Süreci – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sat, 03 Aug 2024 05:48:26 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kocaeli’de Bebek Bekleyen Çifte 21 Milyon TL Tazminat Ödenecek https://www.haber28.com.tr/kocaelide-bebek-bekleyen-cifte-21-milyon-tl-tazminat-odenecek/ https://www.haber28.com.tr/kocaelide-bebek-bekleyen-cifte-21-milyon-tl-tazminat-odenecek/#respond Sat, 03 Aug 2024 05:48:26 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29166 Kocaeli’de bebek bekleyen çift, hamilelik sürecinde başvurdukları özel hastanede dörtlü tarama testi talep etti. İstedikleri testlerin yaptırılmadığını iddia eden çift, doğumun ardından bebeklerinin down sendromlu olduğunu öğrendi. Hastaneye ve gebelik durumunu takip eden doktora dava açan çifte, 8 yıllık hukuk mücadelesinin ardından 21 milyon 289 bin 691 TL tazminat ödenmesine karar verildi.

İzmit’te yaşayan Faruk (44) ve Serpil Gürdal (40) çifti, 2016’da ikinci kez bebek bekledikleri dönemde hamilelik süreciyle ilgili destek almak için ilçedeki özel bir hastaneye başvurdu. Gürdal çiftinin iddiasına göre dörtlü tarama testi talepleri doktorun, “Bana güvenmiyor musunuz? Bebeğiniz gayet sağlıklı, bu işin uzmanıyım” söylemleriyle gerek görülmemesi üzerine reddedildi. Hamilelik sürecinin 7’inci ayına giren Serpil Gürdal, bebeğin karnında hareket etmemesi sebebiyle eşi Faruk Gürdal ile hastanenin yolunu tuttu. Yapılan incelemenin akabinde Serpil Gürdal, bebekte bağırsak enfeksiyonunun yaşandığı öne sürülerek ameliyata alındı. Sezaryen ile dünyaya gelen erkek bebeğin yapılan tetkiklerin ardından down sendromlu olduğu belirlendi. Bunun üzerine Gürdal çifti konuyu mahkemeye taşıyarak, doktor ve hastaneden şikayetçi oldu.

21 milyonluk tazminat

Kocaeli 1’inci Tüketici Mahkemesi’nde açılan dava 8 yılın ardından karara bağladı. Mahkeme, aileye 21 milyon 89 bin 691 TL maddi, 200 bin TL de manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

“İlk taramadan sonraki tahlillerimiz yapılmadı”

Süreci anlatan Faruk Gürdal, “İlk çocuğumuzu Allah 8 yıl sonra nasip etti, sonrasında tüp bebek yaptık. İkinci çocuğumuz doğal yollardan geldi, hamilelik sürecinde üzerinde çok durduk. Özel bir hastaneye gitmek istedik. Aslında maddi durumumuz çok da iyi değildi, işsizdim. Özel hastanede insanlar özel ilgi bekler. 15 günde bir gidersiniz ense yapısı, kalp atışına bakarlar, fakat bunların hiçbiri fark edilmedi. Hamilelik sürecinin 7’nci ayında annenin mide bulantıları, düşük tehlikesi süreçlerini yaşadık. Çocuğun hiç kıpırdamadığını öğrendik. Tahlillerin tamamını yaptırmak istedik fakat ilk taramadan sonraki tahlillerimiz yapılmadı. Biz yapılmasını istemiş olmamıza rağmen yapılmadı. Doktorumuz ‘Bana güvenmiyor musunuz? Ben size ne söylüyorsam odur. Gerek yok bebeğiniz gayet sağlıklı’ dedi. ‘Hocam bu tarz sorunlar yaşıyoruz, problem olmaz mı?’ dediğimizde ise ‘Hayır ben bu işin uzmanıyım. Bana güvenmeniz gerekiyor’ dedi” ifadelerini kullandı.

“8 yılın sonunda dava lehimize sonuçlandı”

Eşinin hamileliğinin 8’inci ayında doğuma alındığını kaydeden Gürdal, “Sebebini sorduğumuzda bağırsak enfeksiyonu yaşadığını, ölüm tehlikesi olduğu için bir an önce alınması gerektiğini söyledi. İşin ucunda ölüm olduğu için biz de kabul ettik. 1 gün sonrasında ameliyata alındı ve down sendromlu olduğunu öğrendik. Biz down sendromunun ne olduğunu bilmiyorduk. Yoğun bir psikolojik baskı yaşadık. Psikolojik ve maddi süreci nasıl atlatırız diye çok düşündük. İyi bir aile bireyi olamam, iyi bir çocuk yetiştiremem düşüncesiyle dava açmaya karar verdik. 8 yılın sonunda dava çok şükür lehimize sonuçlandı” diye konuştu.

“Emsal olmaktan mutluyum”

Emsal niteliğinde bir karar çıktığını söyleyen Faruk Gürdal, “Karar lehimize sonuçlandı. Miktarı biz belirlemedik, maddiyatta gözümüz yok. 21 milyon TL lehimize sonuçlandı. Çok heyecanlıyım, çok mutluyum. Çocuğuma güzel bir gelecek hazırlayacağım için çok mutluyum. Türkiye’deki ailelere emsal olmaktan mutluyum. Çocuğumun eğitimi için harcayacağım. 8 yaşına geldi, hala bezleniyor. Konuşamıyor, çok geç yürüdü. 3,5 yaşında yürümeye başladı. 36 günlük yoğun bakım süreci vardı. Bu süreç bizi çok etkiledi. 35 gün yavrumuza kavuşamadık. Annesi boğazından hortum salarak beslemişti. Bu süreçler bizi çok yıprattı. O benim evladım, down sendromlu olduğu için bu davayı açmadım. Çocuğumun hakkı olduğu için bu davayı açtım” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kocaelide-bebek-bekleyen-cifte-21-milyon-tl-tazminat-odenecek/feed/ 0
Depremde enkaz altında kalan genç çift düğünlerini gerçekleştirdi https://www.haber28.com.tr/depremde-enkaz-altinda-kalan-genc-cift-dugunlerini-gerceklestirdi/ https://www.haber28.com.tr/depremde-enkaz-altinda-kalan-genc-cift-dugunlerini-gerceklestirdi/#respond Thu, 01 Aug 2024 03:36:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28808 Hatay’da yaşanan depremde enkazdan beş gün sonra sağ kurtulan 21 yaşındaki Hediye Demirkol, nişanlısı ile ertelediği düğününü hayırseverlerin de desteğiyle Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde gerçekleştirdi.

Hatay’da yaşayan 21 yaşındaki Hediye Demirkol, nişanlısı Muhammet Yıldız ile birlikte düğün hazırlıkları yaparken 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde annesi ve kardeşi ile enkaz altında kaldı. Deprem sonrası enkazın arasında nişanlısını arayan Muhammet Yıldız, günlerce umudunu kaybetmeden molozların arasında Hediye Demirkol’dan bir iz aradı. Ekiplerin çalışmaları sonucu beş gün sonra enkazdan sağ kurtulan Hediye Demirkol’un kolu ampute edildi. Enkazda annesini kaybeden ve kardeşinin de iki ayağı ampute edilen Hediye Demirkol, sevk edildiği Adana’da tedavisinin tamamlanmasının ardından kardeşiyle birlikte Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesine taşındı. Türk Kızılay Şubesi ve hayırseverlerin de desteğiyle bir eve yerleştirilen Hediye Demirkol, Şube Başkanı Kürşat Yağız’a deprem nedeniyle ertelenen düğün planından bahsetti. Çiftin hayalini gerçekleştirmek isteyen Kızılay, düğün için hazırlık başlattı. Davul zurna eşliğinde gelin alma adetinin yerine getirilmesiyle birlikte çeyizler de eve taşındı. Yapılan duaların ardından konvoy halinde Gülüç Belediyesi Düğün Salonu’na gelen çift, burada dünyaevine girdi.

“Evlilik sürecimiz depremden sonra çok farklı boyuta geldi”

Hayırseverler ve sevenleri genç çifti düğünde yalnız bırakmadı. Dört senelik nişanlılık süreci sonrası düğün hazırlığı yaptıkları sırada depremin olduğunu anlatan Hediye Demirkol, “Birbirimizi görüp tanıştık. Uzun bir hikayemiz var. Zamanla konuşa konuşa ileriye dönük sürecimiz başladı. Söz takıp nişanlandık. Yaklaşık dört senedir birlikteyiz. Deprem bizim dönüm noktamız oldu. Önceleri evlilik sürecini düşünüyorduk ama depremden sonra çok farklı boyuta geldi. Birbirimizden kopamadığımızı o zaman anladık. Düğünü erteledik. Deprem olmasaydı geçen yaz düğün olacaktı. Tedavi süreçleri oldu” dedi.

Karadeniz Ereğli’ye geldiklerinde nikah yaparak dünyaevine girmeyi planladıklarını ve Kızılay’ın desteğiyle düğün yaptıklarını anlatan Demirkol, “Bu şekilde bize güzel bir düğün organize ettiler. Hatay’dan Karadeniz Ereğli’ye geldik. Orada hiçbir şeyimiz kalmadı. Buradaki güzel insanlarla tanışma sürecimiz oldu. Birçok insanla tanıştık. Sağ olsunlar hiçbir zaman desteklerini ayırmadılar” diye konuştu.

“Küs öleceğimizi bilmek beni kahretti”

Depremin kendileri için dönüm noktası olduğunu söyleyen Muhammet Yıldız ise, “İnsan sevdiğinden asla kopamaz. Depremin olduğu gün kendisiyle küstük. Öleceğine değil de küs öleceğimize çok üzüldüm. Sürekli bunu düşünüyordum, kahroldum. Neden kavga ettiğimizi düşündüm. Demek ki iki günlük dünyaymış, kavga etmeye hiç gerek yokmuş” dedi.

İlk depremin yaşanmasında bir saat sonra nişanlısının evinin enkazının başına geldiğini anlatan Yıldız, “Enkazdan araçlar geçemiyordu. Yakınlarında bir tane park vardı. İnsanlar ateş yakmış duruyordu. Bir umut oradadır diye kendisini, annesini ve küçük kardeşini aradım. Kimseyi bulamadım. Enkaz başında gördüğüm tablo her şeyi anlamama yetti. Oradan birisinin çıkması imkansız gibi bir şeydi. Arkadaşlarım da bunu söylüyordu. İlk başta Hediye’nin ölmediğini söylüyordum. Boşuna ümitlenmememi ve durumu kabullenmemi söylediler. Sonuna kadar Hediye’nin yaşadığını düşünüyor ve inanıyordum. Sonra Hediye’nin sesini duyduk ve yaşadığını öğrendik” ifadelerini kullandı. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber28.com.tr/depremde-enkaz-altinda-kalan-genc-cift-dugunlerini-gerceklestirdi/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, DEM Parti’ye ziyaret gerçekleştirdi https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-dem-partiye-ziyaret-gerceklestirdi/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-dem-partiye-ziyaret-gerceklestirdi/#respond Sun, 28 Jul 2024 02:24:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27981 (ANKARA) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş,  CHP ziyaretinin ardından yeni anayasa için ikinci ziyaretini DEM Parti’ye yaptı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Anayasa değişikliğine ilişkin, Dün 1 Mayıs’ta yaşanan şiddet olaylarını olumsuz gördüğümüzü ve böylesi bir zeminde bir Anayasa yapım sürecinin zorluklarının olabileceğinin altını da çizdik bugün. Bizim de en büyük temennimiz ciddi bir yol temizliğinin yapılması, bir demokratik zeminin oluşturulması” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, anayasa değişikliği çalışmaları için Meclis’te grubu olan parti ziyaretlerine devam ediyor. Kurtulmuş, bugün ilk olarak DEM Parti’yi ziyaret etti. Kurtulmuş’a TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun eşlik ederken, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Grup Başkanvekillleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli Kurtulmuş’u karşıladı.

Görüşmenin ardından açıklama yapan Numan Kurtulmuş, üç partiye yapacağı ziyaretin ardından detaylı açıklama yapacaklarını belirterek, “Bu süreci açık, şeffaf, demokratik bir şekilde sürdürme talebimizi kendilerine ilettik. Değerli Genel Başkan, Eş Genel Başkanlar ve eş grup başkanları, arkadaşlarla müzakere ettikten sonra bu yola ilişkin görüşlerini parti olarak kamuoyuyla da paylaşacaktır” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, şunları söyledi:

“Bizim temennimiz TBMM’de çok büyük bir çoğunluk var. Siyasi partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir Anayasa çalışmasının ortaya konulması ve bunun bizler de DEM Parti olarak bir demokratik anayasa yapım sürecine Türkiye’nin ihtiyacı olduğu kanaatindeyiz. Biz 12 Eylül Anayasa’sının uygulanmadığı bir dönemden geçerken ne yazık ki… 12 Eylül Anayasası’nın değişmesi ve demokratik bir Türkiye’nin inşa edilmesi konusunda adımlar atılmasıyla ilgili görüşlerimiz kamuoyunca bilinmektedir. Bu dönemde elbette bir yol temizliğine ihtiyaç var. Türkiye’de bir demokratik Anayasa yapım sürecini inşa edebilmek için mevcut olan baskı sürecinin ortadan kalkması antidemokratik uygulamaların ortadan kalkması Anayasanın hükümlerinin uygulanması, AİHM kararlarının hükümlerinin uygulanması bütün bunlar bizler açısından çok önemli.

1 MAYIS’TA YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARI ANAYASA ZEMİNİNDEKİ ZORLUKLARI GÖSTERİYOR”

Dün 1 Mayıs’ta yaşanan şiddet olaylarını olumsuz gördüğümüzü ve böylesi bir zeminde bir Anayasa yapım sürecinin zorluklarının olabileceğinin altını da çizdik bugün. Bizim de en büyük temennimiz ciddi bir yol temizliğinin yapılması, bir demokratik zeminin oluşturulması, en geniş yelpazedeki toplumsal bir mutabakatla Türkiye’deki bütün farklılıkları ve inançları eşit yurttaşlık hakkı… Bütün haklarının anayasal güvence altına alındığı bir zeminde bir anayasa yapım sürecinin açılması bizler açısından da önemli.

“TARTIŞMA ÜLKENİN ALARM VEREN SORUNUNUN ÜSTÜNÜ ÖRTMESİN”

Türkiye’nin içinden geçtiği bir ekonomik kriz ve yoksulluk var. Elbette bu anayasa tartışmalarının ülkenin en acil ve alarm veren bu sorunun üstünü örtmeyecek bir şekilde gelişmesi ve bu soruna parlamento zemininde hep birlikte bütün siyasi partiler olarak üzerimize düşen görev ve sorumluluğu yerine getirme konusunda değerli halklarımıza, bu ülkenin yoksullarına, işçilerine, emekçilerine karşı öyle bir görev ve sorumluluğumuz vardır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-dem-partiye-ziyaret-gerceklestirdi/feed/ 0
TÜSİAD, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne İlişkin Müfredat Değişikliğinin Şeffaflıkla Yürütülmesini İstiyor https://www.haber28.com.tr/tusiad-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-iliskin-mufredat-degisikliginin-seffaflikla-yurutulmesini-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/tusiad-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-iliskin-mufredat-degisikliginin-seffaflikla-yurutulmesini-istiyor/#respond Fri, 26 Jul 2024 02:00:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27614

(İSTANBUL) – Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatıyla ilgili, “Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir. Müfredat çalışmasında yer almış kişi ve kurumlar, yapılan ihtiyaç analizleri, çalıştay sonuçları gibi bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması faydalı olacaktır” açıklamasını yaptı.

TÜSİAD, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatına ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı. “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır” denilen açıklamada şunlar kaydedildi:

“Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat hedeflenmelidir. Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır. Eğitim hepimizin en öncelikli ve ortak meselesidir. Müfredatın çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandırması kritik önemdedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitim sunulmalıdır. Yeni nesillerin ve ülkemizin geleceğinde belirleyici önemdeki müfredat çalışmasının hem yöntem hem içerik olarak bilimsel temelde, şeffaflık ve katılımcılık ile yürütülmesi esas olmalıdır.

“KAPSAMLI ŞEKİLDE TARTIŞILMALI”

Dünyada eğitim sistemleri yarış halindeyken ve yüksek katma değerli ekonomi olma hedefimiz varken, ülkemizin en kıymetli varlığı çocuklarımız ve gençlerimizin vasat bir eğitime mahkum edilmeyeceğinden emin olmalıyız. Çağdaş uygarlık seviyesini aşmanın yolu; Cumhuriyet değerlerini ve demokrasi ilkelerini özümsemiş, bilim-teknolojide yetkinleşmiş, sosyo-duygusal becerileri gelişmiş, özgür düşünceli nesiller yetiştirmektir. Bu çerçevede, geçtiğimiz cuma günü açıklanan ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı eğitim müfredatının, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır. Ülkemiz; eğitim STK’ları, öğretmenleri, öğrencileri, velileri, akademisyen ve uzmanları, eğitim-iş dünyası etkileşimi ile çok geniş bir “eğitim paydaş ekosistemi”ne sahiptir. Oysa müfredat hazırlık sürecinde yer alan kişi ve kurumlar açıklanmamış, farklı görüşlerden eğitim uzmanı ve STK’lar sürece yeterince dahil edilmemiş, yeni müfredata ilişkin görüşlerin iletilmesi için sadece bir hafta süre verilmiş, yeni müfredatın hemen önümüzdeki öğretim yılında belirli sınıflarda uygulamaya geçeceği kaydedilmiştir.

“ÇALIŞTAY SONUÇLARI AÇIKLANMALI”

Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir. Müfredat çalışmasında yer almış kişi ve kurumlar, yapılan ihtiyaç analizleri, çalıştay sonuçları gibi bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması faydalı olacaktır. Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır. Alınan geri bildirimlerin neler olduğu ve müfredat revizyonunda nasıl dikkate alındığının açıklanması sürecin şeffaflığına katkı sağlayacaktır. Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesini aşma hedefine hizmet edecektir.”

]]> https://www.haber28.com.tr/tusiad-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-iliskin-mufredat-degisikliginin-seffaflikla-yurutulmesini-istiyor/feed/ 0 İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bilge Yılmaz İstifa Etti https://www.haber28.com.tr/iyi-parti-genel-idare-kurulu-uyesi-bilge-yilmaz-istifa-etti/ https://www.haber28.com.tr/iyi-parti-genel-idare-kurulu-uyesi-bilge-yilmaz-istifa-etti/#respond Wed, 17 Jul 2024 00:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25822 (ANKARA)- İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Bilge Yılmaz, partisinden istifa etti. Yılmaz, “İYİ Parti’nin meselesi kimin genel başkan olacağı değil partinin nasıl yeniden toplumun tamamına konuşabilecek ve umut veren bir yapıya dönüşeceğidir. Görüyorum ki, bu noktanın çok uzağındayız. Bir yılı aşkın süredir yapılan yanlış tercihler beni İYİ Parti’den ayrılmaya ve ülkemiz için yeni bir yapı altında çalışmaya itiyor. Ancak seçim sürecinde partiye zarar vermemek ve delegenin bana verdiği GİK üyeliği yetkisine ihanet etmemek için bekledim. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışmış olmanın huzuruyla İYİ Parti’den ayrılıyorum” dedi.

Bilge Yılmaz, İYİ Parti’den istifa ettiğini duyurdu. Yılmaz, İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanlığı görevinden de 31 Mart akşamı istifa etmişti.

Yılmaz’ın X hesabından yaptığı açıklama şöyle:

“2021 senesinden bu yana daha demokratik ve daha müreffeh bir ülkede yaşamak için sizlerle birlikte siyasi bir mücadele verdim. Türkiye’ye gelirken, iktidara destek verenler dahil daha iyi bir Türkiye hayal eden milyonlarca makul seçmeni İYİ Parti’nin ikna edebileceğini ve bunu başarabilecek kadro ve söylemlere sahip olduğunu düşünüyordum. Açıkçası, beklentilerimde beni yanıltmayan birçok uzmanlık sahibi ve düzgün karakterli insanla tanıştım partide. Beni partim için çalışmaya bu insanların samimiyeti ve ülkelerine duyduğu sevgi teşvik etti, yüreklendirdi. İYİ Parti, doğru bir kurumsal yapı ve güçlü liderlik ile seçmenin talep ettiği boşluğu doldurmaya aday bir aktördü.

“KENDİNİ SADECE DIŞARIYA DÜŞMANLIK EDEREK MEŞRULAŞTIRAN BİR LİDERLİK TARZI İZLEDİK”

Ne var ki, zaman içinde partinin zafiyetlerini hep birlikte gördük. Partimizin kurumsal yapısı kişilerin çıkar, eğilim ve beklentileri karşısında çöktü. Parti lideri Sayın Meral Akşener ise Altılı Masa sürecinin her aşamasında kötü bir müzakere süreci yürüttü ve Kemal Kılıçdaroğlu adaylığını önleyemedi. Bu süreç, 3 Mart günü sert ve duygusal bir tepkiyle masadan ayrılma ve 3 gün sonra 7 cumhurbaşkanı yardımcılığı modelini kabul ederek masaya dönmeyle sonuçlandı. Bu tutarsızlık liderin siyasi kredisini tüketti. Geride kalan bir sene içinde ise sürekli olarak bir mağdur psikolojisi içinde ve yaşadığı bütün sorunların kaynağını dışarıda arayan, kendini sadece dışarıya düşmanlık ederek meşrulaştıran bir liderlik tarzı izledik.

“İYİ PARTİ’NİN BU CENDEREDEN ÇIKABİLMESİ MEVCUT GENEL BAŞKAN ADAYLARININ REKABETİNİN YARATTIĞI ATMOSFER İLE MÜMKÜN OLMAYACAK”

Artık kendi dışına konuşamayan, toplumun sadece sansasyonel haberler ve skandallarla ilgisini çekebilen bir parti kaldı geriye. Birçok iyi niyetli, temiz karakterli insan milletvekili aday listelerine ve belediye başkan adaylarına baktıkça haksızlığa uğradığını, emeğini boş yere heba ettiğini düşünüyor. Partiye oy veren vatandaşlar ise tepkilerini ya sandığa gitmeyerek ya da başka partilere oy vererek gösteriyor. Geldiğimiz nokta budur. 2023 yılında birçok kez İYİ Parti’nin ülkemizde iyi bir yönetime kavuşması için kilit bir görevi olduğunu ve kurumsal problemlerini çözmek zorunda olduğunu hem yetkili kurullarda hem de kamuya açık bir şekilde dile getirdim. Genel başkanımızın ricası ile Aralık 2023’te parti liderliğine son bir şans vermek için geri çekildim. Maalesef kötü gidiş devam edince 28 Şubat 2024’te şahsi çıkarların ortak hedeflerin önüne geçtiğini, muhalefet partilerinin genel seçim kazanabilmesi için yeniden yapılandırılması gerektiğini açıkladım. Önümüzde bir kongre süreci var ve Sayın Meral Akşener örnek bir davranış göstererek aday olmayacağını açıkladı. Ne var ki, İYİ Parti’nin bu cendereden çıkabilmesi mevcut genel başkan adaylarının rekabetinin yarattığı atmosfer ile mümkün olmayacak.

“ELİMDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPMAYA ÇALIŞMIŞ OLMANIN HUZURUYLA İYİ PARTİ’DEN AYRILIYORUM”

Bu süreçte umudum başkaydı. Parti olarak geldiğimiz noktayı ortak akıl ile ele almalı ve meseleyi genel başkanlık rekabetinin ötesine taşımalıydık. İYİ Parti’nin meselesi kimin genel başkan olacağı değil partinin nasıl yeniden toplumun tamamına konuşabilecek ve umut veren bir yapıya dönüşeceğidir. Görüyorum ki, bu noktanın çok uzağındayız. Bir yılı aşkın süredir yapılan yanlış tercihler beni İYİ Parti’den ayrılmaya ve ülkemiz için yeni bir yapı altında çalışmaya itiyor. Ancak seçim sürecinde partiye zarar vermemek ve delegenin bana verdiği GİK üyeliği yetkisine ihanet etmemek için bekledim. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışmış olmanın huzuruyla İYİ Parti’den ayrılıyorum. İYİ Parti’de birlikte çalışma fırsatı yakaladığım tüm vatansever insanlara minnettarım. Başta genel başkan adayları olmak üzere herkese gelecek kongrede başarılar diliyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/iyi-parti-genel-idare-kurulu-uyesi-bilge-yilmaz-istifa-etti/feed/ 0
Erciyes Anadolu Holding CEO’su: Şirketlerin satış süreciyle ilgili dedikodulara inanmayın https://www.haber28.com.tr/erciyes-anadolu-holding-ceosu-sirketlerin-satis-sureciyle-ilgili-dedikodulara-inanmayin/ https://www.haber28.com.tr/erciyes-anadolu-holding-ceosu-sirketlerin-satis-sureciyle-ilgili-dedikodulara-inanmayin/#respond Wed, 19 Jun 2024 21:01:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21744 Erciyes Anadolu Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, şirketlerin satış süreci ile ilgili, “Bizden duymadığınız her şeyi dedikodu olarak görebilirsiniz. 4 şirketle ihaleye çıktık, 3 tanesine ihale şartnamesine uygun gelmediğini söyledik. 1 tanesine uygun teklif geldi, o şirketle ilgili ‘Sözleşme şartları yapılıyor’ dedik” dedi.

Kentte görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelen Erciyes Anadolu Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, bağlı şirketlerin satış süreci ile ilgili bilgiler verdi. Bugüne kadar ihaleye çıkan 4 şirketten 3’ü için gelen tekliflerin şartnameye uygun olmadığını, 1’i için ise sürecin devam ettiğini söyleyen Ertekin, “Şirketleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyumluğunda yürütüyoruz ama satış sürecinin tamamı TMSF eliyle yürütülüyor. Bu süreç burada holdingi yönetenlerin yürüttüğü bir süreç değil, tamamen bizim dışımızda yasayla TMSF’ye verilmiş olan bir süreç. Herhangi kritik bir ihale için en az 8-10 tane kritik tarih var. Yaklaşık 30 tane şirket için ihaleye çıktığımız düşünüldüğünde her bir şirket için bu tarihlerde bilgilendirme yaptığınızda bir süre sonra insanlar verdiğiniz bilgilere kıymet vermemeye başlayacaklar. Biz de o yüzden ihaleye çıktığı gün ihaleye çıkan şirketlerin herkes tarafından duyulmasını, bu vesileyle oluşabilecek en iyi rekabetin oluşmasını, oluşacak en iyi rekabette en iyi fiyatla şirketin satılmasını ve verilebilecek en yüksek miktarda paranın hazineye girmesini arzu ediyoruz. Bizler için en kritik tarih ihaleye çıkılan tarih. Hatırlarsınız 4 şirketle ihaleye çıktık, 3 tanesine ihale şartnamesine uygun gelmediğini söyledik. 1 tanesine uygun teklif geldi, o şirketle ilgili ‘Sözleşme şartları yapılıyor’ dedik. Eğer sözleşme şartlarında anlaşma olursa bir sonraki basamak olan onay süreci gelecek. 31 tane şirket satacağımızı göz önünde bulundurduğunuzda her basamakta bilgilendirme yapılmasını beklemeyin. Bu kadar çok bilgilendirme çok fazla bilgi akışına sebep olur. Onun olmasını istemiyoruz. Bütün şirketlerin satışa çıktığını duyurmaya devam edeceğiz. En sonunda kritik tarihlerde de bütün bilgilendirmeleri yapacağız. Satış sürecini eminim hepiniz merak ediyorsunuzdur” dedi.

“Bizden duymadığınız her şeyi dedikodu olarak görebilirsiniz”

Holding tarafından yapılan açıklamalar haricinde oluşan söylentilerin dedikodu olarak görülebileceğini ifade eden Ertekin, “Bizden duymadığınız her şeyi dedikodu olarak görebilirsiniz. Herkese tabii ki kapımız açık. İhale sürecinde şartları yerine getiren herkes satın alma adayıdır. Ne kadar çok kişi gelirse rekabetin artma ihtimali o kadar artar. Rekat artınca da fiyat yükselir, fiyatın yükselmesi de hazineye daha fazla para gireceği için hepimizin menfaatine olan bir durumdur. Şirketlerin ilk 4’ü çıktı, onları kapattık. Önümüzdeki dönemde yeni şirketler ihaleye çıkacak. Döküman alınana kadar her şey dedikodu. Almak isteyen gelir ihale şartnamesini alır, hazırlığını yapar ve o zaman iyi niyetli alıcı olduğunu da anlarız” ifadelerini kullandı.

“2023 yılı verileri gayet iyi”

Holdingin geçtiğimiz yıl depreme rağmen 571 milyon dolarlık ihracat yaptığının altını çizen Erciyes Anadolu Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, “2023 yılını gayet iyi tamamladık. Üstelik 2023 yılı içinde ‘asrın felaketi’ dediğimiz 11 ili etkileyen bir deprem yaşadık. Mobilya grubunda depremin olduğu bütün iller artı Kayseri bir ana bayideydi. O ana bayinin Kayseri dışındaki bütün illerinde deprem olmuştu. Yaklaşık 142 bayimiz vardı, şu anda 110 bayi ile hizmet veriyoruz. Yani 32 tane bayimizi kaybettik. Buna rağmen 2023 verileri gayet iyi geldi. 571 milyon dolar ihracatla kapattık, 55,8 milyar ciro ile kapattık, 4 milyar lira vergi ödedik ve yaklaşık 7 milyara yakın faaliyet karı yazdık geçen sene. Finansal olarak gayet iyiydik, 2024 yılına da iyi başladık” diye konuştu. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/erciyes-anadolu-holding-ceosu-sirketlerin-satis-sureciyle-ilgili-dedikodulara-inanmayin/feed/ 0
Gazze’de ufukta ateşkes var mı? https://www.haber28.com.tr/gazzede-ufukta-ateskes-var-mi/ https://www.haber28.com.tr/gazzede-ufukta-ateskes-var-mi/#respond Tue, 21 May 2024 05:00:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18874 İstanbul Gedik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Selim Sezer, Gazze’de soykırım yaşanırken Hamas-İsrail arasındaki ateşkes görüşmelerinin son durumunu AA Analiz için kaleme aldı.

***

Katar’ın başkenti Doha, bir kez daha İsrail ve Hamas arasında dolaylı ateşkes görüşmelerine ev sahipliği yapıyor. Her ne kadar İsrail delegasyonunun başında bulunan Mossad Başkanı David Barnea Doha’dan ayrılsa da Katar Dışişleri Bakanlığı görüşmelerin seyri hakkında “ihtiyatlı bir iyimserlik” içinde olduklarını ifade etti. Filistinliler de genel olarak müzakereleri sürdürme konusunda istekli görünüyor. Bu açılardan bakıldığında Gazze’de geçici ateşkes ihtimalinin ufukta belirdiğini söylemek mümkün olmakla birlikte, sürecin seyrine ilişkin bir dizi belirsizlik ve soru işareti de mevcut.

Hamas’ın 3 aşamalı ateşkes önerisi

Bilindiği gibi görüşmeler, Katar ve Mısır’ın arabuluculuğunda gerçekleşiyor. Doğrudan temasın bulunmadığı süreçte taraflar öneri ya da taleplerini arabuluculara iletiyor. Ardından diğer taraf bu metni inceledikten sonra tutumunu ve varsa değişiklik taleplerini yine aynı arabuluculara bildiriyor. Katar ve Mısır temsilcileri, bazı durumlarda süreci kolaylaştırmak ve sürdürülebilir kılmak adına kendi fikirlerini de hem Filistinli gruplarla hem de İsrail heyetiyle paylaşıyor. Kasım ayı sonlarında uzatmalarla birlikte toplam 7 gün süren ve sınırlı bir esir takasını da içeren ilk geçici ateşkes de bu şekilde gerçekleşti.

Şu ana kadar basına yansıyan bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla halihazırda devam eden müzakerelerde, Hamas 3 aşamadan oluşan bir plan sundu. 6 haftalık ateşkesin uygulanacağı 1’inci aşamada, kadınlar ve çocuklar öncelikli olarak bazı İsrailli rehinelerin serbest bırakılması, bu kişilerin karşılığında aralarında müebbet hapis cezasına çarptırılmış bazı isimlerin de olduğu bine yakın Filistinlinin İsrail hapishanelerinden çıkarılması öngörülüyor. Aynı zamanda, bu aşamada işgal güçlerinin Gazze’nin kuzeyiyle güneyini birbirine bağlayan El-Reşid ve Selahaddin caddelerinden çekilmesi talep ediliyor. İsrail’in Gazze’yi ikiye bölme ve kuzeyde daha fazla kontrol sağlama amacı dikkate alındığında, bu husus stratejik bir önem taşıyor. Ateşkesin bu ilk aşamasında, yerinden edilen Filistinlilerin evlerine dönmesi ve Gazze’ye giren insani yardımların arttırılması da taslak metinde yer alan hususlar arasında.

6 haftalık 1’inci aşamanın arkasından gelen 2’nci aşamada geriye kalan rehineler için nasıl bir takas öngörüldüğü net değil. Ancak Hamas daha fazla rehineyi serbest bırakmak için bu aşamada kalıcı ateşkes ilan edilmesini şart koşuyor. Son aşamada ise Gazze ablukasının kaldırılması ve yeniden inşa sürecinin başlaması öngörülüyor.

Netenyahu’nun kaderi Gazze’ye mi bağlı?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Hamas’ın sunduğu bu ateşkes tasarısının “gerçekçi olmayan talepler” üzerine kurulu olduğunu savundu. Belirttiğimiz üzere David Barnea da Doha’dan ayrıldı. Ancak Barnea’nın görevlendirdiği “teknik ekip” müzakerelere devam edecek.

Bununla birlikte, şu an için İsrail’in kalıcı ateşkese varabilecek bir sürece olumlu yaklaşmasını beklememek gerekiyor. Zira, İsrail uluslararası toplumdan gelen yoğun tepki ve itirazlara rağmen Refah bölgesine “operasyon” düzenleme amacından vazgeçmiş değil. Bilakis İsrail bu yöndeki hazırlıklarına hız verdi. Aynı zamanda, İsrail’in Gazze’de 7 Ekim öncesine göre bir statüko değişimini getirmeyecek herhangi bir ateşkes planını kendi isteğiyle kabul etmesi de ihtimal dahilinde görünmüyor.

Pek çok yorumcunun üzerinde mutabakata vardığı bir nokta da Netanyahu’nun siyasi kariyerinin devamının Gazze’deki savaşın devamına bağlı olduğudur. 7 Ekim’e kadar “yargı reformu” girişimi sebebiyle yüzbinlerce kişinin katıldığı protesto gösterilerinde istifası istenen Netanyahu, 7 Ekim sonrasında bu tepkileri büyük ölçüde askıya almayı başarsa da “olağan” siyasi hayata dönülmesi sonrasında bu protestoların yeniden kitlesel bir hal alacağı kesindir.

Ayrıca Gazze’de yapılan soykırım nedeniyle İsrailliler arasında cılız sesler var olsa da Netenyahu’ya karşı ciddi bir tepki yok. Aksine İsrail ordusunun Gazze’deki başarısızlığı iç huzursuzluğu arttırıyor. Bu durumda, savaş bittikten sonra ölen askerler ve rehineler sebebiyle hesap vermek zorunda kalacak ve büyük bir ihtimalle koltuğunu terk etmeye zorlanacak Netanyahu’nun devam eden 4 ayrı yolsuzluk soruşturması sebebiyle hapse girmesi bile ihtimal dahilindedir.

Filistin’in birliğe ihtiyacı var

Bahsedilmesi gereken son nokta ise müzakere sürecinde Filistin tarafının konsensüsle hareket edebileceğinin kesin olmadığıdır. Şu ana kadar farklı Filistinli hareketlerin kendi içinde veya birbiri arasında majör görüş farklılığı yaşandığına dair bir gösterge olmasa da başta İslami Cihad olmak üzere farklı hareketlerin müzakere sürecine mesafeli yaklaştığı biliniyor. Aynı zamanda Hamas’ın siyasi kanadı ve askeri kanadı müzakerelere karşı aynı derecede esnek değil. Son olarak, arabulucu konumundaki Katar ve Mısır’ın Hamas’a daha sınırlı taleplerde bulunması yönünde baskı uyguladığına dair haberler zaman zaman basında yer buluyor.

Sonuç olarak Gazze’de Filistin tarihinin en büyük yıkım süreci yaşanırken yakın bir gelecekte tüm Filistinlilerin rızasıyla ve Filistinlilerin lehine sonuçlanacak bir kalıcı ateşkes için şimdilik bir zemin bulunmuyor. Ancak mevcut müzakere süreci önümüzdeki günlerde veya haftalarda, kısmi bir insani rahatlamayı sağlayacak geçici bir ateşkesi üretebilir.

[Dr. Selim Sezer, İstanbul Gedik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gazzede-ufukta-ateskes-var-mi/feed/ 0
Güven Hastanesi’nden Yaşlılara Saygı Haftası: Sağlıklı Yaş Alma ve Aktif Yaşam https://www.haber28.com.tr/guven-hastanesinden-yaslilara-saygi-haftasi-saglikli-yas-alma-ve-aktif-yasam/ https://www.haber28.com.tr/guven-hastanesinden-yaslilara-saygi-haftasi-saglikli-yas-alma-ve-aktif-yasam/#respond Sun, 05 May 2024 21:25:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16886 Güven Çayyolu Cerrahi Tıp Merkezi Sosyal Hizmetler Uzmanı Buse Buket Şener, yaş alma ile sadece biyolojik olarak değil sosyal, bilişsel ve psikolojik yönden de değişim yaşandığını, bunun da sağlıklı yaş alma ve yaş alan nüfusun aktif olarak yaşama dahil olmasını desteklemenin önemini ortaya koyduğunu bildirdi.

Güven Hastanesi’nden Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Şener, geniş bir sosyal ağın, duygusal ve entelektüel uyarıların, hareketli yaşamın bireyin bilişsel işlevselliğini nasıl geliştirebileceğine dair bilgi verdi.

Şener, yaşlı nüfusun artışının beraberinde yaş alma ile gündeme gelen duygusal, fiziksel sosyoekonomik ve sağlık alanındaki ihtiyaçlara yönelik hizmetlerin çeşitlenmesini, yaş alan bireylere değer verilmesi ve saygı duyulmasına yönelik farkındalık oluşturulmasını gerektirdiğini vurgulayarak, bu amaç doğrultusunda 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası’nın farkındalık üzerine gerçekleştirilen etkinlikler ile anıldığını belirtti.

Yaşlılığın, yaşamın doğal bir süreci olduğunu, yaşamın ilerleyen dönemindeki gelişim süreci ve gelişim ile meydana gelen değişim olarak tanımlanabileceğini ifade eden Şener, “Yaş alma ile sadece biyolojik olarak değil sosyal, bilişsel ve psikolojik yönden de değişim yaşarız. Bu da sağlıklı yaş alma ve yaş alan nüfusun aktif olarak yaşama dahil olmasını desteklemenin önemini ortaya koyar. Yaşamı olumlu, olumsuz ve nötr tüm anıları ile mutluluk duyarak yaşayan bireyler, bio-psiko-sosyal iyilik halini yaşamın her döneminde devam ettirirler. Bu süreci yaşamın bir parçası haline getiren bireyler yaş alma sürecini olumlu karşılar.” görüşünü kaydetti.

Sağlıklı yaş almak öneriler

Buse Buket Şener, sağlıklı yaş alma sürecini destekleyecek önerileri şöyle sıraladı:

“Geniş sosyal ağ, duygusal ve entelektüel uyarılar bireyin bilişsel işlevselliğini geliştirir. Yaşam kalitesini artırmak için yaş alan bireylerin boş zamanlarını değerlendirme aktivitelerine katılmaları, aile ve sosyal ağ içinde tutulması bu yönden önem kazanmaktadır. Bireyin yaş alma süreci ve yaşam kalitesi, beslenme biçiminden etkilenmektedir. Orta yaşlardan itibaren sağlıklı beslenmenin yaşam tarzına dönüştürülmesi ileri yaşlarda koruyucu olabilir. Egzersizi yaşamımıza dahil etmemiz yaş alma ile birlikte ortaya çıkan fizyolojik değişimlerin önüne geçebilmek adına önemli olacaktır. Yaşamın bir parçası olarak rutin haline getirilen egzersizler, bağışıklık sisteminde gelişme sağlar, kas gücü ve dayanıklılığı da artırır, bedenimizi korurken hafıza ve sosyal becerilerde de gelişme sağlar.”

“Aktif rol alın” daveti

Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında tüm toplumu yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artıracak faaliyetlere destek olmaya ve bu süreçte aktif rol almaya davet eden Şener, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yaş alan bireylerimizle daha sık vakit geçireceğimiz ve onların deneyimlerinden faydalanacağımız grup sohbetleri düzenleyebilir, yaş alan bireylerin yaşama aktif katılımını desteklemek adına genç nüfusun da dahil edilerek düzenlendiği fiziksel, sanatsal ve sosyal aktiviteler ile yaş alan bireylerimizi destekleyebiliriz. Hepimiz bir gün yaşlanacağız ve bugün attığımız adımlar, yarının daha sağlıklı ve mutlu bir yaşlılık dönemi geçirmemizi sağlayacak.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/guven-hastanesinden-yaslilara-saygi-haftasi-saglikli-yas-alma-ve-aktif-yasam/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Eyüpsultan’da kaza yapan şüpheliyle ilgili açıklama yaptı https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eyupsultanda-kaza-yapan-supheliyle-ilgili-aciklama-yapti/ https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eyupsultanda-kaza-yapan-supheliyle-ilgili-aciklama-yapti/#respond Sun, 07 Apr 2024 04:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13340 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Eyüpsultan’da kullandığı arabayla yol kenarındaki ATV tipi araçlara çarparak bir kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olduktan sonra annesiyle Mısır’a kaşan şüpheliye ilişkin, “Cumhuriyet Başsavcılığımız zaten olay anından itibaren soruşturmayı başlatmıştı. Kişinin yakalanması için yakalama kararı çıkartıldı. Mısır adli makamlarından iadesini talep edecek olan süreci başlattık. Bir kırmızı bülten çıkarıyoruz. Bu konudaki süreç başladı.” dedi.

Bakan Tunç, A Haber’de canlı yayında “Melih Altınok ile Sebep Sonuç” programında soruları yanıtladı.

Türkiye’nin son 22 yılda mevzuatın ihtiyaçlara cevap verebilmesi için önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini söyleyen Tunç, temel kanunların tamamını değiştirdiklerini belirterek, “Çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik. Şunu diyebiliriz, Avrupa’nın en yeni, en çağdaş temel kanunları Türkiye’dedir.” ifadesini kullandı.

Ceza mevzuatının 2005 yılında yenilendiğini hatırlatan Tunç, hem Avrupa Birliği uyum süreci bakımından hem de vatandaşların ihtiyaçları bakımından kanunların yenilendiğini kaydetti.

Teknolojinin yeni imkanlarını kullandıklarını anlatan Tunç, “Hatta şimdi Bilgi İşlem Genel Müdürlüğümüzün, yapay zekanın yargı hizmetlerinde kullanılabilmesiyle ilgili bir çalışması var.” diye konuştu.

Hakim ve savcıların geçmişten bugüne geldiği durumu dile getiren Tunç, 2002’de 9 bin civarında hakim ve savcı varken, bugün 24 bin hakim ve savcının bulunduğu bilgisini verdi.

Eyüpsultan’da, 1 Mart’ta kullandığı arabayla yol kenarındaki ATV tipi araçlara çarparak bir kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olan ve annesi tarafından yurt dışına kaçırılan 18 yaşından küçük sürücüyle ilgili açıklamalarda bulunan Tunç, şunları paylaştı:

“Cumhuriyet Başsavcılığımız zaten olay anından itibaren soruşturmayı başlatmıştı. Kişinin yakalanması için yakalama kararı çıkartıldı. Mısır adli makamlarından iadesini talep edecek olan süreci başlattık. Bir kırmızı bülten çıkarıyoruz. Bu konudaki süreç başladı. Mısırla bizim suçluların iadesine ilişkin adli yardımlaşma anlaşmamız var. Bu konudaki süreci yakinen takip ediyoruz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın yürütmekte olduğu bir soruşturma. Tabii, buna benzer artık ülkemizde suçla mücadele noktasında hem mevzuat hem de uygulama anlamında önemli çalışmamız var. Özellikle suçun kaynağında önlenmesi önemli. Suç meydana geldikten sonra, zarar ortaya çıktıktan sonra yargılama süreçleri de elbette önemli ama asıl 18 yaşından küçük, ehliyeti olmayan birisinin trafiğe çıkmış olması ve kazaya sebebiyet vermesi. Tabii ki burada özellikle o çocuğu kaçıran annesi bakımından da şu an bir soruşturma söz konusu.”

Kiralarla ilgili yargıya yansıyan kaç dosya olduğuna ilişkin konuşan Tunç, kiralarla ve tahliyeyle ilgili dava açmadan önce arabulucuya başvurulmak zorunda olunduğunu ve bu durumun yargının yükünün yüzde 25’ini aldığını söyledi.

“Depremde 15 adliyemiz yıkıldı”

Deprem bölgesindeki adliye binalarından bahseden Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Deprem bölgesinde konteynerde duruşma gören illerimiz var. Onların süratle inşaatlarını yapacağız. Depremde 15 adliyemiz yıkıldı. Bunlar eskiden yapılan adliyeler, bizim dönemimizde yapılan adliyelerde çatlak bile yok. Ama eskiden yapılan hükümet konaklarının içerisinde olan ilçe adliyelerimiz vardı. 15 adliyemiz kullanılamaz hale geldi ve geçici yerlerde şu anda. Süratle inşaatlarına başladık.”

Bazı hakim ve savcıların göreve iade edilmesiyle ilgili, “FETÖ ile mücadelede ne durumdayız?” sorusunu yanıtlayan Tunç, şu bilgileri aktardı:

“FETÖ ile mücadelede kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz vermememiz gerekir. Bu konudaki kararlılığımız en yüksek seviyede devam ediyor. Terörün her türlüsüyle mücadele eden bir ülkeyiz. 15 Temmuz karanlık gecesini bu ülkeye yaşatmak isteyen FETÖ teröristleriyle mücadele etmeye devam edeceğiz. FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı olanlar bakımından kamuda bir arınma süreci hemen başlamıştı, 15 Temmuz darbe kalkışmasının ardından. Bir olağanüstü hal ilanı söz konusu oldu 20 Temmuz’da. Tabii muhalefet bunu ’20 Temmuz darbesi’ olarak söylemeye devam ediyor. 20 Temmuz darbe değil, darbecilerin özellikle halkın karşısında hesap vermesi sürecinin başladığı tarih. Aslında süreç daha öncesinde 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimi sonrası başlayan bir süreç var. O zamandan itibaren hem emniyette, hem yargımızda hem askeriyede bu konudaki ayıklama ve arınma süreci başlatılmıştı.”

“Bir dönem FETÖ sızmalarını konuştuk, onlar tasfiye edildiler. Şimdi, ‘mesleğe kabul kriterlerinde şeffafız, netiz’ diyor musunuz?” sorusuna Tunç, “Mesleğe kabul kriterlerinde özellikle bizim öncelikli gözeteceğimiz husus, elbette ki liyakat. İyi yetişmiş hukukçulara sahip olmamız lazım. İyi bir hukuk eğitimi almalı. Hukuk fakültelerimizin eğitim kalitesi noktasındaki YÖK ile işbirliği yüksek seviyede devam ediyor.” yanıtını verdi.

Afla ilgili bir gündem olup olmadığı sorusu üzerine Tunç, böyle bir gündemlerinin olmadığını dile getirdi.

Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Tunç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Murat Bey, bakanlık yaparken ben de parlamentoda milletvekiliydim. Murat Bey, Anadolu’nun bütün illerini dolaşırdı. Geldiği zaman, bir ili ziyaret ettiği zaman belediye başkanları, teşkilat mensupları, vatandaşlar, ondan şehirleriyle ilgili bir şey istediğinde ‘bakalım, edelim’ demezdi, hemen bürokratına talimat verirdi, ‘şu belediyemizin şu ihtiyacı varmış bunu hemen şuradan sağlıyorsunuz, şu ödeneğe ihtiyaç’ şeklinde talimatları verirdi.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eyupsultanda-kaza-yapan-supheliyle-ilgili-aciklama-yapti/feed/ 0
Yusuf Ziya Yılmaz: Başka siyasi hareketlerin incinmişlikleri kullanması hoş değil https://www.haber28.com.tr/yusuf-ziya-yilmaz-baska-siyasi-hareketlerin-incinmislikleri-kullanmasi-hos-degil/ https://www.haber28.com.tr/yusuf-ziya-yilmaz-baska-siyasi-hareketlerin-incinmislikleri-kullanmasi-hos-degil/#respond Sat, 23 Mar 2024 02:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11086 AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, “Saygılı olamayacağım ve hoş göremeyeceğim konu; başka siyasi hareketlerin bu incinmişlikleri kullanarak, bu arkadaşları alıp kendi kadrolarına koyup, kendi kadrolarında bizim karşımıza getirmeleri” dedi.

Birkaç günlük ziyaret ve programlara katılmak için memleketi Samsun’a gelen AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, partisinin il başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Burada gündeme dair açıklamalarda bulunan Yılmaz, gazetecilerin sorularına da cevap verdi. Yakın zamanda gerçekleştirilen Samsun mitinginde değinen Yusuf Ziya Yılmaz, “İşlerimiz çok güzel gidiyor. Cumhurbaşkanımızın miting ve il programlarına katılmaya çalıştık. Tüm şehirlerimizdeki heyecanı, katkıyı, motivasyonu görmüş olmanın mutluluğu içerisindeyim. Samsun mitingimiz de çok güzel oldu. Miting öncesi teşkilatımızın stres yaşadığını, gerildiğini biliyorum. ‘Havada yağmur yağacak, olumuz hava şartlarında acaba arzu ettiğimiz oranda heyecan ve temaşayı yakalayamayabilir miyiz’ diye bir kaygıyı hep birlikte yaşadık. Allah da müsaade etti, yağmur da olmadı, o gün Samsun’da Cumhurbaşkanımızı güzel ağırladık ve uğurladık” ifadelerini kullandı.

“Kırgınlıkları kullanarak bizim arkadaşlarımızı karşımıza aday göstermeleri hoş değil”

Aday gösterilmeyen partililerin başka partiden AK Partili başkan adaylarına rakip gösterilmesini değerlendiren Yusuf Ziya Yılmaz, “AK Parti 22 yıldır ülkemize hizmet ediyor. 14 milyon üyesi var. Bu dev kadro içerisinde zamanla arzu ettiği yerde olamamış, olmuş ya da daha sonrası kırılmış arkadaşların duygularına saygılı olmak lazım. Asıl saygılı olamayacağım ve hoş göremeyeceğim konu başka siyasi hareketler bu incinmişliklerini kullanarak onları marke edip, bu arkadaşları alıp kendi kadrolarına koyup, kendi kadrolarında bizim karşımıza getirmeleri hoş değil. Siyasi rekabetin gereği bu olmamalı. Onlar da kendi kadrolarını yetiştirmeli. Bunlardan bazıları nefsine mağlup olup, gidip başka siyasi hareketlerin, akıllarını çelen siyasi hareketlere gidip dahil oldular. Onları marke edenlerin davranışları da hoş değil, bizim arkadaşımızın da davamıza inanmışsa bunu yapmaması lazımdı. Bunlar hayatın içinde var ve ilk defa olmuyor. Dava hareketi olarak kabul etmekte zorlandığımız, hoş görmediğimiz durumlar bunlar” diye konuştu.

“İncinmişlik, burukluk aşamaları geride kaldı”

Aday adaylığı süreçlerinin tamamladığını ve artık kırgınlıkların geride kaldığını dile getiren Yılmaz, “İttifak süreci 3 ay sürdü ve son derece hoşgörü ile devlet adamlığı ciddiyeti içinde geçti. Onun ardından aday belirleme süreci başladı. Türkiye’de bin 397 belediye var. Her biri saha, sosyolojik araştırmalar, anket çalışmaları ile belirlendi. AK Parti, insanımızın istekleri doğrultusunda aday belirleme sürecinde uğraşlarımız oldu. Sonrasında meclis üyeleri listesi için de MHP ve BBP ile birlikte çalıştık. İncitmeden ve incinmeden bu süreci geçirdik. Aday belirleme süreci rekabet dolu oldu. Bir işe bir kişi aday oluyor. 1 kişinin belirlenmesi süreci içerisinde nefsi şeyler oluyor ve bunlar gayet doğal. Buna siyasetin rekabet süreci diyoruz. Bu sürecin incinmişlik, burukluk aşamaları geride kaldı. Bizim partimiz dünyanın en büyük siyasi hareketlerinden bir tanesi. Bu hadiseyi en hasarsız atlatma kabiliyeti olan bir siyasi hareketiz. Rekabet süreci geride kaldı. Şimdi içtenlikle, samimiyetle bu rekabetin oluşturduğu incinmişlikleri telafi etme süreci var. Şimdi de nezaket süreci işliyor şu anda. Arkadaşlarımız, birbirlerine olan nezaketi eksiksiz bir şekilde uyguluyorlar. Ondan sonraki süreç 1 Nisan sabahı seçimi kazanmanın coşkusunu hep birlikte paylaşmak. Sonrasındaki süreçte 2029’a hazırlık başlıyor. İçinde incinmişlik olanlara bir ağabey olarak bunları geride bırakmamızı tavsiye ediyorum. Bırakmadığımız takdirde bir yere varamayız. Bunları geride bırakmazsak hem kendimize hem davamıza zarar veririz. Bizim davamız insana hizmet. Biz bir hizmet hareketiyiz. Bu olunca gerisi teferruat oluyor. 1 Nisan günüden itibaren işini bilen bir insanın psikolojisiyle şehirlerimize hizmete başlayacağız” şeklinde konuştu.

“Rakiplerimiz kendine makam derdindeler”

Muhalefetin halka hizmet yerine kendilerine makam bulma derdinde olduğunu vurgulayan Yusuf Ziya Yılmaz, şunları söyledi:

“Rakiplerimizin de Allah işlerini rast getirsin. Onların ne yaptığı bizleri şaşırtıyor. Kimi ‘seçimden sonra büyük kongre yapacağız’ diyor. Genel başkanlarını değiştirmenin programlarını yapıyorlar. Kimi halk gezisi, esnaf gezisi yaparken karşısına çıkan bir insanı azarlıyor. Bunların hepsi öncelikli görevin insana hizmet olduğunun unutmuşluğun belirtileri. Seçime 1 ay kalmış. Ana muhalefet partisi seçimden sonra kongre yapıp genel başkanlarını değiştireceklerse eğer kimi onun yerine getireceklerinin hesabını yapıyor, onlarla uğraşıyorlar. İnsanların hizmetine amade olmak duygusunu bir kenara bırakmışlar. Kendi dertlerindeler, makam derdindeler.”

Toplantıda Cumhur İttifakı AK Parti Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Halit Doğan ve il teşkilatı hazır bulundu. – SAMSUN

]]>
https://www.haber28.com.tr/yusuf-ziya-yilmaz-baska-siyasi-hareketlerin-incinmislikleri-kullanmasi-hos-degil/feed/ 0
Lösemi Hastası Çocuk, Babasından Aldığı Kök Hücreyle Hayata Tutundu https://www.haber28.com.tr/losemi-hastasi-cocuk-babasindan-aldigi-kok-hucreyle-hayata-tutundu/ https://www.haber28.com.tr/losemi-hastasi-cocuk-babasindan-aldigi-kok-hucreyle-hayata-tutundu/#respond Sat, 17 Feb 2024 00:00:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5688 Bilecik’in Söğüt ilçesinde, geçen yıl yakalandığı lösemi hastalığını, babasından alınan kök hücreyle yenerek hayata tutunan 10 yaşındaki Emir Eymen Dönmez, okuluna ve arkadaşlarına kavuşacağını günün hayalini kuruyor.

Hesna ve Hikmet Dönmez çiftinin 18 yaşındaki Gülsüm’den sonraki ikinci çocukları Emir Eymen’e, Şubat 2023’te öksürük ve burun kanaması şikayetiyle başvurdukları Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesinde lösemi teşhisi konuldu.

Hastanenin Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Servisine yatırılan, kemoterapi görmeye başlayan Emir Eymen’in doktorları, tedaviden olumlu sonuç alınamaması nedeniyle kök hücre nakli yapılmasına karar verdi.

Geçen yıl haziranda baba Hikmet Dönmez’den alınan kök hücrenin vücuduna uyum sağlamasıyla kontrol aşamasına giren, tedavisine evinde devam edilen Emir Eymen, gözetim sürecinde evden sadece hastaneye gitmek için ayrılıyor.

Orhangazi İmam Hatip Ortaokulunun 5’inci sınıfına kayıtlı Emir Eymen, gözetim sürecinin haziranda tamamlanmasının ardından okuluna ve arkadaşlarına yeniden kavuşacağı, yaşıtlarıyla özgürce oynayacağı günleri sabırsızlıkla bekliyor.

Emir Eymen Dönmez, AA muhabirine, bir yıl önce başlanan tedavisinin ilk döneminde hareket güçlüğü çektiğini söyledi.

Yürümekte bile zorlandığını belirten Dönmez, şöyle konuştu:

“İlk ameliyat olacağım zaman bayağı korkuyordum ama ilerleyen zamanlarda hiçbir şey kalmıyor. En çok saçım döküldüğünde üzülmüştüm. Mesela hasta olduğunuzda spor yapamıyorsunuz ama iyileştikten sonra yapabiliyorsunuz. Koşamıyorsunuz ama ilerleyen zamanlarda daha çok koşabiliyorsunuz. Sabahları kahvaltı ettikten sonra ilaçlarımı içiyorum. İyileştikçe ilaçlar azalıyor. Arkadaşlarımla en çok saklambaç ve ebelemece oynamayı özledim.”

Dönmez, lösemi hastası çocukların güçlü olmaları halinde bu hastalığı yenebileceklerini dile getirdi.

“Hiçbir anne bu durumu yaşamasın”

Anne Hesna Dönmez de daha önce kırtasiye dükkanı işlettiğini ancak tedavi sürecinde oğluyla ilgilenebilmek için çalışmaya ara verdiğini anlattı.

Dükkanı, iş makinesi operatörlüğünü bırakan eşinin işlettiğini kaydeden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oğlumun rahatsızlığı yoğun burun kanamasıyla başladı. Kanaması 30-40 dakika sürüyordu. 20 gün kadar teşhis konulması sürecini geçirdik. Zaten en kötü dönem bu. Kabullenme süreci bunun bir tık daha ağırı oluyor. İster istemez ‘Neden’ diyorsunuz. Bir anne, baba en çok evladına kıyamıyor. ‘Ne yapabilirim’ aşamasına geçtiğinizde biraz daha rahatlamaya başlıyorsunuz. Çocuktan kemik iliği alınıyor. Orada diğer annelerle çok güzel bir dayanışma var. Bu süreçte onlardan Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfını (LÖSEV) öğrendim. O dönemde beyaz ve kırmızı kana çok ihtiyaç oluyor. LÖSEV’i ilk bunun için aramıştım.”

Dönmez, başta panik halinde olduklarını ancak eşinden alınan kök hücrenin kendilerine umut olduğunu vurguladı.

Nakilden sonra zaman zaman hastanede kaldıklarını aktaran Dönmez, “Şimdi 15 günde bir kontrole gidiyoruz. Bir senenin tamamlanmasının ardından yasaklar kalkacak. Gerçekten çok mutluyum. Geriye dönüp baktığımızda ‘Ne kadar çok şey yaşamışız’ diyorum. İnşallah oradaki herkes bu aşamaya gelir. Hiçbir anne bu durumu yaşamasın.” ifadesini kullandı.

Dönmez, oğlunun tedavisinde LÖSEV’in her alanda yanlarında olduğunu ifade ederek, desteklerinden dolayı vakıf yetkililerine teşekkür etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/losemi-hastasi-cocuk-babasindan-aldigi-kok-hucreyle-hayata-tutundu/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Teröre ve teröristlere müsamaha olmaz https://www.haber28.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-terore-ve-teroristlere-musamaha-olmaz/ https://www.haber28.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-terore-ve-teroristlere-musamaha-olmaz/#respond Sun, 11 Feb 2024 21:36:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5063

BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Teröre ve teröristlere müsamaha, terörle ve teröristle müzakere olmaz. Bunu geçmişte gördük. Adına ‘çözüm süreci’ denilen süreci hep birlikte yaşadık ve sonunda ne oldu? Maalesef Türkiye’ye ve Türk milletine ağır bir faturası oldu. Yeni bir çözüm sürecini yani çözülme sürecini kimse aklından geçirmemelidir” dedi.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici,  seçim koordinasyon ofisi açılışı ve aday tanıtım programına katılmak üzere Kırşehir’in Mucur ilçesine geldi. Burada düzenlenen programda konuşan Destici, “Şu anda hem sınırlarımız içinde hem de sınırlarımız dışında vatanın birliğine göz dikenlere karşı amansız bir mücadele veren kahraman güvenlik güçlerimizin, Mehmetçiklerimizin, polislerimizin, Rabbim yar ve yardımcısı olsun. Şehit Muhsin Yazıcıoğlu, ‘Terörü yok etmek, teröristlerin kökünü kazımak için terörün tüm unsuruna karşı topyekun mücadele şarttır’ diyordu. Bugün de aynı durumdayız. Sınır içinde sınır dışında, dağda, ovada askerimiz, polisimiz, terörle canı pahasına mücadele ederken Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde terör örgütünün partisinin bulunmasına, onların sözcülüğünü yapan terör uzantılarının bulunmasına asla müsaade edilmemelidir. Aynı şekilde basında sözcülüğünü yapanlar, sözde sivil toplum örgütlerinde bulunanlar, terörü finanse edenlerle de aynen dağda Mehmetçiğimizin mücadele ettiği gibi mücadele edilmelidir” ifadelerini kullandı.

‘TERÖRLE MÜZAKERE OLMAZ’

Sözlerini sürdüren Destici, “Teröre ve teröristlere müsamaha, terörle ve teröristle müzakere olmaz. Bunu geçmişte gördük. Adına çözüm süreci denilen süreci hep birlikte yaşadık ve sonunda ne oldu? Maalesef Türkiye’ye ve Türk milletine ağır bir faturası oldu. Yeni bir çözüm sürecini yani çözülme sürecini kimse aklından geçirmemelidir. Terörle mücadeleye tüm unsurlarına karşı tam hızıyla devam edilmeli ve terör yok edilmelidir” diye konuştu.

‘BBP İDAM CEZASI GERİ GELSİN İSTİYOR’

Büyük suç unsurlarına karşı idam cezasının gelmesini istediklerini söyleyen Destici, üç suçu şöyle sıraladı:

“Biz 3 şey için idam cezasının gelmesini istiyoruz. Birincisi terör suçları için. Yani bizzat kurşunu sıkarak, bombayı patlatarak askerimizi, polisimizi, ögretmenimizi, sivil vatandaşımızı öldüren ve bunun emrini verenler için. İkincisi küçük yaşta çocuklarımızı, kızlarımızı kaçırıp taciz ve tecavüz ettikten sonra öldüren sapıklar için. Üçüncüsü ise taksici örneğinde olduğu gibi. Adam yağmurlu havada taksiye el kaldırıyor. Taksici insani duygularla aracını alıyor. O da keyfi olarak taksici kardeşimizi katlediyor, öldürüyor. Bunlar için de idam cezası istiyoruz.”

‘HERKES TERÖRLE TERÖRİSTLE ARASINA MESAFE KOYSUN’

Destici konuşmasında teröre değinerek,?”Terör ve şiddetle asla bir şey elde edilemez. Terör ve şiddet sonuç getirmez. Terör ve şiddet ölüm, kan ve gözyaşı getirir. Şu anda da en çok da o bölgeye getiriyor. Bunun için biz, ‘herkes terörle ve  teröristlerle arasına mesafe koysun’ diyoruz. Bir de cezalarımız arttırılmalıdır. Bakın üç hadise için Büyük Birlik Partisi idam cezası geri gelsin diyor. Sadece sözde söylemiyoruz. 2 milyonun üzerinde dilekçe verdik. Mecliste bekliyor. Dilekçe komisyonunda. 11 ilde referandum yaptık. Yüzde 98 çıktı. Meclise anayasa değişikliği teklifi sunduk geçtiğimiz dönem” dedi.

‘KATİL İSRAİL’İ BİR KERE DAHA LANETLİYORUM’

İsrail, Filistin ve Doğu Türkistan ile Çin arasında yaşanan sorunlara değinen Destici, şöyle konuştu:

“Filistin’de, Gazze’de terörist İsrail’in, Doğu Türkistan’da da Kızıl Çin’in zulümleri devam ediyor. Öncelikle şunu ifade edeyim; Doğu Türkistan da bizim davamız, Filistin de bizim davamızdır. Doğu Türkistan’daki zulüm durana kadar Doğu Türkistan hakkı olan bağımsızlığı kazanana kadar, biz ‘Doğu Türkistan bağımsız’ demeye devam edeceğiz. Katil, terörist, Siyonist İsrail’i de bir kere daha lanetliyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-terore-ve-teroristlere-musamaha-olmaz/feed/ 0