ESMA TURAN
(MUĞLA) – Muğla’nın Menteşe ilçesinde öğretmen eşini darp ettiği iddiasıyla tutuklanan saldırgan tahliye edildi. Mağdur kadının avukatı Alev Öztürk, tahliyeye itiraz edeceklerini ve müvekkilinin tahliye kararı sonrası tedirgin olması nedeniyle elektronik kelepçe talebinde bulunacaklarını söyledi. Darp edilen kadın ise, sanığın en ağır cezayı almasını istediğini belirterek, “Adalet yerini bulsun ve bir kadın daha eksilmesin bu dünyadan” dedi.
Menteşe’ye bağlı Yeniköy Mahallesi’nde yaşayan mağdur kadın 18 Şubat gece saatlerinde eşi tarafından darp edildi. İddiaya göre; yaklaşık 1 saat süren şiddet sonrası kadın telefonunu da yanına alıp kendini odaya kilitledi ve KADES uygulamasına bastı. Arama seslerini duyan saldırgan ise evden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan kadın, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kadının burnunda ve belinde kırıklar olduğu tespit edildi.
SANIK İLK DURUŞMADA SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ
Kadının hastaneye kaldırılmasının ardından eve dönen saldırgan eş polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası şüpheli, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. Yapılan savcılık soruşturması neticesinde açılan davanın 14 Mart’ta yapılan duruşmasında tutuklu sanık savunmasında suçlamaları kabul etmedi. İkinci duruşma ise 4 Nisan’da yapıldı. Duruşmada ise şiddet mağduru kadın, saldırganın en ağır cezayı almasını istedi.
SANIK TAHLİYE EDİLDİ, DURUŞMA ERTELENDİ
Davanın üçüncü duruşmasında ise sanık tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Mahkeme heyeti duruşmayı, kadının yüzünde sabit iz kalıp kalmayacağı konusunda 6 ay sonrasında rapor alınması gerektiğine karar vererek 24 Eylül’e erteledi. Mağdur kadının avukatı Alev Öztürk, tahliye kararına itiraz edeceklerini ve elektronik kelepçe talep edeceklerini söyledi.
Avukat Öztürk şöyle devam etti:
“Dünkü duruşmada sanığın tahliyesine karar verildi. Savcılık da tahliye edilmemesi yönünde mütalaada bulunmuştu. Elbette biz tahliye kararına itiraz edeceğiz. Çünkü sanığın müvekkile karşı işlemiş olduğu birden fazla nitelikli suç var. Sanık, eşe karşı işlenen kasten yaralama suçunun nitelikli halleri olan, vücutta birden çok kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde ve yüz de sabit iz oluşturacak şekilde suçları işlemiştir. Ayrıca silahlı tehdit suçunu da işlemiştir. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın oldukça yüksek bir hapis cezası ile karşı karşıya kalma durumu vardır.
sanığın tutuklu yargılanması gerekirdi bize göre ama mahkeme tahliyesine karar verdi. Müvekkil şu an bu tahliye kararından dolayı oldukça tedirgin. Kendisi hakkında ek tedbir koruma kararları taleplerinde bulunuyoruz. 24 Eylül’deki duruşmada savcılığın mütalaasını vereceğini ve karar çıkacağını bekliyoruz.”
“ADALET YERİNİ BULSUN”
Şiddet mağduru kadın ise tahliye kararına ilişkin şunları söyledi:
“Korkuyorum ve endişeleniyorum. Uzaklaştırma ve koruma kararı aldım fakat narsist bir kişiliğe ve şiddete meyilli olduğu için ne zaman, nerede ne şekilde karşıma çıkacağını bilmediğim için korkuyorum. Koruma kararlarının yeterli olmadığını düşündüğüm için elektronik kelepçe talep ettim. Yaptıklarının çok normal bir şeymiş gibi davranması beni korkutuyor ve tedirgin ediyor. Koruma kararlarının uygulanmasını talep ediyorum. Ülkemizde bu kararlar pek uygulanmıyor ve mağdur her zaman kadın olarak gösteriliyor. Caydırıcı cezalar yeterli olmadığı için bu tarz kişiler ellerini kollarını sallayarak geziyor ve akabinde yarım bıraktıkları işi tamamlıyorlar. İlla bir kadının daha ölmesi mi gerekiyor? Ben sürekli bu endişeyle yaşamak istemiyorum. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum.”
]]>Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde vargel sisteminin bulunduğu ve 55 kişilik çift kabinli teleferik istasyonundaki tatbikatta senaryo gereği arıza durumunda teleferikte mahsur kalan vatandaşları kurtarmaya yönelik tahliye işlemi gerçekleştirildi. Tatbikatta itfaiye ekipleri de yer alırken, güvenlik önlemleri eşliğinde kabinde yer alan tahliye kapağının açılmasıyla yolcular halat yardımıyla futbol sahasına indirildi.
Başarılı geçen tatbikatla ilgili açıklamalarda bulunan istasyon görevlisi Ömer Faruk Abak, her yıl en az 3 kere tatbikat gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Abak “Buradaki teleferik sistemleri zaten dünyanın en güvenli sistemlerinden bir tanesi. Vargel Sistemi. Bu sistemde kurtarma malzemeleri teleferik kabininin içinde oluyor. Bizim olası bir durumda teleferiğimiz duruş yaşadığı zaman dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan kurtarma yapabiliyoruz. Kurtarma malzemeleri kabinin içinde olduğu için de biz anında kabin içerisindeki operatör arkadaşımız hemen kabin içindeki misafirlerimizi tahliye edebiliyor. Yani en az beş dakikada operasyona başlamış oluyoruz” dedi.
“İki kabinde de aynı anda kurtarma operasyonuna başlayabiliyoruz”
Teleferik istasyonunda bulunan iki kabinde aynı anda kurtarma operasyonu başlatabildiklerini kaydeden Abak, “Kurtarmayla alakalı personellerimiz her yıl iş güvenlik uzmanlarımızdan yüksekte çalışma eğitimi alıyorlar, bunlarla alakalı eğitiliyorlar, her an denetleniyorlar. Mesela elektrik gitti, burada jeneratörümüz var. Jeneratör bozulduğu zaman dizel tahliye edebilecek ekipmanlarımız var. Şu anki tatbikatta da kabin gidecek. Kabin içinde operatör arkadaşlarınız olacak. Kabine 5 ya da 6 misafir alacağız. Bir kurtarma senaryosu yapacağız. Yüz metre ileride bir futbol sahası var. Oranın içine indireceğiz yolcularımızı. Aşağıdan tahliyesini yapacağız. Bununla beraber jandarma ve itfaiye ekiplerimiz de burada bize destek olacak. İki kabinin aynı anda arıza verirse sistem birbirine bağlı, kabinlerin biri giderken öteki de aşağıya geliyor. Vargel sisteminde bu süreç böyle. İki kabinde de bu kurtarma sistemleri mevcut. İki kabinde de kurtaracak arkadaşlarımız mevcut. Yani iki kabinde de aynı anda kurtarma operasyonuna başlayabiliyoruz” şeklinde konuştu.
“Bir yolcuyu ortalama 5 dakikada tahliye ediyoruz”
“Vargel Sisteminde bu kabinlerde ortalama 55 kişi taşıyoruz” diyen Abak, “Bu sistemin dışındaki sistemlerde kurtarma ekipmanları dışarıdan geliyor. Kurtarıcı önce direğe çıkıyor, sonra kabine inip yolcuyu kurtarıyor. Fakat bizim ekipmanlarımız kabinin içerisinde olduğu için anında müdahale edebiliyoruz. Bir yolcuyu ortalama 5 dakikada tahliye ediyoruz. Tabi bu süre bulunulan yüksekliğe göre de değişiyor. Kabinlerimizin düşme ihtimali diğerlerine sıfır çünkü burası Sanayi Bakanlığı tarafından denetlenen bir kurum. Ayrıca Türkiye Makine Mühendisleri Odası’ndan da bizi denetliyorlar. İnanılmaz kontroller yapılıyor. Ayrıca bu şirketin yani firmasının kendi denetimleri, denetmenleri tarafından da gelip denetleniyor” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>AFAD, arazi şartları ve yüksekliği nedeniyle müdahalenin zor olduğu teleferiklerde meydana gelebilecek kazalara karşı gerekli ekipmanları envanterinde bulunduruyor. AFAD personeli de zaman zaman teleferiklerden tahliye tatbikatları yapıyor.
Antalya’nın Konyaaltı ilçesindeki Sarısu teleferik hattında 1 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin yaralandığı kazanın ardından 174 kişinin tahliye operasyonunda, 607’si arama-kurtarma olmak üzere 2 bin 202 personel görev aldı, 304 araç, 11 ambulans, 10 helikopter, gece görüş kabiliyetine sahip dronlar, keşif ve askeri kargo uçağı kullanıldı.
AFAD’ın yanı sıra itfaiye, JAK, UMKE, 112 Acil Servis ve sivil toplum kuruluşu üyelerinin görev aldığı kurtarma operasyonunda Sahil Güvenlik Komutanlığı helikopteriyle 7 sortide 73, Hava Kuvvetleri Komutanlığı helikopteriyle de 3 sortide 24 kişi olmak üzere toplam 97 kazazede havadan kurtarıldı.
Mahsur kalan 77 kişi ise teleferik üzerinde ip hatları, uzun bombul vinç ve itfaiye merdivenleriyle tahliye edilerek sağlık ekiplerine teslim edildi.
-“Ya havadan ya da tellerin üzerinden kayarak müdahale gerekiyor”
AFAD Arama ve Kurtarma Daire Başkanı Kartal Muhcı, AA’ya yaptığı açıklamada, kazanın saat 17.28’de meydana geldiğini, 17.29’da 112 Acil Çağrı Merkezi tarafından Antalya AFAD Müdürlüğüne iletildiğini belirtti.
Antalya’daki AFAD ekiplerinin kaza noktasına kısa sürede ulaştığını anlatan Muhcı, hızlı şekilde kriz masası kurulduğunu, 607 arama kurtarma personeli görevlendirildiğini, Ankara, Erzurum ve Bursa’dan da ekiplerin bölgeye hareket ettiğini aktardı.
Kazada 25 kabinde mahsur kalanlar olduğunu belirten Muhcı, tahliye sırasında özel makara sistemleri kullanıldığını söyledi.
Muhcı, “Teleferik kazalarında ya havadan müdahale edilmesi ya da bizim yaptığımız gibi tellerin üzerinden kayarak kabinlerin üzerine inilmesi gerekiyor. Sonuçta burası sağlam bir yer değil, yıkılmış bir hat ve üzerinde tonlarca ağırlık var. En büyük sıkıntımız oydu.” diye konuştu.
Keçiören ve Bursa teleferiklerindeki tahliyelerde edindikleri tecrübeleri Antalya’da uyguladıklarını anlatan Muhcı, “Teleferik için özel makara sistemleri mevcut. Dağcılık eğitimi almış herhangi birinin gerçekleştiremeyeceği bir olaydı. Personelimizi teleferik kazalarında müdahale için yetiştirip gerekli malzemelerle, ekipmanlarla donattık. Bu sayede 174 vatandaşımızın 97’si hava, 77’si kara unsurlarıyla alındı.” ifadelerini kullandı.
Muhcı, kurtarma operasyonunun ortalama bir gün civarında süreceğini ancak sürenin arazinin durumuna göre uzayabileceğini tahmin ettiklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Gittiğimiz zaman, gördüğümüz olay, arazi gerçekten çok engebeli, dağlık bir alan. Yer yer araçlarla gittiğimiz yerler 70-75 derecelik eğime sahipti. Ulaşım imkanı bulunmuyordu. İlk olayda yaralanan ve vefat eden vatandaşımızı helikopterle bölgeden tahliyesini gerçekleştirdik.”
“Siz geldiğinizde buradan sağ salim kurtulacağımızı anlamıştık”
Kabinlerde mahsur kalanlarla iletişim kurduklarını dile getiren Muhcı, dronlarla halatlarda inceleme yaptıklarını, kabinlerin içerisinde kalanların sayılarını belirlediklerini aktardı.
Muhcı, “Vatandaşların, dronları, helikopterleri ve ekiplerimizi gördüğünde ‘Siz geldiğiniz zaman buradan sağ salim kurtulacağımızı anlamıştık.’ demeleri ekibimize ciddi bir motivasyon kaynağı oldu. Ekiplerimiz teknolojinin bütün imkanlarını kullandı. Dünyada hangi ekipman, hangi donanım var ise bütün ekiplerimiz bu donanımlara sahipti.” diye konuştu.
Operasyonda ayrıca hava raporlarını ve rüzgarın durumunu takip ederek bütün riskleri değerlendirdiklerini anlatan Muhcı, “Bu operasyonda dünyanın en iyi ekibi oradaydı. Ekiplerimiz hiç durmadan, bitmek bilmez bir güçle 22,5 saat içinde operasyonu gerçekleştirdi.” dedi.
Helikopter pilotlarının ise pallerin oluşturduğu rüzgarın bir tehlike oluşturmaması için yüksek seviyede konuşlandığını ifade eden Muhcı, şunları kaydetti:
“Aynı anda onlarca kabinde faaliyet devam etti. Hattın ucundan giren bir personelimiz kayarak kabinlerde faaliyeti gerçekleştiriyor, oradaki vatandaşlarımızı tahliye ediyor ve sonraki kabine hareket ediyor. Sonraki ekip de ondan bir sonrakine geçerek, bu şekilde zincirleme olarak, dağcılık metotlarını kullanarak, iplerle kurtarabileceğimiz bütün kabinlerde bulunan vatandaşları kısa bir zaman içinde tahliye etti.”
]]>Halilov, AA muhabirine 22 Mart akşamı vestiyer görevlisi olarak çalıştığı konser salonunda yapılan terör saldırısı sırasında yaşadıklarını anlattı.
Saldırı gününün sıradan bir iş günü olarak başladığını belirten Halilov, her zamanki gibi konser salonundaki vestiyerde işini yaptığını, konsere gelen seyircilere hizmet ettiğini söyledi.
Saat 20.00’de konser başlama zilinin çalmasıyla teröristlerin salonda saldırılarına başladığını dile getiren Halilov, “Önce birinci kattan garip sesler duydum. Ben bir alt katta vestiyerde çalışıyordum. İlk başta sarhoş bir grubun gürültü yaptığını ya da yürüyen merdivenlerde sorun olduğunu düşündüm. Sonra insanlar panik içinde binada farklı yönlere dağılmaya, merdivenlere ve yürüyen merdivenlere yönelmeye başlayınca terör saldırısının başladığını fark ettim.” diye konuştu.
“Terör saldırısına karşı tahliye eğitimi aldık”
Bunun üzerinde tahliye planına göre net bir şekilde hareket ederek insanları yan taraftaki Crocus Expo Sergi binasına yönlendirmeye başladığını kaydeden Halilov, kısa süre önce bu tür durumlarda nasıl davranılması gerektiğine dair eğitim aldıklarını söyledi.
Halilov, “Eğitim, 8 Mart’ta konser salonları da dahil terör saldırısı olasılığına ilişkin bilgilerin dağıtılmasının ardından gerçekleştirildi. Bu nedenle yönetim bizi hazırlamaya karar verdi. Yani genel olarak hazırdık.” ifadesini kullandı.
“Tahliye esnasında insanlar talimatlarımı dinledi”
Öncelikle bu gibi durumlarda paniğe kapılmamak, kendini toparlamak ve kendine hakim olmak gerektiğini anlatan Halilov, her şeyi hızlı, net ve otomatik olarak yapmanın önemine işaret etti.
Halilov, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü o anda hayatınızı kaybedebilirsiniz ve tahliye edilmesi gereken yüzlerce insanın hayatı size bağlı. İlk yaptığım şey insanların dikkatini çekmek oldu, salonun bir çalışanı gibi görünüyordum, üniforma giyiyordum ve ayrıca birçok kişi beni vestiyerde gördü.
İnsanlar bilinçli ya da bilinçsiz olarak onlara yardım edebileceğimi anladı ve talimatlarımı hemen dinlemeye başladı. Daha sonra tahliye planına göre hareket ettim, hangi yöne gidileceği konusunda yönlendirdim ve durumu kontrol altında tutmak, kimseyi kaybetmemek, herkesi her şeyin yolunda olduğuna ikna etmek için en arkadan yürüdüm.
Birinin kaldığını görsem peşinden geri giderdim. Binanın içinde olduğumuz sürece geri dönmek mümkündü. Dışarı çıktıktan sonra güvenlik kimseyi geri bırakmadı.
Bütün bunlar çok korkutucuydu, özellikle de insanlarla dolu bir kalabalığın içindeyken, öldürmek için ateş açabileceklerini düşündüm.”
Halilov, polise haber verilmediği için güvenlik güçlerinin 40 dakika sonra salona geldiğini aktardı.
“İftarımı açtığım için dinç ve enerji doluydum”
Terör saldırısının saat 20.00 gibi başlamasının kendisine kısmen yardımcı olduğunu söyleyen İslam Halilov, ramazan ayı nedeniyle oruç tuttuğunu, iftarını saat 19.00 gibi yaptığını, bu yüzden kendisini dinç ve enerjik hissettiğini vurguladı. Halilov, “Allah beni kurtardı. Onun sayesinde sağ salim eve döndüm.” dedi.
Saldırı sonrası psikolojik durumunu anlatan Halilov, kendisini aşağı yukarı normal hissettiğini, insanlarla sohbet etmesinin kendisine yardımcı olduğunu ifade etti. Doğal olarak saldırının sonuçlarının kendisini kötü hissettirdiğini dile getiren Halilov, olayın sıcaklığının etkisini biraz kaybettiğini aktardı.
“İyi olmama dinim yardımcı oluyor”
Her şeyin yavaş yavaş iyiye gittiğini, bir psikoloğun yardımına ihtiyacı olmadığını belirten Halilov, “Dinim yardımcı oluyor. Geceleri dua okuyorum, zikir çekiyorum. Bu huzur içinde uyumamı sağlıyor.” şeklinde konuştu.
Pazartesi okula döndükten sonra önemli kişilerden ödüller aldığını anlatan Halilov, herkesin kendisini çok sıcak karşıladığını, kahraman olduğunu söylediğini ifade etti. Halilov, tüm çabayı göstermesinin ailesinden ve yetiştirilme tarzından kaynaklandığını vurguladı.
Baba Halilov: “Oğlum 12 yaşından beri yarı zamanlı çalışıyor”
İslam’ın babası Bahtiyar Halilov da 22 Mart akşamı birdenbire oğlunun kendisini arayarak terör saldırısı düzenlendiğini söylediğini aktardı.
İslam’ın, güvende olduğunu söylediğini, 100’den fazla kişiyi tahliye ettiğini anlattığını belirten Bahtiyar Halilov, oğlunun bu esnada birkaç da video çektiğini dile getirdi. Halilov, eve geldikten sonra oğlu ile sarıldıklarını ve dua ettiklerini anlattı.
Kendisinin Özbek, eşinin Kırgız olduğu bilgisini paylaşan Bahtiyar Halilov, İslam’ın 15 yaşına kadar, Rusya’da, Özbekistan’da, Kırgızistan’da ve Kazakistan’da yaşadıkları için birkaç okul değiştirdiğini ifade etti.
Oğlu İslam’ın futbol oynadığını ve profesyonel futbola adım atmak istediğini belirten Halilov, şunları söyledi:
“(İslam) okula gidiyor, antrenman yapıyor, üstelik 12 yaşından beri yarı zamanlı çalışıyor. En azından bir insanı kurtarabildiği için oğlumla gurur duyuyorum. Dinimiz İslam’dır. Bu yüzden ilk oğluma İslam ismini verdim. Çocuklarıma her zaman şunu söylüyorum, insanlara yardım edin, bu size geri dönecektir. Onları her zaman motive ediyorum, yalan söylemeyin, aldatmayın, dürüst olun çünkü bizim dinimiz saflığı sever. Bunu (saldırıyı) yapanlar teröristtir, onların dini yoktur. İslam bize bunu öğretmiyor. İslam çok güzel ve iyi bir dindir.”
]]>Mersin merkez Toroslar ilçesinde 15 Aralık 2023’te Mersin Şehir Hastanesine giden otobüste, Tarsus ilçesinde bir lisenin müdürü olduğu öğrenilen İsmet T. ile oğlu A.O.T.’nin (17), kalp pili takılı olan, felçli olduğu için vücudunun sağ kısmını tam olarak kullanamayan ve böbrek yetmezliği çeken Ramazan Polat (77) ve eşi Hamdiye Polat’ı (71) darp etmesiyle ilgili davanın 4. duruşması dün gerçekleştirildi. Duruşma sonunda tutuklu sanıklardan okul müdürü İsmet T., 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılırken, tutuklulukta geçirmiş olduğu süre nazara alınarak tahliyesine karar verildi. 17 yaşındaki oğlu A.O.T. için de 22 Mart’taki duruşmada ‘kaçma şüphesi’ olmadığı gerekçesiyle tahliye kararı verilmişti.
“Görüntüleri görmediler mi bizi böyle suçladılar”
Darp edilen çiftlerden Hamdiye Polat, mahkemede verilen karara itiraz edeceklerini söyledi. Bir önceki duruşmaya sağlık sorunları nedeniyle katılamadıklarını hatırlatan Polat, “Bizim için ‘kaçmışlardır’ demişler. Neden kaçalım? Biz dayak yemişiz. Ben cuma günü eşimi doktora götürdüm. Acile götürdük biz. Ondan sonra dün de mahkemeye gittik” dedi.
Olayın kamera görüntülerinin olmasına rağmen yine kendilerinin suçlandığını anlatan Polat, “Yine biz suçlandık. Raporlara itiraz ediyorlar. Adaletin raporu parayla mı alınıyormuş? Kendi yaptığını hep bizim üzerimize atıyor. Biz ona nasıl sopa atarız, nasıl dayak atarız biz? İkimiz yaşlıyız. Eşim engelli zaten. Ama suçlanan bizdik. Ondan sonra ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Görüntüleri görmediler mi bizi böyle suçladılar. Onu tahliye ettiler, çocuğuyla beraber” diye konuştu.
“Depresyon ilaçları kullanıyoruz”
Yaşanan olayı ve olaydan sonra eşinin yaşadığı sıkıntıları anlatan Polat, şöyle devam etti: “Biz gece hiç uyuyamıyoruz. Depresyon ilaçları kullanıyoruz, psikoloğa gittik ikimiz de. Biz sabaha kadar bu koltukta oturuyoruz. Asla daha yorgan, yatak yüzü görmedi. Üstünü örtüyorum koltukta sabaha kadar böyle, gidip gidip geliyor. Nefes alamıyor adam. ‘Sırtım ağrıyor, sırtım ağrıyor’ diye bağırıyor. Gece uykudan uyanıyorum. Sanki onlar tepemde, baba-oğlan tepemde. Eşim tamamen konuşamıyor, ben yine iyiyim. Zaman zaman hafıza kaybı da yaşıyor. Bizim hayatımızı bir etkiledi ki ben size anlatamıyorum.”
“Sonuna kadar itiraz edeceğim”
Baba ve oğlunun tahliyesine tepki gösteren Polat, “Biz iki yaşlı engelliye yaptıklarını yarın çıkınca yine yapacak. Ne yaşlı biliyor, ne engelli biliyor. Bu nasıl okul okumuş, bu nasıl müdür olmuş onu da bilemiyorum. Bundan sonra bana bir şey olursa ben ondan bilirim. Çünkü onlardan her şey beklenir. Biz burada ikimiz yalnızız. Kanun da bir şey yapmadı, adalet de bir şey yapmadı, bitti gitti. Niye bitti? Ben onu da anlamış değilim. Sonuna kadar itiraz edeceğim. Her konuda maddi manevi itiraz ediyorum. Ben davamdan vazgeçmiyorum. Gittiği yere kadar gitsin. Hani dedik adaletin kestiği parmak acımaz ama adalet bizi bir kestik ki; bizi mahvetti. Yaşlıya, engelliye saygı asla yokmuş, onu öğrenmiş olmuş olduk şimdi biz” ifadelerini kullandı. – MERSİN
]]>Bu sözler 62 yaşındaki lösemi hastası Siham’a ait.
Savaştan önce Siham, Gazze’nin kuzeyindeki Türkiye-Filistin Dostluk Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Bu, Gazze Şeridi’ndeki tek kanser hastanesiydi.
Kasım’ın ilk haftasında yaşanan yakıt sıkıntısı nedeniyle hastanenin kapanmasından bu yana Siham, Gazze’deki sağlık bakanlığına göre tedavi olamayan ya da ilaç alamayan yaklaşık 10 bin kanser hastasından biri.
Gazze’de yerinden edilen 1,7 milyon Filistinli (Birleşmiş Milletler (BM) tahmin) gibi Siham da mahallesi hava saldırılarına maruz kalınca kuzeydeki evinden kaçtı.
Konuştuğumuzda Siham yeni doğum yapan kızıyla birlikte Refah’ta BM’ye bağlı Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) tarafından işletilen bir okulda kalıyordu.
Siham aylardır hayat kurtarıcı tedavi için ülkeden ayrılmaya çalışıyor, ancak savaşın başlamasından bu yana Refah sınır kapısından beş kez geri çevrildi.
Şu anda Gazze’den tek çıkış yolu Refah kapısı.
Hamas’ın 7 Ekim’de bin 200 kişinin öldürüldüğü ve 253 kişinin rehin alındığı İsrail’e saldırısının ardından Gazze ile tüm sınır geçişleri dört hafta boyunca kapalı kaldı.
Kasım ayında Mısır, Mısır vatandaşları ve diğer yabancı pasaport sahiplerinin yanı sıra ağır yaralı ve hasta Filistinlilerin çıkışına izin vermek üzere Refah sınır kapısını yeniden açtı.
Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre Refah üzerinden bin 700’ü yaralı ve 900’ü hasta olmak üzere 2 bin 600’den fazla kişi tahliye edildi.
Mısır, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Ürdün, Siham gibi binlerce kanser hastasının yanı sıra savaşta yaralananları tedavi etme sözü verdi.
Filistin sınır otoritesi tarafından her gün yayınlanan listelerde Mısır ve İsrail tarafından tahliye edilmesine onay verilen kişilerin isimleri yer alıyor.
Siham’ın adı ilk olarak 19 Kasım’da Türkiye’ye tahliye edilmek üzere yayınlanan listede yer aldı. Ancak sınır kapısına vardığında Siham sınır görevlileri tarafından geri çevrildi.
Siham, “Türk yetkilinin gelmediğini söylediler. Bizim hayatımız Türk yetkilinin gelmesi kadar önemli değil mi? Birisi buradan nasıl dışarı çıkabilir? Yoksa bağlantılarımız iyi olmadığı için mi?” diyor.
Filistinli sınır görevlileri, Türk yetkili Mısır tarafında Siham’ı karşılamaya gelmediği için Siham’ın geçişine izin veremeyeceklerini söyledi.
Ancak o gün Türkiye’ye seyahat etmelerine izin verilen başka kişilerle konuştuk.
Mona Al Shorafi’ye üç yıl önce meme kanseri teşhisi konmuştu ve 7 Ekim’den önce Kudüs’te tedavi görüyordu.
Kanserden kurtulan diğer kişilere psikolojik destek sağlamak üzere bir girişimin koordinasyonunu yürütüyordu ve savaş başladığında bir sonraki kemoterapi seansına sadece üç gün kalmıştı.
Mona, “Evlerimizden ayrılıp diğer ailelerle sığınaklarda ve okullarda kalmamız gerekti. Bağışıklık sistemimiz zayıf olduğu için çok endişeliydik” diyor.
Mona’nın ismi de 19 Kasım’da Siham ile aynı tahliye listesindeydi.
Mısır sınırını geçmesine izin verildiğini söyleyen Mona, 130’dan fazla kişiyle birlikte Ankara’ya giden bir uçağa bindiğini, her hastanın yanına sadece bir refakatçi almasına izin verilmesine rağmen, iki küçük kızını yanına almasına bile izin verildiğini paylaşıyor.
Mona, “Kızlarımdan birini geri çevirirlerse geçmeyeceğime karar vermiştim, onları geride bırakamazdım” diyor.
Mona’nın eşi ve oğulları hala Refah’ın Tal el-Sultan bölgesinde bir çadırda yaşıyor.
Gazze’deki Filistinli sınır yetkilileri, Siham’a neden çıkış izni verilmediğine ilişkin sorularımıza yanıt vermedi.
Tahliye listelerinde isimleri olmasına rağmen, sınırdan geri çevrilen iki kanser hastasıyla daha konuştuk.
İsmini vermek istemeyen bu hastalardan biri, 19 Kasım’da çıkması gerektiğini ancak refakatçisi küçük oğlu olduğu için geri çevrildiğine inandığını söylüyor.
Bu kişi, Filistin sınır yetkililerinin tahliye edilenlerin Hamas savaşçısı olma ihtimalini azaltmak için kadın refakatçileri tercih ettiğini belirtiyor.
Aralık ayında tedavisi için BAE’ye tahliye edilmesi gereken bir diğer hasta ise sınırdaki yetkililerin listede ismini bulamadığı için çıkışına izin vermediğini anlattı.
BBC’ye konuşan Gazze’deki Türkiye-Filistin Dostluk Hastanesi’nin Direktörü Dr. Sobhi Skaik, Gazze’deki tahmini 10 bin kanser hastasından “yaklaşık 3 bin 800’üne yurt dışında tedavi için Gazze’den ayrılma izni verildiğini, ancak gerçekte savaşın başlangıcından bu yana, yetişkin ve çocuk sadece 600 kişinin Gazze’den ayrılabildiğini” söyledi.
Tahliye süreci nasıl işliyor?
Karmaşık tahliye sürecini daha iyi anlamak için Gazze’deki doktorlarla, işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistin sağlık bakanlığı yetkilileriyle ve Mısır’daki Filistinli diplomatlarla konuştuk.
İlk başta Gazze’deki bir doktor ya da hastane, tedaviye en acil şekilde ihtiyacı olan hastaların isimlerini Gazze’de Hamas tarafından yönetilen sağlık bakanlığına bildiriyor.
Bu isimler daha sonra güvenlik kontrolü yapan Mısırlı yetkililere gönderiliyor.
Mısır listeyi onayladıktan sonra, listenin İsrailli yetkililer tarafından incelenmesi ve onların da isimleri onaylaması gerekiyor.
Nihai liste onaylandığında, hastaları kabul edeceğini söyleyen ülkelerle paylaşılıyor ve bu liste internet üzerinden yayınlanıyor. Kişilerin belirli bir tarihte seyahat etmesine onay veriliyor.
Ancak bir hastanın Gazze’den ayrılmasına izin verilip verilmeyeceği Filistin sınır yetkililerinin takdirine bağlı.
İsrail Savunma Bakanlığı, neden daha fazla hastanın geçişine izin verilmediği sorusuna yanıt olarak şunları söyledi:
“Refah sınır kapısı Mısır tarafından yönetiliyor. Dolayısıyla İsrail açısından, Gazze Şeridi dışında tıbbi tedavi görmek üzere Refah sınır kapısından geçebilecek hasta sayısına ilişkin herhangi bir kısıtlama söz konusu değil.”
Mısır Sağlık Bakanlığı, Mısır Dışişleri Bakanlığı ve Filistin sınır yetkilileri, Gazze’den hastaların tahliye sürecine ilişkin sorularımızı yanıtlamayı reddetti.
Türkiye, Kasım ayı başında yaptığı açıklamada bin kanser hastasını kabul etmeye hazır olduğunu belirtirken, BAE de bin kanser hastası ve bin yaralı çocuğu kabul edeceğini duyurdu.
BBC’ye konuşan Türk yetkililer, şu anda Gazze’den gelen yüzlerce kanser hastası ve yaralının tedavi edildiğini ve yüzlerce kişiyi daha kabul etmeye hazır olduklarını söyledi.
Yetkililer, “Gazze bize 600 kişilik bir liste verirse, biz bunların arasından belli bir sayıyı seçip almayız. Bizim için ne kadar çok hasta ve yaralı gönderilebilirse o kadar iyi. Hepsini tedavi edebilecek kapasitemiz var” dedi.
Parayla Gazze’den çıkış
Ancak insanların Gazze’den çıkmasının başka yolları da var.
Savaş, bölgede kârlı bir tekelin doğmasına yol açtı. Hala adlı Mısırlı bir seyahat acentesinin, 1-2 hafta içinde Gazze’yi terk etmeleri için Filistinlilerden kişi başına 5 bin dolar talep ettiği bildiriliyor.
Savaştan önce Gazze’den Mısır’a gidişler için kişi başı 350 dolar ücret alan bu acentenin 7 Ekim’den sonra fiyatını neredeyse kişi başına 12 bin dolara yükselttiği söyleniyor.
Şirketin daha sonra fiyatı yetişkinler için 5 bin, çocuklar için ise 2 bin 500 dolar ile sınırladığı paylaşılıyor.
Acente bu fiyatların reklamını yapmıyor.
Bir yetişkinin tahliyesinin maliyeti Gazze’deki ortalama yıllık maaşın dört katından fazla.
Hala’nın Kahire’deki ofisinin önünde her gün insanlar toplanıyor ve kapıdan içeri girmeye çalışıyor.
İsmini vermek istemeyen Filistinli bir adam, şirketin ofisine girmek için para ödemek zorunda kaldığını ve ailesini tahliye listesine aldırmak için Hala’daki bir personele 300 dolar daha ödeme yaptığını söyledi.
Bu, eşi ve iki çocuğunu tahliye ettirmek için yaptığı 10 bin dolara ek bir ödemeydi.
Gazze’den ayrılmak için Hala’ya kullanan ve ailelerinin tahliyesinde ayrıcalıklı muamele görmek için çalışanlara 4 bin dolara varan ödemeler yaptıklarını söyleyen 10 kişiyle konuştuk.
Bu kişilerden bazıları Gazze’den ayrıldı, bazıları ise hala ayrılmayı bekliyor.
Yüksek talep, aileleri Gazze’de mahsur kalan Filistinlilerin çaresizliğinden faydalanan ve insanları bir bedel karşılığında tahliye listesinin başına geçirebileceklerini iddia eden ikinci bir komisyon piyasasının oluşmasına da yol açtı.
Mısır’da komisyon karşılığında çalışan bir kişi, bir kadına Gazze’deki ailesini tahliye listesine kaydettirmek için kendisine fazladan 2 bin 500 dolar ödeyebileceğini söyledi.
Kadının BBC ile paylaştığı sesli mesajlarda bu kişi, Hala’daki bağlantısının isimleri kaydetmeden önce “parayı elinde tutması gerektiğini” söylüyor ve ısrar ediyor: “Bunu size yardım etmek için yapıyorum, bir [İsrail] şekeli bile almayacağım.”
Ancak Gazze’de en iyi bağlantıları olan kişiler hiç ödeme yapmadan bile ayrılabiliyor.
Mısır vatandaşı kılığında Gazze’yi terk eden Filistinlilerin isimlerini bulduk. Bu kişiler, isimlerini Mısır vatandaşları listesine ekleyen siyasi bağlantıları olan kişiler tarafından Gazze’den ayrılmalarına yardım edildiğini söyüyor.
Oğlunun acil tıbbi yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyen bir kadın, siyasi bağlantıları olan kişilerin, internette yayınlanmayan özel bir VIP listesine girmelerine yardımcı olduğunu söyledi.
BBC’ye konuşan bu kadın, oğlunun isminin “sağlık bakanlığının listesinde yer almadığını, ancak sınırda okunan başka bir özel listede yer aldığını” söyledi.
Hala seyahat acentesi ve Mısır Dışişleri Bakanlığı, şirketin faaliyetleriyle ilgili sorularımıza yanıt vermedi.
Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Shoukry daha önce İngiliz haber kanalı Sky News’a yaptığı açıklamada Mısır’ın bu konuda soruşturma başlattığını söylemişti.
“Bunu kısıtlamak ve derhal ortadan kaldırmak için gereken her türlü önlemi alacağız” diyen Shoukry, daha fazla ayrıntı vermemişti.
Ocak ayında Mısır Devlet Enformasyon Servisi Başkanı Diaa Rashwan, Gazze’den gelen yolculardan ek ücret alındığına ilişkin iddiaları ve resmi olmayan bir kuruluşun Mısır topraklarına geçiş için ücret topladığı iddialarını tamamen reddetti.
Gazze’de Siham ve onun gibi sınırdaki belirsiz yönetmeliklere ve bürokrasiye takılan kanser hastaları için zaman daralıyor.
Çaresizce onu Gazze’den çıkarmaya çalışan oğlu Saqr, Hala şirketi aracılığıyla tahliye edilmesini sağlamaya çalıştığını anlattı.
“Paramız olsaydı tereddüt etmezdik. Özel bir tahliye istediğimizde Hala’nın istediği minimum miktarın 5 bin dolar olduğunu söylediler ama bizim 5 bin doları karşılayacak gücümüz yok.”
Siham, ilk geçiş denemesinden sonra, ismi zaten onaylanmış olduğu için geçmesine izin verip vermeyeceklerini görmek için dört kez daha sınıra geri döndüğünü söylüyor.
Ancak Filistin sınır yetkilileri tarafından reddedilen Siham’ın sağlığı hızla kötüleşti.
Siham, “Artık başım dönmeden bir adım bile zor yürüyorum. Neyi beklediklerini bilmiyorum” diyor.
]]>Kepez ilçesindeki Gıyaseddin Keyhüsrev Alt Geçidi’nde itfaiye ekiplerinin su ve çamur tahliye çalışmaları sırasında otomobilden cansız bedeni çıkarılan Halil Yıldız’ın (47) Antalya Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemleri tamamlandı. Yıldız’ın cenazesini teslim alan oğulları Akın ve Umut ile yakınları ve mesai arkadaşları üzüntü yaşadı. Akaryakıt istasyonunda teknik personel olarak çalışan Yıldız’ın mesai arkadaşlarından Mehmet Irmak, 23 yıllık arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi. Evli ve 2 çocuk babası Yıldız’ın cenazesi, ikindi namazının ardından Varsak Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Antalya Büyükşehir Belediyesi, 12 saatte metrekareye 330 kilogram yağışın düştüğü bölgede 24 saattir aralıksız çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek koordinasyonundaki Büyükşehir Afet Koordinasyon Merkezi, 1450 personel, 290 araç ve iş makinesiyle selin etkili olduğu Kepez, Muratpaşa, Konyaaltı, Aksu ve Döşemealtı’nda olumsuzluklara müdahale ediyor. Büyükşehir ekipleri, gece boyunca sel sonrasında araç trafiğine kapanan alt geçitleri açmak için yoğun çaba sarf etti. Diğer kurumlarla koordineli yürütülen çalışmalarda motopomplarla alt geçitlerdeki su tahliyesi gerçekleştirildi. Sabahın ilk ışıklarına kadar devam eden çalışmalar sonrası Gıyasettin Keyhüsrev, Tonguç, Otogar ve Falez alt geçitleri trafiğe açıldı.
İTFAİYE EKİPLERİNDEN ANINDA MÜDAHALE
ASAT Genel Müdürlüğü ekipleri, suyla dolan Çallı ve TEDAŞ alt geçitlerindeki suyun tahliyesine devam ediyor. Temizlik çalışmalarının ardından alt geçitler gün içinde trafiğe açılacak. Antalya Büyükşehir Belediye İtfaiyesi, 1678 vakaya müdahale ederken, 636 vatandaşı mahsur kaldığı evlerinden tahliye etti. İtfaiye ekiplerinin, su basan ev, okul, kamu kurumu ve iş yerlerinde su tahliye işlemleri devam ediyor. Fen İşleri ekipleri de bozulan yollarda ve kaldırımlarda onarım yapıyor.
TEMİZLİK VE İLAÇLAMA ÇALIŞMASI
Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler ekipleri, sokak sokak temizlik yaparak ve selin biriktirdiği atıkları kaldırarak, selin izlerini silmeye çalışıyor. Çevre Sağlığı ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ekipleri de sel bölgesinde hastalıklara neden olabilecek, sinek, haşere ve kemirgen üremesine karşı ilaçlama çalışması gerçekleştiriyor. Temizlik ekipleri ayrıca su basan evlerin temizliğine de vatandaşlara yardımcı oluyor.
GIDA VE KIYAFET DESTEĞİ
Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, selin en çok vurduğu mahallelerden Yeşildere’de vatandaşlara sabah çorba, öğle ve akşam 3 çeşit sıcak yemek ikramı gerçekleştiriyor. Afetzedelere su ve ekmek yardımı da yapılıyor. Suyun çekilmesinin ardandan sosyal hizmet uzmanları evlerde hasar tespiti yaparak, eşya, kıyafet, gıda desteğinde bulunacak. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri de Aksu Yurtpınar ve Kepez Altınova ve Gaziler mahallelerinde hasar gören seralarda hasar tespiti yapacak. (DHA)
]]>