Taraf – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Fri, 02 Aug 2024 01:24:38 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Konya’da Yaya Kazasında 6 Kişi Hayatını Kaybetti, Sürücü Yargılanıyor https://www.haber28.com.tr/konyada-yaya-kazasinda-6-kisi-hayatini-kaybetti-surucu-yargilaniyor/ https://www.haber28.com.tr/konyada-yaya-kazasinda-6-kisi-hayatini-kaybetti-surucu-yargilaniyor/#respond Fri, 02 Aug 2024 01:24:38 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28958 Konya’da yolun karşısına geçmeye çalışan yayalara çarparak aynı aileden 3’ü çocuk 6 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan sürücünün yargılanmasına başlandı. Tutuklu sürücü, son sözün var mı sorusuna ‘mağdur taraf yakınları bana hakkını helal etsin’ cevabını verdi.

Kaza, 4 Kasım 2023 tarihinde akşam saatlerinde merkez Selçuklu ilçesi Yeni İstanbul Caddesi Sancak Tramvay Durağı önünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, inşaatta işçi olarak çalışan Sefa S. (19) idaresindeki 42 DU 949 plakalı otomobil, Yeni İstanbul Caddesi üzerinde sol şeritte seyir halindeyken yolun karşısına geçmeye çalışan yayalara çarptı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde, Fadime Aslan (52), kızı Sultan Aslan (33), torunları Fadime Aslan (7), Elif Aslan (14) ve Fadime Azra Atalay’ın (9) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kazada yaralanan Emine Atalay (32), çocukları Hasan A. (11), Ali Cemal A. (8), Fadime A. ve araçta yolcu olarak bulunan C.N.Ö. (6) olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazada yaralanan ve durumu ağır olan Emine Atalay, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Gözaltına alınan 19 yaşındaki sürücüye yapılan kan testinde alkol ve uyuşturucu tespit edilmedi. Emniyetteki ilk ifadesinde Sefa S.’nin “Cadde üzerinde seyir halindeyken bir anda kalabalık bir yaya grup karşıma çıktı. Direksiyonu refüje doğru kırdım, frene de bastım kurtarmaya çalıştım ancak duramadım ve çarptım. Alkol testi yaptılar testim olumsuz çıktı. Olay günü 1 buçuk litre protein tozu içtim, bir önceki gece de 1 litrelik enerji içeceği içmiştim. Daha önce hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Kaç kilometre hızla gittiğimi de hatırlamıyorum o an” diye kendini savundu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkartıldığı mahkemece tutuklandı.

Kazaya dair iddianame hazırlandı

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazayla ilgili tahkikat tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianame Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede bulunan raporda, sürücü Sefa S.’nin caddenin 82 kilometre olan hız limitinin üstünde seyrettiği tespit edildiği belirtilerek, “Kazanın meydana geldiği anda gece olması sebebiyle seyreden araçların farlarını yakarak seyretmeleri gerektiğinden ve farların etkisiyle görüş açısının yeterli olması açısından araç sürücülerinin gün durumunu da göz önüne alarak gerektiğinde seyretmiş oldukları yol için belirlenen hızın daha da altında seyrederek gün ve trafik durumuna uygun hızla seyretmesi gerekirken, dosyada bulunan tanık ifadelerinde ve kolluk görevlileri tarafından yapılan fren ölçümünde araç sürücüsünün seyretmiş olduğu yol için belirlenen hız limitinin üzerinde seyrederek kazanın oluşumuna engel olamamış ve birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermiştir” denildi. Raporda hem yayaların hem de sürücü Sefa S.’nin kusurlu olduğu belirtildi.

Sürücü Sefa S. hakkında ‘Taksirle yaralanmaya ve öldürmeye neden olma’ suçlamasıyla, 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Sürücü Sefa S., Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Sefa S. savunmasında, “Akşam saat 18.00 sıralarıydı. Evden çıktım arkadaşımı evine bırakmak için şehir merkezi istikametinde seyir halinde olduğum sırada yol karanlıktı, sokak lambaları yanmıyordu. Bir grup bir anda karşıma çıktı. Kurtarmaya çalıştım ancak kurtaramadım, kaza meydana geldi. Pişmanım” dedi.

Kazada hayatını kaybedenlerin yakınları ise kazaya karışan sürücüden şikayetçi olduklarını söyledi.

Kaza sırasında sürücünün aracında bulunan arkadaşı ve mahkemede tanık olarak dinlenen Ceylin Naz Ö. de, “Sefa ile beni evime bırakmak için beraber araçla yola çıktık. Yol çok karanlıktı orta şeritteydik, bir anda kaza oldu. Aracın o anlık hızını bilmiyorum” şeklinde konuştu.

“Karşı taraf bana hakkını helal etsin pişmanım”

Kaza sırasında yolda aracıyla seyir halinde olan ve tanık olarak dinlenen Ayhan A. ise “Olay günü şehir merkezi istikametine seyir halinde olduğum sırada kazaya karışan araç benim sağımdan beni geçti ve o sırada bir anda gaza yüklendi ve hızlandı. Beni geçmesi ile kaza meydana geldi. Eğer Sefa S. kaza yapmasaydı büyük ihtimalle ben çarpacaktım. Yayaları görmedim, kaza sonrası aracımdan inerek hemen yardım ettim” ifadelerini kullandı.

Mahkeme başkanının ‘son sözün var mı’ sorusuna sürücü Sefa S., “Karşı taraf bana hakkını helal etsin, pişmanım” şeklinde cevap verdi. Mahkeme heyeti daha sonra tarafların savunmalarının ardından dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi. – KONYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/konyada-yaya-kazasinda-6-kisi-hayatini-kaybetti-surucu-yargilaniyor/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya hazırız https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-icin-katki-sunmaya-haziriz/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-icin-katki-sunmaya-haziriz/#respond Thu, 11 Jul 2024 04:00:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24735 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya, diplomatik girişimlerde bulunmaya ve Avrupalı dostlarımızı ikna etme konusunda öncülük yapmaya hazırız.” dedi.

Özel, Fransa’nın Strazburg kentinde, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) İlkbahar Oturumu Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu Toplantısı’na katıldı.

Özel, burada yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin kurucu partisi olarak demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi için mücadele etmeyi sürdürdüklerini belirtti.

Avrupa Konseyinin temel amacı olan insan hakları ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasını, gelişmesini ilke edinmiş bir parti olduklarını dile getiren Özel, CHP Genel Başkanı olarak seçildiğinde partilerinin, Avrupa ve dünyadaki kardeş partileriyle, yoldaşlarıyla daha sıkı ilişkiler ve dayanışma içinde olması gerektiğinin altını çizdiğini anımsattı.

Özel, Almanya’da SPD Kongresi’ne, Madrid’de Sosyalist Enternasyonal Zirvesi’ne, Bükreş’te Avrupa Sosyalist Partisi Liderler Zirvesi’ne katıldığını da hatırlatarak, “Partimizde, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde görev yapmış çok değerli yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, Avrupa kurumlarını çok iyi bilen isimler var. Bundan sonra da bu temaslarımızı sıklaştırarak sürdüreceğiz.” dedi.

Geçen yıl 100. kuruluş yılını kutlayan CHP’nin, yerel seçimlerde 17 milyon 300 bin vatandaşın desteğini alarak birinci parti olduğunu, 14’ü büyükşehir olmak üzere Türkiye’nin 35 ilinde belediye başkanlıklarını kazandıklarını anımsatan Özel, bugün ülke nüfusunun yüzde 65’inin CHP’li belediyelerden hizmet aldığını ve yönettikleri belediyelerin ülke ekonomisinin yüzde 80’ini temsil ettiğini ifade etti.

Özel, aldıkları bu destekle sorumluluklarının da arttığına işaret ederek, bu bilinçle sosyal demokrat değerlerden ve adaletli yönetimden asla taviz vermeyeceklerini vurguladı.

“Demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız”

Kadınların şiddetten korunduğu, eşitlikle toplumun bir parçası olduğu bir toplum düzeni için İstanbul Sözleşmesinden taraf olduklarını belirten Özel, şöyle devam etti:

“Demokrasinin ve insan haklarının herkes için güvence altında olması için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden tarafız. Emeğin, emeklinin, gençlerin, ekonomik ve sosyal hakların güvence altına alınması için Avrupa Sosyal Şartından tarafız. Bizim tarafımız belli. Biz kurucu kadrolarımızın gösterdiği rotadan, demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız. Avrupa’nın bütün ülkelerinden ilerici sosyal demokrat, sosyalist ve çevreci yoldaşlarımızla birlikte 31 Mart günü Türkiye’de partimizin gerçekleştirdiği seçim başarısını tüm Avrupa’ya yaymak bizlerin dayanışmasından ortak mücadelesinden geçmektedir. Bu çerçevede, haziran ayı içinde Avrupa Parlamentosu Seçimlerini de çok önemli görüyoruz. CHP Genel Başkanı olarak bu seçimlerde ilerici sosyal demokrat, sol siyasi partilere destek vermeye, katkı sunmaya hazır olduğumuzu buradan ifade etmek isterim.”

Özel, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türk seçmenlerin, daha adil bir Avrupa’yı hedefleyen partilere yöneleceğine inandığını ve bunu bir davet olarak ifade ettiğini dile getirdi.

“AB üyeliği için öncülük yapmaya hazırız”

Kosova’nın, Avrupa Konseyi üyeliğinin onaylanmasından memnuniyet duyduğunu kaydeden Özel, “Ülkemiz 1959’da çıktığı Avrupa Birliği yolculuğunun 65. yılında halen tam üye statüsü alamamıştır. Bu süreçte her iki tarafın eksik ve hataları nedeniyle ülkemizin tam üyelik hedefi gerçekleşememiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda Avrupa Birliği’ndeki yoldaşlarımızın desteği önem taşımaktadır. AB tam üyeliği, parti olarak bizim de halkımızın da temel hedefidir. Bu, kurucumuzun bize gösterdiği rotadır. Biz Avrupa’nın bir parçasıyız. Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya, diplomatik girişimlerde bulunmaya ve Avrupalı dostlarımızı ikna etme konusunda öncülük yapmaya hazırız.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özel, dünyanın değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, artık karşılaşılan sorunların, sınırları aşan çözümünün hep birlikte çalışılması gereken küresel meseleler olduğuna vurgu yaptı.

Birbirine derinden bağlı olan bu sorunlar silsilesinin, halkın ekonomik, sosyal koşullarını ve demokrasileri tehdit ettiğini aktaran Özel, şunları söyledi:

“Kurulu ekonomik düzenden hak ettiğini alamayan, kendini geride bırakılmış hisseden, gelir adaletsizliği yaşayan kitleleri, radikal söylemlerle kendine çeken aşırı sağ ideoloji, kıta Avrupa’sının pek çok bölgesinde güçlenmektedir. Yükselen aşırı sağ akımlar ve otoriter rejimler, tarihin sayfaları arasına gömdüğümüz zararlı ideolojileri tekrar gün yüzüne çıkarma potansiyeline sahiptir. Türkiye’de bu çoklu krize ortak sorunlara çare üretecek yeni siyasetin önemli ve güçlü adımlarını attık. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, yükselen otoriterliğe karşı partilerimiz arasındaki dayanışmayı arttırmalıyız.”

Demokrasiye inananlar ve yeni bir ekonomik düzeni kurma iradesi taşıyanlar olarak daha fazla güç birliği yapılması gerektiğinin altını çizen Özel, neoliberal ekonomik düzenin yerine geçecek yeni bir düzen ile katılımcı, demokratik, eşit temsile dayalı bir yönetim anlayışının ortak ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Özgür Özel, “Ne küresel, ne ulusal alanda gelir adaleti sağlanamadığı gibi aksine her krizde gelir dağılımı daha da bozulmuştur. Maalesef gelir eşitsizliği sürdürülemez boyutlara ulaşmıştır. Bu durum, hem ulusal hem küresel ölçekte gerilimleri besleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu konuda bizlere daha çok görev düşmektedir. Ancak bu şekilde işçilerin, çiftçilerin, dar gelirlilerin, güvencesiz bırakılan kesimlerin sorunlarına çözüm üretebiliriz.” dedi.

“Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan gerilim dinmeyecek”

Savaş ve çatışmanın hala insanlık için en önemli risklerden biri olduğuna dikkati çeken Özel, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlarda şu an itibarıyla 33 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bunun önemli bir kısmının kadın ve çocuklardan oluştuğuna dikkati çeken Özel, şunları kaydetti:

“Gazze’de bu insani dram sürerken hafta sonu İsrail-İran arasında tırmanan gerilimi endişeyle takip ettik. Geçtiğimiz kasım ayında uluslararası bir barış çağrısında bulunmuştum. Almanya’da kardeş partimiz SPD Kongresi’nde Genel Başkan yardımcılığına seçildiğim Sosyalist Enternasyonal’in Madrid Zirvesi’nde, Bükreş’teki Avrupa Sosyalist Partisi Liderler Zirvesi’nde bu konuda bizlere büyük bir sorumluluk düştüğünü vurgulamıştım. Orta Doğu’da tansiyon bu denli yükselmişken partimize düşen görev, bu gerilimi düşürecek her çabanın öncüsü olmaktır. Bu konuda kardeş partilerimizle dayanışma içinde her türlü girişime hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan ülkeler arasında yükselen gerilim dinmeyecek. Bu tehdit, tüm Avrupa’da tüm dünyada hissedilmeye devam edecektir. Sorunun kalıcı çözümü için Birleşmiş Milletler’in 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulması, iki devletli oluşuma ihtiyaç olduğunu vurgulamak isterim.”

Doğrudan sivilleri hedef alan saldırıların devamına göz yumulmasının ve bazı ülkelerin tutumlarının insan hakları gibi temel değerlerin zeminini yok ettiğini vurgulayan Özel, “Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözünden hareketle daima barışın sözcüsü, haklının ve mazlumun savunucusu olmaya devam edeceğiz.” dedi.

“Geçtiğimiz dönemde Azerbaycan’la aramızda yaşanan, oylamasına dahil olmadığımız ama doğurduğu sonuçlar açısından da üzüntü duyduğumuz sürecin hızla onarılması gerektiğini düşünüyorum.” diyen CHP Genel Başkanı Özel, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Konseyin ortak değerlerinin sonuna kadar savunucusuyuz. Ancak Azerbaycan’la yaşanan süreç, bugüne kadar verdiği sonuçlar açısından her iki taraf açısından da öğreticidir ve bundan sonra ilişkilerin yeniden tesisi noktasında üzerimize düşecek her türlü katkıyı yapmak üzere bizim için çok önemli bir ülke olan Azerbaycan’la konsey arasında her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu da ifade etmek isterim. Avrupalı demokratlar olarak bütün krizlerin üstesinden gelebilecek güç ve iradeye sahibiz. Daha demokratik, daha müreffeh, daha güvenli bir Avrupa bu ailenin her ferdenin daha insan hakları temelinde daha güçlü bir sosyal devleti mümkün kılmaktadır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-icin-katki-sunmaya-haziriz/feed/ 0
Çevre Bakanı: Kentsel dönüşüm için bir bakanlık, iki belediye, üç vatandaş gerekiyor https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-kentsel-donusum-icin-bir-bakanlik-iki-belediye-uc-vatandas-gerekiyor/ https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-kentsel-donusum-icin-bir-bakanlik-iki-belediye-uc-vatandas-gerekiyor/#respond Sun, 19 May 2024 04:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18644 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Tüm Türkiye’de şu anda kentsel dönüşüm yapabilmek için büyük bir seferberlik ilan ettik. Her tarafa koşuyoruz, her bir tarafa yetişmeye çalışıyoruz ama şunu hepimizin bilmesi lazım. Kentsel dönüşümün doğru ve hakkıyla yapılabilmesinin tek şartı şu üç grubun bir araya gelmesi. Bir bakanlık, iki belediye, üç vatandaş.” dedi

Özhaseki, Erenler Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm alanlarını incelemesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin kadim şehirlere sahip olduğunu söyledi.

Türkiye’nin iki önemli kusuru bulunduğunu belirten Özhaseki, “Her güzelin bir kusuru olduğu gibi bu coğrafyanın da iki kusur var. Birisi fitne odakları, hiç bitmek bilmez, hepsi yerin altında. Aynı ülkeler tarafından desteklenir, amaçları aynıdır. PKK’sından IŞİD’ine, FETÖ’sünden DHKP-C’sine hepsi aynı ülkeler tarafından desteklenir. Amaçlar da tektir. 50 yıldır mücadele ediyoruz, çok şükür galip gelen Türk devleti oldu. Onları toprağa gömdük, bir daha da çıkamayacaklar Allah izin verirse.” diye konuştu.

Türkiye’nin ikinci kusurunun ise depremsellik olduğuna işaret eden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim gerek ana karamızda gerekse denizlerimizde son yüzyılda meydana gelen 6 ve üzerindeki şiddette yıkıcı deprem sayısı 231. Yani bu memlekette her sene iki veya üç yıkıcı şiddette deprem oluyor. Ölen insan sayımız 130 bin. Maddi hasar milyarlarca dolar. Bilinen çok net fay hatları var, birisi Erzincan, Van Gölü civarından başlayan, Tokat’ı, ilçelerini de içine alarak Bolu’dan, Abant’tan Marmara’ya kadar devam eden Kuzey Anadolu Fay Hattı. Daha önce 1939’da, 1942’de bu şehirde de epeyce hasar meydana getirdi. İkincisi de neredeyse aynı yerden başlayarak Akdeniz’e doğru inen Doğu Anadolu Fay Hattı. İçine Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya, Hatay’ımızı alıyor. Biri de Ege Bölgesi, İzmir başta olmak üzere çok riskli. Hiç kimse bu ülkede, ‘Bizimki üçüncü derece, bizimki dördüncü derece. Bir şey olmaz.’ gibi bir hisse kapılmasın. Şu anda 500’e yakın kırılmamış fay hattı var ülkemizde.”

“Her ne yapıyorsak mutlaka deprem gerçeğini bilerek hareket etmemiz lazım”

Yaşanan depremlerden ibret alınması gerektiğini vurgulayan Özhaseki, şunları kaydetti:

“Her ne yapıyorsak mutlaka deprem gerçeğini bilerek hareket etmemiz lazım. Evlerimizi, konutlarımızı, iş yerlerimizi, bahçede yaptığımız küçük bir kulübeyi, ahırı bile deprem riskini bilerek ve görerek ona göre yapmamız icap ediyor. Bu işin tek çözümü var, o da kentsel dönüşüm. 2012’de Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla bir yasa çıktı. Şu ana kadar 2 milyon 250 bin konut değişti, dönüştü, 452 bininin de inşaatı devam ediyor. Bu bizi kesmediği için Meclis’imize getirdik. Orada yeni yasalar çıkardık, yeni bütçeler ayırdık. Tüm Türkiye’de şu anda kentsel dönüşüm yapabilmek için büyük bir seferberlik ilan ettik. Her tarafa koşuyoruz, her bir tarafa yetişmeye çalışıyoruz ama şunu hepimizin bilmesi lazım. Kentsel dönüşümün doğru ve hakkıyla yapılabilmesinin tek şartı şu üç grubun bir araya gelmesi. Bir bakanlık, iki belediye, üç vatandaş.”

Özhaseki, AK Partili belediyelerin dışında kentsel dönüşüm işine soyunan kimse bulunmadığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Bir belediye başkanı, ‘Gerçekten vazifemi yaptım arkadaş, ben müsterihim’ diyecekse, kendi bölgesinde kentsel dönüşümü yapmak zorunda. Bunu yapmıyorsa bizim özellikle Cumhuriyet Halk Partili belediyeler gibi yandaş sanatçılar çağırıp büyük paralar veriyorsa ‘Beni parlatın’ diye organizasyon firmalarına milyonlarca lira akıtıyorsa emin olun hesabını veremezler. Ben nihayetinde 20 küsur sene belediye başkanlığı yaptım. Ömrüm bu hizmetlerle geçti. Yerel yönetimler ve bakanlıkta İlk defa 2019’dan itibaren bir belediyecilik anlayışıyla karşılaştım. Başını İstanbul çekiyor, diğer şehirler de ayak uyduruyor. Ajanslara büyük paralar ayırıyorlar. İstanbul’da ajanslara verilen para, kentsel dönüşüm için ayrılan paranın tam iki misli. Ajanslar ne yapacaklar, beyefendiyi parlatacaklar. Oturacak, alkışlayacaklar, kalkacak, alkışlayacaklar. Tatile gidecek, iş başındaymış gibi gösterecekler. Her taraf kardan tıkanmış olacak, İngiliz Büyükelçisi ile yemek yiyecek ama beyefendi iş başında gibi gösterecekler. Parlattıkça parlatacaklar. İstanbul dar geliyor, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı istiyor. Orası da olmaz, cumhurbaşkanlığı.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-kentsel-donusum-icin-bir-bakanlik-iki-belediye-uc-vatandas-gerekiyor/feed/ 0
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli basın mensuplarının sorularını yanıtladı Açıklaması https://www.haber28.com.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-keceli-basin-mensuplarinin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-keceli-basin-mensuplarinin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/#respond Mon, 22 Apr 2024 08:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15332 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, “Terörle mücadele alanında bizim Amerika Birleşik Devletleri’ne çok net bir mesajımız oldu. Biz onlara PKK/YPG ve FETÖ ile ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik. Müttefik bir ülkenin, ülkemizin güvenliğini hedef alan terör örgütleriyle işbirliği yapmasının asla kabul edilemez olduğunu belirttik.” dedi.

Keçeli, Dışişleri Bakanlığında düzenlenen basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Sözcü Keçeli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde 70’den fazla ikili görüşme yaptığını ve Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ülkelerin üçte birinin Dışişleri Bakanları ile son 3-4 haftalık süreçte görüştüğünü kaydetti.

“7. Türkiye-ABD Stratejik Mekanizma Toplantısı” kapsamında yapılan ABD ziyaretine değinen Keçeli, “Terörle mücadele alanında bizim Amerika Birleşik Devletleri’ne çok net bir mesajımız oldu. Biz onlara PKK/YPG ve FETÖ ile ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik. Müttefik bir ülkenin, ülkemizin güvenliğini hedef alan terör örgütleriyle işbirliği yapmasının asla kabul edilemez olduğunu belirttik.” dedi.

Keçeli, “Türkiye-ABD stratejik ilişkilerinin daha fazla derinleşmesinin önündeki en büyük engelin ABD’nin YPG’ye vermekte olduğu destek olduğunu aktardık. Bu çalışma grubunun görüşmelerinde DEAŞ ile mücadele konusu da ele alındı ve önümüzdeki dönemde terörle mücadele konusunda teknik düzeyde düzenli istişareler yapılması konusunda mutabık kalındı.” değerlendirmesinde bulundu.

Keçeli, ABD ile temaslarda savunma sanayisi alanında işbirliği için atılması gereken adımların da konuşulduğunu belirterek, bu konudaki kısıtlamaların kaldırılması gerektiğinin ABD’li yetkililere iletildiğini söyledi. Türkiye’nin CAATSA yaptırımlardan çıkarılma talebinin tekrar vurgulandığını aktaran Keçeli, F-16 ve F-35 konusundaki süreçlerin de ele alındığını bildirdi.

Keçeli, ABD ile 30 milyar dolarlık ticaret hacminin 100 milyar dolar bandına çıkarılmak istendiğini söyledi. Enerji alanındaki işbirliğinin değerlendirildiğini belirten Keçeli, sıvılaştırılmış doğal gaz ve nükleer enerji konularında görüşmelerin sürdüğünü vurguladı.

Görüşmelerde Gazze meselesi öne çıktı

Keçeli, ABD ile görüşmelerde en fazla zaman ayrılan kısmın Gazze olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:

“Biz Gazze’de acil ve tam ateşkesin sağlanması ve bunun hemen ardından iki devletli kalıcı bir çözüme dönük bir sürecin başlatılması gerektiğini güçlü şekilde tekrar Amerikalılara ilettik. Gazzeli sivillerin daha fazla zarar görmemesi ve Gazze’ye yönelik insani yardımların sürekli ve kesintisiz biçimde devamı konusunda veya bunun sağlanması konusunda iki taraf da görüş birliği içindeler.”

Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda her iki taraf için de uygun şartlar oluştuğunda barış müzakerelerine dönülmesi gerektiğini tekrarladıklarını aktaran Keçeli, “Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin sağlanması konusu da ele alındı. Ayrıca biz Amerikalılara uluslararası yükümlülüklerimize uygun bir biçimde sürdürdüğümüz ticari ilişkilerin ABD tarafından herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmaması gerektiğini aktardık.” diye konuştu.

Keçeli, Suriye’de Türkiye ile ABD’nin siyasi sürecin tekrar başlaması konusunda mutabık olduğunu hatırlattı. İki ülkenin de insani yardımların kesintisiz biçimde Suriye’ye ulaşması konusunda aynı düşündüğünü söyleyen Keçeli, Suriye’nin geleceği konusunda ABD ile teknik düzeyde görüşmelerin devam edileceğini aktardı.

Keçeli, Azerbaycan- Ermenistan arasındaki barış görüşmeleri sürecine ilişkin, sürecin desteklendiğinin ABD tarafına iletildiğini söyledi.

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Yemen, İran ve Libya gibi konuların da gündemde olduğu dile getiren Keçeli, bu konularda diyaloğun devam etmesi ve ortak çalışmalar yürütülmesi konusunda da mutabık kalındığını bildirdi.

Keçeli, savunma sanayi alanındaki işbirliği engellerine ilişkin, bu konuda Senato’da “olumlu” yaklaşım gözlemlendiğini, ilerleyen dönemde ABD ile “müttefiklik ruhuna uygun, karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde” görüşmelerin sürdürüleceğini söyledi.

Irak’ta yapılacak toplantı

Irak’ın başkenti Bağdat’ta yarın Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi toplantısında güvenlik ve askeri işbirliği konularının öncelikli gündem maddesi olacağını aktaran Keçeli, terörle mücadelede “ortak bir anlayış geliştirilmesi” ve bu doğrultuda atılabilecek somut adımların masada olacağına dikkati çekti.

Keçeli, son zirvede yapılan ve “PKK’nın her iki ülke için de ortak tehdit” olarak tanımlandığı açıklamayı hatırlatarak, terör örgütü PKK’nın Irak makamları tarafından bir ortak güvenlik tehdidi olarak tanımlanmasını “Irak tarafında PKK ile mücadele azminin gelişmeye başladığının bir işareti” gördüklerini ifade etti.

Keçeli, enerji konusunda da Irak’taki doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesi ve bunların uluslararası pazarlara sevki için görüşmeler olacağını bildirdi. Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı’nın bir süredir kapalı olduğunu hatırlatan Keçeli, “Biz bu boru hattından sevkiyata başlanabileceğini, bizim açımızdan bir sorun olmadığını geçtiğimiz ekim ayında söylemiştik. Ancak Irak tarafının henüz sevkiyata başlanması konusunda hazır olmadığını anlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Keçeli, Irak’taki tüm tarafların karşılıklı diyalog ve anlayış çerçevesinde bir mutabakata ulaşmasını ve boru hattına sevkiyatın en kısa sürede başlamasını ümit ettiklerini bildirdi.

Dışşileri Bakanı Fidan’ın Bakü’yü ziyaret edeceğini aktaran Keçeli, burada Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın düzenleneceğini, ana gündem maddesinin “bağlantısallık” konuları olacağını kaydetti.

Gazze’ye yardımlar

Türkiye’nin Gazze’ye yaptığı insani yardımlara ve tahliyelere ilişkin bilgi paylaşan Keçeli, “(Gazze’de) İnsani felaket giderek daha kötü bir hale dönüşüyor. Ramazan ayında da Gazzeli kardeşlerimize destek vermeye devam edeceğiz.” dedi.

Keçeli, 10 Mart’ta yaklaşık 3 bin ton insani yardım taşıyan geminin Mısır’ın El-Ariş limanına ulaştığını belirterek, “Krizin başından bu yana Gazze’ye yaptığımız yardım 40 bin tonu aştı.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) Mersin’de 26 bin ton un teslim ettiğini hatırlatan Keçeli, unun UNRWA tarafından İsrail’in Aşdod limanına götürülerek bir kısmının karayoluyla Gazze’ye sevk edildiğini aktardı.

Keçeli, İsrail makamlarının kalan unu Gazze’ye ulaştırmasında engel olduğunu ve yaklaşık 3-4 hafta boyunca BM ve İsrail ile görüşmelerin ardından sonuca ulaştırıldığını anlattı.

Keçeli, Türkiye’nin UNRWA’ya sağladığı 26 bin ton unun kalanının Dünya Gıda Programı aracılığıyla peyderpey Gazze’ye sevkinin başladığını aktardı.

Keçeli, Gazze’ye havadan insani yardım operasyonun da başladığını anımsatarak, “Biz, buraya da destek sağlamak üzere yaklaşık 9 bin ton tıbbi malzeme ve bebek malzemesi ilettik. Bunu Ürdün makamları hava yoluyla Gazze’ye ulaştırıyorlar.” diye konuştu.

Gazze’den tahliye edilen vatandaşlarla ilgili konuşan Keçeli, şunları kaydetti:

“Bu sabah itibariyle 1489 vatandaşımızı, KKTC vatandaşı ve onların yakınlarını Gazze’den tahliye etmiş durumdayız. Hala tahliye etmeye çalıştığımız bir grup vatandaşımız var. Onların da en kısa sürede güvenli bir şekilde Gazze’den Türkiye’ye veya gitmek istedikleri başka ülke varsa oraya ulaşmaları için çaba harcamaya devam edeceğiz.”

Terörle mücadelede ortak mekanizma

Keçeli, ABD ile yapılan görüşmelerde terörle mücadelede ortak bir mekanizma kurulması konusuna değinerek, düzenli ve teknik düzeyde yüz yüze toplantıların yapılmasının planlandığını aktardı.

“Farklı kurumların katılımlarıyla gerçekleştirilecek bir dizi toplantı olacak.” diyen Keçeli, dışişleri bakanlıklarının koordinasyonunda, güvenlik birimlerinin de dahil olduğu bir istişare mekanizması bulunduğunu belirtti.

Keçeli, Türkiye’nin PKK’nın Irak’taki varlığıyla mücadele konusunda kimseden icazet almadığını ifade ederek, “Biz güvenliğimizi tehdit eden yurt dışı kaynaklı bir terör örgütüne yönelik operasyon yapacaksak icazet alacağımız tek entite BM’nin, BM şartının 51. maddesidir. Bunun dışında herhangi bir uluslararası yapım veya üçüncü tarafla o açıdan ele almıyoruz.” dedi.

ABD askerlerinin Irak’ta bulunduğunu hatırlatan Keçeli, “Bizim PKK’ya dönük mücadelemizde bağlantılı olarak, tabii ki onlarla da görüşüyoruz. Ancak bu bir icazet alma, izin alma anlamında gerçekleşmiyor.” diye konuştu.

Keçeli, Süleymaniye konusunda Türkiye’nin tutumunu Bakan Fidan’ın vurguladığını hatırlatarak, “Bizim Süleymaniye’den bazı beklentilerimiz var.” dedi.

Keçeli, “Bizim Süleymaniye’deki ilişkimizi birkaç sene öncesindeki olduğu noktaya getirmemizi mümkün kılacak adımlar Süleymaniye tarafından henüz atılmadı.” diye konuştu.

Keçeli, Fidan’ın ABD’deki temaslarında, Gazze’ye insani yardım konusunda farklı bir çözüm formülünün görüşülüp görüşülmediğine ilişkin, “Bir formül olarak bu konuşulmadı ancak bu konu en çok üzerinde tartıştığımız başlıklarından bir tanesiydi. Biz aslında Amerika’nın Gazze’deki insani felakete bir çözüm arayışı içine girmesini dünya kamuoyunun, ABD üzerinde kurduğu baskının sonucu olarak görüyoruz.” dedi.

Gazze’deki sorunun esas kaynağının çözülmesi gerektiğini dile getiren Keçeli, en kısa sürede ateşkesin sağlanması, ve yardımların acilen ulaştırılması gerektiğini vurguladı.

Keçeli, karayoluyla ulaştırılacak yardımların önemli olduğunu, BM ve bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşlarının da aynı gözlemi yaptığını aktararak şunları söyledi:

“Bizim ABD’ye verdiğimiz mesajların temelinde bu yatıyordu. Bir an önce ateşkes sağlayalım ve bu esnada da ‘insani yardımların ulaştırılabilecek en etkin, hızlı ve sürdürülebilir şekilde Gazze’ye girmesi için İsrail üzerindeki bütün etkinizi kullanın’ dedik. Mesele bunların ulaştırılmasında. Biz Mısır makamlarıyla da sürekli temas halindeyiz. Ne yazık ki İsrail tarafından kaynaklı nedenlerle tonlarca insani yardım malzemesi sınırın Mısır tarafında bekliyor.”

ABD’nin Gazze’ye deniz yoluyla yardım ulaştırma planı

Keçeli, ABD’nin Gazze’ye seyyar liman inşa etme planları hakkındaki soruyu yanıtlarken, “Birincisi, bu eğer Amerika’nın Gazze’deki insani felaketi kabul etmesi anlamına geliyorsa iyi bir gelişme. Öte yandan, biz karayoluyla çok daha kolay, çok daha ucuza, çok daha etkin bir şekilde yardım ulaştırılması mümkünken birtakım daha az etkili denemelerde bulunulmasını doğru bulmuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Gazze’ye yardımın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) üzerinden olmasıyla ilgili Keçeli, “GKRY’nin muhatabı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) makamlarıdır. Dolayısıyla onlar bu konuda gerekli yorumda bulunacaklardır. Bizim açımızdan söyleyeceğim tek şey, biz KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki haklarının bir şekilde zedelenmesine, ihlal edilmesine izin vermeyiz.” dedi.

Suriye ile ilişkiler

Keçeli, Suriye ile ilişkilere yönelik de Dışişleri Bakanlığının sorumluluğu çerçevesinde, Türkiye ile Suriye rejimi arasında bir görüşme gerçekleşmediğini belirtti.

Keçeli, “Bizim normalleşme konusundaki politikamız başından beri belli. Biz şeffaf bir şekilde, dürüst bir şekilde bunları ortaya koyduk. Herhangi bir ön şartımız yok. Ancak bu sürecin sonunda (Suriye rejiminin), siyasi süreçle ilgili, Suriyelilerin geri dönüşüyle ilgili, Suriye’nin geleceğiyle ilgili gelmesini istediğimiz bir nokta var. Öte yandan Suriye rejiminin bize koyduğu bazı ön şartlar var.” diye konuştu.

Ukrayna-Rusya Savaşı’nda son durum

Keçeli, Rusya’nın Fransa ve Almanya gibi bazı Avrupa ülkeleriyle yaşadığı gerginliğin ardından Türk Silahlı Kuvvetlerinin Avrupa’ya davet edildiği yönündeki haberlere ilişkin, böyle bir davetten haberdar olmadığını bildirdi.

Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı’nda istikrarla aynı politikayı izlediğinin altını çizen Keçeli, iki taraf için de koşullar oluştuğunda tarafların barışın şartlarını konuşmak üzere bir araya gelmesi gerektiğini dile getirdi.

Keçeli, savaşın belli bir durma noktasına geldiğine, çok kişinin öldüğüne ve bölgeye ekonomik yansımaları olduğuna işaret ederek, “Biz bu konuya bir çözüm bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Eninde sonunda da bulunacaktır anlayışındayız. Ancak bir çözüm empoze edilmesi yönünde de herhangi bir çabaya girilmemesi gerekiyor. Ancak taraflar konuşmaya hazır olduğunda konuşabilecekler.” dedi.

F-35 süreci

Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarından çıkarılma talebi ile Türkiye-ABD Savunma Ticareti Diyaloğu ismiyle kurulacak yeni mekanizma arasındaki ilişkiyle ilgili soruyu cevaplayan Keçeli, ikisinin aynı konuda farklı süreçler olduğunu söyledi.

Keçeli, Fidan’ın ABD ziyaretinden olumlu izlenimlerle ayrıldıklarına ve Senato’da, Türkiye’ye uygulanan kısıtlamalar konusunda pozitif mesajlar aldıklarına dikkati çekerek, iki ülke içerisindeki fırsatların hayata geçmesinin tarafların çıkarına olacağını belirtti.

Ödeme yapmasına rağmen Türkiye’ye teslim edilmeyen F-35’lerle Türkiye’nin F-35 programı sırasındaki harcamalara ilişkin görüşmelerin devam ettiğini bildiren Keçeli, “F-35 projesine dönmemiz konusunda birtakım çalışmalar varsa bu Dışişleri Bakanlığının sorumluluk alanında değil.” ifadesini kullandı.

DEAŞ’lı tutuklarının aile yakınları

Keçeli, yarın Irak’ta yapılacak görüşmelerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın planlanan Irak ziyareti hazırlıklarının görüşüleceğini aktararak, resmi ziyaret tarihini Cumhurbaşkanlığının açıklayacağını söyledi.

ABD’nin, DEAŞ’la mücadele gerekçesiyle Irak ve Suriye’de bulunduğunu ileri sürdüğünü belirten Keçeli, “DEAŞ’lı tutuklular ve onların aile yakınlarının vatandaşı oldukları ülkelere dönmesi konusunda hem bizim hem Amerika’nın uzun süredir izlediği bir politika var. Esasen o husus daha ziyade üçüncü ülkelere yönelik bir çağrı.” dedi.

Keçeli, kendi vatandaşı olan DEAŞ’lıların aile yakınlarını kabul etmeyen çok sayıda Batı Avrupa ülkesinin kendi vatandaşlarını alması gerektiğini dile getirerek, bunun ülkelerin uluslararası yükümlülükleri ve bölgenin güvenliği bakımından sorun teşkil ettiğini kaydetti.

Miçotakis’in mayısta Türkiye’yi ziyareti bekleniyor

Keçeli, 11 Mart’ta düzenlenen Türkiye-Yunanistan Siyasi Diyalog Toplantısı’nın olumlu bir atmosferde geçtiğini söyledi.

Sözcü Keçeli, üst düzey temas ve ziyaretlerin programlanması, Ege konuları, azınlıkların durumu, konsolosluk ilişkileri, düzensiz göç ve terörle mücadelede işbirliği, karşılıklı kültürel mirasın korunması ve iki ülkenin uluslararası adaylıkları konusunda işbirliği gibi hususların görüşüldüğünü anlattı.

Bölgesel ve uluslararası konularda da görüş alışverişinde bulunulduğunu aktaran Keçeli, “Yunan tarafına, iki ülke liderleri tarafından geçtiğimiz aralık ayında Atina’da düzenlenen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) sırasında imzalanan ‘Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi’ doğrultusunda, gerilim yaratabilecek söylem ve eylemlerden kaçınılması gerektiği vurgulandı.” ifadelerini kullandı.

Keçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aralık 2023’teki Atina ziyareti sırasında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis tarafından duyurulan, Türk vatandaşlarının 10 Yunan adasını turistik ziyaretlerine yönelik vize kolaylığı (kapıda vize) uygulamasındaki son durum ve hazırlıklar gibi olumlu gündemlerin de ele alındığını ifade etti.

Keçeli, 5. YDİK Toplantısında Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine icabetle Ankara’ya ziyarette bulunmasında ilke mutabakatına varıldığını hatırlatarak, “Ziyaretin mayıs ayı içinde gerçekleştirilmesi için tarih belirleme çalışmaları devam ediyor. Başbakan Miçotakis’in ziyareti öncesinde, ziyarete hazırlık niteliği de taşıyacak bir dizi ziyaret daha öngörülüyor.” dedi.

Sözcü Keçeli, bu çerçevede iki ülke arasında ekonomi olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliğine yönelik olumlu gündem odaklı Ortak Eylem Planı toplantısının Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kostas Fragoyannis arasında 15 Nisan’da Ankara’da düzenlenmesinin kararlaştırıldığını aktardı.

Keçeli, Güven Artırıcı Önlemler toplantısının 22 Nisan’da Atina’da yapılmasının planlandığını, Başbakan Miçotakis’in Türkiye ziyareti sırasında çeşitli anlaşmaların imzalanmasının öngörüldüğünü, anlaşmaların metinleri için hazırlıkların sürdüğünü, 2023’ün başından itibaren Yunanistan’la temas ve ziyaretlerde artan bir ivme görüldüğünü söyledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-keceli-basin-mensuplarinin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/feed/ 0
Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi’nin bir sonraki toplantısı yarın Bağdat’ta yapılacak https://www.haber28.com.tr/turkiye-irak-guvenlik-zirvesinin-bir-sonraki-toplantisi-yarin-bagdatta-yapilacak/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-irak-guvenlik-zirvesinin-bir-sonraki-toplantisi-yarin-bagdatta-yapilacak/#respond Mon, 22 Apr 2024 06:36:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15316 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ın katılımıyla Aralık 2023’te Türkiye’de düzenlenen Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi’nin bir sonraki toplantısı aynı formatla yarın Bağdat’ta yapılacak.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, gündeme dair basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yakın zamanda Münih Güvenlik Konferansı’nda, Rio G-20 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda, Venezuela’da, Meksika’da ve Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) temaslar gerçekleştirdiğini hatırlatan Keçeli, Bakan Fidan’ın tüm bu toplantılarda 70’den fazla görüşme yaptığını söyledi. Keçeli, 7-8 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen Amerika-Türkiye Stratejik Mekanizma Toplantısı’nın ayrıntılarını aktaran Keçeli, stratejik mekanizma toplantısının iki ayağı olduğunu; birincisinde farklı kurumlardan uzmanların bir araya gelerek çalışma grupları formatında çeşitli temaların ikili ilişkiler açısından tartışıldığını, sonrasında varılan sonucun iki Dışişleri Bakanına sunulduğunu ve onların da siyaseten daha fazla neler yapılabileceği hususunda stratejik bir bakış açısıyla yanıt vermeye çalıştıklarını söyledi. Bu çerçevede 7 Mart’ta 3 çalışma grubunun siyasi, askeri iş birliğini, küresel terörizmle mücadele iş birliğini, enerji güvenliğini ve iklim meselelerini ele aldığını, 4 çalışma grubunun ise Gazze’deki son durum, Suriye, Güney Kafkasya ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi bölgesel konuları ele aldığını aktardı.

“PKK, YPG ve FETÖ’yle ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik”

Terörle mücadele alanında ABD’ye net bir mesaj verdiklerini söyleyen Keçeli, “Onlara PKK, YPG ve FETÖ’yle ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik. Müttefik bir ülkenin ülkemizin güvenliğini hedef alanlarla iş birliği yapmasının asla kabul edilemez olduğunu belirttik. Türkiye-ABD stratejik ilişkilerinin daha fazla derinleşmesinin önündeki en büyük engelin ABD’nin YPG’ye verdiği destek olduğunu aktardık. Bu çalışma grubunun görüşmelerinde DEAŞ ile mücadele konusu da ele alındı. Önümüzdeki dönemde terörle mücadele konusunda teknik düzeyde düzenli istişareler yapılması konusunda mutabık kılındı. Siyasi ve askeri konularda öncelikle savunma sanayiinde iş birliği için atılması gereken adımları konuştuk. Savunma sanayii alanındaki kısıtlamaların kaldırılması, CAATSA yaptırımlarından çıkarılma talebimizi tekraren vurguladık. F-16 programıyla ilgili devam eden süreç var. Ayrıca F-35 ile ilgili prosedürün tamamlanması gerekiyor. Bu konular da ele alındı. Tabii ekonomik konuları da görüştük. Şu an ABD ile ikili ticaret hacmi 30 milyar düzeyinde, biz bunu 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bu konuda atılabilecek adımlar ele alındı. Enerji alanındaki işbirliğinin arttırılması konusunda görüştük. Sıvılaştırılmış doğalgaz ve nükleer enerji konularında görüşmelere devam edeceğiz” dedi.

“İki devletli kalıcı çözüme dönük bir sürecin başlatılması gerektiğini ABD’lilere ilettik”

Görüşmelerde bölgesel konuların da ele alındığına işaret eden Keçeli, “Bunların başında Gazze geliyor. Hem çalışma gruplarında hem de sayın bakanın Blinken ile olan görüşmesinde en fazla zamana ayrılan kısım Gazze oldu. Gazze’de acil ve tam ateşkesin sağlanması, hemen ardından da iki devletli kalıcı çözüme dönük bir sürecin başlatılması gerektiğini ABD’lilere ilettik. Gazzeli sivillerin daha fazla zarar görmemesi, insani yardımların sürekli ve kesintisiz bir şekilde devamında iki taraf da görüş birliği içerisindeler. Gerek Ukrayna, gerek Rusya için şartlar oluştuğunda her iki taraf için de gerekli zemin içinde barış müzakerelerine dönülmesi gerektiğini savunuyoruz. ABD’de bunu tekrarladık. Karadeniz sefer güvenliğinin sağlanması konusu da ele alındı. ABD’lilere uluslararası yükümlülüklere uygun bir şekilde sürdürdüğümüz ilişkilerin ABD tarafından bir kısıtlamaya tabi tutulmaması gerektiğini aktardık. Suriye de gündemimizdeydi, her iki taraf da siyasi sürecin tekrar başlaması gerektiği konusunda mutabık. Suriye’deki krize ancak siyasi bir çözüm bulunabileceğinin altını çizdik. İnsani yardımların kesintisiz bir şekilde Suriye’ye ulaşması gerektiği konusunda da mutabıkız. Suriye’nin geleceğine dair görüşmeleri de ABD’lilerle teknik düzeyde yapmaya devam edeceğiz. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki durum da vardı. Bu konuda devam eden barış görüşmelerini desteklediğimizi ABD tarafına ilettik. Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Yemen ve Libya gibi konular da ele aldığımız bölgesel başlıklar altındaydı” diye konuştu.

“Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi’nin bir sonraki toplantısı yarın Bağdat’ta yapılacak”

Bakan Fidan’ın gelecek günlerdeki programına dair bilgilendirmelerde bulunan Keçeli, “Aralık ayında Irak’la bir Güvenlik Zirvesi gerçekleştirmiştik. Bu toplantıya sayın bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve sayın MİT başkanımız katılmışlardı. Güvenlik Zirvesi’nin bir sonraki toplantısı, yarın 14 Mart günü Bağdat’ta yapılacak. Aynı formatta olacak. Yarınki görüşmelerde güvenlik ve askeri işbirliği konuları öncelikli gündem maddesi olacak. Terörle mücadelede ortak bir anlayış geliştirilmesi ve bu konuda atılabilecek somut adımlar masada olacak. Geçtiğimiz Güvenlik Zirvesi’nin ardından bir ortak açıklama yayımlanmıştı. Bu ortak açıklamada PKK’nın her iki ülke için de ortak tehdit olduğunu vurgulamıştık hem biz hem Irak tarafı. PKK’nın Irak makamları tarafından bir ortak güvenlik tehdidi olarak tanımlanmasını, Irak’ta PKK ile mücadele azminin gelişmeye başladığının bir işareti görüyoruz. Bu bakımdan memnuniyet duyuyoruz. Gelinen bu olumlu noktadan azami faydayı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Güvenlik Zirvesi’nde iki ülke arasındaki işbirliği imkanlarının da ele alınacağını vurgulayan Keçeli; doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi, Irak’taki yenilebilir enerji alanında nasıl ortak projeler geliştirilebileceği söyledi. Keçeli, Bakan Fidan’ın yarınki toplantılarından sonra Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gideceğini ve orada Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan 3’lü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın 9’uncusuna katılacağını duyurdu.

“Gazze’ye yaptığımız yardım 40 bin tonu aştı”

Türkiye’nin Gazze’ye gerçekleştirdiği insani yardımlar hakkında da açıklama yapan Keçeli, “10 Mart günü yaklaşık 3 bin tonluk insani yardım taşıyan 7’nci gemimiz, Mısır’a yanaştı. Böylelikle krizin başından beri Gazze’ye yaptığımız yardım 40 bin tonu aştı. Gazze’ye havadan insani yardımlar da başladı. Buraya destek sağlamak üzere 9 bin ton tıbbi malzeme ve bebek malzemesini Ürdün makamlarına ilettik. Ürdün makamları hava yoluyla Gazze’ye ulaştırıyorlar” ifadelerini kullandı.

“Bu sabah itibarıyla bin 489 vatandaşımızı, KKTC vatandaşını ve onların yakınını Gazze’den tahliye etmiş durumdayız”

Gazze’den gerçekleştirilen tahliyeler hakkında da bilgi veren Keçeli, “Dışişleri Bakanlığı olarak takip ettiğimiz bir diğer konu da vatandaşlarımızın ve KKTC vatandaşlarının ve yakınlarının Gazze’den tahliyesi. Bu sabah itibarıyla bin 489 vatandaşımızı, KKTC vatandaşını ve onların yakınını Gazze’den tahliye etmiş durumdayız. Halen tahliye etmeye çalıştığımız bir grup vatandaşımız var. Onları da en kısa sürede güvenli bir şekilde Gazze’den Türkiye’ye veya gitmek istedikleri 3’üncü bir ülke varsa oraya ulaşması için çaba harcamaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Bir gazetecinin “ABD ile yapılan görüşmelerde özellikle terörle mücadelede ortak bir mekanizma kurulması konusunda karara varıldığı belirtildi. Ayrıntıları nelerdir?” sorusuna cevap veren Öncü Keçeli, “Düzenli olacak toplantılar, teknik düzeyde gerçekleştirilecek. Yüz yüze yapılması planlanıyor. ve her şeyden önemlisi bu farklı kurumların katılımıyla gerçekleştirilecek bir dizi toplantı olacak Dışişleri Bakanlıklarının koordinasyonunda ancak güvenlik birimlerinin de dahil olduğu bir istişare mekanizması” cevabını verdi.

“Bir operasyon yapacaksak icazet alacağımız tek yer Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesidir”

Keçeli, bir gazetecinin “Irak’a yönelik olarak yazın daha kapsamlı bir operasyon beklentisi mevcut. Bu konu ABD ile yapılan görüşmelerde dile getirildi mi?” sorusu üzerine, “Amerikalılarla temaslarımızda terör örgütü PKK’nın Irak’taki varlığının ve bizim terörle mücadelemiz çerçevesinde izin almamız, icazet almamız çerçevesinde bunu soruyorsanız. Tabie ki bu açıdan Amerikalılarla konuşmuyoruz. Biz güvenliğimizi tehdit eden yurtdışı kaynaklı bir terör örgütüne yönelik operasyon yapacaksak icazet alacağımız tek yer Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesidir. Bunun dışında herhangi bir uluslararası yapı veya üçüncü tarafla bu konuyu ele almıyoruz. Diğer taraftan ABD’nin askerleri Irak’ta bulunuyorlar. Dolayısıyla bizim PKK’ya yönelik mücadelemizle bağlantılı olarak tabii ki onlarla da görüşüyoruz. Ancak bu bir icazet almak, onların iznini almak anlamında gerçekleşmiyor” ifadelerini kullandı.

Yunanistan ile ikili ilişkilerde son durum

Yunanistan ve Türkiye’nin siyasi diyalog konusunda hangi noktada olduklarına yönelik soruya yazılı olarak cevap veren Sözcü Keçeli, “Türkiye-Yunanistan Siyasi Diyalog Toplantısı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Burak Akçapar ve Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Alexandra Papadopoulou başkanlıklarındaki heyetler arasında 11 Mart Pazartesi günü Ankara’da gerçekleştirildi. Görüşmeler olumlu bir atmosferde geçti. İkili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konular da ele alındı. İkili ilişkiler kapsamında, üst düzey temas ve ziyaretlerin programlanması, Ege konuları, her iki ülkedeki azınlıkların durumu, konsolosluk ilişkileri, düzensiz göç ve terörle mücadelede işbirliği, karşılıklı kültürel mirasın korunması, iki ülkenin uluslararası adaylıkları konusunda işbirliği gibi hususlar görüşüldü. Bölgesel ve uluslararası konular bağlamında ise Ukrayna, Gazze, Kafkasya ve Orta Asya’daki durum, Balkanlar, AB ve NATO ile ilişkiler gibi konu başlıkları üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu. Yunan tarafına iki ülke liderleri tarafından geçtiğimiz aralık ayında Atina’da düzenlenen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDIK) sırasında imzalanan ‘Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi’ doğrultusunda gerilim oluşturabilecek söylem ve eylemlerden kaçınılması gerektiği vurgulandı. Toplantı sırasında ülkelerimizi birbirlerine yaklaştıracak olumlu gündem çalışmalarımız hakkında da bilgi alışverişinde bulunuldu” ifadelerine yer verdi. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-irak-guvenlik-zirvesinin-bir-sonraki-toplantisi-yarin-bagdatta-yapilacak/feed/ 0
GÖRÜŞ- Soykırım davası büyüyor: İsrail’den sonra yargılanma sırası Almanya’da https://www.haber28.com.tr/gorus-soykirim-davasi-buyuyor-israilden-sonra-yargilanma-sirasi-almanyada/ https://www.haber28.com.tr/gorus-soykirim-davasi-buyuyor-israilden-sonra-yargilanma-sirasi-almanyada/#respond Mon, 08 Apr 2024 01:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13447 İstanbul Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Bölümü Öğretim Üyesi Deniz Baran, Nikaragua’nın Uluslararası Adalet Divanında (UAD) İsrail’e desteği nedeniyle Almanya’ya karşı açtığı davanın detaylarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

“Şimdi Almanya’nın duracağı tek bir yer var, o da İsrail’in yanıdır. İsrail’in güvenliğinin Almanya’nın varlık nedeni olduğunu söylediğimizde kastettiğimiz budur.” Almanya Şansölyesi Olaf Scholz (12 Ekim 2023)

Geçen günlerde Avrupa Birliği (AB) Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB üyesi devletlerin İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü saldırganlığa yönelik tutumlarını eleştirirken “Çok fazla insanın öldürüldüğünü söylemeye devam etmek biraz çelişkili. ‘Lütfen insanlarla ilgilenin. Lütfen öldürmeyin.’ demeyi bırakın ve bir şeyler yapın.” demişti. “Bir şey yapmak” derken İsrail’in askeri kapasitesini diri tutmayı sağlayan büyük ölçekte askeri teçhizat ihracatının ve yardımların kastedildiğini tahmin etmek güç değil. Mart ayının ilk gününde ise Avrupa’dan İsrail’e tüm hızıyla devam eden askeri yardımı sadece bir sitem konusu yapmayıp hukuki sorumluluk meselesi haline getirecek önemli bir adım atıldı. Avrupa’yla da Filistin’le de arasında koca bir okyanus bulunan Orta Amerika ülkesi Nikaragua, AB blokunun lokomotifi Almanya’ya karşı UAD’de, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği uluslararası hukuk ihlalleri sebebiyle dava açtı.

Malum, Aralık 2023’te Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Soykırım Sözleşmesi’nin ihlali gerekçesiyle başlattığı dava, ardından ise 2023’ün başında talep edilen ve İsrail’in Filistin topraklarındaki uygulama ile politikalarının hukuka aykırılığının ele alındığı danışma görüşü sürecine ilişkin sözlü sunumların yapılması vesilesiyle UAD’de Filistin’e ilişkin yürüyen süreçler dünya kamuoyunun gündeminde büyük yer tutuyordu. Nikaragua’nın attığı bu adımla beraber hem Filistin Divan gündemdeki yerini koruyacak hem de İsrail’in Filistin’de 5 aydır sürdürdüğü soykırım niteliğindeki eylemlerin uluslararası yargıya taşınmasında yeni bir perde açılacak gibi gözüküyor. Çünkü Filistin’deki zulmün failleri yelpazesinin yeni aktörlerle genişlemesi söz konusu ve İsrail’in yarattığı vahşeti destekleyenler de artık spot ışığının altında. Tarihsel olarak soykırım kavramının uluslararası hukuka girmesine yolu açan devlet olan Almanya’nın dönüp dolaşıp bu suçlamayla karşı karşıya kalması ayrıca manidar. Ancak daha önemlisi, hukuki açıdan bakınca bu davayla birlikte soykırıma dair devletlerin sorumluluk sınırlarının ne kadar genişleyebileceğine dair önemli içtihatlar ortaya konması ihtimali doğdu. Zira sadece Soykırım Sözleşmesi’nde yasaklanan eylemleri işleyenlerin değil, bunların işlenmesine destek sağlayanların da taşıyacağı sorumluluk dava konusu ediliyor.

Nikaragua, Almanya’yı hangi gerekçelerle dava ediyor?

Nikaragua Hükümeti bir basın açıklaması yaparak Almanya’yı İsrail’e desteği sebebiyle uluslararası hukuk çerçevesinde sorumlu tutacağını 1 Şubat 2024’te duyurmuştu. Bu sebeple er veya geç böyle bir dava açma hamlesinin gelebileceği tahmin ediliyordu. Ancak tahmin etmesi daha güç olan husus, Almanya’nın sorumluluğunun bu denli çeşitli gerekçelerle ileri sürülmesiydi. Zira Nikaragua, Almanya’nın sadece Soykırım Sözleşmesi kaynaklı soykırımı önleme ve cezalandırma yükümlülüklerini ihlali sebebiyle sorumluluğunu iddia etmiyor; buna ek olarak Gazze başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında meydana gelen uluslararası insancıl hukuk ihlallerini hiçe saymak suretiyle hem 1949 tarihli Cenevre Sözleşmelerinin ve 1977 tarihli Ek Protokollerinin hem de uluslararası teamül hukuk kaynaklı temel kurallara saygı gösterme yükümlülüğünün ihlal edildiğini iddia ediyor. Dahası Nikaragua, Filistin’de devam eden hukuka aykırı işgal ve saldırıların sürdürülebilmesine destek sağlamak suretiyle uluslararası hukukun emredici kurallarının (jus cogens), özellikle de apartheid rejimini, ırk ayrımcılığını ve halkların kendi geleceklerini tayin hakkının gasbedilmesini yasaklayan kuralların ihlal edildiğini öne sürüyor. Zira uluslararası toplumun, genel olarak İsrail’in 7 Ekim sonrasında tepki gösterme ve uyruğundaki kişileri koruma gerekliliğine gösterilen anlayışın İsrail’in uluslararası hukuka aykırı hareket etmesi ve aykırılıkları sürdürmesi için bir mazeret olamayacağının altı çiziliyor. Dolayısıyla diğer devletler de İsrail’in maksadı aşan ve hukuka aykırı eylemlerini desteklemek için herhangi bir gerekçeye sahip değil.

Ancak Almanya Hükümeti’nin İsrail’in mevcut saldırganlığının başladığı tarihten bu yana tüm hukuk ihlallerinin farkında olmasına rağmen İsrail’in eylemlerine olan desteğini kararlı bir şekilde devam ettirdiği belirtiliyor. Almanya’nın mali ve siyasi desteğine de değinilse de asıl vurgu askeri desteğe yapılıyor. Özellikle İsrail’in soykırım başta olmak üzere diğer ihlal niteliğindeki eylemleri gerçekleştirirken Almanya tarafından adeta daha hızlandırılmış bir şekilde temin edilen tanksavar silahlardan makineli tüfekler için mühimmat, patlayıcılar ve itici gazlar gibi askeri malzemelerden cephe hattına ve depolara yapılan ikmaller ve teknolojiden faydalandığının altı çiziliyor. Almanya’nın özel olarak itham edildiği bir diğer konu ise Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) yapılan yardımı kesme kararı. BM Genel Kurulu tarafından 1949 yılında kurulduğundan bu yana milyonlarca Filistinli mülteciye yardım götüren resmi bir kuruluş olan UNRWA fonlarının yüzde 90’ından fazlası devletlerin maddi katkısından oluşuyor. Almanya ise 2’nci en büyük bağışçı konumundaydı. Haliyle buraya sağlanan finansmanın kesilmesi İsrail’in işlediği zulmün mağduru konumdaki yüzbinlerce Filistinlinin açlık, kıtlık ve hastalığa mahkum edilmesi anlamına geliyor. Nikaragua’ya göre bir taraftan İsrail’in ihlallerine destek olurken öbür taraftan UNRWA’ya böyle bir darbe vurulması, İsrail’in soykırım başta olmak üzere tüm insancıl hukuk ihlallerinin kolaylaştırılmasına katkıda bulunması anlamına geliyor.

Nihayetinde Soykırım Sözleşmesi’ne taraf her bir devlet, soykırımın işlenmesini önlemek için mümkün olan her şeyi yapmakla yükümlü olup önleme yükümlülüğü bir devletin soykırım işlenebileceğine dair ciddi bir riskin varlığını öğrendiği anda ortaya çıkar. Divan’ın Güney Afrika’nın açtığı davada verdiği ihtiyati tedbir kararlarında da teyit ettiği üzere Ekim 2023’ten bu yana Filistin halkına yönelik bir soykırım riski olduğu açık olsa da Almanya hem İsrail’e sağladığı mali, siyasi ve askeri destekle hem de UNRWA’ya finansmanı keserek soykırımı önlemek için üzerine düşen “her şeyi” yapmaktan imtina ediyor. Benzer şekilde, 1949 Cenevre Sözleşmelerinin ve Ek Protokollerinin bir tarafı olarak Almanya, Cenevre Sözleşmelerinin ortak 1. maddesinde yer alan insancıl hukuka saygı gösterilmesini sağlama, silahlı çatışmaların tarafları tarafından insancıl hukukun ihlal edilmesini teşvik etmeme ve bu tür ihlalleri durdurmak için mümkün olduğu ölçüde nüfuzunu kullanma yükümlülüklerini de İsrail’e sağladığı desteklerle ihlal ediyor.

Güney Afrika’nın öne sürdüğü argümanlardan farkları

Nikaragua’nın Almanya’ya karşı yönelttiği iddiaların, söz konusu ihlallerin birincil faili olan İsrail’e karşı Güney Afrika’nın yönelttiği iddialardan dahi geniş olmasının sebebi Divan’ın yetkisi meselesiyle alakalı. Divan’ın devletler arasındaki bir uyuşmazlığa bakabilmesi için tarafların bu konuda ortak rızası gerekiyor. Güney Afrika ile İsrail arasındaki davayı açabilmeyi mümkün kılan tek yol Soykırım Sözleşmesi’ne başvurulmasıydı, çünkü onun tarafları sadece Sözleşme çerçevesindeki uyuşmazlıklar için Divan’ın yetkisini peşinen tanıyor. Ancak Nikaragua’nın 2001’den, Almanya’nın ise 2008’den bu yana kendilerinin taraf oldukları uyuşmazlıklarda bazı istisnalar hariç olmak üzere Divan’ı genel olarak tek taraflı yetkilendirmesi söz konusu. Bu sebeple Nikaragua sadece belli uluslararası anlaşmalara değil, uluslararası teamül hukuku ve uluslararası hukukun emredici kuralları gibi daha soyut normların ihlalini dahi gerekçe olarak öne sürebiliyor. İki devlet de Soykırım Sözleşmesi’ne taraf olduğu için o Sözleşme’den kaynaklanan Divan yetkisi zaten paralelde varlığını sürdürüyor. Nikaragua, iddia ettiği ihlallerden doğrudan zarar görmediği halde bu davayı açabilmesini ise aynı Güney Afrika veya daha önce Myanmar’a aynı gerekçeyle dava açan Gambiya’nın yaptığı gibi söz konusu ihlallerin tüm uluslararası toplumu ilgilendiren ve herkesçe ileri sürülebilen (erga omnes) yükümlülüklerle ilgili olmasına bağlıyor. Son olarak belirtmek gerekir ki Nikaragua, ihtiyati tedbir talebinde de bulundu. İki devlet arasındaki silah ticaretinin ivedi bir şekilde kesilmesi dahi istenen tedbirler arasında. Divan, muhtemelen birkaç hafta içinde bu talebi değerlendirecek.

Nikaragua’nın Almanya’ya açtığı davadaki iddiaların hepsinin kabul edilebilmesinin önünde bir başka yazının konusu olacak teknik engeller var. Bu denli geniş çaplı bir gerekçe yelpazesi ve kimi noktalarda çok soyut kurallara dayanarak ortaya atılan iddialardan yüzde yüz isabet yakalamak zaten oldukça zor. Ayrıca asıl fail konumundaki başka bir devletin eylemlerine katkı yapan devletin sorumluluğunun iddia edildiği bu tip davalarda verilen destek ile ihlaller arasındaki nedensellik bağlarını kurmak kolay değil. Bu konuda Divan’ın da engin bir içtihat geçmişi olduğu söylenemez. Bu sebeple davada yoruma açık birçok nokta mevcut ve Divan bunları ele almaktan kaçınmazsa emsal nitelikte içtihatlar ortaya konmuş olacak. Esasında, Nikaragua’nın bu davayı açarken sadece hukuki bir kazanımı değil, uluslararası kamuoyu üzerinde bir farkındalık yaratmayı hedeflediğini tahmin etmek zor değil. Bu sebeple Divan’ın içtihatları ne yönde gelişirse gelişsin hedefin pek uzağında kalınmayacak.

[Deniz Baran, İstanbul Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Bölümü Öğretim Üyesidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gorus-soykirim-davasi-buyuyor-israilden-sonra-yargilanma-sirasi-almanyada/feed/ 0
Yalvaç’ta alacak verecek meselesi yüzünden öldürülen kişinin zanlıları hakim karşısında https://www.haber28.com.tr/yalvacta-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-oldurulen-kisinin-zanlilari-hakim-karsisinda/ https://www.haber28.com.tr/yalvacta-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-oldurulen-kisinin-zanlilari-hakim-karsisinda/#respond Mon, 25 Mar 2024 06:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11418 Isparta’nın Yalvaç ilçesinde alacak verecek meselesi yüzünden 1 kişiyi öldüren zanlılar ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık Hasan K. olayı planlayarak yapmadığını söyleyerek, “Belinden silahı çıkarıp benim belimin sağ tarafına dayadı. Sonrasında silah patlama sesi duydum. Benim vurulduğumu düşündüm” dedi.

Isparta’nın Yalvaç ilçesinde Ferhat Tokmak (38), alacak verecek meselesi yüzünden arasında husumet bulunan Hasan K. ve Feryaz Y. tarafından 26 Kasım 2023 tarihinde kafasından silahla vurularak öldürülmüştü. Yalvaç Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada ‘Kasten Adam Öldürme’ suçundan tutuklu yargılanan Hasan K. (46) ve Feryaz Y. (37), Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla (SEGBİS) ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma salonunda taraf avukatları ve aileler hazır bulundu.

Mahkeme başkanı tarafından söz verilen sanık Hasan K., maktul Ferhat Tokmak ile aralarında bir husumet olmadığını belirterek, “Olaydan 3 ay önce onunla Çınaraltı’nda denk geldik. Bana ‘Moralim bozuk, eve gidelim, sana çay demleyeyim’ dedi. Yaşadığı aparta gittik. Eve geldiğimizde kız kardeşi ile aralarında sıkıntı olduğunu ve kendisini şikayet ettiklerini söyledi. Ben de parası olup olmadığı sordum. Parası yoktu, bin 500 lira para verdim ve ‘Sende olunca bana verirsin’ dedim. Sonrasında olaydan iki gün önce maktul Ferhat Tokmak beni aradı, çok sinirli bir şekilde küfürler etmeye başladı. Bana telefonda ‘Arkamdan para verdim ödemedi diye konuşuyormuşsun’ dedi. Ben de insanlara aldırış etmemesi gerektiğini söyledim. Buna rağmen eşime kızıma küfür etmeye devam ediyordu” dedi.

Aynı gün Ferhat Tokmak’ın kızının iş yerine giderek küfürler ettiğini söyleyen sanık, “Aynı gün kızım beni aradı. İş yerine Ferhat Tokmak’ın geldiğini ve küfürler ettiğini söyledi. Ben de ‘Kızım onun kafası iyidir, ben konuşurum’ diyerek telefonu kapattım” diye konuştu.

“Silah patlama sesi duydum, benim vurulduğumu düşündüm”

Olayın olduğu gün izinli olduğunu ve kayınbiraderi Feryaz Y.’yi arayarak mantar toplamaya gittiğini söyleyen Hasan K., “Feryaz ile buluşup mantar toplamaya gittik. Ferhat ile aramda geçen konuşmalardan haberi yoktu. Dönüş yolunda Ferhat’ı aradım. Buluşalım, görüşelim dedim. Onu arama sebebim kızlarımı rahatsız etmesin, Yalvaç küçük bir yer, dedikodu çıkmasın istedim. Çınaraltı’nda bulunan otoparka geldim, Ferhat’ı arayarak otoparkta olduğumu söyledim. Biraz bekledikten sonra geldi. Arabadan inerek onu karşıladım ve konuşmak için arabaya geçtik. Arabaya biner binmez küfürler etmeye başladı. Daha sonra belinden silahı çıkarıp benim belimin sağ tarafına dayadı. Sonrasında silah patlama sesi duydum. Benim vurulduğumu düşündüm. Aşağı indim, Feryaz da inerek ‘Ağabey bu ölmüş’ dedi. ‘Emniyeti arayalım’ dedim. ‘Çocuklarımı görmeden arattırmam’ dedi. O an ikimiz de şoka girmiştik. Araca bindik, nereye gittiğimi bilmiyorum. Biraz gittikten sonra Feryaz yolun sağ tarafına indirip bıraktı. Daha sonra emniyete giderek teslim olduk, pişmanım. Planlayarak yapmadım” dedi.

Mahkeme heyeti tarafından dinlenilen Sanık Feryaz Y. ise maktul Ferhat Tokmak’ı tanımadığını söyleyerek, “Mantar topladıktan sonra eniştem Hasan K. bir arkadaşı ile görüşeceğini söyledi. Çarşıya otoparka geldik. Eniştem o kişi gelince bana ‘Arkaya geç’ dedi. Biraz bekledik, Ferhat geldi, eniştem araçtan inerek karşıladı. Arabaya biner binmez küfürler etmeye başladı. Ben de ‘Oturun konuşun, siz arkadaşsınız’ dedim. O sırada bana ‘Sen kimsin?’ diyerek fiziksel temasta bulundu. Elini çekti, silahı çıkarıp eniştemin beline dayadı. Arabanın arka kısmında bulunan silahı alarak aşağı indim. Onu araçtan çekmeye çalışırken silah sesi duydum. Silah patlayınca bir anda düştü. Nabzını kontrol ettiğimde atmıyordu. Enişteme boğuşma esnasında elimin yanlışlıkla tetiğe gittiğini söyledim. Araca binip oradan çıktık. Yol kenarına kimin bıraktığını hatırlamıyorum. Çocukları görmek için eve döndük sonrasında kendimiz emniyete teslim olduk” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti tarafından tanık olarak dinlenilen sanık Hasan K.’nin kızı N.K. ise olaydan iki gün önce Ferhat Tokmak’ın iş yerine gelerek küfür ettiğini söyleyip, “Bana ‘Baban nerede?’ diye sordu, ben de ‘İsmini söylersen babama senin geldiğini söylerim’ dedim. Bana ‘Babana Ferhat ağabey uğradı dersen baban tanır’ dedi. Sonrasında bana parmağını sallayarak küfürler etmeye başladı. Sonra iş yerimden ayrıldı, ben de o korku ile babamı aradım” dedi.

Mahkeme heyeti eksikliklerin giderilmesi için mahkemeyi ileri bir tarihe erteledi. – ISPARTA

]]>
https://www.haber28.com.tr/yalvacta-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-oldurulen-kisinin-zanlilari-hakim-karsisinda/feed/ 0
Bülent Uygun’dan taraftara sitem: “Akıl vermeyi bırakın” https://www.haber28.com.tr/bulent-uygundan-taraftara-sitem-akil-vermeyi-birakin/ https://www.haber28.com.tr/bulent-uygundan-taraftara-sitem-akil-vermeyi-birakin/#respond Wed, 28 Feb 2024 08:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7637 – Bülent Uygun’dan taraftara sitem: “Akıl vermeyi bırakın”

SİVAS – Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, takımın oyun sistemini eleştiren taraftarlara sitemde bulunarak, “Şimdi akıl vermeyi bırakın. Kombine alın tamam. Hatta 1’er milyon Euro gönderin. Biz de onlarla futbolcu alalım. Öyle klavyenin başından atacaksın, oradan tutacaksın” dedi.

Sivasspor, Trendyol Süper Lig’in 27. hafta maçında 25 Şubat Pazar günü sahasında Pendikspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarına başladı. Teknik Direktör Bülent Uygun antrenman öncesi, açıklamalarda bulundu. Berabere kaldıkları Hatayspor maçını değerlendirerek sözlerine başlayan Uygun, “Hatay’dan galip gelmek istiyorduk. İyi bir takım olduğunu da biliyorduk. Ona göre pozisyonlarımızı, duruşumuzu almaya çalıştık ama iyi oynadığımız bölümler oldu. Bazen de oyundan düştüğümüz anlar oldu. Sonucunda deplasmanda yenemiyorsan yenilmemek her zaman iyidir. 1 puanla dönmüş olmamız bizim açımızdan mutluluk verici” dedi.

“Kazanan taraf olmak istiyoruz”

Hafta sonu Pendikspor ile oynayacakları maçı da değerlendiren Uygun, “Kendi evimizde, kendi seyircimizin desteğinde ki ben bunu artık 10 binleri tribünde görmek istiyorum. Havalar güzelleşti. Saatleri çok uygun. Maça gelme zamanının geldiğini düşünüyorum. Desteğe çok ihtiyacımız var. Birliğe çok ihtiyacımız var. Pendik gibi çok iyi bir takım ile oynayacağız. Devre arasında da özellikle 8-9 tane çok önemli bonservis bedelleri ödeyerek transfer ettiği çok kaliteli ve ligimizde de damga vurmuş futbolcuları transfer etti. O yüzden zor bir maç bizi bekliyor. Kendi evimizde, kendi seyircimizin önünde Allah’ın izniyle inşallah kazanmak istiyoruz. Kazanarak en azından yukarılara doğru bir an önce tırmanmak istiyoruz. Bunun için de elimizden gelenin en iyisini yapıp inşallah kazanan taraf olmak istiyoruz” diye konuştu.

“Tek eksik Koita”

Bir basın mensubunun, “Takımdaki son durum ve sakatlar ne durumda?” sorusuna ise Uygun, “Tek sakatımız Koita var. Onun dışında diğerlerinin sakatlıkla ilgili herhangi bir problemi yok. Herkes idmanlara başladı. Yeni gelen arkadaşlar da artık hem havaya hem takıma uyum sağladı. Belki de bu hafta 3’ünü birden sahada görme ihtimalimiz var. Zaten 2’si geldiğinden beri oynuyor dolayısıyla 5 yeni transferimizle Pendik maçında sahada olabiliriz. Bu da bizim için sevindirici taraf. Onun dışında da önemli bir sakatlığımız, herhangi bir problemimiz de yok. Koita’da aramıza katıldığında bize güç katacaktır” yanıtını verdi.

“Cezamızı çektik”

3 hafta sonra yedek kulübesine döneceğini hatırlatan Uygun, “Evet tekrar geri dönüyoruz. Bazen futbol da oluyor öyle şeyler. Neyse cezasını çektik. Onlar da çekti velhasıl ceza almadan ligi bitirmek istiyoruz. Tabii ki hata hepimiz yapıyoruz. Hatasız olmaz. Art niyet ya da başka bir şeyi görmeden ligin artık sonuna yaklaşıldığı bir ortamda şampiyonluk ayrı bir mücadele gösteriyor. Düşme potasına Baktığınızda da herkesin birbirine özellikle ilk 8’den sonraki bütün takımların hepsinin birbirine yakın görüyor biliyorsunuz. O yüzden çok zorlaştı. Herkes iyi bir şekilde iyi bir mücadele ve iyi bir yönetim bekliyor. Ülkemiz için hayırlısı olsun” dedi.

“Şimdi akıl vermeyi bırakın”

Uygun son olarak taktiksel oyun anlayışı ile ilgili yöneltilen soruya da şu yanıtı verdi;

“Şimdi aslında bakıyorum böyle sosyal medyadan akıl verenler o şeyler yapanlar işte böyle oyun mu oynanır? Şu mudur diye. Ben size bir tane tüyo vereyim. Şampiyonlar Ligi’ne gittiğimizde biz Sivasspor olarak 350 pas yüzdemiz vardı. Kasımpaşa’nın 650 tane. Sonuç? O sezon Kasımpaşa küme düştü? Biz Şampiyonlar Ligi’ne gittik. Evet, eldeki kadronun oyun sisteminin, takımdaki bundan pozisyonların ne el veriyorsa, rakip ne gerekiyorsa onu oynuyoruz. Bir kere oynadığımız sistem, 5’li sistem değil, 3’lü sistem. 3-4-3 gibi bir sistem. Bu da çok fazlasıyla hücumsal bir format. Şimdi akıl vermeyi bırakın. Kombine alın tamam. Hatta 1’er milyon Euro gönderin. Biz de onlarla futbolcu alalım. Öyle klavyenin başından atacaksın. Oradan tutacaksın. Bu böyle olmuş. Bu şöyle olmuş. ya güldürmeyin Allah aşkına ya. Çok fazla sallamak istemiyorum, sonra olmaz. Taraftar tribündeki yerini alacak, takımını destekleyecek. Bizim için önemli olan sahada o gün ne gerekirse onu yapmaya çalışıyoruz. Kadromuzun yapısı itibariyle giden arkadaşlar olunca sonradan yerine kattığımız arkadaşlar da başka adamlar da düşünüyorduk. Bunlarla ve rakibe göre oynaması gereken bir oyun planının içerisindeyiz. Desteğe ve duaya ihtiyacı var Sivasspor’un şu anda. Yeni sezona bakarız. Oyun sistemi de değişir. Oyun mantığı değişir. Birçok şey değişir. Açık oynayıp 5 yiyeceğime kapalı oynar. 1-0 yenerim olur biter. Son 5 maç bir tane gol yemişiz. Daha ne istiyorsunuz ki.”

Çalışmalar başladı

Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesislerinde Teknik Direktör Bülent Uygun ve yardımcıları yönetiminde yapılan antrenman 1 saat 30 dakika sürdü. Koşu ile başlayan antrenman, ısınma ve denge çalışmalarıyla devam etti. Ardından pas çalışmaları yapan Yiğidolar, son bölümde ise çift kale maç oynadı. Sivasspor, yarın gerçekleştireceği antrenmanla Pendikspor maçının hazırlıklarına devam edecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bulent-uygundan-taraftara-sitem-akil-vermeyi-birakin/feed/ 0
Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun Taraftarlara Sitem Etti https://www.haber28.com.tr/sivasspor-teknik-direktoru-bulent-uygun-taraftarlara-sitem-etti/ https://www.haber28.com.tr/sivasspor-teknik-direktoru-bulent-uygun-taraftarlara-sitem-etti/#respond Wed, 28 Feb 2024 06:48:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7622 Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, takımın oyun sistemini eleştiren taraftarlara sitemde bulunarak, “Şimdi akıl vermeyi bırakın. Kombine alın tamam. Hatta 1’er milyon Euro gönderin. Biz de onlarla futbolcu alalım. Öyle klavyenin başından atacaksın, oradan tutacaksın” dedi.

Sivasspor, Trendyol Süper Lig’in 27. hafta maçında 25 Şubat Pazar günü sahasında Pendikspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarına başladı. Teknik Direktör Bülent Uygun antrenman öncesi, açıklamalarda bulundu. Berabere kaldıkları Hatayspor maçını değerlendirerek sözlerine başlayan Uygun, “Hatay’dan galip gelmek istiyorduk. İyi bir takım olduğunu da biliyorduk. Ona göre pozisyonlarımızı, duruşumuzu almaya çalıştık ama iyi oynadığımız bölümler oldu. Bazen de oyundan düştüğümüz anlar oldu. Sonucunda deplasmanda yenemiyorsan yenilmemek her zaman iyidir. 1 puanla dönmüş olmamız bizim açımızdan mutluluk verici” dedi.

“Kazanan taraf olmak istiyoruz”

Hafta sonu Pendikspor ile oynayacakları maçı da değerlendiren Uygun, “Kendi evimizde, kendi seyircimizin desteğinde ki ben bunu artık 10 binleri tribünde görmek istiyorum. Havalar güzelleşti. Saatleri çok uygun. Maça gelme zamanının geldiğini düşünüyorum. Desteğe çok ihtiyacımız var. Birliğe çok ihtiyacımız var. Pendik gibi çok iyi bir takım ile oynayacağız. Devre arasında da özellikle 8-9 tane çok önemli bonservis bedelleri ödeyerek transfer ettiği çok kaliteli ve ligimizde de damga vurmuş futbolcuları transfer etti. O yüzden zor bir maç bizi bekliyor. Kendi evimizde, kendi seyircimizin önünde Allah’ın izniyle inşallah kazanmak istiyoruz. Kazanarak en azından yukarılara doğru bir an önce tırmanmak istiyoruz. Bunun için de elimizden gelenin en iyisini yapıp inşallah kazanan taraf olmak istiyoruz” diye konuştu.

“Tek eksik Koita”

Bir basın mensubunun, “Takımdaki son durum ve sakatlar ne durumda?” sorusuna ise Uygun, “Tek sakatımız Koita var. Onun dışında diğerlerinin sakatlıkla ilgili herhangi bir problemi yok. Herkes idmanlara başladı. Yeni gelen arkadaşlar da artık hem havaya hem takıma uyum sağladı. Belki de bu hafta 3’ünü birden sahada görme ihtimalimiz var. Zaten 2’si geldiğinden beri oynuyor dolayısıyla 5 yeni transferimizle Pendik maçında sahada olabiliriz. Bu da bizim için sevindirici taraf. Onun dışında da önemli bir sakatlığımız, herhangi bir problemimiz de yok. Koita’da aramıza katıldığında bize güç katacaktır” yanıtını verdi.

“Cezamızı çektik”

3 hafta sonra yedek kulübesine döneceğini hatırlatan Uygun, “Evet tekrar geri dönüyoruz. Bazen futbol da oluyor öyle şeyler. Neyse cezasını çektik. Onlar da çekti velhasıl ceza almadan ligi bitirmek istiyoruz. Tabii ki hata hepimiz yapıyoruz. Hatasız olmaz. Art niyet ya da başka bir şeyi görmeden ligin artık sonuna yaklaşıldığı bir ortamda şampiyonluk ayrı bir mücadele gösteriyor. Düşme potasına Baktığınızda da herkesin birbirine özellikle ilk 8’den sonraki bütün takımların hepsinin birbirine yakın görüyor biliyorsunuz. O yüzden çok zorlaştı. Herkes iyi bir şekilde iyi bir mücadele ve iyi bir yönetim bekliyor. Ülkemiz için hayırlısı olsun” dedi.

“Şimdi akıl vermeyi bırakın”

Uygun son olarak taktiksel oyun anlayışı ile ilgili yöneltilen soruya da şu yanıtı verdi;

“Şimdi aslında bakıyorum böyle sosyal medyadan akıl verenler o şeyler yapanlar işte böyle oyun mu oynanır? Şu mudur diye. Ben size bir tane tüyo vereyim. Şampiyonlar Ligi’ne gittiğimizde biz Sivasspor olarak 350 pas yüzdemiz vardı. Kasımpaşa’nın 650 tane. Sonuç? O sezon Kasımpaşa küme düştü? Biz Şampiyonlar Ligi’ne gittik. Evet, eldeki kadronun oyun sisteminin, takımdaki bundan pozisyonların ne el veriyorsa, rakip ne gerekiyorsa onu oynuyoruz. Bir kere oynadığımız sistem, 5’li sistem değil, 3’lü sistem. 3-4-3 gibi bir sistem. Bu da çok fazlasıyla hücumsal bir format. Şimdi akıl vermeyi bırakın. Kombine alın tamam. Hatta 1’er milyon Euro gönderin. Biz de onlarla futbolcu alalım. Öyle klavyenin başından atacaksın. Oradan tutacaksın. Bu böyle olmuş. Bu şöyle olmuş. ya güldürmeyin Allah aşkına ya. Çok fazla sallamak istemiyorum, sonra olmaz. Taraftar tribündeki yerini alacak, takımını destekleyecek. Bizim için önemli olan sahada o gün ne gerekirse onu yapmaya çalışıyoruz. Kadromuzun yapısı itibariyle giden arkadaşlar olunca sonradan yerine kattığımız arkadaşlar da başka adamlar da düşünüyorduk. Bunlarla ve rakibe göre oynaması gereken bir oyun planının içerisindeyiz. Desteğe ve duaya ihtiyacı var Sivasspor’un şu anda. Yeni sezona bakarız. Oyun sistemi de değişir. Oyun mantığı değişir. Birçok şey değişir. Açık oynayıp 5 yiyeceğime kapalı oynar. 1-0 yenerim olur biter. Son 5 maç bir tane gol yemişiz. Daha ne istiyorsunuz ki.”

Çalışmalar başladı

Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesislerinde Teknik Direktör Bülent Uygun ve yardımcıları yönetiminde yapılan antrenman 1 saat 30 dakika sürdü. Koşu ile başlayan antrenman, ısınma ve denge çalışmalarıyla devam etti. Ardından pas çalışmaları yapan Yiğidolar, son bölümde ise çift kale maç oynadı. Sivasspor, yarın gerçekleştireceği antrenmanla Pendikspor maçının hazırlıklarına devam edecek. – SİVAS

]]>
https://www.haber28.com.tr/sivasspor-teknik-direktoru-bulent-uygun-taraftarlara-sitem-etti/feed/ 0
İzmir’de İmam, Cumhurbaşkanı Mitingi İçin Cemaat Toplamayı Reddetti https://www.haber28.com.tr/izmirde-imam-cumhurbaskani-mitingi-icin-cemaat-toplamayi-reddetti/ https://www.haber28.com.tr/izmirde-imam-cumhurbaskani-mitingi-icin-cemaat-toplamayi-reddetti/#respond Sun, 25 Feb 2024 22:12:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7207 İzmir’de, AKP Buca İlçe Başkanlığı’ndan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl yapılan İzmir mitingine cemaat toplaması talebiyle arandığını ve bu talebi yerine getirmeyince hakkında soruşturma açıldığını açıklayan imam Yusuf Kılıç, İzmir dışına sürgün edildiğini ve kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini söyledi. Kılıç, “Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım. Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi” dedi. Kılıç, “İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir. Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem” diye konuştu.

İzmir Buca’da görevli imam hatip Yusuf Kılıç, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel seçim döneminde 29 Nisan 2023 tarihinde İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapacağı miting öncesinde AKP Buca İlçe Başkanlığı’ndan arandığını, kendisinden cemaatini miting için toplamasının istendiğini açıklamıştı. Kılıç, “Ben, bir cami imamıyım. Evet, bu ülkede demokrasi şöleni olabilir. Ama burada ben taraf değilim… Cemaatimden bir kısmını mitinglere götürürsem ben, bu caminin ilkesine, amacına karşı düşmüş olurum. Bu da benim için ve toplum için çok büyük bir sıkıntı” demişti.

Kılıç, bu olayın ardından kendisi hakkında soruşturma açıldığını ve ciddi tehditler aldığını duyurmuştu. Kılıç, kendisini tehdit edenler hakkında 3 Mayıs 2023 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.

Kılıç, olayın üzerinden 10 ay geçmesinin ardından İzmir dışına sürgün edildiğini, kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini ve bir imam tarafından işinden atılmakla tehdit edildiğini açıkladı. Sendikası Diyanet-Sen’in arkasında durmadığını belirten Kılıç, AKP Buca İlçe Başkanlığı’nın kendisini aramasının ardından yaşadıklarını şöyle özetledi:

“BAŞKA BİR İMAM TARAFINDAN GÖREVDEN ATILMAKLA TEHDİT EDİLDİM”

“Merhaba, ben Yusuf Kılıç. Cami, insanların Allah’a, kitaba ve peygamberlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığı toplu bir yerdir. Ben de cami imamı olarak halka karşı sorumluluğumun bilinciyle çalışmaya başladığım günden bu yana hiçbir şekilde aksatmadan görevimi yürütmekteydim. 26 Nisan 2023 tarihinde kendisini AKP Buca İlçe Başkan Yardımcısı olarak tanıtan bir şahıs beni arayarak mitingleri için cami cemaati ayarlamamı ve mitinge götürmemi istedi. Ben de bunu reddettim. Deyim yerindeyse o günden sonra başıma gelmeyen kalmadı. Sürgün ile tehdit edildim. Hemen akabinde 29 Mayıs 2023 tarihinde Buca’da başka bir camiye gönderildim. Bu camide 4 ay boyunca görev yaptım. İmkanlar çok kısıtlı olduğu için cami tuvaletinde 4 ay boyunca banyomu yaptım. Aynı şekilde camide yatmak zorunda kaldım. Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım.

“İZMİR’İN DIŞINA SÜRGÜN EDİLDİM. EN SON TARAFIMA ‘KADEMENİN İLERLEMESİNİN DURDURULMASI’ CEZASI VERİLDİ”

Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi. Bu olaylar yaşanırken sendikam hiçbir şekilde arkamda durmadı. Ben buradan Türkiye Barolar Birliği’ne seslenmek istiyorum. Başıma gelen bu olayların araştırılmasını ve avukat yardımı istiyorum. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu en güzel şekilde adalet, hukuk ortaya çıkartabilir. Sizi adaletin ilk basamağı olan vicdanlarınızın sesini dinlemeye davet ediyorum. Ben, insanların siyasi görüşlerini sorgulayamam. İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir. İnsanların camiye ve dine olan güvenlerine zarar vermek istemedim. Hangi siyasi görüş olursa olsun, kurumun itibarını zedeleyecek hiçbir teklifi kabul etmek mümkün değildir. Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmirde-imam-cumhurbaskani-mitingi-icin-cemaat-toplamayi-reddetti/feed/ 0
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, CHP’nin mevcut Belediye Başkanı Ahmet Aras’ı aday göstermesini istedi https://www.haber28.com.tr/bodrum-kadin-dayanisma-dernegi-chpnin-mevcut-belediye-baskani-ahmet-arasi-aday-gostermesini-istedi/ https://www.haber28.com.tr/bodrum-kadin-dayanisma-dernegi-chpnin-mevcut-belediye-baskani-ahmet-arasi-aday-gostermesini-istedi/#respond Thu, 18 Jan 2024 22:24:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2965 Bodrum Kadın Dayanışma Derneği (BKD), “Tarafız” başlığıyla bir açıklama yaparak, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimde CHP’nin mevcut Belediye Başkanı Ahmet Aras’ı aday göstermesini istedi.

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, çalışmalarını, ilkelerini ve hedeflerini anlatarak başladığı yazılı açıklamasında,” Türkiye’de kadınlara karşı ayrımcılığın, düşmanlığın, kadın karşıtı politikaların normalleştirildiği bir sürece evrildiği bu dönemde yapılacak yerel seçimlerde tarafız” ifadesine yer verdi.

Kadınların kendi kaderlerini belirleme haklarını devralmadan yaşadıkları hayatı değiştiremeyeceklerinin altının çizildiği açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi’n  Bodrum Belediye Başkan adayı olarak mevcut başkan Ahmet Aras’ı göstermesi çağrısında bulunuldu. Açıklama şöyle:

“AHMET ARAS, KİMSEYİ DIŞARIDA BIRAKMADAN GÖREVİNİ YERİNE GETİRDİ”

“400 yıllık kadın tarihimizden gelen deneyim ve birikim, kendi kaderlerimizi ancak taraf olmak ve taraf olduğumuz politikalardan vazgeçmemek ile inşa edilmiştir. İşte tam da bu doğrultuda 2024 yerel seçimlerinde gösterilecek adayları, kendi kaderlerimizi belirleme hakkımızı kullanmak bağlamında değerlendirmekteyiz. Ahmet Aras, 2019 yılından bu yana yukarıda belirtilen bu talepleri ve politikaları fark eden, fark etmeyi belirli günlerde açıklama yapmanın çok daha ötesine götürerek – TARAF olan bir yerden, ayrımcılık üretmeyen politikaları benimseyerek ve bu politikaları öğrenmeye yüksünmeyen bir yerel yönetici olarak kimseyi dışarıda bırakmayan bir anlayışla belediye başkanlığı görevini yerine getirdi.

“KADIN TARAFLI POLİTİKALARIN HAYATA GEÇİRİLMESİ SU KADAR ELZEMDİR”

Kadın taraflı politikaların günümüz koşullarında bile olsa hayata geçirilmesi, en az su hizmetleri kadar, imar planlamaları kadar, cenaze işlerinin önemi kadar, yolların pürüzsüz olması kadar ve trafik sorununun önemi kadar elzemdir. Ayrıca CHP tüzüğünün Kuruluş ve İlkeler bölümünde Madde 1 (5)’de şöyle bir cümle kaleme alınmış: ‘Cinsiyet eşitliğini temel ilke olarak kabul eder.’ Tüzüğün Amaç bölümünde Madde 2. (1) j. ise ‘Cinsiyet eşitliğinin toplumsal yaşamın her alanında uygulanmasını sağlamak…’ Bu ilkeleri yerine getiren mevcut Belediye Başkanı, partisinin amaç edindiği ilkelere sadık politikalar gerçekleştirdiği ortadadır.”

“KADINLAR NEYİN MÜCADELESİNİ VERDİĞİNİ VE NASIL MÜCADELE EDECEĞİNİ BİLİYOR”

Geçmiş dönemlerden farklı olarak Ahmet Aras’la kadın politikalarının görünür kılındığını ve Aras’ın kadınlarla yerel yönetim uygulamalarının ayrımcılık üretmeyen somut hale dönüştürülmesi konusunda iradesinin olduğu vurgusu yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Bodrum’da 2019 yılına kadar kadın politikalarının kağıt üzerinde var olup, hayatın ve yerel yönetimin her alanında yok sayılan bir yerdeyken, kadınlarla birlikte, katılımcı yerel yönetim uygulamalarının önünü açarak yerel yönetimin dönüştürülmesi mümkün olmuştur. Bu dönüşüm ile Bodrum’da ayrımcılık üretilmeyen bir kent yaratmak için üretilen hizmetlerin kadınlarla birlikte yapılabileceğini gördük. Kadınlar neyin mücadelesini verdiğini biliyor. Kadınlar nasıl mücadele edeceğini de biliyor. Dolayısıyla adımıza karar verilmesi değil, kendimiz karar verme organlarında yer alarak özgür, eşit ve şiddetsiz yaşamı kurmaya devam etmek için bu mücadelenin içerisinde yer almaya devam edeceğiz.Tüm bunlar ışığında, Ahmet Aras, kadınları sadece oy kullananlar olarak görmediğini, Bodrum Yarımadası’nın 56 mahallesinde bulunan tüm kadınlar ile yereli birlikte yönetmeye talip olduğunu açıkça görev yaptığı dönem boyunca göstermiş oldu. Bu nedenle bir sonraki dönem Belediye Başkan adayı olarak Ahmet Aras’ın adaylığını destekliyoruz ve tarafız!”

]]>
https://www.haber28.com.tr/bodrum-kadin-dayanisma-dernegi-chpnin-mevcut-belediye-baskani-ahmet-arasi-aday-gostermesini-istedi/feed/ 0
Bursa’da Kardeşini Kaza Yaptırdığı İddiasıyla Saldıran Şahıs Tutuklandı https://www.haber28.com.tr/bursada-kardesini-kaza-yaptirdigi-iddiasiyla-saldiran-sahis-tutuklandi/ https://www.haber28.com.tr/bursada-kardesini-kaza-yaptirdigi-iddiasiyla-saldiran-sahis-tutuklandi/#respond Mon, 01 Jan 2024 07:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1637

BURSA’da, kardeşi Suat Ekmekci’nin (25) kullandığı otomobili sıkıştırarak, kaza yapmasına neden olduğunu iddia ettiği aracın sürücüsü Enes Alptuğ Gültekin’i (29), 4 yerinden bıçaklayarak yaralayan Murat Ekmekci (28), 20 yıla kadar hapis istemiyle tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında, “Olay yerini görünce şok oldum. Gözlerime inanamadım. Aynı yerde 3 yıl önce diğer kardeşim kaza yapıp ölmüştü. Suat’a da bir şey olacak diye çok korktum” dedi.

Olay, nisan ayında Karacabey ilçesinin kırsal Dağesemen Mahallesi’nde meydana geldi. 34 SF 507 plakalı otomobiliyle ilçe merkezine seyir halinde olan Enes Alptuğ Gültekin, iddiaya göre karşı yönden gelen Suat Ekmekci yönetimindeki otomobile yol vermeyip sıkıştırarak kaza yapmasına neden oldu. Araç hasar görürken, Suat Ekmekci, ailesini arayarak kaza yaptığını söyledi. Bunun üzerine Suat Ekmekci’nin babası, annesi ve kız kardeşi olay yerine gelip kazaya neden olmakla suçlanan Enes Alptuğ Gültekin’in kullandığı otomobili durdurdu. Taraflar arasında tartışma çıkarken, Suat Ekmekci’nin ağabeyi Murat Ekmekci de otomobiliyle olay yerine geldi. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü, cebindeki bıçağı çıkartan Murat Ekmekci, Enes Alptu Gültekin’i bıçakladı. 3’ü göğsüne, 1’i de sırtına isabet eden 4 bıçak darbesiyle yaralanan Gültekin, kanlar içerisinde yere yığılırken, o anlar çevredeki güvenlik kamerasına yansıdı.

Gültekin, otomobilde bulunan 2 arkadaşı tarafından kaldırıldığı Karacabey Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. Olayın ardından gözaltına alınan Murat Ekmekçi ise tutuklandı.

‘SUAT’A DA BİR ŞEY OLACAK DİYE ÇOK KORKTUM’

Soruşturmanın ardından hakkında, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Murat Ekmekci’nin yargılanmasına devam edildi. Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Ekmekci ile taraf avukatları katıldı. Mahkemede ilk kez ifade veren Ekmekci, olay günü kardeşinin kendisini cep telefonu ile arayarak kaza yaptığını söylediğini belirterek, “Kardeşim Suat, korku ve panik içeren ses tonuyla beni arayıp, ‘Kaza yaptım’ dedi. Hemen söylediği yere gittim. Olay yerini görünce şok oldum. Gözlerime inanamadım. Aynı yerde 3 yıl önce diğer kardeşim kaza yapıp ölmüştü. Suat’a da bir şey olacak diye çok korktum. Burada, kazaya neden olan kişileri sitemkar şekilde uyarırken, Enes bana küfredip üzerime gelerek kafama yumruk attı. Ben de cebimdeki bıçağı çıkartıp havaya salladım. Sonrasını hatırlamıyorum. Ona isabet etmiş. Haberim yok” dedi.

AVUKATI SUÇ VASFININ DEĞİŞMESİNİ İSTEDİ

Sanık avukatı Alper Kahraman da müvekkilinin kendisini savunmak amacıyla bıçağını kullandığını, tahrik eden ilk hamlenin karşı taraftan geldiğini belirtti. Kamera görüntülerinin de savunmalarını destekler nitelikte olduğunu ve suçun vasfının değişmesi gerektiğini söyleyen Kahraman, “Dosya kapsamında bulunan tutanaklar ve görüntüler incelendiğinde, ilk haksız eylemin müşteki tarafça gerçekleştiği, müvekkilin kendisine ve ailesine yönelik haksız eylemi savuşturma amacıyla hareket ettiği ve kalabalık grubun saldırısını sonlandırmak için bıçak kullandığı sabittir. Kamera görüntülerinin yapılan dökümünde, müvekkilin karşı tarafın göğüs bölgesine herhangi bir darbe vurmadığı, yalnızca bacağına darbe vurduğu görülecektir. Müvekkilin öldürme gibi bir amacı yoktur. Suç vasfı yaralamadır. Meşru savunma ve haksız tahrik hükümleri uygulanmalıdır” diye konuştu.

Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, eksik evrakların tamamlanması için duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bursada-kardesini-kaza-yaptirdigi-iddiasiyla-saldiran-sahis-tutuklandi/feed/ 0