Nergiz “Sorular öğrencilerin ezberden çok öğrendiklerini anlamlı şekilde kullanmasını teşvik ediyor. Bu durum, beceri temelli eğitim anlayışıyla örtüşüyor. Özellikle problem çözme odaklı sorular, öğrencilerin bilimsel süreç becerilerini geliştirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, öğrencileri yalnızca sınava değil, ileri kademelerdeki eğitim yaşamına da hazırlıyor” dedi. Nergiz örnek sorularla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
MATEMATİKTE UZUN İŞLEM
-GÜNLÜK HAYAT SORULARDA: Örnek sorular, önceki yıllardaki LGS sorularına paralel şekilde orta ve üst düzey zorluk seviyesinde. Özellikle matematik ve fen bilimleri testlerinde çözümü uzun işlem gerektiren, günlük hayattan bağlamlarla ilişkilendirilebilen ve mantık yürütmeyi zorunlu kılan sorular yer almıştır.
-TÜRKÇE’DE ANLAM BECERİSİ: Türkçe testinde ise anlam ve yorumlama soruları dikkat çekmektedir. Paragraflardaki çok katmanlı içerik, öğrencilerin yalnızca yüzeysel bilgisini değil, derinlemesine anlama becerilerini de ölçmektedir.
-SÖZELDE ÇIKARIM YAPMA: Sözel bölümdeki sorular, özellikle metin tabanlı analiz ve çıkarım yapma yeteneğine odaklanırken sayısal bölümde işlem yeteneği ve mantık yürütme ön plana çıkmıştır. Çözümlü videoların eklenmesi öğrencilerin eksiklerini gidermesi ve doğru stratejiler geliştirmesi için etkili bir stratejidir.
NASIL ÇALIŞMALI?
Nergiz LGS’ye hazırlanan öğrencilere, kalan süre için şu önerilerde bulundu:
-Çalışma Programı Oluşturma: Her gün belirli saatlerde çalışmayı hedefleyin ve programınıza sadık kalın. Hangi gün, hangi konulara çalışacağınızı önceden belirleyin.
-Düzenli Tekrar ve Not Tutma: Öğrenilen bilgilerin unutulmaması için düzenli tekrar yapın. Kısa ve öz notlar tutarak bilgilerinizi pekiştirin.
-Bol Bol Soru Çözme: Farklı soru tipleriyle karşılaşmak için bolca pratik yapın. Çözülemeyen sorular üzerinde durarak eksiklerinizi giderin.
-Okuma ve Anlama Becerilerini Geliştirme: Özellikle Türkçe sorularında başarılı olmak için farklı metinler okuyun ve anladıklarınızı yorumlayın.
-Deneme Sınavları ve Analiz: Deneme sınavlarını gerçek sınav koşullarında çözün ve sonuçlarını analiz edin. Hangi konulara daha fazla çalışmanız gerektiğini belirleyin.
-Motivasyonu Yüksek Tutma: Başarılı olma hedefinize odaklanın ve bu süreçte kendinizi motive edecek aktiviteler yapın.
-Resmi Kaynaklardan Yararlanma: Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan örnek soruları mutlaka çözün. Bu sorular, sınavın tarzını anlamanızda size büyük katkı sağlar.
-Rehberlik ve Yardım Alma: Öğretmenlerinizden ve rehberlik servisi uzmanlarınızdan yardım alın. Herhangi bir konuda zorlandığınızda onların desteğinden yararlanın.
ÖRNEK SORULARI ÖNEMSEYİN
LGS adaylarına seslenen Nergiz “2025 LGS örnek soruları, öğrencilerin sınava yönelik doğru stratejiler geliştirmelerine yardımcı olabilecek bir rehber niteliğindedir. Sorular, sadece sınav başarısını değil, öğrencilerin düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirmeyi de hedeflemektedir. Bu materyallerin etkin kullanımı, sınava hazırlık sürecinde öğrencilere önemli bir avantaj sağlayacaktır. Disiplinli çalışma, doğru kaynaklarla birleştiğinde, sınav stresini azaltarak başarı şansınızı artıracaktır. Unutmayın, istikrarlı ve planlı bir çalışma programı her zaman olumlu sonuçlar doğurur” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunus Emre Vakfı himayelerinde Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÖMER) iş birliğinde “Türkçe Öğretim Merkezi Yöneticileri Koordinasyon Toplantısı” Ankara’da bir otelde gerçekleştirildi. Toplantının açış konuşmasını yapan Yunus Emre Vakfı Başkanı Şeref Ateş, sadece Balkanlarda, Arap coğrafyasında değil, Amerika kıtasından Pasifik’e kadar Türkçe dilini taşıdığını söyleyerek, “Bazı insanlar özellikle son dönemde ‘Türkçe bilim dili değildir, Türkçe, felsefeye elverişli değildir, Türkçe şuna elverişli değil, buna elverişli değildir’ diye iddialarda bulunuyorlar. Dil insan vücudundaki kas sistemi gibidir. Yani siz kendi dilinizi öz güvenle kullanmadıktan sonra o dil gelişmez. Bilim dili de olmaz. İşte tıp dili de olmaz. Doğa bilimleri ifade edecek, söylemi, şiir yazmayı ya da felsefe yapmayı mümkün kılmaz. Bir dönem nasıl dilimiz tehdit altındayken bazı insanlar öne çıkıp bunun önemini vurgulamış ise biz de bugün dilimize sahip çıkmalıyız. Sahip çıkmanın temel özelliği özgüvenle kendi ülkemizi başta olmak eğitim diliminin Türkçe olması üniversitelerde başka dilleri kendi isteğinizle seçmemiz yani eğitim dili olarak seçmemiz bu derin anlamda baktığınızda bir anlamda bir kompleksi, bir aşağılık duygusunu ifade eder. Tabii ki dilleri yabancı dil olarak öğrenmemiz gerekir. Çünkü temel amacımız başkalarıyla bağ kurmak. Dolayısıyla dili ister Türkiye’de ister yurt dışında eğitim dili olarak yaygınlaştırmakta yine akademisyenlerin, bilim insanlarının görevi. Devletimiz bu bilinçle Kültür Bakanlığımız bünyesinde Yunus Emre Enstitüsü, Türk Dil Kurumu, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları gibi kurumlar kurarak bunu sağlamaya çalışmakta. Fakat en önemlisi halka inmeden bilim insanlarımıza, akademisyenlerimize bunu sahiplendirmeden bu dil yaşamaz. Biz de dilimizi her alanda kullanacağız ki, böylelikle gelişsin ve kainatın, dünyanın, evrenin her tarafına bu dilimiz ulaşsın” dedi.
“Türkçe kullanımla ilgili talepler giderek artmaktadır”
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı, Yunus Emre Vakfı Mütevelli Heyet Başkanvekili Serdar Çam, Türk dilinin ve Türkçe eğitim konusunun dünyada gelişen bir süreçte olduğunu söyleyerek, “Türk ekonomisi, ticareti, siyaseti, diplomasisi ve uluslararası etkinliği arttıkça, Türkçe kullanımla ilgili talepler giderek artmaktadır. Türk dizilerinin, sinema ürünlerinin kültürel faaliyetlerinin giderek yaygınlaşması, beraberinde bizim dilimizin de gelişerek bütün dünyada talep görmesine katkı sağlıyor. Bu talebe karşı da gerek Yunus Emre Enstitülerimizin merkezleri aynı zamanda TÖMER’lerin de temsilciliklerinde yaptığı merkezlerin yurt dışından gelen öğrencilerin ve diğer misafirlerin ihtiyaç duydukları Türkçe eğitimiyle alakalı süreçlerde gelişen şartlara göre, dünyadaki rekabet stratejisine göre ki, dil eğitiminin de bence bir rekabeti var, mücadele alanı var. Tarihten gelen kültürümüzün dilimizle birlikte korunması ve yaşatılması, başka dillerin etkisi altında kalmaması noktasındaki çabalar çok kıymetli” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Bir otelde gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmalarını Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ile YEE Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş yaptı.
Çam, Türkçe eğitiminin giderek geliştiğini, Türk ekonomisi, ticareti, siyaseti, diplomasisi ve ülkenin uluslararası etkinliği arttıkça Türkçenin kullanımıyla ilgili taleplerin de çoğaldığını ifade etti.
Türk dizilerinin, sinema ürünlerinin, kültürel faaliyetlerinin giderek yaygınlaşmasının, Türkçenin kullanımını geliştirerek bütün dünyada talep görmesine katkı sağladığını söyleyen Çam, “Dil eğitiminin bence bir rekabeti var, bir mücadele alanı var. Tarihten gelen kültürel kodlarımızın dilimizle birlikte korunması, yaşatılması ve başka dillerin etkisi altında kalmaması noktasındaki çabalar çok kıymetli.” dedi.
Çam, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un çalışmaları kapsamında Bakanlığın bütün birimlerinin turizm faaliyetleri de dahil direkt ya da dolaylı, Türkçenin yaygınlaşmasına ve gelişmesine katkı sağladığına işaret etti.
Yeni teknolojik imkanlar, karekod ve rehberlik sistemleriyle turistlerle irtibat sağlanması, aynı zamanda Türkçenin sevdirilmesi konusundaki çabaların kıymetli olduğunu vurgulayan Çam, “YEE’nin yapmış olduğu bu çalışma, inşallah gelecekteki nesillerin, hem Türkiye’nin hem de diğer Türkiye’ye müzahir bütün ülkelerin temsilcilerinin gelişmesine katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
Çam, “Gençlik olarak dilimizin kıymetini bilelim. Yabancı dil öğrenmek, tabii ki bugünün şartlarında kıymetli şeyler ama asla kendi dilimizi kaybederek, kendi dilimizin bozulmasına, erozyonuna fırsat vererek yapmaya gerek yok. Anne ve babalar, özellikle dilimizin değerini bilerek çocuklarımızı yetiştirelim.” çağrısında bulundu.
Bakan Yardımcısı Çam, şunları kaydetti:
“Kendi kültürümüzü, tarihimizden gelen mirasımızı koruyalım. Bugün 300 milyona yaklaşan Türkçe dilini kullanan bir dünya kitlesiyle karşı karşıyayız. Orta Asya’daki, Türk dünyasındaki, Türkistan’daki bütün kardeşlerimizle irtibatlarımızı sağlayabileceğimiz farklı lehçeler olsa da ortak kelimelerle birbirimizle irtibatımızı sağlayabileceğimiz, yurt dışındaki yaklaşık 7 milyon soydaşımızla Balkanlar’dan Afrika’ya, Latin Amerika’ya kadar en az 3 asırdır Anadolu ile irtibatta olan soydaşlarımız, akrabalarımız ya da muhibbanın iletişim sağlanma noktasında kullandığı Türkçeye sahip çıkalım, geliştirelim ve yayalım diye çağrıda bulunmak istiyorum.”
“İnsanoğlunun bugün ayak basabildiği her yerde Türkçeye talep var”
Ateş de YEE ile Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) arasındaki işbirliği ve koordinasyonu güçlendirmenin, alandaki durumu görmenin, ileride yapılabilecek çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulunmanın, ortak projeler üretmenin çok önemli olduğuna dikkati çekerek, “Odak noktamızı sorunlar değil akıllı çözümler oluşturmalı diye düşünüyorum.” dedi.
Türkçeyi korumanın, geliştirmenin ve yaşatmanın asli görev, yabancı veya ikinci dil olarak Türkçe öğrenimi ve öğretiminin önemli olduğunu vurgulayan Ateş, “Mübalağalı bir söz gibi gelse de zannediyorum ki insanoğlunun bugün ayak basabildiği her yerde Türkçeye talep var.” dedi.
Bu talebin önemli bir bölümünü Türkiye’de eğitim almak isteyen gençlerin oluşturduğunu, yurt dışında YEE’ye, yurt içinde üniversitelerdeki TÖMER’lere büyük görevler düştüğünü belirten Ateş, “Öyle ki bizler sadece dil öğretmiyor, ülkemizle farklı kültürler arasında köprüler kuruyoruz. Türkiye’den mezun olup ülkesine dönen gençlerle karşılaştığımızda bir de bakıyoruz ki ülkemizi bizden daha iyi tanıyorlar.” diye konuştu.
Ateş, YEE’nin uluslararası alanda Türkçenin öğretimi ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yapmak, ortak projeler geliştirmek, yurt dışında ihtiyaç duyulan alanlarda materyaller üretmek, yetişmiş insan kaynağını verimli kullanmak gibi amaçlarla, Türkçenin yabancı/ikinci dil olarak öğretimi ve öğrenimini teşvik edecek, bu alana katkı sunacak farklı içeriklere sahip projeler, farklı materyaller ve TÖMER’lerde yetişmiş kişilere verilecek değerlendirici eğitimler başlıkları altında destek sağlama kararı aldığını vurguladı.
]]>İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Cemil Bilsel Konferans Salonu’ndaki programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un, tarih boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapan, kültürlerin, inançların ve insanlığın buluştuğu bir liman olduğunu söyledi.
İstanbul Mektebi projesinin, kentin zengin mirasını gelecek nesillere aktaracak, onları sadece bilgiyle değil, aynı zamanda şehrin eşsiz ruhuyla da buluşturacak bir okul olduğunu belirten Yentür, “Sizler, İstanbul’un manevi mimarlarısınız. İstanbul Mektebi, sizin rehberliğinizde, öğrencilerimize bu eşsiz şehrin tarihini, kültürünü ve hoşgörüsünü aktaracak, onları milli ve manevi değerlere sahip bireyler olarak yetiştirecek bir ilim yuvasıdır. Bu mektepte, sizlerin bilgi ve tecrübeleriyle, öğrencilerimiz İstanbul’un ruhunu taşıyan, İstanbul’da yaşama kültürünü bilen bilinçli bireyler olarak yetişecekler.” diye konuştu.
İstanbul’daki her öğrencinin şehrin zengin mirasını geleceğe taşıyacak birer umut olduğunu vurgulayan Yentür, bu tohumların yeşermesinde öğretmenlere büyük sorumluluk düştüğünü dile getirdi.
“Çocuklarımızın aksanı değişiyor”
Prof. Dr. İlber Ortaylı da İstanbul’u her kesimden insanın bilmesi, yalnız en başta öğretmenlerin olması gerektiğini ifade ederek, “Maalesef İstanbul’u, içinde doğup büyüyenlerin bile büyük çoğunluğu hakkıyla bilmez” dedi.
Kendi çocukluğundaki İstanbul manzaralarına değinen Ortaylı, en dikkat çekici şeylerden birinin, herkesin “İstanbul Türkçesi” konuşması olduğunu anlattı.
Prof. Dr. Ortaylı, kültür aktarımının en önemli ayağının dil olduğunu söyleyerek, “Maalesef bugünkü İstanbul artık Türkçenin ortadan kalktığı, yabancı ve sonradan gelen kültürel zenginliklerin de iyi kullanılmadığı bir bölge haline geldi. Çocuklarımızın aksanı değişiyor, anlaşılmıyor. Bu çok büyük bir problemdir.” şeklinde konuştu.
İstanbul Mektebi’ne katılan öğretmenlere seslenen Ortaylı, “Sizin sınıfınızdaki kız çocukları gibi sessiz harfleri yutarak konuşulan bir Türkçe olmaz. Bu Türkçe nereden geliyor bilmiyorum. Sizden gelmediğini biliyorum. Anadolu’dan ya da Rumeli’den de gelmiyor. Bu büyük bir tehlikedir ve bu, Türkçeyi konuşan insanların Türklükle bağının kopma tehlikesi de giderek artıyor.” ifadelerini kullandı.
Tarihte Türklerin öğrendikleri tüm dilleri anlaşılır bir aksanla konuştuğunu ancak bugün bunun kaybedildiğini belirten Ortaylı, “Yeni nesillerin artık dünyada Türkiye’yi ve Türklüğü temsil etme kapasitesi, ağızlarını açtıkları anda bitiyor. Sizi bu konuda uyarmak isterim.” dedi.
Ortaylı, İstanbul’un, milattan önce 10 binli yıllara kadar uzanan bir tarihi bünyesinde barındırdığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“İstanbul’u öğrencilerinize anlatırken ‘Falanca alışveriş merkezinin olduğu yer’ şeklinde değil, doğrudan doğruya eski İstanbullular gibi ‘Falan caminin, filan hanın, falanca medresenin bulunduğu yer’ diyeceksiniz. Şehzadebaşı’ndan bahsederken Nevşehirli İbrahim Külliyesi diyeceksiniz. Bilmem ne otelin olduğu yer denmeyecek. Bunların üzerinde durulması gerekiyor. Kim yapacak bunu? Öğretmenler yapacak.”
İstanbul Mektebi’nin, önemli bir eksikliği gidermeye aday olduğuna işaret eden Ortaylı, projenin, “Beyoğlu Mektebi, Üsküdar Mektebi, Eyüp Mektebi, Dersaadet Mektebi” gibi okullarla genişleyerek devam etmesini umduğunu ifade etti.
Dersin ardından Prof. Dr. İlber Ortaylı, katılımcıların İstanbul’un tarihine ilişkin yönelttikleri soruları yanıtladı.
Programa, İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer ile İstanbul Mektebi iştirakçisi akademisyen, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
Ayrıca programda, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki İstanbul Oda Orkestrası tarafından İstanbul şarkıları seslendirildi.
]]>YEE’den yapılan açıklamaya göre, Dante Alighieri Lisesi’nde başlayan ilk Türkçe dersine, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, Bükreş Sektör 3 Belediye Başkanı Robert Sorin Negoita, YEE Romanya Müdürü Mustafa Yıldız, Dante Alighieri Lisesi Müdürü Maria Dan, YEE okutmanları ve öğrenciler katıldı.
Bükreş’te uygulamaya geçirilen Tercihim Türkçe Projesi’yle devlet okullarında Rumen öğrenciler, Türkçe ile buluşturuluyor.
Romanya’nın köklü okulları tarafından ilgiyle karşılanan proje, pilot uygulama aşamasında olmasına rağmen Bükreş’teki 6 okulda uygulanmaya başladı.
Dante Alighieri Lisesi, 103 Numaralı Ortaokul, Titu Maiorescu Ortaokulu, Adrian Paunescu Ortaokulu, Sfantul Andrei Ortaokulu ve Uruguay Ortaokulu Türkçe derslerinin başladığı okullar arasında yer alıyor.
İlk Türkçe dersini Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Altan verdi
Dante Alighieri Lisesi’nde başlayan ilk Türkçe dersi, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Altan tarafından verildi.
Öğrencilere Türkçe tanışma diyaloğunu öğreten Altan, Bükreş YEE tarafından hazırlanan hediyeleri öğrencilere takdim etti.
Büyükelçi Altan, konuşmasında, Türkçeye Romanya’da büyük ilgi duyulduğuna işaret ederek, bunun Türkiye ile Romanya arasındaki tarihi ilişkilerle alakalı olduğunu dile getirdi.
İki ülke arasındaki dostluğun çok eskilere dayandığını belirten Altan, bundan dolayı Rumenlerin Türk kültürünü ve dilini daha yakından tanımaya çalıştığını söyledi.
Altan, Tercihim Türkçe Projesi’nin bu konuda son derece iyi hazırlanmış bir program olduğunu kaydederek, “İlk Türkçe dersini öğrencilerle yaparak onların Türkçe öğrenmeye ne kadar hevesli olduğunu ilk elden görme şansı bulduk. Türkiye ve Romanya, birbirlerine çok yakın ülkeler.” ifadesini kullandı.
Ortak tarihten de gelen bu yakın ilişkilerle köprüler kurduklarını vurgulayan Altan, “Yunus Emre Enstitüsü de adına yakışır şekilde iki ülke arasındaki bu dostluk ilişkilerini tesis ediyor. Hem Tercihim Türkçe Projesi’ne katılan okulları hem Yunus Emre Enstitüsünü hem de Sektör Üç Belediye Başkanı’nı gönülden tebrik ediyorum.” diye konuştu.
Sektör 3 Belediye Başkanı Negoit, bu projenin görev alanında yapılmasından mutluluk ve gurur duyduğunu belirterek, YEE’ye bu projeyi ücretsiz Bükreş ile buluşturduğu için teşekkür etti.
Negoit, öğrencileri Türkçe ve diğer yabancı dilleri öğrenmeleri için teşvik ettiklerini söyleyerek, “Çünkü Türkiye ile Romanya arasında uzun yıllara dayanan kültürel, ekonomik, turistik bağlar var. Biz bu bağları daha da geliştirmek istiyoruz. Ayrıca Türkçe, turistik açıdan da bize yardımcı olacaktır. Artık tatillerimizi daha güzel bir şekilde yapabileceğiz.” ifadesini kullandı.
“Proje, Romanya geneline yayılacak”
YEE Romanya Müdürü Yıldız, 10 ülkede başarıyla yürüttükleri bu projeyi Romanya’da başlattıklarını aktararak, pilot olarak Bükreş’teki 6 okulda yaklaşık 400 öğrenciyle başlattıkları bu projenin Romanya geneline yayılacağını söyledi.
Yıldız, Romanya’da Türkçe öğretilen okullarla Türkiye’deki okulları “kardeş okul” yapacaklarını ve bu öğrencilerin karşılıklı ziyaretlerde bulunacağını anlattı.
İki ülkenin birbirinin kültürünü yakından tanıma fırsatı bulacağına işaret eden Yıldız, şunları kaydetti:
“Şimdilik hazirana kadar pilot olarak uygulanacak projemiz, 2024 Eylül ayından itibaren Bükreş geneline ve ilerleyen süreçte Romanya geneline yayılacak. İşbirliği anlamında Romanya Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere okullarımıza ve Türkçeye gönül vermiş değerli öğrencilerimize teşekkür ederim. Herkese eğlenceli bir ders dönemi dilerim.”
Tercihim Türkçe Projesi’nde ilk protokol imzalanan okul olma özelliğini taşıyan Dante Alighieri Lisesi’nin Müdürü Maria Dan da YEE’nin bu fırsatı sunmasından dolayı mutlu olduğunu dile getirerek, bunun önemli bir fırsat olduğuna ve Türkçenin önemine dikkati çekti.
Dan, 1600 öğrencinin 100’den fazlasının bu dili öğrenmeyi tercih ettiğini söyleyerek, “Çünkü Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz farklı projelerde sadece İngilizce değil, Türkçe konuşma ihtiyaçları olduğunu da gördüler. Türkçe, eğlenceli bir dil ve matematikle benzer noktalar taşıyor. Matematiği seven ve matematikte iyi olan birisi Türkçeyi de kolaylıkla öğrenebilir.” diye konuştu.
Öğrencilere yabancı dil öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu öğrettiklerini kaydeden Dan, “Kültürel ve ticari açılardan da Türkçe bilmek büyük avantaj. Türkçe bilen birisi fırsat bulduğunda bunu en iyi şekilde değerlendirebilir.” dedi.
Gelecek projelerle ülkeler birbirlerinin dilini ve kültürünü yerinde tanıyacak
Tercihim Türkçe Projesi ile okullarda Türkçe öğretiminin yanında düzenlenecek etkinlikler aracılığıyla iki ülke ve kültür arasındaki yakınlığın eğitim yoluyla da artırılması hedefleniyor.
İlerleyen süreçte Tercihim Türkçe Projesi’nin alt kolu olan Kardeş Okul Projesi de hayata geçirilerek, Romanya ve Türkiye’deki “kardeş okulların” öğrenci, öğretmen ve okul idarecileri birbirlerinin okulunu ziyaret ederek dilini ve kültürünü karşılıklı yerinde tanıma imkanı bulacak.
Bükreş’teki farklı okullarla da imzalanacak protokollerle projenin öncelikle Bükreş özelinde, sonrasında da Romanya genelinde ücretsiz yaygınlaştırılması planlanıyor.
Proje, 2011’den bu yana aldığı olumlu geri bildirimlerle 10 ülkede başarıyla uygulanmaya devam ediliyor.
Romanya genelinde Türkçe öğretim faaliyetlerine devam eden YEE, kültür merkezi bünyesindeki Türkçe kurslarının yanı sıra Kamu Çalışanlarına Türkçe Öğretimi Projesi ile Romanya’da üst düzey kamu çalışanlarına da Türkçe kursları vererek yaklaşık 5 bin kişinin Türkçe ile tanışmasını sağlamıştı.
]]>Kahire YEE Koordinatörü Emin Boyraz, enstitü binasında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Enstitünün 2010’da kurulduğunu anımsatan Boyraz, o günden bu yana Kahire’de Türkçe eğitimi ve kültür-sanat alanlarına yönelik faaliyetlerin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi.
Mısır’da Türkçeye ilginin fazla olduğuna işaret eden Boyraz, “Bugüne kadar 25 bin kişi internet üzerinden, 25 bin kişi de sınıflarımızda olmak üzere 50 bin kişi kurslarımıza kaydoldu.” bilgisini verdi.
Ülkede genç nüfusun çok yüksek olması nedeniyle, Kahire YEE’de eğitim alanların çoğunluğunu 18-25 yaş aralığındaki öğrencilerin oluşturduğunu belirten Boyraz, burada Türkçenin yanı sıra Türk kültürü ve gelenek göreneklerinin de öğretildiğini vurguladı.
Boyraz, “Öğrencilerimiz sadece dili değil kültürümüzü de gerçekten seviyorlar.” değerlendirmesini yaptı.
” Türkiye’ye açılan bir kapıyız”
Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kültürel olarak, “irtibat noktası” olduğunu vurgulayan Boyraz, şöyle konuştu:
“Türkiye’ye açılan bir kapıyız. Türkiye’de eğitim görmek isteyen, çalışmak isteyen birçok Mısırlı genç kardeşimiz gelip burada Türkçe öğreniyor. Çalışmalarımızda son dönemde kariyer üzerine de yoğunlaşmaya başladık. Çünkü biz artık Mısır’da Türkçenin bir kariyer dili olduğunu düşünüyoruz ve kurslarımıza katılan 50 bin öğrencimizin iyi bir kariyere sahip olması için de işbirliklerimizi geliştiriyoruz.”
Boyraz, “Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kapasitesi yıllık 3 bin öğrenci ve bu fazlasıyla doluyor, bunu genişletmek için çabalarımız var. İnşallah önümüzdeki dönemde bu sayıların daha da artacağını düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var”
İnternet üzerinden verilen eğitimlere ilişkin de Boyraz, şunları kaydetti:
“Mısır’ın her tarafından sadece Kahire’den değil, İskenderiye’den, Güney Mısır’dan, Mısır’ın her bölgesinden öğrencilerimiz kayıtlı olabiliyor. Çünkü Mısır’da Türkçeye ilgi o kadar geniş ki üniversitelerde 20’ye yakın Türkçe bölümü var. Orada okuyup, geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var ve biz hepsine ulaşmaya çalışıyoruz.”
Enstitüye gelen öğrencilerin 7 dönem A’dan C seviyesine kadar eğitim aldıkları bilgisini veren Boyraz, “Kahire’deki Türkçe sevgisini şöyle ifade edebilirim. Burada çok üst düzey Türkçe öğrenmiş öğrencilerimiz dahi sonrasında yine en üst kurlara büyük talep gösteriyorlar. Onun için C1 ve C2 seviyesinde çok yoğun bir öğrenci potansiyeli var.” diye konuştu.
“İki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum”
Boyraz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire ziyaretinden ve buradaki konuşmasında enstitü ve öğrencilerden övgüyle söz etmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın yaptığı ziyaretle birlikte kültürel ilişkilerimizin ivme kazanacağını düşünüyorum.” dedi.
Yunus Emre Enstitüsünün sadece kültürel ilişkilere değil, ekonomi, turizm, eğitim ve birçok alana katkı sunmaya devam edeceğini dile getiren Boyraz, “Öğrencilerimiz aynı zamanda dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar vasıflı Türkçe konuşan bir iş gücü. Bu nedenle iki ülkenin yararına olacağına ve iki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Boyraz, enstitü olarak Mısırlı ve Türk gençlerin buluştuğu faaliyetlerle iki ülke arasındaki kültürel ilişkilere katkıda bulunmayı istediklerini söyledi.
Kahire Yunus Emre Enstitüsünün eğitim kültür alanında, Mısır’daki tek Türk kurumu olduğuna dikkati çeken Boyraz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de burslu okumak, eğitim almak isteyenler için de Kahire Yunus Emre Enstitüsü ev sahipliği yapıyor. 2024 kayıtlarımız tamamlandı, öğrencilerimiz başladı. Önümüzdeki dönemde kültür, sanat ve diğer alanlarda faaliyetlerimizi artırmayı düşünüyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizi, Mısırlı gençleri, Mısırlı dostlarımızı tüm faaliyetlerimize davet ediyoruz.”
“Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi çok seviyorum”
Kahire YEE’de 5. dönem Türkçe eğitimi alan Suzan Hossam Abomosa de enstitüde kendisini ” İstanbul’da gibi” hissettiğini dile getirdi.
Amira Mekkawy de Yunus Emre Enstitüsünde eğitim almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Burada İstanbul’dayım gibi, her şey, faaliyetler çok güzel.” dedi.
Daha önce Türkiye’ye hiç gitmediğini belirten Mekkawy, “Türkiye’de bir arkadaşım var. 6 yıldır konuşuyorum, onunla daha iyi konuşmak için kursa geliyorum. Ayrıca Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi ve Türkleri çok seviyorum.” ifadelerini kullandı.
Aynı sınıfta eğitim alan Yusuf Hamada da tercüman ya da öğretmen olmak için Türkçe öğrendiğini söyledi.
]]>