Tunus’ta gündem seçimler…
Cumhurbaşkanı adaylığı kesinleşen Ayaşi Zamal hakkında “sahte beyanda bulunmak” suçundan dava açılmıştı.
TUTUKLANMIŞTI
2 Eylül’de gözaltına alınan Zamal, 4 Eylül’de tutuklanmıştı.
Yapılan itirazın ardından 6 Eylül’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Zamal, cezaevinden çıkmasının ardından güvenlik güçlerince tekrar gözaltına alınmıştı.

HAPİS CEZASI VERİLDİ
Zamal’ın savunma heyeti başkanı avukat Abdussettar el-Mesudi, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, müvekkili Zamal’ın 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığını bildirdi.
Avukat Mesudi, 11 Eylül’de Silyana Asliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığının, cumhurbaşkanı seçiminde aday olan müvekkili hakkında “tavsiye sahtekarlığı” suçlamasıyla beş tutuklama emri çıkardığını duyurmuştu.
KARARA İTİRAZ EDİLECEK
Hapis kararının kesinleşmemesi nedeniyle Zamal’ın cumhurbaşkanı adaylığı devam ediyor ve mahkemenin kararına itiraz edilmesi bekleniyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Kahire’de Tunus Dışişleri Bakanı Mohamed Ali Nafti ve Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile görüşmeler gerçekleştirdi.
Bakan Fidan, Arap Ligi 162’nci Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı marjında bulunduğu Mısır’ın başkenti Kahire’de Tunus Dışişleri Bakanı Mohamed Ali Nafti ve Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile görüştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Ticaret Odasında düzenlenen Tunus Cumhuriyeti ülke tanıtım toplantısı; İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Tunus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier ile Tunus Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosu Sabuhi Attar’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Toplantıya, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeleri Abdullah Salkım, Mehmet Şahin Çakan, Serdar Gökhan Arıkan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkan Yardımcıları Mehmet Tahir Özdemir ve Nevzat Artkıy, katip üyesi Ali Yaramışlı, meclis ve komite üyeleri katıldı.
Konuşmasında Tunus’un dün olduğu gibi bugün de İzmir’in geleneksel ticaret partnerlerinin başında geldiğini ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Yabancı yatırımların, ülkemiz ve kentimiz ekonomisinin kalkınmasında büyük önem taşıdığını görüyoruz. Türkiye’de 2023 yılı itibariyle 221 adet Tunus sermayeli ‘rma faaliyet göstermekte. Ülkemiz-Tunus ticari ilişkilerinin güçlendirilmesi, kentimiz ticaretine de pozitif yansıyor. Bildiğiniz üzere İzmir, net ihracatçı bir şehir konumunda. Tunus’a 87 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken 20 milyon dolara yakın ithalat ile 67 milyon doları aşkın bir ticaret fazlasına sahibiz. Ülkemizden Tunus’a yapılan toplam ihracatın yüzde 7’sini İzmir gerçekleştiriyor” dedi.
Özgener, Tunus ile iş birliği önerilerini sıraladı
Tunus ile ihracat kalemlerinin çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özgener, Akdeniz havzasındaki aşırı ısınmayı önlemek ve bölgenin artan enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla Tunus ile birçok ortak projenin hayata geçirebileceği vurguladı.
Özgener sözlerini şöyle sürdürdü:
“Akdeniz’deki tüm paydaşları bir araya getirecek, yenilenebilir enerji projeleri ile çevre koruma, temiz su temini ve yeşil altyapı gibi alanlarda bilgi ve teknoloji paylaşımı sağlayacak Akdeniz’de Sürdürülebilirlik Sempozyumunu kentimizde düzenleyebiliriz. Tunus’un tarım potansiyeli ile İzmir’in ileri teknoloji uygulamalarıyla birleşen üretim deneyimini içeren ortaklıklar kurabileceğimize inanıyoruz. Yanı sıra; odamız ve Tunus Ticaret ve Sanayi Odaları Avrupa Birliği tarafından sürdürülen INTERREG NEXT MED Programı kapsamında bir projede yer alıyor. Akdeniz limanlarında Akdeniz Dijital Inovasyon Merkezlerinin kurulmasını hedefleyen proje kapsamında İzmir Alsancak Limanı ve Tunus Goulette Limanı’nın iştirakçi olarak yer almasının her iki ülke arasında kruvaziyer turizmi, ekonomi ve kültürel konulara ilişkin bağları daha da güçlendireceği kanaatindeyiz.”
Tunus Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier, toplantıda gerçekleştirdiği bilgilendirme sunumunda, Tunus’un Avrupa, Afrika ve Orta Doğu arasında köprü niteliğine sahip stratejik bir pozisyonda bulunduğunu vurguladı. Ülkede bulunan; 9 uluslararası havalimanı, 7 ticari liman, 2 bin kilometrenin üzerinde demir yolu hattının güçlü bir lojistik altyapı sunduğunu belirten Sghaier, Tunus’un Kuzey Afrika bölgesinde yetenek rekabeti, girişimcilik ekosistemi, yenilik, rekabetçi endüstriyel performans, bilgi ve iletişim teknolojileri geliştirme, e-ticarete geçiş alanlarında ilk sırada yer aldığını; ayrıca çok verimli topraklara sahip olduğunu söyledi.
Sghaier konuşmasında şunları kaydetti:
“Tunus ve Türkiye iki kardeş ülke ve halkları arasındaki tarihi bağlar, kültür ve medeniyet ortaklıkları, güçlü iş birliği ilişkilerinin kurulması için sağlam temel ve uygun zemin teşkil ediyor, özellikle de zengin ve çeşitli yasal çerçeveye dayanan ekonomik alanlarda. Kuşkusuz ülkelerimizin sahip oldukları muazzam imkanlar, her iki taraf için de kazan-kazan ortaklığı çerçevesinde bu ilişkileri güçlendirmek ve tabanını genişletmek için bizleri birlikte daha fazla çalışmaya motive ediyor.” – İZMİR
]]>Ülkenin birçok kentinde “zlabiye ve “maharik” tatlısının yapıldığı tatlıcılar bulunsa da en iyi yapıldığı yer olarak Tunus’un güneybatısında yer alan Beca kenti gösteriliyor.
Beca kentinde onlarca tatlıcının yer aldığı merkez çarşısında “Marsavi Tatlıcısı” adlı bir dükkan dikkati çekiyor.
“Beca’da yapılan maharik tatlısının eşsiz bir tadı var”
Zlabiye ve maharik tatlısının en yoğun şekilde satışının yapıldığı Marsavi Tatlıcısı’nın sahibi Abdurrezak el-Marsavi, AA muhabirine, bu tatlının en iyi yapıldığı yerin Beca olduğunu söyledi.
Marsavi, “Beca’da yapılan maharik tatlısının eşsiz bir tadı var. Bu tatlının bizim şehrimiz dışında dünyada eşi benzeri yok. Çünkü maharik tatlısının en önemli malzemeleri olan yağ, bal ve irmik Beca kentinde bolca üretiliyor. Bu yüzden maharik tatlısının ilk olarak Beca kentinde ortaya çıktığını düşünüyoruz.” dedi.
“Beca çarşısında dedelerimin mesleğini devam ettirmekten çok mutluyum”
Dedesinin 1860 yılında bu tatlıyı ustası Muhammed et-Taburi’den öğrendiğini aktaran Marsavi, şunları söyledi:
“Zlabiye ve maharik tatlılarının hazırlanışında kullanılan temel malzemeler irmik, un, yumurta, yağ, şeker ve bal. Bu malzemeyle zlabiye tatlısı için iyi ve akışkan bir hamur hazırlıyoruz, meharik tatlısı için ise daha katı bir hamur kullanıyoruz. Tabi ki bu ustalık isteyen bir iş, bu yüzden ustaların yanında eğitim almak gerekiyor. Beca çarşısında dedelerimin mesleğini devam ettirmekten dolayı çok mutluyum.”
Tatlıcılığın aileyle yapılan mesleklerden olduğunu dile getiren Marsavi, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Zlabiye ve maharik tatlılarının hazırlanması bir aile geleneği olarak on yıllardır devam ediyor. Baba, kardeş, yeğen, amca hepimiz beraber bu işle meşgulüz. Kadınlarımız da bu tatlıların hamurlarını hazırlamak suretiyle bize destek oluyor. Ramazan ayı boyunca yoğun tempoda ev ve iş yerimizde bu tatlıları hazırlayıp insanların iftar sofralarında yerimizi alıyoruz.”
“Zlabiye ile maharik, hem halk hem de saray tatlısı”
Zlabiye ve maharik tatlılarına ilişkin bilgi veren Becalı akademisyen ve tarihçi Züheyir bin Yusuf, bu tatlıların sadece ramazan ayına özel olmadığını yılın tüm aylarında tüketildiğini belirtti.
Maharik tatlısının Fas, Libya ve Cezayir gibi bölge ülkelerinde farklı isimlerle bilindiğini belirten Bin Yusuf, “Maharik tatlısının tarihiyle ilgili bir çok farklı tez var, bu konuda kesin bir fikir birliği yok. Sözlü anlatılar ile arşivlerde yazılanlar farklı, bu yüzden bu tatlıya ilişkin bilgiler toplumun hafızasında herkeste farklı bir yere sahip. Sözlü rivayetler arasında maharik tatlısının Beca’ya Türk askerleri aracılığıyla geldiği de yer alıyor.” dedi.
Bin Yusuf, sözlerini şu şekilde sürdürdü;
“Tunus arşiv kaynaklarında, özellikle Tunus’un beylik ile yönetildiği döneme ait saray defterlerine göre 18. yüzyıldan bu yana zlabiye ve maharik tatlısı hem halk tarafından hem de saray ahalisi tarafından tüketiliyor. Arşiv kaynaklarına göre Beca yemeklerinde Osmanlı ve Endülüs mutfağının etkisi mevcut. Ama özellikle maharik tatlısının kökeninin Tunus olduğunu düşünüyorum.”
]]>Son yıllarda devam eden siyasi krizin körüklediği ekonomik krizden dolayı başta un, şeker ve yağ gibi bazı temel gıda maddelerinin temininde sıkıntı yaşanan Tunus’ta, halk yüksek gıda fiyatlarından şikayetçi.
AA ekibi, başkent Tunus’un en büyük pazar yeri olan Merkez Çarşısı’nda ramazan alışverişine çıkan halka mikrofon uzattı.
Merkez Çarşısı, içinde sebze ve meyve pazarlarının yanı sıra, et, balık, tavuk, hurma ve kuru gıda ürünlerinin satıldığı pazarlara da ev sahipliği yapıyor.
“Gıda fiyatları ramazan ayında çok yükseldi”
Ramazan ayında özellikle iftar sofralarında yer verilen et ve balık ürünlerindeki fiyat artışından şikayet edilen Tunus’ta, kuzu eti fiyatı 48 dinar (15,5 Dolar), büyük baş etin fiyatı ise 40 dinar (12 Dolar) civarında.
Balık fiyatlarının da ramazan ayının başlamasıyla birlikte arttığını söyleyen Tunuslu ev hanımı Mufide eş-Şebli, “Fiyatlar çok yüksek, adeta esnaf fiyatları artırmak için ramazan ayını bekliyor. Salatalığın kilosu ramazandan önce 3 dinarken bugün 5 dinar, bal kabağı 1,5 dinardı şimdi 3 dinar, balık fiyatları o kadar artmış ki almamızın imkanı yok.” diye konuştu.
Pazarda her türlü yiyecek ve içeceğin bulunduğunu ama yüksek fiyatlardan dolayı satın alamadıklarını söyleyen Şebli, hükümetin inisiyatif alarak piyasadaki gıda artışlarına müdahale etmesini ve fiyatların düşürülmesini istediğini söyledi.
“Artan talep fiyatların yükselmesine neden oluyor”
Ramazan alışverişine çıkan 78 yaşındaki Muhammed Tunisi de gıda fiyatlarının ramazan ayı ile beraber attığını gözlemlediğini ifade etti.
Pazardaki fiyatları şaşkınlıkla karşıladığını belirten Tunisi, “Ramazan ayının ilk günlerinde fiyatların yükselmesinin talebin artmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Oruçlu olarak pazara çıkan vatandaş her şeyi fazlasıyla almak istediği için talebin yükselmesine neden oluyor, bu yüzden de esnaf fiyatları arttırıyor.” diye konuştu.
Tunus’ta orta halli bir ailenin en az 2 bin 500 dinar (810 Dolar) ile geçinebileceğini belirten Tunisi, ev ihtiyaçlarının yanı sıra elektrik ve su faturalarının ödenmesi gerektiğini ayrıca çocukların masraflarının da ramazan ayında arttığını söyledi.
“Yüksek fiyatların sebebi mevsim geçişi”
Merkez Çarşısı’nın renkli esnaflarından ve aynı zamanda fotoğrafçılık yapan limon satıcısı Hamza Ayari ise fiyat artışlarının ramazan ayından dolayı değil mevsim geçişinden kaynaklandığını savundu.
Çarşının her yıl ramazan ayında yoğunluk yaşadığına dikkati çeken Ayari, “Sofraları süsleyen bütün gıdalar bu pazarda mevcut, haliyle ramazan ayında çarşının bu şekilde kalabalık olması normal. Tunuslu aileler genelde alışveriş için Merkez Çarşısı’nı tercih ediyor.” dedi.
Fiyat artışlarının ramazan ayından kaynaklı olmadığını söyleyen Ayari, “Yüksek fiyatların sebebi mevsim geçişi. Kıştan bahara geçiyoruz, bazı ürünlerin hasadı daha yapılamadığı için bazı ürünlerin fiyatı çok yükseldi. Ayrıca son yıllarda yaşanan kuraklık da fiyatların artmasına sebep oluyor.” ifadelerini kullandı.
Tunus Kentini Koruma Derneği tarafından 2007 yılında restore edilen Merkez Çarşısı, 1891 yılında Fransa sömürgesi döneminde inşa edildi. Pazartesi hariç haftanın her günü açık olan çarşıda, ülkenin birçok yerinden gelen taze ürünler satışa sunuluyor.
]]>Muhalefetin çatı oluşumu Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin çağrısıyla başkent Tunus’un merkezinde yer alan Habib Burgiba Caddesi’nde düzenlenen gösteriye yüzlerce kişi katıldı.
Yoğun güvenlik önlemleri altında düzenlenen gösteride, Tunus bayrağı ve hükümeti protesto eden dövizler taşıyan göstericiler, “Polis devleti bitti, özgürlük.. özgürlük”, “Halk darbenin sona ermesini istiyor”, “Şehitlerin kanı özgürlük için döküldü” sloganları attı.
Gösteriye katılan Nahda Hareketi Sözcüsü İman el-Hamiri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Özellikle devrimin kazanımlarının gerilediği şu zamanda devrimin kazanımlarını kutlamanın sembolik bir önemi var. Devrimin ardından anayasal kazanımlar kapsamında örgütlenme hakkı, ifade hakkı gibi özgürlüklere yönelik engellemeler var. Halkın meşruiyetini kabul ettiği, başkanlık seçimlerinin tekrar tesisi için Tunusluları bir araya getirecek ulusal diyalogda kararlıyız.” ifadelerini kullandı.
Nahda Hareketi Genel Sekreteri el-Acmi el-Verimi ise, Tunus halkının hala devrime inancı olduğunu vurgulayarak demokratik geçiş sürecinde özgürlüklerin ve ekonomik şartların iyileştirilmesinin önemine vurgu yaptı.
Gösteride İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını da protesto eden eylemciler, Filistin bayrağı açarak İsrail aleyhine sloganlar attı.
“Özgürlüklerde kısıtlamalar var”
Demokratik Akım Partisi Genel Başkanı Hişam el-Acubi, “Ne yazık ki devrimin ardından kazandığımız özgürlüklerde kısıtlamalar yaşanıyor. Bugün birçok siyasetçi 10 ayı aşkın süredir tutuklu olarak yargılanmaya devam ediyor.” ifadelerini kulandı.
Ulusal Kurtuluş Cephesi Lideri Ahmed Necip eş-Şabi gösteride yaptığı konuşmada, “Bugün, devrimin 13’üncü yılında, devrimin başarılarıyla ve sağladığı özgürlüklerle gurur duymak için bir araya geldik. Devrimin ardından sonraki on yılda anayasal kurumlarda demokrasinin en önemli adımı olan kuvvet ayrılığı esası gereğince birçok değişiklik yapıldı. Her ne kadar on yıllık iktidar sürecinde hükümetlerde istikrar sağlanamasa da, 25 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Kays Said’in hükümeti feshetmesi ve iktidarı eline almasını meşrulaştıramaz.” ifadelerini kullandı.
İktidarın devrim kutlamalarını 14 Ocak’tan 17 Aralık’a almasına tepki gösteren Şabi, iktidarın 17 Aralık’ta da kutlamalar düzenlemediğini bu yüzden “Yasemin Devrimi”nin kazanımlarını karşı olduğu söyledi.
Tunus Devrimi’nin üzerinden 13 yıl geçti
Tunus’un orta kesiminde yer alan Sidi Buzid kentinde 17 Aralık 2010’da kendini ateşe veren Muhammed Buazizi, 23 yıl boyunca ülkeyi demir yumrukla yöneten Zeynel Abidin bin Ali’nin 14 Ocak 2011’de ailesiyle Tunus’tan kaçmasıyla sonuçlanan gösterileri başlattı.
Üniversite mezunu 26 yaşındaki seyyar satıcı Buazizi’nin zabıta tarafından tezgahına el konulması ve yetkililerce hakarete uğramasının ardından hayatını ortaya koyduğu eylem, Tunus’un “Yasemin Devrimi”, Arap dünyasının ise “Arap Baharı” olarak adlandırdığı süreç olarak biliniyor.
Cumhurbaşkanı Said’in “olağanüstü kararları”
Siyasi partileri ülkeyi yönetememek ve yolsuzlukla suçlayan Cumhurbaşkanı Kays Said, 25 Temmuz 2021’de aldığı “olağanüstü kararlar” ile parlamentonun çalışmalarını dondurdu ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırdı.
Yasemin Devrimi’nin 11. yılında, normalde her sene 14 Ocak’ta kutlanan Devrim Günü’nü de değiştiren Said, devrim kutlamalarının 17 Aralık’a alındığını duyurmuştu.
Tunus muhalefeti, Cumhurbaşkanı Said’in kararlarını “darbe” olarak nitelendirerek karşı çıkıyor.
Tunus’ta, 11 Şubat 2023’te başlayan operasyonlarla aralarında eski Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi lideri Gannuşi’nin de olduğu onlarca siyasetçi, gazeteci, aktivist, hakim ve iş insanı “devlet güvenliğine karşı komplo kurmak” iddiasıyla tutuklu yargılanmaya devam ediyor.
]]>Ülkeyi 23 yıl demir yumrukla yöneten Zeynel Abidin Bin Ali’nin 14 Ocak’ta ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı “Yasemin Devrimi”ne katılan aktivistlere AA ekibi, Habib Burgiba Caddesinde mikrofon uzattı.
Devrim sürecinde sokaklara çıkan Tunuslu hukukçu Fethi el-Gazvani, “14 Ocak 2011 devrimi münferit bir olay değildi, başkent ağırlıklı olmak üzere daha ziyade ülke genelinde halkın sokağa çıkmasıyla gerçekleşti. Başkentin kenar mahallelerinde Aralık 2010’da başlayan gösteriler yavaş yavaş başkentin kalbine doğru ilerledi.” ifadelerini kullandı.
14 Ocak günü gösterilere katılmak için sabah saatlerinde evden çıktığını belirten Gazvani, “Günlerdir gösterilere katılıyorduk fakat 14 Ocak diğer günlerden farklıydı. Sabah gösterilere katılmak için evden çıkarken eşime şunları söylediğimi hatırlıyorum; ‘bugün Tunus’ta tarihi bir gün yaşanacak’ ve bu unutulmaz gün için sokağa çıktım.” diye konuştu.
Gazvani, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Sokakta neler yaşandığını bilmiyordum, olayların ne kadar derinleşeceğini de kestiremiyordum ama 14 Ocak’ın tarihi bir gün olacağını hissetmiştim. Göstericilerin toplandığı Habib Burgiba Caddesi’ndeki gösteriye katılmak üzere Tunus Adalet Sarayı’nın önüne gittim. Gösteriye yoğun katılım vardı, özellikle kenar mahalle sakinleri ve avukatlar gösteride dikkat çekiyordu. Göstericiler ile beraber Habib Burgiba Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçtik.”
“Bin Ali rejimin bize tattırdığı acı tarif edilemez”
Öğlen vaktine doğru göstericilerin Burgiba Caddesi’ni tıka basa doldurduğunu aktaran Gazvani, “Herkes hep bir ağızdan ‘İçişleri Bakanlığı… terör bakanlığı’ sloganını atıyordu. Sivil ve resmi elbiseli güvenlik güçleri korkuyla gösteriyi takip ediyordu. ‘Defol’ sloganı da en çok söylenen sloganlar arasındaydı. Her ne kadar İçişleri Bakanlığının çatısında keskin nişancılar olsa da göstericiler korkusuzca İçişleri Bakanlığı’na doğru yürüdü.” ifadelerini kullandı.
Gösterilerin akşama kadar devam ettiğini belirten Gazvani, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Akşam saatlerinde Bin Ali’nin ülkeden kaçtığı haberi yayılırken bizde anlatılması zor bir duygu oluştu. Fransa’da yaşayan bir arkadaşımla yaptığım telefon görüşmesinde Bin Ali’yi taşıyan uçağın Fransa semalarında olduğunu öğrendim. Bazıları ise Bin Ali’nin Libya’ya kaçtığını söylüyordu. Bin Ali’nin eşiyle beraber kaçtığını duymak beni inanılmaz derecede mutlu etti. Çünkü Bin Ali rejiminin bize tattırdığı acı tarif edilemez.”
Tunus Genel Öğrenci Birliği’nin lider kadrosunda yer alan Gazvani, Bin Ali rejiminin iktidarında 90’lı yıllarda, Tunus çölünde zorunlu askerlik yapmaya maruz kalmasının ardından öğrenci birliğindeki faaliyetlerinden dolayı yıllarca hapis yattığını söyledi.
“Anne Bin Ali kaçtı”
Tunuslu öğretmen Cemile Şemlali de 14 Ocak’ta yaşadığı duyguların çok karışık olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Devrimin, yoksul ve dışlanmış bölgelerde başladığına dikkat çeken Şemlali, “Ülke genlinde bir aya yakın süredir devam eden gösterilere rağmen devrik diktatör Bin Ali 13 Ocak’ta yaptığı basit bir açıklama ile yalan vaatlerini sırlamaya devam etti. Bu konuşmadan Tunus halkının etkilenip tekrar kandırılabileceği korkusuna kapıldım. Ama Allah’a şükür, diktatörlük rejiminin sahtekarlığı ortaya çıktı ve kimse ona inanmadı. Gösteriler o kaçana kadar devam etti.” ifadelerini kullandı.
Özelikle 14 Ocak gününü unutamadığını belirten Şemlali, şöyle devam etti:
“Her kesimden gösterici meydanlardaydı. Genç, erkek, kadın hep bir ağızdan slogan atıyorduk. Gösterilerin Bin Ali’nin sonu olacağını kimse hayal etmemişti. Tüm korkularımız halkın sokağa çıkmasıyla son bulmuştu. Biz daha çok Bin Ali’nin yakalanarak adalete teslim edileceğini ve yargılanacağını düşünüyorduk. Devlete, topluma ve halka karşı işlediği suçlardan mahkum olacağını hayal ediyorduk. Bin Ali’nin ülkeden kaçtığı haberini duyunca büyük bir gururla anneme haykırdım: ‘Anne Bin Ali kaçtı'”
“Bin Ali’nin açtığını bilmiyorduk”
İşçi Partisine bağlı Tunus Komünist Gençlik Birliği üyesi Hamza Bin Avn ise 10 Ocak’ta katıldığı gösteride gözaltına alındığını, bu yüzden 14 Ocak’ta İçişleri Bakanlığı binasının altında yer alan hücrede olduğunu söyledi.
Gösterilere katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan yüzlerce kişiden biri olduğunu belirten Bin Avn, “10 Ocak’ta aralarında öğrenci, sendikacılar ve siyasetçilerin olduğu siyasiler ile beraber gözaltına alındım. Gösterilere katılmak üzere mahallemizden Burgiba Caddesine gelmek üzereyken güvenlik güçleri bizi durdurarak gözaltına almıştı.” dedi.
Gözaltında oldukları için Bin Ali’nin kaçtığını duymadıklarını belirten Avn, “14 Ocak’tan sonra güvenlik güçlerinin bize karşı tavırları olumlu olarak değişti. Bin Ali’nin kaçtığını bilmiyorduk ama bu değişiklikten bir şeylerin olduğunu hissediyorduk. Bin Ali’nin vatana ihanetten gözaltına alındığını düşünüyorduk. 17 Ocak’ta salıverildiğimde tuhaf bir manzara ile karşılaştım. Sokaklarda tanklar, dikenli teller ve güvenlik görevlerinin taşıyan çok sayıda araç vardı. Bunlar savaş bölgeleri dışında olağandışı görüntülerdi. 14 Ocak 2011, Tunus halkı için rejim liderinin kaçtığı önemli bir dönüm noktasıydı.”
Tunus’ta “Yasemin Devrimi”
Tunus’ta 17 Aralık 2010’da ülkenin orta kesiminde yer alan Sidi Buzid kentinde kendini ateşe veren seyyar satıcı Muhammed Buazizi, ülkeyi 23 yıl boyunca yöneten Zeynel Abidin bin Ali’nin 14 Ocak 2011’de ailesiyle beraber ülkeyi terk etmesiyle sonuçlanan sokak eylemlerinin fitilini ateşledi.
Tunus’un “Yasemin Devrimi”, Arap dünyasının ise “Arap Baharı” olarak adlandırdığı sürecin başlamasına neden olan 26 yaşındaki üniversite mezunu seyyar satıcı Buazizi’nin, zabıta tarafından tezgahına el konulması ve yetkililerce hakarete uğramasının ardından hayatını kaybettiği eylemi gerçekleştirmesi halkı sokaklara taşıdı.
Bin Ali’nin ailesiyle beraber Tunus’tan kaçtığı 14 Ocak tarihine kadar devam eden halk gösterilerinin ardından ülkede siyasi olarak yeni bir sayfa açıldı.
Demokrasi adına birçok adımı başarılı şekilde atan Tunus’ta, devrimin üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen siyasi istikrar ise bir türlü sağlanamadı.
]]>