Ardahan-Kars sınırları içinde yer alan Çıldır Gölü’nde, soğuk hava nedeniyle yüzeydeki buz tabakası kıyı kesiminde 10 santimetreye kadar ulaştı.
Gölün, Çıldır ilçesine bağlı Akçakale köyü mevkisinde, atlı kızaklarla buzda antrenmanlara başlandı.
Atlı kızakçı Kurtuluş Kılıç da türkü söyleyerek atını buza alıştırmaya çalıştı.
Kılıç, AA muhabirine, Çıldır Gölü’nün Ardahan tarafının büyük bölümünün buzla kaplandığını söyledi.
Atına buzda 3 gündür antrenman yaptırdığını dile getiren Kılıç, “Buz kalınlığı atlı kızağı taşıyacak seviyeye geldi. Atlarımızı kaygan ve cam gibi buzun üstünde yürümesini kolaylaştırmak için antrenmanla buza alıştırıyoruz. İlk anlarda hayvanlarda tedirginlik oluşuyor. Turistlerimizin tedirgin olmamaları için atlarımızı alıştırıyoruz. İnsanlarımız rahatlıkla atlar ile fotoğraf çeksin, rahatlıkla atlı kızağa binsinler.” ifadelerini kullandı.
Yerel HaberlerKültür SanatÇıldır GölüHayvanlarardahanÇıldırKültürTurizmYaşamDoğaSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, Özel Eğitim Meslek Okulu’nu ziyaret etti. Ziyaretinde Başkan Özçelik’e, Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak ve Başkan Danışmanı Faruk Konukçu eşlik etti. Başkan Özçelik burada, Okul Müdürü Ahmet Ünalan, Müdür Yardımcıları, öğretmenler, okul çalışanları ve engelli öğrenciler ile bir araya geldi.
18 özel öğrenci staj yapma imkanı buldu
Alanya Belediyesi ile Özel Eğitim Meslek Okulu arasında yapılan iş birliği kapsamında bu yıl Belediye bünyesindeki kreşler, etüt merkezleri, İskele Çay Bahçesi ve Tevfik Hoca Evi’nde 18 özel öğrenci staj yapma imkanı buldu. Başkan Özçelik, iki kurum arasında yapılan iş birliğiyle ilerleyen yıllarda öğrencilerin staj imkanının artması ve okulun eksiklerinin giderilmesi adına okul yönetimiyle bir görüşme gerçekleştirdi. Daha sonra okuldaki atölyeleri gezerek, öğrencilerle bir araya geldi. Öğrenciler, Başkan Özçelik’e kendilerine staj imkanı tanıdığı ve okula olan destekleri için teşekkür ettiler.
“Okulumuzdaki öğrencilerimize iş imkanı sunmaları konusunda rica ediyorum”
Başkan Özçelik, ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, “Alanya Belediyesi olarak eğitime destek olmaya devam ediyoruz. Kentimizdeki engelli bireyleri iş hayatına kazandıran hem para kazanmalarını hem de topluma adapte olmalarını sağlayan Özel Eğitim Meslek Okulu ile de iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Bu yıl okulumuzdan 18 öğrencimize belediye işletmelerimizde staj imkanı sağladık. Her yıl öğrencilerimize staj imkanı sağlamaya devam edeceğiz. Okulumuzun fiziki ihtiyaçları ile ilgili de çalışmalarımızı yapıyoruz. Buradaki yöneticilerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Gerçekten para için değil, gönülden yapılabilecek bir mesleği icra ediyorlar. Kentimizdeki tüm iş insanlarına da çağrıda bulunmak istiyorum. Turizm tesisleri başta olmak üzere tüm işletmeler, okulumuzdaki öğrencilerimize iş imkanı sunmaları konusunda rica ediyorum. Özel bireylere hep birlikte destek olmalıyız” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küresel turizm sektörüne yön veren bu prestijli etkinlik, dünya genelinden 700’ü aşkın seçkin turizm profesyonelini bir araya getirerek iş birliği ve yeniliklerin paylaşılmasını sağladı. Bu yılki konferans, Kuzey Amerika turizm pazarındaki en son trendlerin tartışıldığı, inovasyon ve sürdürülebilirliğin öne çıktığı bir platform oldu.
Seyahatte yenilikçi adımlar ve ekonomik göstergeler
USTOA üyelerinin 2024 ekonomik etki araştırmasına göre, yıl boyunca tüm ana ölçütlerde büyüme kaydedildi. 2024 sonunda toplam 24,4 milyar dolara ulaşması beklenen seyahat paket satışları, bir önceki yıla göre yüzde 8,1 oranında artış gösterdi. Ayrıca, hizmet verilen toplam yolcu sayısı yüzde 6,7 artarak 8,4 milyon müşteriye ulaştı. Bu olumlu trendlerin 2025’te de devam edeceği, üyelerin yüzde 73’ünün yüzde 7 ile 10 arasında bir büyüme öngördüğü açıklandı.
Etkinlikte, Türk turizm sektörünü temsil eden ve Türkiye’nin kültürel ve turistik zenginliklerini uluslararası alanda tanıtma misyonunu sürdüren Saladino Travel Genel Müdürü Selahaddin Eyyubi Tezel, bu yıl USTOA konferansına katılan tek Türk tur operatörü olarak dikkat çekti. Tezel, hem Türk turizmini global arenada temsil etmenin gururunu yaşadı hem de sektöre yön veren isimlerle iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Tezel, etkinlik boyunca Kuzey Amerika’nın üst gelir düzeyine sahip turistlerini Türkiye’ye çekmek için geliştirdiği yenilikçi projeleri ve stratejileri paylaştı. Tezel, “USTOA gibi büyük ve etkili bir organizasyonda yer almak, yalnızca Türkiye’nin değil, Türk turizminin geleceği için de büyük bir adımdır. Bu platformda, Türk turizminin global cazibesini artıracak önemli iş birlikleri kurma fırsatı bulduk” dedi.
USTOA 2024 kapsamında Saladino Travel, yeni yapay zeka destekli rezervasyon sistemini ilk kez duyurdu. Sistem, kullanıcıların seyahatlerini daha hızlı, kolay ve kişiselleştirilmiş bir şekilde planlamalarına olanak tanıyor. Selahaddin Eyyubi Tezel, bu sistemin turizmde çığır açacağını belirterek “Seyahat sektörü yapay zeka ile yeni bir döneme giriyor. Bu teknoloji, müşterilerimize benzersiz bir deneyim sunmanın yanı sıra operasyonel verimliliğimizi artıracak. USTOA gibi bir platformda bu projeyi duyurmak, hem Türk turizmi hem de Saladino Travel için önemli bir adımdır” diye konuştu.
Türk turizmine global katkı
USTOA Annual Conference ve Marketplace, yalnızca yeni iş birlikleri kurma açısından değil, aynı zamanda Türk turizminin dünya çapındaki prestijini artırmak için de önemli bir platform oldu. Tezel’in liderliği ve Saladino Travel’ın inovatif projeleri, Türkiye’yi global turizm pazarında daha güçlü bir konuma taşımaya yönelik önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Tezel, Türkiye’nin Kuzey Amerika ve Avrupa pazarlarında daha geniş bir yer edinmesi için uluslararası etkinliklerde yer almanın önemine dikkat çekerek, “2 milyon Amerikalı turist hedefini destekliyoruz. USTOA gibi organizasyonlar, bu hedefi gerçekleştirmek için önemli platformlar sunuyor. Türkiye’nin, turistlerin hem kültürel hem de lüks segmentteki taleplerine cevap veren bir destinasyon olduğunu burada bir kez daha vurgulama fırsatı bulduk” şeklinde konuştu.
Konferansta açıklanan raporlarda, kişiselleştirilmiş seyahat paketlerine olan talebin son iki yılda yüzde 16’ya yükseldiği belirtildi. Bu trendin, Türk turizminin premium segmentteki payını artırmak için önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çeken Tezel, “Türkiye, üst gelir grubu turistler için bir cazibe merkezi. Ancak, bu potansiyeli harekete geçirmek için daha yenilikçi ve müşteri odaklı hizmet standartları geliştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilirlik teması, konferansın ana başlıklarından biri olarak öne çıktı. USTOA Başkanı Terry Dale, üyelerin yüzde 56’sının sürdürülebilirlik stratejisi oluşturduğunu belirterek, bu çabanın iklim değişikliğiyle mücadelede büyük bir adım olduğunu ifade etti. Tezel ise Türkiye’de turistlerin günlük harcamalarının ortalamasını 6 kat artıran hizmet modelleri geliştirdiklerini belirterek, “Bu sadece Türk turizminin prestijini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ülkenin dış ticaret açığının kapanmasına da büyük katkı sağlıyor” dedi. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, “10 Numara Kente, 10 Numara Kahve” projesiyle biri Toplu Taşıma Merkezi’nde (TTM) ve diğeri Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) olmak üzere On On Kafe’nin iki yeni şubesini daha görkemli bir törenle hizmete açtı. Sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde vatandaşları kaliteli ve ucuz kahve ile buluşturmaya devam eden Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, kent merkezi ve ilçelerde toplamda 15 şube sayısına ulaştı. İki noktada gerçekleşen açılışlarda Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a; CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı, Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık, Balıkesir Sanayi Odası Başkanı Nazmi Yarış, BALOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hüseyin Bekki, genel sekreter yardımcıları, daire başkanları da eşlik etti. Partizanlık yapmadan her ilçeye eşit hizmet götürdüklerini ve götürmeye de devam edeceklerini vurgulayan Akın, insanların sosyalleşebileceği ve güzel zaman geçirebileceği On On Kafeleri şehrin her noktasına ulaştıracaklarını söyledi.
“Mahalle mutfakları da açacağız”
Balıkesir’de yaşayan herkesin hayatlarını rahat bir şekilde sürdürülebilmesi için çalışmaların artarak devam ettiğini belirten Akın, “Planlı ve programlı bir şekilde hareket ediyoruz. On On kafelerimizin sayısı giderek artacak. Bunun yanında Mahalle Mutfaklarımız sırasıyla açılacak. Balıkesir’in geniş coğrafyasına hizmet etmek için ekip arkadaşlarımla birlikte gece gündüz çalışıyoruz” dedi.
Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi’ni de On On Kafe ile buluşturan Başkan Akın, işvereninden işçisine kadar bölgede yaşayan herkesin sosyalleşebileceği veya misafirlerini ağırlayabileceği bir mekanı hizmete açtıklarını ifade ederken şunları söyledi: “OSB bölgesi bizim için çok önemli. İş insanlarının, emekçilerin hep birlikte Balıkesir için mücadele ettiği bir bölgemiz. Balıkesir’in geleceği için de çok önemli bir nokta. Güzel bir restoran açmamız lazım. Bütün OSB’lerde var.” – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilik, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Diyarbakır Ticaret Borsası, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü, Dicle Üniversitesi ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) desteğiyle Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen fuara, 59 ilden 170 firma katıldı.
Fuarın açılışında konuşan Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Ertan Atalar, 7 milyon dekar tarım alanına sahip Diyarbakır’ın, tarım ve hayvancılıkta önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Kentte çok çeşitli ürünler yetiştiğini ifade eden Atalar, “Hububat ve buğdayda Türkiye’de ilk 3 il arasındayız. Hayvancılık alanında Türkiye’de ilk 5’teyiz. Manda üreticiliği bakımından 2’nci sıradayız. 12 bin 500 yıllık tarihi geçmiş ile buğdayın ve bakliyatın anavatanı konumundayız. Dolayısıyla tarım, bu kadim şehrin altyapısında birçok önemli şeyi şekillendirdi. Bu yöresel ürünlerin de altyapısı bu temele dayanmaktadır. Bu önemli ürünlerin tüm Türkiye’ye tanıtılması amacıyla düzenlenen fuarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
DTSO Başkanı Mehmet Kaya da geçen yıl düzenlenen fuara 347 bin ziyaretçinin katıldığını, bu yıl gerçekleştirdikleri fuara ise 500 bini aşkın ziyaretçinin gelmesini hedeflediklerini belirtti.
Kaya, “Fuara katılan her firma kendi bölgesinin ve ilinin tescil almış yöresel ürünlerini sergiliyor. Fuarda sadece sergilenen ürünler olmayacak, birçok etkinlik de olacak. Yarışmalar, atölyelerle dolu dolu bir fuar olacak. Fuar bizim için önemli çünkü bölgenin gastronomisini ortaya çıkaracak önemli araçlardan biri olarak görüyoruz.” diye konuştu.
Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil de amaçlarının, unutulmaya yüz tutan yöresel lezzetleri, organik ürünleri herkese sunmak olduğunu belirtti.
Markalaşmanın önemine işaret eden Yeşil, şöyle devam etti:
“Fuarda sergilenen coğrafi işaretli ürünlerimiz, üretildikleri bölgenin benzersiz iklimi, toprak yapısı ve üretim yöntemleriyle bütünleşmiş, aynı zamanda emeğin, özenin ve kalitenin birer simgesidir.”
Konuşmaların ardından fuarın açılışı, kurdele ve kente özgü 47 metrelik örgü peyniri kesilerek yapıldı.
Fuar, 6 gün ziyarete açık olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir MilletvekiliCeyda Bölünmez Çankırı ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği Kültür Yolu Festivali’nde, AlsancakSanat Fabrikası’nda, Hülya Koçyiğit’in söyleşi programına katılırken Naci El Ali’nin Hanzala sergisini gezdi. Başkan Saygılı ardından Tarihi Alsancak Gar eski gişelerde bulunan Refik Anadol’un Yeryüzü Rüyaları: Anadolu sergisini gezip, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yurt içi gezilerinde kullandığı trendeki ‘Atatürk Vagonu’na bindi.
Festival ile ilgili değerlendirme yapan Başkan Saygılı, ” Türkiye’nin kültür ve sanat yolculuğunda AK Parti’nin ortaya koyduğu vizyon, her bir vatandaşımızın değerli katkısıyla gelişen güçlü bir miras oluşturmuştur. Bu vizyonun en somut göstergelerinden biri de Kültür ve Turizm Bakanlığımızın İzmir’de gerçekleştirdiği Kültür Yolu Festivali’dir. 26 Ekim – 3 Kasım tarihleri arasında İzmir’i sanatın, kültürün, müziğin, tiyatronun ve daha birçok etkinliğin merkezi haline getiren bu festival, şehirde derin bir iz bırakmıştır. AK Parti olarak, kültür ve sanata olan desteğimiz sadece bir görev değil, aynı zamanda toplumsal gelişimin temel taşlarından biri olarak gördüğümüz bir sorumluluktur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, ülkemizi bir kültür merkezi haline getirmeye yönelik attığımız adımlar, yerelden ulusala taşınan sanat ve kültür değerlerimizi dünyaya tanıtmada öncü bir rol oynamaktadır. İzmir, bu vizyonun çok önemli bir parçasıdır. Tarihi dokusu, kadim kültürü ve çağdaş yapısıyla İzmir, sanatın ve kültürün buluşma noktası olarak öne çıkmaktadır.” dedi.
Şehrin sokakları adeta bir açık hava müzesine dönüştürüldü
“Kültür Yolu Festivali kapsamında yüzlerce etkinliğe ev sahipliği yaparak, halkımıza sanatın her rengini sunduk.” diyerek sözlerine devam eden AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, “Bu süreçte Bakanlığımız tiyatro, opera, bale, konserler, sergiler ve dijital sanat gösterileriyle şehrin sokaklarını adeta bir açık hava müzesine dönüştürdü. Her yaş grubuna hitap eden bu festival, kültürün toplumumuzdaki önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Çocuk etkinliklerinden atölyelere kadar her alanda geniş bir yelpazeyle halkımızı sanatla buluşturduk. AK Parti olarak, kültür ve sanat yatırımlarımızla tüm illerimizde olduğu gibi İzmir’de de geleceğimizin teminatı olan gençlerimize kültürle zenginleşmiş bir şehir bırakmayı hedefliyoruz. İzmir’in kültür ve sanata olan ilgisini her fırsatta artıracak projelerle destekliyoruz. Kültür Yolu Festivali de bu hedefin bir parçası olarak, İzmirli hemşehrilerimize sunulmuş bir hizmettir. Bu festivaldeki coşku, ülkemizin dört bir yanındaki diğer şehirlerimize de örnek teşkil etmektedir. Kültürel değerlerimizi korumak, geliştirmek ve genç nesillere aktarmak, AK Parti’nin en büyük önceliklerinden biridir. İzmir’e olan bu bağlılıkla, şehrimizin kültürel ve sanatsal dokusunu koruyarak, ulusal ve uluslararası platformda hak ettiği yeri alması için çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Kültür Yolu Festivali’ne katkı sunan herkese ve bu projeyi İzmirlilerle buluşturan Kültür ve Turizm Bakanlığımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezine 13 kilometre uzaklıktaki tabiat parkı ve çevresinde sarı, kahverengi ve yeşilin tonlarına bürünen ağaçlar, göl manzarası eşliğinde misafirlerini karşılıyor.
Soğuk havaya rağmen hafta sonunda parka yoğun ilgi gösteren ziyaretçiler, göl çevresinde yürüyüş yaptı, bisiklet sürdü ve hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karacadağ Kalkınma Ajansı ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı işbirliğiyle ildeki kültürel değerleri turizme kazandırmak, turizmi kırsal alan ile bütün yıla yaymak amacıyla “Diyarbakır Kral Yolu Rotası Oluşturma Projesi” hayata geçirildi.
Proje kapsamında, milattan önce 7. yüzyılda Lidya Kralı Gyges tarafından inşa edilen ve İzmir’deki antik Efes kentinden başlayarak İran’ın antik Persepolis kentine kadar uzanan “Kral Yolu”nun Diyarbakır sınırları içinde kalan yaklaşık 240 kilometrelik kısmı için rota hazırlanıyor.
Çalışma yürüten 8 kişilik ekip, Çınar, Çermik, Eğil, Ergani, Çüngüş, Dicle ve merkez ilçelerden geçen “Kral Yolu”nun rotasını oluşturmanın yanı sıra yol güzergahında bulunan karavan park yerlerini, doğa yürüyüşü yapma, bisiklet sürme ve kamp alanlarını da belirliyor.
Çalışmanın sonunda görselleriyle birlikte hazırlanacak rotaya, Wikiloc (Dünya genelinde güvenilir ve ayrıntılı rotaları keşfetmek isteyen doğa tutkunlarından oluşan bir topluluk) gibi farklı GPS datalarının indirilebileceği web sitelerinden ulaşılacak.
Yaklaşık 8 ayda oluşturması hedeflenin Kral Yolu rotasının bölge turizmini canlandırması bekleniyor.
“Diyarbakır, çok kültürlülüğü görebileceğimiz bir hata sahip”
Proje yöneticisi Asuman Ataç, AA muhabirine, projenin tarih, kültür, doğa ve insanın yer aldığı çok kapsamlı bir çalışma olduğunu söyledi.
“Kral Yolu”nun geçmişte aktif olarak kullanıldığını anlatan Ataç, “Bu yol bugünkü asfalt yollar gibi değil, dağlardaki keçi patikalarından oluşuyor. Bu keçi patikalarını tarihi alanlara, kalelere, hanlara, hamamlara, yani eskiden olduğu hatta ne varsa, o hattan geçirmeyi hedefliyoruz.” dedi.
Diyarbakır’ın 33 medeniyete ev sahipliği yapmış çok zengin kültüre sahip bir kent olduğunu ifade eden Ataç, kentte çok fazla tarihi değerin bulunduğunu belirtti. Ataç, şöyle konuştu:
“Kaleler, çok eski zamanlarda insanların yaşadığı mağaralar, köprüler, hanlar, hamamlar, camiler, kiliseler, yatırlar ve ziyaret yerleri var. Diyarbakır, çok kültürlülüğü görebileceğimiz bir hata sahip. Hedefimiz, Diyarbakır’ı Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmak. Farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşamış olduğu bir şehir. Çok farklı dinden ve inançtan insanın bir arada olması aslında dünya turizmini buraya çekecek. Doğal güzelliklerle birlikte çok etkili bir detay. Dolayısıyla yabancı turistlerin buraya geleceğini öngörmekteyiz.”
Yaklaşık 2 aylık bir literatür çalışmasının ardından tespit ettikleri noktaları haritalara aktardıklarını aktaran Ataç, şimdi de arazi çalışması yürüttüklerini, çalışmanın yaklaşık 40 gün süreceğini aktardı.
Arazi çalışmasında rotanın başlangıcı ve bitişi, varsa su kaynakları, kamp alanları, panorama noktaları ve tarihi alanlar gibi birçok yeri işaretlediklerini belirten Ataç, daha sonra GPS datasının içindeki verileri haritaya yüklediklerini aktardı.
Kral Yolu’nun Diyarbakır sınırları içinde kalan kısmının yaklaşık 240 kilometre olduğunu ifade eden Ataç, arazi çalışmalarında coğrafyanın durumuna göre bu mesafenin kısalıp ya da uzayabileceğini dile getirdi. Ataç, şunları kaydetti:
“Bu projenin en önemli amaçlarından biri kırsal kalkınmayı sağlamak. Ayşe teyze bahçesinde yetiştirdiği bademi, üzümü ya da tarlasında yetiştirdiği mahsulünü gelen turiste satacak. Evinde yaptığı aşını, sofrasında turistlere verecek. Dolayısıyla bu güzel bir kalkınma, güzel bir gelir kaynağıdır. Bu projenin de yerel halka büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz.”
“Her gün değişik bir şey karşımıza çıkıyor”
Ekipte yer alan mihmandar İlkşen Yıldırım da uzun yıllardır Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde bulunduğunu söyledi.
Gezdiği kentler arasında Diyarbakır’ı çok farklı bulduğunu aktaran Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Diyarbakır benim için çok ilginç bir bölge oldu. Her gün değişik bir şey karşımıza çıkıyor. Projeyi tamamladığımız zaman çok güzel bir şey ortaya çıkacak. İnsanlar, ‘Ben bugün burayı yürüdüm, yarınki rotayı yürümeyeyim çünkü aynısı.’ diyemeyecek. Öyle bir şey olmayacak. Ben rotaya her gün girerken çok heyecanlı yürüyorum. Bugün ne gelecek? Bunu merak ediyorum. Eminim gelen insanlar da en az benim kadar bunu merak edecekler. Güzel bir bölge.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Su altı belgesel yapımcısı ve görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan’ın Prodivers Ayvalık Dalış Okulu ve Kuzey Mavi Dalış Merkezi ekipleriyle yaptığı dalışlarda bölgenin fauna ve florası görüntülendi.
Bölgede “Kerbela” adı verilen noktadan yapılan dalışta, bir dönem sünger avcılığının da yapıldığı yerlerdeki canlı yaşamı kaydedildi.
Dalış ekibi, Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliğinin (IUCN) kırmızı listesinde yer alan, nesli tehlike altındaki kırmızı ve sarı mercanlar ile deniz çayırlarını yakından görüntüledi.
Omurgasız ve orfozlar dahil birçok balık türünü de kayıt altına alan Tahsin Ceylan ve beraberindekiler ayrıca Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında sünger avcılığı yapan Selam Süngerci adına yıllar sonra Bodrum’un efsane süngercisi “Aksona” lakaplı Mehmet Baş tarafından 30 metre derinliğe bırakılan mermer plaketin de videosunu çekti.
Tahsin Ceylan, AA muhabirine, Ayvalık bölgesinin “Türkiye’nin Kızıldeniz”i olarak adlandırılabileceğini söyledi.
Bölgedeki canlı yaşamına şahitlik ettiklerini belirten Ceylan, “Bölgede nesli tehlike altında bulunan kırmızı mercanlar, sarı mercanlar var. Birleşmiş Milletler de bunları takip ediyor. Trol tekneleri ve üzerlerine çapa atılması bunlar için en büyük tehdit.” dedi.
Ceylan, dalış yaptıkları bölgede Cumhuriyet’in ilk yıllarında Selam Süngerci’nin de sünger avcılığı yaptığını hatırlatarak, “Selam Süngerci kardeşleriyle birlikte Girit’te süngerciliği öğrenmiş. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ayvalık’a yerleşmiş. Bu Ayvalık’taki noktaların çoğunu bulanlar süngerciler. Tabii onlar 30-40-50 metre yerlere ‘sığlık’ demişler. Tabii onların ‘sığlık’ dedikleri bizim için sığlık değil, derin sular.” ifadesini kullandı.
Ayvalık’ta dalış yapılabilen İlyosta, Melina, Yelken ve İncirli adalarının bulunduğunu belirten Ceylan, “2 yıl önce bu dört adadan ikisi dalışa yasaklandı. Yani dalış merkezlerinin gidebileceği diğer ada da dalış güvenliği açısından sıkıntı yaratıyor. Yakın tarihte ben Kültür ve Turizm Bakanı’yla da dalış yaptım. Kültür ve Turizm Bakanı’mız dalışa yasak yerlerin daraltılması ve dalış turizminin daha çok artırılmasına yönelik de pozitif görüşlere hakim.” dedi.
Ceylan, Ayvalık’ta dalış turizminin artırılması ve desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turizm Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (TURAK) adına Batman Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. M. Onur Gülbahar tarafından takdim edilen belge, Atatürk Üniversitesi adına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yüksel Göktaş ve Turizm Fakültesi adına Dekan Prof. Dr. Gökalp Nuri Selçuk’a teslim edildi.
Törende konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yüksel Göktaş, akreditasyon sürecinde emeği geçen TURAK yetkililerine ve Turizm Fakültesi akademik kadrosuna teşekkürlerini sundu. Prof. Dr. Göktaş; üniversitenin eğitim kalitesinin yükseltilmesi adına bu tür belgelerin büyük önem taşıdığını belirterek, Turizm Fakültesinin üç aktif bölümünden ikisinin akredite edildiğini vurguladı.
Akredite edilen iki bölümün yanında, henüz iki yıldır mezun veren Turizm Rehberliği Bölümü için de bu yıl içerisinde akreditasyon başvurusu yapılacağını ve böylece fakültenin tüm bölümlerinin akredite edilmiş olacağını ifade eden Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökalp Nuri Selçuk ise Turizm Fakültesinin eğitim kalitesini ulusal ve uluslararası standartlara taşımak adına büyük gayret sarf ettiklerini dile getirdi. Akreditasyon sürecinin, öğrenciler için iş dünyasında daha güçlü bir konuma sahip olma anlamına geldiğini belirten Prof. Dr. Selçuk, akredite edilen bölümlerin mezunlarının sektörde tercih edilen niteliklere sahip olacağını ifade etti.
Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesinin eğitim alanındaki başarıları ve sürekli gelişim hedefi, bu önemli akreditasyon ile taçlandırılmış oldu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından askeri depo olarak kullanılan 160 yıllık tarihi yapı, protokolle Büyükşehir Belediyesine devredildi.
Yakutiye ilçesindeki tarihi yapıda restorasyon çalışmalarına başlayan Büyükşehir Belediyesi, Taş Ambarlar’da kapalı çarşı şeklinde 66 dükkan, 6 müze salonu, konferans salonu, restoran ve kafe yapacak.
2025 yılının sonunda, tamamlanması bekleniyor
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AA muhabirine, Taş Ambarlar’ın, çok önemli bir yapı olduğunu ve yapılan anlaşmalarla Büyükşehir Belediyesi bünyesine geçtiğini söyledi.
Tarihi yapının Osmanlı Devleti’nin zor bir döneminde inşa edildiğini ifade eden Sekmen, şunları kaydetti:
“Zamanın Valisi Fosforlu Mustafa döneminde, Erzurum’dan Anadolu’ya düşmanların girmesini engellemek üzere şehrin muhtelif yerlerine tabyalar inşa edildi. Bu eser de o dönemde inşa edilmiş. Burayı günümüz kültürüne kavuşturmak için devraldık. Restorasyon yaparak günümüze kazandırmak istiyoruz. Çok önemli restorasyon çalışmaları söz konusu. 2025 yılının sonuna yetiştirmeye gayret ediyoruz. Buranın üçte ikisinde geleneksel bir çarşı olarak 66 dükkan yapılacak. Geri kalan üçte bir kısmında ise diorama müzesi yapılacak.”
Müzede kentin tarihi olayları ziyaretçilere izlettirilecek
Sekmen, müzede Allahuekber Harekatı, Aziziye Destanı, Erzurum Kongresi, tarihi şahsiyetler gibi tarihi olayları, şehre gelen yerli yabancı turistlere izlettireceklerini dile getirdi.
Projenin tamamlanmasıyla Taş Ambarlar’ın kent için önemli bir merkez olacağını belirten Sekmen, ambarda yapılan ilave yapılarda aslına uygun olarak söküm işlerine başlandığını anlattı.
Sekmen, çalışmaları çok titizlikle yürüttüklerini vurgulayarak “Anıtlar Kurulu ile yapılıyor. Onların gözetimi ve denetimi ile ilerleniyor. Çalışmalar, Bakanlık tarafından özel yetkilendirilmiş firmalar tarafından yapılıyor.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Gümüşhane MilletvekiliCelalettin Köse, toplantının ardından yaptığı açıklamada, görev sürecinde gerçekleştirilen ve hedeflerindeki projeler hakkında bilgilendirmede bulundu.
Kelkit ilçesi Sadak köyünde devam eden Satala Antik Kenti kazısının 2027 sonuna kadar ödenek problemi yaşanmadan devam edileceğini belirten Köse, Satala Antik Kenti’nden çıkartılan Geç Roma Dönemi’ne ait “Lorica Squamata” modeli zırhın 3 yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından Gümüşhane Kent Müzesi’nde sergilenmeye başladığını aktardı.
Köse, “1800’lü yılların sonunda İngiltere’ye götürülen, oradaki British Museum’da sergilenen Afrodit heykelinin, iki ülke bakanlıkları arasındaki resmi yazışma süreçlerini başlatılıp Gümüşhane Müzesinde sergilenmesi için çaba göstereceğiz. Bunun da çalışmalarını başlattık.” ifadelerini kullandı.
Kentte sağlık alanında yapılan çalışmalara değinen Köse, ??????? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Gümüşhane İl Özel İdaresi’ne 400 ton ücretsiz bitüm desteği olduğunu, bir ton bitümün 20 ton asfalt yaptığını kaydetti.
Köse, asfaltlama çalışmaları hakkında bilgi vererek, şöyle devam etti:
“Havalar iyi giderse Kasım ayının 15’ine kadar İl Özel İdaresinin depolarında 400 ton asfalta dönüştürülecek bitümü var. Gümüşhane’nin dört bir tarafında asfalt çalışmaları başlatıldı. Gümüşhane’nin en uzak köylerinden merkeze kadar asfalt çalışması yapılıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bizim bölgeden oluşu, Gümüşhane’nin kara yolları ağını çok iyi biliyor olması neticesinde bize önemli katkılarda bulundu. Allah’ın izniyle şehir geçişi projesi de yapılacak.”
Köse, Gümüşhane’nin güzelliklerini turizme kazandırmak için çalışmak, çabalamak gibi görev ve sorumlulukları olduğunu vurgulayarak, “Bir kısmını başardık. Hedeflerimiz var. İnşallah onları da başaracağız. Çakırgöl, Santa Harabeleri, Taşköprü Yaylası, Krom Vadisi, Camiboğazı Yaylası, Karaca Mağarası, Torul cam seyir terası, Artabel ve Zigana, her birini birbiriyle bağlantılı turizm destinasyonları haline getirebilirsek, birbirine bağlayabilmek, hedeflerimiz arasında bu da var.” diye konuştu.
Gümüşhane- Bayburt Havalimanı’ndaki çalışmalar hakkında bilgi veren Köse, “Çalışmalar önümüzdeki seneden itibaren devam edecek. Pist tamamlandı. Kule tamamlanmak üzere. Terminal binasının da yapılmasıyla havalimanı açılmış olacak.” dedi.
Toplantıya, İl Genel Meclisi Eşref Balki, Merkez İlçe Başkanı İbrahim Taş, Gençlik Kolları Başkanı Umut Tokel, STK temsilcileri ve basın mensupları katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında açılan ‘Tutkulu İki Yürek: Bedri Rahmi‘ sergisini ziyaret etti.
Bakan Ersoy, Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında, Çankaya ilçesindeki Mustafa Ayaz Müzesi’nde açılan resim sergisini ziyaret etti. Bakan Ersoy, Türk resim sanatının 2 önemli çifti Bedri Rahmi ve eşi Eren Eyüboğlu’na ait eserleri inceledi. Ersoy, Eyüpoğlu ailesine ait fotoğrafları ve belgelerin de yer aldığı bölümü gezdikten sonra, müzeye ismini veren ve 5 gün önce vefat eden Sanatçı Mustafa Ayaz’ın anısına imzalanan deftere duygu ve düşüncelerini yazdı. Bakan Ersoy, deftere “Bu çatı; eserleri, verdiği ilham, açtığı yol ve yetiştirdiği insanlarla çağdaş Türk resim sanatının dünü kadar yarınlarına da izini ve ismini nakşeden bir büyük ustanın, bir öncünün ve öğretmenin derin hatırasını barındırmakta. Merhum Mustafa Ayaz’ı saygıyla anarken büyük ustanın mirasının sanatı ve sanatçıyı desteklemeye devam ettiğini görmekten büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. Ruhu şad olsun” ifadelerini yazdı. 79 eserin yer aldığı sergi, 1 Eylül-17 Kasım tarihleri arasında sanatseverleri ağırlayacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Marmaris Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre evlendirme dairesi, yılın ilk 8 ayında 500 çiftin nikahını kıydı.
296 Türk vatandaşı nikahı kıyılırken, her ikisi de yabancı uyruklu 76, yabancı kadınla evlilik 124, yabancı erkekle evlilik 4 olarak kayıtlara geçti.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, “Belediye olarak yüzlerce çiftin nikahını kıyıyor, mutluluklarına ortak oluyoruz. Nikah, düğün ve özel gün kutlama turizmi Marmaris’i daha ön plana çıkarıyor. Bizler de turizmcilerimizle birlikte bu konuya dikkat çekmek için görüşmeler yapacağız. İleride hem yurtiçi hem de yurt dışından daha çiftin Marmaris’te aile kurmanın mutluluğunu yaşayacağını düşünüyorum. Dünya evine giren tüm çiftlere mutluluklar diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkevi’ndeki kabul salonunda yapılan törende, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, New York Başkonsolosu Büyükelçi Muhittin Ahmet Hazal, ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Manhattan Bölge Savcılığı yetkilileri ve THY New York Müdürü Emre İsmailoğlu ile Türk ve Amerikalı basın mensupları hazır bulundu.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Yazgı konuşmasında, eserlerin ele geçirilmesinde Türk kurumlarıyla işbirliği yapan Manhattan Bölge Savcılığı ve ekibine teşekkür ederken, iadesi sağlanan 14 eser arasında dünya arkeoloji literatüründe önemli yere sahip olan, Burdur’un Gölhisar ilçesindeki Boubon Antik Kenti kökenli 1 bronz heykel ve 2 bronz heykel başının bulunduğunu belirtti.
Kültür varlıklarının ait olduğu ülkelere iadesinin, sadece tarihi ve estetik objelerin ilgili ülkelere geri verilmesinden ibaret olmadığının altını çizen Yazgı, “Yapılan iade çalışmalarının insanlığın evrensel kültürüne sunduğu katkının zaman içerisinde daha iyi anlaşılacağını umuyorum.” dedi.
“Kültürel miras, farklılıklarımızı kutlamanın ve kucaklamanın yanı sıra saygıyı korumanın da tek yoludur.” diyen Yazgı, eser kaçakçılığı yapanlara, “asla kaçış yok” sözleriyle mesaj verdi.
Yazgı, iade edilen eserler arasındaki en büyük parçayı oluşturan “giyimli bronz kadın heykelinin” ilk defa gün yüzüne çıkarıldığını dile getirerek, bu süreçte Amerikalı görevlilerin, ABD’deki Türk misyonlarının ve THY yetkililerinin verdiği desteğin önemini vurguladı.
Kaçırılan eserlerin tespiti yıllar sürebiliyor
Yakın zaman önce New York’ta göreve başlayan Başkonsolos Muhittin Ahmet Hazal da tarihi eserlerin iade edildiği bir devir teslim törenine ilk defa katıldığını ve “çok etkilendiğini” söyledi.
Hazal, törendeki konuşmasında, ele geçirilen eserlerin Türkiye’ye ait olmakla birlikte “diğer coğrafyalarda yaşayan tüm insanlığın ortak tarihi olduğunu”, isteyen herkesin Türkiye’ye gelip sergileneceği müzelerde görebileceğini anlattı.
Manhattan Bölge Savcılığı yetkililerine iade sürecindeki yardımlarından dolayı teşekkür eden Hazal, “Bu tarihi eserlerin Türkiye’ye teslim edilmesi için çok özveriyle çalışmış, çok motive olmuşsunuz. Çok etkilendim, bunun için sizi selamlıyor ve tebrik ediyorum.” diye konuştu.
Manhattan Bölge Savcılığı Eski Eserler Kaçakçılığı Birimi Şefi Matthew Bogdanos ise tarihi eserlerin ortak bir kültürel mirası temsil ettiğini, bununla birlikte “çıkarıldıkları yere ait olduklarını ve oraya iade edilmeleri gerektiğini” ifade etti.
Onlarca yıl boyunca koleksiyoncuların bir kısmının, “kanunun kendileri için geçerli olmadığını düşündüğünü” aktaran Bogdanos, “Artık zaman, doğruyu yapmanın zamanı.” diyerek, bundan sonra da kaçırılan tarihi eserleri ait oldukları yere teslim etmek için çalışacağına söz verdi.
40 yıllık çalışma sonucu iadesi gerçekleşti
Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının, Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturma Birimi (HSI) ile yürüttüğü işbirliği kapsamında yapılan hassas takip sonucu ele geçirilen Anadolu’ya ait 14 parça kültür varlığı, karşılıklı atılan imzalarla teslim alındı.
İadesi sağlanan 14 eser arasında dünya arkeoloji literatüründe önemli bir yere sahip, Burdur ili Gölhisar ilçesi İbecik köyündeki kazılarda ortaya çıkan Boubon Antik Kenti kökenli 1 adet bronz heykel ve 2 adet bronz heykel başı bulunduğu açıklandı.
Kaçak kazılar sonucu, izinsiz yurt dışına çıkarılan bu heykel başlarından “bronz genç erkek başı” olarak adlandırılan eserin iadesi için yaklaşık 40 yıl süren bilimsel çalışma ve analizlerin yapıldığı belirtildi.
Boubon Antik Kenti kökenli bir diğer eser olan sakallı bronz erkek başının ise özel bir müzede sergilenmekteyken yapılan çalışmalar sonucu Türkiye’ye tekrar kazandırıldığı bilgisi paylaşıldı.
Türkiye’ye yeniden kazandırılan eserler arasında ayrıca, Boubon Antik Kentinden 1960’lı yıllarda kaçak kazılarla çıkarılarak yurt dışına kaçırılan, Bizans dönemine ait 3 adet sikke, 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı dönemine ait 2 adet hançer, çeşitli dönemlere ait 3 adet pişmiş toprak kap, 11. yüzyıla tarihlenen bir mücevher kutusu parçası ve bir pişmiş toprak lamba bulunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında önemli eserlere ulaşıldı.
Doç. Dr. Halil Tekin, kazı çalışma değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, bu yıl ki çalışmalarda silolar, mühürler, çocuk mezarları ve gümüşten yapılmış halka ortaya çıkardıklarını belirtti.
7 bin 600 yıllık gümüş halka
Tekin, 2024 yılı kazılarında çıkarılan buluntular arasında en dikkat çekici eserlerden birinin gümüş halka olduğuna işaret ederek şöyle konuştu:
“Çünkü dünya metalurji tarihinde önemli bir keşif olarak karşımıza çıktı. Gümüşten yapılmış küçük bir halka. Bir çubuğun halka haline getirilmiş olması. Gümüşün arkeolojideki varlığını günümüzden 5500 yıl öncesine kadar bilmiyorduk. Hem Anadolu’da hem İran’daki bulgular bize bunu gösteriyor. Domuztepe’de biz bunu 7 bin 600 yıl yani 2 bin yıl daha önce başladığını görüyoruz. Dünya metalürji tarihinde önemli bir keşif olarak bizi en çok heyecanlandıran buluntu olarak karşımıza çıktı.”
Gümüş halkanın günümüzden 7 bin 600 yıl öncesine ait olduğunu vurgulayan Tekin, “Muhtemelen bu bir bebeğin bileğine takılmış olmalıydı. Bunların analizleri yapılacak ve çok daha değişik sonuçlara da ulaşacağımızı umut ediyorum.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yoğun programını İstanbul’da sürdürüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç’te yapımı tamamlanan “Tersane İstanbul” projesinin açılış töreninde konuştu.
TURİZM RAKAMLARINI DEĞERLENDİRDİ
Burada turizm rakamlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, rakamları tek tek açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomiye katkı yapan her yatırımı desteklediklerini belirterek turizm gelirinin de her yıl istikrarlı bir şekilde artığını dile getirdi.
60 MİLYON TURİST HEDEFİ
2024 yıl sonu için 60 milyar dolar turizm geliri ve 60 milyon turist sayısı hedefinin korunduğunu hatırlatan Erdoğan, “2023 yılı sonunda turist sayımız 56 milyon 700 oldu.” dedi.
Galataport’a ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, rezerasyonlarda artış olduğunu ifade edip Türkiye’nin turizm konusunda en güçlü potansiyeline sahip ülkelerden biri olduğunu söyledi.

“İŞ DÜNYAMIZA DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
İstanbul bugün kültür ve kongre açısından dünyanın gözde destinasyonları arasında yer alıyor. İstanbul’da çok sayıda uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptık. Birçok hükümet ve devlet yetkilisini İstanbul’da misafir ettik. Hükümet olarak bugüne kadar yatırımcılarımızın hep yanında olduk. Türk ekonomisine katkı sağlayan herkesi destekledik. Bizim için yerli veya yabancı yatırımcı yoktur. Katma değer üreten yatırımcı vardır. Ülkemizde veya yurt dışında elde ettiği kazancı Türk ekonomisi için kullanan yatırımcılarımızın yanındayız. İş dünyamıza destek vermeye devam edeceğiz.
“REKORDAN REKORA KOŞUYORUZ”
Turizm zincirleme katkı değer üreten alanların başında geliyor. Türkiye olarak turizm konusunda en potansiyelli ülkelerin başında geliyoruz. Geniş bir yelpazede ciddi imkanlara sahibiz. Yıllarca bazı imkanları değerlendiremedik. Turizm denince sadece deniz, kum, güneş anlaşılıyordu. Kültürel mirasımız kaderine terk edilmiş durumdaydı. 2002’den itibaren bu yanlış gidişi değiştirmeye karar verdik. Turizmi stratejik bir adım olarak gördük. Turizmi 12 aya yayma konusunda adımlar attık. Kritik alanlarda vizyoner çalışmalar yürüttük. Anadolu topraklarının dört bir yanında saklı olan kültürel mirasımızı gün yüzüne çıkarttık. Turizmi Türk ekonomisinin lokomotiflerinden biri haline getiren biz olduk. Rekordan rekora koşuyoruz.

“60 MİLYAR DOLAR TURİZM GELİRİ, 60 MİLYON TURİST SAYISI”
2002 yılında 8,5 milyar dolardan devraldığımız gelirlerimizi, 2023 yılında 56 milyar dolar sınırına getirdik. Kalış süresi, harcama tutarı ve turist sayısına bağlı olarak turizm gelirleri artıyor. Temmuz sonu itibariyle ülkemize gelen turist sayısı 35 milyona ulaştı. 2024 yıl sonu için 60 milyar dolar turizm geliri ve 60 milyon turist sayısını hedefliyoruz. 2002 yılında Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı 13 milyonken, 2023 sonunda bu sayı 56 milyon 700 bin kişiye ulaştı. Havalimanlarımız sayesinde yabancı misafirlerimiz ülkemizin her köşesini kolayca ziyaret edebiliyor. Günlük ortalama 1500 uçuşla Avrupa’nın en yoğun havalimanı. Ne gerek var dedikleri, engellemek için her yola başvurdukları yatırımlarımız Türk turizmini zirveye taşıyor.
“DÜNYA MARKASI OLANA KADAR DURMAYACAĞIZ”
Güvenlik noktasında da herhangi bir sıkıntı ve sorun yaşanmıyor. Teröristlerden temizlediğimiz yerleri artık milletimizle birlikte tüm insanların ziyaretine açtık. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizin giderek daha fazla turist çektiğini memnuniyetle görüyoruz. Başta İstanbul olmak üzere kıyı şeritlerimizde kruvaziyer çalışmalarını memnuniyetle görüyoruz. Gemi başına artık daha fazla yolcu İstanbul’a geliyor. Önümüzdeki yıllarda İstanbul’a gelecek yolcu sayısında ciddi artışlar bekliyoruz. Gastronomi açısından da geleneksel yemek kültürümüzü dünyaya tanıtmak adına pek çok çalışma yürüttük. Tüm bunlar sadece birer başlangıçtır. Önümüzde daha katedeceğimiz birçok başlık bulunuyor. Dünya markası olana kadar durmayacağız.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>China Southern Airlines’ın CZ6035 sefer sayılı Urumçi uçağı 17 Ağustos akşamı İstanbul Havalimanı’na iniş yaptı. Havayolu’nun Pekin Daxing ve Guangzhou-İstanbul hatlarının ardından Türkiye’ye üçüncü doğrudan uçuş rotası olan bu sefer, Çin’den Türkiye’ye bir başka doğrudan uçuşun resmi açılışı olarak ifade edildi.
China Southern Airlines Urumçi-İstanbul hattının Boeing 787 uçak tipi ile işletildiği, Pekin seferinin her Cumartesi 21: 50’de Urumçi Diwopu Uluslararası Havalimanı’ndan, İstanbul seferinin ise her Pazar 00: 20’de İstanbul Uluslararası Havalimanı’ndan gerçekleştirildiği, seferin ise yaklaşık 7 saat olduğu belirtildi. Urumçi-İstanbul uluslararası güzergahındaki uçuşların yeniden başlamasıyla birlikte China Southern Airlines, Çinli ve Türk yolcular için daha fazla güzergah ve uçuş tarifesi sağlayarak Çin ve Türkiye’den insanlar arasındaki alışverişi teşvik etmeye yardımcı oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, göreve geldiği günden bu yana ‘halka hizmet, Hakk’a hizmet’ ve ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ felsefesiyle mesai kavramı gözetmeden uyum kültürü içerisinde tüm ilçelerde dokunmadık alan bırakmıyor.
Bu kapsamda, Başkan Büyükkılıç, Yahyalı ilçesinde doğa harikası şelaleleri, yaz kış eksilmeyen suyuyla her mevsim farklı güzellikler ile muhteşem görsel şölen sunan Kapuzbaşı Şelaleleri’ni ziyaret etti.
Vali Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, il ve ilçe protokolü ile birlikte, Kapuzbaşı Takım Şelalelerini ve bölgeyi gezdiler.
Yeryüzünün saklı cenneti Kapuzbaşı Şelaleleri’ne tüm doğaseverleri beklediklerini söyleyen Başkan Büyükkılıç, “Büyükşehir Belediyesi olarak gerçekleştirdiğimiz ulaşım çalışmalarıyla birlikte konforlu yollarıyla doğa harikası Kapuzbaşı Şelaleleri’ne doğaseverlerimizi bekliyoruz” dedi.
Sallanan Asma Köprü’nün Açılışını Gerçekleştirdiler
Vali Çiçek ve Başkan Büyükkılıç ayrıca, kentin yeni turizm destinasyonlarından Yahyalı Asma Köprü’yü de ziyaret ederek, bölgede bulunan vatandaşlarla sohbet etti.
Büyükkılıç, “Yahyalı’mızın simgelerinden Göksu Şelalesi’ndeki ömrünü yitirmiş olan ve yenilenen Sallanan Asma Köprü’nün açılışını gerçekleştirdik. Adeta Yahyalı’mızın bir gerdanlığı gibi duran köprümüzün şehrimize ve ilçemize hayırlı olmasını diler, emeği geçenlere teşekkür ederim” diye konuştu.
Vali Çiçek: “Büyükşehir Belediyesi ile Seferberlik Başlattık”
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Yahyalı Asma Köprü’nün Kayseri’nin en önemli turizm yerlerinden biri olduğunu da göz ardı etmeden, buranın turizme kazandırılması için adeta Büyükşehir Belediyesi ile el ele verip bir seferberlik başlattıklarını ifade etti.
Yahyalı’nın adeta simgelerinden birisi olan asma köprünün tehlike arz etmesi ve biraz güvenliği noktasında problemlerinin olması nedeniyle burada önemli çalışmalara imza atıldığını söyleyen Vali Çiçek, şöyle konuştu:
“Büyükşehir Belediye Başkanımızla bu alanı gezmiştik. Burasının yeniden yapılanması gerektiğini, statik ölçümlerinin ayarlanması gerektiğini, gerekli önlemler yapılarak gerçekten bölge halkının da hoşuna gidebilecek şekilde yapılması gerekiyordu. Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte buraya çok önem veriyoruz. Hem Yahyalı Kaymakamımızın hem de Yahyalı Belediye Başkanımızın ısrarlı bir şekilde bu bölgenin turizme kazandırılmasının bizden talepleri oldu. Kayseri’nin en önemli turizm yerlerinden biri olduğunu da göz ardı etmeden, buranın turizme kazandırılması için adeta Büyükşehir Belediyesi ile el ele verip bir seferberlik başlatmıştık, tamamlandı. Bölge halkımızın da büyük beğeni aldığını görüyorum. Gerçekten güvenli bir hale geldi.”
Çiçek, asma köprünün yenilenen yüzü ile adeta inci bir gerdan gibi olduğunu söyleyerek, “Bölgeye adeta güzellik kattı. İnci bir gerdan gibi oldu. Bu Yahyalı’ya yakıştı. Hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
Daha sonra Vali Çiçek, Başkan Büyükkılıç ve beraberindeki protokol, asma köprüden geçerek, o heyecanı hep birlikte yaşadı.
Vali Çiçek ve Başkan Büyükkılıç’a ziyaret kapsamında, Yahyalı Kaymakamı Mehmet Kaya, Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk ile il ve ilçe protokolü eşlik etti. – KAYSERİ
]]>Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris ve beraberindeki heyet, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı makamında ziyaret etti. Jill Morris ile beraberinde Konsolos Neale Jones, Konsolos Yardımcısı Gill Karataş, İngiltere’nin İzmir Konsolosluğu yetkilileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı ve bürokratlar yer aldı.
TUGAY: “ÜZERİME DÜŞEN NEYSE YAPMAYA HAZIRIM”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Önümüzdeki 5 yıl için ilişkilerimizi geliştirmek, yeni bazı ilişki alanları açmak için üzerime düşen neyse yapmaya hazırım. Şehirleşme, çevre ve şehrin kalkınması ile ilgili var olan potansiyeli artırma konusunda yoğun bir çalışma planlıyoruz. İzmir tarihsel olarak Türkiye ve belki dünyanın en önemli tarım, ticaret, turizm ve kültür kentlerinden biri. O nedenle potansiyelini doğru şekilde kullanmak için çalışma planımız var” dedi.
“DOĞRU BİR İŞ BİRLİĞİ GELİŞEBİLİR”
Tarım, turizm ve gastronomide İzmir’in önemine dikkat çeken Tugay, “Bu bölgede sağlıklı tarım yapılmasıyla ilgili şartları sağlama konusunda çok istekliyiz. Belediye olarak bu konuda yoğun bir çalışma içinde olacağız. Sağlıklı ve güvenli gıda sadece Türkiye değil, Avrupa’da da önemi artan bir konu. Burada İzmir’den ne bekleniyorsa ona göre bilinçli şekilde çalışabiliriz ve doğru bir iş birliği gelişebilir. Biz sularımızı, topraklarımızı ve havamızı temiz tutmayı çok önemsiyoruz. Bu konularda iş birlikleri herkese çok yararlı olur. Genellikle ülkeler arası ilişkiler merkezi hükümetler üzerinden oluyor ama ben İzmir’in şehir olarak biraz daha doğrudan ilişki kurması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
“OFİSİ BİZ DE AÇABİLİRİZ”
İzmir’de yaşayan İngiliz iş insanları ile yakın ilişkiler kurmak istediğini belirten Tugay, “İzmir, Ege Bölgesi’nin lider şehridir. Ege Bölgesi’nin diğer bütün belediye başkanlarının CHP’li olmasının bize sağladığı avantajla önümüzdeki dönemde bölgesel planlama yapacağız, koordinasyon içinde çalışacağız. Bu anlamda da daha güçlü birliktelik içinde hareket edebiliriz. İzmir’de yaşayan İngiliz iş insanlarıyla tanışalım ve sorunları ile doğrudan ilgilenelim istiyoruz. Ayrıca özellikle sağlık turizmi için gelecek insanlara yardımcı olacak ofisi biz de açabiliriz. Doktor olduğum için bu konuda yaşanan sorunları biliyorum. Bu konuda da rol almak isterim” dedi.
“SAĞLIK TURİZMİ İÇİN GELENLERİN SAYISI GEÇEN YILIN İKİ KATI”
Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris, odak noktasında yeşil dönüşüm ve çevre dostu projeler olduğunu ifade etti. Birleşik Krallık’ın coğrafi koşullar gereği rüzgar enerjisinde önemli yol kat ettiğini söyleyen Morris, Türkiye’nin güneş enerjisinde attığı adımların farkında olarak yeşil dönüşüm alanında iş birliği yapılmasının mümkün olduğunu belirtti.
Sağlık turizmiyle Birleşik Krallık’tan İzmir’e gelen insanların geçen yıla göre iki kat arttığına dikkati çeken Morris, İzmir’in bu konuda Türkiye’nin diğer illerini geride bıraktığını vurguladı. Morris ayrıca Büyükelçilik olarak İngilizce dil öğrenimine yönelik İzmir’de daha fazla proje yapılması ve kültür sanat alanında ortak işler gerçekleştirilmesi için destek vereceklerini belirtti.
]]>Konuyla ilgili açıklama yapan Trabzon Otelciler Birliği Başkanı Mustafa Aksu, 3 yıldır turizmde kayıt dışılığı önlemek amacıyla çalışma yaptıklarını ve büyük bir liste hazırladıklarını belirterek “Elimizde şu anda Trabzon’da hangi adreste, hangi odada, hangi binanın kaçıncı katında kayıt dışı konaklama yapılıyor, her şey elimizde var, hepsini tespit ettik” dedi.
Karadeniz Bölgesi’nin turizm merkezi olma yolunda ilerleyen Trabzon, yaklaşan turizm sezonunda Körfez ülkelerinden gelecek misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Haziran ayından itibaren turizm yoğunluğunun başlayacağı kente gelen turistler özellikle yüksek kesimlerdeki yaylaları tercih ederken, doğal güzellikleri ile ünlü Uzungöl turistlerin konaklama listesinde ilk sırada yer alıyor. Son yıllarda artan turizm hareketliliği kayıt dışı turizm sorununu da beraberinde getiriyor. Bölgeye gelen Arap turistlerin özellikle konaklama için ev ve apartları tercih etmesi bunda önemli rol oynuyor. Her yıl 2-3 milyon turistin geldiği belirtilen Trabzon’da 280’e yakın resmi otel işletmesi bulunurken, 480’e yakın da gayri resmi otel bulunduğu tespit edildi. Günübirlik kiraya verilen evlerde birlikte bu sayının 2 bin 800’e çıktığı belirtilirken, turizmciler yaklaşan turizm sezonu öncesi kentte denetleme yapılmasını istiyor.
“Kayıt dışı turizm işletmeciliği yapanların büyük çoğunluğu yabancı uyruklu”
Turizmde yaşanan kayıt dışı tehlikesinde önlem alınması gerektiğini belirten Trabzon Otelciler Birliği Başkanı Mustafa Aksu, yabancı uyruklu kişilerinde kentte kayıt dışı işletmecilik yaptığını da belirtti. Aksu, “Artan turizm sektöründe sayı değerleri olarak yıllarca yanlış bilgiler verildi. Yani şehrimize 2-3 milyon turist gelmiyor. Zaten bu şehir onu kaldıramaz. Vergi sistemine baktığımız zaman kayıt dışının yaklaşık 400 milyon dolarlara kadar çıkan bir para döndüğü görülüyor. Birincisi şehir kaybediyor. Çünkü vergi vermediği sürece sektör olarak da gerekli yatırımı alamıyoruz. Ikincisi de gelen misafirlerimizin memnuniyeti. Eğer bir insan evimize geliyorsa bir daha gelmek istemiyorsa bir sorun var. Bizler resmi oteller, kanunun el verdiği her şeyi yapmaktayız. Ama bakıldığı zaman bizler bu kadar kanunun üzerinden ve kanuni çalışırken, bu kadar bizim iki katımız, üç katımız olan kayıt dışlarını yaptıkları ve bu vergi sistemine verdikleri üzere büyük bir zarar. Biz bu konuda sadece Trabzon’a özel demiyoruz. Kanun bir kere 1 Ocak itibarıyla çıktı. Evrağın, işletme belgen, ruhsatın olmadan bu turizmi yapamazsınız. Biz her yer kapansın, oteller kapansın insanlar sokakta kalsın mantığında değiliz. Resmi olabilecek, vergisini veren biz ciromuzun binde 75’ini TGA vergisi olarak veriyoruz. Konaklama vergisi olarak da dünyanın parasını veriyoruz. Ama bu verdiğimiz vergi sistemde baktığımız zaman, gelen misafir ya da sayı olarak çok düşüklerde kalıyor. Bizler daha iyi hizmet vermek istiyoruz. Resmi olarak devletimize vergimizi vermek istiyoruz ve eşit olmak istiyoruz. Şimdi bakıldığı zaman bizlerin maliyeti, resmiyete bakma vergilerle inanılmaz büyük bir mevla geliyor. Mevduat hesaplarına bakılsa insanlarımız hiçbir mal varlığı üzerinde yokken inanılmaz mevduat hesapları var. ve bu kesinlikle bu şehre zarar veren bir şeydir. Para geliyor, şehir kullanıyor diye bir şey yok. Bakıldığı zaman kayıt dışı olanların da birçoğunun da yabancı uyruklu insanların olduğu” dedi.
“Kayıt dışı tesislerin listesini tuttuk, gerekli mercilere verdik”
3 yıldır çalışma yaptıkları ve büyük bir liste oluşturduklarını kaydeden Aksu, “Aşağı yukarı yaklaşık 280’e yakın resmi bir işletme var Trabzon’da. Yaklaşık 480’e yakın da gayri resmi oteller var. Evlerle beraber 2 bin 800’e yakın kayıt dışı işletme var. Hiçbir kontrollleri yok. Onlar şikayet edildiği zaman biz denetleniyoruz. Ama bir Ocak’ta çıkan kanun bizi ümitlendirdi. Çünkü artık kanun diyor ki belgen olmadan hiçbir turizm sektöründe hizmet edemezsin. Yüzde 17 memnuniyet oranı inanılmaz büyük bir zarar. Yani evinize gelen 100 kişinin sadece 17 kişisi memnun kalmış ve ‘Bir daha gelmeyeceğim’ diyor. Yani 83 kişi gelmeyeceğini beyan ediyor. Bu şehre zarar. Şehir merkezi bile turizm sektörüyle ayakta kalabiliyor. Kasım ve Aralık ayında gerçekten kötü durumda oluyoruz. 1,5 ay çalış 10 ay bu çalıştığından yaşa bu olmaması gereken bir şey. 3 yıldır çalışma yapıyoruz. Tüm arkadaşlarımız sağ olsun ve büyük bir liste topladık. Bunları üçlü çapraz sorgulamayla online kanallardan ve hepsinin adresi hepsi elimizde. Biz de bunları gerekli mercilere de verdik. Yani biz şu anda devletin vergisinin peşindeyiz. Devletin parasının peşindeyiz. Bizde şu anda Trabzon’da hangi adreste, hangi odada, hangi binanın kaçıncı katında konaklama yapılıyor her şey elimizde var. Bu konuda bütün çalışmalarımız yaptık” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Bu yıl 4. kez düzenlenen çalıştay, aziz şehitler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başladı. Sektöre engel teşkil eden bazı sorunların izole edilmesine katkı sağlamak adına düzenlenen çalıştayın başarılı ve verimli geçmesini dilekleri ile konuşmasına başlayan İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, “En temel sorunlarımızın içerisinde yer alan deniz turizmi araç sayımızın bugün beş bine ulaşmasıyla ilgili İstanbul’dan Alanya’ya kadar tüm kıyı şeridimizdeki araçların bağlama, yolcu indir bindir yerleri ile bu araçların tamir bakım ihtiyaçlarının giderilmesi yönünde, sektörün faaliyetini yapacağı araçlar ile faaliyetin türüne göre kullanılacak deniz araçların niteliği ve mevzuatlarının birbirine uyumlu hale getirilerek uygulama kaynaklı soruların giderilmesi yer alıyor. Sektörün 12 ay faaliyet yapmasına ilişkin dalış turizmi, kurvaziyer turizmi gibi alt branşların desteklenmesi ile uluslararası rekabet gücünün arttırılması, bugün tüm dünyaya tanıttığımız Mavi Yolculuğun temelini oluşturan koylarımızın marka değerinin arttırılmasıdır. İlgili kamu kurumlarının mevzuat uygulamaları ve sektörün gelişim sürecinde bölgesel uygulama kaynaklı sorunlarının giderilmesine yönelik sonuçlar elde edilmiştir” dedi.
“Marmaris’in bir deniz kenti olduğunu ve denize önem verilmesi gerektiğini unutmamalıyız”
Çalıştayda kürsüye çıkarak konuşan Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, denizin Marmaris için önemine değinerek, “Marmaris’ten denizi çektiğiniz anda normal Anadolu kasabası olması noktasına geliyor. Bütün deniz kentleri böyle ama üzerine denizi koyduğunuzda kültüründen tarihine, ticaretinden ekonomisine kadar birçok alanda yeni ufuklar açan bir durum söz konusu. Bu sebeple denizin Marmaris için ve bütün kıyı kentleri için önemi büyük, üzerinde hassasiyetle durulması, alanlarının düzenlenmesi gerektiği çok açık bir şekilde ortada. Marmaris özelinde baktığımızda Cruise turizminden daha fazla gelir elde etmeyi bekleyen. Deniz araçlarının fazlalığıyla oluşan kirliliğin doğa tahribatının en aza indirilmesi için önlemlerin ve düzenlemelerin yapılması gerektiği konusunda çalışmaların yapılacağı bir toplantı bekliyoruz. Aynı zamanda geçmiş zamanlarda yaşadığımız yangın felaketlerinin ardından oluşan deniz dolgusunun Marmaris turizmine etkisi olduğu gibi ilçenin liman temizliğine ve doğal yaşamına önemli olumsuzlukları olduğunun da bilincindeyiz” sözleri ile üzerlerine düşen tüm görevleri yapmaya hazır olduğunu iletti.
“Yerel yönetimler olarak üzerimize düşen ne varsa elimizi taşın altına koymaya hazırız”
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da Bodrum Belediye Başkanlığı yaptığı son 5 yılda denizcilik faaliyetlerine önem verdiklerini belirterek, “Sektörün sorunlarını çok açık bir şekilde biliyoruz. Özellikle son dönemde bağlama konusunda çok ciddi sıkıntılar var. Transferler konusunda çok ciddi problemler var. Limanlarımızın işletilmesinin yöntemi konusunda sektörün yöneticileriyle sık sık görüşüyoruz. Hem sektörümüzle hem de ilçe belediyelerimizle birlikte yürütüyoruz. Bir denizcilik iştiraki kurarak limanların ve barınakların, iskelelerin kontrolünü tamamen sektörün kontrolüne bırakacağım. Bununla ilgili duyuruları zaten yapmıştık, şimdi ise hazırlık aşamasındayız. Burada yat imalat, bakım, onarım sektörünün de değerini biliyoruz. Ören’deki yapılan organize sanayinin de farkındayız oraya da her zaman destek vermeye hazırız. Yine bütün Muğla’nın bin 480 kilometre kıyı uzunluğunun her bir bölgesinde denizcilikle ilgili her bir faaliyette biz de yerel yönetim olarak sektörümüzün yanında onları geliştirecek her türlü kararı almaya hazırız. Çok kıymetli Turizm Bakanlığımız, Ulaştırma Bakanlığımızla da yine ortak çalışmaya her zaman hazırız. Körfezlerimizin yapılaşmadan mümkün olduğunca korunması için ve deniz turizminin faaliyetlerinin engellenmemesi için her körfezimizde böyle olmak zorundayız. Deniz toplu taşıma meselesi malum bin 480 kilometre kıyımız var ancak nitelikli deniz trafiğini özellikle toplu taşıma açısından oluşturamamışız. Bunun için Datça ve Bodrum arasındaki feribot gibi Fethiye’den Marmaris’e oradan Datça’ya, Datça’dan Bodruma, oradan Milas’a, Didim’e kadar deniz trafik güzergahı çalışmasını başlattık, bunu yapıyoruz. Bu hareketin ciddi olumlu etkileri olacağını biliyorum, tabii ki temsilcilerle yapacağımız toplantılarla masaya yatırarak daha doğru ilerleyeceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Bu çalıştay turizme katkı sağlayacaktır”
Muğla’nın ülkenin en önemli turizm destinasyonlarından biri olan “Yeryüzü Cenneti” olduğu sözleri ile konuşmasına başlayan Muğla Valisi İdris Akbıyık, “Günümüzde turizm endüstrisinin en önemli sektörlerinden biri olarak gösterilen deniz turizmi, Türkiye’nin turizm faaliyetlerinin de lokomotifi konumundadır. Bu nedenle ülkemizin katma değerli turizm faaliyetleri oluşturma doğrultusundaki arayışlarında, üzerinde önemle durulması gereken turizm branşları arasında gösterilmektedir. Muğla ilimiz, yemyeşil çam ormanlarıyla turkuaz suların iç içe olduğu, birbirinden eşsiz koyları, kumsalları, huzur veren doğal ve tarihi güzellikleriyle, her yıl milyonlarca misafire ev sahipliği yapmaktadır. Bin 484 kilometrelik kıyı bandımız ve bu kıyı bandının çevrelediği tarihi ve doğal güzelliklerle dolu eşsiz coğrafya, Muğla’nın ülkemizin deniz turizmi faaliyetlerinin büyük bir kısmının gerçekleştirildiği cazibe merkezi haline gelmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Muğla’daki deniz turizmi kapasitesini rakamsal olarak ifade edecek olursak, 7 bin 93 yat kapasiteli 28 marina, 15 bin 743 yatak kapasiteli bin 512 ticari yat, 36 bin 500 yolcu kapasiteli 742 günübirlik tekne faaliyet göstermektedir. İlimiz genelinde 137 adet mavi bayraklı işletme bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıl, 76 bin 910 yolcu kapasitesine sahip 92 adet kurvaziyer limanlarımızı ziyaret etmiştir. Ayrıca ilimizde 2 tane uluslararası havaalanının bulunması ve buralardan yat limanlarına karayolu ile ulaşımın kolaylıkla sağlanabilmesi, deniz turizmi için büyük bir avantaj sağlamaktadır” açıklamasında bulundu.
“Muğla deniz turizmi dünya ile rekabet edebilir durumda”
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan ise konuşmasında, “Ülkemizin turizmdeki potansiyelini görerek büyük bir ileri görüşlülük ve vizyonla sıfır mesafesinden bugün dünyanın en önemli turizm ülkelerinden birisi olmamızın yolunu açmıştır. Deniz turizmiyle Muğla turizmde en avantajlı rekabet edilebilir bir konumda. Deniz turizmimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Çalıştayımızda tüm imkanlar, tüm yapılabilecekler enine boyuna görüşülecek. Biz de Bakanlık olarak hem katkılarımızı hem de buradan çıkan sonuçları çok dikkatle değerlendirerek tüm paydaşlarımızla gerekli adımları atacağız” ifadelerini kullandı.
Marmaris’e bağlı İçmeler Mahallesi’nde düzenlenen, bölgesel deniz turizmi faaliyetlerinin değerlendirileceği çalıştaya; Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Oda başkanları, STK temsilcileri ve liman başkanları katıldı.
Bu sabah başlayan ve iki oturumdan oluşan çalıştay bu akşam sona erecek. – MUĞLA
]]>33 medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, tarihi ve turistik mekanlarıyla kültür turizminde son yılların en önemli cazibe merkezlerinden biri oldu.
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan tarihi surlar, İçkale Müze Kompleksi, tarihi Ulu Cami, Ongözlü Köprü, restore edilen kiliseler, Hasanpaşa Hanı gibi tarihi ve kültürel mekanlar ile çarşıların ziyaretçi akınına uğradığı kentte turizm polislerinin görev yapması için İl Emniyet Müdürlüğünce çalışma yürütülüyor.
Kentin tarihi ve kültürel mekanlarında, İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça, Kürtçe ve Zazaca bilen polislerden görevlendirilecek ekipler hem yerli ve yabancı turistlerin güvenliğini sağlayacak hem de gerektiğinde rehberlik hizmeti sunacak.
“Diyarbakır’ın huzuru gururumuzdur”
İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, AA muhabirine, kentte sağlanan huzur ve güven ortamı sayesinde Ramazan Bayramı’nda otellerdeki doluluğun yüzde 100’e ulaştığını, kentin ziyaretçi akınına uğradığını söyledi.
Ziyaretçi ilgisini sevinçle karşıladıklarını ifade eden Kaya, tarihi, coğrafi güzellikleri, kültürü ve gastronomisi ile kentin turistlerin odak noktası haline geldiğini belirtti.
Kaya, “Adeta batıdan doğuya turist akını var. ‘Kentin huzuru ve güvenliği bizim onurumuz ve gururumuz’ sloganıyla yola çıktık. Emniyet Müdürlüğü ve polis teşkilatı olarak Diyarbakır’ı huzur ve güven kenti haline getirmek için var gücümüzle gece gündüz çalışıyoruz. Suçun azaltılması, güvenliğin sağlanması noktasında büyük mesafe katettik.” dedi.
Ramazan Bayramı’nda yaşanan turist yoğunluğunun Kurban Bayramı’nda daha da artmasının beklendiğini dile getiren Kaya, bu doğrultuda Kurban Bayramı’nda güvenlik önlemlerinin daha da artırılması gerektiğine inandıklarını aktardı.
Kaya, “Kentimizin Kurban Bayramı’nda daha da güvenlikli bir hal alacağının şimdiden sözünü veriyoruz. Şehrimizin güvenli olması, buranın bir turizm cenneti haline gelmesi için bize düşen misyonun farkındayız ve bunun gereklerini yerine getirmek için bütün personelimizle gece gündüz özveriyle çalışıyoruz.” diye konuştu.
“Diyarbakır artık bir turizm kenti”
Diyarbakır’ın son yıllarda herkesin akın ettiği bir kent haline geldiğini belirterek, ziyaretçilerin kentten memnuniyetle ayrıldığını aktardı.
Kaya, “Diyarbakır artık bir turizm kenti. Hiç aman vermiyor, bir suç şebekesi veya bir suçlu grubunun yeşermesine müsaade etmiyoruz. Bu da şehrin güvenliğinin sağlanmasında çok ileri bir sıçrama sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
-“Turizm patlaması var ama turizm polisi yok”
Turizm kenti Diyarbakır’da turizm polisi gibi önemli bir eksikliği fark ettiklerini kaydeden Kaya, bunun için de çalışmalara başladıklarını belirtti.
Polislerin İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça, Kürtçe ve Zazaca tercümanlık yapacağını dile getiren Kaya, şunları söyledi:
“Diyarbakır’da turizm polisi yok ama turizm patlaması var. Yakın zamanda turistik lokasyonda turizm polislerimizi göreceğiz, çalışmalara başladık. Hem buradaki huzur ve güven ortamını sağlayacaklar hem de vatandaşlarımızın turizm konusunda ihtiyaçlarına cevap verecekler. Bütün polislerimize duyuru yaptık. İngilizce, Arapça, Almanca, Fransızca gibi dünyada kullanılan diller konusunda eğitimi, becerisi olan, bu dilleri bilen arkadaşlarımızı seçiyoruz. Hiç Türkçe bilmeyen ninemizin, amcamızın da dilinden anlayacak arkadaşlarımızı eğitiyoruz, donatıyoruz. Hatta Çince, Japonca bilen polislere de fırsat tanıyacağız, onlardan da istifade edeceğiz. Aynı zamanda halkla ilişkiler konusunda da eğitim vereceğiz. Kültür ve Turizm Müdürlüğümüzden de bölgeyle alakalı, bilgi içeren dersler talep edeceğiz. Çok yönlü olarak arkadaşlarımızı donatacağız.”
Polislerin motosikletli görev yapması planlanıyor
Kaya, turizm polislerinin motosikletli görev yapmasını öngördüklerini belirterek, turizm polislerinin bulunacağı merkezin de Sur ilçesinin Yenikapı Caddesi’nde olacağını aktardı.
“Çok güzel çalışmalarımızın olduğunu müjdeleyebilirim. Bundan iyi sonuçlar alacağımızı tahmin ediyorum. Bu sıcak ilişkiler insanımızın ve şehrimizin tanıtılması açısından da son derece önemli.” diyen Kaya, hazırlıkların sürdüğünü ifade etti.
]]>CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, TBMM’de kabul edilerek yasalaşan Turist Rehberliği Meslek Kanunu ile Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile getirilen düzenlemeleri eleştirdi.
“ÜZERİNİZE DÜŞENİ YAPIN”
Özcan, Türkiye’nin turizmim potansiyelinin var olanın çok üstünde olduğunu belirterek, “Ülkemiz küresel turizmin amiral gemilerinden olabilir” dedi. Turizm sektörünün taleplerini ciddiye almayan iktidar anlayışı yüzünden turizmdeki potansiyelin hayata geçirilmediğini söyleyen Özcan, şunları ifade etti:
“İktidar sektörün taleplerini ciddiye almıyor ama sektörün başarıları ile övünmesini biliyor. 2023’te turizm gelirimiz yüzde 17 artarak 54.3 milyar dolar oldu. Ziyaretçi sayısı ise yüzde 11 artarak 57 milyon kişi oldu. Ortalama kişi başı gecelik turizm geliri 89 dolardan 99 dolara çıktı. İktidara bir çağrı yapıyorum: Kültür ve Turizm Bakanlığı diyor ki hedefimiz 2024 yılında turizm gelirini 60 milyar dolara, turist sayısını 60 milyona, gecelik harcamayı da 99 dolardan 109 dolara çıkarmak. Bu hedefi, sözünü kaale almadığınız bir sektörün sırtına sorumsuzca yüklemekten vazgeçin. Çok zor değil. Sarayın dehlizlerinde yandaşların çıkarlarına kanun yapmak yerine, turizmi büyütmek için gecesini gündüzüne çalışanları dinlemeniz yeter. Biz hazırız. Sektör bileşenlerinin taleplerini dikkate alan, sorunlarını çözen, nitelikli bir turizm dünyasına sahip olmamız için gerekli desteklemeleri hayata geçirecek bir düzenlemeyi hep beraber yapalım. Unutmayın, yönettiğiniz kamu kaynakları size miras kalmadı, bu halkın alın teri o kaynaklar. Bu kaynakları turizme yatırmak ve böylece ülkemizin turizmle zenginleşmesi için üzerinize düşeni yapın.”
“TURİZMLE İLGİLİ BİR KANUNA CUMHURBAŞKANINA HAKARETİ KARIŞTIRMAK NASIL BİR AKLIN ÜRÜNÜDÜR?”
Özcan, kanun ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin yetkilerinin budandığını ve bu yetkilerin bakanlığa transfer edildiğini de savundu. Özcan, “Yeni düzenleme deyince iktidarın aklına kendisine yetki transferi geliyor. Soruyorum: Neden? Hangi ihtiyaca bir cevap bu? Kim talep etti bunu? Tam tersine, sektörün işleyişine Turizm Fakültesi bulunan üniversiteleri dahil etmek gerekmiyor mu? Yetmemiş, kanuna göre, ‘milli güvenlik, kamu düzeni, suçun işlenmesinin önlenmesi’ gibi soyut gerekçelerle turizm birlikleri ve rehber odalarının faaliyetlerine yargı kararı beklenmeksizin, son verilebilecek. Neresinden tutalım? Bu düzenleme, sadece Anayasa’nın adil yargılanma hakkına değil; dernek kurma ve örgütlenme özgürlüğüne de aykırı. Bakıyoruz, Turist rehberi olmayı engelleyen hükümler arasına Cumhurbaşkanına hakaret suçu da eklenmiş. Neden? Kendisi muğlak ve iktidarın çokça sopa olarak kullandığı bir suçun, turizmle ilgili bir düzenlemede yer almasının maksatı ne? Turizmle ilgili bir kanuna Cumhurbaşkanına hakareti karıştırmak nasıl bir aklın ürünüdür? Bunun devlet ciddiyeti ile bağdaşır yanı var mı?”
“NEDEN REHBERLERİMİZİN ÜCRETİNİ DÜŞÜRÜYORSUNUZ?”
“Türkçe rehber” adı altında yeni bir uygulama getirildiğini belirten Özcan, “Neden? Kokartlı rehberlikte yabancı dil şartı kaldırarak 14 bin civarında rehberin daha ucuza çalıştırılmasının önü açılıyor” diye sordu. Özcan, “Taban ücret o mesleği icra edenler için asgari ücrettir. Türkçe rehberlik yapanlar için bu taban ücretin yüzde 70’ine kadar ücret ödenebilmesi sosyal hukuk devleti ile bağdaşır mı? Güvencesizlik, geçim sıkıntısı, yoksulluk bir kangren gibi toplumu sarmışken, neden rehberlerimizin ücretini düşürüyorsunuz” dedi.
]]>“İnsanların yaşadığı ülkede tatil yapma şartları kolaylaşsın”
“Döviz beklerken yerli turisti yurt dışına kaçırmayalım”
“Her şey dahil sistemden artık vazgeçilmeli”
ANKARA – Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, konaklama fiyatlarında abartıya gidilmemesi uyarısını yaparak, “İnsanların yaşadığı ülkede tatil yapma şartları kolaylaşsın” dedi.
Dokuz günlük bayram tatilinde otel fiyatları cep yakınca yerli turistin yurtdışına yöneldiğini belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “2024’te turizm sektöründen önemli katkılar beklerken potansiyel olarak turizm gelirimiz de artıyor. Ancak yerli turistin yurtdışına çıkarak döviz bırakmasının önüne geçilmeli. Bayram tatilinde 6,8 milyon kişi hava yolu ile seyahat etti. Döviz kurlarındaki artış ve yüksek enflasyona bağlı olarak son dönemde otel fiyatları yükseldi. Yerli turistin bu ücretlerle yurt içinde seyahat edebilmesi mümkün değil. Dolayısıyla bir taraftan döviz girdimiz artsın, turist kazanalım derken diğer taraftan da yerli turisti kaybetmeyelim. Bildiğiniz gibi birçok ülke ile 3-5 günlük tatillerde vize sorunu kalktı. Bu bir taraftan sevindirici ancak diğer taraftan da ülkemizden dövizin çıkması ve turizm gelirimizin azalması anlamına geliyor. Turizm Bakanlığımız tarafından iç turizmde yerli turiste teşvik mekanizmaları ile promosyonların tanınması ve bu sıkıntının giderilmesi lazım. İnsanların yaşadığı ülkede tatil yapmasının şartları kolaylaştırılmalı” diye konuştu.
-“2023’te 56.7 milyon turist Türkiye’yi tercih etti”
Ülkemizin dövize ihtiyacı olduğu dönemde yerli turistin yurt dışına kaçmaması için formül bulunması gerektiğini söyleyen Palandöken, “Coğrafi konumu, doğal turizm kaynakları, köklü tarihsel geçmişi ve geniş mutfağı ile ülkemiz adeta bir turizm cenneti. Turizm açısından son yılların rekoru olarak nitelendirilen 2023’te 56.7 milyon turist Türkiye’yi tercih etti. Turizm geliri ise 54,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Turizmdeki başarımız ülke ekonomisi açısından sevindirici ancak Türkiye turizm açısından çok daha yüksek bir potansiyele sahip. Dört mevsimi bir arada yaşayan ve eşsiz coğrafi özelliğe sahip ülkemizin turizmdeki payını artırmalıyız. Bununla birlikte yerli turistimiz de yabancı ülkelere kaptırılmamalıyız. 2023’te ülkeden çıkış yapan ziyaretçi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 11,1 artarak 57.7 milyon oldu. Çünkü yüksek döviz kuruna rağmen vatandaşın yurtdışı tatili yurtiçinde her şey dahil konseptli bir tatilden daha uyguna gelmeye başladı. Buna bir de çeşitli kampanyalar ve kapıda vize vb. gibi uygulamalar eklenince yerli turistin parası yurtdışına kaçıyor” diye konuştu.
-“Turizmi yılın 12 ayı canlı tutmalıyız”
Turizm gelirimizi yabancı ülkelere kaptırmamak için formüller bulunması gerektiğini belirten Palandöken, “Öncelikle turizmi mevsimsellikten kurtararak yılın 12 ayı canlı tutmalıyız. Esnaf ve sanatkarlarımızın turizm gelirinden elde ettiği payı arttırarak ülke ekonomisine katkıda bulunmalıyız. Özellikle son zamanlarda trend haline gelen sağlık turizmi, gastronomi turizmi ve kültür turizmi gibi turizm alanlarından daha çok fayda sağlamalıyız. Turist sayısındaki artışı ülkemizin ve yerli üretimlerimizin tanıtımında fırsata çevirmek için yeni konseptler belirlemeliyiz. Yabancı turistler yalnızca otellerle sınırlı kalmamalı, gittikleri şehirlerin özelliklerini, yöresel ürünlerini tanımalı ve Türk insanının misafirperverliğini hissetmeli. Havaalanı, otogar ve otel gibi kalabalık noktalarda doğal güzelliklerimizin, yöresel ürünlerimizin ve yerli üretimlerimizin tanıtımını içeren broşürlerin dağıtımı zorunlu olmalı” şeklinde konuştu.
]]>Turizm sektörünün temsilcileri “Turizm Haftası” dolayısıyla AA muhabirine açıklama yaptı.
Bağlıkaya, turizmin ülkeler ve insanlar arasında barış köprüleri oluşturulmasında önemli bir role sahip olduğuna vurgu yaparak, “Günümüz dünyasında yıllık bazda 1,5 milyara yakın uluslararası seyahat gerçekleşiyor. İstihdam yaratan ve katma değer oluşturan yapısıyla son derece stratejik bir sektör olan turizmde, dünya genelinde rekabet her geçen gün daha da artıyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin turizmdeki yükselişinin 2024’te de devam etmesini beklediklerini aktaran Bağlıkaya, kaynak pazar olarak Türkiye rezervasyonlarında önemli artışlar olduğunu, ziyaretçi sayısındaki dağılımın ağırlıklı olarak 3-4 şehirde yoğunlaştığını belirtti.
Firuz Bağlıkaya, şöyle devam etti:
“Bunu değiştirmemiz, ayrıca harcama düzeyi yüksek gelir grubundan ziyaretçileri ülkemize çekmemiz gerekiyor. Yine gelirlerimizin artırılması için kültür, sağlık, kongre, gastronomi gibi katma değeri yüksek turizm çeşitlerinin payının daha da yükselmesi önem arz ediyor. Bu düşünceden hareketle hayata geçirdiğimiz ‘Turizm Yüzyılı’ projesi ile ülke ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan turizmin ülkemizin dört bir yanına ve yıl geneline yayılmasını sağlamayı hedefledik. Turizmi 12 aya ve yurt geneline yayarak hem yurt dışından ülkemize daha çok turist gelmesi hem de turizm gelirimizin artması için gerekli adımları atmaya devam edeceğiz.”
“Turizm, ülkemizde geleceği belirleyen sektörlerin başında geliyor”
TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, uluslararası turizm rekabetinin yoğun bir şekilde yaşanacağı öngörülen 2024 yılında turizm sektörünün önem ve görevinin daha da artacağını belirterek, “Biz TÜRSAB olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı 60 milyar dolar gelir 60 milyon turist hedefine ulaşmak için üye seyahat acentelerimizle birlikte var gücümüzle çalışıyoruz. Görev ve sorumluluklarımızın bilincinde çalışmalarımızı hız vererek sürdüreceğiz.” değerlendirmesini yaptı.
Türkiye’nin gelecekte 100 milyon ziyaretçi sayısına ulaşma hedefi göz önüne alındığında turizmin Türkiye’deki öneminin daha da artacağını kaydeden Bağlıkaya, şöyle konuştu:
“Türkiye genelinde 1,5 milyon düzeyinde bulunan turizm istihdamının ise bu hedeflerle en az ikiye katlanacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla turizm, ülkemizde geleceği belirleyen sektörlerin başında gelmeye devam edecektir. Hep birlikte yeni başarılara imza atacağımıza olan inancımızla turizmin tüm paydaşlarının Turizm Haftasını en içten dileklerimizle kutluyor, başarılı bir sezon diliyoruz.”
“Turizm yatırımlarının toplam maliyeti yaklaşık 90 milyar dolar”
Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin ise “Turizm Haftası”nı yine ümit dolu duygularla kutladıklarını anlattı.
Eresin, “Türk turizminin rekabet gücünü artıran ve bu gücü sürdürülebilir hale getiren öncü temelleri birlikte atmış olmaktan büyük mutluluk duyduğumuzun altını çizmek isterim. Türk turizmi toplam 2 milyon turist sayısından 50 milyona, 85 bin yatak kapasitesinden 1,5 milyon yatak kapasitesine ulaştı. Turizm yatırımlarının günümüzde toplam maliyeti yaklaşık 90 milyar dolara, istihdamdaki kişi sayısı ise yaklaşık 1,5 milyona çıktı.” diye konuştu.
Türkiye için 2024 yılı ziyaretçi sayısı ve turizm geliri hedeflerinin Kültür ve Turizm Bakanlığıyla aynı doğrultuda olduğuna dikkati çeken Eresin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu yıl 60 milyar dolar turizm geliri, 60 milyon turiste ulaşmak hedefimiz. Turizm sektörünün hedeflerine ulaşarak cari açığın kapatılmasına, ülke ekonomisi, istihdamı ve kalkınmasına güçlü desteğini vermeye devam edeceğine inanıyoruz. İstanbul’a Avrupalı ilgisi yeniden yavaş yavaş başlıyor. Japonya ve Çin pazarlarındaki yüksek oranlı artışlar da pandemi zamanı duran Uzakdoğu pazarlarında dönüş başladığını gösteriyor. Bu yılın ilk 2 ayında Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısındaki yüzde 12’lik artış da beklentilerimizi destekliyor. Uluslararası turizm fuarlarından gelen işaretler olumlu. Yılın ilk döneminde gerçekleştirilen fuarlar oldukça başarılı geçti. 2024 yılında otel doluluklarında artış olacağını umuyoruz.”
“Avantajları olan bir ülkeyiz”
Uluslararası Sürdürülebilir Turizm Derneği (USTUD) Başkanı Adviye Bergemann da Türkiye’nin dinamikleri çok farklı bir ülke olduğunu aktararak, “Sektör 2024’te daha temkinli hedefler ve planlamalar yaptı.” dedi.
Bergemann, “Arzumuz daha iyi bir sene geçirmek ve yüksek doluluklarla seneyi tamamlamak. Lüks turizmde Avrupa geçtiğimiz yıllara göre çok daha iyi gidiyor. Talepler artan yönde bir ivme gösteriyor. Rakip destinasyon sayısının çokluğuna rağmen biz avantajları çok olan bir ülkeyiz, bunlara odaklanarak tüm turizmcilere harika bir sezon diler tüm meslektaşlarımın da turizm haftasını kutlarım.” dedi.
]]>48. Turizm Haftası açılış programı düzenlendi
Vali Ali İhsan Su:
” Ayakta kalan 98 burç var ve ona bağlı duvarlar. Bunun 33 tanesini onarımını gerçekleştirdik. 33 tanenin onarımı devam ediyor. 32 tane iste projelendirme yaptık”
İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Sabahattin Genç:
” Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı oluşturulmuş, bu kapsamda konaklama tesislerine sürdürülebilir turizm sertifikası alma zorunluluğu getirilmiştir”
” Diyarbakır Müzesi de artık haftanın 7 günü saat 19.00’a kadar ziyaretçilere hizmet verecek”
DİYARBAKIR – Diyarbakır’da 48. Turizm Haftası açılış programda konuşan Vali Ali İhsan Su, “2023 yılında depreme rağmen 1 milyon 253 bin turist ile kapattık. İnşallah 2024 yılındaki hedefimiz 2 milyonu aşmak. Şimdi onun için çalışmalarımız devam ediyor” dedi.
Yenişehir ilçesinde bulunan Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi’nde 48. Turizm Haftası açılış programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşan Vali Ali İhsan Su, Diyarbakır’ın tarihi, 12 bin 500 yıl geriye kadar gittiğini, o tarihten bugüne de 33 medeniyete ev sahipliği yapan bir şehir olduğunu söyledi.
33 medeniyetin her birinin de ilde eserlerini görmek mümkün olduğunu belirten Vali Su, mevcut turizm potansiyelini iyileştirmek için çalışmalar yaptıklarını dile getirdi. Tarihi surların restorasyonu gerçekleştirildiğini aktaran Vali Su, “Ayakta kalan 98 burç var ve ona bağlı duvarlar. Bunun 33 tanesini onarımını gerçekleştirdik. 33 tanenin onarımı devam ediyor. 32 tane iste projelendirme yaptık. Bundan sonra yapılması çalışmalarını sürdüreceğiz” dedi.
“Bayramda 400 bin üzerinde misafirimiz ağırladık”
2022 yılında il genelinde 1 milyon 70 bin turist ağırlandığını hatırlatan Vali Su, şöyle konuştu:
“2023 yılında malumuz 6 Şubat felaketiyle sarsıldık. Daha sonra çalışmalara başladık, burayı destinasyondan çıkartmayın dedik ve tekrar yukarıya doğru ivmeyi kazandırdık ve 2023 yılında depreme rağmen 1 milyon 253 bin turist ile kapattık. İnşallah 2024 yılındaki hedefimiz 2 milyonu aşmak. Şimdi onun için çalışmalarımız devam ediyor. Bayramda 400 bin üzerinde misafirimiz ağırladık. Bizim tescilli 48 adet ürünümüz var. 48. Turizm Haftası’nın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”
Diyarbakır İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Sabahattin Genç ise, 19 Nisan’da ilk seferi gerçekleştirilecek olan Mezopotamya Ekspresi ile Diyarbakır’daki turizm yoğunluğunun daha da artması öngörülmekte olduğunu ifade etti.
Diyarbakır’a gelenlerin uğrak noktalarından tarihin tanığı Diyarbakır Müzesi’nin de, artık haftanın 7 günü saat 19.00’a kadar ziyaretçilere hizmet vereceği müjdesini veren Genç, “Bakanlığımız öncülüğünde konaklama tesislerinin sürdürülebilir nitelikte büyümesini temin etmek üzere Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı oluşturulmuş, bu kapsamda konaklama tesislerine sürdürülebilir turizm sertifikası alma zorunluluğu getirilmiştir. ‘Bu yıl Diyarbakır geçmiş uygarlıkların sergilendiği bir açık hava müzesidir’ sloganıyla başlattığımız 48. Turizm Haftası ve turizm sezonumuzun ülkemize, milletimize ve turizm sektöründe yer alan otel, acente ve tüm işletmeler için hayırlı, huzurlu, bereketli geçmesini dileriz” ifadelerinde bulundu.
Konuşmaların ardından yarışmalarda derece elde eden öğrencilere hediyeler takdim edildi. Program, daha sonra müzik dinletisi ve fotoğraf sergisinin açılmasıyla devam etti.
]]>Turizm Haftası etkinliklerinde Erdemli Vadisi doldu taştı
KAYSERİ – Kayseri’de 15-22 Nisan Turizm Haftası dolayısıyla Kayseri İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından İncesu ve Yeşilhisar ilçelerine gezi düzenlendi. Programa katılan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, turizmcilerle birlikte şarkılar söyledi.
Önce İncesu ilçesinde tarihi Kervansaray ve Arasta Çarşısı’nın tanıtımı ile başlayan program daha sonra Yeşilhisar ilçesine bağlı Erdemli Mahallesi’nde bulunan Erdemli Vadisi’nde devam etti. Programda İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, katılımcılara mekanların tarihi ve önemi hakkında bilgiler verirken, turizmcilerle bir araya gelen Vali Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve beraberindeki protokol üyeleri de onlarla birlikte şarkılar söyledi. İlçeye gelen protokol üyeleri Yeşilhisar Kadın Kooperatifi ürünlerinden alarak destek olurken, Kayseri Ticaret Odası tarafından kooperatife 2 adet dikiş makinesi teslim edildi.
El ele turizm için mücadele verdiklerini söyleyen Vali Gökmen Çiçek, “Kayseri’de Turizm Haftası etkinlikleri çerçevesinde bugün Yeşilhisar’ın incisi göz bebeğimiz Erdemli Vadisi’ndeyiz. Biz özellikle turizmle ilgili bütün kurumlarımızla el ele seferberlik ruhu içerisinde çalışıyoruz. Özellikle bu yılı turizmle ilgili çok büyük bir sıçrama yılı ilan ettik inşallah. Bu çerçevede de özellikle Kayseri’nin her yerinde bir hazine var. Her yeri keşfedilmeyi bekleyen hazinelerle dolu. Hem antik dönemden itibaren hem Büyük Selçuklu İmparatorluğu ecdadımızın izleri Kayseri’nin her yerinde. Ben geçen gün demiştim ki eğer deniz dışında turizmle ilgili bir potansiyel aranıyorsa bunun en güzel örneği Kayseri’dedir diye söylemiştim. Çünkü dağıyla, tarihiyle, kültürüyle gerçekten bu manada bambaşka bir şehirde yaşıyoruz hep beraber. Ben buralarda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Burada herkes büyük bir mücadele veriyor. İnşallah hep beraber bu mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, “Malum Kayseri bir açık hava müzesi. Neresine baksanız bir tarih kokuyor. Mutlaka bir kültürel ortam söz konusu. Şehrimizin doğusu ayrı batısı ayrı bir güzel. Sadece Yeşilhisar bölgemizi göz önüne alsak inanın anlatarak bitiremezsiniz. Daha önce Soğanlı Vadisi’ni şimdi buradaki Erdemli Vadisi’ni, kuş cennetimizi gündeme getirdiğimiz zaman biz bu şehrin güzel insanları olarak sosyal medyadan paylaşımlarla hem bu bölgeyi tanıtmak adına hem ulusal hem de uluslararası boyutta bu güzel mahallemizden bahsetmek adına çalışmalar yapmalıyız diye düşünüyorum. Artık turizm bu işin olmazsa olmazı haline geldi. Herkes imkanlarını kullanarak değişik yerler görmeyi arzu ediyor ama takdir edersiniz ki özellikle yurtdışından gelen turistler tarihi dokunun olduğu böyle ortamları özlüyorlar ve görmek istiyorlar. Buradaki yaşam tarzını merak ediyorlar. Oraya yönelik olarak da gastronomik anlamda da güzel çalışmalar yapıldığını gözlemliyoruz. Bunu Kayseri genelinde yaparken, yöresel olarak bu yörenin çalışmalarını ön plana çıkaracak çalışmalar ile de özellikle kooperatifler marifetiyle sayın valimize teşekkür ediyoruz. Bu da bizim için anlamlı oluyor. Emeği geçenlere ben teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Düzenlenen programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve eşi Sümeyra Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan, protokol üyeleri, turizm derneklerinin yönetimi ile üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>15-22 Nisan Turizm Haftası vesilesiyle Kayseri’de İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından İncesu ve Yeşilhisar ilçelerine gezi gerçekleştirildi. İncesu ilçesinde tarihi Kervansaray ve Arasta Çarşısı’nın tanıtımı ile başlayan program, Yeşilhisar ilçesine bağlı Erdemli Mahallesi’nde bulunan Erdemli Vadisi’nde devam etti. Programda İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, katılımcılara mekanların tarihi ve önemi hakkında bilgiler verirken, turizmcilerle bir araya gelen Vali Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve beraberindeki protokol üyeleri de onlarla birlikte şarkılar söyledi. İlçeye gelen protokol üyeleri Yeşilhisar Kadın Kooperatifi ürünlerinden alarak destek olurken, Kayseri Ticaret Odası tarafından kooperatife 2 adet dikiş makinesi hediye edildi.
El ele turizm için mücadele verdiklerini söyleyen Vali Gökmen Çiçek, “Kayseri’de Turizm Haftası etkinlikleri çerçevesinde bugün Yeşilhisar’ın incisi göz bebeğimiz Erdemli Vadisi’ndeyiz. Biz özellikle turizmle ilgili bütün kurumlarımızla el ele seferberlik ruhu içerisinde çalışıyoruz. Özellikle bu yılı turizmle ilgili çok büyük bir sıçrama yılı ilan ettik inşallah. Bu çerçevede de özellikle Kayseri’nin her yerinde bir hazine var. Her yeri keşfedilmeyi bekleyen hazinelerle dolu. Hem antik dönemden itibaren hem Büyük Selçuklu İmparatorluğu ecdadımızın izleri Kayseri’nin her yerinde. Ben geçen gün ‘Eğer deniz dışında turizmle ilgili bir potansiyel aranıyorsa bunun en güzel örneği Kayseri’dedir’ diye söylemiştim. Çünkü dağıyla, tarihiyle, kültürüyle gerçekten bu manada bambaşka bir şehirde yaşıyoruz hep beraber. Ben buralarda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Burada herkes büyük bir mücadele veriyor. İnşallah hep beraber bu mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, “Malum Kayseri bir açık hava müzesi. Neresine baksanız bir tarih kokuyor. Mutlaka bir kültürel ortam söz konusu. Şehrimizin doğusu ayrı batısı ayrı bir güzel. Sadece Yeşilhisar bölgemizi göz önüne alsak inanın anlatarak bitiremezsiniz. Daha önce Soğanlı Vadisi’ni şimdi buradaki Erdemli Vadisi’ni, kuş cennetimizi gündeme getirdiğimiz zaman biz bu şehrin güzel insanları olarak sosyal medyadan paylaşımlarla hem bu bölgeyi tanıtmak adına hem ulusal hem de uluslararası boyutta bu güzel mahallemizden bahsetmek adına çalışmalar yapmalıyız diye düşünüyorum. Artık turizm bu işin olmazsa olmazı haline geldi. Herkes imkanlarını kullanarak değişik yerler görmeyi arzu ediyor ama takdir edersiniz ki özellikle yurt dışından gelen turistler tarihi dokunun olduğu böyle ortamları özlüyorlar ve görmek istiyorlar. Buradaki yaşam tarzını merak ediyorlar. Oraya yönelik olarak da gastronomik anlamda da güzel çalışmalar yapıldığını gözlemliyoruz. Bunu Kayseri genelinde yaparken, yöresel olarak bu yörenin çalışmalarını ön plana çıkaracak çalışmalar ile de özellikle kooperatifler marifetiyle sayın valimize teşekkür ediyoruz. Bu da bizim için anlamlı oluyor. Emeği geçenlere ben teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Düzenlenen programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve eşi Sümeyra Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan, protokol üyeleri, turizm derneklerinin yönetimi ile üyeleri ve vatandaşlar katıldı. – KAYSERİ
]]>Etkinliğe TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün ile tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı katıldı.
Bağlıkaya, etkinlikteki konuşmasında, turizmin ülke ekonomisi için ne kadar önemli olduğunu vurgulanması açısından Turizm Haftası’nın önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, “Hizmet sektörü içerisinde yer alan turizm günümüzde artık çok büyük bir endüstri haline geldi. Tarımdan inşaata, yiyecek içecek sektöründen temizlik sektörüne kadar onlarca sektöre iş üretiyor ve sağladığı döviz girdisiyle dış ticaret açığının kapatılmasında önemli rol oynuyor.” dedi.
Turizmin oluşturduğu ekonomik hacmiyle hem istihdam yarattığını hem de yerel kalkınmaya katkı sağladığını dile getiren Bağlıkaya, şunları kaydetti:
“Rekabette başarılı olmanın yolu verdiğimiz hizmetin niteliğini yükseltmekten ve sunduğumuz ürünleri çeşitlendirmekten geçiyor. Artık ülkemizde ekonominin yol haritası çizilirken en büyük görev turizm sektörünün omuzlarına yükleniyor. Devletimizin geleceğe ilişkin tüm projeksiyonlarında turizmin önemine, ülkemize sağlayacağı döviz girdisine, oluşturacağı istihdama vurgu yapılıyor. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında ülkemiz için en önemli gelişim alanının turizm olması bekleniyor.”
“TÜRSAB olarak sektörümüzü geleceğe taşımak üzere ‘Turizm Yüzyılı Projemizi’ hayata geçirdik”
TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, Türkiye’nin turizm potansiyeli olarak coğrafi konumu, doğal güzellikleri, tarihi mirası ile rakiplerinden çok daha avantajlı durumda olduğuna dikkati çekerek, “Ancak maalesef turizmimiz hem mevsimsel hem de bölgesel olarak dar bir alana sıkışmış durumda. Bir an önce kültür turizmi, yayla turizmi, gastronomi turizmi, sağlık turizmi gibi rekabette üstün olduğumuzu bildiğimiz alanlara daha fazla ağırlık vermek zorundayız. Biz de bu tespitten hareketle TÜRSAB olarak sektörümüzü geleceğe taşımak üzere ‘Turizm Yüzyılı Projemizi’ hayata geçirdik. Turizmi 12 aya yaymak, turizmin tüm ülkeye dengeli biçimde dağılmasını sağlamak, yüksek gelirli turist oranını artırmak ana hedeflerimizi oluşturuyor.” şeklinde konuştu.
Turizmde hizmet kalitesinin yükselmesi ve nitelikli personel sayısının artırılmasının çok büyük bir zorunluluk olduğuna vurgu yapan Bağlıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Artık alaylı yerine okullu nesillerin bu işi üstlenmesi, turizm konusunda eğitim almış kalifiye personelinin istihdam edilmesiyle turizmin yeni bir atılım dönemine gireceğine inanıyorum. Sevgili gençler sizlere turizm sektöründe fırsatlar oluşturmak için elimizden geleni yapmaya kararlıyız. Şu anda ülkemizde turizm alanında istihdam edilen kişi sayısı yaklaşık 1,5 milyon düzeyinde bulunuyor. Türkiye’nin çok da uzak olmayan bir gelecekte 100 milyon ziyaretçi sayısına ulaşması hedefini düşündüğümüzde mevcut istihdam sayısının en az ikiye katlanacağını rahatlıkla ifade edebiliriz. Önünüzde açılacak çok yol ve kazanılacak büyük başarılar var. Sizlere güveniyoruz.”
“Sektördeki yeniliklerin genç turizmcilerle buluşması hayati bir öneme sahip”
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür de Türkiye’nin binlerce yıllık tarihe, kültüre, medeniyete ev sahipliği yapmış farklı zenginlikleri ve değerleri barındıran bir coğrafyaya sahip olduğunu kaydederek, “Bunun bilgiyle, tecrübeyle, hizmetle profesyonel sektörle buluşup hizmete sunulması çok kıymetli ve değerli. O yüzden lise kısmında seksen bir okulumuzda yiyecek içecek hizmetleri ve konaklama seyahat bölümümüz bulunmakta. Toplamda öğrenci sayımız bu alanda yaklaşık 13 bin.” ifadelerini kullandı.
Gerek fiziki gerekse insan kaynağı beşeri sermaye yatırımıyla sektörle her türlü iş birliğine açık olduklarını ve beraber hareket etmenin çok elzem olduğunu belirten Yentür, “Çünkü bizim sınıflarda ve okullarda öğrettiğimiz bilginin sahada bir karşılık, anlam bulması, çok önemli. Sektördeki yeniliklerin ortaöğretim kurumlarındaki aday genç turizmcilerle buluşması hayati bir öneme sahip. Bu sebeple gerek Avrupa Birliği projelerimiz, Erasmus projelerimiz gerekse sektörel işbirliğiyle yapmış olduğumuz çalışmaların daha da artırılması gerekiyor. Bu anlamda böyle güzel bir programı tertip ettiği için başta TÜRSAB başkanımıza ve değerli ekibine teşekkür ediyorum.” açıklamasında bulundu.
“Özellikle telaffuz konusu çok önemli”
Tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı ise gençlerin imkan buldukça dil öğrenmek için yurt dışına çıkmaları gerektiğini belirterek, “Hangi dili istiyorsanız, gider orada kurs görürsünüz. İtalyanca mı? İspanyolca mı? Arapçanızı mı geliştireceksiniz veya Rusça mı? İngilizce kadar değerli ve lazım dillerdir Türkiye için. Özellikle telaffuz konusu çok önemli. Telaffuz konusunda Yunanca, Latince isimler bizim için çok önemli. Alman ya da İngiliz telaffuzuyla yapmanızı hiç tavsiye etmem. Orijinal okunuşuyla vereceksiniz.” değerlendirmelerinde bulundu.
Her mesleğin kendine göre zorlukları olduğunu kaydeden Ortaylı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Herkes şarkı söyleyemez. Herkes demircilik yapamaz. Herkes de turizm sahasında çalışamaz. Bu ayrı bir kültür meselesi. Sertifikasyon şarttır, o sertifikasyon olana kadar çok şeylerin öğrenilmesi lazımdır. İran, Mısır ve Orta Asya’ya gideceksiniz. Mısır’a bakacaksınız. O medeniyeti anlamanız lazım. Avrupa’nın en çok adım atılacak, ezberlenecek yeri İtalya’dır. Bunu lütfen yapın, çok önemli bir şey bu. Bizim için bilinmesi gereken ülke Balkanlar, Suriye, Lübnan, Filistin, Mısır. Bunlara fırsat buldukça gidin. İtalya’sız Avrupa medeniyetini de kavrayamazsınız. İtalya’nın medeniyete katkı tarihi milattan öncelere gider, tıpkı Anadolu gibi.”
]]>Eskişehir Valiliği ile Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, toplumda turizm bilincini geliştirmek amacıyla her yıl 15-22 Nisan tarihleri arasında kutlanan Turizm Haftası çerçevesinde gerçekleştirilen program öncesinde ilk olarak saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu. Ardından Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy ve İl Kültür Turizm Müdürü Bülent Avnamak konuşmalarını yaparken, Eskişehir Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Personeli Dr. Özlem Çakar Kılıç tarafından “Etno Arkeoloji ve Kırsal Turizm Uygulamaları” konu başlıklı bir sunum gerçekleştirildi. Sonrasında Türk Dünya Halk Dansları Topluluğu Kazakistan Oyunu Kara Corga gösterisi seyredildi. Program, katılımcılara kokteyl ikram edilmesiyle ve toplu fotoğraflar çekilmesiyle sona erdi.
“Dünyada turizmden pay alma bakımından önemli bir yarış var”
Programda konuşma yapan Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, turizm sektörünün tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla gelişen bir sektör olduğunu vurgulayarak, “Turizm sektörünün ülke ekonomilerine kattığı önemli payın Türkiye için de geçerli olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Dünyada turizmden pay alma bakımından önemli bir yarış var ve bu yarış içerisinde Türkiye de özellikle son yıllarda yeni bir takım çalışmalar ortaya koyarak dünya turizmden daha fazla pay alabilmek adına önemli çalışmalar gerçekleştiriyor. Eskişehir’de turizm potansiyelleri yüksek, bunları belirli ölçüde harekete geçirmiş ve turizmden belirli miktarda pay alan illerin başında geliyor. Bu turizm potansiyelimizi harekete geçirerek, turizmden daha fazla pay alabilir miyiz konusunda hepinizin yakından bildiği üzere şubat ayında bir turizm çalıştayı gerçekleştirdik. Buradaki temel amacımız mevcut durumumuzu görmek ve önümüzdeki süreçte neler yaparsak turizmden daha fazla pay alabiliriz konusunda sektörün bütün paydaşlarının görüşlerini alarak kendimize bir yol haritası belirlemek. Bu amaçla yaptığınız çalıştay oldukça yararlı ve güzel bir çalışma oldu. Önümüzdeki süreçte çalıştayda dile getirilen konuların bir çalışma programına dönüştürülmesi ve ilgili bütün paydaşlarla birlikte bu çalışmaları hayata geçirmek için bir gayret içerisinde olacağız” dedi.
“İçinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli kalkınma başarılarından birisi turizmdir”
İl Kültür Turizm Müdürü Bülent Avnamak ise, yapmış olduğu konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemizin turizm önemi konusunda toplumda farkındalık oluşturmak, turizm bilincini geliştirmek, doğal, tarihi ve kültürel varlıklarımızı turizme kazandırmak, iç turizmi canlandırmak halkın turizme hareketinden daha etkin katılım sağlamak amacıyla her yıl 15-22 Nisan tarihleri arasındaki hafta çeşitli etkinliklerle Turizm Haftası olarak kutlanmaktadır. İçinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli kalkınma başarılarından biri olan turizm, ülkemizin zenginleşmesi, tanıtılması, devletin güçlenmesi, insanımızın refahı içinde mutlu bir şekilde yaşayabilmesi için büyük bir önem sahiptir. Bizler de bu önemli bir kültüre miras sahibi olan ilimizin tanıtımını en iyi şekilde yapmak için çalışmaktayız. Bu noktada ilimizin turizmde hak ettiği seviyeye gelebilmesi bütün kamu kurumlarımızdan esnafımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan, tüm halkımıza ayrı ayrı görevler düşmektedir. Tüm Eskişehirli hemşerilerimizin misafirlerimize gösterecekleri ilgi ve misafirperverlik, ilimizin tanıtımına ve ekonomisine katkı sunacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle ilimizin turizmdeki başarı tablosunda imzası olan başta sektör çalışanları başta olmak üzere tüm turizm camiasının turizm haftasını kutluyor, verimli bir turizm sezonu geçirilmesini diliyorum.”
Gerçekleştirilen programa Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’un yanı sıra Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Ünal, Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Vali Yardımcıları ve diğer protokol mensupları katılım gösterdi. – ESKİŞEHİR
]]>NERO, başta Kapadokya olmak üzere faaliyet gösterdiği Nevşehir, Kayseri, Sivas, Niğde, Aksaray, Yozgat ve Kırşehir’deki turizm merkezlerinde yerli ve yabancı turistlere eşlik edecek rehberlere yerinde eğitim veriyor.
Rehberlik hizmetinin profesyonel sunulmasını amaçlayan NERO yönetimi, mesleğini sürdüren turist rehberlerinin bilgilerini tazelemesi ve tanıtım faaliyetini eksiksiz yerine getirebilmesi için çalışmalar yürütüyor.
Çeşitli turizm merkezlerinde tecrübeli rehberlerce verilen mesleki eğitimlerin yanı sıra NERO tarafından kaçak rehberlere karşı denetimlere ilişkin bilgi aktarılıyor.
“Rehber, Türkiye turizminin aynasıdır”
NERO Başkanı Özay Onur, AA muhabirine, turist rehberlerinin, yabancı turist kafilelerine ülkenin en iyi şekilde tanıtılması için gayret eden meslek gruplarının başında geldiğini söyledi.
Odaya bağlı 7 ildeki 514 profesyonel turist rehberinin, turizm sezonu boyunca milyonlarca ziyaretçiye tarihi, doğal ve kültürel mirasları tanıtacağını kaydeden Onur, şöyle konuştu:
“Hizmet içi eğitime çok önem veriyoruz. Rehberlerin hem bilgilerini tazelemek hem de yeni bilgiler öğrenmeleri için seminerlerin yanı sıra 15 günlük süreçlerle uzmanlık eğitimi veriyoruz. Türkiye Yüzyılı’na rehberlerimiz hazır. Rehber, Türkiye turizminin aynasıdır. Rehber en doğru bilgiyi verir çünkü bu işin eğitimini almıştır. Mesela, Kapadokya bölgesi dünyanın önde gelen turizm destinasyonudur. Turistler buraya geldiklerinde, bakmak ile görmek arasındaki farkı turist rehberi yaratır. Bu ülkede en önemli meslek kuruluşlarından biri ve turizmin omurgasıyız. Bizler bu mesleği koruyamaz ve çalışma şartlarını devam ettirmezsek turizm yara alır. NERO yönetimi olarak sahte rehberlere karşı da turizm sezonu boyunca mücadele edeceğiz. Görevli arkadaşlarımız, haftada 2 gün denetim faaliyetlerinin yanı sıra meslektaşlarımız veya turizm sektöründekilerin sahte rehber ihbarlarını değerlendirmektedir.”
Turist rehberleri yeni turizm sezonu için heyecanlı
Turist rehberlerinden Yunus Kervan da eğitim ve denetim çalışmalarından dolayı oda yetkililerine teşekkür ederek, “Rehber, misafirin gözü kulağı olup farkındalık oluşturuyor. Rehber olmazsa nitelikli bilgiler edinilemez. Rehber olmazsa turist burayı anlayamaz. 2024 yılında da rehberlere büyük iş düşüyor. Ülkemizi tanıtmaya devam edeceğiz.” dedi.
Aylin Başak ise yabancı turistlere Türkiye’nin değerlerini tanıtmak için rehberlerin önemli çalışmalarda bulunduğunu kaydetti.
Meslek odalarınca rehberlere yönelik sürdürülen çalışmaları kıymetli bulduğunu dile getiren Başak, “Bu yıl beklediğimiz turizm canlılığını görmeyi umuyoruz. Bizler, turistlerin Türkiye’yi çok iyi tanımalarına yardımcı oluyoruz. Türkiye’nin sadece tarihi yerlerini değil, kültürümüzü, ahlakımızı, değerlerimizi de tanıtıyoruz. İnsanlar tarihi kitaptan öğrenebilir ama kültürümüzü ve ahlakımızı bizden öğreniyor. Bu konuda önemli bir görev üstlendiğimize inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Mesleği 2011’den beri sürdüren Mehmet Emin Çevik, turist rehberlerinin göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir faaliyet yürüttüğünü vurgulayarak, “2024 yılından umutluyuz. NERO ile turizm sezonuyla ilgili gerekli hazırlıkları yaptık. Rehber arkadaşlara yönelik eğitim gezileri oldu. Önümüzdeki süreçte Türkiye Yüzyılı’nın en önemli yapı taşlarından biri de turizm olacaktır.” diye konuştu.
Soner Menekşe de alınan eğitimle ülkeye gelen turistlere daha iyi hizmet sunulabildiğini söyledi.
]]>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Bafra Turizm Meslek Yüksekokulu Şevket Aşçı Turizm Fakültesi’nde düzenlenen panelde sürdürülebilir turizmin kazandıracakları anlatıldı. Programda konuşan Samsun Valisi Orhan Tavlı, sürdürülebilir turizmin önemine dikkat çekti. Vali Tavlı, Çanakkale’deki Troya Müzesi ile turizmle haşır neşir olduklarını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.
“Arzumuz bu konuda Samsun’u daha da ileriye taşımak”
Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan ise, Samsun için özlenen turizmi şehre getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Bu konuda sivil toplum kuruluşları ile iş adamlarının da önemli çalışmaları olduğuna değinen Doğan, “Tüm bu arkadaşlarımızla beraber Samsun’u daha ileriye taşımaktır arzumuz. Sürdürülebilirlik elbette ki sadece turizm alanında değil, insan hayatının tamamında önemli olan bir konu. İnşallah önemli işler yaparak bu farkındalığı daha da arttırır, çocuklarımızı daha iyi yetiştirir ve bu hayatı onlar için daha rahat ve yaşanılabilir hale getiririz” ifadelerine yer verdi.
“Sürdürülebilir olmanın altında özgürlük yatıyor”
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, sektörün bütün temsilcilerinin duyarlı ve bir arada bulunarak, gelecek açısından birtakım endişeleri ve birtakım fırsatları konuşabiliyor olmasının önemli olduğunu kaydetti. Rektör Ünal, “Bu nedenle Samsun’u geçmişteki kaybettiği süreci önümüzdeki zaman diliminde biraz daha hızlı toparlayacak diye ümit ediyorum. Her şeyden önce söz konusu olan hareketten payına düşeni ekonomik, kültürel ve şehre ait tanınırlık açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Burada önemli olan bu hamlenin ve elde edilen kazancın sürdürülebilir olması. Sürdürülebilir olmanın altında özgür olmak yatıyor. Ne kadar özgürseniz, geçmişten getirdiğiniz değerlere ne kadar saygılıysanız, ne kadar sahipseniz ve sahip olduğunuzu ne kadar biliyorsanız ve bu değerleri ne kadar anlatabiliyorsanız o kadar hikaye üretebiliyorsunuz ve ürettiğiniz hikayeleri pazarlayabiliyor ve satabiliyorsunuz demektir” diye konuştu.
Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yetkin Bulut ise panelde yaptığı konuşmada, dünyada kentsel nüfusun artmasıyla beraber kentlerde sorunlar yaşandığını, bu sorunların kentleri ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan etkilediğini belirtti. Sanayileşme ve kentleşmenin hızlı şekilde artmasıyla beraber insanların da doğal kaynakları sınırsızca kullanması, sera etkisi, iklim değişikliği gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bulut, “20. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde insanın çevreye verdiği zararların boyutları oldukça fazla hale gelmiş ve devletlerin de kalkınma göstergelerinin sadece ekonomik boyutlarla olamayacağını, bunun yanında çevresel sorunların da bu durumun bir parçası olduğunu fark etmelerine neden olmuştur” şeklinde konuştu.
Panelde Doç. Dr. Mutlu Kaya, Doç. Dr. Mehmet Bahar ve Doç. Dr. Murat Alpaslan Kasalak, konuşmalarında iklim krizinin turizme etkileri ve sürdürülebilir turizmin önemi, çevresel kirliliğin dünyaya ve turizme etkisi, turizm sektörünün geleceği ve izlenilmesi gereken yol haritasına değindi. Panele Bafra Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, Yakakent Belediye Başkanı Şerafettin Aydoğdu, OMÜ Bafra Turizm Meslek Yüksekokulu öğretim görevlileri, protokol üyeleri ve öğrenciler de katıldı. Programda ayrıca hediye ve plaket takdimleri yapıldı. – SAMSUN
]]>Kayseri’de turizm alanındaki her konuya özgü fazlasıyla zenginlik olduğunu dile getiren Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “Kayseri’miz gerek 7 bin yıla yaklaşan kadim tarihi mazisi, gerekse başta Erciyes gibi heybetli ve güzel bir dağ olmak üzere tabiat güzellikleri bakımından dolu dolu olan ve Anadolu’muzun ortasında, tüm yolların kavşak noktasında, tarihten bu güne baharat yolu da olmak üzere ticaret kervanları üzerinde yer alan konumu itibariyle önemli bir şehrimizdir. Tüm bu özelliklerinden dolayı Kayseri’miz turizmin de adeta beşiği sayılabilecek ölçüde bir turizm şehri olmayı fazlasıyla hak etmektedir” dedi.
Kayseri’nin turizm noktasında hak ettiği yere gelmesi gerektiğine işaret eden Büyükkılıç, şunları kaydetti:
“Büyükşehir Belediyesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kayseri Valiliği, ilçe belediyeleri ve turizm konusundaki sivil toplum kuruluşları ile iş birliği ve dayanışma içerisinde bu kaygımızı çekmekte, bu gayretimiz de gütmekteyiz. Koramaz Vadimiz ve yaklaşık 7 bin yıllık kadim geçmişi ile Kültepe’miz yine çabalarımız sonucu Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer aldı.”
Kayseri’yi açık hava müzesi olarak niteleyen Başkan Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği kazı çalışmaları ile milyon yıllık fosillerin ve tarih öncesi kalıntıların gün yüzüne çıktığını, eserlerin ve kalıntıların ise müzelerde sergilendiğini dile getirdi.
Büyükkılıç, taşınmaz olan tarihi eserlerin de restore edilerek turizme kazandırıldığının altını çizerek, “Açık hava müzesi niteliğindeki şehrimizde kazı çalışmalarına destek vererek milyon yıllardan bahsedilen fosillerin ve tarih öncesi pek çok kalıntının gün yüzüne çıkarılmasına vesile olduk. Taşınmaz somut Keykubadiye Sarayı gibi Kızıl Köşk gibi Kayseri Evleri gibi Gavremoğlu Konağı gibi eserlerimizi ise restore ederek turizme kazandırdık. Yeni müzeler açtık, yenilerini açmayı planladık, çalışmaları sürüyor. Şehrimizde 6 adet müze, 18 adet restorasyon, 7 adet kazı desteği, 8 alanda turizm faaliyeti gerçekleştirdik. Kayseri’mizi turizm şehri, müzeler şehri yapma yönünde kararlıyız. Bu güzelliği herkes görmeli” ifadelerinde bulundu.
Kayseri’de turizmin tarih bakımından gayet zengin olmasının yanında Kayseri’nin kültürel ve tabi zenginlikler anlamında da önemli bir yeri olduğunu belirten Başkan Büyükkılıç, “Kayseri sadece tarih bakımından bir turizm kenti değildir. Aynı zamanda kadim tarihinden gelen zengin kültürel değerleri bakımından ve tabi güzellikleri bakımından da önemli bir yer tutmaktadır. Gastronomisi, mahalleleri, gelenekleri görülmeye değer olan şehrimiz, Erciyes Dağı ile Hacer Ormanları ile dünyanın en yüksek ikinci şelalesi Kapuzbaşı ile Sultan Sazlığı Kuş Cenneti ile Hürmetçisi ile Sindelhöyük, Soğanlı Vadisi, Koramaz Vadisi ile daha sayamadığım pek çok doğal zenginliği ile yerli yabancı ziyaretçilerini bekliyor. Öte yandan Kayseri’nin sağlık turizmi ile de öne çıkan, yurt dışından dahi pek çok ziyaretçinin sağlık hizmeti almak, sağlık anlamında şehrimizden istifade etmek için geldiği bir kenttir. 15’i akredite olmak üzere 30 civarında sağlık kuruluşu bulunan şehrimiz, sağlık turizminde de kendine yer edinmektedir” diye konuştu.
Kayseri’de turizme hizmet etmek için sanal dünyada da yerlerini aldıklarını ifade eden Büyükkılıç, www.kayseri.com.tr adlı turizm portalı kurduklarını, turizm haritalarını yenilediklerini ve yeni haritalar hazırladıklarını belirterek, yeni dönemdeki turizm çalışmalarından bahsetti. Başkan Büyükkılıç, “Şehrimizin önemli tabiat varlıklarından olan; Erdemli Vadisi, Soğanlı Vadisi Islah Projesi’ni hayata geçireceğiz. Erciyes ve sarımsaklı bölgelerinde karavan park projelerini hayata geçireceğiz. Geniş katılımlı sağlık turizmi kongresini gerçekleştireceğiz” dedi. – KAYSERİ
]]>Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde 45. Turizm Haftası etkinliği düzenlendi. Hidayet Sayın Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program çerçevesinde 1. Turizm Fuarı, Vali Yakup Canbolat’ın katılımıyla açıldı. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından turizm stantlarını gezen Vali Canbolat, bilgi alarak yeni turizm sezonunun bereketli olması temennisinde bulundu. Fuarda yörük çadırını da ziyaret eden Vali Canbolat, yayık ayranı içerek yörüklerle sohbet etti. Vali Canbolat, fuar açılışının ardından Turizm Haftası kutlama programına geçti. Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Ahmet Demir, günün anlam ve önemine dair konuşma yaparak, “İlimizin bulunduğu coğrafyanın tarihi ve kültürel zenginliği doğal ve muhteşem güzellikleri turistlerin aradığı her şeyi bulmaları bölgemizin önemini artırmaktadır. Sahip olduğumuz bu değerlerimizi profesyonel turizm anlayışıyla birleştirdiğimiz zaman dünya turizminde hak ettiğimiz noktalar ulaşmamız mümkün olacaktır” dedi.
“Sizlere çok iş düşüyor”
Salondaki turizm bölümü öğrencilerine seslenen Kuşadası Otelciler ve Yatırımcılar Derneği (KODER) Yönetim Kurulu Başkanı Tacettin Özden; “Sizler bu ülkenin gelecekteki turizmcilerisiniz ve sizlerden çok şey bekleniyor. Şu anda 60 milyon turist, 60 milyar dolar turizm hedefi konuldu. Önümüzdeki 5 yıl içinde bu rakamın 100 milyar dolar turizm geliri, 10 milyon turiste çıkması hedefleniyor. Biz sizlerle başaracağız bunu. Turizm Haftası’nı da bir günde değil bir yıla yayarak, bütün ülkede yaşayan herkesin turizmi anlamasını sağlamak için çalışmalar yapmamız lazım. Gelen herkesin ülkemizden memnun ayrılmasını sağlamamız lazım. O yüzden siz turizmci kardeşlerimize çok iş düşüyor. Kendinizi lütfen iyi yetiştirin. Bu vesileyle emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.
“Büyük turizm potansiyeli taşımaktadır”
Aydın Valisi Yakup Canbolat; “Ekonomik kalkınmadan kültürlerarası diyaloğa, teknolojik gelişmeden çevre ve tarihi mirasın korunmasına kadar insanlığa birçok alanda katkıda bulunan turizm, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için vazgeçilmez bir değer haline gelmiştir. Yurdumuzun dört bir yanında yapılan yatırımlar ve teşviklerle turizm sektörü desteklenmektedir. Ülkemizde turizmin gelişmesi ve 12 aya yayılması için yoğun çalışmalar yürütülmektedir. Antik Yunan dönemi tarihçi ve yazarlarından Heredot’un ‘Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü’, ünlü seyyah Evliya Çelebe’nin ise ‘Dağlarından yağ, ovalarından bal akar’ diyerek övgüler dizdiği bir şehirdir Aydın. Aydın, Kuşadası ve Didim gibi tatil beldeleri Afrodisias, Nysa, Didyma gibi antik kentlerinin yanı sıra efeleriyle de ünlüdür. Aydın, Ege Bölgesi’nde en fazla efeye ev sahipliği yapmış illerin başında gelmektedir. Uygun iklim şartları ve bereketli toprakları ile ‘Uygarlıklar Vadisi’ diye adlandırdığımız Büyük Menderes Havzası içerisindeki Aydın, tarihin çeşitli evrelerindeki değişik kültür birikimlerinin açık bir müzesi gibidir. Tarih, doğa, deniz, kruvaziyer, spor, termal turizmi bakımından geniş bir potansiyele sahiptir. Özellikle antik çağın UNESCO dünya mirası listesine giren 23 eşsiz nitelikteki kent ve tapınakları, farklı arayış ve beklentilere cevap veren coğrafyası ve iklim şartlarıyla büyük bir turizm potansiyeli taşımaktadır. Her yönüyle güzel olan ilimiz ve ilçelerinin çehresine yenilerini ekleyerek tarihten gelen güzellikleri canlandırmak için çok sayıda dönüşüm projesiyle tarihi eserlerin restorasyonunu hayata geçirerek ilimiz kültürüne, tarihine ve vizyonuna katkı sağlamaktayız. Bunun yanı sıra doğa turizmi bakımından da oldukça zengindir. Bu duygu ve düşüncelerle Turizm Haftası’nın ilimize ve ülkemize önemli katkılar sağlamasını diliyor ve bütün turizmcilere bol ve bereketli bir sezon diliyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Vali Canbolat, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen yarışmada dereceye giren öğrencilere hediyelerini takdim etti. – AYDIN
]]>Kayseri’de 15-22 Nisan Turizm Haftası çeşitli etkinliklerle kutlanırken, İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kenan Güllü, Kayseri Turizm İşletmecileri Derneği (KAYTİD) Başkanı Serdar Sarıçam ve sektör temsilcilerinin yer aldığı beraberindeki heyet, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a nezaket ziyaretinde bulundu. Başkanlık Toplantı Salonu’nda gerçekleşen ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Büyükkılıç, “Turizm gönüllüsü canlarımıza hoş geldiniz diyor, teşekkür ediyorum. Haftayı dolu dolu, hem tanıtma hem insanların tanımasına vesile olma anlayışı içerisinde geçiririz. Etkinliklerle şehrimizi hep olumlu olarak anılmasını sağlama yönünde gayret gösteririz” dedi. Büyükkılıç, kadim kent Kayseri’nin adeta açık hava müzesi olduğuna vurgu yaparak, “Bu tür etkinlikler bizler için çok önem arz ediyor. Şehrimiz bir açık hava müzesi, bunu her yerde paylaşıyoruz. Her ilçemizde, her bölgemizde tarihi doku anlayışıyla, çok önemli yerler var. Kapuzbaşı Şelalesi, dünyada kendisinden söz ettiren bir şelaledir, herkesin rahatlıkla ulaşacağı bir konuma getirilmiştir. Aladağlar bölgesi, Hacer Ormanları gibi insanların erişemediği alanlar ayrı bir güzellik katıyor. Bu dönemde insanların turizmi önemsediğini, gezip, görüp, tatsınlar” diye konuştu. Gastronomi alanında UNESCO Kreatif Şehirler Listesi’ne girdiklerini hatırlatan Başkan Büyükkılıç; “Ulusal bazda, biz bunu bir kongreye dönüştürmek suretiyle gerek sağlıkla ilgili olanı gerekse gastronomi ile ilgili olanı uluslararası boyuta taşımak suretiyle şerhimizin hak ettiği yere gelmesini sağlama yönünde gayret göstermeliyiz. İnşallah Kayseri’de hem otel sayısını hem de niteliğini arttırma düşüncesine gayret göstereceğiz” ifadelerini kullandı. Büyükkılıç, Erciyes Dağı’nda hayata geçirilen Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nin kendisinden söz ettiren bir konuma geldiğini, otel sahiplerinin yaz mevsiminde de otellerini bu kamplardan kaynaklı olarak yaz, yayla ya da kamp turizmine yönelik olarak sportif alanda açık tutacaklarını ifade ettiklerini hatırlattı. Yatırımcıların sayısının artması, yeni projeler ile şehrin her noktasına değinilmesi gerektiğini söyleyen Başkan Büyükkılıç, “Bizleri seven, seçen, güvenen hemşehrilerimize bu alanda layık olma yönünde de irade göstermek. En önemlisi ağaç dalıyla gürler. Biz sizlerle bir anlam ifade ederiz. Bunun farkındayız. Sizler olmazsanız bizim bir anlamımız olmaz. Hep beraber inşallah Kültür Müdürlüğümüzle, valiliğimizle, belediyelerimizle, ilçelerimizle, merkezimizle el ele vermek suretiyle şehrimizin tanınmasına vesile olacağız” diye konuştu. El ele verip, şehrin tanınmasına vesile olacaklarını, bu şehrin çok güzel hizmetlerle tanınmayı hak ettiğini söyleyen Büyükkılıç, konuşmasını şöyle sürdürdü;
“İnşallah müzelerimizle ilgili yaptığımız çalışmaları tamamlama noktasına geldik. Onları da hayata geçirmek suretiyle daha da şehrimizin tanınır hale gelmesine vesile olacağız, o yönde de gayretlerimizi göstereceğiz. Nitelikli elaman konusunda KAYMEK sizin emrinizde diyoruz, lütfen bunu önemseyin. Bu konuda gerekli iş birliğini yapın. Yetiştirelim, eğitelim, yavrularımızın donanımlı hale gelmesini sağlayalım. Hem iş bulmada da kolaylık sağlanmış olur. Otellerimizde, işletmelerimizde, yerel yöneticiler olarak bizler kendi ölçeğimizdeki merkezlerimizde mutlaka yabancı dillerle donanmış yavrularımıza fırsat verelim. Sağlık turizmini Kayseri’mizde öncelemeliyiz. Bu, yanında oteli, kültür turizmini ya da kayak turizmini getirecektir.”
Büyükkılıç, tüm turizm sektörü temsilcilerinin Turizm Haftası’nı da kutlayarak, “İnşallah birlikte daha güçlü olacağımızı ifade edelim. Projeler üretelim, projelerin hayata geçirilmesi için de gayret gösterelim diyorum. Tekrar hoş geldiniz, şeref verdiniz, haftamız kutlu olsun, geçmiş bayramınız da kutlu olsun” dedi. Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun ise hafta boyunca etkinlikler planladıklarını, çeşitli geziler ve söyleşiler yapacaklarını, son dönemde Büyükşehir Belediyesi’nin yatırımlarıyla özellikle Erciyes’teki ivmenin, turizmde Kayseri’de etkisini göstermeye başladığını söyledi. Başkan Büyükkılıç’a tarihe ve turizme destek veren proje ve hizmetlerinden dolayı teşekkürlerini ileten Dursun, “Sayın Valimizle beraber sizlerin büyük destekleri ile Soğanlı ve Erdemli Vadisi, Koramaz Vadisi, Kültepe’de saymakla bitmeyecek değerimiz var, buralarda da etkilerini gösteriyor. Çok sayıda misafir ağırlamaya başladık, size teşekkür etmek istiyoruz” şeklinde konuştu. – KAYSERİ
]]>Edirne Atatürk Anıtı’nda düzenlenen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Daha sonra İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk anıta çelenk sundu.
Soytürk, burada yaptığı konuşmada, Edirne’nin turizmde yıldızının her geçen gün parladığını belirtti.
Kente ciddi anlamda turist akını olduğunu, kalite ve verimliliğin arttırılması için çalışmalar yürüttüklerini aktaran Soytürk, “Edirne’nin büyüyen turizm pastasından aldığı payı arttırmak, gelen ziyaretçilere farklı ve sürdürülebilir bir destinasyon sunmak için paydaşlarımızla Edirne İl Turizm Master Planını hazırladık. Yol haritamızı belirledik. Plan Edirne turizmini 2030 yılına kadar kalite ve verimlilik açısından ileri götürmeyi amaçlayan bir yol haritasıdır.” dedi.
Soytürk, Edirne’nin bir çok medeniyete ev sahipliği yaptığını, bu medeniyetlerin ortaya koyduğu kültürel değerleri de dünden bugüne aktarmayı bildiğini vurguladı.
Kırklareli
Kırklareli’nde de Turizm Haftası dolayısıyla Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’nda tören düzenlendi.
Törende, İl Kültür ve Turizm Müdürü Veli Şen Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden törende konuşan Şen, Kovid-19 salgını ve savaşlara rağmen Türkiye’de turizm endüstrisinin her yıl hızlı bir büyüme gösterdiğini belirtti.
Özellikle salgın sonrasında turizm hareketliliğinin değişerek turizm yaklaşımının yeniden şekillendiğini ifade eden Şen, Kırklareli’nin turizm sektörünü de bu doğrultuda şekillendirmeye çalıştıklarını söyledi.
Kırklareli’nde var olan kültür envanterini canlandırmaya ve kent turizmine kazandırmaya çalıştıklarını dile getiren Şen, “Ortak sevdamız Kırklareli’mizin Kültür ve Turizm Bakanlığımızın ortaya koyduğu stratejik hedefler, yetişmiş ve niteliği yüksek insan gücümüz ve paydaşlarımızın katkılarıyla marka turizm şehri hedefine kısa zamanda ulaşacağına yürekten inanıyoruz. Bu cennet vatanı her bakımdan muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkartmak için akılcı ve sürdürülebilir projeler üreterek sonuç odaklı bir çalışma prensibi ile hareket ediyoruz.” diye konuştu.
Tekirdağ
Tekirdağ’da gerçekleştirilen törende Atatürk Anıtı’na çelen sunuldu.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu yaptığı konuşmada, Tekirdağ’ın turizmin tüm güzelliklerini içinde barındıran bir il olduğunu söyledi.
Tekirdağ’ın eko, agro, doğa, deniz, tarih, kamp ve karavan turizmlerinin yapılabildiği önemli bir şehir olduğunu anlatan Hacıoğlu, “Turizm bizim için çok önemli. Türkiye ihracatının yüzde 15’ini tek başına turizm karşılayabiliyor. Bacasız bir sanayi.” dedi.
Hacıoğlu, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak belirlenen hedeflere adım adım ulaştıklarını belirterek, “Geçen yıl ilimize yaklaşık 3 milyon ziyaretçi geldi. Bu seneki hedefimiz, 4 milyonun üzerine geçmek ve 2025 yılı hedefimizi ise 6 milyon olarak belirledik. Geçen yıl sadece otellerde konakların sayısı yaklaşık 600 bin civarında. Yamaç paraşütü, yelkeni ve sayamadığımız birçok özelliğiyle Tekirdağ turizme hazır. Bu seneyi çok iyi geçireceğimizi düşünüyorum.” diye konuştu.
Klasik otomobillerin de sergilendiği törende, paraşüt eğitmeni Kadir Aksoy paramotorla gösteri uçuşu yaptı, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bünyesindeki Kültür Sanat Akademisi Halk Oyunları ekibi gösteri sundu.
]]>Ramazan Bayramı’nın, okulların ikinci ara tatil dönemine denk gelişiyle Muğla genelindeki konaklama tesislerinde rezervasyonlar arttı. Aşırı yoğunluk nedeniyle bazı seyahat firmaları bölgeye ek seferler koydu.
Bölgeye 5 Nisan’dan itibaren İngiltere’den uçak seferlerinin başlamasıyla sezona merhaba diyen turizmciler, Ramazan Bayramı’nda yerli turist yoğunluğuyla hareketlendi.
Muğla Valisi İdris Akbıyık, AA muhabirine, Muğla ve turistik ilçelerindeki konaklama tesislerinde hareketli bir bayram dönemini yaşadıklarını söyledi.
Türkiye’nin 1484 kilometreyle en uzun kıyı şeridine sahip Muğla’nın deniz, kum ve güneşin yanı sıra farklı medeniyetlerin izlerini de taşıdığını belirten Akbıyık, Muğla’nın 250 bin yatak kapasitesiyle yerli ve yabancı turistlerin gözdesi durumunda olduğunu aktardı.
Akbıyık, yerli turistin Muğla’yı tercih ettiğini, özellikle Bodrum, Fethiye, Datça, Marmaris, Akyaka ve Gökova’daki açık olan otel ve pansiyonların istenilen doluluğa ulaştığını ifade ederek, “Ramazan Bayramı’nı Muğla’daki oteller dolu dolu geçirecek. Turizm merkezlerinde açık olan otellerimiz istenilen doluluğa ulaştı. Denizin, kumun, doğanın, güneşin en güzel yaşandığı yer Muğla. Bayram nedeniyle yoğun bir iç turizm trafiği devam ediyor.” dedi.
Ramazan Bayramı’nda halkın can ve mal güvenliğiyle ilgili hizmetlerin aksatılmadan yerine getirilmesi için önlemlerin alındığı vurgulayan Akbıyık, kente gelen ziyaretçilerin bu yıl trafikte yoğunluk oluşturmadığını kaydetti.
Akbıyık, Muğla ve ilçelerindeki ören yerleri ve antik kentleri de gezen ziyaretçilerin milli parklarda da doğayla baş başa tatil yaptıklarını söyledi.
Otellerin bayrama hazır olduğuna dikkati çeken Akbıyık, “Kentte hizmet veren birçok otelimiz nisan ayından bu yana faaliyet gösteriyor. Şu anda hepsi faal ve yabancı turisti ağırlıyorlar. Bayramla birlikte de yerli turist yoğunluğu başladı.” ifadelerini kullandı.
“Mavi yolculuk rotaları ve marinalar da hareketlendi”
Maviyle yeşilin kucaklaştığı Muğla’nın koylarında mavi turlarda, Ramazan Bayramı tatili nedeniyle yoğunluk yaşandığına dikkati çeken Akbıyık, Türkiye’nin gözde tatil merkezi Muğla’nın el değmemiş koylarını mesken tutan milyon dolarlık lüks yatlar turizme ayrı bir canlılık kazandırıyor.” diye konuştu.
Akbıyık, Muğla’nın ünlü koylarında “mavi yolculuk” yapmak isteyen turistlerin birçoğunun Gökova Körfezi, İngiliz Limanı, Çökertme, Göcek, Marmaris, Fethiye, Ölüdeniz, Kızılada, Datça ve Hisarönü koylarında mavi yolculuğa çıktığını dile getirdi.
Bölgeye gelen tatilcilerin gezebilecekleri koylar bulabildikleri gibi yatlarını bırakacakları marinalar da olduğuna değinen Akbıyık, bölgede çok sayıda marinanın da bu konuda hizmet verdiğini kaydetti.
Dalyan Otelciler ve Turizmciler Derneği Başkanı Ali Mürşit Yağmur da ilçede özellikle günübirlik ziyaretçilerin yoğunluk oluşturduğunu belirtti.
Dalyan’ın 8 bin yatak kapasitesiyle yerli ve yabancı misafirlere hizmet verdiğini anlatan Yağmur,” Turizmin yeni başlamasıyla işletmelerin henüz tamamı açık değil. Bayramda doluluk oranının yüzde 70 civarında olacağını bekliyoruz. Kültür ve tarih turizminin yanı sıra denizi, kumu ve plajları, organik ürünleri ve butik otelleri ile Dalyan tercih sebebi. Misafirlerimiz özellikle Dalyan Kanalı’nı gezerek İztuzu plajına gidip burada vakit geçiriyor.” dedi.
Yağmur, Dalyan’a İngiliz ve Polonyalı misafirlerin de rağbet gösterdiğini, bölgenin en önemli potansiyelini ise yerli turistlerin oluşturduğunu dile getirdi.
Marmaris’te açık oteller doldu
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Marmaris Bölge Temsil Kurulu Başkanı Suat Esin, bayramda turizmcinin beklentisinin ciddi bir yoğunluk yönünde olduğunu söyledi.
Yabancı turizm yoğunluğunun da sezonun açılmasıyla başladığını belirten Esin, “Adalara kapı vizesi uygulamasına geçildi. Adalara geçiş güzergahında olan turizm ilçelerimize hareketlilik getirdi. Bayram süresince açık olan tesislerin bir çoğunda yüzde yüzlük doluluk oranları olduğunu biliyoruz. Misafirlerimizin huzurlu bir bayram geçirmesi için ilçemiz hazır.” dedi.
Grand Yazıcı Club Turban Thermal Genel Müdürü Cihan Baykara ise iki tesislerinin de bayram süresince yüzde 100 doluluk oranına ulaştığını kaydetti.
Bayram tatilinde yerli misafirlerden yoğun ilgi gördüklerine işaret eden Baykara, tüm hazırlıkların tamamlandığını kaydetti.
Marmaris Cruise Port Liman yetkilileri de yoğunluktan dolayı bayram süresince Marmaris-Rodos, Rodos-Marmaris seferlerine ilave sefer konulduğunu ifade etti.
]]>TÜRSAB Doğu Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Volkan Kantarcı, yeni turizm sezonunda beklentilerin geçen seneye göre daha yüksek olduğunu belirterek, “Geçen yıl Doğu Karadeniz turizmden hem dış, hem de iç pazar bakımından ciddi anlamda faydalandı. Ekonomik olarak bölgemiz ülkemize ciddi katkılar sağladı” dedi.
Önceden Ortadoğu pazarında sadece Trabzon odaklı bir turizm hareketliliği olduğunu şu an bunun doğuya doğru kaymaya başladığını kaydeden Kantarcı, “2022 yılında 40-45 günlük dönemde dış pazarda özellikle Orta Doğu’dan gelen yabancı turistlerde bir parlama oldu. Geçen sene gayet verimli geçti toplam turist sayısı Trabzon’da 1 milyonun üzerine çıkmıştı. Bütün Doğu Karadeniz, turizmden hem dış hem iç pazar bakımından ciddi anlamda faydalandı. Ekonomik olarak bölgemiz ülkemize ciddi katkılar sağladı. Bu seneki beklentilerim biraz daha fazla. Charter ve tarifeli uçak seferleriyle ilgili bir durağanlık var önümüzdeki haftalarda özellikle Ramazan Bayramı sonrasında bir çok şey netleşecek. Beklentimiz oldukça yüksek. Çünkü önceden Orta Doğu pazarında sadece Trabzon odaklı bir turizm hareketliliği vardı. Şu an bu doğuya doğru kaymaya başladı. Rize-Artvin havalimanı açıldıktan sonra orada da yavaş yavaş hareketlenmeler var. Oradaki turizm paydaşları seyahat acentalarımız otel işletmeleri onlarında yeni planlamaları ve pazar payını büyütmek için çalışmaları var. Başarılı bir sezon geçireceğimizi umut ediyorum. İç pazarda biraz eksilmeler olabilir oda tabi son yıllarda artan ekonomik sıkıntılar enflasyon bu sebepten dolayı geçen yılkı rakamlarla aynı kalabilir” dedi.
Havalimanındaki modernizasyon çalışmaları hizmet anlamında kaliteyi artıracak
Trabzon Havalimanında devam eden modernizasyon çalışmalarının turizm sezonu başına yetiştirileceğini ümit ettiklerini kaydeden Kantarcı, “Trabzon havalimanında önceki yıllarda sürekli dili getirdiğimiz bazı eksiklikler ve sıkıntılar vardı. Onlarla ilgili de çalışmalar devam ediyor. Sezon başı gibi inşallah yetişmiş olacak. Bir nebze olsun hem dış hatlar rahatlayacak hem de bir iş anlamında eklenecek olan tünellerle beraber hizmet anlamında kalite yukarlara çıkmış olacak. Dış hat anlamında varış noktası Trabzon çok yoğun. Trabzon havalimanına yüzde 90 inişler söz konusu. Hem Giresun-Ordu hem de Rize-Artvin havalimanına doğru genişlemesi ve tüm bölgenin istifade edebilmesi çok önemli” diye konuştu.
Daha çok Trabzon’da konaklıyorlar
Gelen turistlerin genellikle Trabzon’da konakladığına işaret eden Kantarcı, “Trabzon’da yatak kapasitesi çok fazla olduğu için yoğun olarak buradaki otellerde konaklıyorlar. Seyahat ve gezi programlarına bakıldığı zaman iki ya da üç gün Trabzon bölgesi oluyor. Bunun içerisinde şehir merkezi, Sümela Manastırı, Zigana olabiliyor. Devamında Gümüşhane’ye geçiliyor Karaca Mağarası, Torul seyir terası, Süleymaniye Mahallesi, eski Gümüşhane çok ilgi görüyor. Kayabaşı yaylası, Çal Mağarası, Hıdırnebi Yaylası çokça ziyaret ediliyor. Yakın olan Sera Gölü, Akçaabat Orta Mahalle var. Trabzon’da İki üç gün geçirdikten sonra devamında Rize, Fırtına Vadisi, Ayder Yaylası, Borçka Karagöl ve batıya doğru da Giresun, Kuzalan şelalesi, Mavi Göl, Kümpet Yaylasına gidiyorlar. Bunun yanı sıra Ordu’da teleferik en çok tercih ettikleri destinasyonlar ve ziyaret yerleri olarak ön plana çıkıyor” şeklinde konuştu.
Uzungöl’de turizmcilerin sıkıntıları devam ediyor
Dünyaca ünlü turizm merkezi olan Uzungöl’de turizmcilerin sıkıntıları halen sürdüğünü kaydeden Kantarcı, “Uzungöl markamız oldu. Uzungöl’deki sıkıntıların bir şekilde halledilmesi gerekiyor daha fazla sürüncemede bırakılmaması gerekiyor. Uzungöl birçok bakanlığın sorumluluk alanı olan bir bölge. Bununla ilgili geçtiğimiz aylarda yine gündeme geldi. Kapadokya’daki gibi ya da farklı bölgelerdeki gibi alan başkanlığı kurulabilir. Tekelden hızlı şekilde bütün sorunların çözülebileceği bir yer haline getirilebilir. Şu andaki yapı ile ilgili hem yereldeki yaşayan vatandaşlarımızın hem de Uzungöl’deki turizmcilerin sıkıntıları devam ediyor. Kaçak yapılaşmayla ilgili olarak geçmiş dönemde bazı yıkımlar söz konusu oldu. Bunlarla ilgili belirsizlik devam ediyor. Bazı yapılar var bunlarla ilgili yıkılacak mı? Ruhsat alma süreçleri nasıl devam edecek. Diğer taraftan geçtiğimiz yıl Kültür ve Turizm Bakanlığımız otel ve konaklama işletmeleriyle ilgili olarak kanun yayımladı. Herkes bakanlığa tabi konaklama işletme belgesini alması gerekiyor. Yerel seçimler sonrası bunlarla ilgili denetimlerin artması ve bütün işletmelerin kontrol altına alınması sürecini bekliyoruz” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Bir restoranda düzenlenen iftar yemeğine TÜRSAB Genel Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, Van Kültür ve Turizm İl Müdürü Abdurrahman Şahin, TÜRSAB Doğu Anadolu BYK Başkanı Cevdet Özgökçe ve acente yetkilileri katıldı. Burada açılış konuşmasını yapan Özgökçe, mübarek Ramazan ayını idrak etmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, “Birkaç gün sonra mübarek Ramazan ayını Ramazan Bayramı ile taçlandıracağız. Mübarek Ramazan ayının ülkemize, sektörümüze ve bizlere bol ve bereketli bir yıl getirmesini diliyor, bu davetimize icabet ettiğiniz için hepinize teşekkür diyorum” dedi.
Programda konuşan TÜRSAB Genel Başkan Yardımcısı Davut Günaydın ise 18 bin üye ile dünyanın en büyük turizm örgütü olduklarına dikkat çekti. Seyahat acentelerinin TÜRSAB’ın asıl sahipleri olduğuna burgu yapan Günaydın, “Anne ve babaların çocukları için, çocukların anne ve babaları için ağlamadığı, soykırımların, katliamların olmadığı bir dünyayı bu mübarek günde yüce Allah’tan niyaz ediyorum. İnşallah Gazze’deki soykırım da bu mübarek ayın hatırına son bulur ve oradaki insanlar da insani bir şekilde yaşamaya devam eder. Allahtan tek dileğimiz budur” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de turizm kelimesinin geçtiği her yerde TÜRSAB’ın olması gerektiğinin altını çizen Günaydın, “TÜRSAB, her ne kadar yurt dışından turist getirmekle uğraşıyorsa da bir o kadar da ülkedeki iç turizm dinamiklerini harekete geçirmek için elinden geleni yapıyor. Keşke buraya geldiğimde rehberlik problemlerini, araçlarla alakalı problemleri çözdük diyebilseydim. Edirne’den Van’a, Trabzon’dan Antalya’ya kadar 18 bin kişilik büyük bir aileyiz. Bu ailemiz içerisindeki bölgesel problemleri çok yakından takip ediyoruz. Dünya turizm örgütünden tutun bu stratejileri hep beraber belirliyoruz. Yol haritasını usta ekiplerle birlikte ele alıp, üyelerimizsin ürün yelpazesini geliştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Yine iç turizmi canlandırmak için bu gün burada hem gastronomisi hem tarihi hem gölü hem doğasıyla Türkiye’nin vazgeçilmez bölgelerinden olan Van’da sizlerle bir arada olmanın mutluluğu yaşıyorum. Buralara gelmek için elimizden geleni yapıyoruz. Hava yollarında çok ciddi sıkıntılarınızın olduğunu biliyoruz. Bununla alakalı her platformda hakkınızı savunmak için elimizden geleni yapıyoruz. Hemen hemen birçoğunu çözdük. İnşallah en kısa zamanda size güzel müjdeler vermeyi umut ediyoruz” diye konuştu.
9 günlük Ramazan Bayramı tatilinde, 20 milyona yakın bir turistik gezinin olacağını belirten Günaydın, “Bunun 18 milyonu her zamanki gibi akraba ve arkadaş evlerinde konaklayacak, 1,5 milyonunu ise gerek ülke dışında gerek ülke içindeki gezilerle birlikte bizim seyahat acenteleri gerçekleştirecek. 500 bin de geriye çıkan bir tirend var. Günlük kiralamayla alakalı yerlerde 500 bin vatandaşımızda bu satışı şuanda yapmış durumda. Dediğimiz gibi biz acentelerimizin ürün yelpazelerini genişletmek için yeni alternatif rotalar için canla başla çalışıyoruz. Belirli ihtisas komiteleri Van’a gönderip, Van’ın daha ortaya çıkmamış birçok güzelliğini acentelerle paylaşmak istiyoruz” dedi.
Temel vizyonun turizmi 12 aya yaymak olduğunu da ifade eden Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
” Doğu Anadolu Bölgesi, 12 ay turist karşılayabilecek bir potansiyeli sahip. Kayak merkezlerinden yazın yapacak kültür turlarına, gastronomi turlarına kadar müşterileri memnun edecek her türlü olanağımızın olduğunu buradan ifade etmek istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle tekrar hepinizin Ramazan Bayramı’nı şimdiden kutluyorum.” – VAN
]]>Doğal ve tarihi güzelliklerinin yanında mavinin bütün tonlarını barındıran koylarıyla da ünlü Bodrum, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan Bayramı tatilini geçirmek isteyenlerin uğrak noktası olacak.
İlçede hizmet veren turizmciler hem 9 günlük bayram tatili hem de turizm sezonu anlamında iyi bir yıl geçireceklerini öngörüyor.
Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkanı Ömer Faruk Dengiz, AA muhabirine, Bodrum’da erken rezervasyon kampanyalarının devam ettiğini, bundan da oldukça memnun olduklarını söyledi.
Bodrum’da rezervasyonlarda şu anda yüzde 50’nin üzerinde doluluk söz konusu olduğunu belirten Dengiz, “Oteller yeni yeni açıldı. İstanbul veya Ankara gibi şehirlerden gelecek misafirler; son dakikada uçak rezervasyonu yapmayın. Çünkü en yoğun dönemlere girmek üzereyiz.” ifadesini kullandı.
Dengiz, 5 Nisan’dan itibaren İngiltere’den uçak seferlerinin başladığını, hareketli bir sezon geçirmeyi beklediklerini vurguladı.
Yabancı turist sayısında da geçen yıla oranla yüzde 10’luk artış söz konusu olduğunu kaydeden Dengiz, bu yıl turist sayısı anlamında 1 milyonun üzerine çıkmayı hedeflediklerini dile getirdi.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Mustafa Demir de bayram tatilinin okul ara tatiline denk gelmesinden dolayı bir hareketlilik olduğuna işaret etti.
Geçen hafta itibarıyla yurt dışından uçuşların başladığını dile getiren Demir, “Kendi denetim ekiplerimiz ve jandarma, polis ve diğer mülki amirlerle, güvenlik ekipleriyle beraber, yasal tur ve diğer hanutçuluğu engelleyici denetimlere TÜRSAB denetim ekibimiz de çıkıyor. Ayrıca Bodrum Kaymakamının uhdesinde kurulan turizm konseyi de bütün güvenlik, turiste hizmet gibi konuları konuşuyor.” dedi.
Demir, acentelerin de hareketlilikten olumlu etkilendiğine işaret ederek, “Bu hareketlik çoğu acentecilere ve otelcilere can suyu niteliğinde oldu. Bodrum’un isminin ve hava şartlarının da güzel olmasından dolayı beklenenin bir tık üzerinde geliş var. Otellerimize yoğun rezervasyon akışı başladı.” diye konuştu.
Bodrum’un su altı batıkları da merak uyandırıyor
Bodrum’da turizm amaçlı dalış merkezi işletmecisi ve dalış eğitmeni Kenan Doğan ise Bodrum’un hem su altı canlılığı hem de koyları açısından Türkiye’nin en iyi dalış noktalarına sahip olduğunu kaydetti.
Bodrum’da üç batığın olduğunu belirten Doğan, bu batıkların yurt içi ve yurt dışı fuarlarında tanıtıma büyük katkı sağladığına dikkati çekti.
Doğan, batık dalışının dalıcılar için bir lunapark niteliğinde olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Su altına dalıcılar canlıları görmek ister. Batıklar da canlıları çektiği için dalış turizmine çok büyük destek. Su altı sergileriyle ilgili de çalışmalar var. Bayramda da Bodrum’daki dalışlara çok talep var. Bazı dalış misafirlerimiz fanatik olabiliyorlar. Kilometrelerce uzaktan dalış malzemelerini getirip dalış yapabiliyorlar. Yasal olarak da zaten bir dalış merkezine bağımlı olmak durumunda değiller. Gerekli emniyet tedbirlerini de aldıktan sonra sadece izinleri alıp veya gerekli yerlere bilgi verip Türkiye’nin dalışa yasak olmayan bütün karasularında dalabilirler. Bu yıl sezonumuz biraz erken başladı ama bayramda dalış turizmi de hareketlendi diyebiliriz.”
]]>Ramazan Bayramı tatilini değerlendirmek isteyenler, tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra damaklarda unutulmaz tatlar bırakan yöresel lezzetleriyle dikkati çeken Gaziantep’i tercih ediyor.
Kentte, Zeugma Mozaik Müzesi, Bakırcılar Çarşısı, Elmacı Pazarı, Gaziantep Kalesi ve Gaziantep Hayvanat Bahçesi gibi mekanlar, sıklıkla ziyaret edilen bölgeler arasında yer alıyor.
UNESCO’nun gastronomi alanında “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil ettiği Gaziantep’te, restoranlar da turistlerin ilgi gösterdiği mekanların başında geliyor. “Baklavanın başkenti” Gaziantep’e gelen yerli ve yabancı turistler, eşsiz mutfak kültürüyle karşılaşıyor. Izgara ve tatlı çeşitleri dışında 400’e yakın kazan yemeğini tatma fırsatı bulan ziyaretçiler, onlarca müzeyi ziyaret ederek kültürel yolculuğa da çıkabiliyor.
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Genel Başkan Başdanışmanı Soner Bacaksız, AA muhabirine, bayram tatilinin 9 güne çıkarılmasıyla bölgede hareketlilik beklediklerini söyledi.
Hava sıcaklıklarının artmasının da turizm hareketliliği açısından önemli olduğunu aktaran Bacaksız, şöyle konuştu:
“Bölgemizdeki otellerin doluluk oranları yüzde 90’ın üzerine çıkmış durumda. Bayram döneminin yoğun şekilde geçeceğini düşünüyoruz. Misafirlerimizin bölgemizi tercih etmesinin en büyük sebebi gastronomi, sanat, kültür ve tarihin hepsinin bir arada bulunması. Gaziantep’te her türlü imkanımız var. Misafirlerimiz bölgeye geldiğinde günlerini tam gün değerlendirebileceklerdir.”
“Şanlıurfa olarak hepsini misafir etmekten mutlu olacağız”
“Peygamberler şehri” Şanlıurfa’da ise Hazreti İbrahim’in doğduğu ve ateşe atıldığı yer olarak rivayet edilen Balıklıgöl, “tarihin sıfır noktası” diye nitelendirilen UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Göbeklitepe, Karahantepe, konik kubbeli evleriyle bilinen tarihi Harran ilçesi ve doğal güzellikleriyle dikkati çeken Halfeti, misafirlerin en çok tercih ettiği yerlerin başında geliyor.
Kentteki bir otelin danışmanı Ercan Saygı, AA muhabirine, bayram tatilinde bölgede ciddi yoğunluk olacağını gözlemlediklerini söyledi.
Otel olarak yaşanan yoğunluktan duydukları memnuniyeti dile getiren Saygı, “Oteller, acenteler, esnaf, turizm sektörüyle alakalı olan, sıra gecesi yapan yerler, restoranlar, hepsinin bu süreçten mutlu olacağını düşünüyorum.” dedi.
“Tatilin uzaması hem Şanlıurfa hem de bölge için çok olumlu oldu”
Şanlıurfa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Genel Sekreteri Müslüm Çoban ise bayram tatilinin 9 güne çıkarılmasının turizmcileri mutlu ettiğini belirtti.
Çoban, şöyle konuştu:
“Tatilin uzaması hem Şanlıurfa hem de bölge için çok olumlu oldu. Ülkemizin turizm gelirleri açısından da iyi oldu, en azından insanlar daha uzun süreli de planlar yapabilir. Misafirlerimiz Güneydoğu’ya geldiğinde belki diğer 2-3 gününü başka bir bölgede değerlendirebilirler. Gelen misafirler diyelim Şanlıurfa’yı beğendiler ama 3 günde tam doyamadılar, bu vesileyle doya doya 9 gün boyunca Şanlıurfa ve Güneydoğu’yu güzel bir şekilde ailesiyle, çocuklarıyla değerlendirmiş olur. Şanlıurfa ve Güneydoğu için turizm istatistiklerinde de gelen misafir sayısının artması esnaf olsun halk olsun olumlu yönde büyük bir etkisi olacaktır.”
Hediyelik ürün satışı yapan Aydın Tekindağ ise 9 günlük bayram tatilinin esnaf için çok iyi olduğunu ifade etti.
Gelecek misafirlerin kent ekonomisine katkı sağlayacağını kaydeden Tekindağ, “Kente gelecek misafirler Şanlıurfa’yı gezebilirler, yemek yiyebilirler, alışveriş yapabilirler, hediyelik ürünler alıp kendi memleketine götürebilirler. Bu esnaf için de çok güzel olur. Turizm canlanır, esnafın cebine para girer. Bu 9 günlük tatil esnafımıza da gelen misafirlere de yarayacak.” diye konuştu.
]]>Ülke turizmin göz bebeği Marmaris’te hazırlıklarını tamamlayan turizmciler erken başlayan sezon ile misafirlerini ağırlamaya başladı. 5 yıldızlı bir otelin Genel Müdürü Mehmet Biçer, “Bu yaz oldukça iyi bir turizm sezonu bizi bekliyor. Şu an ilk veriler gerçekten çok iyi özellikle İngiltere, Avrupa’dan Ege’ye, Marmaris’e ciddi bir talep var. Erken rezervasyon yararlarını görüyoruz bütün hesaplamaları bunlara göre yapıyoruz. Tatilciler için de erken davranarak daha uygun fiyata tatil alma şansları oluyor. Ramazan Bayramı tatili genel olarak söylediğimiz zaman bu sene doğru zamanda uzatıldı, tabii ciddi bir hareket var. Tatilciler şuna inanıyorlar, düşünüyorlar. Ege Denizi soğuktur, denize giremez. Muhteşem hava her şey bekliyor” dedi.
“60 milyon turist 60 milyar gelir”
Siteler Mahallesi’nde yaz kış açık bir otelin Genel Müdürü Cihan Baykara, “Bu sene biliyorsunuz son iki üç yıldır biz pandemi ile beraber sezonu daha erken açıyoruz. Dalaman bölgesi olarak ve Marmaris bölgesi olarak daha geç kapatıyoruz. Bu yıl da 13 Mart’ta İngiliz uçaklarıyla Dalaman bölgesine misafir almaya başladık. Bu son yılların en erken açılışı oldu. Geçen yıl da zannedersem 17-18 Mart itibariyle başlamıştık ve ayın 25’i itibariyle uçuşların Dalaman bölgesine artması dolayısıyla otellerimizde yaklaşık doluluk oranları yüzde 60 seviyelerine gelmiş durumda. Biliyorsunuz devamında da önümüzdeki hafta ayın 10’unda bayramımız var. Bayramda da bu 9 günlük ara tatil açıklanmadan önce bir rezervasyon akışı olan vardı zaten. Ama 9 güne çıkmasıyla beraber orada da iç pazarda ciddi bir rezervasyon hareketliliği oldu. Örneğin bizim iki otelimiz var Marmaris’te, ikisi de şu anda bayram itibariyle dolu durumda. Şu anda çevre otellerde gerek Dalaman gerekse Marmaris’te dolular bayram itibariyle yaklaşık yüzde 75 yüzde 80 seviyelerine gelmiş durumda. Bu da biz otelcilerin tatil süresinde uzun olmasından dolayı sevindirdi. Ciddi bir doluluğa ulaştık. İnşallah sezonun devamında da planlanan gibi özellikle yurt dışından aldığımız misafir konusunda 2024 turizm hedeflerimizi de onu da tekrar hatırlatmak gerekirse 60 milyon turist, 60 milyar dolar gibi bir turizm geliri hedefliyoruz Turizm Bakanlığımızın planlamış olduğu doğrultuda” şeklinde konuştu.
“Erken rezervasyon için son günler”
Genel Müdür Cihan Baykara, erken rezervasyonların oluşturduğu yoğunluk ile ilgili, “Aslında şöyle onu ikiye ayırmak lazım. Bir bizim iç pazarla alakalı kendi misafirlerimiz, kendi ülke misafirlerimiz alakalı, bir de yabancı misafirlerimizle alakalı. Özellikle İngiltere ve Avrupa’da. Şimdi İngiltere Avrupa’da pandemi ile beraber tabii ne yazık ki uçuş açıldı, kapandı vesaire gibi problemlerden dolayı bir iki yıl, hatta pandemi bittikten sonraki üçüncü yılında da yani kontrollü hareket etti. Ama bu yıl itibariyle artık o alışılagelmiş yani 2014’ten 2019’a kadar olan süreçte biz normal şartlarda 31 Mart, en geç 30 Nisan itibariyle otellerimizdeki doluluk oranlarının yüzde 40’ın üstüne hatta yüzde 50 seviyelerinin üstüne çıkmasını planladık ve o noktada rezervasyonu ayırdık. 2023 Bu yıl itibariyle bu İngiltere ve Avrupa’da tekrar toparladık ve bu gelmiş durumda. İç pazarla alakalı artık misafirlerimiz ciddi şekilde özellikle bu pandemi ile beraber bilinçlendi ve erken rezervasyonla gerek indirimlerden gerekse ödeme seçenekleri yani 6 taksit, 9 taksit gibi seçeneklerden faydalanmak amacıyla bu algı oluştu, onlar da yapıyorlar. Buradan da şunun bilgisini vermek lazım. Bu 30 Nisan itibariyle erken rezervasyon dönemi. Hala rezervasyonunu yaptırmamış olan misafirlerimiz için de bir an önce bu ay içerisinde 2024 yaz tatili için rezervasyonlarını yaptırmalarını bilgisini vermek gerekiyor” dedi.
“Sezon süresi uzadı, Kasım sonuna kadar uçuşlar devam edecek”
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Bölge Temsil Kurulu Başkanı Suat Esin, “Önümüz bayram 9 günlük bir bayram tatili var, bu tabii ki olumlu olarak yansıyacak iç pazara. Bir de havaların çok güzel gitmesi umarım bayramda da bu şekilde devam eder. Bir yoğunluk göreceğiz iç pazar açısından bayramda. Tabii erken rezervasyon. Kıştan beri erken rezervasyon başladı zaten onda bir sıkıntı yok. Erken rezervasyon amacı hem uygun fiyatlarla turlarını, paketlerini alabiliyorlar hem de istedikleri tarihlere rezervasyonlarını yaptırabilirler. Yoğunluk yaşamamaları açısından bu olumlu turizm Marmaris’te bu sene beklediğimiz oranların üzerinde olacak gibi görünüyor. Eğer herhangi bir aksilik çıkmazsa zaten Mart ayının başı itibariyle Birleşik Krallık’tan uçaklar inmeye başladı. Özellikle İngiliz pazarı ciddi anlamda bir yoğunluk yaşatacak Marmaris’e. Şu anda Marmaris’te sezon başladı. Mayıs ayı itibariyle çoğalarak devam edecek. Haziran itibariyle yüksek sezon Ekimin 15’ine kadar, Ekim sonuna kadar devam eder ama Kasım sonuna kadar da yine sezonumuz devam edecek diye düşünüyorum. Çünkü son uçuşlar Kasım sonuna kadar özellikle yerli açısından yani iç pazar açısından” dedi.
“Tatil planınıza sahtekarlık karışmasın”
Suat Esin özellikle tatil planlamaları yapacak olan kişilere, “Türk turistler açısından şu uyarıyı da yapmak durumundayım. Yeri gelmişken onu da söyleyeyim. Şimdi birçok vatandaşımız internet üzerinden alabiliyor, turlarını veya paketlerini, paket turlarını. Bunda özellikle aldığı acente Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB belgeli olmasına dikkat etmeleri gerekmekte. Bazen sahte belge, sahte numara da kullanıyorlar. O nedenle onun mutlaka telefonu vardır. Orada telefonla arayıp veya bulunduğu bölgedeki TÜRSAB bölge temsil kurulunu arayıp bunun sağlamlığını araştırmaları gerekmektedir. Aynı şey otel açısından da geçerli. Para vermeden önce öncelikle araştırsınlar. Çünkü çok sayıda şu ana kadar geçtiğimiz yıllarda siz de biliyorsunuz sahtekarlıklar döndü” diyerek uyarıda bulundu. – MUĞLA
]]>Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmasının yanında Roma ve Bizans medeniyetlerine de ev sahipliği yapan Edirne, camileri, köprüleri ve hamamlarıyla medeniyetlerin izlerini taşıyor. Özellikle Selimiye Camisi, ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor.
Gastronomi açısından da lezzet şöleni sunan Edirne, tava ciğeri, badem ezmesi ve Kavala kurabiyesiyle damakları tatlandırıyor.
Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu, AA muhabirine, kentin zengin kültürel mirası, doğası ve gastronomisiyle turistlerin ilgi odağı olduğunu söyledi.
Pek çok medeniyete ev sahipliği yapan kentin önemli bir turizm destinasyonu olduğunu belirten Bacıoğlu, “Bahar aylarının gelmesi ve havaların ısınmasıyla açık hava müzesi Edirne ziyaretçilerini almaya başladı. Bayram tatilinin de bahar ayına denk gelmesi çok yoğun bir dönem geçireceğimizin göstergesi.” dedi.
Bacıoğlu, kentteki turizm tesisleri ve işletmelerin bayram yoğunluğu öncesi hazırlıklarını tamamladığını ifade etti.
Trakya’nın dolu dolu bir tatil rotası oluşturduğunu anlatan Bacıoğlu, şunları kaydetti:
“Çok büyük bir nüfusa sahip olan İstanbul olmak üzere çevre illerden hem bireysel olarak hem de tur şirketleri aracılığıyla binlerce turist Trakya’ya gelecek. Turistler turlarına Kırklareli’nin Karadeniz kıyılarından başlayıp, Edirne’de tarihi yerleri görüp yöresel lezzetleri tadabilirler.
Daha sonra güneye doğru ilerleyip Ege ve Marmara kıyılarını gezip Tekirdağ’da ziyaretlerini tamamlayabilirler. Trakya’ya gelenlerin 3 denizi ve 3 şehri görüp, çok güzel vakit geçireceklerini umuyorum.”
Doğanın kucağında huzur: Kırklareli
İstanbul’a yaklaşık 200 kilometre mesafedeki Kırklareli eko turizmi, mağaracılık ve sportif amaçlı turizm faaliyetleri, Mimar Sinan rotası ve coğrafi işaretli ürünleriyle dikkat çekiyor.
Geç Roma Dönemi’ne ait Trakya’nın tek antik tiyatrosunun bulunduğu “sakin şehir” Vize’nin tarihi yapıları da ilgi görüyor.
Anadolu’dan Trakya’ya gelen ilk insanların 8 bin yıllık tarımsal faaliyetlerinin maketlerle anlatıldığı Aşağıpınar ören yeri de ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.
Türkiye ve Avrupa’nın en büyük longoz ormanları da içinde barındırdığı göller, endemik bitki çeşitleri ve yaban hayatı ile görülmeye değer.
İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in Demirköy ilçesindeki dökümhanesi, Trakya’nın turizme açık tek mağarası Dupnisa da kentte gezilebilecek yerler arasında bulunuyor.
Kırklareli, coğrafi işaretli kıvırcık kuzusundan elde edilen köftesi, üzümden yapılan hardaliyesi, meşe balı, peyniri, manda yoğurdu gibi ürünleriyle de ön plana çıkıyor.
Kırklareli Kültür ve Turizm Müdürü Veli Şen, AA muhabirine, Kırklareli’nin özel bir şehir olduğunu söyledi.
Kırklareli’nin Balkanlar’a açılan kapı olduğunu belirten Şen, bayram tatilinde yerli ve yabancı turistleri kente davet etti.
Kentte pek çok tarihi ve kültürel alan bulunduğunu dile getiren Şen, “Kırklareli’nin kendine özgü bir ekosistemi var. Istrancalar’da tabiatın zenginliği, dinginliği, doğanın o eşsiz manzarası eşliğinde huzuru bulabilirsiniz. Kırklareli’ne başlı başına bunun için gelmelerini tavsiye edebilirim. Longozları görmelerini, Demirköy ilçesinde Dupnisa Mağaramızı, Fatih Dökümhanemizi, Vize Kalesini, Kıyıköy’de Ayanikola Manastırı’nı ziyaretçilerimizin görmelerini ve bu eşsiz doğal manzarayı deneyimlemelerini tavsiye ederiz.” diye konuştu.
Gastronomisiyle de ön plana çıkan kentte pek çok coğrafi işaretli ürün bulunduğunu dile getiren Şen, “Kırklareli’mize gelecek olan ziyaretçilerimiz tarihi ve turistlik yerlerimizi gezerek aynı zamanda coğrafi işaretli ürünlerimizde deneyimleyebilirler. Zamanlarını keyifli bir şekilde geçirebilirler. Misafirlerimizi bayramla ağırlamak istiyoruz.” dedi.
Denizin ve bağların şehri Tekirdağ
Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu da Tekirdağ’ın, eşsiz doğası ve mavi bayraklı plajlarıyla bayram tatilinde yerli ve yabancı konuklarını beklediğini söyledi.
Hacıoğlu, Tekirdağ’ın doğası, tarihi ve kültürel yapısının yanı sıra ekstrem sporlardan hoşlananlar için yamaç paraşütü, kamp ve karavan turizmi imkanı sunduğunu belirtti.
Tatilcilerin en çok tercih ettiği illerden birinin Tekirdağ olduğunu aktaran Hacıoğlu, “Tekirdağ, İstanbul’a yakın olması avantajıyla birçok turizm algoritmasıyla insanların ilgisini çekiyor.” dedi.
Kentin, ziyaretçilerine Marmara Denizi’nin mavisi ve ormanların arasında temiz bir çevrede doğayla iç içe tatil fırsatı sağladığını aktaran Hacıoğlu, “Tekirdağ’ın yamaç paraşütü, yürüyüş yolları, bağ rotaları çok önemli ve ilgi çekici. Bu tatil Tekirdağ’da büyük bir yoğunluğa neden olacak. Bizim de sektöre yaptığımız çağrı: Bayram tatili için hazırlıklarınızı tamamlayın. Havaların güzel olmasıyla sahillerimiz, işletmelerimiz, yamaç paraşüt alanlarımız, yürüyüş alanlarımız, bağ rotaları ziyaretçilerle dolacak.” diye konuştu.
]]>Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) Genel Sekreteri Özgür Akdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla açılışları yapılan ve GEKA’nın 84 milyon lira destek verdiği Alternatif Turizm, Güdümlü Proje Desteği, Kooperatif ve Birliklerin Güçlendirilmesi, İmalat Sanayinde Dijitalleşme, Yenilikçi Genç Girişimcilik ve Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı çerçevesindeki 32 proje hakkında bilgiler verdi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda faaliyetlerini yürüten GEKA’nın Denizli’de son yıllarda desteklenen ve başarıyla tamamlanan toplam 110 milyon 385 bin 427,23 TL’lik 32 projeye 84 milyon 258 bin 787,67 TL destek sağladığını belirten Genel Sekreter Özgür Akdoğan, “Güney Ege Bölgesi ve Denizli, tarıma elverişli toprakları, su kaynakları ve iklimi ile bitkisel üretimde büyük zenginliğe ve çeşitliliğe sahiptir. Aydın ve Denizli illerinde yoğunlaşan sanayi tesisleri, dünyanın dört bir tarafına ihracat yapmaktadır. Çardak’tan Söke’ye uzanan hat üzerinde bulunan 11 adet organize sanayi bölgesinde yoğunlaşan sanayi sektörü, son 5 yıl boyunca dış ticaret fazlası vermiş ve cari açığın azaltılmasına önemli katkı sağlamıştır. Tekstil, gıda ürünleri, mineral ürünler ve makine imalatı gibi sektörler bölge ihracatının lokomotifi olmuşlardır” diye konuştu.
“En çok turist çeken 3 bölgeden birisiyiz”
Güney Ege Bölgesinin tarihin en eski dönemlerinden beri birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olduğuna dikkat çeken Akdoğan, “Güney Ege bölgemiz, dört mevsim turizm hareketliliği potansiyeline sahip bir cazibe merkezidir. Bölgemiz, halihazırda ülkenin en çok turist çeken üç bölgesi arasında yer almakta olup, Pamukkale’miz turizmde uluslararası üne sahip bir doğa harikasıdır. Bölgemiz, üretim, ihracat kapasitesi ve turizm gelirleri ile ülkemizin en rekabetçi bölgelerinden birisidir. Bu noktada Ajansımız; uluslararası rekabetçiliğin artırılması, turizm hareketliliğinin bölge geneline yayılarak artırılması, yeşil ve dijital dönüşümün sağlanması ve sosyal risklerin azaltılması olmak üzere 4 stratejik alana odaklanmaktadır. Bu alanlarda ilerlemeyi sağlamak için Ajansımız planlama ve fizibilite çalışmaları yapmakta, teknik destekler, eğitim ve danışmanlıklar vermekte, bölgemizi tanıtmakta ve yatırımcıların yolunu açmaktadır. Mali desteklerle de kalkınma yolculuğumuzu hızlandırmak için çaba göstermektedir” ifadelerini kullandı.
GEKA’nın destek verdiği 32 projenin detaylarına değinen Akdoğan, şu bilgileri paylaştı:
“Güdümlü Proje Desteği kapsamındaki Denizli Mesleki Eğitim Merkezimiz, faaliyetine başlamasından çok kısa bir süre sonra verilen ilk eğitimler sonrası 50 kursiyerin istihdamını sağlamıştır. Üreten Şehirler Programı kapsamında Denizli Sanayi Odası tarafından yürütülen ‘Denizli’nin Geleceği Temiz Üretimde’ projesiyle, Denizli’de tekstil ve hazır giyim sektörüne yönelik boya-terbiye alanında faaliyet gösteren 40 işletmeye kaynak verimliliği alanında danışmanlık ve fizibilite desteği verilerek yatırım yol haritaları belirlenmiştir. İmalat Sanayinde Dijitalleşme Faizsiz Kredi Desteği ile Tekstil, makine imalatı gibi alanlarında tamamlanan projelere sağlanan faizsiz kredi desteğiyle işletmelerin verimlilikleri ortalama yüzde 20 artırılırken üretim kapasiteleri de ortalama yüzde 15 artırılmıştır.
Geleneksel üretim süreçlerinde kurumsallaşma ve verimlilik odaklı dönüşümün sağlanmasına yönelik desteklerimiz kapsamında, Kooperatif ve Birliklerin Rekabet Gücünün Geliştirilmesine yönelik sebze-meyve kurutma, kestane işleme, zeytinyağı üretimi ve yöresel ürünlerin pazarlanması gibi alanlarda uygulanan 13 proje ile işletmelerimizin üretim değerleri yaklaşık yüzde 35 artırılmış, ek istihdamlar sağlanmıştır. Alternatif Turizm önceliğimiz kapsamında ise bölgemizde kıyı şeridinde yoğunlaşmış turizm faaliyetlerinin iç kesimlere yayılması, turizmin dört mevsime yayılması ve çeşitlendirilmesine yönelik şimdiye kadar birçok projeyi desteklemiş bulunuyoruz. Bu alanda son dönemde yürütülen projeler ile Beyağaç, Çameli, Çivril, Honaz gibi ilçelerimizde cazibe merkezleri oluştu, turizm hareketliliği artırıldı” – DENİZLİ
]]>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki:
“Mecliste bir torba yasanın içerisinde bütün tapuları belediyemize, belediyemizden de sizlere aktaracağız”
” Bunun dışında başka yolu yok, bu işin tek şartı var, büyükşehirde ve Serik’te elimizi ayağımızı kırmayın”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy:
“Antalya’yı biz Süper Lige taşımak istiyorsak, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden, en çok beğenilen şehirlerinden biri yapmak istiyorsak hem çalışkan olmalı başkanlarımız, hem de vizyoner olması lazım”
ANTALYA – Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Antalya’nın Serik ilçe merkezinde 68 yıldır devam eden tapu sorununun çözümüne yönelik, ” Şimdi burada sizler uygun görürseniz, elimizi ayağımızı kırmayın Hakan başkan Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde burada da Veli hocama izin verirseniz. Acelemiz var pazartesi, salıdan itibaren bütün ihtilafları halledeceğiz. Mecliste bir torba yasanın içerisinde bütün tapular belediyemize, belediyemizden de sizlere aktaracağız. Bunun dışında başka yolu yok. Bu işin tek şartı var, büyükşehirde ve Serik’te elimizi ayağımızı kırmayın” dedi.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Serik Millet Bahçesi’nde düzenlenen toplantıda vatandaşlarla bir araya geldi.
Yerel seçimlerin önemli olduğuna değinen Bakan Özhaseki, ” Bu seçimlerin önemli tarafı genel bir seçim olduğu için beldemizi, ilçemizi, ilimizi geleceği hazırlayacak insanlar ise onu seçiyoruz. Genel idarede belki farklı düşüncelerimiz olabilir. Ama bu seçimlerde biz geleceğimizi oyluyoruz. Düzgün çalışkan işine hakim gecesi gündüzü vatandaşın işi olan bir başkan seçersek o şehirlerin geleceği de aydınlık oluyor. 1994 öncesinde belediyecilikte CHP’nin ideolojik bir tavrı vardı. Çeşmelerden su akmazdı, çöp dağları birikirdi” ifadelerine yer verdi.
Türkiye’nin zor bir coğrafyada olduğunun işaret eden Bakan Özhaseki, ” Cennet gibi bir vatan burası. Bu coğrafyada yaşamanın bedeli var o da güçlü olmak. Güçlü olmazsanız yaşayamazsınız. En son deprem belası vurdu bizi. 680 bin evimiz, 170 bin işyerimiz yıkıldı. 18 ilimiz bu depremden etkilendi, 14 milyon insan zarar gördü. İlk geceden itibaren bütün belediyelerimizi bölgeye sevk ettik. Hatay’da CHP var. En büyük belediyelerimizi Hatay’a gönderdik. Siyasi tercih önemli değil, depremde enkaz altında kalan bizim insanımız. Ama nüfusu milyonlar olan, konuştuğunda mangalda kül bırakmayan adamlar oraya özel jetlerle, medya ordusuyla gelip selfie çekilip, bırakıp gittiler. Onlarda deprem turistiydi. 6-7 sene önce şimdiki belediye başkanıyla birlikte Antakya’da kentsel dönüşüm yaptırmadılar. 1 saat yalvardım vatandaşlara ama yaptırmadılar. Binlerce insan öldü orada. Hem yapmıyorsunuz hem yapana mani oluyorsunuz. Askeri olarak güçlü olup, ekonomik olarak kalkınacağız. Hatay Reyhanlı’da 350 milyon lira harcayıp belediyenin yapması gereken suyu çıkarttık. Oradaki su idaresi gidip elektrik aboneliği almıyor” dedi.
“Elimizi ayağımızı kırmayın”
Özhaseki, ” Buradaki sorunu çözecek arkadaşların hepsini ilçeye getirdim. 68 yıllık bir ihtilaf var burada. Tapu kadastro davaları çok uzun sürer. Belli grup vatandaş adına tescil edilmiş tapular. Bizim vardığımız bir sonuç oldu. Burada bir kanun çıkarılması lazım. Kanun çıkarmadan şu anki idari yolla bu işi çözebilmek mümkün değil. Daha önce İstanbul Sultanbeyli’de yaptık. Bütün mülkiyet devlete geçti, şimdi devlet teslim etti. Burada da Aksu Çalkaya’da yaptık. Şimdi burada sizler uygun görürseniz, elimizi ayağımızı kırmayın Hakan başkan Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde burada da Veli hocama izin verirseniz. Acelemiz var pazartesi, salıdan itibaren bütün itilafları halledeceğiz. Mecliste bir torba yasanın içerisinde bütün tapular belediyemize, belediyemizden de sizlere aktaracağız. Bunun dışında başka yolu yok. Tapu işini bir çözelim ondan sonra kentsel dönüşüm olsun derseniz onu da yapalım. Bu işin tek şartı var, Büyükşehirde ve Serik’te elimizi ayağımızı kırmayın” diye konuştu.
” Çöze çöze ilerliyoruz”
Bakan olarak ikinci kez atandıktan sonra 9 aydır Antalya’yı ilçe ilçe, köy köy, kasaba kasaba dolaştığını dile getiren Bakan Ersoy,” Burada çiftçilerimizle, esnafımızla, öğrencilerimizle, gençlerimizle, iş adamlarımızla, yatırımcılarımızla, turizmcilerimizle bir araya geliyoruz. Sorunlarını dinliyoruz, ihtiyaçlarını yerinde görüyoruz. Müdürlerimizle beraber bu çalışmaları kısa, orta, uzun vadeli programlarla çöze çöze ilerliyoruz. Son 75 gündür yoğun bir şekilde Antalya’mızı karış karış dolaşıyoruz. Dolaştıkça da Antalya’mızın sorunlarına, ihtiyaçlarına daha fazla hakim oluyoruz” diye konuştu.
“Vizyonel başkan”
Antalya’nın tarım, turizm ve kültür sanat şehri olduğunun altını çizen Bakan Ersoy, ” 2023 yılını Türkiye rekor sayıda ziyaretçiyle kapattı, 57 milyona yakın misafir aldık. Bunun 16 milyon gibi büyük bir kısmını da Antalya’da ağırladık. 2024 çok daha iyi olacak, Antalya’da 17 milyondan fazla ziyaretçi beklediğimiz bir yıl. Bundan sonra rekor kıra kıra turizm sayılarını yukarıya taşıya yolumuza devam edeceğiz. Antalya’da 2.7 milyon nüfustan bahsediyoruz. Kentin coğrafi konumuna baktığımız zaman Gazipaşa’dan, Kaş’a kadar 680 kilometrelik uzunluğa yayılmış bir şehirden bahsediyoruz. 19 tane ilçemiz var. 2.7 milyon nüfusumuz var. Hem yurt dışından, hem yurt içinden çok yoğun göç alan bir şehiriz. Artık sadece Türkiye Türklerin gözünde değil, dünyanın en güzel turizm şehirlerinden birinde yaşıyoruz. Bu kadar hızlı bir Antalya’ya sahipken, Antalya asla duramaz, hep koşmalı. Koşan bir Antalya görmemiz lazım. Çünkü Antalya durursa devamlı göç alan büyüyen bir şehir durursa aslında yerinde durmuyor, geriye gidiyor demektir. O nedenle 31 Mart seçimleri çok önemli. Antalya gibi şehri, bir dünya şehri dünya markası yapmak istiyorsak bize mazisi sitemiz, çalışkan, hırslı, ama hepsinden önemli, vizyonel başkanlara ihtiyacımız var. Eğer Antalya’yı biz Süper Lige taşımak istiyorsak, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden, en çok beğenilen şehirlerinden biri yapmak istiyorsak hem çalışkan olmalı başkanlarımız, hem de vizyoner olması lazım” ifadelerine yer verdi.
“Turizm alanında yeni projeler”
Yeni dönemde hem ilçeler hem büyükşehir için sizlerle el ele vererek hedeflere hep birlikte çalışarak ulaşacaklarına değinen Bakan Ersoy, ” Antalya’mızın sorunları var mı? var. Ama Antalya’mızın çözülemeyecek hiçbir sorunu yok. Yeter ki niyet olsun, istek olsun. Doğru işin ehli insanlara yetkileri vermiş olalım. Bakın geçtiğimiz dönemde sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı konulara bakacak olursak, Antalya’nın en büyük sorunlarından biri arıtma sorunuydu. Biz büyükşehir Belediyesinin konusudur deyip geri çekilmedik, onların yapamadıkları yatırımları, protokollerle devralıp Serik ve Kemer arıtmayı hayata geçirdik. Kıyı bandı boyunca halk plajları yaptık. Kültür yolu festivalleriyle, kültür ve sanata ki Antalya’mızla dahil ettik. Yatırım yaptık. Yeni bir proje daha başlattık. Ne diyoruz? Artık turistlerimiz otellerde kalsın istemiyoruz. Otellerden dışarı çıksın istiyoruz. Şehirlerimize, şehir merkezlerimize insin, esnafımızla buluşsun istiyoruz. ‘Geleceğe Miras’ projesi adı altında son 60 yılda arkeoloji alanında yapılmış işlere kadar bir işi gelecek 4 yılda yapmayı vaat eden yeni bir arkeolojinin altın çağı programını başlatıyoruz. Gece müzeliğini ekleyerek, otellerinden çıkıp hem arkeolojik noktaları gezmeleri hem şehir merkezine Ulaşmaları için yeni bir programı daha bu yaz itibariyle hayata geçirdik. Amacımız şehrin elde ettiği gelirin şehir paydaşları tarafından doğru bir şekilde paylaşılmasını sağlamaktır. Bütün şehirde yaşayan esnafımızın, çiftçimizin bundan pay almasını sağlamak, sezonu 12 aya uzatmaktır, ve turist akışını tüm ilçelerimize dağıtmak. Bununla ilgili çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz” diye konuştu.
“Halının altındaki sorunları çıkaracağız”
“Bir işi iyi gittiği zaman herkes sahiplenmek istiyor” diyen Bakan Ersoy, ” Herkes sayıları açıklamak istiyor. Şu kadar şunu yapacağız. Ama bu iş turist bekliyoruz diyerek olmuyor ki. Bu kadar yatırım yapacağız demek olmuyor ki. Hiçbir şey söyleyerek olmuyor. Her şeyi yaparak, çalışarak oluyor. O yüzden bu 31 Mart’taki seçimler çok çok önemli. Bugüne kadar halının altına süpürülmüş çok fazla sorun var, 31 Mart’tan sonra yapmak istediğimiz ilk iş halının altındaki sorunları çıkaracağız, teker teker yoluna koyacağız. 68 yıldır bekleyen bir sorununuz var onu da çözüyoruz” ifadelerine yer verdi.
Toplantının ikinci bölümü basına kapalı olarak devam etti.
]]>Güney Afrika Ulusal Parkları’ndan edinilen bilgiye göre, geçen yılın mart ayından bu yana 1,6 milyon kişinin ziyaret ettiği Kruger Ulusal Parkı, 19 bin kilometrekareyi aşkın yüzölçümü ve zengin hayvan çeşitliliği ile kıtanın en gözde vahşi yaşam merkezleri arasında yer alıyor.
Parkın en kuzeydoğusunda, Güney Afrika, Zimbabve ve Mozambik sınırlarının kesiştiği “Pafuri üçgeni” adı verilen bölge ise yüzyıllardan beri bu topraklarda yaşayan Makuleke kabilesine ev sahipliği yapıyor.
Bir zamanlar beyaz ırkçı apartheid rejimi tarafından zorla yerlerinden edilen Makulekeler, geri döndükleri topraklarında vahşi yaşam turizminin başarılı örneklerinden birini sergiliyor.
Kruger Ulusal Parkı ile Makuleke işbirliği
Yaklaşık 12 bin nüfuslu Makuleke kabilesinin şeflerinden Solomon Maluleke, AA muhabirine, kabilesinin bölgenin kadim halklarından biri olduğuna değinerek, atalarının 1969 yılından önce yüzyıllardır bu topraklarda yaşadığını belirtti.
Şef Maluleke, “Apartheid rejimi 1969 yılında bizleri bu topraklardan zorla sürdü. 1994 yılında demokrasinin gelmesiyle, hükümet yerlerinden edilenlerin topraklarına dönmesine izin verdi. Bizlerde 1995 yılında toprağımıza geri döndük ve müzakerelerin ardında 1998 yılında bu topraklar, topluluğumuza geri verildi.” dedi.
Buraya geri döndüklerinde, önce tarımcılık ve madenciliğe yöneldiklerini aktaran Maluleke, sonrasında Kruger Ulusal Parkı’nın tavsiyesiyle bölgenin korunması adına turizme yöneldiklerini belirtti.
Maluleke, bu süreçte Kruger Ulusal Parkı yönetimiyle ortak hareket ettiklerine değinerek, park yetkililerinin bölgenin korunmasından sorumlu olduklarını, kendilerinin ise bölgenin yönetimi ve işletmesini sağladıklarını belirtti.
Kabilenin, bölgedeki iki turistik konaklama tesisinin işletmesini yürüttüğünü, ayrıca vahşi yaşam rehberliğine yönelik bir eğitim merkezine sahip olduklarını belirten Maluleke, bu işletmelerden 110’dan fazla kabile mensubuna istihdam sağlandığını kaydetti.
Çalışanların yüzde 99’u yerel halktan
Yönetimini Makulekelerin üstlendiği Return Africa Pafuri Kampı isimli turistik tesisin genel müdürü Godfrey Baloyi, 2015 yılında kurulan bu işletmenin, Makuleke kabilesiyle 45 yıllık bir anlaşmaya sahip olduğunu belirterek, “Anlaşmaya göre çalışanlarımızı Makuleke topluluğundan istihdam ediyoruz. Burada çalışanların yüzde 99’unun yerel halktan olduğunu söylemekten mutluluk duyuyorum.” dedi.
Baloyi, bu sayede yerel halkın, turizm sektöründe kariyer edinme imkanı bulduklarını belirterek, “Yönetici ekibin tamamı, yüzde 100’ü Makulekelerden oluşuyor. Burada, kendi toprağımızda çalışmaktan ve kazanmaktan dolayı çok mutluyuz.” diye konuştu.
Yaklaşık 260 kilometrekarelik bir alana sahip Pafuri Kampı’nın, 19 bin kilometrekareden büyük Kruger Ulusal Parkı’nın biyolojik çeşitliliğinin yüzde 75’ine ev sahipliği yaptığını belirten Baloyi burayı ziyaret edenleri, eşsiz bir doğa deneyiminin yanında, insanlık tarihine bir yolculuğun beklediğini söyledi.
Kaçak avcılıkla mücadele en etkili yöntem
Kruger Ulusal Parkı korucularından Richard Sowry ise kaçak avcılıkla mücadelenin en etkili yönteminin, park çevresinde yaşayan yerel halkın turizme kazandırılması olduğunu söyledi.
Turizm çevresinde gelişen tesis, çiftlik ve sanayinin, Makuleke örneğinde olduğu gibi, yerel halka ciddi bir gelir kaynağı sunduğuna değinen Richard, bunun vahşi doğanın sürdürülebilir korunması açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Richard, bu sayede kaçak avcılıktan kazandığından çok daha fazlasını kazanma fırsatı bulan yerli halkın, kaçak avcılıkla mücadelede yetkililere her türlü desteği sağladığını ifade etti.
Üç sınırın kesiştiği nokta: Crooks Corner
Makulekelerin topraklarının güney ucunda yer alan Crooks Corner, Güney Afrika, Zimbabve ve Mozambik sınırlarının kesiştiği yer olma özelliği taşıyor.
Bir zamanlar kanun kaçakçılarının yoğun olarak kullandıkları bu sınır noktası, bugün ziyaretçilerine Limpopo Nehri kıyılarında, ıssızlığın ortasında, üç ülkeye nazır etkileyici bir manzara sunuyor.
Güney Afrika ile Zimbabve arasındaki Pafuri Sınır Noktası da buranın birkaç kilometre güneyinde yer alıyor.
Bu bölge aynı zamanda çok sayıda Baobab ağacına da ev sahipliği yapıyor.
]]>Türkiye, özellikle 2000’li yılların başından itibaren Ruslar için en popüler tatil destinasyonu haline geldi. Her yıl milyonlarca Rus turist, başta Antalya, İzmir ve İstanbul olmak üzere Türkiye’yi ziyaret ediyor.
Rusya, geçen yıl 6 milyonu aşkın kişiyle Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkeler arasında ilk sırada yer aldı.
İklimi, doğası, zengin mutfağı, gelişmiş altyapısı ve hizmet sektöründeki kalitesiyle rakiplerinin önüne geçmeyi başaran Türkiye, Türk Hava Yolları gibi firmaların yaptığı sık uçuşlarla ulaşım kolaylığı konusunda da ön plana çıkıyor.
Tur şirketi Lisav Travel’in Başkanı Bahattin Abi, Türk ve Rus turizmcilerin yoğun ilgi gösterdiği Moskova Uluslararası Turizm Fuarı’nda AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Rusya’nın Türk turizmciler için her zaman önemli bir pazar olduğunu söyledi.
Türkiye’nin de Rusya için önemli bir destinasyon olduğunu belirten Abi, “Geçen sene 6 milyon civarı Rus turist ağırladık Türkiye’de. Bu sene bu rakamı daha da yukarılara çekeceğimize inanıyorum.” dedi.
Abi, Rusya’nın “sonu gelmeyen büyük bir pazar” olduğunu dile getirerek, “Yeni havalimanının açılması da transit uçuşlarda çok büyük bir etki yarattı. Bu yıl rahatlıkla 6 milyonu aşacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.
Turizm için yetkililerden yurt içi ve dışında daha fazla organizasyon yapılması için destek beklediklerini ifade eden Abi, 2024’ün iyi bir turizm sezonu olacağını belirtti.
“Yetkililer, 2024’ün Alanya’nın yılı olacağını söylüyor”
Alanya Turizm Tanıtma Vakfı Başkan Yardımcısı Mehmet Dahaoğlu da Alanya’nın çok bilinen bir yer olduğunu, Rusya- Ukrayna Savaşı’ndan sonra daha da bilinir hale geldiğini söyledi.
Alanya’nın güvenli olmasının ön önemli tercih nedeni olduğunu dile getiren Dahaoğlu, “Geçen yıllardan bu yana gelen turistlerin mutlu bir şekilde ülkelerine dönmesi ve anlatmasıyla daha fazla turist almaya başladık. Konuştuğumuz yetkililer, 2024’ün Alanya’nın yılı olacağını söylüyor.” ifadesini kullandı.
Ulaşımın önemine işaret eden Dahaoğlu, yaptırımlar nedeniyle uçuşların etkilendiğini ve bu sebeple daha fazla kapasite yaratacak çözümler bulunmasını beklediklerini vurguladı.
Dahaoğlu, turizmin hassas bir denge üzerine kurulduğuna işaret ederek, “İnsanların Alanya’yı tercih etmesindeki en büyük nedenlerden biri, güvenli bir liman ve huzur şehri olması. Aslında Türkiye’nin her yeri başarılı bu konuda. Gerçekten de destinasyon anlamında, fiyat dengesi ve kalite anlamında bu işi birçok ülkeden daha iyi yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye, uygun fiyatlı bir tatil merkezi olmaya devam ediyor”
Mehmet Dahaoğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tüketici bütçesi de olumsuz etkilendiğini, Türkiye’deki turizmcilerin ise kaliteden ödün vermemek adına fiyat yükseltmek zorunda kaldıklarını söyledi. Bunlara rağmen Türkiye’nin uygun fiyatlı bir tatil merkezi olmaya devam ettiğini vurgulayan Dahaoğlu, “En azından Ruslar için özellikle bu sene 6 milyon rakamını geçeceğimizi düşünüyorum. Yeter ki uçakların kanatlarına zeval gelmesin.” diye konuştu.
Rus turistlerin Türkiye sevgisi
Fuarın ziyaretçilerinden Rusya vatandaşı Veronika, Türkiye’yi sıklıkla ziyaret ettiğini ve çok beğendiğini söyledi.
Türkiye’nin, özellikle şu anda en rahat gidebildikleri ülkelerden olduğuna işaret eden Veronika, “Türkiye’yi özellikle ulaşım kolaylığı, uçağa atlayıp az bir sürede gidebilmemiz açısından çok seviyorum. Denizi de çok güzel.” dedi.
Veronika, en yakın zamanda Türkiye’yi tekrar ziyaret etmek istediğini belirterek, “O kadar gitmeme rağmen İstanbul’a hala gitmedim. İstanbul’u görmek istiyorum. Tarih açısından özellikle. Kapadokya’ya gitmek de yine gelecek planlarım arasında yer alıyor.” ifadesini kullandı.
Rus Vlada da Türkiye’nin çok güzel bir ülke olduğunu dile getirdi. “Türkiye şüphesiz güzel bir ülke, herkese, her zevke göre tatil yapabilirsiniz.” diyen Vlada, Türk mutfağını da çok beğendiğini söyledi.
Bu yıl da Türkiye’yi ziyaret etmek istediğini belirten Vlada, “Türkiye herkese hitap eden bir tatil yeri. Tarihi bir tatil yaparak tarihi mekanları gezmek veya Türkiye’nin güney kıyı şeridinde plaj tatilini seçmek mümkün.” diye konuştu.
]]>Ersoy, Antalya’nın Konyaaltı ilçesindeki bir otelde Doğu ve Güneydoğu Dernekleri üyeleri ve iş insanlarıyla iftar programında bir araya geldi.
Bakan Ersoy, burada yaptığı konuşmada, son zamanlarda herkesi derinden yaralayan çok acı olaylara şahit olduklarını, bu vesileyle kısa bir süre içinde kutlanacak Ramazan Bayramı’nın tüm insanlık için barışa, huzura ve esenliğe vesile olmasını temenni etti.
Bir süredir Antalya’da bazı ziyaretler gerçekleştirip esnafla, iş insanlarıyla, sivil toplum örgütleriyle ve turizm sektörü temsilcileriyle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulunduklarını anlatan Ersoy, “Bu kapsamda ilçelerimizi ziyaret ederek hem ilçelerimizde yapılan çalışmaları inceleme fırsatı elde ettik hem de şehrimizdeki eksiklikleri yerinde tespit etme imkanına sahip olduk. Vatandaşlarımızı dinledik, çiftçilerimizle dertleştik, basınımızla buluştuk, esnafın taleplerini not ettik. Kısacası güzel şehrimiz Antalya’nın tüm noktalarına nüfuz ederek adeta şehrimizin röntgenini çekmiş durumdayız.” diye konuştu.
Ersoy, dernek başkanları ve iş insanlarının bugüne kadar hiçbir zaman samimiyetini esirgemediğini, her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, Antalya’nın dünya turizm başkentleriyle rekabetinde öne geçmesi adına yapılan çalışmalara güç verildiğini ifade etti.
Küresel düzeyde yaşanan bazı olumsuzluklar nedeniyle turizm sektörünün çok büyük sorunlar yaşadığını dile getiren Ersoy, şunları kaydetti:
“Herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda hayata geçirdiğimiz doğru politikalar ve geliştirdiğimiz stratejiler neticesinde hem şehrimiz hem de ülkemiz adına büyük bir başarı elde ettik. Antalya’da transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştık. İnşallah bu yıl daha da yüksek rakamlara ulaşacağız. Bu başarıların elde edilmesi, milyonlarca insanın seyahatlerinde rotayı Antalya’ya çevirmesi, Danimarka’da insanların Antalya’daki kültürel mirası araştırması sadece tesadüfle açıklanabilir mi? Elbette hayır. Emin olun başarılı olmak için çok çalışıyoruz. Hiçbir sorunu halının altına süpürmüyor, kalıcı çözümler geliştiriyoruz. Turizmi 12 aya yaymak için kültür, tarih, sağlık, doğa, inanç, gastronomi, spor gibi alanlarla turizmi çeşitlendiriyoruz. Bugün dünyanın dört bir yanında, 200’den fazla ülkede Antalya’nın, Kemer’in tanıtımını gerçekleştiriyoruz.”
“Altyapı sorunlarını çözüme kavuşturuyoruz”
Ersoy, dünyada en çok izlenen televizyon kanallarında Antalya’nın reklamını yaptıklarını, Çin’de, Japonya’da, Amerika’da, Almanya’da, Rusya’da, Manavgat’ı, Kemer’i, Side’yi tanıttıklarını söyledi.
İnsanlık tarihinin en önemli kültürel mirasına sahip olan bölgede bu mirası gün yüzüne çıkartıp, her yıl milyonlarca insanın kenti, ilçeleri ziyaret etmesi için tarihin en yoğun arkeoloji çalışmalarını gerçekleştirdiklerini vurgulayan Ersoy, şöyle devam etti:
“Yeni kütüphaneleri, müzeleri, sanat merkezlerini, restorasyonları, galerileri, festivalleri Antalya’mıza kazandırıyoruz. En çok izlenen uluslararası filmlerin Antalya’da çekilmesini sağlıyoruz. İlçelerimize yapmış olduğum ziyaretlerin bazılarında, gördüğüm ve duyduklarımın ardından yaşadığım şaşkınlığı sizinle paylaşmak istiyorum. Biz dünyanın bir ucunda Avustralya’da gözbebeğimiz Antalya’nın tanıtımını yapıyor, bölgeye turist çekip, turizm gelirimizi artırmanın çabası içine girmişken şehrimizdeki bazı yerel yöneticilerimizin temel görevlerini dahi yerine getirme konusunda çok da başarılı olduklarını söyleyemiyoruz. Biliyorsunuz yeri geldiğinde bu güzel şehir ve bu şehrin insanları kaybetmesin diye yerel yönetimlerin sorumluluğundaki birçok soruna el atıyoruz. Altyapı sorunlarını çözüme kavuşturuyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak arıtma tesisleri inşa ediyoruz. Antalya’nın kanalizasyonuna, içme suyuna, yağmur suyuna el atıyoruz.”
“Belediyecilik laf üretmek değil, iş üretmek ister”
Diğer bakanlıklarla görüşerek şehrin ihtiyaçlarının karşılanması adına ellerinden gelen gayreti ortaya koyduklarını bildiren Ersoy, “Biz Antalya’nın turizmde dünyanın süper ligine yükselmesi ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek için gece gündüz demeden çalışırken, yerel yönetimlerimizin de başarılı çalışmalar ortaya koymasını beklemek sanırım tüm Antalyalıların en doğal hakkıdır. Sadece kısır siyasi tartışmalar oluşturup, bu tartışmalardan medet umarak başarılı olmak mümkün değildir. Belediyecilik aynı zamanda bilgi, çalışma, proje ister. Belediyecilik laf üretmek değil, iş üretmek ister. İyi bir belediye başkanı kendini değil kentini düşünen kişidir.” diye konuştu.
Bakan Ersoy, 16 milyonun üzerinde turistin geldiği Antalya’da temel altyapı problemlerini çözme konusunda dahi yeterli olunamadığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm desteğimize rağmen sosyal ve kültürel yatırımlar konusunda, şehrin hak ettiği projeler hayata geçirilmedi. Maalesef Antalya bunu hak etmiyor. Biz Antalya’nın dünyanın en önemli turizm merkezleriyle rekabet edip bir adım öne geçmesi için çalışırken, maalesef bazı yerel yöneticilerimiz bu iddianın çok uzağında kaldılar. Eğer biz Antalya’nın küresel bir vizyonla hareket edip, rakiplerinden ayrışmasını istiyorsak yerelde de böyle iddialı bir bakış açısı geliştirmek zorundayız. Bunun için biz Antalya’nın hizmet alanında kaybedecek tek bir saniyesi dahi olmadığını söylüyoruz. Bizim şehir için çalışan, dinamik kadrolara ihtiyacımız var. Antalya’nın bugün burada olduğu gibi birbirine karşı samimi olan, birbirine gönlünü açan, dürüst, çalışkan ve üreten kadrolara ihtiyacı var.”
Ersoy, Antalya’da yaşayan, kent için üreten, kalbi şehir için atan, vatandaşlara yönelik ayrımcılık yapmayan, hiç kimseyi ötekileştirmeyen, herkesin inancına, kültürüne, geleneğine saygı duyan, herkese eşit davranan, adil yerel yöneticilere ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Cumhur İttifakı’nın Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Durali Kolpak da seçimlerin önemine işaret ederek, destek istedi.
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya’da Doğu ve Güneydoğulu iş insanlarının iftar yemeğine katıldı. Burada konuşan Bakan Ersoy, Antalya ve ilçelerinde gerçekleştirdikleri ziyaret ve buluşmalarda yapılan çalışmaları inceleme ve eksiklikleri yerinde tespit etme imkanını bulduklarını söyledi. “Vatandaşlarımızı dinledik, çiftçilerimizle dertleştik, basınımızla buluştuk, esnafın taleplerini not ettik” diyen Ersoy, Antalya’nın tüm noktalarına nüfuz ederek adeta şehrin röntgenini çektiklerini aktardı.
“Bu yıl daha da yüksek rakamlara ulaşacağız”
Turizm konusuna da değinen Bakan Ersoy, küresel düzeyde yaşanan olumsuzluklar nedeniyle sektörün büyük sorunlar yaşadığını belirterek, “Herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda hayata geçirdiğimi doğru politikalar ve geliştirdiğimiz stratejiler neticesinde hem şehrimiz hem de ülkemiz adına büyük bir başarı elde ettik. Antalya’da transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştık. İnşallah bu yıl daha da yüksek rakamlara ulaşacağız. Peki bu başarıların elde edilmesi, milyonlarca insanın seyahatlerinde rotayı Antalya’ya çevirmesi, Danimarka’da insanların Antalya’daki kültürel mirası araştırması sadece tesadüfle açıklanabilir mi? Elbette hayır. Emin olun başarılı olmak için çok çalışıyoruz. Hiçbir sorunu halının altına süpürmüyor, kalıcı çözümler geliştiriyoruz” dedi.
“Dünyada en çok izlenen televizyon kanallarında Antalya’nın reklamını yapıyoruz”
Turizmi 12 aya yaymak için kültür, tarih, sağlık, doğa, inanç, gastronomi, spor gibi alanlarla turizmi çeşitlendirdiklerini kaydeden Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün dünyanın dört bir yanında, 200’den fazla ülkede Antalya’nın, Kemer’in tanıtımını gerçekleştiriyoruz. Dünyada en çok izlenen televizyon kanallarında Antalya’nın reklamını yapıyoruz. Çin’de, Japonya’da, Amerika’da, Almanya’da, Rusya’da, Manavgat’ı, Kemer’i, Side’yi tanıtıyoruz. İnsanlık tarihinin en önemli kültürel mirasına sahip olan bölgemizde bu mirasın gün yüzüne çıkartıp, her yıl milyonlarca insanın şehrimizi, ilçelerimizi ziyaret etmesi için tarihin en yoğun arkeoloji çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Yeni kütüphaneleri, müzeleri, sanat merkezlerini, restorasyonları, galerileri, festivalleri Antalya’mıza kazandırıyoruz. En çok izlenen uluslararası filmlerin Antalya’da çekilmesini sağlıyoruz.”
“Belediyecilik laf üretmek değil iş üretmek ister”
İlçelere yapmış olduğu ziyaretlerde, gördüğü ve duyduklarını paylaşan Ersoy, “Biz dünyanın bir ucunda Avustralya’da gözbebeğimiz Antalya’nın tanıtımını yapıyor, bölgeye turist çekip, turizm gelirimizi arttırmanın çabası içine girmişken şehrimizdeki bazı yerel yöneticilerimizin temel görevlerini dahi yerine getirme konusunda çok da başarılı olduklarını söyleyemiyoruz. Biliyorsunuz yeri geldiğinde bu güzel şehir ve bu şehrin insanları kaybetmesin diye yerel yönetimlerin sorumluluğundaki birçok soruna el atıyoruz. Altyapı sorunlarını çözüme kavuşturuyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak arıtma tesisleri inşa ediyoruz. Antalya’nın kanalizasyonuna, içme suyuna, yağmur suyuna el atıyoruz. Diğer bakanlıklarımızla görüşerek şehrin ihtiyaçlarının karşılanması adına elimizden gelen gayreti ortaya koyuyoruz. Biz Antalya’nın turizmde dünyanın süper ligine yükselmesi ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek için gece gündüz demeden çalışırken, yerel yönetimlerimizin de başarılı çalışmalar ortaya koymasını beklemek sanırım tüm Antalyalıların en doğal hakkıdır. Sadece kısır siyasi tartışmalar oluşturup, bu tartışmalardan medet umarak başarılı olmak mümkün değildir. Belediyecilik aynı zamanda bilgi ister, çalışma ister, proje ister. Belediyecilik laf üretmek değil iş üretmek ister. İyi bir belediye başkanı kendini değil kentini düşünen kişidir” diye konuştu.
“Antalya bunu hak etmiyor”
Bakan Ersoy, 16 milyonun üzerinde turistin geldiği Antalya’nın temel altyapı problemlerini çözme konusunda yeterli olamadığını ileri sürerek, “Tüm desteğimize rağmen sosyal ve kültürel yatırımlar konusunda, şehrin hak ettiği projeler hayata geçirilmedi. Maalesef Antalya bunu hak etmiyor. Biz, Antalya’nın dünyanın en önemli turizm merkezleriyle rekabet edip bir adım öne geçmesi için çalışırken, maalesef bazı yerel yöneticilerimiz bu iddianın çok uzağında kaldılar. Eğer biz Antalya’nın küresel bir vizyonla hareket edip, rakiplerinden ayrışmasını istiyorsak yerelde de böyle iddialı bir bakış açısı geliştirmek zorundayız. Bunun için biz Antalya’nın hizmet alanında kaybedecek tek bir saniyesi dahi olmadığını söylüyoruz. Bizim şehir için çalışan, dinamik kadrolara ihtiyacımız var. Antalya’nın bugün burada olduğu gibi birbirine karşı samimi olan, birbirine gönlünü açan, dürüst, çalışkan ve üreten kadrolara ihtiyacımız var. Bu şehirde yaşayan, bu şehir için üreten, kalbi bu şehir için atan vatandaşlarımıza yönelik; ayrımcılık yapmayan, hiç kimseyi ötekileştirmeyen, herkesin inancına, kültürüne, geleneğine saygı duyan, herkese eşit davranan, adil yerel yöneticilere ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. – ANTALYA
]]>AA muhabirine açıklamada bulunan Eresin, Ramazan Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasının turizm sektörü açısından memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Bayram tatilinin erken açıklanmasının da çok yerinde bir karar olduğunu dile getiren Eresin, “Bu durum, daha kolay ve zamanında planlama yapabilmeyi sağlayacaktır. Yerli tatilci açısından henüz sezon başlamadı. Bayram döneminde de henüz sezon başlangıcı olduğunu söyleyemeyiz. Ancak tatilin uzaması kıyı bölgelerdeki dolulukların artmasına önemli katkı sağlayacak. Kıyılarda yüzde 100 doluluk olmasa da turizmcileri memnun edecek doluluk oranlarına ulaşılacaktır diye umuyoruz.” ifadesini kullandı.
“‘Memleket turizmi’ trafiğinin yoğunlaşmasını bekliyoruz”
Türk vatandaşlarının bayram tatillerinde genellikle şehir ve kültür turlarını tercih etmediğini belirten Eresin, “Bu nedenle şehir otellerinde yerli tatilci açısından her zaman olduğu gibi bu bayram döneminin de sakin geçmesini bekliyoruz. İstanbul başta olmak üzere şehir otellerinde ağırlıklı Körfez ve Orta Doğu’dan misafirlerimizi ağırlayacağız gibi gözüküyor. Yaz tatil dönemine denk gelmeyen bayram dönemleri ağırlıklı memleket ziyaretlerinin yapıldığı bir dönem. Bu bayramda da ‘memleket turizmi’ trafiğinin yoğunlaşmasını bekliyoruz.” diye konuştu.
Eresin, kıyı bölgelerde yerli turist açısından turizm hareketinin hızlanacağını dile getirerek, “İklimi dolayısıyla Antalya’da bayram canlılığı hissedilecektir. Ayrıca Anadolu şehirlerine yönelik 2-3 günlük kısa kültür turizmi turlarında artış öngörüyoruz. İstanbul’u çevreleyen yakın turizm destinasyonlarında da yoğunluk ihtimali var.” değerlendirmesinde bulundu.
TÜROB olarak sürekli çok fazla sayıda sahte çevrim içi site olduğu uyarısında bulunduklarını söyleyen Eresin, şunları ifade etti:
“Bir seyahat acentesi veya bir tur operatörü aracılığıyla tatil planlanıyorsa öncelikle bu şirketlerin güvenilir olmalarına acente veya tur operatörünün Türkiye Seyahat Acentaları Birliği üyesi olmasına dikkat edilmeli. Aracı kullanmadan online siteler üzerinden bir tatil planlaması yapılıyorsa, bu sitelerin gerçek ve güvenilir olduklarının kontrolü mutlaka yapılmalı. Online siteler üzerinden rezervasyon yapılması sonrası otelden de rezervasyonlarının teyit edilmesini tavsiye ediyoruz. Dolandırıcılar, otellerin ve seyahat şirketlerinin internet sitelerinin birebir kopyası siteler açabiliyorlar. İlk bakışta sahte bir site olduğunu anlayabilmek zor olabiliyor ama sitenin adından mutlaka kendilerini ele verecek yanlış bir kullanım da oluyor.”
Eresin, dolandırıcıların arama motorları ve sosyal medya reklamları üzerinden de vatandaşların kendilerine yönelmesini sağladığına işaret ederek, özellikle arama motorlarında ilk sırada çıkan yerlere daha çok dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
“Risk sadece çekilen parayla sınırlı kalmıyor”
Eresin, “Sahte sitelerden yapılan işlemden sonra kredi kartından sitede belirtilen tutar çekiliyor ve ardından satın alma işlemi yapan kişiye orijinal otelin logosunun yer aldığı rezervasyon dosyası ve onayı da gönderiliyor. Burada risk sadece çekilen parayla sınırlı kalmıyor. Dolandırıcılar hem kartları kopyalıyor hem de farklı harcamalar yaparak vatandaşların kredi kartını boşaltıyor.” diye konuştu.
Vatandaşlara özellikle çok düşük fiyat verilen tesisler konusunda dikkatli olmalarını tavsiye ettiklerini belirten Eresin, şunları kaydetti:
“Abartılı derecede indirimli fiyatlara şüpheyle bakılmalı ve otellerin gerçek kendi web sitelerinden rezervasyon yapılmalı. Bizim önerdiğimiz bu yöntem konaklama tesisine direkt rezervasyon yaptırmak. Birçok otel en uygun fiyatlarını kendi web sitesinde veriyor. Dolayısıyla misafirlerin istedikleri ve seçtikleri otel belliyse, direkt otellerin web sayfalarından bizzat rezervasyon yaptırabilirler. Ayrıca otellerin daha esnek iptal şartları sunduğuna da dikkat çekmek isteriz. Aracı satış kanalının kontrolü daha zor olmakla birlikte bir otelin kendi web sayfasının doğruluğunu kontrol edebilmek çok daha kolay olacaktır.”
]]>Programlara katılmak üzere Van’a gelen Bakan Ersoy, valiliği ziyaret etti; Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı’dan kentteki yatırım ve çalışmalarla ilgili bilgi aldı.
Daha sonra kentteki bir otelde Van Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Kapadokya Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen “Van Turizm Master Planı Lansmanı”na katılan Ersoy, Van’ın kadim geçmişiyle turizm noktasında ciddi bir potansiyeli beraberinde getirdiğini, bunu en doğru şekilde değerlendirerek şehre ve insanlara en yüksek faydayı sunmanın gayreti içinde olduklarını söyledi.
İller söz konusu olduğunda, geniş yetki ve sorumluluk alanlarıyla belediyelerin en önemli paydaşları konumunda olduğunu anlatan Ersoy, bakanlık olarak belediyelerden “İl Turizm Master Planı” hazırlamalarını ısrarla talep ettiklerini belirtti.
En önemli hedeflerinden biri olan turizmi 12 aya ve 81 ile yayma konusunda elde edilecek başarılarda bu çalışmaların temel teşkil edeceğini vurgulayan Ersoy, şöyle konuştu:
“13 Mart’ta Samsun Büyükşehir Belediyemiz ile ilk master plan lansmanımızı yaptık. Van’ın da Samsun’la birlikte bu alanda öncülük ettiğini görmekten büyük bir memnuniyet duydum. İl Turizm Master Planları yoğun bir sürecin sonunda şekilleniyor. Sonuç vermesi için titizlikle yürütülmesi gereken bir çalışma bu. Sürekli bir iletişim ve istişare halinde, ortak aklın tesis edilmesine ve ortaya en doğru ve eksiksiz planın konulmasına çalışılıyor. Bu sürecin alanında uzman, geniş bir akademisyen kadrosunun idaresi altında bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü özellikle belirtmek isterim. Zira hiçbir işimiz günü kurtarmak adına yapılmıyor. Geleceği bugünden şekillendirmenin gayretindeyiz.”
“Şehrimiz için artık detaylı bir turizm rotası çizilmiş durumda”
Başarıya ulaşabilmek için somut veriler ışığında, doğru ve akılcı hedefler belirlemek zorunda olduklarını kaydeden Ersoy, Türkiye Turizm Ana Planı’ndaki stratejik amaç ve hedeflere uyumlu şekilde, Van’ın turizmdeki geleceği için 47 politika, 16 öncelikli alan ve bunlar doğrultusunda hayata geçirilmesi gereken 10 kapsamlı projenin belirlendiğini ifade etti.
Genel çerçeveden bakıldığında sürdürülebilir ve rekabetçi bir büyüme için etkili bir turizm yönetimi, güçlü bir altyapı, cazip ürün ve etkili tanıtım yapılması gerekliliğinin ortaya konulduğunu belirten Ersoy, şöyle devam etti:
“İl sathına yayılmış bir turizm hareketi için Urartulardan Eski Van Şehri’ne ilin tüm kültürel mirasını kullanmak, Mavi Bayrak ödüllü bir plaja da sahip olan Van Gölü’nü eğlence, spor ve macera rekreasyonlarıyla daha büyük bir cazibe merkezi haline getirmek, gastronomiden sağlık ve kış turizmine uzanan bir ürün çeşitliliği sunmak gibi adımlar hazırlanmış. Diyebilirim ki Van Turizm Master Planı ile şehrimiz için artık detaylı bir turizm rotası çizilmiş durumda. 2027 yılı için yerli ve yabancı dahil olmak üzere toplam ziyaretçi sayısı 2 milyon 175 bin, toplam gelir miktarı ise 494 milyon dolar olarak öngörülüyor. İnşallah bu yolda birlikte yürüyecek ve bütün bu hedeflere ulaşacağız.”
Bakanlık olarak bütün şehirler için var olan potansiyeli en iyi şekilde kullanmak, elde edilen kazanımları koruyarak sürdürülebilirlik çerçevesinde hedefleri sürekli daha ileriye taşımak istediklerini söyleyen Ersoy, yerelde bu çalışmaların bütünlük içinde yürütülmesi için kurdukları İl Tanıtım ve Geliştirme Kurullarının valilerin başkanlığında ve illerdeki paydaşların katılımıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü anlattı.
“Van’ı, dünya vitrinine çıkaracağız”
Kurulların tesis ettiği birlikteliğin şehirlerin markalaşma süreçlerine ciddi bir ivme kazandırdığını belirten Ersoy, “Zira hem illerin tanıtımı için ayrılan kurum bütçeleri efektif şekilde kullanılır oldu hem de tek merkezden etkili ve sonuç odaklı tanıtım çalışmaları gerçekleştirilmeye başlandı. Ulusal ve uluslararası alanda ise bakanlık olarak tanıtım, ürün ve pazar çeşitliliği ile nitelikli turist olmak üzere belirlediğimiz üç sac ayağı üzerinden çok kapsamlı çalışmalarla 81 ile ve 12 aya yayılmış Türk turizmi inşa etmenin adımlarını atıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Van’ın Doğu Anadolu Bölgesi’nde en fazla yabancı turist çeken destinasyonlardan biri olduğunu aktaran Ersoy, şunları kaydetti:
“Van’ın bu konumunu güçlendirmek ve daha da geliştirmek için TGA çatısı altında uluslararası düzeyde marka iletişim çalışmaları yürütüyor, ağırlama etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. 29 Haziran-7 Temmuz tarihleri arasında Van’da gerçekleştireceğimiz Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, özel olarak düzenleyeceğimiz iki etkinlikte 8 basın mensubu ve 8 influencer olmak üzere toplamda 16 kişiyi ağırlamayı planlıyoruz. 2021’de İstanbul’da başlattığımız Türkiye Kültür Yolu Festivali bugün 7 bölgemizdeki 16 farklı şehrimizde düzenlenir duruma gelmiş. Van da artık, Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine de kabul edilen bu festivalimize ev sahipliği yapacak şehirlerimizden biridir. Gastronomisinden kültür varlıklarına, doğal güzelliklerinden tarihi mirasına Van’ı, Türkiye’nin en büyük kültür, sanat ve turizm markasının bir parçası olarak dünya vitrinine çıkaracağız.”
Son dönemde dijital platformların ve sosyal medyanın geniş kitlelere ulaşmanın en güçlü araçları olduğunu hatırlatan Ersoy, şu bilgileri verdi:
“Ülkemizdeki ağırlama etkinliklerinin arkasında yatan gerçek bu. Ancak bu alandaki faaliyetlerimiz sadece ağırlamalarla sınırlı değil. Bugün ülkelerin resmi turizm tanıtım platformları arasında lider konumda olan GoTürkiye üzerinden de Van’ın tarihi ve turistik yerlerini, doğasını, müziğini ve otantik atmosferini, gastronomisini ve rotalarını 10 farklı dilde tanıtmaya ve anlatmaya devam ediyoruz. 2023’te GoTürkiye sosyal medya hesaplarından yapılan Van paylaşımları 5,7 milyon gösterime ulaşmıştır. Akdamar Kilisesi, Van Kalesi ile Van Tarihi Kenti ve Höyüğü olmak üzere Van’ın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki kültür varlıkları hem UNESCO sayfamızda hem de UNESCO rotalarımızda yer almakta ve bunlar da yine 10 dilde tanıtılmakta ve anlatılmaktadır. Yabancı hedef kitlemize yönelik olarak İngilizce hazırlanan GoVan web sitemizin ziyaretçi sayısını artırmak ve ilimizin tanıtımını yapmak amacıyla Google Display Network üzerinden 2023 yılı Ocak-Aralık dönemi içerisinde 47 ülkede reklam çalışması yaptık ve 63 milyon gösterim rakamına ulaştık.”
Van’a yönelik kültür-turizm yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini dile getiren Ersoy, kültür varlıkları noktasında Akdamar Adası bakım onarım işi, Hoşap Kalesi restorasyonu ve Van Kalesi aydınlatma işinin titizlikle sürdürüldüğünü söyledi.
“Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde olduğu gibi Van’ı yine kültür turizm noktasında tarihimizin en önemli projelerinden biri olan ‘Geleceğe Miras’a da dahil ediyoruz” diyen Ersoy, “Geleceğe Miras” ile bu alanda yeni bir dönemin kapısını açtıklarını ve Türk arkeolojisinin altın çağını başlattıklarını vurguladı.
“Türkiye, bugün konaklama tesisleriyle dünyada öncü ve örnek gösterilen bir ülkedir”
Van’ın bu çağın aktörlerinden biri olacağını, Eski Van Şehri’ni arkeolojik kazılar, restorasyon ve çevre düzenleme olmak üzere üç koldan yürütecekleri çalışmalarla ayağa kaldıracaklarını dile getiren Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu proje hem Van hem de Türkiye turizmi için büyük bir kazanım olacak ve şehrimize çok ciddi bir katma değer sunacak. Bugün 103 acentenin faaliyet gösterdiği Van’ın turizmde katettiği mesafeyi anlamamız açısından tesis ve yatak kapasitesindeki artış da önemli bir göstergedir. 2002’de işletme belgeli konaklama tesisi sayısı 10, bu tesislerdeki yatak kapasitesi ise 1239’du. 2024 mart ayı itibarıyla işletme belgeli konaklama tesisi sayısı 77’ye, bu tesislerdeki yatak kapasitesi ise 6 bin 122’ye yükseldi. Bu tesislerde konaklayan kişi sayısı da 97 bin seviyesinden 336 bin kişi seviyesine kadar yükselmiştir. Türkiye, bugün konaklama tesisleriyle dünyada öncü ve örnek gösterilen bir ülkedir. Uluslararası olarak onaylanmış Sürdürülebilir Turizm Sertifikasyon Programımızla bu liderliği daha da pekiştiriyoruz. Van, bu noktada da üzerine düşeni yapmaya başlamıştır. 25 Mart itibarıyla Van genelinde 4 tesis 3. Aşama Sertifikası, 63 tesis ise 1. Aşama Belgesi almıştır. Bütün bunlar Van’da yaşanan değişim ve gelişimin sonucu. Bugün sürmekte olan çalışmalar ve Turizm Master Planı ile birlikte hayata geçirilecek projeler Van için yeni bir dönemin kapısını açacaktır.”
Turizm alanında çok önemli çalışmaların yapıldığını, ülkede büyük bir gelişimin yaşandığını vurgulayan Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün Türkiye’ye baktığımızda, 60’tan fazla ürün çeşitliliği sunan, pazar çeşitliliğini sağlamış, lise çağından başlayarak kendi nitelikli personelini yetiştiren, dünyanın en etkili ve yoğun tanıtım çalışmalarını ve yine dünyanın en yoğun arkeolojik faaliyetlerini yürüten, bütün bunlarla birlikte nitelikli turistin tercihi olmaya başlamış bir turizm ülkesi görmekteyiz. Bütün paydaşlarımızla ülkemizi bugünlere taşıdık. O yüzden biliyoruz ki daha fazlasını da yapabiliriz. Ülkemizin potansiyelini esere, hizmete, faydaya dönüştürmeyi sürdüreceğiz. 12 ay boyunca 81 ilinde turizm hareketi olan bir turizm ülkesi olarak Türkiye’yi lider ülkelerin arasına sokacak ve kalıcı olmasını sağlayacağız.”
Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı da “Bugün ilimize yaklaşık 1 milyon turist geliyor. Turizmde güvenlik çok önemli. İlimizde huzur, güven ve esenlik hakim. Gece saatlerine kadar Van sokaklarında misafirlerimizi ve hemşehrilerimizi görebiliriz. Her ne kadar güvenliği polisimiz, jandarmamız sağlasa da asıl başarı Vanlı hemşerilerimizindir.” dedi.
Bakan Ersoy, konuşmaların ardından sektör temsilcileriyle toplantı yaptı.
Programa, AK Parti Van milletvekilleri Burhan Kayatürk, Kayhan Türkmenoğlu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Emniyet Müdürü Murat Mutlu, AK Parti İl Başkanı Emre Güray, AK Parti Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdulahat Arvas, kurum amirleri, sektör temsilcileri ve Turizm Fakültesi öğrencileri katıldı.
]]>Bir dizi programa katılmak üzere Van’a gelen Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, ilk olarak valiliğe ziyaret gerçekleştirdi. Daha sonra DoubleTree by Hilton Otelinde düzenlenen “Van Turizm Master Planı Lansmanı” programına katılarak bir konuşma yapan Bakan Ersoy, Anadolu’nun insan medeniyetinin kök salıp filizlendiği, tarihe ve insanlığın ortak kültürel varlığına biçim ve yön veren devletlerin yurt tuttuğu eşsiz bir coğrafya olduğunu söyledi. Ersoy, “Van, binlerce yıl boyunca Anadolu’nun bu özellikleriyle yoğrulmuş toprakların adıdır. Bu kadim geçmiş, bu derin birikim turizm noktasında ciddi bir potansiyeli de beraberinde getirmektedir. Bunu en doğru şekilde değerlendirerek şehrimize ve insanımıza en yüksek faydayı sunmanın gayreti içerisindeyiz” dedi.
Turizmin sadece bakanlığın gayretiyle çalışmaların yürütüleceği bir alan olmadığını ifade eden Ersoy, “Yerelden genele, sürdürülebilir bir büyüme ve gelişim istiyorsak; valilik, belediyeler, kalkınma ajansı, sanayi ve ticaret odaları, üniversiteler, turizm sektör kuruluş ve dernekleri gibi her bir paydaşımızın işbirliği içinde üzerine düşeni yapması gerekiyor. Elbette turizm noktasında yapılacak çalışmaların ortak bir payda çerçevesinde ve yine ortak hedefler doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerekiyor. Biz 2021 yılında, Covid-19’un yaşattığı ciddi sıkıntıları göz önüne alarak ve bütün paydaşlarımızla istişare ederek, Türkiye Turizm Ana Planı’mızı güncelledik ve sözünü ettiğim ortak paydayı bütün çalışmalara temel olacak şekilde belirlemiş olduk. İl Turizm Master Planları da Turizm Ana Planımızın ortaya koyduğu bu hedef ve beklentilere göre şekillenmelidir. İller söz konusu olduğunda, geniş yetki ve sorumluluk alanları ile belediyeler en önemli paydaşımız konumundalar. O yüzden bakanlık olarak belediyelerimizden İl Turizm Master Planlarını hazırlamalarını ısrarla talep ediyoruz. Biz eğer, en önemli hedeflerimizden biri olarak turizmi 12 aya ve 81 ilimize yaymayı başaracaksak ki başaracağız, bu çalışmalar başarımıza temel teşkil edeceklerdir” diye konuştu.
“Hiçbir işimiz günü kurtarmak adına yapılmıyor”
“13 Mart’ta Samsun Büyükşehir Belediyemiz ile ilk master plan lansmanımızı yaptık” diyen Bakan Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Van’ın da Samsun’la birlikte bu alanda öncülük ettiğini görmekten büyük bir memnuniyet duydum. İl Turizm Master planları yoğun bir sürecin sonunda şekilleniyor. Sonuç vermesi için titizlikle yürütülmesi gereken bir çalışma bu. Kapsamlı literatür ve veri taramaları, örnek çalışmaların incelenmesi, arama konferansları, paydaş buluşmaları Sürekli bir iletişim ve istişare halinde, ortak aklın tesis edilmesine ve ortaya en doğru ve eksiksiz planın konulmasına çalışılıyor. Bu sürecin alanında uzman, geniş bir akademisyen kadrosunun idaresi altında bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü özellikle belirtmek isterim. Zira hiçbir işimiz günü kurtarmak adına yapılmıyor. Geleceği bugünden şekillendirmenin gayretindeyiz. Somut veriler ışığında doğru ve akılcı hedefler belirlemek zorundayız ki başarıya ulaşabilelim. İşte bütün bu yoğun ve karmaşık mesai Van için meyvesini vermiştir. Türkiye Turizm Ana Planı’ndaki stratejik amaç ve hedeflere uyumlu şekilde, Van’ın turizmdeki geleceği için 47 adet politika, 16 öncelikli alan ve bunlar doğrultusunda hayata geçirilmesi gereken 12 kapsamlı proje belirlenmiştir. Genel çerçevede baktığımızda; sürdürülebilir ve rekabetçi bir büyüme için etkili bir turizm yönetimi, güçlü bir altyapı, cazip ürün ve etkili tanıtım yapılması gerekliliği ortaya konulmuştur. Bu gereklilikler doğru şekilde karşılandığında ise ilin turizm gelirlerinde belirgin bir artış sağlanacağı öngörülmüştür. Gelir odaklı bu master planı Bilgehan hocamız ayrıntılarıyla anlattılar. İl sathına yayılmış bir turizm hareketi için Urartulardan Eski Van Şehri’ne ilin tüm kültürel mirasını kullanmak; Mavi Bayrak ödüllü bir plaja da sahip olan Van Gölü’nü eğlence, spor ve maceralarıyla daha büyük bir cazibe merkezi haline getirmek, gastronomiden sağlık ve kış turizmine uzanan bir ürün çeşitliliği sunmak gibi adımlar hazırlanmış. Diyebilirim ki Van Turizm Master Planı ile şehrimiz için artık detaylı bir turizm rotası çizilmiş durumda. 2027 yılı için yerli ve yabancı dahil olmak üzere toplam ziyaretçi sayısı 2 milyon 175 bin, toplam gelir miktarı ise 494 milyon dolar olarak öngörülüyor. İnşallah bu yolda birlikte yürüyecek ve bütün bu hedeflere ulaşacağız. Şehrimizin turizm çatısı altında gerek ekonomik gerek sosyal gerekse kültürel, sürdürülebilir kazanımlar elde ettiğini birlikte göreceğiz.”
“Van’a yönelik kültür-turizm yatırımlarımıza da hız kesmeden devam ediyoruz”
Bakanlık olarak bütün şehirler için var olan potansiyeli en iyi şekilde kullanmak, elde edilen kazanımları koruyarak sürdürülebilirlik çerçevesinde hedefleri sürekli daha ileriye taşımak istediklerini belirten Bakan Ersoy, “Yerelde bu çalışmaların bütünlük içinde yürütülmesi için kurduğumuz İl Tanıtım ve Geliştirme Kurullarımız, valilerimizin başkanlığında ve illerdeki paydaşlarımızın katılımıyla faaliyetlerini sürdürüyorlar. Kurullarımızın tesis ettiği bu birliktelik şehirlerimizin markalaşma süreçlerine ciddi bir ivme kazandırmıştır. Zira hem illerin tanıtımı için ayrılan kurum bütçeleri efektif şekilde kullanılır oldu hem de tek merkezden etkili ve sonuç odaklı tanıtım çalışmaları gerçekleştirilmeye başlandı. Ulusal ve uluslararası alanda ise Bakanlık olarak biz tanıtım, ürün ve pazar çeşitliliği ile nitelikli turist olmak üzere belirlediğimiz üç saç ayağı üzerinden çok kapsamlı çalışmalarla 81 ile ve 12 aya yayılmış Türk turizmi inşa etmenin adımlarını atıyoruz. Van özelinden baktığımızda, Doğu Anadolu’da en fazla yabancı turist çeken destinasyon karşımıza çıkıyor. Van’ın bu konumunu güçlendirmek ve daha da geliştirmek için TGA çatısı altında uluslararası düzeyde marka iletişim çalışmaları yürütüyor, ağırlama etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. 2023 yılında Van’da 4 etkinlik gerçekleştirdik ve 9 farklı ülkeden basın mensubu ve tur operatörü 22 kişiyi ağırladık. Yine 29 Haziran-7 Temmuz tarihleri arasında Van’da gerçekleştireceğimiz Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, özel olarak düzenleyeceğimiz iki etkinlikte 8 basın mensubu ve 8 influencer olmak üzere toplamda 16 kişiyi ağırlamayı planlıyoruz. 2021’de İstanbul’da başlattığımız Türkiye Kültür Yolu Festivali bugün 7 bölgemizdeki 16 farklı şehrimizde düzenlenir duruma gelmiştir. Van da artık, Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine de kabul edilen bu festivalimize ev sahipliği yapacak şehirlerimizden biridir. Gastronomisinden kültür varlıklarına, doğal güzelliklerinden tarihi mirasına Van’ı Türkiye’nin en büyük kültür, sanat ve turizm markasının bir parçası olarak dünya vitrinine çıkaracağız. Günümüz dünyasında dijital platformlar ve sosyal medya, geniş kitlelere ulaşmanın en güçlü araçları. Ülkemizdeki ağırlama etkinliklerinin arkasında yatan gerçek bu. Ancak bu alandaki faaliyetlerimiz sadece ağırlamalarla sınırlı değil. Bugün ülkelerin resmi turizm tanıtım platformları arasında lider konumda olan GoTürkiye üzerinden de Van’ın tarihi ve turistik yerlerini, doğasını, müziğini ve otantik atmosferini, gastronomisini ve rotalarını 10 farklı dilde tanıtmaya ve anlatmaya devam ediyoruz. 2023’te, GoTürkiye sosyal medya hesaplarından yapılan Van paylaşımları 5,7 milyon gösterime ulaşmıştır. Akdamar Kilisesi, Van Kalesi ile Van Tarihi Kenti ve Höyüğü olmak üzere Van’ın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesindeki kültür varlıkları hem UNESCO sayfamızda hem de UNESCO rotalarımızda yer almakta ve bunlar da yine 10 dilde tanıtılmakta ve anlatılmaktadır. Yabancı hedef kitlemize yönelik olarak İngilizce hazırlanan GoVan web sitemizin ziyaretçi sayısını artırmak ve ilimizin tanıtımını yapmak amacıyla Google Display Network üzerinden 2023 yılı Ocak- Aralık dönemi içerisinde 47 ülkede reklam çalışması yaptık ve 63 milyon gösterim rakamına ulaştık. Van’a yönelik kültür-turizm yatırımlarımıza da hız kesmeden devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Türk arkeolojisinin altın çağını başlatmış bulunuyoruz”
Van-Erciş Kültür Merkezini, 2024 rakamlarıyla 180 milyon liralık bir yatırım gerçekleştirip kente kazandırdıklarını da değinen Ersoy, “Halihazırda yeni bir kültür merkezi inşaatına daha başlamış bulunuyoruz. Bu yeni merkezimiz yaklaşık 14 bin metrekare kullanım alanına sahip. İçinde 697 kişilik büyük salon, 200 kişilik küçük salon, toplantı salonları, atölyeler, fuaye ve sergi salonu, idari ofisler, teknik hacimler ve diğer hizmet alanları olacak. Van’ın kültür-sanat hayatına son derece güçlü bir katkı sunacağına inandığım bu eser, keyifli olduğu kadar verimli vakit geçirme noktasında da özellikle gençlerimiz için çok değerli bir alternatif olacaktır. Sözleşme bedeli yaklaşık 400 milyon TL olan merkezimizi inşallah 2025 yılı içerisinde tamamlamış olacağız. Kültür varlıkları noktasında da Van Akdamar Adası Bakım Onarım İşi, Van Hoşap Kalesi Restorasyonu ve Van Kalesi Aydınlatma Yapım İşi titizlikle sürdürülmektedir. Bunlarla da yetinmiyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivalinde olduğu gibi Van’ı yine kültür-turizm noktasında tarihimizin en önemli projelerinden biri olan Geleceğe Miras’a da dahil ediyoruz. Malumunuz ‘Kazıların 12 Aya Yayılması Projesi’ ile arkeolojide çalışmaların hızını ve kapsamını ciddi oranda artırmıştık. Şimdi Geleceğe Mirasla bu alanda yeni bir dönemin kapısını açmış ve Türk arkeolojisinin altın çağını başlatmış bulunuyoruz. Van işte bu çağın aktörlerinden biri olacak. Eski Van Şehri’ni arkeolojik kazılar, restorasyon ve çevre düzenleme olmak üzere üç koldan yürüteceğimiz çalışmalarla ayağa kaldıracağız. Bu proje hem Van hem de Türkiye turizmi için büyük bir kazanım olacak ve şehrimize çok ciddi bir katma değer sunacaktır. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
“Hayata geçirilecek projeler Van için yeni bir dönemin kapısını açacaktır”
“Bugün 103 acentenin faaliyet gösterdiği Van’ın turizmde kat ettiği mesafeyi anlamamız açısından tesis ve yatak kapasitesindeki artış da önemli bir göstergedir” diyen Bakan Ersoy, “Bakınız 2002 yılında işletme belgeli konaklama tesisi sayısı 10, bu tesislerdeki yatak kapasitesi ise 1.239 idi. 2024 yılı Mart ayı itibarıyla işletme belgeli konaklama tesisi sayısı 77’ye, bu tesislerdeki yatak kapasitesi ise 6.122’ye yükselmiştir. Bu tesislerde konaklayan kişi sayısı da 97 bin seviyesinden 336 bin kişi seviyesine kadar yükselmiştir. Türkiye bugün konaklama tesisleriyle dünyada öncü ve örnek gösterilen bir ülkedir. Uluslararası olarak onaylanmış Sürdürülebilir Turizm Sertifikasyon Programımızla bu liderliği daha da pekiştiriyoruz. Van bu noktada da üzerine düşeni yapmaya başlamıştır. 25 Mart itibarıyla Van genelinde 4 tesis 3. Aşama Sertifikası, 63 tesis ise 1. Aşama Belgesi olmak üzere toplam 67 tesis sertifika/belge almıştır. 1 tesis ise belgelendirme sürecindedir. Bütün bunlar Van’da yaşanan değişim ve gelişimin sonucudur. Bugün sürmekte olan çalışmalar ve Turizm Master Planı ile birlikte hayata geçirilecek projeler Van için yeni bir dönemin kapısını açacaktır. Bugün Türkiye’ye baktığımızda 60’tan fazla ürün çeşitliliği sunan, pazar çeşitliliğini sağlamış, lise çağından başlayarak kendi nitelikli personelini yetiştiren, dünyanın en etkili ve yoğun tanıtım çalışmalarını ve yine dünyanın en yoğun arkeolojik faaliyetlerini yürüten, bütün bunlarla birlikte nitelikli turistin tercihi olmaya başlamış bir turizm ülkesi görmekteyiz. Bütün paydaşlarımızla birlikte ülkemizi bugünlere taşıdık. O yüzden biliyoruz ki daha fazlasını da yapabiliriz. Van da daha fazlasını yapabilir ve yapacak. Bugün lansmanını yaptığımız Van Turizm Master Planı şehrimizin ulaşabileceği noktayı, gerçekleştirebileceği hedefleri göstermiştir. Samsun ve Van gibi il il ülkemizin potansiyelini esere, hizmete, faydaya dönüştürmeyi sürdüreceğiz. Neticede 12 ay boyunca 81 ilinde turizm hareketi olan bir turizm ülkesi olarak Türkiye’yi lider ülkelerin arasına sokacak ve kalıcı olmasını sağlayacağız” şeklinde konuştu.
Bakan Ersoy, eski Van şehrinde “Eski Van Şehri Geleceğe Miras Tanıtım Toplantısı”na katılacak.
Programa, Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı, Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Emniyet Müdürü Murat Mutlu, kurum amirleri, sektör temsilcileri ve öğrenciler katıldı. – VAN
]]>Kur’an-ı Kerim’de isimleri geçen Zülkifl ve Elyesa peygamberler dahil 9 peygamberin defnedildiğine inanılan, manevi ikliminin yanı sıra Dicle Baraj Gölü’nde yapılan su sporları ve tekne turlarıyla dikkat çeken Eğil, kültür ve inanç turizmi açısından önemli bir merkez olma özelliğini sürdürüyor.
İlçenin yerli ve yabancı turist potansiyelinin artırılması amacıyla yapılan çalışmaların yanı sıra kentin önemli içme ve kullanma suyu kaynaklarından Dicle Baraj Gölü Havzası’nın temiz kalmasına da özen gösteriliyor.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) Genel Müdürlüğünce yürütülen “Dicle Barajı Gölü Havzası Koruma Planı” kapsamında Eğil’de 1 Nisan 2022’de fosil yakıtlı tekne taşımacılığı yasaklandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Eğil Kaymakamlığı ve belediyesi işbirliğinde Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından sağlanan destekle 6 tekne hazır hale getirildi. Güneş enerjisiyle hizmet verecek her biri 12 kişilik teknelerle taşımacılığa başlanacak.
Deneme seferi yapılan çevre dostu teknelerin nisandan itibaren yerli ve yabancı turistlerin hizmetine sunulması planlanıyor.
“Diyarbakır’ın büyük oranda içme suyunu karşılayan bu havzayı temiz tutacağız”
Eğil Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Volkan Hülür, AA muhabirine, Eğil’in hem bölgede hem de Diyarbakır’da gözde bir ilçe olduğunu söyledi.
İlçenin turizm potansiyelini artırmak amacıyla birçok çalışma yaptıklarını ifade eden Hülür, evleri beyaza boyadıklarını, sokakları da yerli ve yabancı turistlerin fotoğraf çektirebilecekleri bir ortam haline getirdiklerini belirtti.
Hülür, ilçeyi hem ülkede hem de dünyaya tanıtabilmek amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Valilik, Eğil Kaymakamlığı ve belediyesi işbirliğiyle yaklaşık 1 milyar lira bütçe ile bir proje başlattıklarını dile getirerek, “Yakın zamanda başlayacak projemiz ile baraj çevresi, peygamberler tepesi, Eğil Kalesi ve Kral Mezarları’nı da kapsayacak şekilde buraları sıfırdan dizayn edeceğiz ve misafirlerimizin hizmetine sunacağız.” dedi.
Eğil’de doğa ve su sporlarının da yapıldığına işaret eden Hülür, hayata geçirilen proje ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının öncülüğünde Diyarbakır’ın içme suyunu karşılayan Dicle Barajı Gölü havzasını fosil yakıttan da temizlemek istediklerini aktardı.
Hülür, “Bu projeyle teknelerimizi elektrikli hale çevirdik. Projemizde sona gelindi. 6 teknemiz teslim edildi. Nisan ayı içerisinde 6 elektrikli teknemizi misafirlerimizin hizmetine sunarak Diyarbakır’ın büyük oranda içme suyunu karşılayan bu havzayı temiz tutacağız.” diye konuştu.
Elektrikli tekne sayısı 25’e çıkarılacak
Projeyle birlikte hem içme suyu havzasını koruduklarını hem de çevre dostu teknelerle turizmi canlandıracaklarını belirten Hülür, tekne sayısını yakın zamanda 25’e çıkarmayı düşündüklerini ifade etti.
Hülür, şunları söyledi:
“Eğil özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da yapacağı projelerle yakın zamanda hem bu bölgede hem Türkiye’de hem de tüm dünyada bilinen bir ilçe haline gelecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Kaymakamlık ve belediye olarak yaptığımız tüm projeler sonrasında ilçemize şu anda yaklaşık 400 bin turist geliyor. Ancak hedefimiz 1 milyon turistin gelmesi. Kültür ve Turizm Bakanlığımız ilçemize 1 milyar lira bütçe ayırdı ve bunun lansmanı da yapıldı. Bu projeyle yurt dışından gelen misafirlerimizi de ağırlamış olacağız.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) koordinasyonunda faaliyetlerini yürüten Erzurum İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulu Toplantısı, “2025 EİT Turizm Başkenti Erzurum” gündemiyle Palandöken Snowdora Otel’de gerçekleştirildi.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın katılımıyla, Vali Mustafa Çiftçi başkanlığında düzenlenen toplantıya ayrıca, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Atatürk Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Vali yardımcıları, kaymakamlar, Bakanlık yetkilileri, merkez ilçe belediye başkanları, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın ile ilgili diğer kamu kurumları ile STK temsilcileri ve otel müdürleri katıldı.
Hazırlıklarla ilgili sunum yapıldı
Toplantıda ilk olarak, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Genel Müdür Yardımcısı Dr. Elif Balcı Fisunoğlu, Ejder 3200 Genel Müdürü Selim Bağrıyanık ve Erzurum İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulu’nun alt komisyonları tarafından yürütülen ‘EİT 2025 Turizm Başkenti Erzurum’ hazırlıklarıyla ilgili sunumlar yapıldı.
Toplantıya Başkanlık eden Vali Mustafa Çiftçi, çalışmaların sağlıklı olarak yürütülmesi ve herhangi bir aksamaya meydan verilmemesi için kurumlar arasında güçlü bir koordinasyonun oluşturulmasının önemini vurguladı. Vali Çiftçi ayrıca, Bakanlıkla işbirliği içerisinde yürütülecek faaliyetler için bir bütçe oluşturulmasının gerekliliğine dikkati çekti.
Toplantıda konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan ise, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı tarafından Erzurum’un 2025 Turizm Başkenti ilan edilmesinin önemini belirterek, bugüne kadar Erzurum İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulu tarafından yapılan hazırlık çalışmalarının değerli olduğunu söyledi.
Bakan Yardımcısı Alpaslan; “Turizm Geliri Hedefimiz 100 Milyar Dolar”
Toplantıda gündeme getirilen etkinliklerin tamamının çok önemli etkinlikler olduğunu kaydeden Bakan Yardımcısı Alpaslan, Türkiye’nin 2022 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4. ve en fazla turizm geliri elde eden 6. ülke olduğunu belirterek şunları söyledi; “Bu yıl 55 milyar dolar turizm gelirimiz oldu. Bu anlamda 2028 yılında 100 milyar dolar gibi bir hedefimiz var. Bu hedefe ulaştığımızda dünyada en iddialı ülkelerden birisi olacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız turizm sektörünü stratejik sektör olarak ilan etti. Bu da bize çok önemli avantajlar sağlıyor. 81 ilde oluşturduğumuz İl Tanıtım Kurullarıyla da biz turizmi tüm Anadolu’ya ve 12 aya yaymak istiyoruz. Çünkü Anadolu’da çok ciddi turizm potansiyelleri var. İnşallah bu potansiyeli dünyaya tanıtarak dünyanın her bir yerinden ülkemize turist çekmek istiyoruz.”
Bakan Yardımcısı Alpaslan ildeki bütün kurum ve kuruluşların ‘EİT 2025 Turizm Başkenti Erzurum’ etkinliklerinin içerisinde olması gerektiğini belirterek, şehirde yaşayan herkesin bu hazırlığa ortak olması gerektiğini söyledi.
Başkan Özakalın, “Hazırlıklara Tam Destek Vereceğiz”
Toplantıda söz alan ETSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın ise, en iyi diplomasinin ticaretten geçtiği gerçeğinden hareketle, ETSO olarak 2025 Turizm Başkenti Erzurum etkinlikleri kapsamında iş dünyasını ilgilendiren fuar ve benzeri her türlü organizasyonun içerisinde yer almaktan ve işbirliği yapmaktan memnuniyet duyacaklarını dile getirdi.
Başkan Özakalın ayrıca, ETSO’nun 2023 yılında Sivas TSO ile işbirliği içesinde ilkini gerçekleştirdiği, ‘Cumhuriyeti Kuran Şehirler’ etkinliğinin, Samsun ve Amasya’yı da kapsayacak şekilde genişletilmesinin planlandığını ifade ederek, 2024 yılındaki ‘Cumhuriyeti Kuran Şehirler’ programının Bakanlık desteği ile 2025 Turizm Başkenti programları çerçevesinde gerçekleştirilmesini anlamlı olacağını ve etkinliklere renk katacağını sözlerine ekledi. Toplantı dilek ve temennilerin ardından sona erdi. – ERZURUM
]]>MARDİN – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “2019’dan itibaren artık Türkiye rekorlar kıran bir ülke oldu. İlk etapta 7’nci, 6’ncı, sonrasında ise 4’üncü sıraya kadar yani dünyada en fazla ziyaretçi alan 4’üncü sıraya kadar geldi. Ama bizim hedefimiz 4’üncü değil, 2028’e kadar hedefimiz 3’üncü sıraya gelmek. Yani dünyada en çok ziyaretçi alan üçüncü ülke olmak istiyoruz” dedi.
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere kente gelen Ersoy, AK Parti Mardin Milletvekili Faruk Kılıç ile Mardin’in Midyat ilçesinde Giyimciler ve Kuyumcular Çarşısı Cephe Yenileme ve Meydan Düzenleme Projesi kapsamında tamamlanan çarşı ve meydanı gezdi, esnaf ve vatandaşlarla görüştü. Telkari Müzesi, Midyat Millet Bahçesi Millet Kütüphanesi, Midyat Bebek ve Çocuk Kütüphanesi ve restorasyonu tamamlanan Binbaşı Hacı Abdurrahman Efendi Konağı’nda incelemelerde bulunan Ersoy, çalışmalar hakkında Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin’den bilgi aldı.
Midyat Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’ni de gezen Bakan Ersoy, burada yaptığı açıklamada, turizmde 2018 itibarıyla bir değişime gittiklerini, turizmi 12 aya ve 81 ile yaydıklarını belirterek, birçok yeniliği de turizm sektörünün içine kattıklarını dile getirdi.
Dünyada en yoğun ve etkili tanıtım yapan ülke olduklarını ifade eden Bakan Ersoy, şöyle konuştu:
“Bunu belgelendirmeyle destekledik. Artık aşamalı bir şekilde bütün konaklama tesisleri bakanlığımızdan belgeli hale geldiler. Sürdürülebilirlik sertifikasyon programında geriden gelmemize rağmen Avrupa’da öncü durumdayız. Dünyada en iyi sertifikasyon programına sahibiz. Bütün bu turizmin altyapı çalışmalarını tamamladıktan sonra da rakamlara yansımaya başladı. 2019’dan itibaren artık Türkiye rekorlar kıran bir ülke oldu. İlk etapta 7’nci, 6’ncı, sonrasında ise 4’üncü sıraya kadar yani dünyada en fazla ziyaretçi alan 4’üncü sıraya kadar geldi. Ama bizim hedefimiz 4’üncü değil, 2028’e kadar hedefimiz 3’üncü sıraya gelmek. Yani dünyada en çok ziyaretçi alan 3’üncü ülke olmak istiyoruz. Bu sebeple 81 vilayetimizde artık turizmi canlandırmamız gerekiyor.”
Dünyada farklılıklar sebebiyle bir araya gelmenin savaş sebebi olmaya başladığını aktaran Bakan Ersoy, Böyle bir dönemde Midyat’ın bütün farklılıklarıyla beraber barış ve huzur içerisinde yaşayan bir ilçe olduğunu, bu nedenle Türkiye ve dünya olarak şükranlarını sunduklarını kaydetti.
“8 bin 500 metrekarelik bir alanda çok büyük bir kütüphanenin ihalesini mayıs ayında yapıyoruz”
“Midyat’ımız gastronomisiyle, arkeolojik değerleriyle, kültürel zenginlikleriyle farklı inançların beraber yaşadığı çok önemli bir turizm lobisi ve destinasyonudur” ifadelerinde bulunan Bakan Ersoy, sözlerinin şöyle tamamladı:
“Turizm sektöründe birinci sıraya yerleşmeyi hedefliyoruz. Esnaf ve turizmdeki tüm paydaşların çok daha fazla pay alarak, ekonomik olarak da turizmden faydalanmasını sağlamak istiyoruz. Amacımız, Mardin’imizin, Midyat’ımızın uzun yıllar sonra tekrar elde ettiği, huzur ve barış ortamını korumak. Onun için en önemli kaynağımız, turizm. Turizm ile birlikte yatırım ve istihdam geliyor. Mardin, bizim için her anlamda önemli. Yatırımlarımıza devam ediyoruz. Geçen yıl yaptığımız kütüphane yatırımları var. Mardin’de kütüphane olmayan ilçe kalmadı. Son bir dokunuşumuz daha var, o da Mardin İl Kütüphanesi. 8 bin 500 metrekarelik bir alanda çok büyük bir kütüphanenin ihalesini mayıs ayında yapıyoruz. Mardin’e ilk gelişim değil, daha çok geleceğiz ve yatırımlarımıza devam edeceğiz.”
]]>Çeşitli temaslarda bulunmak üzere kente gelen Ersoy, AK Parti Mardin Milletvekili Faruk Kılıç ile Mardin’in Midyat ilçesinde Giyimciler ve Kuyumcular Çarşısı Cephe Yenileme ve Meydan Düzenleme Projesi kapsamında tamamlanan çarşı ve meydanı gezdi, esnaf ve vatandaşlarla görüştü. Telkari Müzesi, Midyat Millet Bahçesi Millet Kütüphanesi, Midyat Bebek ve Çocuk Kütüphanesi ve restorasyonu tamamlanan Binbaşı Hacı Abdurrahman Efendi Konağı’nda incelemelerde bulunan Ersoy, çalışmalar hakkında Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin’den bilgi aldı.
Midyat Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’ni de gezen Bakan Ersoy, burada yaptığı açıklamada, turizmde 2018 itibarıyla bir değişime gittiklerini, turizmi 12 aya ve 81 ile yaydıklarını belirterek, birçok yeniliği de turizm sektörünün içine kattıklarını dile getirdi.
Dünyada en yoğun ve etkili tanıtım yapan ülke olduklarını ifade eden Bakan Ersoy, şöyle konuştu:
“Bunu belgelendirmeyle destekledik. Artık aşamalı bir şekilde bütün konaklama tesisleri bakanlığımızdan belgeli hale geldiler. Sürdürülebilirlik sertifikasyon programında geriden gelmemize rağmen Avrupa’da öncü durumdayız. Dünyada en iyi sertifikasyon programına sahibiz. Bütün bu turizmin altyapı çalışmalarını tamamladıktan sonra da rakamlara yansımaya başladı. 2019’dan itibaren artık Türkiye rekorlar kıran bir ülke oldu. İlk etapta 7’nci, 6’ncı, sonrasında ise 4’üncü sıraya kadar yani dünyada en fazla ziyaretçi alan 4’üncü sıraya kadar geldi. Ama bizim hedefimiz 4’üncü değil, 2028’e kadar hedefimiz 3’üncü sıraya gelmek. Yani dünyada en çok ziyaretçi alan 3’üncü ülke olmak istiyoruz. Bu sebeple 81 vilayetimizde artık turizmi canlandırmamız gerekiyor.”
Dünyada farklılıklar sebebiyle bir araya gelmenin savaş sebebi olmaya başladığını aktaran Bakan Ersoy, Böyle bir dönemde Midyat’ın bütün farklılıklarıyla beraber barış ve huzur içerisinde yaşayan bir ilçe olduğunu, bu nedenle Türkiye ve dünya olarak şükranlarını sunduklarını kaydetti.
“8 bin 500 metrekarelik bir alanda çok büyük bir kütüphanenin ihalesini mayıs ayında yapıyoruz”
“Midyat’ımız gastronomisiyle, arkeolojik değerleriyle, kültürel zenginlikleriyle farklı inançların beraber yaşadığı çok önemli bir turizm lobisi ve destinasyonudur” ifadelerinde bulunan Bakan Ersoy, sözlerinin şöyle tamamladı:
“Turizm sektöründe birinci sıraya yerleşmeyi hedefliyoruz. Esnaf ve turizmdeki tüm paydaşların çok daha fazla pay alarak, ekonomik olarak da turizmden faydalanmasını sağlamak istiyoruz. Amacımız, Mardin’imizin, Midyat’ımızın uzun yıllar sonra tekrar elde ettiği, huzur ve barış ortamını korumak. Onun için en önemli kaynağımız, turizm. Turizm ile birlikte yatırım ve istihdam geliyor. Mardin, bizim için her anlamda önemli. Yatırımlarımıza devam ediyoruz. Geçen yıl yaptığımız kütüphane yatırımları var. Mardin’de kütüphane olmayan ilçe kalmadı. Son bir dokunuşumuz daha var, o da Mardin İl Kütüphanesi. 8 bin 500 metrekarelik bir alanda çok büyük bir kütüphanenin ihalesini mayıs ayında yapıyoruz. Mardin’e ilk gelişim değil, daha çok geleceğiz ve yatırımlarımıza devam edeceğiz.” – MARDİN
]]>Çeşitli temaslarda bulunmak üzere kente gelen Ersoy, AK Parti Mardin Milletvekili Faruk Kılıç ile Mardin’in Midyat ilçesinde Giyimciler ve Kuyumcular Çarşısı Cephe Yenileme ve Meydan Düzenleme Projesi kapsamında tamamlanan çarşı ve meydanı gezdi, esnaf ve vatandaşlarla görüştü.
Telkari Müzesi, Midyat Millet Bahçesi Millet Kütüphanesi, Midyat Bebek ve Çocuk Kütüphanesi ve restorasyonu tamamlanan Binbaşı Hacı Abdurrahman Efendi Konağı’nda incelemelerde bulunan Ersoy, çalışmalar hakkında Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin’den bilgi aldı.
Midyat Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’ni de gezen Ersoy, burada yaptığı konuşmada, ilçede bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Turizmde 2018 itibarıyla bir paradigma değişimine gittiklerini, turizmi 12 aya ve 81 ile yaymak istediklerini kaydeden Ersoy, bu bağlamda birçok yeniliği de turizm sektörünün içine kattıklarını söyledi.
Dünyada en yoğun ve etkili tanıtım yapan ülke olduklarını, bunu ürün çeşitliliğiyle desteklediklerini ifade eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Bunu belgelendirmeyle destekledik. Artık aşamalı bir şekilde bütün konaklama tesisleri Bakanlığımızdan belgeli hale geldiler. Sürdürülebilirlik sertifikasyon programında Avrupa’da öncü durumdayız. Geriden gelmemize rağmen. Dünyada en iyi sertifikasyon programına sahibiz. Bütün bu turizmin altyapı çalışmalarını tamamladıktan sonra da rakamlara yansımaya başladı. 2019’dan itibaren artık Türkiye rekorlar kıran bir ülke oldu. İlk etapta 7’nci, 6’ncı, sonrasında ise 4’üncü sıraya kadar yani dünyada en fazla ziyaretçi alan 4’üncü sıraya kadar geldi. Ama bizim hedefimiz 4’üncü değil, 2028’e kadar hedefimiz 3’üncü sıraya gelmek. Yani dünyada en çok ziyaretçi alan 3’üncü ülke olmak istiyoruz. Bu sebeple 81 vilayetimizde artık turizmi canlandırmamız gerekiyor.”
Bakan Ersoy, Mardin ve Midyat’ın sahip oldukları turizm potansiyeli, arkeolojik değerleri, kültürel zenginlikleri, farklı medeniyetleri ve inançları bir arada yaşatabilen özellikleriyle tüm dünyadan ayrışan ve örnek olan bir şehir olduğuna dikkati çekti.
Dünyada farklılıklar sebebiyle bir araya gelmenin savaş sebebi olmaya başladığını anlatan Ersoy, “Böyle bir dönemde Midyat’ımız bütün farklılıklarıyla beraber barış ve huzur içerisinde yaşayan bir ilçedir. Bu nedenle biz, Türkiye ve dünya olarak şükranlarımızı sunuyoruz. Midyat’ımız gastronomisiyle, arkeolojik değerleriyle, kültürel zenginlikleriyle farklı inançların beraber yaşadığı çok önemli bir turizm lobisi ve destinasyonudur.” ifadesini kullandı.
Turizm sektörünü birinci sıraya getirmeyi amaçladıklarını aktaran Ersoy, esnaf ve turizmdeki tüm paydaşların çok daha fazla pay alarak, ekonomik olarak da turizmden faydalanmasını sağlamak istediklerini belirtti.
Yatırımlara devam edeceklerini bildiren Ersoy, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Amacımız, Mardin’imizin, Midyat’ımızın uzun yıllar sonra tekrar elde ettiği, huzur ve barış ortamını korumak. Onun için en önemli kaynağımız, turizm. Turizm ile birlikte yatırım ve istihdam geliyor. Mardin bizim için her anlamda önemli, yatırımlarımıza devam ediyoruz. Geçen yıl yaptığımız kütüphane yatırımları var. Mardin’de kütüphane olmayan ilçe kalmadı. Son bir dokunuşumuz daha var, o da Mardin İl Kütüphanesi, 8 bin 500 metrekarelik bir alanda çok büyük bir kütüphanenin ihalesini mayıs ayında yapıyoruz. Mardin’e ilk gelişim değil, daha çok geleceğiz ve yatırımlarımıza devam edeceğiz.”
Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin de ilçede özellikle turizm alanında çok büyük mesafeler katettiklerini aktararak, ilçenin simgesi haline gelen telkari sanatının tescillendiğini anımsattı.
Esnafın telkari işlemeciliğinden çok büyük kazanımlar elde ettiğini vurgulayan Şahin, “Allah’a şükür, sayenizde dünyada ve Türkiye’de ilk Telkari Müzesi’ni de kurduk. Sizlere teşekkür ediyorum. Tarihi sokaklarda ve cephe yenileme çalışmalarıyla Midyat’ta büyük çalışmalar yaptık. İlçemizin turizmine çok büyük katkı sağlayacak yer altı şehrindeki çalışma büyük bir hızla devam etmekte. Midyat, inanç ve kültür turizmi açısından önemli bir ilçe, bölgenin parlayan yıldızı. En büyük kaynağımız turizm.” diye konuştu.
]]>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Üyeleri, dünyanın en önemli fuarları arasında gösterilen MITT 2024 Moskova Fuarı ziyareti kapsamında Moskova’da bir dizi temasta bulundu. ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, Yönetim Kurulu Üyeleri Yusuf Hacısüleyman, Mustafa Yayla, Genel Sekreter Av. Aslı Şahin Tekin ve ATSO Direktörü Tolga Cenk Türk’ün yer aldığı heyet, Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç, Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası, Moskova Ticaret ve Sanayi Odası, Rus Türk İş İnsanları Birliği (RTİB) ile MITT 2024 Moskova Fuarı’nda stant açan iş insanlarını ziyaret etti. Temaslar süresince, Moskova Ticaret Müşaviri Ömer Kerman, ATSO heyetine eşlik etti. Antalya’nın Rusya’da, turizmi ve tarımı ile tanındığını belirten Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, “Başkanımız Ali Bahar’ın vizyonu doğrultusunda kültür ve sanatta da kentimizi ileri taşımak istiyoruz. Bu bağlamda tecrübeleriniz bizim için çok değerli, bu noktada Rusya Federasyonu TSO, Moskova TSO ve Rus Türk İş Konseyi ile çalışmaya hazırız” diye konuştu.
Türk firmaları ile bir araya geldiler
MITT 2024 Moskova Fuarı’nı ziyaret ederek Türkiye’den ve Antalya’dan fuara katılım sağlayan kurum ve firmalarla bir araya gelen ATSO heyeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA)’nın Türkiye Pavilyonu’nu dolaştı. Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) ve Antalya’da faaliyet gösteren Barut Otelleri, Royal Group Hotels, Antalya Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Altyapı Hizmet Birliği (ANTAB), Alanya Turistik İşletmeler Derneği (ALTİD)’in stantlarını ziyaret eden ATSO heyeti, çalışmalar hakkında bilgi aldı. Fuara katılan T.C Moskova Kültür ve Tanıtma Ataşesi İlker Özkan ile görüşme yapan heyet, Rusya-Türkiye arasında turizm başta olmak üzere ticari konular üzerine konuşarak fikir alışverişinde bulundu.
“İyi bir sezon adına güçlü adımlar”
MITT 2024 Moskova Fuarı’nın, Antalya turizmi için büyük önem arz eden bir fuar olduğunu kaydeden ATSO Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, “Kentimizden ve turizm camiamızdan ilginin yüksek olduğunu görüyoruz. Rekorlarla renklendireceğimiz bir turizm sezonu için umut verici görüntüler. 908 katılımcılı, 15 binin üzerinde sektör profesyonelini ağırlaması beklenen MITT 2024 Moskova Fuarı’na, Antalya başta olmak üzere ülkemizin turizm potansiyeli yüksek şehirlerinden de oldukça fazla ilgi olması iyi bir sezon geçirmemiz adına atılmış güçlü adımlar” dedi. Fuara katılan turizmcilerle görüşerek sektörün geleceğine yönelik fayda sağlayacak proje ve etkinlikleri değerlendiren Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Hacısüleyman, “MITT 2024 Moskova Fuarı bu yıl 30’uncu kez yapılıyor. Rusya’dan gelen turist seviyeleri 3,5 milyon civarında, 2024’te bu pazardan bir miktar daha artış bekleyerek, 5 milyonun üzerine çıkmasını hedefliyoruz. Baktığımız zaman tarihinde ilk charter uçaklarının 30 yıl önce başladığını görüyoruz. 30 yıl önce ilk kez buraya geldiğimizde bu sayılara ulaşabileceğimizi hiçbirimiz hayal etmemiştik. Geride kalan yılların sonrasında gelişimi takdirle izliyoruz. Kültürlerimizin birbirine benziyor olması çok önemli” diye konuştu.
Büyükelçi bilgiç ile Antalya konuşuldu
Moskova temasları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç’i ziyaret eden ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, Yönetim Kurulu Üyeleri Yusuf Hacısüleyman, Mustafa Yayla ve Genel Sekreter Av. Aslı Şahin Tekin, iki ülke arasındaki turizm başta olmak üzere Rusya’da yapılabilecek ticari iş birliklerini görüştü. Toplantıda, Moskova Ticaret Başmüşaviri Çiğdem Şamiloğlu Erkoç, Moskova Ticaret Müşaviri Ömer Kerman’ın yanı sıra Kültür ve Tanıtma Müşaviri İlker Özkan yer aldı. Başkan Yardımcısı Göksu, “Odamız Antalya’nın tarım, turizm, sanayi alanlarında gelişmesi için çeşitli proje ve faaliyetler yürütmektedir. Bunların yanı sıra Antalya Kültür ve Sanat Vakfı’ndaki çalışmalarımızla şehrin kültür ve sanat hayatına da dokunarak fark oluşturuyoruz” dedi. Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Hacısüleyman ise, “Fuar katılımları ve ziyaretlerini çok değerli buluyoruz. Bunların yanı sıra ikili iş görüşmeleri, bilgilendirme toplantıları ve pazar araştırması raporları ile üyelerimizin dış pazarlardaki varlığını güçlendiriyoruz” diye konuştu. Antalya OSB ve ATSO iş birliği ile Antalya sanayicisinin ihtiyacı olan hizmet ve projeleri ürettiğini belirten Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Yayla, “Antalya OSB Teknopark ile kentimizin bilişim ve teknoloji alanında da ileriye gitmesi için yoğun bir şekilde çalışıyoruz” dedi.
“Her iki taraf için de ticaretin dengeli olması çok önemli”
Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret ederek görüşmeler yapan ATSO heyeti, Rusya Federasyonu TSO Başkan Yardımcısı Vadim Chubarov, Rus Türk İş Konseyi Genel Direktörü Aleksey Egarmin ile görüşmede karşılıklı yapılabilecek ortak projeleri konuştu. T.C Moskova Ticaret Müşaviri Ömer Kerman’ın da yerini aldığı toplantı karşılıklı fikir alışverişleriyle devam etti. Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, “Antalya turizmi ve tarımı ile Rusya’da tanınıyor. Biz artık Antalya’nın, sanayisi, teknolojisi, eğitimi, kültürü ve sanatı gibi değerleriyle de tanınmasını istiyoruz. Başkanımız Ali Bahar’ın vizyonu doğrultusunda kültür ve sanatta da kentimizi ileri taşımak istiyoruz. Bu bağlamda tecrübeleriniz bizim için çok değerli, hem Rusya Federasyonu TSO hem de Rus Türk İş Konseyi ile çalışmaya hazırız” diye konuştu. Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Hacısüleyman ise, “ATSO üyesi bin 210 Rus sermayeli firma arasında turizm ve tarım şirketlerinin sayısı dikkat çekiyor. Ticaretin karşılıklı bir dengede seyretmesi her iki taraf için faydalı olacaktır” dedi. Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Yayla, ATSO bünyesinde 49 komitenin sektörleri temsil ettiğini kaydederek, “Antalya OSB’de plastik, mobilya, gübre ve gıda gibi birçok sektörde faaliyetler devam etmekte. Antalya OSB Teknokent’te de inovatif çalışmalar yapıyoruz. Sizlerle burada da iş birliği yapabiliriz” diye konuştu.
Turizm, tarım, sağlık alanında iş birliği fırsatları görüşüldü
Moskova Ticaret ve Sanayi Odası yönetimiyle Moskova TSO Başkanı Vladimir Platonov’un ev sahipliğinde bir araya gelen heyet, Türkiye Cumhuriyeti Moskova Ticaret Müşaviri Ömer Kerman, Dış Ekonomik İlişkiler ve Uluslararası İş Birliği Bölümü Direktörü Vladislav Mischenko ve Uluslararası İş Birliği Daire Başkanı Lidia Lukashenko ile turizm, tarım, hayvancılık ve sağlık turizmi konuları başta olmak üzere olabilecek iş birliklerini görüştü. Göksu, iki ülke arasındaki ticari ilişkiler ve iş birliğinin güçlü yanlarına değinerek, karşılıklı yapılabilecek çalışmalara değindi. Rusya ve Türkiye arasında ticaretin yanı sıra teknoloji transferi ve sağlık turizmi alanlarında da var olan potansiyelin farkında olduklarına dikkat çeken Başkan Yardımcısı Göksu, “3 Ekim 2023’te Moskova TSO’nun odamızı ziyaretinde imzaladığımız ikili iş birliği anlaşması sonrasında Moskova ile Antalya arasındaki ticaretin olumlu etkileneceğine inanıyorum. Bu konuda birlikte yapabileceğimiz proje ve çalışmalara açığız. Antalya turizm ve tarım ile tanınmakla beraber, sanayide de çok güçlü bir şehrimiz. Odamız Korkuteli OSB ve Serik OSB olmak üzere iki yeni Organize Sanayi Bölgesi kurulumu için aktif bir şekilde çalışmaktadır. OSB projelerimizin sanayicilerimizden gördüğü ilgi şehrimizin potansiyelinin güzel bir göstergesidir. En kısa zamanda Moskova’dan Antalya’ya bir alım heyeti düşünülebilir” dedi. Toplantıda konuşan Hacısüleyman, Moskova TSO ile ATSO arasında imzalanan ikili iş birliği anlaşmasına değinerek, iki oda arasında oluşan sinerjinin üyelere olumlu katkısı olduğunu vurguladı. Toplantının devamında Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Yayla, “Mobilya, yapı elemanları gibi çeşitli sektörlerdeki üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın Rusya’daki pazar potansiyelini dikkatle takip ettiklerini gözlemliyorum. Çalışmalarımızın artarak devam etmesini temenni ederim” diye konuştu.
Türk iş insanlarıyla buluştular
Rus Türk İş İnsanları Birliği (RTİB) yönetimi ve iş insanlarıyla bir araya gelen ATSO heyeti, RTİB Başkan Vekilleri Nurullah Sağlam, Recep Haki, Genel Sekreter Mustafa Vatan ve T.C. Moskova Ticaret Müşaviri Ömer Kerman ile Moskova başta olmak üzere Rusya’nın diğer şehirlerinde üretim hattında bulunan iş insanlarıyla, ATSO üyeleriyle ortak yapılabilecek çalışmaları konuştu. Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, RTİB’in faaliyetlerini ve çalışmalarını yakından takip ettiğini söyleyerek, “Antalya ile ilgili yapacağınız çalışmalara ATSO olarak destek vermeye hazırız. Oda olarak çok aktif bir ekibe sahibiz. Üretme ve üyelerimize fayda sağlamak için çalışıyoruz. Rusya ile ilişkilerimiz çok köklü ve eskiye dayanıyor. Antalya’da 50 binin üzerinde Rus vatandaşı yaşıyor. Odamıza kayıtlı bin 200’ün üzerinde yerleşik Rus dostlarımızın açtığı şirket bulunuyor. Savaş ile birlikte ilişkilerimiz daha da derinleşti” dedi. Antalya’daki yerleşik yabancıların yaptığı işlerin çeşitliliğinin arttığını sözlerine ekleyen Göksu, “Gıda, mobilya, bilişimin yanı sıra sanayi ve turizm sektöründe de yatırımlar yapılıyor” diye konuştu. – ANTALYA
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Anadolu yakası sivil toplum kuruluşları ve turizm sektör temsilcileriyle buluştu. Buluşmada, Sağlık Yönetimi Uzmanı ve Trawellmed Sağlık Kurucusu Songül Alcı, sağlık turizmi alanındaki sorunları dile getirirken, Bakan Ersoy da Sağlık Turizmi Acenteler Birliği kurulmasına dair çalışmaların başlatıldığını duyurdu. Songül Alcı’nın, “20 yılı aşkın süredir sağlık turizmi yapıyorum. Bir sağlıkçıyım, bir sağlık yönetim uzmanıyım. Sayenizde sağlık turizmi acentesi olduk. Çok teşekkürler desteğiniz için fakat sağlık turizmcileri olarak, daha çok işin sağlık ayağında büyük problemlerimiz var. Turizm konusunda da birkaç sorunumuz var ama onların da çözüleceğini düşünüyorum. Sağlık konusunda ülkemize, turizme ve ekonomimize yönelik sizden ve sağlık bakanlığımızdan ne gibi destekler göreceğiz? Sağlık turizmi acenteler birliğini kuracak mıyız? Sağlık turizmini bir an önce kurtarmak üzere bu birliği kuracak mıyız ve bu konuda sağlık bakanlığıyla birlikte çalışmalar yapacak mıyız?” sorusu üzerine Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sağlık Turizmi Acentesi Birliği’nin kurulması için harekete geçtiklerini belirterek şunları söyledi: “Sağlık turizmi gibi acentelerin ayrı bir birlik altında toplanması gerektiğini söyledik. Tur operatörleri birliği, Umre – Hac acenteleri birliği gibi birliklerin ayrılması gerektiğini, çoklu birlik sisteminde geçilmesi gerektiğini savunuyoruz. Bununla ilgili çalışma, meclisin vereceği karara bağlı. Ama biz buradaki niyetimizi koruyoruz, talebimiz de bu yönde. Zaten biz bu birliği kurar kurmaz, yani siz Sağlık Birliği olarak kendi bünyenizde toplandıktan sonra Sağlık Bakanlığı ile sizi karşılıklı oturtacağız.”
“Birliğin kurulması ile merdiven altı, güven ve güvenilirlik sorunları çözülebilir”
Sağlık Turizmi Acenteler Birliğinin kurulması ile hayata geçirmeyi planladıkları hedeflerini sıralayan Songül Alcı, “Sağlık Turizm Acentelerinin bir an önce taban fiyat belirlemesi sektör açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca merdiven altıyla savaşılması yine en önemli hedeflerden biri olmalı. Sektör dışından katılanlar nedeniyle oluşan mağduriyet, sağlık turizmi acenteleri ile hasta güvenliğini de sağlama konusunda ciddi katkı sağlayacak. Sağlık turizminin ülke ekonomimize katkısı aşikar. Özellikle kışın yoğun çalışan sağlık turizmi, turizm sektöründe kış durgunluğunun önüne geçmektedir. Dolayısı ile her anlamda ülke ekonomisine ciddi bir katma değer sağlamaktadır. Ayrıca sağlık personellerinin yurtdışına giderek resmi ve gayri resmi ortamlarda saç ekimi işlemleri yaparak, Türklerin Türkiye’deki bu potansiyelinden düşürmek için Türk personelin yanında personel yetiştirme şartıyla kişileri çalıştırdığını söylememiz gerekiyor. Bu konuların ivedilikle çözülmesi sağlık turizmi akışını tekrar canlandıracaktır. Yurtdışında açılan Türk hastanelerinin ve kliniklerin yurtdışı hasta için bir durak değil, Türkiye’ye hasta yönlendirmek için bir basamak olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Bağlıkaya, AA muhabirine, bayram tatilinin 9 güne çıkarılmasının sektör açısından çok değerli olduğunu anlatarak, kararın erken alınmasının vatandaşların ve seyahat acentelerinin planlamalarını yapabilmelerine olanak sağlayacağını vurguladı.
Kararın yurt içi pazarı daha da hareketlendireceğini söyleyen Bağlıkaya, “Güçlü bir iç turizm hareketi, sektörümüzün ve ülkemizin kalkınmasında son derece önemli bir role sahip. Seyahat acentelerimiz birçok kültür destinasyonuna ve her bütçeye uygun turlar hazırladı. Bayram dönemi ve okul ara tatilinin birleşeceği dönemde vatandaşlarımızı ülkemizin dört bir yanında tatil yapmaya davet ediyoruz.” dedi.
Ramazan Bayramı ile 6 Nisan’da başlayacak ikinci ara tatilin birleşmesinin iç pazarda ciddi hareketlilik sağlayacağını kaydeden Bağlıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu dönemde memleket ve akraba ziyaretleri dahil olmak üzere vatandaşlarımızın 20 milyon civarında seyahat gerçekleştirmesini bekliyoruz. Bu seyahatlerin 2 milyonluk bölümünü doğrudan turizm hareketleri oluşturacak. Bayram tatilinde turizm tesislerine giriş sayısının 1,5 milyon düzeyinde olmasını, diğer konaklama türleri de eklenince turistik konaklama sayısının 2 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Ara tatil ve bayram tatili dönemindeki memleket, akraba ziyaretleri ile turizm hareketliliğini kapsayan tüm seyahatlerin oluşturacağı ekonomik hacmin ise toplamda 100 milyar lira seviyelerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz.”
Kültür turları öne çıkıyor
Seyahat acentelerinin yurdun dört bir yanını kapsayan alternatif turlar hazırladığını, Akdeniz Bölgesi’ndeki otellere, doğa ve kültür turlarına ilginin yüksek olduğunu belirten Bağlıkaya, “Kültür turlarında GAP, Karadeniz ve Kapadokya turları öne çıkıyor. Seyahat acentelerimiz 3, 4 ve 5 gecelik turları vatandaşlarımızın beğenilerine sundu. Ramazan Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasıyla 6-7 gecelik turlar da talep görmeye başlayacak. Şu anda yoğunluk 3 ve 4 gecelik turlarda.” diye konuştu.
Firuz Bağlıkaya, yurt dışı turlar konusunda en büyük engelin vize sorunu olduğunu ifade ederek, “Vize konusunda yaşanan sıkıntılar ne yazık ki devam ediyor. Bu nedenle Avrupa ülkelerine gitmek isteyip vize başvurusu reddedilen vatandaşlarımızın vizesiz olan Balkan turlarına, Mısır gibi destinasyonlara yöneldiklerini görüyoruz. Genellikle 3 gece 4 gün ve 4 gece 5 günlük turlar daha çok talep görüyor.” değerlendirmesini yaptı.
8 bin liradan başlayan fiyatlar
Bağlıkaya, seyahat acentelerinin bayram tatili için yurt içi ve yurt dışı turlarda her bütçeye uygun paketler hazırladığı bildirerek, “Bayramda yurt içinde 3 gecelik otobüslü kültür turlarında kişi başı fiyatlar 8 bin liradan, 5 gecelik turlar ise 11 bin liralardan başlıyor. Uçaklı yurt içi turlarda bu fiyat ortalaması 15 bin liraya yükseliyor. Yurt dışı turlarda fiyatlar kişi başı 400 avrodan başlayıp gidilecek destinasyonun uzaklığına ve ulaşım aracına göre değişiklik gösteriyor. Ortalama tur fiyatı ise 1000 avro düzeyinde.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların tatillerini rahat ve güvende geçirmeleri için TÜRSAB üyesi seyahat acentelerini tercih etmeleri gerektiği, özellikle sosyal medya üzerinden organize edilen belgesiz turlara karşı uyarı yapan Bağlıkaya, bu durumun ciddi mağduriyetlere yol açtığını, tatillerin mutlaka TÜRSAB üyesi seyahat acentelerinden alınması gerektiğine işaret etti.
Yurt dışından Türkiye’ye yönelik erken rezervasyonların da iyi gittiğini söyleyen Bağlıkaya, “Ülkemizin turizm potansiyeli son derece yüksek. Türkiye, dünyanın en çok yabancı ziyaretçi ağırlayan ülkelerinden biri.” dedi.
Bağlıkaya, başta Almanya, Rusya ve İngiltere olmak Türkiye rezervasyonlarında önemli artışlar olduğunu belirterek, sözlerini, “Ancak gelen ziyaretçiler ağırlıklı olarak 3-4 şehrimizde yoğunlaşıyor. Bunu değiştirmemiz gerekiyor. Bu düşünceden hareketle hayata geçirdiğimiz ‘Turizm Yüzyılı’ projesi ile ülke ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan turizmin ülkemizin dört bir yanına ve yıl geneline yayılmasını sağlamayı hedefledik. Turizmi 12 aya ve yurt geneline yayarak hem yurt dışından ülkemize daha çok turist gelmesi hem de turizm gelirimizin artması için gerekli adımları atmaya devam edeceğiz.” diye tamamladı.
]]>Sektör buluşması kapsamında Kastamonu Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi’nde sivil toplum kuruluşları ve turizmcilerle bir araya gelen Ersoy, konuşmasında, dünya genelinde turizm sektörünü olumsuz etkileyecek olaylar yaşandığına işaret etti.
Kovid-19, deprem ve savaşların sektörü olumsuz etkilediğini vurgulayan Ersoy, “Geçmişte de bu tür krizlerle karşılaşıyorduk. Günümüzde de karşılaşacağız, gelecekte de karşılaşacağız. Önemli olan sektörümüzü bunlara bağışıklı hale getirmek. Bunlarla ilgili çok doğru adımları ülke olarak son 5 yılda atıyoruz. Tanıtım noktasında yaptığımız doğru adımlar, belgelendirme konusunda yaptığımız doğru adımlar…Bu doğru adımların sonucu olarak da görüyoruz ki çok büyük felaketler ve krizlerle karşılaşsak bile, dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda bunlardan en az etkilenen ülke oluyoruz artık ve felaket sonrası, krizden sonrası en hızlı krizden çıkan ülke konumuna geldik.” diye konuştu.
“Bu seneki hedefimiz 60 milyon ziyaretçi 60 milyar dolar gelir”
Turizmde dünyada takip edilen bir ülke haline geldiklerini aktaran Ersoy, şöyle devam etti:
“Şimdi artık daha büyük hedefler koyabiliyoruz. Geçen sene biliyorsunuz rekor kırdık. Yedinci sıradan önce 6.’lığa, sonra 4.’lüğe kadar ülke sıralamasında geldik. 56,7 milyon ziyaretçi ağırladık. Bundan sonra da rekorlar kırarak, turizm sektöründe yürümeye devam edeceğiz. Bu seneki hedefimiz 60 milyon ziyaretçi 60 milyar dolar gelir. 2028’e kadar bu rakamları 100 milyar dolara çekmek gibi bir iddiamız var. Dünya 4.’lüğü de yetmez ve çabalayıp, dünya 3.’lüğüne çıkacağız. Dünyada en çok turist ağırlayan 3’üncü ülke olacağız.”
Turizmi ülke geneline yaymak gerektiğini vurgulayan Bakan Ersoy, “81 vilayetimize, Anadolu’muzun tüm köşelerine turizm yaymamız gerekiyor. Sadece yerli turiste değil, yabancı turiste de yaymak gerekiyor. Sezonu 12 aya çıkarmak gerekiyor. Turizm sektörünü sezonluk olmaktan çıkarıp, 12 ay çalışan bir sektör haline getirmemiz gerekiyor. Yeni yeni ürünler sahaya koymamız gerekiyor. Yeni yeni ürünleri de eve sokmamız gerekiyor. 5 yıl önce, 10 yıl önce Türkiye sadece deniz, kum, güneşle ön plana çıkıyordu. Bir kısım kültür turlarıyla ön plana çıkıyordu. Ama baktığınız zaman 2-3 tane ana ürünü vardı. Şimdi 60’tan fazla ürünle Türkiye turizm sahasına çıkmış durumda. Bugün 200’den fazla ülkede tanıtım yapıyoruz. Bakın dünyada en etkili, en yoğun tanıtım yapan ülke Türkiye. Şimdi de bu gücümüzü, kullanarak bütün şehirlerimizin turizm pastasından pay almasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kastamonu’nun tarihi, doğası ve kültürü ile turizm şehri olduğunu belirten Ersoy, “Potansiyeli çok yüksek olan bir şehirden bahsediyoruz. Önemli olan ne? Bu potansiyelin, farkındalığının tüm dünyada, başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada farkındalığının sağlanmasını gerçekleştirmemiz gerekiyor.” dedi.
Ersoy, turizm için yerel yönetimler ile Bakanlığın birlikte çalışması gerektiğinin altını çizerek, şunları dile getirdi:
“Tabii turizm sadece Kültür ve Turizm Bakanlığının çabalarıyla olacak bir sektör değil. Turizm söz konusu olduğu zaman yerel yönetimlerle Kültür ve Turizm Bakanlığı bir şekilde iç içe, el ele çalışması gerekiyor. Yani varlıklarımız, belediyelerimiz, ilgili kurumlar, Bakanlığımız, sektör temsilcisi olan sizler, sektörün paydaşları hepimiz el ele vererek, kalp kalbe vererek, omuz omuza vererek konsantre olup bir şekilde, doğru, planlı, programlı bir şekilde çalışmamız gerekiyor.”
Ersoy, şehirlerin turizm master planı olması gerektiğine vurgu yaparak, “Herkes bu pastadan pay olmak istiyor. Biz Türkiye olarak bir pay almak istiyoruz. Türkiye’nin 81 vilayeti bu pastadan, Türkiye’ye gelen turistler bir pay almak istiyor. O yüzden şehir şehir, ilçe ilçe çalışmamız gereken bir durum söz konusu.” değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Kastamonu Belediye Başkan adayı Tahsin Babaş ile projelerinin bir bölümünü görüştüklerini aktaran Ersoy, Kastamonu’nun projelerine destek vereceklerini söyledi.
Hatay Antakya’da uyguladıkları projeyi anlatan Bakan Ersoy, benzer projeyi Kastamonu’da da uygulayabileceklerine işaret ederek şunları kaydetti:
“Antakya’da biliyorsunuz depremden etkilenen kültür varlıkları var…Biz orada mülkiyeti, kamuya ait olanları zaten ilgili kamu kurumlarıyla konuşarak Bakanlık olarak, Vakıflar olarak biz devralıp hızlı bir şekilde ayağa kaldırmaya başladık. Ama mülkiyeti özel şahısta olanlar için de bir hibe programı başlattık. Yerinde, restorasyonla ilgili. Onlara da yüzlerce başvuru şu anda geldi. Muhtemelen 3 bin civarında bir başvuru almayı düşünüyoruz. Çok ciddi hibe destekleri yaparak Antakya’yı bir müze şehir haline getirmekle ilgili adımları attık. Şimdi aynı şey Kastamonu için neden olmasın? Yani yeter ki şehirde niyet olsun, istek olsun, heves olsun. Bizim zaten istediğimiz şey bu. Biz dünden hazırız. Bu beş yıl çok önemli kazanımları sağlayabileceğimiz bir dönem. Ehil olduğuna güvendiğiniz, ehil ellere yönetimi vermemiz gerekiyor.”
Programda, AK Parti Milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, AK Parti İl Başkanı Hasan Yağcıoğlu ve AK Parti Kastamonu Belediye Başkan adayı Tahsin Babaş da selamlama konuşması yaptı.
]]>Manisa’nın Alaşehir ilçesi, Çekirdeksiz Sultaniye Üzüm, Alaşehir Kapaması, Tahinli Pide ile UNESCO tarafından tescillendikten sonra turizm alanında da Kültür ve Turizm haritasında yerini alarak hem tanıtım hem de turizm açısından önemli adımlar atıldı. Alaşehir Belediyesi’nin girişimleriyle bu sefer Karacalar Mahallesi’nde 900 rakımlı Türkmen Tepesi mevkiinde hayata geçirilen yamaç paraşütü pisti açıldı. Yamaç paraşütü pistinde profesyonel anlamda ilk uçuşlar 1’i kadın 25 paraşütçü tarafından gerçekleştirilirken, pist hem katılımcılardan hem de izleyenlerden tam not aldı. İlk profesyonel uçuşların yapıldığı pistte Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ve vatandaşların katıldığı tören yapıldı. İlk profesyonel uçuşlar Pamukkale Sportif Havacılık Kulübü ve Alaşehirli paraşütçülerin katıldığı pistte 25 paraşütçü uçuş yaptı.
Paraşütçüler pisti çok beğendi
Alkışlar eşliğinde ilk uçuşunu yapan tek kadın sporcu olan Denizlili Canan Gümüşsoy, “Çok güzel bir pist, uçuşumdan çok keyif aldım. Umarım burası daha çok gelişir, çevre illerden birçok pilotu buraya davet ederiz. Biz burayı çok beğendik, çok sevdik” derken, Denizli Sportif Havacılık Kulübü Eğitmeni ve Türk Hava Kurumu eğitmen pilotu Mustafa Yılmaz, “Yaklaşık 24 yıldır uçuş yapıyorum, yüzlerce öğrenci yetiştirdik. Alaşehir’den de bir çok öğrencimiz oldu. Onların sayesinde bu tepe oluşturuldu. Biz de destek amacıyla geldik, keyifli bir tepe, burada yerel yöneticiler tarafından yeni bir pist çalışması yapılmış. Biz de Pamukkale Sportif Havacılık Kulübü olarak destek verdik. Bölge hoşumuza gitti. Yüksekliği, eğimi gayet güzel, çok temiz bir çalışma yapılmış. P4, P5 eğitimleri, uzun mesafeli uçuşlar için güzel bir bölge, potansiyeli var” diye konuştu.
Ahmet Öküzcüoğlu: “Alaşehir’in turizm alanlarını genişletiyoruz”
“Üzümü, kapaması, yaprağı, tahinli pidesi ve turizmiyle dünya çapında söz sahibi olan Alaşehir, bundan sonra yamaç paraşütüyle de anılacak” diyen Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, “Alaşehir Karacalar Mahallesi Türkmen Tepesi’nde yamaç paraşütü için bir pist oluşturduk. Buradaki termal hava kütleleri ve rüzgar ölçümleri yapıldı, deneme uçuşları yapıldı, şu anda da yamaç paraşütüne gönül veren Pamukkale Sportif Havacılık Kulübü’nden arkadaşlarımız uçuşlarını yapıyorlar. Yeni yaptığımız piste halı saha kaplamalarımız, kafeteryalarımız, sosyal tesislerimiz olacak. İleride de daha basit bir pist yaparak, uçuş eğitimleri vermeyi planlıyoruz. Alaşehir isminin duyulmasında hem de turizminin gelişmesinde katkı sağlayacak. Uçuşlara gelen arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Alaşehirimize hayırlı ve uğurlu olsun. Buradan havalanan yamaç paraşütçü arkadaşlarımız, Işıklar mahallemizin merasına iniş yapıyorlar. Alaşehirimiz kapamasıyla, yaprağı ile UNESCO listesinde yer aldı. Şimdi de yamaç paraşütü ile anılacak. İlçemizin turizm alanlarını genişletiyoruz. Sosyal ve kültürel alanda turizm değerleri anlamında ön plana çıksın. Alaşehirimizin ismi bundan sonra yamaç paraşütü ile de anılacak. Alaşehirimizi ülkemiz ve dünya çapına tanıtmaya devam edeceğiz” dedi.
Erol Cin: “Bölgemizin tanıtımına katkı sağlayacak”
Yamaç paraşütü hakkında https//www.instagram.com/ alasehiryamacparasutu2023 adresinden ulaşılabileceğini belirten Alaşehirli yamaç paraşütü sporcusu Erol Cin, “Beş yıldır profesyonel biçimde yamaç paraşütü yapıyorum. Bizim bölgemizde uçuş yapılacak pistimiz yoktu. Bu işi ilk olarak Belediye Başkan Yardımcımız Muammer İbişoğlu’na söyledim. O da Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu’nun bu konuda yardımcı olabileceğini söyledi. Temmuz ayında Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, belediyenin kıt imkanlarına rağmen bu tepeyi ortaya çıkardılar. Bugün Pamukkale Havacılık Kulübü’nü ağırladık. İleriki günlerde değişik kulüpleri davet edeceğiz. Bu bölge lokasyon olarak çok iyi bir durumda. Yamaç paraşütçüler için uzun mesafe olarak tanımladığımız uçuşların çıkabileceği, dolayısıyla bölgemize dışarıdan yerli ve yabancı turistlerin görebileceği, şehrimizin ve bölgemizin tanıtımına katkı sağlayabileceği bir tepe. Bu bölgenin ortaya çıkarmasında Kaymakamımız Alper Faruk Güngör, Belediye Başkanımız Ahmet Öküzcüoğlu başta olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” cümlelerine yer verdi. – MANİSA
]]>Muğla’nın Fethiye ilçesindeki bir restoranda düzenlenen “Fethiye Turizm Sektörü Temsilcileri Buluşması” programında konuşan Ersoy, son zamanlarda dünyanın çok büyük küresel ve bölgesel sorunlarla karşı karşıya kaldığını, ülke olarak devlet ve sektör el ele verip sektörü krizlerden en az etkilenen, kriz sonrası da en hızlı geriye dönen ve büyümeye devam eden bir konuma getirdiklerini kaydetti.
Türkiye’nin Kovid-19 krizinden en hızlı çıkan ülke olduğuna dikkati çeken Ersoy, “Turizm Geliştirme Ajansıyla çok kısa bir sürede Türkiye’nin 200’den fazla ülkede tanıtımını yapan, dünyada en etkili, en yoğun tanıtım yapan ülke olduk. Eskiden Türkiye altıncı sıraya kadar gelmişti şimdi dördüncü sırada. Yani Türkiye dünyada en fazla turist alan dördüncü ülke konumuna geldi. Bundan sonra da inşallah hedefimiz 2028’e kadar üçüncü sıraya gelebilmek.” dedi.
Bakan Ersoy, 2018’de bir hedef koyduklarını anımsatarak, artık nicelik kadar niteliğin de önemli olduğunu, sadece fazla turist hedefi koymayarak kişi başı gecelik gelirleri de artıracaklarını dile getirdi.
Kişi başı gecelik gelirin 2017 sonunda 65 dolara düştüğünü belirten Ersoy, yaptıkları çalışmalar sonucu geçen yılı 99 dolarla kapattıklarını, önlemler sayesinde yüzde 54 artış gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Ersoy, bu yıl da yeni rekorlarla karşılaşmayı hedeflediklerini ifade ederek, geçen yıl 54,3 milyar dolar gelir hedefiyle kapattıklarını, bu yıl hedeflerinin 60 milyar dolar, kişi başı gecelik hedefinin de 106 dolar olduğunu, 2028’e kadar da kişi başı gecelik hedefin 130 doları geçeceğini söyledi.
Ege Bölgesi’nin turizmden alması gereken pasta payını yüzde 10’lardan yüzde 20’lere çıkarmak gerektiğini aktaran Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu işler sadece Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmasıyla olmuyor. Büyükşehir belediyeleri ve yerel yönetimlerle koordine edilmesi gereken bir çalışma. Eğer siz büyükşehir belediyeleri ve yerel yönetimlerle koordineli bir çalışma gerçekleştirmezseniz, turizmde ne kalıcı hedefler yakalayabilirsiniz, ne de sürdürülebilir ve büyüyen hedefler yakalayabilirsiniz. Aydın Ayaydın hocamız inşallah 31 Mart’ta seçildiği takdirde Muğla’nın master planını oluşturacağız. Bu büyükşehir belediyesinin yapması gereken bir şeydir. Biz bakanlık olarak ne kadar yaparsak yapalım sonuçta belediyelerle birlikte çalışmamız gerekiyor.”
“Fethiye Kalesi’nde 12 ay kazı yapılacak”
Ersoy, 144 kazı başkanlığıyla kazı programını başlattıklarını belirterek, Fethiye Kalesi’ni de 12 ay kazı programına aldırma talimatını verdiğini söyledi.
Çalışmalara “Geleceğe Miras” projesini de dahil edeceklerine işaret eden Ersoy, “Geleceğe Miras programı son 60 yılda arkeoloji adına Türkiye’de ne yapıldıysa, aynı oranda işi gelecek dört yılda yapıyoruz. Bunu yoğun kazı programıyla yapıyoruz. Gece müzeciliğini de ekliyoruz. Antik şehirlerin amfi tiyatrolarında ve antik meydanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığına ait Devlet Opera ve Güzel Sanatlar birimlerimiz artık bütün yaz etkinliklere başlıyor. Kültür Yolu Festivallerimiz geçen yıl 11 şehirdeydi bu yaz 16 şehirde var, önümüzdeki yılda 20 şehre çıkacağız.” diye konuştu.
Muğla’yı da önümüzdeki yıl Kültür Yolu Festivallerine davet ettiklerini dile getiren Ersoy, şöyle devam etti:
“Muğla’da önümüzdeki yıldan itibaren Kültür Yolu Festivallerine davet edilecek. Bu festival 9 gün sürüyor. Sadece ilkbahar mı yoksa sonbahar mı olacak onun zamanına karar vereceğiz. Bunu bölgede sezonu uzatmak için yapıyoruz. Göreceksiniz ki Kültür Yolu Festivali olduğu tarihte oteller de dolu olacak, çarşınız da dolu olacak. Bu her yıl yapılıyor. Festival grubuna dahil edildikten sonra 9 gün boyunca otellerde de yer bulunmuyor. Bütün gastronomi yerlerinde de veya etkinlik alanlarının hiç bir yerinde yer bulunmuyor. Çok yoğun bir turizm oluyor. Sezonunu uzatmış veya erken başlatmış oluyoruz. Biz turizm sektöründe kalıcı başarılar istiyorsak, hem yerel yönetimleri doğru sorgulamamız lazım, büyükşehirler olsun ilçe belediyeleri olsun. Artı hükümetlere de vadettikleri şeylerin nasıl olacağını doğru bir şekilde anlatmasını istememiz lazım.”
Ersoy, Bodrum’da son 5 yılda bir tane arıtma altyapısı yapıldığını onu da Kültür ve Turizm Bakanlığının hayata geçirdiğini söyledi.
Dünyanın hiçbir yerinde Kültür ve Turizm Bakanlıklarının arıtma altyapıları yapmadığına dikkati çeken Ersoy, kendilerinin gereksinim duyulması halinde bunu yaptığını kaydetti.
Buna yapmalarının önemli sebepleri bulunduğunu ifade eden Ersoy, “Biz gerekirse yapıyoruz. Yapmazsak mavi bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz, turizmi kaybedersiniz Fethiye’yi kaybedeceksiniz. Bu kadar basit bir matematiği var bunun. Siz kendi haklarınızı arayacaksınız, talep edeceksiniz. İnsanları vadedenleri doğru sorgulayacaksınız.” dedi.
Programa Muğla Valisi İdris Akbıyık, Fethiye Kaymakamı İsmail Hakkı Ertaş, AK Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, Fethiye Belediye Başkan adayı Muhammet Kökten, AK Parti İl Başkanı Gültekin Akça ile ilçedeki otel ve turizm sektör temsilcileri katıldı.
]]>Ersoy, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Side Antik Kenti Karşılama Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Antalya’ya yeni eserler kazandırmak için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Dünyanın en önemli kentleriyle rekabet içerisinde olan Antalya’nın, bu rekabette bir adım öne geçmesi ve dünya turizminden daha yüksek oranda pay alabilmesi için gece gündüz hizmet etmenin mücadelesi içinde olduklarını belirten Ersoy, “Zaten yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde, şehrimize dönük rakamlar bu çabanın karşılığını almaya başladığımızı gösteriyor. Bildiğiniz gibi turizmde rekorlarla dolu bir yılı geride bıraktık. İnşallah 2024’te daha da başarılı bir sezon geçireceğiz.” diye konuştu.
Ersoy, bu noktaya tesadüf eseri gelinmediğini, çok çalıştıklarını ifade ederek, değişen turizm algısını dünyada en iyi anlayan ve buna uygun adımlar atan ülkelerin başında Türkiye’nin olduğunu vurguladı.
“Arkeolojik çalışma sayısını yıllık 720’ye yükselttik”
Eskiden Türkiye’de turizm dendiğinde, başka ülkeden eğlenmek, dinlenmek için insanların gelmesinin anlaşıldığını aktaran Ersoy, bu süreçte ülkenin sahip olduğu doğal güzelliklerin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginlikler için de yeterli farkındalığın yaratılamadığını dile getirdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yeni turizm anlayışını en doğru şekilde analiz edip, buna uygun altyapı geliştirerek Türkiye’nin dünyada bir turizm markası olması için çalıştıklarını bildiren Ersoy, şunları kaydetti:
“Bugün, dünya medyasında ülkemizle ilgili en önemli içerikleri biz oluşturuyoruz. Dünyanın dört bir yanında 200’den fazla ülkede, en çok takip edilen kanallarda Side’nin, Antalya’nın tanıtımını gerçekleştiriyoruz. Doğal kaynaklarımızı koruma adına sadece bugünü değil geleceği de göz önünde bulundurarak hareket ediyoruz. Farklı ülkeler bizim yaptıklarımızı anlamak ve kendi ülkelerinde tatbik etmek için bizim stratejilerimizi, politikamızı yakından takip ediyor. İşte bu sayede artık Türkiye, turizm dinamikleri başkaları tarafından yönlendirilen ülke olmaktan çıkıp turizme yön veren bir ülke konumuna erişmiştir. Bu başarıları elde ederken turizmi 12 aya yaymak ve nitelikli turizmi güçlendirmek adına attığımız adımlar da en önemli çalışmalarımızdan biri oldu. Bunu başarmanın, turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle çok güçlü bir ilişkisi olduğunu sürekli dile getiriyorum. 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanlara eş değer işi, önümüzdeki 4 yılda tamamlamayı hedefliyoruz. Antalya’yı merkeze alan ‘Türk Arkeoloji Tarihinin Altın Çağı-Geleceğe Miras’ Projemiz kapsamında arkeolojik çalışma sayısını, yıllık 720’ye yükselttik.”
Dünyada en çok arkeolojik çalışma yapan ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğine dikkati çeken Ersoy, “Türk arkeolojisi artık hem kazılarıyla hem de kazılardaki koruma çalışmalarıyla dünya arkeolojisinin en önemli paydaşlarından biri haline gelmiştir. 2028 yılı sonuna kadar Antalya’daki arkeolojik alanlarımıza kazılar, restorasyon ve çevre düzenlemeleri için 5,5 milyar lira ödenek ayırdık. Dünyanın en önemli koleksiyonlarından birine sahip olan Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yeniden yapımıyla ilgili çalışmalara başladık.” diye konuştu.
“Antalya’da ve bölgemizde yapacak çok işimiz var”
Bakan Ersoy, Antalya’nın yer altına da yer üstüne de tarihi ve kültürel mirasına da denizine, suyuna, gastronomisine, tarımına, hayvancılığına da sahip çıkarak, hem Antalya’nın hem de Antalyalıların kazanması için gece gündüz demeden çalışmaya devam ettiklerini ifade etti.
Side Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi’nin 785 metrekare kapalı alan, seyir terasları, otopark alanı, yürüyüş yolları, gece müzeciliği için ören yeri aydınlatma sistemi ve 17 bin metrekare peyzaj alanından oluştuğunu anlatan Ersoy, merkezin 125 milyon liraya mal olduğunu kaydetti.
Ersoy, Antalya’da turizmle bağlantılı olarak bir kültürel miras koridoru oluşturmak için çalışma yaptıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gazipaşa’dan Kaş’a kadar tüm ören yerlerimizde çok kapsamlı çalışmalara hız verdik. Biz tarihi, kültürü gün yüzüne çıkardıkça ülkemize ve şehrimize olan ilgi de her geçen gün artmaktadır. Daha Antalya’da ve bölgemizde yapacak çok işimiz var. Bizim şehrimize faydası olmayan meselelerle kaybedecek zamanımız yok. Bu hayallerimizi gerçekleştirmek için aynı hedeflere yönelecek, Antalya’ya değer katacak projeler üzerinde çalışacak birlikteliğe ihtiyacımız var. Her noktasında ayrı bir güzellik olan şehrimizde bu hazineleri keşfedip, gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz.”
Bakan Ersoy, konuşmanın ardından protokol üyeleriyle ziyaretçi merkezini gezdi.
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy:
“13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeli olan proje bünyesinde tesis, günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet verecek”
-“2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürüttüğümüz kazı çalışmaları için toplam 5.5 milyar TL’lik bir bütçe ayırmış olacağız”
-“Bu sene 60 milyon turist 60 milyar dolar gelir hedefini belirledik, bu hedeflere öyle kolay ulaşılmıyor, bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz”
ANTALYA – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kemer Çamyuva Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri, bölgenin atık su sorununu 50 yıl süreyle çözeceğini belirterek, “13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeli olan proje bünyesinde tesis, günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet verecek” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kemer Çamyuva Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’nin açışını gerçekleştirdi.
“2 milyar yatırım bedelli”
Törende konuşan Bakan Ersoy, Kemer-Çamyuva bölgesinin atık su arıtma sorununu 50 yıl süreyle çözecek önemli bir projenin açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını bildirdi.
Açılışı yapılan tesislerin, sadece bölgenin çevresel sürdürülebilirliği için değil, aynı zamanda turizm potansiyelinin korunması ve geliştirilmesi için de kritik bir rol oynayacağının altını çizen Ersoy, “Bu tesis, bölgedeki atık su sorununu etkili bir şekilde çözerek deniz ve kara ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayacak, aynı zamanda temiz bir çevre ve sağlıklı bir yaşam alanı sunacak. Geçtiğimiz yıl inşasına başlanılan 13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeli olan proje bünyesinde tesis, günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet verecek. Toplamda 2 adet terfi merkezi, yaklaşık 10 bin metrelik kanalizasyon hattı ve 3 bin 500 metrelik derin deşarj hattından oluşan arıtma tesisi, ileri biyolojik arıtma eknolojileriyle donatıldı. Bugün itibariyle test suyunu alarak tesis faaliyete geçirildi. Bölge atık suları da kontrollü ve kademeli bir şekilde tesise alınacak” diye konuştu.
Ersoy, doğa ve çevre dostu tesisler sonucunda Antalya’nın turizm potansiyelinin daha da güçleneceğini belirtti.
Antalya’da Kültür ve Turizm Bakanlığınca işletilen 10 mavi bayraklı halk plajına bu yıl Kemer-Tekirova ve Manavgat-Ilıca olmak üzere 2 mavi bayraklı plaj daha eklediklerini kaydeden Bakan Ersoy, toplam sayının ise kentte 12’ye yükseldiğini kaydetti.
“Gece müzeciliği”
Antalya’da Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde 21 alanda kazı çalışmalarının devam edeceğini işaret eden Bakan Ersoy,” 2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürüttüğümüz kazı çalışmaları için toplam 5.5 milyar TL’lik bir bütçe ayırmış olacağız. Kazılarımızın yanı sıra geleceğe miras projelerimizle tarihi alanların restorasyonlarını ve renovasyonu gerçekleştiriyoruz. Gece müzeciliğini hayata geçiriyoruz. Böylelikle gelecek kuşaklara bu tarihi mirası ulaştırmış oluyoruz. “Geleceğe Miras Myra ve Limanı Andriake Projesi” ve açılışını yaptığımız “Geleceğe Miras Projesi Aspendos”un yanı sıra Sillyon Antik Kenti’nin de bu bünyeye alındığının müjdesini veriyorum” dedi.
“Asli görevlerimiz arasında arıtma alt yapıları yapmak yok”
“Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, ülkemizin her alanında gelişimi ve ilerlemesi için çalışıyoruz” diyen Bakan Ersoy, ” Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bu vizyon çerçevesinde kültürel mirasımızı korumak ve geliştirmek, turizm potansiyelimizi artırmak ve ülkemizi uluslararası alanda hak ettiği yere gelmesi için gayret gösteriyoruz. Ülkemiz geçen seneyi 56,7 milyon turist ve 54,3 milyar dolarla kapattı. Bu sene ise 60 milyon turist 60 milyar dolar gelir hedefini belirledik. Bu hedeflere öyle kolay ulaşılmıyor tabi ki. Bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz. Yetmiyor bir de belediyelerin de yapması gerekenleri yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın asli görevleri arasında, arıtma alt yapıları yapmak bulunmuyor. Ancak, ülkemizin turizm potansiyelini artırmak ve sürdürülebilir bir turizm sektörü oluşturmak amacıyla, turizmi etkileyen alt yapı eksikliklerine de el atıyoruz. Burada Kemer’de olduğu gibi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yapmakla yükümlü olduğu yatırımları yap-işlet-devret protokolleri ile devir alıyoruz. Alıyoruz, çünkü almaz isek; mavi bayraklarımızı kaybederiz. Mavi bayraklarımızı kaybedersek turizmi; turizmi kaybedersek Antalya’yı kaybederiz. Maalesef bunu yaptığımızda da muhalefet bizi takdir edeceğine, aksine birtakım ithamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kendi başkanlarına dönüp, ‘Neden sen bunu yapmadın’ diye sormak yerine, ‘Neden Antalya’ya yatırım yaptınız’ diye bizlere soruyorlar. Son 5 senede Antalya’da, sadece 2 adet arıtma tesisi inşa edilmiş olup; 2’si de bakanlığımız tarafından yaptırıldı. İlki 2022’de hizmete aldığımız Belek-Serik Arıtma Tesisleri, diğeri de bugün burada hizmete aldığımız Kemer-Çamyuva Arıtma Tesisleridir.Tavsiyem, artık millete hizmet etmedikleri için bahane bulmasınlar. Vizyoner bir bakış açısıyla vatandaşa ‘Nasıl daha iyi hizmet ederimin’ peşine düşsünler” ifadelerine yer verdi.
“Sağlıklı bir turizm bırakma gayretindeyiz”
Muhalefetin söylediklerine değil halkın söylediklerine baktıklarını dile getiren Bakan Ersoy, “Ülkemizin turizm şehirlerinin gelişimine katkı sağlamak adına, pozitif gündemle hareket etmeyen herkese kulaklarımızı kapatırız ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınmayız. Antalya’da Hakan Tütüncü ve Kemer’de de Rahman Şeker’in projeleri hazır. Halkımızın teveccühü ile iş başına gelmeleri neticesinde Antalya’nın Altın Çağı başlayacak. Bizler sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesiller için de temiz bir çevre ve sağlıklı bir turizm sektörü bırakma gayretiyle hareket ediyoruz” açıklamalarında bulundu.
“Tertemiz denizlerimiz önemli”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, sürdürülebilir turizm açısından bu tür tesislerin çok önemli olduğunu ifade etti.
Kültür Turizm Bakanlığı’nın ana hizmet dallarından birinin altyapı hizmeti olmadığına değinen Vali Şahin, ” Ama eğer Kemer turizminin devamını istiyorsak mutlaka bu tesis yapılması gerekiyordu. Antalya turizmini ayakta tutan tertemiz denizlerimizdir. Türkiye dünyanın mavi bayraklı sahiller sıralamasında üçüncü sırada. Onun da neredeyse yarısı bu mavi bayraklı plajların yarısı Antalya’da bulunuyor. Bu sayede Antalya geçen sene 16 milyonun üzerinde yabancı turist ağırladı eğer sizin denizleriniz kirli olsa, kirlense bunun devamı mümkün olmaz. Dolayısıyla biz denizlerimizi temiz tutacağız. Toprağımızı kirletmeyeceğiz. Bu zümrüt ormanları muhafaza edeceğiz. Mümkünse artıracağız ki sadece turizmden gelir elde etme anlamında değil, evlatlarımıza da bu cennet doğayı devredebilmek için bu güzel boynumuzun borcudur. Türkiye’nin büyük hedefleri var turizmde 100 milyar dolar. Bu ancak bu tesislerle başarılabilir. Bu açıdan da Antalya üzerine düşen görevi yapıyor, bundan sonra daha da fazla yapacaktır”diye konuştu.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve protokol tarafından tesisin açılışı yapıldı. Bakan Ersoy’a, Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ve milletvekili Atay Uslu da eşlik etti.
]]>“Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın, buraları gezsin istiyoruz”
“Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var”
ANTALYA – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Kumluca ilçesine bağlı turizm merkezi Adrasan’da turizmcilerle bir araya geldi. Adarsan’da bir otelin toplantı salonunda turizmcilerle bir araya gelen Bakan Ersoy turizmcilerin sorunlarını dinledi. Bakan Ersoy, “Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz. ” dedi.
Konuşmasında duran bir Antalya’nın hiç şansı olmadığını söyleyen Bakan Ersoy ” Antalya’da 2,6 Milyon veya 2,7 Milyon nüfus var. Antalya derken hem yurt içinden hem yurt dışından çok ciddi göç alan bir şehirden bahsediyoruz. Bu da şunu gerektiriyor. Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var. Yani hep koşması lazım. Çünkü hızlı büyüyen bir şehirle karşı karşıyayız.Artık cazibe merkezi olmuş bir şehirle karşı karşıyayız. Sadece ülkemizden değil ülke dışından da göç alıyor. Bunun için koşan bir Antalya için yönetimin emin ellerde olması şart.
Turizm olarak baktığınız zaman biz yeni bir program geliştirdik biliyorsunuz. Bu sabahta o programın detayları ile ilgili bir açılış, bir lansman vardı. Olympos karşılama merkezinin açılışı. Yeni programımızın adı geçen dönemlerde 12 aylık kazı başkanlıklarıydı. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılmasıydı.
Bu dönem ki programımızın adı ise “Geleceğe Miras”
Geleceğe Miras programında da kıyı kentlere çok ciddi bir kaynak aktardıklarını, 12 ay kazı çalışmalarını oturtmayı başardıklarını belirterek ” Geçmiş 60 yılda arkeoloji adına Türkiye ne yapıldıysa o kadar işi gelecek dört yılda yapacağız. Yani 60 yıllık süreçte yapılanı gelecek dört yılda yapacağız. Hızlı kaymayacağız. Yoğun kazıyoruz. Eskiden 2 ay kazılırken 12 ay kazıyoruz. Eskiden bir noktada kazı çalışması yapılırken aynı anda 8 – 9 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Bu nasıl oluyor, ekip sayınsı arttırıyorsunuz, Yoğun finansman gönderiyorsunuz ve ekipman gönderiyorsunuz. Hepsini gönderdiğinizde olumlu bir sonuç ortaya çıkıyor. Bunu neden yapıyoruz. Kıyı kentlerimizde hep şikayet ediyoruz. Turist büyük otellere geliyor. Dışarı çıkmak istemiyor. Turistleri dışarı çıkartmanın en önemli nedenlerinden birisi arkeolojik değerlerimizdir. Geleceğe Miras projelerimizin ana çıkma noktalarından bir tanesi de bu. Bu bölgelerdeki çalışmalarımıza baktığımızda en son Aspendos kazılarına gittim. Orada bir lansman yapmıştım. Şimdiye kadar sadece yüzde 2 sinin kazıldığını gördüm. Yıllardır kazılıyor. Gelecek dört yılda bunu % 30 seviyesine getirip birde restorasyon seviyesine getireceğiz. Sadece kazı yapmakla kalmayıp, restore edip, ayağa kaldırıp yoğun turist alacak hale getiriyoruz. Fırsatınız olursa Olympos’a gidin bir görün, hatta akşam gidin, gece aydınlatmaları ile görün. ya bizim 6 ay önce bıraktığınız Olympos bu diyeceksiniz. Fırsatınız olursa Phaselis ‘e gidin görün. Bizim geçen sene bıraktığımız Phaselis bu mu bir Phaselis daha ortaya çıkmış diyeceksiniz. Sezona girerken çok daha farklı göreceksiniz. O kadar hızlı bir toparlanma süreci var ki, sizde göreceksiniz. Bir de gece müzeciliği ile destekleyeceğiz. Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz. ” dedi.
Kemerden Kaş’a kadar butik ve eko turizmi canlandırmak istediklerini hatırlatan Bakan Ersoy şöyle devam etti: ” Bunu gastronomi ile desteklediğiniz zaman çok başarılı sonuç alacaksınız. Biz buralarda büyük oteller yapılsın istemiyoruz. Doğa sporları olsun, eko turizmle birlikte agro (tarım) turizmi olsun istiyoruz. Bu ikisinin butik turizmle birleştirdiğiniz zaman çok değerli bir sonuç alacaksınız. Bir süre sonra rakamlara inanamayacaksınız. Bu kadar süre içinde nasıl düzeldi bu iş diyeceksiniz. Doğru planlama yapılırsa bu sonuçları elde etmek mümkün. Geçen hafta Kaş’taydım. Benzer bir çalışmayı orada da başlattık. Bundan sonra Kaş’tan hattından başlayacağız. Kemer’e kadar olan bu noktada bundan sonra büyük otelleri teşvik etmeyeceğiz. Tabana yayılsın istiyoruz. Butik oteller, eko turizm, doğasını da koruyarak arkeolojik değerlerini, kültürünü de koruyarak bu şekilde ön plana çıkmasını istiyoruz.
İlçelerimizde önemli büyükşehirlerimizde çok önemli
Büyükşehirlere yazı yazamaya başladıklarını ve turizm mastır planları olup olmadığını sorduklarını söyleyen Bakan Ersoy, ” Adaylar gelince sizde bu soruyu sorun.
Bütün büyükşehirlerimize yazdık. Ben biliyorum ki 30 tane büyükşehir belediyesinden 4 tanesinden gelecek diğerlerinden gelmeyecek. ya gelecek ya gelmeyecek ama zorlayacağız. Öncelikle büyükşehir belediyelerimiz turizm master planlarını oluşturması lazım. Çünkü bu bizim bakanlığımızın işi değil. Bir yerde turizm yoğunluğu yarattığınız zaman, bunun beraberinde planlanması gereken alt yapıları var, üst yapıları var, sosyal donatı alanları var, cadde sağlıklaştırma, meydan sağlıklaştırma sokak sağlıklaştırma gibi noktaları var.Gastronomi noktalarının belirlenmesi lazım, ticari noktalarının belirlenmesi lazım. Bunlar hep belediyenin yapması gereken işler, belediyenin yetkisinde olan işler. Biz sadece bakanlık olarak turizm mastır planını destek olmakla, doğru planlama ortaya çıkmasıyla yükümlüyüz. Tanıtımıyla yükümlüyüz. Turistin getirilmesiyle yükümlüyüz. Ama gelen turist bu hizmetleri almazsa bir daha gelmez. Hele iletişim çağının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde getiremezsiniz.
Bakın Adrasanın arıtma tesisi de yeterli değil. Cumhuriyetimizin 100. Yılındayız. Son 5 yılda sadece Antalya’nın 2 noktasında arıtma tesisi yapıldı. 2.7 Milyon nüfusu olan göç alan bir Antalya’da, onu da Turizm Bakanlığı yaptı.Birincisini sorumluluk bölgemiz olmayan bir yerde Serikte yaptık. İkincisini de bu gün Kemer’de yapıyoruz.
Çünkü neden yaptık. Yapmasak Mavi Bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi Bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz. Turizmi kaybederseniz şehri kaybedeceksiniz.
kesin projelerini, planlarını sorun. Mantıklı cevap vermeyenlerle yola devam etmemek lazım ” diye konuştu.
]]>Konuşmasında, duran bir Antalya’nın hiç şansı olmadığını söyleyen Bakan Ersoy, “Antalya’da 2,6 milyon veya 2,7 milyon nüfus var. Antalya derken hem yurt içinden hem yurt dışından çok ciddi göç alan bir şehirden bahsediyoruz. Bu da şunu gerektiriyor. Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var. Yani hep koşması lazım. Çünkü hızlı büyüyen bir şehirle karşı karşıyayız. Artık cazibe merkezi olmuş bir şehirle karşı karşıyayız. Sadece ülkemizden değil ülke dışından da göç alıyor. Bunun için koşan bir Antalya için yönetimin emin ellerde olması şart. Turizm olarak baktığınız zaman biz yeni bir program geliştirdik biliyorsunuz. Bu sabah da o programın detayları ile ilgili bir açılış, bir lansman vardı. Olympos karşılama merkezinin açılışı. Yeni programımızın adı geçen dönemlerde 12 aylık kazı başkanlıklarıydı. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılmasıydı” dedi.
Bu dönemki programımızın adı ise “Geleceğe Miras”
Geleceğe Miras programında da kıyı kentlere çok ciddi bir kaynak aktardıklarını, 12 ay kazı çalışmalarını oturtmayı başardıklarını belirten Ersoy, “Geçmiş 60 yılda arkeoloji adına Türkiye ne yapıldıysa o kadar işi gelecek dört yılda yapacağız. Yani 60 yıllık süreçte yapılanı gelecek dört yılda yapacağız. Hızlı kaymayacağız. Yoğun kazıyoruz. Eskiden 2 ay kazılırken 12 ay kazıyoruz. Eskiden bir noktada kazı çalışması yapılırken aynı anda 8 – 9 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Bu nasıl oluyor, ekip sayısını arttırıyorsunuz, Yoğun finansman gönderiyorsunuz ve ekipman gönderiyorsunuz. Hepsini gönderdiğinizde olumlu bir sonuç ortaya çıkıyor. Bunu neden yapıyoruz. Kıyı kentlerimizde hep şikayet ediyoruz. Turist büyük otellere geliyor. Dışarı çıkmak istemiyor. Turistleri dışarı çıkartmanın en önemli nedenlerinden birisi arkeolojik değerlerimizdir. Geleceğe Miras projelerimizin ana çıkma noktalarından bir tanesi de bu. Bu bölgelerdeki çalışmalarımıza baktığımızda en son Aspendos kazılarına gittim. Orada bir lansman yapmıştım. Şimdiye kadar sadece yüzde 2 sinin kazıldığını gördüm. Yıllardır kazılıyor. Gelecek dört yılda bunu yüzde 30 seviyesine getirip birde restorasyon seviyesine getireceğiz. Sadece kazı yapmakla kalmayıp, restore edip, ayağa kaldırıp yoğun turist alacak hale getiriyoruz. Fırsatınız olursa Olympos’a gidin bir görün, hatta akşam gidin, gece aydınlatmaları ile görün. ya bizim 6 ay önce bıraktığınız Olympos bu diyeceksiniz. Fırsatınız olursa Phaselis ‘e gidin görün. Bizim geçen sene bıraktığımız Phaselis bu mu bir Phaselis daha ortaya çıkmış diyeceksiniz. Sezona girerken çok daha farklı göreceksiniz. O kadar hızlı bir toparlanma süreci var ki, sizde göreceksiniz. Bir de gece müzeciliği ile destekleyeceğiz. Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz” dedi.
Kemerden Kaş’a kadar butik ve eko turizmi canlandırmak istediklerini hatırlatan Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Bunu gastronomi ile desteklediğiniz zaman çok başarılı sonuç alacaksınız. Biz buralarda büyük oteller yapılsın istemiyoruz. Doğa sporları olsun, eko turizmle birlikte agro (tarım) turizmi olsun istiyoruz. Bu ikisinin butik turizmle birleştirdiğiniz zaman çok değerli bir sonuç alacaksınız. Bir süre sonra rakamlara inanamayacaksınız. Bu kadar süre içinde nasıl düzeldi bu iş diyeceksiniz. Doğru planlama yapılırsa bu sonuçları elde etmek mümkün. Geçen hafta Kaş’taydım. Benzer bir çalışmayı orada da başlattık. Bundan sonra Kaş’tan hattından başlayacağız. Kemer’e kadar olan bu noktada bundan sonra büyük otelleri teşvik etmeyeceğiz. Tabana yayılsın istiyoruz. Butik oteller, eko turizm, doğasını da koruyarak arkeolojik değerlerini, kültürünü de koruyarak bu şekilde ön plana çıkmasını istiyoruz.
İlçelerimizde önemli büyükşehirlerimizde çok önemli
Büyükşehirlere yazı yazamaya başladıklarını ve turizm mastır planları olup olmadığını sorduklarını söyleyen Bakan Ersoy, ” Adaylar gelince sizde bu soruyu sorun.
Bütün büyükşehirlerimize yazdık. Ben biliyorum ki 30 tane büyükşehir belediyesinden 4 tanesinden gelecek diğerlerinden gelmeyecek. ya gelecek ya gelmeyecek ama zorlayacağız. Öncelikle büyükşehir belediyelerimiz turizm master planlarını oluşturması lazım. Çünkü bu bizim bakanlığımızın işi değil. Bir yerde turizm yoğunluğu oluşturduğunuz zaman, bunun beraberinde planlanması gereken alt yapıları var, üst yapıları var, sosyal donatı alanları var, cadde sağlıklaştırma, meydan sağlıklaştırma sokak sağlıklaştırma gibi noktaları var. Gastronomi noktalarının belirlenmesi lazım, ticari noktalarının belirlenmesi lazım. Bunlar hep belediyenin yapması gereken işler, belediyenin yetkisinde olan işler. Biz sadece bakanlık olarak turizm mastır planını destek olmakla, doğru planlama ortaya çıkmasıyla yükümlüyüz. Tanıtımıyla yükümlüyüz. Turistin getirilmesiyle yükümlüyüz. Ama gelen turist bu hizmetleri almazsa bir daha gelmez. Hele iletişim çağının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde getiremezsiniz.
Bakın Adrasanın arıtma tesisi de yeterli değil. Cumhuriyetimizin 100. Yılındayız. Son 5 yılda sadece Antalya’nın 2 noktasında arıtma tesisi yapıldı. 2.7 Milyon nüfusu olan göç alan bir Antalya’da, onu da Turizm Bakanlığı yaptı. Birincisini sorumluluk bölgemiz olmayan bir yerde Serik’te yaptık. İkincisini de bu gün Kemer’de yapıyoruz.
Çünkü neden yaptık. Yapmasak Mavi Bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi Bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz. Turizmi kaybederseniz şehri kaybedeceksiniz. Kesin projelerini, planlarını sorun. Mantıklı cevap vermeyenlerle yola devam etmemek lazım “. – ANTALYA
]]>Olympos Ören Yeri Karşılama Merkezi’nin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy bu başarıların kesinlikle tesadüf olmadığını, bu rekorları kırmanın, Türkiye’yi dünya turizminde parlayan bir yıldız haline getirmek elbette kolay olmadığını söyledi.
Hedefleri belirlerken planlama ortaya koyduklarını söyleyen Ersoy, “Bu süreçte turizmi 12 aya yaymak ve nitelikli turizmi güçlendirme adına attığımız en önemli çalışmalarımızdan biri oldu. Bildiğiniz gibi turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmi ile çok güçlü bir ilişkisi bulunmaktadır. Bu amaçla sahip olduğumuz kültürel mirası gün yüzüne çıkarıp tüm dünyanın ziyaret edebileceği bir altyapı oluşturmak adına tarihin en yoğun çalışmalarını başlattık. Son 60 yılda Türkiye’de arkeoloji ile ilgili yapılanlara eşdeğer işi önümüzdeki dört yılda tamamlamayı hedefliyoruz” dedi.
Antalya’yı merkeze alan Türk arkeoloji tarihinin altın çağı geleceği miras projemiz çerçevesinde arkeolojik çalışma sayısını yıllık 720’ye yükselttiklerini söyleyen Ersoy, “Bu dünyada rekordur şu anda dünyada en çok bir yıl içinde kazı ve kurtarma çalışması yapılan ülke Türkiye. Bu sayıyı 2024 yılında 750’ye 2026’ya kadar da yıllık 800’e çıkarmayı planlıyoruz. 2028 yılı sonuna kadar Antalya’daki arkeolojik alanlarımıza kazılar, restorasyon ve çevre düzenlemeleri için 5 buçuk milyar ödenek ayırdık. Geçtiğimiz günlerde Antalya Ticaret ve Sanayi odamızdaki toplantıda müjdesini vermiştim, dünyanın önemli koleksiyonlarından birine sahip olan Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yeniden yapımı ile ilgili proje çalışmalarında başlattık. Bununla birlikte Kemer’e de Su Altı Arkeoloji Müzesi kazandıracağız. Ayrıca üç gün önce geleceği miras projemiz çerçevesinde Aspendos Antik Kenti’ninde lansmanını gerçekleştirdik ve çalışmalarla ilgili olarak detayları sizlerle paylaştık. Bilindiği gibi Aspendos Antik Kenti ile geleceğin miras projemizin yedinci lansmanını yapmış olduk. İnşallah tarihi gün yüzüne çıkaran çalışmaların devamını da getireceğiz” şeklinde konuştu.
Konuşmasının devamında Olimpos Ören Yeri Karşılama Merkezi hakkında bilgiler veren Bakan Ersoy, “2023 yılı Nisan ayında Olimpos Antik Kenti’nde devam eden kazı çalışmaları incelerken burada Olimpos Ören Yeri Karşılama Merkezi ile ilgili olarak ta çalışma yapacağımızın sözünü vermiştim. Antalya’da siz değerli hemşerilerime verdiğim sözü yerine getirerek hemen kısa bir süre içinde proje çalışmaları başlatıp ihalesini gerçekleştirmiştik. Bugün bir sözümüzü daha yerine getirip Olimpos Ören Yeri Karşılama Merkezinin açılışını gerçekleştiriyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Otopark alanını, yürüyüş yollarını düzenledik. Bir kültürel mirasımızı daha ayağa kaldırarak toplam 65 milyona mal olan Olimpos Ören Yeri Karşılama Merkezini Antalya’nın hizmetine sunuyoruz. Antalya’da turizme bağlantılı olarak kıyı şeridi boyunca bir kültürel miras koridoru oluşturmayı hedefliyoruz. Bu hedefimize ulaştığımızda Ören yerlerine olan ilgi çok daha yüksek seviyelere ulaşacaktır. Gazipaşa’dan Kaş’ a kadar tüm Ören yerlerimizde çok detaylı çalışmalara hız verdik. Özellikle Olimpos ve Phaselis üzerinde bu bölgede doğasıyla bütünleşik kültürel miras unsurları ile doğa turizmi öne çıkaran nitelikte bir kültür turizmi destinasyonunun oluşmasını hedefliyoruz. Ayrıca bölgede gastronomi turizmin gelişmesi için de çalışmalar yapacağız. Böylelikle bölgeyi Antalya’nın kültürel miras ve eko turizm destinasyonun olarak tescillemiş oluyoruz. Antalya’nın dünyanın en önemli turizm şehirlerinin önüne geçmesini sağlayacak çalışmaların hayata geçirilmesi için hizmet anlamında kaybedecek tek bir dakikası dahi bulunmuyor. Bizim kısır siyasi tartışmalara değil, Antalya’ya değer katacak projeler üzerinde çalışacak birlikteliğe ihtiyacımız var” şeklinde konuştu. – ANTALYA
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kemer Çamyuva Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’nin açışını gerçekleştirdi.
“2 milyar yatırım bedelli”
Törende konuşan Bakan Ersoy, Kemer-Çamyuva bölgesinin atık su arıtma sorununu 50 yıl süreyle çözecek önemli bir projenin açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını bildirdi.
Açılışı yapılan tesislerin, sadece bölgenin çevresel sürdürülebilirliği için değil, aynı zamanda turizm potansiyelinin korunması ve geliştirilmesi için de kritik bir rol oynayacağının altını çizen Ersoy, “Bu tesis, bölgedeki atık su sorununu etkili bir şekilde çözerek deniz ve kara ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayacak, aynı zamanda temiz bir çevre ve sağlıklı bir yaşam alanı sunacak. Geçtiğimiz yıl inşasına başlanılan 13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeli olan proje bünyesinde tesis, günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet verecek. Toplamda 2 adet terfi merkezi, yaklaşık 10 bin metrelik kanalizasyon hattı ve 3 bin 500 metrelik derin deşarj hattından oluşan arıtma tesisi, ileri biyolojik arıtma eknolojileriyle donatıldı. Bugün itibariyle test suyunu alarak tesis faaliyete geçirildi. Bölge atık suları da kontrollü ve kademeli bir şekilde tesise alınacak” diye konuştu.
Ersoy, doğa ve çevre dostu tesisler sonucunda Antalya’nın turizm potansiyelinin daha da güçleneceğini belirtti.
Antalya’da Kültür ve Turizm Bakanlığınca işletilen 10 mavi bayraklı halk plajına bu yıl Kemer-Tekirova ve Manavgat-Ilıca olmak üzere 2 mavi bayraklı plaj daha eklediklerini kaydeden Bakan Ersoy, toplam sayının ise kentte 12’ye yükseldiğini kaydetti.
“Gece müzeciliği”
Antalya’da Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde 21 alanda kazı çalışmalarının devam edeceğini işaret eden Bakan Ersoy,” 2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürüttüğümüz kazı çalışmaları için toplam 5.5 milyar TL’lik bir bütçe ayırmış olacağız. Kazılarımızın yanı sıra geleceğe miras projelerimizle tarihi alanların restorasyonlarını gerçekleştiriyoruz. Gece müzeciliğini hayata geçiriyoruz. Böylelikle gelecek kuşaklara bu tarihi mirası ulaştırmış oluyoruz. “Geleceğe Miras Myra ve Limanı Andriake Projesi” ve açılışını yaptığımız “Geleceğe Miras Projesi Aspendos”un yanı sıra Sillyon Antik Kenti’nin de bu bünyeye alındığının müjdesini veriyorum” dedi.
“Asli görevlerimiz arasında arıtma alt yapıları yapmak yok”
“Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, ülkemizin her alanında gelişimi ve ilerlemesi için çalışıyoruz” diyen Bakan Ersoy, ” Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bu vizyon çerçevesinde kültürel mirasımızı korumak ve geliştirmek, turizm potansiyelimizi artırmak ve ülkemizi uluslararası alanda hak ettiği yere gelmesi için gayret gösteriyoruz. Ülkemiz geçen seneyi 56,7 milyon turist ve 54,3 milyar dolarla kapattı. Bu sene ise 60 milyon turist 60 milyar dolar gelir hedefini belirledik. Bu hedeflere öyle kolay ulaşılmıyor tabi ki. Bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz. Yetmiyor bir de belediyelerin de yapması gerekenleri yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın asli görevleri arasında, arıtma alt yapıları yapmak bulunmuyor. Ancak, ülkemizin turizm potansiyelini artırmak ve sürdürülebilir bir turizm sektörü oluşturmak amacıyla, turizmi etkileyen alt yapı eksikliklerine de el atıyoruz. Burada Kemer’de olduğu gibi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yapmakla yükümlü olduğu yatırımları yap-işlet-devret protokolleri ile devir alıyoruz. Alıyoruz, çünkü almaz isek; mavi bayraklarımızı kaybederiz. Mavi bayraklarımızı kaybedersek turizmi; turizmi kaybedersek Antalya’yı kaybederiz. Maalesef bunu yaptığımızda da muhalefet bizi takdir edeceğine, aksine birtakım ithamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kendi başkanlarına dönüp, ‘Neden sen bunu yapmadın’ diye sormak yerine, ‘Neden Antalya’ya yatırım yaptınız’ diye bizlere soruyorlar. Son 5 senede Antalya’da, sadece 2 adet arıtma tesisi inşa edilmiş olup; 2’si de bakanlığımız tarafından yaptırıldı. İlki 2022’de hizmete aldığımız Belek-Serik Arıtma Tesisleri, diğeri de bugün burada hizmete aldığımız Kemer-Çamyuva Arıtma Tesisleridir. Tavsiyem, artık millete hizmet etmedikleri için bahane bulmasınlar. Vizyoner bir bakış açısıyla vatandaşa ‘Nasıl daha iyi hizmet ederimin’ peşine düşsünler” ifadelerine yer verdi.
“Sağlıklı bir turizm bırakma gayretindeyiz”
Muhalefetin söylediklerine değil halkın söylediklerine baktıklarını dile getiren Bakan Ersoy, “Ülkemizin turizm şehirlerinin gelişimine katkı sağlamak adına, pozitif gündemle hareket etmeyen herkese kulaklarımızı kapatırız ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınmayız. Antalya’da Hakan Tütüncü ve Kemer’de de Rahman Şeker’in projeleri hazır. Halkımızın teveccühü ile iş başına gelmeleri neticesinde Antalya’nın Altın Çağı başlayacak. Bizler sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesiller için de temiz bir çevre ve sağlıklı bir turizm sektörü bırakma gayretiyle hareket ediyoruz” açıklamalarında bulundu.
“Tertemiz denizlerimiz önemli”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, sürdürülebilir turizm açısından bu tür tesislerin çok önemli olduğunu ifade etti.
Kültür Turizm Bakanlığı’nın ana hizmet dallarından birinin altyapı hizmeti olmadığına değinen Vali Şahin, ” Ama eğer Kemer turizminin devamını istiyorsak mutlaka bu tesis yapılması gerekiyordu. Antalya turizmini ayakta tutan tertemiz denizlerimizdir. Türkiye dünyanın mavi bayraklı sahiller sıralamasında üçüncü sırada. Onun da neredeyse yarısı bu mavi bayraklı plajların yarısı Antalya’da bulunuyor. Bu sayede Antalya geçen sene 16 milyonun üzerinde yabancı turist ağırladı eğer sizin denizleriniz kirli olsa, kirlense bunun devamı mümkün olmaz. Dolayısıyla biz denizlerimizi temiz tutacağız. Toprağımızı kirletmeyeceğiz. Bu zümrüt ormanları muhafaza edeceğiz. Mümkünse artıracağız ki sadece turizmden gelir elde etme anlamında değil, evlatlarımıza da bu cennet doğayı devredebilmek için bu güzel boynumuzun borcudur. Türkiye’nin büyük hedefleri var turizmde 100 milyar dolar. Bu ancak bu tesislerle başarılabilir. Bu açıdan da Antalya üzerine düşen görevi yapıyor, bundan sonra daha da fazla yapacaktır” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve protokol tarafından tesisin açılışı yapıldı. Bakan Ersoy’a, Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ve milletvekili Atay Uslu da eşlik etti. – ANTALYA
]]>Ersoy, Antalya’nın Kemer ilçesinde finansmanı ve yapımı kendi bakanlığınca gerçekleştirilen Kemer Çamyuva Atık Su Arıtma Tesisi’nin açılışında yaptığı konuşmada, bölgenin atık su arıtma sorununu 50 yıl süreyle çözecek önemli bir projeyi açtıklarını söyledi.
Tesisin sadece bölgenin çevresel sürdürülebilirliği için değil, aynı zamanda turizm potansiyelinin korunması ve geliştirilmesi için de kritik bir rol oynayacağını vurgulayan Ersoy, tesisin bölgedeki atık su sorununu etkili bir şekilde çözerek deniz ve kara ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayacağını ve temiz bir çevre, sağlıklı bir yaşam alanı sunacağını belirtti.
Tesis Antalya’nın turizmine güç katacak
Geçen yıl inşasına başlanılan ve 13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan projenin yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeline sahip olduğunu aktaran Ersoy, tesisin günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet vereceğini bildirdi.
Toplamda 2 terfi merkezi, yaklaşık 10 bin metrelik kanalizasyon hattı ve 3 bin 500 metrelik derin deşarj hattından oluşan arıtma tesisinin ileri biyolojik arıtma teknolojileriyle donatıldığını anlatan Ersoy, “Bugün itibarıyla test suyunu alarak tesis faaliyete geçirilmiştir. Bölge atık suları da kontrollü ve kademeli bir şekilde tesise alınacaktır. Doğa ve çevre dostu bu tesisler neticesinde Antalya’mızın turizm potansiyeli daha da güçlenecek. Bizler de bu potansiyeli katlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Bakan Ersoy, Antalya’daki bakanlık tarafından işletilen 10 mavi bayraklı halk plajına bu yıl Kemer- Tekirova ve Manavgat-Ilıca olmak üzere 2 mavi bayraklı plajı daha eklediklerini belirterek, Antalya’da bakanlık tarafından işletilen mavi bayraklı halk plajı sayısını 12’ye yükselttiklerini kaydetti.
Antalya’da Geleceğe Miras Projemiz kapsamında 21 alanda kazı çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Ersoy, 2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürütülen kazı çalışmaları için toplam 5,5 milyar liralık bir bütçe ayrıldığını bildirdi.
Kazıların yanı sıra geleceğe miras projeleriyle tarihi alanların restorasyonlarını ve renovasyonunu gerçekleştirdiklerini söyleyen Ersoy, “Gece müzeciliğini hayata geçiriyoruz. Böylelikle gelecek kuşaklara bu tarihi mirası ulaştırmış oluyoruz. Geleceğe Miras Myra ve Andriake Limanı Projesi ve dün açılışını yaptığımız Geleceğe Miras Projesi Aspendos’un yanı sıra Sillyon Antik Kenti’nin de bu kapsama alındığının müjdesini sizlerle paylaşmak isterim.” ifadelerini kullandı.
“Bakanlığımızın asli görevleri arasında bulunmayan yatırımları da yapıyoruz”
Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kendisinin ve tüm bakan arkadaşlarının ülkenin kalkınması, refahı ve güvenliği için her zaman en iyisini yapmaya kararlı olduklarını vurguladı.
Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, ülkenin her alanında gelişimi ve ilerlemesi için çalıştıklarını belirten Ersoy, bakanlık olarak bu vizyon çerçevesinde kültürel mirası korumak ve geliştirmek, turizm potansiyelini artırmak ve ülkeyi uluslararası alanda hak ettiği yere gelmesi için gayret gösterdiklerini söyledi.
Türkiye’nin geçen yılı 56,7 milyon turist ve 54,3 milyar dolar turizm geliriyle kapattığını anımsatan Ersoy, bu yıl için de 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefi belirlendiğini hatırlattı. Bu hedeflere kolay ulaşılmadığının altını çizen Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz. Yetmiyor bir de belediyelerin de yapması gerekenleri yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığının asli görevleri arasında, arıtma altyapıları yapmak bulunmuyor. Ancak ülkemizin turizm potansiyelini artırmak ve sürdürülebilir bir turizm sektörü oluşturmak amacıyla turizmi etkileyen altyapı eksikliklerine de el atıyoruz. Kemer’de olduğu gibi, Antalya Büyükşehir Belediyesinin yapmakla yükümlü olduğu yatırımları yap-işlet-devret protokolleri ile devir alıyoruz. Alıyoruz, çünkü almaz isek, mavi bayraklarımızı kaybederiz. Mavi bayraklarımızı kaybedersek turizmi, turizmi kaybedersek Antalya’yı kaybederiz. Maalesef bunu yaptığımızda da muhalefet bizi takdir edeceğine, aksine birtakım ithamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kendi başkanlarına dönüp, ‘Neden sen bunu yapmadın’ diye sormak yerine ‘Neden Antalya’ya yatırım yaptınız?’ diye bizlere soruyorlar.”
“Son 5 senede Antalya’da yapılan arıtma tesisini bakanlık olarak yaptık”
Bakan Ersoy, son 5 senede Antalya’da sadece 2 adet arıtma tesisi inşa edildiğini ve bunun ikisinin de bakanlık tarafından yaptırıldığını bildirdi.
Artık muhalefetin bahane üretmek yerine hizmet etmenin peşine düşmesi gerektiğini dile getiren Ersoy, “Muhalefetin söylediklerine değil halkımızın söylediklerine bakarız. Ülkemizin turizm şehirlerinin gelişimine katkı sağlamak adına, pozitif gündemle hareket etmeyen herkese kulaklarımızı kapatırız ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınmayız.” dedi.
Sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesiller için de temiz bir çevre ve sağlıklı bir turizm sektörü bırakma gayretiyle hareket ettiklerini aktaran Ersoy, bakanlık olarak çevreye duyarlı turizmin önemini vurgulamaya ve sürdürülebilir turizm alanında ilerlemeye devam edeceklerini kaydetti.
Tesisin açılışında emeği bulunan herkese teşekkür eden Ersoy, açılış sonrası tesiste incelemelerde bulundu.
Açılışa Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, kamu kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Ormancılık ve tabiat turizmi alanında ihtisaslaşan Kastamonu Üniversitesi, bu çerçevede dersleri doğada da uygulamalı olarak yapıyor. Bu çerçevede Turizm Fakültesi öğrencileri, Araç ilçesindeki Fındıklı ve Gölcük yaylalarına yakın bir bölgede bulunan, buz sarkıtlarıyla dikkatleri çeken İntaş Mağarasını gezdi. Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal’ın gözetimindeki, içlerinde yabancı ülkelerden gelen öğrencilerin de bulunduğu öğrenciler, yaylalar hakkında bilgi aldı. Öğrenciler daha sonra yaylalara 3 kilometre uzaklıkta bulunan İntaş Mağarasına yürüyüş yaptı. Soğuk hava sebebiyle buz sarkıtlarının oluştuğu mağaraya küçük bir geçitten ulaşan öğrenciler, mağara içerisinde de yürüyüş yaptı. Zaman zaman gördükleri karşısında heyecanlanan öğrenciler, mağarada uygulamalı olarak ders yaptı.
“Mağarayı tabiat turizmine kazandırmak için elimizden geleni yapıyoruz”
Mağarayı tabiat turizmine kazandırmak için çalışma yürüttüklerini söyleyen Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, “Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi olarak tabiat turizmi alanında ihtisaslaşan üniversite olma hasebiyle sahada birçok araştırmalara katılıyoruz. Bunları yaparken de öğrencilerimizi hem araştırmaya hem uygulamaya katılmak üzere yanımızda götürüyoruz. Araştırdığımda öğrencilerimizle o bölgede etkinlikler yapıyoruz. Onlardan bir tanesi de Kastamonu’nun Araç ilçesine 19 kilometre uzaklıkta bulunan Fındıklı ve Gölcük yaylaları oluyor. Bu bölgede yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta bulunan bir mağara bulunuyor. Bu mağarayı çok fazla kimse bilmiyor. Sadece o bölgede yaşayan yöre halkı biliyor. Bizler de mağarayı keşfettiğimizde öğrencilerimizle gidip yerinde gördük. Soğuk havada öğrenci kardeşlerimizle dizimize kadar gelen karda mağarayı gezdik. Mağaranın içerisinde akan su bulunuyor. Mağaranın içerisinde bulunan su girişinden çıkışına kadar tamamen donmuş durumda. Buz kütleleri oluşmuştu. Bizler mağaranın bir ucundan girip diğer ucundan çıkış yaptık. Öğrencilerimizle yer yer sürünerek, yer yer tırmanarak, mağarada her türlü faaliyeti gerçekleştirdik. Mağarada eskiden bir yaşamın olduğunu öğrendik. Burası ayrıca yaban hayatının çok fazla olduğu bir bölge. Özellikle ayıların o bölgede yaşamlarını sürdürdüklerini ve kış uykularına yattıklarını biliyoruz. Fakat ayılar, mevsim şartları elvermediği için kış uykusuna yatmamışlardı. Öğrencilerimize ayıların nerede yatabileceklerini, yaban hayatının bölge için önemini, nasıl olduğunu, mağaranın giriş ve çıkış noktalarını gösterip anlattık” dedi.
“Yüksekliği yaklaşık 40 metreye kadar”
Mağara ile ilgili bilgi veren Haberal, “Mağara, yaklaşık yürüme mesafesinde 750 metre civarında uzaklıkta bulunuyor. Su yatağı hizasından gidince 150 metre ilerledikten sonra 50 metre yokuş tırmanıyoruz. Buradan inişe geçtiğimizde bir basketbol sahası büyüklüğünde meydanlık görüyorsunuz. Mağaraya sürünerek giriş yapabiliyorsunuz. Ardından inanılmaz şekilde basketbol sahası büyüklüğünde meydanlara çıkmış oluyorsunuz. Diğer taraftan suyun çıkış noktasında bir çıkış bulunuyor. Mağaranın yüksekliği yaklaşık 40 metreye kadar var. Yağışlı havalarda su seviyesi mağarada yükseliyor. Bu yüzden yağışlı havalarda mağaraya girmek tehlikeli. Suyun içerisinden geçmeniz gerekiyor. Bu yüzden bölgeye gitmek isteyenlere alan rehberleri ile birlikte gitmeleri tavsiyesinde bulunuyorum. Mağaranın yaklaşık bir ucundan diğer ucuna 150 metre kadar uzunluğu bulunuyor” diye konuştu.
“Kastamonu’yu görmek isteyenlere tavsiye ediyorum, mutlaka gelip gezsinler”
Rize’nin Pazar ilçesinden Kastamonu’yu gezmek için gelen Engin Yüksel ise “Kastamonu’ya Hikmet hocamızın daveti üzerine Rize’den geldim. Geldiğime çok fazla değdi. Çok güzel geçti. Araç’ın yaylaları mükemmel. Özellikle tarihi ahşap evleri ayrıca şelaleleri var, oralara da gittik. Şelaleleri de çok güzel. İntaş olarak adlandırdıkları mağarası bulunuyor. O bölgeler de çok güzel. 3-4 gün boyunca doya doya gezdik. Kastamonu’yu görmek isteyenlere tavsiye ediyorum, mutlaka gelip gezsinler, bu bölgeleri mutlaka görsünler” şeklinde konuştu. – KASTAMONU
]]>Ersoy, Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Olympos Ören Yeri Karşılama Merkezi açılışında, turizmde rekorlarla dolu bir yılın geride bırakıldığını ifade ederek, 2024 yılı için 60 milyon turist ve 60 milyar dolar turizm geliri hedeflendiğini kaydetti.
Sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya’nın da geçen yıl tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştığını anımsatan Ersoy, “Bu başarılar kesinlikle tesadüf değil. Bu rekorları kırmak, Türkiye’yi dünya turizminde parlayan bir yıldız haline getirmek elbette kolay olmuyor. Biz hedefleri belirlerken bir strateji bir planlama ortaya koyuyoruz. Bu süreçte turizmi 12 aya yaymak ve nitelikli turizmi güçlendirmek adına attığımız adımlar da en önemli çalışmalarımızdan biri oldu.” diye konuştu.
“Antalya’daki arkeolojik alanlara 5,5 milyar lira ödenek ayırdık”
Turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle çok güçlü bir ilişkisi bulunduğunu belirten Ersoy, bu doğrultuda kültürel mirası gün yüzüne çıkarıp tüm dünyanın ziyaret edebileceği bir altyapı oluşturmak adına tarihin en yoğun çalışmalarını başlattıklarını kaydetti.
Son 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanlara eş değer işi, gelecek 4 yılda tamamlamayı hedeflediklerini vurgulayan Ersoy, şunları söyledi:
“Antalya’yı merkeze alan Türk Arkeoloji Tarihinin Altın Çağı – Geleceğe Miras projemiz kapsamında, arkeolojik çalışma sayısını, yıllık 720’ye yükselttik. Bu dünyada rekordur, şu anda dünyada bir yıl içinde en çok kazı ve kurtarma çalışması yapılan ülke Türkiye’dir. Bu sayıyı 2024 yılında 750’ye, 2026’ya kadar da yıllık 800’e çıkarmayı planlıyoruz. 2028 yılı sonuna kadar Antalya’daki arkeolojik alanlarımıza kazılar, restorasyon ve çevre düzenlemeleri için 5,5 milyar lira ödenek ayırdık.”
Bakan Ersoy, dünyanın en önemli koleksiyonlarından birine sahip Antalya Arkeoloji Müzesinin yeniden yapımıyla ilgili proje çalışmalarına başladıklarını ve bununla Kemer’e de bir Sualtı Arkeoloji Müzesi kazandıracaklarını ifade etti.
Geleceğe Miras projesi kapsamında Aspendos Antik Kenti’nin de lansmanını 3 gün önce gerçekleştirdiklerini anımsatan Ersoy, Aspendos Antik Kenti’nde de tarihi gün yüzüne çıkaran çalışmaların hızlı bir şekilde devam edeceğini belirtti.
“Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek tek bir dakikası dahi yok”
Öte yandan Olympos Antik Kenti’nde geçen yıl karşılama merkezi yapılmasıyla ilgili bir söz verdiğini hatırlatan Ersoy, bugün de bu sözü tutmanın gururunu yaşadığını ifade etti.
Olympos’ta otopark alanını, yürüyüş yollarını düzenlediklerini aktaran Ersoy, 65 milyon liraya mal olan Olympos Ören Yeri Karşılama Merkezi’ni de Antalyalıların hizmetine sunduklarını söyledi.
Antalya’da turizmle bağlantılı olarak kıyı şeridi boyunca bir kültürel miras koridoru oluşturmayı hedeflediklerini anlatan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gazipaşa’dan Kaş’a kadar tüm ören yerlerinde çok kapsamlı çalışmalara hız verdik. Özellikle Olympos ve Phaselis özelinde bu bölgede doğasıyla bütünleşik, kültüre miras unsurları ile doğa turizmini öne çıkaran, nitelikli bir kültür turizmi destinasyonun oluşmasını hedefliyoruz. Ayrıca bölgede gastronomi turizminin gelişmesi için de çalışmalar yapacağız. Böylelikle bölgeyi Antalya’nın kültürel miras ve eko turizm destinasyonu olarak tescillemiş oluyoruz. Her zaman ifade ediyorum, Antalya’nın dünyanın en önemli turizm şehirlerinin önüne geçmesini sağlayacak çalışmaların hayata geçirilmesi için hizmet anlamında kaybedecek tek bir dakikası dahi bulunmuyor. Bizim kısır siyasi tartışmalara değil Antalya’ya değer katacak projeler üzerinde çalışacak birlikteliğe ihtiyacımız var.”
Antalya Valisi Hulusi Şahin de Bakan Ersoy’un girişimiyle antik kentlerde çok hızlı kazı çalışmaları yürütüldüğünü söyledi.
AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu da kentteki ören yerlerde ciddi değişimler yaşandığını ve bunun turizme önemli katkı sağlayacağını belirtti.
Bakan Ersoy ve beraberindekiler Olympos Antik Kenti’nde kazı çalışmalarını inceledi.
]]>Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi 2024 yılı Mart Ayı Olağan Toplantısı 2. Birleşimi gerçekleştirildi. 40 maddenin görüşüldüğü toplantıda konuşan Başkan Mustafa Demir meclis üyelerine veda ederken, karara bağlanan İlkadım ilçe sınırları içerisinde kruvaziyer liman ve kıyı koruma yapısı amaçlı nazım ve uygulama imar planına esas görüş verilmesi teklifi hakkında açıklamada bulundu.
“Merkez liman sadece kruvaziyer ve yatlar için kullanılacak”
Düzenlenecek plan ile birlikte merkez limana sadece turizm amaçlı gemilerin girebileceğini, tırlar ve yük taşıyan gemilerin yapılacak 2 yeni limana gideceğini ifade eden Mustafa Demir, “Yeni Organize Sanayi Bölgesi önüne 2 tane liman yapılacak. Bunlardan bir tanesi mevcut Samsun Limanı’ndan daha büyük olacak. 15 milyon tonu yakalayacak nitelikte yeni bir liman inşasını planlıyoruz. Yapıldığında merkezdeki limanın eleçleme noktasında tüm altyapısı kaldırılacak. Orası sadece yat ve kruvaziyer gemi için kullanılacak limana dönüşecek. Bu şehrin geleceği çok parlak. Bizden önce de kim taş üstüne taş koyduysa şehir için kıymetlidir. Biz bardağın dolu tarafını görmek durumundayız. Bu mecliste çok önemli kararlar aldık. İddia ediyorum, slogan olsun istiyorum. ‘Bu şehir dünyaya örnek bir şehir olacak.’ Yürüyüş bu yürüyüştür. Yatay kalkınma, gelir adaleti, hakkaniyet, doğal güzelliği, suya, toprağa verdiği değeriyle, tüm gelişme alanlarının çok etkin ve güçlü olduğu bir şehir Samsun. Tarım, spor, eğitim, sanayi, doğa, mutluluk, sağlık şehri Samsun. Bu vasıfları tüm uygulamalarımızda hesaba kattık” dedi.
“Bu ülkenin en mutlu insanıyım, 30 yıl milletime hizmet ettim”
Planla birlikte Samsun’un çehresinin değişeceğine değinen Demir, “Bizim merkez liman, tam bir kruvaziyer gemilerin ve turistlerin cirit attığı, park ettiği, konakladığı yat limanı noktasında da ciddi bir hüviyet arz eden bir de sivil halkın liman içerisinde olabilecek kafeler, restoranlar, teknelerle tam bir cümbüş, insanların kendini oradan alamayacağı bir alana dönüşecek. O limana giren demir yolları ve ulaşım yapılarının kalkmasıyla müthiş bir de yaya ve yatay anlamda büyük çapta rahatlama yaşanacak. Hesabımız bu. Bu ülkenin en mutlu insanlarından biriyim. 30 yıldır milletimin hizmetindeyim. Bu işe ilk girerken hangi duygudaysam aynı duygularla bu başkanlık görevimi de sona erdiriyorum. Bu benim için büyük bir huzur ve mutluluk kaynağıdır” diye konuştu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Samsun Müzesi’nin açılışının yapıldığını, yine 2024-2028 yıllarını kapsayan Samsun Turizm Master Planı’nın kamuoyu ile paylaşıldığını hatırlatan Demir, “Sayın Bakanımız 2 defa Samsun’a geldi. Turizm tanıtımında çok hayırlı gelişmelere vesile oldu. Şu anda turizmin tanıtımı noktasında en ön planda tuttuğu şehirlerden birisi Samsun. Bu arada 8-16 Haziran’da Kültür Yolu Festivali’ne konu Samsun. İnşallah ilk kez düzenlenecek. Türkiye’de 16 il var Samsun’da bu sene dahil oldu. Bu bir çığır, bambaşka bir dönüm noktası. Samsun Turizm Master Planımızın lansmanını yaptık. Sayın Bakanımızın bizzat ifadesi sanırım Türkiye’de 3’üncü veya 4’üncü iliz Turizm Master Planı olan. Arkadaşlar bu çok büyük bir vizyon, verimliliktir. Şu anda bizim 2028 yılında hedeflediğimiz ziyaretçi sayısı 2 milyon. Arkadaşlar şehirlerde ve ülkelerde kritik bir sayı vardır nedir biliyor musunuz? Nüfusunuz kadar ziyaretçiyi ağırladığınızda dünyanın en önde gelen turizm şehri, turizm beldesi veya turizm ülkesi haline dönüşüyorsunuz. Bizim 1 milyon 400 bin nüfusumuz var. 2026, 2027 yıllarında muhtemelen nüfusumuzdan daha fazla ziyaretçiyi ağırlar hale geleceğiz” şeklinde konuştu.
Başkan Demir ve meclis üyeleri, akşam saatinde sona eren toplantının ardından veda iftarında bir araya geldiler. – SAMSUN
]]>Antalya’nın dört bir yanını gezen Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, Alanya’dan sonra seçim çalışmalarına Manavgat ilçesinde devam etti. Tütüncü, AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse, Cumhur İttifakı Manavgat Belediye Başkan adayı Süleyman Okudan ile beraber önce Gündoğdu Mahallesi’ni dolaştı; hemşehrilerinin gönül kapılarını çaldı, esnafla kucaklaştı. Gündoğdu Taksi Durağı’nı ziyaret ederek ulaşım esnafının sorunlarını dinledi. Cumhur İttifakı Manavgat Belediye Başkan adayı Süleyman Okudan’a destek istedi. Tütüncü, Antalya’nın altın çağının, Manavgat’ın da altın çağı olacağını belirterek, “Manavgat’ın yeni nesil belediyecilik uygulamaları ile tanıştıracağız. Hepimizin işinin, aşının büyüyeceği bir Antalya’yı Manavgat’a vaat ediyoruz” dedi.
Turizm girdilerini en yükseğe çekmek için Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile çalıştıklarını belirten Tütüncü, “Bu çalışmalarla; Manavgat’ın esnafından tüccarına, çiftçisinden turizmcisine kadar herkesin kazanacak” dedi.
“Turist Londra’dan 4 saatte geliyor”
Antalya Havalimanı yolcu kapasitesine değinerek, Antalya Havalimanı’nın 2025’te 50 milyon, 2038’de ise 82 milyon yolcu kapasitesine ulaşacağını belirten Tütüncü, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyanın en güzel otellerine sahip olsanız, dünyanın en iyi hizmetini verseniz, dünyanın en iyi ören yerlerine, müzelerine sahip olsanız, O turistleri iyi bir belediyecilik hizmeti ile karşılamalı ve uğurlamalısınız” diyerek, trafik ve ulaşım sorununa değinen Tütüncü, “Londra’dan Antalya’ya 4 saatte gelen turist Havalimanından oteline 4 saatte gidiyor. Böyle bir rezalet kabul edilebilir mi? İşte biz, şehrimizi geleceğe hazırlıyoruz. Yeni turizm yolları açıyoruz. Antalya-Alanya Otobanı’nı yapıyoruz. Mevcut D-400’ü geliştiriyoruz. Turistin havalimanı-otel arasındaki 4 saatlik nakil süresini daha da kısaltıyoruz. Bizim heybemizde hizmet var. Bizim heybemizde tarımsal üretimi destekleyecek ve hayvancılığı destekleyecek teşvikler var. Herkesin üretip, herkesin birlikte kazanacağı bir Antalya inşa edeceğiz” dedi.
“Mavi bayraklarımız tehlikeye girmesin”
Oteller bölgesinin sorunlarına değinen Tütüncü, “Bugün oteller bölgesinin en önemli problemi alt yapı sorunları Yarın mavi bayraklı denizlerimize zarar gelirse, bunun hesabını kim verecek? Mavi bayrağımız tehlikeye girerse, bu belediyecilikteki ihmalin faturasını kim ödeyecek? Herkes bir umutla sezonu bekliyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak, turizm alt yapılarını ihmal etme gibi bir durumumuz söz konusu olamaz. Öyle bir lüksümüz var mı? Yaklaşan bu tehlikelere karşı gerekli hazırlıklarımızı yaptık, alt yapımızı güçlendireceğiz, ulaşım ağımızı güçlendireceğiz, turizmi potansiyel bir değere dönüştürecek yeni nesil uygulamalarla şehre değer katacağız ve şehri kazandıracağız” diye konuştu.
Hız tutkunu gençlerle buluştu
Manavgat ziyaretini Gündoğdu Mahallesi’nden sonra, Çolaklı, Evrenseki, Kumköy, Side ve Barbaros Caddesinde sürdüren Tütüncü, esnafı gezdi, vatandaşlarla kucaklaştı. Ilıca taksici esnafın ve Ilıca Dolmuş Durağı esnafını ziyaret ederek Antalya’nın altın çağı projelerini anlattı. Yayla Mahalle sakinleri ile iftar yapan Tütüncü, Manavgat’ın otomobil tutkunu gençleriyle buluştu. Manavgatlı gençlere off-road ve drift pisti müjdesi veren Tütüncü, “Manavgat motor sporlarının yeni merkezi olacak” dedi. Tütüncü, günün son ziyaretini de Eğitim-Bir-Sen Manavgat Şubesi’ne gerçekleştirdi. – ANTALYA
]]>Samsun Turizm Master Planı (2024-2028) lansmanı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılım ile dün yapıldı. Samsun Büyükşehir Belediyesi ile Kapadokya Üniversitesi ile iş birliğinde hazırlanan Samsun Turizm Master Planı’nın detaylarını Hacı Bayram Veli Üniversitesi Turizm Fakültesi Rekreasyon Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Gülcan tarafından açıklandı.
Prof. Dr. Bilgehan Gülcan, “2019’da dünya turizmi zirveye ulaşmıştı. 1 trilyon 500 milyar dolarlık bir gelir ve 1 milyar 500 milyon kişilik bir insan hareketliliği vardı. Pandemi ile birlikte düşüş oldu ve dünya turizmi kendini toparlamaya çalışıyor. Türkiye dünya turizminden daha hızlı hareket etti. 2020’deki düşüş Türkiye’de de yansıma buldu. Türkiye’de hem ziyaretçi sayısında hem de gelirinde dramatik bir düşüş olurken, dünya ortalamasının üzerinde bir çıkış yakalayarak Türkiye kayıplarını çok çabuk telafi etti. TGA’nın çabaları, Sürdürülebilir Turizm Programı ve stratejilerle birlikte çabucak telafi edilebilir hale geldik. 2023 yılında ulaştığımız rakamlar 56,7 milyon ziyaretçi sayısı ve 54,3 milyar dolar da turizm geliri hedeflerine ulaştık. Türkiye 2024 yılı için ortaya koyduğu 60 milyar dolar hedefinden başka 2028’de de 100 milyar dolarlık ziyaretçi gelirlerini hedeflemiş durumda” dedi.
“Samsun Turizm Master Planı 14 proje, 50 politika, 7 stratejik hedeften oluşuyor”
Turizm Master Planının ana hatlarından ve nasıl oluştuğundan bahseden Prof. Dr. Gülcan, “Samsun Turizm Master Planı 3 farklı arama konferansı ile başladı. Paydaş buluşmaları ile devam etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 12. Kalkınma Planı ve Türkiye Turizm Ana Planı’na uygun 7 hedef ve amaç belirlendi. 14 öncelikli alan, 50 adet uygulanabilir ve ölçülebilir politika ve bunların bileşkesi olarak da 14 adet proje üretildi. İlk arama konferansı 92 katılımcı Samsun’da yapıldı. Samsun Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi arasında güçlü bir iş birliği gerçekleşti. Samsun Valiliği tarafından 2 tematik çalıştay yapıldı. Bunlar Deniz Turizmi Çalıştayı ve Spor Turizmi Çalıştayı temasıyla yapıldı. GZFT analizi, değer zinciri analizi, sürdürülebilirlik, rekabet, markalaşma ve ilin risk yönetimi analizleri ortaya konuldu. Analiz sonuçlarına göre Samsun Turizm Sürdürülebilir Büyüme Modelinde gelir odaklı bir model ortaya konuldu. Sürdürülebilir, rekabetçi, turizm geliri sızıntısını azaltan, yerel kalkınma ve istihdam odaklı bir yaklaşım belirlendi. Yönetim kısmında Samsun turizm yönetiminde güçlü bir destinasyon yönetim örgütü ihtiyacı ortaya çıktı. Rotalar belirlendi. Hikayelere dayalı rotalar ve etkileşimli turizm yöntemi belirlendi. Tanıtımda sosyal medyanın etkisini, marka değerini arttıracak ve hedef pazar odaklı bir strateji ortaya kondu. Turizm gelişmesinde altyapı olan konaklama, ulaşım, yeme-içme ve bazı yatırımlarda da geliştirme yapılması kararı verildi” diye konuştu.
“Yerli turist sayısının yüzde 220, yabancı turist sayısının da yüzde 381 oranında artmasını hedefliyoruz”
Hedeflenen proje ve politikaların uygulanması ile birlikte Samsun’un turizm gelirlerinde ve turist sayılarında artış yaşanacağının altını çizen Gülcan, “7 adet stratejik hedef belirlendi. Yerli ziyaretçi sayısında Samsun’da ciddi bir artış öngörüyoruz. Hedefimiz yerli ziyaretçi sayısını 1 milyon 905 bin kişi seviyesine çıkarmak. Bu çerçevede 2028 yılında Samsun’u ziyaret eden yerli turist sayısının 2023 yılına göre yaklaşık yüzde 220 oranında arttırılması hedeflendi. Samsun’un yabancı ziyaretçi sayısına baktığımızda 2023 yılındaki 47 bin yabancı turist sayısına göre yüzde 381 oranında bir artış hedeflendi. Ortalama kalış süresindeki 2028 yılındaki hedef 1,67’dir. Turizm gelirlerinde ortaya konulan politika ve projelerin devreye girmesiyle yerli turistlerde artışın yüzde 282,5 seviyesine çıkartılarak 306,4 milyon ABD dolarına ulaşmak hedefleniyor. Yabancı turist gelirlerini arttırma hedefinde ise politika ve projelerin devreye girmesiyle yüzde 469 seviyesinde artarak 53,6 milyon dolar seviyesine ulaşılması hedeflendi. Bu 4 ana stratejik hedeften başka Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından ortaya konulan master planda rekabetçiliği ve sürdürebilirliği arttıracak, ziyaretçi hareketliliğini il sathına yayacak ve turizmde dijital entegrasyonu sağlayacak hedefler ortaya kondu” şeklinde konuştu.
Master planda 14 proje
Projeler ve hedefleri hakkında detayları paylaşan Prof. Dr. Bilgehan Gülcan, “Plan ile birlikte 14 adet proje üretildi. Bu projeler 50 plan ve 14 öncelikli alanı matrix ile birleştirerek elde ettiğimiz sonuçtur. 1’incisi Samsun’un somut ve somut olmayan kültürel mirası ile endüstriyel mirasını ele alan ‘Miras Samsun Projesi’dir. Bu proje ile ATAFEST19 ile Samsun’da 1 hafta süreli Atatürk’ün hatırasını yansıtan kent içi ve kent kırsalındaki somut ve somut olmayan unsurlarını değerlendiren, temaya uygun farklı ekinliklerle zenginleşen bir festivalin oluşturulması ve bu kapsamda mevcut Kurtuluş Yolu rotasının Ankara’ya kadar uzatarak canlandırılması, Kültür Yolu Festivali’nin Haziran ayında düzenlenmesi, Amisos Tepesi’ndeki mezar alanların ziyarete açılması ve alan rehabilitasyon çalışmalarının yapılması ile arkeolojik alanlarda rehabilitasyon ve kazı etkinliklerini artırılması yer alıyor” ifadelerini kullandı.
“TanıtYönet Projesi”
Gülcan diğer projeler hakkında şunları söyledi:
“TanıtYönet Projesi’nde Samsun’da paydaş katılımlı bir destinasyon yönetim organizasyonunun oluşturulması, ‘Batmayan Güneşin Doğduğu Şehir’ mottosunun şehir tanıtımında kullanılması ile kentte farklı turizm türlerine hizmet edecek 3, 5 ve 10 günlük paketlerin oluşturulması yer alıyor. ‘Spor Samsun Projesi’nde Türkiye’nin en güçlü spor altyapısına sahip olan Samsun’un bu altyapısını turizm amaçlı geliştirmeyi hedeflemekte. Bu kapsamda sahil spor etkinliklerinde markalar oluşturulması, tenis alanlarının geliştirilmesi ve ilin tenisle anılır hale getirilmesi, Karadeniz Yat Rallisi’nin yeniden hayata geçirilmesi, rotada yer alan kentlerle iş birliği yapılması ile Kunduz Ormanları Milli Takımlar Eğitim Kampı’nın yurt içi ve dışından farklı futbol kulüplerinin ziyaretine konu olması yer alıyor.”
“Atafest19 Projesi”
“Atafest19 Projesi’ ile Samsun’un şehir marka kimliğini güçlendirecek, ilerleyen dönemde yabancı ziyaretçiler için de cazibe değeri oluşturacak ve farklı destinasyonlarla güçlü iletişim ve iş birliği imkanı vererek ilde geceleme ve harcama rakamlarını etkileyecek Cumhuriyetin kuruluşu temalı markalaşacak bir etkinlik geliştirmeyi hedeflemektedir. Bandırma adlı sembolik bir geminin öncülük yaptığı bir deniz filosu ile karadan da farklı araçlarla seyahate eşliği içeren, İstanbul çıkışlı ve 19 Mayıs tarihinde Samsun varışlı bir yolculuk ve şehirde yaklaşık 1 hafta sürecek etkinliğin organize edilmesi planlanıyor.”
“EkotruizmSamsun Projesi”
“EkotruizmSamsun Projesi’ ile Samsun’un ekoturizm açısından zengin olan yaylalarını, kırsal yaşamı ve sulak alanları gibi doğal cazibelerini sürdürülebilir ilkelere dayalı olarak il turizminde etkin olarak kullanacaktır. Bu kapsamda organik tarımın yapıldığı Sürmeli Köyü’nün UNWTO’nun (Dünya Turizm Örgütü) ‘En İyi Turizm Köyü’ statüsüne başvuru sürecinin hazırlıklarının başlatılması ile Samsun’da yeni ekoturizm merkezlerinin ilan edilmesi ve bu amaçla Miliç Irmağı çevresi, Kocadağ Yaylası Kamp ve Mesire Alanı, Akdağ-Ladik Gölü çevresi, Nebiyan ve Salıpazarı yöresi (Çağlayanlar güzergahı) seçeneklerinin değerlendirilmesi ve bu alanlarda ekoturizm etkinliklerinin geliştirilmesi yer alıyor.”
“MaceraSamsun Projesi”
“Macera Samsun Projesi’ ile Samsun ulusal ve uluslararası düzeyde yerli ve yabancı turistler için macera rekreasyonlarında marka bir destinasyon haline gelecektir. Bu kapsamda Terme İlçesi’nde Amazon Tematik Parkı’nın oluşturulması ayrıca sahildeki Amazonlar Köyü’nün işletme anlayışının ve sergi konseptinin yeniden ele alınarak sahildeki Terme Amazon Tematik Parkı’na etkili yönlendirme yapmasının sağlanması, İlde açık alan macera rekreasyonlarının ilin önemli ürünleri olarak konumlaması, Vezirköprü başta olmak üzere ilin doğal cazibelerini değerlendirecek marka etkinlik firmalarıyla organizasyonlar yapılması ile macera etkinlik takviminin diğer etkinlikler dikkate alınarak planlanası yer alıyor.”
“TurizmLüks Projesi”
“TurizmLüks Projesi’ ile Samsun’un ulusal ve uluslararası lüks segmentteki turistleri destinasyona daha fazla çekecek, destinasyondaki harcamaları artıracak ve bu sayede il turizm gelirlerini en yüksek seviyeye çıkaracaktır. Bu kapsamda DELTA55 Projesi kapsamında Kızılırmak Deltası içinde glamping alanlarının ölçeklendirilerek belirlenmesi ve ayrıca ilin doğa ve kültürle buluşan çekici noktalarında glamping alanlarının oluşturulması, kuratörler ve tasarımcılar desteğiyle nitelikli hediyelik eşya envanterinin geliştirilmesi (Amisos hazineleri, Amazonlar, Atatürk, kenevir gibi), lüks oteller için yatırım alanların belirlenerek kent içi butik otellerin sayısının artırılması ile lüks turizme hitap eden Beach Kulüplerin oluşturulması projede yer alıyor.”
“GastroSamsun Projesi”
“GastroSamsun Projesi’ ile Samsun’un büyük potansiyel sunan gastronomi varlığını turizmde öne çıkaracak, geleneksel mutfağının ve tariflerinin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayacak ve il turizm gelirleri içinde gastronominin payını yükseltecektir. Bu kapsamda projede ‘UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dahil olmak hedefiyle, Samsun’un öncelikle ulusal gastronomi şehirleri arasında yer alması, yerel gastronomi ürünlerinde take away uygulamalarının geliştirilmesi, geniş yenilebilir ot envanterinin gastronomide değerlendirilmesi ile geniş manda popülasyonundan gastronomide yararlanılması yer alıyor.”
“SamsunPort Projesi”
“SamsunPort Projesi’ ile Samsun Karadeniz Bölgesi’nde yerli ve yabancı rakip destinasyonlara göre kurvaziyer turizminde kısa sürede üstün duruma geçecektir. Bu proje kapsamında en az 2 adet geminin yanaşabileceği liman inşası, kurvaziyer limanında yiyecek içecek, alışveriş, oto kiralama gibi ihtiyaçları karşılayacak işletme ve rekreasyon alanlarının inşa edilmesi ile porttan şehre uzanan alanın düzenlenmesinin yapılması yer alıyor.”
“Sağlık Turizmi Projesi”
“Sağlık Turizmi Projesi’ ile Samsun’u büyük potansiyel sunan sağlık turizmini öne çıkaracak, sadece Karadeniz Bölgesi’nde değil Türkiye çapında bir sağlık destinasyonu haline gelerek il turizm gelirleri içinde sağlık turizminin payını yükseltecektir. Bu projeyle medikal turizm ağırlıklı sağlık turizminin geliştirilmesi ve ürün tutundurmasında seyahat acenteleri etkililiğinin artırılması, Samsun’un termal turizm alanında önemli bir potansiyeli olan Havza ilçesinin ilin Karadeniz Bölgesi’nin termal turizm merkezi olarak konumlanması ile sağlık turizmi katılımcıları ve refakatçileri için 3, 5 ve 10 günlük tatil paketleri hazırlanması yer alıyor.”
“SamsunBeach Projesi”
“SamsunBeach Projesi’ ile Samsun büyük potansiyel sunan kıyı turizmini öne çıkaracak, ildeki yaşam kalitesi artıracak ve il turizm gelirleri içinde kıyıların payını yükseltecektir. Projede Samsun Plaj Sporları Festivali’nin fizibilite çalışmasının yapılarak söz konusu festivalin mümkün olan durumlarda uluslararası takvimde yer alabilmesi için ilgili ulusal ve uluslararası federasyonlarla görüşülmesi, halk plajlarında iyileştirmeler yapılması ile lüks turizme hitap eden beach kulüplerin oluşturulması yer alıyor.”
“SmartKent Projesi”
“SmartKent Projesi’ ile Samsun’u Karadeniz Bölgesi’nde yerli ve yabancı rakip destinasyonlara göre üstün duruma geçirerek, kent halkı ve turistlerin yaşamını kolaylaştıracak ve seyahat kısıtı olan bireyler için de Samsun erişilebilir bir destinasyon haline gelecektir. Projeyle birlikte geliştirilecek SMARTSAMSUN kent kartı ile ödeme kolaylıkları (müze, toplu taşım, taksiler, restoranlar, diğer harcamalar gibi) sağlanması ve Avrupa Akıllı Turizm Başkenti olabilecek altyapının geliştirilmesi hedefleniyor.”
“ŞehriniTanı Projesi”
“ŞehriniTanı Projesi’ ile Samsun’un yerel halkının yüksek turizm bilinci ve turizme etkin katılımını sağlayacak, turizmdeki girişimcilik kültürünü geliştirecek ve turizm farkındalığı yüksek bir toplum oluşturacaktır. Projeyle Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Samsun’u Keşfet, Şehrini Fark Et’ projesinin kapsamının genişletilmesi ve gençlerin turizm kariyeri yapma istekliliğini artırılacak modüller eklenmesi hedefleniyor.”
“Delta55 Projesi”
“Delta55 Projesi’ ile Samsun mevcut Kızılırmak Delta’sının koruma ve turizm amaçlı kullanma dengesini sürdürülebilir biçimde sağlayarak, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınırlığını artıracak ve Türkiye’nin diğer sulak korunma statüsünün gelişmesinde ilk örnek olacaktır. Proje kapsamında Kızılırmak Deltası’nın kapsayan alan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı ve üst ölçekli alan yönetimi olan Kızılırmak Deltası Alan Başkanlığı’nın yasalaşması, alanda yenileyici (rejeneratif) turizm uygulamalarının geliştirilmesi ve UNESCO geçici miras listesindeki alanın UNESCO kalıcı listeye Türkiye’nin ilk ve tek doğal miras statüsünde girmesi hedefleniyor.”
Prof. Dr. Bilgehan Gülcan, sunumunun sonunda “Tüm bu 14 proje ve 50 politika ile beraber Samsun’un sürdürebilir büyüme modeline göre etkili bir yönetim, etkili bir tanıtım, güçlü bir altyapı geliştirme ve cazip ürünlerle geliştirme ile stratejik amaç olan 7 ana hedefi hedefleyeceğiz ve öncelikle gelir artışı sağlanacaktır” dedi.
Başkan Mustafa Demir: “Samsun Turizm Master Planı ile tüm alanlarda 4 katlık gelişme öngörülüyor”
Samsun Turizm Master Planı hakkında konuşan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir ise “Bu çalışmalar sayesinde Samsun bundan sonra tüm alanlarda ürettiği değerlerini, imkan ve kabiliyetlerini nereye yönlendireceğini önümüze koydu. Planı izlerken planı oluşturacak altyapı yatırımlarına ciddi anlamda yönelmişiz. Yine de bir master planı bir alanda yürümeyi, gelişmeyi çok verimli hale getiren özelliğini bir kez daha gördük. 5 yıl önce belediyede göreve gelince ulaşım master planına odaklanmıştık. Ciddi bir otopark ve trafik problemleri vardı. Turizm noktası da önceliklerimiz arasındaydı. Şimdi Samsun Turizm Master planı ile ilimiz turizm açısından 2028’de 4 katlık bir gelişmeyi öngörüyor. Samsun’da kırsal altyapı tamamlandı. Turizme destek olacak projeler büyük çapta inşa ediliyor. Yeni projeler de devam ediyor. İnşallah planımız Samsun’un turizm potansiyelinin gelişmesi ve gelirinin artmasında Türkiye’ye ve dünyaya örnek olur” açıklamasında bulundu. – SAMSUN
]]>Ersoy, Panoroma Müzesi’ne ziyaretinin ardından Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen Samsun Turizm Master Planı Basın Lansmanı’na katıldı.
Burada yaptığı konuşmada Ersoy, 2021 yılında, bütün paydaşlarla istişare ederek Türkiye Turizm Ana Planı’nı güncellediklerini, Türk turizmi için atılacak her adımın bu plana uyumlu olması gerekliliğini ortaya koyduklarını vurguladı.
Sunumu yapılan Samsun Turizm Master Planı’nın bu anlamda çok değerli bir çalışma olduğunu belirten Ersoy, planın her şeyden önce küresel ve bölgesel turizm değişimleri ile eğilimler doğrultusunda şekillendiğini vurguladı.
Turizmde yerel yönetimlerin her şeyi Bakanlıktan beklemesini doğru bir yaklaşım olarak görmediğini ifade eden Bakan Ersoy, şunları dile getirdi:
“Eğer söz konusu bölgenin bütün potansiyelini bir faydaya dönüştürmek istiyorsanız tarım, gastronomi, geleneksel sanatlar gibi yöresel zenginliklerin tanıtılması ve değerlendirilmesinden tutun da kültür varlıklarının korunması, altyapı ve çevre düzenleme çalışmaları yanında doğru ve sağlıklı yapılaşmanın gerçekleştirilmesi, doğal zenginliklerin koruma kullanma dengesi gözetilerek ekonomiye kazandırılması, doğru ve sürdürülebilir istihdam imkanlarının sağlanması gibi birçok politikanın uygulanması gerekiyor. Hemen hepsi belediyelerimizin yetki ve görev sahası içinde. Elbette Bakanlık olarak biz daima belediyelerimizin yanındayız. Bugüne kadar gerek sorumluluklarımız çerçevesinde gerekse bizim görevimiz olmasa da ihtiyaç hasıl olduğunda belediyelerimizden desteğimizi esirgemedik. İnşa edilen eserler, yatırımlar ve ödenekler ortada.”
Ersoy, göreve geldikleri günden itibaren en önemli hedeflerinden birinin Türk turizmini 12 ay boyunca hareketli kılmak ve 81 ilin kendi zenginlikleriyle bu hareketin öznesi yaparak turizmden hak ettikleri payı almalarını sağlamak olduğunun altını çizdi.
Tanıtımdan, gastronomi ve arkeolojiye kadar bölgeleri ve illeri sahip oldukları zenginliklerle ulusal ve uluslararası turizm vitrinine çıkardıklarını belirten Bakan Ersoy, 81 ilde “İl Tanıtım ve Geliştirme İşbirliği Protokolleri” imzalandığını, program kapsamında oluşturulan İl Tanıtım ve Geliştirme Kurullarının valilik başkanlığında faaliyet gösterdiğini aktardı.
“Türkiye dünyanın en yoğun ve etkili tanıtım yapan ülkesi konumuna gelmiştir”
Bakan Ersoy, öznesi insan olan turizmin savaşlar, insani krizler, afetler, siyasi gerilimler ve küresel ekonomik dalgalanmalardan etkilendiğine işaret ederek, “Ancak biz Türk turizmini ileriye taşıma kararlılığımızdan hiçbir zaman ödün vermedik ve neticede 2023’ü yine rekorlarla kapattık. Başarıyı getiren unsurlardan biri şüphesiz Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA). Kurulduğu 2019 yılından bugüne tanıtım, iletişim ve durum yönetimi başlıklarında, kendisinden 60-70 yıl önce kurulmuş uluslararası kurumların arasından sıyrılmış ve muazzam bir iş çıkarmıştır. Bugün de bu performansını devam ettirmektedir. Öyle ki bugün Türkiye dünyanın en yoğun ve etkili tanıtım yapan ülkesi konumuna gelmiştir.” ifadelerini kullandı.
Başarı için önemli bir diğer unsurun ürün ve pazar çeşitliliği olduğunu aktaran Ersoy, şunları kaydetti:
“Biz, Türk Havayollarının uçtuğu her destinasyonu kendimize pazar olarak gören bir anlayışla çalışmalarımızı planladık ve uyguladık. Ayrıca ülkemizin ana turizm destinasyonlarına doğrudan uçuş sayılarını artırdık. Bunların sonuç vermesi için de farklı turist profillerini cezbedecek ürün çeşitliliği sunmaya başladık. Bugün gastronomiden arkeolojiye, mavi yolculuktan tren yolculuğuna, inanç rotalarından festivallere, cruise destinasyonlarına kadar 60’dan fazla ürün sunan bir Türkiye var. Son olarak nicelikten niteliğe geçişi başlattık. Zaten diğer iki unsurun da kendi içinde asli hedefi nitelikli turisti ülkemize getirmek idi. Turizm gelirlerimizin ulaştığı seviye ve kişi başı gecelik harcamada yakaladığımız ciddi yükseliş ivmesi bunu da başardığımızın rakamsal ispatıdır.”
Turizmde nitelikli personelin de çok önemli olduğunu söyleyen Ersoy, bunun için de eğitimde çok ciddi bir değişim sağladıklarını anlattı.
Bakan Ersoy, Türkiye Yüzyılı’nda Türk turizmini dünyadaki zirve yarışının değişmez isimlerinden biri yapmanın kararlılığını taşıdıklarını sözlerine ekledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan da Samsun için yeni bir dönemin başladığına işaret etti.
Samsun’un çok güzel bir şehir olduğuna vurgu yapan Karaaslan, “Tüm bu güzellikler bir marka değerine dönüşecek. İnanıyorum ki yerel olan aynı zamanda evrensel olacak. Samsun çok güçlü bir altyapıya sahip. Biz Kültür Yolu Festivali’yle birlikte Samsun’umuzda milyonları ağırlayacağımız bir süreci yaşayacağız. Samsun bütün bunların üstesinden gelebilecek bir şehir. Ama bu master planla birlikte bütün bu adımları çok daha kendinden emin atacak.” dedi.
Vali Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir de birer konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve protokol üyeleri, toplu fotoğraf çektirdi. Ersoy, daha sonra kentten ayrıldı.
]]>Kownatzki, Genel Müdür Yardımcısı Tuncay Eminoğlu’nun da katılımıyla İstanbul Havalimanı’ndaki otelde düzenlenen toplantıda, SunExpress’in 2023 yılı performansını değerlendirdi, 2024 yılına dair hedeflerini paylaştı.
Türkiye’nin bu yıl da seyahatseverlerin aklındaki ilk ülkelerden biri olmaya devam ettiğini belirten Kownatzki, 2023’te gördükleri yüksek talebin bu yılki rezervasyon rakamlarına da yansıdığını söyledi.
Kownatzki, Türkiye’nin sunduğu geniş aktivite yelpazesi, farklı deneyim olanakları ve fiyat-performans oranı ile ideal bir seyahat destinasyonu olarak fark yarattığını kaydederek, “SunExpress olarak Türkiye’ye direkt seferlerimizi daha da genişlettik. Türkiye turizm pazarı büyümeye hazırlanırken Türkiye’nin turizm elçisi olarak biz de üzerimize düşeni yapıyoruz.” diye konuştu.
Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in 2023 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 21 artışla 1,8 milyar avro gelir elde ettiğini dile getiren Kownatzki, şirketin doluluk oranını da yüzde 85 gibi yüksek bir seviyede tutmayı başardığını aktardı.
“2024 yaz programı kapsamında uçuş ağına 28 yeni rota ekledi”
Kownatzki, SunExpress’in 2024 yaz programı kapsamında uçuş ağına 28 yeni rota eklediğini dile getirdi.
Bu rotaların 18’inin Türkiye’nin tatil yörelerine olduğunu belirten Kownatzki, şirketin Anadolu-Avrupa uçuş ağına da 10 yeni uluslararası rota eklediğini anlattı.
Kownatzki, SunExpress’in bu yaz koltuk kapasitesini de yüzde 19 artıracağını ifade etti.
Şirketin toplamda 35 ülkede 200’den fazla noktaya tarifeli seferler sunduğunu dile getiren Kownatzki, SunExpress’in, Antalya, İzmir, Dalaman ve Bodrum-Milas havalimanlarından toplamda 67 noktaya uçuş gerçekleştirdiğini belirtti.
Kownatzki, “SunExpress Anadolu’nun 15 kentinden, Avrupa’da 18 ve Orta Doğu’da 3 noktaya direkt uçuş sunuyor. SunExpress olarak Avrupa’da yaşayan Türk kökenli misafirlerimizi ailelerine ve sevdiklerine kavuştururken, Anadolu kentlerinin yerel turizmini de desteklemeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
SunExpress’in, bu yıl ki hedeflerine ilişkin bilgi veren Kownatzki, şunları dile getirdi:
“2023 yılında 12,6 milyon yolcu ile rekora imza attık. Bu yıl 15 milyon yolcu taşımayı hedefliyoruz. Türkiye’yi yıl boyunca ziyaret edilen bir destinasyon haline getirmeye kararlıyız. Türkiye’nin 60 milyon turist hedefine ulaşmasına katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile Türkiye turizmini yurt dışında tanıtmak ve Türkiye’yi macera, spor ve dinlenmenin yanı sıra tarih ve kültürü birleştiren çok yönlü bir seyahat rotası olarak öne çıkarmak için çabalarımızı sürdürüyoruz.”
Yeni istihdam olanakları sunacak
Kownatzki, SunExpress’in büyüme stratejisi doğrultusunda 2025 yılı sonuna kadar kokpit, kabin, hat bakım, yer hizmetleri ve genel müdürlük pozisyonları olmak üzere yaklaşık 1300 kişiyi istihdam etmeyi planladığını belirtti.
SunExpress’in geçen yıl şirket tarihindeki en büyük uçak siparişini verdiğini anlatan Kownatzki, şunları kaydetti:
“Halihazırda 77 Boeing 737 uçağı ile hizmet veren SunExpress, 2035 yılına kadar filosundaki uçak sayısını 166’ya yükseltecek. Yeni siparişler, SunExpress’in Türkiye’ye yönelik artan talebi karşılama ve turizmi destekleme konusundaki kararlılığını temsil ediyor. Türkiye ile Avrupa arasındaki uçuşlarımızla turizm için önemli bir paydaş olduğumuzu bir kez daha kanıtladık. Planladığımız büyüme, Türkiye turizmine olan bağlılığımızın bir göstergesidir.”
]]>Samsun Turizm Master Planı Tanıtımı Programı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımı ile yapıldı. Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da yapılan tanıtım töreni saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Samsun’un tanıtım filminin gösterimi ile devam etti. Ardından Prof. Dr. Bilgehan Gülcan tarafından Turizm Master Planı’nın sunumu yapıldı. Toplantıda Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan ve Samsun Valisi Orhan Tavlı da kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Protokol konuşmalarının ardından söz alan Bakan Ersoy, Türkiye’nin turizm alanındaki durumu ve Samsun Turizm Master Planı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
“Turizm gelirimiz yüzde 17 artışla 54,3 milyar TL oldu”
2023 yılını turizm alanında rekor kırarak tamamladıklarının altını çizen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Savaşlar, insani krizler, afetler, siyasi gerilimler ve küresel ekonomik dalgalanmalar, öznesi insan olan turizmi olumsuz etkilemeye devam ediyor. Ancak biz Türk turizmini ileriye taşıma kararlılığımızdan hiçbir zaman ödün vermedik ve neticede 2023’ü yine rekorlarla kapattık. Ziyaretçi sayımız 56,7 milyon kişi oldu, yüzde 10’luk artış yakaladık. Turizm gelirimiz 54,3 milyar dolar olarak gerçekleşti, yüzde 17 artış sağlamış olduk. Kişi başı gecelik harcamayı ise 99 dolara yükselttik. Başarıyı getiren unsurlardan biri şüphesiz TGA. Kurulduğu 2019 yılından bugüne tanıtım, iletişim ve durum yönetimi başlıklarında, kendisinden 60-70 yıl önce kurulmuş uluslararası kurumların arasından sıyrılmış ve muazzam bir iş çıkarmıştır. Bugün de bu performansını devam ettirmektedir. Öyle ki bugün Türkiye dünyanın en yoğun ve etkili tanıtım yapan ülkesi konumuna gelmiştir. Başarı için önemli bir diğer unsur ise ürün ve pazar çeşitliliğidir. Biz, Türk Havayollarının uçtuğu her destinasyonu kendimize pazar olarak gören bir anlayışla çalışmalarımızı planladık ve uyguladık. Ayrıca ülkemizin ana turizm destinasyonlarına doğrudan uçuş sayılarını artırdık. Bunların sonuç vermesi için de farklı turist profillerini cezbedecek ürün çeşitliliği sunmaya başladık. Bugün gastronomiden arkeolojiye, mavi yolculuktan tren yolculuğuna, inanç rotalarından festivallere kadar 60 dan fazla ürün sunan bir Türkiye var” diye konuştu.
“Türkiye Yüzyılı’nda da Türk turizmini dünyadaki zirve yarışının değişmez isimlerinden biri yapmanın kararlılığını taşıyoruz”
Bu yüzyılda da Türk turizmini geliştirmek için çaba sarf edeceklerinin altını çizen Bakan Mehmet Nuri Ersoy, “Turizm gelirlerimizin ulaştığı seviye ve kişi başı gecelik harcamada yakaladığımız ciddi yükseliş ivmesi bunu da başardığımızın rakamsal ispatıdır. Elbette bu üç temel unsurun altında yürütmekte olduğumuz birçok farklı çalışma var. Nitelikli personel için eğitimde çok ciddi bir değişim sağladık. Kazıların 12 Aya Yayılması ve Geleceğe Miras projeleriyle Türk arkeolojisinin altın çağını başlattık. Geleceğin trendlerini bugünden ülkemize kazandırdığımız özgün ve öncü sertifikasyon uygulamaları ile Türkiye’yi dünyanın örnek aldığı ülke konumuna getirdik. 2021’de İstanbul’da başlattığımız ve bu yıl 7 bölgemizdeki 16 şehirde düzenleyeceğimiz Kültür Yolu Festivalleri ile sıfırdan uluslararası bir Türkiye markası bina ettik. Proje ve eserlerimizin listesi uzayıp gidiyor. Kültür-sanat merkezleri, altyapı yatırımları, Mavi Bayrak, Michelin Rehberi, 5 yıldız konforundaki ücretsiz halk plajları, ağırlama etkinlikleri, dünya lideri dijital platformlar derken nihayetinde 12 aya ve 81 ile yayılmış bir Türk turizminin önünü açtık. Bütün bunları yerelden genele her ayrıntıyı düşünerek, hesap ederek; bugünü doğru şekilde analiz edip yarını doğru şekilde öngörerek başardık. Türkiye Yüzyılı’nda da Türk turizmini dünyadaki zirve yarışının değişmez isimlerinden biri yapmanın kararlılığını taşıyoruz. Kazanımlarımızı koruyacak, sürdürülebilirliğin tesis edildiği bir sektörle ve bütün paydaşlarımızla omuz omuza inşallah yeni başarılara ve rekorlara ulaşacağız” diye konuştu.
“Samsun Turizm Master Planı’nda 14 tane proje ortaya konuldu”
Samsun Turizm Master Planı hakkında bilgi veren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Şöyle sürece bir baktığımızda genel arama konferanslarından tematik çalıştaylara, literatür ve kaynak taramasından geçmiş çalışmaların detaylıca incelenmesine kadar yoğun bir mesai harcandığını görüyoruz. Yaklaşık 3 aylık bu çok yönlü ve geniş katılımlı çalışmalar Samsun için öncelikli politikaların belirlenmesini sağlamıştır. Elbette bu politikalar; ilimizin güçlü ve zayıf yönlerinin, fırsat ve tehdit alanlarının irdelenmesi ve bütün bunların doğrultusunda Samsun’un rekabet potansiyelinin ortaya konulması neticesinde ortaya çıkmıştır. Biliyorsunuz biz Turizm Ana Planı’nda 7 tane stratejik amaç ve hedef belirlemiştik. yerli ve yabancı ziyaretçi sayısını, ortalama kalış süresini, turizm geliri ile rekabetçiliği ve sürdürülebilirliği artırmak; ayrıca turizmi il sathına ve yıl geneline yaymak ve turizmde dijital entegrasyonu sağlamak. İllerin master planları hazırlanırken işte bu 7 ana hedef penceresinden bir değerlendirme yapılması; genel üzerinden özele odaklanılması, ilin sahip olduğu varlıklara, değerlere ve potansiyele en uygun amaç ve hedeflerin belirlenmesi doğru bir yaklaşım olacaktır. Samsun Turizm Master Planı’na baktığımda bu yaklaşımım uygulandığını memnuniyetle görüyorum. Samsun için bu 7 temel başlık çerçevesinde 50 adet politika başlığı ve bunlarla ilgili 14 adet öncelikli alan belirlenmiş ve bunlara uygun olarak da Samsun’un turizmde gelecek kurgusunu oluşturan 14 tane proje ortaya konulmuştur” şeklinde konuştu.
“Samsun, Karadeniz Bölgesi için turizmde ciddi bir hamlenin ve değişimin merkezi olacak”
Bakanlık olarak belediyelerin yanında olduklarının altını çizen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, şunları söyledi:
“Akılcı, gerçekçi ve gelecekle ilgili doğru öngörülerle hazırlanan bu çalışmaya sadık kalınarak yürütülecek yoğun bir mesaiyle Samsun, Karadeniz Bölgesi için turizmde ciddi bir hamlenin ve değişimin merkezi olacaktır. İnşallah bunu hep birlikte tecrübe edeceğiz. Bu çalışmaları sırasıyla belirlediğimiz iller üzerinden ülkemizin geneline yayacak ve Türkiye’de, il merkezli topyekün bir turizm hareketini hayata geçirmiş olacağız. Tabii, burada şunu özellikle vurgulamakta fayda görüyorum. Biz büyükşehir belediyelerimizden master planlarını hazırlamalarını bekliyoruz. Bu onların yerine getirmesi gereken bir görev. Turizmde yerel yönetimlerin her şeyi Bakanlığımızdan beklemesi doğru bir yaklaşım değildir. Diyelim ki bir bölgede turizmi güçlendirmek istiyorsunuz. Bunun gerçekleşmesi için ilgilenilmesi gereken birçok başlık var. Eğer söz konusu bölgenin bütün potansiyelini bir faydaya dönüştürmek istiyorsanız tarım, gastronomi, geleneksel sanatlar gibi yöresel zenginliklerin tanıtılması ve değerlendirilmesinden tutun da kültür varlıklarının korunması, altyapı ve çevre düzenleme çalışmaları yanında doğru ve sağlıklı yapılaşmanın gerçekleştirilmesi, doğal zenginliklerin koruma kullanma dengesi gözetilerek ekonomiye kazandırılması, doğru ve sürdürülebilir istihdam imkanlarının sağlanması gibi birçok politikanın uygulanması gerekiyor. Hemen hepsi belediyelerimizin yetki ve görev sahası içinde. Elbette bakanlık olarak biz daima belediyelerimizin yanındayız. Bugüne kadar gerek sorumluluklarımız çerçevesinde gerekse bizim görevimiz olmasa da ihtiyaç hasıl olduğunda belediyelerimizden desteğimizi esirgemedik. İnşa edilen eserler, yatırımlar ve ödenekler ortada.”
İllerin tanıtım faaliyetlerine önem verdiklerinin altını çizen Mehmet Nuri Ersoy, “Son dönemde turizm bölgelerimizde büyük sıkıntı haline gelen atık su arıtma tesisi projelerini bakanlık olarak biz üstlendik, tamamladık ve hizmete açtık. Bunu yaparken de bir ayrım gözetmedik. Gözettiğimiz tek şey şehirlerimizin ve turizmimizin değer kaybetmemesi olmuştur. Ben Samsun örneğinden bütün belediyelerimizin ilham almasını temenni ediyorum. Şehrinizin potansiyelini en iyi sizler bilmek durumundasınız. Aynı hassasiyet ve titizlikle sizler de çalışmalarınızı bir an evvel gerçekleştirin ki omuz omuza verip hayata geçirelim; kazanan turizmimiz, şehirlerimiz ve ülkemiz olsun. Göreve geldiğimiz günden itibaren en önemli hedeflerimizden biri Türk turizmini 12 ay boyunca hareketli kılmak ve 81 ilimizi, kendi zenginlikleriyle bu hareketin öznesi yaparak turizmden hak ettikleri payı almalarını sağlamaktı. Tanıtımdan, gastronomi ve arkeolojiye kadar bölgelerimizin ve illerimizi sahip oldukları zenginliklerle ulusal ve uluslararası turizm vitrinine çıkardık ve sürekli üstüne katarak çıkarmaya devam ediyoruz. Biz Bakanlık olarak çalışırken, yerelde de aynı amaçla çalışan paydaşlarımız olduğunun farkındayız. Eğer şehirlerimizi turizmde hak ettikleri seviyeye getireceksek, birlikte ve uyum içinde çalışmamız gerektiğini göz ardı edemeyiz. Bundan dolayı Temmuz 2021’de İl Tanıtım ve Geliştirme Programı’nı oluşturduk. Amacımız yurt içi ve yurt dışında yürütülen tanıtım faaliyetleri ile yerelde yürütülen faaliyetlerde; içeriklerden İletişim diline ve kanallarına kadar bir bütünlük ve koordinasyon sağlamaktı. Bu çalışmayı valilik, il kültür ve turizm müdürlüğü, belediyeler, kalkınma ajansı, sanayi ve ticaret odaları, üniversiteler, turizm sektör kuruluş ve dernekleri gibi paydaşlarımızla birlikte yürütmüş olmamız da başarıyı beraberinde getirmiştir. Bugün geldiğimiz noktada, 81 ilimizde de İl Tanıtım ve Geliştirme İşbirliği Protokolleri imzalanmıştır. Program kapsamında oluşturulan İl Tanıtım ve Geliştirme Kurullarımız Valilerimizin başkanlığında faaliyet göstermektedir. Kurullarımız sayesinde illerin tanıtımı için ayrılan kurum bütçelerinin efektif kullanımı sağlanmış, ortak akılla belirlenmiş bir bakış açısı ile etkili ve sonuç odaklı tanıtım çalışmaları gerçekleştirilerek şehirlerimizin markalaşma süreçleri güçlendirilmiştir” ifadelerini kullandı.
“GoSamsun 7,7 milyon gösterim elde etti”
Sosyal medyadan elde ettikleri geri dönüşümlerden bahseden Bakan Mehmet Nuri Ersoy, “Yabancı pazara yönelik olarak 254 içerik paylaştığımız ‘GoSamsun’ Instagram hesabı bugün 3,5 milyonun üzerinde erişim ve yaklaşık 7,7 milyon gösterim seviyesine ulaşmıştır. Yurt içine yönelik tanıtımlar için devreye aldığımız ‘Gezsen Samsun’ Instagram hesabında ise 377 içerik paylaşılmış ve yaklaşık 1,7 milyon gösterim elde edilmiştir. GoSamsun web sitesinin ziyaretçi sayısını artırmak ve şehrimizin tanıtımını yapmak amacıyla 2023 yılı Ocak-Aralık döneminde 61 ülkede gerçekleştirilen dijital kampanyalarla toplam 51 milyon gösterim; 2024 yılı Ocak ayında ise 11 ülkede gerçekleştirilen dijital kampanyalarla toplam 3,7 milyon gösterim gerçekleşmiştir. Aynı dönemde GoTürkiye platformumuzun sosyal medya kanallarından ise Samsun ile ilgili 3 milyon gösterim yapılmıştır. 2024 yılı Ocak-Şubat ayları içerisinde, yine GoTürkiye sosyal medya mecralarında Samsun ili özelinde 3 paylaşım yapılmış olup bunlar da toplam 128 bin gösterim almıştır. Bu çalışmaların yanı sıra 2023 yılında 11 ülkeden basın mensubu ve tur operatörü, toplam 45 kişi Samsun’da ağırlanmıştır. Samsun il filmi için de sosyal medyada Bahreyn, Meksika, Endonezya, Birleşik Krallık, Almanya, Hollanda, Fransa, Amerika, Avusturya, Polonya, İsviçre gibi 20 farklı ülkede reklam verilmiştir. Sınırlı sayıdaki bu örnekler bile inanıyorum ki yerelin, ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımı için neler yaptığımıza dair güçlü bir fikir vermektedir. Daha da fazlasını yapacak ve güzel sonuçlar almayı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu.
Tanıtım toplantısına ayrıca AK Parti Samsun Milletvekilleri Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, Cumhur İttifakı AK Parti Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Halit Doğan, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Ahmet Bahadır, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mustafa Bakçepınar, İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, İl Kültür ve Turizm Müdürü Cemal Almaz, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar, İl Müftüsü Seyfullah Çakır ve diğer protokol üyeleri katıldı.
Bakan Ersoy’un konuşmasının ardından Başkan Mustafa Demir tarafından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a hediye takdim edildi. Program, fotoğraf çekiminin ardından son buldu. – SAMSUN
]]>Cumhur İttifakı Çeşme Belediye Başkan Adayı Esat Tanık, seçimi kazanması halinde yapacakları projeleri kamuoyuyla paylaştı. Tanık, bir otelde düzenlenen lansman toplantısında 68 adet projesini 11 ana başlıkta topladı. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum yılı 1881 yılında kurulmuş olan Çeşme Belediyesi’nin vefat eden tüm belediye başkanlarını saygı ve rahmetle anarak başlayan Tanık, Çeşme’nin kaybedecek vaktinin kalmadığının altını çizdi. Çeşme’nin sorunlarını uzun zamandan beri tespit etmek adına yola çıktıklarını ifade eden Tanık, “Lansmanımıza çok iyi bir hazırlık yaptık. Kendimize güvenimiz tam. Bu sorunların hepsi belliydi. Bununla ilgili çözümleri de belirledik. Nihai çözümleri de masa üstünde hazırlayıp, gerekli kurum ve kuruluşlarla da istişare ederek hazırladık. Çeşmeli hemşehrilerimizin gözüne, gönlüne yakışan bir lansman halinde sunduk” şeklinde konuştu.
“Projelerimizi 4 ana segmentte uygulayacağız”
Çeşme’yi uluslararası alanda da ön plana çıkaracaklarını kaydeden Tanık, şu ifadelere yer verdi:
“Biz başından beri bahsettiğimiz gibi dört mevsim yaşayan bir Çeşme’yi inşa ettikten sonra dört mevsim yaşayan bir Çeşme’ye doğru yelken açacağız. Dört mevsim yaşayan Çeşme’yi de dört ana segmente bağladık; ‘spor turizmi’, ‘sağlık turizmi’, ‘kültür sanat turizmi’, ‘tarım, hayvancılık, balıkçılık ve gastronomi turizmi’. Masaya yatırdıktan ve bununla ilgili takvimi önümüze koyduktan sonra Çeşme’nin turizm sezonunu uzatmak üzere yola çıkacağız. Lansmanımızda da bahsettiğimiz gibi belli başlı tarihlerde gerek spor turizmi, gerek sağlık turizmi yaparak dünyaya Çeşme’yi açmayı ve dünyanın Çeşme’ye gelmesini sağlayacağız. Bunu bu dört ana segmentte uygulayarak Çeşme’yi bir marka haline getireceğiz. Çeşme’yi Türkiye’nin parlayan bir yıldızı haline getirip, dünyada da tanınmasını sağlayacağız.”
Tanık, Çeşme ve Çeşmeliler için geldiklerini, Çeşme’nin bütün sorunlarını bildiklerini ve bunu çözeceklerini aktardı. Çeşme’nin 25 mahallesine adil, şeffaf ve dürüst bir belediyecilik anlayışıyla hizmet edeceklerini kaydeden Tanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çeşme’miz fiziksel, coğrafi ve kültürel mirasıyla Türkiye’nin dünyaya açılan bir kapısı ve bir dünya markası. Bizler bu markayı yüceltmeye, bu yıldızı parlatmaya geliyoruz. Bizler artık sorunların değil, huzur, mutluluk, güzellik ve bereketin konuşulacağı, dört mevsim yaşayan ve dört mevsim yaşanan bir Çeşme için geliyoruz. Sergileyeceğimiz belediyecilik anlayışımızla bunu başaracağımızdan eminim ve sağlam adımlarla bu hedefe doğru ilerliyoruz.”
Çeşme’nin Türkiye’nin en gözde tatil bölgelerinden biri olduğunu kaydeden Esat Tanık, kongre turizmi, termal turizm, agroturizm başlıklarında alanında uzman bir ekiple hazırladıkları prestij projeleriyle ilçenin dünya çapında sayılı tatil bölgelerinden biri haline geleceğini dile getirdi.
“Dört mevsim yaşam başlıyor”
1 Nisan’dan itibaren kolları sıvayacaklarını ve ilk iş olarak altyapı çalışmalarına başlayacaklarını belirten Tanık, “Ulaşım altyapımızın yanı sıra su ve kanalizasyon sorunumuz da herkesin bildiği bir gerçek. Isınma ve sıcak su ihtiyaçları için de doğalgazı getiriyoruz. Yaz sezonu boyunca şartlar elverdiği oranda kimseyi mağdur etmeden herkesin mutlu olacağı şekilde bu işleri yapacağız. Her mahallemize toplu ulaşımla gidilmesini sağlayacağız. Yaya ve bisiklet yolları, engelliler için sesli ve ışıklı işaretçiler, katlı ve yeraltı otopark gibi çözümlerimiz var. Çeşme gişeleri kaldırılarak, yaşanan trafik yoğunluğunu ortadan kaldıracağız. Özetle dört mevsim yaşam Çeşme’de başlıyor” diye konuştu.
Emekkent ile dar gelirliye 5 bin konut projesi
Çeşme’yi terk etmek istemeyen ilçenin yerli halkı için de sosyal konut projelerini hayata geçireceklerini açıklayan Tanık, “Öncelikle Musalla, Ovacık ve Çakabey mahallelerinde bin konuttan oluşan projemizi başlatacağız. İlçemize gelen ve kiraların yüksekliği nedeniyle tayin isteyen memurların yaşam şartlarını kolaylaştırarak, sürdürülebilir bir kamu hizmetini yerine getireceğiz. Görev süremiz boyunca ilçemize kazandıracağımız 5 bin sosyal konutla Çeşme’nin gençleri artık kiralar nedeniyle ata toprağını satıp gitmeyecek. Böylece kira öder gibi ev sahibi olacak. Ayrıca ‘Çeşme Halk Ekmek’ hayata geçirilerek, vatandaşların uygun fiyata ekmek alması sağlanacak” dedi.
“Engeller kalkacak”
Engelsiz Yaşam Merkezi çalışmalarında sona geldiklerine aktaran Tanık, “Bu merkezde engelli vatandaşlarımızın vakit geçirebilecekleri, sosyal açıdan güçlenecekleri, hobilerin yanı sıra meslek de edinebilecekleri bir yaşam alanı kuracağız. Merkezin içinde; Kütüphane, hobi odaları, spor salonu, mutfak atölyesi, meslek edinme odaları, fizik tedavi birimleri, engelsiz kondisyon ve oyun alanları ile engelsiz hobi bahçesine yer vereceğiz. Kamuya ait yol, otopark, trafik ışıkları gibi alanları da engellilerimiz için yeniden düzenleyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Çeşme’ye ‘Spor Adası’
‘Spor Adası’ ile özellikle kış aylarında yabancı ve yerli futbol kulüplerini ağırlayacaklarını, kite ve windsurf merkezi kurarak deniz turizmini çeşitlendireceklerini belirten Esat Tanık, Alaçatı ve Çakabey’e de festival alanları kazandıracaklarını vurguladı. İçinde yoga, pilates, fitness, dans atölyelerinin yer alacağı tam kapsamlı 10 bin kişilik Çeşme Stadı’nı yapacaklarını sözlerine ekleyen Esat Tanık şunları söyledi:
“Reisdere sazlık alanı ve çevresine seyir terasları, yürüyüş ve bisiklet yolları yapacağız. Plajlara otopark alanları yapıp, halkımız için ring seferleri koyacağız. Yıldız Burnu ile Boyalık arası sahil ve plaj düzenlemesi yapıp, sıcak su olan alan belediye tarafından işletilecek. Şifne termal tesisi yenilenecek; Ilıca merkeze yeni termal tesis yapılacak. Yoga ve pilates merkezleri açılarak, trekking ve bisiklet rotaları oluşturacağız.”
Afet yönetimi master planı
Muhtemel doğal felaketlere karşı ‘afet yönetimi master’ planı hazırlayacaklarını belirten Tanık, “Riskli yapıların güvenli hale getirilmesi için ‘kentsel dönüşüm strateji planı’ oluşturacağız. Buna ek olarak, yaş almış Çeşmeliler için huzurevi ile sevgili çocuklarımız için gündüz bakımevleri ve kreşler açacağız. Can dostlarımızı da unutmadık. Onlara içinde hastane, köpek oteli, hayvan mezarlığı ve barınağı olan Doğal Yaşam Parkı kuracağız” dedi.
“Gastronomi merkezi geliyor”
Tarım ve hayvancılığı ayağa kaldıracaklarını, kadın ve gençlerin istihdamına yönelik projelere de imza atacaklarını hatırlatan Tanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadın balıkçı sayımızı artıracağız. Ildır’a balıkçı barınağı yapacağız. ‘Tarım Eylem Planı’ hazırlayıp, ‘Tarım Geliştirme Kooperatifleri’ kuracağız. Sakız ağacı geliştirme alanında sakız ağacının üretimi ve gelişimini destekleyip, coğrafi işaret alacağız. ‘Gastronomi Okulu’ ile mezunlarımızı sektörde istihdam edeceğiz. Çeşmeli gençlere burs sağlanması için Çeşme Vakfı da projelerimiz arasında yer alacak. Ayrıca Kent Ormanı’nda doğan her çocuğumuz için fidan dikeceğiz.”
11 ana başlıkta 68 proje
Esat Tanık’ı, Çeşme için hazırladığı proje başlıkları ise şu şekilde:
“Altyapı, plaj ve sahil düzenlemeleri, afet yönetimi ve kentsel dönüşüm, balıkçı barınakları, tarımsal ve kırsal kalkınma, ulaşım, turizm, yeşil alanlar ve spor tesisleri, kentsel hizmetler, kültür ve sosyal hizmetler, kültürel miras.”
500’ün üzerinde konuğun katıldığı tanıtım toplantısına AK Parti İzmir milletvekilleri Şebnem Bursalı ve Alpay Özalan’ın yanı sıra MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, Çeşme’de faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. – İZMİR
]]>Temiz kumsalları, tarihi dokusu ve eğlence hayatıyla öne çıkan Bodrum’da turizmciler, aralarında termal otelinde olduğu birbirinden lüks tesislerle binlerce turisti ağırlamaya hazırlanıyor.
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Bodrum Temsilcisi ve otel Genel Müdürü Yiğit Girgin, AA muhabirine, bu yılki stratejilerinin ana temeli de 60 milyon turist, 60 milyar dolar da gelir olduğunu kaydetti.
Bunun ulaşılabilir bir gelir olduğunu belirten Girgin, bu ülkenin dört bir yanında masmavi bir hava, tarih, kültür ve gastronomi gibi birçok farklı seçenek olduğunu anımsattı.
Bazı platformlarda “12 ay turizm olmaz, bunların gerçekleşmesi zor” gibi cümlelerle eleştirildiklerini anlatan Girgin, bunların doğru politikalarla gerçekleştiğini gördüklerini dile getirdi.
Türkiye’nin uluslararası noktada cezbedici bir yer olduğunu ifade eden Girgin, “Yatırımcının iş bilgisi, yerli zincirlerin artması, kaliteli hizmet, uygun erişilebilir fiyatlar, herkese hizmet eden fiyatlar bunlar turizmde etkin tercih edilme sebeplerimizden birisi. Tabii ki farklı destinasyonlar, farklı noktalar olacaktır. Ama son dönemde yapılan özellikle salgından sonra yapılan pazarlama çalışmaları, gerek bakanlığın, gerek Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) gerekse bölgelerdeki STK’ların turizmcilerin çok ciddi özverili çabalarıyla biz hedeflerimizi her yıl yukarı yönlü güncelliyoruz.” diye konuştu.
2023’deki fiyat dengesizliklerin kendilerini biraz zorladığını ancak 2024’deki havanın yüzde 15’lik bir artış sağlayacağını ön gördüklerini ifade eden Girgin, şöyle konuştu:
“Bodrum özelinde de konuşursak son dönemde turizm camiasıyla yapmış olduğumuz görüşmelerde, uçak kapasitelerinin yüzde 10-15 arasında arttığı paralel yönde bir cevap var. Bununla birlikte rezervasyonlardaki akışın devamlılığı söz konusu, bu önemli. Yani rezervasyonların hızlı artması, hızlı düşmelere sebep olabilir ama akışta kalması gerçekten önemli. Hava yolları firmalarının, operatörlerin bu bölgeye, Muğla özelinde, Bodrum, Dalaman bölgelerinde, Antalya özelinde artırdığı frekansları görüyoruz, biliyoruz. Uçak gövdelerindeki büyümeleri görüyoruz. Bütün emareler şu anda artı noktada gösteriyor. Tabii ki bizim ülkemiz son dakika işlerinde etkin bir sektöre sahip, turizm sektörü olarak. Bunlarda son dakika takviyeleriyle iyi bir sezon geçirmeyi bekliyoruz.”
“2024 bir rekor yılı daha olacak diye düşünüyorum”
Kadıkalesi mevkisinde bir termal otelin sahibi turizmci Recai Çakır da Türk turizminin artık krizlere karşı önlem alan bir ülke olduğunu ve pazar çeşitliliğini arttırdığını söyledi.
Çakır, Türkiye’nin bu yıl turizmden 60 milyon turist, 60 milyar dolar gibi bir beklentisi olduğunu ve bunun da başarılacağına inandığını kaydetti.
Rezervasyonların devam ettiğini aktaran Çakır, “Geçen yıla göre kış rezervasyonları bugünkü rezervasyonların yüzde 20-30 daha üzerinde görünüyor. Umuyorum bu sezon 1 Nisan’dan itibaren iyi bir doluluk yakalayacağız. Herhangi bir olumsuzluk olmazsa 2024 bir rekor yılı daha olacak diye düşünüyorum.” dedi.
Çakır, yeni yatak kapasitelerinin, yeni ören yerlerinin turizmde yeniden çeşitlendirmenin devreye girmesiyle Türkiye’de yüz milyon turist yüz milyar doların hayal olmadığına dikkati çekti.
Turizmin en büyük bacasız sanayi olduğunu ifade eden Çakır, “Doğasıyla, kültürüyle, tarihiyle, dört mevsimi aynı anda yaşayabilmenizle insandaki güler yüz ve hizmet kalitesi anlayışımızla, tesislerimizin yeni olmasıyla Akdeniz çanağında bana göre en şanslı ülkelerden biriyiz. Sadece biraz istikrar gerekiyor. Biraz uzun vadeli planlar yapmak gerekiyor. Konunun problemini çözmek için teşhisi doğru koymak gerekiyor. Teşhis üzerinde de çözümler üreterek uzun vadeli planlamalar yapmak gerekiyor.” diye konuştu.
]]>Efkan Ala, AK Parti Gürsu Belediye Başkan Adayı Mustafa Işık’ın proje lansman toplantısına katıldı.
Gürsu Kapalı Spor Salonu’ndaki toplantıya Ak Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Milletvekilleri ve bir çok partili katıldı. Toplantıda konuşan Ala, “Diğer partiler kendi içinde dökülüyor, çok şükür cumhur ittifakı dimdik ayakta. Cumhur İttifakının başka bir paydaşı yok” ifadelerini kullandı.
Gürsu’da ki lansman toplantısında konuşan Efkan Ala, “Partisinin Gürsu ilçe Belediye Başkan adayı Mustafa Işık’ı desteklediklerini ve birlikte güzel projeler gerçekleştireceklerini ifade etti. Ayrıca, Ala, Cumhur İttifakı’nın dışında başka bir ittifak olmadığının, diğer partilerin kendi içinde çöktüğünü belirtti.
Açılış konuşmasını yapan Gürsu Belediye Başkan Adayı Mustafa Işık, “Göreve geldiğimiz günden beri bambaşka bir Gürsu vizyonu çalışarak, ilçemize uzun yılların hayali olan hizmetleri getirdik. Gürsu Belediyesi’nin bugünkü başarılarını bu seviyeye getirmek zor olsa da, Gürsu çok daha fazlasını hak etti” diye konuştu.
Projeleri tek tek anlatan Işık, ulaşımda Gürsu’yu rahatlatacak olan yeni yol çalışmasını belirtirken, “Şehit Cüneyt Yıldız Caddesi, Mehmet Müezzinoğlu Caddesi, İsabey Caddesi bu dönemde Bursa Büyükşehir Belediyemizin de destekleri ile değerlenen vizyon projelerimizdi. Yeni ulaşım master planımızda ise şehir içinde kalan kamyon yolunu şehir dışına bir hat çekerek rahatlatacağız. Aynı hattı Samanlı’ya ve yakın çevre yoluna bağlayacağız. Yine Büyükşehirimizin vizyon projelerinden olan; On bir Eylül Bulvarı Gürsu merkezine geçecek şekilde sanayi bölgesine bağlanacak. Bu sayede Gürsu girişi rahatlamış olacak. Gürsu’dan oluşturacağımız bir otoban giriş ve çıkışı sayesinde şehir içindeki trafik yoğunluğu azalacak” ifadelerini kullandı.
Kent Meydanı projesinde sona geldiğini ifade eden Işık, “Kent Meydanı projemizde artık sona geldik. Projemizin önündeki en büyük engel, PTT binası idi. Orada yıkımı gerçekleştirdik. Yeni PTT binasının yapımına hızla başladık. Yapımında da sona gelindi. 550 hisse kamulaştırma ve imar uygulamaları sayesinde çözüme kavuşturuldu. Belediye binamızın önündeki yaklaşık on dönümlük alanda otoparktan, yeşil alana, sosyal alanlardan dinlenme alanlarına kadar her detayın düşünüldüğü bir meydan yapacağız” dedi.
“Gürsu artık gençlerin belediyesi”
Konuşmasına devam eden Işık, “Turizm projelerimiz Avrupa’da turizm destinasyon yarışmalarında dereceye giriyor. Bizler akıllı turizm fuarında ülkemizi temsil etmenin gururunu yaşıyoruz. Gürsu Belediyesi artık gençlerin ve gençliğin belediyesi.
Gürsu belediyesi yazılımcılarını yetiştiren ve istihdam buluşmaları ile marka olan bir belediye. O yüzden, Gürsu bize emanet diye yola devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Vatandaşlarımızın dinlenme, sosyalleşme, alışveriş gibi ihtiyaçlarını karşılayacağız”
Vatandaşların dinlenme ve sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılayacaklarını ifade eden Işık, “Hastane yolu üzerinde ilçemize renk katacak çarşı park ile vatandaşlarımızın dinlenme, sosyalleşme, alışveriş gibi ihtiyaçlarını karşılayacağız. İçinde eczane, atm, benzin istasyonu, sosyal tesis gibi ihtiyaç giderilecek alanlar olacak. Hizmet kalitemizi arttırıyoruz. Mevcut belediye kademe binamızı yenileyerek modern ve ihtiyaca yönelik yeni bir bina daha inşa edeceğiz. Bizim dönemimizde 15 mahallemize 22 park yaptık. Toplam yeşil alan ölçümümüz 650 bin metrekare. Göreve geldiğimizde kişi başına düşen yeşil alan 3,6 metrekare idi. Şimdi ise 6,4 metrekare. Bu rakamları arttıyoruz. Gelişen ve nüfusu artan Gürsu için revize edeceğimiz alanda bir şehir parkı yapacağız. Bu parkımızda 15 bin metrekarelik alan içinde spor ve sosyal alanlarla donatılmış birbirinden güzel yaşam alanları olacak” dedi.
Başkan Mustafa Işık, “Tarihi Taş Köprü sokağında yer alan yeni merkezde, yerel ürünlerle Türk mutfağını ve dünya mutfağını harmanlayarak, hizmet sektörüne nitelikli iş gücü kazandırıp, yerel turizmi canlandıracağız. Turizm konusunda birçok proje ürettik. Kırsal turizmi kalkındırdık. Katırlı Dağı eteklerinde bir turizm rotası oluşturduk. Bu projemizle; Gürsu merkezinde turizmi canlandırmayı hedefliyoruz. Farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan ilçemizde Tarihi Taş Köprü Sokak’ta Gürsu’muzun soyut ve somut turizm değerlerini geleceğe taşıyacağız. Gürsu doğa, spor ve lezzet rotası Gürsu’nun merkezinde dünyaya nam salan cağ kebabımız ve et kalitemizle başlayan turizm rotamız üç akstan oluşuyor. Türkiye’nin en özel ve ödüllü hayvan rehabilitasyon merkezi ve gemi seyir terası, doğa ile iç içe Gürsu Orman Parkı, ve Avrupa’da turizm destinasyonu yarışmasından ödüllü Ericek Adrenalin Park ile son buluyor. Turizm rotamız Gürsu’nun ekonomik ve sosyal yaşamına zenginlik katacak. Rotayı koordine edecek bir turizm profesyoneli ve koordine merkezi ile ilçemizi kalkındıracağız” şeklinde konuştu. .
Programın ardan meclis üyeleri tek tek sahneye çıkarken, gençlerden yoğun ilgi gören program, fotoğraf çekimiyle son buldu. – BURSA
]]>Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Halit Doğan’ın proje lansmanı, Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde yapıldı. Yaptığı konuşmada Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı olacaklarını ifade eden Halit Doğan, “Birlik olup ahengimizi yakaladığımızda her alanda, daha hızlı, daha güçlü ve daha ileri olarak Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı olacağız. Biz Samsun’umuzu daha mutlu ve huzurlu bir şehir haline getirmek için yola çıktık. Şehrimiz daha hızlı, daha güçlü, daha ileri olsun istedik. Bizim, önceliğimiz her zaman insanımız oldu. Samsun’umuz asırlardır, kadim geleneklerinden ve sevgiden beslenmiş; kendini bu değerler üzerine kurarak inşa etmiş bir şehir. Yaşam şartları hızla değişiyor, insanlarımızın dünyaya ve hayata bakışı değişiyor dolayısıyla şehirler de değişiyor. Samsun, sanayisi, tarımı, turizmi, tarihi ve kültürel değerleri, doğal güzellikleri ve 2 üniversitesi ile Karadeniz Bölgesi’nin incisi bir şehir. Potansiyeli yüksek, genç ve dinamik bir şehirde yaşıyoruz. Tüm özellikleri ile kendine has kültür ve gelenekleriyle marka şehir olan Samsun’umuzu sadece bölgenin lideri değil, ülkemizin önde gelen şehri yapma gayemiz var. Samsun bizim birleştirici gücümüz. Biz bu güçle, bir ‘ahenk’ içerisinde Samsun’umuzu çok daha ileri taşıyacağımıza inanıyoruz. Biz siyaseti insan için yapıyoruz; bizim siyasetimizin merkezinde insan var. Dünyadaki gelişmelere ve değişen taleplere anında yanıt verebilmek, yaşam kalitesini arttırmak için her alanda daha hızlı, ekonomik, sosyal, kültürel bakımdan şehrin taleplerini karşılayabilmek ve sürdürülebilir olmak için daha güçlü, gençlerimizle birlikte geleceği bugünden düşünerek, yarınları tasarlayabilmek için daha ileri olacağız. Bu vizyon ve misyonla Samsun’umuza kazandıracağımız projelerimizi tek tek hayata geçirecek, insanımızla el ele, katılımcı demokrasiyle Samsun’umuza hizmet edeceğiz” dedi.
Ulaşım projeleri
Ulaşım projeleri hakkında bilgi veren Başkan Halit Doğan, “Mevcut durumda Samsun’da ulaşımda harcanan süre günlük ortalama 60 dakika. Yeni yatırım ve projeler hayata geçirilmezse 2029’a gelindiğinde bu sürenin 80 dakikanın üzerine çıkacağını öngörüyoruz. Biz bu durumun önüne geçerek; şehrimizin ulaşım ve trafik ile ilgili beklentilerini karşılayacak; ulaşımda harcanan süreyi 40 dakikanın altına düşüreceğiz. 5 yıllık vadede hayata geçireceğimiz projelerimizle birlikte; Samsunlu hemşehrilerimize her hafta sevdikleriyle, kültürel ve sosyal aktivitelerle geçirebilecekleri 2 saat kazandırmış olacağız. Bütüncül planlama ve uygulamalarla kısa sürede şehir trafiğinde yüzde 32 azalma sağlayacak; trafikte harcanan zamanı azaltarak konforlu, hızlı ve güvenli ulaşımı sağlayacağız. Atatürk Bulvarı ve Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan 14 kavşak başta olmak üzere tüm altyapıyı bütüncül ve akılcı çözümlerle ele alıp yan yol, kavşak düzenlemeleri ve trafik sirkülasyon çalışmaları ile trafik yoğunluğunu hızla iyileştirecek uygulamaları hayata geçireceğiz. Hafif raylı sistem ağımızı genişletmeyi kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerimiz arasına aldık. 2 yıl içerisinde filomuza katacağımız yeni nesil çevreci, ergonomik ve konforlu 10 yeni tramvay aracı ile mevcut hattın kapasite ve konforunu 2 katına çıkacağız. Ulaşımda raylı sistemlerin payını artıracak; şehrin dinamik yapısına uygun olarak, gelişen bölgelere erişimi kolaylaştıracağız. Şehir Hastanesine 5 yıl içerisinde dakik, modern ve çevreci ulaşım sağlayacak tramvay hattımızı devreye alacağız. Hızlı Samsun hedefimiz kapsamında kent içi ulaşımını hızlı, konforlu ve güvenli hale getirecek Doğu ve Batı Çevre Yollarını hayata geçireceğiz. 22 kilometrelik Doğu Çevre Yolu devreye alındığında transit trafik şehre girmeyecek ve günlük 30 bin araç şehir trafiğinden çekilmiş olacak. Bu sayede yılda 4 milyon araç/saat zaman tasarrufu sağlanacak. 16 kilometrelik Batı Çevre Yolu ile de günlük 10 bin araç şehir trafiğinden çekilecek ve yılda 1 buçuk milyon araç/saat de buradan zaman tasarrufu sağlayacağız” dedi.
Sosyal belediyecilik hizmetleri
Sosyal belediyecilik çalışmaları hakkında bilgi veren Halit Doğan, Samsun Kart Projesi, Nefes Projesi, Petek Projesi (Petek Kuluçka, Petek Mahalle, Petek Yuva, Petek Sanat), Çocuk Köyü Projesi, Meslek edindirme kursları, online diyetisyen ve psikolog hizmetleri, Gençlerin Yanında Projesi, Çölyak’ın farkında, glütensiz yaşamda yanınızdayız Projesi, Semt Pazarlarına Mobil İhtiyaç Üniteleri Projeleri ile vatandaşların hayatlarına dokunacaklarını söyledi.
Turizm, Odak Samsun
Spor, kadın ve Engelsiz Samsun için de birçok projesinden bahseden Halit Doğan Turizm alanında Samsun’u daha cazip, daha verimli, daha güçlü samsun için turizmin geliştirilmesini, turizmden sağlanacak ekonomik gelir ve istihdam olanakları ile kent ekonomisinin canlandırılmasını ve sosyal refahın bir üst boyuta taşınmasını hedeflediklerini belirterek, “Tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle büyük bir turizm potansiyeli olan Samsun’u; Karadeniz’in parlayan yıldızı haline getirme vizyonuyla hayata geçirilecek olan Odak Samsun; Samsun’un turizm potansiyelini arttırmak ve turizm alanlarının işlevsel bir şekilde kullanılmasını sağlamak adına projelerin uygulanmasına yönelik çalışmaların yapıldığı bir merkez olacak. Aynı zamanda şehre gelen turistlerin Samsun’da keyifli zaman geçirmeleri, Samsun’u gerçek anlamda tanımaları, keşfetmeleri sağlanacak. Odak Samsun bünyesinde yerli ve yabancı turistlere Samsun’un birçok farklı özelliklerini keşfedebilecekleri alternatif rotalar da oluşturulacak. Öncelikli hedefimiz Samsun’un turizm potansiyelini arttırmak ve turizm alanlarının işlevsel bir şekilde kullanılmasını sağlamak. Şehrin turizm potansiyeli olan her bölgesini ayrı bir etkinlik ve festival alanı şeklinde değerlendirerek 17 ilçemizin tamamını da kendi potansiyeliyle birer turizm merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda Atakum Sahil Düzenleme Projesi, Kapıkaya Extreme Sporlar Festivali, Kocadağ, Sarıgazel ile ulusal ve uluslararası etkinlik projelerimiz hazır” diye konuştu.
Halit Doğan 1 saati aşan proje tanıtım lansmanında ayrıca Can Dostlarımızın Yanındayız, Sağlık Turizmi, Kongre ve Kültür Merkezi, Samsun’dan Kurtuluşa Dijital Yolculuk, Müzik Atölyesi, Karavan Park, Tünel Akvaryum, Kurupelit Yat Limanı, Kırsal Kalkınma, SATEM, Mezbaha, Soğuk Hava Deposu, Çevre ve Şehir, Prestij Cadde, Kent Sağlığı ve Kentsel Dönüşüm, Kamu Kampüsü, Mert Irmağı, Atık Yönetimi, Risk Kalkanı- Afet Planı, taşkınlar, boğulma riski ve depremler adlı projelerinin detaylarını da kamuoyu ile paylaştı.
Samsunspor
Şehrin markası olan Süper Lig ekiplerinden Samsunspor ile ilgili projelerine de yer veren Doğan, “Samsunspor kadar Samsunspor’un cefakar, vefakar taraftarları da her türlü övgüye layık. Onu sahip olduğu değerleriyle yaşatmak ve yüceltmek hepimizin görevi. Bu sorumlulukla 30 Haziran 1965 Samsunspor’umuzun kuruluş yıl dönümüne özel etkinlikler düzenleyeceğiz ve geleneksel hale getireceğiz. Samsunpor’un kuruluş yıl dönümlerini çeşitli etkinliklerle şehirce şölen havasında kutlayacağız. Sporun şehri Samsun’umuzda; Samsunspor’umuzun ve sportif tarihimizin anlatıldığı bir müzeyi hayata geçireceğiz. Bir müjde de Samsunspor taraftarlarına. Samsunspor maçlarının olduğu günlerde izleyici sayısını artırmak ve stad coşkusunu artırmak adına tramvaylarımızı ücretsiz hale getireceğiz. Stat çevresindeki yolları araç ve seyirci giriş-çıkış alanlarını ve otoparkları ihtiyaçlara göre yeniden tasarlayacağı” şeklinde konuştu.
“Birlikte Samsun’u mutlu ve huzurlu bir şehir haline getireceğiz”
“Verdiği sözü tutan, gerçekleştiremeyeceği vaatte bulunmayan bir anlayışla sizlerin karşısındayız. Projelerimizi oluştururken buna ayrı bir özen gösterdik” diyen Doğan, ayrıca şunları söyledi:
“Samsun’umuz müstesna bir şehir. 17 ilçesiyle ayrı ayrı değerler oluşturmayı başarmış, her köşesi farklı bir güzelliğe sahip bir şehirde yaşıyoruz. Bu zenginliklerin farkındayız. Bu zenginlikleri nasıl artırmamız gerektiğini de biliyor, projelerimizi bu doğrultuda hazırladık. Bunların bir kısmını sizlerle paylaştım. Samsun’umuzu bir değerler bütünü olarak ele aldık. Her şeyi ile çağın ilerisine geçmiş bir şehir olma gayemiz var. Bunu da ortak paydamız Samsun’umuzda birleşerek; tüm kurum ve kuruluşlarımızla, STK’larımız, derneklerimiz, insanlarımız ve en önemlisi 17 ilçemizle sağlayacağımız uyum ve ‘ahenk’ ile mümkün olabileceğini biliyoruz. Bu doğrultuda Samsun’u dinleyecek, anlayacak ve paylaşacak, birlikte Samsun’u mutlu ve huzurlu bir şehir haline getireceğiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı’na damgamızı vuracak hedefler doğrultusunda çalışacak ve Samsun’u Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı yapacağız. Bunu da insanımızın gönlünü, gönül rızasını alarak, onların fikirlerinden hareket ederek yapabileceğimizi biliyor ve inanıyorum. Hep birlikte daha hızlı, daha güçlü, daha ileri bir Samsun için; Adil, şeffaf, güvenilir yönetim anlayışıyla sağlıklı çevre yapılarıyla idari ve ekonomik olarak çağı yakalamış, geleceğe yön veren bir Samsun sözü veriyoruz.”
Cumhur İttifakı AK Parti Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Halit Doğan’ın proje lansmanına ayrıca AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, AK Parti Samsun Milletvekilleri Mehmet Muş, Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanvekili Nihat Soğuk, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, mevcut belediye başkanları, belediye başkan adayları, partililer ve vatandaşlar katıldı. – SAMSUN
]]>Ankara Kalecik’ten başlayıp Çankırı’da engin bozkırlar aşacak ekspres trenindeki yolcular, demir çelik sanayinin kalbi Karabük’ün UNESCO kenti Safranbolu’da konaklayacak. Hadrianopolis Antik Kenti’nin bulunduğu Eskipazar, ormanlarıyla ünlü Yenice, “kara elmas diyarı” Zonguldak hattı takip edilecek.
Ekspres kapsamında düzenlenecek turlarla Eskipazar’daki antik kenti görebilecek, korunması gereken 100 sıcak noktadan biri olan Yenice’de adeta orman denizinin içinden geçip Safranbolu’da tarihte yolculuk yapma imkanı bulacak ziyaretçiler, sanayinin gelişimine ev sahipliği yapan Karabük ve Zonguldak’ta bu atmosferi yaşayabilecek.
TCDD ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca ortaklaşa düzenlenecek ekspresle, bölgenin doğa güzelliklerinin, tarihi, kültürel ve mimari zenginliklerinin tanıtılması, turizm potansiyelinin artırılması, yerel ekonomi canlandırılarak istihdama katkıda bulunulması hedefleniyor.
TCDD tarafından Ankara-Zonguldak hattında 12 Nisan’da başlatılması planlanan Karaelmas Turizm Ekspresi kapsamında bugün Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın başkanlığındaki heyet, “info turu”na katılacak.
Karabük Valisi Mustafa Yavuz, AA muhabirine, 12 Nisan’da herkesi Batı Karadeniz’in güzelliklerini görmeye davet etti. Karaelmas Turizm Ekspresi kapsamında info turu yapılacağını aktaran Yavuz, protokol üyeleri, basın mensupları ve turizmcilerin Batı Karadeniz’in güzelliklerini göreceğini belirtti.
Ekspresin, Batı Karadeniz için hayalini kurdukları proje olduğuna değinen Yavuz, “Buraya gelen misafirlerimiz öncelikle UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan tarihiyle, kültürüyle, eşsiz mimarisi olan Safranbolu ilçemizi görecekler. Bununla Avrupa’da korunması gereken 100 sıcak noktadan birisi olan Yenice ormanlarımızın içerisinden, o güzelim vadilerinden, kanyonlardan, yeşillikler içerisinden Karadeniz’e doğru yol alacaklar. Dolayısıyla vatandaşlarımızın bu güzellikleri kaçırmamalarını diliyoruz.” diye konuştu.
Yavuz, ziyaretçilerin, 5 bin 500 yıllık tarihiyle “Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan Eskipazar ilçesindeki Hadrianopolis Antik Kenti’ni de ziyaret etme imkanı bulacağına değinerek, “Projenin, konaklama sayısının artmasına, bölge ekonomisine, turizmine katkı sağlayacağını düşünüyoruz.” dedi.
Seferlerin her hafta cumadan pazara 3 günlük programlarla devam edeceğini bildiren Yavuz, Karabük olarak bütün hazırlıklarını tamamladıklarını ve herkesi beklediklerini sözlerine ekledi.
“Trenle gelecek turizm kitlesini kazanmak istiyoruz”
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Batı Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Üyesi ve Safranbolu Turizm İşletmecileri Derneği Başkanı Şebnem Urgancıoğlu da Türkiye’de son yıllarda tren turizminin cezbedici hale geldiğini söyledi.
Doğu Ekspresi’nin ardından Karaelmas ile turizmin tren anlamında çeşitlendirildiğine işaret eden Urgancıoğlu, “Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Demiryolları, TÜRSAB ve Zonguldak ile Karabük Ticaret ve Sanayi Odaları olarak 3 yıldır üzerinde çalıştığımız proje. Üstünde çok kafa yorulmuş, pek çok kamu kurumunun da ortağı olduğu ve uğraştığı çalışmaydı. 12 Nisan’da acentelerimiz turu satışa sunmuş olacaklar.” diye konuştu.
Urgancıoğlu, turun bir gecesinin Safranbolu’da, bir gecesinin de Zonguldak’ta konaklamalı olmasının planlandığını aktararak, “Kalecik, Çankırı, Çerkeş ve Safranbolu’ya gelip konaklama. Ertesi gün buradan Yenice durağında durarak Filyos ve Zonguldak’a ulaşacak. İki gece konaklamalı paket turu olacak. Cuma günü Ankara’dan hareket ve pazar dönüş şeklinde gerçekleşecek. Gelirken Eskipazar’da durmuyorsa dönüşte duracak. Birtakım duraklarda gelirken bazılarında dönerken durulacak. Bölgemize önemli kazanım olacağını düşünüyorum çünkü trenle gelecek turizm kitlesi oldukça faklı bir kitle. Bu kitleyi de kazanmak istiyoruz. Yıllardır Yenice treni üzerine çalışırken böyle turistik ekspres kazanmış olmak bizim için çok kıymetli.” ifadelerini kullandı.
]]>Antalya’nın Kaş ilçesinde “Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması” programı gerçekleştirildi. Feyzi Gürsoy Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ikinci kez göreve atandığı andan itibaren ilçe ilçe düzenli olarak dolaştığını belirterek, “İhtiyaçları, sorunları yerinde tespit ederek, hükümetimizle birlikte nasıl çözüm yolları geliştiririz, ne öncelikli olur, sırayla hızlı şekilde Antalya’mızın sorunlarını çözeriz diyerek, çalışıyoruz” dedi.
“Bu bölgede turizm yapmak istiyorsanız”
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak, Büyükşehir Belediyelerinden turizm master planlarını talep ettiklerine dikkati çeken Bakan Ersoy, “Çünkü turizm master planları, Kültür ve Turizm Bakanlığının yapması gereken bir plan değil, Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılması gereken planlardır. Bu bölgede turizm yapmak istiyorsanız oranın potansiyelini ortaya çıkarıyorsunuz; kültür varlıkları, gastronomik değerler, doğal değerler olabilir. Bunları alt ve üst yapı, restorasyon çalışmalarıyla diğer politikalarla birleştirerek, geleceğe hazırlamanız gerekiyor. Bakanlık olarak, Antalya için ilçe bazında da ayrı bir çalışma yapacağız” diye konuştu.
“Bu sene 17 milyondan fazla ziyaretçi bekliyoruz”
Bakan Ersoy, Antalya’nın turizmde geçen yıl rekor sayıda turist aldığını, Türkiye’nin rekor sayıda gelir elde ettiğini aktararak, “Birinci bölge, Akdeniz Bölgesi’nde Antalya; 16 milyon ziyaretçi aldı, bu sene 17 milyondan fazla ziyaretçi bekliyoruz. Gelir olarak da ülke ekonomisine kazandırılan bir nokta Antalya’mız. O yüzden Antalya bizim hassasiyetle takip ettiğimiz ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da hassasiyetle takip ettiği bir ilimiz. İlçe ilçe dolaşıyoruz, yerel yönetimlerle birlikte yerel projelerimizi hazırlıyoruz, hızlı bir şekilde hayata geçirmek için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.
“Dünyada da marka olabilecek bir destinasyon”
Kaş için çok ayrı bir çalışma yapacaklarını vurgulayan Bakan Ersoy, “Butik turizmin ön planda olduğu, doğal değerlerinin çok iyi korunduğu, arkeolojik potansiyelinin tamamıyla kazılarak çıkarıldığı, restore ve turizme entegre edildiği, eko turizmin ön planda olduğu bir çalışma. Burada yaylalarınız var, tarım potansiyeliniz var, bunların hepsinin beraber planlanması gerekiyor. Korunması gereken yerlerin çok iyi korunması, eko turizme dahil edilmesi gerekiyor. Bu arada mevcut yatak potansiyeliniz dahilinde bütün sorunlarınızın da bir plan dahilinde çözülmesi gerekiyor. Bakanlık olarak, Mutlu Başkan’la birlikte Nisan itibariyle ilk yapılması gereken şey, koruma imar planıyla birlikte imar planlarınızın çözülmesi gerekiyor. Kaş, Kekova, Kalkan, Demre, Finike hattı apayrı çalışılması gereken butik bir destinasyon, dünyada da marka olabilecek bir destinasyon. Bire bir bizzat kendim de yerel yönetimlerinizle birlikte çalışacağız. Turizm master planlarının şu avantajı var; belli bir aşamaya geldikten sonra sizlerle de paylaşılıyor, STK’lar, yerel yönetimler, hepsi projeye, master plan çalışmasına dahil ediliyor. Hepinizin görüşleri ve mutabakatı alınarak, çok doğru bir plan çıkıyor ortaya. Siz ne kadar sahip çıkarsanız plan o kadar başarılı olur. Korunması gereken yerde el birliğiyle korumamız gerekiyor” dedi.
“12 ay turist çekebilecek potansiyeliniz var”
Bakan Ersoy, Kaş’a hak ettiği değeri kazandırmanın önemine işaret ederek, “Çok fazla, çok değerli potansiyeli var. İnşallah biz bunu doğru şekilde işleyerek, farkındalığın daha iyi oluşmasını sağlayacağız. Tanıtımını da çok doğru şekilde Turizm Geliştirme Ajansımızla birlikte Bakanlığımız yapacak. Özlemiş olduğunuz gelir grubu yüksek, harcama kapasitesi yüksek turizm potansiyelleriyle sizi yan yana getireceğiz. Biz burada farklı bir çalışma yapmak istiyoruz, sezonluk turizm istemiyoruz. 12 ay turist çekebilecek potansiyeliniz var. Doğru bir butik turizmi çalışması yapılırsa 12 ay turist alabilecek. Bunu Kaş noktasında gerçekleştirebiliriz” diye konuştu.
Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş da Bakan Ersoy’un, Türkiye’nin her noktasında hem tarihi eserlerin korunması hem de sürdürülebilir turizmin daha ileri taşınması, ülkenin turizm noktasında daha fazla katma değer elde etmesiyle ilgili ciddi çabalar sarf ettiğini dile getirdi.
“Batı Antalya’nın tarafı da Kaş olacak”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın turizm teması olarak, “Patara Yılı” ilan etmesi kapsamında çok ciddi yatırımlar aldıklarını ifade eden Başkan Mutlu Ulutaş, “Özellikle Patara’daki kazıların yapılması, deniz fenerinin ayağa kaldırılması, telsiz telgraf istasyonunun restore edilmesi, Patara Köprüsü yapılması, oraya Millet Bahçesi yapılması var. Bunun yanında ilçeye Kültür Merkezi yapıyoruz, Bakanlığımız da bunun yapımına destek veriyor, Sokak Sağlıklaştırma projelerimize destek veriyor. Bu noktada Kültür ve Turizm Bakanımız, hükümetimiz, bizleri yalnız bırakmıyor, destekliyor. Kaş’ın daha iyi standartlarda turizm yapabilmesi, butik turizmin önünün açılması noktasında bize destekleri inşallah bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da devam edecek. Biz kendisine inanıyoruz, güveniyoruz. Antalya’da Alanya bir tarafsa Batı Antalya’nın tarafı da Kaş olacak” dedi.
“Daha iyi şartlarda sürdürülebilir turizm”
Kaş’a güzel hizmetler yapmaya çalıştıklarının altını çizen Başkan Ulutaş, “Kaş’ın sıfır noktasında denizin altında sanat parkı yaptık, burada dalışlar yapılıyor. Bugün Kaş dalışın merkezi ama 3 bin metrede yaylalarımız var, yayla turizmi var. Kaş her noktasında ayrı bir değer; Kalkan’ı, Patara’sı, Gömbe’si ve Saklıkent’i ile turizme ciddi katma değer sağlıyor. Daha iyi şartlarda sürdürülebilir turizm yapması lazım. Bunun önünü açacak olan bu kadro, bu ekipler. Bundan sonra Kaş’ı daha iyi noktalara taşıyacağız” diye konuştu.
Başkan Ulutaş, her türlü hizmeti ilçeye kazandırmaya çalıştıklarını kaydederek, “Sahil düzenlemeleri, panayır yerleri, pazar yerleri, yolları, alt yapısı, çocuk kreşleri, hayvan barınakları ile sağlık ve eğitim hizmetleri ürettik, bu hizmetleri en güzel şekilde sizlere yansıtmaya çalıştık. İnşallah 31 Mart’tan sonra da hizmetlerimize devam etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından toplantı, soru cevap bölümüyle sona erdi.
Başkan Ulutaş, Bakan Ersoy’a Barak Kilimi hediye etti
Toplantı sonunda Başkan Ulutaş, Bakan Ersoy’a Barak Kilimi hediye etti. Ardından protokol, ilçede yapım çalışmaları devam eden Kültür Merkezi’nde incelemelerde bulundu.
Toplantıya, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Cumhur İttifakı’nın ilçe başkanları, muhtarlar, turizm ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileri de katıldı. – ANTALYA
]]>Antalya’nın Kaş ilçesinde Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri Buluşması’na katılan Ersoy, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri kapsamında ilçe ilçe dolaşarak, birinci elden ihtiyaçları tespit etme fırsatı bulduklarını ve yerel yöneticilerle doğru yol haritalarını belirlediklerini anlattı.
Kaş ilçesini ilk kez havadan gözlemleme şansı yakaladığını belirten Ersoy, ilçenin potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu vurguladı.
Bakanlık olarak büyükşehir belediyelerinden turizm master planı talep ettiklerini aktaran Ersoy, “Turizm master planı Kültür ve Turizm Bakanlığının yapması gereken bir plan değil, büyükşehir belediyeleri tarafından yapılması gereken planlardır. Turizm sadece bakanlık etkinlikleriyle gerçekleşen bir çalışma değil. Bir bölgede turizm yapmak istiyorsanız oranın potansiyelini ortaya çıkarıyorsunuz. Bu kültür varlıkları, gastronomi veya doğal değerlerle olabilir. Bunları altyapı ve üstyapı çalışmalarıyla, restorasyon ve inovasyon çalışmalarıyla, istihdam ve diğer politikalarla birleştirerek geleceğe hazırlamamız gerekiyor. Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Hakan Tütüncü ile bu konuda sık sık görüşüyoruz. 31 Mart’ta Hakan Tütüncü sizlerin destekleriyle göreve geldikten sonra ilk yapacağımız iş turizm master planını hazırlamak.” diye konuştu.
“Turizm master planını özellikle ben birebir takip edeceğim”
Ersoy, Antalya’daki turizm master planlarında ilçe bazında da farklı bir çalışma yapacaklarını dile getirdi.
Antalya’nın turizm anlamında oldukça önemli bir kent olduğunu vurgulayan Ersoy, “Türkiye geçen yıl rekor sayıda turist ağırladı ve gelir elde etti. Antalya geçen yıl 16 milyon ziyaretçi aldı. Bu sene de 17 milyondan fazla ziyaretçi bekliyoruz. Antalya çok ciddi bir geliri ülke ekonomisine kazandıran bir nokta. O yüzden Antalya bizim, Cumhurbaşkanı’mızın da hassasiyetle takip ettiği bir ilimiz.” ifadelerini kullandı.
Kaş ilçesinin oldukça güzel korunduğunu dile getiren Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnşallah Mutlu Ulutaş yeni dönemde de devam ettiği zaman, kendisiyle birlikte çok ayrı bir çalışma yapacağız. Kaş’ta butik turizmin ön planda olduğu, doğal değerlerinin çok iyi korunduğu, arkeolojik potansiyelinin tamamıyla yeryüzüne çıkarıldığı, restore edildiği ve turizme entegre edildiği, eko turizmin ön planda olduğu bir çalışma yapacağız. Çünkü burada yaylalarımız var. Tarım potansiyelimiz var. Bunların hepsinin beraber planlanması gerekir. Korunması gereken yerlerin çok iyi korunması, eko turizme dahil edilmesi gerekiyor. Mevcut yatak potansiyeliniz dahil bütün sorunlarınızın da bir plan dahilinde çözülmesi gerekiyor. Bu nedenle nisan itibarıyla ilk yapılması gereken şey koruma imar planlarıyla sizin imar planlarınızın çözülmesi, netleşmesi gerekiyor. Kaş’ın ilçe bazındaki turizm master planını özellikle ben birebir takip edeceğim. Kaş inanılmaz bir şehir. Kaş, Kekova, Kalkan, Demre, Finike hattı apayrı çalışılması gereken butik bir destinasyon. Dünyada da marka olabilecek bir destinasyon. Şu anda ufak ufak markalaşma süreci başladı ama bugün yurt dışında nerede ismini söylersek duyulması gereken bir nokta.”
“Önemli olan Kaş’a hak ettiği değeri kazandırmak”
Turizm master planlarının belli bir aşamaya geldikten sonra sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve diğer paydaşlarla paylaşıldığını ifade eden Ersoy, süreç boyunca tüm paydaşların görüşleri alınarak doğru bir planın ortaya çıkarıldığını vurguladı.
Bakan Ersoy, ilçenin potansiyelinin doğru işlenmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Önemli olan Kaş’a hak ettiği değeri kazandırmak. Çok değerli bir potansiyeli var. İnşallah biz bunu doğru bir şekilde işleyerek, farkındalığının daha iyi oluşmasını sağlayacağız. Şu anda en başarılı olduğumuz iş tanıtım. Tanıtımını Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile bakanlığımız yapacak. Özlediğiniz, gelir durumu yüksek, harcama kapasitesi yüksek turizm potansiyelleriyle sizi yan yana getireceğiz. Biz artık burada sezonluk bir turizm istemiyoruz. Sizin 12 ay turist çekebilecek potansiyeliniz var. Bununla ilgili çalışmaları da yapacağız. Bu master plan çalışması bittikten sonra burada butik turizmin avantajı var. Doğru bir butik turizm çalışması yapılırsa 12 ay turist alabileceğiz. Bunun Kuzey Ege’de, Marmara Bölgesi’nde çok güzel örnekleri var. Aynı güzel örneği Kaş’ta gerçekleştirebiliriz.” diye konuştu.
Programa, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, AK Parti İl Başkanı Ali Çetin, Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Akdeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Rıza Perçin de katıldı.
]]>Turizm sektörünün kadın temsilcileri “Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla AA muhabirine açıklama yaptı.
Eresin, Türkiye’de toplam istihdamda kadın oranının yüzde 32,7 olduğunu, hükümetin hedefinin yakın zamanda yüzde 40’ı yakalayabilmek olduğunu anlattı.
Turizm sektöründe kadın istihdamının toplam çalışan sayısına oranı yüzde 37,1 iken, turizmde istihdamın en büyük bölümünü oluşturan konaklamada yüzde 37,2 olduğunu dile getiren Eresin, “Rakamlara baktığımızda konaklamada Türkiye ortalamasının 4 puan üzerinde olduğumuzu görüyoruz. Ancak yine de kadın istihdamı pek de arzu edilen seviyede değil. Hedefimiz bu oranı yüzde 50’nin üzerine çıkarmak. Turizmde kadın gücüne ihtiyaç var.” değerlendirmesini yaptı.
Gerçek anlamda kadın-erkek eşitliğini sağlayabilmek için üst yönetim kademelerinde de eşitliğin sağlanması gerektiğini vurgulayan Eresin, “Yönetim kurullarında kadın sayısı yüksek olan şirketlerin performansları ve etik itibarı daha yüksek. Kadın çalışan sayısının yüksek olması şirket karlılıklarını olumlu yönde etkiliyor. Bütün bu detayları konuşurken aslında sektördeki kadın çalışan varlığını artırmanın sadece Kadınlar Günü’nde değil güncel hayatımızda da gündemde tutmalıyız.” ifadelerini kullandı.
TÜROB Başkanı Eresin, turizm sektörünün bugünkü konumuna ulaşmasında kadın çalışanların payının yüksek olduğunu aktararak, “Turizm sektörü kadınlara hem işveren hem de çalışan olarak diğer sektörlere göre çok daha fazla fırsat sunuyor.” dedi.
“Türkiye’nin ekonomisi ve kalkınması için turizm hayati bir önem taşıyor”
Uluslararası Sürdürülebilir Turizm Derneği (USTUD) Başkanı Adviye Bergemann da TÜİK verilerine göre, Türkiye’de istihdam edilen kadınların yaklaşık yüzde 50-53’nün hizmet sektöründe çalıştığı bilgisini verdi.
Türkiye’de kadın istihdamının en çok olduğu alanın turizm olduğunu dile getiren Bergemann, “Türkiye’nin ekonomisi ve kalkınması için turizm hayati bir önem taşıyor. Kadınlarımızın hem turizme hem de ekonomiye katkıları çok fazla.” diye konuştu.
Bergemann, sürdürülebilir kalkınmanın ve ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli göstergelerinden birinin kadınların işgücüne katılımı olduğunu işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadınların turizm sektöründe istihdam edilmesi, sektörün daha çeşitli ve kapsayıcı olmasını sağlar. Ayrıca, kadınların turizm sektöründeki istihdamı, ekonomik kalkınmayı destekler ve toplumda cinsiyet eşitliğinin sağlanması için önemli bir adımdır. Kadınların sektörde daha fazla temsil edilmesi, turizm işletmelerinin daha başarılı olması ve müşterilere daha iyi hizmet sunmalarına da katkı sağlayabilir.”
Kadınların turizm sektöründeki rolünün güçlenmesinin, sektörün daha sürdürülebilir ve rekabetçi olmasına önemli katkı sağlayacağına dikkati çeken Bergemann, kadın ve erkek haklarının eşit olması gerektiğini belirtti.
Kadınların siyasetten, bilime, sanayiden turizme kadar her alanda gerek yönetici, gerek çalışan olarak yer alması gerektiğine işaret eden Bergemann, her kadının çalışmak ve üretmek durumunda olduğunu söyledi.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural da turizm sektörünün dinamikleri itibarıyla kadınlar için çok uygun çalışma alanları sunduğunu aktararak, kadınların turizmin gelişiminde çok önemli rol oynadıklarını, bu sayede turizm sektöründe yönetici konumuna gelmelerinin diğer sektörlere oranla daha çok fırsat barındırdığının altını çizdi.
Turizm sektöründe istihdam edilen kadın sayısının arttığını kaydeden Ural, şöyle konuştu:
“TÜRSAB olarak kadın istihdamına özel bir önem veriyoruz. Çalışanlarımızın önemli bir kısmını kadınlar oluşturuyor. Tüm sektörlerde olduğu gibi turizm sektöründe de kadınların katkıları gelişmekte olan Türkiye için önemli bir kriter. Kadın istihdamı konusunda her sektörde artış yaşanması, toplumsal cinsiyetin eşitlenmesini de beraberinde getirecektir. Ayrıca kadın istihdamındaki gelişim, bölgesel kültür farklılıklarını da önemli ölçüde dengeleyecektir. Kadınlar olmasaydı dünyadaki hiçbir şeyin önemi kalmazdı. Cumhuriyet kadınlarla yaşar, kadınları Cumhuriyet yaşatır.”
“Turizm bir ülkenin aynasıdır”
TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Esra Başeskioğlu ise turizm sektörünün ekonomiye sağladığı katkıların yanı sıra Türkiye’nin vitrini konumunda olduğuna işaret ederek, “Turizm Sektörü Türkiye’deki kadın-erkek eşitliğini sergilediği gibi kadınların iş yaşamında edindiği yeri de dünya kamuoyuna göstermekte ve bu vesileyle uluslararası kamuoyunun ülkemize bakış açısını olumlu yönde etkilemektedir. Bu da destinasyon seçimlerinde ülkemizin tercih edilmesine olumlu yönde katkı sağlıyor.” diye konuştu.
Kadınların turizm sektöründe varlığının artmasının Türkiye’nin kalkınması ve dünyadaki imajın yükselmesi açısından oldukça önemli olduğunu kaydeden Başeskioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her ne kadar oran olarak diğer sektörlerden yüksek görünse de halen sektördeki kadın erkek çalışan sayısı eşit değil. Özellikle üst düzey yönetici ve şirket sahiplerinde oran oldukça düşük. Kamu ve özel sektörde özellikle yönetici kadın istihdamını artırmaya yönelik eğitim çalışmaları yapılması istihdama önemli katkı sunar. Ayrıca turizm sektörünün bir kadın için cazip olan yönlerini öne çıkaran çalışmalar yapılabilir. Kadınların eşit haklara sahip olduğunun dünyada da bilinmesi ülkemize gelecek turistlerin kendini modern ve güvenli bir ülkede hissetmesine vesile olacaktır. Ayrıca kadınların doğası gereği sorunların çözümüne bakış açısındaki farklılıkları da ülkemizde turizmin gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır. Turizm bir ülkenin aynasıdır. Bizler bu sektörde ne kadar çoğalırsak çocuklarımıza bırakacağımız miras o kadar aydınlık olur.”
]]>Kültür Turizm Bakanlığı tarafından çıkartılan Turizm İşletme Belgesi yönetmeliği sonrasında Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde kapatılması beklenen 63 pansiyon işletmecisi Kültür Turizm İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Pankartlar ile Kültür Turizm İl Müdürlüğü önüne gelen işletmeciler, çıkartılan yönetmelikle mağdur olduklarını, belgeyi alamadıklarını ve mağduriyetlerinin giderilmesini talep etti.
Konuyla ilgili açıklama yapan İşletme sahibi Gökhan Taşkıran, “Bizler Tekirdağ’da konaklama faaliyeti gerçekleştiren işletme sahipleriyiz. Bizler bu işletmeler bizim ailelerimize ait apartmanlarda ya da kiraladığımız yerlerde konaklama faaliyeti gerçekleştiren işletmeleriz. Bu alan da çalışırken bizler, belediyeden iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatlarını almış bulunmaktayız, bağlı bulunduğumuz vergi dairelerinden vergi levhamızı almış durumundayız, aynı zamanda çalıştırdığımız arkadaşlarımızın SGK gibi yükümlülüklerini yapmış bulunuyoruz. Aynı zamanda konaklama faaliyetli işletmelere getirilen Konaklama vergilerini ödüyoruz. Turizm katkı payı vergisini ödüyoruz. Fakat bakanlığımızın son dönemlerde çıkartmış olduğu Turizm İşletme Belgesini maalesef ki alamıyoruz. Bunun için de ilçe belediyesi, il turizm müdürlüğü arasında maalesef git gel yapılmak suretiyle oyalanıyoruz. Bizler vergisel anlamda tüm yükümlülüklerimizi yerine getirmemize rağmen maalesef ki bu turizm işletmesi belgesini alamıyoruz ve yıllardır çalıştırdığımız, alın teri döktüğümüz işletmelerimizin kapanması gibi bir durumla karşı karşıyayız. Biz buradan mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz” dedi.
Taşkıran, “Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un televizyonlara çıkıp bizleri durumda bırakacak bu yönetmeliği anlatırken kullandığı kelimeleri size söylemek istiyorum. Diyor ki ‘Siz bir konutta yaşıyorsunuz, düşünsenize yan dairenize hiç tanımadığınız kişiler girip çıkıyor. Bunların kayıt altına alınması gerekiyor’ deniliyor. Burada ki işletme sahiplerinin hepsi kayıt altında, kolluk denetimi altında biz bu faaliyetleri yürütüyoruz. Sonrasında konuşmasında şunu söylüyor, “Giren çıkan kişinin kimlik bildirimi yapılmıyor’ deniliyor. Ama bizim işletmelerimizin hepsinde Online kimlik bildirim sistemine sahibiz. İşletmelerimizde konaklayan tüm misafirlerin kimlik bildirimleri anlık yapılıyor. Kayıt dışılıktan ve vergi kaybından bahsediyor bakanımız haklıdır ama yine burada ki işletmelerin tamamı vergi mükellefidir. Dolayısıyla Sayın Bakanımız bunu aslında 100 daireli, 200 daireli büyük rezidanslarda günlük kiralama yapılan yerleri kayıt altına alınması maksadıyla yapılırken bu yönetmelik, bizim gibi ufak konaklama faaliyetli işletmeleri de kapsayarak mağdur etmektedir. Biz sayın bakanımızın niyetini derdini çok iyi anlayabiliyoruz ama bizim gibi ufak yerlerin de bu yönetmeliğe sokulmasıyla bizleri mağdur ediyor. Biz bu mağduriyetimizin giderilmesi hususunda gereğini rica ediyoruz” diye konuştu.
Pansiyon İşletmecisi Cüneyt Demir ise, “Bizim ruhsatlarımızda günü birlik konaklama evi yazıyor. Hal bu ki diğer ilçelerde olduğu gibi pansiyon ruhsatı verilmiş olsaydı zamanında. Burada ki insanların hiç birisinin bir mağduriyeti olmayacaktı. O zaman biz basit konaklama belgelerimizi alacaktık, basit bir şekilde çözecektik. Ama bugün ne Süleymanpaşa Belediyesi bu konuda adım atıyor, ne de bakanlık bu konuda çözüm üretiyor. Biz de ortada kurbanlık koyun gibi bekliyoruz. Ne zaman gelip işletmelerimizi kapatacaklar, mühürleyecekler diye. Şöyle bir durum var, yaz geliyor, bir dünya insan geliyor bunların konaklaması var bu anlamda da sıkıntı var. Bizi mağdur ediyorlar ama her hangi bir alt yapı hazırlıkta yok. Nerede konaklayacak insanlar” ifadelerini kullandı.
Yönetmeliğin çıkması sonrası mağdur olan işletme sahipleri, basın açıklamasının ardından sessiz bir şekilde dağıldılar. – TEKİRDAĞ
]]>Bodrum’un her sektörde değerlendirilmesi gereken çok zengin, nitelikli bir insan kaynağına sahip olduğunu söyleyen Mehmet Tosun, “Sizler Bodrum mutfağının patronları, şeflerisiniz. Turizm sektörünün can damarısınız. Fakat biz hala nitelikli insan kaynağımızı Bodrum’da tutamıyoruz. Bugün bir turizm personelinin Bodrum’da ailesiyle birlikte yaşayabilmesi bu ekonomik şartlarda ne yazık ki çok zor. Biz işte bu sorunlara çözümle geliyoruz” dedi.
Hedef önce 5 ay, sonra 8 ay turizm!
Bodrum’un turizm sektörünü yavaşlatan ve aşağı çeken kronik alt ve üst yapı sorunlarını ivedilikle çözdükten sonra, başta turizm olmak üzere kamu ve özel sektörde çalışan dar ve orta gelirli personelin barınma ihtiyacını karşılayacaklarını anlatan Tosun, “Bunun için insiyatif aldık, göreve talip olduk. Bodrum’a hizmet etmek için 31 Mart tarihini iple çekiyoruz. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak Bodrum’da. Önce belediyeyi kurumsallaştıracağız. Yerel kaynakları kullanabilen, hizmete dönüştüren bir belediye yapılanması öngörüyoruz. Ardından da turizm için projelerimizi derhal hayata geçireceğiz. Her 1 Nisan’da altyapı problemleri ortadan kalkmış, sokakları, peyzajı, aydınlatması ile tertemiz bir şehri turizmcilerimize teslim edeceğiz. Bununla eş güdümlü olarak Bodrum’un turizm çeşitliliğini artıracağız. Sadece gastronomi değil, spor turizmi başta olmak üzere doğa sporları gibi, adım adım turizmi 8 aya çıkaracağız. Biz bunu yaparsak ancak para kazanabiliriz. Sürdürülebilir bir turizmden söz edebiliriz. Üç ay çalışıp bir yıl o parayla idare eden başka bir sektör yok! Dünyada da bunun bir örneği yok” ifadelerini kullandı.
Belediye Meclis Üyesi adayları arasında TÜRSAB Bölge Yürütme Kurulu Başkanı Yüksel Aslan gibi çok değerli turizmcilerin yer aldığını hatırlatan Tosun, göreve geldikleri takdirde TÜRSAB’ın hazırladığı “Gastronomi Merkezi” projesini de hayata geçireceklerini kaydetti. Tosun, “Yöresel yemeklerimizin tadıldığı, aşçılarımızın yetiştiği, Belediye ile iş birliği içinde istihdama yönelik çalışma yapılan bir merkez olacak burası. Sizler çok kıymetlisiniz. Yeteneklerinizin, bilginizin Bodrum turizmi ile buluşturulmasını sağlayacağız” dedi.
Sosyal konut projesi ile turizm çalışanlarına ev sözü
Turizm sektöründe çalışanların barınma ve konut sorunu yaşadığını da hatırlatan Mehmet Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim projemiz hazır, Sosyal konut projemizi, şehrin dışında Milas Bodrum arasındaki bir lokasyonda başlatacağız. İster otelde, ister teknede çalışın, Bodrum’da bir müddet sonra barınma sorunu başlıyor. Aile kurduğunuzda, aldığınız maaş kiraya yetmiyor, konut satın alamıyorsunuz. Sizlere, hem kiralık, hem de satın alınabilir konut seçeneği sunacağız. Aynı şekilde kamu personeli ve evi olmayan Belediye personeli de bu imkandan faydalanacak”
Aşçılar ve Pastacılar Derneği Başkanı Şef Taner Kökten de mesleki anlamda yaşadıkları sıkıntıları, Bodrum’un turizm sektöründe çalışan personelin başta barınma olmak üzere yaşam şartlarını yakından ilgilendiren problemleri ve yerel yönetimlerden beklentilerini dile getirdi.
Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun seçim gezileri kapsamında aynı gün Bodrum Sivaslılar Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Tali Bayrakçı ve yönetim kurulu üyeleriyle de bir araya gelerek, projelerini anlattı.
Dernek Başkanı Ahmet Tali Bayrakçı da, Bodrum İttifakı olarak 31 Mart seçim yarışına giren ekibin hazırladığı projeler konusunda görüşlerini dile getirdi. Bayrakçı, özellikle içme suyu temini ve yeni su kaynaklarının oluşturulması ile Bodrum’un artan trafik yükünü azaltacak Çevre Yolu gibi projelerin hayata geçmesini sabırsızlıkla beklediklerini anlatarak, Mehmet Tosun ve ekibine başarılar diledi. Tosun’a saha gezisinde Meclis Üyesi Adayları Rıza Karakaya, Nevzat Kanber, Yüksel Aslan, Zeynel Kılıç, Ayşen Kılıç Bozan, Özcan Altay ve Seha Ergene de eşlik etti. – MUĞLA
]]>Antalya’da partisince üçüncü dönem için Muratpaşa Belediye Başkan Adayı gösterilen Ümit Uysal, 10 yıl içinde gerçekleştirdiği projeleri, devam eden çalışmaları ve ‘geleceğin Muratpaşa’sını kuracak yeni projelerini açıkladı. Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya Başkan Uysal eşi Ümran Uysal’la katıldı. Toplantıda CHP İl Başkanı Nail Kamacı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve adayı Muhittin Böcek, CHP Antalya Milletvekilleri Cavit Arı, Aliye Coşar, Muratpaşa İlçe Başkan Vekili Can Okan Kıran, eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kumbul da yer aldı. Kültür Merkezini partililer, vatandaşlar hınca hınç doldurdu.
“Yerel yönetim modeli ortaya koyduk”
Başkan Uysal, Muratpaşa’da bir yerel yönetim modeli ortaya koyduklarını söyledi. Uysal, “Bu yerel yönetim modelinde toplumun birlik beraberliği var. Kamu kaynaklarının tabana yayılması ve eşit paylaşımı var. Şehirde bir hizmet standardı, hayat standardı üreten projeler var” dedi.
Başkan Uysal, bu standart içinde Türkiye’ye yönetişim alanında yeni bir anlayışı yerleştiren Turunç Masa’nın yıllık 20 milyon lira maliyeti olan büyük bir operasyon olduğunu dile getirdi. Kreşlerle başlayan destek eğitim merkezleri, etüt merkezleri ve gençlik merkezleriyle devam eden eğitim faaliyetlerinin ise yıllık 94 milyon liraya mal olduğunu anlatan Başkan Uysal, “Yaşlılara verilen evde bakım hizmetinin ise yıllık maliyetinin 9 milyon lira. Bu bir insani nosyon planlaması, toplam bir kalite planlaması, toplam bir kent kimliğini yükseltme planlaması” dedi.
“Ekonomik zorluklar rağmen”
Tüm ekonomik zorluklara rağmen bu hizmet standardının yeni dönemde gelişerek devam edeceğini dile getiren Başkan Uysal, “Bu ekonomik krizi de gelişmişlik düzeyimizi arttırarak atlatacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu zor yıllarda temel belediyecilik hizmetlerini, bu yüksek standartları aksatmamak, onları yeni gelişim projeleriyle desteklemek bizler için çok önemli olacak” diye konuştu.
“Muratpaşa turizm ürünü”
Muratpaşa’nın yeni dönemi için 10 başlıkta toplanan 35 projenin açıklandığını toplantıda Başkan Uysal, dünya turizmin sayısı destinasyonları arasında yer alan Antalya’nın en önemli değeri Kaleiçi’ne sahip ilçenin artık bir bütün olarak turizm ürünü haline geleceğini söyledi. ‘Link Muratpasa’ (Muratpaşa’ya bağlan) isimli bu projeyi Başkan Uysal, şöyle anlattı:
“Muratpaşa için kendi ülkesinde, kendi kentinde bir haftalık tatil için otel, ulaşım, alışveriş standartlarını seçerek parasını ödeyecek. Gelecek bizim güvenlik şemsiyemiz altına girecek. Hem ticari güvenlik hem asayiş güvenliği. O şemsiye altında Muratpaşa’mızda bir hafta tatil yapacak, sokaklarımızda gezecek, harcamaya yapacak. Artık bundan sonra kontrat fuarlarına gitmiyoruz. Sadece tüketicilerle buluşacağımız alanlara gideceğiz ve Muratpaşa’mızda son derece dinamik bir turizm hareketini akıllı sistemler kullanarak, yapay zeka yardımıyla hedef kitleyi arayan, bulan, süzen sistemler kullanarak Muratpaşa’yı mutlaka 12 ay turizm yapar hale getirmek istiyoruz.”
“Muratpaşa’yı Türkiye’nin Davos’u yapacağız”
Başkan Uysal, geleceğin Muratpaşa’sını sadece turizm, akıllı kent yönetim sistemleri üzerinden değil fikri anlamda da inşa edeceklerini söyledi. ‘Forum Muratpaşa: Büyük Uzlaşı’ projesinin bunun örneği olacağını dile getiren Başkan Uysal, “Muratpaşa’yı Türkiye’mizin Davos’u yapacağız” dedi. Bu projenin Türkiye’nin 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal önderliğinde oluşan birlik ruhuna yeniden ihtiyacı olduğu gerçeğinden çıktığını dile getirirken Başkan Uysal, sözlerine şöyle devam etti:
“Buluştuğumuz, kesiştiğiniz noktalardan yürümek için, beraber olduğumuz yerlerden yürümek, anlaşamadığımız bir yer varsa onu en sona bırakarak insanlarımızı bir arada düşünüyoruz. Tıpkı 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de bir tarafında rahmetli İnönü bir tarafında rahmetlik Kazım Karabekir olduğu gibi, tıpkı CHP’nin başlangıçta Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin birleşmesinden teşekkül ettiği gibi bugün de aynı ruha çok ihtiyacımız var.”
“Antalya’ya sahip çıkacağız”
Büyükşehir Belediye Başkanı Böcek ise, “Kardeşim” diye seslendiği Uysal’ın proje tanıtım toplantısında olmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi ve “Antalya’mıza sahip çıkmaya hep birlikte devam edeceğiz” dedi. CHP İl Başkanı Nail Kamacı ise, “Bu karanlık dönemi bitirmenin yolu Muhittin Böcek’in tekrar Büyükşehir’e, Ümit Uysal’ı da tekrar Muratpaşa’da kürsüye taşımaktır. Bunun dışında bizi hiçbir şey kesmez, kesmemeli” diye konuştu. CHP Muratpaşa İlçe Başkan Vekili Can Okan Kıran da Muratpaşa’da yerel seçimleri rekor bir oy alacaklarına inandığını dile getirirken, “Antalya’nın lokomotifi olacağız. Hep birlikte kazanacağız” dedi.
Türkan Şoray Kültür Merkezi’ndeki toplantı, konuşmaların ardından verilen kokteylle sona erdi. – ANTALYA
]]>Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen ITB Berlin Uluslararası Turizm Fuarı, bir kez daha kapılarını dünya turizmine açtı. “Seyahat ve Turizmde Dönüşüme Birlikte Öncülük Edin” temasıyla düzenlenen fuara, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katıldı.
Dünyanın önde gelen turizm fuarından olan ITB, 150 bin metrekarelik fuar alanında, 170 farklı ülkeden 5 bin 500’ü aşkın katılımcı 3 gün boyunca bütün paydaşlarıyla birlikte seyahat sektörünü ele alacak. Fuar çerçevesinde, farklı alanlarda düzenlenecek oturumlarla ve konferanslarla sürdürülebilirlik, turizmde yapay zekanın etkisi, sektörü bekleyen zorluklar, seyahat endüstrisinin geleceği, pazarlama, satış, konaklama, yeni eğilimler gibi sektörel temalar küresel olarak uzman konukların katılımıyla münazara edilecek.
Berlin Turizm Fuarı’nın bu seneki konuk ülkesi ise Umman Sultanlığı. Umman, “Güzelliğin Bir Adresi Vardır” sloganıyla 5 bin yıllık tarihini ve ülkenin kültürel zenginliklerini fuarda sergiliyor.
Türkiye, fuarda yine geniş bir katılımla yerini aldı
Türkiye, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Turizm Geliştirme ve Tanıtma Ajansı (TGA) organizasyonunda toplam 700 metrekarelik stant alanında temsil edildi. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye’den gelen katılımcıları ziyaret ederek, açıklamalarda bulundu.
Hedef 60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolar gelir
Türkiye’nin 2023 yılında sıkıntılı geçen bir sürece rağmen rekor sayılarla turizm sezonunu kapattığını hatırlatan Ersoy, “2023’te bir dizi sıkıntılı süreçle karşılaşmamıza rağmen, deprem felaketi, savaşlar, seçim stresi gibi sıkıntılarla karşılaşmış olsak da, aslında rekor sayıda turist, ziyaretçi ve turizm gelirleriyle kapattık sezonu. 2024’de hedefimiz çok daha iddialı, 60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. İnşallah bu hedefi de aşacağız. Erken rezervasyonun yoğun olduğu ülkelerden ilk veriler gelmeye başladı. Bunlardan en önemlisi Almanya pazarı. Geçen sene rekor seviyede 6,2 milyon ziyaretçiyle kapatmıştık. Rusya’dan 6,3 milyon, Almanya’dan 6,2 milyon ziyaretçi gelmişti. İnşallah hedefimiz bu yıl çok iyi, ilk veriler de çok çok iyi. Erken rezervasyonlarda yüzde 20’nin üzerinde artış gözlemleniyor. Bazı operatörlerde bu sayının çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu yıl Almanya pazarında 7 milyon ziyaretçiyi geçmeyi umuyoruz ” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Avrupa pazarında pasta payını artırmak istediklerini dile getiren Bakan Ersoy, Almanya dışında İngiltere ve Uzakdoğu pazarları gibi yeni destinasyonları da portföye koyulduğunu aktardı.
“Destinasyon sayısını sürekli artırıyoruz”
Avrupa pazarında özellikle nitelikli turisti artırabilmek için 2018 sonu itibarıyla yeni stratejilere geçildiğinin altını çizen Bakan Ersoy, “Biliyorsunuz 2017 sonu gecelik harcama açısından 65 dolarla kapatılmıştı. Geçen seneyi 99 dolar rakamına kadar taşıdık. Önümüzdeki senede hedefimiz 106 dolar. 2028 yılına kadar da 130 dolarları geçmeyi planlıyoruz Türkiye olarak. Bu düşünceyle farklı ürün çeşitleriyle pazara girmeyi hedefliyoruz. Eskiden olduğu gibi sadece deniz, kum, güneş değil, turizm geliştirme ajansının yoğun tanıtım gücüyle birlikte hem ürün çeşitliliği yakalamak istiyoruz, hem de yolcu destinasyon sayısını artırmayı planlıyoruz. Son 4 yıldır dünyanın birçok noktasında, 200’den fazla ülkede yoğun turizm tanıtımı yapıyoruz ve bütün bu ülkelerden de yolcu trafiği başlattık” dedi.
“Arkeoloji turizmine ve gece müzeciliğine yatırım yapıyoruz”
Tanıtımla birlikte deniz, kum güneşin yanına eskiden de çok kuvvetli olduğumuz arkeolojiyi ön plana çıkaran projeler hazırladıklarını söyleyen Bakan Ersoy, arkeoloji turizmine paralel olarak gece müzeciliğinin de geliştirileceğini vurguladı. Bakan Ersoy, “Bunu, geleceğe miras projesi olarak tanıyorsunuz. Özellikle arkeolojik kazı noktalarındaki hem kazı, hem restorasyon, hem de yeniden ihya bütçelerini 15 ila 20 kat oranlarda artırdık. Şu anda 144 ayrı noktada Türk kazı başkanlarıyla birlikte çok yoğun kazı çalışmaları başladı. Bununla birlikte şehir merkezlerinde ya da şehir merkezlerine çok yakın olan arkeolojik bölgelerde gece müzeciliğini de başlattık. Gece 12.00’ye kadar belli başlı müzelerimizi açık tutma kararı aldık. Aşamalı bir şekilde talep gören bütün müzelerimize ve ören yerlerimize bu sistemi kaydıracağız. Bu sene en çok ziyaretçi alan 15 noktada bu sistemi kaydıracağız” dedi.
Ürün çeşitliliğini artırma adına bisiklet turizmine de önem vereceklerine değinen Ersoy, “Ürün çeşitliliğimizi artırıyoruz. Örneğin Almanya’da bisiklet turlarıyla ilgili çalışmalarımızı da artırdık. Özellikle buradaki bisiklet federasyonuyla son bir kaç yıldır çalışma içerisindeyiz ve buradaki, Avrupa’daki bisiklet destinasyonlarına Türkiye rotalarını da eklemeye başladık. Oradan da yoğun bir şekilde talep alıyoruz” ifadelerini kullandı.
Gastronomi turizmine de önem vermek istediklerini açıklayan Ersoy, Türkiye’nin gastronomi değerlerinin çok fazla olduğunu fakat bugüne kadar doğru tanıtılmadığını belirtti. Gastronomi alanında da Türkiye’yi marka bir ülke haline getirmek istediklerinin altını çizen Ersoy, “Türkiye son bir kaç yıldır Michelin yıldız rehberine dahil edildi. Aşamalı bir şekilde önce İstanbul’da başladık, geçen sene itibarıyla da İzmir’i, Çeşme’yi, Urla’yı ve Bodrum’u bu rehbere dahil ettik. Gastronomi alanında da artık Türkiye’yi marka bir ülke haline getirmeyi ve gastro stillerimizi ön plana çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.
Bakan Ersoy, doğa turizmi olsun, inanç turizmi olsun, spor turizmi olsun, yeni ürünleri sisteme dahil ederek, tanıtarak hem sezonu 12 aya yaymak istediklerini hem de pazar destinasyonlarının sayısını artırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. – BERLİN
]]>Bakan Ersoy, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen 55. Uluslararası Turizm Borsası (ITB) Fuarı’na katıldı.
Geçen yılın verilerine ve Türkiye’nin turizm hedeflerine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Ersoy, Türkiye’nin geçen yılı, deprem felaketi, savaşlar ve seçim süreci gibi sıkıntılarla karşılaşmış olsa da rekor sayıda ziyaretçi ve turizm geliriyle kapattığını anlattı.
Bakan Ersoy, turizm konusunda 2024 hedefinin çok daha iddialı olduğunu dile getirerek, “Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. İnşallah bu hedefi aşacağız. Erken rezervasyon ülkelerden ilk veriler gelmeye başladı. Bunlardan önemlisi Almanya pazarı. 2023’ü çok iddialı bir rekor sayıyla kapatmıştık. Almanya’dan 6,2 milyon ziyaretçiyle 2023’ü kapattık. İlk veriler de çok çok iyi. Erken rezervasyonlarda yüzde 20’nin üzerinde artış gözlemleniyor. Bazı operatörlerde bu sayının çok fazla olduğunu gözlemliyoruz. 2024’te Almanya bazında 7 milyon sayısını geçmeyi umuyoruz.” şeklinde konuştu.
“Türkiye olarak 2028’e kadar kişi başı harcamada 130 dolarları geçmeyi planlıyoruz”
Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında pasta payını arttırmayı hedeflediğini ifade eden Ersoy, şunları kaydetti:
“Bunun yanında da Uzak Doğu pazarlarında yeni destinasyonları hedef pazar olarak portföyümüze koymuş durumdayız. Avrupa pazarında özellikle nitelikli turisti arttırabilmek için 2018 sonu itibarıyla yeni stratejilere geçmiştik. 2017’yi kişi başı harcama olarak 65 dolarla kapatmıştık. Geçen sene de kişi başı harcamayı 99 dolar rakamına kadar taşıdık. Önümüzdeki sene 106 dolar hedefliyoruz. Türkiye olarak 2028’e kadar kişi başı harcamada 130 dolarları geçmeyi planlıyoruz. Bu bağlamda da farklı ürün çeşitleriyle pazara girmeyi hedefliyoruz.
Eskiden olduğu gibi sadece deniz, kum, güneş değil. Turizm Geliştirme Ajansı’nın yoğun tanıtım gücüyle hem ürün çeşitliliği yakalamak istiyoruz hem de hedeflenen destinasyon, yani bize yolcu, turist sağlayan hedef destinasyon sayısını artırmayı planlıyoruz. Başarılı da sonuçlar almaya başladık. Son dört yıldır 200’den fazla ülkede şu anda ülkemiz yoğun turizm tanıtımı yapıyor. Bütün bu ülkelerden yolcu trafiği başlattık.”
Ersoy, özellikle Türk Hava Yolları’nın 330’dan fazla şehre direkt uçuyor olmasının bu noktadaki önemine değindi.
Türkiye’nin tanıtımı amacıyla arkeolojiyi de ön plana çıkaran “Geleceğe Miras Sonsuz Efes” projesini hazırladıklarına işaret eden Ersoy, özellikle arkeolojik kazı noktalarındaki hem kazı hem restorasyon hem de yeniden ihya bütçelerini 15-20 kata varan oranlarda, bölgesine göre değişen noktalarda artırdıklarını söyledi.
Ersoy, şu anda 144 ayrı noktada çok yoğun kazı programları başladığını anlatarak, aşamalı olarak da şehir merkezlerinde olan veya bu noktalara yakın konumdaki arkeolojik bölgelerde gece müzeciliğini başlattıklarını ifade etti.
Gündüz hava sıcaklığının yüksek olduğu bölgelerde gece müzeciğiyle turistlerin rahat gezebileceği bir ortam oluşturulduğunu, o nedenle saat 00.00’a kadar belli başlı müzeleri açık tutma kararı aldıklarını belirten Ersoy, “Aşamalı bir şekilde talep gören bütün müzelerimize bu sistemi kaydıracağız. Bu sene, en çok ziyaretçi alan 15 noktada inşallah yetiştirebilirsek başlıyoruz. Sonra aşamalı olarak bu sayıyı da arttırmayı planlıyoruz.” diye konuştu.
Ersoy, arkeolojinin ürün çeşitliliği olarak yeterli olmadığını vurgulayarak, “Almanya’da bisiklet turlarıyla ilgili çalışmalarımızı da hazırladık. Özellikle buradaki bisiklet federasyonuyla son birkaç yıldır yoğun çalışma içindeyiz ve buradaki Avrupa bisiklet destinasyonlarına Türkiye rotalarını eklemeye başladık. Oradan da yoğun bir şekilde talep alıyoruz. Bugün de aslında burada Alman milli takımından bir sporcunun bir etkinliği olacak.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, bunların yanında Türkiye’nin gastronomi değerlerinin çok fazla olduğunu ve bunu tanıtmaya çalıştıklarını kaydetti.
Türkiye’nin 3 yıldır Michelin Rehberi’ne dahil edildiğini, aşamalı bir şekilde önce İstanbul’da başladıklarını, geçen sene itibarıyla İzmir, Çeşme, Urla ve Bodrum’u bu rehbere dahil ettiklerini dile getiren Ersoy, gastronomi konusunda da artık Türkiye’yi marka bir ülke haline getirmeyi ve gastro stillerini ön plana çıkarmayı hedeflediklerini, bu çalışmanın da başarıyla devam ettiğini söyledi.
“2028’e kadar (turizm) geliri 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bundan sonra inanç, doğa, spor turizmi gibi yeni ürünleri sisteme dahil ederek hem sezonu 12 aya yaymak istediklerini hem de hedeflenen pazar sayısını arttırmayı hedeflediklerini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunu da her yıl birbirini izleyen rekorlarla taçlandırmayı umuyoruz. Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. 2028’e kadar (turizm) gelirini 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Şu andaki ilk göstergeler 2024 için çok çok iyi. Daha açıklanmadı ama havalimanlarından bana şubat verileri geliyor. Geçen seneyle kıyaslandığında şubat ayında çok ciddi bir sıçrama var. Zaten nisan sonunda üç aylık veriler açıklandığında göreceğiz. Mart verileri şubattan da iyi gidiyor. İnşallah bu şekilde giderse 60 milyar dolar gelir hedefimizi aşacağımız bir yıl olur diye düşünüyorum.”
Türkiye’nin Almanya’da yaz tatil paketleri için erken rezervasyonlarda İspanya’yı geçerek birinci sıraya yerleştiğini aktarması üzerine Ersoy, şunları kaydetti:
“Tabii biz çok yoğun tanıtım yapıyoruz. Türkiye bu yoğun tanıtımın karşılığını alıyor. Türkiye ürün çeşitliliğine gitti ve artık tek ürünle çıkmıyor. Herkesin zevkine, keyfine uygun ürünleri de piyasaya sürmüş durumdayız. Aslında bunlar eskiden de vardı ama bu kadar yoğun ve detaylı şekilde tanıtılmıyordu. Bu bütün bunlar sağlandığı için Türkiye özellikle Almanya pazarında parlayan yıldız. Almanya pazarında daha çok potansiyelimiz var alabileceğimiz. Özellikle Almanya ve İngiltere pazarlarında bu güçlü büyüme ivmesini göreceğiz. Ama biz sadece Avrupa’yla sınırlı kalsın da istemiyoruz. Özellikle Amerika kıtasına çok yoğunlaştık. Kültür turlarında da Uzak Asya pazarlarına yoğunlaştık. İnşallah bu çeşitliliği Anadolu’nun her yerinde göreceğiz.”
Mehmet Nuri Ersoy, sürdürülebilirlik konusunda Türkiye’nin sahip olduğu sertifikalarla Avrupa’da en iyi durumda olduğunu belirterek, bunu daha ileriye taşımak için yoğun çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.
Bakan Ersoy daha sonra Türk şirketlerinin stantlarını ziyaret ederek bilgi aldı.
Berlin Uluslararası Turizm Borsası Fuarı
Kovid-19 sonrası hızlı değişim sürecinde olan seyahat endüstrisi, dünyanın en büyük ve önemli turizm fuarlarından olan Berlin Uluslararası Turizm Borsası Fuarı’nda (ITB Berlin) bir araya geliyor.
Her yıl mart ayında Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilen ITB Berlin, bu yıl “Seyahat ve Turizmde Dönüşüme Birlikte Öncülük Edin” temasıyla kapılarını açtı.
Alanında dünyanın en büyüğü olarak kabul edilen fuarda, bu yıl 165 ülkeden yaklaşık 5 bin 500’den fazla firmanın yer alması bekleniyor. Fuar 7 Mart’a kadar devam edecek.
Pazarlama, satış, teknoloji, konaklama ve destinasyon yönetimi alanlarındaki güncel eğilimlerin yer alacağı fuarda, teknolojik ve ekolojik zorluklar, düzenlenecek etkinliklerle masaya yatırılacak.
Fuarda 17 farklı alanda düzenlenecek oturumlarla sürdürülebilirlik, iklimin korunması ve sosyal adalet için küresel turizmin neler yapabileceği değerlendirilecek, iklim değişikliği, yapay zekanın etkisi, kalifiye eleman sıkıntısının devam etmesi ve Kovid-19 sağlık krizinin turizme etkileri gibi zorluklar tartışılacak.
Popüler seyahat destinasyonları ve turizmdeki en son yeniliklere ek olarak fuarda, dünyada turizmi etkileyen ve etkileyecek krizlerle nasıl başa çıkılacağı da masaya yatırılacak.
Türk turizmciler fuarda
Fuarın bu yılki konuk ülkesi Arap Yarımadası’ndaki Umman olacak. Türkiye 2010’da ITB’de konuk ülke olmuştu.
Ummanlı sanatçılar, ülkelerinin kültür çeşitliliğini ulusal kıyafetlerle fuara gelen izleyicilere sunacak. Umman Kraliyet Senfoni Orkestrası da fuar kapsamında konser verecek.
Fuarı, geçen yıl 186 ülkeden yaklaşık 170 bin kişi ziyaret etmişti. Bu yıl ziyaretçi sayısının daha da artması bekleniyor.
Türk turizm sektöründen temsilciler de yenilikleri ve trendleri sergilemek için fuarda yerini alacak. Turizmciler, Türkiye’nin en önemli pazarlarından olan Alman turizm pazarına ve diğer ülkelerden gelecek konuklara ülkeyi anlatacak.
Gelecek yıl ise ITB Berlin’in konuk ülkesi Arnavutluk olacak.
]]>Mersin Turizm İşletmecileri Derneği (MERTİD) ile bir araya gelen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, kentin turizm potansiyelini açığa çıkarmak için Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak önemli projeler ürettiklerini ve hayata geçirdiklerini söyledi. Bu konuda dernek ve turizmcilerle de iş birliği yaptıklarını hatırlatan Başkan Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak hayata geçirdikleri proje ve tesisleri katılımcılarla paylaşarak, “Örneğin Darısekisi Örnek Yörük Köyü, orası bir yerli turist çekme aracıdır. Bunu tanıtmak, anlatmak ve organize etmek turizmcinin işidir. Silifke Gazi Çiftliği’miz var. On binlerce insanı orada misafir ettik. Orası Gazi Mustafa Kemal’in birinci sırada üye olduğu Türkiye’nin ilk Tarım Kredi Kooperatifi’dir. Böyle bir manevi değeri var. Orada da çok güzel çalışmalar yaptık” dedi.
“Visit Mersin Projesi ile ziyaretçilerin seyahatlerini planlayabileceği bir platform hazırlıyoruz”
Kenti tanıtmak için bir ‘Turizm Haritası’ çalışması gerçekleştirdiklerini aktaran Seçer, bu çalışmanın da turizm işletmecileriyle fikir alışverişi yapılarak ortaya konduğunu belirtti. Gelecek dönem MESKİ Su Müzesi’ni hayata geçireceklerini söyleyen Seçer, “Özellikle çocuklarımıza su bilincini kazandırması yönünde çevre illerden oldukça ilgi çekecek. ‘Antik Mersin’ projemiz var. Toplam 33 kilometre uzunluğuna sahip 5 ayrı kültür rotası oluşturuldu. Yine Antik Mersin Tanıtım Ofisi’ni sahilde açıyoruz. Kısa sürede hizmete açacağız. Orada artırılmış sanal gerçeklik teknolojisi kullanılacak. VR Mersin’den farklı, daha geliştirilmiş bir çalışma olacak. Yine yeni dönemde bir projemiz ‘Visit Mersin Projesi’ ile ziyaretçilerin seyahatlerini planlayabileceği bir platform hazırlıyoruz” şeklinde konuştu.
‘Kilikya Yolu’ projesiyle Mersin kültür ve spor turizminde cazibe merkezi olacak
Mersin’in ören yerlerinin yer aldığı noktalarda bisiklet ve koşu parkurları oluşturarak Mersin’in kültür ve spor turizminde cazibe merkezi konumuna gelmesini amaçlayan ‘Kilikya Yolu’ projesinin detaylarını da paylaşan Seçer, “500 kilometrelik bir rota. Otuza yakın da parkur içeriyor. Belediyemiz yapıyor bu çalışmayı ve doğa derneklerinin katkısıyla hayata geçirdi” diye konuştu. ‘Mersin Tarihi Kent Merkezi Koruma ve Canlandırma’ projesi kapsamında da Kasaplar Çarşısı’nı kamulaştırdıklarını ve yerine bir kent meydanı yapacaklarını belirten Seçer, “Tarihi kent meydanı önemlidir. Yani tekrar bina çıkmayacağız. Kenti canlandıralım, insanlar gelsin orada alışveriş yapsın, kafede veya restoranda otursun diye güzel bir meydan yapacağız” dedi.
“Taş Bina Mersinimize yakışır bir kent müzesi olacak”
Taş Bina’nın çok kısa sürede boşaltılacağını ve restorasyon sürecinin başlayacağını dile getiren Seçer, “İçinde farklı birimlerin olduğu, gayet güzel, Mersinimize yakışır bir kent müzesi olacak. Bunun da önemli bir çalışma olduğunu düşünüyorum” ifadelerine yer verdi. Seçer bir diğer proje Karboğazı Kayak Merkezi projesi için ise, “Turizm Bakanlığıyla yürüttüğümüz bir çalışma var. Daha önce başlatılmış, akamete uğramış. Biz tekrar gündeme aldık. Onun da çalışmaları devam ediyor. Turizm Bakanlığı ve Orman Bakanlığı olmak üzere her iki bakanlıkla da görüşmelerimiz iyi gidiyor. Özellikle Turizm Bakanlığı da bu konuda sıcak davranıyor. Ormandan da tahsis konularımız var, orası çok geniş bir alan. Oranın hem günübirlik ziyaret alanı hem de kayak merkezi olması için çalışmalarımız sürüyor” diye konuştu.
“Kent dinamikleri iş birliği içinde olmalı”
Tarsus Şelalesi’nde de önemli bir çalışmayı hayata geçireceklerini vurgulayan Seçer, “Orada bir sosyal merkez, etkinlik merkezi yapacağız. Şelalenin tamamının düzenlemesini yapmak istiyoruz. Narlıkuyu’yu da bir gençlik kampı çalışmasıyla bölgenin ilgi alanı haline getireceğiz. Onun da çalışmaları çok kısa bir süre sonra başlar, projesini hazır ettik” dedi. Kentin önemli turizm potansiyeli olduğunun altını çizen Seçer, bu potansiyeli ortaya çıkarmak için kent dinamiklerinin iş birliği içinde olması gerektiğine dikkat çekti. Seçer, “Belediye, sivil toplum, bürokrasi, Ankara ilişkilerini ortaklaşa götürmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
Hayata geçirdikleri festivallerden de söz eden Seçer, Uluslararası Tarsus Festivali, Gençlik Festivali, Edebiyat Festivali gibi birçok organizasyonla Mersin’in tanıtımına katkı sağladıklarını söyledi. – MERSİN
]]>Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kepez ilçesinde düzenlenen mitingde, 22 yılda eğitimden sağlığa, kültürden ulaşıma, turizmden tarıma Antalya’nın adeta yeniden inşa edildiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antalya’ya ayrı bir ilgi gösterdiğini söyleyen Ersoy, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olan Antalya’nın uzun yıllar yok sayılan, görmezden gelinen sorunlarının çözümü için hükümetin her türlü imkanı sağladığını kaydetti.
Ersoy, hükümetin sorunların çözümü için sağladığı destekler sayesinde Antalya’nın sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayarak, 2023 yılında Antalya’nın transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak, tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştığı bilgisini verdi.
Türkiye’yi turizmde dünyanın süper ligine yükseltmek ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek istediklerini aktaran Ersoy, “Hedefimiz Antalya’yı geleceğe hazırlamaktır. Bunun için kaybedecek bir dakikamız dahi bulunmuyor. Antalya’nın ideolojik takıntılarla zaman kaybetmeye vakti yok. Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek zamanı yok. Biz Antalya’yı birilerinin siyaset malzemesi haline getirmesine rıza gösteremeyiz.” dedi.
Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle 2019 yılında kurulan Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla dünyanın dört bir yanında Antalya’nın tanıtımını gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, “200’den fazla ülkede Antalya’yı, Alanya’yı, Kemer’i tanıtıyor, Amerika’da, Rusya’da, Almanya’da Manavgat’ın, Kaş’ın güzelliklerini gösteriyoruz. Her yıl dünyanın en tanınan isimlerini şehrimizin reklamını yapması için Antalya’ya getiriyoruz. Yeni yatırımları şehrimize çekiyoruz. Turizmi sadece 4-5 ayla sınırlandırmıyor, 12 aya yaymak için çalışmalar yapıyoruz.” diye konuştu.
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz”
Bakan Ersoy, Antalya’nın kültürel mirasını gün yüzüne çıkaracak tarihin en önemli projelerini hayata geçirdiklerini, arkeolojik hazineleri kazıp çıkartmakla kalmadıklarını, restorasyon yaparak yeniden ihya ettiklerinin altını çizdi.
Tüm desteklere rağmen Antalya’yı yönetenler son yıllarda temel altyapı problemlerini çözme konusunda dahi yeterli başarıyı gösteremediklerine işaret eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz. Bunu değiştirmek, Antalya’nın dünya turizm merkezleriyle olan rekabetinde öne geçmesini sağlayacak güce kavuşması bizim elimizde. Antalya’mızın biriken birçok sorunu var, ancak çözemeyeceğimiz hiçbir sorunu yok. Yeter ki şehrimizin yönetimi ehil ellere verelim. Bunu birlikte başaracağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Antalya’da üniversitemizle, belediye başkanlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımız, muhtarlarımız, sektör temsilcilerimiz ve siz değerli Antalyalı hemşerilerimizle el ele vererek bu hedeflerimize ulaşacağız.”
Mehmet Nuri Ersoy, Antalya olarak bu hedeflere bir adım daha yaklaşmak adına 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü’nün seçileceğine inandığını kaydetti.
Ersoy, Antalyalıların “Türkiye Yüzyılı” mücadelesinde her zaman olduğu gibi yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Tütüncü: “31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak”
Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de kentin AK Parti’nin iktidarda olduğu dönemlerde daima hizmet aldığını, en güzel yıllarını yaşadığını söyledi.
Son 5 yılın Antalya için kayıp olduğunu belirten Tütüncü, “Antalya’nın kaybedilen geçmiş yıllarını, zamanını hep birlikte iade edeceğiz. 31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak. İmar, ulaşım, altyapı gibi sorunların hepsini çözeceğiz. Eserlerimizle, projelerimizle Antalya’nın ve bütün ilçelerinin altın çağını başlatmaya hazırız.” diye konuştu.
Antalya’nın AK Partili bir belediye tarafından yönetilmeyi hakkettiğini ifade eden Tütüncü, büyükşehrin yanı sıra tüm ilçelerinde Cumhur İttifakı adaylarının seçimi kazanacağına inandığını vurguladı.
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin de mitingdeki coşkunun Antalya’nın seçime hazır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Cumhur İttifakı ile Antalya’nın yeniden şahlanacağını ve tüm ilçelerde altın çağı başlatacaklarını belirten Çetin, AK Parti’nin eserleriyle, hizmetleriyle vatandaşın gönlünde taht kurduğunu kaydetti.
]]>Birlikten yapılan açıklamaya göre, gastronomi turizminin gelişmesine katkı vermenin yanı sıra turizm meslek liselerinden mezun olan öğrencilere iş imkanı sağlamak amacıyla hayata geçirilen “Sektör Yetenek Avında” projesi yeniden başlatıldı.
Proje kapsamında düzenlenen “Turizm Meslek Liseleri Arası Aşçılık Yarışması”nın dördüncüsü, verilen 3 yıl aranın ardından Gastronometro’da gerçekleştirildi. Yarışma, 2021 ve 2022’de Kovid-19 salgını nedeniyle 2023’te de 6 Şubat’ta meydana gelen depremler nedeniyle yapılamamıştı.
TÜROB Başkanı Müberra Eresin, törende yaptığı konuşmada, son yıllarda Türkiye’nin gastronomi turizmi için tercih edilen öncelikli bir ülke haline geldiğini belirtti.
Eresin, “Dünya ülkelerinde turizm gelirinin önemli bir kısmını oluşturan gastronomi turizmi Türkiye’de de hala gelişime açık bir alandır. Gastronomi de fazlasıyla nitelikli iş gücüne ve deneyime dayanıyor. Dolayısıyla gençler bu konuda en önemli avantajımız ve güvencemiz. Hedefimiz bu yarışmayı büyütmek, Türkiye geneline farklı kategorilerle genişletmek. Bu amaca yönelik adımlarımızı hızlıca atmak üzere TUGEV ile işbirliğimizi de başlattık.” ifadesini kullandı.
Gastronomi açısından birçok ülkeden daha yüksek potansiyele sahip olan Türkiye bu özelliğini turizme yansıtmayı tamamen başardığında turizm gelirinde önemli artış olacağını belirten Eresin, bu yolda Turizm Meslek Liseleri Arası Aşçılık Yarışması’nın sektör-okul işbirliğinin en güzel ve en anlamlı örneklerinden biri olduğunu vurguladı.
Eresin, sadece dereceye girenlere değil, yarışmaya katılanların tamamına staj ve istihdam imkanı sunulduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:
“Türkiye’de orta ve uzun vadede gastronomi turizminin gelişmesine katkı sağlamasının yanı sıra turizm meslek liselerinden mezun olanlara istihdamın yolunu açan projeyle, turizm otelcilik sektörünün nitelikli çalışan ihtiyacının karşılanması ve meslek lisesi mezunlarının eğitim aldıkları alanda istihdam edilme imkanlarının artırılmasını ana hedef olarak belirlemiştik. Öğrencilerimizin eğitimlerinin bir parçası olarak motivasyonlarını artırmak ve sektörümüzün de okullara dikkatlerini çekmek üzere düzenlediğimiz bu yarışmada aslında kazanan tüm okullar. Hepsini yürekten tebrik ediyorum.”
Eresin, sektörün önde gelen şeflerinden oluşturdukları jürinin, genç şeflerin hazırladığı birbirinden başarılı tabaklar arasından seçim yapmakta ilk defa çok zorlandığını ifade etti.
“Mutfağımızın geleceğine bugünün genç şefleri yön verecek”
Metro Türkiye’nin Kurumsal İletişim ve Kamu İlişkileri Müdürü Aslı Duran da yaklaşık 35 yıldır Türk mutfak kültürünü ve değerlerini korumak, gelecek nesillere aktarmak ve şefleriyle birlikte bu mutfağın dünyada hak ettiği yere gelmesini sağlamak için çalıştıklarını vurguladı.
Duran, “Metro Türkiye olarak, mutfağımızın geleceğine bugünün genç şeflerinin yön vereceğine olan inancımızla onların eğitimleri ve gelişimleri için pek çok proje geliştiriyor, işbirlikleri yapıyoruz. Türk mutfağının sürdürülebilirliği için yaptığımız her çalışmada ülkemizin ilk gastronomi keşif platformu olan Gastronometro, hem bir eğitim ve AR-GE merkezi hem de gastronomi dünyasını bir araya getiren bir buluşma noktası olarak önemli bir rol üstleniyor. Yeme içme sektörünün en büyük iş ortağı olarak genç şeflerimize tavsiyemiz, Türk mutfağının tekniklerini, geleneklerini en iyi şekilde öğrenmeleri, yerel ürünlere ve coğrafi işaretli ürünlerimize sahip çıkarak değer kazanmasına destek vermeleri. Metro Türkiye olarak biz, tüm bu konularda onların yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.
İstanbul’dan 12 meslek lisesinin öğrencilerinin kıyasıya yarıştığı, jüri başkanlığını şef Vedat Başaran’ın yaptığı yarışmanın ödül törenine, İstanbul Valisi Davut Gül ile eğitim, turizm, gastronomi ve medya alanından temsilciler katıldı.
Yarışmanın birincisi, Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oldu. İkincilik ödülü Selimpaşa Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine ve üçüncülük ödülü TÜROB 50. Yıl Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine verildi.
ECOLAB Hijyen Ödülü de Kumburgaz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin oldu. Katılımcı tüm okullara Gastronometro tarafından hediyeler takdim edildi.
]]>İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca uygulanan Rekabetçi Sektörler Operasyonel Programı (CISOP) kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve tanıtım videosunun gösterimiyle başladı.
Vali ve Belediye Başkan Vekili Ziya Polat, STK ve Kafkas Üniversitesinin turizm çalışmalarına destek vermesi gerektiğini ve şehre bir bilim müzesi yapmak istediklerini söyledi.
Polat, Kars’ta turizmin her geçen gün iyiye gittiğini belirterek, “Sarıkamış otelleri yüzde 70-80 dolu, merkezdeki otellerimiz de öyle. Buralardaki otellere gelen ziyaretçilerimizin yüzündeki gülümsemeyi görmek bizi mutlu ediyor. Turizmde en iyi tanıtım insan tanıtımıdır. Buradan mutlu ayrılan insanların anlatımıdır. Bunun için insan odaklı çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ani Ören Yeri’nin önemine dikkati çeken Polat, “Buralar, atalarımızın ilk fethettiği topraklar, Sultan Alparslan’ın ilk cuma namazını kılışı, ilk Türk camisi, ilk Türk mezarlığı, ilk Türk çarşısı, hepsi burada. Bu destinasyonlarla ilgili özel çalışmalar yapmamız gerekiyor, Ani Ören Yeri’nde müze çok güzel bir fikir, en kısa zamanda gerçekleşmesini diliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Kars peyniri, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne neden girmesin?”
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz da UNESCO olarak 75. yılı kutladıklarını ve Ankara dışındaki ilk etkinliği Kars’ta yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Kars peyniri, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne neden girmesin? Bunlar için çalışmak lazım. Önemli olan yereldeki faaliyetler. Yerelde çalışmazsanız ulusalda ya da uluslararası platformda ‘Bu listeye girin’ diye kapınızı çalmazlar. Bu nedenle küsmek ya da kenara çekilmek değil kapıları sonuna kadar zorlamak lazım.” diye konuştu.
SERHAT Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Nurullah Karaca da 5,5 milyon avroluk “Tarihi Kimliği ile Kars Kenti Projesi”nin yüzde 85’inin Avrupa Birliği, yüzde 15’inin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklendiğini söyledi.
Karaca, şöyle konuştu:
“Proje, inşaat ve turizm olmak üzere iki bileşenden oluşuyor. Temmuz 2023’te tamamlanan inşaat bileşeni kapsamında Kars Merkez Haydar Aliyev Caddesi’nde 23 tescilli, 9 tescilsiz binanın cephe iyileştirmesi, kaldırım ve yol yenilemesi, aydınlatma ve çevre düzenleme işlemleri ile işaret ve sokak levhalarının montajı yapıldı. Ani Ören Yeri’nin koruma çitleriyle kapatılması, işaret ve levhaların konumlandırılmasıyla tanıtım işlemleri gerçekleştirildi.”
Açılış konuşmaları sonrası düzenlenen panellerde “Yöresel Gastronominin Turizme Etkisi”, “İklim Değişikliğinin Dağ ve Kış Turizmi ile Kayak Merkezlerine Etkileri ve Bu Yönde Avrupa’da Alınan Önlemler ile En İyi Örnekler” ve “Zaman ve Tarihe Yolculuk: Kars’ın Kültürel Miras ve Tarih Alanlarındaki Zenginliği” konuları ele alındı.
Programda UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Oğuz, Kars Valisi Polat ve SERHAT Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Karaca’ya UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Ankara Arslanhane Camisi’nin konu alındığı kitabı hediye etti. ???????
]]>ESRA NUR PERVAN
Trabzon’un Çaykara ilçesinde vatandaşlar, önemli turizm merkezlerinden Uzungöl’de Danıştay’ın iptal kararına karşın HES projesinin yeniden başlatılmasını protesto etti. Uzungöl Turizimciler Derneği Başkanı Mehmet Keleş, “Bizim tek derdimiz, toprağımıza olan minnet borcumuzun gereği olarak, derelerimize sahip çıkmaktır. Biz hiçbir siyasi oluşumun maşası değiliz. Biz halkın ta kendisiyiz. Biz bu dağların öz evlatlarıyız” dedi.
Trabzon’un önemli turizm merkezlerinden Uzungöl’de yapılması planlanan HES projesine karşı bölge halkı, basın açıklaması yaptı. Uzungöl Turizimciler Derneği Başkanı Mehmet Keleş, şunları söyledi:
“UZUNGÖL HES PROJESİ İLE CEZALANDIRILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR”
“Uzungöl’e ve Solaklı Vadisi’ne sahip çıkmak için bizimle beraber olan kıymetli vatandaşlarımız; bugün buraya toplanmamızın nedeni; ülkemizin ve bölgemizin en önemli turizm merkezlerinden olan Uzungöl’e yapılması planlanan HES projesidir. Daha önce Trabzonspor’un adıyla ruhsatı alınan Uzungöl HES 2012 yılında ÇED raporu almıştır. Turizme ve çevreye vereceği zararını öngören bölge insanlarımız çok güçlü şekilde projeye karşı çıkmış ve hukuki yola başvurmuştur. Uzungöl’de, toplumun her kesiminden insanların olduğu büyük çaplı protesto gösterileri düzenlenmiştir. Danıştay’ın iptal kararına rağmen ne olduysa, proje yeniden yürürlüğe girmiştir. Trabzonspor bu projeyi uygulamaktan vazgeçmemiş ve projenin çok büyük kısmını özel bir firmaya satmıştır. Bu projede Trabzonspor’un sadece adı kalmıştır. Trabzonspor’un bu projeden beklediği gelir yıllık ortalama olarak 1 milyon dolar civarındadır fakat Uzungöl’ümüz turizm potansiyeli ile ülke ekonomisine katkısı yıllık ortalama 1.5 milyar dolardı. Bu da HES’ten beklenen gelirin 1500 katıdır. Bu yıl Uzungöl turizminin 50. yılını kutlamayı planlarken, üzülerek ifade etmek isteriz ki, Uzungöl HES projesi ile cezalandırılmaya çalışılmaktadır. Kanunlardaki ilgili maddelere göre projenin onaylanan ÇED raporu, veriliş tarihinden başlamak üzere, 7 yıl içinde inşaata başlama zorunluluğu vardır. Gelinen bu noktada sürenin dolmasına rağmen hiçbir şekilde inşaata başlanmamıştır. Bu yıl itibarıyla ÇED raporunun üzerinden tam olarak 11 yıl geçmiştir. Biz Uzungöl halkı olarak yeniden bu projeyi mahkemeye verdik ve sonucunu büyük bir dikkatle beklemekteyiz.
“İNSANLARA DERENİN KURUDUĞUNU NASIL AÇIKLAYACAKSINIZ”
Şimdi bu projeye olumlu bakan zihniyetlere soruyoruz; 40 yıldan beri çıkarılamayan imar planları yüzünden ideal yapılaşmasını sağlayamayan Uzungöl insanına, bu projeyi resmiyete döktüğünüzü nasıl açıklayacaksınız? Uzungöl’de pencere ölçülerine, çatı yüksekliklerine, ormandan kuru ağaç toplamaya karışan koruma anlayışına soruyoruz; gölden 600 metre mesafede, sit alanının içindeki bu projeye nasıl izin verdiğinizi açıklayabilecek misiniz? Bu proje ile insanların seyrede seyrede Uzungöl’e çıktığı Solaklı Deresi 10 kilometre boyunca yok olacakken, bu manzaraya alışmış insanlara derenin kuruduğunu nasıl açıklayacaksınız? Zaten çözüme kavuşturulamayan trafik problemi, HES inşaatının getirdiği çamur, betonlama ve kazı çalışmasıyla en az iki katına çıkacağını düşündünüz mü? Uzungöl’de kış vakti çeşitli bahaneler sunularak evlerini başlarına yıktığınız insanların gözlerine baka baka bu katliama nasıl müsaade edeceksiniz? Fırtına Vadisi’ndeki HES’lerin iptal edilip, Solaklı Vadisi’ndeki HES’lerin iptal edilmemesinin bir açıklaması var mıdır? Turizm potansiyeli olarak, Karadeniz bölgesinde, Solaklı Vadisi’nin üzerinde başka bir vadi var mıdır? Uzun yıllardan beri bölgedeki alabalık neslini devam ettirmek için yoğun çabalar ve büyük paralar harcayan kurumlarımızın, alabalığın başına geleceklerden hiç mi haberi yoktur? Yerleşim bölgelerinin altından geçecek olan HES tünellerinin potansiyel tehlike oluşturmasından dolayı, facialara yol açmayacağını kim ve kimler garanti edebilir?
“BİZİM TEK DERDİMİZ DERELERİMİZE SAHİP ÇIKMAKTIR”
Şimdi buradan en başta devlet yetkililerine sesleniyoruz; bir an önce bu projenin yeniden incelenmesini ve bu tarihi yanılgıdan bir an önce dönülmesini talep ediyoruz. Bizim tek derdimiz, toprağımıza olan minnet borcumuzun gereği olarak, derelerimize sahip çıkmaktır. Biz hiçbir siyasi oluşumun maşası değiliz. Biz halkın ta kendisiyiz. Biz bu dağların öz evlatlarıyız. Bütün memleket sevdalılarını, atalarının emanetlerine sahip çıkan herkesi ve gerçek Uzungöl dostlarını yanımızda görmek istiyoruz.”
]]>
Londra’daki Kraliçe 2. Elizabeth Konferans Merkezi’nde düzenlenen zirve kapsamında yapılan oturuma, Erbay’ın yanı sıra Bhutan Kraliyet Hükümeti Turizm Departmanı Genel Müdürü Dorji Dhradhul ile Brand Afrika Genel Müdürü Thebe Ikalafeng konuşmacı olarak katıldı.
Erbay, konuşmasında, turizmin Türkiye’nin yumuşak gücünün “aydınlık yüzü” olduğuna işaret ederek, “Dünyanın en çok ziyaret edilen 4’üncü ülkesiyiz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin 2023’te 50 milyonun üzerinde turist ağırladığının altını çizen Erbay, “yumuşak güç” ifadesinin Türkiye için anlamına değinerek, Türkiye’nin kolektif barışı ilerletmek ve yapıcı diplomasi yaklaşımından söz etti.
Erbay, Türkiye’nin ağırladığı Suriyelilerden küresel ve bölgesel barışa verdiği katkılara kadar birçok alanda atılan adımlardan örnek vererek, “Dünyada barışı sağlamak ve krizleri çözmek Türkiye için tek seferlik ya da spontane gelişen bir eylem değildir.” dedi.
Türkiye’nin Kovid-19 pandemisi döneminde 160 ülkeye tıbbi yardım malzemesi gönderdiğini hatırlatan Erbay, “Yardım eli uzatmak, bir hükümet projesi ya da uluslararası bir yasal yükümlülük değil, kalpten gelen bir durumdur. Eğer yumuşak güç kalpleri kazanmaksa biz sadece kalbimizden gelen fedakarlıkla kalpleri kazanıyoruz.” diye konuştu.
Erbay, Türkiye’nin diplomatik girişimleriyle milyonlarca ton tahılın Karadeniz’den çıkmasının sağlandığına da işaret ederek işbirliğinin önemine de vurgu yaptı.
“Birçok turist artık sürekli olarak Türkiye’de yaşamak istiyor”
“Turizmde yenilenme” kavramıyla ilgili halkta güven oluşturulması gerektiğini söyleyen Erbay, Kapadokya örneğini vererek, “Yerel halkta güven inşa ederseniz, onlar da yatırımlarını kendilerine ve eğitimin yanı sıra yenilenme hedeflerine ulaşmak için temel gerekliliklere yaparlar.” ifadelerini kullandı.
Bu konuda ve beklenmedik sınamalar karşısında uyumlu çalışmanın önemine vurgu yapan Erbay, Türkiye’de geçen sene yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ülkenin gastronomi turizmi merkezlerinin de bulunduğu 11 ili etkilediğini hatırlattı.
Erbay, yenileme ve hayatı yeniden canlandırma çabaları sürerken bu kentlerde turizmin afet öncesi seviyelerine çıktığını belirtti.
Konuşmasında sürdürülebilirlik konusuna da yer veren Erbay, “Sürdürülebilir turist yeni bir kavramken biz bunun ötesine geçtik. Birçok turist artık sürekli olarak Türkiye’de yaşamak istiyor. Çünkü Kovid-19, insanları Türk sağlık sisteminden faydalanmak isteyecek hale getirdi.” dedi.
Türk sağlık sisteminin yalnızca vatandaşlarına değil tüm dünyaya hizmet verdiğinin altını çizen Erbay, Türkiye’nin turizm dışında da birçok şey vadettiğine dikkati çekti.
Erbay, Türkiye’nin enerji alanında attığı sürdürülebilir yatırımlara da konuşmasında yer verdi.
“Tüm kıtaların bir geçmişi var ama Afrika’nın geleceği var”
Bhutan Kraliyet Hükümeti Turizm Departmanı Genel Müdürü Dhradhul da konuşmasında Bhutan’ın mutlu turistler kadar “önemseyen” turistlere de önem verdiğini söyledi.
Ülkelerinin doğası, yerel yaşamı ve kültürünü korumayı öncelediklerini kaydeden Dhradhul, Bhutan’ın güneyindeki Gelephu bölgesinde yeni bir şehir kuracaklarını ve burada doğaya, yaşama ve kültüre önem verenlerin yaşayabileceği huzurlu kent oluşturacaklarını ifade etti.
Dhradhul, Gelephu’nun dünyanın her yerinden turiste ve yerleşmek isteyene de açık olacağını söyledi.
Brand Afrika Genel Müdürü Ikalafeng ise konuşmasında Afrikalı gençlerin ülkelerine turizm, kültür ve sanat alanında katkılarından söz etti.
Dünyanın birçok ülkesinden Afrika kökenlilerin ülkesine döndüğünü, diasporaların ise Afrika ülkelerine kalkınma konusunda önemli destekler verdiğini anlatan Ikalafeng, “Tüm kıtaların bir geçmişi var ama Afrika’nın geleceği var.” sözleriyle kıtanın geleceğinin aydınlık olduğuna vurgu yaptı.
Türkiye, yumuşak gücünü artırmak için bilinçli çaba gösteriyor
Brand Finance’ın düzenlediği “Küresel Yumuşak Güç Zirvesi 2024″ün sona ermesinin ardından “Küresel Yumuşak Güç Endeksi 2024” başlıklı temel bulguların yer aldığı rapor açıklandı.
Raporda, ABD ve İngiltere’nin daha hızlı “yumuşak güç” büyümesi gösterdiğine işaret edilerek, bu iki ülkenin “üst üste üçüncü kez 1. ve 2. sırayı koruduğu” belirtildi.
Raporda, Türkiye’ye atıfta bulunularak, Türkiye’nin daha güçlü “Benzerlik ve Kültür ve Miras” bağlamında aralarında BAE, Suudi Arabistan, ve Katar’ın olduğu Orta Doğu ülkelerinden biraz daha farklı bir profile sahip olduğu kaydedildi ancak Türkiye’nin de aralarında olduğu bu ülkelerin tamamını karakterize eden şeyin, ulus markalaşma projeleri, diplomatik girişimler ve önemli etkinliklere ev sahipliği yaparak yumuşak güçlerini artırmak için bilinçli çaba gösterdiklerine vurgu yapıldı.
Raporda, Türkiye’ye atıfta bulunulan bir diğer bölümde ise yumuşak güç potansiyellerini gerçekleştirmekte zorlanan Hindistan, Güney Afrika ve Brezilya’nın, Türkiye örneğinde olduğu gibi “Uluslararası İlişkiler ve Kültür ve Miras” gibi alanlara daha odaklı yatırım yaparak yumuşak güçte olumlu etki elde edebilecekleri bildirildi.
İsrail, Gazze’yi işgal ederek uluslararası algısı büyük darbe aldı
Raporda, sert gücün yumuşak gücü zayıflattığına işaret edilerek, silahlı çatışmaya giren ülkelerde yumuşak güçte düşüşler görüldüğüne dikkati çekildi.
Bu bağlamda, İsrail’in, Gazze’yi işgalinin ardından yumuşak güç indeksinde 5 basamak gerileyerek tüm zamanların en düşük 32. seviyesine indiğinin altı çizildi.
Raporda, “İsrail’in, Hamas’ın saldırılarının hemen ardından yaygın uluslararası destek aldığı” ancak İsrail’in misilleme olarak Gazze’yi işgal etmesiyle “uluslararası algısının büyük darbe aldığı” ortaya kondu.
Raporda, “(İsrail’in) İtibarı -0,3 düşerek, 18 sıra gerilemiş ve 79. sıraya düşmüştür. 35 özellikten 34’ünde kaydedilen puan düşüşleri ile ulus markasının geneli üzerinde de olumsuz zincirleme etki söz konusudur.” ifadesine yer verildi.
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş, Ankara’daki sivil tolum kuruluşları ve üyeleriyle buluşmaya devam ediyor.
Yavaş, son olarak Ankaralılar Derneği (AHİD) yönetimi ve üyeleriyle bir araya geldi. AHİD Genel Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya, milletvekilleri Adnan Beker ve Yüksel Arslan da katıldı.
“NE ÖNEMİ VAR KİMİN NE OY VERDİĞİNİN”
Ankara’ya yıllar sonra Ankaralı bir belediye başkanı geldiği için kentin her yerinde beklentinin çok olduğunu dile getirerek konuşmasına başlayan Mansur Yavaş, seçildikten sonra tüm ilçelerin belediye başkanlarına çağrıda bulunduğunu ama birçok ilçe belediye başkanından dönüş alamadığını söyledi.
Kentte hayata geçirilen projeleri yaparken nereden oy aldıklarına bakmadıklarını vurgulayan Yavaş, “Ankara halkı bana yetki vermiş. Ne kadar eksik giderebilir, problem çözülebilirse o kadar iyidir. Göreve geldik, 232 tane köyde kanalizasyon açıktan akıyor. Çoğunu hallettik, devam ediyoruz. Bir köyde kanalizasyon açıktan akıyorsa, onun etrafında çocuklar oyun oynuyorsa ne önemi var kimin ne oy verdiğinin?” dedi.
“AMACIMIZ; ANKARA’NIN HER TARAFINI YAŞANIR HALE GETİRMEK”
Yeni dönemde, projeleri ortak akıl çerçevesinde birlikte çalışabilecekleri ilçe belediye başkanlarını seçilmesini umut ettiğini belirten Yavaş, “İnşallah bundan sonra elimizden tutacak belediye başkanları olur ya da başka partiler seçilirse de değişen ortamı gördükten sonra inşallah bundan vazgeçerler. Amacımız; Ankara’nın her tarafını yaşanabilir, ilçelerimizin birçoğunu Beypazarı’nda olduğu gibi turizmde kalkınır ve oradan ekmek kazanır hale getirmek. Aynı zamanda hepsinin kültürünü de korumuş oluyoruz. İnşallah bundan sonraki seçimde arzumuz budur” diye konuştu.
“ANKARA’YA İNANACAK YÖNETİCİLERE İHTİYAÇ VAR”
Ankara’nın Başkent olması sebebiyle bütün belediye başkanlarının yıllardır turizmle ilgili bir beklentisi olduğunu dile getiren Yavaş, Ankara’nın turizminin canlandırılmasıyla ilgili ise “Ankara’da aslında çok şey var sadece buna inanacak yöneticilere ihtiyaç var”dedi.
Yenilenen Ulus Meydanı’nın turizm açısından önemine de değinen Yavaş, şöyle devam etti:
“Ulus’ta hemen hemen restorasyon çalışmalarını bitirdik. Kale’de yapılacak tek etap kaldı, onun da ihalesi yapıldı. Hıdırlıtepe’ye projemiz var, ağaçlandırmasına da başlıyoruz. Oraya bir Cumhuriyet kulesi ve Cumhuriyet müzesi kuracağız. Roma Tiyatrosu ve Arkeopark yapıldı. Dolayısıyla o alan tamamen turistik hale gelecek. Anafartalar’ın tümü restore edildi. Ulus Çarşısı restore edildi. Hali yeniledik. Ulus’taki çarşıyı yıktık ve o alan yakında meydan olarak açılacak. Ankara’ya gelen herkesin Gençlik Parkı’ndan başlayıp Ulus Meydanı oradan da Hıdırlıktepe’ye kadar uzanan bir aks oluşturuyoruz. Anafartalar Caddesi’nde de kentsel yenileme çalışması yapıyoruz. Arka tarafta bir Ankaragücü Meydanı oluşturup Hacı Bayram’ı, Hıdırlıktepe’yi, Kale’yi Hamamönü’ne bağlamak istiyoruz. Bu alanın tamamını düşündüğümüz zaman bütün dünyadaki eski tarihi kent merkezlerinin tamamı ortaya çıkmış oluyor ve inşallah turistik bir yere dönüşecek.”
YAMAN: “ANKARALILARIN ÖNÜNÜ AÇTI”
AHİD Başkanı Hilmi Yaman ise Mansur Yavaş’a ziyaretleri için teşekkür ederek, “Bugün Ankara siyasetinde gerçekten Mansur Başkan’a çok teşekkür ediyorum. Ankaralıların kıymetini değerini artırdı. Ankaralıların önünü açtı. Bunun için de kendisine ayrıca teşekkür ediyorum. Bugün Ankara siyasetinde Ankaralılar konuşuyorsa, konuşuluyorsa, Mansur Yavaş’a gerçekten müteşekkiriz. Çok teşekkür ediyoruz. Çıkmış olduğu yolda kendisine başarılar diliyoruz. Rabbim muvaffak eylesin. Başarıları daim olsun” diye konuştu.
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “2024 Yılında Turizm Sektöründe Uygulanacak İstisnalar” düzenlemesiyle, yurt içinden yapılacak başvurularda iki yabancıya kadar çalışma izni başvurularının istihdam kriteri uygulanmaksızın değerlendirilebilmesine ilişkin düzenleme yayınlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli seyahat acenteleri ile sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren ve Sağlık Bakanlığından yetkilendirilmiş aracı kuruluşları kapsayan düzenleme 31 Aralık 2024 tarihine kadar geçerli olacak. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, “Biz ATSO ailesi olarak tüm komitelerimizle, 60 bini aşkın üyemizle bütün sorunların üstesinden birlikte gelebilecek kuvvetteyiz. İstihdam kriteri uygulanmaksızın yabancı çalışanlara ilişkin çabalarımız sonuç verdi. Bu gelişmeyi önemsiyoruz ve takipçisi olduk, olmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Yaşanan gelişmeden memnunuz”
Sektör temsilcilerinden gelen talepler doğrultusunda başlattıkları çalışmaların ve istişarelerin olumlu sonuca ulaştığını kaydeden Başkan Ali Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz yıl Nisan ayında meclis toplantımızda turizmde faaliyet gösteren, reklam ve eğlence sektörüne mensup üyelerimizin yabancı istihdamında yaşadıkları sorunları dile getirmiş, bu konunun takipçisi olacağımı dile getirmiştim. Kültür ve Turizm Bakanımızı ziyaretimizde sunduğumuz dosyada da bu konudan kendisine bahsetmiştik, akabinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda, Antalya Valiliği ve ATSO iş birliğinde gerçekleştirdiğimiz toplantımızda da bu konuyu irdeledik ve sektör temsilcilerimizle bakanlık temsilcilerimizi bir araya getirdik. Bakanlığımızdan edindiğimiz bilgiye göre yaptığımız toplantıların bir sonucu, çıktısı olarak yaşanan bu gelişmeden çok memnunuz.”
Sektörle gerçekleştirdikleri istişare toplantılarının olumlu neticeleri olduğunu belirten Başkan Bahar, “Uluslararası İşgücü Genel Müdürü Ali Aybey beni arayarak, bizi yakından takip ettiklerini ve yabancı uyruklu personel çalıştırmakla ilgili ülkemizde mevcut sorunlar Antalya’da yaptığımız toplantı ile gündeme alındı ve sonuç açısından çok iyi bir noktaya getirildiğini söyledi. Ayrıca altını çizerek ifade etmek istiyorum; yabancılarda istihdam kriteriyle ilgili yaşanan sorunun çözümü noktasında önünü açan ATSO dedi. Sektörümüzün bir sorununa çözüm bulma noktasında odamız harekete geçmiş, ihtiyacını gidermiştir. İşte ATSO para almaktan başka ne iş yapar sorusunun bir cevabını daha paylaşmak istiyorum. Bundan sonra açıkladıklarımıza çok dikkat etmenizi, sizden gelen talepleri nasıl değerlendirdiğimizi, kanun yapıcıya, devletimize asist yaptığımızı bilmenizi rica ediyorum” dedi.
“Beklentimiz yeni düzenlemeler yapılması”
“Turizm kenti Antalya’mızın yabancı istihdamı konusunda yaşadığı problemin çözümüne katkı koymaktan memnunuz” diyerek sözlerini sürdüren Başkan Ali Bahar, “Sektörümüzün kanayan yarası haline gelmiş, kalifiye yabancı iş gücü bulunamaması ile başlayan ve işletmelerimizi doğrudan etkileyen bu sorunun olumsuz sonuçlara neden olduğunu her yerde dile getirdik. Şehrimiz için en acil beklentimiz bu konuda yeni düzenlemeler yapılması, çalışma izinleri konusunda kolaylıklar sunulması oldu. Bu konuda daha fazla adım atılması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Sezonda yaşanan rahatlama, sektör mensuplarımızı da mutlu edecek bir gelişme oldu” diye konuştu.
Kalifiye yabancı iş gücüne yönelik çalışmalarının sürdüğünü vurgulayan Başkan Bahar, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile daha önce yaptığımız görüşmeler neticesinde sektörümüzde yaşanan sorunları bire bir ifade etme fırsatı bulmuştuk. Gerekli dosyaları Bakan Yardımcımıza ileterek, talep ve önerilerimizi de iletmiştik. Asıl talebimiz ATSO bünyesinde bakanlığa bağlı bir birim kurulması ve hatta Antalya’da gerçekleştirilecek bakanlık denetimlerinde oluşturulacak ekipte odamızın da yer almasını istiyoruz” dedi. – ANTALYA
]]>Marmaris ilçesindeki bir otelde düzenlenen “Marmaris Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması” programında konuşan Ersoy, son zamanlarda dünyanın çok büyük küresel ve bölgesel sorunlarla karşı karşıya kaldığını, son 6 yıldır bilinçli attıkları adımlarla devlet ve sektör el ele verip sektörü krizlerden en az etkilenen, kriz sonrası da en hızlı geriye dönen ve büyümeye devam eden bir konuma getirdiklerini söyledi.
Ersoy, 2023 yılının her şeye rağmen rekorlarla dolu bir yıl olduğunu, 2024’ün de turizm açısından yeni rekorları kucaklayacakları bir yıl olacağını kaydetti.
Türkiye’nin 2028 vizyonu çerçevesinde çizdiği hedeflere adım adım ilerlerken her sene bir önceki seneden daha iyi rakamları, hedefleri tutturarak yoluna devam ettiğini anlatan Ersoy, Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile en yoğun ve en etkili tanıtım yapan ülke olduklarını ifade etti.
Ersoy, gereken altyapı ve üstyapıları tanıtım ve diğer stratejileri oluşturarak sektör, devlet ve bakanlık el ele verip kentin istenilen noktaya ulaşmasını sağlamak olduğunu dile getirdi.
Yıllardır Marmaris’e geldiğini, ilçenin sorunlarını gördüğünü belirten Ersoy, “Özellikle turizm ilçelerimizin çok büyük sorunları var. Çok büyük sorunlarımız var ama çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yok. Yeter ki ehil ellerde doğru programlarla yol haritamızı oluşturalım, emin adımlarla işimize sahip çıkalım. Adım adım ilerleyerek sorularınızın hepsini çözeriz. Marmaris’in çözülemeyecek hiçbir sorun yok.” diye konuştu.
Bakanlık olarak turizmin gelişiminden sorumlu olduklarını anlatan Ersoy, turizmin sadece bakanlığın desteğiyle, koordinasyonuyla gerçekleşecek bir sektörel faaliyet olmadığını kaydetti.
Turizmin merkezi yönetimle yerel yönetimin koordineli bir şekilde işbirliği yaparak yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Ersoy, şöyle konuştu:
“Bölge koordinasyonunu yerel yönetimler sağlıyor. Bakanlık olarak bütün büyükşehir belediyelerinden turizm master planlarını talep ediyoruz. Uzun vadeli bir turizm gelişimi planlıyorsak, öncelikle yapılması gereken turizm mastır planı. Turizm planları Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılmaz. Turizm master planları Büyükşehir Belediyeleri, valilikler, ilgili kurumların destek vermesi gereken çalışmalardır. Bölgenin yerel potansiyelini yerel yönetimler bilir. Sınırsız potansiyelimiz var, sınırlı kaynağımız var. Belli plan çerçevesinde bunları hayata geçirmemiz lazım. Bakanlık, belediye, bütün devlet kurumları ne yapması gerektiğini bu planda mutabık olarak bilecekler ve üzerlerine düşenleri gerçekleştirecekler.”
31 Mart’ın çok önemli olduğunu belirten Ersoy, 31 Mart’ta verilecek kararla 5 yıl boyunca bu sorumlulukların hangi ehil ellere teslim edeceğinin belirleneceğini vurguladı.
5 yıl boyunca 10 yıllık işi nasıl yapacaklarına karar vereceklerini belirten Ersoy, “Kaybettiğimiz zamanı nasıl kazanacağız, nasıl ileri gideceğimize hep birlikte karar vereceğiz. Sabah Aydın Ayaydın ile, şimdi de Serkan Yazıcı ile bir toplantıya katıldım. Gözlerindeki ışıltıyı, hırsı, azmi gördüm. Beni de motive ediyorlar, eksik olmasınlar. Detaylara çok hakim olmuşlar, kimden ne isteyeceklerini biliyorlar. Bizi nasıl zorlayacaklarını da biliyorlar. Biz zorlanmaya hazırız. Marmaris ne kadar iyi olursa o kadar arkadan gelecek turizm kentlerine örnek olur.” dedi.
“60 yıllık işi gelecek 4 yıla sığdıracağız”
Sektör açısından nitelikli turizme geçiş yapacakları bir program hazırladıklarını ifade eden Ersoy, şöyle devam etti:
“Nitelikli turistin önemli unsurlarından biri de nitelikli personel. Nitelikli personel sadece eğitimle olmuyor. Milli Eğitim Bakanlığımızla çok çalışmalar yaptık ama esas personeli yetiştirdikten sonra korumanız gerekiyor. Korumak içinde mümkünse 12 ay istihdam etmeniz gerekiyor. O yüzden sektörün 12 aya yayılması lazım. En azından sezonluktan çıkıp biraz daha genişlemesi lazım.”
“Gece müzeciliği projesini başlattık”
Bakan Ersoy, gece müzeciliği projesini başlattıklarına işaret ederek, şehir merkezlerinde, şehir merkezine yakın olan bölgelerdeki müzeleri aydınlatma sistemleri ile donattıklarını söyledi.
Özellikle bu konuda turizm bölgelerindeki alanlara sıcak baktıklarını anlatan Ersoy, böylelikle turistlerin müzeleri gece de ziyaret edebilmelerine imkan sağlayacaklarını dile getirdi.
TGA’nın kültür turlarının tanıtımına başladığını belirten Ersoy, “Kültür varlıklarımızı ön plana çıkaran yeni film hazırlıyoruz. Amacımız klasik pazarların dışında Amerika ve Asya kıtasından, kültür turu turistini ülkemize getirmek. Son bir iki yıldır buradaki artış alanları gözlemliyoruz. Çalışmalarımız hızlı bir şekilde karşılık veriyor ve her yıl ortalama yüzde 50 ile yüzde 100 arasında bu noktalardan gelen ziyaretçiler artıyor.” dedi.
12 aylık turizm açısından hava trafiğinin önemli olduğunu vurgulayan Ersoy, Antalya’nın başardığı gibi Muğla’da da golf noktaları tespit ettiklerini, bu noktaların da önümüzdeki yıllarda hızlı bir şekilde hayata geçeceğini söyledi.
12 aylık hava trafiğinde kesin sonuç veren durumun golf noktaları olduğuna işaret eden Ersoy, “Golf noktalarını hayata geçirdiğiniz zaman hava trafiğini de otomatikman başlatmış oluyorsunuz. Hem 12 personelin aylık istihdamını sağlıyorsunuz hem de otellerin kış boyunca belli bir kısmının en azından belli bir doluluk oranıyla ayakta kalmasını sağlıyorsunuz. Hava trafiği açık olduğu zaman zaten 12 ay boyunca devam ettiği için bunu kültürel faaliyetlerle desteklediğinizde belli bir potansiyel kendinden oluşmuş oluyor. Antalya’da her gün ortalama 15 bin civarı yabancı turist iniyor. Zaman içinde az da olsa Dalaman Havalimanı’nda aynı yolcuları görebiliriz. Doğru adımları doğru zamanda atmamız lazım. Doğru adımları atanlar yol aldı. Dünyanın her yerinde bu böyle.” diye konuştu.
“100 milyar dolar hedefimize varmak için adımlarımızı doğru bir şekilde atıyoruz”
Son 5-6 yılda çok büyük krizlerle karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Ersoy, sektör temsilcileri ile el ele omuz omuza verip her türlü olumsuz propagandaya rağmen, tünelin ucundaki ışığa inanarak gayretle çalıştıklarını ve sonunda çok mutlu olduklarını ifade etti.
Dünyada en hızlı yükselen turizm ülkelerinden birinin Türkiye olduğunu belirten Ersoy, “İnşallah bundan sonra da 100 milyar dolar hedefimize varmak için adımlarımızı doğru bir şekilde atıyoruz. Bu ekibin içinde Marmaris’te olacak inşallah. Bunların hepsine 31 Mart günü karar vereceğiz. Hep beraber ulaşacağız hedefimize. Bugüne kadar vermiş olduğunuz destekten dolayı hepinize teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Programda, AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete, Cumhur İttifakı Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, Cumhur İttifakı Marmaris Belediye Başkan adayı Serkan Yazıcı da birer konuşma yaptı.
Toplantıya, Muğla Valisi İdris Akbıyık, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, AK Parti İl Başkanı Gültekin Akça, MHP İl Başkanı Oğuz Akarfırat, turizm sektörü ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri de katıldı.
]]>ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, Euromonitor araştırmasına göre 2023’te dünyanın en fazla yabancı ziyaretçi çeken şehirleri arasında İstanbul’un ilk sırada yer aldığını, Londra ve Dubai’den sonra Antalya’nın 4’üncü sırada geldiğini belirtti. 2023 yılında Antalya turizminin 16 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını hatırlatan Başkan Bahar, “Tesislerimiz, doğal güzelliklerimiz, ören yerlerimiz ile küresel standartların üzerinde bir destinasyon olmamızın yanında, sürekli gelişim gösteren insan kaynağımız ile bu gücümüzü destekliyoruz” dedi.
“Nitelik önemli”
Euromonitor International Araştırma Şirketi’nin dünyada, sektörler, ülkeler ve tüketiciler ile ilgili global stratejik istihbarat sağlayan, önde gelen bağımsız kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, “Euromonitor’ün son olarak yaptığı araştırmada Antalya’nın, İstanbul, Londra ve Dubai’den sonra yabancılar tarafından ilgi gören şehir olduğu ortaya çıktı. Antalya sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gözbebeği. Turizm, Antalya ekonomisinin omurgasını oluşturuyor. Son yıllarda resort turizmi yanında spor ve sağlık turizmi alanında atılım içindeyiz. 2023 yılı turizm verilerine baktığımızda, nicelik kadar niteliğin de önemli olduğunu görüyoruz. 2024 hedeflerimizi belirlerken, sadece turist sayısı değil, gelen turistlerin kişi başı gecelik harcamasını artırmamız gerekiyor. Spor turizmi ve sağlık turizmi de bu hedefe ulaşmada bize katkı sağlayacak alanlardır” diye konuştu.
Spor ve sanatın önemi
Antalya’da gerçekleştirilen spor organizasyonları başta olmak üzere kültür ve sanat etkinliklerinin kentin dışa açılan penceresi olduğunu hatırlatan ATSO Başkanı Ali Bahar, “Son bir ay içinde üç büyük uluslararası spor organizasyonuna ev sahipliği yaptık. Odamız tarafından desteklenen, Tour of Antalya uluslararası bisiklet yarışı, bu ayın başında 16 ülkeden 25 takım ve 175 sporcunun katılımıyla beşinci kez Antalya’da gerçekleştirildi. Aynı şekilde Dünyanın en büyük bisiklet yarış serisi Cycling Races In Türkiye 2024 Winter Series Antalya’da düzenlendi ve başarıyla tamamlandı. Mart başında bu defa Türkiye’nin en büyük özel girişimli spor organizasyonu olan Uluslararası Runtalya Maratonu koşulacak. Antalya’mızın kültürel ve sportif alanda güçlenmesi iş dünyası olarak bizleri oldukça memnun ediyor” dedi.
Sağlık turizmi
Antalya’ya olan yabancı ilgisinin önemli nedenlerinden birinin de sağlık turizmi olduğunu belirten Başkan Ali Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sağlık turizmi için ‘marka olma’ yolunda adımlar attık. Antalya’nın dünya ölçeğinde tanınan prestijli sağlık turizmi destinasyonlarından biri olmasına yönelik olarak yürüttüğümüz ‘Vizyon-Strateji-Eylem’ projesi çalışmaları kapsamında geçtiğimi günlerde yurt dışından aracılar getirerek üyelerimizle buluşturduk. Bu alanda gidecek daha çok fazla yolumuz olduğuna inanıyorum. Sağlık turizmi bizim için, şehrimiz için ve ülkemiz için potansiyeli oldukça yüksek bir konudur ve biz bunun farkındayız. Antalya iş dünyası olarak katma değeri yüksek alanlarda genişlemeyi sürdürüyoruz ve şu ana kadar bu alanda iyi bir yol kat ettik.”
“Türkiye’nin en hızlı büyüyen ili”
Antalya’nın 2021 ve 2022’de Türkiye’nin en hızlı büyüme gösteren ili olduğunu sözlerine ekleyen Bahar, “2024 turizm açısından daha iyi bir yıl olacak. Yabancı ziyaretçi sayısının 2 milyona yakın artışla 18 milyon kişiye ulaşmasını bekliyoruz. 2023’te dünyada en çok ziyaret edilen dördüncü şehir olduk ama mevcut büyümemizi sürdürebilirsek önümüzdeki yıllarda daha üst sıralarda yer alacağız” diye konuştu.
“Katma değere dönüştürülmeli”
“Turizmdeki gelişimimizi ülkemiz adına daha fazla katma değere dönüştürmek için Antalya’nın birtakım alanlarda desteklenmesi gerekiyor” diyerek sözlerini sürdüren Başkan Bahar, “Ancak giderek artan yerleşik nüfus, çevre kirliliği, artan trafik sıkıntısı, yolların ve toplu taşımanın yetersizliği gibi sorunları beraberinde getiriyor. Antalyalılar olarak kendi çalışmalarımızı yapıyoruz. Merkezi yönetime yönelik öneri ve beklentilerimizi ilgili Bakanlarımıza iletiyoruz. Antalya’nın gelişimi ve sorunları sadece Antalya’yı değil, bütün Türkiye’yi ilgilendiriyor” şeklinde konuştu. – ANTALYA
]]>Bodrum ilçesindeki bir otelde düzenlenen “Bodrum Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması” programında konuşan Ersoy, 2023 yılının her şeye rağmen rekorlarla dolu bir yıl olduğunu, 2024’ün de turizm açısından yeni rekorları kucaklayacakları bir yıl olacağını söyledi.
Arkeolojik değerlerin önemine işaret eden Ersoy, “5 yıllık dönemde arkeoloji konusunda 12 aylık kazı programları başlattık. ‘Yeni dönemde, çok daha hızlı gitmemiz gerekiyor’ dedik ve geleceğe miras projesini başlattık. Çok da iddialı hedefler koyduk. ‘Son 60 yılda arkeoloji dünyasında ne kadar iş yaptıysak gelecek 4 yılda aynı oranda işi gerçekleştireceğiz’ dedik.” ifadesini kullandı.
Türkiye’de turizm rakamlarına ve dağılımlarına değinen Ersoy, şöyle konuştu:
“Pastanın yüzde 40’ı Marmara, yüzde 40’ı Akdeniz, yüzde 10’u Ege ve kalan yüzde 10’u da Karadeniz ve Anadolu’nun diğer bölgelerine dağılmış durumda. Özellikle Ege’ye baktığımız zaman olması gereken pasta payının çok altında olduğunu görüyoruz. Ben bugün Stratonikeia, Lagina ve Labranda bölgelerindeki arkeolojik geleceğe miras projesinin başlangıcını yapmak için uğrayacağım. Oradan da Marmaris’e gideceğim. Bu tarz yatırımları hızlı bir şekilde hayata geçirmemiz gerekiyor. Bodrum dünyanın en gelişmiş yani en zengin turist gruplarını ağırlayan bölgesi. Bodrum çok büyük bir hazine Ama onlara hizmet edecek ne altyapımız, ne üstyapımız var. İşte o yüzden turizm sadece Kültür ve Turizm Bakanlığıyla olabilecek bir sektör değil. Turizm bütün bölgenin sahip çıkması gereken yerel yönetimlerin de merkezi yönetimle birlikte ortak projeleri hayata geçirmesi ve işbirliği yapması gerektiği bir sektör.”
“Biz bir turizm şehri isek yerel yönetim seçimlerinden mutlaka adaylardan turizm master planlarını istememiz gerekir.” diyen Ersoy, “Turizm master planları büyükşehir belediyesinin konusudur. Büyükşehir belediyesi planlardan sorumludur, hem altyapılardan hem üstyapılardan sorumludur. Biz Bakanlık olarak master plan uygulanırken mutlaka desteği veririz. Bu planlar ortalama 50 yıllık planlar şeklinde hazırlanıyor.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, öncelikle sezonun 12 aya yayılması gerektiğinin altını çizerek, master planın bu anlamda katkısının önemli olacağını vurguladı.
Ersoy, konuşmasına şöyle devam etti:
“Krizler bize pazar çeşitliliğini öğretti. Pazar çeşitliliği olmayan ülkeler krizlerden çok olumsuz etkileniyor. Biz çok büyük krizleri, sektörümüzü bağışıklı hale getirmeye başladıktan sonra aşmaya başladık. İstanbul Havalimanı dünyanın en büyük havalimanı. Türk Hava Yolları da dünyanın sayılı hava yollarından birisi. 300’den fazla şehre direkt uçuş yapıyor. Dünyada hiçbir hava yolu bu kadar şehre direkt uçuş yapmıyor. Bunun sonucu ne oldu? Dünyanın her yerinden turist almaya başladık. Başta İstanbul olmak üzere aktarmalı bir şekilde Bodrum’a da Marmaris’e de Antalya’ya da geliyor. Biz hava trafiğini ne kadar çeşitlendirirsek hava yollarımızı ne kadar kuvvetli hale getirirsek krizlere o kadar bağışıklı hale geliriz. Hava trafiğinin oluşması için arz talep dengesinin sağlanması lazım. Bizim turizm master planlarıyla 12 ay farklı mevsimlerde gelecek turizm potansiyelini planlayıp hayata geçirmemiz gerekiyor. Her zaman söylüyorum, burada da söyleyeceğim. Bu seçimler çok çok önemli. Büyükşehir belediye başkanlarımızı seçerken, ilçe başkanlarımızı seçerken, bilin ki geleceğimizi de seçiyoruz. Tek başına ideolojik kararlar vererek, şehrimize bir faydamız olmaz. Lütfen kimin projelerine inanıyorsanız, sektörümüzle ilgili projeler gerçekleştiriyorsa bunları sorgulayın, kim sizi tatmin ediyorsa oyunuzu ona göre kullanın.”
Bodrum’u sadece Bodrum olarak görmediklerini dile getiren Ersoy, “Türkiye’nin marka yüzü olarak görüyoruz. Bir tanıtım yüzü olarak görüyoruz. Bodrum nitelikli turist açısından Türkiye’nin bir cazibe noktası ve biz bu durumu çok iyi değerlendirmek istiyoruz. Sizden tek isteğim bize destek olmanız, yardımcı olmanız. Atacağınız adımlarda birçok proje geliştiriyoruz ama birçok projemizde dinlenmeden veya siyasi gerekçelerle direkt rant projesi, denilip reddediliyor. Bir şekilde projeler kilitleniyor.” ifadesini kullandı.
Ersoy’a programın ardından otel çıkışında Bodrumspor atkısı ve forması ile seramik tablo hediye edildi.
Programda, AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete, Cumhur İttifakı Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan adayı Mehmet Tosun da birer konuşma yaptı.
]]>Bodrum Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Buluşmaları, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Programın açılış konuşmasını yapan Cumhur İttifakı AK Parti Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, bir Bodrum İttifakı oluşturduklarını dile getirerek, “Bodrum’umuz bir dünya markası ve büyüyor. Sorunlarımız da büyüyor. Gittikçe kronikleşen ve sorunları biriktiren bir Bodrum manzarası ile karşı karşıyayız. Önemli bir turizm merkeziyiz ama altyapıdan üstyapıya, yoldan çevre düzenlemesine, deniz ve doğanın kirlenmesine ve gittikçe turizmin üç aya sıkıştığı bir turizm ile karşı karşıyayız. Dünyanın hiçbir yerinde üç ay turizm yapıp 12 ay geçinen bir sektör yok. Bodrum’un birikmiş sorunlarını merkezi hükümetin desteğiyle çözün diyerek bir görev tevdi etti. Kimseyi ötekileştirmeden, birlikte çalışacağız. Bodrum’da sizlerle birlikte Cumhur İttifakımızın sınırlarını genişlettik ve Bodrum ittifakına dönüştürdük. Bunun içinde sizler varsınız, bizi seven gönül dostlarımız var. Seçilmemiz durumunda Bodrum’da biriktirmiş olduğumuz ne sorun varsa hepsini çözeceğiz arkadaşlar. 1 Nisan’dan itibaren seçimin hemen ertesi günü sezonu başlatıyoruz. Biz hazır mıyız, değiliz. Önümüzdeki süreçte kışın çalışıp 1 Nisan’dan itibaren şehri turizmciye, denizcilere teslim eden, yazın da bu çalışmaların planlamasını yapan bir belediyecilik serüvenine sizden sadece belediye başkanlığı için yetki istemiyoruz arkadaşlar. Bakanımızla da adını koyduk. Bodrum Belediye başkanının ötesinde merkezi hükümetin kurumlarıyla, Ayaydın’ın seçilmesiyle büyükşehir belediyesiyle sizler arasında köprü oluşturacağız. Koordinasyon görevini yerine getirecek bir göreve talibiz. Gerçek bir Bodrum fotoğrafını oluşturduk ve sandıkta sizlere güçlü bir seçenek olarak sunuyoruz. İnşallah 31 Mart seçimleri itibarıyla yeni bir dönem başlayacak. Altyapı, su sorunu, yollar, sıkışmış sezonun uzatılması, kültürel ve tarihi değerlerimize sahip çıkacağız” dedi.
Bodrum’da yeni bir belediyecilik serüvenine, yeni bir heyecana ve motivasyona ihtiyaç olduğuna değinen Tosun, “Denizcilerimizin sorunları var. Bodrum Limanı sıkışmış durumda. Tesislerimiz 5-7 yıldızı hak ediyor. Sokaklarımız tek yıldızı bile hak etmiyor. Bununla yüzleşeceğiz. Sizlerin desteğiyle, yereldeki kaynakları da kullanarak çözmek için 5 yıllığına sizden inisiyatif istiyorum. Beş yıl sonunda yapamazsak bizi gönderin. Bizi bir deneyin. Bunu istiyorum. Turizmcilerimiz, STK’larla hep beraber yöneteceğiz bu şehri. İnsan odaklı, katılımcı bir anlayışla, devletimizin kurumlarıyla iyi ilişkiler içinde olmak suretiyle, sizleri de merkeze koymak suretiyle inisiyatif aldık. Ben sizlerden biriyim. Bodrumluyum ve Bodrum’un sorunlarını çözmeye talibim. Bahanemiz yok, işimiz çok. Bizim bunları çözecek motivasyonumuz da enerjimiz de var” diye konuştu.
Cumhur İttifakı AK Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın ise Bodrum’un sorunlarını çözmek için aday olduğunu dile getirerek, “Bodrum’daki turizmciler bizim olmazsa olmazımız. Hangi gün ne sorun varsa, 24 saat boyunca kapısı, telefonları size açık bir büyükşehir belediyesi göreceksiniz. Eğer seçildiğimde koltuğumda oturursam, sizin aranıza gelmezsem, sizin çektiğiniz çileyi görmezsem, onları nasıl çözeceğiz” diye konuştu.
Ailesinin 1975 yılından bu yana Bodrum’da yaşadığını dile getiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise, “Bu sıcak karşılama için Bodrumlulara teşekkür ederim” diyerek konuşmasına başladı. Bodrum’un birçok sorununa ve ihtiyaçlarına hakim olan biri olduğunu belirten Bakan Ersoy, “Yoğun ve sıcak karşılamadan duyduğum memnuniyeti dile getirmek isterim. 2023 her şeye rağmen rekorlarla dolu bir yıl oldu. 2024 de inşallah yeni rekorları kucaklayacağımız bir yıl olacak. Bunu söylemek kolay da gerçekleşmesine bakarken ne kadar zor olduğunu biz turizmciler biliyoruz. Sadece son 5 yıldır nelerle karşılaştık. 2018’de Thomas Cook krizi ile başlamıştık. Hemen peşinden covid krizi, arada orman yangınları. Tam toparladık derken Rusya-Ukrayna savaşı. Hemen peşinden seçimlerden önce asrın depremi 6 Şubat’ta, seçimler sırasında söylemler ve bunun negatif gelişmeleri, İsrail-Filistin savaşı. Geçmişte de günümüzde de gelecekte de karşılaşacağımız birçok sorunu mega seviyede yaşadık. Artık tüm dünyanın sorunlarından etkilenen bir pozisyondayız. 2018’de bir strateji değişikliğine gitmiştik. Biz bu coğrafyada yaşayacaksak gerçekleri bileceğiz ve krizlere bağlı şekilde sektörü geliştireceğiz. Tanıtımda yüz yıl sonra da olsa turizm geliştirme ajansını kazandırdık sektöre. Devlet sektör el ele vererek turizm ülkeleri içinde en etkili yoğun tanıtım yapan ülke olduk. Arkeolojik değerleri, deniz, kum, güneşin, kültürel değerlerin ne kadar zengin olduğunu biliyoruz. Bunların gün yüzüne çıkarılması konusunda birçok projeyi yaptık, yapıyoruz” dedi.
Arkeoloji konusunda 12 aylık kazı programları başlattıklarını kaydeden Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yeni dönemde, çok daha hızlı gitmemiz gerekiyor dedik ve geleceğe miras projesini başlattık. 60 yılda yaptığımız işi gelecek 4 yılda yapacağız. Hızlı değil, yoğun yapacağız. Ege’ye baktığımızda turizmde olması gereken pasta payının çok altında olduğunu görüyoruz. Doğru politika, planlamalarla Ege’yi, yüzde 10 olan payını yüzde 20’lere getirmek. Bu zenginliğe sahipken hak ettiği payı alamaması düşündürücü. Muğla da geleceğe miras projelerinin başlangıcını yapacak. Bodrum, Türkiye’nin en nitelikli turizm gruplarını ağırlayan bölgesi. Büyük bir hazine Bodrum. Ama onlara hizmet edecek ne altyapı ne üstyapı var. Turizm sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı ile olabilecek bir sektör değil. Bütün bölgenin sahip çıkması gereken, yerel yönetimlerin merkezi yönetim ile birlikte ortak projeleri hayata geçirmesi gereken bir sektör. Büyükşehir belediyelerine yazı yazmaya başladık. Master planlarınızı gönderin diye. 4-5 şehirde kalacağız diye düşünüyorum. Eğer bir turizm şehriysek, gelirlerimizin büyük kısmı turizme endeksliyse o zaman yerel yönetim seçimlerinde mutlaka adaylarınızdan turizm master planlarını isteyin. Turizm master planları büyükşehir belediyelerinin konusudur. Çünkü potansiyeli en iyi sizler bilirsiniz. Hem planlardan, hem altyapı ve üstyapıdan sorumludur. Biz plan hazırlanırken her türlü desteği veririz. Uluslararası konumlanmasını, nasıl yapılacağını çalışırız. Bunlar 50 yıllık planlar şeklinde hazırlanır. Bizim görev süremiz dolacak. Yeni gelen arkadaşlar o görevi hızlı şekilde devralıp devam edebilirler. Sınırsız potansiyel var sınırlı kaynak var. Planda, öncelikler sıralanıyor bir takvime yayılıyor. O kapsamda her kurum üzerine düşen görevi bilir, her yıl bütçede pay ayırır. Hızlı şekilde sorunlar, ilgili kurumlar tarafından gerçekleştirilir. En büyük sıkıntımız sektörün kısa süreli olması. İlk çözmemiz gereken şeylerin başında sezonun uzatılması geliyor. Master plan hazırlarsanız, işimiz çok daha kolay olur. Hava trafiğini de organize ederiz. Krizler bize ne öğretti? Pazar çeşitliliği olmayan ülkeler krizlerden çok olumsuz etkileniyor. Sektörü bağışık hale getirdiğimizde aşmaya başlarız krizleri. THY 300’den fazla şehre uçuş alıyor. Hava trafiğini çeşitlendirir, hava yollarımızı ne kadar kuvvetli hale getirirsek krizlere o denli bağışıklık kazanırız. Bodrum’la ilgili bana bir proje geldiğinde canıgönülden yapmaya hazırım. Bodrum’u sadece Bodrum olarak görmüyoruz. Türkiye’nin marka yüzü, tanıtım yüzü olarak görüyoruz. Bodrum nitelikli turizm açısından Türkiye’nin bir cazibe noktası. Biz bunu çok iyi değerlendirmek istiyoruz. Sizlerden tek isteğimiz bize yardımcı olmanız. Birçok proje geliştiriyoruz. Birçoğu da dinlenmeden, siyasi gerekçelerle, rant projesi denip reddediliyor. Projeleri inceleyin. İki tarafı da dinleyin. Zaten siz şehriniz adına en doğrusuna karar vereceksiniz. Bize anlatma fırsatı verirseniz, bizler de proje detaylarını seve seve paylaşırız.”
Toplantıda konuşmaların ardından başlayan soru cevap kısmı, basına kapalı yapıldı. – MUĞLA
]]>Gaziantep’in yaşanan süreçler sonrası turizm gelişmesi için yapılacak yatırımlar, sektörde yeni trendler, şehir ve bölgesel anlamda yürütülmesi gereken çalışmalar, kentin turizm potansiyeli ile güçlü olduğu alanlara yönelik turist rehberleri ve akademisyenlerin görüşlerinin belirlenen konularda ele alınacağı çalıştay, özel bir otelde yapılan açılış programıyla başladı. Konunun taraflarını bir araya getiren çalıştayda Müzeler Özelinde Turizm Mekanları, Şehir Gastronomisi, Yeni Nesil Turizm Uygulamaları, Şehir Markalaşması ve Şehrin Hafıza Mekanları başlıkları ele alınacak.
Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İpekyolu Kalkınma Ajansı, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Turizm Derneği, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB), Güneydoğu Anadolu Turistik Otelciler ve İşletmeciler Derneği (GATOD), Turist Rehberleri Odaları Birliği üye şehirleri ve üniversitelerin katılımıyla yapılan çalıştay bir gün sürecek.
“Olumsuz süreçlerden en çok etkilenen sektörlerden biri turizm oldu”
Açılış programında konuşma yapan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Erdem Güzelbey, Gazi şehrin bölgenin vizyoner şehri olarak markalaşma adına projeler üreterek süreçleri ilerlettiğini belirterek, “Zor bir coğrafyadayız. Suriye’de yaşanan iç savaş, pandemi ve deprem süreçlerinden hepimiz etkilendik ama sektör olarak en fazla etkilenenlerden birisi turizm oldu. Bölgenin tekrardan hareketlenmesi, farkındalığın ortaya konulması anlamında bu çalıştayda güzel çıktılar olacağını düşünüyoruz. Planlamalar yapılırken deprem büyük etki etti. Deprem bize hazırlıklı olmayı, risk analizini yapmayı, afetin sonuçlarını azaltmaya yönelik çalışmalar yapmayı öğretti” dedi.
“Yeni nesillerin anlayışların nasıl olacağını ön görerek çalışmalar yürütüyoruz”
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak 2019 yılında Turizm Master Planı yaptıklarını ve Fırat Havzası ile ilgili çalışma yürüttüklerini belirten Başkan Vekili Güzelbey, “Master planlarıyla biz bölgenin ve şehir olarak analizlerin yapılarak dünyada yeni nesillerin anlayışların nasıl olacağını ön görerek çalışmalar yürütüyoruz. Artık dirençli güvenli şehir değilse bir şehir ziyaret edilmiyor. Bu farkındalıkla adımlar atmaya çalıştık. Yerel yönetimlerin bu konuda bakanlıktan daha önemli olduğu kanaatindeyim. Bunun yanında farkındalık oluşturduk. Turizmin kültürle, bölgenin güvenliği ve rehberlerimizin bizleri anlayarak gösterecekleri yollarla ileri gideceğimizin farkındayız. Programı bundan çok önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Fatma Şahin ve ekibinin turizme gönül vermiş olması müthiş bir sinerji oluşturdu”
Gaziantep Bölgesel Rehberler Odası Başkanı Mehmet Severoğlu ise projenin hayata geçmesinde Başkan Fatma Şahin’in büyük destekler verdiğini aktararak, “Bu çalışmayı bizlerle başlatmak istedi. Nasıl katkı sağlanacak, eksiklikler nelerdir gibi konularda özel akademik kadroları belirledik. Bu kapsamda çalıştayın masalarını kurarken akademik kadrolardan yararlandık. Başkan Fatma Şahin ve ekibinin turizme gönül vermiş olması müthiş bir sinerji oluşturdu. İşler bir saat işler gibi tıkır tıkır çalışıyor. Bu ekipler kolay yetişmiyor kurulmuyor” diye konuştu.
Açılışta ayrıca Büyükşehir Belediyesi KUDEB Daire Başkanı Serdar Murat Gürsel yaptığı “Şehrin Hafıza Mekanları” başlıklı sunumda kentte bulunan tarihi yapıları irdeledi. Kültür ve Turizm Daire Başkanı Turizm Tanıtım Şube Müdürü Ayşe Ertürk ise sunumunda Büyükşehir Belediyesi’nin turizme kazandırdığı ve yeni projeler hakkında bilgiler verdi. – GAZİANTEP
]]>Ersoy, Manavgat ilçesindeki bir otelde yapılan Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, Türkiye’nin geçen sene 56,7 milyon ziyaretçi ile rekor sayıya ulaştığını söyledi.
Antalya’nın da 16 milyon ziyaretçiyle bu sayıda en fazla paya sahip şehirlerin başında geldiğini ifade eden Ersoy, “İnşallah 2024 yılı da 17 milyondan fazla ziyaretçiyle tekrar yeni bir rekor kıracağımız yıl olacak. İlk verileri biz görebiliyoruz. Ocak verileri açıklandı zaten. Şubat verileri de oldukça iyi gidiyor. İnşallah hedefimizin daha üstünde bir sayıyla 2024’ü de gerçekleştireceğiz, kapatacağız gibi gözüküyor.” dedi.
Side ve Manavgat’ın kendisi için ayrı bir önemi olduğunu dile getiren Ersoy, turizm otel işletmeciliğine ilk başladığı yerin Sorgun bölgesi olduğu anlattı.
Bölgenin dinamiklerinin 2000’li yıllardan itibaren geliştiğini, son 20-25 yıllık gelişimini de yakinen takip ettiğini vurgulayan Ersoy, Antalya’da turizmin çok eski tarihlerden beri başladığı yerin Side olduğunu belirtti.
Ersoy, birçok otelci ve yönetici ile çok sayıda yatırımcının mesleği bu bölgede öğrendiğini, daha sonra başka bölgelere geçiş yaptığını aktararak şöyle devam etti:
“Side’yi yeni bir projeyle taçlandırmaya karar verdik. Yeni bir markalaşma, destinasyon markalaşması gerçekleştirmek istedik. Burada da birkaç tane amacımız vardı. Amacımız sadece yoğun turist almak değil, sezonu 12 aya yaymak. Eğer siz nitelikli turist istiyorsanız, nitelikli personele ihtiyacınız oluyor. Nitelikli personel için de mümkünse 12 ay turizm gerçekleştirmek gerekiyor. Bu açıdan turizmin en önemli hazinesi arkeolojik değerleri ve doğası. Arkeolojik değerlerle ilgili de Side şehir merkezi öncelikli noktalardan biri. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak 2014 yılında koruma imar planını Side bölgesinde gerçekleştirerek aslında ilk örnek projelerden biridir. Burada koruma kullanma dengesi sağlayarak bir çalışma başlattık. Bakanlık olarak, o bölgede yatırımları olan vatandaşlarımızın desteği ile hem kazı programlarımızı yürüttük hem de koruma kullanma dengesi çerçevesinde bölgenin gelişmesine çok büyük katkı sağlamış olduk. Geçen sene de bir deneme yaptık. 12 aylık kazı programını yoğun bir şekilde bu bölgede uyguladık.
‘Geleceğe Miras’ projesinin de ilk adımını attık. Neydi bu ‘Geleceğe Miras’ projesi? Geçmişle kıyaslandığında çok yoğun kazı programları oluşturuyoruz. Kazı başkanlıklarına çok geniş bütçeler, ekip ve ekipman desteği sağlıyoruz. Belli bir program dahilinde, bu tarz şehir merkezlerinde veya şehir merkezlerine çok yakın olan noktaları gece müzeciliğiyle buluşturuyoruz. Çok da başarılı geçti. Burada geçen sene 79 milyon liralık bir bütçe ile çok yoğun kazı programı gerçekleştirildi. Aynı zamanda da aydınlatma projeleri hızlandırıldı. Bu sene bütçesini çok daha fazla arttırdık. Müze programını da içine dahil ettik. ve inşallah ikisi birden gerçekleştiği zaman bu sene de yaklaşık 400 milyon liralık bir başlangıç bütçe ayırdık. İnşallah sezon sonuna kadar da müzeyi de hayata geçirerek burada gece 12.00’ye kadar aktif bir şekilde turistlerin gezeceği bir ortamı yaratmış olacağız.”
Antalya bölgesinde yaz aylarında gündüz saatlerinde hava sıcaklığının çok yüksek olduğuna dikkati çeken Ersoy, turistlerin de 40-45 derece sıcaklıkta havuz başında veya deniz kenarında olmak istediğini söyledi.
Bu projeyle güneş battıktan sonra, gece boyunca gezebilecekleri bir ortamı yaratmış olacaklarına işaret eden Ersoy, “Turistler otellerinden ayrılarak şehir merkezinde gezecek. Bunu niye yapıyoruz? Hem turistin cazibe noktalarına erişmesini ve gelecek potansiyel turistlere bu potansiyeli aktarmalarını, tanıtmalarını hem de şehirdeki diğer paydaşların, sektör paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmalarını sağlamak için. Yani esnafın, taksicinin, bu tarz kişilerin sektörden, sektörün diğer paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlamak için.” diye konuştu.
Ersoy, “Geleceğe Miras” projesinin bu başarısının ardından projeyi tüm Anadolu’ya yayma kararı aldıklarını belirterek, özellikle bu sene Olympos, Patara ve Ege Bölgesi’ndeki Efes’te hem kazı programlarının bütçelerini çok ciddi oranda arttırdıklarını hem de gece aydınlatmaları ile gün battıktan sonra gezilebilecek noktalar haline getirmeye başladıklarını kaydetti.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Toplantıya AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, AK Parti MKYK Üyesi Menderes Türel, AK Parti Manavgat Belediye Başkan adayı Süleyman Okudan ve turizm sektörü temsilcileri katıldı.
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Toplantısı’na katıldı. Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya milletvekilleri, ATSO Başkanı Ali Bahar ve oda üyelerinin katılım sağladığı toplantıda konuşan Bakan Ersoy, turizmle ilgili açıklamalarda bulundu. Turizmde rekorlar yılının geride kaldığını hatırlatan Bakan Ersoy, 2022 yılında 51,3 milyon olan ziyaretçi sayısının 2023 yılında yüzde 10 artışla 56,7’ye yükseldiğine, turizm gelirinde de yüzde 17 artış yaşanıp 46,5 milyar dolardan 54,3 milyar dolara yükseldiğine dikkat çekti. Turizmi geliştirmek adına dijital medyada tanıtıma ayrı önem verdiklerini kaydeden Ersoy, “GoTürkiye Instagram hesabımız, 3 milyonu aşkın takipçisiyle dünyada ülke hesapları arasında ikinci sırada yer alıyor. Resmi Youtube hesabımız ise dünyada birinci sırada. Ayrıca Çin ve Rusya’nın özel sosyal medya hesaplarında da iletişimimiz devam ediyor” diye konuştu.
“Arkeolojik çalışma sayısını 2024 yılında 750’ye, 2026’ya kadar da 800’e çıkarmayı planlıyoruz”
Turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle güçlü bir ilişkisi olduğunun altını çizen Bakan Ersoy, Türkiye’nin kültürel miras bakımından eşsiz bir coğrafyada yer aldığını ve bu mirası gün yüzüne çıkarıp en iyi şekilde korumak, aynı zamanda kültür turizmine kazandırmak adına bakanlık olarak çok önemli bir projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. Ersoy, “Antalya’yı merkeze alan Türk Arkeoloji Tarihinin Altın Çağı – Geleceğe Miras Projemiz kapsamında, arkeolojik çalışma sayısını, 720’ye yükselttik. Bu sayıyı 2024 yılında 750’ye, 2026’ya kadar da 800’e çıkarmayı planlıyoruz. Arkeolojik zenginliklerimizi keşfedip korurken, onları tüm dünyanın ziyaret edebileceği bir şekilde müze haline getirmeyi amaçlıyoruz. Hedefimiz, son 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanlara eş değer işi, önümüzdeki 4 yılda tamamlamak. Hızlı kazı yapmıyoruz, yoğuz kazı yapıyoruz. Eskiden 45 ila 60 gün kazı başkanlığı kazı yapardı, şimdi sistemi değiştirdik. Artık 12 ay boyunca kazı yaptırıyoruz. Eskiden sadece bir noktada kazı yaparlardı, şimdi 10-15 noktaya kadar aynı anda kazı yapmalarını sağlıyoruz” dedi.
“Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yeniden yapımıyla ilgili proje çalışmalarına başladık”
Kültürel mirasla ilgili bir müjde paylaşan Bakan Ersoy, “Çokça gündeme getirilen Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yenilenmesiyle ilgili. Dünyanın en önemli koleksiyonlarından birine sahip olan Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yeniden yapımıyla ilgili proje çalışmalarına geçen haftadan itibaren başladık. Mimari proje ekibimiz şu anda çalışmalarını yürütüyor. İnşallah projelerin tamamlanmasıyla birlikte Antalya Arkeoloji Müzesi’ni en kısa sürede tamamlamayı arzuluyoruz. Bununla birlikte Kemer’e de bir Sualtı Arkeoloji Müzesi kazandıracağız” diye konuştu.
“Ülke genelinde şimdiden 3 aşamayı tamamlayarak sertifikayı almış tesis sayımız 800’ü geçmiş durumda”
Ticaret ve sanayi sektörünün çok önem verdiği sürdürülebilirlikle ilgili kültür ve turizm sektörünün adaptasyonu açısından önemli bir çalışma yürüttüklerini kaydeden Ersoy, şunları söyledi:
“Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi’yle hükümet nezdinde anlaşma imzalayan ilk ülke olarak Sürdürülebilir Turizm Sertifika Programı’nı hayata geçirdik. İlk etapta konaklama tesislerimize yönelik uyguladığımız program kapsamında, uluslararası akreditasyona uygun, 3 aşamadan oluşan kriterler belirledik. 2030 sonu itibarıyla tüm konaklama tesislerimiz, 3 aşamadaki kriterlerin tümünü karşılayarak sertifika almış ve programı tamamlamış olacak. Ülke genelinde şimdiden 3 aşamayı tamamlayarak sertifikayı almış tesis sayımız, 800’ü geçmiş durumda. Bunların 300’den fazlasını, Antalya’daki tesislerimiz oluşturuyor.”
“Mavi bayrağı kaybedersek turizmi, turizmi kaybedersek şehri kaybederiz”
Bakan Ersoy, kıyılardaki mavi bayrakların korunmasının öncelik hedefleri olduğuna vurgu yaparak, “Antalya geneline baktığımız zaman ağırlıklı deniz, kum ve güneş üzerinden turist alan bir şehir. Eğer biz mavi bayrağımızı kaybedersek, turizmi kaybederiz, turizmi kaybedersek şehri kaybederiz. Bu sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak biz üzerimize aldık ve hiç sorgulamadan yatırımlarımızı yapmaya başladık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Antalya Havalimanı 2025 yılı yaz sezonunda yolcu hizmet kapasitesi iki katına çıkacak”
Nitelikli turizmde en önemli unsurlardan birinin sorunsuz ulaşım olduğunu ve 2 yıl önce ihalesi yapılan Antalya Havalimanı’ndaki kapasite genişletme çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini belirten Bakan Ersoy, “Havacılık sistemlerindeki altyapıların yenilenmesini de içeren, 750 milyon avroluk, çok büyük bir yatırım. Bu yıl ilk ilave artış kapasiteleri devreye alınacak ve 2025 yaz sezonuyla birlikte yolcu hizmet kapasitesi, iki katına çıkarılmış olacak” şeklinde konuştu.
“Hollywood ve Bollywood’dan yapımcılar yeni projeleriyle ülkemize ve Antalya’ya gelmeye devam edecekler”
Yeni Sinema Kanunu’yla hayata geçirilen yabancı film yapım desteği ve doğru iletişim ile tanıtım stratejisinin de etkisiyle Türkiye’de çekilen yapımların sayısında büyük artış olduğuna da işaret eden Bakan Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu yapımlardan ikisi de dünyaca ünlü yönetmen Guy Ritchie’nin filmleriydi ve çekimlerinin büyük bölümü, Antalya’da gerçekleştirildi. Çok büyük bütçelerle çekilen, yıldız oyuncuların rol aldığı, gişesi yüksek filmler, ülkemize ekonomik getirisi ve dünya çapındaki tanıtım etkisi de büyük oluyor. Biz Bakanlık olarak bu tür büyük bütçeli yapımların destinasyonlarımızda çekilmesi için gerekli girişimlerimizi yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde hem Hollywood hem de Bollywood’dan yapımcılar yeni projeleriyle ülkemize ve Antalya’ya gelmeye devam edecekler.”
“Sanatsal faaliyetler Antalya gibi uluslararası bir şehir için çok zayıf kaldı”
Bakan Ersoy, 16 milyonun üzerinde turistin geldiği Antalya’nın temel altyapı problemlerini çözme konusunda yeterli olamadığını, tüm desteklerine rağmen sosyal ve kültürel yatırımlar konusunda şehrin hak ettiği projeler hayata geçirilemediğini kaydetti. “Dile getirmekten çok mutlu olmasam da özellikle sanatsal faaliyetler Antalya gibi uluslararası bir şehir için çok zayıf kaldı” diyen Ersoy, “Bu çerçevede şehrin ticaret erbabının, ideolojinin yerine şehrin geleceğini ve hizmet siyasetini dikkate alacağına inanıyorum. Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek zamanı yok. Antalya’nın dünyanın en önemli turizm şehirlerinin önüne geçmesini sağlayacak; akıllı kent ve turizm uygulamalarına, doğru şehir planlamasına, kent müzelerine, kütüphanelere, uluslararası kültür ve sanat camiasıyla entegre olmuş bir yönetim anlayışına ihtiyacı var” dedi.
Bakan Ersoy, Kepez Belediye Başkanlığı döneminde Hakan Tütüncü’den örnek vererek hem ilçesinde hem de Ankara’da uyumlu çalışarak çok önemli yatırımları ilçesine çektiğini söyledi. – ANTALYA
]]>Ersoy, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, turizmde rekorlarla dolu bir yılı geride bıraktıklarını, 2022’de 51,3 milyon olan ziyaretçi sayısını 2023’te yüzde 10 artışla 56,7 milyona ulaştığını söyledi.
Turizm gelirinin yüzde 17 artışla 46,5 milyar dolardan 54,3 milyar dolara, kişi başı gecelik harcamanın ise 89 dolardan, 99 dolara yükseldiğine işaret eden Ersoy, Antalya’da transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak, tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştıklarını vurguladı.
Türkiye’yi turizmde dünyanın süper ligine yükselterek, oradaki yerini, daima yükselen bir grafikle kalıcı hale getirmeyi hedeflediklerini belirten Ersoy, “Bunu başarabilmenin yolunun krizlere karşı bağışıklık kazanmış bir turizm sektör yapısına kavuşmaktan, pazar çeşitliliğini olabildiğince artırmaktan, 12 aya yayılmış nitelikli turizmden, etkili iletişim, pazarlama ve tanıtım stratejilerinden geçiyordu.” diye konuştu.
İngiltere ve Almanya başta olmak üzere Avrupa ve İskandinav pazar ülkelerindeki ziyaretçi sayılarında yüksek oranlarda artış kaydettiklerine değinen Ersoy, 2023’te ise asrın felaketini yaşadıklarını, seçim süreci ve Orta Doğu’da yaşananların da etkisiyle bir parça gevşeme yaşandığını ancak yıl sonunu 56,7 milyon ziyaretçi ve 54,3 milyar dolar turizm geliriyle kapatmayı başardıklarını vurguladı.
200’den fazla ülkede tanıtım çalışması
BBC, Bloomberg, Euronews, CNN, Al Jazeera gibi kanallarda ve 200’den fazla ülkenin geleneksel ve dijital medyasında Türkiye turizminin tanıtım filmlerinin yayımlandığını aktaran Ersoy, “Antalya’yı merkeze alan Türk Arkeoloji Tarihinin Altın Çağı-Geleceğe Miras projemiz kapsamında arkeolojik çalışma sayısını 720’ye yükselttik. Bu dünyada rekordur. Bu sayıyı 2024’te 750’ye, 2026’ya kadar da 800’e çıkarmayı planlıyoruz.” diye konuştu.
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yeniden yapımıyla ilgili proje çalışmalarına geçen hafta başladıklarının müjdesini veren Ersoy, Kemer’e de Sualtı Arkeoloji Müzesi kazandıracaklarını aktardı.
Kültür Yolu Festivalleri’nin önemine işaret eden Ersoy, Sürdürülebilir Turizm Sertifika Programı kapsamında üç aşamayı tamamlayarak sertifikayı almış tesis sayının 800’ü geçtiğini bildirdi.
Arıtma altyapıları yatırımları
Bakan Ersoy, son 20 yılda turizm amaçlı çevre düzenlemesiyle altyapının geliştirilmesi, ücretsiz halk plajı yapımı ve sürdürülebilir turizm kapsamındaki faaliyetler için yaklaşık 3,6 milyar lire kaynak kullanıldığını anlatarak, “Bu yatırımların güncel değeri 22,5 milyar liradır. Bu kaynağın yaklaşık 2 milyar lirası, 2018-2023 yılları arasındaki çalışmalarda kullanılmıştır ki bunun da güncel değeri 4,3 milyar liradır. Bu kapsamda Belek bölgesinin atık su sorununu 50-60 yıla kadar çözecek Belek-Serik 2 Atık Su Arıtma Tesisi ve bağlantılı altyapı tesislerinin yapımını 2021 sonunda tamamlayarak hizmete aldık.” dedi.
Kemer Çamyuva’daki tesisi de martta açmayı planladıklarını vurgulayan Ersoy, şöyle devam etti:
“Özellikle belirtmek istiyorum. Aslında arıtma altyapıları yapmak Kültür ve Turizm Bakanlığının konusu değil. Biz de zaten arıtma altyapısı yapmaya çok meraklı değiliz. Ancak mavi bayraklarımızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalındığı zaman Bakanlık olarak bizim devreye girmemiz gerekiyordu, girdik. Yap-işlet-devret formülüyle ki her ne kadar yap-işlet-devret gözükse de yapsanız da devredene kadar bunların geri alımı imkansız. 25 yıllık bir protokolle yapıyorsunuz ancak 50 yıl da işletseniz bu yatırımı finansman dahi geri alma şansınız yok. Zaten Bakanlık olarak öyle hesabımız yok. Bizim öncelikli hedefimiz kıyılarımızın mavi bayraklarının korunması. Antalya genelinde deniz, kum ve güneş üzerinden turist alan bir şehir. Eğer biz mavi bayrağımızı kaybedersek turizmi kaybederiz, turizmi kaybedersek şehri kaybederiz. Bu sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak üzerimize aldık ve hiç sorgulamadan yatırımlarımızı yapmaya başladık. Bundan sonra yapmaya devam edeceğiz.”
Ersoy, Manavgat, Kemer, Muratpaşa, Konyaaltı ve Serik’te hizmete açtıkları mavi bayraklı plajlara bu yıl Manavgat Ilıca ve Kemer Tekirova’da yapımını planladıkları iki halk plajını daha ekleyeceklerini bildirdi.
Yabancı yapımcılar Türkiye’ye gelecek
Türkiye’de çekilen yapımların sayısında büyük artış olduğunu vurgulayan Ersoy, gelecek dönemde hem Hollywood hem de Bollywood’dan yapımcılar yeni projeleriyle ülkeye gelmeye devam edeceğini bildirdi.
Ersoy, 2024 yılı hedefini 60 milyon turist ve 60 milyar dolar gelir olarak belirlediklerini, kişi başı gecelik harcamanın ise 106 dolara çıkmasını beklediklerini ifade etti.
Antalya’nın temel altyapı problemlerini çözme konusunda yeterli olamadığını ifade eder Ersoy, şu değerlendirmede bulundu:
“Tüm desteğimize rağmen sosyal ve kültürel yatırımlar konusunda, şehrin hak ettiği projeler hayata geçirilemiyor. Özellikle sanatsal faaliyetler Antalya gibi uluslararası şehir için çok zayıf kaldı. Bu çerçevede şehrin ticaret erbabının, şehrin kaderini etkileyecek tercihinde ideolojinin yerine şehrin geleceğini ve hizmet siyasetini dikkate alacağına inanıyorum.”
Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek zamanı olmadığını vurgulayan Ersoy, “Antalya’nın dünyanın en önemli turizm şehirlerinin önüne geçmesini sağlayacak, akıllı kent ve turizm uygulamalarına, doğru şehir planlamasına, kent müzelerine, kütüphanelere, uluslararası kültür ve sanat camiasıyla entegre olmuş yönetim anlayışına ihtiyacı var. Değil mi Hakan Başkan? (Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı) Hakan Başkan Kepez Belediye Başkanlığı döneminde hem ilçesinde hem de Ankara’da uyumlu çalışarak çok önemli yatırımları ilçesine çekti.” dedi.
]]>Midyat ilçesinde 4 yıl önce tarihi sokak ve evlerde başlatılan çalışma kapsamında bulunan ve temizlik yapılan mağaranın tek olmadığının, dehlizlerle farklı mekanlara geçiş sağlandığının belirlenmesi üzerine yer altı şehrini ortaya çıkarmak amacıyla yürütülen kazı çalışmasının 4. sezonu başladı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Mardin Müzesi ve Midyat Belediyesi işbirliğiyle 4 yıldır Estel bölgesinde bulunan Ulu Cami Mahallesi’ndeki 2 noktada çalışmalar titizlikle yürütülüyor.
Çok geniş bir alana yayıldığı tespit edilen ve buluntulara göre yaklaşık 5 bin yıllık olduğu belirlenen yer altı şehrinin, 1. ve 2. etap temizlik ve kazı çalışmalarında 8 bin 223 metrekarelik alan ve bu alanlarla bağlantılı yaklaşık 120 metrelik tünel ortaya çıkarıldı.
İbadethane, silo, su kuyuları, barınma, şırahane, işlik, sarnıç ve mezar alanları, tünel ve dehlizlerin bulunduğu yer altı şehrinde, farklı dönemlere tarihlendirilen, kandiller, ağırşaklar, el değirmeni, taş ve cam boncuklar, taş eserler, bronz sikke ve takılar, pişmiş topraktan araç gereçlerin yanı sıra insan ve farklı hayvanlara ait kemikler bulundu.
Çalışmaların bitme noktasına geldiği 1. ve 2. etapların turizme kazandırılması için hazırlanan restorasyon ile Ziyaretçi Karşılama Merkezi projeleri, Mardin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca onaylandı.
Mezopotamya’nın en gözde destinasyon merkezi haline getirilmesi hedeflenen yer altı şehrinin iki etabının bu yıl turizme kazandırılması hedefleniyor.
“Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız”
Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin, AA muhabirine, çok kültürlü bir yapıya sahip Midyat’ta yüzyıllardır Türk, Kürt, Arap, Müslüman, Süryani ve Yezidilerin bir arada yaşadığını söyledi.
Tarihi ilçede yer altı şehrini ortaya çıkarmak için başlattıkları kazıların sürdüğünü kaydeden Şahin, bu yıl Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü koordinesinde tespit edilen yeni etaplarda çalışma yapılacağını bildirdi.
İlk iki etap için restorasyon ve Ziyaretçi Karşılama Merkezi projelerinin onaylandığını, projeleri çok kısa sürede bitirip 2 etabı turizme açmayı planladıklarını kaydeden Şahin, şöyle konuştu:
“Bu yıl içinde 1. ve 2. etabı turizme açmayı düşünüyoruz. Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız. 6-7 ay içinde yer altı şehri turizme açılacak. Midyat’taki yer altı şehrinin tamamını turizme açtığımız zaman dünyanın en büyük yer altı şehirlerinden biri olacak. Sene sonuna doğru 1. ve 2. etabı tamamıyla misafirlerimizin hizmetine açacağız. Gelen turistler hizmete açılmadığı halde merak edip, bizlere müracaat ediyorlar. Güvenlik nedeniyle şu anda ziyaretçi kabul edemiyoruz.”
Yılda ortalama 1 milyon turisti ağırladıklarını, bu yıl da 1,5 milyon turist beklediklerini aktaran Şahin, turizm konusunda ilçenin potansiyelinin çok yüksek olduğunu dile getirdi.
Turizme açamadıkları destinasyon noktalarının bulunduğunu anlatan Şahin, hedeflerinin 2 milyon turiste yaklaşmak olduğunu sözlerine ekledi.
“5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek”
Kazı başkanı Gani Tarkan da 2020 yılında başlayan kazı çalışmalarında 4. sezona başladıklarını söyledi.
Yamaç yerleşiminin güney kısımlarında çalışmaların devam ettiğini kaydeden Tarkan, şöyle devam etti:
“Bu sezon çalışmalarda bir işlik ve bir mağara alanı tespit edildi. Mağaradan taş alınma suretiyle genişlediğini görüyoruz. Alınan taşlarda mağaranın hemen üzerinde 20. yüzyılın başlarında tarihlenen ev inşa edilmiş. Kazı alanında şu anda üst tabakadayız. Alınmamış dolgu toprağı var. Dolgu toprağının altında da diğer mekanlara bağlantıyı geçişi sağlayacak mekanların da bulunacağını tahmin ediyoruz.”
Yer altı şehrinin yaklaşık 40 hektarlık bir alandan oluştuğunu, şimdiye kadar yüzde 6-7’lik bir kısmının ortaya çıkarıldığını aktaran Tarkan, kazıların yıllarca süreceğini vurguladı.
Şimdiye kadar çok sayıda yapı ve buluntulara ulaştıklarına dikkati çeken Tarkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milattan önce 3. binde yerleşim başlıyor Matiate yer altı şehrinde. Tunç Çağı’nda başlıyor ve kesintisiz şekilde devam ediyor. Roma dönemine ait de çok sayıda buluntu var. Sikkeler, kandiller, su mataraları, cam bilezikler ve günlük kullanım eşyaları gibi yoğun seramik buluntuları bulundu. Bunun yanında çok sayıda daha çok Orta Çağ seramiği bulduk. Tunç dönemine tarihlenen seramiklere de ulaştık, bunlar lokal bölgede. Ancak kazı alanı genelinde Orta Çağ ve Roma dönemine ait buluntularla karşılaşıyoruz. 5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek. Hedefimiz yer altı şehrinin tamamını açığa çıkarmak ve etap etap burayı gelen turistlerin ziyaretine açmak.”
“Matiate diğer yer altı şehirlerinin öncüsü”
Midyat Belediyesi Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları sorumlusu ve sanat tarihçisi Mervan Yavuz da arkeolog, sanat tarihçisi ve 10 işçi ile çalışmaları titizlikle yürüttüklerini söyledi.
Çalışmaların 1. ve 2. etabında bitme aşamasına gelindiğini kaydeden Yavuz, şimdiye kadar açığa çıkardıkları alanda önemli buluntulara ulaştıklarını, buluntulara göre yer altı şehri tarihinin Tunç dönemine kadar gittiğini gördüklerini bildirdi.
Dünyanın birçok yerinde yer altı şehirlerinin bulunduğunu, ilçedeki yer altı şehrinin benzerinin Kapadokya bölgesinde olduğunu kaydeden Yavuz, şöyle dedi:
“Matiate yer altı şehrinin önemi, bereketli hilalin tam ortasında bulunmasından kaynaklı. Yayılım buradan gerçekleştiği için Matiate yer altı şehrinin diğer yer altı şehirlerinin öncüsü olduğunu görüyoruz. Diğer yer altı şehirlerinden farkı ise sivil mimarinin yer altı şehrinin üzerinde bulunması. Bu da bize yer altı şehrinden günümüze nasıl ulaşıldığını gösteriyor. Yer altı şehrinden kent yaşamına aşamalar halinde geçişini gözlemleyebiliyoruz. Aynı zamanda Kapadokya gibi bazı yer altı şehirleri, dikey olarak aşağı inmekte. Buradaki ise teras şeklinde yatay seyrediyor ve çok geniş bir alana yayılıyor.”
]]>İzmir’in Bergama ilçesinde Bergama Belediyesi Güzellik Ilıcası Sosyal Tesislerinde turizm sektörü temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Ersoy, bugün açıkladıkları Geleceğe Miras Bergama Projesi ile ilçenin ziyaretçi sayısını artıracaklarını belirtti.
Türkiye’nin de bulunduğu coğrafyada son 5 yılda birçok talihsizliğin yaşandığını kaydeden Ersoy, dünyanın en büyük tur operatörlerinden Thomas Cook’un iflası, Kovid 19 salgını, orman yangınları, Rusya-Ukrayna Savaşı, deprem felaketleri ve İsrail’in Gazze saldırılarına rağmen Türkiye’nin 2023’ü turizm geliri, ziyaretçi sayısı, kişi başı gecelik gelir açısından rekorlarla kapattığını ifade etti.
Bakan Ersoy, turizmi 81 ile yaymak istediklerinin altını çizerek, şöyle konuştu:
“12 ay ülkemizde farklı ürün çeşitlemeleriyle turizm olsun istiyoruz. Turizm pastası nasıl dağılıyor diye baktığımızda ağırlıklı olarak Akdeniz ve Marmara Bölgesi, yüzde 80’ini alıyor. Ege Bölgesi yüzde 10’luk bir kısmını alıyor aşağı yukarı. Karadeniz ve Anadolu’nun diğer bölgeleri de kalan yüzde 10’luk kısmını paylaşıyor. Öncelikli hedeflerimizden bir tanesi de hem turist sayısını, geliri artırmak ama turistin 81 vilayete ve diğer bölgelere de yayılmasını sağlamak. Burada en hassas olduğumuz noktalardan biri Ege Bölgesi. Çünkü Ege Bölgesi’nin sahip olduğu potansiyeli, kültürel varlıkları, kıyıları, doğal kaynakları ile aslında turizmde hak ettiği yerde olmadığını düşünüyoruz. Turizmde hak ettiği yere getirmek için proje ve çalışmalarımıza devam ediyoruz.”
Geleceğe Miras programına Bergama bölgesini de dahil ettiklerini aktaran Ersoy, bu kapsamda sadece kazı ve restorasyon yapmadıklarını, önemli olanın maksimum seviyede ilçenin, çevre şehirlerin bundan fayda elde etmesi olduğunu, bütün şehir paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlayacak bir ortam yaratmaya çalıştıklarını kaydetti.
Gece müzeciliği konsepti
Bakan Ersoy, gece müzeciliği konseptini Bergama’da da uygulayacaklarını ifade ederek 2024 itibarıyla başta Ege ve Antalya’daki noktalar olmak üzere yoğun ziyaretçi alan ve şehir merkezinde yer alan bütün ören yerlerinde bu konsepti uygulayacaklarını dile getirdi.
Ersoy, Bergama’da Geleceğe Miras Projesi’nin uygulamaya geçmesiyle yıllık 200 binlerden geçen yıl 480 binlere çıkan ziyaretçi sayısının 4 yıllık süreçte yıllık 1,5 milyona ulaşabileceğini de söyledi.
“Adayların seçim beyannamelerini dikkatlice okuyun”
Bakan Ersoy turizmin sadece bakanlığın yaptığı çalışmalarla hedefe ulaşabilecek bir konu olmadığını, yerel yönetimlerin çok önemli olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
“31 Mart seçiminin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Lütfen adayların seçim beyannamelerini dikkatlice okuyun. Sorular sorun, turizmle ilgili neler yapıyorlar? Maalesef bazı büyük şehirlerde biz arıtma altyapılarını bile yapar duruma geldik. Dünyada kültür ve turizm bakanlıkları arıtma altyapısı yapmaz. Eğer turizmde doğru, hızlı, verimli bir çıkış elde etmek istiyorsanız, başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere bütün şehirlerde turizm master planının hazırlanması lazım. ve turizm master planlarını hazırlamak Kültür ve Turizm Bakanlığı görevi değildir. Yerel yönetimlerin, büyükşehir belediyelerinin görevidir.”
Bakan Ersoy, turizm tesislerinin sürdürülebilirlik sertifikasyonlarıyla ilgili yoğun bir çalışma yaptıklarını, üç aşamalı programın geçen yıl başlayan ilk aşamasında Türkiye’deki yaklaşık 21 bin otelden 16 binden fazlasının sertifikalandırıldığını aktardı.
Kalan 5-6 bin otelin de şu anda kapalı oldukları için sertifika sürecini tamamlayamadığını bildiren Ersoy, “Açılmadan önce sertifikasyon programlarını tamamlayıp süreci başarıyla yürüteceğiz. Dünyada sonradan gelmemize rağmen şu anda örnek gösterilen ülke olduk Türkiye olarak. Konaklama tesisleri sürdürülebilirlik politikaları ve sertifikasyon programı kapsamında tüm dünyada örnek gösterilen ülke olduk. Şimdi biz bunları diğer mekanlarımıza da aşamalı bir şekilde yayarak devam edeceğiz.” diye konuştu.
Programa AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu, AK Parti Bergama Belediye Başkan adayı Sadık Doğruer de katıldı.
]]>Ersoy, Alanya Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleşen Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, geçen ay turizmde 56,7 milyon ziyaretçi ve 54,3 milyon dolarla Türkiye tarihinin en iyi rakamlarını sektör olarak elde ettiklerini açıkladı. Burada Antalya ve Alanya’nın pastadaki payının büyük olduğunu ifade eden Ersoy, Antalya’nın geçen yıl 16 milyon turisti ağırlayarak en yüksek geliri elde ettiğini belirtti.
Ersoy 2024 yılına umutla baktıklarını anlatarak, “60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar hedefimiz var. Antalya’nın da 17,5 milyon sayısına ulaşacağını bekliyoruz. El birliğiyle çalışarak sektör olarak bu hedeflere ulaşacağız.” dedi.
Bu hedeflere ulaşmak için birçok etkinliği paralel götürmek, birçok hamleyi önceden görüp atmak gerektiğinin altını çizen Ersoy, dünyada turizm sektöründe lider konumda olmak için orta ve uzun vadeli projeleri hazırlamak ve bunları harfiyen uygulamak gerektiğini belirtti.
“2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik”
Bakan Ersoy, 2018’de belirledikleri orta ve uzun vadeli yol haritasında belirlenen hedeflere tek tek yaklaştıklarını anlatarak, “Eksiklerimizin başındaki tanıtımdı. Bunu Turizm Geliştirme Ajansıyla 2019 yılında yoluna soktuk. Şu anda dünyada en iyi, en yoğun şekilde tanıtım yapan turizm ülkesi Türkiye. Bunun sonuçlarını da aldık. Çok hızlı bir şekilde basamaklarda yukarı çıktık. 2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik. Şimdi bu sene inşallah beşinci sıramızı korumuş olacağız. Hedefimiz burada kalmak değil. 2028’e kadar üçüncülüğe gelmek. Gelir hedefimiz de çok büyük. 2028’de 100 milyar dolar hedefimiz var. Bunu da aşama aşama bütün planları zamanda ve adımları yerinde atarak gerçekleştireceğiz diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Ersoy hedefleri koymanın kolay, sonuçları görmenin de güzel olduğunu ifade ederek, bunun kendi kendine olmadığını sistemli ve programlı çalışarak gerçekleştirildiğini kaydetti.
Bakanlık olarak, arıtma tesisleri ve halk plajları projelerini de hayata geçirdiklerini dile getiren Ersoy, Antalya’da son beş yıl içerisinde iki arıtma tesisi ve 15 halk plajı açtıklarını vurguladı.
Turizmde en önemli konunun gelen turistten şehrin bütün paydaşlarının yaralanması olduğunun altını çizen Ersoy, şöyle konuştu:
“Geçen dönem gelen turistin otele hapsolmaması, esnafla buluşmasını sağlamakla ilgili bir çalışma hazırladık. Arkeolojik çalışmaları 12 aya çıkardık. Eskiden 45-60 günlük kısa vadeli çalışmalar vardı ve yıllar sürüyordu. Şu anda 172 kazı noktasında ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında 12 ay kazı programı ve kazı noktalarımızı hazırlıyoruz. Bu anlamda da çok iddialı bir hedef koyduk. Son 60 yılda gerçekleştirdiğimiz kazı sayısını gelecek dört yılda gerçekleştireceğiz. Ortalama 15 kat daha yoğun çalışacağız demektir. Eskiden bir noktada kazı varken şimdi 15 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Otomatikman 15 yılda yaptığınız işi 1 yıla sığdırabiliyorsunuz. Bu kolay olmuyor. Kazı ekibini ciddi şekilde desteklemeniz gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak inanılmaz derecede bütçeleri artırdık. Basit bir rakam verecek olursam 2019 yılında 36,7 milyon lira olan kazı bütçemizi geçen sene 1,1 milyara çıkarttık. Bu seneki rakamı da 6 milyar lira olarak belirledik.”
Ersoy, bu konuda bir adım daha atarak gece müzeciliği uygulamasına başlayacaklarını anlatarak, sahil bölgelerindeki yüksek sıcaklık nedeniyle gündüz plajları tercih eden tatilcileri akşam saatlerinde otellerinden çıkararak müzelere yönlendirmek istediklerini vurguladı.
Gece müzeciliğini şehir merkezi ve yakın bölgelerdeki müzeler başta olmak üzere yavaş yavaş yoğunluğuna göre yayacaklarını anlatan Ersoy, “Bu çalışmaları bu yıl tamamlayıp aşamalı şekilde gece müzeciliğini başlatacağız. Amaç turist dışarı çıksın, esnafla buluşsun.” dedi.
Toplantı basına kapalı gerçekleştirilen soru cevap kısmıyla sona erdi.
]]>Aydın’a gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kuşadası’nın ardından Didim’de de turizm sektör toplantısına katıldı. Düzenlediği toplantıda Bakan Ersoy’a Aydın Valisi Yakup Canbolat, Aydın BŞB Başkan adayı Mustafa Savaş, AK Parti Aydın İl Başkanı Gökhan Ökten eşlik etti. Bakan Ersoy’u Didim Kaymakamı Can Kazım Kuruca, ilçe protokolü ve siyasiler karşıladı.
Didim’deki turizmciler, seyahat acenteleri temsilcileri ile otel sahipleri ve yetkililerinin katıldığı toplantıda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalara geçildi. Toplantıda konuşan AK Parti Didim Belediye Başkan adayı Kadri Kabak Didim’in çok önemli bir turizm destinasyonu olduğunu ifade ederek, “402 kilometrekarelik alanı, 93.7 kilometrelik sahil şeridi ile Didim, 2006 yılında turizm kenti ilan edilmesinden bu yana siz çok değerli turizmcilerin yatırımlarıyla katkılarıyla belirli bir mesafeyi kat etti. Ancak bunlar yeterli mi? Tabii ki yeterli değil. Turizm sektörünün önemli meseleleri var. Önemli sorunları var, önemli sıkıntıları var ve aslında yapılabilecek birçok husus söz konusu. Sahil şeritlerimiz içerisinde yeni bir turizm destinasyonu oluşturulabilecek nadir belki de tek ilçelerden biriyiz. Tabii ki bu süreç bakanlığımızın radarına girmiş durumdadır. Bakanlığımızın katkıları, destekleri bugün görüldüğü gibi sayın bakanımızın onurlandırmasıyla birlikte Didim çok daha güçlüdür. Kendileri de buna sunacak katkı sağlayacaktır” dedi.
“Ortak akılla Aydın’ı yöneteceğiz”
AK Parti Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Savaş, “Tarihle medeniyetiyle, kültürüyle, dillere destan bir şehrimiz var. Şehrimize ne yapsak az? Evet, merkezi hükümet olarak çok önemli hizmetler yapıyoruz, yapmaya da devam ediyoruz ama yerel yönetimle merkezi hükümetin birleşmesi halinde çok daha güzel işlere imza atacağımıza inancımız tam. Büyükşehir’e belediyelere muazzam kaynaklar geliyor, gelmeye de devam ediyor. Diğer belediyelere gittiği gibi Aydın Büyükşehir’i de kaynak geliyor. Ama bu kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmemesi gibi bir problem var işte. Biz bu kaynaklara etkin ve verimli bir şekilde kullanacağımız bir dönemi vadediyoruz” dedi.
“Didim’in potansiyeli var”
Didim’in de Ege’nin turizm merkezlerinden biri olduğunu sadece Aydın’ın değil Muğla’ya komşu olduğunu kaydeden Bakan Ersoy, “Didim’in potansiyeli var mı? Fazlasıyla var ama bu potansiyeli doğru kullanamazsak doğru planlayamazsak bu şansımızı yavaş yavaş kayboluyor. Bunu niye söylüyorum? Demin başkanımız da söylediği gibi bu tarz turizm merkezlerinde sadece kültür ve Turizm Bakanlığı çalışmalarıyla bir yere gelmek mümkün değil. Özellikle büyükşehir olan yerlerde biz Büyükşehir Belediye başkanlığımıza da söylüyoruz. Turizm master planının büyük şehir tarafından hazırlanması lazım. Master planları büyükşehir belediyeleri tarafından hazırlanır, kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenir veya bu şekilde birçoğu üniversitelerin de içinde olduğum yerel temsilcilerinin içinde olduğu bir çalışmadır. Aydın bölgesinde gücünü de kapsayan bir turizm master planı gerçekleşirse o zaman sınırlı sayıda kaynaklı sınırsız talebin gerçekleştirilmesi sağlanıyor” diye konuştu.
“Ege turizm merkezleri projesi”
Ege Turizm merkezleri projesine de değinen Bakan Ersoy “Doğru planlamalarla doğru teşhislerle doğru tedavi yöntemleriyle çok rahat bir şekilde geliri ikiye katlayacak durumdasınız. İşte biz de bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Ege turizm merkezleri projeleri de geliştirdik ama maalesef süreçlere siyasi yaklaşıldığı zaman yavaşlatılabiliyor, engellenebiliyor. Ben halbuki her zaman söylüyorum, Ege söz konusu olduğu zaman İzmir söz konusu olduğu zaman Aydın söz konusu olduğu zaman siyasi yaklaşmamak gerekiyor. Doğrusu neyse tartışırız. Doğrusu yapılması gerekiyor. Bugün süreçlerle yavaşlatılıyor. 4 yıldır 5 yıldır süreçler gidiyor maalesef” ifadelerine yer verdi.
“Arkeolojide altın çağ dönemi başlatıldı”
Bakanlık olarak arkeolojinin altın çağını başlattıklarını ve kazı başkanlıklarının da bütçelerini arttırdıklarını belirten Bakan Ersoy “Arkeoloji de altın çağı başlatıyoruz. Bu da nasıl olacak, geleceğimize miras projesiyle olacak? Arkeolojik kazı noktasında 144 noktada Türk kazı başkanlıkları var. Türkiye genelinde 32 noktada yabancı kazı başkanlıklarımız var. Bu yeni aldığımız karar. Artık yabancı başkanlıkları da Türk kazı başkanı yani 160 yıl önce başlayan bir süreçte, 160 yıl sonra o noktalara da Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, şehirlerde Türk kazı başkanları süreci yönetecek. Şimdi artık bütün kazı başkanlıkları 12 ay çalışıyor. Hem kazı başkanlarımızı atarken yoğun ekip, ekipman ve bütçede atıyoruz. Yani çok ciddi bütçeler görüyoruz. Ekip kullanma yetkileri veriyoruz ve bütçeleri de ciddi oranda arttırıyoruz” şeklinde konuştu.
Bakan Ersoy’un konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak sürdürüldü. – AYDIN
]]>TAHRAN – İran’da çok sayıda ülkeden turizm firmalarının katıldığı 17. Tahran Uluslararası Turizm ve El Sanatları Fuarında Türkiye’ye yoğun ilgi gösterildi.
İran’da kapılarını açan 17. Tahran Uluslararası Turizm ve El Sanatları Fuarı, ziyaretçilerini ağırlıyor. 15 Şubat’a kadar devam edecek olan fuarda Türkiye başta olmak üzere Rusya, Hindistan, Malezya, Endonezya, Tayland, Özbekistan, Vietnam, Tacikistan, Zimbabve, Tanzanya ve Sri Lanka dahil birçok ülkeden katılan turizm firmaları ile yerli ve yabancı ziyaretçiler bir araya geliyor. Türk turizm firmalarının açtığı stantlar yoğun ilgi görürken, stantlarda İstanbul, Konya, Van, Antalya ve Trabzon gibi birçok şehrin tarihi, doğal ve kültürel zenginliklerinin tanıtıldığı broşürler ziyaretçilere dağıtılıyor. Tahran Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen ve toplam 987 standın yer aldığı fuarda İran’ın birçok eyaletine özgü el sanatları ve yemekleri de tanıtılıyor. Ülkenin farklı bölgelerinden Arap, Lor, Kürt, Türk ve Bahtiyari’lerden oluşan göçebeler yer alırken göçebelere özgü yöresel lezzetler fuar alanında ziyaretçilere sunuluyor.
“Türkiye’ye ve Trabzon’a ilgi var”
Trabzon standı adına fuarda bulanan Türkan Adanur, Trabzon’a turizm amaçlı gelecek olan kişilere Trabzon’u tanıttıklarını ve bilgilendirdiklerini belirterek, “Burada bir sıkıntı çekmedik. Benim bir ön yargım yoktu ama herhangi bir olumsuzlukla da karşılaşmadık hatta çok sıcak karşılandık. Kültürlerimiz birbirine çok benziyordu zaten biliyordum ama ben ilk defa geliyorum Tahran’a ve bir kez daha bu kanıtlanmış oldu. Havalimanından itibaren güzel başlayan bir yolculuğumuz oldu, çok mutlu ayrılacağız hatta nasıl ayrılacağız buradan bilmiyorum. Burada da gelenlerin çoğu Türkçe biliyor ya da Türkçe konuşmaya çalışıyor. Bizimle iletişimleri çok güzel. O konuda bir sıkıntı çekmiyoruz ve hepsinin Türkiye’ye ve Trabzon’a ilgisi var. Bu bizim için çok mutluluk verici. Bizim onları merak ettiğimiz kadar onlar da bizi merak ediyor, gelmek istiyor, görmek istiyorlar. Dediğim gibi biz birbirimize tarihi ve komşu olarak yakın iki milletiz, iki kültürüz. O noktada da güzellikle karşılaştık” dedi.
“Bu seneyi biraz daha yoğun görüyoruz”
Türkiyeli bir turizm firması ile ortak çalışan İranlı Ahad Caferpur, “Bu senenin turizm fuarı çok güzel ve yoğun. Sadece Türkiye değil, dünyanın her bir tarafından gelen vardı. Bu seneyi biraz daha yoğun görüyoruz. Nevruzdan sonra turizm daha yoğun olacaktır. Her halükarda güzel gidiyor. Bu seneyi biz çok beğendik. Geçen sene katılmamıştık ama bu senenin ne kadar güzel olacağı belliydi. Yoğun geçiyor ve güzel de karşılandı. Bizim standımızda yoğundu. Sadece Antalya’yı değil, İstanbul’u Van’ı, otelleri ve ülkeyi soranlar var. Hatta Trabzon bile yoğundu. Bize Trabzon’u Antalya’dan daha fazla sordular. İnşallah umarım bu sene hem bizim için hem Türkiye için güzel bir yıl olur” dedi.
“Konya ve Mevlana’ya anormal bir sevgi var”
TÜRSAB Konya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Özdal Karahan ise, “Özellikle İranlılar bizim buraya gelmemizden dolayı mutlular. Özellikle bizim TÜRSAB olarak ulusal bir kimlik altında burada olmamızdan son derece mutlu olmuşlar. Biz bu kurumsal kimlik içerisinde özellikle şu anda burada 5 tane bölge var ve bu 5 tane bölgenin TÜRSAB’a bağlı BTK’ların (bölge temsil kurulları) oluşturduğu bölgelerden gelen başkanlar ve bunlarla birlikte gelen seyahat acenteleri var. Dolayısıyla biz kalabalık bir heyetiz burada. Bizim burada kalabalık heyet olmanızdan kaynaklı olarak bu organizasyonu yapan İran Turizm Bakanlığı bizden son derece memnun kaldılar. Başlangıçta Batı Azerbaycan Urmiye bölgesinden özel davet almıştık. Onlar bizi davet ettiler. Bölge olarak Konyalıyız, ben Konya bölge başkanıyım. Konya ve Mevlana’ya anormal bir sevgi var. Öyle olunca bu resmin altında bu resmi koyduğunuzda herkes önce bu standa geliyor. Herkes bu stantta bir şeyler arıyor, konuşmak istiyor ve burada Mevlana ile ilgili bir şeyler paylaşmak istiyor” ifadelerini kullandı.
]]>Manisa sınırında bulunan Aigai Antik kentinde devam eden arkeolojik kazılara desteğini sürdürmek için Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Aigai Kazı Başkanlığı ile protokol imzaladı.
Aliağa’ya yaklaşık 15 kilometre mesafedeki Herodot’un ‘Aiolis bölgesi’ olarak bahsettiği Batı Anadolu’daki 12 Aiol kentinden biri olan Aigai anti kentinde, 2004 yılında kazı çalışmaları başladı. Manisa idari sınırları içinde olmasına rağmen coğrafi yakınlık ve ulaşımıyla Aliağa coğrafyasının bir parçası olan Aigai Antik Kenti’ndeki bilimsel çalışmalara Aliağa Belediyesi 2020 yılından bu yana destek veriyor. Aliağa Belediyesi, Aliağa- Manisa sınırındaki Yunt Dağı eteklerindeki Köseler Köyü’nde yer alan ve her yıl ortalama 15 bin tarih ve arkeoloji meraklısının ziyaret ettiği tarihi M.Ö. 8’inci yüzyıla kadar uzanan Aigai Antik Kenti’ne sponsorluk desteğini bu yıl da devam ettirecek. Arazinin durumuna göre inşa edilmiş surları içinde üç katlı agora ve bu yapıyı taşıyan duvarlar, meclis binası, teras duvarlı stadyum, tiyatro ve Demeter Tapınağı gibi kalıntılar bulunan Aiagi antik kentindeki devam eden kazılara desteğin sürdürülmesi için Aliağa Belediyesi, Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Aigai Kazı Başkanlığı arasında protokol imzalandı. Aliağa Belediye Başkanlık makamında gerçekleştirilen protokol imza törenine; Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak ve Aigai Arkeolojik Kazı Başkanı, Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Sezgin katıldı.
‘AİGAİ, TARİH BOYUNCA ALİAĞA VE ÇEVRESİYLE ETKİLEŞİM İÇİNDE OLAN BİR ANTİK KENT’
Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aigai’nin, Aliağa’yı içine alan bölgenin çok önemli bir tarihi ve arkeolojik merkezi olduğunu belirtip, “Aigai, Aliağa ile aynı coğrafyada, tarihi ve kültürel bağları olan, tarih boyunca Aliağa ve çevresiyle etkileşim içinde olan bir antik kent. 2020 yılından itibaren Aigai kazılarını destekliyoruz. Tarih ve doğa turizmini canlandırmak, köylerimizin, mahallelerimizin ekonomisini güçlendirmek ve ülkemize tanıtım ve ekonomik anlamda katkıda bulunmak istiyoruz. Protokolümüzü 2024 yılında da uzatarak arkeolojik kazılara destek vermeye devam ediyoruz. Bu ortak hizmet protokolünün Aliağa’mıza ve ülkemize değer katmasını diliyorum” dedi.
Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak da protokol imza törenindeki konuşmasında Aigai antik kentinde devam eden arkeolojik kazıların ve sponsorluk desteklerinin önemine dikkat çekip, Aliağa Belediyesi’nin Aigai’ye olan ilgisi ve devam eden desteği için teşekkür etti.
‘AİGAİ ANTİK KENTİNİN BÖLGEMİZİN TURİZMİNE VE TÜRKİYE’NİN TANITIMINA KATKISI OLACAK’
Aigai Kazı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sezgin de Aliağa Belediyesi’nin sponsorluk desteğinin sadece maddi değil, aynı zamanda yanlarında olunduğunu hissettirdiği için çok güçlü bir manevi destek olduğuna dikkat çekip, “Bu parayla ölçülecek bir şey değil. Günümüzdeki idari sınırlar farklı olabilir ama Aigai, Aiolis’in bir parçası. Aiolis’in başkenti de Aliağa zaten. Aigai antik kentinin bölgemizin turizmine ve ülkemizin tanıtımına önemli katkıları olacak. Aliağa Belediyesi’nin kültürel mirasa, bilimsel çalışmalara büyük bir heyecanla destek vermesi bizler için çok kıymetli” diye konuştu.
Konuşmaların ardından protokole imzalar atıldı.
]]>Helikopterli kayak olarak bilinen “heliski” sporuyla Avrupa’da adını duyuran ve sporcuların ilk tercihleri arasındaki Kaçkar Dağları’nda yeni rotalar belirlendi.
Çalışmalar kapsamında ilk etapta, Galer Düzü mevkisi ve Handüzü Yaylası’ndaki rotalara, snow-track (paletli kar aracı) yerleştirildi.
Bölgede çeşitli noktalarda Doğa Koruma ve Milli Parklar 12. Bölge Müdürlüğünce inşa edilen sosyal tesis ve konaklama yerleri, sporculara, doğa tutkunlarına ve turistlere hizmet vermeye başladı.
Çalışmalar sayesinde kış sporu yapan profesyonellerin bölgeye çekilmesi amaçlanıyor.
“Denizi görerek kaydığınız çok nadir yerlerden biri”
Vali İhsan Selim Baydaş, AA muhabirine, Türkiye’de karın en uzun süre kaldığı yerlerden birinin Kaçkar Dağları olduğunu söyledi.
Rize’de dağların altyapısını planlayarak kış sporları özelinde kullanılmasını planladıklarını belirten Baydaş, “Muhteşem yerlerimiz, marka değerlerimiz var. Ovit, Cimil, Handüzü, Ayder ve üzerindeki yaylaların tamamı, Galer Düzü onlardan bir tanesi. Özellikle Galer Düzü, kayaklı koşunun tescilli olduğu, sporcu yetiştirilen bir yer. Altyapıları geliştirmeye çalışıyoruz.” dedi.
Baydaş, kış sporlarında en önemli ihtiyacın snow-track olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Snow-track alımını gerçekleştirdik. Yakın zamanda kurulumu gerçekleştirilecek. Bunlar adım adım gerçekleşecek. Turizm sezonunu, sıkışmış olduğu bahar yaz döneminden 12 aya yaymanın yolunu bulacağız. Faaliyetleri zamanla gerçekleştirdiğimizde hem turizm sezonumuzu 12 aya çıkarmış olacağız hem kış turizmiyle ilgili ciddi ivme yakalamış olacağız hem de spor turizmiyle, ağırlıklı kış turizm sporları olmak üzere yeni bir ivme yakalamış olacağız.”
Herkesi Rize’nin doğa güzelliğini görmeye davet eden Baydaş, “Rize her mevsim, yaz kış görülmesi gereken cennet bir mekan. Bu dağlarda heyecan sporlarının çok ciddi taliplisi, meraklısı var. Belki de dünyada en güzel mekan, doğal ortam, el değmemiş kar, muhteşem, çok güzel bir görsel şölen… Denizi görerek kaydığınız çok nadir yerlerden biri. Bunun da gelişmesi ve yerel unsurların biraz daha bu işe dahil olması gerekiyor.” diye konuştu.
Baydaş, herkesin bu işi sahiplenmesi gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Kış kültürüne alışmamız gerekiyor. Yollarımız, tesislerimiz, ekipmanlarımızla alışmamız gerekiyor. Türkiye’de ve dünyada çok kısa mesafede aynı anda kano ve rafting yapıp, çıkıp yukarıda kayak yapabileceğiniz çok nadir yerler var. Turizme dayalı sporun her çeşidinin çok kısa, 40 dakikalık mesafede gerçekleşebileceği bir yer. Heliski bunlardan bir tanesi, kar motorları ile gezi, snowboard bunlardan bazıları. Biz buna kayaklı koşu, dağ kayağı, Alp disiplinini ekleme gayretindeyiz.”
“Nitelikli turizmin oluşması için elimizden geleni yapmaya gayret edeceğiz”
Belediye Başkanı Rahmi Metin ise kentte her dönem adeta dört mevsimin yaşanabildiğini vurgulayarak, “Deniz ile dağ arasında, bir tarafta yüzerken bir tarafta kayak yapabileceğimiz aylar yakalıyorsunuz. Özellikle mayıs, haziranda bu coğrafya, çok nadide bir coğrafya. Yağmur, dağların olması, küçük bir coğrafyada dağlar ile deniz arasına sıkışmış olmak, bakış açınıza göre bir dezavantajdan avantaja dönüşebiliyor.” ifadelerini kullandı.
Rize’de çok ciddi etkinlikler yapıldığını dile getiren Metin, şunları kaydetti:
“Yeni dönemde kış turizmiyle ilgili daha güzel turizm potansiyeli yaşatacağız vatandaşlarımıza. Turizmi geliştirirken, tabiata saygılı geliştirmemiz lazım. Çünkü insanlarımız bizim açtığımız oteller, tesisler için buraya gelmiyor. Bu tabiatı gezmişken otellerimizde kalıyor. Her dem tabiatın organik yapısını, doğallığını bozmadan, tabiata saygılı bir şekilde turizmi geliştirmemiz lazım. Bu yolda ilerlemesi ve kitle turizminden ziyade Rize’de nitelikli turizmin, katma değeri yüksek bir turizmin oluşması için elimizden geleni yapmaya gayret edeceğiz.”
Bölge sporcuları gelişmelerden memnun
Dağcı Adnan Er, Türkiye’de rakımın en hızlı yükseldiği Rize’de dağların denize çok yakın, kar kalitesinin de yüksek olduğunu söyledi.
Kayak yaparken 180 derece manzarada deniz ve dağların izlenebileceği inanılmaz anlar yaşandığını ifade eden Er, “Kış sporları için inanılmaz bir alan. Handüzü Yaylası, Uluslararası Kayak Federasyonu tarafından sertifikalandırıldı. Güzel planlanırsa kış sporları için çok önemli bir merkez olacaktır.” dedi.
Handüzü Yaylası’nda snow-board yapan Babür Vatansever de Rize’deki birçok dağı gezerek keşfettiklerini anlatarak, “Özellikle tesislerin olmadığı yerlerde, bazı araçlarla yükseklere çıkıp hiç el değmemiş yerlerde kayak yapıyoruz. Helikopter kullanılarak Kaçkar Dağları Milli Parkı içerisinde yapılıyor. Handüzü yeni yeni duyuluyor. Snowboard tutkunları için toz karın tadını çıkarmak ihtiyaç haline geldi. Bölgeye gelen kayakçılar, üst düzey kayakçı. Tek beklentileri kaliteli kar ve bunu burada bulabiliyorlar.” diye konuştu.
Uluslararası dağ kayağı organizatörü Orhan Karal ise Rize’nin kendileri için çok büyük fırsatlar sunan dağlara sahip olduğunu dile getirdi.
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı bazı eserlerde kısa sürede restorasyon çalışması başlattı
ADIYAMAN – Nemrut Dağı başta olmak üzere 300’ün üzerinde ören yeri ile adeta ‘açık hava müzesi’ olan Adıyaman’da 26 eser, 6 Şubat depremlerinde hasar gördü.
UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Nemrut Dağı başta olmak üzere Perre Antik Kenti, Eski Kahta Kalesi, Cendere Köprüsü, Karakuş Tümülüsü gibi 300’ün üzerinde ören yeri ile ülkemizin önemli turizm kentlerinden birisi olan Adıyaman’da tarihi ve kültürel varlıklarda depremden nasibini aldı.
Binlerce yapının yıkıldığı Adıyaman’da, Karakuş Tümülüsü’nde bulunan 2 bin yıllık ‘tokalaşma sütünü’ devrildi. 2 bin yıllık Eski Kahta Kalesi ağır hasar gördü. 18. Yüzyıl’da yapılan Tut Vijne Köprüsü yıkıldı. 16. Yüzyıl’da yapılan Adıyaman Ulu Cami yıkıldı. 1701 yılında yapılan Süryani Kadim Mor Petrus Mor Pavlus Kilisesi ağır hasar aldı. Adıyaman’da toplam 26 eser yıkık, ağır, orta ve az hasar aldı.
Bakanlık, tarihi ve kültürel varlıklara hızla müdahale etti
Hasar gören tarihi ve kültürel varlıkları korumak için Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, öncelikle çevre güvenliği ve can güvenliği önlemlerini alarak çalışmalara başladı.
Karakuş Tümülüs’ündeki ‘tokalaşma sütunu’ iki hafta gibi kısa sürede restore edilerek ziyarete açıldı. Eski Kahta Kalesi’nde restorasyon çalışmalarında sona gelinirken, 2024 turizm sezonunda ziyaretçilerini kabul edecek. Yıkılan Ulu Cami’nin taş ayrımı yapılırken yeniden yapılması için projelendirme çalışmaları sürüyor. Mor Petrus Mor Pavlus Kilisesi’nde ise restorasyon çalışmaları sürüyor.
Depremin birinci yıl dönümüne sayılı günler kala hasar gören tarihi ve kültürel varlıkların son durumu ile ilgili bilgi veren Kültür ve Turizm Müdürü Abuzer Gelse, “6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman genelinde zarar gören tarihi ve kültürel varlıklarımıza ilişkin gerekli çalışmalar ivedilikle ve hassasiyetle gerçekleştirildi. Bunun sonucunda Adıyaman il genelinde 26 adet tarihi ve kültürel varlığımızın hasar aldığını gördük. Bu tarihi ve kültürel varlıklardan yıkık, ağır, orta ve az hasarlı diye tasnif edildi. Bakanlığımız uhdesinde gerekli çalışmalar hızla başlatıldı.
Öncelikle Karakuş Tümülüs’ünde bulunan sütunlardan bir tanesi yıkılmıştı. Rekor bir sürede o sütunumuzu yeniden ayağa kaldırdık. Yine Eski Kahta Kalesi’nde meydana gelen bir takım hasarlar vardı. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüzün girişimleriyle burada da yine gerekli çalışmalar başlatıldı. Bu çalışmalar bitmek üzere ve inşallah 2024 turizm sezonunda Eski Kahta Kalesi eski ihtişamıyla ve heybetiyle ziyaretçilerini karşılamaya devam edecek. Yine şehir merkezinde ve il genelinde zarar gören, Vakıflar Bölge Müdürlüğü uhdesinde bulunan bir takım cami, türbe, kilise gibi dini merkezlerimiz bulunmaktaydı. Bunlardan da hasar görenlerle ilgili gerekli işlemler başlatıldı.
Kommagene Uygarlığının 5 büyük eyaletinden birisi olan Perre Antik Kenti, depremde herhangi bir zarar görmedi. Yine Adıyaman’da turizmin odak noktasını oluşturan Nemrut Dağın’daki dev heykellerinin bulunduğu anıt mezarın çevresinde de herhangi bir zarar meydana gelmedi” diye konuştu.
]]>Rus turistler yine Amasra’ya akın akın geldi
BARTIN – Rus turistleri taşıyan Astoria Grande Gemisi, Amasra’ya 2023-2024 turizm sezonunun son seferini 940 yolcu ve 420 personeliyle birlikte gerçekleştirdi. 193 metre uzunluk ve 30 metre genişliği sahip, kruvaziyer gemi, sabah saatlerinde, Rus turistlerin Karadeniz’de en beğendiği liman olan Amasra’ya yanaştı.
Rusya’dan yola çıkan Astoria Grande gemisi, bu yılın 3. seferinde 940 yolcu ve 420 personeli ile birlikte Bartın’ın tarihi ve turistik yerlerinden Amasra ilçesine geldi. 2023 yılında Amasra’ya 33 sefer düzenleyen Astori Grande gemisi 2023-2024 turizm sezonunda Amasra’ya Rusya’da yaşayan 17 bini aşkın turist, 10 bini aşkın personeli bölgeye getirdi. Bu yılın üçüncü seferini gerçekleştiren gemi, 2023-2024 sezonda ise toplamda 36 sefer yaptı. Düzenlenen son sefer ile Akın akın Amasra ilçesine gelen turistler, şehrin tarihi sokaklarını doldurdu. Rus turistler Amasra’nın doğal güzelliklerini yakından görerek, tarihi ve turistik yerlerini gezdi. Gün boyu Amasra Limanı’nda bulunacak gemideki yolculardan bazıları ise kafileler halinde Amasra’nın yanı sıra Bartın il merkezi ve Safranbolu’yu da gezme şansı buldu. Akın akın Amasra ilçesine gelen turistler, şehrin tarihi sokaklarını doldurdu.
Amasra, Bartın ve Safranbolu’nun eşsiz güzelliklerinde rüya gibi gün geçiren turistler, İstanbul’dan sonra en çok beğendiği yerin Amasra Limanı olduğunu ifade etti.
Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır, kruvaziyer turizmi ile ilçeye gelen turist sayısının her geçen gün artarak devam ettiğini kaydetti. Astori Grande gemisinin 2023-2024 sezonunun son seferini yaptığını hatırlatan Başkan Çakır, “Son seferde Astoria Grande gemimiz, 2023 programının son seferini gerçekleştirdi. Gemimizin bu seferinde 940 yolcu 420 personeliyle ilçemizi ziyareti bizi memnun etti. Geçen yılı da 17 bini yolcu, 10 bin personel ile tamamlamış olduk. Bu yönüyle Karadeniz’de birinci Türkiye’de 9. Sırada tamamlamış olduk. Amasra esnafı adına, Batı Karadeniz turizmi adına, bu çalışmayı geliştirerek, büyüterek devam edeceğiz. Daha hareketli günler yaşayacağımıza inanıyorum” dedi.
Samsun, Trabzon ve Ordu gibi büyükşehirleri geride bıraktı
Rusların en sevdiği duraklardan olan Amasra ilçesi geçen yıl kruvaziyer turizmi ile gelen yolcu sayısında Karadeniz’de en çok ziyaret edilen liman oldu. Yaklaşık 17 bin ziyaretçi ile sıralamada Karadeniz’deki Trabzon, Samsun, Ordu gibi büyükşehirleri ve Sinop, Ünye gibi turizm şehirlerini geride bırakan Amasra, Türkiye genelinde ise Alanya, Bozcaada, Kaş gibi turizm kentlerini de geçmeyi başararak 9. sırada yer aldı. Gemi içerisinde yapılan memnuniyet anketinde de Rus turistlerin en çok Amasra’yı beğendiğini belirten Başkan Recai Çakır, “Gemi içerisinde faaliyet gösteren turizm acenta, yolcularda memnuniyet anketi düzenliyor. Çıktıkları seferlerde en çok beğenilen durak Amasra Limanı. Bunu verilerden de görüyoruz. Ağırladığımız yolcu sayısı açısından Karadeniz’de birinci durumdayız. Büyükşehirlerin de aralarında bulunduğu limanlarla rekabet ettiğimiz düşünülürse Amasra açısından gurur verici bir tablo bu” ifadelerini kullandı.
Nisan ayı son haftasına kadar seferlere ara verilecek
Sezonun son seferini yapan Astoria Grande’nin akşam Rusya’ya doğru dönüşe geçecek. Yolcularını bıraktıktan sonra Türkiye’ye geri dönmesi beklenen kruvaziyer gemi, İstanbul’da yaklaşık 3 ay sürecek bir bakım sürecine girecek. Nisan ayı sonlarında bakımı tamamlanacak geminin, 2024-2025 sezonun ilk seferine Nisan ayında çıkması planlanıyor. Başkan Çakır, “Gemimiz ara verecek. Nisan sonunda yeni sezonun ilk seferini gerçekleştirmesi planlanıyor” şeklinde konuştu
Ukrayna ve Rusya savaşı kruvaziyer turizmini baltalıyor
Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz’e döşendiği tahmin edilen mayınlar kruvaziyer turizminin en büyük tehdidi oluyor. Mayın tehlikesi nedeniyle yolcu gemilerinin tamamına yakını Karadeniz’deki turlarını iptal ederken, bu tehdit turizm acentelerinin de elini kolunu bağlıyor. Tehlikeye rağmen Karadeniz’de yolcu taşımayı sürdüren tek gemi olan Astoria Grande ise Karadeniz seferlerine devam ediyor. Ukrayna-Rusya savaşının bitmesi ve mayın tehlikesinin tamamen ortadan kalkması ile Karadeniz’de kurvaziyer turizminin daha da canlanması bekleniyor.
Bodrum, Çeşme ve İstanbul’a kafa tutmaya hazırlanıyor
Tehlikenin tamamen ortadan kalkmasının ardından ise Amasra yolcu gemisi ile gelen turist sayısında İstanbul, Bodrum, Çeşme, Antalya, Çanakkale, Marmaris ve İzmir gibi sıralamada en üstlerde yer alan turizm merkezilerine kafa tutmaya hazırlanıyor. Yolcu sayısını daha da arttırmak amacıyla başka yolcu gemileri ile görüşmelerin sürdüğünü duyuran Başkan Çakır, anlaşmaların tamamlanmasının ardından bölge halkına müjdeyi vereceklerini belirterek, ” Başka gemilerle de görüşüyoruz. Görüşmelerimiz devam ediyor. Sürprizlere hazırlanıyoruz. Amasra yeni gemilerle, çok daha fazla sayıda yolcumuzla, Rusya-Ukrayna gerginliğinin, savaşının da bitmesi ile Amasra Batı Karadeniz’in ve Karadeniz genelinin turizm merkezi olmaya devam edecek” ifadelerine yer verdi.
Yat turizmi de gelişecek
Fırtına ve dalgalarda hasar gören Amasra’daki mevcut yat limanının yerine yeni yöntemle daha sağlam bir liman yapımı için harekete geçildi. Yat limanın tamamlanması ile birlikte bölgede hem kurvaziyer hem de yat turizminin gelişimi konusunda önemli adımların atılması planlanıyor. Yat Limanın yeniden yapılması için çalışmalara kısa sürede başlanacağını kaydeden Çakır, “Amasra Liman-Mendirek bölgemizde, gümrüklü yolcu iskelemizin yanı sıra, daha önce yüzer olarak planlanan bir yat limanımız vardı. Karadeniz şartlarına dayanmadığı için onun yerine kazıklı yöntemin kullanıldığı bir yat limanı yapımını planlıyoruz. Sadece kruvaziyer turizmi değil, yat turizminde de önemli bir marka haline geleceğiz. Yakında yapımı başlayacak” diye konuştu.
Başkan Çakır, hem yat hem de kruvaziyer turizmi ile gelen turistlerin bölgede konaklaması ve Amasra durağını 1-2 güne çıkarabilmek amacıyla çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.
]]>Türkiye’deki golf turizminin lokomotiflerinden Serik’e bağlı Belek turizm merkezinde geçen yıl birçok ülkeden golfçü oyun oynadı. 16 golf sahasının bulunduğu Belek bölgesinde 2023’te 460 bin raunt oynanırken, sektör temsilcileri rekor yıl olan 2019’daki 580 bin oyun rakamını yakalama hedefini ortaya koydu. Golf turizmiyle ilgili açıklamalarda bulunan 5 yıldızlı bir otelin Golf Kulübü Genel Müdürü Cahit Şahin, Belek bölgesinde golf sahalarının 1990’lı yıllarda açıldığını, bugün ise bölgede 16 saha bulunduğunu söyledi. Golf sahalarının yayılmasıyla ilk yıllarda 15 civarında olan otel sayısının 50’ye ulaştığını anlatan Şahin, “Golf turizminin Belek turizm bölgesine en büyük katkısı, kesintisiz 12 ay turizm yapılan bir bölge oldu. Oyuncuların 8 ay aktif geldiğini düşünecek olursak golf, turizmi 12 aya yayan bir enstrümandır” diye konuştu.
Bölgeye ilk etapta çoğunlukla Almanların, ardından İngilizlerin gelmeye başladığını kaydeden Şahin, “Sonrasında Rus golfçüleri aralık ve ocak aylarında görmekteyiz. Kore, Çin ve Doğu Avrupa ülkeleri sürekli ülkemize geliyor” dedi.
‘BİR GOLFÇÜ TESİSE GÜNLÜK 250-300 EURO BIRAKABİLİR’
Golf turizminde özellikle İspanya ve Portekiz’i rakip olarak gördüklerini kaydeden Şahin, sözlerine şöyle devam etti:
“Golf sahası sayıları bizlerden çok yüksek. Portekiz 350’ye yakın golf sahası, İspanya ise 450’ye yakın golf sahası ile büyük bütçe girdileri yapmakta. Belek bölgesinde 16 golf sahası ile yaklaşık 550 bin raunt civarında oyun vardır. Bu da yaklaşık 120 bin kişiye tekabül etmektedir. Golfçülerin konaklama ve oyun harcamaları ile sağladıkları katma değer normal bir turistten daha fazla olmakla birlikte 1300-1500 euro bandında olup, sezona göre değişmektedir. Bir hafta konaklayanlar minimum 5 oyun oynamaktadır. Genelde golfçüler yılda 2 defa geldikleri gibi yaz tatilinde de bölgemizdeki tesisleri tercih ediyor. Golfçüler için katma değeri yüksek turistler diyebiliriz. 1 hafta boyunca gelen bir golfçüden 1500 euro civarında gelir elde edilmekte. Konaklamanın dışında golf oynamak için kişi başı 200-250 euro verir. Golf sahasındaki mağazalardan alışveriş yapar, 20-30 euro harcar. Bir golfçü tesise günlük 250-300 euro bırakabilir.”
Golfçülerin özellikle oyun sonrası kendi alanlarında rahatsız edilmeyecek ortamları tercih ettiklerini belirten Cahit Şahin, şehre alışverişe gitmek istediklerinde yoğun trafiği olmayan bölgeleri ve lokal restoranları görmek istediklerini, bu durumun bölgenin tanıtımı açısından da golfçünün dikkatini çektiğini vurguladı.
‘2023 YILINDA 460 BİN RAUNT CİVARINDA OYUN OLDU’
Belek bölgesinde geçen yılki rakamlara ilişkin değerlendirmede bulunan Şahin, “2023 yılında 460 bin raunt civarında oyun oldu. Bizim 2019 yılındaki sayılarımız 580 binlerdeydi. Gün geçtikçe bu sayıları yakalayacağımızı umuyoruz. Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy, golfün turizme faydalarını kendisi de görmüştür. 12 ay turizm mottosu ile yola çıkmıştır. Bunu sağlayan da golf turizmidir. Bunun dışında kültürel müze etkinliklerinde de çalışmalarını görmekteyiz. Golf sporu 12 ay turizmi sağlamaktadır. Diğer bölgelerimizde de yeni sahalar göreceğiz. Golf turizminde Türkiye hak ettiği yerlere umarım kısa zamanda kavuşur” diye konuştu. (DHA)
]]>Türkiye’nin 1484 kilometreyle en uzun kıyı şeridine sahip, doğal güzellikleri ve antik kentleriyle ünlü turizm şehri Muğla, 340 bin yatak kapasiteli tesisleriyle yerli ve yabancı misafirlere hizmet veriyor.
Turizm belgeli 26 marinada 7 bin 43 yat bağlama kapasitesi bulunan kentte, turizm belgeli 1512 ticari yat ve 637 günü birlik gezi teknesi ile 47 bin 143 yolcu kapasitesi bulunuyor.
Tatilcilere Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça, Ortaca, Milas ve Ula gibi ilçeleriyle çeşitli turizm olanakları sunan kent, geçtiğimiz yılda deniz, kum ve güneşin keyfini çıkarmak isteyenlerin vazgeçilmez adreslerinden oldu.
Vali İdris Akbıyık, AA muhabirine, Muğla’nın sahip olduğu doğal güzelliklerin ve kültürel zenginliklerin oluşturduğu turizm potansiyeli ile her yıl yerli ve yabancı milyonlarca ziyaretçiyi ağırladığını söyledi.
Kentin dünya turizminde de bir marka haline geldiğini ve her yıl gelen ziyaretçi sayısının arttığını belirten Akbıyık, “2023 yılında kente gelen turist sayısı 3 milyon 395 bin 947’ye ulaştı. Bunun yaklaşık 1,5 milyonunu İngilizler oluşturuyor. Kentte geçtiğimiz yıl 2 milyon 977 bin 103 turisti ağırlamıştık. Bu yıl hedeflerimizi daha da yüksek tutuyoruz.” dedi.
Muğla’yı en çok İngilizler tercih ediyor
Dalaman ve Milas-Bodrum gibi uluslararası 2 havalimanı, 9 deniz hudut kapısı bulunan Muğla’yı ziyaret eden yabancı turist sayısının artmasının sevindirici olduğunu vurgulayan Akbıyık, yerli turistle birlikte kente geçen yıl yaklaşık 10 milyon ziyaretçi geldiğini ifade etti.
Misafirlerin kentte en iyi şekilde ağırlandığını aktaran Akbıyık, geçen yıl Muğla’nın en çok İngiliz turiste ev sahipliği yaptığını söyledi.
Akbıyık, İngilizlerin ardından sırasıyla Rusya, Almanya, Polonya, Hollanda ve diğer ülkelerden gelen misafirlerin yer aldığını, gelen ziyaretçilerin yaklaşık 1,5 milyonunu İngilizlerin oluşturduğunu dile getirdi.
Misafirlerin turizm merkezlerinde en iyi şekilde ağırlandığını anlatan Akbıyık, dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Muğla’nın denizi, kumu, güneşi kadar tarihi ve doğal güzellikleri, antik kentleri, lüks konaklama tesisleriyle de öne çıktığını kaydetti.
Muğla’yı dünyanın sayılı turizm merkezlerinden biri haline getirmek için pek çok projeyi uygulamaya aldıklarına işaret eden Akbıyık, bununla ilgili alt ve üst yapı yatırımlarının devreye alındığını, turizme can veren doğal güzelliklerin korunması, tarihi ve kültürel zenginliklerin kültür turizmine kazandırılması için de yoğun çaba sarf edildiğini bildirdi.
Muğla’nın deniz, kum, güneş üçlüsünün dışında zengin bir alternatif turizm çeşitliliğine sahip olduğuna dikkati çeken Akbıyık, şöyle konuştu:
“Muğla alternatif turizm çeşitliliğinde ülkemizde birinci sırada yer almaktadır. Kültür turizmi, spor turizmi, sağlık turizmi, yayla turizmi, rafting, doğa yürüyüşü, bisiklet, su sporları turizmi, yat turizmi, kamp-karavan turizmi ilimizdeki alternatif turizm çeşitliliğini oluşturmaktadır. 1484 kilometre kıyı uzunluğu ile ülkemizde denize en uzun kıyıya sahip ilimiz, mavi yolculuklarıyla ünlü yat turizminin merkezi konumunda. Ayrıca ekstrem sporları için uygun coğrafi koşullara sahip ilimizde 289 parkur alanı var.”
Akbıyık, Fethiye ilçesindeki 1965 rakımlı Babadağ’dan yamaç paraşütüyle geçen yıl 233 bin 314 uçuş yapıldığını ve önceki yıllara göre artış yaşandığını sözlerine ekledi.
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de yayınlanan kararın amacının, konutların tek seferde yüz gün veya yüz günden daha kısa süreyle turizm amaçlı kiralanmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olarak belirtildi. Bu yönetmelikle birlikte bundan sonra konutların yerli veya yabancı kişilere tek seferde yüz gün veya yüz günden daha kısa süreyle turizm amaçlı kiralanmasına, izin belgesi başvurularında uygulanacak işlemlere, konutların niteliklerine, izin belgesi sahiplerinin uymak zorunda oldukları hükümlere ve kullanıcı ile izin belgesi sahibinin karşılıklı hak ve yükümlülüklerine ilişkin hükümleri kapsadığı ifade edildi.
‘Site veya apartman sakinlerinden izin alınacak’
Marmaris Emlak Müşavirleri Derneği Basın Sözcüsü Çetin Aksu yaptığı açıklamada, “Yeni düzenlemeyle kayıt dışı çalışan veya apartman tipi ya da site tarzı binalarda yönetimlerin almış olduğu kararları da etkileyecek. Bu doğrultuda komşu izinleri alınarak ancak vergi yükümlülükleri de yerine getirilmek suretiyle ticari anlamda belirli kıstaslar tamamlandıktan sonra ancak günübirlik konaklama ile ilgili sorunlar ortadan kalkmış olacak. Ama bu demek değil ki artık herkes evine günübirlik verebilirler veya bundan yüksek kazanç elde edebilir. Çünkü bu kısıtlamalarla beraber ciddi anlamda yaptırımlar da söz konusu” diyerek konut sorununa çözümün ancak yeni imar planlamaları ile olabileceğini ifade etti.
‘Havalimanlarına gelen yolcu sayıları ile otellerdeki rakamlarda fark var’
Marmaris Siteler Mahallesi’nde beş yıldızlı bir otelin genel müdürü turizmci Cihan Baykara alınan kararla ilgili ‘Rusya Ukrayna savaşından dolayı ülkemize gelen ciddi şekilde Rus, Ukraynalı misafirlerimizin ve yabancı uyruklu misafirlerin uzun vadeli ev kiralamaları, kiralayanların sonrasında gelen arkadaşlarıyla, akrabalarıyla uzun vadede paylaşmaları, ciddi şekilde artarak devam ettiği için otellerde konaklamaları ciddi şekilde olumsuz etkiledi. Şöyle ki havaalanına gelen yolcu sayısıyla otelde gerçekleşen sayısını kıyasladığımızda burada bir düşüş olduğu yani havaalanına gelen misafir sayısının daha fazla olduğu gözükmekte ve bununla alakalı devletimiz bu şekilde bir önlem aldı. 2024 itibariyle sektöre olumlu yansıyacağını düşünüyorum. Çünkü böyle uzun konaklamalarda özellikle otellerin fiyatlarından dolayı evler tabi ki daha uyguna geldiği için konaklama tesislerinin, gecelemelerini olumsuz etkiledi” dedi.
Baykara açıklamasının devamında, “Bu şunun için, sektör açısından önemli. Ülkemize gelen tüm misafirlerimizin tüm turistlerimizin gerek günlük harcamaları, gerek kişi başı harcamaları, gerekse gelen yolcu ve toplam milli turizm geliri noktasında bir hedef planlamamız olduğu için bu tarz şeylerin çok fazla artıyor olması bu planlamalarda az da olsa değişkenlere sebebiyet verecektir. Onun için çıkmış olan bu yasayı ben olumlu karşılıyorum. Bizim sektörümüze konaklama bazlı ciddi faydası olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Turizmci Cihan Baykara ayrıca otellerdeki kimlik bildirim sistemlerinin özellikle güvenlik açısından kayıt altında olmasının önemine de değinerek “Yaklaşık 6 yıldır kullandığımız bir sistemle anlık yapılan kimlik bildirim sistemimiz var. Dolayısıyla yani burada hangi konaklama tesisinde, hangi saatte, hangi tarihte misafir girmiş daha anlık görebilmek için böyle bir yasa değişikliğine gidilmişti ve şu anda bu uygulanıyor zaten ülkemizde. Dolayısıyla çok doğru bir veri olduğu net. Çünkü kayıtlı olması ve kayıt altında oluyor olması gerekiyor” dedi. – MUĞLA
]]>