Peki bu askeri yardım paketinde hangi silahlar yer alabilir ve bunlar Rus ilerleyişi önüne set çekebilir mi?
Hava savunma sistemleri, orta ve uzun menzilli füzeler ve topçu mühimmatı Ukrayna ordusunun en fazla ihtiyacı olan silahlar arasında.
Bu üç başlıkta yardım paketinin hangi silahları içerebileceğini inceledik.
Hava savunması
Rusya’nın Ukrayna’ya yapacağı her hava saldırısı sivillerle birlikte ve enerji santralleri gibi kritik altyapının korunması açısından hayati önem taşıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ülkesine yalnızca bu yıl yaklaşık 1.200 Rus füzesi,1.500’den fazla insansız hava aracı ve 8.500 güdümlü bomba saldırısı yapıldığını söyledi.
Ukrayna, omuzdan fırlatılan kısa menzilli Stinger gibi füzelerden, gelişmiş ve son derece pahalı Patriotlara kadar Batı’nın sağladığı hava savunma sistemlerine sahip
Ancak Zelenskiy, Patriot veya eşdeğerde yedi tane daha hava savunma sistemine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Rusya’nın elinde dönüştürülmüş S-300 ve S-400’ler, balistik ve seyir füzeleri ile İran yapımı yüzlerce Şahed-136 silahlı hava aracı bulunuyor. Bunların çoklu olarak atıldığı saldırılara karşı savunma yapabilmek çok zor.
Saldıran ülkeler için hava savunmasını aşabilmenin en klasik taktiği, çok sayıda mühimmatı aynı anda fırlatarak, radar sistemlerini boğmak ve savunma füzesi stoklarını tüketmek.
Orta ve uzun menzilli füzeler
Hava saldırıları bir yana, karada süren savaşın gidişatı da hayati önemde.
Ekim ayından bu yana Ukrayna, büyük ölçüde topçu eksikliği nedeniyle doğudaki topraklarının yaklaşık 583 kilometre karesini Rus güçlerine kaptırdı.
Yüksek Hareket Kabiliyetli Topçu Roket Sistemi (HIMARS), mobil platformlardan güdümlü mühimmat fırlatma kabiliyeti ile Ukrayna ordusuna avantaj sağlamıştı.
Bu sistemler hızlı şekilde kurulup, ateşlenip, Rus ordusu yerini belirlemeden konum değiştirebiliyor. Bu askeri yardım paketinde Ukrayna’ya daha fazla HIMARS sistemi yanında tank ve Bradley tipi mayına dayanıklı piyade araçlarının sağlanmasını bekleyebiliriz.
ABD, ATACMS füze sisteminin uzun menzilli versiyonunu da Ukrayna ordusuna vermeye hazır olduğunu kaydediyor.
Bir önceki ATACMS füze sistemi versiyonu, 2023 sonlarında Ukrayna’ya sağlanmıştı. Ancak yeni versiyonda bu füze sisteminin menzili ikiye katlanıyor ve 300 kilometreye çıkıyor.
ATACMS füzelerinin sağladığı kabiliyet, Kiev’in Kırım’da bulunan ve hava unsurları ile korunan deniz üssüne saldırı imkanı veriyor.
Top mermileri
Savaşın olmazsa olmazı mermilerin önemini es geçmeyelim.
Ukrayna’ya sağlanan M777 obüsleri 155 mm’lik top mermileri ateşliyor.
ABD, işgalin başladığı Şubat 2022’den bu yana Ukrayna’ya 2 milyon obüs mermisi gönderdi. Muhtemelen bu son pakette daha fazlası sayıda 155 mm’lik mermi gönderilecek.
Washington, silahların oraya hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlayacak “güçlü bir tedarik ağına” sahip.
Pentagon Sözcüsü Tümgeneral Pat Ryder geçen hafta gazetecilere “Geçmişte olduğu gibi birkaç gün içinde harekete geçebiliriz” dedi.
Silahlar muhtemelen Ukrayna sınırına yakın bir yere nakledilecek. Ordunun sınırda teslim alınan silahları gerekli noktalara sevk etmesi gerek.
Ancak Rus kuvvetleri doğuda saldırılarını sürdürürken bu sevkiyatın, özellikle de topçu teçhizatının cephe hattına ulaştırılması günler, hatta haftalar sürebilir.
F-16 savaş uçakları
Bu yardım paketinden önce anlaşmaları yapılmış olsa da bahsedilmesi gerekiyor çünkü hizmete girmeleri yakın
Ukraynalı savaş uçağı pilotlarına, Romanya’da verilen F-16 eğitimi sürüyor.
F-16 savaş uçakları, gelişmiş havadan havaya ve havadan karaya saldırı kabiliyetleri ile Ukrayna hava savunmasını güçlendirecek.
Danimarka, Hollanda ve ABD, “Engerek” adı verilen bu uçakların bir düzineden oluşan ilk partisini birkaç ay içinde Ukrayna’ya teslim edebilir.
Bu jetler, sahadaki durumu Ukrayna lehine değiştirmeyebilir ama Kiev’in savunma hattına büyük güç katacakları kesin.
Moskova, F-16’ların sahada fark yaratmayacağını ve Rus kuvvetleri tarafından vurulacaklarını söyleyerek bu teslimatı hafife alan açıklamalar yapıyor.
]]>Bir ülkenin geleceğine siyasetçilerin karar vermesi sık görülen bir durum, ancak bir ulusun varlığının binlerce kilometre öteye bağlı olması sıra dışı.
Ukrayna için, bu askeri yardımı altı ay beklemek, hem maliyetli hem de can sıkıcı oldu.
Azalan cephane, yaşamlara ve toprağa mal oldu.
Kiev’in nadiren gördüğü bu moral, büyük bir şeydi. Amerikan silahlarının gelişimi, zor durumdaki Ukrayna güçlerinin sadece dayanmaktan fazlasını yapmalarını sağlayacak.
Peki, bu paket ne işe yarayacak?
Pakette büyük ihtimalle, hava savunma sistemleri, orta ve uzun menzilli füzeler ve top mermileri bulunacak.
Ukrayna’nın bu alanlarda sıkıntı çekmesi., Rus güçlerinin yüzlerce kilometrekarelik toprak ele geçirmesine neden oldu.
Yardımın ulaşmasıyla, büyük ihtimalle Ukrayna Rusya’nın hava üstünlüğüne meydan okuyabilecek, ikmal hatlarını hedef alıp, ilerleyen birlikleri durdurabilecek.
Kiev’de karşılaştığımız, Ukrayna Ordusu’nda görev yapan Vitaliy, pozitif yanlara odaklanmanın önemli olduğunu söylüyor. “Her sentin önemi var” diyor.
“Çok gerekliydi. Her şeye ihtiyacımız var. Her mermiye, her sente, her olumlu düşünceye. Hepsine ihtiyacımız var.”
Geçen ay Donetsk bölgesindeyken, askerler topçu gürültüsünün çoğunun Rus tarafından geldiğini söylüyordu. Kostyantinivka ve Kramatorsk gibi kentler artık muhtemel kaderini bekliyordu. Bu yardım, bu kentleri kurtarabilir.
Yardımla, Ukrayna hemen Rus güçlerinden toprak kazanma araçlarına sahip olmayacak. Ancak gelecekte bunun olabilmesi için bir fırsat penceresi sunacak.
Kiev ve Washington’daki ortak kanı, Amerikan yardımı olmadan Ukrayna’nın kaybedeceği yönünde.
‘Geç olsun güç olmasın’
Soğuk bir Pazar sabahı, Kiev Metrosu’nun sıcak havası hep yukarıdaki ıslak sokaklardan iyi olur. ABD yardımının nihayet onaylanmasından memnun olan Maxim ile de burada tanıştım.
“Çok mutluyum” diyor. “Bu kadar uzun sürmesi hayal kırıklığı oldu ama geç olsun, güç olmasın.”
Maxim ayrıca, Ukrayna’nın toprak vererek Rusya ile bir barış anlaşması yapması konusunda giderek büyüyen tartışmalardan da rahatsız.
“Rusya müzakere etmek istemiyor. Avrupa ve ABD’nin savaşı sona erdirebileceğini düşündüğü gibi ortada bir yer istemiyorlar. Her şeyi istiyorlar”
Oğlunun elinden tutmuş trenden inen Vita adlı bir kadınla da tanışıyoruz.
“Ukrayna, bunlar olmadan nasıl hayatta kalabilir?” diye soruyor.
“Kalamaz, böyle bir ordumuz ve silahlarımız yok.”
Sonra duygusallaşıyor. “İmkansız. Gerçekten yardım istiyoruz, çocuklarımızın yaşayabilmesi için bekliyoruz” derken, oğluna bakıyor.
Son altı ayda sadece Rusya’nın hakimiyeti değil, Avrupa’nın ABD’yle aynı düzeyde yardım vermekteki başarısızlığı da gözler önüne serildi.
Ukrayna Stratejik Araştırmalar Ulusal Enstitüsü’nden araştırmacı Mikola Bieleskov “Bir sonraki ABD yardımının geçmeme olasılığı hakkında düşünmeye başlamalıyız. Dolayısıyla, Ukrayna’ya gerekenleri sağlamak için silah üretiminin artırılması İngiltere ve kıta Avrupasına bağlı” diyor.
Kiev için bu yıl gerçekçi amacın ne olabileceği konusunda, Mikola Amerikan yardımının cepheye istikrar getirmesini umuyor.
Batı’nın arkasındaki birleşmiş tutumuna karşın, Ukrayna’nın sorunu hep yardım gelmesi için gereken süre oldu.
Rusya lideri Vladimir Putin’in askeri harcama konusunda bu kadar çok siyasi engeli geçmesi gerekmiyor.
Demokratik gecikmeler sadece ülke dışındaki müttefiklerine has değil. Ukrayna’nın da yeterli adam askere alma konusunda sorunları var. Aylar süren tartışmalar ve değişikliklerden sonra, tartışmalı bir askere alma yasası kabul edildi.
Zelenskiy’nin karşılaştığı zorluk, siyasetle savaşı ayrı tutmak. Bu son Amerikan yardımının işe yaraması için baskı altında.
Katkıda bulunanlar Hanna Chornous ve Thanyarat Doksone
]]>CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, beş yıl aradan sonra iktidar tarafından yeniden toplanması planlanan Çalışma Meclisi için belirlenen tarihi eleştirdi. Sendikalar tarafından da 1 Mayıs’a denk getirilmek istendiği için tepki gören girişimle ilgili yazılı açıklama yapan Taşcıer, yasanın açık bir şekilde Çalışma Meclisi’nin her yıl toplanması gerektiğini belirtmesine rağmen buna uyulmadığını, iktidarın bir kez daha ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla sembolik bir süreç yürütmek istediğini belirtti.
“BEN YAPTIM OLDU ANLAYIŞIYLA GÖSTERMELİK ADIM”
Taşcıer, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Çalışma Meclisi’nin toplanıp toplanmaması iktidarın keyfine göre karar verebileceği bir konu değil. Yasa zaten çok açık bir şekilde Çalışma Meclisi’nin yılda en az bir defa toplanacağını söylüyor. Yani bugüne dek yasaya uymayan bir iktidar var. Halbuki daha önceleri meclisin sık sık toplanacağını, çalışma hayatının ihtiyaç duyduğu diyalog ortamı için çok önemli olduğunu söylüyorlardı. Çalışma Meclisi’ni topladıkları zaman böyle diyorlar, sonra unutup yeniden keyifleri isteyeceği zamana kadar sözlerini unutuyorlar. Bugün çalışma hayatında çözülmesi gereken çok büyük sorunlar, hatta düğüm haline gelmiş krizler var. Bunlara ortak akılla çare üretmek dışında başka bir çözüm yolu yok, çünkü tarafların istişaresine, karşılıklı oturup uzlaşmasına, diyaloğa ihtiyaç var. ‘Ben yaptım oldu’ anlayışındaki AKP iktidarı için tabi bunlar çok uzak kavramlar. Göstermelik olarak zaman zaman sembolik süreçler yürütüp sorunları çözüyormuş gibi yapıyorlar, ama çözebildikleri bir şey yok. Zaten Meclis bu haliyle sembolik olarak görüldüğü, ‘biz konuları belirledik, şu gün şu saatte gelin’ denildiği sürece ‘dostlar alışverişte görsün’ mantığından başka bir anlama da gelmiyor.
“AMAÇ BELLİ, SENDİKALARIN SESLERİNİ BASTIRMAK”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Çalışma Meclisi toplantısı için 1-2 Mayıs tarihlerini belirlediği ifade ediliyor. Madem böyle bir niyetiniz var, başka tarih mi kalmadı zaten beş yıldır toplamıyorsunuz. Bu tarihin seçilmesinin anlamı ve amacı çok açık; sendikalar, demokratik kitle örgütleri 1 Mayıs’ta alanlarda olmasın, Saray’da dört duvar arasında seslerini bastıralım. ya böyle ya da sarılaşmayan sendikalar Meclis’e gelmesin, çalışma hayatının sorunları konusunda konuşamasınlar isteniyor. Emeklinin, emekçinin, asgari ücretlinin temsilcilerinin olmayacağı bir Çalışma Meclisi kurarak, Çalışma Hayatının ve çalışanların sorunlarını konuşmak yerine, sorunları bastırmayı, halının altına süpürmeyi mi tercih edeceksiniz?
Asgari ücret, emeklilerin yaşam savaşı, çalışma hayatı paydaşlarının gelirdeki mutsuzluğu ve hatta esnafın içerisinde olduğu duruma itirazlar yüksek sesle geleceği için gerçeklerle yüzleşmek yerine top çevirecekler. Sendikaların olmadığı bir Çalışma Meclisi’nde, ‘zor şartları biliyoruz ama hep birlikte kemer sıkalım’ mesajı vermek isteyeceklerdir. Her iki koşulun da kabul edilebilir bir yanı yok. Çalışma Meclisi toplansın ama tarihi değişmeli, gündem taraflarla birlikte belirlenmeli. Başka türlüsü ifade ettiğim üzere göstermelik bir toplantıdan öteye gitmeyecektir.”
]]>Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, 2 Nisan Salı günü yapılacak Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı öncesi Yüksek Divan Kurulu Üyeleri ile bir araya geldi. Önemli bir süreçten geçtiklerini belirten Koç, sarı-lacivertli camiaya çağrıda bulunarak önemli mesajlar verdi.
Ali Koç’un açıklamalarından satır başları şöyle:
“Bu gidişat gidişat değil, kabul edilemez bir gidişat, organize bir kötülük içindeyiz. Uzun süredir organize bir kötülük içindeyiz. Adaletin, hakkın, hukukun tesis edilmediği bir ortamda rekabet etmeye çalışıyoruz. Ne hikmetse hiçbir kulübün tarihi boyunca başına gelmeyecek tek olay bizim 15-20 senede defalarca başımıza geldi, hem içeride hem de dışarıda. Fenerbahçe mağduru vs. oynamıyor. Bu söyleyeceklerim, sayacaklarım hepinizin bildiği konular ama bütünsel baktığımız zaman nasıl olur da bir kulübün başına bütün bunlar gelir, bizi yöneten insanlar nasıl buna müsaade eder, bunları bir gündeme getireceğim. Sonra da nasıl ilerleyeceğimizle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.”
“Lütfen 2 Nisan’da Fenerbahçe olarak tüm Türkiye’ye artık ‘Yeter’ demenin zamanının geldiğini gösterelim”
“Biz Olağanüstü Genel Kurul çağrımızı yaptığımız gün 4-5 saat yönetim kurulu olarak toplandık. Artık işin geldiği boyut Trabzonspor maçından sonra bazı gelişmeleri tahmin ederek ve bütünsel bakış açısıyla artık işin boyutu genel kurul seviyesine getirilmeli ve bundan sonra nasıl ilerleyeceğimizi hep beraber aklıselim bir şekilde, akıl akıldan üstündür, herkesin çorbada tuzu olacak bir yöntemle ilerlemenin en doğru olduğunu ifade ettik. Çağrımızı yaptık. Şu ana kadar çok yüksek bir katılım olacağını hissediyoruz ama ilk önce söyleyeceğim; inşallah 2 Nisan’daki toplantımızda bir hafta sonraki toplantıya ihtiyaç duyulmadan gerekli sayıyı toplayıp, toplantımızı yapıp en aklıselim kararı veya kararları hep beraber alırız. Hedefimiz budur! Bunu yapmak için de Yönetim Kurulumuz etraflıca istişare ettik ve bu kararı aldık. Bugün buradaki yoğunluk salı günü bizler açısından da ümit vadediyor. O yüzden tekrar söylüyorum; bu toplantının ikincisi olmasın, lütfen 2 Nisan’da Fenerbahçe olarak yekvücut, omuza omuza tüm Türkiye’ye artık ‘Yeter’ demenin zamanının geldiğini hep beraber gösterelim. Çünkü bıçak kemiğe değdi, kesiyor ve bacağı kopartmak üzere.
Yanlış bir algılama var, belki bunun sebebi biz olabiliriz. Fenerbahçe Spor Kulübü iki tane ekstrem var: Biri hiçbir şey yapmamak, hiçbir şey denememek, hiçbir eylem içinde bulunmayıp hayatımıza devam etmek ki bana sorarsanız en kötü seçenek budur. En ekstremde de ligden çekilmeden de ekstrem bir sonuç var, o da bir müddet futbol faaliyetlerini durdurmak. Bu iki ekstremin arasında da muhtelif konular var, alternatifler var, hareket planları var. İnsanlarla konuştukça, istişare ettikçe daha da yeni fikirler geliyor. Dolayısıyla bunu 1 ve 0 oyunu olarak görmemeniz lazım. Fenerbahçe Spor Kulübü, kendisine reva görülen muameleye artık isyan ettiği için, bu duruma artık tahammül edemeyeceği için camia olarak belli konularda karar almak için salı günü toplanıyor.”
“Bir kez daha Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı zorbalık ile elinden alınacaktı”
“Nasıl bu noktaya geldik? Şunu belirmek istiyorum: Trabzonspor maçı kesinlikle ve kesinlikle bugün burada toplanmamızın veya 2 Nisan’da Olağanüstü Genel Kurul’a gitmemizin nedeni değildir, bardağı taşıran damladır! Niye bardağı taşıran damladır? Şöyle bir inceleyelim: Trabzonspor’daki olan bize göre tamamen organize, belli bir amaç ve hedef doğrultusunda o amaç da bizi bir kez daha zorbalıkla şampiyonluktan etmek, bu Trabzonspor’un amacı demiyorum ama organize kötülüğün tavan yaptığı örneklerden bir tanesi. Niye böyle düşünüyoruz? Öncelikle bir güvenlik zafiyeti var. Bu güvenlik zafiyetini kimse bize açıklayamaz. Hiç kimse bize bu güvenlik zafiyetini açıklayamaz. Derbilerin nasıl olduğunu, nasıl gergin geçtiği biliniyor, özellikle yıllardır biriken sorunlardan dolayı Trabzonspor-Fenerbahçe, Fenerbahçe-Trabzonspor derbilerinin ne kadar gergin geçtiği bilinen bir ortamda statta polis olmaması bizim açımızdan hiçbir şekilde açıklaması olacak konu değildir. Ben size bir örnek vereyim; bizim stadımızda maç olduğu zaman hatta maç mesai günlerindeyse kadın çalışanlarımız ruj, çakmak taşımıyorlar. Niye biliyor musunuz? Gündüz polis iki bariyer güvenlik vaziyeti alıyor, öğle yemeğine çıkanlar dönüşte aranıyorlar ve çantalarında bu malzemeler varsa polis alıyor. İstanbul polisi bu kadar dikkatliyken hatta bizim derbi maçlarında dikkat edin, maç bitmeden 5-6 dakika önce çevik kuvvet sahanın içine girer, tribünleri çevirir, tünelde de ekstra polis konur ve böyle maçlar oynanır. Burada polis yoktu. Pet şişeler sahaya atılıyordu ki genelde bardak su verilir maçlarda ve dediler ki ‘Ramazan ayı ondan pet şişe’, tamam, peki. Trabzonlu dostlarımızla konuştuk, maça girerken hiç üst araması olmamış. Karadeniz insanı merttir. Maskeyle maça gidildiğini hiç hatırlamıyorum ben. Rize’si olsun, Trabzon’u olsun Maskeli insanlar tribünlerde. Dolayısıyla gördük ki bir kez daha Fenerbahçe Spor Kulübü’nün şampiyonluk şansı, şampiyonluk hedefleri zorbalık ile elinden alınacaktı. Batshuayi golü atmasa ne olacaktı? ‘İsmail Kartal 2-0’da tutamadı oyunu, teknik, taktik vs.’ konuşulacaktı. Sahaya atılan maddeler? Trabzon’da oynadığımız maçlarda hiç bu kadar su atılmamıştı, çok olaylar yaşandı. Son 10 senede 2 maçımız zaten maç oynanırken iptal edildi ve bu üçüncüsü. Hiç bu kadar madde atılmamıştı, özellikle de su. Dolayısıyla bize göre bu bir organize iş idi. Trabzon emniyeti maça polis tahsis etmiyorsa, tahsis ettiği polisleri stadın içinde değil dışında bekletiyorsa Trabzonspor veya ev sahibi ne yapsın ki ev sahibi güvenlikten sorumlu olmasına rağmen. Bize göre Trabzon emniyetinin büyük zaafı olmuştur, emniyet müdürünün hala görev olması da bizlere bir mesajdır, onu da söyleyeyim.”
“Hocaya maçın 60. dakikasında ‘Sahadan çekilebilirsiniz, yetki sizindir’ diye mesaj attım”
“Ben İstanbul’dan maçı seyrederken maçın nereye gideceğini net bir şekilde görüyordum, belliydi. Hocaya 60. dakikada mesaj yolladım. 2-0’ken arkadaşlar, Fenerbahçe tarihinin en yüksek puanını aldığı sezonda, şampiyonluğa dört nala giderken, Konferans’ta giderken, Süper Kupa alma imkanı varken, takımımız 2-0 öndeyken bir kulübün başkanı hocasına mesaj yollayıp, ‘Sahadan çekilebilirsiniz, yetki sizindir’ deme ihtiyacı duyması ne demektir, siz biliyor musunuz? Türk futbolunun geldiği kepazeliğin geldiği en güzel ispatlarından bir tanesidir. En önemli viraj, en önemli derbi, şampiyonluğa gidiyorum, takım 2-0 önde ve futbolcularımızın can güvenliği için hocamıza ‘İstediğin an takımı çekebilirsin’ mesajını verme ihtiyacı duyuyorum. Peki, Trabzon emniyeti siz görmüyor musunuz? Bu olaylar birden bire olmuyor ki! Aşama aşama ki bu noktaya geleceği belliydi. Biz, İstanbul’dan geliyoruz, kendi takımımızın güvenliğini sağlayabilmek için bunu söylüyoruz, öyle küçük bir şehirde ikinci yarıya gerekli polis önlemi alınmıyor. Çok enteresan.
Sevkler yapılmadı. Neden yapılmadı? Ne bekleniyor? Seçimle ne alakası var. ve duyum almaya başlıyoruz, futbolcularımıza ceza verilecek diye. Neden? Fazla güç kullanmış Fenerbahçeli futbolcular. Kaçmalıymış Federasyonun şu anda bulunduğu nokta; kaçsaymış Fenerbahçeli futbolcular ekstra güç kullanmak zorunda kalmazlarmış, o yüzden de sevkler olmazmış. Zihniyete bakar mısınız? Senin hakemin düzgün maç yönetse zaten maç iptal olurdu, iş bu noktaya gelmezdi. Sizi kim sevk edecek? Sizden kim hesap soracak? Bu noktaya gelmesinin bir numaralı sorumlusu sahadaki yönetimdir. Ama Türkiye’de böyle siyasi, bürokrasi gücü olan bir kulübün maçını iptal edebilecek bir baba yiğit hakem var mı? Federasyon açsaydı, söyleseydi; bu gidişat değil, maçı durdur. Soyunma odasına gidersin, beklersin Yapabileceği yaptırımlar da vardı. Hamleleri yapmadı, yaptıklarını çok geç yaptı. Dolayısıyla federasyon ve hakem sorumludur. Yurt dışında böyle maç yönetse o kokart kendisinden alınır. Yabancı hakem ısrarımızı anlıyor musunuz? Dolayısıyla bu işin Trabzon tarafı. Futbolcularımıza ceza vereceklermiş. Onların menfaatleri açısından inşallah vermezler. Çünkü Türk futbolu uluslararası alanda çok sıkıntıya girer. Şimdi kılıfına uydurmaya çalışıyorlar çünkü üstlerinde baskı var. Zaten her şeyi kılıfına uydurmaya çalışıyorlar. Bu maçta da Fenerbahçe’ye nasıl ceza vereceğiz diye uğraştılar. Baktılar ki pabuç pahalı. Ne yapıyorlar bilmiyorum. Fenerbahçeli futbolcuların linç mi edilmesi gerekiyordu? O bayrak Mert Müldür’ün bir tarafına girdikten sonra mı işin ciddiyetini anlamamız gerekiyordu? Yoksa otobüsümüz viyadükten uçsaydı mı işin ciddiyetini anlamamız gerekiyordu.”
“7 Nisan’da maç var ona mı ceza vereceksiniz?”
“Trabzonspor maçında yaşananlar bizim için bardağı taşıran nokta oldu. Dikkate derseniz iki kulüp de gerginlik olmasın diye dikkatli hareket ediyor. Biz orada çok iyi ağırlandık. Birbirimizle özellikle Ahmet Ketenci üzerinden bilgiler, videolar paylaşıyoruz. Yanlış bilgilendirme, gaza gelme, taraftar baskısıyla işi olduğu yerden daha kötü bir yere götürmemek için azami gayret gösteriyoruz. Sevkler olmadı. ‘Neden olmadı?’ diyoruz. ‘Merak etmeyin, olacağı zaman tedbirsiz olur, Adana maçını etkilemez.’ Etkilemez. 7’sine maç koymuşsunuz, onu etkiler mi? Ona mı ceza vereceksiniz? O maça mı hazırlıyorsunuz. Aslında Trabzonspor maçından 1 hafta geriye gidelim. Zorbalıkla orada da gidiyordu bizim şampiyonluk şansımız. ‘Ne zorbalık yaşlandı?’ diyeceksiniz. Sahaya atlayan olmadı, sahaya atılan madde olmadı. Olmadı. Daha kötüsü oldu. 2006 Denizli’de maçı durdurarak çaldıkları şampiyonluğumuzdan daha çok durdu maç Pendikspor maçında. İlk yarı 16 dakika top oynandı. Uzatmalarla 56 dakika, 23 dakika top oynandı. Bir takım nasıl maçı kazanacak? Denizli’de atağa kalktığımızda konfeti atılıp duruyordu, burada oyuncular yere yatıyor. En çok faul çalınan maç. Pendikspor’un böyle başka maçı var mı? Camiamızın uyanması için bunları söylüyorum. Aslında 1 hafta evvel de bize organizasyon yapıldı.”
“Zorbalıkla şampiyonluklar gitti”
“2006 hepinizin malümu, orada yine zorbalıkla şampiyonluk gitti. 3 Temmuz’u yaşadık. Kimse yanımızda değilken dimdik ayakta durduk. Kulübümüz rakiplerinden her branşta fersah fersah iyi durumdayken, hisselerimizin değeri 1 milyar dolarken bunu bize yaptılar, ondan sonraki 13 sene malümunuz. Ama devlete kasteden bu terör örgütü kimin duvarına tosladı? Sarı lacivert duvara tosladı. Ne oldu? Fenerbahçe’nin finansalları altüst oldu, futboldaki sportif başarısı altüst oldu, itibarı, repütasyonu yerle bir oldu. 3 Temmuz’dan sonra devletin Fenerbahçe Spor Kulübü’ne borcu vardır. Bizi övmeye gelince övüyorsunuz, Fenerbahçe şöyleydi, sarı lacivert duvar vs. Ne oldu bizim kayıplarımız maddi, manevi? Bırakın maddi, manevi kayıplarımızın adreslenmesini, bir rakibimizi öne çıkarmak için her türlü yola başvurdunuz. Dolayısıyla 3 Temmuz, 3 Temmuz’da yaşadıklarımız, 3 Temmuz’dan sonraki davalar Fenerbahçe zarar görmedi. Nasıl Fenerbahçe zarar görmemiş? Kim Şampiyonlar Ligi’ne 2 kez yollanmadı? Biz. Sadece oradan hareketle 70 milyon Euro. 2007’de Ali Sami Yen’e şampiyon gittik, su savaşları 19 polis yaralandı birinin gözü kör oldu. Hiçbir şey olmamış gibi maç devam etti, o da iptal edilmedi. 2014’te şampiyon olduk. Tam psikolojik travmadan kafamızı kaldırdığımızı düşündüğümüz bir ortamda bir sonraki sezon şampiyonluğun en büyük adaylarından biriyken, liderin 2 puan gerisindeyken 5-1’lik muhteşem Rize galibiyetinden dönerken yaşananları biliyorsunuz. Ondan sonra takımı toparlayamadılar. Yabancı futbolcularımız ayrılmak istediler. Biz nasıl toparlayacağımızı da bilmiyoruz. Bizim futbolcularımız da burada çok travma yaşadı. Ne oldu? Orada da şampiyonluk gitti. Belki otobüs kurşunlanması olmasaydı bambaşka bir şey konuşuyor olacaktık. Zorbalıkla şampiyonluklar gitti. Niye faili meçhul? İstendiği zaman herkes bulunuyor. En küçük bir tweet paylaşan bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti’ni dünyaya rezil edecek suikast girişlimi Allah’tan muvaffak olmadı, olsaydı ne olacaktı? Niye bulunmuyor? Devletimize soruyorum. Kaç defa bu kürsüye çıkıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ayıbıdır dedik bunların faili meçhul olması. Bakın bunlar hep Fenerbahçe’ye oluyor. Hala faili meçhul. Belki onu bulsalardı bugün bir sürü şeyi konuşmuyor olabilirdik.”
“Her iş dönüp dolaşıp Fenerbahçe’ye bağlanıyor”
“Deprem oluyor -Allah kimseye, hiçbir ülkeye bir daha göstermesin- sonra takip eden haftalarda ligler başlayınca 3 büyük kulübün stadında hükümete tepkiler oluyor, sonra Fenerbahçe Spor Kulübü’nün taraftarlarına deplasman yasağı getiriliyor dönemin İçişleri Bakanı’ndan. Neden öbürlerine gelmiyor da bize geliyor? Fenerbahçe stadında ekstra bir şey mi oldu? Hayır. Bize geliyor. Çekiyorlar bizi siyasetin içine. Trabzonspor maçına 9 oyuncumuz sarı kart sınırında çıktık. Bugün hangi takımın 9 oyuncusu sarı kart sınırında. Yaptığımız faule bakıyoruz, aldığımız sarı kartlara bakıyoruz; rakibimizin yaptığı faullere, aldığı sarı kartlara bakıyoruz mukayese götürmüyor. Neden? Çünkü birikiyor, son viraja gelince o ekilen tohumlar meyve veriyor. Riyad’da kriz çıkıyor o da bize. 2 takım var, federasyon var, Spor Bakanlığı var, bir masanın etrafında karar alınıyor, iş dönüp dolaşıp yine Fenerbahçe’ye bağlanıyor.”
“13 senede 1 şampiyonluğu siz sadece Fenerbahçe’yi yönetenlerin yanlış kararlarından mı olduğunu zannediyorsunuz?”
“13 senede 1 şampiyonluk. Evet. Yeri geldi yanlış yatırımlar, yanlış kadro mühendisliği belki yanlış hoca tercihi. Ama yeri geldi bangır bangır şampiyonluğa giderken aşağı çekildik. 13 senede 1 şampiyonluğu siz sadece Fenerbahçe’yi yönetenlerin yanlış kararlarından kadro mühendisliğinden mi olduğunu zannediyorsunuz? 7 senede son maçta 3 şampiyonluk kaybetmeye hiç girmiyorum. Denizli’yi konuşmuştuk. 2’side bizim sahamızda. Orada da operasyonlar yapıldı. Belki biri olabilirdi. 3’ü birden olmaz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz. 7 senede böyle bir kulübün son haftada 3 şampiyonluk vermesi dünyanın hiçbir yerinde olmaz.
Bu sezon bana göre Türk futbol tarihi bundan daha aşağılık bir sezon yaşamamıştır. Bu sezonda olan olayların hepsine bir bakın, belki başka ülkelerde 50-100 sezonda olmuyordu. Bunları 4-5 ay içinde yaşadık.
1959 öncesi şampiyonluklar için bastırıyoruz, komisyon kurulacak vs. hiçbir şey yok. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak tarihimizde en iyi sezonumuzda en çok puan aldığımız sezonda 3 kupa hedefine giderken bu ligde nasıl devam edeceğiz, yoksa etmeyelim mi onu tartışıyoruz.”
“Her şeyiniz yalan. Özellikle bir tanesi var, hayatı yalan”
“Zamanında Aziz Yıldırım’ın dediği gibi, ‘Bunlar her şeyi yaparlar ama hiçbir şey yapmamış gibi davranırlar.’ O kadar güzel söylenmiş bir cümle ki Adaletin bekçisi olarak davranıyorlar, ben burada 2.5 saat sizlerle ilgili konuştum. Beni mahkemeye veriyorsunuz, verin. Saygı duyarım ama söylediklerime de cevap verin. Bir tanesine verin. Ondan sonra çıkıyorsunuz, itidal, barış, toplum, Türk futbolu, marka değeri, car car konuşuyorsunuz. Hatta adaletin bekçisi olarak kendi televizyon kanallarınızda bütün takımların hakkının yendiği pozisyonu verecektiniz her salı. Hani nerede? Yalan, her şeyiniz yalan. Özellikle bir tanesi var. Hayatı yalan. Deprem konutları yaparken bile, deprem yardım kampanyası yaparken bile biz konteyner üstüne 115 milyon lira topladık. Herkes sağ olsun, yurt dışı derneklerimiz. 1000 konteynerlik katkı sağladık. Omuz omuza kampanyasında onlar konut için yarışalım. Fenerbahçe-Galatasaray yarışırsa daha büyük gelir sağlarız. Konut 2.2 milyon. 250 konut 500 milyonun üzerinde. Biz yapamayız, bizim böyle bir paramız yok. Biz yapacağımız dediğimiz şeyi yaparız ama bunu yapamayız. Transfer yaparken bile transferi yaptıktan sonra, ‘Ya ne olacak. 50-100 tane yaparsın’ diyor. Bu hayatı yalan olan. Yemin ediyorum bunu makineye bağlayın makineyi bozar. Ama ne yazık ki bu zihniyet prim yapıyor. Bu zihniyet sonra televizyonlarda köşe yazılarında poh pohlanıyor. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki doğruyu ispatlamak zorundasınız. İnanılmaz asimetrik savaşma güçleri var. Onlar gibi düşünmeyen herkese saldırıyorlar, saldırırken Fenerbahçeli yapıyorlar ve Ali Koç’un bilmem nesi diyorlar, insanlara. Böyle bir camia ile baş etmeye çalışıyoruz. Bu camia ne yazık ki hem siyaseten hem de federasyon olarak full destek alan bir camia.”
“Çok tarihi bir dönemeçten geçiyoruz”
“Fenerbahçeliler, böyle bir ortamın içerisindeyiz. 2 Nisan’da hep beraber Allah’ın izniyle gerekli sayıları da toplayıp canımızdan çok sevdiğimiz Fenerbahçe için önemli kararlar alacağız. Bunu lütfen bir karar olarak görmeyin. 1 veya 0 değil. Ligden çekilirsin, çekilmezsin ama arada alınacak o kadar başka kararlar var ki, bunu beraber yapmalıyız. Genel kanaat kademe kademe gidelim. ‘Bir alt lige düşersek ne olacak? Aynı hakemler, aynı federasyon, aynı kurullar, aynı pespayelik, ne gerek var’ diyenler var. ‘Faaliyetleri durduralım, o ligde, bu ligde takımlarla birleşelim’ diyenler var. Uçuk-kaçık düşünceler var. ‘Trabzon’a gitmeyelim. Faili meçhul durum ortadan kalkana kadar’ diyenler var. Hepinizden Allah razı olsun. Çok fikir var. Biz bunların hepsinin ekonomik ve hukuki boyutlarını 2 Nisan’da sizlere anlatacağız. Zamanınızı geniş tutun. Süre kısıtlamasını istemiyoruz. Çok tarihi bir dönemeçten geçiyoruz.”
“İnşallah 2 Nisan sadece Fenerbahçe için değil Türk futbolu için bir milat olur”
“Hepinize teşekkür ediyorum. Eski yöneticilerimize katıldıkları için teşekkür ediyorum. Sponsorlarımıza teşekkür ediyorum. Sonun kadar aynı şartları, aynı anlaşmaları devam ettirecekleri için hatta bazıları daha fazla koyacakları için teşekkür ediyorum. Yarın takımımızla buluşacağız. Şimdiden 2 Nisan günü kongremize katılacak üyelerimize teşekkür ediyorum. Ne yapacağımız tam belli değil ama hiçbir şey yapmayacağımız kesinlikle olmayacak. Bunu net bir şekilde söylüyorum. İnşallah 2 Nisan bu mübarek ayda sadece Fenerbahçe için değil Türk futbolu için bir milat olur. İnanın, rekabetin düzeldiği her ortam Fenerbahçe’ye yarayacak ortamdır. Diğer branşlarda gördüğünüz gibi. Bazılarının anlayacağı dilden söyleyeyim. Artık inşallah Türkiye’de münafıklara da son diyeceğimiz futboldakilerine sonuçlar çıkar.”
“7 Nisan için herhangi bir bilet temininde bulunmayın, bekleyin”
“Kesinlikle duygusal hareket emiyoruz. Herkesle konuşmaya çalışıyor ve gelen yazıları okuyoruz. Aklıselimin kazanacağı kararlar alacağımızı, kademe kademe ne yapacağımızı, neler talep edeceğimizi 2 Nisan’da herkesin de kabul göreceği şekilde üyelerimize aktaracağız. Konuşmacıların ortak söylemlerinden bir tanesi 9 Nisan’a bu işi bırakmayalım. 2 Nisan’da birlik beraberliğimizi, gücümüzü, ne karar alırsak alalım camianın konsolide olduğunu, bizle uğraşmayın mesajını hep beraber vermemiz gerektiği konusu ortak görüşlerden bir tanesi.
Türk futbolunun içinde bulunduğu durum kabul edilebilir bir durum değil. TFF seçimlerinde seçim yapmıyoruz, seçin yapıyoruz. Üyelerimizin dediği gibi siyaset futbolun içine girdikçe Fenerbahçe karşıtlığının artması, Fenerbahçe’nin önüne konan engellerin kat ve kat artması herkesin kabul edeceği, kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçek. Ne yazık ki durum böyle. Artık bizim bunu kabul etmeyeceğimizi anlamaları gerektiğini düşünüyorum. Fenerbahçe adalet istiyor. Eşit muamele istiyor. Fenerbahçe özellikle son dönemde bize reva görülen bu muamelenin son bulmasını istiyor. Evet devlet Fenerbahçe’ye borçludur. Fenerbahçe devletten alacaklıdır. Bugün Federasyon 7 Nisan biletlerini satışa çıkardı. Biz çıkarmadık. Fenerbahçelilere sesleniyorum. Lütfen 7 Nisan için herhangi bir bilet temininde bulunmayın. 7 Nisan için herhangi bir seyahat organizasyonunda bulunmayın. 2 Nisan akşamını bekleyin. Sizlerden özellikle rica ediyorum.” – İSTANBUL
]]>Gelibolu Yarımadası’nda 109 yıl önce yaşanan, binlerce vatan evladının şehit düştüğü topraklar, savaşın izlerini taşıyan sayısız tarihi esere ev sahipliği yapıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı bünyesinde yarımadada Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, Bigalı Atatürk Evi ve Müzesi, Mehmetçik Feneri-Gelibolu Tarihi Su Altı Parkı, Kilitbahir Kale Müzesi, Namazgah Tabyası Müzesi, 1915 Siper ve Çanakkale 1915 Hilal-i Ahmer Hastanesi Canlandırma Alanı bulunuyor.
Bu mekanlarda, Mehmetçik ile işgal güçlerine bağlı askerlerin kullandığı matara, üniforma, çanta, bot, çarık, çizme, şapka gibi kişisel eşyaların yanı sıra silahlar, mermiler, kılıçlar, bomba ve kukriler (bıçak), mavzer kovanı, top mermilerine ait şarapnel parçaları, üniformalardan kopan düğme gibi parçalar sergileniyor.
Her karış toprağı tarih kokan Gelibolu Yarımadası’ndan yıllar içinde elde edilen ve Tarihi Alan’daki müzelerde sergilenen savaş envanterleri, 1915’te yaşanan kanlı çarpışmaların izlerini taşıyor.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, AA muhabirine, Çanakkale Savaşları’na ait objeleri müzelerde sergilediklerini söyledi.
Savaşın ve Türk askerinin kahramanlığının daha iyi anlaşılması için savaşta kullanılan malzemeleri ziyaretçilere açık hale getirdiklerini anlatan Kaşdemir, şöyle devam etti:
“Mehmetçik, 109 yıl önce bu topraklarda Çanakkale’yi bu malzemelerle geçilmez yaptı, bu malzemelerle düşmana karşı koydu. Düşmanla aramızdaki mukayese açısından baktığımızda onların belki topu, tüfeği çok büyük savaş gemileri vardı, teknolojik olarak çok üstünlerdi ama bizim en başta iman dolu göğsümüz vardı. Gerekirse bir kürekle bile düşmana hücum edebildiğimiz o kürekleri de ziyaretçilerimize gösteriyoruz. Mehmetçiğin eliyle kazdığı siperleri gösterebiliyoruz, hangi şartlarda yaşadığını gösterebiliyoruz.”
“Çanakkale ruhunu yansıtabiliyoruz”
Kaşdemir, Tarihi Alan Başkanlığınca yürütülen “Sahip Çıkalım” adlı kampanya hakkında bilgi verdi.
Çanakkale’de, bölgede veya Türkiye’nin herhangi bir yerinde Çanakkale Savaşları’na ait malzemelerin bulunduğunu dile getiren Kaşdemir, şunları kaydetti:
“Artık yavaş yavaş o savaş malzemeleri Tarihi Alan Başkanlığımıza verilmeye başlandı çünkü burası artık kurumsallaşmasını tamamlamış, tarihe sahip çıkan bir kurum haline geldi. Tarihi Alan Başkanlığımıza halkımız çok güveniyor. Bu güvenden dolayı da malzemeleri bize bağışlıyorlar. Biz de onların isimlerini yazarak müzelerimizde sergiliyoruz. Onların olmaktan çıkıp, Türk milletine ait oluyor. Doğrusu da bu.”
İsmail Kaşdemir, müzeye kazandırılan savaş malzemelerini Tarihi Alan Başkanlığı bünyesindeki restorasyon laboratuvarında restore edebildiklerini anlattı.
Müzelerinin her geçen gün zenginleşmeye başladığını belirten Kaşdemir, “Teşhir, tanzim, dizayn anlamında çok modern müzecilik anlayışına sahibiz. Çanakkale ruhunu yansıtabiliyoruz. Ziyaretçilere görsel güzelliğin yanında duyguyu da aktarabilmemiz gerekiyor. Tarihi Alan’daki müzelerimiz her yıl olduğu gibi bu sene de milyonları ağırlayacak. Artan bir ziyaretçi yoğunluğumuz var.” ifadesini kullandı.
Kampanyaya destek çağrısında bulunan Kaşdemir, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sahip Çık Kampanyası ile vatandaşlarımızın ellerinde Çanakkale ile alakalı savaş malzemesi varsa atalarından, dedelerinden kalma hatıralar, şahsi eşyalar biz onları teslim alabiliriz. Çanakkale’deki müzelerimizde milyonlarca insanın görmesini sağlayabiliriz, altlarına da kim tarafından bağışlandığını yazabiliriz.”
]]>Maçtan dakikalar (İkinci yarı)
48. dakikada sağ taraftan Mertens’in kullandığı serbest vuruşta ön direkte Mauro Icardi’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlak uzak köşeden ağlara gitti. 1-2
50. dakikada sağ kanattan topla birlikte ceza sahasına giren Fall’ın pasında Nuno da Costa topla buluştu. Bu oyuncunun ceza sahası sağ tarafında rakibini geçerek içeri çevirdiği topa, penaltı noktası yakınında Hajradinovic’in düşerken yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Muslera’da kaldı.
57. dakikada Nuno da Costa’nın pasında ceza sahası dışı sağ tarafına kadar topla ilerleyen Aytaç Kara, bu noktadan yaptığı sert vuruşta meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-2
65. dakikada Barış Alper Yılmaz’ın sağ taraftan ceza sahasına yaptığı ortada kaleci Gianniotis uçarak yaptığı müdahaleyle topu uzaklaştırdı. Dönen topu ceza sahası dışı sağ çaprazda önünde bulan Kerem Demirbay’ın, bekletmeden yaptığı vuruşta kaleci Gianniotis’nin kurtarışı sonrası meşin yuvarlak oyun alanına döndü.
69. dakikada Omeruo’nun uzun pasında kafasıyla topu önüne alan Nuno da Costa, kaleci Muslera’yı da geçip ceza yayı sol tarafından ceza sahasına girdi. da Costa’nın içeri çevirdiği topa sol çaprazdan Ben Ouanes’in yaptığı vuruşta meşin yuvarlak az farkla üsten auta gitti.
77. dakikada Hajradinovic’in uzun pasında sol taraftan ceza sahasına giren Ben Ouanes’in içeri çevirdiği topta Nuno da Costa’nın arka direkte boş kaleye yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 3-2
79. dakikada savunmanın arkasına atılan uzun pasta kaleciyle karşı karşıya pozisyonda Zaha, Winck’in müdahalesiyle yerde kaldı. Mücadelenin hakemi Atilla Karaoğlan penaltı noktasını gösterirken, Winck’i kırmızı kartla oyun dışına gönderdi.
81. dakikada kazanılan penaltı atışında topun başına geçen Mauro Icardi, yaptığı vuruşta kaleci Gianniotis sağına gelen meşin yuvarlağı kontrol etti.
83. dakikada sağ taraftan Hakim Ziyech’in yaptığı ortada altıpas çizgisinin gerisinde kaleciden önce kafa vuruşunu yapan Mauro Icardi meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 3-3
90. dakikada sol taraftan Köhn’ün yaptığı ortada savunmanın kafayla uzaklaştırmaya çalıştığı top Icardi’nin önünde kaldı. Bu oyuncunun penaltı noktası üzerinden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak direkten geri döndü. Porozo’nun uzaklaştıramadığı top, altıpas çizgisi üzerinde Carlos Vinicius’un vuruşunda ağlara gitti. 3-4
Hakemler: Atilla Karaoğlan, Cevdet Kömürcüoğlu, Abdullah Bora Özkara
Kasımpaşa: Gianniotis, Winck, Omeruo, Porozo, Yasin Özcan (Yunus Emre Gedik dk. 90), Gökhan Gül, Fall, Hajradinovic, Aytaç Kara, Ben Ouanes, Nuno da Costa
Yedekler: Ali Emre Yanar, Sadık Çiftpınar, Thomas Zai, Oğulcan Çağlayan, Rochinha, Selim Dilli, Sadiku, Bastien, Taylan Utku Aydın
Teknik Direktör: Sami Uğurlu
Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan (Ziyech dk. 74), Nelsson, Berkan Kutlu, Köhn, Torreira (Tete dk. 89), Kerem Demirbay, Barış Alper, Mertens (Carlos Vinicius dk. 89), Kerem Aktürkoğlu (Zaha dk. 63), Icardi
Yedekler: Günay Güvenç, Eyüp Aydın, Abdülkerim Bardakcı, Ali Yeşilyurt, Hamza Yiğit Akman, Ndombele
Teknik Direktör: Okan Buruk
Goller: Mauro Icardi (dk. 34 K.K.), Aytaç Kara (dk. 57), Nuno da Costa (dk. 77) (Kasımpaşa), Mertens (dk. 27), Mauro Icardi (dk. 48 ve 83), Carlos Vinicius (dk. 90) (Galatasaray)
Kırmızı kart: Winck (dk. 79) (Kasımpaşa)
Sarı kartlar: Ben Ouanes, Omeruo, Gökhan Gül, Aytaç Kara, Sami Uğurlu (Kasımpaşa) Vinicius (Galatasaray) – İSTANBUL
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, “Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanın bölünmez bütünlüğü ve Türk milletinin huzur ve güvenliği için hayatlarını feda eden tüm şehitlerimizi bir kez daha sevgi, saygı, özlem, rahmet, minnet ve şükranla anıyorum” dedi.
Başkan Böcek, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Böcek’in mesajı, şöyle:
“Her siperinde ayrı bir destan yazılan, bu toprakları bize vatan kılan Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıldönümü ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; Çanakkale’yi geçilmez kılan tüm kahramanlarımızı, canını vatan toprağına katan tüm şehitlerimizi sonsuz minnet ve saygıyla anıyorum. Çanakkale Savaşı sadece Türk tarihinin değil, dünya tarihinin de en önemli olaylarından biridir. Çanakkale’de dünyanın en büyük ve güçlü ordularına karşı destansı bir mücadele veren Türk ordusu, yüzbinlerce vatan evladını şehit vermiş ancak ne pahasına olursa olsun Çanakkale’yi geçilmez kılmıştır. Hiç şüphesiz ki bu destansı zaferin temelinde güçlü bir inanç, büyük bir vatan aşkı ve özgürlük tutkusu vardır.
Çanakkale’de savaşmayı değil, ölmeyi emreden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de, İstiklal uğruna geleceklerini feda eden gençlerimizi de, vatan topraklarının dört bir yanından gelerek, Çanakkale’de bayrağı için canlarını feda eden, ‘Çanakkale Zaferi’ni şanlı tarihimize altın harflerle yazdıran yüzbinlerce isimsiz kahramanı asla unutmadık, unutmayacağız. Yalnızca bir top mermisini değil bir milletin kaderini sırtına yükleyen Seyit Onbaşı’nın, 3 bin askerden oluşan İngiliz kuvvetini komutasındaki 67 askeriyle 32 saat süren mavzer atışlarıyla bozguna uğratan ve çıkarmanın başarısız olmasını sağlayan Yahya Çavuş’un, tüfekleri boylarından büyük olan yiğitlerin, Nusret’in döşediği mayınla düşmana geçit veremeyen komutanların, 57. Alay’ın kahraman erlerinin destanıdır Çanakkale. Çelikten bir saldırıya, etten bir siperdir Çanakkale. Vatan aşkıyla, imanla dolu ordumuzdur, kınalı Mehmetçiklerimiz, cefakar milletimiz, Mustafa Kemal Atatürk’tür Çanakkale. Korkuya teslim olmayan, hiç kimse karşısında eğilmeyen yüce Türk milletinin asil ruhunun en güzel göstergesidir Çanakkale.
Aziz Atam, ‘Çanakkale Geçilmez’ dedirterek bizlere armağan ettiğin bu güzel vatanı daha da ileriye taşıyacak, al bayrağımızı ebediyen bu semalarda dalgalandıracağız. Dün olduğu gibi bugün de gücümüzü senden alacak, açtığın yoldan ayrılmadan azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. İsimlerini bilmesek de vatanı ve geleceğimizi korumak için bu topraklara kanını ve canını hiç çekinmeden katmış aziz şehitlerimiz, bu vatan size minnettar. Kahramanlıklarla dolu hatıralarınız önünde saygıyla eğiliyor, sizleri şükranla anıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanın bölünmez bütünlüğü ve Türk milletinin huzur ve güvenliği için hayatlarını feda eden tüm şehitlerimizi bir kez daha sevgi, saygı, özlem, rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.”
]]>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mithat Atabay’ın yerli ve yabancı kaynaklardan derlediği fotoğraf arşivinde, 18 Mart 1915’te İtilaf Devletleri’ne ait donanmaların Çanakkale Boğazı’nın girişinden kent merkezine yaptığı top atışları, yıkılan binalar ve patlamamış bir top mermisi görülüyor.
Atabay, AA muhabirine, işgal güçlerinin İstanbul’a ulaşmak için Çanakkale Boğazı’na gelerek saldırılarına 19 Şubat 1915’te başladığını söyledi.
Boğazı geçmek isteyen İtilaf Devletleri’ne bağlı donanmaların Türk askerinin çok güçlü direnişiyle karşılaştığını belirten Atabay, “İngiliz donanması ve Fransız gemileri büyük bir yenilgiye uğrayacak, önemli bir kısmı hasar görürken 3 büyük gemisi de batacak ve bu çerçevede 18 Mart, o büyük donanmanın Çanakkale Boğazı’nı geçemediği ve hedefine ulaşamadığı bir tarih olarak, büyük bir zafer olarak tarihte yerini alacak. O nedenle her yıl 18 Mart, Çanakkale Deniz Zaferi olarak kutlanmaktadır.” dedi.
O günlerde hayatın bir bölümünün normal akışında seyrettiği bir sürecin yaşandığını anlatan Atabay, Hamidiye Tabyası olarak bilinen alanın arka bölümünde çiftliklerin bulunduğunu, insanların hayvanlarıyla, atlarıyla çalıştığını, çiftçilikle uğraştığını dile getirdi.
Atabay, 18 Mart sabahında erken saatlerde ilk top atışı yapıldığında Anadolu yakasındaki Çanakkalelilerin önce bir gök gürültüsü olduğunu düşündüğü ancak top atışlarının gemilerden devam ettiğini anlayıp bulundukları yerleri, evlerini terk etmeye başladıklarını aktardı.
Halkın, Hastanebayırı bölgesine doğru kaçtığını kaydeden Atabay, “Savaşın artık zaman geçtikçe şiddetlendiği bir dilimi görüyoruz. İnsanların kaçtığı güvenli alan Hastanebayırı’ndan bakıldığında topların nereye düştüğü, boğazın içine düşen toplar, şehrin üzerine düşen toplarla yıkılan binalar net bir şekilde görülüyordu. Kaynaklardan halkın savaşı bu bölgeden seyrettiğini biliyoruz. Tabii halk bu süreçte aslında bir panik göstermemiştir çünkü 19 Şubat’tan itibaren hep top seslerini duyuyorlardı. Bu toplar sadece şehre düşmüyordu. 18 Mart’ta şehre düşmeye başlayınca kendilerini güvenlikte görerek Hastanebayırı’na gittiler.” diye konuştu.
Atabay, top mermilerinden birinin, bugün Asker Hamamı olarak bilinen bölgedeki fırına isabet ettiğini anlattı.
Fırının havaya kalkar gibi olduğu, ardından birden çöktüğü bilgisini veren Atabay, şunları söyledi:
“Oraya yakın yerde bir birlik vardı. Birlik normal yürüyüşünü yaptı. Sanki düşman askerleri karşısındaymış gibi orada siper aldılar ama orada düşman askeri yoktu. Çünkü tamamen mermiler gemilerden geliyordu. Benzer şekilde özellikle tabii Çimenlik Kalesi’nin üzerine düşen toplar ve o topların patlamayan kısımları da kendini gösterdi. Burada ayrıca savaşı izlemeye gelen gazeteciler de savaşı Hastanebayırı’ndan izleyerek, 18 Mart’ı adeta bir panorama şeklinde tasvir ederek gazetelerinde haber olarak yayımladılar.”
Ağır yaralanan askerlerden bazıları hastanede şehit oldu
Dr. Öğr. Üyesi Atabay, Osmanlı kuvvetlerinin Çanakkale’de tabya ve bataryalarda bulunduğunu, dolayısıyla boğaza giren gemilerin de bu bölgelere ateş açtığını belirtti.
18 Mart akşamı tüm batarya komutanlarının, müstahkem mevki komutanına hasar ve kayıplarını bildirdiğini aktaran Atabay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O güne bakıldığında Türk askerleri arasından 36 şehit verildi. Bu şehitler er, onbaşı, teğmen, üsteğmen rütbelerindeydi. Ayrıca 68 yaralı vardı. Tabii bir taraftan da baktığımız zaman Osmanlı birliklerinin yanında Alman kuvvetleri de burada bulunuyordu. Alman kuvvetlerinde bulunan ve görevli olan kişilerden de 3 kişi hayatını kaybetmişti. Bunun karşısında İtilaf Devletleri donanmasında ise yaklaşık olarak o gün 800 asker hayatını kaybetti. Bunların önemli bir kısmı Bouvet zırhlısındadır. Bu zırhlıda 604 kişi hayatını kaybederken, diğer kayıpları ise İrresistible ve Ocean gemisindedir.”
Atabay, deniz muharebesinde Osmanlı Ordusunun en fazla şehidi, Dardanos Bataryası’nda verdiğini söyledi.
Seddülbahir, Rumeli Mecidiye, Hamidiye bölgelerinde de şehit olan, ağır yaralanan askerlerin bulunduğunu bildiren Atabay, “Çanakkale’de Hastanebayırı bölgesinde bir hastane bulunuyordu. Tedavi için oraya taşındılar ama maalesef orada şehit oldular. O yüzden bazı askerlerimizin şehadet yeri olarak Hastanebayırı’ndaki hastane gösterilmektedir.” bilgisini paylaştı.
Osmanlı Ordusunun, boğazı donanma yoluyla aşamayacaklarını anlayan İtilaf Devletleri’nin çıkarmalarına başladığı 24-25 Nisan’dan itibaren yaklaşık 9 ay süren Kara Savaşları’nda on binlerce şehit verdiğini hatırlatan Atabay, Çanakkale’nin bu mücadeleler sonucu geçilemez kılındığını sözlerine ekledi.
]]>BRÜKSEL – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Donald Trump’ın açıklamalarına yönelik, “ABD yönetimleri tarafından adil yük paylaşımı gereği Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın daha fazla harcama yapması gerektiği defalarca vurgulandı. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur” dedi.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, yarın gerçekleştirilecek NATO Savunma Bakanları Toplantısı öncesi kamera karşısına geçti. Stoltenberg, “Geçtiğimiz yıl Vilnius’ta yapılan zirvede caydırıcılığımızı ve savunmamızı daha da güçlendirmek için önemli kararlar aldık. Şimdi bu planlarımızı hayata geçiriyoruz. Bu da daha fazla yatırım yapmayı gerektiriyor ve gerçek bir ilerleme kaydediyoruz. Bugün son rakamlarımızı açıklayabilirim. Yatırım taahhüdünün verildiği 2014 yılından bu yana Avrupalı müttefikler ve Kanada savunma için 600 milyar ABD dolarından fazla para ayırdı. Geçtiğimiz yıl Avrupalı müttefikler ve Kanada’da yüzde 11’lik benzeri görülmemiş bir artış yaşandı” ifadelerini kullandı.
Bu yıl NATO’nun 31 ülkesinden 18’inin gayrisafi yurtiçi hasılalarının yüzde 2’sini savunmaya harcamasını beklediğini dile getiren Stoltenberg, “Bu da başka bir rekor ve yalnızca 3 müttefikin hedefe ulaştığı 2014 yılına göre 6 kat artışa tekabül ediyor” şeklinde konuştu.
Stoltenberg, “2024 yılında Avrupa’daki NATO müttefikleri savunmaya toplam 380 milyar ABD dolar yatırım yapacak. Bu, ilk kez toplam GSYİH’nin yüzde 2’sine denk geliyor. Yani gerçek bir ilerleme kaydediyoruz. Avrupalı müttefikler daha fazla harcıyor. Ancak bazı müttefiklerin hala kaydedecek yolu var. Çünkü Vilnius zirvesinde tüm müttefiklerin yüzde 2 oranında yatırım yapması konusunda anlaşmıştık ve bu yüzde 2 minimumdur” dedi.
Mühimmat üretiminin artırılması görüşülecek
NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda mühimmat üretiminin daha da artırılması konusunun da ele alınacağını aktaran Stoltenberg, “Geçtiğimiz birkaç ayda NATO 10 milyar dolar değerinde sözleşmeler imzaladı ve daha bu hafta Almanya Aşağı Saksonya’da yeni bir mühimmat fabrikasının inşaatına başladı. Tam kapasiteyle yılda 200 bin civarında top mermisi üretecek. Toplantıda ayrıca yeni savunma planlarımıza tam kaynak sağlama konusundaki ilerlemeyi de gözden geçireceğiz” ifadelerini kullandı.
“Ukraynalılar, bizim yardımımızla Rusya’nın ele geçirdiği toprakların yarısını geri aldı”
Stoltenberg, “Bu hafta ayrıca NATO-Ukrayna Konseyi Toplantısı’nı ve ABD liderliğindeki Ukrayna Savunma Temas Grubu’nun sanal toplantısını da gerçekleştireceğiz. Bu toplantıların her ikisi de Ukrayna’ya yönelik desteğimize odaklanacak. Ukrayna’nın tedarikten lojistiğe kadar her konuda NATO standartlarına yaklaşmasına yardımcı olmaya devam ediyoruz. Müttefikler büyük miktarda silah, teçhizat ve mühimmat sevkiyatı yapmaya devam ediyor. Bu destek gerçekten fark oluşturuyor. Bizim yardımımızla cesur Ukraynalılar, Rusya’nın ele geçirdiği toprakların yarısını geri aldılar, Karadeniz’de bir koridor açtılar ve Rus kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdiler. NATO’nun desteği gerçek transatlantik yük paylaşımının bir örneğidir. Avrupa Birliği’nin yeni ve büyük bir yardım paketine ilişkin son kararını da memnuniyetle karşılıyorum ve ABD Kongresi’nin de yakında bunu takip edeceğine inanıyorum. Bu hayırseverlik değil, kendi güvenliğimize yapılan bir yatırımdır” şeklinde konuştu.
Donald Trump’ın ABD başkanı olduğu dönemde NATO için yeterince harcama yapmayan müttefiklere karşı Rusya’nın herhangi bir saldırısını engellememe tehdidinde bulunduğu yönündeki açıklaması sorulan Stoltenberg, şu şekilde konuştu:
“NATO, 75 yıldır herhangi bir NATO müttefikine yönelik bir askeri saldırıyı önlemeyi başarmıştır. NATO’nun eğilimi, bir müttefike yapılacak saldırının tüm ittifakın tepkisine yol açacağıdır. Hep birlikte bu mesajın arkasında durduğumuz sürece herhangi bir müttefike yönelik herhangi bir askeri saldırıyı önleyeceğiz. Dolayısıyla NATO’nun amacı savaşı önlemek, barışı korumak, NATO müttefiklerine yönelik saldırıları önlemektir ve biz bunu onlarca yıldır başarıyla yapıyoruz. Çünkü caydırıcılığımız güvenilirdir. Yani birbirimizi desteklemeyeceğimiz, birbirimizi korumayacağımız yönündeki herhangi bir öneri, hepimizin güvenliğine zarar verir ve riskleri artırır. Bu nedenle NATO’nun tüm müttefikleri koruma ve savunma taahhüdünün arkasında olduğumuzu hem eylem halinde hem de sözlü olarak açıkça ifade etmemiz çok önemlidir. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur. NATO’nun yetenekleri var, biz de tüm müttefikleri koruma ve savunma kararlılığına sahibiz. Hiçbir NATO müttefikine karşı yakın bir tehdit görmememizin nedeni de budur. Çünkü 2014’ten bu yana kolektif savunmamızı önemli ölçüde güçlendirdik. Kolektif savunma konusunda onlarca yıldır en güçlü takviyelere sahibiz. Bu tabii ki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kırım’ı yasa dışı ilhak etmesiyle tetiklendi. Ancak bu NATO müttefiklerinin 2014 yılında aldığı bir karardı, dünya değiştiğinden ve dünya daha tehlikeli hale geldiğinden NATO’nun yanıt vermesi gerekiyordu. Biz de tam olarak bunu yaptık. Daha fazla savunma harcaması, ittifak genelinde rekor düzeyde yüksek savunma yatırımları, İttifakın doğu kesiminde daha fazla kuvvetin konuşlandırılması, kuvvetlerimizin yüksek düzeyde hazırlıklı olması, yeni modern yeteneklere yapılan yatırımlar, bunların hepsi hep birlikte NATO’yu güçlendirdi. Yatırım yapmaya devam ettiğimiz, NATO’ya uyum sağlamaya devam ettiğimiz sürece hiçbir NATO müttefikimizin saldırıya uğramamasını sağlamaya devam edeceğiz.”
“Moskova’da yanlış anlamalara yer bırakmamalıyız”
Trump’a mesajı sorulan Stoltenberg, “Mesajım aynen söylediğim gibi. NATO’nun caydırıcılığının güvenilirliğini zedelememeliyiz. Bu hem yatırım yaptığımız yeteneklerle hem de nasıl iletişim kurduğumuzla ilgilidir. Çünkü caydırıcılık düşmanlarımızın aklındadır. Moskova’da hazırlığımız, kararlılığımız ve müttefiklerimizi koruma kararlılığımız konusunda yanlış hesaplamalara veya yanlış anlamalara yer bırakmamalıyız. Bunu yapmamızın nedeni çatışmayı kışkırtmak değil, NATO’nun 75 yıldır başarıyla yaptığı gibi çatışmayı önlemektir” dedi.
Stoltenberg, “Şunu da dikkate almamız gerekiyor. Duyduğumuz eleştiriler öncelikle NATO ile ilgili değil. Bu, NATO müttefiklerinin NATO’ya yeterince harcama yapmamasıyla ilgili ve bu geçerli bir nokta. ABD yönetimleri tarafından adil yük paylaşımı gereği Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın daha fazla harcama yapması gerektiği defalarca vurgulandı. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur. Geçtiğimiz yıl savunma harcamalarında rekor düzeyde bir artış yaşandı ve şu anda 18 müttefik yüzde 2 veya daha fazla harcama yapıyor, giderek daha fazla müttefik yüzde 2’ye yaklaşıyor ve çok yakında ulaşacaklarına söz veriyorlar. Artık Avrupa’da rekor düzeyde harcamalar görüyor olmamız, bu mesajın bir etki oluşturduğunu gösteriyor. Avrupalı müttefikler ve Kanada harekete geçti, bunu yapmaya devam edeceklerine güveniyorum. Güçlü bir NATO, ABD için de önemlidir. Çünkü ABD’yi daha güçlü kılar. ABD hiçbir zaman tek başına bir savaşa girmedi. Her zaman müttefiklerle savaşırlar ve bu da ABD’yi daha güçlü kılar. NATO müttefikleriyle birlikte dünya ekonomisinin yüzde 50’sini ve dünya askeri gücünün yüzde 50’sini temsil ediyoruz. Yani bir arada durduğumuz, birbirimizi koruduğumuz sürece güvendeyiz, bir saldırıyı önlüyoruz ve güçlü bir transatlantik bağ ile değerlerimize sahip çıkmamızı sağlıyoruz” diye konuştu.
]]>NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, yarın gerçekleştirilecek NATO Savunma Bakanları Toplantısı öncesi kamera karşısına geçti. Stoltenberg, “Geçtiğimiz yıl Vilnius’ta yapılan zirvede caydırıcılığımızı ve savunmamızı daha da güçlendirmek için önemli kararlar aldık. Şimdi bu planlarımızı hayata geçiriyoruz. Bu da daha fazla yatırım yapmayı gerektiriyor ve gerçek bir ilerleme kaydediyoruz. Bugün son rakamlarımızı açıklayabilirim. Yatırım taahhüdünün verildiği 2014 yılından bu yana Avrupalı müttefikler ve Kanada savunma için 600 milyar ABD dolarından fazla para ayırdı. Geçtiğimiz yıl Avrupalı müttefikler ve Kanada’da yüzde 11’lik benzeri görülmemiş bir artış yaşandı” ifadelerini kullandı.
Bu yıl NATO’nun 31 ülkesinden 18’inin gayrisafi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 2’sini savunmaya harcamasını beklediğini dile getiren Stoltenberg, “Bu da başka bir rekor ve yalnızca 3 müttefikin hedefe ulaştığı 2014 yılına göre 6 kat artışa tekabül ediyor” şeklinde konuştu.
Stoltenberg, “2024 yılında Avrupa’daki NATO müttefikleri savunmaya toplam 380 milyar ABD dolar yatırım yapacak. Bu, ilk kez toplam GSYİH’nin yüzde 2’sine denk geliyor. Yani gerçek bir ilerleme kaydediyoruz. Avrupalı müttefikler daha fazla harcıyor. Ancak bazı müttefiklerin hala kaydedecek yolu var. Çünkü Vilnius zirvesinde tüm müttefiklerin yüzde 2 oranında yatırım yapması konusunda anlaşmıştık ve bu yüzde 2 minimumdur” dedi.
Mühimmat üretiminin artırılması görüşülecek
NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda mühimmat üretiminin daha da artırılması konusunun da ele alınacağını aktaran Stoltenberg, “Geçtiğimiz birkaç ayda NATO 10 milyar dolar değerinde sözleşmeler imzaladı ve daha bu hafta Almanya Aşağı Saksonya’da yeni bir mühimmat fabrikasının inşaatına başladı. Tam kapasiteyle yılda 200 bin civarında top mermisi üretecek. Toplantıda ayrıca yeni savunma planlarımıza tam kaynak sağlama konusundaki ilerlemeyi de gözden geçireceğiz” ifadelerini kullandı.
“Ukraynalılar, bizim yardımımızla Rusya’nın ele geçirdiği toprakların yarısını geri aldı”
Stoltenberg, “Bu hafta ayrıca NATO-Ukrayna Konseyi Toplantısı’nı ve ABD liderliğindeki Ukrayna Savunma Temas Grubu’nun sanal toplantısını da gerçekleştireceğiz. Bu toplantıların her ikisi de Ukrayna’ya yönelik desteğimize odaklanacak. Ukrayna’nın tedarikten lojistiğe kadar her konuda NATO standartlarına yaklaşmasına yardımcı olmaya devam ediyoruz. Müttefikler büyük miktarda silah, teçhizat ve mühimmat sevkiyatı yapmaya devam ediyor. Bu destek gerçekten fark oluşturuyor. Bizim yardımımızla cesur Ukraynalılar, Rusya’nın ele geçirdiği toprakların yarısını geri aldılar, Karadeniz’de bir koridor açtılar ve Rus kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdiler. NATO’nun desteği gerçek transatlantik yük paylaşımının bir örneğidir. Avrupa Birliği’nin yeni ve büyük bir yardım paketine ilişkin son kararını da memnuniyetle karşılıyorum ve ABD Kongresi’nin de yakında bunu takip edeceğine inanıyorum. Bu hayırseverlik değil, kendi güvenliğimize yapılan bir yatırımdır” şeklinde konuştu.
Donald Trump’ın ABD başkanı olduğu dönemde NATO için yeterince harcama yapmayan müttefiklere karşı Rusya’nın herhangi bir saldırısını engellememe tehdidinde bulunduğu yönündeki açıklaması sorulan Stoltenberg, şu şekilde konuştu:
“NATO, 75 yıldır herhangi bir NATO müttefikine yönelik bir askeri saldırıyı önlemeyi başarmıştır. NATO’nun eğilimi, bir müttefike yapılacak saldırının tüm ittifakın tepkisine yol açacağıdır. Hep birlikte bu mesajın arkasında durduğumuz sürece herhangi bir müttefike yönelik herhangi bir askeri saldırıyı önleyeceğiz. Dolayısıyla NATO’nun amacı savaşı önlemek, barışı korumak, NATO müttefiklerine yönelik saldırıları önlemektir ve biz bunu onlarca yıldır başarıyla yapıyoruz. Çünkü caydırıcılığımız güvenilirdir. Yani birbirimizi desteklemeyeceğimiz, birbirimizi korumayacağımız yönündeki herhangi bir öneri, hepimizin güvenliğine zarar verir ve riskleri artırır. Bu nedenle NATO’nun tüm müttefikleri koruma ve savunma taahhüdünün arkasında olduğumuzu hem eylem halinde hem de sözlü olarak açıkça ifade etmemiz çok önemlidir. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur. NATO’nun yetenekleri var, biz de tüm müttefikleri koruma ve savunma kararlılığına sahibiz. Hiçbir NATO müttefikine karşı yakın bir tehdit görmememizin nedeni de budur. Çünkü 2014’ten bu yana kolektif savunmamızı önemli ölçüde güçlendirdik. Kolektif savunma konusunda onlarca yıldır en güçlü takviyelere sahibiz. Bu tabii ki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kırım’ı yasa dışı ilhak etmesiyle tetiklendi. Ancak bu NATO müttefiklerinin 2014 yılında aldığı bir karardı, dünya değiştiğinden ve dünya daha tehlikeli hale geldiğinden NATO’nun yanıt vermesi gerekiyordu. Biz de tam olarak bunu yaptık. Daha fazla savunma harcaması, ittifak genelinde rekor düzeyde yüksek savunma yatırımları, İttifakın doğu kesiminde daha fazla kuvvetin konuşlandırılması, kuvvetlerimizin yüksek düzeyde hazırlıklı olması, yeni modern yeteneklere yapılan yatırımlar, bunların hepsi hep birlikte NATO’yu güçlendirdi. Yatırım yapmaya devam ettiğimiz, NATO’ya uyum sağlamaya devam ettiğimiz sürece hiçbir NATO müttefikimizin saldırıya uğramamasını sağlamaya devam edeceğiz.”
“Moskova’da yanlış anlamalara yer bırakmamalıyız”
Trump’a mesajı sorulan Stoltenberg, “Mesajım aynen söylediğim gibi. NATO’nun caydırıcılığının güvenilirliğini zedelememeliyiz. Bu hem yatırım yaptığımız yeteneklerle hem de nasıl iletişim kurduğumuzla ilgilidir. Çünkü caydırıcılık düşmanlarımızın aklındadır. Moskova’da hazırlığımız, kararlılığımız ve müttefiklerimizi koruma kararlılığımız konusunda yanlış hesaplamalara veya yanlış anlamalara yer bırakmamalıyız. Bunu yapmamızın nedeni çatışmayı kışkırtmak değil, NATO’nun 75 yıldır başarıyla yaptığı gibi çatışmayı önlemektir” dedi.
Stoltenberg, “Şunu da dikkate almamız gerekiyor. Duyduğumuz eleştiriler öncelikle NATO ile ilgili değil. Bu, NATO müttefiklerinin NATO’ya yeterince harcama yapmamasıyla ilgili ve bu geçerli bir nokta. ABD yönetimleri tarafından adil yük paylaşımı gereği Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın daha fazla harcama yapması gerektiği defalarca vurgulandı. İyi haber şu ki NATO müttefiklerinin yaptığı da tam olarak budur. Geçtiğimiz yıl savunma harcamalarında rekor düzeyde bir artış yaşandı ve şu anda 18 müttefik yüzde 2 veya daha fazla harcama yapıyor, giderek daha fazla müttefik yüzde 2’ye yaklaşıyor ve çok yakında ulaşacaklarına söz veriyorlar. Artık Avrupa’da rekor düzeyde harcamalar görüyor olmamız, bu mesajın bir etki oluşturduğunu gösteriyor. Avrupalı müttefikler ve Kanada harekete geçti, bunu yapmaya devam edeceklerine güveniyorum. Güçlü bir NATO, ABD için de önemlidir. Çünkü ABD’yi daha güçlü kılar. ABD hiçbir zaman tek başına bir savaşa girmedi. Her zaman müttefiklerle savaşırlar ve bu da ABD’yi daha güçlü kılar. NATO müttefikleriyle birlikte dünya ekonomisinin yüzde 50’sini ve dünya askeri gücünün yüzde 50’sini temsil ediyoruz. Yani bir arada durduğumuz, birbirimizi koruduğumuz sürece güvendeyiz, bir saldırıyı önlüyoruz ve güçlü bir transatlantik bağ ile değerlerimize sahip çıkmamızı sağlıyoruz” diye konuştu. – BRÜKSEL
]]>Trendyol Süper Lig’in 25. haftasında İstanbulspor evinde karşılaştığı Gaziantep FK’ya 3-1’lik skorla mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan İstanbulspor Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz, “Maçın başından itibaren kendi stratejisini uygulayan takım bizdik. 10 kişi kaldıktan sonra bile topa daha çok sahip olan, hücum girişimi yapan takım İstanbulspor’du. İlk dakikadan itibaren ataklarımız rakibi ürküttü. Psikolojik olarak geri çekildiklerini hissettik. İstanbulspor oynadığı oyunla rakiplerini ürkütüyor ama bugün başkaları da paniğe kapılmıştı. Penaltı ve kırmızı karta değinmeyeceğim. Kural üzerinden bakıldığında verilebilecek kararlar. İstanbulspor daha fazla atak yapacak diye rakipten daha fazla insan veya kurum paniğe kapıldı. Bırakın pozisyonlar gol olsun. Video Yardımcı Hakem (VAR) devreye girer ve iptal eder. Ancak 1 metre geriden çıkan oyuncuya panikle ofsayt bayrağı kaldıran içgüdü, güdü veya mesaj mı var? İlk yarının sonunda Gaziantep FK’li oyuncu topa basarak düştü. Kazandığımız top tehlikeli pozisyon olacaktı ama topun yaptığı faulde aleyhimize düdük çalındı. Penaltı ve kırmızı karta takılmaya gerek yok. Oyun içinde, ‘İstanbul nasıl olsa düştü. Bari başkalarını karşımıza almayalım’ bu zihniyeti hissediyorsunuz. Bunu haftalardır hissediyoruz. Uzak ara aleyhine en fazla penaltı çalınan takım İstanbulspor. Aleyhimize 10. penaltı oldu. Bence penaltı, yoruma açık bir pozisyon. Video Yardımcı Hakem işinin ülkemizde suyu çıktı. Yoruma açık pozisyonlar hakem kararına kalmalı. Bir oyuncunun kalçasının kenarı rakibinin kramponunun kenarına değdi diye penaltı verilmemeli. Futbol bu kadar basit bir oyun değil. ya da ikinci sarı kartın bir anlamı olmalı. Adam, hakikaten ikinci sarı kartı hak etmeli. Loshaj’ın gördüğü ikinci sarı kartlık pozisyon değil. Maç genelindeki tutumdan çok rahatsızız” şeklinde konuştu.
“Türk futbolu ihtiyacı olan değişimi yaşayacak”
Altyapıdan futbolcuları A takıma çıkarmaya devam edeceğini aktaran Korkmaz, “Onlarla oynamaya devam edeceğiz. Eldeki, altyapıdan çıkaracağımız futbolcularla oynamaya çalışacağız. Türk futbolu için katma değer üretmeye, Türk futbolunu değiştirmeye, geliştirmeye devam edeceğiz. Türk futbolunun ihtiyacı olduğu değişim için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz ve bunu yapacağız. Çok az kaldı. Bunu başaracağız. Biz kıvılcımı çakacağız, başkaları destek verecek ve Türk futbolu ihtiyacı olan değişimi yaşayacak. Harcayanlar ve tüketenler değil bizim gibi üretenler devam edecek. Maçın son 20 dakikasında 10 kişiydik. Son sıradaki takıma karşı rakipteki 4-5 oyuncu yere yatan kalkmıyor. Futbol oyununu yatarak geliştiremezsiniz. Ayakta, koşarak ve top oynayarak geliştirirsiniz. Bugün bir maç alırsınız. Yarın yerde yattığınız şey başka şekilde önünüze gelir. Yere yatarak zaman kazanmaya çalışan oyuncumu uyarırım. Futbolu böyle geliştiremezsiniz, bir adım ileri gidemezsiniz. En fazla bu kadar olur” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Sacit GÖNCÜ/ İSTANBUL, –
STAT: Esenyurt Necmi Kadıoğlu
HAKEMLER: Abdulkadir Bitigen, Mustafa Savranlar, Anıl Usta
İSTANBULSPOR: Alp Arda – Sambissa, Okan Erdoğan, Mehmet Yeşil, Deli, Ali Yaşar (Dk. 76 Coly), Vefa Temel (Dk. 61 Emrehan Gedikli), Loshaj, Vorobjovas (Dk. 76 Jackson), Emir Kaan Gültekin (Dk. 86 Traore), Mamadou (Dk. 76 Eslem Öztürk)
GAZİANTEP FK: Nita – Mustafa Eskihellaç, Arda Kızıldağ, Nkoulou, Djilobodji, Morais (Dk. 71 Badji), Markovic (Dk. 71 Mbakata), Maxim (Dk. 83 Jevtovic), Ogün Özçiçek, Monteiro (Dk. 83 Furkan Soyalp), Dragus (Dk. 89 Sorescu)
GOLLER: Dk. 6 Loshaj (İstanbulspor) – Dk. 15 ve 60 (P) Dragus, Dk. 90+5 Sorescu (Gaziantep FK)
KIRMIZI KART: Dk. 69 Loshaj (İstanbulspor)
SARI KARTLAR: Mehmet Yeşil, Okan Erdoğan (İstanbulspor) – Dragus, Monteiro (Gaziantep FK)
İstanbulspor, Süper Lig’in 25’inci haftasında evinde Gaziantep FK’ya 3-1 mağlup oldu. Gaziantep FK’ya galibiyeti getiren golleri 15’inci ve penaltıdan 60’ıncı dakikada Dragus ile 90+5’inci dakikada Sorescu kaydetti. İstanbulspor’un tek golü ise 6’ncı dakikada Loshaj’dan geldi. Öte yandan karşılaşmanın 69’uncu dakikasında İstanbulspor’da Loshaj kırmızı kart gördü.
6’ncı dakikada İstanbulspor’un golü geldi. Sol kanatta topla buluşan Ali Yaşar, ceza sahası içerisine doğru ortasını açtı. Arka direğe gelen topu Sambissa kontrol etti ve altıpas üzerindeki Loshaj’a pasını aktardı. Bu oyuncunun bekletmeden vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 1-0.
15’inci dakikada Gaziantep FK’nın beraberlik golü geldi. Orta alanda topla buluşan Monteiro, pasını sol kanattaki Dragus’a aktardı. Topla kat ederek ceza sahası dışı sol çaprazına doğru hareketlenen Dragus’un rakibini geçtikten sonraki vuruşunda top ağlara gitti: 1-1.
24’üncü dakikada sağ kanatta topla buluşan Monteiro, ceza sahası içerisine doğru ortaladı. Gelen topa ceza sahası içerisinde Dragus, kafayla vurdu fakat top sağ direğin yanından dışarıya çıktı.
25’inci dakikada Gaziantep FK’da orta alanın önünden Maxim’in kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içerisine gelen topa Arda Kızıldağ kafayla Markovic’e indirdi. Markovic, gelen topa bekletmeden vurdu fakat kaleci gole izin vermedi.
32’nci dakikada Gaziantep FK’da Dragus’un geri pasında araya giren Sambissa, pasını ceza sahası içerisine doğru hareketlenen Emir Kaan Gültekin’e aktardı. Bu oyuncunun topla ilerledikten sonraki vuruşunda meşin yuvarlak üstten dışarıya çıktı.
Karşılaşmanın ilk yarısı 1-1 eşitlikle bitti.
57’nci dakikada topla buluşan Markovic, pasını ceza sahası içerisine doğru hareketlenen Maxim’e aktrardı. Topla buluşan Maxim’e Ali Yaşar kayarak müdahale etti. Karşılaşmanın hakemi Abdulkadir Bitigen, pozisyonu kale vuruşu olarak değerlendirdi. Oyun bir süre dururken VAR’dan gelen izleme tavsiyesinin ardından hakem Abdulkadir Bitigen, pozisyonu izlemeye gitti. Monitörün önünde pozisyonu izleyen Abdulkadir Bitigen, penaltı kararı verdi.
60’ıncı dakikada Gaziantep FK karşılaşmada öne geçti. Penaltıda topun başına geçen Dragus, topu ve Alp Arda’yı farklı köşelere yollayarak meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 1-2.
69’uncu dakikada İstanbulspor’da Loshaj kırmızı kart gördü. Sağ kanatta topla buluşan Sambissa, pasını Loshaj’a aktardı. Bu oyuncunun topu kurtarmak isterken Nkoulou’ya yaptığı müdahale sonrasında karşılaşmanın hakemi Abdulkadir Bitigen, Losshaj’a ikinci sarıdan kırmızı kartla oyundan attı.
80’inci dakikada Gaziantep FK’da sağ kanatta topla buluşan Maxim, ceza sahası içerisine doğru ortasını açtı. Arka direğe gelen topa Ogün Özçiçek bekletmeden vurdu fakat top üstten dışarıya çıktı.
90+5’inci dakikada Gaziantep FK farkı 2’ye çıkardı. Ceza sahası dışının gerisinden Furkan Soyalp’in hızlı kullandığı serbest vuruşta top ceza sahası içindeki Sorescu’ya geldi. Bu oyuncunun ceza sahası içi sol çaprazından şutunda top ağlarla buluştu: 1-3.
Karşılaşmayı Gaziantep FK 3-1’lik skorla kazandı.
]]>Bayburt’a 42 kilometre uzaklıkta bulunan Başçımağıl köyü sakinleri asırlık gelenek için toplandı. Dondurucu soğuğa aldırış etmeyen köy sakinleri, yöresel lezzet için bir araya gelerek keyifli vakit geçirdi. Yıllardır tel helvası için köyde organizasyon yapan köy sakinlerinden Tunay Mutlu, geleneği unutturmamak için elinden geleni yapıyor. Mutlu, yöresel lezzetin tescillenmesi için de yetkililere seslendi.
Un, yağ, şeker ve limon suyundan elde edilen tel helvası yapımında ilk önce su ve şeker saatlerce soba üzerinde kaynatılıyor. Daha sonra limon suyu kaynayan şekere katılıyor, kıvam alması sağlanıyor. İşin inceliği ise burada başlıyor. İyice yağlanan tepsinin üzerine dökülen şeker, kar üzerinde soğutulup, çıkarılarak elde bir güzel yoğuruluyor, top haline getiriliyor. Top halindeki şeker ardından sini üzerine alınarak, kavrulmuş un üzerinde köy sakinleri tarafından dört bir elden çekiliyor. Bu aşamada hep bir ağızdan türküler söyleyen köy sakinleri ise günün yorgunluğunu bu şekilde atıyor.
Tel helvasının yöresel lezzet olarak tescillenmesi için çağrıda bulunan Tunay Mutlu, “Bugün öğlenden bu yana köyümüzde büyük emekle komşularımızın, büyüklerimizin destekleriyle ortaya sanat eseri çıkardık. Yöresel tel helvamız, soğuk kış akşamlarımızın vazgeçilmez bir lezzetidir. Toplulukla yapıldığında daha güzel oluyor. Büyüklerimizden bir ricam olacak, bu yöresel lezzetimizin yöresel ürün olarak tescillenmesi istiyorum. Hepsini elimizden alıyorlar, geriye kala kala bir tel helvamız kaldı” dedi.
Köy muhtarı Selami Kaban, keyifli vakit geçirdiklerini söyleyerek, “Burada bir toplantı yaptık, ortalama 20 kişi varız. Kış günü bu insanlar bir araya geldiler, çok güzel oldu. Sobamız yanıyor, patatesimiz fırında pişiyor, helvamızı çektik. Bu helvayı çekmek basit bir iş değil ama Başçımağıl köyü için basit” ifadelerini kullandı.
Kışın köy odalarında toplanarak, tel helvası çekme geleneğini yaşattıklarını belirten köy sakinlerinden Selami Alak, “Kışın köy odalarında toplanıyoruz, tel helvası çekiyoruz. Yemesi bana, yapması komşulara ait. Yemeyi çok iyi yapıyorum. Kışın arkadaşlarla birlikte tel helvası çekiyoruz, patates közlüyoruz, börek yapıyoruz. Kışı güzel sohbetle, muhabbetle bir şekilde geçiriyoruz” diyerek konuştu.
Soğuk kış günlerinde tel helvası çekmenin Başçımağıl köyünde adet olduğunu söyleyen bir diğer köy sakini Fikri Telli ise, “Köyümüzde adettir, her kış tel helvası çekeriz. Kış gecelerimizin vazgeçilmez eğlencesidir. Gece yarılarına kadar otururuz. Önce namazımızı kılarız, Kur’an okuruz sonrasında da bu işlerimize bakarız. Oturur helvamızı yapar, saygı sevgi çerçevesinde sohbetimizi ederiz” sözlerini kullandı. – BAYBURT
]]>BAYBURT – Bayburt’a özgü, soğuk kış günlerinin vazgeçilmez lezzeti olan tel helvası için vatandaşlar havaların soğumasını, karın yağmasını dört gözle bekliyor. Yöresel lezzet için kar, kış, boran demeden bir araya gelen köy sakinleri; türküler ve maniler eşliğinde asırlık gelenek olan tel helvası çekimini yapıyor. Eksi 25 dereceyi bulan havada, bin bir zahmetle saatlerce yapılan tel helvası dakikalar içinde tüketiliyor.
Bayburt’a 42 kilometre uzaklıkta bulunan Başçımağıl köyü sakinleri asırlık gelenek için toplandı. Dondurucu soğuğa aldırış etmeyen köy sakinleri, yöresel lezzet için bir araya gelerek keyifli vakit geçirdi. Yıllardır tel helvası için köyde organizasyon yapan köy sakinlerinden Tunay Mutlu, geleneği unutturmamak için elinden geleni yapıyor. Mutlu, yöresel lezzetin tescillenmesi için de yetkililere seslendi.
Un, yağ, şeker ve limon suyundan elde edilen tel helvası yapımında ilk önce su ve şeker saatlerce soba üzerinde kaynatılıyor. Daha sonra limon suyu kaynayan şekere katılıyor, kıvam alması sağlanıyor. İşin inceliği ise burada başlıyor. İyice yağlanan tepsinin üzerine dökülen şeker, kar üzerinde soğutulup, çıkarılarak elde bir güzel yoğuruluyor, top haline getiriliyor. Top halindeki şeker ardından sini üzerine alınarak, kavrulmuş un üzerinde köy sakinleri tarafından dört bir elden çekiliyor. Bu aşamada hep bir ağızdan türküler söyleyen köy sakinleri ise günün yorgunluğunu bu şekilde atıyor.
Tel helvasının yöresel lezzet olarak tescillenmesi için çağrıda bulunan Tunay Mutlu, “Bugün öğlenden bu yana köyümüzde büyük emekle komşularımızın, büyüklerimizin destekleriyle ortaya sanat eseri çıkardık. Yöresel tel helvamız, soğuk kış akşamlarımızın vazgeçilmez bir lezzetidir. Toplulukla yapıldığında daha güzel oluyor. Büyüklerimizden bir ricam olacak, bu yöresel lezzetimizin yöresel ürün olarak tescillenmesi istiyorum. Hepsini elimizden alıyorlar, geriye kala kala bir tel helvamız kaldı” dedi.
Köy muhtarı Selami Kaban, keyifli vakit geçirdiklerini söyleyerek, “Burada bir toplantı yaptık, ortalama 20 kişi varız. Kış günü bu insanlar bir araya geldiler, çok güzel oldu. Sobamız yanıyor, patatesimiz fırında pişiyor, helvamızı çektik. Bu helvayı çekmek basit bir iş değil ama Başçımağıl köyü için basit” ifadelerini kullandı.
Kışın köy odalarında toplanarak, tel helvası çekme geleneğini yaşattıklarını belirten köy sakinlerinden Selami Alak, “Kışın köy odalarında toplanıyoruz, tel helvası çekiyoruz. Yemesi bana, yapması komşulara ait. Yemeyi çok iyi yapıyorum. Kışın arkadaşlarla birlikte tel helvası çekiyoruz, patates közlüyoruz, börek yapıyoruz. Kışı güzel sohbetle, muhabbetle bir şekilde geçiriyoruz” diyerek konuştu.
Soğuk kış günlerinde tel helvası çekmenin Başçımağıl köyünde adet olduğunu söyleyen bir diğer köy sakini Fikri Telli ise, “Köyümüzde adettir, her kış tel helvası çekeriz. Kış gecelerimizin vazgeçilmez eğlencesidir. Gece yarılarına kadar otururuz. Önce namazımızı kılarız, Kur’an okuruz sonrasında da bu işlerimize bakarız. Oturur helvamızı yapar, saygı sevgi çerçevesinde sohbetimizi ederiz” sözlerini kullandı.
]]>Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, “Hak ettiğimiz bir galibiyeti aldık. Bundan sonra Avrupa maçı var. Orada da başarıyı istiyoruz. Galatasaray’ın genlerinde olan Avrupa’da başarıyı hayata geçirmek istiyoruz. Sparta Prag maçını kazanmak istiyoruz” dedi.
Süper Lig’in 25’inci haftasında Galatasaray sahasında Başakşehir FK’yı 2-0 mağlup etti. Karşılaşmanın ardından Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Maça iyi başladıklarını ve ilk yarıda buldukları gollerle bunun karşılığını aldıklarını ifade eden Okan Buruk, “Maça başlangıcımız taraftara, stada yakışır bir başlangıçtı. İlk yarının sonuna kadar coşkulu oynadık. Topa sahip olmamız, rakip kaleye yaptığımız ataklar, iyi bir ilk yarı geçirdik. ve 2-0 ile sonucunu aldık. İkinci yarıdan ben de çok memnun olmadım. İlk yarının altında kaldık. Daha az ürettik. Rakibe kalemize gelme şansı verdik. Bir sonraki maçta daha iyi olmak zorundayız. Rakibimizin ne oynayacağını, nasıl değişiklik yapacağını biliyorduk. Rakibin baskı yapma ihtimaline karşı nerede duracağız, nereye oynayacağız bunlar iyiydi. Hak ettiğimiz bir galibiyeti aldık. Bundan sonra Avrupa maçı var. Orada da başarıyı istiyoruz. Galatasaray’ın genlerinde olan Avrupa’da başarıyı hayata geçirmek istiyoruz. Sparta Prag maçını kazanmak istiyoruz. Nelsson için maçtan sonra doktor ile konuştuk. Kontrolleri yapılacak. Maç gününe kadar çok önemli bir şey çıkmazsa yetişir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Ankaragücü maçının oynanacağı stadyumun zemin nedeniyle değiştirilmesi gerekip gerekmediğiyle ilgili düşünceleri sorulan Okan Buruk, “Sıkışık fikstür devam ediyor. Burada zeminler önem kazanıyor. Türk futbolu için önemli. Türkiye Kupası maçının orada oynanması bence yanlıştı. Büyük sakatlık çıkabilir. Ankaragücü’nde Emre hoca da zeminin kötülüğünden şikayet etti. Ankaragücü topa sahip olan bir takım. Onlar için de zeminin kötü olması kötü. Sadece 4 büyüklerin oyuncuları yok. Bunların birçoğu milli oyuncu. TFF’nin ligin marka değerini koruması gerekiyor. Burada en iyi kararı vereceklerini düşünüyorum. 8, 9 gün içinde zeminin toplayacağını düşünmüyorum. Kararı TFF verecektir. Nerede olursa biz oynayacağız. Ama önemli olan oyuncu sağlığı. Oyuncuların sakatlanacağı bir zeminde oynayacak olursak bu TFF’ye yazacak bir şey” diye konuştu.
“2-0’I KORUMAK İSTİYORMUŞ GİBİ BİR OYUN ORTAYA ÇIKMASIN DİYE BİR FORVET DAHA ALDIM”
2-0’dan sonra skor koruyormuş gibi bir oyun ortaya çıkmaması adına ikinci forvet oyuncusunu oyuna aldığını belirten Buruk, şöyle konuştu:
“Oyun planı içinde rakibin stoperlerinin takip edeceğini biliyorduk. Mertens ve Icardi’nin çıkıp alan yaratması çalıştığımız şeylerdi. Barış’ın, Kerem’in vereceği destek planlarımız arasındaydı. Tabii ki zaman zaman önde top tutamadığımız geriye doğru yaslandığımız yerler oldu. Özellikle bir forvet daha aldım. 2-0’ı korumak istiyormuş gibi bir oyun ortaya çıkmasın diye. Bazen bu oluyor. Rakip, fazla kişiyle geliyor. Bize çok geçiş şansı da çıktı. Onlar bize geçişten geçişe atak olarak döndü. İlk yarının sonunda kalemize geldikleri yerler oldu. Şut, orta tercihlerimizde kaliteyi yukarı çekmemiz gerekiyor.”
“KÖHN’Ü RİSKE ATMAK İSTEMEDİM”
Yeni transfer Köhn’ü bir anda oyuna koymak istemediğini dile getiren Okan Buruk, “Köhn daha dün geldi. Kısa bir antrenman yaptı. Bir anda oyuna koymak istemedim. Berkan da orada Deniz’i tanıyan bir oyuncu. Kısa çalıştığı için de fiziksel olarak riske atmak istemedim. Bir ara onu düşündük. Aurier’in yarın final maçı var. Hızlıca buraya getirip, kadroda mı olacak, başta mı oynayacak sonradan mı oynayacak. Oyuncularımızın durumuna bakacağız” ifadelerini kullandı.
Mauro Icardi’nin karşılamanın ardından hemen soyunma odasına gitmesinin nedeni sorulan Okan Buruk, “Golcü oyuncu beslenmek ister. Bunu bazen arkadaşları yaratır bazen kendisi. Gol atmayan forvet mutsuzdur bu normal. Bizim oyunumuza destek vermeye çalıştı. Ceza sahası içinde çok net pozisyonlar gelmedi. 1 ya da 2 tane net top getirebildik. Ona daha çok net top getirmemiz lazım. Yüzde 100’ünde değil. Kendini buluyor. Önemli bir sakatlık geçirdi. Şu anda ayağından dolayı ağrıları daha az. İğnesiz oynayabiliyor. Böyle bir dönemde takımın yanında. Bu onun gelişimini gösteriyor. Fiziksel olarak çok daha üstüne çıkacak. Getirdiğimiz topların karşılığında tam gol pozisyonu yaratamıyoruz. Bu bizim geliştirmemiz gereken bir şey. Bunu Trabzon’da yaptık. Farklı bir galibiyet aldık. Diğer maçlarda biraz kaldık” dedi.
“AVERAJA KALIR MI BİLMEM”
Sezon sonunda şampiyonu averajın belirleyebileceği, bunun için ayrı bir çalışma yapıp yapmadıkları sorulan Okan Buruk, “İki takımda kazanıyor ama ligde ne olacağı belli değil. Ana hedef puan farkıyla öne geçmek. Bugün maçlarımız kazanırsak şampiyon oluyoruz. 6 maç üst üste kazandık. Rakip mi kaybeder biz mi kaybederiz bilmiyorum. İki takım da son dakika golleriyle kazandı. Bizim hedefimiz maçlarımızı kazanarak orada olmak. Averaja kalır mı bilmem. Girdiğimiz pozisyonları gole çevirmemiz gerekiyor. İlk yarı kaçırdıklarımız var. İkinci yarı oynadığımız kötü bire birler var. Daha çok yapıp, gol üretmeliyiz” şeklinde konuştu.
“BARIŞ’I BİRÇOK YERDE KULLANMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Barış Alper Yılmaz’ı birçok bölgede oynattıklarını söyleyen tecrübeli teknik adam, “Barış’a savunma bölgesinde ihtiyacımız olduğunda kullanmamız oynama alışkanlığı kazandırdı. Bu maçtan önce kasığında bir ağrı vardı. Oynatalım mı oynatmayalım mı diye düşünürken dün antrenmana çıktı. Iki kanatta da oynayabiliyor. Barış’ı birçok yerde kullanmaya devam edeceğiz. Öz güveni çok daha yukarı çıktı. Hem gol hem asist üretme sayısı yukarı gidiyor. Barış’ın gelişiminden mutluyum” dedi.
“OYUNDAN ÇIKARKEN SEVİNEN GÖRMEDİK”
Zaha’nın kupa maçında oyundan çıkarken gösterdiği tepkinin insani bir durum olduğunu, oyundan çıkan bir oyuncunun mutlu olduğunu görmediğini belirten Buruk, “Oyuncularımız çok değerliler. Hepsi çok özel. Kendi alanlarında iyi oyuncular ki Galatasaray forması giyiyorlar. Bizim amacımız hem onları yüksek düzeyde kullanmak hem de maç kazanmak. Kendi egolarımızdan, duygularımızdan feragat etmemiz gerekiyor. Takım oyununda bütün oyuncularımızın rollerini bilmesi gerekiyor. Profesyoneliz. İmzayı attıktan sonra az oynadım çok oynadım diye bir şey yok En iyi olanlar oynayacak. Bazen başlayacaksınız, bazen oyununun devamında gireceksiniz. Bazen insani tepkiler olabiliyor. Ben her tepkide kesip atmayı, bunu onların üstüne yapıştırmayı doğru bulmuyorum. Oyuncu tabii ki çıkınca üzülecek. Oyundan çıkınca sevinen görmedik. Üzülmeler olabiliyor. Bunu çok çabuk tamir etmemiz gerekiyor. Ben kendim için bir şey yapmıyorum. Oyuncuların da böyle yaklaşması gerekiyor. Galatasaray’ın başarısı için herkes bu görevi almak zorunda. Herkesin yapısı farklı, herkes bir tezgahtan çıkmıyor. 25 farklı oyuncu var. Tepkiler farklı olabiliyor. Bunları doğru yönetmek gerekiyor. Oyuncuyu tanımak, iyi analiz etmek gerekiyor. Bu insani şeyler olacak. Takıma zarar vermeyecek şekilde yönetmemiz gerekiyor” diye konuştu.
“MERTENS’LE OLMAKTAN MUTLULUK DUYUYORUZ”
Mertens’in sezon sonunda sözleşmesinin sona ereceği, gelecek sene kendisiyle çalışmak isteyip istemeyeceği sorulan Okan Buruk, şu ifadeleri kullandı:
“Mertens önemli bir karakter. Sadece oyunculuk olarak değil. Saha içinde çok akıllı bir oyuncu. Oyun içinde top hem rakipte hem de bizdeyken doğru pozisyon alabiliyor. Şu an tek düşüncemiz şampiyonluk. Devam edecek mi, etmeyecek mi, burada mı edecek başka yerde mi? Biz onla olmaktan mutluluk duyuyoruz. Şampiyonluk yolunda önemli rollerden birisi olacak. Benim için önemli olan bu. Diğer kısmı ondan dinlemek gerekiyor.”
]]>Hakemler: Feridun Daldaş, Egemen Savran, Güner Mumcu Taştan
Yukatel Adana Demirspor: Vedat Karakuş (Dk. 99 Yılmaz Aktaş), İsmail Çokçalış, Manev, Abdulsamet Burak, Abdurrahim Dursun (Dk. 76 Nourani), Tayfun Aydoğan (Dk. 66 Gravillon), Dorukhan Toköz (Dk. 66 Michut), Yusuf Erdoğan, İzzet Çelik (Dk. 46 Emre Akbaba), Zeneli (Dk. 46 Akintola), Nani
Anagold 24Erzincanspor: Erdi Yokuşlu, Enes Yılmaz, Gökhan Payal, Gençer Cansev (Dk. 46 Kamil İçer), İlker Günaslan, Özkan Yiğiter, Çınar Tarhan (Dk. 69 Furkan Işıkdemir), Hasan Kaya (Dk. 91 Şamil Başaran), Ali Altınöz (Dk. 79 Bahadır Taşdelen), Oğuz Han Aynaoğlu (Dk. 58 Ziya Alkurt), Kubilay Türk Yılmaz (Dk. 69 Muhammed Enes Yılmaz)
Goller: Dk. 65 Ziya Alkurt, Dk. 77 Özkan Yiğiter (Anagold 24Erzincanspor), Dk. 89 Michut, Dk. 90+2 Emre Akbaba (Yukatel Adana Demirspor)
Sarı kartlar: Dk. 23 Abdurrahim Dursun, Dk. 81 Yusuf Erdoğan, Dk. 84 Abdulsamet Burak, Dk. 105+3 Gravillon (Yukatel Adana Demirspor), Dk. 113 Erdi Yokuşlu, Dk. 118 Enes Yılmaz (Anagold 24Erzincanspor)
Ziraat Türkiye Kupası 5. turunda TFF 2. Lig temsilcisi Anagold 24Erzincanspor, normal süresi ve uzatma bölümü 2-2 tamamlanan maçta Yukatel Adana Demirspor’a penaltılarda 7-6 üstünlük kurarak son 16 turuna yükseldi.
18. dakikada Ali Altınöz’ün ceza sahası sağ çaprazından yerden sert şutunda savunmaya çarpan top kornere gitti.
Karşılaşmanın ilk yarısı, golsüz tamamlandı.
65. dakikada Anagold 24Erzincanspor öne geçti. Ziya Alkurt’un ceza sahası dışından sol çaprazdan vuruşunda, meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 0-1.
77. dakikada Anagold 24Erzincanspor farkı 2’ye çıkardı. Kamil İçer’in ceza sahası sol çaprazından ortasında altıpas içinde yükselen Özkan Yiğiter’in kafa vuruşunda, meşin yuvarlak ağlara gitti: 0-2.
89. dakikada Yukatel Adana Demirspor farkı 1’e indirdi. Nani’nin pasında ceza yayı önünde topla buluşan Michut’un sert şutunda, top ağlarla buluştu: 1-2.
90+2. dakikada Adana Demirspor beraberliği yakaladı. Yusuf Erdoğan’ın sol kanattan ortasında Michut’un çevirdiği topla kale sahası çizgisi önünde buluşan Emre Akbaba, yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 2-2.
Karşılaşmanın normal süresi 2-2 sona erdi ve uzatma bölümüne geçildi.
94. dakikada Furkan Işıkdemir’in uzaktan sert şutunda top, kaleci Vedat Karakuş’a çarparak oyun alanına döndü. Devam eden pozisyonda savunma meşin yuvarlağı uzaklaştırdı.
Uzatma bölümünün ilk devresinde skorda değişiklik olmadı.
111. dakikada Gravillon’un ceza sahası dışından sert şutunda, kaleci Erdi Yokuşlu’nun müdahale ettiği top direğe çarpıp kornere çıktı.
Müsabakanın uzatma bölümü de 2-2 tamamlandı ve tur atlayacak ekibin belirlenmesi için seri penaltı atışlarına geçildi.
Penaltılarda Anagold 24Erzincanspor’dan Kamil İçer, Ziya Alkurt, Muhammed Enes Yılmaz, Bahadır Taşdelen, Gökhan Payal, Furkan Işıkdemir ve Özkan Yiğiter’in vuruşları golle sonuçlandı.
Adana Demirspor’da ise Emre Akbaba, Nani, Akintola, Gravillon, Yusuf Erdoğan ve Michut, atışları gole çevirirken, Manev’in vuruşunda top direkten döndü.
Penaltılarda rakibine 7-6 üstünlük kuran Anagold 24Erzincanspor, kupada adını son 16 turuna yazdırdı.
]]>Real Madrid’e sezon başında transfer olan Milli oyuncu Arda Güler, İspanyol ekibiyle ilk maçına çıktı. Real Madrid’de 59 dakika oyunda kalan 18 yaşındaki oyuncu, 3-1’lik galibiyette performansıyla beğeni topladı.
Sezon başında Fenerbahçe’den 20+10 milyon Euro bonservis bedeliyle İspanyol ekibi Real Madrid’e transfer olan 18 yaşındaki oyuncu Arda Güler, yaşadığı sakatlıklar sebebiyle henüz İspanya ekibinde süre bulamamıştı. Sakatlığını atlatan ve bir süredir takımla antrenmanlarına devam eden Arda Güler, İspanya Kral Kupası son 32 turunda deplasmanda 2’nci Lig ekibi Arandina karşısında ilk 11’de çıkarak ilk kez Real Madrid formasını giymiş oldu. Müsabakada 59 dakika oyunda kalan Arda, karşılaşmada etkili oyunuyla galibiyette büyük rol oynadı.
El Montecillo’da oynanan karşılaşmayı Julian Villasenor yönetti. Karşılaşmaya ev sahibi ekip Arandina; Alvarez – Ochoa, Marquez, Pesca, Atomo, Santa, Vitolo, Zazu, Haji, Sualdea ve Ayoub 11’iyle çıktı. Konuk ekip Real Madrid ise; Kepa – Tobias, Carillo, Nacho, Garcia, Ceballos, Camavinga, Paz, Arda Güler, Brahim ve Joselu ile sahadaydı.
Karşılaşmanın ilk yarısında oyuna ağırlığını koyan Real Madrid oldu. Oyunu tamamen Arandina yarı sahasına yığan Madrid, yer yer boşluklar bulsa da pozisyonları tamamlama konusunda sonuç bulamadı. Karşılaşmanın ilk yarım saatlik bölümünde Arda Güler, gösterdiği performans ile Real Madrid’de ön plana çıkan isim oldu. İlk yarıda Arda Güler’in çok istekli oluşu ve maçtaki bütün aksiyonların içerisinde yer alması da dikkat çekti. Maçın 19’uncu dakikasında Arda’nın bir şutu da direğe çarparak dışarıya çıktı. İlk yarı golsüz sonuçlandı: 0-0.
İkinci yarıda da Real Madrid, oyuna ön alan baskısıyla başladı. Topun hakimiyetini hiç kaybetmeyen Real Madrid, 53’üncü dakikada sol çaprazdan ceza sahasına hareketlenen Brahim Diaz’ın Zazu’nun müdahalesiyle yerde kalmasıyla penaltı kazandı. 54’üncü dakikada topun başına geçen Joselu, karşılaşmada perdeyi açtı: 0-1. Golden bir dakika sonra İspanyol devinde bu kez penaltıyı aldıran Brahim Diaz, farkı 2’ye çıkaran golü kaydetti. 55’inci dakikada penaltı noktasının gerisinde savunmadan seken topu önünde bulan Brahim Diaz’ın kontrolü sonrası şutunda top ağlarla buluştu: 0-2. Golün ardından oyunda tempo düşerken, Arandina da tüm hatlarıyla savunmaya çekildi. Karşılaşmanın son bölümlerinde ise Madrid, kısa paslarla organize olmaya çalıştı. 90+1’inci dakikada sağ kanatta topla buluşan Brahim Diaz’ın altıpas üzerine çevirdiği topa Rodrygo kontrolü sonrası vuruşunda meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 0-3. Golden sonra karşılaşmada ilk kez Arandina etkili geldi. 90+3’üncü dakikada ceza sahası içi sağ çaprazında Raly’nin içeri çevirdiği topa Madrid savunmasında Nacho ters dokundu ve top ağlara gitti: 1-3. Karşılaşmada başka gol olmayınca Real Madrid mücadeleden 3-1 galip ayrılan taraf oldu.
İLK MAÇ PERFORMANSI DİKKAT ÇEKTİ
Arda Güler, Real Madrid formasıyla ilk maçına İspanya Kral Kupası son 32 turunda deplasmanda 2’nci Lig ekibi Arandina karşısında çıktı. Mücadeleyi 3-1 kazanan Real Madrid’de Arda Güler, karşılaşmada 59 dakika süre aldı. Milli oyuncu, 59 dakikada toplam 56 kez topla buluştu. Karşılaşmada oyundan çıkana kadar sahanın en iyilerinden biri olan Arda, yüzde 90 pas isabetiyle oynadı. Toplamda 39 pas denemesi yapan Arda Güler, 35’ini olumlu kullandı. 2 de kilit pas veren 18 yaşındaki oyuncu, 4 şut çekti ve bir şutu da direkten döndü. İlk maçında hücum anlamında etkisini gösteren Arda, büyük övgü topladı.
]]>