Üretim – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sun, 28 Jul 2024 23:00:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kent Lokantası Önünde Sıra Bekleyen Vatandaşlar: “kimi Istakoz, Kimi Manda Yoğurdu Yiyor… Biz Bol Bol Beton Ürettik Türkiye’de… https://www.haber28.com.tr/kent-lokantasi-onunde-sira-bekleyen-vatandaslar-kimi-istakoz-kimi-manda-yogurdu-yiyor-biz-bol-bol-beton-urettik-turkiyede/ https://www.haber28.com.tr/kent-lokantasi-onunde-sira-bekleyen-vatandaslar-kimi-istakoz-kimi-manda-yogurdu-yiyor-biz-bol-bol-beton-urettik-turkiyede/#respond Sun, 28 Jul 2024 23:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28114 HABER: EDDA SÖNMEZ – KAMERA: UMUT EMRE GÖKBULUT

(İSTANBUL) – İktidar sözcüleri, ekonomi kurmayları sık sık “enflasyonu düşürüp refahı artıracağız” diyor. Peki halkın umudu kaldı mı? ANKA Haber Ajansı ekibi, İstanbul Çapa’daki Kent Lokantası kuyruğunda bekleyen vatandaşlara sordu. Aldığı yanıtlar ise “Kimi ıstakoz kimi manda yoğurdu yiyor. Diyanet İşleri Başkanı özel araba alıyor… Milleti düşünen yok ki. Halkın içine inmeleri lazım. Halkın içine inmedikten sonra enflasyonu düşüremezler. 1 Mayıs’ta da gördük  bütün polisleri dikmişler, göndermeyin. Hani Taksim’e çıksak ne olur çıkmazsak ne olur?  Ama adamlar bırakmıyorlar. Adamlar ne diyorlar? Biz diyorlar biat istiyoruz. Biz de hizmet istiyoruz. Artık bu halk, 85 milyon insan artık hizmet istiyor. Enflasyonun düşmesi için bu sistemin değişmesi lazım. Doğrusu AK Parti’nin gitmesi lazım” şeklinde oldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Çapa semtinde faaliyete geçirdiği Kent Lokantası, ucuza yemek yemek isteyen vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Kuyrukta bekleyen vatandaşlara, “İktidar sözcüleri zaman zaman ‘enflasyonu düşürüp, refahı artıracağız’ diyor. Umudunuz, kaldı mı, var m?” diye mikrofon uzattı. Vatandaşların verdiği yanıtlar şöyle oldu:

“AKP MİLLETİ SÖMÜRMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY YAPMIYOR”

“Hepsi yalan. Şu AK Parti’nin dedikleri hepsi yalan. Milleti sömürmekten fazla bir şey yapmıyorlar. Sadece insanları sömürüyor. İnsanları görüyorsun. Neye muhtaç ediyorlar görünüyor. (Kent lokantası sırasını gösteriyor) Yani başka yerde bir yemek yesen 500 liradır. Bak şu burada 40 liraya Ekrem İmamoğlu ekmek veriyor yani. Nasıl kazanmasın? Nasıl millet oy vermez? Bu ülkeyi sömürdüler. ve sömürmeye devam edecekler. Ama sonları da geldi yani zaten. Son aşamada. Bu seçimde gözüküyor zaten.

“EKONOMİ DÜZELMEZ BİR GENÇ OLARAK ÜMİDİM YOK”

Ekonomi berbat ortada. Sağlıkçıyım tıbbi sekreterim. Yani iş arıyorum bir taraftan. İş bulmakta tabii zor biraz. Ekonomi de berbat ortada düzelecek gibi değil. Genç olarak ümidim yok. Maalesef hiç yok.

“EKONOMİ DÜŞMEZ ÇÜNKÜ ÜRETİM YOK TÜKETİM ÇOK”

Almancı hanımefendi buraya gelmiş ‘200 euroyla iki gündür zor geçirdim diyor. Buradaki insanlar nasıl geçiniyor? Ben şaşırıyorum’ diyor. Yani bir domatesin kilosu olmuş en kötüsü 20 lira. Kışın 80 lira, 90 lira, 100 liraydı. Hani ekonomi düşmez. Çünkü üretim yok. Tüketim çok. En çok hayvancılık gitmiş, tarım bitmiş. Nasıl olacak? Her şey dışarıdan. Suriyeliler içeride, Afganlar içeride. Bunlar çözüm olmadan nasıl olacak? Yalan.

“EKONOMİ DÜZELMEZ, YENİ BİR İKTİDAR GELİRSE…”

Bence de ekonomi düzelmez. Çünkü kamudaki harcamalara kısıtlamadıktan sonra düzeleceğini sanmıyorum, zannetmiyorum. Halktan alıyorlar. emekliden alıyorlar, işçiden alıyorlar. Vergiler odur, budur. Kendileri için düzelir mi? Düzelmez. Ancak düzelirse yeni bir iktidar, yeni bir insan mı, yeni bir ekip mi diyeyim, yeni bir sistem mi? Öyle düzelir, düzelirse. O da bir 10 sene gider. Halk rahatlar. 10 sene sonra tekrar aynı.

“GİTTİKÇE DİBE VURUYORUZ”

Keşke olsada memleket, herkes refaha ulaşsa. Gittikçe dibe vuruyoruz. Siz memnun musunuz? Değiliz. Keşke memnun olsak. Ekonomi battı, memleket bitti. Yani üretim yok. Üretim olmayan bir yerde  geçim olur mu? Hep hazır, hazır, hazır. Oradan al, memura ver. Memur, memur. Emekli sürünüyor. Emekliyi gören yok. Keşke iyi şeyler söylemek isterdim ama olmuyor işte.

“YENİLENME ŞART”

Enflasyon mu? Düşmeyecek. Daha kötü olacak. Yenilenme şart.

“220 İLE GİDEN BİR ARABA BİRDEN BİRE DURABİLİR Mİ?”

Enflasyon düşecek diye konuşuyorlar değil mi? 220 ile giden bir araba birden bire durabilir mi? Enflasyon öyle. Önce biraz yavaşlatacaksın. Enflasyonun hızı kesilmemiş bir kere. Hızı kesildikten sonra düşürebilme şansın var. İkincisi de bu ekonomide enflasyon düşmez. Çok basit bir şey. Her şeyi dışarıdan alan bir ülke. Nereden düşecek onu söyler misiniz ya? Böyle bir şey yok. Üretim yok. Ne bileyim yani. Nasıl diyeyim ki? Üretim olmayan bir yerde de tüketim. Toplum tamamen tüketim toplumu olmuş. Bu tüketim toplumun üstüne de bir ekonomi baskı var. O baskıyla beraber ne yapmaya çalışıyorlar? Yok enfesyonu düşüreceğiz. Böyle bir şey olmaz.

“ENFLASYONUN DÜŞMESİ CUMHURBAŞKANI’NIN BİR AN ÖNCE ‘BEN BIRAKIYORUM’ DEMESİNE BAĞLI”

Enflasyon nasıl düşecek. Üretim var mı? Yok. Nasıl düşecek? Ben de onu anlamıyorum. Sen söylüyorsun. Senin söylemenle mi düşüyor? Bu demedi mi? Emekliler yılı olacak. Oldu mu yıl? Olmuyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylediği hiçbir şey olmuyor zaten. Hep tersi oluyor. Enflasyonun düşeceği yok. Ha bir miktar düşebilir. Bu çarpan etkisi falan diyorlar da ben de bu etkiyi pek şey yapamıyorum. Nasıl bir etki bu? Nereye çarpıyor? Başka bir yere çarptırsınlar da otomobil fiyatları düşsün. Düşmüyor. Dolar yükseliyor. ya doları aynı yerde tutmak için Merkez Bankası her gün dolar satıyor. Böyle bir şey olur mu ya? Bırak sal gitsin. Vallahi söyleyeceğim bu kadar. Düşmez düşmez. Türkiye’de hiçbir şey düşmez. Enflasyonun düşmesi neye bağlı biliyor musunuz? Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir an önce ‘ben bırakıyorum bu işi’ demesine bağlı. İnanın bana yüzde 40 geriye gelir. Kimse güvenmiyor. Avrupa güvenmiyor. Onlar güvenmeyince para göndermiyor. İş adamları güvenmiyor. Parasını yatırmıyor. Millet, Fransa’da sokak alıyor. Kendi iş adamları bile güvenmiyor.

“TEMENNİMİZ ENFLASYON DÜŞER DİYE BEKLİYORUZ”

Vallahi bilmiyorum yani  inşallah düşer. Temennimiz o yani. Temennimiz o yani düşer diye bekliyoruz yani. Yapacak bir şey yok yani. Yani mümkün değil. Alamıyoruz tabii. Ekonomi önem vermek gerekiyor. Çiftçiye önem vermek. Yani yardımcı olmak gerekiyor. Bence en önemli çiftçinin üretmesi yani. Yani öyle düşünüyorum. Ona önem vermek lazım. Her şeyden önemli o bence. Benim düşüncem o. Çiftçi ekecek, biçecek. Ondan sonra yapacağız. Sorunların çözülmesi lazım. Başka türlü olmaz.

“BİZ BOL BOL BETON ÜRETTİK”

Bu hale kim getirdi ülkeyi? Yeterli mi o cevap? Ekonomi uzmanı olduğunu söyleyen ekonominin acaba E’sinden haberi var mı? Yeterli.Teşekkür ederim. Dünyada besin ürünleri şu anda ucuzluyor. Yunanistan’da biftek ne kadar biliyor musunuz? Bizim parayla 162 lira. Biftek. Demek ki üretiyor onlar. Biz de bol bol beton ürettik Türkiye’de.

“85 MİLYON İNSAN HİZMET İSTİYOR. BU HÜKÜMETİN ARTIK DEĞİŞMESİ LAZIM”

Hiç umudumuz yok. Niye umudumuz yok? Çünkü Cumhurbaşkanımız belli zaten. Adam manda yoğurdu yiyor. Medine Hurması yiyor. Öbürü işte ıstakoz yiyor. Milleti düşünen yok ki. Hani halkın içine inmeleri lazım. Halkın içine inmedikten sonra enflasyonu düşüremezler. Diyanet İşleri Başkanı kendine özel bir araba alıyor ya. Böyle bir ekonomi olur mu ya? Neymiş? Dışarıya gitmek için yani iller arasında o arabayı kullanmak için var. A8 Audi alıyormuş. Böyle ekonomi olmaz ki. Ekonomi nereden başlar? En yukarıdan başlar aşağıya doğru inmesi lazım.  11 tane uçak var. Cumhurbaşkanımız çıktığı zaman 60 tane arabayla geziyor. Ekonomi düşer mi. Hayatta düşmez. Ekonominin düşmesi için bu sistemin değişmesi lazım. Yani doğrusu AK Parti’nin gitmesi lazım. Artık doldu. Zamanı doldu. Yani yeni bir değişiklik şart. Bu ülkede yani. Onun için 1 Mayıs’ta da gördük  bütün askerleri, subayları, polisleri dikmişler göndermeyin. Hani Taksim’e çıksak ne olur çıkmazsak ne olur?  Ekonomiyle ne alakası var bunun? Ama adamlar bırakmıyorlar. Adamlar ne diyorlar? Biz diyorlar biat istiyoruz. Biz de hizmet istiyoruz. Artık bu halk, 85 milyon insan artık hizmet istiyor. Hizmetin olabilmesi için halka inmeleri lazım. Bakanların değiştirilmesi lazım. Hep aynı adamları görüyoruz. Merkez Bankası iki ayda bir değişmemesi lazım… Bu ülkenin kalkına bilmesi için iyi insanların gelmesi lazım. Biz bunu bekliyoruz. Yani bu hükümetin artık değişmesi lazım.

“EKONOMİ BERBAT ŞU ANDA BEKLETİM SIFIR”

Ekonomi berbat. Yani şu Türkiye’nin ekonomisi milli ekonomi olması gerekirken dolara endeksli. Ondan sonra ne bileyim borsaya göre endeksli bir ekonomi. Bunun altınının yükselmesiyle, düşmesiyle veyahut da belli bir seviyede tutup da ekonomiyi düzeltmenin bir anlamı yok. Üretim, üretim, üretim…

“HAYAT ÇOK PAHALI, ENFLASYONUN DÜŞECEĞİNİ ZANNETMİYORUM”

Bence düşmeyecek. Çünkü düşeceğide benzemiyor. Hayat daha çok pahalı oldu. Zannetmiyorum olacağını. İnsanlar da kötü durumda yani. Ne söyleyeyim? Ben de inanmıyorum açıkçası düşeceğine. İşin gerçeği. Artık zaman gösterecek. Gerçek bu. Çok güzel, çok memnunuz. Yani güzel şeyler yapıyor Ekrem İmamoğlu. Ona da inanıyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kent-lokantasi-onunde-sira-bekleyen-vatandaslar-kimi-istakoz-kimi-manda-yogurdu-yiyor-biz-bol-bol-beton-urettik-turkiyede/feed/ 0
Konya Ticaret Odası, Yapay Zekanın İş Dünyasına Etkilerini Ele Aldı https://www.haber28.com.tr/konya-ticaret-odasi-yapay-zekanin-is-dunyasina-etkilerini-ele-aldi/ https://www.haber28.com.tr/konya-ticaret-odasi-yapay-zekanin-is-dunyasina-etkilerini-ele-aldi/#respond Fri, 26 Jul 2024 05:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27663 Konya Ticaret Odası’nın (KTO) Nisan Ayı Meclis Toplantısı’nda yapay zekanın iş dünyasına etkileri ele alındı. KTO Başkanı Selçuk Öztürk, yapay zekanın ilerlemesiyle birlikte tüm sektörlerde köklü değişikliklerin yaşanacağına vurgu yaparak, Konya’nın ekonomik potansiyelini daha ileri seviyeye taşıması gerektiğini belirtti.

Konya Ticaret Odası’nın, Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. KTO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantı, Meclis Başkan Vekili Ömer Faruk Okka tarafından açıldı. Gündemdeki maddelerin görüşülmesinin ardından, konuşmasını gerçekleştirmek üzere Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk kürsüye geldi. Yapay zeka teknolojisinin iş alemine etkileri ile ilgili konuşan Başkan Öztürk, yapay zekanın iş yapma alışkanlıklarını kökten değiştireceğini ve bu sürece hızlı bir şekilde uyum sağlamanın işletmeler için verimlilik, düşük maliyet ve rekabet avantajı sağlayacağını vurguladı. Ayrıca, Konya Ticaret Odası Meclisi’nin bu konuda öncü olmasını ve üyelere bu dönüşüm sürecini aktarmasını istedi.

Öztürk, “Konya üretimde ve ticarette çok kısa sürede çok hızlı bir atılım gerçekleştirmiştir. Ancak şu an bulunduğumuz noktanın şehrimizin gücünü yansıtmadığını, Konya’nın çok daha ileri seviyelerde olması gerektiğini biliyoruz. Konya Ticaret Odası olarak kurduğumuz ekosistemle firmalarımıza istihdam, ihracat, verimli ve nitelikli üretim konularında öncülük eden, yol gösteren bir modeli hayata geçirdik. Bunun yanı sıra, çağımızın üretim ve ticaret anlayışında yenilik ve değişim sürecinde firmalarımızla yol arkadaşlığı yapmakta; teknolojik dönüşüme şehrimiz reel sektörünün en hızlı şekilde uyum sağlaması, hatta firmalarımızın bu konuda öncü olması için politikalar geliştirmekte, projeler yürütmekteyiz. İnternet ve akıllı telefonların ticaret ve üretim anlayışının değişiminde üstlendiği rol tartışılmazdır. Bugün, Yapay Zeka teknolojinin ilerlemesi ile daha büyük bir değişimle karşı karşıyayız. Tüm sektörlerimizin kökten etkileneceği bu süreçte iş yapma alışkanlıklarımız tamamen değişecektir. İşletmelerimizde verimlilik, düşük maliyet ve rekabet avantajı elde etmenin yolu bu sürece en hızlı şekilde uyum sağlamaktan geçmektedir. Konya Ticaret Odası Meclisi’nin bu konuda öncü olmasını ve tüm üyelerimize iletmelerini istiyoruz. Konya’nın ekonomik potansiyelini daha ileri seviyeye getirmesi için bu dönüşüm sürecinde öncü olması gerekmektedir” dedi.

Konuşmasına Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ve beklentiler konulu sunumla devam eden Öztürk, “Yerel seçimlerin ardından, iş alemi olarak artık beklentimiz ekonominin gündemin ilk sırasında yer almasıdır. Önümüzde 2028’e kadar seçimsiz bir dört yıl bulunmaktadır. Ülkemizin üretim gücünün korunması ve firmalarımızın sürdürülebilirliğinin devamı için bu dört yıllık zaman dilimini hep birlikte çok iyi değerlendirmeliyiz. Yatırımların devamı için, beklentilerin etkin bir şekilde yönetilmesi, güvenin yeniden tesis edilmesi ve öngörülebilirliğin sağlanması gerekiyor” dedi.

Başkan Öztürk, Konya Ticaret Odası, KTO Karatay Üniversitesi ve KTOTEK’in faaliyetleri ile ilgili sunum yaparak konuşmasını tamamladı. Toplantıda söz alan Meclis Üyeleri de görüş ve önerilerini paylaşarak katkıda bulundu. Meclis Üyeleri Naim Gökbaş ve Mustafa Bozdam gündemdeki konularla ilgili düşüncelerini dile getirdi. – KONYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/konya-ticaret-odasi-yapay-zekanin-is-dunyasina-etkilerini-ele-aldi/feed/ 0
DTO meyve ve sebze ürünleri sektörüne yeni bir yön çiziyor https://www.haber28.com.tr/dto-meyve-ve-sebze-urunleri-sektorune-yeni-bir-yon-ciziyor/ https://www.haber28.com.tr/dto-meyve-ve-sebze-urunleri-sektorune-yeni-bir-yon-ciziyor/#respond Fri, 26 Jul 2024 02:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27623 Denizli Ticaret Odası (DTO) “Dondurarak kurutma, bahçe ürünlerinin muhafazası ile meyve ve sebzelerinin ulusal uluslararası pazarlanması” konulu bir konferans gerçekleştirdi. DTO Başkanı Uğur Erdoğan, yeni yatırımların ve ihracatçılar kervanına katılmak isteyen işletmelerin önünü açmak için büyük çaba harcadıklarını vurguladı.

DTO Meclis Salonu’ndaki “Dondurarak kurutma, bahçe ürünlerinin muhafazası ile meyve ve sebzelerinin ulusal ve uluslararası pazarlanması” konulu konferansın açış konuşmasını DTO Başkanı Uğur Erdoğan yaptı. Ülkenin 9’uncu ihracatçı sanayi şehri olan Denizli’nin gıda, tarım ve hayvancılık sektöründe de söz sahibi olduğuna dikkat çeken Başkan Erdoğan, “Denizli’miz, her ne kadar ülkemizin en büyük ihracatçı sanayi şehirlerinden biri olarak tanınsa ve anılsa da tarım sektöründeki varlığı ve yatırımlarıyla da adından sıkça söz ettiren bir şehirdir. Gıda, tarım ve hayvancılık sektöründeki potansiyelimizin yanında girişimlerimiz, yatırımlarımız ve başardıklarımızla da biliniyor ve takdir ediliyoruz. Ege Bölgesi’nde tarımın merkeziyiz… Son teknoloji seralarımız ile işletmelerimizin bulunduğu tarım ve hayvancılık sektörümüzün yanı sıra kuruyemiş sektöründeki yatırımlarımızla ve tüm Türkiye’ye de satışını yaptığımız kuruyemiş işleme makinaları ihracatımızla, bölgemizde öncü bir iliz. Ticarete konu 130’un üzerinde tarım ürünü yetiştiriyoruz. Bunlardan 70 çeşidini, ihracat olarak 76 farklı ülkeye göndermekteyiz. En çok kekik, üzüm, kiraz, elma ve nar üreten şehrimiz, bazı ürünlerde Türkiye’nin ihtiyacının neredeyse tamamını karşılamaktadır. Tüm dünyada üretilen kekiğin yüzde 75’i, Türkiye’mizdeki üretimin ise yüzde 90’ı, Denizli’mizdendir. Ayrıca ülkemizdeki leblebi üretiminin yüzde 85’ini Denizli’miz karşılamaktadır. Aynı zamanda lavanta üreten ve bunu sanayileştiren bir şehiriz. Bunların yanında Avrupa’nın en büyük çiğ süt ve damızlık üreticisi, Türkiye’nin en büyük yem fabrikası ile en büyük süt ve süt ürünleri markalarından 1’i, Denizli’mizdedir. Su ürünleri ile arıcılıkta da önemli bir yerdeyiz. Denizli’miz 26 farklı sektörde, 2 bin 905 ürün grubunda 185 ülkeye ihracat yapan önemli bir değerdir. 333 milyon dolarlık bir tarım ihracatı var. Denizli’de 2 bin 940 çeşit bitki yetişiyor; bunlardan 50’si sadece bize özgü. Bunun kıymetini iyi bilmeli” dedi.

“Meyve ve sebze ihracatımızı, artırmak istiyoruz”

4 yıl önce Sarayköy Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde bitki üretim tesisi kurulması amacıyla yatırımcı kuruluşlara arsa tahsis belgelerini dağıttıklarını ve seracılık faaliyetlerini desteklediklerini de belirten Başkan Erdoğan, “Onlar artık işinin başındalar ve işletmeleri her geçen gün daha da büyüyor. Şimdi yeni yatırımların önünü açmak için çaba harcıyoruz. Dondurarak kurutma, bahçe ürünlerinin muhafazası ile meyve ve sebzelerinin ulusal ve uluslararası pazarlanmasını canlandırmak ve bu alandaki ihracatımızı artırmak istiyoruz. Bugünkü konferansımızın ana amacı da budur. Emek veren, katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Savaşlar, bundan sonra petrol ve değerli madenler için değil su ve gıda için olacak”

Günümüzde gıda ve sağlıklı beslenmenin ne derece değerli olduğunu ve stratejik bir hale geldiğini herkesin gördüğünü de ifade ederek Erdoğan, “İnsanoğlu, bir zamanlar topraklarını genişletmek için, hemen ardından petrol ve değerli madenler için, geçen yüzyıldan itibaren de su için özellikle de temiz su kaynakları için savaştı. Bu yüzyılda ve gelecekte ise savaşlar gıda güvenliği için olacaktır! Onun için dünyanın en büyük ülkeleri ile ekonomileri, en büyük kaynakları kullanarak en geniş kadroları kurdular; ülkelerinin hiçbir yere bağımlı kalmadan gıda ihtiyacını karşılayabilecek son sistem teknolojiler ortaya çıkarmak ve geliştirmek için durmaksızın çalışıyorlar. Türkiye de büyük bir ülke olmak istiyorsa bu alanda da yerini almalı” şeklinde konuştu.

“Denizli’deki tarım faaliyetlerini önemsiyoruz”

PAÜ Ziraat Fakültesi’nin hem şehire hem de sektöre çok büyük katkılar sağlayacağını dile getiren. Rektör Kutluhan, “Denizli sanayi ve turizm şehridir ama aynı zamanda önemli bir tarım şehridir. Denizli’de okuyup bugünlerde ülke yönetimine katkı sağlayanların ayağı, mutlaka tarla bahçeye değmiştir. Dolayısıyla, tarım hayati bir kaynaktır ve çok önemlidir. Düne kadar tarıma önemsemeyen ülkeler, bugün artık stratejik planlarında yer veriyorlar. Üniversitemizdeki Ziraat Fakültemiz, açıldıktan sonra çok büyük işler yaptı, yapıyor. İlçe ilçe Denizli tarımını ele alıyoruz. Nasıl kolay yetiştirebiliriz? Nasıl bunu sunabiliriz? Bunların araştırmalarını ve çalışmalarını yapıyoruz. Diğer taraftan Çal, Çameli ve Acıpayam’daki arazilerimizde de üretimler yaparak Denizli’mize katkı sağlıyoruz. Tarımda çok emek harcayarak ürettiğimiz ürünlerin maalesef karşılığını alamıyoruz. Bu toplantı, ürünlerin değerlendirilmesi noktasında hepimize ışık tutacak ve yeni bir yaklaşımla bu işlere yön verecektir. Denizli’nin tarımsal ürün çeşitliliği çok büyük, hatta Denizli bu anlamda bir cennettir. Tarıma daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Biz de üniversite olarak üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. Bu konferans için başta Denizli Ticaret Odamız ve Başkanımız Uğur Erdoğan olmak üzere ilgili dernek ve kurumlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

“Ürünlerimizi, pazarlara ulaştırmak zorundayız”

Soğutma, Muhafaza, Taşıma Bilimleri ve Sanayicileri Derneği (SOMTAD) Başkanı, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin Bahçe Bitkileri Bölümü’nden Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmi Türk de ürünlerin tüketicilere ulaşıncaya kadar çok ciddi kayıplar yaşandığına, bu konuda çeşitli önlemler alınması gerektiğine işaret etti. Türk, “Denizli tarımı, üniversitenin desteği ile daha da geliştirecektir. Bizler SOMTAD olarak Denizli tarımını bir adım daha ileriye götürmek, sizleri yeni teknolojilerle tanıştırmak için buradayız. Bilim, tarım ve teknolojiyi birlikte ele alarak gıdanın korunması ve daha iyi sunulması için ülkemize ve dünyamıza katkı sağlamak istiyoruz. Dünya nüfusunun 2050 yılında 12 milyara ulaşacağına dair öngörüler var. Bu sebeple gıdamızı yüzde 60 artırmamız gerekiyor. Su kaynaklarını da yüzde 20 daha az kullanmak zorundayız. Araştırmacılar, bu konuda ciddi anlamda çalışmalar yapıyor. Acil önlem almamız gereken konulardan biri de üretilen ürünlerin tedarik zincirinde kaybolmasıdır. Dünyada 1,3 milyar ton ürün israf ediliyor. Türkiye’de ise 60 milyon ton üretim var. Bunun yüzde 25’i yani 15 milyon tonu israf oluyor. Sebze ve meyveyi hızla yurt içi ve yurt pazarlara ulaştırma anlamında ciddi önlemeler alıp hasattan sofraya ürünlerimizi iyi bir şekilde ulaştırmamız gerekmektedir. Dernek olarak hasat muhafaza çalışmalarımız var, bunları sizlerle de paylaşmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’den Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ilk süt ürünü Denizli’den”

İl Tarım ve Ormancılık Müdür Yardımcısı Şehla Akpınar ise pandemi, savaşlar ve iklim krizlerinin güvenli üretimin ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkardığını ifade etti. Akpınar, “Bakanlığımız; tarladan sofraya, çiftlikten çatala güvenli ve sürdürülebilir gıda temini için çalışmaktadır ve çeşitli projeler üretmektedir. Ancak bu sadece kamunun tek başına mücadelesiyle başarılı olabileceği bir konu değildir. İş birliğine ihtiyaç vardır. Bakanlığımız, Tarımsal Üretim Planlaması ile ilgili vizyon bir projeyi de hayata geçirdi. Bu kapsamda, iklim değişiklikleri göz önüne alınarak tarımsal üretim, bitkisel ve hayvansal üretimle ilgili planlamalar yapılması, üretimin bu planlamalar çerçevesinde sürdürülmesi ve ürünlerden katma değer elde edilmesi hedeflenmektedir. Diğer taraftan Denizli’nin tarım ve hayvancılık olarak ülkemize çok ciddi katkıları vardır. Sanayiye arz edilen çiğ süt sıralamasında Denizli, tüm Türkiye’de beşinci sıradadır. Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ilk süt ürünün Denizli’den olması da gurur vericidir. Gıda takviyesi ihracatında ise Türkiye 2.’siyiz. Denizli hem bitkisel ve hayvansal üretimde hem de ürünlerin işlenerek katma değer elde edilmesinde, çok önemli bir şehirdir. O nedenle, bu tür bir organizasyonun da Denizli’de olması çok değerlidir. Emeği olanlara teşekkür ederiz” diye konuştu.

8 farklı sunumda, A’dan Z’ye sektördeki yenilikleri anlattılar

Büyük ilgi gösterilen Dondurarak Kurutma, Bahçe Ürünlerinin Muhafazası ile Meyve ve Sebzelerinin Ulusal ve Uluslararası Pazarlanması Konferansımızın öğleden önceki ilk bölümünde, öncelikle Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatör Vekili Bilal Taştepe, sektöre yönelik devlet destekleriyle ilgili IPARD Programı Destekleri hakkında bir bilgilendirmede bulundu. Sonrasında konferansın Gıdaların Korunmasında Yeni Teknolojik Gelişmeler kısmına geçildi. Arda Sökmen ile Serkan Kılıç Dondurarak Kurutma Teknolojileri, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Ziraat Fakültesi’nden Dr. Burak Erdem Algül ise Bahçe Ürünlerinin Muhafazasında Yeni Teknolojik Gelişmeler, ADÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nden Prof. Dr. Renan Tunalıoğlu Ülkemiz Meyve ve Sebzelerinin Ulusal/Uluslararası Pazarlanması ve Geleceği, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Aydın İncirliova İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Ziraat Yüksek Mühendisi Duygu Çıtak Birol da Yeşil Mutabakat ve Karbon Ayak İzi konulu birer sunumda bulundular. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/dto-meyve-ve-sebze-urunleri-sektorune-yeni-bir-yon-ciziyor/feed/ 0
Türk Hava Yolları’ndan dev işbirliği! https://www.haber28.com.tr/turk-hava-yollarindan-dev-isbirligi/ https://www.haber28.com.tr/turk-hava-yollarindan-dev-isbirligi/#respond Thu, 25 Jul 2024 08:36:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27516 Türk Hava Yolları (THY), Airbus ve Rolls-Royce firmaları arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol imza törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat da katıldı.

Türk Hava Yolları, Airbus ve Rolls-Royce’tan işbirliği!

Bakan Kacır, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin sivil havacılık sektöründe kalite odaklı hizmet anlayışını tüm dünyaya sunduğunu belirtti. İstanbul Havalimanı’nın bu başarıda önemli bir rol oynadığını vurgulayan Kacır, Türkiye’nin havacılık sanayisini geliştirerek ülkeyi yüksek teknolojide öncü bir konuma getirdiklerini ifade etti.

THY’nin öncülüğünde gerçekleşen iş birliği programının, Türkiye’nin havacılık endüstrisine güç katacağını ve küresel tedarik zincirindeki rolünü daha da güçlendireceğini belirten Bakan Kacır, Türk havacılık sanayisinin artık kendi özgün platformlarını geliştirme ve üretme kabiliyetine sahip olduğunu söyledi.

THY ve Airbus, Türkiye’de üretim yapacak! 30 Türk şirket katılacak

Bakan Kacır’ın açıklamalarının yanı sıra, THY’nin bu iş birliği kapsamında hayata geçireceği Stratejik Türkiye Gelişmiş Programı da tanıtıldı. Programın, Türkiye’nin havacılık endüstrisindeki yetkinliklerini güçlendireceği ve küresel tedarik zincirindeki rolünü perçinleyeceği belirtildi.

Türkiye’nin havacılık sektöründeki başarı hikayesine odaklanan Bakan Kacır, ülkemizin havacılık sanayisinde elde ettiği önemli başarıları ve gelecek hedeflerini paylaştı. Türkiye’nin küresel havacılık ve uzay sanayisindeki rolünü güçlendirmeyi amaçlayan stratejik adımların atıldığı bu dönemde, THY’nin Airbus ve Rolls Royce ile gerçekleştirdiği iş birliği, sektördeki dikkat çekici gelişmelerden biri olarak öne çıkıyor.

Bakan Kacır’dan açıklama!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Ticaret Bakanı Ömer Bolat, uçak bileşenlerinin yerli üretimi için Türk Hava Yolları, Airbus ve Rolls-Royce firmalarının gerçekleştirdiği iş birliği protokolünün imza törenine katıldı.

Sivil havacılık sektörünün; özellikle son yıllarda gerçekleştirilen yatırım ve projelerle kalite odaklı hizmet anlayışını tüm dünya ile buluşturduğunu belirten Bakan Kacır, “Havacılık sanayimizi, ana ve alt yükleniciler, KOBİ’ler, araştırma kuruluşları ve üniversitelerle Türkiye’nin yüksek teknolojide öncü sektörü haline getiriyoruz.” dedi.

“Sivil havacılık sektörümüz, özellikle son yıllarda gerçekleştirdiğimiz yatırım ve projelerle kalite odaklı hizmet anlayışını tüm dünya ile buluşturuyor. Ülkemizin sivil havacılık alanındaki vizyonunun önemli bir örneği olan İstanbul Havalimanı yalnızca beş yıl gibi kısa bir sürede Avrupa’nın en yoğun havalimanı ünvanını aldı. Modern altyapısı ve sunduğu yolcu deneyimiyle İstanbul’u küresel bir kesişim noktasına dönüştürdü. Kıtaları buluşturan, küresel finans ve ticaret üssü, turizm destinasyonu konumundaki İstanbul’un küresel cazibe merkezi rolünü perçinledi.

Milli Teknoloji Hamlesi vizyonumuz doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde teknoloji üreten ve geliştiren Türkiye’yi inşa ederken; bilgi yoğun ve ileri teknoloji odaklı bu sektörde, özellikle savunma sanayinin Ar-Ge’de, inovasyonda ve üretimde uzun vadeli bakış açısı, paradigma değişimlerine odaklanan yaklaşımı ile üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetlerimizi ileri düzeye taşıyoruz.

Havacılık sanayimizi, ana ve alt yükleniciler, KOBİ’ler, araştırma kuruluşları ve üniversitelerle Türkiye’nin yüksek teknolojide öncü sektörü haline getiriyoruz. Bugün Türk havacılık sanayi kendi özgün platformlarını geliştirme ve üretebilme kabiliyetini haizdir.

İnsansız hava araçlarımız Bayraktar TB-2, Akıncı, Kızılelma, Anka, Aksungur, beşinci nesil savaş uçağımız Kaan, helikopter projelerimiz Atak ve Gökbey… Her biri Türk havacılık sanayinin geldiği konumun, havacılıkta akamete uğramış serüvenimizin yeniden doğuşunun ispatı niteliğindedir.

Ülkemiz firmaları aynı zamanda küresel firmaların imalat ve tedarik zincirlerindeki rolünü de her geçen gün kuvvetlendiriyor. Havacılık sanayimiz, bugün üst düzey yöneticileri bizlerle birlikte olan Airbus ve Rolls Royce başta olmak üzere, birçok küresel uçak ve motor üreticisinin tedarik ortakları arasında yerini alıyor. Bir yolcu uçağının gövdesinde yer alan tüm parçaları üretme kabiliyetine sahibiz.

Tüm yeni nesil yolcu uçaklarında Türkiye’de üretilmiş bir parça mevcuttur. Halihazırda Airbus A320 ailesinin arka gövde ve kuyruğunu oluşturan bölüm 18 ve 19’unu, A220’nin kanopisini, A400M projesinde orta gövde, kuyruk ve kanatçıkları (aileron), Boeing 737 uçaklarının arka gövdesini oluşturan Bölüm 48, fan kaputu ve irtifa dümenini Türkiye’de üretiyoruz.

Havacılık yapısallarında sac metal, talaşlı imalat, özel prosesler, eklemeli imalat ve kompozit üretiminde dünya çapında ileri teknoloji geliştirme ve üretim kabiliyetine sahibiz. Dünya’nın dördüncü büyük havacılık kompozit tesisini Türkiye’ye kazandırdık. Havacılık yapısallarında geçtiğimiz yıl bir milyar dolar ihracat hacmine ve 10 milyar dolar sözleşme büyüklüğüne eriştik. Bu alanda yetkin insan kaynağımız 10 bine ulaştı.

Havacılık sanayimizin en önemli unsurları arasında yer alan toplam beş binden fazla çalışanımızın bulunduğu uçak motoru sanayimizde yıllar içinde büyük bir teknoloji geliştirme ve üretim kabiliyeti elde ettik. İnşa ettiğimiz tesislerle birlikte bugün her türlü uçak motoru parçasını test edebilecek altyapı ülkemizde mevcut. Uçak ve helikopter motorunda fan, kompresör ve türbinde üretim yetkinliğine sahibiz.

Helikopterler için TS1400, İHA’lar için PD170 motorlarında seri üretim fazına geçtik. 1750 ve 3200 newtonluk itki gücüne sahip KTJ1750 ve KTJ3200 turbojet motorlarını üretiyoruz. Milli turbofan uçak motorumuz TF 6000’nin prototipini ürettik. İnovasyon ve teknoloji geliştirmede özellikle kritik rol üstlenen yeni nesil malzeme teknolojilerinde yüksek sıcaklığa dayanıklı nikel tabanlı inconel ve kobalt tabanlı alaşımların üretiminde yetkinlik kazandık.

Milli Uzay Programımız kapsamında insanlı ilk uzay bilim misyonumuzu kısa süre önce başarıyla tamamladık. Bu misyon kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda, Türk bilim insanlarının hazırladığı on üç bilimsel deney, kendisi bir dönem Türk Hava Yolları’nda pilot olarak da görev yapan astronotumuz Alper Gezeravcı tarafından gerçekleştirildi.

Önümüzdeki dönemde, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yeni bilimsel araştırmalar yürütmek ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmek adına projeler başlatacağız. Yeni nesil uydu geliştirmede küresel bir oyuncu olmayı, bölgesel konumlandırma ve zamanlama sistemimizi geliştirmeyi ve uzay limanı kurarak uzaya erişimi güvence altına almayı hedefliyoruz.

Yerli ve milli özgün hibrit roketimizle Ay projemizi gerçekleştireceğiz. 2035 yılına kadar 1,8 trilyon dolara ulaşması öngörülen küresel uzay ekonomisinden aldığımız payı artıracağız. Uzayın bize sunduğu yeni teknoloji geliştirme kabiliyetlerinden en üst düzeyde yararlanacağız.

Uzun süren çalışmalar sonunda, bütün kritik alt sistemlerini yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz TÜRKSAT 6A haberleşme uydumuzun üretim süreçlerini tamamladık. Temmuz ayında uzaya fırlatmaya hazırlandığımız milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’nın yerlilik oranı 80’i aştı. TÜRKSAT 6A’yı devreye aldığımızda, Türkiye kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacak.

2012 yılından bu yana havacılık ve uzay sektöründe toplam yatırım büyüklüğü 4 milyar doları aşan 144 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Yatırım teşviklerimizle havacılık ve uzay sanayi gibi yüksek teknoloji alanlarında üretim kabiliyetlerini güçlendirecek yatırımlara kapsamlı ve ihtiyaca yönelik teşvik paketleri sunuyoruz.

Türk Hava Yolları’nın Airbus ve Rolls Royce ile geliştirdiği ve ülkemizin üretim kabiliyetlerini artıracak iş birliğinin aynı zamanda yeni yatırımlara da kapı açmasını temenni ediyorum. Tüm küresel havacılık ve uzay sanayi oyuncularını ülkemizin sunduğu cazip yatırım teşviklerinin, genç ve dinamik nüfusunun ve stratejik konumunun sunduğu avantajlardan yararlanmaya davet ediyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/turk-hava-yollarindan-dev-isbirligi/feed/ 0
GTB Nisan Ayı Meclis Toplantısında Kırsal Kalkınma ve Tarımsal Üretim Konuşuldu https://www.haber28.com.tr/gtb-nisan-ayi-meclis-toplantisinda-kirsal-kalkinma-ve-tarimsal-uretim-konusuldu/ https://www.haber28.com.tr/gtb-nisan-ayi-meclis-toplantisinda-kirsal-kalkinma-ve-tarimsal-uretim-konusuldu/#respond Wed, 17 Jul 2024 08:00:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25944 Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ve Meclis Üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

GTB’nin faaliyetleri ile üye talep ve önerilerinin görüşüldüğü toplantıda ayrıca kırsaldaki üretim potansiyelinin artırılmasına yönelik atılabilecek adımlar, hububat ekim alanlarındaki bitki gelişimi ve yeni sezon rekolte beklentileri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Meclis toplantısının açılışında konuşan GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, kırsal yaşamın desteklenmesi ve cazip hale getirilmesinin önemine vurgu yaptı. 1950’lerden sonra Türkiye’de köyden kente yoğun bir göçün yaşandığını anımsatan Tiryakioğlu, bu hızlı değişim sürecinin üretim ve tüketim alışkanlıklarında değişikliklere neden olduğunu söyledi.

Türkiye’deki kırsal nüfusun 1927 yılında toplam nüfusun yüzde 76’sını oluşturduğunu bu oranın şimdilerde yüzde 7’ler seviyesine indiğini kaydeden Tiryakioğlu, “Kırsal nüfusumuz her geçen yıl azalmakta ve yaşlanmakta. Gıda güvencesinin sağlanması açısından kır-kent denklemine yeni bir bakış açısı ve köylerin genç nüfus için yeniden cazip hale getirilmesine ihtiyaç duyulmakta” dedi.

Kırsal yaşamın, gıda güvencesinin temel kaynağını oluşturduğunu belirten Tiryakioğlu, “Üretmeden, tüketmemiz mümkün değil. Her bir karış toprağımızı ve üretimden gelen tüm gücümüzü en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Bugün 85 milyonun tüketimi 6 milyonun tarımsal üretimdeki çabasına bakıyor. Bu oranın daha da aşağılara inmemesini sağlayarak yerinde üretim modeliyle tarımsal gücümüzü tazelememiz gerekiyor. Aksi halde bu durum ileride gerek sosyal gerekse de ekonomik açıdan olumsuz etkiler oluşturabilir. Bugün birçok köylümüzün maalesef tarım ve hayvancılıkta kendi ihtiyaçlarına yetecek gıda üretimini yapmadığı gözlemlenmekte. Çiftçi kendi üretebileceği peynir, yumurta, yoğurt ve tavuk gibi birçok temel gıda maddesini bakkaldan veya marketten temin etmekte. Üretimin yeniden çeşitlendirilmesi ve teşvik edilmesi için genel bir dönüşüme ihtiyaç duyulmakta. Bu dönüşümün sağlıklı bir şekilde yapılması için öncelikle köylerde refah seviyesini artırıcı adımlar atılması gerekmekte. Bunun için köylerde altyapı eksikliklerinin giderilmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin sağlanması, kültürel ve sosyal aktivitelerin desteklenmesi önemli adımlar olacaktır. Ayrıca, tarımsal üretimin desteklenmesi ve çeşitlendirilmesi de genç nüfusu köylere çekmeye yardımcı olacaktır” diye konuştu.

GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ise toplantıda yaptığı konuşmada borsanın nisan ayı faaliyetleri ve devam eden projeleri hakkında meclis üyelerine bilgiler verdi. Harmana sayılı haftalar kaldığını anımsatan Akıncı, yeni hasat sezonundan rekolte ve verim açısından umutlu olduklarını söyledi. Yeni üretim sezonun hayırlı ve bereketli geçmesi temennisinde bulunan Akıncı, Ulusal Hububat Konseyi’nin (UHK) 2023/24 Üretim Yılına ilişkin İklim ve Bitki Gelişimi Değerlendirme Raporu hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Rapora göre bölgelerde lokal bazlı alanlar hariç yeterli ve sağlıklı bitki çıkışlarının olduğunu belirten Akıncı, buğdayda geçen yıl 7,3 milyon hektar olarak öngörülen ekim alanının bu yıl 7,5 milyon hektar olacağı ve geçen yılki rekolte beklentisine ulaşılabileceğinin tahmin edildiğini sözlerine ekledi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber28.com.tr/gtb-nisan-ayi-meclis-toplantisinda-kirsal-kalkinma-ve-tarimsal-uretim-konusuldu/feed/ 0
Man Wah Mobilya, Meksika’da üretim yaparak ABD pazarına yakınlaşıyor https://www.haber28.com.tr/man-wah-mobilya-meksikada-uretim-yaparak-abd-pazarina-yakinlasiyor/ https://www.haber28.com.tr/man-wah-mobilya-meksikada-uretim-yaparak-abd-pazarina-yakinlasiyor/#respond Wed, 17 Jul 2024 04:24:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25889 Man Wah Mobilya’nın Monterrey’deki fabrikasındaki üretim hattında yapılan tüm yatar koltuklar ve deri kanapeler % 100 “Meksika Yapımı.”

ABD’deki Costco ve Walmart gibi büyük perakendecilerde satılmak için hazırlanıyorlar. Ancak şirket Çinli ve Meksika’taki bu fabrika, Çin sermayesiyle inşa edildi.

ABD, Çin ve Meksika arasındaki üçgen ilişki Meksika’da iş dünyasının gözde sözünün arkasında: yakın kıyıcılık.

Man Wah, üretimi ABD pazarına daha da yakınlaştırmak için üretim alanlarını son yıllarda Meksika’nın kuzeyinde götüren sayısız Çinli şirketten biri. Bu hamle, kargoda tasaraffun yanı sıra son mamülün tamamen Meksikalı olmasını sağlıyor ve böyleyece Çinli şirketler, iki ülke arasında devam eden ticaret savaşında ABD’nin Çin ürünlerine uyguladığı gümrük vergilerinden ve ambargolardan da kaçınabiliyorlar.

Şirketin Genel Müdürü Yu Ken Wei dev fabrikayı gösterirken, Meksika’ya taşınmanın hem ekonomik hem de lojistik açıdan anlamlı olduğunu anlatıyor.

Mükemmel bir İspanyolca ile “Buradaki üretimimizi üçe ve hatta dörde katlamayı umuyoruz” diyor.

“Meksika’daki amacımız, buradaki üretimimizi, Vietnam’daki operasyonumuzun seviyesine çıkartmak.”

Firma, Monterrey’e daha 2022 yılında geldi ve daha şimdiden Meksika’da 450 kişiyi istihdam ediyor. Yu Ken Wei fabrikada birkaç üretim hattı daha kurarak, bu sayıyı 1200’den fazla çıkarmayı umduklarını anlatıyor.

Yu “Meksika’daki insanlar çalışkan ve hızla öğreniyolar. İyi operatörlerimiz var ve üretkenlikleri yüksek. Yani, çalışan anlamında da Meksika statejik açıdan çok iyi” diyor.

Yakın kıyıcılık, Meksika ekonomisine büyük bir katkı sağlıyor. Geçen yıl Haziran ayı itibarıyla Meksika’nın toplam ihracatı bir önceki yıla görü % 5,8 arttı ve 52,9 milyar dolara yükseldi.

Eğilimde yavaşlama işaretleri pek görülmüyor. Bu yıl sadece iki ay içinde, 2020’deki toplamın yarısı kadar Meksika’ya yatırım açıklandı.

Man Wah kanepe fabrikası, Çin-Meksikalı üretim alanı Hofusan’ın içinde. Bu tür yerlere talep çok yüksek. Müsait her yer satıldı.

Aslında, Meksika Sanayi Parkları Birliği, 2027’de de k ülkede yapılacak tüm tesislerin de satıldığını söylüyor. Birçok Meksikalı ekonomi uzmanının, Çin’in ilgisinin geçici olmadığını söylemesi şaşırtıcı değil.

Meksika’nın eski Dış Ticaret Bakan Yardımcısı JUan Carlos Baker Pineda “Meksika’ya yatırım getiren yapısal nedenler kalıcı” diyor.

“Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşının yakın dönemde zayıflayacağına dair bir işaret yok.”

Baker Pineda, Kuzey Amerikan serbest ticaret anlaşması USMCA’in müzakere heyetinde Meksika adına yer alanlardan biriydi.

“Çin kökenli sermayenin Meksika’ya gelişi bazı ülkelerin politikaları açısından rahatsız edici olabilir. Ancak uluslararası ticaret yasalarına göre tüm ürünler tam anlamıyla Meksikalı” diyor.

Bu durum, Meksika’ya iki süper güç arasında açık bir stratejik avantaj sağılyor. Meksika son günlerde başlıca ticaret ortağı olarak Çin’i geçti. Bu, önemli ve sembolik bir değişim.

Meksika’nın ABD’yle artan ticareti, kısmen ülkedeki yakın kıyıcılığın ikinci önemli boyutuyla birlikte geldi. Bazı Amerikan firmaları da üretimlerini Asya’daki fabrikalarından bu ülkeye taşıyor.

Belki de en öne çıkan duyuru geçen yıl Elon Musk’tan geldi. Musk, yeni Tesla Gigafabrikasını Monterrey’in dışında kurma planlarını açıkladı. Ancak 10 milyar dolarlık tesisin temeli henüz atılmadı.

Tesla projeye hala bağlı. Küresel ekonomideki kaygılar ve otomobil üreticisindeki son işten çıkarmalar karşısında, planlarını yavaşlattılar.

Ancak bazıları, Çin yatırımları konusuna, Meksika’nın ABD ve Çin arasındaki jeopolitik mücadelenin içine çekilmemek için tedbirli davranması gerektiğini söylüyo.

Meksika’daki Ulusal Özerk Üniversite’nin Çin-Meksika Çalışmaları Merkezi’nden Enrique Dussel, “Şehirdeki yaşlı zengin adam ABD, şehirdeki yeni zengin adam Çin ile sorunla yaşıyor. Ve Meksika hem geçmiş yönetimler hem de şimdiki yönetimlerde bu yeni üçgen ilişkiyle ilgili bir strateji yok” diyor.

ABD-Meksika sınırının her iki yanında seçiler yaklaşırken, yeni siyasi değerlendirmeler olabilir. Ancak Beyaz Saray’da Donald Trump ya da Joe Biden da olsa, ABD-Çin ilişkilerinde pek bir gelişme beklenmiyor.

Dussel, yakın kıyıcılığın “güvenlik kıyıcılığı” terimiyle daha iyi açıklandığına inanıyor ve Washington’un Çin ile ilişkilerinde güvenlik kaygılarını tüm diğer unsurların üzerinde tuttuğunu belirtiyor. Meksika’nın da arada kalmaktan kaçınması gerektiği görüşünde.

Dussel, bu gerilime karşın “Meksika büyük bir tabela koyup Çin’e ‘Meksika’ya hoş geldiniz’ diyor.

“Bunun orta vadede ABD ve Meksika arasındaki ikili ilişkiler adına iyi olmayacağını bilmek için doktora yapmış olmaya gerek yok.”

Bazıları da daha iyimser. Eski Meksikalı ticaret yetkilisi Juan Carlos Baker Pineda “Benim aklımdaki soru bu eğilimin ne kadar süreceği değil, bu eğilimden ne kadar çıkar sağlayabileceğimiz” diyor.

Monterrey’de yetenekli Meksikalı kadın dikişçiler, kuzeye gönderilmeden önce bir diğer kanepenin son dokunuşlarını yapıyor. Amerikalı bir aile, bu kanepeyi yakınlarındaki Walmart’tan satın aldıklarında, üretiminin altındaki karmajık jeopolitik konusunda pek bir fikirleri olmayacak. Ancak bu durum ABD’ye arka kapıdan akıllı bir giriş ya da süper güçler arasındakimaliyetli bir savaşın bir parçası da olsa, küresel ticarette Meksika’nın başlıca avantajlarından biri.

]]>
https://www.haber28.com.tr/man-wah-mobilya-meksikada-uretim-yaparak-abd-pazarina-yakinlasiyor/feed/ 0
TZOB Başkanı Bayraktar: ” Sera ürünlerinde fiyatlar düşüyor” https://www.haber28.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-sera-urunlerinde-fiyatlar-dusuyor-2/ https://www.haber28.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-sera-urunlerinde-fiyatlar-dusuyor-2/#respond Mon, 15 Jul 2024 02:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25471 TZOB Başkanı Bayraktar: ” Sera ürünlerinde fiyatlar düşüyor”

“Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine destek vermelidir”

ANKARA – Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Sebze seracılığının yoğun olarak yapıldığı Antalya ve Mersin illerinde bulunan Ziraat Odalarımızdan alınan bilgilere göre, bayram sonrasında örtü altı sebze ürünlerinde önemli fiyat düşüşleri görülüyor” dedi.

TZOB Başkanı Bayraktar, ülkemizde örtü altı üretimini, sera ürünlerindeki fiyat düşüşlerini ve çiftçilerin belediyelerden beklentileri ile ilgili bir açıklama yaptı.

Seracılık dünyada önemli bir sektör haline geldiğini belirten Bayraktar şunları dedi:

“Seracılık ülkemizde de son yıllarda hızla atılım ve gelişme göstermiş olup, dünyada dördüncü, Avrupa’da ise İspanya’nın ardından ikinci sırada yerini aldı.

Ülkemizde 73 ilde, toplam 764 bin 207 dekar alanda örtü altı üretim yapılıyor.

Örtü altı üretim alanlarının yüzde 40,7’si Antalya’da, yüzde 24,6’sı Mersin’de, yüzde 15,6’sı Adana’da ve yüzde 4,3’ü Muğla’da bulunuyor.

2023 yılında seralarda yapılan toplam üretim 8 milyon 956 bin 951 ton olup bu üretimin yüzde 89’unu sebzeler oluşturuyor.

Sebze seracılığının yoğun olarak yapıldığı Antalya ve Mersin illerinde bulunan Ziraat Odalarımızdan alınan bilgilere göre, bayram sonrasında örtü altı sebze ürünlerinde önemli fiyat düşüşleri görülüyor.

Bu illerde son 15 günde biber ortalama 45 liradan 15 liraya, salatalık ortalama 17 liradan 3 liraya, domates 21 liradan 15 liraya, patlıcan 27 liradan 6 liralara kadar düştü.

Bu fiyatlarla çiftçilerimiz zarar ediyor.

Mevsim normalleri üzerinde gerçekleşen hava sıcaklığıyla sera üretiminde artan verim ve ürünlerin erken hasat olgunluğuna gelmesiyle arzda artış görülüyor.

Arzda yaşanan artışın yanı sıra, bu günlerde ihracata giden ürünün azalması ve özellikle Ramazan Bayramı nedeniyle zincir marketlerin alımlarında görülen azalmayla fiyat düşüşleri yaşanıyor.”

“Çiftçinin ürettiği yok pahasına satılmaması için pazarlama sorunu çözülmelidir”

“Çiftçimiz her zaman olduğu gibi üreterek ülkemizin gıda ihtiyacını karşılamak adına gereğini yapıyor. Ancak, zaman zaman ürettiği ürün çiftçilerimize sorun oluyor.

Özellikle yaş sebze ve meyve çabuk bozulduğu için pazarlama sorunu daha fazla yaşanıyor” diyen Bayraktar şöyle devam etti:

“Bu nedenle yaş sebze ve meyve pazarlamasının ayrı bir önemi bulunuyor.

Örtü altı üretimin yaygın olduğu illerde yaş sebze ve meyve pazarlanmasına yönelik üretici birlikleri ve kooperatifler mevcut olsa da, bu birliklerin piyasayı etkileyecek ve düzenleyecek gücü bulunmuyor.

Hatta kurulan bazı birlikler ne yazık ki varlığını sürdüremeyerek, kapandı.

Ürün pazarlamaya yönelik örgütlerin mali ve idari yönden güçlenmesi ve tarımsal pazarlamada etkin olması için mevzuatlarda gereken düzenlemeler yapılmalıdır.”

“Semt pazarlarında üreticilere daha fazla yer ayrılmalı, üretici pazarları her ilçede kurulmalıdır”

Çabuk bozulabilen sebze ve meyvelerde arzda dönemsel yaşanan yoğunluklarda çiftçilerin zarar etmemesi ve yetiştirilen ürünlerin heba olmaması için, belediye adına alımlar yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar şu değerlendirmeyi yaptı:

“Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik hükümlerinde pazar yerlerinin en az yüzde 20’sinin özel satış yeri olarak üreticilere ayrılması hükmü bulunuyor.

Ürettiği ürünü doğrudan semt pazarında satmak isteyen üreticimize tüm belediyeler yer ayırmalı ve ayrılan alan yüzde 20 ile sınırlandırılmamalıdır.

Bu sınırlama özellikle ürün arzındaki artış nedeniyle kendi ürününü pazarda satmak isteyen üreticilerimize engel teşkil ediyor.

Yine belediyelerce belirlenecek günlerde sadece üreticilerimizin ürettiği ürünü halka doğrudan sunabileceği üretici pazarlarının her il ve ilçede kurulması sağlanmalıdır.

Gıda fiyatları üzerinden haksız kazanç elde etmeye yönelik hareketler konusunda belediyelerde denetimlerini artırmalı, piyasa üzerinde bozucu etkisi olanlara ceza uygulamalıdır.”

“Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine destek vermelidir”

Yerel seçimler öncesi 6360 Sayılı Kanunla Büyükşehir belediyelerinin tarım sektörüne yönelik sorumluluklarının arttığını, çiftçilerin belediyelerden beklentileri olduğunu dile getirdiklerine dikkat çeken Bayraktar, “Bugün tekrar ifade etmek istiyorum ki Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine her türlü desteğini yapmalıdır” diye konuştu.

Bayraktar, çiftçilerin ana başlıklar halinde belediyelerden beklentileri ise şöyle sıraladı:

“-Tarım arazileri ve mera alanları korunmalı, her ne gerekçeyle olursa olsun bu alanların imara açılmasına izin verilmemelidir.

-Kırsalda genç nüfusu tutabilmek için sosyal alanlar artırılmalıdır.

-Belediyeler ve Ziraat Odaları birlikte hareket etmelidir.

-Pazarlama kooperatiflerinin kurulmasına destek olmalıdır.

-Girdi, tarım alet, fide, fidan vb. destelerini düzenli olarak vermelidir.

-Kırsal Alanlara altyapı hizmetleri artırılmalıdır.

– Belediyeler, DSİ ile birlikte hareket ederek tarımsal sulama kanallarının bakım ve temizliği konusunda destekte bulunmalıdır.

-Tarımsal ürün işleme tesisleri kurulmalıdır.

-Yenilenebilir Enerji kaynaklarının kurulmasına destek olmalıdır.

-Kırsal Turizm ile kırsalda gelirin artırılması sağlanmalıdır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-sera-urunlerinde-fiyatlar-dusuyor-2/feed/ 0
TZOB Başkanı Bayraktar: ” Sera ürünlerinde fiyatlar düşüyor” https://www.haber28.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-sera-urunlerinde-fiyatlar-dusuyor/ https://www.haber28.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-sera-urunlerinde-fiyatlar-dusuyor/#respond Mon, 15 Jul 2024 02:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25465 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Sebze seracılığının yoğun olarak yapıldığı Antalya ve Mersin illerinde bulunan Ziraat Odalarımızdan alınan bilgilere göre, bayram sonrasında örtü altı sebze ürünlerinde önemli fiyat düşüşleri görülüyor” dedi.

TZOB Başkanı Bayraktar, Türkiye’de örtü altı üretimini, sera ürünlerindeki fiyat düşüşlerini ve çiftçilerin belediyelerden beklentileri ile ilgili bir açıklama yaptı.

Seracılık dünyada önemli bir sektör haline geldiğini belirten Bayraktar şunları dedi:

“Seracılık ülkemizde de son yıllarda hızla atılım ve gelişme göstermiş olup, dünyada dördüncü, Avrupa’da ise İspanya’nın ardından ikinci sırada yerini aldı.

Ülkemizde 73 ilde, toplam 764 bin 207 dekar alanda örtü altı üretim yapılıyor.

Örtü altı üretim alanlarının yüzde 40,7’si Antalya’da, yüzde 24,6’sı Mersin’de, yüzde 15,6’sı Adana’da ve yüzde 4,3’ü Muğla’da bulunuyor.

2023 yılında seralarda yapılan toplam üretim 8 milyon 956 bin 951 ton olup bu üretimin yüzde 89’unu sebzeler oluşturuyor.

Sebze seracılığının yoğun olarak yapıldığı Antalya ve Mersin illerinde bulunan Ziraat Odalarımızdan alınan bilgilere göre, bayram sonrasında örtü altı sebze ürünlerinde önemli fiyat düşüşleri görülüyor.

Bu illerde son 15 günde biber ortalama 45 liradan 15 liraya, salatalık ortalama 17 liradan 3 liraya, domates 21 liradan 15 liraya, patlıcan 27 liradan 6 liralara kadar düştü.

Bu fiyatlarla çiftçilerimiz zarar ediyor.

Mevsim normalleri üzerinde gerçekleşen hava sıcaklığıyla sera üretiminde artan verim ve ürünlerin erken hasat olgunluğuna gelmesiyle arzda artış görülüyor.

Arzda yaşanan artışın yanı sıra, bu günlerde ihracata giden ürünün azalması ve özellikle Ramazan Bayramı nedeniyle zincir marketlerin alımlarında görülen azalmayla fiyat düşüşleri yaşanıyor.”

“Çiftçinin ürettiği yok pahasına satılmaması için pazarlama sorunu çözülmelidir”

“Çiftçimiz her zaman olduğu gibi üreterek ülkemizin gıda ihtiyacını karşılamak adına gereğini yapıyor. Ancak, zaman zaman ürettiği ürün çiftçilerimize sorun oluyor.

Özellikle yaş sebze ve meyve çabuk bozulduğu için pazarlama sorunu daha fazla yaşanıyor” diyen Bayraktar şöyle devam etti:

“Bu nedenle yaş sebze ve meyve pazarlamasının ayrı bir önemi bulunuyor.

Örtü altı üretimin yaygın olduğu illerde yaş sebze ve meyve pazarlanmasına yönelik üretici birlikleri ve kooperatifler mevcut olsa da, bu birliklerin piyasayı etkileyecek ve düzenleyecek gücü bulunmuyor.

Hatta kurulan bazı birlikler ne yazık ki varlığını sürdüremeyerek, kapandı.

Ürün pazarlamaya yönelik örgütlerin mali ve idari yönden güçlenmesi ve tarımsal pazarlamada etkin olması için mevzuatlarda gereken düzenlemeler yapılmalıdır.”

“Semt pazarlarında üreticilere daha fazla yer ayrılmalı, üretici pazarları her ilçede kurulmalıdır”

Çabuk bozulabilen sebze ve meyvelerde arzda dönemsel yaşanan yoğunluklarda çiftçilerin zarar etmemesi ve yetiştirilen ürünlerin heba olmaması için, belediye adına alımlar yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar şu değerlendirmeyi yaptı:

“Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik hükümlerinde pazar yerlerinin en az yüzde 20’sinin özel satış yeri olarak üreticilere ayrılması hükmü bulunuyor.

Ürettiği ürünü doğrudan semt pazarında satmak isteyen üreticimize tüm belediyeler yer ayırmalı ve ayrılan alan yüzde 20 ile sınırlandırılmamalıdır.

Bu sınırlama özellikle ürün arzındaki artış nedeniyle kendi ürününü pazarda satmak isteyen üreticilerimize engel teşkil ediyor.

Yine belediyelerce belirlenecek günlerde sadece üreticilerimizin ürettiği ürünü halka doğrudan sunabileceği üretici pazarlarının her il ve ilçede kurulması sağlanmalıdır.

Gıda fiyatları üzerinden haksız kazanç elde etmeye yönelik hareketler konusunda belediyelerde denetimlerini artırmalı, piyasa üzerinde bozucu etkisi olanlara ceza uygulamalıdır.”

“Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine destek vermelidir”

Yerel seçimler öncesi 6360 Sayılı Kanunla Büyükşehir belediyelerinin tarım sektörüne yönelik sorumluluklarının arttığını, çiftçilerin belediyelerden beklentileri olduğunu dile getirdiklerine dikkat çeken Bayraktar, “Bugün tekrar ifade etmek istiyorum ki Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine her türlü desteğini yapmalıdır” diye konuştu.

Bayraktar, çiftçilerin ana başlıklar halinde belediyelerden beklentileri ise şöyle sıraladı:

“-Tarım arazileri ve mera alanları korunmalı, her ne gerekçeyle olursa olsun bu alanların imara açılmasına izin verilmemelidir.

-Kırsalda genç nüfusu tutabilmek için sosyal alanlar artırılmalıdır.

-Belediyeler ve Ziraat Odaları birlikte hareket etmelidir.

-Pazarlama kooperatiflerinin kurulmasına destek olmalıdır.

-Girdi, tarım alet, fide, fidan vb. destelerini düzenli olarak vermelidir.

-Kırsal Alanlara altyapı hizmetleri artırılmalıdır.

Belediyeler, DSİ ile birlikte hareket ederek tarımsal sulama kanallarının bakım ve temizliği konusunda destekte bulunmalıdır.

-Tarımsal ürün işleme tesisleri kurulmalıdır.

-Yenilenebilir Enerji kaynaklarının kurulmasına destek olmalıdır.

-Kırsal Turizm ile kırsalda gelirin artırılması sağlanmalıdır.” – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-sera-urunlerinde-fiyatlar-dusuyor/feed/ 0
Kadın girişimci evinin önünde kurduğu serada mantar yetiştiriyor https://www.haber28.com.tr/kadin-girisimci-evinin-onunde-kurdugu-serada-mantar-yetistiriyor/ https://www.haber28.com.tr/kadin-girisimci-evinin-onunde-kurdugu-serada-mantar-yetistiriyor/#respond Fri, 12 Jul 2024 22:36:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25024 Kadın girişimci evinin önünde kurduğu serada mantar yetiştiriyor

ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, evinin önünde kurduğu serada mantar yetiştiren kadın girişimci Saadet Seray, yoğun talep ve siparişlere yetişemiyor.

Yaklaşık 5 yıl önce ailesinin geçimine katkı sağlamak için küçük bir sera kurarak mantar yetiştirmeye başlayan 4 çocuk annesi Saadet Seray İlçe tarımın desteğiyle kurduğu 3 büyük çadır sera içinde işini büyüterek ilçe merkezi dahil, çevre il ve ilçelere mantar satışı yapıyor.

Daha önce eşine destek amacıyla küçük bir yerde mantar yetiştirmeye başladığını belirten Saadet Seray, Siverek Kadın Destek Merkezi sorumlusu Zuhal Laçin Kucaklı’nın tavsiye ve destekleriyle bir yıldır işini büyüttüğünü söyledi.

“Eşimin işleri iyi gitmeyince bu işi düşündüm”

Saadet Seray, “Eşim daha önce ayakkabıcılık yapıyordu, işleri iyi gitmeyince destek amacıyla mantar yetiştirmeye başladım. Beş yıl önce başladığım işimi desteklerle daha büyüterek bu yeni yere geçtim. Eşimde iyi gitmediği işini bırakarak, burada çalışmaya başladı. Beraberce çalışıp ekmeğimizi buradan çıkartıyoruz. Hem çocuklarıma, hem evime ve hem de işime bakıyorum çok memnunum. Siverek’te bu işi pek yapanın olmadığını ve Pazar sorunu yaşamadığını söyleyen Seray, “Gerek Siverek’te ve gerekse de çevre il ve ilçelere mantarlarımızı gönderiyoruz, talep çok iyi. Biraz daha bize imkan ve destek verilirse bu işi daha da büyütmek istiyorum” dedi.

Eşinin kendisine destek amacıyla bu işe başladığını söyleyen Eyüp Seray,” Eşim bana destek amacıyla bu işi yapmak istediğini, mantar yetiştirebileceğini söyledi. Daha önce mantar yetiştiriciliği ile ilgili hiçbir bilgimiz veya tecrübemiz yoktu. Eşime inandım güvendim ve beraberce bu işi yapmaya başladık. İlk başta evimizin küçük bir bodrum katı vardı, orda üretmeye başladık. Birkaç yıl sınırlı kapasitede üretim yapık ve mantar ile ilgili bilgi sahibi olduk, pazarı keşfettik” şeklinde konuştu.

“İlçe tarım desteğiyle işi büyüttük”

İşlerini büyütmek amacıyla ilçe tarıma başvurduklarını ve İlçe tarımdan çadır desteği aldıklarını söyleyen Seray, ” Başvurumuz sayesinde ilçe tarım 2 tane yüzde 40 hibeli çadır desteğinde bulundu ve şimdi bir yıldır 3 tane çadır seramız da üretimimize devam ediyoruz. Gelen taleplere yetişemiyoruz, çok sayıda talep var. Önce ek iş olarak başladığımız bu işi, şimdi asıl işimiz olarak devam ediyoruz. Eşimi takdir ediyorum, tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Aylık 2 ton üretim yapılıyor

Eyüp Seray, ilk işe giriştiklerinde aylık 250 kilo üretim yaptıklarını, şimdi 2 ton üretim kapasitesine ulaştıklarını belirtti. Seray,” biz bu kapasiteyi daha da yükseltmek ve insanlara istihdam ortamı oluşturmak istiyoruz. İmkanlarımızın kısıtlı olması ve yerlerimizin yaz ayına uygun almaması nedeniyle yaz mevsiminde maalesef üretim yapamıyoruz. İmkanlarımız el verirse yılın 12 ayında üretim yapmak istiyoruz. Talepler çok fazla ama taleplere yetişemiyoruz. Şimdi iç Pazar ile çevre il ve ilçelere veriyoruz” dedi.

Şanlıurfa Kadın Destek Birimi Sorumlusu Zuhal Laçin Kucaklı’da, “Kadın destek merkezimize gelen tüm kadınlarımızla gurur duyuyorum. Her konuda maddi ve manevi olarak yanlarındayız, girişimci ruhuna sahip tüm kadınlarımızın destekçisi olduk ve olmaya devam ediyoruz, en güzel örneği de Saadet ablamız oldu. Saadet ablamız yaklaşık 3 yıla yakın kursiyerimizdir. Böyle bir mantar üretimi yaptığını ve geliştirmek istediğini söyledi. Bizde her şartta destek olduk ve ablamız işi büyüttü ve geliştirdi de. İlçe Tarımda destek oldu ve işini çok daha fazla büyütmek istiyor ve her konuda destek olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kadin-girisimci-evinin-onunde-kurdugu-serada-mantar-yetistiriyor/feed/ 0
Şanlıurfa’da Siverekli kadın girişimci mantar yetiştiriyor https://www.haber28.com.tr/sanliurfada-siverekli-kadin-girisimci-mantar-yetistiriyor/ https://www.haber28.com.tr/sanliurfada-siverekli-kadin-girisimci-mantar-yetistiriyor/#respond Fri, 12 Jul 2024 08:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24996 Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, evinin önünde kurduğu serada mantar yetiştiren kadın girişimci Saadet Seray, yoğun talep ve siparişlere yetişemiyor.

Yaklaşık 5 yıl önce ailesinin geçimine katkı sağlamak için küçük bir sera kurarak mantar yetiştirmeye başlayan 4 çocuk annesi Saadet Seray (37) İlçe tarımın desteğiyle kurduğu 3 büyük çadır sera içinde işini büyüterek ilçe merkezi dahil, çevre il ve ilçelere mantar satışı yapıyor.

Daha önce eşine destek amacıyla küçük bir yerde mantar yetiştirmeye başladığını belirten Saadet Seray, Siverek Kadın Destek Merkezi sorumlusu Zuhal Laçin Kucaklı’nın tavsiye ve destekleriyle bir yıldır işini büyüttüğünü söyledi.

“Eşimin işleri iyi gitmeyince bu işi düşündüm”

Saadet Seray, “Eşim daha önce ayakkabıcılık yapıyordu, işleri iyi gitmeyince destek amacıyla mantar yetiştirmeye başladım. Beş yıl önce başladığım işimi desteklerle daha büyüterek bu yeni yere geçtim. Eşimde iyi gitmediği işini bırakarak, burada çalışmaya başladı. Beraberce çalışıp ekmeğimizi buradan çıkartıyoruz. Hem çocuklarıma, hem evime ve hem de işime bakıyorum çok memnunum. Siverek’te bu işi pek yapanın olmadığını ve Pazar sorunu yaşamadığını söyleyen Seray, “Gerek Siverek’te ve gerekse de çevre il ve ilçelere mantarlarımızı gönderiyoruz, talep çok iyi. Biraz daha bize imkan ve destek verilirse bu işi daha da büyütmek istiyorum” dedi.

Eşinin kendisine destek amacıyla bu işe başladığını söyleyen Eyüp Seray, “Eşim bana destek amacıyla bu işi yapmak istediğini, mantar yetiştirebileceğini söyledi. Daha önce mantar yetiştiriciliği ile ilgili hiçbir bilgimiz veya tecrübemiz yoktu. Eşime inandım güvendim ve beraberce bu işi yapmaya başladık. İlk başta evimizin küçük bir bodrum katı vardı, orda üretmeye başladık. Birkaç yıl sınırlı kapasitede üretim yapık ve mantar ile ilgili bilgi sahibi olduk, pazarı keşfettik” şeklinde konuştu.

“İlçe tarım desteğiyle işi büyüttük”

İşlerini büyütmek amacıyla ilçe tarıma başvurduklarını ve İlçe tarımdan çadır desteği aldıklarını söyleyen Seray, “Başvurumuz sayesinde ilçe tarım 2 tane yüzde 40 hibeli çadır desteğinde bulundu ve şimdi bir yıldır 3 tane çadır seramız da üretimimize devam ediyoruz. Gelen taleplere yetişemiyoruz, çok sayıda talep var. Önce ek iş olarak başladığımız bu işi, şimdi asıl işimiz olarak devam ediyoruz. Eşimi takdir ediyorum, tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Aylık 2 ton üretim yapılıyor

Eyüp Seray, ilk işe giriştiklerinde aylık 250 kilo üretim yaptıklarını, şimdi 2 ton üretim kapasitesine ulaştıklarını belirtti. Seray, “biz bu kapasiteyi daha da yükseltmek ve insanlara istihdam ortamı oluşturmak istiyoruz. İmkanlarımızın kısıtlı olması ve yerlerimizin yaz ayına uygun almaması nedeniyle yaz mevsiminde maalesef üretim yapamıyoruz. İmkanlarımız el verirse yılın 12 ayında üretim yapmak istiyoruz. Talepler çok fazla ama taleplere yetişemiyoruz. Şimdi iç Pazar ile çevre il ve ilçelere veriyoruz” dedi.

Şanlıurfa Kadın Destek Birimi Sorumlusu Zuhal Laçin Kucaklı da, “Kadın destek merkezimize gelen tüm kadınlarımızla gurur duyuyorum. Her konuda maddi ve manevi olarak yanlarındayız, girişimci ruhuna sahip tüm kadınlarımızın destekçisi olduk ve olmaya devam ediyoruz, en güzel örneği de Saadet ablamız oldu. Saadet ablamız yaklaşık 3 yıla yakın kursiyerimizdir. Böyle bir mantar üretimi yaptığını ve geliştirmek istediğini söyledi. Biz de her şartta destek olduk ve ablamız işi büyüttü ve geliştirdi de. İlçe Tarımda destek oldu ve işini çok daha fazla büyütmek istiyor ve her konuda destek olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. – ŞANLIURFA

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanliurfada-siverekli-kadin-girisimci-mantar-yetistiriyor/feed/ 0
Şanlıurfa’da Fıstık Üretimi İçin İlaçlama Uyarısı https://www.haber28.com.tr/sanliurfada-fistik-uretimi-icin-ilaclama-uyarisi/ https://www.haber28.com.tr/sanliurfada-fistik-uretimi-icin-ilaclama-uyarisi/#respond Thu, 11 Jul 2024 03:00:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24720 Şanlıurfa’da “yeşil altın” için ilaçlama uyarısı

ŞANLIURFA – Türkiye fıstığının önemli merkezlerinden biri olan Şanlıurfa’da, kaliteli fıstık üretiminin yaygınlaştırılması için tarım ve orman il müdürlüğü, zararlı haşerelere karşı ilaçlama çağrısı yaptı. Yapılacak çalışma ile fıstık ağaçlarında düşük rekolteye karşı yüksek verim hedefleniyor.

Yaklaşık 1 buçuk milyon dekar alanda en fazla üretim alanına sahip Şanlıurfa’da 45 milyon fıstık ağacı bulunuyor. Türkiye’nin fıstık ihtiyacının büyük bir bölümünün karşılandığı Şanlıurfa’da geçtiğimiz yıl 107 bin ton fıstık üretimi yapılırken, Türkiye genelinde 240 bin ton fıstık üretimi yapıldı.

Havaların ısınmasıyla birlikte tomurcuklanan fıstık ağaçlarında verim düşüklüğüne neden olan gözkurdu zararlısına karşı Şanlıurfa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü üreticilere ilaçlama çağrısı yaptı. Türkiye’de üretilen fıstığın yüzde 40-45’nin karşılandığı tarım diyarı kentte, fıstıkta dal güvesi yanı sıra tomurcuklara zarar veren gözkurdu zararlısına karşı uygun ilaçlama çağrısı yapan tarım ve orman müdürlüğü görevlileri, fıstık bahçelerinde üreticilerle bir araya geldi. Mühendisler, ilaçlama konusunda bilgilendirmede bulundu.

Başta baklava, kadayıf, helva ve kuruyemiş olarak kullanılan 45 milyon fıstık ağacının olduğu Şanlıurfa’da fıstık üretimi önemli bir geçim kaynağı, her yıl rekoltenin arttığı kentte fıstık ağacı sayısı da her geçen yıl daha da artıyor. Şanlıurfa Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, ziraat mühendisleri ile birlikte fıstık dal güvesi ergin popülasyonunu izlemede fıstık bahçelerini ziyaret ederek, üreticilerle birlikte kontroller gerçekleştirdi.

Tarlada üreticilerin ayağına kadar giden ziraat mühendisleri, fıstık ağaçlarında görülen göz kurdu hastalığına, tarım ve orman bakanlığının belirlediği ilaçları zamanında ve doğru ilaçlama teknikleri kullanılarak yapılmasını öneriyor. Bakanlığın önerdiği ilaçların kullanılmaması durumunda buğday, arpa, mercimek ve diğer canlılarda da zarar oluştuğu bildirildi.

Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy, incelemeleri sonrası açıklamasında, “Fıstıklarda ağaçlarında gözkurdu için kimyasal ilaçlama ve mekanik mücadele için çağrımız oldu. Sonbaharda fıstık ağaçlarının artıklarını gövdesine bağ şeklinde koyarak zararlı gözkurdunun larvalarını, yumurtalarını bırakmasını bekliyoruz. İlkbaharda onları alıp bir yerde imha ediyoruz. İlaçlama yaparken lütfen geç saatlerde yapalım. İlimizde sadece fıstık ticareti yapılmıyor aynı zamanda sebzecilik, tarla bitkileri yetiştiriliyor ve arılara zarar vermemek için ilaçlamanın akşam saatlerinde yapılmasını istiyoruz. Attığımız ilaçların çevreye en az zarar veren özellikle tarım bakanlığımızın lisans verdiği ilaçlar olmasını rica ediyoruz. Lisans verdiğimiz ilaçlar hem çevreye, hem insan sağlığına hem de doğaya en az zarar veren ilaçlar. İlaçlama yapmazsak fizyolojik olarak ağacı zayıf düşürüyor ve bir sonraki yıl elde edeceğimiz ürünü engelliyor, kaliteyi bozuyor, verimi düşürüyor. Yıllık üretimimize yüzde 40-50 oranında olumsuz etki yapıyor ve biz bunu istemiyoruz” dedi.

Fıstık üreticisi Ahmet Yıldırım, “İlaç yaptığımız zaman güzel bir verim alıyoruz, kullandığımız ilaçlar canlılara zarar vermeyen ilaçlardır. Sadece fıstık ürününe mükemmel bir katkı yapıyor. Yani hem bu senenin mahsulünü kaldırıyoruz hem de gelecek senenin mahsulünü koruyor. İlaçları ziraat mühendisimize danışıyoruz ve öyle belirliyoruz. Bu sene fıstık yılıdır. Maşallah çok güzel, Allah daha çok bereketini katsın. Bu yıl iyi ürün bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Ziraat mühendisi Mehmet Tekçe ise, “Fıstıkta önemli zararlılardan biri gözkurdudur. İlaçlama yapmadığımız zaman bitkimiz kurur, meyve alamayız ama ilaçlama yaptığımız zaman bitkimiz capcanlı kalır ve istediğimiz verimi alırız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanliurfada-fistik-uretimi-icin-ilaclama-uyarisi/feed/ 0
Şanlıurfa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, fıstık üretimi için ilaçlama çağrısı yapıyor https://www.haber28.com.tr/sanliurfa-tarim-ve-orman-il-mudurlugu-fistik-uretimi-icin-ilaclama-cagrisi-yapiyor/ https://www.haber28.com.tr/sanliurfa-tarim-ve-orman-il-mudurlugu-fistik-uretimi-icin-ilaclama-cagrisi-yapiyor/#respond Thu, 11 Jul 2024 02:24:48 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24711 Türkiye fıstığının önemli merkezlerinden biri olan Şanlıurfa’da Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, kaliteli fıstık üretiminin yaygınlaştırılması için zararlı haşerelere karşı ilaçlama çağrısı yaptı. Yapılacak çalışma ile fıstık ağaçlarında yüksek verim hedefleniyor.

Yaklaşık 1 buçuk milyon dekar alanda en fazla üretim alanına sahip Şanlıurfa’da 45 milyon fıstık ağacı bulunuyor. Türkiye’nin fıstık ihtiyacının büyük bir bölümünün karşılandığı Şanlıurfa’da geçtiğimiz yıl 107 bin ton fıstık üretimi yapılırken, Türkiye genelinde 240 bin ton fıstık üretimi yapıldı.

Havaların ısınmasıyla birlikte tomurcuklanan fıstık ağaçlarında verim düşüklüğüne neden olan gözkurdu zararlısına karşı Şanlıurfa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü üreticilere ilaçlama çağrısı yaptı. Türkiye’de üretilen fıstığın yüzde 40-45’nin karşılandığı tarım diyarı kentte, fıstıkta dal güvesi yanı sıra tomurcuklara zarar veren gözkurdu zararlısına karşı uygun ilaçlama çağrısı yapan tarım ve orman müdürlüğü görevlileri, fıstık bahçelerinde üreticilerle bir araya geldi. Mühendisler, ilaçlama konusunda bilgilendirmede bulundu.

Başta baklava, kadayıf, helva ve kuruyemiş olarak kullanılan 45 milyon fıstık ağacının olduğu Şanlıurfa’da fıstık üretimi önemli bir geçim kaynağı, her yıl rekoltenin arttığı kentte fıstık ağacı sayısı da her geçen yıl daha da artıyor. Şanlıurfa Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, ziraat mühendisleri ile birlikte fıstık dal güvesi ergin popülasyonunu izlemede fıstık bahçelerini ziyaret ederek, üreticilerle birlikte kontroller gerçekleştirdi.

Tarlada üreticilerin ayağına kadar giden ziraat mühendisleri, fıstık ağaçlarında görülen göz kurdu hastalığına, tarım ve orman bakanlığının belirlediği ilaçları zamanında ve doğru ilaçlama teknikleri kullanılarak yapılmasını öneriyor. Bakanlığın önerdiği ilaçların kullanılmaması durumunda buğday, arpa, mercimek ve diğer canlılarda da zarar oluştuğu bildirildi.

Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy, incelemeleri sonrası açıklamasında, “Fıstık ağaçlarında gözkurdu için kimyasal ilaçlama ve mekanik mücadele için çağrımız oldu. Sonbaharda fıstık ağaçlarının artıklarını gövdesine bağ şeklinde koyarak zararlı gözkurdunun larvalarını, yumurtalarını bırakmasını bekliyoruz. İlkbaharda onları alıp bir yerde imha ediyoruz. İlaçlama yaparken lütfen geç saatlerde yapalım. İlimizde sadece fıstık ticareti yapılmıyor aynı zamanda sebzecilik, tarla bitkileri yetiştiriliyor ve arılara zarar vermemek için ilaçlamanın akşam saatlerinde yapılmasını istiyoruz. Attığımız ilaçların çevreye en az zarar veren özellikle tarım bakanlığımızın lisans verdiği ilaçlar olmasını rica ediyoruz. Lisans verdiğimiz ilaçlar hem çevreye, hem insan sağlığına hem de doğaya en az zarar veren ilaçlar. İlaçlama yapmazsak fizyolojik olarak ağacı zayıf düşürüyor ve bir sonraki yıl elde edeceğimiz ürünü engelliyor, kaliteyi bozuyor, verimi düşürüyor. Yıllık üretimimize yüzde 40-50 oranında olumsuz etki yapıyor ve biz bunu istemiyoruz” dedi.

Fıstık üreticisi Ahmet Yıldırım, “İlaç yaptığımız zaman güzel bir verim alıyoruz, kullandığımız ilaçlar canlılara zarar vermeyen ilaçlardır. Sadece fıstık ürününe mükemmel bir katkı yapıyor. Yani hem bu senenin mahsulünü kaldırıyoruz hem de gelecek senenin mahsulünü koruyor. İlaçları ziraat mühendisimize danışıyoruz ve öyle belirliyoruz. Bu sene fıstık yılıdır. Maşallah çok güzel, Allah daha çok bereketini katsın. Bu yıl iyi ürün bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Ziraat mühendisi Mehmet Tekçe ise “Fıstıkta önemli zararlılardan biri gözkurdudur. İlaçlama yapmadığımız zaman bitkimiz kurur, meyve alamayız ama ilaçlama yaptığımız zaman bitkimiz capcanlı kalır ve istediğimiz verimi alırız” diye konuştu. – ŞANLIURFA

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanliurfa-tarim-ve-orman-il-mudurlugu-fistik-uretimi-icin-ilaclama-cagrisi-yapiyor/feed/ 0
İstanbul’da üst düzey yöneticilik yapan kadın, köye yerleşip arıcılıkla uğraşıyor https://www.haber28.com.tr/istanbulda-ust-duzey-yoneticilik-yapan-kadin-koye-yerlesip-aricilikla-ugrasiyor/ https://www.haber28.com.tr/istanbulda-ust-duzey-yoneticilik-yapan-kadin-koye-yerlesip-aricilikla-ugrasiyor/#respond Sat, 06 Jul 2024 00:12:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23741 İstanbul’da 12 yıl kurumsal firmalarda yaptığı üst düzey yöneticiliği bırakıp eşiyle Düzce’de köye yerleşen Nurcan Tekneci, metropolde iş hayatında gösterdiği eforu her geçen gün sayısını artırdığı arılarıyla bal ve ürünleri üretmeye harcıyor.

Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu Tekneci, İnsan Kaynakları Uzmanlığı üzerine yüksek lisansını tamamladıktan sonra dünya çapında faaliyet gösteren firmanın Türkiye distribütörlüğünde 12 yıl üst düzey yöneticilik yaptı.

Salgın döneminde şehir hayatından sıkılmasıyla girdiği arayışta eşi Lokman Tekneci’nin Gölyaka ilçesine bağlı yazlık köyüne yerleşmeye karar veren 35 yaşındaki Tekneci, yaptığı araştırmalar sonucu iş dünyasında sarf ettiği çabayı arıcılık alanında üretim yaparak devam ettirmeye karar verdi.

Eğitimlerinin ardından Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünden hibeyle aldığı arılı 5 kovanla Gölyaka Orman İşletme Müdürlüğü arazisinde üretim serüvenine başlayan Tekneci, KOSGEB faizsiz kadın girişimci kredisi ve Bal Ormanı Projesi Yetiştirme Sahası destekleriyle kovan sayısını 65’e çıkardı.

Arılarını, bal üretimini çoğaltan ve bal mumu üretimine başlayan Tekneci, daha kapsamlı şekilde devlet desteklerinden yararlanmak ve mesleğine mektepli olarak devam etmek için 2022’de girdiği Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü Arıcılık Programında eğitim görüyor.

“Köye yerleşmek çok çılgınca bir fikirdi”

Tekneci, AA muhabirine, köye yerleşmeye karar verdikten sonra üretime katkıda bulunmak için neler yapabileceklerini düşünürken arıcılık fikrinin kendilerine uygun geldiğini anlattı.

Karar vermenin kendileri açısından zor olduğunu belirten Tekneci, “Sabit maaşları, işleri, kariyeri bırakıp köye yerleşmek çok çılgınca bir fikirdi. Araştırmalar yaptık, büyükbaş, küçükbaş derken bize en yakın işin arıcılık olduğuna karar verdik. Köye yerleştik, kovanlarımızı aldık ve arıcılığa başladık.” dedi.

Tekneci, arıcılığı profesyonel yapmak istediği için 2022’de sınava girip arıcılık programını kazandığını aktararak, Düzce Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezinin de aktif öğrencisi olduğunu, bu sene son dönemini bitirdikten sonra arıcı olarak yoluna devam edeceğini söyledi.

Üretim yapmalarından dolayı çok mutlu olduklarını dile getiren Tekneci, şöyle devam etti:

“Gıda üretiyoruz, bal üretiyoruz, yenilebilir arı ürünleri üretiyoruz. Tabii dedelerimizden gelen yöntemleri de kullanarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama asıl hedefim arıcılık programını okuyup, yeni nesil arıcılık nasıl yapılır, onun kaygısındayım. Daha bilimsel, doğru yöntemlerle daha iyi, daha temiz, daha sağlık bal, propolis, polen, perga(arı ekmeği) gibi aklınıza gelebilecek arı ürünleri nasıl üretilir öğrenmiş olduk.”

Tekneci, balın yanı sıra kurduğu atölyede balmumu ürettiğine de dikkati çekerek, “Bizim gibi hobi arıcılık yapmıyor ve evinizi geçindiriyorsanız, sadece bala kalmak artık yeterli gelmiyor. Bu sebeple 2022’de bal mumu üretimine de başladık. Mayıs-eylül arası bal sezonu, eylül ile mart arası da bal mumu sezonu.” diye konuştu.

Tekneci, Tarım ve Orman Bakanlığının “Uzman Eller” projesinden faydalanmak için meslek dalında mezuniyet gerektiğini, böylece eğitimini tamamlamasının ardından daha geniş devlet desteği alabileceğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbulda-ust-duzey-yoneticilik-yapan-kadin-koye-yerlesip-aricilikla-ugrasiyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Öncelik Gıda Arz Güvenliği https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-oncelik-gida-arz-guvenligi/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-oncelik-gida-arz-guvenligi/#respond Sun, 23 Jun 2024 08:36:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22486 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2024 yılında Devlet Su İşleri bütçesinin neredeyse tamamına yakınının sulama sistemlerine ayrıldığını belirterek, “Önümüzdeki 5 yıllık hedeflerimizin nirengi noktası gıda arz güvenliğinin teminat altına alınmasıdır. Dolayısıyla bütün projeksiyonlarımızı bunların üzerine yapıyoruz.” dedi.

Bakan Yumaklı, Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) tarafından Bahariye Mevlevihanesi’nde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, 2050’lerde dünya nüfusunun 10 milyar, Türkiye nüfusunun da 105 milyonu aşmış olacağına işaret ederek, daha çok gıdaya ihtiyaç duyulacağını söyledi.

BM Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) bir araştırmasına göre 2050 yılında, bugüne göre yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65-70 civarında da daha fazla gıdaya ihtiyaç olacağını anlatan Yumaklı, tarımın stratejik bir sektör olduğuna dikkati çekti.

Yumaklı, eşsiz bir konuma sahip Türkiye’nin üçte birinin ormanlarla, üçte birinin tarım arazileriyle, beşte birinin de çayır ve meralarla kaplı olduğunu anımsattı.

Türkiye’nin tarım arazisi varlığında 14’üncü, orman alanı bakımından 27’inci, mera varlığı bakımından da 44’üncü sırada olduğunu dile getiren Yumaklı, “Türkiye su stresi altında bir ülke ve dünyada bu bakımdan 39’uncu sırada.” diye konuştu.

Bakan Yumaklı, Türkiye’nin 1313 metreküplük kişi başına kullanılabilir suyu ölçülmüş bir ülke olarak su stresi altında olduğunun altını çizerek, hiçbir değişiklik yapılmazsa 2030’da 1000 metreküpün altına düşerek su fakiri ülke konumuna geleceğini kaydetti.

“Dünyada un üretiminde birinci, makarna üretiminde ikinci sırada”

Türkiye’nin tohumda dünyanın ilk 10 ülkesi arasında olduğu ve 117 ülkeye ihracat yapıldığı bilgisini paylaşan Yumaklı, “Türkiye’de kullanılan her 100 kilogramlık tohumun 97 kilogramı bu ülkenin topraklarında üretiliyor.” ifadesini kullandı.

Sertifikalı tohum ya da milli tohum konusunda alınması gereken mesafeler olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Çünkü hepsinde istediğimiz aşamada değiliz. Dolayısıyla bu konuda bizim son dönemde özellikle özel sektörümüzün ciddi bir aşama kaydettiğini de söylemem gerekir.” şeklinde konuştu.

Yumaklı, ülkenin dünyada un üretiminde birinci, makarna üretiminde de ikinci sırada olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Bütün bunlar güllük gülistanlık bir ortamda yakalanmıyor. Çünkü konjonktürel değişiklikler var, birçok risk faktörü var. Bunlar hayatımızın bundan sonraki döneminde bu tür riskleri düşünmek ve göz önüne almakla alakalı bir görevimiz olduğunu da gösteriyor. 2024 yılında Devlet Su İşlerinin bütçesinin neredeyse tamamına yakını sulama sistemlerine ayrılmış durumda. Önümüzdeki 5 yıllık hedeflerimizin nirengi noktası gıda arz güvenliğinin teminat altına alınmasıdır. Dolayısıyla bütün projeksiyonlarımızı bunların üzerine yapıyoruz.”

“Türkiye çok güçlü bir ülke”

GİV Genel Başkanı Mehmet Koç ise huzur içerisinde güzel bir seçim dönemi geçirildiğini söyledi.

Girişimciler ve vatandaşlar açısından ülkenin stabil olmasının önemine işaret eden Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anda iş başında güçlü bir hükümet var. Çok senkron çalışan bir hükümetimiz var. Önümüzde çok güzel, pırıl pırıl bir 4 yıl var. Seçimsiz bir dönem. Burada hem iş adamlarımıza hem de girişimcilerimize büyük fırsatlar var. Türkiye çok güçlü bir ülke. İster doğudan bakın, ister batıdan bakın, çok güçlü bir ülke. Masalarda olmayan değil, masalara davet edilmeyen değil, ülkemiz artık masa kuran bir ülke. Türkiye coğrafi konumu, nüfusu, ekonomik büyüklüğü ve özellikle üretim kabiliyeti itibarıyla çok büyük bir ekonomi ve fırsatlar ülkesi.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-oncelik-gida-arz-guvenligi/feed/ 0
KARDEMİR: Türkiye’nin İlk Ağır Sanayisi 87 Yıldır Ülke Ekonomisine Katma Değer Üretiyor https://www.haber28.com.tr/kardemir-turkiyenin-ilk-agir-sanayisi-87-yildir-ulke-ekonomisine-katma-deger-uretiyor/ https://www.haber28.com.tr/kardemir-turkiyenin-ilk-agir-sanayisi-87-yildir-ulke-ekonomisine-katma-deger-uretiyor/#respond Fri, 21 Jun 2024 03:12:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22024 Türkiye’nin ilk ağır sanayisi olarak 1937’de temelleri atılan Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR), 87 yıldır ülke ekonomisine katma değer üretiyor.

Cumhuriyet’in Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından 3 Nisan 1937’de Türkiye’nin ilk ağır sanayisinin temeli Karabük’te atıldı.

İlk yüksek fırının 9 Eylül 1939’da ateşlenmesinden 1 gün sonra 10 Eylül 1939’da ilk Türk demiri üretildi.

Aradan geçen yıllarda “fabrikalar kuran fabrika” ünvanıyla anılmaya başlanan KARDEMİR, Türkiye’nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu içinde 27. sırada yer alıyor.

Bağlı kuruluşlarıyla yaklaşık 5 bin çalışanı bulunan fabrika, yıllık 3,5 milyon ton sıvı çelik üretimi hedefliyor.

“KARDEMİR’in tarihi önemi var”

KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir, AA muhabirine, fabrikanın Türkiye’nin ilk demir çelik tesisi olarak 1937’de kurulduğunu ve 1939’da ilk üretimini yaptığını söyledi.

Fabrikanın demir çelik sektörü ve Türkiye sanayisi için bir mektep olduğunu belirten Demir, “Metalürji ve demir çelik sektörüyle ilgilenen herkesin geçtiği önemli bir mekteptir. O açıdan tarihi bir önemi vardır. Bu tarihi önemiyle şu anda geldiği noktada da yaptığı ve yapacağı atılımlarla Türkiye’ye demir çelik sektöründe yeni ufuklar açmayı da planlayan bir yeri vardır.” dedi.

Demir, iç pazara hem kitlesel üretim yapan kütük ve benzeri ürünler hem de niş alana giren ürünlerde KARDEMİR’in bir merkez olmasını amaçladıklarını dile getirerek, “Savunma sanayinde yaptığımız araştırmalarda Türkiye’nin nitelikli alaşım, demir çelik ve diğer alaşımlar konusunda belirli açıkları olduğunu tespit ettik. O açıkların kapatılmasıyla ilgili belirli stratejiler ve yol haritaları oluşturduk. Bu strateji ve yol haritalarının bir kısmını da KARDEMİR, KARDÖKMAK ve KARÇEL ile beraber tamamlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Bağlı ortaklıklarla 5 binin üzerinde çalışanlarının olduğunu aktaran Demir, her sene 300-400 işçi alımının yapıldığını kaydetti.

Demir, fabrikada yıllık 2,5 milyon ton sıvı çelik üretildiğine değinerek, “Amacımız 3,5 milyon tona erişmek ve daha sonra 4 milyona yükseltebilmek. Üretim kapasitemizi artırmakla beraber üretim kalitemizi, yani nihai ürünlerde kalitemizi artırmak da hedeflerimizden biri.” diye konuştu.

KARDEMİR’in hem üretim kapasitesini artırmak hem de ürettiği nihai ürünlerin niteliğini, çeşitliliğini ve katma değerini artırmak yönünde yatırımların devam edeceğini vurgulayan Demir, şöyle devam etti:

“Bu anlamda hem çelikhanemizde hem haddehanemizde hem de yüksek fırın teknolojilerinde planlamalarımız var. Kapasitemizi artırmak amacıyla da yeni bir yüksek fırın yatırımı planlanmakta. Dünyada yapılan çalışmaları yakından takip etmekle ilgili arkadaşlarımıza bir farkındalık sağladık. Onun için İstanbul ve Ankara’da AR-GE ofisleri oluşturduk. Karabük Üniversitesi ile bu konuda çalışmalarımızı yürüteceğiz. Dünyada şu anda devam eden çalışmaların ne olduğunu, araştırmaların ne olduğunu yakıdan takip ettiğimiz gibi yeni pilot uygulamalar var. Bu pilot uygulamaların da bir kısmının benzerini belki burada yapmak hatta bazı uygulamaların pilot uygulamasını kendimizin yapması gibi bir gündemimiz var.”

Demir, KARDEMİR’in bölgenin gözbebeği olduğunu belirterek, sözlerini, “Cumhuriyetimizin kıymetli sınai mirasları KARDEMİR’in kuruluşunun 87. yıl dönümünü kutluyorum. Nice 3 Nisan’lara.” diye tamamladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kardemir-turkiyenin-ilk-agir-sanayisi-87-yildir-ulke-ekonomisine-katma-deger-uretiyor/feed/ 0
Karavan tutkunları açık havada buluşuyor https://www.haber28.com.tr/karavan-tutkunlari-acik-havada-bulusuyor/ https://www.haber28.com.tr/karavan-tutkunlari-acik-havada-bulusuyor/#respond Thu, 20 Jun 2024 00:48:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21792 Karavana ilgi duyanlar İstanbul’da düzenlenecek karavan tanıtım günlerinde buluşacak. Etkinlikte, 19 firma, 40 adet karavanı ile yer alacak. 5 marka yeni modellerini tanıtacak.

Pandemi ile satışları artan, deprem felaketi sonrasında da yeniden ilgi odağı olan karavanlar, otel fiyatlarındaki artış nedeniyle 2024 yılının da gözdesi oldu. Yaz öncesi hızlanan karavan talebine cevap verebilmek için İstanbul’da Karavan Tanıtım Günleri düzenleniyor. Kozyatağı MetroGross marketin otopark alanında düzenlenecek etkinlikte, 19 firma, 40 adet karavanı ile yer alacak. 5 marka yeni modellerini tanıtacak. Etkinlik ücretsiz olacak.

Açık alanlarda karavan tanıtım organizasyonları düzenleyen HOBBYFESTTÜRKİYE, bu etkinliklerin ilkini 26-28 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da Kozyatağı MetroGross marketin otopark alanında düzenleyecek. Yaklaşık 1.500 metrekarelik alanda gerçekleşecek etkinlikte sektörün önde gelen 19 firması katılacak ve katılımcılar 40 adet karavanı inceleme fırsatı bulacak. Anadolu Ekspo Fuarcılık Genel Müdürü Tamer Karaoğlu, “2 ayda bir farklı şehirlerde, şehrin en popüler alışveriş merkezi ya da meydanlarında karavan severler ile bir araya geleceğiz. Kapalı alanlardan çıkıp, karavan severler ile açık alanlarda bir araya geleceğiz” dedi.

Karavan üreticilerinin ana hedefinin Avrupa olduğunu söyleyen Karaoğlu; “Pandemi ile satışları katlanan Karavanlar, deprem sonrası yeniden ilgi odağı olurken, konut sıkıntısı, kira artışları da eklenince hem Türkiye’de talepler arttı hem de kaliteli üretim, çeşitlilik ve tasarım avantajıyla ihracat ayağı büyüyor. Bu yılı 1 Milyar doların üzerinde satışla kapatması beklenen Karavan sektöründe son 2 yılda üretici sayısı da 5 katına çıktı. Karavan dekorasyonu, teknoloji, üretim kalitesi ve tasarımı ile Avrupa’ya ihracatı %123 artan Karavan sektörü, önümüzdeki 10 yılda Avrupa başta olmak üzere dünyanın Karavan üretim merkezi olmayı hedefliyor” dedi.

Yeni modeller tanıtılacak

Gerek yeni bir karavan sahibi olmak isteyen, gerekse var olan karavanını yeni modeli ile değiştirmek, yeni dekorasyon ve aksesuarları denemek isteyen alıcılara hitap eden etkinlikte motokaravanlar, çekme karavanlar, off-road karavanlar, mobil uydu ve anten sistemleri, doğa römorkları, şehir karavanları ve sadece bu etkinlikte olan araç dış su depo sistemleri gibi karavan almak isteyenlerin her ihtiyacını karşılayabilecek çözümler yer alacak. Etkinlikte 5 karavan firması, yeni modellerinin tanıtımını yapacak. Tamamen ücretsiz olan etkinliğe katılanlar, karavan hayatını deneyimleyecek, yeni model lansman karavanları görmenin yanı sıra avantajlı fiyatlardan da ürün satın alabilecek. Alanında ünlü Youtuber’lar ile tanışma fırsatı da sunan etkinlikte sponsor firmalardan sürpriz hediyeler de yer alacak.

Karavan sektörü büyüyor

Karavan sektörünün 2023 yılını çok hareketli geçirdiğini, bu yıl ise yaz aylarının yaklaşması ile hareketliliğin başladığını söyleyen Tamer Karaoğlu, “Özellikle HobbyFest gibi hızlı, etkili, sektöre yön veren kısa ama güçlü organizasyonlar sayesinde sektörün satış ivmesi daha da yükselecektir” dedi. Türkiye’de lisanslı karavan üreticisi sayısının 1000’e ulaştığını, yıllık motokaravan ve çekme karavan dahil üretimin 170-180 bin olduğunu anlatan Karaoğlu, “Sektörün en önemli sorunu nitelikli personel sorunudur. Üreticilerimizin okullar ile işbirlikleri yaparak sektöre nitelikli çalışanları dahil etmeleri gerekmektedir. Gençlerimizi de üretim bantlarına dahil ettiğimizde ülkemizdeki üretim kalitesi daha yukarı çıkacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Yüzde 400 artan karavan satışlarına üreticilerin yetişemediğini söyleyen Tamer Karaoğlu; ” Şu anda talep fazlalığından dolayı bir karavan en erken 1 yılda teslim edilebiliyor. Yurtdışından da çok fazla talep geliyor. Türkiye’deki üreticiler aynı zamanda Avrupa’nın karavan alanında eksik kaldığı noktalarda ciddi bir tedarikçisi konumuna geldi. İhracat atağında bulunan firmalar, ikili görüşmeler yaparak Türkiye’yi Karavan üretiminin merkezi haline getirmek istiyor. Yaz sezonuna girerken, Karavan, Tiny House veya Kamp tatili arayışında olanlar için ailecek katılabilecekleri bir şölen havasında düzenlenecek olan bu organizasyonda tüm katılımcı ve ziyaretçiler keyifli vakit geçirecekler” şeklinde konuştu.

Eylül’de fuar düzenlenecek

Türkiye’nin en büyük karavan fuarı ise Eylül ayında düzenlenecek. Marmara Kamp & Karavan ve Doğa Sporları Fuarı 11-15 Eylül 2024’te Marinturk İstanbul City Port Pendik’de doğa tutkunları ve uygun fiyatlara tatil yapmak isteyenler için kapılarını açacak. Yaklaşık 100 firmanın, 300’den fazla markanın katılacağı fuarda her ihtiyaca göre karavanlar sergilenecek. Fuarda karavan ve doğa tutkunları çekme karavanlardan motokaravanlara, campervanlardan, kamp treylerlerine, araç üstü çadırlardan kamp malzemeleri ve karavan ekipmanlarına kadar aradığı her şeyi bulabilecek ve test edebilecek. Fuarda Tiny House özel bölümü de olacak. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/karavan-tutkunlari-acik-havada-bulusuyor/feed/ 0
Düzce’de Tarımsal Üretimin Planlanması Konusunda Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi https://www.haber28.com.tr/duzcede-tarimsal-uretimin-planlanmasi-konusunda-bilgilendirme-toplantisi-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/duzcede-tarimsal-uretimin-planlanmasi-konusunda-bilgilendirme-toplantisi-duzenlendi/#respond Wed, 12 Jun 2024 01:36:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20507 Düzce’nin Tarımsal Üretiminin Planlanması konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı ilgili Genel Müdürlüklerin katılımıyla Düzce İl Tarım ve Orman müdürlüğü tarafından bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Nuri Yılmaz’ın katılımıyla Ticaret Borsası toplantı salonunda gerçekleşen toplantıya Hayvancılık Genel Müdürlüğü Islah Daire Başkanı Dr. Engin Ünay, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Tarım ve Orman Bakanlığı İlgili kurum amirleri, Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulunda yer alan teknik ekip ve teknik personel katıldı.

Toplantıda konuşan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Nuri Yılmaz “Ülkemizde başta iklim değişikliği ve su kısıtı olmak üzere ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan yaşanan gelişmeler, tarımsal üretimi önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle kaynakların etkin ve planlı kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Uzun yıllardır dile getirilen, tüm paydaşların mutabık olduğu devrim niteliğindeki tarımsal üretim planlamasının Üretimin Üreticinin Yüzyılı yaklaşımıyla yola çıktığımız Türkiye Yüzyılında hayata geçirilmesi için ilk adımları artıyoruz. Tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak, bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak amacıyla 5488 sayılı Tarım Kanununda yapılan değişiklikle tarımsal üretimin planlanmasında Bakanlığımıza yetki verilerek tüm paydaşların temsil edildiği Teknik komiteler illerin üretim potansiyeli, belirlenen ülkesel ihtiyaçlar, su varlığını ve iklim değişikliği gibi kısıtları da dikkate alarak illerdeki ürün desenlerini belirleyerek Bakanlıkta kurulan Tarımsal Üretimin Planlanması Kuruluna ileteceklerdir. Diğer taraftan üretim planlamasını teşvik etmek için tarımsal destekler ve hibe programları, sübvansiyonlu krediler, sözleşmeli üretim gibi uygulamalarda düzenlenmeler yapılmaktadır. Bakanlık merkez birimleri ile üretim planlamasının uygulayıcısı taşra teşkilatımızın birlikte hareket etmesi planlama sürecinin başarısı için son derece önemli görülmektedir” dedi.

Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak tarımsal üretimin planlanması konusunda gerçekleştirilen çalışmaları yapılan toplantı ile paylaşılacağını, geleceğe yönelik hedefleri tartışmak ve bu süreçte birlikte nasıl ilerleyebileceklerini değerlendirmek üzere toplanıldığını belirten İl Müdürü Esra Uzun “İklim değişikliğinin de etkisiyle, planlı ve bilinçli tarımsal üretim, sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de şekillendirecek en temel unsurlar arasında yer alıyor. Tarımsal üretimin planlaması çalışmalarımız, ilçe müdürlüklerimizle koordineli bir şekilde yürütülmekte, bu süreçte teknik komitelerimiz ve ilgili tüm paydaşlarımızla birlikte, Düzce’mizin ve ülkemizin tarımsal potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmeyi amaçlamaktayız. Önümüzdeki dönemde 2024-2026 yıllarında hayvansal ve su ürünleri üretim planlamamız tamamlanmış olup, bitkisel üretim planlaması üzerinde çalışmalarımız devam etmektedir” ifadelerinde bulundu.

Katılımcılara seslenen İl Müdürü Uzun bugünkü toplantıda, bir yandan gerçekleştirilen iş ve işlemlerin gözden geçirirken, diğer yandan da 2025-2027 yıllarını kapsayacak bitkisel üretim planlaması çalışmalarının nasıl daha ileriye taşıyabileceklerinin tartışılacağını belirterek, Amaçlarının, tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamak, üreticilerimizi desteklemek ve gıda güvenliğini en üst seviyede tutmak olacağını sözlerine ekledi.

Toplantı Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Teknik komite birim sorumlusu Seher Akyüz, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Birim Koordinatörü Gökhan Çavdar, Hayvancılık Genel Müdürlüğü Islah Daire Başkanı Dr. Engin Ünay, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünden Tarım Havzaları Yönetimi ve CBS Birim Koordinatörü Davut Gür ve Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Nuri Yılmaz’ın sunumlarının ardından soru cevaplarla sona erdi. – DÜZCE

]]>
https://www.haber28.com.tr/duzcede-tarimsal-uretimin-planlanmasi-konusunda-bilgilendirme-toplantisi-duzenlendi/feed/ 0
BTSO ve Bursa Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle KOBİ OSB projesi hayata geçiyor https://www.haber28.com.tr/btso-ve-bursa-buyuksehir-belediyesi-isbirligiyle-kobi-osb-projesi-hayata-geciyor/ https://www.haber28.com.tr/btso-ve-bursa-buyuksehir-belediyesi-isbirligiyle-kobi-osb-projesi-hayata-geciyor/#respond Sat, 08 Jun 2024 00:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19968 Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, binlerce imalatçı firmanın uzun yıllardan bu yana dile getirdikleri KOBİ OSB projesinin BTSO ve Bursa Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde kentin geleceği için dönüm noktası olacak stratejik bir hamleye dönüştüğünü söyledi. İsmail Kuş, “KOBİ OSB’lerimiz, ölçek ekonomisine uygun, kapasite artışlarına imkan sağlayan, modern lojistik imkanlarla desteklenen işletmelerimizi, dolayısıyla Bursamızı çok daha rekabetçi bir yapıya kavuşturacak.” dedi.

BTSO Mart Ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet Binası’nda meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, dünyanın yeniden şekillendiği bir geçiş sürecine şahitlik ettiklerini ifade etti. Bu süreçte ekonomi yönetiminin iletişim kanallarının sürekli açık olmasının iş dünyasının moral ve motivasyonunu yükselttiğini kaydeden İsmail Kuş, “Mart ayı içerisinde Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Vedat Işıkhan gibi ekonomi yönetiminde söz sahibi olan isimleri Odamızda ağırladık. Bu buluşmalarımızda fiyat istikrarı başta olmak üzere, finansman maliyetlerinin düşürülmesinden enflasyon muhasebesine kadar 55 bin üyemizin beklentilerini paylaştık. Bugüne kadar üretimden istihdama, ticaretten ihracata kadar birçok düzenleme Odamızın da talepleri doğrultusunda hayata geçti. Son dönemdeki taleplerimizin de en üst düzeyde karşılık bulacağına inanıyoruz.” diye konuştu.

“Sadece bugün değil gelecekte de güçlü bir kent hedefiyle çalışıyoruz”

BTSO’nun son 11 yılda ortaya koyduğu vizyon ve projelerle bilgi ve deneyimin paylaşıldığı, birlik ve dayanışmanın vücut bulduğu örnek bir uzmanlık merkezi haline geldiğini kaydeden İsmail Kuş, sadece bugün değil, gelecekte de güçlü olan bir kent için değer üretmek istediklerini vurguladı. “Bu nedenle her projemizi gelecek nesillerin de odaklanarak hayata geçirdik.” diyen İsmail Kuş, konuşmasına şöyle devam etti: “Katma değerli üretimiyle, nitelikli istihdamıyla, modern ulaşım ağları ve güçlü ticaret bağlantılarıyla sadece ülkemizde değil, dünyada da cazibe merkezi olmayı başarmış bir Bursa hedefliyoruz. Ancak nüfusun, hızlı kentleşmenin ve plansız üretim tesislerinin artmasıyla Bursa, trafik, çevre ve hava kirliliği gibi sorunlarla da mücadele etmek zorunda kalan bir şehir oldu. Diğer taraftan sınırlı alanlarda üretim ve ihracat yapmak zorunda kalan firmalarımız, şehir içinde plansız sanayi alanlarında sıkışıp kaldı. Üstelik bu firmalarımız, başta lojistik olmak üzere rekabette kendilerini öne taşıyacak imkanlardan da mahrum. İşte KOBİ OSB projesi, kabına sığmayan, daha nitelikli ve rekabetçi bir üretim alanı ihtiyacını her geçen yıl daha da yüksek bir sesle dile getiren firmalarımızın talepleri ve Bursamızın ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıktı.”

İsmail Kuş, binlerce imalatçı firmanın uzun yıllardan bu yana dile getirdikleri talepleri BTSO KOBİ Konseyi çalışmalarıyla şekillendirdiklerini belirterek, “KOBİ OSB projemiz Bursa Büyükşehir Belediyemizle işbirliğinde kentin geleceği için dönüm noktası olarak gördüğümüz stratejik bir hamleye dönüştü. Büyükşehir Belediyemizle birlikte hayata geçireceğimiz KOBİ OSB’lerimiz, ölçek ekonomisine uygun, kapasite artışlarına imkan sağlayan, modern lojistik imkanlarla desteklenen işletmelerimizi, dolayısıyla Bursamızı çok daha rekabetçi bir yapıya kavuşturacak. Mevcut üretim alanlarında bile kent ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan KOBİ’lerimiz, planlı yeni sanayi alanlarında ihracat, istihdam ve toplam iş hacimlerini ciddi ölçüde artıracaktır. Aynı şekilde lojistik merkezlerimiz de entegre ve modern ulaşım bağlantılarıyla firmalarımızın rekabet gücünü artıracak. Bununla birlikte Bursa, yeni rezerv alanlarının oluşmasıyla kentsel dönüşüm süreçlerini daha sağlıklı işletecek, kentin trafik yükü hafifleyecek, hava kirliliği ve çevresel etkiler konusunda daha ideal bir yapıya kavuşacak. Bu çerçevede Büyükşehir Belediyemizle birlikte imzaladığımız işbirliği protokolümüzün başta imalatçı KOBİ’lerimiz olmak üzere, Bursamız ve ülkemiz adına hayırlı olmasını temenni ediyorum.” diye konuştu.

“Dört yıllık seçimsiz dönem iyi değerlendirilmeli”

BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, 31 Mart pazar yerel seçimlerin yapılacağını hatırlatarak, seçim sonuçlarının hayırlı olması temennisinde bulundu. Seçimlerin tamamlanmasıyla birlikte Türkiye’nin önünde ekonomik istikrar ve kalkınma odaklı 4 yıllık seçimsiz bir dönem olacağını ifade eden Uğur, “Orta Vadeli Programın rehberliğinde üretim, yatırım, istihdam ve ihracat ekseninde ülkemizin yeniden hedeflenen büyüme rakamlarına erişmesini hep birlikte sağlayacağız. Bu konuda üyelerimizin talep, öneri ve beklentilerini de doğrudan Hükümetimize aktarmaya devam ediyoruz. Ekonomik reformlar ve yapısal dönüşümün bir an önce gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bursa iş dünyası olarak daha fazla üretim, daha fazla ihracat, daha fazla istihdam anlayışı ile çalışmalarımıza devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/btso-ve-bursa-buyuksehir-belediyesi-isbirligiyle-kobi-osb-projesi-hayata-geciyor/feed/ 0
Düzce’de Kooperatif Kuran Kadınlar Organik Sabunları Türkiye Geneline Satıyor https://www.haber28.com.tr/duzcede-kooperatif-kuran-kadinlar-organik-sabunlari-turkiye-geneline-satiyor/ https://www.haber28.com.tr/duzcede-kooperatif-kuran-kadinlar-organik-sabunlari-turkiye-geneline-satiyor/#respond Fri, 07 Jun 2024 08:12:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19915 Düzce’de kooperatif kuran girişimci kadınlar, yenilebilir yağları kullanarak ürettikleri organik sabunları, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin birçok iline satıyor.

Gölyaka ilçesinde ev hanımı, öğrenci ve arıcı 3 kadın, oyuncak, el işi ve bal mumu üretimindeki maharetlerini geliştirmek için 3 yıl önce kooperatifleşmeye karar verdi. Kadın girişimciler, ev hanımı 4 arkadaşlarının daha desteğini alarak 2021’de 7 ortaklı Gölyaka Kadın Kooperatifi’ni kurdu.

Kovid-19 salgını döneminde insanların organik ürünlere yöneldiğini fark eden girişimciler, faaliyet alanlarına organik sabun üretimini de ekledi. Kadınlar, hem internet üzerinden hem de uygulamalı kurslara katılarak öğrendiklerini geçen yıl üretime başlayarak hayata geçirdi.

Kooperatifin kurucu üyelerinden evli ve 1 çocuk annesi 35 yaşındaki Nurcan Tekneci, AA muhabirine, sabun üretiminde doğru sonucu almak için çok çaba sarf ettiklerini söyledi.

Herkesin evine organik, doğal, yenilebilir yağlardan yapılan sabunları ulaştırma niyetiyle yola çıktıklarını belirten Tekneci, “Gerekli eğitimlerimizi aldık, çalışmalarımızı yaptık. Bayağı uzun AR-GE dönemimiz oldu açıkçası. Çok malzemeler tükettik belki ama doğru sonuca ve şu an geldiğimiz noktaya ulaşabilmemiz için çok çaba sarf ettik.” diye konuştu.

Tekneci, “Sabunlarımızın 3 ana maddesi var. Zeytinyağı, Hint yağı ve Hindistan cevizi yağı. Biz hangi sabunu üretirsek üretelim, lavantalı, güllü, portakallı fark etmez, bu 3 yağı muhakkak içine koyuyoruz.” dedi.

Cilt tiplerine göre ayrı ayrı ürünlerinin bulunduğunu, egzama ve akneli ciltler için sabunlara özel olarak defne veya çörek otu yağını bol miktarda koyduklarını dile getiren Tekneci, köpürmeyi sağlayan kimyasal madde yerine ise Hint yağı kullandıklarını aktardı.

Kestane ballı sabun için coğrafi işaret tescili hedefi

Tekneci, AR-GE sürecinden itibaren lavantalı, güllü, portakallı, hamam kokulu, çörek otlu ve kestane ballı başta olmak üzere 10 çeşit sabun ürettiklerini kaydetti.

Şu anda ballı olanın üzerinde yoğunlaştıklarına işaret eden Tekneci, “Sebebi şu; Gölyaka Kadın Kooperatifi olarak coğrafi işaret istiyoruz. Evet, kooperatifimizde ilk akla gelen sabun ama sonrasında kestane ballı sabun geliyor çünkü burası Batı Karadeniz, burada kestane ağaçları var. Ben arıcılık yaptığım için biliyorum. Önümüzdeki günlerde başvuru yapacağımız Kooperatifçilik Destekleme Programı’ndan yararlanabilirsek, marka ve coğrafi işaret tescilini alarak bu yolda ilerlemek istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Tekneci, ilk siparişlerini Ankara’ya gönderdiklerini, ardından Düzce ve İstanbul’dan talepler geldiğini, böylece öz güvenlerinin daha çok arttığını dile getirdi.

Düzce Valiliğince girişimci kadınlar için kurulan Kadın Emeği Merkezi’nde aldıkları eğitimlerle de e-ticaret platformlarına giriş yaptıklarını ifade eden Tekneci, sabun fabrikası kurmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Sürdürülebilirlik ve geri dönüşüme önem veriyorlar

Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu Moda Tasarım Bölümü öğrencisi 25 yaşındaki Hümeyra Çoban ise normalde organik oyuncak ürettiğini söyledi.

Diğer üyelerin de uğraşlarının bulunduğunu ancak toplanıp kooperatif çatısı altında ortak üretim yapmayı istediklerini belirten Çoban, “Pandemiyle organik ürünlere dönüldüğünü fark edince organik sabun üretmeye başladık. Sabunlarımız arasından en çok kestane ballı tercih ediliyor.” diye konuştu.

Çoban, kooperatiflerinde sürdürülebilirlik ve geri dönüşüme önem verdiklerini, bu çerçevede sabun artıklarını da üretimde kullandıklarını ifade etti.

Evli ve 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Sevcan Sever de kooperatifle tanıştıktan sonra “Ben de yapabilirim, başarabilirim” düşüncesinin kendisinde hakim olduğunu ve öz güveninin arttığını dile getirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/duzcede-kooperatif-kuran-kadinlar-organik-sabunlari-turkiye-geneline-satiyor/feed/ 0
Altın Fiyatları Seçim Sonrası Yükselişe Geçebilir https://www.haber28.com.tr/altin-fiyatlari-secim-sonrasi-yukselise-gecebilir/ https://www.haber28.com.tr/altin-fiyatlari-secim-sonrasi-yukselise-gecebilir/#respond Fri, 31 May 2024 06:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19414

ESRA NUR PERVAN

Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Yazıcı, “Seçimden sonraki Mayıs ayında özellikle FED’in yapacağı bir açıklama altının daha da yukarı gideceğine dair beklenti içerisindeyiz. Eğer faiz oranını düşürmeye yönelik bir harekette bulunduğu an itibariyle gram altının 3 bin, 3 bin lira 500 lira bandı arasında olabileceğini ben şu anda öngörüyorum” dedi.

Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Ali Yazıcı, son dönemde altın piyasasındaki yaşanan hareketliliğe ve Mayıs ayında FED’in yapacağı açıklamaya dikkatİ çekti. Yazıcı, şunları söyledi:

“Altın piyasaları iki haftadan beri çok yoğun bir şekilde yukarı doğru bir hareket gözlemlemekteyiz. Özellikle Amerika’dan gelen verilerin ve seçim üstü yapılan bu hamlelerin vatandaşın altına rağbet gösterdiği, yükseleceği beklentisinden dolayı kuyumculara aşırı bir yüklenme oldu alımla alakalı. Haliyle darphanede üretimlerde aksaklık yaşadık. Özellikle aksaklık yaşadığımız konu günlük üretimle 300- 600 kilo arasında bir üretim yaptıklarını daha önceki toplantılarda biz 6 ton civarında günlük üretim yapabileceklerini söylemişlerdi. Bir nebze buradan hareketle bakıldığında sıkıntımızın olduğunu görmekteyiz. İthalata getirilen kota, altın ithalatına getirilen kotadan da kaynaklı üretimden dolayı altın bulunamıyor diye böyle baktığımızda bu da bir sıkıntı. Ama vatandaşın altına talebi piyasaların bu denli hareket olması, ONS’un yükselmesi, doların burada yükselmesi de altını TL karşılığı destekler nitelikte fiyatları yukarı doğru itiyor. Bugüne bakıldığında 2 bin 400, 2 bin 500 bandında altın hareketliliği devam etmekte. Bundan sonraki süreç ne olur? Seçimden sonraki Mayıs ayında özellikle Fed’in yapacak olduğu bir açıklama altının daha da yukarı gideceğine dair beklenti içerisindeyiz. Merkez Bankası 500 baz puanla beraber hiç beklemediğimiz bir rakama yukarı doğru faiz arttırmasıyla altında bir gerileme oldu. Şöyle ifade edeyim; 2 bin 540 seviyesinden 2 bin 440 seviyesine kadar düştü 100 TL gibi kayıp oldu. Bundan sonraki sürecin daha yukarı olacağını görüyoruz zaten. Özellikle Fed’in Mayıs ayındaki yapacak olduğu açıklama piyasalar için çok önemli. Eğer bir faiz oranını düşürmeye yönelik bir harekette bulunduğu an itibarıyla gram altının 3 bin, 3 bin 500 lira bandı arasında olabileceğini ben şu anda öngörüyorum.”

“FİYATLARIN YUKARIYA DOĞRU GİTTİĞİNİ GÖRMEKTEYİZ”

Yazıcı, düğün mevsiminde altın fiyatında her hangi bir artış olmayacağını öngörerek, şöyle devam etti:

“‘Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında çok hareket olmuyor altında, altının hareketli olduğu ayları her yıl geriye dönüp baktığımızda Mart Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında bir hareketlilik söz konusu. Bunu da bazı kaynaklarımız da var nedir bu? Şimdi dünya bütün ülkeler birbirine entegre, ticaret birbirine bağlı. Haliyle herhangi bir ülkede bir sıkıntı veya bir savaş iddiası bir şey olduğunda mutlak suretle altına ONS’a ve dolara hemen etki etmekte. Bundan kaynaklı fiyatların yukarıya doğru gittiğini görmekteyiz. İnşallah dünyada barış ve huzur hakim olur, piyasalarda normale döner diye bir beklenti içerisindeyiz.”

]]> https://www.haber28.com.tr/altin-fiyatlari-secim-sonrasi-yukselise-gecebilir/feed/ 0 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Verimliliği Seferberliği’ni hayati bir konu olarak vurguladı https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-su-verimliligi-seferberligini-hayati-bir-konu-olarak-vurguladi/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-su-verimliligi-seferberligini-hayati-bir-konu-olarak-vurguladi/#respond Tue, 21 May 2024 08:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18912 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Herkes ‘Su Verimliliği Seferberliği’ deyince bunun sadece sosyal bir proje olduğunu düşünüyor, değil. Bu hayati bir konudur.” dedi.

Yumaklı, kentteki bir otelde tarım sektörü temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, Türkiye Yüzyılı hedeflerinin büyük olduğunu söyledi.

Karşılıklı istişarelerin kendileri açısından faydalı olduğunu ifade eden Yumaklı, bu ziyaretlerle adeta sahanın röntgenini çektiklerini anlattı.

Yumaklı, bugün “tarımın başkenti” Adana’da bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, tarımın ekonominin çarklarını çeviren stratejik bir sektör olduğunu vurguladı.

Yumaklı, son 22 yıldır Adana’nın tarım altyapısının daha da güçlendirildiğini ifade ederek, “Adana’ya tarım, orman ve su alanlarında yapılan yatırım ve destek rakamı yaklaşık 85 milyar lira. Su alanında 42 milyar liralık bir yatırımla 142’ye yakın tesise sulama eseri kazandırılmış durumda.” dedi.

Devrim niteliğinde olan uygulamaları hayata geçirmek için çalıştıklarının altını çizen Yumaklı, “2023 yılının Nisan ayında yasal düzenlemeyle Tarım Kanunu’nda yapıldı. Buna istinaden kullanılmayan tarım arazilerinin yeniden ekonomiye kazandırılması, tarımsal üretim planlaması, sözleşmeli üretim gibi konular artık yasal düzenleme ile birlikte farklı bir yönüyle hayatımıza girmiş oldu. Benim de bakan yardımcılığı dönemimde içinde bulunduğum proje grupları çalışmaları tek tek devreye alınmış oldu.” diye konuştu.

Hayvancılık yol haritası

Yumaklı, hayvancılıkla ilgili yol haritası hazırladıklarını hatırlatarak, “Bu 5 yıllık haritada uygulayacağımız yeni dönemdeki politikalarımızı açıkladık. Burada özellikle planlı yetiştiricilik sistemi, yeni destekleme modeli, şu anda yayınlanma sürecinde, gençlere ve kadınlara özellikle pozitif ayrımcılık, hastalıklarla etkin mücadele, anaç hayvan üretiminin arttırılması, ıslah eylem planları gibi hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde hem de su ürünleri üretiminde daha fazla üretmeyi bizlere sağlayacak olan bütün bu uygulamaları tek tek paylaşıyoruz.” ifadesini kullandı.

“Su Verimliliği Seferberliği” konusunda yaptıkları çalışmalara değinen Yumaklı, şöyle konuştu:

“Herkes ‘Su Verimliliği Seferberliği’ deyince bunun sadece sosyal bir proje olduğunu düşünüyor, değil. Bu hayati bir konudur. Türkiye’mizin Akdeniz kuşağında, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek olan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alması sebebiyle bizler, bütün faaliyetlerimizi sadece bizim Bakanlığımızın uhdesindeki konularda değil, ülkemizdeki bütün faaliyetlerimizde suyu merkeze alan bir yaklaşımla yapmak zorundayız. Şöyle bir örnek vereyim; Türkiye’de kişi başına 1313 metreküplük bir su potansiyeli var, su stresi altında bir ülkeyiz. Hiçbir şeye dokunmazsak, bu şekilde devam ederse yani inanılmaz bir 2,5 kat trilyonluk bir suyla alakalı yatırımı olan bir ülkenin bile 2030 yıllarında su fakiri olan bir ülke pozisyonuna geçmesi işten bile değil. Biz bunu durduramayız ancak yönetebiliriz. Dolayısıyla bütün unsurlarıyla beraber bu hususun tüm sektörler tarafından dikkate alınması mecburiyeti vardır. Bundan sonraki dönemde de sizler de sıklıkla göreceksiniz zaten özellikle suyun yüzde 77’sini kullanan tarım sektörü, yüzde 13’ünü kullanan sanayi sektörü, geri kalanı evsel ve kentsel kullanımla alakalı bütün taraflar aslında 85 milyon, suyu merkeze alarak faaliyetlerini yeniden düşünmek durumunda.”

Bakan Yumaklı, Adana için sunulan destekler, projeler, yatırımlar, ormancılıkta ayrılan kaynak gibi konularda katılımcılara bilgi verdi.

Bugün kadar olduğu gibi bundan sonra da çiftçinin, üreticinin yüzünü güldürmek için çalışmalara devam edeceklerini vurgulayan Yumaklı, “Tek başımıza karar almıyoruz. Bütün kararlarımız, sektörle birlikte konuşarak alınan kararlardır. Dolayısıyla omuz omuza verdiğimiz süre içerisinde biz hem Türkiye’deki üretimin arttırılması hem dünyadaki rekabete karşı koyma gücümüzü artırma konusunda var olan potansiyelimizi en iyi şekilde sarf edeceğiz ve kullanmış olacağız.” ifadelerini kullandı.

Yumaklı’nın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı devam etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-su-verimliligi-seferberligini-hayati-bir-konu-olarak-vurguladi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: 2024 yılında bitkisel üretim rakamını daha da arttıracağız https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-2024-yilinda-bitkisel-uretim-rakamini-daha-da-arttiracagiz/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-2024-yilinda-bitkisel-uretim-rakamini-daha-da-arttiracagiz/#respond Tue, 21 May 2024 03:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18862 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “2022 yılı sonu itibarıyla bizim bitkisel üretim rakamımız 129 milyon tondu. 2023’te bu rakam 137 milyon tona çıkmış durumda. İnşallah 2024 yılında bu rakamı çok daha ileriye taşıyacağız.” dedi.

Yumaklı, Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen tohum dağıtım programında, tarımın tarih boyunca insanlığın varoluşunun temel dayanaklarından olduğunu söyledi.

Tarımın gıda temini için ön önemli sektörlerden olduğunu ifade eden Yumaklı, “2050 yılında tahminler onu gösteriyor ki dünya nüfusu 10 milyar olacak, ülkemiz nüfusu da yaklaşık 100 milyon, hatta 100 milyonu aşacak. Bu nüfusu doyurmak, yetecek derecede gıdayı üretmek elbette son derece kritik, önemli. Bu sorunun üstesinden gelebilmenin tek yolunun üretimde verimliliği arttırmak ve aynı alandan daha fazla üretim yapılmasını sağlamak.” diye konuştu.

Yumaklı, tarımda verimlilik konusunun önemine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler sürdürülebilir bir tarımsal üretim yapmalıyız. Ürettiklerimizi verimli bir şekilde üretmeliyiz. Verimli bir şekilde ürettiğimiz ürünlerin kalitesi yüksek olmalı. Geleceğe dair planlarımızı daha iyi yapabilmemiz için kayıtlılığımız yüksek seviyede olmalı ve bütün bunlardan elde edilen kazancın, gelirin tekrar sektöre yatırım olarak geri dönmesini sağlamamız gerekir. Verimlilik konusu son derece zorlu bir süreç. Tohumdan hasada kadar o zaman diliminin içerisinde bazısı bizim kontrolümüzde olan, bazısı da bizim kontrolümüzde olmayan birçok etkene, birçok önemli hususa sahip. Tohum da işte bunun en hayati, en önemli başlangıç noktası. Hastalıklara dayanıklı, bulunduğu iklime uyum sağlamış, gerçekten istenen kalitede dirençli tohumların olması tarımdaki üretimin ve verimliliğin en önemli şartı. İyi nitelikli tohumların ortalama verimi yüzde 25 oranında etkilediğini biliyoruz. Hatta bazı ürünlerde bu oran çok daha yukarılara çıkabiliyor. Bu sebeple verimlilik konusu üretimin arttırılmasında, maliyetlerin de düşürülmesinde en önemli hususlardan bir tanesi.”

“Ülkemiz dünyadaki tohumculukla alakalı ilk 10 ülkeden bir tanesi”

Bakan Yumaklı, tohumculuğun artık ülkelerin kendi yeterliliğinin, hatta özgürlüğünün anahtarı olarak görüldüğünü anlatarak, şöyle konuştu:

“Ülkemizde de bunu pek çok kereler ifade ediyoruz. Bu konudaki yanlış bilinen doğruların ya da doğru bilinen yanlışların kendi mecrasına dönene kadar biz de bunları tekrar etmeye devam edeceğiz. Ülkemiz dünyadaki tohumculukla alakalı ilk 10 ülkeden bir tanesi. Özellikle son dönemde tohumculukla ilgili araştırma geliştirme yapan hem firma sayısı arttı hem de bakanlık olarak özellikle Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğümüzün bu konudaki çalışmaları artık sadece ulusal düzeyde değil, uluslararası düzeye taşmış durumda. Bugün şunu söylüyorum; çok gönül rahatlığıyla dün Şanlıurfa’daydık, orada da aynı şeyi konuştuk. Her şey sıfırlanmış olsa biz yine sıfırdan başlayacak güce, kabiliyete yeterli sayıda ürünün gen bankalarımızdaki saklamış olduğumuz o nüvelerine, örneklerine sahibiz hamdolsun.”

Yumaklı, Türkiye’nin iklim koşulları açısından tohumculuğun geliştirilmesiyle alakalı büyük avantajlara sahip olduğunu, bu alanda son 22 yılda çok büyük bir aşama kaydedildiğini belirtti.

Özellikle yerli tohumun stratejik değerinin bilincinde olduklarını, bu konuda özel ve ciddi çalışmalar yapıldığını bildiren Yumaklı, gen bankasında 37 ata tohumunun diğer ürünlerle beraber koruma altında tutulduğunu dile getirdi.

“Her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı Türkiye’de üretiliyor”

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün hazırladığı ve geliştirdiği ürünleri Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) uygulayıp çoğaltarak Türkiye’deki üreticilere ulaşmasını sağladığını anlatan Yumaklı, “Şunu gururla söyleyebilirim; Türkiye’de üretilen, kullanılan her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Ülke olarak elbette bunun yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Bilimsel geliştirmelere yön vermek, bundan sonraki dönemde gelişmeye daha da açık hale getirmek bizim görevimiz.” diye konuştu.

Adana’nın önemli sertifikalı tohum üreten ve kullanan bir şehir olduğunu bildiren Yumaklı, Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi’nin bütün Türkiye’de halihazırda uygulandığını, bu proje kapsamında ziyaret ettikleri illerde tohum dağıtımı yaptıklarını anımsattı.

İşlenmeyen tarım arazilerinin etkinleştirilmesi veya kullanılması konusuna da dikkati çeken Yumaklı, “Üretimin arttırılması bizim olmazsa olmazımız. 2022 yılı sonu itibarıyla bizim bitkisel üretim rakamımız 129 milyon tondu. 2023’te bu rakam 137 milyon tona çıkmış durumda. İnşallah 2024 yılında bu rakamı çok daha ileriye taşıyacağız. Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesini uygulamaya devam edeceğiz. Bizler belli oranlarda hibelerle yüzde 50’den yüzde 75’e kadar üreticilerimizi sertifikalı tohumlarla daha verimli, kaliteli üretimler yapabilmeleri amacıyla desteklemiş olacağız.” ifadesini kullandı.

Yumaklı, Adana’da bakanlıklarının yapacağı çalışmalar hakkında da bilgi verdi.

Adana Valisi Yavuz Selim Köşger de Tarım ve Orman Bakanlığınca TAKE Projesi kapsamında soya ve ayçiçeği, nohut ve kuru fasulye için 28 milyon 925 bin lirası bakanlık destekli olmak üzere toplam 54 milyon lirayı aşan tutarda tohum dağıtımı yapacaklarını ifade etti.

Köşger, TAKE Projesi gibi projelerin devletin tarımsal üretime ve gıda güvenliğine verdiği önemi çok net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı.

Adana’nın verimli topraklarıyla gıda güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Köşger, “Bu noktada ilimizde çok önemli projelere imza atılmıştır.” dedi.

Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı ve diğer katılımcılar, çiftçilere soya tohumu verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-2024-yilinda-bitkisel-uretim-rakamini-daha-da-arttiracagiz/feed/ 0
TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji AŞ, HÜRJET Üretiminde Görev Alacak https://www.haber28.com.tr/tomtas-havacilik-ve-teknoloji-as-hurjet-uretiminde-gorev-alacak/ https://www.haber28.com.tr/tomtas-havacilik-ve-teknoloji-as-hurjet-uretiminde-gorev-alacak/#respond Mon, 20 May 2024 08:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18775 Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olan ve Kayseri’de yeniden kurulan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji AŞ, jet eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRJET’in üretiminde görev alacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “küllerinden yeniden doğduğunu” ve tüm savaş uçaklarına parça üretip, montaj yaptığını ifade ettiği TOMTAŞ, Türkiye’nin ilk insanlı jet motorlu uçağı HÜRJET’in üretimine katkı sağlayacak.

TOMTAŞ Havacılık İcra Kurulu Üyesi Ali Ekşi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın TOMTAŞ ile ilgili ifadelerinden çok mutlu olduklarını söyledi.

“Ülkemizin ‘Gök Vatan’a altın harflerle yazdığı destanın bir parçası olmak bizim için gerçekten gurur verici.” diyen Ekşi, şöyle konuştu:

“Açıkçası HÜRJET gibi önemli bir projede görev almayı bekliyorduk. Bu hedef için de durmadan, yorulmadan çalıştık. Köklü tarihimizden de aldığımız güçle Kayseri’yi havacılıkta merkez haline getirmek istiyoruz. HÜRJET de bu hayallerimiz için önemli bir dönüm noktası. Buradaki görevimiz sadece bir parçanın üretilmesi ya da montajı değil. On binlerce parçadan oluşan dev kuşların 45 bin fitte, 1600-1700 kilometre/saat hızla hareket etmesi için gerekli bilgisayar ve aviyonik birimleri de başarıyla tamamlamak. Milyonda bir hataya dahi yer olmayan bir alandan bahsediyoruz. O sebeple burada önemli bir risk ve meydan okuma var. Biz TOMTAŞ olarak bu meydan okumayı gerçekleştiriyor, ülkemiz için hazırız diyoruz. Burada Türk Havacılık Uzay Sanayiine (TUSAŞ) de gönülden bir teşekkür etmemiz lazım. Ülkemizin gurur kaynağı, ortağımız TUSAŞ’ın elini taşın altına koyarak bu süreçte bize yaptığı hamilik çok kıymetli. Allah bizi mahcup etmesin inşallah.”

Kayseri’de geçmişte “gömülen uçak” olduğu iddialarından hareketle bugün gelinen noktayı değerlendiren Ekşi, şunları söyledi:

“Gömülen uçaklar var mı diye biz de çok araştırdık fakat bir şey bulamadık. Gömülen uçaklar var mıdır bilmiyorum fakat Türk insanının uçak üretebileceğine, muasır medeniyetler seviyesinde teknoloji geliştirebileceğine dair inanç ve umudunun çok güçlü olduğunu söylemek isterim. Bir nebze olsun üretimine katkı sağlamaktan gurur duyduğumuz Milli Muharip Uçağımız KAAN’ın havalanması ve ondan önce HÜRKUŞ, HÜRJET, Bayraktar TB2, ATAK ve nicelerinin başarı öyküleri şairin de dediği gibi ‘Umudumuzun gömüldüğü mezarlardan yükselen bahar çiçekleri oldular.’ Biz kendimize inanmalıyız. Çok zeki ve kabiliyetli insanlarımız, gençlerimiz var. TOMTAŞ olarak biz de birçok ilki başaran havacılık firmalarımıza destek olmaya hazırız.”

Eğitimler tamamlanacak, üretim başlayacak

Ekşi, “Türkiye Yüzyılı” anlayışı çerçevesinde gelişen, üreten ve her alanda dünyanın en iyisi olmak için gayret eden bir Türkiye bulunduğunu dile getirerek, Türkiye’nin bu yüzyılın parlayan yıldızı olacağına inandıklarını ifade etti.

Bu vizyonun en önemli sac ayaklarından birinin savunma sanayisi ve havacılık olduğunu vurgulayan Ekşi, bu kapsamda sorumluluklarının farkında olduklarını belirtti. Ali Ekşi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O yüzden çok çalışıyoruz. Yılın ikinci yarısından itibaren TUSAŞ Kahramankazan Tesisleri’nde personellerimizin eğitimine başlayacağız. 500 kişilik bir ekiple montaj faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Buradaki gereksinimlere göre planlarımız 2 katına da çıkabilir. İlk hedefimiz, ayda 2 HÜRJET komponent seviyesi montajını Kayseri’de yapmak. Bu arada talaşlı imalat hattımızda da bu yıl içinde 200 kişilik bir ekibe ulaşarak milli projelerimize parça üretimine büyük bir özveriyle devam edeceğiz.

Bu üretimler çok önemli, çünkü oluşturduğu ekosistemle birlikte binlerce insanımıza nitelikli istihdam oluşturacak. Sahip olduğumuz tüm kabiliyet ve birikimimizi, borçlu olduğumuz bu topraklara adadık ve Kayseri’mizi tıpkı geçmişte olduğu gibi yine havacılıkta bir marka haline getirmek için emin adımlarla yürüyoruz.”

“TOMTAŞ’ın kapısı gençlerimize sonuna kadar açık”

Gençlere çağrıda bulunan Ali Ekşi, “Hayal kurmaktan ve kurdukları hayalin peşinden koşmaktan hiç ama hiç geri durmasınlar. Tarihimizden de ilham alarak tıpkı geçmişteki havacılık kahramanları gibi isimlerini tarihe altın harflerle yazdırabileceklerini unutmasınlar. Biz gençlerimizi çok seviyoruz. Onlar geleceğimizin teminatı. Oğuz Kağan’ın ‘Güneş tuğumuz, gök çadırımız’ sözü ‘Kızılelmamız’ olsun. TOMTAŞ’ın kapısı gençlerimize sonuna kadar açık. Hayallerimize ortak olmak isteyen gençlerimizle birlikte yol yürümeye her zaman hazırız.” dedi.

Hedef, 2025

TUSAŞ, HÜRJET’in seri üretim sürecinde ilk yıl 6-7 uçak yapıp sonraki seneden itibaren ayda 2, yılda 24 uçak imal etmeyi hedefliyor. 2025’ten sonra her ay 2 HÜRJET’in müşteriye teslim edilebilir olması amaçlanıyor.

HÜRJET’in Türk Hava Kuvvetlerine teslimatlarının da 2025’te başlaması planlanıyor.

HÜRJET için Savunma Sanayii İcra Komitesinde seri üretim kararı alındı. Bu doğrultuda ilk aşamada Hava Kuvvetlerine 16 HÜRJET teslim edilecek.

Tek motorlu ve tandem kokpitli HÜRJET, üstün performans özellikleriyle modern savaş uçağı eğitiminde kritik rol oynamak üzere tasarlandı. HÜRJET, harbe hazırlık geçiş eğitimi, hava devriyesi (silahlı ve silahsız) ve akrobatik gösteri uçağı gibi roller icra edebilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tomtas-havacilik-ve-teknoloji-as-hurjet-uretiminde-gorev-alacak/feed/ 0
Gaziantep Ayakkabı Terlik ve Yan Sanayi İhtisas OSB’nin Alan Belirleme ve Teknik İnceleme Programı Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/gaziantep-ayakkabi-terlik-ve-yan-sanayi-ihtisas-osbnin-alan-belirleme-ve-teknik-inceleme-programi-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/gaziantep-ayakkabi-terlik-ve-yan-sanayi-ihtisas-osbnin-alan-belirleme-ve-teknik-inceleme-programi-gerceklestirildi/#respond Sat, 18 May 2024 22:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18582 Kuruluş aşamasında olan ve sektör için kritik önem taşıyan, Gaziantep Ayakkabı Terlik ve Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde, Alan Belirleme ve Teknik İnceleme Programı gerçekleştirildi.

İlk çalışmalarına 2016 yılında başlanan, 2019’da Oğuzeli ilçesine bağlı Körkün bölgesinde yer seçimi yapılan ve 2022 yılında tüzel kişiliği oluşturulan Gaziantep Ayakkabı Terlik ve Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin, Alan Belirleme ve Teknik İnceleme Programına; AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç, Gaziantep Ayakkabı Terlik ve Yan Sanayi İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özpolat, Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Ferhan Sağım, Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Meclis Başkanı Mehmet Hilmi Teymur, Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, GSO Genel Sekreteri Yusuf İzzettin İymen, Gaziantep Ayakkabıcılar Odası Başkanı Mehmet Emin İnce, kurum temsilcileri ve davetliler katıldı.

“Bu bölge ayakkabı sektörümüzü tüm dünyada cazibe merkezi haline getirecek”

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de törende yaptığı konuşmasında, Gaziantep Ayakkabı İhtisas OSB’nin faaliyete geçmesi ile dünyaca ünlü markalara üretim yapan Gaziantep’in kendine ait çok büyük markalar çıkaracağını söyledi.

Gaziantep’te ihtisas OSB’lerin kentin geleceği ve ekonomisi için çoğaltılması gerektiğini kaydeden Şahin, “Gaziantep olarak rekabet gücümüzü artırmalıyız. Uygun maliyetle en kaliteli üretimi yapabilir hale gelmeliyiz. Gaziantep olarak sanayideki geçmişten gelen gücümüzle bunu başarabiliriz. Gaziantep Ayakkabı İhtisas OSB de yine bu anlamda hem ayakkabı ve terlik sektörümüz hem şehrimiz hem de ülkemiz için inanıyoruz ki önemli fırsatlar oluşturacak. Ayakkabı İhtisas OSB, Oğuzeli’mize de büyük katkı sağlayacağı gibi üretim, showroom ve tüm unsurlarıyla bu işin eğitim merkezi olacak. OSB ile ayakkabı üretimi yapan firmalarımız markalaşacak, Gaziantep ayakkabı sektöründe dünyada bir cazibe merkezi olacak. Bunu hep birlikte başaracağız. Gaziantep Ayakkabı İhtisas OSB’nin hayırlı olmasını diliyor, emek veren herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“İlçemiz ve şehrimiz ayakkabı ve terlik sektöründe adeta bir üretim üssü olacak”

Gaziantep Ayakkabı İhtisas OSB’nin faaliyeti geçmesi ile Oğuzeli ve civarında işsizliğin sıfırlanacağını söyleyen Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç, “Organize Sanayi Bölgemiz ile ilçemiz ve şehrimiz ayakkabı ve terlik sektöründe adeta bir üretim üssü olacak. OSB’miz ile ayakkabı sektörünün çok daha yukarı seviyelere çıkacağına inanıyoruz. Hatta belki de işçi olarak ilçemize göç alacağız. Bunda katkısı olan, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Burası hem Gaziantep’te hem de tüm Türkiye’de örnek bir uygulama olacak. Sanayicilerimize, üreten insanlarımıza, çalışan insanlarımıza burada önemli bir imkan sağlanmış olacak. Devletimiz ve milletimizle birlikte inşallah daha güzel projelere birlikte imza atacağız. Bu eserde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun” şeklinde konuştu.

“Sektörümüz adına bugün burada yeni bir sayfa açıyoruz”

GSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Ferhan Sağım da yaptığı konuşmasında, Gaziantep Ayakkabı Terlik ve Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile ayakkabı ve terlik sektörü adına Gaziantep’te yeni bir sayfa açılacağını söyledi.

Ayakkabı ve terlik sektörünü hak ettiği şartlara kavuşturmak için çıktıkları bu yolda Ayakkabı İhtisas OSB’nin kuruluş çalışmalarını önemli bir aşamaya getirdiklerini ifade eden Sağım, “Şehrin farklı yerlerinde, birbirinden bağımsız ve çok zor şartlarda üretim yapan üreticilerimiz, İhtisas Organize Sanayi Bölgemizin tamamlanmasıyla birlikte tüm unsurların bir arada olduğu, çok daha iyi şartlarda üretim yapma imkanı bulacaklar. Bu sayede, katma değerli üretim, markalaşma ve yeşil üretim kriterlerine uyumluluk gibi her alanda hızla mesafe katedeceğiz. Bu vesileyle emeği olan herkese teşekkür ediyor ediyorum” dedi.

“OSB’miz ile firmalarımızın markalaşmaları sağlanacak, rekabet güçleri artırılacak”

OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özpolat ise bugün yer seçimi, kuruluş onayı ve imar planı onayının ardından OSB’de en önemli dönüm noktasında bulunduklarını söyledi.

İlk etapta 88 hektar alan üzerine kurulacak olan OSB’nin yaklaşık 82 hektarlık ikinci kısmının da Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylandığını ve işlemlerin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürütüldüğünü ifade eden Özpolat, “OSB’mizin faaliyete geçmesi ile katma değeri yüksek üretimler yapılmasının önü açılarak ilimizin ve ülkemizin gelişimine katkı sağlanacağına inanıyoruz. Ayrıca yenilikçi model ve moda tasarımlar için gerekli altyapı oluşturularak, firmaların markalaşmaları sağlanacak, rekabet güçleri artırılacak. Yeşil dönüşümün ve Avrupa Yeşil Mutabakatının getirdiği yükümlülükleri de dikkate alarak yeşil sanayi anlayışıyla kuracağımız OSB’miz, ayakkabı terlik ve yan sanayicilerinin bir arada bulunmasına ve kümelenmesine de hizmet edecek. Bölgemizin kuruluş sürecine destek veren Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili bakanlıklarımıza, Gaziantep Valiliğimize, Gaziantep Büyükşehir Belediyemize, Gaziantep Sanayi Odamıza, Oğuzeli Belediyemize, tüm paydaşlarımıza, sektör temsilcilerimize ve katkıda bulunan herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber28.com.tr/gaziantep-ayakkabi-terlik-ve-yan-sanayi-ihtisas-osbnin-alan-belirleme-ve-teknik-inceleme-programi-gerceklestirildi/feed/ 0
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’e teşekkür ve veda ziyareti https://www.haber28.com.tr/mugla-buyuksehir-belediye-baskani-dr-osman-gurune-tesekkur-ve-veda-ziyareti/ https://www.haber28.com.tr/mugla-buyuksehir-belediye-baskani-dr-osman-gurune-tesekkur-ve-veda-ziyareti/#respond Sat, 18 May 2024 02:36:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18528 Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’e teşekkür ve veda ziyaretine Muğla Tarım Güçbirliği İşletme Kooperatifi ve Güçbirliği ortağı Bafa Doğal Yaşam Tarımsal Üretim ve Pazarlama, Fethiye Ata Tarımsal Kalkınma, Karabörtlen Tarımsal Kalkınma, Marmaris Makko Kadın Girişimi İşletme, Marmaris Tarımsal Kalkınma, Yerkesik Tarımsal Kalkınma, Beyobası Tarımsal Kalkınma, Datça Sındı Tarımsal Kalkınma kooperatifleri katıldı.

Güçbirliği Kooperatifi Başkanı Fatih Öztürk; “Büyükşehir Belediyemiz sayesinde Muğla’da tarımda üreticilere güven geldi”

Muğla’nın Büyükşehir Belediyesi olması sonrası tarımda çok önemli hizmetlerin olduğunu söyleyen Muğla Tarım Güçbirliği İşletme Kooperatifi Başkanı Fatih Öztürk tüm bu yapılan hizmetler ve Muğla’ya katkıları için Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.Osman Gürün’e teşekkür ziyaretinde bulunduklarını belirtti. Fatih Öztürk; “Muğla tarımda Büyükşehir Belediyemizle büyük bir hamle yaptı. Türkiye’nin en kapsamlı yerel tohum merkezinden tarım, gıda analiz laboratuvarlarına, meyve sebze kurutma tesisinden deneme bahçelerine, en önemlisi de üretim kooperatiflerini tek çatı altında toplamasıyla son 10 yılda tarımsal üretimde çok büyük hizmetler gerçekleştirildi. Örneğin Tarımsal Güçbirliğimiz ile Muğlamızın verimli topraklarında üretilen çağla turşusu İsviçre, İngiltere, Almanya, Fransa’ya, Dalaman yerel susamından 3 ton tahin de İspanya, Fransa ve Kore’ye satıldı. Tüm bu hizmetler üreticimizin desteklenmesi, kooperatiflere güvenmesi yani Büyükşehir Belediyemizin destekleri ile oldu. Bugün kooperatif başkanlarımızla beraber Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür bir nevi de veda ziyaretinde bulunduk. Bugüne kadar Muğla’ya verdiği tüm hizmetler ve tarım alanında sağladığı büyük katkılar için Osman başkanımıza çok teşekkür ediyoruz.”

Başkan Gürün; “Geleceğin tarımda, umudun bu topraklarda olduğunu biliyoruz”

Muğla’nın verimli toprakları, başat ürünleri ile bir tarım kenti olduğunu her zaman dile getirdiklerini söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün geleceğin tarımda umudun bu topraklarda olduğunu bildiklerini belirtti ve kooperatif başkanlarına ziyaretleri için teşekkür etti.

Başkan Gürün; “2014 yılında Büyükşehir olduğumuzda üreticilerimize “Toprağını Satma ürününü sat” dedik çünkü verimli toprakları ile Muğlamız çok önemli bir tarım kenti. Daha sonra tarım için projelerimizi bir bir hayata geçirdik. Toprağımızın analizini yaparak hangi ürünün yetişeceğine, daha fazla verimin nasıl alınacağını üreticilerimizin bilmesi için Toprak Analiz laboratuvarını, ata tohumlarımız için de ülkemizin en kapsamlı yerel tohum merkezini kurduk. Yani tarımsal üretiminde altyapısını yaptık. Fidan desteği, kaba yem desteği, özellikle kadınlarımızın üretime katılması için hazırladığımız projeler koku vadisi, alım garantili üretim, kıl keçisi, ipekböcekçiliği desteklemeleri ve daha birçok projeyle verimli topraklarımızda üretimin artmasını sağladık. En önemli projelerimizden biri de kooperatiflerimizi tek çatı altında toplamaktı. Üreticilerimizin emeğinin karşılığını fazlasıyla alması, kooperatiflere güvenmesi için Güçbirliği’mizi kurduk. Şimdi Muğla’da ürettiğimiz ürünlerin dünya pazarına satılmasının ve üreticimizin kazanmasının mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Tarımsal üretimin en büyük gücü olan kooperatif başkanlarımıza bu süreçteki yoldaşlıkları için ve ziyaretleri için teşekkür ediyorum” dedi. – MUĞLA

]]>
https://www.haber28.com.tr/mugla-buyuksehir-belediye-baskani-dr-osman-gurune-tesekkur-ve-veda-ziyareti/feed/ 0
Bakan Yumaklı’dan çiftçiye destekleme müjdesi https://www.haber28.com.tr/bakan-yumaklidan-ciftciye-destekleme-mujdesi/ https://www.haber28.com.tr/bakan-yumaklidan-ciftciye-destekleme-mujdesi/#respond Sat, 18 May 2024 01:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18518 Bakan Yumaklı’dan çiftçiye destekleme müjdesi

Bu gün hesaplara yatıyor

ŞANLIURFA – Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bu gün çiftçilerin hesabına yatırılacağını söyledi.

Şanlıurfa’da temaslarda bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin son 22 yıldaki gelişimini aktardı. Türkiye ekonomisinin dünyada 11’inci sırada olduğunu vurgulayan Yumaklı, suyun verimli kullanılması konusunda da çalışmaların yürütüldüğünü belirtti. Çiftçilere mazot ve gübre destek ödemeleri müjdesi de veren Bakan Yumaklı, “Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak” dedi.

Türkiye’nin dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi olduğunu söyleyen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “AK Parti aziz milletimizin teveccühüyle Türkiye’nin her aşamadaki gelişmesini, ilerlemesini sağlayan, adeta bir anahtar oldu. Milletimizin sesi oldu, gücü oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye’nin lokomotifi oldu. Dolayısıyla bizler de bu teveccühe layık olmanın gayreti içerisindeyiz. İlk günkü aşkla, şevkle, Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu düşünen, bilen, buna inanan bir davanın mensupları olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi aşk ile koşan yorulmaz. Ülkemize yakışan vizyon ve değerlerle milletimizin duaları ve destekleriyle inşallah büyük Türkiye’yi inşa ediyoruz. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye dünyanın 11’inci büyüklükteki ekonomisine sahip. 2023 yılındaki kişi başına milli gelirimiz 13 bin doları aştı. Tarımdan ulaşıma, milli uzay programından sağlık sistemine, uluslararası diplomasiye kadar Türkiye artık kendi kabına sığmayan, yeni ufuklara yelken açmış bir ülke. Yüzüncü yılını tamamlamış Türkiye Cumhuriyeti’nde ikinci yüzyılının da startını vermiş, güçlü, büyük ülke ancak benim bakanlığım, yani Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesindeki hayat perspektiften bakacak olursak da bizler güçlü tarımın güçlü Türkiye’nin anahtarı olduğu anlayışıyla tarımda da inşallah üretimin ve üreticinin 100 yılını inşa etmiş olacağız” dedi.

“İklim değişikliği bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak”

Bu günün Dünya Su Günü olduğunu hatırlatarak suyun önemine değinen Bakan Yumaklı, “Bugün 22 Mart Dünya Su Günü, suyu korumakla, suyu verimli kullanmakla ki Şanlıurfa herhalde bunun en çok kıymetini bilen illerimizden bir tanesi, belki de birincisi. Yaptığımız bütün işlerde, bütün üretimlerimizde, tarımsal üretimlerimizde suyun son derece büyük bir önemi var ancak bugüne mahsus, özellikle 2023 yılının ocak ayında Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde su seferberliği başlatmıştık. Daha sonra, 6 gün sonra maalesef dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden birini ülkemiz yaşadı. Bir süre ara vermek durumunda kaldık ama yeniden 2023 yılının son çeyreğinde su seferberliği konusunu başlattık, neden, biraz önce söylediğimiz gibi güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer, güçlü tarım için de bizim su ve sulama açısından bütün unsurlarıyla hazır halde olmamız gerekir ancak bu da yetmiyor. Suyu verimli kullanmamız gerekir çünkü iklim değişikliği konusu bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak. Tarım da bunun yüzde 77’sini suyu kullandığına göre bu anlamdaki verimlilik de son derece önemliydi. Bu vesileyle Şanlıurfa’da bütün Türkiye’mize tekrar suyun hayatımızdaki öneminin bundan sonra çok daha fazla artacağını yaptığımız her işte, ister bu tarımsal üretim olsun, ister sanayi üretimi olsun, isterse diğer dallar olsun, suyun merkezde olduğunu ve olacağını tekrar belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Şanlıurfa’ya yapılan tarım yatırımlarını da aktaran Bakan Yumaklı, “Tabi suyla alakalı ve sulamayla alakalı Şanlıurfa’ya yapılan, son 22 yılda tarımsal üretimi de katarsak 205 buçuk milyar liralık tarımsal yatırım ve destek söz konusu. Tarımsal ihracatının 12 katına çıktığı, ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi coğrafi işaretli ürünlerin Şanlıurfa için de önemine binaen 47 ürünün coğrafya işaretli ürünler kapsamına alındığını da belirtmek istiyorum. Özellikle tarımsal desteklerimizin bu manada, 2023 yılı itibariyle 37 kat arttığını da söylemek istiyorum. Süt üretimi artışı son 22 yılda yüzde 229 oldu. Arı kovanı sayısı 8 binden 206 bine çıktı. Yani 26 kat arttı. Yine iç sulardaki balık üretimi 19 kat arttı. 5 barajımız var, 4 göletimiz, 41 sulama tesisimiz var. 3.3 milyon dekar araziyi sulamaya açtık. Ayrıca bir HES yaptık. Şimdi Şanlıurfa’da yaklaşık 9.4 milyon dekarlık dokuz ova da yine koruma altına alınmış oldu. 2024 yılı yatırım programındaki 55 milyar lira maliyetli 164 adet su ve sulama tesisini Şanlıurfa’mıza kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yıl itibariyle toplam 29 milyon lira kaynağı olan 5 yeni projemizi bitkisel üretimi geliştirmek üzere yine Şanlıurfa’ya ayırmış durumdayız. Ormancılık alanında da istediğimiz seviyede değil, bunu da geliştirmek adına 2024 yılında yaklaşık 39 milyon liralık bir kaynak yine Şanlıurfa’mıza ayrılmış durumda. 2024’te bir bal ormanı, bir millet ormanı kurulup 166 bin fidanı da dikmeyi planlıyoruz inşallah” şeklinde konuştu.

“Mazot ve gübre destekleri bu gün hesaplara yatacak”

Şanlıurfa’da çiftçilere müjde de veren Bakan Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bu gün çiftçilerin hesabına yatırılacağını belirterek, “Hep söylediğimiz gibi ianesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bütün bu destekleri geçmişte söyledim ancak biliyorum Şanlıurfa’da da beklenen bir konu, pamuk üreticilerimizin destekleri konusu. Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak. Bu da hayırlı uğurlu olsun. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle şimdi tek hedefimiz ve bundan sonra ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin zirvesi olarak gördüğümüz Türkiye yüzyılı hedeflerine ulaşmak. Daha fazla çalışmamız gerekiyor. Daha fazla yatırım yapmamız gerekir ancak diğer bir konuyu unutmamak gerekir o da gerçek belediyeciliği Şanlıurfa’ya devamını sağlayacak bir sonuca ulaşmak gerekir ki şehirlerimizin, ilçelerimizin gücüne güç katılmış olsun. Dolayısıyla ben halihazırda mevcut başkanımız olan ve AK Parti Şanlıurfa Belediye Başkan Adayı Zeynel Abidin Beyazgül’ ve bütün ilçe belediye başkanı adaylarımıza buradan başarılar diliyorum. El ele vereceğiz, inşallah Şanlıurfa’yı Türkiye 100 yılının parlayan yıldızlarından bir tanesi yapacağız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-yumaklidan-ciftciye-destekleme-mujdesi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: Pamuk üreticilerine mazot ve gübre desteği ödemeleri bugün yapılacak https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-pamuk-ureticilerine-mazot-ve-gubre-destegi-odemeleri-bugun-yapilacak/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-pamuk-ureticilerine-mazot-ve-gubre-destegi-odemeleri-bugun-yapilacak/#respond Fri, 17 May 2024 22:00:39 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18482 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteği ödemelerinin bugün yapılacağını söyledi.

Şanlıurfa’da temaslarda bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin son 22 yıldaki gelişimini aktardı. Türkiye ekonomisinin dünyada 11’inci sırada olduğunu vurgulayan Yumaklı, suyun verimli kullanılması konusunda da çalışmaların yürütüldüğünü belirtti. Çiftçilere mazot ve gübre destek ödemeleri müjdesi de veren Bakan Yumaklı, “Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak” dedi.

Türkiye’nin dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi olduğunu söyleyen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “AK Parti aziz milletimizin teveccühüyle Türkiye’nin her aşamadaki gelişmesini, ilerlemesini sağlayan, adeta bir anahtar oldu. Milletimizin sesi oldu, gücü oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye’nin lokomotifi oldu. Dolayısıyla bizler de bu teveccühe layık olmanın gayreti içerisindeyiz. İlk günkü aşkla, şevkle, Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu düşünen, bilen, buna inanan bir davanın mensupları olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi aşk ile koşan yorulmaz. Ülkemize yakışan vizyon ve değerlerle milletimizin duaları ve destekleriyle inşallah büyük Türkiye’yi inşa ediyoruz. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye dünyanın 11’inci büyüklükteki ekonomisine sahip. 2023 yılındaki kişi başına milli gelirimiz 13 bin doları aştı. Tarımdan ulaşıma, milli uzay programından sağlık sistemine, uluslararası diplomasiye kadar Türkiye artık kendi kabına sığmayan, yeni ufuklara yelken açmış bir ülke. Yüzüncü yılını tamamlamış Türkiye Cumhuriyeti’nde ikinci yüzyılının da startını vermiş, güçlü, büyük ülke ancak benim bakanlığım, yani Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesindeki hayat perspektiften bakacak olursak da bizler güçlü tarımın güçlü Türkiye’nin anahtarı olduğu anlayışıyla tarımda da inşallah üretimin ve üreticinin 100 yılını inşa etmiş olacağız” dedi.

“İklim değişikliği bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak”

Bu günün Dünya Su Günü olduğunu hatırlatarak suyun önemine değinen Bakan Yumaklı, “Bugün 22 Mart Dünya Su Günü, suyu korumakla, suyu verimli kullanmakla ki Şanlıurfa herhalde bunun en çok kıymetini bilen illerimizden bir tanesi, belki de birincisi. Yaptığımız bütün işlerde, bütün üretimlerimizde, tarımsal üretimlerimizde suyun son derece büyük bir önemi var ancak bugüne mahsus, özellikle 2023 yılının ocak ayında Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde su seferberliği başlatmıştık. Daha sonra, 6 gün sonra maalesef dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden birini ülkemiz yaşadı. Bir süre ara vermek durumunda kaldık ama yeniden 2023 yılının son çeyreğinde su seferberliği konusunu başlattık, neden, biraz önce söylediğimiz gibi güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer, güçlü tarım için de bizim su ve sulama açısından bütün unsurlarıyla hazır halde olmamız gerekir ancak bu da yetmiyor. Suyu verimli kullanmamız gerekir çünkü iklim değişikliği konusu bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak. Tarım da bunun yüzde 77’sini suyu kullandığına göre bu anlamdaki verimlilik de son derece önemliydi. Bu vesileyle Şanlıurfa’da bütün Türkiye’mize tekrar suyun hayatımızdaki öneminin bundan sonra çok daha fazla artacağını yaptığımız her işte, ister bu tarımsal üretim olsun, ister sanayi üretimi olsun, isterse diğer dallar olsun, suyun merkezde olduğunu ve olacağını tekrar belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Şanlıurfa’ya yapılan tarım yatırımlarını da aktaran Bakan Yumaklı, “Tabi suyla alakalı ve sulamayla alakalı Şanlıurfa’ya yapılan, son 22 yılda tarımsal üretimi de katarsak 205 buçuk milyar liralık tarımsal yatırım ve destek söz konusu. Tarımsal ihracatının 12 katına çıktığı, ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi coğrafi işaretli ürünlerin Şanlıurfa için de önemine binaen 47 ürünün coğrafya işaretli ürünler kapsamına alındığını da belirtmek istiyorum. Özellikle tarımsal desteklerimizin bu manada, 2023 yılı itibariyle 37 kat arttığını da söylemek istiyorum. Süt üretimi artışı son 22 yılda yüzde 229 oldu. Arı kovanı sayısı 8 binden 206 bine çıktı. Yani 26 kat arttı. Yine iç sulardaki balık üretimi 19 kat arttı. 5 barajımız var, 4 göletimiz, 41 sulama tesisimiz var. 3.3 milyon dekar araziyi sulamaya açtık. Ayrıca bir HES yaptık. Şimdi Şanlıurfa’da yaklaşık 9.4 milyon dekarlık dokuz ova da yine koruma altına alınmış oldu. 2024 yılı yatırım programındaki 55 milyar lira maliyetli 164 adet su ve sulama tesisini Şanlıurfa’mıza kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yıl itibariyle toplam 29 milyon lira kaynağı olan 5 yeni projemizi bitkisel üretimi geliştirmek üzere yine Şanlıurfa’ya ayırmış durumdayız. Ormancılık alanında da istediğimiz seviyede değil, bunu da geliştirmek adına 2024 yılında yaklaşık 39 milyon liralık bir kaynak yine Şanlıurfa’mıza ayrılmış durumda. 2024’te bir bal ormanı, bir millet ormanı kurulup 166 bin fidanı da dikmeyi planlıyoruz inşallah” şeklinde konuştu.

“Mazot ve gübre destekleri bugün hesaplara yatacak”

Şanlıurfa’da çiftçilere müjde de veren Bakan Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bugün çiftçilerin hesabına yatırılacağını belirterek, “Hep söylediğimiz gibi ianesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bütün bu destekleri geçmişte söyledim ancak biliyorum Şanlıurfa’da da beklenen bir konu, pamuk üreticilerimizin destekleri konusu. Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak. Bu da hayırlı uğurlu olsun. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle şimdi tek hedefimiz ve bundan sonra ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin zirvesi olarak gördüğümüz Türkiye yüzyılı hedeflerine ulaşmak. Daha fazla çalışmamız gerekiyor. Daha fazla yatırım yapmamız gerekir ancak diğer bir konuyu unutmamak gerekir o da gerçek belediyeciliği Şanlıurfa’ya devamını sağlayacak bir sonuca ulaşmak gerekir ki şehirlerimizin, ilçelerimizin gücüne güç katılmış olsun. Dolayısıyla ben halihazırda mevcut başkanımız olan ve AK Parti Şanlıurfa Belediye Başkan Adayı Zeynel Abidin Beyazgül ve bütün ilçe belediye başkanı adaylarımıza buradan başarılar diliyorum. El ele vereceğiz, inşallah Şanlıurfa’yı Türkiye 100 yılının parlayan yıldızlarından bir tanesi yapacağız” diye konuştu. – ŞANLIURFA

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-pamuk-ureticilerine-mazot-ve-gubre-destegi-odemeleri-bugun-yapilacak/feed/ 0
Sinop’ta Kadın Kooperatifinden Yöresel Ürünler Ülke Pazarına Sunuluyor https://www.haber28.com.tr/sinopta-kadin-kooperatifinden-yoresel-urunler-ulke-pazarina-sunuluyor/ https://www.haber28.com.tr/sinopta-kadin-kooperatifinden-yoresel-urunler-ulke-pazarina-sunuluyor/#respond Fri, 17 May 2024 07:00:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18440 Sinop’ta, faaliyet gösteren kadın kooperatifinde yöresel tekstil ve gıda ürünleri üreten kadınlar, dokuma ürünlerini markalaştırarak ülke pazarına sunuyor.

Kentte kadınların sosyal ve iş hayatına katılmalarını sağlamak amacıyla 2021 yılında kurulan Sinop Kadın Emeğini Kalkındırma Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nde bir araya gelen 9 kadın, tekstil ve gıda ürünleri üretimi yapıyor.

Ketenden dokudukları bluz ve kaftan gibi ürünleri “Gaşka” ismiyle markalaştıran kadınlar, ayrıca çeşitli firmalarla anlaşma sağlayarak ürünlerinin ülke pazarında yer almasını sağlıyor.

Sinop Kadın Emeğini Kalkındırma Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Funda Akalın, AA muhabirine, kooperatif olarak amaçlarının evde üretim yapan kadınların ürünlerini turizm pazarında değerlendirmek olduğunu söyledi.

Kadın kooperatiflerinin bir amacının da kadınlara önderlik yaparak onlara sosyal ve ekonomik destekler sağlamak olduğunu vurgulayan Akalın, bunu başarabilmek için var güçleriyle çalışmaya devam ettiklerini anlattı.

“Gıda ve tekstil olarak iki grup üretim yapıyoruz”

Gıdada en önemli ürünlerinin “Sinop mantısı” olduğuna işaret eden Akalın, “Sinop’a gelen bir turist, ‘Yöresel yemekleri nerede bulurum?’ dediğinde bizi bulacak. Çünkü Sinop mantısı, ıslama, keşkek, mısır çorbası ve lahana sarması işte biz bunların hepsini yaparak sergiliyoruz. Ayrıca tekstilde de Sinop’ta keten ön planda. Biz de keteni kıyafette kullanıyoruz. Keten bluzlar, çantalar, kaftanlar dikiyoruz ve bu alanda ayrıca markalaştık. Şu anda Gaşka adı altında markamız var.” dedi.

Akalın, üretilen ürünlerin pazarlanması sürecinde de ciddi adımlar attıklarını ve bunun da meyvelerini yavaş yavaş almaya başladıklarını dile getirdi.

Geçen yıl ürettikleri çantaların Antalya’daki bazı mağazalarda satışa sunulduğunu aktaran Akalın, “Geçen yıl Antalya’da birkaç mağazaya ürün yolladık buradan, toplu bir şekilde. Onlar satışlarını gerçekleştirdi. Bu sene de bir iç giyim firması plaj kıyafetleri ve günlük giyilebilecek kıyafetleri tasarlıyor. Anlaşma sürecindeyiz.” diye konuştu.

Hedeflerinde güçlü toplum için kadını güçlendirmek var

Kooperatiflerinin bünyesinde 9 kadının üretim yaptığına işaret eden Akalın, şöyle devam etti:

“Ama biz birçok kadına da el uzatıyoruz ayrıca. Toplu iş aldığımızda bu işi yapan kadınlarımız belli, onlarla iletişim halindeyiz sürekli. Görülmeyen çok kadın işin içinde aslında. Son yıllarda maalesef tamamen tüketim toplumu haline geldik, üretmeyi unuttuk. Dolasıyla yeniden üretimi canlandırmak, az ya da çok kadınlara ekonomik katkı sağlamak istiyoruz.”

Üretim yapan kadınlardan Fame Ustacan ise ürettikçe çok mutlu olduklarını ancak daha fazla gelir elde edebilmek için desteğe ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Pazarlama süreçlerinde kooperatif olarak ellerinden geleni yaptıklarını ancak kentteki satış noktalarının daha iyi şartlara getirilmesi gerektiğini vurgulayan Ustacan, “Şehrimiz turistik bir şehir. Yazın turizmin daha yoğun olduğu bir yerde bir satış mağazamız olsun isteriz. İnsanların daha yoğun olduğu, tarihi ve turistik mekanlarda bir standımız olsa daha çok ürün satabiliriz diye düşünüyorum. Böyle bir talebimiz var.” dedi.

Ustacan, ürünlerine gösterilen ilginin kendilerini mutlu ettiğine işaret ederek, “Çok güzel tepkiler alıyoruz. Bunlar bizi ayrıca mutlu ediyor. İnsanlar bize ulaşarak siparişler veriyor. Ama biz daha büyük kitlelere ulaşmak istiyoruz.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sinopta-kadin-kooperatifinden-yoresel-urunler-ulke-pazarina-sunuluyor/feed/ 0
Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, çiftçilere yönelik projelerini açıkladı https://www.haber28.com.tr/cumhur-ittifakinin-antalya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-hakan-tutuncu-ciftcilere-yonelik-projelerini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/cumhur-ittifakinin-antalya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-hakan-tutuncu-ciftcilere-yonelik-projelerini-acikladi/#respond Tue, 14 May 2024 22:24:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18083 Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, çiftçilere yönelik projelerini açıkladı. Tütüncü’nün 32 başlık altında topladığı tarım projeleri ucuz mazot, tohum, bireysel sulama, gübre gibi çiftçiyi sevindirecek birçok desteği içeriyor.

200’ün üzerindeki projesini açıklayan Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, tarıma yönelikte önemli projeler ortaya koydu. Tütüncü’nün 32 başlık altında topladığı tarım projeleri ucuz mazot, tohum, bireysel sulama, gübre, makine gibi çiftçiyi sevindirecek birçok desteği kapsıyor. Çiftçilerin ekonomilerine katkıda bulunmak ve üretim maliyetlerini azaltmak amacıyla ucuz mazot desteği sağlanarak, Türkiye’de en ucuz mazotu kullananın Antalya çiftçisi olması hedefleniyor. Köy Sandığı uygulaması ile kırsal bölgelerde kurulacak tarım makineleri parkları ile ihtiyaç halinde traktör, kepçe, pulluk, çapa, balya makinesi gibi araçlar üreticinin kullanımına ücretsiz olarak sunulacak. Mevcutta boş ve kullanımsız durumda bulunan tarıma elverişli belediye ve kamu arazileri çiftçilerin kullanımına açılacak, fideler ve fidanlar belediye tarafından temin edilerek, üretimini çiftçiler yapacak. Yerel tohum çeşitliliğini korumak ve gelecek nesillere aktarmak için bir tohum bankası kurulacak. Bu tohum bankasından çiftçilerin ücretsiz yararlanması sağlanacak. Çiftçilerin topraklarının ücretsiz analizi yapılarak, danışmanlık hizmeti verilecek. Üretimin çeşitlenmesi ve verimin artması için de seralara teknik uzman desteği sağlanacak.

Çiftçilere organik gübre

Hakan Tütüncü’nün projeleri daha birçok tarımsal desteği ve çiftçileri sevindirecek çalışmaları kapsıyor. Bireysel sulama sistemleri kurulacak, akıllı sulama sistemleri yaygınlaştırılacak, sel, afet durumlarında çiftçinin ekim alanlarının ve seralarının etkilenmemesi için önleyici tedbirler alınacak, çiftçilerin yağmur nedeniyle ağırlaşan zeminden etkilenmeden tarlalarına ve seralarına ulaşabilmeleri için tarlalara ve seralara giden yolların bakımları gerçekleştirilecek. Çiftçilerin ürünlerinin bozulmaması ve taze kalması için soğuk hava depoları yapılacak. Sera atıklarından elde edilecek organik gübre çiftçilere ücretsiz sunulacak. Şifa kaynağı tıbbi ve aromatik bitkilerin üretim alanları artırılacak, üreticinin ürünleri kurulacak tesislerde kıymetli yağlara ücretsiz dönüştürülerek. Kapari ve mantar üretimi de dahil olmak üzere orman köylülerine tarımsal teşvik sağlanacak.

Tütüncü’nün diğer tarım vaatleri ise şöyle:

“Azalan su kaynaklarının tasarruflu kullanımı ve toprağın verimliliğini artırmak, çiftçinin üretimine katkıda bulunmak, aldığı ürünün kalite ve miktarını artırmak amacıyla damlama ve yağmurlama sulama sistemleri için gerekli olan malzeme temin edilerek, atıl durumdaki kamu arazilerinin üretime açılması sağlanarak üreticilerin ekim alanları artırılacak.

Antalya Dijital Çiftçi Uygulaması: Çiftçilere tarım faaliyetleri için gereken bilgileri sunan ve modern tarım teknikleri hakkında eğitimler sağlayan bir mobil uygulama geliştirilecek.

Çiftçi Eğitim Programları: Çiftçilerin ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların yeni üretim teknikleri ve teşvikler hakkında bilgilendirilmesi için Tarım İlçe Müdürlükleri iş birliği ile eğitim programları düzenlenecek, tarım ve hayvancılıkta verimi artırmaya yönelik çalışmalar sürekli hale getirilecek.

Çocuk ve Gençlik Tarım Kampı: Çocuklara ve gençlere hem tarımı sevdirmek hem de eğitim vermek için yaz kampları ve eğitim programları düzenlenecek.

Tarımsal Kalkınma Ofisi: Avrupa Birliği destekli fonlara başvuru süreçlerinde rehberlik eden bir ofis hizmete sunulacak. Üreticilerin ulusal ve uluslararası hibelerden yararlanmaları için çaba harcanacak.

Kayıtlı Çiftçilere Tarım Sigortası Desteği: Çiftçilerin bin bir emekle ürettiği ürünlerin kıymetine istinaden bu emeği her türlü tehlikeye karşı koruyabilmek için tarım sigortası teşviği ile çiftçiye doğrudan nakit prim desteği sağlanacak.

Antalya Dijital Çiftçi Uygulaması: Çiftçilere tarım faaliyetleri için gereken bilgileri sunan ve modern tarım teknikleri hakkında eğitimler sağlayan bir mobil uygulama geliştirilecek.

Tarımsal ve Hayvancılık Destekleri Çağrı Merkezi: Tarım ve hayvancılıkla ilgili destekler hakkında bilgi alınabilecek ve başvuru süreçlerinde yönlendirme sağlayan bir çağrı merkezi kurulacak.

Akıllı Tarım Teknolojileri Parkı: Tarım teknolojilerini sergilemek ve çiftçilere eğitim sağlamak için teknolojik parklar kurulacak.

Fidanlar Belediyeden, Arazi Kamudan, Üretim Sizden: Zeytinyağının üretimi Antalya’da daha da artırılacak. Mevcutta boş ve kullanımsız durumda bulunan dikime elverişli orman alanları çiftçilerin kullanımına açılacak. Zeytin fidanları belediye tarafından temin edilecek, üretimi çiftçiler yapacak.

Kırsal Kuluçka Merkezleri: Kırsal bölgelerde girişimcilere fikirlerini geliştirmek, büyütmek ve hayata geçirmek için maddi-manevi destekler sağlanacak. Danışmanlık desteği ile girişimcilerin yanında olacak. Yapılacak merkezlerde bilgi ve deneyim paylaşımları, ihtiyaca yönelik eğitimlerin düzenlenmesi gibi çalışmalarla altyapı desteği verilecek.

Antalya Tarım İnovasyon Vadisi: Antalya’nın tarımsal potansiyelini artırmak için teknoloji ve inovasyon merkezleri kurularak, çiftçilere modern tarım teknikleri eğitimi verilecek.

İlçe Tarım ve Hayvancılık Danışma Ofisleri: İlçelerde çiftçilere tarım ve hayvancılıkla ilgili danışmanlık hizmeti sunan ofislerin kurulması ile birlikte tarım ve hayvancılığın gelişimine destek sağlanacak. – ANTALYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhur-ittifakinin-antalya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-hakan-tutuncu-ciftcilere-yonelik-projelerini-acikladi/feed/ 0
Kocaeli’de Tarımsal Üretim ve Hayvancılık Kooperatiflerine Hibe Desteği https://www.haber28.com.tr/kocaelide-tarimsal-uretim-ve-hayvancilik-kooperatiflerine-hibe-destegi/ https://www.haber28.com.tr/kocaelide-tarimsal-uretim-ve-hayvancilik-kooperatiflerine-hibe-destegi/#respond Mon, 13 May 2024 22:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17948 Kocaeli’de hayata geçirilen “Fikir Sizden, Destek Bizden” projesi kapsamında tarımsal üretim ve hayvancılık faaliyetinde bulunan kooperatiflere yüzde 75 hibe desteği verilecek.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesince iki yıl önce hayata geçirilen, “Fikir Sizden, Destek Bizden” projesi kapsamında, tarımsal üretim ve hayvancılık faaliyetinde bulunan kooperatiflere yüzde 75 hibe desteği bu sene de devam ediyor.

Geçen yıl projeleriyle katılan ve değerlendirme komisyonunca uygun görülen hak sahibi 7 kooperatife, anahtar teslimi modern sera kurulumu, çapa makinesi, sulama sistemi, yem bitkisi, karabuğday ve sebze tohumu, fide, arı kovanı ve ekipmanları, depo ve tarımsal alet ve ekipmanları desteğinde bulunuldu. Destek sonrası kooperatifler, sebze, meyve ve bal üretimine başladı.

Başvurular alınmaya başladı

Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü tarafından başvurular alınmaya başlandı. Projeye katılmak isteyen birlik ve kooperatif üyesi çiftçilerle yönetim kurulu üyeleri, Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğüne 29 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar başvuruda bulunabilecek. Projeler, hayvancılık ve tarımsal üretim olmak üzere iki kategoride hazırlanacak.

Tarımsal üretim desteği

Tarım alanında fide, meyve fidanı, yem bitkisi tohumu, yerel tohum, yumru, üretim materyalleri, gübre, sera yapımı ve malzemeleri, alet ekipman, mekanizasyon, tarımsal sulama, tarım makineleri ile alternatif ürün ve üretim faaliyetleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimine yönelik faaliyetleri, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını destekleyici faaliyetleri, bitkisel üretimde kullanılan tuzaklar, ilaçlar ve verimliliği artırmaya yönelik çalışmalar, organik ürünün işlenmesi, kurutulması, dondurulması, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik kapasite artırımı, teknoloji yenileme veya modernizasyon, tarımsal tesis küçük onarım ve sözleşmeli üretim konularında, kooperatif ve birliklere hibe desteği verecek.

Hayvansal üretim desteği

Hayvansal üretim desteği doğrultusunda ise tüm tarım ve hayvancılık üretim yöntemlerinde verimliliği ve kaliteyi yükseltmek amacıyla büyükbaş, küçükbaş, ipekböcekçiliği, kanatlı hayvan, arıcılık, su ürünleri yetiştiriciliği, damızlık hayvan, yem ve katkı maddesi, taşınır, taşınmaz desteklemeleri, hayvan ve hayvansal üretim için kullanılan her türlü mal, malzeme ile mekanizasyon, alet ve ekipman, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını destekleyici faaliyetleri ilgili bakanlıkların görev ve yetki sınırları haricinde kalan ve ilgili bakanlıklarca yapılması zorunlu olmayan her türlü ilaç, vitamin, yem katkı maddesi, probiyotik, su ürünleri ile ilgili yetiştiricilik ve avlanma malzeme ve ekipman malzemesi alımı, organik ürünün işlenmesi, kurutulması, dondurulması, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik kapasite artırımı, teknoloji yenileme veya modernizasyon, tarımsal tesis küçük onarım ve sözleşmeli üretim desteği sağlanacak.

Katılımcılar “fikir projesi” üretecek

Kocaeli’de faaliyet gösteren kooperatif ve birlikler ile üye çiftçilere, hazırlayacakları fikir projelerinin kabul görmesi halinde, nüfus ve hizmet alanları dikkate alınarak mali ve teknik imkanlar çerçevesinde hibe desteği verilecek. Kooperatif ve birlikler, hibe kapsamında başvuruya uygun konuda destek almak istediği alanı net ve basit bir şekilde yazılı olarak belirterek, projesini sunmuş olacak. Hibe desteği kapsamında sunulacak fikir projeleri, değerlendirme komisyonu tarafından Hibe Başvuru Uygunluğu ve Öncelik Sağlanacak Kriterler esas alınarak değerlendirilecek. Komisyon, desteklenecek proje sayısının iki katına kadar belirleyecek.

Ürünler ihtiyaç sahiplerine dağıtılacak

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yüzde 75 hibe desteğinden yararlanan üreticilerden ödemesi gereken yüzde 25’i nakdi olarak tahsil edecek, ödemeleri geniş bir takvime yayacak. İsteyen üreticiler ise geri ödemeleri ürettiği ürünlerden verebilecek. Bu ürünler, Büyükşehir’den sürekli yardım alan ihtiyaç sahibi ailelere dağıtılacak. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kocaelide-tarimsal-uretim-ve-hayvancilik-kooperatiflerine-hibe-destegi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: Türkiye Yüzyılı’nda birinci olan bir Türkiye var https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turkiye-yuzyilinda-birinci-olan-bir-turkiye-var/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turkiye-yuzyilinda-birinci-olan-bir-turkiye-var/#respond Sun, 12 May 2024 22:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17810 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye Yüzyılı’nda artık askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada lider, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento, demir çelik üretiminde Avrupa’da birinci olan bir Türkiye var.” dedi.

Bakan Kacır, Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) işbirliğinde Adana Sanayi Odası Model Fabrika Merkezi’nde düzenlenen “Model Fabrika ve Kalkınma Merkezi Projeleri Açılış Töreni”nde, kente bugün yeni projeler ve eserler kazandırmanın mutluluğu içinde olduklarını söyledi.

Kültürüyle, tarımıyla, üretimiyle, zengin mutfağıyla Adana’nın kendileri için ayrı bir değere sahip olduğunu belirten Kacır, kentin kendileri açısından önemini anlattı.

Kacır, son 22 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü iradesi ve liderliğinde, tüm alanlarda asırlık projeleri hayata geçirdiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Cumhuriyet’imizin ikinci asrında Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi belirledik, 22 yıldır içeride ve dışarıda bize istikamet belirlemeye, hudut çizmeye kalkanlara karşı her zaman dik durduk, bileğimizi büktürmedik. Milletimize sevdamız, eser ve hizmet üretme noktasındaki kararlılığımız ilk günkü kadar taze. Gönlümüzde, yüreğimizde sadece millete hizmet aşkı var. Bu aşkla, Türkiye Yüzyılı’nda gece gündüz durmadan, duraksamadan, yorulmadan, bir an bile yılmadan çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda artık askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada lider, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento, demir çelik üretiminde Avrupa’da birinci olan bir Türkiye var. 22 yıl içinde organize sanayi bölgelerinin sayısını 192’den 361’e çıkaran, OSB’lerde üretimde olan sanayi alanlarının sayısını 11 binden 58 bine, istihdamı 415 binden 2,6 milyona yükselten bir Türkiye var.”

Üretimi, ekonomisi, sanayisi, teknolojik altyapısı her geçen gün gelişen, büyüyen bir Türkiye olduğunun altını çizen Kacır, 81 ili hiçbir ayrım yapmadan, baştan başa eser ve hizmet siyasetiyle buluşturduklarını, buluşturmaya da devam ettiklerini anlattı.

Adana’ya yapılan yatırımlar

Yurt sathına yaydıkları büyüme ve kalkınma hamlelerini hız kesmeden Adana’da da gerçekleştirdiklerini ifade eden Kacır, “Kadim diyar, bereketli toprakların şehri Adana’mızı, sanayisiyle, üretimiyle, nitelikli insan kaynağıyla desteklemeye devam ediyoruz. Son 22 yılda düzenlediğimiz 2 bin 470 yatırım teşvik belgesiyle şehrimizde 463 milyar liralık yatırımın ve 74 bin nitelikli istihdamın önünü açtık. Adana’da 35 bin KOBİ’ye 4,7 milyar lira destek sağlayarak büyüme ve kalkınma yolculuğunun başat aktörü KOBİ’lerimize can suyu olduk. Ülkemizde sanayinin öncü şehirlerinden Adana’ya 2 organize sanayi bölgesi, 3 endüstri bölgesi kazandırdık. Organize sanayi bölgelerimizde 30 bin ilave istihdam oluşturduk.” dedi.

Bakan Kacır, bir süredir faaliyetini sürdüren ve resmi açılışını bugün gerçekleştirdikleri Adana Sanayi Odası Model Fabrika ve Yenilik Merkezi’yle işletmeleri ve iş güçlerini, yenilikçi teknolojiler ve yalın üretim yöntemleriyle buluşturduklarını kaydetti.

Yaklaşık 65 milyon lira yatırımla kurulan tesiste, çalışanlara gerçek bir üretim ortamında yeni üretim tekniklerini deneyimleme, işletmelere de operasyonlarını mükemmelleştirme imkanı sunduklarını anlatan Kacır, “İşletmelerin su ve enerji verimliliklerini artırmak üzere danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Teknolojik gelişmelere ayak uydurabilen, yenilikçi çözümler üretebilen ve dijital dönüşümü kendi lehine kullanabilen bir iş gücü ve işletme yapısı inşa ediyoruz.” diye konuştu.

Adana’da AR-GE odaklı projelere 1 milyar 700 milyon lira destek

Model fabrikalardan destek alan işletmelerin verimliliklerinde ve üretimlerinde gördükleri kayda değer artışların kendilerini memnun ettiğinin altını çizen Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İnşallah model fabrikamızın örnek çalışmaları ve oluşan farkındalıkla bu altyapıdan yararlanan firmalarımızın sayısı günden güne daha da artacak. İşletmelerimiz daha rekabetçi ve daha verimli bir yapıya kavuşacak. Tabii arzumuz model fabrikamızdan daha fazla işletmemizin yararlanması ve model fabrika etrafında yeni iş fikirlerinin ve inovatif düşüncenin yeşerdiği bir ekosistemi de hep birlikte inşa etmek. Adana ve çevresinde son yıllarda Bakanlığımız destekleriyle önemli bir AR-GE ve inovasyon ekosistemi kurduk. Şehrimizdeki 1 teknopark, 12 AR-GE ve 8 tasarım merkezinde yürütülen AR-GE odaklı projelere bugüne dek 1 milyar 700 milyon lira destek sağladık. Önümüzdeki dönemde model fabrikamızın bu altyapıyla işbirliğini güçlendirecek adımların destekçisi olacağız. KOSGEB, Çukurova Kalkınma Ajansımızın model fabrikamızla daha yakın çalışmasını sağlayacağız. Model fabrikayı işletmelerimizin yalın üretim ve dijital dönüşüm yolculuğuna rehberlik edecek bir cazibe merkezi haline getireceğiz.”

Kacır, bugün aynı zamanda Çukurova Kalkınma Ajansı eliyle Adana’ya kazandırdıkları bilim ve teknolojiden AR-GE’ye, altyapı geliştirmeden kültür turizme, gastronomiden kadın istihdamına geniş yelpazede 22 önemli projenin de açılışını gerçekleştireceklerini bildirdi.

Ülkenin stratejik boru hatlarının kesişim noktasında yer alan Adana’da, Kimyasal Madde Üretim Teknolojileri Merkezi kurduklarını belirten Kacır, bu merkezde mevcutta ithal ettikleri kimya ürünlerinin ülkede üretimi için AR-GE çalışmaları yürüttüklerini kaydetti.

Kacır, gelecek dönemde Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi başta olmak üzere Adana’ya kazandıracakları yeni yatırımlarla hem ülkenin cari açığını azaltacak hem de Adana’yı Türkiye’de kimya sektörünün başkenti haline getireceklerini, kurdukları bu altyapının üniversite sanayi işbirliğini güçlendirerek yeni yatırımlar için çarpan etkisi oluşturacağını anlattı.

Bakan Kacır, Tepebağ Sokakları Hayata Dönüyor projesiyle, Adana Yöresel Ürünler ve Mutfak Sanatları Merkezi ve Yenilikçi Gıda Tedarik Uygulamalarında Kadın İstihdamının Artırılması Projesi ile ilgili de bilgiler verdi.

“Gerçek belediyeciliğe olan hasreti dindirelim”

Adana’ya gerçek belediyeciliğin, eser ve hizmetlerini kazandırmak için sabırsızlandıklarını kaydeden Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Gelin 31 Mart’ta Adana’da gerçek belediyeciliğe olan hasreti dindirelim. Adana gerçek belediyecilikle, projelerle, eserlerle buluşsun, Türkiye Yüzyılı’nda yoluna güçlü adımlarla devam etsin, Adana’nın yıldızı daha da parlasın. Biz, tarımın, bereketin, yüreklerimizi ısıtan güneşin şehri Adana’yı gönülden seviyoruz, bu şehrin yiğitliğini, cesaretini, bu kadim şehrin söz konusu millet ve memleket olunca hep en ön safta olan vatanperver insanlarını seviyoruz. İnanıyoruz ki inşallah Adana 31 Mart’ta tercihini, yüreği sadece vatana ve millete hizmet aşkıyla yananlardan yana kullanacak, emanet ehil olana teslim edilecektir.”

Vali Yavuz Selim Köşger de Adana’nın stratejik konumu, gelişmiş sanayi ve ticaret altyapısıyla üretim kapasitesinin, uluslararası pazarlarda rekabet edebilirlik açısından önemli avantajlar sağladığını anlattı.

Programda ÇKA Genel Sekreteri Ahmet Rifat Duran ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç da konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından Bakan Kacır, Kıvanç ve Adana Kadın Kooperatifleri Birliği Başkanı Zeynep Kırılmış’ın sunduğu hediyeyi kabul etti, beraberindekilerle açılış kurdelesini kesti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turkiye-yuzyilinda-birinci-olan-bir-turkiye-var/feed/ 0
Sinop’ta Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İrtibat Ofisi Açıldı https://www.haber28.com.tr/sinopta-tarim-ve-kirsal-kalkinmayi-destekleme-kurumu-irtibat-ofisi-acildi/ https://www.haber28.com.tr/sinopta-tarim-ve-kirsal-kalkinmayi-destekleme-kurumu-irtibat-ofisi-acildi/#respond Thu, 09 May 2024 04:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17341 Sinop’ta, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) İrtibat Ofisinin açılışı düzenlenen programla yapıldı.

Tarımdan gıda sanayine, turizmden yenilenebilir enerjiye kadar 16 farklı sektörde hibe desteği veren TKDK Sinop İl İrtibat Ofisi’nin açılışı ve IPARD Destekleri Tanıtım Programı Sinop Kültür Merkezinde gerçekleşti.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program konuşmalarla devam etti. İlk olarak konuşan TKDK Samsun İl Koordinatörü Yusuf Özbey, çalışmalarını yerinde üretim ve yerinde kalkınma anlayışıyla yürüttüklerini vurgulayarak, IPARD III Programı’na yeni dahil edilen sektörlerle kırsalı kalkındırmaya destek olmayı sürdürdüklerini anlattı. IPARD III Programı hakkında katılımcılara bilgi veren Özbey, programın 2024 yılı çağrı takviminin de yayımlandığını duyurdu. Programa başvuru yapılmasını isteyen Özbey, bilgi almak isteyenleri Sinop İrtibat Ofisine beklediklerini kaydetti. Özbey, “Samsun’da ve faaliyet gösterdiğimiz bütün illerimizde faydalanıcı dostu bir kurum olarak anıldık ve bazı eksiklerimize rağmen bu amacı büyük ölçüde başardık. Samsun’da bugüne kadar bin 510 adet projeyi destekledik. Bunların bin 238 adedi çiftçi projesidir. Çiftçi projeleriyle 10 binin üzerinde makine ve ekipman destekleyerek tarımsal mekanizasyona önemli bir katkı yaptık. Karadeniz’in en modern et, süt ve balık işleme depolama tesislerinin hayata geçmesine vesile olduk. Et tavukçuluğu sektörünün üretim alt yapısını tamamen yenileyerek 3,5 milyon kapasiteli dünya standartlarında tavuk çiftliklerinin kurulmasını sağladık. Bu projeler sayesinde deflatörlü olarak yaklaşık 3,3 milyar TL’lik bir yatırım gerçekleştirildi. Bu yatırımların bir kısmı bugün yereli aşarak ulusal ölçekte iş yapmaya, bir kısmı ise ihracat seviyesine geldi. Başlangıçta katı olduğumuzu ifade edenler ve yoğun denetimler yapmamızdan şikayet edenler, daha sonra iyi ki bu sürecin içine girmişiz, bu sayede daha kaliteli ve kurumsal bir yapı oluşturduk ve bu da bizi daha ileri bir noktaya taşıdı diyerek memnuniyetlerini ifade ettiler. Samsun’da ve diğer illerimizde bu başarı elde edildiğine göre burada da aynı başarı yakalanabilir. Sinop ilimizde başta kırsal turizm, balıkçılık ve gıda sanayi olmak üzere önemli bir potansiyel bulunmaktadır. Birkaç hafta içinde Sinop’ta dahil Türkiye genelinde ilk proje çağrısına çıkacağız. Başvuru yapacak kişi ve şirketlerin yeterli hazırlık yapabilmeleri için proje kabullerinin mayıs-ağustos aylarında yapılması başkanlığımız tarafından planlanmaktadır. Programın toplam bütçesi 785 milyon avro olup yatırımcı katkısıyla beraber yaklaşık 1,2 milyar avroluk, yani yaklaşık 40 milyar TL’lik bir yatırımın gerçekleşmesi öngörülmektedir” dedi.

Sinop Milletvekili Nazım Maviş yaptığı konuşmada, TKDK desteklerinden Sinop’un da yararlanması için uzunca bir süre mücadele verdiklerini ve nihayetinde Tarım ve Orman Bakanlığı ve AB Komisyonu tarafından 81 ilin tamamının program kapsamına alındığından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Nazım Maviş, Sinop’un potansiyel gelişme alanlarını sürdürülebilir üretime kazandırmak için çalışmalarına devam edeceklerini, bu desteklerin başta kırsal alanlar olmak üzere, üretim, yatırım ve istihdamda çok önemli katkılar oluşturacağını ifade ederek hayırlı olması temennisinde bulundu.

Sinop Valisi Dr. Mustafa Özarslan ise “IPARD kapsamına Sinopumuzun alınması yönünde hep birlikte büyük bir gayret gösterdik. Hamdolsun alındı ve faaliyete geçti. Bugün de tanıtım programında sizlerle beraberiz. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumumuz; hayvancılık yatırımlarına, gıda sanayi tesislerine, bitkisel üretim kırsal turizmine, makine parklarına yapılacak hibe desteklerine ilişkin kadar birçok alanda ‘bilgilendirme faaliyetinde’ Sinoplu yatırımcılarımıza destek olacak. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın belirttiği üzere; Türkiye Yüzyılı, üretimin ve üreticinin yüzyılı olacak. Sinopumuzun bu üretim vizyonuna katkısı açısından; Tarımsal ve Kırsal Kalkınma Destekleme Kurumu Sinop İrtibat Ofisi ilimiz için en önemli aktörlerden biri olacaktır. Sinopumuz özellikle kırsal turizm bakımından yaylaları ve dağlarıyla eşsiz destinasyonları barındıran bir coğrafyaya sahip. İlimiz aynı zamanda deniz ürünleri, tarım ve hayvancılık üretimiyle de eşsiz bir potansiyele sahip. IPARD III Projesi, Avrupa Birliği aracılığı ile sağlanan birçok farklı türde desteklerle, Sinopumuzun çiftçisine, üreticisine ve yatırımcısına yüzde 50 ile yüzde 75 oranları arasında hibe desteği sunacaktır. Program kapsamında her bir il için ayrılmış bir bütçe bulunmamaktadır. Yani iller arası bu bütçeden faydalanma noktasında aralarında tatlı bir rekabet olacaktır. Her ildeki yatırımcılar, hazırlayacakları uygun-nitelikli projeler sayesinde; desteklerden daha fazla yararlanmaları mümkün olacaktır. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Sinop İrtibat Ofisimiz, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nden bağımsız olarak açılmıştır” diye konuştu. – SİNOP

]]>
https://www.haber28.com.tr/sinopta-tarim-ve-kirsal-kalkinmayi-destekleme-kurumu-irtibat-ofisi-acildi/feed/ 0
Erzurum’un ekonomisi ve genel meseleleri TRT World’e anlatıldı https://www.haber28.com.tr/erzurumun-ekonomisi-ve-genel-meseleleri-trt-worlde-anlatildi/ https://www.haber28.com.tr/erzurumun-ekonomisi-ve-genel-meseleleri-trt-worlde-anlatildi/#respond Thu, 09 May 2024 03:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17322 Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın, TRT’nin İngilizce yayın kanalı TRT World’e verdiği röportajda, Erzurum’un ekonomisi ve şehrin genel meseleleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Dünyanın birçok ülkesinden izlenebilen TRT World’ün Saha Prodüktörü Zeynep Karamustafa ve muhabir Ubeyde Hitto’yu ETSO’da konuk eden Başkan Özakalın, yapılan röportajda Erzurum’un sosyoekonomik hayatıyla ilgili soruları cevaplandırdı. Konuşmasında, Erzurum’un tarih boyunca bölgenin ticaret merkezi olduğunu ifade eden Özakalın, şehrin sahip olduğu tarihi ve kültürel değerleriyle de her zaman cazibe merkezi olma özelliğini koruduğunu söyledi.

Erzurum’un tarım ve hayvancılıkta ciddi bir potansiyeli bulunduğunu dile getiren Özakalın, Türkiye’nin meralarının yüzde 13’üne sahip şehrin, büyükbaş hayvan varlığında da ikinci sırada yer almasının dikkate değer olduğunun altını çizdi. Bu sebeple tarım ve hayvancılığın Erzurum’un ekonomisinde önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Başkan Özakalın, “Şehrimizin ekonomisini konuşurken, turizm sektöründen de söz etmek gerekiyor. 2011 yılında düzenlenen 25. Üniversiteler Arası Kış Oyunları’yla şehrimizde farklı bir boyut kazanan kış sporları ve kış turizmi etkinlikleri, özellikle uluslararası anlamda şehrimizin bilinirliğini daha da artırdı. Tabi Erzurum’un turizmini sadece kış turizmiyle değerlendirmemek gerek Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ilimiz aynı zamanda bünyesinde barındırdığı tarihi ve kültürel değerleri ve doğal yapısı ile inanç ve doğa turizmi anlamında da çok büyük bir potansiyele sahiptir” diye konuştu.

Başkan Özakalın’dan sanayileşme vurgusu

Röportajda, şehrin ekonomisine katkı sunan sektörlerin arasında, eğitim ve sağlık sektörlerinin de sayılacağını kaydeden Başkan Özakalın, ancak Erzurum’un arzu edilen ekonomik sıçramayı yapabilmesi için üretim ve istihdamı artıracak, sanayileşmeyi hızlandıracak çalışmaların hayati önem taşıdığını söyledi.

Erzurum’un sanayileşmesi adına yoğun bir çalışmanın içerisinde olduklarını belirten Başkan Özakalın şunları söyledi; “Hali hazırda 1. Organize Sanayi Bölgemizdeki firmalarımızın şehrimizin ekonomisine katkısı devam ediyor. Buna ilaveten, Valiliğimiz ve Büyükşehir Belediyemizle birlikte bizim de yönetiminde yer aldığımız 2. Organize Sanayi Bölgemizi kurma çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Bu konuda ciddi mesafeler kat ettik. İlimizdeki organize sanayi bölgelerinin 6. Bölge teşviklerinden yararlanıyor olması, buraları daha cazip kılıyor. Erzurum’a yatırım yapmak isteyen yerel ve ulusal firmalarımızın 2. OSB’ye yoğun ilgisi söz konusu. Şu ana kadar 270’ten fazla yatırımcımız arsa tahsisi talebinde bulundu. 2.OSB 3. Etap alanımızın büyütülmesi için çalışmalar yapıyoruz. Çok yakın zamanda ilgili mercilerle, Bakanlıklarla görüşüldü. Bu arazinin büyümesi ve hatta 3. bir OSB’nin kurulması söz konusu İnşallah bu çalışmaların göçü önleyeceği, üretim ve istihdamı artıracağı ve ekonomimizi güçlendireceği kanaatindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da son dönemde sıklıkla ifade ettiği gibi hedefimiz; üretim, ihracat ve istihdamı artırmaktır. Bunların hepsi üretimle olacak. Üretim demek; o bölgedeki halkı orada tutmak, o bölgedeki sosyal yapıyı konforlu hale getirmek demektir. İnşallah bizler de Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz ve ilimizin siyasi temsilcileriyle uyum içerisinde şehrimize katma değer sağlayacak güzel işler yapacağımıza inanıyoruz.”

Özakalın, 2.OSB 3. Etap alanın genişletilmesiyle ilgili olarak, talep edilen alanı uhdesinde bulunduran Milli Savunma Bakanlığı ile seçimden sonra bir protokol imzalanmasının söz konusu olduğunu ifade ederek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda bu protokolü imzalar ve tahsis edilecek alanı istediğimiz seviyede şekillendirirsek, Erzurum sanayileşme açısından önemli bir ivme kazanacaktır” dedi.

Başkan Özakalın röportajda ayrıca, Erzurum’un coğrafi konumu itibariyle ulusal ve uluslararası taşımacılık anlamında bir kavşak noktasında olduğunu hatırlatarak, devam eden ulaşım projelerinin tamamlanması ve özellikle hızlı tren projesinin hayata geçirilmesiyle şehrin cazibesinin de kat kat artacağını sözlerine ekledi. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzurumun-ekonomisi-ve-genel-meseleleri-trt-worlde-anlatildi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: “Savunma sanayiinde yerlilik oranı yüzde 20’den yüzde 80’lere çıktı” https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-savunma-sanayiinde-yerlilik-orani-yuzde-20den-yuzde-80lere-cikti/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-savunma-sanayiinde-yerlilik-orani-yuzde-20den-yuzde-80lere-cikti/#respond Mon, 06 May 2024 22:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17041 Balıkesir’de Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin açılışına katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin son 14 çeyrekte teknoloji ve üretim odaklı büyümesine hız kesmeden devam ettiğini belirterek, savunma sanayiinde başarı hikayelerine her gün yenilerini ekleyerek yerlilik oranını yüzde 20’den yüzde 80’lere çıkardıklarını söyledi.

Balıkesir’in teknoloji üretme ve geliştirme altyapısına yeni bir ivme kazandıracak Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin açılışı bugün gerçekleşti. Açılışta konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, gençleri üretime ve ticarete yönlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, “Fikri olan insanlar bunu ticarete dökmek için işte şehir ayağınızın altında, işte sanayilcierimiz burada, işte akademisyenlerimiz burada, büyükşehir yanınızda, Sanayi Bakanlığımız yanınızda, Valiliğimiz yanınızda. Fikri olan artık enerjiye dönüştürsün, sonuca dönüştürsün, ticaret olsun” dedi.

Yılmaz, “Gençlerimiz burada üretim yapsın. Biz tarımda çok iddialıyız. Tarımda Ar-Ge yapacak gençler istiyoruz, inovasyon yapacak yerler istiyoruz. Biz bilimle ilgili, balıkçılıkla ilgili, yazılımlarla ilgili çok şeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz insanların. Bunları Ar-Ge olarak yapabilecek akademisyenlerle öğrencileri birleştirecek bu kuluçka merkezimiz” şeklinde konuştu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise, Balıkesir’in teknoloji üretme ve geliştirme altyapısına yeni bir ivme kazandıracak Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin şehire hayırlı olmasını diledi. “21. yüzyılın başından itibaren dünya, dijitalleşmenin getirdiği yenilikçi teknolojilerle büyük bir dönüşüm yaşıyor” diyen Bakan Kacır, “Yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri ve bulut bilişim gibi yenilikçi teknolojiler sosyal hayattan iş süreçlerine, üretim modellerinden, tüketici davranışlarına kadar tüm alanlara nüfuz ederek devrim niteliğinde değişikliklere neden oluyor. Kapılarını araladığımız bu yeni dijital çağ ile birlikte üretimde ve rekabette tüm ezberler bozulmakta. Artık ucuz iş gücünün rekabetçilik unsuru olmaktan çıktığı, daha verimli çalışan, daha nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyan bir endüstri dünyasından bahsediyoruz. Türkiye olarak stratejik bu değişimi; insanı odağına alan bir kalkınma yaklaşımıyla, vatandaşlarımızın refahını artırmak ve ülkemizi daha ileriye taşımak için bir fırsat olarak görüyor ve göğüslüyoruz” dedi.

Son 22 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını temin edecek, kritik teknolojilerde atılım sağlayacak dev bir Ar-Ge ve inovasyon ekosistemini adeta sıfırdan inşa ettiklerini dile getiren Bakan Kacır, “Yenilikçi fikirlerin ürün ve hizmetlere dönüştüğü teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, Ar-Ge ve inovasyon yapan girişimlerimizin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Teknoparkları, yapay zekadan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden yeşil teknolojilere kadar birçok alanda Milli Teknoloji Hamlesi’sinin vizyon projelerinin yürütüldüğü mekanlara dönüştürdük. Bin 600’ü aşkın Ar-Ge ve tasarım merkezimizle, firmalarımızın Ar-Ge ve yenilikçilik kültürünü benimseyerek, daha yüksek katma değerli ürün sunmalarına imkan tanıdık ve hizmetler öze sektörümüzün Ar-Ge kültürünü benimseyerek teknoloji altyapımızda öncü rol üstlenmesini sağlayarak 22 yılda; ve inovasyon Ar-Ge harcamalarımızı 10 katına çıkarak 12 milyar dolara, tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayımızı ise 9 katına çıkarak 272 bine yükselttik. Oluşturduğumuz Ar-Ge ve inovasyon altyapısının meyvelerini her geçen gün alıyoruz. Dünya; savaşlar, küresel salgınlar, afetler, ekonomik krizlerle boğuşurken Türkiye, son 14 çeyrektir teknoloji ve üretim odaklı büyümesine hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız deprem felaketine rağmen 255,8 milyar dolarla ihracatta tarihi bir rekora imza attık. Savunma sanayimizin başarı hikayelerine her gün yenilerini ekleyerek yerlilik oranını yüzde 20’den yüzde 80’lere çıkardık. Türkiye’yi askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada liderliğe taşıdık. Beşinci nesil savaş uçağımız Kaan’ı göklerle buluşturduk. Savunma sanayiinde bizi başarıya ulaştıran yaklaşımı sivil alanlara taşıyarak yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık. 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük. Önümüzdeki dönemde yeni lider milli teknoloji girişimleri çıkaracağız. 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere kadar birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştireceğiz. Bugün oyun geliştirmeden yapay zekaya, finansal teknolojiden kimya ve tarım tarım teknolojilerine kadar geniş yelpazade girişimleri bünyesinde barındıran Balıkesir Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren Çamlık Uydu Kuluçka Merkezimizle Balıkesir’imizin girişimcilik ekosistemine yeni bir eser kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin açılış kurdalesini kesen Bakan Kacır ve protokol üyeleri, ardından öğrencilerin yaptığı teknolojik ürünlerin olduğu sergileri gezerek incelemelerde bulundu. – BALIKESİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-savunma-sanayiinde-yerlilik-orani-yuzde-20den-yuzde-80lere-cikti/feed/ 0
Ulaştırma Bakanı Uraloğlu, Eskişehir’de Yeni Nesil Elektrikli Lokomotifin Üretimini Duyurdu https://www.haber28.com.tr/ulastirma-bakani-uraloglu-eskisehirde-yeni-nesil-elektrikli-lokomotifin-uretimini-duyurdu/ https://www.haber28.com.tr/ulastirma-bakani-uraloglu-eskisehirde-yeni-nesil-elektrikli-lokomotifin-uretimini-duyurdu/#respond Sun, 28 Apr 2024 02:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16010 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Eskişehir’de üretilen elektrikli anahat lokomotifine ilişkin, “TCDD Taşımacılık AŞ’nin ihtiyaçlarına uygun, 5 megavat gücünde, ‘TSI’ yani Avrupa Birliği Demiryollarında Karşılıklı İşletilebilirlik Sertifikası’na sahip, yük ve yolcu taşımacılığı yapabilecek, saatte 140 kilometre hıza sahip, TÜRASAŞ marka yeni nesil bir elektrikli anahat lokomotifi geliştirdik.” dedi.

Uraloğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii AŞ (TÜRASAŞ) Bölge Müdürlüğü’nde düzenlenen “TÜRASAŞ-TCDD Taşımacılık (Eskişehir 5000) Elektrikli Anahat Lokomotifi Sözleşmesi İmza Töreni”nde konuştu.

Demir yolu sektörünün öncü kuruluşları TÜRASAŞ ve TCDD Taşımacılık arasında 95 adet elektrikli anahat lokomotifinin temini için bir araya geldiklerini söyleyen Uraloğlu, son dönemde demir yolu alanında önemli işlere imza attıklarını, Sivas’ta ülkenin en modern ve en büyük “Boji Üretim Fabrikası”nın açılışını yaptıklarını dile getirdi.

Uraloğlu, demir yolu taşımacılığında kullanılan her türlü aracın ihtiyacı olan bojileri bu fabrikada üreteceklerini, şimdi de TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde 95 adet “Eskişehir 5000 Elektrikli Anahat Lokomotifi”nin üretimini başlatacaklarını ifade etti.

Cumhuriyet’in yeni asrı için hayal edilen, yıllardır hazırlığı yapılan projeleri daha da hızlandıracaklarını vurgulayan Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Bu yüzyıl, ülkemizin dünya tarihine ‘Sanayisi güçlü, teknolojisi milli bir Türkiye’ vizyonuyla damga vurduğu bir dönem olacak. Zaten daha şimdiden Sayın Cumhurbaşkanı’mız liderliğindeki son 22 yılda yerli sanayimizi geliştirerek imal ettiğimiz milli teknoloji ürünleriyle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk. Ülkemizin savunma sanayisi başta olmak üzere makine, medikal, ulaştırma, elektrik, elektronik gibi orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünleri ihracatı 2023’te 100 milyar dolara yaklaştı. Bundan yaklaşık 60 yıl önce TÜRASAŞ’ın Eskişehir tesislerinde üretilen ‘Devrim’ otomobilini engelleyenlere de Togg ile cevap verdik. Kendi arabamızı üreterek milletimizin bir özlemini, bir hayalini daha gerçeğe dönüştürdük.”

Uraloğlu, Bakanlığın en önemli iletişim yatırımları arasında bulunan TÜRKSAT 6A’yı haziran ayında uzaya fırlatacaklarını söyledi.

“Milli Banliyö Tren Seti prototip araç üretimi çalışmaları devam ediyor”

Demir yolu araçlarının üretiminde sektör paydaşlarını bir çatı altında toplayarak raylı sistem üretim süreçlerinde yeni bir ivme ve sinerji yakaladıklarını bildiren Uraloğlu, TÜRASAŞ’ı Orta Doğu’nun en büyük raylı sistem araç üreticilerinden birine dönüştürdüklerini dile getirdi.

Uraloğlu, Türkiye’de yerli imkanlarla uluslararası standartlarda yeni nesil lokomotifler, dizel ve elektrikli tren setleri, yolcu ve yük vagonları, cer konvertörü, cer motoru, dizel motor, tren kontrol yönetim sistemi gibi ana, kritik ve alt ürünlerin imal edildiğini anlattı.

Geçen yıl yüzde 70 yerlilikle üretilen yerli ve milli sürücüsüz metro aracının raylara indirildiğini hatırlatan Uraloğlu, “Saatte 160 kilometre hıza sahip ‘Yeni Sakarya’ ismini verdiğimiz ilk yerli ve milli elektrikli tren seti projemizde 2 prototip seti tamamlayarak hizmete sunduk ve seri üretimine başladık. 2030 yılına kadar bu tren setlerinin sayısını 56’ya tamamlamayı planlıyoruz. Saatte 225 kilometre hıza sahip ‘Milli Elektrikli Hızlı Tren Seti Projesi’nde de tasarım çalışmalarında son aşamaya geldik. Bu yıl prototip üretimin tamamlanmasını planlıyoruz. Milli Banliyö Tren Seti prototip araç üretimi çalışmalarımız da devam ediyor.” dedi.

Uraloğlu, TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğünün, lokomotif, boji, elektrik makineleri, motor, vagon, talaşlı imalatlar ve kimyasal işlemler fabrikalarından oluşan 7 fabrikayla bütünleşmiş dev bir üretim merkezi olduğunu, bugüne kadar 912 adet çeşitli tipte lokomotif, 11 bin 974 çeşitli tipte vagon üretiminin gerçekleştirildiğini belirtti.

“Cari açığın azaltılmasına büyük katkı sağladık”

Bakan Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 22 yılda demir yolu alanında hayata geçirilen projelere değinerek, “Şimdi de 2023 yılında yerli ve milli imkanlarla ürettiğimiz 5 bin kilovatsaat güce sahip ilk elektrikli anahat lokomotifi olan E5000 ile yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. TCDD Taşımacılık AŞ’nin ihtiyaçlarına uygun, 5 megavat gücünde, ‘TSI’ yani Avrupa Birliği Demiryollarında Karşılıklı İşletilebilirlik Sertifikası’na sahip, yük ve yolcu taşımacılığı yapabilecek, saatte 140 kilometre hıza sahip, TÜRASAŞ marka yeni nesil bir elektrikli anahat lokomotifi geliştirdik.” diye konuştu.

Uraloğlu, bu alandaki ilklerin ve enlerin projesi olarak da kabul edilen Eskişehir 5000 projesinin öne çıkan birçok özelliğinin bulunduğuna dikkati çekti.

Her biri 1280 kilovatsaat gücündeki cer motorlarının, bugüne kadar Türkiye’de tasarlanan en yüksek güçlü cer motoru özelliğine sahip olduğunu vurgulayan Uraloğlu, şunları söyledi:

“Cer konvertörlerinin her biri 2,5 megavat gücünde olup bir raylı sistem aracı için ülkemizde tasarlanan en yüksek güçlü yüksek gerilim cer konvertörüdür. Ayrıca anahat lokomotifler için yerli olarak tasarlanmış ilk araç gövdesi, ilk boji ve ilk tren kontrol ve yönetim sistemi bu projemizle hayata geçmiştir. Üstelik Eskişehir 5000 Lokomotif için geliştirilen tüm ana bileşenler ayrı birer ürün olarak ihraç edilebilir kritik teknolojiye sahip ürünlerdir. Bu ürünler, TCDD Taşımacılık bünyesindeki mevcut lokomotiflerde de hem yedek parça hem de modernizasyonları kapsamında kullanılabilecektir.”

Projenin TÜBİTAK, üniversite ve özel sektör kuruluşlarının birlikte çalışması bakımından da iyi bir örnek olduğunu dile getiren Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Lokomotifimizi üretirken 115 yerli tedarikçiyle çalışarak ekonomiye ve cari açığın azaltılmasına büyük katkı sağladık. Proje kapsamında geliştirdiğimiz tüm çıktılar, katma değeri yüksek ve daha önce Türkiye’de tasarımı yapılmamış ürünlerdi. Elde edilen bilgi birikimi ve tecrübeyle ülkemizin ihtiyacı olan raylı taşıtlardaki yerlilik oranını artırdık. Lokomotifimizin yerlilik oranı şu an için yaklaşık yüzde 65 ama seri üretimle bu rakamı yüzde 80’e çıkarmayı planlıyoruz. Buradan gururla belirtmek istiyorum ki artık lokomotif sektöründe kendi teknolojisine sahip sayılı ülkelerden biriyiz. Elde ettiğimiz tecrübe ve bilgi birikimi sayesinde yurt dışına bağımlılığımız kalkmış durumdadır. Hayırlı uğurlu olsun.”

Törende, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, TCDD Taşımacılık AŞ Genel Müdürü Ufuk Yalçın, TÜRASAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Metin Yazar, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ve AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu da katılımcılara hitap etti.

Konuşmaların ardından TÜRASAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Yazar ile TCDD Taşımacılık Genel Müdürü Yalçın, 95 adetlik Elektrikli Anahat Lokomotifi Sözleşmesi’ni imzaladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ulastirma-bakani-uraloglu-eskisehirde-yeni-nesil-elektrikli-lokomotifin-uretimini-duyurdu/feed/ 0
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Tarım Projeleriyle Öne Çıkıyor https://www.haber28.com.tr/balikesir-buyuksehir-belediyesi-tarim-projeleriyle-one-cikiyor/ https://www.haber28.com.tr/balikesir-buyuksehir-belediyesi-tarim-projeleriyle-one-cikiyor/#respond Sat, 27 Apr 2024 04:36:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15909 Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Balıkesir’e 4 yeni sulama tesisi yapacaklarının müjdesini verdi. Bigadiç’e Hayvancılık Eğitim Merkezi kurarak hayvancılıkta kalite ve verimi artıracaklarını kaydeden Yılmaz; ayrıca 6 işleme tesisi kuracaklarını, bununla tarımsal ürünleri sanayi ürününe dönüştürerek katma değeri artıracaklarını söyledi.

Yerel üretici ve kırsala yönelik projeleriyle tüm Türkiye’ye örnek bir kalkınma hamlesine öncülük eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Balıkesirli küçük üreticiyi desteklemeyi ve bölgede tarımsal çeşitliliği artırmayı yeni dönemde de sürdürecek. Kırsal mahalle ziyaretlerinde tarım ve hayvancılıkla ilgili yeni dönem projelerini vatandaşlarla paylayan Başkan Yılmaz, 2019’dan bu yana üreticiyle omuz omuza, toprağın bereketine sahip çıktıklarını söyleyen Yılmaz, Balıkesirli üreticilerin ekmeğini büyütmek ve refahı artırmak için 300 milyondan fazla yatırım yaptıklarını vurguladı. Başkan Yılmaz, “Bu şehrin toprağını güçlendirmek için çiftçimizi zenginleştirmek için bir kez daha geliyoruz” dedi.

4 yeni sulama tesisi

Şehrin tarımsal sulama altyapısını güçlendirdiklerini söyleyen Başkan Yücel Yılmaz, “2019’dan bu yana tarımsal sulama kapasitemizi 7 kat artırarak; şehrimizi tarımsal sulamanın en yoğun yapıldığı 2. il haline getirdik. Yeni dönemde inşa edeceğimiz; Savaştepe – Sarıbeyler Baraj Sulama Tesisi, Bandırma – Yeni Ziraatli Gölet Sulama Tesisi, İvrindi – Yeşilköy Gölet Sulama Tesisi, Havran – Havran Barajı Sulama Tesisi 2. Kısmı ile topraklarımızı suyla buluşturmaya devam edeceğiz. Refahı büyütecek, gıda güvenliğini teminat altına alacak ve kuraklığın olumsuz etkilerini en aza indireceğiz.

Destekler artarak sürecek

Hibe ve teşviklerle üretimi desteklemeyi yeni dönemde de sürdüreceklerini dile getiren Başkan Yücel Yılmaz, tohum temizleme makinesi, süt soğutma tankı, yem ezme makinesi, taşıt kantarı gibi makine ve ekipman destekleri vermeye devam edeceklerini kaydetti. Başkan Yücel Yılmaz ayrıca mera ıslah çalışmaları, toprak analiz hizmetleri, organik tarım teşvikleri, yem bitkileri tohumu destekleme projelerini de yeni dönemde daha fazla yaygınlaştıracaklarını belirtti. Yılmaz, Büyükşehir’in kooperatiflere verdiği desteğin artarak sürdüreceğini söyledi.

Balıkesir’e BAHEM geliyor

Bigadiç’e Balıkesir Hayvancılık Eğitim Merkezi kuracaklarının müjdesini veren Başkan Yılmaz, “Balıkesir’deki tüm çiftçilerimizin faydalanabileceği, eğitim alabileceği bir merkez olacak. Pazarlama, üretim ve yetiştiricilik olmak üzere üç bölge olarak planladığımız merkez ile hayvancılıkta kalite ve üretimi artıracağız. Bilinçli üretim için eğitim faaliyetleri gerçekleştirilerek üretimde verimin artmasını amaçlıyoruz” açıklamasında bulundu.

6 yeni işleme tesisi ile üretilenler sanayi ürününe dönüşecek

Balıkesir’in bereketli topraklarında üretilen her ürüne Büyükşehir olarak sahip çıkacaklarını vurgulayan Başkan Yücel Yılmaz, “Bu şehir için değer üreten herkesin yanında olacağız. Tarım ve hayvancılığa yalnızca desteklemek yetmez. Ürettiklerimizi sanayi ürününe dönüştürmemiz, katma değer üretmemiz gerekiyor ki; çiftçimiz daha çok kazansın. Bunu da kuracağımız ‘işleme tesisleri’ ile başaracağız. Manda sütü işleme tesisi, bal dolum ve paketleme tesisi, fide üretim tesisi başta olmak üzere 6 yeni işleme tesisi kuruyoruz” dedi. – BALIKESİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/balikesir-buyuksehir-belediyesi-tarim-projeleriyle-one-cikiyor/feed/ 0
Murat Kurum: İstanbul’un kibre, ilgisiz bir belediye başkanına ihtiyacı yok https://www.haber28.com.tr/murat-kurum-istanbulun-kibre-ilgisiz-bir-belediye-baskanina-ihtiyaci-yok/ https://www.haber28.com.tr/murat-kurum-istanbulun-kibre-ilgisiz-bir-belediye-baskanina-ihtiyaci-yok/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15862 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “İstanbul’un kibre, ilgisiz bir belediye başkanına ihtiyacı yok. İstanbul’u, İstanbul’un üretimini, sanayisini kendi şahsı, geleceği için basamak olarak görecek bir belediye başkanına da ihtiyacı yok.” dedi.

Kurum, Bahçelievler’deki Cem Vakfı Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Vakıf Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan ile bir araya gelen Kurum’a, ziyaretinin sonunda “Gelin canlar bir olalım.” yazılı çini takdim edildi.

Murat Kurum, daha sonra Türkiye İhracatçılar Meclisine (TİM) ziyarette bulundu.

Türkiye her alanda kendisine yeten bir ülke olacaksa bunun ihracat ve üretimle olacağını vurgulayan Kurum, “Yine gençlerimiz bu ülkede geleceğe güvenle bakacaksa eğer, bunun altyapısını yapacak olan buradaki dostlarımızdır. Şubatta TİM’in 21 milyar dolarla rekor kırdığını gördük. Bu da bizi gerçekten ziyadesiyle mutlu etti. Ülkenin ihracatının, istihdamının artması şehir adına da önemli.” diye konuştu.

İstanbul’un ilçelerinde 70 gündür esnafla bir araya geldiğini anlatan Kurum, “İstanbul’u dinliyoruz. İstanbul’un 5 yıllık süreçte üzüldüğünü, kırıldığını gördük ve vatandaşımızın beklentisiyle karşı karşıyayız. Artık İstanbul gibi bir metropolde İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenecek bir belediye anlayışı bekleniyor. İlçe belediyeleriyle uyum içerisinde çalışacak, İstanbul’a bir vizyon ortaya koyabilecek bir anlayış ve hizmeti vatandaşımız bekliyor ve bunu da her ortamda dile getiriyor.” ifadelerini kullandı.

Kurum, kentin sorun ve beklentilerini bakan ve milletvekili olduğu dönemden iyi bildiğini belirterek şöyle devam etti:

“Ben de İstanbul milletvekili olarak yapmış olduğum görevlerde, İstanbul’un birçok alanında hizmet etme fırsatına eriştim. O dönemde buradaki birçok dostumuzla birlikte çalıştık. Bakanlık yaptığımız süre boyunca bir ayağımız İstanbul’da oldu. İstanbul’un sorunlarını, problemlerini bilen, bu manada hem sanayici tarafıyla hem vatandaşımız hem üretim tarafında birçok alanda şehrin sorunlarına hakim bir kardeşinizim. İstiyorum ki 31 Mart seçimlerinde İstanbul’un geleceği adına çok önemli bir karar alalım. Yani bu mesele benim şahsi meselem değil, ülkemizin meselesi, İstanbul’un meselesi.”

“İstanbul’un kibre, ilgisiz bir belediye başkanına ihtiyacı yok”

İstanbul’da beklenen depremin Türkiye’nin milli güvenliğine, hatta bağımsızlığına yönelik bir tehdide dönüşebileceğine dikkati çeken Kurum, böylesine bir riske karşı da topyekun mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.

Kurum, “İstanbul’un sanayisine, üretimine ilişkin bu kararları da hayata geçirelim istiyorum. İstanbul’un bu istişareye, mütevazı duruşa ihtiyacı var. İstanbul’un kibre, ilgisiz bir belediye başkanına ihtiyacı yok. İstanbul’u, İstanbul’un üretimini, sanayisini kendi şahsı, geleceği için basamak olarak görecek bir belediye başkanına da ihtiyacı yok.” değerlendirmesinde bulundu.

Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin sadece taksi konusuna değil, başka birçok meseleye de ilgisiz kaldığını söyledi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açtığı Kent Lokantaları’na ilişkin de Kurum, “11 tane lokanta açmayı hizmet gören bir anlayış var. İddia ediyorum, ben 2 ayda İstanbul’un 964 mahallesinde açarım. Lokanta nedir?” dedi.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin ev sahipliği yaptığı toplantıda Kurum’a, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır da eşlik etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/murat-kurum-istanbulun-kibre-ilgisiz-bir-belediye-baskanina-ihtiyaci-yok/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Ekonomiye güven göstergeleri yukarı yönlü seyrediyor https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-ekonomiye-guven-gostergeleri-yukari-yonlu-seyrediyor/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-ekonomiye-guven-gostergeleri-yukari-yonlu-seyrediyor/#respond Fri, 26 Apr 2024 08:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15826 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Ekonomiye ilişkin güven göstergeleri yukarı yönlü seyretmeye devam ediyor. Bu başarı; sanayicilerin, yatırımcıların ülkemize güveninin ve yatırım iştahının ne denli yüksek olduğunun, geleceğe ne denli büyük umutla ve heyecanla baktığının en önemli işareti.” dedi.

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Sakarya’da bir fabrikada gerçekleştirilen Ferizli Organize Sanayi Bölgesi (OSB) toplu açılış törenine katılan Kacır, ülkenin dört bir yanında sanayi ve teknoloji ekosistemine yeni tesisler ile altyapılar kazandırmanın gururunu ve heyecanını yaşadıklarını söyledi.

Dünyanın, küresel boyutta birçok krizin ardı ardına yaşandığı zorlu dönemden geçtiğine işaret eden Kacır, “Korumacı politikalarla tedarik zincirleri baştan sona değişirken ticaretin vazedilmiş kuralları adeta yeniden yazılıyor. Bu tabloda Türkiye; son 22 yılda Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde inşa ettiğimiz siyasi istikrar iklimi, rekabetçi ve sürdürülebilir sanayi ve üretim altyapısı, güçlü AR-GE ve inovasyon ekosistemimizle küresel ekonominin parlayan yıldızı olarak öne çıkıyor. Son dönemde üretimde, istihdamda, ihracatta gördüğümüz tablo, bu gerçeğin yansımasıdır.” diye konuştu.

“Üretim altyapılarını yeşil ve dijital dönüşüme uygun hale getirecek projelere imza attık”

Kacır, gayrisafi yurt içi hasılanın 14 çeyrektir kesintisiz büyüyerek Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1 trilyon doların üzerine yükseldiğini aktararak şunları kaydetti:

“İhracatımız, kalkınmamızın lokomotifi imalat sanayinden aldığı güçle 255 milyar doları aştı. 32 milyon kişiyle istihdamda da tarihimizin en yüksek seviyesini yakaladık. Ekonomiye ilişkin güven göstergeleri yukarı yönlü seyretmeye devam ediyor. Bu başarı; sanayicilerin, yatırımcıların ülkemize güveninin ve yatırım iştahının ne denli yüksek olduğunun, geleceğe ne denli büyük umutla ve heyecanla baktığının en önemli işareti.”

Vatan için alın teri döken, taş üstüne taş koyan her ferdin yanında olmaya devam ettiklerini, katma değerli üretimle kalkınan Türkiye’yi birlikte inşa ettiklerini vurgulayan Kacır, sanayicilere altyapısı güçlü ve çevre dostu planlı sanayi alanları sunduklarını ifade etti.

Kacır, son 22 yılda 70 ilde 159 organize sanayi bölgesi projesi (OSB) için 58 milyar lira, 61 ilde 139 modern sanayi sitesi projesi için yaklaşık 25 milyar lira kaynak kullandırdıklarını belirterek bu kaynaklarla müteşebbisler için alt ve üstyapısı tamamlanmış, ulaşım imkanları gelişmiş sanayi alanları oluşturduklarını, emekçilerin hayatlarını kolaylaştıracak tesisleri şehirlere kazandırdıklarını anlattı.

Nitelikli insan kaynağını güçlendirecek, üretim altyapılarını yeşil ve dijital dönüşüme uygun hale getirecek projelere imza attıklarını aktaran Kacır, yıllar içinde gerçekleştirdikleri tüm bu projeler ve mevzuat düzenlemeleriyle OSB’lerin ülkenin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat ekseninde büyümesinin anahtarı haline geldiğini belirtti.

Bakan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnşallah önümüzdeki dönemde kamuoyuyla paylaşacağımız Ulusal Sanayi Alanları Master Planı ile lojistik bağlantıları dikkate alarak kümelenme anlayışına uygun sürdürülebilir, yeni yeşil sanayi alanları oluşturmaya devam edeceğiz. Türkiye’de halihazırda sanayi alanlarının yüzölçümümüzdeki payı yüzde 0,36 düzeyinde. Bunu rakiplerimizle bazı Avrupa ülkeleriyle mukayese ettiğimizde yükseltmek zorunda olduğumuzu görüyoruz. Sanayi alanlarını artırmak için elbette şimdiye kadar olduğu gibi organize sanayi bölgeleri ve endüstri bölgeleri yatırımlarını sürdüreceğiz.”

Bugün yürüttükleri planlı sanayileşme hamlesiyle Anadolu’nun dört bir yanında yeni üretim üsleri kurduklarından bahseden Kacır, Sakarya’nın da bunlardan biri olduğunu kaydetti.

Sakarya’da 2002’de 3 organize sanayi bölgesi varken 1 milyar liranın üzerinde altyapı yatırımıyla kente 6 yeni OSB ve 2 endüstri bölgesi kazandırdıklarını belirten Kacır, “Böylece Sakarya ‘sanayi şehri’ kimliğine kavuştu ve mevcut istihdamı yaklaşık 10 misline çıkardık; 26 binden fazla nitelikli istihdamı organize sanayi bölgelerinde oluşturduk. Sakarya’yı katma değerli ve teknoloji odaklı üretimin merkezi haline getirdik. Sakarya, Türkiye’nin üretimine yaptığı katkıyla yüz akı illerimizden biri. Sakarya’ya her geldiğimizde organize sanayi bölgelerimizde gördüğümüz yeni yatırımlar bizleri gururlandırıyor.” dedi.

Kacır, bugün de toplam 1,2 milyar lirayı aşan yatırımla hayata geçirilen 5 fabrika ve OSB itfaiye merkezinin açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirerek ağaçtan metale, otomotivden zirai ürünlere geniş yelpazede faaliyet yürüten ve yatırım teşvikleriyle hayata geçen bu üretim tesislerinin tam kapasite üretime geçtiklerinde 400 kişiye daha istihdam sağlayacaklarını dile getirdi.

“AR-GE teşviklerimizle yanınızda olmaya devam edeceğiz”

Sanayicilere çağrıda bulunan Bakan Kacır, şöyle devam etti:

“Günümüz ekonomisinin rekabetçi yapısında var olmanın yolu, sadece maliyet avantajı sağlamanın ötesinde güçlü üretim kabiliyetlerinizi yüksek teknoloji odaklı AR-GE ve yenilikçilik yaklaşımlarıyla buluşturmaktan geçiyor. Bu anlayışla yaptığınız yatırımları güçlü AR-GE ve inovasyon altyapısıyla kuvvetlendirmenizi bekliyoruz. Katma değerli üretim yolculuğunuzda her zaman yanındayız. Bunun için Sakarya’mıza 24 AR-GE ve 5 tasarım merkezi kurduk. Sanayicilerimizin katma değerli AR-GE ve yenilik odaklı projelerine 8,7 milyar lira destek olduk. Gerçekleştirdiğiniz bu yatırımlarda, teşviklerimizle nasıl yanınızda olduysak ülkemizin AR-GE ve inovasyon kapasitesini güçlendirecek her adımınızda AR-GE teşviklerimizle yanınızda olmaya devam edeceğiz.”

Savunma sanayisinde paradigma değişimlerini doğru zamanda yakalayarak Türkiye’yi dünyada insansız hava aracı üretiminde liderliğe taşıdıklarında işaret eden Kacır, bu başarı hikayesinin benzerlerini birçok alanda gerçekleştirmelerinin mümkün olduğunu kaydetti.

Bunun için gerekli siyasi iradenin, AR-GE ve üretim kabiliyetinin, nitelikli insan kaynağının bulunduğunu aktaran Kacır, Togg’un bu yaklaşımın sivil alandaki ilk örneği olduğunu söyledi.

Kacır, Türkiye’nin otomotivde kendi milli markasını hem de yeni nesil teknolojilerle yollara çıkarmayı başardığını, küresel rekabet sahnesinde yerlerini aldıklarını, 60 yıl aradan sonra “Devrim” otomobili rüyasını devrin otomobiliyle gerçeğe dönüştürdüklerini anlatarak “Şunun fakındayız, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanında sıçrama yapabilmesi için bir tek Togg yetmez. Önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz etkin sanayi politikalarıyla 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere kadar pek çok alanda büyük bir atılım dönemine adım atmayı hedefliyoruz.”

Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz de son dönemde yatırım akını yaşanan kentin bugün her yönüyle bölgenin parlayan yıldızı haline geldiğini belirterek emeği geçen iş insanlarına ve işçilere teşekkür etti.

Konuşmaların ardından İl Müftüsü Mehmet Aşık’ın dualarıyla kurdele kesilerek toplu açılış gerçekleştirildi.

Törene AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Sakarya milletvekilleri Lütfi Bayraktar, Murat Kaya, Ertuğrul Kocacık, Ferizli Kaymakamı Hasan Balcı, AK Parti İl Başkanı Yunus Tever, Serdivan Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yusuf Alemdar, Ferizli Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu, sanayiciler ve çalışanlar katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-ekonomiye-guven-gostergeleri-yukari-yonlu-seyrediyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: Van’ın hayvancılık potansiyeli artacak https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-vanin-hayvancilik-potansiyeli-artacak/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-vanin-hayvancilik-potansiyeli-artacak/#respond Tue, 23 Apr 2024 04:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15422 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Anaç hayvan sayısını artırmayı amaçlıyoruz. 5 yıllık hayvancılık yol haritasında Van’ın da çok önemli bir pay alacağını düşünüyorum.” dedi.

Van’ın ilçeleri Gürpınar ve Gevaş’taki programlarının ardından Tuşba’ya geçen Yumaklı, Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde düzenlenen “Yem Bitkileri Tohumu ve Sıvat Dağıtım Töreni”ne katıldı.

Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, Van’ın tarımsal üretim açısından önemli bir il olduğunu söyledi.

Kentin küçükbaş hayvancılık ve mera varlığında Türkiye birincisi olduğunu belirten Yumaklı, Van’ın korunga, arpa, yonca ve diğer yem bitkileri ürünlerinde de ilk üç il arasında yer aldığını ifade etti.

Van’da bal üretiminin de çok önemli bir noktada olduğunu vurgulayan Yumaklı, şöyle konuştu:

“Buradaki Araştırma Enstitüsü de Van’a yakışacak bir enstitü. Daha önce olmaması bir eksiklikti. Van ve 5 ilimizi ilgilendirecek, tarımsal ve üreticimizin ihtiyacı olan ürün araştırmalarının enstitüde yapılıyor olmasının mutluğunu yaşıyoruz. Son dönemlerde dünya farklı bir süreçten geçiyor. İklim değişiklikleri var. Sizler de Van’da bunun etkisini zaman zaman görüyorsunuz. Tüm bunlar, aslında gıda arzı güvenliğiyle alakalı. İnsanların temel ihtiyaçlarını temin etme konusunda tüm ülkeleri yeniden düşünmeye sevk etmiş durumda. İşte tüm bunlar Araştırma Enstitülerinin ülkeyi geleceğe hazırlama noktasındaki önemini bir kez daha ortaya koymuş durumda.”

“Anaç hayvan sayısını artırmayı hedefliyoruz”

Van’ın hayvansal üretimde de önemli bir merkez olduğunu ifade eden Yumaklı, halihazırdaki potansiyelin istedikleri düzeyde olmadığını aktardı.

Yumaklı, 5 yıllık hayvancılık yol haritasında belirttikleri gibi kaliteli ve verimli küçükbaş hayvan sayısının artırılması konusunda kararlı olduklarını kaydederek, “Bununla ilgili devletimizin tüm unsurları şu an konsantre olmuş durumda. Verilecek kredilerden desteklere, üretilecek ürünlerden üretim bölgelerine kadar çok önemli bir hazırlığımız var. Çok kısa zamanda resmi yayınlama süreci bitecek ve tüm vatandaşlarımız bundan faydalanmaya başlayacak.” dedi.

Hayvan hastalıklarıyla ilgili konuyu bir kez daha gündeme getirdiğini ifade eden Yumaklı, şunları söyledi:

“Bu bölgede küçükbaşı 10 milyonluk bir sayıyla hedefleyelim. Buradaki en önemli hususlardan biri de hayvan hastalıklarının engellenmesidir. Özellikle aile işletmelerine buzağı, kuzu ve oğlakta koruyucu aşı desteği vereceğiz. Ayrıca küçükbaş hayvanlara koyun, keçi, çiçek aşısı, yeni doğan tüm küçükbaş hayvanlara ise koyun, keçi vebası aşılarını yapacağız. Tüm bunları Bakanlık olarak ücretsiz karşılayacağız. Anaç hayvan sayısını artırmayı amaçlıyoruz. 5 yıllık hayvancılık yol haritasında Van’ın da çok önemli bir pay alacağını düşünüyorum.”

“Hayvan sayısını 10 milyona çıkarma kararlılığındayız”

Yumaklı, 3 milyar liralık yatırım olan Van-Çaldıran Çubuklu Barajı ve Sulama Projesi’nin ihalesini 2023’te yaptıklarını ve inşasını en kısa sürede tamamlayacaklarını belirtti.

AK Parti hükümetlerinin en büyük özelliklerinden birinin de başladığı işi en kısa sürede bitirmek olduğunu dile getiren Yumaklı, şöyle devam etti:

“Barajın açılışını da inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla en kısa sürede yapacağız. Projeyle 50 bin dekar alan sulanacak. Daha verimli, daha kaliteli bir üretim yapılacak. Van merkeze 215 milyon liralık yaklaşık 11 taşkın koruma projemiz var. 2024 yatırım programına alındı. Türkiye’de en çok mera ıslahının yapıldığı il Van’dır. 23 kırsal mahalledeki yetiştiricilerimize 30 ton yonca, 25 ton korunga tohumu,160 ton gübre ve 1250 sıvat dağıtımını gerçekleştirdik. Hayvan sayısını 10 milyona çıkarma kararlılığındayız. Köyümde Yaşamak İçin Bir ‘Sürü’ Nedenim Var Projesi’ne bakanlık olarak gereken desteği vereceğiz.”

Politikalarını “önce millet” düsturuyla yaptıklarını vurgulayan Yumaklı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Potansiyellerimizi, üretimlerimizi marka haline getirmeden, satışını sağlamadan gerekli ilerlemeyi sağlamamız mümkün değil. Dolayısıyla sektörlerimizin ve üretimlerimizin güçlü, kaliteli verimli olması lazım. Coğrafi işaret almış 18 ürün var. Daha çok coğrafi işaret alıp Van’ın mutlaka dünya çapında bir markasının olmasını sağlamamız lazım.”

“İlimiz tarım ve hayvancılık memleketi”

Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı ise kentte tarım ve hayvancılık alanında önemli çalışmaların yapıldığını ifade etti.

Tarım ve hayvancılığa çok önem verdiklerini bildiren Balcı, “İlimiz tarım hayvancılık memleketi. Çok çalışkan çiftçilerimiz var. Tüm zor şartlara rağmen üretim yapmaya çalışıyorlar. İlimizin tüm birimleriyle uyum içinde tarım ve hayvancılığı daha ileriye götürme gayretindeyiz.” dedi.

AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu da bölgenin en önemli istihdam kaynaklarından birinin tarım ve hayvancılık olduğunu belirtti.

Türkmenoğlu, “Tarım ve hayvancılık alanında sessiz devrimler yaptık. Çiftçimiz de gerçek manada hem üretiyor hem de devletine desteğini sürdürüyor. Emek veren, üreten tüm çiftçilerimize teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.

Çiftçilere tohum ve sıvat dağıtımının yapıldığı programa, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Hayvancılık Genel Müdürü Salih Çelik, Tarımsal Araştırma ve Politikalar Genel Müdürü Metin Türker, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan, AK Parti İl Başkanı Emre Güray, AK Parti Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdulahat Arvas ve çiftçiler katıldı.

Törenin ardından Atmaca Mahallesi’ndeki küçükbaş hayvan işletmesini ziyareti ederek besicilerin taleplerini dinleyen Yumaklı, ardından Tuşba ilçesindeki AK Parti Seçim Koordinasyon Merkezi’ne geçerek partililerle buluştu.

Bakan Yumaklı, daha sonra sektör temsilcileriyle bir araya gelerek talep ve önerilerini dinledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-vanin-hayvancilik-potansiyeli-artacak/feed/ 0
Samsun’da Su Ürünleri Yetiştiriciliği Artıyor https://www.haber28.com.tr/samsunda-su-urunleri-yetistiriciligi-artiyor/ https://www.haber28.com.tr/samsunda-su-urunleri-yetistiriciligi-artiyor/#respond Mon, 22 Apr 2024 08:37:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15339 Baraj ve doğal göller bakımından zengin su kaynaklarına sahip Samsun’da su ürünleri yetiştiriciliği yapan firmalarda verim her geçen sene artıyor. 2022 yılında 12 bin 378 ton, 2023 yılında ise 13 bin 971 ton olmak üzere bin 573 ton farkla üretimini artıran Samsun, ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor.

Samsun’da su ürünleri yetiştiriciliği yapan ve yetiştiricilik belgesi almış toplam 36 tesis mevcut. Su ürünleri yetiştiricilik üretiminin önemli bölümünü Derbent Baraj Gölü ve Yakakent açıklarında Karadeniz’de üretim yapan tesisler oluşturuyor. Yine aynı zamanda su ürünleri yetiştiriciliği proje kapasitesi 21 bin 108 ton/yıl olan Samsun’un 15 bin 350 ton/yıl alabalık ve Türk somonu olmakla birlikte 5 bin 688 ton/yıl levrek üretimi imkanı bulunuyor.

Samsun’da faaliyet gösteren Derbent Baraj Gölü’nde 14 adet, Yakakent ilçesinde Karadeniz’de 12 adet su ürünleri yetiştiricilik tesisi mevcut. Diğer tesisleri Havza, Ladik ve Vezirköprü ilçelerinde küçük ölçekli tesisler olarak yer almakta. Samsun’da 2022 yılında 12 bin 378 ton, 2023 yılında ise 13 bin 971 ton su ürünleri yetiştiriciliğinde üretim gerçekleştirildi.

Derbent Baraj Gölü’nde yetiştirilen alabalıkların bir kısmı iç piyasada tüketiliyor. Büyük bir kısmı ise ortalama 500-600 gr ağırlığa ulaşınca Yakakent’te bulunan su ürünleri yetiştiricilik tesislerine canlı olarak naklediliyor ve denizde 1,5-4 kg ağırlığa ulaşıncaya kadar beslenerek büyütülüyor. 1,25 kg ve üzeri büyütülen alabalıklar ‘Türk somonu’ olarak adlandırılarak ihraç ediliyor. 2023 yılında su ürünleri yetiştiricilik tesislerinde toplam 8 bin 771 ton Türk somonu üretimi gerçekleştirildi.

Su ürünlerinde 7. sırada

Samsun su ürünleri yetiştiriciliğinin her geçen yıl artış gösterdiğini belirten İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, “Bilindiği gibi ilimiz 210 km sahil şeridine sahip olmanın yanında baraj ve doğal göller bakımından zengin su kaynaklarına sahiptir. Bu kaynakların çevreye zarar vermeyecek şekilde sürdürülebilir olarak kullanılması başlıca hedefimizdir. Dünya ve ülkemizde balıkçılık verilerine bakılırsa avcılık yolu ile elde edilen su ürünleri üretiminin giderek düşüş kaydettiği görülecektir. Dünya ve buna paralel olarak ülkemiz nüfusunun artması su ürünleri stoklarına uygulanan baskının artmasına sebep olmuştur. Bu nedenle yetiştiricilik yolu ile su ürünleri üretimine ihtiyaç her geçen gün artış göstermiştir. Su ürünlerinin kültür ortamında üretimi stratejik olarak önemlidir. Son yıllarda dünya çapında yaşanan savaş ve ekonomik sıkıntılara rağmen ilimiz su ürünleri yetiştiricilik sektörünün büyümesini kararlıkla sürdürmektedir. Bu büyümeye Tarım ve Orman Bakanlığımızın desteklemeleri büyük katkı sunmuştur. Bakanlığımız 2023 yılında, yaptıkları üretim için ilimiz su ürünleri yetiştiricilik tesislerine toplam 5 bin 298 ton üretim için 6 milyon 646 bin 737 TL net ödeme yapmıştır. Amacımız ilimiz su kaynaklarının mümkün olduğunca kullanılarak Samsun ilimiz ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlamaktır. İlimizde yetiştiricilik ve avcılık yolu ile üretilen su ürünlerimiz yurt dışına pazarlanmakta ve her yıl yaklaşık 45-50 milyon dolar gelir sağlanmaktadır. Son yıllarda çevremizde patlak veren savaşlara ve küresel ekonomide yaşanan sıkıntılara rağmen ilimiz balıkçılık sektörü yoluna kararlılıkla devam etmektedir. Samsun ilimizde 2022 yılı verilerine göre ülke bazında su ürünleri yetiştiriciliği üretimi bakımından 7. sırada yer almıştır. İlimiz su ürünleri yetiştiricilik tesislerinde yaklaşık 150 kişi istihdam edilmekte olup, su ürünleri işleme ve değerlendirme tesisleri ile beraber bu rakam 300 kişi civarına ulaşmaktadır. Su ürünleri yetiştiricilik sektörümüzün büyümesi ve gelişmesi için elimizden gelen her türlü desteği vermeye devam edeceğiz” dedi. – SAMSUN

]]>
https://www.haber28.com.tr/samsunda-su-urunleri-yetistiriciligi-artiyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: Birliğimizin gücümüz olduğunu unutmamalıyız https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-birligimizin-gucumuz-oldugunu-unutmamaliyiz/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-birligimizin-gucumuz-oldugunu-unutmamaliyiz/#respond Mon, 22 Apr 2024 05:36:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15305 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Birliğimizin gücümüz olduğunu, bölündüğümüz zaman yok olacağımızı hiçbir zaman unutmamamız lazım.” dedi.

Van’daki programları kapsamında Gürpınar ilçesine geçen Yumaklı, AK Parti Seçim Koordinasyon Merkezi’nde vatandaşlarla bir araya geldi.

Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğini söyledi.

Türkiye’nin kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına tüm illerde vatandaşlarla bir araya geldiklerini belirten Yumaklı, şunları kaydetti:

“Gürpınar yüz ölçümü olarak Türkiye’nin en büyük ilçesi. Meralarıyla, varlıklarıyla, tarımsal üretim için son derece önemli bir ilçemiz. Geçmişe dönük baktığımda son 21 yılda buraya yaklaşık 3 milyar lira destek verildiğini gördüm. Bunlar yeterli mi? Değil elbette. Bizim daha çok çalışmamız lazım. Bizler ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturuyla hareket ederek tüm vatandaşlarımızı kucaklıyor, refah ve huzurunu daha iyiye götürmek için çalışıyoruz. Bugün de bu umutlarımızı daha ileriye götürmek için Türkiye’de gitmediğimiz, dolaşmadığımız, halini hatırını sormadığımız hiçbir üretici bırakmama niyetindeyiz.”

Yumaklı, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin önemine değinerek, “Birliğimizin gücümüz olduğunu, bölündüğümüz zaman yok olacağımızı hiçbir zaman unutmamamız lazım. O yüzden şu memleket için taş üstüne taş koymaya çalışan, üreten kim varsa başımızın üzerinde.” diye konuştu.

Memleketin üretime ihtiyacının olduğunu vurgulayan Yumaklı, şöyle devam etti:

“Üretim rakamlarımızı artıracağız. Vatandaşımızın, memleketimize gelen turistlerin ihtiyacını göreceğiz ve ihraç edeceğiz. İhracattan elde edilen gelirler de size hizmet olarak geri dönecek. Buradan bir tek kardeşimizin bile göçmesini istemeyiz. Kendi atasının toprağında üretimini yapsın. Gençlerin, kadınların, aile işletmelerinin özellikle hayvancılık desteklerinden nasıl daha fazla faydalandığını hep birlikte göreceğiz. Bir iki hafta içerisinde yayınlanacak. Süreci başladı.”

Milletin gönlünü fethetmeye çalıştıklarını belirten Yumaklı, gelecek seçimler için değil her zaman gelecek nesiller için çalıştıklarını ifade etti.

“Sulama tesislerini bir an önce hizmete sunmak için çalışıyoruz”

Bakan Yumaklı, daha sonra Gevaş ilçesindeki AK Parti Seçim Koordinasyon Merkezi’ne geçerek partililerle buluştu.

Merkezin önünde vatandaşlara hitap eden Yumaklı, ilçede İkizler Göleti’nin yapımının devam ettiğini belirtti.

Tarımsal üretimde sulamanın önemine değinen Yumaklı, “İklim değişikliğinden kaynaklı önümüzdeki günler bizi daha çok zorlayacak. O günlere hazır olma adına Gevaş’ta olduğu gibi muhtelif yerlerde yaptığımız sulama tesislerini hızlandırmak, bir an önce hizmete sunmak için çalışıyoruz. Kuşluk Göleti’nin ihalesi tamamlandı. Yapımına bir an önce başlanması için gerekli talimatları verdik. Dağyöre Göleti ile ilgili planlama çalışmaları devam ediyor. Arkadaşlarımızın Yanıkçay Barajı ile ilgili çalışmaları tamamlandı. Takipçisi olacağız.” diye konuştu.

Bakan Yumaklı’ya, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan, AK Parti Gürpınar Belediye Başkanı Hayrullah Tanış, Gevaş Belediye Başkanı Murat Sezer, AK Parti İl Başkanı Emre Güray, AK Parti Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdulahat Arvas eşlik etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-birligimizin-gucumuz-oldugunu-unutmamaliyiz/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Van’da Hayvancılık Desteklemelerini Açıkladı https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-vanda-hayvancilik-desteklemelerini-acikladi-2/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-vanda-hayvancilik-desteklemelerini-acikladi-2/#respond Mon, 22 Apr 2024 01:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15264 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Van’da bir müjde vermek istediğini belirterek, “Anaç koyun, keçi desteği ve sürü yenileme desteği başta olmak üzere birçok başlıkta toplam 3 milyar 870 milyon liralık hayvancılık destekleme ödemelerini bu cuma günü saat 18.00’den itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız” dedi.

Çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Van’a gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Van Valiliğini ziyaret ederek Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı’dan kentteki çalışmalar hakkında bilgi aldı. Bakan Yumaklı, daha sonra burada yaptığı açıklamada, Türkiye yüzyılını üreticinin yüzyılı yapma vizyonuyla çıktıkları yolda kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm illere ziyaretlerde bulunduklarını belirtti. Tarım ürünleri üretimi açısından önemli illerden biri olan Van’ı ziyaret ettiklerini ifade eden Bakan Yumaklı, “Bu serhat şehrimizde son 21 yılda uyguladığımız politikalarla güçlü bir tarımsal alt yapının oluşmasını sağladık. Yaklaşık 38,4 milyar liralık yatırım ve desteklerle bu alt yapının oluşması sağlanmış oldu. Su ve sulama alanında da 23,5 milyar liralık yatırımla 173 tesis hizmete alındı. Kırsal kalkınma desteklerimiz de devam ediyor. Ağaçlandırma anlamında da 6,6 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olduk. Yaklaşık 1,1 milyon dekar alana sahip 14 ovamızı da koruma altına almış olduk. Van’da üretilen 18 ürün de coğrafi işaret alarak markalaşma yolunda önemli adım attı. Van’ın potansiyelini geliştirmek adına gelecek dönemde de son 21 yılda yapılandan daha planlı, daha verimli, daha ekonomik tarımsal üretim yapılabilmesi adına desteklerimiz devam edecek” diye konuştu.

Hayvancılık destekleme ödemelerinin cuma günü üreticilerin hesaplarına aktarmış olacağını açıklayan Bakan Yumaklı, “Kullanılmayan tarım arazilerinden suya göre tarım, tarımsal üretim planlaması, TÜİK ile başlayan tarım sayımı çalışması dahil olmak üzere ülkemizdeki sektör paydaşlarını etkileyecek bütün unsurları göz önüne alarak bu düzenlemeleri hayata geçirdik. Hayvancılık yol haritasını açıklamıştık. Gençlerin, kadınların ve aile işletmelerinin desteklenmesi, hayvan hastalıklarıyla mücadele, sürü verimliliğini ve kalitesini artırmak adına sürünün değişimi, küçükbaş hayvanlara yapılacak olan aşıların ücretsiz şekilde tamamlanması gibi birçok husus yol haritamızda açıklanmış oldu. Ülkedeki bütün yetiştiricilerin daha verimli, daha kaliteli, daha üretken şekilde üretimlerini yapabilmesi adına hayvancılık desteklerini yeniden revize ettik. Küçükbaş hayvancılığın başkenti olan Van’dan bir müjde vermek istiyorum. Anaç koyun, keçi desteği ve sürü yenileme desteği başta olmak üzere birçok başlıkta toplam 3 milyar 870 milyon liralık hayvancılık destekleme ödemelerini bu cuma günü saat 18.00’den itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız. Tüm üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun. Van özelinde iki müjdemiz daha olacak. Su, tarımsal üretim için son derece önemli. Van-Çaldıran Çubuklu Barajı ve Sulaması Projesi’nin ihalesini 2023 yılının sonunda yapmıştık. Hava şartları müsaade ettiğinde barajın inşasına başlamış olacağız. 50 bin dekar sulama alanına sahip. 11 yerleşim yerindeki verimli tarım arazilerini suyla buluşturmuş daha verimli ve daha kaliteli üretimin temelini atmış olacağız. Van merkez ve ilçelerinde 215 milyon lira maliyetli 11 taşkın koruma projemizi de 2024 yılı yatırım programımıza aldık. Güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer. Cumhurbaşkanı’mızın bu sözü bizim de düstur aldığımız bir husustur. Van’da bu manada güçlü tarımı oluşturmak adına üretim yapan, emek sarf eden bütün paydaşlarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – VAN

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-vanda-hayvancilik-desteklemelerini-acikladi-2/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Van’da hayvancılık desteklemelerini açıkladı https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-vanda-hayvancilik-desteklemelerini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-vanda-hayvancilik-desteklemelerini-acikladi/#respond Mon, 22 Apr 2024 00:48:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15247 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, küçükbaş hayvancılığın başkenti olan Van’dan da bir müjde vermek istediğini belirterek, “Anaç koyun, keçi desteği ve sürü yenileme desteği başta olmak üzere birçok başlıkta toplam 3 milyar 870 milyon liralık hayvancılık destekleme ödemelerini bu cuma günü saat 18.00’den itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız.” dedi.

Ziyaretlerde bulunmak üzere Van’a gelen Yumaklı, Van Valiliğini ziyaret ederek, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı’dan kentteki yatırımlar ve çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Yumaklı, daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye Yüzyılı’nı, üretimin ve üreticinin yüzyılı yapma vizyonuyla çıktıkları yolda kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm illere ziyaretlerde bulunduklarını söyledi.

Bugün tarımsal üretim açısından önemli illerden biri olan Van’ı ziyaret ettiklerini kaydeden Yumaklı, “Bu serhat şehrimizde son 21 yılda uyguladığımız politikalarla güçlü bir tarımsal alt yapının oluşmasını sağladık. Yaklaşık 38,4 milyar liralık yatırım ve desteklerle bu alt yapının oluşması sağlanmış oldu. Su ve sulama alanında da 23,5 milyar liralık yatırımla 173 tesis hizmete alındı. Kırsal kalkınma desteklerimiz de devam ediyor. Ağaçlandırma anlamında da 6,6 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olduk. Yaklaşık 1,1 milyon dekar alana sahip 14 ovamızı da koruma altına almış olduk. Van’da üretilen 18 ürün de coğrafi işaret alarak markalaşma yolunda önemli adım attı.” diye konuştu.

Van’da bitkisel üretimin geçen sürede 7 kat, süt üretiminin yüzde 133, tarımsal hasılanın da son 21 yılda 19 kat arttığını dile getiren Yumaklı, Van’ın potansiyelini geliştirmek adına gelecek dönemde de son 21 yılda yapılandan daha planlı, daha verimli, daha ekonomik tarımsal üretim yapılabilmesi adına desteklerin devam edeceğini vurguladı.

“Hayvancılık destekleme ödemelerini cuma günü üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız”

Son dönemde tarımla, tarımsal üretimle alakalı, sektörün gelişmesi ve sorunlarının çözümüne ilişkin devrim niteliğinde düzenlemelerin yapıldığını anlatan Yumaklı, şöyle devam etti:

“Kullanılmayan tarım arazilerinden suya göre tarım, tarımsal üretim planlaması, TÜİK ile başlayan tarım sayımı çalışması dahil olmak üzere ülkemizdeki sektör paydaşlarını etkileyecek bütün unsurları göz önüne alarak bu düzenlemeleri hayata geçirdik. Hayvancılık yol haritasını açıklamıştık. Gençlerin, kadınların ve aile işletmelerinin desteklenmesi, hayvan hastalıklarıyla mücadele, sürü verimliliğini ve kalitesini artırmak adına sürünün değişimi, küçükbaş hayvanlara yapılacak olan aşıların ücretsiz şekilde tamamlanması gibi birçok husus yol haritamızda açıklanmış oldu.”

Ülkedeki bütün yetiştiricilerin daha verimli, daha kaliteli, daha üretken şekilde üretimlerini yapabilmesi adına hayvancılık desteklerini yeniden revize ettiklerini anımsatan Yumaklı, bu çalışmanın yayınlanma sürecinde olduğunu, bütün üreticilerin uygulamalarını yayınlanacak olan düzenlemeler kapsamında yürütmüş olacaklarını dile getirdi.

Küçükbaş hayvancılığın başkenti olan Van’dan bir müjde vermek istediğini belirten Yumaklı, şunları kaydetti:

“Anaç koyun, keçi desteği ve sürü yenileme desteği başta olmak üzere birçok başlıkta toplam 3 milyar 870 milyon liralık hayvancılık destekleme ödemelerini bu cuma günü saat 18.00’den itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız. Tüm üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun. Van özelinde iki müjdemiz daha olacak. Su, tarımsal üretim için son derece önemli. Van-Çaldıran Çubuklu Barajı ve Sulaması Projesi’nin ihalesini 2023 yılının sonunda yapmıştık. Hava şartları müsaade ettiğinde barajın inşasına başlamış olacağız. 50 bin dekar sulama alanına sahip. 11 yerleşim yerindeki verimli tarım arazilerini suyla buluşturmuş daha verimli ve daha kaliteli üretimin temelini atmış olacağız. Van merkez ve ilçelerinde 215 milyon lira maliyetli 11 taşkın koruma projemizi de 2024 yılı yatırım programımıza aldık. Güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bu sözü bizim de düstur aldığımız bir husustur. Van’da bu manada güçlü tarımı oluşturmak adına üretim yapan, emek sarf eden bütün paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Bakan Yumaklı’ya Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, AK Parti Van Milletvekilleri Kayhan Türkmenoğlu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan, AK Parti İl Başkanı Emre Güray, AK Parti Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdulahat Arvas, MHP İl Başkanı Salih Güngöralp eşlik etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-vanda-hayvancilik-desteklemelerini-acikladi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Organize Sanayi Bölgesi’nde Açılış Törenine Katıldı https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-organize-sanayi-bolgesinde-acilis-torenine-katildi/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-organize-sanayi-bolgesinde-acilis-torenine-katildi/#respond Sun, 21 Apr 2024 01:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15091 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Dayatmalara boyun eğmeden, günlük siyasetin geçici tartışmalarına aldırmadan, ülkemizi siyasi ve ekonomik prangalardan kurtararak tam bağımsız ve müreffeh Türkiye hedefine doğru emin adımlarla ilerliyoruz.” dedi.

Kacır, Çardak Organize Sanayi Bölgesi’nde yapımı tamamlanan 11 fabrikanın açılış törenine katıldı.

Açılışı yapılan fabrikaların yatırım tutarının 5,3 milyar liraya ulaştığını anlatan Kacır, bu yatırımları hayata geçiren sanayicileri canı gönülden kutladığını söyledi.

Kacır, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında kalkınma yolculuğuna güçlü şekilde devam ettiklerini ifade ederek, “Dayatmalara boyun eğmeden, günlük siyasetin geçici tartışmalarına aldırmadan, ülkemizi siyasi ve ekonomik prangalardan kurtararak tam bağımsız ve müreffeh Türkiye hedefine doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Pandemiye, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalara ve bölgemizdeki savaşlara rağmen dayanıklılığını ispatlayan Türkiye ekonomisi 14 çeyreklik sürede kesintisiz büyüme sergiledi. Sanayimizin güçlü üretim performansıyla 2023 yılında ihracatımızı 255,8 milyar dolara taşıdık.” diye konuştu.

Ülkenin dört bir yanında kurdukları organize sanayi bölgeleriyle üretim ve refahın yurt sathına yayılmasını sağladıklarını belirten Kacır, dün Yalova’da, geçen hafta Giresun ve Batman’da fabrikalar açtıklarını ve yeni üretim tesislerinin temellerini attıklarını hatırlattı.

Kacır, 2002 yılında iktidara geldiklerinde Türkiye’de organize sanayi bölgesi sayısının 192 iken bu rakamı 361’e çıkararak organize sanayi bölgesi olmayan il bırakmadıklarını dile getirdi. Kacır, şöyle devam etti:

” OSB’lerimizde çalışan sayısını 415 binden 2,6 milyona çıkardık. Kurduğumuz yeni organize sanayi bölgelerimizle altyapısı ve üstyapısı tamamlanmış, ulaşım imkanları gelişmiş sanayi alanlarını yatırımcılarımızın hizmetine sunuyoruz. Sanayicilerimizi bir araya getirerek yüksek yatırım maliyetlerine girmeden verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir üretim gerçekleştirmelerine imkan tanıyoruz. Planlı sanayileşme hamlemizin meyvelerini de küresel değer zincirlerindeki rolümüzü her geçen gün güçlendirerek alıyoruz. Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya dünyanın dört bir yanına ihracat gerçekleştiren Denizli’nin, elde ettiğimiz bu başarıda rolü ve payı çok büyük. Bizler de şehrimizde üretim altyapısını güçlendirecek, sanayimizi katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek adımları bir bir atmaya devam ediyoruz.”

Denizli’de 2002 yılındaki 3 olan organize sanayi bölgesi sayısını 5’e çıkardıklarını anlatan Kacır, bu bölgelerin altyapı ve üstyapı projelerine son 22 yılda 594 milyon lira kaynak aktardıklarına dikkati çekti.

OSB’lerde 7 bin 500 ilave istihdam oluşturduklarını vurgulayan Kacır, “Şu anda Denizli OSB, Çardak OSB ve Deri İhtisas ve Karma Bölgelerimizde tüm parseller tahsis edilmiş durumda. İnanıyorum ki sanayicilerimiz altyapı çalışmaları devam eden Makine İhtisas OSB ve Çivril OSB’yi de kısa sürede dolduracak. Denizlili sanayicilerimizin girişimcilerimizin yatırım iştahı bizleri umutlandırıyor, gururlandırıyor. Teknik tekstilden tıbbi aromatik bitkilere, otomotivden prefabrik yapı elemanlarına kadar çok geniş bir yelpazede faaliyet yürüten ve yatırım teşviklerimizle hayata geçen bu üretim tesisleri şimdiden 1500 vatandaşımıza ekmek kapısı oldular.” şeklinde konuştu.

Kacır, Denizli’yi gelecek dönemde yeni yatırımlarla buluşturmaya devam edeceklerini ifade ederek, “Küresel rekabetin her geçen gün hızlandığı bir dönemde fark yaratmanın yolu AR-GE’den ve inovasyondan geçiyor. Bizler katma değerli üretim yolculuğunuzda her zaman sizlerin yanındayız. Nitekim bu amaçla Denizli’de 15 AR-GE Merkezi, 12 de tasarım merkezi kurduk. Sanayimizin verimliliğin artırılması ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması adına Denizli Model Fabrika’yı da şehrimize kazandırıyoruz. Model Fabrikamız bünyesinde dijital dönüşüm, sürekli iyileştirme, yalın üretim gibi konularda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunacağız.” dedi.

Bugüne kadar yurdun dört bir yanında kurdukları 8 model fabrikanın sağladığı imkanlardan yararlanan işletmelerden çok olumlu geri dönüşler aldıklarını aktaran Kacır, işletmelerde önemli düzeyde performans artışlarına şahit olduklarını dile getirdi.

Kacır, gerek Bakanlık olarak gerek TUBİTAK ve KOSGEB aracılığıyla, günden güne destekleri ve teşvik mekanizlarını çeşitlendirerek ve zenginleştirerek sanayici ve KOBİ’lerin hizmetine sunmaya devam edeceklerini anlatarak, “Sizler yeter ki çalışmaya ve üretmeye devam edin. Her daim yanınızda olmak, bizler için bir görevdir. Eser ve hizmet siyasetiyle Denizli için ve Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Uluslararası piyasalarda rekabet edebilen, teknolojik gelişmelere ayak uyduran, pazarları yakından takip eden ve girişimci ruha sahip iş insanlarımız, alışkan, azimli ve dinamik gençlerimiz, teknoloji ve AR-GE peşinde koşan araştırmacılarımızla birlikte Denizli’yi Türkiye Yüzyılı’na yaraşır bir şehir haline getireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Açılışa Vali Ömer Faruk Coşkun, AK Parti Denizli milletvekilleri Şahin Tin, Nilgün Ök ve Cahit Özkan, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, AK Parti Denizli İl Başkanı Yücel Güngör, iş adamları ve davetliler katıldı.

Bakan Kacır ve beraberindekiler konuşmaların ardından araç filtresi yapan bir fabrika incelemelerde bulundu

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-organize-sanayi-bolgesinde-acilis-torenine-katildi/feed/ 0
CHP Niğde Milletvekili Gürer: Gıda Fiyatları Vatandaşı Zorluyor https://www.haber28.com.tr/chp-nigde-milletvekili-gurer-gida-fiyatlari-vatandasi-zorluyor/ https://www.haber28.com.tr/chp-nigde-milletvekili-gurer-gida-fiyatlari-vatandasi-zorluyor/#respond Sat, 20 Apr 2024 03:12:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14980 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Gıdada, Ramazan ayı dolayısıyla sabitlendiği söylenen fiyatlar dahi el yakıyor. Vatandaş ihtiyacını sınırlı alabiliyor. Tencere zor kaynıyor. Emekli gün doğarken et kuyruğunda, ekmek içinde belediye ekmek satış noktalarında bir ekmeğe erişim için sırada bekliyor. Çarşı-pazar fiyatları market fiyatlarına yetişiyor” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda fiyatlarıyla ilgili açıklama yaptı. Bu yılın şubat ayı Gıda Fiyat Endeksi’ne göre dünya genelinde bir önceki yıla göre yüzde 10.5’lik bir azalış yaşandığının açıklandığına dikkat çeken Gürer, şeker ve et dışındaki tahıl ürünleri, buğday, pirinç ve mısırın yanı sıra bitkisel ham yağlarda da fiyatların gerilediğini ifade etti.

SON 5 YILDA HAYVANCILIK POLİTİKALARI YANLIŞ UYGULANMASAYDI ÜLKEMİZ DÜNYADAN AYRIŞIRDI”

Şeker, et ve süt ürünlerinde ise Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre bir artış olduğuna değinen Ömer Fethi Gürer, “Son beş yılda uygulanan hayvancılık politikaları yanlış uygulanmasa idi ülkemiz bu bağlamda dünyadan ayrışırdı. Yem ve ahır giderleri artışın yanından buzağı ölümleri, hayvan hastalıkları ve çiğ süt fiyatlar ile ilgili yanlışlar ülkemizi de sorunlu kıldı” diye konuştu.

Gürer, “Brezilya’da olası kuraklığın, Hindistan ve Tayland’a şeker üretimi düşük olma beklentisi dünya farklı ülkelerinde şeker fiyatları olumsuz etkiliyorsa temel gıda ürünlerinde kendi kendine yeten ülke olmanın önemi daha iyi anlaşılmalıdır. Globalleşen dünyada ‘param var gider alırım’ anlayışı ‘ürünü bulursan alırsın’ anlayışına yerini terk etmiştir. Ülkeler kendi kendine yeterlilik için çaba harcarken bazı ülkelerde üretimleri ile gıdadan önemli gelir sağlar konuma ermişlerdir ve bu yolla fayda sağlar boyutta tarımsal ürün ticaretini artırmışlardır” dedi.

“TEMEL GIDADA DOĞRU PLANLAMA ŞART”

Gürer, temel gıda ürünlerinde doğru planlama ile üretimin sağlanması halinde Türkiye’nin dünyadan ayrışacağı gibi gıdada avantajlı konuma da erişebileceğini söyledi. Ülkede 21 gıda ürününde arz açığı bulunduğunu ve bu ürünlerin başlıca gıda ürünü olduğuna işaret eden Gürer, şunları söyledi:

“Örneğin kuru fasulye üretimi 2023 yılında 2002 yılı üretiminin altında oluyorsa ve artan nüfusa göre düşük üretim gerçekleşiyorsa, mevsim etkilerinin rekolteye etkisi de varsa, buna göre bir ekim planlaması sağlanmalıdır. Dünyada tahıl kullanımı 2023/24 yılları için 2 milyar 823 milyon ton olarak öngörülmektedir. Bir önceki üretim yılına göre yüzde bir oranında artış beklenmektedir. 2024 yılı için FAO üretim tahmini buğday için bir önceki yıla göre yüzde 1 artış ile 797 milyon tonu bulabileceği tahmin edilmektedir. Rusya, Çin, Hindistan, İran, Pakistan yanında ülkemizde de 2024 buğday üretim rekoltesinin olumlu seyir izlemesi beklenmektedir. Ülkemiz için bu öngörü DİR kapsamında yurt dışından ürün bulmayı olanaklı kılsa da yerli üretici için artan girdi maliyeti karşında daha düşük taban fiyat verilerek mağdur edilme riskini de yaratmaktadır.”

“RAFTA FİYATLAR BİR ÖNCEKİ YILA GÖRE KATLADI”

Gürer ülkemizde gıda fiyatları bir önceki yıla göre katladığını, bunun da gerçekçi bir desteleme ile planlı bir tarım anlayışından uzaklaşılmasından kaynaklandığını ifade etti. Tarım girdileri gibi gıdada ithalatçı anlayışın gıda fiyatlarının önemli ölçüde artışına vesile olduğuna vurgun yapan Gürer, “Raftaki ürünün ucuz olmasının yolu ithalat değil, kamucu bir anlayışla girdi maliyetlerini düşürüp, çiftçiye tarım kanununda yer alan milli gelirin yüzde birini vermekten geçiyor. Gıdada, Ramazan ayı dolayısıyla sabitlendiğini söylenen fiyatlar dahi el yakıyor. Vatandaş ihtiyacını sınırlı alabiliyor. Tencere zor kaynıyor. Emekli gün doğarken et kuyruğunda, ekmek içinde belediye ekmek satış noktalarında bir ekmeğe erişim için sırada bekliyor. Çarşı-pazar fiyatları market fiyatlarına yetişiyor. Akaryakıttaki fiyat artışı, girdi maliyet artışı ve de aracılık sistemi fiyatların durmasının önünü kesiyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-nigde-milletvekili-gurer-gida-fiyatlari-vatandasi-zorluyor/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: Makine sektöründe 9 bin 400 yatırım teşvik belgesi düzenlendi https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-makine-sektorunde-9-bin-400-yatirim-tesvik-belgesi-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-makine-sektorunde-9-bin-400-yatirim-tesvik-belgesi-duzenlendi/#respond Thu, 18 Apr 2024 03:00:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14765 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Bugüne kadar makine ve makine aksam imalatı ve yatırımları için 9 bin 400’den fazla yatırım teşvik belgesi düzenledik. 491 milyar lira sabit yatırımı teşvik ederek 182 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtık.” dedi.

Bakan Kacır, Yalova Organize Sanayi Bölgesi Toplu Temel Atma ve Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, ülkenin potansiyeline, insan kaynağına güvenen yatırımcıların, kentlerin örnek sanayi altyapısını, yatırım teşviklerini en iyi şekilde değerlendireceklerine, şehirleri üretim ve istihdamın dinamosu yeni fabrikalarla buluşturacaklarına inandığını söyledi.

Türk ekonomisine güvenen, bu ülkenin kalkınmasına katkı sunan herkesi baş tacı etmeye devam edeceklerini anlatan Bakan Kacır, şöyle konuştu:

“Ülkemizin güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısını, ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızın sigortası, kalkınmamızın teminatı olarak görüyoruz. Bu anlayışla siyasi istikrarsızlık, terör ve yanlış sanayi politikaları neticesinde akamete uğramış hikayeler tarihine dönüşmüş sanayileşme tarihimizin seyrini Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde son 22 yılda değiştirdik. Hayal olarak ifade edilen nice eserleri ve projeleri gerçeğe dönüştürdük ve şimdi Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde gerçekleştirdiğimiz Milli Teknoloji Hamlesi ile özgün, yenilikçi ve rekabetçi üretim altyapımızı güçlendiriyoruz.”

Kacır, sanayileşme hamlesinden en üst düzeyde yararlanan sektörlerden birinin de ihracatını 22 yılda 12 kat artırarak 25,2 milyar dolara çıkaran makine sektörü olduğuna işaret etti.

Dünyada sanayileşmenin ve inovasyonun itici unsuru olan makine sektöründe Türkiye’nin üretim yetkinliklerini artırmayı, kritik teknolojileri milli olarak geliştirebilmeyi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmayı bir tercihten öte zorunluluk olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Bakan Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sektörümüzü katma değeri yüksek üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programlarını, bütüncül bir bakış açısıyla uyguluyoruz. Bugüne kadar makine ve makine aksam imalatı ve yatırımları için 9 bin 400’den fazla yatırım teşvik belgesi düzenledik. 491 milyar lira sabit yatırımı teşvik ederek 182 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Sektörümüzün AR-GE ve yenilik kapasitesinin gelişimi için teknoparklarımızda halihazırda faaliyet gösteren 486 teknoloji girişimimize, 170 AR-GE ve 36 tasarım merkezimize bugüne kadar 20,5 milyar lira destek sağladık. Katma değerli üretimi artıracak, cari açığı azaltacak projeleri, AR-GE aşamasından yatırıma kadar desteklediğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında makine sektöründe 18 projeyi destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde girişimcilerimizle el ele AR-GE kapasitemizi güçlendirmeye, ikiz dönüşümü başarıyla uygulayarak sektörümüzün küresel rekabetçiliğini daha üst seviyelere çıkarmaya devam edeceğiz.”

“OSB’si olmayan il bırakmadık”

Makine sektörünün Türkiye’nin üretim odaklı kalkınmasında yeni başarı hikayeleri oluşturmaya devam edeceğini vurgulayan Kacır, “Tabii yalnızca makine sektöründe değil otomotivden mobilyaya, kimyadan beyaz eşyaya tüm sektörlerde yatırımcılarla buluştuğumuzda en çok dile getirilen husus yatırım yeri ihtiyacı. Son 22 yılda bu anlamda büyük bir atılım gerçekleştirdik. Planlı sanayileşme hamlesiyle OSB’lerimizin sayısı 192’den 361’e yükselttik. OSB’si olmayan il bırakmadık.” ifadesini kullandı.

Kacır, Yalova’nın Bursa, Kocaeli ve İstanbul gibi Türk sanayisinin merkezlerine komşu olmasına rağmen OSB’si olmayan iller arasında yer aldığını hatırlatarak, şunları anlattı:

“Son 22 yılda Yalova’mıza çevre hassasiyetini merkeze koyarak 4 yeni OSB kazandırarak şehrimizi sanayi yatırımları için önemli bir merkez haline dönüştürdük. Bugün 4 organize sanayi bölgemiz, 5 bin vatandaşımıza istihdam sağlıyor. 4 OSB’mizde tüm parsellerde üretime geçilmesiyle bu rakam katbekat artacak. Bugün Yalova’mızın yatırım, üretim, istihdam ve ihracat rotasında, şehrimizin kalkınmasında başat rol üstlenen OSB’lerimizden birinde Yalova Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgemizde sizlerle bir aradayız. 5Y olarak adlandırdığımız yenilikçi, yeşil, yüksek teknoloji, yalın ve yerli yaklaşımıyla hareket eden organize sanayi bölgemiz tüm Türkiye’de organize sanayi bölgelerimize örnek teşkil edecek bir model oluşturmayı başardı.

Yeşil ve sürdürülebilir üretim altyapısı sunan organize sanayi bölgemiz, sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını karşılamak üzere elini taşın altına koymayı seçti. OSB’mizin bu doğrultuda yürüttüğü çalışmaların yanındayız. Ekim 2022’de bu kampüs bünyesinde temelini attığımız ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansımızın destekleriyle hayata geçireceğimiz ‘Nitelikli İstihdam Merkezi’yle çalışanlarımızı ihtiyaç duyduğumuz yetkinliklerle donatıyoruz. Aynı zamanda merkezimiz bünyesinde verdiğimiz danışmanlık hizmetleriyle firmalarımızın yalın ve dijital dönüşüm yolculuklarında yanlarında yer alacağız.”

Temeli atılan TSE Test ve Kalibrasyon Merkeziyle de makine, otomotiv, tersane, deniz ve demir yolu ulaşımı başta olmak üzere imalat sanayinin farklı kollarında ihtiyaç duyduğu sertifikasyon, muayene-gözetim ve test hizmetleri kapasitesini büyüteceklerini dile getiren Bakan Kacır, “Sanayicilerimiz için zaman ve maliyet tasarrufu sağlayacağız. Sanayicilerimizin ihtiyaçlarına cevap verecek bu tesisleri en kısa sürede tamamlamayı hedefliyoruz.” dedi.

“Üretimi, ihracatı, istihdamı çok daha ileri düzeylere çıkaracağız”

Kacır, Yalova Makine İhtisas OSB bünyesinde toplam 847 milyon lira yatırımla hayata geçirilen 5 üretim tesisinin ve 3 sosyal donatı projesinin açılışını gerçekleştirdiklerini ifade ederek, şu bilgileri verdi:

“Toplam yatırım tutarı 6 milyar lirayı aşan 20 fabrikanın ve 3 OSB sosyal donatı projesinin temelini atıyoruz. Temelini attığımız Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesiyle şehrimizde kamu, üniversite ve sanayi işbirliğini kuvvetlendirecek önemli bir hamleyi gerçekleştiriyoruz. Mühendislik fakültemizde eğitim gören öğrencilerimiz artık üniversitede öğrendikleri teorik bilgileri bizzat sanayide uygulayarak pekiştirme imkanına sahip olacak. Yine bugün temelini attığımız Kamu Kampüsü’yle de Yalova’da bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımızı tek çatı altında topluyoruz.

Bir anlamda bakanlığımızı sanayicilerimizin ayağına getirerek bürokratik süreçlerle zaman kaybetmemelerini sağlıyoruz. Zamanı altın değerinde kıymetli girişicilerimizin ihtiyaç duydukları bilgiye ve desteğe en hızlı şekilde ulaşmalarını temin edeceğiz. Önümüzdeki dönemde Yalova’nın sanayide ve teknolojide başarı grafiğini daha yukarıya taşıyacak yatırımların önünü açmayı sürdüreceğiz. Sanayicilerimizle girişimcilerimizle yakın işbirliği içerisinde hareket ederek mevcut üretimi, ihracatı, istihdamı çok daha ileri düzeylere çıkaracağız.”

İki projenin daha müjdesini vermek istediğini vurgulayan Kacır, “İnşallah Yalova’nın tüm okullarını TÜBİTAK kitaplıklarıyla hızla donatacağız. Belediye Başkanımız Mustafa Tutuk’un öncülüğünde bizim de desteklerimizle Yalova’yı hızla bir bilim merkezine kavuşturacağız. Bizler Türkiye için çalışan, Türkiye için hayal kuran, Türk ekonomisinin büyümesi, gelişmesi, küresel ölçekte hak ettiği seviyelere ulaşması için taş üstüne taş koyan herkesin destekçisiyiz, yanındayız.” ifadesini kullandı.

İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk’ün duasının ardından temel atma ve açılış için butona basıldı.

Yalova Valisi Hülya Kaya, AK Parti Yalova Milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş ve Meliha Akyol, CHP Milletvekili Tahsin Becan, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı ile Yalova Makine İhtisas OSB Başkanı Direnç Özdemir’in katıldığı programın ardından kentte Bilim ve Sanat Merkezi kurulması ve ildeki okullarda TÜBİTAK kitaplıkları oluşturulması projelerinin protokol imza töreni yapıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-makine-sektorunde-9-bin-400-yatirim-tesvik-belgesi-duzenlendi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Yalova Meyve Suyu Üretim Merkezi’nin Açılışını Gerçekleştirdi https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-yalova-meyve-suyu-uretim-merkezinin-acilisini-gerceklestirdi/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-yalova-meyve-suyu-uretim-merkezinin-acilisini-gerceklestirdi/#respond Thu, 18 Apr 2024 02:36:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14761 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yalova Meyve Suyu Üretim Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi.

Yalova’ya bir dizi programa katılmak için gelen Bakan Kacır, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde Yalova Meyve Suyu Üretim Tesisi’nin açılış törenine katıldı. Kacır, Yalova’nın ilk coğrafi işaretli tarım ürünü Yalova aronyasının üretim hacmini artıracak, aynı zamanda şehrin tarım potansiyelini açığa çıkaracak bu projenin hayırlı olmasını diledi.

Tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’yi inşa ederken yatırım teşvikleriyle sanayiye katkı sağladıklarını anlatan Kacır, “KOBİ’lerimize sağladığımız imkanlarla ve bölgesel kalkınma projelerimizle son 22 yılda Yalova’mızı da ihya ettik. Yalova’ya yaptığımız yatırımlarla, eser ve hizmetlerimizle şehrimizin çehresini değiştirdik. Düzenliğimiz 628 yatırım teşvik belgesiyle şehrimizde 133,3 milyar lira yatırımın ve 48 bin 500’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Yalova’mızın kalkınmasının başat aktörü olarak gördüğümüz KOBİ’lerimize can suyu olmaya devam ediyoruz” dedi.

22 yıl öncesine kadar parmakla sayılabilecek kadar az KOBİ’nin KOSGEB desteklerinden faydalanırken bu sayıyı 452 milyon liranın üzerinde destekle 5 bin 100’ün üzerine çıkardıklarını anlatan Kacır, şöyle konuştu:

“22 yıl önce Yalova’mızda organize sanayi bölgesi yoktu. Biz şehrimize 4 OSB kazandırdık. Organize sanayi bölgelerimizde 5 bin yeni istihdam oluşturduk. Şehrimizi bilimde ve teknolojide daha ileriye taşımak için, TÜBİTAK akademik, bilim insanı ve özel sektör Ar-Ge destek programları kapsamında 73 projeye ve 133 bilim insanına 342 milyon lira destekte bulunduk. Türkiye’nin teknoloji üssü olma yolundaki yürüyüşünde Yalovalı gençlerimizin de yer alması adına Yalova’da Deneyap Teknoloji Atölyesi kurduk. Yalova’mızın yerel tatlarını, lezzetlerini koruyor, dünyaya tanıtıyoruz.”

Yalova aronyası, Çınarcık işi ve Yalova kivisinin coğrafi işaretle tescillendiğini hatırlatan Kacır, “Kalkınma Ajansı mali ve teknik destek programları ve merkezi programlar vasıtasıyla kadın ve genç istihdamını destekliyoruz. Şehrimizin tarımda, katma değerli üretim potansiyelini harekete geçiriyoruz. Yalova’yı her alanda kalkındırmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar kamu kurumlarımızın, mahalli idarelerimizin, üniversitelerimizin, özel sektörümüzün ve sivil toplum kuruluşlarımızın 171 kalkınma projesine 291,3 milyon lira destek verdik. Bugün de yine başta kadınlarımız ve gençlerimizin iş hayatına aktif katılımlarını sağlayacak, şehrimizin tarımsal kalkınmasını destekleyecek ‘Üzümsü Meyvelerle Yalova’da Kır Kent Elele’ projesinin açılışını gerçekleştiriyoruz” dedi.

Bakan Kacır, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın 4,4 milyon lira destek verdiği proje ile Yalova aronyası, kivisi başta olmak üzere üretilen meyvelerin işlenmesi için bir meyve suyu üretim tesisi kurduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Yerel meyve üretiminin sürdürülebilirliğini destekleyecek, bölgesel kalkınmayı hızlandıracak bu tesisi, meyve üreticilerimizin, kooperatiflerimizin hizmetine sunduk. Aynı zamanda şehrimizin meyve üretiminde verimliliği, kaliteyi ve sürdürülebilirliği artırmak için 20 vatandaşımıza eğitim verdik. Biz Yalova’nın üretim, istihdam, büyüme yolculuğunda her daim yanında, yakınında olmaya devam edeceğiz. Şehrimizi son 22 yılda olduğu gibi kalkındırmaya, potansiyelini harekete geçirmeye devam edeceğiz. Yalova, 1999 depreminde en fazla yara alan illerimizden birisidir. Allah, aynı acıları bir daha yaşatmasın inşallah ancak, şehrimiz küllerinden yeniden doğdu, güçlendi, yenilendi. Yalova son 22 yılda, hızla toparlanarak ülkemizin en cazip, en gözde şehirlerinden biri haline geldi. Afetlere dayanıklı, güvenli, güçlendirilmiş şehirler ancak gerçek belediyecilik anlayışı ile kurulur, imar edilir. Biz şimdiye kadar gerçek belediyecilik yaptık, gönül belediyeciliği yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.”

Kacır, Yalova’nın kalkınma hareketini yerelden genele yaymaya devam edeceklerini vurguladı.

Bakan Kacır, daha sonra Vali Hülya Kaya, AK Parti Yalova milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş, Meliha Akyol, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk ve il protokolü ile tesisin açılış kurdelesini kesip tesisi gezdi. – YALOVA

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-yalova-meyve-suyu-uretim-merkezinin-acilisini-gerceklestirdi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yalova’da yeni meyve suyu üretim tesisi açılışına katıldı https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-yalovada-yeni-meyve-suyu-uretim-tesisi-acilisina-katildi/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-yalovada-yeni-meyve-suyu-uretim-tesisi-acilisina-katildi/#respond Thu, 18 Apr 2024 01:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14749 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sıfırdan inşa ettiğimiz araştırma, geliştirme ve inovasyon ekosistemizle, altyapısı güçlü planlı sanayi alanlarımızla, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel üretim üssü haline getirdik.” dedi.

Kentteki programları kapsamında Yalova Belediyesi ve esnaf ziyaretinde bulunan Bakan Kacır, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’ndeki Yalova Meyve Suyu Üretim Tesisi’nin açılış törenine katıldı.

Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, eşsiz doğası, bereketli toprakları ve güzel iklimiyle Türkiye’nin meyve üretiminde öncü şehirlerinden Yalova’nın ilk coğrafi işaretli tarım ürünü Yalova aronyasının üretim hacmini artıracak, aynı zamanda şehrin tarım potansiyelini açığa çıkaracak projenin, Yalova’ya ve ülkeye hayırlı olmasını diledi.

Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşımak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığı ve güçlü liderliğiyle ülkeyi asra bedel demokrasi ve kalkınma hamleleriyle buluşturduklarını aktaran Kacır, “Yurdun dört bir yanını ulaştırmadan sağlığa, turizmden ticarete, teknolojiden savunma sanayine, güvenlikten tarıma kadar her alanda eserlerle, hizmetlerle adeta ilmek ilmek dokuduk. Sıfırdan inşa ettiğimiz araştırma geliştirme ve inovasyon ekosistemizle, altyapısı güçlü planlı sanayi alanlarımızla, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel üretim üssü haline getirdik.” diye konuştu.

Bakan Kacır, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını tahkim edecek hamleleri bir bir hayata geçirerek yerli ve özgün, teknoloji geliştiren, teknoloji üreten Türkiye’yi inşa ettiklerini belirterek “Artık ürettiği askeri insansız hava araçlarıyla terörü vatan toprağından silen, 60 yıl öncesinin devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştüren bir Türkiye var. Makus talihini yenmiş, yeniden yükselişi gerçekleştirmiş, kadim tarihinden aldığı ilhamla geleceğe umutla bakan güçlü ve büyük Türkiye.” ifadelerini kullandı.

“48 bin 500’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık”

“Türkiye Yüzyılı” adını verdikleri Cumhuriyetin ikinci asrının, ülkenin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine yükselişinin, milletin layık olduğu noktaya taşınmasının asrı olacağını belirten Bakan Kacır, konuşmasına şöyle sürdürdü:

“Tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’yi inşa ederken, yatırım teşvikleriyle, sanayi sektörümüze, KOBİ’lerimize sağladığımız imkanlarla ve bölgesel kalkınma projelerimizle son 22 yılda Yalova’mızı da ihya ettik. Yalova’ya yaptığımız yatırımlarla, eser ve hizmetlerimizle şehrin çehresini değiştirdik. Düzenliğimiz 628 teşvik belgesiyle şehrimizde 133 milyar lira tutarındaki yatırımın ve 48 bin 500’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Yalova’mızın kalkınmasının başat aktörü olarak gördüğümüz KOBİ’lerimize can suyu olduk. 22 yıl öncesinde parmakla sayılabilecek kadar az KOBİ’miz, KOSGEB desteklerinden faydalanmışken biz bu sayıyı 452 milyon liranın üzerinde destekle 5 bin 100’ün üzerine çıkardık. 22 yıl önce Yalova’mızda organize sanayi bölgesi (OSB) yoktu. Biz şehrimize 4 OSB kazandırdık. Organize sanayi bölgelerimizde 5 bine yakın yeni istihdam oluşturduk.”

Yalova’yı, bilimde ve teknolojide daha ileriye taşımak için TÜBİTAK akademik, bilim insanı ve özel sektör Ar-Ge destek programları kapsamında 73 projeye ve 133 bilim insanına, 342 milyon lira destek sağladıklarını açıklayan Bakan Kacır, Türkiye’nin teknoloji üssü olma yolundaki yürüyüşünde, Yalovalı gençlerin de yer alması adına Yalova’da Deneyap Teknoloji Atölyesi kurduklarını aktardı.

“171 kalkınma projesine 291 milyon lira destek olduk”

Yalova’nın yerel tatlarını, lezzetlerini koruduklarını, dünyaya tanıttıklarını dile getiren Kacır, şöyle devam etti:

“Yalova aronyası, Çınarcık işi ve Yalova kivisini coğrafi işaretle tescilledik. Kalkınma Ajansı mali ve teknik destek programları kapsamında kadın ve genç istihdamını destekledik. Şehrimizin tarımda, katma değerli üretim potansiyelini harekete geçiriyoruz. Yalova’yı her alanda kalkınma yolculuğunda hızlandırıyoruz. Bugüne kadar kamu kurumlarımızın, mahalli idarelerimizin, üniversitelerimizin, özel sektörümüzün ve sivil toplum kuruluşlarımızın 171 kalkınma projesine 291 milyon lira destek olduk. Bugün de yine başta kadınlarımız ve gençlerimizin iş hayatına aktif katılımlarını sağlayacak, şehrimizin tarımsal kalkınmasını destekleyecek ‘Üzümsü Meyvelerle Yalova’da Kır Kent Elele’ projesinin açılışını gerçekleştiriyoruz. Doğu Marmara Kalkınma Ajansımızın 4,4 milyon lira destek verdiği bu proje ile şehrimizin coğrafi işaretli ürünleri Yalova aronyası ve Yalova kivisi başta olmak üzere üretilen meyvelerin işlenmesi için bir meyve suyu üretim hattı ama aynı zamanda bir kuluçka merkezi kurduk. Yerel meyve üretiminin sürdürülebilirliğini destekleyecek, bölgesel kalkınmayı hızlandıracak bu tesisi, meyve üreticilerinin, kooperatiflerin hizmetine sunduk. Aynı zamanda şehrin meyve üretiminde verimliliğini, kaliteyi ve sürdürülebilirliğini artırmak için 20 vatandaşa eğitim verdik.”

“Yalova’nın büyüme yolculuğunda her daim yanında olmaya devam edeceğiz”

Yalova’nın üretimde, istihdamda, büyüme yolculuğunda her daim yanında ve yakınında olmaya devam edeceklerini belirten Kacır, “Şehrimizi son 22 yılda olduğu gibi kalkındırmaya, potansiyelini harekete geçirmeye devam edeceğiz.” dedi.

Yalova’nın, 1999 depreminde en fazla yara alan illerden birisi olduğunu hatırlatan Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:

“Allah, aynı acıları bir daha yaşatmasın. Şehrimiz küllerinden yeniden doğmasına, güçlenmesine hükümet olarak muazzam katkı sunduk. Yalova son 22 yılda, hızla toparlanarak ülkemizin en cazip, en gözde şehirlerinden biri haline geldi. Afetlere dayanıklı, güvenli, güçlendirilmiş şehirler ancak gerçek belediyecilik anlayışı ile kurulur, imar edilir. Şimdiye kadar gerçek belediyecilik yaptık, gönül belediyeciliği yaptık, bundan sonra da Türkiye’nin dört bir yanında bu anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Çünkü bizim ajandamızda farklı siyasi ikballer, farklı hedefler yok. Bizim ajandamızda sadece millete kesintisiz hizmet etmek, şehirlerimizi geleceğe taşımak, büyük ve güçlü Türkiye hedefini gerçekleştirmek var. Yalova’mız bu anlamda inanıyorum ki, 31 Mart’ta emaneti ehline teslim edecektir. Biz şehirlerimize yatırım yapmaya, potansiyellerini harekete geçirerek kalkınma hareketini yerelden genele taşımaya devam edeceğiz. İnanıyoruz ve biliyoruz ki milletimiz artık ağır bedeller ödeyerek, zorluklara göğüs gererek elde ettiği kazanımlarından ödün vermeyecek. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde müreffeh, daha itibarlı daha güçlü Türkiye için kutlu yürüyüşümüz devam edecek.”

İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk okuduğu duanın ardından Bakan Kacır, Yalova Valisi Hülya Kaya, AK Parti Yalova Milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş ve Meliha Akyol, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı ile birlikte kurdele keserek tesisin açılışını gerçekleştirdi.

Bakan Kacır, açılışın ardından tesisi gezerek yetkililerden bilgi aldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-yalovada-yeni-meyve-suyu-uretim-tesisi-acilisina-katildi/feed/ 0
Kars’ta Tarımsal Üretim Planlaması İstişare Edildi https://www.haber28.com.tr/karsta-tarimsal-uretim-planlamasi-istisare-edildi/ https://www.haber28.com.tr/karsta-tarimsal-uretim-planlamasi-istisare-edildi/#respond Tue, 16 Apr 2024 00:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14469 Kars’ta Tarımsal Üretim Planlamasına İlişkin tüm dinamikler ortak akılla istişare edildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Kars’ta tarımsal üretim planlama toplantısı yapıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan tarımsal üretim planlaması kapsamında Kars ve Ardahan illeri tarımsal üretim planlama toplantısı, Kars İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirildi. Toplantıya, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Emre Gürçay, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Nuri Yılmaz, Strateji Geliştirme Başkanlığı İdari işlerve Koordinasyon Daire Başkanı Barış Orhan, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Entegre İdare Kontrol Daire Başkanı Ahmet Turan Gürkan, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü Tarım Havzaları Daire Başkanı Ergin Toprak, Kars İl Müdürü Enver Aydın, Ardahan İl Müdürü Muhammet Fatih Cineviz, DSİ 24. Bölge Müdürü Serdar Kotan, Strateji Geliştirme Başkanlığı Ziraat Mühendisi Erkan Atilla, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü Resul Gök, Şeker Fabrikası Müdürü Hasan Ergün, Kars Orman İşletme Müdürü

Yüksel Saraç, Sarıkamış Orman İşletme Şefi Mustafa Alptekin Gelegen, Toprak Mahsulleri Ofis Müdürü Ömer Apak Kars İl Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürü Erdoğan Doğan, Kars ve Ardahan İl Müdür Yardımcıları ile İlçe ve Şube Müdürleri katıldı. Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Emre Gürçay ve Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Nuri Yılmaz yaptıkları sunumlarda; Tarımsal üretimin planlanması, gıda güvenliğinin sağlanması, verimliliğin artırılması, çevrenin korunması ve sürdürülebilirliğin sağlanması ülke genelinde tüm paydaşlarımızla istişare içinde üretim odaklı devam edeceklerini belirttiler. Bu çerçevede Bakanlık politikalarımıza bağlı olarak bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretiminde kayıtlılık, kalite, verimlilik, sektöre yatırım ve sürdürülebilirlik olmak üzere beş eksen üzerinde şekillendirilmektedir. Bu amaçla, 5488 ve 5403 sayılı kanunlarda değişiklik yaparak üretim planlaması, sözleşmeli üretim, kayıtlılık ve sürdürülebilirlikle yeni politikalar oluşturulmaktadır. Bölgesel istikrarlı bir büyüme ile tarımsal üretim planlama modeli uygulanarak stratejik ürünlerin en uygun yerde üretilmesi planlandığının önemini vurguladılar.

Kars İl Tarım ve Orman Müdürü Enver Aydın, ilin genel durumu, tarımsal potansiyeli ve planlamaya alınacak projelere ilişkin konuşmalarının ardından ilgili konularda sunum gerçekleştirdi.

Enver Aydın, Kars’ta ağırlıklı olarak mera hayvancılığı yapıldığı düşünüldüğünde, hayvan içme sulukları mera ve yayla yollarının yapılması, yaylada yaşayan göçerlerin altyapı eksikliklerini giderilmesi gerekliliği ile Birim hayvandan ve birim alandan verim artışı hedefinde, suni tohumlama ile hayvan ırkında gelişim sağlanması, meraların ıslahı ile birim mera alanından ot veriminin arttırılması, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığı geliştirme programları, Sulanan alanlarda modern sulama sistemleri ile birim alandaki verimliliğin ve kaba yem üretiminin arttırılması Hayvan refahının artırılması, verimliliğin yükseltilmesi ve çeşitli hayvan hastalıklarının önüne geçilmesi amacıyla modern barınakların inşa edilmesi konularına dikkat çekti

Toplantıda, üretim planlaması çerçevesinde Kars’ta yapılan çalışmalar gözden geçirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerince planlama süreci detaylı olarak anlatıldı. – KARS

]]>
https://www.haber28.com.tr/karsta-tarimsal-uretim-planlamasi-istisare-edildi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sürdürülebilir Üretim ve Yatırım İstiyor https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-surdurulebilir-uretim-ve-yatirim-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-surdurulebilir-uretim-ve-yatirim-istiyor/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:36:39 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14304 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Sürdürülebilir bir üretim istiyoruz. Bu üretimin de verimli yapılmasını istiyoruz, ayrıca üretimin kaliteli ve kayıtlı olmasını istiyoruz. Çünkü ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz. Son olarak sektöre yatırım yapılmasını istiyoruz.” dedi.

Bakan Yumaklı, Silivri Muhtarlar, Çiftçiler ve Kooperatif Buluşmaları’nda yaptığı konuşmada, Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın Silivri’de taş üstüne taş koymak adına ne gerekiyorsa yaptığını söyledi.

İstanbul’un Silivri’nin avantajlarından yeteri kadar faydalanamadığını ifade eden Yumaklı, bu anlamda bakanlık olarak üzerine düşen her ne varsa Silivri Belediyesi ile omuz omuza yapacaklarını belirtti.

Kent tarımı kavramına önemine verdiklerini vurgulayan Yumaklı, İstanbul’un parçası Silivri’nin bu yönüyle öne çıktığını bildirdi. Yumaklı, pazarlara yakınlığıyla Silivri’deki tarım ürünlerinin daha ucuz, daha kaliteli ve yüzde 20 fire vermemiş haliyle tüketicilerle buluşabileceğine dikkati çekti.

Yumaklı, “Silivri önemli avantajlara sahip bir ilçemiz. Bu zamana kadar Silivri’de önemli adımlar atıldı. Şunun sözünü ben sözlerimin başında vermek istiyorum; Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, Silivri’yle ilgili size ne söz veriyorsa, bakanlığımın uhdesinde olan şeylerin aynısı da benim sözümdür.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin hemen hemen her ilinde tarım ve hayvancılık sektörünün temsilcileriyle buluştuklarını, istişareye önem verdiklerini belirten Yumaklı, şunları kaydetti:

“Türkiye’de sürdürülebilir bir tarım üretimi istiyoruz. Sadece söylemekle olmuyor bu işler. Volkan başkanım da söyledi, tarım arazileri imarlı arazilerde değerli olacak. Çünkü bir santimetrekarelik toprak minimum beş yüz yılda oluşuyor. Bunun kıymetini, buna sahip olmayan ülkelerin çırpınışlarından görebilirsiniz. Böyle bir ülkede biz, gerçekten tarım arazilerinin olması gerektiği gibi kullanmamız gerekir, bir santimetrekaresini boş bırakmamamız gerekir.”

Gelecek seçimleri değil, gelecek nesilleri düşündüklerini vurgulayan Yumaklı, iklim değişikliğinden tutun da dünyadaki konjonktür değişikliklerine kadar olmaz denilen ne varsa olduğunu, bütün bu gelişimlerin ve değişimlerin tarımın önemli daha da ortaya çıkardığını anlattı.

“Kırsal Kalkınma Destekleri’ne üreticilerimiz ilgi göstermeli”

İbrahim Yumaklı, tarımın savunma sanayisi kadar önemli olduğunu ve bu anlamda adımlar atılması gerektiğini belirterek, “Silivri’yi bir tarım üssü, Türkiye’nin göz bebeği yapabiliriz. Dediğim gibi en başta ben, bize düşen her ne varsa, Silivri’nin en yakın destekçisi olarak buradayım.” dedi.

İstanbul’a bu kadar yakın, avantajları yüksek olan bir ilçenin çok daha fazla bu işten gelir elde etmesi gerektiğini ifade eden Yumaklı, “İlla böyle devasa yapılar olmadan, göz alabildiğine tarım arazilerinde üretim yapılmasını ben açıkçası tercih ederim. Sürdürülebilir bir üretim istiyoruz. Bu üretimin de verimli yapılmasını istiyoruz, ayrıca üretimin kaliteli ve kayıtlı olmasını istiyoruz. Çünkü ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz. Son olarak sektöre yatırım yapılmasını istiyoruz.” diye konuştu.

2024 yılı Avrupa Birliği (AB) Katkılı Kırsal Kalkınma Destekleri (IPARD) Programı’nın üçüncüsünün yakında açıklanacağını bildiren Yumaklı, şöyle devam etti:

“Burada 786 milyon avroluk bir fon var. Türkiye Cumhuriyeti bunun yarısını karşıladı. Avrupa Birliği’yle birlikte tamamen konusu tarımsal üretimin daha ileriye nasıl götürebilirliğiyle ilgili yapılacak olan yatırımlar. Öncelikle buna üreticilerimizin ilgi göstermesini istirham ediyorum. Özellikle kırsal kalkınma desteklerimizden kadınların ve gençlerin ilave bir pozitif ayrımcılığının olacağını da buradan belirtmek istiyorum. Bu iş, anneler ve babaların yapıp ondan sonrasının kesilmemesi gerekir. Gelecek nesillerin bu sürecin devam etmesi gerekir. Yapanların keyif alması gerekir, para kazanması gerekir. Dolayısıyla, biz bunu gözeterek özellikle kırsal kalkınma desteklerinde ilave pozitif ayrımcılıklarımız var.”

Yumaklı, manda yetiştiriciliğine yönelik özel destekleri olduğunu belirterek, mera ıslahları ve sertifikalı tohumlara yönelik çalışmalarına devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Toplantıya, Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz ve AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Yedek Üyesi Mehmet Umur ile muhtarlar, çiftçiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-surdurulebilir-uretim-ve-yatirim-istiyor/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Giresun’da yeni tesislerin açılışını gerçekleştirdi https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-giresunda-yeni-tesislerin-acilisini-gerceklestirdi/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-giresunda-yeni-tesislerin-acilisini-gerceklestirdi/#respond Sun, 14 Apr 2024 06:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14273 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat rotasında büyümemizi kesintisiz sürdürerek kişi başına düşen milli gelirimizi 13 bin 110 dolara, ülkemizin toplam milli gelirini ilk kez 1 trilyon doların üzerine, 1 trilyon 118 milyar dolara çıkardık.” dedi.

Kacır, Giresun Ticaret Borsası yerleşkesindeki Gıda Test ve Analiz Merkezi’nin (GATAM) açılışında, Avrupa Birliği ile ortak finanse ettikleri GATAM’ı, “Rekabetçi Sektörler Programı” kapsamında desteklediklerini söyledi.

Şehre yakışır modern merkezin ülkeye ve millete hayırlar getirmesini dileyen Kacır, tesisin hayata geçirilmesine katkı sunanlara teşekkür etti.

Bakan Kacır, stratejik önemi her geçen gün artan gıda sanayisinin 26,5 milyar dolar ile Türkiye’nin ihracatında en önemli başlıklardan biri olduğunu vurguladı.

Gıda sektörünün teknoloji ve inovasyon odaklı dönüşümüne öncülük eden 57 AR-GE merkezi ve Türkiye’nin dört bir yanına kurdukları teknoparklar bünyesinde 612 teknoloji girişimini desteklediklerini ifade eden Kacır, “TÜBİTAK akademi, bilim insanı ve özel sektör AR-GE destek programları kapsamında son 22 yılda gıda alanında yürütülen 3 bin 26 projeye ve bu alanda araştırmalarını sürdüren 1548 bilim insanı ve gencimize 11 milyar liradan fazla destek sunduk.” diye konuştu.

Kacır, fındığın Türkiye’nin tarım alanındaki en önemli üretim ve ihracat kalemlerinden olduğunun altını çizerek, dünya fındık üretiminde lider konumda olan Türkiye’nin geçen yıl fındık ihracatının 2 milyar dolara yakın düzeyde gerçekleştiğini anımsattı.

Fındığın üretiminde Türkiye’nin rekabet gücünü korumak ve daha fazla katma değer oluşturmak için yeni altyapılar kurduklarını anlatan Kacır, “2 milyon 700 bin avro bütçe ile hayata geçirdiğimiz Giresun GATAM’da kurulan altyapı sayesinde, aflatoksin gibi ileri seviye tetkikler ve mikrobiyolojik analizlerin yanı sıra bölgede daha önce yapılamayan ağır metal ve pestisit testlerini işletmelerimizin hizmetine sunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kacır, kurulum çalışmaları devam eden fındık kurutmaya yönelik pilot ölçekli mobil fındık kurutma sistemi ile de hasat sezonundaki yağışlardan dolayı fındık üreticilerin ürünlerinin en az düzeyde zarar görmesini sağlayacaklarını kaydetti.

Konuşmaların ardından Kacır ve protokol üyeleri, açılışı yapılan merkezde incelemelerde bulundu.

Yeni tesislerle birlikte Giresun 2. OSB’de istihdam 3 bin 500’e yaklaştı

Bakan Kacır, daha sonra Bulancak ilçesindeki Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) Giresun Teknopark ile 6 fabrikanın açılış, 4 fabrikanın da temel atma törenine katıldı.

Teknopark sayısını 22 yılda 2’den 101’e yükselttiklerini belirten Kacır, yine destekledikleri 1298 AR-GE ve 327 tasarım merkezi ile ülkede yüksek teknolojili üretim kapasitesi inşa ettiklerini vurguladı.

Kacır, kurdukları bu altyapının neticelerini gördüklerini, meyvelerini aldıklarını ifade ederek, “Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat rotasında büyümemizi kesintisiz sürdürerek kişi başına düşen milli gelirimizi 13 bin 110 dolara, ülkemizin toplam milli gelirini ilk kez 1 trilyon doların üzerine, 1 trilyon 118 milyar dolara çıkardık.” dedi.

Girişimcilik ekosisteminin milyar dolar değerlemeyi aşan 7 Türk teknoloji girişimi çıkardığını vurgulayan Kacır, bunların 6’sının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın AR-GE teşvikleriyle başarıya ulaştığına işaret etti.

Giresun 2. OSB bünyesinde orman ürünlerinden savunma, mobilyadan gıda sanayisine farklı sektörlerde faaliyet gösteren 6 üretim tesisinin açılışını gerçekleştirdiklerini, 4 üretim tesisinin de temelini attıklarını belirten Kacır, bu tesislerle birlikte Giresun 2. OSB’de istihdamın 3 bin 500’e yaklaşacağını dile getirdi.

Kacır, 1275 metrekare kiralanabilir alana sahip Giresun Teknopark’ta şehrin katma değerli ve teknoloji odaklı kalkınmasına yeni bir ivme kazandıracaklarını vurgulayarak, Bakanlık olarak şimdilik 46 milyon liraya yakın destekle altyapıyı güçlendirdiklerini ve ortaya çıkardıklarını sözlerine ekledi.

Törene, Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, AK Parti Giresun Milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür, Giresun Belediye Başkanı Aytekin Şenlikoğlu, Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Can, Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük ve diğer ilgililer katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-giresunda-yeni-tesislerin-acilisini-gerceklestirdi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Türkiye’nin SİHA’ları 30’dan fazla ülkenin semalarını koruyor https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyenin-sihalari-30dan-fazla-ulkenin-semalarini-koruyor/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyenin-sihalari-30dan-fazla-ulkenin-semalarini-koruyor/#respond Sat, 13 Apr 2024 04:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14126 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sadece Türkiye’nin değil, 30’dan fazla ülkenin semalarını Türkiye’nin SİHA’ları ve insansız hava araçlarının koruduğunu söyledi.

Kacır, Şebinkarahisar Meydanı’nda düzenlenen mitingde, 22 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tüm Türkiye’yi hizmetlerle donattıklarını ifade etti.

Türkiye’nin çehresinin değiştiğini, bir üretim üssüne dönüştüğünü belirten Kacır, Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısını 192’den 361’e çıkardıklarını aktardı.

Kacır, OSB’lerde çalışanların sayısını 415 binden 2 milyon 600 bine çıkardıklarının altını çizerek, “OSB demek üretim, istihdam, kalkınma demektir. Allah’ın izniyle Cumhurbaşkanımız müjdesini verdi, OSB’miz Şebinkarahisar’a şimdiden hayırlı uğurlu olsun.” dedi.

Eğribel Tüneli’nin geçmişte bir hayal proje olarak görüldüğüne dikkati çeken Kacır, şu değerlendirmede bulundu:

“Ama yurdun dört bir yanında, 81 şehrimizde olduğu gibi burada da Recep Tayyip Erdoğan hayalleri gerçek kıldı. Şimdi artık Giresun yanı başımıza geldi, inşallah yol bağlantılarını tamamlayacağız. Hem Şebinkarahisar-Dereli yolunu hem Şebinkarahisar’ın İstanbul istikametindeki yolunu hızla tamamlayacağız ve burayı ana ulaşım hattının merkezi haline, Karadeniz’in İç Anadolu ile bağlantı noktası haline getireceğiz. Böylelikle inşallah buradaki üretim faaliyetleri daha bereketli, daha katma değerli, daha rekabet gücü yüksek olacak.”

Kacır, Türkiye’nin insansız hava araçlarında dünyada bir numara olduğunu vurgulayarak, “Sadece Türkiye’nin semalarını değil, 30’dan fazla ülkenin semalarını Türkiye’nin SİHA’ları, insansız hava araçları koruyor şimdi. Bayraktar TB2, Bayraktar TB3, ANKA, Aksungur, Akıncı, Kızılelma, Hürkuş, Hürjet, Atak, Gökbey ve nihayetinde KAAN göklerde.” diye konuştu.

Şebinkarahisar’daki tarihi Taşhan’ın restore edildiğini, Arasta Çarşısı’ndaki çalışmaların ise devam ettiğini belirten Kacır, restorasyon sırasının Şebinkarahisar Kalesi’nde olduğunu aktardı.

Gençlik Merkezi projesinin hayata geçirileceğini, cezaevinin ikmal ihalesinin de gelecek ay yapılacağını ifade eden Kacır, AK Parti Şebinkarahisar Belediye Başkan adayı Ömer Şentürk’e destek istedi.

32,1 milyon kişiyle istihdamda tarihin en yüksek seviyesine ulaşıldı

Bakan Kacır, daha sonra DOKAP Bölge Kalkınma İdaresince Şebinkarahisar’da bu yıl uygulanacak projelerin protokol imza törenine katıldı.

Kacır, Şebinkarahisar Halk Eğitimi Merkezi’ndeki törende, ata ocağı Şebinkarahisar’ı gerçekleştirecekleri yeni projelerle daha da büyüteceklerini, ilçenin kalkınmasını ve refahını sürdüreceklerini söyledi.

Kacır, askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, demir-çelik ve çimento üretiminde Avrupa’da lider Türkiye’yi inşa ettiklerini belirtti.

Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasından taviz vermeyen ekonomi modeli ile son 14 çeyrektir büyümenin hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Kacır, küresel tedarik zincirinde ve enerji arzında yaşanan kırılmalara, büyük deprem felaketlerine rağmen ihracatta Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdıklarını kaydetti.

Bakan Kacır, 32,1 milyon kişiyle istihdamda tarihin en yüksek seviyesine ulaştıklarını aktardı.

Ülkenin ekonomik, bilimsel ve teknolojik kazanımlarının kalıcı olmasını sağlayacak ve Cumhuriyetin ikinci asrını Türkiye Yüzyılı yapmayı mümkün kılacak çok önemli bir atılıma daha imza attıklarını vurgulayan Kacır, bunun da Milli Teknoloji Hamlesi olduğunu söyledi.

Bakan Kacır, DOKAP Bölge Kalkınma İdaresi ile Şebinkarahisar’da gerçekleşecek 7 projeye 20 milyon lira destek sağladıklarını ifade etti.

Köylerde gerçekleşecek rehabilitasyon projeleri ile yeni sulama alanları oluşturacaklarına dikkati çeken Kacır, kapama meyve bahçelerinin yaygınlaştırılması ve kabuklu meyve yetiştiriciliğinin geliştirilmesi projeleriyle su tasarrufu sağlamanın yanında tarımsal verimliliği ve çeşitliliği artıracaklarını kaydetti.

Giresun’da yetişen endemik bitkilerin potansiyelinin belirlenmesi, sektöre kazandırılması ve burley tütünü yetiştiriciliğinin geliştirilmesi projesi ile yeni ve modern seralar kuracaklarını ifade eden Kacır, Göçer Yetiştiricilerin Yaşam Standartlarının Yükseltilmesi ve Hayvan Refah Düzeyinin Artırılması Projesi ile hayvancılıkla uğraşanlara römorktan konteynere gerekli ekipman ve malzeme desteği sağlanacağını anlattı.

AK Parti İlçe Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılını yaptıktan sonra esnafı, Kadınlar Dokuyor Kadın Kooperatifi’ni, AK Parti İlçe Başkanlığı’nı, MHP’nin seçim koordinasyon ve iletişim merkezini ziyaret eden Kacır, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla da kadınlara çiçek verdi.

Bakan Kacır, programı kapsamında Şebinkarahisar Meslek Yüksekokulu’nda bir araya geldiği gençlerle sohbet etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyenin-sihalari-30dan-fazla-ulkenin-semalarini-koruyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanlığı Ramazan Öncesi Denetimleri Artırdı https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakanligi-ramazan-oncesi-denetimleri-artirdi/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakanligi-ramazan-oncesi-denetimleri-artirdi/#respond Sat, 13 Apr 2024 01:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14102 Tarım ve Orman Bakanlığı, ramazan öncesi iş yerleri, fırın, zincir marketler başta olmak üzere tüm işletmelerde denetimlerini artırdı.

Bu çerçevede bugün Eyüpsultan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince yapılan denetime İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca da katıldı.

Fırın, cafe, restaurant ve marketler; iş yeri, ürün ve çalışan hijyeni, fiyat, son kullanma tarihi, kızartma yağı başta olmak üzere çok sayıda başlıkta denetlendi. Denetlenen işletmelerde eksikleri tespit eden ekipler gerekli müeyyideleri uygularken, söz konusu işletmelere eksiklerin giderilmesi için süre verildi.

Özellikle taklit ve tağşişe açık tereyağı, bal, et ürünleri, zeytinyağı gibi ürünlerden numune alınarak, analize gönderildi.

-“Denetimlerimiz 7 gün 24 saat esasına göre yapılıyor”

Gazetecilere açıklama yapan İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Karaca, gıda zincirinin tüm aşamalarında tüketici sağlığının korunması ve güvenli gıda arzının sağlanması açısından, ramazanda güvenilir gıdaların tüketime sunulmasının özel bir önem kazandığını söyledi.

Karaca, ramazan öncesinde üretilen un ve unlu mamuller, et ve et mamulleri, süt ve süt ürünleri ile şekerli mamuller üreten işletmelerin resmi kontrollerinde, üretimde kullanılan ham maddelerden başlayarak, üretimin tüm aşamalarının kontrole tabi tutulmasına, depolarda bulunan tüketime hazır ürünlerin etiketlerinin kontrollerine özel önem verdiklerini anlattı.

Ramazan öncesi denetimleri yoğunlaştırdıklarına dikkati çeken Karaca, şunları kaydetti:

“Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı’nın talimatıyla denetimlerimiz 7 gün 24 saat esasına göre yapılıyor. Sürekli gıda denetimlerimizi yapıyoruz ancak ramazan ayı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, yılbaşı öncesi gibi dönemlerde belli alanlarda biraz daha sıkılaştırıyoruz. Bugün de girdiğimiz bir işletmede hijyen yönünden ciddi noksanlıklar var, idari para cezası uygulanacak. Fırın ile ilgili de hijyen sorunu var, orası ile ilgili de gerekli işlemler yapılacak.

Bu sene yapılan denetimlerimiz yoğun şekilde devam ediyor. Et, bal, zeytinyağı gibi ürünler biraz daha taklit ve tağşişe konu olabilen, taklit ve tağşişle daha çok karşılaştığımız ürünler. Zeytinyağı ile ilgili problemlerimiz oldu bu sene. En iyi denetçi tüketicinin kendisi. İşletmelerde, alışveriş yaptıkları yerlerde bir eksiklik gördüklerinde mutlaka bir noksanlık varsa bize iletsinler. Gıda okuryazarlığı çok önemli, aldıkları ürünlerin üstlerine mutlaka baksınlar. Piyasa fiyatının çok altında buldukları üründen şüphelensinler. Bu tür ürünleri de bize ihbar etsinler. İstanbul’da 39 ilçede 730 denetçimizle denetimlerimize devam ediyoruz. Yaklaşık 132 bin işletmemiz var, bu sene ilk 2 ayda 50 bin civarında denetim yaptık.”

42 milyon 201 bin 969 Türk lirası idari para cezası uygulandı

Verilen bilgiye göre, İstanbul ilinde toplam 131 bin 667 gıda işletmesi bulunuyor. 2023 yılında gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzeme üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde toplam 228 bin 595 resmi kontrol gerçekleştirildi.

Yapılan resmi kontrollerde uygunsuzluk tespit edilen 6 bin 716 işletmeye yasal işlem uygulandı, 62 işletme hakkında ise savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Yapılan resmi kontrollerde et ve et ürünleri, süt ürünleri, zeytinyağı vb. taklit ve tağşişe açık ürünler başta olmak üzere toplam 9040 numune alınmış ve olumsuzluk tespit edilen 822 adedi hakkında yasal işlem uygulandı.

İl ve ilçe müdürlükleri gıda kontrol ekiplerince 1 Ocak 2024’ten günümüze kadar 4 bin 938 adet ekmek, pide, unlu mamul, şerbetli tatlı üreten ve satan iş yeri, 747 şekerleme, çikolata, helva üretim ve satış yapan iş yeri, 11 bin 992 manav, pazar, şarküteri, market, kuruyemişçi, toptancı hali, 612 hazır yemek üretimi yapan iş yeri, 20 bin 420 lokanta, restoran gibi toplu tüketim yeri, 1205 kasap başta olmak üzere toplam 46 bin 810 iş yeri resmi kontrole tabi tutuldu.

2024 yılı içerisinde gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzeme üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde gerçekleşen resmi kontrollerde uygunsuzluk tespit edilen 1013 işletmeye toplam 42 milyon 201 bin 969 Türk lirası idari para cezası uygulanırken, 7 işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Toplam 1660 numune alındı ve uygunsuzluk tespit edilen 59 numune hakkında işlem başlatıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakanligi-ramazan-oncesi-denetimleri-artirdi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Şebinkarahisar’da 7 projeye 20 milyon lira destek sağlıyor https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-sebinkarahisarda-7-projeye-20-milyon-lira-destek-sagliyor/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-sebinkarahisarda-7-projeye-20-milyon-lira-destek-sagliyor/#respond Sat, 13 Apr 2024 00:12:43 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14083 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “DOKAP Bölge Kalkınma İdaresi ile Şebinkarahisar’da gerçekleşecek 7 projeye 20 milyon lira destek sağlıyoruz” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bir dizi ziyaret ve yatırım projesinin protokol imza töreni için memleketi Giresun’un Şebinkarahisar ilçesine geldi. Burada esnaf ve vatandaşları ziyaret eden Bakan Kaçır, Kadınlar Kooperatifi tarafından üretilen Tamzara dokuma atölyesini gezdi. Daha sonra Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’na geçen Bakan Kaçır, DOKAP Bölge Kalkınma İdaresi ile bakanlık arasında Kapama Meyve Bahçeleri, Burley Tütünü, Kabuklu Meyve, Göçer Yetiştiricilerin Satandartlarının Gelştirilmesi projelerinin imza törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Kacır, “Baba yurdum, ata ocağım Şebinkarahisar’ı gerçekleştireceğimiz yeni projelerle inşallah daha da büyüteceğiz. İlçemizin kalkınmasını ve refahını sürdüreceğiz. Biz Şebinkarahisar’a sevdalıyız, aşığız. Şebinkarahisar bizim tarihimizdir, soluğumuzdur, nefesimizdir. Bugün de inşallah bu sevdaya yaraşır örnek projelerle Şebinkarahisar’ımızı adeta taçlandıracağız. DOKAP Bölge Kalkınma İdaremiz ile Şebinkarahisar’da gerçekleşecek 7 projeye 20 milyon lira destek sağlıyoruz. Ekecek, Evcili, Hocaoğlu köylerimizde gerçekleşecek rehabilitasyon projelerimiz ile yeni sulama alanları oluşturuyoruz. Kapama Meyve Bahçelerinin Yaygınlaştırılması ve Kabuklu Meyve Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projeleri ile su tasarrufu sağlamanın yanında tarımsal verimliliği ve çeşitliliği artırıyoruz. Giresun’da yetişen endemik bitkilerin potansiyelinin belirlenmesi, sektöre kazandırılması ve burley tütünü yetiştiriciliğinin geliştirilmesi projesi ile yeni ve modern seralar kuruyoruz. Göçer Yetiştiricilerin Yaşam Standartlarının Yükseltilmesi ve Hayvan Refah Düzeyinin Artırılması Projesi ile hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımıza römorktan konteynera gerekli ekipman ve malzeme desteği sağlıyoruz. Şebinkarahisarlı üreticilerimizin, çiftçilerimizin ihtiyaçlarını hızlı bir biçimde karşılayarak ilçemizin üretim potansiyelini desteklemeye devam edeceğiz”dedi.

“Cumhuriyetimizin ikinci asrı Türkiye Yüzyılı olacak”

Son 22 yılda istihdamda, Ar-Ge çalışmalarında, askeri hava aracı üretiminde artış sağlandığına da vurgu yapan Bakan Kacır, “Son 22 yılda OSB’lerde çalışan sayısını 415 binden 2,6 milyona, ihracatımızı 36 milyar dolardan 255,8 milyar dolara, Ar-Ge harcamalarımızı 1,2 milyardan 12 milyar dolara, Ar-Ge personeli sayımızı 29 binden 272 bine çıkardık. Askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, demir-çelik, çimento üretiminde Avrupa’da lider Türkiye’yi inşa ettik. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e çıkararak milyonlarca gencimizi yükseköğretimle buluşturduk. Bazıları tarafından sadece bu ülkenin elitlerine açık olsun istenen bilim yolculuğunun kapılarını milletimizin her bir ferdine açtık. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasından taviz vermeyen ekonomi modelimizle son 14 çeyrektir büyümemize hız kesmeden devam ettik. Küresel tedarik zincirinde ve enerji arzında yaşanan kırılmalara, deprem felaketlerine rağmen 255,8 milyar dolarla ihracatta cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık. Yatırım teşvik sistemimiz ile geçtiğimiz yıl 1,2 trilyon lira yatırım tutarına sahip 15 bin 700’den fazla yatırımın önünü açtık. 32,1 milyon kişiyle istihdamda tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık. Şimdi ülkemizin ekonomik, bilimsel ve teknolojik kazanımlarının kalıcı olmasını sağlayacak ve Cumhuriyetimizin ikinci asrını “Türkiye Yüzyılı” yapmayı mümkün kılacak çok önemli bir atılıma daha imza atıyoruz. O da Milli Teknoloji Hamlesi. 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobili Togg’u üreterek gerçeğe dönüştürdük. Milletimiz için mutluluk ve iftihar kaynağı insanlı ilk uzay bilim misyonumuzu başarıyla gerçekleştirdik” dedi.

Yapılan konuşmaların ardından Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti ile DOKAP Başkanı Hakan Gültekin arasında proje protokolü imzalandı. Bakan Kaçır, buradaki programın ardından ilçede Belediye Başkanlığını, AK Parti ve MHP İlçe Başkanlıklarını ziyaret ederek, gençlerle bir araya geldi. – GİRESUN

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-sebinkarahisarda-7-projeye-20-milyon-lira-destek-sagliyor/feed/ 0
Bahar Alan: Dünya Zeytinyağı Sıralamasında Birincilik Hedefimiz https://www.haber28.com.tr/bahar-alan-dunya-zeytinyagi-siralamasinda-birincilik-hedefimiz/ https://www.haber28.com.tr/bahar-alan-dunya-zeytinyagi-siralamasinda-birincilik-hedefimiz/#respond Fri, 12 Apr 2024 05:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13998 Dünyanın en iyi zeytinyağı üreticileri listesi olan “EVOO Dünya Sıralaması”nda son iki yıldır üst üste 4’üncü sırada yer alan Bahar Alan, bu yılki hedeflerinin birinciliğe yerleşmek olduğunu söyledi.

ODTÜ Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra, 20 yıl kurumsal hayatta çalışan Alan, 2017 yılında zeytinyağı üretimine başladı. Alan, kolunda kötü huylu olduğundan şüphelenilen bir tümörün tespit edilmesinin ardından sağlıklı bir yaşam için harekete geçti ve zeytinyağı ile bu süreçte tanıştı.

Ayvalık’ta zeytin bahçesi alarak işe başlayan Alan, Amerika’ya hem tadım hem de zeytinyağı üretimi üzerine eğitim almaya gitti. Bu alanda çalışan danışmaları Türkiye’ye getiren Alan, üretim sürecinde onların desteğinden de yararlandı.

Nova Vera markasının kurucusu Bahar Alan, AA muhabirine, şu an 1600 dönümlük arazide bulunan toplam 55 bin zeytin ağacından elde edilen ürünler ile üretim yaptıklarını anlattı.

Üretime başladıkları günden bu yana birçok ödül aldıklarını dile getiren Alan, “Her yıl Türkiye’nin en çok ödül alan firması durumdayız. 5 yılda 350’den fazla altın madalya aldık. EVOO Dünya Sıralaması’nda son iki yıldır üst üste dünyanın en iyi 4’üncü zeytinyağı üreticisi konumundayız. Bu seneki hedefimiz, bunu birinciliğe taşımak. Bunun yanı sıra dünyanın en iyi jürilerinin tadım yaptığı yarışmalarda da çeşitli dönemlerde alınan ‘ülkenin en iyisi’, ‘sınıfının en iyisi’ ve ‘dünyanın en iyisi’ gibi ekstra ödüller aldık.” dedi.

İçilebilir kalitede zeytinyağı üretmeye çalıştıklarının da altını çizen Alan, özellikle çocuk zeytinyağı üretiminde Türkiye’nin sayılı firmalarından olduklarını söyledi. Alan “Çocukların beyin ve kemik gelişimleri için zeytinyağı önemli bir unsur. Bu nedenle çocuk zeytinyağını da çıkarttık.” ifadesini kullandı.

Hedef, Türkiye’nin en büyük koleksiyon bahçesini oluşturmak

Türk zeytinyağlarının kalitesinin, yurt dışında çok tanınmadığına işaret eden Alan, “Yurt dışında ‘ucuz zeytinyağı’ olarak biliniyor. Biz yaptığımız üretimle aslında Türkiye’den de çok iyi yağlar çıkabileceğini, farklı çeşitlerin güzel işlenebileceğini dünyaya gösteriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Alan, ülkede birçok farklı zeytin çeşidinin olduğunu, bu bakımdan Türkiye’nin en büyük koleksiyon bahçesini oluşturma hedefinde olduğunu söyledi.

Bahçesine birçok zeytin çeşidini diktiklerini ifade eden Alan, “Tüm yerel zeytin çeşitlerinin bir arada olmasını, bu zeytin çeşitlerinin tek bir bahçe içerisinde hasadını yapmayı istiyoruz. Türkiye’nin yerel zeytin çeşitlerini en iyi işleyen firma olmak gibi bir niyetimiz var.” dedi.

“Küresel ısınma zeytinyağı fiyatını artırıyor”

Alan, son yıllarda zeytinyağında yaşanan fiyat artışlarında küresel ısınmanın büyük bir rolü olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bu sene piyasada işlenmek üzere alınan zeytin maalesef dolar bazında arttı. Bunun sebebi küresel ısınma nedeniyle meydana gelen zamansız yağışlar ve kurak bir yaz geçirilmesi. Bunun sonucunda hasat miktarı düştü. Küresel ısınma devam ettikçe tüm tarım ürünlerinde olduğu gibi zeytin ve zeytinyağında da fiyat artışları ile karşılaşma durumu söz konusu olabilir. Bu nedenle bizlerin, üzerimize düşeni yapmamız lazım. Su kaynaklarını ve doğayı olabildiğince korumak gerekiyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/bahar-alan-dunya-zeytinyagi-siralamasinda-birincilik-hedefimiz/feed/ 0
Gabar’da petrol üretimi artıyor, hedef 40 bin varil https://www.haber28.com.tr/gabarda-petrol-uretimi-artiyor-hedef-40-bin-varil/ https://www.haber28.com.tr/gabarda-petrol-uretimi-artiyor-hedef-40-bin-varil/#respond Wed, 10 Apr 2024 00:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13687 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gabar’da petrol üretiminde artışın devam ettiğini belirterek, “Son gelinen noktada, Gabar’da günlük 37 bin varil petrol üretimini geçmiş durumdayız. Bu ay sonuna kadar 3 yeni kuyu geliyor, dolayısıyla ay sonuna kadar hedefimiz 40 bin varili geçmek.” dedi.

Bayraktar, İstanbul’da düzenlenen 6. Enerji ve İklim Forumu’nda, Sakarya Gaz Sahası’nda günlük 3,5 milyon metreküplük üretim seviyesine ulaşıldığı belirtti.

Söz konusu sahada ilk aşamada üretim hedefinin 10 milyon metreküp olduğunu anımsatan Bayraktar, Karadeniz’de arama faaliyetlerinin hızla devam ettiğini söyledi.

Bayraktar, karadaki petrol arama faaliyetleri kapsamında Gabar’da da üretimin devam ettiğini belirterek, “Son gelinen noktada, Gabar’da günlük 37 bin varil petrol üretimini geçmiş durumdayız. Bu ay sonuna kadar 3 yeni kuyu geliyor, dolayısıyla ay sonuna kadar hedefimiz 40 bin varili geçmek. Ondan sonra nisanda da 9 yeni kuyuyla, bu kuyularda yaklaşık 1000 varil civarında günlük üretim yapılıyor. Yılın ilk yarısını bulmadan 50 binlere ulaşmış olacağız ama hedef 2024 sonuna kadar günlük 100 bin varil.” diye konuştu.

-“Heyelan tehlikesi belli noktalarda halen devam ediyor”

Bakan Bayraktar, Erzincan’daki maden kazası sahasında tüm imkanların kullanıldığını, drone, radar ve dedektörlerle 9 işçinin olabileceği potansiyel alanlara ilişkin aramaların yoğunlaştığını söyledi.

“Heyelan tehlikesi belli noktalarda halen devam ediyor.” diyen Bayraktar, çalışan personelin daha büyük felaketle karşı karşıya kalmaması adına çok dikkatli bir çalışma yürütüldüğünü ve kendilerinin de çalışmaya eşlik ettiğini kaydetti.

Bayraktar, toprak altında kalan madencilerin aileleri ziyaret ettiklerini ve ailelere sahaya götürerek sahada yapılan çalışmaları anlattıklarını dile getirerek, “Devletin bütün kurumlarıyla, valimiz, oradaki kaymakam arkadaşımız bütün herkes o ailelerle birlikte. Onlar da bizden şunu istiyorlar. ‘Devlet bize burada sahip çıksın. Bizi mağdur etmesin ve yanımızda olsun.’ Bizim de açıkçası bunu onlara hissettirdiğimizi düşünüyoruz.” diye konuştu.

Şu anda iki bakan yardımcısının sahada bulunduğunu aktaran Bayraktar, “Yarın tekrar İliç’e gideceğim, çalışmaları yerinde görmek istiyorum.” dedi.

Soruşturma bütün yönleriyle devam ediyor

Kazanın meydana geldiği madenin Türk-yabancı ortaklığında işletildiğini belirten Bayraktar, “Şirket yurt dışındaki tecrübesini de buraya getirerek çok dikkatli davrandığı düşünülen ve bizim de öyle davrandığını varsaydığımız ve değerlendirdiğimiz bir şirket. Fakat demek ki, bir şeyler gözden kaçmış. Şu anda bu konuyla alakalı soruşturma bütün yönleriyle, adli yönden, idari yönden, teknik yönden devam ettiriliyor. 8’i tutuklu olmak üzere tutuksuz yargılananlar da var süreç içinde. Bu sayı farklılaşabilir. Bu konuda sorumluluğu olan kimse nerede olursa olsun bu konuyla alakalı hesabını verecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Bayraktar, yıl içinde maden sahalarının sürekli denetlendiğini ve sayısal olarak bakıldığında denetlenmeyen maden olmadığını ifade etti.

İliç’teki madenin geçen yıl 2 kez denetlediğini belirten Bayraktar, denetim kalitesiyle alakalı iyileştirilmesi gereken alanlar olduğunu söyledi.

Bayraktar, iyileştirilmesi gereken alanların ötesinde söz konusu maden ocağında ticari faaliyet gerçekleştiren şirketin de kendi üzerine düşen işler olduğunu dile getirerek, “Böyle bir kaza olduğu zaman şirketleri hiçbir yerde göremiyorsunuz, görmediniz de. Ben o gece şirketin Amerika’daki yönetim kurulu başkanına ulaştım. Orada genel müdürlerini acilen Türkiye’ye çağırdım. Yani şirketler de böyle kazalarda kenara çekilip sanki onlar hiç yokmuş gibi davranıyorlar.” dedi.

Düzenli olarak 17 noktadan numune alınıyor

Bayraktar, kazadan sonra gerekli tedbirlerin alındığını aktararak, “Orada siyanürlü toprağın herhangi bir yere ilaveten buluşmaması adına gerekli tedbirleri aldık. DSİ’nin koordinasyonuyla 3 haftada 13 metrelik bir baraj yaptık.” dedi.

Şu an Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda ilerleyen iki aşamalı bir planla çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Oradaki kontamine toprağı alıp geçici bir depolama alanına götüreceğiz. Kalıcı depo alanı tespit edildikten ve hazırlandıktan sonra oraya bu kontamine toprak, bulaşık toprak taşınmış olacak. Böylece çevreye zarar vermeden bu konuyu kontrol altına almış olacağız. Düzenli olarak su numunesi 17 ayrı noktadan alınmaya devam ediliyor. Çok şükür hem suda hem de toprakta herhangi bir şekilde çevreyi, insanımızı rahatsız edecek, onların sağlığına zarar verecek herhangi bir şey söz konusu değil.”

Bayraktar, geçmişte yaşanan kazaları da göz önüne alarak maden alanındaki düzenlemeleri daha yalın hale getirmeyi hedeflediklerini ve yeni bir düzenlemeyi meclis gündemine götürmeyi planladıklarını dile getirdi.

Sinop’taki nükleer santral için Rusya ve Güney Kore ile görüşülüyor

Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ilk reaktörünün bu yıl devreye alınması için çalışmaların devam ettiğini belirterek, tüm reaktörlerin 2028’de devreye alınacağını söyledi.

Sinop ve Trakya’da dörder reaktörlü nükleer santrale ihtiyaç olduğunu anlatan Bayraktar, Sinop’ta kurulması planlanan santral için Rusya ve Güney Kore ile görüşüldüğünü ifade etti.

Bayraktar, Trakya için de ağırlıklı olarak Çin ile konuştuklarını ve ciddi bir noktaya geldiklerini dile getirerek, “İnşallah bu sene içinde onun adını koymamız gerekiyor. Onun üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

“İlk etapta 2 milyar metreküp Türkmen gazı Türkiye’ye getirilebilir”

Bakan Bayraktar, Türkiye’de kurulacak gaz merkezine ilişkin de “İlk etapta İstanbul Finans Merkezi’nde Gazprom ile birlikte gaz ticaret platformu üzerinde çalışıyoruz. Platformu kısa sürede devreye alabileceğimizi düşünüyoruz.” dedi.

Trakya’da içinde deponun, hatların birbirine bağlı olduğu bir fiziki çalışmayı da yürüttüklerine işaret eden Bayraktar, bu kapsamda Türkiye’nin Bulgaristan ve Yunanistan ile olan bağlantı kapasitesinin artırılması gerektiğini vurguladı.

Bayraktar, Türkiye ile Türkmenistan arasında geçen hafta doğal gaz alanında yapılan mutabakat zaptına ilişkin de “Bu aşamada şartların özellikle Türkmen tarafında çok olgunlaştığını görüyoruz. Bu konuda her zaman ilgimiz vardı. Onların da bu konuda şu anda isteklerini görmek ve bunu anlaşma yoluyla teyit etmek bizim için önemliydi.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkmen gazının gelmesiyle alakalı üç alternatifin bulunduğunu aktaran Bayraktar, şunları söyledi:

“Bu alternatiflerden biri, Türkmen gazının swap yoluyla İran üzerinden Türkiye’ye gelmesi. Bir diğeri, Türkmen gazının İran ve Azerbaycan üzerinden yine swap yoluyla Türkiye’ye gelmesi ve bir diğeri de esasen daha uzun soluklu, daha sürdürülebilir ve daha büyük kapasiteli olan Türkmen gazının Hazar geçişli bir boru hattıyla Türkiye’ye gelmesi. Bunların hepsi masada, bunların hepsi konuştuğumuz konular. Elbette ki bazıları için çok daha ilave zamana ve farklı şartlarında oluşumuna ihtiyaç var. Özellikle Hazar geçişli bir boru hattı için.”

Bayraktar, ilk etapta 2 milyar metreküpe kadar Türkmen gazını Türkiye’ye getirebileceklerini kaydederek, “(Türkmenistan tarafıyla) Şu anda bu görüşmeleri devam ettiriyoruz. Hatla ilgili herhangi bir problemimiz yok. Azerbaycan tarafı hazır. Onlarla bu konuda mutabakatımız var ama diğer alternatifleri düşünürsek İran tarafıyla da bu konuda mutabakat sağlamamız lazım.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gabarda-petrol-uretimi-artiyor-hedef-40-bin-varil/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Türkiye’de AR-GE ve tasarım merkezi sayısı 1600’ü geçti https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyede-ar-ge-ve-tasarim-merkezi-sayisi-1600u-gecti/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyede-ar-ge-ve-tasarim-merkezi-sayisi-1600u-gecti/#respond Mon, 08 Apr 2024 21:36:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13538 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye’de AK Parti iktidara geldiğinde hiçbir özel sektör firmamızda AR-GE merkezi bulunmuyorken, bugün Türkiye’nin 1600’den fazla AR-GE ve tasarım merkezi var. 2002’de 29 bin olan AR-GE personeli sayımız 272 bine ulaşmış, Türkiye’miz adeta dev bir AR-GE ordusu kurmuş durumdadır.” dedi.

Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde Creavit AR-GE Merkezi açılış töreninde konuşan Kacır, emeğin ve alın terinin şehrine kazandırılan bu altyapının Çanakcılar Şirketler Grubu’na ve millete hayırlı olmasını temenni etti.

Bakan Kacır, 2008 küresel finans krizi ve pandemi sonrasında liberal ekonomiyle ilgili kabul edilmiş, hatta ezberlenmiş söylemlerin bizzat onları koyanlar tarafından terk edildiğini vurgulayarak, barış, huzur ve refah getirmesi beklenen mevcut dünya düzeninin, tam aksine bölgesel çatışmaları tetiklediğini anlattı.

“Türkiye, böyle bir tabloda insanlık için adalet ve merhamet parolasıyla hareket ediyor. Kurulmak istenen tekelci düzene itiraz ederek güçlü sanayi ve teknolojisi, istikrarlı siyasi yapısı, insana ve insanlığa verdiği kıymetle bölgesinde ve dünyada umut ışığı oluyor.” diyen Kacır, bugünlere kolay gelinmediğini dile getirdi.

Türkiye’nin birinci ve ikinci sanayi devrimini ıskaladığını, 70’lerde ağır sanayi altyapısını kurma fırsatını kaçırdığını, 80’lerde ise serbest piyasalarda güçlü endüstriye sahip olamadığı için küresel düzeyde rekabet gücü elde edemediğine değinerek, 90’lı yıllarda da enerjisini ve gücünü siyasi istikrarsızlık ve terörle tükettiğini ifade etti.

Kacır, son 22 yılda bu tabloyu değiştirerek sanayiden enerjiye, ulaştırmadan eğitime, sağlıktan çevre ve şehirciliğe kadar her alanda Türkiye’yi yatırımlarla ilmek ilmek dokuduklarını belirterek, “Bugün Türkiye, askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada lider, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento, demir çelik ve seramik sağlık gereçleri üretiminde Avrupa’da birinci olabilen Türkiye’yi inşa ettik. Savunma sanayiinde ülkemizi liderliğe taşıyan yeni nesil endüstri politikasını sivil alana taşıyarak akıllı milli otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık.” şeklinde konuştu.

“Karadeniz gazının kullanım sürecini 3 yılın altına çekmeyi başardık”

Şimdi “Türkiye Yüzyılı”nda, Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekleştirerek ekonomik ve siyasi bağımsızlığı tahkim etmek üzere her alanda yeni atılımlar gerçekleştirdiklerine işaret eden Kacır, planlı sanayi alanlarıyla, yatırım teşvikleriyle tüm şehirlerde olduğu gibi Zonguldak’ı da yeni yatırımlarla buluşturduklarını kaydetti.

Kacır, son 22 yılda 2,6 milyar lira yatırımla kente yeni organize sanayi bölgesi, 2 sanayi sitesi ve 3 endüstri bölgesi kazandırdıklarını, organize sanayi bölgelerinde istihdamı 9 katına çıkararak 6 binden fazla ilave istihdam oluşturduklarını bildirdi.

Güçlü sanayi altyapısının olmazsa olmazının, enerji arz güvenliğinin sağlanması olduğunun altını çizen Kacır, şöyle devam etti:

“Karadeniz’de yürüttüğümüz yoğun sondaj ve keşif faaliyetleri sonucunda ülkemizin enerji bağımsızlığı yolunda tarihi bir adım olan Karadeniz gazını da devreye aldık. Dünyada keşfedilen gazın işlenip kullanıma sunulması genellikle 6-7 yıl gibi bir zaman alırken, biz bu süreci hızlandırarak 3 yılın altına çekmeyi başardık. İnşallah yeni kuyularla tam kapasiteye ulaştığımızda, ülkemizin yıllık doğalgaz ihtiyacının önemli kısmını Karadeniz’deki doğalgaz sahalarımızdan karşılıyor olacağız.

Projeyle enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmanın yanında Zonguldak ve çevresini önemli lojistik ve üretim merkezine dönüştürüyoruz. Özellikle, güçlü lojistik bağlantılarıyla ulusal ve uluslararası yatırımcılara entegre sanayi altyapısı sunacak Filyos Endüstri Bölgesi’nin tamamlanmasıyla Zonguldak’ımız orta-yüksek ve yüksek teknoloji odaklı yatırımlara ev sahipliği yapacak. Ülkemizin enerji üssü olmanın yanında katma değerli üretimin ve nitelikli istihdamın adresi olacak.”

Bakan Kacır, ülkenin üretim odaklı kalkınma yolculuğunda seramik sektörünün, yüzde 80’in üzerinde yerli girdi oranıyla cari açığı azaltmada stratejik öneme sahip olduğunu anlatarak, “Sağladığımız siyasi istikrar, yatırım teşviklerimiz ve insan kaynağımızla sektörümüz bugün dünyada söz sahibi konuma erişti. Başarı hikayesinde elbette Çanakcılar Şirketler Grubu’nun da katkısı büyük ve kıymetli. 1960 yıllarda bir atölyede başlayan üretim serüveni bugün 129 bin metrekare kapalı alanda 1200’den fazla çalışanıyla estetik, sağlıklı, kaliteli ve doğa dostu ürünler tasarlayan, seramik ve banyo sektöründe birçok ilke imza atan, ülkemizin gurur kaynağı, dünya markası dev bir topluluğa dönüştü.” ifadesini kullandı.

“Ülkemiz kendisine güvenenlere kazandırmaya devam edecek”

Seramik sektörünün uluslararası arenada rekabetçiliğini koruması için AR-GE yatırımları, kalite ve estetik odaklı üretimin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Kacır, bugün açılışını yaptıkları 1000 metrekare alana kurulu merkezin, sektörün katma değer odaklı üretim yolculuğuna yeni soluk katacağını dile getirdi.

Kacır, yeni nesil seramiklerin geliştirilmesi ve seramik atıkların geri dönüşümüne yönelik çalışmalarıyla merkezin, Creavit’in inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı büyümesine öncülük edeceğini belirterek, “Tabii biz bunlarla yetinmiyoruz. Çıtayı yüksek tutmak lazım. Gelecekte kendilerinden birçok patent, faydalı model, endüstriyel tasarım ve uluslararası ödül beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Geçmişteki tecrübelerini göz önüne aldığımızda başarılı olacaklarından şüphe duymuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’nin, insan kaynağı kapasitesiyle büyük potansiyele sahip olduğuna işaret eden Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:

“Asya’dan Avrupa’ya, Orta Doğu’dan Afrika’ya kıtalararası köprü vazifesi gören Türkiye, bölgesinin parlayan yıldızı olarak küresel üretim ve AR-GE üssüne dönüştü. Sadece son 22 yılda Türkiye’de teknoparkların sayısını 2’den 101’e, teknoparklarda faaliyet gösteren, AR-GE ve inovasyon yapan firmalarımızın sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Türkiye’de AK Parti iktidara geldiğinde hiçbir özel sektör firmamızda AR-GE merkezi bulunmuyorken, bugün Türkiye’nin 1600’den fazla AR-GE ve tasarım merkezi var. 2002’de 29 bin olan AR-GE personeli sayımız 272 bine ulaşmış, Türkiye’miz adeta dev bir AR-GE ordusu kurmuş durumdadır. Bir kez daha yatırımcılarımıza seslenmek istiyorum. Türkiye’nin kapısı dünyanın bütün yatırımcılarına açıktır. Yatırım teşviklerimizle, planlı sanayi uygulamalarımızla, girişimci ve yenilikçi yaklaşımla yatırımcıların yanında olmaya devam edeceğiz. Ülkemiz, kendisine inananlara, güvenenlere hep kazandırdı ve kazandırmaya da devam edecek.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiyede-ar-ge-ve-tasarim-merkezi-sayisi-1600u-gecti/feed/ 0
İstanbul Sanayi Odası, İstanbul’un Huzuru İçin Asayiş Çalışmalarını Ele Aldı https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-istanbulun-huzuru-icin-asayis-calismalarini-ele-aldi/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-istanbulun-huzuru-icin-asayis-calismalarini-ele-aldi/#respond Sat, 06 Apr 2024 22:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13278 İstanbul Sanayi Odası (İSO) “İstanbul’un Huzuru” başlığıyla İstanbul’da asayiş çalışmalarının ele alındığı bir toplantı gerçekleştirdi.

İSO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılımıyla yapıldı.

“İstanbul’un Huzuru” başlığıyla İstanbul’da asayiş çalışmalarının ele alındığı toplantının açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul’un tarihinden kültürüne, ekosisteminden çevre ve doğası ile sosyal yaşam alanlarına kadar her şeyiyle gözbebeği gibi korunması gerektiğini belirtti.

Bahçıvan, bunun da tek bir yolu olduğunu vurgulayarak, İstanbul’un “Güvenli Kent” imajının daha da güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi gerektiğini kaydetti.

İstanbul’da yaşayan her bir bireyde, suç, kabahat ve saldırılardan arındırılmış emin ve güvenli bir kentte yaşadığı hissinin yaratabilmesine dikkati çeken Bahçıvan, “Bunun için de İstanbul’un huzur ve asayişini her şeyin üzerinde tutmalıyız. Çünkü bir kentte asayiş ve huzur aynı zamanda o kentin ekonomik dinamizmi açısında da son derece hayatidir. Güvenli bir ortam, bireylerin yaşam kalitesini artırır. Ekonomik faaliyetleri teşvik eder. Toplumsal dayanışmayı güçlendirir. Bir kentte ancak huzur ve asayiş ile birlikte insanlar kendini daha güvende ve özgür hisseder. Bu aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma açısından da kritik önemdedir.” ifadelerini kullandı.

“İstanbul 131 ülkeyi geride bıraktı”

Erdal Bahçıvan, bir kentin huzurunu sadece asayiş ile irtibatlandırmanın doğru bir yaklaşım olmayacağına vurgu yaparak, çevre, barınma, eğitim, istihdam, trafik ve deprem güvenliği başta olmak üzere pek çok faktörün şehir yaşamındaki huzura etki ettiğini aktardı.

Bahçıvan, “İstanbul dünya metropolleri içinde tüm sorunlarına rağmen güvenli metropollerin başında geliyor. İstanbul ve diğer metropollerin suç karşılaştırması yapıldığında, İstanbul’un 131 ülkeyi geride bırakan 15,5 milyonu aşan nüfusuna rağmen düşük suç oranı ve güvenli bir şehir olduğu ortaya çıkıyor. Bu başarıda başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere valiliğimiz ve emniyet güçlerimizin özverili çalışmaları en önemli role sahip.” değerlendirmelerinde bulundu.

Avrupa’nın en kalabalık şehri olan İstanbul’un huzurunun ve yaşam kalitesinin daha da yükseltilmesi için elbirliğiyle daha duyarlı, daha fazla sonuç odaklı gayretler sergilenmesi gerektiğinin altını çizen Bahçıvan, şunları kaydetti:

“Son yapılan bir araştırmaya göre; 39 kriter içinde, 5 kıtada, 450 kenti kapsayan Yaşam Kalitesi sıralamasında İstanbul 137’nci sırada bulunuyor. Bu konularda İstanbul’un daha fazla kaybedecek zamanının olmadığı da dikkatlerden kaçmamalıdır. İstanbul’un huzuru konusuna, sanayinin ve sanayicinin penceresinden bakarak değinirsek; sanayi, sadece ülke kalkınmasında değil, sağlıklı bir kent kalkınması ve huzuru konusunda da önemli bir role sahip. Sanayi bu açıdan gerçekten önemli. Öyle ki, yaşam kalitesi yüksek, huzur ve refah içinde yaşayan toplumlar, sanayileşmeyi başarmış toplumlardır.”

“İstanbul’umuz yıldızı sönmeyecek bir şehirdir”

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul’un, Avrupa, Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı içine alan bir daire içerisinde üretim ve ticaret bağlamında, ülkenin en temel giriş ve çıkış kapısına sahip olduğunu anımsatarak, bugüne kadar nitelikli işgücü oranının yüksek olması, altyapı olanakları, global lojistik ve pazar imkanlarının Türkiye içinde sanayi yatırımları açısından İstanbul’u önemli ve çekici kıldığını belirtti.

Bahçıvan, “Önemle vurgulamak isterim ki, TÜİK’in açıkladığı son nüfus verileri İstanbul açısından da çok dikkatli değerlendirilmeli. ‘Üretim varsa huzur vardır.’ İstanbul’un nüfus dengeleri, özellikle nitelikli iş gücüyle ilgili konular üzerinde önemle durulmalıdır. İstanbul’umuz yıldızı sönmeyecek bir şehirdir. Değerli bir emanet olarak gördüğümüz İstanbul’a hep birlikte en iyi şekilde sahip çıkmak hepimizin görevi.” değerlendirmesinde bulundu.

“Huzur varsa, üretim olur.” ifadesini kullanan Bahçıvan, üretimi ve huzuru birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını anlattı.

Bahçıvan, “İstanbul’da huzurun korunması, birçok paydaşın bir araya gelerek işbirliği yapmasını gerektiren bütünsel bir süreçtir. Biz sanayicilerin asli görevi üretim olmakla birlikte huzur için de üzerimize düşen görev ve sorumluluğu nasıl bugüne kadar aldıysak bundan sonra da almaya devam edeceğiz. Kamu ve sivil toplumun samimiyete dayalı diyalog ve daha fazla işbirliğiyle İstanbul’un huzuru konusunda daha iyi noktalara geleceğimize yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

“Yeni kuşaklarımız maalesef mesleksiz yetişiyor”

Bahçıvan, İstanbul’un, hem nüfus, hem eğitim, hem göç, hem de bütün bunların istihdamla buluşması bağlamında tam bir laboratuvar imkanı sunduğuna dikkati çekerek, başta sanayi üretimi olmak üzere İstanbul’un, ülke ekonomisinin şah damarı durumunda olduğunun altını çizdi.

Bahçıvan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“TÜİK’in geçen hafta açıkladığı verilere göre; Türkiye 2023 GSYH’sinin yüzde 30,4’ünü İstanbul üretmiş görünüyor. İstanbul ekonomisi, IMF veri tabanına göre 191 ülkenin 144’ünden daha büyük. İstanbul sanayisinin de Türkiye GSYH içindeki payı yüzde 23,9. Türkiye’nin 2022’deki 254,2 milyar dolarlık ihracatının neredeyse yarısını, yani 124,7 milyar dolarlık kısmını İstanbul yaptı. Toplam 31 milyona yaklaşan Türkiye istihdamının da yüzde 20’sini İstanbul’un yarattığını görüyoruz.

2023’te hazinemiz toplam 4,5 trilyon lira vergi toplarken bunun 2,1 trilyon lirasını yani verginin yüzde 47,5’ini İstanbul ödemiş. Böylesine büyük bir ekosistemde ne yazık ki potansiyel istihdam imkanları ile iş gücünü doğru frekanslarda buluşturabildiğimiz söylenemez. Her şeyden önce yeni kuşaklarımız maalesef mesleksiz yetişiyor. Oysa bir toplumun gelişebilmesinin en önemli yolunun üretimden geçtiğini ve üretimin de ancak meslek sahibi bir nüfus ile mümkün olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-istanbulun-huzuru-icin-asayis-calismalarini-ele-aldi/feed/ 0
Türk Çimento Sektörü 2023 Yılında Üretimini Artırdı https://www.haber28.com.tr/turk-cimento-sektoru-2023-yilinda-uretimini-artirdi/ https://www.haber28.com.tr/turk-cimento-sektoru-2023-yilinda-uretimini-artirdi/#respond Sat, 06 Apr 2024 06:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13231 Türk çimento sektörünün 2023 yılında üretiminin yüzde 10,5 artışla 81,5 milyon tona ulaştığını açıklayan TÜRKÇİMENTO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, “Türk çimento sektörü olarak Türkiye’nin ihtiyacı olan yatırımların hayata geçmesini sağlayacak üretim kapasitesine fazlasıyla sahibiz. Türkiye’nin 2023 yılında ton ve değer bazında tekrardan Dünya ikincisi olduğunu söyleyebiliriz. 100’ün üzerinde ülkeye gerçekleştirilen ihracatta en önemli pazarımız ABD oldu. 2023 yılında toplam ciro ise iç satışlardaki ve dolar kurundaki artışla yaklaşık 4,7 milyar dolar olarak gerçekleşti” dedi.

Türkiye Çimento Sanayicileri Birliği (TÜRKÇİMENTO), dünyanın beşinci, Avrupa’nın lider üreticisi olan Türkiye çimento sektörünün, Cumhuriyetin 100’üncü yıl dönümü olan 2023 yılına ilişkin faaliyet sonuçlarını ve 2024 yılına yönelik hedeflerini, paylaştı. Toplantıya, TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve ÇEİS Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu ve Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleşti.

TÜRKÇİMENTO’nun düzenlediği toplantıda konuşan TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, “Çimento, hepimiz için stratejik bir ürün. Dünyada sudan sonra en çok tüketilen emtia olan beton sayesinde sağlam geleceğin temellerini atıyoruz. 2023 yılında ülkemizi derinden yaralayan 6 Şubat’taki deprem felaketlerinde de çimentonun ticari bir konu olmaktan ziyade, can güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olduğu bir kez daha anlaşıldı. Türk çimento sektörü olarak Türkiye’nin ihtiyacı olan yatırımların hayata geçmesini sağlayacak üretim kapasitesine fazlasıyla sahip olduğumuzun bir kez daha altını çizmek isterim” dedi.

“2024 yılında, geçen yılki iç satış rakamlarının üzerinde ilave bir artışın yaşanmayacağını öngörüyoruz”

Yaşanan 6 Şubat deprem felaketinin tekrar yaşanmaması adına her zaman uluslararası standartlara uygun ve her daim denetlenebilir çimento üretimini birinci öncelik olarak gördüklerini ve görmeye devam ettiklerini belirten Yücelik, “2023 yılı son çeyreğinde yüzde 10,8 büyüyen inşaat sektörü, yılı yüzde 7,8 büyüme ile tamamladı. İnşaat sektöründeki bu yükseliş, inşaat endüstrisinin en önemli paydaşlarından biri olan çimento sektörünün geleceği için umut verici oldu. 2023 yılında yaşadığımız deprem felaketlerinin ardından bilindiği üzere kentsel dönüşüm projeleri başta olmak üzere, deprem bölgesinin yeniden inşa edilme planı devreye girdi. 2024 yılında, geçen yılki iç satış rakamlarının üzerinde ilave bir artışın yaşanmayacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla iç satışların 2023 yılına benzer rakamlarda seyretmesini ve bu yılın daha durağan geçmesini bekliyoruz. Dış piyasaya bakacak olursak; enerji maliyet artışları ve global piyasalarda dalgalanmaların yaşanmaması durumunda, sektör olarak 2024 yılında da 2023’e benzer bir tabloyla karşılaşacağımız ve aynı seviyede yılı tamamlayacağımız kanaatindeyiz” şeklinde konuştu.

“Türkiye 2023 yılında ton ve değer bazında ihracatta Dünya ikincisi olduğunu söyleyebiliriz”

TÜRKÇİMENTO üyelerinin 2023 yılının çimento sektörü olarak nasıl geçtiğine değinen Yücelik, “Toplam üretimimiz, geçen yıla oranla yaklaşık yüzde 10,5 artarak 81,5 milyon tona yükseldi. İç satışlar ise yüzde 19 artışla yaklaşık 65 milyon tona ulaştı. Üye olan ve olmayan tüm fabrikalarımızın ihracat rakamlarına bakacak olursak, 2023 yılında önceki yıla oranla yüzde 28 oranında düşüşle 19,7 milyon tonluk bir dış satış gerçekleştirdik. Bu rakamın 15,7 milyon tonu çimentoyken 4 milyon tonu klinkerden oluştu. Değer bazında ise yüzde 18 düşüşle 1 milyar 265 milyon dolar değerinde dış satış gerçekleştirildi. Bu verilerle Türkiye’nin, 2023 yılında ton ve değer bazında tekrardan ihracatta Dünya ikincisi olduğunu söyleyebiliriz. 100’ün üzerinde ülkeye gerçekleştirilen ihracatta en önemli pazarımız ABD oldu. 2023 yılında toplam ciro ise iç satışlardaki ve dolar kurundaki artışla yaklaşık 4,7 milyar dolar olarak gerçekleşti” diye konuştu.

“Düşük karbonlu üretim 2024’deki en kritik konularımız”

Çimentonun ekonomik verilerin ötesinde stratejik bir ürün olduğunu vurgulayan Yücelik, “Bizim sanayiciler olarak yalnızca üretim-satış rakamlarına odaklanmamız söz konusu değil. Asıl hedefi düşük karbonlu üretim sağlamak olan sektörümüz, yeşil mutabakata uyum, alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği ve dijitalleşme konularında da titizlikle çalışıyor. Düşük karbonlu üretim yol haritamızda da belirttiğimiz gibi bu yolda alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, düşük klinkerli üretim, enerji verimliliği ve teknolojik yatırımlar bizim sektör olarak en kritik konularımız. Türk çimento sektörünün ülkemizin 2053 net sıfır hedefiyle “Türkiye’nin Yeşil Kalkınma Devrimi”ni destekliyor. Özellikle ikiz dönüşüme sektör olarak adaptasyon sürecindeyiz. Dijitali yeşilden ayıramayacağımız bir döneme geçiş yapmış bulunuyoruz. Bu geçişte de bir diğer önemli unsur toplumsal dönüşümdür. Dolayısıyla ikiz dönüşüm sürecini üçüz dönüşüm olarak revize ederek yol haritamızı bu çerçevede çiziyoruz” ifadelerini kullandı.

“2053 net sıfır hedefini destekliyoruz”

Türk çimento sektöründeki sürdürülebilirlik odaklı gelişmeleri içeren ilk Sürdürülebilirlik Raporu’nun sonuçlarını da açıklayan Yücelik, “Raporun TÜRKÇİMENTO’ya üye 52 entegre tesisin 48’inin katılımıyla 2022 yılı faaliyetleri baz alınarak hazırlandı. Raporda baca gazından salınan emisyonlar, atık yönetimi, döngüsel ekonomiye katkı, enerji kullanımı, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve çevresel yatırımlar, çalışma ortamına ilişkin mevcut durum ortaya konuldu. Çimento sektörü, üretim prosesinin kendine has özellikleri ve yüksek miktarda enerjiye gereksinim duyması nedeniyle önlenemeyen sera gazı emisyonların oluştuğu bir sektör olduğu için iklim değişikliği ve sera gazı emisyonlarına raporda özel olarak yer verildi. İklim risklerinin azaltılması ve üretimde karbon yoğunluğunun düşürülmesi için uygulanması gereken yol haritası ve bu konuda sektörün ihtiyacı olan devlet teşvikleri, finansal destek konuları da raporda yer alıyor” dedi.

“Biz bu ülkenin çimentosuyuz”

Geçen yıl yaşanan 6 Şubat depreminin bir daha yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve ÇEİS Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, “Biz bu ülkenin çimentosuyuz ve bu ülkenin bağlayıcısıyız. Biz çimento sektörü olarak taşıması zor ağır bir yük taşıyoruz. Çimento, lojistiği maliyetli bir ürün. Ancak çimentonun kilosu 2 lira 10 kuruş, maliyetin yüzde 70’i enerjiden geliyor. Bugün bir tesisin kurulma maliyeti 300 milyon dolar civarında fakat bizim başka maliyetlerimiz de var. Her yıl fabrikalarımızda 12 -13 milyon dolarlık bir revizyon yapmamız gerekiyor. Türkiye’nin toplam kişi başı çimento tüketim potansiyelinin azami 1000 – 1100 kilolara kadar çıkabilecek. Bizim bugün sektör olarak 120 milyon ton kapasitemiz var. Bu kapasite ile bizim nüfusumuz 150 milyon olmalı ki dışarıya satmadan içerde kullanabilelim. Yeni tesisin açılması ülkemizin karbon azaltımı konusu göz önüne alındığında yöneticilerimizin takdirindedir. Çimento firmaları olarak minimum 45 günlük stoğumuzun elimizde bulunması gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/turk-cimento-sektoru-2023-yilinda-uretimini-artirdi/feed/ 0
Tarımsal Üretim Planlaması Toplantısı Samsun’da Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/tarimsal-uretim-planlamasi-toplantisi-samsunda-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/tarimsal-uretim-planlamasi-toplantisi-samsunda-gerceklestirildi/#respond Wed, 03 Apr 2024 05:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12811 Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay, “Ülkemizde başta iklim değişikliği ve su kıtlığı olmak üzere ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan yaşanan gelişmeler, tarımsal üretimi önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle kaynakların etkin ve planlı kullanılması zorunlu hale gelmiştir” dedi.

Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Yerleşkesi Zirai Karantina Toplantı salonunda Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Tarımsal Üretim Planlaması kapsamında toplantı düzenlendi. Toplantıda, tarımsal üretim planlaması ve çeşitli sektörel stratejiler üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Katılımcılar, Türkiye’nin tarım sektörünü geleceğe taşıyacak olan planlamalar ve politikalar üzerine yoğun bir istişare süreci gerçekleştirdi. Bu toplantı, Türkiye’nin tarım sektörünü daha verimli ve sürdürülebilir bir hale getirme yolunda atılan önemli bir adım olarak değerlendirildi.

Toplantıda konuşan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, bu yılın en önemli konularından birinin Tarımsal Üretim Planlaması olduğuna dikkat çekerek, “Tarım ve Orman Bakanlığımız, suyu merkeze alan ve birçok etkenin üretim planlaması altında değerlendirildiği bir süreç geçirdi. Kanun değişikliğiyle ‘yeni normaller’ dediğimiz hususları da dikkate alarak, bundan sonraki dönemde üretim planlaması yapacağımız süreci başlattı. Üretim planlamasının ana başlıklarından olan sözleşmeli tarımla alakalı da düzenlemeler yaptı” diye konuştu.

Yapılan düzenlemelerin uygulanmasıyla hem üreticiler hem de tüketiciler için faydalı bir sürecin başlayacağını söyleyen Sağlam, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Tarımsal Üretimin Planlanması Hakkında Yönetmelik’in Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini ve bu yönetmelikle ilgili kanunun 5 Nisan’da Resmi Gazete’de yayımlanan Tarım Kanunu’ndaki değişikliklerin bir sonucu olduğunu belirtti. Sağlam, “Tarımsal üretim planlaması çok önemsediğimiz bir konuydu. Bakanlığımızca hızlı bir şekilde yönetmelik çalışması başlatıldı. Artık bundan sonrası, el ele vererek üreticilerimizle, ilgili dinamiklerle bunun uygulanmasını sağlamak başlıca görevimiz” şeklinde konuştu.

İbrahim Sağlam, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından son dönemde hayata geçirilen ekilmeyen arazilerin kiraya verilmesi, sözleşmeli üretim, arazi toplulaştırılması gibi konularda da çalışmalarını sürdürüldüğünü belirterek, “Temel amacımız; gerek bitkisel üretimde gerekse hayvansal üretimde ya da su ürünlerinde halkımızın, artan nüfusun ve ülkemize gelen turistlerin gıda ihtiyacını sağlamak, aile işletmelerinin kapasitesini ve kabiliyetini yükseltmektir” ifadelerini kullandı.

Kaynakların etkin ve planlı kullanılması

Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay ise konuşmasında şunları söyledi:

“46 ilimizde toplantılar yaparak yerel birimlerin teknik olarak güçlendirilmesini hedefliyoruz. Ülkemizde başta iklim değişikliği ve su kıtlığı olmak üzere ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan yaşanan gelişmeler, tarımsal üretimi önemli ölçüde etkilemektedir. Ayrıca artan nüfus ve yoğun kentleşme sonucunda gıdaya olan talep artışı, gıda güvenliği ve doğal kaynaklar üzerinde olan baskıyı arttırmıştır. Bu nedenle kaynakların etkin ve planlı kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Uzun yıllardır dile getirilen, tüm paydaşların mutabık olduğu devrim niteliğindeki tarımsal üretim planlaması ‘Üretimin Üreticinin Yüzyılı’ yaklaşımıyla yola çıktığımız0 ‘Türkiye Yüzyılı’nda hayata geçirilmesi için ilk adımlar atıldı. Yönetmelik kapsamında bitkisel üretim, hayvansal üretim ve su ürünleri alanlarında üretim planlaması çalışmalarına başlanmıştır. Yerelden merkeze bir yaklaşım ile kurgulanan planlama sürecinde illerdeki tarımsal üretimle ilgili tüm paydaşların temsil edildiği il teknik komiteleri kurulmuştur. Teknik komiteler illerin üretim potansiyeli, belirlenen ülkesel ihtiyaçlar, su varlığını ve iklim değişikliği gibi kısıtları da dikkate alarak illerdeki ürün desenlerini belirleyerek bakanlıkta kurulan Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu’na ileteceklerdir. Bu amaçla bakanlığımız tarafından bakanlık ilgili birimlerinden genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı ve uzmanların katılımıyla oluşturulan ekip teknik toplantılar düzenleyerek diğer illerimizde de çevrimiçi toplantılar yaparak yerel birimlerin teknik olarak güçlendirilmesi sağlanmaktadır.”

Toplantıya ayrıca; Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü İdari İşler ve Koordinasyon Daire Başkanı Ergin Çilali, Hayvan Sağlığı Genel Müdürlüğü Kanatlı ve Arıcılık Daire Başkanı İslam Köse, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Tarımsal Üretim Planlaması Koordinatörü Sebahattin Keskin ve bakanlığa bağlı tüm kurum ve kuruluşların yöneticileri ile teknik personelleri katıldı. – SAMSUN

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarimsal-uretim-planlamasi-toplantisi-samsunda-gerceklestirildi/feed/ 0
Tarımsal Üretimin Planlanması Toplantısı Tekirdağ’da Gerçekleşti https://www.haber28.com.tr/tarimsal-uretimin-planlanmasi-toplantisi-tekirdagda-gerceklesti/ https://www.haber28.com.tr/tarimsal-uretimin-planlanmasi-toplantisi-tekirdagda-gerceklesti/#respond Tue, 02 Apr 2024 07:12:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12696 Tarımsal Üretimin Planlanması bilgilendirme toplantısı Tekirdağ’da yoğun katılım ile gerçekleşti. Toplantıda, ülkede başta iklim değişikliği ve su sıkıntısı olmak üzere ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan yaşanan gelişmelerin yanı sıra artan nüfus ve yoğun kentleşme sonucunda gıdaya olan talep artışı, gıda güvenliği ve doğal kaynaklar üzerinde olan baskısı ele alındı.

Tarımsal Üretimin Planlanması bilgilendirme toplantısı Tekirdağ’da yapıldı. Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde düzenlenen toplantıya, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Emre Gürcay, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Kilci, Strateji Geliştirme Daire Başkanı İbrahim Temizkan, Tarım Havzaları Daire Başkanı Ergin Toprak ve Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünden Su Ürünleri Mühendisi Yılmaz Asutay Turan katıldı.

Yerel birimlerin teknik olarak güçlendirilmesini sağlamak amacıyla teknik bir toplantı gerçekleştirilerek il, ilçe müdürlükleri ve bağlı kuruluş müdürlüklere Tarımsal Üretim Planlaması ile ilgili bilgilendirmeler yapıldı. Toplantıda ayrıca, konuyla ilgili bundan sonra yapılacak olan çalışma takvimleri değerlendirildi.

Toplantıda yapılan açıklamalarda, “Ülkede başta iklim değişikliği ve su sıkıntısı olmak üzere ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan yaşanan gelişmeler, tarımsal üretimi önemli ölçüde etkilemektedir. Ayrıca artan nüfus ve yoğun kentleşme sonucunda gıdaya olan talep artışı, gıda güvenliği ve doğal kaynaklar üzerinde olan baskıyı artırmıştır. Bu nedenle kaynakların etkin ve planlı kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Dünyada yaşanan pandemi, gıda arz ve talep dengesini olumsuz etkilemiş, ülkemize komşu bölgelerdeki savaşlar, gıda güvencesi ve güvenliğini temin etmek için tarımsal üretim planlamasının önemini daha da artırmıştır” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Uzun yıllardır dile getirilen, tüm paydaşların mutabık olduğu devrim niteliğindeki tarımsal üretim planlamasının Üretimin Üreticinin Yüzyılı yaklaşımıyla yola çıktığımız Türkiye Yüzyılı’nda hayata geçirilmesi için ilk adımları atıyoruz. Bu çerçevesinde Anayasanın 45’inci maddesinde belirtilen tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak, bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak amacıyla 5488 sayılı Tarım Kanunu’nda yapılan değişiklikle tarımsal üretimin planlanmasında Bakanlığımıza yetki verilmiştir. Tarımsal üretim planlamasının uygulanmasına yönelik ‘Tarımsal Üretimin Planlanması Yönetmeliği’ 14 Eylül 2023’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik kapsamında bitkisel üretim, hayvansal üretim ve su ürünleri alanlarında üretim planlaması çalışmalarına başlanmıştır. Yerelden merkeze bir yaklaşım ile kurgulanan planlama sürecinde illerdeki tarımsal üretimle ilgili tüm paydaşların temsil edildiği il teknik komiteleri kurulmuştur. Teknik komiteler illerin üretim potansiyeli, belirlenen ülkesel ihtiyaçlar, su varlığını ve iklim değişikliği gibi kısıtları da dikkate alarak, illerdeki ürün desenlerini belirleyerek Bakanlıkta kurulan Tarımsal Üretimin Planlanması Kuruluna iletecektir. Diğer taraftan üretim planlamasını teşvik etmek için tarımsal destekler ve hibe programları, sübvansiyonlu krediler, sözleşmeli üretim gibi uygulamalarda düzenlenmeler yapılmaktadır. Bakanlık merkez birimleri ile üretim planlamasının uygulayıcısı taşra teşkilatımızın birlikte hareket etmesi planlama sürecinin başarısı için son derece önemli görülmektedir” bilgilerine yer verildi. – TEKİRDAĞ

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarimsal-uretimin-planlanmasi-toplantisi-tekirdagda-gerceklesti/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ramazan denetimlerini sıklaştırdıklarını açıkladı https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-ramazan-denetimlerini-siklastirdiklarini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-ramazan-denetimlerini-siklastirdiklarini-acikladi/#respond Tue, 02 Apr 2024 04:36:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12665 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ramazan ayı öncesi denetimleri sıklaştırdıklarını belirterek, “Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek, Konya’dan bunu duyurmak istiyorum.” dedi.

Yumaklı, AK Parti Konya İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, Konya’nın hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde Türkiye’nin gıda ihtiyacını karşılayan en önemli şehirlerinden biri olduğunu söyledi.

Son 21 yılda Konya’ya tarım, orman ve su konularında 189 milyar lira yatırım yapıldığına dikkati çeken Yumaklı, Konya’nın potansiyelini harekete geçirmek için Konya Büyükşehir Belediyesi ile birçok çalışma yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini dile getirdi.

Yumaklı, son aylarda tarımda özellikle bazı konuları çözüme kavuşturmak ya da iyileştirmek adına devrim niteliğinde düzenlemeler gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Örneğin işlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili gerekli altyapı çalışması bitti ve bunun izleme dönemine geçtik. 2 yıl üst üste işlenmeyen tarım arazilerinin 2 yıl sonra mülkiyeti sahiplerinde kalmak üzere bakanlığımız tarafından kiraya verilerek, kira bedelinin mülkiyet sahiplerine ama bu arazinin tarıma, Türkiye ekonomisine kazandırılması işlemi olacak inşallah. Çiftçi kayıt sistemine kaydolamayan miras veya veraset konularıyla alakalı büyük bir kesim vardı. Bununla ilgili de düzenlemeleri yaptık. Şu ana kadar yaklaşık 4,6 milyon dekarlık ilave arazi için de çiftçi kayıt sistemine kaydolmak üzere başvuru geldi.”

Sözleşmeli üretimin de yeni bir konu olmadığını ama uygulamada istedikleri rakamları bulamadıklarını vurgulayan Yumaklı, farklı sektörlere ait 7 tip sözleşme yaparak bakanlığın garantörlüğünü koyduklarını, tarımsal üretim planlamasını eylülde, hayvansal üretim planlamasını da 2024 başında devreye koymayı hedeflediklerini bildirdi.

“2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı”

Hayvancılık yol haritasını kısa süre önce açıkladıklarını hatırlatan Yumaklı, “Bu konuda sektörden gelen destek bizi ziyadesiyle memnun etti. Ben buradan üretim yapan, üretim için gayret sarf eden ve bizlerle omuz omuza veren bütün üreticilerimize tekraren teşekkür ediyorum. Üretim planlamasından hayvan hastalıklarıyla mücadeleye, ıslah planlarından gençlerin ve kadın girişimcilerin sektörde yer almasında, aile işletmelerinin desteklenmesine kadar bütün unsurları kapsayan bir yol haritası. Bunların alt başlıklarını önümüzdeki birkaç gün içerisinde arkadaşlarımız yayınlamaya başlayacak.” ifadesini kullandı.

Yumaklı, AK Parti hükümetleri olarak kalıcı çözümler üretmeye odaklandıklarını vurguladı.

Bakanlık olarak sorumluluk alanlarından birinin vatandaşın güvenilir gıdaya ulaşımını sağlamak olduğuna değinen Yumaklı, şöyle konuştu:

“Bakanlık olarak 2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı. Bu denetimlerde 18 bin 948 işletmeye idari para cezası uygulandı. 2024’te de denetimlerimiz hız kesmeden devam ediyor. Ramazan ayının önemi ve farklı bir atmosferi olması sebebiyle bu denetimlerimizi daha da sıklaştıracağımızı ve ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek, Konya’dan bunu duyurmak istiyorum. Başta ramazanda tüketimi çok fazla olan un ve unlu mamuller, pasta ve tatlılar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri gibi hususlarda yoğun denetimlerimiz de başlamış durumda. İftar yapılan yerlerdeki, toplu tüketim yapılan alanlardaki denetimlerimizi de yoğunlaştıracağız. Burada hijyen koşulları, saklama koşulları, gıdaların son kullanım sürelerini aşıp aşmadıkları gibi içerik denetimleri, analiz denetimleri dahil olmak üzere yapılmış olacak. Ramazan kolileriyle alakalı denetimlerimiz de olacak. Burada etiket ve son tüketim tarihlerini incelemiş olacağız.”

Bakan Yumaklı, en büyük gıda denetçisinin halkın kendisinin olduğunu her zaman vurguladıklarına işaret ederek, “Buradan da bir kez daha ifade edelim, vatandaşlarımızın karşılaştıkları herhangi bir problemi, her türlü iletişim vasıtasıyla bakanlığımıza iletmeleri halinde anında bunlarla ilgili gerekli aksiyon, gerekli tedbir alınacak.” dedi.

AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı’nın seçim çalışmalarına ilişkin bilgi verdiği toplantıda, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur ibrahim Altay ve AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan da konuşma yaptı.

Toplantıya Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş ve Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca ile bazı milletvekilleri ve teşkilat mensupları da katıldı.

Bakan Yumaklı, toplantının ardından beraberindekilerle Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünü ziyaret etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-ramazan-denetimlerini-siklastirdiklarini-acikladi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu 2024 https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-7/ https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-7/#respond Fri, 29 Mar 2024 22:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12151 Antalya Diplomasi Forumu 2024’te düzenlenen “Enerji Güvenliğinde Değişen Paradigmalar” başlıklı panelde enerji jeopolitiğinde yaşanan paradigma değişiklikleri, Ukrayna’daki savaşın dünya enerji piyasaları ve enerji siyasetine etkileri, temiz enerjiye geçiş ve sıfır emisyon hedefleri ile enerji arzının kesintisiz, uygun fiyatlı ve sürdürülebilir biçimde sağlanmasında uluslararası işbirliği ve stratejik diyaloğun önemi ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forum kapsamında gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Atlantik Konseyi Türkiye Temsilcisi ve İcra Direktörü Defne Sadıklar Arslan üstlendi.

Panelde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı Kamal Abbasov, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Romanya Enerji Bakanı Sebastian-Ioan Burduja konuşmacı olarak yer aldı.

Atlantik Konseyi Türkiye Temsilcisi ve İcra Direktörü Arslan, Ukrayna’daki savaşın küresel enerji piyasasında hızlı fiyat artışlarına ve belirsizliğe yol açtığını, ülkelerin enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye, sıfır emisyon kapsamında sürdürülebilir, erişilebilir ve yenilebilir enerji kaynaklarına yöneldiklerini söyledi.

Arslan, Türkiye ile Türkmenistan arasında 1 Mart’ta imzalanan Mutabakat Zaptı ve Niyet Beyanı’nın enerji güvenliği alanında önemli olduğunu vurguladı.

“Enerji üretim portföyünü değiştirirken dağıtım sistemini de değiştirmeniz gerekiyor”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Demircan, son 3 yılda yaşanan küresel olayların, iklim değişikliğinin, bölgesel çatışmaların, küresel ekonomik sorunlar ile tedarik zincirindeki sorunların eş zamanlı olarak enerji sektörüne darbe vurduğunu belirtti.

Türkiye’de iklim değişikliği sorunu nedeniyle sıfır emisyon hedefine uygun yeni enerji yaklaşımının benimsendiğini ve ulusal eylem planının hazırlandığını dile getiren Demircan, bu planla Türkiye enerji sektörünün dönüşümünün hedeflendiğini, 2002’den itibaren enerji sektörünün devlet tekelinden alınarak özel sektöre devredildiğini anlattı.

Demircan, enerji üretimi, dağıtımı ve ücretlendirmeyle ilgili yasal düzenlemelerin yapıldığını, Ulusal Enerji Eylem Planı’nın ikinci safhasına geçildiğini, 2035-2053 yılları için sıfır karbondioksit emisyonunun hedeflendiğini, Türkiye’deki elektrik üretim kapasitesinin 100 gigavat olduğunu, 2035’te yaklaşık 190 gigavata çıkarılmasının planlandığını kaydetti.

Yenilenebilir enerjinin dağıtım, depolama ve tüketici maliyetleri gibi zorlukları beraberinde getirdiğini, elektriğe erişimin insan hakkı olduğunu söyleyen Bakan Yardımcısı Demircan, Türkiye’de 2035’e kadar üretimdeki yenilenebilir enerji kapasitesini büyük ölçüde artırmayı planladıklarını söyledi.

Demircan, Türkiye’nin yenilenebilir enerji üretim ve dağıtım planlarını açıkladığı konuşmasına şöyle devam etti:

“Burada bir paradigma değişikliği var, enerji üretim portföyünü değiştirirken dağıtım sistemini de değiştirmeniz gerekiyor çünkü yenilenebilir kaynaklar kesintiye uğrayabiliyor. Bunun için yenilenebilir enerji kapasitesinin çok iyi yönetilmesi lazım, akıllı şebeke gibi, talebin daha iyi yönetilmesi gibi, depolama kapasitesi gibi ilave ihtiyaçlar var.

Elektrik sektörünün yenilenebilir enerji dönüşümü konusunda bir başka ayağı da nükleer enerji. Türkiye’nin üç farklı nükleer enerji projesi var. Bunlardan birisinin inşası Akkuyu’da devam ediyor, diğer ikisi de farklı ülkelerle pazarlık aşamasında. Karbondioksit salınımımızı azaltmak için nükleer enerjiyi kapasitemize katmamız gerekiyor. Akkuyu, önümüzdeki sene devreye girecek, ticari üretime başlayacak ve 3 yıl içinde toplam 4,8 gigavatlık kapasiteye ulaşacak. Daha sonra da diğer projelerimiz başlayacak. 2053’e kadar yaklaşık 20 gigavatlık enerji kapasitesine ulaşmayı planlıyoruz. Aynı zamanda küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisi için farklı ülkelerle görüşüyoruz. 7,5 gigavatlık kapasiteyi portföyümüze eklemeyi planlıyoruz.”

Demircan, 2035’e kadar 6 gigavatlık doğal gaz üretimi, hidrojen depolama ve enerji verimliliği konusunda yatırım yapılacağını ifade ederek, “Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nın ilk safhası bitti ve tüm hedeflere ulaştık. İkinci safha için 10 milyar dolarlık yatırım ayırdık ve beklentimiz karbondioksit salınımını 2035’e kadar yüzde 15 azaltmak.” dedi.

Alandaki politikaların kazan-kazan prensibiyle oluşturulması gerektiğini vurgulayan Bakan Yardımcısı Demircan, Türkiye’nin jeopolitik konumu gereği Avrupa’ya aktarabileceği enerji kaynaklarına sahip üs olabileceğini belirtti.

Demircan, sıvılaştırılmış gaz üretim ve depolama kapasitesinin artırılmasına yönelik planlamalar yapıldığını, Tuz Gölü Projesi’yle kapasitenin artacağını kaydetti.

İstanbul’da kurulacak ajans aracılığıyla doğal gaz piyasalarında borsa niteliğinde bir sistem geliştirileceğini ancak uluslararası finansman sorununun çözülmesi gerektiğini dile getiren Bakan Yardımcısı Demircan, Türkiye’nin güvenli hatların tesis edilmesi halinde elektrik enerjisi iletiminde de merkez olabileceğini söyledi.

“Enerji politikaları, ideolojik veya siyasi konu görüldüğü müddetçe aynı dili konuşamayız”

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto da enerjinin ideolojiyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını söyledi.

“Enerji politikaları, ideolojik veya siyasi konu görüldüğü müddetçe aynı dili konuşamayız.” uyarısında bulunan Szijjarto, şunları ifade etti:

“Ülkemi Enerji Konseyinde temsil ettiğimde Avrupa’daki enerji tedariki tartışmalarının ideolojik çerçevede yürütüldüğünü gördüm. Eğer Avrupa’da enerji tedarikini fiziksel bir konu olarak konuşamazsak doğru ve sürdürülebilir, ülkelerimizin ve uluslarımızın faydasına olacak çözüm bulamayız.”

Bakan Szijjarto, enerji alımında kaynakların çeşitlendirilmesinin düşünülebileceğini ancak gaz veya petrol satın alabilmek için boru hatlarına muhtaç olunduğunu, hükümetlerin enerjinin satın alınacağı kaynağı ve taşıma güvenliğini sağlamakla yükümlü bulunduğunu kaydetti.

Szijjarto, AB’deki karar mekanizmalarının yaptırım kararlarının, Macaristan’ın enerji güvenliğini dahil olmadığı bir savaş için feda etmeye hazır olmadığını gösterdiğini savundu.

Macaristan’ın Rusya petrolünün aktarımında istisna olduğunu, bu nedenle AB’nin gaz nakli konusunda yaptırım uygulamadığını, Rusya’dan gelen bağlantının kesilmesi halinde ülkesinin ihtiyaçlarını karşılamayacağını dile getiren Szijjarto, mevcut boru hatlarıyla Rusya’ya alternatif bulunmadığı için bu ülkeyle enerji işbirliğinden, miktar, fiyat ve temin imkanları dolayısıyla memnun olduklarını söyledi.

Bakan Szijjarto, makul maliyetle çevreci elektrik üretimi için nükleer enerji kapsamında 50 yıldır Rusya’yla çalıştıklarını, ana ortakları Rusya olmasına rağmen alt yüklenicilerin Alman, Fransız ve Amerikalı olduğunu kaydetti.

Çeşitlilik açısından Romanya, Türkiye ve Azerbaycan’la gaz iletimi konusunda sözleşme imzaladıklarını söyleyen Szijjarto, Azerbaycan’ın da Gürcistan ve Romanya üzerinden yeşil enerji sağlayacağını vurguladı.

Szijjarto, inşa halindeki iki yeni nükleer santralle 4 bin 600 megavatlık kapasiteye ulaşacaklarını ve ülkesinin karbondioksit salınımının yıllık 17 milyon ton azaltılacağını, bu kapsamda “Nükleer Koalisyon” adıyla anılan Fransa, Romanya ve Çekya’yla işbirliği yapıldığını, Macaristan’ın batarya üretiminde dünya ikincisi olmayı planladığını söyledi.

Bakan Szijjarto, Azerbaycan, Romanya ve Gürcistan’la 1100 kilometrelik dünyanın en uzun elektrik hattı olacak projenin üzerinde çalıştıklarını, Türkiye’den gaz satın almayı ve Azerbaycan gazını da Türkiye üzerinden aktarmayı planladıklarını dile getirdi.

Romanya Enerji Bakanı Burduja da ucuz enerji ve güvenlik sağlanmadan ekonomik kalkınma ve büyümenin mümkün olmayacağını belirterek, güneş, rüzgar ve diğer yeşil enerji için 15 milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını, karbondioksit salınımını azaltma amacıyla 2026 itibarıyla yüzde 1’in altına inmeyi planladıklarını ifade etti.

Burduja, “Neptun Deep Projesi”yle Karadeniz’deki 100 milyar kübik metrenin (bcm) üzerindeki rezervden yılda 18-20 bcm üretim kapasitesine ulaşarak Karadeniz’in ikinci büyük üreticisi olacaklarını, bunun için de yatırım bankaları ve Dünya Bankası kredileriyle doğal gaz altyapısı ve boru hatlarını geliştirmeye çalıştıklarını kaydetti.

Nükleer enerji kapsamında Rusya ile işbirliği yapmadıklarını, 1970’lerden itibaren reaktörlerle enerji ihtiyaçlarını karşıladıklarını belirten Rumen Bakan, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın adaletsiz olduğunu söyledi.

Burduja, yeşil enerji kapsamında kömürle üretim yapan tesislerini doğal gaza dönüştürdüklerini, Romanya’nın 2027’de 29 bcm’lik üretimle Avrupa’nın bir numaralı üreticisi konumuna geleceğini belirtti.

“Enerjinin Orta Asya’dan Karadeniz üzerinden Avrupa’ya aktarılması planlanıyor”

Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı Abbasov da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığına teşekkür ederek, Gürcistan, Macaristan, Türkiye ve Azerbaycan arasında imzalanan, Slovakya ve SOCAR’ın da dahil olduğu anlaşmaların, enerji güvenliği alanında önemli olduğunu vurguladı.

Abbasov, Azerbaycan’ın doğal gaz rezervleriyle 2017’den itibaren gaz ihracatçısı konumunda olduğunu, yıllık 48 bcm üretimin 28 bcm’sinin ihraç edildiğini söyledi.

Azerbaycan’ın yenilenebilir enerji kaynakları konusunda da projeler yürüttüğünü ve güneş enerjisi alanında çalıştığını belirten Bakan Yardımcısı, ulaşılan yüzde 20 oranının 2030 itibarıyla yüzde 30’a çıkarılmasının planlandığını kaydetti.

Abbasov, Azerbaycan, Gürcistan, Macaristan ve Romanya arasında yeşil enerji odaklı anlaşma imzalandığını, Hazar Denizi çevresinde 247 gigavat kapasiteli proje yapılacağını, Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan iktisat, ekonomi ve enerji bakanlarının üretilen enerjinin Orta Asya’dan Karadeniz yoluyla Avrupa’ya aktarımı için çalıştıklarını dile getirdi.

Bakan Yardımcısı Abbasov, “Azerbaycan, TANAP, TAP ve Güney Gaz Koridoru üyesidir, enerjinin Orta Asya’dan Karadeniz üzerinden Avrupa’ya aktarılması planlanıyor.” dedi.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı’nın (COP29) kasımda Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılacağını anlatan Abbasov, ülkesinin ekolojik dengeyi bozmadan güvenli enerji üretimine dair uluslararası çabaların öncüsü olacağını vurguladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-7/feed/ 0
Ticaret Bakanı Bolat: Yenilenebilir Enerji Üretim Kooperatiflerini Destekliyoruz https://www.haber28.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/ https://www.haber28.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/#respond Mon, 25 Mar 2024 19:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11546 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretimin çok büyük önem taşıdığını belirterek, “Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını destekliyoruz.” dedi.

Bolat, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) Kooperatif Başkanları ve İş Adamları Buluşması’nda yaptığı konuşmada, iş dünyası temsilcileriyle istişareye önem verdiklerini ifade ederek, bakanlık görevine getirilmesinden bu yana sektörel meslek kuruluşları, odalar, esnaf kooperatifleri ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere yaklaşık 9 ayda bine yakın istişare toplantısı yaptıklarını söyledi.

Organize sanayi bölgelerinin düzenli bir sanayinin oluşturulması, şehirlerin bir plan dahilinde geliştirilmesine destek olunması, üretimde verimlilik ve kar artışı sağlanması, az gelişmiş bölgelerde üretimin yaygınlaştırılması, nitelikli bir altyapı oluşturularak çevre kirliliğinin önüne geçilmesi gibi konularda büyük katkılar sağladığını belirten Bolat, Türkiye’de de organize sanayi bölgelerinin bu maksatların hasıl olmasında son derece önemli rol oynadığını vurguladı.

Bolat, organize sanayi bölgeleri arasında en önemlilerinden olan İOSB’nin 24 bin 864 aktif firmasıyla yıllık ortalama 5-6 milyar dolarlık bir katma değer ürettiğini belirterek, bu yönüyle, Türkiye’nin her şehrine ve dünya çapında neredeyse her ülkeye üretim gücü ile ulaşan önemli bir ekonomik güç merkezi olduğunu ifade etti.

İOSB’nin 32 bin aktif işletmenin faaliyetlerine ev sahipliği yaptığını, 380 bin kişiye istihdam sağladığını aktaran Bolat, İOSB ve içinde faaliyet gösteren 37 kooperatifle Türkiye’nin en büyük organize bölgesi olduğunu belirtti.

“İOSB’nin yenilenebilir enerji alanını dikkate almalarını tavsiye ediyoruz”

Ömer Bolat, son 21 yılda organize sanayi bölge sayısının 190’dan 355’e çıktığını, teknopark sayısının da 5’ten 96’yı aştığını ve hiç olmayan AR-GE ve teknoloji merkezlerinde de 1600’e ulaşıldığını kaydetti.

Ticaret Bakanlığı olarak Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı (KOOP-DES) ile kooperatiflerin yanında olduklarını ifade eden Bolat, esnaf ve şirketlere özel destekleme programının da olduğunu söyledi.

Bolat, iki gün önce, esnaf ve sanatkarların Bakanlığa bağlı kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla Halkbank’tan kullandığı genel işletme kredilerinde şahıs üst limitinin 650 bin liradan 750 bin liraya yükseltildiğini hatırlatarak, makul maliyetlerle gerçekleşecek bu destek paketinin dünden itibaren kullanıma açıldığını kaydetti.

Esnaf ve kooperatiflere son 21 yılda yaptıkları destekleri anlatan Bolat, Türk Eximbank ile ihracatçıları desteklediklerini ve geçen yıldan bu yana Türk Eximbank’ın sermayesini 3 kez artırdıklarını belirtti.

Bir yandan üretip, bir yandan tüketirken, ortaya çıkan en önemli hususlardan birisinin de çevrenin korunması ve yeşil dönüşüm olduğuna dikkati çeken Bolat, şöyle devam etti:

“Bu anlamda, Avrupa Birliği ve ABD’ye yönelik ihracatta çevre dostu üretim çok büyük önem taşıyor. Hükümet olarak yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasını da destekliyoruz. Mesela, Kayseri’de Cumhurbaşkanımızın açtığı böyle bir kooperatif vardı. İOSB ve ona bağlı 37 kooperatifin de bu alanı ciddiyetle dikkate almalarını tavsiye ediyoruz. Yenilenebilir enerji kooperatifleri hem üyelerine enerji maliyetlerini düşürme noktasında hem de gelir elde etme noktasında çok ciddi bir başarı sağlayacaktır. Ayrıca, karbon salınımını da engelleyecektir.”

“İthalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var”

Ticaret Bakanı Bolat, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI’nın şubatta 50,2’ye yükseldiğini hatırlatarak, “Türkiye İmalat PMI 8 ay boyunca 50’nin altındaydı. Bunun anlamı pozitiftir arkadaşlar. 50 üstü olumluya geçti demektir. Firmalar üretim noktasında demek ki siparişler alıyor. PMI endeksinin yükselmesi sevindirici.” dedi.

Dün açıklanan büyüme performansıyla Türkiye’nin 37 üyeli OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldığına dikkati çeken Bolat, geçen yıl Türkiye ekonomisinde ilk defa 1 trilyon dolar eşiğinin aşıldığını, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) tarihte ilk kez 1,1 trilyon dolar seviyesine ulaştığını aktardı.

Böylece kişi başına milli gelirin yüzde 23 artışla 13 bin 110 dolara yükseldiğini vurgulayan Bolat, şunları kaydetti:

“Büyümede imalatın, sanayinin ve yatırımların payı önemli. Sevindirici olan bir husus da bu büyümede imalatın, üretimin, yatırımların ve ihracatın payının yüksek olmasıdır. İhracatta da Allah’a şükür iyi gidiyoruz. Geçen yıl dünya ticareti gerileme kaydetti. Dünya ekonomik büyümesi durgunluk gösterdi ama Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüdü. Türkiye’nin ihracatı geçen yıl artış gösterdi ve 255,8 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin mal ihracat rekorunu kırdık, 100 milyar dolarla da Cumhuriyet tarihimizin hizmetler ihracat rekorunu kırdık. Bu yıl hedefimiz sizlerle beraber 265 milyar dolar mal ihracatı ve 100 milyar dolar hizmet ihracatı rekorunu kırmak.

Güzel bir gelişme de ithalatımızda aldığımız tedbirlerle ciddi bir azalış trendi var. Yarın sabah erkenden Adıyaman’a gidiyoruz. Adıyaman’da şubat ayının ihracat, ithalat, dış ticaret açığı ve ihracatı ithalatı karşılama oranları gibi önemli göstergeleri orada halkımızla, kamuoyuyla ve Adıyamanlılarla paylaşacağız. Oradan da size inşallah müjdeli haberler açıklayacağız. İnşallah bu olumlu gelişmeler ve iyimser beklentileri koruduğumuz takdirde, 2024 yılında da ekonomimizde halkımız için olumlu bilgiler vereceğiz.”

Bütün bu olumlu tablonun istihdam verilerine de yansıdığı belirten Bolat, ekonomi yönetimi olarak iş dünyasının yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ticaret-bakani-bolat-yenilenebilir-enerji-uretim-kooperatiflerini-destekliyoruz/feed/ 0
TGDF Başkanı: Tarım ve gıda sektöründe üretim maliyetlerine destek mekanizması gerekiyor https://www.haber28.com.tr/tgdf-baskani-tarim-ve-gida-sektorunde-uretim-maliyetlerine-destek-mekanizmasi-gerekiyor/ https://www.haber28.com.tr/tgdf-baskani-tarim-ve-gida-sektorunde-uretim-maliyetlerine-destek-mekanizmasi-gerekiyor/#respond Mon, 25 Mar 2024 03:00:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11382 Tarım ve gıda sektöründe artan üretim maliyetlerine dikkat çeken TGDF Yönetim Kurulu Başkanı Demir Şarman, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) gibi bir mekanizmanın efektif şekilde uygulanmasının yararlı olacağını vurguladı.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Yönetim Kurulu Başkanı Demir Şarman, tarım ve gıda sektörünün önündeki en temel sorunun girdi maliyetleri, işçilik ücretleri ve navlun bedelleri olduğunu söyledi. Şarman, bu sorunların önüne geçerek üreticilerin küresel piyasalarda rekabet edebilirliğini artırmak ve iç piyasadaki fiyat artışlarını dengelemek için etkili bir ihracat destek mekanizmasının gerekli olduğunu vurguladı. Şarman, bu kapsamda ‘Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ (DFİF) gibi bir mekanizmanın efektif şekilde uygulanmasının yararlı olacağını düşündüklerini kaydetti.

Şarman, küresel jeopolitiğin, tedarik zincirlerinin, enerji yollarının ve güç dengelerinin değiştiğini, Türkiye’nin yaşadığı birçok sorunun dünyanın sorunlarıyla ortak olduğunu belirterek, “Güvenilir gıdaya ulaşmak, gıda arz ve güvenliğinin sağlanması da en stratejik konulardan biri. Çünkü dünyada tarımsal üretimi etkileyen koşullar hızla değişiyor. Toprak ve su kaynaklarının azalması ve kirlenmesi, küresel gıda arz güvenliği, gıda milliyetçiliği, gıda ticaretindeki korumacı eğilimler ve tarımsal girdi fiyatlarındaki istikrarsızlık, küresel ısınma gibi etkenler, bu sektörde gelecek planlamamızı daha gerçekçi, verimli ve sürdürülebilir temeller üzerine oturtmamızı zorunlu hale getiriyor” diye konuştu.

“Tarım ve gıda sektörü artan üretim maliyetleri yüzünden güç kaybediyor”

Türkiye’nin tarım hasılasında Avrupa’da birinci ve dünyada ilk onda yer aldığının altını çizen Şarman, şöyle devam etti: “Ancak gerek ülke ekonomisine katkısı gerekse istihdama katkısı nedeniyle tartışmasız olarak stratejik bir sektör olan tarım ve gıda sektörü artan üretim maliyetleri yüzünden güç kaybediyor. Sektörün önündeki en önemli sorun; artan girdi maliyetleri, işçilik ücretleri ve navlun bedelleri gibi unsurların üretim maliyetlerini ciddi oranda artırması olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2023 yılı aralık ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) tarımda girdi maliyetlerinin bir yılda yüzde 41 arttığını gösteriyor.”

İşçiliğin çok yoğun olarak kullanıldığı tarım ve gıda sektöründe, aralık ayında açıklanan zam oranıyla birlikte Asgari Ücret’in yıllık bazda yüzde 99,9 oranında arttığını kaydeden Şarman, “Bir diğer temel girdimiz mazot ise yıllık bazda yüzde 68 yükseldi. Tarımsal girdi fiyatlarındaki artış sadece üreticiye değil, aynı zamanda tüketiciye de olumsuz yansıyor. Ayrıca bu durum üreticilerimizin küresel piyasalarda rekabet gücünü zayıflatmanın yanı sıra ihracat potansiyelini de olumsuz yönde etkiliyor” ifadelerini kullandı.

“Efektif bir DFİF uygulaması gerekiyor”

Sektördeki üreticilerin küresel piyasalarda rekabet edebilirliğini artırmak ve iç piyasadaki fiyat artışlarını dengelemek amacıyla etkili bir ihracat destek mekanizmasının gerekli olduğunu düşündüklerini vurgulayan Şarman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmiş dönemlerde olduğu gibi DFİF mekanizmasıyla seçili sektör ve ürünlerde ihracatçıların desteklenmesi, tarım ve gıda sektöründeki bazı sıkıntıların çözümünde önemli bir adım olabilir. Yani efektif bir DFİF uygulaması gerekiyor. Bu yöntemle, enflasyon ve devalüasyon ile mücadele edilirken, ihracatçıların döviz kuru dalgalanmalarından olumsuz etkilenmesinin önüne geçilebileceği gibi, uluslararası piyasalarda rekabet gücünün artırılması, iç piyasada fiyat istikrarı ve tüketici refahının korunması gibi başlıklarda da katkı sağlanabilir.”

Şarman, “Enflasyon ve devalüasyon ile eşzamanlı mücadelede gıda sektörü ihracat desteği bekliyor. Sonuç olarak, mevcut ekonomik koşullar altında tarım ve gıda sektöründe girdi maliyetlerindeki artışla etkili şekilde mücadele etmek için ihracat yapan üreticilerimizin desteklenmesinin kritik öneme sahip olduğuna inanıyoruz. DFİF benzeri mekanizmaların devreye sokulması, tarım ve gıda sektörünün uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü artırabilir ve ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı sunabilir” ifadelerini kullandı.

“Sanayi ve tarımda yüksek katma değerli üretimi artırmalıyız”

Çok zorlu, belirsizlik ve dönüşümlerin giderek daha yoğunlaştığı bir dönemde, ekonomide bazı adımlarının vakit kaybetmeden atılması gerektiğine dikkati çeken Şarman, “Ekonomide rasyonel politikalarla yürürken, enflasyonla mücadelede para politikasının sosyal politikalar, maliye politikası ve yapısal tedbirlerle de desteklenmesinin bu dönemdeki önemli adımlardan biri olması gerektiğine inanıyoruz. Üretim yapımızı daha planlı, verimli ve teknolojik gelişmelere uygun hale getirmeliyiz. Sanayi ve tarımda yüksek katma değerli üretimi artırmalıyız. Ekonomimizin rekabetçiliğini artırmak için, kayıt dışı ile mücadeleyi daha da güçlendirmeliyiz” dedi.

Şarman, sözlerini “TGDF üyeleri olarak, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında müreffeh, adil, çevreci ve saygın bir Türkiye hedefi için ortak akılla, yan yana, birbirimizden güç alarak üretmeye, yatırım yapmaya, istihdama katkı vermeye, ülkemiz ekonomisine katkıda bulunmaya devam edeceğiz” diyerek tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/tgdf-baskani-tarim-ve-gida-sektorunde-uretim-maliyetlerine-destek-mekanizmasi-gerekiyor/feed/ 0
İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI Şubatta Yükseldi https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/#respond Sun, 24 Mar 2024 08:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11296 İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI, şubatta 50,2’ye yükseldi.

İSO Türkiye İmalat PMI anketinin şubat ayı sonuçları açıklandı.

Eşik değer olan 50,0’nin üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, ocak ayında 49,2 olarak gerçekleşen manşet PMI, şubatta 50,2’ye yükselerek yeniden 50,0 eşik değerinin üzerine çıktı. Son veri, faaliyet koşullarının ılımlı düzeyde de olsa 8 aydır ilk kez iyileştiğine işaret etti.

Şubat ayında genel faaliyet koşullarının güçlenmesinde imalat sanayisi üretiminin yeniden büyümeye geçmesi belirleyici oldu. Üretim geçen yılın haziran ayından bu yana ilk kez artış kaydetti ve güçlü şekilde toparlandı.

Üretimde artış bildiren anket katılımcıları, müşteri talebinin iyileşme sinyalleri verdiğine dikkati çekti. Yeni siparişler azalmaya devam etse de şubattaki düşüş, 8 aydır süren yavaşlama döneminin en hafif düzeyinde gerçekleşti. Benzer şekilde, yeni ihracat siparişlerindeki gerileme hız kesti.

Yeni siparişlerin iyileştiği yönündeki kısmi sinyaller ve artan üretim gereksinimleri, firmaların satın alma faaliyetlerini son 8 ayda ilk kez genişletmelerini sağladı. Buna rağmen girdi stokları azalmaya devam etti. Söz konusu azalışta, Süveyş Kanalı’nın kullanımına ilişkin sorunlar nedeniyle tedarikçilerin girdi teslimlerinde yaşanan gecikmeler etkili oldu.

Satın alma faaliyetlerindeki toparlanmaya karşın gönüllü istifalar ve yeni personel bulmakta yaşanan zorluklara bağlı olarak istihdam düşüş kaydetti. Yine de imalatçıların birikmiş işlerindeki azalma eğilimi sürdü.

Ham madde ve nakliye fiyatlarındaki yükseliş, Türk lirasındaki değer kayıpları ve asgari ücrete yapılan zamma bağlı olarak girdi maliyetleri keskin şekilde artmaya devam etti. Öte yandan söz konusu artış önceki aya göre hafif hız kesti. Buna rağmen, nihai ürün fiyatlarında son 6 ayın en hızlı artışı gerçekleşti.

4 sektörde üretim arttı

İSO Türkiye Sektörel PMI raporu, şubatta, genel olarak durağan talep koşullarına ve halen yüksek seyreden enflasyonist baskılara rağmen bazı sektörlerin üretiminde kısmi iyileşme sinyalleri verdi.

Takip edilen 10 sektörden 4’ü şubat ayında üretimini artırdı. Bu sayı, geçen yılın ağustos ayından bu yana en yüksek düzeyde gerçekleşti.

Gıda üretimindeki keskin artış büyümede belirleyici olurken sektördeki genişleme, anket geçmişinin ikinci en yüksek hızında kaydedildi. Elektrikli ve elektronik ürünler ile kimyasal, plastik ve kauçuk sektörlerinde güçlü iyileşmeler görüldü. Kara ve deniz taşıtlarında ise büyüme sınırlı kaldı. Buna karşılık, üretimdeki en belirgin yavaşlama metalik olmayan mineral ürünler sektöründe kaydedildi.

Talep cephesinde ise üretimdeki kadar belirgin bir iyileşme gözlenmedi. Toplam yeni siparişler, gıda ürünlerindeki keskin artış haricinde tüm sektörlerde düşüş kaydetti. Yeni siparişlerdeki en sert gerileme ağaç ve kağıt ürünlerinde kaydedildi. Benzer bir görünüm, yeni ihracat siparişleri için de söz konusu oldu.

Anket kapsamında takip edilen sektörlerin yarısı şubat ayında personel sayılarını artırdı. İstihdam hacminde en güçlü artışlar “gıda ürünleri” ile “kimyasal, plastik ve kauçuk” sektörlerinde gözlendi. İstihdamdaki en belirgin azalışlar giyim ve deri ürünleri ile tekstilde gerçekleşti. Satın alma faaliyetlerinde ise büyümenin yaygınlığı daha sınırlı kaldı ve sadece 3 sektör girdi alımlarını artırdı.

Kızıldeniz’deki aksamalar nedeniyle tedarikçilerin teslimat süreleri baskı altında kalmaya devam etti. Sürelerde en belirgin uzama kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe yaşanırken sadece 3 sektörde tedarikçi performansı iyileşti.

Şubatta girdi maliyetleri enflasyonu yüksek seviyelerini korudu ancak çoğu sektörde ocak ayına göre düşüş gösterdi. Girdi fiyatlarındaki en hızlı yükseliş kara ve deniz taşıtlarında görülürken, en ılımlı artış ise metalik olmayan mineral ürünlerde kaydedildi.

Metalik olmayan mineral ürünler, aynı zamanda nihai ürün fiyatları enflasyonunun en düşük seviyede gerçekleştiği sektör oldu. Buna karşılık, gıda imalatçılarının satış fiyatları geçen yılın temmuz ayından bu yana en yüksek hızda arttı.

“Üretimdeki toparlanma, sektörlere ivme kazandırdı”

Açıklamada verilere ilişkin görüşleri yer alan S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, şubatta üretimin yeniden artışa geçmesinin Türk imalat sektörüne ivme kazandırdığını ve bu durumun gelecek aylarda resmi verilerde de güçlü gerçekleşmeler yaşanabileceğine işaret ettiğini bildirdi.

Harker, “Yeni siparişlerin azalmaya devam etmesine rağmen talepteki düşüşün neredeyse durma noktasına gelmesi umut verici bir gelişme oldu. Önümüzdeki süreçte firmalar, yeni siparişlerin de üretimdeki olumlu trende eşlik edebileceği beklentisinde olacak.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Türkiye’nin tarımsal üretiminde problem yok https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyenin-tarimsal-uretiminde-problem-yok/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyenin-tarimsal-uretiminde-problem-yok/#respond Sat, 23 Mar 2024 01:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11077 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Bizim ülkemizin tarımsal üretim açısından gıda arz güvenliğini etkileyecek herhangi bir problemi yoktur. Ben bunu söylemekten imtina etmeyeceğim, hep söyleyeceğim. Hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde bizim gerekli üretimimiz mevcut.” dedi.

Kırşehir’de MALYA Tarım İşletmesi Müdürlüğünü ziyaret ederek, kuzu katımı programına iştirak eden Bakan Yumaklı, gazetecilere açıklamada bulundu.

Kırşehir’deki ziyaretleri kapsamında kendileri için çok önemli olan bu işletmeyi de ziyaret ettiklerini belirten Yumaklı, “Kuzu katımı yaptık. Gerçekten ifade edilmesi zor görüntüler, sadece hissedilebilir. Ben de kendimi şanslı addediyorum bu noktada.” ifadesini kullandı.

Bu yerin 219 bin dönümlük hari bir işletme olduğunu dile getiren Yumaklı, işletmede 12 bine yakın Akkaraman ve Malya cinsi koyun bulunduğunu anlattı.

Pazartesi günü açıkladıkları hayvancılık yol haritasında söyledikleri hususların aslında burada tezahürünü gördüklerini vurgulayan Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne demiştik orada biz, büyükbaş hayvancılıkla alakalı verimi arttıracağız. Küçükbaş hayvancılıkta da hem verimi hem kaliteyi arttıracağız. Özellikle hayvan hastalıklarıyla alakalı çok ciddi mücadele planımız ve programımız var. Burada küçükbaş hayvanlar için yapılacak olan hem çiçek aşısı hem de koyun, oğlak vebası ile alakalı aşıları bakanlık olarak bizler karşılayacağız. Yine aile işletmelerimizi destekleyeceğiz. Onlara ilk defa verilecek birçok destek programı belirledik. Çok kısa bir süre içerisinde de detaylarını arkadaşlarımız açıklayacaklar. Özellikle gençlerimizin ve kadın girişimcilerimizin tarımsal üretimin içerisinde hem bitkisel üretim hem de hayvansal üretim yönüyle olmalarını istiyoruz. Onlara da yine bu üretimi yapmaları ve Türkiye’nin üretimine katkıda bulunmaları sebebiyle desteklerimiz olacak. Bir konu daha söylemiştik. O da Türkiye’nin hem büyükbaş hayvancılık hem de küçükbaş hayvancılıkta damızlık ihtiyacını Et ve Süt Kurumu ile TİGEM işbirliğiyle çok daha üst kademeye taşımak ve üreticilerimizin, besicilerimizin o damızlık ihtiyacını, üstün nitelikli damızlık ihtiyacını karşılayacak bir yapıya kavuşturmak. Bunlar zaten yapılıyor idi. Ancak biz bunu bir üst seviyeye taşıyarak, üreticilerimizin ellerindeki halihazırda yapmış oldukları hem besi açısından hem de süt açısından büyükbaş ve küçükbaş hayvanların daha iyileriyle değiştirilerek, onların sürülerinin kabiliyetini, kapasitesini ve verimliliğini arttırmak istiyoruz.”

Bakan Yumaklı, işletmedeki kuzuların her birinin besicilerin, üreticilerin çiftliklerine gideceğini ve ülke üretimine katkıda bulunacağını söyledi.

Geçen yıl burada yüzde 46 olan ikiz kuzulamanın, bu yıl yüzde 51’e çıktığına dikkati çeken Yumaklı, verimlilikle alakalı çıtayı çok daha yukarılara taşıyacak uygulamaları devam ettirdiklerini aktardı.

“Bunun adı fırsatçılıktır”

Son dönemde özellikle et üzerinden devam eden bir tartışma olduğunu kaydeden Yumaklı, şunları söyledi:

“Bizim ülkemizin tarımsal üretim açısından gıda arz güvenliğini etkileyecek herhangi bir problemi yoktur. Ben bunu söylemekten imtina etmeyeceğim, hep söyleyeceğim. Hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde bizim gerekli üretimimiz mevcut. Peki bu tartışma neden çıkıyor, bu tartışmayı, Rekabet Kurulu bugün açıkladı, sektör paydaşları açıkladı. Bunların herhangi bir maliyet artışıyla ya da üretimin azlığı ya da çokluğuyla açıklanabilir bir yönü yok. Bunun adı fırsatçılıktır. Ramazan öncesi fırsatçılığıdır. Açıkçası bunu da anlamakta güçlük çekiyoruz. Biz, Ticaret Bakanlığımızla birlikte bu fırsatçılara göz açtırmayacağız. Şöyle bir algı var, sanki Türkiye’de tüketilen etin hepsi yurt dışından geliyor, değil. Yani bizim hayvan sayılarımıza baktığımız zaman şu anda piyasa regülasyonu için yapılan ithalatın çok küçük bir oran olduğunu görürüz. Maalesef bu biraz da ‘kuşa bak’ diye bakışların yönünü o tarafa çevirip, fırsatçıların bu taraftan hakikaten tüketicilerin, bu ülke halkının cebinden tabiri caizse hiç hak etmedikleri bir geliri elde etmeleri anlamına gelir. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Biz üreteceğiz, daha fazla üreteceğiz. Bugün bu içinde bulunduğumuz işletme gibi işletmeler bizim üreticilerimizin sürülerinin ya da bizim üreticilerimizin üretim yaptıkları alanların verimli üretim kapasitesini arttırmaya devam edecek. Buna da birebir sizler de şahit oldunuz. Ben şimdiden bütün besicilerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Gerçekten bu üstün nitelikte hem büyükbaşta hem küçükbaşta ırkların, bizim hayvansal üretim kapasitemizi çok daha yukarılara taşıyacağını tekraren ifade etmek istiyorum.”

Yumaklı, hayvancılık yol haritaları açıklandığı andan itibaren sektörden çok güzel dönüşler aldıklarını belirtti.

Ülkenin gıda arz güvenliği açısından herhangi bir problemi olmadığını da vurgulayan Bakan Yumaklı, “Biz üretimimize devam edeceğiz. Hem kendi vatandaşlarımızın hem ülkemize gelen turistlerin ihtiyacını karşılayacağız. 2023 yılı ihracat rakamımız 31 milyar dolardı, bunu 35 milyar dolarlara, 40 milyar dolarlara çıkaracak gerekli üretim artışını yapacağız inşallah, üreticilerimizle birlikte. Bu konuda hem onlar kararlı hem de biz kararlıyız.” diye konuştu.

Bakan Yumaklı, açıklamasının ardından, yaralı halde bulunan ve tedavisi tamamlanan puhuyu doğaya saldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyenin-tarimsal-uretiminde-problem-yok/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: 786 milyon avroluk IPARD finansmanını çiftçilerle buluşturacağız https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-786-milyon-avroluk-ipard-finansmanini-ciftcilerle-bulusturacagiz/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-786-milyon-avroluk-ipard-finansmanini-ciftcilerle-bulusturacagiz/#respond Fri, 22 Mar 2024 04:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10975 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Yaklaşık 786 milyon avroluk üçüncü IPARD için finansmanı toparladık. Bunun tamamını Türkiye’deki üretim yapan çiftçilerimizle buluşturmaya kararlıyız.” dedi.

Çeşitli programlara katılmak üzere kente gelen Bakan Yumaklı, Kırşehir Valisi Hüdayar Mete Buhara’yı ziyaret etti.

Buradan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen TAKE Projesi Tohum Dağıtım Programı’na katılan Yumaklı, yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı’nı üretimin ve üreticinin yüzyılı yapma parolasıyla yola çıktıklarını, bu yoldaki en büyük destekçilerinin de çiftçiler olduğunu söyledi.

Yumaklı, çiftçilerin kullandığı tohumun sertifikalı olma zorunluluğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siz bir dönümlük yere ektiğiniz tohumdan 300 kilogram yerine 400 kilogram alabilecek potansiyele sahipseniz ve bunun da başlangıç noktası tohumsa bunun da temel şartı o tohumun sertifikalı olmasıdır. Milli ve yerli sertifikalı tohumlarımızı üretmek için tohum firmalarımız, bakanlık teşkilatımız çok yoğun çaba içerisinde. Neden? Çünkü iklim değişikliği dediğimiz mevzu var. Bugün 29 Şubat, normalde bu mevsimde kar yağması gerekiyordu ama yok. Günlük, güneşlik bir ortam. Elbette şu an için bu bağlamda bizi etkileyecek bir şey yok bugün itibarıyla ancak bu gelişmeleri çok sıkı takip etmemiz gerekiyor. Çünkü iklim değişikliğine uyumlu ektiğiniz zaman sizin beklediğiniz hatta üzerinde verim verecek tohumları yetiştirmeniz gerekir. İşte bugün burada dağıtımını yapacağımız tohumlar da bu mesafede olan tohumlar.”

Türkiye’de 100 kilogram tohum kullanıyorlarsa 97 kilogramının bu memleketin topraklarında üretildiğini anlatan Yumaklı, patates gibi tohumlarla ilgili de çok yoğun çalışmalarının olduğunu belirtti.

Bakan Yumaklı, son 22 yılda tarımsal üretim anlamında Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin çok ciddi bir muhasebesini yapmak gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Güçlü altyapı, son 22 yılda yapılan politikalarla ve desteklerle sağlandı. Kırşehir, gıda arz güvenliği açısından önemli bir şehir. Bütün yatırımları bugünün parasıyla hesap ettiğimizde yaklaşık 18,2 milyar liralık yatırım yapılmış Kırşehir’e. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başta Kırşehir olmak üzere, üretim yapan bütün illere karşı gösterdiği ilgi ve teveccühün çok önemli bir göstergesi bu. 44 tane tesis var mesela. Yaklaşık 5 milyar hatta bunun da üzerinde bir rakamla yine kırsal kalkınma destekleri var. Bugün valilikte konuştuk, TKDK ile alakalı bunu 81 ile yaygınlaştırdık. Buradan da bunun duyurusunu yapmış olayım. Kırşehir’e de TKDK ofisi açıldı. Ben bütün üreticilerimizin projeleriyle buradan sağlamış olduğumuz hibe desteklerini mutlaka arkadaşlarımızla konuşmalarını istiyorum. Yaklaşık 786 milyon Avroluk üçüncü IPARD için finansmanı toparladık. Bunun tamamını Türkiye’de üretim yapan çiftçilerimizle buluşturmaya kararlıyız. Bu manada da bugün Kırşehir’deyiz. Kırşehir’deki bütün üreticilerimizi bu desteklerden yararlanmaya davet ediyorum.”

“Geçtiğimiz yıl bu rakam 31 milyar dolar oldu”

Kırşehir’de tarla bitkileri üretimindeki artışın yaklaşık yüzde 55, büyükbaş hayvan varlığındaki artışın 5 kat, küçükbaş hayvan varlığındaki artışın da 4 kat olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, bu sayede son 20 yılda Kırşehir’in tarımsal hasılasının yaklaşık 18 kat arttığına işaret etti.

Tarımsal üretimin yararlı ve kaliteli yapılmasının önemine değinen Yumaklı, TAKE projesi hakkında da bilgiler verdi.

Yumaklı, bu projenin yaklaşık 3 yıl önce başladığını anımsatarak, şöyle devam etti:

“Son 2 yılda büyük bir ivme kazandı. 3 yılda 1241 projeye ayırmış olduğumuz kaynak tutarı yaklaşık 1 milyar lira. 2024 yılında, son 3 yılda harcamış olduğumuz bu rakamın yarısı kadar, yani 520 milyon liralık bir kaynağı bu projeye ayırmış durumdayız. Anlatmaya çalıştığımız, sizlerle paylaşmaya çalıştığımız şey şu; Türkiye’nin kendi vatandaşına gıda arz güvenliği açısından herhangi bir sorun yaşatmayacak potansiyele sahip olduğunu biliyoruz hatta daha fazlasını da yapabilir. Ülkeye gelen turistlerin, misafirlerin ihtiyacını karşılayabilir. Bunların da ötesinde ihracat yaparak ülkeye döviz kazandırmak mümkün. Geçtiğimiz yıl bu rakam 31 milyar dolar oldu. Bunlar hep sizin sayenizde, sizin ürettiğiniz ürünlerden oldu. Biz istiyoruz ki daha fazlası olsun. Elde edilen bu refahtan herkes eşit bir şekilde faydalanmış olsun inşallah.”

Bugün 500 çiftçiye yüzde 60 hibeli sertifikalı yağlık ayçiçeği tohumunu, 575 çiftçiye yüzde 50 hibeli yerli ve milli nohut tohumunu dağıtacaklarını ifade eden Yumaklı, bu kadim toprakların boş kalmaması için çiftçilerin kararlılığının önemine dikkati çekti.

Bakan Yumaklı ve il protokolü, konuşmaların ardından çiftçilere tohum dağıttı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-786-milyon-avroluk-ipard-finansmanini-ciftcilerle-bulusturacagiz/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Organize Tarım Bölgelerinin Sayısını Artırmayı Hedefliyor https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-organize-tarim-bolgelerinin-sayisini-artirmayi-hedefliyor/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-organize-tarim-bolgelerinin-sayisini-artirmayi-hedefliyor/#respond Tue, 19 Mar 2024 23:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10627 Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde yapımı devam eden Hayvancılık Organize Tarım Bölgesi’nde incelemelerde bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Türkiye’de 60 organize tarım bölgesinin kurulumu devam ediyor. Bunlardan 40’ı tüzel kişiliğini kazanmış durumda. Bazıları bittikten sonra peyderpey üretime başlamış durumdalar. Biz Türkiye çapında bu adedi 100’e çıkarmakla ilgili bir hedefi yürütüyoruz” dedi.

Tarım ve Orman Bakanlı İbrahim Yumaklı Kastamonu’daki programları çerçevesinde Devrekani ilçesinde yapımı devam eden Devrekani Hayvancılık Organize Tarım Bölgesi’nde incelemelerde bulundu. 2025 yılının ortalarında hizmet vermeye başlaması planlanan bölgedeki çalışmalar hakkında bilgi alan Bakan Yumaklı’ya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, AK Parti Kastamonu Milletvekili Devrekani Belediye Başkanı Engin Altıkulaç ve yetkililer eşlik etti. İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, Türkiye genelindeki organize tarım bölgelerinin sayısını 100’e çıkartmayı hedeflediklerini söyledi.

“Türkiye çapında bu adedi 100’e çıkarmakla ilgili bir hedefi yürütüyoruz”

Organize tarım bölgeleri için uzun süredir çalışmalar yürüttüklerini belirten Bakan Yumaklı, “Bu çalışmaların en önemli ayağı da şehrin özelliklerine uygun olarak, eğer jeotermal varsa jeotermal kaynakların enerjide kullanılmasını sağlayacak organize tarım bölgeleri yapıyoruz. ya da şeylerin farklı özelliklerine göre besi organize tarım bölgeleri kurulmaya devam ediyor. Hali hazırda Türkiye’de 60 organize tarım bölgesinin kurulumu devam ediyor. Bunlardan 40’ı tüzel kişiliğini kazanmış durumda. Bazıları bittikten sonra peyderpey üretime başlamış durumdalar. Biz Türkiye çapında bu adedi 100’e çıkarmakla ilgili bir hedefi yürütüyoruz. Inşallah çok farklı bölgelerde, farklı illerimizde öncelikle o bölgenin ihtiyacını karşılayacak, ondan sonra da etrafındaki yakın illerin ihtiyacını karşılayacak hem bitkisel hem de hayvansal üretim yapacak, organize tarım bölgelerini hayata dahil etmiş olacağız, faaliyetlerini başlatmış olacağız” dedi.

“Şartlar uygun olursa burası belki de bu yılın sonlarına doğru artık üretim faaliyetine geçebilecek”

Devrekani Hayvancılık Organize Tarım Bölgesi ile ilgili de bilgi veren Bakan Yumaklı, ” Burada, bu bölgenin özelliklerine uygun olarak hayvancılık konusunda ciddi bir tecrübe var. Bu tecrübeyi hayata geçirecek olan, biraz dağınık olan bir yapıyı toplayacak, aynı zamanda ekonomik olarak da hayata geçirilmesini sağlayacak bir proje. Şu anda planlamalar 2025’in Haziran ayı gibi göstermekle birlikte, eğer şartlar uygun olursa burası belki de bu yılın sonlarına doğru artık üretim faaliyetine geçebilecek. Burası işletmelerimizin kendi alanları itibariyle üretime başlayabilecekleri bir alan olmuş olacak. Yaklaşık 20 bin hayvanlık bir bölge burası. 81’e yakın işletme olmuş olacak”

“Geçtiğimiz yıl 31 milyar dolar olan ihracatımızı bu yıl daha üst rakamlara çıkarmak için gayret ediyoruz”

Organize tarım bölgelerini illerin tarımsal üretimlerine göre şekillendirdiklerini kaydeden Yumaklı, “Bazı illerin kendi durumlarına göre, kendi tarımsal üretimle alakalı kabiliyetlerine göre bu organize tarım bölgelerini planlamak bizim için çok önemli. Çünkü her yere bir standart organize tarım bölgesi düşünmüyoruz. Bütün bunları üreticimizin daha fazla üretmesini sağlamak, verimli ve kaliteli üretim yapılmasını sağlamak, bunların sonucunda da yakın bölgelerden başlayarak ülkenin ihtiyacı olan hem bitkisel hem daha hayvansal üretimin tüketicilere uygun şartlarda, uygun fiyatlarda ulaşmasını sağlamak hedefiyle yapıyoruz. Bunların etkileri bu yılın ortalarından itibaren faaliyete geçecek olan diğer organize tarım bölgeleriyle birlikte hissedilmiş olacak. Bütün amacımız hem bitkisel hem de hayvansal üretimi arttırmak, bütün bunları da verimli ve kaliteli bir şekilde yaparak sektörün gelişmesini ve güçlenmesini sağlamak. Elbette sadece ülkemizin ihtiyaçları için değil. Aynı zamanda çok ciddi tarımsal ürün ihracatı yapan bir ülkeyiz. Geçtiğimiz yıl 31 milyar dolar olan ihracatımızı bu yıl daha üst rakamlara çıkarmak için gayret ediyoruz” şeklinde konuştu. – KASTAMONU

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-organize-tarim-bolgelerinin-sayisini-artirmayi-hedefliyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da yeni fabrikaların açılışında konuştu https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kutahyada-yeni-fabrikalarin-acilisinda-konustu/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kutahyada-yeni-fabrikalarin-acilisinda-konustu/#respond Tue, 19 Mar 2024 23:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10624 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hep söylediğimiz gibi, Türkiye yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetindedir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri çerçevesinde saat 14.00’da partisinin Kütahya mitinginde halka hitap etmesinin ardından NG Kütahya Seramik’in 100’üncü yıl fabrikalarının açılışına katıldı. Günün anısına Güral ailesi tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘Nur üstüne nur yazılı’ ayetinin yer aldığı el yapımı porselen tabak hediye takdim edildi. Yaklaşık 2 yıl önce inşasına başlanan fabrikanın açılışı Erdoğan’ın kurdele kesimiyle gerçekleşti. Programda konuşan Erdoğan, ekonomiyle ilgili önemli mesajlar vererek fabrikanın Türkiye’ye ve Kütahya’ya hayırlı olmasını diledi.

“Kütahya’da üretilen bu seramikler 81 vilayetimizin yarısına, 5 kıtada 79 ülkeye ihraç ediliyor”

Açılışta konuşma yapan Erdoğan, “Daha önce burada yine bir başka birimin açılışını yapmıştık ve buranın da yapılacağının müjdesini o zaman Nafi beyden ve oğlundan almıştık ve hamdolsun şimdi de bu devasa eserin açılışında bir aradayız. Nafi Güral beyefendinin kurduğu Kütahya Seramik, üretim yolculuğundaki 35 yılını geride bırakırken, 8 fabrikaya ve 54 milyon metre kare üretim kapasitesine ulaştı. Kütahya’da üretilen bu seramikler 81 vilayetimizin yarısına, 5 kıtada 79 ülkeye ihraç ediliyor. Açılan her yeni fabrika ihracatımızda yeni bir ivme, cari açığımızın kapanmasına katkı demektir. Bugün yatırım bedeli 140 milyon Euro, kapalı alanı 126 bin metrekare olan 2 yeni fabrikayı daha hizmete açıyoruz” diyerek fabrikaların ülkeye hayırlı olmasını diledi.

“Türkiye yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetindedir”

Böylece Türkiye’nin İtalya ve İspanya gibi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinde bile olmayan gelişmiş teknolojilere sahip üretim imkanına kavuştuğunu belirten Erdoğan, “Aynı şekilde seramik üretiminin yanı sıra turizmde de önemli yatırımları olan grubumuzun istihdam kapasitesinin 5 bin 750 kişiye çıkmasını da takdirle karşılıyorum. Dijital dönüşümü fabrikalarında en üst seviyede uygulayan grubumuz su, ham, madde ve ambalaj atıklarının geri kazandırılması konusunda da ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Fabrika çatılarına kurulan ve tamamı üretimde kullanılan 25 megavat gücündeki güneş enerjisi santralleri yenilenebilir enerji anlamında da örnek bir yaklaşıma işaret ediyor. Hep söylediğimiz gibi, Türkiye yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetindedir. Sadece kağıt üzerinde ekonomik görünümü iyileştirmek adına yatırım, istihdam üretim ve ihracat odaklı büyümeden asla taviz veremeyiz. Makro dengelerle ilgili sorunlarımızı sanayide, teknolojide, ticarette, tarımda, turizmde ve diğer alanlarda büyümeyi sürdürerek çözeceğiz. Dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkelerine baktığımızda onların da istihdam ve üretim merkezli bir ekonomik işleyişi hayata geçirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bir dönem terk ettikleri üretim, bugün gelişmiş ülkelerin en kritik yumuşak karını haline gelmiştir. Türkiye’yi böyle bir duruma asla düşürmeyeceğiz. Savunma sanayinden seramik sektörüne kadar her alanda tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla ülkemizi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız” ifadelerini kullandı.

“Birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti”

Bu bakımdan Kütahya’nın giderek büyüyen seramik üretimi kapasitesini sadece toprağa ve kimyaya dayalı bir üretimin gelişmesi olarak görmediklerini dile getiren Erdoğan, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Kütahya’daki bu ivme aynı zamanda ülkemizin Türkiye yüzyılına hazırlanışının bir işaretidir. 2. Dünya Savaşı sonrasında başlayıp bizim iktidarımıza kadar devam eden dönemdeki siyasi ve ekonomik gecikmeleri yaşamasaydık hiç şüphesiz bugün çok daha farklı bir yerde olurduk. Milletin sorumluluk verdiği kişiler olarak bize düşen, kaçan fırsatlara bakıp hayıflanmak değil, hep eskinin kayıplarını telafi etmek, hep geleceğin hedeflerini inşa etmektir. Bundan 13 sene önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti. Yaşadığımız onca badireye rağmen 2023 hedeflerinin önemli bir kısmını hayata geçirmiş birisi olarak karşınızdayım. Şimdi de milletimize Türkiye yüzyılı sözümüz var. Bu vizyonu sağlam toplumsal yapı, istikrarlı ve güçlü ekonomi, adalet ve özgürlük, Türkiye eksenli küresel dönüşüm, huzurlu ve güvenli gelecek başlıkları altında milletimize sunduk. Biliyorsunuz, biz birileri gibi söz verip de sonra kulağının üzerine yatanlardan asla değiliz. Milletimize verdiğimiz her sözün takipçisi olduk, her sözü yerine getirmek için var gücümüzle çalıştık, çabaladık. Eksiklerimiz elbette olmuştur ama ülkemize ve milletimize sağladığımız kazanımların büyüklüğünü kimse inkar edemez. Artık bundan sonra milletimize karşı sorumluluğumuz Türkiye yüzyılı bayrağını zirveye çıkarmaktır. Allah’ın izniyle Türkiye yüzyılının inşasını da tamamladıktan sonra emaneti gençlere teslim edip köşemize çekileceğiz. Bu duygularla bir kez daha fabrikalarımızın hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Tekrarını, tekrarını bekliyoruz. Ne kadar tekrar, o kadar güzeldir, iyidir. Bu eserleri şehrimize ve ülkemize kazandıran Nafi Güral beyefendiye ve Erkan Güral kardeşime teşekkür ediyorum. Sizleri sevgiyle saygıyla, selamlıyorum.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kurdele kesiminde Kütahya Valisi Musa Işın, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve AK Parti Kütahya milletvekilleri eşlik etti. Programda kurdele kesimine katılanlar dışında il protokol mensupları, partililer ve iş adamları yer aldı. – KÜTAHYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kutahyada-yeni-fabrikalarin-acilisinda-konustu/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Türk Havacılığı Altın Çağını Yaşıyor https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turk-havaciligi-altin-cagini-yasiyor/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turk-havaciligi-altin-cagini-yasiyor/#respond Sat, 16 Mar 2024 09:01:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10124 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, havacılık sektörünün; ana ve alt yüklenicileri, KOBİ’leri, araştırma kuruluşları, üniversiteleri, geliştirdiği özgün ürünleri ve ihracat potansiyeliyle ülkenin en önemli ve gelişim gösteren sektörlerinden biri haline geldiğini belirterek, “Bayraktar TB2, ANKA, AKINCI, AKSUNGUR, Bayraktar TB3, ANKA 2, ANKA 3, KIZILELMA, ATAK, GÖKBEY, HÜRKUŞ, HÜRJET ve KAAN ile Türk havacılığının altın çağını yaşıyoruz.” dedi.

Kacır, Eskişehir Teknik Üniversitesindeki (ESTÜ) İleri Prototip İstasyonu Projesi açılış töreni öncesi üniversitenin öğrenci kulüplerinin stantlarını ziyaret etti.

ESTÜ Konferans Salonu’ndaki törende konuşan Kacır, Eskişehir’in, geçmişte Yunus Emre ve Nasreddin Hoca gibi önemli şahsiyetlerle Anadolu irfanına değer kattığı gibi şimdi de üreticisiyle, akademisyeniyle, çalışkan genç nüfusuyla ülkeye değer kattığını söyledi.

Kacır, Eskişehir Teknik Üniversitesi bünyesinde Avrupa Birliği eş finansmanıyla hayata geçirilen “İleri Prototip İstasyonu” ile inşa edilen ekosisteme bir altyapı daha eklemenin gururu içinde olduklarını anlatarak, şöyle konuştu:

“21. yüzyılda katma değerli üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyeti, ülkelerin kalkınma yolculuğunda yönünü ve hızını tayin ediyor. İnovasyon ve AR-GE çalışmalarına yapılan yatırımlar, sürdürülebilir büyümenin ve uluslararası rekabet gücünün anahtarını oluşturuyor. Gelişmiş teknolojilerin ve yenilikçi çözümlerin benimsenmesi, toplumların refah seviyesini artırıyor ve geleceğe yönelik güçlü bir vizyon sunuyor. Bu yaklaşımla, Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde son 22 yılda, kapsamlı bir AR-GE, yenilikçilik ve girişimcilik ekosistemi inşa ettik. Sanayimizin ihtiyaç duyduğu, planlı ve entegre sanayi altyapılarını hayata geçirdik. Özel sektörün yatırım iştahını ortaya çıkaracak, cazip teşvik sistemleri uygulayarak Türkiye’yi küresel bir üretim üssü haline getirdik.”

“Yüksek teknolojide ilk akla gelen sektörlerden biri havacılık ve uzay sanayisi”

Son 22 yılda AR-GE harcamalarını 1,2 milyar dolardan 12 milyar dolara, AR-GE personeli sayısını 29 binden 272 bine çıkardıklarını vurgulayan Kacır, “Havacılıkta teknolojide paradigma değişimlerinin öncüsü olduk. 60 yıllık hayalimiz yerli ve milli aracımızı Türkiye’nin yollarıyla buluşturduk. Şimdi yeni nesil uydulardan endüstriyel robotlara, biyoteknolojiden bataryaya 5G’den uçan hızlı trenlere birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirmenin arifesindeyiz. Yüksek teknolojide üretim altyapımızı güçlendireceğiz. Tabii yüksek teknolojide ilk akla gelen sektörlerden biri havacılık ve uzay sanayisi.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin özellikle savunma sanayisinin, AR-GE’de, inovasyonda ve üretimde uzun vadeli bakış açısı, paradigma değişimlerine odaklanan yaklaşımıyla havacılıkta üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetlerini üst düzeye taşıdığını dile getiren Kacır, “Havacılık sektörümüz ana ve alt yüklenicileri, KOBİ’leri, araştırma kuruluşları, üniversiteleri, geliştirdiği özgün ürünleri ve ihracat potansiyeli ile Türkiye’nin en önemli ve gelişim gösteren sektörlerinden biri haline geldi. Bayraktar TB2, ANKA, AKINCI, AKSUNGUR, Bayraktar TB3, ANKA 2, ANKA 3, KIZILELMA, ATAK, GÖKBEY, HÜRKUŞ, HÜRJET ve KAAN ile Türk havacılığının altın çağını yaşıyoruz. 100 yılı bulan havacılık tarihi ve sanayisi ile Eskişehir kuşkusuz bu başarının önemli merkezlerinden.” diye konuştu.

Kacır, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, yatırım teşvikleriyle, sanayi sektörüne, KOBİ’lere sağladıkları imkanlarla Eskişehirli girişimcilerin ve sanayicilerin teknoloji odaklı üretim yolculuğunda yanında yer aldıklarını belirtti.

“Şehrimizin araştırma ve girişimcilik kültürüne çarpan etkisi oluşturacak”

Bakan Kacır, Eskişehir ekonomisinin lokomotifi KOBİ’leri de asla yalnız bırakmadıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“KOSGEB destek programlarımızla KOBİ’lerimize can suyu olduk. 22 yıl önce 100’den az KOBİ’miz bu desteklerden faydalanırken biz bu sayıyı 2 milyar liranın üzerinde bir destekle 15 bin 500’e çıkardık. Bakanlık olarak sağladığımız 176 milyon lira finansmanla bugüne gelen organize sanayi bölgelerimizde 23 binin üzerinde yeni istihdam oluşturduk. Eskişehir’imize 2 teknopark, 20 AR-GE merkezi ve 4 tasarım merkezi kazandırarak şehrimizin katma değerli üretim odaklı kalkınmasının yolunu açtık. Son 22 yılda, TÜBİTAK bilim insanı, AR-GE ve özel sektör destek programlarıyla 974 proje ve 2 bin 201 bilim insanımıza 4,1 milyar lira destek sağladık.”

İleri Prototip İstasyonu ile Eskişehir’in katma değerli üretim yolculuğuna yeni bir soluk getireceklerini bildiren Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:

“4,4 milyon avro kaynak ile hayata geçirdiğimiz üretim ve ileri malzemeler, bilgi ve iletişim teknolojileri ve animasyon gibi geleceğin katma değerli sektörlerine hizmet edecek bu tesis ile girişimcilerimizin prototiplerini nihai ürünlere dönüştürmelerini sağlıyoruz. Aynı zamanda, mentorluk, teknoloji değerlendirme, kaynak yaratma, hukuk, fikri haklar gibi alanlarda sunduğumuz danışmanlık hizmetleriyle girişimcilerimizin fikirden ürüne giden yolda yanlarında yer alıyoruz. Bu proje ülkemizin stratejik endüstrilerinde faaliyet gösteren girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin ulusal ve uluslararası pazarlara erişimini sağlayacak. KOBİ’lerin talaşlı imalat, tersine mühendislik ve eklemeli imalat alanlarında ihtiyaçlarına cevap verecek bu merkez ile Eskişehir sanayisinin özellikle havacılık ve raylı sistemler sektöründe sahip olduğu yetkinlikleri de güçlendireceğiz. KOBİ’lerimizin, uluslararası rekabet gücü yüksek daha yenilikçi ve verimli üretim yöntemlerini benimsemelerine ve bu teknolojileri geliştirmelerine olanak tanıyacağız. İnanıyorum ki bu merkez, şehrimizin nitelikli üretim altyapısı, AR-GE kabiliyetleri, araştırma ve girişimcilik kültürüne çarpan etkisi oluşturacak.”

Törende, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez ve ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan da katılımcılara hitap etti.

Bakan Kacır, törenin ardından AK Parti Eskişehir İl Başkanlığını ziyaret etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turk-havaciligi-altin-cagini-yasiyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2024-2028 Hayvancılık Yol Haritasını Paylaştı https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-2024-2028-hayvancilik-yol-haritasini-paylasti/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-2024-2028-hayvancilik-yol-haritasini-paylasti/#respond Wed, 13 Mar 2024 05:24:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9653 2024-2028 hayvancılık yol haritasını paylaşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Buzağı kayıplarını azaltmak için, ilk etapta 200 bin gebe sığırı aşılayacağız. Tüm küçükbaş hayvanlara bu yıl içinde koyun keçi çiçek aşısı, yeni doğan tüm küçükbaş hayvanlara ise koyun keçi vebası aşısı yapılacak” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin 2024-2028 hayvancılık yol haritasını paylaştı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün (TİGEM) Gazi Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında hayvan hastalıkları ile mücadele, anaç hayvan üretimini arttırma, ‘Islah Eylem Planı’ gibi konu başlıkları masaya yatırıldı.

“Sözleşmeli üretim modelini yaygınlaştırıyoruz”

Kırmızı et, beyaz et, süt ve yumurtada; kaliteli, yeterli ve sağlıklı üretiminin devamlılığı için suyu merkeze alan ve doğal kaynakların korunduğu bir sistemle üretim planladıklarını kaydeden Bakan Yumaklı, “Hayvansal üretimin en temel girdisi kaliteli kaba yem üretim kapasitesini, Mera varlığımızı ve yapılarını, Pazarlama imkanlarını dikkate alarak gerçekleştiriyoruz. Hem alıcıyı hem satıcıyı güvence altına alan sözleşmeli üretim modelini yaygınlaştırıyoruz” diye konuştu.

“Üreten herkese ürettiği kadar destek veriyoruz”

Aşısı ve kaydı olan her buzağıya destek verdiklerini hatırlatan Bakan Yumaklı, “Mevcut desteklemelerimizde işletme büyüklüğüne göre belirli sınırlandırmalar vardı. Yeni desteklemelerimizde bu sınırlandırmaları kaldırıp, üreten herkese ürettiği kadar destek veriyoruz” ifadesini kullandı.

“İlk defa genç ve kadın üreticilerimize yüzde 70 ilave destek veriyoruz”

Aile işletmelerine tüm hayvancılık desteklemelerinde ilk defa ilave destek verdiklerine işaret eden Bakan Yumaklı, “Bu sayede aile işletmeleri temel destekle aynı oranda ilave destek alarak en az iki kat destek almış olacak. Kırsalda üretimin ana direği olan kadınlara ve geleceğimizin teminatı gençlere pozitif ayrımcılık yapıyoruz. İlk defa genç ve kadın üreticilerimize yüzde 70 ilave destek veriyoruz. Ayrıca suni tohumlama, yerli sperma, soy kütüğü, ari işletme gibi verimliliği artırıcı destekleri artırarak vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Sahibi kadın olan aile işletmeleri daha fazla destek alacak

Yeni destekleme modelinden örnek veren Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:

“Mesela sahibi kadın olan bir aile işletmesi düşünelim. Tüm şartları yerine getirdiğinde, buzağı başına mevcut modelde 2 bin 68 lira destek alırken, yeni sistemde, ilave verdiğimiz aile işletmesi, kadın desteği ve diğer verimlilik destekleriyle 5 bin 200 lira alacak. Yani 2 buçuk kat fazla destek alacak. Eğer bu işletme, ari işletme olursa ilave destek vereceğiz ve bu rakam buzağı başına 7 bin 900 liraya kadar çıkabilecek. Böylece desteği yaklaşık 4 kat artmış olacak.”

Bakan Yumaklı, besici aile işletmelerin 20 buzağıyı kesimine kadar beslediği takdirde, kesim anında dana başına ilave olarak 4 bin 500 liraya kadar destek verileceğini belirtti.

IPARD kredi üst limiti 40 milyon liradan 60 milyon liraya çıkartıldı

Kırsal kalkınma destek programlarından biri olan IPARD desteklerini 42 ilden 81 ile yaygınlaştırıldığını ve faydalanıcı sayısını arttırdıklarını dile getiren Bakan Yumaklı, “Sübvansiyonlu kredilerde; kadınlara, gençlere ve planlı üretim bölgelerine ilave indirim oranları uyguluyoruz. Ayrıca hayvancılıkta işletme başına 40 milyon lira olarak verilen kredi üst limitini 60 milyon liraya, eğer ari işletme olursa 80 milyon liraya çıkardık” ifadelerine yer verdi.

Ari işletme sayısının 2024 yılında 2 bin 500’e çıkartılması hedefleniyor

Bakan Yumaklı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Vereceğimiz ilave desteklerle ari işletme sayısını bin 136’dan 2024 yılında 2 bine, 2025 yılında ise 2 bin 500’e çıkarmayı hedefliyoruz. Hastalıktan ari işletmelerden, ülkenin ihtiyacı olan genetik kapasitesi yüksek anaç hayvan üretimini sağlamış olacağız”

Şap aşısı sayısı 2 dozdan 3’e çıkartıldı

Hayvansal hastalıklara karşı alınan tedbirlere değinen Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:

“Bulaşıcı hastalıklardan koruyucu aşı uygulamasını da yaygınlaştırıyoruz. Şap hastalığına karşı her yıl rutin olarak 2 doz uygulanan aşı sayısını bu yıl 3’e çıkarttık. Bu ek aşının ücretini bakanlık olarak biz karşılıyoruz. Aile işletmelerinde buzağı, kuzu ve oğlak sağlığını koruyucu tedbirlere ağırlık vererek gerekli aşı desteğini bakanlık olarak biz sağlayacağız. Buzağı kayıplarını azaltmak için, ilk etapta 200 bin gebe sığırı aşılayacağız. Kuzu kayıplarını azaltmak amacıyla, ülke genelindeki tüm küçükbaş hayvanlara bu yıl içinde koyun keçi çiçek aşısı, yeni doğan tüm küçükbaş hayvanlara ise koyun keçi vebası aşısı yapılacak. Bahsettiğim tüm bu aşıların ücretlerini bakanlık olarak biz karşılayacağız.”

Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonları açılıyor

Hayvansal hareketliliğin kontrolü amacıyla Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonları açacaklarına işaret eden Bakan Yumaklı, “Buradaki amacımız, hastalıklı hayvanın başka bir bölgeye giderek hastalığın yayılmasını engellemek. Ayrıca bu istasyonlarda yapılan kontrollerle hastalığa yerinde ve erken müdahale etmek. 7 gün 24 saat görev yapacak bu istasyonlardan ilkini Erzurum’da açtık. Önümüzdeki günlerde ikincisini Elazığ’da açıyoruz. Yılsonunda bu sayıyı 7’ye çıkartacağız” kaydetti.

Veteriner Tıbbi Ürün Kontrol Merkezi oluşturulacak

Pendik Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüğü’n yeni bir Ulusal Aşı Üretim Tesisi kurduklarına dikkati çeken Yumaklı, “Burada daha modern ve teknolojik imkanlarla yüksek kapasiteli aşı üretimleri gerçekleştireceğiz. Ayrıca Veteriner Tıbbi Ürün Kontrol Merkezini de oluşturuyoruz. Burada da her türlü ilaç, aşı ve tıbbi malzemenin testlerini yapacağız” dedi.

100 bin yetiştiriciye farkındalık eğitimi verilecek

Buzağı ve kuzu kayıplarını azaltmak amacıyla her ilçede eğitimler düzenlediklerini belirten Yumaklı, bu yıl ve gelecek yıl içinde 100 bin yetiştiriciye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları yapacaklarını aktardı.

Soğuk zincir izleme sistemi kurulacak

Bunun yanı sıra Yumaklı, hayvan hastalıklarından korunmak amacıyla aşıların ve ilaçların üretimden uygulama aşamasına kadar geçen süreçte, soğuk zincir izleme sisteminin bu yılın ilk yarısında kuracaklarını belirtti.

“Dişi buzağılara ilave destek veriyoruz”

Bir başka hedeflerinin ise anaç hayvan üretiminin arttırılması olduğunu dile getiren Yumaklı, “Bu kapsamda; hastalıktan ari işletmelerde cinsiyeti belirli sperma kullanımını teşvik ediyoruz. Anaç hayvan sayısının arttırılması amacıyla dişi buzağılara ilave destek veriyoruz. Bir diğer önemli adımımız ise TİGEM ve ESK iş birliğinde hayata geçireceğimiz yeni bir proje” dedi.

TİGEM işletmeleri damızlık merkezi olacak

‘Yerli Üreticimizi Güçlendirmek’ parolasıyla yola çıktıklarına işaret eden Yumaklı, söz konusu projede TİGEM işletmelerinin damızlık merkezi olacağını söyledi. ESK’nın desteğiyle sayıları artacak damızlık aile işletmelerine uygun maliyetle dağıtılacağını söyleyen Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, bu sayede yerli üreticinin damızlık ihtiyacını kamu güvencesiyle kaşılaşmış olacaklarını belirtti.

Türkiye’de en yaygın sütçü ırk olan Siyah Alaca ırkına vurgu yapan Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:

“Ülkemizde en yaygın sütçü ırk olan Siyah Alaca ırkında yaklaşık 22 bin hayvanı verimlilik durumlarını genetik olarak ortaya koyarak referans popülasyonumuzu oluşturduk. Bu sayıyı her geçen yıl artırıyoruz. 2024 yılında artık bu ırktan doğan buzağılarda genetik yapısına bakarak, damızlık değerini belirlemeye başladık. Bu testi yaptıran yetiştiricilerimizin test maliyetini bakanlık olarak biz karşılıyoruz. Yine bu yıl içerisinde ülkemizde sayısı en fazla ikinci ırk olan Simental ırkında da genetik testler ile damızlık değerini belirlemeye başlıyoruz. Her iki ırk için bu hizmeti yetiştiricimizin hizmetine sunuyoruz. Bu testin yaygınlaşması amacıyla Genomik Test Merkezi’ni Haziran 2024’te Ankara’da açmış olacağız. Genomik seleksiyon ve embriyo transferi yöntemiyle, yüksek genetik kapasiteli üretim boğalarını Ocak 2025’te üretmeye başlıyoruz.”

Açıklamalarını tamamlayan Bakan Yumaklı, gazeteciler ile birlikte hatıra fotoğrafı çekindi. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-2024-2028-hayvancilik-yol-haritasini-paylasti/feed/ 0
Şanlıurfa’dan ülke ekonomisine 100 milyon dolar destek https://www.haber28.com.tr/sanliurfadan-ulke-ekonomisine-100-milyon-dolar-destek/ https://www.haber28.com.tr/sanliurfadan-ulke-ekonomisine-100-milyon-dolar-destek/#respond Wed, 13 Mar 2024 04:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9637 Şanlıurfa’dan ülke ekonomisine 100 milyon dolar destek

Şanlıurfa’da yılda 20 bin ton balık üretiliyor

Şanlıurfa’dan dünyaya balık ihracatı

ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.

“20 yılda 80 kat büyüdük”

Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.

Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su ürünleri mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanliurfadan-ulke-ekonomisine-100-milyon-dolar-destek/feed/ 0
Şanlıurfa’da Üretilen 20 Bin Ton Balık Dünya Ülkelerine İhraç Ediliyor https://www.haber28.com.tr/sanliurfada-uretilen-20-bin-ton-balik-dunya-ulkelerine-ihrac-ediliyor/ https://www.haber28.com.tr/sanliurfada-uretilen-20-bin-ton-balik-dunya-ulkelerine-ihrac-ediliyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 02:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9616 Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.

“20 yılda 80 kat büyüdük”

Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.

Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su Ürünleri Mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı. – ŞANLIURFA

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanliurfada-uretilen-20-bin-ton-balik-dunya-ulkelerine-ihrac-ediliyor/feed/ 0
Güney Koreli implant firması Türkiye’ye sağlık yatırımına geliyor https://www.haber28.com.tr/guney-koreli-implant-firmasi-turkiyeye-saglik-yatirimina-geliyor/ https://www.haber28.com.tr/guney-koreli-implant-firmasi-turkiyeye-saglik-yatirimina-geliyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 00:36:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9599 Güney Koreli diş implantı üreticisi MegaGen firması, Türkiye’ye kuracağı fabrikayla ilk aşamada 15 milyon dolarlık, 5 yıl sonra 100 milyon dolarlık yatırım yapacak.

Dünyanın ilk 10 diş implantı üreticisi arasında yer alan MegaGen, implant yanında diş hekimi koltuğu, görüntüleme sistemleri ve bu alandaki yazılımları da üretiyor. MegaGen, dünyada 120’yi aşkın ülkede faaliyet gösteriyor.

Firma, Güney Kore dışındaki ilk üretim tesisini Türkiye’de İstanbul’a kurma kararı aldı ve buna yönelik çalışmalarını da hızlandırdı.

“Biz Türkiye’yi seçtik”

MegaGen Implant CEO’su Kwang Bum Park, AA muhabirine, firmanın Güney Kore’nin Daegu kentinde yer alan fabrikasında değerlendirmede bulundu.

Uzun zamandır yurt dışına açılma planları yaptıklarını belirten Park, çoğu şirketin yurt dışındaki ilk yatırımları için daha çok ABD ve Avrupa’yı düşündüğünü ancak kendilerinin geleceğe dair farklı fikirleri olduğunu söyledi. İş yapmak için belirli kararların verilmesi gerektiğini aktaran Park, “Yatırım için ABD ve Avrupa mantıklı olabilirdi ancak biz daha fazla gelişime açık olduğu için Türkiye’yi seçtik.” dedi.

Park, Kore’de robotik sistemlerle akıllı üretim yapan bir firma olduklarını, İstanbul’a kuracakları fabrikaya da Kore’deki gibi robotik sistem kuracaklarını belirtti.

Türkiye’deki üretimleriyle farklı ülkelere ve Avrupa’ya da yönelmeyi düşündüklerini vurgulayan Park, “Türkiye’de üretimi sağlayıp ‘Made in Türkiye’ etiketiyle ürünlerimizi Avrupa’ya göndermek gibi bir hayalimiz var. Türkiye, medikal turizmde oldukça meşhur bir ülke olduğu için Avrupa ve yurt dışından birçok hasta geliyor, bu hastalarla da ürünlerimizi duyurabileceğimizi düşünüyoruz.” diye konuştu.

Park, Türkiye’de ilk olarak bir üretim bandıyla yatırıma başlayacakları bilgisini vererek, şöyle devam etti:

“Türkiye’ye ilk aşamada 15 milyon dolarlık başlangıç yatırımı yapacağız. İlerleyen dönemde yatırımın karşılığı alındıkça daha fazla yatırım yapıp iş büyütülecek. Bu üretim bandında sonuçlar alındıkça büyümek istiyoruz. Türk devletinin desteklerinden faydalanarak daha büyük bina kurup, üretim bandını çoğaltıp her şeyi daha çok büyütmek hayalimiz. Çok daha büyük bir fabrika için 5 sene gibi bir sürenin ardından daha büyük yatırımlar yapmayı planlıyoruz. O zaman muhtemelen 100 milyon doların üzerinde yatırım yapılacaktır. Bu üretim tesisimizde dünyanın farklı yerlerinden gelecek diş hekimlerine eğitimler de verilecek.”

“İhracata da başlayacağız”

Türkiye’den İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Afrika ülkelerine de yönelme planları olduğunu bildiren Park, 5 yıllık üretim planının yarısında gelindiğinde ihracata başlamayı hedeflediklerini anlattı.

Park, kendisinin de diş hekimi olduğuna ve şirketi diş hekimleriyle birlikte kurduklarına dikkati çekerek, hekimlerin ihtiyaçlarını bilerek bu doğrultuda en doğru ürünleri ürettiklerini kaydetti.

İmplantın ardından diğer ürünlerinin de Türkiye’de üretimini sağlayıp “Made in Türkiye” etiketiyle dünyaya tanıtabileceklerini dile getiren Park, “Türkiye, iş bağlantısı kurmak için çok önemli bir ülke. Asya şirketlerinin bağlantı kurma eksikliği var. Türkiye üzerinden bağlantı kurup beraber başka yerlerde iş yapmak da istiyoruz. Biz Türkiye’deki şirketlere rakip olarak gelmek istemiyoruz. Biz teknik bilgi ve birikimimizi paylaşıp ülkedeki kalite ve standartların artırılmasına katkı sağlayabiliriz. Türkiye’deki ürün kalitemiz de Güney Kore’deki ile aynı olacak. Beraber güzel sonuçlar alabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Park, vergi gibi devletle ilişkiler ile çalışanlara karşı sorumluluk gibi konulara çok önem verdiklerini belirterek, Türkiye’deki yatırımlarını tamamlamaları için bazı izin ve işlem süreçlerinin hızlandırılmasını talep etti.

“Daha fazla Güney Kore şirketi gelecek”

Şimdiden MegaGen’in yatırımını izleyerek Türkiye’ye yatırım planı yapan Güney Koreli firmalar olduğuna işaret eden Park, “Daha fazla Güney Kore şirketinin Türkiye’ye gelip yatırım yapıp büyüyeceğini düşünüyorum. Türkiye’ye şu anda yapılan yatırımlar da sürekli büyüyor. Bizim ardımızdan global ve Güney Koreli yatırımcıların Türkiye’ye geleceklerini düşünüyorum.” dedi.

Park, dental pazarda dünyada 8’inci sırada yer aldıklarını, 2030’a kadar hedeflerinin 3. sıraya yükselmek olduğunu vurguladı. Sadece implant alanında değil, dental ve sağlık alanında da daha fazla inovasyon yapıp, yapay zekanın kullanıldığı dijital ürünler oluşturup farklı alanlara yönelmek istediklerini dile getiren Park, bu alanda AR-GE’ye de çok önem verdiklerini söyledi.

Türk Şehitliği’ni ziyaret etti

Türkiye’nin Kore Savaşı’nda Güney Kore’ye yardım eden ülkelerden biri olduğunu anımsatan Park, “Türkiye’den ‘kardeş ülke’ olarak bahsediyoruz. İki ülke halkları birbirine çok yardımcı oluyor. Fiziksel olarak Japonya ve Çin bize yakın ama duygusal olarak Türkiye’yi kendimize daha fazla yakın hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Park ile MegaGen Türkiye CEO’su Cem Dergin ve diğer şirket yöneticileri, basın mensuplarıyla yaptıkları görüşmenin ardından Güney Kore’nin Busan kentinde yer alan BM Anıtsal Mezarlığı’ndaki Türk Şehitliği’ni ziyaret etti. Şehitlik anıtına çiçek bırakan Park ve Dergin, saygı duruşunda da bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/guney-koreli-implant-firmasi-turkiyeye-saglik-yatirimina-geliyor/feed/ 0
TÜRASAŞ, Türkiye’nin En Büyük Boji Fabrikasını Sivas’ta Kuruyor https://www.haber28.com.tr/turasas-turkiyenin-en-buyuk-boji-fabrikasini-sivasta-kuruyor/ https://www.haber28.com.tr/turasas-turkiyenin-en-buyuk-boji-fabrikasini-sivasta-kuruyor/#respond Mon, 11 Mar 2024 08:48:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9401 SİVAS (İHA) – Sivas’ta üretim faaliyetlerine hız kesmeden devam eden TÜRASAŞ, 3 ana fabrikasına bir yenisini eklemenin hazırlığını yapıyor. Mart ayında üretime başlayacak olan fabrika, Türkiye’nin en büyük boji fabrikası olarak üretim gerçekleştirecek.

TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürü Atanur Karadağ, 1939 yılında kurulan TÜRASAŞ’ın, vagon üretimi ve onarımında öncü bir fabrika olduğunu belirterek Mart ayında üretime girecek olan boji fabrikasının Türkiye’nin en büyük boji üretim tesisi olacağını kaydetti. Kurulacak olan fabrikada yılda yaklaşık 4 bin 500 boji üretimi gerçekleştirileceğini belirten Karadağ, boji üretimde oluşacak artışın ardından yılda bin 500 vagon üretebileceklerini ifade etti. Karadağ, yeni kurulacak fabrikanın 10 bin metrekarelik bir alanı kapsadığını belirterek, “2024 yılında Cumhurbaşkanlığı yatırım programına girmiş olan tank taşıma vagonu, tır dorsesi gibi projelerimiz de bulunmakta. Bu projelerin prototip ve seri imalatlarını da Sivas’ta gerçekleştirmekteyiz. Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında dile getirdiği gibi, TÜRASAŞ’ı inadına büyüteceğiz. Biz de onu şiar edindik ve şu an TÜRASAŞ’ı inadına büyütüyoruz” dedi.

“Türkiye’nin en büyük boji üretim fabrikası olacak”

Türkiye’nin en büyük boji fabrikası olarak Mart ayında üretime başlayacaklarını belirten TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürü Atanur Karadağ, “TÜRASAŞ, 1939 yılında kurulmuş bir fabrikadır. Vagon yapar, vagon imalatı onarımı yapar. Bundan kırk yıl öncesine kadar lokomotif üretip onarım yapan bir kurumken, daha sonra sadece büyük vagonlara odaklanıp devam eden bir fabrika oldu. Seksen beş yıllık bir kurumuz. Kurulduğumuz günden bugüne Cer atölyesi, SİDEMAS, TÜDEMSAŞ, en sonunda TÜRASAŞ, Sivas Bölge Müdürlüğü olarak ismimiz değişti ama içeriğimiz hiç değişmedi. Bizim vagon imalat sektöründeki ağırlığımız hiç değişmedi. Biz şu an TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü olarak üç yıldır -ki 2020 yılından bu yana TÜRASAŞ olarak devam ediyoruz- buna katkı sağlamaya çalışıyoruz. Yaptığımız üretimlerle, yeni projelerimizle ki şu an içinde bulunduğumuz boji üretim fabrikası da bu yeni projelerimizden birisi. Şu ana kadar üç ana fabrikayla faaliyetlerimizi sürdürürken, şu an dördüncü ana fabrikayı açacak olmanın da mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yeni fabrika, Türkiye’nin en büyük boji üretim fabrikası olacak. Senede yaklaşık 4 bin 500 boji civarında bir üretim yapacağız, bu bin 500 vagona tekabül eden bir üretim sayısıdır. Burada önce vagon üretim sayımızı arttırmayı amaçladık. Bunun için bojiyi artırmak gerekiyordu. Altyapıyı hazırladık. Allah nasip ederse Mart ayı içinde açılışını yapacağız. Bu fabrikanın bütün ihale süreçlerini tamamladık. Bir kısmını şu anda görüyorsunuz, sistemlerimiz kuruldu, kuruluyor. Kumlama, plazma kesim tezgahımız gibi işte test ünitelerimiz gibi fikstürlerimiz gibi tezgahlarımız geldi. Gelmeye devam ediyor. Bütün tezgah bağlantılarımızı yaptık. Personel alımlarımızı gerçekleştirdik. Hazineden gerekli izinleri alarak şu an personelimizin kadrolu bir kısmı geldi, gelmeye devam ediyor. İnşallah Mart ayı içerisinde ilk kaynağımızı vurarak bojiye Bismillah diyeceğiz” dedi.

“Tank taşıma vagonu, tır dorsesi taşıma vagonu gibi projelerimiz de bulunmakta”

Tank taşıma vagonu gibi projeler ile üretim konusunda da hız kesmediklerini belirten Karadağ, “Yaklaşık 400 bin metrekare alan üzerinde, 110 bin metrekare kapalı alan olmak üzere faaliyet gösteriyoruz. Kapalı alanın 26 bin metrekarelik bir kısmı vagon onarımı için ayrılmış durumda. 20 bin metrekarelik kısım vagon üretimine ayrılmış durumda. 15 bin metrekarelik bir metal işleri bölümümüz var ve en son fabrikamızda 10 bin metrekarelik bir boji üretim fabrikası olarak faaliyet göstereceğiz, Allah nasip ederse. Boji fabrikası projemizin de yanında normal üretimimizi yapmanın yanı sıra, milli vagon ve ikiz vagon dediğimiz yurt dışında da rağbet gören konteyner vagonumuzu üretmek için çalışıyoruz. Ayrıca, 2024 yılında Cumhurbaşkanlığı yatırım programına girmiş olan tank taşıma vagonu, tır dorsesi taşıma vagonu gibi projelerimiz de bulunmakta. Bu projelerin prototip ve seri imalatlarını da Sivas’ta gerçekleştirmekteyiz. Şöyle bir şiarımız var, Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında dile getirdiği gibi, ‘TÜRASAŞ’ı inadına büyüteceğiz” diye konuştu. – SİVAS

]]>
https://www.haber28.com.tr/turasas-turkiyenin-en-buyuk-boji-fabrikasini-sivasta-kuruyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri pastırmasının Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu olduğunu açıkladı https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-kayseri-pastirmasinin-avrupa-birliginde-tescil-basvurusu-oldugunu-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-kayseri-pastirmasinin-avrupa-birliginde-tescil-basvurusu-oldugunu-acikladi/#respond Thu, 07 Mar 2024 08:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8785 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Kayseri pastırmamızla alakalı Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu var. Bu süreçleri titizlikle takip ediyoruz. İnşallah çok kısa zamanda Kayseri pastırmasına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili kazandırmış oluruz.” dedi.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda sektör temsilcileriyle bir araya gelen Yumaklı, salgın hastalıklar, doğal afetler, ülkeler arasındaki savaşlar, iklim değişikliği gibi hususların gıdanın neden stratejik bir sektör olduğunu öğrettiğini söyledi.

Ülkeler için gıda arz güvenliğinin milli güvenlik meselesi olduğunu dile getiren Yumaklı, bir yandan üretmeye devam ederken bir yandan da bütün dünyayı baskısı altına alan enflasyonla, üretimi baskılayan girdi maliyetleri gibi süreçlerle karşı karşıya kaldıklarını, bu baskıyı azaltacak tedbirleri almak için de gece gündüz çalıştıklarını belirtti.

Bakan Yumaklı, son 21 yılda Bakanlığın Kayseri’ye yaptığı bütün yatırımların, desteklerin toplam tutarının yaklaşık 60 milyar lira olduğu bilgisini vererek şöyle devam etti:

“Kayseri’de 110 milyon tohum ve fidan toprakla buluşturuldu. Kayseri’de 28 ürün var, markalaşmış ve coğrafi işaret alınmış. Kayseri pastırmamızla alakalı Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu var. Bu süreçleri titizlikle takip ediyoruz. İnşallah çok kısa zamanda Kayseri pastırmasına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili kazandırmış oluruz. Burada bir itiraz süreci var, çok da önemli olduğunu düşünmüyoruz açıkçası. O sürecin tamamlanmasını da yakından takip ediyoruz. Her ne kadar Memduh (Büyükkılıç) başkanımla Kastamonu pastırması mı Kayseri pastırması mı tartışması yapıyor olsak da… Biz her halükarda bu tatlı tartışmayı başkanımızla devam ettireceğiz. Ama şuna karar verdik, her ikisi de ayrı kategoriler, birbirleriyle yarıştırmayalım. Her ikisini de ayrı kulvarlarda takip etmiş olalım.”

“Sözleşmeli üretimi yaygınlaştırmaya çalışıyoruz”

İşlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili düzenlemeler yaptıklarını anımsatan Yumaklı, “Son dönemde yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindeki düzenlemelerdir. Tarımsal üretim alanlarının tamamının kayıt altına alınmasıyla alakalı düzenlemeler yaptık. Suya göre tarım yapılması olgusunu getirdik, suya göre tarım yapmamız gerekir çünkü su kaynaklarımız sonsuz ve sınırsız değil. Sözleşmeli üretim konusunu özellikle yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Yumaklı, sözleşmeli tarım konusunda bazı sektörlerin, sözleşmenin koruyucu ya da süreklilik unsurunu bir kenara bırakarak bunu bir bağlayıcılık olarak gördüklerini dile getirdi.

Planlı üretime geçişle alakalı çalışmaların hızla devam ettiğini vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde hangi üründen ne kadar üreteceğiz, ne kadar fazlamız var, ne kadar eksiğimiz var, hangi ili nereye yönlendireceğiz konusunu da çalışmak istiyoruz. Bu basit bir yasal düzenleme değildir, sizlerle beraber bizim Bakanlığımızın, tüm arkadaşlarımızın el ele, omuz omuza vererek ortaya koyması gereken bir husustur. Başladığı andan itibaren 3 yıllık bir planlamayı gerektirecek, yani sadece 1 yıla ait bir şey değil. Dolayısıyla üretim yapacak olanlar da önündeki 3 yılı görmüş olacaklar.” ifadesini kullandı.

Planlı ve suya göre tarıma örnek veren Yumaklı, Kayseri’de sulama amaçlı kullanılan Sarıoğlan Barajı’nın yağışların yetersiz olmasından dolayı yeterli doluluk oranına ulaşamadığını, bölgede şeker pancarı üreten üreticilerin endişelendiklerini, il müdürlüğü ve büyükşehir belediyesinin bir proje başlattığını ve üreticiye yüzde 100 hibe nohut tohumu dağıtılarak 10 bin dekarda ekim yapılmasının sağlandığını anlattı.

Bakan Yumaklı, tarımsal arazilerin boş kalmamasıyla ilgili TAKE projesi olduğunu dile getirerek, “Bununla ilgili de çiftçilerimize yine yüzde 50 hibeli, suyu az tüketen nohut, aspir ve yeşil mercimek tohumlarını Bakanlık olarak dağıtacağız.” dedi.

TAKE projesine ilişkin bilgi veren Yumaklı, şunları kaydetti:

“Resmi Gazete’de dün gece yayımlanan hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. TAKE projesiyle 3 yılda yaklaşık 950 milyon lira tutarında 1241 projeye destek sağlamıştık. Bu yıl için de Türkiye’ye 520 milyon liralık bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz TAKE projelerimiz yaklaşık 1,7 milyon dekarlık arazide uygulanacak. Bir diğer gelişme de hayvancılıkla uğraşan üreticilerimiz bilir. Onlar, uygulanan aşı ve küpe bedellerini elden, tasvip edilmeyen bir uygulamayla yapıyorlardı. Bunlarla alakalı artık böyle para alışverişi olmayacak. Kendilerine olan desteklerimiz içinden bunlar tahsil edilmiş olacak.”

Toplantı, sektör temsilcilerinin sorularının cevaplanmasıyla basına kapalı devam etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ibrahim-yumakli-kayseri-pastirmasinin-avrupa-birliginde-tescil-basvurusu-oldugunu-acikladi/feed/ 0
Çanakkale’de Kadın Çiftçiler Süs Bitkileri Üretimine Başlıyor https://www.haber28.com.tr/canakkalede-kadin-ciftciler-sus-bitkileri-uretimine-basliyor/ https://www.haber28.com.tr/canakkalede-kadin-ciftciler-sus-bitkileri-uretimine-basliyor/#respond Wed, 06 Mar 2024 08:00:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8609 Türkiye’de süs bitkileri sektöründe yeni alternatifler oluşturulması için Çanakkale’de kadın çiftçilerin bu yaz üretime başlaması planlanan çalışma kapsamında protokol imzalanarak yol haritası belirlendi.

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Çanakkale Ziraat Odası ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi ile Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamuller İhracatçılar Birliği arasında protokol imzalandı.

Çanakkale Ziraat Odası aracılığıyla yapılan çağrı üzerine bir araya gelen 21 kadın çiftçi, “süs bitkilerinin üretim potansiyelinin belirlenmesi” konusunda yürütülecek projenin detaylarına ilişkin bilgilendirildi.

Protokole göre, hazırlanacak proje kapsamında Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üreticilere başlangıç materyali sağlayacak, hasat edilen ürünlerin satış ve pazarlamasına destek olacak.

Ziraat Odası, çiftçilerin organizasyonuna, ÇOMÜ eğitim ve desteklenmesine, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekonomik ve sosyal yönden gelişimlerine, Ziraat Mühendisleri Odası ise birimlerin koordinasyon ve mühendislik desteklerine katkı verecek.

Özellikle kadın üreticilerin, kooperatif ve dernek benzeri oluşumlarla bir arada bulunabilecekleri bir organizasyon oluşturulmasının hedeflendiği çalışmanın ilk aşamasında, İstanbul’da mezat ziyareti yapılacak. Ayrıca, satış ve pazarlama üzerine görsel hafızalarını geliştirmek üzere toplantılar düzenlenecek, üretim seraları gezilecek, ÇOMÜ Sürekli Eğitim Merkezi’nde eğitim verilecek, ihracata yönelik üretim desteklenecek.

Koordinasyon sağlandıktan sonra altyapıları, üretim alanları, iş gücü ve üretim kapasiteleri değerlendirilerek, süs bitkisi üretimine temmuz ayında geçilecek. Her çiftçiye ortalama 600 metrekare alanda üretim materyali sağlanarak, kalite ve standardına bağlı olarak ürün ihracatı desteklenecek.

“Termalin olduğu ilçelerin salon bitkisi üretimine uygun olduğunu düşünüyoruz”

Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Yılmaz, AA muhabirine, Çanakkale’nin hem iç hem de dış pazara yakınlığı nedeniyle süs bitkileri yetiştiriciliği konusunda avantajlı bir konumda yer aldığını söyledi.

Çanakkale’nin iklimsel olarak kışın birkaç ayın dışında süs bitkileri için uygun olduğunu ifade eden Yılmaz, “Burada üretim olursa yeni bir üretim alanı açmış oluruz. Şu anda süs bitkilerinde kesme çiçekte Antalya ağırlıkta bir ihracatımız söz konusu. Antalya’da yaz sıcağından dolayı iklimsel dezavantajlarımız var. Karanfilin dışında başka çeşitleri pazara sunamıyoruz. Daha fazla çeşitliliğin sağlanacağını düşündüğümüz bir bölge olduğu için Çanakkale’de birtakım çalışmalar yapılması adına iyi niyet protokolü imzaladık.” diye konuştu.

Yılmaz, Çanakkale’de kısa sürede süs bitkisi denemelerinin yapılacağını, birçok çeşidin uyumlu olacağını düşündüklerini aktardı.

Süs bitkisi üretiminin Çanakkale ve ülke ekonomisine önemli katkılar sunacağına inandığını ifade eden Yılmaz, “Bundan 10 yıl önce Sakarya’da süs bitkileri sektörü yokken şu an ciddi bir sektör oluştu. Tokat’ta böyle bir sektör yokken yeni yeni oluşmaya başlıyor.” dedi.

“Çanakkale’de de neden olmasın?” düşüncesiyle hareket ettiklerini vurgulayan Yılmaz, bu işi layıkıyla yapabilecek üreticilerle başlanıp projenin kendiliğinden büyüyeceğini öngördüklerini anlattı.

Yılmaz, Çanakkale’de üretilecek süs bitkilerin yerel esnafın ihtiyacını karşılayacak düzeyde olacağını, daha sonra büyük hedeflerin ortaya konulacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Bir adım sonra kentin etrafındaki büyükşehirler, sektör daha da büyüdüğünde ihracat boyutuna taşınması gerekiyor. Bunu Isparta’da da yaşadık. Isparta’da 15 yıl önce sektör yokken şu an 1500-2 bin dönüm kapalı alanda yazlık karanfil üretimi yapılıyor. Bu ürünlerin tamamının Hollanda ve İngiltere’de satışı yapılıyor. Burada hem serada kesme çiçekler hem de dış mekanda üretimler gerçekleştiriliyor. Çanakkale’de termalin olduğu ilçelerin salon bitkisi üretimine uygun olduğunu düşünüyoruz. Süs bitkileri üretiminin neredeyse tamamı burada yapılabilecek potansiyele sahip.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/canakkalede-kadin-ciftciler-sus-bitkileri-uretimine-basliyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: Son 21 yılda sebze üretimini neredeyse dört kat artırdık https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-son-21-yilda-sebze-uretimini-neredeyse-dort-kat-artirdik/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-son-21-yilda-sebze-uretimini-neredeyse-dort-kat-artirdik/#respond Wed, 06 Mar 2024 04:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8553 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Özellikle bitkisel ve hayvansal üretimde verilen destek ve yatırımlarla son 21 yılda sebze üretimini neredeyse dört kat artırdık. Bakanlık olarak önümüzdeki dönemde politikalarımızı beş eksen etrafında topladık. Bunlar; sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırımdır. Planlı üretim, suya göre tarım ve sözleşmeli tarım ile Nevşehir’in tarımsal üretim desenini yeniden ele alıyoruz” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi inceleme ve açılışlara katılmak üzere geldiği Nevşehir’de sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Bakan Yumaklı toplantıda yaptığı konuşmada, “Gıdanın, su ve ormanın her geçen gün öneminin ve değerinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sektörlerde küresel alandaki gelişmeleri takip ederken yereldeki potansiyelimizi tespit edip, etkin politikalarla süreci yürütmemiz gerekiyor. Tabii bu çalışmalar masa başından olmuyor. Yerelde veya sahada üreticimiz, çiftçimiz, sanayicimiz, STK’larımız ve mesai arkadaşlarımızla bir araya gelerek sektörün dününü, bugününü ve yarınını değerlendirmemiz gerekiyor. Bu nedenle görevi devraldığım günden bu yana illerimizi ziyaret ediyor, sektöre ait sorunlara el atıyoruz. Sorunların çözümü noktasında yapabileceklerimizi kısa, orta ve uzun vadeli çalışma ajandamıza not ediyoruz. Yapamayacaklarımız konusunda da neden olmayacağını gerekçeleri ile paydaşlarımıza aktarıyoruz” dedi.

Tarımın stratejik öneminin artmasına son dönemde yaşanan salgın hastalıklar, savaşlar, doğal afetler, iklim değişikliği ve nüfus artışının sebep olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Biz bunları yeni normal olarak tanımlıyoruz. Nüfus artışıyla bir yandan daha çok ürün üretmemiz gerekirken, üretimi baskılayan, girdi maliyetlerini yükselten süreçlerle de karşı karşıya kalıyoruz. Ben inanıyorum ki bu süreci etkin ve verimli politikalar üreterek ve çiftçimizin üretme azmiyle hep birlikte geride bırakacağız. Son dönemde yaşadığımız yeni normal çerçevesinde gıda arz güvenliğinde herhangi bir sorun yaşamadıysak, bunu illerimize sağladığımız güçlü üretim ve sanayi altyapısı, ayrıca siz değerli kardeşlerimizin üretimlerine borçluyuz. Su alanında 2,9 milyar lira yatırım yaparak 59 tesisi hizmete aldık. Kırsal kalkınma desteklerimizle Nevşehir’in tarım ve orman altyapısını güçlendirdik. 20 milyon 300 bin fidanı toprakla buluşturduk. ORKÖY kapsamında 43 milyon lira hibe ve kredi desteği sağlayarak, yaklaşık 221 projenin hayata geçmesine vesile olduk. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 366 bin dekar alana sahip Hacıbektaş ve Nevşehir Acıgöl ovalarımızı koruma altına aldık. Bu ovalarımızı gıda arz güvenliğimizin teminatı olarak görüyoruz. Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Nevşehirli üreticilerimiz hem modern tarımla buluştu hem de üretimde verimini arttırdı. Özellikle bitkisel ve hayvansal üretimde verilen destek ve yatırımlar ile son 21 yılda; sebze üretimini neredeyse 4 kat artırdı. Bakanlık olarak önümüzdeki dönemde politikalarımızı 5 eksen etrafında topladık. Bunlar; sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırımdır. Planlı üretim, suya göre tarım ve sözleşmeli tarım ile Nevşehir’in tarımsal üretim desenini yeniden ele alıyoruz. Bu çalışmaları yaparken üreticimizi belli bir ürün üretmeye zorlamayacağız, çiftçimizin ekonomik kazanç sağlayacağı, ülkemizin gıda arz ihtiyacının karşılanacağı bir sistem yürüteceğiz. Yani, kazan-kazan prensibi ile hareket edeceğiz. Kırsal kalkınma desteklerimizden gençlerimiz ve kadınlarımızın daha çok yararlanması için pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. 1,3 milyar lira tutarındaki 12 su ve sulama projemizi Nevşehir’e hızlı bir şekilde kazandırmak için çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdüreceğiz. İnşallah bizim teşvikimiz, sektör paydaşlarının da gayreti ile evelallah üstesinden gelemeyeceğimiz sorun yok. Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiği düsturuyla var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. – NEVŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-son-21-yilda-sebze-uretimini-neredeyse-dort-kat-artirdik/feed/ 0
Bakan Kacır: “Konya tarım makineleri sektöründe önemli bir mesafe kat etti” https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti-2/ https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti-2/#respond Tue, 05 Mar 2024 23:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8480 Bakan Kacır: “Konya tarım makineleri sektöründe önemli bir mesafe kat etti”

KONYA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, katıldığı Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışında yaptığı konuşmada, “Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” dedi.

Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Selçuk Üniversitesinde Alper Gezeravcı ile birlikte gençlerle söyleye katıldıktan sonra Konya Ticaret Odası’nın Akılı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Programda konuşan Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’mızı inşa ederek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üretimde, teknolojide, ticarette getirdiği paradigma değişimlerini küresel rekabette daha güçlü olmamız, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesi’yle kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemizi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamızı sağlayacak politikaları hayata geçiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ısrarı, iddiası ve güçlü liderliğiyle Milli Teknoloji Hamlemizin öncü sektörü savunma sanayiinde elde ettiğimiz kazanımları sivil alanlara taşıyoruz. TOGG bu yaklaşımın en net ve başat çıktısıdır. Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz TOGG’la 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük” dedi.

Bakan Kacır, ilerideki dönemde kamu öncülüğünde yürütecekleri etkin sanayi politikalarıyla ülke için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceklerini ifade ederek, “Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz. İklim değişiklikleri, nüfus artışı, artan gıda talebinin tetiklediği yeni krizler karşısında; ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin etkin ve verimli kullanımını destekleyecek altyapıyı inşa edeceğiz. Bugün dünyada her üç kişiden birisi maalesef yeterli gıdaya erişemiyor. İklim değişikliği kaynaklı küresel su rezervlerinin azalması, yanlış tarım uygulamaları maalesef bu tablonun yakın zamanda düzelmeyeceğine işaret ediyor. Diğer yandan yeşil mutabakatın getirdiği çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik hedefleri, tarım ve su yönetimi pratiklerimizi teknoloji odaklı yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makineleri artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlıyor, su ve enerji tüketimini optimize ediyor. Zararlı kimyasalların kullanımını azaltarak çevresel etkiyi minimize ederken, aynı zamanda verimliliği artırıyor ve gıda güvenliğinin sürdürülmesine katkıda bulunuyor” şeklinde konuştu.

“25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor”

Türkiye’deki son 22 yıldaki gelişmeleri anlatan Bakan Kacır, “Ülkemiz son 22 yılda inşa ettiği üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardı. Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi ve 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik. Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladık. TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma Ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” diye konuştu.

“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”

Konya’nın tarım alanından çok fazla birinci olduğu sektörün olduğunu belirten Bakan Kacır, “Bugün Konyalı tarım makineleri üreticilerimiz Türkiye genelinde; ‘hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri’ imalatında birinci; ‘traktör, pulluk ve su pompası’ üretiminde ise ikinci konumdadır. Traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80’den, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahiptir. Tabii sektörün rekabetçiliğini güçlendirmemiz için teknoloji odaklı dönüşümü başarıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Konya’da kurduğumuz üst düzey teknoloji ile donatılmış Akıllı Teknoloji Merkezimiz ile KOBİ’lerin kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapıyı üreticilerimize sunduk. Tarım makineleri imalatçılarımızın akıllı teknolojiler ile donatılmış ekipmanlar üretebilme kapasitelerini artırdık. Üniversite – sanayi iş birliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunu gerçekleştireceğiz. Ayrıca, tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. ve bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız” dedi.

“Konya tam bir tarım şehri”

Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, açılışı yapılan tesisten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Tarımda, sanayide geldiği noktayı bugün hep birlikte gördük. Bir taraftan da Konya 5 üniversitesinde 131 bin öğrencisiyle bir öğrenci şehri. Üniversitelerimiz şehrimizin gelişiminde çok önemli katkılar sunuyorlar. Karatay Üniversitemizde her yıl Konyamızın önemli sorunlarını çözmek ve fikir üretmek adına önemli çalışmalar yürütüyor. Konya bir tarım şehri. Çatalhöyük’te başlayan tarımsal üretimi bugüne kadar sürdürebilmiş dünyanın ender şehirlerinden birinde bulunuyoruz. Ayrıca pandemi döneminde gördük ki tarımsal üretim ve ülkenin kendi kendine yetme kapasitesi en az sınırlarımızı korumak kadar önemli. Konya her zaman üreten bir şehir oldu. ve üretimini geliştiren bir şehir oldu. Tarım makineleri, Konya’nın sanayisinin temel altyapısı. Önce tarım makinesi üretmeye başlamışız. Sonra OSB’de artık 50 bin insanın çalıştığı büyük bir çalışma alanına dönüştürdük. Bu manada tarım makinelerinin gelişiminde, teknolojinin kullanılması hem çevremizdeki tarımsal üretimin artmasına hem de teknolojimizin ve sanayi üretimimizin artmasına çok önemli bir katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.

“Teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahede ediyoruz”

Konya Valisi Vahdettin Özkan, üniversite, sanayi ve kamunun birlikteliğini hep beraber müşahade ettiğini ifade ederek, “Aslında bu birliktelik aynı zamanda bir bereketi doğuruyor. Bugün de hem fonlara erişim, finansmana erişim hem pazarın önündeki engellerin kaldırması ve özellikle tarımsal kalkınmayla ilgili en önemli hususlardan birisi olan dijitalleşme, teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahade ediyoruz. Meyvelerini beraber topluyoruz” diye konuştu.

“Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir”

Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ise, “Türkiye şimdiye kadar bir bölgesel merkez oldu fakat gerçekleştireceğimiz kalkınma hamlesi ile yolumuza küresel ekonomik güç olarak devam etmek istiyoruz. Bunun yolu da Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacak Milli Teknoloji Hamlesi’nden geçmektedir. Türkiye, yürüttüğü milli teknoloji hamlesi ile artık çağın gerisinde kalmayacağını göstermiştir. Bir yandan tam bağımsız, milli üretim modeline geçişimizi sürdürürken bir yandan dünyadaki teknolojik değişimleri yakalamak hatta bir adım önünde yer almak istiyoruz. Savunma sanayimizdeki dünya çapında muhteşem ilerleyişimizle, bir yandan milli akıllı otomobilimiz TOGG’la taçlandırdığımız teknoloji hamlemizle; diğer taraftan uzaya açılan ülkemiz ile gurur duyuyoruz. Teknofest ile gençlerimiz ve çocuklarımızın ufkunu açıyoruz. Bunlarla birlikte diğer pek çok proje ile Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir. Bakanımıza hem bakan yardımcılığı döneminde hem de bakanlığı döneminde tüm bu projelerin hayata geçmesinde gösterdiği gayretlerden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ve hükümetimizin üzerinde ısrarla durduğu yerli ve milli üretimi şiar edinen Türk özel sektörü, gelecekte ülkemiz ekonomisinin dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmesi için çalışmaya devam edecektir” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve beraberindekiler, Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışının ardından Kapsül Teknoloji Platformu’na giderek, burada proje geliştiren gençlerle sohbet etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti-2/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Tarım makineleri sektörü ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-tarim-makineleri-sektoru-ekonomik-kalkinmamizda-oncu-rol-ustleniyor/ https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-tarim-makineleri-sektoru-ekonomik-kalkinmamizda-oncu-rol-ustleniyor/#respond Tue, 05 Mar 2024 23:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8477 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörünün bugün 25 binden fazla vatandaşa istihdam imkanı sunduğunu belirterek, “Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor.” dedi.

Kacır, Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Prototipleme Merkezi’nin (AKİTEK) açılışında, sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesiyle, kritik teknolojileri milli olarak geliştiren, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunan politikaları hayata geçirdiklerini söyledi.

Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobil Togg’la 60 yıl öncesinin devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdüklerini vurgulayan Kacır, “Önümüzdeki dönemde kamu öncülüğünde yürüteceğimiz etkin sanayi politikalarıyla ülkemiz için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceğiz.

Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz.” diye konuştu.

Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makinelerinin artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağladığını aktaran Kacır, böylece su ve enerji tüketiminin en aza indirildiğini dile getirdi.

“Destek programları uygulamaya devam ediyoruz”

Kacır, son 22 yılda üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün, birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardığını belirterek, şöyle konuştu:

“Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi, 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik.”

Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladıklarını aktaran Kacır, “TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesiyle 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık.” ifadesini kullandı.

Konyalı tarım makineleri üreticilerinin Türkiye genelinde hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri imalatında birinci, traktör, pulluk ve su pompası üretiminde ise ikinci konumda olduğuna değinen Kacır, traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahip olduklarına dikkati çekti.

“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”

Kacır, Konya’da kurulan AKİTEK ile KOBİ’lere kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapı sunulduğunu dile getirdi.

Üniversite-sanayi işbirliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunun gerçekleştirileceğini anlatan Kacır, şöyle devam etti:

“Tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. Bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin, başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız.”

AKİTEK’i gezen Kacır ve beraberindekiler, daha sonra Konya Büyükşehir Belediyesi Kapsül Teknoloji Platformu’nu ziyaret etti, çalışmalar hakkında bilgi aldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-tarim-makineleri-sektoru-ekonomik-kalkinmamizda-oncu-rol-ustleniyor/feed/ 0
Bakan Kacır: “Konya tarım makineleri sektöründe önemli bir mesafe kat etti” https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti/ https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:24:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8447 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, katıldığı Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışında yaptığı konuşmada, “Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” dedi.

Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Selçuk Üniversitesinde Alper Gezeravcı ile birlikte gençlerle söyleye katıldıktan sonra Konya Ticaret Odası’nın Akılı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Programda konuşan Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’mızı inşa ederek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üretimde, teknolojide, ticarette getirdiği paradigma değişimlerini küresel rekabette daha güçlü olmamız, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesi’yle kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemizi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamızı sağlayacak politikaları hayata geçiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ısrarı, iddiası ve güçlü liderliğiyle Milli Teknoloji Hamlemizin öncü sektörü savunma sanayiinde elde ettiğimiz kazanımları sivil alanlara taşıyoruz. TOGG bu yaklaşımın en net ve başat çıktısıdır. Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz TOGG’la 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük” dedi.

Bakan Kacır, ilerideki dönemde kamu öncülüğünde yürütecekleri etkin sanayi politikalarıyla ülke için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceklerini ifade ederek, “Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz. İklim değişiklikleri, nüfus artışı, artan gıda talebinin tetiklediği yeni krizler karşısında; ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin etkin ve verimli kullanımını destekleyecek altyapıyı inşa edeceğiz. Bugün dünyada her üç kişiden birisi maalesef yeterli gıdaya erişemiyor. İklim değişikliği kaynaklı küresel su rezervlerinin azalması, yanlış tarım uygulamaları maalesef bu tablonun yakın zamanda düzelmeyeceğine işaret ediyor. Diğer yandan yeşil mutabakatın getirdiği çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik hedefleri, tarım ve su yönetimi pratiklerimizi teknoloji odaklı yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makineleri artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlıyor, su ve enerji tüketimini optimize ediyor. Zararlı kimyasalların kullanımını azaltarak çevresel etkiyi minimize ederken, aynı zamanda verimliliği artırıyor ve gıda güvenliğinin sürdürülmesine katkıda bulunuyor” şeklinde konuştu.

“25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor”

Türkiye’deki son 22 yıldaki gelişmeleri anlatan Bakan Kacır, “Ülkemiz son 22 yılda inşa ettiği üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardı. Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi ve 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik. Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladık. TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma Ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” diye konuştu.

“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”

Konya’nın tarım alanından çok fazla birinci olduğu sektörün olduğunu belirten Bakan Kacır, “Bugün Konyalı tarım makineleri üreticilerimiz Türkiye genelinde; ‘hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri’ imalatında birinci; ‘traktör, pulluk ve su pompası’ üretiminde ise ikinci konumdadır. Traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80’den, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahiptir. Tabii sektörün rekabetçiliğini güçlendirmemiz için teknoloji odaklı dönüşümü başarıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Konya’da kurduğumuz üst düzey teknoloji ile donatılmış Akıllı Teknoloji Merkezimiz ile KOBİ’lerin kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapıyı üreticilerimize sunduk. Tarım makineleri imalatçılarımızın akıllı teknolojiler ile donatılmış ekipmanlar üretebilme kapasitelerini artırdık. Üniversite – sanayi iş birliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunu gerçekleştireceğiz. Ayrıca, tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. ve bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız” dedi.

“Konya tam bir tarım şehri”

Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, açılışı yapılan tesisten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Tarımda, sanayide geldiği noktayı bugün hep birlikte gördük. Bir taraftan da Konya 5 üniversitesinde 131 bin öğrencisiyle bir öğrenci şehri. Üniversitelerimiz şehrimizin gelişiminde çok önemli katkılar sunuyorlar. Karatay Üniversitemizde her yıl Konyamızın önemli sorunlarını çözmek ve fikir üretmek adına önemli çalışmalar yürütüyor. Konya bir tarım şehri. Çatalhöyük’te başlayan tarımsal üretimi bugüne kadar sürdürebilmiş dünyanın ender şehirlerinden birinde bulunuyoruz. Ayrıca pandemi döneminde gördük ki tarımsal üretim ve ülkenin kendi kendine yetme kapasitesi en az sınırlarımızı korumak kadar önemli. Konya her zaman üreten bir şehir oldu. ve üretimini geliştiren bir şehir oldu. Tarım makineleri, Konya’nın sanayisinin temel altyapısı. Önce tarım makinesi üretmeye başlamışız. Sonra OSB’de artık 50 bin insanın çalıştığı büyük bir çalışma alanına dönüştürdük. Bu manada tarım makinelerinin gelişiminde, teknolojinin kullanılması hem çevremizdeki tarımsal üretimin artmasına hem de teknolojimizin ve sanayi üretimimizin artmasına çok önemli bir katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.

“Teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahede ediyoruz”

Konya Valisi Vahdettin Özkan, üniversite, sanayi ve kamunun birlikteliğini hep beraber müşahade ettiğini ifade ederek, “Aslında bu birliktelik aynı zamanda bir bereketi doğuruyor. Bugün de hem fonlara erişim, finansmana erişim hem pazarın önündeki engellerin kaldırması ve özellikle tarımsal kalkınmayla ilgili en önemli hususlardan birisi olan dijitalleşme, teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahade ediyoruz. Meyvelerini beraber topluyoruz” diye konuştu.

“Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir”

Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ise, “Türkiye şimdiye kadar bir bölgesel merkez oldu fakat gerçekleştireceğimiz kalkınma hamlesi ile yolumuza küresel ekonomik güç olarak devam etmek istiyoruz. Bunun yolu da Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacak Milli Teknoloji Hamlesi’nden geçmektedir. Türkiye, yürüttüğü milli teknoloji hamlesi ile artık çağın gerisinde kalmayacağını göstermiştir. Bir yandan tam bağımsız, milli üretim modeline geçişimizi sürdürürken bir yandan dünyadaki teknolojik değişimleri yakalamak hatta bir adım önünde yer almak istiyoruz. Savunma sanayimizdeki dünya çapında muhteşem ilerleyişimizle, bir yandan milli akıllı otomobilimiz TOGG’la taçlandırdığımız teknoloji hamlemizle; diğer taraftan uzaya açılan ülkemiz ile gurur duyuyoruz. Teknofest ile gençlerimiz ve çocuklarımızın ufkunu açıyoruz. Bunlarla birlikte diğer pek çok proje ile Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir. Bakanımıza hem bakan yardımcılığı döneminde hem de bakanlığı döneminde tüm bu projelerin hayata geçmesinde gösterdiği gayretlerden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ve hükümetimizin üzerinde ısrarla durduğu yerli ve milli üretimi şiar edinen Türk özel sektörü, gelecekte ülkemiz ekonomisinin dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmesi için çalışmaya devam edecektir” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve beraberindekiler, Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışının ardından Kapsül Teknoloji Platformu’na giderek, burada proje geliştiren gençlerle sohbet etti. – KONYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-kacir-konya-tarim-makineleri-sektorunde-onemli-bir-mesafe-kat-etti/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Türkiye’de Tohum Üretimi Sorunu Yok https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyede-tohum-uretimi-sorunu-yok/ https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyede-tohum-uretimi-sorunu-yok/#respond Tue, 05 Mar 2024 00:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8299 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok.” dedi.

Nevşehir’in Gülşehir ilçesinde kayadan oyma doğal soğuk hava deposunda incelemede bulunan Yumaklı, dünyada farklı doğal depolama örnekleri bulunduğunu ancak kenttekilerin çok özel olduğunu dile getirdi.

Yumaklı, bu depolarda hem havalandırma hem de diğer hususlar için herhangi bir enerji harcamaya gerek kalmadan başta patates olmak üzere farklı ürünlerin depolanabildiğini belirtti.

Türkiye’de 5,7 milyon tonluk patates üretimi olduğunu aktaran Yumaklı, “Nevşehir, patates üretiminde Türkiye’de sekizinci sırada. Patates üretiminde kullanılan tohumların tamamı sertifikalı tohum. Bu, verimlilik açısından son derece önemli. Dünyadaki örneklerinden verimlilik açısından yaklaşık yüzde 80’e yakın daha fazla verim alınması söz konusu.” diye konuştu.

Türkiye’nin tohumculukta dünyada söz sahibi ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:

“Türkiye, ilk 10 ülke arasındadır. Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok. Ancak bazı ürünler var ki bunların tohumlarıyla alakalı henüz istediğimiz seviyede değiliz. Bunlardan bir tanesi de patates tohumu. Ancak bu konuda gerçekten işletmelerimiz, firmalarımız Ar-Ge yaparak patatesteki tohum üretiminde şu anda yaklaşık yüzde 10-15’ler civarındayız. Yüzde 50-60’lara çıkarmakla ilgili ciddi bir çaba var. İçinde bulunduğumuz bu alan, yaklaşık 100 bin tonluk patatesin depolanması için gerekli potansiyele sahip.”

Bazı ürünler sembolleştirilerek bunların üzerinden siyaset yapıldığını vurgulayan Yumaklı, şöyle devam etti:

“Her zaman söylediğim gibi gıda ile alakalı konular, siyaset malzemesi yapılmamalı. Çünkü bu üreticiye de haksızlık, bu oluşan ortamdan olumsuz etkilenen tüketiciye de haksızlık. Geçtiğimiz yıllarda soğan ve patates konusunda maalesef bizim ülkemizde hakikaten çok kısa bir dönemi belki de 3-5 günlük ya da bir haftalık bir dönemi sanki o üretim yılının tamamında varmış gibi lanse etmekle alakalı maalesef gündemimiz oldu. Bu konunun tekrar altını çizmek istiyorum, sadece Nevşehir’de şu anda ki sezonun yeni ürünlerinin çıkmasına doğru gidiyoruz, sezonun toplamında şu anda Nevşehir’de 660 bin tonluk patates stoku var. Bunun 100 bin ton civarındaki kısmını eğer tohum olarak düşünürsek 500 bin tonluk sadece Nevşehir’de bir stok söz konusu.”

Diğer illerin depolarında da yeteri kadar ürün olduğunu belirten Yumaklı, “Türkiye, bazı ürünlerin üretimi konusunda kendi ihtiyaçları için ve ülkeye gelen turistlerin ihtiyacını karşılama anlamında yeterli. Yeterli olamadığımız kısımlar için de bunları yüzde 100’e tamamlamak için çok yoğun bir çaba var. O yüzden ben buradan başta patates üreticileri olmak üzere bu ülkenin gıda arz güvenliğine katkıda bulunan bütün üreticilere teşekkür ediyorum. Bu dönemde artık hepimiz de biliyoruz ki ne patatesle alakalı ne de soğanla alakalı aldığımız tedbirler neticesinde herhangi bir spekülasyon söz konusu değil, olmayacaktır da, olmaması için biz hükümet olarak her şeyi yapacağız.” diye konuştu.

Hem üretici hem de tüketici için haksızlık olan bu duruma hiçbir şekilde göz yummayacaklarını kaydeden Yumaklı, tüm ürünlerde haksız ortam oluşmasını engelleyeceklerini, bu konuda Ticaret Bakanlığıyla koordineli çalıştıklarını aktardı.

Türkiye’nin gıda arz güvenliğiyle alakalı bir sorununun olmadığını dile getiren Yumaklı, “Fiyat hareketlerini gıda arz güvenliği üzerinden tanımlamak mümkün değildir. Dolayısıyla bunun dışındaki hususlara da yani tüketicinin zararına olacak eylemlere de hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda hem bizler Tarım ve Orman Bakanlığı hem de Ticaret Bakanlığı son derece kararlıyız.” dedi.

Açıklamasının ardından depodaki yetkililerden bilgi alan Yumaklı, burada çalışan işçilerle sohbet etti ve patates ayıkladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyede-tohum-uretimi-sorunu-yok/feed/ 0
Oba Makarnacılık halka arzında talep toplama başladı https://www.haber28.com.tr/oba-makarnacilik-halka-arzinda-talep-toplama-basladi/ https://www.haber28.com.tr/oba-makarnacilik-halka-arzinda-talep-toplama-basladi/#respond Mon, 04 Mar 2024 04:00:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8183 Oba Makarnacılık Sanayi ve Ticaret AŞ’nin halka arzında talep toplama başladı.

Oba Makarnacılık’ın halka arzı OBAMS kodu ile Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, Ünlü Menkul Değerler, Ziraat Yatırım Menkul Değerler ve QNB Finans Yatırım Menkul Değerler liderliklerinde oluşturulan konsorsiyum tarafından gerçekleştirilecek.

Halka arz fiyatı pay başına 39,24 lira olarak belirlenen şirketin 72 milyon 252 bin 259 lira sermaye artırımı, 24 milyon 84 bin 86 lira ortak satışı olmak üzere nominal değeri 96 milyon 336 bin 345 lira olan payları satışa çıkacak. Böylece şirketin yüzde 20,1’i halka açılmış olacak. Şirket, 22-23 Şubat’ta talep toplayacak.

Halka arz edilecek hisselerin yüzde 49’u yurt içi bireysel yatırımcıya, yüzde 45’i yurt içi kurumsal yatırımcıya, yüzde 5’i yurt dışı kurumsal yatırımcıya ve yüzde 1’i de Oba Makarnacılık çalışanlarına ayrıldı.

“Günlük 3 bin ton buğday kırma, 2 bin ton makarna üretimi gerçekleştiriyoruz”

Oba Makarnacılık Yönetim Kurulu Üyesi İpek Cıncıkcı, AA muhabirine, 2005’te tesisi aldıklarında 80 ton kapasiteli bir üretim tesisi olduğunu ve 2010’da yaptıkları yeni yatırımlarla Türkiye’nin en büyük makarna üretim tesisini hayata geçirdiklerini söyledi.

Cıncıkcı, “2010’da Gaziantep 4. organize sanayi bölgesinde yeni fabrikamızın inşaatına başladık ve o zamanın en yüksek üretim kapasitelerinden birine ulaştık. Ardından 2017’de stratejik bir kararla Sakarya Hendek’te üretim tesisi aldık. Bu tesisi satın aldığımızda üç hat vardı ve yeni yaptığımız yatırımlarla birlikte Hendek fabrikamızın kapasitesini neredeyse Gaziantep fabrikamıza ulaştırdık. İki fabrika toplamında günlük 3 bin ton buğday kırma, 2 bin ton makarna üretimi gerçekleşmekte.” şeklinde konuştu.

Cıncıkcı, 2019’da Sakarya fabrikasında tek hatla üretime başladıkları noodle ürününde 2020 sonunda kapasitenin yeterli gelmemeye başladığını ve yeni bir yatırım ihtiyacı doğduğunu belirterek, bu yatırımla noodle hattı sayısını 1’den 4’e çıkarttıklarını ve 90 milyon porsiyondan 985 milyon porsiyon kapasiteye ulaştırdıklarını ifade etti.

“Türkiye küresel makarna pazarında kritik bir oyuncu”

Küresel makarna pazarının yaklaşık 66 milyar dolar tutarında olduğunu bildiren Cıncıkcı, “Türkiye küresel makarna pazarında kritik bir oyuncu, hem üretim anlamında hem ihracat anlamında. Üretimde Türkiye, Amerika ve İtalya’dan sonra üçüncü. Türkiye’de yapılan makarna üretiminin yüzde 25’i Oba Makarnacılık tesislerinde gerçekleşiyor. Türkiye ihracatta da oldukça kilit bir aktör. İtalya’nın ardından 2. sırada yer almakta. Biz de Türkiye’nin ihracatından yaklaşık yüzde 30 pay almaktayız.” bilgisini paylaştı.

Cıncıkcı, halka arzdaki en büyük motivasyonlarının şirketlerinin, global ölçekte gıda liderleri arasındaki sıralamasını sağlamlaştırmak ve uzun vadede bu sıralamayı daha üst sıralara taşımak olduğunu söyledi.

Halka arzın şirkete kurumsallaşma anlamında önemli katkılar sağladığını belirten Cıncıkcı, “İkinci nesil kuşak olarak bizden sonraki nesillere de şirketimizi daha sürdürülebilir kılmak amacıyla bu yola baş koyduk. İnanıyorum ki Oba Makarnacılık, yatırımcı ve şirket ilişkisini en güzel şekilde yönetecektir. Halka arz öncesi de büyük yatırımlar yaptık. Halka arz gelirlerimizin yaklaşık yüzde 50’sini ürün çeşitlendirme, kapasite yatırımları ve enerji yatırımlarında değerlendiriyor olacağız.” diye konuştu.

Cıncıkcı, yabancı para pozisyonunda net artıda olduklarının bilgisini vererek, “30 Eylül 2023 itibarıyla ciromuz 12 milyar lira oldu. Ciromuzun yüzde 70’i ihracattan geliyor. Yeni dönemde de nakit akışımızı artırırken düşük borç düzeyi ile kendimizi karşımıza çıkabilecek fırsatlara karşı daima hazır hissetmek istiyoruz. Aynı zamanda risklere karşı da korunaklı bir hale geleceğiz.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/oba-makarnacilik-halka-arzinda-talep-toplama-basladi/feed/ 0
Topraksız Tarım ile Mahsul Verimi Artıyor https://www.haber28.com.tr/topraksiz-tarim-ile-mahsul-verimi-artiyor/ https://www.haber28.com.tr/topraksiz-tarim-ile-mahsul-verimi-artiyor/#respond Sun, 03 Mar 2024 04:48:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8018 3 kez mahsul alınırken, topraksız tarım ile bu sayı 6’ya kadar çıkabiliyor.

İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, Terme ilçesi Akçay Mahallesinde bulunan topraksız tarım yapan modern sera işletmesini ziyaret etti. Müdür Sağlam, burada yaptığı incelemelerin ardından topraksız tarımın özellikleri ve sağladığı faydalar hakkında bilgilendirmede bulundu.

Topraksız tarımın her türlü tarımsal üretimin durgun veya akan besin eriyiklerinde veya besin eriyiklerince zenginleştirilmiş katı yetiştirme ortamlarında gerçekleştirilmesine verilen ad olduğunu ifade eden Müdür İbrahim Sağlam, ” Türkiye’de topraksız tarım yapan modern sera işletmelerinde ağırlıklı olarak sebze (domates ve biber) yetiştiriciliği yapılmakla beraber, son yıllarda su kültüründe marul ve katı ortam kültüründe topraksız çilek üretimine yönelim artmaktadır” dedi.

“Toprakta dekar 5 bin bitki dikilirken, topraksız olarak ise 25 bin bitki dikiliyor”

Topraksız tarımın, topraklı tarıma oranla avantajlarından bahseden Müdür Sağlam, “Topraksız tarımın seralarda yaygınlaşmasında monokültür sera toprağının yağmurdan ve normal hava hareketlerinden yoksun oluşu, gübre kullanımı, sera bitkilerinin ömrünün uzun olması, serada bitki artığının kalmaması, seradaki aşırı yaz sıcakları etkili olmaktadır. Topraksız kültürde kök ortamının ph, tuzluluk, besin madde dengesi ve hava su oranı daha sağlıklı bir şekilde ayarlanabilir. Toprak kaynaklı hastalık ve zararlılar ile yabancı otlar sorunu yoktur. Bundan dolayı kullanılan tarımsal ilaç miktarı da düşer. Topraksız tarım, ekim nöbeti zorunluluğunu ortadan kaldırır. Birim alandaki bitki sayısı artırılabilir. (Topraklı çilek yetiştiriciliğinde dekara 5 bin bitki dikilirken topraksız çilek yetiştiriciliğinde bu sayı 25 bine çıkmaktadır. Buda dekara verimi 2,5-3 tonlardan 12-13 tona çıkarmaktadır. Topraksız marul yetiştiriciliğinde üretim periyodu kısaldığından yılda 6 kez ürün alınmaktadır. (Bu üretim topraklı yapılsa 2 veya 3 dönem olacaktır). Topraksız kültürde her zaman temiz ürün alındığından insan sağlığı için önem taşımaktadır. Erkencilik, topraklı tarıma kıyasla daha belirgindir. Verim daha yüksektir” diye konuştu.

İlde topraksız tarım yapan tek yer hakkında da bilgi veren Sağlam, şunları söyledi:

“İlimizde su kültüründe marul üretimi ile başlayan topraksız tarıma yönelim çilek yetiştiriciliği ile artmaya başlamıştır. Hali hazırda ilimizde 2 dekar su kültüründe marul üretiminin yanında yeni yapılan 20 dekar domates ve 13 dekar çilek olmak üzere toplam 35 dekara ulaşmıştır. Tesisimiz Terme ilçemiz Akçay mahallesinde 2 dekar alan üzerine kurulmuş olup 2017 yılında üretime başlamıştır. Tesisin sera ve diğer eklentileri ile birlikte kurulum maliyeti bu günkü kur üzerinden yaklaşık 2,5 milyon TL olarak hesaplanmıştır. Tesisimizde yıllık 75 bin adet marul üretimi yapılmaktadır. Yeni uygulamaya başladığımız 2. kat üretim ilavesi ile bu üretimin 100 bin adetin üzerine çıkarılması hedeflenmektedir. Tesisimizin yıllık elektrik, tohum, gübre, kaya yünü, su, ilaç ve işçilik gideri 467 bin TL’dir. 75 bin üretim kapasitesine göre; 1 adet marulun maliyeti 6,23 TL olup üretim kapasitesi 100 bin adete çıkarıldığında 1 adet marulun maliyeti 5 TL ye düşecektir. Üreticimizin 2 kat haline dönüştürülecek modelde kazancı yıllık net işçilik de dahil 1 milyon TL’yi geçecektir. Bu yöntem ilimizde ilk defa uygulanmaktadır. Tesisimizin teknik iş ve işlemleri, tüm teknik programları il müdürlüğümüz teknik elemanları tarafından yürütülmektedir. Bu konuda yatırımcılarımızı il/ilçe müdürlüğümüze davet ediyoruz.” – SAMSUN

]]>
https://www.haber28.com.tr/topraksiz-tarim-ile-mahsul-verimi-artiyor/feed/ 0
Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB, Bölgenin Üretim Üssü Olacak https://www.haber28.com.tr/kayseri-kocasinan-jeotermal-kaynakli-sera-osb-bolgenin-uretim-ussu-olacak/ https://www.haber28.com.tr/kayseri-kocasinan-jeotermal-kaynakli-sera-osb-bolgenin-uretim-ussu-olacak/#respond Sat, 02 Mar 2024 21:48:53 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7922 Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ile ilgili düzenlenen basın toplantısında, “Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB bölgenin üretim üssü olacaktır” dedi.

Kayseri Ticaret Borsası Başkanı Recep Bağlamış, Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Sera OSB ile ilgili düzenlenen basın toplantısında Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri arasında ilk ve tek acele kamulaştırma kararı alınan OSB olma özelliğini taşıyan Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Sera OSB’nin 1 Milyon 277 metrekare alanda MTA tarafından etüt çalışmalarına başlandığını söyledi. Başkan Recep Bağlamış, “OSB’nin genel yerleşim planı, üst yapı modülleri, imar planları, parselasyon planlarının hazırlanması amacıyla da yapılan ihale sonuçlandı. Acele kamulaştırma hükümleri kapsamında da kamulaştırma işlemleri mahkemelerce yürütülüyor. Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas OSB olarak diğer OSB’lere kıyasla çok kısa sürede birçok aşamayı geçerek, ön tahsis için hazırlıklarına başlıyoruz. Kayseri Tarımının Sanayi ile entegrasyonu açısından çok önemli olan projede çalışmalar titizlikle ve hızla devam ediyor. Yöre için mega bir proje olması hedeflenen OSB de 11 ay boyunca üretim yapılması, öncelik kadınlarda olmak üzere en az 2 bin kişiye istihdam sağlanması hedeflenmektedir. Bu sayede ilimiz ekonomisine yılda 3 milyar TL katkı sağlanacağına inanıyoruz. Kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz, OSB’de, sera işletmeleri ile birlikte üretilen ürünlerin işlenmesine yönelik sanayi tesisleri de yer alacaktır. Kayseri iline 58, Nevşehir iline 65 Yozgat iline 116 Aksaray iline 147 Sivas iline 198 ve Ankara iline ise 288 kilometre mesafede bulunan Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB lojistik maliyetlerinin düşürülmesi, nakliyeden kaynaklanan kayıpların azaltılması açısından da ön plana çıkmaktadır. Ayrıca projeyle; Kayseri ilinde tarımda ihtisaslaşmanın sağlanması, üretim döneminde iç ve dış pazarın ihtiyaçları dikkate alınmak suretiyle yetiştiriciliği yapılacak ürünlere yönelik üretim planlaması yapılması, Kayseri ilinin sebze tüketiminin yüzde 30’unun buradan karşılanması ve Kayseri sebze ve meyve ihracatının yüzde 25 oranında artırılması da projenin hedefleri arasında yer almaktadır” şeklinde konuştu.

Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB’nin kullanılacak yenilebilir enerji kaynakları ve kullanılan teknolojiyle bölgeye büyük katma değer kazandıracağını ifade eden Bağlamış, “Yaklaşık 2 yıl içinde bacasız fabrikaların hizmete alınması ve yıllık 40 bin ton ürün yetiştirilmesi hedeflenen OSB’de, Özellikle vurgulamak istiyorum, Hollanda’ya da Rusya’ya da Arap ülkelerine de sebze meyvelerimiz ihraç edilecektir. Buradaki asıl hedef, şehrin etrafındaki üretim alanlarının, kendi ihtiyaçlarını karşılamasının önemini vurgulamaktadır. Aslında sebzelerdeki fiyat dalgalanmalarındaki en önemli unsurlardan biri nakliyedir. Antalya’da ürettiğimizi Kayseri’ye taşıyoruz. Belki de ürünün kendi bedelinden daha fazla kilogram başına maliyet bindiriyoruz. İnşallah her şehir kendi etrafında, kendisine yetebilecek kadar alanda üretim yapabilirse tüketicilerimizin eline de çok daha uygun fiyata ürünler ulaşmış olacaktır. Kışın sebze meyvenin Antalya’dan gelmesini beklemeyeceğiz. Kayseri’mizde üretilen sebze meyve yaklaşık 60 kilometre öteden buraya gelecek. Bu da maliyeti düşürecek unsurlardan birisi olacaktır. Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB; topraksız, tam otomasyonlu, ısıtma için jeotermal, RES, GES ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan modern ve tam otomasyonlu teknolojik seralardaki yüksek verim sayesinde ilimizin ve bölgemizin ekonomisine büyük katma değer sağlayacaktır. Teknolojik, çevreye uyumlu, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı, güçlü altyapısı olan, atık yönetimi süreçleri verimli ve sürdürülebilir şekilde tasarlanmış, sıfır atık ilkesiyle faaliyet gösterecek olan Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB bölgenin üretim üssü olacaktır” diye konuştu. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kayseri-kocasinan-jeotermal-kaynakli-sera-osb-bolgenin-uretim-ussu-olacak/feed/ 0
Kadınlar ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor https://www.haber28.com.tr/kadinlar-urettikleri-urunleri-ihrac-etmeye-basliyor/ https://www.haber28.com.tr/kadinlar-urettikleri-urunleri-ihrac-etmeye-basliyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7876 Kadınlar ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor

NEVŞEHİR – Nevşehir’de bir araya gelerek kooperatif kuran kadınlar, ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor.

Hacıbektaş ilçesinde 4 kadının bir araya gelerek kurduğu ‘Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ üyeleri 2020 yılında 700 lira ile başladıkları sermayesini 1 milyon liraya çıkarttı. Şu an 10 üyesi ve 4 çalışanı olan Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ürettikleri ürünleri yurt dışına ihraç etmeye hazırlanıyor.

‘Hazine arazilerini kiraladılar’

Erişte yaparak işe başlayan kooperatif üyeleri, ürün çeşitliliğini artırarak hem ev ekonomilerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Haftanın belirli günlerinde bir araya gelen kooperatif üyeleri çalışanları ile birlikte, hamur yoğuruyor, mantı doldurup, yaprak ve dolma yapıyor. Yaptıkları ürünleri satarak gelir elde eden kadınlar, hazine arazilerini kiralayarak nohut ekimi de yapıyor.

“Kadınlar üretime katkı sağlamalı”

Kooperatif ortaklarından Sabriye Polat, “Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ortaklarındanım. Burada çalışmaktan mutlu ve huzurluyum. Arkadaş ortamımız çok güzel. Evde yalnız yaşıyorum. Kooperatif sayesinde kendime güvenim arttı” dedi. Tüm kadınların üretime katkı sağlaması ve çalışması gerektiğini söyleyen Polat, “Tüm kadınlarınız sosyal olmalı ve çalışmalılar. Kadın her zaman üretir ve isterse daha da başarılı olur. Üretmeyen kadınlara da tavsiye ederim” şeklinde konuştu. Ev hanımı iken Hacıbektaş Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin kurucu ortağı olan Hatice Yiğit’ de açıklamasında, “Ev hanımı olarak çiftçi olan eşime yardım ediyordum. İlçemizde açılan kursa katıldıktan sonra kooperatif kurduk. Kooperatif çalışmalarına başlayınca, çalışma azmimiz de arttı. Daha önceden de üretime katkı sağlıyorduk. Buraya gelince daha geniş üretim yapmaya başladık” dedi. Kadınların çalışması gerektiğini de söyleyen Yiğit, “Kadınlar sosyal olarak da, ekonomik olarak da kendi özgürlüklerini ellerinde bulundurmalı ve eşlerine muhtaç olmamalılar” şeklinde konuştu.

‘Fildişi Sahili’ne tarhana, Almanya’ya tablo ihraç edecekler’

İki yıl önce 700 lira sermaye ile kurdukları kooperatiflerini, şu an ürettikleri ürünleri ithal eder duruma getirdiklerini söyleyen Hacıbektaş Kadıncık Ana Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İnci Mine Özkan; “Bu başarı ne kişisel ne de kurumsal. Bu başarıda farklı bir güç oluştu. Kamusal güç, akademik güç ve kadınların emek gücü bir araya geldi. Sonuç olarak bu gün itibariyle ihracatta yer almaya başlayan bir rol oynuyoruz” dedi. Kooperatif üyelerinin ürettiği tarhanayı Fildişi Sahili’ne satmaya hazırlandıklarını söyleyen Özkan; “Kooperatif üyelerimizin ürettikleri ürünleri burada satarak, üyelerimizin ayağa kalmasını gücünü fark etmesini sağlıyoruz. Sıfırdan başlayarak buralara kadar gelmemiz bizi ayrı ayrı besliyor. Ben yerine biz olma duygusunu hep birlikte yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Çalışmalarına erişte üreterek başladıklarını söyleyen Kooperatif Başkanı Özkan; “Çalışmalarımıza erişte ile başladık. Erişte çok hızlı bir şekilde sermayeye dönüşen bir ürün. Biz erişteyi ana ürün değil de, araç ürün alarak kabul ettik. Erişteden kazandığımız parayla hazine arazilerini kiraladık. Kiraladığımız tarlalara nohut ekmeye başladık. Sonrasında da türev ürünler üretmeye başladık. Özellikle glütensiz ürünler ürettik. Fonksiyonel gıdalar ürettik. Yine erişteden kazandığımız paralar ile tablolar ürettik. Önümüzdeki günlerde tablolarımızı da Almanya’ya ihraç etmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.

Her gün ‘daha fazla ne yapabiliriz’ diye düşündüklerini söyleyen Özkan; “Bugün kooperatifimizde 10 ortak ve 4 çalışanımız var. Elimizden geldiği kadar ulusal ve uluslararası piyasada yerimizi almaya çalışıyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kadinlar-urettikleri-urunleri-ihrac-etmeye-basliyor/feed/ 0
Nevşehir’de Kadınlar Tarım Kooperatifi Kurarak Ürünlerini İhraç Ediyor https://www.haber28.com.tr/nevsehirde-kadinlar-tarim-kooperatifi-kurarak-urunlerini-ihrac-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/nevsehirde-kadinlar-tarim-kooperatifi-kurarak-urunlerini-ihrac-ediyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7867 Nevşehir’de bir araya gelerek kooperatif kuran kadınlar, ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor.

Hacıbektaş ilçesinde 4 kadının bir araya gelerek kurduğu ‘Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ üyeleri 2020 yılında 700 lira ile başladıkları sermayesini 1 milyon liraya çıkarttı. Şu an 10 üyesi ve 4 çalışanı olan Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ürettikleri ürünleri yurt dışına ihraç etmeye hazırlanıyor.

‘Hazine arazilerini kiraladılar’

Erişte yaparak işe başlayan kooperatif üyeleri, ürün çeşitliliğini artırarak hem ev ekonomilerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Haftanın belirli günlerinde bir araya gelen kooperatif üyeleri çalışanları ile birlikte, hamur yoğuruyor, mantı doldurup, yaprak ve dolma yapıyor. Yaptıkları ürünleri satarak gelir elde eden kadınlar, hazine arazilerini kiralayarak nohut ekimi de yapıyor.

“Kadınlar üretime katkı sağlamalı”

Kooperatif ortaklarından Sabriye Polat, “Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ortaklarındanım. Burada çalışmaktan mutlu ve huzurluyum. Arkadaş ortamımız çok güzel. Evde yalnız yaşıyorum. Kooperatif sayesinde kendime güvenim arttı” dedi. Tüm kadınların üretime katkı sağlaması ve çalışması gerektiğini söyleyen Polat, “Tüm kadınlarınız sosyal olmalı ve çalışmalılar. Kadın her zaman üretir ve isterse daha da başarılı olur. Üretmeyen kadınlara da tavsiye ederim” şeklinde konuştu. Ev hanımı iken Hacıbektaş Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin kurucu ortağı olan Hatice Yiğit’ de açıklamasında, “Ev hanımı olarak çiftçi olan eşime yardım ediyordum. İlçemizde açılan kursa katıldıktan sonra kooperatif kurduk. Kooperatif çalışmalarına başlayınca, çalışma azmimiz de arttı. Daha önceden de üretime katkı sağlıyorduk. Buraya gelince daha geniş üretim yapmaya başladık” dedi. Kadınların çalışması gerektiğini de söyleyen Yiğit, “Kadınlar sosyal olarak da, ekonomik olarak da kendi özgürlüklerini ellerinde bulundurmalı ve eşlerine muhtaç olmamalılar” şeklinde konuştu.

‘Fildişi Sahili’ne tarhana, Almanya’ya tablo ihraç edecekler’

İki yıl önce 700 lira sermaye ile kurdukları kooperatiflerini, şu an ürettikleri ürünleri ithal eder duruma getirdiklerini söyleyen Hacıbektaş Kadıncık Ana Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İnci Mine Özkan; “Bu başarı ne kişisel ne de kurumsal. Bu başarıda farklı bir güç oluştu. Kamusal güç, akademik güç ve kadınların emek gücü bir araya geldi. Sonuç olarak bu gün itibariyle ihracatta yer almaya başlayan bir rol oynuyoruz” dedi. Kooperatif üyelerinin ürettiği tarhanayı Fildişi Sahili’ne satmaya hazırlandıklarını söyleyen Özkan; “Kooperatif üyelerimizin ürettikleri ürünleri burada satarak, üyelerimizin ayağa kalmasını gücünü fark etmesini sağlıyoruz. Sıfırdan başlayarak buralara kadar gelmemiz bizi ayrı ayrı besliyor. Ben yerine biz olma duygusunu hep birlikte yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Çalışmalarına erişte üreterek başladıklarını söyleyen Kooperatif Başkanı Özkan; “Çalışmalarımıza erişte ile başladık. Erişte çok hızlı bir şekilde sermayeye dönüşen bir ürün. Biz erişteyi ana ürün değil de, araç ürün alarak kabul ettik. Erişteden kazandığımız parayla hazine arazilerini kiraladık. Kiraladığımız tarlalara nohut ekmeye başladık. Sonrasında da türev ürünler üretmeye başladık. Özellikle glütensiz ürünler ürettik. Fonksiyonel gıdalar ürettik. Yine erişteden kazandığımız paralar ile tablolar ürettik. Önümüzdeki günlerde tablolarımızı da Almanya’ya ihraç etmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.

Her gün ‘daha fazla ne yapabiliriz’ diye düşündüklerini söyleyen Özkan; “Bugün kooperatifimizde 10 ortak ve 4 çalışanımız var. Elimizden geldiği kadar ulusal ve uluslararası piyasada yerimizi almaya çalışıyoruz” dedi. – NEVŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/nevsehirde-kadinlar-tarim-kooperatifi-kurarak-urunlerini-ihrac-ediyor/feed/ 0
Susurluk Şeker Fabrikası 68. Kampanya Döneminde Üretim Rekoruna İlerliyor https://www.haber28.com.tr/susurluk-seker-fabrikasi-68-kampanya-doneminde-uretim-rekoruna-ilerliyor/ https://www.haber28.com.tr/susurluk-seker-fabrikasi-68-kampanya-doneminde-uretim-rekoruna-ilerliyor/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:01:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7794 Balıkesir’in Susurluk ilçesinde 1955 yılından bu yana faaliyet gösteren şeker fabrikası, 68. kampanya döneminde üretim rekoruna ilerliyor.

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker) bünyesindeki Susurluk Şeker Fabrikası, Balıkesir- Bursa kara yolunda 21 bin 322 metrekare alanda yaklaşık 700 kişiden oluşan çalışanlarıyla faaliyet gösteriyor.

Susurluk Şeker Fabrikası, 69 yıllık tarihinde en fazla üretim miktarına 1998 yılında ulaştı. O dönem 1 milyon ton pancar işleyip 105 bin ton şeker imal ederek rekor kıran fabrika, 2000’li yıllardaki en yüksek üretimini ise 83 bin 410 ton şekerle 2020-2021 sezonunda yaptı.

Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Manisa ve İzmir’de üretimin artırılmasına yönelik çalışmalarla son yıllarda üretimde artış ivmesi yakalanan tesiste, geçen sezon 521 ton pancar işlenerek 60 bin ton şeker üretildi.

Fabrikada 68. kampanya dönemi ise 21 Ekim 2023’te başladı. Şu ana kadar 900 bin pancar işleyerek 100 bin ton şeker, 350 bin ton küspe ve 50 bin ton melas üreten Susurluk Şeker Fabrikası, kampanyanın sona ereceği mart ayının ilk haftasına kadar 1998’deki rakamları geçerse tarihinin rekorunu kıracak.

“Şeker stratejik bir üründür”

Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (Şeker-İş) Susurluk Şube Başkanı Yavuz Gürsoy, AA muhabirine, kuruluşundan bu yana Susurluk Şeker Fabrikası’nın, bölgenin ekonomisine ve istihdamına, çiftçinin kalkınmasına önemli katkılarının bulunduğunu söyledi.

Kampanya döneminin çok iyi geçtiğini belirten Gürsoy, “Genel Müdürlüğümüz fabrikamıza desteğini çok fazla artırdı. Fabrikamızın geçen yıl kullanım kapasitesinde birinci olması, bu yıl da 1 milyon ton pancar işlenebilecek seviyeye gelmesi önemli. Bundan sonra bunun sürdürülebilir olmasını istiyoruz. Seneye de muhtemelen 800-900 bin ton pancar işleyerek sürdürülebilirliği devam ettireceğiz.” dedi.

Gürsoy, bu başarıdaki en önemli etkenlerden birinin fabrika müdürü, teknik birimler, yeni yetişen personel ile emekliye ayrılan 100 çalışanın yerlerine alınan işçilerin de şevk, heyecan ve özveriyle işlerini yapmaları olduğunu vurguladı.

Fabrikanın başarıyla yönetildiğini dile getiren Gürsoy, şöyle konuştu:

“İnanıyorum ki bundan sonra Susurluk Şeker Fabrikası ilelebet üretime devam edecektir. Şeker üretmek meşakkatli bir iştir, emek ister. Bizim emeğimiz tarlada çiftçiyle başlar. Nakliye yapan kişilerin ve fabrika çalışanlarının büyük emeği vardır. Son 2 yılda Fabrika Müdürümüz Kürşad Erdoğan’ın çabalarının yanı sıra yatırım taleplerini kabul eden ve tüm yatırımları gönderen Genel Müdürümüz Muhiddin Şahin’in emekleri çok büyüktür. Şeker-İş Genel Başkanımız İsa Gök ve yönetiminin katkısı çok büyüktür. Şeker stratejik bir üründür. Fabrikamıza değer katan herkese teşekkür ediyoruz.”

Susurluk Belediye Başkanı Nurettin Güney de fabrikanın birçok iş kolundaki esnafa katkı sağladığını aktardı.

Belediyenin arazilerine şeker pancarı ekerek çalışmalara destek olduklarını bildiren Güney, “Üreticileri teşvik eden bir çalışma oldu. Bu sene 67 dönüm arazimize şeker pancarı ektik. Bölgemizde 350 bin ton pancar üretimi yapıldı. Bazı yıllarda 40 gün süren kampanya bu sene 6 aya çıktı; bundan gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/susurluk-seker-fabrikasi-68-kampanya-doneminde-uretim-rekoruna-ilerliyor/feed/ 0
Oba Makarna halka açılıyor https://www.haber28.com.tr/oba-makarna-halka-aciliyor/ https://www.haber28.com.tr/oba-makarna-halka-aciliyor/#respond Tue, 27 Feb 2024 06:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7473 1966 yılından bu yana modern üretim tesisleri, teknolojik alt yapısı ve Ar-Ge’ye verdiği önemle sektörünün önde gelen kuruluşları arasında yer alan, son 10 yıllık dönemde makarna ihracat şampiyonu olan Oba Makarna pay başına 39,24 TL sabit fiyatla 22-23 Şubat tarihlerinde talep toplayacak.

Oba Makarna CEO’su Alpaslan Özgüçlü, “Köklü şirket tarihimizde önemli bir eşiği ifade eden halka arz sonrasına ilişkin planlarımız ve projelerimiz hazır. Ürün bandımızın genişletilmesi, çeşitlendirilmesi ile üretim kapasitemizi büyütüp, Oba Makarna’nın büyüme planlarına paralel olarak şirket sermayemizi güçlendireceğiz. Sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda yeşil enerjiyi daha fazla kullanmayı planlıyoruz. Halka açık bir marka olarak, büyüme yolculuğumuza daha kurumsal ve stratejik yepyeni adımlarla devam etmek istiyoruz” dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin makarna sektöründe son 10 yıllık dönemde ihracat şampiyonu olan ve İstanbul Sanayi Odası tarafından 2022 yılsonu itibarıyla açıklanan ülkemizin en büyük sanayi şirketleri arasında yer alan Oba Makarna halka arzı için 22-23 Şubat tarihlerinde talep toplanacak. Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, ÜNLÜ Menkul Değerler, Ziraat Yatırım ve QNB Finansinvest liderliğinde, toplam 43 aracı kuruluştan oluşan konsorsiyum aracılığıyla gerçekleştirilecek halka arzda pay başına satış fiyatı 39,24 TL olarak belirlendi.

Altı kıtada 100’ün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren Oba Makarna’nın halka arzında, çıkarılmış sermayesinin 407 milyon 169 bin 500 TL’den 479 milyon 421 bin 759 TL’ye çıkarılması nedeniyle ihraç edilecek 72 milyon 252 bin 259 TL nominal değerli paylar ile mevcut ortaklardan Alpinvest Yatırım Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ve Turkey Pasta Holding LTD’ye ait toplam 24 milyon 84 bin 86 TL nominal değerli paylar olmak üzere toplamda 96 milyon 336 bin 345 adet pay satışa sunulacak olup, halka arz büyüklüğü 3 milyar 780 milyon 238 bin 178 TL olarak hedefleniyor. Bireysel yatırımcıya eşit dağıtım yöntemi uygulanacak halka arzda halka açıklık oranının da yüzde 20,1 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.

Minimum yüzde 10 kar dağıtım taahhüdü

Oba Makarna, kar dağıtım politikası kapsamında dağıtılabilir net dönem karının asgari yüzde 10’unun dağıtılacağı taahhüdünde bulunurken, hakim ortaklar tarafından şirket paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca halka arz fiyatından bağımsız olarak Oba Makarna paylarına yönelik olarak Borsa’da veya Borsa dışında herhangi bir hisse satışı yapılmayacak. Bununla birlikte, şirket paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları da dahil olmak üzere, şirket payları dolaşımdaki pay miktarının artmasına yol açacak şekilde satışa veya halka arza konu edilmeyecek.

Katılım Endeksine uygun ve fiyat istikrarı planlanıyor

Şirket payları Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da #OBAMS koduyla Katılım Endeksi’ne uygun olarak işlem görecek olup, payların işlem görmeye başlamasından itibaren 30 gün boyunca fiyat istikrarı işlemlerinin uygulanması planlanıyor.

“Sürdürülebilir büyüme stratejimizle geleceğe doğru emin adımlarla yürüyeceğiz”

Oba Makarna’nın halka arzına ilişkin olarak açıklamalarda bulunan ve halka arz sonrası ürün çeşitliliğini ve yatırımlarını daha da artırmayı hedeflediklerinin altını çizen Oba Makarna CEO’su Alpaslan Özgüçlü, “Bin 200’ün üzerinde çalışanımızın emeği sayesinde artan üretim hacmimiz, ihracatımız ve satış gelirlerimizle daima ileriyi hedefliyoruz. 2020 yılında 3 milyar 99 milyon TL olan ciromuzu, 2021 yılında yüzde 68 artışla 5 milyar 215 milyon TL’ye, 2022 yılında ise yüzde 112 artışla 11 milyar 69 milyon TL’ye çıkardık. 2023 yılının ilk 9 ayında ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artışla 11 milyar 997 milyon TL ciro elde ettik. Yenilikçi ve kalite odaklı yaklaşımımızdan ödün vermeden, global ölçekte pazar payımızı artırarak, hızlı, sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme stratejimizle geleceğe doğru emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Hedef ülke ekonomisine katma değer sağlamak”

Oba Makarna olarak dünya makarna ticaretinde sahip oldukları yüzde 7’lik pay ile küresel anlamda da söz sahibi bir oyuncuyu olduklarına işaret eden Özgüçlü, “Köklü şirket tarihimizde önemli bir eşiği ifade eden halka arz sonrası sürece ilişkin planlarımız ve projelerimiz hazır. Hedefimiz sektörümüzde küresel ölçekte her alanda kilit bir aktör olmak olduğu için halka arz ile birlikte yatırımlarımıza güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Oba Makarna olarak, entegre modern üretim tesislerimizde el değmeden, en gelişmiş kontrol cihazlarıyla donatılmış laboratuvar analizleri ile hizmet vermeye devam ediyoruz. Halka arzdan elde edilecek gelir ile birlikte öncelikli olarak ürün kapasitemizi ve çeşitliliğimizi büyütüp yatırımlarımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ürün bandımızın genişletilmesi, çeşitlendirilmesi ile üretim kapasitemizi büyütüp, Oba Makarna’nın büyüme planlarına paralel olarak şirket sermayemizi güçlendireceğiz. Sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda yeşil enerjiyi daha fazla kullanmayı planlıyoruz. Halka açık bir marka olarak, büyüme yolculuğumuza daha kurumsal ve stratejik yepyeni adımlarla devam etmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Son 10 yıllık dönemde ihracat şampiyonu”

Makarna, noodle, un ve irmik alanlarında faaliyet gösteren Oba Makarna’nın Gaziantep Fabrikası günlük bin 155 ton buğday kırma, yıllık 332 bin ton makarna üretim kapasitesine sahip. Gaziantep Fabrikası’nda gelişmekte olan pazarlar için makarna üretiminin yanı sıra un ve irmik üretimi de gerçekleştiriliyor. Hendek Fabrikası ise yıllık 450 bin ton buğday kırma kapasitesi ve yıllık 174 bin ton makarna üretim kapasitesi ile faaliyetlerine devam ediyor. Şirketin Hendek Fabrikası’ndaki 2 yeni makarna hattının tamamlanması ile yıllık 174 bin ton olan makarna üretim kapasitesinin 2024 yılı başında yıllık 253 bin tona ulaşması öngörülüyor. Öte yandan, 2019 yılında noodle sektörüne yatırım yapan Oba Makarna, 2021-2022 yıllarında gerçekleştirdiği ilave yatırımlar ile Hendek Fabrikası’nda yıllık 950 milyon porsiyon noodle üretim kapasitesine ulaştı. Bu sayede hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın en yüksek noodle üretim kapasitelerinden birini yakalamış oldu.

Dünya standartlarında, yüksek teknoloji ile üretim yapan Oba Makarna, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 2022 yılsonuna kadar açıklanan Türkiye’nin ilk 1000 ihracatçısı araştırma verilerine göre makarna sektöründeki şampiyonluğunu son 10 yıllık dönemde sürdürüyor. Şirket, 2022 yılında Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) sıralamasında 118’nci, Fortune 500 Türkiye listesinde ise 117’nci sırada yer alıyor. Oba Makarna, yurt içi pazarda Oba Makarna ve Obamie Noodle markalarıyla ürün satışı gerçekleştirirken, yurt dışı pazarda Oba Makarna’nın yanı sıra, Oba Gold, Obalino, Nido, Eva, Omelia, Pasta Layla, Pasta Savana, Vera, Rosa Linda markaları ile faaliyetlerine devam ediyor.

Ar-Ge çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor

Pazardaki genel ihtiyaçların ve müşterilerin isteklerini analiz eden, değişen tüketim alışkanlıkları ve tüketici beklentilerini yakından takip eden Oba Makarna, araştırma, geliştirme ve iyileştirme çalışmalarına sürekli devam ediyor. Ar-Ge çalışmalarını daha ileri taşımak için 2022 yılında Hendek Fabrikası’nda yüzde 200 metrekare alana sahip Ar-Ge Merkezi’nin inşaatına başlayan şirket, merkezi 2024 yılının ilk çeyreğinde devreye almayı planlıyor.

Ar-Ge Merkezi’nde Mikrobiyoloji, Enstrumental, Formülasyon laboratuvarlarının yanı sıra üretimde kullanılan Noodle hattının minyatürünün ve otomatik sos karışımlarının yapılabileceği minyatür sos makinasının yer aldığı pilot tesis laboratuvarı ile çeşitli tariflerin uygulaması için endüstriyel mutfak ve ofislerin yer alması planlanıyor. Şirket ürettiği ürünlere ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yanı sıra, ambalaj ve atıkların geri kazanılması konularında da Ar-Ge çalışmalarına devam ediyor.

Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla yıllık 3 bin 500 ton karbon emisyonunu engellemeyi hedefliyor

Sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde karbon izini ve atıklarını azaltmaya yönelik faaliyetlerine devam eden Oba Makarna, tükettiği enerjinin bir kısmını kendi ürettiği temiz enerjiden karşılıyor. Şirket, Hendek Fabrikası’nın çatısındaki 2,4 MW kapasiteli GES ile noodle üretim hatlarının elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 50’sini yenilenebilir enerjiden karşılamayı, hem de yıllık bin 700 ton karbon emisyonunu engellemeyi hedefliyor. Gaziantep Fabrikası için de 2,1 MW kurulu güce sahip GES’i devreye alan şirket, yılda bin 800 ton karbon emisyonunu engellemeyi amaçlıyor. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber28.com.tr/oba-makarna-halka-aciliyor/feed/ 0
Türkiye’de Çiftçi Sayısı 2 Milyon 177 Bine Düştü https://www.haber28.com.tr/turkiyede-ciftci-sayisi-2-milyon-177-bine-dustu/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-ciftci-sayisi-2-milyon-177-bine-dustu/#respond Mon, 26 Feb 2024 23:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7380

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtta; Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin, bunlardan sözleşmeli bitkisel üretim yapanların sayısının ise 167 bin 547 olduğunu belirtti. Yumaklı’nın yanıtını değerlendiren Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Gürer, Türkiye’deki çiftçi sayısı, organik tarım yapan çiftçiler ile sözleşmeli tarım yapan çiftçilerin sayısıyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti. Gürer, Bakan Yumaklı’ya şu soruları yöneltmişti:

“Ülkemizdeki çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli üretim yapan çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli şeker pancarı ve haşhaş üretimi yapan çiftçi üretici sayısı kaçtır? Serbest piyasada sözleşmeli tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Organik tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Ülkemizde kaç organik pazar kurulmaktadır? Ülkemizde her hafta açılan semt pazar sayısı kaçtır?”

Gürer, Yumaklı’nın verdiği yanıtla ilgili açıklama yaptı. Gürer’in açıklamasına göre; Yumaklı, 2022 yılında ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin 880 kişi olduğunu, bunlardan 167 bin 547 çiftçininsözleşmeli bitkisel üretim yaptığını belirtti.

2022 yılında 77 bin 000 çiftçinin şeker pancarı üretimi gerçekleştirdiğini belirten Yumaklı, “Türkşeker tarafından 2022 yılında 1.241 köyde 28.427 üretici ile 1.037.470 dekar alanda, pancar ekimi gerçekleştirilmiştir” dedi.

“ORGANİK TARIMDAN VAZGEÇEN ÇİFTÇİ SAYISI DA 4 BİN GEÇMİŞ DURUMDA”

Yumaklı, Türkiye’de 21 adet organik pazar bulunduğunu da belirterek, 2022 yılında organik tarım yapan çiftçi sayısı 48 bin 244 olarak açıkladı.

Eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin soru önergesine verdiği yanıtta “2020 yılında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçi sayısı 14 bin 051’dir. 2020 üretim yılı organik tarım yapan çiftçi sayısı 52 bin 590, organik yem bitkisi üretimi yapan çiftçi sayısı ise 7 bin 672’dir” dediğini anımsatan Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” diye konuştu.

Gürer, bir tarım ülkesi konumundaki Türkiye’de AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi sayısında belirgin bir azalmanın görüldüğünü belirtti.

Ziraat odalarına kayıtlı çitçi sayısının 5 milyon civarında olduğuna işaret eden Gürer, ÇKS’ye kaydını yaptıranların ise 2 milyona kadar düştüğünün görüldüğünü vurguladı. Destekleme alabilmek için ÇKS’ye dahil olmak gerektiğini söyleyen Gürer, başta ithalat ve girdi maliyetleri düşürülmesi gerektiğini ve çiftçi tarım kanuna uygun desteklenmesi gerektiği ifade etti.

“BUNUN TEK NEDENİ AKP’NİN İŞ BİLMEZ YÖNETİCİLERİNİN HATALI TARIM POLİTİKALARIDIR”

AKP hükümetleri döneminde hem tarım alanlarının hem de çiftçi sayısının belirgin bir şekilde azaldığını belirten Gürer, “Bunun tek nedeni AKP’nin iş bilmez yöneticilerinin hatalı tarım politikalarıdır. Üretici başta gübre ve yem olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış karşısında tarım yapamaz duruma gelirken, siyasi iktidar çözümü ithalatta bulmaya çalıştı ama bu kez de artan ürün fiyatları tüketiciyi mağdur etti. Böylece bir tarım ülkesi olan Türkiye, ne yazık ki tarımsal ürünlerde de ithalatçı konusuna düştü. Ürününe değer bulamayan üretici ise üretimden uzaklaşmak zorunda kaldı” dedi.

]]> https://www.haber28.com.tr/turkiyede-ciftci-sayisi-2-milyon-177-bine-dustu/feed/ 0 Trabzon’da Özel Gereksinimli Bireyler İstihdama Kazandırılıyor https://www.haber28.com.tr/trabzonda-ozel-gereksinimli-bireyler-istihdama-kazandiriliyor/ https://www.haber28.com.tr/trabzonda-ozel-gereksinimli-bireyler-istihdama-kazandiriliyor/#respond Sun, 25 Feb 2024 07:36:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7172 Trabzon’da mesleki eğitim ve rehabilitasyona yönelik hazırlanan proje kapsamında doğanın içinde kurulan “En Mutlu Köy”de okul çağı dışındaki 20 özel gereksinimli birey istihdama kazandırıldı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından “Çalışan ve Üreten Gençler Programı” kapsamında finanse edilen ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı desteğiyle Ortahisar Belediyesince yürütülen proje kapsamında, Geçit Mahallesi’ndeki 11 bin 500 metrekarelik alana “En Mutlu Köy” kuruldu.

Özel gereksinimli bireylerin hem doğanın içinde köy hayatını deneyimleyebilmesi hem de günlerini keyifli uğraşılarla geçirmesi hedeflenen proje çerçevesinde seralar, üretim atölyeleri, kümes ve kafe yaptırılan “En Mutlu Köy”, 26 Ekim 2023’te faaliyete geçti.

Proje kapsamında istihdam edilen 20 özel gereksinimli birey, seralarda sebze, fide ve süs bitkisi yetiştiriciliğini, kümeste yumurta tavukçuluğunu, atölyelerde dokuma, pasta yapımı, tekstil ile ahşap işlemeciliğini öğreniyor.

Ortahisar Belediyesine ait servislerle geldikleri köyde el becerilerine göre branşlara ayrılan özel bireyler, mesai bitimine kadar ziraat mühendisleri ve usta öğreticiler eşliğinde çalışıyor.

Ortahisar Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Sıddık Yılmaz, AA muhabirine, ilk olarak çeri domates ürettikleri köydeki 4 serada şu anda marul çeşitleri yetiştirdiklerini söyledi.

Süs bitkisi, sebze fidesi ve istiridye mantarı da yetiştirmeyi planladıklarını belirten Yılmaz, “Tavuk kümesimiz ve üretim atölyelerimiz var. Burası çok fonksiyonlu ama ilerleyen aşamalarda daha da çeşitlendirmeyi planlıyoruz. Özel gereksinimli bireylerin burada engelsiz bireyler gibi çalışabileceğini göstermek açısından önemli bir proje.” dedi.

“Projede doğa ve üretim faktörü öne çıkıyor”

Yılmaz, proje kapsamında istihdam sağladıkları özel gereksinimli bireylere sosyal ve psikolojik anlamda destek de verdiklerine dikkati çekerek, “Projede doğa ve üretim faktörü öne çıkıyor. Çalışanlarımız hem doğal ortamda çalışıyor hem de para kazanıyor. Domates ve marul üretim ve hasat dönemleri onların rehabilitasyonuna katkı sağlıyor. Çalışanlarımız gerçekten mutlu, onların iyi olmalarına ne oranda katkı sunduğumuz çok önemli.” diye konuştu.

Projenin akademik çalışmalara da örnek olabileceğine işaret eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En mutlu insanların En Mutlu Köy’de daha da mutlu olmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Ziraat mühendisleri, sera görevlimiz, usta öğreticilerimiz, özel eğitim hocalarımız, güvenliğimiz olmak üzere toplamda 35 personelin 20’si, otizmli, zihinsel, görme ve işitme engelli özel gereksinimli bireylerden oluşuyor. Özel gereksinimli bireyler saat 08.00’de belediye önünde toplanıp 09.00’da işbaşı yapıyor. Görev tanımı yaptıklarımızın bir kısmı tarımsal üretimle ilgileniyor, kümeste günlük kontroller, yemleme, yumurta toplama gibi işlemler yapılıyor.”

Sıddık Yılmaz, üretim atölyelerinde ise günlük eğitim gördüklerini kaydederek, ilerleyen zamanlarda oluşturulacak satış reyonlarında ürünlerin alıcıyla buluşturulacağını sözlerine ekledi.

Çalışmaktan mutlular

Yöresel dokuma tezgahında çalışan 20 yaşındaki Rafet Kalfa, çalışmayı çok sevdiğini söyledi.

Sera ve kümeste çalışan 27 yaşındaki Yusuf Yavuz ise kıvırcık, düz ve yağlı marul yetiştirerek bakımlarını yaptığını, çalışmaktan mutlu olduğunu dile getirdi.

Ahşap atölyesinde görevli 29 yaşındaki Alperen Ergin de “Bizim arkadaş grubuyla çalışıyoruz. 4 öğrenci, 1 öğretmen var. Güzel vakit geçiriyoruz, çalışmak güzel ve zevkli bir şey, hepimiz mutluyuz.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/trabzonda-ozel-gereksinimli-bireyler-istihdama-kazandiriliyor/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta depremden etkilenen metal mutfak eşyası üretimi artıyor https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-depremden-etkilenen-metal-mutfak-esyasi-uretimi-artiyor/ https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-depremden-etkilenen-metal-mutfak-esyasi-uretimi-artiyor/#respond Mon, 19 Feb 2024 03:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6115 Türkiye’deki metal mutfak eşyalarının yaklaşık yüzde 90’ının üretildiği Kahramanmaraş’ta, depremden etkilenen esnafın üretimi her geçen gün artıyor.

6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Dulkadiroğlu ilçesindeki Küçük Sanayi Sitesi’nde yer alan Bakırcılar Çarşısı’nda tencere, çaydanlık gibi küçük ev eşyaları üreten birçok iş yeri de zarar gördü.

Sağlanan destek ve yapılan çalışmalarla iş yerlerini onaran işletmeler, deprem sonrasında yüzde 5’e kadar düşen üretimlerini yüzde 40’a çıkardı.

Kahramanmaraş Bakırcılar, Alüminyum Ürün İmalatçıları ve Dökümcüleri Esnaf ve Sanatkar Odası Başkanı Selamet Atlı, AA muhabirine, 6 Şubat depremlerinden herkes gibi kendilerinin de olumsuz etkilendiğini, Küçük Sanayi Sitesi’nde yer alan 400 iş yerinin kullanılamaz hale geldiğini anlattı.

Atlı, sitedeki iş yerlerinin bakır, granit, teflon, çelik, alüminyum mutfak eşyaları ürettiklerini bildirerek, “Türkiye’de metal mutfak eşyalarının yüzde 90’ı Kahramanmaraş’ta üretiliyor. Geçen yıl mart, nisan aylarında üretim yüzde 5 civarında seyrediyordu. KOSGEB’in katkısıyla, devletin gücüyle yüzde 40’a şu an çıkmış durumdayız.” dedi.

“Eski günlerimize ulaşmak istiyoruz”

Depremde yıkılan iş yerlerinin yapılması için ilk kazmanın bir süre önce vurulduğunu aktaran Atlı, “Biz daha hızlı, devlet, vatandaş, esnaf olarak bir an önce eski günlerimize ulaşmak istiyoruz. Eski samimi ortamı, esnafımızın eski çalışma dönemini özledik, o günlere dönmek istiyoruz.” diye konuştu.

Atlı, kentte metal sektöründe büyük fabrikalarla birlikte yaklaşık 50 bin kişinin istihdam edildiğini vurgulayarak, ailelerle 200 bin kişinin bu sektörden ekmek yediğini sözlerine ekledi.

Üretim kapasitesi artıyor

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Başkanı Mustafa Buluntu ise ciddi bir sanayi kenti olduklarını, 2002’de 1,5 milyar dolar olan ihracatlarının depremin etkisiyle geçen yıl 1 milyar 20 milyon dolara, 200 bin civarında olan istihdam rakamlarının ise 150-170 binlere düştüğünü belirtti.

Organize sanayi bölgelerindeki hasarları toparlamaya çalıştıklarını, kapasite oranlarının şu anda yüzde 40-50 civarında olduğunu dile getiren Buluntu, kentte kalıcı konutların tamamlanması, yıkılan yerlerin yeniden ayağa kaldırılmasıyla birlikte ticari hayatın normale döneceğini kaydetti.

Buluntu, 12 bin dolayında odaya kayıtlı şirket olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Organize sanayi bölgelerinin içerisinde de 2 binin üzerinde sanayi kuruluşumuz var. Bunların hasarsız olanı hiç yok gibi. Bir kısmı çok ciddi manada ağır hasar almış ve yıkılmıştı. Çelik mutfak eşyalarının şu an en büyük pazar payı Mısır. Mısır, Afrika’ya acılan bir kapı gibi. Biz hedef pazarlar belirlemiştik. Kanada olsun, Amerika olsun. İhracat yaptığımız ülkeleri de ciddi manada geliştiriyorduk. Tekstil konusunda Kahramanmaraş çok güçlüydü. Onlarla ilgili de yeni hedeflerimiz yeni pazarlarımız vardı. Depremden önce bir çok çalışmamızı tamamlamıştık. 2023 yılında hedefimiz 1,5 milyar dolardan 2,5 milyar dolara seviyesine çıkarmaktı şehrimizi. Asrın felaketini yaşadık. Bir taraftan travmalarla uğraşırken bir taraftan da üretimsel faaliyetleri de hayata geçirmek için TSO olarak çok ciddi manada depremin ilk anından itibaren mücadele veriyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-depremden-etkilenen-metal-mutfak-esyasi-uretimi-artiyor/feed/ 0
OSBÜK Güneydoğu Anadolu Bölge Toplantısı Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/osbuk-guneydogu-anadolu-bolge-toplantisi-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/osbuk-guneydogu-anadolu-bolge-toplantisi-gerceklestirildi/#respond Mon, 19 Feb 2024 02:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6100 OSBÜK Güneydoğu Anadolu Bölge Toplantısı, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde gerçekleştirildi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü ile bölgedeki 32 organize sanayi bölgesinin başkan ve bölge müdürlerinin katıldığı toplantıda OSB’lerin sorunları ve talepleri istişare edildi.

Toplantının açılışında konuşan Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü, Türk sanayisinin gücünü OSB’lerden aldığını vurgulayarak, Türkiye’deki OSB sayısının 401’e, istihdamın ise 2 milyon 600 bin kişiye ulaştığını söyledi. 67 binin üzerinde fabrikanın üretim yaptığı organize sanayi bölgelerinin, Türkiye’nin toplam sanayi üretiminin yüzde 45’ini gerçekleştirdiğini kaydeden Kütükcü, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin üretim iştahının yüksek olduğunu ifade etti. Kütükcü, “Güneydoğu Anadolu Bölgemiz, bizim üreten, istihdam sağlayan, sanayileşme motivasyonu en yüksek bölgelerimiz arasında. Özellikle son 20 yılda yaşanan gelişmeler, Güneydoğu Anadolu Bölgemizin yatırım ve üretim motivasyonunu en somut şekilde ortaya koyuyor. Bölgedeki toplam 32 organize sanayi bölgemizin, 25’i son 20 yılda kuruldu. Bu hem Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin üretim iştahını, hem de devletimizin bu bölgeye olan güvenini ve desteğini ortaya koyuyor. Ayrıca şu anda bölgedeki organize sanayi bölgelerimizde 3 bin 372 fabrikamız üretim yapıyor ve 400 binin üzerinde insanımıza istihdam sağlıyor. Bu rakamların daha da artacağına, bölgenin sanayileşme sürecinin tüm zorluklara rağmen kesintisiz devam edeceğine yürekten inanıyorum” dedi.

Depremden etkilenen OSB’lerde toparlanma sürüyor

Konuşmasında 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilden 5’inin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde olduğunun altını çizen Kütükcü, bölgedeki organize sanayi bölgelerinde toparlanma sürecinin devam ettiğini kaydetti. Kütükcü, “Rabbimden bizlere bir daha böylesine büyük acılar yaşatmamasını temenni ediyorum. Elbette millet olarak bu acıyı hiçbir zaman unutmayacağız. Ancak şehitlerimizin hatıralarına sahip çıkmak, yaralarımızı sarmak için, her gün bir önceki güne göre daha çok çalışacağız. Güneydoğu Anadolu Bölgemizde, depremin üretimi adeta vurduğu 5 şehrimiz Diyarbakır, Adıyaman, Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis de tam olarak böyle yaptı. Hamdolsun bu 5 ilimiz de, depremden sonra yaşanan üretim kayıplarını telafi ederek, pozitif alana geçmeyi başardı. Yaşadığımız büyük acılara rağmen adeta bağrına taş basarak üretime devam etme gayretinde olan tüm organize sanayi bölgelerimizi, katılımcı sanayicilerimizi, değerli başkanlarımı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

OSB’lerinin talepleri istişare edildi

Toplantıda söz alan Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Mustafa Fidan ise, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinin bölgedeki gelişmeler ve yatırımlar hakkında bilgi verdi. Yatırımcılar konusunda artık seçici davranmaya başladıklarını söyleyen Fidan, toplantının bölgede düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.

Bölge toplantısının Diyarbakır’da yapılması dolayısıyla OSBÜK’e teşekkür eden Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise, OSBÜK’ün bölge ile ilişkilerini her dönemde yüksek tuttuğunu belirtti. Kaya, şehirdeki sanayi üretimi ve yatırımları hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmaların ardından toplantının istişare bölümüne geçildi ve bölge OSB’lerin başkan ile bölge müdürleri, OSB’lerle ilgili talep, sorun ve çözüm önerilerini Başkan Kütükcü’ye iletti. – DİYARBAKIR

]]>
https://www.haber28.com.tr/osbuk-guneydogu-anadolu-bolge-toplantisi-gerceklestirildi/feed/ 0
CHP Milletvekili Gürer, Ticaret Bakanlığı’nın yeşil mercimek kararını eleştirdi https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-gurer-ticaret-bakanliginin-yesil-mercimek-kararini-elestirdi/ https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-gurer-ticaret-bakanliginin-yesil-mercimek-kararini-elestirdi/#respond Mon, 19 Feb 2024 01:48:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6097 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanlığı’nın yeşil mercimekte gümrük vergisinin sınırlandırılmasına yönelik kararını eleştirdi.  Gürer, “Mercimeğin anavatanı olan Türkiye’de üretilen mercimekler, dünyanın en kaliteli mercimekleriydi. Buna rağmen uygulanan yanlış tarım politikaları, mercimek üretiminde ülkemizi sorunla hale getirdi” dedi. Gürer, Bakan Yumaklı’ya “Gübre fiyatlarına neden müdahale edilmiyor?” diye sordu.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanlığı’nın, yeşil mercimek ithalatında 30 Haziran’a kadar gümrük vergisinin sıfırlanmasına yönelik kararının, ürün fiyatını düşürmeyeceği için ne tüketiciye ne de üreticiye faydasının olacağını belirtti.  Bu uygulamanın ithalatçının vurgun yapmasına zemin hazırlayacağı gibi üreticinin de ‘ürünüm para etmeyecek kaygısıyla’ üretimden uzaklaşmasına neden olacağını belirten Gürer, ithalatın sınırlandırıp yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Konuyu Meclis gündemine taşıyan Gürer, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya “Gübre fiyatlarına neden müdahale edilmiyor?” diye sordu.

“YANLIŞ UYGULANAN TARIM POLİTİKALARI, MERCİMEK ÜRETİMİNDE ÜLKEMİZİ SORUNLU HALE GETİRDİ”

Ticaret Bakanlığı’nın söz konusu uygulamayı ‘Yerli üretimin korunması da göz önünde bulundurularak çiftçilerin üretim motivasyonuna zarar vermeyecek şekilde, hasat dönemi de dikkate alınarak belirlenmiştir’ ifadesiyle kamuoyuna duyurduğunu aktaran CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mercimeğin anavatanı olan Türkiye’de üretilen mercimekler, dünyanın en kaliteli mercimekleriydi. Buna rağmen uygulanan yanlış tarım politikaları, mercimek üretiminde ülkemizi sorunla hale getirdi” dedi.  Gürer, “Kırmızı mercimek üretimi 1990 yılında 630 bin ton iken, 2013 yılında 395 bin tona geriledi. 2023 yılında 424 bin ton oldu. Mercimek ithalatı ise geçen yıl üretim kadar gerçekleşti. Yeşil mercimek üretimi ise 1990 yılında 216 bin ton iken, 2023 yılında 22 bin ton, 2022 yılında 45 bin ton ve 2023 yılında 50 bin ton olarak yetiştirildi. İthalat miktarı da yine geçen yıla göre üretim miktarı kadar oldu” diye konuştu.

“NE OLDUĞU BELLİ OLMAYAN MERCİMEĞİ İTHAL EDİYORUZ”

Türkiye’de  mercimeğin organik düzeye yakın üretildiğine ve bunun için de kalitesinin daha yüksek olduğuna işaret eden Gürer, “Biz ürettiğimiz organik mercimeğin bir kısmını da yurtdışına ihraç ediyoruz. Dışarıdan da içeriğinde ne olduğunu bilmediğimiz mercimeği ithal ediyoruz. Dışarıdan ithal ettiğimiz mercimekle ülkemizde üretilen organik mercimek arasındaki fark, net bir şekilde görülebiliyor. Yeşil mercimek Orta Anadolu’da, kırmızı mercimek ise Doğu Anadolu’da  yetişiyor” dedi.

“İTHALAT RAKAMLARININ YÜKSEK OLMASI GIDA İÇİN BİR FAYDA SAĞLAMIYOR”

Üretim alanlarının daralmasının en önemli nedeninin bu ürünlerle ilgili uygulanan yanlış tarım politikalar olduğunu ifade eden  Ömer Fethi Gürer, “Neredeyse ürettiğimiz kadar dışarıdan mercimek ithal eder duruma gelmemizi önleminin yolu, ekim alanlarını geliştirip, çiftçinin ürününü maliyetine göre değerlendirip destek vermektir. Çiftçiden ürün çıktığı zaman fiyat artıyor, sonra ithal ürün getiriliyor. Sanayici koruyan, ithalatçıyı destekleyen bir politika izleniyor. İthalat rakamlarının yüksek olması gıda için bir fayda sağlamıyor” diye konuştu.

“ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTI”

Gürer, kararın yaratacağı olumsuzlukları örneklendirerek, şöyle devam etti:

“Tarım Bakanlığına verdiği soru önergesine gelen yanıtta, 2022 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı 2.177.880 kişi olarak açıklandı. 167.547 çiftçi sözleşmeli bitkisel üretim yapmış. Ziraat Odasına kayıtlı 5 milyon çiftçi varken ÇKS kaydı yapanların sayısı 2 milyon 177 bine kadar düşmüş. Çiftçi bir yıl ürettiğinden para kazanamazsa farklı ürün arayışına giriyor. Yine kazanamazsa üretimden uzaklaşıyor. Çiftçi 2 yıldır neredeyse aynı fiyatla mercimek ürünü tüccara verebildiği için üretimden uzaklaştı. Bu konuda sıkıntı artabilir.”

“ÇİFTÇİNİN İHTİYACI OLAN GÜBRELERİN FİYATLARI ARTIYOR”

Girdi maliyetlerindeki artış devam etiğini belirten Gürer, “Tarım Kredi Kooperatifleri bile gübre fiyatlarını piyasa değerlerinin üzerinde satmaya başladı. Hangi gübreye çiftçinin ihtiyacı var ise o gübrenin fiyatı artıyor. TÜİK de çiftçinin ihtiyacı olmayan gübreyi dikkate aldığı için ortalamayı düşük gösteriyor. Üre gübreye ihtiyaç varken üre gübrenin fiyatı yükseliyor, dap gübreye ihtiyaç varken dap gübrenin fiyatı yükseliyor. Böyle de gübre fiyatlarındaki artışın bir kısmı TÜİK eliyle düşük gösteriliyor. Oysa çiftçinin ihtiyacı olan gübrenin fiyatı önemli, çiftçinin bu dönem ihtiyacı olan gübrenin fiyatı son günlerde yine artmaya başladı. Üst gübre atılacak. Üst gübre için genel olarak üre gübre kullanılıyor. O nedenle üre gübrenin fiyatlarındaki artış devam ediyor” dedi.

“GÜBRE FİYATLARINA NEDEN MÜDAHALE EDİLMİYOR?”

Bu konuyu da soru önergesiyle Meclis gündemine getirdiğini aktaran CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ” İlgili bakanlığa verdiğimiz soru önergesinde, Tarım Kredi Kooperatifleri ile Gübretaş arasında imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında fiyatların neden sürekli artığını sordum. Gübre fiyatları geçen yıl şubat ayında 9 bin 450 lira iken ağustos ayında neden 19 bin 250 liraya çıktığının açıklanmasını istedim. Bakan ise soruya doğrudan bir yanıt vermiyor. Sağlanan desteklemeleri anlatıyor. Bakan, Kimyasal gübre kullanımının etkinliğin artırılmaması ve yerli imkanlarla üretilen organik ve orgamineralli gübre kullanımının teşvik edilerek çevre kirliliğinin azaltılması ve topraklarımızın sağlığını koruyarak, sürdürülebilir tarımın devamının sağlanması için gübre desteği verildiğini belirtiyor. Bakanın verdiği yanıtın içeriğinde, şu ana kadar kullanılan gübrelerin çevre kirliliğine neden oluyor deniliyor. Pekiyi bunu kim teşvik etti? Türkiye’de gübre fabrikaları kamunun elindeyken, bunların özel sektöre devri sonrası, ülkeyi yurtdışından gübre ithal eder duruma kim getirdi? İran’dan, Mısır’dan, gübre getirilip kullanılması, döviz fiyatlarındaki artış nedeniyle de gübre fiyatlarının da dövize endeksli olarak artmasına neden olmadı mı? Kamunun bu alandan çekilmesi üzerine, üretici sahipsiz bırakılmadı mı?” diye sordu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-gurer-ticaret-bakanliginin-yesil-mercimek-kararini-elestirdi/feed/ 0
Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı Demir: “Önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1,5 milyar dolar yatırım hedefimiz var” https://www.haber28.com.tr/kardemir-yonetim-kurulu-baskani-demir-onumuzdeki-5-yil-icerisinde-15-milyar-dolar-yatirim-hedefimiz-var/ https://www.haber28.com.tr/kardemir-yonetim-kurulu-baskani-demir-onumuzdeki-5-yil-icerisinde-15-milyar-dolar-yatirim-hedefimiz-var/#respond Mon, 19 Feb 2024 00:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6074 Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (Kardemir) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir, şirketin stratejik yatırım planlarından söz ederek, “Önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimiz var. Ham çelik üretim tonajımızı kısa vadede yeni yatırım planlarımızla beraber 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı hedeflemekteyiz” dedi.

Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir, Kardemir A.Ş.’nin çizdiği stratejik plan, yatırım hedefi, üretim tonajı, Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi ve yeşil çelik yatırımlarında atılabilecek yerli ve milli teknoloji adımları hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kardemir’in ham çelik üretin tonajını 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı amaçladıklarını ifade eden Demir, Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir stratejik plan hazırlandığını ve önümüzdeki 5 yılda 1,5 milyar doları bulacak yatırım hedefleri olduğunu ifade etti. Demir, Kardemir’in demir çelik sektöründe yerli ve milli üretim stratejileriyle sektörel bağımsızlığı sağlayacağını ve küresel bir güç olmak vizyonuyla yoluna devam edeceğini belirterek, “Kardemir, bu kapsamda yenilikçi teknoloji ve sürekli iyileştirme anlayışının vurgulandığı, çevresel sosyal sürdürülebilirliğin ve paydaş değerlerinin ön planda tutulduğu mevcut üretimin ötesinde değer katan ve fark oluşturan operasyonları ile değişime liderlik etmeyi hedeflemektedir” diye konuştu.

“5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimizi paylaşmak istiyorum”

Hazırlanan 5 yıllık stratejik plandan ve Türkiye Yüzyılı’nın ilkelerinden hareketle uzun vadeli iş modellerinde yatırımlar yapmaya öncelik gösterdiklerini söyleyen Demir, “Stratejik planlarımız doğrultusunda önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimizi paylaşmak istiyorum. Ham çelik üretim tonajımızı kısa vadede yeni yatırım planlarımızla beraber 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı hedeflemekteyiz. Katma değerli çelik üretimini önümüzdeki 5 yıl içerisinde iki katına çıkaracak planlamalar içindeyiz. Süreç boyunca uygulanacak kontrol mekanizmaları ile yarı mamul ve nihai mamul kaliteli teknolojiler ve nitelikleri sürekli iyileştirilecek, bunu destekleyen operasyonel verimlilik artırılacaktır” açıklamasında bulundu.

“Özel demiryolu taşımacılık işletmesi olma yolunda onay sürecinin iki yıl içinde tamamlanmasını planlıyoruz”

Demir, kapasite açısından lojistik kısıtlamaların aşılması gerektiğine dikkati çekerek, bu bağlamda lojistik master planı hazırlanacağını ve alternatif taşıma kanallarının ortaya konacağını sözlerine ekledi. Lojistik master planı dahilinde görüşülen liman işletmeciliği ve demiryolu işletmeciliği projelerinin de hayata geçirileceğini söyleyen Demir, “Yük taşımacılığı hizmetlerimizin verimliliğini artırmaya ve daha yeşil ulaşım seçeneklerine geçişi desteklemeye yönelik başladığımız bu serüvende büyüklüğümüzü sürdürecek atılımların bir parçası olarak gördüğümüz özel demiryolu taşımacılık işletmesi olma yolunda alınan kararlar ile başlanılan projede onay sürecinin iki yıl içinde tamamlanmasını planlıyoruz. Bu konuları stratejik iş birliği yapılabilecek paydaşlarla yapmakta planlarımızın bir parçası olabilir. Bu formülle liman ve demiryolu projeleri ile kritik stok seviyeleri etkin olarak takip edilecek, fırsat alımları değerlendirilecek ve stok maliyetleri kontrol altında tutulacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“Cumhurbaşkanımızın Kardemir’e verdiği değer kritik bir role sahip”

Demir, büyüme stratejileri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kardemir’e verdiği desteğin çok kıymetli bir yere sahip olduğunu ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın Kardemir’e vermiş olduğu değer, ülkemizin sanayi ve ekonomik kalkınması açısından kritik bir role sahiptir. Bu destek, Kardemir’in sadece bir sanayi kuruluşu olmanın ötesinde, ulusal ve uluslararası alanda rekabet edebilirlik gücünü artırarak Türkiye’nin sanayi potansiyelini daha da geliştirmesine katkı sağladığı gibi bu desteği, yerli üretimin teşvik edilmesi ve istihdamın artırılması gibi stratejik hedeflerimizi ve ülkemizin sanayideki önemli konumunu korumasına yardımcı olmaktadır” diye konuştu.

“2024 yılı için çevre yatırımlarımıza yaklaşık 40 milyon dolar bütçe ayırdık”

Mali yapıyı güçlendirmek adına sürdürülebilir bir Kardemir oluşturmak istediklerini aktaran Demir, Kardemir’in çevre yatırımları, Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlenmesi hakkında atılacak adımların öneminin altını çizdi. Kardemir’in mali yapılarını güçlendirmesinin sürdürülebilirlik açısından en önemli konulardan biri olduğunu söyleyen Demir, “Kardemir’in sürdürülebilir rekabet gücünü artıracak etkin finansal sistem yapısı geliştirilecek, maliyet azaltıcı ve karlılık artırıcı faaliyetler ile ‘Mali Yapıyı Güçlendirmek amaçlanmaktadır. Katma değer ve karlılık konuları önceliğimiz olacaktır. Bu sayede karlılığımız yeni ve yenilikçi yatırımları mümkün kılacağı gibi temettü dağıtımı ile hissedarlarımıza değere ortak etmeyi sürdürmek isteriz. Hisselerinin tamamı Borsa İstanbul’da işlem gören Şirketimiz yaptığı yatırımlar ve karşılığındaki kazanç potansiyelini ortaya koyarak yatırımcı çekmeye devam edecektir. Demir-çelik şirketlerinin önünde artık AB Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi vardır. Şirketimizde bu düzenlemeye uygun bir şekilde 2053 hedefleri doğrultusunda yola devam edecektir” ifadelerine yer verdi.

Demir, Kardemir’in ‘Sağlıklı Çevre ve Verimli Üretim’ ilkesinden hareketle tüm üretim ve yatırım faaliyetlerinde çevreye duyarlı olmayı ve sürekli geliştirmeyi temel prensipler olarak kabul ettiğini de dile getirdi.

“2053 yılına kadar karbon nötr bir tesis olmayı hedeflemekteyiz”

Demir, karbon nötr tesis hedefi ile alakalı çizdikleri yol haritasından da söz ederek, 2020 yılı sonuna kadar 250 MW yenilenebilir enerji üretimine ulaşılmasını hedeflediklerini dile getirdi. Misyonlardan bir tanesinin efektif bir demir çelik ekosistemini kurmak olduğunu dile getiren Demir, “Bu kapsamda rekabet öncesi iş birliği geliştirilerek ürünlerin sektörler arası kullanımı artırılacak ve demir çelik geleceğini inşa edecek ARGE projeleri sektör firmaları ile geliştirmeyi planlamaktayız. Demiryolu sektöründe ray ve tekerde tek üretici konumunda olan şirketimiz, geliştirmekte olduğu ürünlerde de yol haritasını sektör temsilcileriyle birlikte oluşturacaktır. Demir çelik sanayiini geliştirecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak yeşil çelik stratejilerini ortaya koyacak Yeşil Çelik Strateji Yol Haritası son haline getirilecektir. Burada önemle altını çizdiğimiz konu ise yeşil çelik konusundaki teknolojiyi yerli ve milli firmalarla ortak payda da buluşarak geliştirmeyi planlıyoruz. Karbon nötr yolunda karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 15 azaltmayı ve 2053 yılına kadar karbon nötr bir tesis olmayı hedeflemekteyiz” şeklinde konuştu.

Demir, enerji tüketimlerinin verimli yönetilmesi için enerji verimliliği projeleri geliştirileceğini ve alternatif yenilenebilir enerji kaynakları yatırımları yapılacağını da duyurdu. Böylece ton ham çelik başına düşen enerji tüketim miktarının düşürüleceğini ifade eden Demir, değişen çevre koşulları ve iklim krizine bağlı olarak yüzey suyu ve yer altı sularının azalarak tehlike arz ediyor olmasından dolayı toplam tüketilen su miktarının yüzde 15 oranında düşürüleceğini aktardı.

“Ortaklık yapısıyla yeni iş modeli tasarlayacağız”

Kardemir, bağlı ortaklık yapısını da yeniden değerlendirilerek, yeni iş modeli tasarlayacaklarını ifade ederek, “Şirketlerimizin mühendislik kabiliyetlerini ön plana çıkaran ve pazarlayan kuruluşlar haline getireceğiz. Kardökmak’ı demir çelik sektörünün Ar-Ge mühendislik, tasarım ve Ür-Ge firması haline getirmeyi, Enbatı’yı yeni ve yenilenebilir enerji teknolojileri alanında uzmanlaştırmayı, Karçel’i ise yapısal çelikte imalat montaj ve tesis kurulumunda bir çelik servis merkezi kurulumuyla beraber daha da etkin ve yetkin hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi.

“Savunma sanayii alanı için kaliteli malzemelerin tedarikinde önemli bir role sahibiz”

Demir, savunma sanayii alanında kendi tecrübelerini de aktararak, Kardemir’in gelişmiş alt yapısı ile faydalı işlere imza atılabileceğini söyledi. Demir, şu ifadeleri kullandı:

“Kardemir, demir ve çelik üretimindeki uzmanlığıyla başta savunma sanayii olmak üzere nitelikli alaşım ihtiyacı olan kritik sanayi alanlarının ihtiyaç duyduğu yüksek kaliteli malzemelerin tedarikinde önemli bir role sahiptir. Kardemir’in büyük ölçekli üretim kapasitesi ve esnek üretim yetenekleri, bağlı ortaklıklar ile sağladığı esneklik ile kritik ve stratejik sanayimizin taleplerini karşılamak için ideal bir altyapı sunmaktadır. Kardemir’in bu katkıları; yerli ve milli üretimdeki güçlü adımlarımızı destekleyerek ülke güvenliğimizi daha da sağlamlaştırabilir. Savunma sanayiinde kazandığımız uzun yıllara dayanan deneyimleri, Kardemir’in operasyonlarına entegre ederek hem ulusal hem de uluslararası alanda rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz.” – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/kardemir-yonetim-kurulu-baskani-demir-onumuzdeki-5-yil-icerisinde-15-milyar-dolar-yatirim-hedefimiz-var/feed/ 0
Organize Sanayi Bölgeleri Üretimin Ötesine Odaklanıyor https://www.haber28.com.tr/organize-sanayi-bolgeleri-uretimin-otesine-odaklaniyor/ https://www.haber28.com.tr/organize-sanayi-bolgeleri-uretimin-otesine-odaklaniyor/#respond Sun, 18 Feb 2024 22:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6038 Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü, “Türkiye’de sanayi üretiminin yüzde 45’inin gerçekleştirildiği organize sanayi bölgeleri artık üretimin ötesinde konulara odaklanmış durumda. Bunların başında da karbon vergisi uygulaması ve yeşil dönüşüm süreci geliyor. İhracatımızın yüzde 50’sinin Avrupa Birliğine ve Avrupa kıtasına olduğunu düşünürsek sanayi işletmelerimizin artık bu sürece hazırlanması gerekiyor.” dedi.

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müdürlüğünce Mehmet Şirin Açar Kongre Salonu’nda düzenlenen, “Sanayici Buluşması” programında konuşan Kütükcü, OSBÜK olarak Türkiye’deki 401 organize sanayi bölgesinin kanunla kurulmuş çatı kuruluşu olduklarını söyledi.

Kütükcü, organize sanayi bölgelerinin artık sanayi üretiminin yapıldığı alanlar olmanın çok ötesine geçtiğini, birer yaşam alanı olduğunu aktardı.

“OSB’ler artık üretimin ötesinde konulara odaklanmış durumda”

Organize sanayi bölgelerinin sadece üretimle değil artık mesleki eğitimle, geri dönüşümle ve yenilenebilir enerji tesisleriyle, yaşamın tüm alanlarına dokunan faaliyetleriyle öne çıktığına işaret eden Kütükcü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de sanayi üretiminin yüzde 45’inin gerçekleştirildiği organize sanayi bölgeleri artık üretimin ötesinde konulara odaklanmış durumda. Bunların başında da karbon vergisi uygulaması ve yeşil dönüşüm süreci geliyor. İhracatımızın yüzde 50’sinin Avrupa Birliğine ve Avrupa kıtasına olduğunu düşünürsek sanayi işletmelerimizin artık bu sürece hazırlanması gerekiyor. OSBÜK olarak bu konuda yoğun çalışıyoruz. Ankara OSBÜK merkezinde Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Merkezi kurduk. Organize sanayi bölgelerimize ve şirketlerimize buradan destek vermeye çalışacağız.”

Kütükcü, eğer “Türkiye Yüzyılı”nın mottosu üretim, yatırım, istihdam ve ihracatsa bunun gerçekleşeceği alanların da organize sanayi bölgeleri olduğunu vurguladı.

Ülkenin üretim yapısını ve üretimini güçlendirmenin yolunun organize sanayi bölgelerini güçlendirmekten geçtiğini belirten Kütükcü, organize sanayi bölgelerini gelecek yüzyıla hazırlamak için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

Kütükcü, OSBÜK’de uzaktan izleme sistemiyle her gün 176 organize sanayi bölgesinin enerji tüketimini anlık izlediklerini ifade ederek, şunları söyledi:

“Bunu her ayın sonunda devletimize rapor ediyoruz. Üretim verileri bir ay sonra açıklanıyor ancak elektrik tüketimi, üretim hakkında en kesine yakın veri oluşturan öncü veridir. Dolayısıyla deprem bölgemiz de hamdolsun 6 Şubat öncesine hızla dönüyor. Üretim kayıplarını büyük oranda telafi etti, etmeye de devam ediyor. Bunların tamamı sizin çalışmanız, gayretiniz, azminiz, kararlılığınızla oluyor.”

“Fabrika sayımız 400’lere doğru gidiyor”

Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan da OSB’deki 1’inci, 2’nci, 3’üncü ve 4’üncü etaplardaki arsaların tahsis edildiğini belirterek, 5’inci etap için çalışmaları sürdürdüklerini söyledi.

Yönetime geldikleri 2018’de OSB’de fabrika sayısının 205, çalışan sayısının da 7 bin civarında olduğunu, bugün 300 yatırımcının yatırım yapmak için sırada beklediğini ifade eden Fidan, şöyle dedi:

“Şu an çalışan sayımız 20 bin civarında, fabrika sayımız da 400’lere doğru gidiyor. Hedefimiz çalışan sayısını 40 binlere çıkarmaktır. Üretim yapmaktan başka şansımız yok. Kendimiz, ailemiz, ülkemiz ve geleceğimiz için üretim yapmaya devam edeceğiz. Diyarbakır’ı dünyada marka haline getireceğiz.”

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya da bir konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından basına kapalı devam eden programa, Vali Yardımcısı Ömer Coşkun, KOSGEB İl Müdürü Vedat Güler, Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil, sanayiciler ve iş insanları katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/organize-sanayi-bolgeleri-uretimin-otesine-odaklaniyor/feed/ 0
Türk Somonu ve Balık Çeşitleri Dünyada Aranır Ürünler Haline Geldi https://www.haber28.com.tr/turk-somonu-ve-balik-cesitleri-dunyada-aranir-urunler-haline-geldi/ https://www.haber28.com.tr/turk-somonu-ve-balik-cesitleri-dunyada-aranir-urunler-haline-geldi/#respond Sat, 17 Feb 2024 04:24:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5755 Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, Türk somonu ve balık çeşitlerinin dünyada aranır ürünler olduğunu belirterek, “Yaklaşık 100 ülkeye balık ihracatımız var.” dedi.

Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Merkez Birliğince Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “9. Su Ürünleri Yetiştiriciliği Çalıştayı” başladı. Programa, 11 ülkeden aralarında mühendisler, birlik başkanları, Tarım ve Orman müdürlerinin de bulunduğu 800 sektör paydaşı katıldı.

Bakan Yardımcısı Gizligider, açılışta yaptığı konuşmada, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın, Amasya’daki programlar nedeniyle çalıştaya katılamadığını söyledi.

Daha çok su ürünleri mühendisine ihtiyaç olduğundan 111 personelin yakında istihdam edileceğini anlatan Gizligider, Türkiye’nin Asya, Afrika ve Avrupa’nın ortasında önemli bir merkez olduğuna dikkati çekti.

Üretimde yeni sürece girdiklerine işaret eden Gizligider, şunları kaydetti:

“Su varsa biz varız, yoksa yokuz. Temele suyu aldığımız, ihracatımızı, ithalatımızı, ihtiyacımızı ve uzun vadede yeni ihtiyaçlarımızı planlayarak üretim planlamasına 2024 itibarıyla geçiyoruz. Bundan sonra kimin, nerede, ne kadar, nasıl ve ne şekilde üretim yapacağına toprağın doğal mirası karar verecek. Devlet de bunun düzenlemesini yapacak. Destekler, teşvikler, yönlendirmeler yer yer yaptırımlar buna yönelik olacak. Sözleşmeli üretim modeline de bu yıl itibarıyla geçiriyoruz. Sözleşme örnekleri yayımlandı. Tam hukuki koruma altına alındığı yeni model şimdiden sadece Türkiye’de değil, yakın coğrafyada da ciddi yansıma buldu.”

“Yetiştirdiğimiz balığın üçte ikisini ihraç ediyoruz”

Gizligider, sürdürülebilirliğin her sektör için kritik öneme sahip olduğunu belirterek, su ürünlerinde de üretim planlamasına ihtiyaç olduğuna değindi.

Türkiye’nin, levrek üretiminde dünyada birinci, alabalıkta ise dünyada ikinci, Avrupa’da da birinci olduğuna dikkati çeken Gizligider, Türk somonunda da ciddi başarı sağlandığını aktardı.

Gizligider, 2002’de 97 milyon dolar olan su ürünleri ihracatının 2023’te 1,7 milyar doları aştığını vurgulayarak, “Türk somonu ve balık çeşitlerimiz dünyada aranır ürünler oldu. Yaklaşık 100 ülkeye balık ihracatımız var. Japonya’dan tutun ABD’ye, Rusya’ya, Çin’e, Güney Kore’ye, Orta Doğu ve Balkanlar’ın tamamına ihracatımız söz konusu. Yetiştirdiğimiz balığın üçte ikisini ihraç ediyoruz. Çok daha fazla ihraç edebiliriz. Balık tüketiminde de üç katına ulaşmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Sünger şehirler oluşturulacak”

Antalya’daki su baskınlarına değinen Gizligider, “İklim değişiyor, Antalya’da bunu gördük. Artık bir yılda yağması gereken yağmur, bir, iki günde yağıyor, afet boyutuna geçen yeni dünya düzenine karşı yeni tedbirler almamız gerekiyor. Sadece tarım ve ormancılık sektörüyle değil, aynı zamanda yeni şehircilik sistemine geçmemiz gerekiyor. Artık sünger şehirleri net şekilde konuşmamız, bu sürece geçmekle ilgili altyapı yatırımları gerekiyor. Bu alanda önemli hazırlıklarımızı yaptık. Yakında müjdesi paylaşılacaktır.” diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay da sektörün her yıl büyüdüğünü, 2030’da ihracat hedeflerinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti.

Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal ise su ürünleri sektörünün önemli girdi sağladığını bildirdi.

Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Coşkun, doğayla çevreyi koruyarak kaliteli mal satmanın önemli olduğunu hatırlatarak, küresel iklim değişikliğinden sektörün etkilenmemesi için kapalı devre sistemler kurmak gerektiğini söyledi.

Çalıştay 17 Şubat’ta sona erecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turk-somonu-ve-balik-cesitleri-dunyada-aranir-urunler-haline-geldi/feed/ 0
TUSAŞ, Kahramanmaraş’ta Uçak ve Helikopter Parçası Üretim Tesisi Kuruyor https://www.haber28.com.tr/tusas-kahramanmarasta-ucak-ve-helikopter-parcasi-uretim-tesisi-kuruyor/ https://www.haber28.com.tr/tusas-kahramanmarasta-ucak-ve-helikopter-parcasi-uretim-tesisi-kuruyor/#respond Sat, 17 Feb 2024 01:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5703 Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından 6 Şubat depremlerinin izlerini silmek amacıyla Kahramanmaraş’ta kurulan uçak ve helikopter parçası üretim tesisinin, istihdam ve ihracata büyük katkı sağlaması bekleniyor.

TUSAŞ’ın Kahramanmaraş’a yapacağı yatırımların ilk etabı olarak Türkoğlu Organize Sanayi Bölgesi’nde 3 yıllığına kiralanan binada, altyapı, makina ve ekipman kurulumunda son aşamaya gelindi.

Uçak ve helikopter parçası üretimi yapılacak tesiste ilk aşamada TUSAŞ tarafından eğitimden geçirilen 100 kişi istihdam edilecek.

Açılış 22 Şubat’ta

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, AA muhabirine, Savunma Sanayii Başkanlığınca şehirde yatırım yapılması kararı alınmasının ardından TUSAŞ’a yer tahsis edildiğini söyledi.

Depremlerin ardından savunma sanayisi şirketlerinin bölgede yatırım yaptığını belirten Buluntu, “Kahramanmaraş’taki adımlar kapsamında TUSAŞ bu yatırımı üstlendi. Geçtiğimiz nisan ayı gibi Türkoğlu OSB’deki bir binada işe koyuldular ve şu anda deneme üretimleri başladı. 22 Şubat’ta da bu tesisin açılışını yapacağız.” dedi.

Buluntu, Kahramanmaraş’ın, Türkiye’nin pamuk ipliğinin yüzde 55’ini, dokuma, örme ve denim kumaşlarda yaklaşık yüzde 20’sini ürettiğini, çelik mutfak eşya sektöründe de ülke üretiminin yüzde 70’ini yaptığını dile getirerek, yeni dönemde katma değeri yüksek ürünlerle ihracatta lig değiştireceklerine inandığını ifade etti.

Kahramanmaraş’ın ihracatının yüzde 80’inin tekstil ve çelik mutfak eşyalarından oluştuğunu belirten Buluntu, şöyle konuştu:

“İki alanda kümelenme söz konusuydu. Biz istiyorduk ki Kahramanmaraş biraz daha değişik sektörlerde yatırım yapsın, ekonomik bakımdan çeşitlilik sahibi olsun. TUSAŞ yatırımıyla beraber biz savunma sanayisinde de iddialı hale geleceğiz. Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan, TUSAŞ Başkanı ve Savunma Sanayii Başkanı’mız, Kahramanmaraş’a pozitif ayrımcılık yaptı. Bizim de gayretli ve istekli olduğumuz görülünce işin daha ileri taşınacağını düşünüyoruz. 22 Şubat’ta önemli isimlerle beraber bu tesisin açılışını yapacağız. Kahramanmaraş, 100 yılın felaketini yaşadı ama tekrar küllerinden doğacak ve 100 yılın yatırımını da alacağız.”

İlk üretimi Boeing’e yapmak istiyorlar

Tesisin TUSAŞ’ın ortaklığında Kahramanmaraş iş dünyasının girişimleriyle faaliyet göstereceğini ve Kahramanmaraş Uzay ve Havacılık Sanayi AŞ adlı şirket üzerinden çalışmalarını yürüteceğini anlatan Buluntu, “Bu şirket, ilk etapta üretimlerini TUSAŞ’a yapacak. Türkiye, Boeing firmasından uçak almıştı. Bunun yüzde 20’sinin Türkiye’de üretilme şartı var. İnşallah biz bu tesisi hızlı bir şekilde faaliyete geçirebilirsek belki ilk üretimlerimizi Boeing’e yaparız. Bu anlamda çok istekliyiz.” dedi.

Savunma sanayisi yatırımıyla kentin büyük bir sıçrama yaşayacağını vurgulayan Buluntu, şunları kaydetti:

“Savunma sanayisiyle beraber yüzlerce yeni iş kolları, yeni sektörler oluşacak. Özellikle nitelikli iş gücü dediğimiz alanda gelişmeler olacak. Gençlerimizin de bu alana çok ilgi duyduğunu gözlemliyoruz. Savunma sanayisiyle Kahramanmaraş ihracat çıtasını yükseltecek ve devler liginde olacak.”

Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı da kentin böyle bir yatırıma kavuşmasının önemine işaret ederek, “Yeni bir müjde var; TUSAŞ… İnşallah Sayın Cumhurbaşkanı’mız bize müjdeyi verecek. Bir TUSAŞ şirketi kuruyoruz Kahramanmaraş’ta halkla beraber, sanayiciyle beraber. Devletimiz bizim yanımızda oldu. Biz de inşallah onun altından kalkacağız. Bir de borcumuzu ödemiş olacağız devletimize.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tusas-kahramanmarasta-ucak-ve-helikopter-parcasi-uretim-tesisi-kuruyor/feed/ 0
İstanbul Modern’de Dijital Kültüre Odaklanan Sergi Açıldı https://www.haber28.com.tr/istanbul-modernde-dijital-kulture-odaklanan-sergi-acildi/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-modernde-dijital-kulture-odaklanan-sergi-acildi/#respond Fri, 16 Feb 2024 22:24:28 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5667 Dijital kültüre odaklanan “Zamansız Meraklar” sergisi, İstanbul Modern Kısa Süreli Sergi Salonunda sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Çalışmalarında özgün unsurlar barındıran ve deneysel bakış açılarını koruyarak üretimlerinde yenilikler sergileyen sanatçıları bir araya getiren sergi, sürece tanıklık eden sanatçıların bakış açılarıyla dijital dönüşümü yansıtıyor.

Sergide, araştırma sürecinde olağan bir unsur olarak dijital kültürü benimseyen ve yeni teknolojileri denemeyi öncelik olarak gören sanatçılar ile sanatçı kolektiflerinin çalışmaları yer alıyor.

“Dijital kültürün etkilerini yansıtan çalışmalar inceleniyor”

Serginin ön izlemesinde basın mensuplarına açıklama yapan küratör Ümit Mesci, özellikle genç sanatçıların üretimlerine katkı sağlayan sergideki yapıtların tarih boyunca sanat üretiminde öne çıkan doğa, tarih, mimarlık, kent, kimlik ve toplum gibi konuları merkezine aldığını söyledi.

Mesci, sergide dijital kültürün etkilerini yansıtan çalışmaların sanat tarihinin ilk döneminden bugüne bir bütün olarak incelendiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Sergi, dijitalleşmenin olanak tanıdığı ifade tekniklerinin, sanatçıların farklı temalara ilişkin bakış açılarını nasıl dönüştürdüğünü kayıt altına almayı amaçlıyor. Mutlak sonuçlara ulaşmaya değil, sorgulamaya ve soru sormaya odaklanan sergi, sanatçıların araştırma ve anlatımlarındaki özgün unsurları görünür kılıyor.”

“Ödüllü projeler ilk kez bu sergide izleyiciyle buluşuyor”

Küratör Nilay Dursun ise İstanbul Modernin, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirdiği “Dijital Sanat Alanında Genç Üretimler” programının, serginin araştırma ve geliştirme sürecinde etkili olduğunu dile getirdi.

Müzenin proje kapsamında, farklı disiplinlerde üretim yapan genç sanatçıları “dijital üretim” odağında buluşturduğunu vurgulayan Dursun, şöyle devam etti:

“Yeni müze binamızın açılış hazırlıkları sürerken hayata geçirdiğimiz program, İstanbul Modern’in genç sanatçılarla hayata geçireceği çok yönlü çalışmaların başlangıcı niteliğindeydi. Program süresince katılımcılar tarafından hazırlanan ve müzenin bulunduğu bölge başta olmak üzere, İstanbul’a odaklanan projeler de sergi kapsamında değerlendirildi. Ödül kazanarak üretim desteği alan projeler arasından Yasin Arıbuğa-Toprak Fırat’a ait ‘Rastlantı’ ile Beste İleri’nin ‘Sentimap Istanbul’ adlı çalışmalarını ilk defa bu sergide izleyiciye sunuyoruz.”

Sergi hakkında

Sergide, çoğunlukla çevrim içi kanallarda ve dijital uygulamalarda görülmeye alışılan üretim biçimleriyle çeşitli imge ve ifadeler, onları farklı yöntemlerle ele alan sanatçıların yapıtlarıyla müze içinde fiziksel olarak sunuluyor.

Küratörlüğünü Ümit Mesci ve Nilay Dursun’un üstlendiği sergide, Cem A., Atıf Akın, Ozan Atalan, Kerem Ozan Bayraktar, Mehmet Berk Bostancı, Cihad Caner, Yasin Arıbuğa-Toprak Fırat, Beste İleri, Alican İnal, Yelta Köm, Ebru Kurbak, Oddviz, Özcan Saraç, Ahmet Rüstem Ekici-Hakan Sorar, Meltem Şahin ve Berkay Tuncay’ın çalışmaları yer alıyor.

Müze koleksiyonundaki ana başlıklarla ilişki kuran sergideki yapıtlar, aralarında kesin sınırlar olmayan üç çerçevede bir araya getiriliyor.

Dijitalleşmenin olanak sağladığı yeni anlatım olasılıklarından yola çıkılan ilk bölüm, dil ve ifade üzerine yoğunlaşarak, dijital araçların getirdiği yeni eleştirel düşünme alışkanlıklarına eğiliyor.

Dijitalleşmenin ve sürekli dönüşen teknolojik araçların doğa ve tarih eksenindeki tartışma alanlarını inceleyen ikinci başlıkta bu yönelimle bir araya gelen yapıtları üreten sanatçılar, bilim ve sanat arasındaki kesişimde arkeoloji ve felsefe gibi alanları incelerken yapay zeka ve benzer teknolojilerin de yönlendiriciliğine başvuruyor.

Sergideki mimarlık ve kent zemininde odaklanan son alanda ise İstanbul’a ait duyusal manzaralarla kent topografyasını oluşturan bileşenler, dijital araçlar yardımıyla çözümleniyor.

Sergi, 11 Ağustos’a kadar görülebilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-modernde-dijital-kulture-odaklanan-sergi-acildi/feed/ 0
Özdemir: “Bakliyat sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında” https://www.haber28.com.tr/ozdemir-bakliyat-sahip-oldugu-ozellikler-nedeniyle-en-saglikli-gidalar-arasinda/ https://www.haber28.com.tr/ozdemir-bakliyat-sahip-oldugu-ozellikler-nedeniyle-en-saglikli-gidalar-arasinda/#respond Thu, 15 Feb 2024 02:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5393 Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, bakliyat sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında olduğunu söyledi.

10 Şubat Dünya Bakliyat Günü Mersin’de etkinlikle kutlandı. Bir otelde gerçekleştirilen etkinlikte bakliyat ürünleri tanıtılırken, tamamı bakliyat ürünleri kullanılarak yapılan yemek menüsü de konuklara ikram edildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Özdemir, sağlığın en büyük zenginlik olduğunu söyledi. Herkesin ortak arzusunun sağlıklı bir nesil yetiştirmek olduğunu dile getiren Özdemir, bunun ön şartının ise bilinçli beslenmek olduğunu, bilinçli beslenmenin de sağlıklı besinlerle olacağını ifade etti.

Bakliyatın sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında yer aldığını ve diyet listelerinde başta geldiğini vurgulayan Özdemir, “Mersin Ticaret Borsası olarak bu anlamlı günü ülkemiz bakliyat ticaretini merkezi olan Mersin’imizde sizlerle birlikte kutlamayı bir görev bildik” dedi.

Dünyada 1 milyara yakın insanın yetersiz beslendiğini, 1,8 milyar insanın aşırı kilolu olduğunu vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:

“Bunun 850 milyonu obez, 530 milyon diyabet hastası var. Her yıl gerçekleşen ölümlerin yüzde 40’ı kalp damar hastalıkları ve kanserden kaynaklanıyor. Yaygınlaşan Amerikanvari ve fast food beslenme tarzı özellikle genç nesillerimiz için önemli bir risk oluşturuyor. Tüm bu sağlık sorunlarıyla mücadelede bakliyat en etkin besin kaynakları arasında gösteriliyor. Çünkü baklagiller, protein açısından zengindir, önemli bir lif kaynağıdır, temel vitamin ve mineralleri ihtiva eder, kolesterol bulunmaz, gluten içermez, anti alerjiktir. Diğer bir özelliği ise hayvansal protein içeren diğer gıdalara kıyasla daha uzun süre bozulmadan saklanabiliyor. Bir diğer özelliği de zengin olsun, fakir olsun, her sofranın gıdası olmasıdır. Et ve et ürünleriyle benzeri protein seviyesine sahiptir. Oysa fiyat olarak kıyaslandığında bakliyat çok daha ekonomiktir, porsiyon başına maliyeti düşüktür. Sağlıklı beslenmeye olan katkısı yönüyle de gelir seviyesi yüksek sofralar için vazgeçilmezdir.”

Bakliyatın insanlar için olduğu kadar toprak için de faydalı olduğuna işaret eden Özdemir, toprağa azot salgıladığından dolayı toprağı daha verimli hale getirdiğini belirtti.

“Ana vatanı Türkiye olan bakliyatta üretimi ve tüketimi muhakkak artırmalıyız”

Dünyada bakliyat üretiminin son 35 yılda yüzde 70 artarak 96 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Özdemir, Türkiye’de ise tersinin yaşandığını kaydetti. Türkiye’de 30-35 yıl önce 2,5 milyon ton bakliyat üretildiğini ve yarısının ihraç edildiğini vurgulayan Özdemir, “Şu an üretim hacmimiz 1 ila 1,3 milyon arasında dalgalanıyor. Yani 1990’lı yıllarda 2,5 milyon ton üretim yaparken nüfusumuz 54 milyondu. Şimdi nüfusumuz 85 milyon oldu, üretimimiz 1 milyona düştü. Anavatanı Türkiye olan bakliyatta üretimi ve tüketimi muhakkak artırmalıyız. Türkiye bir bakliyat ülkesi. Üretim kültürümüz var, ticaret kültürümüz var. Bu zenginliğimizi kaybetmemeliyiz” diye konuştu.

Kanada’da 3 milyon ton kırmızı mercimek üretilmesine karşın bir kilo dahi kırmızı mercimek tüketilmediğinin altının çizen Özdemir, Kanada’nın ihraç etmek için üretim yaptığını kaydetti. Mersin’de bakliyat eleme ve kırmızı mercimek kırmak için önemli bir kapasite olduğunu anlatan Özdemir, “O zaman üretmemiz lazım. Çünkü Türkiye’nin enteresan bir şekilde dışarıda pazarı da var. Hala biz Kanada’da mercimeği alıyoruz, burada kırıyoruz, üçüncü ülkelere satıyoruz. Bu bir yere kadar gider. Ama esas tercih ettiğimiz kendi üretimimizi yükseltmek, büyütmek. Bir de bu baklagillerin fasulye haricinde en büyük avantajı kıraç alanlarda yetişmesi. Büyük bir şey. 25 milyon dekar nadas alanı var, 20 milyon dekar ekilmeyen alan var. Bunların beşte biri ekilse şu andaki üretim bakliyatının iki misli üretiriz” ifadelerini kullandı.

“Üretim arzında giderek bir artış söz konusu”

Vali Ali Hamza Pehlivan da 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü’nün önemine işaret ederek, tanıtımın olduğu kadar üretim, işleme, paketleme, pazarlama, pazara ulaştırma ve ihracat boyutunun da olduğunu söyledi.

Bakliyatın gıda ve beslenmedeki öneminden bahseden Pehlivan, “İnsan beslenmesinde bitkisel kaynaklı proteinlerin yüzde 22’sini bakliyat teşekkül ediyor. Gene karbonhidrat olarak da yüzde 7’ye tekabül ediyor. Tabii insan beslenmesi yanında hayvanların beslenmesi konusu da var. O konuda da gene yüzde 38 nispetinde bakliyattan nasipleniliyor. Gene yüzde 5 nispetinde karbonhidrat hayvan beslenmesinde de bakliyattan elde ediliyor” dedi.

Bakliyat denildiğinde fasulyeden nohuda, mercimeğe kadar birçok ürünün akla geldiğini ifade eden Pehlivan, şöyle devam etti:

“Ülke olarak bakliyatta biz de aslında azımsanmayacak boyutta üretim gerçekleştiriyoruz. Bu sene 1,3 milyona tona tekrar çıktı. Özellikle de nohutta üçüncü mercimekte de dünyada dördüncü sıradayız. Ürün arzında son 15-20 yılda veya 30 yılda belli bir gerileme olduğu kabul edilebilir, söylenebilir ama yine son yıllarda devletimiz, Tarım ve Orman Bakanlığımızın üretim politikaları çerçevesinde sağlamış olduğu teşviklerle 1 milyon tondan 1,3 milyon tona çıktı. Dolayısıyla üretim arzında giderek bir artış söz konusu.”

Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise Mersin’in, Türkiye’nin bakliyat işleme, pazarlama ve ihracat konusunda en gelişmiş yerlerinden biri olduğunu söyledi. Bakliyat sektörünün kente büyük bir ekonomik hareketlik kazandırdığını vurgulayan Seçer, “Bizim bölgemizi ilgilendiren sektörün buradaki işleme kapasitesi ve ticaret kapasitesi. Mersin Limanı, şehrin lokasyonu, bir ticaret kenti olması, Doğu Akdeniz çanağından dünyaya açılma imkanının olması, kara yolu güzergahıyla da Arap Yarımadası’na, Orta Doğu ve Kafkaslar’a ticareti mümkün olması, bakliyat sektörünü burada özellikle 1980’li yıllardan sonra çok geliştirmiş” ifadelerini kullandı.

Türk yemek uzmanı ve yazar Sahrap Soysal’ın da katıldığı etkinlik sonunda, kum sanatçısı Ramazan Yumrutepe gösteri sundu. – MERSİN

]]>
https://www.haber28.com.tr/ozdemir-bakliyat-sahip-oldugu-ozellikler-nedeniyle-en-saglikli-gidalar-arasinda/feed/ 0
Türkiye’nin organik ürün ihracatı 1 milyar doları geçti https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-organik-urun-ihracati-1-milyar-dolari-gecti/ https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-organik-urun-ihracati-1-milyar-dolari-gecti/#respond Sat, 10 Feb 2024 11:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4767 Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Türkiye’nin organik ürünlerde çiftçi sayısında Avrupa’da 4. konumda bulunduğunu, ihracatta da 1 milyar dolar sınırını geride bıraktığını belirterek, orta vadede yeni hedefin 2 milyar dolar olarak belirlendiğini kaydetti.

Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, organik ürünlerde dünya genelinde artan taleple Türkiye’nin tarımdaki potansiyelini organik sektöründe de gösterdiğini ifade etti.

Organik üretime 1980’lerin sonunda başlayan Türkiye’nin gelinen noktada önemli bir tecrübeye ulaştığını aktaran Işık, ülke genelindeki 7 bölgede yaklaşık 311 bin hektar arazide 53 bin çiftçinin organik sertifikalı üretim gerçekleştirdiğini söyledi.

Üretici sayısı bakımından Avrupa’da 4, dünyada 13’üncü sırada yer aldıklarını kaydeden Işık, kuru, taze ve dondurulmuş meyvelerle pamuğun öne çıktığı 268 çeşitte organik sertifikalı üretim yapıldığını kaydetti.

Organik ihracatçısı firmalardan alınan verilere göre 2023 yılında organik sertifikalı ürünlerin ihracatından elde edilen gelirin 1 milyar dolar sınırını aştığını aktaran Işık, şöyle konuştu:

“İncir, kayısı, fındık, kiraz ve vişnenin organik üretim ve ihracatında dünyada açık ara lider durumdayız. Bu meyvelerden elde ettiğimiz meyve suları da çok rağbet görüyor. Dondurulmuş ürünlerde de ihracatımız her geçen gün artıyor. Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve zeytinyağı da ihracatı artan ürünlerimiz. Pamukta da 250 bin ton civarı organik ihracat karşılığı 500 milyon dolar gelir elde ediyoruz. (Organik ürünler ihracatı) 1 milyar dolar rakamını yakaladık. İnşallah bunu ilk etapta 1,5 milyar dolara çıkarmak istiyoruz, ardından 2 milyar dolarlık hedefimiz var.”

Yeşil Mutabakat pazarı büyütecek

Organik ürünler sektöründe en önemli pazarlar olan AB ülkeleri, ABD ve Uzak Doğu ülkelerinde yeşil tarım hareketinin büyüdüğünü, gıdada organik ürün tüketiminin devlet politikası olarak benimsendiğini aktaran Işık, AB’nin de Yeşil Mutabakat hedefi kapsamında iddialı üretim hedefleri koyduğuna işaret etti.

Bu sürecin organik ürünler sektöründe hızlı bir büyümeyi beraberinde getireceğini öngördüklerini anlatan Işık, bu nedenle organik ürün fuarlarına ihracatçılar olarak ağırlık verdiklerini anlattı.

Organik ürünler sektörünün koordinatörü olarak görev yapan Ege İhracatçı Birliklerinin bu alanda dünyanın önde gelen fuarları için milli katılım organizasyonları düzenlediğini dile getiren Işık, sektörün dünyadaki en büyük buluşma noktası olarak gösterilen Almanya’daki BioFach Fuarı için de hazırlıkları tamamladıklarını aktardı.

Nürnberg şehrinde 13-16 Şubat tarihleri arasında organize edilecek fuarda 37 ihracatçı firmayla yeni bağlantılar kurmak üzere çalışacaklarını aktaran Işık, fuarda aynı zamanda Türk gıda ürünleri ve mutfak kültürünün de anlatılacağını bildirdi.

Organik üretim payını yüzde 10’a çıkarma hedefi

Işık, Türkiye’nin organik tarım üretimini artırması için havza bazlı planlama yapması ve miras yoluyla arazilerin bölünmesinin önüne geçilmesi gerektiğini ifade ederek 2030 yılına kadar tarımsal üretimin yüzde 10’unu organik sertifikalı olarak yapabileceklerini aktardı.

Organik ürünlerde iç pazarın da hızla büyüdüğünü, 20 civarında organik pazar kurulduğunu, marketlerde organik reyonları oluştuğunu aktaran Işık, Türk tüketicisinin organik ürünlere ilgi gösterdiğini, ailelerin bütçeleri oranında belli ürünleri belirleyerek organik sertifikalı ürünlere kademeli olarak geçiş yapmayı tercih ettiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-organik-urun-ihracati-1-milyar-dolari-gecti/feed/ 0
Tzob Başkanı Bayraktar: “Ülkemizde 1990 Yılında Toplam 20 Milyon Dekar Olan Baklagil Ekim Alanı Bugüne Geldiğimizde 9 Milyon Dekara Geriledi” https://www.haber28.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-ulkemizde-1990-yilinda-toplam-20-milyon-dekar-olan-baklagil-ekim-alani-bugune-geldigimizde-9-milyon-dekara-geriledi/ https://www.haber28.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-ulkemizde-1990-yilinda-toplam-20-milyon-dekar-olan-baklagil-ekim-alani-bugune-geldigimizde-9-milyon-dekara-geriledi/#respond Sat, 10 Feb 2024 11:12:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4764 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Ülkemizde 1990 yılında toplam 20 milyon dekar olan baklagil ekim alanı bugüne geldiğimizde 9 milyon dekara geriledi. Yani ekim alanlarında yüzde 55,4 oranında azalma yaşandı. Aynı şekilde üretimde de yüzde 34,8 oranında bir gerileme gerçekleşti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın girişimleriyle 2016 yılı FAO tarafından ‘Uluslararası Bakliyat Yılı’ olarak ilan edilmişti. Bu yıldan sonra baklagillerde ekim alanlarının artırılmasına yönelik çalışmalar yapılsa da belirli ürünlerde istenilen düzeye maalesef ulaşılamadı. Halen üretim açığı yeşil mercimekte yüzde 49, kırmızı mercimekte yüzde 43 oranındadır” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 10 Şubat Dünya Bakliyat günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Beslenmede baklagillerin önemine dikkat çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“SON YILLARDA ÜLKEMİZDE SAĞLIKSIZ FAST FOOD VE HAZIR GIDA TÜKETİMİNİN ARTMASIYLA BAKLAGİLLER, DİYETİSYENLER VE DOKTORLAR TARAFINDAN DAHA FAZLA ÖNERİLMEYE BAŞLANDI”

“Yağ oranı düşük, karbonhidrat oranı yüksek ve besleyici olan baklagiller, beslenmede bitkisel proteinin ana kaynağını oluşturuyor. En çok protein içeren besin gruplarından olan baklagiller günümüzde sağlıklı beslenme konusunda önemini artıran ürün grubudur. Baklagillerin her biri ayrı besin değerlerine sahip olmanın yanında ülkemizin kültürel değerleridir. Son yıllarda ülkemizde sağlıksız fast food ve hazır gıda tüketiminin artmasıyla baklagiller diyetisyen ve doktorlar tarafından daha fazla önerilmeye başlandı. Baklagillerin toplum olarak öneminin vurgulanması amacıyla, Birleşmiş Milletler tarafından 2016 yılı ‘Uluslararası Bakliyat Yılı’ olarak ilan edildi ve takip eden süreçte her yıl 10 Şubat günü ‘Dünya Bakliyat Günü’ olarak belirlendi.

“DÜNYADA 2 MİLYARDAN FAZLA İNSAN İÇİN ÖNEMLİ PROTEİN KAYNAĞIDIR”

“Baklagiller dünyada 2 milyardan fazla insan için önemli bir protein kaynağıdır. Bu rakam dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Baklagiller dünyada yaklaşık 96 milyon hektar alanda 96 milyon ton üretimle, ortalama 135,2 milyar dolarlık piyasa değeri, 14,6 milyar dolar ihracat ve 16 milyar dolar ithalat değeri olmak üzere toplam 30,6 milyar dolarlık dış ticaret değerine sahip bir ürün grubudur. Dünya toplam baklagil üretiminde yüzde 28,8’lik payla Hindistan ilk sırada yer alıyor. Ülkemizin toplam baklagil üretiminden aldığı pay yaklaşık yüzde 1,3 civarındadır.

Türkiye’de üretimi gerçekleştirilen 7 çeşit yemeklik baklagiller arasında en fazla üretilenler nohut, kuru fasulye ve mercimektir. Baklagil üretimi ülke geneline yayılmış olsa da Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Marmara Bölgesi’nin güneyinde yoğunlaşmıştır. Genel olarak, kırmızı mercimek Güneydoğu’da, yeşil mercimek İç Anadolu’da, bakla Ege ve Güney Marmara’da, nohut ve kuru fasulye ise birçok bölgemizde yetiştiriliyor. Toplam yemeklik baklagil üretiminin, yüzde 44’ünü nohut, yüzde 30 buçuğunu kırmızı mercimek, yüzde 20,6’sını kuru fasulye oluşturuyor. Geri kalan yüzde 4,9’unu ise yeşil mercimek, bakla, bezelye ve börülce oluşturuyor.

BAKLAGİL EKİM ALANLARINDA YÜZDE 55,4 ORANINDA AZALMA YAŞANDI”

Ülkemizde 1990 yılında toplam 20 milyon dekar olan baklagil ekim alanı bugüne geldiğimizde 9 milyon dekara geriledi. Yani ekim alanlarında yüzde 55,4 oranında azalma yaşandı. Aynı şekilde üretimde de yüzde 34,8 oranında bir gerileme gerçekleşti. Tarım ve Orman Bakanlığının girişimleriyle 2016 yılı FAO tarafından ‘Uluslararası bakliyat yılı’ olarak ilan edilmişti. Bu yıldan sonra baklagillerde ekim alanlarının artırılmasına yönelik yapılan çalışmalar yapılsa da belirli ürünlerde istenilen düzeye maalesef ulaşılamadı. Halen üretim açığı yeşil mercimekte yüzde 49, kırmızı mercimekte yüzde 43 oranındadır.

HALKIMIZIN SAĞLIKLI BESLENMESİ İÇİN BU TEMEL GIDA ÜRÜNLERİNDE ÜRETİM ARTIRILMALI, İTHALATTAN VAZGEÇİLMELİ”

Et fiyatlarının yüksekliği karşısında halkımız baklagil tüketiyor. Üretim tüketimi karşılamıyor.  Alternatif protein kaynağı olan baklagillerde de ithalat artarak devam ediyor. Baklagillerde son 5 yılda toplam ithalatımız yüzde 90,6 oranında artarak 702 bin ton oldu. Yine son 5 yılda baklagil ithalatına ödediğimiz tutar yüzde 227,6 oranında artarak 544 milyon dolara ulaştı. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. İnsanımızın protein ihtiyacı karşılamasında önemli bir yere sahip olan baklagillerin üretimini artırmak zorundayız. En önemli protein kaynaklarından olan et ve baklagilde ithalatçı olmamız kabul edilemez. Halkımızın sağlıklı beslenmesi için bu temel gıda ürünlerinde üretim artırılmalı, ithalattan vazgeçilmelidir. Ayrıca tüketicilerimizin ucuz gıdaya ulaşabilmesi için üretici tüketici arasındaki makas kapatılmalıdır. Nitekim son yaptığımız çalışmada baklagillerde de bu makasın çok açık olduğu görülüyor. Üreticide 17 buçuk lira olan kırmızı mercimek 47 liraya, 29 buçuk lira olan nohut 76 liraya, 29 lira olan kuru fasulye 85 liraya, 26 lira olan yeşil mercimek 64 liraya markette satılıyor. Protein ihtiyacının yeterince karşılanması bakımından üreticide ucuz olan bu ürünleri tüketicilerin pahalı yemesi kabul edilemez. Bu gibi temel gıda ürünlerine yönelik yasal düzenlemeler yapılmalı, marketlerde tavan fiyat uygulaması getirilmelidir.

VERİLEN DESTEKLERİN AMACINA UYGUN OLMASI İÇİN GÜNÜN ŞARTLARINA GÖRE ARTIRILMALIDIR”

Ülkemizde baklagiller üretim maliyetlerinin yüksekliği ve alternatif ekilen ürünlerden elde edilen kazancın daha yüksek olması üreticilerin baklagil üretiminden uzaklaşmasına neden oldu. Ülkemiz baklagil ihracatında görülen azalış hem üretimde yaşanan sorunlar hem de dünya piyasasında rakip ülkelerin elde ettikleri rekabet üstünlüklerinden kaynaklanıyor. Baklagil üretimini arttırmak ülkemizi önce kendine yeter, sonrasında ihracatçı ülke konumuna getirir. Bunun için baklagiller üretim planlamasında öncelikli ürün grubuna alınmalıdır. Kurak ve yarı kurak alanlarda nohut ve mercimeğin, sulu alanlarda ise fasulyenin ekim nöbetine girmesi sağlanmalıdır. Baklagillere verilen prim desteği kiloya 50 kuruş olarak veriliyor. Ancak bu destek 2018 yılından bu yana değişmedi. Verilen desteklerin amacına uygun olması için günün şartlarına göre artırılmalıdır. Baklagillerde ülkemizin arz güvenliğini ve üretimin devamlılığını sağlamanın yolu, üreticiyi memnun edecek bir fiyatın piyasada oluşmasıdır. Bu nedenle hasat dönemine yakın baklagil ithalatı yapılmamalı, piyasanın dengesi bozulmamalıdır. Ülkemizin az da olsa yapmış olduğu baklagil ihracatında yurt dışı piyasaların talepleri göz önünde bulundurularak istenen kalitede ve Türkiye orijinli ürün üretimi teşvik edilmelidir. Geçmiş yıllarda uygulanan nadas alanlarda üretim uygulaması yeniden başlatılması, sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması ve tohum desteğinin artarak devam etmesi gereklidir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-ulkemizde-1990-yilinda-toplam-20-milyon-dekar-olan-baklagil-ekim-alani-bugune-geldigimizde-9-milyon-dekara-geriledi/feed/ 0
Türkiye’nin Kedi Köpek Maması İhracatı 10 Yılda 122 Milyon Dolara Ulaştı https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-kedi-kopek-mamasi-ihracati-10-yilda-122-milyon-dolara-ulasti/ https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-kedi-kopek-mamasi-ihracati-10-yilda-122-milyon-dolara-ulasti/#respond Thu, 08 Feb 2024 22:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4592 Türkiye’nin 2014 yılında 4,5 milyon dolar olan kedi köpek maması ihracatı, geçen 10 yılda gösterdiği hızlı ivmeyle 122 milyon dolara ulaştı.

İhracattaki artış, yeni yatırımlar ile mevcut tesislerdeki kapasite artırımını beraberinde getirdi. Kedi köpek maması ihracatının yarıdan fazlasının yapıldığı Ege Bölgesi’nde bu yıl 4-5 yeni üretim tesisinin devreye girmesi, bazı firmaların da yeni yatırımlarla kapasite artırımına gitmesi planlanıyor.

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) verilerinden derlenen bilgiye göre, sevimli dostların mama ihracatı son 5 yılda katlandı. Sektörün ihracatı 2018’de 8 milyon, 2019’da 16 milyon, 2020’de 30 milyon dolara çıktı.

Artış geçen yıl da devam etti, ihracat önceki yıla göre yüzde 38’lik artışla 122 milyon dolara yükseldi. Böylece kedi köpek maması ihracatı 10 yıl içerisinde 27 kat arttı.

İhracatın yüzde 60’ı EİB kanalıyla gerçekleşti. EİB’nin 10 yıldır kesintisiz artan ihracatı 1 milyon dolar seviyesinden 74 milyon dolara çıktı.

En fazla ihracat yapılan ülkeler Malezya, İsrail, Irak, ABD ve İngiltere oldu.

Üretim ve ihracat üssü Ege

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Öztürk, AA muhabirine, ülkenin ihracatının yüzde 60’ının bölgeden yapıldığını söyledi.

Birliğin bu yıl için 150 milyon dolar ihracat hedefi koyduğunu belirten Öztürk, “Yeni yatırımları da gördükçe bunu da aşmak için, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda önlerini açmak için elimizden geleni yapacağız.” dedi.

Öztürk, üretimde özellikle Manisa, Muğla ve Balıkesir’de kümelenme olduğunu kaydederek, “Önümüzdeki 5 yıl içinde bu sektörü 500 milyon dolar seviyelerine kadar arttırmayı düşünüyoruz. 4 milyon dolar seviyelerinden 120 milyon dolarlara geldik. Ama henüz alacak çok yolumuz var. Dünyadaki pazar 10 milyarlarca dolar diyebiliriz. Sektördeki yeni yatırımlarla beraber ihracatın daha da çok artacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

Sektörün yatırımcıların ilgisini çektiğini ifade eden Öztürk, bu yıl 4-5 firmanın yeni yatırımlarla üretime başlamasının planlandığını aktardı. Öztürk, yerli üretimle pazardaki ithal ürün oranının da azaldığını dile getirerek, sektöre ciddi yatırımların yapıldığını ve yatırımların devam ettiğini söyledi.

Mevcut tesisler kapasite artırıyor

Salihli ilçesinde üretim yapan Lider Group’un Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Oktay Diker de 2009 yılında yıllık 35 bin ton üretimle faaliyete başladıklarını, yıllar içinde tesisi büyüterek yıllık 220 bin ton üretim miktarına ulaştıklarını ifade etti.

Diker, üretimlerinin yüzde 35’inin ihracata gittiğini anlatarak, şöyle konuştu:

“4 kıtada 70’ten fazla ülkeye ihracatımız mevcut. Önümüzdeki yıllarda hem kapasite artışı hem de ürün çeşitlendirmesiyle, yaş mama anlamında da bir yatırımımız var, yeni pazarlar elde etmek üzere hedeflerimizi oluşturduk. Kuru mama tarafında yatırımımızla 60 bin tonluk bir ilave tesis yatırımı yapıyoruz. Onunla birlikte de kapasitemiz artmış olacak. Artışın temel nedeni hayvan sahiplenme oranlarının dünya üzerinde özellikle pandemiyle ciddi anlamda artması. O dönemde gelen talepleri hazırlığımız çerçevesinde karşıladık. ve gittikçe de bu yaşam tarzlarının farklılaşması, gelir yükselmesiyle birlikte mamadaki ihtiyaç artıyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-kedi-kopek-mamasi-ihracati-10-yilda-122-milyon-dolara-ulasti/feed/ 0
ASO, 6 firmanın daha Yalın Üretim Sistemi ile karlılık oranlarını artırdı https://www.haber28.com.tr/aso-6-firmanin-daha-yalin-uretim-sistemi-ile-karlilik-oranlarini-artirdi/ https://www.haber28.com.tr/aso-6-firmanin-daha-yalin-uretim-sistemi-ile-karlilik-oranlarini-artirdi/#respond Fri, 02 Feb 2024 22:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4065 Ankara Sanayi Odası (ASO) Model Fabrika 14. ‘Öğren Dönüş Programı’ ile, üyesi olan 6 firmaya yeni yatırım yapmadan, Yalın Üretim Sistemi’ne geçilmesi sayesinde karlılık oranları, günlük üretim adedi, toplam ekipman verimliliği gibi noktalarda yüzde 160’a varan artış sağladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından, Aralık 2018’de ASO Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi’nin (Model Fabrika) hayata geçirilmişti. Üretimde verimliliğin arttırılması, dijital dönüşüm sürecinin hızlandırılması amacıyla kurulan Model Fabrika’da; hata yapma özgürlüğünün olduğu gerçek bir üretim ortamında, deneyimsel öğrenme teknikleri kullanılarak operasyonel mükemmeliyet ilkelerinin öğretilerek, eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriliyor. Model Fabrika’da yüzde 65 uygulamalı, yüzde 35 ise kurumsal eğitimden faydalanılarak, deneyimsel öğrenme ilkelerine dayalı programları benimseniyor.

Model Fabrikanın ana hizmet alanlarından biri olan Öğren Dönüş Programı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ASO, ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) destekleri ile Mayıs 2019’da resmi olarak başlamıştı. Öğren-Dönüş Programı ile KOBİ ve ufak işletmelerin hiçbir yeni yatırım yapmadan sadece üretime bakış açılarını değiştirerek, “Yalın Üretim Metodolojisi” ile verimliliklerini önemli ölçüde artırmalarını, elde ettikleri kazanımları kendi içlerinde yayarak sürdürebilir kılmalarını, iş hacimlerini ve istihdamlarını artırmaları sağlanıyor.

Bu kapsamda, ASO Hizmet Binası Zafer Çağlayan Meclis Toplantı Salonu’nda ASO Model Fabrika 14. Öğren Dönüş Programı için tanıtım toplantısı düzenlendi. Toplantıya ASO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Ata ve ASO 1. OSB Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Tütek’in yanı sıra Öğren-Dönüş Programı’na katılan 6 firmanın temsilcileri ve ASO üyeleri katıldı.

ASO Başkan Yardımcısı Ercan Ata, burada yaptığı konuşmada, inovasyon ve teknoloji alanında önemli bir dönemeçten geçildiğini aktararak, “15-19 Ocak tarihleri arasında İsviçre’nin Davos kasabasında ‘Güvenin Yeniden İnşası’ ana temasıyla düzenlenen zirvede tartışılan ana konuların teknolojideki yenilikler, robotik gelişmeler, yapay zeka ve dijitalleşme olduğunu gördük. Dijital teknolojiler ve inovasyon, sürdürülebilir ekonomi için en önemli araçlar artık. Bu yetkinlikleri elde edebildiğimizde verimliliği arttırarak önemli rekabetçi avantajı sağlayacağımız aşikardır” dedi.

Dünyada rekabetçiliğin hızla değiştiğini savunan Ata, “Dolayısıyla biz de ülke olarak ikiz dönüşüm ve verimliliğe odaklanmalı, bunu yanında üretken yapay zeka seferberliğini de ortaya koymalıyız. Bunları gerçekleştirmez isek, ülke olarak hem coğrafi konum avantajını hem de yetenekli iş gücümüz nedeniyle kazanmış olduğumuz rekabetçi iş gücümüzü kaybedebiliriz” diye konuştu.

Sanayileşme ve bilgi toplumu olma yolunda endüstriyel robotların kullanımının dünya ülkelerinde yaygınlaştığı bilgisini veren Ata, “Gelişmiş ülkelerde, endüstriyel robotlar artık sadece büyük birkaç şirketin kullanım tekelinden çıkıp tüm endüstriyel sektörlerde ve orta ölçekli şirketlerde kullanılır hale geldi. Ülkelerin endüstriyel robotları kullanma durumu, sanayide 10 bin çalışan başına düşen robot sayısı ile ölçülüyor, Robot Yoğunluğu olarak adlandırılıyor. 2022 yılında dünya genelinde ortalama Küresel Robot Yoğunluğu 10 bin çalışan başına 151 robotla en yüksek seviyeye yükseldi. Bu oran Güney Kore’de bin, Singapur’da 730, Almanya’da 415 seviyesinde. Ülkemiz ise 40 robotla bu konuda oldukça gerilerde” ifadelerini kullandı.

ASO Başkan Yardımcısı Ata, 5 yıldır, ASO Model Fabrika olarak, gelişen, değişen ve dönüşen dünyada öncü rol oynamaya çalıştıklarını savunarak, “Bu süre zarfında, teknolojinin sınırlarını zorlamak, sürdürülebilir çözümler üretmek ve geleceği şekillendirmek adına birçok başarıya imza attık” değerlendirmesini yaptı.

Ata, 4 ayda hiçbir yeni yatırım yapmadan, sadece üretime bakış açısını değiştiren ‘Yalın Sistem Yaklaşımı’nın sahada nasıl bir fark oluşturduğuna, sonuçlarını paylaştıkları Öğren Dönüş Programı tanıtımlarında herkesin tanık olduğunu kaydetti.

Ata, konuşmasına şöyle devam etti:

“Pilot alanda elde edilen kazanımların ciroya yansımasıyla Öğren Dönüş Programlarımızın aslında kendi kendini ödeyen bir yapısı olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Hesaplanan yatırım yani program hizmet bedeli geri dönüş sürelerinin günler bazına inmesi bunun en somut kanıtıdır.”

ASO 1. OSB Yönetim Kurulu Üyesi Tütek ise ASO Model Fabrikalarının önemli olduğunu söylediği görevleri yerine getirdiğini belirterek, “Türkiye’deki sanayicilerin verimliliğinin artmasını yanı karlılığının artmasını sağlıyor. Eğer ülkemizi hep beraber bir yere getirmek istiyorsak öncelikle sanayicilerimizi sanayi tesislerinden para kazanır hale getirmemiz gerekiyor. Çünkü eskiden biz bir ürüne fiyat verirken müşterimiz bizden teklif istiyordu. Biz de bu fiyatları verirken maliyetlerimizi çıkarıyorduk, ardından maliyetlerimizin üzerine makul bir kar koyarak müşterimize sunuyorduk. Artık her ürünün kendi coğrafyasına göre bir market fiyatı var. Yani bir ürün Alman ise farklı bir fiyatı var, Türk ise farklı fiyatı var. Ama siz bu fiyatın dışında bir fiyatla karşılaşamıyorsunuz. Demek ki bizim karımızı artırmamız için iki tane şeye ihtiyacımız var. İlki maliyetlerimizi düşürmemiz, ikincisi de ülkemizin toplumsal kalite değerini yukarı almamız gerekiyor. Her iki konuda da Model Fabrika bu görevi yerine getirmeye çalışıyor. Tam da o noktaya atış yapıyor” dedi.

Model Fabrika’da yaptıklarının teknik bir konu olmadığını dile getiren Tütek, “Bir şeyin kullanımını öğretmiyoruz. Kültür değişimi yapıyoruz. İnanın bana bu çok zor ve zaman alıcı. Yapmaktan başka şansımız yok. Eğer yarın başlarsa bugüne göre bir gün daha geriden gideceğiz. Amaç, Türkiyemizin gelişmesi ise amaç ülkemizde daha iyi şartlarda yaşamaksa gömleğin ilk düğmesi Yalın Üretim’e geçiş olmalı. Eğer gömleğin ilk düğmesini doğru iliklersek arkasından diğer doğrularımız gelecek. Maalesef bir Yalın Üretim’in sanayide yaygınlaşması konusunda çok geç kaldık. Artık kaybedecek bir dakikamız bile yok. Çok hızlı, çok çabuk davranmamız gerekiyor. Eğer birileri Model Fabrika sayesinde bu ihtiyacı kendilerinde hissetmişlerse hızlı bir şekilde cesaretimizi toplayıp yürümemiz gerekiyor” diye konuştu.

Tanıtım toplantısının ardından Öğren-Dönüş Programı’na katılan 6 firmanın üst düzey yöneticileri, program sonucunda, firmalarının saha çalışmalarında elde edilen sonuçları yanı sıra firmaların program süresince yaşadıkları deneyimleri aktarması ile sona erdi.

Programın sonuçları

ASO Model Fabrika 14. Öğren Dönüş Programı kapsamında acil aydınlatma sistemleri üzerine üretim yapan bir fabrikada 2 ürün ortalamasında üretim adedi/gün artışında yüzde 131 artış, çalışma süresinde yüzde 56 azalma sağlandı. Ayrıca söz konusu firmada program ile ürün başı işçilik maliyetlerinde 59 azalma gerçekleşirken yatırımı geri kazanma süresi ise 8 güne düştü.

Program ile bulaşık makinesi sepeti, buzdolabı rafı ve çekilmiş tel üreten bir firmada ise tel kesme üretim miktarında yüzde 21, tapa çakma üretim miktarında ise yüzde 13,2 artış sağlandı. Firmada yapılan personellere yapılan yetkinlik matrisleri ile mevcut durumun belirlenmesi, eğitim yapılması konusunda çalışma adımlarının atılması gibi iyileştirmelerle kalıp değişim süresinde yüzde 22 azalmanın yanı sıra yatırımı geri kazanma süresi de 11 güne düşürüldü.

10 ülkeye ihracat yapan askeri ve mobilizasyon kampları, okul, konut, hastane, yatakhane ve GSM kabinleri kuran bir firmada ise program kapsamında toplam ekipman verimliliği artışında yüzde 74 artış, kalıp değişim süresindeki azalma ise yüzde 60 azalma sağlandı.

1996’da OSTİM’de kurulan asansör güvenlik ekipmanları üzerine üretim yapan bir fabrikada ise program ile üretim takip formaları oluşturulması, 150 metrekare alan tasarrufu sağlanması ve yetkin operatör kalıp model ayarı için tezgah duruşları yüzde 12 azaltılması sonucunda toplam ekipman verimliliği yüzde 42 artarken, kalıp ve model değişim süresi yüzde 33 azaldı.

230 çalışanlı otomotiv, mimari, endüstriyel, balistik ve ısı yalıtımlı cam imalatı yapan bir fabrikada ise program kapsamında fazla mesai oranında yüzde 100 azaltma yapılması, üretim hedeflerinin belirlenerek günlük performans takibi yapılması sonucunda laminede ortalama günlük üretim adedi yüzde 67, cam işlemede ise yüzde 80 artış sağlandı. Bunun yanı sıra fabrikada toplam ekipman verimliliğinde yüzde 58 artış meydana gelirken, fazla mesai ihtiyacında yüzde 100 azalma sağlandı.

Program ile 15 ülkeye ihracat yapan endüstriyel mutfak ekipmanları üretimi yapan bir fabrikada tek parça akış üretim modeline geçilmesi, anlık performans takibi sağlanması ve 120 metrekare alan tasarrufu sağlanması sonucunda, günlük üretim adedinde yüzde 192, adam başı üretim adedinde ise yüzde 133 artış sağlandı. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/aso-6-firmanin-daha-yalin-uretim-sistemi-ile-karlilik-oranlarini-artirdi/feed/ 0
Türkiye ve Antalya’da Tarım Alanları Azalıyor https://www.haber28.com.tr/turkiye-ve-antalyada-tarim-alanlari-azaliyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-ve-antalyada-tarim-alanlari-azaliyor/#respond Sat, 27 Jan 2024 08:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3717

TÜRKİYE 30 yılda tarım alanlarının yüzde 13’ünü, Antalya ise yüzde 15’ini kaybetti. Üretimden vazgeçen çiftçi, sera ve tarlalarını müteahhitlere vererek depo ve daire yaptırıp kira geliriyle geçinmeyi tercih ediyor.

Turizm kenti Antalya, aynı zamanda örtü altı üretimin de merkezi. Kentte naylon ve cam seralarda yılın her mevsiminde sebze ve meyve üretimi yapılıyor. Gazipaşa ilçesi muz ve tropikal meyve üretimi, Manavgat ilçesi de muz yetiştiriciliğinde adından söz ettirir hale geldi. Ancak son yıllarda artan girdi maliyetleri nedeniyle üreticiler tarım için kullandıkları arazilerini elden çıkarmaya başladı. Türkiye’de son 30 yılda tarım arazilerinde büyük oranda daralma oldu.

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, betonlaşmanın Antalya’nın turizm kenti olması nedeniyle biraz daha fazla olduğunu söyledi. Tarım alanlarındaki azalmaya dikkati çeken Prof. Dr. Erkan, “Antalya’daki tarım alanlarında yüzde 15’in üzerinde bir azalma söz konusu. Üretim anlamında bakıldığında Avrupa’nın en büyük tarım üreticisi konumundayız. Bu anlamda bir sorunumuz yok. Meyvede 5, sebzede 4’üncü ülkeyiz Avrupa’da. Son 30 yılda tarım alanlarında Türkiye genelinde yüzde 13, Antalya’da ise yüzde 15’lik azalma var. Turizm sektörünün canlı olması, tarımsal alanlardaki azalmayı daha da artırmış durumda” diye konuştu.

‘TARIM ALANLARI AZALIYOR, ÜRETİM ARTIYOR’

Tarım alanları azalmasına rağmen üretimde sorun yaşanmadığını kaydeden Prof. Dr. Mustafa Erkan, “En sevindiğimiz nokta da bu. Bu kadar olumsuzluğa rağmen tarımda çok ciddi üretim artışı var. Islah ile çok üstün verimli ürünler elde ediliyor. Son 30 yılda buğday üretiminde 4 katlık verim artışı, bazı meyve türlerinde 2, sebzede 3 katı olabiliyor. Genel olarak bakıldığında 30 yılda yüzde 50 oranında tüm ürün kollarında verim artışından söz edebiliriz” dedi.

ÜRETİMDEN VAZGEÇEN ÇİFTÇİ KOLAY KAZANCIN PEŞİNDE

Kentin merkez ilçelerinden Aksu’da domates ve sebze üretimi yapan çiftçilerin birçoğu, üretimden vazgeçerek tarım alanlarını farklı şekilde değerlendiriyor. Girdi maliyetlerinin hasat zamanı kazandıkları paraya eş değer duruma geldiğinden dert yanan üretici, çözümü ise sera ve tarlalarını depoya çevirmekte buldu. Bazıları depo inşa edip kiraya vererek geçinmeyi planlarken ev ya da iş yeri yapımı konusunda sorun olmayan tapulu araziler ise daire ve dükkan karşılığında müteahhitlere veriliyor. Yaşı genç olan kesim ise turizm tesislerinde aylık ücretle çalışmayı tercih ediyor.

Aksu’da uzun yıllardır üreticilik yapan Gökhan Kurul, “Çiftçiliği artık bıraktık. Yapamıyoruz. Zorluğundan, girdi maliyetlerinden dolayı bıraktık. Seranın her şeyi maliyet. İlacı, gübresi ve bakımı maliyetli. Özel sektörde iş buldum ve çalışıyorum” dedi.

Kurul, seranın kurulduğu tarlanın artık atıl durumda olduğunu, mesafenin uzaklığı nedeniyle de gidemediklerini söyledi. Kurul, “Boş bekliyor o alan. Müteahhit ya da benzer şekilde bir teklif gelse vermek isteriz. Uzun vadede karı zararı ne olur hesaplamadık” diye konuştu.

Bir başka çiftçi Erhan Bahar, 10 yıl öncesine kadar 20 dönüm serada üretim yaptıklarını anlattı. Girdi maliyetlerinin artması ve gençler artık üretim yapmaktan vazgeçtiği için çiftçiliği bıraktıklarını belirten Bahar, “Bizim kendimizi bir şekilde geçindirmemiz lazım. Müteahhit ve depo gibi çözümler bulduk. Kalan yerleri de ailemiz kendileri işletmeye çalışıyor. İşi garantiye almak zorunda kaldık. Kira geliri olsun yeter” dedik.

TARIM ARAZİSİNİN YARIDAN FAZLASINDA TARLA BİTKİSİ VAR

Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün paylaştığı verilere göre, 20 bin 177 kilometrekarelik yüz ölçüme sahip kent, 10,8 milyar liralık gelirle bitkisel üretimde Türkiye’de ilk sırada yer alıyor. Arazi alanı açısından Türkiye’deki arazi varlığının yüzde 2,78’ini elinde bulunduran Antalya’nın tarım alanı 360 bin 245 hektar. 180 bin 587 hektarlık alanda tarla bitkileri üretilirken, genel tarım alanlarına göre oranın yüzde 50’nin üstünde olduğu kaydedildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-ve-antalyada-tarim-alanlari-azaliyor/feed/ 0
2023 Yılı Su Ürünleri Üretimi Rekor Kırabilir https://www.haber28.com.tr/2023-yili-su-urunleri-uretimi-rekor-kirabilir/ https://www.haber28.com.tr/2023-yili-su-urunleri-uretimi-rekor-kirabilir/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:00:26 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3353

TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TÜİK tarafından haziran ayında açıklanacak olan 2023 yılı su ürünleri üretiminin yeni bir rekorla 900 bin-1 milyon ton düzeyinde olacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, “Balıkçılarımıza ve yetiştiricilerimize vermiş olduğumuz desteklerin ve uygulamaya koyduğumuz projelerin meyvelerini almaya devam ediyoruz. 2023 yılı için Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunu kıracağımızı öngörüyoruz” dedi.

TÜİK tarafından 2024 Haziran’da açıklanacak 2023 yılı su ürünleri üretiminde rekora imza atılması bekleniyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, DHA’ya yaptığı açıklamada, 2022’de Cumhuriyet tarihinin rekorunun 849 bin 808 tonluk üretim miktarı olduğunu ve Bakanlık olarak su ürünleri ve balıkçılık sektörüne önem verdiklerini ifade ederek, “Balıkçılarımıza ve yetiştiricilerimize vermiş olduğumuz desteklerin ve uygulamaya koyduğumuz projelerin meyvelerini almaya devam ediyoruz. Bu kapsamda geçtiğimiz yılın su ürünleri üretiminin 900 bin-1 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesini ve Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunu kıracağımızı öngörüyoruz. Ayrıca son yıllarda yetiştiricilikten elde edilen üretime bağlı olarak sürdürülebilir artış eğilimi gösteren su ürünleri üretimimiz, ihracattaki artışla birlikte dünyada dikkat çeken bir ivme yakalamıştır. Balıkçılık ve su ürünleri sektöründe net ihracatçı konumundaki ülkemiz, her geçen yıl başarılarına yenilerini ekliyor. Bu alanda Türkiye Yüzyılı’na yakışır yeni başarı hikayelerini yazmaya devam edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.

‘SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİNDE 550 BİN TON ÜRETİM’

Bakan Yumaklı, su ürünleri yetiştiriciliğinde de üretim artışının sürdüğüne işaret ederek, bu alanda üretimin 2023 yılında 550 bin ton civarında gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi. Bakan Yumaklı, markalaşma yolunda önemli mesafeler kateden ‘Türk Somonu’ yanında alabalık yetiştiriciliğinde son senelerde ciddi artışlar gerçekleştiğini vurgulayarak, aynı durumun çipura ve levrek için de geçerli olduğunu belirtti. Bakan Yumaklı, geçen sene verimli bir sezon geçiren balıkçıların, hamsinin çok miktarda av vermesi ile 300 bin ton civarında av rakamına ulaşmasını öngördüklerine dikkati çekerek, “Ayrıca bu sezonda çaça, sardalya ve deniz salyangozunda iyi miktarda av verimi elde edilmiştir. İç sularımızdaki su ürünleri avcılığının ise 30 bin ton civarında olacağını tahmin ediyoruz” dedi.

Bakan Yumaklı, su ürünleri politikalarının ana hedefinin, deniz ve iç sulardaki su ürünleri kaynaklarını koruyarak, sürdürülebilir işletilmesini sağlamak olduğunu, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün faaliyetlerini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda sürdüreceğini kaydetti.

KAÇAK AVDA 78 GEMİYE EL KOYULDU

Öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı, kaçak avcılığın önlenmesine yönelik denetimlerini de sürdürdü. Denizlerde ve iç sularda su ürünleri kaynaklarının korunması ile sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla 2023’te kaçak avcılığın önlenmesine yönelik 7 gün 24 saat esasına göre denetim yapıldı. Bu kapsamda, paydaş kurumların da desteği ile 2023 yılında gerçekleştirilen denetimlerde yasa dışı avcılık yapan 78 gemiye el koyuldu. 171 bini aşkın denetimde 74 milyon TL idari para cezası uygulandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/2023-yili-su-urunleri-uretimi-rekor-kirabilir/feed/ 0
TOBB Başkanı: Türkiye, çelik üretiminde Avrupa’nın en büyük üreticisi olmayı hedefliyor https://www.haber28.com.tr/tobb-baskani-turkiye-celik-uretiminde-avrupanin-en-buyuk-ureticisi-olmayi-hedefliyor/ https://www.haber28.com.tr/tobb-baskani-turkiye-celik-uretiminde-avrupanin-en-buyuk-ureticisi-olmayi-hedefliyor/#respond Sun, 21 Jan 2024 22:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3242 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Demir ve Demir Dışı Metaller Meclisi Başkanı Veysel Yayan, çelik sektörünün 2022’de terk ettiği Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi olma pozisyonunu, 2024 yılından itibaren tekrar yakalayabileceğini ümit ettiğini belirterek, “Uzun vadeli hedefimiz ise Kore’yi de yakalayarak dünyada 6. sıraya yerleşmek olacaktır” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Demir ve Demir Dışı Metaller Meclisi Başkanı Veysel Yayan, Türkiye’nin çelik üretimi ve tüketimindeki farkı, güncel verileri, çelik sektöründeki sorunları ve çözüm önerilerini İHA muhabirine değerlendirdi.

Yayan, Türkiye’nin çelik üretiminin, 2023’ün Kasım ayı itibariyle 30 milyon 500 bin tona ulaştığını belirterek, “Bu rakam 2022 yılına göre 30 milyon 500 bin tonun üzerine 3 milyon ton daha ilave edersek yıl sonu itibariyle 33 milyon 500 bin ton olacak. 33 milyon 500 bin ton 2022 yılının 35,2 milyon tonluk rakamına göre yaklaşık bir buçuk milyon ton, buna karşılık 2021 yılının 40,4 milyon tonluk rakamına göre ise yaklaşık 7 milyon ton civarında daha düşük bir üretim seviyesini ifade ediyor. Bu üretimdeki gerilemede özellikle, 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi sonrasında enerji fiyatlarındaki olağanüstü artışların Türk çelik sektörünü uluslararası piyasada rekabet edemez duruma getirmesi etkili oldu” diye konuştu.

“Yakalamış olduğumuz ivme, bizim için kabul edilebilir, geçmişte gerçekleştirdiğimiz rakamların üstünde bir rakamı ifade etmiyor”

Kahramanmaraş depremlerinin Türk çelik sektörü açısından ciddi olduğunu söylediği kayıplara yol açtığını aktaran Yayan, “Bölgede bulunan çelik üreticilerimiz, belirli bir süre için üretimlerini durdurmak mecburiyetinde kaldı. Yaklaşık bir buçuk milyon ton civarında bir üretim kaybı yaşadık. Ama haziran ayından itibaren bu üretim kayıplarını telafi ettik. Tüm üreticilerimiz tekrar faaliyete geçmeye başladı. 2023 yılının ikinci yarısından itibaren tekrar üretimimiz artmaya başladı ama bu üretim artışları aylık ortalama 2 milyon 900 bin ton civarında bir üretime tekabül ediyor. Oysa biz, 2021 yılında aylık ortalama 3,4 milyon ton civarında bir üretim yapıyorduk. Dolayısıyla son yakalamış olduğumuz ivme, bizim için kabul edilebilir, geçmişte gerçekleştirdiğimiz rakamların üstünde bir rakamı ifade etmiyor” dedi.

Çelik üretimindeki düşüşün sebeplerini ele alan Yayan, “Birincisi yılın başında enerji fiyatları konusundaki şartların belli ölçülerde etkisini sürdürüyor olması. Bir de depremden ortaya çıkan kayıplar. Bugün geldiğimiz noktada birincisi yeni tesislerimizin devreye girmiş olmasının birtakım katkıları var. İkincisi enerji fiyatları makul seviyelere inmiş vaziyette. Buradan dolayı Enerji Bakanlığına müteşekkiriz. Üçüncüsü de Ticaret Bakanlığımızın almış olduğu birtakım tedbirler var. Son olarak Türkiye’deki ithalat eğilimini göz önünde bulundurarak, burada bir zarar oluşma ihtimalini dikkate alarak 176 dolar civarında bir koruma tedbiri uygulanmasına karar verildi. Bunun Türkiye’deki kapasiteleri tam olarak kullanma ve aynı zamanda ölçek ekonomisinden yararlanması sebebiyle sektörün, ihracat şansını da artırma gibi faydaları olacağını düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Uzun vadeli hedefimiz çelik üretiminde dünyada Kore’yi de yakalayarak 6. sıraya yerleşmek”

Türkiye’nin 9 buçuk milyon tona yakın yassı ürünü ithal ettiğini dile getiren Yayan, “Uzun ürünlerle baktığımızda 14 milyon ton civarı da bir ithalat söz konusu. Bunların büyük ölçüde yurt içinden tedarik edilmesi imkan dahiline girecek. Yalnızca cari işlem dengesi açığının kapatılmasına değil, aynı zamanda Türkiye’de katma değer oluşturulmasına ve ilave istihdam sağlanmasına da katkıda bulunacak. Dolayısıyla 2024 yılında bu yönde ciddi adımlar atılmasını, 2025 yılında daha da güçlendirilmesini bekliyoruz. Böylelikle çelik sektörümüzün daha önce yakaladığı 2022’de terk ettiği tekrar Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi olma pozisyonunu 2024 yılından itibaren tekrar yakalayabileceğini ümit ediyoruz. Uzun vadeli hedefimiz ise Kore’yi de yakalayarak 6. sıraya yerleşmek olacaktır. Bizim beklentimiz bu” değerlendirmesini yaptı.

“Çevre katkı payının kaldırılması gerekiyor”

Türkiye’nin Yeşil Mutabakat kapsamında yatırım yapmak zorunda olduğunu hatırlatan Yayan, “Milyarlarca dolarlık yatırım yapmak durumundayız. Sadece Erdemir’in 3 gün evvel açıkladığı rakamlar 3,2 milyar dolarlık bir yatırıma işaret ediyor. Sektör açısından Türkiye için Dünya Bankası’nın belirlediği 650 milyar dolarlık yatırımın yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirmek gibi bir durum söz konusu. Bunu yapabilmek için finansman açısından güçlü olmak durumundayız. Ancak üzerimizde bir çevre katkı payı yükü var. Bunun kaldırılması gerekiyor. 70 milyon dolar civarında yıllık bir maliyet getiriyor” dedi.

“2024’ten ümitliyiz”

İlerleyen yıllarda hurda ve kömürden gerçekleştirilen çevre katkı payı kesintilerinin 70 milyon doları aşabileceğini tahmin ettiklerini kaydeden Yayan, şu ifadeleri kullandı:

“Bu bizim için endişe kaynağı. En son İnşaat Demiri İzleme Sistemi çerçevesinde inşaat demirlerinin etiketlenmesi ve güvenlikli boya ile boyanması konusunda da hiç beklemediğimiz, olağanüstü yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldık. Bizim daha evvel satın almakta olduğumuz benzeri etiketler için ödediğimiz fiyatın 38 misli bir fiyat gündeme geldi. Bu çok rahatsız edici bir durum. Bu çevre katkı payıyla bunları ikisini bir araya getirdiğimizde bizim sektörün rekabet etmesini engelleyecek bir başka faktör gündeme gelmiş oluyor. Bunu mutlaka ve mutlaka gözden geçirmemiz ve bu İzleme Sistemi’nin çalışmasına ağırlık vermemiz lazım. Kamu erkini kullanarak belirli gelirler elde etmeye çalışmak kamu kuruluşlarına yakışmıyor. Dolayısıyla bundan vazgeçilmesi ve çelik sektörünün tekrar ayağa kalkma yönündeki, 2023 yılındaki ciddi kayıplarını telafi etme yönündeki çabalarına destek olma zamanındayız. 2023 yılında bizim ihracatımızda yüzde 43 civarında bir gelir düşüşü söz konusu oldu. Üretimimizde de ciddi bir düşüş söz konusu oldu. Bunlar bir bütün olarak Türkiye ekonomisini olumsuz yönde etkileyen faktörler. Kapasite kullanım oranlarımız düştü. 2024’ten ümitliyiz. Bunun gerçekleşmesi için üzerimizdeki bütün suni yüklerin kaldırılması ve sektörün üzerinden marjinal birtakım kesintiler yapmak yerine sektörün ekonomiye verdiği katkıya, istihdama katma değer vergisine odaklanılması ve onu yapabilir durumda olmasını sürdürebilecek bir yaklaşım içerisinde bulunulması hayati önem taşıyor.” – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/tobb-baskani-turkiye-celik-uretiminde-avrupanin-en-buyuk-ureticisi-olmayi-hedefliyor/feed/ 0
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Canlı hayvan ve et ithalatına ödenen rakam 1 milyar 200 bin doları aştı” https://www.haber28.com.tr/tzob-genel-baskani-bayraktar-canli-hayvan-ve-et-ithalatina-odenen-rakam-1-milyar-200-bin-dolari-asti/ https://www.haber28.com.tr/tzob-genel-baskani-bayraktar-canli-hayvan-ve-et-ithalatina-odenen-rakam-1-milyar-200-bin-dolari-asti/#respond Fri, 12 Jan 2024 22:48:24 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2479 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Canlı hayvan ve et ithalatına ödenen rakam 2022’de 164,9 milyon dolarken, 2023 yılı ilk 11 ayda toplam 1,2 milyar doları aştı” dedi.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, düzenlediği basın açıklamasında TZOB’un 2023 yılı değerlendirmesini ve 2024 yılı beklentilerini içeren raporu değerlendirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılında sanayi ve hizmetler sektörü yeni yeni oluşmaya başlarken Türkiye’nin ekonomik büyümesini tarım sektörünün sırtladığını belirten Bayraktar, düşük verimlilik ve işgücüne dayanan tarım sektörünün geride bırakılan bir asırlık sürede birçok zorluğa göğüs gerdiğini söyledi. Bayraktar, halen devam eden yapısal sorunların yüksek maliyetle yapılan üretimin devlet destekli kredi kullanamayan çiftçilerin yüksek faiz oranları ile kullandığı kredilerin, ihracat kısıtlamalarının ve fiyat ve pazarlamada yaşanan sorunların üreticileri zorladığını belirtti. 2023 yılını tarım sektörü bazında değerlendiren Bayraktar, tarımsal üretimde bazı ürünlerde düşen üretici fiyatları nedeniyle üreticilerin mağduriyet yaşadığını aktardı. Bayraktar, çiftçilerin yıllardır dile getirdiği üretim planlamasıyla üretim yapılan her tarım alanının ve üretim yapan her çiftçinin kayıt altına alınması gerekliliğinin ise bu yıl çözüme kavuştuğunu söyledi.

“2023 Aralık ayı itibarıyla gıda enflasyonu yüzde 72,01 oldu”

Tarım sektörünün Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bayraktar, “Tarım sektörü, üretime, istihdama ve dış ticaretimize hatırı sayılır bir katkı veriyor. 2022 yılının 3’üncü çeyreğinde yüzde 3,7 oranında büyüyen tarım sektörü, 2023 yılının aynı çeyreğinde yalnızca yüzde 0,3 oranında büyüdü. 2023’ün 3’üncü çeyreği sonunda tarım sektörünün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya katkısı yüzde 5,5 oldu. 2023 yılında tarım sektörünün istihdamdaki payı azalsa da hala önemini koruyor. Üçüncü çeyrekler itibarıyla 2022 yılında yüzde 16,9 olan tarımın istihdamdaki payı 2023 yılında yüzde 16,1’e geriledi. Tarım sektörü 5,1 milyon kişiye istihdam sağladı. 2023 Aralık ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 64,77 olarak gerçekleşirken, gıda enflasyonu yüzde 72,01 oldu” diye konuştu.

2023 yılı bütçesinden tarımsal destekler için 63 milyar 379 milyon lira kaynak ayrıldığını bildiren Bayraktar, “2023 üretim dönemi için ödenecek destekler miktarı 2024 yılı bütçesinde 91 milyar 554 milyon olarak planlandı. 2024 yılı bütçesinde tarımsal desteklere yüzde 44,4 artış yapılmış olsa da yaşanan ekonomik gelişmeler, girdi fiyatlarındaki artışlar ve enflasyon dikkate alındığında belirlenen rakam yeterli olmadı. Diğer yandan destek bütçesinin Tarım Kanunu’nda belirtildiği gibi Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın en az yüzde 1 oranında olması gerekirken, bu rakam Orta Vadeli Plan’da açıklanan GSYH tahminine göre yüzde 0,25 düzeyinde kaldı. 2023 yılı için açıklanan destek kalemlerine baktığımızda gübre desteğinde artış olmazken, mazot desteğinde ve (yem bitkileri dışında) tüm ürünlerde artış oldu. Arpa, buğday, çavdar, yulaf ve tritikale ürünlerinde mazot desteği 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 37,33 oranında artarak 103 liraya yükseldi. Diğer ürünlerdeki mazot desteği artış oranı yüzde 35,5 ile 38,71 arasında değişiyor” açıklamasında bulundu.

Bayraktar, şu şekilde devam etti:

“2023 yılında buğday primi yüzde 900 artarak 10 kuruştan 1 liraya yükseldi. Arpa, çavdar, yulaf, tritikalede primler yüzde 400 artışla 10 kuruştan 50 kuruşa, ayçiçeğinde yüzde 100 artışla 50 kuruştan 1 liraya, pamukta yüzde 45,4 artışla 1 lira 10 kuruştan 1 lira 60 kuruşa, kanolada ise yüzde 25 artışla 80 kuruştan 1 liraya yükseldi. Ayçiçeği prim desteği yaşanan kuraklık nedeniyle Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’nde 1 liradan 1 lira 50 kuruşa artırıldı. Yine 2023 yılında yağlık ayçiçeği su kısıtı olan bölgelerde sertifikalı tohum kullanımı destek kapsamına alındı. 2023 yılı prim desteklerinde 18 ürünün 8’inde artış oldu. Ancak bazı ürünlerde uzun yıllardır artırılmayan desteklerin bu yıl da değişmediğini görüyoruz. 15 yıldır çeltik primi 10 kuruş, 8 yıldır aspir primi 55 kuruş, soya primi 60 kuruş, zeytinyağı primi 80 kuruş, 7 yıldır dane mısır primi 3 kuruş, 5 yıldır dane zeytin primi 15 kuruş, fındıkta alan bazlı destek ise 10 yıldır dekara 170 lira olarak ödeniyor.”

“Girdilerde en fazla artış yüzde 69,6 ile mazotta görüldü”

Geçen yılda değişen gübre fiyatlarını da değerlendiren Bayraktar, “Gübre fiyatlarında geçen yılın aralık ayına göre DAP gübresi yüzde 18,8 oranında, 20.20.0 gübresi yüzde 14,1 oranında, amonyum sülfat gübresi yüzde 9,2 oranında, amonyum nitrat (yüzde 26) gübresi yüzde 3,4 oranında ve ÜRE gübresi yüzde 1,3 oranında arttı. Mazot fiyatı son bir yıla göre yüzde 69,6 oranında artış gösterdi. Son bir yılda besi yemi fiyatı yüzde 39,8 ve süt yemi fiyatı yüzde 41,1 oranında arttı. Zirai ilaçlardan Deltametrin EC’nin (25 g/L) fiyatı son bir yılda yüzde 64,3 artışla tonu 630 liraya yükseldi” diye konuştu.

Üreticiler açısından en önemli maliyet kalemlerinden birinin de sulama ücreti olduğunu belirten Bayraktar, 2023 yılında Devlet Su İşleri tarafından yüzde 50,4’e varan oranda artış yaşandığını ifade etti. 2023 yılında artan enflasyon ve faizlerde kullanılan kredi rakamlarının beklenenin üzerinde gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre 2022 yılı Kasım ayı sonunda tarım ve balıkçılık nakdi ve takipteki toplam kredi bakiyesi, 309 milyar 814 milyon lira olarak gerçekleşirken, 2023 yılı Kasım ayı sonunda 584 milyar liraya ulaştı. Son bir yıllık süreçte çiftçilerin bankalara olan toplam kredi borcu yüzde 88,5 arttı. 2022 yılı Aralık ayında Ziraat Bankası’nın 1 yıllık işletme kredilerinde kullandığı cari faiz oranı yüzde 9,5 iken, peş peşe artan oranlarla 2023 yılı Aralık ayında yüzde 42 seviyesine yükseldi.”

2022 yılı Aralık ayında yüzde 17 olan bir yıllık işletme kredisi faiz oranının geçtiğimiz yıl yüzde 62’ye ulaştığını hatırlatan Bayraktar, Tarım Kredi Kooperatiflerinin kredilerinde değişken faiz uygulandığına dikkati çekerek, “Çiftçi kredisini alırken o günkü faiz oranı ile borcunu hesaplatıyor. Ancak ödeme günü geldiğinde çiftçi çok farklı bir borçla karşılaşıyor. Maalesef ki çiftçi bu faiz çıkmazının içinde bu oranlarla ve değişken faizle kredi kullanmaya devam etmek zorunda kalıyor. Tarımsal kredilerde devlet desteği uygulanarak faiz oranları düşük tutuluyor. Buna rağmen 2023 yılında çiftçilerin yaklaşık yüzde 37’si yüksek faiz oranları ile tarımsal kredi kullandı” ifadelerine yer verdi.

Türkiye’de 1 Ekim 2022 ile 30 Eylül 2023 dönemini kapsayan 2023 tarım yılı yağışlarının normalin yüzde 6 altında gerçekleştiğini dile getiren Bayraktar, buna rağmen ülke geneline yayılan tarımsal kuraklığın yaşanmadığını söyledi. 2023 yılında başta deprem olmak üzere yaşanan aşırı yağış, sel ve fırtına afetlerinin tarımsal üretime zarar verdiğini anlatan Bayraktar, “Şubat ayında Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremler 11 ilimizi etkileyerek 50 binden fazla insanımızın vefatına yol açtı. Deprem afeti tarım ve hayvancılığımızda da kayıplara neden oldu. Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın kart ayında yayımladığı raporda 8 bin 241 büyükbaş, 64 bin 260 küçükbaş, 42 bin baş kanatlı hayvanın telef olduğu tespit edildi. Mart ayında depremden etkilenen Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya illerimizde meydana gelen sel afeti tarım alanlarını da etkiledi” diye konuştu.

Çiftçilerin asgari ücrete endeksli tarım BAĞ-KUR primlerinin 4 bin 628 liradan yüzde 49,11 oranında artışla 6 bin 900 lira 86 kuruşa yükseldiğini aktaran Bayraktar, şöyle konuştu:

“Borcu bulunmayan çiftçilerimize verilen 5 puanlık hazine desteği göz önünde bulundurulsa bile çiftçilerimizin ödeyeceği tarım BAĞ-KUR primi aylık 3 bin 957 lira 28 kuruştan yüzde 49,11 artarak 5 bin 900 lira 74 kuruşa yükseldi. Bu rakamlar çiftçilerin ödeme gücünü aşmakta ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı BAĞ-KUR sayısı her geçen yıl azalmaktadır. SGK verilerine göre 2021 yılında 1 milyon çiftçimiz kayıtlı iken, bu yıl bu sayı 500 binin altına geriledi.”

TÜİK verilerine göre toplam bitkisel üretimin bir önceki yıla göre yüzde 6,2 oranında artarak 128,9 milyon tondan 136,9 tona ulaştığını ifade eden Bayraktar, “2023 yılında tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin üretimi bir önceki yıla göre yüzde 10,3, meyve, içecek ve baharat bitkilerinin üretimi yüzde 2,3, sebze üretimi ise 0,6 oranında artış gösterdi. Tahıllarda artış oranı yüzde 9,1 olarak gerçekleşti. Bir önceki yıla göre buğday üretimi yüzde 11,4 artarak 19 milyon 750 bin tondan 22 milyon tona, arpa üretimi yüzde 8,2 artarak 8 milyon 500 bin tondan 9 milyon 200 bin tona çıktı” açıklamasında bulundu.

Mısır üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 5,9 oranında artarak 8 milyon 500 bin tondan 9 milyon tona yükseldiğini açıklayan Bayraktar, “Bu yıl mısırda artan ve rekor olan üretim üreticilerimizin gelirine yansımadı. TMO yüzde 14 nem mısırda alım fiyatını 6 lira olarak açıkladı. Kilogram başına 6 lira olarak açıklanan fiyat, 2022 yılı fiyatı olarak açıklanan kilogram başı 5 lira 70 kuruşun sadece yüzde 5,3 üzerinde açıklandı. Beklediği geliri elde edemeyen üreticilerimiz hayal kırıklığına uğradı” dedi.

Narenciye ürünleri içerisinde en fazla üretim artışının yüzde 78,8 ile limonda görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:

“Limonda geçen yıl 1 milyon 323 bin ton olan üretim, 2 milyon 325 bin tona ulaştı. Portakalda üretim yüzde 74,8, mandarinde üretim yüzde 58,3, greyfurtta üretim yüzde 43,7 artış gösterdi. Ülkemizde üretim planlaması olmamasının bedelini bu yıl en çok narenciye üreticisi ödedi. Narenciyede hasadın ilk başladığı Çukurova bölgesinde erkenci çeşit limonda üretici fiyatları kilogram başına 50 kuruşa kadar geriledi.”

Geçtiğimiz yılın aralık ayında limon üretici fiyatlarının ortalama 7 lira olduğunu hatırlatan Bayraktar, fiyatların bu yıl 3 liraya gerilemesinin çiftçileri hayal kırıklığına uğrattığını belirtti. Mersin’de yaşanan dolu hadisesi sonrası mayer limonda alım satımın tamamen durduğunu söyleyen Bayraktar, “Kasım ayında hasadı başlayan Aydın cinsi limonun alıcı bulamaması, artan işçilik maliyetleri ve işçi bulunamaması nedeniyle ürün dalında kaldı. Bazı üreticilerimiz seneye yine zarar etmemek için ağaçlarını kesti. Müdahale alımı yapılmaması milli servetimizin yok olmasına neden oldu. Benzer sorunlar bu yıl rekoltenin fazla olduğu portakal, mandalina ve greyfurtta da yaşandı. Mandalina fiyatı geçen yıl aralık ayında 11 lira 50 kuruş iken, bu yıl aralık ayında 4 lira 25 kuruşa geriledi” ifadesini kullandı.

Üreticinin ürettiği ürünü satmakta zorlandığını aktaran Bayraktar, narenciye bahçelerinde kesilen her bir ağacın yerine konamayacağını belirtti. Türkiye’deki büyük ve küçükbaş hayvancılığa da değinen Bayraktar, şöyle konuştu:

“TÜİK verilerine göre 2020 yılında 18,2 milyon baş olan büyükbaş hayvan sayısı, 2021 yılında 18 milyon başa geriledi. 2022 yılında ise 17 milyon baş olan büyükbaş hayvan sayısı 2023 yılının ilk altı ayında yüzde 2 oranında azalarak 16,7 milyon başa geriledi. Küçükbaş hayvan sayısı ise 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,2 azalarak 56,3 milyon başa, 2023 yılının ilk 6 ayında ise yüzde 5,3 azalarak 53,3 milyon başa geriledi. Böylelikle sadece 6 aylık dönemde büyükbaş hayvan sayımız 502 bin, küçükbaş hayvan sayımız ise 3 milyon azalmış oldu.”

“Canlı hayvan ve et ithalatına ödenen rakam 1 milyar 200 bin doları aştı”

Sığır hayvan ithalatının 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 10 kat artarak 57 bin 430 baştan 555 bin 279 başa yükseldiğini ve karşılığında 658 milyon 837 bin dolar ödendiğini ifade eden Bayraktar, “Yine aynı dönemde büyükbaşta yaklaşık 86 bin baş damızlık, 75 bin baş kasaplık hayvan ithal edilirken, küçükbaşta 46 bin baş kasaplık, 5 bin baş damızlık hayvan ve 32 bin tona yakın karkas et ithal edildi. Canlı hayvan ve et ithalatına ödenen rakam 2022’de 164,9 milyon dolarken, 2023 yılı ilk 11 ayda toplam 1,2 milyar doları aştı” diye konuştu.

TÜİK verilerine göre 2021 yılında 23,2 milyon ton olan toplam süt üretiminin 2022 yılı itibarıyla 21,6 milyon tona gerilediğine dikkati çeken Bayraktar, “Türkiye’de üretilen sütün yaklaşık yarıya yakını sanayiye aktarılıyor. Toplanarak sanayiye aktarılan inek sütü, 2023 yılı Ocak-Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artarak 8 milyon 237 bin tondan 8 milyon 535 bin tona çıktı. Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt tavsiye satış fiyatı 15 Ekim 2022-31 Temmuz 2023 tarihleri arasında net 8 lira 50 kuruş, 1 Ağustos’tan itibaren de net 11 lira 50 kuruş olarak belirlendi” açıklamalarında bulundu.

Tarımdan kaçışı önlemek için genç çiftçilere ek teşvik ve destekler getirilmesi gerektiğini belirten Bayraktar, “2023 yılında buğday ürününü TMO’ya ve piyasaya satan ÇKS’ye kayıtlı tüm üreticilere verilen kilogram başı 1 lira destek, artırılarak 2024 yılında da devam ettirilmelidir. Çiftçilerimizin kendi imkanlarıyla kullandıkları yeraltı suyu ücretleri düşürülmeli ve ruhsatsız olan kuyulara bir kereye mahsus olmak üzere af getirilerek ruhsat verilmelidir” dedi.

Çiğ süt fiyatlarına ve damızlık hayvanlar konusundaki problemlere değinen Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:

“Çiğ süt fiyatı belirlenirken gerekçesi ne olursa olsun baskı yapılmamalı ve piyasa şartlarına göre güncellenmelidir. Damızlık hayvanlar için çok önemli olan süt/yem paritesinin 1,5 seviyelerinde olması sağlanmalıdır. Dünyada büyük miktarlarda kanatlı eti ve kanatlı ürünleri, yumurta ve yumurta ürünleri, süt ürünleri talebi vardır. Bu talep değerlendirilmeli, başta Ortadoğu olmak üzere yakın pazarlara yoğunlaşmalı, mevcut pazarlarda rekabet edici ve pazar payını artırıcı tedbirler alınmalıdır.”

2023 yılında hava şartlarının iyi gitmesinden dolayı bitkisel üretimde artış yaşandığına vurgu yapan TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:

“Çiftçilerimiz zor şartlara rağmen üretimini sürdürdü ve ülkemiz ekonomisine katkı sağladı. Başta girdilerin pahalılığı ve pazarlama sorunları olmak üzere çözülmesi gereken sorunlarımız bulunuyor. Bu sorunlar çözülür ve yeterli destek verilirse çiftçilerimiz üretimden kopmaz, 2024 yılında ve sonraki yıllarda üretimde sıkıntı yaşamayız. Tüm halkımıza ve çiftçilerimize doğal afetlerden uzak, bereketli, üretilen ürünlerin değerinde pazarlandığı, bereketin çiftçi refahına yansıdığı, sorunsuz bir yıl temenni ediyorum.” – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/tzob-genel-baskani-bayraktar-canli-hayvan-ve-et-ithalatina-odenen-rakam-1-milyar-200-bin-dolari-asti/feed/ 0
GAP ile Suruç’ta devlet destekli seralarda üretim artıyor https://www.haber28.com.tr/gap-ile-suructa-devlet-destekli-seralarda-uretim-artiyor/ https://www.haber28.com.tr/gap-ile-suructa-devlet-destekli-seralarda-uretim-artiyor/#respond Thu, 04 Jan 2024 23:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1891 Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında yürütülen sulama yatırımları sayesinde üretim çeşitliliğinin arttığı Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde devlet destekli seralarda üretim yapılıyor.

GAP kapsamında yapılan Suruç Tüneli aracılığıyla Atatürk Barajı’ndan alınan su Suruç Ovası’na hayat veriyor.

Yatırımlarla büyük bir kısmının sulandığı ilçede, pamuk, sebze, mısır ve buğday en fazla yetiştirilen ürünler arasında yer alırken, çiftçiler alternatif ürünlere yönelmeye başladı.

Suruç Kaymakamlığı bünyesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile GAP Bölge Kalkınma İdaresinin destekleriyle kurulan 8 serada çiftçiler üretimlerini sürdürüyor.

Birer dönüme kurulan seralarda 4 mevsim ürün yetiştirebilen çiftçiler, küçük birimden yüksek gelir elde etmeye başladı.

Bu projeyi örnek alan çiftçilerin de katılmasıyla ilçedeki sera sayısı 30’a ulaştı.

İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Murat Yahlizade, AA muhabirine, Suruç Ovası’na 2012 yılında suyun gelmesiyle ilçede tarımda hareketlenmenin başladığını söyledi.

Suyla birlikte kuru ve boş olan bozkır alanların yeşillenmeye başladığını aktaran Yahlizade, suyun vatandaşların ekonomisine de can verdiğini belirtti.

Kendi topraklarında üretime başladılar

Mevsimlik işçi olarak ilçe dışına giden çiftçilerin suyla beraber artık kendi toprağında üretime başladığını anlatan Yahlizade, “Bununla beraber gelir düzeyimiz yükselmeye başladı. Ovamızda, pamuğumuz, mısırımız, buğdayımız, zeytinimiz, kuraklığa dayanıklı olan fıstık, üçte iki oranında gelişmeye başladı. Kaliteli olmaya başladı. Vatandaş pamuk, buğday, mısır kaldırarak ekonomik refaha ulaştı. Bu da ister istemez sosyal kültürel yaşantısına yansıdı.” dedi.

İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak küçük arazileri olan çiftçileri birim alandan büyük oranda verim elde etmek için serayla tanıştırdıklarını dile getiren Yahlizade, “8 çiftçimize birer dönüm olmak üzere sera projesi hazırladık. Buradaki hedef kitlemiz özellikle bu işi yapabilen, yapmaya meyilli olan, aile sayısı buna uygun olan kişileri tercih etmeye çalıştık. O yönde çalışmalarımızı yaptık. Başvuruları aldık. O anlamda istediğimiz hedeflere ulaştık. Hedef kitlemizi bulduk, onlarla buluştuk. Projemizi yaptık. Projemiz kabul gördü ve çiftçilerimize yüzde 70 hibeyle anahtar teslimi yaptık.” diye konuştu.

İlçede yaklaşık 30 seranın bulunduğunu aktaran Yahlizade, şöyle devam etti:

“Çiftçilerimiz bunu örnek alarak kendileri de sera yapıyor. Gelirini görüyor. Yeni projelerimiz olacak. 2024 yılının çiftçilerimiz için üretimin, üreticinin yılı olacağı kanaatindeyim. Üreticilerimizin başvurularını alacağız, inşallah onları yeni seralara kavuşturacağız. Bizim buradaki çalışmamızın temel noktası bir kıvılcım başlatmaktı. Bu kıvılcımın da çoğalmasıydı. Bunu şu anda görüyoruz.”

Çiftçi Hacı Arslan, 2021 yılında İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün başlattığı projeden aldığı destekle kendi serasını kurduğunu kaydetti.

Arslan, tahıl ürünlerine oranla serada yetiştirdiği sebzeden daha çok gelir elde ettiğini, yılda en az 2 dönem ürün yetiştirdiğini dile getirdi.

Çiftçi Ahmet Arslan ise bir dönüm üzerine kurduğu serada geçimini sağladığını kaydetti.

Çevresindeki çiftçilerin de kendisini örnek alarak sera kurduğunu söyleyen Arslan, mısır ve pamuğa göre seracılığın daha kazançlı bir iş olduğunu ifade etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gap-ile-suructa-devlet-destekli-seralarda-uretim-artiyor/feed/ 0
2023 Yılında Türkiye’den 284 Bin 141 Ton Fındık İhraç Edildi https://www.haber28.com.tr/2023-yilinda-turkiyeden-284-bin-141-ton-findik-ihrac-edildi/ https://www.haber28.com.tr/2023-yilinda-turkiyeden-284-bin-141-ton-findik-ihrac-edildi/#respond Wed, 03 Jan 2024 22:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1815 2023 yılında Türkiye’den 284 bin 141 Ton fındık ihraç edilerek karşılığında 1 Milyar 866 Milyon 735 Bin 417 dolar döviz girdisi sağlandı.

2023 yılında gerçekleşen fındık ihracatında önceki yıla göre miktarda yüzde 9 düşüş, tutarda ise yüzde 7 artış yaşandı. Toplam 121 ülkeye gerçekleştirilen fındık ihracatında en büyük payı geleneksel ihraç pazarları olan Avrupa ülkeleri aldı.

2023 yılında Trabzon toplam fındık ihraç miktarının yüzde 28’lik kısmını tek başına gerçekleştirdi. Trabzon’dan 82 bin 392 ton fındık ihraç edilerek karşılığında 531 Milyon 17 Bin 330 Dolar döviz girdisi sağlandı. 2023 yılında Trabzon’dan ihraç edilen fındık miktarında önceki yıla göre yüzde 22, ihracat tutarında ise yüzde 4 oranında düşüş yaşandı. Trabzon’dan 59 farklı ülkeye fındık ihraç edilirken, en çok ihracat yapılan ülkeler sırasıyla İtalya, Almanya, Polonya, Fransa ve Brezilya oldu.

Konu hakkında değerlendirmelerde buluna Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Fındık ve Mamulleri Sektör Komitesi Başkan Yardımcısı Sebahattin Arslantürk, 2023 yılında geleneksel ihraç pazarlarımız olan başta Avrupa ülkeleri ve diğer küresel pazarlarda yaşanan son yılların en yüksek enflasyonu nedeniyle siparişlerde büyük oranda düşüşler yaşandığını ve bu durumun da fındık ihracatımıza yansıdığını belirtti. Arslantürk, küresel enflasyonist baskıların yol açtığı yurtdışındaki bu olumsuz tablo yanında iç piyasada başta enerji ve işçilik maliyetleri olmak üzere üretim maliyetlerinde yaşanan yüksek oranlı artışlar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yüksek faiz oranlarının da ihracatçıyı olumsuz olarak etkilediğini, ancak bu olumsuz durumlara rağmen fındık ihracatçısının çok iyi bir performans sergileyerek yılı artışla kapatmayı başardığını ifade etti.

2024 yılında Avrupa piyasalarında kısmi toparlanma öngördüklerini belirten Arslantürk, alıcıların çok temkinli hareket etmeye devam edeceklerini, siparişlerin piyasa hareketine göre oluşacağı bir sezon beklediklerini belirtti. Toparlanmanın ancak 2024’ün ikinci yarısında hissedilebileceğini ifade eden Arslantürk, 2024 yılının fındık ihracatında ihtiyati bir yıl olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“85 kg verimle dünyanın en verimsiz üretimini yapan ülke konumundayız”

Fındık üretim ve ihracatımızda geleneksel üstünlüğümüzü koruyabilmek açısından, birim başına verimin arttırılmasının çok önemli olduğuna da değinen Arslantürk “750 bin hektarlık alanda üretim yapılmasına rağmen 700 bin ton altında üretim miktarı mevcut. Türkiye ortalaması dekar başına 85 kg. Trabzon’da ise dekar başında 50 kilogramı bile bulamıyoruz. 85 kg verimle dünyanın en verimsiz üretimini yapan ülke konumundayız. Verim bu kadar düşükken üreticinin bu üretim miktarları ve desteklerle bu işi sürdürmesi mümkün değil. Bahçe yenileme çalışmalarına ağırlık verilirse verimi 4-5 kata kadar çıkarmak mümkün. Bu nedenle ülkemizde destekleme politikalarının üreticiyi daha kaliteli ve birim başına verimi artıracak üretime teşvik edilmesi gerekiyor. Ülkemizin en fazla net döviz girdisi sağlayan tarım ürünü olan fındık ihracatında uluslararası piyasalardaki üstünlüğümüzün korunabilmesi için tüm tarım ürünleri açısından küresel bir tehdit olan iklim değişikliğinden kaynaklanacak olumsuzluklara yönelik olarak da şimdiden önlem alınması çok büyük önem ihtiva ediyor. Her yıl küresel ısınmanın yol açacağı verim kayıpları da dikkate alındığında mevcut durumumuzu iyileştirici çalışmalar yapılmaması halinde sektörde büyük kayıpların yaşanacak” dedi.

Tarımsal üstünlüğü bulunan tüm ülkelerin önümüzdeki dönemde yaşanacak iklim değişikliği riskine karşı korunmak ve nüfusun gıda güvenliğini sağlamak amacıyla tarım ve gıda ürünlerini en önemli stratejik sektör haline getirerek, küresel ısınma riskine yönelik yoğun önlem ve destekleme politikaları uyguladıklarına değinen Arslantürk, “Ülkemizin de bu duruma gerekli hassasiyeti göstermesi, Bakanlıkların ivedilikle tarım ürünlerindeki sürdürülebilirliği sağlamak ve üreticiyi üretime teşvik etmek için elzem olan politikaları uygulamaya koymaları gerekiyor. İhracatçıya verilecek destek de fındıktaki stratejik üstünlüğümüzün kaybedilmemesi için önemli bir yatırım olacak” diye konuştu. – TRABZON

]]>
https://www.haber28.com.tr/2023-yilinda-turkiyeden-284-bin-141-ton-findik-ihrac-edildi/feed/ 0
Togg, 19 bin 583 T10X üretimi ve dağıtımını tamamladı, övgüleri topladı! https://www.haber28.com.tr/togg-19-bin-583-t10x-uretimi-ve-dagitimini-tamamladi-ovguleri-topladi/ https://www.haber28.com.tr/togg-19-bin-583-t10x-uretimi-ve-dagitimini-tamamladi-ovguleri-topladi/#respond Mon, 01 Jan 2024 05:48:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1626 Togg’un geçtiğimiz yıllarda duyurduğu ve detaylı özellikleri CES’te tanıtılan yerli ve milli elektrikli C-SUV modeli T10X’in dağıtımı yaklaşık 8 aydır devam ediyor. Yıl bitmeden gerçekleştirilmesi hedeflenen 20 bin üretim sözü ise yerine getirildi diyebiliriz. Bunun ardından Togg CEO’sunun yaptığı paylaşıma sektörün öncü ve uzman isimlerinden övgüler geldi. İşte detaylar…

Togg, 19 bin 583 T10X üretimi ve dağıtımını tamamladı, övgüleri topladı!

Togg, geçtiğimiz mart ayında ilk elektrikli otomobili T10X modelini almak isteyen kişiler için büyük bir çekiliş yaptı. Ardından mayıs ayında ilk üretilen araçların dağıtımına başladı. Mayıs, haziran ve temmuz aylarında toplam 1.435 aracın teslimatını gerçekleştirdi.

Daha sonra üretim sayısı katlanarak arttı ve ağustos ayında 1.965, eylül ayında 2 bin 204, ekim ayında 3 bin 567, kasım ayında 4 bin 401 ve son olarak aralık ayında 6 bin 8 adet üretim ve teslimat gerçekleştirdi. Toplamda ise 20 bin adetlik sözünün 19 bin 583’ünü yerine getirerek yüzde 97.9 oranında teslimat sağladı.

Buna ek olarak, 2024 yılı içerisinde katlanarak artmaya devam eden üretim ile çok daha fazla aracın satışının ve tesliminin yapılacağını, hatta 2-3’e katlayacağı tahmin ediliyor. Yalnızca bu kadar da değil. Togg T10X, 2024 sonunda Avrupa’da da satışa çıkacak. Ayrıca çift motorlu versiyonunun da geleceğini unutmamak lazım.

Bu başarının ardından Togg CEO’su Gürcan Karakaş, Linkedin hesabı üzerinden bir paylaşım yaptı ve şunları söyledi:

” Türkiye’mize ???? verdiğimiz sözü tutmak için 3.700’ü aşkın ekip arkadaşımız ve tüm paydaşlarımızla gece gündüz çalıştık ve ilk günkü heyecanla çalışmaya devam edeceğiz. < 19 bin 583 > kullanıcımıza yol arkadaşlıkları için teşekkür ederiz.”

Bu paylaşımın altına ise yukarıdaki görselde görebileceğiniz gibi sektörün önemli ve değerli isimlerinden kutlama mesajları geldi. İçlerinde en çok dikkat çeken ise Prof. Dr. Dr. h.c. Şahin Albayrak’ın “Gürcan harika bir iş çıkarıyorsun. Sizi ve tüm ekibi tebrik ederiz” yanıtı oldu. Peki Şahin Albayrak kimdir?

Prof. Dr. Dr. h.c. Şahin Albayrak kimdir?

Prof. Dr. Dr. h.c. Şahin Albayrak, 1958 yılında Nazımiye’de doğdu. 1982 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1984 yılında Almanya’ya giderek Berlin Teknik Üniversitesi’nde bilgisayar bilimleri alanında yüksek lisans ve doktora yaptı.

1990 yılında Berlin Teknik Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1994 yılında doçent, 2003 yılında profesör oldu. Alman vatandaşlığının yanı sıra, Türkiye’den de Fahri Doktora unvanı aldı.

2002 yılından beri Berlin Teknik Üniversitesi “İş Uygulamaları ve Telekomünikasyonda Temsilci Teknolojileri” bölümü başkanı olarak görev yapmaktadır. Ayrıca, Deutsche Telekom Laboratories (T-Labs) ve Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü (EIT)’nde araştırmacı olarak görev yapıyor.

Albayrak’ın uzmanlık alanları arasında temsilci teknolojileri, insan-bilgisayar etkileşimi, dağıtık yapay zeka ve akıllı yaşam sistemleri yer alıyor. Bu alanlarda yaptığı çalışmalarla uluslararası alanda tanınıyor. Aynı zamanda Almanya-Türkiye bilimsel işbirliğini destekliyor. 2012 yılında da Berlin Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi ortaklığında German-Turkish Advanced Research Centre for ICT (GT-ARC)’i kurdu.

100’den fazla uluslararası dergide yayınlanmış makale, 50’den fazla uluslararası konferansta sunulan bildiri ve 10’dan fazla kitap ve kitap bölümü gibi akademik çalışmaları olan Albayrak, 2008 yılında, Dubai’de düzenlenen Uluslararası IFIP Wireless Days Konferansı’nda “En İyi Makale Ödülü”nü kazandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/togg-19-bin-583-t10x-uretimi-ve-dagitimini-tamamladi-ovguleri-topladi/feed/ 0
Şırnak, Türkiye’nin en çok petrol üreten ili haline gelecek https://www.haber28.com.tr/sirnak-turkiyenin-en-cok-petrol-ureten-ili-haline-gelecek/ https://www.haber28.com.tr/sirnak-turkiyenin-en-cok-petrol-ureten-ili-haline-gelecek/#respond Sun, 31 Dec 2023 23:12:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1596 ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Şırnak’ta, Cumhuriyet tarihinin karadaki en büyük keşfini yaptık. 2021 yılında ve çok kısa bir süre içerisinde buradaki üretimi, bugün itibari ile 30 bin varile çıkardık. Çok kısa bir süre içerisinde, 3 ay içerisinde Şırnak, Türkiye’nin en çok petrol üreten ili haline gelecek. 2024 yılında 100 bin varil hedefimize ulaştığımızda da, açık ara Türkiye’nin en iyi ili olacak” dedi.

Bir dizi temas ve ziyaretlerde bulunmak üzere Şırnak’a gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Şırnak Valiliği’ni ziyaret ederek, Vali Cevdet Atay ile görüştü. Bakan Bayraktar, daha sonra Şırnak Belediyesi’ne geçerek, Belediye Başkanı Mehmet Yarka’dan kentteki çalışmalarla ilgili bilgi aldı. AK Parti İl Başkanlığı’nı da ziyaret eden Bakan Bayraktar, burada partililerle bir araya geldi. Temaslarının ardından Bakan Bayraktar, beraberindeki Bakan Yardımcıları Ahmet Berat Çonkar, Zafer Demircan, Vali Cevdet Atay, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin, Turkish Petroleum International Company (TPIC) Genel Müdürü Halim Çakmak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Yönetim Kurulu üyesi Muhammet Faruk Aykur, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve AK Parti Milletvekili Arslan Tatar ile Şehit Esma Çevik Üretim İstasyonunu ziyaret ederek, çalışmalar hakkında bilgi aldı. Bakan Bayraktar ve beraberindekiler, daha sonra Şehit Esma Çevik Seç-26 No’lu sondaj kulesini ziyaret etti.

‘2024 SONUNDA HEDEFİMİZ 100 BİN VARİL’

Şehit Astsubay Esma Çevik-26 petrol kuyusunu ziyaret eden Bakan Bayraktar, Gabar’daki petrol sahalarında günlük 30 bin varil üretim yapıldığını belirterek, “Birkaç saat sonra, 2024 yılına merhaba diyeceğimiz şu saatlerde, Gabar’dayız. Gabar’da, Şehit Esma Çevik sahasında, petrol sondajımızın olduğu sahadayız. Geçtiğimiz hafta şehit olan Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet dileyerek sözlerime başlamak istiyorum. Gazilerimize, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Onlara tüm milletimiz adına şükranlarımızı sunuyorum. Onlar büyük ve güçlü Türkiye ideali kapsamında şehit oldular. Ülkemizin savunması için, ama esas itibari ile bizlerin de burada bu faaliyeti yapabilmemiz için canlarını feda ettiler. Dolayısıyla biz de o bilinç ile ve o azim ve kararlılıkla büyük ve güçlü Türkiye yolunda burada kararlılıkla bu çalışmaları yürütüyoruz. Gabar, Şırnak ve bu bölge, terör ile anılan bir bölgeydi. Yıllarca buralarda terör kol gezdi ve halkımıza huzur vermedi. Binlerce cana mal oldu. Ama bugün burada bu topraklarda, Şırnak’ta, Cumhuriyet tarihinin karadaki en büyük keşfini yaptık. 2021 yılında ve çok kısa bir süre içerisinde buradaki üretimi, bugün itibari ile 30 bin varile çıkardık. Çok kısa bir süre içerisinde, 3 ay içerisinde Şırnak, Türkiye’nin en çok petrol üreten ili haline gelecek. 2024 yılında 100 bin varil hedefimize ulaştığımızda da açık ara Türkiye’nin en iyi ili olacak. Biz Şırnak’ı adeta enerji üssü diye tanımlıyoruz. Sadece petrol ile değil, madenler, jeotermal kaynakları, güneş, rüzgar santralleri… İnşallah Cudi ve Kato dağlarında artık rüzgar santralleri olacak. Dolayısıyla adeta bir enerji üssü haline gelmiş bir Şırnak’ı hedefliyoruz. Bunun en büyük projelerinden biri, tabii ki Gabar’daki petrol. Bugün bu sahalarda 30 civarında kuyu açtık. 23 kuyuda şu anda üretim yapıyoruz. Yaklaşık 30 bin varillik bir üretim var. Bu üretimi 2024 sonunda 100 bin varile çıkarmak hedefimiz. Sadece bu bölgeden, Türkiye’nin günlük ihtiyacının yüzde 10’unun karşılamış olacağız” dedi.

‘1200 KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYOR’

Petrol sahalarında aynı zamanda istihdam sağladığını belirten Bakan Bayraktar, “Elbette ki Gabar’a bu imkanlar geldiği sürece, buradaki istihdam imkanları artacak. Cumhurbaşkanımız, Aile ve Gençlik Bankası ile gerek Gabar’dan, gerek Sakarya’daki gaz sahası gelirlerimizi, milletimizin ihtiyaçları doğrultusunda sarf edilmesi ile alakalı bir vizyon ortaya koydu. Meclisimizden geçti. Dolayısıyla biz, buradaki petrol üretimimizi arttırdıkça gençlerimize, ailelerine, buradaki refahı, zenginliği, tüm milletimize yaymış olacağız. Bu bölgeye istihdam imkanları artmış olacak. 1200 kişiye burada istihdam sağlıyoruz. 2024 yılı sonunda bu rakam 100 bin varile çıktığında, 5 bin kişiye istihdam sağlamış olacağız. Türkiye’nin farklı illerinde de Hakkari’de ve Van’da, kış koşulları nedeniyle başlayamadık, inşallah ilk çeyrekte orda da başlamayı düşünüyoruz. Lokasyonumuzu tespit ettik. Siirt’te de olmak üzere, Türkiye’nin her yerinde çalışmalarımız devam ediyor. Biz Türkiye’de ülkemizin ihtiyacı olan petrol ve doğalgazı bulmak için nerde varsa çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Türkiye’nin mutlaka dışa bağımlılığını düşürmek gibi bir hedefimiz var inşallah bu hedefimize ulaşacağız” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE KONUTLARIN GAZ İHTİYACINI KARŞILAYABİLECEK BİR SEVİYEDE ÜRETİM HEDEFLİYORUZ’

Türkiye’nin enerji üretiminde dışa bağımlılığını düşürecek çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Bayraktar, şöyle dedi:

“Sakarya gaz sahasında yine Cumhuriyet tarihinin en büyük doğalgaz keşfini yapmıştık. 2020 yılında çok kısa bir süre içerisinde dünya tarihinde bir rekor olabilecek düzeyde kıyıdan 170 kilometre uzaklıktaki bir doğalgazı biz karaya çıkardık. 2023 Nisan ayında biz o gazı yaktık. Bugün Sakarya gaz sahasında üretilen gaz şuanda evlerimizde kullanılıyor. Ebette üretimin daha da artmasını bekliyoruz.  İlk etapta 10 milyon metreküp, ondan sonra da günlük 40 milyon metreküpe çıkıp, inşallah Türkiye’de konutların doğal gaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede bir üretime çıkmayı hedefliyoruz. Elbette Türkiye’de doğalgaz sadece evlerde değil sanayide, elektrik üretiminde de kullanıyoruz. Bundan 21 yıl önce sadece 5 ilde doğalgaz vardı, şimdi Şırnak dahil olmak üzere 81 ilde doğal gaz kullanılıyor. 828 yerleşim yerine doğalgaz gitmiş durumda. 2018 yılından beri Şırnak’ta doğalgaz var inşallah Şırnak’ın doğalgaz gitmeyen ilçelerine önümüzdeki süreçte doğalgaz götürmeyi hedefliyoruz. Bunu kendi ürettiğimiz gaz ile yapmayı hedefliyoruz. Tüm bu faaliyetlerimizden 85 milyon milletimiz gurur duyuyordur. Memnuniyet duyuyordur. Çok büyük bir emek var bu işin arkasında, tabi bundan rahatsız olanlar da var. ‘Türkiye dışa bağımlı olsun, Türkiye kendi petrolünü gazını çıkarmasın’ diyenler de var. Ama biz bu noktada, Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefi doğrultusunda, enerjide dışa bağımlılığı düşürecek ‘Tam Bağımsız Türkiye’ ideali ile hep birlikte çalışıyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/sirnak-turkiyenin-en-cok-petrol-ureten-ili-haline-gelecek/feed/ 0
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Şırnak’ta incelemelerde bulundu https://www.haber28.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-sirnakta-incelemelerde-bulundu/ https://www.haber28.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-sirnakta-incelemelerde-bulundu/#respond Sun, 31 Dec 2023 23:00:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1593 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere geldiği Şırnak’ta geldi. Gabar Dağı’ndaki Şehit Esma Çevik Üretim İstasyonu’nda incelemelerde bulunarak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yetkililerinden çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Şırnak’ın dağlarında sağlanan huzur ve güven ortamıyla birlikte bölgede yapılan sismik ve sondaj çalışmaları sonrasında günlük 30 bin varil petrol üretimine ulaşıldı. Gabar Dağı’nda şehit Astsubay Esma Çevik ve şehit Öğretmen Aybüke Yalçın’ın adlarının verildiği iki sahada günlük yaklaşık 30 bin varil petrol üretimi seviyesine ulaşıldı. Üretimi 2024 yılı sonunda 100 bin varile çıkarmak üzere çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor.

Şırnak Valiliği ve Belediye Başkanlığı’nı ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Şehit Esma Çevik SEÇ-26 No’lu Sondaj Kulesi’ni ziyaret etti. Bakan Bayraktar burada yaptığı açıklamada, “Şu saatlerde Gabar’dayız. Gabar’da Şehit Esma Çevik sahasında petrol kuyularımızın, petrol sondajlarımızın olduğu sahadayız. Dolayısı ile biz de o bilinçle ve o azim ve kararlılıkla büyük ve güçlü Türkiye yolunda burada kararlılıkla bu çalışmaları yürütüyoruz. Gabar ve Şırnak, bu bölge biliyorsunuz terör ile anılan bir bölgeydi. Yıllarca buralarda terör kol gezdi ve halkımıza huzur vermedi. Binlerce cana mal oldu. Ama bugün burada bu topraklarda, Şırnak’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük karadaki keşfini yaptık 2021 yılında. Çok kısa bir süre içerisinde buradaki üretimi bugün itibari ile 30 bin varile çıkardık. Çok kısa bir sürede Şırnak, önümüzde ki 3 ay içerisinde inşallah hedeflerimiz o minvalde. Şırnak Türkiye’nin en büyük petrol üreten ili haline gelecek ve 2024 yılı sonuna geldiğimizde, yani 100 bin varil üretim hedefine geldiğimizde de açık ara Türkiye’nin bir numaralı petrol şehri olacak” dedi.

Bakan Bayraktar, “Biz adeta Şırnak’ı enerji üssü diye tanıtıyoruz. İnşallah sadece petrol değil, burada madenler, jeotermal kaynakları, güneş santralleri, rüzgar santralleri, inşallah Kato Dağı’nda da, Cudi Dağı’nda artık rüzgar santralleri olacak. Dolayısı ile adeta bir enerji üssü haline gelmiş bir Şırnak’ı hedefliyoruz. Bunun en önemli projelerinden bir tanesi de Gabar’da ki petrol. Bu gün bu sahalarda 30 civarında kuyu açtık. 23 kuyudan şuanda üretim yapıyoruz ve biraz önce ifade ettiğim gibi, yaklaşık 30 bin varillik bir üretim var. Bu üretimi 100 bin varile çıkarmak 2024 sonunda hedefimiz ve bu sayede Türkiye’nin sadece bu bölgeden günlük ihtiyacının yüzde 10’nunu karşılamış olacağız. Elbette ki Gabar’a bu hizmetler, bu projeler geldiği sürece buradaki istihdam alanları artacak. Hepinizin malumu, Cumhurbaşkanımız aile ve gençlik bankası ile gerek Gabar’da gerekse Sakarya gaz sahasındaki doğal gaz keşfimizin gelirlerini, milletimizin ihtiyaçları doğrultusunda sarf edilmesi ile alakalı bir vizyon ortaya koymuştur. Bu yasalaştı. Meclisimizden geçti. Dolayısı ile biz burada ki petrol üretimini arttırdıkça önce gençlerimiz, ailelerimiz başta olmak üzere burada ki zenginliği, refahı inşallah tüm milletimize yaymış olacağız. Bu bölgeye istihdam imkanları artacak. Biraz önce onu söylüyorduk. Şuanda burada bin 200 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bunu 2024 yılının sonuna kadar 100 kuyuya çıktığımız gün inşallah bu rakam yaklaşık 5 bine çıkacaktır. ve kalıcı sürede de burada istihdam imkanları daha da artacaktır” dedi.

“Türkiye’nin farklı illerinde, bölgedeki illerde de Hakkari’de olsun, Van’da kış koşulları nedeniyle başlayamadık” diyen Bakan Bayraktar, “İnşallah ilk çeyrekte orada da başlatmayı hedefliyoruz. Lokasyonu tespit ettik. Siirt’te olmak üzere Türkiye’nin her yerinde çalışmalarımız devam ediyor. Biz Türkiye’de, ülkemizin ihtiyacı olan petrol ve doğal gazı nerede varsa orada olmak için çalışmalarımıza ve gayretlerimize devam ediyoruz. Türkiye’nin mutlaka enerjide dışa bağımlılığı konusunda büyük bir hedefimiz var. İnşallah bu hedefler doğrultusunda hep birlikte çalışacağız. Sakarya Gaz sahasında yine Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal gaz keşfini yapmıştık. Hatırlarsanız 2020 yılında. ve çok kısa bir sürede dünya tarihinde rekor olabilecek bir sürede kıyıdan 170 km uzaklıktaki doğal gazı biz karaya çıkardık. 20 Nisan 2023 tarihinde karada bu gazı yaktık. Bu gün Sakarya Gaz sahasında üretilen gaz, şuanda evlerimizde kullanılıyor. Şebekeye bağlı ve biz onu BOTAŞ hatlarından tüketim noktalarına taşıyoruz. Elbette ki, üretimin daha artmasını bekliyoruz ve hedefliyoruz. İlk etapta 10 milyon metre küp. Ondan sonra da günlük 40 milyon metre küpe çıkıp, inşallah Türkiye’de konutların doğalgaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede bir üretime çıkmayı hedefliyoruz. Elbette Türkiye’de doğal gazda sadece evlerde değil sanayide doğal gazı kullanıyoruz, elektrik üretiminde kullanıyoruz” dedi.

21 yıl önce sadece 5 ilde doğal gaz olduğunu söyleyen Bakan Bayraktar, “Bugün içerisinde bulunduğumuz Şırnak’ta dahil olmak üzere 81 ilde doğal gaz kullanılıyor. 828 yerleşim yerinde doğalgaz gitmiş durumda. 2018 yılından beri Şırnak’ta doğal gaz var. inşallah Şırnak’a doğal gaz gitmemiş ilçelerine de önümüzde ki süreçte doğal gazı götürmek istiyoruz. Ama bunu kendi ürettiğimiz, kendi gazımızla yapmak istiyoruz. Onun için Sakarya Gaz sahasındaki çalışmalarımız devam ediyor. Gabar’ı görüyorsunuz, inşallah bu çalışmalarda tüm Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını düşürme noktasındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bütün bu faaliyetlerimizden eminin 85 milyon, milletimiz büyük bir gurur duyuyor. Büyük bir memnuniyet duyuyor. Hepimiz çok büyük bir onuru yaşıyoruz burada. Çok büyük bir emek var bu işin arkasında. Tabi bundan rahatsız olanlar da var. yani Türkiye dışa bağımlı olsun, Türkiye kendi petrolünü gazını çıkarmasın diyenlerde var. Bu nokta da sayın Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz, Türkiye yüzyılı hedefi koydu önümüze. Önümüzde ki süreçte de bu hedef doğrultusunda, bu vizyon doğrultusunda enerji de dışa bağımlılığı bitirecek tam bağımsız bir Türkiye’yi ideali ile hep birlikte, burada gördüğünüz bütün ekip ile çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Yeni yıl ile ilgili de mesaj veren Bakan Bayraktar, “2023 yılı Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılıydı. 2023 yılında biliyorsunuz çok büyük talihsiz hadiseler yaşandık. Özellikle 6 Şubat depremleri ülkemizin tamamını etkiledi. Sadece o bölgede ki 11 ili değil. Bir sürü can kaybımız oldu, yaralılarımız oldu. Şehirlerimiz yıkıldı. Öncelikli hedeflerimizden bir tanesi yeni yılda da inşallah deprem bölgeleridir. Çok hızlı bir şekilde, insanların normal yaşamlarını sağlayacak, tekrar sosyal iştimai ve ticari hayatı tekrar normalleştirecek çalışmaları önceliklendirme olacak. Ümit ediyorum Cenab-ı Hakk bize böyle acıları tekrar göstermesin. Onun dışında da Türkiye yüzyılı hedefleri doğrultusunda Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını düşürecek ve ülkemizi daha ileri götürecek, inşallah halkımızın gelir seviyesini arttıracak bir yıl olmasını diliyorum. Bu doğrultuda biz çalışmalarımıza devam edeceğiz. ve hep birlikte inşallah bunu başaracağız. Tüm milletimize hayırlı, huzurlu bir sene diliyorum. Biz milletimizin dualarını her daim arkamızda hissettik, onların duaları ile bugünlere geldiğimizi düşünüyoruz. Bundan sonra da dualarını onlardan bekliyoruz. Onlara layık olacağımızı, onlara mahcup olmayacak şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Herkese sağlık, huzurlu, güzel bir yıl diliyorum” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’a Vali Cevdet Atay, Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Emniyet Müdürü Cemal Dalman, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin eşlik etti. – ŞIRNAK

]]>
https://www.haber28.com.tr/enerji-ve-tabii-kaynaklar-bakani-sirnakta-incelemelerde-bulundu/feed/ 0
2023 Yılında Türkiye’de Bitkisel Üretim Miktarları Arttı https://www.haber28.com.tr/2023-yilinda-turkiyede-bitkisel-uretim-miktarlari-artti/ https://www.haber28.com.tr/2023-yilinda-turkiyede-bitkisel-uretim-miktarlari-artti/#respond Sat, 30 Dec 2023 08:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1477 Üretim miktarları, 2023 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 10,3; sebzelerde yüzde 0,6; meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 2,3 oranında arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılı Bitkisel Üretim İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, üretim miktarları, 2023 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 10,3; sebzelerde yüzde 0,6; meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 2,3 oranında arttı. Buna göre 2023 yılında tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 77,7 milyon ton; sebzelerde 31,8 milyon ton; meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 27,4 milyon ton üretim gerçekleşti.

Tahıl üretimi 2023 yılında bir önceki yıla göre arttı

Tahıl ürünleri üretim miktarları 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9,1 oranında artarak yaklaşık 42,2 milyon ton olarak gerçekleşti.

Bir önceki yıla göre, buğday üretimi yüzde 11,4 oranında artarak 22 milyon ton, arpa üretimi yüzde 8,2 oranında artarak 9,2 milyon ton, çavdar üretimi yüzde 11,7 oranında artarak 305 bin ton, yulaf üretimi yüzde 12,3 oranında artarak 410 bin ton oldu.

Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretimi sırasıyla 580 bin ton, 240 bin ton ve 424 bin ton oldu. Yumru bitkilerden patates ise bir önceki yıla göre yüzde 9,6 oranında artarak 5,7 milyon ton üretildi.

Yağlı tohumlardan soya üretimi yüzde 11,3 oranında azalarak 137,5 bin ton, ayçiçeği üretimi ise yüzde 13,8 azalarak yaklaşık 2,2 milyon ton oldu.

Şeker pancarı üretimi yüzde 22,1 oranında artarak 23,5 milyon ton olarak gerçekleşti.

Sebze üretimi 2023 yılında bir önceki yıla göre arttı

Sebze ürünleri üretim miktarı 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,6 artarak yaklaşık 31,8 milyon ton olarak gerçekleşti.

Sebzeler grubu ürünlerinden domateste yüzde 2,3, kuru soğanda yüzde 10,6, salçalık kapya biberde yüzde 8,2 oranında üretim artışı; karpuzda yüzde 7,3, kavunda yüzde 11,6, hıyarda yüzde 3,4 oranında üretim azalışı oldu.

Meyve üretimi 2023 yılında bir önceki yıla göre arttı

Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,3 oranında artarak yaklaşık 27,4 milyon ton olarak gerçekleşti.

Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada yüzde 4,5, zeytinde yüzde 48,9 üretim miktarı azaldı. Şeftali ve nektarin toplamında yüzde 6,8, kirazda yüzde 12,3, vişnede yüzde 19,5 oranında üretim arttı.

Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 58,3, portakalda yüzde 74,8, limonda yüzde 75,8 oranında üretim artarken, sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 15,0, Antep fıstığında yüzde 26,4 oranında üretim azaldı. Cevizde ise yüzde 7,5 oranında üretim arttı.

Muz üretiminde yüzde 6,7 oranında azalış gerçekleşti.

Süs bitkileri üretimi 2023 yılında bir önceki yıla göre arttı

Süs bitkileri üretim miktarı 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,0 oranında arttı.

Süs bitkileri üretimi içinde kesme çiçeklerin yüzde 65,3, diğer süs bitkilerinin ise yüzde 34,7’lik bir paya sahip olduğu görüldü.

Bir önceki yıla göre kesme çiçek üretiminde yüzde 0,8 azalış, diğer süs bitkileri üretiminde ise yüzde 14,5 oranında artış gerçekleşti. – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber28.com.tr/2023-yilinda-turkiyede-bitkisel-uretim-miktarlari-artti/feed/ 0
Nilüfer Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi Tarımsal Proje İmzaladı https://www.haber28.com.tr/nilufer-belediyesi-ve-bursa-uludag-universitesi-tarimsal-proje-imzaladi/ https://www.haber28.com.tr/nilufer-belediyesi-ve-bursa-uludag-universitesi-tarimsal-proje-imzaladi/#respond Fri, 29 Dec 2023 07:36:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1403 Nilüfere Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ile tarımsal alanda yeni bir proje hayata geçiriyor. Çalışmayla Nilüfer’in bitkisel ve hayvansal üretim performansı, tarım makinesi ve teçhizatlarının envanteri çıkacak. Elde edilecek verilere göre de üretim, verimlilik ve rekabet gücünü artıracak hamleler yapılacak.

Kırsal kalkınmanın sağlanması amacıyla tarımsal projelerin geliştirilmesi yönünde önemli çalışmalar ortaya koyan Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ile yeni bir projenin protokolünü imzaladı. Projeyle Nilüfer’de ikamet eden ve tarımsal faaliyetlerle uğraşan kişilerle yüz yüze anket çalışması yapılacak. Böylece bitkisel ve hayvansal üretim performansı, tarım makinesi ve teçhizatlarının envanteri oluşturulacak. Muhtarların da programa katılımı ile sürdürülebilir tarımsal üretim envanter yönetimi yazılım programı ve network teknolojisi kullanımı güncellenecek bir web uygulaması geliştirilecek. Geliştirilen yazılımın mümkün olan en geniş kullanıcı kitlesine hitap etmesi ve kullanıcıların işletme yönetim sistemlerine en doğru şekilde entegre olmaları sağlanacak. Nilüfer’de tarımsal üretim açısından kapsamlı bir veri tabanının oluşturulmasının yanı sıra üretim artışının sağlanması, üreticinin girdi maliyetlerine ucuza ulaşması ve pazarlama sorunlarının giderilmesine yardımcı olarak hem üretim ve verimlilik, hem de rekabet etme gücü artırılacak.

Konuyla ilgili protokol imzalarının ardından açıklama yapan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, bu çalışmanın tüm kente yayılması gerektiğini vurguladı. Hem tarımda verimliliği artırabilmek, hem de sağlıklı gıdaya ulaşabilmek konusunda önemli çalışmalar yürüttüklerini hatırlatan Erdem, hemen arkasından gelen pandeminin toprağın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurguladı. Açıklamasında kent için sanayinin de önemli olduğunu belirten Erdem, “Ama Bursa’da bir karar vermemiz lazım. Sanayiyi mi destekleyeceğiz? Tarımı mı? ya da ikisini nasıl bir araya getirip, entegre edip, daha verimli hale getireceğiz? Tabi bunun kararı sizin bilim yuvası üniversitenin vereceği değerler üzerinden açıklanmalı. Umarım iyi bir örnek olarak ortaya çıkar” diye konuştu.

BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz da büyük verinin tılsımlı bir kelime haline geldiğini belirterek, kurumlar ya da makro ölçekteki tüm yapıların kendi yapısına hakim olma ve yönetme gayretinde olduğunu kaydetti. Kendilerinin de üniversitede veriler peşinden koştuklarını söyleyen Yılmaz, “Üniversite, sanayi dilimize dolanmış durumda ama bunun içinde tarımsal sanayi ve temelde tarımın kendisi yatıyor. Özellikle uluslararası sistemin bu denli gerildiği ortamlarda kendine tarımsal üretim olarak yetebilme kıymet arz ediyor. O yüzden kıymetli proje” dedi.

Protokolle ilgili bilgi veren BUÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Turhan da asıl amacın Nilüfer İlçesi’nde tarımsal üretim yapan tüm üreticilerin envanterini çıkarmak olduğunu söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 14 Eylül 2023 tarihinde yeni bir yönetmelik çıkardığını ifade eden Turhan, “Tarımsal üretimde planlı döneme geçiş başladı. Bir senelik bir süreç var. Dolayısıyla Türkiye’nin her bölgesinde kurumsal üretimle ilgili tüm verilerin dikkatli şekilde hesaplanması gerekiyor. En büyük eksiklerimizden biri bu. ÇKS var ama maalesef ülkemiz genelinde yüzde 60 civarında da kayıtlı olmayan üreticimiz var. Bu projedeki amacımız Nilüfer Bölgesi’nde yer alan tarımsal üretimle ilgilenen tüm üreticilerin sayısını, arazi miktarını, hayvan varlığı ve bitkisel üretimle ilgili tüm verileri ortaya çıkarabilmek” dedi.

BUÜ Ziraat Fakültesi’nde hayvansal üretimle ilgili Prof. Dr. İbrahim Ak, bitkisel üretimle ilgili Doç. Dr. Oya Kaçar ve gıda mühendisliğinden de Prof. Dr. Ozan Gürbüz ile birlikte bu projeye başladıklarını anlatan Turhan, yüksek lisans ve doktora düzeyinde 15 öğrencinin de çalışma içinde yer alacağını ekledi. Bir bilgisayar programı aracılığıyla sisteme oturtmayı, düzenli olarak tüm verileri yıl bazında tutulmasını sağlamayı planladıklarını ifade eden Turhan, proje ekibinde yer alan yazılımcı bir arkadaşlarının FAMBOOST isimli bir çalışma ortaya koyacağını açıkladı. Projenin, Türkiye’de ilk olacağını söyleyen Turhan, Türkiye’nin diğer bölgelerine de yayılmasını sağlayacaklarını sözlerine ekledi. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/nilufer-belediyesi-ve-bursa-uludag-universitesi-tarimsal-proje-imzaladi/feed/ 0
Mersin’de İncir Fidanı Dağıtım Töreni Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/mersinde-incir-fidani-dagitim-toreni-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/mersinde-incir-fidani-dagitim-toreni-gerceklestirildi/#respond Thu, 28 Dec 2023 08:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1330 Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen tarımsal üretime katkı destekleri bünyesinde 13 ilçede ‘İncir Fidanı Dağıtım Töreni’ gerçekleştirildi.

İncirde çeşit ve verimliliğin artırılması, tarımda alternatif ürün oluşturulması, kapama incir bahçelerinin sayısının artırılarak incir yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması ile yüksek verim ve kaliteli meyveler elde ederek üreticilerin gelir seviyelerinin yükseltilmesini amaçlayan proje bünyesinde 13 ilçede 478 üreticiye, yüzde 50 hibeli olarak toplam 14 bin 654 adet incir fidanı dağıtıldı.

Endemik bir incir türü olan ‘Tarsus Siyahı’ ve ‘Mut Beyazı’ üretimini artırmak, rekoltesini yükseltmek ve ihracata uygun bir tür olduğu için üreticinin kar elde etmesini sağlamak için başlatılan proje çerçevesinde Türkiye’de incir üretiminde dördüncü sırada olan Mersin’in ilk sıraya taşınması hedefleniyor.

“Özellikle Tarsus, incir üretiminde stratejik bir konumda”

İncirin Mersin ve özellikle Tarsus için stratejik bir konumu olduğunu kaydeden Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı Ziraat Mühendisi Hasan Özdemir, özellikle ‘Tarsus Siyahı’ incirinin üretiminin artırılması için destek verdiklerini söyledi. ‘Bursa Siyahı’ türündeki incirin ülke genelinde duyulduğunu, ancak erkenci olan ‘Tarsus Siyahı’nın çok bilinmediğine dikkat çeken Özdemir, “Tarsus siyahı erkenci olduğu için, ihracat potansiyeli yüksek bir çeşit. Bursa siyahına nazaran erken çıkmasından dolayı, piyasa eder miktarı daha yüksek oluyor. Bu nedenle verdiğimiz desteklerle, endemik bir tür olan Tarsus Siyahının yaygınlaştırılmasını, geliştirilmesini ve üretim rekoltesinin artırılmasını amaçlıyoruz” ifadelerine yer verdi. Üreticinin 5-6 yıl içerisinde verim almaya başlayabileceğini kaydeden Özdemir, sonraki yıllarda bu verimin katlanarak devam edeceğini belirtti.

“Siyah incirde yurt dışı, beyaz incirde yurt içi piyasayı hedefliyoruz”

Mersin’in yaş incir üretiminde Türkiye genelinde dördüncü sırada olduğunu ifade eden Özdemir, “Türkiye genelindeki sıralamada daha üst sıralara gelme hedefimiz var. Siyah incirde yurt dışı, beyaz incirde ise yurt içi piyasayı hedefliyoruz. Rağbet görmesi ise, sürdürülebilir olması için çok önemli. Sürdürülebilir duruma gelinmesi için de daha farklı destekleme modellerine başvuracağız” diye konuştu.

“İncirin üretim alanı daha da genişliyor”

Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Ziraat Teknikeri Hakan Aykut ise, “13 ilçenin incir yetişilebilecek her yerine, siyah ve beyaz incir çeşidi olarak dağıtım yapıyoruz. Mut’ta da Mut ilçesinin kendine özgü bir çeşidini dağıttık” dedi. Aykut, Mersin Büyükşehir Belediyesinin destekleri sayesinde incirin üretim alanının arttığının altını çizerek, “Büyükşehir belediyemizin bu katkıları ile birlikte, incirin üretim alanı daha da genişliyor ve bunun çarpan etkileri var. Örneğin şu an üreticilerimiz taze olarak tüketemediği incirleri, kurutma tesisinde kurutarak daha uzun süreli muhafaza ediyor ve satış portföylerini genişletiyorlar” ifadelerini kullandı.

Üretici, verilen destekler sayesinde rahat bir nefes alıyor

Kalburcu köyünde üretimle ilgilenen emekli ebe Derya Akın da torunlarına kalıcı olması için incir dikeceğini söyledi. Emekli olduğundan itibaren üzüm ve zeytin üretimiyle ilgilendiğini kaydeden Akın, “Gücümün yettiği kadar üretmeye çalışıyorum. Belediyenin destekleri sayesinde az da olsa nefes aldık. Bunun ekimi var, dikimi var, yerinin hazırlaması var. İşçilik de dahil. Desteklerin artmasını isterim” şeklinde konuştu.

İncir fidanı desteğinden faydalanan üreticilerden Ali Soydan ise, “Böyle destekler tarım için, ülke için güzel bir şey, bizim için velinimettir. Her zaman yapılmasını temenni ederim” dedi. Destek ile ticaretini yapmak üzere incir üretmeye başlayacağını söyleyen Soydan, “Şimdi daha da çok üreteceğiz” sözlerine yer verdi. – MERSİN

]]>
https://www.haber28.com.tr/mersinde-incir-fidani-dagitim-toreni-gerceklestirildi/feed/ 0