Küresel turizm sektörüne yön veren bu prestijli etkinlik, dünya genelinden 700’ü aşkın seçkin turizm profesyonelini bir araya getirerek iş birliği ve yeniliklerin paylaşılmasını sağladı. Bu yılki konferans, Kuzey Amerika turizm pazarındaki en son trendlerin tartışıldığı, inovasyon ve sürdürülebilirliğin öne çıktığı bir platform oldu.
Seyahatte yenilikçi adımlar ve ekonomik göstergeler
USTOA üyelerinin 2024 ekonomik etki araştırmasına göre, yıl boyunca tüm ana ölçütlerde büyüme kaydedildi. 2024 sonunda toplam 24,4 milyar dolara ulaşması beklenen seyahat paket satışları, bir önceki yıla göre yüzde 8,1 oranında artış gösterdi. Ayrıca, hizmet verilen toplam yolcu sayısı yüzde 6,7 artarak 8,4 milyon müşteriye ulaştı. Bu olumlu trendlerin 2025’te de devam edeceği, üyelerin yüzde 73’ünün yüzde 7 ile 10 arasında bir büyüme öngördüğü açıklandı.
Etkinlikte, Türk turizm sektörünü temsil eden ve Türkiye’nin kültürel ve turistik zenginliklerini uluslararası alanda tanıtma misyonunu sürdüren Saladino Travel Genel Müdürü Selahaddin Eyyubi Tezel, bu yıl USTOA konferansına katılan tek Türk tur operatörü olarak dikkat çekti. Tezel, hem Türk turizmini global arenada temsil etmenin gururunu yaşadı hem de sektöre yön veren isimlerle iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Tezel, etkinlik boyunca Kuzey Amerika’nın üst gelir düzeyine sahip turistlerini Türkiye’ye çekmek için geliştirdiği yenilikçi projeleri ve stratejileri paylaştı. Tezel, “USTOA gibi büyük ve etkili bir organizasyonda yer almak, yalnızca Türkiye’nin değil, Türk turizminin geleceği için de büyük bir adımdır. Bu platformda, Türk turizminin global cazibesini artıracak önemli iş birlikleri kurma fırsatı bulduk” dedi.
USTOA 2024 kapsamında Saladino Travel, yeni yapay zeka destekli rezervasyon sistemini ilk kez duyurdu. Sistem, kullanıcıların seyahatlerini daha hızlı, kolay ve kişiselleştirilmiş bir şekilde planlamalarına olanak tanıyor. Selahaddin Eyyubi Tezel, bu sistemin turizmde çığır açacağını belirterek “Seyahat sektörü yapay zeka ile yeni bir döneme giriyor. Bu teknoloji, müşterilerimize benzersiz bir deneyim sunmanın yanı sıra operasyonel verimliliğimizi artıracak. USTOA gibi bir platformda bu projeyi duyurmak, hem Türk turizmi hem de Saladino Travel için önemli bir adımdır” diye konuştu.
Türk turizmine global katkı
USTOA Annual Conference ve Marketplace, yalnızca yeni iş birlikleri kurma açısından değil, aynı zamanda Türk turizminin dünya çapındaki prestijini artırmak için de önemli bir platform oldu. Tezel’in liderliği ve Saladino Travel’ın inovatif projeleri, Türkiye’yi global turizm pazarında daha güçlü bir konuma taşımaya yönelik önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Tezel, Türkiye’nin Kuzey Amerika ve Avrupa pazarlarında daha geniş bir yer edinmesi için uluslararası etkinliklerde yer almanın önemine dikkat çekerek, “2 milyon Amerikalı turist hedefini destekliyoruz. USTOA gibi organizasyonlar, bu hedefi gerçekleştirmek için önemli platformlar sunuyor. Türkiye’nin, turistlerin hem kültürel hem de lüks segmentteki taleplerine cevap veren bir destinasyon olduğunu burada bir kez daha vurgulama fırsatı bulduk” şeklinde konuştu.
Konferansta açıklanan raporlarda, kişiselleştirilmiş seyahat paketlerine olan talebin son iki yılda yüzde 16’ya yükseldiği belirtildi. Bu trendin, Türk turizminin premium segmentteki payını artırmak için önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çeken Tezel, “Türkiye, üst gelir grubu turistler için bir cazibe merkezi. Ancak, bu potansiyeli harekete geçirmek için daha yenilikçi ve müşteri odaklı hizmet standartları geliştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilirlik teması, konferansın ana başlıklarından biri olarak öne çıktı. USTOA Başkanı Terry Dale, üyelerin yüzde 56’sının sürdürülebilirlik stratejisi oluşturduğunu belirterek, bu çabanın iklim değişikliğiyle mücadelede büyük bir adım olduğunu ifade etti. Tezel ise Türkiye’de turistlerin günlük harcamalarının ortalamasını 6 kat artıran hizmet modelleri geliştirdiklerini belirterek, “Bu sadece Türk turizminin prestijini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ülkenin dış ticaret açığının kapanmasına da büyük katkı sağlıyor” dedi. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yoğun programını İstanbul’da sürdürüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç’te yapımı tamamlanan “Tersane İstanbul” projesinin açılış töreninde konuştu.
TURİZM RAKAMLARINI DEĞERLENDİRDİ
Burada turizm rakamlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, rakamları tek tek açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomiye katkı yapan her yatırımı desteklediklerini belirterek turizm gelirinin de her yıl istikrarlı bir şekilde artığını dile getirdi.
60 MİLYON TURİST HEDEFİ
2024 yıl sonu için 60 milyar dolar turizm geliri ve 60 milyon turist sayısı hedefinin korunduğunu hatırlatan Erdoğan, “2023 yılı sonunda turist sayımız 56 milyon 700 oldu.” dedi.
Galataport’a ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, rezerasyonlarda artış olduğunu ifade edip Türkiye’nin turizm konusunda en güçlü potansiyeline sahip ülkelerden biri olduğunu söyledi.

“İŞ DÜNYAMIZA DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
İstanbul bugün kültür ve kongre açısından dünyanın gözde destinasyonları arasında yer alıyor. İstanbul’da çok sayıda uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptık. Birçok hükümet ve devlet yetkilisini İstanbul’da misafir ettik. Hükümet olarak bugüne kadar yatırımcılarımızın hep yanında olduk. Türk ekonomisine katkı sağlayan herkesi destekledik. Bizim için yerli veya yabancı yatırımcı yoktur. Katma değer üreten yatırımcı vardır. Ülkemizde veya yurt dışında elde ettiği kazancı Türk ekonomisi için kullanan yatırımcılarımızın yanındayız. İş dünyamıza destek vermeye devam edeceğiz.
“REKORDAN REKORA KOŞUYORUZ”
Turizm zincirleme katkı değer üreten alanların başında geliyor. Türkiye olarak turizm konusunda en potansiyelli ülkelerin başında geliyoruz. Geniş bir yelpazede ciddi imkanlara sahibiz. Yıllarca bazı imkanları değerlendiremedik. Turizm denince sadece deniz, kum, güneş anlaşılıyordu. Kültürel mirasımız kaderine terk edilmiş durumdaydı. 2002’den itibaren bu yanlış gidişi değiştirmeye karar verdik. Turizmi stratejik bir adım olarak gördük. Turizmi 12 aya yayma konusunda adımlar attık. Kritik alanlarda vizyoner çalışmalar yürüttük. Anadolu topraklarının dört bir yanında saklı olan kültürel mirasımızı gün yüzüne çıkarttık. Turizmi Türk ekonomisinin lokomotiflerinden biri haline getiren biz olduk. Rekordan rekora koşuyoruz.

“60 MİLYAR DOLAR TURİZM GELİRİ, 60 MİLYON TURİST SAYISI”
2002 yılında 8,5 milyar dolardan devraldığımız gelirlerimizi, 2023 yılında 56 milyar dolar sınırına getirdik. Kalış süresi, harcama tutarı ve turist sayısına bağlı olarak turizm gelirleri artıyor. Temmuz sonu itibariyle ülkemize gelen turist sayısı 35 milyona ulaştı. 2024 yıl sonu için 60 milyar dolar turizm geliri ve 60 milyon turist sayısını hedefliyoruz. 2002 yılında Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı 13 milyonken, 2023 sonunda bu sayı 56 milyon 700 bin kişiye ulaştı. Havalimanlarımız sayesinde yabancı misafirlerimiz ülkemizin her köşesini kolayca ziyaret edebiliyor. Günlük ortalama 1500 uçuşla Avrupa’nın en yoğun havalimanı. Ne gerek var dedikleri, engellemek için her yola başvurdukları yatırımlarımız Türk turizmini zirveye taşıyor.
“DÜNYA MARKASI OLANA KADAR DURMAYACAĞIZ”
Güvenlik noktasında da herhangi bir sıkıntı ve sorun yaşanmıyor. Teröristlerden temizlediğimiz yerleri artık milletimizle birlikte tüm insanların ziyaretine açtık. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizin giderek daha fazla turist çektiğini memnuniyetle görüyoruz. Başta İstanbul olmak üzere kıyı şeritlerimizde kruvaziyer çalışmalarını memnuniyetle görüyoruz. Gemi başına artık daha fazla yolcu İstanbul’a geliyor. Önümüzdeki yıllarda İstanbul’a gelecek yolcu sayısında ciddi artışlar bekliyoruz. Gastronomi açısından da geleneksel yemek kültürümüzü dünyaya tanıtmak adına pek çok çalışma yürüttük. Tüm bunlar sadece birer başlangıçtır. Önümüzde daha katedeceğimiz birçok başlık bulunuyor. Dünya markası olana kadar durmayacağız.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BARTIN – Kruvaziyer yolcu taşımacılığı ile 2022 yılının Ağustos ayında ilk kez tanışan Bartın’ın Amasra ilçesine gelen turist sayısı toplam 39 seferde 44 bin 319 kişiye ulaştı. 2022 yılında 9 bin 23 olan kişi sayısı 20 ayda 4.9 kat arttı.
Bartın’ın Amasra ilçesinde 2022 yılı Ağustos ayında Amasra seferlerine başlayan Astoria grande gemisi, 20 ayda yaptığı 39 seferde 17 bin 43’ü personel, 27 bin 276 yolcu olmak üzere toplam 44 bin 319 kişiyi ilçeye getirdi. Karadeniz’in en gözde kruvaziyer taşıma yapan gemilerinden olan ve 193 metre uzunluk, 30 metre genişlikteki 11 katlı Astoria Grande’nin Amasra’ya getirdiği yolcu sayısı katlanarak arttı.
2022 yılı Ağustos ayında başlayan ve yıl sonuna kadar gerçekleşen 9 seferde 3 bin 933 personel, 5 bin 90 yolcu olmak üzere toplam 9 bin 23 kişi getiren geminin 2023 yılında sefer sayısı 24’e çıkarken, yıl boyunca ilçeye getirdiği yolcu ve personel sayısı toplamda 27 bin 248’e ulaştı. Geçtiğimiz yıl taşıdığı yolcu ve personel sayısı bir önceki yıla göre 3 kat artan geminin toplamdaki yolcu sayısı ise ilk sefere başladığı 2022 yılına göre ise 4.9 kat arttı.
Bu yılın ilk 4 ayında gerçekleşen 6 seferde 8 bin 48 turisti Amasra ilçesine getiren gemi, bu seferlerden 3’nü Ocak ayında, 2’sini Nisan ayında birini de Mayıs ayında gerçekleştirdi.
Kruvaziyer Gemi ile yolcu taşımacılığında 2023-2024 sezonunun son seferinde 17 Ocak’ta gerçekleştiren gemi, yaklaşık 75 günlük bakım ve onarımın ardından ise 4 Nisan’da 2024-2025 sezonun ilk seferini gerçekleştirdi.
60 bin yolcu hedefi
Gemide yapılan anketlerde en çok beğenilen durak ve turizm şirketlerinin sunduğu gezi paketlerinde en çok talep edilen yerler arasında yer alan Amasra’da, bir önceki yılda kırılan turist sayısı rekorlarının 2024 yılında da kırılması hedefleniyor. Astoria Grande gemisi ile yıl boyunca yapılması planlanan toplam 26 seferde 40 bin turistin Amasra’ya getirilmesi planlanırken, ilçeye gelen gemi sayısının da arttırılması için çalışmalar yürütülüyor. Bölgeye yabancı turistleri getiren gemi sayısını 2 ve daha üstüne çıkartılması ile de yolcu sayısının 60 bine çıkarılması planlanıyor.
Yolcu sayısı her yıl katlanarak arttı
Bartın Belediye Başkanı Recai Çakır, kruvaziyer turizminde Amasra’nın ağırladığı turist sayısının artarak devam ettiğini kaydetti. 2024 yılında bölgeye yapılan sefer sayısını ve bölgeye gelen gemi sayısını arttırmak için çalışmalar yürüttüklerini de hatırlatan Çakır, “Başladığı günlerde oldukça az olan yolcu sayısı giderek artıyor. Bugün 878 yolcu 437 personelle Amasra’mızdalar, bu sene için 26 sefer ve Karadeniz’de yine birinci olma hedefi ile Liman işletme faaliyetimize devam ediyoruz. Sefer sayısının yanı sıra gemi sayısının artması için de, tüm paydaşlarımızla için de çalışmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
39. seferde 878 yolcu getirdi
39. seferini 1 Mayıs’ta gerçekleştiren gemi, son seferinde 878 yolcu, 437 mürettebat ile Amasra Limanı’na yanaştı. Rusya’nın Soçi kentinden yola çıkan ve Karadeniz turu yapan geminin sabah saatlerinde geldiği Amasra ilçesinde yaklaşık 10 saat yolculuğa ara veren gemideki turistler, gün boyu Bartın ve Amasra ilçesinin, doğal, tarihi ve turistik yerlerini gezme fırsatı buldu.
Rus turistler sakin ve otantik buluyor
Denizin ve doğanın keyfini çıkaran Rus turistler, ilk kez geldikleri Amasra’yı çok beğendiklerini ifade etti. Rus turistler, Amasra’nın doğası ve denizini muhteşem olarak değerlendirirken, ilçeyi sessiz, sakin ve otantik bulduklarını ifade etti. Rus turistler, ilçenin meşhur balığının yanı sıra bölge insanlarını da çok sevdiklerini kaydederek, tekrar gelmeyi düşündüklerini söyledi.
]]>Bartın’ın Amasra ilçesine 2022 yılı Ağustos ayında seferlerine başlayan Astoria Grande gemisi, 20 ayda yaptığı 39 seferde 17 bin 43’ü personel, 27 bin 276’sı yolcu olmak üzere toplam 44 bin 319 kişiyi ilçeye getirdi. 193 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindeki 11 katlı Astoria Grande’nin Amasra’ya getirdiği yolcu sayısı katlanarak arttı. 2022 yılı Ağustos ayında başlayan ve yıl sonuna kadar gerçekleşen 9 seferde 3 bin 933 personel, 5 bin 90 yolcu olmak üzere toplam 9 bin 23 kişi getiren geminin 2023 yılında sefer sayısı 24’e çıkarken, yıl boyunca ilçeye getirdiği yolcu ve personel sayısı toplamda 27 bin 248’e ulaştı. Geçtiğimiz yıl taşıdığı yolcu ve personel sayısı bir önceki yıla göre 3 kat artan geminin toplamdaki yolcu sayısı ise ilk sefere başladığı 2022 yılına göre ise 4.9 kat arttı. Bu yılın ilk 4 ayında gerçekleşen 6 seferde 8 bin 48 turisti Amasra ilçesine getiren gemi, bu seferlerden 3’nü ocak ayında, 2’sini nisan ayında, birini de mayıs ayında gerçekleştirdi. Yolcu taşımacılığında 2023-2024 sezonunun son seferinde 17 Ocak’ta gerçekleştiren gemi, yaklaşık 75 günlük bakım ve onarımın ardından 4 Nisan’da 2024-2025 sezonun ilk seferini gerçekleştirdi.
60 bin yolcu hedefi
Gemide yapılan anketlerde en çok beğenilen durak ve turizm şirketlerinin sunduğu gezi paketlerinde en çok talep edilen yerler arasında yer alan Amasra’da bir önceki yılda kırılan turist sayısı rekorlarının 2024 yılında da kırılması hedefleniyor. Astoria Grande gemisi ile yıl boyunca yapılması planlanan toplam 26 seferde 40 bin turistin Amasra’ya getirilmesi planlanırken, ilçeye gelen gemi sayısının da arttırılması için çalışmalar yürütülüyor. Bölgeye yabancı turistleri getiren gemi sayısının iki ve daha üstüne çıkartılması ile yolcu sayısının 60 bine çıkarılması planlanıyor.
Yolcu sayısı her yıl katlanarak arttı
Bartın Belediye Başkanı Recai Çakır, kruvaziyer turizminde Amasra’nın ağırladığı turist sayısının artarak devam ettiğini kaydetti. 2024 yılında bölgeye yapılan sefer sayısını ve bölgeye gelen gemi sayısını arttırmak için çalışmalar yürüttüklerini hatırlatan Çakır, “Başladığı günlerde oldukça az olan yolcu sayısı giderek artıyor. Bugün 878 yolcu, 437 personelle Amasra’mızdalar. Bu sene için 26 sefer ve Karadeniz’de yine birinci olma hedefi ile liman işletme faaliyetimize devam ediyoruz. Sefer sayısının yanı sıra gemi sayısının artması için de tüm paydaşlarımızla çalışmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
39. seferde 878 yolcu getirdi
39. seferini 1 Mayıs’ta gerçekleştiren gemi, son seferinde 878 yolcu ve 437 mürettebat ile Amasra Limanı’na yanaştı. Rusya’nın Soçi kentinden yola çıkan ve Karadeniz turu yapan geminin sabah saatlerinde geldiği Amasra ilçesinde yaklaşık 10 saat yolculuğa ara veren turistler, gün boyu Bartın ve Amasra ilçesinin doğal, tarihi ve turistik yerlerini gezme fırsatı buldu.
Rus turistler sakin ve otantik buluyor
Denizin ve doğanın keyfini çıkaran Rus turistler, ilk kez geldikleri Amasra’yı çok beğendiklerini ifade ettiler. Rus turistler, Amasra’nın doğası ve denizini muhteşem olarak değerlendirirken, ilçeyi sessiz, sakin ve otantik bulduklarını ifade ettiler. Rus turistler, ilçenin meşhur balığının yanı sıra bölge insanlarını da çok sevdiklerini kaydederek, tekrar gelmeyi düşündüklerini söylediler. – BARTIN
]]>Turist rehberleri ve seyahat acentelerine ilişkin düzenlemeleri içeren Turist Rehberliği Meslek Kanunu ile Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Buna göre mesleğe kabul şartlarını yerine getiren adaylar, yabancı dil yeterlilik belgesi olmasa bile Türkçe turist rehberliği yapabilecek.
Turistlerin bilgisi dışında yapılan yönlendirmeye ceza
Yasalaşan ve Resmi Gazete’de yayınlanan kanun teklifinde, düzenlenen bazı maddeler şu şekilde özetleniyor:
“Yabancı dil şartını sağlayamadığı için rehber olamayanların mağduriyetini gidermek ve iç turizmde artan Türkçe rehber ihtiyacını karşılamak için Türkçe rehberliğe ilişkin düzenleme yapılacak. Kültür ve turizm politikaları ile uyumlu biçimde mevcut rehber sayısını artırmak amacıyla Uzakdoğu dillerindeki rehber adaylarını teşvik edici düzenlemeye gidilecek. Üniversitelerin sanat tarihi ve arkeoloji bölümlerinden lisans düzeyinde mezun ve yabancı dil yeterliliğine sahip olanların turist rehberi olmaları kolaylaştırılacak. Turist rehberlerinin, turist rehberliği hizmetinin verilmesi sırasında ve bu hizmeti alanların bilgisi ve onayı dışında alışveriş amaçlı belirli bir işletmeye gönderilmeleri karşılığında kendisine veya yönlendireceği kişiye herhangi bir menfaat temin etmeleri halinde 25 bin TL’den 100 bin TL’ye kadar idari para cezası yaptırımı uygulanması yönünde düzenleme yapılacak. Seyahat acentelerinin, müşterilerine verdikleri hizmetler sırasında müşterilerin bilgisi ve onayı dışında alışveriş amaçlı belirli bir işletmeye gönderilmeleri karşılığında kendisine veya yönlendireceği kişiye herhangi bir menfaat temin etmeleri halinde belgelerinin bakanlıkça iptal edileceği ve bunların beş yıl süreyle seyahat acenteliği yapamayacağı yönünde düzenleme yapılacak.”
Turizm rehberliği mezunlarına iş bulma kolaylığı
Türkçe turist rehberliği düzenlemesine olumlu yaklaşan SAYD Başkanı Mehmet Gem, yapılan düzenlemenin turizm rehberliğinden yeni mezun olmuş öğrencilere faydalı olacağını ifade etti. Gem, “Türkçe rehberliğe ilişkin düzenlemeye dair, üniversitelerin rehberlik bölümünden mezun olmuş gençler, Turist Rehberleri Odaları Birliği (TUREB) veya Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açmış olduğu sınavlarda yeterli dil puanına ulaşamadıkları takdirde maalesef rehber olamıyorlardı. Şimdi bu konuyla ilgili değişen, özellikle kültür pazarına istinaden gelişen rehber talebine, TUREB de maalesef yeterli cevap veremiyordu. Çünkü, yüksek sezonların olduğu dönemlerde ağırlıklı yabancı dil bilen rehberler turizm bölgelerinin yoğun olduğu yerlerde konuşlanıp, buna göre işe gitmek istiyorlardı. Dolayısıyla bu Türkçe rehberlik için olumlu bir durum, rehberlik bölümünden mezun olacak gençlere de belirli bir sürede iş bulma anlamında destekleyici bir durum” diye konuştu.
“Kanun maddesi çok ağır”
SAYD Başkanı Mehmet Gem, Seyahat acentelerinin, müşterilerine verdikleri hizmetler sırasında, müşterilerin bilgisi dışında, işletmeye gönderilmeleri karşılığında, herhangi bir menfaat temin etmeleri halinde, belgelerinin bakanlıkça iptal edileceği ve bunların beş yıl süreyle seyahat acenteliği yapamayacağı yönünde yapılan düzenlemeyi de değerlendirdi. Gem, seyahat acenteleriyle ilgili düzenlemenin ardından, alacakları önlemleri şu şekilde aktardı:
“Bu maddeyi uygulamada göreceğiz. Çünkü normalde seyahat acenteleri tur satarken, tur programının tamamını müşteriye iletiyor. Burada biraz daha hanutçuluk faaliyetiyle ilgili, rehberlerin bazen istemeyerek de olsa anlaştığı, seyahat acentelerinin bilgisi dışında olan harici yerlere girip, satışlar yaptırdığı hepimizin bilgisi dahilinde. Bu aslında biraz daha piyasayı kontrol altına almak adına alınmış bir karar. Biz artık rehberlerle de sözleşmeyi yaparken; bu maddeye istinaden, herhangi bir şekilde tur haricinde hiçbir noktaya uğranılmamasıyla ilgili olarak da rehberle bir sözleşme mecburiyetimiz olacak. veya yaptığımız sözleşmeye ilave bir madde koyacağız. Çünkü kanun maddesi cidden çok ağır, 5 yıl seyahat acentesi belgesinin iptal olması ve o kişinin 5 yıl seyahat acenteliği yapamaması çok ciddi bir durum.”
“Sahadaki yanıtını görmemiz gerekiyor”
Antalya Rehberler Odası Başkanı Mustafa Yalçın Yalçınkaya ise Türkçe rehberliğe ilişkin düzenlemenin olumlu ve olumsuz yanlarına dikkat çekti. Yalçınkaya, kanun teklifiyle birlikte aynı zamanda; odalara ve oda yöneticilerine denetim mekanizmasının güçlendirildiğini ve de herhangi bir durum olursa, kamu çalışanı gibi yargılanması hususunun gündeme geldiğini dile getirdi.
Yalçınkaya, “Son yıllarda ülkemizde hava yolu ve demir yolu ulaşımının artmasıyla beraber taşımacı şirketlerin seyahat acentesi açtığını sıklıkla görmekteyiz. Taşımacılıktan seyahat acentesine evrilmiş olup, seyahat acentesi sahibi olanların, rehberi külfet olarak görme tarzında ki söylemlerine şahit olduk. Bu kesimin oluşturmuş olduğu mobbing çalışmalarının bazı yerlerde yanıt bulduğunu üzülerek görmekteyiz. Bundan önceki turizm şuralarında yabancı dil bilmeden rehber olma konusu gündeme geliyordu fakat gerek akademik çevrelerden gerekse de rehberler odaları ve birliği tarafından, bu konunun olmaması gerektiği sıklıkla dile getiriliyordu. İhtiyaç vardı ki oldu, uygulamasına bakmamız gerekiyor. Sektöre yıllık yabancı dil bilmeden ne kadar rehber temin edileceği konusunda bakanlığımız nasıl bir insiyatif kullanacak, sahadaki yanıtını görmemiz gerekiyor. Bizim açımızdan grup liderleri ile tura çıkmış olan şahıs, şayet sadece Türkçe biliyorsa; bu durumda yanındaki rehberle yabancı dil bilmeden grup turuna çıkarsa, bu camiada ve sektörde çok ciddi krize sebep olur” dedi. – ANTALYA
]]>İlk günüde 15 bin 700 kişi 5’er euro ücret ödeyerek kente girebildi.
Nüfusu 50 bin civarına düşen Venedik’e yılda 30 milyona yakın turistin gittiği hesaplanıyor. Bunların büyük kısmının günübirlik ziyaretçi olması ve yoğun tatil dönemlerinde kentin kitlesel turizmin olumsuz etkilerine maruz kalması sebebiyle yıllardır kente girişlerin ücrete tabi olması önerisi konuşuluyordu.
Pandemi nedeniyle birkaç yıl ertelenen uygulama sonunda dün başladı. İtalya’da Kurtuluş Bayramı nedeniyle tatil olan 25 Nisan’dan Temmuz ortasına kadar, hafta sonları gibi yoğun olması beklenen 29 günde kente günübirlik girişler için 5 euro ödemek gerekecek.
Bu tarihler arasında kenti ziyaret etmek isteyenler Venedik Belediyesi’nin internet sitesi üzerinden kayıt yaptıracak ve ücrete tabiyse ödeme yaparak bir QR kodu alacak.
Kentteki turistik tesislerde konaklayanlar zaten belediyeye günlük bir vergi ödediği için giriş ücretinden muaf olacak. Bölge sakinleri, kentte çalışan ve eğitim alanlar ile 14 yaş altı çocuklar da ücret ödemeden Venedik’e girebilecek.
Giriş ücreti, saat 08.30 ile 16.00 arasında geçerli olacak.
Yerel halka vergi kesintisi
Uygulamanın başladığı Perşembe günü 15 bin 700 kişi 5 euro’luk katkı payını ödedi. Belediye Başkanı Luigi Brugnaro, uygulamanın gelir elde etmek amacıyla yapılmadığını ancak başarılı olması halinde kent sakinleri için yerel vergilerde kesintiye gitmeyi düşündüklerini söyledi.
Öte yandan uygulamanın, yoğun günlerde turist sayısını düşürme amacının şimdilik gerçekleşmediği yorumu yapılıyor.
Belediyenin kayıt platformunda 113 bin kişinin rezervasyon yaptırdığı, bunların büyük kısmının kentte evleri olanlar ve yakınları, öğrenciler, işçiler ve otel müşterileri olduğu bilgisi paylaşıldı. Ancak giriş ücretinden muaf olanların da kayıt yaptırması şartı kafa karışıklığı yarattı ve şikayet sebebi oldu.
Protestolarla başladı
Santa Lucia Tren İstasyonu gibi Venedik’e başlıca giriş noktalarında dün kontrol noktaları kuruldu. İnternet üzerinden ödeme yapmamış olanlar bu noktalardan da ‘bilet’ alabildi. Giriş noktalarında 60, kentin geri kalanında da 75 görevli binlerce kişiye kontrol yaptı.
İlk günde kural ihlali gerekçesiyle para cezası kesildiğine dair bir haber gelmedi. Ancak ihlallere 50 ila 300 euro arası cezalar öngörülüyor.
Uygulamanın ilk günü, kent sakinleri ve derneklerin organize ettiği protesto eylemlerine de sahne oldu. Venessia.com, Ev için Sosyal Meclis (ASC) gibi grupların protestosunda, giriş ücretiyle kentin eğlence parkına dönüşümünün tasdik edildiği savunuldu. Göstericiler bu gibi uygulamaların kent sakinlerinin barınma gibi sorunlarını çözmekten uzak olduğunu, ayrıca kentin imajını olumsuz etkilediğini vurguladı.
Yıllardır tartışılan giriş ücreti projesine, insanların serbest dolaşım hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle de itirazlar var. Venedik’in eski belediye başkanlarından Massimo Cacciari de giriş biletini “tam bir delilik, tamamen gayri meşru, anayasaya aykırı” bir uygulama olarak tanımladı.
Turistik yatak sayısı nüfustan fazla
Venedik merkezinde kitlesel turizmle de bağlantılı olarak yaşanan nüfus kaybı, yerel halk ve siyasetçilerin yanı sıra Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) gibi kurumların da uyarılarına neden oluyor.
Kentin nüfusu 70 yıl önce 175 bin civarındayken bugün 50 binin altına inmiş durumda. Geçen yıl da Venedik’teki turistik konaklama amaçlı yatak sayısının (49 bin 693) sabit nüfusu (49 bin 304) geçtiği açıklanmıştı. Henüz 15 yıl önce kent nüfusu 60 binken, 12 bin turistik yatak kapasitesi vardı.
Venedik’teki Ca’ Foscari Üniversitesi tarafından 2018’de yayımlanan bir araştırma, kentin kaldırabileceği turist sayısının yılda 19 milyon ile sınırlı olduğunu ancak mevcut sayının 28 milyon civarında olduğunu göstermişti.
Gelecek Haziran ayından itibaren de 25 kişinin üzerindeki turist gruplarının kente girişinin yasaklanması planlanıyor.
]]>NERO, başta Kapadokya olmak üzere faaliyet gösterdiği Nevşehir, Kayseri, Sivas, Niğde, Aksaray, Yozgat ve Kırşehir’deki turizm merkezlerinde yerli ve yabancı turistlere eşlik edecek rehberlere yerinde eğitim veriyor.
Rehberlik hizmetinin profesyonel sunulmasını amaçlayan NERO yönetimi, mesleğini sürdüren turist rehberlerinin bilgilerini tazelemesi ve tanıtım faaliyetini eksiksiz yerine getirebilmesi için çalışmalar yürütüyor.
Çeşitli turizm merkezlerinde tecrübeli rehberlerce verilen mesleki eğitimlerin yanı sıra NERO tarafından kaçak rehberlere karşı denetimlere ilişkin bilgi aktarılıyor.
“Rehber, Türkiye turizminin aynasıdır”
NERO Başkanı Özay Onur, AA muhabirine, turist rehberlerinin, yabancı turist kafilelerine ülkenin en iyi şekilde tanıtılması için gayret eden meslek gruplarının başında geldiğini söyledi.
Odaya bağlı 7 ildeki 514 profesyonel turist rehberinin, turizm sezonu boyunca milyonlarca ziyaretçiye tarihi, doğal ve kültürel mirasları tanıtacağını kaydeden Onur, şöyle konuştu:
“Hizmet içi eğitime çok önem veriyoruz. Rehberlerin hem bilgilerini tazelemek hem de yeni bilgiler öğrenmeleri için seminerlerin yanı sıra 15 günlük süreçlerle uzmanlık eğitimi veriyoruz. Türkiye Yüzyılı’na rehberlerimiz hazır. Rehber, Türkiye turizminin aynasıdır. Rehber en doğru bilgiyi verir çünkü bu işin eğitimini almıştır. Mesela, Kapadokya bölgesi dünyanın önde gelen turizm destinasyonudur. Turistler buraya geldiklerinde, bakmak ile görmek arasındaki farkı turist rehberi yaratır. Bu ülkede en önemli meslek kuruluşlarından biri ve turizmin omurgasıyız. Bizler bu mesleği koruyamaz ve çalışma şartlarını devam ettirmezsek turizm yara alır. NERO yönetimi olarak sahte rehberlere karşı da turizm sezonu boyunca mücadele edeceğiz. Görevli arkadaşlarımız, haftada 2 gün denetim faaliyetlerinin yanı sıra meslektaşlarımız veya turizm sektöründekilerin sahte rehber ihbarlarını değerlendirmektedir.”
Turist rehberleri yeni turizm sezonu için heyecanlı
Turist rehberlerinden Yunus Kervan da eğitim ve denetim çalışmalarından dolayı oda yetkililerine teşekkür ederek, “Rehber, misafirin gözü kulağı olup farkındalık oluşturuyor. Rehber olmazsa nitelikli bilgiler edinilemez. Rehber olmazsa turist burayı anlayamaz. 2024 yılında da rehberlere büyük iş düşüyor. Ülkemizi tanıtmaya devam edeceğiz.” dedi.
Aylin Başak ise yabancı turistlere Türkiye’nin değerlerini tanıtmak için rehberlerin önemli çalışmalarda bulunduğunu kaydetti.
Meslek odalarınca rehberlere yönelik sürdürülen çalışmaları kıymetli bulduğunu dile getiren Başak, “Bu yıl beklediğimiz turizm canlılığını görmeyi umuyoruz. Bizler, turistlerin Türkiye’yi çok iyi tanımalarına yardımcı oluyoruz. Türkiye’nin sadece tarihi yerlerini değil, kültürümüzü, ahlakımızı, değerlerimizi de tanıtıyoruz. İnsanlar tarihi kitaptan öğrenebilir ama kültürümüzü ve ahlakımızı bizden öğreniyor. Bu konuda önemli bir görev üstlendiğimize inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Mesleği 2011’den beri sürdüren Mehmet Emin Çevik, turist rehberlerinin göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir faaliyet yürüttüğünü vurgulayarak, “2024 yılından umutluyuz. NERO ile turizm sezonuyla ilgili gerekli hazırlıkları yaptık. Rehber arkadaşlara yönelik eğitim gezileri oldu. Önümüzdeki süreçte Türkiye Yüzyılı’nın en önemli yapı taşlarından biri de turizm olacaktır.” diye konuştu.
Soner Menekşe de alınan eğitimle ülkeye gelen turistlere daha iyi hizmet sunulabildiğini söyledi.
]]>Dünyanın göz bebeği Amasra’da rekor üzerine rekor kırılıyor
BARTIN – Doğası, denizi, tarihi ve kültürü ile yerli ve yabancı turistlerinin uğrak yerleri arasında bulunan Bartın’ın Amasra ilçesi son yıllarda turizmin gözde şehirleri arasına girdi. Kruvaziyer turizmi ile geçen yıl rekor sayıda Rus turisti ağılayan Amasra, bu yılki 9 günlük bayram tatilinde ise yaklaşık 700 bin turiste ev sahipliği yaparak tarihi bir rekora imza attı.
Fatih Sultan Mehmed Han’ın bir sefer esnasında gördüğü ve “Lala, lala Çeşm-i cihan bu mu ola” diyerek doğal güzellikleri dünyanın göz bebeği olarak nitelendirdiği Bartın’ın Amasra ilçesi, hem yabancı hem de yerli turistlerin es geçemediği bir turizm durağı haline geliyor. Yaklaşık 6 bin 600 nüfus ile Karadeniz’in şirin ilçelerinden olan Amasra, son yıllarda turizm alanında yapılan tanıtımlarla kapılarını tüm dünyaya açtı.
Rekor üstüne rekor kırılıyor
2023 yılında 17 bin kişi ile rekor sayıda Rus turistin geldiği ilçe, Karadeniz’deki Trabzon, Samsun, Ordu gibi büyükşehirleri ve Sinop, Ünye gibi turizm şehirleri de turist sayısı anlamında geride bırakırken, Türkiye genelinde ise Alanya, Bozcaada, Kaş gibi turizm kentlerini de geçmeyi başararak 9. sırada yer aldı.
Ramazan Bayramı’nda 9 günlük bayram tatilini ve mevsim normallerinin üzerinde seyir eden sıcaklıkları fırsat bilen vatandaşlar Amasra’ya akın etti. İlçeye 9 gün boyunca 150 bini aşkın araç girişi tespit edilirken, yaklaşık 700 bin kişi misafir edildi. Önceki yıllardaki bayram tatillerinde 40 bin ile 200 bin kişi arasında ziyaretçi ağırlayan ilçe, 700 bin ziyaretçi ile tarihi bir rekora ulaştı.
Son ziyaretçi sayıları ile 6 bin 600 kişi nüfusa sahip ilçe, 9 günde nüfusunun da yaklaşık 105 katından fazla sayıda turisti ağırlamış oldu.
Japan ve Çinliler de ilgi gösteriyor
Karadeniz’in sessiz sakin sahil kentlerinden olan Amasra’nın güneyinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Sakin Şehir ünvanına sahip Safranbolu, doğrusunda Kastamonu’nun tarihi, doğal güzellikleri ile bilinen Cide ve İnebolu ilçeleri, batısında ise Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos Beldesi ve Ereğli ilçesi gibi Karadeniz turizminin önemli şehirleri yer alıyor. Yaklaşık 90 kilometre uzaklıktaki Safranbolu’ya gelen Japon ve Asyalı turistlerin de mutlaka gezip gördüğü Amasra, Avrupa, Orta Doğu ülkeleri gibi dünyanın dört bir tarafından da Karadeniz’e gelen turistlerin öncelikli tercihleri oluyor.
Rusların gözdesi
Karadeniz’in incisi Amasra, Son dönemlerde gelişen kruvaziyer gemi turları ile Rusların da Karadeniz’de en çok beğendiği durak oldu. Şuanda ortalama 2 haftada bir tek gemi ile seferler düzenlenirken önümüzdeki günlerde yabancı turist taşıyan gemi sayısı ve mevcut geminin sefer sayılarının artması için de çalışmalar yürütülürken yat ve yelken turizminde de ilginin arması için çalışmalar yoğunlaştırıldı.
Gurbetçiler uğramadan gidemiyor
Yabancı turistler kadar yerli turistlerinde büyük ilgi gösterdiği Amasra, bayram ve yaz dönemlerinde başta sanatçılar, ünlüler olmak üzere her kesimden insanın en önemli tercihleri arasında yer alıyor. Bartın, Zonguldak ve Kastamonu gibi, Batı ve Orta Karadeniz’deki gurbetçilerin de sık sık ziyaret ettiği ilçe, Ankara, Bursa, İstanbul, Samsun, Kastamonu, Sinop, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu gibi şehirlere de yakınlığı nedeniyle yöre insanların da uğramadan geçemediği yer oluyor.
Muhteşem doğası nedeniyle seyir zevkinin en üst düzeyde olduğu ilçe sessiz, sakin ortamı nedeniyle kafa dinleyerek dinlenmek, stres atmak isteyenlerin yanı sıra tertemiz denizinde yüzerek güneşin keyfini sürmek isteyenlerin de vazgeçilmez güzergahları arasında yer alıyor. İlçe ayrıca kamp ve karavan turizmi ile de yaz, kış doğa severlerin gözde mekanları arasında yer alıyor.
]]>Fatih Sultan Mehmed Han’ın bir sefer esnasında gördüğü ve “Lala, lala Çeşm-i cihan bu mu ola” diyerek doğal güzellikleri dünyanın göz bebeği olarak nitelendirdiği Bartın’ın Amasra ilçesi, hem yabancı hem de yerli turistlerin es geçemediği bir turizm durağı haline geliyor. Yaklaşık 6 bin 600 nüfus ile Karadeniz’in şirin ilçelerinden olan Amasra, son yıllarda turizm alanında yapılan tanıtımlarla kapılarını tüm dünyaya açtı.
Rekor üstüne rekor kırılıyor
2023 yılında 17 bin kişi ile rekor sayıda Rus turistin geldiği ilçe, Karadeniz’deki Trabzon, Samsun, Ordu gibi büyükşehirleri ve Sinop, Ünye gibi turizm şehirleri de turist sayısı anlamında geride bırakırken, Türkiye genelinde ise Alanya, Bozcaada, Kaş gibi turizm kentlerini de geçmeyi başararak 9. sırada yer aldı.
Ramazan Bayramı’nda 9 günlük bayram tatilini ve mevsim normallerinin üzerinde seyir eden sıcaklıkları fırsat bilen vatandaşlar Amasra’ya akın etti. İlçeye 9 gün boyunca 150 bini aşkın araç girişi tespit edilirken, yaklaşık 700 bin kişi misafir edildi. Önceki yıllardaki bayram tatillerinde 40 bin ile 200 bin kişi arasında ziyaretçi ağırlayan ilçe, 700 bin ziyaretçi ile tarihi bir rekora ulaştı.
Son ziyaretçi sayıları ile 6 bin 600 kişi nüfusa sahip ilçe, 9 günde nüfusunun da yaklaşık 105 katından fazla sayıda turisti ağırlamış oldu.
Japan ve Çinliler de ilgi gösteriyor
Karadeniz’in sessiz sakin sahil kentlerinden olan Amasra’nın güneyinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Sakin Şehir ünvanına sahip Safranbolu, doğrusunda Kastamonu’nun tarihi, doğal güzellikleri ile bilinen Cide ve İnebolu ilçeleri, batısında ise Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos Beldesi ve Ereğli ilçesi gibi Karadeniz turizminin önemli şehirleri yer alıyor. Yaklaşık 90 kilometre uzaklıktaki Safranbolu’ya gelen Japon ve Asyalı turistlerin de mutlaka gezip gördüğü Amasra, Avrupa, Orta Doğu ülkeleri gibi dünyanın dört bir tarafından da Karadeniz’e gelen turistlerin öncelikli tercihleri oluyor.
Rusların gözdesi
Karadeniz’in incisi Amasra, Son dönemlerde gelişen kruvaziyer gemi turları ile Rusların da Karadeniz’de en çok beğendiği durak oldu. Şuanda ortalama 2 haftada bir tek gemi ile seferler düzenlenirken önümüzdeki günlerde yabancı turist taşıyan gemi sayısı ve mevcut geminin sefer sayılarının artması için de çalışmalar yürütülürken yat ve yelken turizminde de ilginin arması için çalışmalar yoğunlaştırıldı.
Gurbetçiler uğramadan gidemiyor
Yabancı turistler kadar yerli turistlerinde büyük ilgi gösterdiği Amasra, bayram ve yaz dönemlerinde başta sanatçılar, ünlüler olmak üzere her kesimden insanın en önemli tercihleri arasında yer alıyor. Bartın, Zonguldak ve Kastamonu gibi, Batı ve Orta Karadeniz’deki gurbetçilerin de sık sık ziyaret ettiği ilçe, Ankara, Bursa, İstanbul, Samsun, Kastamonu, Sinop, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu gibi şehirlere de yakınlığı nedeniyle yöre insanların da uğramadan geçemediği yer oluyor.
Muhteşem doğası nedeniyle seyir zevkinin en üst düzeyde olduğu ilçe sessiz, sakin ortamı nedeniyle kafa dinleyerek dinlenmek, stres atmak isteyenlerin yanı sıra tertemiz denizinde yüzerek güneşin keyfini sürmek isteyenlerin de vazgeçilmez güzergahları arasında yer alıyor. İlçe ayrıca kamp ve karavan turizmi ile de yaz, kış doğa severlerin gözde mekanları arasında yer alıyor. – BARTIN
]]>Topkapı Sarayı 147 bin 353 yerli ve yabancı turisti ağırladı
İSTANBUL – Milli Saraylar Başkanlığı’na bağlı müzeler, Ramazan Bayramı tatilinde ziyaretçi akınına uğradı. Topkapı Sarayı başta olmak üzere Dolmabahçe ve Beylerbeyi sarayları ile tarihi kasırlar ve müzeler, 9 günlük tatil boyunca 326 bin 531 kişiyi ağırladı. Topkapı Sarayı’nı bayramı tatili boyunca 147 bin 353 yerli ve yabancı turist ziyaret ederken Dolmabahçe Sarayı’nı 60 bin 223 turist gezdi. Milli Saraylar Resim Müzesi’ni gezenlerin sayısı bayram tatilinde 21 bin 931 kişiye ulaştı.
Milli Saraylar 9 günlük Ramazan Bayramı tatilinde şehirde kalan ve şehre gelen vatandaşlar ile yabancı turistlerin uğrak noktası oldu. Bayram tatilini fırsat bilen yerli ve yabancı turistler, Milli Saraylar’ın bahar mevsimiyle birlikte rengarenk çiçeklerle süslenen bahçelerini ve tarihi mekanlarını gezdi, fotoğraf ve videolar çekerek anılarını kayda aldı. Osmanlı medeniyetinden günümüze miras kalan en önemli abidelerden Topkapı Sarayı, Ramazan Bayramı tatili boyunca 147 bin 353 kişiyi ağırladı. Tatil süresince sadece arife günü kapalı olan Topkapı Sarayı, bayramın üçüncü günü 21 bin 974 kişiyle rekor kırdı. Topkapı Sarayı’nı tatil boyunca günlük ortalama 18 bin 500 kişi ziyaret etti.
Bayramın üçüncü günü Dolmabahçe Sarayı’nda rekor: 11 bin 132 turist ziyaret etti
Dolmabahçe Sarayı da turist akınından nasibini aldı. Uzun bayram tatili boyunca Dolmabahçe Sarayı’nı gezenlerin sayısı 60 bin 223 olarak belirlendi. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin hatıralarını bir arada yaşatan Dolmabahçe Sarayı, bayramın üçüncü günü tarihi bir rekora imza attı. Saray’ı gezenlerin sayısı 12 Nisan tarihinde 11 bin 132’ye ulaştı. Rekorda, Dolmabahçe Sarayı’nın tarihi ve mimari özelliklerinin yanı sıra yeni düzenlemeyle hayranlık uyandıran bahçe peyzajı da etkili oldu.
Milli Saraylar Resim Müzesi’ni gezenlerin sayısı bayram tatilinde 21 bin 931 kişiye ulaştı
Osmanlı resim sanatının gümünüzdeki tek temsilcisi Milli Saraylar Resim Müzesi de bayram tatilinde şehrin kültür – sanat durakları arasında yerini aldı. Beşiktaş’taki Resim Müzesi’ni gezenlerin sayısı 21 bin 931 kişiye ulaştı. Resim Müzesi, sergilediği yüzlerce nadide eserin yanı sıra tabloları aratmayacak güzellikteki bahçesi, kafesi ve çay salonuyla bayram tatilinde şehrin huzur mekanlarından biri oldu. Beşiktaş, Yıldız, Nişantaşı üçgeninde yer alan Ihlamur Kasrı da 11 bin 790 kişiyle hatırı sayılır bir rakama ulaştı.
Beylerbeyi Sarayı ziyaretçi yoğunluğunun yaşandığı adreslerden biri oldu
Anadolu yakasının tek sarayı Beylerbeyi de ziyaretçi yoğunluğunun yaşandığı adreslerden biri oldu. Bayram tatilinde Beylerbeyi Sarayı’nı 20 bin 135 kişi gezdi. Anadolu yakasında turistlerin bir diğer uğrak noktası Küçüksu Kasrı da 11 bin 115 kişiyi ağırladı. Tarihi yapıları gezenlerin, tatil boyunca hizmet veren Milli Saraylar’a bağlı kafeteryaları ve Küçüksu Mesire Alanı’nı tercih ettiği görüldü.
]]>Türkiye, özellikle 2000’li yılların başından itibaren Ruslar için en popüler tatil destinasyonu haline geldi. Her yıl milyonlarca Rus turist, başta Antalya, İzmir ve İstanbul olmak üzere Türkiye’yi ziyaret ediyor.
Rusya, geçen yıl 6 milyonu aşkın kişiyle Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkeler arasında ilk sırada yer aldı.
İklimi, doğası, zengin mutfağı, gelişmiş altyapısı ve hizmet sektöründeki kalitesiyle rakiplerinin önüne geçmeyi başaran Türkiye, Türk Hava Yolları gibi firmaların yaptığı sık uçuşlarla ulaşım kolaylığı konusunda da ön plana çıkıyor.
Tur şirketi Lisav Travel’in Başkanı Bahattin Abi, Türk ve Rus turizmcilerin yoğun ilgi gösterdiği Moskova Uluslararası Turizm Fuarı’nda AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Rusya’nın Türk turizmciler için her zaman önemli bir pazar olduğunu söyledi.
Türkiye’nin de Rusya için önemli bir destinasyon olduğunu belirten Abi, “Geçen sene 6 milyon civarı Rus turist ağırladık Türkiye’de. Bu sene bu rakamı daha da yukarılara çekeceğimize inanıyorum.” dedi.
Abi, Rusya’nın “sonu gelmeyen büyük bir pazar” olduğunu dile getirerek, “Yeni havalimanının açılması da transit uçuşlarda çok büyük bir etki yarattı. Bu yıl rahatlıkla 6 milyonu aşacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.
Turizm için yetkililerden yurt içi ve dışında daha fazla organizasyon yapılması için destek beklediklerini ifade eden Abi, 2024’ün iyi bir turizm sezonu olacağını belirtti.
“Yetkililer, 2024’ün Alanya’nın yılı olacağını söylüyor”
Alanya Turizm Tanıtma Vakfı Başkan Yardımcısı Mehmet Dahaoğlu da Alanya’nın çok bilinen bir yer olduğunu, Rusya- Ukrayna Savaşı’ndan sonra daha da bilinir hale geldiğini söyledi.
Alanya’nın güvenli olmasının ön önemli tercih nedeni olduğunu dile getiren Dahaoğlu, “Geçen yıllardan bu yana gelen turistlerin mutlu bir şekilde ülkelerine dönmesi ve anlatmasıyla daha fazla turist almaya başladık. Konuştuğumuz yetkililer, 2024’ün Alanya’nın yılı olacağını söylüyor.” ifadesini kullandı.
Ulaşımın önemine işaret eden Dahaoğlu, yaptırımlar nedeniyle uçuşların etkilendiğini ve bu sebeple daha fazla kapasite yaratacak çözümler bulunmasını beklediklerini vurguladı.
Dahaoğlu, turizmin hassas bir denge üzerine kurulduğuna işaret ederek, “İnsanların Alanya’yı tercih etmesindeki en büyük nedenlerden biri, güvenli bir liman ve huzur şehri olması. Aslında Türkiye’nin her yeri başarılı bu konuda. Gerçekten de destinasyon anlamında, fiyat dengesi ve kalite anlamında bu işi birçok ülkeden daha iyi yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye, uygun fiyatlı bir tatil merkezi olmaya devam ediyor”
Mehmet Dahaoğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tüketici bütçesi de olumsuz etkilendiğini, Türkiye’deki turizmcilerin ise kaliteden ödün vermemek adına fiyat yükseltmek zorunda kaldıklarını söyledi. Bunlara rağmen Türkiye’nin uygun fiyatlı bir tatil merkezi olmaya devam ettiğini vurgulayan Dahaoğlu, “En azından Ruslar için özellikle bu sene 6 milyon rakamını geçeceğimizi düşünüyorum. Yeter ki uçakların kanatlarına zeval gelmesin.” diye konuştu.
Rus turistlerin Türkiye sevgisi
Fuarın ziyaretçilerinden Rusya vatandaşı Veronika, Türkiye’yi sıklıkla ziyaret ettiğini ve çok beğendiğini söyledi.
Türkiye’nin, özellikle şu anda en rahat gidebildikleri ülkelerden olduğuna işaret eden Veronika, “Türkiye’yi özellikle ulaşım kolaylığı, uçağa atlayıp az bir sürede gidebilmemiz açısından çok seviyorum. Denizi de çok güzel.” dedi.
Veronika, en yakın zamanda Türkiye’yi tekrar ziyaret etmek istediğini belirterek, “O kadar gitmeme rağmen İstanbul’a hala gitmedim. İstanbul’u görmek istiyorum. Tarih açısından özellikle. Kapadokya’ya gitmek de yine gelecek planlarım arasında yer alıyor.” ifadesini kullandı.
Rus Vlada da Türkiye’nin çok güzel bir ülke olduğunu dile getirdi. “Türkiye şüphesiz güzel bir ülke, herkese, her zevke göre tatil yapabilirsiniz.” diyen Vlada, Türk mutfağını da çok beğendiğini söyledi.
Bu yıl da Türkiye’yi ziyaret etmek istediğini belirten Vlada, “Türkiye herkese hitap eden bir tatil yeri. Tarihi bir tatil yaparak tarihi mekanları gezmek veya Türkiye’nin güney kıyı şeridinde plaj tatilini seçmek mümkün.” diye konuştu.
]]>Özel, Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde Tropikal Park’ta düzenlenen “halk buluşması” programında partililere hitap etti.
CHP’nin esnafın, çiftçinin, memurun, emekçinin, emeklinin baba evi olduğunu bildiren Özel, baba evinde herkese yer olduğunu dile getirdi.
Baba evinin tapusunun Özgür Özel’de olmadığını vurgulayan Özel, “Bu tapu, Kemal Bey’de de yoktu. Ne Bülent Ecevit’tedir ne İsmet Paşa’dadır… Bu evin tapusu bir kişiye kayıtlıdır. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tedir.” diye konuştu.
Gazipaşa’da son 5 yılda ciddi yatırımlar ve projelerin hayata geçirildiğini anlatan Özel, ilçeye otel yatırımlarının geleceğini, yerli ve yabancı turist ziyaretlerinin gerçekleşeceğini belirtti.
Antalya’nın “üvey evlat” muamelesi gördüğünü ifade eden Özel, şunları kaydetti:
“Bunu rakamlarla söyleyeyim. 2023 yılında 73,6 milyar lira vergi tahsilatı yapılmış. Türkiye’deki bütün milli gelirin yüzde 3,3’nü üretmiş. 55 milyar dolarlık turizminin yüzde 25’i yapılmış. Yani bacasız sanayi burada var. Peki yatırım programında Antalya’ya ne verilmiş? 7,1 milyar. Yani yüzde 9’u. Yani on almışlar, Antalya’ya bir vermişler, kepçeyle almışlar, çay kaşığıyla vermişler. Antalya’nın hakkını yemişler. Antalya’ya haksızlık etmişler. Antalya’nın hakkını arayacağız, hakkını da savunacağız. Antalya’nın üvey evlat olmasına izin vermeyeceğiz.”
-“Antalya teşvik edilip kollanmalı”
Antalya’nın 2,5 milyon nüfusunun olduğunu ancak 16 milyon yabancı, 9 milyonu yerli 25 milyona hizmet ettiğine dikkati çeken Özel, kentin her yönüyle teşvik edilmesi ve kollanması gerektiğini söyledi.
Özel, Antalya’ya gelen turistin bir günde 99 dolar harcadığına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu dünyanın en düşük rakamlarından birisi. İspanya’da bir turist 200 dolar harcıyor. Hatta bizim turistimiz, yurt dışına gittiğinde 639 dolar harcıyor. Turist sokağa çıksın, para harcasın istiyoruz. Paket programlarla, cebindeki son kuruşla gelip, son kuruşla giden değil, zengin, kazandıracak turistin Türkiye’ye çekilmesi, Antalya’ya çekilmesi gerekiyor. Bununla ilgili Gazipaşa’nın da çok önemli atılımlar yapmasını umuyoruz.”
Özel, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini de eleştirdi.
Türkiye’nin bir aylık enflasyonunun 115 ülkenin bir yıllık enflasyondan fazla olduğunu kaydeden Özel, konut fiyatlarındaki artışa da değindi.
Bu artıştan en çok acıyı çekenin Antalya’nın olduğunu belirten Özel, “Özellikle Ukrayna Rusya Savaşı’ndan sonra konut fiyatları fırladı. Antalya’da konut fiyatlarının kirası 15 bin liraya geldi. Antalya’nın memuru, esnafı, yerlisi büyük sıkıntılar çekiyor ve bir yandan da konut kredileri de el yakıyor. 3 milyonluk kredinin aylık ödemesi 100 bin lira olmuş. 10 yıl ödenecek. Yani el sürülemeyecek noktada. Memurların, işçilerin konut sahibi olma imkanları kalmadı.” değerlendirmesinde bulundu.
-“Hep birlikte talep edin duyacaklar”
Özgür Özel, her sene “enflasyona ezdirmeyeceğiz” diyerek vatandaşların enflasyon canavarına yem edildiğini, gerçek enflasyonun yüzde 120 olduğunu söyledi.
Emeklilere verilen ikramiyenin çok düşük kaldığını belirten Özel, “Emeklilere ‘Sesinizi yükseltin’ dedik. Hep birlikte talep edin duyacaklar. Ufak ufak partiler yavaş yavaş katılmaya başladılar ve en nihayetinde herkes söylemeye başladı. Hatta şunu söyleyeyim. Meral Hanım ile Ankara’da siyasi ittifak kuramadık ama emekli ittifakında buluştuk. Meral Hanım da söylüyor. Bütün partiler söylüyor en güçlü ittifak emeklilerin ittifakıdır.” ifadelerini kullandı.
Özel, mazota gelen her zamda çiftçinin keyfinin kaçtığını belirterek, çiftçinin sorunun sadece mazot da olmadığını kaydetti.
Çiftçinin ekerken, sürerken toplarken satarken hep maliyetlerle karşılaştığını anlatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Buradaki tropik meyve üreticilerinin çok farklı sorunları, almaları gereken çok önemli destekler var. Bu ülkenin ithal etmek yerine ihracat yapan, yani milli açığı kapatan üreticilere ihtiyacı var. Eskiden ithal muz yiyorduk, şimdi Gazipaşa sayesinde bütün dünya burada üretilen muz, ejder meyvesi, 50 çeşit tropikal meyveyi yiyor. Bu konuda devletin farklı pazar olanaklarını zorlaması lazım. Bu konuda danışmanlık hizmetleri yapmaya, Gazipaşa çiftçisinin yüzünü güldürmeye kararlıyız. Sizin arkanızda olacağız.”
Özel, konuşmasının ardından Gazipaşa Belediyesinin hayata geçirdiği projelerin toplu açılışını yaptı. CHP lideri Özel, daha sonra da ilçe belediye başkan adaylarını sahneye davet ederek vatandaşlardan destek istedi.
]]>“Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın, buraları gezsin istiyoruz”
“Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var”
ANTALYA – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Kumluca ilçesine bağlı turizm merkezi Adrasan’da turizmcilerle bir araya geldi. Adarsan’da bir otelin toplantı salonunda turizmcilerle bir araya gelen Bakan Ersoy turizmcilerin sorunlarını dinledi. Bakan Ersoy, “Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz. ” dedi.
Konuşmasında duran bir Antalya’nın hiç şansı olmadığını söyleyen Bakan Ersoy ” Antalya’da 2,6 Milyon veya 2,7 Milyon nüfus var. Antalya derken hem yurt içinden hem yurt dışından çok ciddi göç alan bir şehirden bahsediyoruz. Bu da şunu gerektiriyor. Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var. Yani hep koşması lazım. Çünkü hızlı büyüyen bir şehirle karşı karşıyayız.Artık cazibe merkezi olmuş bir şehirle karşı karşıyayız. Sadece ülkemizden değil ülke dışından da göç alıyor. Bunun için koşan bir Antalya için yönetimin emin ellerde olması şart.
Turizm olarak baktığınız zaman biz yeni bir program geliştirdik biliyorsunuz. Bu sabahta o programın detayları ile ilgili bir açılış, bir lansman vardı. Olympos karşılama merkezinin açılışı. Yeni programımızın adı geçen dönemlerde 12 aylık kazı başkanlıklarıydı. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılmasıydı.
Bu dönem ki programımızın adı ise “Geleceğe Miras”
Geleceğe Miras programında da kıyı kentlere çok ciddi bir kaynak aktardıklarını, 12 ay kazı çalışmalarını oturtmayı başardıklarını belirterek ” Geçmiş 60 yılda arkeoloji adına Türkiye ne yapıldıysa o kadar işi gelecek dört yılda yapacağız. Yani 60 yıllık süreçte yapılanı gelecek dört yılda yapacağız. Hızlı kaymayacağız. Yoğun kazıyoruz. Eskiden 2 ay kazılırken 12 ay kazıyoruz. Eskiden bir noktada kazı çalışması yapılırken aynı anda 8 – 9 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Bu nasıl oluyor, ekip sayınsı arttırıyorsunuz, Yoğun finansman gönderiyorsunuz ve ekipman gönderiyorsunuz. Hepsini gönderdiğinizde olumlu bir sonuç ortaya çıkıyor. Bunu neden yapıyoruz. Kıyı kentlerimizde hep şikayet ediyoruz. Turist büyük otellere geliyor. Dışarı çıkmak istemiyor. Turistleri dışarı çıkartmanın en önemli nedenlerinden birisi arkeolojik değerlerimizdir. Geleceğe Miras projelerimizin ana çıkma noktalarından bir tanesi de bu. Bu bölgelerdeki çalışmalarımıza baktığımızda en son Aspendos kazılarına gittim. Orada bir lansman yapmıştım. Şimdiye kadar sadece yüzde 2 sinin kazıldığını gördüm. Yıllardır kazılıyor. Gelecek dört yılda bunu % 30 seviyesine getirip birde restorasyon seviyesine getireceğiz. Sadece kazı yapmakla kalmayıp, restore edip, ayağa kaldırıp yoğun turist alacak hale getiriyoruz. Fırsatınız olursa Olympos’a gidin bir görün, hatta akşam gidin, gece aydınlatmaları ile görün. ya bizim 6 ay önce bıraktığınız Olympos bu diyeceksiniz. Fırsatınız olursa Phaselis ‘e gidin görün. Bizim geçen sene bıraktığımız Phaselis bu mu bir Phaselis daha ortaya çıkmış diyeceksiniz. Sezona girerken çok daha farklı göreceksiniz. O kadar hızlı bir toparlanma süreci var ki, sizde göreceksiniz. Bir de gece müzeciliği ile destekleyeceğiz. Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz. ” dedi.
Kemerden Kaş’a kadar butik ve eko turizmi canlandırmak istediklerini hatırlatan Bakan Ersoy şöyle devam etti: ” Bunu gastronomi ile desteklediğiniz zaman çok başarılı sonuç alacaksınız. Biz buralarda büyük oteller yapılsın istemiyoruz. Doğa sporları olsun, eko turizmle birlikte agro (tarım) turizmi olsun istiyoruz. Bu ikisinin butik turizmle birleştirdiğiniz zaman çok değerli bir sonuç alacaksınız. Bir süre sonra rakamlara inanamayacaksınız. Bu kadar süre içinde nasıl düzeldi bu iş diyeceksiniz. Doğru planlama yapılırsa bu sonuçları elde etmek mümkün. Geçen hafta Kaş’taydım. Benzer bir çalışmayı orada da başlattık. Bundan sonra Kaş’tan hattından başlayacağız. Kemer’e kadar olan bu noktada bundan sonra büyük otelleri teşvik etmeyeceğiz. Tabana yayılsın istiyoruz. Butik oteller, eko turizm, doğasını da koruyarak arkeolojik değerlerini, kültürünü de koruyarak bu şekilde ön plana çıkmasını istiyoruz.
İlçelerimizde önemli büyükşehirlerimizde çok önemli
Büyükşehirlere yazı yazamaya başladıklarını ve turizm mastır planları olup olmadığını sorduklarını söyleyen Bakan Ersoy, ” Adaylar gelince sizde bu soruyu sorun.
Bütün büyükşehirlerimize yazdık. Ben biliyorum ki 30 tane büyükşehir belediyesinden 4 tanesinden gelecek diğerlerinden gelmeyecek. ya gelecek ya gelmeyecek ama zorlayacağız. Öncelikle büyükşehir belediyelerimiz turizm master planlarını oluşturması lazım. Çünkü bu bizim bakanlığımızın işi değil. Bir yerde turizm yoğunluğu yarattığınız zaman, bunun beraberinde planlanması gereken alt yapıları var, üst yapıları var, sosyal donatı alanları var, cadde sağlıklaştırma, meydan sağlıklaştırma sokak sağlıklaştırma gibi noktaları var.Gastronomi noktalarının belirlenmesi lazım, ticari noktalarının belirlenmesi lazım. Bunlar hep belediyenin yapması gereken işler, belediyenin yetkisinde olan işler. Biz sadece bakanlık olarak turizm mastır planını destek olmakla, doğru planlama ortaya çıkmasıyla yükümlüyüz. Tanıtımıyla yükümlüyüz. Turistin getirilmesiyle yükümlüyüz. Ama gelen turist bu hizmetleri almazsa bir daha gelmez. Hele iletişim çağının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde getiremezsiniz.
Bakın Adrasanın arıtma tesisi de yeterli değil. Cumhuriyetimizin 100. Yılındayız. Son 5 yılda sadece Antalya’nın 2 noktasında arıtma tesisi yapıldı. 2.7 Milyon nüfusu olan göç alan bir Antalya’da, onu da Turizm Bakanlığı yaptı.Birincisini sorumluluk bölgemiz olmayan bir yerde Serikte yaptık. İkincisini de bu gün Kemer’de yapıyoruz.
Çünkü neden yaptık. Yapmasak Mavi Bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi Bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz. Turizmi kaybederseniz şehri kaybedeceksiniz.
kesin projelerini, planlarını sorun. Mantıklı cevap vermeyenlerle yola devam etmemek lazım ” diye konuştu.
]]>Konuşmasında, duran bir Antalya’nın hiç şansı olmadığını söyleyen Bakan Ersoy, “Antalya’da 2,6 milyon veya 2,7 milyon nüfus var. Antalya derken hem yurt içinden hem yurt dışından çok ciddi göç alan bir şehirden bahsediyoruz. Bu da şunu gerektiriyor. Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var. Yani hep koşması lazım. Çünkü hızlı büyüyen bir şehirle karşı karşıyayız. Artık cazibe merkezi olmuş bir şehirle karşı karşıyayız. Sadece ülkemizden değil ülke dışından da göç alıyor. Bunun için koşan bir Antalya için yönetimin emin ellerde olması şart. Turizm olarak baktığınız zaman biz yeni bir program geliştirdik biliyorsunuz. Bu sabah da o programın detayları ile ilgili bir açılış, bir lansman vardı. Olympos karşılama merkezinin açılışı. Yeni programımızın adı geçen dönemlerde 12 aylık kazı başkanlıklarıydı. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılmasıydı” dedi.
Bu dönemki programımızın adı ise “Geleceğe Miras”
Geleceğe Miras programında da kıyı kentlere çok ciddi bir kaynak aktardıklarını, 12 ay kazı çalışmalarını oturtmayı başardıklarını belirten Ersoy, “Geçmiş 60 yılda arkeoloji adına Türkiye ne yapıldıysa o kadar işi gelecek dört yılda yapacağız. Yani 60 yıllık süreçte yapılanı gelecek dört yılda yapacağız. Hızlı kaymayacağız. Yoğun kazıyoruz. Eskiden 2 ay kazılırken 12 ay kazıyoruz. Eskiden bir noktada kazı çalışması yapılırken aynı anda 8 – 9 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Bu nasıl oluyor, ekip sayısını arttırıyorsunuz, Yoğun finansman gönderiyorsunuz ve ekipman gönderiyorsunuz. Hepsini gönderdiğinizde olumlu bir sonuç ortaya çıkıyor. Bunu neden yapıyoruz. Kıyı kentlerimizde hep şikayet ediyoruz. Turist büyük otellere geliyor. Dışarı çıkmak istemiyor. Turistleri dışarı çıkartmanın en önemli nedenlerinden birisi arkeolojik değerlerimizdir. Geleceğe Miras projelerimizin ana çıkma noktalarından bir tanesi de bu. Bu bölgelerdeki çalışmalarımıza baktığımızda en son Aspendos kazılarına gittim. Orada bir lansman yapmıştım. Şimdiye kadar sadece yüzde 2 sinin kazıldığını gördüm. Yıllardır kazılıyor. Gelecek dört yılda bunu yüzde 30 seviyesine getirip birde restorasyon seviyesine getireceğiz. Sadece kazı yapmakla kalmayıp, restore edip, ayağa kaldırıp yoğun turist alacak hale getiriyoruz. Fırsatınız olursa Olympos’a gidin bir görün, hatta akşam gidin, gece aydınlatmaları ile görün. ya bizim 6 ay önce bıraktığınız Olympos bu diyeceksiniz. Fırsatınız olursa Phaselis ‘e gidin görün. Bizim geçen sene bıraktığımız Phaselis bu mu bir Phaselis daha ortaya çıkmış diyeceksiniz. Sezona girerken çok daha farklı göreceksiniz. O kadar hızlı bir toparlanma süreci var ki, sizde göreceksiniz. Bir de gece müzeciliği ile destekleyeceğiz. Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz” dedi.
Kemerden Kaş’a kadar butik ve eko turizmi canlandırmak istediklerini hatırlatan Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Bunu gastronomi ile desteklediğiniz zaman çok başarılı sonuç alacaksınız. Biz buralarda büyük oteller yapılsın istemiyoruz. Doğa sporları olsun, eko turizmle birlikte agro (tarım) turizmi olsun istiyoruz. Bu ikisinin butik turizmle birleştirdiğiniz zaman çok değerli bir sonuç alacaksınız. Bir süre sonra rakamlara inanamayacaksınız. Bu kadar süre içinde nasıl düzeldi bu iş diyeceksiniz. Doğru planlama yapılırsa bu sonuçları elde etmek mümkün. Geçen hafta Kaş’taydım. Benzer bir çalışmayı orada da başlattık. Bundan sonra Kaş’tan hattından başlayacağız. Kemer’e kadar olan bu noktada bundan sonra büyük otelleri teşvik etmeyeceğiz. Tabana yayılsın istiyoruz. Butik oteller, eko turizm, doğasını da koruyarak arkeolojik değerlerini, kültürünü de koruyarak bu şekilde ön plana çıkmasını istiyoruz.
İlçelerimizde önemli büyükşehirlerimizde çok önemli
Büyükşehirlere yazı yazamaya başladıklarını ve turizm mastır planları olup olmadığını sorduklarını söyleyen Bakan Ersoy, ” Adaylar gelince sizde bu soruyu sorun.
Bütün büyükşehirlerimize yazdık. Ben biliyorum ki 30 tane büyükşehir belediyesinden 4 tanesinden gelecek diğerlerinden gelmeyecek. ya gelecek ya gelmeyecek ama zorlayacağız. Öncelikle büyükşehir belediyelerimiz turizm master planlarını oluşturması lazım. Çünkü bu bizim bakanlığımızın işi değil. Bir yerde turizm yoğunluğu oluşturduğunuz zaman, bunun beraberinde planlanması gereken alt yapıları var, üst yapıları var, sosyal donatı alanları var, cadde sağlıklaştırma, meydan sağlıklaştırma sokak sağlıklaştırma gibi noktaları var. Gastronomi noktalarının belirlenmesi lazım, ticari noktalarının belirlenmesi lazım. Bunlar hep belediyenin yapması gereken işler, belediyenin yetkisinde olan işler. Biz sadece bakanlık olarak turizm mastır planını destek olmakla, doğru planlama ortaya çıkmasıyla yükümlüyüz. Tanıtımıyla yükümlüyüz. Turistin getirilmesiyle yükümlüyüz. Ama gelen turist bu hizmetleri almazsa bir daha gelmez. Hele iletişim çağının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde getiremezsiniz.
Bakın Adrasanın arıtma tesisi de yeterli değil. Cumhuriyetimizin 100. Yılındayız. Son 5 yılda sadece Antalya’nın 2 noktasında arıtma tesisi yapıldı. 2.7 Milyon nüfusu olan göç alan bir Antalya’da, onu da Turizm Bakanlığı yaptı. Birincisini sorumluluk bölgemiz olmayan bir yerde Serik’te yaptık. İkincisini de bu gün Kemer’de yapıyoruz.
Çünkü neden yaptık. Yapmasak Mavi Bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi Bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz. Turizmi kaybederseniz şehri kaybedeceksiniz. Kesin projelerini, planlarını sorun. Mantıklı cevap vermeyenlerle yola devam etmemek lazım “. – ANTALYA
]]>Temiz kumsalları, tarihi dokusu ve eğlence hayatıyla öne çıkan Bodrum’da turizmciler, aralarında termal otelinde olduğu birbirinden lüks tesislerle binlerce turisti ağırlamaya hazırlanıyor.
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Bodrum Temsilcisi ve otel Genel Müdürü Yiğit Girgin, AA muhabirine, bu yılki stratejilerinin ana temeli de 60 milyon turist, 60 milyar dolar da gelir olduğunu kaydetti.
Bunun ulaşılabilir bir gelir olduğunu belirten Girgin, bu ülkenin dört bir yanında masmavi bir hava, tarih, kültür ve gastronomi gibi birçok farklı seçenek olduğunu anımsattı.
Bazı platformlarda “12 ay turizm olmaz, bunların gerçekleşmesi zor” gibi cümlelerle eleştirildiklerini anlatan Girgin, bunların doğru politikalarla gerçekleştiğini gördüklerini dile getirdi.
Türkiye’nin uluslararası noktada cezbedici bir yer olduğunu ifade eden Girgin, “Yatırımcının iş bilgisi, yerli zincirlerin artması, kaliteli hizmet, uygun erişilebilir fiyatlar, herkese hizmet eden fiyatlar bunlar turizmde etkin tercih edilme sebeplerimizden birisi. Tabii ki farklı destinasyonlar, farklı noktalar olacaktır. Ama son dönemde yapılan özellikle salgından sonra yapılan pazarlama çalışmaları, gerek bakanlığın, gerek Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) gerekse bölgelerdeki STK’ların turizmcilerin çok ciddi özverili çabalarıyla biz hedeflerimizi her yıl yukarı yönlü güncelliyoruz.” diye konuştu.
2023’deki fiyat dengesizliklerin kendilerini biraz zorladığını ancak 2024’deki havanın yüzde 15’lik bir artış sağlayacağını ön gördüklerini ifade eden Girgin, şöyle konuştu:
“Bodrum özelinde de konuşursak son dönemde turizm camiasıyla yapmış olduğumuz görüşmelerde, uçak kapasitelerinin yüzde 10-15 arasında arttığı paralel yönde bir cevap var. Bununla birlikte rezervasyonlardaki akışın devamlılığı söz konusu, bu önemli. Yani rezervasyonların hızlı artması, hızlı düşmelere sebep olabilir ama akışta kalması gerçekten önemli. Hava yolları firmalarının, operatörlerin bu bölgeye, Muğla özelinde, Bodrum, Dalaman bölgelerinde, Antalya özelinde artırdığı frekansları görüyoruz, biliyoruz. Uçak gövdelerindeki büyümeleri görüyoruz. Bütün emareler şu anda artı noktada gösteriyor. Tabii ki bizim ülkemiz son dakika işlerinde etkin bir sektöre sahip, turizm sektörü olarak. Bunlarda son dakika takviyeleriyle iyi bir sezon geçirmeyi bekliyoruz.”
“2024 bir rekor yılı daha olacak diye düşünüyorum”
Kadıkalesi mevkisinde bir termal otelin sahibi turizmci Recai Çakır da Türk turizminin artık krizlere karşı önlem alan bir ülke olduğunu ve pazar çeşitliliğini arttırdığını söyledi.
Çakır, Türkiye’nin bu yıl turizmden 60 milyon turist, 60 milyar dolar gibi bir beklentisi olduğunu ve bunun da başarılacağına inandığını kaydetti.
Rezervasyonların devam ettiğini aktaran Çakır, “Geçen yıla göre kış rezervasyonları bugünkü rezervasyonların yüzde 20-30 daha üzerinde görünüyor. Umuyorum bu sezon 1 Nisan’dan itibaren iyi bir doluluk yakalayacağız. Herhangi bir olumsuzluk olmazsa 2024 bir rekor yılı daha olacak diye düşünüyorum.” dedi.
Çakır, yeni yatak kapasitelerinin, yeni ören yerlerinin turizmde yeniden çeşitlendirmenin devreye girmesiyle Türkiye’de yüz milyon turist yüz milyar doların hayal olmadığına dikkati çekti.
Turizmin en büyük bacasız sanayi olduğunu ifade eden Çakır, “Doğasıyla, kültürüyle, tarihiyle, dört mevsimi aynı anda yaşayabilmenizle insandaki güler yüz ve hizmet kalitesi anlayışımızla, tesislerimizin yeni olmasıyla Akdeniz çanağında bana göre en şanslı ülkelerden biriyiz. Sadece biraz istikrar gerekiyor. Biraz uzun vadeli planlar yapmak gerekiyor. Konunun problemini çözmek için teşhisi doğru koymak gerekiyor. Teşhis üzerinde de çözümler üreterek uzun vadeli planlamalar yapmak gerekiyor.” diye konuştu.
]]>Ersoy, Manavgat ilçesindeki bir otelde yapılan Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, Türkiye’nin geçen sene 56,7 milyon ziyaretçi ile rekor sayıya ulaştığını söyledi.
Antalya’nın da 16 milyon ziyaretçiyle bu sayıda en fazla paya sahip şehirlerin başında geldiğini ifade eden Ersoy, “İnşallah 2024 yılı da 17 milyondan fazla ziyaretçiyle tekrar yeni bir rekor kıracağımız yıl olacak. İlk verileri biz görebiliyoruz. Ocak verileri açıklandı zaten. Şubat verileri de oldukça iyi gidiyor. İnşallah hedefimizin daha üstünde bir sayıyla 2024’ü de gerçekleştireceğiz, kapatacağız gibi gözüküyor.” dedi.
Side ve Manavgat’ın kendisi için ayrı bir önemi olduğunu dile getiren Ersoy, turizm otel işletmeciliğine ilk başladığı yerin Sorgun bölgesi olduğu anlattı.
Bölgenin dinamiklerinin 2000’li yıllardan itibaren geliştiğini, son 20-25 yıllık gelişimini de yakinen takip ettiğini vurgulayan Ersoy, Antalya’da turizmin çok eski tarihlerden beri başladığı yerin Side olduğunu belirtti.
Ersoy, birçok otelci ve yönetici ile çok sayıda yatırımcının mesleği bu bölgede öğrendiğini, daha sonra başka bölgelere geçiş yaptığını aktararak şöyle devam etti:
“Side’yi yeni bir projeyle taçlandırmaya karar verdik. Yeni bir markalaşma, destinasyon markalaşması gerçekleştirmek istedik. Burada da birkaç tane amacımız vardı. Amacımız sadece yoğun turist almak değil, sezonu 12 aya yaymak. Eğer siz nitelikli turist istiyorsanız, nitelikli personele ihtiyacınız oluyor. Nitelikli personel için de mümkünse 12 ay turizm gerçekleştirmek gerekiyor. Bu açıdan turizmin en önemli hazinesi arkeolojik değerleri ve doğası. Arkeolojik değerlerle ilgili de Side şehir merkezi öncelikli noktalardan biri. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak 2014 yılında koruma imar planını Side bölgesinde gerçekleştirerek aslında ilk örnek projelerden biridir. Burada koruma kullanma dengesi sağlayarak bir çalışma başlattık. Bakanlık olarak, o bölgede yatırımları olan vatandaşlarımızın desteği ile hem kazı programlarımızı yürüttük hem de koruma kullanma dengesi çerçevesinde bölgenin gelişmesine çok büyük katkı sağlamış olduk. Geçen sene de bir deneme yaptık. 12 aylık kazı programını yoğun bir şekilde bu bölgede uyguladık.
‘Geleceğe Miras’ projesinin de ilk adımını attık. Neydi bu ‘Geleceğe Miras’ projesi? Geçmişle kıyaslandığında çok yoğun kazı programları oluşturuyoruz. Kazı başkanlıklarına çok geniş bütçeler, ekip ve ekipman desteği sağlıyoruz. Belli bir program dahilinde, bu tarz şehir merkezlerinde veya şehir merkezlerine çok yakın olan noktaları gece müzeciliğiyle buluşturuyoruz. Çok da başarılı geçti. Burada geçen sene 79 milyon liralık bir bütçe ile çok yoğun kazı programı gerçekleştirildi. Aynı zamanda da aydınlatma projeleri hızlandırıldı. Bu sene bütçesini çok daha fazla arttırdık. Müze programını da içine dahil ettik. ve inşallah ikisi birden gerçekleştiği zaman bu sene de yaklaşık 400 milyon liralık bir başlangıç bütçe ayırdık. İnşallah sezon sonuna kadar da müzeyi de hayata geçirerek burada gece 12.00’ye kadar aktif bir şekilde turistlerin gezeceği bir ortamı yaratmış olacağız.”
Antalya bölgesinde yaz aylarında gündüz saatlerinde hava sıcaklığının çok yüksek olduğuna dikkati çeken Ersoy, turistlerin de 40-45 derece sıcaklıkta havuz başında veya deniz kenarında olmak istediğini söyledi.
Bu projeyle güneş battıktan sonra, gece boyunca gezebilecekleri bir ortamı yaratmış olacaklarına işaret eden Ersoy, “Turistler otellerinden ayrılarak şehir merkezinde gezecek. Bunu niye yapıyoruz? Hem turistin cazibe noktalarına erişmesini ve gelecek potansiyel turistlere bu potansiyeli aktarmalarını, tanıtmalarını hem de şehirdeki diğer paydaşların, sektör paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmalarını sağlamak için. Yani esnafın, taksicinin, bu tarz kişilerin sektörden, sektörün diğer paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlamak için.” diye konuştu.
Ersoy, “Geleceğe Miras” projesinin bu başarısının ardından projeyi tüm Anadolu’ya yayma kararı aldıklarını belirterek, özellikle bu sene Olympos, Patara ve Ege Bölgesi’ndeki Efes’te hem kazı programlarının bütçelerini çok ciddi oranda arttırdıklarını hem de gece aydınlatmaları ile gün battıktan sonra gezilebilecek noktalar haline getirmeye başladıklarını kaydetti.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Toplantıya AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, AK Parti MKYK Üyesi Menderes Türel, AK Parti Manavgat Belediye Başkan adayı Süleyman Okudan ve turizm sektörü temsilcileri katıldı.
]]>Ersoy, Alanya Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleşen Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, geçen ay turizmde 56,7 milyon ziyaretçi ve 54,3 milyon dolarla Türkiye tarihinin en iyi rakamlarını sektör olarak elde ettiklerini açıkladı. Burada Antalya ve Alanya’nın pastadaki payının büyük olduğunu ifade eden Ersoy, Antalya’nın geçen yıl 16 milyon turisti ağırlayarak en yüksek geliri elde ettiğini belirtti.
Ersoy 2024 yılına umutla baktıklarını anlatarak, “60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar hedefimiz var. Antalya’nın da 17,5 milyon sayısına ulaşacağını bekliyoruz. El birliğiyle çalışarak sektör olarak bu hedeflere ulaşacağız.” dedi.
Bu hedeflere ulaşmak için birçok etkinliği paralel götürmek, birçok hamleyi önceden görüp atmak gerektiğinin altını çizen Ersoy, dünyada turizm sektöründe lider konumda olmak için orta ve uzun vadeli projeleri hazırlamak ve bunları harfiyen uygulamak gerektiğini belirtti.
“2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik”
Bakan Ersoy, 2018’de belirledikleri orta ve uzun vadeli yol haritasında belirlenen hedeflere tek tek yaklaştıklarını anlatarak, “Eksiklerimizin başındaki tanıtımdı. Bunu Turizm Geliştirme Ajansıyla 2019 yılında yoluna soktuk. Şu anda dünyada en iyi, en yoğun şekilde tanıtım yapan turizm ülkesi Türkiye. Bunun sonuçlarını da aldık. Çok hızlı bir şekilde basamaklarda yukarı çıktık. 2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik. Şimdi bu sene inşallah beşinci sıramızı korumuş olacağız. Hedefimiz burada kalmak değil. 2028’e kadar üçüncülüğe gelmek. Gelir hedefimiz de çok büyük. 2028’de 100 milyar dolar hedefimiz var. Bunu da aşama aşama bütün planları zamanda ve adımları yerinde atarak gerçekleştireceğiz diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Ersoy hedefleri koymanın kolay, sonuçları görmenin de güzel olduğunu ifade ederek, bunun kendi kendine olmadığını sistemli ve programlı çalışarak gerçekleştirildiğini kaydetti.
Bakanlık olarak, arıtma tesisleri ve halk plajları projelerini de hayata geçirdiklerini dile getiren Ersoy, Antalya’da son beş yıl içerisinde iki arıtma tesisi ve 15 halk plajı açtıklarını vurguladı.
Turizmde en önemli konunun gelen turistten şehrin bütün paydaşlarının yaralanması olduğunun altını çizen Ersoy, şöyle konuştu:
“Geçen dönem gelen turistin otele hapsolmaması, esnafla buluşmasını sağlamakla ilgili bir çalışma hazırladık. Arkeolojik çalışmaları 12 aya çıkardık. Eskiden 45-60 günlük kısa vadeli çalışmalar vardı ve yıllar sürüyordu. Şu anda 172 kazı noktasında ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında 12 ay kazı programı ve kazı noktalarımızı hazırlıyoruz. Bu anlamda da çok iddialı bir hedef koyduk. Son 60 yılda gerçekleştirdiğimiz kazı sayısını gelecek dört yılda gerçekleştireceğiz. Ortalama 15 kat daha yoğun çalışacağız demektir. Eskiden bir noktada kazı varken şimdi 15 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Otomatikman 15 yılda yaptığınız işi 1 yıla sığdırabiliyorsunuz. Bu kolay olmuyor. Kazı ekibini ciddi şekilde desteklemeniz gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak inanılmaz derecede bütçeleri artırdık. Basit bir rakam verecek olursam 2019 yılında 36,7 milyon lira olan kazı bütçemizi geçen sene 1,1 milyara çıkarttık. Bu seneki rakamı da 6 milyar lira olarak belirledik.”
Ersoy, bu konuda bir adım daha atarak gece müzeciliği uygulamasına başlayacaklarını anlatarak, sahil bölgelerindeki yüksek sıcaklık nedeniyle gündüz plajları tercih eden tatilcileri akşam saatlerinde otellerinden çıkararak müzelere yönlendirmek istediklerini vurguladı.
Gece müzeciliğini şehir merkezi ve yakın bölgelerdeki müzeler başta olmak üzere yavaş yavaş yoğunluğuna göre yayacaklarını anlatan Ersoy, “Bu çalışmaları bu yıl tamamlayıp aşamalı şekilde gece müzeciliğini başlatacağız. Amaç turist dışarı çıksın, esnafla buluşsun.” dedi.
Toplantı basına kapalı gerçekleştirilen soru cevap kısmıyla sona erdi.
]]>İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.
BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ
Gökhan Çeliktaş, Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz dedi.
KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ
Çeliktaş, Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz ifadelerini kullandı.
]]>İSTANBUL Rehberler Odası (İRO), 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itirazlarını dile getirmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında konuşan İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş yapılması planlanan değişikliklere ilişkin, “Turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz” dedi.
İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.
“BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
Gökhan Çeliktaş, “Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz” dedi.
“KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ”
Çeliktaş, “Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>İSTANBUL Rehberler Odası (İRO), 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itirazlarını dile getirmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında konuşan İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş yapılması planlanan değişikliklere ilişkin, Turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz dedi.
İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.
BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ
Gökhan Çeliktaş, Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz dedi.
KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ
Çeliktaş, Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz ifadelerini kullandı.
]]>Bilden, merkez Kayapınar ilçesindeki bir otelde düzenlenen programda, kente yönelik hedefledikleri çalışmaları aktardı, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yaklaşık 30 yıl boyunca kamuda çalıştığını, üst düzey görevlerde bulunduğunu belirten Bilden, bu görevlerde bulunduğu süre boyunca kentle ilgisini hiç koparmadığını söyledi.
“Belediyeye talip olmamın en büyük nedeni bilgi ve birikimimi doğduğum şehre aktarmaktır.” diyen Bilden, bölge ve Diyarbakır’ın kültür yapısını ve envanterini çok iyi bildiğini, kente çok fazla katkı sağlayabileceğini belirtti.
“Burçların hepsini 5 yıllık dönemde restore edeceğiz”
Seçime kadar her hafta projelerini grup olarak açıklayacaklarını dile getiren Bilden, bu hafta kültür ve turizm ile ilgili projelerini açıklayacaklarını bildirdi.
Bilden, “Önemli kararların tamamını halkımız ile beraber alacağız. Hiçbir şekilde masaların başında durarak bu böyle olacak diye bir kararımız olmayacak. Halkımız ile beraber Diyarbakır’ı yönetmek istiyoruz, yöneteceğiz inşallah.” diye konuştu.
Sur içinin kısmi yayalaştırılması ile ilgili çok önemli bir projelerinin olduğunu ifade eden Bilden, şunları kaydetti:
“1932 yılında Sur’un Mardinkapı ve Dağkapı tarafı o dönemin idarecileri tarafından bahane gösterilerek topa tutulması suretiyle yıktırılmıştır. Her şeyden önce yıktırılan o kısımları aslına uygun bir şekilde inşa edeceğiz. Yaklaşık 5 yıldır surlarla ilgili çok ciddi çalışma var ve güzel bir şekilde yürüyor. Onu devam ettireceğiz. İçkale’de 18, diğer surlarda ise 82 burç var. Burçların hepsini 5 yıllık dönemde restore edeceğiz. 100 burcun fonksiyonunu tüm hemşerilerimize danışarak, onların istediği şekilde işlevlendireceğiz. Sur’un iç kısmında raylı sistem kurmayacağız çünkü raylı sistem titreşim oluşturduğu için daha önce kurul da reddetmiş. Lastik tekerlekli araçları kullanarak bir ring oluşturacağız.”
Belediye başkanı seçildiği takdirde kendi yetki alanındaki imkanlar ve merkezi hükümetin imkanlarını kullanarak kentin turizm alanında gelişmesi için elinden geleni yapacağına dikkati çeken Bilden, kentin potansiyelinin çok yüksek olduğunu aktardı.
Bilden, şöyle konuştu:
Geçen yıl 55 milyon turistin ülkeyi ziyaret ettiği açıklandı. Bunun 5 milyonu neden Diyarbakır’da olmasın? İnanç turizmi ile ilgili elimizde çok argümanımız var. Turistin çok rahat konaklayabilmesi için kaliteli oda sayısına ihtiyaç var. 8 bin 700 civarında bir yatak sayımız var. Buna kamu kurumlarının misafirhaneleri de dahil. Bunun 3 kata çıkması, minimum 20, 25 bini bulması lazım. 5-10, 5 yıldızlı otelin yapılması lazım. Şimdiye kadar bazı sorunlardan dolayı yatırımcı gelmiyordu ancak birkaç yıldır çok rahatız. Kentimiz huzuru bulduğu an yığınla yatırımcı gelir. Ben de başkanlık dönemimde buna öncülük edeceğim. 25 bin yatağa çıkardığımızda turist sayımızda çok rahat 5 milyonu bulur. Şu an 1 milyon civarında yerli ve yabancı turist geliyor kentimize, bu bize yakışmıyor.”
Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyen Bilden, kentteki yeni yerleşim yerlerinde çok fazla sıkıntılı yerlerin olmadığını, ancak yapı stokunu yenileyecek projelerinin olduğunu kaydetti.
“Tramvay artık modern şehirlerin bir ulaşım aracıdır”
Kentin ulaşımını rahatlatacak projelerinin olduğunu anlatan Bilden, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Tramvay artık modern şehirlerin bir ulaşım aracıdır. Daha önce arkadaşlarımız tarafından dile getirildi, 14 kilometrelik bir hat öngörülmüş. Dağkapı’dan başlıyor Araştırma Hastanesi’ne kadar gidiyor. Bu projeyi revize ediyoruz. Bu olacak. İkinci bir konumu da Şanlıurfa yolundan yeni TOKİ konutlarına kadar uzatmak istiyoruz. Üçüncüsü de mevcut şehir içinden geçen bir tren hattımız var. Biz bunu da yapacağımız raylı sisteme entegre etmeye çalışıyoruz. Projemiz devam ediyor, büyük bir kısmını bitirdik. Banliyö şeklinde daha modern ve hızlı şekilde Bismil’deki veya Ergani’deki biri 25 dakikada buraya gelebilecek şekilde. Onu da entegre ettiğimizde şehrimiz ulaşım açısından çok rahat bir nefes alır.”
AK Parti’nin temel felsefesinin millet iradesinin üstünlüğü olduğunu belirten Bilden, sandıktan çıkan sonuca saygı duyacaklarını söyledi.
İçişleri Bakanlığınca belediyelere yapılan görevlendirmeye değinen Bilden, bunun belli bir zorunluluktan olduğunu anlattı.
Anadilinin Kürtçe olduğunu, hükümetin de Kürtçe ile ilgili programlar açtığını ve öğretmenler atadığını kaydeden Bilden, öğrencilerin seçmeli ders olarak Kürtçe’yi tercih etmelerinin, insanların özgün dilini öğrenmelerinde hiçbir sorun olmadığını aktardı.
Programa, AK Parti İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak da katıldı.
]]>Türkiye’nin 1484 kilometreyle en uzun kıyı şeridine sahip, doğal güzellikleri ve antik kentleriyle ünlü turizm şehri Muğla, 340 bin yatak kapasiteli tesisleriyle yerli ve yabancı misafirlere hizmet veriyor.
Turizm belgeli 26 marinada 7 bin 43 yat bağlama kapasitesi bulunan kentte, turizm belgeli 1512 ticari yat ve 637 günü birlik gezi teknesi ile 47 bin 143 yolcu kapasitesi bulunuyor.
Tatilcilere Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça, Ortaca, Milas ve Ula gibi ilçeleriyle çeşitli turizm olanakları sunan kent, geçtiğimiz yılda deniz, kum ve güneşin keyfini çıkarmak isteyenlerin vazgeçilmez adreslerinden oldu.
Vali İdris Akbıyık, AA muhabirine, Muğla’nın sahip olduğu doğal güzelliklerin ve kültürel zenginliklerin oluşturduğu turizm potansiyeli ile her yıl yerli ve yabancı milyonlarca ziyaretçiyi ağırladığını söyledi.
Kentin dünya turizminde de bir marka haline geldiğini ve her yıl gelen ziyaretçi sayısının arttığını belirten Akbıyık, “2023 yılında kente gelen turist sayısı 3 milyon 395 bin 947’ye ulaştı. Bunun yaklaşık 1,5 milyonunu İngilizler oluşturuyor. Kentte geçtiğimiz yıl 2 milyon 977 bin 103 turisti ağırlamıştık. Bu yıl hedeflerimizi daha da yüksek tutuyoruz.” dedi.
Muğla’yı en çok İngilizler tercih ediyor
Dalaman ve Milas-Bodrum gibi uluslararası 2 havalimanı, 9 deniz hudut kapısı bulunan Muğla’yı ziyaret eden yabancı turist sayısının artmasının sevindirici olduğunu vurgulayan Akbıyık, yerli turistle birlikte kente geçen yıl yaklaşık 10 milyon ziyaretçi geldiğini ifade etti.
Misafirlerin kentte en iyi şekilde ağırlandığını aktaran Akbıyık, geçen yıl Muğla’nın en çok İngiliz turiste ev sahipliği yaptığını söyledi.
Akbıyık, İngilizlerin ardından sırasıyla Rusya, Almanya, Polonya, Hollanda ve diğer ülkelerden gelen misafirlerin yer aldığını, gelen ziyaretçilerin yaklaşık 1,5 milyonunu İngilizlerin oluşturduğunu dile getirdi.
Misafirlerin turizm merkezlerinde en iyi şekilde ağırlandığını anlatan Akbıyık, dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Muğla’nın denizi, kumu, güneşi kadar tarihi ve doğal güzellikleri, antik kentleri, lüks konaklama tesisleriyle de öne çıktığını kaydetti.
Muğla’yı dünyanın sayılı turizm merkezlerinden biri haline getirmek için pek çok projeyi uygulamaya aldıklarına işaret eden Akbıyık, bununla ilgili alt ve üst yapı yatırımlarının devreye alındığını, turizme can veren doğal güzelliklerin korunması, tarihi ve kültürel zenginliklerin kültür turizmine kazandırılması için de yoğun çaba sarf edildiğini bildirdi.
Muğla’nın deniz, kum, güneş üçlüsünün dışında zengin bir alternatif turizm çeşitliliğine sahip olduğuna dikkati çeken Akbıyık, şöyle konuştu:
“Muğla alternatif turizm çeşitliliğinde ülkemizde birinci sırada yer almaktadır. Kültür turizmi, spor turizmi, sağlık turizmi, yayla turizmi, rafting, doğa yürüyüşü, bisiklet, su sporları turizmi, yat turizmi, kamp-karavan turizmi ilimizdeki alternatif turizm çeşitliliğini oluşturmaktadır. 1484 kilometre kıyı uzunluğu ile ülkemizde denize en uzun kıyıya sahip ilimiz, mavi yolculuklarıyla ünlü yat turizminin merkezi konumunda. Ayrıca ekstrem sporları için uygun coğrafi koşullara sahip ilimizde 289 parkur alanı var.”
Akbıyık, Fethiye ilçesindeki 1965 rakımlı Babadağ’dan yamaç paraşütüyle geçen yıl 233 bin 314 uçuş yapıldığını ve önceki yıllara göre artış yaşandığını sözlerine ekledi.
]]>Van’a komşu İran’dan alışveriş yapmak için gelen turistlerin sayısı, her geçen artıyor. İranlı turistler, her yılbaşı olduğu gibi, bu yıl da eğlenmek için Van’ı tercih etti. İran’dan 3 günlük yeni yıl tatili için gelen turistler, günler öncesinden otellere rezervasyon yaptırdı. Yeni yıl öncesi otellerin rezervasyonları yüzde 100’e ulaşırken, İranlı turistler de Saray ilçesindeki Kapıköy Gümrük Kapısı’ndan akın akın geldi.
‘600 BİN TURİST GİRİŞ YAPTI’
Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Fevzi Çeliktaş, son 1 yılda Kapıköy Sınır Kapısı’ndan kente 600 bin turistin giriş yaptığını söyleyerek, “Van’da kayıtlı otellerimizin günlük yatak kapasiteleri 12 bin, kayıtlı olmayanlarla birlikte 15 bini buluyor. İranlı misafirlerimizin gelişi ile otellerimizin doluluk oranları yeni yılda yüzde 100’e ulaşmış olacak. Kente gelen bir turist günlük 500 dolar harcıyor. Bunu 600 bin kişi ile çarptığımızda yılık 300 milyon dolar, yani bizim paramızla 900 milyon TL ediyor. İranlı misafirlerimizi ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Gelen İranlı misafirlerimiz, kentin ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Konaklama sektöründen giyime, kafe, restoran ve değişik sektörlerdeki esnafımız buradan büyük kazanç sağlıyor. Turizm, tabana yayılan bir gelir. Herkesin faydalanabileceği bir gelir. Bu sektörde elde edilen gelirden, hem ilimiz, hem de ülkemiz faydalanıyor” dedi.
‘2024’TE 1 MİLYON TURİST BEKLİYORUZ’
Kente gelen İranlı turist sayısının katlanarak arttığını ve gelecek yıl 1 milyon turist beklediklerini anlatan Çeliktaş, “Van halkı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da İranlı misafirlerimizi baş tacı yapmalıyız. Her zaman burada iyi vakit geçirmelerini sağlamalıyız. Gelen misafirlerin kimisi, kentin tarihi ve turistik yerlerini geziyor, kimisi de alışveriş yapıp eğleniyorlar. Özellikle yeni yıl için kentimizi tercih ediyorlar. Yılbaşında da burada vakit geçirmek istiyorlar. Bizimle beraber yeni yıla adım atmak istiyorlar. Burayı seviyorlar. Van halkı da kadirşinas, misafirperver bir halktır. Onlara değer veriyor. 2022 yılında 434 bin turist kentimize giriş yapmıştı. Bu yıl bu rakam 600 bine ulaştı. Yani bu yıl 160 bin turist daha fazla geldi. 2024 yılında daha çok İranlı bekliyoruz. En az 1 milyon turistin buraya gelmesini umut ediyoruz. İran’la yaklaşık 300 kilometrelik bir sınır hattımız var ve bize 100 kilometre mesafede olan bir ülke. Dolayısıyla biz onları kucaklayacağız. Sevgiyle, hoşgörüyle muhabbetle yolcu edeceğiz. Van iline de yakışan budur. Turist geldiği zaman burada hareket oluyor, hareket olan yerde de bereket olur. Buraya gelen turist, batı illerine de gidiyor. Dolayısıyla herkesin faydalanabildiği, herkesin kazanç sağladığı, mutlu olduğu bir durum. İlimizin ekonomisine, ülkemizin ekonomisine katma değer sağlayan bir durum var” diye konuştu. (DHA)
]]>