“MUHALEFET SEVİNCİMİZE ORTAK OLMADI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Ajansı İstanbul Enerji Forumu’na katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm projeleri hayata geçirirken, tüm adımları atarken yanlarında milletten başka kimseyi bulamadıklarını belirterek, “Enerjide Türkiye gerçekten tarih yazarken halkımız bundan sevinç duydu, istifade etti. Hayatı pek çok alanda kolaylaştı. Ama muhalefet bu sevinci ve gururu paylaşmaya, buna destek olmaya ne yazık ki yanaşmadı. Nükleer enerjiymiş, doğal gaz keşfiymiş, yeni boru hatlarıymış, doğal gaz depolamaymış, petrol kuyularıymış, maalesef bunların hiç biri muhalefetin gündeminde olmadı. Hidroelektrik santrallerimizden, nükleer enerji tesislerimize, madenlerimizin kullanılmasından petrol ve doğalgaz arama çalışmalarımıza kadar hiçbir gayretimiz de hükümetimize destek vermedi. Doğu Akdeniz’deki sismik arama faaliyetlerimizi, bölgedeki rakiplerimizi söylemleriyle eleştiri yağmuruna tuttular. Karadeniz’deki keşfimize her seçim öncesinde doğal gaz buluyorlar diyerek çamur attılar. Gabar’daki petrol keşfimize, adeta gölge düşürmek amacıyla akla ziyan argümanlar öne sürdüler. Türkiye’nin Somali’de, Libya’da ne işi var cümlesi bu süreçte muhalefetten en sık duyduğumuz eleştirilerden biriydi.
“AKTÖRLER DEĞİŞTİ AMA CHP’NİN KARIN AĞRISI DEĞİŞMEDİ”
22 yıl boyunca aktörler değişti, genel başkanlar değişti ama muhalefetin bilhassa Cumhuriyet Halk Partisi’nin enerji hamlelerimizle ilgili karın ağrısı bir türlü geçmedi. Şimdi çıkmışlar bizi çarşıya pazara davet ediyor. Biz çarşıdan pazardan gelirken siz gidiyordunuz. Biz siyasi parti olarak çarşıda, pazarda, sokakta muhalefetten çok daha güçlü bir şekilde zaten varız. Halkımızla olan gönül bağımızı bugüne kadar hiçbir zaman koparmadık. Bundan sonra da koparmayız. Burada cevabı verilmesi gereken asıl sorular şunlardır. CHP, Türkiye’nin enerji alanında gurur kaynağı olan projelerini niçin bir kez olsun ziyaret edemedi? Sayın Özel, Filyos’taki doğal gaz tesisimizi ziyaret etme zahmetinde bulunmadı. Akkuyu santralimizin nerede olduğundan, ne işe yaradığından, enerji arz güvenliğimize nasıl bir fayda sağladığından acaba Sayın Özel’in haberi var mı? CHP’li yöneticilerin ülkemizin enerji yatırımlarıyla ilgili kayıtsızlığının, daha doğrusu bir türlü geçemeyen hazımsızlığının gerçek sebebi nedir? Sayın Özgür Özel, bizi hiçbir yerlere davet etmek yerine önce kendisi Türkiye’nin enerji yatırımlarını bir tanısın. Buraları ziyaret etsin. Fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olmaya gayret etsin. Yoksa halka söylediklerinin hiçbir anlamı olmaz ve olmayacaktır” dedi.
“KENT UZLAŞISI CHP’Yİ ENFEKTE ETMEKTE”
Kendilerini muhalefetten gelen her türlü yapıcı eleştiriye açık olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız bundan sonra da samimiyiz. Laf olsun torba dolsun siyasetine de asla prim vermiyoruz. Gazi meclisimizin çatısı altında önceki gün şahit olduğumuz şiddet görüntülerine, kaba kuvvete kesinlikle müsahamamız yoktur. Komisyon basarak yetkisi dahi olmadıkları komisyonda terör estirerek muhalefet yaptıklarını zannedeler derin bir yanılgı içindedir. Biz yarım asrı bulan siyasi hayatımızın hiçbir döneminde kabadayılığa, zorbalığa ve şehir eşkıyalığına boyun eğmedik, bundan sonra da eğmeyiz. Daha önce de dile getirdim, bugün tekrar vurguluyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bölücü örgütün siyasi aparatlarıyla kurduğu ve adına kent uzlaşısı dediği ittifak CHP’yi enfekte etmekte, zehirlemekte, şiddete meyilli hale getirmektedir. CHP’nin bir an önce bu kantin solculuğu alışkanlığından kendisini kurtarmasını ümit ediyorum” diye konuştu.
NE OLMUŞTU?
Geçtiğimiz gün TBMM Genel Kurulu’nda İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçe görüşmelerine gelen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve beraberindeki heyet, CHP’li vekiller tarafından salona alınmamıştı. Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanmasına tepki gösteren CHP’liler, ‘Siz bizi Esenyurt Belediyesi’ne sokmadınız’ diyerek salon kapısına adeta barikat kurarak Bakan Yerlikaya’nın Komisyon toplantı salonuna girişine engel olmuştu. O anlarda vekiller arasında arbede çıkmış Bakan Yerlikaya, o arbedenin tam ortasında kalmıştı. Korumalarla CHP engelini yarıp geçen Yerlikaya ve beraberindekiler salona girmişti. O anlarda Bakan Yerlikaya ve CHP’li vekiller arasında arbede yaşamıştı.

İçişleri BakanıistanbulPolitikaEnerjiTerör
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamada, DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak’ın ve CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün, “PKK/KCK terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası aldıkları belirtildi.
YERLERİNE GELEN İSİMLER BELLİ OLDU
Görevlerinden alınan Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak’ın yerine Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün yerine de Ovacık Kaymakamı Hüseyin Şamil Sözen kayyum olarak atandı.

Mustafa SarıgülCevdet KonakTunceliKayyumOvacıkTerörKckPKK
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde 5 PKK/ YPG’li teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hale getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakarca mücadeleyi sürdürecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MSB’nin resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hale getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakarca mücadeleyi sürdürecek” ifadelerine yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, hakkında yapılan terör soruşturma/kovuşturma neticesinde İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılan Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün yerine Batman Valisi Ekrem Canalp’ın Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmesi yapıldığı belirtildi.
Açıklamada, “Terör örgütüne müzahir kesimlerce il genelinde sağlanan huzur ve güven ortamını bozmak amacıyla her türlü kanunsuz eylem ve etkinliklerin düzenlenebileceği göz önünde bulundurularak; il sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin ve kamu esenliğinin sağlanması amacıyla, Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu Ek-1 maddesi kapsamındaki oyun, temsil ve çeşitli şekillerdeki gösteri ve etkinliklerin, ticari kimliği bulunan özel hukuk tüzelkişiliklerinin ticari faaliyetleri hariç olmak üzere yapılması muhtemel her türlü açık alanlardaki eylem/etkinlikler (basın açıklaması, toplanma, yürüyüş, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma, vb.) ile ilimiz merkez ve dış ilçelerimizde (İl mülki sınırlar içerisinde) eylem/etkinlik düzenlemek, düzenlenebilecek olan eylem/etkinliğe destek vermek ve gelebilecek kişi ya da grupların ve araçların ilimiz sınırlarına girişlerinin ve çıkışlarının 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/C maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunun 17. ve 19. maddelerine istinaden 04/11/2024 saat: 09.00’dan 13/11/2024 saat: 23.59’a kadar (10 gün) süreyle il merkezi ve ilçelerimiz dahil olmak üzere Batman ili coğrafi sınırları içerisinde yasaklanmıştır” denildi. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlığın yazılı açıklamasında belediye başkanlarının haklarındaki terör soruşturmaları kapsamında görevlerinden alındıklarının ifade edilmesi ise X platformundaki yüzlerce kullanıcının tepkisini çekti.
ÇOK SAYIDA KULLANICI YSK’YI HEDEF ALDI
Yüksek Seçim Kurulu’nun terör soruşturmaları nedeniyle görevden alınan bu kişilerin adaylıklarına nasıl onay verdiğini merak ettiklerini ifade eden çok sayıda kullanıcı YSK’ya art arda sorular yöneltti.
“BU BAŞKANLARIN ADAYLIKLARINI KİM ONAYLADI?”
İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi “Bu başkanlar aday olurken Yüksek Seçim Kurulu ne yapıyordu?”, “Bunların adaylıklarını kim onayladı?” ve “Neden bunlarının adaylıklarını onaylayan hakkında görevi ihmal suçundan dava açılmıyor?” sorularını yöneltti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MSB’den Netflix’te yayınlanacak “Famagusta” dizisine tepki
ANKARA – Milli Savunma Bakanlığı son bir haftada 40, bu yılın başından itibaren bin 868 teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.
MSB tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başta PKK/KCK/PYD- YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelenin kesintisiz olarak sürdürüldüğünü belirterek, “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; son bir haftada 40, bu yılın başından itibaren bin 868 teröristi etkisiz hale getirmiştir” ifadelerini kullandı.
Tuğamiral Aktürk şöyle devam etti:
“Ayrıca Irak’ın kuzeyindeki Metina, Zap, Gara, Hakurk, Kandil ve Asos’ta bulunan terör hedeflerine yönelik 2 Eylül’de icra edilen hava harekatıyla içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, depo ve terör örgütünün kullandığı tesislerden oluşan 20 hedef başarıyla imha edilmiştir. İcra edilen hava harekatında azami oranda yerli ve milli mühimmat kullanılarak çok sayıda terörist etkisiz hale getirilmiştir. Hedeflerdeki etki kıymetlendirmesi devam etmektedir.”
Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı teröristin daha Habur’daki Türk Hudut Karakoluna teslim olduğunu bildiren Tuğamiral Aktürk, 4 Eylül’de Pençe operasyonu bölgesinde rahatsızlanarak şehit olan Piyade Binbaşı Osman Ayan’a Allah’tan rahmet diledi.
“4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 531 şahıs yakalanmıştır”
Sınır birliklerinin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiğine dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, “Son bir hafta içerisinde, 4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 531 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 598 olmuştur. Son bir haftada engellenen bin 370 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 73 bin 787’ye ulaşmıştır” açıklamasında bulundu.
Bakanlıktan “Famagusta” dizisine tepki
Bir dijital yayın platformunda 20 Eylül’de yayınlanacak olan “Famagusta” isimli diziye tepki gösteren Tuğamiral Aktürk, “Tarihi gerçekleri çarpıtarak Rum çeteler tarafından acımasızca katledilen Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin aziz hatıralarına büyük saygısızlık içeren ve dijital bir platformda yayınlanacağı duyurulan kara propaganda amaçlı “Famagusta” adlı dizi ve benzeri provokatif girişimlerin Rum tarafı dahil kimseye bir yarar sağlamayacağı açıktır. Her iki tarafa barış ve huzur getiren Kıbrıs Barış Harekatı’nı karalayan, çözümsüzlüğe hizmet eden bu tarz beyhude çabalar; Ada’da sağlanan güvenlik ortamına zarar vermektedir” diye konuştu.
“Milli Davamız Kıbrıs konusunda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıslı kardeşlerimizin yanlarında olmaya devam edeceğiz”
Tuğamiral Aktürk konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Öte yandan, Bakanlığımız tarafından hazırlanan Kıbrıs Barış Harekatı’na giden süreçte uydurma senaryoların değil, yaşanan gerçeklerin anlatıldığı ’50’nci Yıl Belgeseli’ İngilizce alt yazılı olarak çeşitli platformlarda yayınlanacaktır. Milli Davamız Kıbrıs konusunda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıslı kardeşlerimizin yanlarında olmaya devam edeceğiz. Ayrıca Milli Mücadele döneminde Yunan ordusunun halkımıza yaptığı zulüm ve yaşattığı acıların objektif ve tarihsel dokümanlara dayanarak anlatıldığı ‘Ertesi Gün’ adlı belgesel 9 Eylül’de TRT Belgesel’de yayınlanacaktır.”
Milli Savunma BakanıYaşar Güler’in programına ilişkin konuşan Tuğamiral Aktürk, “Bakanımız, bugün Kuveyt’in Ankara Büyükelçisini kabul edecektir” ifadelerini kullandı.
Tuğamiral Aktürk ayrıca Türkiye ile Yunanistan arasında “Güven Artırıcı Önlemler 2024 Yılı Uygulama Planı” kapsamında 1’inci Ordu Komutanı’nın, 11-12 Eylül’de Yunanistan 1’inci Ordu Komutanı’nı ziyaret edeceğini dile getirdi.
Tuğamiral Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından, muhtelif miktarda OMTAS Kuleli Zırhlı Tanksavar Aracının muayene ve kabul faaliyetleri tamamlandığını duyurdu.
Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde yaşanan olay
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise 30 Ağustos tarihinde Kara Harp Okulu’nda yapılan yemin töreninden sonra sosyal medyaya yansıyan olaylara ilişkin sorular üzerine şunları söyledi:
“Öncelikle, Zafer Bayramı’mızı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü’nü büyük bir coşkuyla kutladığımız 30-31 Ağustos tarihlerinde, Harp Okullarımızın mezuniyet törenlerini de Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle icra ettik. Köklü bir tarihe sahip olan ordumuzun gözbebeği Harp Okullarımızın mezuniyet sevincinin yanı sıra ülkemiz ve dünya tarihinde ilk defa 3 kız öğrencimizin Harp Okullarımızdan birincilikle mezun olmasının da gururunu yaşadık.
Bununla birlikte Kara Harp Okulu Sancak Devir Teslim ve Mezuniyet Töreni sonrasında kamuoyuna bazı görüntüler yansımıştır. Söz konusu görüntüler, özellikle sosyal medya üzerinden farklı yorum ve değerlendirmelerle bağlamından koparılıp bambaşka mecralara, boyutlara çekilmeye çalışılmakta, gerçeklikten kopuk kısır tartışmalar oluşturulmaktadır.
Önceliği müesses disiplini muhafaza etmek olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizde; disipline aykırı hiçbir eylem, olay ve duruma müsamaha gösterilmeyeceğinden en ufak bir şüphe duyulmamalıdır. Bahse konu olay da her yönüyle incelenmektedir. İnceleme sonucunda yapılacak tespitlere göre; disiplin mevzuatı kapsamında kastı, kusuru, ihmali veya sorumluluğu olan personel hakkında gereken işlemler yapılacaktır. Dolayısıyla kamuoyu bu konuda müsterih olmalı ve kendi ajandalarına göre bu görüntüler üzerinden manipülasyon üretenlere itibar etmemelidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MARDİN Valisi Tuncay Akkoyun, “Nusaybin ilçesi kırsalında GÜRZ-11 Operasyonu kapsamında, Jandarma- SİHA, Jandarma ATAK Taarruz Helikopterleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı desteğiyle Jandarma Özel Operasyon (JOPER) ve Jandarma Komando timleriyle gerçekleştirilen operasyonda bölücü terör örgütü mensubu 2 terörist silahlarıyla birlikte etkisiz hale getirilmiştir. Operasyon sonrasında, terör örgütü mensupları tarafından kullanıldığı değerlendirilen 1 sığınak tespit edilmiş ve imha edilmiştir. Teröristlerin kimlikleri ve katıldıkları eylemleri tespit çalışmaları devam etmektedir” dedi.
Vali Tuncay Akkoyun, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tahsin Saruhan ve İl Emniyet Müdür Vekili Ali Hakan Alev ile valilikte düzenlenen ‘Asayiş ve Güvenlik Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Vali Tuncay Akkoyun, emniyet ve jandarma teşkilatını özverili çalışmalarından dolayı tebrik etti. Milletin birlik ve beraberliğine kasteden bölücü terör örgütlerine karşı kararlı mücadelelerinin devam ettiğini ifade eden Vali Akkoyun, “Ağustos ayında Mardin’de, bölücü terör örgütü PKK ve FETÖ başta olmak üzere terör örgütlerine yönelik toplam 23 operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyonlar sonucunda gözaltına alınan 43 kişiden 8’i tutuklanmıştır” dedi.
‘KİMLİK VE KATILDIKLARI EYLEMLERİ TESPİT ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR’
Nusaybin ilçesi kırsalında düzenlenen GÜRZ-11 Operasyonu’na ilişkin bilgiler paylaşan Vali Akkoyun, “Nusaybin ilçesi kırsalında GÜRZ-11 Operasyonu kapsamında, Jandarma-SİHA, Jandarma ATAK Taarruz Helikopterleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı desteğiyle Jandarma Özel Operasyon (JOPER) ve Jandarma Komando timleriyle gerçekleştirilen operasyonda bölücü terör örgütü mensubu 2 terörist silahlarıyla birlikte etkisiz hale getirilmiştir. Operasyon sonrasında, terör örgütü mensupları tarafından kullanıldığı değerlendirilen 1 sığınak tespit edilmiş ve imha edilmiştir. Teröristlerin kimlikleri ve katıldıkları eylemleri tespit çalışmaları devam etmektedir” diye konuştu.
Haber-Kamera: Salih KESKİN/MARDİN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) üst düzey bir yetkili, Irak’ın kuzeyinde yıldırım düşmesi sonucu askerlerin şehit olmasına dair; “Son dönemde Irak kuzeyindeki Pençe bölgesinde yıldırım düşme olayı yoğun şekilde yaşanıyor. Sadece dün üs bölgelerimize düşen yıldırım sayısı 307’dir. Tedbirler eksiksiz alınıyor, her türlü sistemlerimiz çalışıyor ama bazen doğa ile baş etmek mümkün olamayabiliyor. Tedbirlere de artırılarak devam ediliyor” dedi.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık bilgilendirme toplantısı yaptı. Aktürk, özetle şöyle konuştu:
“Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir etki ve yoğun bir baskıyla sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil, son bir haftada, aralarında sözde yöneticilerin de bulunduğu 108 (67’si Irak’ın, 41’i Suriye’nin kuzeyi) teröristi etkisiz hale getirmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 953 (443’ü Irak’ın, 510’u Suriye’nin kuzeyi) olmuştur. Geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist daha Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. 3 Mayıs’ta Pençe operasyonu bölgesinde şehit olan kahraman silah arkadaşımız Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Ata Göçmen’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.
“YASA DIŞI YOLLARLA GEÇMEYE ÇALIŞAN 355 ŞAHIS YAKALANDI”
Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 355 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 5’i terör örgütü mensubudur. bin 582 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan itibaren hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 3 bin 488’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 52 bin 442 olmuştur. Ayrıca 48 kilogramı son bir haftada olmak üzere yıl içerisinde yapılan operasyonlarda 288 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir.
2 Mayıs’ta ülkemize ziyaret gerçekleştiren Endonezya Dışişleri Bakanı’nı, 3 Mayıs’ta IKBY Etnik ve Dini Oluşumlardan Sorumlu Bölge Bakanı ve Irak Türkmen Cephesi Siyasi Büro Üyesi’ni kabul eden Sayın Bakanımız, 7 Mayıs’ta, Sayın Cumhurbaşkanımızın Kuveyt Emiri ile gerçekleştirdiği görüşmeye refakat etmiştir. Sayın Bakanımız bugün de Sayın Genelkurmay Başkanımızın davetlisi olarak ülkemizde bulunan Katar Genelkurmay Başkanı ile Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarını kabul edecektir.
“İSRAİL ATEŞKESE TARAF OLMALI”
Filistin tarafınca barışa katkı sağlayacak ilk adımın atılması memnuniyet vericidir. İsrail hem bu adımı hem kendi içinde yükselen barış seslerini görmezden gelmemeli ve ateşkese taraf olmalıdır. Böylesine olumlu bir gelişmeye rağmen, 35 bin Filistinli’nin ölümüne sebep olan İsrail, saldırılarını artırarak Refah’a yöneltmiştir. İsrail’in saldırılarını durdurması, daha fazla masum insanın ölmemesi ve daha büyük bölgesel felaketlerin yaşanmaması adına uluslararası toplumu sorumlu davranmaya ve atılan bu adıma destek olmaya çağırıyoruz. Bölgemizde kalıcı barışın sağlanmasının, Filistin meselesinin adil bir çözüme kavuşması ile mümkün olacağını bir kez daha vurguluyoruz.
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin planlı ve bugüne kadar icra edilen EFES tatbikatları içerisindeki en geniş katılımlı tatbikatı olan EFES-2024’ün, Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Safhası tamamlanmıştır. EFES-2024’ün Fiiii Atışlı Arazi Safhası ise 09-30 Mayıs tarihleri arasında icra edilmektedir. Ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri’nde DESERT FLAG-9/2024, Arnavutluk’ta NEPTUNE STRIKE 24.1, İspanya’da SPANISH MINEX-2024, İtalya’da MARE APORTO-POLARIS/ITALIAN MINEX, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Doğal Afetler Arama Kurtarma, Ankara’da Yıldırım Seferberlik, Konya’da Azerbaycan, Katar, Polonya, Romanya ve Suudi Arabistan’ın katıldığı Uluslararası Anadolu Ankası ile, Karadeniz, Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz’de 100 suüstü gemisi, 8 denizaltı, 39 uçak, 16 helikopter, 28 S/İHA, 7 insansız deniz aracı ile 15 bin personelin katıldığı DENİZKURDU-II/2024 tatbikatları gerçekleştirilmektedir. DENİZKURDU-II tatbikatının 11 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Seçkin Gözlemci Günü’ne sayın Bakanımız da katılacaktır.
Japonya seyrine devam eden TCG KINALIADA korvetimiz; Maldivlerde Savunma Bakanı, Ulusal Savunma Kuvvetleri Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanı tarafından ziyaret edilmiş ayrıca Maldivler Ulusal Savunma Kuvvetlerine bağlı Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları ile geçiş eğitimleri icra etmiştir. Maldivler’in ardından 7 Mayıs’ta Bangladeş’e ulaşan TCG KINALIADA korvetimiz, bugün de bir sonraki liman olan Kuala Lumpur/Malezya’ya doğru seyre başlamış ve Japonya intikaline devam etmektedir. Bangladeş’ten ayrılan TCG KINALIADA korvetimizi selamlama esnasında Bangladeş Silahlı Kuvvetlerine ait bir uçak kırıma uğramıştır. Sağlık durumu iyi olan pilota ve Bangladeş Silahlı Kuvvetlerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
“OMTAS KULELİ ZIRHLI TANKSAVAR ARACININ MUAYENE VE KABUL FAALİYETİ TAMAMLANDI”
Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca, muhtelif miktarda OMTAS kuleli zırhlı tanksavar aracının muayene ve kabul faaliyeti tamamlanmıştır.
Personel ve askeri öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. 2024 Yılı Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askeri Öğrenci Aday Tercih İşlemleri yarın sona erecektir.
Öte yandan, başta aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin anneleri olmak üzere sevgi ve fedakarlık timsali annelerimizin Anneler Günü’nü şimdiden kutluyoruz.”
MSB YETKİLİSİ: “BÜTÜN ÜS BÖLGELERİMİZDE PARATÖNERLER MEVCUT”
Üst düzey bir Bakanlık yetkilisi, Irak’ın kuzeyinde yıldırım düşmesi sonucu askerlerin şehit olmasına dair soru üzerine; “Bizim bütün üs bölgelerimizde paratönerlerimiz mevcut. Üs bölgesine konuşlanırken ilk kurduğumuz sistemlerden biri de paratönerlerdir. Son dönemde Irak kuzeyindeki Pençe bölgesinde yıldırım düşme olayı yoğun şekilde yaşanıyor. Sadece dün üs bölgelerimize düşen yıldırım sayısı 307’dir. Tedbirler eksiksiz alınıyor, her türlü sistemlerimiz çalışıyor ama bazen doğa ile baş etmek mümkün olamayabiliyor. Tedbirlere de artırılarak devam ediliyor. Fakat bölgede yükseklikten kaynaklı, ani iklim değişikliklerinin de etkisiyle maalesef bu tür olaylar yaşanabiliyor” ifadelerini kullandı.
ABD’den F-16 tedarikindeki son duruma ilişkin yetkili, “Taslak Teklif ve Kabul Mektupları üzerinde ilgili birimlerimiz gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yaparak muhataplarımıza ilettik. Süreç planlandığı şekilde devam ediyor” bilgisini verdi.
“‘SÜREKLİ OPERASYON’ DEVRESİNDEYİZ”
Yetkili, son haftalarda Irak’ın kuzeyinde etkisiz hale getirilen terörist sayısında artış olduğuna ilişkin soruyu, “Biz bu yaz Irak’ın kuzeyinde kilidin kapatılacağını söylemiştik. Bunun için de sayın Bakanımızın daha önce ifade ettikleri gibi öngörülemez, alışılmadık, süratli ve sürekli operasyonlarla terörle mücadeleyi sürdüreceğimizi belirtmiştik. Şu anda mücadelemiz belirttiğimiz şekilde devam ediyor. Artık ‘sürekli operasyon’ devresindeyiz” ifadeleriyle yanıtladı.
“HERKESİ HUDUTLARIMIZDA MİSAFİR ETMEKTEN MEMNUNİYET DUYARIZ”
Sınır güvenliğine ilişkin ise yetkili şu değerlendirmede bulundu:
“Ülkemizin geleceğinden sığınmacılar nedeniyle endişe duyduğunu, ülkemize birçok kaçağın geldiğini iddia edenlerin kullandığı görüntülerin neredeyse tamamı insan kaçakçılarının insanları kandırmak için yeri, zamanı ve hangi ülkeden olduğu belli olmayacak şekilde çektikleri reklam görüntüleridir. Bu görüntüleri sosyal medyadan paylaşanlar ironik bir şekilde insan kaçakçılarının reklamını yapıyorlar, onları teşvik ediyorlar. Ülkemizde gördükleri her yabancının sınırdaki duvarlardan atlayarak geldiğini sanan veya kasıtlı olarak böyle bir algı yaratmaya çalışanlar en büyük saygısızlığı ve haksızlığı sınırlarda nöbet tutan 60 bin Mehmetçiğin emeğine yapıyorlar. Çünkü hudutlarımız hiç olmadığı kadar güvende ve hiç olmadığı kadar iyi korunuyor. Gerçekten bizim hudutlarımızda olduğu tespit edilen bir görüntü bize ulaşırsa zaten gereği büyük bir hassasiyetle yapılmaktadır. Bu vesileyle gerçekten derdi hudutlarımızın güvenliğinden emin olmak isteyen herkesi hudutlarımızda misafir etmekten büyük memnuniyet duyacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.”
Resmi ziyaret kapsamında Ankara’da olan Katar Genelkurmay Başkanı’nın temaslarına ilişkin yetkili şunları kaydetti:
“Katar’daki askeri eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimiz devam ediyor. Orada Katar Türk Müşterek Kuvvetleri Komutanlığı’na deniz ve hava unsurlarının da dahil edilmesi için çalışmalar sürüyor. Ziyareti bu kapsamda değerlendirmek lazım. Bunun yanı sıra ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konuları ile dostane ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve mevcut mekanizmaların daha etkin biçimde işletilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunulacaktır.”
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti. Aktürk, TSK’nın, terör örgütleri PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir etki ve yoğun bir baskıyla sürdürdüğünü ifade etti.
953 TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ
Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil, son bir haftada, aralarında sözde yöneticilerin de bulunduğu 67’si Irak’ın, 41’i ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 108 teröristi etkisiz hale getirdiğini belirterek, “1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 443’ü Irak’ın kuzeyinde, 510’u ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 953’e ulaştı.” diye konuştu.
Geçen hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı teröristin daha Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğunu aktaran Aktürk, 3 Mayıs’ta Pençe operasyonu bölgesinde şehit olan Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Ata Göçmen’e rahmet diledi.
YASA DIŞI GÖÇLE MÜCADELE
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 5’i terör örgütü mensubu 355 kişinin yakalandığını, 1582 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini ifade etti. Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 3 bin 488’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 52 bin 442 olmuştur. Ayrıca 48 kilogramı son bir haftada olmak üzere yıl içerisinde yapılan operasyonlarda 288 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir” dedi.
KÜRESEL BARIŞ VE FİLİSTİN VURGUSU
Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar kapsamında birçok coğrafyada dünya barışına katkıda bulunmaya devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
“2 Mayıs’ta ülkemize ziyaret gerçekleştiren Endonezya Dışişleri Bakanı’nı, 3 Mayıs’ta IKBY Etnik ve Dini Oluşumlardan Sorumlu Bölge Bakanı ve Irak Türkmen Cephesi Siyasi Büro Üyesi’ni kabul eden bakanımız, 7 Mayıs’ta, Cumhurbaşkanımızın Kuveyt Emiri ile gerçekleştirdiği görüşmeye refakat etmiştir. Bakanımız, bugün de Genelkurmay Başkanımızın davetlisi olarak ülkemizde bulunan Katar Genelkurmay Başkanı ile Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarını kabul edecektir.”
Filistin tarafınca barışa katkı sağlayacak ilk adımın atılmasının memnuniyet verici olduğunu belirten Aktürk, İsrail’in bu adımı ve kendi içinde yükselen barış seslerini görmezden gelmeyerek ateşkese taraf olması gerektiğini vurguladı.
Aktürk, şöyle devam etti:
“Böylesine olumlu bir gelişmeye rağmen, 35 bin Filistinlinin ölümüne sebep olan İsrail, saldırılarını artırarak Refah’a yöneltmiştir. İsrail’in saldırılarını durdurması, daha fazla masum insanın ölmemesi ve daha büyük bölgesel felaketlerin yaşanmaması adına uluslararası toplumu sorumlu davranmaya ve atılan bu adıma destek olmaya çağırıyoruz. Bölgemizde kalıcı barışın sağlanmasının, Filistin meselesinin adil bir çözüme kavuşması ile mümkün olacağını bir kez daha vurguluyoruz.”
“ARTIK SÜREKLİ OPERASYON DEVRESİNDEYİZ”
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Kaynaklar, Irak’ın kuzeyinde etkisiz hale getirilen terörist sayısında artış olduğuna dair sorular üzerine, “Biz bu yaz Irak’ın kuzeyinde kilidin kapatılacağını söylemiştik. Bunun için de Bakanımızın daha önce ifade ettikleri gibi öngörülemez, alışılmadık, süratli ve sürekli operasyonlarla terörle mücadeleyi sürdüreceğimizi belirtmiştik. Şu anda mücadelemiz belirttiğimiz şekilde devam ediyor. Artık sürekli operasyon devresindeyiz.” ifadesini kullandı.
Bakanlık kaynakları, sınır güvenliğine ilişkin sorular üzerine, şunları kaydetti:
“Ülkemizin geleceğinden sığınmacılar nedeniyle endişe duyduğunu, ülkemize birçok kaçağın geldiğini iddia edenlerin kullandığı görüntülerin neredeyse tamamı insan kaçakçılarının insanları kandırmak için yeri, zamanı ve hangi ülkeden olduğu belli olmayacak şekilde çektikleri reklam görüntüleridir. Bu görüntüleri sosyal medyadan paylaşanlar ironik bir şekilde insan kaçakçılarının reklamını yapıyorlar, onları teşvik ediyorlar.
Ülkemizde gördükleri her yabancının sınırdaki duvarlardan atlayarak geldiğini sanan veya kasıtlı olarak böyle bir algı yaratmaya çalışanlar en büyük saygısızlığı ve haksızlığı sınırlarda nöbet tutan 60 bin Mehmetçiğin emeğine yapıyorlar. Çünkü hudutlarımız hiç olmadığı kadar güvende ve hiç olmadığı kadar iyi korunuyor. Gerçekten bizim hudutlarımızda olduğu tespit edilen bir görüntü bize ulaşırsa zaten gereği büyük bir hassasiyetle yapılmaktadır. Bu vesileyle gerçekten derdi hudutlarımızın güvenliğinden emin olmak isteyen herkesi hudutlarımızda misafir etmekten büyük memnuniyet duyacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.”
ÜS BÖLGELERİNE İSABET EDEN YILDIRIMLAR
Bakanlık kaynakları, Irak kuzeyindeki yıldırım düşmesi sonucu bazı askerlerin şehit olmasına ilişkin sorular üzerine, şunları aktardı:
“Bizim bütün üs bölgelerimizde paratonerlerimiz mevcut. Üs bölgesine konuşlanırken ilk kurduğumuz sistemlerden biri de paratonerlerdir. Son dönemde Irak kuzeyindeki Pençe bölgesinde yıldırım düşme olayı yoğun şekilde yaşanıyor. Sadece dün üs bölgelerimize düşen yıldırım sayısı 307’dir. Tedbirler eksiksiz alınıyor, her türlü sistemlerimiz çalışıyor ama bazen doğa ile baş etmek mümkün olamayabiliyor. Tedbirlere de artırılarak devam ediliyor. Fakat bölgede yükseklikten kaynaklı, ani iklim değişikliklerinin de etkisiyle maalesef bu tür olaylar yaşanabiliyor.”
KATAR GENELKURMAY BAŞKANI’NIN ZİYARETİ VE F-16’LAR
Bakanlık kaynakları, Katar Genelkurmay Başkanı’nın bugün Ankara’ya gerçekleştireceği ziyaretin kapsamına ilişkin sorular üzerine, “Katar’daki askeri eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimiz devam ediyor. Orada Katar Türk Müşterek Kuvvetleri Komutanlığına deniz ve hava unsurlarının da dahil edilmesi için çalışmalar sürüyor. Ziyareti bu kapsamda değerlendirmek lazım. Bunun yanı sıra ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konuları ile dostane ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve mevcut mekanizmaların daha etkin biçimde işletilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunulacaktır” dedi.
Bakanlık kaynakları, ABD’den F-16 tedarikine ilişkin sorular üzerine ise “Taslak Teklif ve Kabul Mektupları üzerinde ilgili birimlerimiz gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yaparak muhataplarımıza ilettik. Süreç planlandığı şekilde devam ediyor” yanıtını verdi.
]]>Hitit Üniversitesi ve Terörizm ve Radikalleşme ile Mücadele Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “2. Terörizm ve Radikalleşme ile Mücadele ve Türkiye’nin PKK terörizmiyle Mücadelesi (1984-2024)” konulu kongreye davetli olarak katılan Dışişleri Bakanlığı Araştırma ve Güvenlik İşleri Genel Müdürü Fatma Ceren Yazgan, “Güvenlik Diplomasisinde ve Terörizmle Mücadelede Turnusol Kağıdı PKK” başlıklı bir sunum yaptı.
“Bir örgütün varlığını devam ettirmesi için devletin gücü karşısında ancak uluslararası destekle var olabiliyor”
Terörü onkolojik bir vaka olarak tanımlayan Yazgan, “Bünyemizde nasıl bir hücre bozulması olduğunda kanser oluyorsak bunun içeriden gelen genetik sebepleri var. Geçmişten gelen bazı atılmış adımlar, verilmiş kararlar var. Siz bunun içerisinde doğuyorsunuz. Siyasal şiddet terör bunun bir biçimi taktiksel bir davranış biçimi. Normal şiddetten farkı siyasi, kimlik gibi anlamlarla bütünleşmiş olması. Onkolojiyi anlamak için alt bilimler çalışıyor. Terör de böyle, siyaset bilimi çalışacak. Psikoloji çalışacak. Sosyal psikolojiyi çalışacak. Terörle mücadele değil ama terör çalışmaları uluslararası ilişkiler bölümlerinin altında kurulmuş. Neden uluslararası ilişkiler bölümlerinin altında terörizm kuruluyor, niye uluslararası ilişkiler bu bölümü üstleniyor. Çünkü bu bir konjonktür anlamakla ilgili. Uluslararası şiddetin katmanları var. Terör bunun bir yan ürünü. Toplum içinde şiddet ortaya çıkar sonra yok olur. Bir örgütün varlığını devam ettirmesi için devletin gücü karşısında ancak uluslararası destekle var olabiliyor. Toplumsal olarak ne kadar yanlış yaparsanız yapın kendi içinizde o iş bir şekilde bitiyor. İşin içine uluslararası konjektör girdiğinde o iş bitmiyor” ifadelerini kullandı.
Terör kavramının tarihçesi hakkında da açıklamalarda bulunan Yazgan, “Bu bir ekosistem. Kökü var. Yaprağı var. Dalları var. İklimler içinde gelişiyor. Devletin akademiden beslenmesi gerekiyor. Akademinin devlete doğru söylemesi gerekiyor. Devletin kendine doğru söylemesi gerekiyor. Zor konuları konuşmamız gerekiyor. Her şeyi açıktan konuşmamız gerekiyor. Bazı konularda terör bizi izliyor. Terörist rasyonel bir aktör. Belli bir plan ve strateji kuruyor. İzleyicisi sadece terör ve korku oluşturmak isteyen katmanlı bir izleyici grubu. Destek almak istediği bir grup var” dedi.
“PKK’nın uluslararası yapılanması 1999 yılında gün yüzüne çıktı”
“PKK neden turnusol kağıdı” diye soran Büyükelçi Yazgan, “Terörist başı Öcalan’ın yakalandığı dönemki rotayı düşünelim. Suriye’den çıkarıldı. Bir süre çeşitli ülkeleri dolaştı. SSCB döneminde destek aldığı yerlerde bulunmasına izin verilmedi. Roma’da aylarca kaldı. İtalya Türkiye’nin NATO müttefiki. AB tarafından terör örgütü listesinde olan birisi nasıl orada oturur. Bunun sırrı geçmişe dayanıyor. Neden İtalya, oradaki ilişkileri neydi? Kenya’da yakalandı, Yunan büyükelçiliğinde. O yakalandıktan sonra çeşitli ülkelerde teröristler kendini yaktı. Ortalığı birbirine kattılar. Birden bire PKK’nın uluslararası yapılanması 1999 yılında gün yüzüne çıktı. Bundan sonra Türkiye-Yunanistan bir diyalog geliştirdi. 2000’li yıllarda yasaklama kararı geldi. Almaya ve İsveç’te yasaklamalar oldu. Mesele yasaklama veya listelemede de değil. Madem listelendi, bugüne nasıl geldi? Burada olay güç dengelerini kim nasıl kullanıyor? Bütün ülkeler kendi çıkarını, kamu güvenliğini düşünür. Türkiye’de bunu yapıyor. PKK. 1994 yılında Avusturya’da ofisini açtı. PKK, neden AB tarafından listelendi? Çünkü 11 Eylül oldu. Genel farkındalık, güvenlik tehdidi ve Türkiye ile güvenlik işbirliği ihtiyacı arttı. Suriye’den nasıl çıktı. Kenya’da nasıl çıktı. İstihbarat işbirliği vardı. İstihbarat işbirliğinden o istihbaratı verenlerin bugün Suriye’de PKK’yı, YPG’yi desteklediği döneme nasıl geldik” diye konuştu.
“Terör örgütü Türkiye’de yapamadıklarını, asla yapamayacaklarını, yurt dışında yapıyor”
Terör örgütünün Türkiye’de yapamadıklarını, yurt dışında yaptığına dikkat çeken Yazgan, “Türkiye’yi hedef alan bütün terör örgütlerinin hiçbirinin merkez karar verici kadroları, merkez finans, propaganda örgütsel organları Türdkiye içinde değil. Hepsi yurt dışında. DEAŞ’a bakın, yurt dışında Türkiye’yi hedef alıyor. Türkiye, kendi içinde terörle mücadelede sahada çok başarılı bir ülke. Sahadaki başarılarla biz yurt dışında PKK’nın varlığını neden sonlandıramıyoruza gelince bir PKK 50 senelik bir terör örgütü. İsveç’te PKK’nın beslendiği Kürtçülük olarak adlandırılan ideolojinin geçmişine baktığınız zaman 1950’lere iniyorsunuz. PKK kendisinden başka bir Kürt varlığına kimliğine izin verir mi asla izin vermez? PKK, kendisinden başka bir kimliğe izin vermez. Suriye’de son dönemde izliyoruz, PKK, KDP’ye saldırıyor. İzin vermiyor. Aynı şeyi İsveç’te de yaptı. PKK’yı konuşuyorsak uluslararası arenada kimlerle eklemlendiğine bakabilirsiniz” şeklinde konuştu.
“PKK’nın Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerine düşman”
PKK’nın Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerine düşman olduğunu vurgulayan Yazgan, “Bir örgüt varolmak için eylem yapmak zorunda. Eylem yapmayan terörist ne olur, emekli olmuyor bunlar. Avrupa’ya gidiyor, haraç toplamazsa, uyuşturucu ticareti yapmazsa para kazanamaz. FETÖ’nün düzeneği ile farklı mı, değil. Aşağı yukarı aynı şeyi yapıyorlar. Bütün terör örgütleri aynı şeyi yapıyor. O ülkeler önlem alıyor. Terörün finansmanı ile mücadelede ne zaman önemli hale geldi terör örgütleri havale sistemini kullanmaya başladığı zaman. Bunun üzerine devletler bunun üzerine gitmeye başladı. Bunu sadece DEAŞ kullanmıyor PKK’da kullanıyor. Bir örgüt paramator alıp, bunu Suriye’de birleştirip paramotorla Hatay’a gelmeye kalkıştı. Sonra yakalandılar. Nerden geldi o paramotorlar? Örgütler uluslararası teknolojiyi ediyorlar. Avrupa Birliği’nin merkezinde Brüksel’de üç tane televizyonu olan kaç terör örgütü var. Birisi 7-8 dilde haber yapabiliyor. Nerede? Hollanda da. Avrupa Birliği içerisinde bunlar. Dolaysıyla bu ülkeler kendi kabul ettikleri terör tanımı içerisinde terörün finansmanı konusunda kararlar alıyorlar. Mahkeme kararları mevcut. Hiçbir şey yapmıyorlar değil, PKK’ya da yapıyorlar. Ama PKK onların önceliği olmuyor. Orda eylem yapmıyorlar. Orada kamu düzenini, istihbaratı, halkı rahatsız edecek eylem yapmıyorlar. Ne zaman yaparsa o zaman onlara karşı tedbir ve kontrol altına alma başlıyor. Sonra rahat duruyorlar” ifadelerini kullandı.
“PKK’nın amacı Avrupa’dan çıkmak değil”
PKK’nın amacının Avrupa’dan çıkmak olmadığının altını çizen Yazgan, “Aslında Avrupa’nın bir PKK problemi var. Belçika’daki son olaylar mesela. Belçika’da olaylar olduğunda herkes tepkisini belirtti ve ‘PKK terör örgütü’ dedi. Baktıklarında birincisi bu işi tetikleyenin Suriyeli PKK olduğunu gördüler. İki, oradaki yapıyı kontrol eden PKK’lılar Almanya’da adam örgütleyip otobüslerle geldiler. Kimi hedef aldılar, oradaki Türk kökenli Belçika vatandaşlarını hedef aldı. İç huzur konusunda ciddi bir tehdit olarak varlar. Bunu kullanıyorlar. Yerel belediyelerde bunu kullanıyor. Avrupa’da 350 tane örgütsel yapısı var. Ama sadece Avrupa’da yoklar. Örgüt Avrupa’da siyasi lobi, finansman, propaganda yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti üzerinde algı kurmak için varlar. Eğer dünyada terör tehdidi artarsa o ülkelerin siyasi kadroları bu tehdit karşısında seçmenlerinden gelen talep üzerine hassaslaşırlarsa o hassasiyet, güvenlik bürokrasine sokağa yansırsa PKK’ya karşı önlemler, yasalar işliyor. Bazı ülkelerde terörle mücadele yasası yoktu. Bugün bazı Avrupa ülkeleri Hamas’ı terör örgütü olarak kabul ediyor. Sokak’ta çok ciddi önlem alınmaya başlıyor. Kendi tehdit algıları arttığı zaman demokratik ülkeler genel uygulama yaparsa PKK’de etkileniyor” dedi.
“Terörle mücadelemiz devam edecek”
Genel konjoktürde güçler dengesi değişiminin örgütü de etkilediğini anlatan Yazgan, “PKK’nın yüzde 25’i Suriyeli diyebiliriz. Bu sayı muhtemelen arttı. Filistin olaylarından sonra örgüt elebaşları açıklama yapıyor. Ulus devlet fikrinden vazgeçin. Biz olsak Filistinlilerin yerinde ulus devlet fikrinden vazgeçeriz diyorlar. Örgüt ulus devlet fikrinden vazgeçiyor, bunlara ne istediği sorulduğunda nasıl bir şeyse biz dört parçalı demokratik konfederasyon istiyoruz diyorlar. PKK’nın Türkiye içerisinde İçişleri Bakanlığına yönelik eylemi sonrasında Avrupa’da zemin kaybettiğini gördüm. Avrupa bunu kınadı. Bu nedenle terör örgütü listesinde kalmaya devam ediyor. PKK, kendisini bir meşru müdafaa örgütü olarak konumlandırmaya çalışıyor. O kadar dallanıp budaklandı ki kendi içlerinde bu uluslararası konjonktürde parçalı biryere doğru gidiyorlar. Burada önemli olan Türkiye’nin terörle mücadelesinde tutarlı, meşruiyet zemini asla kaybetmeyen hukuk kuralları içinde uluslararası dengeleri iyi koruyarak kendi işini hatasız yaparak yoluna devam etmesi gerekiyor. Bu mücadele devam edecek. Bu mücadeleyi ne kadar iyi yaparsak o bilgiyi ne kadar iyi yönetirsek, bilgiyi yönetirken derdimizi de anlatmamız gerekiyor. Örgütün Türkiye’ye karşı kullandığı aparatların ve yapının bulunduğu ülkeler Doğu’da, Güneyimizde, Batı’da mevcut. Bu imkanlara sahip PKK tek bir örgüt değil. DHKP-C yine aynı. Biz işimizi iyi yaparsak devlet olarak adalet sistemimiz, cezaevlerinde radikalleşme sadece DEAŞ’a özgü mü değil. Güneydoğu’da niye kız çocukları örgüt tarafından kolay devşirildi. Bunun sosyoljik, eğitim sistemiyle bir yanıtı var. Terörle mücadelede sadece güvenlik güçlerinin konusu değil. Terörle mücadele onkolojik kavramlar hepimizi ilgilendiriyor. Herkes işini iyi yaparsa bizim bu mücadeleyi uzun dönemde değil kısa dönemde kazanma imkanımız var. Bizim dostumuz kim düşmanımız kim bunu bilelim. Kime neyi ne zaman söyleyeceğimizi de bilelim. Bu konuyu biz çözeceğiz. Bize başkası yardım etmeyecek. Terörün kolu bacağı dışarda olmakla beraber çözüm yeri her zaman ülkenin içi” sözleriyle konuşmasını sürdü. – ÇORUM
]]>Kızıltepe Kaymakamlığında düzenlenen aylık Asayiş ve Güvenlik Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Vali Tuncay Akkoyun, PKK ve FETÖ başta olmak üzere terör örgütlerine yönelik toplam 158 operasyon düzenlendiğini ifade ederek, “Asayiş ve güvenlik verilerini değerlendirerek suç oranlarını azaltmak, huzur ve güven ortamının istikrarını sağlayarak aynı zamanda vatandaşlarımızın yaşam kalitesini yükseltmek ve oluşturduğumuz güven ortamının devamını sağlamak nihai hedefimizdir. Bu hususta asayiş ve güvenlik konularındaki çalışmalarımızı hız kesmeden ve kararlılıkla sürdürmekteyiz. Milletimizin birlik ve beraberliğine kasteden bölücü terör örgütlerine karşı kararlı mücadelemiz devam etmektedir. Bu anlayışla nisan ayında Mardin’de bölücü terör örgütü PKK ve FETÖ başta olmak üzere terör örgütlerine yönelik toplam 158 operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyonlar sonucunda gözaltına alınan 36 kişiden 5’i tutuklanmıştır. Terörle birlikte organize suçlar kapsamında organize suç çetelerine yönelik operasyonlarımız da hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda ilimizde 5 operasyon düzenlenmiş, 7 kişi hakkında işlem yapılmıştır. İlimiz genelinde yapılan terör, asayiş, organize suçlar ile huzur ve güven uygulamalarında 1 adet uzun namlulu silah, 13 adet ruhsatsız av tüfeği, 62 adet ruhsatsız tabanca, 5 adet el bombası ve bin 37 muhtelif mühimmat ele geçirilmiştir” dedi.
Vali Akkoyun, Suriye sınırından yasa dışı yollarla ülkeye girmeye çalışan 56 şahsın girişinin engellendiğini belirterek, “Suriye sınır hattında yer alan ilimizde ülkemize yasa dışı yollarla geçmeye çalışan şahıslara yönelik gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Nisan ayı içerisinde Suriye’den ülkemize yasa dışı yollarla geçmeye teşebbüs eden 56 şahıs hudut birliklerimiz tarafından hudut hattı ötesinde engellenmiştir. Sınırı geçmeye teşebbüs eden 1 şahıs sınırda görev yapan birliklerimiz tarafından yakalanarak, kolluk kuvvetlerimize teslim edilmiştir. Ayrıca bölücü terör örgütü mensubu 2 kişi ikna edilerek Suriye’den ülkemize getirilmiş ve yine kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir” diye konuştu.
Narkotik suçlarla mücadele kapsamında gerçekleştirilen toplam 74 operasyondan 8 kişinin tutuklandığını ifade eden Akkoyun, “Narkotik suçlarla mücadele kapsamında ilimizde nisan ayı içerisinde toplamda 74 operasyon düzenlenmiş, operasyonlar kapsamında 16 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 8 kişi tutuklanmıştır. Yine kaçakçılıkla mücadelede ve huzur operasyonları kapsamında ilimizde nisan ayı içerisinde 60 operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyonlar kapsamında 160 kişi hakkında işlem yapılarak 2 kişi gözaltına alınmış olup, 1 kişi tutuklanmıştır. Huzur ve güven uygulamaları kapsamında aranan 274 kişi ilimizde yakalanmıştır” şeklinde konuştu.
112 bin 996 aracın trafik denetlemesinin yapıldığını aktaran Akkoyun, “Trafik denetimleri kapsamında nisan ayında bin 717’si okul servis aracı olmak üzere toplam 112 bin 996 araç denetlenmiştir. Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda 9 bin 453 öğrenciye teorik ve uygulamalı eğitim verilmiştir” ifadelerini kullandı.
Süryani vatandaşların bayramını kutlayan Akkoyun, “Bu özel ve güçlü toplumsal yapısı, tarihi dokusu ve hoşgörü iklimiyle yüzyıllardır Müslüman, Süryani ve Ezidi inançları başta olmak üzere tüm dinler ve diller şehrimizde huzur, güven ve kardeşlik içerisinde yaşamaktadırlar. Bu vesileyle pazar günü Süryani vatandaşlarımızın kutlayacakları Paskalya Bayramlarını tebrik ediyorum. Tüm Süryani vatandaşlarımıza mutlu ve sağlıklı bir bayram geçirmelerini temenni ediyorum” dedi.
Toplantıya Vali Akkoyun, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İdris Tataroğlu, İl Emniyet Müdürü Cebrail Buğday ve Kızıltepe Kaymakamı Abdullah Şahin katıldı. – MARDİN
]]>(ANKARA) – Milli Savunma Bakanlığı Halkla İlişkiler ve Basın Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Son bir haftada 43 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 376’sı Irak’ın, 469’u Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 845 olmuştur” dedi. Aktürk, yasa dışı geçişlere ilişkin “Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 364 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 9’u terör örgütü mensubudur. 2 bin 264 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir” bilgisini verdi.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık bilgilendirme toplantısı yaptı. Kutül Amare Zaferi’nin yıl dönümünde şehit ve gazilere anarak sözlerine başlayan Aktürk, “30 Nisan ve 1 Mayıs’ta şehit olan kahraman silah arkadaşlarımız Porsun Sözleşmeli Er Rıdvan Gürsoy ile Piyade Uzman Çavuş Sait Toktaş’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz” dedi. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile Dünya Pilotlar Günü’nü de kutlayan Aktürk, sözlerine şöyle devam etti:
“Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, terörü kaynağında yok etme stratejisi çerçevesinde sürekli ve kapsamlı olarak gerçekleştirdiği kararlı operasyonlarla; son bir haftada 43 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 376’sı Irak’ın, 469’u Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 845 olmuştur.
“SON BİR HAFTADA YASA DIŞI YOLLARLA GEÇMEYE ÇALIŞAN 364 ŞAHIS YAKALANDI”
Teknolojik vasıtalarla desteklenmiş fiziki güvenlik tedbirleri ile korunan hudutlarımızda alınan dinamik ve çok yönlü etkin tedbirler sayesinde; son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 364 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 9’u terör örgütü mensubudur. 2 bin 264 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 3 bin 133’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 50 bin 860 olmuştur. Son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 40 kilogramdan fazla uyuşturucu madde (metamfetamin) ele geçirilmiştir.”
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 24-25 Nisan’da resmi ziyaret kapsamında bulunduğu Romanya’da mevkidaşıyla ikili ve askeri ilişkiler başta olmak üzere NATO ve bölgesel güvenlik konularını ele aldığını belirten Aktürk, 26-27 Nisan’da beraberinde komuta kademesiyle KKTC’ye giden Güler’in KKTC Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı ile bir araya geldiğini, ardından Büyükelçiliği ziyaret ettiğini aktardı. Güler’in, Genelkurmay Başkanı’nın resmi davetlisi olarak 29 Nisan’da Ankara’ya gelen Mısır Genelkurmay Başkanı’nın kabul ettiğini belirten Aktürk, “29-30 Nisan’da Pakistan’a resmi ziyarette bulunan Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımıza, Pakistan Cumhurbaşkanı tarafından Pakistan İmtiyaz Nişanı tevdi edilmiştir” dedi. Aktürk, devamında şunları kaydetti:
“KARADENİZ MAYIN KARŞI TEDBİRLERİ GÖREV GRUBU İLK AKTİVASYONUNUN TEMMUZ AYINDA OLMASI HEDEFLENMEKTEDİR”
“Ülkemizin öncülüğünde, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu teşkil edilmesine yönelik 11 Ocak 2024 tarihinde Türkiye, Bulgaristan ve Romanya arasında imzalanan Mutabakat Muhtırası’nın iç hukuk süreci 4 Nisan 2024 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararı ile tamamlanmıştır. Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu ilk aktivasyonunun, haziran ayında icra edilecek Deniz Kuvvetleri Komutanları Toplantısı’nı müteakip temmuz ayı içerisinde gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu arasında imzalanan memorandum ile Karabağ bölgesinde ateşkesin kontrolü ve ihlallerin önlenmesi amacıyla 30 Ocak 2021’de Ağdam Azerbaycan’da teşkil edilen Türk-Rus Ortak Merkezi’nin faaliyetleri; Azerbaycan’ın Anti Terör Operasyonu ile bölgenin istikrara kavuşması neticesinde Rusya Federasyonu ve Azerbaycan ile yapılan görüşmeler sonrası 26 Nisan’da gerçekleştirilen törenle sonlandırılmıştır.
İsrail, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 25 Mart’ta kabul ettiği son ateşkes kararını ve Uluslararası Adalet Divanı’nın aldığı ihtiyati tedbirleri ivedilikle uygulamalıdır. En temel haklarından mahrum bırakılan Filistin halkı için insani yardımlara izin verilmesini ve bölgede yaşanan hukuksuzluğa bir kez daha dikkat çekerek kalıcı ateşkesin gerekliliğini vurguluyoruz.
Türkiye-Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü, ERTUĞRUL fırkateyninin Japonya seyrinin 134’üncü yıl dönümü kapsamında, 20 ülke 24 liman ziyareti gerçekleştirecek olan TCG KINALIADA korvetimiz Mogadişu’nun ardından 30 Nisan’da Maldivler’e ulaşmıştır. TCG KINALIADA korvetimiz bugün de bir sonraki liman olan Bangladeş’e doğru seyre başlayacak ve Japonya intikaline devam edecektir.
Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca; muhtelif miktarda ‘NEFER’ Kuleli Zırhlı Muharebe Aracı ile DROPS aracının muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. Yine, İstanbul Tersanesi Komutanlığımız tarafından güncel teknolojiye uygun olarak kapsamlı tadilat, modernizasyon ve onarımı tamamlanan Denizaltı Kurtarma Çanı deniz testlerinden başarıyla geçmiştir.
3 Nisan’da başlayan 2024 Yılı Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları askeri öğrenci aday tercih işlemleri 10 Mayıs’a kadar devam edecektir.”
MSB YETKİLİSİ: MISIR GENELKURMAY BAŞKANI’NIN ZİYARETİ ASKERİ İLİŞKİLER BAKIMINDAN YENİ BİR DÖNEME İŞARET EDİYOR
Üst düzey bir Bakanlık yetkilisi, Irak sınır birliklerinin Türkiye’nin operasyon bölgelerine yakın noktalarda kurduğu üs bölgelerine ilişkin, “Irak ile başlayan diyalog sonucunda PKK terör örgütünün faaliyetlerinin engellenmesine yönelik olarak operasyon bölgelerimize komşu alanlarda Irak sınır muhafızlarının yaptığı faaliyetlerdir. Bu faaliyetler bizimle de koordineli şekilde gerçekleştirilmektedir. Bundan sonraki süreçte; PKK’nın faaliyetlerinin engellenmesi, hudut güvenliğinin sağlanması ve bölgede yaşayan sivil Irak halkının can güvenliğinin korunması maksadıyla Irak ve ülkemiz arasında çalışmalar koordineli olarak devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.
Mısır Genelkurmay Başkanı Osama Askar’ın 29 Nisan’da Ankara’daki ziyaretine dair yetkili, “Mısır Genelkurmay Başkanı’nın Bakanlığımızı ziyareti hem askeri ilişkilerin geliştirilmesi hem de savunma sanayisindeki işbirliği bakımından yeni bir döneme işaret ediyor. Kendilerinin talebiyle bazı savunma sanayi şirketlerimizi ziyaret ettiler. Önümüzdeki dönemde ilişkilerin karşılıklı olarak artmasını bekliyoruz” dedi.
]]>
(ANKARA) – DEM Parti Grubu’nun, emekçilerin yaşadığı sorunların araştırılması için verdiği grup önerisi reddedildi. DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, işçilerin milli gelirden aldığı payın 22 yıllık AKP iktidarında düzenli olarak gerilediğini vurguladı, sermayenin payının ise arttığına işaret etti. Çiftyürek, “2024 yılının ilk 4 ayında 425 işçi, kazalarda değil işçi cinayetlerinde hayatını kaybetti. Terör mü arıyorsunuz; buyurun size sosyal terör” dedi.
DEM Parti Grubu’nun, 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde TBMM Genel Kurulu’nda vermiş olduğu ‘Emekçilerin yaşadığı sorunların araştırılması’ başlıklı grup önerisi reddedildi.
“ASGARİÜCRETLİLER AÇLIK SINIRINA DOĞRU İLERLİYOR”
Önergenin gerekçesini açıklayan DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek şunları söyledi:
“Taksim meydanının herkese açık olması ama işçi sınıfının bayramı olarak kendi taleplerini orada dile getirmesine kapalı olmasını anlamış değiliz. İçişleri Bakanı’nın dünkü açıklamasını da hiç ama hiç anlamış değiliz. ‘Terör örgütleri herkesi Taksim’e çağırıyor’ diyerek meydanı terör örgütleri ile ilişkilendirmesini kınıyoruz. İçişleri Bakanı eğer Taksim’de terör örgütü arıyorsa 1977’de 38 işçiyi katleden, kana bulayan teröristleri önce bulmalıdır. O zaman biz kendisini alkışlayacağız. 22 yıllık AKP iktidarında sistemli olarak işsizler ordusu büyüdü. Öyle bir noktaya geldi ki işsizler ordusu çalışan üzerinde tam bir baskı aracına dönüştürüldü. İşveren diyor ki işçiye; ‘bu koşullarda çalışmazsan senin yerine çalışacak olan zaten var’ diyor. Diğer önemli bir sorun asgari ücret meselesi artık sefalet ücreti bile denilemeyecek düzeye geriledi. Asgari ücretliler açlık sınırına doğru ilerliyor ve maalesef iktidar yetkililieri asgari ücretin önümüzdeki yıl sonuna kadar arttırılmayacağı yönünde beyanda bulunuyorlar. Bu ne demektir; milyonlarca işçiyi açlık sınırının altında ölüme terk etmek demektir. İşçilerin milli gelirden aldığı pay 22 yıllık AKP iktidarında düzenli olarak geriledi. Bugün toplam milli gelir içerisinde işçinin payı 26’ya geriledi. Sermayenin payı ise 52’den 54’e çıkartıldı. Kimden yana iktidar? 2024 yılının ilk 4 ayında maalesef 425 işçi, kazalarda değil işçi cinayetlerinde hayatını kaybetti. Terör mü arıyorsunuz; buyrun size sosyal terör.”
“OYUNU ALDIKLARI ASGARİ ÜCRETLİ YARI YOLDA BIRAKILDI”
Saadet Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Bilici şunları söyledi:
“Enflasyon ve işsizlik ülkemizde kritik boyutlara ulaştı. Vatandaşlarımızın yaşadığı geçim sıkıntısı artarak devam ediyor. İktidar 2024 yılında asgari ücrete ara zam yapılmayacağı yönündeki kararını sürdürmektedir. Bugün Türkiye faiz sebep, enflasyon sonuç anlayışı sonucunda tarihinde görmediği bir hayat pahalılığı ile karşı karşıya kalmıştır. Rasyonel, akılcı ve ekonomi bilimi ile paralel politikalar yerine ekonominin kitabını yeniden yazmaya kalkışanlar vatandaşların sorunlarının temel sebebini oluşturmaktadırlar. Ülkemizin son 5 yılda pekçok kez sandık başına gitmesi ve zorlu koşulların iktidar üzerinde yarattığı koltuğu kaybetme korkusu ekonominin popülist politikalarla yönetilmesine sebep olmuş; ekonomi adeta köprüyü geçene kadar düsturyla yönetilmiştir. Oyunu aldıkları asgari ücretli ve emekliyi yarı yolda bırakmışlardır. Özellikle büyükşehirlerde kiraların asgari ücret seviyesine yaklaşması, vatandaşlarımızın en temel insan haklarından olan barınma hakkını zedelemektedir. “
“TÜRKİYE MODERN BİR ÇALIŞMA KAMPINA DÖNÜŞTÜ”
İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş ise şöyle konuştu:
“İstihdam alanında yaşan önemli sorunlardan biri, belki de en önemlisi taşeron işçi meselesidir. Taşeron işçiler güvensizlik, emeklerinin karşılığını alamamak, fazla çalıştırılmak, ayrımcılık, yıllık izinlerini kullanamamak, kadroya alınmama gibi birçok sorunla karşı karşıyadır. 2024 yılını ’emekli yılı’ ilan edip emekliyi açlık ve sefalete mahkum ettiğiniz gibi biliyoruz ki 1 Mayıs İşçi Bayramı arifesinde emekçinin sorunlarını yine görmeyecek ve duymayacaksınız. Görüyoruz ki her zaman olduğu gibi AKP yine sermayenin yanındadır. Tek bir düzenleme ile sayısız patronun özellikle de yandaşaların milyarlarca liralık vergi borcunu silen iktidar, taşeronluk sistemini bilinçli olarak geliştirerek aslında Türkiye’yi adeta modern bir çalışma kampına dönüştürüyor.”
“EMEĞİN DEĞERİ OLMADIĞI GİBİ CANIN DA DEĞERİ YOK”
CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman da şunları söyledi:
“İktidarın son 20 yıldır başta sağlık camiası olmak üzere her alanda yaptığı düzenlemeler emek sömürüsünü yaygınlaştırmış ve derinleştirmiştir. Muhtaçlık temelli sosyal yardım uygulamaları, rantçı ve kar odaklı yaklaşımlar emeğin değerini yerle bir etmiştir. Asgari ücretle çalışma ülkenin adeta asgari değil ortalama ücreti haline getirilmiştir. Daha vahimi bu ülkede asgari ücretin de altında çalışan işçiler mevcuttur. Kısacası 10 işçiden 6’sı açlık sınırının altında yaşamaktadır. Bu iktidar karınların simitle doymasını bir lütuf olarak göstermektedir. Sayılamaz ve rahatlıkla göz ardı edilebilecek bir kavramdır iktidar için emek. Eğitim, yetkinlik, kıdem, yaş, liyakat değer biçilmeyen süslü kelimlerdir iktidar için. Bu nedenledir ki en fazla okuyan, en ağır sorumluluğu taşıyan sağlık ordusunun dahi emeği görülmez örneğin. Emeğin değeri olmadığı gibi canın da değeri yoktur. Ne yazık ki her yıl 2 bine yakın işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetmektedir. Emek, bir işin bitirilmesi için harcanan vakittir onlar için. Kim tarafından harcandığı önemli değildir. Yasak olmasına rağmen 1 milyona yakın çocuk işçi çalıştırılmaktadır.”
]]>
Teröristlerin, eylem hazırlığındayken Beykoz’daki bir adreste küçük çaplı bir tatbikat yaptıkları öğrenildi
İSTANBUL – İstanbul’da terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen “Bozdoğan-32” operasyonunda yeni ayrıntılara ulaşıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Şubesince yapılan çalışmalarda, örgüt içinde “Abbas İsa” kod adıyla anılan Suriye uyruklu K.A. ile Afganistan uyruklu M.H. patlayıcı yapımında uzman 2 terörist Beykoz’daki bir işyerinde yakalandı.
Yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayram’ında sansasyonel eylem planı yapan DEAŞ’a bağlı bir hücre güvenlik ve istihbarat birimlerince çökertildi. İstanbul’u kana bulamaya çalışan teröristlerin, Taksim Meydanında eylem planladıkları anlaşıldı. DEAŞ silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu ve bomba yapım konusunda bilgi sahibi olduğu tespit edilen; K.A. aynı işyerinde kalan M.H. ile birlikte İstanbul’un Beykoz ilçesinde yakalandı.
K.A.’nın bombalı saldırı eylemi hazırlığında olduğu ve bomba yapımında kullanılan kimyasal maddelerle patlamanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini test ettiği tespit edildi. Ele geçirilen ve bomba yapımında kullanılacağı anlaşılan kimyasal maddelerin büyük çapta patlamaya sebebiyet verebilecek nitelikte kimyasal (patlayıcı) maddeler olduğu anlaşıldı.
Hücrenin kilit ismi: “Abbas İsa” kod adlı Suriyeli tatbikat yapmış
Hücre üyeleri ile ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Şubesi ekipleri geniş çaplı çalışma gerçekleştirdi. İstanbul İstihbarat Şubenin yaptığı çalışmalarda, ilk etapta “Abbas İsa” kod adlı Suriye uyruklu K.A. ile Afganistan uyruklu M.H. yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonun devamında söz konusu 2 teröristin Türkiye’deki bağlantıları mercek altına alındı. Bu iki teröristin bağlantılı olduğu 6 şüphelinin daha düzenlenen zincirleme operasyonlarda yakalandığı belirtildi. Operasyon bomba yapımında kullanılan hidrojen peroksit ile aseton ve sülfürik asit türü kimyasal madde ele geçirildi. Teröristlerin, eylem hazırlığındayken Beykoz’daki bir adreste küçük çaplı bir tatbikat yaptıkları öğrenildi.
Irak ve Suriye’de DEAŞ’ın “havan topu birimi”nde yer aldı
Suriye ve Irak’ta patlayıcı ve bomba eğitimi gören K.A.’nın, İdlip’te “Ebu Ömer” isimli DEAŞ emirinin yanında mühimmat doldurma ve temizleme biriminde faaliyette bulunduğu, ayrıca 2016 yılına kadar örgüt içinde DEAŞ’ın havan birliğinde yer aldığı öğrenildi. Elde edilen bilgi ve belgelere göre K.A., 2016’da Hatay üzerinden Suriye’den Türkiye’ye kaçak giriş yaptı, 2020’de ise İstanbul’a geldi. 4 yıldır İstanbul’da bulunan Abbas İsa kod adlı terörist, kentin kalabalık meydanlarında sansasyonel eylem planı yaptığı kaydedildi. 2014 yılında DEAŞ’ın sözde Irak’ın Musul valisi Ebu Leys Al-Hamduni’den hem şer-i, hem bombalı eğitim aldığı ortaya çıkan K.A.’nın, hangi noktaları hedef seçtiği araştırılıyor.
Afganistan uyruklu terörist bu yıl Türkiye’ye gelmiş
DEAŞ’ın eylem hücresine yönelik yürütülen soruşturma derinleştirilirken, Afganistan uyruklu K.H.’nın bu yılın Ocak ayında İran üzerinden Türkiye’ye geçiş yaptığı tespit edildi. Operasyon çerçevesinde yakalanan “Abbas İsa” K.A.’nın kardeşi “Abdullah Mustafa” kod adlı isimli A.A.’nın da yurda 2014 yılında giriş yaptığı ve ilk olarak Muğla’da kaldığı, sonrasında da eylem için İstanbul’a geldiği ortaya çıktı. Öte yandan “Abbas İsa” kod adıyla anılan Suriye uyruklu K.A. ile Afganistan uyruklu M.H. tutuklandı, diğer 6 şüphelinin emniyetteki sorgusu devam ediyor.
]]>Destici, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde BBP’den Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde Belediye Başkanı seçilen Selahattin Aktuğ’u makamında ziyaret etti. Burada konuşan Destici, yerel seçim sonuçlarının ülkeye, millete ve devlete hayırlı olmasını diledi.
Belediye Başkanı Aktuğ’a verilen oyları boşa çıkarmayacaklarını dile getiren Destici, ilçeye hizmet ve eksikliklerin giderilmesi için çalışma yapacaklarını söyledi.
İlkeli, şeffaf ve temiz bir anlayışla belediyeyi yöneteceklerini ifade eden Destici, şöyle konuştu:
“Dürüst ve ahlaklı bir şekilde belediyeyi yöneteceğiz. Güçlükonaklıların bir lirasını bile israf etmeyeceğiz ve ettirmeyeceğiz. Belediyenin imkanlarının yetmediği yerde biz devreye gireceğiz. Şırnak’tan yapılması gerekeni Şırnak’tan, Ankara’dan yapılması gerekeni Ankara’dan yapacağız. Kürt, Türkmen, Arap, Alevi, Sünni, Çerkez, Boşnak hangi etnik kökene mensup olursa olsun hepimiz bu büyük Türk milletinin bir ferdiyiz. Bizim beraberliğimiz bin yıl önce kurulmuş, biz İslam’la tanışmışız, müşerref olmuşuz ve hepimiz kardeş olmuşuz, Allah’ın emriyle birbirimize bağlanmışız. Bu coğrafyada yaşayan, ülkemizde yaşayan her bir vatandaşımızın doğuştan gelen hakları sonuna kadar kullanmasından yanayız. Herkes dinini ve inancını, kültürünü yaşayacak. Bizim için sınır ne? Bizim için sınır, terör ve şiddet. Teröre ve şiddete bulaşmadan herkes istediğini de konuşabilir, talebini de ifade edebilir.”
Kimsenin bugüne kadar birliktelik ve kardeşliği bozmasına fırsat vermediklerini, bundan sonra da fırsat vermeyeceklerini kaydeden Destici, Kürt, Türk, Alevi, Sünni, Arap diye bir ayrım yapmadıklarını anlattı.
Destici, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz neye bakarız? Bizim için ölçü, Kur’an ve sünnettir. Bir de nedir? Bu devletin varlığının yanında durma, bu ülkenin toprak bütünlüğünün yanında durmaktır. Bu milletin birliğinin yanında durmaktır. Ay yıldızlı al bayrağın altında, bu devletin çatısı altında, kim bir ve beraber yaşama iradesi ortaya koyuyorsa, o bizim kardeşimizdir, birinci sınıf vatandaşımızdır. Bu ülkenin cumhurbaşkanına, kurucusuna hakaret ederse ve terörle ilişkisini devam ettirirse, elbette onlar da hukuk, anayasa ve yasalar önünde gerekli hukuki işlemlere de tabi olur. Beklentimiz seçilen belediye başkanlarının yasalara ve anayasaya uygun hareket etmesidir. İsteriz ki, seçilen belediye başkanları görevine devam etsin. Ama teröristlerle ve terörle ilişkisini devam ettirirse elbette devlet de buna göz yummaz ve gereğini yapar. Ama herkes kanuna nizama uyarsa, bayrağı tanır, devleti tanır, marşını okursa, o zaman onlar görevlerine devam ederler. Selahattin kardeşime, belediyeyi emanet ettiniz. İnşallah sizleri mahcup etmeyeceğiz. Güçlükonak, bölgemiz, vatandaşlarımız için gece gündüz Allah’ın izniyle hep birlikte çalışacağız ve Allah’ın izniyle başaracağız.”
Destici’ye, BBP Genel Başkan Yardımcıları Uğur Bulut, Bülent İspir, Emin Serin ve Şafak Çomaklı, Alperen Ocakları Genel Başkanı Ali Can Kocaman, BBP MKYK üyeleri Recep Er ve Kemal Üçüncü de eşlik etti.
]]>‘Ülkemizin Savunma ve Güvenlik Meselelerine Bir Bakış’ isimli konferansa konuşmacı olarak katılan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar burada gençlere, Türkiye’nin milli savunma stratejilerini, güvenlik politikaları ve ülkenin savunma alanındaki güçlü yanları hakkında bilgiler aktardı. Hukuk Fakültesi’nin Sabahattin Zaim Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansta Akar, İsrail- Filistin arasındaki savaşa değinerek Türkiye’nin izlediği politikalar hakkında bilgiler verdi. Akar, “Devletlerin iki temel hedefi var biri devletin bekası diğeri insanlarının refahı bunun için büyük ve güçlü ülke diyerek çalışmalarımızı gece gündüz demeden yaptık. Şu anda yaptığımız çalışmalar neticesinde uluslararası alanda özne halinde geldi. Etki alanımız üç kıta, ilgi alanımız ise tüm dünya oldu” dedi.
“Mehmetçik, teröristleri kazdıkları çukurlara gömdü”
Terör hususuna değinen Akar, “Biz terör meselesini ortandan kaldırmak için çözüm süreci başlattık ama gerçek teröristler bunun peşini bırakmamak için azgınlaştılar. Bunun üzerine ise 24 Temmuz 2015 tarihinden itibaren bugünkü yapmakta olduğumuz operasyonlar başladı. Dağlarda hava saldırılarıyla teröristler çukurlara gömüldü, barınaklar yıkıldı. Mehmetçik karşısında dağlarda duramayanlar illerde ve ilçelerde halkı siper ederek çukur kazıp bir yere varacaklarını zannettiler. Mehmetçikler sadece ve sadece teröristleri kazdıkları çukurlara gömdüler. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra artık bu ordu bir şey yapamaz denildiği bir noktada Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatları gerçekleşti ve en sonda da Bahar Kalkanı yapmak suretiyle göçü engelledik. Teröristlerin hevesleri de kursaklarında kaldı ve onları destekleyenlerin de eylem yapmasına müsaade etmiyoruz. 4 bin 500 DEAŞ’lı Suriye’nin kuzeyinde TSK tarafından etkisiz hale getirildi ve diğer tarafta da PKK ve YPG bunların birbirinden hiçbir farkı yok bunlar tamamen uluslararası oyunlar isimleri değiştirmek suretiyle kendilerine bir alan açmaya çalışıyorlar bunda biz müsaade etmiyoruz. Biz kimseyi dininden, renginden dolayı ayırt etmedik, edemeyiz böyle bir yetkimiz yok bizim inanç olarak. Türkler, Kürtler, Zazalar, Araplar kardeştir, 85 milyon biriz, tek yumruk ve tek yüreğiz. Bunun da en güzel kanıtı biz yüz yıllarca beraber yaşadık, ekmeğimizi bölüştük, kız aldık, kız verdik bu alçaklar ortaya çıkıp aramıza fitne sokuncaya kadar ve en değerli olanı da Cumhuriyeti berber kurduk, teröristlere ve darbelere karşı beraber durduk bununda kanıtı şehitliklerdir” diye konuştu.
“Bu savaş değil; bir tarafta nükleer silah dahil her şey var diğer tarafta sapan taşları var”
İsrail ve Filistin arasındaki savaşa değinen Akar, “Filistin konusu çok konuşuldu ve bu savaş değil bir tarafta nükleer silah dahil her şey var diğer tarafta sapan taşları var. Oradaki insanların direnişini, masum insanların katledildiğini görün. 6 ay geçti orada direniş devam ediyor oradaki vatandaşlar bu yapılan zulme karşı çıkıyor. Bu durum artık katliamı aştı etnik temizliğe, soykırıma doğru gidiyor ve bunu da kimse görmek istemiyor. Rüşvetle, tehdit ve şantajla bazı yönetimler susmakla beraber birazcık aklı ve vicdanı olan bütün insanlar ayakta” şeklinde konuştu.
“Savunma sanayiinde ‘yapamayız’ dediğimiz tek bir şey bile kalmadı”
Savunma sanayi hakkında konuşan Akar, “Savunma sanayiinde yüzde 80’lere geldik. Uçağımız, tankımızı, İHA ve SİHA’mızı yapacak hale geldik. Biz TSK’nın gücüne her zaman muhtacız bunun için savunma sanayi çok önemlidir. Savunma sanayi konusunda üniversitelerimiz, vakıf şirketlerimiz, özel sektör ve kamu büyük bir azimle çalışıyor. Cin şişeden çıktı, artık bizim savunma sanayiinde, “Yapamayız” dediğimiz tek bir şey bile kalmadı. Bunu sadece kendimiz için değil dostlarımız, müttefiklerimiz için onların da haklı davalarını desteklemek için ihtiyacımız var. Nereye giderseniz gidin herkes Türkiye diyor Bunun bir övüncü birde sorumluluğu var bu çerçevede bizim daha çok çalışmamız lazım. Bu memleket bizim kimse kendini ötekileştirmesin tarihte başarılarımız var ilham alacağız, sıkıntılarımız var ibret alacağız. Bu millet, bu vatan, bu bayrak bizim dolayasıyla 85 milyonun tek yumruk olarak bu istikamette çalışmasıyla inşallah başaramayacağımız iş, görev yok” ifadelerini kullandı. – SAKARYA
]]>Bakan Tunç, TBMM’nin açılışının 104. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen resepsiyonda, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
“EĞER BİR SUÇ İŞLENMİŞSE GEREĞİNİ YAPARIZ”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “DEM Parti’ye kapatma davası açılması” çağrısıyla ilgili soru üzerine Tunç, “Eğer hukukta bir suç işlenmişse, bir Anayasa, kanun ihlali varsa orada yetkili makamlar devreye girer, gereğini yapar.” dedi.

“DEM PARTİ TERÖRLE ARASINA MESAFE KOYAMAZSA KAPATMA DAVASI KAÇINILMAZ OLUR”
DEM Parti’nin, terör örgütüyle arasına mesafe koyamadığını, hatta terör örgütünün eylemlerini destekler mahiyette söylemleri ve uygulamaları olduğunu ifade eden Adalet Bakanı Tunç, “O nedenle HDP hakkında bir kapatma davası açıldı. Şimdi DEM Parti de terörle arasına mesafe koyamazsa, teröre karşı tavrını koymak istemezse ve terörü destekleyen birtakım faaliyetler içerisinde olursa bu kaçınılmaz olur.” değerlendirmesinde bulundu.
Demokratik siyaset yapmak isteyenlerin şiddeti ve terörü reddetmesi gerektiğine dikkati çeken Tunç, demokrasilerde şiddetin olamayacağını, demokratik hukuk devletinde de şiddeti teşvik etmenin suç olduğunu belirtti. Tunç, “40 yıldan bu yana mücadele ettiğimiz, ülkemizin bölünmesi için gayret gösteren bir terör örgütüne karşı tavrınızı koymazsanız, özellikle o terör örgütünden soruşturma, kovuşturma geçirmiş kişileri aday gösterirseniz burada sorun ortaya çıkıyor.” diye konuştu.
“DURUP DURURKEN BİR PARTİ HAKKINDA KAPATMA DAVASI AÇILMAZ”
Adalet Bakanı Tunç, şöyle devam etti: “O nedenle DEM Parti’de siyaset yapanlar öncelikle kendilerine oy verenlere saygı duyması ve bu ülkenin huzurunu, birlik ve beraberliğini bozmak isteyen terör örgütlerine karşı da mesafe koyması gerekir. Koymadığı taktirde de demokratik hukuk devletinde yetkili makamlar devreye girer. Kimse bir partinin kapatılmasını istemez. Durup dururken de bir parti hakkında kapatma davası açılmaz. Siz, Anayasa’nın amir hükümlerini göz ardı eder ve şiddete karşı, teröre karşı tavrını koymaz, bilakis onları destekler mahiyette bir politika yaparsanız o zaman elbette ki bu istenmeyen kapatma davaları ve eleştirilerle baş başa kalırsınız.”

SAHİPSİZ SOKAK HAYVANLARI MESELESİ
Sahipsiz hayvanlarla ilgili soruya Tunç, “Sokak hayvanlarımızı, can dostlarımızı korumamız lazım. Onların birbirine karşı da zarar vermesini engellememiz lazım. Diğer yandan toplumda, özellikle sahipsiz hayvanlar sokakta insan sağlığını tehdit eder bir noktaya gelmişse de burada tedbir almak lazım.” cevabını verdi.
Tunç, sahipsiz hayvanlarla ilgili yasal düzenlemelerin bulunduğunu, bu düzenlemelerin daha da etkili hale getirilmesi gerektiğini dile getirerek, “İnsan sağlığını tehdit eden, hepimizi üzen, ölüme, trafik kazalarına varan çocuklara, yaşlılara saldırılar var. Bunların hepsini görüyoruz. O nedenle biz, sokak hayvanlarını sokakta tehlikeli olmaktan kurtarabilmeliyiz. Bunu gerçekleştiren ülkeler var. Burada hayvanlarımızı korumaya alalım. Sokaklarımızı da insanların dolaşabileceği bir noktaya getirelim.” diye konuştu.
ABD’YE KAÇAN YAZAR EYLEM TOK VE OĞLUYLA İLGİLİ SON GELİŞME
Adalet Bakanı Tunç, bir soru üzerine, İstanbul Eyüpsultan’da 1 kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olan ve annesi Eylem Tok tarafından yurt dışına kaçırılan T.C. ile ilgili ABD adli makamlarıyla yapılan yazışmaların tamamlandığını söyledi. Tunç, “ABD adli makamlarıyla yaptığımız yazışmalar tamam. Dosyada da herhangi bir eksiklik yok. Onların vereceği kararı bekliyoruz. Olumlu neticelendirileceğini tahmin ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“9. YARGI PAKETİ 80 MADDEYİ BULABİLİR”
Bakan Yılmaz Tunç, 9. Yargı Paketi ile ilgili taslak çalışmalarını tamamlamak üzere oldukları bilgisini verdi. Toplumdaki cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik düzenleme yapacaklarını vurgulayan Tunç, şöyle devam etti: “Denetimli serbestlik süresi maktu 1 yıl. Bunun uygulanması nedeniyle 2 yıl ceza alan bir sanık, 1 yıl koşullu salıverme, 1 yıl da denetimli serbestlik olunca hiç cezaevinde bulunmuyor. Cezaevine girmeden suç işleyen birisi yaptırımla karşı karşıya kalmamış oluyor. Bu da toplumda cezasız algısına, adalete güvenin zedelenmesine yol açıyor. Bunun önüne geçmek için bir taslağımız var. Bu konuda alternatif düzenlemeler var. Bunları milletvekillerimizin takdirine sunacağız. Maktu 1 yıl yerine bir oran getirilebilir, suç işleyenin belli bir süre cezaevinde kalması için. Bunun süresinin takdiri milletvekillerimizin. Biz, o formüllerimizi onlara aktaracağız. 80 maddeyi bulabilir.”
“KANUN DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİR”
Bakan Tunç, Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine dair Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi arasındaki görüş farklılığına ilişkin soru üzerine de “Anayasa Mahkemesinin kuruluş kanunundan kaynaklanan bir durum söz konusu oldu.” dedi.
Kanunların denetimini yapan Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara da baktığını belirten Tunç, şunları kaydetti: “Ama adliye mahkemelerinden verilen kararların da son inceleme yeri Yargıtay. İdari yargının son inceleme yeri de Danıştay. Dolayısıyla her bir yüksek mahkemenin görev alanı var. Siz, şimdi bu görev alanlarıyla ilgili düzenlemeyi yapmazsanız yetki tartışması sürekli devam eder. Anayasa Mahkemesi kuruluş kanununda yapılacak bir değişiklikle, yüksek mahkemelerimiz arasında tartışmaya neden olan hususlar bundan sonra olmaz. Kanun değişikliği gerekir.”
]]>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ramazan Bayramı dolayısıyla bulunduğu Şanlıurfa’da bayram namazını beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Şanlıurfa’da Mevlid-i Halil Camisi’nde kıldı. Namaz sonrası camideki yurttaşlarla ve görevli polislerle bayramlaşan Güler ve TSK komuta kademesi ardından Şanlıurfa Kışla Gazinosuna geçti. 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda mehmetçikler ile bayramlaşan Güler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak askerleri görüştürdü. Erdoğan şunları söyledi:
“Tüm komuta kademesindeki kardeşlerime, mehmetçiklerimize özellikle en kalbi duygularla selam, sevgilerimi gönderiyorum ve Ramazan Bayramı’nın tüm milletimize hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum. Bizler gerek mehmetçiklerimiz, gerek komuta kademesi hepsiyle teröristleri inşallah bundan sonra da bugüne kadar olduğu gibi yok edeceklerine inanıyoruz. Gerek sınırda gerek sınır ötesinde bu mücadelemiz aynı şekilde devam edecektir. Tekrar bayramınızı tebrik ediyor ve en kısa zamanda buluşmak üzere sizleri Allah’a emanet ediyorum.”
GÜLER: BÖLGEDEKİ VARLIĞIMIZ İLE URFA’NIN GÜVENLİĞİNİ İLERİDEN SAĞLIYORUZ
Bakan Yaşar Güler ise şöyle konuştu:
“Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Ülkemizin ve asil milletimizin bu bayram günlerini huzur ve güven içerisinde geçirmesi için siz değerli silah arkadaşlarım, sevdiklerinizden uzakta kahramanca ve fedakarca görev yapmaktasınız. İcra ettiğiniz bu kutsal görevde; ortaya koyduğunuz üstün sorumluluk bilinci ve büyük gayretler, her türlü takdirin üzerindedir. Şüphemiz yoktur ki sizler buradayken vatanımızın güvenliği emin ellerdedir. Sizlerin şahsında şu anda yurt içinde ve sınır ötesinde özveriyle vazifelerini icra eden tüm kahraman silah ve mesai arkadaşlarımı tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum.
Son yıllarda, terör tehdidinin kaynağında yok edilmesi stratejisi ile Irak’ın kuzeyindeki terör unsurlarını hedef alan başarılı operasyonları icra ettik. Geçmişte yürütülen ‘sınırlı hedefli ve süreli’ askeri harekatların yerine, bugün artık, ‘sürekli ve kapsamlı’ operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Bu anlayışla Suriye’nin kuzeyinde büyük bir başarı ile icra ettiğimiz Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekatları ile güney sınırlarımızda bir terör koridoru oluşturulmasına mani olduk. Aynı zamanda bu sahalarda güvenli bölgeler tesis ederek Suriyelilerin geri dönüşlerine yönelik önemli adımlar attık. Şu anda, eğer orada olmasaydık; örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önce olduğu gibi sürecekti ve ülkemizdeki istikrar ortamı sağlanamayacaktı. O süreci hatırlayın, sadece Şanlıurfa’ya, Barış Pınarı Harekatı öncesinde kalleş terör örgütü tarafından, çok sayıda füze ve havan saldırısı yapılmıştı. Dolayısıyla bugün, bölgedeki varlığımız ile Urfa’nın güvenliğini de ileriden sağlıyoruz.
“HİÇBİR TERÖRİST, KAHRAMAN MEHMETÇİĞİMİZİN ÇELİK YUMRUĞU ALTINDA EZİLMEKTEN KURTULAMAYACAKTIR”
Bu süreçte 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığımız da başta Barış Pınarı bölgesi olmak üzere Suriye Harekat sahasındaki birlikleri ile üstlendiği görevleri büyük bir başarıyla yerine getirmiştir, getirmeye devam etmektedir. Tugayımızın siz değerli mensuplarının, yüksek vazife şuuru ve sorumluluk bilinci ile ortaya koyduğu üstün gayretler, her türlü takdirin üzerindedir. Siz kahraman silah arkadaşlarımın, milli ve manevi değerlerimizi korumak için daima vazifeye hazır olduğunu görmek, terörü bitirme irademizi daha da pekiştirmektedir. Terör örgütünün en ufak bir şekilde kıpırdanmasına, belini doğrultmasına müsaade etmeyeceğiz. Şuna eminim ki hiçbir terörist, kahraman mehmetçiğimizin çelik yumruğu altında ezilmekten kurtulamayacaktır. Terörle mücadelemiz; kararlı ve etkin adımlarla, örgütün nefes almasına izin bile vermeden amansız bir şekilde devam edecektir.
Sizler, buradaki varlığınız ile vatanımızın en önemli güvencesi, milletimizin göz bebeğisiniz. Şüphesiz gösterdiğiniz cesaret ve gayretleriniz, her şeyden önemlidir. Ancak görevin layıkıyla ve en etkin bir şekilde yerine getirilebilmesi için de hudut birliklerimizin, teknolojiyi haiz sistemlerle donatılması elzemdir.
Hudutlarımızın Cumhuriyet tarihinin en yoğun, en etkin tedbirleriyle korunması sonucunda, terör örgütünün sınırlarımızdan eleman ve malzeme aktarımı engellenmiş, durma noktasına gelmiştir. Kimsenin şüphesi olmasın ki kahraman mehmetçik, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hudutlarımızda büyük bir özveri ve başarıyla görevlerini yerine getirecektir.”
]]>Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakan Yaşar Güler, bayram namazını beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Şanlıurfa’da Mevlid-i Halil Camisi’nde kıldı.
Namazın ardından camideki vatandaşlarla görev yapan polislerle bayramlaşan Bakan Güler ve TSK Komuta Kademesi, daha sonra Şanlıurfa Kışla Gazinosuna geçti. Burada çocuklar tarafından karşılanan Güler, onlara bayram hediyeleri vererek yakından ilgilendi.
Bakan Güler ve beraberindeki TSK Komuta Kademesi, 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığında Mehmetçiklerle bir araya gelerek onlarla bayramlaştı.
Milli Savunma Bakanı Güler, bu buluşmada, telefonla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak Mehmetçiklerle görüştürdü. Telefonda Mehmetçiklerin bayramını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Tüm Komuta Kademesi’ndeki kardeşlerime, Mehmetçiklerimize özellikle en kalbi duygularla selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum ve Ramazan Bayramı’nın tüm milletimize hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum. Bizler gerek Mehmetçiklerimiz gerek Komuta Kademesi hepsiyle bu teröristleri inşallah bundan sonra da bugüne kadar olduğu gibi yok edeceklerine inanıyoruz. Gerek sınırda gerek sınır ötesinde bu mücadelemiz aynı şekilde devam edecektir. Tekrar bayramınızı tebrik ediyor ve en kısa zamanda buluşmak üzere sizleri Allah’a emanet ediyorum.”
“Sizler buradayken vatanımızın güvenliği emin ellerdedir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hitabının ardından Mehmetçiklere seslenen Bakan Güler, bayramların mutlulukların paylaşılarak arttığı, geleneklerin yaşatıldığı, toplumsal dayanışmanın, birlik ve beraberliğin güçlendiği çok özel günler olduğunu anlattı.
Türkiye’nin ve asil milletin bu bayram günlerini huzur ve güven içerisinde geçirmesi için Mehmetçiklerin sevdiklerinden uzakta kahramanca ve fedakarca görev yaptığına dikkati çeken Güler, şunları kaydetti:
“İcra ettiğiniz bu kutsal görevde ortaya koyduğunuz üstün sorumluluk bilinci ve büyük gayretler, her türlü takdirin üzerindedir. Şüphemiz yoktur ki sizler buradayken vatanımızın güvenliği emin ellerdedir. Sizlerin şahsında şu anda yurt içinde ve sınır ötesinde özveriyle vazifelerini icra eden tüm kahraman silah ve mesai arkadaşlarımı tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum.”
“Terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz”
Bakan Güler, yakın coğrafya başta olmak üzere dünya genelinde, birbiri ardına gerginlikler ve krizler yaşandığını, çatışmalar ve savaşlar ortaya çıktığını belirterek, şöyle devam etti:
“Belirsizliklerin arttığı, risk ve tehditlerin çok boyutlu bir hale geldiği böylesine hassas bir ortamda, Milli Savunma Bakanlığı olarak ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden azim ve kararlılıkla görevlerimizi icra ediyoruz. Bu kapsamda şanlı ordumuz, sizlerin kahramanlık ve fedakarlıklarıyla son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştirerek, özellikle terörle mücadelede destansı başarılar elde etmektedir. Son yıllarda, terör tehdidinin kaynağında yok edilmesi stratejisi ile Irak’ın kuzeyindeki terör unsurlarını hedef alan başarılı operasyonları icra ettik.
Geçmişte yürütülen sınırlı hedefli ve süreli askeri harekatların yerine, bugün artık, sürekli ve kapsamlı operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Bu anlayışla Suriye’nin kuzeyinde büyük bir başarıyla icra ettiğimiz Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekatları ile güney sınırlarımızda bir terör koridoru oluşturulmasına mani olduk. Aynı zamanda bu sahalarda güvenli bölgeler tesis ederek Suriyelilerin geri dönüşlerine yönelik önemli adımlar attık. Şu anda, eğer orada olmasaydık; örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önce olduğu gibi sürecekti ve ülkemizdeki istikrar ortamı sağlanamayacaktı. O süreci hatırlayın. Sadece Şanlıurfa’ya, Barış Pınarı Harekatı öncesinde kalleş terör örgütü tarafından çok sayıda füze ve havan saldırısı yapılmıştı. Dolayısıyla bugün, bölgedeki varlığımız ile Şanlıurfa’nın güvenliğini de ileriden sağlıyoruz.”
“Terör örgütünün belini doğrultmasına müsaade etmeyeceğiz”
Terörle mücadele sürecinde 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığının, başta Barış Pınarı bölgesi olmak üzere Suriye harekat sahasındaki birlikleriyle üstlendiği görevleri büyük bir başarıyla yerine getirdiğine dikkati çeken Bakan Güler, tugaydaki Mehmetçiğin, yüksek vazife şuuru ve sorumluluk bilinciyle ortaya koyduğu üstün gayretlerin her türlü takdirin üzerinde olduğunu vurguladı.
Güler, Mehmetçiğin, milli ve manevi değerleri korumak için daima vazifeye hazır olduğunu görmenin, terörü bitirme iradesini daha da pekiştirdiğine işaret ederek, “Terör örgütünün en ufak bir şekilde kıpırdanmasına, belini doğrultmasına müsaade etmeyeceğiz. Şuna eminim ki hiçbir terörist, kahraman Mehmetçiğimizin çelik yumruğu altında ezilmekten kurtulamayacaktır. Terörle mücadelemiz kararlı ve etkin adımlarla örgütün nefes almasına izin bile vermeden amansız bir şekilde devam edecektir.” ifadelerini kullandı.
“Her birliğimizi en modern silah ve teçhizat ile destekliyoruz”
Ordunun, terör örgütlerine karşı kahramanca mücadele verirken aynı zamanda sınırların emniyetini de en ileri düzeyde sağladığını aktaran Güler, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sizler, buradaki varlığınızla vatanımızın en önemli güvencesi, milletimizin göz bebeğisiniz. Şüphesiz gösterdiğiniz cesaret ve gayretleriniz, her şeyden önemlidir. Ancak görevin layıkıyla ve en etkin bir şekilde yerine getirilebilmesi için de hudut birliklerimizin, teknolojiyi haiz sistemlerle donatılması elzemdir. Bu anlamda Bakanlık olarak her birliğimizi yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerimiz başta olmak üzere en modern silah ve teçhizat ile destekliyoruz. Nitekim hudutlarımızın Cumhuriyet tarihinin en yoğun, en etkin tedbirleriyle korunması sonucunda, terör örgütünün sınırlarımızdan eleman ve malzeme aktarımı engellenmiş, durma noktasına gelmiştir. Kimsenin şüphesi olmasın ki kahraman Mehmetçik, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hudutlarımızda büyük bir özveri ve başarıyla görevlerini yerine getirecektir.”
“Yerli ve milli savunma sanayisiyle ordunun imkan ve kabiliyetlerini artırıyoruz”
Milli Savunma Bakanı Güler, tüm görevlerinin yanı sıra mavi ve gök vatandaki hak ve menfaatleri de kararlılıkla koruduklarını belirtti.
Bu faaliyetlerle eş zamanlı olarak, karada, denizde ve havada büyük ve etkili tatbikatları icra ettiklerine dikkati çeken Güler, şunları aktardı:
“Her geçen gün, en yenilerini envantere kazandırdığımız yerli, milli ve modern savunma sanayisi ürünü silah sistemleriyle şanlı ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini daha da artırıyoruz. Biliyorsunuz ki ülkemizin göz bebeği, milli uçağımız KAAN, ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. İnşallah, bunun gibi nice modern silah ve sistemle ordumuzu donatmaya devam edeceğiz.”
Bakan Güler, kaotik gelişmelerin yaşandığı hassas güvenlik ortamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde, uluslararası arenadaki ağırlığın her geçen gün arttığını, kurulan çok boyutlu ilişkilerle bölgede ve dünyada vazgeçilmez bir aktör haline gelindiğini ifade etti.
Çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer alan Türkiye’nin, krizlerin ve sorunların çözümüne yönelik girişimlerde bulunduğuna işaret eden Güler, şunları kaydetti:
“Pek çok coğrafyada güvenlik, barış ve istikrar için üstlendiğimiz büyük inisiyatifler uluslararası güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir üyesi haline geldiğimizi de en açık şekilde ortaya koymaktadır. Uluslararası arenada, Türkiye’nin etkisini böylesine artırdığı bir dönemde doğal olarak faaliyet sahaları artan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de birçok coğrafyada barış ve istikrarın tesisi için büyük gayret sarf etmektedir.”
Güler, Türkiye’nin ulaştığı üstün seviye ile Türk Silahlı Kuvvetleri olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetinin, çok iyi idrak edilmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Bu başarı hikayesinde sizler de çok önemli bir rol üstlenmektesiniz. Görevlerinizi yerine getirirken çeşitli zorluklarla karşılaşabilirsiniz. Ancak unutmayın ki milletimizin duaları ve desteği her zaman sizinle. Zorluklarla karşılaştığınızda, bu güvenin önemini ve büyüklüğünü hatırlayın ve vazifelerinize daha sıkı bir şekilde sarılın. Çünkü sizler, Türk milletinin gönlünde daima var olan kahramanlarsınız. Sizlerin tüm bunların bilincinde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üstün bir gayret göstererek kahraman ordumuzun gücüne güç katacağınıza yürekten inanıyorum.”
Bakan Güler, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının başladığı dönemde “Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla hedeflerine emin adımlarla yürüdüklerini belirtti.
Milli Savunma Bakanlığı olarak hedeflerine ulaşma yolunda çalışmalarına kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayan Güler, konuşmasında, aziz şehitleri ve ebediyete intikal eden kahraman gazileri rahmet ve minnetle yad etti, hayatta olan gaziler ile şehit ve gazi ailelerine saygılarını iletti.
]]>Eskişehir’in Günyüzü ilçesindeki Merkez Camisi’nde bayram namazını kıldıktan sonra basın mensuplarına gündemi değerlendiren Destici, Türk milletinin ve İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutladı.
Türkiye’nin terörle mücadelesinin devam ettiğini hatırlatan Destici, şöyle konuştu:
“Karşımızda kansız, hain, dinsiz bir terör örgütü var. Maalesef ramazan ayı, arife, bayram dinlemiyor. Yine bir şehidimiz var. Kahraman Mehmetçiğimize Cenabıhak’tan rahmet diliyorum. Ruhu şad olsun, mekanı cennet olsun. Başta aile efradı, kahraman silah arkadaşları olmak üzere hepsine sabır diliyorum. Başsağlığı diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun. Bunlar milletimizi de devletimizi de ordumuzu da polisimizi de yıldırmayacak. Devletimizin, ordumuzun, polisimizin, ülkemizin, milletimizin terörle mücadelesi devam edecek. Terörün tüm unsurlarına karşı topyekun mücadele edeceğiz. Ancak o zaman başarı elde edebiliriz. Sadece sınır ötesinde ya da sınır içinde dağda, ovada askerin, güvenlik güçlerinin terörle mücadelesi tek başına yeterli değildir. Dağda eline silah almış teröristten daha tehlikelisi Meclis’te onun uzantısıdır ya da medyadaki köşe yazarıdır ya da ona lojistik ve maddi destek sağlayan iş adamıdır. Onlarla da bizim tıpkı dağdaki terörist kadar hatta onlardan daha kararlı bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyor.”
Destici, Türk Polis Teşkilatının kuruluşunun 179’uncu yıl dönümü ve Polis Haftası dolayısıyla emniyet mensuplarının bu özel günlerini kutladı.
“Her Müslüman’ın kanayan yarasıdır”
Türkiye’nin 7 Ekim 2023’ten bu yana Filistinli ve Gazzelilerin yanında olduğunu dile getiren Destici, “Filistin meselesi bir siyaset malzemesi asla yapılmamalıdır. Gazze’deki meseleler bir siyaset malzemesi yapılmamalıdır. Bu hepimizin, her Müslüman’ın meselesidir. Her Müslüman’ın kanayan yarasıdır.” dedi.
Destici, İsrail’e karşı yaptırım konusunda en başından beri çok yüksek sesle bunu dillendiren siyasetçilerden biri olduğunu ifade etti.
İİT üyesi üyelerin, Arap ülkelerinin tamamının bu konuda ortak karar alması gerektiğini vurgulayan Destici, Birleşmiş Milletlerin de İsrail’e yaptırım için harekete geçebilmesinin önünde ABD’nin engel olduğu görüşünü savundu.
Müslüman ülkelerin İsrail’e karşı ambargo uygulaması gerektiğini anlatan Destici, şunları kaydetti:
“Topyekun bir ambargo uygulamamız lazım. Ekonomik, siyasi, kültürel bütün ilişkilerimizi Gazze’de katliamlar durana, tam barış sağlanana ve siyonist İsrail işgal ettiği topraklardan geri çekilinceye kadar bu sürecin de devam etmesi lazım. Ancak bu şekilde İsrail’e bu bir ihtar olur ya da ABD başta olmak üzere bütün Batı ülkelerine ciddi bir anlamda bir uyarı olur. Elbette ki Türkiye şu anda bunun lokomotifliğini yapmaktadır. Son olarak ticaretle ilgili kısıtlamalar da getirilmiştir. Zaten baştan beri var olan kısıtlamalar biraz daha artırılmıştır. Bu konuda Türkiye’nin hassasiyetinin yükselerek devam edeceğini ifade etmek istiyorum. İslam İşbirliği Teşkilatının bütün üyelerinin ortak bir karar alarak İsrail’le ekonomik, kültürel, siyasi bütün ilişkilerini dondurması lazım. Ne zamana kadar? İsrail işgal ettiği Filistin, Gazze topraklarından çekilip katliamlarını durdurana kadar bunun devam etmesi lazım ki ancak netice alınabilsin.”
Mustafa Destici, camiden ayrılırken vatandaşlarla bayramlaştı.
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Vali Kızılkaya, Pervari Kaymakamlığı Toplantı Salonunda gerçekleştirilen ve Siirt Valiliği sosyal hesabından canlı olarak yayınlanan “Asayiş ve Güvenlik Değerlendirme Toplantısı”nda değerlendirmelerde bulundu.
Kızılkaya, terör, organize suç örgütleri, uyuşturucu, düzensiz göç, siber suçlarla mücadele ve seçim sonrası güvenlik önlemleri ile ilgili çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Hangi büyüklükte olursa olsun halkın huzurunu kaçıran başta terör örgütü olmak üzere suç örgütlerine ve zehir tacirlerine nefes aldırmayacaklarını ifade eden Kızılkaya, bunun için her türlü tedbirin alındığını anlattı.
Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından mart ayında icra edilen operasyonlara ilişkin bilgi veren Kızılkaya, şunları kaydetti:
“Mart ayında 15 operasyonda 2 el yapımı patlayıcı anahtar düzeneği bulunarak imha edildi. Operasyonlarda AK-47 piyade tüfeği, 2 şarjör ve 367 muhtelif fişek ele geçirildi. Sosyal medyadan terör propagandası yaptığı tespit edilen 8 kişi yakalandı. 2 şahıs hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmış, 1 şahsın yakalama çalışması devam etmektedir. PKK/KCK’ya yönelik ‘terör örgütüne üye olma’ ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçlarından aranan 2 şahıs yakalanmış, 1 kişi tutuklanmış, 1 kişi serbest bırakılmıştır. Yardım ve yataklık yaptığı tespit edilen 3 kişi yakalanarak haklarında adli soruşturma başlatılmıştır. ‘DEAŞ terör örgütüne üye olma’ suçundan 1 kişiyi yakalanmış, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.”
Kızılkaya, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin martta 87 şüpheli hakkında adli işlem yaptığını belirterek, çalışmalar neticesinde 4 kilo 28 gram eroin, 1 kilo 874 gram esrar, 34 gram metamfetamin, 17 uyuşturucu nitelikte hap, 3 uyuşturucu kullanımında kullanılan aparat ele geçirildiğini aktardı.
“Mühimmat kaçakçılığı yaptığı tespit edilen bir suç örgütü çökertildi”
Vali Kızılkaya, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin düzenlediği operasyonlara ilişkin de şu bilgileri paylaştı:
“Gümrük kaçağı 10 bin 409 paket sigara, 44 cep telefonu ile 26 tarihi eser, 60 sahte banknot, 4 define aramada kullanılan dedektör, 13 kazı malzemesi, 4 sikke ve kopya düzeneği olarak kullanılan ses ve görüntü kayıt cihazı ele geçirildi, 11 şüpheli gözaltına alındı. Organize suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonda mühimmat kaçakçılığı yaptığı tespit edilen bir suç örgütü çökertildi. 15 bin 610 uzun namlulu silah mühimmatı ele geçirildi, olayla ilgili 5 kişi tutuklandı.
Ayrıca, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerimizce yapılan çalışmalarda, son bir aylık dönemde 42 siber olayı meydana gelmiş, 33 olay aydınlatılmıştır. ‘Terör örgütü propagandası’ suçundan 69 kişi, ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan 14 kişi, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçundan 83 kişi hakkında adli işlem başlatılmıştır.”
Pervari ilçesinde 1 kişinin yaşamını yitirdiği silahlı kavgaya ilişkin 10 kişinin gözaltına alındığı ve adli soruşturmanın devam ettiği bilgisini paylaşan Kızılkaya, ilçede güvenlik tedbirlerinin üst seviyede devam ettiğini dile getirdi.???????
Toplantıya, Pervari Kaymakamı Ahmet Gülderen, İl Emniyet Müdürü Necmettin Öztürk ve İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Emrullah Büyük de katıldı.
]]>1 OCAK’TAN BU YANA 673 TERÖRİST ETKİSİZ
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık bilgilendirme toplantısı yaptı. Aktürk, özetle şöyle konuştu:
“İkinci İnönü Zaferi’nin 103’üncü yıl dönümünü kutluyor, başta ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İnönü Muharebeleri’ni zaferle sonuçlandıran İsmet İnönü ve Milli Mücadelemizin tüm kahramanlarını; 71 yıl önce bugün elim bir kaza sonucu Çanakkale Boğazı’nda batan Dumlupınar Denizaltımızdaki 81 kahraman şehidimiz ile tüm aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Terörü kaynağında yok etme stratejisi çerçevesinde sürekli ve kapsamlı olarak gerçekleştirilen operasyonlarla; son bir haftada 27, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar ise 280’i Irak’ın, 393’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 673 terörist etkisiz hale getirilmiştir.
SINIRLARDA 109 ŞAHIS YAKALANDI
Hudutlarımızda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 109 şahıs yakalanmış, 2 bin 109 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 112’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 41 bin 521’e yükselmiştir. Ayrıca, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 114 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir.
ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ’YLE GÖRÜŞME
Bakanımız, 29 Mart’ta ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi üyelerini kabul etmiş, 1 Nisan’da Dışişleri Bakanımız ile bir araya gelmiş, 2 Nisan’da ise Meclis Başkanımızın ev sahipliğinde ve sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde gerçekleştirilen iftara katılmıştır.
Görüşmede, ABD ile aramızdaki askeri ilişkiler ve savunma sanayii alanındaki iş birliğimiz ele alınmış, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden terörle mücadele faaliyetlerimiz ile Gazze ve Ukrayna’daki durum başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur.”
KIBRIS
Garanti ve İttifak Antlaşmaları kapsamında güvenlik, barış ve istikrar için bulunduğumuz ve milli meselemiz olan Kıbrıs’ta; Kıbrıslı kardeşlerimizin meşru çıkarlarını her koşulda desteklediğimizi ve kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin bizler için olmazsa olmaz olduğunu bir kez daha vurguluyor, tarafları miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemler yerine tarihi ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı çözüme yönelmeye davet ediyoruz.
İSRAİL’İN GAZZE SALDIRILARI
Son 6 aydır, İsrail’in hukuk tanımayan saldırılarının şiddetini artırarak devam ettirmesi, yoğun sivil ölümlerine yol açması, özellikle çocuklara karşı vicdansızca davranışları, Filistin halkını en temel haklarından mahrum bırakması, yardım kuruluşlarını bile vurması Gazze’deki trajedinin ne kadar vahim boyutlara taşındığının göstergesidir. Ayrıca, çatışmaların diğer bölge ülkelerine de yansıması kaygı vericidir. Küresel barışa ve istikrara zarar veren bu insanlıktan uzak saldırıların bir an evvel son bulması adına uluslararası toplumu bir kez daha göreve çağırıyoruz.
NATO’NUN 75. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ
1952 yılından bu yana aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olduğumuz NATO’nun 75’inci kuruluş yıl dönümü kutluyoruz. Türkiye; Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili tüm meselelerde en önemli platform olmayı sürdüren NATO’ya, geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya devam edecektir
TCG Kınalıada korvetimiz Türkiye- Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü, Ertuğrul fırkateyninin Japonya seyrinin 134’üncü yıl dönümü kapsamında, 8 Nisan-19 Ağustos tarihleri arasında Japonya seyri icra edecektir. Bu kapsamda, 20 ülkeye 24 liman ziyareti gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.
Personel ve askeri öğrenci alım-temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. 2024 Yılı Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları askeri öğrenci aday tercih işlemleri 3 Nisan’da başlamış olup 10 Mayıs’a kadar devam edecektir.”
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi de dahil gerçekleştirilen operasyonlarla son bir haftada 27 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne etkisiz hale getirilen terörist sayısının 280’i Irak’ın kuzeyinde, 393’ü ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 673’e ulaştığını söyledi.
Suriye’de istikrarın sürdürülmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edildiğini belirten Aktürk, harekat alanlarında oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik devam eden taciz ve saldırı girişimlerine gerekli karşılıkların verildiğini aktardı.
41 bin 521 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu 109 kişinin yakalandığını, 2 bin 109 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini söyledi
Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 112’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 41 bin 521’e yükselmiştir. Ayrıca, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 114 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir.” dedi.
Bölgesel ve küresel barışa katkılar
Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek, Katar, Somali ve daha birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya, bölgesel ve küresel barış ile istikrara önemli katkılarda bulunmaya devam ettiğini vurguladı. Aktürk, şöyle devam etti:
“Garanti ve ittifak antlaşmaları kapsamında güvenlik, barış ve istikrar için bulunduğumuz ve milli meselemiz olan Kıbrıs’ta, Kıbrıslı kardeşlerimizin meşru çıkarlarını her koşulda desteklediğimizi ve kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin bizler için olmazsa olmaz olduğunu bir kez daha vurguluyor, tarafları miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemler yerine tarihi ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı çözüme yönelmeye davet ediyoruz.”
Azerbaycan Türklerine karşı 106 yıl önce Taşnak ve Bolşevik çeteleri tarafından gerçekleştirilen mezalimde hayatını kaybedenleri rahmetle anan Aktürk, dost ve kardeş Azerbaycan halkının acısını gönülden paylaştıklarını ifade etti.
Tuğamiral Aktürk, son 6 aydır, İsrail’in hukuk tanımayan saldırılarının şiddetini artırarak devam ettirmesinin, yoğun sivil ölümlerine yol açmasının, özellikle çocuklara karşı vicdansızca davranışlarının, Filistin halkını en temel haklarından mahrum bırakmasının, yardım kuruluşlarını bile vurmasının Gazze’deki trajedinin ne kadar vahim boyutlara taşındığının göstergesi olduğunu söyledi.
Çatışmaların diğer bölge ülkelerine de yansımasının kaygı verici olduğunu ifade eden Aktürk, “Küresel barışa ve istikrara zarar veren bu insanlıktan uzak saldırıların bir an evvel son bulması adına uluslararası toplumu bir kez daha göreve çağırıyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kabul ettiği son ateşkes kararının ve Uluslararası Adalet Divanının açıkladığı ilave tedbirlerin uygulanmasını teminen gerekli önlemlerin vakit kaybetmeksizin alınması gerekmektedir.” ifadesini kullandı.
Envantere giren yeni silah sistemleri
Tuğamiral Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliğinin ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığına işaret etti.
Aktürk, bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda “Zırhlı Tanksavar Aracı” ile “35 mm Modern Çekili Top”un muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını ifade etti.
Türkiye’nin 1952 yılından bu yana NATO’nun aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olduğu belirten Aktürk, 75’inci kuruluş yıl dönümünü de kutlayarak, “Türkiye, Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili tüm meselelerde en önemli platform olmayı sürdüren NATO’ya, geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya devam edecektir.” dedi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitim faaliyetleri hakkında da bilgi veren Aktürk, TCG Kınalıada korvetinin, Türkiye-Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü, Ertuğrul fırkateyninin Japonya seyrinin 134’üncü yıl dönümü kapsamında, 8 Nisan-19 Ağustos tarihleri arasında Japonya seyrini icra edeceğini ve 20 ülkeye 24 liman ziyareti gerçekleştirilmesinin planlandığını söyledi.
Tuğamiral Aktürk, terörle mücadeleden hudutların güvenliğinin sağlanmasına, Mavi ve Gök Vatandaki hak ve menfaatlerin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar, üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye azim ve kararlılıkla devam edeceğini kaydetti.
Aktürk, “Milli Mücadelemizin başladığı süreçte Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan ve bugün dünyanın önde gelen haber ajansları arasında yer alan Anadolu Ajansının 104’üncü kuruluş yıl dönümünü ve başta ülkemiz ve asil Türk milleti olmak üzere tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı en içten duygularla şimdiden kutluyor, tüm halkımıza sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyoruz.” ifadesini kullandı.
Sorular
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Bakanlık kaynakları, seçimlerde bazı askerlerin toplu olarak oy kullandığı görüntülere ilişkin soru üzerine şunları söyledi:
“18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir. Anayasamız ve ilgili mevzuat kapsamında silahaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler oy kullanamazlar. Belirtilen statülerdeki personel dışında kalan profesyonel olarak askerlik mesleğini icra eden diğer personel ise vatandaşlık görevini yerine getirmek için oy kullanma hakkını yürürlükteki mevzuat esasları kapsamında yerine getirmektedir.”
Kaynaklar, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in kabul ettiği ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nin ziyaretinde neler görüşüldüğüne dair sorulara ise “Görüşmede, ABD ile aramızdaki askeri ilişkiler ve savunma sanayi alanındaki işbirliğimiz ele alınmış, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden terörle mücadele faaliyetlerimiz ile Gazze ve Ukrayna’daki durum başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur.” yanıtını verdi.
]]>Vali Ünlüer, düzenlenen ‘Güvenlik Basın Bilgilendirme’ toplantısında açıklamalarda bulundu. Terörle mücadele, göçmen kaçakçılığı, uyuşturucu ile mücadele, organize suçlarla mücadele, kaçakçılık, asayiş ve trafik olayları ile ilgili Mart ayı içerisinde yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler veren Vali Ünlüer, bu çalışmaların kararlılıkla devam ettiğini söyledi.
Terörle Mücadele Çalışmaları
Vali Ünlüer, terörle mücadele konusunda yapılan çalışmalarla ilgili “Mart ayı içerisinde terörle mücadele konusunda çalışmalarımızı hassasiyetle sürdürüyoruz. Güvenlik güçlerimiz terör konusunda amansız bir mücadele vermektedir ve onun için sürekli operasyonlar devam ediyor. Süre içerisinde 38 operasyon icra edilmiş, 48 şahıs adli işlem yapılmış ve 70 şahıs gözaltına alınmıştır” dedi.
Göçmen Kaçakçılığı Çalışmaları
Ünlüer, “Göçmen kaçakçılığı ile ilgili de ilimizde yine güvenlik güçlerimizin faaliyetleri devam etmekte olup süreç içerisinde 474 operasyon gerçekleştirilmiş, 10 organizatör gözaltına alınmış, 1’i tutuklanmış 96 düzensiz göçmen de sınır dışı edilmiştir” diye konuştu.
Uyuşturucu ile Mücadele Çalışmaları
Kahramanmaraş Valisi Ünlüer, “İnsanımızı sosyal ve ekonomik hayattan koparan zehir tacirlerine yönelik çalışmalarımız da amansız bir şekilde devam etmektedir. Bu süre zarfında 530 operasyon gerçekleştirilmiş, 540 gözaltı işlemi yapılmış, 38 tutuklama yapılmış, 5 adli kontrol gerçekleştirilmiştir. Ele geçirilen maddelere baktığımız zaman bin 174 amfetamin, 6 kilo 100 gram metanfetamin, 62 ekstazi, 289 captagon ve çeşitli malzemeler ele geçirilmiştir” ifadelerini kullandı.
Organize Suçlarla Mücadele Çalışmaları
Ünlüer, “Organize suçlarla ilgili yine operasyonlarımız devam etmekte olup, 9 operasyon gerçekleştirilmiştir. 8 şahıs gözaltına alınmış ve bunlarda da 1 uzun namlulu silah da ele geçirilmiştir” şeklinde konuştu.
Kaçakçılık ile Mücadele Çalışmaları
Vali Ünlüer, “Kaçakçılık ile ilgili yapılan çalışmalarda da 4 bin 364 paket sigara, 23 elektronik sigara, 340 kilogram tütün, 47 cep telefonu, 62 obje ve sikke ele geçirilmiştir” dedi.
Asayiş Çalışmaları
Kahramanmaraş Valisi Ünlüer, “İlimizde asayiş ile ilgili yapılan çalışmalarda toplam bin 144 asayiş olayı meydana gelmiştir. Kişilere karşı işlenen suçları aydınlatma oranımız yüzde 97, mal varlıklarına karşı suçlarda aydınlatma oranımız yüzde 70, topluma karşı suçları aydınlatma oranımız yüzde 98, milletler ve devletlere karşı suçlarda aydınlatma oranımız yüzde 89, takibi gerektiren olayları aydınlatma oranımız ise 98’dir” şeklinde konuştu.
Siber Suçlarla İlgili Çalışmalar
Ünlüer, bu konuda şunları dile getirdi: “Önemli çalışmalarımızdan biri de siber suçlarla ilgili çalışmalarımız. Bu konuda tüm iletişim kanalları kullanılarak çalışmalar gerçekleştirdik. Bu konu ile ilgili 1-31 Mart süresince toplam çalışma yapılan sosyal medya hesabı bin 275, bunlardan 461 hesaba işlem yapılmış, 22 şüpheli şahıs tespit edilmiştir.”
Trafik ile İlgili Çalışmalar
Vali Mükerrem Ünlüer, “Trafik olaylarına yönelik yapılan denetimlerde toplam 168 bin 747 araç kontrol edilmiş 626 araç trafikten men edilmiştir. İlimizde okul servis araçları, ticari taksiler ve motosikletlere yönelik de kontrollerimiz titizlikle devam etmektedir” dedi. – KAHRAMANMARAŞ
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri başta olmak üzere bekamıza yönelen tüm tehdit ve tehlikelere karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Terörü kaynağında yok etme stratejisi çerçevesinde sürekli ve kapsamlı olarak gerçekleştirilen operasyonlarla son bir haftada 27, 1 Ocak’tan bugüne kadar ise 280’i Irak’ın, 393’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 673 terörist etkisiz hale getirilmiştir” ifadelerini kullandı.
Suriye’de harekat alanlarında oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik devam eden taciz ve saldırı girişimlerine gerekli karşılığın verildiğini bildiren Aktürk, “İstikrarın sürdürülmesi için tüm tedbirler alınmakta, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanması amacıyla çalışmalara da devam edilmektedir” diye konuştu.
Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştiğine vurgu yapan Aktürk, “Dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 109 şahıs yakalanmış, 2 bin 109 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 112’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 41 bin 521’e yükselmiştir. Ayrıca son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 114 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir” dedi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in programlarına ilişkin de Aktürk, “29 Mart’ta ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi üyelerini kabul etmiş, 1 Nisan’da Dışişleri Bakanımız ile bir araya gelmiş, 2 Nisan’da ise Meclis Başkanımızın ev sahipliğinde ve Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde gerçekleştirilen iftara katılmıştır. Bugün de Kazakistan’ın Ankara büyükelçisini kabul edecek bakanımız, Pakistan Milli Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyona katılım sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Aktürk, “2024 yılı Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askeri Öğrenci Aday Tercih işlemleri 3 Nisan’da başlamış olup, 10 Mayıs’a kadar devam edecektir” şeklinde konuştu.
Seçimlerde askerlerin oy kullandığı görüntüler
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise, seçimlerde bazı askerlerin toplu olarak oy kullandığı görüntülere ilişkin olarak şunları söyledi:
“18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir. Anayasamız ve ilgili mevzuat kapsamında silahaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler oy kullanamazlar. Belirtilen statülerdeki personel dışında kalan, profesyonel olarak askerlik mesleğini icra eden diğer personel ise vatandaşlık görevini yerine getirmek için oy kullanma hakkını yürürlükteki mevzuat esasları kapsamında yerine getirmektedir.”
Bakan Güler’in ABD’li heyeti kabulü
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ni kabulünde neler görüşüldüğüne dair soruya da, “Görüşmede ABD ile aramızdaki askeri ilişkiler ve savunma sanayii alanındaki iş birliğimiz ele alınmış, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden terörle mücadele faaliyetlerimiz ile Gazze ve Ukrayna’daki durum başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur” cevabını verdi. – ANKARA
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik mensupları ile iftar yaptı. iftar sonrası katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum. Bu mübarek günlerin tüm polislerimiz jandarmalarımız, bekçilerimiz, sahil güvenliğimiz ve güvenlik korucularımız için hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. İçinde bulunduğumuz bu bereketli günlerin milletimizle birlikte tüm insanlık için barışa, huzura, refaha vesile olmasını temenni ediyorum. Rabb’imden bizleri Ramazan ayı gibi Kadir Gecesi ve bayrama da sağlıkla afiyetle, esenlikle kavuşturmasını diliyorum. Bu vesileyle bir kez daha vatanımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Rabbim tüm şehit cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyorum” dedi.
“Kimin sorumluluğu ihmali, kusuru varsa hepsinin de üzerine kararlılıkla gidilecektir”
İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde yaşanan yangın faciası ile ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef bu faciada rızkının peşinde koşan 29 işçi kardeşimiz hayatını kaybetti. 2 kişi de yaralandı. Yangında vefat eden insanlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Facia ile ilgili gerekli idari ve adli tahkikat hemen başlatılmış, bu kapsamda 9 kişi gözaltına alınmıştır. Belediye dahil, böyle büyük bir acının yaşanmasında kimin sorumluluğu ihmali, kusuru varsa hepsinin de üzerine kararlılıkla gidilecektir” diye konuştu.
“Bu seçimler gündeme getirilen kimi ithamların da asılsız olduğunu ortaya koymuştur”
Son bir yıldaki 3’üncü seçimin başarıyla tamamlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birkaç münferit hadise dışında Allah’a şükürler olsun demokrasimize gölge düşürecek hiçbir üzücü olay vuku bulmadı. Bazı illerimizdeki bölücü örgüt sempatizanlarının provokasyonlarını da siz emniyet mensuplarımızın gayretleriyle boşa çıkardık. Millet olarak Türk demokrasisinin olgunluğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterme fırsatı bulduk. Buradan sizlerin şahsında seçimlerin suhuletle gerçekleştirilmesi için fedakarca çalışan tüm güvenlik güçlerimizi canı gönülden tebrik ediyorum. Emekleriniz, gayretleriniz ve sabrınız için ülkem ve milletim adına her birinize teşekkür ediyorum. Bu seçimler milli iradenin gücünün yanı sıra her seçim dönem döneminde gündeme getirilen kimi ithamların da asılsız olduğunu ortaya koymuştur” değerlendirmesini yaptı.
“Türkiye 85 milyonun tamamının ortak yuvasıdır, ortak vatanıdır”
“Sonuçlar umdukları gibi çıkmayınca sandığın itibarına zarar veren iddialarda bulunanların bir daha bu tür basit ve kolaycı yollara tevessül etmeyeceklerine inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu da ülkemiz, milletimiz ve gelecek kuşaklar adına değerli bir kazanım olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Şu gerçeği herkesin kabullenmesi ve içselleştirmesi önem taşıyor. Türkiye hangi kökene, meşrebe, partiye mensup olursa olsun, 85 milyonun tamamının ortak yuvasıdır, ortak vatanıdır. Çok partili demokrasimiz ise, uğruna gerçekten ağır bedeller ödeyerek yaklaşık 75 yılda terimizle inşa ettiğimiz muazzam ve muhkem bir binadır. Bu ortak değerlerimize ne kadar samimiyetle sahip çıkar, güçlendirirsek, istikbalimiz için o derece iyi olacaktır. Bunu siyasi partiler ve görüşler üstü bir mesele olarak görmemiz gerekiyor” açıklamasını yaptı.
“PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKPC’sine hiçbir ayrım yapmadan tüm terör örgütleri milletimizin düşmanıdır”
Terörle mücadele konusundaki kararlılığa bir kez daha vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan,”Tabii burada şu hakikati de vurgulamak durumundayım. Türkiye’nin ve demokrasimizin bugün ulaştığı yüksek seviyelerde sizin harcınızın, sizin emeğinizin, sizin mücadelenizin çok büyük katkıları var. Bunun için de her birinize şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Siyaset üstü görmemiz gereken bir diğer konu da terör belasıdır. PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKPC’sine hiçbir ayrım yapmadan tüm terör örgütleri milletimizin düşmanıdır. Hükümet ve devlet olarak teröre karşı çok etkin ve başarılı bir mücadele yürüttük, yürütüyoruz. Terörü kaynağında yok etme stratejimizin meyvelerini sınırlarımız içinde ve hudutlarımız dışında topluyoruz. Kesintisiz süren operasyonlarımız sayesinde bölücü terör örgütünü bitme noktasına getirdik. Suriye ve Irak’taki harekatlarımızla, DEAŞ ve PKK/YPG terör örgütlerini sınırlarımızdan uzaklaştırdık. Attığımız bu olumlu adımları inşallah azimle sürdüreceğiz. Türkiye’nin ve bölgenin geleceğinde teröre yer olmadığını dost düşman herkese göstermekte kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Son seçimlerle birlikte bu kararlılığın daha da perçinlendiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:
“Geçmişte olduğu gibi Türkiye’nin siyasetini, ekonomisini, diplomasisini terör örgütleri vasıtasıyla dizayn etmeye çalışanlar inşallah emellerine ulaşamayacaktır. Can çekişen terör örgütlerini yeniden palazlandırma niyetlerini görüyoruz. Bunları çok yakından takip ediyoruz. Özellikle dün akşamdan itibaren bazı illerimizde, sokaklarımızı karıştırma, milletimizin malına, mülküne saldırma hadiseleri yaşandı. Birileri yine sokaklarımızı terörize etmeye kalkıştı. Emniyet güçlerimiz bu provokatörlere gerekli müdahalelerde bulunarak olayların büyümesini engellemişlerdir. Her kim şiddeti, kaosu, eşkıyalığı, vandallığı bir hak arama yolu olarak görürse dün olduğu gibi yine karşısında devletimizin çelikten yumruğunu bulacaktır. Dünyanın hiçbir medeni devleti böyle bir şeye göz yummaz. Türkiye Cumhuriyeti de bir çadır devleti değildir, olmayacaktır.”
“Terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi de ekonomiden bağımsız görmüyoruz”
Milletin iradesine ve takdirine hiçbir şekilde hürmetsizlik etmeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama Kandil’deki terör baronlarının da farklı maskeler altında baskıyla vatandaşlarımıza tekrar musallat olmalarına, şehirlerimizin huzuruna ve barışına kastetmelerine, milletin imkanlarını, dağdaki teröristlere peşkeş çekmelerine, artık geçmişte kalan acıları, insanımıza tekrar yaşatmalarına kesinlikle izin vermeyiz, veremeyiz. Bu tarz teşebbüsler karşısında hukuk devletinin gereği neyse, demokrasimiz neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan çekinmeyeceğiz. Tüm siyasi aktörlerden de hukukun üstünlüğüne saygı göstermelerini bekliyoruz. Terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi de ekonomiden bağımsız görmüyoruz. Tüm bu alanlardaki başarıların diğerini geliştirdiğine, diğerini yücelttiğine ve desteklediğine inanıyoruz. Bugüne kadar hep özgürlük, güvenlik dengesini korumaya gayret ettik. Birini ötekine tercih etmeden, dengeli bir şekilde bugünlere geldik. Bu anlayışla son 21 yıldır olduğu gibi gelecekte de hak ve özgürlükler alanlarında reformlarımızı idame ettireceğiz” dedi.
“Enflasyonun düşmesi, yapılan ücret artışlarının erimesini önleyerek kalıcı refah artışını sağlayacaktır”
Ekonomide yol haritası olan Orta Vadeli Program ve 12. Kalkınma Planını uygulamakta kararlı olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyümeyi taviz vermeden istihdamı ve ihracatımızı artırıyor, cari açığımızı iyileştiriyor, yatırım ve üretim ile bünyemizi güçlendiriyoruz. Yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşüşe geçtiğine inşallah hep birlikte şahit olacağız. Nitekim bugün TÜİK tarafından açıklanan veriler aylık enflasyonun mart ayında gerilediğini gösteriyor. Enflasyonun düşmesi, yapılan ücret artışlarının erimesini önleyerek kalıcı refah artışını sağlayacaktır. Bunun olumlu yansımalarını toplumun her kesimiyle birlikte emniyet birimlerimizde görev yapan siz kardeşlerimiz de bizzat hissedeceksiniz. Aynı şekilde düzensiz göç ve suç örgütleriyle mücadelede de etkin, kararlı ve kapsamlı adımlar atmayı sürdüreceğiz” açıklamasını yaptı.
“Gençlerimizi hedef alan zehir tacirlerinin tepesine binmekten de geri durmayacağız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Dağdaki eşkıyaya nasıl müsaade etmiyorsak, kendini devletten, hukuktan üstün gören şehir eşkıyalarına da nefes aldırmayacağız. Bilhassa istikbalimizin güvencesi olan gençlerimizi hedef alan zehir tacirlerinin tepesine binmekten de geri durmayacağız. Vatandaşlarımız önümüzdeki dönemde suçla ve suçluyla mücadeleden terörle mücadeleye, düzensiz göç sorunundan asayiş meselesine kadar emniyet hizmetlerinin tamamında daha etkin bir devlet görecektir. İnşallah bunu sizlerle el ele gönül gönüle vererek yapacağız. Bugüne kadar nasıl dayanışma içinde hareket ettiysek bundan sonra da birlikte yol yürümeye devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu bahtımızı açık etsin, sizleri her türlü beladan, kazadan, saldırıdan muhafaza eylesin. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Türkiye’ye yaptığınız ve yapacağınız hizmetlerden dolayı her birinize şahsım milletim adına teşekkür ediyorum. Kahraman şehitlerimizi tekrar rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyor, Allah yar ve yardımcınız olsun diyorum. Şimdiden Kadir Gecenizi ve bayramınızı tebrik ediyorum. Sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>ANKARA – Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerin kırsalda eylem yapmak amacıyla mağara ve sığınaklara sakladıkları çeşitli silah, mühimmat ve patlayıcıların yok edilmesine yönelik gerçekleştirilen “Bozdoğan-19” operasyonlarında 4 ilde 22 mağara, sığınak ve barınma alanı imha edildi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerin kırsalda eylem yapmak amacıyla mağara ve sığınaklara sakladıkları çeşitli silah, mühimmat ve patlayıcıların yok edilmesine yönelik gerçekleştirilen “Bozdoğan-19” operasyonlarında 4 ilde 22 mağara, sığınak ve barınma alanının imha edildiğini belirterek 19 adet roketatar mühimmatı, 16 adet roketatar sevk fişeği, 10 adet el bombası, 444 adet çeşitli çap ve ebatlarda mühimmat ile çok sayıda silah ve patlayıcı maddenin ele geçirildiğini kaydetti.
“Aziz milletimizin bilmesini isterim ki; teröristlerin inlerini bir bir başlarına yıkıyoruz, yıkmaya da devam edeceğiz. Tek bir hedefimiz var; o da son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmadan, duraksamadan mücadele etmek” diyen Bakan Yerlikaya operasyonlarla ilgili şu bilgileri verdi:
“1 Haziran 2023 – 31 Mart 2024 tarihleri arasında Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerin kırsaldaki kış yapılanması ve eylem amaçlı patlayıcıların yok edilmesine yönelik düzenlenen ‘Kahramanlar’ ve ‘Bozdoğan’ operasyonlarında toplam; 667 adet mağara, sığınak ve depo imha edildi. Bombalı eylemler için hazırlanan; 1 ton 662 kg amonyum nitrat patlayıcı, 77 adet plastik patlayıcı C4, 180 adet mayın, EYP, saldırı için hazırlanan 80 bin 398 adet muhtelif çap ve ebatta mühimmat ile fişek, 10 bin 644 adet ağır silah mühimmatı, (RPG-7, bombaatar, havan ve uçaksavar mühimmatı), bin 30 adet el bombası, 36 adet roketatar, havan, bombatar, uçaksavar, lav silahı 340 adet uzun namlulu silah, 198 adet tabanca ve 163 adet av tüfeği ele geçirildi.
Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; Şırnak, Diyarbakır, Siirt ve Hakkari Jandarma Özel Harekat (JÖH), Komando ve Güvenlik Korucularından oluşan 107 tim, bin 445 Jandarma personelinin katılımı ve J- SİHA ile ATAK helikopterlerinin desteğiyle “Bozdoğan-19” operasyonları gerçekleştirildi.
Şırnak merkez, Uludere, Silopi, Lice, Eruh ilçesi kırsalı ve Yüksekova kırsalında düzenlenen Bozdoğan-19 operasyonu sonucunda; 19 adet roketatar mühimmatı, 16 adet roketatar sevk fişeği, RPD makineli tüfek, 10 adet el bombası, EYP, 105 adet pil bloğu (EYP hazırlamak üzere kullanılan), 3 adet fünye (EYP hazırlamak üzere kullanılan), AK-47 piyade tüfeği, 5 adet AK-47 piyade tüfeği şarjörü, 444 adet mühimmat (1 adet 20 mm, 18 adet 5.56 mm, 425 adet 7,62 mm), 4 adet tüp, 2 adet akü, 84 adet pil ile çok sayıda örgütsel doküman, mutfak, sağlık ve yaşam malzemeleri ele geçirildi.
Terör örgütünün lojistik amaçlı kullanmak ve eylem yapmak için hazırladığı sığınaklar tek tek tespit edilip imha edildi.
Operasyonları gerçekleştiren kahraman jandarmamızı tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin. Milletimizin duası sizinle.”
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) mensubu teröristlerin kırsalda eylem yapmak amacıyla mağara ve sığınaklara sakladıkları çeşitli silah, mühimmat ve patlayıcıların yok edilmesine yönelik gerçekleştirilen “Bozdoğan-19” operasyonlarında 4 ilde 22 mağara, sığınak ve barınma alanının imha edildiğini belirterek 19 adet roketatar mühimmatı, 16 adet roketatar sevk fişeği, 10 adet el bombası, 444 adet çeşitli çap ve ebatlarda mühimmat ile çok sayıda silah ve patlayıcı maddenin ele geçirildiğini kaydetti.
“Aziz milletimizin bilmesini isterim ki; teröristlerin inlerini bir bir başlarına yıkıyoruz, yıkmaya da devam edeceğiz. Tek bir hedefimiz var; o da son terörist etkisizleştirilinceye kadar durmadan, duraksamadan mücadele etmek” diyen Bakan Yerlikaya operasyonlarla ilgili şu bilgileri verdi:
“1 Haziran 2023 – 31 Mart 2024 tarihleri arasında Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) mensubu teröristlerin kırsaldaki kış yapılanması ve eylem amaçlı patlayıcıların yok edilmesine yönelik düzenlenen ‘Kahramanlar’ ve ‘Bozdoğan’ operasyonlarında toplam; 667 adet mağara, sığınak ve depo imha edildi. Bombalı eylemler için hazırlanan; 1 ton 662 kg amonyum nitrat patlayıcı, 77 adet plastik patlayıcı C4, 180 adet mayın, EYP, saldırı için hazırlanan 80 bin 398 adet muhtelif çap ve ebatta mühimmat ile fişek, 10 bin 644 adet ağır silah mühimmatı, (RPG-7, bombaatar, havan ve uçaksavar mühimmatı), bin 30 adet el bombası, 36 adet roketatar, havan, bombatar, uçaksavar, lav silahı 340 adet uzun namlulu silah, 198 adet tabanca ve 163 adet av tüfeği ele geçirildi.
Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; Şırnak, Diyarbakır, Siirt ve Hakkari Jandarma Özel Harekat (JÖH), Komando ve Güvenlik Korucularından oluşan 107 tim, bin 445 Jandarma personelinin katılımı ve J- SİHA ile ATAK helikopterlerinin desteğiyle “Bozdoğan-19” operasyonları gerçekleştirildi.
Şırnak merkez, Uludere, Silopi, Lice, Eruh ilçesi kırsalı ve Yüksekova kırsalında düzenlenen Bozdoğan-19 operasyonu sonucunda; 19 adet roketatar mühimmatı, 16 adet roketatar sevk fişeği, RPD makineli tüfek, 10 adet el bombası, EYP, 105 adet pil bloğu (EYP hazırlamak üzere kullanılan), 3 adet fünye (EYP hazırlamak üzere kullanılan), AK-47 piyade tüfeği, 5 adet AK-47 piyade tüfeği şarjörü, 444 adet mühimmat (1 adet 20 mm, 18 adet 5.56 mm, 425 adet 7,62 mm), 4 adet tüp, 2 adet akü, 84 adet pil ile çok sayıda örgütsel doküman, mutfak, sağlık ve yaşam malzemeleri ele geçirildi.
Terör örgütünün lojistik amaçlı kullanmak ve eylem yapmak için hazırladığı sığınaklar tek tek tespit edilip imha edildi.
Operasyonları gerçekleştiren kahraman jandarmamızı tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin. Milletimizin duası sizinle.” – ANKARA
]]>Öğretmenevi’nde yapılan “Ağrı İftar Programı”nda, jandarma ve emniyet personeliyle bir araya gelen Yerlikaya, burada yaptığı konuşmada, bakanlık olarak vazifelerinin seçimin huzur ve güven içerisinde geçmesi olduğunu söyledi.
Seçimle ilgili tüm illerde valilerin koordinasyonunda gerekli hazırlıkların yapıldığını belirten Yerlikaya, “Bakanlığımız terörle mücadelede başta hain bölücü terör örgütü olmak üzere FETÖ, DHKP-C, DEAŞ ve MLKP bunların her biriyle mücadelede gerçekten çok büyük bir gayret gösteriyor. Kahramanca, azim ve kararlılıkla mücadele ediyor ve onlara hiçbir yerde nefes aldırmamak için gerçekten bakanlığımız sizlerle birlikte büyük bir başarı gösteriyor. Artık hain bölücü terör örgütünün son çırpınışları olduğunu her gittiğimiz yerde ifade ediyoruz. Vatandaşlarımız da bunu büyük bir memnuniyetle ifade ediyorlar.” diye konuştu.
Yerlikaya, Şırnak ve Ağrı’da valilik yaptığını hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koordinesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin büyük bir gelişme gösterdiğini anlattı.
“Şükürler olsun her köyün ışığı yanıyor”
Bölgede huzur ve güvenliğin sağlanmasıyla kapalı yayla ve meranın olmadığını bildiren Yerlikaya, “Kapalı bir köy yolumuz yok. Her yer açık, şükürler olsun her köyün ışığı yanıyor. Bunu devletimizin, milletimizin kararlılığı ve teröre lanet okuması, hiçbir şekilde teröre yüz vermemesi, kahraman güvenlik güçlerimiz ve Mehmetçiğimizin cevval mücadelesiyle şükürler olsun bu noktaya geldi.” ifadelerini kullandı.
Yerlikaya, terörle mücadelenin yanı sıra teröristle de mücadele ettiklerini, bölgenin geçmişe kıyasla sağlık, ulaşım ve eğitim başta olmak üzere birçok alanda büyük bir aşama kaydettiğini dile getirdi.
Bakan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Sayın Cumhurbaşkanımız ne diyor? ‘Son terörist etkisiz hale gelinceye kadar da durmak yok’ diyor. Bu kararlılık, bizim sadece ülke içerisinde değil, aynı zamanda sınırlarımızın ötesinde de yani Irak, Suriye’de nerede olursa olsun onlarla biz devlet olarak mücadele ediyoruz, hükümet olarak da kararlı olduğumuzu gösteriyoruz. Allah’ın izniyle de durmadan yola devam edeceğiz. Tabi hem sayı, hem tecrübe, hem de devlet ve siyaset olarak kararlılık ama aynı zamanda teknolojiyle ilgili 2017 yılından itibaren envanterimizin çok büyük üstünlük sağladığını da biliyorsunuz. İHA’lar, ANKA’larımız, yıkımlarımız ve diğer teknolojiyle aramıza katılan envanterimiz bize bu mücadelede çok büyük bir üstünlük sağladı.”
Yerlikaya, İçişleri Bakanlığı olarak görevlerinin Türkiye’nin huzuru olduğunu, terörle mücadele başta olmak üzere organize suç örgütleri, zehir tacirleri, düzensiz göçle mücadele ve asayişle ilgili olan tüm suçları önlemeye yönelik sıkı bir çalışma yürüttüklerini anlattı.
“Çok iyiye gidiyoruz. Ama bunu da yeterli görmüyoruz”
600 bin kişilik İçişleri Bakanlığı ailesi olarak 85 milyonluk milletin hizmetinde olduklarını, onların huzuru için, gece gündüz demeden, canla başla çalıştıklarını vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Yılbaşından bu yana ocak, şubat, mart ayları ile 2023, 2022 ve 2021 yıllarının aynı aylarını kıyaslıyoruz. Bu noktada arkadaşlarımızı her zaman bir önceki dönemden daha başarılı olmaya zorluyoruz. Benim 10 aylık bu görev sürem içerisinde de şükürler olsun ki bütün bu suçlarla mücadelede hep iyiye gidiyoruz. Çok iyiye gidiyoruz. Ama bunu da yeterli görmüyoruz. Biz daha iyi olmak için göz açıp kapayıncaya kadar bile gevşeme yapmama noktasında kararlılığımızı her fırsatta söylüyoruz.”
“Dolandırıcılık hariç ilk 10 suçun 9’unda hep olay sayısını düşürmüşüz”
2024’ün ilk 3 ayı ile 2023’ün ilk 3 ayındaki günlük ortalama evden hırsızlık sayısının 161’den 98’e düştüğüne dikkati çeken Yerlikaya, sözlerini şöyle tamamladı:
“Mala karşı işlenen suçların tamamında, dolandırıcılık hariç ilk 10 suçun 9’unda hep olay sayısını düşürmüşüz. Aydınlatma sayıları da bir önceki yıllardan çok daha yüksek rakamlara artmıştır. Bu ne yapıyor?. Vatandaşımız nezdinde polisimizi, jandarmamızı çok daha özel hale getiriyor. Biz bunun devamında ve bu hoşnut durumun daha da yukarı çıkmasını istiyoruz. Bunu beraber başarıyoruz. Ben her zaman bir başarıyı tek başına sahiplenen bir kardeşiniz olmadım.”
Programa Vali Mustafa Koç, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Hüsamettin Erol, İl Emniyet Müdürü Yılmaz İpar, jandarma ve emniyet personeli katıldı.
]]>AA muhabirlerinin derlediği bilgilere göre, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1994’te mezun olan, evli ve iki çocuk babası Kiraz, 1995’te hakim adayı olarak Mersin’de göreve başladı. Sırasıyla Erzincan, Çayır, Karaman, Kazım Karabekir, Iğdır ve Osmaniye’de savcılık yapan Kiraz, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığına atandıktan 4 yıl sonra, 2010’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu’nda görevlendirildi.
Kiraz, Gezi Parkı odaklı olaylarda yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede 269 gün sonra 11 Mart 2014’te hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin soruşturma dosyasını 5’inci savcı olarak devraldı.
Dosyada görev yaptığı sürede soruşturmayı tamamlamak için yoğun çaba gösteren Kiraz, Adli Tıp Kurumu ve Ulusal Kriminal Büro raporları aldırarak ilerleme kaydetti.
Kiraz, soruşturmayı sürdürdüğü 31 Mart 2015’te DHKP-C’li teröristler Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol tarafından makam odasında rehin alındı.
Rehin alınma haberinin duyulması üzerine adliyede görevli polisler ve güvenlik personeli Kiraz’ın makam odasına yöneldiği sırada içeriden ateş açıldı.
Teröristlerin tespiti için incelenen güvenlik kamerası görüntülerinde terörist Şafak Yayla’nın elinde bir çanta ve avukat cüppesiyle adliyenin C kapısındaki avukat girişine yöneldiği, çantasını kontrol ettirmeyip sahte ve çipsiz bir avukat kimliği göstererek içeri girdiği belirlendi.
Diğer terörist Bahtiyar Doğruyol’un ise vatandaş girişinden tüm aramaları yapılarak geçişini sağladığı tespit edilirken, teröristlerin savcı Kiraz’ın makam odasının bulunduğu 6. kattaki odasına girişi anbean kayıtlara geçti.
Emniyetin tüm ilgili birimlerinin konuşlandığı adliyede, Kiraz’ın ailesi, sevenleri, çalışma arkadaşları ve gelişmeleri anbean takip eden kamuoyunun uzun süren gergin bekleyişi, duyulan silah sesleriyle yerini endişeye bıraktı.
Saatler süren müzakere sürecinin ardından odadan gelen silah sesleri üzerine operasyon timleri harekete geçti.
Vurulduğu anlaşılan savcı Kiraz ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılırken, iki terörist güvenlik güçlerince etkisiz hale getirilirdi. 46 yaşındaki savcı Kiraz, hastanede yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetti.
Soruşturma süreci
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, rehin alma sırasında teröristlerin, Yunanistan ile yaptıkları telefon görüşmesinde savcının öldürülmesi talimatını aldıkları bilgisine ulaşıldı. 30 Mart 2016’da DHKP-C yöneticisi 9 şüpheli hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.
Yürütülen çalışmalarda, eylemi gerçekleştiren teröristlere silah temin eden ve onları evinde barındırdığı iddia edilen 2 şüpheli gözaltına alınırken, teröristlere saldırıda kullanılan silahı temin ettiği iddiasıyla aranan eski avukat Murat Canım da 27 Mart 2018’de yakalandı.
İddianameden detaylar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 4’ü tutuklu, biri tutuksuz ve 9’u firari 14 kişiyle ilgili yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı. İddianamede, savcı Kiraz’ın şehit edilmesi eyleminin, örgütün merkez ve genel komiteleri içinde aktif faaliyet yürüten sanıkların bilgisi, kabulü ve talimatı olmaksızın işlenmesinin mümkün olmadığı kaydedildi.
Teröristler Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol tarafından saldırının, örgütün faaliyeti çerçevesinde önceden planlanıp tasarlanarak işlendiği belirtilen iddianamede, sanık Murat Canım’ın olay öncesi silahı temin ederek olayın asli faillerinden Şafak Yayla’nın kuryesi Mustafa Koçak’a verdiği aktarıldı.
İddianamede, 9 firari sanığın, “anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs” ve “kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak kasten öldürme” suçlarından ikişer kez, sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım’ın ise “anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi. İddianamede diğer sanıkların da “örgüte yardım etmek” suçundan 15’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Dava süreci
İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince ilk duruşması 22 Kasım 2018’de yapılan davada mahkeme heyeti, firari 9 sanık hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı ve kırmızı bülten çıkarılmasına karar verdi.
Mahkeme, savcı Kiraz’ın şehit edilmesiyle ilgili davayı 11 Temmuz 2019’da karara bağladı.
Tutuklu sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım’ı, “Anayasa’yı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandıran mahkeme, bu sanıkları ayrıca Kiraz’ın şehit edilmesiyle ilgili, “kasten öldürmeye yardım” suçundan 27 yıl, “kamu görevlisini silahla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 12 yıl, “Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet” suçundan da 3 yıl ve 2 bin 700 lira da adli para cezası olmak üzere toplam 42’şer yıl hapse mahkum etti.
“Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan tutuklu sanıklardan Cengiz Özel’e 11 yıl 3 ay ve Mithat Öztürk’e de 10 yıl hapis cezası veren mahkeme, sanık Deniz Özel’i ise “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 6 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Mahkeme heyeti, haklarında kırmızı bültenle yakalanma emri çıkarılan firari sanıklar Faruk Ereren, Hüseyin Fevzi Tekin, Mesut Demirel, Musa Aşoğlu, Nuri Eryüksel, Seher Demir, Şadi Naci Özpolat, Şerefettin Gül ve Zerrin Sarı’nın dosyaları ayırdı.
İstinaf ve Yargıtay kararları
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 22 Kasım 2019’da yapılan incelemede, yerel mahkemenin kararı yerinde bulundu.
Süreç devam ederken, sanıklardan Mustafa Koçak, 24 Nisan 2020’de, cezaevinde açlık grevindeyken öldü.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 3 Temmuz 2020’de 4 sanığa verilen hapis cezalarını onarken, cezaevinde açlık grevindeyken ölen sanık Koçak hakkındaki hükmü, vefatı nedeniyle bozdu.
Kiraz’ın odası yılda bir kez ziyarete açılıyor
Saldırının ardından adliye, “Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz Yerleşkesi İstanbul Adalet Sarayı” adını alırken, Kiraz’ın 31 Mart 2015’teki kanlı terör saldırısının izlerini taşıyan makam odası, kapsamlı bir tadilatla onarıldı.
Başsavcılığın kararıyla bir başka savcıya verilmeyen odaya Kiraz’ın fotoğrafı ve kişisel eşyaları konulurken, masasındaki takvim 31 Mart 2015’i gösteriyor.
Savcı Kiraz’ın şehit edildiği 31 Mart tarihinde, her yıl Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde anma töreni düzenleniyor. Programda, Kiraz’ın yılda bir kez ziyarete açılan odasında Kur’an okunup, çelenk bırakılıyor.
Saldırıdan sonra adliyedeki güvenlik önlemleri artırıldı
Saldırının ardından, avukatların turnike sistemine kartlarını okutarak ya da çipsiz kartlarını güvenlik görevlilerine göstererek adliyeye girdikleri bölümde değişikliğe gidildi. Avukatlara, X-Ray cihazından geçme ve çantalarını da bu cihaza koyma zorunluluğu getirildi.
Bu durum, bazı avukatların günlerce süren protestolarına sebep oldu.
Öte yandan, adliyede savcıların görev yaptığı katların çoğunda, daha önce yalnızca terör bürosunda bulunan güvenlik kontrol noktaları oluşturuldu, binanın içinde ve çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı.
Adliye 9 yıl sonra yine DHKP-C’nin hedefi oldu
Terör örgütü DHKP-C tarafından bu saldırıdan 9 yıl sonda yine adliyeye yönelik bir saldırı girişimi gerçekleştirildi. İstanbul Adalet Sarayı’nın önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta silahla ateş açan teröristler Pınar Birkoç ve Emrah Yayla etkisiz hale getirildi.
Saldırı sırasında yoldan geçen sivil vatandaş Dilfiraz Karataş hayatını kaybederken, 3’ü polis 6 kişi yaralandı.
Saldırganlardan birinin soyadının, savcı Kiraz’ı rehin alan teröristlerden Şafak Yayla ile aynı olması akrabalık bağı şüphesi oluştururken, teröristlerin üzerlerinde çok sayıda plastik kelepçe, sahte bomba düzeneği, mermi, yedek şarjör, falçata ve biber gazı bulunması dikkati çekti.
Yapılan incelemede aralarında akrabalık bağı tespit edilemeyen teröristlerin aynı örgüte mensup olduğu anlaşıldı.
Soruşturmada, yanlarındaki malzemelerle birlikte örgüt yöneticileri tarafından verilen talimat doğrultusunda adliye binasına girmeye çalışan şüphelilerin, bir duruşma nedeniyle içeride olan diğer şüphelilerin de yardımıyla kamu görevlilerini rehin almayı amaçladığı belirlendi.
]]>Yerlikaya, Esenyurt’ta AK Parti ilçe teşkilatına ziyarette bulunduktan sonra ilçedeki sivil toplum kuruluşu temsilcileri, sanayiciler ve Cumhur İttifakı’nda yer alan partilerin temsilcileriyle bir otelde düzenlenen ” İstanbul’un Huzuru Esenyurt’un Huzuru” iftar programında bir araya geldi.
Yerlikaya, burada yaptığı konuşmada, göreve geldiği ilk günden beri suça karşı verdikleri mücadeleyi kararlılıkla devam ettirdiklerini söyledi.
31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimi’ne iki gün kaldığını anımsatan Yerlikaya, geçen yıl yapılan genel seçimlerin huzur içinde geçtiğini, oy veren vermeyen ayrımı yapmadan, milletin emrinde ve onların gönüllerini hoş tutabilmek için hareket ettiklerini dile getirdi.
İçişleri Bakanlığı olarak, hukuk ve insan hakları doğrultusunda hareket ettiklerini vurgulayan Yerlikaya, göreve geldiği 4 Haziran 2023’ten beri terör örgütleriyle aralıksız mücadele ettiklerini belirterek, “Bölücü terör örgütünün son çırpınışları olduğunu da görüyorsunuz. Ülkemiz içinde ve dışında, kime sırtını yasladığı umurumuzda değil. Kaç tır silah verildiği yine umurumuzda değil. Nereye saklanırsa saklansın, hava koşulları ne kadar olumsuz olursa olsun umurumuzda değil.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bize yan bakan terör örgütlerine düz bakacak değiliz.” dediğini hatırlatan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Cesaret kalbi bir haslettir. Korkaklık kalbi bir hastalıktır ve tövbe gerektirir. Bizim kodlarımızda, inancımızda, 2 bin 200 yıllık devlet geleneğimizde bir asalet, bir cesaret vardır. Kim meydan okuyorsa önce ‘Akıllı olun ve kimle uğraştığınızı biliyor musunuz?’ deriz. Bizim dostluğumuz, kardeşliğimiz dünyada yoktur. Ama fitne ve bozguncularla da mücadelemiz destansı olur.”
Yerlikaya, FETÖ ve DEAŞ’ın da din istismarı yapan terör örgütleri olduğunu, onlara karşı da mücadelelerinin aynı şekilde devam ettiğini anlattı.
Terör örgütlerinin yanı sıra “şehir eşkıyaları” diye tabir ettiği organize suç örgütleriyle de mücadele ettiklerini dile getiren Yerlikaya, 4 Haziran’dan bugüne kadar yerel, bölgesel ve ulusal çapta 421 organize suç örgütünü çökerttikleri bilgisini verdi. Yerlikaya, suç örgütlerine yönelik operasyonları savcılık ve MASAK ile uyum içerisinde çalışarak yaptıklarını kaydetti.
Bakan Yerlikaya, Etiler’deki bir restorana yönelik kurşunlama olayının şüphelilerini de 2 gün sonra yakalayıp adalete teslim ettiklerini, bunu bizzat paylaştığını söyledi.
İstanbul’da 10 ayda 52 bin narkotik şüphelisi gözaltına alındı
Çökertilen suç örgütlerinin, MASAK raporu doğrultusunda, savcılıklar aracılığıyla mal varlıklarına da el konulduğunu ifade eden Yerlikaya, buralardan elde edilen araçların da yine mahkeme kararıyla trafik polislerine devriye aracı olarak tahsis edildiğini, bu durumun birçok ülkede takdirle karşılandığını aktardı.
Yerlikaya, İstanbul’da son 10 ayda narkotik suçlarına karşı verilen mücadele kapsamında düzenledikleri 6 bin 765 operasyonda 19 ton uyuşturucu madde ele geçirildiğini, 52 bin 501 şüphelinin de gözaltına alındığını bildirerek, vatandaşlardan, uyuşturucu temini, satışı veya kullanımıyla ilgili bir duyumu, görgüsü, bilgisi veya hissettiği bir durum olduğunda 112’yi aramalarını istedi.
“Kent Uzlaşısı” adı altında yapılan ittifaka işaret eden Yerlikaya, “Biz de diyoruz ki, bize oy veren oy vermeyen ayrımı yapmıyoruz, yapamayız. Sizlerin adına, samimi ve tevazu, sorunlarımızı çözmede cevval, cesur ama istişare ve ortak akıldan uzak durmayan, meseleleri yüz akıyla çözüp onu hizmetle buluşturan, ‘ben’ diyen değil, ‘bunu beraber yaptık’ mütevazısıyla, gerçek belediyecilik yapacak arkadaşlarla yolumuza devam etmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yerlikaya, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Murat Kurum’un, bu birliği ve beraberliği sağlayacağına inandığını belirterek, 31 Mart’taki seçimde Kurum’a oy istedi.
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Hatay’a ziyaret gerçekleştiren Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda buluştu.
İftardan sonra konuşan Bakan Güler, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, tedavisi devam edenlere de acil şifalar diledi.
Devletin, depremin ilk anından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde tüm kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşların yardımına koştuğunu belirten Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin buradaki birliklerinin de depreme maruz kalmasına rağmen büyük bir fedakarlık ve feraset göstererek hızlıca sahaya çıktığını ve vatandaşların yanında olduğunu kaydetti.
Hatay’ın asırlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını anımsatan Bakan Güler, “Hatay, kültür ve medeniyetimize zenginlik katan bu özellikleriyle bugüne kadar ay yıldızlı bayrağımız altında hep birlikte, kardeşçe ve tek yürek halinde, huzur ve barış içerisinde yaşamanın da en mümtaz örneğini ortaya koymuştur. Hatay’ın sahip olduğu bu değerleri çok iyi bilen devletimiz, tüm imkanları ile bir dünya şehri olan Hatay’ımızı tarihi ve kültürel zenginliklerine uygun olarak yeniden inşa ediyor.” ifadelerini kullandı.
“ROKETSAN, Kırıkhan’da silah ve roket sistemleri üretecek bir tesis kuracak”
Hatay’ı güçlü bir şekilde ayağa kaldırmak ve şehre daha güzel bir gelecek oluşturmanın en temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Bakan Güler, şöyle devam etti:
“Bu doğrultuda ülkemizin son yıllardaki gelişiminde, lokomotif sektörlerden biri olan savunma sanayinin oluşturacağı etkiyi kayda değer buluyoruz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı’mızın direktifleri doğrultusunda, deprem bölgelerinin savunma sanayinin yeni gelişim merkezleri olmasına yönelik yatırım programları oluşturulmaya başlandı. Bu kapsamda, ülkemizin savunma sanayisindeki öncü kuruluşlarından olan ROKETSAN, Kırıkhan’da silah ve roket sistemleri üretecek bir tesis kuracak. PAVOTEK firması da bilişim ürünleri tesisini hayata geçirecek. Buna yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Yapılacak bu gibi yatırımlar, Hatay’ımızın ekonomik ve sosyal kalkınması ile istihdamına ciddi katkılar sağlayacaktır. Hatay’ın bizler için önemi çok büyüktür. Bu doğrultuda gerekli alt ve üst yapıyı kurarak deprem sonrasında başka şehirlere göç eden kardeşlerimizin geri dönüşlerini sağlamak için gayret gösteriyor, Hatay’ı eskisinden daha güvenli ve daha görkemli hale getirmek hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Desteklerinizle, hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek ‘durmaksızın hizmet’ anlayışı ile Hatay’ı mamur hale getirinceye kadar çalışmalarımıza artan bir tempoyla devam edeceğiz. Böylece Hatay’ı yeniden imar edip şehrimizin kalkınma ve refah seviyesini artırırken, ülkemizin gücüne de güç katacağız.”
“Tehditleri kaynağında bertaraf ediyoruz”
Bakanlık olarak devletin bekası, 85 milyon vatandaşın huzur ve güvenliği için gerekli her türlü tedbiri alarak, son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etiklerini belirten Güler, şunları kaydetti:
“Bu çerçevede, yurt içi ve sınır ötesinde başarıyla gerçekleştirdiğimiz terörle mücadele operasyonları ile terör örgütlerine büyük bedeller ödettik. Sınır ötesi harekatlarımızın etkinlik ve başarısı sayesinde, artık ülkemize ve asil milletimize yönelen tehdit ve tehlikeleri, sınırlarımızın ötesinde karşılıyor, kaynağında bertaraf ediyoruz. Hatırlayın, Suriye’deki operasyonlarımıza başlamadan önce Hatay’a, Kilis’e roketler düşüyordu, buradaki vatandaşlarımız bağına bahçesine giremiyordu. Dolayısıyla şu anda oralarda olmasaydık, örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önceden olduğu gibi devam edecekti ve yurt içinde tesis edilen güvenlik ve istikrar ortamı sağlanamayacaktı. Kazandığımız başarıları daha geliştirmek ve nihayetinde terör belasını tamamen ortadan kaldırmak için kararlıyız. Kahraman Mehmetçiğin yürüttüğü operasyonlar, teröristlerin bu coğrafyadan tamamen yok olması için aralıksız sürecek. Terörle mücadelemizin yanı sıra hudut güvenliğimizin sağlanmasından Ege ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, uluslararası güvenlik, barış ve istikrara sunduğumuz önemli katkılardan ordumuzu yerli, milli ve modern teknolojiye haiz sistemlerle donatmaya kadar birçok görev ve faaliyeti de aynı anda başarıyla yerine getiriyoruz.”
“Şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının karşılığını ödeyemeyiz”
Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik konumu, büyük ve güçlü ordusu, her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle dünyada söz sahibi ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özellikle son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, içeride çok daha gelişmiş, dışarıda ise çok daha güçlü ve gıpta edilen bir ülke konumuna ulaştık. Ancak geldiğimiz bu seviyeyi asla yeterli görmüyoruz. Ülkemizin şu ana kadar her alanda elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir. Bu doğrultuda Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çünkü şehit ve gazilerimize olan vefa borcumuzu, ancak onların taşıdığı şanlı sancağı, gururla daha ileriye taşıyarak ödeyebiliriz. Şu ana kadar elde edilen tüm başarılarda elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri, Türk cesaret ve fedakarlığının gurur timsali, mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli şehit ve gazi ailelerimizin fedakarlıklarının karşılığını asla tam olarak ödeyemeyiz. Ancak yine de sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Milli Savunma Bakanlığı olarak vefa ve minnet duygularıyla her zaman yanınızda olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak, fedakarlıklarını şükran ve minnetle anacağız.”
]]>Genel Başkan Ahmet Yiğit Yıldırım, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 31 Mart Pazar günü yapılacak olan seçimlerin Türkiye’nin istikbali için hayati önemde, stratejik bir seçim olduğunun altını çizdi. Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Türkiye’nin bölgesinde etken bir ülke olduğunu kaydetti. Yıldırım, Türkiye’nin Cumhur İttifakı ile siyasette yakaladığı güçlü liderlik ve istikrar ile Türk Devleti’ni çağın şartlarına hazır hale getirerek, dosta güven düşmana verir bir yapıya kavuşturduğunu söyledi.
“Devlet düşmanlarının ‘kent uzlaşısı’ adı altında kanser hücresi gibi belediyelerimize sızmaya çalıştıklarını görmekteyiz”
Türk ve Türkiye düşmanlarının yer aldığını ve adına ‘kent uzlaşı’ denilen oluşumun belediyelere sızma girişimine şahit olduklarını belirten Yıldırım, “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve milletinizin helal hazinesini; terör örgütü PKK’ya aktaran siyasetçi görünümlü bölücü teröristlerin; vatan, millet, din ve devlet düşmanlarının ‘kent uzlaşısı’ adı altında kanser hücresi gibi belediyelerimize sızmaya çalıştıklarını görmekteyiz. Bu bağlamda kendisini; milliyetçi, vatan sevdalısı gibi pazarlayarak bölücülerin kullanışlı bir aparatı olmuş, ihanetin değirmenine su taşıyan ‘Kent Uzlaşısı’ ürünü olan bu kişilerin kutsal davamızla, ülkümüzle ve Türk milliyetçiliğiyle zerre kadar alakası yoktur, olamaz” ifadelerine yer verdi.
Yıldırım açıklamalarının devamında şunları kaydetti:
“’40 yıllık geçmişimi geride bıraktım’ diyerek kendini Kandil’in uzlaşıcısı pozisyonuna düşürmüş, CHP’ye pazarlayan, DEM’cilerle omuz omuza yürüyen, bölücü terör örgütü PKK’nın elebaşı terörist Abdullah Öcalan’dan ‘Apo Bey’ diye bahseden, maneviyatsız kişilik Mansur Yavaş ve onun beslemelerinden de asla ‘Türk Milliyetçisi’ olmaz olamaz. Bölücülerin oylarıyla seçildikten sonra Ankara’daki 5 yılını hizmetsiz, projesiz tamamlayan Mansur Yavaş olsa olsa Birleşik Krallığın dostu ‘Yoldaş Mansur’ olur. Ankara’da avukat kimliği altında akçeli işler kovalayan, sahte senet, vergi kaçırma, kaset satma, tehdit, şantaj işlerine adı karışan, belediye başkanlığı döneminde adı rüşvet skandalıyla anılan Mansur Yavaş’ın Londra’da görüştüğü siyasilerin genelde terör örgütü PKK’ya destek veren Unmesh Desai, Jeremy Corbyn gibi kişiler olması ve Chatham House’da kurgulanması aslında onun küresel çetenin bir uşağı ve piyonu olduğunun en büyük kanıtıdır ve göstergesidir.”
Yıldırım, “‘Yerel özerklik şartını getireceğim’ diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ardından terör örgütü PKK’nın en büyük talebi olan ‘Belediyelerde mali özerklikten yanayım. Yerel yönetimler özerkliğini öncelikle mali özerklik yaparak belirlersiniz’ diyen Mansur Yavaş’tan başkası değildir. Mansur Yavaş, Ankara’ya hiçbir hizmeti ve hayrı dokunmayan, terör örgütlerinin elinde oyuncak olmuş, iradesini bölücü oylar için ipotek vermiş, çapsız, siyasi mankurttan başka biri değildir. Hal böyle iken Mansur Yavaş gibi birine milliyetçi ve vatanperver yakıştırması yapmak, Türk milleti ve devletine hakarettir” dedi.
Ahmet Yiğit Yıldırım, Cumhur İttifakı’nın ABB Adayı Turgut Altınok’a desteklerini yineleyerek şunları söyledi:
“Milliyetçi Ülkücü Hareketin Ankara’daki adayı bellidir; çalışkan, üretken ve saygın bir kişi olan Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Turgut Altınok’tur. Liderine, davasına ve teşkilatına bağlı Ankaralı her bir ülküdaşımın gönlü de, duası da, oyu da Cumhur İttifakı’nın kıymetli adayı Sayın Turgut Altınok’tan yanadır. İnanıyorum ki; 31 Mart seçimleri Cumhuriyetimizin Başkenti Ankara’mızda, terör örgütleriyle kol kola girmiş, ‘Kent Uzlaşısı’ adı altında DEM’lenenlerin değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefine inanmış, üretken belediyecilik anlayışına sahip Cumhur’un zaferiyle sonuçlanacaktır.” – ANKARA
]]>Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık bilgilendirme toplantısı yaptı. Aktürk, şöyle konuştu:
“Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini; artan bir etki ve yoğun bir baskıyla kesintisiz bir şekilde sürdürmektedir. Bu kapsamda Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; son bir haftada 38 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 268’i Irak’ın, 378’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 646 olmuştur. Yine, bu hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı terörist daha Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur.
Suriye’de istikrarın sürdürülmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edildiğini bildiren Aktürk, Bahar Kalkanı Harekat bölgesinde meydana gelen araç kazası sonucu 23 Mart’ta şehit olan Tank Sözleşmeli Er Abdulkadir Akıncı’ya, bir kez daha Allah’tan rahmet diledi.
HUDUTLARDAN YASA DIŞI YOLLARDA GEÇMEYE ÇALIŞAN 82 KİŞİ YAKALANDI
Aktürk, hudut güvenliği ile ilgili şunları kaydetti:
“Sınırlarımızın ve halkımızın güvenliği için hudutlarımızda alınan yoğun, dinamik ve çok yönlü etkin tedbirler sayesinde son bir haftada hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 82 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 2’si terör örgütü mensubudur. 2.572 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir.
Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2.003’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 39.412 olmuştur.”
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 21 ve 22 Mart’ta Bayburt’a, 25 Mart’ta Kırıkkale’ye, 26 Mart’ta ise Kırşehir’e ziyaretlerde bulunduğunu belirten Aktürk, bu kapsada valilikleri ziyaret eden Bakan Güler’in bölgedeki askeri birliklerde inceleme ve denetlemelerde bulunduğunu, gaziler ile şehit ve gazilerin aileleriyle iftarda bir araya geldiğini aktardı.
“BAKAN GÜLER ABD’Lİ HEYETİ KABUL EDECEK”
Bakan Güler’in 26 Mart’ta Mısır’ın Ankara Büyükelçisi’ni, 27 Mart’ta ise Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi olarak atanan Dışişleri Bakan Yardımcısı’nı kabul ettiğini belirten Aktürk, “Bugün de Hatay’a bir ziyaret gerçekleştirecek olan Sayın Bakanımız, yarın ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi heyetini kabul edecektir.” dedi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya devam ettiğini vurgulayan Aktürk, bu çerçevede gerçekleştirilen ziyaret ve kabullere ilişkin bilgi verdi.
Aktürk, Hava Kuvvetleri Komutanı’nın resmi davetlisi olarak 22 Mart’ta Türkiye’ye gelen Kore Hava Kuvvetleri Komutanı’nın Milli Savunma Bakanı Güler tarafından “Türk Silahlı Kuvvetleri Liyakat Nişanı” ile taltif edildiğini bildirdi.
“GAZZE’DE KALICI ATEŞKES İLAN EDİLMESİ KAÇINILMAZDIR”
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Ramazan ayı süresince Gazze’de ateşkes ilan edilmesi ve Gazze’ye insani erişim sağlanması kararını olumlu bir adım olarak değerlendirdiklerini belirten Aktürk, “Beklentimiz, İsrail’in bu karara uymasıdır. Fakat Gazze’de artarak yaşanan zulmün son bulması adına kalıcı ateşkesin ilan edilmesi kaçınılmazdır. Uluslararası toplumu, kendi gözleri önünde yaşanan toplu katliamlara karşı ortak bir tutum sergilemeye ve vahşeti durdurmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kara, deniz, hava ve siber alandaki eğitim ve tatbikat faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, ayrıca “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkan ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu kapsamda; 21 Mart’ta, TÜBİTAK tarafından geliştirilen Taşınabilir Atış Kontrol Birimi sistemi icra edilen atış testlerini başarıyla tamamlayarak Deniz Kuvvetlerimizin, 5 Adet Süper Mushshak uçağı da Hava Kuvvetlerimizin envanterine alınmıştır.” bilgisini aktardı.
MSÜ SINAVINI KAZANAN ADAYLAR 3 NİSAN-10 MAYISTA TERCİH YAPACAK
Zekİ Aktürk, 3 Mart’ta gerçekleştirilen Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı’na 375 bin 409’u kadın, 341 bin 113’ü erkek olmak üzere toplam 716 bin 522 adayın katıldığını, sınavda başarılı olanların okul tercihleri 3 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında yapabileceklerini bildirdi.
ABD’Lİ HEYETİ İLE TERÖRLE MÜCADELE VE F-16 SÜRECİ ELE ALINACAK
Toplantıda soruları yanıtlayan Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi heyetinin yarın Türkiye’ye yapacağı ziyarete ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“Sayın Bakanımız yarın Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’den 4 üyeyi Bakanlığımızda kabul edecektir. Görüşmenin ikili askeri ilişkilerimizin gündeminde yer alan terörle mücadele ve ABD’nin PKK/YPG’ye sağladığı destek başta olmak üzere, F-16 tedarik ve modernizasyon süreci, Kongre onayı bekleyen tedarik projeleri gibi hususlarda milli güvenlik hassasiyetlerimizin en üst seviyede dile getirilmesi için fırsat oluşturacağı değerlendirilmektedir.”
Bakanlık kaynakları, Hava Kuvvetlerine ait CN-235 Nakliye Uçağının Deniz Kuvvetlerine verilmesine dair soruya şu yanıtı verdi:
“Deniz Kuvvetleri Komutanlığının harekat, ulaştırma ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanlığından 1 yıl süre ile geçici olarak 1 adet CN-235 uçağı tahsis edilmiştir. Bahse konu tahsis işlemi Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı arasında 2021 yılında imzalanan protokol kapsamında ihtiyaç duyuldukça gerçekleştirilmekte ve kalıcı olarak envanter transferi yapılmamaktadır.”
YUNAN GEMİSİNİN TÜRK BAYRAĞI ÇEKMEMESİ MÜTEKABİLİYET ESASLARI ÇERÇEVESİNDE
Bakanlık kaynakları, sosyal medyada yer alan “İzmir Limanı’nı ziyaret eden Yunan gemisinin Türk Bayrağı çekmemesi” paylaşımlarına yönelik sorulara ilişkin,”Mütekabiliyet esasları çerçevesinde bizim gemilerimiz de Yunanistan liman ziyareti gerçekleştirdiğinde Yunan bayrağı çekmiyor.” ifadelerini kullandı.
Bakanlık kaynakları ayrıca, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Bazı Gemi ve Denizaltıların Test ve Eğitim Gemisi Sınıfına Ayrılmasına ilişkin şunları kaydetti:
“Yavuz Sınıfı Fırkateynlerden TCG YAVUZ ve TCG FATİH’in, Doğan Sınıfı Hücumbotlardan TCG TAYFUN ve TCG VOLKAN’ın (PGFG), Engin Sınıfı Mayın Avlama Gemilerinden TCG EDREMİT’in (MHC); ekonomik ömürlerinin sonuna yaklaşmaları ve cihazlarının demode olmasına bağlı olarak harekat etkinliklerinin azalması nedeniyle eğitim/test gemisi olarak kullanılabilmeleri maksadıyla mevcut tip göstergeleri, yardımcı sınıf gemileri tanımlayan bir tip göstergesi olan “AG” olarak belirlenmiştir.”
ULUSLARARASI ANADOLU KARTALI TATBİKATININ 2024’TE İCRA EDİLMEMESİ
Bakanlık Kaynakları, Uluslararası Anadolu Kartalı Tatbikatı’nın 2024 yılında neden icra edilmeyeceği konusunda ise şunları söyledi:
“NATO Güvenlik Yatırımları Programı kapsamında Mayıs 2023 ile Mayıs 2025 tarihleri arasında 3’üncü Ana Jet Üs K.lığı/Konya’da gerçekleştirilmekte olan Konya Havaalanı Ana pist restorasyonundan dolayı 2024 yılı Uluslararası Anadolu Kartalı Eğitimi icra edilmeyecektir. Uluslararası Anadolu Kartalı Eğitimi’nin 2025 yılının Haziran ayında 3’üncü Ana Jet Üs K.lığı/Konya’da icra edilmesi planlanmaktadır. Milli Anadolu Kartalı Eğitimi ise uçaklar kendi meydanlarından kalkış-iniş yapacak şekilde 15-26 Nisan 2024 tarihleri arasında icra edilecektir.”
]]>Tunç, İstanbul Adalet Sarayı’nda düzenlenen Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı Anma Töreni’ndeki konuşmasında, 9 yıl önce 31 Mart 2015’te teröristlerin gerçekleştirdiği menfur saldırı sonucu şehit olan savcı Kiraz’a Allah’tan rahmet, ailesine, yargı teşkilatına ve millete başsağlığı diledi.
Şehit savcıyı sadece bugün değil 9 yıldır her zaman hayırla rahmetle yad ettiklerini dile getiren Tunç, “Onu hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız. Şehidimiz, hepimizin gönlünde bu ülkenin çok kıymetli bir evladı ve adalet teşkilatımızın çok değerli bir mensubu olarak yaşamaya devam ediyor.” ifadesini kullandı.
Bakan Tunç, Kiraz’ın bir ömür adaletle adalet için yaşadığını ve adalet uğruna şehit olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Biz onu adalete olan inancıyla hatırlıyoruz. Her daim vatan ve millet sevgisiyle çalışkanlığıyla hatırlıyoruz. Hak namına zalimlere asla taviz vermeyişiyle dik duruşuyla hatırlıyoruz. Şehit savcımızı, görevini layıkıyla yapan, adaletin tecellisi için çalışan dürüst ve ahlaklı bir vatan evladı olarak her zaman hayırla yad ediyoruz. Bu ülkenin geleceği, birliği ve beraberliği için canı pahasına hainlerin üzerine giden kahraman bir savcıydı Mehmet Selim Kiraz. Onu her zaman bu duygu ve düşüncelerle hatırlayacağız ve anacağız.”
“Bir Mehmet şehit düşerse yerine binlercesi yetişir”
Kiraz’ın adliye çatısı altında ülkesine, milletine hizmet ederken alçakça hedef alındığını vurgulayan Tunç, “Adalet düşmanları onun görevini layıkıyla yapmasından, terör örgütlerinden millet adına hesap sormasından rahatsız oldular. Hainler, onu bizden kopardılar ama amaçlarına ulaşamadılar. Asla da ulaşamayacaklar.” diye konuştu.
Tunç, Kiraz’ın izinden gidecek, onun gibi vatanına aşkla bağlı, görevini layıkıyla yapacak yüzlerce hakim savcı yetiştiğine, ülkenin 24 bine yakın hakim, savcısının, adaletin tecellisi için görev yaptığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şehidimizin babası Hakkı amcamızın dediği gibi ‘Bir Mehmet gider, bin Mehmet gelir’. Bir Mehmet şehit düşerse yerine binlercesi yetişir. Hainler, alçaklar, millet ve memleket düşmanları ne yaparsa yapsın bunu asla engelleyemez. Bu ülkenin Mehmet Selim savcılarıyla kahraman Mehmetçiğiyle Fethi Sekin’leriyle Ömer Halisdemir’leriyle hiçbir hain yapı, hiçbir terör örgütü baş edemez. Biz bu kahramanlarımızdan aldığımız güç ve ilhamla teröre ve terör örgütlerine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Ülkemizin birliğini, beraberliğini, bölünmez bütünlüğünü, anayasal düzenimizi hain odaklara hiçbir zaman çiğnetmedik, çiğnetmeyeceğiz. Yakarak, yıkarak, cana kıyarak adaletsizliği ve hukuksuzluğu hakim kılmak isteyenlere hukuk ve adalet içerisinde gereken cevabı vermeye her zaman hazırız. Hem milletimizin haklarını hem de adalet teşkilatımızın her bir ferdinin hakkını hukukunu koruma noktasında elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.”
Kiraz’ın şehit edilmesinin ardından teröristlerin ve onlara yardım edenlerin hak ettikleri karşılığı aldığını vurgulayan Tunç, “Ülkemizi, milletimizi, adalet teşkilatımızı hedef alan terör örgütü mensupları hangi kılığa bürünürse bürünsün, adı, sanı, cismi, cürmü ne olursa olsun, eninde sonunda adalet karşısında hesap vermekten kurtulamaz, adaletten kaçamaz. Kim bu suçu işlerse bedelini en ağır şekilde ödemeye mahkumdur.” görüşünü paylaştı.
“Terörün hiçbir haklı gerekçesi olamaz”
Adalet Bakanı Tunç, masum bir insanın yaşam hakkını elinden almanın bu dünyadaki en aşağılık, en büyük suçlardan biri olduğunu belirterek, terör örgütlerinin, hakkın, adaletin, insanlığın düşmanı oldukları için bu suçu işlemekten çekinmediklerini söyledi.
Her nerede ve her ne şekilde olursa olsun terörün bir insanlık suçu ve bu suçu işleyenlerin insanlığın ortak düşmanı olduğunun altını çizen Tunç, “Terör, dine, milliyete, coğrafyaya göre farklılık gösterecek bir tehdit değildir, terörün sana göresi, bana göresi olmaz, hiçbir haklı gerekçesi olmaz, olamaz.” dedi.
Türkiye’nin uzun yıllardır terör belasıyla mücadele eden, bu konuda ağır bedeller ödeyen bir ülke olduğunu hatırlatan Tunç, varlıklarına, birliklerine, kardeşliklerine göz dikenlerin, toplumsal birliklerini parçalamak isteyenlerin her fırsatta terör örgütlerini maşa olarak kullandıklarına işaret etti.
“Sürecin takibini yapıyoruz”
DHKP-C’li teröristler Emrah Yayla ve Pınar Birkoç’un, 6 Şubat’ta İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına yönelik gerçekleştirdiği terör saldırısını anımsatan Tunç, “İşte en son 6 Şubat’ta bir kez daha bunu, bu adliyede denediler. O alçak girişim, polislerimizin kahramanlığı sonucu bir faciaya dönüşmeden engellendi. Biz o gün buradaydık. Adalet personelimize, adliyemize yönelik saldırı girişimini en sert şekilde kınadık, sonrasındaki sürecin takibini yaptık ve yapıyoruz.” sözlerini sarf etti.
Tunç, bu ülkede, hiçbir zaman, hiç kimsenin, terörle masumların canına alçakça kastederek, kaos, kriz, korku ve kargaşa oluşturarak bir şey elde edemediğini vurgulayarak, “Bundan sonra da elde edemeyecek. Çünkü bu ülkenin mayası sağlamdır. Milletimiz bu tip hain tuzaklar karşısında tek yürek, tek bilek olmasını bilmiş, vatan mevzubahis olduğunda bütün alçak girişimleri, kalkışmaları her zaman boşa çıkarmasını bilmiştir. Hainlerin oyunlarını, tezgahlarını her zaman bozmuştur.” diye konuştu.
15 Temmuz’da verilen mücadelenin, bunun en destansı örneklerinden biri olarak tarihteki yerini aldığına dikkati çeken Tunç, “O gece bu vatan evlatları istiklali, istikbali için gözünü kırpmadan şehadete yürümüştür ve alçaklara, hainlere, terör örgütlerine fırsat vermemiştir. Kahraman milletimiz tanklara karşı vücudunu siper ederek asla bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. O karanlık gecede darbeye karşı duran vatan evlatlarına çirkin ifadelerle hakaret edenler, her zaman milletimizin vicdanında mahkum olacaklardır.” ifadesini kullandı.
Bakan Tunç, o gece, Mehmet Selim Kiraz’ın idealini, vatan ve millet sevdasını paylaşan, demokrasiye, milli iradeye saygılı, hukukun üstünlüğüne inanan kahraman yargı mensuplarının, milletle omuz omuza, hain kalkışmaya gereken cevabı hukuk çerçevesi içinde verdiklerini hatırlattı.
“Çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir Türkiye’de yaşamasının mücadelesini sürdüreceğiz”
Huzuru ve kardeşliği hedef alan terör örgütlerine gereken karşılığı vermeye devam edeceklerini kaydeden Tunç, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ülkemizin birliğini, beraberliğini korumaya ve ülkemizi geleceğe emin adımlarla taşımaya kararlıyız. Adı, sanı ne olursa olsun, bütün terör örgütleriyle mücadelemizi sonuna kadar sürdürmeye devam edeceğiz. Çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir Türkiye’de yaşamasının mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Tunç, şehit Savcı Kiraz’ın, bugün olduğu gibi, ülkenin kahraman bir evladı olarak hayırla rahmetle anılmaya devam edileceğini ve milletin gönlünde her zaman yaşayacağını belirterek, onu hain planlarla kalleş ve kanlı pusuyla şehit eden teröristlerin ise her zaman lanetleneceklerini ifade etti.
Terör örgütlerine destek olanlar ile terör örgütlerinin kanlı, hain suçlarına ortak olanların ise adalet karşısında hesap vermekten asla kurtulamayacağını vurgulayan Tunç, vatanın birliğine, milletin kardeşliğine, adalet teşkilatının görevini layıkıyla yerine getirmesine asla engel olunamayacağını kaydetti.
Bakan Tunç ve beraberindekiler, törenin ardından Kiraz’ın makam odasını ziyaret ederek, karanfil bıraktı. Burada Kiraz için Kur’an-ı Kerim okundu.
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD- YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 38 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının 268’i Irak’ın kuzeyinde, 378’i ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 646’ya ulaştığını söyledi.
Tuğamiral Aktürk, ayrıca bu hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı teröristin daha Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğunu aktardı.
Suriye’de istikrarın sürdürülmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edildiğini belirten Aktürk, Bahar Kalkanı Harekat bölgesinde meydana gelen araç kazası sonucu 23 Mart’ta şehit olan Tank Sözleşmeli Er Abdulkadir Akıncı’ya, rahmet diledi.
39 bin 412 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu 82 kişinin yakalandığını, 2 bin 572 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini aktardı.
Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2003’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 39 bin 412 olmuştur.” dedi.
Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, bugün Hatay’a bir ziyaret gerçekleştireceğini, yarın ise ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi heyetini kabul edeceğini aktardı.
Bölgesel ve küresel barışa katkılar
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya devam ettiğine dikkati çeken Aktürk, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, ramazan süresince Gazze’de ateşkes ilan edilmesi ve Gazze’ye insani erişim sağlanması kararını olumlu bir adım olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Tuğamiral Aktürk, “Beklentimiz, İsrail’in bu karara uymasıdır. Fakat Gazze’de artarak yaşanan zulmün son bulması adına kalıcı ateşkesin ilan edilmesi kaçınılmazdır. Uluslararası toplumu, kendi gözleri önünde yaşanan toplu katliamlara karşı ortak bir tutum sergilemeye ve vahşeti durdurmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm görevlerinin yanı sıra kara, deniz, hava ve siber alanda eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam ettiğini belirten Aktürk, bu kapsamda, Ağrı, Kars, Iğdır ve Tatvan’da düzenlenen Kış 2024 tatbikatının başarıyla icra edildiğini aktardı.
Aktürk, TCG Amasra mayın avlama gemisi tarafından NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 görevi kapsamında, Yunanistan’a liman ziyareti yapılmasının planlandığını söyledi.
Ayrıca NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevi kapsamında Romanya’da bulunan 4 adet F-16 uçağı ve personelin görev sürelerinin 31 Mart’ta sona ereceğini aktaran Aktürk, birliğin 2 Nisan’da Türkiye’ye döneceğini aktardı.
Envantere giren yeni silah sistemleri
Tuğamiral Aktürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliğinin ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığına işaret etti.
Aktürk, bu kapsamda, TÜBİTAK tarafından geliştirilen “Taşınabilir Atış Kontrol Birimi” sisteminin atış testlerinin başarıyla tamamlanarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edildiğini, 5 adet “Süper Mushshak” uçağının da Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın envanterine alındığını ifade etti.
Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin de planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Aktürk, 3 Mart’ta gerçekleştirilen Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavına 375 bin 409 kadın, 341 bin 113 erkek olmak üzere toplam 716 bin 522 adayın katıldığını bildirdi.
Aktürk, sınavda başarılı olan adayların okul tercihlerinin 3 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında alınacağını söyledi.
(Sürecek)
]]>ABD’NİN YPG’YE DESTEĞİ MASADA OLACAK
Bakanlık kaynaklarının açıklamasında “Sayın Bakanımız yarın Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’den dört üyeyi Bakanlığımızda kabul edecektir. Görüşmenin ikili askeri ilişkilerimizin gündeminde yer alan terörle mücadele ve ABD’nin PKK/ YPG’ye sağladığı destek başta olmak üzere, F-16 tedarik ve modernizasyon süreci, Kongre onayı bekleyen tedarik projeleri gibi hususlarda milli güvenlik hassasiyetlerimizin en üst seviyede dile getirilmesi için fırsat oluşturacağı değerlendirilmektedir.” ifadeleri yer aldı.

1 OCAK’TAN BU YANA 646 TERÖRİST ETKİSİZ
Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 38 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirten kaynaklar 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının 268’i Irak’ın kuzeyinde, 378’i ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 646’ya ulaştığını söyledi. Ayrıca bu hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı teröristin daha Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğu belirtildi.

39 BİN 412 KİŞİNİN SINIRDAN YASA DIŞI GEÇİŞİ ÖNLENDİ
Bakanlık kaynakları, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu 82 kişinin yakalandığını 2 bin 572 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini aktardı.
Konuyla ilgili “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2003’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 39 bin 412 olmuştur.” denildi.
GAZZE’DE ATEŞKES
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya devam ettiğine dikkati çeken kaynaklar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, ramazan süresince Gazze’de ateşkes ilan edilmesi ve Gazze’ye insani erişim sağlanması kararını olumlu bir adım olarak değerlendirdiklerini söyledi.

Kaynaklar “Beklentimiz, İsrail’in bu karara uymasıdır. Fakat Gazze’de artarak yaşanan zulmün son bulması adına kalıcı ateşkesin ilan edilmesi kaçınılmazdır. Uluslararası toplumu, kendi gözleri önünde yaşanan toplu katliamlara karşı ortak bir tutum sergilemeye ve vahşeti durdurmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.
PERSONEL VE ASKERİ ÖĞRENCİ ALIMI
Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin de planlandığı şekilde devam ettiğini belirten kaynaklar, 3 Mart’ta gerçekleştirilen Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavına 375 bin 409 kadın, 341 bin 113 erkek olmak üzere toplam 716 bin 522 adayın katıldığını bildirdi. Aktürk, sınavda başarılı olan adayların okul tercihlerinin 3 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında alınacağını söyledi.
HAVA KUVVETLERİNE AİT UÇAĞIN DENİZ KUVVETLERİNE VERİLMESİ
Bakanlık kaynakları, Hava Kuvvetlerine ait CN-235 Nakliye Uçağının Deniz Kuvvetlerine verilmesine dair soruya şu yanıtı verdi: “Dz.K.K.lığının harekat, ulaştırma ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Hv.K.K.lığından 1 yıl süre ile geçici olarak 1 adet CN-235 uçağı tahsis edilmiştir. Bahse konu tahsis işlemi Hv.K.K.lığı ile Dz.K.K.lığı arasında 2021 yılında imzalanan protokol kapsamında ihtiyaç duyuldukça gerçekleştirilmekte ve kalıcı olarak envanter transferi yapılmamaktadır.”
İZMİR’İ ZİYARET EDEN YUNANİSTAN GEMİSİNİN TÜRK BAYRAĞI ÇEKMEMESİ
Bakanlık kaynakları, sosyal medyada yer alan İzmir Limanı’nı ziyaret eden Yunan Gemisinin Türk bayrağı çekmemesi paylaşımlarına yönelik basın mensuplarına şu cevabı verdi:
“Mütekabiliyet esasları çerçevesinde bizim gemilerimiz de Yunanistan liman ziyareti gerçekleştirdiğinde Yunan bayrağı çekmiyor.”
BAZI GEMİ VE DENİZALTILARIN TEST VE EĞİTİM GEMİSİ SINIFINA AYRILMASI
Bakanlık kaynakları ayrıca, Dz.K.K.lığında Bazı Gemi ve Denizaltıların Test ve Eğitim Gemisi Sınıfına Ayrılmasına ilişkin şunları belirtti:
“Yavuz Sınıfı Fırkateynlerden TCG YAVUZ ve TCG FATİH’in (FFGH), Doğan Sınıfı Hücumbotlardan TCG TAYFUN ve TCG VOLKAN’ın (PGFG), Engin Sınıfı Mayın Avlama Gemilerinden TCG EDREMİT’in (MHC); ekonomik ömürlerinin sonuna yaklaşmaları ve cihazlarının demode olmasına bağlı olarak harekât etkinliklerinin azalması nedeniyle eğitim/test gemisi olarak kullanılabilmeleri maksadıyla mevcut tip göstergeleri, yardımcı sınıf gemileri tanımlayan bir tip göstergesi olan “AG” olarak belirlenmiştir.”
ANADOLU KARTALI TATBİKATININ İCRA EDİLMEMESİ
Bakanlık Kaynakları, Uluslararası Anadolu Kartalı Tatbikatının 2024 yılında neden icra edilmeyeceği konusunda ise şunları kaydetti:
“NATO Güvenlik Yatırımları Programı kapsamında Mayıs 2023 ile Mayıs 2025 tarihleri arasında 3’üncü Ana Jet Üs K.lığı/Konya’da gerçekleştirilmekte olan Konya Havaalanı Ana pist restorasyonundan dolayı 2024 yılı Uluslararası Anadolu Kartalı Eğitimi icra edilmeyecektir. Uluslararası Anadolu Kartalı Eğitimi’nin 2025 yılının Haziran ayında 3’üncü Ana Jet Üs K.lığı/Konya’da icra edilmesi planlanmaktadır. Millî Anadolu Kartalı Eğitimi ise uçaklar kendi meydanlarından kalkış-iniş yapacak şekilde 15-26 Nisan 2024 tarihleri arasında icra edilecektir.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Güler, Gazi Orduevinde düzenlenen iftar programında şehit aileleri ve gazilerle bir araya geldi.
İftardan sonra konuşan Bakan Güler, “Bu aziz toprakları bizlere vatan yapan, şehit ve gazilerimizin kanıdır. İstiklal Marşı’mızın ‘şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda’ mısrasında da ifade edildiği gibi vatanımızın her karış toprağında aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kanları vardır. Bu toprakları, binlerce yıldır bize vatan kılan şehit ve gazilerimiz; vatanımıza olan sarsılmaz sevdamızın ölümsüz temsilcileri, asil milletimizin kahramanlık ve fedakarlığının ebedi mimarlarıdır.” ifadesini kullandı.
Kahraman gazilerin “ölürsek şehit, kalırsak gazi” anlayışıyla canla başla verdikleri mücadelenin, asil milletin sarsılmaz iman, tevekkül, cesaret ve yiğitliğinin en somut göstergesi olduğunu vurgulayan Güler, “Bugün kutsal vatanımızda başı dik ve özgür yaşamamızı, hiç çekinmeden canlarını feda eden aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Yazdığınız kahramanlık destanları sonsuza kadar yaşayacaktır. Sizlerle ne kadar gurur duysak, kahramanlıklarınızla ne kadar övünsek azdır. Biz bir aileyiz ve her zaman sizlerin yanındayız.” diye konuştu.
Bakan Güler, şehit ve gazilerin haklarının asla ödenmeyeceğinin altını çizerek, “Bizler, büyük bir aile olarak acılarınızı paylaşmak ve gözyaşlarınızı dindirmek için daima yanınızda olacak, sizleri asla yalnız bırakmayacağız. Bu kapsamda kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin her alanda hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz.” açıklamasında bulundu.
“Terör örgütünün kökünü kazıyacağız”
Türkiye’nin terörle 40 yıla yakın bir süredir mücadele ettiğine dikkati çeken Güler, “Bu süreçte şehit ve gazilerimiz oldu. Her defasında yüreğimiz derinden yandı ve büyük acılar yaşadık. Ancak hiçbir hain saldırı bizi yıldıramadı. Ülkemizin, milletimizin huzur ve güvenliğine kasteden kalleş terör örgütü mensupları, işte bu vatana adanmışlık duygusuyla mücadele eden kahraman Mehmetçiğin pençesinden kurtulamadı, kurtulamayacaktır.” dedi.
Teröre büyük darbe vurulduğunun altını çizen Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yılbaşından itibaren 644, 2015’ten bu yana 40 bin 213 terörist etkisiz hale getirildi. Yürüttüğümüz operasyonlarla, sahada kurduğumuz hakimiyeti daha da güçlendirmekte kararlıyız. Terör örgütünün en ufak bir şekilde kıpırdanmasına, belini doğrultmasına izin vermeyeceğiz. Bu amaçla, gözümüzün değmediği ve ayağımızın basmadığı alan bırakmayarak terör bataklığını kurutacak, ülkemize, milletimize ve komşularımıza tehdit oluşturan terör örgütünün kökünü kazıyacağız. Son çırpınışlarını veren teröristlerin başı, tereddütsüz bir şekilde ezilecektir.”
“Başarılarda en büyük pay, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize aittir”
Mücadelenin terör yok oluncaya dek süreceğini belirten Bakan Güler, şunları kaydetti:
“Türkiye, köklü tarihi ve stratejik coğrafyası, etkin, saygın ve caydırıcı ordusu ile yerli, milli ve modern savunma sanayisi, uluslararası barış ve istikrara sağladığı önemli katkılarla dünyada yükselen bir güç haline gelmiştir. Elbette, bugüne kadar elde ettiğimiz tüm başarılarda en büyük pay, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize aittir. Onların bizlere bıraktığı bu kutsal emanete sahip çıkmak, vatanımıza ve milletimize olan borcumuzu ödemek, sorumluluklarımızı en iyi şekilde yerine getirmek, boynumuzun borcudur.”
]]>Fidan, İstanbul’un Sarıyer ilçesinde, Karadeniz Eğitim Kültür ve Çevre Koruma Vakfının düzenlediği iftarda konuştu.
Vakıf temsilcilerine davetleri dolayısıyla teşekkür eden Fidan, katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.
Fidan, “Devlet hayatında olsun, millet hayatında olsun, başarıya giden yol birlik ve beraberlikten geçiyor. Bir dava etrafında kenetlenmekten geçiyor. Binlerce yıllık tarihimiz, şartlar ne olursa olsun bizlere bir ve beraber olmayı öğütlüyor.” ifadelerini kullandı.
20 yılı aşkın süredir devletin ve milletin birliğini ve bekasını ilgilendiren görevlerde bulunduğunu aktaran Fidan, bu sürede birliğin başarıyı getirdiğini tecrübe ettiğini dile getirdi.
Fidan, “Ancak bu birlik kendiliğinden olmuyor, kolay sağlanmıyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu milletin bütün kahramanlarını, bütün neferlerini, büyük ve güçlü Türkiye davasında birleştirdi.” diye konuştu.
Türkiye’nin 21 yılda vesayet zincirlerini kırdığını, kalkınmayı sağladığını, milli savunma sanayisinde yeni bir çığır açtığını, enerji güvenliğini sağladığını dile getiren Fidan, bunlarla da yetinmeyerek Türk Devletleri Teşkilatı’nı kurduğunu, yenilikçi diplomatik girişimler geliştirdiğini ve ” İsrail’i vahşetiyle bir başına bırakan uluslararası bir baskı” oluşturduğunu söyledi.
Fidan, terörle mücadelede de eşi benzeri görülmemiş başarılar kazanıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Vizyoner liderlik, artan milli kabiliyetlerle birleşince PKK’sından FETÖ’süne, DHKP-C’sinden DEAŞ’ına, bütün terör örgütlerinin belini kırdık. Gelinen noktada hamdolsun, terör odaklarına alan da bırakmıyoruz, nefes de aldırmıyoruz, göz de açtırmıyoruz.”
Yurt içinde yaşam alanı bulamayan terör örgütlerinin çareyi dışarıda aradığını belirten Fidan, bazı ülkelerde konumlarını tahkim etme derdine düşen terör örgütlerine karşı Türkiye’nin tavrının çok net olduğunu dile getirdi.
Fidan, “Arkasında kim olursa olsun, Irak’tan Suriye’ye uzanan bir terör koridoru kurulmasına asla izin vermeyeceğiz. Milli güvenliğimizi ilgilendiren her konuda gerekli her tür önlemi aldık, alıyoruz, alacağız. Bunun için de kimseden icazet beklemeyeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni dönemde, komşu ülkelerle dayanışma içinde terörün kökünü kurutmaya kararlı olduklarını belirten Fidan, ilk adımı Irak’la attıklarını ve gerisinin de geleceğini vurguladı.
Fidan, komşu ve bazı müttefik ülkelerin topraklarında bulunmasına izin verdiği ve göz yumduğu terör örgütlerinin bir gün onların da başına bela olacağını yıllardır söylediklerini ve dediklerinin çıktığını belirterek, şöyle devam etti:
“Bu sığ tartışmaları işiten ve belki de üzülen yurt dışındaki kardeşlerimize sesleniyorum; içiniz ferah olsun. Türkiye Cumhuriyeti, bütün güç ve imkanlarıyla sizlerin arkasındadır. Teröristlerin, ırkçıların, Türk ve İslam düşmanlarının sizlere zarar vermesine asla müsaade etmeyeceğiz.”
“Güçlü Türkiye” derken bir milli şahlanış döneminden bahsedildiğini anlatan Fidan, bugüne kadar yapılanlarla yetinilmemesi ve Türkiye’yi daha ileri götürmek için daha fazla mücadele edilmesi gerektiğini, 31 Mart seçimlerinin yerelden küresele her alanda şahlanış için bir şans olduğunu anlattı.
Fidan, ” Ukrayna’da savaşın geniş bir coğrafyaya yayılmaması için, yeni bir enerji ve gıda krizi çıkmaması için, verdiğimiz bütün mücadelenin ana sahnesi Boğazlar ve Karadeniz…Sarıyer bu yüzden akışına bırakabileceğimiz bir yer asla değil. Bunlar ve diğer bütün aciliyet arz eden konularda etkin şekilde ilerlemek için, Ankara ile İstanbul arasında, Ankara ile Sarıyer arasında uyumu ve fikir birliğini yeniden sağlamak şart.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Sarıyer Belediye Başkan adayı Hüseyin Coşkun’un bu uyumu sağlamak için yetki istediğini söyleyen Fidan, Coşkun ve Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u halka emanet ettiklerini belirtti.
Fidan, konuşmasını “Öyleyse haydi vira bismillah. 31 Mart’ta Sarıyer kazansın. İstanbul kazansın, Türkiye kazansın. Nazik misafirperverliğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Rabbim ibadetlerimizi, dualarımızı, oruçlarımızı kabul eylesin. Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun.” sözleriyle tamamladı.
(Bitti)
]]>BBP Eskişehir İl Başkanlığı tarafından kentteki bir düğün salonunda düzenlenen iftar programında konuşan Destici, İsrail’in, Gazze’de 35 bin masum insanı katlettiğini söyledi.
İsrail’in Gazze’de bir orduyla ve silahlı güçle savaşmadığını belirten Destici, “Kadınları, çocukları, yaşlıları ve masumları katlediyor. 2 gün öncesine kadar Birleşmiş Milletler bir karar alamadı. Nihayetinde 2 gün önce Amerika Birleşik Devletleri sessiz kaldı, veto hakkını kullanmadı. Şartsız ateşkese ‘evet’ demedi ama en azından veto etmedi. Birleşmiş Milletlerde 5 daimi ülkenin veto hakkı var. Bunlar veto ettiğinde geriye kalan yüzlerce ülke ‘evet’ dese de o karar oradan çıkmıyor.” diye konuştu.
Birleşmiş Milletlerin İsrail’e ve Hamas’a tam kesintisiz, şartsız ateşkes çağrısında bulunduğunu dile getiren Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Katil ve terörist İsrail, bunu kabul etmediği gibi bir milletvekili, bir sözcüsü ne diyor? ‘Ramazan ayı, Filistinlileri, Gazzelileri öldürmek için en uygun zaman. Çünkü onlar ramazanda aç kalıyorlar, yorgun düşüyorlar.’ diyor. Bunlar böyle insanlık dışı yaratıklar, böyle ahlak dışı yaratıklar. Onlar ve dünyadaki bütün zalimler şunu bilsinler ki bu kalplerde iman ateşi yandığı sürece dünyada İslam da Müslümanlar da Türkler de var olacak ve elbet bir gün adaleti getirecektir.”
Hain ve katil PKK terör örgütünün Türkiye’nin sınırları dışında saldırılar düzenlediğini ifade eden Destici, “Son birkaç gün içinde bu sefer de Avrupa’da önce Belçika’da daha sonra Almanya’da Türklere karşı, Türk vatandaşlarına karşı milliyetçi, maneviyatçı, yapılarımıza karşı ve konsolosluklarımıza karşı saldırılar düzenlediler. Öncelikle bu saldırıları lanetliyoruz. Elbette ki devletimiz, hükümetimiz, Dışişleri Bakanlığımız, Büyükelçiliklerimiz, konsolosluklarımız gerekli adımları atıyor. Onlara orada hadlerini bildiren kardeşlerimiz de var. Onlarla da gurur duyuyoruz. Onları da tebrik ediyoruz. Avrupalı ülkelerin kendilerini koruyup kollamasından cesaret alan teröristler şunu bilsinler ki biz Türklerin de bir sabrı vardır. Sabrımızı taşırırlarsa nerede olurlarsa olsunlar, isterse Belçika’da, isterse Almanya’da, isterlerse de Kandil’de de olsalar, Türk milletinin her bir ferdi onları bulur ve ihanetlerinin bedelini er ya da geç bir gün ödetir.” dedi.
Destici, PKK yandaşlarını koruyan Avrupa ülkelerine seslenerek şöyle konuştu:
“Bakın, Rusya’da yaşananları gördük. Biz, terör kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın lanetliyoruz. Rusya’daki terör saldırısını da lanetliyoruz. Orada ölen insanlar için de üzgünüz. Çünkü onlar da masum insanlar. Onların ailelerine de taziyede bulunuyoruz. Rusya’ya da bir şey söylüyoruz; yıllardan beri PKK terör örgütünü destekledin. Şu anda PYD, YPG’yi destekliyorsun. Moskova’da PKK’nın, PYD’nin büroları var. Eğer ülkende terör saldırısı istemiyorsan teröre karşı her zaman ortak mücadele… Avrupa ülkelerine de sesleniyoruz; bugün terörü kolluyorsunuz ama yarın namluları size döndüğünde, bombaları sizin ülkenizde patladığında aklınız başınıza gelir. O zaman geç kalırsınız. Onun için Türkiye’nin uyarılarını dikkate alacaksınız. Teröre karşı Türkiye’nin yanında işbirliği ve mücadele yapacaksınız.”
31 Mart yerel seçimleri öncesi CHP başta olmak üzere bazı siyasi partilerin terör örgütünün uzantılarıyla İstanbul başta olmak üzere Mersin’de ve başka şehirlerde ‘kent uzlaşısı’ adı altında işbirliği yaptıklarını söyleyen Destici, “Bunları reddediyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisinin aklı başında olan yöneticilerine diyoruz ki ‘Buna dur’ deyin. CHP’nin tabanına diyoruz ki ‘Bakın teröristlerle işbirliği yapanlar sizin temsilcileriniz olamaz. Onların her şartta, her dediklerini kabul etmeyin ve buna karşı çıkın ve teröristlerle işbirliğini, terör uzantılarıyla işbirliğini reddedin.’ Eğer buna devam ediyorlarsa o zaman oyunuzu gelin, Cumhur İttifakı partilerine verin diyoruz.” ifadesini kullandı.
Destici’ye BBP İl Başkanı Taha Baksan tarafından hediye verildi. Programa, AK Parti MKYK Üyesi Ali Demirel, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, Cumhur İttifakı Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp, AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Ümit Sezer ve çok sayıda partili katıldı.
]]>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme dair yazılı açıklamada bulundu. Bahçeli, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçimi’nde Türk milletinin iradesinin sandığa yansıyacağını belirterek, “Türkiye’nin milli varlığı ve milli istikbali için bu seçimler hayati önemde, stratejik değerdedir. Ayırmadan, ayrışmadan, aldatanlara ve ayrılıkçı emellere aldanmadan, elbette demokratik akıl ve ahlakla 31 Mart eşiğinin aşılması en temel arzumuzdur. ‘Güçlü yasama, kararlı yürütme, uyumlu belediye’ hedefinin bütünüyle gerçekleşebilmesi için artık sayılı günler kalmıştır. Yerel yönetimlere vurulan zillet prangalarının sökülüp atılması sadece bir zaman meselesidir. Adına ‘kent uzlaşısı’ denilen, aslı ‘PKK ittifakı’ olan karanlık oluşumun milli irade marifetiyle çökertilerek ülkemizin önünün açılması mukadder bir akıbettir. DEM’in ve CHP’nin yönetimi altında bulunan belediyelerin kötü ve kötürüm hallerine daha fazla tahammül etmek, sabır göstermek, seyirci kalmak ne mümkün ne de muhtemeldir. Bu nedenle DEM’lenmiş CHP’nin perdesi 31 Mart’ta kapanmalıdır” diye konuştu.
“Rusya’da sivil ve masum insanların canına kasteden kanlı terör saldırısını tüm varlığımla lanetliyorum”
“Merkezi yönetime hakim olan siyasi ve idari istikrar aynısıyla yerel yönetimlere de sirayet etmeli, Türkiye’miz herhangi bir yol kazasına maruz kalmadan yükselişini sürdürmelidir” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:
“14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri önümüzdeki pazar günü pekişmeli, Türk ve Türkiye Yüzyılı seferberliği güçlü bir ivme almalıdır. Bölgesel ve küresel gelişmelerin karmaşık yapısı, hatta bulaşıcı mahiyetli kaotik seyri Türkiye’nin dikkatli ve uyanık olmasını mecburi hale getirmektedir. Bilhassa çevremizin terör kuşatmasına alındığı ortadadır. 22 Mart 2024 Cuma günü Moskova’daki bir konser salonuna düzenlenen terör saldırısında 139 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda insan da yaralanmıştır. Müteessir bir hissiyatla Rusya Federasyonu’na taziyelerimizi iletiyor, sivil ve masum insanların canına kasteden kanlı terör saldırısını tüm varlığımla lanetliyorum. Terörizm insanlığın ortak düşmanı olup, topyekun mücadele etmek küresel huzur, refah ve güvenliğin teşkili adına zorunluluktur. İleri sürülecek hiçbir bahane, iddia edilecek hiçbir tez ve iddia terörizmin çok boyutlu kumpas ve komplikasyonlarını, bununla mündemiç terör örgütlerinin cinayet ve hıyanet döngüsünü haklı gösteremeyecektir. Hangi coğrafyada sökün ederse etsin, terörün ve bölücülüğün her türü mutlak surette etkisiz hale getirilmelidir. 22 Mart Moskova saldırısını resmiyette DEAŞ-K terör örgütü üstlense de geniş açıdan bakıldığında bazı ülke ve istihbarat kuruşlarının bu saldırının arka planında rol paylaşımı içinde hareket ettiğini, bundan mülhem bölgesel krizi derinleştirmek amacına matuf sistematik nitelikli tahrik ve tertip ortamını genişletmenin planlandığını ileri sürmek vehim olarak değerlendirilmemelidir. Nitekim benzeri uyarıların geçmişte ülkemizde de yapıldığı gibi, ABD’nin Moskova Büyükelçiliği’nin 9 Mart 2024 tarihinde bu ülkede bulunan vatandaşlarını konserler dahil kalabalık alanlardan uzak durmaya çağırması çok dikkat çekicidir. 22 Mart terör saldırısından sonra Rusya Federasyonu yönetimi, Ukrayna’yla olan çatışmaları özel operasyon kavramı yerine düpedüz savaş olarak tanımlamaya başlamıştır. Üçüncü dünya savaşı tartışmalarının kızıştığı; Avrupa-Rusya, NATO-Rusya savaş söylentilerinin maalesef yaygınlık kazandığı bir dönemde Rusya’nın 11 Eylül’ü olarak tarif edilen terör saldırısı felaket senaryolarına yeni bir halka eklemiştir.”
“Mübarek Ramazan ayında ateşkes çağrısı bir nebze de olsa teselli vericidir”
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze’de ilk defa ateşkes çağrısı yapmasını da ifade eden MHP lideri Bahçeli, “Bir nebze de olsa teselli vericidir. Mübarek Ramazan ayında bu ateşkes çağrısına tarafların riayet ederek kalıcı hale getirilmesi, adil ve hakkaniyetli bir barış ortamıyla iki devletli çözümün vasat bulması bölge ve dünya huzuruna muhkem bir destek sağlayacaktır” dedi.
“Bir vatandaşımızın yaralanması ve Ülkü Ocağımızın kundaklanması hainlerin nerelere kadar yuvalandığını açıkça gözler önüne sermiştir”
Geçtiğimiz günlerde Belçika’da Türklerin yaşadığı mahallelerdeki saldırılara de değinen Bahçeli, şunları aktardı:
“Belçika’da bir Türk mahallesine bölücü teröristlerin saldırması, bir vatandaşımızın yaralanması ve Ülkü Ocağımızın kundaklanması hainlerin nerelere kadar yuvalandığını açıkça gözler önüne sermiştir. CHP’nin ortakları her yerde Türk vatandaşlarına nefret saçmaktadır. Ülkü Ocağımızı yakmaya kalkışan hainler kuşkusuz bu alçak eylemlerinin hesabını mutlaka vereceklerdir. Ocağımızı ateşe verenlerin iki dünyası da cehennem ateşindedir ve sabrımızı test etmeye hiçbir bedhah, hiçbir Türkiye düşmanı cüret etmemelidir. Bu vesileyle Belçika’daki gönül ve kültür elçilerimizi yürekten selamlıyor, geçmiş olsun dileklerimi paylaşıyor, provokasyonlara karşı tedbirli ve sağduyulu şekilde hareket etmelerini bekliyorum. DEM’lenmiş CHP’nin terörist yandaşları Türkiye’nin gücünü ve kudretini tanıyacaklar ve tadacaklardır. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. 31 Mart imtihanından vatan ve millet sevdalıları alınlarının akıyla çıkmalıdır. Bölgesel ve küresel gelişmelerin sarpa sardığı böylesi bir dönemde merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında en küçük farklılık ve uçurum milli bekamız, milli güvenliğimiz ve milli geleceğimiz için öngörülemeyecek sıkıntılar doğuracaktır.”
“Barışmak ve kucaklaşmak için fırsat arayan her vatandaşımı Türkiye ve Türk milleti ortak değerleri etrafında buluşmak için Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Cumhur İttifakı’na davet ediyorum”
31 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek Mahalli İdareler Seçimi’ne de değinen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ayırmadan, ayrışmadan Türkiye için canla başla çalışacaklarını belirterek, “Barışmak ve kucaklaşmak için fırsat arayan her vatandaşımı Türkiye ve Türk milleti ortak değerleri etrafında buluşmak için Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Cumhur İttifakı’na davet ediyorum. Neye inanırsak inanalım, hangi partiye, fikriyata veya ideolojiye gönül verirsek verelim, doğduğumuz yöre, kökenimiz, mezhebimiz ne olursa olsun, helal oyumuzu kullanmak için sandığa gidip Türk milleti ortak paydasında buluşmak, Türkiye’mizin gücüne güç katmak hepimizin ve herkesin hedefi olmalıdır. Cumhur bizim, Türkiye hepimizindir. Hüsran siyasetiyle hizmet siyaseti aynı kefeye koyulmamalıdır. Entrika siyasetiyle erdem siyaseti aynı kalıba sokulmamalıdır. Doğruya doğru, yanlışa yanlış, haine hain, kahramana da kahraman demek maşeri vicdanın onurlu duruşudur. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı vatandaşlarımıza mutlu ve müreffeh bir hayat imkanı sunmak, güvenli ve huzurlu bir geleceği elbirliğiyle inşa etmek için çok çalışacaktır” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>İstasyon meydanında halka hitap eden Erdoğan:
“Herkesle oturur konuşuruz ama, kapımız teröristlere de, terör örgütü güdümünde siyasetçilik oynayanlara da kapalıdır”
“Bu millete 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi, bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok”
“Kürt kardeşlerimizi bu çarpık siyasetin mezesi haline getirdiler”
“CHP’yi utanmadan Kürt kardeşlerimize umut diye pazarlıyorlar”
“CHP’yi allayıp pullayıp size dayatıyorlar”
DİYARBAKIR – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstasyon Meydanında Diyarbakırlı seçmenlerine seslendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında terör örgütü ve terör örgütü güdümünde olan siyasi partiler dışında bir çözüm sürecine işaret etti, Erdoğan, “Bu ülkede 85 milyonun huzuru esenliği için bir şey yapılacaksa hemen yapılmalıdır. 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi, bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok. Artık ülkemizi bu yükten sadece güvenlik açısından değil, diğer tüm boyutlarıyla tamamen kurtarma vakti. Bunun için ipleri başkasının elinde olmayan herkesle oturur konuşuruz. Herkesle oturur konuşuruz ama, kapımız teröristlere de, terör örgütü güdümünde siyasetçilik oynayanlara da kapalıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstasyon Meydanında 70 bin kişiye hitap ettiklerini söyledi. Erdoğan, “Bölgede İslam’a kapılarını ilk açan şehir Diyarbakır ile aynı sevdaya mensup olmaktan dolayı iftihar duyuyorum. Allah’ın izni ile bizim Diyarbakır ile kardeşliğimizi kimse yıkamayacak” diye konuştu.
“DEM benim Kürt kardeşimin iradesini işportaya çıkarmıştır”
CHP ile DEM Partinin kirli bir ittifak kurduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kirli bir ittifak kurdular. Ama her iki partideki bir avuç siyaset baronu ne olup bittiğini bilmiyor. Bavul bavul dolarlar nereden geliyor nereye gidiyor. Meclis üyeliklerini neyle satın alıyor, bunların yaşandığı bir yerde ilkeli bir ittifaktan söz edebilir mi? DEM benim Kürt kardeşimin iradesini işportaya çıkarmıştır. Dikkat ederseniz seçmenin fikrini zikrini düşünen kimse yok. Birilerinin ihtiraslarına uyan kirli pazarlıklar var. Kürt kardeşlerim böyle bir hakareti ve yok sayılmayı asla hak etmiyor. Türkiye geçmişte omurgasızlığın, riyakarlığın sembolu zübük siyasetin acısını çok çekti. Demokratik siyaset plavraları ile oylarınıza ipotek koydular. Diyarbakır huzuru da özgürlüğü de yatırımı da hizmeti de refafı da AK Parti döneminde görmedi mi. Onlar sizin iradenizle seçtiğiniz belediye başkanlarını dağdan getirdikleri teröristlere mahsenelerde tokatlatırken biz Diyarbakır yıldızını parlatmak için uğraşmadık mı? Onlar Suru’a hendek kazarken biz sorunları bitirmek için uğraşmadık mı? Onlar her evden bir cenaze çıkarırken biz evlatlarımızın geleceği için çırpınmadık mı? Onlar esnafımızı haraca bağlarken biz açtığımız üniversitelerle çocuklarımıza daha güzel bir gelecek için çalışmadık mı? Onlar yollara mayın döşerken biz kalkınmanın düşlerini kurmadık mı? Onlar ülke ve millet düşmanı ne kadar marjinal varsa hepsini Diyarbakır’a getirip propaganda peşinde koşarken biz sadece sizlerin kalbini kazanmanın yollarını aramadık mı? Onlar kan dökerek iradenizi haciz ederken biz demokrasiyi güçlendirmedik mi? Bu örnekleri saatlerce saymak mümkün. Bu söylediklerimiz eksik varsa dilediğiniz tasarrufu yapma hakkına sahipsiniz” şeklinde konuştu.
Gelin Türkiye yüzyılını birlikte inşa edelim
Diyarbakır’dan tüm Kürt seçmenlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye yüzyılını birlikte inşa etme çağrısında bulundu. Erdoğan, “Gelin yeni bir dönemin kapılarını birlikte aralayalım Türkiye yüzyılını birlikte inşa edelim. Bugün de Diyarbakır’a 21 yıldır yürüttüğümüz demokrasinin yeni safasında desteğinizi istemeye geldim. 31 martta sandıklar değil, eser ve hizmet siyaseti ile istismar ve pazarlık siyaseti yarışıyor. Milli çıkarlarımızı savunurken kimin kuyruğuna bassak hemen soluğu PKK’nın yanında alıyor. DEAŞ denen emperyalist kuklasına göz açtırmıyoruz PKK’ya da sınırlarımız içinde eylem yapamaz hale getirdik, sınırlarımız ötesinde de adım adım güveni oluşturuyoruz. Bu durum karşımızda isteyen herkesin ülkemize karşı kullanabileceği bir maşa olduğunu değiştirmiyor. Çevremizdeki ülkeler kan ve ateş çemberinde kıvranırken bizim huzurumuzu ve güvenimizi bozmaya müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Yeni bir çözüm sürecini işaret etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da yeni bir çözüm sürecine işaret etti. Erdoğan, bir 40 yıl daha terör sorununun devam etmesine müsaade etmeyeceklerini belirterek, terör ve terör yandaşı siyasi oluşumların dışında kapılarının herkese açık olduğunu dile getirdi. Erdoğan, “Siyaset millete hizmet etmektir. Biz zihni özgür, vicdanı özgür, ahlakı kamil herkesle oturur konuşuruz Emperyalistlere kuklalık etmeyenlerle oturur konuşuruz. Milletimizin birliğine devletimizin bekasına saygı duyan herkesle oturur konuşuruz. Türkiye yüzyılında bizimle birlikte yol yürümek isteyen herkesle oturur konuşuruz. Bu ülkede 85 milyonun huzuru esenliği için bir şey yapılacaksa hemen yapılmalıdır. 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok. Artık ülkemizi bu yükten sadece güvenlik açısından değil diğer tüm boyutlarıyla tamamen kurtarma vakti. Bunun için ipleri başkasının elinde olmayan herkesle oturur konuşuruz. Herkesle oturur konuşuruz, kapımız teröristlere de, terör örgütü güdümünde siyasetçilik oynayanlara kapalıdır. İnsanımızın sorunlarını çözme, yaralarını sarma yönünde çaba göstermeyenlerin siyasetinden kimseye hayır gelmez. Kürt kardeşlerimizi bu çarpık siyasetin mezesi haline getirmek için oynadıkları oyunu hayretle seyrediyorum. CHP’yi utanmadan Kürt kardeşlerimize umut diye pazarlıyorlar. CHP’yi allayıp pullayıp size dayatıyorlar. Bunların hangi çıkarın temsilcileri olduklarını bavul dolusu para görüntüleri yeterli sanırım. 31 mart Kürt kardeşlerimizin özgür iradeleriyle kendileri ve şehirlerinin geleceğine karar vereceği bir seçim olmasını diliyorum” diye konuştu.
Eser ve hizmet siyasetleriyle 21 yılda Diyarbakır’a 265 milyar lirayı aşkın yatırım yaptıklarını dile getiren Erdoğan, belediye başkan adaylarını tanıttıktan sonra mitingini bitirdi.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstasyon Meydanı’nda 70 bin kişiye hitap ettiklerini söyledi. Erdoğan, “Bölgede İslam’a kapılarını ilk açan şehir Diyarbakır ile aynı sevdaya mensup olmaktan dolayı iftihar duyuyorum. Allah’ın izni ile bizim Diyarbakır ile kardeşliğimizi kimse yıkamayacak” diye konuştu.
“DEM benim Kürt kardeşimin iradesini işportaya çıkarmıştır”
CHP ile DEM Parti’nin kirli bir ittifak kurduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama her iki partideki bir avuç siyaset baronu ne olup bittiğini bilmiyor. Bavul bavul dolarlar nereden geliyor nereye gidiyor. Meclis üyeliklerini neyle satın alıyor, bunların yaşandığı bir yerde ilkeli bir ittifaktan söz edebilir mi? DEM benim Kürt kardeşimin iradesini işportaya çıkarmıştır. Dikkat ederseniz seçmenin fikrini, zikrini düşünen kimse yok. Birilerinin ihtiraslarına uyan kirli pazarlıklar var. Kürt kardeşlerim böyle bir hakareti ve yok sayılmayı asla hak etmiyor. Türkiye geçmişte omurgasızlığın, riyakarlığın sembolü zübük siyasetin acısını çok çekti. Demokratik siyaset palavraları ile oylarınıza ipotek koydular. Diyarbakır huzuru da özgürlüğü de yatırımı da hizmeti de refahı da AK Parti döneminde görmedi mi? Onlar sizin iradenizle seçtiğiniz belediye başkanlarını dağdan getirdikleri teröristlere mahzenlerde tokatlatırken, biz Diyarbakır yıldızını parlatmak için uğraşmadık mı? Onlar Sur’da hendek kazarken biz sorunları bitirmek için uğraşmadık mı? Onlar her evden bir cenaze çıkarırken biz evlatlarımızın geleceği için çırpınmadık mı? Onlar esnafımızı haraca bağlarken biz açtığımız üniversitelerle çocuklarımıza daha güzel bir gelecek için çalışmadık mı? Onlar yollara mayın döşerken biz kalkınmanın düşlerini kurmadık mı? Onlar ülke ve millet düşmanı ne kadar marjinal varsa hepsini Diyarbakır’a getirip propaganda peşinde koşarken, biz sadece sizlerin kalbini kazanmanın yollarını aramadık mı? Onlar kan dökerek iradenizi haczederken, biz demokrasiyi güçlendirmedik mi? Bu örnekleri saatlerce saymak mümkün. Bu söylediklerimizde eksik varsa dilediğiniz tasarrufu yapma hakkına sahipsiniz” şeklinde konuştu.
“Gelin Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edelim”
Diyarbakır’dan tüm Kürt seçmenlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa etme çağrısında bulundu. Erdoğan, “Gelin yeni bir dönemin kapılarını birlikte aralayalım, Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edelim. Bugün de Diyarbakır’a 21 yıldır yürüttüğümüz demokrasinin yeni safhasında desteğinizi istemeye geldim. 31 Mart’ta sandıklar değil, eser ve hizmet siyaseti ile istismar ve pazarlık siyaseti yarışıyor. Milli çıkarlarımızı savunurken kimin kuyruğuna bassak hemen soluğu PKK’nın yanında alıyor. DEAŞ denen emperyalist kuklasına göz açtırmıyoruz PKK’yı da sınırlarımız içinde eylem yapamaz hale getirdik, sınırlarımız ötesinde de adım adım güveni oluşturuyoruz. Bu durum karşımızda isteyen herkesin ülkemize karşı kullanabileceği bir maşa olduğunu değiştirmiyor. Çevremizdeki ülkeler kan ve ateş çemberinde kıvranırken bizim huzurumuzu ve güvenimizi bozmaya müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Yeni bir çözüm sürecini işaret etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da yeni bir çözüm sürecine işaret etti. Erdoğan, bir 40 yıl daha terör sorununun devam etmesine müsaade etmeyeceklerini belirterek, terör ve terör yandaşı siyasi oluşumların dışında kapılarının herkese açık olduğunu dile getirdi. Erdoğan, “Siyaset millete hizmet etmektir. Biz zihni özgür, vicdanı özgür, ahlakı kamil herkesle oturur konuşuruz Emperyalistlere kuklalık etmeyenlerle oturur konuşuruz. Milletimizin birliğine, devletimizin bekasına saygı duyan herkesle oturur konuşuruz. Türkiye Yüzyılı’nda bizimle birlikte yol yürümek isteyen herkesle oturur konuşuruz. Bu ülkede 85 milyonun huzuru, esenliği için bir şey yapılacaksa hemen yapılmalıdır. 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi, bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok. Artık ülkemizi bu yükten sadece güvenlik açısından değil diğer tüm boyutlarıyla tamamen kurtarma vakti. Bunun için ipleri başkasının elinde olmayan herkesle oturur konuşuruz. Herkesle oturur konuşuruz ama kapımız teröristlere de, terör örgütü güdümünde siyasetçilik oynayanlara da kapalıdır. İnsanımızın sorunlarını çözme, yaralarını sarma yönünde çaba göstermeyenlerin siyasetinden kimseye hayır gelmez. Kürt kardeşlerimizi bu çarpık siyasetin mezesi haline getirmek için oynadıkları oyunu hayretle seyrediyorum. CHP’yi utanmadan Kürt kardeşlerimize umut diye pazarlıyorlar. CHP’yi allayıp pullayıp size dayatıyorlar. Bunların hangi çıkarın temsilcileri oldukları bavul dolusu para görüntüleri yeterli sanırım. 31 Mart’ta Kürt kardeşlerimizin özgür iradeleriyle kendileri ve şehirlerinin geleceğine karar vereceği bir seçim olmasını diliyorum” diye konuştu.
Eser ve hizmet siyasetleriyle 21 yılda Diyarbakır’a 265 milyar lirayı aşkın yatırım yaptıklarını aktaran Erdoğan, belediye başkan adaylarını tanıttıktan sonra mitingini bitirdi. – DİYARBAKIR
]]>***
22 Mart 2024 tarihinde Moskova’da, Rusya tarihinin en büyük terör saldırılarından biri yaşandı. Crocus belediye binasında yer alan konser salonunda 4 teröristin gerçekleştirdiği terör saldırısı, çok sayıda sivilin ölmesine neden oldu. Son açıklamalara göre ölü sayısı 135’i geçti. Bu saldırı, Rusya’nın 1990’lı yıllarda Beslan trajedisinden sonra tecrübe ettiği 2’nci en büyük saldırı konumunda.
Kim bu DEAŞ-K?
Terör saldırısının arka planıyla ilgili olarak özellikle sosyal medya üzerinden yayılan manipülatif haberlere rağmen, DEAŞ terör örgütüne bağlı, Afganistan ve İran’da faaliyet gösteren DEAŞ-Horasan Eyaleti (DEAŞ-K), saldırıyı resmi yayın organı Amaq Haber Ajansı üzerinden çeşitli görüntü ve videolar eşliğinde üstlendi. Peki, kim bu DEAŞ-K? Amacı nedir? Nasıl gelişmiştir? Neden Rusya’yı hedef almıştır? Son sorudan başlayacak olursak, DEAŞ-K, 2017 yılından beri Rusya ile savaş halinde olduğunu ilan ediyor. Kurulduğu 2014 yılından bu yana Rusya’yı tehdit eden DEAŞ-K’nin, Crocus belediye binasına düzenlenen saldırıdan 1 hafta önce Kaluga’da bir sinagoga planladığı saldırının Rus istihbaratı tarafından engellendiği de medyaya servis edildi. DEAŞ-K’nin amacı, militan yapısı ve nasıl geliştiğine dair ise temel olarak şunlar ifade edilebilir.
DEAŞ-K, 2013’te El Kaide’nin Irak kolundan ayrılarak oluşturulan DEAŞ’ın Pakistan-Afganistan bölgesindeki aparatına verilen isimdir. DEAŞ-K ilk olarak Horasan ve civarı bölgelerde 2015 yılında ortaya çıktı. DEAŞ, DEAŞ-K’yi Pakistan Taliban’ından ayrılan militanları da yanına çekerek kurdu. DEAŞ-K’nin militan yapısını, tıpkı DEAŞ’ın ana omurgasını oluşturan üyeleri gibi, Suriye ve Irak’tan Afganistan’a kaçabilen veya kaçmasına göz yumulan ve çeşitli Arap ülkelerinin yanı sıra, özellikle de Tacikistan, Özbekistan, Çeçenistan, Hindistan, Bangladeş, Çin’den gelenler oluşturuyor. Bu noktada “kaçmasına göz yumulan” ifadesine dikkati çekmekte fayda var. Bu ifadenin ne anlama geldiğini anlamak için, 2017 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğünde koalisyon güçleri ile Suriye Rakka’da bulunan DEAŞ militanlarının yaptıkları örtülü anlaşmadan bahsetmek gerekiyor. BBC gibi uluslararası medya kuruluşlarının geniş şekilde yer verdiği söz konusu anlaşma ile ilgili çeşitli güvenilir açık kaynak bilgilerine bakıldığında, şu maddeler göze çarpıyor.
2017 yılında Rakka’da bulunan 250 DEAŞ militanı ve aileleri, Suriye’de DEAŞ ile mücadele etme maskesi adı altında kurulan ABD-İngiltere öncülüğündeki koalisyon ile ana omurgasını PKK terör örgütünün Suriye aparatı olan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) oluşturduğu ortak operasyonla Rakka’dan güvenli bir şekilde tahliye edildi. Tahliye edilen DEAŞ’lıların arasında, örgütün önde gelen militanlarının yanı sıra çok sayıda yabancı savaşçı vardı. Söz konusu 250 DEAŞ militanı, Rakka’nın ABD destekli YPG’li teröristler tarafından ele geçirilmesinden önce yüzlerce araçlık konvoyla şehirden ayrıldı. Onlarca yabancı DEAŞ militanı silah ve cephane yüklü 10 kamyonla Rakka’yı ABD ve YPG’nin denetimi altında güvenli bir şekilde terk etti. Uluslararası medyada yer alan net bilgilere rağmen, ne ABD ve İngiltere öncülüğündeki koalisyonun, ne de koalisyonun desteklediği PYD/YPG’nin anlaşmadaki rollerini itiraf etmek istemedikleri anlaşıldı.
DEAŞ-K’nin Orta Asya’daki yükselişi ve yayılması
Peki bu militanlar nereye gitmiştir? Bu militanların her ne kadar Irak ve Suriye’nin derinliklerine dağıldıkları, yabancı militanların çoğunun ise ülkelerine döndükleri Batı medyasında yer alsa bile DEAŞ’a bağlı unsurların Afrika’nın Sahel bölgesinde ve Horasan’da son aylarda artan etkinlikleri dikkate alındığında, söz konusu grupların özellikle Afganistan’a, akabinde de Sahel’e geçiş yaptıkları kuvvetle ileri sürülebilir. Çünkü bu şahıslar ciddi çatışma tecrübesi bulunan, iyi derece silah ve patlayıcı kullanabilen, gizli bir şekilde ülke değiştirerek eylem planlayabilen, keşif yapabilen, kripto irtibat ve muhabere tekniklerini kullanabilen ve ideolojik olarak DEAŞ’a sıkı sıkıya bağlı militanlardır. Dolayısıyla bu şahısların, DEAŞ’ın Horasan ve Sahel’deki yükselişinde öncü rol oynadıkları rahatlıkla analiz edilebilir. Horasan ve Sahel’e güvenli bir şekilde geçiş yapan militanların, bu yolculuktaki hedef duraklarının söz konusu bölgeler olması da oldukça manidardır.
Öncelikle “Neden Horasan?” sorusunu sormak gerekiyor. Bu sorunun cevabı Horasan ve civarının yani Afganistan’ın stratejik konumuyla ilişkilidir. Söz konusu stratejik konum, uluslararası sistem açısından farklı bakış açılarıyla değerlendirilebilir. DEAŞ’ın Horasan’daki yükselişinin, önümüzdeki yıllarda Çin ve ABD arasındaki küresel rekabette belirleyici bir rolü olabilir. Bilindiği üzere Çin’in Kuşak-Yol Girişimi’nin güvenliğinde Afganistan’ın önemli bir rolü bulunuyor. Bu nedenle Çin, ılımlı ve söz dinleyebilecek bir Taliban yönetimini, Pakistan üzerinde etki yaratabilmek ve Afganistan’la da ilişkileri geliştirmek için istiyor. DEAŞ-K ise bu tercihe zarar verebilecek bir potansiyele sahiptir. Ayrıca Çin, Doğu Türkistan üzerinden kendi ülkesinde de DEAŞ destekli bir terör tehdidi ile karşı karşıya kalabileceğini de öngörüyor. Dolayısıyla DEAŞ-K’nin Orta Asya’daki yükselişi ve yayılması, Çin için doğrudan bir tehdit ve risktir. Bu durumun Çin’in çıkarlarına ve stratejilerine verebileceği zararlar kapsamında, ABD için tercih edilebilecek bir durum ortaya çıkıyor.
Çin’in Afrika coğrafyasında ekonomik ve siyasi etkisi giderek artsa dahi bu yatırımlar henüz başlangıç aşamasındadır. Çin’in, Afrika’nın birçok bölgesinde maden işletmeciliği, uzun süreli liman kiralamaları, çeşitli altyapı inşaatları gibi büyük ölçekli ticari yatırımları bulunuyor. Bununla beraber birçok fakir Afrika ülkesinin de Çin’e büyük miktarda borcu var. Tüm bu gelişmeler Çin’in Afrika’daki nüfuzunu artırıyor. Bu nedenle de önümüzdeki yıllarda Sahel merkezli DEAŞ terörünün Afrika’yı önemli ölçüde istikrarsızlaştırması oldukça olasıdır. Bu durum Çin’in, Afrika’ya yönelik planlarını ciddi ölçüde akamete uğratabilir.
Sonuç olarak tüm bu değerlendirmeler ışığında akıllara “DEAŞ’ın hedefindeki ülkeleri nasıl seçtiği?” sorusu geliyor. DEAŞ, neden Batı’yı veya ABD’yi hedef almak yerine Rusya, Türkiye, İran ve Orta Asya’da saldırılar planlıyor? Bu kapsamda DEAŞ yönetiminin taşeronluk yaptıkları güçlerin himayesinde hareket ettiği düşünülebilir.
[Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı, Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Dr. Kemal Olçar, Moskova’da DAEŞ’in üstlendiği terör saldırısını İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamla ilişkilendirdi. Olçar, “İslamofobinin özellikle batı toplumlarında belirginleşmesi ve sözde radikal İslami örgütlerin tüm Müslüman camiasını temsil ettiğine dair yanlış kanaatin oluşturulması suretiyle İsrail savaş kabinesinin Gazze’de yaptığı katliamın meşru altyapısı hazırlanmaya çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı.
“Rusya güçlü delillerin var olduğunu iddia etmekte”
Saldırının devlet düzeyindeki etkisini de değerlendiren Olçar, “DAEŞ örgütü tarafından üstlenilen eylemin asıl faillerinin bazı devlet aktörleri olabileceğine dair söylemlere ve rasyonel kanıtlara dayanmaktadır. Rusya resmi olarak bu eylemin azmettiricisinin Batılı devletler olduğu (ABD, İngiltere ve Fransa) ve Ukrayna tarafından örgütlendiğine dair güçlü delillerin var olduğunu iddia etmektedir. Dolayısıyla yapılan eylem Rusya’nın özellikle Ukrayna üzerinde yoğun bir cezalandırıcı harekata girişeceği ve bu yolla “gerçek faillere” mesaj aktarabileceği şeklinde beklentileri tetiklemiştir. Bu anlamda eylemin hemen arkasından Rusya’nın Kiev’de oldukça önemli bölgeleri ve merkezleri bombalamaya başladığı görülmektedir. Hatta Rusya’nın bu konuda taktik seviyede kitle imha silahları dahi kullanabileceği veya önemli siyasi kişilere suikastlar yapabileceği ifade edilmektedir” şeklinde konuştu.
“Dünya son nesil savaşa doğru sürüklenebilir”
Olçar konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sistemik düzeyde ise doğu-batı kutuplaşmalarının derinleşebileceği, özellikle Batı karşıtlığı üzerinde doğu bloğunda Rusya ve Çin’in etrafında sıkı kümelenmelerin olabileceği, bloklar arası soğuk ya da sıcak savaşın yeni devlet veya devlet dışı vekiller vasıtasıyla yürütülebileceği ve böylece dünyanın son nesil savaşa doğru sürüklenebileceği öngörülmektedir. Bu anlamda DAEŞ ve türevi radikal grupların ve terör örgütlerinin bazı devletlerin çıkarlarının korunmasında önemli bir aparat olduğu aşikardır. Özellikle DAEŞ’in ismi (IS, ISIS, ISIL, DAEŞ-Horasan vs.) etki alanı (sözde Hilafet Devleti coğrafyası), güvenli alanları (Suriye-Irak, Horasan, Nengrehar-Afganistan, Pakistan vs.), jeopolitik çıkarları ve ihtiyaç duyduğu mali ve eleman desteği gerçeği bir “dış gücün” kaleminden çıktığını doğrular niteliktedir. Böyle vatansız, sahte ideolojiler ile donatılmış, sorunlu, kimliksiz, beklentisiz, kurgulanmış, satın alınmış ucuz şahıslarla ve beslenme örgütlerle menfaat temin etmek irrasyonel bir yöntemdir.”
“Türkiye’nin terör ile ilgili tanım ve yaklaşımları akılcı ve naif”
Ülkelerin, bölgelerin ve dünyanın güvenlik mimarisine belirsiz ve tanımlanamayan yeni tip tehditlerin dahil olmasının tehditleri oluşturanlara da çok büyük zarar vereceğini belirten İstanbul Beykent Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Kemal Olçar, “O yüzden Türkiye’nin terör ile ilgili tanım ve yaklaşımları akılcı ve oldukça naiftir. Bu eylemden alınacak en önemli ders tüm ülkelerin ve başta BM olmak üzere uluslararası örgütlerin terörün tanımı konusunda fikir ve eylem birliğine varmaları olmalıdır” dedi. – İSTANBUL
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kırşehir’e ziyaret gerçekleştiren Bakan Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda buluştu.
Burada konuşan Güler, başta komşu coğrafyalar olmak üzere dünya genelinde hassas gelişmelerin yaşandığını, karmaşık bir dönemden geçildiğini dile getirerek, Türkiye’nin de jeopolitik konumu itibarıyla başta savunma ve güvenlik alanı olmak üzere bu gelişmelerden etkilendiğini belirtti.
Türkiye’nin terör dahil çeşitli tehditlere maruz kaldığına dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:
“Ancak Türkiye savunma ve güvenliğini sağlamak, her alanda hak ve menfaatlerini korumak için gerekli siyasi, askeri, ekonomik ve diğer milli güç unsurlarına sahiptir. ve çok şükür kendisine yönelebilecek her türlü tehlikeyi de bertaraf edebilme kabiliyetini haizdir. Bu kapsamda şanlı ordumuz son bir asrın en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Son yıllarda sizlerin de yakından takip ettiği üzere kahraman Mehmetçiğimizin ve güvenlik kuvvetlerimizin ortaya koyduğu üstün fedakarlıklar ve gayretler neticesinde, terörle mücadelede büyük başarılar elde edildi.
Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen etkili operasyonlar ile terör örgütüne ağır darbeler vuruldu. Terör bataklığını kurutacağız. Terörü kaynağında yok etme, nerede bir terör bataklığı varsa kurutma anlayışı ile yürüttüğümüz operasyonlar ile çok şükür artık güvenliğimiz, sınırlarımızın ötesinden sağlanmakta. Terörle mücadelemiz kararlı ve etkin adımlarla, örgütün nefes almasına izin bile vermeden amansız bir şekilde devam edecek.”
Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sadece terörle mücadeleyle kalmayıp hudut güvenliğini sağladığını, Mavi ve Gök Vatan’daki hak ve menfaatleri koruduğunu, bölgesel ve küresel barışa katkıda bulunduğunu, yerli ve milli savunma sanayisini geliştirdiğini, her alanda büyük bir gayret gösterdiklerini bildirdi.
Türkiye’nin özellikle savunma sanayisinde tüm dünyada büyük etkiler uyandıran başarılar elde ettiğini vurgulayan Güler, şunları kaydetti:
“Yerli, milli ve modern teknolojiyi haiz Türk savunma sanayisi, ürettiği silah sistemleriyle ülkemizin ve kahraman ordumuzun gücüne güç katmıştır. Bu kapsamda Fırtına obüslerimiz, İHA-SİHA ve TİHA’larımız, taarruz helikopterlerimiz, TCG Anadolu gemimiz ve hava savunma sistemleri gibi birçok kritik ürün, kahraman ordumuzun istifadesine sunuldu. Son olarak, ülkemizin göz bebeği olan yerli ve milli muharip uçağımız KAAN da 21 Şubat’ta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.”
“Türkiye Yüzyılı hedeflerimize büyük bir inanç ve azimle ilerliyoruz”
Güler, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın riyasetinde daha yeni ve gelişmiş sistemleri üretmek için var gücümüzle çalışmaktayız. Türkiye Yüzyılı hedeflerimize büyük bir inanç ve azimle ilerliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin pek çok alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerin yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan riyasetinde ortaya konulan etkin siyasi ve askeri politikalarla dünyadaki başlıca aktörlerden biri olduğunu söyleyen Güler, “Ülkemizin şu ana kadar her alanda elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir.” dedi.
Türkiye’nin bugünkü güçlü, istikrarlı, güvenli ve huzurlu ortama sahip olmasında en büyük payın şehit ve gazilere ait olduğunu ifade eden Güler, “Vatan sevdasının ölümsüz temsilcileri olan şehit ve gazilerimizin ortaya koyduğu yüksek fedakarlık ve yiğitlik, ülkemizin birlik ve beraberliğinin teminatı, asil Türk milletinin özgürlüğünün simgesidir.” diye konuştu.
Bakan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerinin hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak yine de kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz.
Bu anlayışla daima yanınızda olacak ve sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak, fedakarlıklarını şükran ve minnetle yad edeceğiz. Sonuç olarak sizlerin de desteğiyle, bir ve beraber olarak geleceğe emin adımlarla yürüyecek ve ülkemizin gücüne güç katacağız.”
]]>Yılmaz, Muş Öğretmenevi’nde sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi.
Terör örgütleri üzerinden Türkiye’ye istikamet verme, toplumu huzursuz etme ve siyaseti yönlendirme çabası içinde olan odakların hala bulunduğu belirten Yılmaz, şunları söyledi:
“Birçoğunun gerçekleşmeden önüne geçtiğimiz terör eylemleri, tahrikler ve provokasyonlar tekrar tekrar ülkemizin gündemine sokulmaya çalışılıyor. Terör ve terörün her türlüsüyle kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Huzur ve güven ortamımızın bozulmasına müsaade etmeyeceğiz. Huzur ve güven ortamında da demokrasimizi ve kalkınmamızı daha ileriye taşımaya devam edeceğiz.”
Demokrasinin ve kalkınmanın en büyük düşmanının terör olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “Terörün olduğu yerde ne temel hak ve hürriyetlerinizi yaşayabilirsiniz ne de ülkenizi, yörenizi kalkındırabilirsiniz. Burada şu anda çok farklı bir ortamdayız. Huzur, güven ortamımız var. Buna da titizlikle sahip çıkmalıyız.” ifadelerini kullandı.
“Muş Ovası Sulama Projesi, Muş Ovası’nın bereketine bereket katacak”
Yılmaz, son 20 yılda Muş’a önemli hizmet ve yatırımlar yaptıklarını bildirerek, şunları kaydetti:
“73 milyar liralık harcamayı Muş’ta yapmışız. Şehrimizde 300 yataklı Muş Devlet Hastanesi, 150 yataklı Muş Kadın ve Doğum Çocuk Hastalıkları Hastanesi, 100 yataklı Bulanık Devlet Hastanesi ile birlikte toplamda 6 hastane ve 217 adet birinci basamak sağlık hizmeti birimi kazandırmışız. 500 yataklı eğitim ve araştırma hastanesinin yapımı da devam ediyor ve inşallah kısa sürede tamamlayacağız.”
AK Parti göreve geldiğinde Muş’ta 16 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunun 170 kilometreye çıkartıldığını belirten Yılmaz, Muş’u diğer şehirlere bağlayan devlet yollarını 262 kilometreye, ilçe-belde-köyleri şehir merkezine ulaştıran il yollarını ise 448 kilometreye uzattıklarını bildirdi.
Yılmaz, Malazgirt Şehir Geçişi Yolu, Varto Şehir Geçişi, Varto-Bulanık Yolu ve Patnos-Malazgirt-Bulanık Yolunu da en kısa sürede hizmete açacaklarını aktararak, ihale hazırlıkları devam eden Malazgirt-Bulanık-Muş yolunun devreye gireceğini söyledi.
Sultan Alparslan Havalimanı’na yıllık 2 milyon yolcu kapasiteli bir terminal binasını da kazandırdıklarını bildiren Yılmaz, Türkiye’nin 21. büyük hidroelektrik santrali olan Alparslan 2 Barajı’nı inşa ettiklerini ve birinci kısmının yapımına bu yıl başlanacak Muş Ovası Sulama Projesi’yle Muş Ovası’nın bereketine bereket katacaklarını kaydetti.
Bir taraftan Karasu Nehri’ni ıslah ettiklerini, toplulaştırmalar yaptıklarını anlatan Yılmaz, Alparslan 2 Barajı’ndan gelen suyla drenaj ve sulamanın eş zamanlı yapılacağını ve Muş’un apayrı bir bereketi olacağını söyledi.
“Yapamayacağın şeyi söylemeyeceksin, söylediğin şeyi yapacaksın”
Yılmaz, gerek kendi öz kaynakları, gerek merkezi idarenin verdiği kaynakları etkili, verimli şekilde halkın hizmeti için kullanan belediye başkanlarının gerçek belediyecilik yaptığını belirterek, şöyle devam etti:
“Muş Belediye Başkanımız Feyat Bey, gerçek belediyecilik yapan bir kardeşimiz oldu. Çok güzel yatırımlara, hizmetlere imza attı. Muş’un tarihinde görülmemiş ölçekte altyapı yatırımlarını tamamlamak kendisine kısmet oldu. Mesire alanlarından millet bahçelerine, altyapılardan kentsel dönüşme üst yapılara birçok hizmet bu dönemde gerçekleşti. Önümüzdeki dönemde de inşallah sizlerin hayır duası ve desteğiyle bunun artarak devam edeceğine inanıyoruz. Cumhur İttifakı olarak Muş’umuza, yerelde ve merkezde hizmet etmeye devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Muş Belediye Başkanı Feyat Asya’nın bugüne kadar 200 projeyi hayata geçirdiğini aktararak, şöyle devam etti:
“Bizim anlayışımız şu; yapamayacağın şeyi söylemeyeceksin, söylediğin şeyi yapacaksın. Siyasete güvenin esası budur. Feyat Bey, söylediklerini ve vadettiklerini fazlasıyla yaptı. Bazı belediye başkanları, bırakın vaatlerini yerine getirmeyi ne vadettiklerini dahi hatırlamıyor. Biz onlardan değiliz. Feyat Bey vadettiklerini birer birer hayata geçirecek.”
]]>Bakan Yerlikaya, Balıkesir’in Erdek ilçesinde esnaf ziyaretinin ardından AK Parti Erdek Belediye Başkan adayı Turan Gün için kurulan Seçim Koordinasyon Merkezi’nde vatandaşlarla bir araya geldi.
Ziyarette konuşan Yerlikaya, göreve başladıkları günden itibaren terör örgütleriyle mücadele ettiklerini belirterek “Cumhurbaşkanı’mızın desteği, aziz milletimizin yani sizlerin destekleri, duasıyla hain bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör örgütleriyle, din istismarcısı olanlar, sol terör örgütü ayrım gözetmeden bunların tamamıyla uğraşıyoruz, 600 bin içişleri ailemizle yani kahraman polislerimizle, jandarmamızla.” ifadelerini kullandı.
İnsanların huzuru için çalıştıklarını vurgulayan Yerlikaya, göreve geldiklerinde “hukuk devleti, insan hakları” dediklerini anımsattı.
Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İçişleri Bakanlığı huzur için vardır, o yüzden biz her gittiğimiz yerde ve paylaşımlarımızda ‘Türkiye’nin huzuru’ diyoruz. Türkiye’nin huzuru için varız ve Türkiye’nin huzurunu kim kaçırmaya çalışıyorsa işte terör örgütleri, işte organize suç örgütleri, işte geleceğimiz göz aydınlığımız yavrularımızı, gençlerimizi zehirlemeye çalışan zehir tacirlerinin, bunların her biriyle ilgili amansız, durmadan, duraklamadan, inançla uğraşıyoruz, alıyoruz bunları götürüp adalete teslim ediyoruz.
Şehirlerimizde suç işlemekte kibirlenenler, şehir eşkıyaları, bakın valilerimize, emniyet, jandarma, bütün güvenlik birimlerimize diyoruz ki ‘Benim vatandaşımın bildiği, hissettiği, bazılarının da üzüldüğü ve canının yandığı organize suç örgütü varsa, en fazla 3-4 ay içerisinde savcılarımızla beraber teknik takip, fiziki takip, bütün bilgi, belge, dokümanlarını alacaksınız. Bir gün sabahleyin siz uyurken biz şafak vaktinde onların kapılarını kıracağız, alıp adalete teslim edeceğiz.’ Biz bunları istemiyoruz.”
Bakan Yerlikaya, herkesin kanun önünde eşit olduğunu hatırlatarak “Birbirimize bir üstünlüğümüz yok. Hepimiz bu aziz devletimizin sahibiyiz. 85 milyon hepimiz eşitiz. Türkiye’nin huzuru, şehirlerin huzuru, ilçelerin huzuru, caddelerimizin, mahallelerimizin huzuru için içişleri ailesi olarak çalışıyoruz.” diye konuştu.
“Ayrımcılık yok, ötekileştirmek yok, kucaklamak var”
Diğer kurumlarla elbirliğiyle çalıştıklarını anlatan Yerlikaya, huzurun, refahın yerelde başladığını dile getirdi.
Belediyelerin önemine işaret eden Yerlikaya, “Eskiden belediye başkanlarımıza ‘şehremini’ derdik. Yani emin olan kişiye emanet edilirdi illerimiz. Bizim ilçelerimiz, ilçe belediyelerimiz, il belediyelerimiz, büyükşehirlerimiz ne yapıyor? O şehre ait yapılması gereken beşikten mezara, yaşama ait ne varsa, ortak ihtiyaçların tamamının görüldüğü yerdir belediyelerimiz.” dedi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya, kaynaklar kullanılırken imkanların ve ihtiyaçların her birinin ortak akılla yani istişareyle, tevazuyla, samimi bir şekilde çözülmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Bir karar verildiğinde sabırla, cesaretle, onun üstüne gidilmeli. Söz verdiği vatandaşına, hemşehrisine, onun beklediği işi de tamamlamalı. Siz 31 Mart günü sandığa gidip gözünüzü yumup kalbinizde 10 saniye istişare ettikten sonra mührü basacaksınız. 5 yıl boyunca bundan dönüş yok. Dolayısıyla özgür iradenizle, kalbinizle, gönlünüzle oyunuzu verin. Allah’a hamdolsun demokratik bir ülkede yaşıyoruz, hukuk devletiyiz, demokrasi bayramı bu seçimlerimiz. Hiç kimsenin kolunu tutan var mı? Hayır, böyle bir şey olamaz. Özgür iradenizle, kalbinizle bir karar vereceksiniz ama sadece bu kendinizle ilgili bir karar değil.”
Ali Yerlikaya, Erdek’le ilgili, büyükşehirle ilgili bir karar verileceğini anımsatarak “En hayırlı, en doğru kararı vereceğinize inanıyorum ama bunu da hemen yanımda sizin evladınız, içinizden birisi, ailesini her şeyini tanıdığınız bildiğiniz bir kardeşim duruyor; Turan Gün kardeşim. Hayal satmıyoruz, yapabileceklerimizi, yapamayacaklarımızı da en güzel şekilde anlatıyoruz. Oy veren, oy vermeyen ayrımı yapmadan hizmet edecek bir kardeşimizden bahsediyorum. Ayrımcılık yok, ötekileştirmek yok, kucaklamak var.”
Bakan Yerlikaya’ya ziyaretlerinde AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, il ve ilçe teşkilatlarının temsilcileri ile partililer eşlik etti.
]]>Kurtulmuş, İstanbul Göztepe’deki TBMM Filizi Köşk Sosyal Tesisi’nde medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldiği iftar programında soruları da yanıtladı.
Moskova’daki terör saldırısına ilişkin değerlendirmesi anımsatılarak, “Acaba nasıl bir analiz yapıyorsunuz da küresel savaş riski görüyorsunuz?” sorusuna karşılık Kurtulmuş, Rusya’nın özellikle Ukrayna konusunda daha sert bir tutum almasını sağlayacak bir saldırı olduğunu söyledi. Rusya’dan gelen ilk tepkilerin bu yönde olduğunu belirten Kurtulmuş, bu örgütlerin hiçbirinin tek başına olmadığına işaret etti.
Numan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Kendi ülkelerinin başkentinin sokaklarında dolaşmayı doğru dürüst bilmeyen adamların dünyanın en büyük metropollerinden birisi olan Moskova’da böylesine büyük bir eylemi yapabilmesi, çok üstün bir istihbarat desteğiyle mümkün olabilir. Bunu siyasetten azıcık anlayan herkes biliyor. Dolayısıyla birtakım istihbarat birimlerinin, devletlerin terör örgütüne en azından koruyucu, yol gösterici, lojistik veya istihbari destekler sağladığı belli oluyor. Rusya bu saldırıyı sadece bir terör tehdidi olarak değil, kendi varlığına ilişkin bir tehdit olarak algılıyor. Fail olarak ilk Ukrayna’yı göstereceği de belli. Öyle görünüyor ki Netanyahu ve hükümeti bir şekilde gözden çıkarılmış olabilir. Onların da bir şekilde arka planda bu eyleme destek verdiği düşünülebilir. Amerika’nın BM’deki oylamada çekimserliği de öyle kolay bir şey değil. Ama bütün bunlar bizim dışarıdan okumalarımız. Çok net olan bir şey var; Rusya da bunu bu şekilde algılıyor. Bu doğrudan doğruya Rusya’nın bölgedeki varlığına, daha doğrusu bu kadar güçlü olmasına karşı yapılmış bir şey.”
“Rusya, ister istemez bu saldırıyı hayati bir mesele olarak görüyor”
Batı’nın, Rusya ile mücadelede, 2014 yılında Kırım’ın ilhakı konusunda “ağzını açmayarak” başarısız olduğunu ifade eden Meclis Başkanı Kurtulmuş, “O zaman bir tek Merkel bir şeyler söylemeye çalıştı. Onun da gücü yetmedi. O sıralar ABD’nin stratejisi de çok fazla bu işlere bulaşmamak, kenarda durmaktı. Hatta Avrupa’da NATO varlığının zayıflatılmasını da öngören bir stratejiydi.” diye konuştu.
Rusya-Ukrayna savaşında her iki tarafın büyük kayıplar verdiğini dile getiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rusya, belki ilan ettiğinin çok üstünde kayıplar verdi. Öyle anlaşılıyor ki bu savaşın Ukrayna tarafından da nihai bir zaferle bitirilmesini, en azından şimdilik istemeyen bir klik, bir tez var. Bu çok net görülüyor. Aksi takdirde en başında İstanbul’daki barış görüşmelerine destek verirlerdi. Biz, mesela iki alanda çok başarılı olduk. Bunlardan ilki esir takası, ikincisi de tahıl koridoru. Zaman zaman her ikisinde de tıkanmalar olmasına rağmen Türkiye defaatle tıkanan bu süreçleri aştı. Ama bizim gösterdiğimiz çabanın tam tersine çabalar da oldu. Bunların bir kısmı barış istiyormuş görüntüsü altında aslında savaşın devamından yanaydı. Dolayısıyla Rusya, ister istemez bu saldırıyı hayati bir mesele olarak görüyor. Sadece bir terör saldırısı olarak gördüğünü zannetmiyorum. Ben de bu saldırının, aynı 11 Eylül saldırıları gibi, oyunu değiştirmek için bazılarının Rusya’da kurguladığı bir saldırı olduğuna inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İsrail’in Gazze’de uyguladığı şiddeti engellemeye yönelik çalışmalarının sorulması üzerine de Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Türkiye ilk andan itibaren Gazze’deki katliam ve İsrail’in saldırganlığı karşısında tavrını çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Daha birçok ülke Hamas’ın ismini anmakta tereddüt ederken Türkiye Cumhurbaşkanı büyük bir cesaretle Hamas’ın bir terör örgütü olmadığını, kendi vatanlarını savunan insanlar olduğunu ifade etmiştir ki zaten İsrail’in bu süreçteki en büyük kabuslarından birisi bu oldu. İlk andan itibaren bütün platformlarda bu konudaki görüşlerimizi dile getirdik. Biz başından itibaren mücadele ediyoruz. BM’den bir karar çıkarabilmek için mücadele verdik. İkincisi garantörlük imkanı için mücadele ettik. Kıbrıs’a nasıl müdahale ettik? Kıbrıs’a müdahale edebilmemiz için bir garantörlük mekanizması kurulmuştu. Burada da böyle bir mekanizma kurulabilir mi? Bunun için çok mücadele ettik. Zaman zaman müzakerelerde buna yakın bir noktaya gelindi. Ama sonuç alınamadı. Türkiye, İsrail’in bu saldırgan tavırlarına karşı uluslararası camiayla birlikte bir fiili müdahalenin zorunlu olduğuna inanmıştır ve bunu her platformda dile getirmiştir. Ama maalesef bugünkü şartlar içerisinde gerçekleşemedi.”
“Artık Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulması lazım”
Numan Kurtulmuş, “Sayın Davutoğlu’nun Suriye’ye götürdüğü anayasa değişikliği gibi Türkiye’den istenilen, ABD’nin istediği bir anayasa değişikliği mi, yoksa Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda istenilen bir değişiklik mi?” sorusu üzerine, bütün siyasi partilerin anayasa konusunda aynı şeyi söylediğini ifade etti.
Türkiye’nin kendi inisiyatifleri ve kendi ihtiyaçlarıyla oluşturduğu, demokratik, kapsayıcı, kuşatıcı ve sivil bir anayasaya ihtiyacının olduğunun altını çizen Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
“Ne zaman yeni bir anayasa yapımı tartışılsa bazı çevrelerden, ‘Anayasa yapabilmek için kurucu meclisin olması lazım’ tepkisi geliyor. Kusura bakmayın 1960 darbesinin anayasasını onaylayan Meclis, kurucu meclis oluyor; 1982 Anayasası’nı kabul eden Meclis, kurucu meclis oluyor da bu milletin seçtiği Meclis niye anayasa yapamıyor? Biliyorsunuz en az iki asra yakın bir süredir anayasacılık tecrübemiz var bizim. Artık Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulması lazım. Bu savsaklanamaz, ötelenemez, üstü örtülemez bir meseledir. Dolayısıyla hiçbir şekilde, içeriden, dışarıdan, başka birilerinden sufle edilerek söylenecek bir anayasa teklifine ihtiyacımız yok. Bu millet bütün farklı siyasi farklılıklarıyla kendi görüşlerini toplar ve olgun bir sürecin sonunda da kendi ihtiyacı olan bir anayasayı, yeni bir anayasayı gerçekleştirebilir.”
“Çözüm süreci ve anayasa tartışmaları birbiriyle bağlantılı değil”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni anayasada ne gibi değişiklikler hedeflendiği, “çözüm süreci” gibi bir sürecin yeniden yürütülüp yürütülmeyeceği ile bazı sosyolojik meselelerin yeni anayasaya girip girmeyeceği sorularını da yanıtladı.
Yeni anayasa konusunda partilerin fikirlerinin bu nedenle önemli olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kimisi çok eskilerin tabiriyle mufassal bir anayasa yapmayı uygun görebilir. Kimisi daha kısa bir anayasa teklif edebilir. Bunların hepsi tartışılır. Mevcut anayasada da aslında yer almaması gereken, yasalarla düzenlenebilecek bazı hükümler yer alıyor. Bana şahsen fikrimi sorarsanız ben tek maddelik bir anayasa yazardım. ‘Devlet, adaleti sağlamakla yükümlüdür.’ Bütün devletin sistemini bunun içerisine yerleştirirsiniz. Ama bizim şahsen ne düşündüğümüzün, nasıl bir anayasa teklifi yapacağımızın ötesinde aslolan nasıl olgun bir tartışma zemininin oluşmasını sağlayabileceğimizdir.” dedi.
“Çözüm süreci ve anayasa tartışmalarının birbiriyle bağlantılı olmadığını” belirten Kurtulmuş, yeni anayasa konusunda ihtiyacın belli olduğunu söyledi. İki sürecin birbirine karıştırılmaması gerektiğine işaret eden Kurtulmuş, “Özellikle bu bölgede Türkiye’nin artık terör diye bir meselesinin kalmaması lazım. Çukur eylemlerinden sonra devletin başarılı olmasının temel sebeplerinden birisi örgütle vatandaş arasındaki ayrımı yapabilmiş olmasıdır. Terörün arkasındaki bütün destekler ortadan kaldırılıncaya kadar Türkiye’nin terörle mücadelesi devam etmek mecburiyetindedir. Bunu yaparken içeride vatandaşlarımızın özgürlüğünü artırmak, bireysel hak ve inisiyatiflerini daha yüksek seviyede kullanmasını temin etmek için ileri adımlar, demokratik adımlar atılmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Irak ile inşallah kalıcı bir sonuç elde edileceğini düşünüyorum”
Meclis Başkanı Kurtulmuş, Türkiye-Irak ilişkilerinde bir yakınlaşma olduğu anımsatılarak, “Bağdat yönetiminin PKK’yı terör örgütü ilan edip etmemesi gibi bir mesele var. Bunun için de Irak Parlamentosunun kararı gerekecek. Ama onların da çok parçalı bir yapısı var. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı’nın nisan ayında bir Irak ziyareti olması bekleniyor ama sizin Irak Meclis Başkanıyla, o parçalı yapıyla görüşmeniz, buna dair yürüteceğiniz bir diplomasi olacak mı?” sorusu üzerine şöyle konuştu:
“Özellikle terör meselesinde Türkiye’nin ciddiyetini görmüş vaziyetteler. Ama esasında terör örgütlerinin Irak’a da çok büyük bir zarar verdiği ortadadır. Irak, fiilen parçalanmış, dağılmış vaziyettedir, yönetilemez durumdadır. Türkiye’nin hem Irak konusunda hem Suriye konusunda başından itibaren yaptığı en olumlu işlerden birisi iki ülkenin de toprak bütünlüğünün temini için çaba göstermesidir. Irak tarafı bunu çok net bir şekilde görüyor. Bu terör örgütlerinin kendilerine de zarar verdiğini görüyor. Zor bir iş tabii dediğimiz gibi her bir terör örgütü aslında başka bir ülkeyle de dış teması, diplomatik teması yürütmeyi zorunlu kılıyor. Çok hassas, çok fazla da gürültülü olmayan bir süreç yürütülüyor. İnşallah hem Türkiye’nin sahadaki varlığı hem de diplomasi masasındaki başarılarıyla belli bir noktaya gelinebilir.
Irak paramparça hale, Suriye yönetilemez hale getirildi; Libya, Yemen parçalandı, Lübnan aynı şekilde. Türkiye, bir taraftan güncel siyasi meseleleri takip ederken diğer taraftan da bölgenin bütünlüğü perspektifine de dikkat çekiyor. Bütün muhataplarımıza bunu anlatıyoruz. Önümüzde iki yol var. ya emperyalistlerin bu bölgede çizdiği yeni neo-emperyal tezler çerçevesinde sıramızın gelmesini bekleyeceğiz ya da hep beraber kendi ortak menfaatimize olan sonucu elde edeceğiz. Onun için ben Irak ile inşallah kalıcı bir sonuç elde edileceğini düşünüyorum. Evet, çok parçalı bir yapı var orada ama bunu aşacağımızı düşünüyorum. İyi bir istikamette gidiliyor, detaylı görüşmeler yapılıyor.”
Numan Kurtulmuş, İran’ın bölücü terör örgütü PKK’ya karşı tutumuna yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine, “Tüm bölge ülkelerine bu terör örgütlerinin şu ya da bu şekilde zararı var. Zaten İran ile de teröre karşı, PKK-PJAK terörüne karşı ortak hareket de ediliyor. Ben yoğun bir çalışmayla sonuç alınabileceğini görüyorum.” diye konuştu.
“Önce Meclis’teki tansiyonun düşürülmesi, diyaloğun kurulması lazım”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni anayasaya ilişkin “Meclis tarafından yapılabilecek mi yoksa biz, bir daha sandığa gidecek miyiz?” sorusuna karşılık şu yanıtı verdi:
“Bayramdan sonra nasip olursa partilerimizi de ziyaret edeceğim. Bundan da hiç çekinmem. Tek tek hepsiyle görüşürüm, inisiyatif alırım. Mühim olan partilerimizin kendilerinin anayasa değişikliği konusunda hazır olabilmesidir. Hazır olan partiler var, sürece ihtiyacı olan partiler var. Sonra sivil toplum, üniversite, hukuk camiası ile görüşülmeli, buralardan da fikir ve öneriler alınmalı ve sonuçta hepsinin müzakere edileceği resmi bir platform Meclis’te oluşturulmalı. Ben adının nasıl şekilleneceğinin üzerinde durmuyorum. Burada esas olan iyi niyettir. ‘Yapmak istiyorum.’ Evet, herkes bunu söylüyor. ‘Yapmak istiyorum’ diyen, iyi-kötü yapar. Hiç kimsenin dediklerinin yüzde yüz hepsi olmayabilir. Partiler için söylüyorum. Ama sonuçta iyi niyetli bir şekilde yaklaşılırsa ben sonuç alınacağından eminim. Bunun için de tabii önce Meclis’teki tansiyonun düşürülmesi, diyaloğun kurulması lazım.”
Kendisini ziyarete gelen bütün parti gruplarına iadeiziyarette bulunduğunu, grubu olmayan partilerin temsilcilerini de ziyaret ettiğini hatırlatan Kurtulmuş, diyalog zemininin sağlam ve güçlü bir şekilde kurulması gerektiğine işaret etti. Kurtulmuş, “‘Yapmak istemiyorum’ diyene de yaptıracak bir şey yok. Kimseyi zorlayamayız. Hiçbir siyasi partiye, ‘İlla sen bu sürecin içerisinde yer alacaksın’ diyemeyiz. Ama ben Meclis Başkanı olarak herkese açık davetimi, bu konunun önemini bir kere daha hatırlatarak, kaçınan partilerin milletçe bir şekilde görüleceğini ve olumlu katkı sağlamalarını temin etmekle kendimi vazifeli atfediyorum.” diye konuştu.
Numan Kurtulmuş, Anayasa’nın ilk dört maddesi konusunda siyasi partiler arasında anlaşmazlık oluştuğu belirtilerek, “Bu konuda herhangi bir gevşeme ya da herhangi bir esneme söz konusu olabilir mi?” sorusuna, “Önce ittifak edilecek hususların gündeme getirilmesi lazım. İlk dört madde konusunda partilerin bir ittifak halinde olmayacağı aşikardır. Dolayısıyla tartışmalı olduğu belli olan bir konunun gündeme getirilmesi lüzumsuz yere gündemi işgal etmektir. Onun için ilk dört maddenin bu tartışmalarda gündeme alınmayacağı aşikardır.” karşılığını verdi.
(Sürecek)
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bir dizi program için geldiği İzmir’de çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. İlk olarak Buca ilçesindeki Forbes Caddesi’nde esnaf ziyareti gerçekleştiren Bakan Yerlikaya, vatandaşların sorunlarını dinledi. Bakan Yerlikaya, daha sonra İzmir İktisat Kongresi Binası’nda ‘Türkiye’nin Huzuru, İzmir’in Huzuru’ toplantısını gerçekleştirdi. Burada önemli açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, göreve geldiği 10 aylık dönemde bölücü terör örgütüyle ilgili operasyonları sürdürdüklerini belirterek, “Yapılan 22 bin 541 operasyonda 60’ı ölü, 649’u sağ/yaralı ve 121’i de teslim olmak üzere 830 teröristi etkisiz hale getirdik. İzmir’de aynı dönemde 83 operasyonda 24 teröristi etkisiz hale getirdik. İçişleri Bakanlığı olarak 81 vilayet, 922 ilçede başta terör ve terör türleri ve tüm suç türleriyle ilgili durmadan, duraksamadan bu operasyonları yapıyoruz. Çünkü eğer huzurdan bahsediyorsak önce terörden bahsetmememiz lazım. Biliyorsunuz, tüm dünyada terörle ilgili bir sınav var. Yakın zaman içerisinde Moskova çok menfur bir saldırı yaşadı değil mi? Hepimiz terörü lanetliyoruz. En büyük insanlık suçu olduğunu düşünüyoruz, kabul ediyoruz. O bakış açısıyla bunlarla mücadele ediyoruz ve biz bir hukuk devletiyiz. Son 22 yıl boyunca Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri döneminde bizim ittifak ortaklarımızla bakışımız, hep beraber aslında ülke olarak parlamento olsun, 1-2 parti hariç herkes ‘Biz terör istemiyoruz’ diyor. ‘Nefret ediyoruz bunlardan’ diyor. Biz de milletimizden almış olduğumuz bu destek ve duayla beraber güçlü ve kararlı bir şekilde bunların artık son çırpınışları olduğunu da söylemek istiyoruz” dedi.
“Huzur için çaba gösterelim”
Huzur için çaba gösterilmesi gerektiğini söyleyen Bakan Yerlikaya, “Devlet olarak, hükümet olarak, bakanlıklar olarak, kurumlar olarak ama bu çabayı el birliğiyle yaparsak biz hem moral, motivasyon, yani birbirimize güç verme açısından daha motive edici oluyor ve daha sevimli, daha sempatik hale geliyor. Birbirimizden enerji alıyoruz. Bunu bizden esirgemeyin. ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep beraber Türkiye olalım’ diyen bir liderimiz var. Biz görev yaparken oy vermiş, oy vermemiş ayrımı yapmıyoruz. Vatandaşlarımızın hepsi bize emanet ve her biri aziz üstün, her biri en güzel şekilde en güzel hizmeti almak, beklemek ve söz söylemek hakkına sahip diyorum. Başımızın, gözümüzün üstünde yeri var diyorum. Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyoruz” dedi.
“Güvenle sandığa gidilecek”
31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimle ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, “Biz İçişleri ailesi olarak seçimin huzur ve güven ortamında yapılmasıyla ilgili ben de dahil tüm arkadaşlarımıza görev çıkardık. Bize bu noktada da güvenmeye devam edin. Biz seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrasında da Allah’ın izniyle sizin iradenizin en güzel şekilde, en huzurlu ve güven ortamında sandığa tecelli etmesiyle ilgili canla başla çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Programa Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ve MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin de katıldı. – İZMİR
]]>Bitlis’te gündüz düzenlenen mitingin ardından akşam polis evindeki iftarda sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileri ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yaptığı konuşmada “Kaybedecek tek bir günümüzün, tek bir saatimizin olmadığının bilinciyle mücadele bayrağını Ahlat ruhuyla hep daha yukarıya taşımaya uğraşıyoruz. Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim ve ihracat yoluyla büyütme hedefimizi adım adım hayata geçiriyoruz. Nasıl vatandaşlarımız arasında ayrım yapmıyorsak, illerimiz, bölgelerimiz arasında da asla ayrım yapmadık, yapmayız. Ankara’dan İstanbul’a, İzmir’e hizmet götürürken Muş’u, Bitlis’i, Şırnak’ı ihmal etmiyoruz. Deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 gibi çok iyi bir oranla ekonomimiz büyümeye devam etti. Milli gelirimiz ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı ve kişi başına düşen milli gelirimiz ilk kez 13 bin doları aştı. İşsizlik oranı yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü. Tek haneli gerçekleşti. İyi bir programımız var. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde yeniden Türkiye’yi fiyat istikrarına kavuşturacağız. Kalıcı sosyal refah ve sürdürülebilir ekonomik büyüme için fiyat istikrarı çok çok önemlidir” diye konuştu.
Türkiye’yi doğusuyla, güneydoğusuyla büyük hedeflerin, Türkiye yüzyılının eşiğine getirdiklerini ifade eden Yılmaz, “Cudi’yi, Gabar’ı, Tendürek’i, Besler Deresi’ni teröristlerden temizlemiş durumdayız. Ben de son dönemde illeri ziyaret ediyorum. Gerçekten bir huzur ve güven ortamı hakim. Eskiden çok farklı konuşulan yerler şimdi huzur ortamı içinde insanımızın ziyaret ettiği yerler. Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde sorunların kaynağını doğru tespit etmek çözümün ilk adımıdır. Biz buna inanıyoruz. Cumhurbaşkanımız liderliğinde tüm sorunları kaynağında kurutmada ustalaşmış kadrolarız. Asırlık hizmetleri 20 yıla sığdırdığımız bu başarının arkasında güçlü bir yönetim, güçlü bir siyasi irade vardır. Mevcut sorun ve sıkıntıları da aynı kararlılıkla çözecek, terör sebebiyle aksayan hizmetleri katbekat fazlasıyla Bitlis’e kazandırmaya devam edeceğiz. Bu anlayışla son 21 yılda Bitlis’e toplam 50 milyar lirayı aşan tutarda kamu yatırımı yaptık. Geçtiğimiz yıl Sayın Cumhurbaşkanımız Bitlis’e gelerek İl Özel İdaremizden belediyelerimize, Milli Eğitimden müftülüğe, vakıflardan emniyete, Karayolları’ndan Devlet Su İşleri’ne kadar kurumlarımızın 75 kalem hizmetinin açılışını gerçekleştirmişti. Yine bu kapsamda Bitlis Organize Sanayi Bölgesi’nde 3 bin kardeşimize istihdam oluşturan 34 firmamızın resmi açılışı yapılmıştı. Bitlis kamu yatırımlarının yanı sıra özel sektör yatırımlarıyla da kendinden söz ettirmeye başladı. Son yıllarda özel sektörün şehrimize olan ilgisi giderek artıyor. Özellikle tekstil alanında Bitlis tüm bölgenin üretim merkezi haline geliyor. Bitlis’in de içinde yer aldığı bölgemiz terör tehdidinden kurtuldukça buraya yeni yatırımlar gelerek, kalkınma hamlesi daha da hızlanmıştır. Hep söylüyorum burada da tekrar edeceğim. Terör demokrasinin de, kalkınmanın da düşmanıdır. Terörün olduğu yerde ne demokrasi olur ne kalkınma olur. Terörün olmadığı, huzurun, güvenin olduğu yerde de hem demokrasi olur, temek hak ve hürriyetler en güzel şekilde yaşanır hem de kalkınma olur, halkın refahı olur” dedi.
Yılmaz, iftar sonrası Ahlat ve Adilcevaz’a bir ziyaret gerçekleştirerek, partililerle seçim çalışmalarını değerlendirecek. – BİTLİS
]]>Bakan Yerlikaya, İzmir’deki temasları kapsamında, Buca ilçesindeki Forbes Caddesi’nde esnaf ziyareti gerçekleştirdi.
Vatandaşların taleplerini dinleyen Ali Yerlikaya, yerel seçimler için Cumhur İttifakı adaylarına destek istedi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, daha sonra İzmir İktisat Kongresi Binası’nda gerçekleştirilen “Türkiye’nin Huzuru İzmir’in Huzuru” programında yaptığı konuşmada, katılımcıların ramazan ayını kutladı.
Sorumluluğu çok büyük olan İçişleri Bakanlığını ve görevlerini “huzur” kelimesiyle ifade ettiklerin anlatan Yerlikaya, bu anlamda “Türkiye’nin huzuru” diye yola çıktıklarını dile getirdi.
Terör operasyonları
Bakan Yerlikaya, 1 Haziran 2023 ile 15 Mart 2024 arasında gerçekleştirilen terör operasyonlarına ilişkin rakamları ekran üzerinden paylaştı.
Terörün artık asimetrik savaşta maalesef ülkelerin enerjilerini boşa çıkarmak, vakitlerini harcamak, morallerini, motivasyonlarını bozmakla ilgili bir enstrüman olduğunu vurgulayan Yerlikaya, şöyle konuştu:
“10 aylık dönemimiz içerisinde bölücü, hain terör örgütüyle ilgili İçişleri Bakanlığı olarak operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Yapılan 22 bin 541 operasyonda, 60’ı ölü, 649’u sağ/yaralı ve 121’i de teslim olmak üzere 830 teröristi etkisiz hale getirdik. İzmir’de aynı dönemde 83 operasyonda 24 teröristi etkisiz hale getirdik. İçişleri Bakanlığı olarak 81 vilayet, 922 ilçede başta terör ve terör türleri ve tüm suç türleriyle ilgili durmadan, duraksamadan bu operasyonları yapıyoruz. Çünkü eğer huzurdan bahsediyorsak önce terörden bahsetmememiz lazım. Biliyorsunuz, tüm dünyada terörle ilgili bir sınav var. Yakın zaman içerisinde Moskova çok menfur bir saldırı yaşadı değil mi? Hepimiz terörü lanetliyoruz. En büyük insanlık suçu olduğunu düşünüyoruz. Kabul ediyoruz. O bakış açısıyla bunlarla mücadele ediyoruz ve biz bir hukuk devletiyiz. Son 22 yıl boyunca Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri döneminde bizim ittifak ortaklarımızla bakışımız, hep beraber aslında ülke olarak parlamento olsun, 1-2 parti hariç herkes ‘Biz terör istemiyoruz’ diyor. ‘Nefret ediyoruz bunlardan’ diyor. Biz de milletimizden almış olduğumuz bu destek ve duayla beraber güçlü ve kararlı bir şekilde bunların artık son çırpınışları olduğunu da söylemek istiyoruz.”
Diğer operasyonlar
Bakan Yerlikaya, organize suç örgütlerine yönelik operasyonların da artarak devam ettiğini belirterek, 1 Haziran 2023 ile 15 Mart 2024 arasında 1127 operasyon yapıldığını ve gözaltına alınan 7 bin 770 şüpheliden 2 bin 804’ünün tutuklandığını söyledi.
Bu anlamda 417 organize suç çetesi çökertildiğini anlatan Yerlikaya, İzmir’de ise bu sürede 76 operasyon yapıldığını, yakalanan 336 zanlıdan 114’ünün tutuklandığını, 17 organize suç çetesinin çökertildiğini aktardı.
Yerlikaya, bu tarihler içinde kırmızı bültenle aranan 377 kişinin yakalandığını vurgulayarak, uyuşturucu ile mücadelede de önemli hamleler gerçekleştirdiklerini ifade etti.
İzmir’de bu süreçte 26 bin 096 kişinin gözaltına alındığını bunlardan 2 bin 45 şüphelinin tutuklandığını belirten Yerlikaya, ülke genelindeki asayiş konularında ise her 10 olaydan 9’unun aydınlatıldığını vurguladı.
Yerlikaya, söz konusu tarihlerde ülke genelinde 159 bin 445 firari hükümlünün yakalandığına, İzmir’de ise bu rakamın 13 bin 575 olduğuna dikkati çekti.
Kaçakçılık operasyonlarında 2 milyar 908 milyon liralık vergi kaybının önlediğini aktaran Ali Yerlikaya, siber suçlarla ilgili 163 bin 990 sosyal medya hesabı üzerinde çalışma yapıldığını söyledi.
“Görev yaparken oy vermiş, oy vermemiş ayrımı yapmıyoruz”
Yerlikaya, söz konusu sürede 235 bin 925 düzensiz göçmenin yakalandığını, 159 bin 302 göçmenin ise ülkeye girişinin engellendiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Huzur için çaba göstermemiz gerekir. Devlet olarak, hükümet olarak, bakanlıklar olarak, kurumlar olarak ama bu çabayı el birliğiyle yaparsak biz hem moral, motivasyon… yani birbirimize güç verme açısından daha motive edici oluyor ve daha sevimli, daha sempatik hale geliyor. Birbirimizden enerji alıyoruz. Bunu bizden esirgemeyin. ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep beraber Türkiye olalım’ diyen bir liderimiz var. Biz görev yaparken oy vermiş, oy vermemiş ayrımı yapmıyoruz. Vatandaşlarımızın hepsi bize emanet ve her biri aziz üstün her biri en güzel şekilde, en güzel hizmeti almak, beklemek ve söz söylemek hakkına sahip diyorum. Başımızın, gözümüzün üstünde yeri var diyorum. Çünkü egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir diyoruz.”
31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlere az bir süre kaldığını hatırlatan Yerlikaya, “Biz İçişleri ailesi olarak seçimin huzur ve güven ortamında yapılmasıyla ilgili ben de dahil tüm arkadaşlarımıza görev çıkardık. Bize bu noktada da güvenmeye devam edin. Biz seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrasında da Allah’ın izniyle sizin iradenizin en güzel şekilde, en huzurlu ve güven ortamında sandığa tecelli etmesiyle ilgili canla, başla çalışmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Programda Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ve MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin birer konuşma gerçekleştirdi.
]]>Programlara katılmak üzere Bitlis’e gelen Yılmaz, Ulu Cami Meydanı’nda yaptığı konuşmada, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle buruk bir ramazan yaşadıklarını belirtti.
AK Parti olarak ilk günden bu yana “dini milliyetçilik” yapmayacaklarını, kimsenin inancıyla, mezhebiyle uğraşmayacaklarını söylediklerini anlatan Yılmaz, kimsenin etnik kimliğiyle uğraşmadıklarını vurguladı.
“Herkesin kimliği şerefidir” diyerek özgürlükleri artırdıklarını, batıda ne varsa doğuda da olması için çaba gösterdiklerini ifade eden Yılmaz, “Son 20 yılda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hiçbir dönem olmadığı kadar hizmeti insanımızla buluşturduk. Yollarından üniversitelerine, organize sanayi bölgelerinden kırsal alanına her konuda hiçbir dönem atılmamış adımları attık. Bu bir zihniyetin ürünüdür. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışının ürünüdür. Yıkan ve tahrip eden değil, inşa eden bir siyaset anlayışının sonucudur. AK Parti bir taraftan temel hak ve hürriyetleri artırırken, vesayetleri tasfiye ederken, milli iradeyi hakim kılarken, diğer yandan da en büyük hizmetleri bu dönemde milletimize taşıdı.” diye konuştu.
“Bir huzur ve güven ortamındayız”
Geçmişte bölgede yaşanan terör dönemlerini, o dönemin getirdiği şartları herkesin bildiğini söyleyen Yılmaz, şöyle devam etti:
“Terör, tüm Türkiye’ye zarar verdi ama en büyük zararı bölgemize, burada yaşayan insanımıza verdi. Doğrudan zararları dışında dolaylı olarak da çok büyük zararlar verdi. Terörden dolayı yaylalarımızı kullanamadık. Bölgemize terör nedeniyle turist, sermaye, yatırım ve nitelikli eleman gelmedi. Bunun bütün maliyetini bu bölgede yaşayan insanımız çekti ama şimdi tam tersine huzur ve güven ortamı var. Son dönemlerde Doğu ve Güneydoğu’da birçok ilimizi ziyaret ettim. Allah’a şükürler olsun. Bir huzur ve güven ortamındayız. Her zaman söylüyorum, burada da tekrar edeceğim. Demokrasinin de kalkınmanın da düşmanı terördür. Terörün olduğu yerde ne demokrasi ne kalkınma olur. Huzurun, güvenin olduğu yerde de hem demokrasi hem de kalkınma olur. Bunun en güzel örneklerinden biri Bitlis.”
Huzur ve güvenin sonucunda Bitlis’te son 5 yılda özel sektörde 17 bin yeni istihdamın oluştuğunu vurgulayan Yılmaz, bu gelişmelerin huzur, güven ve bu siyasi istikrar sayesinde olduğunu belirtti.
Bitlis’te birinci organize sanayi bölgesinin dolduğunu ve ikinci organize sanayi bölgesinin talep edildiğini dile getiren Yılmaz, tekstil sektöründe de binlerce insanın iş imkanı bulduğunu aktardı.
“Bu yıl 200 bin konut tamamlayarak depremzedelere teslim edeceğiz”
Tarihine, tarihi değerlerine sahip çıkan bir milletin geleceğini de o kadar sağlam inşa edeceğine inandıklarını söyleyen Yılmaz, şunları kaydetti:
“Modernleşmek ve modern hayata adapte olmak demek geçmişini unutmak demek değil. Bir taraftan tabi ki sanayisiyle, tarımıyla, şehirleşme, yapılaşmasıyla modernleşeceğiz, teknolojisiyle gelişeceğiz ama bir taraftan da tarihimize, kültürümüze, inancımıza, maneviyatımıza, geçmişimize sahip çıkacağız. İşte bunun çok güzel bir örneğini burada görüyoruz. Bu da merkezi idare ile yerel yönetimin güzel bir işbirliğine dayanıyor. Nesrullah kardeşimiz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve ilgili bakanlıklarımızla yürütülen proje ile burayı dönüştürdük. Yıkılması gereken yerler yıkıldı. Yıkım işi bitti. Bundan sonra sadece yapım işi var. O yıkımların yapılması gerekiyordu. Yapıldı, bitti. Bundan sonra buraların daha da güzelleşmesi için çalışacağız.”
31 Mart’ta sandık başına gidileceğini ve bir demokrasi şöleninin yaşanacağını anlatan Yılmaz, hükümet olarak Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay’ın ve Bitlis Belediyesinin yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini bildirdi.
Merkezi idareyle yerel yönetimlerin işbirliği yaptığında daha çok işin yapıldığını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bazı siyasetçiler var. Seçimden önce söz verirler, seçimden sonra o verdikleri sözü unuturlar. Hatta öyleleri var ki geçen televizyonlardan da izledim. Bırakın vaatlerini yerine getirmeyi, vaatlerinin ne olduğunu bile hatırlamıyorlar. Nesrullah Bey hizmetleri hayata geçirdiği dönemde pandemi yaşandı, dünyada ekonomik krizler oldu, savaşlar çıktı, dünyada ve bölgemizde gerilimler çıktı. Bunları yaptığı dönemde tarihimizin en büyük deprem afetini yaşadık. Şimdi o yaraları sarıyoruz. Bu yıl 200 bin konut tamamlayarak depremzedelere teslim edeceğiz. Bütün bunlarla uğraşırken bu kadar hizmet yapılmış.”
“Yılın ortasından itibaren enflasyon düşmeye başlayacak”
Ülkenin gelişmesi ve büyümesi için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız başımızda. Mecliste Cumhur İttifakı’nın net bir çoğunluğu var. 5 yıl daha yönetimdeyiz. Ekonomimizi büyütüyoruz, ihracatımızı, üretimimizi, istihdamımızı arttırıyoruz. İnşallah Bitlis’imize önümüzdeki dönem merkezi ve yerel yönetim olarak çok daha fazla hizmeti yapacağız. Bundan hiç endişeniz olmasın. Ekonomimizi büyütürken tek sıkıntımız var. Enflasyon. Büyümemiz iyi. Geçen yıl 4,5 büyümüşüz. Milli gelirimiz 230 milyardan 1,1 trilyonun üzerine çıkmış. 2002’de 3 bin 600 dolar olan kişi başına gelirimiz geçen sene 13 bin 110 dolara kadar yükseldi. İhracatımız ve istihdamımız artıyor, daha da büyüyecek. Tek sorunumuz nedir? Enflasyon, fiyatlar. Bunu da önceliklendirmiş durumdayız. Bunun planını programını yapmış durumdayız.”
Bu yılın ortalarından itibaren enflasyonda düşüşlerin başlayacağını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bu işler hemen olmuyor. Belli bir zaman alıyor. Yılın ortasından itibaren enflasyon düşmeye başlayacak. Gelecek yıl yüzde 15’lere düşürmeyi hedefliyoruz, 2026’da ise yeniden tek hane olacak. Biz başkaları gibi laf olsun diye söylemiyoruz. Bunun planını, programını, politikalarını yapmış durumdayız. Adım adım hayata geçiriyoruz, uyguluyoruz. Seçimlerden sonra da kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz. Enflasyonun da belini kırdıktan ve bu sorunu da çözdükten sonra artık Türkiye’nin önünde bir engel yok. Türkiye Yüzyılı’nda ‘gerçek belediyecilik’ diyoruz. İnşallah bunu hep birlikte başaracağız. 31 Mart’ta oyunuzu Bitlis’e, Bitlis’in geleceğine, hizmetlere verin, laf üstüne laf koyanlara değil, taş üstüne taş koyanlara oyunuzu verin.”
Programda, AK Parti Bitlis Milletvekili Turan Bedirhanoğlu, AK Parti Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, AK Parti İl Başkanı Kadir Köstekçi, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Emre Güzelsoy ve AK Parti eski Bitlis Milletvekili Vahit Kiler de birer konuşma yaptı.
Yılmaz, programın ardından beraberindekilerle merkeze bağlı İçmeli köyüne giderek geçen yıl Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu’nda şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Bünyamin Barlık’ın ailesini ziyaret etti, başsağlığı dileğinde bulundu.
Daha sonra köy okuluna geçen Yılmaz, öğretmen ve öğrencilerle sohbet etti.
]]>Helikopterle Ağrı’dan Bitlis’e gelen Yılmaz, Ulu Cami Meydanı’nda partisince hazırlanan mitinge katıldı. Düzenlenen mitingde konuşan Cevdet Yılmaz, dini milliyetçilik yapmadıklarını ve kimsenin mezhebiyle uğraşmadıklarını belirterek, “Başından beri şunu savunduk. Dini milliyetçilik yapmayacağız. Kimsenin inancıyla, mezhebiyle uğraşmayacağız dedik. Bunu yapmadık. Etnik milliyetçilik yapmayacağız dedik. Kimsenin etnik kimliğiyle uğraşmadık. Herkesin kendi kimliği şerefidir dedik. Özgürlükleri arttırdık. Bölgesel milliyetçilik yapmayacağız dedik, batıdan ne varsa doğuda da olacak dedik ve son yirmi yılda doğuda, güneydoğuda hiçbir dönem olmadığı kadar hizmeti insanımızla buluşturduk. Yollarından üniversitelerine, organize sanayi bölge alanına her konuda hiçbir dönem atılmamış adımları attık ve milletimize sunduk. Bu bir zihniyetin ürünüdür. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışının ürünüdür. Bu milleti esas alan siyasetin sonucudur. Eser ve hizmet anlayışının sonucudur. Yıkan değil, tahrip eden değil, inşa eden bir siyaset anlayışının sonucudur” diye konuştu.
“Demokrasinin de kalkınmanın da düşmanı terördür”
“Terörün olduğu yerde ne demokrasi olur, ne kalkınma olur” diyen Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:
“Yerelden genele bir taraftan temel hak ve hürriyetleri arttırırken, vesayetleri tasfiye ederken, milli iradeyi hakim kılarken, diğer yandan da en büyük hizmetleri bu dönemde milletimize taşıdık. Doğu ve Güneydoğu tarihinde hiç olmadığı kadar hizmet aldı. Diğer taraftan geçmişte yaşadığımız terör dönemlerini, o dönemin getirdiği şartları da hepiniz biliyorsunuz. Terör tüm Türkiye’ye zarar verdi ama en büyük zararı bölgemize verdi. Burada yaşayan insanımıza verdi. Doğrudan zararları dışında dolaylı olarak da çok büyük zararlar verdi. Terör nedeniyle yaylalarımızı kullanamadık. Terör nedeniyle turist gelmedi. Sermaye gelmedi, yatırım gelmedi. Nitelikli eleman gelmedi bu bölgemize. Bunun bütün maliyetini bu bölgede yaşayan insanımız çekti. Ama şimdi tam tersine huzur ve güven ortamı var. Ben son dönemlerde, doğuda, güneydoğuda birçok ilimizi ziyaret ettim. Allah’a şükürler olsun. Bir huzur ortamındayız. Bir güven ortamındayız. Her zaman söylüyorum, burada da tekrar edeceğim demokrasinin de, kalkınmanın da düşmanı terördür. Terörün olduğu yerde ne demokrasi olur, ne kalkınma olur. Huzurun, güvenin olduğu yerde de hem demokrasi olur, hem kalkınma olur. Bunun en güzel örneklerinden biri Bitlis. Bitlis’te son beş senede 17 bin yeni istihdam oluşmuş. Kayıtlı özel sektörde devleti söylemiyorum. On yedi bin sigortalı çalışan oluşmuş. Huzurun olmadığı yerde bu olur mu? Huzurun olmadığı yerde organize sanayi bölgemiz dolar mıydı? İşte bu huzur sayesinde. Bu güven sayesinde bu siyasi istikrar sayesinde oluyor bunlar.”
Bitlis çarşı merkezinde uygulanan dere üstü ıslah çalışması ve millet bahçesi hakkında da konuşan Yılmaz, “Birtakım olmaması gereken yapılar yıkıldı. O tarihi doku ortaya çıkarıldı. Artık beş minareyi görüyoruz. Kalemizi görüyoruz. Ulu Cami’mizi görüyoruz. Tarih olmadan gelecek olmaz. Tarih şuuru olmadan sağlam bir gelecek inşa edilmez. AK Parti olarak biz şuna inanıyoruz. Bir millet tarihine tarihi değerlerine ne kadar sahip çıkarsa geleceği de o kadar sağlam inşa eder. Modernleşmek demek modern hayata adapte olmak demek geçmişini unutmak demek değil. Bir taraftan tabii ki sanayisiyle, tarımıyla, şehirleşme yapılaşmasıyla, modernleşeceğiz. Teknolojisiyle gelişeceğiz. Ama bir taraftan da tarihimize, kültürümüze, inancımıza, maneviyatımıza, geçmişimize sahip çıkacağız. İşte bunun çok güzel bir örneğini burada görüyoruz. Geçmişte geleceğin buluştuğu bir mekandayız. Çevre Şehircilik Bakanlığımızla, diğer ilgili bakanlıklarımızda el birliği içinde burayı dönüştürdük. Buraya bir milyar Türk Lirası’ndan fazla kaynak harcandı. Yıkılması gerek yerler yıkıldı. Yıkımla ilgili birileri tezviratlar yapıyormuş. Şurası da yıkılacak, burası da yıkılacak. Yıkım işi bitti. Bundan sonra sadece yapım işi var. O yıkımlar yapılması gerekiyordu. Yapıldı bitti. Kale altındaki yapılar yıkılacakmış diyorlar. Öyle bir şey yok. Ona sakın inanmayın. Öyle bir planımız da yok, projemiz de yok. Bundan sonra buraları daha çok güzel için çalışacağız” diye konuştu.
“Merkezi idareyle yerel yönetim el birliği yaptığında, o zaman bereketli oluyor işler”
Merkezi idareyle yerel yönetimlerin el birliği yapması gerektiğini de ifade eden Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz, “Zaten merkezi idareyle yerel yönetim el birliği yaptığında, iş birliği yaptığında o zaman bereketli oluyor işler. O zaman daha çok iş yapılıyor. Bakın bazı siyasetçiler var. Seçimden önce söz verirler Seçimden sonra o verdikleri sözü unuturlar. Hatta öyleleri var ki. Geçen televizyonlardan da izledim. Bırakın vaatlerini yerine getirmeyi, vaatlerinin ne olduğunu bile hatırlamıyorlar. Biz o anlayışta değiliz. AK Parti’nin Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik anlayışıyla yapamayacağımızı söylemeyiz. Söylediğimizin de peşinden sonuna kadar koşarız. Gece gündüz uğraşırız” dedi.
“Tek sorunumuz enflasyon ve fiyatlar”
Yılmaz, enflasyon ve fiyatlara da değinerek, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ekonomimizi büyütüyoruz. İhracatımızı, üretimimizi ve istihdamımızı arttırıyoruz. İnşallah Bitlis’imize önümüzdeki dönem çok daha fazla hizmeti yapacağız. Merkezi idare ve yerel yönetim. Bundan hiç endişeniz olmasın bekliyoruz. Ekonomimizi büyütürken tek sıkıntımız var enflasyon büyümemiz iyi. Bakın geçen sene dört buçuk büyümüşüz. Milli gelirimiz 230 milyardan 1,1. trilyonun üstüne çıkmış. 2002’de 3 bin 600 dolar olan kişi başına gelirimiz geçen sene 13 bin 110 dolara kadar yükseldi. Tek sorunumuz enflasyon ve fiyatlar. Bunu da önceliklendirmiş durumdayız. Bunun planını, programını yapmış durumdayız. Bu yılın ortalarından itibaren göreceksiniz. Enflasyonda düşüşler başlayacak. Bu işler böyle hemen olmuyor. Dünyada da bizde de. Belli aşama aşama gerçekleştiriyorsunuz. Belli bir zaman alıyor yılın ortasından itibaren düşmeye başlayacak. Gelecek yıl yüzde 15’lere düşmeyi hedefliyor. 2026’da ise tek hane olacak. Oyunuzu Bitlis’in geleceğine oyunuzu hizmetlere verin. Laf üstüne laf koyanlara değil, taş üstüne taş koyanlara oyunuzu verin.” – BİTLİS
]]>Akar, partisince merkez Altıeylül ilçesine bağlı Sütlüce Mahallesi’nde düzenlenen mitingde, Cumhur İttifakı olarak büyük Türkiye için çalıştıklarını söyledi.
Teröre hiçbir şekilde geçit vermeyeceklerini belirten Akar, şöyle konuştu:
“Biz sizler için çalıştıkça bazıları bizim paçamızdan çekmeye çalışıyor, yavaşlatmaya, durdurmaya çalışıyor. Bizi durduramayacaklar, engelleyemeyecekler. Bunun için 15 Temmuz hain darbe girişimine rağmen çok şükür bunları ülkemizden sürdük, gönderdik. İlçelerimizde, illerimizde, dağlarda Mehmetçiğe karşı koyamayanlar, kazdıkları çukurlara gömüldüler. Daha sonra Irak’ın Suriye’nin kuzeyine gittiler. Orada bir terör koridoru yapmaya çalıştılar. Sizlerin duası, Allah’ın yardımıyla Mehmetçik onları kazdıkları çukurlara gömdü ve gömmeye devam ediyor. Irak’ın kuzeyindeki barınakları, sığınakları, korunakları ne varsa başlarına yıkıldı, yıkılmaya devam ediyor. Bunlara kim destek sağlarsa sağlasın, Allah’ın izniyle en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar bu mücadele devam edecek, 40 yıldan beri başımıza musallat olan bu beladan hep birlikte kurtulacağız.”
Akar, Türkiye’nin tek yürek olduğunu dile getirerek “Biz 85 milyon olarak biriz, tek yumruk, tek yüreğiz. Birliğimiz ve beraberliğimiz inşallah daim olacak. Yüzyıllardan beri biz beraber yaşadık, beraber ekmeğimizi, suyumuzu paylaştık, kız aldık, kız verdik. Türkler, Kürtler, Araplar Türkiye’de yaşayan 85 milyondan kim varsa herkes kardeş, herkes birinci sınıf vatandaştır. Bunu herkes böyle bilsin, hiçbir fitneye, fesada fırsat vermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Teröristlerin hevesleri kursağında kaldı”
Irak ve Suriye’de yapılan müdahalenin Türkiye’yi büyük belalardan kurtardığını belirten Akar, şöyle devam etti:
“Allah’a çok şükür zamanında Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifiyle başlattığımız operasyonlar başarılı bir şekilde gerçekleşti. Teröristlerin hevesleri kursağında kaldı, kazdıkları çukurlara gömüldüler. Onlara kimlerin yardım ettiğini, destek sağladığını, biliyoruz, görüyoruz, anlıyoruz. Bunların hepsi beyhude gayret. Ne yaparsanız yapın, kim desteklerse desteklesin, bu işin iki yolu var, ya bulundukları yere gömülecekler ya da gelip adalete teslim olacaklar. Artık söz dinleyen Türkiye yok, sözü dinlenen Türkiye var. Türkiye uluslararası ortamda ve üç kıtada şu anda söz sahibi, bütün dünyayla da ilgi sahamız var. Biz sadece kendi ülkemiz için çalışmıyoruz, aynı zamanda dostlarımız ve kardeşlerimizin de haklı davalarını destekledik, destekliyoruz. Kıbrıs bizim milli meselemiz, hiçbir şekilde vazgeçmemiz mümkün değil. Ege’de ve Akdeniz’de dostluk istiyoruz, iyi komşuluk ilişkileri istiyoruz. Hiçbir şekilde bugüne kadar olduğu gibi haklarımızı çiğnetmedik, çiğnetmeyeceğiz. Libya ve Azerbaycan da bizim kardeşimiz, onların da haklarını koruduk ve korumaya devam edeceğiz.”
Akar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde savunma sanayisinde önemli yol katettiklerini vurguladı.
Mitinge AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, MHP Balıkesir İl Başkanı Niyazi Tunç, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Karesi Belediye Başkanı Dinçer Orkan, AK Parti Altıeylül Belediye Başkan Adayı Mesut Eray da katıldı.
]]>Turan, Ezine’nin Geyikli beldesinde partisinin belediye başkan adayı Mevlüt Oruçoğlu’nun proje tanıtım toplantısına katıldı.
Burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin hem genel politikada hem de yerel hizmetlerde reforma, adımlara, çalışmaya ihtiyacı olduğunu, ekonomide, demokraside, yatırımlarda, her alanda iddialı işlerinin bulunduğunu belirten Turan, seçimsiz geçecek gelecek dört yılı iyi değerlendirmek istediklerini söyledi.
Seçmene seslenen Turan, Geyikli’nin yerelde büyümesi ve daha gelişmesi için sakin ve makul değerlendirme yapmalarını istedi. Geyikli’nin potansiyeli çok büyük bir belde olduğunu dile getiren Turan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Merkezimiz kıymetli, doğal gazda, altyapıda, yollarda toparlandı. Ama sahilimiz çok daha kıymetli. O bölgede gelişen alanlar var. Yeni dönemde sahilimizin, merkezden, Lapseki’den, Gelibolu’dan daha iyi olacağına inanıyorum. Bisiklet yollarıyla, yürüyüş parkurlarıyla, yol yapmak değil yeni bir hayat ortaya koymak için adım atılacak. Güzel, kıymetli beldemizin markasına ekstra değer katacak olan işler yapılacak.
Sadece altyapıydı, bisiklet yoluydu, doğal gaz yetmez. Nüfus da lazım ve nüfusu da plansız, rastgele değil, planlayarak büyütmek lazım. Israrcı oldun, yer buldun. 300 dönüm yeri Milli Emlak üzerinden üniversitemize tahsis ettirdi. Buraya 2 bine yakın öğrencinin geleceği bir altyapı hazırlanıyor. Çok kıymetli bir iş. Esnafımızın rahat edeceği, bölgemizin daha kıymetleneceği önemli bir adım. Hem Ziraat Fakültemizle hayvancılık ve tarımın bu bölgede daha da bilimsel olarak yönetileceği bir bölüm olacak. Bugün çok uzak gözüken üniversitemizin bu bölgedeki fakültesi inşallah Meclis Başkanının öncülüğünde tüm Meclisin çalışmasıyla beraber omuz vereceğiz, destek olacağız. Geyikli’deki fakültemizin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.”
Türkiye’nin düne kadar pandemi ve deprem gibi ağır bedeller ödediğini, terörle mücadelenin devam ettiğini belirten Turan, Rusya’da gerçekleşen terör saldırısına değinerek, şunları söyledi:
“Sivillere saldırı kadar dünyada alçak bir eylem olamaz. Kim olursa olsun, hangi ülke olursa olsun tüm bu tarz terör eylemlerini kınıyoruz. Bunların durdurulması için büyük mücadele gerekir. Senin teröristin, benim teröristim olmaz. Güneyde gördünüz. Amerika başta, bu ülkenin maalesef hemen güneyinde bırakın terör güçlerine para vermeyi, tank top vermeyi, adamlar bildiğiniz harita bastırdılar harita. Türkiye’den toprak alarak güneyde Irak, Suriye hattında Amerika’nın desteğiyle beraber bir terör devleti kurulsun diye çalışmalar ötesinde somut adım atarak harita bastırdılar. Sınırı var, yönetimi var. Ama halkımız sahip çıktı. Büyük bir siyasi irade ortaya kondu. Tüm dünyanın egemen güçlerine rağmen büyük bir dirençle o harita yırtıldı, çöpe atıldı hamdolsun. Bu çok kıymetli bir iş. Ben bu ülkenin CHP’lisinin de MHP’lisinin de AK Partilisinin de bu tarz önemli işlerimize omuz verdiğini düşünüyorum.”
]]>Crocus Belediye binasında ne oldu?22 Mart 2024 Cuma günü Rusya’nın başkenti Moskova, tarihinin en büyük terör saldırılarından birini yaşadı. Çok sayıda masum insanın hayatına mal olan Crocus Belediye binasına düzenlenen terör saldırısı, Beslan trajedisinden sonra yaşanan 2’nci büyük saldırı oldu. Crocus City Holl-Belediye Kültür Merkezi konser salonunda, 4 kişi silahlı saldırıda bulundu. Binada saldırı sonrası yangın çıktı. Rus medyası, saldırganların “otomatik silahlarla ateş açtığını” ve “el bombası veya yangın bombası atarak yangına yol açtığını” bildirdi. Saldırıda şimdiye kadar 135 kişinin öldüğü açıklandı. Ayrıca olayda 100’den fazla kişi de yaralandı. Saldırıyı gerçekleştirdiğinden şüphelenilen 4 kişi, cuma gecesi Rusya’nın Ukrayna sınırı yakınında Bryansk bölgesinde gözaltına alındı. Federal Güvenlik Servisi (FSB), saldırıdan sonra suçluların “Rusya Federasyonu ve Ukrayna sınırını geçme niyetinde olduklarını ve Ukrayna tarafıyla ilgili temaslarda bulunduklarını” iddia etti. Belarus’un Rusya büyükelçisi ise Belarus özel servislerinin cuma gecesi Rusya’ya teröristlerin sınırdan kaçmasının engellemesinde yardımcı olduğunu söyledi.
Rus devlet medyası gözaltına alınanların tamamının yabancı uyruklu olduğunu bildirdi. Saldırgan olduğu iddia edilenlerden biri saldırıyı gerçekleştirmesi için kendisine yarım milyon ruble (yaklaşık 5 bin dolar) sözü verildiğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, toplam 11 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin Moskova’nın kuzeyinde bir pansiyonda buluştukları ve 4 failden en az 2’sinin yalnızca “10-12 gün önce” görüştüğü belirtildi. Crocus Belediye binasına gittikleri ve kaçmak için kullandıkları arabanın bir akraba bağlantısı aracılığıyla satın alındığı tespit edildi. Saldırının yapıldığı Picnic grubunun konseri için yaklaşık 6 bin 500 biletin satıldığı bildirildi.
Terör saldırısının amacı neydi?Terör saldırısının ardından DEAŞ’a bağlı Amaq haber ajansı Telegram’da yayınladığı kısa bir açıklamayla saldırının sorumluluğunu üstlendi. Bu noktada, DEAŞ’ın kendisinin düzenlemediği saldırıların sorumluluğunu üstlendiği bir geçmişe sahip olduğunu da belirtmekte fayda var. Saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ’ın silahlı grubuna bağlı, Afganistan ve İran’da faaliyet gösteren DEAŞ-Horasan Eyaleti (ISKP), aslında 2017 yılından beri Rusya ile savaş halinde olduğunu ilan ediyor. DEAŞ-K olarak da adlandırılan bu grup, terör örgütünün Afganistan ve çevre bölgelerde faaliyet gösteren kolu olan DEAŞ-Horasan olarak anılıyor. Bu grup 2014 sonlarında doğu Afganistan’da ortaya çıktı. DEAŞ-Horasan grubunun 2014 yılından beri Rusya’yı tehdit ettiğini biliyoruz. Hatta bir hafta önce Rus güvenlik güçleri Kaluga’da bir sinagoga yapılacak saldırıyı engellediklerini açıkladılar.
Genel olarak bakıldığında bu saldırıda amacın Rusya’yı Müslümanlarla karşı karşıya getirerek “Asıl savaşınız Ukrayna’da Hristiyanlarla, İsrail’de Yahudilerle değil Müslümanlarladır.” anlayışına geri dönmesi için uyarmak olduğu düşünülebilir. Rusya, uzun süredir bu tehdidin ve kurgunun farkında olduğu için saldırıyı her ne kadar DEAŞ üstlense de arkasındaki gücün ABD, İsrail veya Ukrayna’ya destek olan Batılı ülkeler olduğunu düşünüyor. Bu militanların çoğu birbirini önceden tanımıyorlar. Çok profesyonel değiller. Teröristlerin hepsinin Rusça’yı son derece kötü konuştuğu ya da kötü konuşuyormuş gibi yaptığı ve birinin bir tercüman aracılığıyla Tacikçe iletişim kurduğu bildirildi. Terör saldırısının sanki para için gerçekleştirildiği algısı verildi. Saldırıda kullanılan kalaşnikofları Rusya’daki organizatörlerin temin ettiği anlaşılıyor. Bu silahları elde etmek Rusya’da artık hiç de zor değil. Ukrayna’daki savaş nedeniyle Rus paralı askerler kendi silahlarını kolayca ülkenin her yerinde satabiliyor.
Teröristlerin Moskova’nın kuzeyindeki bir pansiyonda buluşmaları ve birbirlerini pek tanımıyor olmaları ise profesyonelce bir kurguyu andırıyor. Bu kurgu genelde İsrail’in İkinci Dünya Savaşında görev almış ve kaçak olarak başka ülkelerde yaşayan eski Nazileri avlamakta kullandığı gönüllü birliklerin stratejisine benziyor. Mossad’ın sıkça kullandığı bu taktik sayesinde kayıp ve yakalanma olması halinde organizasyonun liderlerine ulaşılamıyor. Bu saldırıya katılan 4 militandan en az 2’sinin yalnızca “10-12 gün önce” tanışması bir örgütten çok bir devlet istihbarat organizasyonu izlenimini veriyor. Zaten militanların saldırı anında yayınlanan görüntülerinde silah kullanmalarına bakacak olursak profesyonel olmadıkları, bazılarının savaşta veya çatışmada bulunmadığı da anlaşılabilir. Genel olarak saldırı, planlanmasına ve kurgusuna bakıldığında bazı ülkelerin dış istihbaratları tarafından kullanılan örgütsel bir eylem gibi duruyor.
Teröristlerin yakalandıktan sonra canlı ifadelerine bakılacak olursa onları bu saldırıya iten ana sebebin ne olduğu belli olmuyor. Sadece para için böyle bir saldırı yapmaları ise tutarlı değil. Bu insanları tam olarak neyin birbirine bağladığı, onlara hangi güdülerin rehberlik ettiği belki ileriki zamanlarda ortaya çıkabilir. Rusya’nın Moskova saldırısı ile Suriye’de Rusya’ya karşı mücadele eden ve şu anda Ukrayna’da bulunan Abdulhakim Şişani ve ekibiyle bağlantı kurması muhtemeldir. Ancak Çeçenlerin bu tür saldırılar gerçekleştirmediği göz önüne alındığında Şişani ile bir bağlantı şüpheli olacaktır. Çünkü onlar genelde bu tür saldırılar yerine cephede savaşmayı tercih ediyorlar.
Kim ne tepki verdi?Moskova’daki terör saldırısının dünya liderleri tarafından kınanması hızlı oldu. Belarus Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Dışişleri Bakanlığı saldırıdan hemen sonra kınama mesajı yayınladılar. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Putin’i arayarak başsağlığı diledi ve terörle mücadelede destek açıklaması yaptı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Beyaz Saray sözcüsü John Kirby, saldırıyı kınadılar. Birleşik Krallık adına İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, ülkesinin “düşüncelerinin tüm kurbanların ve yaralıların aileleriyle birlikte olduğunu” ifade etti. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da benzer duygular dile getirdi.
Bunun dışında Çin, Polonya Fransa, Hindistan, Suudi Arabistan, Afganistan, Küba, İtalya, Venezuela, Japonya, İsrail, Filistin, Malezya, İspanya, Suriye, Norveç, İsveç, Danimarka, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Yunanistan, Güney Afrika, İzlanda, Belçika gibi ülkeler de diplomatik misyonlar üzerinden saldırıyı kınadıklarını duyurdular. Birleşimiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi bunu “iğrenç ve korkakça” bir saldırı olarak nitelendirirken, Genel Sekreter Antonio Guterres olayı “mümkün olan en güçlü ifadelerle” diyerek kınadı. NATO Sözcüsü Farah Dakhlallah, askeri ittifakın saldırıyı “kesinlikle” kınadığını söyledi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de saldırıyı kınayanlar arasındaydı. Hamas da Moskova’daki terör saldırısını kınadı ve Rusya halkına başsağlığı diledi.
Putin, televizyondan ulusa hitaben yaptığı konuşmada, Pazar günü ulusal yas ilan ederek saldırıyı “barbarca bir terör eylemi” olarak nitelendirdi. Putin, teröristlerin ön verilere göre sınırı geçmeleri için bir “pencere/kaçış kapısı” hazırlanmış olan Ukrayna’ya doğru hareket ederek kaçmaya çalıştıklarını açıklayarak Ukrayna’yı teröristlere yardım etmekle suçladı. Putin, Rusya’nın en zor zamanlarda her zaman daha da güçlü olduğunu, şimdi de öyle olacağını ilan etti. Rus İç Güvenlik Servisi FSB, saldırının dikkatlice planlandığını ifade ederek saldırganların Ukrayna tarafında bağlantılarının olduğunu öne sürdü.
Ukrayna ise Rusya’nın saldırıyı Ukrayna ile bağdaştırmaya yönelik açıklamalarını reddetti. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mykhailo Podolyak cuma günü yaptığı açıklamada, Kiev’in saldırıyla hiçbir ilgisi olmadığını ifade etti. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı iddianın Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını körüklemek için kullanılabileceğini öne sürdü. Rusya’nın bu saldırıyı her ne şartta olursa olsun Ukrayna ile ilişkilendirmesi mümkündür. Hatta saldırganların Ukrayna’ya kaçma girişimleri daha çok geri teslim edilmeyecekleri düşüncesi veya onları bu saldırıya itenlerin yönlendirmesiyle de olabilir. Terör saldırısının Ukrayna ile ilişkilendirilmesi Rus toplumunu duygusal ve belki de askeri açıdan Ukrayna’daki savaşa katılım ve destek açısından da etkileyebilir.
[Prof. Dr. Salih Yılmaz: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>SALDIRIDA 150 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Rusya’nın başkenti Moskova’da Crocus City Hall adlı konser salonuna önceki akşam saatlerinde düzenlenen silahlı saldırıda 150 kişi hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi yaralandı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde saldırganların salonda rastgele ateş açtıkları görülürken, sonrasında AVM’de çıkan yangını da saldırganların yanıcı sıvılar kullanarak çıkardıkları belirlendi.

SALDIRIYI DEAŞ ÜSTLENDİ
Terör örgütü DEAŞ, Moskova’daki saldırıyı mensuplarının düzenlediğini iddia etti. Terör örgütü, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Moskova banliyösünde yer alan Krasnogorsk’taki konser salonuna örgüt üyelerinin saldırdığını ileri sürdü.

SALDIRININ FAİLLERİ YAKALANDI
Rusya İstihbarat Servisi (FSB), saldırıya doğrudan karışan 4 terörist dahil 11 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Saldırının özenle planlandığı belirtilen açıklamada, saldırganların Ukrayna sınırına doğru kaçmaya çalıştığına işaret edildi. Ayrıca, “Terör saldırısından sonra suçlular Rusya-Ukrayna sınırını geçmeyi planladı. Ukrayna tarafında temasları vardı” ifadelerine yer verildi.

PUTİN: SALDIRGANLARIN UKRAYNA TEMASLARI VARDI
Rusya lideri Putin, terör örgütü DEAŞ’ın üstlendiği saldırının ardından yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, “Saldırganların Ukrayna sınırına doğru kaçmaya çalışırken yakalandığını ifade etti. Rusya İstihbarat Servisi (FSB) de başkentteki terör saldırısına ilişkin açıklamasında Ukrayna’yı hedef alarak, “Terör saldırısından sonra suçlular Rusya-Ukrayna sınırını geçmeyi planladı. Ukrayna tarafında temasları vardı” ifadelerini kullandı.

ZELENSKİ: RUSLAR HEP AYNI YÖNTEMİ KULLANIYORLAR
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, sosyal paylaşım hesabından paylaştığı görüntülü mesajında, Ukrayna vatandaşlarına hitaben bir konuşma yaptı. Zelenskiy konuşmasında, Putin’in, dün başkent Moskova’daki “Crocus City Hall” adlı konser salonunda düzenlenen terör saldırısını yapan kişilerin, Ukrayna’ya doğru kaçmaya çalıştıklarına ilişkin açıklamasını değerlendirdi. Putin ve diğer Rus yetkililerinin, saldırı konusunda Ukrayna’yı suçlamaya çalıştıkları ve benzer adımları daha önce de attıklarını kaydeden Zelenskiy, “(Ruslar) Hep aynı yöntemleri kullanıyorlar.” dedi.

Zelenskiy, Rus ordusunu Ukrayna ve bu ülkede yaşayan halka yönelik “terör eylemleri” düzenlemekle suçladı. Konuşmasında, “Yüz binlerce teröristi buraya, Ukrayna topraklarına sürdüler, bize karşı savaşıyorlar ve kendi ülkelerinde ne olduğu umurlarında değil.” ifadesine yer veren Zelenskiy, Putin’i, Rus vatandaşlarıyla ilgilenmek, onlara hitap etmek yerine, saldırı konusunu Ukrayna’ya nasıl getireceğini düşünerek bir gün sessiz kalmakla itham etti. Rus halkının, Ukrayna’da ölen Rus askerleri için Putin’den hesap sormadığı sürece Putin’in bu durumu kendi lehine kullanacağını kaydeden Zelenskiy, “Teröristler her zaman kaybetmelidir ve hayatı gerçekten savunan herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

BİNLERCE KİŞİ SIĞINAKLARA İNDİ
Rusya yönetimi saldırıdan Ukrayna’yı sorumlu tutarken, ordu birlikleri bu gece yarısı harekete geçti. Ukrayna’nın başkenti Kiev’i savaş uçaklarıyla vuran Rus ordusu saldırılarında binlerce kişi sığınaklara indi. Kiev’de hava savunma sistemleri aktif hale getirildi. Görgü tanıkları çok sayıda füzenin havada önlendiğini aktardı.

POLONYA SİLAHLI KUVVETLERİ ALARM DURUMUNDA
NATO topraklarına komşu Lviv şehri de hedef alındı. Polonya silahlı kuvvetleri, sınıra yakın bölgelerin vurulması üzerine savaş uçaklarının alarm durumuna geçtiğini bildirdi.

UKRAYNA ORDUSUNDAN MİSİLLEME
Ukrayna ordusu ise Rusya’nın 2014 yılında ilhak ettiği Kırım yarımadasındaki Sivastopol şehrine bir gecede düzenlediği saldırıda, iki Rus çıkarma gemisini vurduğunu açıkladı.

“İLETİŞİM MERKEZİ VE ALTYAPI TESİSLERİ VURULDU”
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Stratejik İletişim Merkezi’nden yapılan açıklamada, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Yamal ve Azov amfibi çıkarma gemilerini, bir iletişim merkezini ve Karadeniz Filosu’nun bazı altyapı tesislerini başarıyla vurdu” denildi.
]]>MHP Kayseri İl Başkanlığı tarafından Ramazan Ayı dolayısıyla iftar programı düzenlendi. Programa, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, MHP Kayseri İl Başkanı Seyit Demirezen ve partililer katıldı. Burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir; Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonu, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği savaş politikaları ve 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine değinerek, “Kayseri bizim sevdamızdır dedik, başka sevdayı yüreğimize koymadık. Yerel seçimlere giden bu süreçte cumhur ittifakının kıymetli adayları bu anlamda desteklerinizle muvaffak olacaktır. Başarımızı daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. O yüzden diyoruz ki dindirmeyin bu alkışları, iradenizi. 31 Mart’ta 17-0’la Kayseri’yi şahlandırın, taçlandırın ve yeniden inşallah cumhur ittifakı burada zaferle sizin iradenizle hizmete devam etsin” şeklinde konuştu. Özdemir’in gündeme dair açıklamaları şöyle;
“Türkiye yeni bir seçimin arefesinde daha bulunmaktadır. Ama seçimlerle beraber bu zamanlara kolay gelinmediği gerçeği de yine hepimizin karşımızda bulunan yalın bir gerçektir. Bildiğiniz üzere Türkiye çok boyutlu tehdit ve tehlikelerle muhatap kalmış, bu tehlikeleri bertaraf etme konusunda yıllardan bu yana çok ciddi emek sarfına giren bir ülke olmuştur. Son Türk devleti olarak Osmanlı bakiyesi üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu süreç içerisinde bir dünya savaşının yıkımının ardından filizlenmiş bir başka ikinci bir dünya savaşının ardındansa küresel seviyede var olma ve tutunma mücadelesine girdirilmiş, demokrasisinin olgunlaştırma yoluna koyulmuş. Bütün bunlar olurken tam gücünü kazanıp bu olgunluk da yoluna devam edecekken zaman zaman ne yazık ki darbelerle muhatap kalınarak hem toplumsal hem de siyasal zeminde engellemelerle karşı karşıya gelmiştir. Bütün bunların hemen ardındansa terör belası ülkemizin başına musallat edilmiş ve uzun yıllardan bu yana da bir terör belasıyla mücadele etmektedir.”
“15 Temmuz Türk tarihinin en büyük ihanet girişimidir”
15 Temmuz darbe girişiminin Türk tarihinin en büyük ihanet girişimi olduğunu aktaran Özdemir; “Nihai olarak içimizde sızdırılan bizdenmiş gibi görünen ama başka ülkelerin halk ve menfaatine çalışan çevrelerin varlığıyla da Türkiye Cumhuriyeti Devleti belki de Türklük tarihinin binlerce yıldan beri süregelen zaman içerisinde görüp görebileceği en büyük ihanet gelişimiyle karşı karşıya kalmış ve bu girişimde kendisini 15 Temmuz’da göstermiştir. Işte bu gerçekliklerin hepsi dünyanın içerisinde bulunduğu gelişmelerle beraber de değerlendirildiğinde artık Türkiye’nin kaybedilecek vaktinin olmadığı bir an evvel toparlanıp titreyip kendine dönmesi gerektiği istikrarını muhafaza ederken gücünü de potansiyelini de arttırması zorunluluğunu karşımıza getirmiştir. Türkiye diz çökse başta dünyanın merkezi olarak bu coğrafyada birileri istediği gibi at koşturacakları gibi diğer yandan mazlum coğrafyaların üzerinde de tahakkümleri ve diğer karanlık girişimlerinin hız kazanacağı kesin. Işte bu şartlar altında Milliyetçi Hareket Partisi büyük bir sorumluluk üstlenerek Türkiye’de hem siyasetin hem de ülke yönetimimizin daha istikrarlı bir yapıya kavuşması için tarihi bir sorumluluk üstlendi. Sayın genel başkanımızın liderliğinde milliyetçi, ülkücü hareket Cumhur İttifakı’nın kurulması noktasında aziz milletimizin o en karanlık gecede ümide Türk milletinin en çok muhtaç olduğu gecede bu ümidin sesi olarak buna cevap vermiş ve Türkiye’de yeni bir sistem değişikliğiyle beraber artık gücümüzün muhafaza edilmesi daha ileriye taşıması noktasında da sorumluluk üstlenmiştir. İşte o günlerden bugünlere gelinen süreç içerisinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de yine aziz milletimizin iradesiyle hayata geçmiş ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi de bu sistemin kurucu lideri olarak aziz milletimizden aldığı destekle beraber Türkiye’yi çok daha iyi bir noktalara taşımayı başarmıştır” ifadelerini kullandı.
Terörle mücadeleye de değinen Özdemir; “Şöyle bir yakın geçmişi tasavvur ettiğimizde 2018 yılından bu zamana kadar 6 yıllık süre geride kalmıştır. İşte bu 6 yıllık süre zarfında Türkiye içerideki karanlık ve hain odakları temizlemekle kalmamış, terör belasını kaynağında kurutma stratejisi hayata geçirmiş ve Allah’a hamdolsun bugünlerde de bu stratejisinin neticesini kesin olarak alma iradesini ortaya koymuş ve hazırlıklarına başlamıştır. Şimdi önümüzde ki süreçte artık başlangıç olarak ve öncelikli olarak PKK terör örgütünden kurtulmanın vakti ve zamanı gelmiştir. İnşallah yapılan planlamalar doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri bu yansıma ile Irak merkezli tüm terör odaklarını ve terör yuvalarını kaynağında kurutacak, Türklüğün çelikten iladesini buralara nihai olarak yazılacak ve Türk bayrağı buradaki terör odaklarının, terör yuvalarının tepesinde dalgalanacaktır. Bu beladan tamamıyla kurtulmamızın vakti gelmiştir. Bu vakit yaklaştıkça Türkiye’de ne yazık ki bir devrin de kabusu da başlamış görünmektedir. PKK terör örgütünün siyasi uzantılarıyla iş birliği yapan başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere bazı siyasi çevreler Cumhur İttifakı’nın karşısına geride bıraktığımız 6 yıldan bu yana hangi engelleri çıkarmaya çalışmışlarsa şimdi de buna yenilerini eklemek suretiyle neticeye ulaşmayı murat etmektedir” şeklinde konuştu. MHP’li Özdemir konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Sadece bununla alakalı Türkiye mesafe kat etmedi. Baktığınız vakit 30 yıldan uyanan, işgal altında bulunan yanı başımızdaki ki Türkiye’nin milli güvenliğini de etkileyen Azerbaycan’ın Karabağ topraklarının kurtarılması hususunda da yine Türkiye’nin liderliğiyle dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın aldığı netice bugün Kafkasya bölgesinde barışı ve istikrarı hakim kılmışken aynı zamanda Türkiye’nin milli ve büyük ülkülerinden olan Türk dünyasıyla kucaklaşması stratejisine de hayat vermiştir. “Durum böyle olunca Türk Devletleri Teşkilatı da yine bu dönemde kurulmuş ve 2040 vizyonuyla beraber artık bütün Türk dünyasının bir arada olacağı, sadece siyasi olarak değil, aynı zamanda askeri olarak da, iktisadi olarak da, kültürel olarak da, diğer alanların tamamında da dünyada ses getirecek bir birliktelik yine Milliyetçi Hareket Partisi’nin üstlenmiş olduğu bu sorumlulukta Cumhur İttifakı’yla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle beraber dünya sahnesinde Türklüğe kazandırılan önemli gelişmeler olmuştur. Elbette sadece bununla da sınırlı kalmadık. Biz siyasi yönden, iktisadi yönden, diplomatik yönden bu adımları atarken bütün dünya, pek çok çevre hatta içimizdeki bunların iş birlikçileri dahil siz yapamazsınız. Buna gücünüz yetmez. yaygarasına da kurulmuşlardı. Ama bugün gelen aşamada Türkiye’nin başarılarına bakıyorsunuz. İlmi olarak da bilimde de, fen de de, teknolojide de eriştiğimiz seviye itibariyle Türkiye dünyada ilk üç hadi bilemediniz en fazla ilk dört ülke arasında girebilen kazanımlarla başarılarla adından söz ettiren bir ülke olmaya başladı. Bilhassa milli harp sanayimize, savunma sanayimizde gerçekleştirdiğimiz bu başarılar ülkemizin diplomasi sırasının elini güçlendirdiği gibi giderek daha fazla söz sahibi olma konusunda da sadece bulunduğumuz bu coğrafyada değil, yalnızca Orta Doğu’da, yalnızca Balkanlar’da, yalnızca Kafkasya’da değil, aynı zamanda Avrupa’da, Afrika’da, uzak Doğu Asya’da hatta ve hatta Amerika kıtasında dahi Türkiye’nin politikalarının ne olacağı hususuyla alakalı meraklı bekleyişlerin ve analizlerin yapıldığı dikkatle Ankara’nın duruşu ne olacak denildiği bir sürecin başlamasına da sebebiyet vermiştir. Şimdi farklı söylemler ile Türkiye’yi başka istikametlere çekmeye çalışanların da olduğunu biliyoruz. Ama avuçlarını yalayacaklarını da şimdiden görmekten iftihar ediyoruz. Türkiye’nin bu şartlar altında çok daha güçlü dostlarının sayısını artırarak, istikrarını muhafaza ederek, bu anlayış ile barış için sergilediği anlayışı küresel seviyeye yayması ve bunu yaygınlaştırması büyük önem taşıyor. Bugün yanı başımızda Gazze’de aralarında yaşlıların, kadınların ve çocukların da bulunduğu 35 bin sivil insan katledildi. Bir an evvel İsrail’in gerçekleştirdiği bu zulmün durması noktasında Türkiye kadar sorumluluk taşıyan, elini taşın altına koyan ve aynı zamanda netice almayı murat eden ülkelerin sayısının artması lazım. İslam dünyasının bunun için Türkiye ile beraber çalışması, hiç şüphe yok ki zalimin zulmünü yerinde bitirmesine sebep oalcaktır. Ama buna rağmen o zulme devam etmek isteyenler olursa da işte onlara açık ve net şekilde söylüyoruz ki herkes sussa da Türkiye susmayacak. Her ne olursa olsun mazlumun sesi olmaya devam edip, zalimin karşısında olmayı da sürdürecektir. İşte bu kazanımlar ülkemizin her yönden genel başkanımızın yıllar evvel ta 1992 yılında Mersin’de ifade buyurduğu Türkiye’nin lider ülke olması hedefinin gerçekleştirildiğini işaret ederken ‘Yeni Kızıl Elma’ olarak karşımıza artık 2053 hedefi vardır ve inşallah bu hedefi de gerçekleştirecek kadrolar, buradadır, hep birliktedir, beraberdir. Şimdi vakit ülkemizi süper güç olmaya ulaştırma ve eriştirme vaktidir. İnşallah bu anlamda da muvaffak olacağız. Şöyle bir dünyanın genel haline baktığınızda her yönden kargaşanın, kaosun ve buhranın hakim olduğunu hepimiz gözlemliyoruz. Bakınız daha dün Rusya’da tasvip etmediğimiz ve kınadığımız sivilleri yönelik gerçekleştiren bir terör saldırısı meydana geldi. ve bu terör saldırısından sonra da bazı Avrupa ülkelerinin yine komşumuz olan kardeş ülke olan Ukrayna’ya farklı yönde destek vermeleri belli ki bu savaşın daha da fazla kızışmasına sebebiyet verecektir. İşte bu şartlar altında bu iki ülke arasında sulhun temsilcisi noktasında Türkiye’den daha başarılı ve netice alıcı girişimlerde bulunabilen hiçbir ülke bu zamana kadar çıkmadı. Hatta ve hatta bu savaşın etkilerinden olan küresel tahıl ve gıda krizinin ve enerji krizinin yaşanmasına sebebiyet veren neticelerin ortadan kaldırılmasıyla alakalı bile Türkiye liderlik örneğini liderlik görüşünü ortaya koydu. İstanbul’da imzalanan anlaşmayla beraber iki ülkenin anlaşması, iki ülke arasındaki barışın sağlanması, ateşkese ulaşılması öncelikle çok ciddi sonuçlar doğmuştur.” – KAYSERİ
]]>PUTİN: SALDIRGANLARIN UKRAYNA TEMASLARI VARDI
Rusya lideri Putin, terör örgütü DEAŞ’ın üstlendiği saldırının ardından yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, “Saldırganların Ukrayna sınırına doğru kaçmaya çalışırken yakalandığını ifade etti. Rusya İstihbarat Servisi (FSB) de başkentteki terör saldırısına ilişkin açıklamasında Ukrayna’yı hedef alarak, “Terör saldırısından sonra suçlular Rusya-Ukrayna sınırını geçmeyi planladı. Ukrayna tarafında temasları vardı” ifadelerini kullandı.
PutinZELENSKİ: RUSLAR HEP AYNI YÖNTEMİ KULLANIYORLAR
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, sosyal paylaşım hesabından paylaştığı görüntülü mesajında, Ukrayna vatandaşlarına hitaben bir konuşma yaptı. Zelenskiy konuşmasında, Putin’in, dün başkent Moskova’daki “Crocus City Hall” adlı konser salonunda düzenlenen terör saldırısını yapan kişilerin, Ukrayna’ya doğru kaçmaya çalıştıklarına ilişkin açıklamasını değerlendirdi. Putin ve diğer Rus yetkililerinin, saldırı konusunda Ukrayna’yı suçlamaya çalıştıkları ve benzer adımları daha önce de attıklarını kaydeden Zelenskiy, “(Ruslar) Hep aynı yöntemleri kullanıyorlar.” dedi.
ZelenskiZELENSKİ: PUTİN, BİR GÜN BOYUNCA SALDIRIYI UKRAYNA’YA NASIL GETİRECEĞİNİ DÜŞÜNDÜ
Zelenskiy, Rus ordusunu Ukrayna ve bu ülkede yaşayan halka yönelik “terör eylemleri” düzenlemekle suçladı. Konuşmasında, “Yüz binlerce teröristi buraya, Ukrayna topraklarına sürdüler, bize karşı savaşıyorlar ve kendi ülkelerinde ne olduğu umurlarında değil.” ifadesine yer veren Zelenskiy, Putin’i, Rus vatandaşlarıyla ilgilenmek, onlara hitap etmek yerine, saldırı konusunu Ukrayna’ya nasıl getireceğini düşünerek bir gün sessiz kalmakla itham etti.
Rus halkının, Ukrayna’da ölen Rus askerleri için Putin’den hesap sormadığı sürece Putin’in bu durumu kendi lehine kullanacağını kaydeden Zelenskiy, “Teröristler her zaman kaybetmelidir ve hayatı gerçekten savunan herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
NE OLDU?
Rusya’nın başkenti Moskova’da Crocus City Hall adlı konser salonuna dün akşam saatlerinde düzenlenen silahlı saldırıda 150 kişi hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi yaralandı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde saldırganların salonda rastgele ateş açtıkları görülürken, sonrasında AVM’de çıkan yangını da saldırganların yanıcı sıvılar kullanarak çıkardıkları belirlendi.

SALDIRIYI DEAŞ ÜSTLENDİ
Terör örgütü DEAŞ, Moskova’daki saldırıyı mensuplarının düzenlediğini iddia etti. Terör örgütü, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Moskova banliyösünde yer alan Krasnogorsk’taki konser salonuna örgüt üyelerinin saldırdığını ileri sürdü.

SALDIRININ FAİLLERİ YAKALANDI
Rusya İstihbarat Servisi (FSB), saldırıya doğrudan karışan 4 terörist dahil 11 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Saldırının özenle planlandığı belirtilen açıklamada, saldırganların Ukrayna sınırına doğru kaçmaya çalıştığına işaret edildi. Ayrıca, “Terör saldırısından sonra suçlular Rusya-Ukrayna sınırını geçmeyi planladı. Ukrayna tarafında temasları vardı” ifadelerine yer verildi.
ULUSAL YAS İLAN EDİLDİ
Rusya lideri Putin, terör örgütü DEAŞ’ın üstlendiği saldırının ardından ulusa seslendi. Konuşmasında, ” Rusya’ya, halkımıza yönelik bu saldırıyı hazırlayan, teröristlerin arkasında duran herkesi tespit edip cezalandıracağız” diyen Rus lider, saldırı emrini verenlerin bulunacağı ve cezalandırılacağını vurgulandı. “Düşmanlarımız bizi bölmeyi başaramayacak” ifadelerini kullanan Putin, ülke genelinde güvenlik önlemlerinin artırılacağını söyledi. Son olarak, 24 Mart gününde ülke genelinde yas ilan edildiğini duyurdu.
]]>Amasya Valiliği’nde düzenlenen Seçim Güvenliği Toplantısı’na katılan Yerlikaya, Kocacık Çarşısı esnafını ziyaret etti.
Ardından AK Parti Amasya Seçim Koordinasyon Merkezi’nde vatandaşlarla bir araya gelen Yerlikaya, ramazanının mübarek olmasını dileyerek, bayrama da huzurla kavuşmayı temenni etti.
Göreve başladığından bu yana vatandaşların huzuru için mücadele ettiğini dile getiren Yerlikaya, “Bakanlığımıza bağlı 600 bini aşkın mesai arkadaşım var. Bu bizim ailemiz, Türkiye’nin huzuru için çalışıyoruz, bizim görevimiz bu. İçişleri Bakanlığının kanununun yazdığı, milletin de kendinden beklediği görevlerin her birini yazsanız sayfalar almaz ama ‘Bir kelimeyle bunu anlatın’ derseniz, ‘Huzur’ derim. Türkiye’nin huzuru için varız ve bunun için çalışıyoruz. Amasya huzurlu olursa, Amasya’nın tüm köyleri, tüm caddeleri, tüm mahalleleri huzurlu olursa ben rahat etmiş ve sorumluluğumu yerine getirmiş olurum.” ifadelerini kullandı.
Terör örgütleriyle mücadelenin son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar devam edeceğini vurgulayan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Başta bölücü hain terör örgütü olmak üzere tüm terör örgütlerinin nefeslerini kesip ya etkisiz hale getiriyoruz ya da götürüp adalete teslim ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bizlere her zaman söylediği bir talimat var; ‘Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmayacaksın’ diyor. Evet dinlenmek yok, devamlı çalışacağız. Çünkü bütün milletimiz onları ülke içinde de ülke dışında da hiçbir şekilde istemiyor. O yüzden ülke içindeyse onların inine gidiyoruz. Ülke dışındaysa, Pençe Kilit operasyonlarıyla onlara göz açtırmıyoruz. Açtırmamakta da Allah’ın izniyle kararlıyız. Sırtını kime dayarsa dayasın terör örgütleri umurumuzda dahi değil ama bir terör örgütü mensubu veya sözde liderleri kim bizim aziz milletimize yan bakmaya cüret ediyorsa, biz de onlara düz bakacak değiliz.”
Bakan Yerlikaya, organize suç örgütlerine yönelik operasyonların da artarak devam ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Diğer mücadelemiz ise suç işlemekte kibirlenenlerle, kim bunlar ya? Bunlar Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ifadesiyle ‘şehir eşkıyaları.’ Organize suç örgütleri bunlar, biz onların kibirlerine kibir verip sadaka veriyoruz ama nasıl yapıyoruz bunu. Biz hukuk devletiyiz, biz insan hakları diyoruz. Çünkü bizim devletimizin medeniyet değerlerinde ve tarihinde bunlar var. Devletten, milletten, devlet ve millet iradesinden daha güçlü kim olabilir ki? Kimse olamaz. Olamadığı için göreve ilk başladığımız günden bu yana 81 valimize, emniyet ve jandarmadaki arkadaşlarımıza şu talimatı verdik; ‘Vatandaşlarımızın bildiği bir organize suç örgütüyle ilgili bölgede ne olursa olsun, bunları en kısa zamanda eğer adalete teslim etmezseniz, işte o zaman sizi orada durdurmam’ diyorum. Son 10 ayda 421 organize suç örgütü yakalandı. Götürüp adalete teslim ettik. Kanun hepimizin yürüyeceği istikameti veriyor. Kim kendini kanundan daha güçlü görüyor ve suç işlemeye cesaret ediyorsa, bekleyin ki 3 veya 4 aylık zamanı kaldı, merak etmeyin. Zehir tacirleri, yavrularımızı, gençlerimizi zehirlemeye cüret edenler, bunlara da nefes aldırmıyoruz. Düzensiz göçle mücadele ediyoruz.”
Programlara AK Parti Amasya Milletvekilleri Haluk İpek ve Hasan Çilez, Amasya Belediye Başkan adayı Mehmet Uyanık da katıldı.
]]>CNN Türk’te Akıl Çemberi programına konuk olan Yılmaz, siyasi belirsizliğin ekonominin düşmanı olduğunu, genel seçimin ardından mayıs itibarıyla Türkiye’de siyasi belirsizliğin ortadan kalktığını söyledi.
Seçimlerin ardından Orta Vadeli Program (OVP) hazırladıklarını anlatan Yılmaz, bununla birlikte politika belirsizliklerinin de ortadan kalktığını ifade etti.
Geçen yıl dünya ülkeleri yüzde 3 büyürken Türkiye’nin yüzde 4,5 büyüdüğünü, OVP hedefinin 4,4 olduğunu vurgulayan Yılmaz, geçen yıl istihdam rakamlarının 32 milyonun üzerine çıktığını belirtti.
Geçen sene ihracatta da rekor kırıldığını dile getiren Yılmaz, “256 milyar dolar ihracat sağladık. Avrupa temel ihraç pazarlarımızdaki problemlere, jeopolitik risklere, depreme, tüm bu olumsuzluklara rağmen ekonomimiz çok iyi bir performans gösterdi. Yine geçen yıl 54 milyar doları aşan turizm geliri elde etmiş olduk. Bütün bunlara baktığınızda cari açık geçen yılın ortalarında 60 milyar dolarlara kadar çıkmıştı, yıl sonunu 45 milyar dolarla kapattık, ocak ayında 37,5 milyar dolara düştü, şubat rakamı henüz çıkmadı ama tahminimiz 32-33 milyar dolarlara kadar gerilemiş olacak. Yani düşüş trendinde, neredeyse yarı yarıya cari açığın düştüğünü görüyoruz.” diye konuştu.
Depremin etkilerine rağmen bütçe açığının milli gelire oranının geçen yıl 5,2 olduğunu aktaran Yılmaz, deprem harcamaları çıkarıldığında bu oranın 1,6’ya düştüğünü dile getirdi.
“Seçimden sonra döviz artacak, acı reçete ile karşılaşılacak” şeklindeki spekülasyonların temelsiz olduğunu vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Sosyal medyada, çeşitli çevrelerde böyle bir spekülatif hava oluşturulmaya çalışılıyor. Ekonomide temeller dediğimiz bir şey vardır. Bir algılar, spekülasyonlar vardır ki onlar geçici etkilerde bulunurlar ama temelleriniz sağlamsa bu tür spekülasyonlar gelir geçer. Sonuçta temeller belirleyici olur. Dövizin hareketi için ne gerekir? Döviz ihtiyacının artması, dövize erişiminizin zorlaşması gerekir. Cari açığımız 60 milyar dolarlardan neredeyse 33-32 milyar dolarlara inmiş, yani döviz ihtiyacımız azalmış, artmamış. Turizmimiz, ihracatımız iyi gitmiş. Diğer taraftan yeni izlediğimiz makro politikalarla birlikte dış dünyadaki finansman imkanlarına erişim de kolaylaşmış durumda.”
Spekülatif söylemlerin küçük yatırımcıya zarar vermesinden endişe ettiklerine dikkati çeken Yılmaz, “Herkesin bilinçli hareket etmesi lazım. Rakamlara ve gerçeklere bakması lazım. Ancak bunu tavsiye edebilirim.” değerlendirmesini yaptı.
Spekülasyonların bir kısmının örgütlü, sistematik, Türkiye’ye zarar vermeye dönük çalışmalar olduğunu belirten Yılmaz, “Bu geçici bir durum. Seçimden sonra ben bunun olumluya döneceğini düşünüyorum. Bu pompalanan karamsar havanın hiçbir karşılığı olmadığı görüldüğü zaman tam tersine olumlu bir etki oluşturacaktır ekonomimizde.” ifadesini kullandı.
Yılmaz, enflasyonda yıllık bazda belirgin düşüşün haziran enflasyonuyla görüleceğini, söz konusu istatistiklerin temmuzda kamuoyuna açıklanacağını hatırlattı.
Kur Korumalı Mevduat düzenlemesinin hayata geçirildiğinde kendisinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı olduğunu anımsatan Yılmaz, başından beri geçici düzenleme olarak hazırlandığını ifade etti.
Kur Korumalı Mevduat’ın o günün ihtiyaçlarını karşıladığına dikkati çeken Yılmaz, “Şimdi bu Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz ama çıkarken de finansal piyasalarda bir istikrarsızlığa yol açmadan, akılcı bir şekilde, bir geçiş süreci içerisinde bunu başarıyoruz. Geçen sene ağustosta en yüksek seviyesini Kur Korumalı Mevduat, 3,4 trilyon liraya kadar çıkmıştı. Geldiğimiz noktada 2,3 trilyonlara kadar gerilemiş durumda. Yani aşağı yukarı geçen ağustos ayından bugüne 1,1 trilyon azalış söz konusu. Bu da devam edecek ama belli bir zamana yayıyoruz bunu.” diye konuştu.
Emekliler için özel bankalara promosyon çağrısı
Türkiye’de emekli sayısının 16 milyona ulaştığını ve yaş ortalamasına bakıldığında bu oranın yüksek olduğunu dile getiren Yılmaz, kamu bankalarının emeklilere yönelik başlattığı promosyon kampanyasına ilişkin bir soruya, şu yanıtı verdi:
“Bütçemizi sonuna kadar zorlayarak emeklimizin, çalışanlarımızın yanında olduk, yanlarında olmaya da devam edeceğiz. Bizim partimizin adı Adalet ve Kalkınma Partisi, yani bir taraftan büyüyeceğiz, bir taraftan da büyümenin nimetlerini toplumun geneline yayacağız. Bundan kimsenin endişesi olmasın, gücümüzü bu yönde sonuna kadar sarf edeceğiz. Promosyonla ilgili son açıklanan rakamlar 8 ila 12 bin. Emeklinin maaşına göre değişecek diye düşünüyorum. Kamu bankalarımız bu süreci başlatıyorlar ama şöyle düşünmek gerekir, bir çağrı yapalım. Özel bankalar da yapsın ama çağrının da ötesinde müşteri kaybetmek istemeyecek olan bankalar bunu zaten yapacaklardır. Daha fazla verip kazansın, bir rekabet de oluşsun. Onlar da yapacaklardır diye düşünüyorum. Emeklilerimize hayırlı olsun. Keşke daha fazlasını gerçekten yapabilsek. Belli emekli kesimlerinin yaşadığı sorunların elbette farkındayız. İnşallah önümüzdeki süreçlerde ekonomimizi büyüttükçe, bütçemizdeki imkanları oluşturdukça emeklilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye yönelik kredi notunu pozitife çevirdiğini hatırlatan Yılmaz, not artışlarının devam edeceğine inandığını kaydetti.
Rusya’daki terör saldırısı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Moskova’da bir konser salonuna terör saldırısı düzenlendiği bilgisinin paylaşılması üzerine, Rusya’ya “geçmiş olsun” dileklerini iletti.
Saldırıya ilişkin açıklamaların takip edilmesi gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Terör bütün dünyanın belası. Dolayısıyla terör konusunda uluslararası işbirliğini arttırmamız lazım. Ülkelerin, devletlerin terör örgütlerine karşı işbirliği yapması lazım. Hiçbir ülke terör örgütleriyle iş tutmamalı, tam aksine devletler teröre karşı işbirliği yapmalı. Çünkü hepimizin belası terör. Hangi ad altında yapılırsa yapılsın, ister dini bir motifle yapılsın, ister etnik, ister ideolojik, hangi başlık altında olursa olsun terörü lanetliyoruz. Terörün insanlık dışı bir yöntem olduğunu bir kez daha ifade edeyim.” dedi.
31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne dair değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, şunları söyledi:
“Biz havayı iyi görüyoruz. AK Parti’nin sloganı ‘gerçek belediyecilik.’ Gerçek belediyecilikten de şunu anlıyoruz, bir belediye başkanı belediyeyi kendi şanı, şöhreti, kariyeri için kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Bir belediye başkanı gelen kaynakları verimli kullanmıyorsa, tanıtım, reklam, popülist birtakım faaliyetler için kullanıyorsa, ama halkın temel ihtiyaçları için, gerçek yatırımlar için kullanmıyorsa yine gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Aynı şekilde ideolojik amaçlarla belediyeyi kullanan da belediyecilik yapmıyor demektir. Gerçek belediyecilik nedir? Kanunlarda belediyelerin yapması gereken görevler var, halkın da beklentileri var. ‘Mahalli müşterek hizmetler’ diyoruz biz bunlara. Temiz bir su, temiz hava, yeşil alanlar, kentsel dönüşüm, kentleri afetlere dirençli hale getirmek, trafik sorununu çözüp insanların hayatını rahatlatmak, buna benzer işler. Bunlara yoğunlaşıyorsa bir belediye başkanı, bu temel hizmetlere ve halkın yaşam şartlarını iyileştirmeye yoğunlaşıyorsa gerçek belediyecilik yapıyor demektir.”
“İstanbul buna katlanamaz gerçekten”
Yılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “engelleniyorum” söylemine ilişkin soruya, şöyle yanıt verdi:
“Bu tersinden şu demek, ‘ben başarısız oldum ama başkaları sebebiyle başarısız oldum’ demek. Halbuki Tayyip Erdoğan 90’lı yıllarda devasa problemleri o kaynaklarla çözdü. Demek ki gelen kaynakları doğru kullanırsan çözersin. 2002 yılında bizim belediyelere gönderdiğimiz Türkiye olarak 5 milyar liraya yakın bir kaynakmış. Geçen yıl sadece merkezi idareden 500 milyar lira gönderdik, bir de öz kaynakları var. Bütün belediyeler için kriterlerimiz eşit, belediye kanunlarını 2004’lerde 2005’lerde değiştirdik biliyorsunuz. Objektif kriterler koyduk. Nüfus, başka birtakım ölçütler, neyse bu orada toplanan vergiler, oralardan neredeyse otomatik bir hesap çıkıyor ve kaynaklar aktarılıyor. Gerisi o belediyenin sorumluluğu. O belediye kaynağı verimli kullanırsa sonuç üretir ama çarçur ederse, reklama, popülist işlere harcarsa, yatırıma değil yatırım dışı işlere harcarsa sonuç bu olur. Bu bahsettiğiniz argümanlar zımnen ‘ben başarısız oldum’ demeyi kabul etmek demektir. ‘Başarısız oldum ama sorun bakalım niye başarısız oldum?’ gibi bir şey bu. Halbuki şunu beklerim ben bir belediye başkanından. ‘Her şeye rağmen ben kaynaklarımı iyi kullandım, sorunları çözdüm, başarılı oldum.’ demesi lazım bir başkanın. Bunu diyemiyorsa ortada bir başarısızlık var bir defa bu kesin.”
Kaynaklarını iyi kullanan bir belediye başkanının başarısız olmasının mümkün olmadığını ifade eden Yılmaz, “Maalesef İstanbul geçtiğimiz 5 yıl sermayeden yedi. Geçmişte çok yatırım yapıldığı için bir süre bu sizi idare edebilir. Yeni yatırım yapmasanız bile eski yatırımlarla bir süre idare edebilirsiniz ama deniz tükendi artık. Bu 5 yıllık yatırımsız dönem bir 5 yıl daha süremez, İstanbul buna katlanamaz gerçekten.” ifadesini kullandı.
Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum’un İstanbul’a ve hizmetlere odaklı somut projeler ortaya koyduğunu kaydeden Yılmaz, Kurum’un sorunları masada bırakmayan, sonuç odaklı hareket eden bir karaktere sahip olduğunu söyledi.
Yılmaz, İstanbul’un polemiğe değil hizmete ihtiyaç duyduğunu dile getirirerek, “İstanbul halkının hizmete ihtiyacı var. Sorunlarının çözülmesine ihtiyacı var. Buna da en uygun isim Murat Kurum diye ben yürekten inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanlığı yaptığı 5 yıllık dönemine bakıldığında “geçer not” alamayacağını aktaran Yılmaz, İstanbul için geçen 5 yılı yeterince hizmet edilmeyen, kaynakların verimli kullanılmadığı kayıp yıllar olarak gördüğünü ifade etti.
Türkiye’nin bütün oyalamalara rağmen Avrupa Birliği’ne tam üyeliği stratejik bir hedef olarak gördüğünü aktaran Yılmaz, bu çerçevede pozitif gündem oluşturmaya gayret ettiklerini belirtti.
Türkiye’nin terörle mücadele operasyonlarından bahseden ve Irak’ın ilk defa terör örgütü PKK’yı “tehdit” olarak tarif etmesine vurgu yapan Yılmaz, “Bu çok önemli bir adım. Biz tabii terör örgütü olarak tarif etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Amerika, Batı, Avrupa en azından hukuki çerçevede terör örgütü olarak tarif ediyorlar. Irak’la geldiğimiz bu nokta da çok önemli bir nokta. Özellikle hem sahadaki varlığımız hem Irak hükümeti ile sağladığımız bu yeni yaklaşım, ortak anlayış farklı sonuçlar üretecektir. Bizim mücadelemiz kesintisiz bir şekilde devam ediyor.” şeklinde konuştu.
]]>Rus Federal Güvenlik Servisi, ilk verilere göre, Crocus City Hall konser salonuna düzenlenen terör saldırısında 40 kişinin öldüğünü, 100’den fazla kişi yaralandığını duyurdu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da konser salonuna silahlı kişilerce düzenlenen terör saldırısına ilişkin “Tüm dünya toplumu, bu korkunç suçu kınamak zorundadır.” dedi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, Telegram hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı.
Zaharova, dünyanın dört bir yanındaki vatandaşların, Crocus City Hall’de düzenlenen saldırıya ilişkin bakanlığa telefon ederek, başsağlığı dileğinde bulunduğunu belirtti.
Arayanların, “tüm insanlığın gözleri önünde gerçekleşen bu kanlı terör saldırısını güçlü bir şekilde kınayan ifadeler kullandığını” kaydeden Zaharova, kurbanları kurtarmak için çaba sarf edildiğini kaydetti.
Zaharova, “Tüm dünya toplumu, bu korkunç suçu kınamak zorundadır.” ifadesini kullanarak, Beyaz Saray’ın Moskova’daki terör saldırısında Ukrayna’nın ya da Ukraynalıların parmağı olduğuna dair bir bulguya rastlanmadığı açıklamasına dikkati çekti.
Sözcü Zaharova, “Washington’daki yetkililer bu trajedinin ortasında neye dayanarak herhangi birinin olaya karışmadığına dair bir sonuca varıyorlar? Eğer ABD’nin elinde bu konuda güvenilir veriler varsa, bu veriler derhal Rus tarafına teslim edilmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Zaharova, ABD’li yetkilileri bilgi paylaşımında davet ederek, “Eğer böyle bir veri yoksa, Beyaz Saray’ın hiç kimseye hoşgörü göstermeye hakkı yoktur. Rus yönetiminin de belirttiği üzere, olaya karışan herkes yetkili makamlar tarafından tespit edilecektir.” ifadelerine yer verdi.
-Moskova’da hafta sonu halka açık tüm etkinlikler iptal edildi
Olay yerine 50’den fazla ambulans ekibi ve acil servis görevlisi sevk edilirken, başkent Moskova’da havalimanlarında güvenlik önlemlerinin artırıldığı bildirildi.
Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, hafta sonu Moskova’da tüm halka açık etkinliklerin iptal edildiğini kaydetti.
Acil Durumlar Bakanlığı Genel Müdürlüğü’nden TASS’a yapılan açıklamaya göre, binadaki yangını söndürmek için Moskova Havacılık Merkezi’nden helikopterler olay yerine gönderildi. Tass ajansı, alevler içindeki binasının çatısının çöktüğünü duyurdu.
Yangınla mücadele çalışmalarına 320’den fazla kişi ve 130’dan fazla araç katılırken, üç helikopterden yanan binanın üzerine su atıldığı görüldü.
Moskova Bölge Valisi Andrey Vorobyov terör saldırısını ele almak için bir görev gücü kurduklarını duyurdu.
Terör saldırısının ardından Moskova metrosunda da yolcular sıkı güvenlik aramasından geçiriliyor.
ABD, İngiltere, Kanada dahil bazı ülkeler Rusya’daki vatandaşlarını uyarmıştı
ABD’nin Moskova Büyükelçiliği, 8 Mart’ta başkent Moskova’daki vatandaşlarına kalabalıktan uzak durma uyarısında bulunmuştu.
ABD’nin Moskova Büyükelçiliğinden 8 Mart’ta yapılan yazılı açıklamada, ABD vatandaşlarından 48 saat boyunca Moskova’da kalabalık alanlardan uzak durmaları istenerek, “aşırılık yanlılarının” buraları hedef alma planları olduğu kaydedilmişti.
ABD’nin ardından İngiltere, Almanya, İsveç, Letonya, Çekya, Kanada ve Güney Kore’nin Moskova büyükelçilikleri Rusya’daki vatandaşlarına dikkatli olmaları uyarısında bulunmuştu.
Almanya Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarının Rusya’ya seyahat etmemelerini “şiddetle” tavsiye etmişti.
İsveç, bölgedeki güvenlik durumunun kötüleştiğini savunarak, Rusya’daki vatandaşlarının uluslararası medya ve büyükelçiliklerden gelen haberleri izlemelerini tavsiyesinde bulunmuştu.
Çekya’nın Moskova Büyükelçiliği de “aşırılıkçı grupların olası saldırılarına ilişkin ortaya çıkan raporlar nedeniyle” Rusya’daki vatandaşlarının dikkatli olmasını istemişti.
]]>Erzurum’un Tortum ilçesinde, partisinin seçim koordinasyon merkezini ziyaret eden Destici, partililerle bir araya gelip destek istedi.
Ardından Uzundere ilçesine giden Destici, Cumhuriyet Caddesi 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda yağmur altında düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, birlik ve beraberliği bozmayı, ülkeyi bölmeyi, devleti yıkmaya çalışanlar ile Gazze’de on binlerce kişiyi soykırıma tabi tutan İsrail’i lanetledi.
Yaklaşan 31 Mart yerel seçimlerinin aynı zamanda bir sonraki yapılacak seçime hazırlık olduğunu bildiren Destici, “PKK’nın siyasi partisi ile işbirliği yapanlar bunu çok iyi biliyorlar ve buna göre hazırlık içerisindeler.” dedi.
Cumhur İttifakı’nın bir parçası olduklarını dile getiren Destici, “Bugün ister ve arzu ederiz ki o gün bizimle birlikte ittifak halinde olan başta Yeniden Refah Partisi olmak üzere bütün partilerimizin şu an kritik olan İstanbul, Ankara ve İzmir gibi illerimizde adaylarını çekip Cumhur İttifakı adaylarımıza desteklerini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Destici, şöyle devam etti:
“Urfa’dan alacağınız oyla seçim kaybedilir ve PKK’nın partisi DEM kazanırsa bunun ülkeye, devlete ve millete bir faydası olur mu? Elbette olmaz ya da İstanbul’da alacağınız bir iki oyla Cumhur İttifakı adayı kaybederse aynı şekilde Ankara’da, İzmir’de, Adana’da, Eskişehir’de kaybederse bunun devlete, ülkeye, millete, milliyetçilere, maneviyatçılara, vatanseverlere, milletperverlere bir faydası olur mu? Olmaz, elbette zararı olur. Elbette kritik olmayan yerlerde herkes kendi adayıyla girebilir biz de giriyoruz ama kritik olan yerlerde ve özellikle birtakım blokların, PKK’nın siyasi uzantısıyla ‘kent uzlaşısı’ adı altında işbirliği yaptığı yerlerde bize düşen ben milliyetçiyim, maneviyatçıyım, devletimin varlığı ve ülkemin bütünlüğünün yanındayım, milletimin istiklalinin ve istikbalinin yanındayım, benim için siyaset; ‘önce devlet, ülke, millet, kültür, inançlarım, İslam demektir’ diyenlere yakışan budur, birliktir, beraberliktir ve kardeşliktir.”
“Kırmızı çizgimiz terör ve şiddettir”
Farklı illerde Cumhur İttifakı adaylarının seçime ayrı ayrı girmesinin ittifakı bozmadığını aktaran Destici, seçimi vatandaşların yapacağını söyledi.
Destici, insanlar arasında ayrım yapmadıklarını aktararak, “Her insan bizim insanımızdır. Kırmızı çizgimiz terör ve şiddettir. Kim terör ve şiddete bulaşıyorsa, eline silah alıp benim askerime ve polisime saldırıyorsa, devletimi yıkmaya, ülkemi bölmeye, milletimi ayrıştırmaya çalışıyorsa elbette o benim düşmanımdır. Onun dışında hangi etnik kökene mensup olursa olsun yeter ki bu ay yıldızlı bayrak altında bir ve beraber yaşama iradesi ortaya koyan herkes bizim kardeşimizdir. Onun için hizmetleri eşit ve adil bir şekilde götürürüz.” diye konuştu.
Anayasa Mahkemesine başkan seçilen Kadir Özkaya’yı tebrik eden Destici, beklentileriyle ilgili şunları kaydetti:
“Önünde bekleyen meseleler var. Bunlar PKK’nın siyasi uzantısı partinin kapatılma meselesi, hazine meselesi ve terörist Demirtaş ve gezici Atalay’ın dosyaları. İnşallah geçmişteki gibi Anayasa Mahkemesi ‘hakmış’, ‘özgürlükmüş’ diyerek ve birtakım kılıflar bularak teröristlerle ilgili, hak ihlallerinde bulunmaz, terör örgütünün partisine yaşama hakkı vermez. En önemlisi bu milletin 800 trilyonunu bu sene, 600 trilyon da geçen sene terör örgütünün partisinin kasasına para koydular, inşallah bunlara ‘dur’ der.”
“Hazine yardımı uygulamasını kaldırsın”
Destici, partilere yapılan hazine yardımıyla ilgili de şunları kaydetti:
“Sadece bu sene 5 siyasi parti 7,5 milyar seçim yardımı aldı, hazine yardımı aldı. Bir o kadar da geçmiş yıl almıştı. Bu ne demek biliyor musunuz? 15 milyon emekliye bin lira artı ikramiye, 15 milyon öğrencimize bin lira burs, her birinde 5 bin kişinin çalışacağı 150 fabrika, bin 500 okul, 150 büyük hastane demektir. Ben bunu kınıyorum ve ayıplıyorum. Biz her türlü masrafı kendimiz karşılıyoruz. Biz nasıl bunu yapıyorsak diğer partiler de öyle yapsın ve siyasi partilere hazine yardımı verilmesin, kaldırılsın. Bu büyük bir adaletsizlik, israf ve devletin kasasına el uzatmaktır. Biz bunun kaldırılmasını ve her partinin kendi giderlerini yönetici ve üyelerinden alacağı aidat ve bağışlarla yürütmesini bekliyoruz. Biz bu konuda Anayasa Mahkemesine başvuru yapacağız ve Anayasa Mahkemesi de 68. maddesine aykırı olan hazine yardımı uygulamasını kaldırsın ve bir daha partilere hazine yardımı verilmesin.”
Destici, konuşmasının ardından, partisinin Uzundere Belediye Başkan adayı Halis Özsoy’a destek istedi.
]]>Çeşitli programları kapsamında Bayburt’a gelen Bakan Güler, Vali Mustafa Eldivan’ı makamında ziyaret etti.
Daha sonra şehit aileleri ve gazilerle iftar programına katılan Bakan Güler, burada yaptığı konuşmada, baba ocağı ve yiğitler diyarı Bayburt’ta bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını getirdiğini söyledi.
Güler, şehitlerin ve gazilerin kanıyla sulanan cennet vatanın, şanlı ecdadın miras bıraktığı en kutsal emanet olduğunu ifade ederek, “Bizler de bu mirasa sahip çıkma ve onu gelecek nesillere daha müreffeh, daha güvenli şekilde aktarma sorumluluğunu taşıyoruz. İçinde bulunduğumuz hassas ve kritik dönemde bu konudaki görev ve sorumluluklarımız daha da artmıştır.” diye konuştu.
Ülkenin savunması, asil milletin huzur ve güvenliği için gece gündüz var güçleriyle çalıştıklarını vurgulayan Güler, şöyle devam etti:
“Kahraman ordumuz hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrarın desteklenmesine, geniş kapsamlı tatbikatların icraatından yerli ve milli savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar birçok faaliyeti eş zamanlı olarak ve büyük bir başarıyla icra etmektedir. Yiğitlik timsali gazilerimiz ve aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri, elde edilen tüm başarılarda elbette ki en büyük pay kahraman şehitlerimize ve gazilerimize aittir. Bu toprakları bizlere vatan yapan şehit ve gazilerimizin kanlarıdır. İstiklal Marşı’mızın ‘Şüheda, fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ mısralarında ifade ettiği gibi vatanımızın her karış toprağında aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kanları vardır.”
Güler, şehit ve gazilerin vatan, millet ve bayrak sevgisinin ölümsüz abideleri olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur temsili, mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun da ilham kaynağıdır. Kahraman şehitlerimiz ve gazilerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri başımızın tacıdır. Sizlerin metaneti, vakur duruşu, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en mümtaz örneğidir. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerimizin hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak yine de kahraman gazilerimiz ile şehitlerimizin ailelerinin hayatlarını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla yoğun faaliyet içerisindeyiz. Bu doğrultuda Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla sizlerin yanında olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak, fedakarlıklarını şükran ve minnetle yad edeceğiz.”
“Alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz”
Aziz şehitlerin silah arkadaşlarının onların bıraktığı şanlı sancağı gururla taşıdığını dile getiren Güler, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerimizin gözyaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz. Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran hain terör örgütüyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürmektedir. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık. Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız. Başarıyla sürdürdüğümüz operasyonlarımız, eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar artan bir baskı ve yoğun bir tempoda aralıksız devam edecektir.”
Bakan Güler, Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafi durumu, büyük ve güçlü ordusu, yerli, milli ve modern sanayisiyle dünyada yükselen bir güç durumunda olduğuna dikkati çekti.
“Ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz”
Özellikle son 20 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin içeride daha gelişmiş, dışarıda ise çok güçlü ve sözü dinlenen bir ülke haline geldiğini vurgulayan Güler, “Cumhuriyet’imizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehit ve gazilerimizin fedakarlık ve kahramanlıklarıyla elde edilen kazanımlarımızın korunması ve sürekli geliştirilmesi en temel hedefimizdir. Bu kutlu ilerleyişte ülkemiz milli duruşunun en güzide örneğini ortaya koyan Bayburt’umuz ve siz değerli hemşehrilerimiz en büyük güvence kaynaklarımızdan birisidir. Zira çok iyi biliyoruz ki Bayburt, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmada, davasına vefa göstermede zirvede bir şehirdir.” ifadesini kullandı.
Güler, Bayburt’un düşman işgali altında yoksulluk ve bin bir türlü acıya maruz kalsa da sancağı yere düşürmediğini belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Kop Dağlarını düşmana dar ederek destanlar yazan kahramanlar yurdudur. İşte kahraman atalarımızın torunları olarak sizlerin de gösterdiği kararlı milli duruş ülkemizin birlik ve beraberliğinin teminatıdır. Bayburt’umuzu geliştirmek, kalkındırmak ve siz değerli hemşehrilerimizin refah seviyesini yükseltmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Yegane amacımız Bayburt’umuzun sahip olduğu potansiyeli ve değerleri en verimli ve etkili şekilde kullanarak siz değerli hemşehrilerimin hizmetine sunmaktır. İnanıyorum ki desteklerinizle hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz hep birlikte el ele vererek durmaksızın hizmet anlayışı ile Bayburt’umuzun gelişmişlik seviyesini artırırken, ülkemizin gücüne de güç katacağız.
Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini diliyor, bayrama da en güzel şekilde ulaşmanızı temenni ediyorum.”
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 26 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının 242’si Irak’ın kuzeyinde, 366’sı ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 608’e ulaştığını söyledi.
Tuğamiral Aktürk, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, bir üs bölgesine sızma ve saldırı girişiminde bulunan teröristlerle çıkan çatışmada Teğmen Hulusi Elçi’nin şehit olduğunu, 4 askerin yaralandığını hatırlattı. Aktürk, ilk belirlemelere göre çatışmada 6 teröristin etkisiz hale getirildiğini aktardı.
Saldırı sonrası düzenlenen hava harekatları ile Irak’ın kuzeyindeki Metina, Zap, Hakurk, Gara ve Kandil bölgelerinde terör örgütü PKK tarafından kullanıldığı tespit edilen ve içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen sığınak, barınak ve mağaralardan oluşan 39 hedefin başarıyla imha edildiğini belirten Aktürk, hedeflerdeki etki kıymetlendirmesinin devam ettiğini ifade etti.
Tuğamiral Aktürk, şöyle devam etti:
“Pençe-Kilit Harekatı’nda bugüne kadar 854 terörist etkisiz hale getirilmiş, değişik çaplarda toplam 1916 silah ve 803 bin 241 mühimmat ele geçirilmiş, 2 bin 650 mayın/el yapımı patlayıcı tespit ve imha edilmiş, 900 mağara/sığınak kullanılamaz hale getirilmiştir.”
Bu hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı teröristin daha Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğunu aktaran Aktürk, “Teröristler için tek çıkış yol Türk adaletine teslim olmaktır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terörle mücadelesine, eli kanlı teröristler ülkemiz ve bölgemiz için tehdit olmaktan çıkana kadar kararlılıkla devam edecek, korkuyu iliklerinde hisseden teröristler için son çırpınışlar asla bir çare olmayacaktır.” diye konuştu.
Aktürk, Suriye’de güvenlik istikrarının sürdürülmesi için gerekli tüm tedbirlerin alındığını, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalara ise devam edildiğini kaydetti.
36 bin 840 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7’si terör örgütü mensubu 174 kişinin yakalandığını, 2 bin 393 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini aktardı.
Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1921’e, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 36 bin 840’a yükselmiştir. Yine, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 40 kilo uyuşturucu ele geçirilmiştir.” dedi
“Gazze’de kalıcı ateşkesin ilan edilmesi kaçınılmazdır”
Tuğamiral Aktürk, kadın çocuk gözetmeksizin, en temel haklarından mahrum bırakılmış Filistin halkına yönelik İsrail’in uyguladığı vahşeti ve zulmü tüm insanlığın görmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Temennimiz, uluslararası toplumun vicdansızca yapılan bu saldırılar karşısında gerekli adımları atması ve katliamların durması için sarf edilen tüm gayretlerin gösterilmeye devam edilmesidir. Gazze’de bir an önce koşulsuz ve kalıcı ateşkesin ilan edilmesi kaçınılmazdır.” diye konuştu.
TSK’nın, icra ettiği operasyonları ve görevleri ile eş zamanlı olarak eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürdüğünü belirten Aktürk, bu kapsamda Ağrı, Kars, Iğdır ve Tatvan’da düzenlenen Kış 2024 Tatbikatı’nın başarıyla devam ettiğini söyledi.
TCG Anafartalar denizaltısı tarafından Arnavutluk’a, İtalya’ya ait Carlo Bergamini fırkateyni tarafından ise Mersin’e liman ziyaretleri gerçekleştirildiğinin bilgisini paylaşan Aktürk, TCG Gediz fırkateyni tarafından da Hırvatistan’a liman ziyareti yapılmasının planlandığını ifade etti.
Savunma sanayisi
Tuğamiral Aktürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliğinin ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığına işaret etti.
Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarlarda, “Uzun Menzilli Tanksavar Füzesi” ve “NEFER Kuleli Zırhlı Muharebe Aracı”nın muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını aktaran Aktürk, TSK’nın ülkenin bekasına yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye, asil milletin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.
(Sürecek)
]]>Kahramanmaraş’taki General Mehmet Hayri Tarhan Kışlası’nda şehit aileleri, gazi ve aileleriyle iftarda bir araya gelen Güler, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
“Asrın felaketi” karşısında devletin ilk andan itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde tüm kurum ve kuruluşlarıyla afetzedelerin yardımına koştuğunu ifade eden Güler, birçok noktadan sevk edilen Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin arama-kurtarma, ikmal, güvenlik gibi konularda her türlü tedbiri alarak hızla sahaya çıktığını ve depremzedelerin yanında yer aldığını söyledi.
Güler, şu anda tüm kurumların, yaraların sarılması ve bölgenin hızlı şekilde kalkındırılmasına yönelik çalışmalarını azim ve kararlılıkla devam ettirdiğini belirtti.
Binlerce yıldır şehitlerin ve gazilerin kanlarıyla sulanan cennet vatanın, şanlı ecdadın kendilerine bıraktığı en büyük miras olduğunu dile getiren Güler, bu mirasa sahip çıkma ve onu gelecek nesillere daha müreffeh ve güvenli şekilde aktarma sorumluluğu taşıdıklarını ifade etti.
İçinde bulundukları hassas ve kritik dönemde, görev ve sorumluluklarının daha da arttığını belirten Güler, bu kapsamda ülkenin savunulması, asil milletin huzur ve güvenliği için gece gündüz var güçleriyle çalışmaya devam ettiklerini vurguladı.
Şehitlerin, kahraman gazilerin ve değerli ailelerinin haklarının hiçbir zaman ödenemeyeceğini söyleyen Güler, şöyle devam etti:
“Kahraman ordumuz, hudutlarımızın emniyetinin sağlanmasından terörle mücadeleye, mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrarın desteklenmesine, geniş kapsamlı tatbikatların icrasından yerli ve milli savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar birçok faaliyeti eş zamanlı olarak büyük bir başarıyla yerine getiriyor. Yiğitlik timsali gazilerimiz ve aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri, elde edilen tüm başarılarda elbette ki en büyük pay kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Bu aziz toprakları bizlere vatan yapan şehit ve gazilerimizin kanıdır. İstiklal Marşı’mızın ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ mısralarında ifade edildiği gibi vatanımızın her karış toprağında aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kanları vardır. Şehit ve gazilerimiz, şanlı tarihimizin vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynaklarıdır. Kahraman gazilerimizle aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri başımızın tacıdır. Sizlerin metaneti, vakur duruşu, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en mümtaz örneğidir. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerin hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak yine de kahraman gazilerimizle şehit ve gazi ailelerimizin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz.”
“Terör örgütünün belini kırdık”
Şehitlerin arkadaşları kahraman Mehmetçiğin şanlı sancağı gururla taşıdığını dile getiren Güler, şunları kaydetti:
“Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödettiriyoruz. Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran bu cani sürüsüne karşı büyük bir azim ve gayretle terörle mücadelesine devam ediyor. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık. Kararlılıkla yürüttüğümüz terörle mücadelemizde maalesef şehit ve gazilerimiz de oluyor. Nitekim dün Pençe Kilit Harekatı Bölgesi’nde Tabip Teğmen Hulusi Elçi şehadet makamına ulaştı. Aziz şehidimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Evet bu haberler karşısında yaşadığımız acı çok büyük ancak evlatlarımızın intikamını almak için kudretimiz daha büyük, irademiz ve kararlılığımız ise tamdır. Nitekim son çırpınışlarını veren teröristlerin başı tereddütsüz bir şekilde ezilmektedir ve ezilmeye devam edecektir. Bu kapsamda yılbaşından itibaren 608, 24 Temmuz 2015’ten bu yana 40 bin 177 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sınırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.”
Güler, Türkiye’nin, köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu, büyük ve güçlü ordusu, her geçen gün gelişen yerli, milli ve modern savunma sanayi, her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle dünyada yükselen bir güç konumunda olduğunu ifade ederek, “Son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Türkiye, içeride çok daha gelişmiş, dışarıda ise çok daha güçlü ve sözü dinlenen bir ülke haline gelmiştir. Cumhuriyet’imizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Depremden en çok etkilenen illerden biri olan Kahramanmaraş’ı güçlü bir şekilde ayağa kaldırmak ve kente daha güzel bir gelecek oluşturmanın en temel öncelikleri olduğunu belirten Güler, Kahramanmaraş’ı eskisinden daha güvenli ve daha görkemli hale getirme hedefiyle çalıştıklarını ifade etti.
Programa, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Vali Mükerrem Ünlüer, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri Vahit Kirişci, Ömer Oruç Bilal Debgici, Mehmet Şahin, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Emin Terzioğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Murat Tiryaki, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Gökhan İnan, İl Emniyet Müdürü Nureddin Gökduman ile askeri erkan ve davetliler katıldı.
]]>Destici, Çorum’un İskilip ilçesinde partisinin seçim bürosunun açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma sanayi alanında ileri noktaya geldiğini, aynı başarının tarımsal üretim alanında da yakalanması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin güvenlik güçlerinin terörle mücadelesinin etkili şekilde devam ettiğini dile getiren Destici, terörle mücadelede hayatını kaybeden şehitlere Allah’tan rahmet, yaralılara da şifa diledi.
Terörün bitirilmesi için terörün tüm unsurlarına karşı topyekun mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Destici, şöyle devam etti:
“Terörle mücadele sadece dağda, ovada, sınır içinde ya da sınır ötesinde askerin, polisin vereceği bir mücadele değildir. Onlar zaten gereğini yapıyor. Önemli olan toplum olarak, ülke olarak, millet olarak, bir bütün olarak bu mücadeleyi vermektir. Siyasetçi olarak bize düşen görevler vardır. Nedir? Meclise terörist sokmamaktır, basındaki temsilcilerini oradan temizlemektir, yerel yönetimlerdeyse oradan temizlemektir, iş dünyasındaysa oradan temizlemektir. PKK’nın siyasi partisinin, yani DEM Partisi’nin Mersin Akdeniz Belediye Başkan adayı, bilmem kimin oğlu terörist çıkmış, Muğla’da Köyceğiz ilçesinde etkisiz hale getirilmiş. İşte biz bunlarla işbirliği yapanlara diyoruz ki gözünüzü açın. Terörle, terör örgütüyle, terör örgütünün uzantılarıyla işbirliği olmaz. Böyle işbirliğini allayıp, pullayıp, efendim neymiş, kent uzlaşısıymış… İşte bak, kent uzlaşısı yaptığınız CHP’nin kent uzlaşısı yaptığı yerlerden bir tanesi işte bu Mersin Akdeniz.”
Terörle bağlantısı olanlar belediye başkanı seçilse dahi buna göz yumulmaması gerektiğini ifade eden Destici, “Oğlu terörist olan nedir? Teröristtir. Bu kadar basit. Yani bu genele şamil olmayabilir ama o zaten orada, PKK’nın partisinde görev yapıyor. Onun için diyoruz oğlu terörist olanın anası terörist olur. Yoksa hepsi için bu geçerli olmayabilir. Ama bu bilfiil o sözde PKK partisinin içinde kadın ve şu anda kent uzlaşısı adı altında orada belediye başkan adayı. Şimdi diyelim ki orada bu belediye başkanı seçildi. Diğer sol partilerin de desteğiyle. Ne olacak? Biz buna göz mü yumacağız? Asla. Hemen kayyum atanmalı ve bunlara fırsat verilmemelidir. Göz açtırılmamalıdır. Bazı partiler ‘kayyum atamasına karşıyız’ diyor. Kayyum atamasına karşı olacağınıza PKK’nın siyasi uzantılarına karşı olun ve onlarla işbirliği yapmayın.” diye konuştu.
Destici, terörle mücadelenin topyekun yapılması gerektiğine dikkati çekerek, “Terörle mücadele topyekun yapılmalı. Terör ve teröristle pazarlık olmaz, müzakere olmaz. Ne olur? Mücadele olur. Mücadele edersin, kafasını kopartırsın, diz çöktürürsün ve topunu yok edersin. Devlet bunu yapar ve Türk devleti bunu yapacaktır.” dedi.
Mustafa Destici, 25 Mart Pazartesi günü BBP’nin merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 15. yılı olduğunu belirterek, Yazıcıoğlu’nu rahmetle ve minnetle andığını söyledi.
]]>“Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak”
İSTANBUL – Irak ve Suriye’ye muhtemel bahar operasyonu olabileceğine dair konuşan Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer; Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacağını söyledi. Gara-Süleymaniye arasındaki bölgenin tamamen temizleneceğine işaret eden Dr. Güçlüer, “Bu Türkiye’nin yönetiminde, Türkiye’nin kurmuş olduğu ortak harekat merkezinin kontrolünde bir süpürme operasyonuyla gerçekleşecek” dedi.
Irak- Suriye sınırı bölgesinde terör örgütleriyle yıllardır süren mücadele hakkında çeşitli açıklamalarda bulunan İstanbul Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi ve Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer, buna dair Irak’ta 25 maddelik bir anlaşma olacağını söyledi. Anlaşma hakkında konuşan Dr. Eray Güçlüer, “Türkiye sınırından itibaren daha derine inilerek kalekollar ve bu kalekollara giden yollar yapılacak. Birlikler takviye edilecek. Şu anda zaten operasyonlar yapılıyor. Kahraman ordumuz, derin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe konseptini uyguluyor. Bu bağlamda da artık on binlerce mağara, tek tek kontrol ediliyor, bunların bir bölümü kapatılıyor, bir bölümü ise imha ediliyor ya da teröristin yeniden kullanamayacağı şekle dönüştürülüyor. Bunların mümkün olmadığı yerde ise SİHA’larla gözetlenerek istihbarat sistemlerimizle kontrol altına alınıyor. Gara ile Türkiye’nin Irak sınırı arasındaki yaklaşık 20 bin kilometrekare büyüklüğündeki böyle geniş bir alanı kontrol edebilmek için kapsamlı bir sistem tesis ediliyor” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’nin bu konuda şakası yok”
İkinci safhada, Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgedeki düz alanda PKK’nın şehir merkezlerinde ve kazmış olduğu mevzi ve yeraltı sığınaklar ile tünellerde yaşadığının altını çizen Dr. Güçlüer, “İşte buranın şimdi kontrol altına alınması, temizlenmesi lazım. Bunun için bölgedeki dört tane unsur; Barzani, Talabani, Arap güçleri ve Türkmenlerden oluşan Kuzey Irak yönetiminin güçlendirilmesi, takviye edilmesi ve böylece Kuzey Irak yönetimi bölgesindeki PKK’nın tamamen yok edilmesine yönelik bir cephe hattı oluşturulması çalışmaları başlatıldı. En önemli konulardan bir tanesi bölgedeki Talabani’ni yönetiminin PKK’ya angaje olmasıydı. Bu çok rahatsız ediciydi. Bunun için Türkiye, Talabani’ye gerekli ayarı verdi. Dolayısıyla artık Talabani de bu saydığım dört güçle birlikte Türkiye’nin oluşturduğu eksende yer almış oldu. Gerekli ikazlar yapıldı. Kısa bir süre önce Milli İstihbarat Teşkilatı, Süleymaniye kırsalında çok üst düzey bir teröristi etkisiz hale getirdi. Türkiye’nin Süleymaniye’deki bu operasyonları aynı zamanda; İran’a, Amerika’ya ve Talabani’ye mesajdır. Türkiye’nin bu konuda şakası yok. Her türlü söylem ve eylem yapıldı. Gerekirse daha fazla da yapılabileceği ifade edildi” dedi.
“Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak”
Barzani, Talabani, Arap güçleri, Arap aşiretleri ve Türkmenlere ait silahlı güçlerin de olduğuna değinen Dr. Güçlüer şunları söyledi:
“Şimdi bunlardan nitelikli askeri güç oluşturulması safhası var. Bunun için hazırlıklar yapılıyor. Tam da bu işin merkezinde, ortak harekat merkezi kurulacak. Aynı zamanda bölgede Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üsleri var. Bunlar anladığımız kadarıyla ateş ve manevra gücü yüksek zırhlı ve mekanize unsurlarla takviye edilecek. Bazı yeni üs bölgeleri açılacak ve bu şekilde oluşturulacak ortak güç desteklenerek PKK’ya karşı; Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgede özellikle Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak. Zaten son nokta da budur. Hani bir Türk atasözü vardır ya ‘kekliği düz ovada avlarsınız.’ Evet, dağda avlamak zordur. Bu işi dağda Türk Silahlı Kuvvetleri yapacak. Irak’ın kuzeyindeki dağlık alanda bu temizliği ordumuz yapacak. Bunun için gerekli teçhizat, teknoloji, uzmanlık ve tecrübe birikimi var. Ovada ise oluşturulacak ortak operasyon gücü yapacak.”
“Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir”
“Orta Doğu coğrafyasında terörün tutunabileceği, yaşayabileceği tek doğal alan Irak’ın kuzeyidir” diyen Dr. Güçlüer, “Burası temizlendikten sonra, Türkiye’nin yönetiminde oluşturulan cephede bir süpürme operasyonuyla Gara Süleymaniye arasındaki bölge tamamen terörden temizlenecek. Bu çok önemli. Çünkü Irak, Suriye sınırının da işlevsel hale getirilmesiyle teröristlerin Irak’tan Suriye’ye geçişleri ve lojistik destek almaları da önlenecek. Yani Suriye’yle Irak arasında bir sınır hattı oluşturulacak. Irak-Suriye sınırı var ama sadece kağıt üzerinde, gerçekte sınır filan yok. Ama bu hattın işlevsel hale getirilmesi bu bölgeden terörist geçişlerinin önlenmesi, Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir” dedi.
“Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının oluşması için önünü açar”
Suriye’deki PKK terör örgütünün ve yandaşlarının lojistiğinin tamamının Irak’tan geldiğini belirten Dr. Güçlüer sözlerine şunları ekledi:
“Irak’tan gelen lojistik kesilirse Suriye’de PKK’nın bulunduğu alanlarda güç boşlukları ortaya çıkar. Bu güç boşlukları da Türkiye’nin tamamlamayı istediği Kamışlı, Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının yapılmasının önünü açar. Bir de merkezi Irak yönetimi konusu var. Zaten Türkiye bu anlattığım faaliyetlerin tamamını merkezi Irak yönetimiyle koordine içerisinde yapıyor. Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve Irak’ta güçlü bir Irak devleti kurulmasını istiyor. Böylece bölgede güçlü bir Irak devlet yönetimi oluşursa diğer terörist artık ve aparatlar yani DEAŞ’ından tutun PKK gibi bu insanlık düşmanı, cani terör örgütlerinin bölgede barınmaları ortadan kalkar. Böylece Türkiye, güneyden itibaren stratejik güvenliğini de sağlamış olur. İşte o yüzden Irak’ın kalkınma yolu projesini de bu sürece eklemliyor. Böylece Türkiye terörle mücadeleyi bu anlattığım çerçevede oluştururken ama aynı zamanda; enerji, ulaşım, iletişim. Tarım, teknoloji ve daha pek çok konuda Irak’la Türkiye’yi entegre edecek projeleri de hayata geçirmek istiyor. Türkiye pek çok yönden güçlü altyapılar oluşturarak artık PKK temizlendikten sonra yeniden Irak’a dönmesini engelleyecek süreçleri de harekete geçirmiş durumda.”
]]>Irak- Suriye sınırı bölgesinde terör örgütleriyle yıllardır süren mücadele hakkında çeşitli açıklamalarda bulunan İstanbul Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi ve Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer, buna dair Irak’ta 25 maddelik bir anlaşma olacağını söyledi. Anlaşma hakkında konuşan Dr. Eray Güçlüer, “Türkiye sınırından itibaren daha derine inilerek kalekollar ve bu kalekollara giden yollar yapılacak. Birlikler takviye edilecek. Şu anda zaten operasyonlar yapılıyor. Kahraman ordumuz, derin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe konseptini uyguluyor. Bu bağlamda da artık on binlerce mağara, tek tek kontrol ediliyor, bunların bir bölümü kapatılıyor, bir bölümü ise imha ediliyor ya da teröristin yeniden kullanamayacağı şekle dönüştürülüyor. Bunların mümkün olmadığı yerde ise SİHA’larla gözetlenerek istihbarat sistemlerimizle kontrol altına alınıyor. Gara ile Türkiye’nin Irak sınırı arasındaki yaklaşık 20 bin kilometrekare büyüklüğündeki böyle geniş bir alanı kontrol edebilmek için kapsamlı bir sistem tesis ediliyor” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’nin bu konuda şakası yok”
İkinci safhada, Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgedeki düz alanda PKK’nın şehir merkezlerinde ve kazmış olduğu mevzi ve yeraltı sığınaklar ile tünellerde yaşadığının altını çizen Dr. Güçlüer, “İşte buranın şimdi kontrol altına alınması, temizlenmesi lazım. Bunun için bölgedeki dört tane unsur; Barzani, Talabani, Arap güçleri ve Türkmenlerden oluşan Kuzey Irak yönetiminin güçlendirilmesi, takviye edilmesi ve böylece Kuzey Irak yönetimi bölgesindeki PKK’nın tamamen yok edilmesine yönelik bir cephe hattı oluşturulması çalışmaları başlatıldı. En önemli konulardan bir tanesi bölgedeki Talabani’ni yönetiminin PKK’ya angaje olmasıydı. Bu çok rahatsız ediciydi. Bunun için Türkiye, Talabani’ye gerekli ayarı verdi. Dolayısıyla artık Talabani de bu saydığım dört güçle birlikte Türkiye’nin oluşturduğu eksende yer almış oldu. Gerekli ikazlar yapıldı. Kısa bir süre önce Milli İstihbarat Teşkilatı, Süleymaniye kırsalında çok üst düzey bir teröristi etkisiz hale getirdi. Türkiye’nin Süleymaniye’deki bu operasyonları aynı zamanda; İran’a, Amerika’ya ve Talabani’ye mesajdır. Türkiye’nin bu konuda şakası yok. Her türlü söylem ve eylem yapıldı. Gerekirse daha fazla da yapılabileceği ifade edildi” dedi.
“Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak”
Barzani, Talabani, Arap güçleri, Arap aşiretleri ve Türkmenlere ait silahlı güçlerin de olduğuna değinen Dr. Güçlüer şunları söyledi:
“Şimdi bunlardan nitelikli askeri güç oluşturulması safhası var. Bunun için hazırlıklar yapılıyor. Tam da bu işin merkezinde, ortak harekat merkezi kurulacak. Aynı zamanda bölgede Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üsleri var. Bunlar anladığımız kadarıyla ateş ve manevra gücü yüksek zırhlı ve mekanize unsurlarla takviye edilecek. Bazı yeni üs bölgeleri açılacak ve bu şekilde oluşturulacak ortak güç desteklenerek PKK’ya karşı; Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgede özellikle Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak. Zaten son nokta da budur. Hani bir Türk atasözü vardır ya ‘kekliği düz ovada avlarsınız.’ Evet, dağda avlamak zordur. Bu işi dağda Türk Silahlı Kuvvetleri yapacak. Irak’ın kuzeyindeki dağlık alanda bu temizliği ordumuz yapacak. Bunun için gerekli teçhizat, teknoloji, uzmanlık ve tecrübe birikimi var. Ovada ise oluşturulacak ortak operasyon gücü yapacak.”
“Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir”
“Orta Doğu coğrafyasında terörün tutunabileceği, yaşayabileceği tek doğal alan Irak’ın kuzeyidir” diyen Dr. Güçlüer, “Burası temizlendikten sonra, Türkiye’nin yönetiminde oluşturulan cephede bir süpürme operasyonuyla Gara Süleymaniye arasındaki bölge tamamen terörden temizlenecek. Bu çok önemli. Çünkü Irak, Suriye sınırının da işlevsel hale getirilmesiyle teröristlerin Irak’tan Suriye’ye geçişleri ve lojistik destek almaları da önlenecek. Yani Suriye’yle Irak arasında bir sınır hattı oluşturulacak. Irak-Suriye sınırı var ama sadece kağıt üzerinde, gerçekte sınır filan yok. Ama bu hattın işlevsel hale getirilmesi bu bölgeden terörist geçişlerinin önlenmesi, Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir” dedi.
“Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının oluşması için önünü açar”
Suriye’deki PKK terör örgütünün ve yandaşlarının lojistiğinin tamamının Irak’tan geldiğini belirten Dr. Güçlüer sözlerine şunları ekledi:
“Irak’tan gelen lojistik kesilirse Suriye’de PKK’nın bulunduğu alanlarda güç boşlukları ortaya çıkar. Bu güç boşlukları da Türkiye’nin tamamlamayı istediği Kamışlı, Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının yapılmasının önünü açar. Bir de merkezi Irak yönetimi konusu var. Zaten Türkiye bu anlattığım faaliyetlerin tamamını merkezi Irak yönetimiyle koordine içerisinde yapıyor. Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve Irak’ta güçlü bir Irak devleti kurulmasını istiyor. Böylece bölgede güçlü bir Irak devlet yönetimi oluşursa diğer terörist artık ve aparatlar yani DEAŞ’ından tutun PKK gibi bu insanlık düşmanı, cani terör örgütlerinin bölgede barınmaları ortadan kalkar. Böylece Türkiye, güneyden itibaren stratejik güvenliğini de sağlamış olur. İşte o yüzden Irak’ın kalkınma yolu projesini de bu sürece eklemliyor. Böylece Türkiye terörle mücadeleyi bu anlattığım çerçevede oluştururken ama aynı zamanda; enerji, ulaşım, iletişim. Tarım, teknoloji ve daha pek çok konuda Irak’la Türkiye’yi entegre edecek projeleri de hayata geçirmek istiyor. Türkiye pek çok yönden güçlü altyapılar oluşturarak artık PKK temizlendikten sonra yeniden Irak’a dönmesini engelleyecek süreçleri de harekete geçirmiş durumda.” – İSTANBUL
]]>Bakan Yerlikaya, Iğdır’da bir düğün salonunda düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nda Sivil Toplumla Buluşma” iftar programına katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Iğdır halkına selamlarını ileten Yerlikaya, Ağrı Valiliği yaptığı dönemde Iğdır’a çok gelip gittiğini belirterek, “O zaman valilerimizle latife yapardık. ‘Ağrı Dağı bizim mi sizin mi?’ diye. Ağrı Dağı her ikimize de tebessümle bakıyor ve diyordu ki ‘Ben hem Ağrı’nın hem Iğdır’ın dağıyım.” diye konuştu.
Tüm serhat illerinin kendileri için önemli olduğunu ifade eden Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım.” sözünü hatırlatarak, 783 bin kilometrekarenin her bir santimi, her bir zerresi şehit kanlarıyla sulanmış, ecdadın, şehitlerin, gazilerin emaneti olan aziz vatanda yaşayan 85 milyonun hepsinin kendileri için aziz olduğunu vurguladı.
Yerlikaya, “Her biri eşit, her birinin bizim başımızın, gözümüzün üstünde yeri vardır. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın hizmet dili, vatandaşlarımızı kabul edişi hep bu noktada olmadı mı? Bu memlekette huzur olsun, bu memlekette başta terör ve terör türlerinin hiçbiri olmasın, en basit suç olmasın diye gece gündüz demeden 22 yıldan beri çalışılıyor. Allah’ın izniyle de sizin destek ve dualarınızla çalışılmaya devam edilecek.” ifadelerini kullandı.
Toplumun tüm kesimlerine ayrım yapmadan hizmet edildiğini anlatan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Iğdır’da ve tüm şehirlerimizde hiçbir zaman seçimlerde oy vermiş, vermemiş ayrımı yapıldı mı? Yapılmadı. Bakın sadece ve sadece terörle mücadele edilmedi. Evet, Allah’ın izniyle terörle mücadelede amansız, azimli, kararlı, cevval bir duruşla nereden nereye getirdiğimiz bellidir. Bazıları gibi ötekileştiren, ayrıştıran, ‘sen’ diyen, ‘biz’ diyen bir duruş Recep Tayyip Erdoğan hükümetlerinde oldu mu? Olmadı, olmayacak. 14-28 Mayıs’ta Sayın Cumhurbaşkanı’mızı Külliyeye güçlü bir şekilde aziz milletimiz, sizler gönderdiniz ve Cumhur İttifakı parlamentoda Allah’a şükürler olsun ki çok güçlü bir sandalye ile şu anda temsil ediliyor. Bakın ittifak duruşunun da mayası aslında burada. Cumhur İttifakı’nda bizim liderlerimiz, hiçbir şekilde hesabi bir birliktelik, dünyaya ait bir birliktelik için bir araya gelmiş değil. Cumhur İttifakı, devleti için, milleti için, geçmişi, bugünü ve geleceği için bir araya gelmiş bir ittifaktır. Dolayısıyla bereket oluyor. Her konunun çözümünde bu duruşla hareket ediliyor.”
Doğu ve Güneydoğu’nun önemli gelişme katettiğini dile getiren Yerlikaya, “22 yıldan beri Iğdır’da, bu serhat illerimizde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki illerimizin nereden nereye geldiğini, yaslanın oturduğumuz yerde bir düşünün, kalbinizle bir konuşun.” dedi.
“Bu gittiğiniz yol doğru yol değil”
Türkiye’de 140’a yakın siyasi partinin olduğuna işaret eden Yerlikaya, “Partilerin her biri bu anayasal özgürlük ve demokratik nimet ortamında kurularak huzurlarınıza geliyor. Partilerin her biri gücünü vatandaşlardan alıyor olması lazım ama birileri eğer gücü, sözüm ona başka yerden aldığı iddiasıyla farklı bir duruş sergilemeye kalkıyorsa hiç kusura bakmasın buna müsaade edecek değiliz. Bunu dilimizle söylüyoruz, bu yol yanlış yol diyoruz. Bu gittiğiniz yol doğru yol değil, bastığınız tahta çürük bir tahta diyoruz, bunu söylüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İçişleri Bakanlığının 600 bin çalışanıyla gece, gündüz, 7/24 demeden Türkiye’nin huzuru için gayret gösterdiğinin altını çizen Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Görevlerinizin tamamını bir kelimeyle anlat sayın bakan derseniz işte o kelime huzur. Huzurla ilgili birinci uğraştığımız, bölücü hain terör örgütü, onunla uğraşıyoruz. Ülkemizin içinde, sınırlarımızın ötesinde, her yerde, Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar bize durmak yok, duramayız. İnançlıyız, kararlıyız, azimliyiz. Çünkü biz milletimizden, çünkü biz devletimizden, çünkü bizi biz yapan değerlerimizden yanayız. Sınırlarımızın ötesinde Pençe-Kilit Harekatlarıyla, sınırımızın içerisinde kahraman jandarmamız, polisimiz, İçişleri Bakanlığının yönetimiyle…”
Milli İstihbarat Teşkilatının başarılarını aktaran Yerlikaya, şunları ifade etti:
“Nokta atışlarla nerede olursa olsun onların sözde lider kadrolarıyla ne yapılıyor, mücadele ediliyor. Allah’ın izniyle gelinen durum şu, son çırpınışlar. Bakın Cumhurbaşkanı’mız Irak’la ilgili, Suriye ile ilgili ne diyor? ‘Sınırımızın ötesinde teröristan adacıkları kurulmasına müsaade edecek değiliz’ diyor. Böyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’miz, böyle bir Cumhurbaşkanı’mız, böyle bir parlamentomuz sizlerden almış olduğumuz güç ve hükümetin güvenlikle ilgili üyelerinin tamamı, bürokrasi, kahraman Mehmetçiğimiz, jandarmamız, polisimiz, sahil güvenliğimiz, korucularımız ve istihbarat teşkilatımız tek yürek, büyük bir uyumla Allah’ın izniyle çalışıyoruz.”
“Başını kaldırıp gökyüzüne bakamaz hale getirdik”
Sınır ötesi ve Türkiye’de yapılan operasyonlar hakkında bilgi veren Yerlikaya, “Sınırımızın ötesinde de varız, içinde de varız. Biz sınırımızın içerisinde gelip de bize kibir yapmalarını falan beklemiyoruz artık, o iş bitti. 2017’den itibaren envanterimize giren yerli ve milli sanayinin o güzel ürünleri, İHA, SİHA ve Anka, bunlar… Daha pek çok yerli ve milli sanayinin terörle mücadelemize katmış olduğu güçle, biz nefes aldırmıyoruz. Şöyle başını kaldırıp gökyüzüne bakamaz hale getirdik.” şeklinde konuştu
“830 teröristi etkisiz hale getirdik”
Göreve geldikleri günden bu yana İçişleri ailesi olarak kırsalda hain bölücü terör örgütlerine yönelik 18 bin 996, şehirlerde de 3 bin 545 operasyon yaptıklarını vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Biz 81 vilayet, 922 ilçe, tüm köy ve mahallelerin tamamında öyle güçlü bir istihbaratımız var ki sureti haktan görünüp de gönlü, kalbi, emeli ve gayesi veya hareketi eğer hain bölücü terör örgütüne destek, reklamı veya onu övücü bir duruş sergiliyorsa kusura bakmasın arıyoruz onları. Toplam 22 bin 541 operasyonla 830 teröristi etkisiz hale getirdik. Terörle biz 40 yıldır uğraşıyoruz.
Bakın 2016’da 2 bin 322 eylem yapabilmeye cüret eden, 2023’te bu rakam 88’e düştü çünkü artık 2016’nın sonundan itibaren biz teknolojik olarak büyük bir üstünlük kurduk ve 2024’te bugüne kadar 13 eylem var. Kırmızı, yeşil, turuncu ve gri bültenle aranan bu dönem içerisinde 46 üst düzey teröristin etkisiz hale getirildiğini söylüyoruz. Sizlerin desteği ve duasıyla, devletimizin, hükümetimizin kararlılığıyla, değerli kardeşlerim, hiçbir terör örgütü PKK, FETÖ, DEAŞ, DHKP-C ve MLKP, adı ne olursa olsun. Bizim kardeşliğimize kim düşmansa, kim cüret edip, kibirlenip yan bakıyorsa ona devletin hukuk eliyle, pençeyi indirip götürüp adalete teslim ediyoruz. Bunu yapmaya da Allah’ın izniyle devam edeceğiz.”
]]>2012 yılında FETÖ’nün Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı açıktan giriştiği ilk operasyon olarak tanımlanan ve dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı “MİT kumpası”yla ilgili Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir televizyon programında ilk kez konuşarak önemli açıklamalarda bulundu.

“7 ŞUBAT, FETÖ’NÜN KENDİSİNİ AÇIĞA ÇIKARTTIĞI BİR ŞEYDİ”
Bakan Fidan, “7 Şubat krizi aslında FETÖ’nün kendisini açığa çıkarttığı, niyetini belli ettiği bir şeydi. Bu FETÖ’cüler her yerde kendi adamlarını içeriye sokmak gibi bir niyetleri var. Devlet içerisinde başka bir paralel devlet kurmak gibi niyetleri vardı. 28 Aralık 2011’deki Milli Güvenlik Kurulu günü Efkan Ala, ‘Bizim kontrollerde bulunmamız lazım’ dedi. Kontrollerimiz sonucu dinleme cihazlarını bulduk. Cumhurbaşkanımız kendi kafasında ne zaman ilan edeceğini çok iyi biliyor. Biz bunu bulduk ve FETÖ’cüler de bunu öğrendi. Sonra Uludere olayı oldu ve bunu bizim üzerimize atmaya çalıştılar. Bunu ortaya çıkaran MİT’i hedefe koymaya çalıştılar. Cumhurbaşkanımız cuma namazı çıkışı bunlara cevap da verdi. Arkasından 7 Şubat kriziyle beni ifadeye çağırma olayı yaşandı. 2016’dan sonra FETÖ sistemden söküp atıldı. Cumhurbaşkanımızın duruşuyla bu belirli bir noktaya gidildi.” dedi.
IRAK’TA TERÖRLE MÜCADELE
Irak’taki terörle mücadeleye değinen Fidan, “Bizim arzumuz Süleymaniye’deki arkadaşlarımızın yol yakınken hatalarından geri dönmesi, Türkiye’yle dostluklarını, tarihte olduğu gibi bugün de perçinlemeleri ve ortak geleceğe bizim beraber hareket etmemiz.” ifadelerini kullandı.

Fidan, Erbil, Süleymaniye, Bağdat, Kerkük ve Musul’da “geleceği hep beraber” kuracaklarını, burada terör örgütlerine yer olmadığını belirterek, “Bunları artık bizim sistem dışına atmamız lazım. Bunlar kullanım ömrü tamamlanmış örgütler. Sözünü ettiğim şehirler, kültürler kadim kültürler ve daha önce bu türden tehditlerin üstesinden geldiler, inşallah bundan sonra da gelecekler.” diye konuştu.
İLERİ TEDBİRLER GÜNDEMDE Mİ?
İleri tedbirlerin gündemde olup olmadığının sorulması üzerine Fidan, şöyle yanıt verdi: “Siz benim düşmanıma destek verdiğiniz sürece ne yapmamı bekliyorsunuz? Bu konuda açığız. Bu düşmanın senden istifade etmesinin yolunu engellemek benim görevim. Ben bunu yapacağım. Bunu yaparken de sana hile tuzak kurmuyorum, yüzüne söylüyorum. Bundan vazgeç, çünkü bu senin lehine değil, kimsenin lehine değil. Süleymaniye’deki halk Türkiye’nin dostu olan bir halk. Terör örgütüyle işi olabilecek bir halk değil.”

Bakan Fidan, “Süleymaniye’deki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) liderliği ve onu oluşturan ekibin PKK ile olan ilişkileri, samimiyeti bizim için bir problem olmanın ötesinde artık ulusal bir güvenlik tehdidi olmuştur.” dedi. Fidan, “Türkiye bölgesinde istikrarı hakim kılmak için elindeki tüm dış politika araçlarını koordineli bir şekilde kullanma konusunda kararlı.” şeklinde konuştu.
FETÖ’NÜN İLK KALKIŞMASI: 7 ŞUBAT MİT KUMPASI
Emniyet ve yargı kurumlarının içine sızan FETÖ’cüler, kumpası, Türkiye Cumhuriyeti’nin çözüm sürecinde yürüttüğü politikalardan dolayı, MİT’i, terör örgütü PKK ile ilişki içindeymiş gibi gösterme bahanesiyle 7 Şubat 2012’de, MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu bazı görevlilerini ifadeye çağırma ve haklarında yakalama kararı çıkarma şeklinde kurgulayarak gerçekleştirmek istedi.

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın yürütülen bir soruşturma kapsamında “şüpheli” olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına çağrıldığı bilgisinin paylaşıldığı haberler, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bir süre sonra, çoğunluğu FETÖ’cü oldukları gerekçesiyle görevlerinden uzaklaştırılan, bazıları firar eden veya tutuklanan dönemin özel yetkili başsavcı vekilleri ve savcıların, bir devlet kurumuna ve temsilcilerine karşı böyle bir girişimde bulunduğu netleşti. O dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yönlendirmesiyle Hakan Fidan ve MİT görevlileri, soruşturmaya direnerek savcıların çağrılarına hiçbir zaman yanıt vermedi.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 4. Kolordu Komutanlığı’nda askerlerle birlikte iftar yaptı. İftar sonrası konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatanın dört bir yanında ve yurt dışında görev yapan kahraman Türk ordusunun tüm mensuplarını selamladı. Erdoğan, “11 ayın sultanı olan Ramazan-ı Şerifinizi canı gönülden tebrik ediyorum. Rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı bu mübarek ayda sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle bir kez daha devletimizin bekası ve milletimizin güvenliği için canı pahasına görev yapan askerlerimizin her birine başarılar diliyorum. Rabbim askeri, polisi, jandarması, güvenlik korucusu ve istihbaratçısıyla tüm güvenlik güçlerimizin yardımcısı olsun, onları her türlü kazadan, beladan, saldırıdan, ihanetten muhafaza eylesin diyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, “Sabah ilk olarak Çanakkale’de aziz şehitlerimizi ziyaret ettik. Dünyanın en modern ordularına karşı ‘Çanakkale geçilmez’ dedirten bu büyük kahramanları rahmetle, tazimle yad ettik. Çanakkale Savaşları’yla birlikte İstiklal Harbimizde, Kıbrıs Barış Harekatı’nda, terörle mücadelede, 15 Temmuz’da vatanı için, bayrağı için, hürriyeti için, onuru için toprağa düşen şehitlerimize de bu vesileyle Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Burada şu hususun altını çizmek istiyorum. Çanakkale sadece bizler için bir deniz zaferi değil, bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu müjdeleyen direniş ruhudur. Çanakkale bir iman okyanusudur ve o iman okyanusunda 20. yüzyılın Haçlı ordusu Çanakkale’ye gömülmüştür. Çanakkale tarihin en büyük deniz zaferlerinden birisi olduğu kadar, aynı zamanda parçalanmak istenen bir devletin, yok edilmek istenen bir milletin yeniden ayağa kalktığı, imanını ve inancını tazelediği büyük bir kıyamdır” açıklamasını yaptı.
“Şehadet şuurunun zayıflamasına asla izin veremeyiz”
“Çanakkale Deniz Zaferi geçen sene 100. yılını gururla kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni doğuran ana, büyüten beşik olmuştur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletçe hep beraber Çanakkale ruhuna ne kadar sıkı sahip çıkarsak, geleceğimize o derece güvenle bakacağımıza inanıyorum. Kahraman Mehmetçiklerimizin yanı sıra istikbalimizin güvencesi olan gençlerimizin de şehitlik ve şehadet bilincine sahip olması çok ama çok önemlidir. ‘Asker millet’ olarak nam salmış, bu vasfıyla dünyada temayüz etmiş bir milletin mensupları olarak bizi biz yapan temel değerlerden şehadet şuurunun zayıflamasına asla izin veremeyiz. Her karışında bir aslanın yattığı vatan topraklarını başka türlü muhafaza etmemiz mümkün olmaz. Bu gerçeğe yakın tarihimizde defalarca şahitlik ettik” değerlendirmesinde bulundu.
Kıbrıs Türkleri’nin daha bundan yarım asır önce soykırımın eşiğinden döndüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1974 Barış Harekatı’nda ülkemizin dört bir köşesinden subayı, astsubayı, eriyle tam 498 Mehmedimiz şehit oldu. Tüm baskılara rağmen şayet Türkiye’nin müdahalesi olmasaydı bugün ne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olurdu ne de Kıbrıs Türkleri kalırdı. Hatta belki de güneye yüklenmiş olsaydık, bugünün bir evladı olarak söylüyorum, artık güney kuzey diye bir şey kalmaz, tamamen Kıbrıs bizim olurdu. Aynı şekilde 40 yıllık bölücü terörle mücadelemizde vatan topraklarının müdafaası için henüz hayatlarının baharında olan binlerce evladımızı şehit verdik. Son olarak 15 Temmuz’da 253 insanımız istiklal ve istikballeri uğrunda kahramanca toprağa düştü. DEAŞ’ından DHKP-C’sine kadar envai çeşit terör örgütlerinin eylemlerinde ve sınır ötesi operasyonlarda nice kardeşimiz vatanımız uğrunda hiç düşünmeden canlarını feda etti. Yani 1071’den beri hem bu toprakları vatan yapmak hem de ebedi ve ezeli vatanımız olarak muhafaza etmek için can verdik, kanımızı döktük, mücadele ettik ve bedel ödedik” diye konuştu.
Bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla vatana, ezana, bayrağa sahip çıkmayı sürdüreceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu gerçeği asla unutmamalıyız. Kimsesizlerin kimsesi olan Türkiye Cumhuriyeti var olduğu, köklerine sahip çıktığı, mazluma kol kanat gerdiği müddetçe, emin olun bize yönelik saldırıların da ardı arkası hiç kesilmeyecektir. Bizler millet olarak ilahi kelimetullah davamızı yücelttiğimiz sürece bizi bu topraklardan kazıma planları hiçbir zaman son bulmayacak. Şehit kanlarıyla sulanmış kendi öz yurdumuzda hür, başı dik, onurlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorsak, oyunları bozmaya, hain emelleri kursaklarda bırakmaya devam etmekten başka çaremiz yoktur. Bu bakımdan güçlü bir orduya sahip olmak, bizim için tercihten öte bir mecburiyettir. Biz, caydırıcılığını her zaman en üst seviyede tutması gereken bir ülkeyiz, bir milletiz, bir orduyuz. Türk milleti olarak bizi hasımlarımıza karşı ancak kendi bileğimiz, kendi kuvvetimiz, kendi geliştirdiğimiz imkan ve kabiliyetlerimiz koruyabilir” dedi.
Savunma sanayiindeki yerlilik oranının yüzde 20’lerden yüzde 80’lere çıkarıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu çok daha ilerilere taşımak zorundayız. Şimdi uçak gemimizi yaptık. Ne diyoruz? Yetmez. Şimdi ikinci uçak gemisinin daha da büyüğünü yapma kararlılığımız var. Paşam bu işin başında Deniz Kuvvetleri Komutanımız ekibiyle şu anda çalışıyorlar. ve şu anda arayışlarımızı da devam ettiriyoruz. ve malum uçaklarımız ortada. ve tek koldan çalışmıyoruz. Bunun dışında denizin altında da insansız denizaltıları, bunları da yapmanın gayreti içerisindeyiz. İnşallah bunu da başaracağız. Bu işi de halledeceğiz. Yani elin oğlu yapar da biz niye yapmayalım? Bizde bu kabiliyet var, evelallah bunları da başaracağız. İş başa düştüğünde ne üyesi olduğumuz ittifakların ne de görevi küresel barışı korumak olan uluslararası yapıların hiçbir işe yaramadığını yakın dönemdeki acı tecrübelerden biliyoruz” açıklamasını yaptı.
Savunma sanayiinin yerli ve milli olmasının önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz işte bunun için sürekli yerli ve milli savunma sanayii diyor, her alanda tam bağımsız Türkiye için çalışıyoruz. Onun için dikkat ederseniz birçok yerde konuşmalarımızda artık kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz dedik ve kestik. Bunu Cudi’de yaptık, Gabar’da yaptık, Tendürek’te yaptık, Bestler Deresi’nde yaptık. Yaptık ve yaptık. Bundan sonra da yapacağız. Sınır ötesinde de yapacağız. Yani sınır ötesi, ne işiniz var orada diyenlere karşı; kimler olduğunu biliyorsunuz. Cevabımız oralara yaptığımız operasyonlardır. İşte bunun için güçlü Türkiye, güçlü ordu diyor, milletimizin birliğinin ve kardeşliğinin en büyük dayanağımız olduğunu ifade ediyoruz. İşte bu anlayışla kahraman ordumuzun vatan müdafaası görevini en güzel şekilde yerine getirebilmesi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Yani ben şöyle bir geriye doğru dönüyorum. ya biz toplu iğne yapamıyorduk. Bize Amerika’sı, Batısı normal tabanca vermiyordu. Ama şimdi onlara biz yerli tabanca satıyoruz. Onlar sıraya giriyor. İş bu noktaya geldi. Eğer çalışırsan senin de olur. Ama çalışmazsan onların kapısında kul köle olursun. Şimdi bizde tabancanın yanında orta menzilli tüfeklerimizin daniskasını üretiyoruz. Hele hele şimdi mühimmatta çok çok öndeyiz. Onlar sıraya giriyor, istiyorlar. E biz de yetiştiremiyoruz. Ama bu noktaya geldik. Çalışırsan senin de oluyor” şeklinde konuştu.
Eli kanlı terör örgütlerine karşı yürütülen zorlu mücadelenin başarıya ulaşması için her türlü desteğin verildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir süredir sabırla uyguladığımız terörü kaynağında kurutma stratejimizin müspet neticelerini sınırlarımız içinde ve dışında görmeye başladık. Silahlı insansız hava araçlarımızla kendi ürettiğimiz mühimmatlarla, yerli, milli silahlarımızla nerede bir terörist varsa buluyor ve başını kopartıyoruz. Operasyonlarımız neticesinde artık can çekişen, iyice köşeye sıkışan ve bitme noktasına gelen bu kiralık katil sürülerinin yeniden palazlanmasına, milletimizin başına tekrar bela olmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Kimin projesi olduğuna bakmadan güney sınırlarımızın ötesinde bir teröristan kurulmasına müsaade etmeyeceğiz. Irak hududumuzun güvenliğini bu yaz itibarıyla komple garanti altına alacak, Suriye’de yarım kalan işimizi de mutlaka tamamlayacağız. Amacımız evlatlarımıza terörün karanlık gölgesinden tamamen kurtulmuş, yolu da bahtı da aydınlık bir Türkiye teslim etmektir. Bölgemizde terörün olmadığı bir iklimi tesis etmeyi sadece şehitlerimize değil, aynı zamanda gelecek nesillere yönelik bir borç olarak görüyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Askerlik mesleğini seçerek bu kutlu yola yöneldiğiniz için ben sizleri tebrik ediyorum. Bir cennet bahçesine girercesine toprağa giren aziz şehitlerimizi şu mübarek Ramazan akşamında rahmetle yad ediyor, gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum” dedi. – ANKARA
]]>20 Ocak 2018’de başlayan Zeytin Dalı Harekatı’nın 58. gününde, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 103’üncü yıl dönümünde Afrin ilçe merkezi, terör örgütlerinden kurtarılarak huzura kavuştu.
Zeytin Dalı Harekatı ile 18 Mart 2018’de Afrin ilçe merkezinin terör örgütü PKK/YPG’den temizlenmesiyle operasyon tamamlanarak 6 belde merkezi, 282 köy, 6 köy altı yerleşim, stratejik 23 dağ ve tepe, 1 baraj, 50 stratejik nokta, TSK ve SMO’nun kontrolüne girdi.
Harekat sürecinde 4 bin 500’den fazla terörist etkisiz hale getirildi.
Operasyonda 54 Türk askeri şehit oldu, 236 asker yaralandı. Cephede TSK ile hareket eden SMO’nun 320 askeri hayatını kaybetti.
Afrin merkezinin kontrolü sağlandıktan sonra ilçe genelinde 7 yerel meclis kurularak bölge halkına hizmet verilmeye başlandı.
Bölgede hayatın normale dönmesi için Türkiye’nin desteklediği yerel meclisler yoluyla tarım, sanayi, ticaret, kültür, spor, sağlık ve eğitim gibi alanlarda halka destek verilmeye başlandı.
TSK ve SMO askerlerinin verdiği güvence sayesinde siviller, 20 Mart 2018’den itibaren evlerine dönmeye başladı. Aradan geçen 6 yılın ardından ilçe merkezi ve beldelerinde yaşayan sivillerin sayısı 700 bine ulaştı.
Sağlık ve eğitime büyük destek
Türkiye’nin bölgeye eğitim ve sağlık alanlarındaki desteği sürüyor.
Operasyonun başarıyla hedefine ulaşmasının ardından Afrin’de 100 yataklı ve 13 branşta hizmet veren hastane, Türkiye’nin desteğiyle yeniden hizmete açıldı.
Merkezdeki 5 hastanenin yanı sıra beldelerde 25 sağlık merkezi, bölge halkına ücretsiz tedavi imkanı sağlıyor.
Okullarda PKK/YPG’nin dayattığı eğitim sistemine son verilerek muhaliflerin geçici hükümetinin belirlediği müfredata uygun eğitime geçildi.
İlçe merkezinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle açılan Gaziantep Üniversitesi Afrin Eğitim Fakültesi, Kültür Merkezi ve Spor Kompleksi’nin yanı sıra Afrin ilçe merkezi ve çevre beldelerdeki 263 okulda yaklaşık 93 bin öğrenci eğitim görüyor.
İlçe ve beldelerde 210 cami onarılarak ibadete açıldı.
Ekonomik kalkınmada sanayi bölgelerinin inşasına önem verildi
Afrin’in terörden arındırılmasıyla sanayileşme yönünde yerel meclislere bağlı sanayi ve ticaret odaları kuruldu.
Terörden arındırıldığı ilk yıl 50 iş insanıyla çalışmalara başlayan Afrin Sanayi ve Ticaret Odası, Ocak 2024’te üye sayısını 2 bin kişiye çıkarttı.
Yaklaşık 340 fabrikayla Afrin halkının kalkınmasına destek sağlayan sanayileşme çalışması, 2024’te kurulacak 6 fabrikayla daha da artacak.
Ayakkabı üretimi, plastik boru ve tekstil fabrikalarının yanı sıra Afrin’de tarım sayesinde çok sayıda zeytin yağı, sabun ve pirin fabrikası bulunmaktadır.
“Afrin, ekonomi, sanayi ve tarım alanında büyük ilerleme kaydetti”
Afrin Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Halil Ömer, AA muhabirine, “Afrin, terörden arındırıldıktan sonra ekonomi, sanayi ve tarım alanında büyük ilerleme kaydetti.” dedi.
Afrin halkına daha iyi hizmet verebilmek amacıyla ilçenin terörden kurtarılmasının ilk yılında ticaret odasının kurulduğunu belirten Ömer, “İlk etapta yaklaşık 50 kişiyle başladığımız ticaret odamızda şu anda yaklaşık 2 bin iş insanı bulunuyor.” ifadesini kullandı.
Ömer, “2023’te Türkiye’den sanayilerde kullanılmak üzere 69 milyon dolar değerinde ham madde, gıda gibi ürünler ithal ettik.” açıklamasında bulundu.
Halil Ömer, “Afrin’de küçük ve büyük ölçekli 340 kadar tekstil, ayakkabı ve plastik fabrikasının yanı sıra zeytinyağı, sabun ve pirin fabrikaları bulunuyor. 2024’te 6 yeni fabrika kuracağız.” diye konuştu.
Afrin Milli Eğitim Müdürü Mustafa Kara da “Afrin, terörden arındırıldıktan sonra eğitim öğretim çalışmaları kapsamında ilçe merkezi ve beldelerde yaklaşık 240 kadar okulun tadilatını yaptık.” dedi.
6 Şubat depremlerinden sonra 16 yeni okulun inşasına başladıklarını anlatan Kara, şunları kaydetti:
“Her sene öğrencilerimize ücretsiz kitap dağıtıyoruz. Bu sene 1 milyon 21 bin 955 kitap dağıttık. Zeytin Dalı Harekatı bölgesinde 93 bin öğrenci bulunuyor. 3 bin 200 öğretmen ve hizmetliyle öğrencilerin eğitimine katkıda bulunuyoruz.”
]]>Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Türkiye Cumhuriyeti Cidde Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği tarafından Mekke’de düzenlenen “İstiklal Marşı’nın Kabulü, Mehmet Akif Ersoy’u ve Çanakkale Şehitlerini Anma Programı”na katıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonuyla ramazan umresine gelen vatandaşların katılımıyla yapılan programda Kur’an-ı Kerim ve salalar okundu, şehitler için dualar edildi. Buradaki konuşmasında, Allah’ın yeryüzüne nasip ettiği en büyük nimetin İslam olduğunu belirten Başkan Erbaş, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) kadar bütün Peygamberlerin İslam’ı getirdiğine işaret etti.
“Bugün Kudüs’te, Filistin’de, İmam-ı Şafii’nin memleketi Gazze’de esaret altında”
Başkan Erbaş, Peygamber Efendimizin (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) vefatından beş sene sonra Hz. Ömer’in Kudüs’ü fethettiğini hatırlatarak, “Kudüs Hz. Ömer sayesinde İslam diyarı oldu. Nice şehitler verildi. İşte bugün Kudüs de Filistin de İmam-ı Şafii’nin memleketi Gazze de esaret altında. Zalim ve işgalci İsrail’in bombaları altında ve onları destekleyen siyonist Hristiyanların. Batı’nın destekleriyle masumlar, bebekler, çocuklar her gün yüzlercesi can veriyor, şehit oluyor, gaziler var. İmam-ı Şafii’nin memleketi esaret altında ey Müslümanlar neredesiniz? Niye bir araya gelmiyorsunuz, niye tek yürek olmuyorsunuz?” diye konuştu.
“Vatanı için şehitliğe hazır gençler yetiştirmemiz lazım”
Herkesin şehitliğe aday olduğunu dile getiren Başkan Erbaş, “Çok güçlenmemiz lazım. Zayıf olduğumuz zamanlarda düşman üşüşür ama bizim güçlü olmamız lazım. Sonra millet olarak vatan edindiğimiz topraklarda her birimiz Allah için, Resulullah için, bayrak için şehitliğe hazır gençler yetiştirmemiz lazım. Çocuklarımızı bu ruhta yetiştirmemiz lazım” dedi.
“Maddi ve manevi açıdan çok çalışmamız lazım”
Başkan Erbaş, Türkiye’nin ekonomide ve savunmada güçlü olması gerektiğine vurgu yaparak, şöyle konuştu:
“Ben askerdeyken savunma sanayinde yüzde 95 dışa bağımlıydık. Sadece yüzde 5 yerli sanayimiz vardı. Şimdi yüzde 85, 90’a doğru gidiyoruz elhamdülillah. Zaman zaman gidiyorum TUSAŞ’ı, ASELSAN’ı, Roketsan’ı, TAI’yi ziyaret ediyorum, dua ediyorum. Orada 5 bin mühendisimiz birinde çalışıyor, 5 bin mühendisimiz birinde. Kendi çocuklarımızla bu hassas noktalarımızda çalışmak zorundayız. Şehitlerimizin o cennet bahçeleri kabirlerinde rahat uyumasını istiyorsak birliğimizin, beraberliğimizin her zaman en üst seviyede olması lazım. Maddi ve manevi açıdan çok çalışmamız lazım.”
Mehmetçiğin terörle mücadelesine de dikkati çeken Başkan Erbaş, “Kıbrıs Savaşı’ndan bu yana savaşmadık ama terörle mücadele yapıyoruz. Onların da iyice sonunu getirdik Allah’ın izniyle. Dua edin iyice bitsinler, sınırlarımızın içinde, ötesinde bir tane bırakmayalım Allah’ın izniyle” diye konuştu.
Savaşa giderken Mehmetçiğin cebine bir talimat verildiğini belirten Başkan Erbaş, o talimatta düşmanın kadınlarına, masumlara, bebeklere, çocuklara, mabetlere, yeşilliklere dokunulmasının yasak olduğunun belirtildiğini dile getirdi.
Başkan Erbaş, terörle mücadele eden Mehmetçik için; “Karada, havada, denizde her veçhile mansur ve muzaffer eyle ya Rabbi!” diye dua edildiğine işaret ederek, “Bu ordu Çanakkale’de zaferi kazandı, milli mücadelede, 15 Temmuz’da, terörle mücadelede elhamdülillah kazandı” ifadelerini kullandı.
Güneydoğu’da 2015 yılında yaşanılanları ve terör örgütlerine tırlarla yapılan silah yardımlarını hatırlatan Başkan Erbaş, “Bizim askerimiz kılı kırk yararcasına, bir kişinin burnu kanamasın diye, yoksa yukarıdan aşağıya bombayı atıp onları orada öldürmeyi bilemez miydi? Ama o zaman binlerce masum insanımız ölürdü değil mi? Şehit olma pahasına böyle tüneller kazarak, kılı kırk yararcasına bir bir o teröristleri bertaraf etti Mehmetçiğimiz” ifadelerine yer verdi.
Bedir, Malazgirt ve Milli Mücadele şehitlerine rahmet dileyen Başkan Erbaş, “Çanakkale zaferimiz Mübarek olsun inşallah. Mehmet Akif Ersoy’un ruhu şad olsun” dedi.
Programa, Türkiye Cumhuriyeti Cidde Başkonsolosu Mustafa Ünal ile Mekke Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Ahmet Oğuz da katıldı. – ANKARA
]]>Eyüpsultan Belediyesi organizasyonuyla, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 109. yıl dönümü dolayısıyla Eyüpsultan Kültür Sanat Merkezi’nde şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya gelen Akar, en yüksek rütbe, şan ve şerefin şehitlik olduğunu söyledi.
Bu topraklarda huzur içinde yaşanmasında en büyük payın şehitlere ait olduğunu belirten Akar, “Çanakkale ruhunu sürdürdüğümüz sürece bizim aşamayacağımız engel, yenemeyeceğimiz güçlük yok.” ifadesini kullandı.
Akar, şehitlere ve gazilere verdikleri öneme vurgu yaparak, şöyle konuştu:
“Şehitlerimiz başımızın tacı. Gazilerimizle birlikte şehitlerimiz, bizim buradaki başarılarımızın birinci kahramanı. Onların anneleri, babaları, eşleri, çocukları da bizim başımızın tacı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, gerçekten şehit ailelerimize ve gazilerimize hiçbir ülkenin, hiçbir ordunun yapmadığı kadar, elimizden geldiğince bütün imkanlarımızı seferber edip onların yanında olmaya çalıştık, çalışacağız. Ne yapsak az. Bunun da farkındayız. Fakat burada her şeyin yapılmakta olduğunu da herkesin bilmesi lazım.”
Terör örgütleriyle, Türkiye’nin birlik ve beraberlik içinde, büyük ve güçlü bir ülke olmasının engellenmek istendiğine dikkati çeken Akar, konuşmasına şöyle devam etti:
“Şuna inanın, Mehmetçik için hiçbir şey değişmiyor. Bizim terörle mücadelemizde kim olursa olsun karşımızda onunla mücadeleye devam edeceğiz. Mehmetçik’in nefesi, teröristlerin ensesinde. Allah’ın izniyle, sizlerin sevgisi, güveni ve duasıyla 40 yıldan beri bu asil milletin başına musallat olan bu beladan milletimizi kurtarmakta kararlıyız. Mehmetçik şu anda bunları ülkemizden süpürdü, Irak’ın, Suriye’nin kuzeyinde de onların tepesine bindi, barınaklarını, sığınaklarını, korunaklarını, sözde karargahlarını başlarına yıktılar, yıkmaya devam ediyorlar. Kazdıkları hendeklere gömdüler, gömmeye devam ediyorlar ve gömecekler inşallah.”
“En önemli konu birlik ve beraberliğimiz”
Terör örgütlerinin arkasında kim olursa olsun milleti bu terör belasından kurtarmakta kararlı olduklarını vurgulayan Akar, bazı kesimlerin içeriden ve dışarıdan fitne-fesatla Türkiye’nin terörle mücadelesine gölge düşürmeye çalıştıklarını ifade etti.
Kimsenin dini, etnik ve mezhepsel kökenli ile ilgilenmediklerini, tek hedeflerinin teröristler olduğunu kaydeden Akar, “Bizim için en önemli konu birlik ve beraberliğimiz. 85 milyon tek yürek, tek yumruk olduğu müddetçe bizim yenemeyeceğimiz hedef, aşamayacağımız güçlük, engel yok. Hiçbir şekilde aramıza fitne sokmayacağız. Bu bir zihniyet meselesi. Siyasi düşünceler ayrı fakat diğer taraftan da devletimize sahip çıkma meselesi.” dedi.
Türkiye’nin önceki dönemlerde dışardan parasını ödediği silahı, mühimmatı, aracı alamadığını hatırlatan Akar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olağanüstü desteği, gayreti ve yol göstermesiyle şu anda Silahlı Kuvvetler’in silah, araç-gereç ihtiyacının yüzde 80’ini yerli ve milli olarak karşılayabilir hale geldiğini belirtti.
Milletin bekası, halkın refahı için çalışmayı borç bildiklerini belirten Akar, “Bu beka konusunda, güvenlik konusunda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ‘Ölürsek şehit, kalırsak gazi.’ anlayışıyla yapmamız gerekenleri yaptık, yapacağız.” diye konuştu.
İsrail eleştirisi
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da değinen Akar, orada bir savaş değil, katliam yaşandığını söyledi.
Akar, “Bunlarda ahlak da bitmiş, hukuk da bitmiş, daha da ötesi insanlık bitmiş. Fakat bunlar bir gün bunun hesabını verecekler. Ne kadar kapatırlarsa kapatsınlar, örterlerse örtsünler, Orta Doğu’da, Avrupa’da, Amerika’da yönetimler ne kadar kör ve sağır olurlarsa olsunlar, bütün insanlar, birazcık vicdanı, aklı, duygusu olan herkes Filistin için ayakta.” değerlendirmesini yaptı.
Programda, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken ve Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara da şehit aileleri ve gazilere selamlama konuşması yaptı.
]]>Fidan, Bursa’nın Mudanya ilçesinde bir otelde düzenlenen AK Parti Mudanya Belediye Başkan adayı Gökhan Dinçer’in tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Dinçer’in Mudanya’ya hizmet aşkıyla dolu olduğunu söyledi.
Mudanya’nın milli tarih ve kimlik şuuru açısından çok müstesna bir yere sahip olduğunu belirten Fidan, 11 Ekim 1922’de, Anadolu’nun boyunduruk altına alınması için oynanan oyunların bozulmasının, ilk defa yazılı olarak Mudanya’da kayda geçtiğini anımsattı.
Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, şehit, gazi ve tarihteki tüm kahramanlardan aldıkları emaneti daha yukarılara taşımanın gayreti içinde olduklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Bir milli şahlanış sürecindeyiz. Türkiye’miz gerektiğinde oyun kuran, gerektiğinde oyunu bozan, adaletsizliklere boyun eğmeyen güçlü bir siyasi duruş sergiliyor. Bir ülkenin kahramanları hep vardı. Bu topraklar askerinden öğretmenine, bilim insanından istihbaratçısına hayatın her alanında, her dönem farklı kahramanlar çıkarmıştır. Bizler zor zamanlarda ortaya çıkan liderler sayesinde güçlüklerin geride bırakılmasına ve yeni dönemlere yelken açılmasına tarih boyunca defalarca şahitlik etmiş bir milletiz. Son 21 yılda Türkiye’mizin hangi noktadan nereye geldiğini, nasıl bir sıçrama kaydettiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki güçlü Türkiye artık hakikaten sadece bölgesinde değil, uluslararası düzeyde de önemli bir aktöre dönüşmüştür.”
“Her alanda çıtayı yükselterek çok şükür yepyeni bir çığır açtık”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, devleti ve milleti için gece gündüz nasıl mücadele ettiğine yakinen şahitlik ettiğini anlatan Fidan, “Türkiye’de siyasetin ve toplumsal hayatın her alanındaki vesayet zincirlerinin kırılması, Sayın Cumhurbaşkanımızın azmi ve kararlılığıyla mümkün olmuştur. Son 21 yılda terörle mücadelede ve milli güvenlik sistemimizde daha önce eşi benzeri görülmemiş başarılara imza attık. Türkiye her alanda sözcüğün tam anlamıyla çağ atladı. Savunma sanayinde yüzde 20 olan yerlilik ve millilik oranını yüzde 80’lere taşıdık. Küresel savunma ürünleri ihracatı endekslerinde rekor kıracak noktalara geldik. Milletimizin teveccühü ile hayata geçirdiğimiz politikalar ve stratejiler vasıtasıyla her alanda çıtayı yükselterek ve refah seviyemizi artırarak çok şükür yepyeni bir çığır açtık.” ifadesini kullandı.
Milletin refah, huzur ve güvenliği artırırken, gönül coğrafyasını da ihmal etmediklerine dikkati çeken Fidan, şunları kaydetti:
“Şükürler olsun ki icraatımızın ve çalışmalarımızın semerelerini de alıyoruz. Dünyada krizlerin, çatışmaların, hatta savaşların artma eğiliminde olduğu bir dönemdeyiz. Milli menfaatlerimizi korumak için gidişatı iyi ve doğru okumamız gerekiyor. Mevcut dünya düzeni küresel adaletsizlikle, krizlerle, savaşlarla baş edemiyor. Kendini güncellemeyen mevcut sistem, yaşanan sorunların da kaynağı haline gelmiş durumdadır. Mevcut sistemin acizliği Gazze’de tamamen ifşa olmuştur. İsrail’in ve zalimine seyirci kalan bu sistem Ukrayna’daki savaşı da engelleyemiyor. Tersine teşvik ediyor. Bu sistem, bırakın adaleti tesis etmeyi, küresel düzeydeki eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor. Hegemon güçler sadece emperyal gündemleriyle meşgul oluyorlar. Terör örgütlerini, vekil örgütleri ve diğer yerel vesayet unsurlarını taşeron olarak kullanmaya devam ediyorlar. Ülkemiz üzerinde oynanmaya çalışılan oyunların tümünü Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hamdolsun boşa çıkardık.”
“Fırsatların da peşinden koşacağız”
MİT Başkanlığı görevi sırasında “Sadece karşımıza çıkan teröristle uğraşmayacağız. Peşine düştüğümüz teröristleri yakalayıp gerekeni yapacağız” diye konsept oluşturduklarını anlatan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öyle de yaptık. Dış politikamıza bunu uyguladığımız zaman sadece önümüze çıkan tehditlerle değil, aynı zamanda ülkemiz için gerekli olan fırsatları, imkanları, milli menfaatleri dünyanın neresinde olursa olsun bulup elde edeceğiz. Sadece uluslararası sistemin önümüze çıkardığı engellerle vaktimizi harcamayacağız, mücadele ederken ülkemiz için, milletimiz için, bölgemiz için iyi olanın da peşinden koşacağız. Fırsatların da peşinden koşacağız. İşte bu yüzden Türkiye artan imkan ve kabiliyetleriyle adalet ve vicdan temelinde yeni bir dünya düzeni kurulması için öncü rol üstlenmiş durumdadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘dünya beşten büyüktür’ söyleminin dünyanın her köşesinde karşılık bulması asla boşuna değil.”
Fidan, Türkiye’nin artık oyun kuran, gerektiğinde oyun değiştiren bir ülke olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bunu terörle mücadele stratejimizde de görüyoruz. Hükümetimizle, askerimizle, güvenlik güçlerimizle, terörle mücadelede son 21 yılda kaydedilen mesafe apaçık ortadadır. Terör illetini sadece ülkemizden değil, sınır ötemizden de temizleme çabalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanımız ve MİT Başkanımızla Bağdat’taydık. Hem kendi sınırlarımız içinde hem sınırlarımız dışında terörist unsurları temizleme irademizi Iraklı mevkidaşlarımızla paylaştık. Onlardan da bu konuda bizimle birlikte ortak hareket edeceklerine dair söz aldık. PKK’nın, Irak’ın çıkarlarına aykırı hareket eden ve orada da müsaade edilmemesi gereken bir örgüt olduğunu ilk defa bu süreç sayesinde muhataplarımız kabul ettiler. Iraklı kardeşlerimizle işbirliğimiz ve koordinasyon toplantılarımız önümüzdeki süreçte de devam edecek.”
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın da katılımcılara hitap ettiği toplantıda, AK Parti Mudanya Belediye Başkan adayı Gökhan Dinçer, projelerini içeren sunum yaptı.
Konuşmaların ardından aday Dinçer, Bakan Fidan’a tarihi Mudanya mütareke binasının tablosunu hediye etti.
]]>Milliyetçi Hareket Partisinin 14. Olağan Büyük Kurultayı, Ankara Arena Kapalı Spor Salonu’nda başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kurultaya mesaj gönderdi. Erdoğan mesajında kurultayın hayırlı olmasını diledi. Kurultayın açış konuşmasını gerçekleştiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’de bir muhalefet bozgunu yaşandığını belirterek, “İkinci Dünya Savaşı’nın hitabında telsiz ve tezahür eden küresel müesses nizam her tarafından derin yaralar almışken ekonomik, diplomatik, teknolojik ve siyasi değişimler baş döndüren bir kıvama erişmişken muhalefet partilerinin çağın gerisinde geçen yüzyılın kavanoz dibinde çakılı kalması ülkemiz aleyhine endişe verici bir talihsizliktir” diye konuştu.
“CHP üçüncü dünya ülkelerindeki muhalefet partilerinden çok daha aşağıdadır”
“Muhalefet iflah olmaz derecede hastadır. Bu hastalık üzülerek ifade ediyorum ki demokratik sistemin sağlığını tehdit etmektedir” diye konuşan MHP Lideri Bahçeli, şunları söyledi:
“Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üçüncü dünya ülkelerindeki muhalefet partilerinden çok daha aşağıdadır. Terör örgütü PKK’nın siyasallaşmasını misyon edinen CHP, DEM’lenerek mekruk bir tekneyi aratmayacak şekilde rotasını kaybetmiş, bu suretle bölücü korsanlar tarafından rehin alınmıştır. Kuşkusuz böylesi ayıp ve rezalet kendi bilecekleri bir şeydir. Bizi ilgilendiren DEM’lenmiş CHP ve siyasi uyduları kanalıyla ülkemize ve milletimize reva görünen haksızlıklar, söylenen kuyruklu yalanlar, günden güne cesareti artan güvenlik tehlikeleridir. Bu tabloya karşısında CHP’ye oy veren vatandaşlarımızın ızdıraplarına kederlenmemek elimizde değildir. DEM, CHP’yi maalesef dönüştürmekle kalmamış tarih ve istikametinden koparmıştır. CHP tanınmaz halde olmakla birlikte mayına basmış melez bir siyasetle donanmış, merkez kaçla tesirlerin tahakkümüyle siyasi seçenek olmaktan bütünüyle uzaklaşmıştır. Bu partide ayaklar baş, başlar ayaktır. Kimin fiilen genel başkan olduğu belli değildir. Her gün yeşeren çıkar kavgaları insanımızı rahatsız eden gürültü kirliliğin patlak veren krizler CHP’nin güvenilmez siyasetini açığa vurmuş, teşhir etmiştir. İstanbul Çekmeköy’de seccade, Ataşehir’de zikirmatik dağıtan insanımızın ekonomik durumunu sömürürken ofislerde utanmadan, sıkılmadan balya balya para sayan CHP yönetimi ne yapsa beyhudedir. Zira DEM’lenip PKK ile Kent İttifakı maskesi altında organik bağ kurmasının bedelini 14 gün sonra sandıkta ödeyecektir.”
“CHP’yi Saraçhane’den yöneten malum zat için veda vakti gelip çatmıştır”
“Ankara’da PKK ile ittifak yapan vitrin milliyetçisinin hesabını Türk milleti 14 gün sonra soracaktır” diyen Bahçeli, “Hiçbir milliyetçi bu köşesizlere bu kifayetsizlere oy vermeyecektir. Dünyanın en büyük Türk kentinin on yıllarını çalan, bu kenti Ermenilerin sayan Türk’ün adını anmayan büyükşehir belediyesini sıçrama tahtası gören vaatlerini unutan, CHP’yi Saraçhane’den yöneten malum zat için veda vakti gelip çatmıştır” dedi.
“Her türlü ayrımcılık, bölücülük, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ayaklarımızın yedi kat altındadır”
Siyasi partilerin büyük kongre ve kurultaylarının en üst düzeyde yetki ve sorumluluk karar organı olduğunu belirten Bahçeli, şunları aktardı:
“Parti teşkilatlarının ve parti faaliyet politikalarının kararlaştırıldığı demokratik ortamlardır. Hem geçmişin muhasebesi hem de geleceğin siyasi planlaması ve stratejik öngörüsü büyük kurultaylar vasıtasıyla yapılmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisinin 14. Büyük Kurultayı aynı zamanda yeni yüzyılın ilk kurultayıdır. Geride kalan yüzyılın yorumuyla beraber geleceğin stratejik analizini vizyoner bir bakış açısıyla somut bir içerik kazanmalıdır. 14. Olağan Büyük Kurultayımız münasebetiyle 14 ana başlık altında geleceğe dair tavır tutum teklif ve değerlendirmelerimiz vardır ve şunlardan ibarettir; sadece Cumhuriyetin kuruluşunda değil tarihin her döneminde millet kavramı birleştirici ve bütünleştirici bir sistem görmüştür. Hiçbir zaman etnik köken dil ve din gibi farklılıklara itibar edilmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti devletini Türk milletinin birlikte yaşama ülküsü ve aynı kaderi paylaşmayı iradesi kurmuştur. Partimiz ülkemizde yaşayan her insanımızı Türk milleti tanımı içinde kucaklamakta hepsine aynı gözle bakmaktadır. Soy ve ırk temelinde bir üstünlük bizim nazarımızda yok hükmündedir. Kaldı ki üstünlük sadece takvadadır. Türkiye’nin milli birliği ve bütünlüğü dil, soy ve din unsurlarının üstünde sosyolojik kültürel ve tarihi bir gerçektir. Kültürlerin üst kimlikle buluşması bizim için asıl ve esastır. Bu ise asla bir dayatma asimilasyon değildir. Türklüğün insanlığa yön vermek isteyen fütuhat arayışıyla İslam’ın kutsal mesajları birleşmiş kahraman ve muzaffer bir irade meydana gelmiştir. Bu duygu ve ülkülerle beslenerek kurulan Türk cihan devletlerinin tarihi ve damga vurmuştur. Kökeni, dili, dini, mezhebi ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağı olan her insanımız bizim öz ve öz kardeşimizdir, milletimizin de asli unsurudur. Her türlü ayrımcılık, bölücülük, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ayaklarımızın yedi kat altındadır.”
“Yeni terörle mücadele stratejisinin PKK, YPG, PYD terörünü mücahit topraklardan söküp atılacaktır”
Türkiye’de bir Kürt sorunu olmadığını belirten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Çok tehlikeli bölücülük ve terör sorunu vardır. Kürt kökenli kardeşlerimizin sosyal, ekonomik ve benzeri hak ve kayıplarından ziyade sorunları konuşmak başka kolektif mayetli ve etnik bölücülüğe silahlı eylemlerle takviye tahrik eden yapay sorunları konuşmak başkadır. Türk ile Kürt, alevi ile sünni arasında uçurumlar oluşturmaya, demokrasi, özgürlük ve insan hakkı kisvesine bürünerek alçakların en alçağı, hainlerin en hainidir. Devletin ülkesiyle bölünmez bütünlüğüne hançer sağlayanlar, Türkünde, kürdünde, alevininde, sünninin de düşmanıdır. Düşmanlardan medet ummak teneşire uzanmaya razı olmaktır. Türk’ü ile Kürdü aleviyle sünniyi birbirinden koparmanın emelini taşıyanlar emperyalizmin tasmalı yanaşmalarıdır. Bölücü terör sorunu yeni yüzyılda kesinlikle bitecektir. 3 aşamalı yeni terörle mücadele stratejisinin PKK, YPG, PYD terörünü mücahit topraklardan söküp atılacaktır. Hazırlanmasını temenni ettiğimiz bölücülükle mücadele ve stratejik eylem planıyla ülke içindeki yıkım cephesi çökertilecektir. Türkiye milli birlik ve kardeşlik gücünün ivmesiyle çağların üzerine sıçrayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi, terörü bir hak arama vasıtası gören, bölücülüğü demokratik mücadele şeklinde gösteren bölücü mihraklara direnecek Kürt kökenli kardeşlerimize amasız, fakatsız bin yılın hatıralarıyla kucaklayacaklardır” ifadelerini kullandı.
“Yeni yüzyılın kurtarıcı lideri olarak sizi görmek istiyoruz”
MHP Lideri Bahçeli, konuşmasını tamamlamadan önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Benim için bu bir final, yasanın verdiği yetkiyle bu seçim benim son seçimim, çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak’ sözlerine değinerek, şunları söyledi:
“Buradan son söz olarak bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Cumhurbaşkanımızın bir konuşması özellikle sol cenahlarda büyük bir iştah ve tahrik olarak kabul edilmiştir. Buradan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a diyorum; ayrılamazsın, Türk milletini yalnız bırakamazsın. Cumhur İttifakı olarak yanındayız, beraberindeyiz. Yeni yüzyılın kurtarıcı lideri olarak sizi görmek istiyoruz.”
Öte yandan, MHP’nin 14. Olağan Büyük Kurultayı’na siyasi partilerden de katılım oldu. AK Parti’den AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik katıldı. İYİ Parti Genel Sekreteri Ayfer Yılmaz isimlerin yanı sıra Büyük Birlik Partisi ve Demokratik Sol Partisi temsilcileri de kurultaya katıldı. – ANKARA
]]>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’ncu yıl dönümü dolayısıyla dün Bakanlık’ta yapılan törene katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törene, bazı şehit ailelerinin yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesi ve askeri personel de katıldı.
Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit olan Piyade Teğmen Duabey Onur Öztürkmen’in babası Derde Öztürkmen törende konuştu. Öztürkmen, “Oğlum şehit Piyade Teğmen Duabey Onur Öztürkmen, ülkemizin ve milletimizin güvenliğini sağlamak üzere gerçekleştirilen harekat kapsamında Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütü mensuplarınca yapılan silahlı saldırıda şehit oldu. Şehitlerimizin yokluğuna hiçbir zaman alışamasak da Allah katında ulaştıkları makamları düşündükçe taşıdığımız gurur bizleri ayakta ve güçlü tutmaktadır. Sayın Bakanım, daima yanımızda olduğunuz için size şükran borçluyuz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin desteğini her zaman yanımızda hissediyoruz. Bu duygularla başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi özlem ve minnetle anıyor, saygılarımı sunuyorum” dedi.
Şehit yakınının konuşmasının ardından 18 Mart özel klibi izletildi. Ardından Kültür ve Sanat Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan “Önce Vatan” isimli gösteri sahnelendi.
GÜLER: ÇANAKKALE ZAFERİ MİLLİ MÜCADELE’NİN DE ÖNCÜSÜ NİTELİĞİNDE
Sözlerine şehit ve gazileri anarak başlayan Bakan Güler, “Bugün kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarken, aynı zamanda 109 yıl önce kazanılan Çanakkale Deniz Zaferi’nin de haklı gururunu bir kez daha yaşıyoruz” dedi. Güler şöyle devam etti:
“Şanlı tarihimizin en büyük ve en parlak zaferlerinden biri olan Çanakkale Zaferi, Milli Mücadele’nin de öncüsü niteliğindedir. Aziz vatanımızın her bir köşesinden gelen kahraman Mehmetçiğin vatan savunması için omuz omuza savaşarak kazandığı bu zafer, milli birliğimizi pekiştirirken işgale girişenlerin heveslerini de kursağında bırakmıştır. Nitekim Kahraman Türk ordusu Çanakkale’de, işgalcilerin üstün muharebe gücü ve teknolojisi karşısında iman dolu göğsünü siper etmiş, canı pahasına Çanakkale’yi geçilmez kılmıştır.
Çanakkale’yi Türk tarihine altın harflerle yazdıran başta Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; Cevat Çobanlı’yı, Selahattin Adil Bey’i, Yüzbaşı Hafız Nazmi Bey’i, Ezineli Yahya Çavuş’u, Seyit Onbaşı’yı ve ismini sayamadığımız vatanın dört bir yanından cepheye koşarak üzerinde yaşadığımız toprakları vatan yapan nice manevi mimarı; rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum.
“BARIŞ VE İSTİKRARIN HAKİM OLMASI İÇİN YOĞUN ÇABA SARF EDİYORUZ”
Tüm dünyada gerginliklerin tırmandığı, çatışmaların arttığı bir süreçte Türkiye olarak Karadeniz’den Afrika’ya, Orta Doğu’dan Kafkaslar’a kadar barış ve istikrarın hakim olması için yoğun gayret sarf ediyoruz. Bu dönemde ülkemiz, sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen çok yönlü diplomasiyle küresel barış ve istikrarın sağlanmasında etkin bir aktör olmuş; müzakere masalarının ve dünya güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline gelmiştir.
Kahraman ordumuz; bir yandan hudutlarımızın güvenliğini sağlarken, aynı zamanda yurt içinde ve sınır ötesinde de terörle mücadelede büyük başarılar kazanıyor, şanlı tarihine yaraşır destanlar yazıyor. Geçmişte yürütülen ‘sınırlı hedefli ve süreli’ operasyonların yerine, bugün; terörün kaynağında yok edilmesi stratejisi ile, ‘sürekli ve kapsamlı’ operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Şu anda oralarda olmasaydık; örgütün ülkemize ve milletimize yönelik saldırıları, yurt içinde daha önceden olduğu gibi devam edecek ve mevcut istikrar ortamı sağlanamayacaktı. Kimsenin şüphesi olmasın ki, huzur ve güvenliğimiz için terörle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecektir.
Kıbrıslı kardeşlerimizin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidi, bizim için olmazsa olmazdır. Muhataplarımızı artık miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemleri bir kenara bırakmaya; bunun yerine tarihi ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı bir şekilde çözüme yönelmeye davet ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada’da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edeceğiz.
“YUNANİSTAN İLE ATİNA BİLDİRGESİ ÇERÇEVESİNDE POZİTİF GÜNDEMLE SÜRECİ DEVAM ETTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”
Diğer yandan komşumuz Yunanistan ile Atina Bildirgesi çerçevesinde, iyi komşuluk ilişkileri, diyalog ve pozitif gündemle süreci devam ettirmeyi hedefliyoruz. Ancak barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken; milli hak ve menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimiz de bilinmelidir. Bu yüzden yapıcı bir tutum sergilenmesinin önemli olduğunu, sürece zarar verebilecek söylemlerden uzak durulmasının gerekliliğini ifade ediyoruz.
Akdeniz’de en uzun sahil şeridine sahip ülke olarak deniz yetki alanlarında, eşit egemen hakların korunması ve doğal zenginliklerin adil paylaşımı yönünde ilkeli bir tutum sergiliyoruz. Diğer yandan Akdeniz’deki komşumuz Libya ile imzaladığımız antlaşma ile bölgede önemli inisiyatifler üstlendik, üstlenmeye devam ediyoruz. Son dönemde Mısır ile olan ilişkilerimiz de yeniden bir ivme kazandı ve gelişim kaydediyor.
Gazze’deki İsrail saldırganlığı ve katliamının son bulması için sayın Cumhurbaşkanımızın gayretleriyle aktif bir şekilde girişimlerimize devam ediyoruz. Gazze halkının acil tıbbi, gıda ve diğer insani ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik başta hava ulaştırması olmak üzere gereken her türlü desteği veriyoruz.
“MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ’Nİ TARAFSIZ VE TAVİZSİZ BİR BİÇİMDE UYGULADIK”
Ukrayna’da ikinci yılı geride kalan ve büyük bir yıkıcı etki oluşturan savaşın sonlandırılması için Türkiye olarak en başından itibaren devam eden çok yönlü çabalarımıza, aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Yine bu süreçte Karadeniz’de gerginliği azaltan ve dengeyi sağlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uyguladık; bundan sonra da aynı tutumuza devam edeceğiz.
Son iki ayda birbirinden değerli kara-deniz ve hava platformlarını, ordumuzun hizmetine dahil ettik. Bunlar arasında ülkemizin göz bebeği, asil milletimizin gururu olan yerli ve milli muharip uçağımız KAAN, 21 Şubat’ta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Bu uçuşla birlikte ülkemiz, kendine ait beşinci nesil savaş uçağını tasarlayıp üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olarak savunma sanayinde sınıf atlarken; daha büyük hedeflere yürümemizin yolu da açılmış oldu.
Ülkemizin şu ana kadar, her alanda elde ettiği bu başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir. Milli Savunma Bakanlığı olarak bizler de Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için gayret göstermeye devam edeceğiz. Bir kez daha ifade etmek isterim ki, başarıya ulaşma yolunda en büyük ilham kaynağımız; vatanı ve milleti için canını seve seve feda eden aziz şehitlerimiz ve bu uğurda gazilik mertebesine ulaşan kahraman gazilerimizdir.
“FEDAKARLIKLARINIZ İÇİN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ VE MİLLETİMİZ SİZLERE MİNETTAR”
Sizler üstüne titrediğiniz sevdiklerinizi, kutsal değerlerimiz uğruna feda ettiniz. Yeriniz, başımızın üzerindedir. Ana-babasından, evladından, kardeşinden, eşinden ve sevdiğinden ayrılmanın acısını en derinden sizler yaşıyorsunuz. Emsalsiz fedakarlıklarınız için Türk Silahlı Kuvvetleri ve milletimiz sizlere minnettardır.”
]]>Güler, Milli Savunma Bakanlığı Atatürk Kültür Sitesi’nde düzenlenen, “18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi”nin 109’uncu yıl dönümü etkinliklerine katıldı.
Programın başında, Konya’da Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait bir NF-5 askeri uçağının eğitim uçuşu esnasında kaza kırıma uğraması sonucu, uçağın düştüğü bölgede pist onarım çalışması yaparken şehit olan Uzman Çavuş Ercan Güven anıldı.
Bakan Güler, burada yaptığı konuşmada, tarihin en büyük zaferlerinden biri olan Çanakkale Zaferi’nin, Milli Mücadele’nin de öncüsü niteliğinde olduğunu söyledi.
Cumhuriyet’in ikinci asrında, Çanakkale’de ortaya konan mücadele ruhundan alınan ilhamla, Türkiye’yi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Güler, “Tüm dünyada gerginliklerin tırmandığı, çatışmaların arttığı bir süreçte Türkiye olarak Karadeniz’den Afrika’ya, Orta Doğu’dan Kafkaslar’a kadar barış ve istikrarın hakim olması için yoğun gayret sarf ediyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin, yeni dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen çok yönlü diplomasiyle, küresel barış ve istikrarın sağlanmasında etkin bir aktör olduğunu aktaran Güler, Türkiye’nin müzakere masalarının ve dünya güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline geldiğine dikkati çekti.
“Terörle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecek”
Bakan Güler, Türkiye’nin önemli misyonlar üstlendiği süreçte, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) de son bir asrın en yoğun, en etkili faaliyetlerini icra ederek birbirinden kritik görevleri aynı anda yerine getirdiğini ifade etti.
TSK’nın, bir yandan hudutların güvenliğini sağlarken, yurt içinde ve sınır ötesinde de terörle mücadelede büyük başarılar kazandığına işaret eden Güler, şöyle devam etti:
“Geçmişte yürütülen sınırlı hedefli ve süreli operasyonların yerine, bugün terörün kaynağında yok edilmesi stratejisiyle sürekli ve kapsamlı operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Şu anda oralarda olmasaydık örgütün ülkemize ve milletimize yönelik saldırıları, yurt içinde daha önceden olduğu gibi devam edecek ve mevcut istikrar ortamı sağlanamayacaktı. Kimsenin şüphesi olmasın ki huzur ve güvenliğimiz için terörle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecektir.”
“Muhataplarımızı makul ve mantıklı çözüme yönelmeye davet ediyoruz”
Bakan Güler, terörle mücadeleyle eş zamanlı Mavi ve Gök Vatan’daki hak ve menfaatlerin de kararlılıkla korunduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“Milli meselemiz olan Kıbrıs’ta, garanti ve ittifak antlaşmaları kapsamında faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu vesileyle bir kez daha belirtmek isterim ki Kıbrıslı kardeşlerimizin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidi, bizim için olmazsa olmazdır. Muhataplarımızı artık miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemleri bir kenara bırakmaya bunun yerine tarihi ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı bir şekilde çözüme yönelmeye davet ediyoruz.”
“Milli hak ve menfaatlerden taviz verilmeyecek”
Güler, Yunanistan ile Atina Bildirgesi çerçevesinde, iyi komşuluk ilişkileri, diyalog ve pozitif gündemle süreci devam ettirmeyi hedeflediklerini belirterek, barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken, milli hak ve menfaatlerden asla taviz verilmeyeceğinin de bilinmesi gerektiğini söyledi.
Gazze’deki İsrail saldırganlığı ve katliamının son bulması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gayretleriyle aktif bir şekilde girişimlerin sürdüğüne dikkati çeken Güler, “Gazze halkının acil tıbbi, gıda ve diğer insani ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik başta hava ulaştırması olmak üzere gereken her türlü desteği veriyoruz.” ifadesini kullandı.
Bakan Güler, son dönemde etkin olunan sahalardan birinin de dost ve kardeş ülke Somali olduğuna vurgu yaparak, bölgede devam eden askeri eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerine ilave, iki ülke arasında imzalanan askeri işbirliği anlaşmasının da bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik değerli bir adım olduğunu söyledi.
TSK’nın asırlardır var olunan vatandaki varlığın en büyük teminatı olduğuna işaret eden Güler, şöyle devam etti:
“Tarih ve coğrafya çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır ki güçlü bir orduya sahip olmayan ülkelerin dünyada söz sahibi olabilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla kahraman ordumuzun, personel ve donanımı başta olmak üzere her açıdan gücünün pekiştirilmesi hayati önemdedir. Bu doğrultuda her geçen gün yenilerini envanterimize kazandırdığımız yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle, şanlı ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini daha üst seviyelere çıkartmak için sürekli çalışıyoruz.”
“Daha büyük hedeflere yürümemizin yolu açıldı”
Milli Savunma Bakanı Güler, sadece son 2 ayda, birbirinden değerli kara, deniz ve hava platformlarını, ordunun hizmetine dahil ettiklerini anımsatarak, “Bunlar arasında ülkemizin göz bebeği, asil milletimizin gururu olan yerli ve milli muharip uçağımız KAAN, 21 Şubat’ta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Bu uçuşla birlikte ülkemiz, kendine ait 5’inci nesil savaş uçağını tasarlayıp üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olarak savunma sanayinde sınıf atlarken daha büyük hedeflere yürümemizin yolu da açılmış oldu.” şeklinde konuştu.
Şehit ailelerine de seslenen Güler, şunları kaydetti:
“Aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri, sizler, üstüne titrediğiniz sevdiklerinizi, kutsal değerlerimiz uğruna feda ettiniz. Yeriniz, başımızın üzerindedir. Ana, babasından, evladından, kardeşinden, eşinden ve sevdiğinden ayrılmanın acısını en derinden sizler yaşıyorsunuz. Emsalsiz fedakarlıklarınız için Türk Silahlı Kuvvetleri ve milletimiz sizlere minnettardır. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin ve siz değerli ailelerinin hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak bizler, büyük bir aile olarak acılarınızı paylaşmak ve gözyaşlarınızı dindirmek için daima yanınızda olacak; sizleri asla yalnız bırakmayacağız.”
“Taşıdığımız gurur bizleri ayakta ve güçlü tutmaktadır”
Törende, 25 Kasım 2022’de Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit olan Piyade Teğmen Duabey Onur Öztürkmen’in babası Derde Öztürkmen de bir konuşma yaptı.
Öztürkmen, Türk milletinin bekası ve Türk vatanının bölünmez bütünlüğü uğruna canlarını tereddüt etmeden feda edip şehadet şerbetini içen aziz şehitleri minnet ve şükran duygularıyla andığını ifade etti.
Şehitlerin millete mal olduğunu ve milletin ortak bir değeri haline geldiğini belirten Öztürkmen, şehitlerin vatan ve millet uğruna canlarını vererek, vatanı kendilerine emanet eden toprak altındaki kökler olduğunu söyledi.
Öztürkmen, Türk milletinin, canından aziz bildiği vatanı ve bayrağını korumak uğruna gösterdiği fedakarlık ve kahramanlığı bütün dünyanın dün olduğu gibi bugün de çok iyi bildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Oğlum şehit Piyade Teğmen Duabey Onur Öztürkmen, ülkemizin ve milletimizin güvenliğini sağlamak üzere gerçekleştirilen harekat kapsamında Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütü mensuplarınca yapılan silahlı saldırıda şehit olmuştur. Şehitlerimizin yokluğuna hiçbir zaman alışamasak da Allah katında ulaştıkları makamları düşündükçe taşıdığımız gurur bizleri ayakta ve güçlü tutmaktadır.”
Bakanlıkça 18 Mart için özel hazırlanan video klibin yayınlandığı etkinlikte, Kültür ve Sanat Daire Başkanlığınca hazırlanan “Önce Vatan” isimli sahne gösterisi de yer aldı.
TRT sanatçıları Dünya Tekin ve Zafer Albayrak’ın seslendirdiği türkülere Mehteran Birliği Komutanlığı ile Armoni Mızıkası Komutanlığının yanı sıra Bando Astsubay Meslek Yüksekokulu öğrencileri ekipleri eşlik etti.
Bakan Güler, programın ardından şehit aileleri ile hatıra fotoğrafı çektirdi ve sonrasında şehit aileleri için düzenlenen iftar programına katıldı.
]]>Partisinin Sultanbeyli Fatih Meydanı’nda düzenlediği mitingde konuşan Destici, iki gün sonra 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü olduğunu anımsatarak, Çanakkale’de; Kürt’ü, Türkmen’i, Boşnak’ı, Arnavut’u, Arap’ı ve Azeri’si ile hep birlikte mücadele verildiğini söyledi.
Destici, “Dolayısıyla Türk milleti demek, bu etnik kökene sahip olan bütün vatandaşlarımızı da kapsar. Onun için bizi etnik kökenimize, mezhebi anlayışımıza göre bölmeye çalışanlara bugüne kadar fırsat vermedik, bugünden sonra da vermeyeceğiz.” dedi.
Doğru yapanı desteklediklerini, yanlış yapanın ise karşısında durduklarını vurgulayan Destici, “Kırmızı çizgimiz terör ve şiddettir. Kim teröre ve şiddete bulaşırsa, teröristlerle, teröristlerin uzantılarıyla işbirliği yaparsa bizim tepkimiz onadır.” ifadesini kullandı.
Barış ve demokrasi kelimelerini en fazla kullanan DEM Partililerin, aslında katillerin savunuculuğunu yaptıklarını söyleyen Destici, “(Eş genel başkan) Kadın olan çıkıp diyor ki; ‘Hem Türkiye’de hem de bilmem ne istanda seçim çalışması yapıyorum.’ Biz de buradan diyoruz ki bu devletin bir tane adı var, o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Bu milletin de bir tane adı var, Kürt’üyle, Türkmen’iyle büyük Türk milletidir.” dedi.
Destici, vatandaşların güncel taleplerinin de takipçisi olduklarını, özellikle emeklilerin ücret konusunda haksızlığa uğradığını kaydetti.
Bu durumu birçok kez dile getirdiğini anımsatan Destici, “Düzelttirebildiğimiz kadarını düzelttirdik ama yeterli değildir. Bir emekli maaşı en az bir asgari ücret yani 17 bin lira olmalıdır. En düşük memur maaşının 30 bin, en düşük kamu işçisinin 30 bin aldığı yerde, emekli maaşı 10 bin lira olmaz. Hele ki tek bir maaş giriyorsa bir eve, hiç olmaz.” dedi.
Destici, bu konuya ilişkin şu öneriyi dile getirdi:
“Devlet, hükümet bir asgari hane geçim rakamı tespit komisyonu kuracak. Örneğin İstanbul’da, Sultanbeyli’de dört kişilik bir hane asgari kaç lirayla geçinebilir? 30 bin lirayla geçinebilir. O eve de sadece bir 17 bin lira asgari ücret giriyor. İşte bu aradaki 13 bin lirayı devlet o aileye verecek. Ama iki maaş giriyorsa, kira geliri varsa buna gerek kalmıyor. Biz tek geliri olandan bahsediyoruz.”
Bunu hükümetin yanı sıra yerel yönetimlerin de uygulayabileceğini ancak bazı belediyelerin paralarını israf ettiklerini belirten Destici, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir müzik programı için 400-500 milyon lira harcadığını söyledi.
Destici, “Üstelik hangi sanatçılara veriyorlar? Terörü destekleyen, Türkiye’nin, Türk milletinin değerlerine savaş açmış, ahlaki değerlerimizden uzak, LGBTİ savunucusu sözde sanatçılara veriyorlar. Bu belediyeleri bu zihniyetlerden, terörle işbirliği yapan zihniyet ve kişilerden kurtarmalıyız.” dedi.
Mustafa Destici, partisinin Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Mehmet Çom’u kürsüye davet ederek, vatandaşlardan yerel seçimde destek istedi.
]]>Uluslararası Bilgi ve Algı Derneği (BİLAL) tarafından organize edilen ve 15 Mart Uluslararası İslamofobiyle Mücadele Günü kapsamında Durban şehrinde “Uluslararası ve Kültürel Irkçılığa Karşı Küresel Mücadele Forumu” adlı etkinlik düzenlendi.
Etkinlik, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ezan okumasıyla başladı.
Güney Afrika’da Müslümanların sayısı artıyor
Müslüman olan İbrahim Richmond burada yaptığı konuşmada, Güney Afrika’da 15 yıl rahiplik yaptığını ve gördüğü bir rüyadan sonra Müslüman olduğunu ve binlerce kişinin de Müslüman olmasına vesile olduğunu söyledi.
Güney Afrika’da dini özgürlüklerin anayasal güvence altında olduğunu ve herkesin dinini özgürce yaşadığını aktaran Richmond, kendisinin ve cemaatinin Müslüman olduktan sonra hiçbir baskıyla karşılaşmadıklarını ifade etti.
Richmond, Güney Afrika’da her geçen gün daha fazla sayıda insanın İslamiyeti seçtiğini belirterek, “Daha dün 14 kişinin Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olmalarına tanıklık ettim.” dedi.
Diğer dinlere karşı saldırgan bir tutum takınmanın insanları İslamiyet’ten uzaklaştıracağına dikkati çeken Richmond, “Müslümanlar olarak diğer dinlere saldırmaktan kaçınmalıyız. Diğer kiliselerdeki insanlara sataşmak yerine onları kendinize çekin. Unutmayın ki bizler de bir zamanlar haç sembolünün yer aldığı kilisemize ay-yıldızı koyduk. Tek bir Tanrı’ya inandık ve Hz. İbrahim’in yolunu tuttuk.” diye konuştu.
Siyonist lobi İslamofobiyi dünya çapında finanse ediyor
İngiliz gazeteci, yazar ve oyuncu Lauren Booth ise mevcut dünya sisteminin beyaz ayrıcalığı üzerine kurulu bir ırkçılık türü üzerinden ilerlediğini belirterek, bir zamanlar kendisinin de bu ayrıcalıktan yararlandığını, ancak 2010 yılında Müslüman olduktan sonra, havalimanlarından restoranlara hayatın her alanında İslamofobiyle yüzleştiğini ve bu ayrıcalığı kaybetmenin ne olduğunu öğrendiğini söyledi.
Booth, İngiltere’de Müslüman karşıtı nefretin 7 Ekim’den bu yana üç kat arttığını belirterek, “Her üç olaydan ikisinde Müslüman kadınlar hedef alınıyor. İşlerimiz elimizden alınıyor, camilerimize ölüm tehditleri yollanıyor. Hedef alınıyoruz, taciz ediliyoruz, evlerimiz işaretleniyor, insanlar katil, terörist, Hamas sempatizanı olarak yaftalanıyor.” ifadelerini kullandı.
Siyonist lobinin İslamofobiyi dünya çapında finanse ettiğini kaydeden Booth, ABD ve İsrail’in Müslümanları aşırılıkçı göstermek için yüzlerce milyar dolar harcadığını söyledi.
Booth, Siyonist lobinin Güney Afrika’yı da hedef aldığını dile getirerek, Güney Afrika Yahudi Temsilciler Kurulu ve Güney Afrika Siyonist Federasyonu’nun Yahudi halkı toplu halde Western Cape’e göç etmeye zorladığını söyledi.
“Hello Brother”
BILAL Genel Başkanı Ömer Lütfi Türkmenoğlu, konuşmasında İslamofobiyi dünya genelinde kurgulayan küresel çetelerin, film sektörünü, sosyal medyayı, bilgisayar oyunlarını ve küresel medya gibi mecraları manipülasyon aracı olarak kullandıklarını, gıda sektöründe de toplumların asimile edilmesi için birçok genetik asimilasyonda bulunduklarını söyledi.
Yakın tarihin, kültürel bir ırkçılığa dönüşen İslamofobinin Avrupa’da farklı saldırıları ile dolu olduğuna değinen Türkmenoğlu, “Farklı kültürlere toleransı olmayan ırkçı reflekslerin, devletlerinin müsaadesi ve korumasıyla 2 milyar insanın inandığı kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerimi yakanları üzülerek izledik.” dedi.
Türkmenoğlu, Yeni Zellanda’daki cami saldırısında ilk ölen Afganistan asıllı Davud Nabi’nin katiline yönelik son sözlerinin “Hello Brother” (Merhaba Kardeşim) olduğunu hatırlatarak, “O son sözleriyle dünya insanlığına barışı ve kardeşliği emanet ediyordu. İyilerin parolasıydı ‘Hello Brother’, adaletin, barışın, özgürlüğün tesis edeceği yeni bir medeniyetin parolasıydı.” diye konuştu.
Yeni Zelanda’daki cami saldırılarının üzerinden 4 yıl geçti
Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Nur ve Linwood camilerine 15 Mart 2019’da Brenton Tarrant adlı saldırgan tarafından cuma namazında terör saldırısı düzenlenmişti.
Saldırı öncesi Yeni Zelanda’nın Dunedin kentinde kiraladığı eve yerleşen ve buradaki poligonlarda atış talimi yaptığı ortaya çıkan Avustralyalı terörist Tarrant, iki camide namaz kılan Müslümanlara otomatik silahlarla saldırmıştı.
Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 51 kişinin hayatını kaybettiği saldırıda, 2’si Türk vatandaşı 49 kişi yaralanmıştı.
Saldırıyı sosyal medya hesabından canlı yayınlayan ve “beyaz ırkın üstünlüğünü” savunan aşırı sağcı terörist, olaydan hemen sonra polis tarafından yakalanmıştı.
Tarrant, 2020’de çıktığı Christchurch Yüksek Mahkemesinde, 51 cinayet, 40 ayrı cinayete teşebbüs ve bir terör suçundan hüküm giyerek şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
Terör saldırısına sert tepki veren ve teröristin ismini hiç kullanmayan eski Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, saldırıyı “Bugün Yeni Zelanda’nın en karanlık günlerinden biri” sözleriyle tanımlamıştı.
Bir sonraki cuma namazı ezanının devlet televizyonundan canlı okunmasını sağlayarak ülkedeki Müslümanlara destek veren Ardern liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, ülkede yarı otomatik askeri silahların yasaklanmasını sağlayan yasa çıkarmıştı.
]]>“Attığımız her adım ya CHP tarafından engellendi ya da istismar zeminini kaybetmekten korkan bölücü örgüt tarafından sabote edildi”
“Sizlerden 31 Mart’ta iradenizi kendilerinin tapulu mülkü görenlere esaslı bir ders vermenizi bekliyorum”
HAKKARİ – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Attığımız her adım ya CHP tarafından engellendi ya da istismar zeminini kaybetmekten korkan bölücü örgüt tarafından sabote edildi. CHP ve ortakları sokaklarımızı karıştırarak ve kışkırtarak yasakların geri gelmesine çalıştılar. Böylece örgüt ise yaşlı, kadın, genç, polis, asker demeden vatan evlatlarını kalleşçe katlederek, aynı amaca hizmet etti. Her ikisi de Türkiye’de huzuru, güvenliği, kardeşliği ve demokrasinin hakim olmasını istemediler. Her ikisi de bu milletin terör belasından yakasını kurtarmasını hiçbir zaman istemediler” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akşam saatlerinde geldiği Yüksekova Havalimanından helikopterle Hakkari il merkezine geçti. Partisi tarafından düzenlenen mitinge katılan Erdoğan, Hakkari’yi özlediğini Hakkarili kardeşlerinin de kendisini özlediğini belirterek, “Van’dan sizlere selam getirdim. Gönüllerimizi bir kez daha buluşturan rabbime hamdolsun. Hakkari’ye gelmeden önce Van’ın misafiri olduk. Maşallah orada da bambaşka bir coşku vardı. Sizlere Vanlı kardeşlerimin o muhabbetini iletiyorum. Doğu batı, kuzey güney demeden ülkemizin dört bir köşesini, 81 vilayetimizin her köşesini dolaşıyoruz. Alevi, Sünni ayrımı yapmadan samimiyetle bağrımıza bastırıyoruz. Bir zamanlar milletimize mağduriyetler yaşatan, kendilerini devletin sahibi gören bir avuç seçkin azınlık dışında çoğumuz ötekileştirildik. Haksızlığa ve hukuksuzluğu maruz bırakıldık. Gezi olaylarında, 17-25 Aralık darbe girişimine, hendek teröründen, 15 Temmuz ihanetine kadar nice badireyi aşarak bugünlere geldik. Ellerinin altındaki tüm piyonları üzerimize saldılar. Eminim sizler de gayet iyi hatırlıyorsunuz. Attığımız her adım ya CHP tarafından engellendi ya da istismar zeminini kaybetmekten korkan bölücü örgüt tarafından sabote edildi. CHP ve ortakları sokaklarımızı karıştırarak ve kışkırtarak yasakların geri gelmesine çalıştılar. Böylece örgüt ise yaşlı, kadın, genç, polis, asker demeden vatan evlatlarını kalleşçe katlederek, aynı amaca hizmet etti. Her ikisi de Türkiye’de huzuru, güvenliği, kardeşliği ve demokrasinin hakim olmasını istemediler. Her ikisi de bu milletin terör belasından yakasını kurtarmasını hiçbir zaman istemediler. Hakkarili kardeşlerimin de bunu gördüğüne inanıyorum. Sizlerden 31 Mart’ta iradenizi kendilerinin tapulu mülkü görenlere esaslı bir ders vermenizi bekliyorum. Buna hazır mıyız?” dedi
“Şehrimizin kaynaklarını terör örgütlerine ve teröristlere aktarmadan sizler için kullanacak isimler belirledik”
Hakkari’nin huzuruna, hepsi birbirinden kıymetli adaylarla çıktıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehrimizin kaynaklarını terör örgütlerine ve teröristlere aktarmadan sizler için kullanacak isimler belirledik. Hakkari Belediye Başkan Adayımız İsmet Ölmez, fakir fukarayı gözetmesi, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutması ile bilinen bir kardeşimizdir. İsmet kardeşimiz, şehrimizin kalkınması ve gelişmesi için kendi imkanlarını da kullanacağına dair bize söz verdi. Seçilmesi halinde elbette biz de İsmet kardeşimizin yanında yer alacağız. Şimdi buradan soruyorum, hazır mıyız? Hakkari, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Hakkari ile birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur ittifakının renkleri ile boyamaya var mıyız? Allah sizlerden razı olsun” diye konuştu.
“Hakkari’deki üç millet bahçesi projemizle ilgili çalışmalarımız sürüyor”
AK Parti döneminde ülkenin her köşesine, her bölgesine ve her bir şehrine hizmet götürmek için mücadele ettiklerini de söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hakkari’ye 21 yılda yaklaşık 72 milyar lira yatırım yaptık. Yüksekova’dan buraya araçlarınızla rahatlıkla gidebiliyorsunuz. 20 yıl önce böyle bir imkan var mıydı? İnşallah tünellerle yollarımızı daha da güzel hale getireceğiz. Hakkari Üniversitesi’ni kurduk, gençlik ve sporda bin 476 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları yaptık. Birçok farklı branşta 20 spor tesisi inşa ettik. Hakkari’deki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 6 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta 220 yataklı Hakkari ve 150 yataklı Yüksekova devlet hastaneleri başta olmak üzere toplam 37 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Hakkari ve Yüksekova devlet hastanelerimizi ek yatak kapasiteleriyle birlikte büyüteceğiz. Toplu konuta Hakkari’de 4 bin 935 konut projesini hayata geçirdik. Deprem meselesinin ne kadar önemli ve acil bir konu olduğunu 6 Şubat’ta hep birlikte bir kez daha gördük. Hükümet ve belediyeler el ele vererek Hakkari’yi bir an önce depreme hazırlamak istiyoruz. Hakkari’deki üç millet bahçesi projemizle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Ulaşımda 2002 yılına kadar Hakkari’ye sadece bir kilometre bölünmüş yol yapılmıştı, biz tam 97 kilometre bölünmüş yol yaptık. Yüksekova yolundaki Yeni Köprü Tüneli’ni de bu sene tamamlıyoruz.”
Erdoğan, konuşmasının ardından Hakkari Valiliğine geçti.
]]>Erdoğan, İstiklal Caddesi’nde partisince düzenlenen mitingdeki konuşmasında, doğu-batı, kuzey-güney demeden ülkenin dört bir köşesini, 81 vilayetin her köşesini dolaştıklarını belirtti.
Türk, Kürt, Zaza, Alevi, Sünni ayrımı yapmadan 85 milyonun her bir ferdini samimiyetle bağırlarına bastıklarına vurgu yapan Erdoğan, “Eski Türkiye’de sizlerle beraber milletimizin her kesimi çeşitli mağduriyetler yaşadı. Kendini devletin sahibi gören bir avuç seçkin azınlık dışında çoğumuz ötekileştirildik. Haksızlığa ve hukuksuzluğa maruz bırakıldık. Gezi olaylarından 17-25 Aralık darbe girişimine, hendek teröründen 15 Temmuz ihanetine kadar nice badireyi aşarak bugünlere geldik. Demokrasi mücadelemizi akim bırakmak için her yolu denediler, her şeyi yaptılar. Ellerinin altındaki tüm piyonları üzerimize saldılar.” şeklinde konuştu.
Attıkları her adımın ya CHP tarafından engellendiğini ya da istismar zeminini kaybetmekten korkan bölücü örgüt tarafından sabote edildiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
“CHP ve ortakları bunu sokaklarımızı karıştırarak, vesayetçileri kışkırtarak, yasakların geri gelmesi için mahkeme önlerinde nöbet tutarak yaptılar. Bölücü örgüt ise terör eylemleriyle kadın, çocuk, yaşlı, asker, polis, işçi demeden vatan evlatlarını kalleşçe katlederek aynı amaca hizmet etti. Her ikisi de Türkiye’de huzurun, güvenliğin, kardeşliğin ve demokrasinin hakim olmasını istemedi. Her ikisi de bu milletin terör belasından yakasını kurtarmasını hiçbir zaman istemedi. Hakkarili kardeşlerimin de bu riyakarlığı gördüğüne inanıyorum. Sizlerden 31 Mart’ta iradenizi kendilerinin tapulu mülkü görenlere esaslı bir ders vermenizi bekliyorum. Hakkari’nin huzuruna hepsi birbirinden kıymetli müstesna adaylarla çıktık. Şehrimizin kaynaklarını terör örgütüne ve teröristlere aktarma yerine sizin için, benim Hakkarili kardeşlerim için kullanacak isimler belirledik.”
“Seçilmesi halinde elbette biz de İsmet kardeşimizin yanında yer alacağız”
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Hakkari Belediye Başkan adayı İsmet Ölmez’in, fakir fukarayı gözetmesiyle, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutmasıyla bilinen biri olduğunu söyledi.
Ölmez’in, Hakkari’nin kalkınması, gelişmesi için kendi imkanlarını da kullanacağına dair söz verdiğini belirten Erdoğan, “Seçilmesi halinde elbette biz de İsmet kardeşimizin yanında yer alacağız. Aynı şekilde ilçe belediye başkan adaylarımızı da sizlere daha iyi hizmet verebilmeleri için destekleyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Erdoğan, yaklaşık 22 yıl boyunca ülkenin her bir köşesine, her bir bölgesine, her bir şehrine hizmet götürmek için mücadele ettiklerine vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“Hakkari’ye 21 yılda yaklaşık 72 milyar lira yatırım yaptık. Yüksekova’dan buraya araçlarınızla rahatlıkla gelebiliyorsunuz. Bir zamanlar, 20 yıl önce böyle bir imkan var mıydı? Yeter mi? Yetmez. İnşallah tünellerle bu yollarımızı daha da güzel hale getireceğiz. Eğitimde 2 bin 21 adet yeni derslik kazandırdık. Şehrimize Hakkari Üniversitesi’ni kurduk. Gençlik ve sporda 1476 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları yaptık. Birçok farklı branşta 20 spor tesisi inşa ettik. Hakkarili ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 6 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta 220 yataklı Hakkari ve 150 yataklı Yüksekova Devlet Hastaneleri başta olmak üzere 5’i hastane toplam 37 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Hakkari Devlet Hastanemizi 100 yataklı kadın doğum çocuk ünitesi ve Yüksekova Devlet Hastanemizi 100 yataklı bir ek bina ile büyüteceğiz.”
“Hakkari’yi bir an önce depreme hazırlamak istiyoruz”
Toplu konutta, Hakkari’de 4 bin 935 konut projesini hayata geçirdiklerini ve deprem meselesinin ne kadar önemli ve acil bir konu olduğunun 6 Şubat’ta bir kez daha görüldüğünü belirten Erdoğan, hükümet ve belediye el ele vererek Hakkari’yi bir an önce depreme hazırlamak istediklerini söyledi.
Erdoğan, Hakkari’deki 3 millet bahçesi projesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü ifade ederek 2002 yılına kadar Hakkari’ye sadece bir kilometre bölünmüş yol yapıldığını, kendilerinin ise 97 kilometre bölünmüş yol yaptıklarını bildirdi.
Yüksekova yolundaki 3 bin 962 metrelik Yeni Köprü-1 tünelini bu sene tamamlayacaklarını kaydeden Erdoğan, bunun devamı olan 4 bin 568 metre uzunluğunda çift tüp tünelde de çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Zap-1, Zap-2 ve Zap-3 köprülerinin proje çalışmalarının ardından yapımına başlayacaklarını söyleyen Erdoğan, Yüksekova çevre yolu, Şemdinli-Derecik yolu, Üzümlü-Hudut Kapısı yolu ve Şemdinli-Alan yolunun yapımının devam ettiğini kaydetti.
Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Tarım ve ormanda Durankaya, Bağışlı ve Salkımlı sulama göletlerinin yapımına devam ediyoruz. Dilimli Barajı sulamasının ilk etabını ihale aşamasına getirdik. Yüksekova içme suyu isale hattının ve arıtma tesisinin yapımını tamamladık. Hakkarili çiftçilerimize 9 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdik. Yüksekova Organize Sanayi Bölgesi’ni kurduk, altyapı çalışmalarına devam ediyoruz. Enerjide, Hakkari’ye, doğal gaz sağladık. İnşallah önümüzdeki dönemde Çukurca, Derecik, Şemdinli, Yüksekova’ya doğal gaz arzı sağlamayı da planlıyoruz. Merga Bütan Kayak Merkezi’ni yaparak 10 bin gencimizi kayak sporuyla tanıştırdık. Bu vesileyle Hakkarili kardeşlerime bir müjde vermek istiyorum. Toplum Yararına Programımız kapsamında 2 bin kardeşimizi ilimizde istihdam edeceğiz. Bu müjdemizin şimdiden Hakkari’mize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”
Gümrükte, Esendere Sınır Kapısını yenilediklerini söyleyen Erdoğan, Üzümlü ve Derecik sınır kapılarını açtıklarını belirterek, “Derecik Sınır Kapısı açılmadan önce Irak’a gitmek için 15 saat harcayan Hakkarili kardeşim, şimdi 3 saatte bunu yapabiliyor.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda, “Belediye başkan adaylarımızı sizlere emanet ediyorum. Sizlerin de adaylarımıza çok güçlü destek vereceğinize inanıyorum. 31 Mart akşamı Hakkari’den bu kardeşinize müjde vermeye hazır mısınız?” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, mitinge katılan kişi sayısının 30 bin olduğunu söyledi.
Mitingden notlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından, AK Parti’nin Hakkari Belediye Başkan adayı İsmet Ölmez ile ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırarak vatandaşları selamladı.
Mitinge, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir de katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Hakkari Valiliği’nde iftar yaptı.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, akşam saatlerinde geldiği Yüksekova Havalimanından helikopterle Hakkari il merkezine geçti. Partisi tarafından düzenlenen mitinge katılan Erdoğan, Hakkari’yi özlediğini Hakkarili kardeşlerinin de kendisini özlediğini belirterek, “Van’dan sizlere selam getirdim. Gönüllerimizi bir kez daha buluşturan rabbime hamdolsun. Hakkari’ye gelmeden önce Van’ın misafiri olduk. Maşallah orada da bambaşka bir coşku vardı. Sizlere Vanlı kardeşlerimin o muhabbetini iletiyorum. Doğu batı, kuzey güney demeden ülkemizin dört bir köşesini, 81 vilayetimizin her köşesini dolaşıyoruz. Alevi, Sünni ayrımı yapmadan samimiyetle bağrımıza bastırıyoruz. Bir zamanlar milletimize mağduriyetler yaşatan, kendilerini devletin sahibi gören bir avuç seçkin azınlık dışında çoğumuz ötekileştirildik. Haksızlığa ve hukuksuzluğu maruz bırakıldık. Gezi olaylarında, 17-25 Aralık darbe girişimine, hendek teröründen, 15 Temmuz ihanetine kadar nice badireyi aşarak bugünlere geldik. Ellerinin altındaki tüm piyonları üzerimize saldılar. Eminim sizler de gayet iyi hatırlıyorsunuz. Attığımız her adım ya CHP tarafından engellendi ya da istismar zeminini kaybetmekten korkan bölücü örgüt tarafından sabote edildi. CHP ve ortakları sokaklarımızı karıştırarak ve kışkırtarak yasakların geri gelmesine çalıştılar. Böylece örgüt ise yaşlı, kadın, genç, polis, asker demeden vatan evlatlarını kalleşçe katlederek, aynı amaca hizmet etti. Her ikisi de Türkiye’de huzuru, güvenliği, kardeşliği ve demokrasinin hakim olmasını istemediler. Her ikisi de bu milletin terör belasından yakasını kurtarmasını hiçbir zaman istemediler. Hakkarili kardeşlerimin de bunu gördüğüne inanıyorum. Sizlerden 31 Mart’ta iradenizi kendilerinin tapulu mülkü görenlere esaslı bir ders vermenizi bekliyorum. Buna hazır mıyız?” dedi
“Şehrimizin kaynaklarını terör örgütlerine ve teröristlere aktarmadan sizler için kullanacak isimler belirledik”
Hakkari’nin huzuruna, hepsi birbirinden kıymetli adaylarla çıktıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehrimizin kaynaklarını terör örgütlerine ve teröristlere aktarmadan sizler için kullanacak isimler belirledik. Hakkari Belediye Başkan Adayımız İsmet Ölmez, fakir fukarayı gözetmesi, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutması ile bilinen bir kardeşimizdir. İsmet kardeşimiz, şehrimizin kalkınması ve gelişmesi için kendi imkanlarını da kullanacağına dair bize söz verdi. Seçilmesi halinde elbette biz de İsmet kardeşimizin yanında yer alacağız. Şimdi buradan soruyorum, hazır mıyız? Hakkari, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Hakkari ile birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur ittifakının renkleri ile boyamaya var mıyız? Allah sizlerden razı olsun” diye konuştu.
“Hakkari’deki üç millet bahçesi projemizle ilgili çalışmalarımız sürüyor”
AK Parti döneminde ülkenin her köşesine, her bölgesine ve her bir şehrine hizmet götürmek için mücadele ettiklerini de söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hakkari’ye 21 yılda yaklaşık 72 milyar lira yatırım yaptık. Yüksekova’dan buraya araçlarınızla rahatlıkla gidebiliyorsunuz. 20 yıl önce böyle bir imkan var mıydı? İnşallah tünellerle yollarımızı daha da güzel hale getireceğiz. Hakkari Üniversitesi’ni kurduk, gençlik ve sporda bin 476 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları yaptık. Birçok farklı branşta 20 spor tesisi inşa ettik. Hakkari’deki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 6 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta 220 yataklı Hakkari ve 150 yataklı Yüksekova devlet hastaneleri başta olmak üzere toplam 37 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Hakkari ve Yüksekova devlet hastanelerimizi ek yatak kapasiteleriyle birlikte büyüteceğiz. Toplu konuta Hakkari’de 4 bin 935 konut projesini hayata geçirdik. Deprem meselesinin ne kadar önemli ve acil bir konu olduğunu 6 Şubat’ta hep birlikte bir kez daha gördük. Hükümet ve belediyeler el ele vererek Hakkari’yi bir an önce depreme hazırlamak istiyoruz. Hakkari’deki üç millet bahçesi projemizle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Ulaşımda 2002 yılına kadar Hakkari’ye sadece bir kilometre bölünmüş yol yapılmıştı, biz tam 97 kilometre bölünmüş yol yaptık. Yüksekova yolundaki Yeni Köprü Tüneli’ni de bu sene tamamlıyoruz.”
Erdoğan, konuşmasının ardından Hakkari Valiliğine geçti. – VAN
]]>2020 yılı Kasım ayında, 2. Karabağ Savaşı Azerbaycan’ın mutlak üstünlüğüyle sona erince, bölgedeki güç dengesinin yeniden şekillenmesinin de yolunun açıldığını ve savaş sonrasında imzalanan anlaşmanın en önemli maddelerinden birisinin, Azerbaycan ile Nahçıvan arasında yeni bir ulaşım bağlantısı olduğunu belirten Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Nahçıvan ile Azerbaycan arasındaki 43 kilometrelik mesafe, Zengezur koridoru olarak adlandırılır. Zengezur koridorunun hayata geçirilmesiyle Türk dünyasının ticari, lojistik ve siyasi bağları güçlenecek. Zengezur, hem Türk Dünyası’nın hem de bölgenin parlayan yıldızı olacaktır. Zengezur koridoru İran, Ermenistan, Azerbaycan, Rusya ve Türkiye gibi birçok ülkenin ilgi alanında yer alıyor. Son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, Fransa ve İran yanında bazı batılı güçlerin, Zengezur koridorunun açılmaması için akıl dışı faaliyetlerin içerisinde olduğunu gösteriyor. Özellikle Fransa ve İran, koridora terörist gruplarını yerleştiriyor, Hindistan ile birlikte bunlara silah ve para yardımında bulunuyor.” diye konuştu.
10 Binden Fazla Terörist Zengezur Bölgesinde
Aralarında PKK’lı teröristlerin de yer aldığı 10 bin militanın, Zengilan’dan başlayan ve Taşkesen’e uzanan hatta yerleştirildiğini, PKK/YPG terör örgütü dışında Sasna Tsrer, Voma, Poga, Nor Asala, Bever ve Yerkrapa gibi Ermeni terör gruplarının da bulunduğunu vurgulayan Eğilmez,” Koridorun açılmasını istemeyen güçlerin kullandığı bu örgütlerden Sasna Tsrer, adını Ermeni kahramanlık şiiri Sasun’un Cesurları’ndan almıştır. Aşırı milliyetçi ideolojisinde olan bu örgüt, büyük Ermenistan’ın kurulması gerektiğini savunuyor. Karabağ’ın Ermenistan’la birleşmesini açıkça talep ediyorlar. Diğer bir örgüt “Hayatta kalma sanatı” anlamına gelen VOMA, bünyesinde 18-50 yaş arası Ermenileri toplayarak silahlı eğitim veriyor. Önce Dağlık Karabağ’da faaliyet gösteren bu örgüt şimdi Zengezur bölgesine yerleşti. Karabağ’ı ele geçirme hayaliyle kurulan, başka bir terör örgütü POGA (Askeri Yurtsever Okulu) da koridorun açılmamasını isteyen güçlerin kuklalarından biri olarak Zengezur’a yerleştirildi. 1975 yılında Lübnan’da kurulan ve Fransa, Avusturya, Yunanistan, Lübnan, İsviçre ve ABD gibi birçok ülkede terörist faaliyetler yürütmüş ve 31 diplomatımızı ve yakınını şehit etmiş olan ASALA terör örgütünün devamı olan Nor Asala’da, Zengezur bölgesi için Fransa ve İran tarafından finanse edilen terör örgütlerinden bir diğeridir. Bölgede bulanan diğer iki terör grubu da Bever ve Yerkrapa örgütleridir. Bunlardan Yerkrapa 1993 yılında kurulmuş, Karabağ’ın işgali sırasında sivillere ve esirlere karşı çok sayıda katliam gerçekleştirmiştir. Başlangıçta 6.000 üyesi olan örgütün militan sayısının günümüzde 30 bine ulaştığı değerlendirilmektedir. 90’lı yıllardan itibaren Ermenistan iç siyasetinde de aktif rol alan örgütün sadece Ermenistan’da değil, Rusya’nın hemen hemen tüm bölgelerinde, ayrıca Kaliforniya (ABD) ve Marsilya’da (Fransa) da şubeleri bulunmaktadır.” dedi
“Paralar Fransa’dan, İran Milislerini Ermenilerin Yanına Yerleştiriyor “
Zengezur koridoruna yerleştirilen bu teröristlerin, günlük 12 dolar olan ücretlerinin Fransa ve Ermeni diasporası tarafından karşılandığını ve güvenlik kaynaklarının Ermenistan-Azerbaycan sınır hattı ile Zengezur arazisine konuşlanan terörist ve çetelerin PKK terör örgütü tarafından da ciddi anlamda desteklendiğini hatırlatan Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Fransız ve İranlı askeri uzmanlar, bu teröristlere suikast, sabotaj, elektronik harp, füze, mayın ve istihbarat eğitimleri veriyor. Bölgeye çok sayıda terörist sevk edilince, koridorun Ermeni tarafında kalan kısmındaki birçok köy boşaltıldı. Boşaltılan yerlere de İran kendi yandaşları olan milisleri yerleştirdi ve yerleştirmeye de devam ediyor. Erivan, Fransa’dan modern silah sistemleri aldığını itiraf etti. Hindistan da süpersonik uzun menzilli seyir füzelerini Ermenistan’a teslim etti.” şeklinde konuştu.
“Ermenistan Yine Piyon Görevinde, Bölge Mutlaka Temizlenmeli”
Attığı adımlarla yeni bir savaşa hazırlanan Ermenistan’ın, yaşadığı mağlubiyetlerden ders almak ve anlaşmalara bağlı kalmak yerine Fransa ve İran’dan aldıkları talimatları yerine getirdiğini anlatan Eğilmez, sözlerine şöyle devam etti,” Ermenistan barışın bir parçası olmak yerine, tarihi alışkanlıklarını devam ettirerek yine başka güçlerin oyuncağı oluyor. Ermenistan’ın bu Türk düşmanı güçlerin oyuncağı olma alışkanlığı devam ederse, Ermenilerin yeni bir savaşta yeni bir hezimet yaşayacağı ve yine büyük bir zarara uğrayacağı kesindir. Ermenistan’ın, hangi devletler veya terör gruplarıyla ittifak yaparsa yapsın Azerbaycan-Türkiye kardeşliği karşısında başarı elde edebilmesi mümkün değildir. Türk dünyası ve birçok ülke açısından çok önemli olan Zengezur bölgesinin, potansiyelinin ortaya çıkarılması için üzerindeki gölgelerin ve belirsizliklerin ortadan kaldırılması, bölgenin terörden temizlenmesi, güvenli ve istikrarlı bir hale getirilmesi gerekmektedir. Türk Devleti ve kardeş Azerbaycan’ın da bu temizliği yapabilecek kudret ve güce sahip olduğu, bölgedeki tüm aktörler tarafından iyi bilinmektedir.” – ERZURUM
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 63 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 229’u Irak’ın kuzeyinde, 353’ü ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 582’ye ulaştığını söyledi.
Tuğamiral Aktürk, son olarak geçen hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı teröristin, Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğu bilgisini verdi.
Aktürk, Suriye’de istikrarın sürdürülmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edildiğini kaydetti.
34 bin 447 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 4’ü terör örgütü mensubu 138 kişinin yakalandığını, 2 bin 861 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini aktardı.
Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1747’ye yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 34 bin 447 olmuştur.” dedi.
Askeri heyet Mogadişu’yu ziyaret etti
TSK’nın ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkı sağlamayı da sürdürdüğünü ifade eden Aktürk, Türkiye ile Somali arasında imzalanan, “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması” kapsamında ikili askeri işbirliğini daha da güçlendirmeye yönelik olarak MSB ile Deniz ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı temsilcilerinden oluşan heyetin 5-8 Mart arasında Mogadişu’yu ziyaret ettiğini belirtti.
İsrail’in, ramazan ayının hassasiyetini de göz ardı ederek Filistinli sivilleri hedef almaya devam ettiğine dikkati çeken Aktürk, İsrail’in uyguladığı bu katliama derhal son vermesi gerektiğini vurguladı.
Bakan Güler’den, Irak’a resmi ziyaret
Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, bugün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ile Irak’a resmi bir ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi.
Bakan Güler’in yarın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hakkari ziyaretine refakat edeceğini aktaran Aktürk, Bakan Güler’in, 16 Mart’ta Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümü kapsamında bakanlıkta düzenlenecek törene katılacağını, ardından şehit aileleri ile gaziler ve aileleriyle iftar yemeğinde bir araya geleceğini ifade etti.
Aktürk, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi etkinlikleri kapsamında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yüzer unsurları ile Çanakkale Boğazı’nda denizde geçit töreni ve Çanakkale Deniz Müzesinde ULUÇALİREİS müze denizaltısının açılışının gerçekleştirileceğini söyledi.
18 Mart’taki etkinlikler kapsamında ayrıca SOLOTÜRK tarafından Çanakkale’de hava gösterisi ve muharip uçak geçişi de yapılacağını bildiren Aktürk, Mehteran Birlik Komutanlığınca da konser düzenleneceğini dile getirdi.
Savunma sanayisi
Aktürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliğinin ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığına işaret etti.
Tuğamiral Aktürk, ilk milli fırkateyn TCG İstanbul’a entegrasyonu yapılan Milli Dikey Lançer Atım Sistemi (MİDLAS) ile HİSAR-D Kontrol Test atışının, 10 Mart’ta Sinop açıklarında başarıyla icra edildiğini hatırlattı.
Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarlarda, “Zırhlı Tanksavar Aracının (UMTAS CİRİT/Paletli)” muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını aktaran Aktürk, ASFAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü arasında imzalanan “8 Adet Liman Kontrol Botu Projesi” kapsamında, yerli ve milli asayiş ve emniyet botu ASBOT’un 7’ncisinin 9 Mart’ta teslim edildiğini kaydetti.
Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Anonim Şirketinin 74’üncü kuruluş yıl dönümünü de kutlayan Aktürk, bakanlığa bağlı kuruluş olan MKE’nin hayata geçirdiği önemli projelerle ülkenin gücüne güç kattığını ifade etti.
(Sürecek)
]]>Ankara’dan uçakla Şerafettin Elçi Havalimanı’na gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, helikopterle Çakırsögüt Tugay Komutanlığı’na geçti. Buradan otobüsle Adliye Meydanı’na gelen Erdogan, büyük bir kalabalık tarafından zılgıtlar ve alkışlarla karşılandı. Konuşmasına Şırnak ve ilçelerine selam göndererek başlayan Erdoğan, “Şırnak ile aramıza girmek isteyenler her yolu denediler. Bölücü terör örgütü, tek parti faşizmiyle bu topraklara bela edilen bir araçtır. Devletin hataları elbette olmuştur. Ama bölücü örgüt karanlık senaryoların maşalığını yapmıştır. Son 21 yılda başlattığımız kalkınma hamlesi ile bu sinsi oyunu bozduk. Tarihteki ismiyle ‘Şehri Nuh’ toprağında, peygamber makamı olan Şırnak’ta bulunmaktan şeref duyuyorum. Şırnak insanı ile bugün yine bir başka güzel. Bin yılı aşkındır medeniyetimizin birlik ve beraberlik ruhumuzun nabzının attığı bu şehri Allah için seviyoruz. Şırnak’ın bize olan muhabbetini biliyoruz. Bizler kendi evlerimizde oruçlarımızı tutup ibadetlerimizi yaparken yakın coğrafyamızda durum hiç iç açıcı değil. İftarını açacak bir lokma bulma çabasıyla koşturan insanların Allah yardımcıları olsun. Kendimizi gelip geçici sıkıntıların girdabına kaptırıp elimizdekilerin değerini bilmezsek mahşerde mahcup oluruz” diye konuştu.
“21 yılda vatan topraklarının her karışına terimizi akıttık”
Ülkenin eski günlere geri götürülmek istendiğini dile getiren Erdoğan, “Ülkeyi tekrar eski istikrarsızlık, kavga, terör günlerine döndürmek istiyorlar. Bizim bu millet için çok büyük hayallerimiz var. 2023 hayalleri ile ülkemizi bu günlere hazırladık. Şimdi de Türkiye yüzyılı ile ülkemizin gelmesi gereken yerlere ulaşması için gayret ediyoruz. 21 yılda vatan topraklarının her karışına terimizi akıttık. Şırnak ile aramıza girmek isteyenler için her yolu denediler. İnsanlarımız farklı sebeplerle sıkıntı çekti, eziyet çekti, yokluk yaşadı. Millet yakaladığı her fırsatta milli iradenin yanında olduğunu göstermiştir. Bölücü terör örgütü, tek parti faşizmi ile bu topraklarda kurulmaya çalışılan zulüm düzeninin sürmesi için ülkemizin başına bela edilen bir araçtır. Devletin hataları elbette olmuştur. Bölücü örgüt aleni ihanetin, karanlık senaryonun maşalığını yapmıştır Son 21 yılda başlattığımız kalkınma hamlesi ile bu sinsi oyunu bozduk. Şimdi de güney sınırlarımızda oluşturmaya çalıştırdığımız güvenlik şeridi ile Türkiye ile terör örgütleri arasına set çekiyoruz. Bu noktaya kolay gelmedik. Kendi mücadelemizi kendi imkanlarımızla yürütmek kolay olmadı. Daha düne kadar bu ülkenin kaynaklarını sömürmek için bize uçağından tankına savunma sanayii pazarlayanlar, şimdi bizim ürünlerimize talip olmaya başladılar. Oyunu tersine çevirdik. İstikrar ve güven iklimimize sahip çıkarsak, aramıza fitne sokmaya çalışanlara fırsat vermezsek daha fazlasını gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
“Türkiye’nin önü de, ufku da, bahtı da açıktır”
Ülkeyi pazar, insanları ucuz insan gücü, ülke topraklarını ucuz hammadde kaynağı olarak görenlerin şimdi Türkiye’nin pazarı haline dönüştüğünü dile getiren Erdoğan, kurulan oyunu tersine çevirdiklerini söyledi. Erdoğan, “Satın alma parametrelerine göre milli gelirde dünyada 11’inci sıradayız. Türkiye’nin önü de, ufku da, bahtı da açıktır. Türkiye yüzyılı güneşinin doğuşuna kimse mani olamayacaktır. Daha güçlüyüz, yıllarca vaktimizi heba eden yüklerden kurtuldukça ülkemizi zenginleştirmeye daha hızlı erişeceğiz” dedi.
“Gabar’da hedef günlük 100 bin varil petrol çıkarmak”
Şırnak’ın Türkiye’nin enerji üssü haline geleceğini dile getiren Erdoğan, bir zamanlar teröristlerin üs bölgesi olarak kullandıkları Gabar Dağı’nda çıkarılan petrole de değindi. Erdoğan, “Gabar’da günlük 37 bin varili geçtik, hedef 100 bin varil. Buralar uçacak. Bu ay sonuna kadar günlük 45 bin varili geçmek, yıl sonunda ise günlük 100 bin varile ulaşmayı hedefliyoruz. Kato ve Faraşin Dağları da yeni petrol arama sahamız arasına girdi. Boş durmuyoruz, çalışıyoruz. Şırnak’ı ülkemizin enerji yüzü yapmaya kararlıyız. Daha düne kadar insanların giremediği bölgelerde kalkınmışlık başladı ve devam edecektir. Vatandaşların huzuru için elimizden geleni yapıyoruz. Bir dönem adı korku ile anılan Cehennem Deresi’nde cam terasları, seyir terasları kuruluyor. Nereden nereye. Şu anda alanda 25 bin olduğu bilgisi geldi bana. Terörün bir daha bu topraklarda tutunamamasını sağlayacağız. Sizler de gördünüz terör varsa ne yatırım oluyor ne iş oluyor ne huzur oluyor ne muhabbet oluyor. Bunun için Şırnak’ı kalkındıracağız. Sizlerin ve evlatlarınızın güvenlikleri için zihinlerinde hiçbir heyecan ve proje olmayanlara kendinizi ve iradenizi teslim etmeyin” diye konuştu. – ŞIRNAK
]]>Valilik ziyaretinin ardından AK Parti Hakkari Belediye Başkan adayı İsmet Ölmez’in Seçim Koordinasyon Merkezi’ne geçen Yerlikaya, burada vatandaşlarla bir araya geldi.
Partililerle sohbet eden Yerlikaya, yaptığı konuşmada, ramazanın birinci gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde şehit aileleriyle iftar yaptıklarını söyledi.
İkinci günde de terörle mücadelede destan yazan güvenlik güçlerinin sofrasında bulunmak, onların iftar neşesine ortak olmak istediklerini belirten Yerlikaya, “Terörle mücadelede Sayın Cumhurbaşkanı’mızın hükümetleri döneminde 150 daimi üs bölgesi yapıldı, ülke sınırları içinde. Bunlardan birinin yeri yeniydi. Biz de ilk defa oraya gidiyorduk. Koç Tepe Üs Bölgesi, 2 bin 945 rakımlı olan bir yer. Buraya gittik. Devletimizin, hükümetimizin terörle mücadeledeki kararlılığını, kahraman jandarmamızın azmini, inancını ve milletin onların üzerindeki dualarının nasıl tecelli ettiğini iftiharla, onurla gördük.” diye konuştu.
“Doğu ve Güneydoğu’da terörün esamesinin okunmadığını görüyoruz”
Yerlikaya, üs bölgelerinin en son teknolojiyle donatıldığını dile getirerek şöyle devam etti:
“Terörle ilgili kararlılığımız, duruşumuz, mücadelemiz öyle bir noktaya geldi ki Hakkari’nin tüm ilçelerinde iftarı açtık, sahura kadar kahvelerde, çay ocaklarında, parklarda, caddelerde huzurla gezebiliyoruz. Terörle mücadelede geldiğimiz noktada kapalı olan bir yaylamız, meramız Allah’a hamdolsun yok. Hatırlamak istemediğiniz günleri de sizlerin desteği, hükümetimizin kararlılığıyla görmeyeceğiz. Havadayız, masadayız. Sınırda duvarlarla ilgili, onların güvenliğiyle ilgili Hudut Kartallarının ne yaptığını hep beraber görüyoruz. Artık Doğu ve Güneydoğu’da terörün esamesinin okunmadığını görüyoruz. Görmeye devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı’mız ‘Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmayacağız’ diyor. Kaynağı neresi ile oraya gidiyoruz. Orada pençemizi vuruyoruz.”
Yöre halkının sabır ve anlayışına her zaman minnettar olduklarını vurgulayan Yerlikaya, “Devletini, aziz milletini seven bir dünya liderimiz var. Onun cesareti, tüm kolluk güçlerimizin cesaretini artırıyor. Bu bölgede fikrinden, zikrinden, dünya ve siyasi düşüncesinden dolayı bir ayrım yok.” ifadelerini kullandı.
“Belediyelerin sayamayacağımız kadar vazifeleri var”
“Göreve başladığımız günden bu yana başta hain bölücü terör örgütü olmak üzere terör örgütlerinin her birine nefes aldırmıyoruz, göz açtırmıyoruz.” diyen Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu hamaset olsun diye söylemiyorum. Siz bu kardeşinizin, sabah yaptığı paylaşımları izliyor musunuz? Bu organize suç örgütü denilen sözüm ona milletimize şekil yapan, suç işlemekte kibirlenen, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ‘Şehirde de eşkıya istemiyorum’ diye bize talimat verdiği sözde bu adamları ne hale getirdiğimizi, alıp teker teker adalete teslim ettiğimizi görüyorsunuz değil mi? Savcılığımız, valiliğimizin koordinasyonunda polisimiz ve jandarmamız, bu işi başaranların her birine diyorum ki Bakanınız olarak ben sizden razıyım, bilin ki aziz milletimizin desteği ve duaları sizlerin üzerinde.”
Yerlikaya, huzurun yerelden başladığına dair bir ifadenin olduğunu hatırlatarak şunları kaydetti:
“Bizim, Hakkari’nin, Yüksekova’nın, bütün ilçelerimizin ortak ihtiyaçlarımızı emanet ettiğimiz bir yer var. Belediyelerin sayamayacağımız kadar vazifeleri var. Öyle birine emanet etmemiz lazım ki adamın duruşu engin olacak. Sizin içinizde rahatlıkla gezebilen birisi ama devletiyle, milletiyle, geçmişimizle, bugünümüzle, geleceğimizle sorunu olmayacak. Herkesi kendisinden daha iyi görecek. Bunları yapan bir kardeşimiz var. Buradaki kanaat önderleri, sizler, anketler, bizim genel merkezimiz, ittifaktaki genel merkezlerin değerlendirmelerinde bir isim ortaya çıktı. O isim İsmet başkanımız. 31 Mart akşamı Hakkari’mizi gerçek belediyecilikle tanıştırmak, içinizden birini güçlü bir oy oranıyla şehri emin yapmaya var mıyız?”
Bakan Yerlikaya ile beraberindekiler, daha sonra esnafı ziyaret etti.
]]>İlk olarak sabah saatlerinde Balkar anısına Taşmeydan Parkı’na dikilen ağaç ve anıtın önünde anma töreni yapıldı. Törene, Türkiye’nin Belgrad Büyükelçisi Hami Aksoy ve Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç ile Dışişleri Bakanlığı personeli katıldı.
Daha sonra Belgrad’da bir otelde Balkar için düzenlenen konferansta, Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç, üç yılı aşkın araştırmaları sonucunda kaleme aldığı ve Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan “Hariciyenin Yıldızı Şehit Büyükelçi Galip Balkar” kitabının sunumunu yaptı.
Bilgiç, AA muhabirine, Ermeni teröristlerin yurt dışında görev yapan birçok Türk diplomatı hedef aldığını ve Galip Balkar’ın da bunlardan biri olduğunu söyledi.
Her bir şehidin anlatılacak hikayesi olduğunu dile getiren Büyükelçi Bilgiç, “Galip Balkar’ın hikayesini Türk Tarih Kurumu ile birlikte kitaplaştırdık. Bu tarz çalışmaların daha geniş şekilde yapılması gerekiyor, bizim de anlatacak hikayemiz var, bu hikayeyi sadece Türkiye’de değil Avrupa’da şehitlerimizin olduğu yerlerde tüm uluslararası kamuoyuna anlatmamız lazım.” dedi.
Galip Balkar’ın insani yetenekleri yüksek, başarılı bir büyükelçi olduğunu aktaran Tanju Bilgiç, şöyle konuştu:
“Buradan büyükelçilik görevinden ayrılmak üzereydi. Ankara’da genel sekreter yani müsteşar yardımcılığı görevine atanmıştı. Ermeni teröristlerin Galip Balkar’ı ‘neden hedef aldığını’ söylemesi zor. Cinayeti işleyenler, Galip Balkar’ın bu denli başarılı bir büyükelçi olduğunu bilemeyebilirler çünkü çok genç yaştaydılar ama bu cinayetleri işleten üst akıl Türk diplomasisini ve Türkiye’nin yurt dışındaki diplomatik gücünü engellemeyi, ona zarar vermeyi hedefledi. Aynı zamanda bu cinayeti Yugoslavya’da işleyerek Türkiye-Yugoslavya ilişkilerine o dönemde zarar vermek istediler.”
Kendisinin de Belgrad Büyükelçisi olarak görev yaptığını belirten Bilgiç, görev yıllarında Balkar’ı daha iyi tanıdığını ve hikayesinin unutulmaması için kitabı yazdığını ifade etti.
” Sırbistan, Türkiye’nin, terörle mücadelesinde gerçek dostlarından bir tanesi”
Belgrad Büyükelçisi Hami Aksoy ise Galip Balkar’ın çok yetenekli ve istikbali parlak bir diplomat olduğunu söyledi.
Tüm şehitleri andığını ve hatıralarını unutmayacaklarını vurgulayan Aksoy, şöyle devam etti:
“O zamanlar Ermeni terörü yeni başlamıştı diyebiliriz ve şehit büyükelçimize bakanlığımız bir zırhlı araç tahsis etmek istemiş. Fakat kendisi Yugoslavya’nın güvenli olduğunu söyleyerek bunu kabul etmemiş, keşke kabul etseydi. Biz Türk diplomatları, çok dikkatli olmak zorundayız, teröre çok sayıda kurban verdik. Şu anda Sırbistan ile ilişkilerimiz tarihin en iyi seviyesinde. Sırp makamlarını takdir etmek istiyorum, Sırbistan, FETÖ’nün Balkanlar’da barınamadığı tek ülke. Bu konuda çok hassas Sırp makamları, bu demek değildir ki biz tedbir almayacağız, tedbirimizi alıyoruz. Sırbistan, Türkiye’nin, terörle mücadelesinde gerçek dostlarından bir tanesi.”
Konferansa, Sırbistan Ekonomi Bakanı Slobodan Cvetkovic’in yanı sıra çok sayıda davetli katılırken, Balkar’ın görev yaptığı dönemleri gösteren fotoğraflar da sergilendi.
Balkar’ı şehit eden iki terörist, 20’şer yıl hapis cezasına çarptırılmıştı
Türkiye’nin Belgrad Büyükelçiliği binası yakınlarında 9 Mart 1983’te, ASALA terör örgütü mensubu iki saldırgan tarafından Büyükelçi Balkar’a otomatik silahlarla saldırı düzenlenmiş, saldırıda ağır yaralanan Balkar iki gün sonra hayatını kaybetmişti. Saldırı sırasında olay yerinde bulunan ve kendisine kurşun isabet eden bir öğrenci de yaşamını yitirmişti.
Saldırganlar Kirkor Levonyan ile Raffi Aleksandr, 9 Mart 1984’te yakalanmış ve 20’şer yıl hapis cezası almıştı.
]]>MHP Genel Bakan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri, Türkiye’nin yeni anayasa süreci, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaş suçu ve CHP’li Belediye Başkan Adaylarına ilişkin açıklamalarda bulundu. 31 Mart seçimlerinde Kayseri’de yine Cumhur İttifakı’nın zafere ulaşacağını belirten Özdemir, “31 Mart’ta gerçekleştirilecek olan yerel seçimlerde sizin iradeniz yine Cumhur İttifakı’nı 16 ilçemiz ve bir büyükşehrimizde de galip kılacaktır” diye konuştu.
Türkiye’nin sivil bir anayasaya ihtiyacı var”
Son dönemde tartışılan Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına ilişkin ‘Sivil Anayasa’ vurgusu yapan Özdemir, “Ülkemizin sivil bir anayasaya ihtiyaç duyduğu bugün gelinen durumda her hali ile ortadadır. Özellikle anayasa mahkemesinin teröristleri ve Türkiye hasımlarını koruyup kollayacak şekilde takılmış olduğu davranışlar ve son dönemlerde almış olduğu kararlar, hepimizin ve başta milletimizin vicdanında derin yaralar açmıştır. Bu anlamda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 21. Yüzyılda öne çıkan en önemli kazanımımızdır. Yasama, yürütmeden sonra yargı sisteminin de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile uyumlu hale getirilmesi beklentimizdir. Pek tabii milletimizin de temennisidir. Türkiye’de yargı üzerinden yaratılmak istenen suni krizlerle siyasi ve toplumsal gündemi zehirleme girişimlerine tamamen karşı olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu anlamda da sizlerin kararıyla şekillenen TBMM, önümüzdeki dönemde hiç kuşku yok ki bu çerçevedeki çalışmalarına hızla devam edecektir. Ülkemizi yeni yüzyılda büyük Türkiye vizyonuna ulaştıracak, yeni anayasayı Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak yapacağımıza olan inancımızın tam olduğunu ilan etmek istiyorum. Rabbimiz inşallah bizleri bu yolda muvaffak eylesin” şeklinde konuştu.
“Teröristle yol yürüyenlerden ülkücü değil, adam bile olmaz”
CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş’ı eleştiren Özdemir, “Önümüzde bir yerel seçim süreci vardır. Cumhur İttifakı’nın alnı ak başı dik adayları vardır. Ama bir taraftan da karşıya bakıyorsunuz. Teröristler ile yeni dönemdeki iş birlikleriyle, kent ortaklığı gibi lüzumsuz söylemlerle işletmeye koyan siyasi partiler vardır. CHP ile terör örgütünün siyasi uzantısı DEM’in ortaya koyduğu irade bunun apaçık bir göstergesidir. Her kriz anında, her sıkıntılı ve sancılı süreçte Fatih Sultan Mehmet Han’ın emaneti, Türklüğün ve İslam’ın en büyük şehri olan İstanbul’u kaderine terk eden bir belediye başkanı, bugün bakıyorsunuz, kendi partisindeki huzuru kaçırmakla kalmayıp, algı belediyeciliği ile milletimizin karşısına çıkıp aldatabileceği inancıyla farklı söylemlere girişiyor. Bütün bunlar olurken DEM’lendiği siyasette de teröristlere inceden inceye mesaj çakmaktan geri durmuyor. Ankara deseniz daha vahim bir halde. Vazifemiz gereği Ankara’dayız. Emin olun yolların kenarında refüjlerde bulunan ağaçları bile kurutan çiçekleri solmaya bırakan bir belediyecilik anlayışı ile Ankara çok şey kaybetmiştir. Geçmişte ülkücü olduklarını iddia ettikleri bazı isimlerin ortaya sürüldüğünü görüyoruz. Kimse kusura bakmasın Ülkücünün eskisi yenisi olmaz. Ülkücü Ülkücüdür. Teröristle yürüyenden de bırakın ülkücüyü adam bile olmaz. Kişilikten ve adamlıktan uzak siyaset tarzını benimseyenlerin 31 Mart’ta aziz milletimizin iradesiyle bir kez daha mağlup edileceği ve Türk milletinden demokrasi tokadını yiyeceği günler yaklaşmıştır” ifadelerini kullandı.
“Cumhur İttifakı Kayseri’nin medarı iftiharıdır”
31 Mart yerel seçimlerinde Kayseri’nin 16 ilçe ve bir büyükşehir ile yeniden zafere ulaşacağını söyleyen Özdemir, “Kayseri noktasında da Cumhur İttifakı medarı iftiharıdır. Kayseri 16 ilçe ve bir büyükşehir belediyesi tarafından sizin iradeniz ve teveccühünüz ile temsil edilmektedir. Hiç şüphemiz yoktur ki 31 Mart’ta gerçekleştirilecek olan yerel seçimlerde sizin iradeniz yine Cumhur İttifakı’nı 16 ilçemiz ve bir büyükşehrimizde de galip kılacaktır. Sizlerin destekleri sayesinde çalışma şevkimiz artmaktadır” dedi.
Türkiye, o coğrafyanın asli bir unsuru
İsrail’in Gazze’de 7 Ekim’den beri süre gelen insanlık dışı savaş suçları ve muamelelerine karşılık Türkiye’nin her şeyi yapmaya hazır olduğunu vurgulayan Özdemir, “İsrail’in gerçekleştirdiği terör saldırıları ne yazık ki 30 bin masum kardeşimizin şehit olmasına sebebiyet vermiştir. Bu insanlık dışı girişimin, bu mezalimin bir an önce son bulması elbette ki temennimizdir. Ancak bu durumun, ancak bunun yalnızca bir temenni noktasında kalmaması için hem İslam coğrafyasının hem de dünyanın büyük insani sorumlulukları vardır. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti garantörlük hakları dışında o coğrafyanın asli bir unsuru olarak oraya sahip çıkmak için elinden gelen ne var ise yapmaya hazırdır. Filistin Devletinin 1967 sınırlarına haiz bir biçimde toprak bütünlüğü korunmuş bir yapıda ve başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde bir an evvel kabulü ve ilanı bizler için zorunludur. Ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesi ve ramazan ayının sükunet içinde geçmesi beklentimizdir” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>Bakan Yerlikaya, Çorlu Halk Eğitim Merkezinde düzenlenen, belediye başkan adayı proje tanıtım toplantısında, Türkiye’nin terörle mücadelesini etkili ve kararlı bir şekilde sürdürdüğünü belirtti.
İHA ve SİHA’ların verdiği güçle teröristlere ağır darbeler vurulduğunun altını çizen Yerlikaya, şunları kaydetti:
“İHA ve SİHA’larımızın verdiği güçle kırsalda operasyon sayımız 17 bin 757. Büyük, orta çaplı, küçük operasyon dağılımı bu polislerimizle. Yine jandarmamızın bölgesinde ise 3 bin 396. Toplam 21 bin 153 operasyon. Peki bu operasyonlarda ne olmuş, 782 terörist etkisiz hale getirildi. Bunun 60’ı ölü. 601 sağ, 4 yaralı 117 teslim. Şimdi 2016 yılında bir yılda hain terör örgütü Türkiye’de 2 bin 322 eylem yapmış, geçen sene 88, bu yıl 8. Yanlış anlamayın ama duvara herhangi bir terör örgütünü övücü yazı yazsalar biz bunu ‘eylem’ diye yazıyoruz. Yani bu 88 eylemin içerisinde en az 20 tane duvara yazı eylemi var. Hepsini en hassas şekilde takip ediyoruz.”
-” PKK’yı kastederek söylüyorum, sayılarını biliyoruz”
Teröristlerin sayılarını da bildiklerini anlatan Yerlikaya, “PKK’yı kastederek söylüyorum, sayılarını biliyoruz ama beni izleyenler bilir, bizim sınırlarımız içerisinde kaç terörist kaldığını ben hiç vermiyorum ama şunu söyleyeyim, artık son evreleri olduğunu söyleyebilirim. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güçlü bir sistem. Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan dünya lideri. Onun kararlılığı azmi, onun cesareti, aynı zamanda Cumhur İttifakımızın da destek ve kararlılığını altını çizmemiz lazım.” dedi.
FETÖ’ye yönelik operasyonlar
FETÖ ve terör örgütü DEAŞ’a yönelik operasyonlar hakkında da bilgi veren Bakan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Son 9 ayda FETÖ’ye yönelik 4 bin 278 operasyon düzenlendi 6 bin 521 gözaltı 1350 tutuklu, 1353 adli kontrol. DEAŞ operasyonun sayısı 2 bin 599, 656 tutuklu, 481 adli kontrol, son terör örgütlerinin her birini tek çatı altında verdik. 407 operasyon, 734 gözaltı tutuklu ve adli kontrol.
Bir de bunları biliyorsunuz biz sözde lider takımlarıyla ilgili bunların kategori olarak ayırıyoruz. Bu süre içerisinde değerli arkadaşlar tüm terör örgütlerinde 46 sözde üst düzey terörist etkisiz hale getirilmiştir. 5’i kırmızı, 7 yeşil, turuncu ve 30’u gri.”
-“128 terör eylemini Allah’a hamdolsun engelledik”
Yerlikaya, son 9 ayda bir çok terör eyleminin engellendiğini belirtti.
Terörle mücadelenin etkin bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:
“9 ayda engellenen terör eylemleri bakın 94’ü bombalı eylem olmak üzere 128 terör eylemini Allah’a hamdolsun engelledik. Bunun 107’si PKK, 19’u DEAŞ, 2’si sol. Maalesef engelleyemediğimiz, sizin de bildiğiniz üç eylem var. 1 Ekim İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü binasına saldırı girişimi, biliyorsunuz iki terörist orada etkisiz hale getirilmişti. 28 Ocak Santa Maria Kilisesi saldırısı iki terörist sadece ama sadece Cumhurbaşkanı’mız 24 saat demişti onu mahcup etmedik. 10 saat içerisinde bunları yakalayıp adalete teslim ettik. Yine menfur bir saldırı 6 Şubat Çağlayan Adliyesi saldırı girişimi. Ne oldu onlar? İki terörist orada kahraman polislerimizce etkisiz hale getirildi.”
]]>Partisinin kadın kolları tarafından kentteki bir düğün salonunda düzenlenen “Kadınlar Günü Buluşması” programında konuşan Destici, ramazan ayının yeryüzündeki tüm mazlumlar için kurtuluşa vesile olmasını temenni etti.
Bazı çevrelerin İslam ile kadın arasında bir problem varmış gibi göstermeye çalıştığını ifade eden Destici, “Sanki İslam kadını öteliyormuş gibi, sanki bizim Türk kültürümüz, ahlakımız, inancımız kadını ikinci plana atıyormuş gibi bir kanaat oluşturmaya çalışıyorlar.” diye konuştu.
“Kadınlarımızı çalışma hayatında görmek istiyoruz”
Buna başka çevrelerin de eklendiğini dile getiren Destici, şunları söyledi:
“Kadınlarımız da her türlü hakkı elbette ki hukuk, ahlak ve İslam çerçevesinde yaşamak ve kullanmak hakkına sahiptir ve kullanmalıdır. Kadınlarımızı çalışma hayatında da elbette görmek istiyoruz. Ama kadına yakışır bir şekilde, yine aynı şekilde okul hayatında, eğitim hayatında öncelikli olarak görmek istiyoruz. Eğer kadın eğitimli olmazsa evde çocuğunu nasıl eğitecek, evini nasıl yönetecek, ailesine nasıl sahip çıkacak. Bunun için kadınlarımızın mutlaka ama mutlaka iyi eğitimli olması gerekmektedir. Bunun için de kadınlarımızın rahatça okuyabileceği okullar, rahatça eğitim görebileceği eğitim kurumları ve rahatça hayatını devam ettirebileceği çalışma hayatındaki koşullar iyileştirilmeli, daha da iyileştirilmelidir.”
“Kadına şiddet ölümle sonuçlanıyorsa idam cezası getirilmelidir”
Türkiye’de kadın denildiği zaman akla gelen en büyük konunun kadına şiddet olduğuna dikkati çeken Destici, şöyle devam etti:
“Türkiye’de kadın dediğimiz zaman aklımıza gelen en büyük konu maalesef kadına şiddet ve bu şiddet sonucu oluşan ölümler, bunun yanında tacizler… Büyük Birlik Partisi olarak şiddet kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın bunun sonuna kadar karşısındayız. Şiddet bir kadına, bir çocuğa, bir kız çocuğuna, bir engelliye yapılıyorsa buna sonuna kadar karşıyız ve bu şiddeti kim gerçekleştiriyorsa gerçekleştirsin eli kırılmalı, uygulanmış şiddet ölümle sonuçlanıyorsa ona da idam cezası getirilmelidir. Biz bu konuda çok samimiyiz, bununla ilgili Meclis’e kanun teklifi verdim. Onun için biz burada kadına şiddete sonuna kadar karşıyız ve bunun önlenmesi için de ne gerekiyorsa, hangi tedbir alınması gerekiyorsa alınmasının yanındayız ve kadına şiddete cezaların arttırılmasından yanayız. Bu konuda yasal düzenlemeler iyileştirildi ama hala sonu ölümle biten şiddet, tecavüz ya da tacizlerde mutlaka idam cezasının getirilmesinden yanayız.”
Destici, bazı kesimlerin bu konuda “İstanbul Sözleşmesi” diye tutturduğunu söyleyerek, “Bizim kadına şiddeti önlemek için İstanbul Sözleşmesi’ne ihtiyacımız yok. Biz bunu kanunlarımızda, Anayasa değişikliğiyle düzenleriz. İdam dışındaki bütün düzenlemeler de yapıldı. İstanbul Sözleşmesi’nde aslında malum çevrelerin amacı kadına şiddeti önlemek değil, kadına şiddeti bahane kılarak Türkiye’de maalesef bizim inancımızın, kültürümüzün kabul etmeyeceği ve bu salonda bulunan herkesin sapkınlık olarak niteleyebileceği ilişkileri meşrulaştırma çabasından başka bir şey değildir. Onun için biz buna karşıyız.” diye konuştu.
“Terörün karşısında durmaya devam edeceğiz”
Kırmızı çizgilerinin terör ve şiddet olduğunu vurgulayan Destici, “Kim terör örgütüne sempati duyuyorsa, kim terör örgütünün siyasi uzantılığını yapıyorsa, sözcülüğünü yapıyorsa ve kim terör örgütünün siyasi partisiyle işbirliği yapıyorsa biz buna karşıyız ve buna sonuna kadar da karşı durmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
CHP Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Burcu Köksal’ın, “Başkan seçilirsem belediyenin kapıları DEM Parti hariç herkese açık olacak” sözlerini anımsatan Destici, konuşmasını şöyle tamamladı:
“PKK’nın uzantılarıyla iş birliği yapmak ya gaflettir ya delalettir ya da ihanettir. Hangisi olursa olsun biz bunu kabul etmiyoruz. Bakın o işbirliğine de Afyon’dan bir kadın siyasetçi bayrak açtı. Şimdi o işbirliğini yapanlar genel başkanları, İstanbul belediye başkan adayları ne yapıyor, toparlamaya çalışıyor. Ama Afyon belediye başkan adayları, kadın, hanımefendi açıkça bunu ortaya koydu. Dolayısıyla da burada da işte kadınların siyasette olmasının ne kadar önemli olduğunu bir kere daha söyledim. O partide erkek bir siyasetçinin açıktan söyleyemediğini bir kadın siyaseti çok açık bir şekilde söyledi ve onların terör örgütünün partisiyle işbirliğini ifşa etti. Şimdi etekleri tutuştu ve bunu toparlamaya çalışıyorlar. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Onun için diyoruz ki terörden, teröristten ve onların uzantılarından uzak durun.”
Destici, partisinin Sivas Belediye Başkan adayı Adem Uzun’a destek istedi.
]]>Vali Tekbıyıkoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Nuh Köroğlu ve İl Emniyet Müdürü Hakan Duman ile Valilik’te düzenlenen “Asayiş ve Güvenlik Bilgilendirme Toplantısı”nda Tunceli’nin huzur kenti olması için güvenlik güçlerinin aralıksız çalıştığını söyledi.
Kentte 4 bin 390 jandarma ve bin 638 emniyet personelinin görev yaptığını ifade eden Tekbıyıkoğlu, şöyle konuştu:
“Tunceli genelinde 2023 yılının ilk 2 ayında tam 268 asayiş olayı cereyan etmiş ve 2024 yılının ilk 2 ayı içerisinde ise 210 asayiş olayı meydana gelmiş. Demek oluyor ki asayiş olaylarında yüzde 22’lik bir azalma şehrimizde mevcut. Doğal hayatı koruma faaliyetleri ilimiz için çok ama çok kıymetli ve bu konuda ayrı bir hassasiyetimiz var. Kaçak avcılığın önlenmesi ve alabalık popülasyonlarının korunması maksadıyla Keban Baraj Gölü kıyı bölgesi, Munzur Vadisi Milli Parkı ve Pülümür Vadisi’nde etkin çalışmalarımız devam etmektedir. Yine 2023-2024 av döneminde yapılan koruma ve kontrol faaliyetlerinde 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamında tam 107 kişiye 454 bin lira idari para cezası kestik. 1 milyon 605 bin 450 lira tutarında tazminat bedeli cezası olmak üzere toplam 2 milyon 59 bin 481 lirası ceza uygulandı.”
Tekbıyıkoğlu, il genelinde trafik güvenliğinin sağlanması amacıyla 20 trafik ekibi ile 84 personelin hizmet verdiğini aktardı.
Kadın Destek Uygulaması’nın önemine dikkati çeken Tekbıyıkoğlu, “2022 yılında 14 bin 221, 2023 yılında 17 bin 119, 2024 yılının henüz ilk iki ayında ise 14 bin 888 kadına eğitim verilmiştir. 2024 yılında 3 bin 379 erkeğe de ‘Kadına El Kalkamaz’ sloganıyla bilgilendirme faaliyeti icra edilmiştir.” dedi.
Teröristlerce kullanılan 13 mağara ve sığınak imha edildi
Tekbıyıkoğlu, uyuşturucuya karşı da mücadele ettiklerini anlatarak, şu bilgileri paylaştı:
“2023’ün ilk iki ayında 4 uyuşturucu operasyonu düzenlemiş, 8 şahıs yakalanmıştır. 2024 yılında ise aynı dönemde 24 uyuşturucu operasyonu düzenlenmiş, 37 şahıs yakalanarak ilgili makamlara teslim edilmiştir. Geçmişin kötü hatıralarını temizlemek ve huzur ortamının devamını sağlamak amacıyla kış aylarında da operasyonlarımız devam etti. 2024 yılının ilk iki aylık döneminde 13 mağara ve sığınak imha edildi. Üç makineli tüfek, G3 piyade tüfeği, 93 mühimmat, 37 tüp, 8 kilogram patlayıcı madde ve 3 el yapımı patlayıcı ile çeşitli yaşam malzemesi ele geçirilmiştir. Operasyonlarda 2024 yılı içerisinde 45 şahıs yakalanarak adli makamlara teslim edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucu bölücü terör örgütüne üye olduğu tespit edilen R.A. isimli şüpheli şahıs 5 Şubat 2024 tarihinde Antalya’nın Serik ilçesindeki ikametinden alınmıştır. Şüpheli şahıs çıkartıldığı Tunceli Sulh Ceza Mahkemesince ifadesinin alınmasına müteakip tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edilmiştir.”
“Tunceli’nin huzur ve sükun ortamı şu an itibariyle sağlanmıştır”
Bölücü terör örgütü faaliyetinin deşifre edilmesi amacıyla çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Tekbıyıkoğlu, şunları kaydetti:
“13 Şubat 2024 tarihinde eş zamanlı olarak Tunceli’de 10, Elazığ’da 1, İstanbul’da 3 şüpheli olmak üzere Şehit Savcı Murat Uzun Operasyonu icra edilmiş olup operasyon neticesinde 14 şüpheli adreslerinde gözaltına alınmış ve adli işlem tesis edilmiştir. Aldığımız istihbarat kayıtlarına göre ilimizde herhangi bir terörist unsur kalmamıştır. Tunceli’nin huzur ve sükun ortamı şu an itibariyle sağlanmıştır. Bizler bu mutlu ve huzurlu ortamın geriye düşürülmemesi için elimizden gelen gayreti sarf edeceğiz. Tunceli’nin kötü hatıralardan arınıp Anadolu’nun tam ortasında tam bir turizm şehri olması için emin adımlarla ilerleyeceğiz.”
]]>Yerlikaya, bir dizi programa katılmak üzere geldiği Konya’nın Akşehir ilçesinde, Tarihi Arasta Çarşısı’nda esnaf ziyaretinde kendisini bekleyen kalabalığa seslendi.
Memleketi Konya’da, Akşehir’den sonra Doğanhisar, Ilgın ve Kadınhanı ilçelerinde ziyarette bulunacağına değinen Yerlikaya, “Hemşehrilerimizle hem hasret gidereceğiz hem de Büyükşehir Belediye Başkanımız ve belediyelerimizdeki aday kardeşlerimizle bir araya geleceğiz. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi’ne sayılı günler kaldı. 14-28 Mayıs seçimlerinde Konya’mız nasıl büyük bir başarıya imza attıysa, Allah’ın izniyle 31 Mart akşamı da başta büyükşehir olmak üzere bütün ilçelerimizde gerçek belediyeciliğin ne olduğunu, şehirlerimizin belediyelerinde o mührü şehir eminlerine teslim etmenin ne demek olduğunu göstereceğiz.” dedi.
Hanelerin kapılarının gönül vuruşlarıyla tıklanmasını istedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 1994’te gerçek belediyeciliği İstanbul’da gösterdiğini vurgulayan Yerlikaya, “Bunu Türkiye’de ilk önce yakalayan belediye de hiç şüphesiz Konya belediyeciliği oldu. Konya’da gerçek belediyeciliğinin en güzel uygulamaları o günden bu yana Allah’ın izniyle yapılıyor. Uğur İbrahim Altay, Dünya Belediyeler Birliği Başkanı. Onunla, onur duyuyoruz. ‘Gez dünyayı, gör Konya’yı’ sözüyle büyüdük. Konya ve AK Parti belediyeciliğini gelin görün diye buradan sizlerin tabiriyle ‘çığıracağız’.” ifadesini kullandı.
Yerlikaya, gece gündüz demeden bilinen ya da bilinmeyen bütün hanelerin kapılarının gönül vuruşlarıyla tıklanmasını istedi.
Bir vatandaşın “İstanbul” diye seslenmesi üzerine Yerlikaya, “Tabi ki ora da muradına erecek Allah’ın izniyle. Hiç merak etmeyin.” diye konuştu.
“Terör örgütlerine göz açtırmıyoruz”
Daha sonra AK Parti Seçim koordinasyon merkezi önünde konuşan Yerlikaya, göreve geldiği günden bu tarafa ülkenin güvenliği ve huzuru için gece gündüz çalıştıklarına dikkati çekti.
Bakan Yerlikaya, “Türkiye’nin huzuru” diyerek yola çıktıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Gece gündüz demeden hain terör örgütü PKK başta olmak üzere tüm terör örgütlerine göz açtırmıyoruz. Bunların nefeslerini kesip etkisiz hale getirmekte kararlıyız. Başta PKK olmak üzere ne hallere düştüğünü biliyorsunuz. Terörü kaynağından, sınırımızın ötesinden Milli Savunma Bakanlığımız, içeride İçişleri Bakanlığı ama aynı zamanda Milli İstihbarat Teşkilatıyla beraber nokta atışıyla bunları tek tek etkisiz hale getiriyoruz. Yakaladığımızda, biz hukuk devletiyiz, götürüp adalete teslim ediyoruz. Organize suç örgütlerine, onların da nefeslerini kesmekte kararlıyız. Görüyorsunuz değil mi? Kafes ve Mahzen operasyonlarıyla bunları alıyoruz, götürüp adalete teslim ediyoruz. Suç işlemekte kibirlenenlerin şekil yapmalarına müsaade edemeyiz. Hiç kusura bakmasınlar.”
Düzensiz göçle mücadele vurgusu
Gençleri ve vatandaşları zehirlemeye cüret eden zehir tacirlerine de göz açtırmadıklarına işaret eden Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gece gündüz demeden, en büyüğünden en küçüğüne ayrım yapmaksızın bunların da karşılarındayız. Bunun yanında çok hassas olduğumuz bir konu da düzensiz göçle mücadele. Geldiğimiz günden beri düzensiz göçmen kaçakçılığı organizatörlerine de nefes aldırmıyoruz. Bunlarla ilgili sayıları her gün veriyorum. 2024’ün içinde göreceksiniz göçün kaynağında mücadelemizle hudut kartallarımızın duruşu ve İçişleri Bakanlığı ailesi olarak göz açtırmadan, sorunsuz, sıkıntısız yakalamamız, memleketlerine geri göndermekle ilgili kararlılığımızı Allah’ın izniyle devam ettireceğiz.”
Esnafı gezen Yerlikaya, çarşıdaki vatandaşlarla sohbet etti.
]]>Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, ocak ve şubat ayında il genelindeki jandarma, emniyet çalışmalarına ilişkin basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına İl Emniyet Müdürü Mehmet Hakan Fındık, İl Jandarma Komutanı Albay Ahmet Çetin ve Süleymanpaşa Sahil Güvenlik Komutanı Üsteğmen Rıdvan Ateş katıldı.
Tekirdağ Valisi Soytürk, ocak-şubat ayında icra edilen faaliyetlerle ilgili bilgilendirmesinde Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, “2024 yılının ocak ve şubat ayı ile ilgili birtakım bilgiler vermek istiyorum. Az önce de bahsettiğim gibi, sayın Bakanımızın çok üzerinde durduğu yakalaması olan suçlarla ilgili özel çalışmalar yaptık, bu 2 ay içerisinde kesinleşmiş hapis cezası olan 663 şahıs, ayrıca adli para cezası ile ifade almaya yönelik olarak bin 82 şahıs, toplamda bin 745 şahıs yakalanmıştır. Bunları nerede yakaladınız diyecek olursanız, bizim sabit arama noktalarımız var, şok uygulamalar yapıyoruz. Bu şok uygulama yaptığımız yerlerde 327 şahsı yakalamışız. Geri kalan bin 418 şahsı ise emniyet, jandarma, sahil güvenlikteki arkadaşlarımızın, ekiplerimizin yaptığı çalışmalar sonucunda yakalanmıştır. Bu aramalar sonucunda elde edilen 121 ruhsatsız tabanca, 41 ruhsatsız av tüfeği ve 67 kuru sıkı tabanca ele geçirilmiştir. TEM olaylarında, ilimiz genelinde terör konuları ile ilgili olarak 36 operasyon yapılmış, 20’si PKK terör örgütüne, 7’si FETÖ terör örgütüne, 7’si DHKPC terör örgütüne ve 2’si sol terör örgütüne olmak üzere toplam 36 operasyonda 36 şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır. KOM olaylarında 98 operasyon yapılmış 150 şüpheli yakalanmıştır. Organize suçlarla mücadele kapsamında toplam 8 olaya müdahale edilmiş, 26 şahıs yakalanmış; 7 tabanca, 2 adet tüfek, 354 adet tabanca mermisi ele geçirilmiştir. 13 bin litre kaçak içki, 1 milyon 220 bin adet makaron, 313 paket kaçak sigara ele geçirilmiş ve böylece yaklaşık 6 milyon TL vergi kaybı önlenmiştir. Narkotik olaylarla ilgili ilimiz genelinde 447 operasyon gerçekleştirilmiş, 452 şüpheli yakalanmıştır. 13 bin 536 gram uyuşturucu madde ile, 13 bin 921 adet uyuşturucu hap ve 113 kök Hint keneviri ele geçirilmiştir. Uyuşturucu ticaretinden elde edildiği düşünülen 219 bin liraya da el konulmuştur. Yine önem verdiğimiz konulardan bir tanesi göçmen kaçakçılığıdır. Jandarma komutanlığımız özellikle otobanda, özellikle kara yolları üzerinde olağanüstü bir gayret gösteriyor. Şehir içerisindeki yolları Emniyet Müdürlüğümüz şok uygulamalarla denetliyor. Bu denetlemeler sonucunda bu 2 ay içerisinde 65 operasyon gerçekleştirilmiş; 30 organizatör ve toplamda 354 göçmen yakalanmış, 4 organizatör ise tutuklanmıştır” dedi. – TEKİRDAĞ
]]>İZMİR’DE ACİL İNİŞ YAPAN UÇAK
Tuğamiral Aktürk’ün bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, İzmir’de acil iniş yapmak zorunda kalan helikopterin, periyodik ve uçuş öncesi bakımlarının eksiksiz yapıldığı belirtildi. Meydana gelen olayla ilgili görevlendirilen Hava Kuvvetleri Komutanlığı kaza kırım ekibi tarafından ön inceleme yapıldığını aktaran Aktürk, nihai teknik raporun tahkikat sonrası açıklanacağını söyledi.
“MSÜ’DE EĞİTİM İÇİN TÜRK VATANDAŞI OLMAK GEREKMEKTE”
Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) sınavına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların da girebildiğine dair iddialarla ilgili de konuşan Aktürk, “Milli Savunma Üniversitesi’nde eğitim alabilmek için mevzuatımıza göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak gerekmektedir. Herhangi bir somut bilgi belge olmadan bunları tartışmak yersizdir.” dedi.
TERÖRLE MÜCADELE: KARARLILIKLA DEVAM EDECEK
Bakan Yaşar Güler’in, “Önümüzdeki süreçte şuana dek sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakılmayacak. Alana mutlak hâkimiyet için operasyonlarımızda düşünce, planlama ve icrada süratli, sahanın gerektirdiği alışılmadık ve öngörülemez düzeyde özgün, terör örgütünün sezemeyeceği ve tepki veremeyeceği bir tempo ile terör örgütü üzerindeki baskı kesintisiz şekilde devam ettirilecektir” sözlerini hatırlatan Aktürk, “Amacımız bölgenin terörden arındırılması, hudut güvenliğinin sınır ötesinden sağlanması ve ülkemizin huzurunun muhafaza edilmesidir. Bu kapsamda Sn. Cumhurbaşkanımızın çizdiği çerçeve ve Sn. Bakanımızın ifade ettiği perspektifte mücadelemiz kararlı şekilde devam edecek.” dedi.
GAZZE’YE YARDIM
Aktürk,, Gazze için yola çıkan Hava Kuvvetleri’ne ait uçakların daha önce Mısır’a giderken son olarak Ürdün’e gitmesine ilişkin sorulara da “İhtiyaçlar ve talepler doğrultusunda hareket ediyoruz. Uygun yer ve zaman planlamasına göre yardımları ulaştırıyoruz” yanıtını verdi.
BAKAN GÜLER’İN IKBY BAŞKANI İLE GÖRÜŞMESİ
Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in IKBY Başkanı ve Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin de konuştu.
“Her iki görüşmede de terör örgütü ile ortak mücadele ve hudut güvenliği konuları ele alınmıştır.” diyen Aktürk, Irak ile terörle mücadele konusu başta olmak üzere halihazırda devam eden iş birliği faaliyetlerimiz bulunmaktadır. Bu görüşmelerin önümüzdeki dönemde terörle mücadelemize olumlu katkı sağlamasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
ABD’NİN YPG ELEBAŞIYLA GÖRÜŞMESİ
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM), Suriye’de PKK/YPG terör örgütü elebaşı ile görüşmesine de tepki gösteren Aktürk, “ABD’nin, DEAŞ’la mücadele bahanesiyle PKK/YPG/SDG terör örgütüne desteği devam etmektedir. Bir terör örgütüyle başka bir terör örgütü kullanılarak mücadele edilemez. Yani, terörle mücadele teröristlerle yapılmaz. Dost ve müttefik ülkelerden beklentimiz; PKK/YPG/SDG terör örgütüne yapılan yardım ve desteğin durdurulması ve terörle mücadelemize samimi destek verilmesidir.” dedi.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanlığı Meclis Toplantısı’na katıldı. İSO’nun Beyoğlu Odakule’deki binasında saat 15.00’te başlayan toplantıda konuşan Bakan Yerlikaya, terör, düzensiz göç ve organize suç örgütleri ile mücadele konularında önemli açıklamalarda bulundu.
“Şehirlerin huzuru olursa, ülkenin huzuru olur”
Bakan Yerlikaya, dünyadaki devletlerin içerisinde iç güvenliği en iyi yapabilen bir ülke olabilmek için iki önemli unsur olduğunu ifade etti. Yerlikaya, “Bir, suç işlenmesini önleyici duruşunu dirençli hale getirmek. İki, bir suç işlenmesini önleyememiş olduysak, en kısa süre içerisinde yakalayıp adalete teslim etmek. Bu noktada bizim devamlı dirençli olmamız lazım. Huzur ile ilgili iyi bir takım oyunu oynamamız lazım. Şehirlerin huzuru olursa, ülkenin huzuru olur diyoruz. İstanbul’un huzuru Türkiye’nin huzuru için olmazsa olmaz. İstanbul dünyanın 131 ülkesinden daha büyük, 15. büyük nüfusa sahip bir mega şehir. 16 milyona yakın nüfusumuz var. 1 milyon 90 bin olan yasal kalıcı olan yabancı var. Geçen yıl 17 buçuk milyon turist geldi. Biz böyle bir şehir içerisinde başta asayiş olmak üzere, bölücü hain terör örgütü ve diğer terör örgütü türlerinin her biriyle mücadele ediyoruz. Bir önceki aydan, bir önceki bir yıldan ve diğer yıllardan daha iyi rakamlara kavuşmak için İçişleri ailesi olarak İstanbul’da valilik, emniyet, jandarma, sahil güvenlik, MİT hep beraber, büyük bir uyum içerisinde, ben değil, biz diyerek bir takım ruhu ile çalışıyoruz” dedi.
“Sınırımızın altında teröristan ya da teröristan adacıkları kurdurmamaya kararlıyız”
Bakan Yerlikaya, terör örgütleri ile mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti. Yerlikaya, “PKK terör örgütüyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımız önderliğinde bir cümle; ‘Son terörist etkisiz hale getirilene kadar durmayacağız, azimle kararlılıkla çalışacağız’. Türkiye yüzyılında terörle anılan bir ülke olmamakta kararlıyız. Zaten 22 yıldan beri onun liderliğinde hain bölücü terör örgütü ile ilgili mücadelede gelinen nokta, nefesleri kesildi. Dosta güven, düşmanlara da kusura bakmasınlar, onları rahatsız etmekte kararlıyız. Sınırımızın altında teröristan ya da teröristan adacıkları kurdurmamaya kararlıyız. 17 bin 757 kırsal operasyon; büyük çaplı, orta çaplı, küçük çaplı. Polisimiz şehirde 3 bin 396. Toplam operasyonlarda 21 bin 782 terörist etkisiz hale getirildi. 60 ölü, sağ, yaralı teslim. 2016’da 2 bin 322 eylem olmuş, geçen yıl 88. Buradan buraya düşmüş. Duvara yazı yazmayı bile bir eylem olarak yazıyoruz. İstanbul’da 9 ayda 79 terörist etkisiz hale getirildi, 2 de eylem var. Şimdi, ‘Su uyur, fetövari örgütler, din istismarcıları uyumaz’ sözü Sayın Cumhurbaşkanımıza ait. Bir sözü daha var; ‘FETÖ bataklığını kuruttuk, şimdi sivrisineklerle uğraşıyoruz’ diyor. 4 bin 278 operasyon, gözaltı, tutuklu adli kontrol. Bir başka din istismarcısı terör örgütü var, dünyanın başına bela DEAŞ. Operasyonlarımız bunlar. Bütün terör örgütlerinde, sözde üst düzey 46 terörist bu zaman diliminde etkisiz hale getirildi. Demin saydığımız terör örgütleri para olursa varlar para olmazsa yoklar. Her şeyin başı, ortası, sonu para. Bunlara 178 operasyon yapılmış. 25 milyon 924 bin TL ele geçirildi. Bunların 15 milyonu DEAŞ, FETÖ 8 buçuk, PKK 2.2, sol da 95 bin. Türkiye genelinde engellenen terör eylemleri. 98 bombalı toplam 128 terör eylemi engellenmiştir. Bizim şehrimizde bir bombalı olmaz üzere 8 eylem engellendi. 3’ünü engelleyemedik. 1 Ekim İçişleri Bakanlı Emniyet Genel Müdürlüğüne saldırı girişimi. 28 Şubat Santa Maria Pazar ayini. İki teröristi 10 saat içinde aldık, adalete teslim ettik. 6 şubat Çağlayan Adliyesinde iki terörist etkisiz hale getirildi” diye konuştu.
“Türkiye’de bin 69 operasyon yapmışız. 9 ayda 384 organize suç çetesi çökertildi”
Organize suç örgütleri ile ilgili istatistik ve detayları paylaşan Yerlikaya, “Aziz milletimizin gücünden daha büyük bir güç tanımıyoruz. Göreve başladığım ilk gün hukuk devleti dedim. Gücümüzü hukuktan alıyoruz dedim. Bizim referansımız da her zaman için insan haklarıdır. Birileri var, hiç kimse bana hiçbir şey yapamaz diyor. Taptığı tek şey var, para. Nereden gelirse gelsin diyor. Hukuk tanımıyor, hak tanımıyor. Haram bilmiyor, helal bilmiyor. Kanun bunu düzenlemiş. ‘Biz bir hukuk devletiyiz. Organize suç örgütleri, git bunları yakala ve bana getir’ diyor. Ama bu öyle kolay değil. Cumhurbaşkanımız, ‘Nasıl inlerindeki terörist eşkıyaları bir bir etkisiz hale getiriyorsak şimdi de şehirlerimde şehir eşkıyası istemiyorum’ dedi. 81 valime şunu söyledim; Şehirde yerel, bölgesel, ulusal vs. insanların bildiği bir organize suç örgütünü eğer fiziki teknik takip, şemalandırmak, belgelendirmek adliyede birlikte bir takım ruhu ile hareket ediyoruz. Ki zamanı gelince tutuklama ve adli kontrol oranlarımız yüksek olsun. Türkiye’de bin 69 operasyon yapmışız. 9 ayı anlatıyorum. 384 organize suç çetesi çökertildi. Çökertilen tüm organize suç örgütleri; KOM 255’i, Narkotik 111’i, Siberde 18. toplamda bu. MASAK var ya MASAK, Mehmet Şimşek Bakanımız ile beraber uçuruyoruz orayı. Fenomenler falan nerede şimdi? Bizim hukuki helal kazançla kişinin çevrimiçi dünyada, sanal ortamda bunlara arzı endam etmesi, laf söylememiz mümkün mü? Yok. Fakat bazı meselelerle ilgili ekranda vatandaş bir şey gördüğü zaman bu kazançla ilgili benim şüphem var, ey devlet diyor. Biz de Mehmet Şimşek Bakanımız ile vatandaşımızın rahatsız olduğu ve ihbarda bulunduğu her türlü görüntü ile ilgili MASAK olarak gece gündüz demeden bakıyoruz. MASAK ile beraber şimdilik, 90 milyar TL’ik mal varlığına el konuldu. Paranın akış şeması doğru bir akış değil; hukuki olmayan bir akış. Ben buna el koyuyorum diyor yargı. Yargı diyor, biz değil” şeklinde konuştu.
Lüks araçların polis otosuna çevrilme sürecini anlattı
Lüks araçların polis otosuna çevrilme süreciyle ilgili Bakan Yerlikaya, bunun sembol bir hizmet olduğunu belirterek, “Bu organize 384 Türkiye geneli, 90 İstanbul. Bu 90 milyara yakın mal varlığına el konulunca mahkemeye gidip denildi ki, bu araçlar yedieminde kalacak orada, duracak. Uygun görürseniz bunu emniyetin envanterine tahsis edelim denildi. Değerlendirdiler, mahkeme bunu millet adına bu araçları veriyoruz dedi. Milletten kibirlenerek, korkutarak gayrimeşru, gayrikanuni bu parayı elde edip de araçlara binilirken, milletin kendi adına karar veren mahkeme ‘alırım anahtarını” dedi ve bunları Türk polisine verdi. Biz de bunu İstanbul’da Türk polisimizin devriye otosu yaptık. Öyle bir selfie yapılıyor ki, sadece Türkiye’de değil, dünyada ses getirdi. Arkadaşlarımız bu firmaların distribütörleriyle görüştü, onlar da ‘siz sadece yakıt parasını verin, diğerlerini biz üstleniyoruz’ dediler” dedi.
“Narvas” sistemini anlattı
Bakan Yerlikaya, zehir tacirlerinin ülke geleceğinin önündeki en büyük tehlike olduğunu ifade ederek, “Biz İstanbul’da tüm mahallelerde, bir anne çocuğunun bunların eline düşmesini isteyebilir mi? 9 aydır aldıklarımızın toplamı 109 ton, 37 milyon adet, 155 milyon kök. 270 bin gözaltı yapmışız. ‘Narvas’ diye bir yazılım kurduk. Narkotik Veri Analiz Sistemi. İstanbullulara çağrıda bulunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ‘Uyuşturucu ile mücadele bir seferberlik ruhuyla olması lazım’. İstanbullular gördüklerini bize söylerse biz bunları kayıt altına alıyoruz. Kötülerle, zehir tacirleriyle mücadeleyi daha iyi yapmak, gücüme güç katmak istiyorum. Kaybedecek vaktimiz yok. İstanbul’da 14 ton, 20 milyon adet, 4 bin ton uyuşturucu ele geçirildi” dedi.
“Her şeyin başı asayiş”
Şehirlerdeki asayiş olayları ile ilgili istatistikleri paylaşan Ali Yerlikaya, “Her şeyin başı asayiş diyoruz. Asayişle ilgili, kişilere karşı işlenen 10 önemli suçta 9 ayda yerimizde sayıyoruz. Her zaman fiyakalı rakamlar verecek değiliz. Ama mal varlığına karşı işlenen suçlar düşmüş. Her 10 olaydan 9,’unu aydınlatmış ve adalete teslim etmişiz. Evden hırsızlık 2023’te ocak, şubat iki ayda ve şimdiki iki ayda 38.6 düşmüş. Oto hırsızlığı 30. Otodan yapılan hırsızlıkta 53. Kapkaçta 43 düşmüş. İstanbul’da kişilere karşı işlenen suçlarda 6.2 daha iyiyiz. Her gün asayiş daire başkanlarımızdan hesap alıyorum. Türkiye genelinde hırsızlık ortalaması bir günde geçen sene 170’in biraz altındaydı, şu anda 101’e indirdik. Bir aydan beri 100 bandında. Bu rakamları düşürebilmek için bir şey söyledik; Mahkemelerin vermiş olduğu hapis yakalamaları var. Mahkeme hüküm vermiş, henüz cezaevine teslim yapılmamış hırsızları arıyoruz. Arkadaşlara, bunları yakalayın ki içeriye girene kadar hırsızlık yapmasınlar dedik” diye konuştu.
“74 bin 318 ruhsatsız silah yakalandı”
Türkiye genelinde 74 bin 318 ruhsatsız silah yakalandığını söyleyen Yerlikaya, “Şehirlerin sultanı İstanbul’da 9 aylık süre içerisinde trafik ve asayiş ekipleri olarak önce sahada görünmemiz lazım dedik. Personel ve araç sayısını artırmamız lazım dedik. Bunun dışında görmek lazım dedik. Kırsalda yerli milli ANKA vs. geldi. Şehir hayatında da bu teknolojik güç KGYS denilen teknoloji ile oluyor. Santa Maria Kilisesinde bir araç görüntüsü bulduk daha 10’uncu dakikada. MOBESE en son burada gördüm dedi. Cumhurbaşkanımızın ’24 saat içinde benim güvenlik birimlerim bunu çözer’ sözünü yerde koymadık” şeklinde konuştu.
“Personel sayımızı 50 binden 56 bine yükselttik”
Personel ihtiyacını gidermek için sayının yükseltildiğini belirten Yerlikaya, “İstanbul’da personel sayımızı 50 binden 56 bine yükselttik, 6 bin 994 polis verdik. Bin 778 araç verdik. Gündüz ekibimiz bu takviyeden önce 395 idi, 901 araç artırmışız. Gece 146 araç varmış, şimdi artırdık. Asayişte İstanbul’da takviye öncesi 14 bin 816, 3 bin 69. Gündüz bin 225, 2 bin 218. 50 bin 44’den 56 bin 391. Bu daha başlangıç, seneye de böyle yapacağız” dedi.
“İstanbul Emniyeti 2 buçuk sene içinde Hasdal’a gidiyor”
Yerlikaya, Vatan Yerleşkesinin ihtiyaca yanıt vermediğini söyleyerek, “İstanbul’un göbeği olan Hasdal’da 253 dönüm bir arazi. İstanbul’umuzun emrinde, gece gündüz ışığı sönmeyen bir emniyet müdürlüğü artık Cumhuriyetimizin ikinci asrında dünyanın en huzurlu şehri olma iddiası ve gayretiyle böyle modern bir binaya Emlak Konut ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla oturduk, 1.6 milyar da nakit avans verdik. Gerisini arsalarla helalleşeceğiz. 2 buçuk sene içerisinde tüm İstanbul’un emniyetini buraya gidiyor” ifadelerini kullandı.
“Polise yüz tanıma sistemli kamera”
Önümüzdeki seneye kadar güvenlik güçlerinin tamamına yüz tanıma sistemli kamera temin edileceğini ifade eden Yerlikaya, “2024 ve 2025’de bir şeyi tamamlamakta kararlıyız. Artık polisimiz ve jandarmamız, asayiş ve trafik ekiplerinde şanlı bayrağımızın rozeti durduğu gibi bir de kameramız olacak. Aselsan bunu fiyakalı bir şekilde, yerli ve milli bir şekilde yaptı. Yüz tanıma sistemli kamera yaptırıyoruz. Bu yıl yarısını alıyoruz. Bizim polisimizin dili tutumu, vatandaşımızın da dili tutumuna bir ölçü getirecek. Merkezdeki KGYS’den de anbean görebileceğiz. Tüm polislerde kamera sistemi olacak. Bizim yaptığımız kendi yazılımız, kendi üretimimiz” dedi.
“Yasadışı bahise odaklanıyoruz”
Yerlikaya konuşmasının devamında, “Biz neyi yakalıyorsak kaçakçılıkla, vergi dairesi ile oturuyoruz, bunun ne kadar vergi kaybına vesile olduğunu tespit ediyoruz. 2 buçuk milyar vergi kaybını KOM’daki arkadaşlarımız önlemiş oldu. Siber vatan dedik. Bunlar terörle iltisaklı. Dağlarda inleri var ise, inlerinin bir kısmı çevrimiçi dünyanın içinde. Bilişim, ödeme, yasadışı bahise odaklanıyoruz. Çevrimiçi çocuk istismarı ile ilgili yavrularımızı korumakla ilgili tavizsiz çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.
“9 ay boyunca göçle ilgili mücadelemizde 5 bin 881 operasyon yaptık”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya konuşmasının sonunda göç sorunu ile ilgili konuştu. Yerlikaya, “Göç, küresel bir sorun. Amerika’nın da Avrupa’nın da, dünyada bizim gibi göçe hedef olan güçlü ülkelerin her birinin bir sorunu. Bunu kabul ediyoruz. Dünyada 300 milyonun üzerinde yerinden yurdundan çıkıp başka bir ülkeye gitme sebebi neyse o sebep uluslararası alanda adaletin tesis edilememesinden bu ivmelenme neden devam ediyor. Bundan da biz çok güçlü bir şekilde sınanıyoruz. Düzensiz göçle 4 başlıkta mücadele ediyoruz. Kaynağında, hudutta, içeride bunları yakalamak ve geldikleri ülkelere geri göndermek. Kaynağında müthiş mücadele ediyoruz. 9 ay boyunca göçle ilgili mücadelemizde 5 bin 881 operasyon yaptık. 9 ayda 3 bin 413 kişi tutuklanmış göndermişiz. Meydan okumak bunların işi mi? Asıl meydan okumak bizim işimiz, devletin işi. 1 milyon 92 bin İstanbul’da düzensiz göçmen var. 62 bin 754 göçmeni geri gönderme merkezlerine ve ülkelerine göndermişiz. 19 Temmuz’dan bu yana 200 bin araç sorgulanmış, 57 bin düzensiz göçmen var. 255 bin yabancı ülkesine göçtü gitti. Büyükşehirlerde bu sene 6 aydan sonra hepsi İstanbul gibi olacak. İstanbul’da bunu başarıyorsak diğerlerinde başarmamamız mümkün değil. Dünyada hiçbir ülkenin yapmadığı bir deport sistemimiz var. 104 charter özel uçak seferiyle 20 bin 96 göçmeni sınır dışı etmişiz” diyerek konuşmasını tamamladı. – İSTANBUL
]]>Odakule’deki İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanlığı Meclis Toplantısında konuşan Yerlikaya, yurt içinde ve dışında ülke olarak terörle mücadeleye devam ettiklerini söyledi.
Yurt içinde İçişleri Bakanlığı olarak emniyet, jandarma ve istihbarat birimleriyle şehirde ve kırsalda operasyonlara imza attıklarını belirten Yerlikaya, Türkiye’nin gri listeden çıkması için gerekli çalışmaları yaptıklarına aktardı.
Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde koordine olduklarını belirterek, “Gri listeden çıkış ülke ekonomimiz için büyük önem taşıyor. Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek bu konu hakkında özel olarak çalışıyor. İçişleri Bakanlığı olarak biz de üzerimize düşeni yapıyoruz. Bu konuda büyük yol kat ettik. İnşallah ülkemizin haziran ayında gri listeden çıkmasını bekliyoruz.” diye konuştu.
“Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmayacağız”
Şehirlerin rekabetinin, devletlerin rekabetinden daha güçlü olduğu bir zamanda yaşandığını kaydeden Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“PKK ve benzeri terör örgütüyle ilgili bir Türkiye bir de İstanbul projeksiyonu yapıyoruz. Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmayacağız. Biz ‘Türkiye Yüzyılı’nda terörle anılan bir ülke olmamakta kararlıyız, inançlıyız’ diyoruz. Zaten 22 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bölücü terör örgütüyle ilgili mücadelede gelinen noktada nefesleri kesildi. İçişleri Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı, terör örgütünün sözde lideri olma cesaretini gösteren kim varsa hepsini izliyor.”
“FETÖ’ye yönelik 4 bin 278 operasyon yapıldı”
Yerlikaya, 1 Haziran 2023-29 Şubat 2024 tarihlerinde yapılan operasyonlara dikkati çekerek, PKK ve KCK terör örgütüne yönelik kırsalda 17 bin 757, şehirde 3 bin 396 operasyon yaptıklarını dile getirdi.
Göreve geldiği 9 ay boyunca toplam 21 bin 153 operasyonda 782 teröristin etkisiz hale getirildiğini hatırlatan Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İstanbul’da 278 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 79 terörist etkisiz hale getirildi. Türkiye genelinde FETÖ’ye yönelik 4 bin 278, DEAŞ’a yönelik 1255, sol terör örgütlerine yönelik ise 407 operasyon yapıldı. Türkiye’de terörizmin finansmanına yönelik 178 operasyon yapıldı. 25 milyon 924 bin lira ele geçirildi. Türkiye’de 94’ü bombalı eylem olmak üzere toplam 128 terör eylemi engellendi. İstanbul’da ise biri bombalı olmak üzere 8 terör eylemi engellendi. Türkiye genelinde organize suçlarla ilgili 1069 operasyon yapıldı ve 384 organize suç çetesi çökertildi. İstanbul’da ise organize suçlarla ilgili 112 operasyon yapıldı ve 90 suç çetesi çökertildi. “
“El konulan lüks araçları devriye aracı yaptık”
Bakan Yerlikaya, operasyonlar sonucunda el konulan lüks araçları İstanbul polisinin devriye aracı yaptıklarını belirterek, “Sembol olan meydanlara koyduk. Çocuklar gelip, fotoğraf çektiriyor. Dünyada çok ses getirdi bu proje. Bu lüks araçların distribütörleri ile görüştük, ‘Siz sadece benzin parasını verin biz diğer bütün masraflarını yükleniyoruz.’ dediler. ” ifadesini kullandı.
Türkiye’de Interpol operasyonlarında 262 kırmızı bülten olmak üzere 372 şahsın yakalandığını aktaran Yerlikaya, ülke genelinde uyuşturucu operasyonlarında 270 bin 224 kişinin gözaltına alındığını, 24 bin 302’sinin tutuklandığını ve 11 bin 28’inin adli kontrol şartıyla serbest kaldığını belirtti.
“Türkiye’de toplam 74 bin 318 ruhsatsız silah ele geçirildi”
İstanbul’daki uyuşturucu operasyonlarına dikkati çeken Yerlikaya, şu ifadelere yer verdi:
“49 bin 488 kişi gözaltına alındı, 4 bin 413 kişi tutuklandı ve 2 bin 243 kişi adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Asayişte ise her 10 olaydan 9’u aydınlatılıp, adalete teslim edildi. Türkiye’de toplam 74 bin 318 ruhsatsız silah ele geçirildi ve konuyla ilgili de 81 bin 795 kişi yakalandı. Bu silahlardan 53 bin 330’u tabanca, 5 bin 289’u av tüfeği, 1689’u uzun namlulu silah, 32’isi ise ağır silah. Türkiye genelinde kaçakçılıkla ilgili 23 bin 287 operasyon yapıldı. 32 bin 416 kişi gözaltına alındı, 522 kişi tutuklandı, 744 kişi adli kontrol şartı ile bırakıldı. Toplam, 2 milyar 517 milyon vergi kaybı önlendi. İstanbul’da ise 828 operasyon yapıldı. 1494 kişi gözaltına alındı, 49 kişi tutuklandı ve 83 kişi ise adli kontrol ile bırakıldı. Toplam 624 milyon vergi kaybı önlendi.”
“Göçmen kaçakçılığıyla ilgili 5 bin 881 operasyon yapıldı”
Bakan Yerlikaya, Türkiye genelinde 32 bin 951 sosyal medya hesabı üzerinden çalışma yapıldığını, İstanbul’da ise bu rakamın 18 bin 32 olduğunu söyledi.
Göç konusunda da çalışmalara devam ettiklerini aktaran Yerlikaya, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Ülkemizde 4 milyon 517 bin 647 yabancı var. Ülke genelinde göçmen kaçakçılığı ile ilgili 5 bin 881 operasyon yapıldı. İstanbul’daki yabancı sayısı ise 1 milyon 92 bin 697. Göçmen kaçakçılığıyla ilgili 499 operasyon yapıldı. Bugün itibariyle, 30 büyükşehrimizde 162 mobil göç noktası var. Bu zamana kadar bu merkezlerde 299 bin 796 kişi sorgulandı, 62 bin 754 düzensiz göçmen tespit edildi. İstanbul’da ise 103 nokta bulunuyor, buralarda 197 bin 555 kişi sorgulandı ve 57 bin 745 düzensiz göçmenin tespiti yapıldı. 104 charter sefer ile 20 bin 96 düzensiz göçmen sınır dışı edildi.”
]]>Vali Su, Valilikte düzenlenen basın toplantısında, beraberinde İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya ve İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Selçuk Yıldırım ile 1 Ocak 2023 ile 29 Şubat 2024 tarihleri arasında kentte terör, asayiş, güvenlik, uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı ve siber suçlara yönelik gerçekleştirilen çalışmalarla ilgili bilgi paylaştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ve bakanların koordinesinde kamu ve özel sektör olmak üzere ilde her sektörde çok önemli yatırım, çalışma ve hizmetlerin gerçekleştirildiğini belirten Su, ilin huzur ve güvenliği için de önemli çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Su, vatandaşların huzur ve güvenliği için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini ifade ederek, ilin huzuru ve güvenliği için bir taraftan önleyici kolluk hizmetleri yürüttüklerini, diğer taraftan da suçluların yakalanması ve olayların aydınlatılmasına yönelik savcıların talimatları doğrultusunda güvenlik kuvvetlerinin çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.
19 terör eylemi engellendi
İlde terör örgütlerine yönelik çok önemli çalışmalar yapıldığını belirten Su, şunları söyledi:
“Önleyici kolluk hizmetleri önemli. Bu konuda da yoğun bir çaba gerçekleştirdik. 19 terör eylemi yapılmadan engellenmiştir. Terör örgütlerine yönelik kırsalda 13 bin 349, merkezlerde 512 operasyon gerçekleştirdik. Bu operasyonlarda, 44 terörist etkisiz hale getirildi, 1937 şahıs gözaltına alındı, bunlardan 222’si tutuklandı, 372’si hakkında da adli kontrol kararı verildi. Güvenlik kuvvetleri terörizmin finansmanına yönelik de 2 önemli operasyon gerçekleştirdi ve 34 şüpheli gözaltına alındı. Bu şüphelilerden 9’u tutuklandı.”
Vali Su, organize suç örgütlerine yönelik de ciddi çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getirerek, bu kapsamda düzenlenen 111 operasyonda 313 şüphelinin gözaltına alındığını, bu şüphelilerden 102’sinin tutuklandığını, 86’sı hakkında da adli kontrol kararı verildiğini aktardı.
Uyuşturucuyla mücadele
Diyarbakır’da uyuşturucuyla ilgili hem önleyici tedbirler hem de bu işle iştigal edenlerin yakalanmasına yönelik emniyet ve jandarmanın çok önemli çalışmalar yaptığını aktaran Su, şunları kaydetti:
“İlimizde uyuşturucu madde imal edenlere, ticaretini yapanlara, kullananlara, bunlara yardım edenlere yönelik 7 bin 689 operasyon gerçekleştirdik. Şüpheli 8 bin 451 şahsı yakaladık, bunlardan 1271’i tutuklandı, 253’ü hakkında da adli kontrol kararı verildi. 58 ton 748 kilo 562 gram esrar, 103 milyon 19 bin 31 kök skunk ve kenevir bitkisi ele geçirdik. 5 kilo 412 gram eroin, 3 kilo 865 gram kokain, 90 kilo 299 gram metafetamin, 141 bin 308 ecstasy sentetik ecza gibi maddeleri ele geçirdik. Bunların imhasını gerçekleştirdik.”
Kentte asayiş olayları ve mala karşı işlenen suçlar azaldı
Su, 2023’ün ilk iki ayı ile 2024’ün ilk iki ayını karşılaştırdıklarında kişilere karşı işlenen asayiş suçlarında yüzde 1,5’luk, mal varlığına karşı işlenen suçlarda da yüzde 30 azalma olduğunu tespit ettiklerini belirtti.
Göçmen kaçakçılığıyla ilgili yürütülen çalışmalara ilişkin de bilgi veren Su, organizatör ve düzensiz göçmenlere yönelik 27 operasyonun yapıldığını söyledi.
Operasyonlarda 78 şüphelinin gözaltına alındığını, bunlardan 45’nin tutuklandığını, 16’sı hakkında da adli kontrol kararı verildiğini ifade eden Su, 1714 düzensiz göçmenin yakalandığını, bunların geri gönderme merkezlerine sevki ve sınır dışı edilme işlemlerinin yapıldığını belirtti.
Siber suçlara yönelik mücadeleye de değinen Su, “Siber suçlarla ilgili 51 operasyon gerçekleştirdik. Şüpheli 239 kişi gözaltına alındı, bunlardan 155’i tutuklandı, 37’si hakkında da adli kontrol kararı verildi.” dedi.
Vali Su, vatandaşların huzuru ve güvenliği için aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
]]>Bakan Tunç, Burdur’un Bucak ilçesinde, AK Parti Bucak Belediye Başkan adayı Emrullah Ünal ile esnaf ziyaretinde bulundu.
AK Parti Bucak Seçim Bürosunda partililerle bir araya gelen Tunç, burada yaptığı konuşmada, Burdur ve Bucak’ın her zaman Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na en büyük desteği veren yerlerden olduğunu söyledi.
Bakan Tunç, Türkiye’de gerçek belediyeciliği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başlattığını, CHP yönetiminde suları akmayan, çöpleri toplanmayan, yolları çukur olan İstanbul’u 5 yılda yaşanabilir hale getirdiğini hatırlattı.
Tunç, İstanbul’daki gerçek belediyecilik başarısının AK Parti’nin kurulmasını ve Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkenin başına geçmesini sağladığını vurgulayarak, “Gerçek belediyecilik, AK Parti’nin iktidara gelmesiyle beraber, Türkiye genelinde, bütün Anadolu’nun il ve ilçelerinde, beldelerinde eser ve hizmet siyasetine dönüştü. 22 yıldan bu yana da milletimize, hem yerelde hem genelde hizmet etmenin şerefini Cenabıallah bahşetti. Biz de milletimizin güvenine layık olabilmek için gecemizi gündüzümüze katmaya devam ediyoruz.” dedi.
“Özgürlüklerin önünü alabildiğince açtık”
Tunç, 22 yıldan bu yana toplum olarak “güçlü olalım” diye çalıştıklarını, istikrarlı kalkınma hamleleriyle bütün vilayetleri eserlerle donattıklarını vurguladı.
Enerjide bağımsız, savunma sanayinde daha güçlü olmak, terörle daha güçlü mücadele etmek ve dışa karşı daha güçlü olmak için çalıştıklarını vurgulayan Tunç, şöyle konuştu:
“Enerjide bağımsız olmak için doğal gazıyla petrolüyle ve diğer enerji kaynaklarıyla yoğun bir çaba gösterdik. Yine göstermeye devam ediyoruz. Dünya projeleriyle ülkemizi tanıştırdık. AK Parti’den önce temel hak ve özgürlükler kısıtlanıyordu. Üniversitelerde çocuklarımızın kılık kıyafeti sorun ediliyordu. Derslerden, sınavlardan atılıyordu. Okul birincileri, kürsülerden indiriliyordu. Öyle günleri yaşadık. Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı o günlerden bugünlere geldik. ve özgürlüklerin önünü alabildiğince açtık. Demokrasimizin standardını yükselttik. Hep ne yaptık? Milletimizle beraber o milli iradenin düşmanlarına, vesayetçi ve darbeci anlayışa karşı hep mücadele ederek bugünlere geldik. 22 yıldan bu yana ülkemizi geliştirmek için kalkındırmak, büyütmek için çalışırken her türlü engellerle de karşılaştık.”
“Terörün her türlüsünün kökünü kazıyıncaya kadar bu mücadelemiz devam edecek”
Tunç, Gezi olayları, 17-25 Aralık emniyet, yargı darbesi ve 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkenin seçilmiş hükümetini devirip, demokrasiye darbe vurulmaya çalışıldığını anımsatarak, milletin şanlı direnişi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü duruşuyla tüm bu zorlukları aşmayı başararak bugünlere geldiklerini söyledi.
Bundan sonra da yine milletle yürümeye devam edeceklerini belirten Tunç, milletin refahını, alım gücünü arttırmak için çalışacaklarını vurguladı.
Türkiye’nin güneyinde bir terör devleti kurulması çabalarına karşı yaptıkları mücadelede şehitler de verdiklerini aktaran Tunç, “Terörün her türlüsünün kökünü kazıyıncaya kadar bu mücadelemiz devam edecek. Çocuklarımızın ve gençlerimizin huzurlu bir geleceğe kavuşması için çalışacağız.” dedi.
Bakan Tunç, Anayasa’nın tamamen demokratik sivil bir hale kavuşması için yeni bir mücadele verdiklerini dile getirerek, bu dönemde parlamentoda uzlaşma sağlanırsa, millete yakışır, demokratik, şirin, katılımcı bir anayasaya kavuşulacağını kaydetti.
]]>Vali Kızılkaya başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, ilin genel durumu ve son bir ayda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verildi. Terörle mücadele, asayiş operasyonları ve gümrük kaçağıyla mücadele konularında yapılan çalışmalar paylaşıldı. Vali Kızılkaya, valiliğin resmi sosyal medya hesabından canlı yayınlanan toplantıda, ilin genel durumu ve son bir ayda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Vali Kızılkaya, halkın huzurunu kaçıran başta terör örgütleri olmak üzere, suç örgütlerine, zehir tacirlerine nefes aldırmayacaklarını belirterek, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek mahalli idareler genel seçimlerinde vatandaşların huzur ve güven içinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye maruz kalmadan kendi özgür iradesiyle oy kullanmalarının tesisi için her türlü güvenlik tedbirini aldıklarını aktardı.
Seçimlerin kente yakışır bir olgunlukta, huzur ve güven ikliminde geçmesini dileyen Kızılkaya, “Şubat ayı içerisinde terörle mücadele şube müdürlüğü ekiplerince 13 operasyon gerçekleştirilmiş, el yapımı patlayıcı düzeneği, antitank roket mühimmatına tuzaklanmış şekilde bulunarak imha edilmiştir. Sosyal medyada terör örgütü propagandası yaptığı tespit edilen 5 kişi yakalanmış, yurt dışında bulunduğu tespit edilen 1 şahıs hakkında aranıyor kaydı çıkarılmıştır. PKK/KCK ve FETÖ terör örgütlerine üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından aranan 4 kişi yakalanmış, 1 kişi tutuklanmış, 1 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Narkotik suçlarla mücadele şube müdürlüklerince yapılan çalışmalarda 7 kilo 417 gram esrar ile bir miktar metamfetamin, kenevir tohumu, 22 uyuşturucu nitelikte hap ve 17 uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi, 35 şüpheli hakkında işlem yapıldı” dedi.
Asayiş operasyonlarına ilişkin çalışmalara da değinen Kızılkaya, 33 kişi hakkında adli işlem yapıldığını belirtti. Vali Kızılkaya, “Gümrük kaçağı 8 bin 975 paket sigara, 14 bin dolu makaron, 34 cep telefonu, kopya düzeneği olarak kullanılan ses ve görüntü kayıt cihazı, 5 ruhsatsız tabanca ve şarjörü, Kalaşnikof tüfek, 130 Kalaşnikof fişeği, 50 tabanca fişeği, 2 dedektör, 6 kazı malzemesi ele geçirilmiştir. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik operasyonlarda yıl içerisinde yakalanan 217 şüphelinin 69’u tutuklandı. Geçmiş yıllarda meydana gelen faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yılın ilk 2 ayında yapılan çalışmalarda 16 faili meçhul olay aydınlatılmıştır. Siber suçlarla mücadele şube müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda da terör örgütü propagandası yapan 111 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Yasa dışı 367 sitenin kapatılma işlemi yapıldı. Meydana gelen 42 siber olayından 31’i aydınlatıldı. Ülkeye yasa dışı yollarla giren 1 organizatör 21 göçmen yakalandı” ifadelerini kullandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 1-29 Şubat’ta il merkezi ve ilçelerde gerçekleşen 239 olayın 168’inin aydınlatıldığını aktaran Kızılkaya, 5 hırsızlık olayına ilişkin 7 şüphelinin yakalandığını bildirdi.
Aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda 142 kişinin yakalandığını, 54 kişinin tutuklandığını aktaran Vali Kızılkaya, 33 bin 360 aracın denetlendiğini, 12 sürücü belgesinin geri alındığını, 57 aracın trafikten men edildiğini, trafik kurallarını ihlal eden bin 408 sürücüye ceza uygulandığını belirtti.
Toplantıya, 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Gaffar Gören, Siirt Cumhuriyet Başsavcısı Tuğan Sarıca, Vali Yardımcısı Abdulhamit Mutlu, İl Emniyet Müdürü Necmettin Öztürk, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Emrullah Büyük, kaymakamlar ve güvenlik birimlerinin yetkilileri katıldı. – SİİRT
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Vali Kemal Kızılkaya başkanlığında Siirt Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi’nde güvenlik ve asayiş toplantısı gerçekleştirildi.
Kızılkaya, Valiliğin resmi sosyal medya hesabından canlı yayınlanan toplantıda, ilin genel durumu ve son bir ayda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Kızılkaya, halkın huzurunu kaçıran başta terör örgütleri olmak üzere, suç örgütlerine, zehir tacirlerine nefes aldırmayacaklarını belirterek, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde vatandaşların huzur ve güven içinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye maruz kalmadan kendi özgür iradesiyle oy kullanmalarının tesisi için her türlü güvenlik tedbirini aldıklarını aktardı.
Seçimlerin kente yakışır bir olgunlukta, huzur ve güven ikliminde geçmesini dileyen Kızılkaya, şunları kaydetti:
“Şubat ayı içerisinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 13 operasyon gerçekleştirilmiş, el yapımı patlayıcı düzeneği, antitank roket mühimmatına tuzaklanmış şekilde bulunarak imha edilmiştir. Sosyal medyada terör örgütü propagandası yaptığı tespit edilen 5 kişi yakalanmış, yurt dışında bulunduğu tespit edilen 1 şahıs hakkında aranıyor kaydı çıkarılmıştır. PKK/KCK ve FETÖ terör örgütlerine üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından aranan 4 kişi yakalanmış, 1 kişi tutuklanmış, 1 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince yapılan çalışmalarda 7 kilo 417 gram esrar ile bir miktar metamfetamin, kenevir tohumu, 22 uyuşturucu nitelikte hap ve 17 uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi, 35 şüpheli hakkında işlem yapıldı.”
Asayiş operasyonlarına ilişkin çalışmalara da değinen Kızılkaya, 33 kişi hakkında adli işlem yapıldığını belirtti.
Kızılkaya, “Gümrük kaçağı 8 bin 975 paket sigara, 14 bin dolu makaron, 34 cep telefonu, kopya düzeneği olarak kullanılan ses ve görüntü kayıt cihazı, 5 ruhsatsız tabanca ve şarjörü, kaleşnikof tüfek, 130 kaleşnikof fişeği, 50 tabanca fişeği, 2 dedektör, 6 kazı malzemesi ele geçirilmiştir. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik operasyonlarda yıl içerisinde yakalanan 217 şüphelinin 69’u tutuklandı. Geçmiş yıllarda meydana gelen faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yılın ilk 2 ayında yapılan çalışmalarda 16 faili meçhul olay aydınlatılmıştır. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda da terör örgütü propagandası yapan 111 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Yasa dışı 367 sitenin kapatılma işlemi yapıldı. Meydana gelen 42 siber olayından 31’i aydınlatıldı. Ülkeye yasa dışı yollarla giren 1 organizatör 21 göçmen yakalandı.” ifadelerini kullandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 1-29 Şubat’ta il merkezi ve ilçelerde gerçekleşen 239 olayın 168’inin aydınlatıldığını aktaran Kızılkaya, 5 hırsızlık olayına ilişkin 7 şüphelinin yakalandığını bildirdi.
Kızılkaya, aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda 142 kişinin yakalandığını, 54 kişinin tutuklandığını aktaran Kızılkaya, 33 bin 360 aracın denetlendiğini, 12 sürücü belgesinin geri alındığını, 57 aracın trafikten men edildiğini, trafik kurallarını ihlal eden 1408 sürücüye ceza uygulandığını belirtti.
Toplantıya, 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Gaffar Gören, Siirt Cumhuriyet Başsavcısı Tuğan Sarıca, Vali Yardımcısı Abdulhamit Mutlu, İl Emniyet Müdürü Necmettin Öztürk, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Emrullah Büyük, kaymakamlar ve güvenlik birimlerinin yetkilileri katıldı.
]]>İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma özel harekat ve jandarma komando timleri, ilçeye 24 kilometre uzaklıktaki Belbuka Üs Bölgesi’nde zorlu arazi ve ağır kış şartlarına rağmen terörle mücadelesini sürdürüyor.
Derin vadiler, sarp dağlar ve karla kaplı arazilerde daha önce PKK’lı teröristlerin kış üslenme alanı olarak kullandığı bölgeyi terörden arındıran jandarma komandolar, insansız hava araçları, ASELSAN tarafından üretilen termal kameralar gibi teknolojik imkanları da kullanarak sorumluluk sahasını kontrol altında tutuyor.
Kar kalınlığının yer yer üç metreyi bulduğu ve hava sıcaklığının sıfırın altında 25 dereceye kadar düştüğü bölgede kar motorları ve paletli araçlarla devriye atan jandarma timleri, bugüne kadar yaptığı operasyonlarla, teröristlerin sözde karargah, depo, barınak ve sığınak olarak kullandığı Karataş Çukurları’ndaki yaşam alanlarını imha etti, çok sayıda silah ve yaşam malzemesi ele geçirdi.
“Hain terör örgütüne ağır darbe vuruluyor”
İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürü Jandarma Yarbay Ümit Tuaç, AA muhabirine, bölgede tüm hava şartlarında terörle mücadelenin “ara, bul, yok et” stratejisiyle devam ettiğini söyledi.
Bölgede icra edilen operasyonlarda geçen yıl 6 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirten Tuaç, teröristlere ait çok sayıda silah, mühimmat, yaşam malzemesi ve örgütsel dokümanın ele geçirildiğini ifade etti.
Jandarma komando timlerinin teknolojiden azami ölçüde faydalandığını, milli silahları etkin şekilde kullandığını dile getiren Tuaç, “Operasyonlarla kullanılan milli üretim silah, malzeme ve araçlarla sınır ötesinde olduğu gibi sınır içinde de hain terör örgütüne ağır darbe vuruluyor. Terör sorununu yüce Türk milletinin gündeminden çıkarmak maksadıyla jandarma özel harekat ve komando birliklerimizle terörü kaynağında yok etmek için operasyonlara inançlı ve kararlı bir şekilde devam edilecek. Üs bölgesi, kahraman jandarma komando timleri ile teknolojiden azami ölçüde faydalanarak ASELSAN tarafından üretilen silah sistemleri, radar, termal kameralar gibi cihazlar kullanılarak yaz, kış kontrol altında tutulmakta.” diye konuştu.
Üs bölgesine 6 kilometre mesafede yer alan ve başarılı operasyonlarla terörden temizlenen Karataş Çukurları bölgesinde geçici üs bölgesinin kurulduğunu hatırlatan Tuaç, şunları kaydetti:
“Üs bölgeleri marifetiyle bölgede tam anlamıyla alan hakimiyeti sağlanarak hem terörist faaliyetleri engelleniyor hem de bölgede petrol arama ve işletme faaliyetlerini sürdüren şirketin etkin ve güvenli bir şekilde çalışması sağlanarak Gabar Dağı örneğinde olduğu gibi ülke ekonomisine katkı sunulması hedefleniyor. 2023’te 3 büyük, 14 orta çaplı ve 3 bin 190 küçük olmak üzere 6 bin 979 timin katılımıyla 3 bin 207 operasyon başarıyla icra edildi. Van’da 2023’te icra edilen operasyonlarda 26 piyade tüfeği, 4 keskin nişancı tüfeği, 1 makineli tüfek, 2 tabanca, 42 el bombası, 11 telsiz, 13 dürbün, 571 tüp, 33 roketatar mühimmatı, 6 anti personel mayını ve 4 anti tank mayını ele geçirildi. Van İl Jandarma Komutanlığı, terörle mücadele öncelikli olarak üzere emniyet, asayiş ve kamu düzeninin devamlılığını sağlama konusunda istihbarata dayalı ve teknolojik cihazlardan azami düzeyde istifade ederek ilgili makamlarla koordineli şekilde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarılı olma azim ve kararlılığındadır.”
]]>Destici, Sivas’ta Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde proje tanıtım programında yaptığı konuşmada, partisinin Sivas belediye başkan adayı Adem Uzun’a destek istedi.
BBP’nin kurucu genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun yanında 14 yaşından beri yer aldığını aktaran Destici, Sivas’ın BBP için önemli bir il olduğunu söyledi.
Destici, Cumhur İttifakı’nın ruhuna uygun olarak bazı bölgelerde seçime tek başlarına girdiklerini ifade etti.
“Kalbinde zerre kadar iman olanın Filistin ve Gazze davası olur”
Ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Destici, İsrail’in Gazze’de insanlık suçu işlediğini belirtti.
İsrail’in Gazze’de 30 bin masum insanı öldürdüğünü vurgulayan Destici, ” Türkiye’de bir siyasi parti genel başkanı İsrail ile ilgili tek kelime etmiyor. Siyonist katillerle ilgili soykırımcılarla ilgili tek kelime etmiyor ama diyor ki ‘Hamas terör örgütüdür.’ İsrail’e şirin gözükmeye çalışıyor. Hamas, Filistin’in Gazze bölgesinin siyasi partisi, oranın yönetimini elinde bulunduran parti.” şeklinde konuştu.
“Başıboş saldırgan köpek bırakmayacağız”
Yerel seçimlerde kazandıkları tüm il, ilçe ve beldelerde önceliklerinin sahipsiz köpek sorununu çözmek olduğunu aktaran Destici, şunları kaydetti:
“Türkiye genelinde baktığınız zaman son yıllarda milletin en önemli dertlerinden biri sokak köpekleri oldu. Köpek saldırıları sonucu çocuk, kadın ve yaşlı insanların ölümleri oluyor. Bize yetki verilen her ilde, her ilçe ve beldede seçimi kazandıktan 1 ay sonra sokaklarda başıboş saldırgan köpek bırakmayacağız. Bunları imkan varsa hayvan barınaklarına alacağız, kısırlaştıracağız ama imkan olmadığı yerde de elbette uyutacağız. Önceliğimiz insan olacak.” ifadelerini kullandı.
“Kayyum uygulaması devam etmelidir”
Her partinin diğer partililerle görüşebileceğine dikkati çeken Destici, şöyle devam etti:
“İstisnamız ve kırmızı çizgimiz, terör örgütlerinin siyasi partileriyle iş yapılamaz. Eğer yapılırsa millete, devlete, vatana ve şehitlerimize ihanet olur. ‘Kent uzlaşısı’ adı altında seçim işbirliği yapıyorlar. DEM Parti, bir önceki adı HDP, ondan önceki adı BDP, ondan önceki adı HADEP, ondan önceki adı DEHAP böyle gidiyor. Bukalemun gibi sürekli isim değiştiriyorlar. İstanbul’da bir ilçeyi onların istediği yani terör örgütünün ve onun siyasi temsilcisinin istediği partinin adayını gösteriyorsunuz. Kazandığı zaman oraya geçecek. İstanbul’da metropolde düşünün, PKK’nın partisinin büyük bir ilçe belediyesi olacak. Elbette devlet gereğini yapacak. Şimdi birileri diyor ya ‘kayyum uygulamasına son verilecek.’ Niye son verilsin kardeşim. Eğer seçilen belediye başkanı terörle arasına mesafe koymazsa, teröristleri belediyeye doldurursa, belediyenin imkanlarını terör örgütü ve uzantıları için kullanırsa elbette kayyum atanır ve kayyum uygulaması devam etmelidir.
Yine son günlerde yeni çözüm sürecinden bahsediliyor. Şehit liderimizin Muhsin Başkanımızın terörle mücadeleyle ilgili sözlerinden cevap vermek istiyorum. Şehit liderimizin dediği gibi terörü ve teröristi yok etmek istiyorsanız onun tüm unsurlarına karşı topyekün mücadele edeceksiniz. Sadece dağda, ovada, sınır içinde, sınır dışında teröristlere karşı askerin, polisin yaptığı mücadele yetmez. Şehirde de biz mücadele edeceğiz, arkasında sermaye olanlarla da mücadele edeceğiz. Mecliste olanlarla da mücadele edeceğiz. Mecliste terör örgütünün partisi ve sözde milletvekillerinin olmasına da müsaade etmeyeceğiz.
Devlete baş kaldıranın başını koparırsınız. Şimdi Atatürkçü olduğunu, Atatürk’ün partisinin genel başkanı olduğunu söyleyenler şimdi bunlarla işbirliği yapıyorlar. İsyancılarla, devlete baş kaldırmış olanlarla işbirliği yapıyorlar. Atatürk olsaydı, 40 yıldır devlete savaş açmış terör örgütü siyasi partiyle iş yapar mıydı? Onlarla seçim işbirliği, ortaklık yapar mıydı? Atatürk devlete baş kaldırana ne yapmış, sen ne yapıyorsun? Terörle, teröristle arana mesafe koy, işbirliğini bitir.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Adalet ve Hukukun Üstünlüğü Uluslararası Enstitüsü İcra Sekreteri Steven Hill’in yaptığı panele, Somali Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Ali Ömer Muhammed, Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Kasım Araci ile Güvenlik ve Araştırma Genel Müdürü Büyükelçi Fatma Ceren Yazgan konuşmacı olarak katıldı.
Muhammed, ülkesinin terörizmden ciddi anlamda yara aldığını ve terörle mücadele etmeye devam ettiklerini söyledi.
Somali’de 1990’da hükümetin düştüğünü ve 16 yıl boyunca yerel yönetimlerin söz sahibi olduğunu hatırlatan Muhammed, 11 Eylül 2001 sonrası terörle mücadele yöntemlerinin uygun olmayan bir adımla yapıldığını aktardı.
Muhammed, terör örgütleriyle mücadelede için diplomasinin gerekli olduğunu vurgulayarak, “Somali’de biz diplomasiyi farklı şekilde uygulamaya başladık. Öncelikle partnerlerimize ulaştık ve farklı platformlarda yakın müttefiklerimizi bir araya getirdik. Kaynakları ve siyasi imkanları bir araya getirdik. Örneğin; 5 üyesi olan bir kurulumuz var; Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere ve ABD. Bunların arasında bizlere siyasi destek sağlıyorlar aynı zamanda da güvenlik desteği sağlıyorlar. İkinci olarak komşularımıza ulaştık.” diye konuştu.
“Kapsamlı şekilde terörle nasıl mücadele edebiliriz?” sorusuna yönelik konuşan Muhammed, diplomasiden faydalanmak gerektiğini, terör örgütlerinin bir inancı, bir ideolojiyi kendilerine bir sebep olarak görebildiklerini anlattı.
“Bu kesinlikle çok önemliydi çünkü güvenlik gücümüzü artırdı”
Muhammed, ekonomik fırsatlar yaratmak için de diplomasiye ihtiyaç olduğuna işaret ederek, diplomasinin çok boyutlu ve katmanlı olduğuna dikkati çekti.
Bakan Vekili Muhammed, Türkiye ile Somali arasında son olarak imzalanan “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması”na ilişkin soruya yönelik, şunları kaydetti:
“Bu kesinlikle çok önemliydi çünkü güvenlik gücümüzü artırdı. Savunma kuvvetlerimizin eğitilmesi vesairesi konusunda zaten Türkiye’den uzun yıllardır savunma alanında destek alıyorduk. Ama bu çok daha iyi, bizim elimizi çok da güçlendiren bir gelişme oldu.
Deniz güvenliğimizi 1970-80’lerde test etmeye çalıştık ama 1990’lardaki hükümet sorunları sebebiyle denizlerimizin güvenliğini kaybettik.
Arkasından yaşanan sorunlarla yani korsanlığa kadar her türlü yasa dışı aktivite yaşandı. Bu anlaşma özellikle Somali’nin deniz güvenliğini tesis etmeye yönelik. Somali’nin ekonomik kalkınma potansiyeli aslında denizlerinde, petrol olsun, balıkçılık su ürünleri olsun, burada ciddi bir potansiyel var ve anlaşma her şeyden önce deniz güvenliğini sağlamaya yönelik.”
Terörle mücadelede bilgi paylaşımı gerçekten çok çok önemli”
Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Araci, ülkesinin terörle etkin şekilde mücadele ettiğini vurgulayarak, terör sonrası toplumu rehabilite etme aşamasına geçtiklerini, Irak topraklarını terörden kurtardıktan sonra ailelerin normal hayata geçmesi için entegrasyon ve rehabilitasyon süreci yürüttüklerini anlattı.
Kayıplara tazminat verildiğini, işsiz ailelere iş sağlanmaya başladıklarını ve ortaya çıkan zararların hukuki anlamda giderilmesi bağlamında davalar yürütüldüğünü aktaran Araci, terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye’de işgal ettiği bölgede bulunan vatandaşlarına yönelik ise şunları kaydetti:
“1924 Iraklı ailenin yeniden kazanımını sağlamıştır ve 5 binden fazla vatandaş (Suriye’deki) bu kamplardan kurtarılarak tekrardan Irak’a getirilmiştir ve orada rehabilite edilerek topluma kazandırılmaya çalışılmıştır. Hol Kampı içerisinde halen belli sayıda insanlar var ancak güvenlikleri de temin edildikten sonra bu insanların gönüllü şekilde dönüşünü sağlamaya çalışıyoruz. Önümüzdeki süre içerisinde entegrasyon programını da daha aktif şekilde hayata geçireceğiz.”
Araci, diplomasiyi bölgesel anlamda kullandıklarını dile getirerek, bölgede sıkıntıların büyük bir bölümünün giderildiğini aktardı.
Terörle mücadele sürecinde önemli deneyimler elde ettiklerini belirten Araci, teröre karşı çok net stratejinin olması gerektiğini söyledi.
Terörle mücadelede, ülkeler ve uluslararası arenada diplomatik işbirliklerine ihtiyaç olduğunu aktaran Araci, “Terörle mücadelede sınır aşan terörizm konusunda güvenlik ve istihbarat bağlamında bilgi paylaşımı gerçekten çok çok önemli.” dedi.
“Tehdidin kendisi de çok hızlı ve çok örgütlü bir şekilde ortaya çıkıyor”
Güvenlik ve Araştırma Genel Müdürü Büyükelçi Yazgan da “Diplomasi, ne söylemediğimiz ile de ilgilidir.” diyerek, diplomasi ve güvenlik konularının kesişiminde samimi olmakla sessiz olmak arasında ince bir çizgi olduğunu belirtti.
Yazgan, “Tehdidin kendisi de çok hızlı ve çok örgütlü bir şekilde ortaya çıkıyor. Bugün yetmişli yıllarda da olduğu gibi terörizm hala gayrimeşru ve gayriyasal bir uluslararası ilişkiler aracı olarak kalmaya devam ediyor. O yüzden zarar görüyoruz, yara alıyoruz. Devletin vatandaşlarını koruma yükümlülüğü var ve kendi yargı bölgesindeki herkesi koruma görevi var. Bu bizim egemenlik hakkımızın da bir gereksinimi.” değerlendirmesinde bulundu.
Yazgan, terörizmin büyük güçlerin siyaseti tarafından suistimal edilmesinin neticesi olduğuna vurgu yaptı.
“Terörizm yalnızca bir yan ürün değil aynı zamanda da yanlış politikaların doğrudan sonucu.” diyen Yazgan, bunun uluslararası anlamda yanlış yönetilen politikaların sonucu olduğunu ifade etti.
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 25 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar 193’ü Irak’ın, 290’ı Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere etkisiz hale getirilen terörist sayısı 483 olmuştur” ifadelerini kullandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadelesine tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edeceğine vurgu yapan Tuğamiral Aktürk, diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı’nın FETÖ ile mücadelesinin de yeni bilgi, belge ve veriler ışığında kararlılıkla sürdüğünü hatırlattı.
“Bahar Kalkanı Harekatı’nın 4’üncü yıl dönümünde aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz”
Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi ve Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Tuğamiral Aktürk, “Hudutlarımızın güvenliğini sağlayan, yeni bir göçü önleyerek büyük bir insanlık dramının yaşanmasını engelleyen Bahar Kalkanı Harekatı’nın 4’üncü yıl dönümünde aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kahraman gazilerimize sağlıklı ve mutlu ömürler diliyoruz” diye konuştu.
“Hudutlarımızda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 101 şahıs yakalanmıştır”
Tuğamiral Aktürk, konuşmasına şöyle devam etti:
“Hudutlarımızda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 101 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 4’ü terör örgütü mensubudur. 2 bin 384 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 448’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 30 bin 15 olmuştur.”
Dost ve kardeş ülkelerle olan tarihi ve kültürel bağlara dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi korumanın yanı sıra milli meselemiz olan Kıbrıs, ‘iki devlet, tek millet’ anlayışı ile bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan, tarihi ve kültürel bağlarımız olan Balkanlar, dostluk ve kardeşlik ilişkilerimiz bulunan Libya ve Somali başta olmak üzere birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir” şeklinde konuştu.
KFOR Birliği 1 Mart’ta göreve başlayacak
Aktürk, ayrıca NATO Kosova Gücü (KFOR) ihtiyat birliği rotasyon planlaması çerçevesinde bir komando taburunun 28 Şubat’ta Kosova’ya intikal ettiğini belirterek, “İtalya’dan görevi devralacak birliğimiz, 1 Mart-1 Haziran tarihleri arasında görev yapacaktır” açıklamasında bulunu.
“ABD tarafından gönderilen ‘Taslak Teklif ve Kabul Mektupları’ Bakanlığımıza ulaşmıştır”
40 adet yeni F-16 Blok-70 alımı ve 79 adet F-16’nın modernizasyonuna ilişkin de açıklamalarda bulunan Tuğamiral Aktürk, “Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda 40 adet yeni F-16 Blok-70’in tedariki, mevcut 79 adet F-16’nın ise modernize edilmesi ile bunlara ait mühimmat, malzeme ve teçhizatı içeren talebimize ilişkin ABD tarafından gönderilen ‘Taslak Teklif ve Kabul Mektupları’ Bakanlığımıza ulaşmıştır. İlgili birimlerimiz gerekli inceleme ve değerlendirmelere başlamıştır” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>F-16 ALIM SÜRECİ
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, ABD’den F-16 Blok-70 Viper savaş uçağı tedarik sürecine ilişkin şunları söyledi:
“Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda, 40 adet yeni F-16 Blok-70’in tedariki, mevcut 79 adet F-16’nın ise modernize edilmesi ile bunlara ait mühimmat, malzeme ve teçhizatı içeren talebimize ilişkin ABD tarafından gönderilen ‘Taslak Teklif ve Kabul Mektupları’ Bakanlığımıza ulaşmıştır. İlgili birimlerimiz gerekli inceleme ve değerlendirmelere başlamıştır.”
1 OCAK’TAN İTİBAREN 483 TERÖRİST ETKİSİZ
Aktürk, terör örgütlerine karşı yürütülen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 25 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının ise 193’ü Irak’ın kuzeyi, 290’ı Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 483’e ulaştığını söyledi.
Halihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarda zorlu iklim ve arazi şartlarında görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadelesine tek bir terörist kalmayıncaya kadar devam edeceğini vurgulayan Aktürk, FETÖ ile mücadelenin de yeni bilgi, belge ve veriler ışığında kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.
Aktürk ayrıca Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara da devam edildiğini bildirdi.
30 BİN KİŞİNİN YASA DIŞI GEÇMESİ ENGELLENDİ
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 4’ü terör örgütü mensubu 101 kişinin yakalandığını, 2 bin 384 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini bildirdi.
Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1448’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 30 bin 15 olmuştur.” dedi.
Tuğamiral Aktürk ayrıca, milli mesele olan Kıbrıs, “iki devlet, tek millet” anlayışı ile beraber olunan Azerbaycan, tarihi ve kültürel bağlar olan Balkanlar ile dostluk ve kardeşlik ilişkileri bulunan Libya ve Somali başta olmak üzere birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmaya devam edildiğini de söyledi.
İsrail saldırılarını sürdürdüğü müddetçe, bölgesel ve küresel barışa yönelik tehditlerin de arttığına vurgu yapan Aktürk, hem bölgesel hem de uluslararası istikrar için, Gazze’de koşulsuz ve kalıcı ateşkes ilan edilmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
MALAMAN DENİZ MAYINI ENVANTERE GİRİYOR
Aktürk, TÜBİTAK kaynaklı başlatılan ve Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri A.Ş. ana yükleniciliğinde devam eden MALAMAN mayınının tam ölçekli patlatma provasının geçen hafta içerisinde başarıyla gerçekleştirildiğini, “MALAMAN Deniz Mayını”nın Deniz Kuvvetleri envanterine girmesiyle bu konudaki dışa bağımlılığın da sona ereceğini söyledi.
Bakanlığa bağlı ASFAT ana yükleniciliğinde yürütülen Açık Deniz Karakol Gemileri Projesi’nin ilk gemisi “TCG AKHİSAR”ın denize inişi sonrası, önemli bir aşama olan havuzlama sürecinin 23 Şubat’ta tamamlandığını da aktaran Aktürk, Strong Bosses tarafından düzenlenen “İnovasyon ve Başarı Ödülleri” yarışmasında ödüle layık görülen İstanbul Tersanesi Komutanlığını ve personelini kutladı.
]]>Türkiye, terör sorununu tarihe gömmekte kararlı…
Sınır ötesinde ve Suriye topraklarındaki operasyon bölgelerinde PKK’lı teröristlere ağır darbeler indiriliyor.
Bu süreçte uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanan Türkiye, bölgede ayrıca diplomasi trafiği yürütüyor.
Özellikle PKK’lı teröristlerin yuvalandığı Irak’ın kuzeyi için sık sık girişimlerde bulunarak terörle ortak mücadelenin zemini genişletiliyor.
Kahramanmaraş’ta temaslarda bulundu
Şehit aileleriyle iftarda buluşmak üzere Kahramanmaraş’a gelen Yaşar Güler, ilk olarak Vali Mükerrem Ünlüer’i ziyaret etti.
Güler, daha sonra Vali Ünlüer, milletvekilleri ve Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör ile birlikte uzun çarşı esnafını ziyaret etti.
“Bu örgütü de bu sene halledeceğiz”
Güler, daha sonra çarşıdaki AK Parti Gençlik Kolları’nın bulunduğu yere geçip, burada gençlerle sohbet etti.
Onların sorularını da yanıtlayan Güler, TUSAŞ’ın Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde açmış olduğu tesisi hatırlattı.
Güler, bir gencin, “Terör bitecek mi?” sorusu üzerine de şunları söyledi:
Bu terör bir bela başımızda ama dünyadaki en pahalı arazide yaşıyoruz. Bunun bir bedeli olacak. İşte böyle bir bedel ödüyoruz. Bir taraftan en güzel işte 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz, aynı anda 4 mevsimi yaşayabiliyorsun. Anlatabiliyor muyum? Her şeyi vermiş Allah, her türlü maden var ve böyle sizler gibi insan kaynağımız var. Tabii ki bu herkesi rahatsız ediyor. Artı, işte ülkemizin son yıllardaki, özellikle son 20 yıldaki hızlı gelişimi, hızlı büyümemiz, bunlar herkesi rahatsız ediyor çevremizde. İnşallah bu örgütü de bu sene halledeceğiz.
“Enerji, tarım, hayvancılıkla ilgili birer komisyon kurulacak”
Güler, 14 Mart’ta Irak Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Bağdat’ta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın katılımıyla gerçekleştirilen güvenlik zirvesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Güler, zirvenin çok olumlu geçtiğini belirterek şöyle konuştu:
Bu PKK terör örgütüyle 40 yıldır mücadele ediyoruz. Fakat 40 yıldır bu Irak yönetimi maalesef bu heriflere ne bir terör örgütü diyebildiler ne işte bunu yasaklayabildiler. Kendi ülkelerinde böyle bir örgüt yaşıyor ve hiç rahatsızlık duymuyorlar. Ama bundan önce aralık ayında bir görüşme yapmıştık Ankara’da. O görüşmede de tabii bu konunun üzerinde çok aşırı şekilde duruldu ve bu Irak’a son antep escort Bağdat gezisine gittiğimizde de Irak yönetimi terör olduğunu ilk defa kabul etti ve bunu da deklare etti. Tabii bu bizim için sevindirici bir şey. İnşallah bundan sonra onlarla ortak çalışmalarımız olacak, ortak bir harekat merkezi kuracağız. Erbil yönetiminin buna bakışı çok olumlu. Ama asıl bu çalışmalar, sadece terör örgütünün yasaklanması değildi. Orada 5-6 tane daha enerji, tarım, hayvancılık, su işleri dahil bunlarla ilgili her birinde yeni birer komisyon kurulacak ve bu karşılıklı çalışmalarla bu konuların hepsinde gelişmeler elde etmek için çalışmaları sürdüreceğiz. Bunların tabii Basra Körfezi’nden başlayıp Türkiye üzerinden geçip Avrupa’ya gidecek olan ‘Kalkınma yolu’ diye bir proje var. Duydunuz tabii hepiniz, mutlaka bilin bunu. Çünkü Türkiye’mizin gelecekteki en önemli işi bu.
Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Gaziosmanpaşa’da Bartınlılar Derneği’nin yeni binasının açılışına katıldı. Açılışta konuşan Bakan Tunç, “Derneğimizin yeni yerinin hayırlı uğurlu olmasını Cenabı-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Önümüzde bir seçim var, sandığa gideceğiz. Gaziosmanpaşa için İstanbul için Türkiye için en doğru kararı vereceğiz inşallah. Hemşehrilerimiz özellikle 94’de temelleri atılan gerçek belediyeciliğin İstanbul’da yeniden başlaması için bir karar verecekler. Ülkemizin gelişmesi, kalkınması için 22 yıldan bu yana cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir mücadele veriyoruz. 94’te Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaşanılamaz hale getirdiği İstanbul’un nasıl 4-5 yıl içerisinde yaşanabilir hale getirildiğini o dönemde İstanbul’da yaşayanlar olarak sizler ve ben de o dönemde İstanbul’daydım, çok iyi hatırlıyoruz. Suları akmayan bir İstanbul vardı. Havası solunamayan bir İstanbul vardı. Çöpleri toplanamayan bir İstanbul vardı. Cumhurbaşkanımız o dönem yaşanılamaz denilen İstanbul’u 4-5 yılda yaşanabilir hale getirdi” diye konuştu.
Bakan Tunç, “22 yıldan bu yana hep önce insan dedik. İnsanımızı güçlendirmemiz lazım dedik. Çocuğuyla, kadınıyla, ailesiyle insan güçlü olacak ki aile güçlü olsun, toplum güçlü olsun dedik. Eğitime önem verdik. En fazla payı çocuklarımızın eğitimi için bütçede onlara ayırdık. Sağlığa önem verdik. Pandemi sürecinde İtalya’daki, Yunanistan’daki, Avrupa ülkelerindeki o sıkıntıları hep beraber gördük. Türkiye sağlam sağlık alt yapısıyla o süreçleri başarıyla geçirdi. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete varıncaya kadar her alanda insanı güçlendirmek için çalıştık. Hep adalet dedik, hukukun üstünlüğü dedik. Bundan sonra da böyle demeye devam edeceğiz inşallah. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle memleketimizi geliştirmenin gayreti içerisinde olduk. Dünya projelerini hayata geçirdik. Savunma sanayiinde yüzde 80 yerlilik oranını yakaladığımız için terörle mücadelede başarılı olduk. Güneyimizde terör devleti kurdurmak isteyen küresel güçlere müsaade etmedik, kuramazsınız dedik, kurdurtmayız dedik. Savunma sanayiindeki yüzde 80 yerlilik oranını yakalayamasaydık bu başarıyı sağlayabilir miydik? Sağlayamazdık” ifadelerini kullandı.
“Gerçek belediyecilik, üretken belediyecilik”
“Terörün her türlüsünden ülkemizi kurtararak çocuklarımızın daha huzurlu bir geleceğe kavuşmasının mücadelesini veriyoruz” diyen Bakan Tunç, “Libya ile mutabakat yaparken, askerimizi oraya gönderirken muhalefet ne dedi? ‘Ne işimiz var Libya’da’ dedi. Biz Libya’ya boşuna mı gittik. Doğu Akdeniz’deki petrol yatakları, doğalgaz kaynakları gelecekte keşfedildiğinde çocuklarımızın kaynağı onlar. O mavi vatanımızdan bir damla suyu peşkeş çektirtmeyiz dedik ve çektirtmedik. Rusya- Ukrayna savaşı çıktığında muhalefet bir tarafı tutalım dedi. Olmaz dedik, hakkaniyetli ve dengeli politikamızı yürüteceğiz ve millet olarak bundan zarar görmememiz lazım dedik. Terörün her türlüsünden ülkemizi kurtararak çocuklarımızın daha huzurlu bir geleceğe kavuşmasının mücadelesini veriyoruz. 31 Mart’ta milletimizin vereceği karar doğrultusunda inşallah hükümetle uyumlu belediye başkanlarımız yerelde gerçek belediyeciliği uygulayarak inşallah herkese eşit, adil hizmeti götürmeye devam edecekler. Gerçek belediyecilik, üretken belediyecilik. Gerçek belediyecilik katılımcı, ulaşılabilir belediyecilik. İstanbul için yeniden İstanbul, sadece İstanbul dediğimiz bir belediyecilik” dedi.
Yerel yönetimlerde istikrarın şart olduğuna vurgu yapan Bakan Tunç, “5 yıllık dönem maalesef İstanbul’da bir algı belediyeciliğinden öte geçemedi. Geçmişte devam eden projeleri sanki kendi projesiymiş gibi sosyal medyada paylaşarak zaman geçirdi. İstanbul’da kar yağdı yollar tıkandı. Kendisi balıkçıda büyükelçi ile keyif çattı. Sonrasında Elazığ’da deprem oldu, Erzurum’daki kayak keyfini yarıda bırakmadı. İstanbul’da sel oldu, Bodrum’da tatilini bir saatliğine kesebildi, sonra tekrar koşarak gitti. Sonuna kadar beklesen ne olur. Ben tatili çok seviyorum diyebildi. Muhalefetin durumunu görüyorsunuz. Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkardıkları kişiyi sonrasında kendi partilerine genel başkan olmaya bile layık görmediler. 8-9 tane yardımcı vardı. Ne oldu bu yardımcılar? Şimdi hepsi birbirine düştü. Demek ki bunlar bir iktidara gelmiş olsalardı, iktidarda bunların hali ne olacaktı. Paylaşabilecekler miydi acaba. Muhalefeti paylaşamadı bunlar. O nedenle yerel yönetimlerde de istikrar şart, uyum şart. Her belediyeye hükümetten nüfusa göre pay verilir, bütçe verilir ama o bütçeyi doğru kullanmak önemlidir. Gaziosmanpaşa’da doğru kullanmaya devam edeceğiz” dedi. – İSTANBUL
]]>Konuşmasında muhalefete ağır sözlerle yüklenen Erdoğan, aldığı resmi rakamları da paylaşarak “Şu anda meydana bakıyorum. Resmi rakamı istedim. Resmi rakam şu anda meydanda elhamdülillah 60 bin kişi var. Zaten Sakarya’ya da bu yakışır. Bizim Sakarya ile aramızdaki muhabbeti ancak gönül gözüyle bakanlar görebilir” dedi.
Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları;
“Bizim Sakarya ile aramızdaki muhabbeti ancak gönül gözüyle bakanlar görebilir. Gönül coğrafyamızın her rengini bağrında yaşatan Sakarya’ya sizlerle hasret gidermeye geldim. Sakarya geleceğe güvenle bakmamızın da teminatıdır. Milli Mücadele’de olduğu gibi 15 Temmuz’da da ayakta durarak hainlere geçit vermeyen bu şehir, Türkiye Yüzyılı’nın da parlayan yıldızıdır. Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yolunu ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine, Sakarya istikametini hiç bozmadı.
“TEK PARTİ DÖNEMİNDEN BERİ BÖYLELER”
Ülkenin ikinci büyük partisi, işi gücü bırakmış kendi içinde saç saça baş başa kavga ediyor. Dün Türkiye’yi yönetecek Cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardıkları Genel Başkanlarını çiğneyip gezdiler. Cumhurbaşkanı Yardımcısı diye dolaştırdıklarının ne olacakları belli değil. Kongredeki şaibeleri aday belirlemedeki kavgalar izledi. Kıyamet kopsa, millet feveran etse umurlarında değil. Kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Tek parti döneminden beri böyleydiler. Milletimizden 31 Mart’ta sandıkta desteği, siyasi rant paylaşımı değil, bu vizyonu hayata geçirmek için talep ediyoruz.

“BU TOPRAKLARI HAİNLERE, TERÖRİSTLERE TESLİM ETMEDİK”
Sakarya Türkiye’nin, Türkiye bulunduğu coğrafyanın kalbidir. Boğazları, İstanbul’u, Anadolu’yu almak için çok kanlı savaşlar yapıldı. Anadolu aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devletler kuruldu, yıkılıp gitti. Türk milleti olarak biz de Malazgirt’ten beri bu toprakları müdafaa için mücadele ediyor, can veriyoruz.

Bir asır önce Çanakkale’de ve Milli Mücadele’de yüzbinlerce vatan evladını feda ederek, bu toprakları kurtardık. Son 40 yıldır, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize kast eden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürütüyoruz. Askeriyle, polisiyle, kamu görevlisiyle, korucusuyla, yaşlısı, genciyle onbinlerce insanı katlederek bizden kopardı. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı; işgalcilere, hainlere, teröristlere teslim etmedik. Artık içeride terör örgütleri kalmadı. Son olarak, güneyimizde teröristan kurmak istediler. Operasyonlarımızla bu senaryoyu yırtıp attık. İHA’larla, SİHA’larla, Akıncılarla bunları yok ettik. Bunları o mağaralarda yok ettik.
“BİZİ KORUYABİLECEK TEK ŞEY BİLEĞİMİZ”
Şimdi en son olarak ortaya Kaanımızı çıkardık. Son teröristi etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Türkiye ve Türk milleti olarak bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşamak istiyorsak yapacağımız belli. Güçlü ordu ve güçlü savunma sanayine sahip olacağız. Denizde, havada, karada sahip olacağız. Türkiye için her alanda güçlü olmak mecburiyettir. Bizi düşmanlarımıza karşı ne uluslararası hukuk ne mensubu olduğumuz ittifaklar koruyabilir ne BM koruyabilir. Bizi koruyabilecek tek şey bileğimizdir, kendi gücümüzdür.

Bosna’da 30 yıl önce yaşananları hatırlıyoruz. Boşnak kardeşlerimiz soykırıma uğradı. Batılı devletlerin kılı dahi kıpırdamadı. Irak’ta 2 milyon kişi katledildi. Azerbaycan’da Karabağ yıllarca işgal altında kaldı. Hocalı başta olmak üzere pek çok katliam yapıldı. Suriye’de 1 milyon insan öldürüldü, 12 milyon insan göçe zorlandı. Kimse adım atmadı. Gazze’de 30 bin masum Filistinli şehit edildi. Ne batılı ne BMGK, İsrail vahşetini engelleyecek bir çaba göstermedi. BMGK, İsrail’e acil ateşkes çağrısı bile yapamıyor. Batılı güçler işgalci İsrail ordusuna her türlü silah desteğini vermeyi sürdürüyor. Yarın bizim başımıza da bir felaket gelse, karşılaşacağımız manzara bundan farklı olmayacaktır.
SAVUNMA SANAYİNE YAPILAN YATIRIMLAR
Suriye’den ülkemize yönelik DEAŞ ve PKK tehditleri yoğunlaştığında, müttefik dediğimiz ülkeler hava savunma sistemleri söküp götürdüler. Bugün dünyanın en büyük üreticileri arasında olduğumuz tabanca dahi almamıza engel oldular. Sonra biz yapar olduk, şimdi bizden istiyorlar. Kaan’a, Akıncı’ya, Anadolu’ya, Anka’ya, fırtına obüslerine, Altay tankına, füze sistemlerine sahip olmak bizim için beka meselesidir. Dünyada 5’inci nesil savaş uçağı yapabilen 4 ülke gururunu yaşayamayanlar ülke ve millet sevgisini sorgulasın.
“5,5 MİLYAR DOLAR İHRACAT YAPTIK”
Son 21 yılda savunma sektörüne yaptığımız yatırımların karşılığını hem güvenliğimizle hem ihracatla almaya başladık. Kendimizle beraber dost ve kardeş ülkelerin ihtiyaçlarını karşılar hale geldik. Geçtiğimiz yıl 5,5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladı.
SAKARYA’YA YAPILAN YATIRIMLAR
Türkiye bugün bölgesel ve küresel güç hedefine sahipse, gerisinde 21 yıldır ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetler var. Ülkemizin her şehri, her karış toprağı bu yatırımlardan istifade etmiştir. Sakarya’da 183 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. Biz hükümet olduktan sonra Sakarya’da yerel yönetimi bizlere verdiğiniz zaman, hem yerel yönetim hem hükümet olarak, Sakarya her türlü hizmeti görecek demektir.”
]]>Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51. maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakkı uyarınca, güvenliğini tehdit eden terör örgütü DEAŞ başta olmak üzere Suriye’nin kuzeyinde mevcut teröristleri etkisiz hale getirmek ve sınır güvenliğini sağlamak için başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında Bab ilçe merkezinin terörden temizlenmesinin üzerinden 7 yıl geçti.
24 Ağustos 2016’da başlayan harekatın 6. ayında DEAŞ’tan kurtarılan Bab ilçe merkezinde, Türkiye’nin desteğiyle terörün izleri silindi.
Harekatın tamamlanmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Suriye Milli Ordusu (SMO) birlikleri, bölgenin güvenliğini sağlamaya ve terör nedeniyle yerinden edilen sivillerin geri dönmesi için gerekli koşulları oluşturmaya odaklandı.
Eğitim, sağlık, altyapı ve hizmet alanlarında yürütülen projeler sayesinde ilçe merkezi ve çevresindeki yerleşimlerde nüfus yaklaşık 400 bini buldu.
DEAŞ’tan kurtarılarak güvenli hale getirilen bölgelerde yaşayanların eğitim hakkından faydalanmalarına büyük önem veren Türkiye, ilçe merkezinde onarılan ve yeniden inşa edilen toplam 154 okulun eğitime kazandırılmasında büyük rol oynadı.
Halihazırda ilçe merkezi ile kırsalda 150 bin aşkın öğrenci eğitim görüyor.
Sağlık hizmetlerine öncelik verildi
Teröristlerden arındırılan bölgelerde hayatın normalleştirilmesi, insani ve teknik yardım kapsamında ihtiyaç duyulan sağlık hizmetlerinin sunulması ve Suriye’den Türkiye’ye hasta sevkini asgariye indirmek amacıyla Türkiye Sağlık Bakanlığı faaliyetler yürütüyor.
Bu kapsamda çok sayıda sağlık kuruluşu bölge halkının hizmetine kazandırıldı.
Sağlık Bakanlığının katkılarıyla ilçe merkezinde kurulan Bab Hastanesi, Suriye’nin kuzeyindeki en önemli sağlık üslerinden biri haline geldi.
Türkiye Diyanet Vakfı da hayırseverlerin desteğiyle ilçede çok sayıda camiyi restore etti.
Yerel meclisin destekleriyle ilçede elektrik şebeklerindeki hasarların giderilmesiyle evlere ve iş yerlerine ücretli elektrik verilmeye başlandı.
Bölge halkı, Tel Rıfat ve Münbiç ilçelerinde işgalini sürdüren PKK/YPG’li teröristlerin, kurtarılmış bölgelerdeki huzur ve güven ortamını bozmaya yönelik saldırılarının son bulmasını istiyor.
“Bab’a geri dönmek bir hayaldi”
Bablı Ammar Nasır, AA muhabirine, 2014’te DEAŞ’ın Bab ilçesini ele geçirmesiyle doğduğu şehri terk etmek zorunda kaldığını söyledi.
DEAŞ’lı teröristler yüzünden İdlib’e geçtiğini ifade eden Nasır, “DEAŞ kardeşimi alıkoydu, daha sonra ondan haber alamadık. O vakit ailemi çıkarmak zorunda kalmıştım. Bab’a geri dönmek bir hayaldi.” diye konuştu.
Nasır, SMO ile TSK’nın Fırat Kalkanı Harekatı sayesinde Bab’a geri döndüğündü ifade ederek “Bab’a girdiğimizde bir hayalet şehri andırıyordu. İlçenin tekrar ayağa kalkacağını hiç ümit edemezdik. Şükürler olsun Bablılar ve bütün Suriyelilerin çalışmaları sayesinde tekrar ayağa kalktı.” diye konuştu.
Bab ilçesinin Suriye’nin kuzeyindeki en iyi şehirlerden biri olduğunu belirten Nasır, tarım sektörüne yatırım yapılması halinde ilçenin bu alanda örnek olacağını söyledi.
“El ele ilçenin görünümü değişti”
Esed rejiminin saldırılarından kaçarak 7 yıl önce Bab ilçesine yerleştiğini anlatan Humuslu Celal Tellavi, ilçenin DEAŞ’tan temizlenmesinin 10. gününde Bab’a geldiklerini söyledi.
Tellavi, “Yerel meclise bağlı müdürlükler inşa edildi. İlçenin yüzde 70-80’i onarıldı. El ele ilçenin görünümü değişti. Humuslular yerel halkla hızlı entegre oldu.” ifadelerini kullandı.
Humuslu Tellavi, “Bab 7 yıl içinde yavaş yavaş şu anki görünümüne kavuştu. İlçenin çok şeye ihtiyacı var. Daha iyi bir yarın için hayallerimiz var ve bunun için çalışmaya devam ediyoruz.” dedi.
“Vatandaşa ucuz maliyetle kaliteli hizmet sunmaya çalışıyoruz”
Bab Yerel Meclis Başkanı Heysem Şihabi, ilçede yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Şihabi, yerel meclisin halka temel hizmetler sunuma konusunda önemli rol oynadığının altını çizerek, şöyle devam etti:
“Yerel meclisin sunduğu hizmet ve projeler sayesinde kentte hayat normalde döndü. Enkaz kaldırıldı. Sokaklar temizlendi. İlçemize elektrik ulaştı. Kamu binalarını ve yolları onardık. Zorlu şartlarda altyapıyı yeniledik. Sağlık alanında da önemli yatırımlar oldu. Kentimize büyük hastane açıldı. Zarar görmüş okulların tadilatının yanı sıra yenileri açıldı. Su sıkıntısını imkanlar dahlinde çözmeye çalışıyoruz.”
Nüfus kayıtları konusunda da bilgi veren Şihabi, şimdiye kadar yaklaşık 200 bin kişinin yerel kimlik kartı sahibi olduğunu aktardı.
Yerel Meclise bağlı sosyal hizmetler müdürlüğünün tespit ettiği ihtiyaç sahibi ailelere yardım sağlandığını söyleyen Şihabi, “Merkezde 19 bin 800, kırsalda 1800 ve çadır kamplar bölgesinde 3 bin 200 olmak üzere toplam 24 bin 800 aileye maddi ve lojistik yardımı yaptık.” şeklinde konuştu.
Şihabi, “Mikro ticari faaliyetleri destekleyerek kendi kendimize yetinme hedefine ulaşmaya çalışıyoruz. Vatandaşa ucuz maliyetle kaliteli hizmet sunmak için çaba harcıyoruz.” ifadesini kullandı.
Bab ilçesinin kurtarılmasıyla taçlanan Fırat Kalkanı Harekatı
Operasyonun ilk gününde, Gaziantep’in Karkamış ilçesinin karşısındaki Suriye topraklarında yer alan Cerablus ilçe merkezi, 23 Şubat 2017’de ise Bab ilçe merkezi DEAŞ’tan kurtarıldı.
Harekatla 2 bin 55 kilometrekareye yayılmış yerleşimler 217 günde terörden arındırıldı. Kahraman Mehmetçik ve Suriye Milli Ordusu (SMO) askerleri, Fırat Kalkanı Harekatı ile 7 ay gibi bir sürede 3 binden fazla DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdi.
Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, 29 Mart 2017’de harekatın bittiğini duyurmuş, 2 gün sonra Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada da harekatın başarıyla tamamlandığı ifade edilmişti.
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Şebinkarahisar Yardımlaşma Derneği 50. Olağan Genel Kurul toplantısına katıldı. Eyüpsultan Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Bakan Kacır, hemşehirlileriyle bir araya geldi. Toplantıya, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız ve Şebinkarahisar derneği üyeleri katıldı. Olağan kurul toplantısında konuşan Bakan Kacır, sınır ötesinde kullanılan savunma teknolojilerinden bahsederek, Türkiye’nin bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen bir ülke haline geldiğini söyledi. Türkiye’nin ilk astronotunun, ilk uzay bilim misyonunu tamamladığını belirten Kacır, Türk çocuklarının başka milletin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayalinin kalmadığını ifade etti.
“Sınırları bin kilometreye yaklaşan Tayfun füzesini bu milletin yetiştirdiği evlatlar üretiyor”
Türkiye’nin yüksek teknolojik sistemlerini dünyaya rekabetçi bir şekilde ihraç edebilen bir ülke olduğunu belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir teknoloji hamlesi yolculuğundayız. Türkiye bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve böylelikle başta güvenlik güçleri olmak üzere devletinin ihtiyaçlarını yerli ve milli sistemlerle karşılayabilen bir ülke olmuştur. Türkiye bugün yüksek teknolojik sistemlerini dünyaya rekabetçi bir şekilde ihraç edebilen bir ülke olmuştur. Hava araçlarından, insansız hava araçlarından Türkiye bugün dünyada 1 numara. BAYRAKTAR’ı, AKINCI’yı, KIZILELMA’yı, ANKA’yı, ANKA 1’i, ANKA 2’yi, ANKA 3’ü bu milletin evlatları yaptı, gökyüzünde buluşturdu. Sadece bunları mı? Helikopter platformlarını, ATAK’ı, ATAK 2’yi, GÖKBEY’İ, bu milletin mühendisleri, bu milletin teknisyenleri üretti. HÜRKUŞ’u, HÜRJET’i bu milletin yetiştirdiği evlatları, mühendisleri göklere yükseltti. Allah’a hamdolsun az önce değerli vekilim bahsetti. Şimdi artık sınırları bin kilometreye yaklaşan Tayfun füzesini bu milletin yetiştirdiği evlatlar üretiyor. Bu milletimiz için büyük bir kazanımdır. Allah’ın izniyle gidecek daha çok yolumuz var” dedi.
“Güvendikleri ağababaları kim olursa olsun sınırlarımızda bir ‘Teröristan’a izin vermeyeceğiz”
Bugün gelinen nokta itibariyle terörün topraklardan kazındığını ifade eden Bakan Kacır, “Biz bu yola bir mecburiyetle çıktık. Zira gördük ki, 40 yıla yakındır süren terör ile mücadelemizde parasını ödesek dahi dost bildiklerimiz ihtiyaç duyduğumuz savunma sistemlerini bizimle paylaşmıyorlardı. Evlatlarımızı kendi topraklarımızda şehit veriyorduk. Arkasında birileri olan bir terör örgütünün saldırıları yüzünden. Ama nihayetinde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir yola çıktık. Bu ülkenin, bu milletin, bu devletin neye ihtiyacı varsa kendi evlatlarımızın alın teriyle, emeğiyle, gayretiyle yerli ve milli olarak geliştireceğiz ve silahlı kuvvetlerimize ve güvenlik güçlerimize teslim edeceğiz. İşte bugün geldiğimiz nokta itibariyle kendi topraklarımızdan terörü kazıdık attık. Sildik attık. Onlarca yıl kendi topraklarımızda şehit veriyorduk değil mi? Güneydoğu’da, Doğu Anadolu’da hatta Karadeniz’de. Hatırlayın Eren Bülbül komşumuz Trabzon’un evladı değil mi? Hatta Şebinkarahisar’ın tepelerinde teröristler gezmeye cesaret edecek noktaya gelmişlerdi. Allah’a hamdolsun bunların hepsini kazıdık attık, def ettik ülkemizden. Ama mücadele bitmedi biz her alanda olduğu gibi bu işte de sadece bugünü değil yarınını düşünmek zorundayız. Evlatlarımızın geleceğini bu zor coğrafyada, Türk milletinin başı dik, alnı açık şekilde yaşamına devam etmesini temin etmek, sağlamak zorundayız. İşte bunun için şimdi harekatı sınır ötesine taşıdık. Sınırlarımızın ötesinde kurulmaya çalışılan ‘Teröristan’ haritalarını yırtıp atıyoruz. O teröristlerin arkalarında kimler olursa olsun güvendikleri ağababaları kim olursa olsun sınırlarımızda bir ‘Teröristan’a izin vermeyeceğiz. İnşallah kahraman silahlı kuvvetlerimiz şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bu mücadelede Allah’ın izniyle başarılı olacak” diye konuştu.
“Biz milletimizin evlatlarının hayalleri, ufkun üzerine gökyüzüne uzansın istiyoruz”
Türkiye’nin ilk astronotunun, ilk uzay bilim misyonunu tamamlayıp dünyaya dönüş yaptığını aktaran Bakan Kacır, “Az önce değerli vekilim ifade etti. Hamdolsun geçtiğimiz hafta Türkiye’nin ilk astronotu, ilk uzay bilim misyonumuzu tamamladı, uluslararası uzay istasyonundan dünyaya dönüş yaptı. Bu milletin çocuklarının başka milletin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayal kalmamıştır. Biz milletimizin evlatlarının hayalleri, ufkun üzerine gökyüzüne uzansın istiyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Rize’de 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinge katıldı. Erdoğan, özetle şöyle konuştu:
“ATA YURDUM, ANA OCAĞIM RİZE’DEN 31 MART’TA REKOR BEKLİYORUM”
“Tam 22 yıldır Rizeli kardeşlerimizle birlikte yol yürüdük, omuz omuza mücadele ettik. Vesayetçilerden terör örgütlerine, emperyalist güçlerden Türkiye ile ilgili hesabı olan tüm şer odaklarının karşısında birlikte durduk. Cumhuriyet mitingleriyle milletin iradesini gasp etmek istediler, Gezi hadisesiyle sokaklarımızı terörize etmeye kalktılar. 17-25 Aralık girişimiyle hükümetimizi alaşağı etmeye çalıştılar. Çukur olaylarıyla ülkemizin bir parçasını bizden koparmayı denediler. 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsüyle doğrudan istiklalimize kastettiler. Teröristlere binlerce tır dolusu silah sağlayarak hemen güneyimizde bir teröristan kurmaya çalıştılar. Ekonomimizi mahvetme, bu tür tehditlerle Türkiye’ye diz çöktürmeye çalıştılar. Bunların hepsini biz sizlerle beraber boşa çıkardık. Türkiye’yi ne ekonomik ne siyasi ne diplomatik ne de sosyal olarak esir almalarına müsaade etmedik. Sizinle beraber.
Rize’nin güçlü duruşunu 31 Mart seçimlerinde yine çok net biçimde ortaya koyacağına inanıyorum. Ata yurdum, ana ocağım Rize’den 31 Mart’ta yine rekor bekliyorum.
Şu hemen sol tarafımdaki kentsel dönüşümü nasıl buldunuz, güzel mi? Rize merkez değişmiş mi? Hala değişiyor mu?
“HER KESİMDEN İNSANIMIZIN ARASINDA NİFAK DUVARLARI ÖRDÜLER”
Bizi yıllarca köken üzerinden, meşrep ve hayat tarzı üzerinden bölmek istediler. Her kesimden insanımızın arasında nifak duvarları ördüler. Geçmişte gerçekten çok zor ve karanlık günler yaşadık. Gençlerimizi, evlatlarımızı, ideolojik kör dövüşüne kurban verdik. Bu kavgalardan en büyük zararı millet ve devlet olarak biz gördük. Ekonomimiz kan kaybetti. Toplumsal huzurumuz bozuldu. Kardeş kardeşe, komşu komşuya düşman edildi. Demokrasimiz yıllarca vesayetin gölgesinden çıkamadı. Kendi iç meselelerimizle uğraşmaktan dünyadaki değişimi, dönüşümü, yenilikleri, teknoloji ve sanayi hamlelerini yakalayamadık. Her alanda şampiyonlar liginde oynaması gereken ülkemizi yıllarca ikinci lige mahkum ettiler.
Bu fasit daireyi kırmaya çalışan, devlet ve siyaset adamlarını ise ya şehit ettiler ya linç ettiler ya da elini kolunu bağladılar. Merhum Menderes, ülkeye ve millete hizmetin bedelini canıyla ödedi. Rahmetli Özal’ı hiçbir zaman rahat bırakmadılar. Merhum Türkeş ve Erbakan’a yönelik itibar suikastlarının ardı ve arkası hiç kesilmedi. Türkiye ne zaman belini doğrultmaya, yeniden ayağa kalkmaya, kendini toparlamaya çalışsa birleri hemen devreye girerek buna fırsat vermedi. Ülkemizi içine düştüğü bu cendereden kurtaran hamdolsun biz olduk. Teröristler bizimle baş edemedi. Bunları Gabar’a gömdük, bunları Cudi’ye gömdük, bütün o mağaralara gömmek suretiyle nefeslerini kestik. Şimdi de sınır ötesinde aynen devam ediyoruz.
“ARTIK AHMETLER, MEHMETLER, AYŞELER, FATMALAR UZAYA GİDECEKLER”
İlk insanlı uzay misyonumuzu geçen hafta başarıyla tamamladık. İnşallah yakın bir tarihte ikinci astronotumuzu da uzaya göndereceğiz. Artık Ahmetler, Mehmetler, Ayşeler, Fatmalar uzaya gidecekler, uzaya. Bu millete bu yakışır mı? Yapar mıyız? Yaptık mı? Mesele bu.
Hayat pahalılığı ve enflasyon başta olmak üzere şu an canımızı acıtan sıkıntıların muhakkak üstesinden geleceğiz. Son 21 yılda pek çok başarıya imza atmış bir hükümet olarak bugünkü sorunları da çözecek olan yine biziz.
“CHP’DE HER GELEN BİR ÖNCEKİNİ MUMLA ARATMIŞTIR”
Kendi içlerinde nasıl birbirlerine düştüklerini görüyorsunuz değil mi? Üzülerek de olsa şu gerçeği ifade etmek durumundayım. Türkiye’nin en büyük talihsizliği vizyonsuz, beceriksiz, tembel ve değişime ayak direyen tutucu muhalefete sahip olmasıdır. Dünyada böyle bir muhalefet yok. Ülkemizde son 21 yılda pek çok şey değişti, dönüştü, kendini yeniledi ama CHP’nin başını çektiği muhalefette hiçbir köklü değişim yaşanmadı. Pek istemeseler de genel başkanlık koltuğunda oturanları değiştirdiler. Bunda da her seferinde standardı düşürdüler. Çıtayı iyice aşağı çektiler. Daha önce de söyledim, CHP’de her gelen mutlaka bir öncekini mumla aratmıştır. Gelen gideni aratıyor. Son genel başkan değişikliğinde de bu gelenek bozulmadı.
“HER BİRİNİN ANKARA’DA BİRER OFİSİ VAR, GÜLE GÜLE KULLANIN”
Bay Kemal güya 13’üncü Cumhurbaşkanı olacaktı, hatırlıyorsunuz değil mi? Bir anda kendini CHP’nin istenmeyen adamı olarak buldu. Aynı vefasızlığı masada beraber oldukları diğer ortaklarına da sergilediler. Altılı masadan şu anda parlamentodan kimse kaldı mı? Hepsi gitti, hepsi dağıldı. Ne oldu? Nerede bu altılı masa? Ben ne demiştim, altılı masada kimseyi bulamayacaksınız demiştim. Bak parlamentoda şimdi kimse yok. Dün yan yana yol yürüdükleri insanlara bugün demediklerini bırakmıyorlar. Ankara’da bir ofis tutmuşlar. Her birinin Ankara’da birer ofisi var, güle güle kullanın. Ama elhamdülillah biz çıktığımız yolda aynen yürüyoruz. Tabi burada asıl hayal kırıklığını CHP’li vatandaşlarımız yaşadı. CHP’li kardeşlerimizin partilerine ve siyaset kurumuna dair beklentilerini giderek kaybettiklerini görüyoruz. Gazi’nin emaneti diyerek halen CHP’ye oy veren vatandaşlarımız maalesef bir umutsuzluk sarmalına sürüklenmektedir. Her ne suretle olursa olsun siyaset kurumundan umut kesilmesi, demokrasimiz adına büyük bir tehdittir.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış, ötelenmiş, yok sayılmış hissetmesine rıza gösteremeyiz. 85 milyonun tamamının mesuliyetini taşıyan bir kadro olarak her kesimden vatandaşımıza ulaşmak, onlara da kulak vermek boynumuzun borcudur.
“MUHALEFETE BAKIP ASLA YEİSE KAPILMAYIN, ASLA ALTERNATİFSİZ DEĞİLSİNİZ”
Tüm vatandaşlarıma sesleniyorum: Muhalefete bakıp da asla yeise kapılmayın, asla alternatifsiz değilsiniz. Hele hele, CHP’nin iş bilmez, beceriksiz sadece kendi kariyerini düşünen idarecilerine mecbur ve mahkum değilsiniz. Şayet, siyasetten beklentiniz hizmet ve eser görmekse hiç uzağa gitmenize gerek yok. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak işte biz buradayız.
Kendi iktidarları uğruna size dayatmalarda bulunanlara, sizin kaygılarınızı istismar edenlere, size ‘Bizim istediğimiz adaya tıpış tıpış oy vereceksiniz’ diyenlere, ‘Belediye başkanı olarak kimi görmek istersiniz’ sorusunu bile millete değil de yapay zekaya soranlara, sizin fikrinize, taleplerinize, hassasiyetlerinize saygı göstermeyenlere, kendi şahsi ikballeri için kapalı kapılar ardında bölücü örgütün uzantılarıyla demlenenlere, anladınız değil mi, bizim çayın demlenmesi değil ha, DEM diye bir parti var ya onlarla demlenenler var; hasılı, size rağmen siyaset yapanlara bu seçimde esaslı bir ders vermeye hazır mıyız?
Son 21 yılda Rize’ye güncel rakamlarla toplam 150 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık.”
Erdoğan’ın tanıttığı ilçe belediye başkan adayları ise şöyle:
Ardeşen: Said Yaşayan
Çamlıhemşin: Ömer Altun
Çayeli: İshak Karahan
Derepazarı: Şaban Kalça
Fındıklı: Gürhan Kutluata
Güneysu: Rıfat Özer
Hemşin: Halim Kazım Bekar
İkizdere: Abdi Ekşi
İyidere: Saffet Mete
Kalkandere: Mehmet Yılmaz
Pazar: Ekrem Kılıç
]]>Erdoğan, partisinin Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Konuşmasına Rizelileri selamlayarak başlayan Erdoğan, ana yurdu, baba ocağı Rize’de olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.
Karşısında Karadeniz misali kabına sığmayan, bendini yıkmaya hazır bir Rize gördüğünü söyleyen Erdoğan, “Dereler dize gelir, dökülür bize gelir. Gönlümün bahçesinde birinci Rize gelir. Derelerin derdini balıktan sor balıktan. Rize’ye tutulmayan ne anlar sevdalıktan.” dizelerini okudu.
Birilerinin Rize ile birlikte 81 şehrin tamamına olan sevdalarını anlayamadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bizim ezelden ebede uzanan kardeşliğimizi bir türlü idrak edemiyorlar. Tam 22 yıldır Rizeli kardeşlerimizle birlikte yol yürüdük, omuz omuza mücadele ettik. Vesayetçilerden terör örgütlerine, emperyalist güçlerden Türkiye ile ilgili hesabı olan tüm şer odaklarının karşısında birlikte durduk. Cumhuriyet mitingleriyle milletin iradesini gasbetmek istediler. Gezi hadisesiyle sokaklarımızı terörize etmeye kalktılar. 17-25 Aralık girişimiyle hükümetimizi alaşağı etmeye çalıştılar. Çukur olaylarıyla ülkemizin bir parçasını bizden koparmayı denediler.
15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsüyle doğrudan istiklalimize kastettiler. Teröristlere binlerce tır dolusu silah sağlayarak hemen güneyimizde bir teröristan kurmaya çalıştılar. Ekonomimizi mahvetme, bu tür tehditlerle Türkiye’ye diz çöktürmeye çalıştılar. Bunların hepsini biz, sizlerle beraber boşa çıkardık. Türkiye’yi ne ekonomik ne siyasi ne diplomatik ne de sosyal olarak esir almalarına müsaade etmedik. Sizinle beraber.”
“Türkiye için samimiyetle çalıştık”
Türkiye’nin son 21 yılda yazdığı başarı hikayesinin kahramanı Rize ile birlikte 81 vilayetin tamamı, 85 milyonun her bir ferdi olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Siz bu kardeşinize sahip çıktınız, bize destek oldunuz. Biz de sizin için Türkiye için samimiyetle çalıştık. Siz bize güvendiniz, inandınız, teveccüh gösterdiniz. Biz de size olan minnet borcumuzu hep daha fazla hizmet ve eser üreterek, hamdolsun, yerine getirdik. Durmadık, usanmadık, Allah ömür, milletimiz de destek verdikçe yolumuza bu çizgide devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Rize’nin güçlü duruşunu 31 Mart seçimlerinde yine çok net biçimde ortaya koyacağına inandığını belirten Erdoğan, “Ata yurdum, ana ocağım Rize’den 31 Mart’ta yine rekor bekliyorum.” dedi.
Alandakilere, “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşıyor muyuz? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonuna sahip çıkıyor muyuz?” diye seslenen Erdoğan, “Evet” yanıtı üzerine “Ben size inanıyorum, siz de bu kardeşinize inanıyor musunuz? Mesele yok. Allah, yol arkadaşlığımızı muvaffak eylesin. 31 Mart seçimleri zaferimiz şimdiden ülkemiz ve Rize’miz için hayırlı olsun.” diye konuştu.
Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı yanındaki kentsel dönüşüm alanını göstererek, vatandaşlara nasıl bulduklarını soran Erdoğan, “Güzel mi, Rize merkez değişmiş mi, hala değişiyor mu? Yaparsa AK Parti yapar. Daha neler yapacağız neler.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“85 milyon olarak hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz. Bakınız, bizi yıllarca köken üzerinden, meşrep ve hayat tarzı üzerinden bölmek istediler. Her kesimden insanımızın arasında nifak duvarları ördüler. Geçmişte gerçekten çok zor ve karanlık günler yaşadık. Gençlerimizi, evlatlarımızı, ideolojik kör dövüşüne kurban verdik. Bu kavgalardan en büyük zararı millet ve devlet olarak biz gördük. Ekonomimiz kan kaybetti, toplumsal huzurumuz bozuldu. Kardeş kardeşe, komşu komşuya düşman edildi. Demokrasimiz yıllarca vesayetin gölgesinden çıkamadı. Kendi iç meselelerimizle uğraşmaktan dünyadaki değişimi, dönüşümü, yenilikleri, teknoloji ve sanayi hamlelerini yakalayamadık. Her alanda şampiyonlar liginde oynaması gereken ülkemizi yıllarca ikinci lige mahkum ettiler. Bu fasit daireyi kırmaya çalışan, devlet ve siyaset adamlarını ise ya şehit ettiler ya linç ettiler ya da elini kolunu bağladılar. Merhum Menderes, ülkeye ve millete hizmetin bedelini canıyla ödedi. Rahmetli Özal’ı hiçbir zaman rahat bırakmadılar. Merhum Türkeş ve Erbakan’a yönelik itibar suikastlarının ardı ve arkası hiç kesilmedi. Türkiye ne zaman belini doğrultmaya, yeniden ayağa kalkmaya, kendini toparlamaya çalışsa birileri hemen devreye girerek buna fırsat vermedi. Ülkemizi içine düştüğü bu cendereden kurtaran hamdolsun biz olduk. Teröristler bizimle baş edemedi. Bunları Gabar’a gömdük, bunları Cudi’ye gömdük, bütün o mağaralara gömmek suretiyle nefeslerini kestik. Şimdi de sınır ötesinde aynen devam ediyoruz.”
(Sürecek)
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıktaki basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı icra edilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 39 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 151’i Irak’ın kuzeyi, 247’si Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 398’e ulaştığını söyledi.
Halihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarda zorlu iklim ve arazi şartlarında kahramanlık ve fedakarlıkla görev yapıldığını belirten Aktürk, “Geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist, Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. Teröristler için tek çıkış yol, Türk adaletine teslim olmaktır.” ifadesini kullandı.
24 bin 537 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi
Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 8’i terör örgütü mensubu 253 kişinin yakalandığını, 3 bin 448 kişinin ise hududu geçemeden engellendiğini bildirdi.
Tuğamiral Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1146’ya yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 24 bin 537 olmuştur.” dedi.
Erzincan İliç’te meydana gelen toprak kayması dolayısıyla geçmiş olsun dileklerini ileten Aktürk, “Haber alınamayan işçilerimizi kurtarma çalışmaları kapsamında, 3’üncü Ordu İstihkam Savaş Taburumuz, devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları ile koordinasyon halinde çalışmalarını sürdürmektedir.” ifadesini kullandı.
Tuğamiral Aktürk, İsrail’in Refah kentine yönelik saldırılarından endişe duyduklarını belirterek, saldırıların devamı halinde Gazze’deki trajedinin vahim boyutlara taşınacağına dikkati çekti. Aktürk, “Filistin meselesi adil bir sonuca kavuşturulmadan bölgemizde kalıcı bir barış mümkün olmayacaktır.” dedi.
Türkiye’nin Gazze’ye yönelik insani yardımlarına da değinen Aktürk, şunları kaydetti:
“14 Şubat’ta bir A400M uçağımız ile 1,2 ton tıbbi malzeme ve 12 sağlık personeli bölgeye ulaştırılmış, 49 hasta ve 106 refakatçiden oluşan toplam 155 Gazzeli kardeşimiz daha ülkemize getirilmiştir. Gazze için bugüne kadar Hava Kuvvetlerimize ait 18 uçakla 240 tondan fazla insani yardım malzemesi bölgeye sevk edilmiş, ülkemize getirilen Gazzeli kardeşlerimizin sayısı ise 876 olmuştur.”
NATO Savunma Bakanları Toplantısı
Türkiye’nin NATO üyeliğinin, 18 Şubat’ta 72’nci yılına ulaşacağını hatırlatan Aktürk, “Türkiye, hem müttefikler arasındaki savunma konularında hem de Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili tüm meselelerde en önemli platform olmayı sürdüren ve kuruluşunun 75’inci yılına giren NATO’ya geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.
Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, NATO Savunma Bakanları Toplantısı kapsamında Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan NATO Karargahı’na gittiğini hatırlattı.
Toplantılarda, İttifak’ın savunma ve caydırıcılığının güçlenmesi kapsamında, NATO’nun komuta ve kuvvet yapısına sağlanan destek ile toplantı gündemindeki konularda görüş, beklenti ve temennilerin vurgulanacağını belirten Aktürk, Bakan Güler’in mevkidaşları ile görüşmeler yapmasının da planlandığını söyledi.
Savunma sanayisi
Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerinin katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinliği ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığını ifade etti.
Tuğamiral Aktürk, 9 Şubat’ta “Tanklara İlave Yetenek Kazandırılması Projesi” kapsamında milli sistemlerle yetenek kazandırılan ilk M60T tankının, Ankara Şereflikoçhisar’da düzenlenen törenle Kara Kuvvetleri envanterine dahil edildiğini bildirdi.
Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarlarda, “DROPS-Tekerlekli Konteyner Taşıyıcı Aracı, NEFER Kuleli Zırhlı Muharebe Aracı ve Temel Eğitim Helikopterinin” muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını da aktardı.
Sorular
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Bakanlık kaynakları, Tuzla Piyade Okulu’nda yürütülen soruşturma ile ilgili son duruma ilişkin soruya, şu cevabı verdi:
“Cumhuriyet’imizin kurucusu ve ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 85’inci yıl dönümünde vuku bulan hadiseye ilişkin, disipline aykırı her olay ve durumda olduğu gibi adli soruşturmaya ilave olarak derhal idari soruşturma başlatılmış ve bu kapsamda olaya karışan ve Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilen personel hakkında Kara Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulu tarafından ‘Silahlı Kuvvetlerden Ayırma’ kararı verilmiştir.
Hadiseye ilişkin adli süreçten elde edilecek belge ve bilgilere göre diğer süreçler işletilecektir. Binlerce yıllık köklü bir geçmişe ve geleneğe sahip kahraman ordumuzun ve askerliğin temeli disiplin üzerine kurulmuştur. TSK, müesses disiplini muhafaza etmek maksadıyla, olayları hukuk çerçevesinde, tarafsız ve tavizsiz bir şekilde değerlendirerek, temel değerlerini sarsacak, askeri disipline aykırı ve askeri hiyerarşiyi bozan, bozabilecek hiçbir kişi, olay ve duruma müsamaha göstermemektedir. Bundan en ufak bir şüphe duyulmamalıdır.”
F16 tedarik ve modernizasyon süreci
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, F16 tedarik ve modernizasyon kitleri ile F35 programına yönelik sorular üzerine, 40 adet F16 Blok-70 tedariki ve 79 adet F16 uçağının Viper modernizasyonu ile muhtelif diğer malzemelerin teminine yönelik resmi kongre bildiriminin ABD yönetimince 26 Ocak’ta gerçekleştirildiğini, taleplere ilişkin kongre onay sürecinin ise 11 Şubat’ta tamamlandığını aktardı.
Şubat ayı sonuna kadar taslak teklif ve kabul mektuplarının iletilmesinin beklendiğini belirten kaynaklar, şunları kaydetti:
“Teklif ve kabul mektuplarının tarafımızdan incelenmesi ve ABD yetkilileri ile birlikte projeye son halinin verilmesini müteakip 2024 Haziran-Temmuz aylarında takvimin yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Modernizasyon faaliyetlerinin ve tedarik edilecek uçakların üretim işlemlerinin ülkemizde gerçekleştirilmesi yönünde görüşmelerimiz devam etmektedir. Temin ve modernize edilecek F16’ların kullanımına yönelik iddiaların aksine daha önce de vurguladığımız gibi herhangi bir şart söz konusu değildir. F35 konusunda ise her iki ülkenin de duruşunda herhangi bir değişiklik yoktur.”
Bakan Güler’in Irak ziyareti
“Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Irak ziyaretine ilişkin detay verebilir misiniz?” sorusu üzerine kaynaklar, Bakan Güler’in, 6-7 Şubat tarihlerinde Irak’ta çeşitli ikili görüşmeler yaptığını hatırlattı.
Yapılan görüşmelerde, ilişkilerin derinleştirilmesi ve üst düzey ziyaretlerin sıklaştırılması gibi konuların yer aldığını belirten kaynaklar, şunları kaydetti:
“Hudut güvenliğinin sağlanması ve istihbarat paylaşımı ile son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, terörle ortak mücadele, askeri işbirliği ve Iraklı Türkmenlerin bölgedeki hak ve menfaatleri konularına yönelik Merkezi Irak Yönetimi, IKBY ve Irak Türkmen Cephesi makamları ile çeşitli ikili görüşmeler yapılmıştır. Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki bizim kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Bizim tek derdimiz, Irak topraklarının teröristlerce ülkemize yönelik saldırılarda üs olarak kullanılmaması ve kullandırılmaması, ülkemizin, milletimizin ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasıdır. Terörle mücadelede ortak hareket edilmesidir.”
]]>ÇAĞLAYAN ADLİYESİ’NE TERÖR SALDIRISI
Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nın C kapısında bulunan polis kontrol noktasına 6 Şubat tarihinde silahlı terör saldırısı düzenlenmiş, polislerin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada DHKP-C’li teröristler Emrah Yayla ve Pınar Birkoç öldürülerek etkisiz hale getirilmişti. Olayda 3’ü polis memuru 6 kişi yaralanırken, Dilfıraz Karataş isimli bir vatandaşın ise hayatını kaybettiği belirtilmişti. Olaya ilişkin yakalanarak gözaltına alınan 96 şüpheliden 48’i tutuklanırken, 48’i ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

4 ŞÜPHELİYE YAKALAMA KARARI
Olaya ilişkin yürütülen soruşturmada yeni detaylar ortaya çıktı. Soruşturma çerçevesinde, saldırı eyleminin talimatını verdikleri ve DHKP/C silahlı terör örgütünün merkez komite üyesi oldukları öne sürülen firari şüpheliler Fehriye Erdal, Zerrin Sarı, Seher Demir ve Musa Aşoğlu hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
BİR KISIM GÖREVLİLERİ REHİN ALARAK MANİFESTO OKUYACAKLARDI
Öte yandan hakimlik sevk yazısında, örgütün yönetici kadrosu tarafından verilen talimat doğrultusunda Emrah Yayla ve Pınar Birkoç’un adliyeye silahlı bir şekilde girerek yanlarında getirdikleri malzemelerle daha önce duruşma bahanesiyle içeri giren ve eylem için hazır bekleyen Elif Ersoy, Diyar Ersoy, Necla Birkoç ve Ercan Güneş’in yardımıyla bir kısım görevlileri rehin almak amacında oldukları, yakalamamaları için sahte bomba görünümü verilmiş düzeneklerle içeriğinde bir takım hukuksuz talepler içeren manifestoyu okuyacakları da öğrenildi. Ayrıca sevk yazısında, taleplerinin kabul görmemesi durumunda rehin aldıkları kamu görevlilerine sözde cezalandırma eylemi yapacakları da belirtildi.

FAHRİYE ERDAL, SABANCI SUİKASTI DAVASININ FİRARİ SANIĞI OLARAK YER ALMIŞ
Öte yandan, Fehriye Erdal’ın, Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyesi Özdemir Sabancı, Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefi’nin 1996’da öldürülmesine ilişkin kamuoyunda ‘Sabancı suikastı davası’ olarak bilinen davada ‘firari sanık’ olarak yer aldığı, 17 Mayıs 2017’de ise dosyasının ayrıldığı öğrenildi.
Öldürülen terörist Pınar Birkoç NE OLMUŞTU?
İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına 6 Şubat’ta silahla ateş açan 2 terörist ölü ele geçirilmiş, Dilfiraz Karataş hayatını kaybetmiş, 3’ü polis 6 kişi yaralanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 96 şüpheliden 14’ü “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” ve “nitelikli kasten öldürme”, 33’ü “silahlı terör örgütüne üye olma”, 1 şüpheli ise “örgüte yardım etme” suçundan tutuklanmıştı. 48 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Öldürülen terörist Emrah YaylaSaldırgan Pınar Birkoç’un, olay günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmada yargılanan kardeşi Necmiye Birkoç hakkında da eylemle irtibatlı olduğu değerlendirilerek “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan tutuklama kararı verilmişti.
Saldırı sonrasında sosyal medya hesaplarından provokatif paylaşımlar yaptığı tespit edilenlerle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 şüpheliden 5’i tutuklanmıştı.
]]>Eskişehir Birlik Vakfı’nda düzenlenen “Türkiye’nin Güvenlik Politikası” konulu konferansta konuşan Akar, bir ülkede en önemli konulardan birinin kültürel değerler sistemi olduğunu belirterek, Eskişehir Birlik Vakfı’nın bu anlamda çok özel yere sahip olduğunu söyledi.
Gazze konusunda kimsenin susmaması gerektiğini belirten Akar, “Gazze konusu başta olmak üzere ‘Nasıl olsa herkes biliyor’ dememeli. Anneler, evladım, kardeşim doğru bildiğiniz ne varsa onu söylemek lazım. Bir çekingenlik var. Siz dirayetli bir şekilde bilgilendirin ve bilinçlendirin. Eğer toplum bilgili ve bilinçli olursa herkesin işi kolaylaşıyor, bunu bilelim.” diye konuştu.
Akar, 85 milyonun belirli konularda bir tutum içinde olması gerektiğine dikkati çekerek, “Duygu ve düşüncelerin bir ve beraber olması lazım. Millet olması lazım. Nasıl ki evlerimiz depreme daha dayanıklı hale gelsin diye tahkim ediyoruz, tedbir alıyoruz. Bizim de önümüzdeki risklere, tehditlere ve tehlikelere karşı milli birlik ve beraberliğimizi tahkim etmemiz lazım. Burada herhangi bir boşluk bırakmamamız lazım. Herhangi bir fitnenin, fesadın girebileceği duruma müsaade etmemeliyiz.” ifadelerini kullandı.
Bir toplumun millet olabilmesi için din, dil, tarih ve hayat tarzının gerekli olduğunu ifade eden Akar, eğitim sisteminin buna göre kurgulanarak gençlere yol gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin coğrafi konum itibariyle adeta bir ateş çemberinin içinde olduğunu ve dünyadaki sıkıntıların kaynağında gıda ve enerjinin bulunduğuna değinen Akar, “Peki bunun için ne yapalım? Korkalım mı? Hayır, geleceğimizi tanzim etmek bakımından yürüyerek değil koşarak çalışalım.” dedi.
“Şu anda bizim 3 kıtada etkimiz var”
Bütün devletlerin beka ve refah olmak üzere iki temel görevi olduğunu dile getiren Akar, şöyle devam etti:
“Biz büyük ve güçlü Türkiye derken buna çalışıyoruz. Bir taraftan bu terör vesaire onlarla hesaplaşıp işi bitirmek. Diğer taraftan da Sayın Bakanımızın gece gündüz aradığı petrolü, doğal gazı bularak refahımıza katkı sağlamak. Çok şükür başaracağız. Bunlarla ilgili çalışmalarımızı aralıksız sürdürmemiz lazım. Bunlarla ilgili durmak veya duraklamak yok. Bu gelişmelere bağlı olarak bizim etki alanımız 3 kıta oldu. Avrupa, Asya ve Afrika. Şu anda bizim 3 kıtada etkimiz var. Fiili durumlarımız var. Askeri etkimiz var. Bu önemli bir şey. Bunun güçlenmesi lazım. Bütün dünya artık Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgi alanı.”
“Bu seferki konsept terörü kaynağında yok etmek”
Terörü bitirmekte kararlı olduklarını vurgulayan Akar, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Öyle veya böyle inşallah en son teröristi de etkisiz hale getirmek suretiyle 40 yıldan beri milletimizin başına musallat olan bu beladan, asil milletimizi kurtarmakta kararlıyız. 85 milyonun sevgisi, güveni ve duasından aldığımız ilhamla, inşallah milli ve manevi değerlerimizi kullanmak suretiyle bunların en sonuncusunu etkisiz hale getirerek ülkemizin bekasını, güvenliğini, rahatlığını ve huzurunu tam ve mutlak imkanla sağlayacağız. Bu konuda çalışmalar sürüyor. Bu seferki konsept terörü kaynağında yok etmek. Biz başta Irak ve Suriye olmak üzere hiç kimsenin toprak bütünlüğüne karşı değiliz. Onların toprağında asla bir gözümüz yok. Bizim tek derdimiz, sınırlarımızın ve milletimizin güvenliği.
Bu memleket bizim. Bu tarih acısıyla, tatlısıyla bizim. İbret ve ilham alacağız. Bu bayrak bizim. Bu anlayışla 85 milyon tek yumruk, tek yürek olacağız. Çalışmalarımızı buna göre yapacağız. Sultan Alparslan’dan Atatürk’e kadar ve bugüne kadar bu topraklar, insanlar, nüfus, ülke, beka, refah için katkı sağlayan kim varsa herkesi saygıyla şükranla anıyoruz.”
Akar’a konuşmasının ardından hediyelerin takdim edildiği konferansa, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ve diğer ilgililerle vatandaşlar katıldı.
]]>BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Teröre ve teröristlere müsamaha, terörle ve teröristle müzakere olmaz. Bunu geçmişte gördük. Adına ‘çözüm süreci’ denilen süreci hep birlikte yaşadık ve sonunda ne oldu? Maalesef Türkiye’ye ve Türk milletine ağır bir faturası oldu. Yeni bir çözüm sürecini yani çözülme sürecini kimse aklından geçirmemelidir” dedi.
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, seçim koordinasyon ofisi açılışı ve aday tanıtım programına katılmak üzere Kırşehir’in Mucur ilçesine geldi. Burada düzenlenen programda konuşan Destici, “Şu anda hem sınırlarımız içinde hem de sınırlarımız dışında vatanın birliğine göz dikenlere karşı amansız bir mücadele veren kahraman güvenlik güçlerimizin, Mehmetçiklerimizin, polislerimizin, Rabbim yar ve yardımcısı olsun. Şehit Muhsin Yazıcıoğlu, ‘Terörü yok etmek, teröristlerin kökünü kazımak için terörün tüm unsuruna karşı topyekun mücadele şarttır’ diyordu. Bugün de aynı durumdayız. Sınır içinde sınır dışında, dağda, ovada askerimiz, polisimiz, terörle canı pahasına mücadele ederken Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde terör örgütünün partisinin bulunmasına, onların sözcülüğünü yapan terör uzantılarının bulunmasına asla müsaade edilmemelidir. Aynı şekilde basında sözcülüğünü yapanlar, sözde sivil toplum örgütlerinde bulunanlar, terörü finanse edenlerle de aynen dağda Mehmetçiğimizin mücadele ettiği gibi mücadele edilmelidir” ifadelerini kullandı.
‘TERÖRLE MÜZAKERE OLMAZ’
Sözlerini sürdüren Destici, “Teröre ve teröristlere müsamaha, terörle ve teröristle müzakere olmaz. Bunu geçmişte gördük. Adına çözüm süreci denilen süreci hep birlikte yaşadık ve sonunda ne oldu? Maalesef Türkiye’ye ve Türk milletine ağır bir faturası oldu. Yeni bir çözüm sürecini yani çözülme sürecini kimse aklından geçirmemelidir. Terörle mücadeleye tüm unsurlarına karşı tam hızıyla devam edilmeli ve terör yok edilmelidir” diye konuştu.
‘BBP İDAM CEZASI GERİ GELSİN İSTİYOR’
Büyük suç unsurlarına karşı idam cezasının gelmesini istediklerini söyleyen Destici, üç suçu şöyle sıraladı:
“Biz 3 şey için idam cezasının gelmesini istiyoruz. Birincisi terör suçları için. Yani bizzat kurşunu sıkarak, bombayı patlatarak askerimizi, polisimizi, ögretmenimizi, sivil vatandaşımızı öldüren ve bunun emrini verenler için. İkincisi küçük yaşta çocuklarımızı, kızlarımızı kaçırıp taciz ve tecavüz ettikten sonra öldüren sapıklar için. Üçüncüsü ise taksici örneğinde olduğu gibi. Adam yağmurlu havada taksiye el kaldırıyor. Taksici insani duygularla aracını alıyor. O da keyfi olarak taksici kardeşimizi katlediyor, öldürüyor. Bunlar için de idam cezası istiyoruz.”
‘HERKES TERÖRLE TERÖRİSTLE ARASINA MESAFE KOYSUN’
Destici konuşmasında teröre değinerek,?”Terör ve şiddetle asla bir şey elde edilemez. Terör ve şiddet sonuç getirmez. Terör ve şiddet ölüm, kan ve gözyaşı getirir. Şu anda da en çok da o bölgeye getiriyor. Bunun için biz, ‘herkes terörle ve teröristlerle arasına mesafe koysun’ diyoruz. Bir de cezalarımız arttırılmalıdır. Bakın üç hadise için Büyük Birlik Partisi idam cezası geri gelsin diyor. Sadece sözde söylemiyoruz. 2 milyonun üzerinde dilekçe verdik. Mecliste bekliyor. Dilekçe komisyonunda. 11 ilde referandum yaptık. Yüzde 98 çıktı. Meclise anayasa değişikliği teklifi sunduk geçtiğimiz dönem” dedi.
‘KATİL İSRAİL’İ BİR KERE DAHA LANETLİYORUM’
İsrail, Filistin ve Doğu Türkistan ile Çin arasında yaşanan sorunlara değinen Destici, şöyle konuştu:
“Filistin’de, Gazze’de terörist İsrail’in, Doğu Türkistan’da da Kızıl Çin’in zulümleri devam ediyor. Öncelikle şunu ifade edeyim; Doğu Türkistan da bizim davamız, Filistin de bizim davamızdır. Doğu Türkistan’daki zulüm durana kadar Doğu Türkistan hakkı olan bağımsızlığı kazanana kadar, biz ‘Doğu Türkistan bağımsız’ demeye devam edeceğiz. Katil, terörist, Siyonist İsrail’i de bir kere daha lanetliyorum.”
]]>Destici, partisinin Mucur Seçim Ofisi’nin açılışında, sınır içinde ve dışında, dağda, ovada asker ve polisin terörle canı pahasına mücadele ederken, TBMM’de terör örgütünün partisinin, sözcülüğünü yapan terör uzantılarının bulunmasına asla müsaade edilmemesi gerektiğini söyledi.
Basında sözcülüğünü yapanlarla, sözde sivil toplum örgütlerinde bulunanlarla, terörü finanse edenlerle de aynen dağda Mehmetçiğin mücadele ettiği gibi mücadele edilmesi gerektiğini belirten Destici, İstanbul’da Çağlayan Adliyesi önündeki polis noktasına düzenlenen terör saldırısında kahraman polisin mukavemetiyle 2 teröristin etkisiz hale getirildiğini anımsattı.
Bu teröristlerin maalesef Anayasa Mahkemesi’nin daha önce affettiklerinin arkadaşları ve yoldaşları olduğunu öne süren Destici, şöyle konuştu:
“Bunlar, başta PKK’nın siyasi uzantısı olmak üzere onun yandaşı siyasi partiler tarafından Meclis’te savunuculuğu yapılanlar. Onun için herkese diyoruz ki aklınızı başınıza alın, terör ve uzantılarıyla aranıza mesafe koyun, ondan sonra ne söyleyecekseniz söyleyin. Biz dinlemeye hazırız. Devletimiz ve milletimiz dinlemeye hazır. Ama kırmızı çizgimiz neresi? Terör ve şiddet. Terör ve şiddetle asla bir şey elde edilemez. Terör ve şiddet sonuç getirmez, ölüm, kan ve gözyaşı getirir.”
Destici, cezaların arttırılması gerektiğine ve bu kapsamda BBP’nin idam cezasının geri gelmesini istediğine dikkati çekerek, milletin kendilerine yetki verdiğinde idamı getireceklerini dile getirdi.
İstanbul Küçükçekmece’de AK Parti’nin seçim çalışması sırasında düzenlenen silahlı saldırıda yaralanan vatandaşa acil şifa dileyerek saldırıyı gerçekleştirenleri lanetleyen Destici, trafik kazasında hayatını kaybeden AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Sevim Baltacı’ya da rahmet diledi.
Filistin’de ve Gazze’de terörist İsrail’in, Doğu Türkistan’da ise Çin’in zulümlerinin devam ettiğine dikkate çeken Destici, şunları söyledi:
“Doğu Türkistan da Filistin de bizim davamızdır. Doğu Türkistan’daki zulüm durana ve hakkı olan bağımsızlığı kazanana kadar ‘Bağımsız Doğu Türkistan’ demeye devam edeceğiz. Doğu Türkistan’daki hassasiyetimizi Filistin’de de devam ettiriyoruz. Gazze’ye giden tek genel başkan bu kardeşiniz. Gazze’yi ve durumunu en iyi bilenlerden birisiyim. Onun için şu anda Gazze’de neler yaşandığını tahmin edebiliyorum ki zaten dünyanın gözü önünde yaşanıyor. Katil ve terörist İsrail önce Gazze’nin kuzeyindekileri güneye sürdü ve yarısından fazlasını Refah Kapısı’na topladı. Dün de orayı bombaladı. Onlarca Filistinli ve Gazzeli masum insan hayatını kaybetti. Tümüne Allah’tan rahmet diliyorum. Katil, terörist ve Siyonist İsrail’i de bir kere daha lanetliyorum.”
Öte yandan, bir vatandaş konuşmasını tamamlamak üzere olan Destici’ye tepki göstererek, “Yeniden Refah Partisi gelecek, faizleri düşürecek, hizmeti getirecek.” dedi.
Destici, bunun üzerine “Nezaket, adap diye bir şey var ya. Buraya hangi parti olursa olsun bir partinin genel başkanı gelmiş. Adayı var konuşuyor. Buraya gelip de o genel başkana, başka bir partinin propagandası yapılır mı? Git şurada yap kardeşim. Bir de biz kardeşiz diyoruz ama olmaz ki bu böyle. Bir derdin, isteğin, arzun varsa söyle ama nezaket diye bir şey var. Üstelik biz ‘kardeşiz’ diyoruz. Kardeş kardeşe, kardeşçe davranmak zorunda. Şimdi bazı partilerimizin şöyle bir şeyleri var. Biz öyle değiliz. İlla biz olalım demiyoruz. Ülkemiz, devletimiz, milletimiz için neyse o olsun diyoruz. ve her zaman devletimizin varlığı, ülkemizin birliği, milletimizin geleceği için de ortak azami müştereklerde bulunduklarımızla hep işbirliği yaptık.” ifadelerini kullandı.
Destici’nin konuşmasının ardından seçim ofisinin açılışının yapıldığı programa, BBP Genel Merkez görevlileri, Kırşehir İl Başkanı Ali Boyacı, Mucur Belediye Başkan adayı Ali Şahin ve partililer katıldı.
–
]]>Yumaklı, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti, İl Başkanı Adem Aldemir ve yöneticilerle görüştü.
Sonrasında partililere hitap eden Yumaklı, Mersin’in üretim, ihracat ve tarımsal üretime katkı açısından çok özel bir kent olduğunu söyledi.
Yumaklı, her alanda yarınlara hazır olunması gerektiğini işaret ederek, “Eğer merkezi yönetimle yerel yönetimlerin uyumu ve işbirliği, ‘önce millete, devlete Hakka hizmet’ anlayışı olmazsa hep bir tarafınız eksik, yarım kalır.” dedi.
“Taş üstüne taş koymak isteyenlerle” yürümeyi sürdüreceklerini belirten Yumaklı, “Çıktığımız yolun uzun ve meşakkatli olduğunu her zaman biliriz. Ama AK Parti teşkilatları asla bu zorluktan, meşakkatten şikayet etmez ve Cumhurbaşkanı’mızın verdiği o hedefe gözünü kırpmadan yol alır. İnşallah 31 Mart’ta bunu da gerçekleştireceğiz, hiçbir şüphemiz yok. Hedeflerimiz, hayallerimiz var.” diye konuştu.
Ülkede 21 yılda her alanda kalkınma hamleleri gerçekleştiğini vurgulayan Yumaklı, “Türkiye’nin uzayda bir iddiası var. ‘Adamlar yapmış’ demiyoruz artık ‘Adam yapmış’ diyoruz. Bu hususta inşallah çok daha ileriye, hedeflere ulaşan bir yöntemimiz olacak.” ifadesini kullandı.
Yumaklı, Mersin’de narenciye konusunda yaşanan sıkıntılarla ilgili çok farklı konuları ele alarak çalışma yürüttüklerini dile getiren Yumaklı, şöyle konuştu:
“Önce ihracat desteği verilerek yaraya merhem olunma safhasına geçtik. Ancak biliyoruz, bu o dönem için belki biraz rahatlattı ama daha fazla şeyler yapılması lazım. Bu sorun sadece bu seneniz değil, önümüzdeki senelerin de sorunu olacak. O yüzden bizler önümüzdeki dönemde inşallah üreticilerimizin sorunlarını çözecek ve Mersin’de yapılacak bir karar toplantısıyla birlikte önümüzdeki yıl ne yapacağız ve bu sorunla bir daha karşılaşmayacağız konusunu inşallah Mersin’de yapılacak toplantıyla kararlaştırmış olacağız.”
“Teröre, terörle birlikte olanlara toleransımız olamaz”
Yumaklı, kendilerinin millete, milletin de kendilerine güvendiğini vurgulayarak, “Görevimiz Türkiye’yi, demokrasiden sosyal refaha kadar her alanda çok daha ileri seviyeye getirmek ve gelişmiş ülkelerle yarışır kılmak. Cumhuriyet’imizin 100. yılını, hepimizin de artık hafızalarına kazındığı üzere ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ilan ettik. İlk yüzyılda bu oldu ama ikinci yüzyılda artık kabına sığmayan bir Türkiye, Türk milleti var. Biz, Türkiye Yüzyılı’nda Türkiye’yi rahat bırakmak istemeyen, devletiyle milleti arasına girmek isteyenlere bir ders vermek üzere önümüze 31 Mart’ı koyduk.” ifadelerini kullandı.
İstanbul Çağlayan Adliyesi önündeki polis noktasına düzenlenen terör saldırısına değinen Bakan Yumaklı, şöyle devam etti:
“Terör ve terör uzantılarından, terörün gölgesinde siyaset yapanlardan kimseye hayır gelmeyeceğini gördük. 2023 seçimleri öncesinde aslına bakarsanız amaçlarına, koltuk hedeflerine ulaşmak için altılı, yedili masaları kurup, terörle aralarına herhangi bir mesafe koymayanlarla bir arada olmaktan da zerre kadar çekinmeyen bir siyasi anlayışı gördük. Bizim teröre, terörle birlikte olanlara herhangi bir toleransımız olamaz çünkü milletimizin kırmızı çizgisidir bu. 14 ve 28 Mayıs’ta bu anlayışta olanlara nasıl kırmızı kart gösterdiysek, siz kıymetli yol arkadaşlarımız bunun için nasıl gece gündüz çabaladıysa inşallah 31 Mart seçimlerine kadar olan süreçte de bunları bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam edelim. Çünkü ana muhalefet partisi ve diğerleri, terör uzantılarına selam göndermekten ne vazgeçiyor ne de onlarla birlikte olmaktan herhangi bir çekinceleri var. Bunun tek sebebi var ikisi de birbirine muhtaç çünkü.”
Yumaklı, Mersin’in, Türkiye Yüzyılı’ndaki gerçek belediyeciliğe Cumhur İttifakı ile ulaşacağını anlattı.
Büyükşehir Belediyesine eleştiride bulunan Yumaklı, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Geçen sürede hemen hemen bir çivi bile çakılmamış, belediye binası kendisine ait bile olmayan, aslında her an bırakıp gitme üzerine kurulu ortamda olan bir belediyenin bu memlekete, bu memleketin insanına verebileceği hiçbir şey yoktur ki olmamış nitekim, bunu gün içerisinde şehirde gördük. İnsanları beklediği laf, şov değildir. Onların hayatlarına dokunacak şeyler yapmak zorundasınız.”
Cumhur İttifakı’nın Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Serdar Soydan da 31 Mart’tan sonra Mersin’de “gerçek belediyeciliği” yaşatacaklarını söyledi.
Programın ardından Yumaklı, MHP Mersin İl Başkanlığını ziyaret etti.
Yumaklı’ya ziyaretlerinde AK Parti Mersin Milletvekilleri Ali Kıratlı ve Havva Sibel Söylemez, Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, AK Parti İl Başkanı Adem Aldemir de eşlik etti.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 33 ilde DEAŞ’a karşı düzenlenen ‘Kahramanlar-49’ operasyonuna ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yerlikaya’nın açıklaması şöyle:
“33 İlde DEAŞ Terör Örgütüne yönelik eş zamanlı olarak gerçekleştirilen ‘Kahramanlar-49’ operasyonlarında 147 şüpheli yakalandı.
Aziz Milletimizin huzuru, birlik ve beraberliği için teröristlerin hiçbirine göz açtırmayacağız. Güvenlik güçlerimizin üstün gayretleriyle mücadelemize aralıksız devam edeceğiz.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlüklerimizce Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Eskişehir, İstanbul, Gaziantep, İzmir, Karabük, Kayseri, Kırıkkale, Elazığ, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa ve Yalova’da düzenlenen operasyonlar kapsamında;
Adana’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şüpheli yakalandı.
Adıyaman’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Afyonkarahisar’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Ankara’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 8 şüpheli yakalandı.
Antalya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Bingöl’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Bitlis’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Bolu’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şüpheli yakalandı.
Bursa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı.
Çorum’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Diyarbakır’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 7 şüpheli yakalandı.
Düzce’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Eskişehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Elazığ’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı.
Gaziantep’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şüpheli yakalandı.
İstanbul’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı.
İzmir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 11 şüpheli yakalandı.
Karabük’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Kayseri’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şüpheli yakalandı.
Kırıkkale’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Kırşehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şüpheli yakalandı.
Kilis’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şüpheli yakalandı.
Kocaeli’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Konya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şüpheli yakalandı.
Kütahya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Manisa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 9 şüpheli yakalandı. Mardin’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Mersin’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şüpheli yakalandı.
Muğla’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı. Sakarya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 8 şüpheli yakalandı.
Samsun’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı. Şanlıurfa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 11 şüpheli yakalandı.
Yalova’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı.
Operasyonları gerçekleştiren kahraman polislerimizi tebrik ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin. Yılın 365 günü, 4 mevsim, 12 ay, gece gündüz demeden operasyonlar düzenliyoruz. Terörle mücadelemiz son terörist etkisiz hale getirilince kadar kararlılıkla devam edecek.”
]]>İstanbul’da DHKP/C’li teröristlerin adliye önündeki polis kontrol noktasına saldırarak bir vatandaşın şehit edilmesi, 3 polis ve 3 vatandaşın yaralanmasına ilişkin soruşturma sürüyor.
AA muhabirleri, terör örgütü DHKP/C üyesi Pınar Birkoç ve Emrah Yayla tarafından adliyeye yönelik gerçekleştirilmek istenen ancak devriye görevi yapan polisin hareketlerinden şüphelenerek kimlik sorması üzerine iki saldırganın polislerle vatandaşlara ateş açmasıyla son bulan eylemi derledi.
Teröristler 5 dakikada etkisiz hale getirildi
Buna göre adliye binasının karşısındaki metrobüs üst geçidinin önünde 11.35’te polis ekiplerinin dikkati çeken 2 terörist, şüpheli görülmeleri üzerine durdurularak GBT sorguları yapılmak istendi.
Bu sırada panikleyerek polislere biber gazı sıkıp kaçan 2 saldırgan, adliye binasının ana giriş kapısının karşısındaki meydana doğru ateş ederek koşmaya başladı.
Terörist Emrah Yayla, meydana ulaştığında burada bulunan polis kontrol noktasına silahla ateş etmeye devam etti.
Polisle çatışmaya giren ve hedef gözetmeksizin ateş eden Yayla, 11.39’da başından vurularak etkisiz hale getirildi.
Peşinden meydana koşarak gelen diğer terörist Pınar Birkoç da elindeki çantayı yere atarak polislere ateş etmeye başladı.
Polis ekiplerince açılan ateş soncu Birkoç da 11.40’ta başından vurarak etkisiz hale getirildi.
Bu sırada meydanda bulunan 4 vatandaş ile 3 polis memuru, isabet eden kurşunlar nedeniyle yaralandı. Akrabasının mevlidine gitmek için sabah evinden çıkan ve saldırıda yaralanan Dilfiraz Karataş kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Silahlı saldırı anında adliye önündekiler, bina içerisine kaçarken, adliye içindekiler de yere yattı.
Terör saldırısının ardından olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
Çantada plastik kelepçeler ele geçirildi
Adliyenin meydan yakınında bulunan C kapısı kapatılırken, polis ekiplerince binanın çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Ayrıca, polis helikopteri de önlemlere havadan destek verdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ile Başsavcı vekili Mehmet Yılmaz 11.47’de saldırının gerçekleştiği alanda inceleme yaptı.
Kadın teröristin meydana bıraktığı şüpheli çantada, bomba imha uzmanları tarafından yapılan incelemede içeriği henüz belirlenemeyen bir düzenek, plastik kelepçeler, 48 mermi ve örgütsel doküman bulundu.
Saldırı sırasında adliyede teröristin ablasının örgüt davası görülüyordu
Saldırının ardından çalışma başlatan polis, olayda öldürülen Pınar Birkoç’un ablasının İstanbul Adliyesi’nde “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan duruşmasının olduğunu belirledi.
Bunun üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne giden ekipler, tutuklu sanık Necmiye Birkoç ile duruşmaya izleyici olarak katılan diğer kardeşi ve bazı kişileri 12.05’te gözaltına aldı.
Olay yeri inceleme ekipleri 12.12’de adliye çevresinde çalışma başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca terör saldırısıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, terör örgütü DHKP/C üyelerinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti veya duruşma savcısını hedef alınıp almadığına yönelik çalışma sürüyor.
Çatışmanın izleri demir korkuluklarda
Öte yandan, saldırganlarla polis arasındaki çıkan çatışmanın şiddeti, demir korkuluklara isabet eden kurşun izleriyle gün yüzüne çıktı.
Olay yeri inceleme ekiplerinin tebeşirle daire içine aldıkları kovan yerlerinin, adliye binasına çok yakın mesafede olduğu görüldü.
Çok sayıda polisin devriye attığı alanda, güvenlik üst seviyede tutulmaya devam ediyor.
Saldırganlar hakkında çeşitli davalar açılmıştı
Saldırıda öldürülen teröristlerden Emrah Yayla, 23 Kasım 2021’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava kapsamında 21 Haziran 2023’te 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Hakkında ikametine en yakın karakola imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbirleri uygulanan Yayla’nın dosyası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.
Adana’da 2007 yılında yakalanan Yayla, sırt çantası ve arabasında bomba yapımında kullanılan düzenekler ve patlayıcı maddeler ele geçirilmesi üzerine hakkında açılan dava kapsamında 14 yıl cezaevinde kaldıktan sonra salıverildi.
Ardahan’da 1998 yılında doğan diğer terörist Pınar Birkoç ise terör örgütü DHKP/C üyesi olmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılandığı davada yaklaşık 6 yıl tutuklu kaldıktan sonra Şubat 2022’de tahliye edildi.
]]>Cumhur İttifakı Erzurum’da 31 Mart 2024 yerel seçimleri için belirlenen Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının tanıtımını gerçekleştirdi. Kazım Karabekir Spor Salonu’ndaki aday tanıtım törenine AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, MHP Genel Başkan Yardımcısı Kamil Aydın, eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, milletvekilleri, belediye başkan adayları ve partililer katıldı.
AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, MHP İl Başkanı Adem Yurdagül, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı ve yeni dönem adayı Mehmet Sekmen, AK Parti Milletvekili Selami Altınok’un konuşmasından sonra kürsüye gelen MHP Genel Başkan Yardımcısı Kamil Aydın, 14-28 Mayıs’ta birinci raundunu aldıkları seçimlerin 31 Mart’ta taçlandırılacağını söyledi. Konuşmasında muhalefeti eleştiren Aydın, Bu garip kardeşiniz sadece TBMM’de değil, burada arkadaşlarımız da var. Biz aynı TBMM gibi üç farklı uluslararası mecliste de Türkiye’yi temsil ediyoruz. Aynı meclis mantığıyla çalışıyoruz. Selami Altınok Bey bir tanesinin Türk delegasyon başkanı. Geçmişte gene kardeşlerimiz vardı. Böyle bir hizmet ağı içinde olduk. Dünyanın hangi meclisindeki hangi toplantıya katıldıysam gördüğümüz bir şey var. Söz konusu Türkiye’nin aleyhine bir karar olduğu zaman İngiliz, Fransız, Belçikalı, Yunan, Romanyalı bir araya geliyor, Türkiye’nin aleyhine parmak kaldırıyorlar. Türkiye’nin lehine bir şey söz konusu olduğunda hepsi ipe un seriyor. Kırk dereden su getiriyorlar. Çünkü biliyorlar ki tarih tekerrür edecek, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi Türkiye Yüzyılı kalktı yürüyor. 21’inci yüzyıl yeni bir sahibi ile vuslatına erecektir. Dönüyoruz kendi içimize. Kendi meclisimize bakıyoruz, inanın her kafadan bir ses geliyor söz konusu terörle mücadele, savunma sanayinde bağımsızlık, Amerika ile F-400, F-16 muhabbeti olunca, söz konusu İMF ve Dünya Bankası’na rest çekme olunca çıt yok. Sadece Cumhur İttifak tek başına el kaldırıyor diye konuştu.
‘SİZE ŞİKAYET EDİYORUM’
Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürüldüğü toplantıda yaşananları hatırlatan Aydın, şunları söyledi
Size şikayet ediyorum. Yanınızda, yörenizdekilere anlatın. ‘Meclis’te terörist istemiyoruz’ diyorlar ama terör uzantılarına af isteyenlerle beraber yürüyorlar. Meclisi zabturabt altına alıyorlar. Bir milletvekilinin mahkeme kararını uygulamak için oylama yapıyoruz, sokakta demokrasi anlatıyorlar ama gittikleri yerde Türkiye’ye efendilerine şikayet ediyorlar. Bir teröristin milletvekili olamayacağını söyleyen mahkeme kararına oy vermeye geldiğinde elleri susuyor, ağızları konuşmaya başlıyor. Hatta öyle cüretkar davranıyorlar ki Meclis kürsüsünü istilaya kalkışıyorlar. Anayasa fırlatıyorlar. Peki kim için yapıyorlar Gezi olaylarıyla başlayan ve bugün hala bu provokasyonlar devam edecek. Genel başkanımız son konuşmasında uyardı. 31 Mart’a kadar şiddeti artırılmış sokak provokasyonları olacak. Sakın ha bunlara düşmeyeceğiz. Allah’ın izniyle Erzurum bir çimentodur. Erzurum’un bin yıllık harcını kimse bozamaz inşallah.
UÇURUMUN KENARINDAN ALINDI TÜRKİYE BUNU SİZ BAŞARDINIZ
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Şu anda ne altı kaldı ne üstü kaldı. 6’lı masa darmadağın. Siz dağıttınız. 6’lı masanın altından öyle bir protokoller çıktı ki sonra. O 6’lı masanın etrafına oturmuş olanlardan, oy veren vatandaşlarımızdan bir kısmı da şunu dedi ‘Türkiye bir facianın eşiğinden dönmüş.’ Adamlar şunu dediler, 6’lı masayı kuranlar onların tabiri bu, ‘iyi ki biz kazanamamışız’ Böyle bir uçurumun kenarından alındı Türkiye. Bunu siz başardınız. Onlar protokollerle uğraşırken, birbirlerini hançerlemekle suçlayarak suçlu ararken biz ne yaptık, siz ne yaptınız mayıs seçimleriyle gittiniz sandığa Cumhurbaşkanımızı, Cumhur İttifakı’nın adayı olarak seçtiniz yola devam dediniz. Ertesi gün kabineyi kurduk hizmete devam, yola devam dedik. Altındaki imza sizin. Kutluyorum sizleri dedi.
İSTER IRAK İSTER SURİYE OLSUN
Terörle mücadele için tezkerelere 6’lı masanın etrafındakilerin hayır dediğini ifade eden Ala, Tezkere geliyor. Eskiden Türkiye’nin sınırlarının içinde saldırıyordu teröristler. Biz bunu değiştirdik, dedik sınırların dışına gideceğiz. Elebaşları yönetim merkezleri neredeyse orada mücadele edeceğiz. İster Irak ister Suriye olsun. Bunun için Meclis’ten yetki istiyor Cumhurbaşkanımız cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle. Buna o 6’lı masanın etrafındakiler hayır diyor ama Cumhur İttifakı evet diyor ve biz oradayız. Biz ülkenin dışında terörle mücadele ediyoruz. Daha önce Türkiye’nin içerisinde çekiç güç vardı. Başka ülkelerin askerleri Türkiye’nin içinde konuşlanmıştı. Şimdi ne yapıyoruz Bizim askerlerimiz 20’ye yakın ülkede barışa huzura hizmet ediyor diye konuştu.
Kazım Karabekir Spor Salonu’ndaki törende konuşmalardan sonra 20 ilçenin adayları tek tek kürsüye davet edilerek partililere tanıtıldı. (DHA)
]]>KUZEY Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, ‘Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı. Teklif görüşmeleri dahilinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Koray Aydın, iktidarın, siyasi parti gruplarını ve Türk milletini İsveç hakkında doğru bilgilendirmeden ve ikna etmeden bu protokolü Genel Kurul’a getirmesinin doğru olmadığını kaydederek, “Bugün yapılması gereken, bu teklifin geri çekilmesi, Genel Kurul’a Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan davet edilerek bizleri bilgilendirmesi ve taleplerimizin yerine gelip gelmediğini anlatmasıdır. Bu gerçekleşmediği sürece İsveç’e verilecek onayın vebaline İYİ Parti asla ortak olmayacaktır. Türk milletinin yüksek çıkarları doğrultusunda ifade ettiğimiz bu talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İYİ Parti olarak biz, İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız” diye konuştu.
‘PROTOKOLÜN ONAYLANMASINA KATKI SAĞLAYACAĞIZ’
MHP grubu adına söz alan Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, İsveç’in NATO üyeliği konusunda yürütülen görüşmelerde, Türkiye’nin endişe, beklenti ve taleplerini ilettiğini belirtti. Türkiye’nin beklentileri ve taleplerinin karşılık bulduğunu ve bulmaya da devam ettiğini ifade eden Aydın, “Diğer bir ifadeyle, terörle mücadele ve kutsal değerlerimize yönelik hakaretlerle ilgili kanuni ve anayasal değişiklikler yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Savunma sanayisi ürün taleplerimize yönelik uygulanan ambargoların kaldırılması ve dahası, savunma sanayisi ürün ticaretini kolaylaştırıcı önlemlerin alınması da etkinleştirilmiştir. Öte yandan, yetkili irtibat savcılığı sistemi kurularak karşılıklı ziyaretlerin yapılıp hassasiyetlerin, beklentilerin, meselelerin yerinde görüşülüp sonuca bağlanması süreci de 16 Kasım’dan itibaren devreye sokulmuş ve anlaşma onayı sonrası da bu ilişki ve iş birliğinin devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak komisyondaki tavrımızın süreceğini belirtir, ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağımızı ifade eder, yüce heyetinizi en kalbi duygularımla, saygıyla selamlarım” dedi.
‘SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’
Cumhuriyet Halk Partisi adına söz alan İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ise NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını desteklediklerini ve bu nedenle partisinin İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin teklife ‘evet’ diyeceğini aktardı. Salıcı, Türkiye’nin İsveç’ten meşru talepleri olduğunu belirterek, “İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemek de Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç, NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir” ifadesini kullandı.
‘İSVEÇ’İN ÖZEL GÖREVLİ SAVCI ATADIĞINI TESPİT ETTİK’
AK Parti adına söz alan Ankara Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay ise İsveç’in NATO’ya katılımı konusunun Meclis komisyonunda görüşüldüğünü ve İsveç’in üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi konusunda çalışmaların yapıldığını söyledi. İsveç’in süreç içerisinde olumlu adımlar attığını dile getiren Oktay, şunları söyledi:
“Bu çerçevede İsveç’in anayasasında terör örgütlerine destek sağlanmasında yaptırımlar getiren bir değişiklik yaptığını, terörizmle mücadele yasasında yapılan değişiklikle terör örgütüne katılımın ilk kez İsveç’te suç haline getirildiğini, PKK’nın İsveç’teki ana finansman kaynaklarından sözde ‘Kürt Kızılayı’nın banka hesabının kapatıldığını ve söz konusu oluşumun İsveç’teki faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığını, bir PKK terör örgütü mensubunun terörizmin finansmanı ve kara para aklama suçlarından hapse mahkum edildiğini, bunun İsveç bakımından bir ilki teşkil ettiğini, ülkemizde silahlı terör örgütüne üyelikten cezasının infazı amacıyla hakkında arama kaydı olan PKK’lı bir şahsın ülkemize iade edildiğini, İsveç’in PKK’yla iltisaklı olduğu anlaşılan kişilerin ülkeye girişlerini engellediğini, bazı kişilerin de İsveç’i terk etmelerinin sağlandığını, PKK iltisaklı çevrelerin artık İsveç’te eskiden olduğu şekilde rahat bir hareket alanı ve temas imkanı bulamadıklarını, savunma sanayisi alanında ülkemize yönelik kısıtlamaların tamamının kaldırıldığını, İsveç’in ülkemizin AB üyelik sürecine açık destek verdiğini, kutsal değerlerimize yönelik saldırıların engellenmesini sağlamak üzere İsveç yasalarında gerekli değişikliklerin hızla yapılması için bir çalışma başlatıldığını, İsveç Hükumeti ve İsveç halkının çoğunluğunun da bu saldırıları tasvip etmediğini, İsveç’in bizim makamlarımızla, Türkiye’nin makamlarıyla yakın iş birliği sağlamak için özel görevli bir savcı atadığını tespit ettik.”
‘OLUMLU OY KULLANACAĞIMIZI BELİRTİYORUZ’
İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki kararlı yaklaşımları sayesinde NATO içerisinde terörle mücadele konusundaki farkındalığın da arttığını kaydeden Oktay, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg tarafından NATO Terörizmle Mücadele Özel Koordinatörü atandığının açıklanmasının da bu çerçevede olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti. Tüm NATO müttefiklerine de terörle mücadelede işbirliği konusunda çağrıda bulunan Oktay, “Terörle mücadele bahanesiyle ülkemizi hedef alan terör yapılanmalarıyla iş birliği yapılmasını, ülkemize yönelik olarak uygulanan kapalı veya açık ambargoları ifade özgürlüğü çerçevesinde en kutsal değerlerimize karşı yapılan saldırılar karşısında sessiz kalınmasını, ülkemizle ilişkilerin birbirinden farklı konularla irtibatlandırılmaya çalışılmasını asla kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi buradan bir kez daha kuvvetle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç tarafından bu konularda atılan adımların diğer dost ve müttefiklerimize de örnek teşkil etmesini bekliyoruz. Biz AK Parti Grubu olarak söz konusu kanun teklifi çerçevesinde olumlu oy kullanacağımızı belirtiyoruz” dedi.
KANUN TEKLİFİ ONAYLANDI
Yapılan konuşmaların ardından kanun teklifine ilişkin elektronik oylamaya geçildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada, 287 kabul oyu, 55 ret oyu ve 4 çekimser oy kullanıldı. Oylama sonucunda Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
]]>AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da; 17’si büyükşehir olmak üzere 48 il belediye başkan adayını açıkladı. AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Keçiören Belediye Başkanı Adayı Turgut Altınok oldu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı ise eski AKP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ oldu. Erdoğan aday tanıtım toplantısında, “Partimizin adayları için nasıl gayret gösteriyorsak MHP adaylarını destekleyeceğimiz Manisa, Mersin, Bartın, Erzincan, Kars, Kırklareli, Osmaniye’de de aynı azim, şevk ve samimiyetle çalışacağız. Cumhur İttifakı’nda ayrım asla olmayacak” diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara ATO Congresium’da düzenlenen aday tanıtım toplantısında aralarında Ankara ve İzmir’in bulunduğu 17 büyükşehir ile 48 ilin belediye başkan adaylarını açıkladı. Erdoğan, aday tanıtım toplantısında özetle şöyle konuştu:
“30 OCAK’TA SEÇİM BEYANNAMEMİZİ MİLLETİMİZİN TAKDİRİNE SUNACAĞIZ”
“Cumhur İttifakı’ndaki ortağımız MHP adaylarını destekleyeceğimiz 7 vilayetimiz dışındaki tüm büyükşehirlerimiz ve il belediye başkan adaylarımızı ilan etmiş oluyoruz. Önümüzdeki cumartesi gününden itibaren İstanbul’dan başlayarak ilçe adaylarımızın tanıtımını da yapacağız.
Hedefimiz Ak Parti ve Cumhur İttifakı’nda olan belediyeleri tekrar ezici oranlarla kazanma yanında, muhalefetin elindeki şehirlerimizi gerçek belediyecilikle tanıştırmaktır. Bunun için milletimizin her adımında, her anında hep yanında olacak tüm gönlü ve zihniyle kendini şehirlerine adayacak belediye başkanlarıyla seçimlere hazırlanıyoruz. İnşallah 30 Ocak’ta da seçim beyannamemizi milletimizin takdirine sunacağız. Bilindiği gibi, seçim takvimine göre aday listelerinin en geç 20 Şubat’ta seçim kurullarına verilmesi gerekiyor. Niyetimiz 20 Şubat’a kalmadan adaylar konusundaki tüm çalışmaları bitirerek tüm vaktimizi ve enerjimizi seçim kampanyamıza teşrif etmektir.
Sandıkta bize verilen her oyun vebalini, yaptığımız görevlerin her anında üzerinizde hissederek aşkla, azimle kararlılıkla çalışacak, üretecek, farkımızı ortaya koyacağız. Biz asla şehirlerine ve oralarda yaşayan insanlara hiçbir şey vermedikleri halde çeşitli kavramların, değerlerin, sembollerin, ideolojik körlüklerin arkasına saklanarak koltuklarını koruma derdine düşenlerden olmadık, olmayacağız.
Belediye başkanlığı vasıtasıyla şehrinin hadimliğine soyunmak yerine hakimliğine talip olanlar varsa Ak Parti onun için doğru adres değildir. Şehrinin dertleriyle dertlenmeden, ülkesinin hedefleriyle bütünleşmeden, milletinin değerleriyle donanmadan sandığa gözünü diken varsa AK Parti onun için isabetli bir mecra hiç değildir.
“31 MART’TA TÜRKİYE YÜZYILI’NIN İLK MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE BELEDİYELERİ YÖNETME SORUMLULUĞUNU ÜSTLENECEĞİZ”
Geçtiğimiz Mayıs ayında Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerini Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarımızla birlikte bu şekilde kazandık. İnşallah 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı’nın ilk mahalli idareler seçiminde belediyeleri yönetme sorumluluğunu yine bu şekilde üstleneceğiz.
Bir yanda 10 yılı aşkın süredir kaos çıkartarak, terörü azdırarak, darbe teşebbüsünde bulunarak ekonomik tuzaklar kurarak, ülkemize diz çöktürmek isteyenlerin saldırıları kesintisiz sürüyor. Gezi olaylarıyla sokakları karıştırarak hükümeti devirmek istediler. Kararlı duruşumuz karşısında başaramayınca, ülkemize bedel ödetmeye çalıştılar. FETÖ’nün 17-25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz darbe girişimi ile ülkeyi teslim almak istediler. Milletimizin sinesine çarpıp hüsrana uğrayınca ülkemize bedel ödetmeye çalıştılar. PKK’yı kullanarak hendeklerle etrafını kazdıkları mahalleleri işgal etmek istediler. Güvenlik güçlerimiz onları açtıkları çukurlara gömünce ülkemize bedel ödetmeye çalıştılar.
Geçtiğimiz günlerde sınır ötesindeki birliklerimize yapılan alçak saldırılar dahil başımıza gelen hiçbir hadise bu tablodan bağımsız değildir. Biz ülkemizin çıkarlarından, milletimizin hedeflerinden taviz vermeyeceğimizi gösterdikçe siyasi, diplomatik, ekonomik, askeri her alanda ayağımıza takılan yeni çelmelerle karşılaşıyoruz. Böyle yaparak bizi korkutacaklarını, sindireceklerini, yıldıracaklarını, emperyalist emellerine razı edeceklerini sanıyorlar. Tabii bunlar ne Türk milletini ne de onun bir evladı olarak bizi tanıyor. Bize asla geri adım attıramayacaklardır. Bizi yolumuzdan kesinlikle döndüremeyeceklerdir. Bizi ve ülkemizi hiçbir şartta teslim alamayacaklardır.
Samimi bir üzüntüyle ifade etmek isterim ki, ülkemizin ikinci büyük partisi hüviyetini taşıyan CHP, mevcut yönetim altında maalesef emperyalistlerin koç başlığına soyunmuş durumdadır. CHP’nin bölücü terör örgütünün güdümünden çıkamadığı için meşruiyet krizi yaşayan DEM’lilerle yaptığı iş birliği bu kirli oyunun en son sahnesidir. Gerçi bunların seçimlerde Meclis’te ve Belediyelerde yaptıkları iş birliği uzunca bir süredir gizli saklı devam ediyordu. Sütre gerisinden sürdükleri birlikteliklerini artık iyice afişe ettiler.
“GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN KURDUĞU PARTİNİN TABUTUNA EN SON ÇİVİYİ KURULTAY KÜRSÜSÜNDEN TERÖRİSTLERE SELAM GÖNDEREREK BİZZAT ÖZGÜR EFENDİ ÇAKTI”
Birkaç ay öncesine kadar uğruna gözyaşı döktüğü Bay Kemal’e mayıs seçimlerindeki hezimetin tüm faturasını yükleyen Özgür Efendi daha bismillah demeden iradesini ve ipini terör örgütlerinin temsilcilerine teslim etti. Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partinin tabutuna en son çiviyi kurultay kürsüsünden teröristlere selam göndererek, bölücülerle iş birliği yaparak bizzat Özgür Efendi çaktı. Dikkat ederseniz bu iki parti ülkenin ve milletin aleyhine ne varsa birlikte hareket ediyor, lehine ne varsa da birlikte karşı çıkıyor. Daha doğrusu, bölücü örgütün muhitlerinden izin ve icazet almadan CHP yönetimi adım atamıyor, teröre ‘terör’, teröriste ‘terörist’ dahi diyemiyor. Bütün hayatları yalanla ve dalavereyle geçenler siyasette ve Meclis’te çevirdikleri küçük numaralarla tabanlarını ve milleti aldatabileceklerini düşünüyorlar. Halbuki istiklalimizi ve istikbalimizi tehdit eden terör örgütlerini nasıl emperyalistler yönlendiriyorsa da CHP de artık bölücü örgütün güdümündeki partinin kontrolündedir, DEM tarafından rehin alınmıştır, esir alınmıştır.
“31 MART’TA ÖZGÜR EFENDİYİ DE VESAYETTEN KURTARIP ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ”
31 Mart’ta sadece şehirlerimizi gerçek belediyecilikle buluşturmakla kalmayacağız aynı zamanda Özgür Efendiyi de vesayetten kurtarıp özgürleştireceğiz. Terör örgütünün DEM’ini de hak ettiği yalnızlığa iteceğiz. Türkiye Yüzyılı’nın adımlarını da sıklaştıracağız.
“AK PARTİ’NİN HİÇBİR FERDİ BAYRAĞIMIZA ‘KAĞIT PARÇASI’ DEMEZ”
Tek bayrak diyerek bağımsızlığımıza sıkı sıkıya sarılacak, hilali mahsun ve yıldızı sönük bırakmak isteyenleri hüsrana uğratacağız. Şimdi Parlamento’da çıkmış birisi ne idiğü belirsiz, benim Grup Başkanvekilim Leyla Hanım’a bayrağımıza saldırdığına dair edepsizce ifadeler kullanıyor. Şunu bir defa iyi bil: Ak Parti’nin hiçbir ferdi bayrağımıza ‘kağıt parçası’ demez, hiçbir ferdi bayrağımızla ilgili ‘paçavra’ demez. O sizin cibilliyetinizde var ve ortağı olduğunuz partinin cibilliyetinde var.
Meclis’in kürsüsündeki o dokunulmazlığa sığınarak bu tür cibilliyet noktasındaki eksiklerle AK Parti’ye saldıramazlar. Tek vatan diyoruz, her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu mübarek topraklar üzerinde kimsenin ameliyat yapmasına müsaade etmeyeceğiz. Tek devlet diyerek, binlerce yıllık geleneğin son temsilcisi Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalmasını sağlayacağız.
18’nci kez milletimizin huzuruna çıkmanın hazırlığı ve heyecanı içindeyiz. Önümüzdeki 31 Mart seçimlerine AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak yine bu hassasiyetle hazırlanıyoruz. Adaylarımızdan seçim beyannamemize kadar her işimizi milletimizle istişare içinde milletimizin görüşlerini alarak yürütüyoruz. Milletimiz neyi uygun gördüyse, bizden beklentileri neyse onu yapmanın, onu hayata geçirmenin derdindeyiz.
Şehirlerimize döndüğümüz andan itibaren önümüzdeki 73 gün boyunca durmadan, dinlenmeden koşturacaksınız. Kimseyi ayırmayacak, kimseyi dışlamayacaksınız. CHP zihniyetinin yaptığı gibi değil, vatandaşın oyunu çantada keklik görmeyeceksiniz. Açık söylüyorum, hiç kimse şahsımız dahil hiç kimseye tıpış tıpış oy vermek zorunda değildir. Bilakis biz hiçbir ayrım yapmadan her bir insanımızı velinimet görerek kapısını çalmak zorundayız. Daha önce bize oy versin veya vermesin her vatandaşımıza ulaşmak, zihnini ve kalbini yeniden kazanmak mecburiyetindeyiz.
“MANİSA, MERSİN, BARTIN, ERZİNCAN, KARS, KIRKLARELİ, OSMANİYE’DE DE AYNI AZİM VE SAMİMİYETLE ÇALIŞACAĞIZ”
Partimizin adayları için nasıl gayret gösteriyorsak MHP adaylarını destekleyeceğimiz Manisa, Mersin, Bartın, Erzincan, Kars, Kırklareli, Osmaniye’de de aynı azim, şevk ve samimiyetle çalışacağız. Cumhur İttifakı’nda ayrım asla olmayacak.
Mahalli idarelerde asıl yük belediye başkan adayımızın omzundadır. Adaylarımız herkesten daha fazla çalışmak, daha fazla koşturmak, daha fazla yorulmak, ter dökmek, emek vermekle mesul ve mükelleftir. Hep beraber bunu başardığımızda Allah’ın izniyle muhalefetin kale olarak gördüğü yerler dahil tüm belediyelerde zafer bizim olacaktır.”
Erdoğan ardından aralarında 17 büyükşehir ile 48 il belediye başkan adayını açıkladı. Adaylar şöyle:
Adana: Fatih Mehmet Kocaispir
Adıyaman: Ziya Polat
Afyonkarahisar: Hüseyin Ceylan Uluçay
Ağrı: Mehmet Salih Aydın
Aksaray: Evren Dinçer
Amasya: Mehmet Uyanık
Antalya: Hakan Tütüncü
Ardahan: Yunus Baydar
Batman: Adil Sebati Ceylan
Bayburt: Mete Memiş
Bilecik: Mustafa Yaman
Bolu: Muhammed Emin Demirkol
Burdur: Mehmet Şimşek
Çorum: Halil İbrahim Aşgın
Diyarbakır: Mehmet Halis Bilden
Gaziantep: Fatma Şahin
Gümüşhane: Ercan Çimen
Hakkari: İsmet Ölmez
Hatay: Mehmet Öntürk
Iğdır: Ülkü Öcal
Kahramanmaraş: Fırat Görgel
Karabük: Özkan Çetinkaya
Karaman: Mevlüt Akgün
Kayseri: Memduh Büyükkılıç
Kırıkkale: Mehmet Saygılı
Kırşehir: Osman Arslan
Kilis: Reşit Polat
Konya: Uğur İbrahim Altay
Kütahya: Kamil Saraçoğlu
Malatya: Sami Er
Mardin: Abdullah Erin
Muş: Feyat Asya
Nevşehir: Mehmet Savran
Niğde: Emrah Özdemir
Sakarya: Yusuf Alemdar
Siirt: Ekrem Olğaç
Sivas: Hilmi Bilgin
Şanlıurfa: Zeynel Abidin Beyazgül
Şırnak: Mehmet Yarka
Tekirdağ: Cüneyt Yüksel
Trabzon: Ahmet Metin Genç
Tunceli: Erkan Eroğlu
Uşak: Mehmet Çakın
Van: Abdulahat Arvas
Yozgat: Celal Köse
Zonguldak: Ömer Selim Alan
İzmir: Hamza Dağ
Ankara: Turgut Altınok
]]>
İran: “Pakistan’ın saldırısında 3 kadın, 4 çocuk hayatını kaybetti”
TAHRAN – Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Sistan-Belucistan bölgesindeki “terör hedeflerine” saldırı gerçekleştirildiği duyurdu. İran tarafı ise saldırıda 3 kadın, 4 çocuk olmak üzere 7 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.
İran-Pakistan arasındaki gerilim tırmanıyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan ordusunun sabah saatlerinde İran’ın Sistan Belucistan eyaletindeki “teröristlerin saklandıkları noktalara” hassas saldırı gerçekleştirildiği duyuruldu. Saldırıda çok sayıda “teröristin” öldürüldüğü belirtildi. Pakistan’ın son birkaç yıldır İran’la görüşmelerinde Pakistan kökenli teröristlerin İran’daki kontrolsüz alanlarda sahip oldukları güvenli sığınaklar ve barınaklarla hakkındaki ciddi endişelerini sürekli olarak paylaştığı vurgulandı. Pakistan’ın ayrıca söz konusu teröristlerin varlığına ve faaliyetlerine dair somut kanıtlar içeren çok sayıda dosyayı da İran’da paylaştığı ifade edildi. Ancak ciddi endişelere rağmen harekete geçilmemesi nedeniyle söz konusu teröristlerin masum Pakistanlıların kanını dökmeye devam ettiği belirtilen açıklamada, “Bu sabahki operasyon, geniş çaplı terör faaliyetlerinin yaklaştığı yönünde alınan güvenilir istihbarat doğrultusunda gerçekleştirildi” ifadeleri kullanıldı. İran’daki hedeflere yönelik operasyonun Pakistan’ın ulusal güvenliğini tüm tehditlere karşı koruma ve savunma konusundaki kararlılığının bir tezahürü olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Oldukça karmaşık olan bu operasyonun başarıyla yürütülmesi aynı zamanda Pakistan Silahlı Kuvvetlerinin profesyonelliğinin de bir kanıtıdır. Pakistan, halkının kutsal ve dokunulmaz olan emniyet ve güvenliğini korumak için gerekli tüm adımları atmaya devam edecektir. Pakistan, İran İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tamamen saygı duymaktadır. Bugünkü eylemin tek amacı Pakistan’ın kendi güvenliği ve ulusal çıkarlarıdır” denildi.
“İran kardeş bir ülkedir”
Uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak Pakistan’ın üye devletlerin toprak bütünlüğü ve egemenliği de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilke ve amaçlarını desteklediği belirtilerek, “Bu ilkelerin rehberliğinde ve uluslararası hukuk kapsamındaki meşru haklarını kullanarak Pakistan, hiçbir bahane veya şartlarda egemenliğine ve toprak bütünlüğüne meydan okunmasına asla izin vermeyecektir. İran kardeş bir ülkedir ve Pakistan halkının İran halkına büyük saygısı ve sevgisi vardır. Terör tehlikesi de dahil olmak üzere ortak zorluklarla mücadelede her zaman diyalog ve iş birliğini vurguladık ve ortak çözümler bulmak için çaba göstermeye devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.
İran: “Saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti”
İran Sistan ve Belucistan Eyalet Valiliğinin Siyasi ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Ali Rıza Marhamati ise yaptığı açıklamada, Pakistan ordusunun İran sınırları içerisinde yer alan noktaları hedef aldığını, saldırının yerel saatle 04.30’da gerçekleştiğini duyurdu. Marhamati, Pakistan ordusunun Saravan bölgesinde bulunan bazı noktalara saldırı düzenlediğini belirterek 3’ü kadın, 4’ü çocuk toplam 7 kişinin hayatını kaybettiğini aktardı.
İran, Pakistan’ı vurmuştu
İran, 16 Ocak’ta sınır bölgesinde güvenlik güçlerini hedef alan “Ceyşu’l Adl” isimli örgütün Pakistan’ın Belucistan eyaletine bağlı Panjgur bölgesindeki 2 üssüne füze ve İHA saldırısı düzenlemişti. Pakistan Dışişleri Bakanlığı, hava saldırısında 2 çocuğun hayatını kaybettiğini, 3 çocuğun da yaralandığını açıklamış, saldırının “egemenlik ihlali” olarak görüldüğünü vurgulayarak BM Güvenlik Konseyi’ne şikayette bulunulacağını duyurmuştu. Pakistan Dışişleri Bakanlığı daha sonra Tahran Büyükelçisi Muhammad Mudassir Tipu’yu geri çağırma kararı aldığını açıklamıştı.
]]>TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en düşük emekli aylığının 10 bin liraya yükseltilmesi ve işçi emeklilerine ek yüzde 5 zam yapılması konusundaki açıklamalarına işaret ederek milletvekillerine, “Siz emeklileri 10 bin lira emekli maaşına mahkum etmek istemiyorsanız, buyurun, o kanun teklifi buraya geldiği zaman hep beraber önerge verip emeklilerin durumunu düzeltelim.” çağrısında bulundu.
“5 puanla da bu işler düzelecek gibi değil”
İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, ABD’deki Epstein davasına işaret ederek, “17 Ağustos 1999 depremi sonunda Türkiye’den de bazı çocuklarımızın kaçırılarak Amerika Birleşik Devletleri’ne götürüldükleri ve bu çetenin eline düşürüldükleri soruşturma dosyasına yansımıştır. Ortaya çıkan bu şartlardan sonra endişemiz şudur ki Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri sonrası kaybolan çocuklarımız var mıdır, varsa bu çocuklarımızın sayısı kaçtır ve en önemlisi çocuklarımız nerededir?” diye sordu.
En düşük emekli aylığının 10 bin liraya yükseltilmesi ile SSK ve Bağkur emekli maaşlarına yapılan ek yüzde 5’lik zamma ilişkin değerlendirmede bulunan Usta, “5 puan böyle lütuf filan değil, 5 puanla da bu işler düzelecek gibi değil. Bir defa, yapılması gereken şey şu; yanlış enflasyon rakamlarının mutlak surette geriye doğru düzeltilmesi lazım. Bunlar düzeltilmediği sürece bu mağduriyetler giderilemez.” ifadelerini kullandı.
“Terörizm uluslararası karanlık projelerin taşeronluğunu yapmaktadır”
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, terörizm ve terör örgütlerinin yalnızca kanlı eylemlerden ibaret bir suç ve cinayet şebekeleri olmadığını vurgulayarak, “Terörizm uluslararası karanlık projelerin taşeronluğunu yapmaktadır, PKK terör örgütü de emperyalistlerin taşeronluğunu yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Terörü bitirmek için sadece teröristlerle mücadele etmenin yeterli olmadığını, terörizmle mücadelenin topyekun mücadele olarak ele alınması gerektiğini söyleyen Akçay, “Teröre ve teröriste yataklık eden, hamilik yapan, destekleyen, arka çıkan, göz yuman, açık ya da gizli iş birliği içinde olan, her türlü kaynak sağlayan bütün kişi, kurum, kuruluş, kesim, topluluk, cemaat ve benzeri unsurlarla topyekun ve koordineli bir şekilde mücadele edilmelidir.” diye konuştu.
Akçay, “Terör kartını Türkiye’ye karşı bir tehdit aracı olarak kullanan ve varlığımızı hedef alanlara karşı milli güç unsurlarımız etkili ve caydırıcı olarak değerlendirilmelidir.” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın bölücü terör örgütüne yönelik 28 ilde eş zamanlı düzenlenen Kahramanlar-43 operasyonlarında 165 şüphelinin yakalandığına yönelik açıklamasını hatırlatarak, “Barış Meclisi üyesi annelerimiz, Kadın Zamanı Derneğinin Başkanı, DEM Parti Kadın Meclisi üyeleri, yine, Mezopotamya Kültür Derneğine üye olan sanatçılar, sivil toplum örgütlerinde çalışan birçok kadın gözaltına alındı ve hedef gösterildi.” ifadelerini kullandı.
“CHP grubu ‘evet’ oyu verdi”
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “enflasyona ezdirmeyeceğiz” sözleriyle emekliye umut olduğunu belirterek, “Biz beklemiyorduk ama emekli umutla verilecek zammı bekliyordu ve ‘Koşulları zorladık, yüzde 5 daha zam yapıyoruz’ dedi. 85 milyonun parasını 85 milyona sadaka verir gibi veriyorlar. Neyin koşullarını zorluyorsunuz? Kimin parasını kime, hangi şartlarla veriyorsunuz?” şeklinde konuştu.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 12 şehit verildiğinde de Meclisi bilgilendirmesini istediklerini ama bu taleplerinin kabul edilmediğini anlatan Başarır, “Kendi bildirimizi yayımladık. 9 evladımız şehit oldu, nasıl olduysa iki bakan geldi, bilgilendirmede bulundu. Peki, o gün niye bulunmadı? ve Meclis Başkanımız tek kendi imzasıyla, Başkanlık tezkeresiyle getirdi ‘Terörü kınayalım, lanetleyelim, oylayalım.’ dedi, Bakanlar da bilgi verdi. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ‘evet’ oyu verdi.” değerlendirmesinde bulundu.
“Siyasi etik ve ahlak açısından da hiç doğru olmadı”
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, TBMM Genel Kurulunda “teröre karşı bildiri” konulu Meclis Başkanlığı tezkeresinin Mecliste grubu bulunan ve bulunmayan pek çok milletvekilinin “evet” demesiyle kabul edilmesinin ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sosyal medyadan paylaştığı CHP TBMM Grubu’nun terörle mücadele bildirisini hatırlattı.
Bunun TBMM’nin ortak bir iradesi olduğunu vurgulayan Usta, “Bu tezkere, CHP milletvekillerinin de ellerini kaldırarak ‘evet’ dediği, ortak tutumumuzu sergilediğimiz bir duruştu ancak ne hikmetse bu oylamadan sonra böyle bir tweet atma ihtiyacı hissedildi.” dedi.
Usta, bunun siyasi etik ve ahlak açısından da hiç doğru olmadığını söyledi.
Emekli maaşlarına yapılan zamla ilgili Usta, “Hiçbir emeklimiz endişe etmesin, gereken her türlü düzenlemeyi yapma gücüne sahibiz. 2024’te özellikle 11 ilimizde yaşadığımız depremin bütçemize getirdiği yükün de hafifletilmesiyle temmuzda SSK ve Bağkur emeklilerimizin bu konudaki beklentilerini çok daha iyi bir oranda karşılayacağımızdan kimsenin endişesi olmasın.” dedi.
“Hiçbir çocuğumuz üçüncü şahıslara teslim edilmemiştir”
Depremde kaybolan çocuklarla ilgili İçişleri, Adalet ile Aile ve Sosyal Hizmetler bakanlıklarının ortaklaşa yürüttüğü bir çalışma olduğunu anlatan Usta, “DNA örnekleri alınarak, gerekirse fethi kabir kararları alınarak kayıp ailelerimizin çocuklarını bulması noktasındaki çalışmalar devam etmektedir. Şundan eminiz ki hiçbir çocuğumuz üçüncü şahıslara teslim edilmemiştir.” diye konuştu.
AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma
Usta, yaşanan tartışmalar üzerine Meclisin iradesiyle çok önemli bir metne imza attıklarını hatırlatarak, “Bu, Millet Meclisinin iradesini gösteren, burada bir milletvekili olarak ‘Evet, ben de bu terör örgütünü ve terörü lanetliyorum’ demekten imtina etmediğinizi gösteren bir metindi. Buna imza atmamak için bu tip siyasi polemiklere girmeye hiç gerek yok. Eğer Meclisin kağıdında yazılan, altında imzalarımız bulunan kağıda ‘bir A4 parçası’ diyorsanız, şurada arkamızda bulunan bayraklara da iki gün sonra ‘bez parçası’ dersiniz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Başarır, “Sen haddini bileceksin. Benzetmeyle bile Türk bayrağına ‘bez parçası’ diyemezsin.” ifadelerini kullandı. Tartışmaların uzaması üzerine TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime ara verdi.
Aranın ardından TBMM Genel Kurulunda, TBMM Balıkçılık ve Su Ürünleri Araştırma Komisyonu’nun görev süresinin 17 Ocak 2024 tarihinden geçerli olmak üzere bir ay uzatılmasına ilişkin tezkere okutuldu.
]]>Teşkilatta gönüllülük esasıyla seçilip terörle mücadele başta olmak üzere birçok alanda başarıyla görev yapan PÖH timleri, her an göreve gidecek gibi 7/24 hazır bekliyor.
Erzurum İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı özel harekat polisleri de bilgi ve tecrübelerini pekiştirip zinde kalmak için farklı senaryolar üzerinde sürekli tatbikat yapıyor.
Bu kapsamda senaryo gereği 9 kişiden oluşan tim, metruk binada bir teröristin bulunduğu ihbarı üzerine harekete geçerek yerli ve milli zırhlı taktik araç Ejder Yalçın ile bölgeye intikal etti.
Tim, bina çevresinde gereken plan ve çalışmayı yapıp önlem alarak, operasyon köpekleriyle binaya girip, koçbaşıyla kırdıkları kapıdan içeri ses bombası attı.
Ardından içeri giren operasyon köpeği, ateş eden teröristi kolundan yakalayarak yere yatırdı ve arkadan gelen tim teröristi etkisiz hale getirdi.
Hedef, 400 metreden tam isabetle vuruldu
Tatbikatın ardından atış kabiliyetlerini geliştirmek için yaklaşık 2 bin rakımdaki poligonda atış yapan keskin nişancı özel harekatçılar da hedefi, rüzgar hesaplamasının ardından yaklaşık 400 metreden tam isabetle vurdu.
İl Emniyet Müdürü Kadir Yırtar, AA muhabirine, özel harekatçıların asli görevlerinin yanı sıra ilçe girişlerindeki stratejik uygulama noktaları ile devlet erkanına yakın korumalık görevi üstlendiğini söyledi.
Şehir içi operasyonlarda risk analizi yapıp özel harekatçılardan yararlanıldığını belirten Yırtar, “Sınır bölgesinde göç önlemeyle alakalı sınır devriyeleri görevlerinde Erzurum Özel Harekat Şubemiz aktif görev yapmaktadır.” dedi.
Yırtar, PÖH’lerin, zorlu arazi ve hava şartlarında başarıyla görev yaptığını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Özel harekat şubelerimiz, meskun mahal veya arazi operasyonlarında kullandığımız operasyon timlerimizden oluşuyor. Özel harekat göz bebeği bir şubemiz, tüm illerimizde bulunmuyor, stratejik önemi olan illerde bulunuyor. Bunun yanı sıra sadece terör operasyonlarında değil narkotik, asayiş, her türlü operasyonda, şehir içi operasyonlarda da risk analizleri yaparak özel harekat unsurlarımızdan yararlanıyoruz. Personelimiz, sınır ötesi görevlerde Irak’ın kuzeyi, İdlib, Barış Pınarı Harekatı ve Fırat Kalkanı bölgelerinde aktif görev üstleniyor.”
“Barışta ter dökmeyen, savaşta kan döker”
Özel harekatçıların operasyonlarda tabancayla birlikte uzun namlulu ve aparatlı silahlar da kullandığını dile getiren Yırtar, şunları kaydetti:
“Kademeli olarak yerli ve milli piyade tüfeklerimize geçmeye başladık. İnşallah silah sanayimiz geliştikçe tamamen dışa bağımlılıktan kurtulup kendi milli silahlarımızı kullanacağız. Özel harekatçılık fiziki şartları zorlu bir mücadeleyi gerektiriyor. Bundan dolayı performans kaybetmemek için eğitim yapmak lazım. Arazide günlerce yürüdükleri, zor sarp yerlere tırmandıkları oluyor. Bu da üzerlerinde 25-30 kilo yüklerle zinde ve güçlü olmayı gerektiriyor. Bu nedenle özel harekat birimlerimiz burada kaldıkları ve operasyonda olmadıkları dönemlerde devamlı spor yaparak, zindeliği korumak, güç kaybına uğramamak için ağır sporlar yapmaktalar. Barışta ter dökmeyen, savaşta kan döker. Arkadaşlarımız, operasyon olmayan dönemde zor sporlar yaparak zinde kalmaya çalışıyorlar.”
]]>Sivas’ta yılbaşı nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ni ziyaret eden Güler, burada görev yapan personelin yeni yılını tebrik etti.
Güler, gazetecilere yaptığı açıklamada, 112 Acil Çağrı Merkezi’nin vatandaşların acil taleplerini karşılayan önemli bir merkez olduğunu vurguladı.
Merkezde görev yapan personele kolaylıklar dileyen Güler, “Rabbim yardımcıları olsun, güç kuvvet versin. Vatandaşlarımızın acil taleplerine sevkleri noktasında onları başarılı kılsın.” dedi.
2023 yılının geride kaldığını belirten Güler, “İnşallah 2024 yılı hem insanlık hem ülkemiz hem de aziz milletimiz açısından sağlık, barış, huzur, hoşgörü ve bereket nasip etsin diye temenni ediyoruz.” diye konuştu.
Güler, 2023 yılının ilk günlerinde ülkeyi derinden yasa ve acıya boğan 6 Şubat depremlerinin yaşandığını hatırlatarak, “11 ilimizi etkileyen, yaklaşık 110 bin kilometrekarelik bir alanda 50 binin üzerinde acı kaybımız var. Bu depremde vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Geride kalan aile bireylerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Biz deprem bölgesindeki bu acıları derinden hissetmeye devam ediyoruz. Rabbim her türlü felaketten ve musibetten ülkemizi uzak eylesin. İnşallah böyle bir felaketi tekrar yaşamayız.” ifadelerini kullandı.
“Kararlı duruşumuzu hiçbir zaman değiştirmeyeceğiz”
Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde 12 askerin şehit düştüğünü anımsatan Güler, bütün şehitlere Allah’tan rahmet diledi.
Terörle mücadele kararlılığı ve azminin bundan sonra da devam edeceğine dikkati çeken Güler, “Ülkemizin milli birliğine, güvenliğine karşı bu tür terör saldırılarını her zaman kınadık, lanetledik ve bundan sonra da her zaman kınayıp lanetleyeceğiz. Kararlı duruşumuzu da hiçbir zaman değiştirmeyeceğiz. Asla bir santimetre dahi olsa geri adım atmayacağız.” şeklinde konuştu.
“İnlerinden, mağaralarından kafalarını çıkartamıyorlar”
Güler, son terörist kalıncaya kadar mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Terörden medet uman uluslararası manada küresel güç odakları var. Onlara maşalık yapan, onların payandalığını yapan, onların maalesef vekalet savaşlarında işbirliğini yapan, çıkarcı, katil PKK var, YPG, PYD var. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönemlerde de ülkemizin milli birliğine ve ulusal güvenliğine saldıran bu yapıları da biz kararlı duruşumuzla, mücadelemizle bertaraf edeceğiz. Son terörist kalıncaya kadar da bu mücadelemizi hiçbir zaman eksiltmeyeceğiz ve geri durmayacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Allah’ın izniyle yurt içinde bir tane terörist kalmayana kadar mücadele edeceğiz. Şuanda 50-60’lara indi, artık inlerinden, mağaralarından kafalarını çıkartamıyorlar. Askerimizin, Mehmetçiğimizin her türlü silah sistemlerini sağlamış durumdayız. Bundan sonra ülke topraklarında kimsenin cesaret edemeyeceği bir mücadeleyi ortaya koyacağız. Özellikle terörü kaynağında kurutma, ara bul, yok et mantığıyla beraber girişimlerimiz, mücadelemiz devam edecek. Bundan sonra da ülkemizin ulusal güvenliğine, milli birlik ve beraberliğine saldıracak güçlerin hem Suriye’nin kuzeyinde hem de Irak’ın kuzeyindeki yapılanmalarını da yok etme noktasında kararlılığımızı ifade etmek istiyorum.”
2023 yılında birçok başarıya da imza attıklarını dile getiren Güler, özellikle SİHA ve İHA teknolojisinde gelinen aşamayı gösterme adına ANKA-3’ün semayla buluştuğunu söyledi.
Güler, ülkenin savunma sanayisinde yüksek teknoloji gerektiren bütün sistemleri askeri birliklerde kullanmaya devam edeceklerini ifade etti.
“11 trilyon 89 milyar liralık bir bütçeyi hep birlikte kabul etmiş olduk”
Türkiye’nin 100. yılının kutlandığını aktaran Güler, TBMM’de 200. yılın başlangıcındaki ilk bütçeyi yaptıklarını aktardı.
Bütçe hakkında bilgiler veren Güler, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Toplamda 11 trilyon 89 milyar liralık bir bütçeyi hep birlikte kabul etmiş olduk. Bütçenin en önemli özelliklerinden birisi Milli Eğitime ve yatırımlara ayırdığımız pay. Yaklaşık 1’er buçuk trilyon liralık hem Milli Eğitime hem de ülkemizin ihtiyaç duyduğu altyapı ve üstyapı yapacağımız yatırımlara ayırdığımız pay. Yine en önemli yatırımlardan biri de deprem bölgesine 1 trilyon liralık payı da bütçemizden ayırmış olduk. Çünkü 11 ilimizde yaşamın biran önce normalleşmesi, orada ihtiyaç duyulan altyapı ve üstyapıların biran önce tamamlanması için elimizden gelen tüm gayreti ve çabayı gösteriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları noktasında bu sene ayırdığımız 765 milyar liranın yanında 2024 yılı bütçesinde 1 trilyon lirayı deprem bölgemize inşallah harcamış olacağız. Biran önce orada hayat normalleşir ve artık orada da deprem felaketinden kaynaklı sıkıntıları da inşallah ortadan kaldırmış oluruz.”
]]>3 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Yerlikaya’nın açıklamaları şu şekilde: “Aziz Milletimizin bilmesini isterim ki son Terörist Etkisiz Hale Getirilinceye Kadar Mücadelemize Sizlerin Duası ve Desteğiyle Kararlılıkla Devam Edeceğiz! Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; Mardin İl Jandarma Komutanlığınca yapılan istihbarat çalışmaları sonucunda Nusaybin’in sözde Bagok Kırsalında, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve J-SİHA’ların desteğiyle JÖH, Jandarma Komando ve Güvenlik Korucusu Timlerinin katılımıyla “Kahramanlar-39” operasyonu düzenlendi.
Etkisiz hale getirilen teröristlerin İçişleri Bakanlığı Terörden Arananlar Listesinde;

BİRÇOK KANLI SALDIRIDA PARMAKLARI VARMIŞ
Hain Teröristlerin;
ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ ŞEHİTLERİMİZİN KANI YERDE KALMADI. Operasyonu gerçekleştiren Kahraman Jandarmamızı tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin. TERÖR VE ONLARIN İŞ BİRLİKÇİLERİNE YÖNELİK OPERASYONLARIMIZ ARALIKSIZ DEVAM EDECEK!”
]]>“TERÖRİSTLERİN HİÇBİRİNE GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ”
İçişleri Bakanı Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 37 İlde DEAŞ Terör Örgütüne yönelik eş zamanlı olarak düzenlenen “Kahramanlar-38” operasyonlarında 189 şahsın yakalandığını belirterek şu bilgileri verdi: “Aziz milletimizin bilmesini isterim ki; Ülkemizin huzuru, birlik ve beraberliği için teröristlerin hiçbirine göz açtırmayacağız. Milletimizin duası, güvenlik güçlerimizin üstün gayretleriyle mücadelemize aralıksız devam edeceğiz.
37 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ve İstihbarat Başkanlığı Koordinesinde; 37 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “KAHRAMANLAR-38” operasyonları kapsamında; Adıyaman’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Afyonkarahisar’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 11 şahıs yakalandı. Ankara’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 27 şahıs yakalandı. Antalya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı. Bingöl’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Batman’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı.
BURSA’DA 10 DİYARBAKIR’DA 9 ŞAHIS YAKALANDI
Bolu’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Bursa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 10 şahıs yakalandı. Çorum’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şahıs yakalandı. Diyarbakır’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 9 şahıs yakalandı. Düzce’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Erzurum’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Eskişehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Gaziantep’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Hatay’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı.
Isparta’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. İstanbul’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 22 şahıs yakalandı. İzmir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 7 şahıs yakalandı. Karabük’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı. Kastamonu’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Kayseri’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Kırıkkale’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Kırşehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Kocaeli’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 10 şahıs yakalandı. Konya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şahıs yakalandı.
“YILIN 365 GÜNÜ, 4 MEVSİM, 12 AY, GECE GÜNDÜZ DEMEDEN OPERASYON DÜZENLİYORUZ”
Kütahya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Mardin’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Osmaniye’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Sakarya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Samsun’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Siirt’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Şanlıurfa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Tokat’ta DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Trabzon’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı. Van’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Yozgat’ta DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Yalova’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs olmak üzere toplam 189 şahıs yakalandı. Operasyonları gerçekleştiren Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin. Yılın 365 günü, 4 mevsim, 12 ay, gece gündüz demeden operasyonlar düzenliyoruz. Terörle mücadelemiz son terörist etkisiz hale getirilince kadar kararlılıkla devam edecek.”
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, akşam saatlerinde geldiği kentte ilk olarak Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Rektörlüğü’nü ziyaret etti. Ziyarette Rektör Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı tarafından üniversitedeki çalışmalar hakkında Bakan Tunç’a bilgi verildi. Bakan Tunç, daha sonra Prof. Dr. Osman Turan Kongre Merkezi’nde katıldığı ‘Gençlik Buluşması’ programında öğrencilerle bir araya geldi.
Burada konuşan Bakan Tunç, terörle mücadeleden taviz vermeyeceklerini belirterek, Hain PKK, kalleş terör saldırısında 12 vatan evladımız şehit oldu. Ben buradan bir kez daha şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Milletimize baş sağlığı diliyorum. Terörle mücadelemizden hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Bu kararlılığımız hep sürdüreceğiz. Ülkemizi, milletimizi huzursuz eden şer şebekeleriyle hep mücadeleye devam edeceğiz. Milletçe birlik beraberlik içerisinde inşallah terörün kökünü kazıyıncaya kadar bu mücadele devam edecek. Sadece terör örgütleriyle değil, onları destekleyenlere de onların maşalarını tutanlarla da mücadelemiz hep devam edecek. Türkiye’yi 40 yıldan bu yana huzursuz eden gelişmesinin, kalkınmasının önünde engel olarak hep önümüze konulan bu terör belasından terörün her şekliyle mücadele ederek inşallah ülkemizi bu şer şebekelerinden temizleyerek yolumuza devam edeceğiz dedi.
‘ANAYASANIN DEĞİŞMESİ KONUSUNDA HERKES MUTABIK’
Anayasanın değişmesi konusunda herkesin mutabık olduğunu kaydeden Bakan Tunç, Türkiye, 12 Eylül darbesi sonrası darbeciler tarafından yazdırılan bir anaysa ile yönetiliyor. Bu anayasanın değişmesi konusunda herkes mutabık. Siyasi düşüncesi ne olursa olsun ‘bu anayasa değişmesi gerekir’ diyor. Bütün partiler ‘yeni anayasaya ihtiyaç var’ diyor. Tabi uzlaşma bugüne kadar olmadı; birkaç girişim oldu. Mecliste bazı dönemlerde bir uzlaşma komisyonları kuruldu ama başarılı olunamadı. Bazı kritik maddelere sıra geldiğinde uzlaşma sağlanamadı, masalar dağıldı. 12 Eylül anayasasında geçtiğimiz süreç içerisinde özellikle son 21 yılda reform sayılacak sessiz devrim sayılacak anayasanın vesayetçi ruhunu azaltacak önemli reformlara imza attık. Bunlar küçümsenmeyecek reformlar. Vesayetçi ruhu ortadan kaldırmak için çok çalıştık diye konuştu.
‘YENİ DEMOKRATİK BİR ANAYASAYI İNŞALLAH TÜRKİYE YÜZYILI’NIN BAŞINDA GERÇEKLEŞTİRİRİZ’
Yeni bir anayasaya ihtiyacının var olduğunu vurgulayan Bakan Tunç, Cumhuriyeti güçlendiren daha demokratik bir sisteme geçtik. Anayasamızdaki en büyük reformlardan birisi de bu idi. Çok sayıdaki değişiklik elbette anayasamızdaki vesayetçi ruhu azalttı ama ‘tamamen ortadan kaldırdı’ diyemeyiz. Çünkü maddeler arasındaki yeknesaklığın da önemli olduğunu belirtmekte yarar var. Çünkü darbeciler tarafından belli bir sistematik içerisinde yazdırılan bir anayasa. Sonraki değişiklik anayasa mahkememizin yapısı. Sonradan ilave edilen bireysel başvuru. Tüm bunlar tabi mevcut yapıyla uyum göstermeyen bir takım maddeler. Maddeler arasındaki yeknesaklığın bozulmuş olması bir takım tartışmalara neden olabildi ve oluyordu. Türkiye’nin artık 2’nci asrında yeni demokratik, sivil, kuşatıcı, temel hak ve özgürlükleri öne alan yeni bir anayasaya ihtiyacı var; bunu hepimiz istiyoruz. İnşallah 28’inci dönem parlamentosu başarır. Millete olan borcumuzu da yerine getirmiş oluruz. Anayasanın darbeciler tarafından yazdırılmış olması bile başlı başına değişmesi için yeterli sebeptir. İnsan onurunu öne alan, insan haklarını öne alan ve devletin görevlerini vatandaş karşısında somut bir şekilde belirleyen yeni demokratik bir anayasaya inşallah Türkiye Yüzyılı’nın başında gerçekleştiririz ifadelerini kullandı. (DHA)
]]>