Turan, yarın İstanbul’da başlayacak 5. Parlamenterler Arası Kudüs Platformu Konferansı’na ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Parlamenterler Arası Kudüs Platformu Yürütme Kurulu üyesi de olan Turan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde kurulan ve çalışmalarını TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un himayesinde sürdüren Parlamenterler Arası Kudüs Platformunun düzenleyeceği konferansta önemli kararların alınacağını söyledi.
Turan, konferansın 26-28 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da yapılacağını bildirdi.
“Dünyanın ve Türkiye’nin gündemi değişse de biz Filistin ve Gazze’de yaşanan soykırımı ve zulmü gündemden düşürmeyeceğiz” diyen Turan, Filistin konusunun ilkesel duruşlarının ve temel prensiplerinin en belirgin maddesi olduğunu söyledi.
Türkiye’nin siyasi, diplomasi ve parlamenter düzeydeki çabalarının ve girişimlerinin devam ettiğini kaydeden Turan, “Filistin’de yaşanan mezalimi tüm dünyaya anlatmayı sürdüreceğiz. 70 yılı aşkın süredir devam eden bu insanlık dışı vahşet ne yazık ki tüm dünyanın gözü önünde Batılı ülkelerin de koşulsuz destekleriyle hız kesmeden devam ediyor.” diye konuştu.
“Ülkemizin hadsiz ve mesnetsiz suçlamalarla karşı karşıya kalması siyonistlerin planı ve oyunudur”
Uluslararası düzeyde böyle kapsamlı ve geniş bir toplantının Türkiye’de yapılmasının içeride sürdürülmek istenen anlamsız tartışmalara da bir cevap olacağını ifade eden Turan şöyle devam etti:
“Parlamenterler Arası Kudüs Platformu olarak ülkemizde düzenlediğimiz beşinci konferansımız İstanbul’da yapılacaktır. Konferansa başta Asya, Avrupa, Latin Amerika ve Afrika olmak üzere 7 kıtadan 75 ülkeden 600’e yakın parlamenter katılacak. 15 ülkenin meclis başkanı, 10 parlamento başkan yardımcısı ve 5 ülkenin Filistin dostluk grubu başkanı siyonist saldırıların durdurulması, başta Gazze olmak üzere tüm Filistin’de ateşkesin sağlanması konusunda görüşlerini, duygu ve düşüncelerini paylaşacak. Yarın açılışı yapılacak ve pazar gününe kadar çeşitli oturumların, komite toplantıları ve sunumların olacağı konferansta TBMM Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş ile Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan yurt dışından gelen parlamenterlere hitap edecek ve önemli mesajlar verecek. Ayrıca konferansın birçok uluslararası haber ajansı ve medya kuruluşu tarafından ilgiyle izleneceğini umuyorum. Türkiye, jeopolitik konumu ve siyasi duruşuyla dünyada ve bölgesinde sözünün gücü, gücünün tesiri olan bir ülkedir. Her platformda Filistin halkının haklı davasını savunan Cumhurbaşkanı’mızın ve ülkemizin hadsiz ve mesnetsiz suçlamalarla karşı karşıya kalması siyonistlerin planı ve oyunudur. Gazze ve Filistin konusunu iç politikaya alet etmeye çalışanlar, umarım Sayın Cumhurbaşkanı’mızın açıklamalarından, Filistin davasının ve mücadelesinin önemli isimlerinin ülkemize ziyaretlerinden ve şükran ifadelerinden gerekli dersleri almışlardır. Güneş balçıkla sıvanmaz.”
“Küresel iyilik, küresel kötülüğü yenecektir”
Türkiye’nin hiçbir zaman Filistin’e, Gazze’ye kayıtsız kalmadığını ve sırtını dönmediğini vurgulayan Turan, “Bunu en iyi Filistin Devleti, Filistin direnişi, Filistin halkı ve bu davaya gönül verenler bilmektedir.” dedi.
Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir” sözünü hatırlatan Turan, “Dünyanın her yerinden gelen milletvekilleri ve meclis başkanlarıyla İstanbul’da güçlü bir irade ortaya koyacağız ve İsrail’in insanlık dışı saldırılarının hesabının sorulması için çaba göstereceğiz. Küresel iyilik, küresel kötülüğü yenecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Turan, başkenti Kudüs olan egemen ve bağımsız, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin varlığının kabulünün vazgeçilmez bir şart olduğunu vurguladı.
İşgalci siyonistlerin uluslararası platformlarda her yola ve yönteme başvurarak Türkiye’ye saldırdıklarını anlatan Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gazzeli kardeşlerimize yardımların ulaştırılması ve saldırıların durdurulması için devlet-millet canla başla çaba sarf ederken; bu duygu ve durumun küçük siyasi hesapların malzemesi haline dönüştürülerek, parçalaması en çok da Gazze’ye ve Gazzeli kardeşlerimize zarar vermektedir.
İsrail’e yardım edildiği, İsrail’le ticari ilişkilerin arttığı, hatta onlara silah yapımında kullanılan ekipmanlar sağlandığı iddialarıyla zihinleri bulandırmaya ve sokakları ısıtmaya çalışanlara tavsiyemiz; Filistin direnişini ‘terör örgütü’ olarak tanımlayıp İsrail ve sahiplerinin ağzıyla konuşanlara seslerini çıkartmaları, gösterilerini onların merkezlerinin önüne taşımaları, 31 Mart yerel seçimlerden sonra işgalci İsrail’in Dışişleri Bakanının Ankara ve İstanbul seçim sonuçlarıyla ilgili sevinç ve tebrik açıklamaları, Erdoğan ve Türkiye düşmanlığını içeren cümlelerine bakmalarıdır.”
Türk milletinin bu çirkin oyunlara gelmediğini ve gelmeyeceğini kaydeden Turan, “Kudüs Gecesi düzenlenmesinin bile darbeye konu edildiği bir iklimden ve dönemden; devletin başkanının ve yol arkadaşlarının Kudüs ve Mescid-i Aksa sevdalılarına dönüştüğü bir iklime ve döneme gelindi.” diye konuştu.
Hasan Turan, “İsrail’in bir terör devleti olduğunu, Gazze’de tarihin gördüğü en kanlı soykırım suçlarından birisini işlediğini, Orta Doğu’da en büyük sorunun bizatihi İsrail olduğunu muhataplarının yüzüne söylemekten hiçbir zaman çekinmeyen, ‘one minute’ haykırışıyla siyonist çetenin dokunulmazlığını paramparça eden, tüm dünyanın gözlerinin içine bakarak hakikatleri her platformda haykıran lider; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ne siyonistler ne de onların aparatları Türkiye’yi hak bildiği doğru yoldan ayıramayacaktır.” yorumunu yaptı.
]]>Iğdır Valisi ve Belediye Başkan Vekili Ercan Turan, gazetecilere yaptığı açıklamada, son zamanlarda kentte enteresan şekilde provokasyon faaliyetler yapılmak istendiğini, tahrik için duvarlara yazılar yazıldığını, kamu görevlilerine ilişkin hakarete varan bazı olaylar yaşandığını söyledi.
Terör ve suç örgütleri ile bu örgütlere üye olan kişilerle hukuk karşısında mücadeleye devam edeceklerini anlatan Turan, “Iğdır’ın güvenliğini, huzurunu, birlik ve beraberliğini, kardeşliğini kimsenin bozmasına izin vermeyeceğiz. Kamunun itibarını her düzeyde hukuk karşısında koruyacağız.” dedi.
Vali Turan. 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından Iğdır Belediyesinde yaşananlara dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“En son enteresan bir hadise yaşadık, Iğdır kamuoyuyla buradan paylaşıyorum. Bununla ilgili de Cumhuriyet Savcılığımıza suç duyurusunda bulunduk. 2 Nisan Salı günü saat 08.45 ile 10.15 arasında halen belediye başkan vekili olarak uhdemde bulunan belediye binasına gelen Demokratik Bölgeler Partisi İl Başkanı Mehmet Sekman, belediyede açığa aldığım Bilgi İşlem Müdürü Tekin Severli ve iki belediye personelini yanına alarak başkanlık makamı başta olmak üzere tüm binayı dolaşmışlar. Memurlarımızı tehdit etmişler, gözdağı vermişler ve atamayı düşündükleri başkan yardımcıları için odaların düzenlenmesine karar vermişler. Böyle bir haksızlık yapmışlar, üzülerek dün gece öğrendim. Bu konuda da gereken çalışmaları başlattık ve soruşturmayı da açtık.”
“Devlet büyüklerimize karşı beyanlarda bulunmuşlar”
Turan, başkanlık makam odasına giren Sekman ve Severli’nin devlet büyüklerine karşı beyanlarda bulunduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
“Biz bunu savcılığımıza ilettik, kamera kayıtlarımızı gönderdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın fotoğrafını indirmeye yönelik talimat vermişler. Başkanın talimatı bu deyince orada bizim bina sorumlumuz net bir şekilde bunlara cevap vererek böyle bir şeyin olamayacağını, şu an belediye başkanının, Başkan Vekili Ercan Turan olduğunu ve bu tür şeylerin hoş olmadığını beyan etmiş.
Daha sonra bu insanlar belediyede açığa aldığımız bilgi işlem müdürünün odasına gitmiş. Burada DEM Parti İl Başkanı Mehmet Selçuk ve kızı Berivan Selçuk’un da dahil olduğu yaklaşık yirmi dakikalık toplantı yapmışlar. Bu toplantının içeriğiyle ilgili tespitlerimizi daha sonra kamuoyuyla paylaşılacağız.”
Olayda adı geçenlerle ilgili hukuki sürecin başlatıldığına dikkati çeken Turan, “Iğdır ilinde hiç kimsenin racon kesmesine, memurları, kamu görevlilerini ve insanları tehdit etmesine, devlet büyüklerine hakaret etmesine izin vermeyeceğiz. Bu konuda da Cumhuriyet Savcılığımıza şikayetçi olunmuş, bunlarla ilgili adli süreç başlatılmıştır. Hukuk karşısında kimin ne suçu varsa bu noktada hesap vereceğini ve bunun en yakın takipçisinin de bizim olacağımızı buradan kamuoyuyla paylaşıyorum.” diye konuştu.
Olayın güvenlik kamerası kayıtları paylaşıldı
Basın mensuplarıyla paylaşılan güvenlik kamerası görüntülerinde, Sekman ve Severli’nin odaları dolaşmalarının ardından Bilgi İşlem Müdürlüğünde, sonradan binaya gelen DEM Parti İl Başkanı Mehmet Selçuk, kızı Berivan Selçuk ve belediyede görevli 3 memur ile toplantı yaptığı görülüyor.
]]>Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde Çınaraltı Meydanı’nda düzenlenen açık hava toplantısında katılımcılara hitap eden Turan, yarınki Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından 4 yıl seçimsiz bir sürecin geçeceğini söyledi.
Genel ve yerel seçimler, referandumlar olmak üzere seçmenlerin birçok kez sandık başına gittiğini belirten Turan, şöyle devam etti:
“Yorulduk, çok emek sarf ettik. Bunlar masraf, bunlar zaman, bunlar emek aynı zamanda. O yüzden altını tekrar çiziyorum, yarın seçimi bitirdikten sonra 4 yıl seçim yapmayacağız. Çanakkale insanı akıllıdır, irfan sahibi, izan sahibidir. Maceraya hiç gerek yok. Bu insanlar bayrağa, fotoğrafa, ajansa oy vermez. Kim iş yapar, kim polemik yapar bilir. O yüzden Lapseki’de Eyüp Bey’in çıraklığı, kalfalığı bitti, yarın ustalığa başlasın istiyoruz.”
Lapseki Belediye Başkanı Eyüp Yılmaz’a destek isteyen Turan, şunları dile getirdi:
“Biz Ankara’da görevimizin başındayken tanımadığımız adamların, yeni seçilmiş belediye başkanlarının gelip ‘Tanış olalım’ demesini değil, ‘Ben seni yıllardan beni tanıyorum, bu toprağın evladısın, randevu almadan geldim. Şu işimizi yap’ demesini istiyoruz. O yüzden Eyüp Bey’in yeni dönemde de yanında olduğumuzu, makamımızın emrinde olduğunu söylemek için buradayız. Yeter ki iş yapsınlar, yeter ki üretsinler. Bir iş yerine personel alırken bile referans sorarsınız, ‘Kim?’ dersiniz. Ben de diyorum ki bizim referansımız eserlerimiz. Yarın sandığa giderken köprüye bakın, doğal gaza bakın, suya bakın, okula hastaneye bakın, tüm altyapıya bakın, o referansla beraber Eyüp Bey’e oyunuzu verin.”
Turan, yarın verilecek her bir oy ile 5 yılın şekilleneceğini, belediye hizmetlerinin yerine getirileceğini belirtti.
Kaldırımların, parkların temizleneceğini, yenilerinin inşa edileceğini anlatan Turan, şöyle konuştu:
“Yeni maceralara gerek yok. Seçimden sonra ne olacağı bilinmeyen partilerin adaylarına hiç bakmayın. Bazı partiler vardır 100 yıllıktır, 20 yıllıktır, köklüdür. Bazı partiler vardır bir rüzgarda yıkılır. O rüzgar gelir ve devirir. Seçimden sonra var mı yok mu belli olmayan genel başkanların, seçimden sonra var mı yok mu belli olmayan partilerin Lapseki’ye ne faydası olur Allah aşkına? O yüzden Lapsekili iyi düşünecek ve doğru kararı verecektir.”
Bülent Turan, Cumhur İttifakı’nda MHP ile uyum halinde hizmetlerde bulunduklarını vurguladı.
Geçen dönem Lapseki’de de çok güzel örnek bir beraberlik kurulduğunu kaydeden Turan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çok kıymetli işler yapıldı. Bırakın kavgayı, huzur içinde çalıştık. Zaten bir işin esası huzurdur. Huzur yoksa başarı olmaz. Belediye başkanı, ilçe başkanı ile kavga ederse, ilçe başkanı vekille kavga ederse, vekil kadın kollarıyla, meclis üyeleriyle kavga ederse hiç başarılı olunmaz. Lapseki’nin en kıymetli tarafı Eyüp ağabey dedik. Hep beraber uyum içinde İl Genel Meclisi, Belediye Meclisi, muhtarları ve teşkilatı hep beraber keyifle çalıştık. Huzurun olmadığı yerde başarı olmaz. Polemiğin kavganın olduğu yerde başarılı olunmaz.”
Turan ve beraberindekiler, Çanakkale merkeze bağlı Kepez beldesinde düzenlenen etkinlikte de vatandaşlarla bir araya geldi.
]]>Turan, Çanakkale’nin Biga ilçesinde Hamdibey Mahallesi’nde düzenlenen açık hava toplantısında katılımcılara hitap etti.
Burada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bülent Turan, yerel seçimlere saatler kaldığını hatırlattı.
Pazar günü yapılacak seçimde AK Parti’nin Biga Belediye Başkan adayı Bülent Erdoğan için destek isteyen Turan, “Pazar günkü seçimde şahsi ihtiraslarla adım atmayın. Bir büyük seçim yapıyoruz. Türkiye’de büyük adımların, adeta güvenoyu olacak adımların yenisini atıyoruz. Biz Ayasofya’yı açan adamın yanında olmaktan, biz savunma sanayini ayağa kaldıran adamın yanında olmaktan, ‘Dünya 5’ten büyüktür.’ diyen adamdan razı olduğumuz için yanındayız. Biga’da Bülent Erdoğan, Ankara’da Recep Tayyip Erdoğan.” diye konuştu.
CHP’li belediyelerin hizmetlerini eleştiren Turan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Alın Bülent Erdoğan’ı, alın AK Parti’yi, alın Ayhan Gider’i, ortada kalacak olan şu an ki arkadaşlarımızın nasıl iş yaptıklarını biz İzmir’den biliyoruz. Her yağmurda su altında kalan bir şehirden bahsediyoruz. Biz Gelibolu’dan, Çanakkale’den biliyoruz. O yüzden kim iş yapar kim polemik yapar kim üretir kim sadece siyaset yapar bunları biliyoruz. Bunlar sadece seçim döneminde gelip ağustos böceği gibi bağırıp bağırıp giden insanlar. Bize ağustos böceği değil, 5 yıl boyunca her gün çalışacak yiğitler lazım, adamlar lazım.”
Turan, muhalefeti eleştirerek, “Bundan 6 ay önce masalar kuruldu, ittifaklar kuruldu. Şimdi soruyorum, hangisi kaldı? Nerede Davutoğlu, nerede Babacan? Nerede Temel Bey? Hiçbiri kalmadı. Bozulmayan tek şey HDP ile CHP’nin ortaklığı. Al gülüm ver gülüm. Meclis üyesi senin, başkanlık benim, yardımcılık senin, il genel meclisi benim. Anlaştılar. Ama kavga etmeyen sadece ikisi kaldı. Herkes terk etti.” değerlendirmesinde bulundu.
MHP ile Cumhur İttifakı ile yola devam ettiklerini dile getiren Bülent Turan, şöyle devam etti:
“Dün neredeysek bugün aynı yerde yola devam ediyoruz. Ülkemizin büyümesi için beraberliği için daha güçlü olması için gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz. Kendi iç kavgalarını bitiremeyen partilerin hiç kimseye laf söylemeye yetkisi olmaz. Şu an kongre yapan o malum partinin başkanı kalıcı başkan mı? Hayır. İstanbul’da bir başkan var, Ankara’da başkan var, tökezlesinler de ben tekrar geleyim diyen bir başkan daha var. Bu yapının Türkiye’ye faydası olabilir mi? Bu yapının buradaki temsilcisi kazansa Ankara’da kime gidecek dert anlatacak? Hangi güçle yol yürüyecek? Kendi grup başkanvekilleri daha dün Genel Başkanlarına benim çırağım demedi mi? Hepiniz duydunuz. Özgür Özel’e benim çırağım dedi. CHP’li kardeşlerim, o CHP sizin oy verdiğiniz CHP değil. O CHP sizin sevdiğiniz Atatürkçü, milliyetçi, devletçi CHP değil. Kendi genel başkanına çırak diyen bir adamın bu ülkeye bu partiye faydası olmaz.”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Biga’ya videolu mesaj gönderdiğini hatırlatan Turan, “Diyor ki ‘Biga’daki adayımızın arkasındayım.’ Senin videon değil, ben buradayım, Ayhan bey burada, hepimiz buradayız. Sen 5 yıldan beri CHP’li Gelibolu’ya ne yaptın? CHP’li Çan Belediyesine ne yaptın? Sen 5 yıldan beri Çanakkale’nin hangi CHP’li belediyesine ne yaptın destek oldun ki seçime 2 gün kala Biga’daki adayımın arkadayım diyorsun. Hayır senin videona ihtiyacımız yok. Biz omuz omuza Biga’yı ayağa kaldırmaya devam edeceğiz. Sen susarak büyümeye devam et.” şeklinde konuştu.
Toplantıya AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, geçmiş dönem milletvekilleri, belediye başkanları ile vatandaşlar katıldı.
]]>Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından şiir okumayı, yazmayı ve yayınlamayı teşvik etmek amacıyla ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü, 25 yıldır kutlanıyor.
Dilsel çeşitliliğe de bir fırsat sunması hedeflenen Dünya Şiir Günü kapsamında, birçok ülkede çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
“Şiirin kendine has kelimeleri vardır”
Turan, ilk şiirinin Yenidevir Gazetesi’nde yayınlandığını belirterek, “Tarih 22 Ocak 1982’ydi. Bursa’daydım. Çok mutlu olmuştum. Sabah ezanı sularında bitmişti şiir. Hiç uyumadan sabahladım ve rahmetli hocam Mahmut Kanık’a koşarak gitmiştim.” dedi.
Şiire ilgisinde Kanık’ın büyük payı olduğunu aktaran Turan, şunları kaydetti:
“Bize çok özel davranırdı. Birçok öğrencisi vardı ama biz birkaç kişi onun etrafındaydık. Biz ona Mahmut Ağabey derdik. Şiiri çok beğenmişti ama 1-2 uyarı yapmıştı. Bazı kelimeleri sert bulmuştu. Ondan şiirin de kendine has kelimeleri olduğunu öğrenmiştim. Tabii haklıydı. O uyarıları ben dikkate alırım. Hayatımızda kullandığımız her kelimenin şiire girmemesi gerektiğini ondan öğrenmiştim.”
Turan, son dönemde daha çok tematik şiire yöneldiğini vurgulayarak, “Tematik yazmak beni daha çok konsantre ediyor. ‘Mesel’ şiirleriyle başladı. Sonra ‘Taş’ şiirleri yazdım. Daha sonra Arjantinli yazar Luis Borges’le ilgili ‘Borges Borges’ adında bir kitap yazdım. Ardından İrlanda’nın milli şairi James Clarenca Mangan’la ilgili ‘Mangan Mangan’ isimli şiir kitabı geldi.” şeklinde konuştu.
“Mangan Mangan” adlı şiir kitabına Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2021’de ödül verildiğini kaydeden Turan, ödülün kendisini memnun ettiğini söyleyerek, şu bilgileri verdi:
“Türkiye’de pek bilinmiyor. İrlanda’nın milli şairi. Bizi çok sevmiş, Türkçe öğrenmiş. Çok zorlandığını da söylüyor tabii. Almanca üzerinden bizim divan edebiyatımızı fark ediyor. Batı tarzı şiir yazmayı bırakıyor. Divan şiirini çok seviyor. Türkiye’de tanınması ve bilinmesi lazım. İnşallah ilerleyen yıllarda Mangan, Türk okuyucusu tarafından okunmaya başlayacaktır. Bazı akademisyenler ciddi anlamda çalışıyor.”
“Türkiye’de iyi şiirler yazılıyor”
Adem Turan, son dönemde Fars edebiyatının önemli ismi Hafız-ı Şirazi ile ilgili tematik şiirler kaleme aldığını aktararak, tematik şiirler yazmaya devam edeceğini dile getirdi.
Türkiye’nin şiir atmosferinin iyi olduğuna vurgu yapan Turan, “Türkiye’de iyi şiirler yazılıyor. Çok dergi çıkıyor. Bu kadar dergi çıkması, şiire ilginin olduğunu gösteriyor. Türkiye’de binlerce şair var. Deli dolu akan bir nehir düşünün, beraberinde bir sürü şeyler getirir. Sonra biter ve geride kalan neyse işte onlar elle tutulur nesnelerdir. Türk şiirinde de böyle bir şey var. Birçok kişi şiir yazıyor, şairdir filan ama kalburu elediğiniz zaman üstte kalacak olanlar vardır.” değerlendirmesinde bulundu.
Turan, şiire gösterilen ilgiden memnun olduğunun altını çizerek, şiir etkinliklerinin sayısının artması gerektiğini sözlerine ekledi.
]]>Turan, Ezine’nin Geyikli beldesinde partisinin belediye başkan adayı Mevlüt Oruçoğlu’nun proje tanıtım toplantısına katıldı.
Burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin hem genel politikada hem de yerel hizmetlerde reforma, adımlara, çalışmaya ihtiyacı olduğunu, ekonomide, demokraside, yatırımlarda, her alanda iddialı işlerinin bulunduğunu belirten Turan, seçimsiz geçecek gelecek dört yılı iyi değerlendirmek istediklerini söyledi.
Seçmene seslenen Turan, Geyikli’nin yerelde büyümesi ve daha gelişmesi için sakin ve makul değerlendirme yapmalarını istedi. Geyikli’nin potansiyeli çok büyük bir belde olduğunu dile getiren Turan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Merkezimiz kıymetli, doğal gazda, altyapıda, yollarda toparlandı. Ama sahilimiz çok daha kıymetli. O bölgede gelişen alanlar var. Yeni dönemde sahilimizin, merkezden, Lapseki’den, Gelibolu’dan daha iyi olacağına inanıyorum. Bisiklet yollarıyla, yürüyüş parkurlarıyla, yol yapmak değil yeni bir hayat ortaya koymak için adım atılacak. Güzel, kıymetli beldemizin markasına ekstra değer katacak olan işler yapılacak.
Sadece altyapıydı, bisiklet yoluydu, doğal gaz yetmez. Nüfus da lazım ve nüfusu da plansız, rastgele değil, planlayarak büyütmek lazım. Israrcı oldun, yer buldun. 300 dönüm yeri Milli Emlak üzerinden üniversitemize tahsis ettirdi. Buraya 2 bine yakın öğrencinin geleceği bir altyapı hazırlanıyor. Çok kıymetli bir iş. Esnafımızın rahat edeceği, bölgemizin daha kıymetleneceği önemli bir adım. Hem Ziraat Fakültemizle hayvancılık ve tarımın bu bölgede daha da bilimsel olarak yönetileceği bir bölüm olacak. Bugün çok uzak gözüken üniversitemizin bu bölgedeki fakültesi inşallah Meclis Başkanının öncülüğünde tüm Meclisin çalışmasıyla beraber omuz vereceğiz, destek olacağız. Geyikli’deki fakültemizin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.”
Türkiye’nin düne kadar pandemi ve deprem gibi ağır bedeller ödediğini, terörle mücadelenin devam ettiğini belirten Turan, Rusya’da gerçekleşen terör saldırısına değinerek, şunları söyledi:
“Sivillere saldırı kadar dünyada alçak bir eylem olamaz. Kim olursa olsun, hangi ülke olursa olsun tüm bu tarz terör eylemlerini kınıyoruz. Bunların durdurulması için büyük mücadele gerekir. Senin teröristin, benim teröristim olmaz. Güneyde gördünüz. Amerika başta, bu ülkenin maalesef hemen güneyinde bırakın terör güçlerine para vermeyi, tank top vermeyi, adamlar bildiğiniz harita bastırdılar harita. Türkiye’den toprak alarak güneyde Irak, Suriye hattında Amerika’nın desteğiyle beraber bir terör devleti kurulsun diye çalışmalar ötesinde somut adım atarak harita bastırdılar. Sınırı var, yönetimi var. Ama halkımız sahip çıktı. Büyük bir siyasi irade ortaya kondu. Tüm dünyanın egemen güçlerine rağmen büyük bir dirençle o harita yırtıldı, çöpe atıldı hamdolsun. Bu çok kıymetli bir iş. Ben bu ülkenin CHP’lisinin de MHP’lisinin de AK Partilisinin de bu tarz önemli işlerimize omuz verdiğini düşünüyorum.”
]]>Turan, Yenice’nin Kalkım beldesi meydanında yaptığı konuşmada, Kalkım’ın, Kazdağları içinde bir huzur beldesi, sayfiye alanı olduğunu, rant kavgasının yaşanacağı bir yer olmadığını dile getirerek, “Kalkım’ın, dinlenmenin, huzurun, keyfin en özel yeri olmasını istiyoruz.” dedi.
Kalkım’a yerel yönetim olarak yaptıkları yatırımlara değinen Turan, 31 Mart’tan sonraki yeni dönemde Kalkım’da ustalık döneminin yaşanacağını ifade etti.
Seçime bir hafta kaldığını hatırlatan Turan, “Hiç gerilmeye, kızmaya, heyecan yapmaya gerek yok. Partiler farklı olur, anlayışlar farklı olur. Bu millet en zor zamanlarda nasıl bize sahip çıkmışsa, darbesinde, kavgasında her türlü sorunda hep ‘Erdoğan’ demişse, hiç endişem yok. Haftaya da çok net şekilde ‘Erdoğan’ diyecek tekrar, yola devam edecek tekrar. Gelin Kalkım’ın bu yürüyüşünü ve heyecanını yarım bırakmayalım.” diye konuştu.
“Bu millet kendisine ağustos böceği aramıyor”
Bakan Yardımcısı Turan, dört yıl seçim olmayacağı, bunun da büyük bir hizmet dönemi olacağının altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir şekilde daha düne kadar Altılı Masa’nın içinde görev alan partilerden biri başkan olsun. E arkadaş düne kadar kendi aranızda ittifakınız vardı ama herkes gördü ki sadece çıkar merkezli ilişki var, ittifak var. Seçim bitti o biçim kavgaya, her gün tartışmaya başladılar. Sayın Bahçeli ile Sayın Erdoğan’ın kardeşliğine, arkadaşlığına, adamlığına seçimde de sonrasında da şahidiz. Omuz omuza yol yürümekten büyük keyif alıyoruz.
Türkiye’mizin etrafında önemli sorunlar var. Güney sınırımızda Suriye, Irak. O bölgede adeta devlet otoritesi yok oldu. Kuzeyde Rusya- Ukrayna Savaşı, ciddi sorunlar var ama Türkiye, 85 milyonun kardeşliğini bozmadığı için, büyük bir siyasi irade ortaya koyduğu için, bütün bu çalkantılara rağmen sağlam bir gemi gibi limana doğru yürümeye devam ediyor. Biz bu kadar ciddi işler yaparken ufak hesaplarla, rant kavgalarıyla muhatap olmak istemiyoruz. Biz, Cumhur İttifakı’mızla beraber Türkiye’nin büyümesi için yeni dönemde daha büyük daha önemli şeyler yapmak için elimizden geldiğince gayret etmeye çalışacağız. Bu arkadaşlar seçim dönemi gelir, 5 sene kaybolur. Vaat var, icraat yok. Bunu niye yapmadın? ‘Unuttum’. Bu millet kendisine ağustos böceği aramıyor.”
“Bir ‘Vergi kaybıymış’ deyip de kapatılacak konu değildir”
CHP İstanbul İl Başkanlığında çekildiği öne sürülen para sayma görüntülerine değinen Bülent Turan, “Kaynağı belli olmayan paranın adı, kara paradır. Kara paranın da cezası, ceza kanunumuzda vergi cezası değildir. Bu sadece bir ‘Vergi kaybıymış’ deyip de kapatılacak konu değildir. Bu görüntüleri CHP değil de bir AK Parti’li, bir MHP’li yapsaydı ne olurdu? Türkiye’de yer yerinden oynardı ama görüyorsunuz utanma yok, mahcup olma yok. O yüzden bunun en güzel cevabını haftaya bu millet yerine getirecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Yardımcısı Turan, 31 Mart seçimlerinden sonra Kalkım’da hayata geçirmeyi planladıklarına ilişkin bilgi vererek, seçmenden, partisinin Kalkım Belde Belediye Başkan adayı İbrahim Taşkın’a destek istedi.
]]>Çanakkale’de ziyaret ve temaslarda bulunan Turan, Gelibolu Öğretmenevi’nde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katıldığı bir televizyon yayınındaki “Gece telefon çalsın, ‘Darbe oluyor’ desinler ama ‘Gençler yapıyor’ desinler, ben o darbeye teslim olurum.” sözlerini eleştirdi.
Bakan Yardımcısı Turan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu yapının kimseye faydası yok demiştim. Zihinleri bozuk olan insanların iyi işler üretme imkanı olmaz. Geçen gün konuşma yapıyor CHP’nin Genel Başkanı, ‘Gençler darbe yaparsa omuz veririm’ diyor. ‘Acaba yanlış mı duydum’ dedim, tekrar dinledim. Öyle diyor. Gençler darbe yaparsa destek olacakmış. Biz gençlere güvenen insanlarız, gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durmasını isteyen insanlarız. Uyuşturucu başta olmak üzere tüm kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya çalışıyoruz ama en kötü alışkanlık milletin hakkına girmektir, darbeye aracılık yapmaktır. Ülkeyi geri götürecek bu tarz adımlar atmaktır.”
Gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutma mücadelesi verdiklerini dile getiren Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nasıl ki uyuşturucuda torbacılar problemse gençlere darbecilik atfında bulunup gençler ile darbe ifadesini aynı cümlede kullanan siyasi torbacılara bu ülkenin ‘dur’ demesi lazım. Biz inşallah gençleri bu adamların tavrından, tarzından koruyarak bu torbacılara imkan vermeyeceğiz. Memlekette darbe mi kaldı, hala bunu aynı kelimede, aynı cümlede kullanıyorsunuz. Kaldı ki bir yanda gençlerin seçime girme yaşını 18’e indirenler, bir yanda ‘gençlerle darbe’ diyenler. Tekrar söylüyorum, bu adamların bu memlekete faydası olmadı, olmayacak.”
“Bir köy yönetimi gibi…”
Turan, Gelibolu’nun altın değerinde bir ilçe olduğunu ancak belediyecilik faaliyetlerinde örnek gösterilecek bir şey bulunmadığını belirtti.
İlçenin Çanakkale’ye, Türkiye’ye örnek olabilecek altyapısı, üstyapısı, parkı ve bahçesinin olmadığını söyleyen Turan, şunları kaydetti:
“Bir proje gösterin ki Gelibolu’da, biz de ‘Çanakkale’de herkes bunu yapsın’ diyelim. Tüm Türkiye’ye ‘Gelibolu Belediyesi şu işi yaptı, çok kıymetli bir iş, herkese tavsiye ediyoruz’ diyelim. Bir tane var mı? Pazar yeri mi güzel, otoparkı mı güzel, garajı mı güzel, doğal gazı çabuk toparlaması mı güzel? Neyi güzel Allah aşkına? Bazı ilçeler vardır hiçbir değeri yoktur ama belediye orayı alır, öyle bir parlatır ki insanın göresi gelir, gidesi gelir. Tam tersi, buranın öyle bir değeri var ki sahili, tarımı, turizmi o kadar farklı bir yer ki potansiyeli o kadar büyük ki ama gel gör ki bir köy yönetimi gibi hiçbir işe karışmayan, hiçbir iş üretmeyen bir anlayışla yönetiliyor. Çok değil, eğer yetkiyi verirseniz 5 sene sonra nasıl bir Gelibolu olduğunu hep beraber takip ediyor olacağız.”
İftar programına AK Parti Gelibolu İlçe Başkanı Cahit Bilge, AK Parti Gelibolu Belediye Başkanı adayı Ali Kamil Soyuak, partililer, oda ve borsa başkanları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
]]>Kent merkezinde Çanakkale Karadenizliler Derneği’ni ziyaret eden Turan, Lapseki ilçesi Çardak beldesine geçerek açık hava toplantısında katılımcılara hitap etti.
Turan, belde meydanındaki hitabında, Rusya’nın başkenti Moskova’daki “Crocus City Hall” adlı konser salonunun hedef alındığı terör saldırısında 100’den fazla sivilin yaşamını yitirdiğini hatırlattı.
Dünyanın en alçak eyleminin, sivillerin hedef alındığı saldırılar olduğunu vurgulayan Turan, “Hiçbiri tasvibi, hoş görmesi mümkün olmayan işlerdir. O yüzden hem Rusya’ya ‘geçmiş olsun’ dileklerimizi iletiyoruz hem de hiç kimsenin terörle mücadelemize yan bakması, düz bakması değil, direkt bakmasını, doğru bakmasını istiyoruz. Çünkü terörün küçüğü büyüğü olmaz. Terörün oraya yapılanı, buraya yapılanı olmaz. Sivil sivildir, insan insandır.” diye konuştu.
Turan, insanlarla omuz omuza yürürken hiç kimsenin oyununa gelmediklerini ifade etti.
Vatandaşların duasını alarak güzel işler yaptıklarını dile getiren Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kimin ne yaptığını biliyoruz. Kimin ürettiğini, kimin üretmediğini, kimin polemik yaptığını, kimin iş yaptığını da biliyoruz ancak son dönemde Yeniden Refah Partisi gündemi oluştu. Erbakan Hoca’yı tanıyan, gençliğinde yanında olan, Altınoluk’taki yazlığına sayısız kez giden biri olarak söylüyorum; Yeniden Refah’ın son dönemde gündemde olmasının sebebi kendilerinden çok Sayın Erdoğan’ın safında olmalarındandır. Bu duruşu bozarlarsa, bu yanlışı yaparlarsa hem tarihe hem kendi isimlerine haksızlık yaparlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin billboardlarına kendi afişlerini asmışlar. Yani Ekrem İmamoğlu’nun desteğiyle, CHP’nin desteğiyle kampanya yapmaya çalışıyorlar. Üç kuruşluk dünyada sakın ha bu yanlışı yapmayın. Zaten CHP’nin yanında yer alacaksanız Saadet Partisi var. Yine böyle yapacaksınız sonunuz da onlar gibi olur. Ne oyunuz kalır, ne hatırınız kalır.”
“Bu oyunun kimseye faydası yok”
Turan, Yeniden Refah Partisinin yöneticilerinin, genel başkanının ve tabanının durduğu yeri gözden geçirmesinde fayda gördüğünü belirtti.
“Körle yatan şaşı kalkar” atasözünü anımsatan Turan, şunları kaydetti:
“CHP’de yol yürürseniz, olacağınız yerin neresi olduğunu lütfen iyi tartın. Bir insan parti değiştirebilir, fikrini değiştirebilir, tarzını değiştirebilir. Şunu dersiniz; ‘AK Parti’yi şu konuda eleştiriyorum, ben bırakıyorum.’ ‘Ben CHP’yi bırakıyorum, eleştirim bu.’ Bunlar denir ama adam bizden aday adayı olmuş. Yani ‘AK Parti, iyi bir parti’ demiş. ‘AK Parti’ye sahip çıkıyorum’ demiş. Bizden resmi aday adayı olmuş ancak AK Parti onu aday yapmadığı gün Yeniden Refah’tan aday olmuş. Bu siyasi ahlak değil ki. Bu ideolojik değişiklik değil ki. Bu başka bir şey. Bu oyunun kimseye faydası yok. Erdoğan’la kavga eden bu ülkede ıslah olmadı, olamaz. Çünkü bu toplumun, milletin özeti ‘Tam da Erdoğan’ diyor. Ayrıca Allah aşkına İstanbul’u kaybettireceksin AK Parti’ye, ne geçecek eline? Ne kazanacaksın. Senin kendi insanın, büyüğün küçüğün sitem etmeyecek mi? Hadi geçtin bunları hiç mi rahmetli Erbakan Hoca’nın ömrünü verdiği Ayasofya’yı açan Erdoğan’ın hatırı yok? Hiç mi savunma sanayimizin millileşmesinin hatırı yok? Hiç mi yapılan bunca güzel işin hatırı yok? ‘One minute’ dedik dünyaya meydan okuduk. Yeri geldi ‘Dünya beşten büyük’ dedik meydan okuduk. Hiç mi bunların hatırı yok? O yüzden ben bu tabanın tekrar bu konuyu gözden geçireceğine yürekle inanıyorum.”
Bülent Turan’a ziyaretlerinde AK Parti Çanakkale Belediye Başkan adayı Jülide İskenderoğlu, Çanakkale İl Başkanı Naim Makas ve partililer eşlik etti.
]]>Turan, AA muhabirine, Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte “Kardeşlerini Unutma Beklenen Sensin” temasıyla yurt içinde tüm il ve ilçelerde, yurt dışında ise 74 ülkedeki 350 bölgede ramazan programları gerçekleştirdiklerini söyledi.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da daha çok deprem bölgesine yardımda bulunduklarını ifade eden Turan, “Deprem bölgesindeki 22 noktada iyilik sofraları kurarak günlük 15 bin 900 kişiye iftar veriyoruz. Böylece ramazan ayı boyunca 500 bine yakın depremzedeyi kuracağımız iftar sofralarımızda ağırlayacağız inşallah.” dedi.
Deprem bölgesindeki 19 binden fazla ihtiyaç sahibine 1000 liralık alışveriş yardım kartı ve 7 binden fazla kişiye de 1000 liralık bayramlık yardım kartı ulaştıracaklarını bildiren Turan, “Vakfımız Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da 5 bin gıda kolisi dağıtımını yapacak. Böylelikle ramazan ayı boyunca toplam 600 bine yakın depremzedeye yardım ulaştırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de yaklaşık 1 milyon ihtiyaç sahibine yardım ulaştıracağız”
Yurt içinde vakfın 1003 şubesi aracılığıyla 1000 liralık 83 bin 360 alışveriş yardım kartı ve 1000 liralık 22 bin bayramlık kıyafet dağıtımı gerçekleştireceklerini açıklayan Turan, “Alışveriş kartı ve gıda paketleriyle ülkemizdeki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın ramazan ayını daha rahat bir şekilde geçirmesini temenni ediyoruz. Hayırseverlerin bize ulaştırdıkları yardımlarla deprem bölgesi dahil Türkiye genelinde yaklaşık 1 milyon ihtiyaç sahibine yardım ulaştıracağız inşallah.” açıklamasını yaptı.
Turan, vakfın Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında ramazanın manevi iklim ve bereketinin yaşatılması için çeşitli faaliyetler düzenlediğini kaydetti.
Yurt dışında da gıda paketi, iftar-kumanya ve bayramlık kıyafet dağıtımının yapılacağını söyleyen Turan, “74 ülkedeki 350 bölgede toplam 1 milyon 63 bin 165 ihtiyaç sahibine ulaşmayı planlanıyoruz. Türkiye’deki rakamları da dahil ettiğimizde yurt içi ve yurt dışında 2 milyondan fazla kişinin iftar ve sahurda kurdukları sofralara katkıda bulunacağız, onların hayır duasını alacağız. Hayırsever milletimizin infak, zekatlarıyla ülkemiz ve 74 ülkedeki mazlum ve mağdurlara 314 milyon liradan fazla yardım ulaştıracağız.” bilgisini verdi.
“6 dilde basımı yapılan 56 bin 500 Kur’an’ı 27 ülkede dağıtacağız”
Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV işbirliğiyle yürütülen “Hediyem Kur’an Olsun” projesinin her ramazanda olduğu gibi bu yıl da devam ettiğinin altını çizen Turan, “Proje kapsamında 6 dilde basımı yapılan 56 bin 500 Kur’an-ı Kerim’i 27 ülkede dağıtacağız. Böylelikle hayatları boyunca Kur’an-ı Kerim’i Mushaf olarak görmeyen Müslümanlara hizmet etme fırsatına sahip olacağız.” dedi.
Ramazanda 9 ülkede 71 su kuyusu ve vakıf çeşmesinin açılışının yapılacağını bildiren Turan, “Bu kuyulardan toplam 316 bin 670 kişinin faydalanması bekleniyor. Ayrıca dört farklı ülkede de 10 su kuyusu ve vakıf çeşmesinin bakım onarım sonrası kontrolü sağlanacak. Bu yıl içerisinde 49 ülkede 326 su kuyusu ve vakıf çeşmesine ulaşılması için planlama yaptık. Asgari 250 kuyunun yapılması için çalışmalara başlandı. 2023’ten önce yapılan kuyulardan ise halihazırda 10 milyondan fazla kişi istifade ediyor.” dedi.
Turan, TDV kanalıyla ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak isteyen hayırseverlerin ramazan boyunca zekat, fitre, fidye, alışveriş kartı, gıda paketi, bayramlık kıyafet, iftarlık-kumanya gibi bağışlarını “www.tdv.org” ve “bagis.tdv.org” adreslerinden on-line yapabileceklerini, bunun yanı sıra bağışları il ve ilçe müftülükleri, TDV şubeleri ve anlaşmalı bankalar aracılığıyla da gerçekleştirebileceklerini kaydetti.
]]>Çanakkale’nin Biga ilçesinde belediyeyi ziyaret ederek, Belediye Başkanı Bülent Erdoğan’la görüşen Turan, ziyaretinin ardından basın mensuplarına gündemi değerlendirdi.
Zayıf ve sorunlu ülkelerin vatandaşlarının, insanlığa sahip çıkmayan Batının politikaları sonucunda ağır bir bedelle karşılaştığını ifade eden Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kabatepe ile Gökçeada arasında ufacık bir bota 50 civarında insan bindirilmiş. Sözüm ona daha iyi hayatlar yaşamak için başka ülkelere giderken dalgalar içinde maalesef boğulmuşlar. 22 ölümüz var, 7’si maalesef bebek. Şu an aramalar devam ediyor. 66 araçla, 511 personelle Sahil Güvenlik, Emniyet, Jandarma, Kıyı Emniyeti, UMKE, AFAD bütün kurumlarımız çok yoğun mesaiye devam ediyor. Uçaklarımız orada, kurumlarımız orada. İstiyoruz ki daha az hasar olsun, hiç olmasın ama maalesef bu anlattığım çarpık küresel düzenin bir sonucu olarak dünyada göçmen meselesi büyüyerek devam ediyor. Tüm tedbirlerimizi almamıza rağmen zaman zaman bu sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Dün o bebeklerin halini görünce yüreğimiz yandı. Vali Bey’in başkanlığında bütün heyet orada çalışmalarına devam ediyor. Göreceksiniz, bu zulmü, bu kötülüğü organize eden, Türkiye’de yaşayanlar da yakalandı, yakalanacak. Bunlara hiçbir tolerans tanınmayacak. En ağır cezalarla karşılaşacaklar. Bir insan hayatı üzerinden para kazanma alçaklığı yapan kim varsa bunun bedelini malıyla ve hapishane karşılığı olarak bir anlamda canıyla ödemek zorunda kalacak.”
“Türkiye Yüzyılı da inşallah yine aynı Çanakkale ruhuyla inşa edilecek”
Turan, 18 Mart Pazartesi günü Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümünün kutlanacağını hatırlattı.
Cumhuriyet’in ön sözünün bu topraklarda yazıldığını vurgulayan Turan, “Öncelikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm şehitlerimizi, gazilerimizi, Çanakkale kahramanlarını saygıyla, minnetle yad ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, Çanakkale ruhu anlayışı üzerine inşa edildi. Ümit ediyorum, iddia ediyorum yeni Türkiye Yüzyılı da inşallah yine aynı Çanakkale ruhuyla inşa edilecek. Daha çok büyüyen Türkiye, daha çok gelişen Türkiye bu onurla beraber karşılık bulacak.” diye konuştu.
Yerel seçimlere 15 gün kaldığını anımsatan Turan, Türkiye’de bundan sonra 4 yıl seçim olmayacağını dile getirdi.
Seçimin ardından yerel ve genel yönetimin birlikte çalıştığı bir dönem olmasını arzu ettiklerini aktaran Turan, şöyle devam etti:
“Bu 4 yıl seçimsiz dönemi hizmet almada, işlerin takibinde, sonuç almada, eser ortaya koymada çok kıymetli bir zaman olarak değerlendirmek istiyoruz. Kime oy vereceksin? En güzel karşılığı, yapılan eserler. Bakın çevrenize kim ne iş yapmışsa onun karşılığı en büyük sandıkta bulacak diye düşünüyorum. Biz oy verirken çevremize bakarız. Kim ne iş yapmış, kim ne iş yapmış yapmamış görürüz. Çanakkale’de köprüsünden tutun köylere, meydanına kadar büyükten küçüğe hastaneler, okullar, yollar, altyapılar, tüneller muazzam bir seferberlik oldu. Bunun karşılığını milletimizin vereceğini düşünüyorum. Tabii aradaki polemikler, siyasi rekabetler olur. Seçim bunun en kıymetli tarafıdır ama kaldı 15 gün. Sonra bunlar biter, işimize bakarız. Güçlü olmak zorundayız. Ülke olarak, siyaset olarak demokrasinin gereği yarışlar da olsa bitiminde güçlü olmak zorundayız. Kavga bir yere kadar. Sorunlar, polemikler bir yere kadar ama seçim biter, her parti işine bakar. Devlet yönetimi, belediyesi, bakanlığı herkes kendi yolunda işine bakar.”
“Bu millet kimin samimi olduğunu, kimin olmadığını bilir”
Bülent Turan, Türkiye’nin kuzeyinde büyük bir kriz olduğunu belirtti.
Dünyanın bu süreçte Türkiye’nin uyarılarını dinlemek zorunda olduğunu vurgulayan Turan, “Dünya tekrar merhametin, vicdanın tüm insanlığa ait olduğunu hatırlamak durumunda. Kendinden adım atması beklenen kurumların, kuruluşların tekrar kendini gözden geçirip reform adımları atma görevi var.” ifadesini kullandı.
Milletin irfan, izan sahibi olduğunu, kime oy vereceğini bildiğini anlatan Turan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Seçim broşüründe olan vaadini unutan bir adama bu millet oy vermez. Karda kışta millet perişan iken tatili önceleyen, milleti unutan insanlara bu millet oy vermez. Gündeminde belediye başkanlığı olmanın çok ötesinde ‘Nasıl genel başkan olurum?’ hesabı olan adama bu millet oy vermez. Ayasofya açılırken heyecan yaşamayan hatta daha ötesi ‘Gündemde yok, ne gerek var’ diyen, daha ötesi davet edilmesine rağmen açılışa gelmeyen ancak yıllar geçmiş olmasına rağmen seçime 15 gün kala sabah namazına giden Teyo Pehlivanlara bu millet hiç prim vermez. Bu millet kimin samimi olduğunu, kimin olmadığını, bu millet kimin hizmet yapıp kimin yapmadığını bilir. Bu millet kimin bu ülkeyi büyütmeye katkısı olur, katkısı olmaz çok iyi bilir. Bu millet seçim kültürü olan, demokrasiyi bilen bir millet. Göreceksiniz sorunsuz, sıkıntısız bir seçimi atlatacağız. Milletin dediğine ‘baş göz üstüne’ diyeceğiz ve inşallah ondan sonra 4 yıl seçimsiz bir Türkiye, kendi reformlarını yapan, kendi iddiasını ortaya koyan, ekonomisini, demokrasisini büyüten bir süreci hep beraber yaşıyor olacağız.”
Biga ilçesi Gümüşçay beldesinde yapımı tamamlanan Enginkent Gümüş Bakım Merkezi’nin açılışını yapan, Biga Ticaret Borsası’nı ziyaret eden Turan, Çan ilçesinde şehit ve gazi aileleriyle iftar programına katıldı.
]]>Futbolcular ve iş insanlarını yaklaşık 26 milyon dolar dolandırmakla suçlanan eski bankacı Seçil Erzan 4. kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada yaklaşık 7,5 milyon dolar dolandırılan Arda Turan ile birlikle Emre Belözoğlu, Selçuk İnan ve kaleci Fernando Muslera da katıldı.

“HEM KENDİ ADIMA HEM DE ARKAMDAKİ KADIN ADINA ÜZGÜNÜM”
Şikayetçi olarak ifade veren Arda Turan, “Hem kendi adıma hem de bankanın adına hem de arkamdaki kadın adına üzgünüm. Kendisi elinde dosyalarla, banka yetkililerinin gücünü arkasına almış bir hanımefendiydi. Futbolcularla yakın ilişkileri vardı. Denizbank sitesinde 15 yıllık başarısı anlatılan bir kadındı. İyi iletişimi olan bir kadındı” dedi.
“NEFSİME YENİK DÜŞEREK KABUL ETTİM”
Turan, hem sinirli ve hem de üzgün olduğunu belirterek “Seçil Erzan, Ekim 2022’de arayarak mevduata getirmemi istedi. Hayatım boyunca faiz almadığımı söyledim. Kendisi de fondan bahsetti. Bunun faiz olmadığını, fon olduğunu söyleyerek beni ikna etti. Nefsime yenik düşerek kabul ettim. Sonra etraftan duydum yüksek kar veriliyormuş ama bana öyle söylenmedi. Fırsat olduğunda 10 milyon dolar getirirsem faydalanabileceğimi söyledi. Taşınmazlarımı satarak faydalanabileceğimi söyledim. Ocak ayına kadar söz verdiğim tarihlerle borçlarla, taşınmaz satarak 13 milyon 900 bin dolar verdim. 6 milyon 400 bin doları istediğim zaman getirdi. Parayı verdiğimde bana Denizbank imzalı kağıt da verdi. Şubeye gittiğimde de bana ekranlarını gösterdi” dedi.

“BANKA ŞUBE MÜDÜRÜNE SAHİP ÇIKMALIYDI, SEÇİL ERZAN’A DEĞİL”
Geriye 7.5 milyon dolarının kaldığını, deprem nedeniyle sıkıntılı olduğunu, ülkenin gri listede olduğunu söylediği için baskıda bulunmadığını söyleyen Turan, “33 milyonluk krediyi 3 saatte aldı. Kendini banka starlardan gösterdi. Bu paraları neden elden veriyoruz diye sorduğumda, ‘Ardacığım bu fon bankanın hazinesinde oluyor’ dedi. Paramı istediğimde annesinin hasta olduğunu söyledi. Ben de geçmiş olsun dedim” şeklinde konuştu. Paraları kardeşi ve şoförü aracılığıyla gönderdiğini belirten Arda Turan, “Denizbank’ın şubesine, Levent’in göbeğinde evraklarla para verdim. Tamamıyla Denizbank’a güvenerek bu paraları verdim. Hakan Ateş ile Mehmet Aydoğdu’yu suçlamayarak ama Denizbank bundan sorumludur. Denizbank, şube müdürüne sahip çıkmalıydı, Seçil Erzan’a değil” şeklinde konuştu.
Seçil Erzan“ŞARTLARI ZORLAMASINA RAĞMEN HAKERET ETMEDİM”
Sanık tarafına dönerek Seçil Erzan’ı hiç tehdit etmediğini belirten Turan, “Şartları zorlamasına rağmen hakaret etmemeye çalıştım. 7.5 milyon dolar kaybettim ama hakaret etmedim. Para verme konusunda ikna etti. Bankaya gittiğimde ekrandan gösteriyordu. Amacım, banka paramı yönetsindi. Ben Hakan Ateş’e de Mehmet Aydoğdu’ya da ulaşabilirdim. Ama tüm işlemlerimi Seçil Erzan yapıyordu, sonuna kadar güveniyordum” dedi.
“SAF OLMASAM BU KADAR PARA VERİR MİYİM?”
Mahkeme Başkanının, “Bunun dolandırıcılık olduğunu ne zaman anladınız?” sorusuna Turan, “Emre ağabey arayınca anladım. Bu konularda safım, saf olmasam bu kadar parayı verir miyim? Hep ısrarla sormuştum ‘Seçilciğim riski yok değil mi’ diye. Şube müdürüne güvenerek yaptım bu işi. Tüm işlemleri telefonla konuşarak yapardık. Paraları ben teslim etmedim. Bana ödediği paradan krediyi kapadım. Maalesef şikayetçiyim” dedi. “Seçil Erzan’ın etkin pişmanlıktan yararlansın mı?” sorusuna, Arda Turan, “Ben bu hukuk sözlerinden anlamıyorum. Ben paramı alırsam hiç yatmasın, beni ne ilgilendirir. Zaten zarardayım” demesi salonda gülüşmelere neden oldu.
“FATİH HOCA BÜYÜĞÜMÜZDÜR, HAKAN ATEŞ İLE İLİŞKİSİNDEN ÖTÜRÜ BANKAYA GİTTİK”
Bir avukatın, “Seçil Erzan fonun başında Hakan Ateş demiş. Siz önceki ifadenizde tüm Denizbank yöneticilerinden ve Erzan’dan şikayetçi olduğunuzu söylemişsiniz” sorusuna Turan, “Doğru. Bizde güven tesis eden bir banka o yüzden şikayetçiyim. Banka zorlu bir yerdir, trafik olur. Seçil hanım sen rahatsız olma derdi, anında yüksek kredi kartı gönderirdi. Bir banka müdürü olarak Seçil Erzan her şeyi sağladı. Bankanın bir banka müdürüne sahip çıkmamasını anlamıyorum” diye cevap verdi. Olayın ortaya çıkmasının ardından bankaya neden Fatih Terim ile gittiği sorulan Turan, “Fatih hoca büyüğümüzdür, hamimizdir. Böyle bir durum olduğunda bu durumu konuşmak için onunla gittim, Hakan Ateş ile olan ilişkisinden ötürü” dedi. Turan ifadesinin ardından adliyeden ayrıldı.
]]>Turan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından genel merkez binasında düzenlenen “Türkiye’nin Demokrasi Serüveni ve Yeni Anayasa” programında, 28 Şubat müdahalesinin Türkiye’nin tüm sosyolojik katmanlarına farklı bedeller ödettiğini söyledi.
Darbenin Türkiye’nin ekonomisine maliyetinin 380 milyar dolar olduğunu dile getiren Turan, “Bunun dışında 25 banka Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi. Yani o bankaların zararı bu milletin sırtına, alın terine bedel olarak yazılmış oldu. Bir gecelik faiz yüzde 7 bin 500’ü buldu.” diye konuştu.
Turan, 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile “darbecileri koruyan” geçici maddenin kaldırıldığını aktararak, 28 Şubat’ın tek sorumlusunun asker olmadığını anlattı.
Askere “Haydi artık” ve “Geç kaldınız” diyen yazarlar ve finansörlerle sessiz kalan siyasetçilerin de sorumluluğunun bulunduğunu, toplumun 28 Şubat’a farklı görüş ve etkinliklerle hazırlandığını belirten Turan, “Ardından bu sert adımlar atıldı, acımasızca bir süreç başladı. Ancak o gün ‘Nerede kaldınız?’ diyen yazarların bugün halen yazarlık yapmasından ben utanıyorum. O gün sessiz kalmakla övünen, gününü gün eden iş adamlarının bugün halen iş adamı olmasından utanıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Darbecilerden hesap sormadıkça bu ülkede bir daha darbe olmamasının garantisini sağlayamayız” diyen Turan, 2010 referandumunun bu kapsamda çok kıymetli bir adım olduğunu vurguladı.
Türkiye’de ilk darbelerin kaba, softa ve çok ucuz yöntemlerle gerçekleştirildiğinin altını çizen Turan, şöyle devam etti:
“Sonra Türkiye’de teknoloji geliştiği gibi, zihinler dönüştüğü gibi darbeciler de kendisini geliştirdi. Daha soft, daha farklı, daha ustaca yapılan darbelere şahitlik ettik. ’28 Şubat’ın halen darbe mi değil mi?’ olduğunu anlamayanlar var bu ülkede. Niye, askerin silahıyla çıkıp dayatmadığını düşündüler, 1980 gibi. Daha öncekiler gibi olmadığını düşündüler. Oysa sonuç itibarıyla hiçbir fark yoktu darbelerin. Osmanlı’da da darbe vardı ama Osmanlı’da padişahı yerinden kaldırıp tekrar adım atan darbeciler meşru olmanın yolunu hanedanın üyesini oraya oturtmak olarak gördüler. Yani bir padişah kaldırıldıysa onun oğlu, yakını oraya getirildi. Bir anlamda kendileri açısından meşruiyet sağlanmış oldu. Ama Türkiye’de yeni dönem modern darbe anlayışında o kadar sert, o kadar acımasız davranıldı ki bir adam alındı, idam edildi.”
“Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız”
TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci ise geçmişini unutanların geleceğini aydınlatamayacağını dile getirerek, bu düşünceyle bu tür etkinlikleri önemsediklerini söyledi.
Askeri vesayetin geride kalmasıyla devlet büyüklerinin açtığı yolda ilimde, fende ve teknolojide yüksek hedeflere çıkıldığını belirten Beşinci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu yolu açtığı için teşekkür etti.
Gençliğin enerjisine inandıklarını vurgulayan Beşinci, şunları kaydetti:
“Kubbet-üs Sahra’nın saflarını, Mescid-i Aksa’nın avlusunu ve kadim Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız. Nasıl ki Ayasofya’da zincirler kırıldı, özgür Kudüs’te bizler namaz kılacağız. Bunun inancıyla çalışacağız. Buradaki büyüklerime TÜGVA’nın şu sözünü vermek istiyorum; İnşallah bu gençlik yazacak hakikati, tüm dünya okuyacak. Bu gençlik söyleyecek, gök kubbede hoş bir sada yayılacak. Bir gün gelecek, bir gün kalacak. Buna hepimiz şahitlik edeceğiz, o günler gelecek.”
Programın devamında Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’in başkanlığını yaptığı oturumda AK Parti Denizli Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Cahit Özkan, MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül ile Hukukçu Kadınlar Derneği Başkanı Figen Şaştım “Anayasa” konusunda görüşlerini aktardı.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu “Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi”ne ilişkin Yedikule İstasyonu’nda incelemelerde bulundu. Bakan Uraloğlu’na eşlik eden Turan, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
İmamoğlu’nun bugünkü açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yarın Kazlıçeşme’de yapılacak açılışa Fatih Belediye Başkanı tarafından gönderilen bir maille davet edildiğine yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine Turan, Bakanlıkça İmamoğlu’na herhangi bir davet gönderilmediğini söyledi.
Turan, “Fatih’te bir açılış yapılıyor. Devletin işleyişinde bir açılış yapıldığında nihayet de burası Kültür ve Turizm Bakanlığı değil. Orası bu işleyişle ilgili bir birim. Biz bütün herkese de burada böyle bir açılış yapılacağını bilgi mahiyetinde duyuruyoruz.” diye konuştu.
İstanbul gibi bir metropolün sanki hiçbir sorunu yokmuş gibi 3 gündür bu konunun konuşulduğunu dile getiren Turan, “Bu polemik üzerinden ‘Davet edildim, edilmedim’ konuşmasını üzülerek izledim. 15 dakika kamuoyunun önünde bir açıklama yapıyor başkan ‘Bu davet etti, başkan davet etti’. Bunu özel kalemlerimiz kendi işlerinde konuştular. O yazışmaları da ben yayınlarım. Ama bu ayıp, kamuoyunun gündemi bu değil. Bir açılış yapılıyor. Bu sevinç hepimizin sevinci. İstanbul Belediye Başkanı’nın da sevinci.” ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu’nun eski bir arkadaşı, AK Parti’nin İBB Başkan adayı Murat Kurum’un da eski bir çalışma arkadaşı olduğunu kaydeden Turan, şöyle devam etti:
“İkisini tanıyan biri olarak söylüyorum. Ekrem Bey polemik konusunda çok başarılı. Murat Bey de polemik konusunda başarısız. Murat Bey bir şey de çok başarılı, çalışma arkadaşı olarak söylüyorum. Çünkü bizim disiplinimizde sadece, sadece çalışmak var. İnsanlar için hizmet etmek var. Bir dostu, bir arkadaşı olarak biraz da kızarak söylüyorum. Eğer bu seçimde Sayın İmamoğlu, İstanbul’da seçimi kaybedecek olsa ya da bugün görevi bırakacak olsa hangi hizmetiyle hangi özelliğiyle anılacak? Bir tek şeyle anılacak bu 5 yılda. Polemikleriyle anılacak. Sayın Cumhurbaşkanı’na, bakanlara, her kesime laf yetiştirmesiyle konuşulacak. İstanbulluların, ihtiyacını görecek, polemik yapmayacak, çalışkan bir başkana ihtiyacı var. Bana göre bu seçimde vatandaşımızın karar vereceği şey şu, sadece polemiklerin peşinden koşan, ‘Davet edildik, edilmedik, Cumhurbaşkanımız onu dedi, bunu dedi, bakan öyle söyledi, bunu söyledi.’ Bu polemikleri üreten bir başkan mı seçecek? Yoksa çalışacak bir başkan mı seçecek?”
İstanbul’un merkez ilçesinde 5 yıldan beri belediye başkanlığı görevinde olduğunu hatırlatan Turan, istemesi halinde kendisinin de her gün bir polemikle gündeme gelebileceğini ancak kendilerinin sadece çalıştığını vurguladı.
“Kendisi polemik üstadı, polemik üzerinden dövebilir”
İmamoğlu’nun açılış gezmek istemesi halinde Karasurları Millet Bahçesi projelerinin açılışına gelebileceğini söyleyen Turan, “Meselemiz açılış ya da kapanış değil. Sayın Başkan’ın da derdi davet almak ya da davet edilmek, edilmemek değil. Polemik üzerinden yenebilir. Murat Kurum Bey polemikçi değil, çalışkan bir bakandır, çalışkan bir belediye başkanıdır. Polemikle onu yenebilir ama çalışmayla onu yenemez. İstanbul’un ihtiyacı olan, polemik midir, çalışma mıdır? Bunu toplumun vicdanına havale ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Turan, kamuoyunun gündemine hiçbir zaman polemikle gelmediğini belirterek, “Mesele davetiye değil. Murat Bey’i buradan döveceğini herhalde zannediyor. Doğrudur, kendisi polemik üstadı, polemik üzerinden dövebilir. Biz zaten polemikçi bir belediye başkanı istemiyoruz. Biz İstanbul’da çalışan bir belediye başkanı istiyoruz. İstanbul halkının asıl ihtiyacı olan da İstanbul için çalışan ve çalışkan bir belediye başkanıdır.” dedi.
]]>Türkiye’ye 2019’da gelen ve Bursa’da alkollü restoranda garson olarak işe başlayan Kazakistan uyruklu Irına Franzen, işletme sahibi Turan Döner ile sevgili oldu. Franzen ile Döner, Yıldırım ilçesindeki kiralık evde birlikte yaşamaya başladı. Franzen, 8 Ağustos’ta ailesini görmek için gittiği Kazakistan’dan Bursa’ya geri döndü. Aynı evi paylaştığı Döner’in cep telefonunu kontrol eden Franzen, sevgilisinin en yakın arkadaşı ile kendisini aldattığını öğrendi. İkili arasında tartışma çıktı. İddiaya göre; Turan Döner, sevgilisini darbetmeye başladı. Bu sırada Franzen de mutfaktan aldığı bıçak ile Döner’i bıçakladı. Kalbinden bıçaklanan Döner kanlar içinde yere yığılırken, şoke olup, çığlık atan kadın çevredekilerden yardım istedi. İhbarla bölgeye çok sayıda ekip gönderildi. Turan Döner’in hayatını kaybettiği belirlendi, gözaltına alınan Irına Franzen tutuklandı.
‘SİNİRLENİP, KAFAMA VURMAYA BAŞLADI’
Irına Franzen hakkında ‘kasten öldürmek’ suçlaması ile Bursa 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde müebbet hapis istemi ile dava açıldı. İddianamede, sanık Franzen’in ifadesi doğrultusunda, cinayeti öldürülme korkusu nedeniyle işlediğine dikkat çekildi. Franzen’in “Turan ile sevgiliydik. Kazakistan’a, ailemin yanına tatile gitmiştim. Bir süre sonra tekrar Türkiye’ye döndüm. Bir gece Turan’dan şüphelenip, telefonunu karıştırdım. Turan’ın en yakın arkadaşım ile beni aldattığını gördüm” şeklindeki ifadesine yer verildi. Franzen, ifadesinde cinayeti işledikten sonra polise teslim olduğunu, tüm bunları kendisini korumak için yaptığını belirterek, “Turan, cep telefonunu karıştırdığımı öğrenince çılgına döndü. O anda çok korktum. Turan, telefonunu kurcaladığım için sinirlenip, kafama vurmaya başladı. Kendimi savunmak için mutfaktan bıçağı alıp, salladım. Öldürme kastım yoktu” dedi.
‘SARHOŞ GELİP, BANA ŞİDDET UYGULUYORDU’
Irına Franzen’in yargılanmasına, Bursa 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Tutuklu sanık ile taraf avukatlarının katıldığı duruşmada, öldürülen Turan Döner’in kardeşleri ve annesi de hazır bulundu. Mahkemedeki ifadesinde, Turan Döner’in kendisine sürekli şiddet uyguladığını ve öldürme kastı ile hareket etmediğini söyleyen Franzen, “Turan ile 31 Mayıs 2023 tarihinde tanıştık. Bir süre sonra Turan’ın işlettiği kulüpte çalışmaya başladım. Turan, beni bir otele yerleştirdi. Sürekli eve sarhoş gelip, bana şiddet uyguluyordu. Bir süre sonra Turan bana bir apart daire tuttu. Orada birlikte yaşamaya devam ettik. Beni sürekli darbediyordu. Ona artık bu ilişkiye devam edemeyeceğimi ve kendi ülkeme geri döneceğimi söyleyip, Kazakistan’a döndüm. Bir süre sonra beni arayıp, bilet aldığını ve geri dönmemi istedi. Bir daha bana el kaldırmayacağını söyleyerek, ‘Sana bir daha el kaldırırsam beni öldür’ dedi. Evleneceğimizi ve mutlu bir hayatımız olacağını söyledi” dedi.
‘BENİ EN YAKIN ARKADAŞIM İLE ALDATTIĞINI ÖĞRENDİM’
Turan Döner’in kendisini en yakın arkadaşı ile aldattığını söyleyen Franzen, “Beni en yakın arkadaşım ile aldattığını öğrendim, çılgına döndüm. Bir sabah Turan uyurken cep telefonunu karıştırmaya başladım. Mutfağa gelip, elimde cep telefonunu gördü. ‘Neden cep telefonumu karıştırıyorsun?’ diye bana bağırdı. Bana vurduktan sonra mutfak tezgahının üstüne düştüm. Turan, eline ekmek bıçağını aldı. Bir yandan da benim elimi tutuyordu. Ben de kendisini ittirdim. Her şey çok hızlı gelişti. Bıçağın elime nasıl geçtiğini hatırlamıyorum. Hırıltı çıkardığını görünce, yardım istemek için sokağa çıktım. Çok pişmanım. Onu seviyordum öldürme kastım yoktu” diye konuştu. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.
]]>