Üniversiteler mezuniyet törenlerine sayılı günler kala kampüslerdeki gösterilerle başa çıkmaya çalışırken yüzlerce öğrencinin gözaltına alındığı bildiriliyor.
Öğrenciler neden Gazze’deki savaşı protesto ediyor?
Öğrenciler 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki savaşa karşı gösteriler, oturma eylemleri ve açlık grevleri düzenledi. Son dönemde ise üniversite kampüslerinde kamp kurmaya başladılar.
Bu öğrenciler üniversitelerin İsrail’le ilişkisi olan şirketlerle finansal bağlarını koparmasını talep ediyor.
İsrail’de ya da İsrailli kuruluşlarla iş yapan şirketlerin Gazze’de devam eden savaşta suç ortağı olduğunu söyleyen öğrenciler, bu şirketlere yatırım yapan üniversitelerin de suça dahil olduğunu savunuyor.
Üniversitelere yapılan bağışlar, araştırma laboratuvarlarından burs fonlarına kadar birçok şeyi finanse ediyor. Ancak bu bağışlar çoğunlukla milyonlarca ve milyarlarca dolarlık yatırımlardan elde edilen getirilerden oluşuyor.
Colombia Üniversitesi’nde neler yaşandı?
Bu ayın başlarında Columbia Üniversitesi Rektörü Minouche Shafik’in kampüsteki antisemitizm iddiaları hakkında Kongre önünde ifade verdiği sırada yüzlerce öğrenci üniversitenin New York City kampüsünde kamp kurdu.
Gazze’de ateşkes talep eden öğrenciler üniversite liderlerine İsrail ile bağlantılarını koparma çağrısında bulundu.
Üniversite ise protestonun üniversite kurallarını ihlal ettiğini söyledi ve protestoyu dağıtmak için polisi çağırdı. 100’den fazla öğrenci kampüse izinsiz girdikleri gerekçesiyle gözaltına alındı.
Öğrenciler bu olaydan sonra yeniden bir araya geldi ve protestoların üçüncü haftasına girildi.
Columbia Üniversitesi’nde yüz yüze dersler durduruldu.
Bu süreçte protestoları düzenleyenlerle yapılan görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı ve göstericilerden bazıları üniversiteden uzaklaştırıldı.
Salı günü öğrenciler üniversiteye bağlı Hamilton Hall adlı binayı ele geçirdi.
Columbia Üniversitesi sözcüsü Ben Chang, “binayı işgal eden öğrencilerin okuldan atılmakla karşı karşıya olduklarını” söyledi.
Başka nerelerde protesto ediliyor?
Columbia Üniversitesi’nde giderek büyüyen protestolar en az 22 eyalette ve başkent Washington DC’de özel ve devlet üniversitelerinde benzer gösterilere ilham kaynağı oldu.
Kuzeydoğu bölgesi: George Washington; Brown; Yale; Harvard; Emerson; NYU (New York Üniversitesi); Georgetown; American; Maryland Üniversitesi; John Hopkins; Tufts; Cornell; Pennsylvania Üniversitesi; Princeton; Temple; Northeastern; MIT; The New School; Rochester Üniversitesi; Pittsburgh Üniversitesi
Batı kıyısı: California Politeknik Eyalet Üniversitesi; Humboldt; Güney California Üniversitesi; California Üniversitesi, Los Angeles; California Üniversitesi, Berkeley; Washington Üniversitesi
Ortabatı bölgesi: Northwestern; St Louis’deki Washington Üniversitesi; Indiana Üniversitesi; Michigan Üniversitesi; Ohio Eyalet Üniversitesi; Minnesota Üniversitesi; Miami Üniversitesi; Ohio Üniversitesi; Columbia College Chicago; Chicago Üniversitesi
Güney: Emory; Vanderbilt; North Carolina Üniversitesi, Charlotte; North Carolina Üniversitesi, Chapel Hill; Kennesaw State; Florida Eyalet Üniversitesi; Virginia Tech; Georgia Üniversitesi, Athens
Güneybatı: Austin’deki Texas Üniversitesi; Rice; Arizona Eyalet Üniversitesi
ABD dışı: Filistin yanlısı protestocular geçtiğimiz hafta Avustralya, Kanada, Fransa, İtalya ve İngiltere’deki üniversite kampüslerinde de bir araya geldi.
Üniversiteler bu konuda ne yaptı?
Bazıları öğrencilerle müzakere ederken, diğerleri polisi çağırdı ve öğrencilere çeşitli ültimatomlar verdi.
En son Pazartesi günü Texas, Utah ve Virginia’da protesto eden bazı öğrenciler gözaltına alındı.
Boston’daki Northwestern Üniversitesi ile protestocular arasında kurulan kamp alanının büyüklüğünü sınırlayan bir anlaşmaya varıldı.
Öte yandan ABD’de siyasetçiler protestoların bazılarında antisemitizm iddialarına dikkat çekerek üniversitelere daha fazlasını yapmaları çağrısında bulundu.
Çeşitli kampüslerde BBC’ye konuşan Yahudi öğrenciler ise tanık oldukları veya deneyimledikleri bazı olayların onları rahatsız ettiğini ve korkuttuğunu söyledi.
Bu öğrenciler, Hamas’ı destekleyici sloganlar atıldığını, fiziksel kavgaların meydana geldiğini ve tehditkar davranışlar deneyimlediklerini belirtti.
Protestolar işe yaradı mı?
Üniversite kampüslerindeki Filistin yanlısı gruplar yıllardır üniversitelerini İsrail’e karşı Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar Hareketi’ni (BDS) desteklemeye çağırıyor.
ABD’deki bazı üniversiteler geçmişte İsrail ile çeşitli finansal bağlarını kesmiş olsa da, hiçbiri BDS hareketine dahil olmadı.
Üniversitelerin İsrail’le bağlarını koparmasının aslında Gazze’deki savaş üzerinde çok fazla etkisi olmaz ama protestocular bunun savaştan kazanç sağlayanları açığa çıkarmak ve sorunlara ilişkin farkındalık yaratmak açısından önemli olduğunu savunuyor.
Öğrenciler neden Vietnam savaşıyla ilgili protestolara başvuruyor?
Columbia Üniversitesi ve başka üniversitelerdeki öğrenciler, 1960’ların sonunda ABD’nin Vietnam Savaşı’na katılmasına karşı düzenlenen protestolara dikkat çekiyorlar.
Bu protestolarda binlerce kişi gözaltına alınmış ve polisle şiddetli çatışmalar yaşanmıştı.
1970 yılında Ohio’da dört öğrenci Ulusal Muhafızların ateş açması sonucu öldürülmüştü.
Onların ölümü ülke çapında bir öğrenci grevini tetiklemiş ve yüzlerce üniversite kapanmıştı.
]]>CHP’nin, Türkiye’deki üniversitelerde yaşanan antidemokratik yönetim süreçlerinin üniversitelerin iç işleyişine, öğrencilerin haklarına, eğitim kalitesine ve üniversitelerin özerkliğine etkilerini belirlemek ve çözüm önerileri sunmak amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesinin diğer önerilerin önüne alınması önerisi TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Önerinin gerekçesini açıklayan CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp şunları kaydetti:
“KENDİ 28 ŞUBATINIZI, KENDİ ZULMÜNÜZÜ YARATTINIZ”
“ODTÜ’lüler herkesin herkese öğretecek bir şeyi olduğuna duydukları inancın ifadesi olarak birbirlerine ‘Hocam’ hitabıyla seslenir. Ancak ‘Hocam’ hitabı bizlere, ‘Tüm fikirlere, düşüncelere, yaşam tarzlarına, etnik, mezhepsel, inançsal ve cinsel kimliklere saygılı olmanın; farklılıklarla birlikte yaşamanın önemini de anımsatır. Sinan Cemgil’den miras ‘Hocam’ hitabında çoğulculuk; insan hakları ve demokrasiye, bilime, kendisi gibi düşünmeyenlere saygı gösterme ilkesine bağlılık vardır.
Şimdi ODTÜ öğrencileri, yani hocalarımız yaklaşık 10 gündür başta ODTÜ’nün kayyumlaşmış rektörüne ve tüm Türkiye’ye ders niteliğinde bir hak mücadelesi örneği veriyor. Çünkü rektörlük güvenlik ve çevre sorunları gerekçesiyle, yaklaşık 35 yıllık ODTÜ Bahar Şenliği’nin süresini kısaltma, Devrim Stadyumu’nu öğrencilere yasaklama kararı aldı. Öğrenciler de rektörlük kararına karşı anayasal haklarını barışçıl bir şekilde kullanıyorlar. İstedikleri özetle şudur: ‘Bahar Şenliği ve Devrim Stadyumu’nun şenliğin ana sahnesine evsahipliği yapması ODTÜ’nün tarihsel ruhunu yansıtmaktadır. Dolayısıyla gerekli önlemler alınmalı, sağlanacak işbirliğiyle şenlik ile stadyum birbirinden kopartılmamalıdır.’ Çankaya Belediyemiz, kimi endişeleri de ortadan kaldıracak bir diyalog süreci başlatmışken, rektörlük öğrencilerin taleplerine ilişkin olumlu bir adım atmıyor. ODTÜ’de yaşanan bir özgürlük sorunudur. Siyasi rektör atamalarıyla; ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nin de aralarında olduğu bazı üniversitelerin, akademik ruhu, kimliği, birikimi yok edilmek isteniyor. Üniversiteler, insan haklarını, kadın- erkek eşitliğini, hukukun üstünlüğünü, bilimi savunması gereken kurumlar olarak öne çıkmalıdır, siz bunları tamamen ortadan kaldırdınız, yetmiyor daha fazlasını istiyorsunuz. Bir nevi kendi 28 Şubatınızı, kendi zulmünüzü yarattınız.
“ODTÜ BAHAR ŞENLİĞİ VE MÜLKİYE İNEK BAYRAMI ÖZGÜRLEŞSİN, TAKSİM EMEKÇİLERE AÇILSIN”
ODTÜ, Boğaziçi, Ankara Üniversitesi gibi üniversiteler; insana, doğaya ve demokrasiye sahip çıkmaya devam edecek; bilimsel araştırmalarıyla Türkiye’nin yüz akı olmaya devam edecektir. ODTÜ rektörünün yasak gerekçeleri, mevcut siyasi iktidara yönelik de bir girişimdir; görmüyorsunuz. Rektör, yasak kararıyla, ‘AK Parti iktidarı ülkeyi öyle bir noktaya getirdi ki 34 yıldır sağlanan şenlik güvenliğini ve kampüs temizliğini bu yıl sağlayamam’ diyor; farkında değilsiniz. ODTÜ Bahar Şenliği kapsamında Devrim Stadyumu yasaklanıyor. Mülkiye’nin yaklaşık 80 yıllık ‘İnek Bayramı’ yasaklanıyor. Taksim Meydanı 1 Mayıs kutlamalarına kapatılıyor. Yasak kararlarını ‘Güvenlik, toplumun milli ve manevi değerlerine aykırılık’ gibi gerekçelerin arkasına sığınarak alıyorsunuz. ODTÜ Bahar Şenliği ve Mülkiye İnek Bayramı öğrencilerin isteklerine ve geleneklere uygun şekilde özgürleşsin, Taksim Meydanı işçilere emekçilere açılsın.”
CHP’nin grup önerisi üzerine söz alan Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman da şunları dile getirdi:
“ÜNİVERSİTELER KİMSENİN GÜÇ GÖSTERİSİ İÇİN BİR SAHNE DEĞİLDİR”
“Üniversiteler bilginin merkezi, özgür düşüncenin kalesidir. Ne yazık ki son yıllarda üniversitelerimiz iktidarın baskıcı politikaları altında ciddi engellerle karşılaşmaktadır. İktidarın keyfi atamaları, ifade özgürlüğünün kısıtlanması baskıcı politikalarının enstrümanlarından sadece bazılarıdır. Sorgulama, düşünme, konuşma üniversitelerde özgürce yapılmayacak da nerede yapılacak? Üniversiteler kimsenin güç gösterisi için bir sahne değildir.”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Edirne Milletvekili Mehmet Akalın da şöyle konuştu:
“ATAMALARIN LİYAKAT ESASINA DAYALI YAPILMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTA”
“Ülkemizde her alanda yaygınlaşan kayırmacılık üniversitelerde de endişe verici boyutlara uzanmıştır. Üniversitelerde otorite diye bahsedilen olgunun faşizmi çağrıştıran siyasal bir rejim olduğunu gözler önüne sermektedir. Üniversitelerde ideolojik yaklaşım ve nepotizm bilimin önüne geçmekte. Dünyadaki en iyi 500 üniversite sıralamsında Türkiye’den yer alan üniversite sayısı yok denecek kadar azdır. Rektör ve diğer yönetici atamalarının siyasi ve sadakat esasından uzak liyakat esasına dayalı yapılması büyük önem taşımaktadır.”
DEM Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Özgül Saki de şunları kaydetti:
“BELLİ ÜNİVERSİTELERE KARŞI AKP’NİN SALDIR POLİTKASI İZLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
“Çok kapsamlı sorunları var üniversitelerin. Akademik, demokratik, özerk olmayan üniversite üniversite olamaz. Üniversiteler rektörlerin değil öğrencilerindir. Demokratik üniversiteye ilk darbe YÖK’ün kuruluşuyla oldu, YÖK’ün derhal kaldırılması lazım. Kayyum rektör dönemine girdi uzun süredir üniversiteler. Belli üniversitelere karşı AKP’nin saldırı politkası izlediğini düşünüyoruz. Üniversitelerden ellerinizi çekin. Barış İçin Akademisyenlerin haklarını geri verin.”
CHP Grubu’nun önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>Özvar, Trakya Üniversitesinin ev sahipliğindeki Trakya Üniversiteler Birliği’nin 22. Üst Kurul Toplantısında yaptığı konuşmada, birliğin, Trakya’da yüksek öğretimin kalitesini arttırmak ve Balkanlarla yüksek öğretime dair ilişkileri güçlendirmek hedefiyle çalıştığını ifade etti.
YÖK olarak üniversitelerin kendi aralarında tatlı bir rekabet ve işbirliği içerisinde olmalarını fevkalade önemli bulduklarını belirten Özvar, “Rekabetin, işbirliğiyle birlikte yürümüş olması üniversitelerimizin eğitim öğretim kalitesine, akademik faaliyetlerin üretkenliğine fevkalade önemli katkı veriyor. Bu bakımdan tatlı rekabetle birlikte çalışmak, birlikte yürümek en az rekabet kadar önemli. Bu bakımdan üniversitelerimizin bu birliklerini, Yükseköğretim Kurulu olarak desteklediğimizi paylaşmak isterim.” dedi.
Özvar, Trakya Üniversiteler Birliği’nin, YÖK’ün temel amaçları arasında yer alan uluslararasılaşmaya önemli katkı verdiğini dile getirdi.
Başta Trakya Üniversitesi olmak üzere diğer üye üniversitelerinin özellikle Balkan coğrafyasındaki üniversitelerle olan münasebetlerinin takdire şayan bir seviyede olduğunu ifade eden Özvar, “Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova gibi ülkelerle Bosna, Hırvatistan, hatta Sırbistan’ı dahi içine katmak suretiyle bu coğrafyada bulunan komşu ve dost ülkelerin üniversiteleriyle üniversitelerimizin fevkalade güzel ilişkileri bulunmaktadır. Biz birlik üyesi üniversitelerimizin bilhassa Balkan coğrafyasındaki üniversitelerle daha sıkı iş birlikleri kurmalarını arzu ediyoruz. Başta sağlık olmak üzere bilişim ve mühendislik alanında bu coğrafyanın önde gelen üniversiteleriyle iş birliği yapmalarını teşvik ediyoruz.” diye konuştu.
Özvar, üniversitelerin sağlık, bilişim ve mühendislik alanında Balkan üniversiteleriyle ortak çalışmalar ortaya koyması için her türlü idari ve kurumsal desteği vermeye devam edeceklerini vurguladı.
Türk üniversitelerinin son yıllarda uluslararası çevrelerde daha tanınır, daha görünür hale gelmeye başladığını belirten Özvar, şunları kaydetti:
“Üniversitelerimizin öncelikle yakın coğrafyamızda, sonra giderek uzaklaşan bir coğrafi alanda daha da tanınır hale gelmesini arzu ediyoruz. Bilhassa Balkan coğrafyasından bu bölgelere daha fazla sayıda öğrencinin gelerek burada eğitim almasını, yetişmesini arzu ediyoruz. Bununla alakalı olmak üzere almış olduğumuz bazı tedbirleri uygulamaya koymuş olduğumuzu da sizlerle paylaşıyorum. Yükseköğretim, ülkemizin en önemli alanlarından bir tanesidir. Üniversitelerimiz bu alanda devletimize ve ülkemize hizmet etmektedir. İnşallah bundan sonra da bu hizmetlerin devam edeceğine inanıyoruz. Biz Yükseköğretim Kurulu olarak bilim diplomasisinin Türk diplomasisi içerisinde son yıllarda giderek artan ağırlığını görüyoruz ve bunu destekliyoruz. Bundan sonra da bilim diplomasisi alanında üzerimize düşen bütün görevleri bugüne kadar yerine getirdiğimiz gibi bundan sonra da getireceğimizi sizlerle paylaşıyorum.”
Özvar, üniversitelerin Türkiye Cumhuriyeti’nin bilim diplomasisini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan kurumların başında geldiğini vurguladı.
Toplantıya, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Prof. Dr. İsmail Boz, Kırklareli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Şengörür ve üniversitelerin rektör yardımcıları katıldı.
Programın ardından Özvar, Trakya Üniversitesi Senato toplantısına katıldı.
]]>