bu sorunların kentleri ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan etkilediğini belirtti. Sanayileşme ve kentleşmenin hızlı şekilde artmasıyla beraber insanların da doğal kaynakları sınırsızca kullanması, sera etkisi, iklim değişikliği gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bulut, “20. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde insanın çevreye verdiği zararların boyutları oldukça fazla hale gelmiş ve devletlerin de kalkınma göstergelerinin sadece ekonomik boyutlarla olamayacağını, bunun yanında çevresel sorunların da bu durumun bir parçası olduğunu fark etmelerine neden olmuştur” şeklinde konuştu.
Panelde Doç. Dr. Mutlu Kaya, Doç. Dr. Mehmet Bahar ve Doç. Dr. Murat Alpaslan Kasalak, konuşmalarında iklim krizinin turizme etkileri ve sürdürülebilir turizmin önemi, çevresel kirliliğin dünyaya ve turizme etkisi, turizm sektörünün geleceği ve izlenilmesi gereken yol haritasına değindi. Panele Bafra Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, Yakakent Belediye Başkanı Şerafettin Aydoğdu, OMÜ Bafra Turizm Meslek Yüksekokulu öğretim görevlileri, protokol üyeleri ve öğrenciler de katıldı. Programda ayrıca hediye ve plaket takdimleri yapıldı. – SAMSUN
]]>***
30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak kabul edilmekte olup, sürdürülebilirlik ve çevre yönetimine yönelik kolektif yolculuğumuzda önemli bir anı işaret ediyor. Bugün, tüketim alışkanlıklarımızı yeniden değerlendirmenin, sürdürülebilir atık yönetimi uygulamalarını savunmanın ve küresel bir kaynak koruma kültürünü teşvik etmenin öneminin altını çiziyor. Uluslararası Sıfır Atık Günü’nü anarken, gezegenimizi tehdit eden çevresel krizlerin hafifletilmesinde her bireyin ve toplumun oynadığı kritik rolü hatırlıyoruz.
Sıfır Atık Danışma Kurulu’nun kurulması
Genel Sekreter’in Sıfır Atık Konusunda Seçkin Kişiler Danışma Kurulu’nun kurulması, bu amaca yönelik küresel kararlılığın bir kanıtıdır. Genel Kurul sırasında 30 Mart 2023 tarihinde ilan edilen Danışma Kurulu, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin (SKH) daha geniş hedefleriyle uyumlu bir girişim olan sıfır atığa ulaşma yönünde küresel eylemi hızlandırmak üzere oluşturuldu. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın eşi ve Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan’ın liderliğinde ve UN-Habitat ile UNEP’in Sekretarya desteğiyle bu seçkin konsey, dünya çapında sıfır atık uygulamalarını teşvik etme, destekleme ve uygulama misyonunu üstleniyor.
Bu saygın Danışma Kurulu’nun Başkan Yardımcısı olarak, çağımızın acil çevresel sorunlarını ele almaya yönelik kolektif çabalarımıza katkıda bulunmaktan onur duyuyorum. Çalışmalarımız başarılı sıfır atık girişimlerini sergilemeye, atık azaltmanın önemi konusunda farkındalık yaratmaya ve sürdürülebilir uygulamaların yerel ve ulusal düzeyde benimsenmesini teşvik etmeye odaklanıyor.
Konseyin kurulmasının ardından ikincisi İstanbul’da olmak üzere iki oturumun toplanması da dahil olmak üzere önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu toplantılar stratejik yönümüzün belirlenmesinde etkili oldu. Toplantılarda elde edilen ilk çıktılardan biri Sıfır Atık Tematik Özetleri’dir. Bu belgeler sıfır atık spektrumundaki plastik kirliliği, inşaat ve elektronik atıkların yönetimi ve adil geçiş ile yeniden kullanım ve yeniden doldurma sistemlerinin teşvik edilmesi gibi belirli konuların hedefli bir şekilde incelenmesini sağlıyor.
Danışma Kurulu bünyesindeki özverili çalışmalarımıza ek olarak, Başkan Emine Erdoğan’ın liderliği Sıfır Atık Vakfı’nın kurulmasına öncülük etti. Bu girişim, Sıfır Atık Enstitüsü, Sıfır Atık Fonu ve Sıfır Atık İş Koalisyonu’nun oluşturulması da dahil olmak üzere kapsamlı sıfır atık projelerinin geliştirilmesi için uzun vadeli bir platform oluşturarak Danışma Kurulu’nun çalışmalarını genişletmeyi amaçlıyor. Bu vizyoner yaklaşım, sıfır atık gündemimizi ilerletmek için gereken bağlılığın derinliğini ve geniş eylem kapsamını vurguluyor.
2030 hedefleri
Sıfır atık girişimlerimizin desteklediği daha geniş hedeflere geçecek olursak, bu çabanın Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) ile özünde bağlantılı olduğu açıkça görülmektedir. Sıfır atık ilkeleri, sorumlu tüketim ve üretim (SKH 12), iklim eylemi (SKH 13), su altında yaşam (SKH 14) ve toprak (SKH 15) dahil olmak üzere birçok temel SKH’nin gerçekleştirilmesi için temel teşkil ediyor. Atık yönetimini ele alarak, sağlık konusuna (SKA 3), sürdürülebilir şehirlere (SKA 11) ve hedefler için ortaklıklara (SKA 17) odaklanan gündemlere de katkıda bulunuyoruz.
2030’a kadar 17 SKH’nin tamamına ulaşmanın yolu kapsamlı ve entegre bir yaklaşım sergilemektir. Temel stratejiler şunları içerir:
Gelişmiş Küresel İşbirliği: Sınırlar ötesinde bilgi, kaynak ve en iyi uygulamaların paylaşılması için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi,Kapsayıcı Ekonomik Büyüme: Ekonomik kalkınmanın hem sürdürülebilir hem de kapsayıcı olmasını ve herkes için fırsatlar sunmasını sağlayan politika ve uygulamaların teşvik edilmesi,Sürdürülebilir İnovasyon: Çevresel, sosyal ve ekonomik zorlukları uyumlu bir şekilde ele alan yenilikçi çözümlerin geliştirilmesini ve benimsenmesini teşvik etmek,Eğitim ve Farkındalık: Bireyleri ve toplumları sürdürülebilir seçimler yapabilecek bilgi ile güçlendirmek için eğitim ve farkındalık kampanyalarına yatırım yapmak,Güçlendirilmiş Politika Çerçeveleri: Tüm sektörlerde sürdürülebilir uygulamaların hayata geçirilmesini destekleyen sağlam politika çerçeveleri için savunuculuk yapmak.Danışma Kurulu’nun en iyi uygulamaları duyurma, sıfır atık girişimlerini savunma ve küresel farkındalığı artırma konusundaki kararlılığı önemini koruyor. Sıfır Atık Vakfı’nın kurulması, derin ve etkili çalışmalar yürütme kapasitemizi daha da zenginleştirerek gelecekteki çabalarımız için sağlam bir temel oluşturuyor.
Sonuç olarak, sıfır atık girişimleri ile daha geniş kapsamlı SKH’ler arasındaki sinerji, çevresel, ekonomik ve sosyal zorluklarımızın birbiriyle bağlantılı doğasını vurguluyor. 2030’a kadar 17 hedefe ulaşılması sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve işbirliğine sarsılmaz bir bağlılık gerektiriyor. Ortak çabalarımız sayesinde, sıfır atığın sadece bir hedef değil bir gerçeklik olduğu daha sürdürülebilir bir dünyanın yolunu açabiliriz.
[Jose Manuel Moller, BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkan Yardımcısıdır.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 77/161 sayılı ve 105 ülkenin ortak sunucu olduğu kararıyla 30 Mart’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü” olarak kabul edilmesi kapsamında, BM Viyana Ofisi’nde Türkiye’nin BM Viyana Daimi Temsilciliğinin girişimiyle geçen yıl olduğu gibi bu sene de etkinlik gerçekleştirildi.
Programa, sıfır atık konusunun farklı boyutlarını, dünyanın çeşitli bölgelerindeki durum ve uygulamalar çerçevesinde ele almak amacıyla Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisinden (UNODC) yetkililerinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB), Sudan ve Brezilya daimi temsilcileri katıldı.
“Sürdürülebilirlikle ilgili somut adımlar atmalıyız”
Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı olarak BM çatısı altında sıfır atığı hedefleyen çalışmanın küresel liderliğini yürüten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü”ne ilişkin video mesajı programda paylaşıldı. Erdoğan, “İklim değişikliğinin ve çevre kirliliğinin sonuçlarını acı tecrübelerle öğrenen bizler, bir yandan bu sınamalarla mücadele etmeli, diğer yandan gelecek nesillere olan sorumluluğumuz bağlamında sürdürülebilirlikle ilgili somut adımlar atmalıyız” dedi.
Anadolu’nun hayranlık uyandıran doğal zenginliğinin nice şiire, hikayeye, tabloya ilham olduğunu belirten Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişteki hayranlık uyandıran, tabiatla hürmet eksenindeki ilişki günden güne terk edilirken, gelecek nesillere nasıl bir dünya bıraktığımızı düşünüyorum. Bize cömertçe bereketini sunan akarsular, yanlış tüketim neticesinde yok olma tehlikesi yaşarken, bizi tevazuuyla besleyen toprak, kimyasal atıklarımız yüzünden yaşam mücadelesi veriyor.”
Emine Erdoğan, hava kirliliğinin, her yıl 7 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açtığını, 1970’ten bu yana küresel yaban hayatı popülasyonunun yüzde 70 azaldığını, dünyanın, insanlığın her yıl ürettiği 2 milyar ton atığı sırtında taşıdığını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her gün, 2 bin çöp kamyonuna eş değer plastiği okyanuslara, nehirlere ve göllere atıyoruz. Okyanusta yüzen kıta büyüklüğünde bir plastik adasının, bu yüzyıl insanının eseri olması vicdanlarımıza sığıyor mu? Şayet insanlık, gerçek anlamda bir ilerleme kaydediyor olsaydı, bu ilerlemenin dünyayı daha medeni ve insani bir yer yapması gerekmez miydi? İklim değişikliğinin ve çevre kirliliğinin sonuçlarını acı tecrübelerle öğrenen bizler, bir yandan bu sınamalarla mücadele etmeli, diğer yandan gelecek nesillere olan sorumluluğumuz bağlamında sürdürülebilirlikle ilgili somut adımlar atmalıyız. İşte bu düşüncelerle, tohumlarını 2017 yılında attığımız Sıfır Atık Hareketi’nin, Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı’yla küresel bir harekete dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyorum.”
Türkiye’deki sıfır atık projesi hakkında bir sunum yapıldı
Programın moderatörlüğünü üstlenen Türkiye’nin BM Viyana Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Levent Eler, sıfır atık konusunun, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması bakımından taşıdığı öneme işaret ederek, BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi gibi Viyana’daki kuruluşların çalışmalarında atık meselesinin de yer alıyor olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Eler, bu konudaki farkındalığın artmasını ümit ettiğini vurgulayarak, Daimi Temsilcilik olarak konuyu gündemde tutmaya devam edeceklerini dile getirdi.
Programda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca Türkiye’deki sıfır atık projesi hakkında bir sunum yapıldı. AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Carl Hallergard, AB’nin Sıfır Atık hedefi doğrultusundaki politika ve programlarına dair bilgi paylaştı.
Viyana’da gayriresmi formatta “Gıda Güvenliği Dostları Grubu”nun kurulmasına ilişkin bir girişim başlatan Sudan Daimi Temsilcisi Büyükelçi Magdi Ahmed Mofadal Elnour, sıfır atık konusunun gıda güvenliği boyutuna değinirken; Brezilya Daimi Temsilcisi Antonio Tabajara de Olivera, Brezilya’nın G20 Dönem Başkanlığı sırasındaki çevre ve iklim sürdürülebilirliği alanındaki önceliklerini anlattı. – ANKARA
]]>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 77/161 sayılı ve 105 ülkenin ortak sunucu olduğu kararıyla 30 Mart’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü” olarak kabul edilmesi kapsamında, BM Viyana Ofisi’nde Türkiye’nin BM Viyana Daimi Temsilciliğinin girişimiyle geçen yıl olduğu gibi bu sene de etkinlik gerçekleştirildi.
Programa, sıfır atık konusunun farklı boyutlarını, dünyanın çeşitli bölgelerindeki durum ve uygulamalar çerçevesinde ele almak amacıyla Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisinden (UNODC) yetkililerinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB), Sudan ve Brezilya daimi temsilcileri katıldı.
Emine Erdoğan: “Sürdürülebilirlikle ilgili somut adımlar atmalıyız”
Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı olarak BM çatısı altında sıfır atığı hedefleyen çalışmanın küresel liderliğini yürüten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü”ne ilişkin video mesajı programda paylaşıldı.
Emine Erdoğan, “İklim değişikliğinin ve çevre kirliliğinin sonuçlarını acı tecrübelerle öğrenen bizler, bir yandan bu sınamalarla mücadele etmeli, diğer yandan gelecek nesillere olan sorumluluğumuz bağlamında sürdürülebilirlikle ilgili somut adımlar atmalıyız.” dedi.
Anadolu’nun hayranlık uyandıran doğal zenginliğinin nice şiire, hikayeye, tabloya ilham olduğunu belirten Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişteki hayranlık uyandıran, tabiatla hürmet eksenindeki ilişki günden güne terk edilirken, gelecek nesillere nasıl bir dünya bıraktığımızı düşünüyorum. Bize cömertçe bereketini sunan akarsular, yanlış tüketim neticesinde yok olma tehlikesi yaşarken, bizi tevazuuyla besleyen toprak, kimyasal atıklarımız yüzünden yaşam mücadelesi veriyor.”
Emine Erdoğan, hava kirliliğinin, her yıl 7 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açtığını, 1970’ten bu yana küresel yaban hayatı popülasyonunun yüzde 70 azaldığını, dünyanın, insanlığın her yıl ürettiği 2 milyar ton atığı sırtında taşıdığını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her gün, 2 bin çöp kamyonuna eş değer plastiği okyanuslara, nehirlere ve göllere atıyoruz. Okyanusta yüzen kıta büyüklüğünde bir plastik adasının, bu yüzyıl insanının eseri olması vicdanlarımıza sığıyor mu? Şayet insanlık, gerçek anlamda bir ilerleme kaydediyor olsaydı, bu ilerlemenin dünyayı daha medeni ve insani bir yer yapması gerekmez miydi?
İklim değişikliğinin ve çevre kirliliğinin sonuçlarını acı tecrübelerle öğrenen bizler, bir yandan bu sınamalarla mücadele etmeli, diğer yandan gelecek nesillere olan sorumluluğumuz bağlamında sürdürülebilirlikle ilgili somut adımlar atmalıyız. İşte bu düşüncelerle, tohumlarını 2017 yılında attığımız Sıfır Atık Hareketi’nin, Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı’yla küresel bir harekete dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyorum.”
Türkiye’deki sıfır atık projesi hakkında bir sunum yapıldı
Programın moderatörlüğünü üstlenen Türkiye’nin BM Viyana Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Levent Eler, sıfır atık konusunun, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması bakımından taşıdığı öneme işaret ederek, BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi gibi Viyana’daki kuruluşların çalışmalarında atık meselesinin de yer alıyor olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Eler, bu konudaki farkındalığın artmasını ümit ettiğini vurgulayarak, Daimi Temsilcilik olarak konuyu gündemde tutmaya devam edeceklerini dile getirdi.
Programda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca Türkiye’deki sıfır atık projesi hakkında bir sunum yapıldı.
AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Carl Hallergard, AB’nin Sıfır Atık hedefi doğrultusundaki politika ve programlarına dair bilgi paylaştı.
Viyana’da gayriresmi formatta “Gıda Güvenliği Dostları Grubu”nun kurulmasına ilişkin bir girişim başlatan Sudan Daimi Temsilcisi Büyükelçi Magdi Ahmed Mofadal Elnour, sıfır atık konusunun gıda güvenliği boyutuna değinirken; Brezilya Daimi Temsilcisi Antonio Tabajara de Olivera, Brezilya’nın G20 Dönem Başkanlığı sırasındaki çevre ve iklim sürdürülebilirliği alanındaki önceliklerini anlattı.
]]>Bursa Ticaret Borsası’nın (Bursa TB) dijital eğitim platformu Bursa TB Akademi’de, yeni eğitim dönemi başladı. Çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilirlik konusunda farkındalık oluşturulması amacıyla, yıl boyunca “En Parlak Dönüşüm” temasıyla gerçekleştirilecek “Çevre ve İnsan”konulu eğitim serisinin ilki “Çevre ve Doğa Krizleri” eğitimi oldu.
Eğitimde küresel ısınma ile birlikte son yıllarda yaşanan iklim felaketlerine dikkat çeken Eğitmen Senem Tanju, iklim değişikliği, habitat kaybı ve kirlilik gibi çevresel krizlerin, doğal yaşamın yok olmasına ve ekosistemin bozulmasına yol açtığını dile getirdi. Bu krizlerin arkasındaki ana etkenlerin ise plansız kentleşme, aşırı tüketim ve kısıtlı kaynakların yanlış kullanılması olduğunu ifade eden Tanju, “Doğal dengenin tehlikeye girmesi, gelecek nesiller için endişe verici bir tablo oluşturuyor. Eğer iklim krizi ile mücadele etmezsek, 21. yüzyılın sonuna kadar mevcut canlı türünün yüzde 24’ünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bu durum hem biyolojik çeşitlilik açısından hem de insan yaşamı için büyük bir tehdit oluşturuyor” dedi.
İş dünyası değişime ayak uydurmalı
Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için, öncelikle doğayı korumak ve kaynakları sürdürülebilir bir şekilde kullanmak gerektiğini ifade eden Senem Tanju, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş ve sorumlu tüketim alışkanlıklarını benimsemenin bu hedefe ulaşmada kritik önem taşıdığını söyledi.İklim krizinin toplumları olduğu kadar is dünyasını da olumsuz etkilediğine vurgu yapan Tanju, “Şirketler çevresel, sosyal ve ekonomik sorumluluklarını yerine getirirken sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmak zorundadır. Özellikle şeffaflık ve doğru bilgilendirme kavramları ön plana çıkarken, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek ve değişime ayak uydurmak hayati önem taşıyor” diye konuştu.
“Çevresel bilinç için kolektif çaba şart”
İklim değişikliğinin en şiddetli biçimde etkileyeceği ülkelerin başında Türkiye’nin de yer aldığını ifade eden Senem Tanju, orta vadeli kalkınma planında yeşil dönüşüm ve iklimle mücadelede 2053 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu hedefine odaklanılmasının son derece değerli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin Kyoto Protokolü ve Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalara taraf olduğunu hatırlatan Tanju, ortaya konan hedeflerin Türkiye’nin sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerlemesinde önemli bir rehber görevi gördüğünü belirterek, “Çevresel bilinci artırmak ve sorumlu bir dünya inşa etmek için kolektif olarak çaba harcamalıyız” dedi.
“Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek bizim elimizde”
Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, iklim değişikliği ve çevre sorunlarının günümüzün en acil ve hayati meselelerinden biri olduğunu vurguladı. Sürdürülebilir bir gelecek için iklim kriziyle topyekün mücadele edilmesi gerektiğini dile getiren Matlı, “Çünkü bu sadece bir çevre sorunu değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir sorundur. Bu nedenle, iş dünyası olarak üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Zira sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek hepimizin elinde. Bu konuda bilinçli olmak, harekete geçmek ve üzerimize düşeni yapmak adına oluşturduğumuz özel eğitim içerikleriyle toplumun ve iş dünyamızınçevresel bilinç düzeyini yükseltmeyi hedefliyoruz. Sadece kendi işlerimize odaklanmak yerine,sürdürülebilirlik konusunda daha etkin bir rol oynamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Ücretsiz eğitimler yıl boyunca devam edecek
Bursa TB Akademi’de “Çevre ve İnsan” konulu eğitim serisi çerçevesinde “Eko-Anksiyete” ve Doğa ve İnsan” eğitimlerinin yanı sıra Sürdürülebilirlik Teknik Uzman Eğitimi gibi firmaların sürdürülebilirlik konularında bilgi ve yeteneklerini geliştirmeyi, rekabet güçlerini artırmayı hedefleyen eğitimler düzenlenecek. Eğitim programlarına katılmak isteyenler başvurularını www.btbakademi.org adresi üzerinden ücretsiz gerçekleştirebilirler. – BURSA
]]>Siemens Türkiye, 167 yıldır bu topraklarda faaliyet gösteren sorumlu bir şirket olarak attığı her adımda ülke, insan ve gelecek için değer oluşturuyor. Sürdürülebilirliği işinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiren şirket, 360 derecelik bir perspektifle global DEGREE stratejisi kapsamında Karbonsuzlaşma, Etik, Yönetişim, Kaynak Verimliliği, Fırsat Eşitliliği, İstihdam Edilebilirlik başlıkları altında inovatif yaklaşımlar geliştiriyor; bu yaklaşımları hem kendi operasyonlarında da hem de müşterilerinin faaliyetlerinde hayata geçiriyor.
Siemens Türkiye, DEGREE’nin yanı sıra, İklim Koruma, Sürdürülebilir Ürün Tasarımı, İnovasyon ve İş Modelleri, Sorumlu Yönetişim, İşin Geleceği, Siber Güvenlik ve Veri Yönetimi, Çalışan Sağlığı ve Güvenliği, Uyumluluk Yönetimi gibi pek çok başlık altında yaptığı çalışmalarla Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na da paralel bir rota izliyor. Faaliyet gösterdiği pek çok farklı alan ve hizmet sunduğu çeşitli sektörlerde çalışmalarını sürdürülebilirlik zemini üzerine yerleştiriyor, yeniliklere imza atıyor. Bu çerçevede ülkemizin ve dünyanın geleceği için inovasyona, yeni teknolojilere, Ar-Ge’ye yatırım yapıyor.
“Sürdürülebilir kalkınmanın yolu büyük ölçüde teknoloji ve Ar-Ge’den geçiyor”
Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, Siemens Türkiye’nin 2023 Sürdürülebilirlik Raporu ile ilgili şunları söyledi: “167 yıldır hizmet ettiğimiz ülkemize bağlılığımız daha da güçlendi. Tarihimiz, elektrik ve ulaşımdan iletişim ve endüstriyel üretime birçok alanda öncü başarılarla dolu. Bugün bu mirası, sürdürülebilir kalkınmaya odaklanarak ve tutkumuzu kaybetmeden sürdürüyoruz. Şimdi, Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümü sonrasında, operasyonlarımızda tam bir sürdürülebilirlik ilkesiyle hareket ediyor; plastik atık ve karbon salımının azaltılması, yenilenebilir enerjinin teşvik edilmesi ve akıllı ulaşım altyapılarının geliştirilmesi gibi alanlara odaklanıyoruz. Sürdürülebilir kalkınmanın yolu büyük ölçüde teknoloji ve Ar-Ge’den geçiyor. Endüstriye, ulaşıma, altyapıya ve enerjiye yatırım yapmak, daha temiz ve sürdürülebilir bir gelecek için hayati önem taşıyor. Bu yatırım sadece finansal değil, aynı zamanda yenilikçi ve Ar-Ge odaklı fikirleri de kapsıyor. Siemens Türkiye olarak sürdürülebilir bir dünyaya katkıda bulunmak için uzmanlığımızdan, deneyimimizden ve geniş ekosistemimizden yararlanıyoruz. Global büyüme stratejimiz DEGREE operasyonlarımıza netlik katıyor. Karbon salımını azaltma çabalarımız gün geçtikçe önem kazanıyor. Müşterilerimiz 2023’te şirketimizin çözümlerini kullanarak emisyonlarını 71 bin ton karbondioksite (CO2) eşdeğer miktarda azalttı. 2023’te atık yönetiminde de başarıya imza atarak, atıklarımızın yüzde 99,3’ünü geri dönüşüme kazandırdık. Ancak amacımız bu yönetimden çok daha fazlası; atıkları direkt kaynağında azaltmayı hedefliyoruz. Global mottomuz #TransformTheEveryday (Her Günü Dönüştürün) ve biz onu çalışanlarımızın ihtiyaçları, yetenekleri ve ilgi alanlarını önceliklendiren bütünsel bir stratejiyle hayata geçiriyoruz. Ayrıca, Ar-Ge alanında istihdamı artırmaya büyük önem veriyoruz. Mevcut çalışanlarımızın yüzde 26,5’i yazılımcılardan oluşuyor, bu da endüstri, altyapı ve ulaşım alanlarında dönüştürücü teknolojilere odaklanmamızı sağlıyor. Amacımız, hizmet verdiğimiz tüm sektörlerin inovasyon ihtiyaçlarını karşılayarak müşterilerimiz için değer oluşturmak. Sürdürülebilirliğin, tek bir kuruluş veya eylemin ötesinde iş birliği gerektiren bir hedef olduğunun bilincindeyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında sürdürülebilir bir geleceğe hazırlanmak, tüm sektörlerin, kamu kurumlarının, şirketlerin ve bireylerin ortak çabasını gerektiriyor. Gelecek nesillere; insanlar, hayvanlar, bitkiler, tüm yaşam formlarının güvenli ve mutlu bir şekilde yaşayabileceği daha iyi bir dünya bırakma sorumluluğunu hepimiz paylaşıyoruz. Son olarak, bana rehberlik eden kişisel bir inancı paylaşmak istiyorum: ‘Bırakabileceğimiz en büyük miras, bizden çok sonra bile canlı ve uyum içinde yaşamaya devam edecek bir dünyadır.”
“Sürdürülebilirlik alanında Türkiye’nin geleceğine katkıda bulunmayı en temel hedefimiz olarak görüyoruz”
Siemens Türkiye CFO’su Thomas Kolbinger şöyle konuştu: “Sürdürülebilirlik ile karlılığın birbirine zıt kavramlar olduğu düşüncesi artık çok eskilerde kaldı. Bugün biliyoruz ki sürdürülebilirlik, uzun vadede karlılığın en temel koşulu, çünkü eski teknolojilere, güncelliğini yitirmiş kavramlara, sadece finans odaklı anlayışlara artık yer yok. Günümüzde şirketlerin başarısı topluma sundukları katkıya ölçülüyor; tercih edilen bir işveren olmanın yolu sosyal fayda sunmaktan geçiyor; dünya vatandaşı olmak için öncelikle gezegenin sağlığını gözetmek gerekiyor. Siemens AG dünyanın pek çok farklı noktasında bu anlayışla hareket ederken, biz de Siemens Türkiye olarak aynı rotayı benimsiyor, bu toprakların bugününü ve geleceğini güzelleştirmek için çalışıyoruz. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek üzere global DEGREE çerçevesini Türkiye’de de kararlılıkla uyguluyor; karbon-nötr olma yolundaki çalışmalarımızdan sınırlı kaynakları verimli kullanmaya yönelik teknolojilerimize ve etkin yönetişime kadar her alanda kesintisiz çaba gösteriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını coşkuyla kutladığımız ve geride bıraktığımız bu dönemde, Siemens Türkiye’nin sürdürülebilirlik raporunu gururla sunuyoruz. Sürdürülebilirlik dendiğinde akla gelen her ne varsa, şirketimizin uzmanlığı ve tecrübesiyle sunuyor, Türkiye’nin geleceğine katkıda bulunmayı en temel hedefimiz olarak görüyoruz. Örneğin Siemens Global olarak, ürünlerimizle müşterilerimizdeki sera gazı emisyonlarını 13 kat azaltıyor, 2023 mali yılının tamamında müşterilerimize teslim ettiğimiz ürün ve çözümlerle önümüzdeki dönemde yaklaşık 150 milyon ton sera gazı emisyonunu engelleyeceğimizi öngörüyoruz. Enerji verimliliği odağında kendi ürün ve çözümlerimizle enerji tasarrufunu desteklemenin ötesinde, müşterilerimize sunduğumuz ‘kullandıkça öde’ veya kiralama gibi finansman çözümleriyle de karbonsuzlaşmayı ve kaynak verimliliğini destekliyoruz. Akıllı finansman modellerimizle yenilenebilir ve temiz enerjiye, yeni nesil teknolojilere, yeni iş modellerine ve sürdürülebilir inovasyona imkan sağlıyoruz. Etik davranış ve uyumluluk konusunu şirket kültürümüzün ve davranış kurallarımızın merkezine yerleştiriyor; bu konuyu fırsat eşitliğinden kadın çalışan oranının artırılmasına, ‘sıfır kaza’ hedefinden şirket içi eğitimlerin güçlendirilmesine kadar geniş bir perspektifle ele alıyoruz. Geleceği bugünden inşa etme sorumluluğumuzun farkındayız ve bu sorumluluğumuz doğrultusundaki çalışmalarımızı sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.”
Yapılan açıklamaya göre şirket, karbonsuzlaşma başlığında 2030 yılına kadar tüm operasyonlarında net sıfır, 2050 yılına kadar ise tedarik zincirinde net sıfır hedefi doğrultusunda çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Etik başlığında her üç yılda bir tüm çalışanlara eğitimler veriliyor.
Tedarikçi Davranış Kurallarına tam bağlılık sayesinde ESG güvenceli tedarik zinciri ve ESG kriterlerine dayalı uzun vadeli teşvik çalışmaları sürdürülüyor. Kaynak verimliliğinde ise; 2030 yılına kadar ilgili Siemens ürün ailelerinin yüzde 100’ü için bir üst seviyede sağlam eko-tasarım ve ikincil malzemelerin daha fazla satın alınması yoluyla doğal kaynakların ayrıştırılması ve atık depolama sahalarına gönderilen malzemelerin 2025 yılına kadar yüzde 50 azaltılıp 2030 itibarıyla sıfırlandığı döngüsel katkı hedefleniyor. Fırsat eşitliği kapsamında 2025 yılına kadar üst yönetimde kadın oranının yüzde 30’a çıkarılması amaçlanıyor. İstihdam edilebilirlik başlığında ise dijital eğitim saatlerini 2025 yılına kadar iki katına çıkarıp artırarak, çalışan destek programına erişimde yüksek seviyeyi korumak için çalışmalara devam ediliyor. – İSTANBUL
]]>Antalya, 8-11 şubat tarihleri arasında Tour of Antalya powered By AKRA bisiklet turuna ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Uluslararası Bisiklet Birliği’nin (UCI) elit erkekler uluslararası yol bisikleti takviminde 2.1 kategorisinde yer alan ve 4 gün 4 etaptan oluşan “Tour of Antalya powered by AKRA” uluslararası bisiklet yarışı, Antalya’da dünyaca ünlü bisiklet takımlarını beşinci kez ağırlayacak. Argeus Travel & Events ile Yedi İletişim tarafından 2018 yılından bu yana düzenlenen Tour of Antalya powered by AKRA, beşinci yılında yeniden yapılanarak bisiklet yarışı heyecanının yanı sıra Antalya’nın tanıtımına ve bisiklet turizmine odaklanarak 16 ülkeden 25 takıma ve 175 bisikletçiye ev sahipliği yapacak.
2024 yılında “Yeşil Gelecek” konusunu sahiplenerek iklim değişikliğine dikkat çeken Tour of Antalya uluslararası bisiklet yarışına katılan takımlarda, sürdürebilirlik, kapsayıcılık, eşitlik, çevre ve sağlık konuları ön plana çıkıyor. Tour of Antalya’nın Amacı Olan Takımları; sürdürülebilirlik, kapsayıcılık, eşitlik, çevre, sağlık ve yeşil gelecek konularında farkındalık için pedal basacak.
Uno-X Mobility Takımı, sürdürülebilir hareketlilik için yarışacak
İskandinav bisikletinin gelecekteki yeteneklerini geliştirmek vizyonuyla 2016 yılında kurulan Uno-X Pro Cycling Team, 1 Ocak 2024 tarihinden beridir Uno-X Mobility ismiyle bisiklet yarışlarına katılmaya devam ediyor. Sürdürülebilir hareketlilik için çözümler geliştirmek ve teşvik etmek misyonu ile Uno-X Mobility Takımı, sporcularını birer bisiklet elçileri olarak konumlayarak bisiklete olan ilgi ve coşku artırmayı hedefliyor.
Bike Aid, bisiklet ve insanlara yardım konuları için pedal basacak
Afrika bisikletini ve sporcularını geliştirmeyi amaçlayan Alman profesyonel bisiklet takımı Bike Aid, 2005 yılında Almanya’da kar amacı gütmeyen bir dernek olarak kurulmuş benzersiz bir bisiklet topluluğu olarak ön plana çıkıyor. Sosyal sorumluluk projeleriyle ön plana çıkan BIKE AID, genç ve tecrübeli isimleri kadrosunda harmanlayarak yarışa katılıyor.
Team Novo Nordisk, diyabet hastalığına dikkat çekecek
Kadrosunu Tip1 diyabet hastalığına sahip sporcuların oluşturduğu Team Novo Nordisk, diyabetin profesyonel spora engel olmadığını tüm dünyaya gösteren özel bir takım olarak yarışta yer almaya hazırlanıyor.
TDT-Unibet Bisiklet Takımı, bisiklet odaklı sosyal girişimleri destekleyecek
UCI ProTeam statüsündeki yol bisiklet yarışlarına odaklanan TDT-Unibet Bisiklet Takımı, bisiklet sporunun yazılı olmayan kurallarını sorguluyor. Spor tutkunlarını eğlendirerek bisiklet sürmeye başlamaları için ilham veren takım, bisiklet tutkunlarının da hayallerini gerçeğe dönüştürmeyi hedefleyerek bisiklet odaklı sosyal girişimleri destekliyor.
Q36,5 Pro Cycling, sürdürülebilir gelecek konusuna odaklanacak
Sporun geleceğini ve dünya üzerindeki etkisini yeniden tanımlamayı amaçlamayı bir değişim aracı olarak görerek yarışan Q36,5 Pro Cycling, takım kimliğinin özünde yer alan ilerleme motivasyonuyla bisikletin sunduğu hareketlilik aracılığıyla toplulukları sürdürülebilir bir şekilde değiştirmeyi amaçlıyor. Sporu sürdürülebilir bir şekilde uygulamak için takımın çevresel ayak izini azaltarak iklim nötr bir bisiklet takımı olan Q36.5 Pro, sürdürülebilir bir gelecek için pedal çeviriyor. – İSTANBUL
]]>