DENETİMLERE GELİR UZMANLARI KATILDI
Yüksek oranlı ürün teslim ettiği halde düşük oranlı KDV kesen işletmelere yönelik Beşiktaş, Şişli, Fatih, Beyoğlu ve Kadıköy’de gerçekleştirilen saha denetimlerine 200 gelir uzmanı katıldı. Denetimlerde yaklaşık 1600 mükellef denetlendi.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Rıza Bilgiç, restoran, pastane, fırın, kafe ve eczane işletmek suretiyle faaliyet gösteren mükelleflere yönelik vergi denetimlerinin gerçekleştirildiğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu kapsamda KDV oranlarına ilişkin denetim, ödeme kaydedici cihaz ve pos cihazı denetimi, kira ödemeleri, iş yeri kiralıksa ödemelerin bankadan mı elden mi yapıldığına ilişkin tespit, bankadan yapılıyorsa banka dekontlarının tespiti, pos cihazları işletmeye ait mi değil mi işletmeye ait olmayan pos cihazları kullanıyorsa bunların tespiti, kayıt dışı istihdam bulunması durumunda bunun tespiti ve IBAN numarasına hesaben ödeme alan işletmeler varsa bu IBAN numaralarının tespiti işletmeye ait olup olmadıkları konularının tespitiyle alakalı vergi denetimi gerçekleştireceğiz.”
“AMACIMIZ KAYIT DIŞILIĞI ENGELLEMEK”
Bilgiç, en önemli amaçlarının “kayıt dışılığı ve kayıt dışı faaliyetleri engellemek” olduğunun altını çizerek, “Bu kapsamda özellikle KDV oranlarını yanlış uygulamak suretiyle yüksek oranlı ürün teslim ettiği halde, düşük oranlı KDV kesen ve belge düzenleyen mükelleflerle alakalı denetimlerimiz artarak devam edecek.” diye konuştu.
Denetimlerde hem mükelleflere hem de vatandaşlara vergi konusunda rehberlik etmeye çalıştıklarını da anlatan Bilgiç, uyumlu olmayan mükelleflere cezai müeyyideleri uygulamak suretiyle kayıt dışılığı önlemek için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

VATANDAŞLARA “KDV ORANINI KONTROL EDİN” ÇAĞRISI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanı Bilgiç, son günlerde özellikle KDV oranlarını yanlış ve hatalı uygulayan işletmeler ve mükelleflerle ilgili denetimlerin artarak devam ettiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
“Vatandaşlarımızdan yaptıkları alışverişlerde aldıkları ürün ve hizmetin belgeye intikal edip etmediğini tespit etmelerini ve bunu kontrol etmelerini istiyoruz. Aksi bir durumda karşılaşmaları halinde de gerek CİMER gerek VİMER vasıtasıyla bunları bizlere, Gelir İdaresi Başkanlığımıza intikal ettirmeleri durumunda gerekli incelemeler ivedilikle yapılacaktır. Hem vatandaşlarımıza hem de kurum olarak mükelleflerimize şu ana kadar yaptıkları olumlu faaliyetlerden ve katkılardan ötürü teşekkür ediyorum. Amacımız; vergi bilincini topluma yaymaya çalışmak ve kayıt dışılığı önlemektir. Kayıt dışılığı önlemek birinci vazifemizdir.”
KESİLMEYEN HER BİR FİŞ İÇİN 3 BİN 400 LİRA CEZA
Rıza Bilgiç, gerek fiş ya da fatura düzenlemeyen gerekse de KDV oranlarını hatalı olarak uygulayan mükelleflere ceza kesileceğini belirterek, vergi mevzuatı uyarınca fiş vermeyen işletmelere her bir fiş için 3 bin 400 lira, fatura vermeyen işletmelere ise her fatura için 3 bin 400 liradan az olmamak üzere belgede yer alması gereken tutarın yüzde 10’u oranında özel usulsüzlük cezası kesildiğini anlattı.
Yapılan denetimlerde yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanması gereken mükelleflerin bu cihazları kullanıp kullanmadığını ve bu cihazlarla satış yazılımları arasında entegrasyon yapılıp yapılmadığının da kontrol ettiklerini dile getiren Bilgiç, şu bilgileri verdi:
“Yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanması gerektiği halde kullanmayan işletmelerle, bu cihazlarla satış yazılımları arasında entegrasyon sağlamayan işletmelere 11 bin 800 lira özel usulsüzlük cezası kesiliyor. Ayrıca denetlenen iş yerlerinde kayıt dışı işçi çalışıp çalışmadığı da kontrol edilen konular arasında yer alıyor. Kayıt dışı çalıştığı tespit edilenlere ilişkin bilgiler Sosyal Güvenlik Kurumu ile paylaşılacak. Bu denetimler önümüzdeki günlerde diğer illerde de artırılarak devam edecek.” şeklinde konuştu.

Bu yıl KDV oranlarına yönelik yapılanlar dahil olmak üzere belge düzenine yönelik 33 bin 360 denetim yapıldığını kaydeden Bilgiç, 2024 yılında yapılan saha denetimlerinde uyumsuzluk gösteren mükelleflere yaklaşık 1,5 milyar lira ceza kesildiği bilgisini verdi.
Bilgiç, belge düzenine uymayan işletmeler ile ilgili bu yıl alınan ihbar sayısının 9 bin 546 olduğunu ve bu ihbarlar hakkında gerekli işlemlerin yapıldığını belirterek, kayıt dışılıkla mücadele kapsamında gerek saha denetimlerinin gerekse risk analizine dayalı denetimlerin artarak devam edeceğini ve saha denetimlerinin konu bazlı sürekli değişebileceğini sözlerine ekledi.


SEYFİ ÇELİKKAYA
(YOZGAT) Yozgat Valiliği, Tokat’ın Sulusaray ilçesinde dün meydana gelen 5.6 şiddetindeki deprem nedeniyle Yozgat’ın Aydıncık, Kadışehri ve Çekerek ilçelerine bağlı bazı köylerde eski yapı ve binalarda hasar oluştuğunu bildirdi. Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, can kaybının ve yaralanan vatandaşın olmamasının sevindirici olduğunu söyledi. 3 ilçede okullar tatil edildi.
Tokat’ın Sulusaray ilçesinde dün meydana gelen 5.6 şiddetindeki deprem Yozgat’ın bazı ilçelerinde de hissedildi. Yozgat Valiliği, Kadışehri ilçene bağlı Gümüşsu köyü, Elmalı çiftliği, Yeltenli köyü, Halı köyü, Kadışehri ilçe merkezi Vasfibey ve Uçağaç mahallelerindeki eski yapılarda hasarların mevcut olduğunu, şu an için yaralı veya enkaz altında kalan kimsenin bulunmadığı bilgisinin alındığını duyurdu.
Valiliğin açıklamasında, “Saha ekiplerimizce şu ana kadar yapılan tespitlere göre; Kadışehri ilçemize bağlı köy mahalle ve beldelerde bazı yapıların zarar gördüğü, yaralı ve hayatını kaybeden vatandaşımızın bulunmadığı tespit edilmiştir. Bir kısım ahırlarda mahsur kalan hayvanlar görevli ekiplerimizce kurtarılmıştır. Vatandaşlarımızın hasarlı yapılara girmemeleri önem arz etmektedir. Tüm ekiplerimizin saha çalışmaları devam etmektedir” denildi.
“NE VEFAT EDEN İNSANIMIZ NE DE YARALI VATANDAŞIMIZ VAR”
Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, depremin hissedildiği bölgelerde inceleme yapan Yozgat Valisi Mehmet Ali Özken şunları söyledi:
“Çok şükür ilimizde Sulusaray sınırında bulunan ilçelerimizde ne vefat eden insanımız ne de yaralı vatandaşımız var. Her şeyden önce bununla geçmiş olsun diyorum. Tokat Sulusaray sınırına yakın şu anda da Gümüşsuyu köyündeyiz, birazdan da Elmalı Çiftlik köyümüze geçeceğiz. Yaşanan depremden en çok etkilenen ilçemiz ve ilçemizdeki köyler olarak da Kadışehri ilçemiz ve civarı. Bu vesileyle arkadaşlarımız ilk anlam bir itibaren AFAD’ımız, jandarmamız, sağlık ekiplerimiz, bunun yanı sıra mühendislik birimlerimiz, il özel idaremiz tamamen sahadalar ve saha tespitlerini yapıyorlar. Öncelikle yaralımızın vefat eden insanımızın olmaması bizler için en önemli husus. Birkaç köyümüzde ahırlarda mahsur kalan hayvanlar, buna benzer durumlar oluştu. Onları da özel idare ekiplerimiz derhal müdahale ettiler ve onlar da ahırlardan çıkardılar. Arkadaşlarımız her köyde jandarmamız hasar olduğunu düşündüğümüz, hasar olduğunu gördüğümüz hasar ihbarını aldığımız her köyde jandarmamız, AFAD ekiplerimiz tedbirlerini ilk andan beri aldılar. Bizler de köylerimizdeki durumu hem yerinde görmek hem de insanımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletmek üzere köylerimizi dolaşıyoruz. Vatandaşımızdan, insanımızdan öncelikli olan isteğimiz ki; tek tek hasar gören evlere yönelik ön tespitler doğrultusunda, evlere yönelik insanımıza ‘lütfen burada oturmayın’ diyor, insanımızdan da hasar riski hasarlı olan yahut da riskli olan evlere girmemelerini istiyoruz. Kısa zamanda zaten devletimiz bu konuda mahir, şu ana kadar birçok yarayı çok hızlı bir şekilde sardı. Bunları da kısa zamanda hasar tespitleriyle birlikte, daha net detaylı hasar tespitleriyle birlikte sahadaki hizmet çalışmalarımıza başlayacağız.”
Öte yandan Kadışehri Kaymakamlığı’nda Deprem Koordinasyon Merkezi oluşturuldu, Sorgun Kaymakamı İhsan Emre Aydın, Yerköy Kaymakamı Muharrem Coşgun, Kadışehri Kaymakamı Tahir Ardal ve ilgili kurum müdürleri merkezde görevlendirildi.
]]>
“NE VAR NE YOK ORTAYA ÇIKSIN İSTEDİM”
Afyonkarahisar’da ANKA’nın sorularını yanıtlayan Burcu Köksal, belediye binasının üçüncü katında yer alan başkanlık makamı, özel kalem ve sekreterliğin bulunduğu odaların özel bir ekip tarafından arandığını ve “böcek” olarak bilinen dinleme cihazı bulunduğunu söyledi. Köksal, “Şüphelenmeye başladım ve bayram boyunca da belediyeye gelip gittik ama şüpheler ciddi bir şekilde artınca bir tarama yapılmasını istedim. Ne var ne yok ortaya çıksın istedim. Dün itibarıyla bir tarama yapıldı. Dinleme cihazları, görüntü cihazlarıyla ilgili raporlama yapılacak. Başkanlık katının bulunduğu üçüncü kattaki her yer tarattırıyoruz. Başka bir yerde de varsa bulunup çıkartılması için çalışma yapıyoruz. Teknik olarak aldığım bilgiye göre tespiti de çok zormuş. Kimin ne şekilde koyduğunun tespit edilmesi çok zormuş. Elimizden geldiğince bulmaya çalışacağız. Bundan sonra belediyede böyle şeylerin yaşanmaması için gereken tedbirleri alacağız” dedi.

“BAŞKA BİR YERDE DE VARSA…”
“Böcek” olarak adlandırılan dört adet dinleme cihazının ve iki adet kameranın bulunduğu bilgisini veren Afyonkarahisar Belediye Başkanı Köksal, tarama çalışması yapmadan önce hem belediye içinde de hem de belediye dışında duyumlar aldıklarını ve böyle harekete geçtiklerini söyledi. Köksal şunları kaydetti: “Belediye başkanı seçilip mazbatayı aldıktan sonra makamlarda dinleme cihazlarının olduğu, kameraların olduğu yönünde çok ciddi söylentiler duydum. Hem belediye içinden hem de dışarısından çok ciddi duyumlar aldım. Şüphelenmeye başladım ve bayram boyunca da belediyeye gelip gittik ama şüpheler ciddi bir şekilde artınca bir tarama yapılmasını istedim. Ne var ne yok ortaya çıksın istedim. Dün itibarıyla bir tarama yapıldı. Dinleme cihazları, görüntü cihazlarıyla ilgili raporlama yapılacak. Başkanlık katının bulunduğu üçüncü kattaki her yer tarattırıyoruz. Başka bir yerde de varsa bulunup çıkartılması için çalışma yapıyoruz.”
“TESPİT EDİLMESİ ÇOK ZOR”
Köksal, belediyede dinleme cihazının çıkmasının ardından şikayette bulunup bulunmayacaklarına dair ise şöyle konuştu: “Özel bir ekipten raporlama bekliyorum. Bundan sonra umuyorum böyle şeyler yaşanmaz. Biz Afyonkarahisar’ın güzel günler görmesi için göreve geldik. Bundan sonra canla başla çalışacağız. Projelerimizi hayata geçireceğiz. Teknik olarak aldığım bilgiye göre tespiti de çok zormuş. Kimin ne şekilde koyduğunun tespit edilmesi çok zormuş. Elimizden geldiğince bulmaya çalışacağız. Bundan sonra belediye böyle şeylerin yaşanmaması için gereken tedbirleri alacağız.”
BAŞKANIN MASASINI GÖRECEK ŞEKİLDE YERLEŞTİRİLMİŞ
Belediye görevlileri, ilk gizli kamera düzeneğini başkan makamını doğrudan karşıdan gören kapı tarafında tespit etti. Bu tespitin ardından cep telefonuyla kamera yuvasını görüntüleyen görevlilerin çektiği videoya ANKA Haber Ajansı ulaştı. Videoda, kamera düzeneğinin tam başkanlık makam masasını karşıdan görecek şekilde yerleştirildiği görülüyor. Bir elektrik kutusu görüntüsü veren kamera yuvasından başkan makamının görüntülenmesinin hedeflendiğini anlayan görevliler, bu tespit üzerine makam odasında incelemeye başladı. Görevliler, makam odasında bulunan ve içinde “böcek” ya da gizli kamera olabileceği düşünülen çoklu priz ya da benzeri küçük elektrikli bazı eşyaların içini açmaya, açamadıklarını kırarak kontrol etmeye başladı. İlk tespitlerde birden fazla gizli izleme ve dinleme aygıtı olduğu düşünülen kamera ve cihazlar bulan görevliler Başkan Burcu Köksal’ı bilgilendirdi. Bu tespitlerin yapıldığı makam katının tam tadilata alınması kararı verildi. Eşyalar çıkarıldı, tüm elektrikli alet ve cihazlar söküldü, duvar döşemeleri kaldırıldı, havalandırma ve diğer tesisat sistemi açılıp kontrol edildi. Titiz bir arama ve ardından tadilat çalışması başlatıldı. Edinilen bilgiye göre incelemelerin ardından gerekli soruşturma için tüm bulgular raporlaştırılacak ve buna göre soruşturma süreçleri için başvuru yapılacak.
]]>(AFYONKARAHİSAR) Yerel seçimde yüzde 50.73 oy oranına ulaşarak Afyonkarahisar Belediye Başkanı seçilen CHP’li Burcu Köksal, görevi devraldıktan sonra belediyede buldukları gizli dinleme ve izleme cihazlarıyla ilgili ayrıntıları ANKA Haber Ajansı’na anlattı. ANKA, Köksal’ın makam masasını görüntülemek üzere yerleştirildiği belirtilen gizli kamera düzeneğinin ilk bulunduğu anda görevliler tarafından kayda alınan videoya ulaştı.
Afyonkarahisar’da ANKA’nın sorularını yanıtlayan Burcu Köksal, belediye binasının üçüncü katında yer alan başkanlık makamı, özel kalem ve sekreterliğin bulunduğu odaların özel bir ekip tarafından arandığını ve “böcek” olarak bilinen dinleme cihazı bulunduğunu söyledi. Köksal, “Şüphelenmeye başladım ve bayram boyunca da belediyeye gelip gittik ama şüpheler ciddi bir şekilde artınca bir tarama yapılmasını istedim. Ne var ne yok ortaya çıksın istedim. Dün itibarıyla bir tarama yapıldı. Dinleme cihazları, görüntü cihazlarıyla ilgili raporlama yapılacak. Başkanlık katının bulunduğu üçüncü kattaki her yer tarattırıyoruz. Başka bir yerde de varsa bulunup çıkartılması için çalışma yapıyoruz. Teknik olarak aldığım bilgiye göre tespiti de çok zormuş. Kimin ne şekilde koyduğunun tespit edilmesi çok zormuş. Elimizden geldiğince bulmaya çalışacağız. Bundan sonra belediyede böyle şeylerin yaşanmaması için gereken tedbirleri alacağız” dedi.
“BAŞKA BİR YERDE DE VARSA BULUNUP ÇIKARTILMASI İÇİN ÇALIŞMA YAPIYORUZ”
“Böcek” olarak adlandırılan dört adet dinleme cihazının ve iki adet kameranın bulunduğu bilgisini veren Afyonkarahisar Belediye Başkanı Köksal, tarama çalışması yapmadan önce hem belediye içinde de hem de belediye dışında duyumlar aldıklarını ve böyle harekete geçtiklerini söyledi. Köksal şunları kaydetti:
“Belediye başkanı seçilip mazbatayı aldıktan sonra makamlarda dinleme cihazlarının olduğu, kameraların olduğu yönünde çok ciddi söylentiler duydum. Hem belediye içinden hem de dışarısından çok ciddi duyumlar aldım. Şüphelenmeye başladım ve bayram boyunca da belediyeye gelip gittik ama şüpheler ciddi bir şekilde artınca bir tarama yapılmasını istedim. Ne var ne yok ortaya çıksın istedim. Dün itibarıyla bir tarama yapıldı. Dinleme cihazları, görüntü cihazlarıyla ilgili raporlama yapılacak. Başkanlık katının bulunduğu üçüncü kattaki her yer tarattırıyoruz. Başka bir yerde de varsa bulunup çıkartılması için çalışma yapıyoruz.”
“TESPİT EDİLMESİ ÇOK ZOR”
Köksal, belediyede dinleme cihazının çıkmasının ardından şikayette bulunup bulunmayacaklarına dair ise şöyle konuştu: “Özel bir ekipten raporlama bekliyorum. Bundan sonra umuyorum böyle şeyler yaşanmaz. Biz Afyonkarahisar’ın güzel günler görmesi için göreve geldik. Bundan sonra canla başla çalışacağız. Projelerimizi hayata geçireceğiz. Teknik olarak aldığım bilgiye göre tespiti de çok zormuş. Kimin ne şekilde koyduğunun tespit edilmesi çok zormuş. Elimizden geldiğince bulmaya çalışacağız. Bundan sonra belediye böyle şeylerin yaşanmaması için gereken tedbirleri alacağız.”
GİZLİ KAMERA DÜZENEĞİ BAŞKANIN MASASINI GÖRECEK ŞEKİLDE YERLEŞTİRİLMİŞ
Belediye görevlileri, ilk gizli kamera düzeneğini başkan makamını doğrudan karşıdan gören kapı tarafında tespit etti. Bu tespitin ardından cep telefonuyla kamera yuvasını görüntüleyen görevlilerin çektiği videoya ANKA Haber Ajansı ulaştı. Videoda, kamera düzeneğinin tam başkanlık makam masasını karşıdan görecek şekilde yerleştirildiği görülüyor. Bir elektrik kutusu görüntüsü veren kamera yuvasından başkan makamının görüntülenmesinin hedeflendiğini anlayan görevliler, bu tespit üzerine makam odasında incelemeye başladı. Görevliler, makam odasında bulunan ve içinde “böcek” ya da gizli kamera olabileceği düşünülen çoklu priz ya da benzeri küçük elektrikli bazı eşyaların içini açmaya, açamadıklarını kırarak kontrol etmeye başladı. İlk tespitlerde birden fazla gizli izleme ve dinleme aygıtı olduğu düşünülen kamera ve cihazlar bulan görevliler Başkan Burcu Köksal’ı bilgilendirdi. Bu tespitlerin yapıldığı makam katının tam tadilata alınması kararı verildi. Eşyalar çıkarıldı, tüm elektrikli alet ve cihazlar söküldü, duvar döşemeleri kaldırıldı, havalandırma ve diğer tesisat sistemi açılıp kontrol edildi. Titiz bir arama ve ardından tadilat çalışması başlatıldı. Edinilen bilgiye göre incelemelerin ardından gerekli soruşturma için tüm bulgular raporlaştırılacak ve buna göre soruşturma süreçleri için başvuru yapılacak.
]]>DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Batıda oy kullanma süreci birkaç ihlal dışında olağan akışında ilerlerken Kürt illerinde yine her zamanki gibi insanlar oylarını kullanmak isterken olağanüstü koşullarda oy kullanmaya gidiyorlar. Bu olağanüstü koşullara ilişkin bugüne kadar sayısız çağrıda ve uyarıda bulunduk, bir kez daha yineliyoruz: Suç işliyorsunuz, suç işlemeye devam etmeyin. Yapmış olduğumuz hazırlıklar sonucunda her ihlali tek tek tespit ediyoruz, takipçisi olacağız ve hukuki süreç başlayacak” dedi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, yerel seçime ilişkin parti genel merkezinde açıklama yaptı. Doğan, şöyle konuştu:
“KÜRT İLLERİNDE YİNE İNSANLAR OYLARINI KULLANMAK İSTERKEN OLAĞANÜSTÜ KOŞULLARDA OY KULLANMAYA GİDİYORLAR. HER İHLALİ TESPİT EDİYORUZ”
“Batıda oy kullanma süreci birkaç ihlal dışında olağan akışında ilerlerken Kürt illerinde yine her zamanki gibi insanlar oylarını kullanmak isterken olağanüstü koşullarda oy kullanmaya gidiyorlar. Bu olağanüstü koşullara ilişkin bugüne kadar sayısız çağrıda ve uyarıda bulunduk, bir kez daha yineliyoruz: Suç işliyorsunuz, suç işlemeye devam etmeyin. Yapmış olduğumuz hazırlıklar sonucunda her ihlali tek tek tespit ediyoruz. Her ihlali tek tek tespit ediyoruz, takipçisi olacağız ve hukuki süreç başlayacak.
“DEM PARTİLİLER OY KULLANDIĞINIZ HİÇBİR ALANI TERK ETMEYİNİZ”
Devletin imkanlarıyla sandıkların kuşatıldığı, böylelikle de halkın iradesinin sandığa yansımasını engelleyenler… İnsanlar pek çok yerde neredeyse bu barikatları aşmak için olağanüstü bir çaba göstererek sandıklara ulaşmaya, oylarını kullanmaya çalışıyorlar. Yalnızca oy kullanmakla yetinmeyelim DEM Partililer, oy kullandığınız hiçbir alanı terk etmeyiniz. Sandıklarınız koruyun, oylarınıza sahip çıkın, iradenize sahip çıkın. Gün iradenizi gösterme günü. Oy sayım işlemleri bitene kadar sandıkları terk etmeyin. Uluslararası gözlemci heyetlere de müdahaleler var.
“MARDİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ EŞBAŞKAN ADAYIMIZ DEVRİM DEMİR’E POLİS TARAFINDAN ÇOK YAKIN MESAFEDEN GAZ SIKILARAK MÜDAHALE EDİLDİ, KENDİSİ ŞU AN HASTANEDE”
İhlalin en fazla olduğu kentler: Urfa, Mardin, Diyarbakır, Hakkari, Şırnak, Ağrı, Muş. Neredeyse tüm Kürt illerinde seçim ihlalleri yaşanmış durumda. En fazla yaşanan ihlal türü: Haksız oy temini -bunu kampanyamız boyunca da sürekli ifade ettik- mükerrer oy kullanımı, kolluk güçlerinin bulunmamaları gereken alanlarda bulunmaları. Hiçbir caydırıcı etki on yıllardır olmadığı gibi bugün de etkili olmayacaktır. O yüzden bu konuda suç işlemeye devam etmeyin. Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkan Adayımız Devrim Demir’e polis tarafından çok yakın mesafeden gaz sıkılarak müdahale edildi, kendisi şu anda hastanede.
“AÇIKÇA SUÇ İŞLEYEN İNSANLARI TC KİMLİK NUMARALARIYLA TESPİT EDİYORUZ, HUKUKİ SÜRECİ İŞLETECEĞİZ”
Taşımalı seçmenle ilgili pek çok itirazımız, neredeyse tamamı reddedildi. Taşımalı seçmenle yapılmak istenen ve bizim tespit ettiğimiz taşımalı seçmenler, oraların özel olarak kaderini değiştirmeye yönelik bir biçimde kurgulanmış. Mükerrer oy kullanan devlet memurları açık suç işliyorlar. Elimizde bu suçlara dair belgeler var. Açıkça bu suç işleyen insanları TC kimlik numaralarıyla tespit ediyoruz. Hukuki süreci işleteceğiz.”
]]>Kent merkezinde oturan işçi Ö.E, depremlerden sonra ailesini alarak Kahramanmaraş’taki köyüne gitti.
Çalıştığı fabrikadan 13 Şubat’ta işe çağrılan Ö.E, evinde hasar tespit çalışmaları yapılmadığını ve ailesinin yanında kalması gerektiğini belirterek süre istedi ancak olumlu yanıt alamadı. İşe 3 gün sonra giden Ö.E, devamsızlık nedeniyle işten çıkarıldığını öğrenince yaklaşık 5 yıllık tazminatını alabilmek için hukuk mücadelesi başlattı.
Gaziantep 6. İş Mahkemesi’ndeki yargılamanın ardından karar açıklandı.
İş Kanunu’na göre “işçinin haklı bir sebebe dayanan devamsızlığının maruz görülmesi gerektiği” hatırlatılan kararda, şu ifadeler yer aldı:
“İşçinin 13-16 Şubat 2023 tarihlerindeki devamsızlığı mazur görülebilir olarak değerlendirilmiştir. Dosya arasında bulunan Çevre İl Müdürlüğü cevabi yazısında da açıklandığı üzere davacının Gaziantep’te bulunan evinde hasar tespit çalışmaları 19 Şubat 2023 itibarıyla yapılabilmiş ve konutun az hasarlı olduğu anlaşılmıştır. Bu hal ve şartlarda davacının ailesi ile birlikte henüz hasar tespit çalışması dahi yapılmayan eve gelip işine devam edebilmesine de imkan görülmemiştir. Bu nedenle işverenin sunduğu devamsızlık tutanakları dikkate değer görülmemiştir. Kaldı ki işçi, beyanına ve hayat tecrübesine göre makul olduğu değerlendirilen depremin etki ve şokunu atlatıp ulaşım imkanının başladığı 17 Şubat itibarıyla işe geldiği ve çalıştığı hususu sabittir.”
Kararda, işveren tanıklarının işçinin 17 Şubat’ta “bir daha işe gelmeyeceği” yönünde sözlü beyanlarda bulunduğu belirtilen kararda, “5 yıla yakın kıdemi olan işçinin durduk yere ve hele de şehir ve ülke gündeminde deprem gibi olumsuz bir etki var iken kıdem ve ihbar tazminatını yakacak ve işsizlik ödeneği de alamayacak bir şekilde iş akdini sonlandırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Söz konusu tarihlerdeki devamsızlığın makul ve mazur görülebilecek nedenlere dayalı olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle de işverenin iş akdini haklı gerekçeyle sona erdirdiği ispat edemediği kabulüyle davacının bilirkişi raporu ile hesap edilen kıdem ve ihbar tazminatı ödemesine hükmedilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.
İşçi, yaklaşık 70 bin lira kıdem tazminatını faiziyle birlikte almaya hak kazandı.
“Ulaşım imkanının gerçekten çok kısıtlı olduğu tespit edildi”
İşçinin avukatı Abdulkadir Akıllar, AA muhabirine, işten çıkarmada açık bir haksızlık olduğunu düşünerek hukuk mücadelesi başlattıklarını söyledi.
Mahkemenin hakkaniyetli ve adil bir yargılama yaptığına inandıklarını dile getiren Akıllar, şunları kaydetti:
“Mahkeme aşamasında yapılan araştırmalarda, gerçekten işe başlama tarihinde işçinin evinde hasar tespitinin yapılmadığı, ayrıca ulaşım imkanının gerçekten çok kısıtlı olduğu tespit edildi. Mahkeme, işe başlama tarihinde işe gidememenin maruz görülebilir gerekçeye dayandığı, mücbir sebep olduğu ve bu nedenlerle işçinin işi bırakıp tazminatını yakacak, işsizlik maaşı dahi alamayacak şekilde iş akdinin sonlandırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna hükmetti.”
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Yozgat Bozok Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hacer Sancaktar, 2017 yılında başlattıkları ve 14 ilçede arkeolojik alanlara yönelik yüzey araştırma çalışmaları yürüttüklerini söyledi. Sancaktar, 2022 yılına kadar devam eden çalışmalar sonucunda 294 alanda arkeolojik belgeleme çalışmaları yapıldığı 87 yeni yerleşimin ise tescilinin önerildiği bilgisini verdi.
Yozgat Bozok Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından hazırlanan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izni ile yürütülen ‘Yozgat İli ve İlçelerinde Arkeolojik Yüzey Araştırması’ konulu proje çalışmalarının tamamlanmasının ardından, raporlama çalışmalarının da sonuna gelindi. 2017 yılında başlatılan ve 2022 yılına kadar devam eden çalışmalar kapsamında toplam 14 ilçede yüzey araştırması yapıldı. 294 alanda arkeolojik belgeleme çalışmaları yapıldı, 87 yeni yerleşim tescile önerildi.
Yozgat’ın Büyüknefes köyündeki antik kentin Frigler, Hititler, Romalılar, Bizanslılar gibi birçok medeniyete de ev sahipliği yaptığı kaydedildi. Yozgat Bozok Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hacer Sancaktar, Galatların başşehri Tavium Antik kenti kalıntılarının yer aldığı Yozgat Merkez Büyüknefes köyünde, yıllar önce antik kente ait birçok parçanın çeşme, okul, ahır, duvar, mezarlık gibi yapılarda kullanıldığını, bu nedenle köyün açık hava müzesini andırdığını söyledi. 5 yıl süreyle Yozgat il genelinde yürüttükleri araştırma projesinin ana odağını klasik dönemlerin oluşturduğunu hatırlatan Sancaktar, tespit edilen tüm dönemler ve yerleşim tiplerinin belgelendiğini aktardı.
“TOPLAM 294 ALANDA ÇALIŞMALAR YAPTIK VE 87 YENİ YER TESPİT ETTİK”
Doç. Dr. Hacer Sancaktar, 5 yıllık çalışma kapsamında arkeolojik bir araştırma yaptıklarını söyleyerek şu bilgileri verdi:
“Beş yıllık bir yüzey araştırması projesi gerçekleştirdik, Yozgat’ta. 2017 yılında başlattık ve 2022 yılında bu çalışmayı tamamladık. Toplam 294 alanda çalışmalar yaptık, 87 yeni yer tespit ettik, bunların da tescilini yaptırmış olduk. Bu araştırma kapsamında özellikle bölgede Höyükler ve Tümülüsler yoğunluk göstermektedir. Höyükler dışında da yamaç, tepe üstü ya da düz yerleşim gibi yerleşimler de bulunmaktadır. Özellikle hem höyüklerde hem de yerleşimlerde tespit ettiğimiz seramiklere dayanarak özellikle kültürel devamlılığı anlamaya çalıştık. Höyükler de seramikler noktasında kültürel devamının uzun süre devam ettiğini tespit etmiş olduk. Bölge özellikle Tunç çağında önemli bir yerleşim alanına sahip, fakat Helenistik döneme gelindiğinde bu yerleşim alanı sayısı oldukça düşmektedir. Tekrar Roma dönemine geldiğimizde yerleşim sayısı artmaktadır. Roma döneminde bölgede kent dokusundan ziyade daha çok çiftlik yerleşim tarzı yerleşimler oldukça ön plana çıkmaktadır. Araştırmamız kapsamında Helenistik ve Roma dönemi yerleşimlerini tespit etmekti. Bugüne kadar Yozgat ili ve ilçelerinde kapsamlı arkeolojik çalışmalar gerçekleştirilmemişti. Bu nedenle de biz bu kapsamda bütün yerleşimleri belgelemek durumunda kaldık.”
“EVLERİN DUVARLARINDA KENTTEKİ YAPILARA AİT MİMARİ ELEMANLARI YA DA YAZITLARI GÖREBİLMEKTEYİZ”
Helenistik ve Roma dönemini baz alındığında Yozgat ilindeki en önemli yerleşimin Büyüknefes köyündeki Tavium antik kenti olduğunu vurgulayan Sancaktar, daha sonra şöyle konuştu:
“Tavium antik kentinde de 1997 yılından 2008 yılına kadar yüzey araştırmaları yapılmış ve daha sonra da bu araştırmalar sonlandırılmıştır. Onun dışında da günümüze kadar herhangi araştırma ya da kazı gibi çalışma yapılmamıştır. Tavium’un önemi özellikle antik kaynaklarda Strabon özellikle söz etmektedir. Bu noktada gerçekten önemli bir kent, fakat kentteki yapılara ait mimari elemanlar oldukça dağılmış durumda. Hatta günümüzde Büyüknefes köyündeki başta cami ve çeşme olmak üzere hemen hemen bütün evlerin avlu duvarlarında ya da evlerin kendi duvarlarında kentteki yapılara ait mimari elemanları ya da yazıtları görebilmekteyiz. Tavium Antik Kenti’ni özellikle Helenistik ve Roma dönemleri değil yerleşim tarihsel sürecine baktığımızda aslında Büyüknefes köyünde büyük kale ve küçük kale höyükleri olmak üzere de iki tane höyük bulunmaktadır. Bunlar da milattan önce özellikle dördüncü binden itibaren Büyük Nefes’in aslında Bizans döneminin sonlarına kadar yerleşim gördüğünü anlıyoruz. Bu bağlamda da Tavium Yozgat’ta gerçekten ön plana çıkan bir yerdir.”
]]>
DİYARBAKIR – Hastalığının yeri tespit edilmeyip Diyarbakır ve bölge şehirlerinden Ankara ve İstanbul’a giden hastalar, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Doç. Dr. Mehmet Güven ile Doç. Dr. Halil Kömek’in geliştirdiği Kolin PET görüntüleme yöntemiyle şifa buluyor.
Hormon bozuklukları içerisinde sık görülen primer hiperparatiroidinin yeri artık Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kolin PET görüntüleme yöntemiyle tespit edilip tedavi ediliyor.
Hastalık hakkında bilgi veren Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde İç Hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Güven, primer hiperparatiroidinin hormon bozuklukları içinde sık görüldüğü bir hastalık olduğunu söyledi.
Burada parathormon düzeyi yüksek çıktığını, buna bağlı olarak da kandaki kalsiyum düzeyinin yüksek çıktığını belirten Doç. Dr. Güven, “Kandaki kalsiyum düzeyi yüksek olduğu zaman böbrek taşı oluşabilir, böbrek fonksiyonları bozulabilir, kemiklerde erime olabilir. Yani vücutta birçok yerde hasara neden oluşabilir. Hatta kalsiyum yüksekliği kalpte ritim bozukluğuna kadar varan rahatsızlıklar da yapabilir. Biz bu hastalarımızı tahlillerle tespit ettikten sonra primer hiperparatiroidinin yerini tespit etmeye çalışıyoruz. Bunlar genelde boyun bölgesindeki tiroid bezinin altında ve üstünde sağlı sollu olmak üzere 4 adet bezden oluşmaktadır. Bu hastalıkta bu bezler aşırı çalıştığından dolayı adenom ya da hiperplazi dediğimiz hastalık durumuna gelmektedir” dedi.
“Diyarbakır’da ilk defa hastanemizde bu görüntüleme yöntemiyle hastalığını tespit ettiğimiz 3 hastamız oldu”
Artık hastaların Ankara ve İstanbul’a kadar gitmeyip adenomların yeri tespit edilerek gerekli tedavilerin yapıldığını ifade eden Güven, “Genelde hiperplazi gibi bu tür hastalıkların ultrasonla yeri saptanabilmektedir. Bazen ultrasonla birlikte paratiroid sintigrafisi dediğimiz görüntüleme yöntemleriyle yerini tespit edebilmekteyiz. Ama bazen de çaresiz kalıp hastalığın yerini bir türlü bulamıyoruz. Dünyada ve ülkemizde Kolin PET/CT dediğimiz yeni bir görüntüleme yöntemi çıktı. Bu görüntüleme yöntemi başta İstanbul ve Ankara’da çekilmektedir. Biz de Diyarbakır’da ilk defa hastanemizde bu görüntüleme yöntemiyle hastalığını tespit ettiğimiz 3 hastamız oldu. Şehrimiz ve hastanemiz için bu büyük bir gelişme. Artık hastalarımız Ankara ve İstanbul’a gitmesine gerek kalmadan hastanemizde hastalığı olanların adenomların yeri tespit edilip gerekli tedavileri yapmamız mümkün olmaya başladı. Bu bizim için de sevindirici bir gelişme oldu” diye konuştu.
Hastanede Nükleer Tıp Uzmanı Doç. Dr. Halil Kömek ise, Kolin PET’in özellikle primer hiperparatiroidinde lokalizasyonunu saptayamadıkları vakalarda kullanılan bir görüntüleme yöntemi olduğunu söyledi.
Doç. Dr. Kömek, “İlk olarak prostat kanserlerinde kullanılan bir görüntüleme yöntemi olan Kolin PET, tesadüfi eseri boyunda tutulmasıyla ve o bölgede paratiroid çıkmasıyla kullanılmaya başlandı. Sensitif ve spesifik değerleri oldukça yüksek, özellikle diğer yöntemlerle bulunamayan lezyonlarda yüksek saptama oranlarına sahip. Bu yöntemle enjeksiyondan 5 dakikadan itibaren görüntü alınabiliyor. Kolin PET, PET BT görüntülemelerinde kullanılan bir yöntem. 5’inci dakika ile 60’ıncı dakikadan sonra görüntüler alınarak daha önceden lokalizasyonunu saptayamadığımız paratiroid adenomlarının lokalizasyon saptamışında kullanılan bir yöntem” ifadelerine yer verdi.
Kolin PET’in Türkiye’de çok nadir merkezlerde yapılan bir görüntüleme yöntemi olduğunu dile getiren Kömek, “Hastanemizde geçen hafta itibariyle 3 hastamızın görüntülemesini yaptık. Üçü de saptama aşamasında başarılı bir şekilde gerçekleşti. Bundan sonraki süreçte hastalarımız oldukça rutin uygulamamıza devam edeceğiz. Bölgemizde bu görüntülemenin olduğu başka merkez olmamakla beraber hastalarımızı en yakın Ankara’ya göndermek zorunda kalacaktık. Bu da onlar için zaman kaybı ve maliyetli olacaktı” ifadelerinde bulundu.
]]>Bartın’ın Amasra ilçesinde savcılığa 23 Ocak tarihinde belediyeye ait itfaiye müdürlüğü ve garaj amirliği içerisinde bulunan benzin deposundan sivil araçlara mazot verilmek suretiyle yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla isimsiz ihbar mektubu ulaşmış, mektubun zarfında yer alan isim ve adres ise yapılan incelemelerde sahte çıkmıştı. İhbar mektubunda, “11.01.2024 Perşembe günü saat 11.25’te Amasra Belediyesine ait garaj amirliği ve itfaiye amirliğinin ortak kullandığı garaj alanında özel şahısların araçlarına mazot doldurduğunu gördüm. Belediye imkanlarının şahsi menfaatler için kullanıldığını, devletin halk için yapması gereken yatırımların ve milletin vergilerinin bu şekilde çalındığına şahit oldum. Buradan alınan mazotlar resmi araçlara konuldu diye kayıtlar tutulduğunu, ayrıca daha öncesinde de belediyenin anlaşmalı benzin istasyonundan sivil şahısların yakıt doldurduğunu da gördüm. Bu olayın rutin olarak geçmişte de yapıldığı tarafıma anlatıldı. Resmi evrak olan defter kayıtları ile güvenlik kamera kayıtları incelendiğinde durumun daha da net anlaşılacağı kanaatindeyim” ifadeleri yer almıştı.
Olayla ilgili ortaya çıkan güvenlik kameralarında ise Amasra Belediyesi’nin anlaşmalı avukatı Berkay Dal, belediyeye ait itfaiye müdürlüğü ve garaj amirliği içerisinde bulunan benzin deposundan aracına yakıt alırken görüntüleri yer almıştı. Avukat Berkay Dal, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada Amasra Belediyesi’nin taraf olduğu ve hem Zonguldak hem de Bartın’da birer gün arayla görülen duruşmalara katıldığını ve davalara gitmek amacıyla 20 litre akaryakıt aldığını söyleyerek, kendisini savunmuştu. Dal, kendisinin duruşmalar için görev yazısı ve duruşma tutanaklarının da bulunduğunu ifade ederek, kamu menfaatine yapılan iş nedeniyle yakıt aldığını kaydetmişti.
Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır ise mazot yolsuzluğu iddiası ile ilgili tüm kayıt ve verileri savcılıkla paylaştıklarını belirterek, seçim öncesinde bir komplonun içerisine çekilmek istendiğini iddia etmişti. Başkan Çakır, iddia edildiği gibi bir yolsuzluk varsa ortaya çıkarılması, yoksa da isimsiz mektup, sahte adres ve doğru olmayan beyanlarda bulunanların tespit edilmesi için suç duyurusunda bulunduklarını ifade etmişti.
Mektubu yazan bulundu
Gelişmelerin ardından Amasra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından detaylı bir inceleme başlatıldı. Amasra İlçe Emniyet Müdürlüğü ile organize yürütülen çalışmalar sonucunda mektubu yazan kişinin kimliği tespit edildi. Amasra Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, mektubu yazan kişinin ilçedeki bir inşaat firmasında çalışan S.G. olduğu belirtildi. Açıklamada, “Birtakım kişi veya kişilerce gündeme getirilen belediyemiz personeline kamu hizmeti için yakıt verilmesi konusunda halkımızı yanıltmaya ve belediyemizi karalamaya yönelik yalan ve iftira sürecinin takipçisi oluyor, şeffaf belediyecilik ilkesi gereği bu konuyla alakalı son gelişmeleri sizinle paylaşıyoruz. Konuya dair Amasra Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında belediyemize yönelik iftira içeren ithamlarla dolu sahte mektubu düzenleyen, Amasra’da bir inşaat firmasının ofisinde çalışan S.G. isimli şahıs tespit edilerek yakalanmıştır. Bu organize kötülüğün diğer faillerinin de bir an önce yakalanarak yargı önünde hesap vermeleri en büyük temennimizdir. Bahse konu karalama kampanyası ve arkasındaki kirli ellerin tespit edilerek yargı önüne çıkarılması için Belediye Başkanlığımızca gerekli tüm hukuki süreç titizlikle takip edilecektir. Konunun üzerine sürat ve kararlılıkla giden Amasra İlçe Emniyet Müdürlüğü ile Amasra Cumhuriyet Başsavcılığı’na teşekkür ediyoruz. Amasra Belediye Başkanlığı olarak bağımsız Türk yargısına güveniyor, çamur at izi kalsın siyasetiyle en güçlü şekilde mücadele edeceğimizi bildiriyoruz” denildi. – BARTIN
]]>Aralarında A ve C sınıfı iş güvenliği uzmanı, çevre, jeoloji, inşaat ve ziraat mühendislerinin bulunduğu heyetin hazırladığı 27 sayfalık ön raporda, olayın iş kazası olarak nitelendirildiği, asıl işveren şirketin 4 farklı alt işveren firmayla çalıştığının tespit edildiği bilgisine yer verildi.
Raporda, aralarında operasyon direktörü vekili, proses oksit müdürü, oksit operasyon başmühendisi, oksit operasyon mühendisi, borulama şefinin yer aldığı 5 kişi asli kusurlu bulundu. Asıl işveren şirketin genel müdür yardımcısı ile alt işveren şirketlerde çalışan vardiya mühendisi, saha formeni, mühendis, formen, 4 şirket müdürünün yanı sıra 2 saha şefi de tali kusurlu olarak tespit edildi.
Asıl işveren şirketin genel müdür yardımcısının alt işveren şirketleri yeterince denetime ve gözetime tabi tutmadığı tespitine yer verilen raporda, bu yöneticinin tali kusurlu olduğu belirtildi.
Raporda, operasyon direktörü vekilinin ehil yetkili biri olarak şantiyede ortaya çıkması muhtemel tehlikeli durumların belirlenerek risklere dönüşmesine yol açan faktörleri analiz ettirmediği, çalışanlarını risklerden korumak için gerekli tedbirleri aldırmadığı, iş yerinde çalışanların sağlıklarının olumsuz yönde etkilenmemesi hususunda gerekli gözetim ve denetim mekanizması kurdurmadığı, kurdurduysa da bunu uygulatmadığı, yetkili biri olarak sabah yığın liçinde oluşan çatlakların şantiyede olumsuzluklara yol açabileceği konusunda tedbirsiz davranış sergilediğinin tespit edildiği belirtilerek, meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı kaydedildi.
Proses oksit müdürünün yığın liçinde meydana gelen açıklık ve çatlaklıkların kısa zamanda olmaması hususu değerlendirildiğinde, iş yerinde yetkili biri olarak yığın liçinde gün içinde tespit edilen çatlakların artmasıyla büyük risk oluşturacağını bilmesine rağmen liç yığını altında bulunan yolun kapatılması talimatını vermediği (eğer verilmiş olsaydı yığın liçi altında çalışan olmayacaktı) ve bu konuda tedbirsiz davranış sergilediği, dolayısıyla oluşan çatlakları ehil biri olarak çok büyük risk oluşturacağını bilmesine rağmen bunları göz ardı ettiği ve tehlikeli davranış sergilediğinin belirlendiği kaydedilen raporda, söz konusu kişinin olayda asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı aktarıldı.
“Çalışanların can güvenliklerinin tehlikeye atıldığı tespit edilmiştir”
Raporda, oksit operasyon başmühendisinin de yığın liçinde meydana gelen çatlaklar konusunda iş güvenliği uzmanı tarafından defalarca uyarılmasına rağmen solüsyon verdiği ve yığın liçinde hareketi hızlandırdığı, çatlakların belli aralıklara gelmesini gördüğü halde bunu hiçe saydığı, bu riskli durumu bilmesine rağmen alanın boşaltılması konusunu göz ardı ederek çalışanların can güvenliklerini tehlikeye attığının tespit edildiği vurgulanarak, kazada asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirildi.
Raporda, oksit operasyon mühendisi ile ilgili de üretim mühendisi olarak yığın yapılan serbest malzemenin çimento şerbetinin birbirine yeterince aderans sağlayıp sağlamadığının kontrolünü göz ardı ettiği, eğer göz ardı edilmeseydi derin çatlakların oluşmayacağı kaydedildi.
Mühendisin malzeme depolama esnasında şev açısı, şev durabilitesi ve benzeri parametreleri göz ardı ettiği, meydana gelen çatlaklar hususunda gerekli uyarılar yapılmasına rağmen bunları dikkate almadığı, üretim mühendisi olarak yığınlarda çatlaklar oluşmaması veya akmaması için sahada imalat aşamasında yeterli planlamanın eksik olduğu ve bu çatlakların akmalara yol açacağını ehil biri olarak bilmesine rağmen bu işlere devam ettiği ve alanı güvenli hale getirmediğinin tespit edildiği belirtilen raporda, kazada asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı vurgulandı.
Raporda, borulama şefinin iş tecrübesi dikkate alındığında, meydana gelen çatlakların normal olmadığını bilmesi gerekmesine rağmen solüsyona devam ettiği ve devam eden solüsyonun malzemenin hareketini hızlandırdığı, bu nedenle de kazada borulama şefinin de asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı belirtildi.
Alt işveren şirketlerin vardiya mühendisi, saha formeni, mühendisi, müdürleri ile saha şeflerinin çalışma ortam ve gözetimi yapmadıkları ifade edilen raporda, riskli durumları göz ardı ederek işçilerin can güvenliklerini hiçe saydıkları, meydana gelen kazada tali kusurlu oldukları görüşüne yer verildi.
Raporda ayrıca, Hibliç bölge sorumlusu iş güvenliği uzmanının, yığın liçinde meydana gelen çatlaklarla ilgili üretim mühendislerini uyardığı, sorumluluklarını yerine getirdiği, risk analizi yaparak işverene önerilerde bulunduğuna değinilerek, kazada bir kusurunun olmadığı kanaatine ulaşıldı.
Raporda, olaydan bir gün önce işe başlayan maden mühendisinin kusuru olmadığı belirtildi. Ayrıca raporda, jeoteknik mühendisiyle ilgili de “tahkikat dosyası tamamlandığında gerekli incelemeler yapılarak kusur durumunun değerlendirileceğine” ilişkin ifadeler yer aldı.
İliç’e bağlı Çöpler köyündeki altın madeninin bulunduğu bölgede 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kayması sonucu kaybolan 9 işçinin bulunması için çalışma başlatılmıştı.
]]>Şahin, AFAD İl Müdürlüğü’ndeki Afet Koordinasyon Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, kentte yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Kent merkezinde 13 Şubat’ın ilk saatlerinde yoğun bir yağış ve dolunun meydana geldiğini hatırlatan Şahin, 3 ayda yağacak yağmurun 24 saatte ve dar bir alana düştüğünü dile getirdi.
Özellikle Kepez ve Muratpaşa ilçelerinde bazı mahallelerde taşkınların ve su baskınlarının yaşadığını belirten Şahin, “Bu su baskınında maalesef bir vatandaşımız hayatını kaybetti. 3 vatandaşımız da yaralandı. Vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum. 3 yaralı vatandaşımız da şu anda taburcu oldu, durumları iyi.” dedi.
Şahin, yağışın ilk anından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yakın takibiyle devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini anlattı.
“2 bin 687 konumda su tahliyesi yaptık”
Kentteki çalışmalarda 2 bin 783 personel, 442 araç, 442 motopomp, 7 bot, 20 vidanjör ve 60 arazözün görev yaptığını kaydeden Şahin, mükerrer olanlar düşüldüğünde 112 Acil Çağrı Merkezine 3 bin 300’ün üzerinde ihbar olduğunu söyledi.
Şahin, 2 bin 687 konumda su tahliyesi yapıldığını ve bu işlemlerin dün akşam saatlerinde tamamlandığını belirterek, konut ve iş yerlerindeki çamur birikmeleri için de ekipler oluşturduklarını ifade etti.
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kepez Devlet Hastanesi, Sema Yazar Semt Polikliniği ve Muratpaşa Nüfus Müdürlüğünde oluşan hasarların giderilerek, hizmet vermeye devam edildiğini kaydeden Şahin, 120 okuldan ise sadece 3 okulda trafoya bağlı problemin devam ettiğini ve onun da pazartesi günü çözüleceğini söyledi.
“Orta ve ağır hasarlı binalarda ikamet mümkün değil”
Şahin, yağış esnasında alt geçitlerin biriken suların tahliye edilmesiyle trafiğe açıldığını, tramvay hatlarının da hizmet vermeye başladığını aktardı.
Zarar tespiti için 360 kişiden oluşan bir ekibinde sahada faaliyet gösterdiğini anlatan Şahin, şöyle konuştu:
“Şu an itibarıyla tespitleri hemen hemen bitirmiş durumdayız. Yeni taleplerin değerlendirilmesi sürecini zannediyorum yarın öğlene kadar tamamlayacağız. Hasar tespit faaliyetleri de yapıyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekiplerimiz hasar tespitlerinde 78 binada çalışma yaptı. 54 binamız hasarsız, 15’i az, 7’si orta ve 2’si ağır hasarlı olarak tespit edildi. Orta ve ağır hasarlı binalarda ikamet mümkün değil. Bu binalarımızda 66 aile mevcut. Bunların tahliyelerini yapıyoruz.”
Tahliye edilecek binalardaki vatandaşlar için Türk Silahlı Kuvvetlerine ait Karpuzkaldıran tesislerinin tahsis edildiğini dile getiren Şahin, diğer bölgelerde su baskını nedeniyle talepte bulunan 16 ailenin de misafirhanelere yerleştirildiğini belirtti.
“Zararların tazmini için başvuruda bulunacağız”
Yağışlar sonrası tarım alanlarında da zararlar oluştuğuna dikkati çeken Vali Şahin, “Tespitlerimize göre 299 üreticimizin bin 343 dekar örtülü ve 605 dekar açık olmak üzere bin 948 dekar alanda su baskını olmuştur. Aksu ve Kepez ilçelerimizde 10 çiftçimizin 7 büyükbaş, 70 küçükbaş hayvanı, 70 tavuk, 210 arı kovanı telef olmuştur. Tespitlerimizin hemen sonrasında Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğüne zararların tazmini için başvuruda bulunacağız.” diye konuştu.
İçişleri Bakanlığınca 20 milyon lira acil AFAD ödeneği gönderildiğini aktaran Şahin, şunları kaydetti:
“Vefat eden vatandaşımızın yakınına 100 bin lira nakdi yardım yaptık. Sosyal yardımlaşma vakıflarımız ilk etapta 273 aileye 1 milyon 70 bin lira nakdi, 86 kişiye de giyim yardımı yaptı. Büyükşehir Belediyesi bin 600, Kepez Belediyesi 349, Muratpaşa Belediyesi de 1000’e yakın aileye nakdi ve ayni yardımda bulundu. Tespitlerden sonra eşya yardımlarını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız üzerinden destekleyeceğiz. Ayrıca KOSGEB destek paketleri hazırlıyor, onları da iş yerlerimizin hizmetine sunacağız. Antalya 13 Şubat’ta çok zor bir gece yaşadı. Fakat 2 gün içinde devletimizin tüm imkanları seferber edilerek çok hızlı bir iyileşmeyi de sağladık. Vatandaşlarımızın maddi zararlarını da kısa sürede inşallah gidereceğiz ve Antalya tekrar hayatın normal döngüsüne dönecektir.”
]]>KONYA’da Geyik Dağları’nın 2 bin 600 rakımında doğa gezgini Hasan Hüseyin Kahriman’ın bulup, DHA’nın da duyurduğu varlığı 2,5 milyon yıl öncesine dayanan ‘sirk buzulu’ (Çanak buzu, dağların yamaçlarında oluşur) varlığı bilimsel çalışmalarla kanıtlandı. 4 farklı üniversiteden akademisyenlerin hazırladığı makalede, “Geyik Dağı’na yapılan arazi çalışması ile güncel buzulların varlıkları doğrulanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda bilimsel olarak Geyik Dağı’nda güncel bir buzulun varlığını tanımlayan ve doğrulayan ilk çalışmadır. 2010 yılından 2023 yılına kadar yani 13 yıllık sürede ise buzulların yüzde 82’sinin eridiği görülmüştür. Küresel sıcaklıkların giderek arttığı bu dönemde önümüzdeki yıllarda buzulların tamamen ortadan kalkacağı da ifade edilebilir” denildi.
Doğa gezgini Hasan Hüseyin Kahriman, Orta Toros Dağları’nda, Taşeli Platosu’nda kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Konya, Karaman ve Antalya’nın sınırlarını oluşturan 2 bin 877 rakımlı Geyik Dağları’na gezintiye çıktı. Kahriman, gezinti sırasında dağın 2 bin 600 rakımında buzul yatağı olduğunu tespit etti. DHA’nın görüntülediği buzul yatağını inceleyen Necmettin Erbakan Üniversitesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adnan Pınar, bunun sirk buzulu olduğunu söyledi.
‘BUZULLAR 5 YIL İÇİNDE ORTADAN KALKACAK’
Sirk buzulunun kamuoyunda duyulmasının ardından Ardahan Üniversitesi’nden Dr. Ferhat Keserci, İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Cihan Bayrakdar, Dr. Gülan Güngör, Dr. Mahsum Bozdoğan, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nden Dr. Ergin Canpolat, Munzur Üniversitesi’nden Doç. Dr. Zeynel Çılğın, buzulla ilgili bilimsel çalışmalara başladı. Akademisyenler araştırmalar sonucunda ‘Geyik Dağı Güncel Buzulları ve Morfometrik Özellikleri’ isimli makaleyi hazırladı. Makalede, “Geyik Dağları, Geç Kuvaterner boyunca yoğun ve tekrarlanan buzullaşmalara maruz kalmıştır. Güncel bir buzulun varlığı bölgede yapılan daha önceki çalışmalarda doğrulanmamış veya tespit edilememiştir. Bölgede yerel gezgin olan Hasan Hüseyin Kahriman’nın 27 Ekim 2023’te buzul varlığını sosyal medya aracılığıyla aktarması üzerine buzulları tanımlamak ve yerlerini belirlemek için uzaktan algılama yöntemleri kullanılmış ve Geyik Dağı’na yapılan arazi çalışması ile güncel buzulların varlıkları doğrulanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda bilimsel olarak Geyik Dağı’nda güncel bir buzulun varlığını tanımlayan ve doğrulayan ilk çalışmadır. Buzul modellemesi neticesinde Geyik Orta Buzulu’nun toplam 6 bin metrekare, Doğu Buzulu’nun 2 bin 30 metrekare, toplamda ise Geyik Dağı’ndaki buzulların 8 bin 30 metrekare alana sahip olduğu tespit edilmiştir. Buzulların ortalama olarak uzunlukları 98 metre, buzulların rakımı ise 2 bin 619 metre olarak hesaplanmıştır. Buzulların 12-30 derece eğim değerleri arasında ve tamamen kuzey bakılı alanlarda bulundukları tespit edilmiştir. Buzullar ve sirklerin morfolojik özellikleri, yüksek rakım, bakı özellikleri ve yüksek kar birikimi Geyik Dağı’ndaki buzulların bu kesimlerde korunmasına pozitif olarak etki etmiştir. Buzullar üzerinde yapılan karşılaştırmalı uydu görüntülerinde 06.09.2010 tarihinden günümüze kadar buzulların alansal olarak yüzde 50’sinden fazlasının eridiği ve önümüzdeki yıllarda etkisini giderek arttıran küresel ısınma ile beraber 5 yıl içerisinde tamamen ortadan kalkacağı tahmin edilmektedir” denildi.
’13 KİLOMETREKARELİK BUZULDAN GÜNÜMÜZE 8 BİN 30 METREKARE KALDI’
Son Buzul Çağı’ndan günümüze kadar varlığını sürdüren buzulların 13 yıllık süreçte yüzde 82’sinin eridiği belirtildi. Makalede şu görüşlere yer verildi:
“Bu çalışmanın iki temel odak noktası bulunmaktadır: Birincisi, Geyik Dağı buzullarının morfometrik (buzul ve sirk) özelliklerini belirlemektir. İkincisi ise Türkiye’nin en sıcak bölgelerinden biri olan Batı Toroslar’da, uygulanan yöntemler çerçevesinde iklimsel ve jeomorfolojik perspektifte güncel buzulların varlığını sürdürmesini neden sonuç ilişkisi içerisinde irdelemektir. Bu çalışma aynı zamanda bilimsel olarak Geyik Dağı’nda güncel bir buzulun varlığını tanımlayan ve doğrulayan bu türde bir ilk çalışmadır. SBM (Son Buzul Çağı) buzul yayılışı sırasında 13 kilometrekare, 2010 yılındaki uydu görüntülerine göre belirlenen buzul yüzey alanının ise 44 bin 500 metrekare olduğu hesaplanmıştır. Bu bağlamda Son Buzul Çağı dönemindeki toplam buzul alanının yalnızca 0,06’sı günümüze kadar kalabilmiştir. 2010 yılından 2023 yılına kadar yani 13 yıllık sürede ise buzulların yüzde 82’sinin eridiği görülmüştür. Yapılan analizler neticesinde Geyik Dağı’nda yer alan buzulların yakın tarihler içerisinde eridiği tespit edilmiş olup günümüzde etkisini giderek attıran küresel ısınma nedeniyle önümüzdeki uzak olmayan yıllarda bu buzulların da tamamen ortadan kalkacağı ifade edilmelidir.”
‘5 YIL İÇERİSİNDE TAMAMEN ORTADAN KALKACAK’
Buzul tabakasının 21 bin yıl önce gerçekleşen son buzul çağından kalma olduğunu ifade eden makalenin baş yazarı Dr. Ferhat Keserci, “Yazılı ve görsel medyada çıkan haberler üzerine halihazırda TÜBİTAK tarafından desteklenen projemizle Geyik Dağları’nda arama çalışması gerçekleştirdik. Termal kamera ve uzaktan algılama yöntemleriyle bölgede güncel buzulun varlığını tespit edip bilimsel bir yayına dönüştürdük. Yaptığımız analizler neticesinde 21 bin yıl önce gerçekleşen Son Buzul Maksimum da Geyik Dağı’nın kuzeyinde Eğri Gölü de içerecek şekilde büyümüş olan 13 kilometrekarelik büyük buzullaşma alanından kalan kalıntı bir buzul alanı olduğunu tespit etmiş olduk. Bu buzul alanı yaklaşık 2 bin 600 metre seviyelerinde ve 6 bin metrekarelik bir yüzey alanına sahip. Yaptığımız hesaplamalara göre son 13 yıllık sürede giderek hızlanan bir erimeye maruz kaldığını, şartların bu şekilde devam etmesi halinde ise bu buzulun 5 ile 7 yıl içerisinde tamamen ortadan kalkacağı yönünde tespitlerde bulunmuş olduk” dedi.
]]>