Nisan’da ABD Senatosu tarafından onaylanan ve ABD Başkanı Joe Biden’ın imzasıyla yasalaşan düzenleme, ulusal güvenliği gerekçe göstererek TikTok’u yasaklamayı öngörüyor ve Çinli sahibi ByteDance’a hisselerini satması için dokuz ay süre veriyor.
Sosyal medya şirketi, ABD’nin bu hamlesini hem şirketin hem de uygulamanın 170 milyon Amerikalı kullanıcısının “ifade özgürlüğü haklarına olağanüstü bir müdahale” olarak nitelendirdi.
Şirket, ABD’nin kaygılarının “spekülatif” olduğunu söyleyerek kararı engellemek için dava açtı.
ABD’nin kararı, Amerikalı TikTok kullanıcılarına ait verilerin Çin hükümetinin eline geçmesi ya da propaganda için kullanılmasıyla ilgili Washington’da yıllardır süren tartışmaların ardından geldi.
TikTok bağımsız olduğunu savunurken, ByteDance şirketi satmak gibi bir planı olmadığını söyledi.
Çin hükümeti ise ABD’nin yabancı bir firmaya karşı “zorbalık” yaptığını öne sürerek yasayı eleştirdi ve satışa karşı çıkacağının sinyalini verdi.
Yeni yasaya göre yeni bir alıcı bulunmadığı takdirde Tiktok, Ocak 2025’ten itibaren ABD’de yasaklanacak.
Biden, şirketin satışında ilerleme kaydedilmesi halinde bu süreyi 90 gün uzatabilir.
Tiktok bunun “ticari olarak, teknolojik olarak ve yasal olarak mümkün olmadığını” kaydederken satışın “270 günlük zaman çerçevesinde kesinlikle yapılamayacağını” belirtti.
ABD Adalet Bakanlığı yorum yapmayı reddetti.
ABD’nin endişelerini gidermek için önlemler alındığı belirtildi
ByteDance daha önce de TikTok’u satmaya zorlayacak her türlü girişime karşı duracağını söylemişti.
Bugün Washington DC Temyiz Mahkemesi’ne başvuran şirket, TikTok’a haksız bir şekilde ayrımcılık yapıldığını iddia etti.
Şirket aynı zamanda eski ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere benzer yasak girişimlerinin daha önce de ABD mahkemeleri tarafından engellendiğini kaydetti.
ABD geçmişte devlet lisansı gerektiren televizyon ve radyo istasyonlarının yabancı mülkiyetine çeşitli kısıtlamalar getirmişti.
Ancak TikTok, ABD’nin endişelerini gidermek için 2 milyar dolardan fazla harcama yaptığını ve ABD verileri üzerinde koruma önlemleri oluşturduğunu belirtti.
Columbia Üniversitesi’ne bağlı Knight First Amendment adlı araştırma ve eğitim enstitüsünün direktörü Jameel Jaffer, TikTok’un mücadelesinin başarılı olmasını beklediğini söyledi.
Jaffer, “ABD Anayasası Birinci Değişiklik Maddesi uyarınca hükümet çok iyi bir gerekçe olmadan Amerikalıların yurt dışından gelen fikirlere, bilgilere veya medyaya erişimini kısıtlayamaz ve burada böyle bir gerekçe yok” diye konuştu.
TikTok nasıl çalışıyor ve ne kadar kullanıcı verisi topluyor?
TikTok’un algoritması, uygulama içinde, önceki materyallerle nasıl etkileşimde bulunduklarına ilişkin verilere dayanarak kullanıcılara hangi içeriğin sunulacağını belirleyen bir dizi talimattan oluşuyor.
Kullanıcılara uygulamalarında, Takip Edilenler, Arkadaşlar ve otomatik olarak oluşturulan Sizin İçin kategorilerinde üç ana akış sunuluyor.
Eleştirmenler, uygulamanın son derece kişiselleştirilmiş sistemini güçlendirmek için diğer sosyal medya platformlarından daha fazla veri topladığını söylüyor.
Bu, kullanıcıların konumu, cihazı, etkileşimde bulundukları içerik ve yazarken sergiledikleri tuş vuruş ritimleri hakkında bilgi içerebilir.
Ancak Facebook ve Instagram gibi popüler sosyal medya uygulamaları da kullanıcılardan benzer veriler topluyor.
TikTok hangi ülkelerde yasaklandı?
TikTok, Haziran 2020’de Hindistan’da yasaklandı.
Ayrıca İran, Nepal, Afganistan ve Somali’de de engellenmiş durumda.
İngiltere ve Avrupa Komisyonu 2023’te resmi personelin çalışma cihazlarında TikTok’u yasakladı.
BBC de güvenlik endişeleri nedeniyle personeline TikTok’u kurumsal telefonlardan silmelerini tavsiye etti.
]]>Çin, ABD Kongresi’nin TikTok’un yasaklanmasıyla sonuçlanabilecek yasasına tepki gösterdi ve bunun adil olmadığını söyledi.
Çinli bir şirketin sahip olduğu TikTok uygulamasının ne kadar güvenli olduğu yıllardır tartışılıyor.
Pek çok Batı ülkesi, son birkaç yılda siyasetçiler, güvenlik görevlileri ve kamu yöneticilerinin bu uygulamayı yüklemesini yasakladı.
Peki TikTok hakkındaki ana endişeler neler ve şirket bunlara nasıl yanıt veriyor?
1. TikTok ‘aşırı miktarda’ veri topluyor
Şirket, uygulamanın topladığı veri miktarının “endüstri standartlarına uygun olduğunu” söylüyor.
TikTok’a yöneltilen eleştirilerden biri kullanıcılardan dev miktarda veri toplaması. Avustralya merkezli siber güvenlik şirketi Internet 2.0’ın Temmuz 2022’de yayımladığı bir siber güvenlik raporu, bu argümana kanıt olarak sunuluyor.
Analistlere göre TikTok’un topladığı veriler arasında konum, kullanılan cihaz ve bu cihazdaki diğer uygulamaların neler olduğu da var.
Fakat insan hakları ve internet güvenliği alanında çalışan Citizen Lab’in yürüttüğü bir çalışma, diğer sosyal medya platformlarının da bu verileri topladığını ortaya koydu.
Geçen yıl Georgia Institute of Technology adlı teknoloji enstitüsünün yaptığı bir araştırmada da “çoğu sosyal medya platformu benzer veriler topluyor” ifadeleri yer aldı.
2. TikTok Çin hükümeti tarafından kullanıcıları gizlice izlemek için kullanılabilir
TikTok Çin hükümetinden tamamen bağımsız olduğunu, bugüne kadar Çin hükümetiyle hiçbir kullanıcı verisini paylaşmadığını, hükümet talep etse bile vermeyeceğini söylüyor.
Güvenlik uzmanları her ne kadar buna karşı uyarsa da, sosyal medya ağlarıyla yaptığımız anlaşma gereği onlara bolca kişisel verimizi vermeyi kabul ediyoruz.
Onlar da karşılığında bize hizmetlerini ücretsiz sunmayı kabul ediyor.
Hakkımızda elde ettikleri verilerle, bize kişiselleştirilmiş reklamlar sunup bundan para kazanıyorlar.
TikTok’un güvensiz olduğunu söyleyenler, bunun sahibinin Çinli ByteDance şirketi olduğuna dikkat çekiyor.
Diğer tüm sosyal medya ağlarının ABD merkezli olduğunu düşününce bu sıra dışı bir durum.
Facebook, Instagram, Snapchat ve YouTube da benzer miktarlarda veri toplasa da hepsi ABD merkezli şirkete ait.
ABD’li siyasetçiler yıllardır bu uygulamaların topladığı verilerin ulusal güvenliği tehdit edecek bir şekilde kullanılmayacağına güveniyordu.
Donald Trump’ın 2020’deki başkanlık kararında, TikTok’un elde ettiği veriler sayesinde Çin’in “federal çalışanlar ve taşeronların konumlarını takip edebileceğini, şantaj yapmak için kişisel bilgiler içerecek dosyalar hazırlayabileceğini ve kurumsal casusluk yapabileceğini” öne sürmüştü.
Elimizdeki kanıtlar bunun yalnızca teorik bir risk olduğuna işaret ediyor.
Bu endişelerin kaynağında ise 2017’de çıkarılan ve geniş bir şekilde yorumlanabilecek bir Çin yasası bulunuyor.
Çin Ulusal İstihbarat Yasası’nın yedinci maddesi, bütün Çinli örgüt, şirket ve kişilerin “ülkenin istihbarat faaliyetlerini desteklemesini ve işbirliği içinde olmasını” zorunlu kılıyor.
Bu yasa maddesi sadece TikTok için değil, tüm Çinli şirketlerle çalışanlar için kaygı uyandırıyor.
Öte yandan Georgia Institute of Technology araştırmacıları bu maddenin bağlamından koparıldığını, aynı yasanın diğer maddelerin özel şirketlerin ve kullanıcıların haklarını güvence altına alan ifadeler içerdiğini belirtiyor.
TikTok yöneticileri 2020’den bu yana Çin’deki şirket çalışanlarının Çin dışındaki kullanıcıların bilgilerine erişemediğini söylüyor.
Fakat 2022’de ByteDance, Pekin merkezli birkaç çalışanının ABD ve İngiltere’de bulunan en az iki gazetecinin konumlarını takip ederek TikTok çalışanlarıyla görüşüp görüşmediğini tespit etmeye çalıştığını kabul etti. Bunu, TikTok hakkında basına bilgi sızdıran çalışanları bulmak için yapmışlardı.
Bir TikTok sözcüsü Pekin merkezli bu çalışanların sözleşmelerinin iptal edildiğini duyurdu.
Şirket, kullanıcı verilerinin hiçbir zaman Çin’de tutulmadığını, ABD’li kullanıcılar için Texas’ta ve Avrupalı kullanıcılar için de Avrupa ülkelerinde veri merkezleri inşa etmekte olduklarını aktarıyor.
TikTok Avrupa Birliği’nde diğer sosyal medya platformlarının yaptıklarının da ötesine geçerek, Avrupa’daki verilerinin nasıl kullanıldığını denetlemesi için bağımsız bir siber güvenlik şirketiyle anlaştı.
Konuyla ilgili yaptıkları açıklamada “Avrupalı kullanıcılarımızın verileri özel korumalı bir ortamda tutuluyor ve yalnızca onaylanmış çalışanlar bu verilere erişebiliyor, bu da bağımsız ve sıkı bir şekilde denetleniyor” ifadelerini kullandı.
3. TikTok bir ‘beyin yıkama aracı’ olarak kullanılabilir
TikTok topluluk yönergesinin “kamuoyunu yanıltmayı ve kullanıcılara zarar vermeyi yasakladığını, buna koordineli bir şekilde yanıltıcı faaliyetlerde bulunmanın da dahil olduğunu” söylüyor.
Kasım 2022’de ABD’deki Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Christopher Wray, Kongre üyelerine yaptığı bir konuşmada “Çin hükümeti uygulamanın içerik algoritmasını kontrol edebilir ve bu da etki operasyonları için kullanılabilir” dedi.
Bu iddia daha sonra defalarca tekrar edildi.
TikTok’un yalnızca Çin’de sunulan ikiz uygulaması Doutin’in ağır bir şekilde sansürlenmesi ve gençlere yönelik eğitim materyallerini öne çıkarması bu endişeleri artırdı.
Çin’de tüm sosyal medya platformları sert bir sansüre tabi. Hükümeti eleştiren içerikler internet polisi tarafından düzenli olarak siliniyor.
TikTok’un popülerleşmeye başladığı ilk dönemde Çin dışında da ünlü sansür vakaları yaşandı.
Pekin’in Sincan’da Müslümanlara yönelik tutumunu eleştirdiği için ABD’de bir kullanıcının hesabı askıya alındı.
Büyük bir kamuoyu tepkisinin ardından TikTok özür diledi ve hesabı tekrar aktifleştirdi.
O zamandan bu yana birkaç sansür vakası daha gerçekleşti.
Bunun yanı sıra diğer sosyal medya platformlarının da verdiği gibi tartışmalı moderasyon kararları da vermeleri gerekti.
Citizen Lab araştırmacıları TikTok ile Douyin’i karşılaştırdığında, TikTok’un Douyin gibi bir sansür politikası olmadığını buldu.
2021’deki araştırmada “TikTok bariz paylaşım sansürleri yapmıyor” ifadeleri yer aldı.
Georgia Institute of Technology analistleri de uygulamada Tayvan’ın bağımsızlığı ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping hakkında şakalar içeren paylaşımları arattıktan sonra şu sonuca vardı:
“Bu kategorilerdeki videolara TikTok’ta kolaylıkla erişilebiliyor. Hatta bazıları popüler ve bolca paylaşılan videolardı.”
Teorik risk
Genel tabloya baktığımızda endişelerin ve risklerin teorik olduğunu görüyoruz.
Uygulamayı eleştirenler TikTok’a “Truva atı” benzetmesi yapıyor, uygulamanın zararsız gözükse de çatışma dönemlerinde güçlü bir silaha dönüşebileceği gibi uyarılarda bulunuyor.
Hindistan 2020’de birkaç diğer Çin merkezli platformla birlikte TikTok’u ilk yasaklayan ülkelerden olmuştu.
Fakat ABD’nin alacağı bir yasak kararının TikTok’a etkisi çok daha büyük olur. Zira ABD böylesi kararlar aldığında müttefikleri de benzer kararları hayata geçiriyor.
ABD Çinli Telekom devi Huawei’nin 5G altyapısı kurmasını engellediğinde, o adım da teorik riskler nedeniyle atılmıştı.
Öte yandan bu tür endişelerin tek taraflı olduğunu hatırlatmakta da fayda var.
Çin’in ABD merkezli uygulamalardan kaygılanmasına gerek yok çünkü bunlar zaten yıllardır Çinli kullanıcılara yasak.
]]>“Bu bir dublör! Kesinlikle Kate olamaz!”
Dün sabah sosyal medya akışıma düşen ilk videoda amatör bir dedektif, Sun gazetesinin yayımladığı ve Galler Prensesi Kate Middeleton’ın eşiyle birlikte Windsor’da alışveriş yaparken görüldüğü videodaki kişinin aslında bilindik bir dublör olduğuna dair bir komplo teorisini yayıyordu.
Fakat bu teoriyi destekleyecek tek bir kanıt bile yok.
Bu, Kate’in sağlığı hakkında sosyal medyada yayılan yanlış teorilerin son örneklerinden biri.
Ocak’ta geçirdiği karın ameliyatı sonrasında halkın karşısına çıkmadığı süreçte, hakkında hem haklı sorular hem de çılgın iddialar ortaya atıldı.
Kensington Sarayı’ndan yapılan açıklamada, Galler Prensesi’nin nekahet sürecinde olduğu ve Nisan’dan itibaren görevlerinin başına döneceği aktarıldı.
Geleneksel medya bir yandan bu sosyal medya çılgınlığına katılırken diğer yandan da ortadaki bilgi boşluğunu doldurdu.
Fakat bu süreç, daha önce incelediğim örneklerde olduğu gibi, hakkında komplo teorileri üretilen kişilere ciddi zarar verebiliyor.
Kişinin aile ve arkadaşlarını üzmekle kalmayıp kamuoyunun güvenini de zedeleyebiliyor.
Kate’in İngiltere’deki Anneler Günü için çocuklarıyla birlikte paylaştığı fotoğrafın üzerinde oynandığının anlaşılması da mevcut sosyal medya tartışmalarını alevlendirmişti.
Prenses daha sonra özür diledi ve fotoğrafın üzerinde oynayan kişinin kendisi olduğunu açıkladı.
Kate’in alışveriş yaparken çekilmiş yeni görüntülerinin üzerinde oynanmış olduğuna dair hiçbir kanıt olmasa da hem komplo teorilerine hem de hicivli paylaşımlara yol açtı.
Sosyal medyada türeyen dublör teorisi yalnızca TikTok’ta karşıma çıkmadı, X hesabımda da bana gösterildi.
İki sitenin de algoritması, insanlara görmek isteyebilecekleri şeyleri göstermek üzerine kurulu.
Gün içinde bu komplo teorisini savunan onlarca video Sana Özel akışında karşıma çıkarıldı.
24 saatten daha kısa bir sürede dublör teorisi X’te 12 milyon, TikTok’ta da 11 milyon kere görüntülendi.
Peki bu yanlış iddiaları hangi kullanıcılar yayıyordu?
X’teki hesapların çoğu ABD merkezliydi ve neredeyse saat başı Galler Prensesi hakkında paylaşım yapıyorlardı.
Bazılarının mavi tiki de vardı.
Eskiden mavi tikler kimliği doğrulanmış hesaplara verilirken şimdi içeriklerini sosyal medyada yaymak isteyen kişiler tarafından satın alınabilen bir özelliğe dönüştü.
Prensesin yüzüne yakınlaşan ve bunları dublörüyle kıyaslayan videolar paylaşan onlarca TikTok kullanıcısına mesaj attım.
Onlardan biri de videosu 2,9 milyon kez izlenen ve ABD’de yaşayan Esmerelda adlı bir kullanıcıydı.
Bana daha önce İngiliz Kraliyet Ailesi hakkında paylaşım yapmadığını fakat “kamuoyunun endişelenmesi nedeniyle” paylaşım yapmaya başladığını söyledi:
“Genelde insanların paylaştığı iddiaları ve ortada konuşulanları derliyorum – o teoriye katılsam da katılmasam da paylaşıyorum.
“Bir teorinin yanlış olduğu ortaya çıkarsa da bir video daha yapıp ‘Hey, bu teori yalanlandı ve işte bu da nedeni’ demekten de gocunmuyorum.”
Almanya’dan aynı teoriyi paylaşan bir TikTok kullanıcısı da kendisini “suçlu hissetmediğini” anlattı:
“Bence en iyi şey ifade özgürlüğüdür ve bunun da sosyal medyada olmasına izin verilmelidir.”
Basın kuruluşları da internetteki temelsiz komplo teorilerine yer vermek ve onları paylaşmakla suçlandı.
Fakat bu tür içeriklerin en radikal olduğu ve milyonlarca kişiye ulaştığı yer geleneksel medya değil sosyal medya.
İddialarını destekleyecek hiçbir kanıt olmasa da, bu amatör dedektiflerin paylaştığı videolar milyonlarca kere izleniyor ve yeni takipçiler kazanmalarını da sağlıyor.
TikTok’un kullanım yönergesine göre siteye “niyeti ne olursa olsun, bireylere veya topluma önemli ölçüde zarar verebilecek yanıltıcı veya yanlış içeriklere” izin verilmiyor.
Şirket daha önce yaptığı bir açıklamada da hiçbir kanıt sunmadan Kraliyet Ailesi veya diğer güçlü grupların, kötücül planların bir parçası olduğunu öne süren komplo teorisi videolarının yayılımını azaltmakta olduklarını belirtmişti.
X, BBC’nin görüş talebine yanıt vermedi. X yönergesinde kullanıcıların görüşlerine saygı duymak ve onları savunmanın, şirketin merkezindeki değerlerden biri olduğu aktarılıyor.
]]>ABD Kongresi, TikTok için yasak getirebilecek yasa tasarısını onayladı
ABD, Çin merkezli ByteDance’a ait olan TikTok’un ABD’li kullanıcılarına ait verilere Çin hükümeti tarafından erişildiğine dair bir endişe duyuyor. Bu sebepten ötürü Kongre, uygulamayı yasaklatabilecek bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor, üstelik Başkan Joe Biden da bu tasarıyı imzalayacağını söylüyordu. Bugün, beklenen oldu.

Temsilciler Meclisi, Amerikalıları Yabancı Düşmanların Kontrollü Uygulamaların Koruma Yasası doğrultusunda TikTok’u yasaklamak için ilgili yasa tasarısını oyladı. 435 meclis üyesinden 65’i hayır oyu kullandı. Sadece 290 kişinin kabul etmesinin yeterli olacağı bu yasa tasarısı için 352 kişi evet oyu verdi.
TikTok’tan Instagram’a rakip uygulama!
Yasa tasarısı, Meclis tarafından onay aldı ancak bu süreç henüz tamamlanmadı. Şimdi gözler, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nin diğer kanadı olan Senato’ya çevrildi. Bilmeyenler için Senato, Temsilciler Meclisi ile birlikte iki yasama organından biridir.
Eğer Senato da bu tasarıyı onaylarsa, süreç son aşamaya ulaşacak ve nihai kararı Başkan Joe Biden verecek. Bu noktada Biden’ın geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada söz kendisine geldiğinde bu yasayı imzalayacağını söylediğini belirtelim.
Biden, yasa tasarısını onaylarsa ne olacak?
TikTok’un yasaklanmasına ilişkin yasa tasarısı Biden tarafından da imzalanırsa, sosyal medya platformu, uygulama mağazalarından yani App Store ve Play Store üzerinden kaldırılacak. Uygulamayı daha önceden indirenler için ne olacağı ise bilinmiyor. Bu noktada tahminler, kullanıcılar için bir daha güncelleme yayınlanmayacağı yönünde.
TikTok, yasaklanmadan kurtulabilir mi?
Yasa tasarısının detaylarına göre TikTok, ABD’de yasaklanmadan kurtulabilir. Bunun için tek bir yol var: Uygulamanın sahibi ByteDance’in TikTok’u 6 aylık bir süre içerisinde ABD’li bir şirkete satması. Ancak çeşitli kaynaklar, şirketin böyle bir planı olmadığını öne sürüyor. Bu, Çinli firma için ciddi bir karar.
Zira TikTok’un ABD’de yaşayan yüz milyonlarca kullanıcısı var. Önümüzdeki günlerde neler yaşanacağını hep birlikte göreceğiz.
ABD halkı, TikTok yasağı için ne diyor?
Peki ABD’li kullanıcılar, TikTok’un yasaklanması hakkında ne düşünüyor? Aktarılan bilgilere göre insanlar, bu konuda ikiye bölünmüş durumda. Kimisi bunun bir saçmalık olduğunu düşünüyorken, önemli bir kısım ise bunu destekliyor.
ABD’nin TikTok’a sahip olmaya çalıştığı iddia ediliyor
Bildiğiniz üzere TikTok, şu anda dünyanın en popüler sosyal medya uygulamalarından birisi. Her gün yüz milyonlarca kişinin giriş yaptığı uygulama, aynı zamanda önemli bir para kaynağı. Bu sebepten ötürü çeşitli kesimler, ABD’nin bu hamle ile TikTok’a sahip olmaya çalıştığını öne sürüyor. Tabii ByteDance, uygulamayı satma kararı almadığı sürece bu gerçekleşmeyecek.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce Senato, TikTok’u yasaklayabilecek yasa tasarısını onaylar mı? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
]]>