Ülkeler – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Wed, 31 Jul 2024 01:00:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İsveç’in Malmö Kenti Eurovision 2024’e Ev Sahipliği Yapacak https://www.haber28.com.tr/isvecin-malmo-kenti-eurovision-2024e-ev-sahipligi-yapacak/ https://www.haber28.com.tr/isvecin-malmo-kenti-eurovision-2024e-ev-sahipligi-yapacak/#respond Wed, 31 Jul 2024 01:00:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28566 İsveç’in Malmö kenti bu yıl 68’incisi düzenlenecek Eurovision Şarkı Yarışması’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Renkli sahne şovları, akıllarda yer eden şarkılarıyla Eurovision, her yıl Avrupa müzik sahnesinin önemli müzik olaylarından birini oluşturuyor.

BBC Müzik Muhabiri Mark Savage, “bazen sürprizlerini tüketse ve eski ihtişamının da bir nostalji olduğunu düşündürse de, yarışmanın her zaman büyülü, dokunaklı ve duygusal olduğu” yorumunu yapıyor.

Eurovision 2024’le ilgili öne çıkanları derledik:

Eurovision ne zaman?

İngiltere’nin Liverpool kentinde düzenlenen Eurovision 2023’ü pop şarkıcısı Loreen, ülkesi İsveç adına kazandı. Loreen, 2012’de kazandığı zaferin ardından yarışmayı iki kez kazanan ilk kadın oldu.

Yarışmaya bu nedenle bu sene İsveç’in Malmö kentindeki Malmö Arena ev sahipliği yapacak.

7 Mayıs Salı günü ilk yarı finali gerçekleşecek. İkinci yarı final iki gün sonra 9 Mayıs Perşembe günü yapılacak.

Büyük final ise 11 Mayıs Cumartesi akşamı.

Yarışmanın sunuculuk görevini İsveçli komedyen Petra Mede ve İsveçli aktris Malin Åkerman ikilisi üstlenecek.

Malmö 1992 ve 2013’ten sonra Eurovision’a üçüncü kez ev sahipliği yapıyor.

İsveç, daha önce 1975, 2000 ve 2016 yıllarında Stockholm’de, 1985 yılında Göteborg’da yarışmayı düzenlemişti. 2024 Eurovison ise ülkenin yedinci ev sahipliği olacak.

Bu yılki yarışmanın sloganı geçen yılki gibi “United By Music” (Müzik Birleştirir) olacak.

Yarı finalde hangi ülkeler var?

Yarışmanın beş ülkesi Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık her yıl olduğu gibi yarışma finaline doğrudan katılacaklar.

İsveç de ev sahipliği nedeniyle finalde sahne alacak. Büyük Final için ön elemeyi geçmiş olmalarına rağmen bu ülkeler gösterinin bir parçası olarak yarı finallerde de sahne alacaklar.

Eurovision 2024 yarı finalinde daha önce birincilik kazanan kadın sanatçılar misafir olacak.

2003 yılında yarışmada ilk kez birinci gelen Türkiye, 2012’den beri yarışmaya katılmıyor. Bu, bu yıl da değişmeyecek.

Türkiye’ye birincilik getiren Sertab Erener, Malmö’de “Everyway That I Can” şarkısını bir kez daha seslendirecek.

2005’te Yunanistan adına yarışan ve birinci olan Helena Paparizou “My Number One” ve 1999’da İsveç’e birinciliği getiren Charlotte Perrelli de “Take Me to Your Heaven” şarkısını söyleyecek.

Yarı finalde yarışacak ülkeler ve torbalar ise şöyle:

Torba 1: Arnavutluk, Avusturya, İsviçre, Hırvatistan, Sırbistan ve Slovenya

Torba 2: Avustralya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Norveç

Torba 3: Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, İsrail, Letonya, Litvanya, Ukrayna

Torba 4: Kıbrıs, Yunanistan, İrlanda, Malta, Portekiz, San Marino

Torba 5: Belçika, Çekya, Lüksemburg, Hollanda, Moldova, Polonya

Hırvatistan, İrlanda, Ukrayna ve Avustralya’nın da aralarında bulunduğu on beş ülke 7 Mayıs Salı günü ilk yarı finalde yarışacak.

Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve İsrail’in de aralarında bulunduğu on altı ülke ise 9 Mayıs Perşembe günü ikinci yarı finalde yer alacak.

Çoğu Eurovision ülkesi Avrupalı.

Ancak 2015’te Eurovision’un 60. yıldönümü kutlamalak için davet edilen Avustralya her yıl yarışmaya katılıyor. Ancak Avustralya kazanması halinde ev sahipliği yapamıyor.

İsrail de dahil olmak üzere diğer Avrupalı olmayan ülkeler yarışmaya, etkinliği düzenleyen Avrupa Yayıncılar Birliği (EBU) üyesi oldukları için katılmakta.

İsrail’in katılımı

İsrail’i temsil edecek Eden Golan, 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırılarına atıfta bulunduğu düşünülen, ülkenin orijinal şarkısı “October Rain”in yeniden yazılmış bir versiyonu olan “Hurricane” adlı şarkıyı söyleyecek.

İsrail’in kamu yayıncısı Kan’a göre şarkı sözleri kişisel bir kriz yaşayan bir kadının hikayesini anlatıyor.

Yarışmanın organizatörleri, İsrail’in şarkısını, sözlerini “siyasi tarafsızlık” kuralını ihlal ettiğini söyleyerek yarışmadan men etmişti.

İsrail devlet televizyonu Kan, ilk olarak 7 Ekim’deki Hamas saldırısına gönderme yapan şarkının sözlerinin değişmeyeceğini ilan etmişti.

Ancak İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkesinin yarışmaya katılmasını sağlayacak “gerekli değişikliklerin” yapılması çağrısında bulunmuştu.

Bunun üzerine Kan, yarışmada İsrail adına yer alacak şarkının sözlerinin değişmesi için organizatörlere başvuruda bulundu.

Türkçeye “Ekim Yağmuru” olarak çevrilen şarkının sözleri İngilizce yazılmıştı. Şarkının sözlerinde, “Hepsi iyi çocuklardı, her biri. Erkeklerin ağlamadığını kim söylemiş? Saatlerce… Ve çiçekler. Hayat korkaklar için bir oyun değil” ifadeleri yer alıyor.

Şarkıdaki “çiçek” sözlerinin, savaşta hayatını kaybedenlere yapılmış bir gönderme olduğu belirtiliyor.

Ancak dünya çapında İsrail’i Gazze’de büyük bir yıkıma neden olan saldırıları nedeniyle yarışmaya dahil edilmemesi için çağrılarda bulunulmuştu.

İzlanda, Finlandiya, Norveç, Danimarka ve İsveç’te benzer itirazlar dile getirildi. Bu ülkelerde sanatçılar, bunun gerekçesi olarak Rusya’nın iki yıl önce başlayan Ukrayna işgali sonrası diskalifiye edilmesini gösterdi.

Eurovision organizatörleri, Ukrayna ve Gazze’deki durumların farklı olduğunu söyleyerek İsrail’in yarışmadan çıkarılması çağrılarına direndi.

Oylama nasıl yapılıyor?

Yarı finaller, halk oylamasıyla yapılıyor.

Finale kalan ülkeler ise jüri ve halk oylamasıyla oylanıyor.

Her ülke tarafından 10 şarkının her birine puan veriliyor. Ancak ülkeler kendi ülkelerinin şarkısına oy veremiyorlar.

Halk oylamasında en yüksek puan 12, ikinci en yüksek puan 10, üçüncü en yüksek puan da sekiz. Daha sonra sonra yediden başlayarak bire kadar puanlama yapılıyor.

Her katılımcı ülke yayıncısı EBU’ya giriş ücreti ödüyor.

Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere en çok ödeme yapan ülkeler. Ancak BBC katkısını kamuoyuna açıklamıyor.

Liverpool’da 2023 etkinliğini düzenlemenin BBC’ye 8 milyon ila 17 milyon sterline mal olduğu düşünülüyor.

Birleşik Krallık hükümeti 10 milyon sterlin, Liverpool’daki yerel yetkililer ise 4 milyon sterlin verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/isvecin-malmo-kenti-eurovision-2024e-ev-sahipligi-yapacak/feed/ 0
İstanbul’da düzenlenen 5. Parlamenterler Arası Kudüs Platformu Konferansı’nda İsrail’e baskı kurulacak https://www.haber28.com.tr/istanbulda-duzenlenen-5-parlamenterler-arasi-kudus-platformu-konferansinda-israile-baski-kurulacak/ https://www.haber28.com.tr/istanbulda-duzenlenen-5-parlamenterler-arasi-kudus-platformu-konferansinda-israile-baski-kurulacak/#respond Wed, 24 Jul 2024 00:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27187 MUHAMMET TARHAN/MUHAMMED YUSUF – İstanbul’da düzenlenen 5. Parlamenterler Arası Kudüs Platformu Konferansı’nda bir araya gelen Asya, Avrupa, Latin Amerika ve Afrika ülkelerinden meclis başkanları ve milletvekilleri, bu konferansla 200 günden fazla süredir Gazze’deki sivilleri öldüren İsrail üzerinde baskı kurmayı amaçlıyor.

Asya, Avrupa, Güney Amerika, Afrika dahil 7 kıta ve 75 ülkeden 600’e yakın parlamenterin katıldığı, 5. Parlamenterler Arası Kudüs Platformu Konferansı’nın açılış oturumu, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da bir otelde yapıldı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Faslı milletvekili ve Afrika Parlamentosu üyesi Abdel Samad Haikar ve konferansın düzenli katılımcısı Eski Alman milletvekili Cemal Karslı, konferansa ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Töre, bu konferansın Gazze’deki zulmü, Kudüs’ü dile getirmek için yapıldığını belirterek “1967’den beri Filistinliler işgal altındadır, zulüm çekiyorlar ve maalesef medeni dediğimiz ülkeler de seyirci kalıyor hatta İsrail’e destek veriyor. ‘Dünya beşten büyüktür’ sözü, çok gerçekçi bir ifade olmuştur.” diye konuştu.

Avrupa ülkelerinin İsrail’e desteği ve İsrail’in Gazze’ye saldırılarına sessiz kalmasına tepki gösteren Töre, “Yine dünya maalesef Avrupa’dan daha büyüktür. Medeni dediğimiz Avrupa ülkeleri de katil İsrail’in yanında yer alıyorlar, İsrail kasaplarının yanında yer alıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Töre, bu nedenle Türkiye’nin liderliğinde bunu yeniden gündeme getirmenin ve Müslüman ve Müslüman olmayan ülkeden de parlamenterlerin burada toplanmasının güzel olduğunu belirterek TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a teşekkür etti.

Töre, “Bu zulüm bitecek. İnsanlar inşallah hürriyete, özgürlüğe kavuşacak Filistin’de ama insanlık çok utanmıştır. Bu zulümden, bu vahşetten dünya insanlığı çok utanmıştır ama insanlığını kaybeden medeni ülkeler vardır. Bu da bir kere daha orta yere çıkmıştır.” dedi.

Türkiye’nin İsrail’in Gazze’ye saldırılarını sona erdirme çabalarına da değinen Töre, şunları kaydetti:

“Maalesef dünyada sessizlik devam ediyor. Uzun vadeli bir milli mücadele şekline dönüştü bu iş. Zaten Türkiye, İslam ülkelerinin daima liderliğini üstlenmiş bir ülkeydi. Dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini çok önemsiyoruz. İnşallah Recep Tayyip Erdoğan başaracaktır. Filistin halkı zulümden kurtulacaktır. İnşallah katliamlar son bulacaktır Gazzelilere karşı. Batı dünyasını bir kere daha kınıyoruz. Katil İsrail’i lanetliyoruz.”

“Bu konferansın suçlu üzerinde siyasi baskıya yol açacağını umuyoruz”

Faslı milletvekili ve Afrika Parlamentosu üyesi Abdel Samad Haikar da İsrail’in Gazze’ye saldırılarında çocuk ve kadınların hedef alındığını, bu nedenle uluslararası hukuk tarafından suç sayıldığını vurgulayarak bu konferansın halkların İsrail’in Gazze’ye saldırılarına tepkisini göstermesi açısından önemli olduğunu dile getirdi.

Burada 80’e yakın ülkenin parlamentosunun bulunduğunu kaydeden Haikar, bu tür konferansların bir baskı ve ret ifadesi olduğunun altını çizdi.

Haikar, “Bu parlamenterler arası konferansın bu ülkelerdeki siyasi kararlara etkisi olacaktır ve bunun ABD ve İsrail, yani suçlu üzerinde siyasi baskıya yol açacağını da umuyoruz.” dedi.

“Türkiye’nin pozisyonu diğer ülkelerin pozisyonlarının çok ilerisinde”

Konferansın düzenli katılımcısı eski Alman milletvekili Cemal Karslı ise Türkiye’nin Gazze konusunda onurlu duruşunun olduğunu belirterek “Bütün İslam ve Arap dünyasının Türkiye’nin duruşuna sahip olmasını ne kadar isterdim ama Türkiye’nin pozisyonu diğer ülkelerin pozisyonlarının çok ilerisinde.” diye konuştu.

Bu konferansta dünyanın her yerinden temsilciler olduğunu anlatan Karslı, “Bu, Gazze’deki, Kudüs’teki, Filistin’deki halkımıza büyük bir ivme kazandırıyor. Yanınızdayız, kalbimiz sizinle. Yalnız değilsiniz.” ifadelerini kullandı.

Filistin halkına seslenen Karslı, “Siz bizim bir parçamızsınız, sizin acınız bizim acımızdır ve biz biriz, dolayısıyla bu konferans gerçekten de tam zamanında geldi. Burada olduğum için çok mutluyum.” ifadelerini kullandı.

Karslı, Almanya’daki yetkililerin “siyonist lobiden” korktuğu için İsrail’e sesini yükseltemediğini belirterek “Ne yazık ki Almanya hem Filistinlilere baskı yaparken hem de başlı başına suça destek verirken kendi Nazi tarihinin acısını çekiyor, kendi Nazi tarihini silmek istiyor.” değerlendirmesini yaptı.

Siyasetçilerin medyadan korktuğunu vurgulayan Karslı, “Ne yazık ki medyanın kimin elinde olduğunu biliyoruz ve bu nedenle Alman toplumu, Alman siyasetçiler ve Alman karar vericiler siyonist lobinin önünde eğiliyor.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbulda-duzenlenen-5-parlamenterler-arasi-kudus-platformu-konferansinda-israile-baski-kurulacak/feed/ 0
Orta Avrasya Uzay Teknolojileri Konferansı’nda uzay ekosistemi ve işbirliği fırsatları ele alındı https://www.haber28.com.tr/orta-avrasya-uzay-teknolojileri-konferansinda-uzay-ekosistemi-ve-isbirligi-firsatlari-ele-alindi/ https://www.haber28.com.tr/orta-avrasya-uzay-teknolojileri-konferansinda-uzay-ekosistemi-ve-isbirligi-firsatlari-ele-alindi/#respond Sun, 21 Jul 2024 22:00:18 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26738 Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ev sahipliğinde organize edilen Orta Avrasya Uzay Teknolojileri Konferansı (STC-2024) kapsamında, bölgenin uzay ekosisteminin gelişiminin ve uluslararası işbirliği fırsatlarının ele alındığı bir panel düzenlendi.

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) Müdürü Mehmet Nefes, JW Marriott Otel’deki programda, TÜBİTAK UZAY’ın ülkenin uzay alanındaki ihtiyaçlarını karşılamak için kurulduğunu söyledi.

Uzay teknolojileri alanında Türkiye’deki lider kuruluş olduklarını ifade eden Nefes, bugüne kadar uzaya gönderdikleri uydular ve TÜRKSAT 6A’ya ilişkin görüntüleri paylaştı.

Nefes, uluslararası işbirliklerine büyük önem atfettiklerini belirterek, “Uzay alanında işbirlikleri bir tercih değil ihtiyaç. Uzay daha demokratik bir hale geldi ve erişimi daha kolay. Ülkeler bunun farkında olarak kendi kendilerine yetmek istiyorlar. NATO’nun da beyan ettiği üzere uzay da artık deniz, kara ve havadan sonra bağımsız bir operasyon alanı haline gelecek.” dedi.

TUA Başkanı Yusuf Kıraç da Orta Asya’nın uzay ekosistemi ve uluslararası işbirliği fırsatlarının geliştirilmesi konularının ele alındığı paneldeki konuşmasında, Orta Asyalı iki gök bilimci Fergani ve Biruni’nin modern bilimin oluşmasındaki katkılarına dikkati çekti.

Gök bilimlerini, matematik ve ölçümün olmazsa olmazları olarak gören söz konusu iki ismin Batı gök bilimlerine çok büyük etki ettiklerini dile getiren Kıraç, “Nasiruddin Tusi ve Uluğ Bey’in rasathaneleri modern ölçümlerle yapılmış. Uluğ Bey, rasathanesinde 992 yıldızın tam yerini belirlemiş. Bu isimler kendilerinden sonra gelen, başta Kopernik olmak üzere önemli isimleri de etkilemiştir.” diye konuştu.

“Tecrübelerimizi Türk ülkelerle paylaşalım”

Türksat Genel Müdürü Hasan Hüseyin Ertok da uydu operatörleriyle yapılacak işbirliğinin önemine işaret etti.

Uzaydaki önemli gelişmelerin insanlığın faydasına kullanılması gerektiğini belirten Ertok, şunları söyledi:

“Kabiliyetlerimizi geliştirmek ve gelişmekte olan uydu ve uzay teknolojilerini tartışma fırsatı buluyoruz. Tarımdaki gelişmeler uzay çalışmalarıyla birlikte sürdürülebilir kalkınmaya imkan tanımaktadır. Gelişmekte olan teknolojiler sabır ve sıkı bir çalışma gerektiriyor. Çok önemli bir potansiyele sahibiz. Biz 5 iletişim uydusunu opere ediyoruz. Bu uydular kendi zamanının en üstün teknolojilerini kullanıyor. Geniş bantlı iletişim ağının daha yaygın hale getirilmesi için bu bilgilerden yararlanıyoruz. Biz hem uydu hem de uzay ekosistemini oluşturmaya çalışıyoruz. Bu çalışmalar kabiliyetleri geliştirmekle birlikte milli teknolojileri de hayata geçiriyoruz. Ümit ediyorum tecrübelerimizi bütün Türk ülkelerle paylaşabiliriz.”

“Avrasya ülkeleri için ortak çaba gerekiyor”

Azerbaycan Uzay Ajansı (Azercosmos) Başkanı Sameddin Asadov da yeni uydu projelerine yatırım yapacaklarını, Azersky-2’nin bunlardan biri olduğunu dile getirdi.

Gelecekteki potansiyel müşteriler için uydu tasarım ve entegrasyon merkezi üzerine çalıştıklarını belirten Asadov, şunları ifade etti:

“Küresel zorluklardan biri iklim değişikliği. Bu yıl Azercosmos, bölgemizdeki iklim değişikliği konusunda kapsamlı araştırma yürütmek istiyor. Kuraklık, buzullar, deniz seviyesindeki değişimler ve toprak tuzluğu dahil birçok konuda veri sağlamak amacıyla iklim raporu platformunu kamuoyuna duyurduk. STC 2025 Bakü’de düzenlenecek. Avrasya ülkeleri için ortak çaba gerekiyor. Biz bölgesel işbirliğini teşvik etmek istiyoruz.”

“Uzay alanına yatırımlar yeniliği teşvik ediyor”

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Uzay Ajansı Genel Müdürü Salem Butti Salem Al Qubaisi de “uzay teknolojisinin sürdürülebilir kalkınmanın anahtarını elinde tuttuğunu” söyledi.

Ortaklıklar kurarak ve bilgi paylaşarak ülkelerin inovasyonu daha ileri taşımak için bir araya geldiklerini vurgulayan Qubaisi, şunları kaydetti:

“Bu işbirliği daha parlak ve sürdürülebilir bir geleceğin temelini oluşturuyor. Ülkelerle yaptığımız ortaklıklar, uluslararası işbirliğine olan sarsılmaz bağlılığımızın göstergesidir. Bu ortaklıklar, ortak keşifleri kolaylaştırmanın yanı sıra bilgi alışverişini teşvik ederek uzay bilimi ve teknolojisindeki ilerlemeleri de destekliyor. Temmuz 2023’te Türkiye ile TUA ve BAE Uzay Ajansı arasında ticari amaçlarla ortak fırlatma aracı yetenekleri geliştirmek için anlaştık. Uzay alanına olan yatırımlar yeniliği teşvik ediyor ve BAE’yi küresel ölçekte araştırmaların ön saflarına taşıyor. Dünya çapında ülkelerle kurduğumuz stratejik ortaklıklar ve işbirlikleri sayesinde ileri uzay bilimleri alanında araştırma faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Birlikte olasılıkların sınırsız olduğu ve herkesin fayda sağladığı bir geleceği birlikte inşa edebiliriz.”

“Uzay teknolojilerini geliştirelim”

Pakistan Uzay ve Üst Atmosfer Araştırma Komisyonu (SUPARCO) Başkanı Mohammed Yousuf Khan da önceliklerinin, tasarım, geliştirme, iletişim ve dünya gözlem uydularının geliştirilmesi olduğunu ifade etti.

Kendi uzay üslerinde çeşitli fırlatma kabiliyetlerinin geliştirilmesini hedeflediklerini belirten Khan, SUPARCO’nun stratejik hedefleri doğrultusunda işbirliği projeleri gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Khan, konferansın ülkelere birlikte çalışma fırsatı sunacağını vurgulayarak, “Çok daha parlak ve herkesi içine alan bir gelecek inşa edip uzay teknolojilerini geliştirelim.” diye konuştu.

Özbekistan Uzay Ajansı Direktörü Shukhrat Kadirov da uzay teknolojisindeki küresel ilerlemelere ayak uydurmaya çalıştıklarını, 2023’te Devlet Uzay İzleme Programı’nı başlattıklarını söyledi.

Uzay konusunun popülerleştirilmesi, gençlerin bu alana ilgilerinin artırılması, telekomünikasyon, standartların güncellenmesi gibi konularda çalışmalar yaptıklarını anlatan Kadirov, deneyimlerini uluslararası toplumla paylaşmak istediklerini de sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/orta-avrasya-uzay-teknolojileri-konferansinda-uzay-ekosistemi-ve-isbirligi-firsatlari-ele-alindi/feed/ 0
Türkiye-Mali Karma Ekonomik Komisyonu 4. Dönem Toplantısı Ankara’da yapıldı https://www.haber28.com.tr/turkiye-mali-karma-ekonomik-komisyonu-4-donem-toplantisi-ankarada-yapildi/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-mali-karma-ekonomik-komisyonu-4-donem-toplantisi-ankarada-yapildi/#respond Sat, 13 Jul 2024 06:24:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25144 Türkiye-Mali Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 4. Dönem Toplantısı Ankara’da yapıldı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Mali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Abdoulaye Diop, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yaptı. Görüşmelerin ardından Kacır ve Diop’un eş başkanlıklarında Türkiye-Mali KEK 4. Dönem Toplantısı düzenlendi.

Toplantı sonrasında, 4. Dönem KEK Protokolü ve buna ilişkin eylem planları imzalandı.

Bakan Kacır, yaptığı konuşmada, protokolle yatırım ortamını iyileştiren yasal mevzuatlar, ticaret hacmini artıracak hamleler, altyapı hizmetlerinin genişletilmesi ve savunma sanayi başta olmak üzere sektörel işbirlikleri için uzlaşıya vardıklarını söyledi.

Bilim ve teknolojiden enerji ve madenciliğe, tarım ve hayvancılıktan su kaynaklarının yönetimine, sağlıktan ulaştırmaya kadar geniş bir yelpazede bir yol haritası oluşturduklarının altını çizen Kacır, karşılıklı ekonomik fayda esasıyla milletlerin refahını hedefleyen alanlarda işbirliklerinin daha fazla geliştirilmesi hususundaki kararlılıklarını yinelediklerini ifade etti.

Kacır, bu toplantının Türkiye ve Mali arasında siyasi, ekonomik ve ticari işbirliğini daha da geliştireceğine inandıkları vurgulayarak, ikili görüşmelerin ve imzalanacak protokolün yeni projeleri, yatırımları ve işbirliklerini teşvik etmesini diledi.

50 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi

Afrika kıtasındaki ülkelerle ilişkilere son 22 yılda kayda değer bir ivme kazandırdıklarını aktaran Kacır, yurt dışındaki misyonlar aracılığıyla Afrika’da son derece proaktif bir dış politika yürüttüklerini dile getirdi.

Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Afrika ülkesine gerçekleştirdiği 50’den fazla ziyaret, kıtada faaliyet gösteren 44 büyükelçilik ve Türkiye’deki 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliklerinin bu aktif dış politikanın en önemli göstergeleri olduğunu belirtti.

Türk Hava Yollarının (THY) kıtada 62 noktaya sefer düzenlediğine işaret eden Kacır, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Afrika ülkeleriyle kurulan iş konseylerinin sayısının 47’yi geçtiğini bildirdi.

Kacır, Afrika ülkeleriyle ilişkilerin günden güne gelişmesi için çaba harcadıklarını vurgulayarak, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının (TİKA) kıtada 22 ofisi olduğunu kaydetti.

Afrika açılımı ve müteakiben Afrika ortaklık politikalarının kıta ülkeleriyle ilişki ve işbirliklerinin geliştirilmesi bakımından başarılı sonuçlar verdiğini ifade eden Kacır, “Afrika ülkeleriyle pozitif seyreden ilişkilerin en somut örneği ‘kazan-kazan’ ilkesi temelinde katlanarak artan ticaret verileridir. Kıtayla toplam ticaretimiz 2003’te 5,4 milyar dolar düzeyindeyken 2023’te 37 milyar dolara yükselttik. Önümüzdeki yıllarda ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Afrika kıtasındaki ticari faaliyetlerimize ek olarak, müteahhitlik ve yatırım faaliyetlerimizin gelişmesi için işbirliklerimizi genişletiyoruz. Bu çerçevede, Afrika’daki Türk yatırımları 10 milyar dolara ulaştı. Sektörde kendini ispat etmiş ve Afrika ülkelerinde de deneyim kazanmış müteahhitlik firmalarımız, kıtada bugüne dek bin 885 projeyi başarıyla üstlendiler.” diye konuştu.

Mali ile 255 milyon dolarlık ticaret

Kacır, coğrafi konumu ve bölgede oynadığı önemli rolü göz önüne alarak, Batı Afrika’da güçlü bir potansiyel ortak olarak gördükleri Mali ile ticari ve ekonomik bağlamda sağlam temeller kurmaya ayrı bir önem atfettiklerini söyledi.

Erdoğan’ın 2018’deki Mali ziyaretini anımsatan Kacır, “Bu ziyaret sırasında ikili ticaret hacmimizin 500 milyon dolar değerine ulaşması hedefinde mutabık kalınmıştı. Türkiye-Mali arasındaki ticaret hacmi bu tarihten sonra sürekli artarak 2023’te tarihinin en yüksek seviyesine ulaşarak 255 milyon doları aştı. Gelecek yıllarda, hedeflediğimiz ticaret hacmine ulaşacağımızdan eminim.” değerlendirmesinde bulundu.

Kacır, ikili ticari ilişkilerinde sürdürülebilir bir artış sağlanması için karşılıklı yatırımlara ve altyapı projelerine odaklanılması konusunda mutabık kaldıklarını aktardı.

Ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri ortak fayda ve kazan-kazan ilkeleri temelinde ilerletmenin ve diğer alanlarda da işbirliği geliştirmenin nihai amaçları olduğunun altını çizen Kacır, yatırımların bu hususta ticaretin gelişmesi için anahtar rol üstlendiğini vurguladı.

Kacır, Türk müteahhitlerinin Mali’de bu zamana kadar altyapı ve üstyapı, rehabilitasyon gibi alanlarda 450 milyon dolar değerinde 10 proje üstlendiğini dile getirdi.

Ülkeler arasındaki iktisadi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için ciddi bir potansiyel olduğuna işaret eden Kacır, şöyle devam etti:

“Bu potansiyelin değerlendirilmesi ve ticari ve ekonomik ilişkilerimizin artırılması sadece ülkelerimizin ortaklığını güçlendirmekle kalmayacak, milletlerimizin refahına da büyük katkı sağlayacak. Türk ve Malili iş insanlarının daha güvenli bir iş ortamında hareket etmeleri ve yatırım yapabilmeleri için bazı temel anlaşmaların da yürürlükte olması gereklidir. Bu bağlamda yine Cumhurbaşkanımızın 2018’deki Mali ziyaretinde imzalanan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın onay sürecinin en kısa sürede tamamlanması ve Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nın müzakerelerinin bir an önce tamamlanarak imzalanmasını arzuluyoruz.”

Çok yönlü işbirliği

Kacır, bunların yanı sıra TİKA’nın, özellikle su sanitasyonu, insani yardımlar, kültürel mirasın korunması gibi alanlarda Mali’de aktif rol oynadığını belirti.

Bugünkü toplantının pek çok alana yönelik işbirliği kararlarını kapsaması nedeniyle gelecek dönem adına önemli bir yol haritası sunduğunu vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:

“Barış, istikrar, dostluk ve karşılıklı fayda ilkeleri üzerinde temellenen Türkiye-Mali ilişkilerinin sağlam ve uzun ömürlü olacağından hiçbir şüphem yok. Türkiye sahip olduğu imkan ve kabiliyetleri kullanarak, Mali ile her türlü işbirliğini değerlendirmekte kararlıdır. İkili ekonomik ve ticari ilişkilerimizi geliştirebilecek her projenin takipçisi olacağımızdan ve KEK toplantılarında mutabık kalınan hususları gerçekleştirmedeki kararlılığımızdan şüpheniz olmasın. İki dost ülkenin birlikte atacağı her adım, başlayacağı her yatırım, bitireceği her proje sadece Mali’nin ve Türkiye’nin ekonomilerini değil, kardeşliklerini de güçlendirecektir. Bugün attığımız somut adımlar, gelecekte ülkelerimizin dostluğunun gelişmesine vesile olacaktır.”

Malili Bakan’dan SİHA’lara övgü

Bakan Diop ise ticaret hacmini 500 milyon dolara çıkarma hedefini çok rahatlıkla yakalayabileceklerini ifade ederek, çalışmalarının da bunu gösterdiğini söyledi. 3. KEK toplantısının ardından çok çeşitli alanlarda Türkiye ile işbirliği yaptıklarına dikkati çeken Diop, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizler savunma ve güvenlik konusunda da ciddi bir işbirliğine sahibiz. Özellikle SİHA teknolojisinin kullanılması, gerçekten durumu değiştirerek bugün takdir edilecek neticeler elde etmemize ve topraklarımızı kontrol edebilmemize imkan sağladı. Değişen dünyada herkes barış için çözümler arıyor ama uluslararası alanda istikrar da istiyor. Bu doğrultuda Türkiye’nin de önemine değinmek isterim. Ayrıca Mali hükümeti olarak Türk firmalarının olumlu ortamlarda çalışması için her türlü çalışmayı sürdüreceğiz. Karşılıklı özel sektörlerimiz görüşmelerde bulunacak, işbirlikleri gerçekleştirecekler. Türk ve Mali devleti de iş insanlarına nasıl yardımcı olabileceği konusunda değerlendirme yapıyor. Mali ve Türkiye bölgesel olarak da önemli ülkeler.”

Diop, özellikle tarım, tekstil ve madencilik gibi alanlarda yapacakları dönüşümü de Türkiye gibi güvenilir, dost ve stratejik ortaklarla gerçekleştirmek istediklerini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-mali-karma-ekonomik-komisyonu-4-donem-toplantisi-ankarada-yapildi/feed/ 0
Avrupa Parlamentosu, yeni Sığınma ve Göç Anlaşması’nı onayladı https://www.haber28.com.tr/avrupa-parlamentosu-yeni-siginma-ve-goc-anlasmasini-onayladi/ https://www.haber28.com.tr/avrupa-parlamentosu-yeni-siginma-ve-goc-anlasmasini-onayladi/#respond Fri, 05 Jul 2024 00:12:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23473 Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından geçen Aralık ayında kabul edilen yeni Sığınma ve Göç Anlaşması’nı onayladı. Anlaşma ile 2015 yılından bu yana yürürlükte olan uygulamalarda büyük değişime gidiliyor.

Anlaşma, Avrupa Birliği’nin sınırlarında göçmenlere yönelik daha sıkı bir tarama uygulanmasını öngörüyor.

Anlaşma uyarınca Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi “giriş ülkelerinin” yükünü azaltacak bir dayanışma mekanizması oluşturulacak.

Sığınmacı kabul etmek istemeyen ülkeler, belirlenen kota kapsamında almadıkları kişi başına 20 bin euro ödemek zorunda kalacak. Reddedilme olasılığı yüksek olan sığınmacıların işlemlerinin hızlı şekilde bitirilmesine öncelik verilecek.

AB Komisyonu, Avrupa Parlementosu ve üye ülkelerin geçen Aralık ayında üzerinde anlaşmaya vardığı yeni düzenleme, Çarşamba günü Brüksel’deki Avrupa Parlementosu’nda ele alındı.

Bazı çevrelerde, özellikle sol partilerin tepkisi nedeniyle, Sığınma ve Göç Anlaşması’nın genel kuruldan geçmeyebileceği de konuşuluyordu.

Ancak AP’deki en büyük üç grup olan merkez sağcı Avrupa Halk Partisi (EPP), Sosyal Demokratlar (S&D) ve Liberaller, yeni anlaşma lehine oy kullandı.

Anlaşma, genel kurulda 266’ye karşı 322 oyla kabul edildi. 31 üye de çekimser oy kullandı.

Yeni Göç Anlaşması iki sene içinde yürürlüğe girecek.

Sığınma ve Göç Anlaşması neleri içeriyor?

Yaklaşık 8 yıldır devam eden tartışmaların ardından son şeklini alan anlaşma, göç ve iltica politikasında reform yapılmasını öngören şu başlıklardan oluşuyor:

Zorunlu dayanışma ve sorumluluk:

Yeni anlaşma uyarınca göç baskısı altında Yunanistan, İtalya, Malta ve İspanya gibi geçiş ülkelerinin yükünü azaltacak dayanışma mekanizması oluşturulacak. Ve bu dayanışma yeni anlaşma ile zorunlu olacak.

Bu ülkelerin mülteci yükünü diğer AB üyesi ülkeleriyle paylaşacak ve her üye belirlenen asgari oranda sığınmacı kabul etmek zorunda olacak. Kotanın üzerinde göçmen kabul eden ülkelere belirli bir tazminat ödenecek.

Sığınmacı almayı reddeden AB üyesi ülkeler ise, kişi başına 20 bin euro ödemek zorunda kalacak.

Sığınma talebinin 12 hafta içinde karara bağlanması, olası ret durumunda yine bu sürece sığınmacının ülkesine dönüşünün sağlanması amaçlanıyor.

Kriz ve mücbir sebepler:

Anlaşma kapsamında 2015 yılındaki mülteci krizine gibi olası gelişmeler için bir “kriz ve mücbir sebep düzenlemesi” hayata geçirilecek.

Sığınmacı girişlerindeki olası ani artışlara yanıt verecek bir mekanizma oluşturarak, olağanüstü mülteci akınıyla karşı karşıya kalan üye devletler için dayanışma ve destek sağlanacak.

Bu başlıkta, göçmenlerin “AB’yi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan üçüncü ülkeler veya devlet dışı düşman aktörler tarafından kullanılmasının” da önüne geçileceği ifade ediliyor.

Bu duruma örmek olarak, 2021 yılında Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukashenko’nu, Avrupa yaptırımlarına misilleme olarak sığınmacıları Litvanya ve Polonya sınırlarına göndermesi gösteriliyor.

Yeni anlaşma uyarınca, bu tür gelişmeler karşısında üye ülkelerin kriz durumu ilan etmesi ve sığınma prosedürlerini geçici olarak askıya almasına izin verilecek.

AB sınırlarında zorunlu güvenlik taraması:

Kaçak yollarla AB’ye gelen ve gerekli vize koşullarına sahip olmayan kişiler, 7 güne varan bir süre boyunca kimlik tespiti, biyometrik verilerin toplanması, sağlık ve güvenlik kontrollerinin de dahil olduğu bir giriş öncesi zorunlu tarama işlemine tabi tutulacak.

AB üyesi ülkeler, temel haklara saygı kapsamında bunun için bağımsız izleme mekanizmaları oluşturacak.

Daha hızlı sığınma prosedürü:

Avrupa’ya gelen sığınmacılara uluslararası koruma verilmesi veya sığınma hakkının geri çekilmesi konularında ortak kriterler üzerinden hareket edilecek.

Sığınma taleplerinin AB içerinde değerlendirilmesi, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte daha hızlı hale gelecek: Başvurular, kısa sürede sonuçlandırılarak, asılsız veya kabul edilemez taleplerde bulunanlar hızla AB sınırları dışına çıkarılması için merkezler oluşturulacak.

Çocuklar da dahil bütün sığınmacılar Eurodac veri tabanına kaydedilecek.

Sığınma ve Göç Anlaşması uyarınca, AB’ye düzensiz şekilde gelen 6 yaş ve üzerindeki göçmenlerin parmak izleri ve yüz görüntüleri de dahil olmak üzere tüm verileri, yenilenmiş Eurodac veri tabanında saklanacak.

Bu veri tabanında, kaçak göçmenlerin güvenlik tehdidi oluşturup oluşturmadığı, şiddete başvurup varmadığı ya da silahlı olup olmadığı bilgileri de yer alacak.

Yeterlilik standartları:

Sığınma hakkı verilen kişilere tanınan haklar da her üye ülke için standart olacak.

Üye ülkeler, Avrupa Birliği Sığınma Ajansı’ndan gelen bilgilere dayanarak, sığınmacıların ayrılmak zorunda oldukları ülkelerdeki durumu değerlendirerek, mülteci statüsü düzenli olarak gözden geçirecek.

Sığınma başvurusunda bulunanların kabulü:

AB ülkeleri, barınma, eğitim ve sağlık hizmetleri gibi konularda sığınmacılar için eşdeğer kabul standartları sağlamak zorunda olacak.

Sığınma talebinde bulunanlar, başvuru tarihinden en geç 6 ay sonra çalışmaya başlayabilecek.

Sığınma başvurusu yapanların AB içinde dolaşmasını engellemek amacıyla gözaltı koşulları ve hareket özgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin düzenleme yapılacak.

Yasal düzenleme ne zaman yürürlüğe girecek?

Avrupa Parlementosu Genel Kurulu’nda kabul edilen düzenleme, AB Komisyonu’nun resmi onayının ardından Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek.

Üye ülkeler, ulusal yasalarında gerekli düzenlemeleri yaparak yeni anlaşmayı en geç 2 yıl içinde hayata geçirecek.

İnsan hakları kuruluşları, yeni sığınma ve göç düzenlemesine, “insanlık dışı bir sisteme yol açacağı” gerekçesiyle karşı çıkıyordu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/avrupa-parlamentosu-yeni-siginma-ve-goc-anlasmasini-onayladi/feed/ 0
Botsvana Cumhurbaşkanı, 20 Bin Fili Almanya’ya Göndermekle Tehdit Etti https://www.haber28.com.tr/botsvana-cumhurbaskani-20-bin-fili-almanyaya-gondermekle-tehdit-etti/ https://www.haber28.com.tr/botsvana-cumhurbaskani-20-bin-fili-almanyaya-gondermekle-tehdit-etti/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:24:53 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22130 Botsvana Cumhurbaşkanı, koruma konusundaki bir anlaşmazlık nedeniyle 20 bin fili Almanya’ya göndermekle tehdit etti.

Bu yılın başlarında Almanya Çevre Bakanlığı hayvanlardan elde edilen “av ganimetlerinin” ithalatına daha sıkı sınırlamalar getirilmesini önermişti.

Botsvana Cumhurbaşkanı Mokgweetsi Masisi, Alman medyasına yaptığı açıklamada bunun ülkesindeki insanları yoksullaştırmaktan başka bir işe yaramayacağını söyledi.

Masisi, koruma çabaları sonucunda fil sayılarında patlama yaşandığını ve avlanmanın filleri kontrol altında tutmaya yardımcı olduğunu söyledi.

Masisi, Alman Bild gazetesine verdiği demeçte “Almanlar, sizin bize önerdiğiniz şekilde hayvanlarla birlikte yaşamalı. Bu şaka değil” dedi.

Botsvana, 130 bin fil ile dünya fil nüfusunun yaklaşık üçte birini barındırıyor.

Masisi, fil sürülerinin mülklere zarar verdiğini, ekinleri yediğini ve bölge sakinlerini ezdiğini söyledi.

Botsvana daha önce komşu Angola’ya 8 bin fil vermiş ve nüfusu azaltmak için Mozambik’e de yüzlerce fil vermeyi teklif etmişti.

“Almanya’ya da böyle bir hediye sunmak isteriz” diyen Masisi, “Hayır” cevabını kabul etmeyeceğini söyledi.

Botsvana Yaban Hayatı Bakanı Dumezweni Mthimkhulu da geçen ay, İngiliz halkının “fillerle birlikte yaşamanın tadına varabilmesi” için Londra’daki Hyde Park’a 10 bin fil göndermekle tehdit etti.

Mart ayında İngiltere parlamentosu av ganimeti ithalatının yasaklanmasını desteklemek üzere yeni bir tasarıyı görüşmeye başladı.

Botsvana ve diğer Güney Afrika ülkeleri, bir hayvanı vurma izni için binlerce dolar ödeyen ve daha sonra kafasını ya da derisini ülkelerine götüren Batılı zenginlerden büyük gelir sağlıyor.

Bu paranın koruma çabalarına ve yerel halka yardım etmek için kullanıldığını, böylece kaçak hayvan avına fazla yönelmediklerini söylüyorlar.

Hayvan hakları grupları ise bu uygulamanın zalimce olduğunu ve yasaklanması gerektiğini savunuyor.

Botsvana’nın vahşi yaşamından sorumlu bakan, “Bazı bölgelerde bu hayvanların sayısı insanlardan daha fazla. Yollarına çıkan çocukları öldürüyorlar. Çiftçilerin mahsullerini çiğneyip yiyorlar ve Afrikalıları aç bırakıyorlar” dedi.

Humane Society International’ın 2021 raporuna göre Almanya, Avrupa Birliği’nin en büyük Afrika fili ve genel olarak av ganimeti ithalatçısı.

Botsvana bu uygulamayı 2014 yılında yasaklamış, ancak yerel halkın baskısıyla 2019’da kısıtlamaları kaldırmıştı.

Ülkede artık yıllık avlanma kotaları düzenleniyor ve bunun lisanslı olduğu ve sıkı bir şekilde kontrol edildiği belirtiliyor.

Daha önce fillerin evcil hayvan maması olarak kullanılması düşünülmüştü.

Berlin’deki çevre bakanlığı sözcüsü AFP haber ajansına yaptığı açıklamada Botsvana’nın konuyla ilgili olarak Almanya’ya herhangi bir kaygı iletmediğini söyledi.

Sözcü, “Biyolojik çeşitlilik kaybı endişe verici ve av ganimeti ithalatının sürdürülebilir ve yasal olmasını sağlamak için elimizden geleni yapmak gibi bir sorumluluğumuz var” dedi.

Bakanlık sözcüsü, Botsvana da dahil olmak üzere ithalat kurallarından etkilenen Afrika ülkeleriyle görüşmelerin devam ettiğini söyledi.

Avustralya, Fransa ve Belçika av ganimeti ticaretini yasaklayan ülkeler arasında.

Botsvana, komşuları Zimbabve ve Namibya ile birlikte, sahip olduğu çok sayıdaki filden para kazanabilmek için fildişi stoklarını satmasına izin verilmesi gerektiğini savunuyor.

Doğu Afrika’daki ülkeler ve hayvan hakları grupları, kaçak avcılığı teşvik edeceği gerekçesiyle buna karşı çıktı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/botsvana-cumhurbaskani-20-bin-fili-almanyaya-gondermekle-tehdit-etti/feed/ 0
Hakan Fidan: “İspanya, AB Üyelik Sürecimize Samimi Destek Olan Ülkeler Arasında” https://www.haber28.com.tr/hakan-fidan-ispanya-ab-uyelik-surecimize-samimi-destek-olan-ulkeler-arasinda/ https://www.haber28.com.tr/hakan-fidan-ispanya-ab-uyelik-surecimize-samimi-destek-olan-ulkeler-arasinda/#respond Mon, 13 May 2024 03:48:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17870 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ile yaptığı ortak basın toplantısında; “İspanya başından itibaren Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecimize samimi olarak destek olan ülkeler arasında yer almakta. AB üyeliğinin bizim için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini bugün sayın meslektaşıma bir kez daha ifade ettim” dedi. Albares ise, “İspanya’nın arzusu şudur ki, Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin ve Avrupa’daki geleceğine bakmaya devam etsin” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ile Bakanlık’ta bir araya geldi. İkili görüşmenin ardından iki Bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Türkiye’nin İspanya ile köklü ilişkilere sahip olduğunu ve siyasi ilişkilerin giderek üst düzeye çıktığını belirten Fidan şöyle konuştu:

“İspanya ile ticaret hacmimiz hedef olarak 20 milyar doları bulmakta. Geçen yıl itibariyle bu hedefe ulaşmayı başardık gibi, 19 milyar doları aşan bir ticaret hacmimiz var şu anda.

Yıllardır terörle mücadele eden iki ülke olarak güvenlik işbirliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde güvenlik alanında atabileceğimiz adımları ele aldık. NATO bünyesindeki güçlü işbirliğimizi de tekrar gözden geçirdik. Bunun bir yansıması olarak İspanya 2019’dan bu yana Adana’da patriot bataryası konuşlandırmakta. Müttefiklik ruhuna uygun bu davranış memnuniyet vericidir. İki müttefik olarak savunma sanayi işbirliğimizi de somut projelerle daha ileri taşımak istiyoruz.

İspanya başından itibaren AB üyelik sürecimize samimi olarak destek olan ülkeler arasında yer almakta. AB üyeliğinin bizim için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini sayın meslektaşıma bir kez daha ifade ettim. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı ülkelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu yineledik.

“İSPANYA, AB İÇİNDE GAZZE KONUSUNDA İLKELİ TUTUM İZLEYEN ÜLKELERDEN BİRİ”

AB içinde Gazze konusunda ilk günden itibaren ilkeli bir tutum izleyen ve Filistin halkının yanında olan ülkelerden biridir İspanya. İspanya’nın takdire şayan bu tutumu Filistin meselesinin dini ve etnik kimliklerin üstünde evrensel bir dava olduğunun da ispatıdır.

Acil ateşkes ilan edilmesi gerektiğini vurguladık, insani yardımların derhal ve kesintisiz ulaştırılması gerektiğini kaydettik. Bölgede kalıcı barışın ancak iki devletli çözüm temelinde sağlanabileceğine inancımızı yineledik.”

ALBARES: TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ SÜRECİNİN ONAYLANMASINI İSTİYORUZ

İspanya Dışişleri Bakanı Albares ise şunları kaydetti:

“Türkiye ile AB arasındaki diyaloğu sürekli olarak destekliyoruz, üyeliği sürecinin onaylanmasını istiyoruz. Türkiye bizim için, İspanya için çok önemli bir ortak. Bizim için zirveler gerçekleştirdiğimiz ender ülkelerden birisidir.

İspanya’nın dileklerini dile getirdim: Ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesi gerektiğini dile getirdim. İnsani yardımın şartsız ve koşulsuz olarak Gazze’ye ulaşması gerektiğini söyledim. İspanya’da insani yardım savaşın başından bu yana üçe katlamış bulunuyor. Bütün rehinelerin serbest bırakılmasını arzu ediyoruz. İspanya bütün dünya ile ortakları ile dostları ile birlikte bir barış politikası gütmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin özel bir yere sahip olduğunu vurgulamak isterim. Bölgedeki barışın geleceğini düşündüğümüzde Filistin devleti ile birlikte oluşması gerekmektedir. Filistin devletinin kalıcı bir şekilde oluşması gerekmektedir. Güvenliğin, barışın ve istikrarın hem Filistinliler hem İsrailliler hem bütün ülkeler için Orta Doğu’ya gelmesinin koşulu budur.

“UKRAYNA’NIN DAHA ÖZGÜR OLMASI İÇİN GAYRETLERİMİZİ SERGİLEDİK”

Rusya-Ukrayna krizi çerçevesinde Türkiye başarılı bir duruş sergiledi. Karadeniz çerçevesinde bir gıda güvensizliğini engellemiş oldu. Bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum. Hepimizin bu konuda belli vaatleri var, Ukrayna’nın daha özgür olması, egemen olması için hepimiz gayretlerimizi sergiledik.

Bütün müttefiklerimizin NATO’daki önemine değindik. Çünkü önümüzde güneyden gelen belli tehditler var. İki ülke arasında belli alışverişler var. İspanya’nın şirketlerinin Türkiye’deki varlığına dikkat çekmek isterim. Türkiye ile 19 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaştık.”

FİDAN: SİYASİ İRADE EROZYONA UĞRADI

İki Bakan ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir gelişme olup olmadığına ilişkin soru üzerine Fidan şu değerlendirmede bulundu:

“Bizim aslında irade beyanı beklediğimiz yer AB’nin kilit ülkeleridir. Bunların irade beyanında bulunması lazım. AB’de pek çok süreç var. Bundan evvel siyasi iradenin ortaya konması gerekiyordu. 2004-2005 yılında böyle bir siyasi irade ortaya konulmuştu. Ama daha sonra bu siyasi iradenin erozyona uğradığını ve giderek ortadan kalktığını ve bambaşka bir siyasal zihnin ve iklimin AB’ye Türkiye ile alakalı hakim olduğunu gördük.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi meselesi, farklı ticari imtiyazlar meselesi, göçle mücadele meselesi bunların hepsi esas itibariyle AB ile yoğun bir şekilde çalışmamız gereken konular. Fakat buralarda bile maalesef bir ciddi çalışmamız halihazırda istediğimiz şekilde olamıyor. Avrupa parlamentosu seçimleri olacak bu yaz. Şu anda AB’de bunun bekleyişi var, buradan çıkacak siyasi tabloya göre olayların tekrar şekilleneceğine ilişkin bir algı var. Biz de açıkçası onu takip ediyoruz ama bizim inancımız Parlamento seçimlerinin sonuçlarından bağımsız AB kurumları ile Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle daha ileriye taşınması.”

ALBARES: TÜRKİYE’NİN NET BİR ADAYLIK DURUŞU VAR

Albares ise soruyu şöyle yanıtladı:

“İspanya’nın duruşu her zaman Türkiye ile diyaloğumuzu geliştirmek üzerine yükselmektedir. Türkiye’nin net bir adaylık duruşu var. Tüm AB ülkeleri bunun üzerinde çalışmalıyız. Bu yolun açılması için çalışmalıyız. Bunun için yol haritalarımız var.

Türkiye Gümrük Birliği’nin üyesi. Bu konuda gayretlerimizi ikiye katlamalıyız. İspanya AB üyesi bir devlet olarak bu dinamiğin durmaması için gayret edecek. İspanya’nın arzusu şudur ki, Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin ve Avrupa’daki geleceğine bakmaya devam etsin.”

“FİLİSTİNLİLER AÇLIKTAN ÖLÜYOR”

Albares, Gazze’ye barışın gelmesi için bahsedilen ortak gayretlerin neler olduğu ve İspanya’nın İsrail’e uyguladığı yaptırımlara ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

“İspanya’nın önerisi bir barış konferansının düzenlenmesi. Bu konferansta hepimiz bir araya gelip Filistin devletini tanıyabiliriz ve İsrail de burada bize güvenlik garantisi verebilir. Bunu istiyoruz. Bu artık son kez olsun istiyoruz, son kez bu seviyede bir şiddete tanıklık edelim istiyoruz.

Sadece bombalardan söz etmiyoruz. Açlıktan da söz ediyoruz. Filistinliler açlıktan ölüyor. O yüzden bütün dünyadan insani yardımın ulaşabilmesi için hemen tedbirler istiyoruz. Kasım’dan itibaren İspanya finansmanını üç katına katladı ve bu bizim buradaki mülteci kamplarını ziyaret etti İspanya. Bütün rehinelerin şartsız şekilde özgür bırakılmasını savunuyoruz. Katliamlardan, felaketlerden çıkarılacak olan sonuç Filistinliler ve İsrailliler olarak hepimiz elimizi taşın altına koyacağız ve tekrar şiddete başvurulmaması için neler yapabileceğimizi konuşacağız.

“EMPERYALİZMİN KARŞISINDAYIZ, İSRAİL’İN ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI DAVRANIŞLARININ KARŞISINDAYIZ”

İspanya yaptırımları ilk uygulayan ülkelerden oldu. Biz burada emperyalizmin karşısındayız. İsrail’in buradaki uluslararası hukuka aykırı davranışlarının karşısındayız. Oy birliğiyle yaptırımlara karar verdik. İhracat lisanslarını artık durdurduk. İsrail’e daha fazla silah tedarik etmiyoruz. Biz artık barış istiyoruz.”

FİDAN: GEREK İSPANYA OLARAK GEREK AB’DE ATTIĞIM ADIMLARIN TAMAMIYLA ARKASINDAYIZ

Fidan ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Üyesi olduğumuz bütün uluslararası platformlarda İsrail’e baskı oluşturulması için alınabilecek bütün tedbirlerin alınması için her türlü baskıyı, tek taraflı, çok taraflı devam ettiriyoruz. Birleşmiş Milletler nezdinde, İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde, üyesi olduğumuz bölgesel, ekonomik ve siyasi işbirliği teşkilatlarının hepsinde; çünkü burada şöyle bir şey var: Bu sadece var olan trajedinin önlenmesiyle ilgili değil, daha büyük küresel krizlerin ve bölgesel savaşların çıkmasıyla alakalı. Bu konuyu görmemek için çok dar görüşlü olmak lazım.

İki devletli çözüm konusunda sayın mevkidaşıma teşekkür ediyoruz. Gerek İspanya olarak gerek AB içerisinde attığı adımlar, teklif ettiği konularda tamamıyla arkasındayız. Barış konferansının düzenlenmesi, Filistin devletinin tanınması ve çeşitli güvenlik garantilerinin ortaya çıkması, bunlar gerçekten çözüm yolunda gündeme gelen önemli alternatif teklifler.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/hakan-fidan-ispanya-ab-uyelik-surecimize-samimi-destek-olan-ulkeler-arasinda/feed/ 0
SANKON, Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler ile ticareti geliştirmeyi hedefliyor https://www.haber28.com.tr/sankon-turk-devletleri-teskilatina-uye-ulkeler-ile-ticareti-gelistirmeyi-hedefliyor/ https://www.haber28.com.tr/sankon-turk-devletleri-teskilatina-uye-ulkeler-ile-ticareti-gelistirmeyi-hedefliyor/#respond Thu, 25 Apr 2024 02:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15645 Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (SANKON) 2024 yılında Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) üye ülkeler ile mevcut ticareti daha da geliştirmeyi hedefliyor.

Genel Merkezi Ankara’da olan ve Birleşmiş Milletler örgütüne üye 193 dünya devletinin başkentlerinde temsilcilikleri bulunan Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (SANKON), Afrika kıtasında, Arap yarımadasında, Orta Asya Türk devletlerinde, Avrupa kıtasında, Asya kıtasında, Pasifik ve Karayip ülkelerinde faaliyet gösteren, Türkiye ile dünya devletleri arasında ekonomik, ticari, ithalat ve ihracat ilişkilerine katkı sağlamak amacıyla düzenli olarak faaliyette bulunuyor. Türkiye ile dünya devletleri arasında fiziki ve online iş forumları, konferanslar ve toplantılar yaparak ekonomiye büyük katkılar sağlayan, yurt dışına Türk şirketlerini yollayan, aynı şekilde yurt dışından, Türkiye’ye yabancı şirketleri getiren, bünyesinde 25 binden fazla yurt içi ve yurt dışı üye şirketleriyle uluslararası ekonomik bir sivil toplum kuruluşu olan SANKON, 2024 yılında Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler ile ihracat hedefini 2 milyar dolar olarak belirledi.

SANKON Genel Sekreteri Nazmi Tutal, yönetim kurulu adına yapmış olduğu yazılı açıklamasında, “Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler, kardeş ülkelerdir ve bizim için çok önemlidirler. Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkelerin misyonu ve faaliyetleri her geçen gün artmaktadır ve küresel olarak, önemli bir güç merkezi haline gelmektedirler. Söz konusu üye ülkeler, uluslararası alanda ve diplomaside birlikte hareket ederek, ortaklık temelinde güç birliğini, işbirliğini ve aralarındaki dayanışmayı güçlendirmektedirler. Türkiye’nin de bu ülkelerle olan ekonomik ve ticareti ilişkileri ilerleme kaydetmeye devam etmektedir. SANKON kuruluşu olarak, Türkiye ile Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilere katkı sağlamayı ve güçlü olan ilişkilerimizi daha da güçlendirmeyi ve geliştirmeyi hedefliyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı üyesi olan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ülkelerine geçmiş yıllarda heyetler yollandığını hatırlatan Tutal, Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler ile ithalat ve ihracat komisyonu kuruldu. SANKON kuruluşu olarak, ekonomik ve ticari ilişkilerimizi geliştirmek amacıyla bu ülkelerin Ankara Büyükelçilikleri ile yakın işbirliği içerisinde olduk. Geçtiğimiz yıl ise ilişkilerimizin doruk noktasına ulaştığını gördük. 2024 yılında da bu ülkeler ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizi rakamsal olarak daha üst düzeye ulaştırmayı düşünüyoruz” dedi.

“Tüm bu ülkeler ile ihracat hedefimizi 2 milyar dolar olarak ortaya koyduk”

Nazmi Tutal, “Genel Başkanımız Ferudun Cevahiroğlu öncülüğünde, çok sayıda heyet ile bu ülkelere tekrar ziyaretler gerçekleştireceğiz. Bu ülkeler gelişmekte olan ülkelerdir ve birçok alanda yatırıma ihtiyaçları var. Özellikle, Türk yatırımcılar için cazibe merkezi. Türkiye, bu ülkeler için model olabilir. Yatırım imkanları da çok fazla. İnşaat, en çok gelişen sektörlerden. Enerji, tekstil, savunma sanayi, sağlık, tarım, imalat sanayi ve tıbbi cihazlar gibi alanlarda hedeflerimizi gerçekleştirebilirsek, SANKON kuruluşu olarak, tüm bu ülkeler ile ihracat hedefimizi 2 milyar dolar olarak ortaya koyduk” diye konuştu. SANKON Genel Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklamada, SANKON kuruluşunun Türkiye Cumhuriyeti Devleti dışında Türk Devletleri Teşkilatı’na üye olan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan devletlerinin tamamında temsilcilikleri vasıtasıyla etkin bir şekilde faaliyette bulunduğu ifade edildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/sankon-turk-devletleri-teskilatina-uye-ulkeler-ile-ticareti-gelistirmeyi-hedefliyor/feed/ 0
Gümrük Birliği 29 yaşında https://www.haber28.com.tr/gumruk-birligi-29-yasinda/ https://www.haber28.com.tr/gumruk-birligi-29-yasinda/#respond Fri, 05 Apr 2024 01:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13037 ERHAN CİHAN ÜNAL -Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliğine katılma kararı üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen, bunun küresel ticarette yaşanan değişiklikler ve ortaya çıkan yeni sorunlar karşısında yetersiz kalması dikkati çekiyor.

Türkiye ile AB arasında gerçekleştirilen müzakerelerin ardından 6 Mart 1995’teki Ortaklık Konseyi toplantısında alınan karar uyarınca 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği, Türkiye’nin AB ile bütünleşme hedefine yönelik önemli bir ticari ortaklık ilişkisi kurdu.

Türkiye ile dönemin Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasında 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile başlayan ve 1973 yılında Katma Protokol ile devam eden ilişki, 6 Mart 1995’te Gümrük Birliği kararıyla yeni bir boyuta taşındı.

Kararın yürürlüğe girmesiyle Türkiye ile AB arasında sanayi ürünleri ticaretinde gümrük vergileri, miktar kısıtlamaları ve eş etkili önlemler ortadan kaldırıldı. Türkiye ve AB arasında ticareti yapılan sanayi malları için herhangi bir gümrük vergisi uygulanmamaya başlandı.

Gümrük Birliği kapsamında, Türkiye ve AB, üçüncü ülkelerden gelen ithal ürünlere karşı aynı gümrük vergilerini uygulamaya koydu. Böylece, Gümrük Birliğinde üretilen veya ithal edilen ürünlerin herhangi bir gümrük kısıtlamasına tabi tutulmadan diğer ülkelere serbestçe taşınmasına olanak sağlandı.

Gümrük Birliği, yapıldığı dönemde sadece sanayi ürünleri ile işlenmiş tarım ürünlerini kapsamına alırken ekonomi ve ticaretin diğer boyutları bunun dışında tutuldu.

1995 yılında alınan karar doğrultusunda bugün itibarıyla 29 yaşına giren Gümrük Birliğinin geçen uzun dönemde değişen ve artan küresel ticaretin yeni ihtiyaçları karşısında yetersizliği ise belirginleşti.

Gümrük Birliğinin günümüz ticaretinde yaşanan sorunları giderebilmesi, küresel ekonominin gerçeklerine, ticari ve ekonomik ortaklık ruhuna uygun bir şekilde güncellenmesi gerekliliği ortaya çıktı.???????

Yürürlüğe girmesiyle Türkiye ile AB arasındaki ticareti hızla artıran Gümrük Birliğinin bir başka kazanımı da Türkiye’ye yapılan yabancı yatırımlardaki artış olarak ortaya çıktı. Gümrük Birliği, Türk şirketlerinin Avrupa pazarında daha rekabetçi olmasını sağladı.

Uygulamaya girdiği dönemde Türkiye’ye çeşitli ekonomik kazanımlar sağlamasına rağmen, Gümrük Birliğinin yapısındaki sorunlar son dönemde ciddi bir boyut kazandı.

Hali hazırda, Türkiye’nin AB’nin diğer ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına taraf olmaması, Türk tırlarına uygulanan kara yolu kotaları, Gümrük Birliğinin işleyişiyle ilgili danışma ve karar alma mekanizmalarında Türkiye’nin yeterince yer almaması bu alanda yaşanan sorunların en öne çıkanları arasında yer alıyor.

Yaşanan sorunların giderilmesi için Gümrük Birliğinin derhal güncellenmesi gerekirken, yapılacak değişikliklerin her iki tarafa da faydalı olacağı bütün çalışmalarda ortaya konuyor.

Uygulamaya girdiği dönemde sanayi ürünlerini kapsayan Gümrük Birliğine günümüzde özellikle kamu alımları, hizmetler ve tarım sektörlerinin de dahil edilmesinin karşılıklı ekonomik ve ticari entegrasyonu daha da güçlendirmesi bekleniyor.

Geçiş dönemi düzenlemesi olarak yürürlüğe konulan Gümrük Birliğinde yaşanan sorunlar büyük ölçüde Türkiye’nin henüz AB üyesi olmamasından kaynaklanıyor. AB üyeliği ile Türkiye’nin de “Tek Pazar”a girmesi ve Birlik karar mekanizmalarında yer alması ile yaşan sorunların bitmesi öngörülüyor.

Mevcut durumda, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı ticaret anlaşmalarında aldığı karalar Gümrük Birliği dolayısıyla Türkiye’yi de bağlıyor. Türkiye, müzakere masasında olmadığı ticaret anlaşmalarındaki kararlardan mağdur olabiliyor.

Gümrük Birliği ile sanayi ürünleri karşılıklı olarak serbest dolaşabilirken bu mal ve ürünleri taşıyan tırlar ve sürücüler çeşitli sınırlamalar ve engellerle karşılaşıyor. Türkiye, ulaşımda yaşanan sorunların serbest ticaret ruhuna aykırı olduğunu sıklıkla dile getiriyor.

210 milyar doları aşan ticaret hacmi

AA muhabirinin Ticaret Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye ve AB arasındaki ticaret hacmi geçen yıl 210 milyar doları geçti.

Gümrük Birliği öncesindeki dönem olan 1995’te Türkiye AB arasında yaklaşık 30 milyar dolarlık ticaret hacmi geçen yıl itibarıyla 7 kat artış gösterdi.

Türkiye, AB ülkelerinde 2022 yılında 103 milyar dolarlık ihracat yaparken 2023’te bu rakam 104,3 milyar dolara çıktı. Türkiye’nin ihracatında AB ülkelerinin payı yüzde 41’i buldu. Böylece AB, Türkiye’nin toplam ihracatında ilk sırada yer aldı.

Türkiye’nin AB’den ithalatı ise 2022 yılında 93,3 milyar dolarken 2023’te 106 milyar dolara ulaştı. Toplam ithalatta AB’nin payı yüzde 29 oldu.

Türkiye-AB arasında toplam ticaret hacmi ise 2023’te 210,3 milyar dolara ulaştı.

Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) uluslararası ticaret verilerine göre de AB ülkelerine en fazla ihracat gerçekleştiren ülkeler sıralamasında Türkiye 95,5 avro ile 6’ncı sırada yer aldı.

Türkiye, AB ülkelerinden geçen yıl 111,3 milyar avro ithalat yaptı. Böylece, Türkiye, geçen yıl toplam 206,8 milyar avro ile AB’nin 5’inci en büyük ticaret ortağı konumunda yer aldı.

AB ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerinin daha da güçlenmesi için Gümrük Birliği’nin derhal güncellenmesi gerekiyor.

Gümrük Birliği’ni güncellemeye ilişkin resmi müzakerelerin AB Komisyonu’nun Konsey’den yetki almasının ardından başlaması gerekiyor. Ancak üye ülkelerden oluşan AB Konseyi, siyasi saiklerle bu konuda adım atmıyor.

Türkiye-AB arasında ticaret şu şekilde:

Yıl İhracat İthalat Dış Ticaret Hacmi
2019 76.726.197.754 67.913.046.642 144.639.244.396
2020 70.019.687.670 73.337.528.286 143.357.215.956
2021 93.082.625.406 85.383.160.232 178.465.785.638
2022 103.049.092.000 93.286.795.815 196.335.887.815
2023 104.289.734.404 106.012.911.505 210.302.645.909
]]> https://www.haber28.com.tr/gumruk-birligi-29-yasinda/feed/ 0 Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Türkiye’ye yapacağı ziyarette Gazze’ye insani yardımların artırılması önerisini ele alacak https://www.haber28.com.tr/filistin-yonetimi-baskani-mahmud-abbas-turkiyeye-yapacagi-ziyarette-gazzeye-insani-yardimlarin-artirilmasi-onerisini-ele-alacak/ https://www.haber28.com.tr/filistin-yonetimi-baskani-mahmud-abbas-turkiyeye-yapacagi-ziyarette-gazzeye-insani-yardimlarin-artirilmasi-onerisini-ele-alacak/#respond Mon, 01 Apr 2024 03:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12503 Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, İsrail-Hamas savaşının başladığı 7 Ekim’den sonra ilk Türkiye ziyaretini yarın gerçekleştirecek. Ramazan ayı öncesi ateşkesin sağlanmasına dönük çabaların yoğunlaştığı dönemde gerçekleşecek görüşmelerde, Türkiye’nin Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ve artan miktarda gönderilmesini içeren önerisinin de ele alınması bekleniyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu toplantıları kapsamında yaptığı açıklamada, Gazze’ye Mısır üzerinden giden insani yardımlar için artık İsrail’in izninin beklenmemesi gerektiğini kaydetmiş ve ilgili ülkelerin tek taraflı adım atmaları önerisini gündeme getirmişti.

Son Türkiye ziyaretini Temmuz 2023’te gerçekleştiren Abbas, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Ankara’ya gidecek.

Ziyaretin gerçekleşeceğini ilk duyuran kişi Antalya Diplomasi Forumu toplantılarına katılan Filistin Dışişleri Bakanı Riyad Maliki oldu. Maliki, hafta sonu düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Abbas’ın sürekli iletişimde olduklarını, Ankara’da yüz yüze görüşme fırsatı bulacaklarını söyledi. Filistinli bakan, görüşmelerde Türkiye’nin Filistin’e desteğinin ele alınacağını, özellikle Gazze’ye yapılan yardımlar konusunun ele alınacağını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 3 Mart’ta Antalya Diplomasi Forumu’nun kapanış basın toplantısında Abbas’ın ziyaretini teyit etti ve görüşmelerde İsrail-Hamas savaşının seyrinin ele alınacağını söyledi.

Fidan, “Ayrıca Filistinliler arası diyalog konusunda da gelişmeleri Cumhurbaşkanı’mız birinci elden kendisinden duymak istiyor. Ayrıca Türkiye’nin tavsiye ve telkinlerini de iletme imkanı bulacaklar bu çerçevede” ifadeleriyle Ankara’da yapılacak görüşmelerin içeriğini de duyurmuş oldu.

Gündemde ateşkes ve insani yardım var

Bakanı Fidan aynı basın toplantısında, ateşkes konusunda genel bir anlayış bulunduğunu ve anlaşmaya yakın olunduğunu kaydetti ve asıl dikkat çekilmesi gereken durumun Gazze’de giderek kötüleşen insani koşullar olduğunu vurguladı.

Gazze’ye yardım konusunda uluslararası toplumun yerleşik uygulamaları bırakıp artık tek taraflı adım atması gerektiğini düşünen ülkeler olduğunu kaydeden Fidan, “Bizler de artık bu görüşleri destekliyoruz çünkü yani birilerinin iznini bekleyerek Gazze’ye yardım ulaştırmak, artık 2 milyondan fazla insanın yavaş ve sessiz ölümüne ortak olmak manasına geliyor” dedi.

Yardımlar İsrail’in onayı olmadan Gazze’ye geçmiyor

İsrail ve Mısır arasında yıllardır geçerli olan uygulamaya göre, Mısır’ın Refah Sınır Kapısı’nı kullanan insani yardım kamyonları İsrail’e geçiyorlar ve Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda denetlendikten sonra Gazze’ye gönderiliyorlar. Denetleme işleminin vakit alması, İsrail’in onay vermediği insani yardım maddelerinin geri gönderilmesi gibi uygulamaların, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçların Filistin halkına ulaşmasında kesintilere neden olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.

Filistin’e insani yardımlarını artıran ülkeler arasında olan Türkiye, son aylarda başta Mısır ve diğer önde gelen Arap ülkeleriyle yaptığı temaslarda İsrail’in izninin artık aranmaması gerektiğini, bu konudaki uygulamanın değiştirilmesi çağrısında bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen ay Kahire’ye yaptığı ziyaret sırasında konuyu Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile görüştüğü biliniyor. Mısır yönetiminin ilk başta öneriye mesafeli olduğu ancak İsrail’in saldırıları sonucunda insani durumun giderek çok daha kötüleşmesi üzerine pozisyonunu esnettiği kaydediliyor.

Bunun en önemli sinyallerinden biri Mısır’ın, İsrail’in Gazze’nin güneyinde sivillerin sığındığı tek kent olan Rafah kentine saldırması durumunda Camp David’de imzalanan barış anlaşmalarından çekileceği tehdidinde bulunmuş olması olarak değerlendiriliyor.

Ancak Mısır’ın henüz insani yardımlar konusunda “tek taraflı” bir süreç başlatma noktasında olmadığı, özellikle ateşkes müzakerelerinin yoğunlaştığı bir dönemde böyle bir adımı atmayı değerlendirmeyeceği kaydediliyor.

Antalya Diplomasi Forumu’nda neler konuşuldu?

Gazze konusu, bu yıl 3. sü yapılan Antalya Diplomasi Forumu’nun öncelikli konuları arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan, açılış konuşmalarında İsrail’in saldırılarını sert dille eleştirirken, Batı dünyasının büyük çoğunluğunu da çifte standart uyguladıkları için kınadılar. Erdoğan, Gazze’de yaşananların mevcut uluslararası sistemin tamamen çöktüğünün bir göstergesi olduğunu belirtti ve daha adil bir sistemin mutlaka kurulması gerektiği mesajını yineledi.

Dışişleri Bakanı Fidan ise Gazze’deki durumu özel olarak işleyen ve Filistin Dışişleri Bakanı Maliki ile Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri’nin konuşmacı olarak yer aldığı bir panele de katıldı. Temas Grubu ülkelerinden Suudi Arabistan ve Katar ise Antalya Diplomasi Forumu’na dışişleri bakanı düzeyinde katılmadı.

Fidan, forumun kapanış basın toplantısında, Antalya’da küresel sistemin adaletsizliğine ve dengesizliğine karşı oluşmakta olan uzlaşının ele alındığını belirtirken, “Bazı uluslararası aktörlerin farklı meselelerdeki çifte standartlı ve uluslararası hukuku hiçe sayan yaklaşımları, forum esnasında panelistlerce adeta ifşa edildi” dedi.

Antalya Diplomasi Forumu toplantılarına Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinden üst düzey katılım olmaması dikkat çekti. Buna karşın bu yıl da Afrika ülkelerinden yoğun bir katılım gözlendi. Toplantıya cumhurbaşkanı ve hükümet başkanı düzeyinde katılım gösteren 19 ülke çoğunlukla Afrika ve Balkan ülkeleri oldu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/filistin-yonetimi-baskani-mahmud-abbas-turkiyeye-yapacagi-ziyarette-gazzeye-insani-yardimlarin-artirilmasi-onerisini-ele-alacak/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda EAGÜ’lerin sorunları ele alındı https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-eagulerin-sorunlari-ele-alindi/ https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-eagulerin-sorunlari-ele-alindi/#respond Mon, 25 Mar 2024 12:36:21 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11462 Antalya Diplomasi Forumu 2024’te düzenlenen “En Az Gelişmiş Ülkeleri (EAGÜ) Desteklemek İçin Yeni Yaklaşımlar” başlıklı panelde, EAGÜ’lerin karşılaştığı ciddi yapısal sorunlar ve bunların üstesinden gelmeye yönelik uluslararası taahhütlerin nasıl yerine getirilebileceği ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forum kapsamında gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü, Birleşmiş Milletler (BM) Teknoloji Bankası üyelerinden Taffere Tesfachew üstlendi.

Panelde Afrika’ya ilişkin konuşan Gine Bissau Dışişleri Bakanı Carlos Pinto Pereira, dünyadaki 46 en az gelişmiş ülkeden 33’ünün Afrika’da olduğunu belirtti.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2030 gündeminin hayata geçirilmesinin bu ülkeler için mümkün olamayabileceğini ifade eden Pereira, “(Söz konusu ülkeler) Korkarım ki 2030 hedeflerine ulaşamayacak.” dedi.

“Motivasyon eksikliği ve yanlış politikalara” dikkati çeken Pereira, bu durumun nedeninin yalnızca Kovid-19 salgını ya da Rusya-Ukrayna Savaşı olmadığını, problemlerin bunun öncesinde de bulunduğunu söyledi.

Eğitim konusundaki sorunlardan da bahseden Pereira, şunları kaydetti:

“Okuma yazma bilmeyenlerin oranı maalesef hala yüksek ve eğitim seviyesi de oldukça düşük. İş hayatına gelince, maalesef tablo yine aynı, mesleki yeterlilikte hala çok fazla eksiklik ve boşluk var. İnsanlar üniversite diplomasına sahip olsalar bile, bilgiler sadece teorik oluyor. Laboratuvarlarımız yok, mühendislik yeteneklerimiz yok. Gerekli altyapıdan yoksunuz.”

Afrika ülkelerine yol gösterilmediğini savunan Pereira, “Enerji, ulaşım ve iletişim alanlarında altyapıya ihtiyacımız var. Bunlar da önemli yatırımlar gerektiriyor ve henüz görünür değiller.” ifadelerini kullandı.

Üretim ve işleme konusundaki sorunları da gündeme getiren Pereira, “Örneğin 250 bin ton kaju üretiyoruz. İlk olarak Hindistan ya da diğer komşu ülkelere ihraç ediliyor. Kaju orada işleniyor ve nihai ürün o ülkelerde satılıyor. Yani kendi zenginliğimizden faydalanamıyoruz ve bu kabul edilemez.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yüzleştiğimiz en önemli şeylerden biri yaptırımlar”

Güney Sudan Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı James Pitia Morgan da EAGÜ’lerin önündeki en önemli problemin dış etkenler olduğuna dikkati çekerek, “En az gelişmiş ülkeler olarak karşı karşıya olduğumuz en önemli şeylerden biri yaptırımlardır.” dedi.

Az gelişmiş ülkelerin yalnızca Kovid-19 ya da iklim değişimi gibi doğal nedenlerden etkilenmediğini dile getiren Morgan, “Yaptırımlar, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve dünyanın güçlü ülkeleri tarafından en az gelişmiş ülkeleri baskı altında tutmaya devam etmek için kullanılıyor.” diye konuştu.

Yaptırımların EAGÜ’lere yardım etmek için kullanılamayacağını belirten Morgan, “Pek çok konuda acı çekiyoruz. Bu nedenle, kalkınma şansı elde edebilmemiz için en azından yaptırım denilen şeylerin kaldırılması gerektiği çağrısında bulunuyoruz.” açıklamasını yaptı.

Üretim için gereken toprak ve insan gücüne sahip olduklarını ancak sermaye konusunda sıkıntı çektiklerini bildiren Morgan, “Bunlardan sahip olmadığımız tek şey sermaye, çünkü sermaye yaklaşamadığımız bazı güçler tarafından kontrol ediliyor.” ifadesini kullandı.

“Madenlere sahip bir ülkenin yoksulluk yaşaması ikilemdir”

Ülkesinde yaşanan yoksulluğa ilişkin konuşan Orta Afrika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sylvie Baipo-Temon ise BM’nin 2030 hedeflerini gerçekleştirmenin zorluğuna ve bunun için yeterince fon olmadığına işaret etti.

Baipo-Temon, ülkesinin kendi hedeflerini koyması gerektiğini dile getirerek, “Uzun süre sömürge bir ülke olarak yaşadık ve bugün hala modern bir sömürgeyle karşı karşıyayız. Bu da kendi ekonomik hedeflerimizi belirlememizi engelliyor.” dedi.

Ülkesinin madeni açıdan zenginliğine dikkati çeken Baipo-Temon, “Yerin altında 622 kilometrekarelik alana yayılan altın, lityum, kobalt gibi zenginliklerimiz var ve bu kadar büyük bir yer altı zenginliğine sahip ülkede yaşayan insanların büyük bir yoksullukla savaşması ikilemdir.” diye konuştu.

Teknolojinin önemine de işaret edildi

İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi (IICPSD) Türkiye Direktörü Sahba Sobhani, EAGÜ’lerin kalkınması için teknoloji konusuna önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Sobhani, Türkiye’nin desteğiyle, BM Teknoloji Bankası ile birlikte, az gelişmiş ülkelerden gelen öğrencilerin teknolojik anlamda gelişerek veri bilimi üzerine çalışması için proje başlattıklarını kaydetti.

“Uzmanlık ve beceri aktarımı önemli”

2030 hedeflerini ele alan, BM Teknoloji Bankası üyelerinden Federica Irene Falomi de bilim, teknoloji ve inovasyonun yapısal dönüşümdeki rolüne dikkati çekti.

BM Teknoloji Bankasının bu amaçla kurulduğuna değinen Falomi, “Teknoloji Bankası, teknoloji ihtiyaç değerlendirmesi dediğimiz çalışmayı birlikte geliştirmek üzere EAGÜ’lerdeki hükümetlerle çok yakın çalışmaktadır. Bunlar, ülkelerin yatırım yapması ve teknolojik çözümlere erişmesi gereken ekonomi alanlarını ve sektörlerini belirlemeyi amaçlayan araçlar olan yol haritalarıdır.” diye konuştu.

Falomi, bu yardımın finansal olarak yapılmasının yanı sıra uzmanlık ve beceri aktarımının çok önemli olduğunu ifade etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-eagulerin-sorunlari-ele-alindi/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Türkiye’nin Güçlü Olması Mecburidir https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiyenin-guclu-olmasi-mecburidir/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiyenin-guclu-olmasi-mecburidir/#respond Sat, 23 Mar 2024 22:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11184 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmekten başka bir şansı yoktur. Türkiye ona, buna bakarak hizaya giremez. Türkiye şu tarafta ya da bu tarafta durarak ayakta durması mümkün olamaz. Onun için Türkiye kendi milli menfaatleri istikametinde her alanda daha ileri noktalara gitmek zorundadır. Mavi vatan, siber vatan, uzay vatan, yeşil vatan diyoruz ya bütün bunların resminde güçlü bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz” dedi.

Sakarya’da bir dizi ziyaretler gerçekleştiren TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sakarya Valiliği, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ‘Darbeler ve Dersler’ programının ardından Serdivan ilçesindeki bir restoranda sivil toplu kuruluşları (STK) ve iş insanlarıyla bir araya geldi. Programda konuşma yapan Sakaya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, 28 Şubat darbesinin tarihe postmodern darbe olarak geçtiğini ve sürecin en büyük ayrımcılığı ile psikolojik şiddetin kadınlara yönelik yapıldığını söyledi. Sakarya Valisi yaşar Karadeniz ise Türkiye’de olan darbeleri hatırlatarak Türk milletinin Cumhuriyet ve demokrasiyle özleştiğini söyledi.

“28 Şubat’ta yaşananları bugün müzakere ettik”

Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bizim derdimiz, gayemiz geçmişte takılıp kalmak değil. Geçmişte yaşanan olayların şahıslar üzerinden müzakere etmekti. Geçmişi bir masal okuyup anlatmak değil, tam tersine geçmişte yaşanan yanlışlıklardan kurtulma, ders almak ve ileriye bakmak için bir daha böylesine dönemler yaşamamak ve tecrübe etmek gayesiyle 28 Şubat’ta yaşananları bugün müzakere ettik. Bunları sadece bir hatıra olarak sadece geçmişi yad etmek geçmişteki şahıslar üzerinden olayları tartışmak ve hatta o olayların bizzat kendisini tartışmak için değil oralardan ders çıkartarak, çok ağır bedellerle bu demokratik kazanımları daha iyi ileriye götürebilmek için müzakere etmemiz lazım. Bu anlamda Türkiye’nin 74 yıllık çok partili siyasi hayatındaki yaşadığı bu antidemokratik müdahaleleri de hiç unutmadan esas gayemiz olan yeniden güçlü bir Türkiye istikametinde yürüyeceksek böyle bir Türkiye’nin en temel direklerinden birisi olan demokraside güçlü hale getirilmesini de hep birlikte tesis edeceğiz. Bu çerçevede şunu çok rahat söyleyebiliriz. Dünyada bedeli en ağır ödenmiş demokrasi Türkiye’deki demokrasidir Bu demokrasiye gözümüzün içi gibi bakmak bunu kendi en ön varlığımız olarak telakki etmek daha da ileriye taşımak mecburiyetindeyiz” dedi.

“Türkiye Yüzyılı dediğimiz konu Türkiye’de bir gelecek idealidir”

Türkiye Yüzyılı’ndan bahseden Kurtulmuş, “Türkiye Yüzyılı dediğimiz konu Türkiye’de bir gelecek idealidir. Hele bizim gibi bir ülkenin hele bizim gibi bir milletin gününü gün eden ve vakit geçiren sağdan soldan esen rüzgarlara göre istikametine tayin eden bir şekilde özgür değildir. Eğer öyle yürüseydi ecdadımız, bugün bize miras olarak bırakılan bir Anadolu’dan bir vatandan bahsedemedik. Türkiye’nin bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmekten başka bir şansı yoktur. Türkiye ona, buna bakarak hizaya giremez. Türkiye şu tarafta ya da bu tarafta durarak ayakta durması mümkün olamaz. Onun için Türkiye kendi milli menfaatleri istikametinde her alanda daha ileri noktalara gitmek zorundadır. Mavi vatan, siber vatan, uzay vatan, yeşil vatan diyoruz ya bütün bunların resminde güçlü bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz. Eğer gücümüzü artırırsak gücümüzü dış politikada da hissettirebilmeniz mümkündür. Uluslararası camiada gücü olmayan bir devletin sözünün tesirli olması mümkün değil. Ama Türkiye’nin şöyle bir avantajı var. Hem bölgesel büyük bir gücümüz var Hem de çok şükür artık Türkiye her alanda daha ileri noktalara doğru gidiyor” diye konuştu.

“Türkiye ülkeler ve halklar tarafından yakinen takip ediliyor”

Dünya ülkelerinin Türkiye’yi yakından takip ettiğini aktaran Kurtulmuş, “Dolayısıyla yeni dönemde Türkiye her alandaki gücünü kullanarak sözünü çok daha etkili bir hale getirecektir. Bu istikamette yürüyoruz. Allah nasip etti bir çok ülkenin meclis başkanlarıyla uluslararası platformlarda görüşmek, ikili görüşmeler yapma imkanımız oldu. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki ister Batı Ülkeleri, ister Doğu ülkeleri olsun dünyanın her tarafındaki ülkeler ve halklar Türkiye’yi çok dikkatle izliyor. Türkiye’de bizim için sıradan bir haber maliyeti oluşturan herhangi bir sorun dünyadaki farklı ülkeler ve halklar tarafından yakinen takip ediliyor. Örneğin Türkiye’nin milli savunma sanayinde gerçekleştirdiği hamleler arka arkaya atmış olduğu hamleler, yüksek teknolojilerle kazanımları bu alanda ortaya koyduğu çabaları Türkiye’nin içten İHA’larıyla SİHA’larıyla milli muhalif gemileriyle milli muhalif uçaklarıyla inanın ki dünyanın dört bir tarafında bütün ülkeler ve halka lehine geliyor. ANKA’nın uçması ya da TCG gelişiminin denize indirilerek faaliyetlerine başlaması sadece Türkiye’de Türk kamuoyu tarafından takip edilmiyor. Dünyanın birçok yerinde ben bütün bu görüşmelerde de görüyoruz. Dostlarım Türkiye’nin güçlenmesi dolayısıyla büyük memnuniyet duyuyor, sizin öne geçmenizi ve dünya masum milletlerine öncülük yapmanızı bekliyoruz diyerek güzel temennilerini ifade ediyor, Türkiye’nin gelişmesinden hoşlanmayanlar da Türkiye’ye nasıl çelme takarız çalışmaları içerisinde oluyor. Bunu önlemenin yolu millet olarak bir, beraber bütünleşik bir şekilde hareket etmemizdir. Bütün bu alanları güçlü bir ekonomi, sağlam bir demokrasi, güçlü bir toplumsal yapı Türkiye’nin ekonomik hedeflerine ulaşabilmek için iyi bir altyapının hazırlanmasıyla önümüzdeki dönem Allah’ın izniyle Türkiye’nin yüzyılı olacaktır. Buna gayretle bu dönemi hep birlikte aşacağız” şeklinde konuştu. – SAKARYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiyenin-guclu-olmasi-mecburidir/feed/ 0
Putin: Müdahalede bulunan ülkelerin karşılaşacakları sonuçlar çok trajik olacak https://www.haber28.com.tr/putin-mudahalede-bulunan-ulkelerin-karsilasacaklari-sonuclar-cok-trajik-olacak/ https://www.haber28.com.tr/putin-mudahalede-bulunan-ulkelerin-karsilasacaklari-sonuclar-cok-trajik-olacak/#respond Fri, 22 Mar 2024 23:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11055 Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Federal Meclis’te yaptığı konuşmada Ukrayna’ya asker gönderme fikrini destekleyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Batılı ülkelere mesaj göndererek, “Müdahalede bulunan ülkelerin karşılaşacakları sonuçlar çok trajik olacak. Onların topraklarındaki hedefleri vurabilecek silahlara sahibiz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Federal Meclis’te bugün Ukrayna’daki savaş, Batılı ülkelerle yaşanılan sorunlar ve birçok konuda açıklamalarda bulundu. Rus ordusunun modern silahlar üretme konusunda başlattığı adımların sonuçlarının günümüzde alındığını vurgulayan Putin, “2018 yılındaki konuşmamda bahsettiğim silahlanma alanındaki çalışmaların hepsi tamamlandı ya da tamamlanmak üzere. Bu operasyonla birlikte (Ukrayna’daki çatışmalar), Rus Silahlı Kuvvetleri’nin savaş kabiliyeti katbekat artmıştır. Tüm yönlerde birlikler güvenle ilerlemekte ve toprakları özgürleştirmektedir. Kinjal ve Zircon hipersonik füze sistemleri halihazırda savaşta aktif olarak kullanılmaktadır. Avangard kıtalararası balistik füze birimleri ve diğer tüm yeni ve teknolojik silahlarımız savaş görevindedir. Güvenilirliği teyit edilen bu silahlarla birlikte stratejik nükleer kuvvetler de hazır durumdadır” dedi.

“Dünyayı korkuttukları her iddia nükleer silahların kullanılacağı bir çatışmayı tehdit ediyor”

Silahlanma anlamında büyük bir aşama kaydettiklerini ve ellerinde Batılı ülkeleri vurabilecek silahların bulunduğunu söyleyen Putin, “Yabancı ülkeler vurulması gereken ‘hedefleri’ kendileri seçiyor ve Ukrayna’ya asker göndermekten de bahsetmeye başladılar. Müdahalede bulunan ülkelerin karşılaşacakları sonuçlar çok trajik olacak. Onların topraklarındaki hedefleri vurabilecek silahlara sahibiz. Batı, Rusya’nın Avrupa’ya saldıracağını söylüyor. Rusya, Avrupa’ya saldırmayacak. Bu bir saçmalık. Bayağı yalan söylüyorlar” ifadelerini kullandı.

Batılı ülkelerin Rusya’nın kendilerine saldıracağına yönelik sözlerini provokatif bulan Putin, “Rusya’nın Avrupa’ya saldıracağı gibi icat ettikleri ve tüm dünyayı korkuttukları her iddia gerçekten de nükleer silahların kullanılacağı bir çatışmayı tehdit ediyor. Ancak bu medeniyetin yok olması anlamına gelir” diye konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un Ukrayna’ya asker gönderme fikrini destekleyen sözlerine de karşılık veren Putin, “Topraklarımıza asker gönderenlerin akıbetini hatırlıyoruz. Artık müdahaleciler açısından sonuçları çok daha trajik olacak” dedi.

“Uzaya nükleer silahlar yerleştireceğimiz iddiası asılsızdır”

Batılı ülkelerin Rusya’nın uzaya nükleer silah yerleştireceği iddialarına da karşılık veren Putin, “Son günlerde uzaya nükleer silah yerleştireceğimize dair asılsız iddialar daha fazla söyleniyor. Bu tür suçlamalar asılsızdır. Bu bizi müzakerelere zorlama oyunudur. Bu yalnızca ABD’nin çıkarınadır” şeklinde konuştu.

Buna karşı kendilerinin uzayda silahlanmaya karşı bir anlaşma taslağı sunduklarını ancak ABD’nin bu anlaşmayı reddettiğini hatırlatan Putin, “Aynı zamanda 15 yılı aşkındır masalarında bizim bir önerimiz var. 2008 yılında hazırladığımız uzaya silah konuşlandırılmasının önüne geçen taslak anlaşmayı da engelliyorlar. Neden bahsettikleri bile belirsiz” ifadelerini kullandı.

“İsveç ve Finlandiya’ya karşı Batı istikametindeki Rus birliklerini güçlendirmeliyiz”

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımından sonra Rusya’nın Batı sınırlarında kendi güvenliğini arttırması gerektiğini söyleyen Putin, “NATO’nun şu anki doğuya genişleme hamlesi ve İsveç ile Finlandiya’nın İttifak’a dahil olması nedeniyle oluşan tehditleri etkisiz hale getirmek için stratejik batı istikametindeki gruplarımızı ciddi şekilde güçlendirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

“Rus ekonomisi 2023’te küresel ekonomiden daha hızlı büyüdü”

Konuşmasında Batı ile yaşadıkları ekonomik savaşa da parantez açan Putin, Rus ekonomisinin güçlü olduğu vurgusunu yaparak, “Geçen yıl Rusya ekonomisi küresel ekonomiden daha hızlı bir tempoyla büyüdü. Bu göstergeye göre sadece AB’nin önde gelen ülkelerini değil, sözde G7’nin tüm ülkelerini de geride bıraktık. Batı, para birimlerini ve bankacılık sistemini kendisi itibarsızlaştırıyor, bindiği dalı kesiyor. Bu çerçevede satın alma gücü paritesine göre BRICS’in (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) dünya ekonomisindeki payı 2028 yılında yüzde 36,6’ya çıkacak, G7’nin payı ise yüzde 27’8’e düşecek” dedi.

Putin ayrıca Rus iş dünyasına ülke dışına sermayelerini taşımama çağrısında bulunurken, küresel tahıl pazarında Rusya’nın lider konuma yükseldiğini de sözlerine ekledi.

“Rusya’nın bu savaşı kazanmaması için her şeyi yapacağız”

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris’te düzenlenen Ukrayna’ya destek konferansının ardından yaptığı konuşmada, Batılı ülkeler arasında Ukrayna’ya asker gönderilmesi konusunda fikir birliği olmadığını, ancak hiçbir şeyin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulamıştı. Macron, “Rusya’nın bu savaşı kazanmaması için her şeyi yapacağız. Amacımıza ulaşmak için elimizden geleni yapmalıyız. Geleceğimizin ne olacağına karar vermek için ABD seçimlerinin sonucunu bekleyemeyiz. Tehlikede olan Avrupa’nın geleceğidir, dolayısıyla karar vermek Avrupalılara kalmıştır” ifadelerini kullanmıştı.

Slovakya Başbakanı Robert Fico ise, “Ukrayna’ya kendi birliklerini göndermeye hazırlanan ülkeler olduğunu doğrulayabilirim, asla diyen ülkeler var, Slovakya da bunların arasında yer alıyor. ve bu teklifin dikkate alınması gerektiğini söyleyen ülkeler de var” demişti. – MOSKOVA

]]>
https://www.haber28.com.tr/putin-mudahalede-bulunan-ulkelerin-karsilasacaklari-sonuclar-cok-trajik-olacak/feed/ 0
Macron: Ukrayna’ya asker gönderme konusunda fikir birliği yok https://www.haber28.com.tr/macron-ukraynaya-asker-gonderme-konusunda-fikir-birligi-yok/ https://www.haber28.com.tr/macron-ukraynaya-asker-gonderme-konusunda-fikir-birligi-yok/#respond Fri, 15 Mar 2024 03:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9905 Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna’ya daha fazla askeri yardım konusunu görüşmek için bir araya topladığı Avrupalı liderlerle Ukrayna’ya asker gönderilmesi konusunda fikir birliğine varılamadığını ancak bu seçeneğin yok sayılamayacağını söyledi.

Macron, Ukrayna’nın müttefiki 20 kadar ülkeye ev sahipliği yaptıktan sonra yaptığı açıklamada, “Bu aşamada asker gönderme konusunda bir fikir birliği yok” dedi.

“Hiçbir şey göz ardı edilmemeli. Rusya’nın kazanmaması için yapmamız gereken her şeyi yapacağız.”

20 kadar Avrupalı lider Pazartesi günü Ukrayna’nın yanında oldukları mesajını vermek için Paris’te toplandı.

Bir Beyaz Saray yetkilisi Reuters’a, ABD’nin ya da NATO’nun Ukrayna’ya asker gönderme planının olmadığını söyledi.

Macron, Ukrayna’ya mühimmat tedarikini hızlandırma konusunu görüşmek üzere ani bir kararla Avrupalı mevkidaşlarını Elysee Sarayı’na davet etti.

Fransa Cumhurbaşkanı’nın danışmanlarına göre, Rusya son haftalarda Ukrayna’daki askeri faaliyetlerini yeniden artırmaya başladı.

Rus ordusunu geri püskürtmedeki ilk başta başarı elde etse de Kiev, son haftalarda ülkenin doğusunda toprak kaybetti.

Ukraynalı liderler ve generaller, silah ve asker sıkıntısından şikayetçi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Pazar günü Rusya’nın Ukrayna işgalinin ikinci yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, savaşın başından beri 31.000 Ukraynalı askerin hayatını kaybettiğini söyledi.

Zelenskiy’nin açıklamasından önce, Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, Batı’nın Ukrayna’ya yaptığı yardımların yarısını ertelediğini, bunun da can ve toprak kaybına mâl olduğunu söyledi.

Geçen hafta Ukrayna, birliklerinin kilit doğu kasabası Avdiivka’dan çekildiğini açıkladı. Bu, Moskova’nın son aylardaki en büyük galibiyeti.

Zelenskiy, Batı’dan gelecek mühimmatın gecikmesinin kısmen bunda payı olduğunu söyledi.

Ukrayna’ya askeri yardım yapılmasına karşı çıkan Slovakya Başbakanı Robert Fico, çok sayıda NATO ve AB üyesinin Ukrayna’ya ikili anlaşma kapsamında asker göndermeyi düşündüğünü söyledi.

Ülkesine geri dönmeden önce yaptığı açıklamada Robert Fico, liderler arasında üç farklı anlayış olduğunu belirtti:

“Ukrayna’ya askeri birliklerini göndermeye hazır olan ülkeler olduğunu doğrulayabilirim. Asla göndermeyeceklerini söyleyen ülkeler var, Slovakya da bunların arasında. Bu teklifin düşünülmesini isteyen ülkeler de var.”

NATO’nun bir sonraki genel sekreteri olma yolunda olan Hollanda Başbakanı Mark Rutte ise Pazartesi günkü görüşmelerin odak noktasının asker gönderme olmadığını söyledi.

?Macron “Bugün ‘Asla, asla’ diyen pek çok kişi, iki yıl önce ‘Asla tank, asla uçak, asla uzun menzilli füze’ diyenlerle aynı kişiler” dedi.

“Sık sık altı ila on iki ay arasında geciktiğimizi kabullenecek kadar alçakgönüllü olalım. Bu akşamki tartışmanın amacı buydu: Hedefimize ulaşmamıza yarayacak her şey ihtimal dahilinde.”

Macron, Avrupa’nın Ukrayna’da savaşmak için ABD’ye bağlı olmaması gerektiğini de belirtti.

Üçüncü ülkelerden mühimmat tedariğinde anlaşıldı

Çekya liderliğindeki, üçüncü ülkelerden yüz binlerce mühimmatın satın alınmasına yönelik girişimde ilerleme kaydedildi.

Fransa, Avrupa’nın kendi sanayisini geliştirmeye öncelik vermesini istediği için bu girişime ihtiyatlı yaklaşıyor.

Mühimmat tedariki Kiev’in savaşta kazananım elde etmesi için kritik.

Avrupa Birliği ise Mart ayına kadar Ukrayna’ya bir milyon top mermisi gönderme hedefine ulaşamıyor.

Çekya Başbakanı Petr Fiala yaklaşık 15 ülkenin girişime katkı sunmayı kabul ettiğini söyledi.

Macron, Paris’in de girişime katılacağını belirtti ve uzun menzilli füze teslimatını hızlandırma konusunda anlaşmaya varıldığını kaydetti.

Fiala gazetecilere, “Nispeten kısa sürede tedarik etmemiz gereken ve tedarik edebileceğimiz yüz binlerce parça mühimmattan bahsediyoruz” dedi.

Portekiz Başbakanı Antonio Costa, savunma bakanlarına gelecek 10 gün içinde bir plan hazırlama görevi verildiğini açıkladı.

Rutte, yurt dışından mühimmat satın alımı için Hollanda’nın 100 milyon euro katkı sağlayacağını söyledi.

Ayrıca mühimmat sağlayacak ülkelerin gizli kalma talebinde bulunduklarını kaydetti.

Almanya Başbaşkanı Olaf Scholz, İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron’un yanı sıra İskandinav ve Baltık ülkelerinden liderler de toplantıya katılanlar arasındaydı.

Ukrayna’ya son askeri yardım paketi Kongre’de takılı kalan ABD’yi, Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Jim O’Brien temsil etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/macron-ukraynaya-asker-gonderme-konusunda-fikir-birligi-yok/feed/ 0
İsveç, Macaristan Parlamentosu’nun onayıyla NATO’ya katılmaya hazırlanıyor https://www.haber28.com.tr/isvec-macaristan-parlamentosunun-onayiyla-natoya-katilmaya-hazirlaniyor/ https://www.haber28.com.tr/isvec-macaristan-parlamentosunun-onayiyla-natoya-katilmaya-hazirlaniyor/#respond Thu, 14 Mar 2024 23:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9862 İsveç, üyelik başvurusuna Macaristan Parlamentosu’nun da onay vermesiyle Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılmanın eşiğine geldi.

Rusya’nın iki yıl önce Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana NATO yeni üyeler kabul ediyor ve savunmasını güçlendiriyor.

Peki NATO nedir, hangi ülkeler üye, bundan sonraki adımları ne olabilir?

NATO nedir ve ne zaman kuruldu?

NATO, 1949 yılında aralarında ABD, İngiltere, Kanada ve Fransa’nın da bulunduğu 12 ülke tarafından kuruldu.

Hedefi Sovyetler Birliği’ne karşı bir blok oluşturmaktı.

NATO, üye ülkelerden birinin saldırıya uğraması halinde diğerlerinin ona savunması için yardım etmesi ilkesine dayanıyordu.

NATO’nun kendine ait bir ordusu bulunmuyor, ancak üye ülkeler krizlere yanıt olarak toplu askeri eylemler gerçekleştirebiliyor.

Üye ülkeler aynı zamanda askeri planlar koordine ediyor ve ortak askeri tatbikatlar düzenliyor.

NATO, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgalinin, “müttefiklerin güvenliğine yönelik en kayda değer ve doğrudan tehdit” olduğunu söyledi.

Hangi ülkeler NATO üyesi?

NATO’nun Avrupa ve Kuzey Amerika’da 31 üyesi bulunuyor. İsveç’in de resmen katılmasıyla bu sayı 32’ye çıkacak.

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından sonra Doğu Avrupa’da Arnavutluk, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Romanya, Litvanya, Letonya ve Estonya da ittifaka katıldı.

Alfabetik sıraya göre NATO üyesi ülkeler:

ABD, Almanya, Arnavutluk, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, İzlanda, Kanada, Karadağ, Kuzey Makedonya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, Türkiye, Yunanistan.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Mayıs 2022’de katılmak için başvuruda bulundu.

İki ülke bundan önce tarafsızlık politikası uyguluyordu.

Rusya ile 1340 kilometrelik kara sınırı olan Finlandiya, NATO’ya Nisan 2023’te katıldı.

İsveç’in üyeliği, Türkiye ve Macaristan’ın karşı çıkması nedeniyle ertelenmişti.

Türkiye, İsveç’in PKK ile mücadelede yeterli adım atmadığı gerekçesiyle başvurusunu onaylamamıştı. Ancak bir süre devam eden müzakerelerin ardından Ocak 2024’te başvuruyu kabul etti.

Macaristan da İsveç’in kendisine yönelik hukuk devleti eksikliklerini gerekçe göstererek gündeme getirdiği eleştirileriyle içişlerine müdahale ettiği gerekçesiyle üyeliğine onayı uzun süre geciktirdikten sonra desteklediğini açıkladı.

Şimdi İsveç’in NATO üyesi olması için resmi adımlar atılacak.

İsveç ve Finlandiya’nın katılımıyla NATO, 1990’lı yıllardan bu yana en büyük genişlemesini yaşıyor.

NATO’nun saflarına yaklaşık 300 bin aktif ve yedek asker eklenecek.

Ukrayna, Bosna Hersek ve Gürcistan da NATO’ya katılma talebinde bulundu.

Ukrayna katılacak mı?

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Ukrayna’nın üye olmasının “kaçınılmaz” olduğunu, ancak bunun savaş sona erene kadar gerçekleşmeyeceğini söyledi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna’nın mümkün olan en kısa sürede kabul edilmesini istedi.

Temmuz 2023’ten bu yana NATO-Ukrayna Konseyi, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kendini savunmasına yardımcı olacak çabaları koordine ediyor.

Rusya, ittifak güçlerini kendi topraklarına çok yaklaştıracağı endişesiyle Ukrayna’nın NATO’ya katılması fikrine karşı çıkıyor.

NATO üyeleri savunma için ne kadar harcama yapıyor?

NATO, üye ülkelerden milli gelirlerinin en az yüzde 2’sini savunmaya harcamalarını talep ediyor.

ABD yaklaşık yüzde 3,5 oranında harcama yaparken, Polonya ve Baltık ülkeleri gibi Rusya’ya sınırı olan ülkeler ordularına yüzde 2’den fazla harcama yapıyor.

Ancak Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkeler 2023 yılında asgari seviyenin altında harcama yaptı.

Türkiye’nin 2023 yılında savunmaya yönelik harcaması gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 1,31 oranındaydı.

ABD’de bu yıl yapılacak başkanlık seçimlerinde yeniden aday olmak için kampanya yürüten eski başkan Donald Trump’ın, Rusya’yı GSYH’sinin yüzde 2’den fazlasını savunmaya ayırmayan NATO ülkelerine saldırmaya teşvik edeceğini söylemesi tartışma yarattı.

NATO yönetimi, 2023 yılında birçok üyenin savunma harcamalarında “benzeri görülmemiş bir artış” olduğunu ve 18 ülkenin 2024 yılında yüzde 2’lik seviyeyi karşılamasının ya da aşmasının beklendiğini söyledi.

NATO üyeleri Ukrayna’ya ne tür silahlar veriyor?

NATO ittifak örgütü olarak Ukrayna’ya silah göndermedi, ancak bazı üye ülkeler bireysel olarak bunu yaptı.

ABD, İngiltere, Almanya ve Türkiye Ukrayna’ya tanksavar silahlar, füze savunma sistemleri, topçu silahlar, tanklar ve askeri insansız hava araçları (SİHA) gönderdi.

ABD ve İngiltere ayrıca uzun menzilli füzeler de tedarik etti.

ABD, NATO ülkelerinin F-16 gibi savaş uçaklarını Ukrayna’ya vermesine ve pilotları eğitmesine izin verdi.

Hollanda yakında 18 adet F-16 jeti gönderebileceğini duyurdu.

Ancak NATO ülkeleri, Rusya ile doğrudan bir çatışmaya neden olabileceği için Ukrayna’ya asker göndermiyor ya da bölge üzerinde uçuşa yasak bölge uygulamak için hava kuvvetlerini kullanmıyor.

NATO, Rusya’ya karşı savunmasını nasıl artırıyor?

NATO komutanları 2023 yılında Kuzey Kutbu ve Kuzey Atlantik’te, Orta Avrupa’da ya da Akdeniz bölgesinde olası Rus saldırılarına karşı ayrıntılı planlar üzerinde anlaştı.

NATO ayrıca Avrupa’da yüksek alarmda bulunan birliklerinin sayısını 40 binden 300 binin üzerine çıkarmayı planladığını duyurdu.

Buna ek olarak, Rusya sınırındaki doğu kanadındaki savunmasını sekiz muharebe grubuyla güçlendirdi.

Mayıs ayı sonuna kadar NATO, 31 ülkenin yanı sıra İsveç’ten 90 bin personelin katılımıyla bugüne kadarki en büyük askeri tatbikatlarından biri olan Steadfast Defender’ı düzenliyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/isvec-macaristan-parlamentosunun-onayiyla-natoya-katilmaya-hazirlaniyor/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı: (2) https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-azerbaycan-donusu-ucakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-2/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-azerbaycan-donusu-ucakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-2/#respond Mon, 11 Mar 2024 05:48:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9364 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Refah Sınır Kapısı’na sığınanlara yönelik tehdidinin İsrail Başbakanı Netanyahu’yu sonu belli olmayan bir yola soktuğunu belirterek, “Uluslararası savaş suçları mahkemesinde Karadzic gibi, Ratko Mladic gibi hesap vermesi ve ceza alması mukadderdir.” dedi.

Kurtulmuş, Asya Parlamenter Asamblesi (APA) 14. Genel Kurulu’na katılmak üzere gittiği Azerbaycan’dan dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“Bakü’deki APA Genel Kurulu’nda konuşmanızın önemli bir kısmını Gazze meselesine ayırdınız. İkili görüşmelerde mevkidaşlarınızdan nasıl tepkiler geliyor, diğer ülkeler bu meseleye nasıl bakıyor?” sorusu üzerine Kurtulmuş, “Şunu çok net gözlemledim. 7 Ekim’de sonra yaptığımız birçok uluslararası toplantıda maalesef ülkelerin bir kısmı İsrail’e hak veriyorlardı. Özellikle Batı ülkelerinin bir kısmı İsrail’den daha fazla İsrailci olarak hareket ediyorlardı. Zaman içinde bizim ilk günden itibaren söylediğimiz konularda ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı. İsrail’in bütün uluslararası hukuku ayaklar altına alarak, insani en ufak bir özelliği bile olmayan böylesine vahim, böylesine gaddar, böylesine soykırım boyutlarına varmış olan katliamları artık dünyanın bütün ülkeleri tarafından görülüyor.” diye konuştu.

İsrail’e destek olmak isteyen ülkelerin bile artık sözlerini eskisi kadar güçlü şekilde dile getiremediklerini vurgulayan Kurtulmuş, “Ben şahsen Güney Afrika’nın Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve orada ara kararın müspet şekilde açıklanmasıyla Filistin davası bakımından yeni bir dönemin başladığına inanıyorum.” dedi.

“Tehditleri Netanyahu’yu sonu belli olmayan bir yola soktu”

Gazze’de 5 ayda, yüzde 75’i kadın ve çocuk olan 30 bini aşkın sivil kaybın ortaya çıktığını, Netanyahu ve çetesinin yolda yürüyen koyunlara bile ateş ederek öldürdüğü gaddarca bir katliamın, hiç kimsenin savunamayacağı bir noktaya geldiğini ifade eden Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Hele hele Gazze’de Refah Sınır Kapısı’na sığınan, o bölgeye sığınanlara karşı, ‘Onları da öldüreceğiz, onları da canlı bırakmayacağız’ tehdidinin Netanyahu’yu sonu belli olmayan bir yola soktuğu aşikardır. Artık onun da geri dönüşü yoktur. Ümit ederiz ki Uluslararası Adalet Divanındaki bu yargılamalardan sonra uluslararası savaş suçları mahkemesinde de Karadzic gibi, Ratko Mladic gibi Netanyahu ve savaş suçlusu üst düzey yöneticilerin hesap vermesi ve ceza alması mukadderdir. Burada bizim İsrail’e şimdiye kadar destek veren ülkelerden beklediğimiz, artık bu desteği vermemeleri. Çünkü yıkılan Netanyahu ve rejiminin altında kalacak olan sadece o rejim değildir, ona destek veren bazı batılı ülkeler de olacaktır.”

“Milyarlarca kişinin dayanışması sadece Filistin için değil insanlık için ümit”

Bir de işin insani tarafı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, İsrail’in katliama kalkıştığının açıkça belli olduğu 10 Ekim 2023’ten bu yana dünyanın dört bir tarafında sürekli bir şekilde artan kitlelerin Filistin davasına destek verdiğini, açık bir şekilde İsrail’in bu insanlık suçlarına ortak olmamak için kendi ülkelerinin meydanlarına çıkıp gösteriler yaptığını söyledi. Dünyanın birçok yerinde İsrail’e destek verenlerin protesto edildiğini hatta konuşma yaptıkları salonda bile insanlar tarafından köşeye sıkıştırıldığını, yaptıkları bu ikiyüzlülüklere karşı insanların şamar gibi cevaplar hazırladığını gördüklerini anlatan Kurtulmuş, “Dini, ırkı, siyasi görüşü ne olursa olsun yüreğinde insanlıktan bir nebze nasibi olan hemen hemen herkesin, milyarlarca insanın, insanlık cephesinin tabii bir üyesi olarak bir dayanışma içine girdiğini görüyoruz. Bu sadece Filistin halkının kurtuluşu için bir ümit değil aynı zamanda insanlık için de bir ümittir. Yeni bir dünyanın kurulabilmesini ortaya koyan bir arzudur. Bunu takip etmek lazım.” ifadelerini kullandı.

Yaptığı görüşmelerde özellikle üç temel noktayı ifade ettiğini aktaran Kurtulmuş, bunlardan birincisinin, Netanyahu ve ekibinin uluslararası alanda yalnızlaştırılması olduğunu söyledi. Kurtulmuş, Uluslararası Adalet Divanındaki yargılamanın buna hizmet eden bir imkan olduğunu dile getirdi. İkincisinin, insanlık cephesi dediği sivil toplumun, vicdanlı kalabalıkların daha büyük ve uzun soluklu bir dayanışma içinde olmasının temin edilmesi olduğunu kaydeden Kurtulmuş, “Üçüncüsü de ne yazık ki bu sürecin başından itibaren büyük bir zafiyet, büyük bir çaresizlik, inisiyatifsizlik içinde olan İslam ülkelerinin artık uyanması, ne oluyoruz diyerek silkelenmesi, birlik ve beraberlik içinde safları sıkı tutması gerektiği. Filistin davasında İslam dünyasına yeni bir ruh, yeni bir ortak bilinç kazandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu üç alanda çalışmalarımızı yoğunlaştırarak önümüzdeki dönemde bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Eninde sonunda kazanan Filistin halkı olacaktır, mazlum milletler olacaktır.” diye konuştu.

“Mısır’la karşılıklı ziyaretler olabilir”

“Türkiye-Mısır ilişkilerinde atılan normalleşme adımları kapsamında Mısırlı muhataplarınızla bir araya gelmeniz söz konusu mu, karşılıklı ziyaretler planlanıyor mu?” sorusuna Kurtulmuş, “Önümüzdeki dönemde olabilir, gerçekleştiririz.” karşılığını verdi.

İslam ülkelerinin birlik ve beraberlik içinde hareket etmesini sağlamak için ilk başta yapılması gereken şeylerden birinin de siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak karşılıklı ilişkilerin çoğaltılmasını temin etmek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, üç hafta önce Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ziyaretleri yaptığını, bundan sonra hem Körfez ülkelerine hem diğer ülkelere ziyaretler yapacağını belirtti. Gelecek hafta Fildişi Sahilleri’nde İslam İşbirliği Teşkilatının Meclis Başkanları toplantısı olduğunu kaydeden Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

“Hem bu çok taraflı toplantılarda ortak konuların üzerinde yoğunlaşmak hem de Körfez ülkeleri, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn gibi ülkelerle Türkiye arasındaki ilişkileri her alanda en üst seviyeye çıkarmamız gerekir. Burada hükümetler arasında çalışmalar çok belirleyici ve yön verici bir perspektif oluşturuyor ama parlamenter diplomasinin de imkanlarından istifade etmemiz lazım. Parlamento başkanları, parlamentolar arası dostluk grupları, ihtisas grupları üzerinden de sadece Mısır’la değil, bütün bölge ülkeleriyle çok yakın teması artırmak mecburiyetindeyiz. Başka yolumuz yok. Yoksa bölge ülkeleri, başkalarının siyasi hesaplarının bir parçası haline gelir. Bunu geçmişte yaşadık. Müşterek taraflarımızın bütün bölge ülkeleri bakımından anahtar iki kelimesi güven ve istikrardır. Bölgenin istikrara ihtiyacı var, her bakımdan bu ülkelerin güvene, güvenliğe ihtiyacı var. Bunun yolu da karşılıklı temaslardan geçiyor.”

“Çalışma saatlerinin belli olduğu bir tempoya ihtiyaç var”

Kurtulmuş, içtüzük değişikliği çalışmalarının ne zaman başlayacağı ve acil değişmesi gereken başlıkların hangileri olduğu sorusu üzerine, “Nasıl bir Meclis İçtüzüğü olsun diye özel olarak, grubu bulunan siyasi partilerin yönetimlerine ya da milletvekillerine verseniz, üç aşağı beş yukarı herkes benzer şeyleri söyler.” dedi.

Öncelikle çok uzun saatler süren, büyük tartışmalara, sinir harplerine, çok gergin oturumlara vesile olan Meclis oturumları meselesinden kurtulmak gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Bunun için komisyonların çok iyi çalıştırılması lazım. İhtisas komisyonlarında hükümetle birlikte bu tartışmalar yapılmalı. Genel Kurula yasa teklifi geldiği zaman komisyonlarda olduğu gibi en başından başlayarak değil belki geneli üzerinde bir görüşme açılarak, belki bir iki ufak tefek değişiklik önergesi varsa onların Meclis’te konuşulmasını temin ederek… Mesela Genel Kurul’un bir günü, gelen tekliflerin yasalaşmasıyla ilgili tartışmalara ayrılır, bir günü oylamalara ayrılabilir, bir gün gündem dışı konuşmalarla ilgili bir oturum olabilir ya da grubu bulunmayan partiler ve bağımsız milletvekillerinin söz almasının zemini sağlanabilir. Dolayısıyla daha net, daha açık, çalışma saatlerinin belli olduğu, her yasayla ya da Meclis Genel Kuruluna gelen her konuyla ilgili tartışmaların mükemmel bir şekilde öncesinden bitirildiği bir çalışma temposuna ihtiyaç var. Ben bunun düzenlenebileceğine inanıyorum.”

“Seçimden sonra içtüzük meselesini gündeme getireceğiz”

Temel meselenin, herkesin söz hakkının korunması hatta artırılması olduğunu belirten Kurtulmuş, “Yani muhalefet-iktidar herkesin söz hakkının korunması ama lüzumsuz ve insan sabrını taşıracak tartışma ortamlarından uzaklaşılması lazım. Yasama yapma kalitesinin artırılması, bunun için belki teklifler gelmeden önce Meclisin geniş bürokrat kadrosundan da destek alarak bu işlerin yapılması mümkün. İçtüzükte, anayasaya göre çok daha rahat bir uzlaşı sağlanabileceğini düşünüyorum. Seçimlerden sonra süratle Meclis’te grubu bulunan partilerle konuşarak bu içtüzük meselesini gündeme getireceğiz.” dedi.

“Milletvekilleri camdan bir fanusun içinde yaşadığını unutmamalı”

“Milletvekillerinin itibar ve saygınlığı her zaman tartışılıyor, bir konudaki düşünceniz nedir?” sorusuna Kurtulmuş, şu karşılığı verdi:

“Milletvekillerinin itibarını zedelemek için kenarda durup ‘Elimize bir fırsat geçsin’ diye bekleyen bazı çevreler olduğunu üzüntüyle görüyorum. Bunun yanında milletvekillerinin itibarının korunması öncelikli olarak milletvekillerinin görevidir. Her milletvekili arkadaşımız herhangi bir sözü en aykırı şekilde söyleyebilir, bunda hiçbir problem yok. Ama milletvekilleri de özellikle siyasi tartışma ortamlarını nezih bir şekilde tutmak, deruhte etmek ve sürdürmek durumundadır. Ağzından çıkan sözler, karşısındakine karşı yaralayıcı sözler, zaman zaman kabul edilemeyecek, hakaret içeren sözler, bunlar da milletvekillerimizin dikkat etmesi gereken hususlardır. Sadece Meclis görüşmeleri çerçevesinde değil, milletvekillerimizin, ‘Biri Bizi Gözetliyor’ diye bir program vardı ya, öyle bir şeyin içinde olduğunu, şeffaf, camdan bir fanusun içinde yaşadığını unutmamaları lazım. Bu, milletvekillerimizin çok daha disiplinli bir şekilde davranmalarını sağlar.”

“Ailenizden bir kişinin Kafkas İslam Ordusu’nda görev yapması dolayısıyla Azerbaycan’la duygusal anlamda özel bir bağınız var. Bu konuda bilgi verir misiniz?” sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Rahmetli dedem Numan Kurtulmuş, ismini taşımaktan büyük şeref duyduğum, kendisini görmedim, ben doğmadan 7 sene evvel vefat etmiş, altı cephede mücadele etmiş bir kahraman, bir asker. 39 yaşında, Sakarya Meydan Muharebesi’nde kalça kemiğinden aldığı bir kurşun yarasıyla ağır yaralanıyor. Hatta öldü diye bırakıyorlar, arkadan gelen bir sıhhiye yaşadığını anlıyor. Çubuk asker hastanesinde tedavi görüyor. Ayağı da o günün şartlarında ameliyat imkanları olmadığı için 15 santim kısaymış. Bulunduğu cephelerden biri de Kafkas Cephesi. Nuri Paşa komutasında Kafkas Cephesi’nde önce Bakü’ye geliyor ardından da Zengezur’da bulunan ahaliyi teşkilatlandırmak ve Ermeni çetelere karşı oradaki halkı korumak için mücadele ediyor. Zengezur’la ilgili dedemin böyle bir hatırası var. Onu da bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi de rahmetle anıyoruz.”

“Ermenistan’ın Azerbaycan’la sulh içinde yaşamaktan başka şansı yok”

Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri ve ilişkilerin normalleşmesi konusunda Ermenistan’ın tutumuna ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine Kurtulmuş, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin, Azerbaycan tarafının da istediği bir şey olduğunu kaydetti. Ermenistan-Azerbaycan arasındaki sorunun, Ermenistan’daki Ermeniler değil tam tersine başta Avrupa ve Amerika’daki Ermeni diasporası olmak üzere o bölgede barış istemeyen çevreler olduğunu belirten Kurtulmuş, “30 yılı aşkın bir süre Ermenilerin işgal ettiği Karabağ bölgesi 44 gün süren bir mücadeleyle geri alındı. Paşinyan’ın söylediği ‘Biz de artık bunu kabul edeceğiz’ manasına gelen sözler, öncelikle diasporadaki Ermenilerden çok büyük bir tepki gördü. Ermenistan’ın bu bölgede Azerbaycan’la sulh ve selamet içinde yaşamasından başka bir şansı yok.” dedi.

Kafkasya’nın bir barış bölgesi haline gelmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in aldıkları inisiyatifin, altı ülkenin içinde bulunduğu bir çalışmayı yürütmek olduğuna işaret eden Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Önce Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü mekanizma… Bunu daha sıkı bir şekilde çalıştıracağız. Geçen hafta Gürcistan Dışişleri Bakanı Ankara’daydı. Israrla bizden talep ettikleri şey budur. Hem dışişleri bakanları hem meclis başkanları seviyesinde üçlü mekanizmayı daha da kuvvetlendirmek, devlet başkanları düzeyinde bunu ileriye götürmek, ardından da Ermenistan, Rusya ve İran’ın bu çalışmaya dahil olmasıyla altılı bir mekanizma oluşturmak. Biz bu bölgedeki sorunları bölge ülkeleri olarak çözebilme kabiliyetine sahip olursak bu bölgenin dışardan gelecek bazı güçler tarafından istikrarsızlaştırılmasının da önüne geçmiş oluruz.

Zengezur projesi başarılı bir şekilde bitirilebilirse sadece Azerbaycan’ı değil Ermenistan’ı da İran’ı da Türkiye’yi de Gürcistan’ı da Kafkaslar üzerinden Orta Asya’ya bağlayacak çok hayati bir koridor olacaktır. Kazan-kazan prensibi çerçevesinde Ermenilere de büyük faydası olacaktır. Bunları anlatarak ve Ermenistan’ı Ermeni diasporasının gölgesinden kurtararak yolumuza devam etmemiz lazım.”

“Meclis’teki yer darlığını aşacak bir ön çalışmayı yapıyoruz”

Kurtulmuş, Meclis’te fiziki olarak yaşanan yer sorununu gidermeye dönük yeni bir çalışmanın gündemde olup olmadığı sorusuna, “Bir kere muazzam bir yer darlığı var. Hem Meclis çalışanı arkadaşlarımızın kullanacakları mekan anlamında hem siyasi partilerin ve komisyonların kullandıkları mekan anlamında çok ciddi bir darlık var. Bu darlığı aşacak bir ön çalışmayı yapıyoruz. Belki bu çalışmalar bittikten sonra ilave fiziki imkanların oluşturulması için adım atılabilir.” yanıtını verdi.

(Bitti)

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-azerbaycan-donusu-ucakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-2/feed/ 0
Karmod, Avrupa pazarındaki payını artırmayı hedefliyor https://www.haber28.com.tr/karmod-avrupa-pazarindaki-payini-artirmayi-hedefliyor/ https://www.haber28.com.tr/karmod-avrupa-pazarindaki-payini-artirmayi-hedefliyor/#respond Sat, 09 Mar 2024 07:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9062 Karmod Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çankaya, yurt dışı hedeflerinde Avrupa’nın ayrı bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Avrupa pazarı yurt dışı satışlarımızın yüzde 35’ini oluşturuyor. Bu rakamı, 5 yıllık süreçte yüzde 60’a yükseltme yönünde hedefimiz var.” dedi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te yaşanan büyük depremler sonrasında bölgeye gönderdiği binlerce prefabrik çelik bağımsız yapı ile bölgedeki yaraların sarılmasında önemli pay sahibi olan şirketlerden Karmod, yurt dışındaki çalışmalarıyla da pazar payını büyütmeyi hedefliyor.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Karmod Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çankaya, yaşanan depremler nedeniyle geçen yıl odaklarını bölgenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelttiklerini, bu sene ise yurt dışı çalışmalarına daha fazla hız vereceklerini vurguladı.

Özellikle Avrupa pazarındaki paylarını artırmaya yönelik çalışmaları ön planda tuttuklarını kaydeden Çankaya, “Yapı standartlarımız, Avrupa ve ABD’nin taleplerine uygun özellikte. Ancak buralarda temel sorun, bu ülkelerin yapı mevzuatlarına çok iyi hakim olabilmek. Teknik ofisimize ve dış ticaret ekibimize, bu yönde takviyeler yaptık. Gelen talepleri daha iyi analiz edebilmek adına Avrupa’nın farklı ülkelerindeki yapı statiği, yalıtım gibi öne çıkan detayları çözümleyen bir ekip oluşturduk.” ifadelerini kullandı.

“Almanya, Fransa ve İngiltere’de doğrudan satış ofislerimiz var”

Çankaya, yurt dışı satış hedeflerinde ağırlıklı olarak bayi ağlarını geliştirme ve genişletme yönünde çalışmalarının devam ettiğine işaret ederek, “Yurt dışı satış hedeflerimizde ağırlıklı olarak bayi ağımızı geliştirme ve genişletme yönünde çalışmalarımız bulunuyor. Afrika’da Nijerya, Kenya, Gana ve Cibuti, bayi ağını geliştirdiğimiz ülkeler arasında. Yine ABD’de satış ofisimiz var. Avrupa’da Almanya, Fransa ve İngiltere’de doğrudan satış ofislerimiz var. Çekya, Portekiz ve İspanya’da bayilik sistemiyle çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

Yurt dışı hedeflerinde Avrupa’nın ayrı bir öneme sahip olduğunun altını çizen Çankaya, “Deprem nedeniyle sektöre getirilen üç aylık yurt dışı satış yasağı, 2023 ihracat artış hızını azalma yönünde etkiledi. Avrupa pazarı yurt dışı satışlarımızın yüzde 35’ini oluşturuyor. Bu rakamı, 5 yıllık süreçte yüzde 60’a yükseltme yönünde hedefimiz var.” değerlendirmesinde bulundu.

Mehmet Çankaya, Karmod’un yurt dışı büyüme hedefine ulaşmak için birçok projeyi sürdürdüğünü bildirerek, şunları kaydetti:

“Özellikle Avrupa ülkeleri ve ABD’ye yönelik nitelikli villa çelik konut satışını artırmaya yönelik çalışmalarımız bulunuyor. Bu ülkelerde, okul ve yönetim ofisi gibi projelerimizde son yıllarda artış var. Bu artışta, Avrupa’daki satış ofislerimizin katkısı oldukça büyük. Avrupa ülkelerinin yapı mevzuatlarını araştırıyoruz ve bu mevzuatlara göre yapılar üretiyoruz. Teknik detay talepleri anlaşıldığında, bu ülkelere satış yapmak çok daha kolaylaşıyor. Afrika’daki projelerimizde sosyal konut projeleri öne çıkıyor. Yine petrol, doğalgaz ve altın madeni şantiye yapı grubu, Afrika’da gerçekleştirdiğimiz projeler arasında önemli paya sahip.”

“Ülkenin her yerinde çelik evlere yönelik ciddi talep artışları var”

Son bir yılda Türkiye’deki yapı taleplerinin değişmeye başladığını dile getiren Çankaya, “Depremler sonrası, acil konaklama ihtiyacı kaynaklı 3×7 deprem konteyner talepleri geldi. Ardından 25 metrekarelik ticari dükkanlar yapıldı. Üretimini yaptığımız hafif çelik prefabrik evlere talep, son dönemde ise çok arttı. Bunun temel nedeni, vatandaşın deprem gerçeğine bağlı olarak çok katlı binalardan kaçışı ve daha güvenli konut arayışı. Bugün, sadece deprem bölgesinde değil, ülkenin her yerinde çelik evlere yönelik ciddi talep artışı var.” diye konuştu.

Çankaya, deprem bölgesinde cami ve okul talebinde artış gözlemlediklerine dikkati çekerek, “Deprem sonrası bölgedeki cami inşası tercihlerinde de bir değişim görüyoruz. Firma olarak bölgede 4 ayrı cami projesi gerçekleştirdik. Kamu yatırımlarının dışında bölgeden özel okul talepleri de geliyor. Özel okul olarak 13 derslikli bir projeyi bir ay gibi kısa bir sürede tamamlayarak teslim ettik.” dedi.

Deprem bölgesinde çelik köy evleri projesinin devam ettiğini kaydeden Çankaya, “Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız köy evlerinde hafif çelik yapı sisteminin kullanılması yönünde bir adım attı. Bölgede kamu tarafından toplu konut projeleri planlanmakta ve ihaleler açılmakta. ?Bu taleplere cevap vermek üzere, iş planımızı kurgulamaktayız.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/karmod-avrupa-pazarindaki-payini-artirmayi-hedefliyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alabiliriz https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-su-sikintisi-yasayan-ulkeler-arasinda-yer-alabiliriz/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-su-sikintisi-yasayan-ulkeler-arasinda-yer-alabiliriz/#respond Wed, 21 Feb 2024 23:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6590 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çiftçilerin sulama sularını verimli kullanmaları için bireysel basınçlı sulama sistemlerini koruma durumunda maliyetin yarısını karşıladıklarını belirterek, “Eğer bu yatırımları yapmazsak, 2030 yılına kadar su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalacağız.” dedi.

Dünya Su Konseyi 86. Guvernörler Toplantısı, Tarım ve Orman Bakanlığı ev sahipliğinde, Bakan İbrahim Yumaklı, Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon ve çeşitli ülkelerden temsilcilerin katılımıyla yapıldı.

Yumaklı, buradaki konuşmasında, insanlığın siyasi zorluklar ve insani krizler, iklim değişikliği, su kıtlığı, gıda krizleri, artan enerji ihtiyacı, çevre kirliliği ve salgın hastalıklar yaşadığına işaret etti.

Geçen yıl şubat ayında Türkiye’de büyük bir deprem felaketi yaşandığını anımsatan Yumaklı, “14 milyon nüfusun yaşadığı 11 şehrimiz bundan etkilendi. Bu tahribatları hızlıca onararak, halkımızın en kısa sürede temiz suya erişimini sağladık. Bu gibi doğal afetler de dahil olmak üzere ortak refahımızı tehdit eden pek çok zorlukla karşı karşıyayız. Bu tür zorluklar ve felaketler bizlere, afetleri önlemek ve acil durumlara hazırlıklı olmak için hem ulusal hem de uluslararası yüksek düzeyde koordinasyon ve işbirliği sağlanmasının önemini hatırlatıyor.” dedi.

“Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması için önemli yatırımlar yapıyoruz”

Bakan Yumaklı, Türkiye olarak, ülkede ve dünyada herkesin temiz suya erişiminin sağlanması için her zamankinden daha kararlı yol aldıklarını ifade etti.

Suyun tüm dünyada farklı platformlarda sıklıkla ele alınan, öncelikli bir konu haline geldiğini belirten Yumaklı, Konseyin faaliyetlerini her zaman yakından takip ettiklerini ve bu faaliyetlere aktif katkı sağladıklarını söyledi.

Türkiye’de küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerinin günden güne daha çok hissedilmeye başlandığını dile getiren Yumaklı, şöyle devam etti:

“Ülkemiz, Akdeniz Havzası’nda yer alması nedeniyle küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler içinde yer alıyor. Ayrıca, kişi başına düşen 1313 metreküp kullanılabilir su miktarıyla su stresi altında bir ülkeyiz. Bu nedenle şunun bilincindeyiz; Türkiye su zengini bir ülke değildir. Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması için önemli yatırımlar yapıyoruz.

21 yılda bugünün fiyatlarıyla 2,4 milyar lira, yani 80 milyar dolar kaynak aktararak 10 binden fazla projeye imza attık. İçme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamak için içme suyu tesisleri ve özellikle son dönemde iklim değişikliğinin diğer etkisi olan taşkınlardan korunmak için taşkın tesisleri ve atık su arıtma tesisleri kurmuş olduk. Ayrıca yer altı barajları inşa etmekle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.”

“Su Verimliliği Seferberliği’ni başlattık”

Bakan Yumaklı, çiftçilerin sulama sularını verimli kullanmaları için bireysel basınçlı sulama sistemlerini koruma durumunda maliyetin yarısını karşıladıklarına dikkati çekerek, “Eğer bu yatırımları yapmazsak 2030 yılına kadar su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalacağız.” diye konuştu.

Yumaklı, bu tehditle mücadele etmek için somut adımlar atılmasının son derece önemli olduğunu, su kaynaklarını iyi yönetmenin geçmiştekinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.

Türkiye’nin, suyun hakça, makul, etkin kullanılması ve korunması konusunda üzerine düşen küresel ve bölgesel sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini söyleyen Yumaklı, son çeyrek asırda su kaynaklarını daha iyi yönetmek için yasal reformlar ve altyapı yatırımları yaptıklarını dile getirdi.

Yumaklı, bu kapsamda Su Verimliliği Seferberliği’ni başlattıklarına dikkati çekerek şunları ifade etti:

“Bu seferberlikte 4 temel amaç belirledik. Birincisi, su kayıplarının azaltılması için yağmur suyu hasadı, gri su kullanımı, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı gibi yöntemlerle alternatif su kaynaklarının kullanımı. İkincisi, tarımda, sanayide, bireysel su kullanımlarında verimli teknolojilerin kullanımı ve bilinçli üretimin yaygınlaştırılması. Üçüncüsü, bireysel su kullanım alışkanlıklarının iyileştirilmesi ki bunların içine toplumun her kesiminden insanların katılımını sağlamak amacıyla okullarımızı dahil ederek devam ettik. Dördüncüsü, ‘Suyumuza Sahip Çıkalım’ temasıyla her bir paydaşımızı ve bütün su kullanıcılarını, çalıştaylar, eğitimler, farkındalığı artırıcı yayınlar gibi etkinliklerle bu konunun farkında olmaya davet ediyoruz.”

“Türkiye, dünyada milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülkelerin başında”

Bakan Yumaklı, ülkedeki ölçümler veya istatistiklere göre, tarım kesiminin suyun yüzde 77’sini kullandığını belirterek, Tarım Kanunu’nda değişikliğe giderek tarımsal üretim planlamasını suyu merkeze alarak yapma konusunu milli bir pozisyon haline getirdiklerini söyledi.

Türkiye’nin, suyun ülkeleri ve insanları ayırdığına değil birleştirdiğine inandığını dile getiren Yumaklı, “Bu anlayışla, su alanındaki çalışmalarımızı sınırlarımız ötesinde de sürdürüyoruz. Su sorunları ve krizler karşısında ortak bir sorumluluğu paylaştığımızın ve beraber harekete geçmemiz gerektiğinin altını bir kez daha çizmek isterim. Türkiye, dünyada milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülkelerin başında geliyor. Bu yardımlar içinde su alanında gerçekleştirilen yardım faaliyetleri de var.” dedi.

Yumaklı, küresel olarak 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşılması hedefiyle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerindeki çok sayıda ülkeye su sektöründe eğitim, mali ve teknik yardım sağladıklarını vurguladı.

“Komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılmasına büyük önem veriyoruz”

Bakan Yumaklı, suyun sınırları aştığına işaret ederek, Türkiye’nin 5 sınır aşan nehir havzasına sahip olduğunu ve bu havzadaki su kaynaklarının ülkedeki su kaynaklarının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu söyledi.

Yumaklı, “Hem yukarı hem de aşağı kıyıdaş ülke konumundaki bir ülke olarak komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılması esasıyla diyaloğumuzu ve işbirliğimizi sürdürmeye büyük önem veriyoruz. Sınır aşan sular alanında işbirliği, her bir nehir havzası için bilimsel gerçekler, havzanın kendine özgü özellikleri ve ihtiyaçlar dikkate alınarak kıyıdaş ülkeler arasında özel çözümler üretilmesini gerektiren karmaşık bir süreçtir.” diye konuştu.

Sınır aşan su kaynaklarının tüm havza ülkeleri tarafından adil kullanımının büyük önem taşıdığını belirten Yumaklı, sınır aşan havzalardaki su kaynaklarının korunması ve kullanılması için karşılıklı fayda esasına dayanılarak bilgi, deneyim ve teknoloji transferiyle işbirliği yapıldığını ve ortak teknik projeler geliştirildiğini kaydetti.

Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon da Türkiye’yi ve İstanbul’u çok sevdiklerini dile getirerek, burada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Konuşmaların ardından Yumaklı ile Fauchon tarafından işbirliği mutabakat zaptı imzalandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-su-sikintisi-yasayan-ulkeler-arasinda-yer-alabiliriz/feed/ 0