TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul Fişekhane’de gerçekleşen açılış törenine, sinema ve sanat dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
Etkinlik bu yıl, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkati çekmek amacıyla “Uzak Olsa da Aslında Çok Yakın” mottosuyla gerçekleştiriliyor.
Açılış töreninde konuşan Sobacı, TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri’nin yolculuğunun 2009’da başladığını ve 2010’da uluslararası bir boyut kazandığını belirtti.
Sobacı, “Dünyanın en saygın belgeselcilerini ülkemizde buluşturan, hem amatör hem de profesyonel belgeselcileri destekleyerek sektöre nefes olan festivalimiz, büyük bir ilgi görerek zaman içerisinde gelenekselleşti ve bir belgesel şenliğine dönüştü.” dedi.
“Festivalde bu yıl, 100 ülkeden tam 1651 başvuru yapıldı”
Dünyanın belli bir coğrafyasında yaşanan olayların etkisinin sadece o coğrafyayla sınırlı kalmadığına dikkati çeken Sobacı, şunları kaydetti:
“Bu gelişmeler, aslında tüm insanlığın geleceğini etkiliyor. Bu yılki mottomuz, tam da bu gerçeğin bir ifadesidir. Festivalimize bu yıl, 100 farklı ülkeden tam 1651 başvuru yapıldı. Bu başvurular arasında, dünyanın en prestijli yönetmenlerinin filmleri de yer alıyor. Bu sayının, TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri’nin 15 yıllık tarihinde bir rekor olduğunu özellikle belirtmek isterim. Bu rekor sayı, festivalimizin 15 yılda kat ettiği mesafenin ve bugün uluslararası düzeyde gördüğü büyük teveccühün açık bir nişanesidir.”
“15. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri”nin jürisinin de çok kıymetli isimlerden oluştuğunu dile getiren Sobacı, “Dünyanın dört bir yanından belgesel dünyasının duayen isimlerinin katılımıyla, belgeselciliğin bugününe ve yarınına ışık tutacak paneller düzenleyeceğiz. Ayrıca, film gösterimleri sonrası yönetmen söyleşileri ve atölye çalışmaları gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.
“Filistinlilerin feryadının dünyanın yedi kıtasında yankı bulması için gayret gösteriyoruz”
Mehmet Zahid Sobacı, belgesellerin küresel meselelerin çözümüne ışık tutabildiğini ve dünyada yaşanan kriz ile adaletsizlikleri tüm çıplaklığıyla ortaya koyabilmeleri adına önemli olduğunu söyledi.
Uzunca bir süredir savaşlar, zorunlu göçler, yoksulluk ve yoksunlukla beraber dünyanın tüm krizlerden daha yakıcı bir krizle ve adaletsizlikle sınandığının altını çizen Sobacı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“432 gündür Gazze’den arşı titreten bir feryat yükseliyor. Ancak Batılı ülkeler ve onların güdümündeki medya kuruluşları, arsızca bu feryada kulaklarını tıkıyor. Vicdanları sızlatan bu iki yüzlülük karşısında, hakikatleri anlatma sorumluluğunu TRT olarak bizler üstleniyoruz. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sergilediği onurlu duruşla tüm dünyaya adalet ve hakkaniyet dersi verirken, Türkiye’nin kamu yayıncısı olarak bizler de Filistinlilerin feryadının dünyanın yedi kıtasında yankı bulması için gayret gösteriyoruz. Bu gayretimizin bir yansıması olarak, 15. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri takviminde de Gazze’ye özel başlıklar oluşturduk. Filistinli ünlü yönetmen Rashid Mashawari’nin yapımcılığını üstlendiği, Gazze’deki 22 yönetmenin sahada çektiği 22 kısa filmden oluşan ‘Sıfır Noktasından’ belgeseline, festivalimizin özel seçkisinde yer verdik. Filistin’in 97. Akademi Ödülleri’ndeki Oscar adayı olan bu belgesel, Türkiye prömiyerini bugün 15. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri kapsamında gerçekleştirmiş oldu.”
Sobacı, festivalin açılış filmi olarak “Gazze’yi Görüyorum” adlı belgeselin belirlendiğini ifade ederek, Filistin’de yaşananlara dair farkındalık yaratmak amacıyla paneller de düzenlediklerini bildirdi.
“Direniş Hikayeleri” adlı panelin de program kapsamında gerçekleştirileceğini anlatan Sobacı, “TRT olarak bizler, mazlum Filistin halkının medya alanındaki sesi soluğu olmak için bundan sonra da var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Zehirli bir sarmaşık gibi dünyanın boğazına dolanan İsrail, masum kanından beslenerek abat olamayacağını er ya da geç anlamak zorundadır. Zira Suriye’de bugün yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki, zulümle abat olanın ahiri berbat olur.” şeklinde konuştu.
Etkinliğin açılış filmi olarak TRT İç Yapımlar imzalı “Gazze’yi Görüyorum” (I See Gaza) belgeseli gösterildi.
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere yönelik soykırım savaşına karşı dünyadaki protestoları sergileyen “I See Gaza” belgeselinin bu bölümünde yer alan İrlandalı ünlü oyuncu Liam Cunningham da festivalin özel konuğu olarak etkinlikte yer aldı.
Gecenin açılışında Azerbaycan devlet sanatçısı, piyanist ve besteci Turan Manafzade ve Türk devletlerini temsilen bir araya gelen yedi kadın müzisyenden oluşan “7 Güzel” isimli müzik topluluğu sahne aldı.
15. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri hakkında
TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri, bu yıl 15. yılı olması sebebiyle Kristal Yılı’nı kutluyor. Etkinliğin 4 günlük takvimi boyunca alanında usta isimlerle söyleşiler, paneller ve atölye çalışmaları gerçekleştirilecek.
Jüri üyeleri ile etkinlikte yer alacak isimler arasında İrlandalı aktör Liam Cunningham, Tokyo Docs’un kurucu üyelerinden Ken-ichi Imamura, yönetmen Semih Kaplanoğlu, Filistinli yönetmenler Vin Arfuso ve Mohamed Jabaly, Derviş Zaim, Ensar Altay ve İran sinemasının yönetmenlerinden Yaser Talebi gibi alanında uzman isimler yer alıyor.
Festivalde yarışan belgeseller ve özel seçki belgeseller etkinlik boyunca Fişekhane 2, 4, 5 ve 6 numaralı salonlarda halka açık ve ücretsiz izlenebilecek.
Dört yarışma kategorisinde 100 ülkeden 1700’e yakın başvurunun yapıldığı festivalde, 40 finalist ödül için yarışacak. 15 Aralık’ta düzenlenecek ödül töreninde ise “TRT 60. Yıl Özel Ödülleri” de dahil toplam 15 ödül sahipleriyle buluşacak.
Etkinliğin kapanış ve ödül töreni 15 Aralık Pazar günü saat 20.00’de TRT Belgesel ekranlarında canlı yayınlanacak.
Festival takvimi ve yarışma hakkında detaylı bilgiye “www.trtbelgesel.com” adresinden ulaşılabilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KESK’e bağlı Basın Yayın ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber Sen), İzmir TRT İl Müdürlüğü önünde “Son 20 yılda ki bütün seçimlerde olduğu gibi TRT bizi yine yanıltmadı. Kamu hizmeti yayıncılığı yapması gereken, halktan alınan vergilerle finanse edilen kurum halktan uzaklaştı ve iktidarın yayın kanalı olma görevini yine devam ettiriyor” açıklamasını yaptı.
Haber Sen üyeleri, İzmir TRT İl Müdürlüğü önünde toplanarak yerel seçim sürecinde TRT’nin yayın politikasıyla ilgili açıklama yaptı. Haber – Sen İzmir 6 No’lu Şube Başkanı Menduh Tunç okudu. Açıklamaya CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, eski CHP İzmir Milletvekili Atila Sertal, TİP Konak Belediye Meclis Üyesi Adayı Bilal Erdoğan, Yapı Yol Sen İzmir Şube Başkanı Ergün Küçükkaya, Tüm Emekliler Sendikası Seferihisar Şube Başkanı Emire Özkoç ve emekli TRT çalışanları katıldı. Tunç, şunları söyledi:
” SARAY ADETA TRT HABER İÇİNE KENDİ HABER MERKEZİNİ KURGULADI”
“Kuruma doldurulan liyakatsiz yöneticiler, işin ehli olmayan ve birilerinin ricasıyla işe alınan personel, dur durak bilmiyor, kurumu tarafsızlık ilkesinden uzaklaştırıyor. Siyasi erk tarafından ‘bir sana, bir bana’ mantığı ile kadrolar dolduruluyor, liyakatsiz yöneticiler iş başına geliyor. Özellikle TRT Haber Kanal Koordinatörlüğü; kurumda deneyimli, kadrolu pek çok muhabir ve yönetici varken yöneticileri Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından gelmeye devam ediyor, haber merkezi bir propaganda merkezine dönüştürüldü. Saray adeta TRT Haber içinde kendi haber merkezini kurguladı. TRT Haber’in seçim öncesi karnesine baktığımızda; 01 Ocak ve 10 Şubat 2024 tarihleri arasındaki 40 günlük yayın kayıtları incelendiğinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’nin ekrana getirilme süresi 1945 dakika olarak kayda geçmişken; ana muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin ekrana getirilme süresinin 25 dakika, DEM Parti Eş Genel Başkanlarına ise sıfır dakika verildiği tespit edildi. TRT Haber’in 19 Mart 2024 tarihli 24 saatlik yayını incelendiğinde ise, canlı yayınlar ve haber bültenlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP adaylarına 6 saat 35 dakika 22 saniye yer verilirken; CHP lideri Özgür Özel ise gece yarısı yayınlanan 2 bültende sadece 67 saniye yer alabildi. Aynı gün CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, Ankara adayı Mansur Yavaş ve İzmir adayı Cemil Tugay bir saniye bile TRT Haber ekranında yer bulamadı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir haberle 2 dakika 33 saniye TRT Haber’de yer alırken, İyi Parti İstanbul adayı Buğra Kavuncu da 4 haberle 4 dakika 24 saniye ekranda kaldı. Diğer muhalif partilere ise hiçbir bülten ve canlı yayında yer verilmedi. Diğer taraftan TRT ekranlarında afetlere yönelik yayımlanan spot filmler ise doğrudan Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayının propagandası içermektedir. Filmlerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İstanbul adayının görüntüleri eşliğinde vatandaşın ‘Özellikle Eski Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum hiçbir zaman elini eksik etmedi’ şeklindeki sözlerini izleyebilirsiniz. Kaldı ki bu spot filmlerin seçim yaklaştığı son 2 hafta içinde neredeyse her saat yayınlandığını görebilirsiniz”
“TRT KAMU VİCDANINA SIĞMAYAN BİR SUÇ İŞLERKEN RTÜRK VE YSK İSE SÜRECE SEYİRCİ KALMAKTADIR”
TRT’yi kamu yayıncılığı yapmaya davet ettiklerini ifade eden Tunç, “Yerel seçimlere giderken TRT’nin sadece iktidar ve ortaklarının propagandasını yapması, sadece halk nazarında değil, kurumun asli emekçileri üzerinde de inanılmaz bir rahatsızlık yaratmaktadır. TRT kamu vicdanına sığmayan bu suç işlerken RTÜRK ve YSK ise sürece seyirci kalmaktadır. Hatırlatalım; bu Anayasal bir suçtur! TRT Kanunu’nun Yayın Esasları bölümünün 5.maddesi, “Anayasanın sözüne ve ruhuna bağlı olmak; kamu yararını korumak ve kollamak, tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak.” üzerinedir. Haber-Sen olarak ‘kamu hizmeti yayıncılığı’ ilkesi içinde olması gereken TRT’yi bir kez daha bıkmadan usanmadan bu ilkeye dönmesi çağrısını yapıyoruz. TRT yönetimi, 2954 sayılı TRT Yasası’nın yayın esaslarını belirleyen 5. maddesinin k ve m fıkralarını anlayarak okuyup uygulasalar tartışmalar bitecek. Yasa diyor ki; ‘TRT, Haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasında tarafsızlık, doğruluk ve çabukluk ilkeleri ile çağdaş habercilik teknik ve metotlarına bağlı olmak, kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak zorundadır’. TRT, yöneticilerine Anayasa’nın 133. maddesini ve TRT Yasası’nı bir kez daha okumalarını öneriyoruz” şeklinde konuştu.
]]>
TRT İstanbul Ulus Kampüsü’ndeki etkinlikte, ramazan ve Filistin ruhunun yaşatılması, Gazze’deki mazlumlarla empati kurulabilmesi için katılımcılara iftarda simit, yoğurt, hurma ve su ikram edildi.
Programın açılışında konuşan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Ramazan-ı Şerif’i idrak ederken, Gazze’nin ve Filistinlilerin acısını iliklerine kadar hissettiklerini söyledi.
Türkiye’nin kamu yayıncısı sorumluluğuyla gerçekleştirdikleri iftar programında, eli kanlı İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği hudutsuz katliamları bir kez daha haykırmak, unutturmamak ve zulmün sıradanlaştırılmasına izin vermemek için bir arada olduklarını belirten Sobacı, bu kapsamda iki gün sürecek programa, TRT Uluslararası Yayınların Filistin için hazırladığı özel belgeseller, video gösterimleri ve panellerin eşlik edeceğini kaydetti.
“7 Ekim’den bu yana her geçen gün daha da saldırganlaşan İsrail hükümeti, çocuk kanından beslenerek abat olamayacağını eninde sonunda bir gün anlayacak.” diyen Sobacı, İsrail’in bugüne kadar Gazze’de 150’ye yakın basın mensubunu katlettiğini aktararak, İsrail’in kasıtlı bir şekilde gazetecileri hedef alarak soykırımın duyurulmasını engelleyebileceği hezeyanına kapıldığını dile getirdi.
Sobacı, “Bizler, Türkiye’nin kamu yayıncısı olarak tüm dünyanın gözü önünde fosfor bombalarıyla, açlıkla, susuzlukla, iletişim olanaklarını yok ederek Gazze’yi nefessiz bırakmaya çalışan İsrail’in, fütursuzca sürdürdüğü katliamlarını sonuna kadar anlatacağız. Batılı hükümetler ve medya organlarının, çarpık, kirli, karanlık ve çıkar odaklı politikaları ve yayınlarına karşın bizler bu program çerçevesinde bugün ve yarın, yayın mecralarımızda her daim Filistin’in onurlu yürüyüşünü ve İsrail’in vahşetini tüm boyutlarıyla anlatmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
“Batı, tüm dünyaya ihraç etmeye çalıştığı sözde insani ve ahlaki değerlerin altında kalmıştır”
Bu bağlamda üç yeni belgeseli daha yayınlayacaklarını ifade eden Sobacı, İsrail’in radikal yerleşimcilerini konu edinen “Kutsal İşgal”, Filistin’in güçlü kadınlarının hikayesini anlatan “Sevgili” ve Filistin’in direniş şiirlerine ilişkin “Özgür Kelimeler” belgesellerinin ekranlara geleceğini bildirdi.
Sobacı, dünyayı yaşanan trajediye tanık etme, her insana tanıklık sorumluluğunu yükleme gayesinde olduklarını belirterek, “7 Ekim’den bu yana bir kez daha gördük ki Batı, tüm dünyaya ihraç etmeye çalıştığı sözde insani ve ahlaki değerlerin altında kalmıştır. Basın özgürlüğünün ise Batı’nın özgürlüğünden başka bir şey ifade etmediği çok açık bir şekilde kanıtlanmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür.” ifadesinin, 8 milyarın hakkını gözeten bir gelecek inşasının yegane temeli olduğunu vurgulayan Sobacı, Türkiye’nin gücünü, imkanını, teknolojisini, iradesini, sözünü ve eylemini her daim mazlumdan ve haklıdan yana kullandığını, kullanmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
“Filistin halkının bağımsızlık mücadelesine Türkiye büyük destek veriyor”
Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türk halkına ve sivil toplum örgütlerine Gazze’ye desteklerinden dolayı teşekkür ederek, “İsrail’in saldırılarında Gazze’de yaralanan vatandaşlarımızı Türkiye’ye getirip hastanelerde tedavi ettirdiğiniz için şükran borçluyuz. Filistin halkının bağımsızlık mücadelesine Türkiye büyük destek veriyor. Bu duruşunuzdan dolayı Allah razı olsun.” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi ve İnsan Hakları Konseyi’nin İsrail’in Gazze’de işlediği soykırıma karşı bugüne kadar binden fazla karar aldığına işaret eden Mustafa, işgalci İsrail’in bu kararların bir tanesine dahi uymadığına dikkati çekerek, “İsrail, sanki uluslararası hukukun üstünde, hesap vermeye tabi olmayan bir devletmiş gibi davranıyor.” diye konuştu.
Mustafa, TRT’ye böyle bir program düzenlediği için de şükranlarını sunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Direnmeye ve hayatımızı feda etmeye değer bir şey var. Özgürlük ve onur… Biz geri çekilmeyeceğiz, umutsuzluğa kapılmayacağız. Dünyadaki tüm özgür ve onurlu insanlar haklı davamızı desteklediği için yalnız olmadığımızı çok iyi anlıyoruz. Başkenti Kudüs olan Filistin devleti özgür ve bağımsız olana kadar o topraklarda kalacağız.”
Konuşmaların ardından TRT tarafından yapım çalışmaları süren belgesellerin fragmanları gösterildi.
Programın sonunda, TRT Uluslararası Özel Haberler ve İçerikler Bölümü’nden ödüllü yönetmen Ensar Altay’ın, Gazze’yi sanatsal bir bakış açısıyla ele aldığı belgesel çalışması “Şahit” izleyicilere sunuldu.
Etkinlik kapsamında ayrıca “Tek Kurtulan” ve “Dijital İşgal” belgeselleri seyircilerle buluştu. Program kapsamında yarın da “Rafah: Tekinsiz Sığınak”, “Dijital İşgal”, “Siyonizm: Bir Devlet Yaratmak” ve “Şahit” belgeselleri gösterilecek.
]]>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile yaptığı görüşme sonrasında konuştu. Genel Müdür’ün ‘TRT bir yayın kuruluşudur. ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür” dediğini, kendilerinin de “Bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi?” diye sorduklarını ve “Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır” karşılığını aldıklarını söyledi. Günaydın, “Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. ” dedi.
TRT’nin seçim döneminde tarafsız yayın politikası yürütmediği gerekçesiyle TRT Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapacağını açıklayan Günaydın, kendisine görüşme randevusu verilmesinin ardından TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile görüştü. Görüşme sonrasında CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ile basın açıklaması yapan Günaydın şunları söyledi:
“Önceki gün itibariyle TRT Genel Müdürü’nden yayınlarında görülen açık adaletsizlikler karşısındaki tutumunu değerlendirmek ve CHP’nin görüşlerini aktarmak üzere bir randevu talep etmiştik. Dün bütün gün boyunca ne zaman uygun olursa bu randevunun bizim için uygun olacağını söylemiştik. Bugün de o randevunun gelmemesine göre saat 11.00’de bir basın toplantısını TRT önünde yapmayı planlamıştık.
Bu sabah itibariyle saat 09: 15’te TRT Genel Müdürlüğü özel kaleminden bugün 16.30’a bir randevu verildiği ifade edildi. Bunun üzerine sabah yapmayı planladığımız basın açıklamasını iptal ettik. TRT Genel Müdürü ile 67 dakika süren bir görüşme yaptık. Açıkçası kurumların önüne gelen, kurumların yöneticileriyle görüşmeden çeşitli açıklamalar yapan bir siyasi tutum geliştirmek istemedik. Çünkü muhataplarımızın kamu kurumlarının yöneticilerinin nasıl bir ruh hali içerisinden olduklarını, nasıl bir tutum içerisinde olduklarını anlamak isteriz. Türkiye’nin daha temiz, daha sağlıklı bir siyasal ortama da kavuşmasını isteriz. Bu bağlamda bu görüşmeyi biz de uygun gördük ve kendisiyle görüştük.
“CHP KÖKLÜ BİR PARTİDİR. HABER DEĞERİ TAŞIR”
Sayın Genel Müdür der ki ‘TRT bir yayın kuruluşudur. ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür’ Dedik ki peki bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi? Kendisi, ‘Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır’ dedi.
Bunun üzerine yayın saatlerindeki açık adaletsizliği nasıl tanımlayabiliyorsunuz? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz? Dedik. Orada editöryal bağımsızlık ve tarafsızlığın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Biz de dedik ki, bir insan editöryal olarak bağımsız olabilir ama tarafsız olmayabilir. Burada da zaten bu çok açık olarak görülüyor. Kendisiyle ilgili kamuoyuna da yansıyan sürelerle ilgili açıklama yapmasını bekledik. Sayın Genel Müdür, ‘Kamuoyuna sürelerle ilgili yansıyan açıklamalar, RTÜK’ün bazı üyeleri tarafından saptanan açıklamalardır. Dolayısıyla bu açıklamaların doğru olmadığını düşünüyoruz’ dedi.
“YANLI YAYINLARA TAHAMMÜL ETMEYECEĞİZ”
Ayrıca ben yetkisi ve görevi olmayan hangi bilimsel ölçütlere göre saptandığı belli olmayan yayın saati tartışmasının içine TRT’yi sokmak istemem’ dedi. Kendi sözcükleri bunlardır. Biz de bu sözler üzerine TRT gibi bir yayın kuruluşunun yapması gereken görevler var. Her ayın son günü itibariyle siyasi yayınlarında hangi siyasi partiye, hangi lidere, hangi kritere göre ne kadar zaman ayırdığını bilimsel ölçütlerle bunu saptar ve yayınlar. Bu saptamayı ve verileri de kamuoyu denetimine açar. Böylece iddia ettiğiniz yanlış olgu ortadan kalkar. ve gerçek ortaya çıkar. Örneğin, Erdoğan’a ayrılan sürenin bin 942 saat olduğu söyleniyor. Siz diyebilirsiniz ki bunun 942 saati Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı işler. Ama bin saati de örneğin Kütahya mitinginde olduğu gibi ya da Meclis’te grupta yaptığı konuşma gibi AKP Genel Başkanı sıfatıyla yaptığı işlerdir. O halde de bununla örneğin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ayrılan zaman arasındaki bir süreyi karşılaştırabilir hale gelebiliriz. Kendisine kuvvetle yaptığımız tavsiye, bu ayrımı yapınız. Bu ayrım yalnızca kamuoyunun sizin hakkınızda bir fikir oluşturmasına neden olmaz. Aynı zamanda TRT Genel Müdürü ve TRT’nin üst kadrosu, Ocak ayında AKP’ye, CHP’ye ne zaman ayırdığını görür. Şubat ayında kendisini buna göre düzeltme ihtiyacı içerisinde olur. Böylece bu TRT için de önemli ve olumlu bir adım olabilir. Bunun üzerine TRT içerisinde bir iç değerlendirme yapacağına ilişkin bir söylemi oldu. Elbette kendilerinin bileceği iştir. 2022 başından bu yana 12 milyar dolar, bugünkü rakamlara göre 375 milyar TL bütçe kullanan, 8 bin 500 çalışanı bulunan ve her birimizin bütçeleriyle kendisine kaynak oluşturan TRT’nin yanlı yayınlarına daha fazla tahammül etmeyeceğiz.
“TRT AÇIK SİYASİ ALGILARIN BİR PARÇASI YAPILMAMALIDIR”
Örneğin son genel seçimden evvel, TRT yaptığı bir dizide bir teröriste ‘Geliyor gelmekte olan’ sözcüğünü kullandırıyor. Sayın Genel Müdür, bu sözcüğün kendisiyle ilgili olmadığını, her senaristin sözünü kendisinin kontrol edemeyeceğini söyledi. Elbette doğru olabilir. Bunun bir mekanizması olmalıdır. TRT, son derece açık siyasi algıların bir parçası yapılmamalıdır. Sayın Özgür Özel’in en son yaptığı grup konuşmasında TRT’yi eleştirmesi üzerine yayının kesilmesinden bahsettik. O da ‘Ben bu yayını izlemedim. Arkadaşlarıma sordum. Özgür Özel, TRT’yi eleştirmeye başlamadan evvel, üç dakikalık bir yayından sonra yayın kesilmişti’ dedi. Peki AKP Genel Başkanı sıfatıyla Recep Tayyip Erdoğan, grupta toplantı yaparken bu toplantıyı naklen ve tam olarak veriyor musunuz? Diye sorduk. ‘Evet veriyoruz’… Vermezseniz sizi burada bir dakika oturturlar mı? ‘Oturtmazlar…’
Peki o halde neden CHP’nin yaptığı grubu tam olarak vermiyorsun? Neden üç dakika veriyorsun? Neden TRT aracılığıyla CHP’nin sözünü halka ulaştırmayı görev saymıyorsun?… Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. RTÜK’ün burada bir denetim yapması gerekir. RTÜK başkanının sıfatına bakılırsa, bu denetimin yapmayacağı açıktır. Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerde siyasal partilere demokratik, adil ve eşit bir süre paylaşımı konusunda 20 Ocak 2023 tarihinde genelgesini yayınlamıştır. Yüksek Seçim Kurulu’nu genelgesini takip etmeye davet ediyorum.”
]]>CHP kontenjanından seçilen RTÜK üyeleri Tuncay Keser ve İlhan Taşcı, TRT’nin seçim yayınlarına ilişkin Üst Kurul’a şikayet dilekçesi sundu. Keser ve Taşcı, iktidar partisi ile muhalefet partisi belediye başkan adaylarının konuşmalarına eşit oranda yer verilmediğini vurguladı.
RTÜK ÜYELERİ KESER VE TAŞCI’NIN ŞİKAYET DİLEKÇESİ
Keser ve Taşcı’nın şikayet dilekçesinde, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılmasını hükmeden kararını hatırlatarak, şu ifadelere yer verildi:
“Anayasa’nın 79’uncu maddesi ile seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma görevi, Yüksek Seçim Kurulu’na verilmiştir. YSK tarafından; ilgili Yasa doğrultusunda, seçimlerin özgür ve adil bir ortamda yapılması için, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un bazı maddeleri ile seçim hukukunu ilgilendiren 8, 29/A, 30 ve 45’inci maddelere ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda; 2023/1565 No.lu karar, Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Anayasa’nın 133. Maddesi kapsamında, üyeleri TBMM Genel Kurulu’nca seçilen, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, ‘6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’ hükümlerini uygulamakla yükümlüdür.
6112 sayılı Kanun’un; seçim dönemleri için düzenlenen 30’uncu maddesi birinci fıkrasında; “Seçimlerle ilgili olarak seçim dönemlerinde yapılan yayınlara ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir.”, ikinci fıkrasında; “Üst Kurul, medya hizmet sağlayıcılarının seçim dönemlerindeki yayınlarını Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları doğrultusunda izler, denetler ve değerlendirir” hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede 6112 sayılı kanunun “Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun Yükümlülüğü”nü belirleyen 45’inci maddesinin önemine vurgu yapılarak şunlar kaydedildi:
“Birinci fıkrasında, ‘8’inci maddede belirtilen yayın ilkeleri ile bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümleri, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu yayınları hakkında da uygulanır’,
İkinci fıkrasında, “Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ihlalin niteliği açıkça belirtilerek Üst Kurulca uyarılır ve yükümlülüğün gereğinin yerine getirilmesi ilgili Bakanlığa bildirilir.”, hükümleri yer almaktadır.
Dolayısıyla; Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) da, tüm özel radyo ve televizyonlar gibi yukarıdaki fıkra hükümlerine göre seçime katılan siyasi partiler ile bağımsız adayların birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılımını sağlama ve görüşlerini açıklama imkanı verirken seçim hukukunun temel ilkeleri olan eşitlik, dürüstlük, serbestlik ilkelerine uymak zorundadır.”
Keser ve Taşcı’nın dilekçesinde şu ayrıntılara yer verildi:
“Ayrıca; YSK tarafından düzenlenen 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 sayılı kararda; ‘A- Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) ile özel radyo ve televizyon kuruluşları yayınlarında;
Tek yönlü ve taraf tutan yayınlar yapamazlar. Bu kuruluşlar yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde siyasi partiler ve bağımsız adaylar arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorundadırlar.
Adalet ve tarafsızlığa, kanunlara uygun davranmakla yükümlü olan yayın kuruluşları, ırk, cinsiyet, sosyal sınıf veya dini inançları esas alarak yayın yapamazlar.
Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününden önceki yirmi dört saate kadar olan sürede, siyasi partiler veya bağımsız adaylar radyo ve televizyonlarda birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılarak görüşlerini açıklayabilirler. Siyasi partiler veya adayların açık veya kapalı yer toplantıları, radyo ve televizyonlarda canlı olarak yayınlanabilir hükümleri bulunmaktadır.”
Dilekçede TRT’nin yerel seçimlere ilişkin iktidar ve muhalefet adaylarına verdiği süreyle ilgili şu bilgilere yer verildi:
“GEREKLİ DENETLEMELERİN YAPILMASI, KAMUOYUNUN ÖNCELİKLİ BEKLENTİSİ OLMASININ YANI SIRA, YASAL BİR ZORUNLULUKTUR”
“Ancak 1 Ocak 2024 tarihinde başlayan seçim döneminde, bugüne kadar Üst Kurul tarafından gerek TRT Kurumu gerekse özel radyo ve televizyon yayınlarının, YSK kararlarına uygunluğu açısından denetimine ilişkin hiçbir rapor Üst Kurul gündeminde yer almamış, ilgili Kanun’da geçen ‘denetim’ ve ‘değerlendirme’ye ilişkin bir adım atılmamıştır. Oysa ki; seçim döneminde medya hizmet sağlayıcı kuruluşların tek yönlü ve taraf tutan yayınlarına ilişkin şikayetler de dikkate alındığında, 6112 sayılı Kanun ve ilgide belirtilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarında yer alan hükümler kapsamında gerekli denetlemelerin yapılması, kamuoyunun öncelikli beklentisi olmasının yanı sıra, yasal bir zorunluluktur.
“ERDOĞAN VE AK PARTİ’NİN EKRANA GETİRİLME SÜRESİ 1945 DAKİKA, ÖZGÜR ÖZEL VE CHP’NİN EKRANA GETİRİLME SÜRESİNİN İSE YALNIZCA 25 DAKİKA OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR”
Türkiye’nin kamu yayıncılığı hizmetini yürütmekte olan ilk ve tek kuruluşu olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nun kanallarından biri olan TRT Haber’in, 01 Ocak 2024 ile 10 Şubat 2024 tarihleri arasındaki 40 günlük yayın kayıtları incelenerek, İktidar Partisi ve Ana Muhalefet Partisinin ekrana getirilme süreleri hesaplanmıştır. SKAAS kayıtları ile yapılan bu incelemeler sonucunda yukarıda belirtilen tarihler arasındaki 40 günlük yayın karnesi hesaplamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin ekrana getirilme süresi 1945 dakika olarak kayda geçmişken; Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin ekrana getirilme süresinin yalnızca 25 dakika olduğu görülmektedir.
“CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL VE CHP’NİN HİÇ EKRANDA YER ALMADIĞI KAYDA GEÇİRİLMİŞTİR”
TRT Haber’in, Türkiye’nin yaşamış olduğu ve 11 ili etkisi altına alan deprem faciasının yıldönümü olan 06.02.2024 tarihli 24 saatlik yayın süresi incelemesinde ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin 6 saat 42 dakika, Devlet Bahçeli ve MHP’nin 38 dakika, Meral Akşener ve İyi Parti’nin 1 dakika 53 saniye ekranda yer aldığı görülürken; bölgede bulunmasına ve kamuoyuna açıklamalar yapmasına karşın CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin hiç ekranda yer almadığı kayda geçirilmiştir.
TRT Haber’in yayınlarına ilişkin bu veriler, hem Yüksek Seçim Kurulu kararı hem de TRT Kanunu’nun da ihlal edildiğini göstermektedir. Ayrıca, 6112 sayılı kanunun Yayın Hizmeti İlkeleri başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrasında yayıncıların uyması gereken yayın ilkeleri açıkça belirtilmiştir. TRT Haber’in, seçim dönemi yayınları ile ilgili veriler; bahsi geçen maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde düzenlenen ‘Siyasi partiler ve demokratik gruplar ile ilgili tek yönlü veya taraf tutar nitelikte olamaz’ hükmünün de çiğnendiğini ortaya koymaktadır.
“KAMUOYUNUN ÖZGÜRCE OLUŞMASININ ENGELLENMESİ YUKARIDA BAHSİ GEÇEN KANUN HÜKÜMLERİNE AÇIKÇA AYKIRIDIR”
Demokratik bir yönetim biçimine bağlı olduğu söylenen bir ülkenin 85 milyon yurttaşın vergileriyle kamu yayıncılığını üstlenen bir kurumunun, farklı siyasi tercihlere ve ideolojik yönelimlere karşı adil ve tarafsız bir yayın politikası yürütmesi beklenirken, iktidar partisinin politikalarını bu denli ön plana çıkararak adeta iktidar partisinin seçim propagandasını yapması ve iktidar partisinin bakış açısı ile politikalarını bu denli meşrulaştırarak halkın özgür iradesine müdahale etmesi, kamuoyunun özgürce oluşmasının engellenmesi yukarıda bahsi geçen kanun hükümlerine açıkça aykırıdır.
“YAYIN SÜRELERİ İÇİN GEREKLİ HUKUKİ İŞLEMLERİN BAŞLATILMASINI ARZ EDERİZ”
Yayınlarını tarafsızlık ilkesine bağlı ve dengeli bir biçimde yürüttüğü söylenen hiçbir yayıncı kuruluş, yukarıda sayısal olarak ifade edilen yayın süreleri ile bu iddiasını gerçekleştiremez. Bu çerçevede; 6112 Sayılı Kanun ve Yüksek Seçim Kurulu’nun 20.12.2023 tarih ve 2023/1565 No.lu kararı doğrultusunda, TRT Kurumu’nun, en yalın haliyle taraf tuttuğu açıkça belirlenen yayın süreleri için gerekli hukuki işlemlerin başlatılmasını arz ederiz.”
]]>TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın ev sahipliğinde düzenlenen galaya Edirne Valisi Yunus Sezer, Kırklareli Valisi Birol Ekici, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren, Dr. Sadık Ahmet’in eşi Işık Sadıkahmet ve Sadık Ahmet’in oğlu Levent Sadıkahmet, kızı Funda Sadıkahmet, film ekibi ve kültür sanat dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
“Sadık Ahmet, Türk milletinin yok sayılamayacağını dünyaya haykırdı”
Gala öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türklerinin lideri konumunda olduğunu belirterek, “Yayıncılık faaliyetinin yanı sıra TRT’nin özellikle önem atfettiği alanların başında sinema geliyor. TRT ortak yapımları hem Türk hem dünya sinemasına çok katkı sunuyor ve verdiği desteklerle TRT, birçok projenin beyaz perdeye aktarılmasına öncülük ediyor.” dedi.
Sobacı, TRT’nin ulusal ve uluslararası alanda birçok başarı elde ettiğini vurgulayarak, “Bunun en önemli göstergelerinden birisi TRT’nin dünyaca ünlü festivallerden ödüllerle dönüyor olmasıdır.” değerlendirmesini yaptı.
TRT’nin ortak yapımlarda bir derdi ve misyonu olan işler yapmaya gayret ettiğinin altını çizen Sobacı, şu bilgileri verdi:
“O misyon yüklü işlerden sonuncusu Sadık Ahmet filmimizdir. Çünkü Sadık Ahmet, Batı Trakya davasını dünyaya duyurmak için hayatını vakfetmiş bir mücadele insanı. Sadık Ahmet özellikle Batı Trakya Türklerinin asimile edilmeye çalışıldığı bir dönemde, onların insanca yaşama hakkını savunma sorumluluğunu üstlenmiş bir karakter. Bu amaç doğrultusunda yargılanmış, hapis cezasına çarptırılmış bir kişi. Ama son nefesine kadar milletine, davasına, inancına sadık kalmış bir karakter. Mücadelesiyle örnek teşkil etmiş ve Türk milletinin asla yok sayılmayacağını dünyaya haykırmış bir karakter.”
Zahid Sobacı, Sadık Ahmet’in hayatının beyaz perdeye aktarılmasının gurur verici olduğunu söyleyerek, “Sadık Ahmet filmi aynı zamanda kimliğimizin gölgelenmesine, bağımsızlığımızın kısıtlanmasına asla izin verilmeyeceğinin TRT açısından bir ilanıdır.” diye konuştu.
“Yakın tarihimizin çok değerli bir kahramanını beyaz perdeye aktardık”
AA muhabirine açıklamada bulunan yönetmen Hakan Yonat, filmde yer almaktan gurur duyduğunu belirterek, “Muhteşem bir oyuncu kadrosuyla çalıştık. O bize ayrı bir konfor verdi. Yapımcılarımızın bize sağladığı destekler de muhteşemdi.” ifadelerini kullandı.
Yonat, filmi Edirne’de çektiklerini aktararak, “Edirne halkının hassasiyeti ve yardımları çok güzeldi. Zor bir projeydi çünkü yakın tarihimizin çok değerli bir kahramanını ve kişiliğini beyaz perdeye aktarmaya çalıştık. Onun cümlelerini elimizden geldiğince doğru kurmaya çalışarak bir film çıkardık ortaya.” dedi.
Filmde Ali Müminoğlu’nu canlandıran Ozan Akbaba ise çok güzel bir proje yaptıklarını kaydederek, “Değeri, kıymeti, zamanında yanında bulunduğu insanlar tarafından bilinen fakat Türkiye ve Türk coğrafyasında maalesef çok bilinmeyen bir insanın hayatına ışık tuttuk. Umuyorum ki bu filmle hak ettiği değerin bilinmesini sağlayacağız.” açıklamasını yaptı.
“Sadık Ahmet bütün dünyanın tanıması gereken bir kahraman”
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif’i oynayan Taner Rumeli de “Çok önemli bir hikayenin parçasıyız. Sadık Ahmet davasıyla, mücadelesiyle, hayat hikayesi ve hayata bakış açısıyla bütün dünyanın tanıması gereken bir kahraman.” diye konuştu.
Rumeli, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türkleri için verdiği mücadeleyi ise “Çok önemli ve bütün dünya halklarına örnek olabilecek türden bir mücadele gerçekten. Yaşamı, davası, davasını ele alış biçimi ve davası uğruna yaptığı şeyler çok önemli. O açıdan ilham verici bir film olacağını düşünüyorum.” sözleriyle aktardı.
Başrollerinde Turgay Aydın, Nur Fettahoğlu, Erkan Can, Erdal Beşikçioğlu, Uğur Yücel ve İlker Aksum gibi isimlerin rol aldığı film, 2 Şubat’ta vizyona girecek.
]]>