Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İstanbul’da Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Kılavuz ve Strateji Geliştirme Çalıştayı’na katıldı. Bugüne dek toplam 18 bin 597 adet geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulayıcı sertifikası verildiğini açıkladı. Bakan Koca, Emine Erdoğan’a geleneksel tıbbın simgesi “hayat ağacını” hediye etti.
Sağlık Bakanlığı, ulusal ve uluslararası bilim insanlarının katılımıyla bugün İstanbul’da Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları (GETAT) Kılavuz ve Strateji Geliştirme Çalıştayı’nı düzenlendi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sağlık Bakanı Yardımcısı Huzeyfe Yılmaz, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. İhsan Ateş, DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, DSÖ Geleneksel, Tamamlayıcı ve Entegratif Tıp Birimi Sorumlusu/ Dünya Sağlık Örgütü Bitkisel İlaçlar İçin Uluslararası Düzenleyici İşbirliği Ağı (DSÖ-IRCH) Sekreterya Grup Başkanı Dr. Kim Sungchol ve DSÖ-IRCH Sekreterya Grup Başkan Yardımcısı Dr. Charles Wu katıldı.
Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu (TÜMATA) tarafından mini konser verilen programda, çalıştayla ilgili tanıtım videosu izletildi.
Programda, Emine Erdoğan ve DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Kluge konuşma yaptı. Konuşmaların ardından, Sağlık Bakanı Koca Emine Erdoğan’a geleneksel tıbbın simgesi olan “hayat ağacını” hediye olarak takdim etti.
Koca, İstanbul’da bir otelde Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ev sahipliğinde düzenlenen “Dünya Sağlık Örgütü – Bitkisel İlaçlar İçin Düzenleyici İşbirliği Ağı (IRCH) 15. Yıllık Toplantısı” ile “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Kılavuz ve Strateji Geliştirme Çalıştayı”nda yaptığı konuşmada, “geleneksel tıp” teriminin ana akım tıpla birleşerek, “tamamlayıcı tıp” terimiyle eş anlamlı olarak kullanıldığını söyledi.
Sağlık Bakanı Koca, DSÖ-IRCH 15. Yıllık Toplantısı’nda şöyle konuştu:
“GELENEKSEL TIP YÖNTEMLERİNİN MERKEZE ALINARAK, MODERN TIP İLE BİRLEŞTİRİLMESİ İÇİN YASAL DÜZENLEMELERİN YAPILMASI, ÖNEMLİ, VE İHMAL EDİLEMEZ”
“İnsanlık tarihi boyunca, hastalıkların tedavisinde, çok sayıda yöntem denenip uygulanmıştır. Etkinliği tecrübe edilerek, insanların ilgisine mazhar olmuş ve nesilden nesile aktarılarak, insanlığın ortak mirası haline gelmiştir. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, tarihin derinliği içinde, oldukça yeni sayılabilecek bir dönemde, Hipokrat veya İbn-i Sina gibi, dünyaca ünlü tıp insanları tarafından uygulanmıştır. Devam eden süreçte ve özellikle son iki yüzyılda, bu ortak mirastan devralınan tedavi modelleri, yeni araştırma usulleri ile kadim ama tamamen yeni bir tıp anlayışı ortaya çıkmıştır. Bugün “geleneksel tıp” terimi, insanlığın ortak tıp mirasına işaret ederken, ana akım tıpla birleşerek, “tamamlayıcı tıp” terimi ile, eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Geleneksel tıp yöntemlerinin merkeze alınarak, modern tıp ile birleştirilmesi için yasal düzenlemelerin yapılması, önemli, ve ihmal edilemez, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmiştir. Ülkemizde bu ihtiyaca binaen; geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulama yöntemlerini belirlemek, bu yöntemleri uygulayacak kişilerin, eğitimi ve yetkilendirilmeleri ile, bu yöntemlerin uygulanacağı sağlık kuruluşlarının, çalışma usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla, 27 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe giren, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ile, yasal çerçevesi tanımlanmış ve sağlık sistemimize entegre edilmiştir. O tarihten bu yana, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları konusunda, eğitim vermek ve uygulama yapmak üzere başvuran, ve belirlenmiş yeterlilikleri sağlayan, kamu ve özel sağlık kuruluşları, Bakanlığımızca değerlendirilerek yetkilendirilmiştir.
“BAŞARILI HEKİMLERE, BUGÜNE DEK TOPLAM, 18.597 ADET, GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAYICI SERTİFİKASI VERİLMİŞTİR”
Ülkemizde, bu alanda eğitim verebilme yetkisi, en üst seviyede sağlık hizmetleri veren, 3. basamak sağlık kuruluşu olan, tıp fakültesi hastaneleri ile, eğitim ve araştırma hastanesi statüsündeki, sağlık kuruluşlarındadır. Uygulama yapılabilecek birimler açma yetkisi ise, bu sağlık kuruluşlarının yanı sıra, devlet hastanesi, özel hastane, tıp merkezi, muayenehane gibi sağlık kuruluşlarına da verilebilmektedir.Bu birimlerde verilen hizmetler, bütüncül sağlık sistemimizin, ayrılmaz birer parçası olmuştur. Güncel olarak, 2.408 sağlık kuruluşu, geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında, uygulama yapabilme yetkisine sahiptir. Ayrıca yetkilendirdiğimiz merkezlerce ilan edilen eğitimlere, tam katılım sağlayarak başarılı olan hekimlere, bugüne dek toplam, 18.597 adet, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulayıcı sertifikası verilmiştir. Sertifikaları tescil edilmiş hekimlerimiz, görev yaptıkları sağlık kuruluşlarında, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarıyla hizmet vermektedir. Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz reformların, temel amacı olarak tanımlanan: ‘Herkes için ulaşılabilir, nitelikli ve sürdürülebilir sağlık hizmetinin, etkili, kaliteli, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde sunulması’ hedefi, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları için de, aynen geçerlidir. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının, yetkin kişiler tarafından uygulanması, hayati önem arz etmektedir. Bu uygulamalar, her ne kadar yan etkisi çok az olan, doğal tedavi yöntemleri olarak görülse de, ehil kişiler tarafından yapılan uygulamalar, insan sağlığı için, en iyi sonuçları sağlayacaktır. Vatandaşlarımıza, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları alanında sunulan hizmetlerin, yalnızca bu alanda eğitimi bulunan kişilerce ve yine yalnızca, Bakanlığımızca yetkilendirilen sağlık kuruluşlarında sunulmasına, bütüncül bir sağlık hizmet sunumu olarak bakıyor ve büyük önem veriyoruz. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları alanında, güncel gelişmeleri, gerek ulusal, gerekse uluslararası alanda yürütülen uygulamalı, bilimsel ve akademik çalışmaları takip etme ve Bakanlığımıza görüş vermek amacıyla, 11 üyeden oluşan, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Ana Bilim Komisyonu teşkil edilmiştir.
“ÜLKEMİZDEKİ GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARININ, “ANADOLU TIBBI”, İSMİ ALTINDA YÜRÜTÜLMESİNİ AMAÇLIYORUZ”
“Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanınan ve DSÖ işbirliğinde bir akademi olmak üzere teklif edilen işbirliğinin Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı bünyesinde bulunan GETAT Enstitüsü ile birlikte yapılacağını ilan etmekten memnuniyet duyarım. Buradan Hans Kluge’ye destekleri için tekrar teşekkür ediyorum. Bu sayede, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları alanında, ar-ge çalışmaları, ve ürün geliştirme faaliyetleri hız kazanacak, ülkemizde, geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında sunulan hizmetin standardı ve kalitesi, en üst düzeye çıkarılarak, uluslararası tanınırlığının artırılması sağlanacaktır. Kadim medeniyetlerin beşiği, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birleşim noktası Anadolu toprakları, tarihteki, en önemli tıbbi gelişmelerin hamisi olmuştur. Birçok medeniyetten yetişen ve halen isimleri ve uygulamaları, saygıyla anılan bilim insanlarını taşımıştır.Kadim tekniklerimizin, dünyaya duyurulması yönünde çalışmalar yapmak, bugün kaçınılmaz olmuştur. Ülkemizdeki geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının, “Anadolu Tıbbı”, ismi altında yürütülmesini amaçlıyoruz. “Anadolu Tıbbı” ismi, 1 Haziran 2021, “Anatolian Medicine” ismi, 24 Haziran 2021 itibariyle, ve Hayat Ağacı sembolümüzün sonuncusu, 19 Şubat 2024 tarihinde tescil edilerek, korumaya alınmıştır.
“MODERN TIP İLE GELENEKSEL TIBBIN BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ OLDUĞU, AYRI AYRI ELE ALINMASI GEREKTİĞİ DÜŞÜNÜLEMEZ”
Ülkemizde, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, bu markalar adı altında icra edilerek geliştirilecek, ve dünyaya tanıtılacaktır. Tedavide uygulanan yöntemlerin yanı sıra, tedaviyi olumlu yönde etkileyen en önemli etmen, inanç ve güvendir. Kadim olana inanç ve güven ise her zaman çok yüksektir. Geleneksel hale gelenin, çok defa tecrübe edilerek bugüne kadar geldiğini, akıldan çıkarmamak gerekir. Modern tıbbı geliştiren bizleriz. Kadim olanı da, bizler geliştirmiştik. Modern tıp ile Geleneksel tıbbın birbirinden bağımsız olduğu, ayrı ayrı ele alınması gerektiği düşünülemez. Modern olanın arka planında, kadim olan, Kadim olanın bugüne uygulanmasında, modern olanın yeri tartışılamaz. Bizim amacımız, sağlık hizmet sunumuna, bütüncül ve birleştirici bir bakış açısı getirmektir. Tam bu noktada, Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi, Emine Erdoğan hanımefendinin, bu konuda gösterdiği hassasiyet ve himaye için, şükranlarımı arz ediyorum. Destekleri ve bu konunun öncüsü olmaları, bizlere cesaret veriyor, bizleri gayretlendiriyor. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarında, Türkiye’nin öncü ülkeler arasında yer alması konusunda çalışmalarımızı, kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Bu amaçla; Dünya Sağlık Örgütü ile Bakanlığımız işbirliğinde gerçekleştirilen bu organizasyona, katılım sağlayan siz değerli katılımcılara, teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum”
]]>Kürtaj hapı ABD’de 2000 yılından bu yana yasal ve ilaca uygulanan kurallar 2016’dan bu yana aşamalı olarak gevşetildi. Gıda ve İlaç Kurumu’nun (FDA) kurallarda yaptığı değişikliklerle, hapın postayla gönderebilmesine ve eczanelerden reçetesiz alınabilmesine izin verildi.
Kürtaj karşıtı doktor ve eylemcilerin çatı kuruluşu Hipokrat Tıbbı İttifakı’nın açtığı dava amacına ulaşırsa, tıbbi kürtaja daha rahat erişim engellenebilir.
Kürtaj hakkı veren Roe’ya karşı Wade davasındaki kararın Yüksek Mahkeme tarafından iki yıl önce bozulmasından sonra bazı Amerikan eyaletleri, kürtaja neredeyse topyekun yasaklar koydu. Kürtaj hapı konusundaki kararın da Haziran sonu alınması bekleniyor.
Kürtaj nerelerde yasa dışı?
Üreme Hakları Merkezi’nin verilerine göre, çoğu Güne Yarımkürede yer alan 21 ülkede kürtaj tamamen yasak.
Birçok ülke de yasal yollardan kürtaj yapılabilmesi için çok sıkı kurallara sahip. Buralarda sadece annenin yaşamı tehlikedeyse, tecavüz ya da ensest söz konusu ise kürtaja izin veriliyor.
Afrika ülkelerinin çoğunluğunda kürtaj yasaları sıkı. Bu alandaki çok az sayıdaki istisnadan ikisi Güney Afrika ve Mozambik. Kongo, Senegal, Sierra Leone, Moritanya, Madagaskar ve Mısır’da kürtaj tamamen yasak.
Avrupa ülkelerinin çoğu ekonomik nedenlerle (çocuk sahibi olmanın gebe kişi çocuk üzerindeki potansiyel sosyal ve ekonomik koşulların dikkate alınmasıyla) ya da isteğe bağlı olarak kürtaja izin veriyor. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de isteğe bağlı kürtaj serbest.
ABD’de ise manzara daha karmaşık. 24 haftadan küçük gebeliklerde kürtaj hakkı veren kararın 2022’de bozulmasından bu yana kurallar eyaletten eyalete değişiyor.
Mifepristone nedir ve nerelerde kullanılıyor?
Mifepriston, tıbbi kürtajı başlatan iki aşamalı süreçte kullanılan ilk ilaç. Gebeliğin devam edebilmesi için gereken progesteron hormonunu bloke ediyor. İkinci ilaç misoprostol de rahmin tahliye edilmesi için kullanılıyor. ABD’de yapılan araştırmalar, iki aşamalı tedavinin % 95 oranında başarılı olduğuna işaret ediyor.
Mifepriston ilk olarak 1988’de Fransa’da onaylanmıştı. Gyunity adlı kuruluşa göre kullanımı şu anda 96 ülkede onaylandı. Son olarak onaylayan ülkeler geçen yıl Arjantin, Japonya ve Nijer oldu.
Türkiye’de ise, kimyasal kürtaj sürecinin ilk hapı olan mifepriston tamamen yasak. Ancak ikinci aşama hap misprostol, fetüsün doğal nedenlerle yaşayamadığı durumlarda rahmin tahliyesinde ve gerekli müdahaleler için rahim ağzı açmada, uzman doktorun uygun gördüğü durumlarda, hastane tarafından temin edilerek kullanılıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kürtajı başlatan mifepriston ve misoprostol adlı ilaçlardan , güvenli olmayan kürtajları azaltmak adına yayımladığı rehberde bahsediyor. WHO, kadınların doğru bilgilere ve gerekirse ek sağlık bakımına erişimi varsa, kliniklerin dışında da alınabileceğini söylüyor.
ABD’de mifepristonun gebeliğin ilk 10 haftasında kullanılması onaylanıyor, ancak birçok ülkede 13 ila 26. haftada tıbbi kürtaj için kullanılıyor.
Mifepristonun yan etkileri ne ve güvenli mi?
Mifepristonun alınmasından sonra kramp ve vajinal kanama beklenebiliyor ve genel olarak bir garanti olmasa da bu ilacın işe yaradığını gösteriyor.
Sık görülen diğer yan etkileri, mide bulantısı, halsizlik, ateş, ürperme, kusma, baş ağrısı, ishal ve baş dönmesi.
WHO ise, mifepriston ve misoprostolün kullanımının güvenli olduğunu belirtiyor ve her iki ilaca da Gerekli İlaçlar Listesi’nde yer veriyor. ABD’de yapılan araştırmalar iki aşamalı kürtajın, vakaların yüzde 1’inden azında ek tıbbi bakım gerektirdiğini söylüyor.
Kürtaj karşıtları ise “kimyasal kürtaj” diye tanımladıkları tıbbi kürtajın riskli ve etkisiz olduğunu savunuyor. Ancak bu iddia, WHO ve Amerikan Tıp Birliği gibi önde gelen tıbbi kuruluşlar tarafından desteklenmiyor.
FDA’e göre mifepriston kullanımında her bir milyon kişide beş ölüm söz konusu. Amerikan Tıp Birliği, sık sık reçete edilen bir antibiyotik olan penisilin kullanımında ise alerji nedeniyle her bir milyonda bir 20 kadar ölüm olduğunu söylüyor.
]]>