TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi Başkanı Ali Ata Kavame, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki (BTSO) panelin açılışında yaptığı konuşmada, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın tasarım anlamında Bursa’ya getirmeye çalıştığı vizyonu, sanayisi ve gençleriyle ortak bir zemin bularak ortaya koyduğu liderliği desteklemek için de kente geldiklerini söyledi.
Türkiye’de bu anlamda birkaç şehrin sayıldığını ancak Bursa’nın çok farklı bir yere ulaştığını vurgulayan Kavame, “Eskiden derlerdi bizim endüstrilerle ilgili, ‘Geleceği yok o işlerin’ diye. Sakın aldanmayın. Türkiye artık bu anlamda dünyada liderlik gösteren bir pozisyonda. Hem maddi olarak o pozisyonda hem de itibar anlamında dünyada yer eden bir yerde. Sizler de daha iyisini başaracaksınız. Biz sadece sizin önünüzü açmak için buradayız.” değerlendirmesinde bulundu.
İbrahim Burkay da kalkınmanın vazgeçilmez dinamiklerinden birinin yaratıcı fikirlerin gelişeceği ortamları sağlamak ve bu ekosistemi ortaya çıkarmak olduğunu dile getirdi.
Bursa’da yurt dışından birçok heyet ağırladıklarını aktaran Burkay, şöyle konuştu:
“Yaptığımız görüşmelerde Bursa’nın rakamları bu ülkelerin ekonomik rasyolarının çoğunun üzerinde. Şimdi tabii bu geçmişten günümüze hem kentimizin hem de ülkenin bu başarısında büyük rol oynamış olan bu başarı sürdürülebilir olmak zorunda. Dünya üzerindeki teknolojiler çok benzeşiyor. Yani bugün Avrupa’daki özellikle sanayi devrimiyle kullanılan teknolojilerle ülkemizde kullanılan teknolojiler ve artık üretimin, sanayinin son 20 yılda kaymış olduğu Asya Pasifik Bölgesi’nde kullanılan teknolojiler neredeyse birbirinin aynı. Fakat bunu çok net olarak görüyoruz; bu kullanılan teknolojilerde üretilen mallarda bazı bölgelerde Avrupa Birliği başta olmak üzere 10 dolar, 20 dolar olan değerler Asya Pasifik Bölgesi’ne kaydığımızda neredeyse 3’te 1 düşmekte. ‘Peki burada bu farklılığı ortaya koyan ne?’ diye baktığımızda aslında bizlerde de olduğu gibi sanayide de üretimde de işin ruhunu temsil eden, bizim tasarım dediğimiz, AR-GE dediğimiz, inovasyon dediğimiz, markalaşma dediğimiz o ruhu veren bölgeler, ülkeler, şehirler, işte o zaman farklılaşıyorlar.”
Burkay, ülke olarak yoksulluktan kurtulmak için çok çalışmanın yeterli olabildiğini anlattı.
Zengin dünyanın en gelişmiş 7 ülkesinin, ilk 10 ülkesinin arasında yer almak için çok çalışmanın artık yeterli olmadığına dikkati çeken Burkay, “Peki ‘Yeterlilik ne?’ dediğimizde, işte o yeterlilik farklılaşmakla başlıyor. O bahsetmiş olduğumuz katma değeri ortaya koymakla başlıyor.” ifadesini kullandı.
Yerel seçimlerin iki gün sonra yapılacağını anımsatan Burkay, “Bizim ülke olarak en büyük beklentimiz bu yaratıcılığın, farklılaşmanın en önemli besin kaynağı olan ekosistemi oluşturacak projeleri hayata geçirmemiz.” dedi.
Turuncu Konuşalım Komisyonu Başkanı İsa Doğmuş ise panelde endüstriyel tasarımın tüm yönleriyle ele alınacağını ve özel sektörün sorunları, talepleri, kurumların destekleri ve teşvikleri, sektörel ve sektöre yeni dahil olacaklara yol haritası olacağını bildirdi.
Panel, oturumlarla devam etti.
]]>Bu yıl 26 – 29 Şubat tarihlerinde dünya çapında binden fazla mobil operatör, dijital servis sağlayıcı ve ekosistemin ilgili endüstrilerinden yüzlerce katılımcıyla, İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen Mobil Dünya Kongresi sona erdi. Teknoloji ve dijitalleşmenin öncüsü Turkcell, uluslararası alandaki en önemli mobil iletişim etkinliği Mobil Dünya Kongresi’ni; yaptığı yerli ve global iş birlikleri, katıldığı paneller ve aldığı ödüllerle tamamlayarak, ülkemizi teknoloji alanında başarıyla temsil etti.
Mobil iletişim teknolojilerindeki yenilikleri Türkiye’ye taşıma sözünü MWC24’te yineleyen Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, küresel teknoloji dünyasının önde gelen markalarıyla stratejik iş birlikleri ve ortaklıklar kurmanın yanı sıra kongre kapsamında düzenlenen iki önemli panelde konuşma yaptı. Tecrübe ve görüşlerini mobil iletişim sektörünün dünya sahnesinde paylaşan Dr. Koç, “Yaptığımız anlaşmalarla, gerçekleştirdiğimiz görüşmelerle ve katıldığımız toplantılarla; Türkiye’nin Turkcell’i olarak küresel alanda ülkemizi temsil etmenin gururunu yaşıyoruz” dedi.
“Türkiye’de dijital dönüşümün lokomotifi olma misyonumuzu sürdürüyoruz”
Dr. Koç, MWC24’te verdiği demeçte; şirketin Türkiye’nin dijitalleşmesindeki önemine ve gelecek hedeflerine değindi. Dr. Koç, “Şirket olarak, lokasyon bağımsız iletişimi ve bağlantıda sürdürülebilirliği herkes için mümkün kılan teknolojiler peşindeyiz. Turkcell’in her yatırımı, Türkiye’nin dijital geleceğine yapılan bir yatırımdır. 30 yıla ulaşan tarihçemiz, 43 milyona yakın müşterimiz ve 600 bine yakın kurum ve kuruluşa sunduğumuz ürün ve hizmetlerimizle, Türkiye’de dijital dönüşümün lokomotifi olma misyonumuzu sürdürüyoruz” dedi.
“Gündemimizde enerji verimliliği, veri merkezleri ve siber güvenlik başlıkları var”
Dr. Koç; ‘herkesi’ birbirine bağlamaktan, ‘her şeyi’ birbirine bağlama çağına geçildiğini, insanların daha büyük işler başarmak için akıllı makinelerle birlikte çalıştığı bir dönemin başladığını belirtti. “Ülkemizin ‘dijital teknolojilere yönelik adaptasyonunu hızlandırma’ potansiyelimizi sonuna kadar kullanacağız” diyen Turkcell Genel Müdürü, şirketin 30’uncu yılında öncelikli olacak gündemlerine dair şu açıklamalarda bulundu:
“Enerji verimliliği için 240 milyon dolar yatırım”
“Şirket olarak operasyonlarımızı sürdürülebilir hale getirmekle kalmıyor, ekonomiye katma değer katacak ürün, hizmet ve proje çözümleri geliştiriyoruz. Yenilenebilir enerjiyi de yalnızca tüketmiyor, Turkcell Enerji şirketimizle yüzde 100 yenilenebilir enerji üretiyoruz. Bu çalışmalarımızın gezegene katkıları bağımsız kuruluşlar tarafından da ölçülüyor. 2024’te şebekelerimizi yüzde 5 oranında daha verimli hale getirmeyi hedefliyoruz. Güneş enerjisi (GES) yatırımlarımız kapsamında hedefimiz, Türkiye’de 2025 sonuna kadar 240 milyon dolar yatırımla 300 MW kurulu güce sahip GES’leri devreye almak. 2026 itibarıyla toplam elektrik ihtiyacımızın yüzde 65’ini ‘yeşil enerji’ kaynaklarından karşılamayı planlıyoruz. Hedefimiz; enerji tüketimimizi, 2030’a kadar kendi kaynaklarımızdan yüzde 100 yeşil enerjiyle karşılamak ve 2050’de net sıfır şirket olmak. Şirket olarak iklim krizinin etkilerini azaltmak için dijitalleşmenin gücünü kullanacağız. Bu yıl globalde 21 bin şirketin sürdürülebilirlik çalışmalarının ve sonuçlarının değerlendirildiği CDP (Carbon Disclosure Project/Karbon Saydamlık Projesi) İklim Değişikliği raporlamasında takdir edilen 346 şirket arasında Türkiye’den ‘A’ listesine giren tek telekomünikasyon şirketiyiz.”
“Veri merkezi şirketi kuruyoruz”
Türkiye’nin en büyük veri merkezi işletmecisi konumunda olduklarını ifade eden Turkcell Genel Müdürü, “Sektördeki kapasitenin üçte birinden fazlasını tek başımıza biz karşılıyoruz ve en yakın rakibimizin iki katı kapasiteye sahibiz. Şirket olarak bu gücü daha da büyütmek amacıyla kuracağımız veri merkezi şirketimiz yatırımcılar tarafından ilgi görebilecek potansiyelde büyük bir şirket olacak. Ayrıca veri merkezi alanındaki gücümüzden dolayı, ‘hyper scaler’ olarak adlandırılan, uluslararası bazı büyük şirketleri Türkiye’ye getirmek istiyoruz.”
“Siber güvenlik, Turkcell iş stratejisinin en önemli bileşeni”
Gerçekçi sahte içeriklerin kolayca oluşturulabilmesinin küresel güvenlik gündeminin başında geldiğini belirten Dr. Koç, veri güvenliği ve siber güvenlik gündemine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Şirket olarak, siber suçluların gelişen teknolojileri kötüye kullanma potansiyeline karşı, yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi araçları kullanarak savunma mekanizmalarımızı, siber güvenlik araçlarımızı daha da güçlendireceğiz. Tehdit tespiti, analizi ve uyarlanabilir kontroller gibi alanlarda yapay zeka teknolojilerini etkili bir şekilde kullanarak, müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın güvenliğini sağlamaya devam edeceğiz. Siber güvenlik, Turkcell iş stratejisinin en önemli bileşeni.”
“İşimizin her alanında yapay zeka kullanıyoruz”
Dr. Koç, yapay zeka konusunda felsefelerinin, ‘yeniliği teşvik etmek ile kamusal fayda arasında denge sağlamak’ olduğunu ve tüm işlerinde yapay zeka teknolojileri kullandıklarını söyledi. Koç, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Mühendislerimizin geliştirdiği aplikasyonumuzda günlük 200 bin müşterimize destek veren bir chatbotumuz var. fizy ve TV+ gibi platformlarımızda en uygun içerikleri sunan öneri modelleri de yapay zeka destekli. Ayrıca, Turkcell yapay zeka ekibimizle Türkiye’nin yerli ve milli otomobili Togg’un paydaşlarından biri olarak, aracın ‘Araç İçi Yüz Algılama, Tanıma ve Analiz Sistemi’ni de geliştiriyoruz.”
“Türkiye’de yapay zeka kullanım ilkelerini belirleyen ilk şirket olduk”
Yapay zekanın en önemli sorununun ‘önyargı’ olduğunu, yapılması gereken önemli şeylerden birinin, algoritmaları yazarken kullanılan verinin kalitesine, doğruluğuna, kapsayıcılığına bakmak olduğunu söyleyen Dr. Koç, verilerin her şeyden önce hatasız ve önyargılarından arındırılmış olmasının gerektiğini vurguladı. Şirket olarak, dijital dönüşümün sadece teknolojiyle değil, aynı zamanda insani değerlerle, güven ve sorumlulukla ilerlediğine inandıklarını ifade eden Dr. Koç, “Yapay zeka algoritmalarını insanlar yazıyor. Başarıyı – başarısızlığı, iyiyi – kötüyü insanlar tanımlıyor. İnsan önyargılarının sistemlerimize girmesini engellemek gerektiğini de göz ardı etmemeliyiz. Bu bağlamda 2020 yılında Türkiye’de yapay zeka kullanım ilkelerini açıklayan ilk şirket olduk. Turkcell Yapay Zeka İlkeleri ile yenilikçi teknolojileri sorumlu bir şekilde kullanma ve dijital dönüşüm yolculuğumuzda bilgi güvenliğini en ön sırada tutma taahhüdünde bulunuyoruz” dedi.
MWC24’te sürdürülebilirlik ve yapay zeka vizyonunu anlattı
Dr. Ali Taha Koç, Mobil Dünya Kongresi kapsamında iki ayrı panelde de konuşmacı olarak yer aldı. Ali Taha Koç’un katıldığı ilk panelde, “AI Önyargısı, İnsan Önyargısından Daha Kolay mı Ortadan Kaldırılır” sorusuna yanıt aranırken, diğer panelde ise “Döngüsellik ve Sürdürülebilir Dijital Dönüşüm” başlıkları ele alındı.
Yeni nesil teknolojiler için global iş birlikleri
Şirket, kongre süresince aralarında Huawei, Ericcson, Nokia’nın da bulunduğu global şirketlerle farklı alanlarda mutabakat imzaladı. İş birlikleri kapsamında; Huawei ile 5.5G, yeşil teknolojiler, yapay zeka bazlı şebeke otomasyonu başlıklarında ortak inovasyon çalışmaları yapılacak. Ericsson ile siber güvenlik, yapay zeka (AI), makine öğrenimi (ML) ve 6G teknolojilerine dair çalışmalar gerçekleştirilecek. Nokia ile 6G ağlarının yeteneklerini keşfetmenin yanı sıra bireyler, kurumlar ve endüstrilere yönelik yenilikçi senaryolar geliştirilecek.
Uydudan haberleşme için Turkcell’den önemli adım
Şirket, uydular üzerinden mobil servisler sunmayı amaçlayan dünyanın önde gelen uydu haberleşme şirketlerinden Lynk ile yaptığı iş birliğiyle MWC24’te en çok ses getiren adımlardan birini attı. Anlaşma kapsamında Lynk ile uydu üzerinden doğrudan telefonlara SMS, ses ve data servislerini deneme konusunda birlikte test çalışmaları yürütülecek.
Yerli teknolojilere tam destek
Şirketin Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yerli ve milli teknoloji şirketlerine süren destekleri de Mobil Dünya Kongresi’ne taşınan gündemlerden biriydi. Türkiye’nin teknoloji ekosistemindeki birçok kurum ve firmayla Ar-Ge, yazılım, teknolojik destek ve ürün tedariki alanlarında iş birlikleri yürüten Turkcell; böylece ülkemizdeki teknoloji sektörünün gelişimine, yerlilik oranlarının artmasına ve milli ekonomiye katkılar sunuyor. Şirket, Türkiye’nin öncü şebeke otomasyon şirketlerinden TechNarts, TTG ve KRON ile iş birliklerini de MWC24 kapsamında gündeme taşıdı.
Turkcell MWC24’ten 2 ödülle döndü
Şirket, Mobil Dünya Kongresi’nden iki ödülle döndü. Akıllı Enerji Dağıtım Şebekesi (Smart Grid) projesi ile 5G’nin kullanım alanlarına elektrik dağıtım şebekesini de ekleyen Turkcell, bu projeyle yenilikçi çözümlerin ödüllendirildiği GTI Awards 2024’te “Yenilikçi Mobil Servis ve Uygulama” ödülünü aldı. Bunun yanı sıra şirket, sürdürülebilirlik odağında sabit erişim şebekesinde enerji tasarrufuna yönelik fark oluşturan projesiyle IDATE tarafından ‘Sürdürülebilir Şebeke Operatörü Lideri’ ödülüne de layık görüldü. – İSTANBUL
]]>31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kaldı. Yerel seçimler öncesi seçmenlerin doğru bilgiye ulaşması ve yapay zeka destekli dezenformasyona maruz kalmaması amacıyla Yapay Gündem adı verilen bir platform oluşturuldu. Platform, podcast yayınları ve e-posta bültenleri aracılığıyla okuyucularla buluşacak.
Yapay zeka tarafından üretilen yanlış bilginin sebep olduğu dezenformasyon, dünya çapında yaklaşık 3 milyar insanın sandık başına gideceği seçimler yılı 2024’ün en önemli küresel riskleri arasında gösterildi. Güncel bir araştırma, her beş kişiden üçünün yapay zeka tarafından üretilen yanlış bilgilerden endişe duyduğunu ortaya koydu. Dünya Ekonomik Forumu 2024 Küresel Riskler Raporu önümüzdeki iki yıl için dezenformasyon sorununu küresel riskler arasında ilk sıraya koydu. Üretken yapay zekanın yanıltıcı içerik oluşturma yetkinliği ve deepfake gibi yapay zeka destekli dezenformasyon teknikleri ise bu sorunu derinleştiriyor. Türkiye’nin de mart ayındaki yerel seçimlere hazırlandığı bu dönemde, yapay zeka destekli uygulamalar ve bilgi operasyonları konusunda farkındalık oluşturmak ve seçmenleri bilgilendirmek için Yapay Gündem adı verilen bir platform oluşturuldu. Yapay Gündem, doğrulama platformu Teyit’in Eş Kurucusu Gülin Çavuş ve Uppsala Üniversitesi araştırma mühendisi Mert Can Yılmaz tarafından kuruldu.
BEŞ KİŞİDEN ÜÇÜ YAPAY ZEKANIN ÜRETTİĞİ YANLIŞ BİLGİDEN ENDİŞE DUYUYOR
ABD ve Birleşik Krallık’ta 10 bin kişiyle yürütülen bir araştırma, her beş kişiden üçünün yapay zeka tarafından üretilen yanlış bilgiden endişe duyduğunu ortaya koydu. Geçtiğimiz haftalarda, Kasım 2024’teki başkanlık seçimine hazırlanan ABD’de, yapay zeka tarafından üretilen sahte bir mesaj, New Hampshire’daki Demokrat seçmenleri ABD Başkanı Joe Biden’ın sesiyle “oy vermemeye” çağırmıştı. Benzer yapay zeka tekniklerinin tehlikelerini hatırlatan Yapay Gündem Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Gülin Çavuş, “İnsanlık 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına doğru ilerlerken yapay zeka teknolojilerinin kazandığı muazzam bir ivmeye tanıklık ediyoruz. Önümüzdeki yüzyılda insanlığın içine düşeceği dramatik bir değişim ve dönüşüm sürecine odaklanmak durumundayız. Bir yandan yapay zeka gibi teknolojik yeniliklerin getirdiği heyecan, diğer yandan bu yeniliklerin bizi bir distopyaya hapsetme ihtimali var. Hayatın her alanını radikal bir dönüşüm sürecine sokma gücüne sahip teknolojiler artık herkesin parmaklarının ucunda. Bu sürecin insanlığı hangi noktaya taşıyabileceğine dair konuları tartışmak istiyoruz” dedi.
MART 2024 YEREL SEÇİMLERİNE ÖZEL BÜLTENİYLE YAYINA BAŞLAYACAK
Okurlarına podcast yayınları ve e-posta bültenleri aracılığıyla seslenecek Yapay Gündem’in ilk odağının Mart 2024’te gerçekleştirilecek yerel seçimler olduğunu belirten Mert Can Yılmaz, “İki haftada bir yayımlanacak e-posta bülteninde, yapay zeka destekli dezenformasyonun seçimler üzerindeki potansiyel etkisini analiz edeceğiz ve seçmenlerin bilinçli kararlar vermesine yardımcı olacak bilgiler sunacağız. Yapay zeka teknolojilerinin toplumsal yansımalarına ilişkin özel olarak tasarlanmış e-posta bültenimizde, ulusal ve uluslararası alanda yapay zeka, medya ve demokrasi üzerine uzman akademisyenlerin, gazetecilerin ve hukukçuların görüşlerine de yer vereceğiz. Bültenler aracılığıyla yapay zeka teknolojilerinin seçim süreçlerine ve genel anlamda demokrasiye yönelik potansiyel olumlu ve olumsuz etkilerine ilişkin analizler ve Türkçe eğitsel materyaller sunacağız” ifadelerini kullandı.
YAPAY ZEKANIN ETİK KULLANIMINA DA ODAKLANACAK
Teyitçilik ve medya okuryazarlığı konularında sık sık konuşmacı olan ve eğitimler veren, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Türkiye Ulusal Komitesi Üyesi ve Avrupa Doğruluk Kontrolü Standartları Ağı’nın Yönetim Kurulu Üyesi Gülin Çavuş, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:
“Otoritelerin ve kamuoyunun gelişen teknolojilerin kullanım çerçevelerini belirleme hızları, çoğunlukla bu teknolojilerin gelişme hızlarının gerisinde kalıyor. Üretken yapay zekanın potansiyeli ve deepfake gibi yapay zeka destekli dezenformasyon teknikleri, demokrasiler üzerinde olumsuz etkilere de sebep olabilir. Yapay Gündem ismiyle yayın hayatına başlayacak platformumuz, yapay zeka uygulamalarının etik kullanımı hakkında farkındalık yaratma ve bu konuda Türkçe kaynak eksikliğini giderme görevini de üstlenecek. Yapay zekanın risk ve fırsatlarının yanı sıra bilgi operasyonu kavramını okurlarımıza ve dinleyicilerimize aktararak, eleştirel medya okuryazarlığını destekleme amacıyla çalışacağız.”
]]>