Senaryosunu Derya Dobrişan’ın kaleme aldığı, yönetmenliğini Elçin Elmalıoğlu Karaahmet’in üstlendiği tek perdelik oyunda Ceren Tüysüz, Ferhat Karataş, Hüseyin Demir, İpek Uzkalan ve Tuğçe Güney rol alıyor.
Eskişehir Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde bu ay sahnelenmeye başlanan oyun, Kırım’da yaşayan Tatarların 14 Mayıs 1944’te Sovyet askerleri tarafından vagonlara bindirilmesi, yolculuk sırasında yaşananlar ve Tatarların yıllar sonra Kırım’a dönüşünü anlatıyor.
Kırım Tatarlarının gündelik hayatlarına dair kültürel unsurların da işlendiği yapıtta, oyuncular çeşitli Tatar ağıtları, deyimleri ve tekerlemeleriyle dönemin ruhunu sahneye taşımaya çalışıyor.
İsmail Gaspıralı gibi Tatar tarihinde öne çıkan isimlerin hatırlatıldığı oyunda, seyircileri anlatıya dahil edebilmek için sahne dışında bulunan farklı yollar da kullanılıyor. Başlangıçta vagon şeklinde kurulan koridorlarda bekletilen seyircilere, Kırım Tatar Sürgünü’ne dair bilgilendirici anons yapılıyor. Seyirciler, karanlıkta bir süre anonsu dinledikten sonra oyun salonuna girebiliyor.
“1,5 ay prova yaptık, sahneye çıktığımız her gün ağladık”
Yönetmen Elçin Elmalıoğlu Karaahmet, AA muhabirine, oyunda anlatılanların tamamının yaşanmış olmasının kendilerini çok etkilediğini söyledi.
Oyunun inşa sürecinde sürgünü yaşamış, tanıklık etmiş kişilerle çalıştıklarını belirten Karaahmet, bu durumun seyirci ile oyuncu kadrosu arasında önemli bağlar oluşturduğunu dile getirdi.
Konuştukları kişilerden bazılarının babasının sürgünü yaşadığını, kimilerinin küçük yaşlarda o trenlere bindirildiğini anlatan Karaahmet, “Henüz projenin başında onların hikayelerini duyar duymaz gözyaşlarına boğulmuştuk. Dolayısıyla sahnede sergilenenler tamamen gerçektir. İzleyiciler de öyle; kiminin babaannesi, dedesi, babası bir şekilde bunu yaşamış. Oyun için 1,5 ay prova yaptık, sahneye çıktığımız her gün ağladık.” diye konuştu.
Ekibin çok zor bir prova süreci geçirdiğini aktaran Karaahmet, gerçek olduğu bilinen her şeyin insanları etkilediğini vurguladı.
Seyircilerin vagondan geçerek yerlerini almasına değinen Karaahmet, “O atmosferi yaşamalarını istedik. O vagona giremeyen, bunu kaldıramayan seyircilerimiz dahi var. Oyuna girmeden ağlamaya başlayan seyircilerimiz var.” dedi.
“İnsanlığın ne kadar korkunç şeyler yaşadığını hissedebiliyorsunuz”
Oyunculardan Ferhat Karataş da “Hasret”in sergilendiği an ve sonrasının, bir oyuncuya hissedebileceği en güzel duyguları yaşattığını ifade etti.
Eserin, yükü ağır ve tarihsel gerçekliğe dayandığı için sorumluluğu fazla bir oyun olduğunu kaydeden Karataş, “Tiyatro anlamında hiçbir örneği olmayan bir oyun bu. Böyle bir şeyin ilk kez yapılması ve bunun içinde yer almak oldukça etkileyici.” değerlendirmesinde bulundu.
İpek Uzkalan, gerçeği olduğu gibi yansıtmaya gayret ettiklerini anlatarak, “Bunun için Kırım Tatarlarına yönelik araştırmalar yaptık, insanlarla görüştük. Eskişehir’deki müzeleri inceledik. Onların dillerini, sözlüklerini araştırdık. Kimi dostlarımız bizlere her kelimenin ne anlama geldiğini tek tek anlatarak yardımcı oldular. Çok çalışarak oyunu bu hale getirdik.” ifadesini kullandı.
En genç oyuncu Tuğçe Güney, turneler düzenlenmesi ve oyunun farklı şehirlerde izleyiciyle buluşmasını diledi.
İzleyicilerden Gönül Karasu ise oyunun seyirci için etkileyici olduğuna işaret ederek, geçmişi hatırlamanın önemli olduğunu vurguladı.
Karasu, “Tatar arkadaşlarımı hatırladım. Onların ne zaman göç ettiği, dedelerinin, babalarının hikayelerini hatırladım. Tarih boyunca insanlığın ne kadar korkunç şeyler yaşadığını hissedebiliyorsunuz. Oyunun şarkılarını ve yapısını çok beğendim.” görüşünü dile getirdi.
]]>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan yabancılara mülk satışının ciddi bir sorun olmadığını belirterek, “Elbette bunun her türlü milli boyutu da var. İmar yasalarını düzenleyerek, çevreyi, mavi ve yeşili korumak gerekir” dedi. Tatar, en fazla İsraillilerin mülk satın aldığı iddialarına dair, “İsrail bizim düşmanımız değil ki, tehdit olsun. Rumlar gelip satın almıyor. Bize tehdit olanlar Rumlar. İsrailli, yatırım için buradadır. Dünyanın her yerinde, İranlı, Iraklı, Amerikalıya da satış yaptılar. Onların Yahudiler olduğunu nereden sen biliyor musun” diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye ve KKTC’den gazetecilerle Lefkoşa’daki Cumhurbaşkanlığı’nda bir araya geldi. Üç yıldan beri yürüttükleri siyasetin Türkiye’nin de desteğiyle devam ettiğini belirten Tatar, “Bazıları kelime oyunlarıyla kendilerine göre bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Ama bizim kelime oyunlarıyla bir işimiz yok. Bizim pozisyonumuz açık ve nettir. Halkın kendi kaderine karar verme hakkıyla yaklaşıyoruz. Kıbrıs Rum’u kadar bizlerin de devlet tecrübesi vardır” ifadelerini kullandı. Tatar, devamında şöyle konuştu:
“Rum tarafı Ada’nın üçte birinin işgal edildiğini öne sürüyor. Rum tarafı politikasında Annan Planı’na hayır diyerek Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle ödüllendirilmelerinden beri hiçbir değişiklik yoktur. Artık iki egemen devlet arasında işbirliği olur. KKTC’yi tanımayabilir ama KKTC gerçeği vardır.
Biz egemen devlet isek taviz veremeyiz. Masaya oturacaksak egemen iki eşit devlet oturacaktır. Güney Kıbrıs Crans Montana’da bırakıldığı yerden başlamak istiyor, Ada’da sıfır asker, sıfır garantör diyor. Bizim milli siyasetten geri adımımız yoktur. Türkiye’nin Kıbrıs meselesinde milli siyaset değişikliği olmayacaktır.
Ada’da federal temelde bir anlaşma olduğunda kısa bir süre sonra Türkiye’nin Kıbrıs’tan tümüyle çekilmek zorunda kalacağı, çünkü ne diyorlar, bütün bunlar müzakere tutanaklarında var, Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği üyesi olmadığı için mutlak surette modası geçmiş olan garantörlüğü sona erdirilmesi ve AB güvenlik mekanizmalarının Türkiye’nin garantörlüğünün yerine anlaşmalarda yer alması ve Türk askerinin Ada’dan çekilmesi… Böyle bir ortamda elbette çok kısa bir süre sonra otoritelerini Kuzey’e dayayacakları için bizler için ölüm fermanıdır, Kıbrıs Türkü’nün yok oluşudur. Ayrıca Türkiye ile bağlantımızın kopartılması ile hem Türkiye’nin kendi güvenliğinin sarsılması ve Doğu Akdeniz’den dışlanmasıdır. Dolayısıyla AB’ye alınmalarından sonra Kıbrıs’ta bir anlaşma olursa bu mutlak surette iki egemen eşit devletin işbirliğiyle bu anlaşma olabilir.”
“HER TÜRLÜ MİLLİ BOYUTU VAR”
Aralarında ANKA Haber Ajansı’nın da bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tatar, Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan ve son dönemin önemli gündem maddelerinden olan yabancılara mülk satışının ciddi bir sorun olmadığını belirtti. Tatar, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yabancılara bir konut ve bir dönüm arazi resmi satış söz konusu. Aracılarla satış da gözden geçiriliyor. Bunun yasası var. Elbette bunun her türlü milli boyutu da var. Tarımsal arazileri korumak gerekir, imar yasalarını düzenleyerek, çevreyi, mavi ve yeşili korumak gerekir.
“ÇALKANTILAR VAR AMA ABARTILIYOR”
Burası eğitim ve turizmde marka destinasyon olmuştur. Çalkantılar var ama abartılıyor. Her milletten insanın gelmesi KKTC’nin tanınması için bir fırsattır. ‘Yabancılar geldi Kıbrıs’ı işgal etti’, ben buna inanmıyorum. Güney Kıbrıs’ta 50 bin Rus var, Güney Kıbrıs’ta her milletten insan var.
İsrail bizim düşmanımız değil ki, tehdit olsun. Rumlar gelip satın almıyor. Bize tehdit Rumlar. İsrailli, yatırım için buradadır. Dünyanın her yerinde İranlı, Iraklı, Amerikalıya da satış yaptılar. Onların Yahudiler olduğunu nereden sen biliyor musun?”
“YIPRATICI SÖYLEMLER SONA ERECEK”
KKTC’nin Güzelyurt ilçesindeki Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde başlayan ve çok sayıda üst düzey bürokrat ve yetkilinin tutuklandığı “sahte diploma” krizi için Tatar, “Bu skandala ilişkin KKTC’de bunun genel bir tecrübe olduğunu kabul edemem. Çok iyi eğitim veren üniversitelerimiz var. Bu eğitim sektörümüzü korumamız lazım. YÖK’ten destek talep ettik. YÖK’ün YÖDAK ile çalışmasıyla sıkıntılar giderilecek. Gereği neyse yapılacak. Yıpratıcı söylemler de sona erecek” dedi.
]]>Tatar, Adana’daki temasları kapsamında ilk olarak Vali Yavuz Selim Köşger’i makamında ziyaret etti.
Daha sonra Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Mithat Özsan Konferans Salonu’na geçen Tatar’a, Rektör Prof. Dr. Meryem Tuncel, Üniversite Senatosu adına fahri doktora beratını verdi, cübbesini giydirdi.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, burada yaptığı konuşmada, bu unvanın kendisi için çok önemli olduğunu belirterek böyle bir onura layık görüldüğü için teşekkür etti.
Daha sonra “Son gelişmeler çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Önemi” konulu konferans veren Tatar, Türklerin Kıbrıs’taki varlığının 1571’e dayandığını belirtti.
Ada’nın İngiltere’ye kiralanmasının ardından Çanakkale Savaşı’yla İngiltere’nin adayı ilhak ettiğini anlatan Tatar, o tarihten itibaren Kıbrıs Türk halkının milli kimliğini yok edilmesi, Kıbrıs Türk halkının sadece Müslüman bir azınlık olarak oradaki varlığını sürdürebilmesi için büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğraflarını bile okullara astırılmaması gibi Kıbrıs Türkü’ne baskılar yapıldığını ifade etti.
İngiltere Kıbrıs’tan çekildiğinde nüfusun Türkler aleyhine dönüştürülmüş halde olduğunu ifade eden Tatar, Yunanistan ile Kıbrıs ilişkileri nedeniyle Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için Türk halkına yönelik saldırılar yaşandığını anlattı.
Ersin Tatar, bu dönemde Kıbrıs Türklerinin Türkiye’nin desteğiyle direniş hareketi ortaya koyduklarını, garantör ülke olarak Türkiye’nin adaya barış harekatı düzenlediğini hatırlattı.
Kıbrıs Türk halkının artık ayrı bir halk olduğuna dikkati çeken Tatar, şunları söyledi:
“Uluslararası teamül gereği ve diğer sözleşmelere bağlı olarak her halk kendi geleceğini tayin etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkı da artık bu aşamadan sonra kendi devletini kurmuş, bugünlerde artık tanınmak için yola çıktığından geriye dönüş yoktur. Doğu Akdeniz’de Kıbrıs’ımızı Rum ve Yunan’a bırakmadıysak şu anda coğrafyaya baktığımızda Doğu Akdeniz önemi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen bir devlet olması bakımından deniz yetki alanları, münhasır bölge hakları, kıta sahanlığı ve kara hudutlarıyla gerçekten Mavi Vatan’da, denizlerde de hakkımız ve hukukumuzun daha da pekiştiğini görüyoruz. Kıbrıs o bakımdan önemli.”
Tatar, KKTC hava sahasının da çok önemli olduğunu belirterek “Kıbrıs böylesine milli bir devlet ve milli değerlerin taşınabilmesi için sürdürülebilmesi için bu mücadeleye şimdi de devam ediyoruz.” dedi.
“Türkiye Cumhuriyeti gerçekten artık kararını bana göre vermiştir”
Kıbrıs’ta bundan sonra bir çözüm olacaksa iki devletli çözüm olması gerektiğini belirten Tatar, aksi halde çoğunluğun azınlığı yöneteceği bir pozisyonda otoritenin kuzeye yayılacağını, Türkiye’nin de oradan çekilmesiyle artık Toroslar’a bakıldığında bir Yunan adasının şekilleneceği pozisyon oluşacağını dile getirerek, buna “evet” demelerinin mümkün olmadığını bildirdi.
Tatar, “Nitekim bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti gerçekten artık kararını bana göre vermiştir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti her zaman yeni siyasetin doğru siyaset olduğunu, milli siyaset olduğunu ve Kıbrıs Türkü ile Türkiye Cumhuriyeti’nin birlikte yürütmekte olduğu yeni siyasetin en doğrusu ve bu şekilde bu pozisyonun sürdürülmesi gerektiğini her vesileyle söylemektedir.” diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, kendi devletleri ile Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin Kıbrıs’ta caydırıcı bir güç olarak varlığının kendileri için yaşamsal öneme sahip olduğunu vurguladı.
Tatar, daha sonra ÇÜ sosyal tesislerinde düzenlenen iftara katıldı.
]]>Tatar, Hatay’ın İskenderun ilçesindeki Kıbrıs Şampiyon Melekler Konteyner Kenti’nde aynı ismi taşıyan ilk ve ortaokulun açılışına katıldı.
Burada konuşan Tatar, 6 Şubat 2023 depremlerinde, voleybol turnuvası için gittikleri Adıyaman’da yıkılan otelde yaşamını yitiren ve ülkelerinde “Şampiyon Melekler” olarak anılan, Gazimağusa Türk Maarif Kolejinin kadın ve erkek voleybol takımı öğrencileri ile öğretmenleri dahil hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.
KKTC’nin, büyük Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Tatar, “6 Şubat’ta da beraberdik, depremi birlikte yaşadık. Acılarımız o kadar büyük ki bu acıları unutmamız mümkün değil. Bu acı her zaman yüreğimizde olacaktır çünkü yüreğimiz dağlanmıştır, parçalanmıştır. Böylesine büyük bir acıyı yaşamak elbette çok sancılıydı. Umut ediyoruz ki gelecekte çocuklarımız böyle acıyı yaşamasın. Çünkü bu öyle asrın felaketi değil, bu asırların felaketidir.” diye konuştu.
Tatar, depremlerde yaşanan acılara duyarsız kalmadıklarını ve İskenderun’a şu an içinde bulundukları, 500 konteynerin yer aldığı konteyner kenti kurduklarını söyledi.
Açılışını yaptıkları “Şampiyon Melekler” ismini taşıyan ilk ve ortaokulun hayırlı olmasını dileyen Tatar, bu okulda eğitim görecek çocukların ileride Türk milletine hizmet edeceğini dile getirdi.
Her zaman Türkiye’nin yanında olduklarını ifade eden Tatar, şöyle konuştu:
“Buradan elbette Azerbaycan’a, Türkmenistan’a, Kazakistan’a, Özbekistan’a ve tüm diğer Türk devletlerine de selamlarımı iletmek istiyorum. Çünkü biz bütün bu mücadelemizi elbette başta Türkiye Cumhuriyeti Saygıdeğer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeyle, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne göstermekte olduğu yakınlıkla ve diğer Türk devletleriyle yaptığımız yeni birtakım açılımlarla inşallah gelecekte Türk birliğinin, bütün Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”
Tatar, Türkiye’nin depremler sonrası tüm yaraları saracağına inandıklarını belirtti.
“Pek çok sahada Hatay’ımızı yeniden ihya ve inşa ediyoruz”
Hatay Valisi Mustafa Masatlı da çocukların eğitim hayatına katkı sağlayacak okulun hayırlı olmasını temenni etti.
Depremlerin kentte açtığı derin yaraları sarabilmek adına ilk andan itibaren seferberlik ruhuyla çalışıldığını vurgulayan Masatlı, şu ifadeleri kullandı:
“Eğitimden sağlığa, ticaretten turizme, sosyal hizmetlerden bütün alanlara varana kadar pek çok sahada Hatay’ımızı yeniden ihya ve inşa ediyoruz. Bu ihya ve inşa sürecimizde tabii ki başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmak üzere pek çok yardım ve destekler de aldık. Burada bizim en önemli kayıplarımız tabii ki insanlarımızla ilgili oldu. Şampiyon Melekler de bunlardan birisiydi, Adıyaman’da hayatlarını kaybettiler, onlar da maalesef depremin sonuçlarından bir tanesi oldu. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı’mız hem onları anmak hem de onların adına açacağımız okulumuzun açılışına katılmak üzere ilimize teşrif buyurdular.”
Masatlı, depremlerin kent genelinde okullarda oluşturduğu tahribatlara ilişkin bilgi vererek, bunların giderilmesi için yapılan çalışmaları anlattı.
Konuşmaların ardından, 8 derslikli konteyner okulun açılış kurdelesi kesildi. Tatar ve beraberindekiler, okulu gezerek öğrencilere çeşitli hediyeler verdi.
Daha sonra Kıbrıs Şampiyon Melekler Konteyner Kenti’ni gezerek vatandaşlarla bir süre sohbet eden Tatar, ardından ilçede esnaf ziyaretinde bulundu.
]]>Tatar, Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliğinde düzenlenen basın toplantısında, “Anlaşma niyetimiz ‘evet’, ama eşitlik temelinde. Kıbrıs Türk’ünün egemenliği fevkalade önemli.” dedi.
Kıbrıs meselesinde eşitlik temelinde iki devletli çözüm istediklerini vurgulayan Tatar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle (GKRY) müzakere masasına tekrar oturabilmeleri için direkt uçuşun, ticaret imkanının, izolasyonların kaldırılarak sporcuların müsabakalara katılma hakkının ve kendilerinin diğer muhataplarıyla görüşme hakkının gündeme gelmesi gerektiğini belirtti.
Akdeniz’deki doğal kaynakların araştırılması ve geliştirilmesi için eşitlik temelinde bu çalışmaların başlatılabilmesi gerektiğini dile getiren Tatar, “Bunu başlatacak olan GKRY ve KKTC’dir. Bize ‘Gelin temsilci verin’ diyorlar. Ama Biz Kıbrıs Cumhuriyetini tanımıyoruz. Biz silah zoruyla dışarı atıldık. Kıbrıs Cumhuriyeti işgal altında bir cumhuriyettir. Diğer tarafa verdikleri önem kadar KKTC’ye de önem verecekler.” ifadesini kullandı.
Egemenlik meselesiyle ilgili olarak ortaya çıkacak olan yeni bir anlayışın kendilerini tatmin etmesiyle oturup devletten devlete görüşmeleri başlatabileceklerini belirten Tatar, şöyle devam etti:
“Devletten devlete görüşme süreci başlamazsa, eskiden olduğu gibi Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle ve bizi ise Kıbrıs Türk toplumu olarak o masaya oturttuklarında hiçbir netice alınamaz. Biraz düşünseler bunu görecekler. Rum tarafı zaten diyor ki ‘Ben bunlara ne vereyim. Bunları tanıyan yok. Ben yoluma devam edeyim. Tanınmış devletim, AB üyesiyim’. O masadan siz ne yaparsanız yapınız, Annan Planı’nda olduğu gibi hiçbir netice alınmaz, günün sonunda her türlü öneriyi reddederler ve yoluna devam ederler. Biz de tanınmamış vaziyette hayatımıza devam ederiz.”
“Gelin devletinizden vazgeçin sizi entegre edelim ama devletten vazgeçin” önerilerine de tepki gösteren Tatar, bu ve benzeri önerilerin, Kıbrıs Türk’üne ve mücadelesine hakaret anlamına geldiğini vurguladı.
Avrupa’ya seslenen Tatar, “Benim tarihim var, mücadelem var, milli duruşum, var değerlerim var, maneviyatım var, var oğlu var ve Türkiye’m var. Geliniz, saygı duyunuz. Bu saygının ne olduğunu birkaç diplomat görevlendirirlerse onlar anlatırlar. Yeter ki niyet olsun ama şu an o niyeti göremiyorum. Çünkü onlar AB ailesi içinde. Yunanistan da GKRY de orada. Al gülüm ver gülüm, birbirlerini kırmamak için o şekilde bir anlayışla bize haksızlık yapmaya devam ediyorlar. İnşallah uzun sürmez bu yanlıştan geri dönerler.” sözlerini sarf etti.
KKTC’nin pozisyonunu koruduğunu anlatan Tatar, “Egemen eşitlik, eşit uluslararası statü. Bunların teyidiyle müzakere masasına tekrar dönülebilir şeklinde. Nedir egemen eşitlik? Benim de devlet olduğumu kabul etmeleridir.” diye konuştu.
“KKTC hep var olacak”
Hiçbir zaman Rum tarafına teslim olmayacaklarını dile getiren Tatar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Oynanan oyun federal çatı. O federal çatı içerisinde çoğunluğun azınlığı yöneteceği Türkiye’nin de çekileceği bir dünya yaratarak bizleri onun içerisinde eritmek ve asimile etmektir. Böyle bir oyuna gelmeyeceğimiz için egemenliğimiz ve devletimiz çok önemlidir. Egemen eşitlik ve bir anlaşmadan sonra iki devletli işbirliğiyle bu coğrafyada varlığını sürdürmeli. Ama anlaşmanın devletten devlete olması gerekiyor. Onların dediği Kıbrıs Cumhuriyeti ile Kıbrıs Türkü’nün anlaşması yani beni vatandaş yapacak ve Kıbrıs Cumhuriyeti içinde beni eritecek. Mesele bu kadar milli ve önemlidir.”
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Avrupalı bazı eski siyasetçilerin GKRY’nin AB’ye alınmasını hata olarak gördüklerinin hatırlatılması üzerine, “Görüştüğümüz yetkililer ‘O zaman biz yoktuk hata yaptılar. Biz elimizdekilere bakıyoruz’ diyorlar. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri her görüştüğümde ‘O zaman ben yoktum’ diyor, ‘Ben önümdeki bunu buldum bunu yönetmeye çalışıyorum’ diyor. 40 yıldır aralıklarla vahim şeyler yapıyorlar. Bakalım 2044’te ne yapacaklar. Allah kerim 2044’e. Ama KKTC hep var olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Almanya’nın başkenti Berlin’de temaslarda bulundu. Dün ITB Berlin Uluslararası Turizm Fuarı’na katılan Tatar, bugün ise Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen’i ziyaret etti. Büyükelçi Şen, Tatar’ı elçilik binasının girişinde karşıladı. Tatar, görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına, KKTC Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu ve Büyükelçi Şen de eşlik etti.
“Kıbrıs Türk halkı haksızlığa uğruyor”
Başta Annan Planı olmak üzere toplam 15 kapsamlı çözüm planının Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedildiğini söyleyen Tatar, Kıbrıs Türk halkının büyük haksızlığa uğradığını dile getirdi. Tatar, “Kıbrıs Türkü’nün günahı nedir? Kıbrıs Türkü’nün burada suçu nedir ki hala sistemin dışında ticari sorunlar ve birtakım kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor ve bu kadar haksızlığa uğruyor. Ekonomimizin gelişememesi için direk ticarete ve muhataplarımızla görüşmemize engeller var” dedi.
Cumhurbaşkanı Tatar, İngiltere’nin Kıbrıs’ı ilhak ettiğini, 37 senelik İngiliz sömürge döneminde adaya olağanüstü bir Rum nüfusun aktarıldığını, Türk nüfusunun da azaltıldığını anlattı. Rum-Yunan ikilisinin büyük Yunanistan hayali ile mücadele ettiklerini ve Kıbrıs Türklerinin de katliama karşı direndiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı ile adaya barış ve huzur geldiğini kaydetti.
KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın ömrünü Kıbrıs davasına ve görüşmelerine verdiğini söyleyen Tatar, Kıbrıslı Türklerin Annan Planına “Evet” demesine rağmen, kendilerine verilen tüm vaatlerin boşa çıktığını belirtti.
Rum tarafının ise Annan Planı’na “Hayır” demesine rağmen ne yazık ki tek taraflı olarak Avrupa Birliği’ne (AB) alındığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıslı Türklerin Osmanlı devletinin uzantısı ve torunları olduğunu vurguladı.
“Kıbrıs ve Kıbrıs Türk halkı Anadolu’nun, Türkiye’nin kopmaz bir parçasıdır”
Kıbrıs Adası’nın Anadolu’nun bir uzantısı olduğunu hatırlatan Tatar, “Geçmişe baktığımızda ciddi anlamda hem milli hem manevi bağlar vardır. Bunları kimse göz ardı edemez. Türkiye Cumhuriyeti 60 kilometre uzaklıkta, Yunanistan bin km uzaklıkta, Avrupa Birliği’nin merkezi nerde, 2 bin kilometre uzaklıkta. Şimdilerde ne diyorlar, biz Avrupa Birliği’ne aldık, oldu bitti ve AB adasıdır. Yok böyle bir dünya. Türkiye’nin tarihine baktığımızda, hukuki bağlara baktığımızda, meşruiyete baktığımızda, Lozan Anlaşması’na baktığımızda, Kıbrıs Türkiye’nin bir parçası gibidir. Kıbrıs Türk halkı da Anadolu’nun Türkiye’nin kopmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla bizim mücadelemiz de budur” dedi.
“Anlaşma olacaksa adil olmalı”
AB ülkelerinin Kıbrıs’ta çifte standartlı davranışlarını eleştiren Cumhurbaşkanı Tatar, iki hafta önce Rum tarafını ziyaret eden Alman Cumhurbaşkanı’nı Frank Walter Steinmeier’i de eleştirerek, bir anlaşma olacaksa, bu anlaşmanın adil olması ve iki tarafı da tatmin etmesi gerektiğinin altını çizdi. Tatar, “Almanya’nın Saygıdeğer Cumhurbaşkanı, 2 hafta kadar önce Güney Kıbrıs’ı ziyaret etmiştir. Kıbrıs lideriyle görüşmesini yapmıştır, Lefkoşe’ye gitmiştir ve orada ‘Berlin Duvarı yıkıldı, bu duvar da yıkılacak’ açıklamasını yapmıştır. Bu yanlıştır, çünkü Kıbrıs’ın gerçekleri vardır. Kıbrıs’ta yaşananlar vardır. Kıbrıs’ta 1974’ten beri uzun vadeli barış vardır. Ama elbette bir anlaşma olacaksa, bu anlaşma adil olacak, kalıcı olacak, sürdürülebilir olacak, her iki tarafı tatmin edecek. Ama öyle kuru gürültüyle, öyle olsun, böyle olsun diyerek dışardan nutuk atmayla bu işler olmuyor. Tabi bu anlaşmanın Türk yönetimi tarafından da destelenmesi gerekir” dedi.
“Egemen eşitliğin olmadığı bir anlaşma buz üzerine yazı yazmaya benzeyecek”
Yeni çözüm modeli ve yeni siyasetlerinin Türkiye tarafından desteklenmesinin ellerini güçlendirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, egemen eşitliğin olmadığı bir anlaşmanın buz üzerine yazı yazmaya benzeyeceğini ifade etti. Sıfır asker ve sıfır garantörlüğün Kıbrıs Türkünün sonu olacağını aktaran Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin adadaki varlığından asla vazgeçmeyeceklerini söyledi. Tatar, “İşte o zaman Kıbrıs Türkü’nün sonunun başlangıcı olacağını biliyoruz. Türkiye, Doğu Akdeniz’de, Mavi Vatan’da, hem doğal zenginlikleri, hem güvenlik ve jeopolitik gelişmelerle orada yıllar sonra yakaladığı üstünlüğü kaybedecek. Biz Türk tarafı olarak, Türkiye’nin stratejisinin, yeni siyasetimizin sonuna kadar arkasında olmak zorundayız” dedi.
Federasyon defterini kapattıklarını, ancak egemen eşitlik ve uluslararası eşit statünün kabulü ile egemen eşit iki devlet temeline dayanan bir anlaşma için yeni ve resmi müzakerelere başlayacaklarına işaret eden Tatar, Kıbrıs Türk halkının sesini duyurmaya ve halkı davasını böylesi platformlarda anlatmaya devam edeceklerini kaydetti.
Dünyanın ne yazık ki mağdurun ve mazlumun yanında yer almadığını, Gazze’de yaşanan dramın bunun bir göstergesi olduğuna dikkat çeken Tatar, anavatan Türkiye’nin garantörlüğünün bu nedenle çok önemli olduğunu belirtti.
“Turistlerin artık uçak değiştirmeden uçabilecek olması önemli”
Ercan Havalimanı’nın genişletilmesinin Kuzey Kıbrıs’a büyük katkı sağladığına da değinen Tatar, her gün büyük gövdeli uçakların KKTC’ye yolcu getirebildiğini söyledi. Eskiden sadece 150-160 kişilik uçakların KKTC’ye uçabildiğini hatırlatan Tatar, artık pistin genişletilmesiyle büyük gövdeli uçakların aynı anda 300 kişiyi taşıyabildiğini ve 6 ay içerisinde yolcu sayılarında yüzde 20-30’luk bir artış olduğunu belirtti.
Tatar, altyapı çalışmalarının tamamlanmasıyla önümüzdeki dönemde, İngiltere’den, Almanya’dan ve diğer AB ülkelerinden, ziyaretçilerin ve turistlerin Kıbrıs’a artık uçağı değiştirmeden Türkiye üzerinden KKTC’ye uçabileceklerini kaydetti. Tatar, bu ülkelerden KKTC’ye direk uçuş yasağı olması nedeniyle, İstanbul, Ankara, İzmir havalimanlarında uçakların inmesi ve yolcuların uçak değiştirmek zorumda kalmadan Ercan Havalimanı’na uçabilecek olmasının dahi kendileri için önemli bir aşama olacağını söyledi.
Berlin’de bulunduğu süre zarfında, başkentte faaliyet gösteren Türk STK temsilcileriyle ve Türk işadamlarıyla da bir araya gelen Cumhurbaşkanı Tatar, 7 Mart Perşembe günü Berlin’den ayrılacak. – BERLİN
]]>Cumhurbaşkanı Tatar, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamındaki “ADF Talks” paneline konuşmacı olarak katıldı.
Gazeteci Maria Ramos’un sunuculuğunu yaptığı panelde konuşan Tatar, Kıbrıs’ta Türkler ve Rumlar olarak iki ayrı millet bulunduğunu, bu iki halkı bir araya getirmek için ortak bir zeminin 60 yıldır bulunamadığını kaydederek, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve diğer uluslararası aktörlerin artık rüyadan uyanmaları gerektiğini söyledi.
BM Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın Kıbrıs’ta yaptığı temaslara da değinen Tatar, Genel Sekretere gerçekçi bir rapor sunulmasını beklediklerini ifade ederek, “Kıbrıs’ın tekrar bir federal cumhuriyet olma imkanı yoktur. Egemen haklarımız ve eşit uluslararası statümüzün teyit edilmesi halinde 2 devletin işbirliği olacaktır. 60 yıldır ayrı olan 2 farklı halkı tek devlet altında birleştirmek mümkün değildir. Ayrıca biz artık bir Rum devleti haline dönüşmüş olan ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ içine bir topluluk olarak girmek istemiyoruz çünkü biz milletiz.” diye konuştu.
Tatar, KKTC’yi Türkiye dışında tanınmamasının onun bir devlet olmayacağı anlamı taşımadığını ifade ederek, Kuzey Kıbrıs’ın kendi bayrağı, meclisi, kültürü, dili, devlet kurumları ve otoritesi ile devlet olma şartlarını tamamıyla karşıladığını vurguladı.
KKTC’nin görünürlüğünün artması ve tanınması için mücadeleyi, Rumların engellemelerine rağmen gerçekleştirdiklerini dile getiren Tatar, KKTC’nin ayrı bir devlet olma gerçeğini, zamanla tüm dünyanın göreceğini söyledi.
Kıbrıs’ın yanı başındaki Gazze’de yaşanan katliamlara dikkat çeken Tatar, Kıbrıs’ta federal çatıda Rumların yetkisinde tek bir devlet olması halinde bu riski Kıbrıslı Türklerin de yaşayacağını anlatarak, bu nedenlerle Ada’da bulunan Türk askerinin barışın teminatı olduğunu ifade etti.
Kıbrıs Türk halkının, Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin varlığından asla taviz vermeyeceğini aktaran Tatar, Türkiye’nin Kıbrıs’ta yapılacak her hangi bir anlaşmanın mutlaka tarafı olması gerektiğine vurgu yaptı.
Tatar, Türk halkının Kıbrıs için sunulan tüm çözüm önerilerine olumlu yaklaştığını hatırlatarak, Annan Planı Referandumuna (2004) Türklerin çoğunlukla “evet” Rumların ise “hayır” oyu vermelerine rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) tek taraflı olarak AB’ye alındığını ve Türklere yönelik haksız ambargo ve engellemelerin devam ettiğini söyledi.
Kıbrıs’ın Türkiye’ye sadece 40 mil uzaklıkta olduğunu, Yunanistan’ın 700 mil Avrupa’nın ise 2 bin mil uzaklıkta bulunduğunu hatırlatarak, Ada’nın enerji koridoru ve uluslararası sisteme elektrik şebekesi ile Türkiye üzerinden bağlanmasının daha kolay olduğunu kaydetti.
“Biz asla haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz”
Türkiye’nin sadece tanınma anlamında değil diğer tüm alanlarda KKTC’ye destek verdiğinin altını çizen Tatar, KKTC ekonomisinin bu sayede turizm, sanayi, tarım ve diğer alanlarda geliştiğini anlattı.
Paneldeki konuşmasında Kıbrıs Türk halkının mücadeleci ve sabırlı bir halk olduğuna dikkat çeken KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Bugüne kadar 60 yıl sabrettik, Gerekirse haklarımız ve egemenliğimiz için bir 60 yıl daha sabredeceğiz. Egemenliğimizden vazgeçmeyeceğiz. 60 yıl daha mücadele ederiz. Kıbrıs Türk halkını tanıyanlar bunu iyi bilir. Biz asla haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.” diye konuştu.
Uluslararası toplumdan kendilerine adil ve makul davranmalarını beklediklerini dile getiren Tatar, “KKTC’ye her alanda uygulanan haksız ambargoların kaldırılması ve ülkesinde Türkiye dışındaki diğer ülkelerden doğrudan uçuşların bir an önce başlaması” çağrısında bulundu.
]]>KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine ülkesi ve bölgesel konularla ilgili açıklamalarda bulundu.
Tatar, 147 ülkeden 19 devlet başkanı ve başbakan, 73 bakan ve 57 uluslararası temsilcinin katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’na ikinci kez katıldığını hatırlatarak toplantının kendileri için önemli ve anlamlı olduğunu dile getirdi.
Kendilerine yönelik ambargo ve engellemelere karşı Türkiye’nin her zaman KKTC’nin yanında durarak destek verdiğini dile getiren Tatar sözlerine şöyle devam etti:
“Antalya Diplomasi Forumu KKTC’nin görünürlüğünün artırılması açısından büyük bir imkan ve bundan dolayı Türkiye Cumhuriyeti’nin Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a teşekkür ediyorum.”
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Kanıt” kitabını inceledi
AA’nın, İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabı, AA muhabiri tarafından KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’a takdim edildi.
Kitaptaki fotoğrafları ve yer alan bilgileri inceleyen Tatar, “Kanıt”ın değerinin ilerde daha iyi anlaşılacağını belirterek kitabı gördükten sonra İsrail’in Gazze’de yaptığı katliam ve vahşet karşısında bir kez daha hayretler içerisinde kaldığını söyledi.
Tatar, dijital bir devirde yaşanmasına rağmen bazı fotoğraf ve belgelerin kaybolma ihtimali olduğunu belirterek “Kanıt kitabı hem mahkemede delil olacak hem de vahşetin boyutunu geniş kitlelere ulaştırma işlevi üstlenebilir.” diye konuştu.
Gazze’deki İsrail saldırılarında 100’den fazla gazetecinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Tatar, bölgede görev yapan gazetecilere kolaylıklar diledi.
Tatar, İsrail’in Gazze’de yardım için bekleyen sivillere yönelik saldırısını kınadı
Tatar, İsrail’in Gazze’de yardım almak isteyen sivillere yönelik saldırısını kınayarak Gazze’de 30 binden fazla insanın katledilmesinin “kabul edilemez” olduğunu kaydetti.
Gazze konusunda “çifte standarda” tanık olduklarını belirten Tatar, “Gazze’deki katliamı düşünecek olursak dünyadaki bazı büyük devletlerin nasıl iki yüzlülüğü ve çifte standartları olduğunu, kendi öngördükleri çıkarları için hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan bir nesli soykırımla yok etmek için her şeyi yapabileceklerini gördük. Bu durumdan dolayı açıkçası dünyanın geleceğinden endişe duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
“Yama olmayacağız”
İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların benzerini Kıbrıs’ta Rumların 1960’lardan itibaren Türklere yaptığını ve dolayısıyla benzer şeyleri Kıbrıs Türk halkının geçmişte yaşadığını anlatan Tatar, bundan sonra Ada’da bir anlaşma olacaksa bunun mutlaka iki devletli çözüme dayanması gerektiğini vurguladı.
“Çağdaş dünyada katliamlar olmaz” şeklindeki yaklaşımın, 2. Dünya Savaşı’nın üzerinden daha 100 yıl geçmeden Gazze’de on binlerce insanın katledilmesiyle gerçekliğini yitirdiğine işaret eden Tatar, şunları kaydetti:
“Kıbrıs’ta gelecekte herhangi bir anlaşma pozisyonunda Kıbrıs Türk halkının ayrı bir varlık olarak mutlak surette eşitlik temelinde o pozisyonda yerini alması gerekmektedir. Eşit uluslararası statüde bir anlaşma iki devletin işbirliği şeklinde olabilir. Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti’nin ortadan kalkması ve bizleri Rum milletinin devamı olacak Kıbrıs’taki federal bir cumhuriyete yama etmelerini asla kabul etmeyeceğiz. Onlara yama olmayacağız.”
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın Kıbrıs’ın iki tarafında da temasları olduğunu hatırlatan KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, egemen, eşit uluslararası statülü iki devletli çözüm konusunda niyetlerini Genel Sekreter’e aktarması için Cuellar’a ilettiklerini dile getirdi.
Tatar, Kıbrıs’ta BM’nin 60 yıldan beri üzerinde uğraştığı “Federasyon” temelli bir anlaşmanın mümkün olmadığına işaret ederek “Federasyon temelinde bir anlaşma olmayacağını Cuellar’a bildirdik. Eğer bizim egemen eşitlik ve eşit uluslararası statümüz kabul edilebilirse o zaman masaya oturabiliriz. Siyasetimizden ödün vermeyeceğiz ve bu duruşumuzu devam ettireceğiz.” dedi.
“BM Barış Gücü, Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapmaya devam ediyor”
Kıbrıs’ın iki tarafında da görev yapan BM Barış Gücü’nün görev süresinin 4 Mart’ta 60. yılını dolduracağını dile getiren Tatar, BM Barış Gücü askerlerinin hep taraflı davrandığını ve Rumların tesirinde kaldığını belirtti.
Tatar, KKTC’nin ara bölgedeki Pile köyünde yaşayan Türklere kolaylık sağlamak üzere yapmak istediği, Yiğitler-Pile yolu konusunda iki tarafın anlaşmaya varmasına rağmen BM Barış Gücü’nün Yunanistan’ın etkisiyle yol yapımını durduğunu hatırlatarak “BM Barış Gücü, Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapmaya devam ediyor.” diye konuştu.
Barış Gücü askerlerinin KKTC’de görev yapabilmeleri için Kuzey Kıbrıs Türk makamları ile mutlak bir anlaşma yapmaları gerektiğine dikkati çeken Tatar, bu konuda değerlendirmelerinin sürdüğünü ifade etti.
]]>Türkiye Belediyeler Birliği ve Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği işbirliğiyle Bağcılar Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen “İzler Silinmeden” isimli Kıbrıs fotoğraf sergisi açıldı.
Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde kalan Osmanlı-Türk eserlerinin fotoğraflarının yer aldığı serginin açılışında, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Açılışta konuşan Tatar, Türklerin Kıbrıs’taki tarihinin 1571’e uzandığını anımsatarak, “1571’de Ada’yı 80 bin şehit vererek fethetmişiz. Kıbrıs’ı 350 yıl kesintisiz yöneten ve egemenliği altına alan Osmanlı devletidir.” ifadelerini kullandı.
Tatar, Kıbrıs’ın Osmanlı devletinin elinden çıkışının ve Ada’yı belli bir süre kiralayan İngiltere tarafından ilhak edilişinin, acı tarihin bir parçası olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türklerinin bu süreçte direnişini 1974’e kadar sürdürdüğünü hatırlatan Tatar, 20 Temmuz 1974’te Mehmetçiğin adaya ayak basarak “Mücahitler” ile buluşmasıyla Kıbrıs’ta yeni bir dönemin başladığını ve Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığına kavuştuğunu belirtti.
Tatar, “KKTC, bu mücadeleyi ana vatan Türkiye ile birlikte vermenin gururu içerisinde ve şimdi Türk Devletleri Teşkilatında gözlemci üye. Bu üyelik bizleri uluslararası tanınma yolunda emin adımlarla taşımaktadır. Neden bunları burada, Bağcılar’da söylüyorum? Çünkü Kıbrıs’ta oynanan oyun, bizleri federal bir çatı, tek devlet içerisinde azınlık duruma düşürüp Türkiye’yi Ada’dan göndermek.” diye konuştu.
Ana siyasetlerinin iki devlet temelli çözüm olduğunu ve bundan geri adım atmayacaklarını vurgulayan Tatar, “Kuzey’deki bağımsız Türk devleti ilelebet yaşayacak.” dedi.
Tatar, milli muharip uçak Kaan’ın ilk uçuşunu gerçekleştirmesi sebebiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türk Silahlı Kuvvetlerini kutladığını, savunma sanayisinde attığı adımlarla Türkiye’nin artık dünyada söz sahibi ülke haline geldiğini ve Kıbrıs’taki soydaşlarını koruyabilecek güce sahip olduğu için gurur duyduğunu kaydetti.
Türk milletinin Kıbrıs’ta çok önemli eserler verdiğinin unutulmaması gerektiğini dile getiren Tatar, şunları söyledi:
“Güney’i de unutmuyoruz. Güney’de de çok eserlerimiz vardır, tarihimiz vardır, yaşadıklarımız vardır, mücadelelerimiz vardır. Ama Kıbrıs’ın gerçeklerine baktığımızda, iki devlet esasına dayalı bir çözümden başka çaremiz yoktur. Barışın, huzurun ve güvenliğin devam etmesi için mutlak surette iki devletli çözüm şarttır.”
Tatar, “Bir anlaşma için fedakarlık lazım, o fedakarlığı Güney Kıbrıs’tan da görmemiz lazım.” diye konuştu.
“Hem Türkiye’miz hem Kıbrıs’ımız atalarımızın bize mirası”
Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de “Hem Türkiye’miz hem Kıbrıs’ımız atalarımızın bize mirası. Bu anlamda devletlerimizin gelişim süreçlerine katkı sunarken bir taraftan da tarihi miraslarımıza ortak çıkmamız hepimizin ortak görevi.” ifadelerini kullandı.
Özdemir, Bağcılar Belediyesinin geçen haftalarda, AA foto muhabirlerinin Gazze’de çektiği ve İsrail’in işlediği savaş suçlarını gösteren fotoğrafların yer aldığı “Kanıt” isimli sergiye ev sahipliği yaptığını da hatırlattı.
Serginin açılışına, KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Özlem Bozkurt Gevrek, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı Mahmut Özçınar ile Kıbrıs gazileri ve çok sayıda davetli katıldı.
]]>TÜRKSOY Genel Sekreterliğinde düzenlenen “Doğumunun 100. yılında Sanatçı Kimliğiyle KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anma Toplantısı” etkinliğine; KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve birçok davetli katıldı.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, burada yaptığı konuşmada, bugünün kendileri için anlamlı bir gün olduğunu belirterek, Türk devletlerinin, Türk ulusunun özden gelen kültürünü, sanatçısını, edebiyatını, her türlü güzelliğiyle ilgili çalışmalar yapan TÜRKSOY’a Denktaş’ı konu alan etkinliği için teşekkürlerini iletti.
Denktaş’ın sanatsal kimliğiyle güzel tespitler yaptığını anlatan Tatar, Denktaş’ın KKTC’yi gezerken fotoğraflarla Kıbrıs’ın güzelliklerini ve Kıbrıs Türkü’nün hayatını da yansıttığını dile getirdi.
Tatar, “(Denktaş) Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlığı için kendisine bu görevi layık görmüş ve kendisini defalarca tehlikeye attı.” dedi.
Kıbrıs Türk halkına reva görülenlerin büyük bir haksızlık olduğuna işaret eden Tatar, “Ayrı dili, ayrı diniyle, ayrı kültürüyle, her türlü kültürel mirası ile ayrı bir halk olma özelliği taşıyan Kıbrıs Türk halkı, elbette kendi geleceğini tayin etme hakkına sahiptir.” ifadesini kullandı.
Tatar, Türkiye’nin desteğiyle Denktaş’ın vasiyetini ileri taşımak için mücadele ettiğini belirterek, Kıbrıs Türk halkının bağımsız ve hür olduğunun altını çizdi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirve Toplantısı’nda, “Şuşa’da yapılacak zirvede, KKTC Cumhurbaşkanı da benim davetimle yer alacaktır. Bu, Türk halklarının birliğine ivme kazandıracaktır.” ifadesini hatırlatan Tatar, Aliyev’e davetlerinden dolayı teşekkür etti.
“Denktaş bir barış savunucusuydu”
Ataoğlu da Denktaş’ın Kıbrıs Türk halkının unutulmaz liderlerinden olduğunu, Denktaş’ın hayatını Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığı için adadığını söyledi.
Denktaş’ın 1960’lardan itibaren Türklerin yaşadığı baskılara karşı mücadele etmeye başladığını ve KKTC’nin kurulmasına öncülük ettiğini dile getiren Ataoğlu, “Kıbrıs Türk halkı, sesini onun sayesinde duyurdu. Denktaş, bir barış savunucusuydu. Diyalog yoluyla çözüm arayışını hep destekledi.” diye konuştu.
Ataoğlu, Denktaş’ın fotoğraf makinesini yanından hiç ayırmadığını anımsattı.
Büyükelçi Korukoğlu, Denktaş’ın hayatı boyunca KKTC’nin bağımsızlığı için mücadele ettiğini ve Kıbrıs Türkü’nün sesini tüm dünyaya duyurmaya çalıştığını söyledi.
Denktaş’ın fotoğraf çekmeyi çok sevdiğini belirten Korukoğlu, bugün açılan sergide Denktaş’ın çektiği karelerin yer aldığını dile getirdi.
“Siyasi hayatının yanı sıra sanatçı, yazar ve şair olarak da önemli bir şahsiyet haline gelmiştir”
Raev de Denktaş’ın 88 yıllık ömrünü Kıbrıs Türkü’nün hürriyetine adadığını vurgulayarak, “Hayatı mücadele ile dolu, ülkesine sınırsız sevdayla bağlı olan, siyasi hayatının yanı sıra sanatçı, yazar ve şair olarak da önemli bir şahsiyet haline gelmiştir.” dedi.
Fotoğrafçı kimliğiyle de bilinen Denktaş’ın resmi görüşmelerinde bile fotoğraf makinesini yanında taşıdığını anlatan Raev, “Ülkesinin kültürel değerlerini, coğrafyasını, örf ve adetini çekmiştir. ?, Amerika’da, Avrupa’da, Türk dünyasında ve Türkiye’de fotoğraf sergileri açmıştır. Fotoğrafları çeşitli kitaplarda, broşür ve takvimlerde kullanılmıştır.” ifadesini kullandı.
Konuşmaların ardından Raev tarafından Yılmaz, Tatar, Ataoğlu ve Korukoğlu’na plaket takdim edildi ve daha sonra panele geçildi.
]]>Çeşitli programlara katılmak üzere kentte bulunan Tatar, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci, Ardahan Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yener Göydemir ile bir araya geldikten sonra Tarihi Kongre Binası’nı ziyaret etti.
Tatar, Ardahan Üniversitesi (ARÜ) Aşık Şenlik Konferans Salonu’nda katıldığı “Halk Buluşması”nda yaptığı konuşmada, Ardahan’da yoğun bir gün geçirdiğini söyledi.
Kentte yaşayanların kendisini bağırlarına bastığını belirten Tatar, “Çünkü bizlerin çok ortak bağları vardır. Bizim Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanımız Ardahanlı. Tarihe baktığımızda Selçuklulardan önce buraya gelen Türk boyları var. Ardahan, bu işin merkezi. Milli Mücadele ruhunun, kalbinin attığı fevkalade önemli bir yer. Ardahan, Türkiye’nin kuzeydoğusu olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliği, liderliği ve vizyonu ile çok güzel hizmetler görmüş. İşte medeniyet, işte kalkınma, işte gelişme buralarda. Ardahan, daha fazla gelişecek ve daha fazla halkını burada tutacak.” diye konuştu.
“Bu güzelliklere hayran kaldım”
Tatar, gençlerin iş kurmak için turizm ve kentin diğer zenginliklerini değerlendirmesi gerektiğini dile getirdi.
Hayvancılık ve hayvansal ürünlerde Ardahan’ın önemli bir konuma sahip olduğuna dikkati çeken Tatar, “Gelecekte Türkiye’nin en müreffeh merkezlerinden birisi olacaktır. Ben, Ardahan’ı böyle gördüm. Bu güzelliklere hayran kaldım. Bu güzellikleri daha da güzel yapmak isteyen Ardahan halkına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Tabii ki tebrik etmek istiyorum kendilerini.” ifadelerini kullandı.
Tatar, Ardahan’da Milli Mücadele’nin en zor şartlarda verildiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Geçmişte sizlerin burada yaşadığıyla bizim Kıbrıs’ta yaşadıklarımızın birtakım benzerlikleri var. Aramızdaki bağların, kadim ilişkilerin, gönül birliğinin bir ifadesidir. Geçmiş süreçlerde bize destek olan Türkiye Cumhuriyeti’ne, tüm Türk halkına Ardahan’dan bir kez daha teşekkürlerimi ve minnet duygularını iletiyorum. Değerli Ardahanlı kardeşlerim, Kıbrıs’ın önemi çok büyüktür. Kıbrıs, Türk dünyasının ve özellikle ana vatanın Akdeniz’e açılan kapısıdır. Zamanında Atatürk de bunu söylemiş: ‘Dikkat etmeliyiz, Kıbrıs asla düşman eline geçmemeli.’ Kıbrıs, Yunanistan’a bağlanmak isterken, biz bedeller öderken Türkiye, her zaman yanımızdaydı.”
Kıbrıs ile Türkiye’nin etle tırnak gibi olduğunu vurgulayan Tatar, “Kıbrıs Türkü, kendisini büyük milletin ayrılmaz ve kopmaz bir parçası olarak görmüştür. Kıbrıs’ın tanıtımı için sizlerin vereceği destek biçim için çok önemli. Benim temennim, buranın gençleri ile Kıbrıs’ın gençlerinin kaynaşması. Daha fazla dostluklar kurabilmeli çünkü gelecek gençlerimizindir. Artık mesafenin herhangi bir engeli yoktur. Dolayısıyla yüreğimiz, geçmişimiz, tarihimiz, kaderimiz bir. Yaptığımız kahramanlıklar bire bir örtüşüyor. Burada gazilerimizi ziyaret ettim. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Bana bugün verilen değeri, Kıbrıs halkına nezaket olarak görüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından programda halk ozanları ve ARÜ Müzik Grubu konser verdi.
]]>