İMAMOĞLU’NUN SÖZLERİNE YANIT
İmamoğlu’nun sözleri kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, bugün partisinin grup toplantısına çıkan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de konuşmasında söz konusu ifadelere değindi.
“NEDEN 3 MAYMUNU OYNUYORSUNUZ?”
Bahçeli, “PKK’ya terör örgütü diyemeyen İBB Belediye Başkanı’nın Hamas’a terör örgütü demesini akla uymamasını sadece biz mi görüyoruz. Neden 3 maymunu oynuyorsunuz? Neden bunları konuşmuyorsunuz? Yerini yurdunu savunan Hamas’a terör örgütü demek katledilen bebeklere sırt dönmek demektir. Ne utanç verici bir durumdur ki küresel emperyalizmin ellerine ‘Alın beni tepe tepe kullanın” mesajı vermiştir. Allah’ın da bir hesabı vardır. Demlenenleri PKK ittifakı ile gelecek planlayanların günü geldiğinde nasıl maskaraya döneceklerini aziz milletimiz bizzat görecektir” dedi.
“TÜRKİYE SEÇİMSİZ BİR DÖNEME GİRMİŞTİR”
MHP lideri Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şu şekilde; “Türkiye seçimsiz bir döneme girmiştir. Milletimizin beklentisi sürdürülebilir hizmettir. Cumhuriyet’in yeni yüzyılında tarihi sorumluluklarımız var. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi siyasi ve stratejik kuvvetimiz.
CUMHUR İTTİFAKI VURGUSU
Ahlaki tutarlılığın vatansever duruşun müstesna markası olan Cumhur İttifakı siyasi istikrarın kökleşmesinde muazzam bir rol oynamıştır. Cumhur İttifakı Türk devrinin serdengeçti yüreğidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni sorgulayan çevrelerin asıl korkusu uyuyan devin ayağa kalkmasıdır. Doğum sancılı olsa da doğan kudret lider ülke Türkiye’dir.
“NETANYAHU LAHEY’DE YARGILANACAK”
Mısır’da devam eden rehine takası ve ateşkes görüşmeleri sonuca varılması gönülden desteğimizdir. Gazze’nin yanı sıra Batı Şeria da tehlike altındadır. Bu barbarlığın sonu yoktur. Türkiye İsrail soykırımının takipçisi olacaktır. Dökülen kanlar yerde kalmayacaktır. BMGK’daki veto sistemi çözüm arayışlarını tıkamakta. Netanyahu vakti ve saati geldiğinde Lahey’de yargılanacak tarihe soykırımcı olarak geçecektir.
“ÜÇ BELEDİYE ALMAK İÇİN…”
Cumhur İttifakı hesap yapanlara mahkum değildir. Biz siyaseti adam gibi yaparız yalan ile yol alınmayacağını çok iyi biliriz. İsrail’in safına geçip kabineyi yaylım ateşine tutan müflisleri önce millete sonra Allah’a havale ederiz.
İMAMOĞLU’NU HEDEF ALDI
PKK’ya terör örgütü diyemeyen İBB Belediye Başkanı’nın Hamas’a terör örgütü demesini akla uymamasını sadece biz mi görüyoruz. Neden 3 maymunu oynuyorsunuz? Neden bunları konuşmuyorsunuz? Yerini yurdunu savunan Hamas’a terör örgütü demek katledilen bebeklere sırt dönmek demektir. Ne utanç verici bir durumdur ki küresel emperyalizmin ellerine “alın beni tepe tepe kullanın” mesajı vermiştir. Allah’ın da bir hesabı vardır. Demlenenleri PKK ittifakı ile gelecek planlayanların günü geldiğinde nasıl maskaraya döneceklerini aziz milletimiz bizzat görecektir.
ERDOĞAN’IN IRAK ZİYARETİ
Bu ziyaret tarihidir. Ankara-Bağdat ilişkisi 2 ülkenin de yararınadır. PKK Irak’tan sökülüp atılmalıdır.
ALMANYA CUMHURBAŞKANININ TÜRKİYE ZİYARETİ
Bu esnada Türkiye’ye ziyaret düzenleyip İBB Belediye Başkanı’na alelacele ziyaret eden Almanya Cumhurbaşkanının döner diplomasisi de şaibeli ve şüphelidir. Yine de Türkiye-Almanya ziyaretinin ilerlemesi temennimizdir.
TÜRK-KÜRT AYRIMI TEPKİSİ
Türkiye’nin kürt sorunu yoktur. Bölücülük ve terör sorunu vardır. Bölücülük yeni yüzyılda kesinlikle bitecektir. PKK/YPG bu topraklardan kazınacaktır. Bölücülükle mücadele ülke içindeki yıkım çevresi çökertilecektir. MHP terörü bir hak arama gören Kürt kökenli vatandaşlarını kucaklayacaktır.”
]]>DİYARBAKIR – Diyarbakır’da terör örgütü PKK’ya “kuryelik” yaptığı ve bombalı eylem hazırlığında oldukları gerekçesiyle geçen yıl tutuklanan 2 sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” suçlarından 15 yıl 6’şar aydan 31’er yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanıklar Davut D. ve Ramazan D. hakkında hazırlanan iddianame, 5. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Sanıkların 4 Eylül 2023’te “Çınar ilçesine bağlı Bozçalı Mahallesi kırsalına otomobillerle gelerek, toprağa bir şeyler gömdükleri ve terör örgütü PKK ile bağlantıları olduğu” yönünde bilgiler edinilmesi üzerine çalışma başlatıldığı belirtilen iddianamede, 5 Eylül 2023’te sanık Ramazan D’nin ikametinin yanında bulunan tarla çevresinde arama yapıldığı kaydedildi.
Aramada toprağa gömülü bidon içerisinde PETN patlayıcı madde, A4 patlayıcı, roketatar başlığı, avometre (akım ölçer), saatli anahtar sistemi, patlayıcı devre sistemi, zaman ayarlı patlayıcı ve termal tulum ele geçirildiği ifade edilen iddianamede, İl Emniyet Müdürlüğü Bomba İnceleme Büro Amirliğince yapılan inceleme kapsamında hazırlanan rapora ilişkin şu bilgi paylaşıldı:
“Elde edilen mevcut bulguların bomba yapım malzemesi olduğu ve bir araya getirilerek birden çok el yapımı bomba hazırlanabileceği belirlendi. İncelemesi yapılan bulgularla hazırlanabilecek el yapımı bombaların, canlılar üzerinde öldürücü, yaralayıcı, cansızlar üzerinde ise yakıcı, yıkıcı ve tahrip edici özelliğe sahip olduğu tespit edilmiştir.”
İddianamede ifadesine yer verilen gizli tanık, fotoğrafını teşhis ettiği sanık Davut D’nin 2020’de Mardin kırsalında faaliyet gösteren “Reber” kod adlı terör örgütü mensubu Teyyüp Çam ile irtibatlı olduğunu ve örgüte lojistik destek sağladığını ileri sürdü.
Mardin’de 11 Mart 2023’te gerçekleştirilen Eren-5 Operasyonu kapsamında etkisiz hale getirilen Çam’ın “turuncu” kategoride aranan sözde Mardin Bagok alan sorumlusu olduğu ifade edilen iddianamede, operasyon bölgesinde bulunan örgütsel dokümanda söz konusu patlayıcı maddeler ve sanık Davut D. hakkında bilgilerin yer aldığı belirlendi.
İddianamede, sanıklardan Davut D.’nin giysilerinde, Ramazan D’nin de aracında yapılan incelemede, RDX ve PETN kalıntıları tespit edildiği, ayrıca ele geçirilen mühimmatlarda Ramazan D.’nin parmak izinin çıktığı kaydedildi.
İddianamenin sonuç kısmında şu değerlendirmede bulunuldu:
“Patlayıcı madde ve bomba yapımında kullanılan ekipman, örgüt mensuplarının talimatları doğrultusunda, ele geçirildiği bölgeye şüpheliler tarafından gömülmüştür. Bu kapsamda şüphelilerin, örgütle organik bağ kurarak örgüt adına faaliyette bulundukları için terör örgütü PKK üyesi oldukları anlaşılmıştır. Uzmanlık raporuna göre ele geçirilen malzemelerin, canlılar üzerinde öldürücü, yaralayıcı, cansızlar üzerinde ise yakıcı, yıkıcı ve tahrip edici özelliği göz önüne alındığında şüphelilerin eylemlerinin tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirilmesi suçunu da oluşturduğu tespit edilmiştir.”
İstenilen ceza
İddianamede, geçen yıl tutuklanan sanıklar Davut D. ve Ramazan D.’nin “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” suçlarından 15 yıl 6’şar aydan 31’er yıla kadar hapsi istendi.
Sanıkların yargılanmasına gelecek günlerde başlanacak.
]]>Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanıklar Davut D. ve Ramazan D. hakkında hazırlanan iddianame, 5. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Sanıkların 4 Eylül 2023’te “Çınar ilçesine bağlı Bozçalı Mahallesi kırsalına otomobillerle gelerek, toprağa bir şeyler gömdükleri ve terör örgütü PKK ile bağlantıları olduğu” yönünde bilgiler edinilmesi üzerine çalışma başlatıldığı belirtilen iddianamede, 5 Eylül 2023’te sanık Ramazan D’nin ikametinin yanında bulunan tarla çevresinde arama yapıldığı kaydedildi.
Aramada toprağa gömülü bidon içerisinde PETN patlayıcı madde, A4 patlayıcı, roketatar başlığı, avometre (akım ölçer), saatli anahtar sistemi, patlayıcı devre sistemi, zaman ayarlı patlayıcı ve termal tulum ele geçirildiği ifade edilen iddianamede, İl Emniyet Müdürlüğü Bomba İnceleme Büro Amirliğince yapılan inceleme kapsamında hazırlanan rapora ilişkin şu bilgi paylaşıldı:
“Elde edilen mevcut bulguların bomba yapım malzemesi olduğu ve bir araya getirilerek birden çok el yapımı bomba hazırlanabileceği belirlendi. İncelemesi yapılan bulgularla hazırlanabilecek el yapımı bombaların, canlılar üzerinde öldürücü, yaralayıcı, cansızlar üzerinde ise yakıcı, yıkıcı ve tahrip edici özelliğe sahip olduğu tespit edilmiştir.”
İddianamede ifadesine yer verilen gizli tanık, fotoğrafını teşhis ettiği sanık Davut D’nin 2020’de Mardin kırsalında faaliyet gösteren “Reber” kod adlı terör örgütü mensubu Teyyüp Çam ile irtibatlı olduğunu ve örgüte lojistik destek sağladığını ileri sürdü.
Mardin’de 11 Mart 2023’te gerçekleştirilen Eren-5 Operasyonu kapsamında etkisiz hale getirilen Çam’ın “turuncu” kategoride aranan sözde Mardin Bagok alan sorumlusu olduğu ifade edilen iddianamede, operasyon bölgesinde bulunan örgütsel dokümanda söz konusu patlayıcı maddeler ve sanık Davut D. hakkında bilgilerin yer aldığı belirlendi.
İddianamede, sanıklardan Davut D’nin giysilerinde, Ramazan D’nin de aracında yapılan incelemede, RDX ve PETN kalıntıları tespit edildiği, ayrıca ele geçirilen mühimmatlarda Ramazan D’nin parmak izinin çıktığı kaydedildi.
İddianamenin sonuç kısmında şu değerlendirmede bulunuldu:
“Patlayıcı madde ve bomba yapımında kullanılan ekipman, örgüt mensuplarının talimatları doğrultusunda, ele geçirildiği bölgeye şüpheliler tarafından gömülmüştür. Bu kapsamda şüphelilerin, örgütle organik bağ kurarak örgüt adına faaliyette bulundukları için terör örgütü PKK üyesi oldukları anlaşılmıştır. Uzmanlık raporuna göre ele geçirilen malzemelerin, canlılar üzerinde öldürücü, yaralayıcı, cansızlar üzerinde ise yakıcı, yıkıcı ve tahrip edici özelliği göz önüne alındığında şüphelilerin eylemlerinin tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirilmesi suçunu da oluşturduğu tespit edilmiştir.”
İstenilen ceza
İddianamede, geçen yıl tutuklanan sanıklar Davut D. ve Ramazan D’nin “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” suçlarından 15 yıl 6’şar aydan 31’er yıla kadar hapsi istendi.
Sanıkların yargılanmasına gelecek günlerde başlanacak. – DİYARBAKIR
]]>Özdemir, Kayseri Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde, Ülkü Ocakları Talas İçe Başkanlığınca düzenlenen “Şahlanış Gecesi” programında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin çok önemli zamanlardan geçtiğini söyledi.
Bölgesinde lider bir ülke olan Türkiye’yi daha ileriye taşıyacaklarını dile getiren Özdemir, bu yüzyılı hep birlikte “Türkiye Yüzyılı” yapacaklarını, buna olan inançlarının da tam olduğunu vurguladı.
Avrupa’da son günlerde terör örgütü yandaşlarının bazı eylemlerinde Ülkü Ocaklarını hedef aldığını anımsatan Özdemir, bu eylemler karşısında sorumlu ülkelerin gerekli tedbirleri alması ve vatandaşların da can ve mal emniyetini tesis etmesi gerektiğini dile getirdi.
Özdemir, “Kahraman ordumuz inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın iradeleriyle bu yaz aylarında, terör örgütünün Irak’taki bütün kampları ve nerede bir yerleşkesi varsa hepsini darmadağın edecek, bütün terör inlerini kurutacak, inşallah Kandil’e de, Mahmur’a da bütün terör odaklarının bulunduğu yerlere şanlı Türk bayrağını çekecektir. Biliyoruz ki asıl rahatsızlığın sebebi de zaten budur.” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Türkiye’nin pazar günü önemli bir seçime gideceğini aktaran Özdemir, şunları kaydetti:
“Bu seçimlerde Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefimizin merkezi yönetimle, yerel yönetim arasındaki uyumun tesis edilmesi noktasında genç kardeşlerim bilhassa sizin iradeniz çok büyük önem taşıyor. Çünkü sandıkta göstereceğiniz irade tüm Türkiye ile beraber biraz önce sizlere arz ettiğim karanlık mahfillere de verilecek önemli bir mesaj taşıması bakımından son derece kıymetlidir. Baktığınızda bazı büyükşehir belediyelerinin 2019 yerel seçimlerinde CHP ve beraber yol yürüdüğü terör örgütünün siyasi uzantılarınca idare ediliyor oluşu, birilerinin bitlerini kanlandırmış olabilir. Ama inşallah bu pazar günü başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, göz bebeğimiz olan büyük şehirlerimiz ve diğer tüm yerel yönetimlerde Türk milletinin iradesiyle 5 yıldan bu yana gelen fetret devri son bulacak ve yükselen Türkiye Yüzyılının yerel yönetimlere ya buralarda da hayata geçecektir inancını taşıyoruz. Bundan hiçbir şüphemiz yoktur. Çünkü aradan geçen 5 yıllık zaman zarfında İstanbul’a baktığınızda dünyanın en büyük Türk İslam şehrini imar etmek, bu şehri daha da ileri bir seviyeye taşımak ve hatta deprem riskiyle karşı karşıya kalınmışken İstanbul’u depreme hazırlamak yerine balya, çuval çuval, valiz valiz kendi ceplerini dolduranlara İstanbullu hemşehrilerimizin artık fırsat vermeyeceğine inanıyoruz.”
İstanbulluların hakkının başka yerlere peşkeş çekildiğini vurgulayan Özdemir, “Ankara’ya baktığınızda bir başka rezil belediyecilik anlayışının orada da hakim olduğunu bu 5 yıllık süre içerisinde gözlemledik. Bütün bunlarla beraber asıl kınanması gereken ve rezil bir anlayışı yansıtan görüntüyse geçmişinde güya ülkücü olduğunu iddia edenlerin bugün Ankara’da PKK terör örgütünün siyasi uzantılarıyla işbirliğine girmeleridir. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Ülkücünün eskisi ve yenisi olmaz. Terör örgütünün siyasi uzantılarıyla kol kola girip işbirliği yapanlardan da bırakın ülkücüyü adam bile olamaz.” şeklinde konuştu.
Özdemir ayrıca pazar günü yapılacak seçimlerde tüm bu yapılanlara karşı Cumhur İttifakı’nın güçlü bir iradeyle cevap vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Program konuşmaların ardından Osman Öztunç ve Grup Volkan konseriyle devam etti.
]]>BAYBURT – Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık” dedi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler bir dizi ziyaretler için geldiği baba ocağı Bayburt’ta, şehit aileleri ve gazilerle iftar programında buluştu. Bakan Güler, iftar öncesi masaları gezerek şehit ve gazi aileleriyle bir süre sohbet etti. Ezanın okunmasıyla birlikte hep birlikte dualar edildi, tutulan oruçlar açıldı. Yemeğin ardından konuşma gerçekleştiren Bakan Güler, baba ocağı Bayburt’ta olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Baba ocağım, yiğitler diyarı Bayburt’ta bulunmaktan ve siz değerli hemşehrilerimle bu güzel iftar sofrasında bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını iletiyorum” dedi.
Şehit ve gazilerin kanıyla sulanan şanlı ecdadın bıraktığı vatan topraklarının kutsal emanet olduğunu söyleyen Bakan Güler, “Binlerce yıldır, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanıyla sulanan cennet vatanımız, şanlı ecdadımızın bizlere miras bıraktığı en kutsal emanettir. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır” ifadelerini kullandı.
Yapılan operasyonlarla hain terör örgütüne ağır darbe vuruldu
Aziz şehitlerin kanlarını yerde bırakmadıklarını, yapılan operasyonlarla bölücü terör örgütüne ağır bedeller ödetildiğini vurgulayan Bakan Güler, konuşmasına şöyle devam etti: “Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerimizin gözyaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz.
Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran hain terör örgütü ile mücadelesini, azim ve kararlılıkla sürdürüyor. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla, terör örgütünün belini kırdık.
Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.
Başarıyla sürdürdüğümüz operasyonlarımız, eli kanlı teröristler, bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar artan bir baskı ve yoğun bir tempoda aralıksız devam edecek.”
“Ülkemiz dünyada yükselen bir güç konumundadır”
Son 20 yılda Türkiye’nin güçlü ve sözü dinlenen bir ülke olduğunu ifade eden Bakan Güler, “Ülkemiz; köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu, büyük ve güçlü ordusu, her geçen gün gelişen yerli, milli ve modern savunma sanayisi ve her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle, dünyada yükselen bir güç konumundadır. Özellikle son 20 yılda, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, içeride çok daha gelişmiş; dışarıda ise çok daha güçlü ve sözü dinlenen bir ülke haline gelmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehit ve gazilerimizin fedakarlık ve kahramanlıklarıyla elde edilen kazanımlarımızın korunması ve sürekli geliştirilmesi en temel hedefimizdir” şeklinde konuştu.
Kahraman şehitleri saygı, şükran ve minnetle anan Bakan Güler, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: ” Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, Kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sözlerime son verirken, Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini diliyor; bayrama da en güzel şekilde ulaşmamızı temenni ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”
]]>Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk:
“Irak’ın kuzeyindeki 2 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur”
“Son bir haftada yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışan 174 şahıs yakalandı”
“NEFER Kuleli Zırhlı Muharebe Aracının muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır”
MSB Kaynakları: “Terör örgütü için bu saldırılar son çırpınışlardır”
ANKARA – Milli Savunma Bakanlığı, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 26 teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.
Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir baskı ve yoğun bir tempoda sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil, son bir haftada 26, 1 Ocak tarihinden bugüne kadar ise 242’si Irak’ın, 366’sı Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere toplam 608 teröristi etkisiz hale getirmiştir. Pençe-Kilit Operasyonu Bölgesinde, 19 Mart’ta bir üs bölgemize sızma ve saldırı girişiminde bulunan teröristlerle çıkan çatışmada bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 4 kahraman silah arkadaşımız yaralanmış, ilk belirlemelere göre 6 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Menfur saldırı sonrası 19 ve 20 Mart’ta düzenlenen hava harekatları ile Irak’ın kuzeyindeki Metina, Zap, Hakurk, Gara ve Kandil bölgelerinde terör örgütü PKK tarafından kullanıldığı tespit edilen ve içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen sığınak, barınak ve mağaralardan oluşan toplam 39 hedef başarıyla imha edilmiştir” ifadelerini kullandı.
Pençe-Kilit Harekatı’nda bugüne kadar 854 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirten Tuğamiral Aktürk, harekat bölgesinde bin 916 silah, 803 bin 241 mühimmat ele geçirildiğini, 2 bin 650 mayın, EYP’nin imha edildiğini ve 900 mağara ve sığınağın kullanılamaz hale getirildiğini kaydetti.
“Irak’ın kuzeyindeki 2 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur”
Türkiye ve bölgedeki terör tehditlerinin bertaraf edilene kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonlarını kararlılıkla sürdüreceğini aktaran Aktürk, “Bu hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist daha Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur. Teröristler için tek çıkış yol, Türk adaletine teslim olmaktır” dedi.
“Son bir haftada yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışan 174 şahıs yakalandı”
Tuğamiral Aktürk, Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi ve Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmaların da devam ettiğini belirtti. Sınır hattının cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunduğunu vurgulayan Aktürk, “Son bir haftada yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışan 7’si terör örgütü mensubu olmak üzere 174 şahıs yakalanmış, 2 bin 393 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 01 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 921’e, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 36 bin 840’a yükselmiştir. Yine, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 40 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir” diye konuştu.
TSK’nin başarıyla icra ettiği operasyonların yanı sıra eğitim ve tatbikat faaliyetlerini sürdürdüğünü dile getiren Aktürk, Ağrı, Kars, Iğdır ve Tatvan’da düzenlenen Kış 2024 başarıyla icra edildiğini söyledi. Aktürk, “TCG ANAFARTALAR denizaltımız tarafından Dıraç/Arnavutluk’a, İtalya’ya ait CARLO BERGAMINI fırkateyni tarafından ise Mersin’e liman ziyaretleri gerçekleştirilmiştir. TCG GEDİZ fırkateynimiz tarafından da Dubrovnik/Hırvatistan’a liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. Yine, Hava Kuvvetlerimizin tanker uçağı tarafından Romanya Hava Kuvvetlerine ait 4 adet F-16 uçağına 14 Mart’ta Romanya hava sahasında havada yakıt ikmali yapılmıştır” ifadelerine yer verdi.
“NEFER Kuleli Zırhlı Muharebe Aracının muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır”
TSK’nın etkinlik ve caydırıcılığını artırmak için yerli ve milli savunma sanayinin yüksek teknoloji ürünleri ile donatıldığını aktaran Aktürk, şu ifadelere yer verdi:
“Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca, çeşitli miktarda Uzun Menzilli Tanksavar Füzesi ve ‘NEFER’ Kuleli Zırhlı Muharebe Aracının muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye, ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya kararlılıkla devam edecektir.”
Irak ile Ortak Harekat Merkezi’nin kurulması
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Irak makamları ile gerçekleşen son görüşmelerin ardından Ortak Harekat Merkezi kurulup kurulmayacağına ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“Irak ile belirli seviyelerde görüşmeler devam etmektedir. Aralık ayında yapılan toplantının ikincisi geçtiğimiz günlerde Bağdat’ta yapılmıştı. İki ülke arasında imzalanması planlanan Stratejik Çerçeve Belgesi için hazırlıklar devam etmektedir. Bizim bu belgede olmasını istediğimiz hususlardan biri de Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasıdır. Bu harekat merkezinin işletilmesine yönelik teknik detaylar da söz konusu belge imzalandıktan sonra belirlenecektir.”
Irak’tan terörle mücadele işbirliğine olumlu yaklaşım
Bakanlık kaynakları, Bağdat’ta gerçekleşen görüşmelerde Irak tarafının terörle mücadeleye yaklaşımının nasıl olduğuna dair soruya, “Irak tarafı da terör örgütü PKK’yı tehdit olarak görmektedir. Bizim Ortak Harekat Merkezi ve diğer terörle mücadeledeki iş birliği tekliflerimize olumlu yaklaşmaktadırlar. Önümüzdeki dönemde terörle mücadele ve hudut güvenliği gibi konularda Irak makamları ile çalışmalarımız artarak devam edecektir” ifadelerini kullandı.
İlk öncelik terör tehdidini sınır ötesinde karşılamak
Bakanlık kaynakları, terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonların geçmiş yıllardaki operasyonlardaki şartların aynı olmadığını belirterek, “Önceki dönemde sınırlı, süreli ve tahditli operasyonlar yapılırken bugün sürekli operasyonlar icra edilmektedir. Sınırlarımızdan 30-40 kilometre ileriden itibaren ülkemize yönelik tehditler bertaraf edilmektedir. Bu strateji ile birinci önceliğimiz; terör tehdidini sınırlarımızdan mümkün olduğu kadar ötede karşılamaktır. Irak ile yapılan görüşmelerde masada sadece terörle mücadele ve hudut güvenliği konuları değil, enerji ve ticaret boyutunu da içine alan konular yer almaktadır. Biz Irak ile çok daha kapsamlı bir çalışmadan bahsetmekteyiz. Geçmiş yıllardaki terörle mücadeleyi bugünkü mücadele ile kıyaslamak doğru olmaz. Güvenlik ve refah birbirini destekleyen unsurlardır. Hem bölgedeki refahın hem de güvenliğin eşzamanlı artırılması konusunda çalışmalar yürütülmektedir. Güvenli bölge oluşturarak ülkemize yönelik tehdidi uzaktan karşılamak, ulaştırma ve enerji projeleri ile de bölgede ekonominin ve refahın geliştirilmesine katkı sağlamak hedeflenmektedir” diye konuştu.
“Bu saldırılar son çırpınışlardır”
Bakanlık kaynakları, terör örgütü PKK’nın son saldırısına ilişkin sorular üzerine şu değerlendirmeleri yaptı:
“Son dönemde saldırıların gerçekleştirildiği yerler artık Pençe-Kilit Operasyon bölgesinin en uç, en cephe bölgeleridir. Orada ufak bir bölüm kaldı, orayı da temizleyip kilidi kapattıktan sonra hudutlarımız daha güvenli hale gelecektir. Terör örgütünün son dönemdeki saldırılarının amacı da bu kilidin kapatılmasını önlemektir. Terör örgütü için bu saldırılar son çırpınışlardır. Bu çırpınışlar onları beklenen sondan kurtaramayacaktır.”
]]>Terör örgütü PKK adına Suriye’de aktif faaliyet gösterdiği gerekçesiyle 14 Ocak’ta tutuklanan E.K. (25) hakkında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı.
E.K. hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 15 yıl, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan da 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
İddianamede, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirten E.K’nin itiraflarına yer verildi.
E.K. 2015 yılında Adana’nın merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi’nde terör örgütü PKK’nın talimatıyla örgütün gençlik yapılanmasında yer aldığını, bu yapılanmada gruplar halinde “eylem birimleri” kurulduğunu ifade etti.
Yapılanmanın başında Hizni kod adlı Hüseyin’in bulunduğunu ve onun zorlaması ile eylem birimine katıldığını belirten E.K, “Hizni, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’da yakalanmasının yıl dönümü olduğunu bildirerek bize 15 Şubat’ta eylem yapma emri verdi. Bu kapsamda molotofkokteyli yapmamız için benzin ve havai fişek almamız gerektiğini söyleyip bize para dağıttı. Hizni, mahalledeki eylemlerin organizasyonunu yapıyordu.” ifadesini kullandı.
Daha sonra PKK’ya katılmaya karar verdiğini belirten E.K. şöyle devam etti:
“Mahallede terzilik yapan Z.E. ‘Beni uzaktan takip edin’ diyerek beni bir eve götürdü. Yanımıza cep telefonu ve kimliğimi almamamı söyledi. Z.E. bana, ‘Bu evden hiçbir yere ayrılma, evin penceresinden dışarı dahi bakma ve beklemede kal’ dedi. Ben bu evin örgütün kentteki milis evi olduğunu anladım. Ben bu evde kaldığım 3 gün boyunca yüzü kapalı olan bir kadın gizlice evin ihtiyaçlarını bırakıyordu. Bu kadın bana ‘Gideceğin yer çok güzel, örgüt iyidir, örgüt için savaşacaksın’ diyordu. Üçüncü günün sonunda Z.E. yanında bir kadınla bu eve geldi. Bu kadın benim tüm kimlik bilgilerimi küçük bir kağıt parçasına yazarak bu kağıdı küçük bir hap şekline gelinceye kadar iyice katladı. Daha sonra bu kağıdı sigara poşetine sarıp çakmakla yakmak suretiyle mühürledi. Ayrıca içini boşalttığı bir ceviz tanesinin içine bu kağıdı yerleştirdi. Bana ‘Ceviz içindeki kağıdı sakın açma, bu cevizi Diyarbakır HDP il binasında bulunan Eylem kod adlı kişiye teslim edeceksin, uygulama noktasında polis ya da jandarma aramasına takılırsan kağıdı yut, sakın polisin eline geçmesine izin verme, Z.E. ve saklandığın evden bahsetme’ talimatını verdi. Daha sonra Diyarbakır için aldıkları otobüs biletini bana verdi. Bu kadın bana ‘Kesinlikle örgütten kaçma, örgüte ihanet etme, sakın geri gelme’ telkininde de bulundu.”
ABD askerlerinden eğitim almış
Diyarbakır’a gittiğinde HDP il binasında Eylem kod adlı kişiyle buluştuğunu ve yanında taşıdığı ceviz içindeki notu Eylem’e teslim ettiğini anlatan E.K. itiraflarını şöyle sürdürdü:
“Eylem kağıt parçasını okuduktan sonra not kağıdını yakarak yok etti. Kırsala götürülmem için bir araç ayarlayacağını söyledi. Bir süre sonra belinde silah olan bu kişi beni araçla Lice’ye götürdü. Beni burada başka bir örgüt mensubu karşıladı ve bana ‘Şervan Amed’ kod adını verdi. Burada 40 kişiden oluşan bir örgüt kampında eğitim almaya başladım. Kampta askeri, siyasi ve ideolojik eğitimler aldım. Daha sonra bir grupla Aynularab (Kobani) bölgesine geçtim. 2016 yılında Fransızlara ait çimento fabrikasının arkasında bulunan konteynerlerde ABD askerleri tarafından sağlık, sabotaj, silahlı saldırı ve ilk yardım eğitimleri aldım. Bir süre sonra gizlice edindiğim cep telefonu ile annemle irtibata geçtim. Annem benden örgütten kaçıp eve dönmemi istedi. Örgüt benim ailemle görüştüğümün farkında varınca beni cezalandırdı. 2017 yılında başka bir tabura görevlendirmem yapıldı.”
E.K. ifadesinde, terör örgütünün eylem birimlerine, “hava saldırılarına karşı ormanlık alanlarda dağınık olarak bulunun” talimatı verdiğini anlattı.
Suriye’de aldıkları eğitimlere değinen E.K, “TSK saldırılarına karşı tünel yapımı ve tünel savaşlarına yönelik eğitim aldık. Bize uçak keşiflerinden nasıl korunmamız gerektiği, tankların saldırılarından nasıl kaçılacağı yönünde eğitimler verildi. Ayrıca olası TSK saldırısına karşı kırsalda bulunan boş evlere, tarlalara, dağlık alanlara ve ovalara gece geç saatlerde yaşam malzemesi ve mühimmat sakladık, sığınaklar inşa ettik. Tünellerde yaklaşık 15 gün boyunca kaldık.” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’da “evlat nöbeti”ne katılan annesini vazgeçirmek için video çekmişler
Daha sonra örgütten ayrılmak için tekrar babası ile irtibata geçtiğini ve ondan annesinin Diyarbakır annelerinin oturma eylemine katıldığını öğrendiğini belirten E.K, şunları kaydetti:
“Örgüt benim kaçma şüphemi fark edince tekrar bana ideolojik eğitim ve yoğunlaşma eğitimi verdiler. Örgüt üyeleri benim telefonla ailemle görüşmemi kesin olarak yasakladı. Ayrıca bana ‘Annen Diyarbakır annelerinin oturma eylemine katılmış, ideolojik anlamda kendini geliştirmen için daha çok örgüt mücadelesini anlatan kitaplar okumak zorundasın, annen HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önündeki oturma eyleminden vazgeçecek ve Cumartesi Anneleri’nin eylemine katılacak. Sen de bu amaçla video çekeceksin’ diyerek baskı yaptılar. Daha sonra beni zorla tuttukları odadan çıkardılar. Örgüt üyeleri beni bir ağacın altına götürerek, bana ‘Türk Devleti’nin Afrin’de kimyasal silah kullanarak halkı katlettiğini, Suriye’deki camileri TSK’nın uçakla vurarak yıktığını’ kamera karşısında zorla söylettiler. Bilgisayarla üzerinde oynama yaptıkları yıkılmış cami fotoğraflarını video çekerken zorla göstermemi istediler. Ayrıca video sırasında annemin HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önündeki oturma eyleminden vazgeçmesini söylemek zorunda bırakıldım. Bu video yaklaşık 20 dakika sürdü. Bu video özellikle HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önündeki oturma eyleminde bulunan insanları caydırma amacıyla çekildi. Çünkü örgüt bu şekilde karar almıştı.”
Terör örgütü üyelerinin, 1 Ekim 2023’te İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısı önünde 2 teröristin bombalı saldırı eyleminin videolarını kendilerine izlettiğini belirten E.K, “Bu eylemin başarılı olduğu ve her örgüt mensubunun bu eylemcileri örnek alması gerektiği telkininde bulundular. Bu eylem doğrultusunda her örgüt mensubunun kendisine çekidüzen vermesi talimatını verdiler. Daha sonra ben gece nöbet tuttuğum sırada örgütten kaçmayı başardım. Ailemle tekrar irtibata geçerek sınırda güvenlik güçlerine teslim oldum. PKK terör örgütünden kaçmak isteyen çok kişi olduğunu biliyorum.” itirafında bulundu.
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 36 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 204’ü Irak’ın kuzeyi, 315’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 519’e ulaştığını söyledi.
Tuğamiral Aktürk, devam eden operasyonlar ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında, son olarak Pençe-Kaplan Operasyonu bölgesinde tespit edilen sığınakta teröristlere ait çok sayıda havan mühimmatının ele geçirildiği bilgisini verdi.
Suriye’deki harekat alanlarında oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik devam eden taciz ve saldırı girişimlerine gerekli karşılığın anında verildiğine dikkati çeken Aktürk, istikrarın sürdürülmesi için tüm tedbirler alındığını, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanması amacıyla çalışmalara devam edildiğini bildirdi.
31 bin 586 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 11’i terör örgütü mensubu 161 kişinin yakalandığını, 1571 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini bildirdi.
Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1609’a yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 31 bin 586 olmuştur.” dedi.
Gazze’ye 19 uçakla 250 tona yakın yardım malzemesi ulaştırıldı
Tuğamiral Aktürk, İsrail’in, Nabulsi Meydanı’nda yardım kuyruğundaki masum sivilleri hedef aldığını hatırlatarak şöyle konuştu:
“İsrail, masum Filistin halkına yönelik insanlıktan ve vicdandan yoksun bu saldırılara derhal son vermelidir. Tüm dünya yaşanan bu zulmün küresel bir felakete dönüşebileceğini görmelidir. Gazze’de artarak yaşanan bu trajedilerin bir an önce son bulması için bir kez daha uluslararası toplumu, yaşanan vahşeti durdurmaya çağırıyoruz. Gazze’de koşulsuz ve kalıcı ateşkes ilan edilmesi kaçınılmazdır. Temennimiz, ateşkes ve barışa giden, akan kanın durması için sarf edilen tüm gayretlerin gösterilmeye devam edilmesidir.”
Türkiye’nin Gazze’ye yönelik insani yardımları hakkında da bilgi veren Aktürk, bu kapsamda ilgili kurumlarla koordineli olarak, 4 Mart’ta bir A400M tipi askeri nakliye uçağının 8,3 ton tıbbi malzemeyi daha bölgeye ulaştırdığını ifade etti.
Aktürk, Gazze için bugüne kadar Hava Kuvvetlerine ait 19 uçakla 250 tona yakın insani yardım malzemesinin bölgeye sevk edildiğini bildirdi.
Tuğamiral Gökçen Fırat, Çanakkale’de törene katılacak
Tuğamiral Aktürk, 8 Mart’ta TCG NUSRET müze gemisi tarafından Erenköy Koyu’nda Türkiye’nin ilk kadın amirali Tuğamiral Gökçen Fırat ve Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Deniz Harp Okulu kadın öğrencilerinin katılımıyla “Tarihi Mayınlamayı Anma Töreni ve Seyri”nin yapılacağını söyledi.
Türkiye Yarı Maraton Ligi 1’inci Kademe Müsabakası’nda 1’inci olan TSK Spor Gücü Kır Koşusu Takımı’nı tebrik eden Aktürk, derece elde eden sporculara başarılar diledi.
Savunma sanayisi
Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerinin katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinliği ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığını ifade etti.
Tuğamiral Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarlarda, “Bulut Altı İnsansız Hava Aracı (BAHA)” ile modernizasyon faaliyeti tamamlanan “M60 T” tankının muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını aktardı.
Ordu Yardımlaşma Kurumunun (OYAK) 63’üncü kuruluş yıl dönümünü de kutlayan Aktürk, bu kurumun kuruluşundan bu yana ülkenin ve ordunun gücüne güç kattığını söyledi.
Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Aktürk, bu kapsamda, 1 Mart’ta başlayan Milli Savunma Bakanlığı ve kuvvet komutanlıklarında istihdam edilmek üzere 2024 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Başvuruları’nın 17 Mart’a kadar devam edeceğini bildirdi.
Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı’nın, 3 Mart’ta gerçekleştirildiğini hatırlatarak, başarılı olacak adaylara müteakip aşamalarla ilgili gerekli bilgilendirmelerin yapılacağını aktardı.
Sorular
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Kaynaklar, İzmir’de acil iniş yapmak zorunda kalan askeri helikoptere ilişkin, “Yapılan ön incelemede helikopterin teknik dokümanlarına göre periyodik ve uçuş öncesi bakımlarının eksiksiz yapıldığı tespit edilmiştir. Meydana gelen olay ile ilgili görevlendirilen Hava Kuvvetleri Komutanlığı kaza kırım inceleme ekibi tarafından ön inceleme yapılmış olup nihai teknik rapor, tahkikat sonrası açıklanacak.” ifadesini kullandı.
MSÜ sınavına ilişkin iddialar
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Milli Savunma Üniversitesinin (MSÜ) sınavına, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların da girebildiğine dair iddiaların sorulması üzerine, “Milli Savunma Üniversitesi’nde eğitim alabilmek için mevzuatımıza göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak gerekmektedir. Herhangi bir somut bilgi belge olmadan bunları tartışmak yersizdir.” yanıtını verdi.
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in basın mensuplarına yaptığı son açıklamadaki terörle mücadele vurgularına yönelik sorulara da cevap verdi.
Bakan Güler’in, “Önümüzdeki süreçte şuana dek sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakılmayacak. Alana mutlak hakimiyet için operasyonlarımızda düşünce, planlama ve icrada süratli, sahanın gerektirdiği alışılmadık ve öngörülemez düzeyde özgün, terör örgütünün sezemeyeceği ve tepki veremeyeceği bir tempo ile terör örgütü üzerindeki baskı kesintisiz şekilde devam ettirilecektir.” sözlerini hatırlatan kaynaklar, şöyle devam etti:
“Amacımız bölgenin terörden arındırılması, hudut güvenliğinin sınır ötesinden sağlanması ve ülkemizin huzurunun muhafaza edilmesidir. Bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanımızın çizdiği çerçeve ve Sayın Bakanımızın ifade ettiği perspektifte mücadelemiz kararlı şekilde devam edecek.”
Bakanlık kaynakları, Gazze için yola çıkan Hava Kuvvetlerine ait uçakların daha önce Mısır’a giderken son olarak Ürdün’e gitmesine ilişkin soruya, “İhtiyaçlar ve talepler doğrultusunda hareket ediyoruz. Uygun yer ve zaman planlamasına göre yardımları ulaştırıyoruz.” cevabını verdi.
Bakan Güler’in IKBY temsilcileri ile görüşmesi
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı ve Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı ile gerçekleştirdiği görüşmelerde nelerin ele alındığına dair soru üzerine şunları anlattı:
“Her iki görüşmede de terör örgütü ile ortak mücadele ve hudut güvenliği konuları ele alınmıştır. Irak ile terörle mücadele konusu başta olmak üzere halihazırda devam eden iş birliği faaliyetlerimiz bulunmaktadır. Bu görüşmelerin önümüzdeki dönemde terörle mücadelemize olumlu katkı sağlamasını bekliyoruz.”
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), Suriye’de PKK/YPG terör örgütü ele başı ile görüşmesine yönelik sorular üzerine kaynaklar, “ABD’nin, DEAŞ’la mücadele bahanesiyle PKK/YPG/SDG terör örgütüne desteği devam etmektedir. Bir terör örgütüyle başka bir terör örgütü kullanılarak mücadele edilemez. Yani, terörle mücadele teröristlerle yapılmaz. Dost ve müttefik ülkelerden beklentimiz PKK/YPG/SDG terör örgütüne yapılan yardım ve desteğin durdurulması ve terörle mücadelemize samimi destek verilmesidir.” ifadesini kullandı.
Somali’ye giden heyet
Bakanlık kaynakları, Somali’ye giden Türk heyeti ile ilgili sorulara ilişkin, “Somali ile yapılan anlaşma bir çerçeve anlaşmasıdır. Bu kapsamda daha önce ifade ettiğimiz gibi Somali’ye destek olmak üzere en elverişli harekat tarzlarının belirlenmesi için ilgili makamlarla koordineli şekilde keşif ve teknik çalışmalar yapılarak ortak harekat tarzı belirlenecek.” değerlendirmesini yaptı.
]]>İZMİR’DE ACİL İNİŞ YAPAN UÇAK
Tuğamiral Aktürk’ün bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, İzmir’de acil iniş yapmak zorunda kalan helikopterin, periyodik ve uçuş öncesi bakımlarının eksiksiz yapıldığı belirtildi. Meydana gelen olayla ilgili görevlendirilen Hava Kuvvetleri Komutanlığı kaza kırım ekibi tarafından ön inceleme yapıldığını aktaran Aktürk, nihai teknik raporun tahkikat sonrası açıklanacağını söyledi.
“MSÜ’DE EĞİTİM İÇİN TÜRK VATANDAŞI OLMAK GEREKMEKTE”
Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) sınavına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların da girebildiğine dair iddialarla ilgili de konuşan Aktürk, “Milli Savunma Üniversitesi’nde eğitim alabilmek için mevzuatımıza göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak gerekmektedir. Herhangi bir somut bilgi belge olmadan bunları tartışmak yersizdir.” dedi.
TERÖRLE MÜCADELE: KARARLILIKLA DEVAM EDECEK
Bakan Yaşar Güler’in, “Önümüzdeki süreçte şuana dek sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakılmayacak. Alana mutlak hâkimiyet için operasyonlarımızda düşünce, planlama ve icrada süratli, sahanın gerektirdiği alışılmadık ve öngörülemez düzeyde özgün, terör örgütünün sezemeyeceği ve tepki veremeyeceği bir tempo ile terör örgütü üzerindeki baskı kesintisiz şekilde devam ettirilecektir” sözlerini hatırlatan Aktürk, “Amacımız bölgenin terörden arındırılması, hudut güvenliğinin sınır ötesinden sağlanması ve ülkemizin huzurunun muhafaza edilmesidir. Bu kapsamda Sn. Cumhurbaşkanımızın çizdiği çerçeve ve Sn. Bakanımızın ifade ettiği perspektifte mücadelemiz kararlı şekilde devam edecek.” dedi.
GAZZE’YE YARDIM
Aktürk,, Gazze için yola çıkan Hava Kuvvetleri’ne ait uçakların daha önce Mısır’a giderken son olarak Ürdün’e gitmesine ilişkin sorulara da “İhtiyaçlar ve talepler doğrultusunda hareket ediyoruz. Uygun yer ve zaman planlamasına göre yardımları ulaştırıyoruz” yanıtını verdi.
BAKAN GÜLER’İN IKBY BAŞKANI İLE GÖRÜŞMESİ
Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in IKBY Başkanı ve Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin de konuştu.
“Her iki görüşmede de terör örgütü ile ortak mücadele ve hudut güvenliği konuları ele alınmıştır.” diyen Aktürk, Irak ile terörle mücadele konusu başta olmak üzere halihazırda devam eden iş birliği faaliyetlerimiz bulunmaktadır. Bu görüşmelerin önümüzdeki dönemde terörle mücadelemize olumlu katkı sağlamasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
ABD’NİN YPG ELEBAŞIYLA GÖRÜŞMESİ
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM), Suriye’de PKK/YPG terör örgütü elebaşı ile görüşmesine de tepki gösteren Aktürk, “ABD’nin, DEAŞ’la mücadele bahanesiyle PKK/YPG/SDG terör örgütüne desteği devam etmektedir. Bir terör örgütüyle başka bir terör örgütü kullanılarak mücadele edilemez. Yani, terörle mücadele teröristlerle yapılmaz. Dost ve müttefik ülkelerden beklentimiz; PKK/YPG/SDG terör örgütüne yapılan yardım ve desteğin durdurulması ve terörle mücadelemize samimi destek verilmesidir.” dedi.
]]>Süleymaniyeliler, KYB’nin terör örgütü PKK’ya kent merkezi ve çevresindeki desteğinin komşu ülkelere olduğu gibi bölge halkı için de tehdit oluşturduğunu düşünüyor.
AA muhabirine konuşan Süleymaniyeli araştırmacı-yazar Cemal Abdullah, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) hükümetinin siyasetinin çok açık olduğunu belirterek, “Irak’ın bir parçası olarak herhangi bir silahlı örgütün komşular için tehdit oluşturmasına izin vermez.” ifadelerini kullandı.
Buna rağmen KYB’nin IKBY hükümetinin bağlı olduğu güvenlik politikalarına uymadığını vurgulayan Abdullah, KYB’nin terör örgütüne destek veren uygulamalarının da hükümetin politikalarının bir parçası olmadığını söyledi.
Abdullah, “Süleymaniye’de (KYB) bir parti karar alıyor, hükümet değil. Bu durum Süleymaniye’de güvenlik, siyasi ve idari bir kaos doğurmuştur. KYB lideri, yargı, yasama ve yürütme organlarına danışmadan kendi başına hüküm veriyor.” diye konuştu.
“Kendi çıkarlarımızı, sınırlarımızda halkımızdan haraç alan PKK’ya kurban edemeyiz.” diyen Abdullah, terör örgütüyle işbirliğinin bölge halkı için oluşturduğu zarara ilişkin ise “Süleymaniye’de yatırımcılar güvenlik nedeniyle yatırım yapamıyor, çünkü siyasi istikrar yok. Bu sorumsuzca politikalar halka ve hükümete zarar veriyor.” uyarısında bulundu.
“Türkiye ile iyi ilişkiler isteyip diğer yandan PKK’yı savunamam”
Abdullah, terör örgütü PKK’nın Türkiye’ye karşı oluşturduğu tehdidin hem Irak anayasasına hem de uluslararası prensiplere ve hukuka aykırı olduğuna işaret etti.
Türkiye’nin kendisi için tehdit kaynağı olan yapılara karşı harekete geçme hakkı olduğunun altını çizen Abdullah, “Türkiye ile iyi ilişkiler isteyip diğer yandan PKK’yı savunamam. Çünkü PKK Türkiye için tehdittir.” dedi.
Abdullah, KYB’nin terör örgütüne verdiği destek konusunda kendisini düzeltmesi ya da Türkiye’nin kendisine karşı politikalarının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye’nin, terör örgütüne destek verilmesi nedeniyle Süleymaniye Havalimanına hava sahasını kapattığını hatırlatan Abdullah, “Şimdi Erbil’den Diyarbakır uçuşları da başlıyor. Erbil’de ortak ticaret var, karşılıklı saygı var, ortak çıkarlar var. Çünkü PKK’ya destek vermiyorlar.” diye konuştu.
“Süleymaniye, bir kişinin, bir partinin ya da yabancı bir kesimin (PKK) kurbanı olamaz”
Süleymaniye’de esnaflık yapan Sever Cemil de kentin idaresini ellerinde bulunduran KYB’li yöneticileri “kayıtsızlıkla” suçlayarak, bu süreci endişeyle geçirdiklerini söyledi.
Güvenlik kaygısı nedeniyle kamera karşısında konuşmak istemediğini belirten Cemil, “Görüntülü konuşmak istemiyorum, çünkü sorun yaşarım. Süleymaniye çarşısı esnafını hiç bu kadar tereddütlü ve mağdur görmemiştim.” dedi.
Cemil, Süleymaniye’de halihazırda maaşların verilmemesi ve işsizlik nedeniyle çok kötü bir süreçten geçildiğini vurgulayarak, bölgede teröre verilen desteğin mevcut durumu daha kötü hale getirdiğine ilişkin şunları söyledi:
“Ne yazık ki Süleymaniye’yi yönetenler yaşananlara karşı çok ilgisiz ve kendi çıkarlarını halkın önünde tutuyorlar. Süleymaniye, bir kişinin, bir partinin ya da yabancı bir kesimin (PKK) kurbanı olamaz. Yıllarca barış yanlısı olduğumuzu ispat etmek için mücadele ettik. Şimdi komşularımız için tehdit unsuru haline geldik, bu da bize karşı uygulanan bir ambargoya neden oldu.”
“Türkiye, halkımızın en çok gittiği ülkelerden biri”
Süleymaniye Turizm Firmaları Odası Başkanı Ata Enver de bölgeye yönelik uçuşlara Türkiye’nin hava sahasını kapatma kararının turizm ve ekonomiyi çok olumsuz etkilediğini belirtti.
Turizm firmalarının Türkiye ile çok iyi ilişkilerinin bulunduğunun altını çizen Enver, “Türkiye, halkımızın en çok gittiği ülkelerden biri. Kış aylarında haftada 5, yazın ise 15 uçak seferi gerçekleştiriliyordu.” ifadelerini kullandı.
Süleymaniye’deki turizm firmalarının yüzde 60’ının iş alanının Türkiye olduğunu vurgulayan Abdullah, bölgeden Türkiye’ye gitmek isteyen vatandaşların Kerkük ve Erbil havalimanlarını kullandıklarını dile getirdi.
Terör örgütü PKK’nın Süleymaniye’deki varlığı
Terör örgütü PKK, KYB’nin verdiği destekle Süleymaniye ve çevresinde sözde siyasi yapı ve uzantıları dahil terörist yapılanmasını sürdürüyor.
KYB, terör örgütü PKK’ya kent merkezi ve kırsalda açtığı alanın yanı sıra, Suriye-Kandil arasında lojistik destek ve teröristlere askeri eğitim de veriyor.
İran-Irak sınırındaki çeşitli noktalarda uyuşturucu ticareti ve kaçakçılık yapan PKK’lı teröristler, kırsalda ise sözde kontrol noktaları kurarak yol kesme, haraç alma ve adam kaçırma gibi terör eylemleriyle bölge halkı için tehdit unsuru olmaya devam ediyor.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani’nin Şubat 2021’de yaptığı açıklamaya göre, terör örgütü PKK’nın bölgede dağları ve yerleşim alanlarını işgali nedeniyle 800 köyün yeniden inşası tamamlanamazken, terör örgütü çiftçilerin topraklarına erişimini de engelliyor.
]]>