Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) Nuri Demirağ Salonu’nda, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılımıyla, “İnsanlı Hava Platformları İmza Töreni” gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, buradaki konuşmasında, savunma sanayiinin, geçmişinden gelen bilgi ve tecrübeyi birleştirmesi ve cesur ve kararlı adımlar atması sonucunda önemli bir seviyeye ulaştığını söyledi.
Başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, dost ve müttefik ülkelerde, savunma sanayi harp ve gereçlerinin muhabere meydanında aktif ve başarılı olarak kullanılmasının Türkiye’yi bulunduğu coğrafya ve küresel alanda en önemli güç unsurlarından biri haline getirdiğini dile getiren Görgün, “Savunma sanayisindeki milli kabiliyetlerimizi sürekli gelişim sürecine tabi tutarak, dışa bağımlılığı sistematik olarak en aza indirmek hedefine her gün daha da yaklaşılmaktadır.” diye konuştu.
SSB tarafından ATAK ve Genel Maksat Helikopter projeleri kapsamındaki ortak üretim ve aviyonik sistem geliştirme faaliyetlerinin başarıyla yürütüldüğünü vurgulayan Görgün, bu projelerde edinilen tecrübe ile GÖKBEY Helikopteri, 10 Ton Sınıfı Genel Maksat Helikopteri ve Ağır Sınıf Taarruz Helikopteri projelerinin özgün tasarım, üretim ve test yetkinliklerine ulaştığını bildirdi.
Görgün, Döner Kanatlı Hava Araçları’nda, aviyonik ekipmanlar, görüntüleme sistemleri, transmisyon sistemi ve transmisyon dişlileri, kompozit ve metal yapısal parçalar, uçuş kontrol sistemlerinin yerlileştirme kalemlerinden olduğuna dikkati çekerek, “Bunlara ilaveten, yerli ve yabancı menşeli hava araçlarına yerli aviyonik ve görev sistemlerinin entegrasyonu sayesinde ilgili platformların modernizasyonu da başarıyla yürütülmektedir.” ifadesini kullandı.
Havacılık tarihinin en önemli kilometre taşlarından olan ve 15 Mart 2006’da imzalanan Türk Başlangıç ve Temel Eğitim Uçağı Geliştirme Sözleşmesi kapsamında iki adet HÜRKUŞ-A prototip uçağının üretiminin tamamlandığını hatırlatan Görgün, ilk prototip uçağın uçuşunun 29 Ağustos 2013’te başarıyla gerçekleştiğini anımsattı.
HÜRKUŞ-A’nın uluslararası standartlardaki başarısını, EASA CS-23 standartlarını edinerek kanıtladığını bildiren Görgün, şu bilgileri paylaştı:
“HÜRKUŞ uçağının 15 adet seri üretimine yönelik, HÜRKUŞ-B, Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı Projesi Sözleşmesi 26 Aralık 2013’te imzalandı. Söz konusu projeye ilişkin üretim ve montaj faaliyetleri devam ediyor. İlk HÜRKUŞ-B uçağının Mayıs 2025’te, 15’nci uçağın ise Eylül 2025’te Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girmesini planlıyoruz. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın gelişen ihtiyaçları doğrultusunda uçuş eğitim faaliyetlerini etkin bir şekilde yürütülebilmesi için 40 adet daha HÜRKUŞ-B tedariki için bugün sözleşmemizi imzalıyoruz.”
Görgün, söz konusu sözleşmeyle toplam 55 HÜRKUŞ-B uçağının envantere girecek olmasının imza altına alındığını belirterek, “Bu çerçevede 55’inci uçağın Haziran 2027’de Hava Kuvvetlerimize teslim edilmesini planlıyoruz. Kendi sınıfında en kabiliyetli uçak konumunda olan HÜRKUŞ-B 1600 beygir gücünde motora sahip olacak.” dedi.
Görgün, HÜRKUŞ-B’nin alt sistemlerinin birçoğunun millileştirilmiş olarak teslim edileceğini dile getirerek, HÜRKUŞ’un yurt dışına satışının da gerçekleştiğini ifade etti.
Satışların artırılması için girişimlerin devam ettiğini anlatan Görgün, Başkanlık ile TUSAŞ arasında 2016’da imzalanan Milli Muharip Uçak Geliştirilmesi Proje Dönem-1 Sözleşmesi’nin “Aşama 2” faaliyetlerini başlatmak üzere genişlettiklerini bildirdi.
Görgün, üçüncü projenin de HÜRJET olduğunu belirterek, “Bu kapsamda Başkanlığımız ve TUSAŞ arasında imzalanmış olan 4 adet Blok-0 uçağa ilave olarak, 12 adet Blok-1 uçağı kapsama dahil ediyoruz. Bu sözleşme değişikliği ile Blok-1 kapsamında 12 adet seri uçak teslimatı kesin siparişe çevrilecek. Uçak teslimat tarihleri iyileştirilecek ve 1 yıl öne çekilecek.” bilgisini paylaştı.
İmzalanacak son projenin de Hafif Genel Maksat Helikopter Tedariki GÖKBEY olduğunu dile getiren Görgün, 7 Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 4 Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 3 Jandarma Genel Komutanlığı, 3 Sahil Güvenlik Komutanlığı ve 3 Emniyet Genel Müdürlüğü olmak üzere ilk etapta 20 helikopterin tedarikinin gerçekleştirileceğini söyledi.
Görgün, test faaliyetleri sonrasında 2022’de imzalanan sözleşme kapsamında, bu yıl Jandarma Genel Komutanlığına ilk GÖKBEY Helikopteri’nin teslimatının gerçekleştirileceğini bildirerek, şunları kaydetti:
“Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile yürütülen sivil sertifikasyon faaliyetlerinin tamamlanmasını müteakip Sağlık Bakanlığımızın ambulans helikopter ihtiyacını karşılamak üzere 3 adet GÖKBEY Helikopteri teslim edeceğiz. Önümüzdeki dönemde kalan yurt içi ihtiyaç olan 112 adet GÖKBEY Helikopteri’nin tedarikine ilişkin çalışmalarımızı ve yurt dışına helikopter satışına yönelik girişimlerimizi var gücümüzle sürdüreceğiz. GÖKBEY Helikopteri, 2023 yılında TEI tarafından geliştirilen TS1400 motoru ile ilk uçuşunu gerçekleştirdi. TS-1400 motorunun seri üretim aşamasına geçmesi ile 2027 yılından itibaren yerli motor ile GÖKBEY Helikopteri seri üretimlerine hız kesmeden devam etmeyi planlıyoruz.”
“Hedefimiz her zaman dünyada birinci olmak”
Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Temel Kotil de söz konusu uçakları yerli ve milli imkanlarla geliştirmenin haklı gururunu taşıdıklarını vurguladı.
Kotil, bünyelerinde yaş ortalaması 30’un altında 7 bin mühendisin bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Çalışanlarımızın bilmedikleri tek bir şey var, uyumayı bilmiyorlar. Bu projeler geliştirilirken analar yazılım yazdı, babalar bebeklere baktı veya tersi oldu. En önemli kazanımımız, kadrolarımız. Ayrıca projelerle birçok altyapı kazanımı elde ettik. Bir işe başlarken hedefimiz her zaman dünyada birinci olmak.”
]]>Gazze’nin yaklaşık 1700 kilometre doğusunda, büyük yardım malzemesi blokları bir Amerikan askeri nakliye uçağına yükleniyor. Katar’daki El Udeid üssünde mürettebat, uçağın kargo bölümüne altında karton bir palet ve üzerinde bir paraşüt bulunan 80 bloku yüklüyor.
Gazze’yi doyurmak şu anda karmaşık, riskli ve çok uluslu bir operasyon. İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri, iki yardım dağıtımı uçuşu yaptı. Fransa, Almanya, Ürdün, Mısır ve BAE de faaliyetlere katılıyor.
Bu, Amerikan güçleri tarafından gerçekleştirilen 18. yardım uçuşu. Kuşatma altındaki küçük savaş alanına 40 bin öğün yiyecek atmak için Doha’dan kalkan ve gidiş dönüş 6 saat süren bir uçuş gerekiyor.
Yardım dağıtımında en pahalı ve en etkisiz yöntem. Ayrıca kontrol etmesi de zor.
Geçtiğimiz günlerde, denize düşen yardım bloklarını almaya çalışan 12 kişi boğularak can verdi. Altı kişi de, yardıma ulaşmak için oluşan izdihamda ezilerek öldü.
Kokpite girişteki büyük Amerikan bayrağının altında duran yardım görevinin komutanı Binbaşı Boone “Bu haberlerin farkındayız ve kayıpları kısıtlamak için elimizden geleni yapıyoruz” diyor.
“Kelimenin tam anlamıyla elimizden geleni yapıyoruz. Gazzelilerin görüp, yoldan çekilebilmeleri için daha çok vakitleri olsun diye daha yavaş alçalan bir paraşüt kullanıyoruz.
“Ayrıca yardımların düştüğü bölgelerin boşaltılabilmesi için uğraşıyoruz, böylece ilgili noktada insanlar toplanırsa, buralara yardım atmıyoruz.”
Yarbay Boonne uçuş rotasını dikkatle belirlediklerini, Gazze kıyısındaki daha güvenli ve açık alanları hedef aldıklarını, ancak yardımları deniz üzerindeyken atarak, arızalı paraşütlerin binalara ve insanların üzerine değil, denize düşmesini sağlamaya çalıştıklarını söylüyor.
Bunların hiç biri kolay değil.
Büyük bir askeri kargo uçağının gelişi kilometrelerce öteden duyuluyor ve bu da kalabalıkların uçağı takip etmek için hızla toplanmaları anlamına geliyor.
Çaresizlik yüzünden bir çok kişi yardımlara erişebilmek için büyük riskler alıyor ve bir çoğu da boş ellerle geri dönüyor.
Ölen ve yaralanan sayısı artarken, Hamas’ın havadan yardımın durdurulması çağrısı yaptığı, “işe yaramaz ve aç sivillere yönelik gerçek bir tehlike” diye tanımladığı belirtiliyor.
Riskler, yardımlar yere indiğinde örgütlü bir dağıtım olmadığından daha da büyüyor.
Gazze üzerinde manevra yaparken, uçağın kargo kapısı açıldığında, bölgenin yıkılmış başkenti görülüyor. Geriye kalan birkaç yüksek apartman, geriye kalmış tek diş gibi görünüyor.
Amerikan yiyecek paketlerinin, Amerikan yapımı silahların zaten izlerini bıraktığı yerlere ulaştırılması hedefleniyor.
Altımızda, kıyı boyunca uzanan yol hızla aynı yöne doğru giden insanlar ve araçlarla dolu. Uçağı takip etmeye çalışıyorlar.
Paraşütlerin uçaktan atılıp, saniyeler içinde küçük noktalara dönüşmesini izliyoruz. Bir çoğu suyun üzerinde kalıyor, ancak paraşütü açılmaya ikisi doğrudan denize düşüyor.
ABD Hava Kuvvetleri Sözcüsü Binbaşı Ryan DeCamp, havadan yardımın Gazze’deki açlık krizinin çözümündeki en iyi yaklaşım olup olmadığını sorduğumuzda “Mükemmel değil. Yerde yiyeceğe ihtiyacı olan iki milyondan fazla kişinin, bu savaşı istemeyen masum siviller olduğunu biliyoruz ve biz de on binlere yetecek gıda atıyoruz” diyor.
“Denizde bir damla gibi mi gözüküyor? Belki biraz öyle ama yerde bu yardımın bir kısmına ulaşabilen bir aileyseniz, hayatınızı kurtarabilir.”
Gazze’de yerde, BBC’ye çalışan bir gazeteci Amerikan paraşütlerini izledi. O gün 11 havadan yardım dağıtımı saydı. Kuzey bölgelerindeki bazı Filistinlilerin, günlerce gökyüzüne bakıp, yardım uçaklarını beklediği söyleniyor.
Bir başka Gazze kenti sakini Ahmed Tafesh “Bu sabah iki kez yardım almayı denedik ama başaramadık” diyor.
“En azından bir kutu konserve fasulye ya da humus alabilirsek, bugün bir şeyler yiyebiliriz. Açlık çoğu kişiyi tüketti, artık enerjileri yok.”
Son günlerde yayımlanan bir küresel değerlendirme, Gazze’de açlığın kapıda olduğu uyarısında bulundu. Böylece BM’nin en üst düzey mahkemesi de İsrail’e yardımın “engelsiz” akışını sağlama talimatı verdi.
Binbaşı Boone “İnsanlar açlık çekiyorsa ve gıda verebiliyorsak, şu anda elimizden gelenin en iyisi bu. Başka insanlarının daha çok zaman alan yaklaşımları denediğini biliyorum. C17 filoma emir verildi ve 36 saat içinde ihtiyaç sahiplerine gıda götürebilmek için elimizden geleni yapmaya başladık” diyor.
İsrail hem Gazze’de açlık değerlendirmesini hem de BM Mahkemesi’nin talimatını görmezden geldi ve yardımın engellendiği iddialarının “Tamamen temelsiz” olduğunu savundu. Ayrıca Hamas’ı yiyecek yardımlarını çalmakla suçladılar.
Ancak Gazze’ye insani yardım, şu anda ABD ve İsrail arasındaki savaşa dair görüş ayrılıklarından biri.
ABD, Gazze’ye daha çabuk yardım ulaştırılması için geçici bir iskele kuruyor. İsrail’in Gazze Şeridi’nin 48 kilometre uzağındaki en işlek kargo limanı ise yardım dağıtımına açılmadı.
ABD Başkanı Joe Biden, hala büyük yardımları ulaştırmak için en iyi yol olan karadan yardım konvoylarının gönderilmesi için İsrail Başbakanına baskı yapmaya devam ediyor.
Gazze’deki hastanelerden gelen hasta, kötü beslenmiş, ölen çocukların görüntüleri Amerika’daki seçmenleri etkiliyor. Ancak Biden hala isteklerini kabul ettirebilmek için ülkesinin İsrail’e verdiği silahları bir koz olarak kullanmakta isteksiz.
Arap ve Batılı ülkeler yardım uçuşlarını yoğunlaştırıyor. Riskli ve etkisiz olsa da, çaresiz halka küçük miktarlarda yardımları atıyorlar.
Aslında bu son çare.
Değerleri ise basit soruyla ölçülüyor: Gazze nüfusu üzerindeki ve başka yerlerdeki hükümetler üzerindeki baskıyı ne ölçüde azaltıyorlar?
]]>İlk uçuşunu başarıyla gerçekleştirmesinin ardından çok sayıda uluslararası basın yayın kuruluşu ve televizyon kanalı, KAAN’ı manşetlerine taşıdı.
ABD merkezli yayın yapan Business Insider internet sitesi, KAAN’ın, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağına sahip olma yönünde “büyük adım” olduğunu kaydetti.
Business Insider, KAAN’ın Türk havacılık sanayisinin 10 yılı aşkın gayretlerinin neticesi olduğu ve nihayetinde Türkiye’nin KAAN’ın F-16 filosunun yerini almasını umduğunu belirtti.
Ayrıca, Business Insider, dünkü uçuş testinin özellikle ABD ile F-35 savaş uçakları projesinde yaşanan gerilimin ardından gelecek adına “umut verici bir adım” olduğunu vurguladı.
Bloomberg televizyonu da KAAN’a haberlerinde yer verirken, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağının teker kesmesinin “mihenk taşı” niteliği taşıdığını vurguladı.
İngiltere
İngiliz haber ajansı Reuters, KAAN’ın gökyüzüyle buluşmasını “Türkiye’nin ilk milli savaş uçağı olan KAAN, ülkenin hava kuvvetlerini geliştirme çabalarının bir parçası olarak ilk uçuşunu tamamladı.” ifadeleriyle okuyucularına duyurdu.
Haberde, Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı KAAN’ın seri üretiminde yerli üretim motorları kullanmayı planladığına işaret etti.
Londra merkezli Al Arab gazetesi de milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunu, “Türkiye 5. nesil savaş uçağı üretiminde çığır açtı” başlığıyla haberleştirdi.
Türkiye’nin KAAN’ın ilk uçuşunu Ankara’da başarıyla gerçekleştirmesiyle 5. nesil savaş uçağı yapabilen ülkeler arasında yer aldığına işaret edilen haberde, KAAN’ın üstün özelliklerine dair detaylara yer verildi.
Gazetede tam sayfa verilen haberde ayrıca, Türkiye’nin savaş uçağı ve insansız hava araçlarına sahip olmasıyla elde ettiği uluslararası ve bölgesel gücüne işaret edildi.
Suudi Arabistan’ın Asharq Bloomberg televizyonu internet sitesi de KAAN’ın ilk uçuşunu, “En büyük kral. Türkiye’nin 5. nesil hayalet uçağıyla ilgili neler biliyoruz?” başlığıyla okuyucularına sundu.
Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından üretilen milli muharip uçağın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdiği aktarılan haberde, KAAN’ın özelliklerine ilişkin detaylar yer aldı.
Katar merkezli Al Jazeera televizyonu da KAAN’ın ilk uçuşunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarıyla izleyicisine sundu.
Kanada
Kanada’da yayın yapan BNN Bloomberg televizyonu, “KAAN, Türk savunma endüstrisinin özgüveni ve yenilikçiliğinin sembolü” olduğunu belirtti.
Türkiye’nin en yeni 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk seferi için gökyüzüne yükselmesiyle “Türk savunma ve havacılık tarihinde yeni bir şafak doğdu.” ifadesiyle izleyicilerine seslenen BNN Bloomberg, “Bu olay sadece bir hava gücü gösterisi değil; Türkiye’nin askeri teknolojide kendine güven arayışında önemli bir sıçramayı ve savaş geleceğine doğru cesur bir adımı temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
BNN, “Havayı yaran şık tasarımıyla KAAN, bir ulusun hırslarını, teknolojik becerisini ve stratejik öngörüsünü simgelemektedir.” övgüsüyle haberinde yer verdiği KAAN’ın envanterine eklenmesinin Türkiye’nin “bölgedeki ve ötesindeki stratejik dengeleri değiştirmeye hazırlandığı” yorumunu yaptı.
KAAN ile Türkiye’nin savunma ve saldırı kabiliyetinin yükseldiğine ve bu tarihi gelişmenin Ankara’nın hızla gelişen askeri teknolojide liderlik etmeye hazır olduğunun altını çizen BNN, bu tarihi adımın küresel savunma teknolojisinde yenilikçilik, azim ve bağımsızlık ruhunun öncülüğünde yeni bir çağın şafağı olduğuna dair dünyaya bir mesaj olduğuna dikkati çekti.
Japonya
Japon medyasında da milli muharip uçak KAAN’ı ilk uçuşundan övgüyle bahsedildi.
Japonya’nın en büyük ekonomi gazetesi Nihon Keizai Shimbun (Nikkei), KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla tamamladığını ve Türk savunma yetkililerinin bu 5. nesil savaş uçağını Asya ve Körfez ülkelerine ihraç etmeyi umduğunu iddia etti.
Nikkei, ayrıca, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin (TUSAŞ) KAAN’ı 2030 itibarıyla “düşük görünürlük” kapasitesine ulaştırmayı hedeflediğini aktardı.
Haberde, TUSAŞ’ın 2028 itibarıyla 20 adet savaş uçağının yapılmasının planlandığı ifade edildi.
Yahoo Japan Co. internet sitesindeki haberde, ABD, Rusya, Çin, Güney Kore’den sonra Türkiye’nin, dünyada hayalet savaş uçağı uçuran beşinci ülke olduğu kaydedildi.
Norimono News internet sitesinde ise “Türkiye’nin geliştirdiği savaş uçağı KAAN, ilk uçuşunu başarıyla tamamladı.” ifadesi kullanıldı.
İsim olarak “KAAN” kelimesinin anlamına değinilen haberde “KAAN’ın, ‘hükümdar’ veya ‘kralların kralı’ anlamına gelen Türk kökenli erkeksi bir isim” olduğu belirtildi.
Haberde, “Dünyada beşinci nesil savaş uçağı geliştirip üretebilen sadece beş ülke var ve Türkiye de artık bunlardan biri.” değerlendirmesine yer verildi.
Times ABEMA haber sitesi de KAAN uçağına ilişkin haberinde, “Türk şirketi, radarda görülmesi zor ve gizlilik yeteneklerine sahip savaş uçağı KAAN’ı geliştirdi.” ifadesini kullandı.
Haberde, uçuşa ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bugün Türkiye’nin savunma sanayisi açısından gurur verici bir günü daha yaşadık.” ifadesi aktarıldı.
“F35 ve Sukhoi 57’siyle birlikte dünyanın en iyi beşinci nesil savaş uçaklarından biri KAAN” değerlendirmesinde bulunulan haberde, Türkiye’nin gelecek dönemde, savunma yeteneklerini daha da geliştirmesinin beklendiği yorumu yapıldı.
Çin
Çin’de Halkın Günlüğü gazetesi ve Şinhua ajansı “Türkiye’nin yerli beşinci nesil savaş uçağı Kaan’ın ilk uçuşunu başarıyla tamamladı” başlığıyla verdiği haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı üretiminde kritik bir eşiği daha aştığı” ifadesine yer verdi.
Haberde teknik özellikleri anlatılan uçağın envanterde bulunan F-16 uçaklarının yerini alabileceği kaydedildi.
Haberde ayrıca uçağın Türk Silahlı Kuvvetlerinin gereksinimleri doğrultusunda tasarlandığı belirtildi.
Hindistan
Hindistan’ın NDTV kanalı, KAAN’ın teker kesme testini “Hava gücünü geliştirme gayretleri kapsamında Türkiye’nin ilk yerli savaş uçağı KAAN, ilk uçuşunu yaptı.” başlığıyla izleyicilerine duyurdu.
The Times of India Gazetesi ise 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın Türkiye’nin yerli üretim savaş uçağı sürecinde “mihenk taşı” olduğunu vurguladı.
Gazetenin haberinde, Türkiye’nin “eskiyen hava gücünü modernize etmeyi birinci öncelikleri haline getirdiği bir dönemde KAAN’ın ülke için dönüm noktası olduğunu” kaydetti.
Ayrıca, gazete, KAAN ile Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı üzerine çalışan az sayıdaki güçler grubuna adını yazdırdığına işaret ederek, “Bu da KAAN’ın nihayetinde gizli yeteneklere, gelişmiş havacılık teknolojisine sahip olacağı ve savaşta rol üstlenebileceği anlamına geliyor.” ifadesine yer verdi.
Pakistan
Pakistan’ın Samaa televizyonu da, milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunu, “Türkiye’nin ilk yerli uçağı KAAN, ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlığıyla haberleştirdi.
Haberde, KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirerek 5. nesil savaş uçağı yapabilen ülkeler arasında yer aldığı vurgulanarak, KAAN’ın üstün özelliklerine ilişkin ayrıntılar aktarıldı.
Rusya
Rus haber ajansı TASS, “Türk 5. nesil savaş uçağı KAAN ilk uçuşunu yaptı” başlığıyla servis ettiği haberde, uçuşun başarılı şekilde gerçekleştiğini vurguladı.
İlk Türk savaş uçağı KAAN’ın ilk kez havalandığına dikkati çeken Rossiyskaya Gazeta, haberinde bu uçağın “Milli Muharip Uçağı” programı kapsamında 2017’de üretilmeye başladığı ve seri üretime 2028’de geçileceği aktarıldı.
Ria haber ajansı da “Türk savaş uçağı KAAN ilk kez uçuş yaptı” başlığıyla haber yayımladı.
Libya
Ayn Libya gazetesi, “Türkiye’nin ilk yerli savaş uçağı KAAN Ankara semalarında” başlığıyla gördüğü haberinde, KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdiği belirtildi.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün “KAAN” hakkındaki açıklamalarına yer verilen haberde, Türkiye’nin 2016’dan beri yerli bir savaş uçağı üretilmesi için yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgiler aktarıldı.
Libya’nın Nabız gazetesi de, KAAN’ın ilk uçuşuyla ilgili haberinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının “KAAN” hakkında “Türkiye’nin dünyada beşinci nesil uçak üreten 5 ülke arasında yer alacağına” yönelik açıklamasına yer verdi.
Haberde, KAAN’ın teknik özellikleri hakkında bilgiler paylaşıldı.
Azerbaycan
Azerbaycan Devlet Haber Ajansı (AZERTAC), haberinde, “Türk milli savaş uçağı KAAN bugün ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece Türkiye 5’inci nesil savaş uçağı üreten ülkeler arasında yerini aldı.” ifadelerine yer verdi.
Gürcistan
Gürcistan devlet televizyon kanalı “Pirveli Arkhi” (1TV.GE) KAAN’ın ilk uçuşu ile ilgili “Beşinci nesil ilk Türk askeri uçağı KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirdi” başlıkla haber sundu.
KAAN’ın, havada insansız hava araçları gibi çeşitli platform ve unsurlarla çalışabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtilen haberde, “Süpersonik hızlarda yeni nesil silahlarla ve hassas vuruşlarla hava muharebesi gerçekleştirebilecek olan KAAN, yapay zeka desteğiyle muharebe yeteneklerine sahip olacak.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Haberde ayrıca, “Milli savaş uçağı KAAN’ın hizmete girmesiyle Türkiye, beşinci nesil uçağı üretebilen beş ülkeden biri olacak.” ifadesine yer verildi.
Ülkede ekonomik alanında yayın yapan en etkili haber sitelerinden Forbes Georgia’nın internet sitesinde “Türk üretimi KAAN’ın prototipinin ilk uçuşu başarıyla tamamlandı” başlıklı haberinde ise KAAN’ın, Türkiye’nin savunma kabiliyetini güçlendirecek ve Türk Hava Kuvvetlerinin bölgedeki konumunu önemli ölçüde artıracak yüksek teknolojiye sahip olan bir Türk üretimi uçağın olacağı ifade edildi.
]]>Boeing CEO’su Dave Calhoun, olayın sorumluluğunu kabul ettiklerini ve süreci “tam bir şeffaflık içinde yürüteceklerini” belirtti ancak havacılık uzmanları asıl büyük zararın şirketin ününe geldiğini aktarıyor.
Beyaz Saray da krizle ilgili devreye girdi, bu tip uçakların tüm incelemeler tamamlanana kadar yerde kalacaklarını açıkladı.
THY’nin elinde kaç bu uçaktan kaç adet var?
BBC’ye konuşan Flight Global havacılık sitesinden Murdo Morison, bu sorunun sektör tarafından, acil çıkış bölümü kullanımdan çıkarılan birkaç yüz adet 737 Max 9 tipi uçakla sınırlı olduğu şeklinde değerlendirildiğini söylüyor.
Türk Hava Yolları, 737 Max 9 uçaklarını bu şekilde acil çıkış kapısı olmadan sipariş eden 5 havayolu arasında yer alıyor. Bu acil çıkış kapısının kullanımdan çıkarılması, bir sıra daha koltuk kapasitesi sağlanması amacı taşıyordu.
THY filosundaki bu tip 5 uçağı bakıma almış durumda. Bu uçaklardan üçü, protokoller devreye girdiğinde İstanbul’da bulunuyordu.
Diğer iki 737 Max 9 ise İran’dayken seferden çekildi ve inceleme için Doha ve Bakü’ye indirildi. Tahran’daki iki uçağın neden İstanbul değil de bu şehirlere gittiklerine ilişkin bir açıklama yapılmadı.
Havayolu 101 sitesinden Abdullah Nergiz, bu uçakların, teknik yardım anlamında sınırlı olan İran’dan, ikisi de yaklaşık bir saatlik uçuş aralığında olan Doha ve Bakü’ye gönderilmek istenmiş olabileceğini söylüyor.
THY 2019’daki kriz sonrası uçaklarının yere indirilmesinden doğan zararının bir kısmının tazmini konusunda Boeing firması ile anlaşıldığını açıklamıştı.
Yolcular bu uçaklara binmeme hakkına sahip mi?
2018 ve 2019’da iki uçağın beş ay arayla düşmesi sonrası aralarında Ryanair’in de olduğu bazı hava yolları, yolculara bilet iadesi hakkı tanımıştı.
Ancak uzmanlar bunun o döneme özel olduğunu, yolculara böyle bir hak tanınmayacağını kaydediyor.
Havayolu uzmanı Abdullah Nergiz, uçakların sefer izni alması durumunda, emniyetli olduklarının kabul edildiğini söylüyor:
“Siz yolcu olarak karşınızda bu uçağı gördüğünüzde, uçuş emniyeti açısından uygun görülmüştür ve faaliyetini yapacaktır”
Boeing’in iflası gibi bir durum söz konusu olabilir mi?
Boeing 737 Max’i 2017 yılında piyasaya sürdü ve asıl amacı orta mesafe uçuşlarda Airbus firmasına rakip olmaktı.
Şirket yaptığı duyuruda, 93 ülkeden gelen 4300 siparişle, Boeing tarihinin sipariş rekorunun kırıldığını belirtmişti.
Abdullah Nergiz sonrasında yaşananların altında, Boeing’in modernize edilen tasarımındaki sıkıntıların yattığına işaret ediyor:
“Zaten bütün problemlerin temelinde bu yatıyor. 737 tasarımı halen 1960’lardaki orijinal tasarıma dayanıyor. Temeldeki birçok problemin çıkış noktası o.
“2018 ve 2019’da iki uçağın düşüşüne neden olan MCAS yazılım hatasının sebebi de o. Yeni nesil büyük motorlar takılınca uçağın dengesi bozuldu. Sıfırdan bir tasarım yapmak yerine yazılımla çözmeye çalıştılar.”
Havacılık uzmanı Nergiz, şirketin bu anlamda en fazla kâr beklediği ürün gamından darbe yediğini ve “büyük zarar edeceğinin aşikar olduğunu, ancak batmasının çok zor olduğunu” kaydediyor.
Ancak şirketin, 737 Max ailesinin 8 numaralı üyesinin peş peşe yaşadığı iki kaza sonrası 20 milyar dolarlık toplam zarar yaşadığı kayıtlara geçti.
MCAS yazılım süreci nasıl gelişti?
Manevra Karakteristiklerini Artırma Sistemi (MCAS) 737 Max 8’lerin motorunun hız kaybedip durmasını engellemek üzere tasarlanmıştı.
MCAS, uçağın burnundaki sensörler ‘motorun yavaşlayıp durmasına yol açabilecek şekilde uçağın çok dik bir açıyla yükseldiğini’ gösterdiğinde tepki vermeye programlanmıştı.
2018’de düşen ilk uçakta yapılan incelemeler, bu sistemin arızalandığını, uçağın burnunu otomatik olarak en az 20 kez indirmeye zorladığını, bu sebeple uçağın denize düşüp 189 kişinin hayatını kaybettiğini gösterdi.
Boeing, bu yazılımı yeniden tasarlayarak, sensörlerden birbiriyle çelişen veriler geldiğinde MCAS’ı devre dışı bırakacak şekilde geliştirdi.
Boeing’in bu süreçte aldığı tutum, pilotları suçlayan açıklamalar, ABD Federal Havacılık Kurumu ile yapılan görüşmeler, “Çöküş” isimli bir Netflix belgeseline de konu olmuştu.
Şirketin yönetim kurulu, 737 tipi uçaklarda ortaya çıkan ve iki uçağın düşmesiyle sonuçlanan sorunlardan sonra, İcra Kurulu Başkanı (CEO) Dennis Muilenburg’un görevine son vermişti.
De Havilland Comet örneği
60 yıl önce yolcu uçaklarında jet motor çağının başlangıcında De Havilland Comet uçağı yer alıyordu.
İngiliz şirket ilk ticari uçuşunu 36 yolcu ile 1952’de Londra’dan Güney Afrika’ya yaptı.
Ancak 1953’te bir, hemen ertesi yıl da yaşanan iki ölümlü kaza sonrası Comet dört sene seferden çekildi. Yapılan incelemeler sonucu uçağın kare pencerelerinin içi ve dışı arasındaki basınç farkına dayanamadığını gösterdi. Üç kazada da uçak havada patladı.
Comet ticari jet uçuşlarında öncü olmasına karşın 1990’lı yıllarda son uçuşunu yaparak emekli oldu.
Son krizlere karşın Boeing’in bu çapta sipariş karşılayabilen iki uçak üreticisinden biri olduğunu kaydeden Nergiz, havayollarının elinde fazla seçenek olmadığını kaydediyor.
]]>