Var. – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Mon, 16 Sep 2024 15:00:11 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Şansalan kırmızıda haklı 1-2 ufak hatası vardı! https://www.haber28.com.tr/sansalan-kirmizida-hakli-1-2-ufak-hatasi-vardi/ https://www.haber28.com.tr/sansalan-kirmizida-hakli-1-2-ufak-hatasi-vardi/#respond Mon, 16 Sep 2024 15:00:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/sansalan-kirmizida-hakli-1-2-ufak-hatasi-vardi/ Trabzon’da Beşiktaş mı 2 puan kaybetti, yoksa Trabzonspor mu 1 puan aldı? Aslında maçın hemen başındaki kırmızı kart yani Visca’nın atılması oyundaki tüm dengeleri değiştirdi. Fakatdünya futbolunda az görülenbir olay oldu. Visca atıldı,Trabzonspor öne geçti. Ardından da iyi kapandılar, Beşiktaş’a fazla pozisyon vermiyorlar derken Svensson’un yaratıcılığı ile Gedson Fernandes’in golü geldi. İkinci yarı, maçın mutlakhakimi Beşiktaş’tı…Aslında sağdan soldaniyi geldiler amaözellikle Immobile’yiistediği toplabuluşturamadılar.

Trabzonsporlu Uğurcan belki de sahanın en iyisiydi. En az 2 net %100’lük golü kurtardı. Sonuçta Beşiktaş kazanabilirdi, kazanamadı. Herhalde Trabzonspor da 77dakika bir kişi eksik oynadığımaçı 1 puanla tamamladığıiçin mutludur. Maç çok zordu, sert başladı. Hakem Ali Şansalan, VAR yardımı ile Visca’ya verdiği kırmızı kartta haklı, belki 1-2 ufak hatayaptı amagenel olarakyönetiminiçokbaşarılıbuldum.

***

PENALTIYI NE VAR NE DE MELER GÖRMEK İSTEDİ!
Bu tür maçlardan sonra Fenerbahçe rahat kazandı demek kolay… Aslında rahat kazandılar amafutbol, tempo ve pozisyon olaraktaraftarı çok memnun ettilerdiyemeyiz. Kişisel kalite skoru belirledi. Maximin’in attığı ilk gol fevkalade iyi. Topu çekişi ve harika şutu. Ardından da yine Maximin kişisel gayretiyle ceza sahasının son çizgisine girdi ve takımı adına penaltıyı kazandırdı. Maçabakıncaözellikleikinci yarıÇağlar’ınbir metredenkaçırdığı golü saymazsaktüm kontrol Kasımpaşa’daydı. Peki gol kaçırdılar mı? Hayır, bal yapmayan arı gibiydiler. Tüm ortalarını ya Becao ya da Çağlar yanlarında rakipten kimse olmadan rahatça savuşturdu. Maçın özeti bu… Hakemin özetiyse; tam bir rezalet. Maçın hemen başında İsmail’in elle oynadığı bir pozisyon var, kimse top kafadan sekti eline geldi lafına itibar etmesin, el yukarıda ve topu çekiveriyor. Ardından Fenerbahçe’nin güme giden çok net bir penaltısı var. Kasımpaşalı oyuncu, 30 metreden gelen topu koluyla kesti, ama ne Meler nede VAR hakemigörmedi ya dagörmek istemedi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/sansalan-kirmizida-hakli-1-2-ufak-hatasi-vardi/feed/ 0
Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, Ekmek Fabrikasının Zararını Açıkladı https://www.haber28.com.tr/tarsus-belediye-baskani-ali-boltac-ekmek-fabrikasinin-zararini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/tarsus-belediye-baskani-ali-boltac-ekmek-fabrikasinin-zararini-acikladi/#respond Fri, 02 Aug 2024 08:48:28 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29057 Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, meclis toplantısında yaptığı açıklamada, ekmek fabrikasında son 4 ayda belediyeyi çok ciddi bir şekilde etkileyen zararın olduğunu belirterek, zararın önlenmesi adına sürdürülebilir politikalar izlediklerini söyledi.

Tarsus Belediyesi Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Belediye Başkanı Ali Boltaç başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda Başkan Boltaç, son zamanlarda sıkça sorulan soru üzerine, yeni ekmek kulübelerinin açılacağını söyledi. Bu kulübelerin sadece ekmeğin satıldığı yerler olacağını ve kadın istihdamı oluşturacağını vurguladı. Bu adımların da dar gelirli vatandaşlara ekonomik destek sağlayacağını ve sosyal belediyeciliğin gereğini yerine getireceğini ifade etti.

Halk Ekmek Fırını hakkında açıklama yapan Boltaç, “Biliyorsunuz ki herhangi bir işletme içerisinde çok ağır tempoda çalışan makinalar vardır. Tarsus Belediyesi Halk Ekmek Fırınımız da böyle makinaların olduğu bir alan. Bu fırının haftada bir gün en azından temizliği, bakımı ve onarımı yapılması gereken işler var. Haftanın her günü çalıştırırsanız makinalar elinizde kalır, üretim yapamazsınız, makine onarımı olması ve çalışan personellerin de bir gün istirahat etmeleri yadırganmamalı. Vatandaşlarımız da böyle görmeli, okumalı. Personellerimiz 7/24 çalışıyordu, izini yok, bayramı yok. ve biz de istedik ki personellerimiz dinlensinler hem de daha iyi bir üretim için makine bakımı yapılsın. Ekmek fabrikamız pazar günleri bu yüzden kapalı” dedi.

Sürdürülebilir bir politika benimseyerek ve kurumu zarara uğratmamak adına bir adım attıklarını belirten Boltaç, “Ekmekten sadece ocak ayında İmar Limited Şirketinin zararı 462 bin, şubat ayı bu oran 1 milyon 374 bin lira oldu. Mart ayı daha da arttı, 4 milyon 802 bin Lira. Nisan ayında ön gördüğümüz uygulamalar sayesinde 2.5 milyon zarar öngörüyoruz. Ekmek fabrikası zarar etsin demiyorum. Sürdürülebilir bir politika yapmak var, sosyal politika yapmak var, bir de popülist politika yapmak var. Vatandaşlarımız uygun fiyatlı ekmeği yesin, kaliteli ekmeği yesin, lakin kamu yararı gözetirken kurumu da düşünmek gerçek bir sosyal belediyecilik anlayışıdır” diye konuştu.

Mahallelere ekmek kulübesi sözü

Tüm şartları sağlayarak halka hijyenik ekmek ulaştırmak adına çalışmaları sürdürdüklerini kaydeden Başkan Boltaç, “12 halk marketi de kapattık, buna istinaden 12 tane açacağım ve üzerine 25 tane daha yeni kulübe açacağız, sadece ekmek satacak. Ayrıca kadın istihdamı oluşturulacak, vergi mükellefi olacak. Dar gelirli mahallelere yapmak istiyoruz. Ekmekte fırsat eşitliği oluşturmak lazım. İmkanı olmayan vatandaşlarımız için çok yakında kulübeleri koyacağız, sosyal belediyeciliği herkese göstereceğiz. Kamuyu zarara uğratmadan gelir kaynağı yapıyorsak doğrusu budur. Öbürü popülist bir anlayıştır. Vatandaşlarımız merak etmesin ekmeklerini de en hijyenik ortamda sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

“Bu borcu el birliğiyle toparlarız”

Başkan Boltaç, belediyenin borçlarıyla ilgili de bilgi vererek, şöyle devam etti; “Tarsus İmar Limited Şirketinin SGK’ya olan borcu 115 milyon 391 bin lira. Sendika 11 milyon 27 bin lira. Esnafa olan borcu 17 milyon 737 bin TL. Kurumlar Vergisi nisan sonu ödenecek miktar 3 milyon 354 bin TL. Bunları topladığınızda 147 milyon 510 bin TL’lik bir borç var. Bankada mevcut paramız 3 milyon 423 bin TL. 1 milyon 441 bin TL ise çeklerimiz var. Bir de İmar Betonun belediyeden alacağı var, o da yaklaşık 42 milyon 415 bin TL. Bunun bir kısmı personel alacağı, bir kısmı beton alacağı, bir kısmı da ekmekten alacağı. 147 milyon 510 bin TL’nin, 47 milyon 280 bin TL’sini bizden alacağı için İmar Limited şirketinin 100 milyon gibi bir borcu var. Burada ekmekten olan borcu giderdiğimizde geçmişten gelen hataların birçoğu bitiyor. Bundan sonra yavaş yavaş çalışacaktır. Bölgemizde organize sanayi bölgesi kuruluyor, tren hattı yer altına alınıyor. İlerleyen süreçte bu borcu el birliğiyle toparlarız. Bu şirket güçlü bir şirket.”

“Neresinden tutsam çürümüş halı gibi elimde kalıyor”

Tarsus Belediyesinin geçmiş dönemde borçlarının çok fazla olduğunu belirten Boltaç, “Bizim Tarsus Belediyesporumuz var. Burada da SGK ve vergi borcumuz 1 milyon 700 bin TL. Personel maaşı 300 bin lira, dava dosyaları da 300 bin lira. Toplam borçta burada 4.6 milyon. Neresinden tutsam çürümüş halı misali elimde kalıyor. Ben yine de bunların altından kalkacağım. Mümkün olduğunca arsa satışı yapmayacağım demiştim. Ama bu tabloyu şeffaf bir şekilde kamuoyunun önüne sundum. Tablo bundan ibaret. Bazen gelen parayı görmüyorsunuz bile. 100 milyon TL’yi bulmuş icra takipleri var. 37 milyon bankadaki hesaplara bloke konmuş” diye konuştu.

“Her tarafta borç var”

Arsa satışı hakkında konuşan Boltaç, “Şirketlerin durumu ortada. TESKİ’nin de ortalamada 7 milyon 32 bin TL gibi bir borcu var. Her tarafta borç var. Uzun zamandır alacaklarına da serçe olmuş. Ben Tarsuslu hemşehrilerimizden emlak vergisi ya da başka borçlarını hemen ödemelerini söylüyorum. Çünkü gerçekten zorlu bir süreç yaşıyoruz” dedi.

Personelin maaşını ilk fırsatta ödeyeceğini kaydeden Başkan Boltaç, “Personelimizin anasının ak sütü gibi helal olan maaşlarını ilk fırsatta ödeyeceğiz. Onları güvence altına almak istiyorum. Ben bu işin içinden sonunda başarıyla çıkacağım” ifadelerine yer verdi. – MERSİN

]]>
https://www.haber28.com.tr/tarsus-belediye-baskani-ali-boltac-ekmek-fabrikasinin-zararini-acikladi/feed/ 0
AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken: “Büyük afetlerden sonraki ilk 3-4 ay sigortalanma oranları yukarı çıkıyor, sonra da yenilenmiyor” https://www.haber28.com.tr/axa-turkiye-ceosu-yavuz-olken-buyuk-afetlerden-sonraki-ilk-3-4-ay-sigortalanma-oranlari-yukari-cikiyor-sonra-da-yenilenmiyor/ https://www.haber28.com.tr/axa-turkiye-ceosu-yavuz-olken-buyuk-afetlerden-sonraki-ilk-3-4-ay-sigortalanma-oranlari-yukari-cikiyor-sonra-da-yenilenmiyor/#respond Fri, 02 Aug 2024 08:24:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29051 AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, yaşanan doğal afetler ve depremlerden sonraki ilk 3-4 ay sigortalanma oranlarının yukarı çıktığını belirterek, “Sonra onlar yenilenmez. Bizim en büyük konumuz o dur. Başımıza geldiğinde değil aslında gelecekmiş gibi mutlaka bireylerin, kurumların bütçelerini ayarlamaları ve risk yönetimine odaklanmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

AXA Türkiye, 2024 sürdürülebilir gelişim ve büyüme hedeflerini acenteleriyle paylaşmak üzere “Farklıyız, Fark Yaratmakta Kararlıyız” mottosuyla çıktığı etkinlik serisinin Karadeniz Bölgesi ayağının ilkini Samsun’da ikincisini Trabzon’da gerçekleştirdi. Trabzon ve çevre illerden gelen AXA Acenteleri’nin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, bölgeye ilişkin önemli veriler paylaşıldı. Trabzon ve 25 ili içine alan bölgede 2023’de önemli bir büyüme yakalayan AXA Türkiye, yine aynı bölgede 2024 için ticari ve bireysel sigortalar dahil yüzde 80 büyüme hedefi koydu. Sunumunda AXA Türkiye’nin 2024 yılı için hedef ve stratejilerini paylaşan AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, 2023 yılının Türk Sigortacılığı için çok zor bir yıl olduğunu dile getirerek, “Kahramanmaraş depremleriyle başlayan bir yolculuk ve o yolculukta özellikle Haziran ayına kadar çok ciddi anlamda deprem bölgesinde çalışmak durumunda kaldık. Türk Sigortacılığı adına bugüne kadar karşılaşmadığımız kadar büyük bir hasar kümesiyle karşı karşıyaydık. AXA Türkiye olarak da yaklaşık dört ayda 6 bin 500’ün üzerinde sigorta hasar tazminatı ödeme görevimizi yerine getirdik. 10 milyarı aşan bir hasar ödemesi gerçekleştirdik. Tabii sadece depremle ilişkili değil doğal afetlerin aktif olduğu bir yıl. 2022-2023’e baktığımızda deprem dışında diğer doğal afetlerin, fırtınanın, sellerin, kasırgaların ve hatta Ege bölgesinde doğa olaylarının yol açtığı hasarlar önceki yılların 5 misli. Dolayısıyla hem AXA Türkiye olarak hem de Türk Sigortacıları olarak doğal afetlerin risklerinin arttığını gördüğümüz bunun maalesef pekiştiğini gördüğümüz bir yıldı. Bu manada da açıkçası sigortalılarımıza olan tazminat bütünlüklerimizi süratle kapattığımız bir dönemi yaşadık. AXA ailesi olarak bizim biraz daha farklı ödevlerimiz vardı. Türkiye’de AXA Grubu’nun varlığı 130 yılı aşkındır sürüyor ve burada yatırımlarına da devam etme kararı aldı. 2023 yılında bir satın alma gerçekleştirdik. Bu satın alma sayesinde pazar payımız yüzde 8.4’e çıktı. 35 milyarlık bir ciroya ulaştık. Bu satın alma tabii aynı zamanda farklı iş alanlarında; sağlık sigortacılığında, otomobil sigortacılığında, tarım sigortacılığında, kurumsal sigortacılıkta bize çok destek verdi. Acente sayımızı 4 binin üzerine taşıdığımız toplamda 6 bine ulaşan çok güçlü bir organizasyona dönüştük. Bölge teşkilatlanmamızı daha da güçlendirdik. 2023 yılında yine AXA Grubu’nun Türkiye’ye olan güvenini göstermesi açısından önemli bazı gelişmeler de oldu. Hem şirketimizin büyüme tutkusu hem finansal gücü hem sermaye yeterlilik oranının güçlü halde kalması için sene sonunda 4 milyarlık bir sermaye artışı gerçekleşti. Diğer bir açıdan bakarsak müşteri, acente ve çalışanlarımızın hayatını kolaylaştırmak, sadeleştirmek için inovasyon ve teknolojiye yatırım yaptığımız bir yıl oldu. Hasar maliyetleri için yapay zekayı, büyük veriyi kullanıyoruz. Sahte hasar tespitinde mutlaka yapay zekadan istifade ediyoruz. Sağlık sigortacılığında dijital sağlık ürününü ortaya koyduk. Acentelerimizin çok kolay hayatlarını sürdürebilmesi için bir dijital acente platformu geliştirdik. Onun üzerine yatırımlarımız sürüyor. 2023 açıkçası geride kaldı. Ülke olarak çok zorlu dünya olarak çok zorlu bir yılda damağımızda tat çok az kaldı. Ama sigortacı olarak biz AXA Türkiye olarak 2024-2026 yolculuğunu çok güçlü temeller kurduğumuz, geleceğe güvenle bakabildiğimiz bir yılı kapattık diyebilirim” dedi.

“Sahada olduğumuz müddetçe sigortalanma oranının yukarı çıkacağını düşünüyorum”

Karadeniz Bölgesi’nde bireysel emeklilik ve hayat sigortacılığı açısından çok güzel tohumların atıldığını gördüğünü kaydeden Ölken, “Karadeniz Bölgesi’nde bizim 25 ilimiz var. Kastamonu’dan Hakkari’ye büyük bir üçgen. Türkiye coğrafyasının yüzde 30’u. Çeşitli özellikleri var bu illerin ama şöyle baktığımızda Türkiye’deki ortalama sigortalılık oranlarının bir miktar altında. Ön plana çıkan sigortalar otomobil sigortaları, sağlık sigortaları, konut sigortaları yani bireysel farkındalık biraz daha yukarıda. Ama KOBİ ve ticari sigortacılığın biraz daha gelişim alanı olduğunu görüyoruz. Bireysel emeklilik ve hayat sigortacılığı açısından baktığınızda da çok güzel tohumların atıldığını görüyoruz. Özellikle tasarrufa yönelen halkın bireysel emeklilikten istifade etmek noktasında Karadeniz Bölgesi’nde yani Trabzon civarındaki tüm iller Doğu Anadolu’da da illerimiz var Samsun’un batısında da illerimiz var. Tüm bu illere baktığımızda adım adım geldiğini görüyoruz. Açıkçası farkındalığı arttırmak için bizim görevimiz çok. AXA Türkiye olarak, çok güçlü bir bölge teşkilatlanmamız var. Samsun’da Trabzon’da, Erzurum’da, Van’da temsilciliğimiz var. Mutlak suretle acente ve sigortaların yanında olup gelişen riskler bunları nasıl sigortayla önleyebiliriz bunları öğretmeye, anlatmaya çalışıyoruz. Sahada olduğumuz müddetçe de ben sigortalanma oranının yukarı çıkacağını düşünüyorum. Zorunlu deprem sigortası konut ikilisini, trafik kasko ikilisini, sağlık konut ikilisini, ticari paket sigortalarıyla, KOBİ sağlık ürünlerinin bir arada hızlı gelişebileceği bir ortam var. Yeni nesil ürünlere de çok ilgi duyuyor bu coğrafya. Dijital sağlık sigortamızı çıkardık. Açıkçası uzaktan muayene, reçete yazılması gibi çok önemli tam teşekküllü bir sağlık sigortası hizmetini uzaktan yapay zekayla veya doktor görüşmeleriyle sağlıyoruz. Bu anlamda bu bölgede satışlarımız arttı. Geleceğe de umutla baktığımız bir bölge. O yüzden de daha fazla burada olmaya gayret ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Pazar payı olarak sektörün yüzde 8,5 tarafını temsil ediyoruz”

AXA Türkiye’nin 130 yılı aşkındır faaliyet gösterdiğini vurgulayan Ölken, “Pazar payı olarak sektörün yüzde 8,5 tarafını temsil ediyoruz. Çok güçlü bir sermaye yapımız var. Çok güçlü bir teknoloji yapımız var. 9 bölge teşkilatımızda birer genel müdürlük hüviyetinde teşkilatlandırdığımızı, organize ettiğimiz bölge yapılanmamız var. Satış teşkilatımız da bu bölgelerde ama teknik hasar, tahsilat gibi diğer unsurlarda bölgelerde çalışıyor. İnovasyon ve teknolojisine çok yatırım yapan bir grubuz ve en önemli özelliğimiz de şirketimizin değerleri arasında müşteri var. Müşterisini ve acentesini çok yakın dinleyen, anlamak için dinleyen, müşterinin acı noktalarında veya ihtiyaç olduğu anda çözüm ortağına dönüşüm sloganıyla hep yanında olan bir grubuz ve hedefimiz sürdürülebilir olmak. Sürdürülebilirlik sigortacılık da çok önemli. Bir günlük iş yapmıyoruz. Bugün yaptığımız poliçenin sorumluluğunu bir yıl taşımakla beraber müşteriyle yaptığınız sözleşmenin çok uzun yıllar beraber yürüdüğünü unutmayalım. Bu manada da kalıcı olmak adına önce finansal tarafımızı çok güçlü kılıyoruz. Acente teşkilatımıza ve teknolojiye yatırım yapmaya dolayısıyla müşterinin ihtiyaçlarını çözmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“Sigortacılıkta elektrik, hibrit ve rüzgar enerjileri sektörleri 2024-2026 yolculuğunda mutlaka girişim alanları olacak”

Türkiye’de yaklaşık 5,5 milyon civarında sağlık sigortalısının olduğuna dikkat çeken Ölken, “Türkiye’de otomobil sigortacılığında yani kasko sigortacılığında daha halen sigortalanma oranı yüzde 30. Zorunlu deprem sigortasında yüzde 50-55. Konut sigortalarında yüzde 30-35. KOBİ yüzde 25-30. Yani nereden bakarsanız bireysel yatırımın da ticari yatırımın da sadece üçte biri sigortalı. Bireysel emeklilik tarafına göz atarsak bugün 15-16 milyon sözleşme var sektörde ama bunların gelişmesi imkanı var. Sağlık sigortacılığında büyük potansiyel var. Tabii ki ülkede sağlık hizmetleri çok gelişerek ve genişleyerek verilmeye devam ediyor ama tamamlayıcı sağlık, özel sağlık gibi iki ürünümüzle bütün sigorta sektöründe ciddi fırsat olduğunu düşünüyoruz. Yani şöyle ki Türkiye’de yaklaşık 5,5 milyon civarında sağlık sigortalısı var. Bunun yarısı bireysel yarısı da kurumların satın aldığı poliçeler. Bu manada önemli fırsat alanları var. Tabii sonraki yıllar için yeşil dönüşümle beraber yeşil prim diyeceğimiz, elektrikli araçlar, hibrit araçlar, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve değişen risklere karşı kurguladığımız siber sigortalar, parametrik sigortalar bu 2024-2026 yolculuğunda girişim alanları olacak mutlaka” ifadelerini kullandı.

“Doğal afetler, depremlerden sonraki ilk 3-4 ay sigortalanma oranları yukarı çıkar”

Çok güçlü bir sigorta birliğinin olduğunu belirten Ölken, “Yani Türkiye Sigorta Birliği çatısında barındırdığı hayat, hayat dışı şirketleriyle beraber güçlü bir yönetim politikasına sahip ve sigortacılığın gelişmesi adına bu bir sosyal sorumluluk bir taraftan da hem sigorta emeklilik düzenleme ve denetleme kurumuyla hem diğer tüm şirketler veya paydaşlarla eylem planlarıyla ve stratejik planlarıyla çalışıyoruz. Diğer taraftan acentelerimizin eğitimi çok önemli. Çünkü sigortacılığı, sigortayı müşteriye anlatacak en önemli isim acenteler. Öncelikle burada AXA olarak bizim yatırımımız var. Sektörde de birçok şirkette bizim arkamızdan yatırımların geldiğini görmekten mutlu oluyoruz. Gelecek fakültesini biz kurmuş durumdayız. AXA Acentem kampüsü kurmuş durumdayız. Hem online hem fiziksel yıl içinde çok ciddi sayıda eğitim veriyoruz. Acenteler geliştikçe ben tabana yayılmanın daha kolay olacağını düşünüyorum. Aynı zamanda özellikle şu anda eksik olan kanuni düzenlemelere ihtiyaçlarımız var. Bu konuda sigorta şirketleri birliği çatısında çalışıyoruz. Hem sigortacılık çatı kanununun oluşması hem de eğitim sistemimizin içinde sigorta konusunun bir başlık olarak girmesi bence sigortalanma açısından farkındalık açısından önemli olacak. Maalesef şöyle bir bilgi de vermek isterim. Büyük yaşanan doğal afetler, depremlerden sonraki ilk 3-4 ay sigortalanma oranları yukarı çıkar. Sonra onlar yenilenmez. Bizim en büyük konumuz o dur. Başımıza geldiğinde değil aslında gelecekmiş gibi mutlaka bireylerin, kurumların bütçelerini ayarlamaları ve risk yönetimine odaklanmalarını tavsiye ediyoruz” dedi. – TRABZON

]]>
https://www.haber28.com.tr/axa-turkiye-ceosu-yavuz-olken-buyuk-afetlerden-sonraki-ilk-3-4-ay-sigortalanma-oranlari-yukari-cikiyor-sonra-da-yenilenmiyor/feed/ 0
İzmir Romanlar Derneği Başkanı Abdullah Cıstır: “Herkes Anayasayı Konuşurken Bizim Geçim Sıkıntılarımız Var” https://www.haber28.com.tr/izmir-romanlar-dernegi-baskani-abdullah-cistir-herkes-anayasayi-konusurken-bizim-gecim-sikintilarimiz-var/ https://www.haber28.com.tr/izmir-romanlar-dernegi-baskani-abdullah-cistir-herkes-anayasayi-konusurken-bizim-gecim-sikintilarimiz-var/#respond Wed, 31 Jul 2024 05:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28634 HABER: FATİH ÖZKILINÇ – KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR)- İzmir Romanlar Derneği Başkanı Abdullah Cıstır, Kakava gününde Roman vatandaşların sorunlarına dikkat çekerek “Yoksulluk ve yoksunluk konusunda dibine kadar yaşıyoruz. Hatta artık adına ‘derin yoksulluk’ deniyor. Günlük geçinen insanlarımızın bugün ekonominin getirdiği olumsuz etkenlerden en çok bizimkiler olumsuz anlamda etkileniyor. Herkes anayasayı konuşurken bizim geçim sıkıntılarımız var. Gittikçe de sistemden uzaklaşıyoruz. Dünden daha fazla gettolaşıyoruz” dedi.

6 Mayıs, baharın habercisi olarak Anadolu’da Hıdırellez, Romanlarda ise Kakava günü olarak kutlanıyor. İzmir Romanlar Derneği Başkanı Abdullah Cıstır, Kakava gününde Roman vatandaşlarının sorunlarını ve beklentilerini ANKA Haber Ajansı’na anlattı.

Romanların dezavantajlı ve dünyada kırılgan gruplar olarak tanımlandığını belirten Cıstır, “Bizim eğlenmek için sadece Kakava gününe ihtiyacımız yok. Sadece Hıdırellez’e ihtiyacımız yok. Bugün bu coşku sel oluyor, çağ olup akıyor gidiyor. Birçok farklı toplum disiplini de aslında neredeyse  bize endekslenen bu Hıdırellez Şenliği aslında. Hıdır ile İlyas’ın buluşmasından doğan bir bahar şenliği adı ama biraz daha Romanlara endekslendi. Bizim de kültürel kodlarımızın getirdiği tarihi bir arka planı da var tabii ki Kakava ve Hıdırellez’in” dedi.

“DÜN YOK SAYILIYORDUK, BUGÜN VARLIK TANISI KONULDU”

Romanların sorunları ve beklentilerine yönelik son 20 yıl içinde yapılanları anlatan Cıstır, “2009’da biliyorsunuz Roman açılımı oldu. Arkasından özür geldi. Ardından 2016’da hükümetimizin Roman Eylem Planı açıklandı. 2019’da İnsan Hakları Günü’nde Sayın Cumhurbaşkanımızın tekrar ikinci bir kararnamesi çıktı ve ilgili bakanlıkların ‘azami dikkatine çekiyoruz’ diye. Herkes azami ilgilensin diye. Şimdi azami ne demek? ‘En yüksek düzeyde ilgilenilsin’ demek. Bugün bakanlıklarımızın, Romanlara ilgisi çok düştü. Yani bundan 5-10 sene evvel bir coşkuyla çok daha fazla buluşmalar oluyordu. ‘Sizin için neler yapabiliriz’ ya da ‘Birlikte neler yapabiliriz’ beklentisi ortaya konuluyordu. Konjonktürel süreçte baktığınız zaman Romanlarla ilgili artık bir varlık tanısı var ülkede. Dün yok sayılıyorduk. Bugün galiba varmıştan bir sekiz milyona varan göreceli olarak kullandığım bu rakamlarla ilgili bir varlık tanısı konuldu. Avrupa Birliği ilerleme raporlarında çok olumlu örnekler olmakla beraber Türkiye’de de bu konuda bir adı açılım, bir adı işte eylem planlarıyla ilgili toplumun ihtiyacına cevap verebilecek matbu belgeler ortaya çıktı. Ama sahada işlevselliği var mı? Yok. Göreceli olarak ‘hiçbir şey yapmıyorlar’ demiyoruz. Ama bu konuda hem özrün altı dolmuyor hem de diyaloglar azaldı otoriteyle. Görünürlüğümüz arttı, sorunlarımızın herkese anlatıyoruz. Ama bütçeye, mevzuata takılıyoruz ya da bir otoritenin kişisel inisiyatifiyle yürüyen sürece takılıyoruz. Dolayısıyla yeterli mekanizmalar kurulmadı. Kurulan mekanizmalara da işlevsellik kazandırmamakla ilgili bir çaba var. Bunu da anlamak mümkün değil” dedi.

“MECLİSTE BİR TANE ROMANI SIĞDIRAMADILAR”

“20 yılda aldığımız mesafeyi yadsımamakla beraber aldığımız mesafeyi çok yadırgıyorum” diyerek sözlerini sürdüren Cıstır, şunları kaydetti:

“Bugün itibarıyla dün lütuf olarak görülen iki tane AK Parti ve CHP’de birer tane vekilimiz varken bugün 600 kişilik Meclis’te bir tane Romanı sığdıramadılar. Demografik yapının temsiliyetiyle ilgili ki siyaset insanla yapılıyorsa bunun adı yok saymaktır. Dolayısıyla Romanlarla ilgili süreç geriye düşmüştür. Yani A liginden ikinci, üçüncü lige düştük. Çünkü yukarıdan başlıyor iş. Yerelde de baktığınız zaman özellikle batı coğrafyasında. Siyaset üstü bir üslupta söyleyeceğim; bütün belediyelere baktığınızda Romanlara bir statü kazandırılmıyor. Çöpçü, parkçı, bekçi. İçimizde üniversite mezunları da var. Bir toplumu kalkındırmak kalkınma politikalarıyla beraber sosyal statü vermektir. Bu topluma özrün altı o zaman dolar. Bu sosyal statü toplumu taçlandırır ve ihtiyaca göreceli olarak da olsa cevap verir.

“HALA TOPU TACA ATAN YAKLAŞIMLAR VAR”

Diğer taraftan sorun başlıklarımız belli. Ayrımcılık yaşıyor muyuz? Hala dibine kadar yaşıyoruz. Siyaset mekanizmasında da yaşıyoruz. Bürokrasi mekanizmasında da yaşıyoruz. Toplumumuz kendini ifade etmeye başladı. Yeni liderlerimiz çıkmaya başladı. Fakat hala topu taca atan yaklaşımlar var. Bunu toptancı bir zihniyetle söylemiyorum. Örneğin İzmir Büyükşehir’de iyi bir uygulama varsa ilçe bunu takip etmiyor. Algıda bütünlük yok. ya da genel merkezde Parti Meclisi’nin onay verdiği bir CHP Roman Eylem Planı varken bir bakıyorsunuz aşağıda buna ihtiyaca cevap verebilecek spesifik yaklaşımlar yok. Diğer taraftan sayın Cumhurbaşkanımızın, hükümetin, AK Parti’nin Roman Eylem Planı var iken Sayın Cumhurbaşkanımızın kararnamesini valiler neredeyse yok sayıyor demeyeceğim ama kıyısından geçiyorlar. Dolayısıyla burada matbu belgeler bir kazanım. Biz geçtiğimiz yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle işbirliği protokolü imzaladık. Bu çok değerli yerelde bir işbirliğinin gelişmesi. ‘Sizi tanıyorum, anlıyorum, birlikte çalışalım’ demek. Bunun üzerine koymakla ilgili de bütün coğrafyalarda aslına bakacak olursanız bu tür iş birliği protokollerine ihtiyaç var. Yeniden bir kucaklaşma sürecine ihtiyacımız var. Helalleşme diyelim, kucaklaşma diyelim. ya da birlikte nasıl yol alabiliriz diye otoriteyle tekrar yeniden masada kah müzakereye kah mücadeleye yeniden başlamamız gerekiyor. O yüzden aldığımız mesafeyi yadsımıyorum derken daha da iyi olabilirdik.”

“ARTIK ADINA ‘DERİN YOKSULLUK’ DENİYOR”

Roman vatandaşların yaşadıkları mahallelerdeki tabloyu da aktaran Cıstır, şunları aktardı:

“Hala bir sefer yoksulluk ve yoksunluk konusunda dibine kadar yaşıyoruz. Hatta artık adına ‘derin yoksulluk’ deniyor. Günlük geçinen insanlarımızın bugün ekonominin getirdiği olumsuz etkenlerden en çok bizimkiler olumsuz anlamda etkileniyor. Sebebi orta direk bir iş insanını bile evine ev hizmetçisi, bakıcı alması gerekirken Roman mahallesinde güvenilir ablalarımız varken abla diyor ‘haftada bir gel, 20 günde bir gel.’ Mahalleye hapis oluyor kadınımız. Hala okula devamsızlıklar çok yüksek. Burada tamamlayıcı eğitimlere ihtiyaç var. Hem milli eğitimi hem de sosyal belediyeciliğin tamamlayıcı eğitsel faaliyetlerini Roman mahallelerinde yerindelik ilkesiyle dünden daha fazla görmeye ihtiyacımız var. Çünkü ‘okuyacaksın da ne yapacaksın’ diyor veli. Okuyanlar diyor ‘iş bulamıyor’. ‘Hiç olmazsa babanla hurdaya çık’, diğeri ‘babanla çiçeğe çık’ diyor. Kızlara da ‘annenle iş yerine git’ deniliyor ‘hiç olmazsa büyüyünce ayakta durabilecek bir iş sahan olsun’ diye. Böyle bir devran dönüyor Roman mahallelerinde. Oysa hizmete erişmek için eğitimin ön şart olduğu kesin.

“EŞİT VATANDAŞLAR OLARAK ANAYASADA TABİR EDİLİYOR AMA EŞİT OLMADIĞIMIZI HEPİMİZ BİLİYORUZ”

Malumunuz ama biraz da zor bir dokumuz var. Sosyal devletin tüm  unsurları yeterince bizimle ilgilenmiyor. Roman mahallelerinde istihdam talebi oluştuğu zaman birçok meclis üyemiz ‘Gideceğiz yine iş isteyecekler’ diye de onlardan yüksünme alıyoruz. ya arkadaş bizi 100 yıldır geride bırakan sizsiniz. Dolayısıyla sosyal içerme kavramını dahil etme anlayışını nereye koyacağız? Özrü nereye koyacağız? Eylem planlarını nereye koyacağız? Geride kalan bu toplumla ilgili bu makas arasını kapatmak için ihtiyaca cevap verilecek yaklaşımları nereye koyacağız? Bu yüzden aslında çok fazla sıkıntılar var ama tabii ki Türkiye’nin hem dünyadaki konjonktürel süreçte hem de bölgemiz bir savaş içerisinde ama olmasa da bizim bugün bu sistemde eşit vatandaşlar olarak anayasada tabir ediliyor ama eşit olmadığımızı, hem mahallelerimizdeki coğrafi altyapıdan, hem de insan kaynağını yeterli olmadığından hepimiz biliyoruz.

“OTORİTEYE SESLENİYORUM”

Dolayısıyla biz anayasa uzlaşma komisyonuna katılmıştık. O günkü Meclis Başkanımız Sayın Cemil Çiçek’in resmi davetiyle Türkiye’de katılan tek dernek başkanıyım. Orada eğitim, barınma, yaşam, çalışma hakkımızın koruma altına almasıyla ilgili beklentiler ifade etmiştik. Bugün yeni anayasa hazırlıkları var ya hani fikirsel olarak neyi çıkacak karşımıza bilememekle beraber bugünkü anayasadan aslında hala beklentilerimiz bu. Çalışma, yaşama, barınma, eğitim hakkımızın koruma altına alınması. Bakın bugün hala eğitimle ilgili mevzuatta yer almasına rağmen sosyal devletin babası vali, kaymakam, belediye başkanı nerede? Bu çocukları daha fazla okulda tutmanın tedbir ve teşvik sistematiğini devreye sokmak için yaptırımlar nerede? Bize de kolaycı davranıyoruz tabii ki. Biraz nemelazımcı davranıyoruz. Burada farkındaysanız hem içeri hem de otoriteye sesleniyorum; Bizi dahil edin. Sosyal statüden tutun, siyaset mekanizmalarına, bürokrasiye kadar. Belediyelerde masabaşı işlere kadar.”

“DÜNDEN DAHA FAZLA GETTOLAŞIYORUZ”

“Herkes anayasayı konuşurken bizim geçim sıkıntılarımız var. ve gittikçe de sistemden uzaklaşıyoruz. Dünden daha fazla gettolaşıyoruz” diyen Cıstır, son olarak da şunları söyledi:

“Evime, mutfağıma, gelirime, tıkan yavaşlamış, durmuş işlerime. Hızır’ın eli değsin. Bedenime, sağlığıma, kavuşmanın mutluluğu gelsin. Dünyaya, memleketime, hayatıma barış, huzur, sevgi ve bereket aksın. Bu da bizim romanlarla ilgili aslında barışla iç içe yaşayan hiçbir savaşa müdahil olmamış, hiçbir karışıklığa müdahil olmamış bu toplumun barışsal, simgesel bir bereket duasıdır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmir-romanlar-dernegi-baskani-abdullah-cistir-herkes-anayasayi-konusurken-bizim-gecim-sikintilarimiz-var/feed/ 0
Hakan Fidan: “İsrail Hamas’ı Öcü Olarak Kullanıyor” https://www.haber28.com.tr/hakan-fidan-israil-hamasi-ocu-olarak-kullaniyor/ https://www.haber28.com.tr/hakan-fidan-israil-hamasi-ocu-olarak-kullaniyor/#respond Wed, 31 Jul 2024 03:24:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28610 (ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Al Arabiya’ya verdiği röportajda, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan İsrail-Hamas çatışmalarına ilişkin; “İsrail esas itibarıyla kendi amacını, kendi niyetlerini gizlemek için Hamas’ı sürekli bir öcü olarak kullanıyor. Uluslararası topluma Hamas’ı radikal, anlaşmaya yanaşmayan irrasyonel bir örgüt olarak sunuyor” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Fidan, Dubai merkezli Al Arabiya televizyonuna verdiği özel röportajda İsrail-Hamas çatışmaları başta olmak üzere mevcut bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fidan’ın değerlendirmelerinden öne çıkanlar şöyle:

“MISIR VE KATAR TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN MÜZAKERE GÖRÜŞMELERİNİ DESTEKLİYORUZ”

(Filistin müzakereleri) “Mısır ve Katar tarafından yürütülen müzakere görüşmelerini destekliyoruz. Türkiye, 2008-2009’daki ilk Gazze savaşından itibaren bütün arabuluculuk ve ateşkes çalışmalarının içerisinde yer aldı. Cumhurbaşkanımız o dönem başbakandı. O dönem bu konuda beni görevlendirmişti. 2008’deki savaşta konunun içindeydik, daha sonraki Gazze savaşlarında da konu içindeydik.

Türkiye’nin bu konuda devam eden bir duruşu var. Şimdi bu meselede şu an için Katar ve Mısır’ın yürüttüğü müzakerelerin bir sonuç vermemiş olması ve şu an itibarıyla bir sonuç vermiyor gibi gözükmesi, bu iki ülkenin müzakere pozisyonlarının başarısız olduğu manasına gelmiyor. Bu meselenin zor olduğunu kabul etmek lazım. İsrail’in burada çok anlaşmaya, uyuşmaya yanaşmayan bir tavır içerisinde olduğunu kabul etmek lazım. Şu an kardeşlerimiz, iki tarafın isteklerini belirli bir noktaya getirmeye çalışıyor. Biz burada bu kardeşlerimize ve Hamas’a elimizden gelen desteği veriyoruz. Onlara müzakereler için Türkiye’nin olumlu ve yapıcı katkısını sunmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz.

Bu Gazze savaşında ise başta Türkiye olarak biz ilk günden itibaren hep şunu söyledik: Eğer bu trajediden bir ders çıkarmazsak, kalıcı bir çözüme yani iki devletli bir çözüme gitmeksek bu, bu son Gazze savaşı olmayacak. Tam tersine, gelecekte daha başka savaşlar, daha büyük yıkımlar ve gözyaşları bizi bekliyor olacak. Dolayısıyla bizim daha fazla çalışıp iki devletli çözüme ulaşmamız gerekiyor.

(Hamas) İsrail esas itibarıyla kendi amacını, kendi niyetlerini gizlemek için Hamas’ı sürekli bir öcü olarak kullanıyor. Uluslararası topluma Hamas’ı radikal, anlaşmaya yanaşmayan irrasyonel bir örgüt olarak sunuyor. İsrail böyle yaparak kendi asıl hedefini ve amacını kamuoyundan gizlemeye çalışıyor.

Bir defa İsrail’in şunu yapması lazım. Demeli ki, ‘Ben, 1967 sınırlarını, uluslararası toplumun kabul ettiği sınırları kabul ediyorum. Benim başkasının toprağında gözüm yok. Bu sınırlar benim toprağım ve ben devlet olarak bu sınırlar içerisinde kalmayı kabul ediyorum. Başkasının toprağı ile ilgilenmiyorum, Filistin toprağına bakmıyorum’ demesi lazım.

(Rehine takası) İsrail’in şu anda özellikle ilgilendiği tek konu rehinelerin geri alınması meselesi. Bu insani bir durumdur. Bu konuda biz de çok hassasız. Cumhurbaşkanımız rehinelerle ilgili olarak kendisine ulaşan talepler konusunda son derece hassas. Bu konuda hem istihbarat servisimize hem bizlere, gerekli çalışmaları yapma talimatı verdi. İsrail ile bu konuda temaslarımız var. İsraillilerden gelen, hatta başka ülkelerden gelen talepleri Hamas’a aktarıyoruz. Yani özellikle rehinelerin bırakılması konusunda temaslarımız devam ediyor. Fakat Hamas’ın rehinelerin bırakılmasıyla eş zamanlı olarak insani yardımların başlaması, Filistinlilerin tekrar kuzeye dönmelerine imkan tanınması gibi talepleri var. Biliyorsunuz esas itibarıyla uluslararası toplum da bunları istiyor.

“BU GERGİNLİK DAHA BÜYÜK BİR SAVAŞIN HABERCİSİ OLABİLİR”

(Çatışmaların bölgeye yayılması) İsrail ile İran arasında başlayan gerginlik bizim uyardığımız bir konuydu. Bu gerginlik daha büyük bir savaşın habercisi de olabilir. Şu an için durum sakinleşmiş görünse de bu potansiyel her zaman var. Gerginlik 1 Nisan’da İsrail’in Şam Büyükelçiliği’ne yaptığı saldırıyla başladı. Ki biz bu saldırıyı kınadık. Bu uluslararası hukukun ve geleneklerin ayaklar altına alındığı bir olaydı. İran açık bir provokasyona maruz kaldı. Bunun neticesinde yapılan misilleme harekatıyla, bölge büyük bir facianın eşiğinden döndü. Bu esnada taraflarla görüşme içerisinde olduk. Gerek Amerikalılarla gerekse İranlılarla görüştük. Bununla, her iki tarafın da yapmak istediklerinin yanlış anlaşılmasını, asıl niyetlerinin dışında bir senaryonun hayata geçmesini engellemeyi amaçladık.

(Türkiye- Suudi Arabistan ilişkileri) Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler, son derece iyi bir rotada ilerliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ile gerek Sayın Kral hem Sayın Veliaht Prens birçok kez bir araya geldiler. Bunların neticesinde alınan son derece stratejik kararlar var. En son biliyorsunuz, Gazze krizi başladıktan sonra, İslam İşbirliği Teşkilatı – Arap Ligi Ortak Zirvesi Cidde’de yapıldı ve burada alınan kararlar var. Orada Cumhurbaşkanımız ve Veliaht Prens bir araya geldiler.

“MISIR CUMHURBAŞKANI’NIN ZİYARETİNİN TARİHİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ”

(Mısır Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyareti) Ziyaretin tarih üzerinde çalışıyoruz. Tüm bunlar, ilişkilerimizin geldiği seviyeyi gösteriyor. Tabii liderler düzeyinde varılan bu mutabakat, esas itibariyle biz bakanlara da bazı yükümlülükler doğuruyor. Bizler, özellikle siyasi konularda, askeri konularda, ekonomik konularda şu anda çok yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Mısır’la şu an gündemimizde olan belli başlı konular var. Bunlar üzerinde beraberce çalışıyoruz. Zaten Filistin meselesi, fevkalade önemli bir konu. Özellikle Refah üzerinden Gazze’ye yardım konusunda şu anda çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Biliyorsunuz Gazze’ye gönderdiğimiz yardım miktarı, 50 bin tona ulaştı. Gazze’ye yardım gönderen ülkeler sıralamasında, bazen birinci oluyoruz, bazen ikinci. Şu anda tüm yardımlar Refah üzerinden gidiyor, El Ariş Limanı’na götürülüyor. Bu konuda Mısır ile çok büyük bir işbirliği var. Onlara ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Bugüne kadar oraya dokuz tane gemi yardım gönderdik. Çok sayıda uçakla da yardım sevkiyatı yaptık.

(Libya) Türkiye olarak Libya’da 2019’dan itibaren bizim birinci önceliğimiz, doğu ile batı arasında artık hiçbir silahlı çatışmanın olmamasıdır. Eğer silahlı çatışma olmazsa, biz ortadaki bu barış döneminin, özellikle siyasal çözüm için büyük bir fırsat sunacağına inanıyoruz. Şu anda da aslında olan o. Sizin dediğiniz gibi, bizim doğu ile olan temaslarımızın artması, doğunun batıyla temaslarının artması, bizim Mısır ile konuşmamız, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile bir araya gelmemiz, özellikle Libya konusunda görüş alışverişinde bulunmamız fevkalade önemli. Burada Mısır, BAE, Katar, Türkiye bir masa etrafına oturup, doğudaki ve batıdaki aktörlerle hep beraber meseleye bakarsak, aslında çözüme ne kadar yakın olduğumuzu da görürüz diye düşünüyorum.

(Libya ile deniz yetki alanları anlaşması) Mısır ile bizim kendi anlaşmalarımız var. Libya ile olan anlaşmamız ayrı bir anlaşma. Ama biz tabii ki Mısır ile Akdeniz’deki durumları tekrar oturup görüşmek, konuşmak, bir noktaya ulaştırmak isteriz. Burada başka aktörler de var Akdeniz’de, şu anda söylemek istemiyorum.

“SURİYE SINIRIMIZIN ÖTESİNDEKİ PKK VARLIĞINA MÜSAMAHA GÖSTEREMEYİZ”

(Suriye) Suriye meselesinde biz durduğumuz yerde duruyoruz, bizim pozisyonumuz çok net. İslam coğrafyasının bölünmüş, kavgalı, çatışmalı yerlerinde olduğu gibi Suriye konusunda da tıpkı Libya gibi, ülke içindeki siyasal düzenin tesis edilmesini diliyoruz. Temel hizmetlerin bu ülkedeki halkın tüm kesimlerine ulaşmasını arzu ediyoruz. Biz bu konuda elimizden gelen her türlü katkıyı sunmaya hazırız.

Türkiye’nin hassas olduğu birkaç konu var. Bunlardan birincisi, halen ülkemizde misafir etmekte olduğumuz 3,5 milyon Suriyeli kardeşlerimiz. Bunlar kendi ülkelerindeki iç savaştan kaçıp, Türkiye’ye gelmiş olan kardeşlerimiz. Kendileri 10 yıldan fazladır, bizim misafirlerimiz; bizim ülkemizde bizimle beraber yaşıyorlar. Bunların kendi ülkelerinde hayatlarını kurabilmeleri için Suriye rejiminin adım atması gerekiyor.

İkincisi, Suriye’de muhaliflerin kontrolü altında yaşayan 5 milyon Suriyeli kardeşimiz daha var. O bölgede bir çatışma yaşanması halinde, bu kardeşlerimizin bir kısmı Türkiye’ye gelmek zorunda kalabilir. Biz bunu önlemek için orada birtakım tedbirler almış durumdayız. O bölgedeki 5 milyon insanın beslenmesi, sağlık ve eğitim hizmetlerinin yanı sıra güvenliklerinin sağlanması; dolayısıyla bu insanların vatanlarını terk etmeden orada yaşayabilmeleri için Türkiye’nin aldığı tedbirler var.

Bizim için önem arz eden bir diğer konu ise, 911 kilometrelik Suriye sınırımızın hemen öbür tarafında, terör örgütü PKK’nın varlığını devam ettirmekte olmasıdır. Buna müsamaha gösteremeyiz. Bu konuda bizim hiçbir tavizimiz olamaz. Terörle mücadelemize devam edeceğiz. Bunu Suriye rejimi ile koordinasyon içerisinde yapabilirsek, ne ala. Aksi taktirde biz kendimiz, bu mücadeleye devam ederiz.

(Irak temasları ve PKK ile mücadele) Özellikle Bağdat yönetimi, yakın zamana kadar, PKK’yı sadece Kürt bölgesindeki bir sorun gibi görüyor, o nedenle de merkezi yönetim olarak bu konuda herhangi bir inisiyatif geliştirmiyordu. Ama biz Sincar’da, Süleymaniye’de, Mahmur’da ve bazı tartışmalı bölgelerde PKK faaliyetlerinin varlığını kanıtlayınca, Bağdat yönetimi artık bu sorunun merkezi yönetim tarafından halledilmesi gerektiğine ikna oldu.

Cumhurbaşkanımızın Bağdat ziyaretinde, Irak’la Kalkınma Yolu Projesi imzalandı. Bu çok önemli bir proje. Bu proje hayata geçirildiğinde, Körfez’den gelen mallar, Irak ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılacak. Hakeza Avrupa’dan gelecek mallar da aynı yol üzerinden Körfez’e ulaştırılacak. Muazzam bir proje. Bu hat üzerinde, sadece demiryolu ve karayolu olmayacak, burada petrol ve doğal gaz boru hatları da olacak. Bu, projeyi tabii ki daha stratejik bir hale getiriyor. Böylesine stratejik bir projenin güzergahı üzerinde, kontrolsüz silahlı terör örgütlerinin varlığı söz konusu olamaz. Zira güvenli bir ortam yoksa, o bölgeye uluslararası finans getiremezsiniz.

“KARA HAREKATLARIMIZ DEVAM EDİYOR”

(Irak ve Suriye’ye kara harekatı) Şu anda Irak hükümetiyle, PKK ile mücadelede ne türden somut adımlar atabiliriz, yani koordinasyon mekanizması nasıl olur, ona bakıyoruz. Bir koordinasyon mekanizmasına ihtiyacımız var. Fakat koordinasyon mekanizmasından önce Türkiye olarak Irak tarafının da bu örgütü, tehdit olarak algıladığını ve bununla mücadele etme konusunda bir irade ortaya koyduğunu ve harekete geçtiğini görmemiz gerekiyor. Bunu gördükten sonra, koordinasyon süreci zaten kendiliğinden gelir. Koordinasyondan maksat, Türkiye’nin yapacağı operasyonlara engel çıkarmak ise, o zaman bunun adı koordinasyon değil başka bir şey olur.

Bizim, sınırımızın hemen ötesinde konuşlanmış durumdaki PKK’nın o bölgelerdeki mevzilerine yönelik kara harekatlarımız devam ediyor. Bunlar sürekli, kesintisiz ve planlı bir şekilde zaten devam etmekte olan harekatlar.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/hakan-fidan-israil-hamasi-ocu-olarak-kullaniyor/feed/ 0
Toplu Yaşam: Yalnızlığın Arttığı Koşullarda Popüler Bir Seçenek https://www.haber28.com.tr/toplu-yasam-yalnizligin-arttigi-kosullarda-populer-bir-secenek/ https://www.haber28.com.tr/toplu-yasam-yalnizligin-arttigi-kosullarda-populer-bir-secenek/#respond Tue, 30 Jul 2024 22:36:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28525 Hayat pahalılığının arttığı ve yalnızlığın küresel bir sorun haline geldiği koşullarda, toplu yaşam giderek daha popüler bir seçenek olarak görülüyor.

Yabancılarla yaşamak sadece sorunları mı çağrıştırıyor? Tuvaletin sürekli dolu olması, mutfakta bulaşık birikmesi ve siz uyumaya çalışırken yan odadan yüksek sesle müzik dinlenmesi gibi…

Belki de böyle olmak zorunda değil. Konut ve kira maliyetleri yükselmeye devam ettiği ve Dünya Sağlık Örgütü yalnızlığı küresel bir sağlık sorunu olarak koşullarda, ortak yaşam medyanın ilgisini çekiyor ve toplu yaşam düzenlemeleri artıyor.

Belki de başkalarıyla birlikte yaşamanın pozitif yanları daha fazla. Asıl soru toplumun buna hazır olup olmadığı.

30 yaşındaki Rosie Kellett, Londra’da yaşayan bir yemek yazarı.

2020’de bir ayrılıktan sonra yaşamak için yeni bir yer ararken sosyal medyada eski bir depoya denk gelmiş.

Kellett, yaşadığı yer olan Londra’nın doğusundaki Hackney Wick’te bu tür eski depolardan dönüştürülmüş 100’e yakın farklı toplu yaşam grupları olduğunu tahmin ediyor.

Ama yaşadığı yerin diğerlerine benzemediğini, farklı bir şekilde kurulduklarını söylüyor.

Kellett, 20’li yaşlarının sonu ve 30’lu yaşlarının başında altı kişiyle birlikte yaşıyor. Her biri ortak yaşam giderleri için bankaya haftada 25 sterlin yatırıyor. Ev işleri paylaşılıyor, her akşam biri yemek yapıyor.

Kellet’a göre ortak yaşamın en iyi yanı her zaman etrafta birilerinin olması. Ev arkadaşlarıyla bir aile gibi hissediyorlar. Londra’daki konut krizi nedeniyle ev bulmanın çok zorlaştığını söylüyor.

Ortak yaşamın dezavantajları da var.

Kellett kendine zaman ayırmakta zorlandığını, “İnsanlarla dolu masadan kalkmakta güçlük çektiğini”, partiye katılmasanız bile gürültüsünü duyacağınızı anlatıyor.

Ev arkadaşlarıyla fazla sorun yaşamadan paylaştığı iki duş ve iki tuvalet olsa da, tek çamaşır makinesinin yetmediğini söylüyor.

Ev işleri ve ev toplantılarını herkese uyacak şekilde ayarlamak için “WhatsApp üzerinden birçok kez yazışmak gerekiyor”.

Eski depolarda ortak yaşayanlar buralarda genellikle birkaç yıl kalıyorlar. Diğer ortak yaşam alanları ise daha kalıcı bir şekilde düzenlenmiş.

36 yaşındaki Creal Zearing, kocası ve üç yaşındaki kızıyla birlikte ABD’nin Wisconsin eyaletindeki Madison kentinde bir ortak ev topluluğunda yaşıyor.

Arbco ortak konut sitesinde iki apartman ve birkaç müstakil ev bulunuyor.

Her birimin kendi yatak odası, banyosu ve mutfağı var. Burada çocuklu ailelerden bekar yaşlılara kadar yaklaşık 100 kişi yaşıyor.

Zearing, “Teknik olarak, ortak evimiz bir kat mülkiyeti derneği, yasal olarak bu şekilde yapılandırılmış. Evimiz bize ait, ortak alanlar ve ev sigortasının bir kısmı için her ay aidat ödüyoruz” diye anlatıyor.

Bölge sakinleri birkaç haftada bir yemek düzenliyor ve aylık partiler gibi sosyal etkinlikler var. Her iki haftada bir üye toplantısı, yönetim kurulu ve komite toplantıları da yapılıyor.

“Ben tam zamanlı çalışıyorum. Ama emekliler de var ve muhtemelen onların birlikte yaptığı ve benim katılamadığım daha düzenli etkinlikler var.”

Her üyeden ayda dört saat çalışarak katkıda bulunması bekleniyor.

‘Kasıtlı topluluklar’

Batı dünyasında geniş bir yelpazede ortak yaşam düzenlemeleri var ve bunlar çeşitli nedenlerle ortaya çıktı.

İngiliz Guardian gazetesine göre İngiltere’de Covid-19 salgını ortak yaşama olan ilginin artmasına katkıda bulundu.

İngiltere’nin doğusundaki Suffolk yerleşiminde başarılı bir ortak yaşam merkezinin üyeleri 2023 yılında BBC’ye yaptıkları açıklamada, kurdukları düzenin hayat pahalılığından korunmalarına yardımcı olduğunu söyledi.

“Kasıtlı topluluklar” akademik tanıma göre ilişki içinde olmayan beş ya da daha fazla bağlantısız insanın gönüllü olarak birlikte yaşadığı evleri ifade ediyor.

Ortak yaşam organizasyonu Diggers and Dreamers’ın yönetim kurulunda yer alan Penny Clark, “Bu gerçekten kafa karıştırıcı olabilir” diyor.

Ortak konutlarda, insanların kendi müstakil evlerinin yanı sıra ortak alanları olduğunu ve topluluğun kendi kendini yönettiğini, konut kooperatiflerinde ise mülkiyetin paylaşıldığını, ancak sitenin her zaman kasıtlı bir topluluk gibi hissettirmediğini açıklıyor.

Clark’ın Conscious Coliving’in bir parçası olarak danışmanlığını yaptığı nispeten yeni bir sektör olan “ortak yaşam” da var.

Burada bir şirket, müstakil daireler veya stüdyoların yanı sıra ortak alanlara sahip bir bina yaratıyor, ancak bunlar da kasıtlı topluluklar değil.

“Bir de bugünlerde İngiltere’de çok nadir görülen komünler var. Akademik tanımlara göre, bir komünü diğer topluluk türlerinden özellikle farklı kılan şey, gelir paylaşımı olması. Kazancınız bir potada toplanır ve birlikte harcarsınız.”

Clark’a göre, konut piyasasındaki sorunlar nedeniyle daha fazla insan ortak yaşama yöneliyor olabilir. Bazıları da çevresel açıdan daha sürdürülebilir olmak istedikleri için bu yola başvuruyor.

Ayrıca, aile üyelerinin doğdukları yerden çok uzaklara dağılmış olabileceği günümüzün atomize toplumunda, sosyal bağlantı büyük bir çekicilik oluşturuyor.

Araştırmalar bu tür topluluklarda yaşayan insanların yaşam kalitesinin toplumdaki en mutlu insanlar kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

Bu yaşam biçimi herkes için uygun mu? Clark, “Kesinlikle ödünler söz konusu” diyor.

“Topluluk yaşamı için yapılan çalışmalar biraz bunaltıcı olabiliyor; bazen çok kötü sonuçlanıyor ve insanlar çok üzgün ayrılıyor.”

Yeni bir ortak konut topluluğu oluşturmak da zor. Arazi bulmak zor, finansal riskler büyük ve bankalar kredi vermekte tereddüt ediyor.

“İyi bir yaşamın ve iyi bir evin ne olduğuna dair belirli varsayımları olan bir sistemin içindeyiz. Ve komünal yaşam bu varsayımlara uymuyor. Toplumda mahremiyetin iyi olduğuna ve bir şeylere sahip olmanın iyi olduğuna dair bir zihniyet var” diyor Clark.

Clark, yaşam alanını paylaşmanın arzu edilen bir şey olmadığını söylüyor.

“İyi bir ev fikri, tek başınıza sahip olduğunuz büyük bir ev olarak algılanıyor.”

Mevcut topluluklara ise taşınmak isteyen insanlardan düzenli talep akışı var. Londra’da Rosie Kellett, yaşam düzeniyle ilgili iki Instagram videosu paylaştıktan sonra, birçok kişi onunla iletişime geçerek taşınmak istediklerini söyledi.

“Kendimi çok kötü hissettim çünkü yeni oda arkadaşı kabul etmiyorduk. Kesinlikle bu tür alanların daha fazla olması için bir istek var ama bunu kendiniz organize etmeniz gerekiyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/toplu-yasam-yalnizligin-arttigi-kosullarda-populer-bir-secenek/feed/ 0
İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa Anka’ya Konuştu: “Melen Barajı İstanbul’un Sigortasıdır” https://www.haber28.com.tr/iski-genel-muduru-safak-basa-ankaya-konustu-melen-baraji-istanbulun-sigortasidir/ https://www.haber28.com.tr/iski-genel-muduru-safak-basa-ankaya-konustu-melen-baraji-istanbulun-sigortasidir/#respond Tue, 30 Jul 2024 02:36:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28381 Haber: OKTAY YILDIRIM – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

(İSTANBUL) – İstanbul’un su sorunu ve İSKİ’nin geçtiğimiz 5 yıl boyunca yapmış olduğu yatırımlar hakkında bilgi veren İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Melen Barajı’nın İstanbul’un sigortası olduğunu belirtti. Başa, “İstanbul’un sigortası diyoruz. ve toplam olarak İstanbul’a bir yıl yağmur yağmasa bile tek başına İstanbul’un bir yıllık suyunu karşılama kapasitesine sahip bir baraj. Avrupa Yakası’nın en önemli barajlarından biri olan Sazlıdere Barajı’nı yok edecek olan Kanal İstanbul projesi için Sazlıdere Barajı özellikle geçen yılki kuraklık döneminde ne kadar kritik bir baraj olduğunu ortaya koydu. Bu barajımız olmasaydı mesela geçen sene biz İstanbul’un Avrupa yakasına yeterli su veremeyebilirdik” dedi.

İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa, İstanbul’un su sorunu ve İSKİ’nin yapmığş olduğu yatırımlarla ilgili ANKA Haber Ajansına konuştu.

İSKİ’nin 5 yıl boyunca yaptığı yatırımların yanı sıra İstanbul’un önümüzdeki yıllarda yapacağı yatırımlarada değinen Başa, Melen Barajı’nın İstanbul için çok önemli bir kaynak olduğunu belirtti. Melen Barajı’nın İstanbul’a yağmur yağmasa bile bir yıllık su ihtiyacını karşılama potansiyeli olduğunu belirten Başa, “İstanbul’un sigortası diyoruz. ve toplam olarak İstanbul’a bir yıl yağmur yağmasa bile tek başına İstanbul’un bir yıllık suyunu karşılama kapasitesine sahip bir baraj. Bir milyar metreküpün üzerinde su tutma kapasitesi var. Biz de zaten bir milyar 100 milyon gibi su veriyoruz. Dolayısıyla Melen Barajı bu kadar kritik. Melen Barajı olmadığı için bize teslim edilmediği için DSİ tarafından sıkıntı yaşıyoruz” dedi. Avrupa Yakasının en önemli barajlarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın kuraklık döneminde ne kadar önemli bir baraj olduğunu belirten Başa, Kanal İstanbul projesi’nin Sazlıdere Barajı’nı yok edeceğini ifade etti

Başa, “Kanal İstanbul’un güzergahına baktığımızda İSKİ’nin maalesef işte çok önemli bir barajı olan Sazlıdere Barajı’nı maalesef ortadan kaldırıyor. Sazlıdere Barajı özellikle geçen yılki kuraklık döneminde ne kadar kritik bir baraj olduğunu ortaya koydu. Bu barajımız olmasaydı mesela geçen sene biz İstanbul’un Avrupa yakasına yeterli su veremeyebilirdik” diye konuştu.

Başa, ANKA Haber Ajansa muhabirinin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

İSKİ mevcut su sorunu çözmek için İstanbul’da yoğun bir çaba sarfediyor. Açılışlarda da bunları görebiliyoruz. İstanbulluların suyla ilgili olan aklında soru işaretleri var. İstanbul’da artan bir nüfus var. Su depolama sorunu var mı yok mu?

İSTANBUL GENELİNE YILDA 1 MİLYAR 120 MİLYON METREKÜP SU SAĞLIYORUZ”

Baraj doluluk oranlarımız gayet iyi seviyede. Ama birkaç yaz devam eden ciddi bir kuraklıkla karşı karşıyayız. Özellikle Avrupa tarafı, Trakya tarafında geçen sene ciddi bir sorun yaşadık ama geçmiş dönemde yaptığımız yatırımlar ve aldığımız tedbirlerle çok şükür İstanbullulara bir susuzluk yaşatmadık. O noktada tabii sürekli olarak nüfusumuz artıyor. Sizin de belirttiğiniz gibi göçler çok fazla yabancı nüfusu özellikle İstanbul’da. Son dönemde yabancı abonelerimizin sayısı arttı ve artan bir su talebi olduğunu gerçek. Bunu zaten kişi başı su tüketimlerinden de görüyoruz. Yani özellikle geçen yaz üç milyon 500 bin metreküpün üzerine çıkan günlük bir su tüketimi oldu ve yılda da İstanbul’un geneline bir milyar 117 – 120 milyon metreküpe yakın bir su sağlıyoruz.

İÇME SUYU KAPASİTEMİZİ ÇOK ARTTIRDIK”

Tabii kesintisiz su sağlama noktasında sürekli olarak yatırım yapmamız gerekiyor. Bu noktada iyi bir geçmiş dönem, beş yıl geçirdiğimizi düşünüyorum. Yani bu su sorununu, suyu getirmek adına neler yapıyoruz. Bir kere içme suyu arıtma kapasitemizi çok arttırdık. 580 bin metreküpün üzerinde yeni bir içme suyu arıtma kapasitesi ve tesisini hizmete soktuk. Örnek vermem gerekirse özellikle Anadolu Yakası’ndaki Ömerli barajımızın dibinde Emirli 2 tesisimiz çok önemli bir tesis devreye girdi. Yine Taşoluk, Arnavutköy mevki ki gelişen bir bölge. O bölgenin de ciddi manada bir su stresi vardı. Oraya da yeni yaptığımız 50 binin üzerinde 50 bin metreküp kapasiteli yeni bir içme suyu arıtma tesisini devreye aldık yüz bine çıkardık kapasitesini. Şile bölgesinde bilhassa haberlerde zaman zaman konu oluyordu. Burada yaz dönemi özellikle su sıkıntısı vardı. Oraya da çok güzel ultra filtrasyon bir tesisi membranlı bir tesisi devreye aldık. Bu yeni yatırımlarla beraber neredeyse dediğim gibi arıtma kapasitemizi 700 bin metreküplere çıkaracağız yeni dönemde arttırmış olacağız.

“HALKIMIZI SUSUZ BIRAKMIYORUZ”

Onun haricinde tabii yeni ishale hatları yapıyoruz. İstanbul’un özellikle Avrupa yakasındaki su ihtiyacını güvenceye almak üzere Terkos Barajı çok önemli bir su kaynağımız. Oradan İkitelli arıtma tesislerimize gelen 33 kilometre üzerinde devasa bir içme suyu ishale hattını bu dönemde tamamladık ve açılışını yaptık. Yine Melen’den gelen su ki Kağıthane’ye geliyor. Buradan yine Avrupa Yakası’nın içlerine götürecek. Bizim Kağıthane – Sefaköy tünelleri çok büyük tüneller neredeyse metro tünelleri kadar devasa tüneller inşa ediyoruz. Onlar da oldukça ilerledi betonlama işlerimiz çok yakın zamanda bitecek ve en kısa zamanda boru kaynatma yapmış olacağız. Dolayısıyla hem ishalatları hem şebeke tabii şebekeyi sürekli olarak yeniliyoruz. Beş yılda 200 kilometre yeni içme suyu ishale hattını devreye almışız. 638 kilometre yeni içme suyu şebeke hattı yapmışız. 16 kilometre içme suyu tüneli inşa etmişiz, sekiz adet su deposu, üç adet yeni terfi merkezini devreye almışız. Arıtma kapasitemiz de 583 bin metreküp arttırmışız. Bunlar bizim yaptığımız tabii önemli yatırımlar. Önümüzdeki dönemde yine Anadolu Yakası’nda Şile, Kartal, Maltepe, Ümraniye’de hem terfi merkezi, hem de yeni içme suyu depolarının temelini de atacağız. Yani İSKİ. bu dönemde gerçekten içme suyu yatırımları noktasında çok önemli işlere imza attı. Aldığımız tedbirlerle bu stresli döneme rağmen halkımızı susuz bırakmadık.

“105 MİLYON METREKÜP SUYUN FİZİKİ KAÇAĞINI KURTARMIŞ OLDUK”

Sadece yatırım yapmıyoruz. Suyumuza sahip çıkıyoruz. Sizin aracınızla şu müjdeyi de vermek istiyorum. Geldiğimizde kayıp kaçak oranı, biz suyu üretiyoruz, şebekeye veriyoruz ama maalesef bazı hatlar çok eskiydi. Bazı su depolarının durumu kötüydü. Birçok yerden su sızıntıları vardı. Yüzde 22,5’lara yaklaşan bir su kayıp kaçak oranı vardı ve biz bunu dört yılda, beş yılda yaptığımız çalışmalarla ki bunun için özel birimler kurduk, özel yatırımlar yapıyoruz, özel projeler uyguluyoruz. Bunu da bu sene itibariyle yüzde 19’un altına düşürdük. Belki bu rakam bile yüksek gelebilir ama hani her bir yüzde birlik düşüş çok ciddi bir İstanbul’un suyunu koruma noktasında bize hizmet ediyor. 105 milyon metreküp suyu fiziki kaçağı kurtarmış olduk. İSKİ olarak hem içme suyu yatırımlarıyla sürekli olarak kapasitemizi arttırıyoruz şebekemizi yeniliyoruz. Vatandaşı bu noktada kaliteli ve sağlıklı içme suyu ve kesintisiz içme suyuna ulaştırdığımızı düşünüyorum. Suyumuzu koruyoruz. Bu yeni dönemde de içme suyu yatırımlarımız artarak devam edecek.

“MELEN BARAJI, İSTANBUL’A YAĞMUR YAĞMASA BİLE BİR YILLIK SU SAĞLAYACAK KAPASİTEYE SAHİP”

Biz bu yatırımları yapıyoruz ama bizim asıl sorunumuz depolama sorunu ve İstanbul’da bizim mevcut barajlarımızın kapasitesi yıllık 860 milyon metreküp civarında. Yeni depolama alanlarına yeni barajlara ihtiyaç var. Bu noktada en önemlisi Melen Barajı. Melen Barajı, DSİ tarafından yapımı tamamlandı diyemiyorum. Çünkü maalesef tamamlanamadı. Bir takım sıkıntılar var. Biz tabii su ve kanalizasyon master planımızı yaptık. Geçen sene bunun lansmanını da yaptık ve dolayısıyla İSKİ’nin 2023-2053 yılları arasında 30 yıllık dönemde içme suyu kaynakları bunun planlanması ve yapması gereken yatırımlar belli. Bu noktada Melen Barajı 2053 yılında bile İstanbul’un su kaynağının yarısını karşılayacak bir baraj. Dolayısıyla stanbul’un sigortası diyoruz. ve toplam olarak İstanbul’a bir yıl yağmur yağmasa bile tek başına İstanbul’un bir yıllık suyunu karşılama kapasitesine sahip bir baraj. Bir milyar metreküpün üzerinde su tutma kapasitesi var. Biz de zaten bir milyar 100 milyon gibi su veriyoruz. Melen Barajı bu kadar kritik. Melen Barajı olmadığı için bize teslim edilmediği için DSİ tarafından sıkıntı yaşıyoruz.

“MELEN BARAJI BİTMEYECEKMİŞ GİBİ İSKİ OLARAK ÇALIŞMALARIMIZI YAPIYORUZ”

Bir kere ben sadece regülatörlerden sağlıyorum. Melen Çayı’ndan aldığımız suyu alıyorum ondan sonra bunu terfi ettiriyorum. Çok ciddi bir elektrik parasına katlanıyorum ve bu suyu getiriyorum. Yeni etabının temelini attığımız Cumhuriyet arıtmada arıtıyorum veya bir kısmını Ömerli Barajımıza veriyoruz. Eğer baraj bitmiş olsa ben buradan istediğim zaman ve istediğim şekilde ve istediğim kalitede su alma imkanım var. Şimdi sadece dereden ne kadar su yakalayabilirsem ki o da mevsimsel olarak zaman zaman Melen çayının da kurma potansiyeli var. İstikrarlı su alamayabiliyorum. Bir de ayrıca dereden su almakla barajdan dinlenmiş ve dolayısıyla daha durulmuş suyu almak çok farklı. Bütün bunlar benim tabii ki arıtma maliyetlerimi, enerji maliyetlerimi oldukça arttırıyor. Ben inanıyorum ki bu barajla ilgili sorunu bir an önce çözüp bu önemli yatırımı tamamlayıp İSKİ’ye teslim edeceklerdir. Bu noktada bizim DSİ’yle zaman zaman görüşmelerimiz olur. Ama geldiğimiz son nokta itibariyle tekrar barajın bu çatlakların ve nasıl giderileceğine ilişkin bir proje ihalesine çıkmışlar. Dolayısıyla o projelendirilecek, tekrar bir ihaleyle bir onarım ihalesine çıkılacak. Süreç çok uzuyor böylece de İstanbul’un su güvenliği de tehlikeye giriyor. Bu handikapları ortadan kaldırmak için biz İSKİ olarak çalışmalar yapıyoruz. Geçen sene yine Melen Çayı’na üçüncü terfi istasyonu kurduk. 75 milyon metreküp suyu, ilave suyu İstanbul’a verebilecek bir tesisi devreye soktuk ve geçen sene bu sıkıntılı dönemde de buradan yanılmıyorsam 25 – 30 milyon metreküp su aldık ve İstanbul’u susuz bırakmadık. Biz Melen Barajı sanki bitmeyecekmiş gibi İSKİ olarak çalışmalarımızı yapıyoruz.

“SUNGURLU BARAJI, MELEN BARAJI KADAR ÖNEMLİ”

Yeni su kaynakları konusunda DSİ önerimiz var. Biz daha çok suyu dağıtan, arıtan ve dolayısıyla aboneleri ulaştıran işletmeci bir kuruluşuz. Esasen hani baraj yapmak tabii ki İSKİ de yapabilir ama baraj yapmak dolayısıyla su kaynaklarını şehirlere getirmek, suyu getirmek, esasen Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görevi. Nitekim yine Melen Barajı gecikince Sungurlu Barajı yine çok önemli bir baraj. Bizim özellikle Ağva’ya akan derelerimiz var. Dolayısıyla bu bölgeye yapılacak bir barajın yine Melen Barajı’nın handikapını gidermesi noktasında çok önemli bir katkı sağlayacağımızı  düşündüğümüz için DSİ’yle iş birliği yaptık. Bir protokol hazırladık. Bu protokol genel kurulumuzdan İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisimizden gençti, ben ve Sayın Başkanım imzaladı. DSİ’ye gönderdik ama aylar var halen daha maalesef protokol imzalanıp bize geri dönüş olmadı. Bunun da bir an önce imzalanıp yatırım programına alınıp Sungurlu Barajı’nın da yine Melen Barajı’nın yanında yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

“RANDEVU TALEP ETTİK DSİ GENEL MÜDÜRÜMÜZDEN”

Şöyle bir sorun var İstanbul’da. Nüfusun çok önemli bir kısmı Avrupa yakasında ama su kaynakları daha çok Anadolu Yakası’nda. Dolayısıyla biz işte buradan da görüyorsunuz her gün boğaz hattından yüz binlerce metreküp suyu Asya’dan Avrupa’ya transfer ediyoruz. Fakat kuraklık özellikle Avrupa yakasında çok yakıcı. Bu bölgede de istikrarlı su kaynaklarına ihtiyacımız var. Bu noktada özellikle Rezve Deresi, Mutlu Dere’si Bulgaristan sınırındaki boşa akan bir su. Dolayısıyla bu suyun mesela İstanbul’a getirilmesi, işte Karacaköy bölgesine, Çatalca, Karadeniz kıyısında bir baraj yapılıp orada depolanması, oradan da yine Terkos’u ve bu bölgeyi destekleyici bir baraj dolayısıyla tünel projemiz var çok önemli bir proje. Bunun fizibilitelerini hep yaptık, bitirdik. Dolayısıyla bu konuda da DSİ’den çalışma bekliyoruz, yatırım bekliyoruz. Ortak iş birliği yapabiliriz. Barajı DSİ yapabilir tüneli biz yapabiliriz. Yani İSKİ olarak biz sorumluluğumuzun bilincindeyiz. 90’ıncı yılını kutlayan bir kadim kuruluşu olarak İSKİ, İstanbul’u susuz bırakmamak adına her türlü planlamayı, her türlü yatırımı, her türlü projeyi üretiyor. Ama takdir edersiniz ki bütün bunları tek başımıza yapmamız mümkün değil. Bunu merkezi idarenin çok önemli kıymetli kuruluşlarıyla iş birliği yapmamız gerekir. Onların desteğini almamız gerekir. Biz bu yeni dönemde ortak çalışmaya hazırız. Randevu talep ettik DSİ Genel Müdürümüzden uzun süredir bekliyorum. İnşallah en kısa zamanda kendisini de ziyaret edip İSKİ’yle ortak çalışma için elimizden gelen gayreti göstermiş olacağız.”

“İSKİ’nin borçları ne durumda ve yapılması planlanan Kanal İstanbul, İstanbul’un su kaynaklarını nasıl etkiliyor” sorusuna ise Başa, şu yanıtı verdi:

“İSKİ’NİN BORCUNUN AZALDIĞINI GÖRÜYORUZ”

“İSKİ kendi öz kaynaklarıyla ayakta duran bir teşkilat. Yani biz merkezi idareden İller Bankası’ndan bir miktar pay alıyoruz ama hani bununla biz personel giderlerimizi bile karşılamamız mümkün değil. Dolayısıyla İSKİ’nin en önemli geliri su ve atık su parası. Abonelerimizden aldığımız bir tarife üzerinden hesaplanan su ve atıksu geliri. Bu konuda geçen dönem çok iyi tarifeler yaptık ama maalesef meclisimizden destek alamadık. Yani İSKİ çok mütevazı tarifelerle bu yatırımları yapmayı başardı. Esasen biz hem işletmeciyiz hem de yatırımcı bir kuruluş olarak mutlak suretle İstanbul’un geleceğiningaranti altına alacak yatırımları yapmamız lazım. Dolayısıyla bu noktada ciddi bir kaynağa da ihtiyacımız var. Şu ana kadar işte başkanımızın ortaya koyduğu bereketli bütçe uygulaması hakikaten tüm yatırımlarımızı, giderlerimizi hep öz kaynaklarımızla karşıladık. Hiçbir lira dış kredi almadan bu dönemi geçirdik. Neredeyse şu anda bitirdiğimiz ve devam eden yatırımlarla beraber 80-90 milyar liralık bir yatırım hacmine İSKİ ulaşmış oldu. ve her yıl bütçesinin en az yüzde 40’nı hatta yüzde 40’nın üzerini yatırımlarımıza yani sermaye giderlerimizi harcadığımızı düşünüyorum. İSKİ’nin borçları arttı deniliyor. Bu doğru değil. Arkadaşlarıma hesaplattırdım 2019 yılı itibariyle İSKİ’nin o zamanki dolar kuruyla 264 milyon 422 bin lira borcu varmış. İşte o dönem ki müteahhit borçları vesaire ama 264 hadi 65 milyon diyelim dolarlık bir borcu varmış İSKİ’nin. Biz bu dönem bu kadar dediğim gibi mecliste de çoğunluk olmayınca arzu ettiğimiz tarifeleri alamamamıza rağmen İSKİ’nin borcu artmamış. Tam tersine dolar cinsinden azalttığımızı düşünüyorum. Şu an itibariyle 2023 yılı sonu itibarıyla 239 milyon 285 bin dolar. 264’ten 230’lara inmiş. Tam tersine İSKİ’nin borcunu dolar cinsinden azaldığını görüyoruz. Hiç dış kredi kullanmadık. Tamamen öz kaynaklardan, İSKİ olarak karşılıyoruz.

“BAZI DÖNEMLER GELİRİMİZİN NEREDEYSE YARISI ENERJİ FİYATLARINA GİDİYOR”

Bir de zaman zaman İSKİ elektrik parasını ödemiyor asla öyle bir şey yok. Tabii ki enerji maliyetleri çok arttı. Biz göreve geldiğimizde 2019’da toplam bütçemizin sadece yüzde onu elektrik ve doğal gaz giderlerine ayrılıyordu. Ki inanılmaz biliyorsunuz elektrikte dalgalanmalar oldu ki İSKİ olarak çok ciddi elektrik kullanıyoruz. Çok devasa tesisler işletiyoruz. ve İSKİ’nin elektrik faturası bütçeye yükü yüzde 10’lardan yüzde 30’lara çıktı. Bazı dönemler gelirlerimizin neredeyse yarısı enerji fiyatlarımıza gitmesine rağmen İSKİ hiçbir dönemde ne personel faturası, ne elektrik faturası, ne doğal gaz faturası, ne de işte işletme giderleri ödememe gibi bir durum olmadı. Bizim bu tabii ki borçlarımız var ama bunların hepsi yatırımlardan dolayı olan borçlar. Biz İSKİ’yi borçlandırmıyoruz.

“İSKİ YATIRIM YAPIYOR”

İSKİ yatırım yapıyor müteahhitlerine olan borçlarını hak edişlerini düzenli olarak ödüyor. Dolayısıyla bütün cari giderler, elektriktir, işte doğal gazdır ve diğer işte kimyasal giderleri çünkü çok ciddi rakamlarda işletme giderlerimiz var. Bunları da günü gününe ödüyor. Hiç bizim daha çok talebimiz daha fazla yatırım yapmak üzerine yoksa İSKİ işletme noktasında hiçbir sorunu yok. Sorunu olan bir teşkilat değil ama yatırım yapmamız lazım. Bahsettiğimiz yatırımlar tüneller, çok ciddi dere ıslahları yapıyoruz, atık su arıtma tesisleri yapıyoruz. Atık suda da çok ciddi yatırımlarımız oldu. Yani bunların yapılabilmesi için İSKİ’nin gelire ihtiyacı var. Dolayısıyla bunu da biz öz gelirlerimizden tasarruf yaparak ve bereketli bir bütçe olarak karşılamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla İSKİ’nin borçlarının arttığı söz konusu değil. Böyle bir şey olsa zaten her gün biz yüklenicilerle bir şekilde sıkıntı yaşarız. Öyle bir durum söz konusu değil düzenli olarak bunları ödüyoruz. Dışarıda yapılan o tür spekülasyonlara vatandaşlarımız itibar etmesinler. İSKİ kurumsal yapısı çok güçlü bir kuruluş.

“İSKİ’NİN GELİŞTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

Tuzla arıtma gibi Türkiye’nin en büyük arıtma tesisi devreye girdi. İşte Baltalimanı’nda görüyorsunuz devasa bir atık su arıtma tesisini günde 600 bin metreküpün kapasiteli bir tesisi devreye aldık. Enerjisini de hatta oradan sağlayacağız. O yumurta kesitleri görüyorsunuz. Onlar hep bizim enerji ünitelerimiz. Birçok noktada çalışmalarımız devam ediyor. Yani geri dönüşüm suyu çok önemli. Biz atık sudan da artık bunun arıtıp tekrar yeşil olan ve sanayide kullanması için yatırımlar yapıyoruz. Geri dönüşüm suyu kapasitemizi üç katına çıkardık. Yeşil enerji kullanıyoruz elektrik çok önemli bir maliyet bizim için. Bu maliyetleri azaltmak için ciddi manada GES, güneş enerji sistemi yatırımları yapıyoruz. Biz geldiğimizde göreve sadece 1,3 megavat İSKİ elektrik üretiyordu. Bu aylar itibariyle yaptığımız yeni yatırımlarla 10 megavata çıktık. 1,3’ten 10 megavata, yedi sekiz kat yeşil enerjimizi, alternatif enerji kaynaklarımızı arttırmışız. Yani nereye bakarsanız, hangi göstergeye bakarsanız İSKİ’nin geliştiğini görüyoruz.

“KANAL İSTANBUL PROJESİ BİR BARAJI ORTADAN KALDIRIYOR”

Kanal İstanbul’un güzergahına baktığımızda İSKİ’nin maalesef işte çok önemli bir barajı olan Sazlıdere Barajı’nı maalesef ortadan kaldırıyor. Sazlıdere Barajı özellikle geçen yılki kuraklık döneminde ne kadar kritik bir baraj olduğunu ortaya koydu. Bu barajımız olmasaydı mesela geçen sene biz İstanbul’un Avrupa yakasına yeterli su veremeyebilirdik. Dolayısıyla ve burası aynı zamanda bizim bir su toplama havzamız. İstanbul’un zaten Avrupa yakasında su kaynakları kısıntılı. Bir de böyle bir kanalla getirip işte bu havzayı paramparça edersek ve dolayısıyla bir barajı ortadan kaldırırsak İstanbul’un suyunu geleceğini su güvenliğini tehlikeye atmış oluruz diye düşünüyorum. Yine Terkos’un tabii çok yakınından geçiyor. Terkos’a da etkileri bilim insanları tarafından tartışılıyor. Dolayısıyla oranın ekosisteminin bozulacağı, Terkos’un tuzlanacağı ve dolayısıyla bir tatlı su kaynağı olmaktan çıkabileceğine dair endişeler var. Bunu ben değil, bilim insanları söylüyor. ve çok ciddi bir de maliyeti var İSKİ’ye. Eğer sadece oradan o kanalın geçmesi bizim milyarlarca lira İSKİ’nin yatırım yapmasını gerektiriyor. Benim işte isale hatlarımın değişmesi gerekiyor. O zaman Kanal İstanbul gündemdeyken bir hesap yapmıştı arkadaşlarımız. Neredeyse 30 milyar lira yaklaşık bir İSKİ’nin sadece deplese hattı değiştirme ekstra bir yükü olacak. Bunu bizim karşılamamız mümkün değil. Dolayısıyla bir de dediğim gibi yani alternatif su kaynakları koymak lazım.

“AVRUPA BÖLGESİNDEKİ BARAJLARIMIZDAN VAZGEÇEMEYİZ”

Biz Avrupa bölgesindeki hiçbir barajımızdan vazgeçemeyiz. Kesinlikle vazgeçemeyiz ki geçen sene biz bırakın barajları, göletlerden bile su aldık. Dolayısıyla tarihi göletlerimiz bile çok kıymetli. Her bir su damlasına İstanbul’a ihtiyaç var ve dolayısıyla baraj havzalarımızın korunmasına ihtiyaç var. İstanbul’un eğer suyundan ve geleceğinden bahsediyorsak mutlak suretle kuzey ormanlarının, baraj havzalarımızın korunmasına ihtiyaç var. Bu konuda da çok ciddi mücadele veriyoruz. Baraj havzaları, kırmızı çizgimizdir dedik. Buraların koruma planlarını işte hızla devreye aldık. Bu dönemde alıyoruz ve kaçak yapılaşmaya da kesinlikle müsaade etmiyoruz. Bakın 809 tane yapı yıkmışız. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakmıyoruz. Tabii bu noktada siyasi iradenin arkamızda olması çok önemli. Sayın başkanımız bu konularda çok hassas. Biz İstanbul’un su kaynaklarının korunması noktasında çok titiziz. İşte kanal da bunlardan bir tanesi bizim için bir tehdit  olarak görüyoruz. Yapılacağını bundan sonra çok tahmin etmiyorum o noktada dediğim gibi İSKİ o deplaseleri yapmasa o çalışmanın olması mümkün değil. Bizim de böyle bir durumda o çalışmaları yapma gibi bir durumumuz söz konusu değil.

“SUYUMUZU DİKKATLİ KULLANMAK ZORUNDAYIZ”

İstanbullulara mesajımız şu olur. Yani bu baraj doluluk oranları tabii bizim için sevindirici. Şu an iyi bir doluluk oranıyla yaza gireceğiz. Bu yaz bir su sıkıntısı olmayacak. Onu kesinlikle söyleyeyim ama vatandaşlarımızdan beklentimiz şu. Baraj doluluk oranları ne olursa olsun. Bir insanlık görevi olarak bir vatandaşlık görevi olarak bir İstanbullu olarak suyumuzu yani yüzde yüz de olsa bagajlarımız taşsa bile bunu dikkatli kullanmak mecburiyetindeyiz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/iski-genel-muduru-safak-basa-ankaya-konustu-melen-baraji-istanbulun-sigortasidir/feed/ 0
İzmir’de kiraz üreticileri maliyetler ve fiyat farkından şikayetçi https://www.haber28.com.tr/izmirde-kiraz-ureticileri-maliyetler-ve-fiyat-farkindan-sikayetci/ https://www.haber28.com.tr/izmirde-kiraz-ureticileri-maliyetler-ve-fiyat-farkindan-sikayetci/#respond Tue, 30 Jul 2024 00:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28336 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL

(İZMİR) – İzmir’in kiraz üretim merkezlerinden olan Kemalpaşa ilçesinde Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray ile üreticiler sorunlarını ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Artan maliyetlerin ve bahçe ile market arasındaki fiyat farkının üreticiyi olumsuz etkilediğini belirten Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray, “Bugün bir toplama maliyeti 30-35 lira kiloda. Pazara götürdüğünüzde en iyi kirazı 50 liraya satarsanız en düşük, kiraz 20 lira olursa bu işin içinden nasıl çıkılır? Yani bu insanlar ne yapacak? Bu sene 70, 80 liranın altında kiraz satılırsa üretici bu işin altından kalkamaz. Biz bundan sonraki nesillere artık bu kirazı belki fotoğraflarda gösterecek seviyelere geleceğiz. 5-10 seneye kalmaz kirazı da yurt dışından ithal edersek şaşırmam” dedi.

Üreticinin sesinin duyulmadığını belirten Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray, kiraz fiyatlarının düşüklüğünden yakındı. “Bugün baktığımızda ürünlerimizde bir zirai kalıntı yok. Pazarımızı etkileyecek olumsuzluklar yok. Bu işi ticaretine yapanlar yurt içinde hadi ekonomiye bağlıyor ama yurt dışında dolarla satıldığı için dolar çok yüksek. Niye hala bu fiyatlar yerlerde? Biz anlamış değiliz, anlam vermiş değiliz. Dilimizin döndüğünce yıllardır bunun mücadelesini veririz. Bunun söylemlerini söylüyoruz ama üreticinin sesini duyan yok. Ama bu vurdum duymazlık Kemalpaşa’daki üreticilerimizin kiraz üretiminin sonu olacaktır” diye konuştu.

TARLADA 70, MARKETTE 1200 LİRA

“Biz bundan sonraki nesillere artık bu kirazı belki fotoğraflarda gösterecek seviyelere geleceğiz” diyerek açıklamalarını sürdüren Oray, şunları ifade etti:

“Üretici gerçekten çok haklı. Daldaki kiraz el ile oraya konulmuyor. Bir emek sarf ediliyor, bir alın teri dökülüyor. Yani bugün bir toplama maliyeti 30-35 lira kiloda. Pazara götürdüğünüzde en iyi kirazı 50 liraya satarsanız en düşük kiraz 20 lira olursa bu işin içinden nasıl çıkılır? Yani bu insanlar ne yapacak? Yani tabii ki haklı olarak biz üreticinin temsilcisiyim ve dilimin döndüğü kadar bunları anlatmak için mücadele veriyorum ama belli yerlerden de belli tepkileri de alıyoruz. Bir kıyaslama yapmak lazım. Yani bunu ben vekillerimize söyledim. Marketteki raftaki fiyattan geriye doğru bir bakılsın. Yani bu işin ticaretini, nakliyesini, ambalaj işini yapan ve üretici ayağına kadar gelsin bu. O aradaki makasta para dağılımına bir bakalım. 10 kilometre ilerimizde büyük bir market var. 250 gram kiraz 295 lira. Bunun kilograma vurduğunuzda 1200 lira. Ama üreticinin cebine giren o kirazın parası 70 lira. Anlam verecek bir durum yok. Yani bunu siz birebir maliyette yapıyorsunuz. Masraf koysanız kar koysanız, döküldüğünü koysanız o rakamlara ulaşamaz. Yazık günahtır yani bu üreticilerin yani bu şekilde bir durumun içine sokulması.

“ÇİFTÇİLER ÜRETMEZSE BU İNSANLAR NE YİYECEK?”

Bugün çiftçiler üretmezse bu insanlar ne yiyecek? Yani bugün bir ayakkabıyla idare edebiliriz ama yemek yemek zorundayız. Nasıl bir kiraz üreticisi böyleyse domates, biber de aynı şekilde. Sadece kirazın toplama maliyeti 35 lira. Bunun bir o kadar da yıl içindeki masrafları var. İlaç var, gübre var. Bugün bu bahçeyi nisan ayında başlıyoruz biz sulamaya. Yağmur yağana kadar. Ekim, kasım ayına kadar suluyoruz. Bugün bir saat suyun maliyeti 250 lira. Kirazı topladık mı bizim işimiz bitmiyor. Yıl boyunca biz bu mücadeleyi yine yapıyoruz. İlaçlama yine yapılıyor. Araziyi işlemek için mazot yine kullanılıyor. Bu sene 70, 80 liranın altında bu kiraz satılırsa üretici bu işin altından kalkamaz.”

“ÜRETENLE ÜRETMEYEN ARASINDA BİR FARK YOK”

Oray, tarımsal desteklerin üretene verilmesi gerektiğini de belirterek, “Devlet tarafından mazot, gübre desteği veriliyor. Üretene de aynı parayı alıyor, boş tarlası olan da. Yani üretenle üretmeyen arasında bir fark yok. Yani kayıt altına alınacaksa alsın. Bütün masrafları aynı bir esnaf gibi düşünülsün. Ne kadar masrafı varsa yazsın ondan sonra da karından sonra devlet vergi alsın. Şunu anladım; Kemalpaşa için ilerleyen yıllarda tarım düşünülmüyor. İşte imara açılsın, sanayi bölgesi olsun, liman yakın, İzmir yakın, potansiyel olarak rant güzel. Bunun savaşıyla işte insanlar bu fiyat dar boğazından dolayı bu üretimsel taraftan çıksın isteniyor” ifadelerini kullandı.

“ÜRETİCİ ÇILDIRMIŞ VAZİYETTE”

Kemalpaşa’da bir kiraz üreticisinin para etmediği gerekçesiyle kirazlarını hayvanların yemesi için boş araziye döktüğü sosyal medyadaki görüntülerle ilgili de açıklamalarda bulunan Oray, şunları kaydetti:

“Bununla ilgili tüketiciler tarafından da çok olumsuz bir şekilde tepki verildi ama ben orada üreticiyi haklı buluyorum. Yani tabiri caizse üretici çıldırmış vaziyette. Niye? Bir beklentisi var. Yılda bir sefer bu ürün alma şansı var. İyi bir şekilde değerlendirmek zorundasınız. Ona göre geçimini sağlıyor. Şark kurnazlığı yapıp buradan ucuza alıp da tüketiciye pahalı vermenin anlamı yok. O 20 lira olan kirazı bugün en yakınımızdaki İzmir’deki pazar yerlerine gittiğimizde 100 liradan aşağı bulamıyorsunuz. İşçilik diye bir şey yok. Sadece kasayla alıp götürüyor, kiloyla satıyor. Yani o bile aldığı maliyetin üzerine bir kar koyup da satıyor. Ama burada ‘üretici senin maliyeti kaç para?’ denilmiyor. Yani bu sene üretici yıl içinde yapmış olduğu masraflarını alabilse karlı. İmkanı yoksa, kredi çekemiyorsa ne yapacak? Borcu varsa nasıl ödeyecek? En kötü ihtimal buradaki araziler satılıp gidecek. Bugün nasıl uzak doğu meyveleri yurt dışından geliyorsa 5-10 seneye kalmaz kirazı da yurt dışından ithal edersek şaşırmam. O üreticinin veryansını, sıkıntısı bu.”

“BÖYLE GİDERSE KÜÇÜK ÇİFTÇİ KALMAZ”

Maliyetlerin çok ağır olduğunu dile getiren kiraz üreticisi Hasan Ali Oray ise “Masraflarımız ağır, gübre pahalı, elektrikli pahalı. Devlet Su İşleri’nin kuyuları var. Oradan sulama yapıyoruz. Elektrik zamlandığı zaman bu sefer sulama maliyetleri de artıyor. Kiraz bitince bizim işimiz bitmiyor. Mücadelemiz yine devam ediyor. İlaçlamasıdır, sulamasıdır, gübrelemesidir. Yani düşündürüyor. Bugün kızımı okula göndermedim, kova çekiyor bugün burada. Yani biraz maliyetleri düşürebilir miyiz? Eşim, annem seçiyor. Yani zararın neresinden dönersek kardır gibi düşünüyoruz. Böyle giderse benim 50-60 dönüm arazim var. 5 dönüm yerimi satarım. İki, üç sene daha gider ama çocuklarım için çok zor yani. Bu işi yapamazlar böyle giderse. Küçük çiftçi kalmaz. Bu sene adamın sade kirazı varsa ne düğün yapabilir, ne o çocuğunu okula gönderebilir, ne doğru düzgün harcama yapabilir. Hiç bir şey yapamaz. Şu andaki amacımız şimdiye kadar bahçenin içine döktüğümüz masrafı almak. Başka bir şey düşünmüyoruz” diye konuştu.

“KENDİ BAHÇEMİZİN İÇERİSİNDE İŞÇİDEN DAHA AZ PARA KAZANIYORUZ”

Kiraz üreticisi Mehmet Murat Akgün de “Bu sene kirazda rekoltemiz çok düşük. Benim üç tane çocuğum var. Birisi liseye gidiyor. Bulunduğumuz bölgede lise yok. Ben çocuğumu nasıl liseye göndereceğim onu düşünüyorum. Buradan artık siz pay biçin. İnsanlarımız pay biçsin. Rekoltemiz çok düşük. İşçi maliyetlerimiz yarı yarıya. Ben üç, dört günden bu yana kiraz topluyorum. Topladığım kirazın ücretinin yarısını işçiye veriyorum, yarısını da kendim alıyorum. Kendi bahçemizin içerisinde işçiden daha az para kazanıyoruz şu an için. Sulama maliyetleri bir dahaki dönemdeki hastalık maliyetleri bunlar hariç. İşimiz bu sene çok zor. Yetkililerden beklediğimiz işte kredilerdir. Faiz ertelemesidir. ‘Ben yılı nasıl tamamlayacağım?’ onun düşüncesindeyim. Tek sıkıntım bu” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmirde-kiraz-ureticileri-maliyetler-ve-fiyat-farkindan-sikayetci/feed/ 0
Ardahan Göle Belediye Başkanı Gökhan Budak: Göle Belediyesi 51 Milyon TL Borçla Karşı Karşıya https://www.haber28.com.tr/ardahan-gole-belediye-baskani-gokhan-budak-gole-belediyesi-51-milyon-tl-borcla-karsi-karsiya/ https://www.haber28.com.tr/ardahan-gole-belediye-baskani-gokhan-budak-gole-belediyesi-51-milyon-tl-borcla-karsi-karsiya/#respond Mon, 29 Jul 2024 03:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28186

ÖZKAN KARAKAYA

(ARDAHAN) – Ardahan Göle Belediye Başkanı Gökhan Budak, “Göle Belediyesinin 6 milyona yakın bir geliri var. 6 milyon haricinde gider olarak İller Bankası, kişisel borçlar, esnaf, SGK borçları ile birlikte toplam 51 milyona yakın bir borçla karşı karşıyayız” dedi.

Gökhan Budak, belediyenin mali durumuna ve projelerine dair açıklamalarda bulundu. En en önemli sorunlardan olan sokak hayvanları için iş insanlarının desteğiyle rehabilitasyon merkezi açacağını belirten Budak, Kaşar festivalinin yerini değiştireceklerini ve festivalde diğer belediye başkanlarını da ağırlayarak Göle’nin sorunlarını aktaracaklarını söyledi. Budak, şunları söyledi:

“Göle Belediyesinin 6 milyona yakın bir geliri var. 6 milyon haricinde gider olarak İller Bankası, kişisel borçlar, esnaf, SGK borçları ile birlikte toplam 51 milyona yakın bir borçla karşı karşıyayız. Göle Belediyesinin geliri sadece ve sadece işçi ve memur maaşlarını karşılamamaktadır. Ben buradan hemen hemen 500 bine yakın ve artı para koyarak işçilerin giderlerini karşılıyorum. Göle Belediyesini aldığımız andan itibaren ben projelerimle gelmek istiyordum. Yapmış olduğumuz projeleri vatandaşlarımıza sunmak istiyordum fakat Göle Belediyesini kazandıktan sonra Göle Belediyesi işleyişinde mevcut sorunları var. Bu sorunlar şunlar; Göle Belediyesinin sokak hayvanları sorunu aşırı derecede sokak hayvanı bulunmaktadır. Bunlar bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. İki; su sorunumuz mevcut, Göle Belediyesinin yanlış yatırımlarından kaynaklanan bir terminal sorunu var. Bu terminal sorununu insanlar servis aracı olmadığından dolayı taksilere muhtaç kalmışlar. Taksiciler belli bir ücret karşılığında şehrin dışında olması nedeniyle vatandaşlar terminale her gidiş gelişlerinde yüklü miktarda ücret ödüyorlar. Biz bu sorunu ilk önce iki tane servis aracı getirip Göle’de ring servisi yaptırmak istiyoruz. Göle’nin içerisinde belli bir yerler var, belli saat içerisinde ring servisi uygulayacağız. Bu servislerdende vatandaşların yaralanmasını sağlayacağız.

“SOKAK HAYVANLARI SORUNUNU ÇÖZECEĞİZ”

Diğer yandan sokak hayvanları ile ilgili bir çözüm süreci başlattık ve yerini bulduk. Yerini bulduktan sonra şimdi bu sokak hayvanlarının tabi aşırı derece bütçe lazım. Bu bütçe de Göle Belediyesi’nde olmadığından dolayı biz İstanbul’daki çok önemli  iş adamlarımızla görüşme sağladık. Görüşmede iş adamlarımız sokak hayvanlarımızın sorunlarını ve sorunlarının çözümüyle ilgili katkıda bulunacaklarını söylediler. Hem hayvanseverler hem iş adamları hem Göle Belediyesi olarak biz bu sorunun çözümü ile ilgili önümüzdeki günlerde hemen istişarelere başlayıp bir an önce sokak hayvanları sorununu rehabilitasyon merkezi açarak çözeceğiz. Esenyurt belediyesi ile ilgili bir toplantıda Esenyurt Belediye başkanımız sağolsun kardeş belediye ile olmamızla ilgili gerekli çalışmaları başlattı. Birkaç gün sonra da Esenyurt Belediyesi’nin Meclis kararını çıkartırarak kardeş belediye olacağız. Diğer belediyeler ile görüşmemelerimiz neticesinde CHP’li belediye başkanlarımız ile kardeş belediye adı altında birleşerek gerekli hibe yardımları ve iş makineleri katkısı sözünü verdiler.

“KAŞAR FESTİVALİMİZİN YERİNİ DEĞİŞTİRDİK”

Diğer yandan önemli bir konumuz var biliyorsunuz yaklaşan bir Kaşar Festivalimiz var. Kaşar Festivalimizin yerini değiştirirdik. Kaşar Festivalimizi Göle yaylamızda yine inşallah vatandaşlarımızla buluşturacağız. Ancak anlatmış olduğum hemen hemen 7-8 belediye başkanımızı davet edeceğiz. Bu Kaşar Festivalinde de belediye başkanlarımız geldiği takdirde de biz Göle’nin sorunlarını kendilerine anlatıp kendilerinden katkı isteyeceğiz. Bununla ilgilide 22 Temmuzu düşünüyoruz. İş adamlarımızı da davet ettik. Bu iş adamlarımız ve belediye başkanlarımız ile Göle’ye ilk önce 3 tane projemizi gündeme alıp bitireceğiz. Daha sonra da yıllar içerisinde diğer orta vadede ve uzun vadede projelerimizi çözüme kavuşturacağız. Biz kent lokantasıyla ilgili kapsamlı bir projemiz var bununla ilgili projelerimiz var. Evet büyük sorunlarımız bulunmakta en büyük sorunumuz içme suyu sorunu bunu çözüme kavuşturmak için çalışacağız. Göle’deki iş adamlarımızdan Göle Belediyesine sahip çıkmalarını istiyorum yatırım amaçlı.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ardahan-gole-belediye-baskani-gokhan-budak-gole-belediyesi-51-milyon-tl-borcla-karsi-karsiya/feed/ 0
Çiftlikköy Belediyesi AKP’den CHP’ye geçti, büyük borç yüküyle karşı karşıya https://www.haber28.com.tr/ciftlikkoy-belediyesi-akpden-chpye-gecti-buyuk-borc-yukuyle-karsi-karsiya/ https://www.haber28.com.tr/ciftlikkoy-belediyesi-akpden-chpye-gecti-buyuk-borc-yukuyle-karsi-karsiya/#respond Tue, 23 Jul 2024 00:36:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26997

NEDİM GÜLER

(YALOVA)- Yalova Çiftlikköy Belediyesi’nin AKP’den CHP’ye geçmesinin ardından önceki dönemlerin borç listesi belediye hizmet binasına asıldı. 322 milyonluk büyük bir borç yükü devraldıklarını belirten Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele, “Maaşları ödedikten sonra bu 322 milyonun karşılığında kasamızda da 1 milyon bir para var. Dönemeyen bir sistem var. Hızlı bir şekilde belediyenin gelirlerini arttıracak hamlelerle alakalı startı verdik” dedi.

Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele, AKP’den devraldıkları borçları belediye binasına astı. Personel maaşları için bile kaynak olmadığını belirten Başkan Yele, bundan sonraki süreçte tasarruf tedbirlerine ağırlık vereceklerini vurguladı.

“MAAŞ İÇİN BİLE KAYNAK YOKTU”

Adil Yele düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

“Bu süreçte de zaten sizle her türlü istişare içerisinde, şeffaf belediyecilik demiştik, onu da yerine getireceğiz. Seçim kampanyası süresince vatandaşlarımıza hep şunu anlatmıştık; eşit, adil, şeffaf bir yönetim anlayışı içerisinde Çiftlikköy’ü yöneteceğimizi söylemiştik. Bununla ilgili gerekli adımları da atıyoruz. Gelirimizi, giderimizi bir net bir şekilde tespit etmek istedik. 5 Nisan 2024 itibarıyla gerekli müdürlüklere başkanlık makamı olarak yazdığım yazılarda bir borç tespiti yaptık. Tabii bu borç devam ediyor. Müteahhitlerden ve dışarıdaki kesimlerden hala gelen faturalarımız var. Önümüzdeki süreçte zaten bunları belirli periyotlar halinde, gelir-gider tablosu altında zaten sizle tekrar buluşacağız, tekrar anlatacağım. Şöyle ki ilk hamlem görevi teslim aldıktan sonra, belediyede çalışan personel, mesai arkadaşlarımın maaşlarıyla alakalı oldu. Geldiğimizde bir kaynak yoktu bununla alakalı. Hızlı bir hareketle ilk maaşlarımızı çok şükür iyi bir şekilde ödedik. Eksiksiz, kesintisiz bir şekilde personel arkadaşlarımın maaşını ödedim. Tabii bundan sonraki süreçte belediyenin borç yükü tahmin ettiğimden biraz daha fazla çıktı.

“BORÇ YÜKÜNÜ AZALTMAK İLK HEDEFİMİZ”

Bürokrat arkadaşlarının yaptığı çalışmada ivedi bir şekilde bunu zaten önümüzdeki süreçte bugün itibarıyla belediyemizin binasına görsel olarak da borç dökümünü asacağız, sosyal medyadan da paylaşacağız. Herkes dilediği takdirde görecek ve önümüzdeki süreçlerde bu borç yükünün azalıp arttığını şeffaf bir şekilde vatandaşımıza anlatacağız. Vatandaşın parasını nereye harcadığımızı, nerelerde tasarruf yaptığımızı teker teker anlatacağız bu süreçte. Dediğim gibi bu borç miktarı artıyor ama Nisan itibariyle 322 milyon civarı bir borcumuz var. Bu borcumuzun önemli kısmı kamu kurumlarına, daha sonra müteahhitlere ciddi bir borcumuz var. Günü gelmiş, ödenmesi gereken borç bunlar. Günü gelmiş, ihaleli miktarları söylemiyorum. Devam eden işlerimiz var çünkü. Belediyenin sürdürülebilirliği açısından biz o yapılmış ihaleleri bazı projeleri revize edip tekrar hayata geçireceğiz. Vatandaşımızla buluşturacağız zaten.

“DÖNMEYEN BİR SİSTEM VAR”

Maaşları ödedikten sonra bu 322 milyonun karşılığında kasamızda da 1 milyon bir para var. Dönemeyen bir sistem var. Hızlı bir şekilde belediyenin gelirlerini arttıracak hamlelerle alakalı startı verdik. Burada önümüzdeki kısa bir zamana ihtiyacımız var. Belki 3-5 aylık bir süre içerisinde burada çalışan bir mekanizma, belediye başkanının sadece maaş ödemeyi düşünmediği bir sistem, yatırım yapmayla alakalı bir sistem anlayışını ortaya koyacağız. Ben hayatım boyunca hiçbir şekilde enkaz edebiyatı yapmadım, burada da yapmayacağım. Borcumuz var, ağır bir borç. Bunun bilincindeyiz ekip arkadaşlarımızla beraber. Hızlı bir şekilde belediyenin kaynaklarını artırıp, en önemli projemiz aslında sahada da bunu söylemiştim ben seçim süresi boyunca; tasarruf, tasarruf, tasarruf. Tasarrufla alakalı hamleleri başlattık.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ciftlikkoy-belediyesi-akpden-chpye-gecti-buyuk-borc-yukuyle-karsi-karsiya/feed/ 0
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kamuda tasarrufa yönelik açıklamalarını eleştirdi https://www.haber28.com.tr/bornova-belediye-baskani-omer-eski-hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsekin-kamuda-tasarrufa-yonelik-aciklamalarini-elestirdi/ https://www.haber28.com.tr/bornova-belediye-baskani-omer-eski-hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsekin-kamuda-tasarrufa-yonelik-aciklamalarini-elestirdi/#respond Mon, 22 Jul 2024 01:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26805 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR) – Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kamuda tasarrufa yönelik açıklamalarıyla ilgili, “Mehmet Şimşek’in yerel seçim sonuçlarından sonra bu açıklamayı yapmasını biraz manidar buluyorum. Eğer İstanbul’u, Ankara’yı, Antalya’yı Adalet ve Kalkınma Partisi almış olsaydı aynı tip bir kemer sıkma yapılır mıydı? Umarım bu kemer sıkma politikasını makam araçlarında da uygularlar. Üç, dört kurumdan ayrı maaş alan kişilere de uygularlar. Umarım meclisinde bahçesinde 15 metrelik mangal partisi yapmaktan da vazgeçerler” dedi.

Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki düzenlediği basın toplantısında, adaylık sürecinde yaşadığı deneyimleri aktardı. Eşki, “Vatandaşın içerisine girdiğimde nasıl bir belediye başkanı olunmasına dair birçok not aldım. Birçok tespit yaptım. Nasıl belediye başkanı olunmayacağını aslında biliyorum. Önümde çok örnek vardı. Hangi konularda yanlış yapmamam gerektiğini, hangi konulara girmemem gerektiğini, nelerle anılmamam gerektiğini, geçmiş 20 bana diğer ilçelerde kötü örneklerden de, Türkiye’nin farklı yerlerindeki kötü örneklerle de nasıl belediye başkanı olunmaması gerektiğini öğretmiştik. Ama nasıl belediye başkanını olması gerektiğine dair bu dört buçuk ay içerisinde çok büyük bir tecrübe edindim” dedi.

“MALİ DİSİPLİNİ KORUYARAK SÜRECİ DEVAM ETTİRMEYE ÇALIŞACAĞIM”

Bornova Belediyesi mali yapısı hakkında da bilgi veren Eşki, “Bornova Belediyesi 20-25 yıldır borcu olmayan bir belediye. Mustafa İduğ’dan önce de öyleydi. Herkesin yoğurt yiyişi farklı. Bana ‘kasada 200 milyon var’ diye bir reklamla burası bırakıldı. Ben kasada para tutmayacağım. Ama biz mali tabloyu aldığımızda yurt inşaatı var. Onun hak edişleri ödendiğinde geriye 8 milyon gibi bir rakam kalıyor. Biraz daha araştırdığımızda Bor-Bel şirketimizin damga vergisi ve birkaç müdürlüğün borçları toplanınca eksi 20 milyona gibi bir rakam ortaya çıkıyor. Ama bu bizi yine İzmir’deki en kuvvetli belediye konumunda tutuyor. Bornova Belediyesi’nin mevcut durumundan gayet mutluyum Bornova’nın mali disiplini koruyarak süreci devam ettirmeye çalışacağım” diye konuştu.

“ÜLKENİN GÖTÜĞRÜLDÜĞÜ NOKTADA SOSYAL ANLAMDA DAYANIŞMAYA İHTİYAÇ DUYULUYOR”

Belediye olarak sosyal yardımlara ağırlık vereceklerini de dile getiren Eşki, “Ülkenin götürüldüğü nokta sosyal anlamda dayanışmaya ihtiyaç duyuluyor. O anlamda gençlik merkezi, kuracağımız kent lokantası gibi. Sağlık hizmetlerimizin kapasitesini artırıp ambulans sayımızı 2’den 4’e çıkarmak gibi hizmetlerimizin yanı sıra vatandaşların devletten beklediği bazı şeyleri biz belediye olarak sırtlanacağız. Naldöken’de bir karakol ihtiyacı var. Elimizden gelirse biz bunu sırtlanacağız. Birçok mahallemizde sağlık ocağına ihtiyacı var. Biz bunlar için de çalışacağız. Bornova’da vatandaşın yararına ne varsa bazen görev alanımızın da dışına çıkıp kamu yararına ne kadar imkan sunabiliyorsak sunacağız” dedi.

“İNŞAAT MALİYETLERİN YÜKSEKLİĞİ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE KENTSEL DÖNÜŞÜM SIKINTILI GEÇECEK”

Eşki kentsel dönüşüm konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Ekşi şunları söyledi:

“Bornova’da bazı yerlerin kadim sorun haline gelmiş kentsel dönüşüm problemleri var. Bir de bunun üzerine yaşadığımız imar affı uygulaması oldu ki bu iş çok daha zor bir boyuta sokuyor. Bir deprem yaşadık ve Bornova’da da ağır hasarlı evler var. Fakat inşaat maliyetleri Türkiye’de arttı. İnsanların, kendi evlerini güvenli bir hale getirip yeniden oturmaları için 1 milyondan fazla para vermeleri gerekiyor. Yüklü miktarda ödeme yapmaları gerekiyor. Bunun için yüzde 20 emsal artışı verilerek mali yük biraz azaltılmak istendi ama o da iptal oldu. Şu anda büyük bir çıkmaz içerisindeyiz. Biz yapı stokunu doğru şekilde analiz edecek bir sistem kuracağız. Bazı bölgelerde yerinde dönüşüm gerekiyor. Bazı bölgelerde ada bazında dönüşüm gerekiyor. Bazı yerlerde kendi ekonomiksel olarak yapmaları gereken yükü ‘nasıl belediyeye devredebilirizin’ peşinde.  Belediyenin imkanları ve bütçesi kısıtlı. Aslında uzmanların bile içinden çıkamadığı bir sorun. Ama işin temelde dayandığı nokta; inşaat maliyetlerin yüksekliği. Bu böyle devam ettiği sürece kentsel dönüşüm süreci sıkıntılı, dar boğaz bir şekilde geçecek. Ben depremde Maraş’a gittim ve gördüm. Orada görmüş olduğum tablonun bana vermiş olduğu bir korku var. Ben bu korkuyu üzerimden atmak istemiyorum. Ben imar uygulamaları hususunda insan hayatını tehlikeye sokabilecek hiçbir şeye imza atmayacağım. Çok katı olacağım. Çünkü yaşadığımız cehennem şunu gösteriyor; hiçbir maddi kazanç, imar rantının kente getireceği artı o yaşanılan tabloya değmeyecektir.”

“BİR BETON TARİKATI TARAFINDAN YÖNETİLİYORUZ”

Eşki, ilçede yer alan çimento ve taş ocaklarıyla ilgili bir soruya, “Bizim yetkimizin dışında kalan bir durum. Macron, ‘Fransa’da çimento fabrikası bırakmayacağım’ derken biz çimento fabrikası ithal edip çimento ihraç ederek geliştiğimizi iddia ediyoruz. 300-400 yıl evvel ‘matbaa gelmesin, hattatlar işsiz kalmasın’ demekle ‘çimento satıp ihracat rakamlarımızı geliştirelim’ demek arasında hiçbir fark yok. Türkiye’nin çimento fabrikalarına ihtiyacı yok. Bugün neye ihtiyacımız olduğumuz az çok belli. Ama bir beton tarikatı tarafından yönetiliyoruz. Bununla mücadele edeceğiz ama bizim de bu konudaki yetkimiz sınırlı” diye yanıt verdi.

“ADALET VE KALKINMA PARTİSİ ALMIŞ OLSAYDI KEMER SIKMA YAPILIR MIYDI?”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kamuda tasarrufa yönelik açıklamalarının sorulması üzerine ise Eşki, şunları kaydetti:

“Mehmet Şimşek’in yerel seçim sonuçlarından sonra bu açıklamayı yapması biraz manidar buluyorum. Eğer İstanbul’u, Ankara’yı, Antalya’yı Adalet ve Kalkınma Partisi almış olsaydı aynı tip bir kemer sıkma yapılır mıydı? Bilmiyorum. Bu vatandaşın takdirine bırakılacak bir şey. Bizim hizmet yapabilmek için para harcamamız gerekiyor. Eğer kapıya süpürgeci koymazsanız süpüremezsiniz. Asfalt alamazsanız asfaltı dökemezsiniz. Spor tesisi inşa edemezsiniz, spor faaliyetlerini vatandaşa sunamazsınız. Bizim para harcamamız gerekiyor. Bunlar için personele ihtiyaç var. Bize ‘kemer sıkın’ deniliyor. Pandemi döneminde gördük ki sosyal yardımlar devletin birçok yerde elini uzatamadığı noktada vatandaşa hayat oldu ve bunu belediyeler yaptı. Yine depremde Hatay’da Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, Maraş’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, Malatya’da İzmir belediyelerinin ortaya koydukları çok yoğun bir çaba oldu. Adıyaman’ın alınmasının, CHP’de olmasının sebeplerinden bir tanesi de odur. Yerel yönetimlerin amacı her noktada vatandaşa faydalı olabilmek. Yerel yönetimleri sıkarsan bu işin nereye varacağını düşünmek dahi istemiyorum. Umarım bu kemer sıkma politikasını makam araçlarında da uygularlar. Üç, dört kurumdan ayrı maaş alan kişilere de uygularlar. Umarım meclisinde bahçesinde 15 metrelik mangal partisi yapmaktan da vazgeçerler. Belediyelerin aldığı ekonomik gelir vatandaşla buluşuyor. Kamuda kemer sıkmayı anlıyorum ama kemerin yanlış ilmeğine takıyorlar demiri. Umarım farklı bir uygulamaya gidilir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/bornova-belediye-baskani-omer-eski-hazine-ve-maliye-bakani-mehmet-simsekin-kamuda-tasarrufa-yonelik-aciklamalarini-elestirdi/feed/ 0
İmamoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’i Ziyaret Etti https://www.haber28.com.tr/imamoglu-beyoglu-belediye-baskani-inan-guneyi-ziyaret-etti/ https://www.haber28.com.tr/imamoglu-beyoglu-belediye-baskani-inan-guneyi-ziyaret-etti/#respond Sun, 21 Jul 2024 06:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26682 (İSTANBUL) İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’i makamında ziyaret etti. Beyoğlu Belediyesi’yle eşgüdümlü çalışacaklarını, tarihi ilçeye farklı bir çağı ve dönemi yaşatacaklarını vurgulayan İmamoğlu, “Geçmişten bugüne iyilerini muhafaza ederek, eksiklerini tamamlayarak, sıkıntılı hallerini değişimle daha güzel bir yere dönüştürerek, elbette büyük işler başaracağız Beyoğlu’nda” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2024 yerel seçimlerini kazanarak Beyoğlu Belediye Başkanı seçilen İnan Güney’e tebrik ziyaretinde bulundu. İmamoğlu, ziyaret öncesinde, Güney ve İBB bürokratlarıyla birlikte, İstiklal Caddesi’nde incelemelerde bulundu. Saat 08.00’de başlayıp, Taksim Meydanı’ndan Tünel’e kadar yürüyen İmamoğlu ve Güney, vatandaşlarla anı fotoğrafları çektirdi. İmamoğlu ve Güney, yaklaşık 1 saat süren İstiklal turunun ardından, Şişhane’deki Beyoğlu Belediye Bakanlığı’nın merkez binasına ulaştı.

“BEYOĞLU’NDA YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR”

Güney’i makam odasında tebrik eden İmamoğlu, konuşmasına, mutlu ve gururlu olduğunu vurgulayarak başladı. Güney’in Beyoğlu’na verdiği emeğe yıllardır tanıklık ettiğini belirten İmamoğlu, “Beyoğlu’na hizmet edileceğinizden, en iyi hizmetleri yapacağınızdan zerre kuşkumuz yok. Bilakis umutlarımız yüksek. Başarılar diliyorum” dedi. Beyoğlu’nun, İstanbul’un kadim ve sembol ilçelerinden biri olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Bu kapsamda yapacağımız çok işimiz de var. Dünden bugüne tasarladığımız, eksik kalan, bazen belki ufak tefek aksaklık, uyumsuzluk üzerinden yol alamadığımız, ama şimdi daha daha uyumlu bir süreci nasıl yapabiliriz diye, bugünkü ilk buluşmamızla beraber bütün kadrolarımızın eş güdümlü çalışmasını sağlayıcı bir planlamayı yapacağız” diye konuştu.

“SON 5 YILDIR BEYOĞLU’NA DÖNÜK BİR STRATEJİK ÇALIŞMA YÜRÜTTÜK”

“Beyoğlu” denince ilk akla gelen noktalardan birinin İstiklal Caddesi ve çevresi olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Taksim, Gezi Parkı… Birçok mevzusu var. Her sokağı belki kendi içinde mevzulara sahip ya da geçmişten bugüne birtakım konulara, çelişkilere, problemlere sahip. Ama her konusuyla ilgili de hazırlığımız zaten var. Biliyorsunuz; son 5 yıldır Beyoğlu’na dönük bir stratejik çalışma yürüttük. Bunları toparlamak üzereyiz. Seçimden önce de zaten hakim olduğunuz bir çalışma. Umut ederiz, Beyoğlu’na böyle farklı bir çağı, farklı bir dönemi, geçmişten bugüne iyilerini muhafaza ederek, eksiklerini tamamlayarak, sıkıntılı hallerini değişimle daha güzel bir yere dönüştürerek, elbette büyük işler başaracağız Beyoğlu’nda birlikte” ifadelerini kullandı.

“BEYOĞLU’NDA EŞGÜDÜMLÜ BİR ÇALIŞMAYI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

İstiklal Caddesi’nin hassas bir nokta olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Elbette altyapısıyla ilgili konularımız var. Malum, aslında bir değişim öngörmüştük. Çok da iyi gelmişti. Çok soluk aldırmıştı. Keyifle karşılanmıştı ama yaşanan talihsiz terör saldırısının, sanki bir parçasıymış gibi yorumlanarak, o ortaya koyduğumuz güzel gelişim, sıkıntıya uğradı. Bunları konuşuruz. Ama İstiklal Caddesi, Taksim ya da Cumhuriyet Meydanı, aslında iyiliklerin, güzelliklerin, hak aramanın aynı zamanda, demokrasinin buluşma noktaları. Hem Taksim Meydanı’nda hem İstiklal Caddesi’nde bugün de tespit yaptık. Tabelalarından, binaların estetik haline, onların iyileştirilmesinden kullanım biçimlerine, sokaklarına varıncaya kadar şimdi daha eşgüdümlü bir çalışmayı, Beyoğlu Belediyesi’yle güçlü bir şekilde harekete geçiriyor olacağız” diye konuştu.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM VE TAPU SORUNUNU MAHALLE MAHALLE ELE ALACAĞIZ”

Beyoğlu’nun kentsel dönüşüm ve tapu sorunları olduğunu da kaydeden İmamoğlu, “Ayakta kalabilme konusunda özenli beklentileri olan hemşerilerimiz var. O alanı da hem iyi bildiğinize şahidim hem de bu konuda vatandaşla uyumlu bir çözüm üretme kabiliyetine de sahip olduğunuzu biliyorum. Orada da çok işimiz var. Mahalle mahalle ele alacağız. İnşallah hem yaşayanlarına mutluluk, huzur hem İstanbul’a çok güzel mesajlar veren ve bir ev sahipliği yapan Beyoğlu; ama bir o kadar da hem Türkiye hem uluslararası arenaya da geçmişiyle, kültürüyle, sanatıyla çok büyük mesajlar vermeye aday bir Beyoğlu’nu beraber oluşturacağız. Yolunuz açık olsun. Başarılar dilerim. İnşallah 1 yıl sonra bambaşka işleri konuşuyor olacağız. İnşallah Beyoğlu’nda her şey çok güzel olacak” dedi.

GÜNEY: “BEYOĞLU’NDA İKTİDARIN TEMELİNDE HİZMETLE YIKILAN BİR ÖNYARGI VAR”

Güney de İmamoğlu’nun ziyaretinden duyduğu memnuniyeti, şu sözlerle dile getirdi:

“Başkanım, sizi burada ağırlamak, büyük keyif bizim için. Biliyorsunuz; ömrümüz Beyoğlu’nda geçti hakikaten. Daha iyi yöneteceğiz, mücadele edeceğiz. Sizin de desteğinizle, bugün Beyoğlu’nda iktidar olduk. Bu iktidarın, kazanımın temelinde, sizin hizmetle yıktığınız bir önyargı var. Sonuçta yıllarca, ‘CHP gelirse işçi çıkarır…’ Çıkarmadığı görüldü. ‘CHP gelirse sosyal yardımı keser…’ Dört kat arttırıldığı görüldü. Dolayısıyla siz önden bir o algıyı hizmetle kırdınız. Biz de onun üzerine arkadaşlarımızın, ilçe başkanımızın emeğiyle, Beyoğlu halkının sahiplenmesiyle, burada belediyeyi kazandık. Çok güzel işler yapacağımıza hep birlikte ben inanıyorum. Tabii Belediye Başkanı olarak, 30 yıldır hasretini duyduğumuz bu Beyoğlu’nda sizi de ağırlamak, gençlik kollarından beri burada ömrünü vermiş biri olarak, benim için ayrı bir keyif, ayrı bir mutluluk. Bu anlamda da tekrar hoş geldiniz, Beyoğlu’na şeref verdiniz demek istiyorum ben Sayın Başkanım.”

İmamoğlu ve Güney, konuşmaların ardından, aralarında İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar, Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün’ün ile her iki kurumun bürokratlarının bulunduğu bir heyetle, toplantıya geçti. Toplantıda, Beyoğlu’nun sorunları ve çözüm yolları masaya yatırıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/imamoglu-beyoglu-belediye-baskani-inan-guneyi-ziyaret-etti/feed/ 0
Göztepe Erkek Basketbol Takımı Başantrenör Şahin Ateşdağlı ile Anlaştı https://www.haber28.com.tr/goztepe-erkek-basketbol-takimi-basantrenor-sahin-atesdagli-ile-anlasti/ https://www.haber28.com.tr/goztepe-erkek-basketbol-takimi-basantrenor-sahin-atesdagli-ile-anlasti/#respond Sat, 20 Jul 2024 04:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26440 Göztepe, erkek basketbol takımının başına Başantrenör Şahin Ateşdağlı’nın getirildiğini ve 2 yıllık sözleşme imzalandığını açıkladı.

Önümüzdeki sezondan itibaren Türkiye Basketbol 2. Ligi’nde mücadele edecek olan Göztepe Erkek Basketbol Takımı, Başantrenör Şahin Ateşdağlı ile anlaştı. Gürsel Aksel Stadyumu’nda düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Ateşdağlı, “Büyük bir camiada tekrar çalışacağım için çok mutluyum. Sizler gibi bu kadar bu işin içerisinde olan yıllarca bu kulübe hizmet etmiş ve dışarıdan basın olarak desteklemiş olan insanların önünde olmak benim için gerçekten çok keyifli ve gurur verici bir şey. Benim için yaklaşık 20 yıl önce burada eksik kalmış bir şey var. Bir hikaye var. O hikayeyi tamamlamak için ilk konuşmamızda sonra burada olmayı hiç uzatmadan kabul ettim. Ben yarım kalan hikayeyi bitirmek için burada olmak istediğimi ifade ettim. O açıdan benim için çok önemli bir yer olacak burası. Burada olduğum için çok mutluyum” ifadelerini kullandı.

Şahin Ateşdağlı: “İnanılmaz bir ekip var”

Doğru bir yapılanmayla nelerin yapılabileceğini yıllardır Göztepe’nin gösterdiğini dile getiren Şahin Ateşdağlı, “Şimdi basketbolda da başkanımla beraber uzaktan olsa da takip ettiğim bir yapılanma var. 3 senelik ve altı dolu ilerleyen bir sistem var. O sistem bizimle beraber tabii ki burada sadece tek başıma ben değil, kuracağımız ekiple beraber birlikte ilerleyeceğiz. Ama aynı zamanda Göztepe’yi çok yukarıya çıkaracağını düşündüğüm teknik ve idari ekip olacak. Burada en önemli şey de şu; buraya geldikçe her gün yeni bir yüzle tanışıyorum. Ama bu işin bu taşın altına elini sokmuş, burada inanılmaz çok sayıda insan var ve bu insanların hepsi çok enerjik, çok üst düzeyde bu işe enerji harcayan insanlar. Bu da çok keyif verici bir şey. Biz antrenörler açısından baktığımızda, bu enerjiyi bizim de sahada sizlere vereceğimizi, taraftarlara vereceğimizi ve hep beraber Göztepe’nin hak ettiği yer olan en üst ligde kalıcı bir şekilde altı dolu bir şekilde olacağımızı düşünüyorum. Bu konuda da bana düşen ne varsa ben elimden geleni ve aynı şekilde sahaya çıkan herkes elinden gelen her şeyi yapacak” dedi.

Başladıkları maceranın uzun bir maraton olduğunu söyleyen Başantrenör Ateşdağlı, sözlerini şöyle noktaladı:

“Bunun da göz ardı etmememiz gerekiyor. Çok kolay olmayacak bazı şeyler. Ama dediğim gibi doğru yapılanma, doğru bir yönetim ile sahada düzgün bir şekilde temsil edilerek en iyi şekilde Göztepe’yi hedeflediğimiz noktaya getireceğimizi düşünüyorum.”

Atakan Atalar: “50 kişilik ekip var”

Çok heyecanlı olduklarını dile getiren Göztepe Basketbol Şube Başkanı Atakan Atalar, “Biz gençlere önem vereceğiz. Onlar bizim için her şey. Gelecek sezondan itibaren de keyif verecek takım kuracağız. Göztepe Basketbol’un başarılı olması için arka tarafta çalışan 50 kişilik bir ekip var. Biz çok iyi bir sezon geçireceğimizi düşünüyorum. Göztepe’yi 100. yılda da şampiyon yapmayı planlıyoruz” diye konuştu. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/goztepe-erkek-basketbol-takimi-basantrenor-sahin-atesdagli-ile-anlasti/feed/ 0
Almanya Cumhurbaşkanı 10 yıl sonra Türkiye’de: Masada hangi konular var? https://www.haber28.com.tr/almanya-cumhurbaskani-10-yil-sonra-turkiyede-masada-hangi-konular-var/ https://www.haber28.com.tr/almanya-cumhurbaskani-10-yil-sonra-turkiyede-masada-hangi-konular-var/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26348 Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Almanya Cumhurbaşkanı tarafından 10 yılın ardından Türkiye’ye gerçekleştirilen ziyareti ve gündem maddelerini AA Stratejik Analiz’e değerlendirdi.

Soru: 10 yılın ardından bir Alman Cumhurbaşkanının ziyareti Türkiye için ne anlam ifade ediyor?

Akif Çağatay Kılıç: Sayın Steinmeier’den önce yanlış hatırlamıyorsam Sayın Gauck da gelmişti. Ondan sonra, yine cumhurbaşkanları ziyaretleri olmuştu ama 10 sene aradan sonra dediğiniz gibi ilk kez oluyor.

Tabii ki bir cumhurbaşkanının başka bir ülkenin cumhurbaşkanını ziyaret etmek için gelmesi, ilişkilerin de çok daha ivmelenmesinin istendiği bir noktayı ifade eder.

Aynı zamanda dediğim gibi tarihsel anlamdaki işgücü anlaşmasıyla ve karşılıklı vatandaşlarımızın birbirleriyle çok daha derinleşen tanışıklığıyla birlikte artık geldiğimiz noktada ziyareti, Türkiye-Almanya ilişiklerinin ne kadar derin ve yakın olduğunu ortaya koymak için bir gösterge olarak, bir nişane olarak da görebiliriz. Tabii ki geldiği esnada Steinmeier’in ziyaret edeceği yerler var. Anlaşamadığımız konular üzerinde de konuşacağız. Yani uluslararası ilişkilerde her şey üzerine anlaşacağınız bir durum mevzubahis değil. Farklı baktığımız, farklı okuduğumuz, farklı değerlendirdiğimiz konular var. Ama ortak gördüğümüz, beraberce hareket edebileceğimiz de birçok konu var. Ziyaret bizim için önemlidir.

Soru: AB ile ilişkilerin seyrinde Almanya’dan beklentiler nelerdir?

Akif Çağatay Kılıç: Bizim Almanya’dan beklentimiz açıkçası bağlı olduklarını dile getirdikleri AB müktesebatının içerisinde yer alan müzakere sürecinin uygulanmasıdır. Biliyoruz ki daha önceki siyasi iktidar döneminde yani Sayın Merkel dönemimde açık ve net bir çalışma ortamı olmakla beraber, Sayın Merkel aslında Türkiye’nin AB üyeliğini istemediğini her zaman dile getirdi. Dolayısıyla bu konuda “anlaşmalara bağlı kalacağız” söylemi var olsa da tabii ki AB üyeliği şevklendirilmedi. Almanya’da şu anda hükümette olan üçlü koalisyonda, yani SPD, Yeşiller ve Liberaller koalisyonunda Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu söyleyen bir duruş mevzu bahis değil. Ama müzakere sürecinin hızlılığı açısından baktığınızda burada da bir hızlanma görülmüyor.

Bu ziyaret çerçevesinde bu konuların da ele alındığı esnada karşı tarafın biraz daha net bir yaklaşım ortaya koyduğunu görebileceğimizi umuyorum.

Soru: AB Liderler Zirvesi’nde Türkiye ve KKTC ile ilgili alınan kararlar gündeme gelecek mi? Türkiye’nin özellikle Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki güvenlik açısından Almanya’dan beklentileri nelerdir?

Akif Çağatay Kılıç: Dışişleri Bakanlığımız bu konuda bir açıklama yaptı. Dışişleri Bakanımız da bu konudaki görüşlerini çok açık ve net bir şekilde dile getirmiş durumda.

Bizim burada görüştüğümüz, konuştuğumuz bilgiler ve geçmiş olaylar ışığında Almanya’dan tabii ki farklı bir beklentimiz var. Almanya’dan, Türkiye’ye karşı ön yargılı birtakım siyasi yaklaşımların müzakere süreci içerisinde ilerlemesine ve kullanılmasına izin vermemesini bekliyoruz. Edindiğimiz bilgilere göre çok daha ileri noktada istenen birtakım başlıklar ya da cümleler olmuş ve bunların olmaması için çalışmalar yapılmış. Ama yine dile getirmiş olduğunuz gibi raporun Türkiye’yle alakalı bölümünde maalesef ön yargılı birtakım yaklaşımların tezahür ettiği bir yazım dilini gözlemliyoruz.

Soru: Türkiye’ye uygulanan askeri blokajlara yönelik bir talep olacak mı?

Akif Çağatay Kılıç: Birincisi şunu söylememiz lazım: Türkiye ve Almanya NATO üyesi; biz NATO müttefikiyiz. NATO müttefiki olarak birbirimize karşı bazı sorumluluklarımız var. Türkiye olarak biz NATO müttefikliği çerçevesindeki sorumluluklarımıza çok önem veren, bunları en iyi şekilde yerine getirmek için gayret gösteren bir müttefikiz.

Maalesef bazı müttefiklerimizden, üzülerek söylüyorum ki Almanya bunun bir parçasıdır, zaman zaman yeterince müttefiklik desteğini göremiyoruz. Almanya’da çeşitli askeri malzemelerin tedariki açısından Türkiye’ye karşı uygulanan bazı blokajlar söz konusu. Bunun siyasi tarafının olduğunu biliyoruz. Bazı siyasi partilerin mecliste ortaya koydukları birtakım yaklaşımlardan dolayı ortaya çıkan bu duruş bizi üzüyor. Bunlar tabii ki masada olacak. İlerleme kaydettiğimiz bazı noktalar olmakla birlikte takıldığımız noktalar da oluyor. Bir NATO müttefikine askeri anlamdaki işbirliğinde, askeri araç gereçler olsun, savunma sanayi ürünleri olsun veya farklı alanlarda olsun, resmi ya da gayri resmi herhangi bir sınırlama getirmek doğru bir şey değil ve müttefiklik ruhuna da aykırı. Bunlar tabii ki konu olacak.

Soru: Almanya-Türkiye arasındaki esas meselelerden birisi de oradaki Türk varlığı. Son dönemde yaşanan gelişmelere baktığımız vakit Almanya’da genel olarak bir refah dağılmasıyla birlikte demokratik alanın daraldığını ve ifade özgürlüğü anlamında ciddi sıkıntılar yaşandığını görüyoruz. Bundan da en çok Türk toplumu etkileniyor. Bu konu da gündeme gelecek mi?

Akif Çağatay Kılıç: Maalesef son zamanlarda ırkçı yaklaşımlarda ve ırkçı saldırılarda, özellikle İslamofobik saldırılarda bir artış gözlemliyoruz.

Bazı sivil toplum örgütlerimize ve düşünce kuruluşlarımıza karşı ön yargılı birtakım yaklaşımlar var. Biz bunların arkasındaki fikri yapıyı görebiliyoruz. Bu konu da Sayın Cumhurbaşkanımızın Steinmeier’e dile getireceği konular arasında. Heyetler arasındaki görüşmelerde de farklı bakanlıklar, bakanlar ve kurumlar birbirleriyle iletişim içerisinde bu anlamdaki başlıkları paylaşacaklar.

Bunun çeşitli sebepleri olmakla birlikte en son Solingen’de tekrar yaşanan bir kundaklama oldu. konuyu yakından takip ediyoruz. Buradan da sizin aracılığınızla orada yaşayan vatandaşlarımıza ve Türkiye’de konuyu takip eden yakınlarına tüm şunu söylemek isterim:

Devlet olarak kurumlarımız, bizler ve Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz en yakın şekilde oradaki gelişmelerin ve kundaklama öncesinde ve sonrasında yaşanan gelişmelerin yakinen takipçisidir. Oradaki makamlarla çok yakın irtibat halindeyiz. Görüş ve düşüncelerimizi çok açık bir şekilde, hiçbir çekince göstermeksizin paylaşıyoruz ve takipçisi olacağımızı da söylüyoruz. Dolayısıyla tüm vatandaşlarımızın haklarını sonuna kadar korumak üzere biz burada elimizden gelen her şeyi yapacağız ve yapmaya devam edeceğiz.

Soru: Ulusal güvenlik konusunda çalışan bir başdanışman olarak, biliyorsunuz şu anda Irak’ta bazı çalışmalar var. Almanya’nın terör örgütleriyle ilişkileri nasıl değerlendiriliyor?

Akif Çağatay Kılıç: Bu noktada şunu söylememiz lazım; terör konusundaki mücadelemizde Almanya’da terör örgütüyle ilgili olarak, PKK ve onun farklı versiyonları YPG/PYD terör örgütleriyle ilgili olarak durumun biraz daha iyiye gitme emareleri gösterdiğini görüyoruz. Birçok farklı noktada birtakım görsel unsurların yasaklandığını ve bazı paçavraların kullanılması noktasında izin verilmediğini gözlemliyoruz. Bu, Almanya’daki terör örgütünün varlığının tamamen sonlandırıldığı veyahut da herhangi bir şekilde tamamen Almanya’da bulunma imkanlarının yok edildiği anlamına gelmiyor. Ama PKK terör örgütü açısından baktığımızda birtakım adımların atıldığını, birtakım çalışmaların olduğunu müşahede ediyoruz. Ümit ediyorum ki bunlar çok daha net bir şekilde, daha yoğun bir şekilde devam eder.

FETÖ’yle ilgili olarak ise tüm dünyada bazı kaçtıkları ülkelerde olduğu gibi Almanya’da da FETÖ’ye karşı bir kafa karışıklığı var. Yani resmi Alman makamlarının FETÖ’yü terör örgütü olarak görmemesi, dolayısıyla ortaya çıkan birtakım durumlar mevzu bahis. Ama kendileri aynı zamanda bu yapının doğru bir yapı olmadığını da görüyorlar. Yani FETÖ mensuplarının birtakım suç unsurlarının içerisinde bulunduklarını, özellikle de finansal anlamda suç unsuru taşıdıklarını ve oradaki birtakım mali kaynakları da kanuna aykırı şekilde kullandıklarını görüyorlar. Yine aynı şekilde dünya ticareti içerisinde veya dünya finansal sistemi içerisinde FETÖ’nün kanunlara aykırı olarak para akladığını, zaten yalan haber yayma, dezenformasyon yapma, algı operasyonları diye tabir ettiğimiz yalanı sosyal medya üzerinden yaymaya çalıştıklarını da görüyoruz. FETÖ’yle mücadelemiz de sonuna kadar devam edecek. Burada tabii Türkiye açısından İletişim Başkanlığı’mızın ortaya koyduğu Dezenformasyon Merkezi’mizin çalışmaları çok önemli. Biz muhataplarımıza da FETÖ’nün bu şekilde yaklaşımları sonucunda tüm dünyada ciddi manada bir karışıklığın ortaya çıktığını ve FETÖ’nün suç unsuru içeren olayların içerisinde olduğu bilgisini iletiyoruz ve kendilerine de bunu görüp buna göre hareket etmelerini söylüyoruz. Bunların hepsi tabii ki masada olacak.

Soru: Bu ziyaretle birlikte ekonomi alanında yeni fırsat pencereleri açılabilir mi?

Akif Çağatay Kılıç: Ekonomik açıdan, ekonominin önemli mali kaynaklar içerisinde kullanılmasında yer alan ve genç bir nesile sahip olan vatandaşlarımız iş dünyasında zaten ciddi manada söz sahibi olmuş durumda. Yani ekonomik ilişkiler açısından Almanya’daki yerleşik Türk şirketlerine zaten çok ciddi bir yatırım var ve bunlar artık Alman siyasal yapısının içerisinde de temsil ediliyorlar, ediliyoruz. Alman şirketlerinin Türkiye’deki yatırımları da üst seviyede. Dolayısıyla bu işbirliğiyle aslında üçüncü, dördüncü ülkelerde ve farklı bölgelere beraber gidip yatırım yapma imkanları da mevzu bahis, ki bunlar yapılıyor.

Yani artık karşılıklı olarak ciddi manada yoğun bir ticari ilişki var. Bu tabii ki derinleşecek ve doğal olarak da ilerleyecek.

Ama siyasi bazı engellemelerle ortaya konan savunma sanayisindeki veya farklı alanlardaki engellemeleri de bir aşarsak çok daha rahat yürüyeceğiz. Dolayısıyla bu anlamda da inşallah ziyaret ön açıcı bir şekilde devam eder.

Soru: Almanya’nın Gazze Soykırımına verdiği destek de görüşmelerde gündeme gelecek mi?

Akif Çağatay Kılıç: Gazze’deki durum artık gerçekten tüm insanlığın kaldıramayacağı noktaya gelmiş vaziyette. Orada hunharca bir katliam, bir soykırım yaşanıyor. Bununla ilgili olarak 7 Ekim’i takip eden süreçte maalesef İsrail’in yanında şartsız ve hiçbir şekilde bir ön kabul olmaksızın yer alanların bugün gelinen noktada artık İsrail’i durdurmaya çalıştıklarını görüyoruz. Ama durduramıyorlar. İsrail, katliamlarına, cinayetlerine devam ediyor. Artık İsrail’in içerisindeki halk içerisinde de Netanyahu hükümetine karşı çok ciddi bir tepki var.

İnsanların hayatlarını kaybedişi, kadınların, çocukların, masumların katledilmesiyle bölgede tırmanan tansiyonu görüyorsunuz. Artık bu noktada, şu günden sonra İsrail’e karşı sesini çıkartmayanlarla konuşulacak çok da fazla bir şey kalmıyor.

Almanya’nın tarihsel anlamda ülkesinde yaşayan, Avrupa’da yaşayan Yahudilerle ilgili bir mazisi var. Bundan dolayı belki biraz daha dikkatli yaklaşım içerisinde olmasını anlayabilirsiniz. Ama şu anda geldiğimiz noktada İsrail hükümetinin yaptığına karşı sessiz kalmaktan ziyade az ses çıkarmak bile kabul edilebilir bir şey değil. Artık bizim tarihsel anlamdaki bir konunun değil güncel bir konunun üzerinde konuştuğumuzu, bugün bir katliam yaşandığını, bir soykırım yaşandığını görüp, anlayıp ve anlamayan varsa eğer bunu haykırmamız gerekiyor.

Sayın Cumhurbaşkanımızın 7 Ekim’den beri duruşu nettir ve bellidir. Biz başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere tüm dünyadan da bunu bekliyoruz. İsrail’e yeterince baskı yapıldığını, yeterince ses çıkartıldığını düşünmüyoruz; daha fazla ses çıkarılması lazım. Bu konu da tabii ki masada olacak.

]]>
https://www.haber28.com.tr/almanya-cumhurbaskani-10-yil-sonra-turkiyede-masada-hangi-konular-var/feed/ 0
2600 yıllık tarihi Gölyazı’da sezon açıldı https://www.haber28.com.tr/2600-yillik-tarihi-golyazida-sezon-acildi/ https://www.haber28.com.tr/2600-yillik-tarihi-golyazida-sezon-acildi/#respond Wed, 17 Jul 2024 06:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25923 2600 yıllık tarihi Gölyazı’da sezon açıldı

Tarihi ve doğasıyla ünlenen Gölyazı turistleri bekliyor

BURSA – Bursa’nın en zengin antik yerleşim yerlerinden biri olan Gözyazı, hava sıcaklıklarının artmasıyla sezonu açtı. Tarihin yanı sıra doğal güzellikleriyle de yerli ve yabancı turistlerin 12 ay boyunca ziyaret ettiği Gölyazı’nın vazgeçilmesi arasında olan tekne turları da start aldı.

Tarihi 2600 yıl öncesine dayanan Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı Mahallesi, hava sıcaklıklarının artmasıyla sezonu açtı. Avrupa’nın en güzel yerleri arasında gösterilen Gölyazı, tarihi ve doğası ile yerli ve yabancıların ilgi odağı oluyor. Roma çağında gelişen Gölyazı, Bizans döneminde ise daha çok dini içerikli eserler kazandı. Bol miktarda Bizans imparatorluk sikkeleri de bulunan Gölyazı, 1303 Dimboz zaferinden sonra Ürünlü Tekfuru’nun topraklarını alan Osman Gazi tarafından Türklere açıldı.

Halk arasında ‘Deliktaş’ olarak anılan ve su kemeri olduğu tahmin edilen bir yapı ile ‘Taş Kapı’ diye adlandırılan antik kale kalıntılarının yanı sıra, Kız Adası’nda bulunan Apollon Tapınağı da ilgi çekiyor. Valilik ve Nilüfer Belediyesi tarafından restore edilen antik tiyatro da yapılan çalışmaların ardından ziyaret edilebilecek. Yarımadanın çevresinde rastlanan sur kalıntıları ile Aziz Panteleimon Kilisesi bölgenin en ilgi çekici tarihi eserleri arasında yer alıyor.

Eski bir Rum köyü olan Gölyazı, Osmanlı döneminde Türklerin ve Rumların bir arada yaşadığı bir yerleşim yeriydi. Günümüzde ‘Ağlayan ağaç’ adıyla anılan, Gölyazı’nın yarımadayla bağlantısını sağlayan köprünün başında bulunan 750 yıllık çınar da turistlerin hatıra fotoğrafı çektirdiği yerler arasında geliyor.

Turizmi daha çok geliştirmek için çalıştığını ifade eden Gölyazı Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, “Gölyazı Mahallesi’nin geçim kaynağı balıkçılıktır. Turizm sektörüyle daha da gelişti. Gölyazı Mahallesi’nin tarihi milattan önce 2 bin 600 yılına dayanır. Antik Kız Adası Tapınağı, antik tiyatro gibi bir çok tarihi yer var. Amacımız turizmi daha çok geliştirmek. Yerli ve yabancı misafirlerimizi daha rahat ve daha konforlu şeklide ağırlamak. Şu an ‘Ağlayan ağaç’ ile ilgili düzenleme çalışmamız var. Ağacın etrafında havuzumuz olacak. Misafirlerimiz için güzel bir hale getireceğiz” dedi.

Tekne turu kişi başı fiyatlar 100 lira

Bu sene tekne ile gezi fiyatlarının 100 TL olduğunu söyleyen Gölyazı Turizm Geliştirme Kooperatifi Başkanvekili Aydoğan Uysal, “Kooperatifimiz bu ay itibariyle sezonu açtı. Gezi turu teknelerimiz 7 metre boyunda 1.5 metre enindedir. Gelen misafirlerimize güvenli bir şekilde tur yaptırıyoruz. Turlara 2016 yılında arz-talep dengesiyle ek iş olarak başladık. 2017’de kooperatifimiz kuruldu ve o seneden beri hizmet veriyoruz. Yakıt fiyatları, işletme maliyetlerine göre fiyatlarımız güncelleniyor. Bu sene fiyatlarımız kişi başı 100 TL’dir. Teknelerimiz 4 kişi kapasitelidir. Ülkemizin her yerinden gelen misafirlerimiz var. Sosyal medyadan, televizyondan görenler merak edip geliyorlar. Bizde elimizden geldiği kadar ağırlamaya çalışıyoruz. Kooperatifimizde 41 üyemiz var. Daha sonra misafirlerimize daha iyi hizmet vermek adına 20 kişilik daha kontenjan açıldı. Ş anda 61 üyemiz var. 45 civarında aktif olarak çalışan teknemiz var. Sadece turizm maksadıyla çalışan tek kooperatif biziz. Bizim haricimizde kooperatifimze katılmayan bireysel olarak bu işi yapan arkadaşlarımız var. Onlarla birlikte toplamda 70 tekne var” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/2600-yillik-tarihi-golyazida-sezon-acildi/feed/ 0
Gölyazı, turizm sezonunu açtı https://www.haber28.com.tr/golyazi-turizm-sezonunu-acti/ https://www.haber28.com.tr/golyazi-turizm-sezonunu-acti/#respond Wed, 17 Jul 2024 05:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25908 Bursa’nın en zengin antik yerleşim yerlerinden biri olan Gölyazı, hava sıcaklıklarının artmasıyla sezonu açtı. Tarihin yanı sıra doğal güzellikleriyle de yerli ve yabancı turistlerin 12 ay boyunca ziyaret ettiği Gölyazı’nın vazgeçilmezi arasında olan tekne turları da start aldı.

Tarihi 2600 yıl öncesine dayanan Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı Mahallesi, hava sıcaklıklarının artmasıyla sezonu açtı. Avrupa’nın en güzel yerleri arasında gösterilen Gölyazı, tarihi ve doğası ile yerli ve yabancıların ilgi odağı oluyor. Roma çağında gelişen Gölyazı, Bizans döneminde ise daha çok dini içerikli eserler kazandı. Bol miktarda Bizans imparatorluk sikkeleri de bulunan Gölyazı, 1303 Dimboz zaferinden sonra Ürünlü Tekfuru’nun topraklarını alan Osman Gazi tarafından Türklere açıldı.

Halk arasında ‘Deliktaş’ olarak anılan ve su kemeri olduğu tahmin edilen bir yapı ile ‘Taş Kapı’ diye adlandırılan antik kale kalıntılarının yanı sıra, Kız Adası’nda bulunan Apollon Tapınağı da ilgi çekiyor. Valilik ve Nilüfer Belediyesi tarafından restore edilen antik tiyatro da yapılan çalışmaların ardından ziyaret edilebilecek. Yarımadanın çevresinde rastlanan sur kalıntıları ile Aziz Panteleimon Kilisesi bölgenin en ilgi çekici tarihi eserleri arasında yer alıyor.

Eski bir Rum köyü olan Gölyazı, Osmanlı döneminde Türklerin ve Rumların bir arada yaşadığı bir yerleşim yeriydi. Günümüzde ‘Ağlayan ağaç’ adıyla anılan, Gölyazı’nın yarımadayla bağlantısını sağlayan köprünün başında bulunan 750 yıllık çınar da turistlerin hatıra fotoğrafı çektirdiği yerler arasında geliyor.

Turizmi daha çok geliştirmek için çalıştığını ifade eden Gölyazı Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, “Gölyazı Mahallesi’nin geçim kaynağı balıkçılıktır. Turizm sektörüyle daha da gelişti. Gölyazı Mahallesi’nin tarihi 2 bin 600 yılına dayanır. Antik Kız Adası Tapınağı, antik tiyatro gibi bir çok tarihi yer var. Amacımız turizmi daha çok geliştirmek. Yerli ve yabancı misafirlerimizi daha rahat ve daha konforlu şeklide ağırlamak. Şu an ‘Ağlayan ağaç’ ile ilgili düzenleme çalışmamız var. Ağacın etrafında havuzumuz olacak. Misafirlerimiz için güzel bir hale getireceğiz” dedi.

Tekne turu kişi başı fiyatlar 100 lira

Bu sene tekne ile gezi fiyatlarının 100 TL olduğunu söyleyen Gölyazı Turizm Geliştirme Kooperatifi Başkanvekili Aydoğan Uysal, “Kooperatifimiz bu ay itibariyle sezonu açtı. Gezi turu teknelerimiz 7 metre boyunda 1.5 metre enindedir. Gelen misafirlerimize güvenli bir şekilde tur yaptırıyoruz. Turlara 2016 yılında arz-talep dengesiyle ek iş olarak başladık. 2017’de kooperatifimiz kuruldu ve o seneden beri hizmet veriyoruz. Yakıt fiyatları, işletme maliyetlerine göre fiyatlarımız güncelleniyor. Bu sene fiyatlarımız kişi başı 100 TL’dir. Teknelerimiz 4 kişi kapasitelidir. Ülkemizin her yerinden gelen misafirlerimiz var. Sosyal medyadan, televizyondan görenler merak edip geliyorlar. Bizde elimizden geldiği kadar ağırlamaya çalışıyoruz. Kooperatifimizde 41 üyemiz var. Daha sonra misafirlerimize daha iyi hizmet vermek adına 20 kişilik daha kontenjan açıldı. Ş anda 61 üyemiz var. 45 civarında aktif olarak çalışan teknemiz var. Sadece turizm maksadıyla çalışan tek kooperatif biziz. Bizim haricimizde kooperatifimze katılmayan bireysel olarak bu işi yapan arkadaşlarımız var. Onlarla birlikte toplamda 70 tekne var” şeklinde konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/golyazi-turizm-sezonunu-acti/feed/ 0
Emre Belözoğlu: Türk futbolunun düzelmesi için 25-30 seneye ihtiyacı var https://www.haber28.com.tr/emre-belozoglu-turk-futbolunun-duzelmesi-icin-25-30-seneye-ihtiyaci-var/ https://www.haber28.com.tr/emre-belozoglu-turk-futbolunun-duzelmesi-icin-25-30-seneye-ihtiyaci-var/#respond Tue, 16 Jul 2024 00:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25623 MKE Ankaragücü Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, Türk futbolun geleceğinden umutsuz olduğunu belirterek, “Türk futbolunun düzelmesi için 25-30 seneye ihtiyacı var.” dedi.

Belözoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Spor Zirvesi’nde katıldığı oturumda öğrencilerin sorularını yanıtladı.

Türk futbolunun son dönemde sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Emre Belözoğlu, “Sosyokültürel bir problem var. Bunu gençler düzeltecek. Türk futbolunun şu anki mevcut düzende değişmesi, güneşin buz tutmasıyla bir. Türk futbolunun düzelmesi için 25-30 seneye ihtiyacı var. Söylediklerimizin bir karşılığı yok. Türk futbolunun ameliyat masasında olduğunu düşünmüyorum. Selası okunmak üzere. Çok ümitvar değilim.” ifadelerini kullandı.

Toplum olarak sahanın içinde kalmayı beceremediklerini aktaran Belözoğlu, “Türk futbolunda idealist tipler var. O insanların önünün açılacağı bir yapının inşa edilmesi lazım. Futbol delisi bir adamım. Daha sistemsel ve felsefi değişimler yapmak lazım. Her sene yeni kural olmaz. 8 milyon nüfusa sahip Hırvatistan, tüm branşlarda şampiyonlar yetiştiriyorsa biz bir şeyleri yanlış yapıyoruz. Futbol ikliminin düzelmesi gerekiyor. Bunun için yöneticiler sorumluluk hissetmeli. Şu an bunu becerebilecek bir potansiyel yok. Değişmesi gereken çok şey var. İnşallah bunu yapabilecek yönetici profilleri oluşur.” diye görüş belirtti.

” Beşiktaş’ın işi kolay değil”

Emre Belözoğlu, Türkiye Kupası yarı finalinde Beşiktaş ile yapacakları maçlar hakkında da görüşlerini paylaştı.

Oyun olarak istediklerini yaptıklarını ancak bunu skora yansıtamadıklarını vurgulayan 43 yaşındaki teknik adam, “Bu kulüplerle mücadele etmek kolay değil. Tur ortada. Beşiktaş’ın işi kolay değil. Kupa beyi Ankaragücü’nü temsil ediyoruz. Finale çıkmak ve kupayı kazanmak istiyoruz. İnşallah bunu camiamıza yaşatabiliriz. İyi işler yaptık. MKE Ankaragücü’nü Avrupa’ya götürecek bilgi ve becerimizin olduğunu düşünüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

MKE Ankaragücü’nde olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Belözoğlu, “Skorlar bizim oyunumuzu destekler nitelikte gitmiyor ama daha iyi yerlere gelebileceğimizi düşünüyorum. MKE Ankaragücü’nü Avrupa’ya taşıyabilecek bir mantalite oluşturmaya başladım. Kupayı kazanırsak MKE Ankaragücü’ne bir ilki yaşatırız. İki sene daha mukavelem var. Ankara’yı da çok sevdim. İyi dostluklarım var. Çok memnunum. İnşallah sonu da iyi olur.” şeklinde konuştu.

Avrupa’nın çok önemli takımlarında görev yapabileceğine inanıyor

Emre Belözoğlu, Avrupa’da çok önemli takımlarda görev yapacağına inandığını söyledi.

Belözoğlu, kariyer hedefiyle ilgili bir soru üzerine, “Bir gün Avrupa’da çok önemli takımlarda çalışabilecek bir teknik adam olabileceğime inanıyorum. Oyunun nereye gittiğini takip etmeye çalışıyorum. Yabancı dile çok önem veriyorum. İtalyancam ve İngilizcem gayet iyi. Dil olmazsa aktarım olmaz. Tercümanlar üzerinden bunu oyuncuya aktaramıyorsunuz. Her insana dokunmanız gerekiyor. Bu anlamda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Oyuncularla irtibatım çok yüksek.” ifadelerini kullandı.

” Fenerbahçe’ye karşı hiçbir hatam yok”

Emre Belözoğlu, Fenerbahçe’yi kupada eledikleri maçın ardından sarı-lacivertli bazı taraftarların kendisine yönelik gösterdikleri tepki hakkındaki bir soru üzerine şu değerlendirmede bulundu:

“Bir teknik adamın geçmişte oynadığı takıma karşı maç kazandığında eleştiriler ve ağır hakaretler alması gerektiğine inanan herkesin çok fazla futbol bilgisi olduğunu düşünmüyorum. Bunun hakkaniyetle alakası yok. Fenerbahçe’ye karşı hiçbir hatam yok. Fenerbahçe’de formamın sonuna kadar hakkını verdim. İspatlayacağım hiçbir şey yok. Bu eleştirileri Fenerbahçeli olduğum için sineye çekiyorum.”

Belözoğlu, son olarak VAR’da yabancı hakemlerin görev yapmasının Türk hakemlerini olumsuz etkileyeceğini düşündüğünü kaydetti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/emre-belozoglu-turk-futbolunun-duzelmesi-icin-25-30-seneye-ihtiyaci-var/feed/ 0
Beşiktaş Yeni Teknik Direktör Arayışlarını Sürdürüyor https://www.haber28.com.tr/besiktas-yeni-teknik-direktor-arayislarini-surduruyor/ https://www.haber28.com.tr/besiktas-yeni-teknik-direktor-arayislarini-surduruyor/#respond Tue, 09 Jul 2024 08:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24436 Yeni teknik direktör arayışlarının devam ettiğini söyleyen Beşiktaş Futbol Takımları Genel Koordinatörü Samet Aybaba, bu süreçte Sergen Yalçın ile hiç görüşmediklerini dile getirdi. Aybaba, yeni sezon öncesi kadro yapılanması konusunda da çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Trendyol Süper Lig’in 33. haftasında Beşiktaş, sahasında oynayacağı MKE Ankaragücü maçının hazırlıklarını ilk bölümü basına açık olarak gerçekleştirdiği antrenmanla sürdürdü. İdmanı Beşiktaş Futbol Takımları Genel Koordinatörü Samet Aybaba ve Beşiktaş Kulübü Futbol Şube Sorumlusu Feyyaz Uçar da takip etti. İkili, antrenman sonrası basın mensuplarıyla sohbet toplantısı gerçekleştirdi.

Yolların ayrıldığı Portekizli teknik direktör Fernando Santos’un saha içindeki hiçbir kararına etki etmediğini vurgulayan Samet Aybaba, “İsimler üzerinde durmaya gerek yok. Bizim için her oyuncumuz değerlidir. Sahaya sürülen oyuncular hocanın kendi takdiri. Saha içi benim alanım değil. Ben önceden olduğu gibi bundan sonra da teknik direktöre karışmam. Düşüncelerimizi söyleriz ancak. Biz Santos hocayla konuştuğumuzda bir şeyleri anlatmaya çalıştık, gerekli şeyleri söyledik. Ama tabii ki takdir kendisinin. Tercih tamamen kendisine ait. Aldığı kararlarla doru mu yaptı, yanlış mı yaptı.. Kararını zaten kamuoyu veriyor, Beşiktaş veriyor. Verdi de zaten” diye konuştu.

“Bu süreçte Sergen hocayla görüşmemiz etik olmaz”

Yeni teknik direktör arayışlarının devam ettiğini aktaran Aybaba, “Biz çok görüşmeler yaptık. Takımın durumundan dolayı yeterli geri dönüş alamadık. Takımın başına getireceğiniz hocaya göre durum değişir. Çok transfer istenebilir. Büyük bütçeler istenebilir. Futbolun akışı böyle. Bir ihtimal de siz kadronuzu kurarsınız ve sonrasında hocayı getirirsiniz. Bu sefer de iş farklı yerlere gider. O yüzden biz antrenörle alakalı her zamanki gibi çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sergen Yalçın ile bu süreçte hiç görüşmedik. Kendisi zaten şu anda bir takımı çalıştırıyor. Kendisiyle görüşmemiz her şeyden önce etik bir durum değil. Yeni teknik direktörümüzün yerli veya yabancı olmasından daha önemli olan bizim istediğimiz sisteme uyum sağlaması gerekiyor. Beşiktaş’ın oyun düşüncesi, sistemi belli. Çok koşan, temas eden, mücadele eden, coşkulu, istekli oynayan, büyük takım oyunu oynayan, rakip alanda baskılı oynayan bir sistemi olmalı Beşiktaş’ın. Bu özelliklere uyan bir teknik adamla anlaşacağız” şeklinde konuştu.

“Saha içi kaliteyi arttırmamız lazım”

Yeni sezon öncesi kadro yapılanması için çalışmaların devam ettiğini sözlerine ekleyen Samet Aybaba, “Transfer çalışmalarımız her zaman devam ediyor. Ben ayrı gittim, Feyyaz hoca ayrı gitti. Elimizde geniş bir oyuncu listesi var. Raporlarımızı hazırladık. Bunların hepsini başkanımıza bilgi olarak veriyoruz. Bu şekilde transfer politikamızı sürdüreceğiz. Marka değeri yüksek olan kulüpler bu şekilde çalışmak zorundadır. Bizim saha içi kaliteyi artırmamız lazım. Listemizde genç oyuncular da var. Tecrübeli oyuncular da var. Orta yaşa yakın oyuncu tipleri de var. Kabul edelim ki biz yeniden yapılanmanın içerisindeyiz. Elimizde çürümüş bir takım var. Bu durum kolay değil. Rakiplerimizin kadro yapılanmalarını görüyorsunuz. Saha içerisinde giren oyunculara, çıkan oyunculara bakın. Biz bu durumun çok gerisinde kaldık. Bu yapılanmayı olması gereken duruma getireceğiz. Fakat çok kolay bir şey değil. Hemen 3-5 günde olacak şeyler değil. Geçtiğimiz dönemlerde yaşadığımız ‘Feda’ dönemini hatırlayın. Sabrettikten sonra geldiğimiz kaliteye, elde ettiğimiz başarılara bakın. O yüzden şu anda yapacağımız bir hata bizi hedefimizden daha da uzaklaştırır. Ben bu kulübe geleli 47 sene oldu. Feyyaz hocanın yaklaşık 40 sene olmuştur. Bizim bu kulübe bir aidiyet duygumuz var. Camia hep iyi yerlerde olsun isteriz. Hep bu duygu ve düşüncelerle buradayız. Zamana ve saygıya ihtiyacımız var. O yüzden çok titiz bir şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Feyyaz Uçar: “Beşiktaş’a yakışacak olan hocayı belirleyeceğiz”

Takımın başına geçecek yeni teknik direktör için titiz çalıştıklarını söyleyen Feyyaz Uçar ise, “Başkanımız bizzat bir önceki dönemde de yaklaşık 20 teknik adamla görüşmüştü. Sezon arasında gelmek istemeyen, kadroyu görüp görmek istemeyen oldu. Puan tablosunu görüp gelmek istemeyen oldu. Biz Beşiktaş’a yakışacak olan hocayı belirleyeceğiz ve kendisiyle sezon sonunda bir anlaşma yapacağız. Yeni Hocanın sezon başında takımın başında olacağından dolayı avantajlı olacağız. En azından kendisine bir şeyler vaat edebileceğiz. Transfer bütçesi verebileceğiz. Dolayısıyla işler çok daha rahat olacak” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/besiktas-yeni-teknik-direktor-arayislarini-surduruyor/feed/ 0
Belediye başkanından örnek davranış https://www.haber28.com.tr/belediye-baskanindan-ornek-davranis/ https://www.haber28.com.tr/belediye-baskanindan-ornek-davranis/#respond Sun, 07 Jul 2024 08:36:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24053 Karabük’ün Eskipazar ilçesinde 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde belediye başkanı seçilen Serkan Civa, sahadaki görevlerini aksatmasından dolayı kendisine yapılan “hayırlı olsun” ziyaretlerinin saat 14.00 ile 17.00 arasında yapılmasını istedi.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Başkan Civa, bir seçim süreci yaşadıklarını, zorlu bir maraton olduğunu belirtti. Sözlerinin yanlış anlaşılmamasını isteyen Başkan Civa, “Allah razı olsun bizi desteklediniz, güvendiniz, bizi bu makama layık gördünüz. Biz de sizin için, memleket için elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız ve inşallah yarından itibaren marşa basacağız. Yalnız sizlerden birkaç isteğim olacak. Yani kimse söylediğimi yanlış anlamasın, algılamasın. Bu memleketin acilen hizmete ihtiyacı var. Acilen yapılması gereken işler var. Bir acil eylem düzenledik, düzenliyoruz. Yani o anlamda sizden şöyle bir ricada bulunacağım. Ziyaret saatlerinizi, hayırlı olsun ziyaret saatlerinizi 2 ile 5 arası yaparsanız memnun olurum. Çünkü benim sahada olmam gereken yerler var, acil yapılması gereken işler var” dedi.

Yapılacak işleri anlatan Civa, “Şehir içi düzenlemesi ve otopark sorunu. Terminal sorunu, sokak hayvanları yaşam alanı, millet bahçesi, aile çay bahçesi, kapalı halı saha, mahalle parkları, bakım ve onarım yapılanması, yenilenmesi ve ilçe tuvaletlerinin tekrardan elden geçmesi, düzenlenmesi. Biz nasip olursa bu saydıklarımı bu yaz tatilinin sonuna kadar yapmayı hedefliyoruz, planlıyoruz ve yaz sonunda bunları yaptıktan sonra da festival, konser ve güreş düzenlemek istiyoruz. Ondan sonra yaz tatilinin bitimine kışa girdiğimiz zaman bol bol çay da içeriz, kahve de içeriz, hep birlikte otururuz. Tekrar söylüyorum. Sizden ricam ziyaret saatlerinizi, hayırlı olsun saatlerinizi, saat 2 ile 5 arası yaparsanız memnun olurum. Çünkü benim sahada olmam lazım. Sahada yapılacak çok işimiz var. Benim koltukta oturacak maskem yok. Zaten hep söyledik, biz bu işe hizmet için geliyoruz. İnşallah sizin için daha iyi hizmetler yapacağız” diye konuştu.

“Bize 6 ay, 1 sene müsaade edin”

Bir diğer sorunun da belediyeye işçi alımı başvurusu olduğunu aktaran Başkan Civa, şunları kaydetti:

“Bir sorunumuzu daha söyleyeyim. O da belediye işçi alımıyla alakalı. Şimdi herkes geliyor. Günde en az 20 kişi, ‘bizi belediyeye alın, bizi belediye işe alın.’ Yani gönül ister ki bütün ilçeyi belediyeye işe alalım. Fakat bu belediyenin bir mali yapısı var. Son dönemde zaten seçimden iki üç ay önce 20 tane eleman alınmış. Bunu herkes biliyor. Yani şu anda belediyenin geliri giderini karşılamadığı durumunda. Yani biz illa ki alım yapacağız. Fakat ilk altı ay, bir sene bize dokunmayın. Biz de hizmet edelim. Zamanla yapacağımız işler var. Hadrianopolis Antik Kenti yolu üzerine yöresel ürün pazarı yapacağız. Çay ocaklarımız olacak. Belediyeye ait kafeteryalarımız olacak, işletmelerimiz olacak. İnşallah oralara biz de eleman alımı yapacağız. Yani bu meyanda, bu denklemde biraz bize bir müsaade verin, biraz izin verin. Biz biraz şu memlekete bir hizmet edelim inşallah. Sizin için yapılan her şey daha iyi Eskipazar için. Anlayışınız için teşekkür ederim.” – KARABÜK

]]>
https://www.haber28.com.tr/belediye-baskanindan-ornek-davranis/feed/ 0
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, İlçedeki Sorunlara ve Projelere İlişkin Açıklamalarda Bulundu https://www.haber28.com.tr/esenyurt-belediye-baskani-ahmet-ozer-ilcedeki-sorunlara-ve-projelere-iliskin-aciklamalarda-bulundu/ https://www.haber28.com.tr/esenyurt-belediye-baskani-ahmet-ozer-ilcedeki-sorunlara-ve-projelere-iliskin-aciklamalarda-bulundu/#respond Sun, 07 Jul 2024 05:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24002 Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, ilçedeki sorunlara ve bu sorunlara çözüm olacak projelerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Başkan Özer, en büyük hedefinin Esenyurt’u 21. yüzyıla hazır hale getirmek olduğunu söyledi.

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, TELE1 ekranlarında Gökçe Çiçek Kösedağı’nın sunduğu “Gündem Özel” programına konuk oldu.

Programda ilçedeki sorunlardan ve bu sorunlara çözüm olacak projelerinden bahseden Başkan Özer, “Esenyurt Türkiye’nin en büyük ilçesi. Enlerin şehri. Sorunları olan bir ilçe. Aynı zamanda güçlü yanları olan da bir ilçe. Mesela çarpık ve hızlı kentleşmenin en yoğun yaşandığı bir yer. Ulaşımla, eğitimle, sağlıkla ilgili sorunlarımız var. Daha kötüsü bağımlılıkla ilgili sorunlarımız var. Depreme hazırlıkla ilgili sorunlarımız var. Esenyurt’ta deprem toplanma alanları da biraz betona kurban edilmiş. Kişi başına düşen yeşil alan 10 bin metrekareyken Esenyurt’ta 72 santimetrekarenin altına düşmüş durumda. Kısa sürede bu sorunlarla ilgili projelerimizi hayata geçireceğiz” dedi.

“ESENYURT’U BARIŞ VE KARDEŞLİK ŞEHRİ HALİNE GETİRECEĞİZ”

Sorunların çözümü için seçim sürecinde üç tane önemli hedef koyduğunu ve bu hedefleri inşa edecek projelerinin olduğunu vurgulayan Başkan Özer, şöyle konuştu:

“Birincisi Esenyurt bir kültürler mozaiği. 81 ilden göç ederek gelenlerin oluşturduğu bir şehir. Yüzden fazla dilin konuşulduğu bir şehir. Bir medeniyetler bileşkesi, kültürü yaratabiliriz. En birinci üstünde durduğum şey burayı bir barış ve kardeşlik şehri haline getirmek. Bir kaynaşma yaratmak. Kentlileşmeyi sağlamak. İkinci önemli husus da Esenyurt büyük bir şehir olmasına rağmen hem alt yapı hem üst yapı sorunları olan bir yer. Bizim aynı zamanda Esenyurt’u 21. yüzyıla hazır hale getirmemiz gerekiyor. Üçüncüsü de negatifleri de bol olan bir yer. Gerek uyuşturucu, gerek kadın cinayetlerinin yaşandığı bir yer. Güvenlik sorununun yaşandığı şekilde bir algı var. Bu algı ‘Esencılıs’ diye birtakım isimlerle algılanıyor. Esenyurtlu, bir Kadıköylü gibi ‘Ben Esenyurtluyum’ diyemiyor. Üçüncü hedefimiz de 5 yılın sonunda bir Esenyurtlunun gururla ‘Ben Esenyurtluyum!’ diyebileceği bir şehir haline getirebilmektir.”

“PROJELERİMİZİ HALKLA MÜZAKERE EDECEĞİZ”

Seçim sürecinde vadedilen projeleri öncelik sırasına göre hayata geçireceklerini belirten Başkan Özer, “Şimdi bu hedeflere ulaştıracak projeler inşa etmemiz gerekir. Bizim bu anlamda projelerimiz var idi. Ama bu projeleri yeniden halkla müzakere edeceğiz. Bir proje havuzu oluşturacağız. Öncelik sırasına göre öne alarak peyderpey hayata geçireceğiz.  Ayrıca bu projeleri o hedeflere ulaştıracak kadroları oluşturacağız. Başarılı olmak istiyorsanız doğru adamı doğru işle buluşturmanız ve aynı zamanda denetlenebilirliği bir tarz haline getirmeniz gerekir. Bu aynı zamanda demokrasinin de bir kuralıdır” dedi.

“SOSYAL BELEDİYECİLİĞE ÖNEM VERECEĞİZ”

Esenyurt’ta sosyal belediyeciliğe önem verilmesi gerektiğini belirten Başkan Özer, “Taban ittifakı nasıl kuruldu?” sorusuna şöyle cevap verdi:

“Biz geldiğimizde Esenyurt halkı ile bir buluşma gerçekleştirdik. Kendimizi, projelerimizi tanıttık. Zaten ben Esenyurt’a yabancı değilim. Esenyurt halkı bizi bağrına bastı. Bizimle ilgili çok kara propagandalar yapıldı. Ancak halk bunlara itibar etmedi. Bizi sevdi, kucakladı. Bizde halkımızı sevdik, kucakladık ve 10,50 puanla halk sözünü söyledi, bize kazandırdı. Bu çerçeve içerisinde de biz orada bir kent uzlaşısı gerçekleştirdik. DEM tabanından da oy aldık. AK Parti’den de oy aldık. 47 bin farkla seçimi göğüsledik. Burada iki şeyin altını çizmek istiyorum. Biri sosyal belediyecilik, diğeri de 2028’e giden yolda ne olacak ne bitecek. Son yıllarda özellikle bu neoliberal politikalar sonucunda devlet ekonomiden el çekti. Böyle olunca sosyal devlet zayıfladı. Sosyal devleti sadece sadaka devletine dönüştürdüler. Oysa Esenyurt’ta bizim güçlü bir yanımız var. Üretim yanımız var. Bir de zayıf yanımız var. Yoksulu çok olan bir yeriz. Nüfusumuz da çok. Bizim sosyal belediyeciliğe önem vermemiz lazım. Devletin aslında bıraktığı boşluğu belediyeler ikame edebilir. AK Parti’ye buradan da bir mesaj verildi. İkinci olmasının nedeni artık zam politikasının çekilmez boyutlara ulaşmasının çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Aç insan, kızgın insandır. Bu insanları görmezden gelemezsiniz.”

“GERİATRİ MERKEZLERİ YAPACAĞIZ”

Yaşlı nüfusunun yoğun olduğu ilçeye bir Yaşlı Bakım Merkezi kazandıracaklarını ifade eden Başkan Özer, “Nüfusumuzun yüzde 15’i emekli ama emeklilerle ilgili hiçbir şey yapılmamış. Hükümet zaten bir şey yapmıyor. Sırf emeklilerle ilgili bir miting yaptım. On tane proje açıkladım. Örneğin emeklilerin kendi hayatlarını idame edebilecekleri yaşam alanları yapacağız. Yaşlılarımıza geriatri merkezleri yapmayı planlıyoruz. Kendi emeklisine, yaşlısına saygı duymayan bir toplumun geleceği olamaz. Kadınlar bizim için son derece önemli. Esenyurt kadınla var olacak diyoruz. Kadın varsa hayat vardır. Kadınların kendilerini gerçekleştireceği olanaklar geliştireceğiz. Esenyurt’ta Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasının yüzde 6’sı üretiliyor. Türkiye’de çok az yere nasip olan bir şeydir. Biz eğer burada katma değeri yüksek bir üretime geçersek ve bu kalkınmayı tabana yayabilirsek orada hem yoksulluğu bitirebiliriz hem de toplumsal barışı yaratabiliriz” diye konuştu.

“İLÇEDEKİ YOKSULLUĞU GİDEREBİLİRİZ”

Esenyurt’ta çok iyi yetişmiş bir insan gücünün olduğuna dikkati çeken Başkan Özer, şöyle devam etti:

“Bir Matematik Köyü projem var. Benim idealim şu; burada neden bir silikon vadisi olmasın! Çünkü 3 bin tane fabrikamız var. Çok iyi yetişmiş bir insan gücü var. Bu güçlü yanımızı geliştirdiğimiz ve oradaki üretimi tabana da yaydığımız takdirde Esenyurt’taki bu yoksulluğu giderebiliriz. Çocuklarımız 60 kişilik sınıflarda okuyor. Ben bir eğitmenim. 60 kişilik sınıflarda bir şey çıkmaz. Koca Esenyurt’ta bir tek devlet hastanesi var. Bugüne kadar yöneticiler yatmış mı? İnsan kaynaklarını geliştirmediğiniz sürece bir yere gelemezsiniz. Çağımız kalkınma çağı. İnsanı değiştirmenin, dönüştürmenin yolu eğitimdir.”

“ESENYURT’A YILLARDIR HAKSIZLIK YAPILMIŞ”

İlçedeki göçmen sorununa da değinen Başkan Özer, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile uyum içinde çalıştıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Esenyurt’u alan Türkiye’yi alır.  700 bin civarında seçmenimiz var. 7 büyük şehirden büyük bir ilçeyiz. Biz Esenyurt’u kazandık, Ekrem Başkan İstanbul’u kazandı ve 2028’e kalmadan belki erken bir seçimle Türkiye artık yavaş yavaş bir değişim yoluna girdi. Zaten toplumda bu mesajı verdi. Bu gerçekleştiği takdirde Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’da bir barışın ilan edilmesi lazım. Bu olduğu sürece Suriyeli sığınmacı kardeşlerimizi ülkelerine göndermeliyiz. Örneğin Esenyurt’ta 200 bin civarında sığınmacı ve göçmen var. Herhangi bir bedelde ödemiyorlar ama o kentin her türlü hiyerarşisine ortak oluyorlar. Üstelik de entegre olamıyorlar. Bunun çözüm yolu Suriye’de barışın sağlanması. Öte taraftan başka bir olayımız daha var: Hükümet biraz paraya sıkışınca vatandaşlığı parayla satmaya başladı. Bu işin en çok yapıldığı yerlerden biri de Esenyurt. Esenyurt’ta bir taraftan bu olmuş bir taraftan da 40 bin konut mağduru, imar ve tapu problemleri yaratılmış. Kent rantlarına insanı odağa koyan bir biçimde yaklaşmak yerine aç kurtlar gibi saldırarak adeta beton yığınları oluşturarak aslında bir haksızlık yapılmış. Bundan sonra Esenyurt’un sorunlarını Esenyurt halkıyla el ele vererek gönül gönüle birlikte çözeceğiz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/esenyurt-belediye-baskani-ahmet-ozer-ilcedeki-sorunlara-ve-projelere-iliskin-aciklamalarda-bulundu/feed/ 0
İmamoğlu, Trabzon’da: “Demokrasiyi Rayından Çıkarırsanız Kadınlara, Çocuklara, Gençlere, Emeklilere Zulüm Çektirir” https://www.haber28.com.tr/imamoglu-trabzonda-demokrasiyi-rayindan-cikarirsaniz-kadinlara-cocuklara-genclere-emeklilere-zulum-cektirir/ https://www.haber28.com.tr/imamoglu-trabzonda-demokrasiyi-rayindan-cikarirsaniz-kadinlara-cocuklara-genclere-emeklilere-zulum-cektirir/#respond Sat, 06 Jul 2024 03:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23794 Haber: HAKAN KAYA – ESRA NUR PERVAN

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, memleketi Trabzon’da hemşehrileriyle buluştu. İmamoğlu, “Bazen demokrasi, bazen cumhuriyet, arzu ettiğimiz seviyeye gelmez. İnsanlarını ne yazık ki ihmal eder. Bu hatalar, yanlış uygulamalar yüzünden olur. Hele hele sistemi, rejimi, kendi gidişatından, uygar ve medeni sürecinden, rayından çıkarır. Başka bir rejim ortaya koymaya kalkarsan, işte olan önce kadınlara, önce çocuklara, gençlere, önce emeklilere zulüm çektirir, sıkıntı çektirir. Ama hep birlikte ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte, milletimizin gücüyle, nasıl ki demokrasi arayışında, özgürlük arayışında sevginin, saygının hakim olduğu bir sürecin olgunlaşmasında, hepiniz yeni bir arayışa, yeni bir umuda, 31 Mart’ta mühür bastınız ya… Şimdi yeni bir dönem, yeni bir arayış, yeni bir hizmet anlayışı, yeni bir yöneticilik anlayışı başladı: Tam yol ileri diyoruz” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Trabzon’un merkez ilçesi Ortahisar’ın Belediye Başkanı seçilen Ahmet Kaya’yı makamında ziyaret etti. Kaya’yı tebrik eden İmamoğlu, belediye anı defterini imzaladı. ‘Bize çifte bayram yaşattınız’ diyen Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, şunları söyledi:

“BİZE ÇİFTE BAYRAM YAŞATTINIZ”

“Sizi burada ağırlamak bizim için onurların en büyüğü. Yaptığınız işlerle, verdiğiniz belediyecilik örnekleriyle hepimizin yüz akı oldunuz, gururumuz oldunuz. Bizler de sizlerin izinde yürüyerek sizlerin desteğiyle sizlerden aldığımız güçle Trabzon’da arkadaşlarımla birlikte önemli bir mücadele süreci yürüttük ve Allah’a şükür mahcup olmadık ne milletimize ne sizlere. İnşallah bundan sonra yapacağımız işlerle de aynı güzel. Ligde Trabzon’daki hemşehrilerimize hizmet edeceğiz. Arkadaşlarımızla birlikte Trabzonumuza en güzel hizmetleri yapabilmek gayreti içinde olacağız. Kapısı açık, gönlü açık bir anlayışla sizlerin yaptığı o doğru, güzel belediyecilik anlayışı ile Trabzon’umuza hizmet edeceğiz. Ben bütün heyetimiz adına hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Bize çifte bayram yaşattınız, minnettarım, çok teşekkür ediyorum.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın ardından konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:

“ABUR CUBUR İŞLER YAPILDI VE YAPILMAYA DEVAM EDİLİYOR”

“Belediye Başkanımıza hayırlı uğurlu olsun. İnşallah daha güzel başarılara imza atarız hep birlikte. Tabi onun tek yolu var. Görev aldığımız bu dönem başarıların en büyüğünü bu ülke milletine halkımıza yaşatmak. Onu hep beraber yaşatırsak özellikle bu yörede de bence belediyeciliğe ihtiyaç var. Yani bu başta Trabzon’umuz olmak üzere Rize’si, Giresun’u, Ordu’su, Samsun’u fark etmiyor. Büyük oranda ciddi bir belediyeciliğe, ciddi bir farklı belediyeciliğe, insanını düşünen, doğasını düşünen, şehrini düşünen, günü kurtaran değil ama böyle dünya güzeli cennet köşesi bir şehrimiz var ama o anlamda aynı paralelde bir özenli belediyecilik bence yok çok net. Çok abur cubur işler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bir şehir bu kadar yorulmaz. Yorulmaz ve yoğrulmaz. Hem yoruldu hem yoğruldu. Şimdi bu şehrin ciddi bir düzene ciddi bir gelecek vizyonuna ihtiyacı var. Bu bakımdan ben Ahmet Başkanımızın akıldan, teknikten, bilimden uzak davranmayacağını net olarak biliyorum çok değerli siyasi yol arkadaşları var. Çok değerli Trabzon’un insanları var. İyi yetişmiş insanlar var. Hem şehrimizin içinde hem şehrimizin dışında. ve bu bakımdan herkesin size yardıma koşacağına eminim. Yeter ki siz burada iyi bir güzergah çizin, iyi bir vizyon ortaya koyun.

“HİÇ KİMSENİN SİYASİ BARİYERLER ÖRMESİNE MÜSADE ETMEMELERİ GEREKİR”

Bu noktada bütün altyapının oluşmasında, oluşturulmasında benim de yaşamımın şekillendiği tabiri caizse çocukluğumun, gençliğimin geç geçtiği bu şehrin ayağa kalkması ve kalkınması noktasında elimizden ne gelirse. Yanınızda olacağımızı taahhüt ediyoruz. Bütün belediyelerimize bu anlamda kapımız açık. Ben daha önce de söyledim. Benim belediyelere kapım açık derken partilim olan belediyelere asla demem, bilakis bir şehre gittiğim zaman o şehir, hangi belediye ya da hangi partiden bakmam, mutlak randevu isterim. Valisinden de isterim belediye başkanını da isterim. Veren oldu vermeyen oldu. Bu nezaket ve bu kuralın işlemesi noktasında ben Trabzon’daki bütün yerel yöneticilere bu çağrımı on yıldır yapıyorum bunu da yapmaya devam edeceğim. Ha buna uymak istemeyen ya da bu daha doğrusu bu daveti duymayan ya da duyamayan belli baskıları yaşayan dostlarımıza da şunu söyleyeyim. Hiç kimsenin siyasi bariyerler örmesine toplumun arasında müsaade etmemeleri gerekir. Çünkü seçildikten sonra herkesin belediye başkanıyım diyen anlayış gerçek anlamda bunu yansıtmalıdır. Ortak masalarda konuşabilmeliyiz. İnşallah bu anlamda yerelden bu nezaketi, bu açık gönüllülüğü, bu hassasiyeti hep birlikte göstereceğiz.

“BU AKLI BU ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRECEĞİZ”

Sadece bunu belediyelerimizde göstermeyeceğiz. Bu dönem görev alacağımız belediyeler birlikleri var bölgelerde. Aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği var. Oralarda da bu aklı, bu zihniyeti değiştireceğiz. Tam aksine o kurumların millete ait olduğunu, o kurumların yerel yönetimlere hizmet etmesi gerektiğini ispat edecek dengeli adil bir şeffaf bir ortamı oralarda da var edeceğimizi şimdiden ilan edelim bu noktada çalışmalarımız var. İnşallah çok sevdiğim, mahallemin içinde bulunan bu belediye binasının hatta bir kısım mülkümüzün de buraya nasıl diyelim? Karşılıklı anlaşarak yıkılan kamulaştırılan bölümde bulunan bu binanın şehrimize uğur getirmesini diliyorum. Umarım çok güzel bir dönem yaşatacaksınız. Sizde görev alan bütün meclis üyesi arkadaşlarımıza ve elbette ki burada çalışacak olan bürokrat emekçi bütün çalışanlara başarılı bir dönem dilerim. Yolunuz açık olsun.  Eşimle birlikte sizi tebrik ediyoruz. Ailenize kolay gelsin. En büyük zorluğu onlar yaşayacak meşakkatli bir iş. Ama omuz omuza özellikle siyasi yol arkadaşlarımız, başta il başkanımız, Ortahisar İlçe Başkanımız, diğer yöneticilerimiz bu süreçte sizin işinizi kolaylaştıran, sizin önünüzü açan sizin faaliyetlerinizi vatandaşa çok yoğun bir biçimde anlatan bir faaliyetle işinizi kolaylaştıracak, olduklarına eminim. Onlarada şimdiden teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun.”

İmamoğlu ve Kaya, tebrik ziyaretinin ardından Ortahisar Belediyesi önünde kendilerini bekleyen coşkulu kalabalıkla buluştu. İmamoğlu, hemşehrilerini eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, Kaya da eşi Tuğba Kaya ile birlikte selamladı. Kendisine sevgi gösterilerinde bulunan hemşehrilerinin Ramazan Bayramlarını kutlayan İmamoğlu, alanda bulunan dövizleri tek tek okudu ve özetle şunları söyledi:

“SİZLER BENİM İSTANBUL’DA HER ANIMI TAKİP ETTİĞİNİZİ BİLİYORUM”

“Benim güzel şehrimin güzel insanları bugün çok değerli dostum Ahmet Kaya’nın bu güzel şehirde, bu güzel şehrin merkezinde, Trabzonumun merkezi Ortahisar’da Ortahisar Belediye Başkanlığı’na başladığı bu dönemde hem bir bayram ziyareti hem de sizlerle onun bu güzel görev döneminin başlangıcında onu tebrik etmek için şehrime geldim. Ben bu coşkulu karşılama ve bizimle bu bayramlaşma duygusunu yaşadığınız için hepinize teşekkür ediyorum iyi ki varsınız. Bütün hemşehrilerimin burada bulunan çok güzel annelerimizin, ablalarımızın hanımefendilerin, beyefendilerin sevgili gençlerin pırlanta gibi çocuklarımızın Ramazan Bayramı mübarek olsun çok güzel bir bayram geçirin inşallah. Sizler, benim biliyorum İstanbul’da her günümü, her anımı takip ettiğinizi biliyorum. Dualar ettiğinizi biliyorum. Dualarınızın beni nasıl duygulandırdığını, bazen videolarınız geliyor fotoğraflarınız geliyor. Özellikle çok güzel annelerimizin dualarıyla beni nasıl beslediğinizi tahmin edemezsiniz iyi ki varsınız Allah’ım sizi korusun hepinizi çok seviyorum.

“KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN DOĞDUĞU MAHALLEDE BÜYÜDÜM”

Bu güzel şehrin bir evladı olmaktan gurur duyuyorum. ve aslında şu an o kadar güzel bir yerdeyim ki Allah’ın nasibi. Ben Pazarkapı Mahallesi’nin bir çocuğuyum aslında. Hem Pazarkapı Mahallesi, hem Ortahisar Mahallesi bu mahallenin bir çocuğuyum. Bu gördüğünüz Ortahisar Belediye binasının tam şu köşe başında bizim dükkanımız vardı boya dükkanı. Hala durur. Hemen bu belediye binasının alt köşesinde İslane Sokak’ta da dedemin kereste ticarethanesi vardı. Ben bu caddenin çocuğuyum. Burada yürüyerek okuluma gider, yürüyerek okulumdan buraya gelirdim. İlkokulum hemen bu binanın yanındaki Kanuni Süleyman İlkokulu. Şöyle düşünün bu sabah köyüme çıktım, mini minnacık bir köy evinde doğmuş bir Akçaabatlı bir çocuğum ben. Trabzon’un bir evladıyım orada doğdum. Burada ilkokulu okudum. Ortaokulu Atatürk Köşkü’nün orada Köşk Lisesinde okudum, liseyi Trabzon Lisesi’nde okudum. Bu şehir Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu bir şehir, onun doğduğu bu mahallede büyüdüm. Belki hayatımda bugün ne var ise buradan beslendim. Sonra İstanbul’a okumaya gittim. Ailemle beraber iş yaşamım derken yine Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği ve bizlere yurt edinen dönemi başlattığı İstanbul’da yaşama başladım ve İstanbul’un belediye başkanı oldum.

“31 MART’TA MÜHRÜ BASTINIZ YA ŞİMDİ YENİ BİR DÖNEM, YENİ BİR ARAYIŞ, YENİ BİR HİZMET ANLAYIŞI, YENİ BİR YÖNETİCİLİK ANLAYIŞI BAŞLADI”

Bu nasıl bir şey biliyor musunuz, o kırk haneli köyden doğarak Trabzon’dan Fatih’in fethettiği İstanbul’a giderek büyükşehir belediye başkanı olmak olsa olsa dünyada bir tek Atatürk’ün Cumhuriyetinde olur.  Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet herkese fırsat eşitliği verir kadınına çocuğuna, erkeğine. Demokrasi ne yapar biliyor musunuz? Hepimizi eşitler. Sandık var ya sandığa gidip oy atıyoruz. O sandık hepimizin eşitlendiği gündür. Fabrikatörü, emekçisi, işçisi, emeklisi, üniversite öğrencisi öğretmeni hepimizi eşitler. Eksik tarafı var. Bunu toparlamamız lazım. O ne biliyor musunuz? Bazen demokrasi bazen cumhuriyet arzu ettiğimiz seviyeye gelmez. Ne yazık ki ihmal eder. Bu hatalar yanlış uygulamalar yüzünden olur. Sistemi, rejimi, kendi gidişatında uygar ve medeni sürecinden rayından çıkarır başka bir rejim ortaya koymaya kalkarsan işte olan önce kadınlara önce çocuklara, gençlere önce emeklilere zulüm çektirir, sıkıntı çektirir. Ama hep birlikte ne yapacağız biliyor musunuz? Hep birlikte milletimizin gücüyle nasıl ki demokrasi arayışında özgürlük arayışında sevginin, saygının hakim olduğu bir sürecin olgunlaşmasında hepimiz yeni bir arayışa, yeni bir umuda, 31 Mart’ta mühür bastınız ya, şimdi yeni bir dönem, yeni bir arayış, yeni bir hizmet anlayışı, yeni bir  yöneticilik anlayışı başladı. Tam yol ileri diyoruz.

“YENİ DÖNEM O ÇİFT MAVİ GÖZÜN İNSANINA BAKTIĞI GİBİ BİR DÖNEM OLACAK”

Bakınız bu nasıl bir anlayış biliyor musunuz? Sevgili dostum Ahmet Kaya’nın odasında astığı bir fotoğraf birkaç gündür bir tartışma işliyor. Tartışmayı önemsemiyorum oraya girmeyeceğim. Ama size söyleyeceğim şu o fotoğraf, benim 10 yıldır masamın arkasında duruyor. O fotoğraf ne biliyor musunuz? Tokat’ta, bir çiftçinin, bir köylünün deprem sonrası yaşadığı sıkıntıları bir devletin başındaki insana, insanına anlatırken çekildiği fotoğraf. O fotoğraftaki kişi o köylü dede o anlatımı yapıyor hararetli bir şekilde. Ama onu dinleyen bir çift mavi göz var. O çift mavi göz vatandaşına öyle itinayla bakıyor ki, bir gözün içine bakış vardır. Ben diyorum ki Allah’ım beni o gözlerim baktığı gibi bu annelere baktır. O gözlerin baktığı gibi bu çocuklara, bu gençlere, bu hanımefendilere, bu beyefendilere abilerimize. Ben çocukla konuşurken bile dizimi yere eğip onun gözünün içine bakıp onu hissetmeye çalışıyorum. İşte bu yeni dönem o bir çift mavi gözünün insanına baktığı gibi bir dönem olacak.

“KİBİR KENDİNİ BEĞENMİŞLİK BUNLARIN HEPSİ YOK. BİTTİ”

Kibir, kendini beğenmişlik bunların hepsi yok bitti. Kul Nesimi demiş ki ‘Rızkı veren Hüda’dır, kula minnet eylemem’ demişti. Ramazan ayındayız. Ben dünyanın  en büyük şehri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanıyım. Sevgili dostum Ahmet Kaya Ortahisar Belediye Başkanı biz bu göreve talip olduk. Sizler de bizleri seçtiniz. Şimdi bize düşen görev sizi dinlemek, sizi anlamak, dertlerinize çare olmak için gece gündüz çalışmak bizim sorumluluğumuz bu. Vatandaşımıza destek oluyoruz ya vatandaşımız bir sıkıntıya düşüyorsa ona destek olmak bizim sorumluluğumuz. Vatandaşlarıma sesleniyorum. Devletimizin herhangi bir kurumu ama belediyesi ama valiliği, ama bakanlığı ama şurası ama burası o desteği size veriyor ya, kimse cebinden bir şey vermiyor. Size vermek zorunda olduğu desteği veriyor. Hatta belki de az veriyor siz onun hesabını sorun. Ben hep söylüyorum bize minnet duymayın.Görevini iyi yaptın kardeşim,  belediye başkanım teşekkür ederiz diyebilirsiniz. Ama kimseye minnet duymayın. Bu şehrin İstanbul’un bu ülkenin, bu devletin sahibi, millettir. Ben geleceğin bir sistemin sahibiyim diyen, buyruğumla şunu yaptın diyen, talimatımla emrettim şöyle oldu diyen biri görevden ayrılacağı zaman af diledim, görevden ayrılıyorum deme dönemi bitmiştir.

“ŞU AYAKLARINIZDAKİ, KOLLARINIZDAKİ PRANGALARI, KELEPÇELERİ SÖKÜN ATIN. MİLLETE HİZMET EDİN”

Millet devletin sahibidir. Bugün ülkemiz derin bir yoksulluk yaşıyorsa onun hesabını sorun sormalısınız. Üniversiteli çocuklarımız, gençlerimiz işte biz şimdi İstanbul’da ne yapıyorsak iyi uygulama sevgili Ahmet Kaya’yla tabii ki paylaşacağız. O burada bir merkez ilçe belediyesi başkanı. Bakın buradan söyleyeyim Ekrem İmamoğlu İstanbul’un belediye başkanı. Bakın burada benim şanlı Türk bayrağım var. Benim kapım Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese açık. Benim kapım hangi partiden seçilmişse seçilmiş. Trabzon’un Büyükşehrinden ilçesine, beldesine nerede olursa olsun herkese açık. Kardeşim partiler araç, partiler hizmet için araç, seçim geçti bitti. Şimdi milletçe ayağa kalkma zamanı. Onun için birlikte çalışacağız. Ahmet Kaya başkanımla çalışacağız. Ama benim kapımı Akçaabat’ta çalsa başımın üstünde yeri var, Trabzon Büyükşehir’de çalsa başımızın üstünde yeri var. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Hangi partide siyaset yapıyorsanız yapın şu ayaklarınızdaki, kollarınızdaki prangaları, kelepçeleri sökün atın millete hizmet edin. Siz de bir kişiye değil, millete hizmet edin.

“VATANDAŞINA KARŞI YUKARIDAN BAKMA”

Bu cennet vatan 100 seneyi aşkın süre önce özgürlüğü, cumhuriyeti, demokrasiyi seçmiş, ne demiş şair? Hangi çılgın bana vuracakmış şaşarım demiş. Öyle değil mi? Biz milletçe özgürlüğüne düşkün insanlarız. Biz demokrasi aşığıyız. Şimdi ne yapacağız? Daha fazla sizi dinleyeceğiz. Bu şehrin zeki insanlarını bu şehrin akıllı gençlerine, hanımefendilerini, beyefendilerini daha çok dinleyeceğiz. Başkanımız sizlerle çok güzel projeler üretecek. Biz de onu yapıyoruz İstanbul’da. Bu milletin ayağa kalkmasıdır millet gücünün farkına varacak. Ben hep söylüyorum. Büyüklerimin bana vasiyetidir. Makamım büyüdükçe başını öne eğsin. Vatandaşa karşı yukarıdan bakma, vatandaşa karşı başın öne eğik dursun ve onunla öyle konuş. Ona hizmet yolunu seçmişsen bu sana gerekli. O bakımdan biz bu terbiyenin bu anlayışın inanın neferleri olacağız. Çok çalışacağız. Ben hep söylüyorum bakın sıralamam şöyle. Allah’ım beni aileme mahcup etme. Allah’ım beni doğduğum topraklara Trabzonlulara mahcup etme. Karadenizlilere mahcup etme. Ama beni bu Türkiye’nin bu cennet vatanın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün vatandaşlarına mahçup etme. Şehrim İstanbul’a mahçup etme. Çünkü biz çok asil bir görevle hizmet dönemiyle karşı karşıyayız. ve göreceksiniz çok çalışacağız. Ben diyorum ki beni geçecek adam doğmadı kardeşim. Ahmet Kaya diyebilir ki, başkanım sen öyle değilsin ama ben daha çok koşarım. E hadi koşalım. Yahu hizmette, yarıştan güzel bir şey olabilir mi? Beni geçeni arkadan çelme takmam vallahi de billahi de alkışlarım.

“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KONUŞACAĞIZ”

Biliyor musunuz? Millet de millete hizmette yarışın kazananı yok ki hepimiz kazanıyoruz. Kaybedeni yok ki hepimiz kazanıyoruz. Dolayısıyla bizim yolculuğumuz böyle bir yol, çok başarılı olacağız. Arkamızda sizin gibi hemşerilerimizin gücünü hissedeceğiz. İnşallah önümüzdeki zaman diliminde hiç olmadı bugüne kadar  bundan sonra da ağzımızdan kötü kelime duymayacaksınız.  Ben bugün Sera’da 98 yaşında anneannemizi ziyaret ettim. Salacık’ta halamı ziyaret ettim. Hepsi diyor ki televizyonda seni dinliyoruz. Bir de bağırıyormuş bana halam Ekrem Ekrem beni niye duymuyorsun? Şimdi ben konuşurken kötü söz edeceğim. Beni anneannem dinliyor, annem dinliyor, bırakın siz dinliyorsunuz, beni çocuklar dinliyor. Ben buradan söylüyorum. Biz kimsenin hakkında iftira, kumpas, şu bu işlerle zaten uğraşmadık uğraşmayız. Kötü söz kullanmayacağız. Sizin işinizi konuşacağız. Milletimizin işini konuşacağız. Çocuklarımızın geleceğini konuşacağız. Gençlerimizin umutlarını konuşacağız. Onlara destek olacağız. Bizim buna yetecek gücümüz var. Bizim buna yetecek aklımız, fikrimiz, bilgimiz var. Milletçe var. Sizin fikirlerinizden faydalanacağız. Yolumuz açık olsun hep birlikte koşalım, hep birlikte coşalım.

“TRABZONUN MUHAFIZI OLUP KORUYUCUSU OLUN”

Ahmet Kaya Başkanımla birlikte çok güzel başarıları hep birlikte imza atalım. Bu, başarıda elbette merkez ilçe başkanımız, Haluk Başkanımın büyük emekleri var. Ona Mustafa başkanım, il başkanımızın büyük emekleri var ona, Milletvekilimiz Sibel Hanım’a ve bütün örgütümüze teşekkür ediyoruz. Ama biz bakın partiyi burada bıraktık. Biz diyoruz ki ya bu işi Trabzon ittifakı kazandı. İstanbul’da İstanbul ittifakı kazandı. Türkiye’de Türkiye ittifakı olsun. Onun için milletçe kazanalım diyoruz. Bizim seçimde kaybedenimiz yok. Hepinizi çok seviyorum. Ahmet başkanımın yolu açık olsun. Yanındayız göreceksiniz çok yanında olacağız. İstanbul’umuzun, İstanbul’umuza yapılmak istenen kötülüklere karşı nasıl orada muhafız demişsem siz de Trabzon’da Trabzon’a bir kötülük yapılıyorsa Trabzon’a muhafızlık etmeye var mıyız? Sakınız vazgeçmeyin. Burası bizim biblomuz, burası bizim canımız ciğerimiz. Bizi besleyen bir dünya. Trabzon’un muhafızı olup koruyucusu olun. Trabzon’un her konusuyla ilgilenin. Trabzonspor’la da ilgilenin, Trabzonspor’u da yalnız bırakmayın. Maddi manevi yalnız bırakmayın. Her türlü kardeşlik, her türlü güzellik kazansın. Hepinizi çok seviyorum. Allah’ın izniyle. Trabzon’da da İstanbul’da da ülkemizin her yerinde de ne olacak? Her şey çok güzel olacak.”

]]> https://www.haber28.com.tr/imamoglu-trabzonda-demokrasiyi-rayindan-cikarirsaniz-kadinlara-cocuklara-genclere-emeklilere-zulum-cektirir/feed/ 0 DEM Parti ve DBP Van İl Örgütü Bayramlaştı https://www.haber28.com.tr/dem-parti-ve-dbp-van-il-orgutu-bayramlasti/ https://www.haber28.com.tr/dem-parti-ve-dbp-van-il-orgutu-bayramlasti/#respond Sat, 06 Jul 2024 00:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23744

İSHAK KARA

DEM Parti ve DBP Van İl Örgütü, Ramazan Bayramı dolayısıyla il binasında bayramlaşma programı düzenledi. Tuşba Belediye Eş Başkanı Ümit Keser, “Halk demokrasiye olan inancını yeniledi. Seçimlerde 14’te 14 yapan bir irade var. Bu iradesini de seçimin hemen arkasından mazbata direnişiyle gösterdi. Bu bayramı da çifte değil üçlü bayram olarak ifade ediyorum. İnsanların gözlerinde inanılmaz bir coşku var” dedi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van İl örgütleri, bayramlaşma programı düzenledi. Gün boyu süren bayramlaşmaya Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Neslihan Şedal ve Abdullah Zeydan, Tuşba Belediye Eş Başkanları Hanım Akkoş ve Ümit Keser, İpekyolu Belediye Eş Başkanları Cevdet Altındağ ve Canan Uzunay, Edremit Belediye Eş Başkanları Rabia Başak Koç ve Cemil Komi  yanı sıra çok sayıda partili katıldı.

“HALKIN TEMEL BEKLENTİSİ HİZMET”

İpekyolu Belediye Eş Başkanı Cevdet Altındağ, “Halkımızın bayramını kutluyorum. Mazbatamızı aldık temel kararlara imza atmak için belediyeye uğradık. Halkın temel beklentisi hizmet. Bayramın coşkulu geçmesi sahiplenme yaşanan olumlu hava ile birlikte 14’te 14 yapmamız hem de gayri hukuki müdahalenin geri çekilmesi insanlarda ayrı bir sevinç yarattı sahiplenme oldu. Ben bu sahiplenmenin devam edeceğine inanıyorum. İlk iş olarak da belediyenin bir röntgenini çekip halkla paylaşmayı düşünüyoruz. Ekonomik anlamda da ciddi tahribatlar var. Orası seçime yönelik istihdam alanı olarak da kullanılmış gelen gelirin tamamı işçi maaşlarının yarısına yetiyor onun için halka hizmet etmenin de yollarını hep beraber bulacağız” dedi.

“VANLILAR 3 BAYRAMI BİRLİKTE YAŞIYOR”

Tuşba Belediyesi Eş Başkanı Ümit Keser ise şunları söyledi:

“Halk demokrasiye olan inancını yeniledi. Seçimlerde 14’te 14 yapan bir irade var. Bu iradesini de seçimin hemen arkasından mazbata direnişiyle gösterdi. Bu bayramı da çifte değil üçlü bayram olarak ifade ediyorum. İnsanların gözlerinde inanılmaz bir coşku var. Halk partimizin bayramlaşmasına akın akın geliyor. Hepsiyle tokalaşıp bayramlaşmaya çalışıyoruz. Halk umutlu ve umudun yeşermesi anlamındadır. Yıllardır bu yerel seçime bel bağlayan bir kesimde vardı. Birçok eylem etkinliğe çağırdığımızda yüzlerinde karamsarlık vardı. Bu bayramda hepsinin gözlerinin için parlıyor.

“HALKIN YARALARINI HEP BERABER SARACAĞIZ”

Tuşba ilçesi şu ana kadar bizim tarafımızdan hiç hizmet ile buluşturulmamıştır. Birkaç gündür belediyedeyiz. Herkesin talebi; artık sizin sayenizde hizmet alacağız. Hizmetin dışında bir güler yüz gördüklerini söylüyorlar. Sosyal belediyecilik anlamında geçmiş tecrübelerimizde var. Bizde bir çok şeyi yapmaya hazırız. Sorunlarımız çok onları çözüme kavuşturacağız. Bu anlamda birikim ve tecrübemiz var. Eş başkanımla birlikte halkın yaralarını saracağız. Tuşba’da belli bir kesim çalışılmış belli bir kesime hizmet adına bir şey gitmemiş, personelden yana bir sıkıntımız yok, kim layıkıyla dürüst çalışırsa bizde onlarla birlikte devam edeceğiz. Halkın umuduna layık olmaya çalışacağız. Tuşba bakir bir alan hep beraber yöneteceğiz.”

]]> https://www.haber28.com.tr/dem-parti-ve-dbp-van-il-orgutu-bayramlasti/feed/ 0 Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk: Tek derdimiz bu şehri ayağa kaldırmak https://www.haber28.com.tr/hatay-buyuksehir-belediye-baskani-mehmet-onturk-tek-derdimiz-bu-sehri-ayaga-kaldirmak/ https://www.haber28.com.tr/hatay-buyuksehir-belediye-baskani-mehmet-onturk-tek-derdimiz-bu-sehri-ayaga-kaldirmak/#respond Thu, 27 Jun 2024 06:00:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23039 Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, Yüksek Seçim Kurulu’nun kararı sonrası şehri yeniden ayağa kaldırmak için çalıştıklarını ifade ederek, “Tek derdimiz bu şehri ayağa kaldırmak” dedi.

Hatay’da 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın adayı Mehmet Öntürk sandıktan zaferle çıkmış ve mazbatasını alarak göreve başlamıştı. Süreç sonrası CHP, YSK’ya başvuruda bulunarak seçimlerin yenilenmesine yönelik itirazda bulunmuştu. YSK’nın akşam saatlerinde yaptığı açıklamada CHP’nin başvurusunun reddedildiği belirtilmişti. Karar sonrası Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk açıklamalarda bulundu.

“Sandık başlarında herhangi bir itiraz olmamış”

31 Mart’ta sandıkların kapanması ve ardından yaşanan süreci anlatan Başkan Öntürk, “Evet öncelikle Hatay’ımız kazandı. Hatay’ımızın birlik beraberliğini sağlayarak, tarihimizle, kültürümüzle bu kadim şehri el birliğiyle ayağa kaldıracağız. Tabii seçimi kaybetmenin duygularıyla maalesef duygusal hareket eden CHP yöneticileri, belediye başkanı ve avanesi vardı. 31 Mart akşamı sandıklarda biliyorsunuz seçim kurulunun bir heyeti var. Sandık kurulu başkanları var, başkan yardımcısı var. Orada oy oranına göre ilk dört partinin de temsilcileri var. Ayrıca müşahitler var. Hem temsilcileri olmayanlar için hem de temsilcisi olan partiler için seçime giren, girmeyen herkesin müşahit kartı da var. Şimdi böyle bir ortamda sandıklar sayılıyor, açılıyor. Tutanaklar ıslak imzaya bağlanıyor. Seçim kuralı bu şekildedir. Bunları tutanak altına alırlar ve ilçe seçim hakimliğine gelir bunlar. Bir nüshası oraya gelir. Birer nüshası da oradaki üyelere verilir ve bunlar da partilerine gider. Bizim de partimizde bunları topladık. Oradaki üyelerimizden biz çalışmamızı yaptık. Bunları toplarken ıslak imzalı tutanakları toplarken hatalar olabilir. O düzeltiliyor. Bu tür hatalar her zaman için düzeltilebilir. İlçe seçim kurulları bunları toplar. Daha sonra da il seçim kurullarına getirirler. Seçimin hikayesi bu şekilde olur. Biz bu seçimi üç bin küsur oyla aldık. Daha sonra maddi hatalar olan birkaç ilçede bu tutanakların ıslak imzalı tutanakların toplamında birkaç hata yapılmış. Bunlar da düzeltilmiş ve seçim artık neticeye bindirilmiş. Sandık başlarında herhangi bir itiraz olmamış. Sadece Reyhanlı’da bir sandıkta veya iki sandıkta muhtarlıktan dolayı itiraz olunmuş, sayılmış, bir sorun yok. Belen’de bir sandıkta yine muhtarlıklardan dolayı bir itiraz sayılmış. Herhangi bir sorun yok. Daha sonra bunlar 15 ilçede seçimi kaybettiklerini anlayınca itiraz ediyorlar. Samandağ ilçesinde itiraz kabul olundu gibi bir algı var. Ama burada şöyle bir şey var. Orada hakim ve üyeler reddediyor. ‘Bu usulsüz yaptığınız’ diyor, bizim orada temsilcimiz yok. TİP’in, CHP’nin, DEM’in ve İYİ Parti’nin temsilcileri var. Çünkü bizim yeterli oyumuz Samandağ’da olmadığı için temsilci gönderemiyoruz kanun gereği. Dörde üç bir şekilde karar çıkıyor. Bu karar sandıkların yeniden açılıp sayılması kararı değil, itiraz ediliyor. Biz bunu ile taşıdık, reddetti. YSK’ya taşındı, YSK da bunu reddetti. Buna istinaden de bizim mazbatamız cumartesi günü verildi iş hakimliği tarafından” dedi.

Başkan Öntürk, göreve gelir gelmez şehri ayağa kaldırmak için çalışmalara başladıklarını belirterek, “Biz gelir gelmez şehrimizi ayağa kaldırmak için uğraşıyoruz. İşimizin başındayız. Bugün de YSK zaten hukuki olarak kararını vermiştir ve biz görevimize devam ediyoruz. İşimize bakıyoruz. Tek derdimiz bu şehri ayağa kaldırmak” ifadelerini kullandı. – HATAY

]]>
https://www.haber28.com.tr/hatay-buyuksehir-belediye-baskani-mehmet-onturk-tek-derdimiz-bu-sehri-ayaga-kaldirmak/feed/ 0
Erzurumspor FK Giresunspor maçının ardından https://www.haber28.com.tr/erzurumspor-fk-giresunspor-macinin-ardindan/ https://www.haber28.com.tr/erzurumspor-fk-giresunspor-macinin-ardindan/#respond Sun, 23 Jun 2024 21:25:00 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22501 Trendyol 1. Lig’in 28. haftasında Erzurumspor FK sahasında Giresunspor’u 2-1 mağlup etti. Maçın ardından teknik direktörler açıklamalarda bulundu.

Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Giresunspor Teknik Direktörü Serhat Güller, çok genç oyuncularla ligde mücadele ettiklerini ifade ederek, “Biz Giresunspor olarak zaten küme düştük. Ama her şeye rağmen genç oyuncularımızla bu ligde mücadele etmeyi, pozitif futbol oynamayı, iyi futbol oynamayı öğretmeye çalışıyoruz oyuncularımıza. Bugün de bunlardan bir tanesini oynadık. Gayet de kendileri de zevk aldıkları bir karşılaşma oldu. Tabii gücümüzün yetmediği yerler de oldu. Çok genç oyuncularımızdan dolayı oyunun bazı bölümlerinde biraz sıkıntılar yaşadık. Ama genel anlamda biz taktiksel anlamda da fizik güç anlamında da rakibi elimizden geldiği kadar rakibimize mücadele etmeye çalıştık. Yine söylüyorum genç oyuncularımız 17, 19 yaşlarında. Gelecekte Türk futbolunda ve Giresunspor’da çok iyi yerlerde olacaklar inşallah. Onlara da doğru futbol oynamayı, futbolun güzelliklerinden yana olmayı, sahada iyi mücadele etmeyi, taktiksel anlamda taktiksel disipline uymayı, bunlarla ilgili de katkıları yapmaya çalışıyoruz. Bugün bizim adımıza güzel bir karşılaşma oldu diyebilirim. Öne geçtik, devreyi 1-0 önde kapattık. Genel anlamda maça başlamadan önceki düşüncelerimizi özellikle üçlü defans kurgusu içerisindeki oynayan rakibimize karşı stoper boşta bırakarak özellikle Mustafa Yumlu’yu boşta bırakarak diğer oyunculara ve alan ve adam markajını iyi yaptık. Bunda da başarılı olduk. Çok oyun şansı vermedik rakibimize. Çok pozisyon da vermedik işin doğrusu. Öne geçtik. İkinci yarıda çok önlem almamıza rağmen veya çok uyarmamıza rağmen kafa vuracak tek oyuncu Sader Mustafa olduğunu üzerine basa basa anlatmamıza rağmen maalesef bir adam paylaşım hatadan golü yedik. 1-1 oldu. Sonra da ikinci golü yedik. Tabii genç oyuncular olunca oyunu çevirmek, 2-1’den sonra oyunu çevirmek gerçekten çok zor oluyor. Ama yine söylüyorum biz oyuncuların oynadığı oyunu, ortaya koydukları performans, sonuçta bunlar yine söylüyorum, genç oyuncular ve bir şehri temsil ediyorlar. Kolay bir yük de değil yani bu onlar açısından da. Onlar da sahada ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Kalan altı haftamız var. O altı haftayı da aynı anlayışla aynı şekilde onlara bir şeyler öğreterek, yapabiliyorsak maç kazanarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Erzurumspor’u da tebrik ediyoruz. Bir galibiyet aldılar. Onlara da başarılar diliyorum” dedi.

Hakan Kutlu: “Sonuna kadar savaşacağız”

Giresunspor karşısında aldıkları galibiyetten dolayı oyuncularını tebrik eden Erzurumspor FK Teknik Direktörü Hakan Kutlu ise, “Son oynadığımız maçtan sonra hedefimizi play-off olarak koymuştuk. Ama alttan da bir an önce matematiksel olarak kurtulmamız gerekiyordu ki, dün de ondan önceki gün oynanan maçlarda alttaki rakiplerimiz puan almıştı. O yüzden bizim için bu maçın değeri bir kat daha arttı. Mutlaka kazanmamız gerekiyordu. Bu maçlar çok zor olur. Çünkü karşımızda isteyen, çok koşan, mücadele eden genç bir takım var. İlk yarı biraz dağınıktık ama ikinci yarı istenen futbolu oynar kazandık. Aslında 43 puanımız var. Silinen üç puanımızı da eklersek. Ama gerçekçi olarak baktığımız zaman 40 puanımız var. Önümüzde çok çok önemli bir maçımız var ve çok önemli altı tane maçımız var. Play-off demiştik, bugünkü maçta biraz daha pekiştirdik. İnşallah elimizden geleni yapıp oraya ulaşmaya çalışacağız. Giresunspor için de bir şeyler söylemek istiyorum. Gerçekten önemli bir camia. Benim de çok büyük zevkle daha önce çalıştığım bir camia. Ama ne yazık ki, Türk futbolu da iyi yönetilemeyen kulüplerin, işte sıkıntısını yaşayan bir kulüp. Başlarında onları sahiplenen bir hocaları var. Serhat abi benim, eski takımdan, arkadaşım, abim diyeyim. Onu da tebrik ediyorum ve teşekkür ediyorum. Onun şu an göstermiş olduğu duruşa bir kişiliğe. Çünkü her hoca durmaz yani. Çünkü onun da bir kariyeri var ve kariyerinde oynadığı çoğu maçta ne yazık ki mağlubiyetle ayrılmak zorunda. Ona da hem Türk futbolu adına hem kendi adıma teşekkür ediyorum. Zemin olarak da ben daha önce de bizim saha çalışanlarımıza, stat personelimize teşekkür etmiştim. Erzurum’da nihayet kışın sonu geldi. Ama sahamız o kadar çetin bir kış yaşanmasına rağmen hala Türkiye’nin en iyi zeminleri arasında. Onlar da ayrı bir teşekkür hak ediyor. Taraftarımız ayrı bir teşekkürü hak ediyor. Oyuncularımız hep zaten iki yıla yakındır söylüyorum, önemli bir duruş sergiliyorlar. Altı maçta elimizden geleni yapacağız. İnşallah ilk koyduğumuz hedefi biraz geride bıraktık. Tabii matematiksel olarak değil ama önemli bir puan farkımız var. İkinci yarı ulaşırsak ne mutlu bize. İlk altı içinde oynayan, ilk yedi içinde bulunan takımlarla çoğu maçımız. Ama tabii bunun da hem avantajı var hem de dezavantajı var. Mağlup edebilirsek bizim için çok büyük bir artı kazandırır. Onlar üç puan kaybettiğim haftada biz üç puan almış oluruz. Ama tabii ki güçlü rakipler gerçekçi de olmak gerekiyor. Dediğim gibi sonuna kadar savaşacağız” diye konuştu. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzurumspor-fk-giresunspor-macinin-ardindan/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İstanbul Bir Beş Sene Daha Kaybedemez” https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbul-bir-bes-sene-daha-kaybedemez/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbul-bir-bes-sene-daha-kaybedemez/#respond Sat, 15 Jun 2024 01:00:38 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20934 Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Her şeyi akıl ve vicdan terazimizde tartacağız. Kırgınlıkla ve öfkeyle değil sağduyuyla meseleye yaklaşacağız. Kullanacağımız bir oyun beş senemizi etkileyeceğini unutmayacağız. İstanbul bir 5 sene daha kaybedemez” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde düzenlediği mitinge katıldı. AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un konuşmasının ardından Kurum ile ele tutuşarak sahneye gelen Erdoğan, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“İsrail’in hukuk tanımaz, kutsal bilmez, zalim hükümeti yaklaşık 6 aydır Gazze’deki kardeşlerimizi katlediliyor. Bu müstesna zamanlarda ellerimizi semaya Gazzeli mazlumlar için de açıyoruz. İnsani yardımlarımızla da Gazze’nin yanındayız. Şimdiye kadar 40 bin tondan fazla yardım malzemesini uçaklar ve gemilerle bölgeye gönderdik. Dün de 8. yardım gemisini 125 bin gıda kolisi ile Gazze’ye ulaştırmak üzere Mısır’a sevk ettik. İsrail üzerindeki baskının artırılması için yoğun çaba harcıyoruz. Çocuk, kadın, bebek, yaşlı demeden soykırım uygulayan canilerin hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Birileri bildikleri halde siyasi rant için gerçekleri çarpıtsa da biz Filistin halkının ve devletinin dimdik yanındayız. İçinize şüphe düşürmeyin. Gazze hassasiyeti fırsatçılarının asılsız söylemlerine prim vermeyin. Türkiye, tüm kurumlarıyla Filistin halkının yanındadır.

Dün akşam AFAD Başkanımızla, ardından Kızılay Başkanımızla görüştüm. Yoğun bir şekilde bu yardımları ulaştırmanın gayreti içinde olduklarını öğrendim. Türkiye’nin gayretlerinin en yakın şahidi tüm fertleriyle Filistin halkıdır. Tayyip Erdoğan’ın her türlü bedeli göze alarak verdiği mücadelenin şahidi Gazzeli kardeşimizin bizatihi kendisidir. Şahsımızın yanı sıra Dışişleri Bakanımız, MİT Başkanımız, AFAD’ımız, Kızılay’ımız, vakıflarımız Filistin ve Gazze için çalışıyor, didiniyor, mücadele ediyor. Türkiye, Suriye imtihanını Somali, Karabağ imtihanını nasıl alnının akıyla verdiyse Gazze imtihanını da vermenin gayretindedir.”

Geçen sene yapılan seçimleri hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Geçtiğimiz sene 14-28 Mayıs seçimlerinden bir gün önce sizlerle kucaklaşmış ve ahdimizi yenilemiştik. Allah razı olsun Sancaktepeli kardeşlerimiz bu sözlerine sadık kaldılar. 31 Mart’ta bu sözü yeniliyor muyuz? Bugün Sancaktepe’de katılım 25 bin. Bizi bağrınıza bastığınız için her birinize şükranlarımızı sunuyorum. Önümüzde kritik bir seçim var. Pazar günü bir kez daha sandığa gideceğiz. Şehrimize, ilçemize hizmet edecek yerel yönetimleri seçeceğiz. Vaatlerini unutacak değil, verdiği sözü yerine getirecek başkanlar seçeceğiz.

Kararı sandıkta vereceğiz. Bir tarafta eser ve icraatlarıyla konuşanlar var, diğer tarafta beş yıl boyunca taş üstünde taş koymayanlar var. Bir tarafta hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürenler var, diğer tarafta meydanlarda bolca vaat dağıtıp göreve gelince hepsinin üstüne yatanlar var. Bir tarafta temiz, şeffaf ve dürüst siyasetin temsilcileri var, diğer tarafta kaynağı karanlık, deste deste dolarlar avrolarla para kulesi üretenler var. Reklama verdiği önemin 10’da birini depreme vermeyenler var. Karşımızdaki tablo bu kadar nettir. İstanbul’un bir beş sene daha kaybetme lüksünün olmadığını görüyoruz.

31 Mart’ta ilimizi yönetecek isimlerle beraber bu iki farklı anlayış arasında da bir tercihte bulunacağız. Her şeyi akıl ve vicdan terazimizde tartacağız. Kırgınlıkla ve öfkeyle değil sağduyuyla meseleye yaklaşacağız. Kullanacağımız bir oy beş senemizi etkileyeceğini unutmayacağız. İstanbul bir 5 sene daha kaybedemez. Ben Sancaktepe’nin tercihini gerçek belediyecilikten yana olacağına inanıyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbul-bir-bes-sene-daha-kaybedemez/feed/ 0
Ali Koç’tan çarpıcı açıklamalar: TFF ceza verirse Türk futbolu sıkıntıya girer https://www.haber28.com.tr/ali-koctan-carpici-aciklamalar-tff-ceza-verirse-turk-futbolu-sikintiya-girer/ https://www.haber28.com.tr/ali-koctan-carpici-aciklamalar-tff-ceza-verirse-turk-futbolu-sikintiya-girer/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:36:53 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20884 Fenerbahçe Kulübü Mart ayı Yüksek Divan Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Ali Koç, gündeme dair ve Trabzonspor maçında yaşananlar hakkında çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

“FUTBOLCULARA CEZA VERECEKLERMİŞ”

Olaylara karışan futbolcuları hakkında konuşan Koç, “Futbolcularımıza ceza vereceklermiş. Onların menfaatleri açısından inşallah ceza vermezler. Türk futbolu uluslararası alanda çok sıkıntıya girer. Şimdi kılıfına uydurmaya çalışıyorlar. Çünkü üstlerinde baskı var. Zaten her şeyi kılıfına uydurmaya çalışıyorlar. Bu maçta Fenerbahçe’ye nasıl ceza vereceğiz diye uğraştılar. Şimdi pabuç pahalı. Ne yapıyorlar bilmiyorum. Linç mi edilmeleri gerekiyordu? O bayrak Mert Müldür’ün vücuduna girseydi de öyle mi ciddiyeti anlayacaktık. Otobüsümüz viyadükten uçsa mı ciddiye alacağız. Trabzonspor maçı bardağı taşıran son damla oldu.”

Koç’un konuşmasından satır başları;

Ali Koç: “Sayın Yüksek Divan Kurulu Başkanım ve Divan Kurulumuz, Üyelerimiz, İlker (Başbuğ) Paşam, Sayın Vefa Küçük, küçüklüğümden beri tanıdığım insanları burada görmek memnuniyet verici. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”

Ali Koç: “Fenerbahçe tarihinin en önemli toplantılarından birini yapıyoruz. Bu yüksek katılımı görünce 18.15’e kadar bitiremeyeceğiz. 14 kişi söz almak için izin istemiş. Mümkünse kısıtlamayalım. Önemli bir virajdan geçiyoruz. Biz niye bu noktadayız? Milli aralar, kulüpler için en keyifli aralardır. Hele galibiyetle girdiyseniz. En son isteyeceğimiz şey, bu konularla ilgili mesaimizin yüzde 100’ünü harcamak. Güzel bir derbi galibiyetiyle milli araya girdik ama hiçbir şey güzel değil. Niye güzel olmadığını, dün, bugün, ileride olamayacağını paylaşmak istiyorum.”

”ORGANİZE BİR KÖTÜLÜK İÇİNDEYİZ”

Ali Koç: “Süreçte bazı yanlış anlamalar var. Bu gidişat, gidişat değil. Kabul edilemez bir gidişat. Organize bir kötülük içindeyiz, uzun süredir. Adaletin, hakkın, hukukun tesis edilemediği bir ortamda rekabet etmeye çalışıyoruz. Ne hikmetse hiçbir kulübün başına tarihi boyuncagelmeyecek tek olay, bizde 15-20 senede defalarca başımıza geldi, içeride ve dışarıda.”

”FENERBAHÇE MAĞDURU OYNAMIYOR”

Ali Koç: “Fenerbahçe mağduru oynamıyor. Nasıl olur da bir kulübün başına bunlar gelir, bizi yöneten insanlar buna nasıl müsaade eder, bunları gündeme getireceğim. Sonra da nasıl ilerleyeceğimizle ilgili birkaç şey söyleyeceğim.”

Ali Koç: “Genel kurul çağrısı yaptığımız gün 4-5 saat yönetim kurulu olarak toparlandık, Trabzonspor maçından sonra bazı gelişmeleri tahmin ederek, bütünsel bir bakış açısıyla işin boyutu genel kurul seviyesine getirilmeli, nasıl devam edeceğimizi, akıl akıldan üstündür, herkesin çorbada tuzu olacağı bir yöntemle ilerlemenin en doğrusu olduğunu ifade ettik. Çağrı yaptık. Çok yüksek bir katılım olacağını tahmin ediyoruz. İnşallah 2 Nisan’daki toplantımızla, 1 hafta sonraki toplantıya ihtiyaç duymadan sayıyı toplayıp en aklı selim kararları birlikte alırız. Hedefimiz budur.”

”BIÇAK ARTIK KEMİĞE DAYANDI”

Ali Koç: “Bu toplantının ikincisi olmasın, 2 Nisan’da Fenerbahçe olarak yek vücut, omuz omuza ‘Artık yeter’ dediğimizi Türkiye’ye duyuralım. Artık bıçak kemiğe değdi, kesiyor, bacağı kopartmak üzere.”

”EN KÖTÜSÜ BUDUR”

Ali Koç: “Bir yanlış algılama var. Sebebi biz olabiliriz. Fenerbahçe Spor Kulübü, iki tane ekstrem var. Biri hiçbir şey yapmamak, hiçbir şey dememek, hayata devam etmek. Bana sorarsanız en kötüsü budur. Bir seçenek daha var, futbol faaliyetlerini bir müddet durdurmak var. İkisi arasında muhtelif hareketler, hareket planları var. İnsanlarla konuştukça daha yeni fikirler geliyor. Bunu bir ve sıfır oyunu olarak görmemek gerek. Fenerbahçe, kendisine reva görülen muameleye artık isyan ettiği için, bu duruma artık tahammül edemeyeceği camia olarak belli konularda karar almak için salı günü toplanıyor.”

”NE KARAR VERİRSEK VERELİM YANIMIZDA OLACAKLAR”

Ali Koç: “Bireysel görüşmelerimiz oldu. Fenerbahçe’de yönetici olarak hizmet etmiş 250 insan var. Aşağı yukarı 100’üyle istişaremiz oldu. Dün Ankara’da 350 kişilik bir toplantı yaptık. Görüşler çıktı. Bugün görüşler alacağız. Sponsorlarımızla toplandık. Ne karar verirsek verelim, yazılı olarak yanımızda olacaklar. Bazı sponsorlarımız daha fazla vermek istediklerini söylediler. Allah onlardan razı olsun.”

”SAMANDIRA’DA TAKIM İLE BULUŞACAĞIZ”

Ali Koç: “SPK ile, Ziraat Bankası ile toplandık. Yarın Samandıra’da esas bu oyunun öznesi olan futbolcularımız ve teknik kadromuzla buluşacağız. Sanmayın ki duygusal bir karar aldık ve hiç düşünmeden taşınmadan 2 Nisan’ı bekliyoruz. Camiamız belki de hiç olmaması gereken bir istikamete gidecek beklentisi içinde olmayın. Hep beraber en doğru kararı vereceğiz, içiniz rahat olsun.”

“ORGANİZE BİR KÖTÜLÜK!”

Ali Koç: “Nasıl bu noktaya geldik? Trabzonspor maçı kesinlikle ve kesinlikle burada toplanmamızın, 2 Nisan’daki toplantının nedeni değildir. Bardağı taşıran damladır. Neden? Şöyle bir inceleyelim, bakalım. Trabzonspor maçındaki olay bize göre tamamen organize, belli bir amaç ve hedef doğrultusunda, o amaç, bizi bir kez daha zorbalıkla şampiyonluktan etmek, Trabzonspor’un amacı demiyorum, organize kötülüğün tavan yaptığı örneklerden bir tanesi. Niye böyle düşünüyoruz? Bir kere güvenlik zaafiyeti var. Bunu kimse açıklayamaz, hiç kimse! Derbilerin nasıl olduğu, nasıl gergin geçtiği biliniyor. Yıllardır biriken sorunlardan dolayı Trabzonspor – Fenerbahçe maçındaki gerginlik biliniyor. Stadyumda polis olmaması hiçbir şekilde açıklaması olabilir konu değildir.”

”MAÇTA ÜST ARAMASI OLMAMIŞ”

Ali Koç: “Bir örnek vereyim. Bizim stadımızda maç olduğu zaman, maç mesai günlerinde ise kadın çalışanlarımız ruj, çakmak taşımıyorlar. Niye? Gündüz polis iki bariyer güvenlik vaziyeti alıyor. Öğle yemeğine çıkanlar aranıyorlar, çantalarında bu malzemeler varsa alıyorlar. İstanbul polisi bu kadar dikkatli. Derbilerde, maç bitmeden 5-6 dakika evvel çevik kuvvet sahanın içine girer, tribünleri çevirir, tünele ekstra polis konur. Burada polis yoktu. Pet şişeler sahaya atılıyordu, genelde bardakla verilir, dediler ki iftar, o yüzden pet şişe. Hiç üst araması olmamış maça girerken. Maskeli insanlar… Karadeniz insanı merttir. Maskeyle maça gidildiğini hatırlamıyorum, tribündeler. Gördük ki Fenerbahçe’nin bir kez daha şampiyonluk şansı zorbalıkla elinden alınacaktı. Ne olacaktı Batshuayi atamasa, teknik taktik konuşulacaktı. Hiç bu kadar su atılmamıştı Trabzon’da. Son 10 senede 2 maç iptal edildi. Hiç bu kadar madde atılmamıştı.”

”HALA GÖREVDE OLMASI F.BAHÇE’YE MESAJ”

Ali Koç: “Trabzon emniyeti, maça polis tahsis etmiyorsa, polisleri içeride değil dışarda tutuyorsa Trabzonspor ne yapsın? Trabzon emniyetinin büyük zaafiyeti olmuştur. Emniyet müdürünün hala görevde olması bize bir mesajdır. Onu da söyleyeyim.”

”TÜRK FUTBOLUNUN KEPAZELİĞİNİN EN GÜZEL ÖZETİ”

Ali Koç: “60. dakikada hocamıza mesaj yolladım. Nereye gideceği belliydi. 2-0 iken, Fenerbahçe tarihinin en yüksek puan aldığı sezonda, şampiyonluğa giderken, Konferans’ta giderken, skor 2-0’ken başkan hocasına ‘Sahadan çekilebilirsin, yetki sizde’ demek ne demek biliyor musunuz? Türk futbolunun kepazeliğinin en güzel ispatlarından bir tanesidir. Şampiyonluğa gidiyorum, takımım 2-0 önde, futbolcularımın can güvenliği için bu mesajı verme ihtiyacı duyuyorum. Trabzon emniyeti, siz görmüyor musunuz? Birdenbire olmuyor ki, aşama aşama bu noktaya geleceği belliydi. Biz İstanbul’dan görüyoruz, bunu söylüyoruz, öyle küçük bir şehirde ikinci yarıda gerekli polis önlemi alınmıyor. Çok enteresan.”

”ZİHNİYETE BAKIN!”

Ali Koç: “Duyum almaya başlıyoruz, futbolcularımıza ceza verilecek diye. Aynen beklediğimiz gibi. Neymiş, Fenerbahçeli futbolcular fazla güç kullanmışlar. TFF’nin şu anda bulunduğu nokta, kaçsalarmış, sevkler olmazmış. Zihniyete bakar mısınız? Hakemin doğru dürüst maç yönetse maç bu noktaya gelmeyecek. Sizi kim sevk edecek, sizden kim hesap soracak? Bu maçın 1 numaralı sorumlusu sahadaki hakem yönetimidir. Türkiye’de bir hakem var mı, böyle siyasi, bürokrasi gücü olan kulübün maçını iptal edecek hakem var mı? TFF arayıp söyleseydi, maçı bitir diye. Hamleleri yapmadı ya da geç yaptı. TFF ve hakem sorumludur. Yurt dışında böyle maç yönetse FIFA kokartı alınır. Niye yabancı hakem istediğimizi anlıyor musunuz? Yabancı hakem bu maçı bitirir miydi, mümkünatı yok.”

”KENDİ MENFAATLERİ İÇİN İNŞALLAH CEZA VERMEZLER”

Ali Koç: “Futbolcularımıza ceza vereceklermiş. Onların menfaatleri açısından inşallah ceza vermezler. Türk futbolu uluslararası alanda çok sıkıntıya girer. Şimdi kılıfına uydurmaya çalışıyorlar. Çünkü üstlerinde baskı var. Zaten her şeyi kılıfına uydurmaya çalışıyorlar. Bu maçta Fenerbahçe’ye nasıl ceza vereceğiz diye uğraştılar. Şimdi pabuç pahalı. Ne yapıyorlar bilmiyorum. Linç mi edilmeleri gerekiyordu? O bayrak Mert Müldür’ün vücuduna girseydi de öyle mi ciddiyeti anlayacaktık. Otobüsümüz viyadükten uçsa mı ciddiye alacağız. Trabzonspor maçı bardağı taşıran son damla oldu.”

Ali Koç: “Trabzonspor ile bilgiler paylaşıyoruz. İki kulüp sakin. İşi olduğu yerden daha kötü yere götürmemek için azami gayret gösteriyoruz.”

”SEVKLER NEDEN OLMADI?”

Ali Koç: “Sevkler olmadı. Neden olmadı diyoruz? ‘Merak etmeyin, olduğu zaman tedbirsiz olur, Adana maçını etkilemez’ diyorlar. 7’sinde maç var, onu etkiler mi? O maça mı hazırlanıyorsunuz.”

”SUİKAST GİRİŞİMİ FAİLİ NEDEN BULUNMUYOR?”

Ali Koç: “2013/14’te şampiyon olduk. Bir sonraki sezon, liderin 2 puan gerisindeyken, 5-1’lik galibiyet sonrası Rize’den dönerken yaşananları biliyorsunuz. Yabancılar ayrılmak istediler. Biz nasıl toparlayacağımızı bilmiyoruz. Otobüs kurşunlanması olmasa başka bir şey konuşacaktık. Niye faili meçhul? Herkes bulunuyor. İstendiği zaman… En çok küçük birtweet atan bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti’ni rezil eden suikast girişiminin faili neden bulunmuyor? Devletimize soruyorum. Kaç defa çıkıp bunun faili meçhul olması ayıptır dedik. Hep Fenerbahçe’ye oluyor. Onu bulsalar bugün bir sürü şeyi konuşmuyor olabilirdik.”

”SADECE FENERBAHÇE’YE CEZA”

Ali Koç: “Deprem oluyor, Allah kimseye bir daha göstermesin, sonra takip eden haftalarda ligler başlayınca 3 büyük kulübümüzün stadında hükümete tepkiler oluyor. Sonra Fenerbahçe taraftarlarına deplasman yasağı getiriliyor dönemin İçişleri Bakanı’ndan. Niye öbürlerine değil de sadece Fenerbahçe’ye. Ekstra bir şey mi oldu, hayır. Ancak, bize geliyor. Böyle çekiyorlar bizi siyasetin içine…”

”DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE OLMAZ”

Ali Koç: “Yaptığımız faule, aldığımız sarı karta bakıyoruz. Rakibe bakıyoruz. Mukayese götürmüyor. Birikiyor, birikiyor, ekilen tohumlar meyve veriyor. Riyad’da kriz çıkıyor, o da bize. İki kulüp var, TFF var, bakan var. İş dönüyor dolaşıyor Fenerbahçe’ye bağlanıyor. Son 13 senede 1 şampiyonluk. Evet, yeri geldi yanlış yatırımlar, yanlış kadro, yanlış hoca ama yeri geldi bangır bangır şampiyonluğa giderken aşağı çekildik. 13 senede 1 şampiyonluğu yanlış transferlerden, hocalardan, kararlardan mı oldu sanıyorsunuz, gerçekten buna inanıyor musunuz! Son 7 senede 3 kere son maçta şampiyonluk kaybetmeye hiç girmiyorum. Operasyon var orada da. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Dünyanın hiçbir yerinde olmaz.”

”DAHA AŞAĞILIK BİR SEZON YOK”

Ali Koç: “Bu sezon bana göre Türk futbol tarihi bundan daha aşağılık bir sezon yaşamamıştır. Olan olaylara bir bakın, başka ülkelerde 50 senede olmuyordur. Biz 4-5 ayda yaşadık.”

”1959 ÖNCESİ İÇİN BASTIRIYORUZ”

Ali Koç: “1959 öncesi için bastırıyoruz. Komisyon yok, bir şey yok.”

”BUNU TARTIŞMAK İŞİN VAHAMETİ”

Ali Koç: “Fenerbahçe olarak tarihimizin en iyi sezonunda lige devam edelim mi, etmeyelim mi? Bunu konuşuyoruz. Bunu tartışıyor olmak işin vahameti.”

Ali Koç: “Gerekli istişareleri yaptık. Bana 100’ün üstünde mektup geldi, kongre üyelerinden. Çok değerli öneriler var. Çok faydalı öneriler var, benim anlayamadığım bir şey var. Bütün bu olanlar, futbol üzerinden toplumu germe, sosyolojik bir sonuca doğru bizleri itme. Haksızlık, adaletsizlik. Bunlar hepsi bizim devlet büyüklerimizin gözü önünde yaşanıyor. Anlayamadığım taraf bu.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ali-koctan-carpici-aciklamalar-tff-ceza-verirse-turk-futbolu-sikintiya-girer/feed/ 0
Güreş camiası iftarda bir araya geldi https://www.haber28.com.tr/gures-camiasi-iftarda-bir-araya-geldi/ https://www.haber28.com.tr/gures-camiasi-iftarda-bir-araya-geldi/#respond Mon, 10 Jun 2024 21:01:27 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20331 Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Dr. Şeref Eroğlu, İstanbul Mersinli Ahmet Kireççi Kamp ve Eğitim Merkezi’nde düzenlenen iftarda kulüp başkanları, milli sporcular ve antrenörlerle buluştu.

Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Şeref Eroğlu, İstanbul Mersinli Ahmet Kireççi Kamp ve Eğitim Merkezi’nde iftar düzenledi. İftara Spor Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Veli Ozan Çakır, kulüp başkanları ve aynı yerde kamp yapan milli güreşçiler ile antrenörler katıldı. Spor Hizmetleri Genel Müdürü Çakır, iftar öncesinde kamp merkezini ziyaret etti.

Veli Ozan Çakır: “Türk güreşi tekrar yükselişte”

Sporcular, teknik heyet ve yöneticilerle güzel bir anı olduğunu belirten Veli Ozan Çakır, “Bizim olimpiyat madalyalarımızın yüzde 60’ı güreşte. Güreşin, Türk sporundaki yeri ayrı. İnşallah Paris’te düzenlenecek olan olimpiyat oyunlarında da güreş başta olmak üzere tüm spor dallarında ben büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum. Öncelikli hedefimiz olimpiyat madalyası kazandığımız spor dalı sayısını arttırmak. Daha önce madalya kazanmadığımız branşlarda madalya kazanmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte Atina’dan beri 20 yıldır 3 altın madalya almamıştık. İnşallah Paris Oyunları’nda en az 3 altın madalya kazanmayı hedefliyoruz. Gerçekten bu şampiyonluğa yakın birçok sporcumuz var. Türk güreşi de hepinizin gördüğü gibi tekrar yükselişte. İnşallah eski günlerini görecek. Bugün bu kampta da güzel anlar yaşadık. Burada 17-18 yaş grubu genç milli sporcularımız vardı. Onlarla da konuştuk. Aynı zamanda onlara antrenörlük yapan şampiyon ağabeyleri de vardı. Nazmi Avluca’nın 2008 Pekin’de sakat sakat kazandığı madalyayı da hatırlıyorum. Olimpiyat şampiyonumuz Mehmet Akif Pirim’in, 1992 Barcelona’da kazandığı finali hatırlıyorum. Hepsinde çok heyecanlıydık. Federasyon başkanımız zaten dünya ve Avrupa şampiyonu, aynı zamanda da olimpiyat ikincisi. Baktığınız zaman Türkiye’nin güreşte böyle bir geçmişi var. Bugün de burada şampiyon antrenörlerle sporcuların çalıştıklarını görüyoruz. Bu tabii sporcuların olimpiyat oyunları gibi önemli bir organizasyona mental hazırlığı açısından da çok önemli. Türk güreşçisinin ve sporcusunun nelere muktedir olduğunu, geçmişte neler yaptığını görüyorlar. Bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğini, kendilerini nasıl hazırlamaları gerektiğini öğreniyorlar. Bunun da ben çok büyük etkisinin olacağına inanıyorum” diye konuştu.

“İnşallah bu yaz Türk sporunun yazı olacak”

Başta güreş olmak üzere Paris’te tüm spor dallarında daha önce eşi benzeri görülmemiş başarılara imza atmak istediklerini vurgulayan Çakır, “İnşallah bu yaz Türk sporunun yazı olacak. Bunun için de gayet bilinçli bir hazırlığımız var. Bakanımız, sporcun içinden gelen birisi. Eski güreş federasyonu başkanı. Cumhurbaşkanımız, sporun içerisinden gelen birisi. Sporu seven, sporu bilen ve sporu destekleyen liderimiz var. Türkiye’de sporcuların başarılı olmamak için herhangi bir gerekçesi yok. Biz de bize verilen bu olanakları en verimli şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Sporcularımızı en verimli şekilde desteklemeye çalışıyoruz. İnşallah hep birlikte bu desteklere layık olmaya çalışacağız. Tabii ki burada başrol sporcunun. Konu bir spor müsabakası ise başrolde onlar var. Bizim görevimiz onları desteklemek. Onların bu şanlı görevi en iyi ve en başarılı şekilde icra etmelerini sağlamak. Biz de Spor Genel Müdürlüğü olarak tüm teşkilatımız gayret gösteriyor. Benim de genel müdür sıfatıyla ilk kamp ziyaretim oldu. Ata sporumuz güreş olmasının da ayrı bir anlamı var. İnşallah bu yaz emeklerin karşılığı alınacak. Elbette dünya ve Avrupa şampiyonalarında alınan başarılar ortada. Ama olimpik ve paralimpik spor dalları için olimpiyat ve paralimpik oyunlarının ayrı bir önemi var. 4 yılda bir gündemin ana unsuru olmak, herkes tarafından konuşulup takip edilmek farklı bir heyecan ve motivasyon. Burada bizim üzerimize düşen görevler var. Sporcularımızı hem fizyolojik hem de psikolojik olarak en iyi şekilde hazırlamamız gerekiyor. Biz de bu anlamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Akademik bilimsel metotlarla, her türlü tecrübeden istifade ederek bu hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Sporcularımıza en iyi olanakları sunmaya çalışıyoruz. Sporcularımız da bunun karşılığını girdikleri müsabakalarda veriyorlar. İnşallah bu yaz da Paris’te bunun karşılığını almış olacağız” şeklinde konuştu.

Şeref Eroğlu: “10’un üzerinde kota bekliyoruz”

Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Şeref Eroğlu, Paris Olimpiyatları’nda başarılı olmak istediklerini ifade ederek, “Önümüzde bir olimpiyat var. Olimpiyat hem ülkelerin hem de federasyonların kantara çıktığı alanlar. Biz 104 olimpiyat madalyası kazanmış, bugüne kadar da 66 tanesini güreşten kazanmış bir ülkeyiz. Türk güreşi olarak bundan önce olduğu gibi bu olimpiyatta da yine milletimize, devletimize ve güreş ailemize karşı görevimizi layıkıyla yapmak istiyoruz. Bunu yapacak sporculara sahibiz. Efsane olmuş, büyük başarılara imza atmış şampiyonlarımız var; Taha, Rıza, Yasemin, Burhan, Ali Cengiz ve Buse gibi. Adını sayamadığım sporcularımız var. Bugün itibarıyla bizim 2 serbest, 2 grekoromen ve 2 de serbest kadınlar olmak üzere 6 tane kotamız var. Biz 3 Nisan’da Azerbaycan Bakü’ye gidiyoruz. Burada final yapan sporcularımız olimpiyata katılmaya hak kazanacaklar. Yasemin, Burhan ve Selçuk Can gibi olimpiyatta madalya alacak favori oyuncularımız geride kaldı. Biz önce Azerbaycan’ı görelim diyoruz. Ondan sonra 9-11 Mayıs’ta İstanbul’da buluşmak üzere diyoruz. Çünkü en son kota sayın bakanımızın talimatıyla geçen yıl İstanbul’a alındı. Yani ne olur ne olmaz herhangi bir aksaklık olursa bunu telafi edelim diye. Bu bizim için önemli. Bakanıma ve genel müdürüme daha önce bilgi verdim. Biz 10’un üzerinde, 10-11-12 bu civarlarda kota bekliyoruz. Katılan sporcularımız elit sporcular olduğu için madalya sayısının fazla olmasını istiyoruz” dedi.

“Devletimiz hep yanımızda oldu”

Çalışmaların iyi gittiğini vurgulayan Eroğlu, “Şu anda çalışmalarımız iyi gidiyor. Türk güreşinde biz 2024 Ocak ayında seferberlik ilan ettik ve bu seferberliğin meyvesini de geçtiğimiz ay Zagreb’de, Avrupa şampiyonasında gösterdik. Tarihte ilk defa hem Serbest Milli Takımımız hem de Grekoromen Milli Takımı’mız Avrupa şampiyonu oldu. Bunun yanında 13 tane final maçı yaptık. 7 altın, 6 gümüş ve 4 bronz madalya kazandık. Kırılması çok zor rekorları burada yazdırdık. 18 yaşında Alperen’imiz Avrupa şampiyonu oldu. Nesrin 21 yaşında kadınlarda ilk defa Avrupa şampiyonu oldu. Taha kendisini yeniledi. Rıza’da ufak bir aksaklık oldu ama onu olimpiyatlarda telafi edecek, etmeli de. Dolayısıyla iyi yolda olduğumuzu düşünüyoruz. ‘Marifet iltifata tabii’ diye bir söz var. Devletimiz bizim yanımızdaysa ki bugüne kadar hep yanımızda oldular, destek onlardan, başarı da Türkiye Güreş Federasyonu ve milli sporcularımızdan” açıklamasını yaptı.

Mehmet Akif Pirim: “Milletimizin Türk sporunun lokomotifi olan güreşten beklentisi çok”

Olimpiyatlarda her zaman olduğu gibi güreşten beklentiler olduğunu belirten Türkiye Güreş Federasyonu yöneticisi Mehmet Akif Pirim, “Türk toplumunun olimpiyatlarda çok büyük bir beklentisi var. Haklı olarak burada en büyük hedef her zaman olduğu gibi yine güreşten bekleniliyor. Milletimizin Türk sporunun lokomotifi olan güreşten beklentisi çok. Şu anda iyi bir ekiple çalışıyoruz. Hem teknik ekip hem federasyon başkanımız hem de bakanlık olarak uyumlu bir şekilde çalışıyoruz. İnanıyorum ki yine olimpiyatlarda, Türk sporunu ve Türk güreşini layık olduğu yerde olacaktır. En fazla madalya alacağımızı ümit ediyorum” ifadelerini kullandı.

Nazmi Avluca: “İnşallah olimpiyatlarda altın madalyalar alarak güreşimizi taçlandırmak istiyoruz”

Milli Takım Antrenörü Nazmi Avluca, Azerbaycan’da yapılacak kota müsabakaları için 5 Nisan’da orada olacaklarını aktararak, “Burası için 4 tane kota müsabakası yapacağız. Avrupa ülkelerinin katılacağı bir müsabaka olacak. İnşallah kotayı tamamlarız. Kotayı tamamlayamazsak İstanbul’da bir şansımız daha olacak. İstanbul’a da dünya ülkeleri gelecek. Neticesinde Paris’te olimpiyatlar var. Hedefimiz burası, iyi hazırlanıyoruz, sporcularımızı hazırlıyoruz. Onlar gerçekten büyük fedakarlıklar yaparak çalışıyorlar. İyi çalışıyorlar. Türk güreşi olarak geçmişte büyük başarılara imza attık. İnşallah bu olimpiyatlarda da altın madalyalar alarak güreşimizi taçlandırmak istiyoruz” diye konuştu.

Efrahim Kahraman: “4 kota almak için gidiyoruz”

5 gün boyunca deniz seviyesinde çalıştıktan sonra kota müsabakalarına gideceklerini söyleyen Kadın Milli Takım Teknik Direktörü Efrahim Kahraman, “Bunun sorumluluğunu daha çok anlıyoruz. Şu anda biz kadın güreşi olarak 4 kota almak için gidiyoruz. İçlerinde Tarih yazan Yasemin Adar var. Biliyorsunuz geçen yıl bir sakatlık geçirdi. Orada güreşememişti. İnşallah şimdi de bir sakatlık veya herhangi bir sıkıntı olmadan kotalarımızı alarak olimpiyatlarda istediğimiz neticeleri ve en çok özlem duyduğumuz altın madalyayı alarak tarihe yazmış oluruz” değerlendirmesinde bulundu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/gures-camiasi-iftarda-bir-araya-geldi/feed/ 0
Bakan Özhaseki: “Bunları bir araya getiren tek motivasyon kaynağı vardı, Cumhur İttifakı yıkılsın ne olursa olsun” https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-bunlari-bir-araya-getiren-tek-motivasyon-kaynagi-vardi-cumhur-ittifaki-yikilsin-ne-olursa-olsun-2/ https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-bunlari-bir-araya-getiren-tek-motivasyon-kaynagi-vardi-cumhur-ittifaki-yikilsin-ne-olursa-olsun-2/#respond Mon, 10 Jun 2024 01:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20247 Bakan Özhaseki: “Bunları bir araya getiren tek motivasyon kaynağı vardı, Cumhur İttifakı yıkılsın ne olursa olsun”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki:

“Dünyanın en başarısız iki tane belediye başkanı var. Ankara ve İstanbul’da taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar”

ZONGULDAK – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Millet İttifakı’nı eleştirerek, söz konusu ittifakın tek amacının Cumhur İttifakı’nın yıkılması olduğunu söyledi. Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlarını da eleştiren Bakan Özhaseki, “Taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar” dedi.

Cumhur İttifakı Zonguldak’ta Terakki Mahallesi’nde miting gerçekleştirdi. Mitinge Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de katıldı. Cumhur İttifakı’nın yerli ve milli olduğunu söyleyen Özhaseki, “Kitabın ortasından başlayalım. İki tane ittifak vardı. Birisi Cumhur İttifakı. Birisi de Millet İttifakı diyorlardı adına. Bizim ittifakımız belliydi. Biz yerliyiz. Biz milliyiz. Bizim derdimiz Cumhur İttifakı olarak bu milletin bölünmez bütünlüğüdür. Bizim derdimiz ezan derdiydi. Bayrak derdiydi. ve biz dertli insanlarız. Bizim medeniyetimize karşı borcumuz var. İnsanımıza karşı borcumuz var. Cumhurbaşkanımıza, Devlet Bey’in dostluğu da arkadaşlığı da, yol arkadaşlığı da bu ulvi menfaatler üzerine kuruluydu. Hamdolsun. Bu konuda da kol kola verdiler. ve önlerine bakarak devam ediyorlar. Cenabı Allah uzun ömürler versin” dedi.

“On tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecek”

Millet İttifakını eleştiren Bakan Mehmet Özhaseki, “Karşıda da bir ittifak vardı. Altılı diyorlardı. Çok samimi bir hava veriyorlardı. Biz de diyorduk ki bak masanın altında kafasını uzatan bir PKK var. Onu da söyleyin ya saklamayın. Sonradan o da kesmedi onları. Dünyanın en başarısız iki tane belediye başkanı var. Ankara ve İstanbul’da taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar. Onları da ortak ettiler. Dokuz oldu birdenbire ortaklık. Sonra da Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış. Kimseye söylemeden adamın birine İçişleri Bakanlığı’nı vermiş. MİT’i vermiş. On oldu. ya değerli arkadaşlar, on tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecekler? Ne sosyal olaylara bakışları, ne siyasi meselelere bakışları, ne askeri konulardaki fikirleri asla birbirine benzemez bunların. Birbirlerini sevmezler de, doğru konuşalım şimdi. Biri bir gün olsun diğerini özleyip de çay içmeye gitmemiştir bunların. Peki bu onlu grup birbirine benzemezler çetesi. Nasıl oldu da bir araya geldiler? Bunları bir araya getiren tek şey vardı. Bir tek motivasyon kaynağı vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Cumhur İttifakı yıkılsın ne olursa olsun. Başka bir şey var mıydı? Hayır. Değerli arkadaşlar biz de faniyiz. Sizler iş başına getiriyorsunuz. Hizmet ediyoruz. Vatandaş derse ki müsaade edin. Başımızın üstüne. Ne diyeceğiz ona? Ancak siz gelirseniz ne yapacaksınız kardeşim hadi bir cümle söyleyin. Yıkım çetesi gibi. Yapmak zor arkadaşlar. O yüzdendir ki biz yapma tarafındayız bu işin. Durmadan çalışıyoruz. Gece gündüz demeden çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Burası son yüzyılın bir sığınma coğrafyasıdır”

Anadolu coğrafyasının dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisi olduğunu, Türkiye’nin en kadim şehirlere sahip olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Cennet gibi bir vatanımız var. Allah’a hamdolsun. ve özellikle de şunu söylemem lazım. Son yüzyılın burası bir sığınma coğrafyasıdır. Balkanlar’da daralan ne kadar mazlum millet varsa Boşnaklar dahil, Komaklar, Gürcüler dahil bizim oradaki kardeşlerimiz hep bu coğrafyaya gelmişler. Karadeniz ötesindeki Çerkez Kavimleri, Gürcü kardeşlerimiz buraya gelmişler. Ülkemizin doğusundaki Ahıskalı kardeşlerimiz güneydekiler hep bu coğrafyaya gelmişler. Bir olmuşuz, beraber olmuşuz. Etle tırnak gibi olmuşuz. Hamdolsun. Devletimizi kurduk. ve gittikçe de büyüyoruz. Bayrağımız dalgalanıyor. Ezanımız okunuyor. Allah’a hamdolsun. Böyle bir güzel ortamımız var. O yüzden hiçbir yerde kimsenin kökenini konuşmamak lazım. Aşağıdandı yukarıdandı kuzeyden de, doğudandı, batıdandı. Asla denemez. Çünkü kimse bu dünyaya gelirken Cenabı Allah’a dilekçe vererek gelmiyor. Yüce takdir istediği yerde, istediği zamanda, istediği anneden babadan dünyaya getiriyor. Önemli olan ne? Adamlık, Çalışmak, hizmet bu milletin duasını almak. Ötesi ne ki? Ötesi hiçbir şey değil. O yüzden biz biriz, beraberiz Allah’ın izniyle” şeklinde konuştu.

“Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar’

Bu topraklarda fitne odaklarının bitmediğini, dışarıdan tahrikli bir şekilde terör örgütlerinin bitmediğini söyleyen Bakan Özhaseki, çukur eylemlerinde gittiği Cizre’deki diyaloglara dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:

“Ama bu güzel coğrafyanın iki tane de sıkıntılı, kusurlu tarafı var. Her güzelin bir kusuru olur derler ya Bu coğrafyanın da kusuru var. Birisi bir türlü fitne odakları bitmek bilmez. Dışarıdan o kadar tahriklidir ki. İşte onların son elli yılda ürettikleri PKK’sından, IŞİD’ine, FETÖ’sünden, DHKP-C’sine bir türlü bilmez bunlar. Değerli kardeşlerim şuna dikkat edin ama. Bütün bu fitne örgütlerinin tamamını örgütleyen, onları destekleyen okyanus ötesindeki ülke var. Avrupa’dan dost gibi gözüken ülkeler var. Hiçbirisi meşru bir hak arama mücadelesindeki sivil toplum örgütü olarak asla gözükemez bunları. Onlara coniler niye geldiniz buraya diye Niye buraya geldiniz? Niye milyarlarca dolar harcıyorsunuz? Niye çocuklarımızın eline silah veriyorsunuz? Onları dağa gönderiyorsunuz. Ortalama dağda ömür üç sene. Sonra dönüp kurşunlar bize sıkılıyor. Kardeşliğimizi dinamitliyorsunuz. Asıl o conilere sorun. Bana niye soruyorsunuz? Ben hizmet için geldim buraya dedim. Herhalde diyorsunuz ki o okyanus ötesinden gelenler var ya insanlık getirecekler, eşitlik getirecekler. İnsan haklarını burada iyileştirecekler. Öyle mi diyorsunuz? Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar. Bir adım bile. Nereye gittiler de şimdiye kadar iyilik götürdüler? Nereye gittiler de hayır götürdüler? Her gittikleriyle şer götürdüler, kan götürdüler, gözyaşı götürdüler. Evet, oralarda bu mücadeleyi Allah’a hamdolsun veriyoruz. Hiç endişeniz olmasın” ifadelerine yer verdi.

“Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var”

Son yüzyıl içerisinde denizlerde ve karada meydana gelen 6 ve üzeri deprem sayısının 231 olduğunu, halen Türkiye’de kırılmamış 500’e yakın fay hattı olduğunu söyleyen Bakan Mehmet Özhaseki şöyle dedi:

“Cumhur İttifakımız da bizim kararımız net. Sağ olun. Amacımız belli. Özümüz belli, sözümüz belli elhamdülillah. Çok şükür. Bir başka kusurumuz daha var bu coğrafyada arkadaşlar. O da depremsellik. Ne yapalım? Son yüzyıl içerisinde bu coğrafyada denizlerimizde ve karada meydana gelen deprem sayısı altı ve üzerinde olanı söylüyorum. Yıkıcı olan deprem sayısı 231. Her sene iki veya üç tane deprem var. Şu anda bile Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var. Ne zaman kırılacak? Nasıl kırılacak? Nasıl hasar açacak, ne belalar çıkaracak. Emin olun bilemiyoruz. En son yaşadığımız 6 Şubat depreminde de tamAAmiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin de iş yeri toplamda 850 bin. Neredeyse on tane Zonguldak demektir arkadaşlar. Zararın büyüklüğünü alayım diye söylüyorum. Maddi zarar yüz milyar doların üzerinde. Manevi zarar mı? Onu ölçecek bir alet daha icat olmadı. Evlerini teslim ettiğimiz kardeşlerimizin yanında gidiyorum. Oturuyoruz bir çaylarını içiyoruz. Biraz sonra o geceyi anlatmaya başlıyorlar. Hem anlatanlar ağlıyor hem de biz ağlamaya başlıyoruz. Her bir evde mutlaka evlatlardan giden var, eşlerden giden var. Böyle de bir kaderimiz var. Ama Allah’a hamdolsun gece yarısından itibaren Sayın Cumhurbaşkanı ayakta. Bütün ekip ayakta. ve oradaki bu büyük felaketi biz bir asrın dayanışmasına doğru döndürdük. Naçizane o dönemde ben de genel başkan yardımcısıydım. Belediyelerden sorumluydum. Bütün belediyelerimizi oraya sevk ettik. Orada çalıştık. Gece gündüz demedik.”

“Ne yazık ki CHP’li belediyeler arada bir özel jetlerle gelip selfie çekinip gittiler”

6 Şubat depremleri sonrası 4 bin 333 köyde çelikten evler yaptıklarını, 110 bin kişilik orduyla çalıştıklarını ifade eden Bakan Özhaseki, “Bizler böyle yaparken anlı şanlı koca koca milyonlarca nüfusu olan ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler de arada bir özel jetlerle geldiler. Selfie çekindiler, bırakıp gittiler. Allah onların da iyiliğini versin. Bir saniye bile boş geçirmedik. Binden fazla şimdi orada şantiyemiz var. Devletimizle, milletimizle övünelim diye söylüyorum. Yüz binlerce ev yaptırıyoruz. 4 bin 333 tane köyde çelikten evler yaptırıyoruz şimdi. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Şehirlerin merkezini yapıyor Altyapılarını yapıyoruz. Ana caddeleri yapıyoruz. Yetmiş altı bin konutu bitirdik. On ay içerisinde oradaki vatandaşlarımıza dağıttık. Bazen kuradan çıkmayınca üzülüyorlar. Diyorum ki kardeşlerim üzülmeyin. Öbür ay çıkar. On, on beş bin konut gelecek ay dağıtacağız. On, on beş bin konut, öbür ay dağıtacağız. Çıkmazsa öbür sefer çıkar. Ama size söz olsun diyorum onlara. Bütün bu evleri bitirip sizler evinize oturuncaya kadar. Dönüp sonra bize Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun. Cenabıhak sizden razı olsun deyinceye kadar buralardayız. Gitmeyeceğiz ve evlendirip teslim edeceğiz diyoruz. Çok şükür bizler büyük bir devletiz. Büyük bir milletiz. O günlerde düşünün. Kumbaralarındaki paraları bozdurarak yatıran çocuklarımızı mı dersiniz? Haccını erteleyip AFAD’a hibe olarak veren anne babalarımızı mı dersiniz? Azerbaycan’dan bir kardeşimiz çıkmış. Adı Server Beşilli. Hacı Murat arabası eski mi eski. Battaniye doldurmuş, yiyecek doldurmuş. Ben kardeşlerime yardıma gidiyorum diyor. Böyle bir milletin üyesi olmak, ferdi olmak bizim için bir şereftir. Bunu bilin. Elhamdülillah şimdi de çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Ne olur şu kirli dilinizi çekin, depremzedeler üzerinden siyaset olmaz”

Muhalefetin depremzedeler üzerinden siyaset yaptığını ifade eden; tamamlanan evlerin dağıtımına ilişkin iddialarına sert tepki gösteren Bakan Özhaseki, “Ama biz böyle gece gündüz demeden uğraşırken muhalefet tarafından da genel başkanları bize laf atmaya devam ediyorlar. Birisi çıkmış diyor ki, hani nerede evler? Bir tane bile teslim etmediler. Karnesini söylüyorum hükümetin, sıfır, sıfır. Kocaman bir genel başkan. Öbürü çıkmış diyor ki, herhalde diyor bu evlere AKP’lilere dağıtıyorlar. Akrabalarına veriyorlar. Diyorum ki ya ne olur şu kirli dilinizi çekin. Depremzedeler üzerinden siyaset olmaz. Günahtır, ayıptır. İlle de yaptığımız evleri görmek istiyor musunuz? Binden fazla şantiyemizi söz vereceğiz, gezdireceğim size, göstereceğim. Hadi gelin. Ama bir tanesi bile gelmiyor. Ama geriden bu sözleri söylemeye de devam ediyorlar. Bakın karşınızda birisi konuştuğu zaman can kulağı dinleyeceksiniz ki ne diyor adam bir anlayasınız. Sizinle konuştuğunuz zaman kulağınız duyacak ki adam olasınız demiş. Allah bunlara kulak nasip etsin. Ne diyeyim başka ben?” dedi.

“Kimseyi ayırmayacağız da mazeret de üretmeyeceğiz”

31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler seçimlerine dikkat çeken Bakan Mehmet Özhaseki, şunları kaydetti:

“Bir yerel seçim arifesindeyiz. Yerel seçimin de özelliği şu. Elbette bizler bir taraftan başkanımızın yaptıklarına dikkat ederiz. Bundan sonra da hizmetlerini sevdiysek devam ettiririz ama yerel seçimlerde verilen karar şundan dolayı önemli. Biz geleceğimizi oyluyoruz. Şehrimizin hizmetine oyluyoruz. Bundan sonra yapmak istenilen işleri oyluyoruz bir noktada. Yavrularımızın geleceği için oy kullanıyoruz. Elhamdülillah bizde 1994’te Cumhurbaşkanımız İstanbul’da naçizane Anadolu’da ben de Kayseri’de adaydım. O gün çıktık dedik ki biz hizmet edeceğiz. Eski o ideolojik takıntılı belediyecilik anlayışlarını asla dönüp bakmayacağız. Gece gündüz demeden çalışacağız. Bizler kimseyi ayırmayacağız de mazeret de üretmeyeceğiz. Böyle diyerek çıktık. ve çok şükür o yıldan bu tarafa hala hizmet etmeye devam ediyoruz. İnsan odur ki bıraka bir eser eseri olmayanın yerinde yeller eser. Buna inanmış insanlarız bizler. Çok şükür burada da Ömer Selim kardeşimle beraber çok hizmet genel merkezdeyken de bakanlıkta da kapıdan hiç ayrılmayan birisi var. Ömer Selim. Her seferinde gelir. Mutlaka bir şey ister ve koparır. Alır buraya getirir. Yapılan çalışmaları sizler de biliyorsunuz zaten hem genelde hükümet olarak hem de yerelde Allah’a hamdolsun çok hizmet ettik.”

“Önümüzü kesiyorlar, her numarayı yapıyorlardı”

Kayseri’de beş dönem hizmet ettiğini ve oyunu arttırdıkça çalıştığını; buna rağmen önüne engeller çıkartıldığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Burada bir şey daha vurgulamam lazım. Ben yirmi seneden fazla beş dönem üst üste Kayseri’de hizmet ettim. Allah razı olsun Kayserili hemşerilerimiz oyumu arttırdıkça ben de deli gibi çalıştım. Herkes buna şahit orada. Yirmi seneden fazla sürdü. İlk günlerde muhalefetteydik. Önümüzü kesiyorlardı. Her numarayı yapıyorlardı. Biz de sessiz çalışmaya devam ediyorduk. Büyük projelerimiz vardı. O büyük projeler için hiç izin alamamıştım. Yani Erciyes Kayak Merkezi yaptırmak istiyorum. Hayır diyorlardı. Param var benim. Raylı sistem getireceğim. Sizden kredi de istemiyorum. Lütfen bana bir izin verin diyordum. Hayır diyorlar bunların hepsinin yazılarını saklıyorum ben. Kızılırmak’ın üzerine baraj yaptırıyorum. Ruhsatını verin. Hayır diyorlardı. Stadyum bak eskimiş dökülüyor. Ben belediye başkanı olarak stadyum yaptıracağım. Sizden de para istemiyorum. Bana izin verin diyorum. Hayır diyorlardı. Ne kadar büyük varsa hepsine hayır demişlerdi. Ama ne zaman ki iki bin ikide AK Parti iktidara geldi? Cumhurbaşkanımız iş başında. Bütün projeleri tek tek götürdüm. Daha bir kuruş istemediğim halde önüme açıldığı için şehri büyütecek devasa projeleri biraz da tabii ki ağamıza güvenip sırtımızı yaz yola çıkıp yaptık Allah’ın izniyle” ifadelerine yer verdi.

“İktidar gücü başka, onu kullanmak lazım”

Bakan Özhaseki, “İktidar gücü başka. Onu kullanmak lazım. Oradaki insanlardan fırsatlardan istifade etmek lazım. Burada da Ömer Selim Bey kardeşime sizler izin verirseniz önünü açarsanız, onu desteklerseniz Allah’ın izniyle ben de buranın bir evladı olarak elimden ne geliyorsa yapacağım. Söz veriyorum sizlere. Bu fırsatı kaçırmayalım. Eğer sizin desteğiniz olursa sonuna kadar bütün projelere destek vermeye söz veriyorum. Sizler de buna şahit olun inşallah” dedi.

Bakan Mehmet Özhaseki ve Cumhur İttifakı üyeleri mitingin sonunda hatıra fotoğrafı çektirerek mitinge katılanlara karanfil dağıttı. Bakan Özhaseki, 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı adayı Ömer Selim Alan için destek istedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-bunlari-bir-araya-getiren-tek-motivasyon-kaynagi-vardi-cumhur-ittifaki-yikilsin-ne-olursa-olsun-2/feed/ 0
Bakan Özhaseki: “Bunları bir araya getiren tek motivasyon kaynağı vardı. Cumhur İttifakı yıkılsın ne olursa olsun” https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-bunlari-bir-araya-getiren-tek-motivasyon-kaynagi-vardi-cumhur-ittifaki-yikilsin-ne-olursa-olsun/ https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-bunlari-bir-araya-getiren-tek-motivasyon-kaynagi-vardi-cumhur-ittifaki-yikilsin-ne-olursa-olsun/#respond Sun, 09 Jun 2024 23:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20231 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Millet İttifakı’nı eleştirerek, söz konusu ittifakın tek amacının Cumhur İttifakı’nın yıkılması olduğunu söyledi. Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlarını da eleştiren Bakan Özhaseki, “Taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar” dedi.

Cumhur İttifakı Zonguldak’ta Terakki Mahallesi’nde miting gerçekleştirdi. Mitinge Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de katıldı. Cumhur İttifakı’nın yerli ve milli olduğunu söyleyen Özhaseki, “Kitabın ortasından başlayalım. İki tane ittifak vardı. Birisi Cumhur İttifakı. Birisi de Millet İttifakı diyorlardı adına. Bizim ittifakımız belliydi. Biz yerliyiz. Biz milliyiz. Bizim derdimiz Cumhur İttifakı olarak bu milletin bölünmez bütünlüğüdür. Bizim derdimiz ezan derdiydi. Bayrak derdiydi. ve biz dertli insanlarız. Bizim medeniyetimize karşı borcumuz var. İnsanımıza karşı borcumuz var. Cumhurbaşkanımıza, Devlet Bey’in dostluğu da arkadaşlığı da, yol arkadaşlığı da bu ulvi menfaatler üzerine kuruluydu. Hamdolsun. Bu konuda da kol kola verdiler. ve önlerine bakarak devam ediyorlar. Cenabı Allah uzun ömürler versin” dedi.

“On tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecek”

Millet İttifakını eleştiren Bakan Mehmet Özhaseki, “Karşıda da bir ittifak vardı. Altılı diyorlardı. Çok samimi bir hava veriyorlardı. Biz de diyorduk ki bak masanın altında kafasını uzatan bir PKK var. Onu da söyleyin ya saklamayın. Sonradan o da kesmedi onları. Dünyanın en başarısız iki tane belediye başkanı var. Ankara ve İstanbul’da taş üstüne taş koymadılar. Sadece algı belediyeciliği yapıyorlar. Onları da ortak ettiler. Dokuz oldu birdenbire ortaklık. Sonra da Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış. Kimseye söylemeden adamın birine İçişleri Bakanlığı’nı vermiş. MİT’i vermiş. On oldu. ya değerli arkadaşlar, on tane birbirine benzemez bir araya gelerek nasıl bir medeniyet inşa edecekler? Ne sosyal olaylara bakışları, ne siyasi meselelere bakışları, ne askeri konulardaki fikirleri asla birbirine benzemez bunların. Birbirlerini sevmezler de, doğru konuşalım şimdi. Biri bir gün olsun diğerini özleyip de çay içmeye gitmemiştir bunların. Peki bu onlu grup birbirine benzemezler çetesi. Nasıl oldu da bir araya geldiler? Bunları bir araya getiren tek şey vardı. Bir tek motivasyon kaynağı vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Cumhur İttifakı yıkılsın ne olursa olsun. Başka bir şey var mıydı? Hayır. Değerli arkadaşlar biz de faniyiz. Sizler iş başına getiriyorsunuz. Hizmet ediyoruz. Vatandaş derse ki müsaade edin. Başımızın üstüne. Ne diyeceğiz ona? Ancak siz gelirseniz ne yapacaksınız kardeşim hadi bir cümle söyleyin. Yıkım çetesi gibi. Yapmak zor arkadaşlar. O yüzdendir ki biz yapma tarafındayız bu işin. Durmadan çalışıyoruz. Gece gündüz demeden çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Burası son yüzyılın bir sığınma coğrafyasıdır”

Anadolu coğrafyasının dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisi olduğunu, Türkiye’nin en kadim şehirlere sahip olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Cennet gibi bir vatanımız var. Allah’a hamdolsun. ve özellikle de şunu söylemem lazım. Son yüzyılın burası bir sığınma coğrafyasıdır. Balkanlar’da daralan ne kadar mazlum millet varsa Boşnaklar dahil, Komaklar, Gürcüler dahil bizim oradaki kardeşlerimiz hep bu coğrafyaya gelmişler. Karadeniz ötesindeki Çerkez Kavimleri, Gürcü kardeşlerimiz buraya gelmişler. Ülkemizin doğusundaki Ahıskalı kardeşlerimiz güneydekiler hep bu coğrafyaya gelmişler. Bir olmuşuz, beraber olmuşuz. Etle tırnak gibi olmuşuz. Hamdolsun. Devletimizi kurduk. ve gittikçe de büyüyoruz. Bayrağımız dalgalanıyor. Ezanımız okunuyor. Allah’a hamdolsun. Böyle bir güzel ortamımız var. O yüzden hiçbir yerde kimsenin kökenini konuşmamak lazım. Aşağıdandı yukarıdandı kuzeyden de, doğudandı, batıdandı. Asla denemez. Çünkü kimse bu dünyaya gelirken Cenabı Allah’a dilekçe vererek gelmiyor. Yüce takdir istediği yerde, istediği zamanda, istediği anneden babadan dünyaya getiriyor. Önemli olan ne? Adamlık, Çalışmak, hizmet bu milletin duasını almak. Ötesi ne ki? Ötesi hiçbir şey değil. O yüzden biz biriz, beraberiz Allah’ın izniyle” şeklinde konuştu.

“Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar’

Bu topraklarda fitne odaklarının bitmediğini, dışarıdan tahrikli bir şekilde terör örgütlerinin bitmediğini söyleyen Bakan Özhaseki, çukur eylemlerinde gittiği Cizre’deki diyaloglara dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:

“Ama bu güzel coğrafyanın iki tane de sıkıntılı, kusurlu tarafı var. Her güzelin bir kusuru olur derler ya Bu coğrafyanın da kusuru var. Birisi bir türlü fitne odakları bitmek bilmez. Dışarıdan o kadar tahriklidir ki. İşte onların son elli yılda ürettikleri PKK’sından, IŞİD’ine, FETÖ’sünden, DHKP-C’sine bir türlü bilmez bunlar. Değerli kardeşlerim şuna dikkat edin ama. Bütün bu fitne örgütlerinin tamamını örgütleyen, onları destekleyen okyanus ötesindeki ülke var. Avrupa’dan dost gibi gözüken ülkeler var. Hiçbirisi meşru bir hak arama mücadelesindeki sivil toplum örgütü olarak asla gözükemez bunları. Onlara coniler niye geldiniz buraya diye Niye buraya geldiniz? Niye milyarlarca dolar harcıyorsunuz? Niye çocuklarımızın eline silah veriyorsunuz? Onları dağa gönderiyorsunuz. Ortalama dağda ömür üç sene. Sonra dönüp kurşunlar bize sıkılıyor. Kardeşliğimizi dinamitliyorsunuz. Asıl o conilere sorun. Bana niye soruyorsunuz? Ben hizmet için geldim buraya dedim. Herhalde diyorsunuz ki o okyanus ötesinden gelenler var ya insanlık getirecekler, eşitlik getirecekler. İnsan haklarını burada iyileştirecekler. Öyle mi diyorsunuz? Vallahi billahi tallahi menfaatler olmasın, bir adım bile atmaz bu insafsızlar. Bir adım bile Nereye gittiler de şimdiye kadar iyilik götürdüler? Nereye gittiler de hayır götürdüler? Her gittikleriyle şer götürdüler, kan götürdüler, gözyaşı götürdüler. Evet, oralarda bu mücadeleyi Allah’a hamdolsun veriyoruz. Hiç endişeniz olmasın” ifadelerine yer verdi.

“Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var”

Son yüzyıl içerisinde denizlerde ve karada meydana gelen 6 ve üzeri deprem sayısının 231 olduğunu, halen Türkiye’de kırılmamış 500’e yakın fay hattı olduğunu söyleyen Bakan Mehmet Özhaseki şöyle dedi:

“Cumhur İttifakımız da bizim kararımız net. Sağ olun. Amacımız belli. Özümüz belli, sözümüz belli elhamdülillah. Çok şükür. Bir başka kusurumuz daha var bu coğrafyada arkadaşlar. O da depremsellik. Ne yapalım? Son yüzyıl içerisinde bu coğrafyada denizlerimizde ve karada meydana gelen deprem sayısı altı ve üzerinde olanı söylüyorum. Yıkıcı olan deprem sayısı 231. Her sene iki veya üç tane deprem var. Şu anda bile Türkiye’de kırılmamış 500 civarında fay hattı var. Ne zaman kırılacak? Nasıl kırılacak? Nasıl hasar açacak, ne belalar çıkaracak. Emin olun bilemiyoruz. En son yaşadığımız 6 Şubat depreminde de tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin de iş yeri toplamda 850 bin. Neredeyse on tane Zonguldak demektir arkadaşlar. Zararın büyüklüğünü alayım diye söylüyorum. Maddi zarar yüz milyar doların üzerinde. Manevi zarar mı? Onu ölçecek bir alet daha icat olmadı. Evlerini teslim ettiğimiz kardeşlerimizin yanında gidiyorum. Oturuyoruz bir çaylarını içiyoruz. Biraz sonra o geceyi anlatmaya başlıyorlar. Hem anlatanlar ağlıyor hem de biz ağlamaya başlıyoruz. Her bir evde mutlaka evlatlardan giden var, eşlerden giden var. Böyle de bir kaderimiz var. Ama Allah’a hamdolsun gece yarısından itibaren Sayın Cumhurbaşkanı ayakta. Bütün ekip ayakta. ve oradaki bu büyük felaketi biz bir asrın dayanışmasına doğru döndürdük. Naçizane o dönemde ben de genel başkan yardımcısıydım. Belediyelerden sorumluydum. Bütün belediyelerimizi oraya sevk ettik. Orada çalıştık. Gece gündüz demedik.”

“Ne yazık ki CHP’li belediyeler arada bir özel jetlerle gelip selfie çekinip gittiler”

6 Şubat depremleri sonrası 4 bin 333 köyde çelikten evler yaptıklarını, 110 bin kişilik orduyla çalıştıklarını ifade eden Bakan Özhaseki, “Bizler böyle yaparken anlı şanlı koca koca milyonlarca nüfusu olan ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler de arada bir özel jetlerle geldiler. Selfie çekindiler, bırakıp gittiler. Allah onların da iyiliğini versin. Bir saniye bile boş geçirmedik. Binden fazla şimdi orada şantiyemiz var. Devletimizle, milletimizle övünelim diye söylüyorum. Yüz binlerce ev yaptırıyoruz. 4 bin 333 tane köyde çelikten evler yaptırıyoruz şimdi. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Şehirlerin merkezini yapıyor Altyapılarını yapıyoruz. Ana caddeleri yapıyoruz. Yetmiş altı bin konutu bitirdik. On ay içerisinde oradaki vatandaşlarımıza dağıttık. Bazen kuradan çıkmayınca üzülüyorlar. Diyorum ki kardeşlerim üzülmeyin. Öbür ay çıkar. On, on beş bin konut gelecek ay dağıtacağız. On, on beş bin konut, öbür ay dağıtacağız. Çıkmazsa öbür sefer çıkar. Ama size söz olsun diyorum onlara. Bütün bu evleri bitirip sizler evinize oturuncaya kadar. Dönüp sonra bize Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun. Cenabıhak sizden razı olsun deyinceye kadar buralardayız. Gitmeyeceğiz ve evlendirip teslim edeceğiz diyoruz. Çok şükür bizler büyük bir Devletiz. Büyük bir milletiz. O günlerde düşünün. Kumbaralarındaki paraları bozdurarak yatıran çocuklarımızı mı dersiniz? Haccını erteleyip AFAD’a hibe olarak veren anne babalarımızı mı dersiniz? Azerbaycan’dan bir kardeşimiz çıkmış. Adı Server Beşilli. Hacı Murat arabası eski mi eski. Battaniye doldurmuş, yiyecek doldurmuş. Ben kardeşlerime yardıma gidiyorum diyor. Böyle bir milletin üyesi olmak, ferdi olmak bizim için bir şereftir. Bunu bilin. Elhamdülillah şimdi de çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Ne olur şu kirli dilinizi çekin, depremzedeler üzerinden siyaset olmaz”

Muhalefetin depremzedeler üzerinden siyaset yaptığını ifade eden; tamamlanan evlerin dağıtımına ilişkin iddialarına sert tepki gösteren Bakan Özhaseki, “Ama biz böyle gece gündüz demeden uğraşırken muhalefet tarafından da genel başkanları bize laf atmaya devam ediyorlar. Birisi çıkmış diyor ki, hani nerede evler? Bir tane bile teslim etmediler. Karnesini söylüyorum hükümetin, sıfır, sıfır. Kocaman bir genel başkan. Öbürü çıkmış diyor ki, herhalde diyor bu evlere AKP’lilere dağıtıyorlar. Akrabalarına veriyorlar. Diyorum ki ya ne olur şu kirli dilinizi çekin. Depremzedeler üzerinden siyaset olmaz. Günahtır, ayıptır. İlle de yaptığımız evleri görmek istiyor musunuz? Binden fazla şantiyemizi söz vereceğiz, gezdireceğim size, göstereceğim. Hadi gelin. Ama bir tanesi bile gelmiyor. Ama geriden bu sözleri söylemeye de devam ediyorlar. Bakın karşınızda birisi konuştuğu zaman can kulağı dinleyeceksiniz ki ne diyor adam bir anlayasınız. Sizinle konuştuğunuz zaman kulağınız duyacak ki adam olasınız demiş. Allah bunlara kulak nasip etsin. Ne diyeyim başka ben?” dedi.

“Kimseyi ayırmayacağız da mazeret de üretmeyeceğiz”

31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler seçimlerine dikkat çeken Bakan Mehmet Özhaseki, şunları kaydetti:

“Bir yerel seçim arifesindeyiz. Yerel seçimin de özelliği şu. Elbette bizler bir taraftan başkanımızın yaptıklarına dikkat ederiz. Bundan sonra da hizmetlerini sevdiysek devam ettiririz ama yerel seçimlerde verilen karar şundan dolayı önemli. Biz geleceğimizi oyluyoruz. Şehrimizin hizmetine oyluyoruz. Bundan sonra yapmak istenilen işleri oyluyoruz bir noktada. Yavrularımızın geleceği için oy kullanıyoruz. Elhamdülillah bizde 1994’te Cumhurbaşkanımız İstanbul’da naçizane Anadolu’da ben de Kayseri’de adaydım. O gün çıktık dedik ki biz hizmet edeceğiz. Eski o ideolojik takıntılı belediyecilik anlayışlarını asla dönüp bakmayacağız. Gece gündüz demeden çalışacağız. Bizler kimseyi ayırmayacağız de mazeret de üretmeyeceğiz. Böyle diyerek çıktık. ve çok şükür o yıldan bu tarafa hala hizmet etmeye devam ediyoruz. İnsan odur ki bıraka bir eser eseri olmayanın yerinde yeller eser. Buna inanmış insanlarız bizler. Çok şükür burada da Ömer Selim kardeşimle beraber çok hizmet Genel merkezdeyken de bakanlıkta da kapıdan hiç ayrılmayan birisi var. Ömer Selim. Her seferinde gelir. Mutlaka bir şey ister ve koparır. Alır buraya getirir. Yapılan çalışmaları sizler de biliyorsunuz zaten hem genelde hükümet olarak hem de yerelde Allah’a hamdolsun çok hizmet ettik.”

“Önümüzü kesiyorlar, her numarayı yapıyorlardı”

Kayseri’de beş dönem hizmet ettiğini ve oyunu arttırdıkça çalıştığını; buna rağmen önüne engeller çıkartıldığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Burada bir şey daha vurgulamam lazım. Ben yirmi seneden fazla beş dönem üst üste Kayseri’de hizmet ettim. Allah razı olsun Kayserili hemşerilerimiz oyumu arttırdıkça ben de deli gibi çalıştım. Herkes buna şahit orada. Yirmi seneden fazla sürdü. İlk günlerde muhalefetteydik. Önümüzü kesiyorlardı. Her numarayı yapıyorlardı. Biz de sessiz çalışmaya devam ediyorduk. Büyük projelerimiz vardı. O büyük projeler için hiç izin alamamıştım. Yani Erciyes Kayak Merkezi yaptırmak istiyorum. Hayır diyorlardı. Param var benim. Raylı sistem getireceğim. Sizden kredi de istemiyorum. Lütfen bana bir izin verin diyordum. Hayır diyorlar bunların hepsinin yazılarını saklıyorum ben. Kızılırmak’ın üzerine baraj yaptırıyorum. Ruhsatını verin. Hayır diyorlardı. Stadyum bak eskimiş dökülüyor. Ben belediye başkanı olarak stadyum yaptıracağım. Sizden de para istemiyorum. Bana izin verin diyorum. Hayır diyorlardı. Ne kadar büyük Varsa hepsine hayır demişlerdi. Ama ne zaman ki iki bin ikide AK Parti iktidara geldi? Cumhurbaşkanımız iş başında. Bütün projeleri tek tek götürdüm. Daha bir kuruş istemediğim halde önüme açıldığı için şehri büyütecek devasa projeleri biraz da tabii ki ağamıza güvenip sırtımızı yaz yola çıkıp yaptık Allah’ın izniyle” ifadelerine yer verdi.

“İktidar gücü başka, onu kullanmak lazım”

Bakan Özhaseki, “İktidar gücü başka. Onu kullanmak lazım. Oradaki insanlardan fırsatlardan istifade etmek lazım. Burada da Ömer Selim Bey kardeşime sizler izin verirseniz önünü açarsanız, onu desteklerseniz Allah’ın izniyle ben de buranın bir evladı olarak elimden ne geliyorsa yapacağım. Söz veriyorum sizlere. Bu fırsatı kaçırmayalım. Eğer sizin desteğiniz olursa sonuna kadar bütün projelere destek vermeye söz veriyorum. Sizler de buna şahit olun inşallah” dedi.

Bakan Mehmet Özhaseki ve Cumhur İttifakı üyeleri mitingin sonunda hatıra fotoğrafı çektirerek mitinge katılanlara karanfil dağıttı. Bakan Özhaseki, 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı adayı Ömer Selim Alan için destek istedi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-bunlari-bir-araya-getiren-tek-motivasyon-kaynagi-vardi-cumhur-ittifaki-yikilsin-ne-olursa-olsun/feed/ 0
Muhasebeci, 1 Milyon TL Değerindeki Evraklarını Kaybetti https://www.haber28.com.tr/muhasebeci-1-milyon-tl-degerindeki-evraklarini-kaybetti/ https://www.haber28.com.tr/muhasebeci-1-milyon-tl-degerindeki-evraklarini-kaybetti/#respond Fri, 07 Jun 2024 07:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19907 Eskişehir’de bir anlık dalgınlık sonrası toplam 1 milyon TL değerindeki evraklarını kaybeden muhasebeci Filiz Şen, “1 milyona yakın zararım var. 1 ay meslek men cezası veriyorlar, 1 ay hapis kararı var. Eğer vicdanlıysanız ne olur geri getirin. Çünkü onlar resmi kayıtlar. Onlar onun işine yaramaz” dedi.

Eskişehir’de yaşayan ve muhasebeci Filiz Şen, geçtiğimiz cumartesi günü İbrahim Karaoğlanoğlu Caddesi üzerindeki evine oğluyla geldi. Elindeki maliyeti 1 milyon TL olan evrakları apartman girişindeki asansörün yanında unutup markete gitti. Yarım saat sonra marketten dönen Şen ve oğlu evrakları yerinde bulamadı. Mağdur olan Şen, eşyasını alan şahıslara o evrakların işlerine yarayamayacağını söyleyerek geri getirmeleri için seslendi.

“Bir mükellefin maliyeti şu anda 300-400 bin lira”

Olayla alakalı konuşan 25 yıllık muhasebeci Filiz Şen, “Bu Cumartesi günü oğlumla birlikte evrakları aldım eve geldim. Bir 10 dakikalığına dosyalarımı asansörün yanına bıraktım. Oğlumla markete gittik. Şifreleri bilmeyen giremez buraya veya zile basan girebilir. ya da bizi takip etmiş olan yapabilir diye düşünerek söylüyorum bunu. Geldim ve poşetler yok. İki tane poşette birisi bez poşet biri naylon poşet. İçerisinde resmi evraklarım, bilgisayarım, kırtasiye malzemelerim, iki dosya gitmiş. Bir de çocuğun abur cuburlarıyla bir de şapkası, bir de şarj cihazı vardı, telefonumun şarj cihazı vardı. Bir şey zannetti büyük ihtimalle onları, yok olmuş. Resmi evraklar yeni gelmişti mükelleften, evde işlemek için iki üç günümüz var. Belirli sürelerle bizim sıkıntılarımız oluyor. Bilgisayarlar sıkıntı yaşanıyor. Bu aralarda da enflasyonla alakalı olarak ek beyannamelerimiz geldi. Onlarla ilgili olduğu için evde çalışacağım diyerekten eve getirdim. ve bunlar da zaten yeni geldiği için yedekleri olmayan evraklar, ilginç olan o. Bir mükellefin maliyeti şu anda 300-400 bin lira. Yani toplam bana maliyetiyle birlikte 1 milyona yakın zararım var. 1 ay meslek men cezası veriyorlar, 1 ay hapis kararı var. 1 ay ile 3 ay arasında değişiyor bu tabii ki. Onun kanıtlamamıza bağlı evrakların kaybolduğuna dair. Çünkü bu evrakı başkaları kendileri de yok edebiliyorlar, suiistimal olduğu için bunu önlemek için bu tür cezalar veriliyor bize. ve 10 yıl saklamak zorundayız kendisi isteyene kadar” dedi.

“Onlar onun işine yaramaz”

Düşmanlarının olduğunu belirten Şen evrakları alan kişiye şöyle seslendi;

“Benim düşmanım olarak insanlar var. Onlar yaptı diye düşünüyoruz. Ama o anda da apartmana oğlumdan, benden başka giren görünmediği söyleniyor. Komşulardan kamera kayıtlarını istedik, ‘çalışmıyor kameralarımız’ dediler. Apartman sakinlerini tek tek gezdim, yanlışlıkla hani olur ya kendi evrakı zanneder, evrak değil de atılacak bir şey zanneder. Hani gördünüz mü diye tek tek sordum herkese, görmedik, duymadık, bilmedik dediler. Benim en büyük hatam buraya bırakmak. Ben hatamı kabul ediyorum. Ama En büyük sıkıntımız bizim apartmanımızda kameranın olmaması. Evrak sizin işinize yaramaz. Gerçekten sizin işinize yaramaz. Eğer vicdanlıysanız ne olur geri getirin. Çünkü onlar resmi kayıtlar. Onlar onun işine yaramaz. Bana bunu yapan kimse ne olur geri getirsin, yalvarıyorum. Söz veriyorum bütün şikayetimi geri alacağım.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/muhasebeci-1-milyon-tl-degerindeki-evraklarini-kaybetti/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Türkiye’nin beka sorunu gençlerin hayat kuramamasıdır https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-beka-sorunu-genclerin-hayat-kuramamasidir/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-beka-sorunu-genclerin-hayat-kuramamasidir/#respond Wed, 05 Jun 2024 23:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19802 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Esas beka sorunu Türkiye’nin gençlerinin dünyanın başka ülkelerinde hayat kurmasıdır. O yüzden buradan bütün gençlere sesleniyorum; umudunuzu kaybetmeyin, enseyi karartmayın, başınızı öne eğmeyin” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in Bigadiç ilçesinde halka seslendi. Özel, “Aramızda birçok genç arkadaşımız var. Türkiye’de gençlerin yüzde 40’a yakını işsiz, umutsuz ve maalesef büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Hani beka sorunu diyorlar ya dış güçler, gerçekler Türkiye’yi istila edecekler, beka sorunu olacak. Dış güçlerin, güçlü ülkelerin, dünyanın başka ülkelerinin Türkiye’de hayal kurması beka sorunu değildir. Esas beka sorunu Türkiye’nin gençlerinin dünyanın başka ülkelerinde hayat kurmasıdır. O yüzden buradan bütün gençlere sesleniyorum; umudunuzu kaybetmeyin, enseyi karartmayın, başınızı öne eğmeyin. Zorlukları biliyoruz. Ama özgürlükleri kısıtlayan, yaşam tarzınıza karışan, konserlerinizi, festivallerinizi iptal eden, Türkiye’yi yasaklar ülkesine çeviren bu iktidardan ancak hep beraber ve gücümüzü sandıkta göstererek kurtulabiliriz. O sandık önümüzdeki Pazar günüdür. Bütün gençleri kendi gelecekleri ve Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaya çağırıyorum. Gençler; benim işim kolay. Çünkü Gazi Mustafa Kemal cumhuriyeti kurdu, cumhuriyet genel başkanlara, benden sonraki genele başkanlara emanettir demedi, milletvekillerine bırakmadı, kendisi askerdi askere bile emanet etmedi. Dedi ki; ‘Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve yükseltecek sizlersiniz.’ Ben tüm gençlerimize sesleniyorum çok sevdiğiniz Atatürk’ün emaneti sizedir, emanete sahip çıkın” dedi.

Özel sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gençlerin ayrı ayrı sorunları var. Bir tanesi atanmayan öğretmenler. Eskiden 20 yıl önce atanamayan 80 bin öğretmen vardı madem atamayacak niye okuttunuz diyorlardı şimdi 1 milyon var. Köyler öğretmensiz, okullar boş, öğrenciler sabahın köründe minibüslerle taşımalı eğitime gidiyor. Oysa öğretmenle öğrenciyi birbiriyle buluşturmak, öğretmeni okuluyla buluşturmak cumhuriyetin görevidir. Söz verdikleri halde mülakat yapmaya devam ediyorlar. Öğretmenler mülakatsız atama istiyorlar. Ben bir öğretmen çocuğu olarak ve biz Gazi Mustafa Kemal’in yani başöğretmenin partisi olarak atanmayan öğretmenlerin sonuna kadar arkasındayız. Staj ve çıraklık mağdurları var. Staj yapmış, sigortası başlamış, başlangıç günü kabul edilmiyor, emekli olamayanlar var. Kademeli emeklilik bekleyenler var. 8 Eylül 1999’dan bir gün sonra, üç gün sonra sigortalı olmuş, 17-18 yıl fazladan çalışacak. Bu kademeli emeklilik beklentisini takip ediyoruz, mecliste peşindeyiz, bu haksızlığa mutlaka engel olacağız.”

“Balıkesir önemli”

“Bigadiç Türkiye’nin en önemli bor madenlerinin sahibi bir ilçemizdir” diyen Özel, “Ancak en büyük sıkıntımız Bigadiç bu borun bu ülkeye oluşturduğu katma değerden yararlanamıyor. Türkiye’de zaten borun katma değerinden yeterince yararlanamıyor. Bor burada çıkarılıyor, başka bir tarafa götürülüp işleniyor bu doğru değil. Bin 200 tane işçimiz var, kapasitenin artması lazım. Aksine insanları tehdit ediyorlar bu doğru değil. Zafer Göksel başkanımla Ahmet Akın kardeşim el ele verip hem borla ilgili; borun burada işlenmesi, katma değerinin oluşturacağı istihdamın buraya kalmasıyla ilgili çalışacak. Hem duydum çok üzüldüm sabah erken saatlerde buradan 100’e yakın servis aracı başka yerlere gidiyor. Burada istihdam yok. Buraya istihdam sağlanmasıyla ilgili çalışacaklar. İstanbul’dan daha pahalıya su kullanıyorsunuz, bu konuda önemli çalışmalar var. Ahmet Akın söz veriyor, meydan okuyor Marmara Bölgesinin en ucuz suyunu kullanacaksınız. Ahmet Akın şu anda Türkiye’nin en pahalı suyunu Balıkesir kullanıyor. En ucuz suyunu Balıkesir’e, Bigadiç’e getireceğim ve çeşmeden içilebilir su akıtacağım diyor. Arıtma olsun, su olsun bunun maliyeti elektrik. Elektrik denince gereken uzmanlık enerji, onun uzmanı da eğer iktidar olsaydık bakan yapacaktın, iktidar olamadık bakanlığı ileriye kaldı siz inşallah onu Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı yapacaksınız suyu da ucuzlatacak arıtmayı da Ahmet yapacak. Sütünüzle ilgili CHP’li bütün belediyelerde süt üreticisinin sütünü alan, şişeleyen, ihtiyaç sahiplerine ucuza ulaştıran kooperatifler var, yapılar var. İnşallah Balıkesir Halkçı Belediyecilikle kucaklaşınca sizin sütlerinizi de belediyenin kuracağı yapılar olacak, paralarınız peşin ödenecek, süt üreticisinin çileleri de Ahmet Akın’la birlikte bitecek. Yetersiz desteklemelerin, yüksek maliyetlerin sorunlarını yerelden çözmek için önemli bir mücadele vereceğiz. Ayrıca bu tarımsal sulama konusu yine Ahmet’imizin uzmanlık alanı sayesinde Bigadiç’te 52 bin dönüm sulanabilir arazi var ama 24 bin dönüm kullanılıyor, 28 bin dönüm arazi sulanamaz haldedir. Ahmet Akın Zafer Göksel’le birlikte el ele, omuz omuza sulanamayan 1 metrekare toprak bırakmayacağız diyorlar. ve Ahmet Akın diyor ki; ben tarımsal sulamadan 5 yıl ücret almayacağım, Bigadiç’e nefes aldıracağım diyor” şeklinde konuştu. – BALIKESİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-beka-sorunu-genclerin-hayat-kuramamasidir/feed/ 0
34 yıldır vasiyet üzerine iftar yemeği dağıtıyorlar https://www.haber28.com.tr/34-yildir-vasiyet-uzerine-iftar-yemegi-dagitiyorlar/ https://www.haber28.com.tr/34-yildir-vasiyet-uzerine-iftar-yemegi-dagitiyorlar/#respond Sun, 02 Jun 2024 23:00:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19607 34 yıldır vasiyet üzerine iftar yemeği dağıtıyorlar

YALOVA – Yalova’da 1990’da vefat eden hayırsever Hayriye Güngör’ün vasiyetiyle başlayan iftar yemeği dağıtımı geleneği 34’üncü yılına girdi. Vasiyet üzerine 34 yılda 250 binin üzerinde iftar yemeği dağıtılan Hacı Hayriye Hanım Camii’nde, dağıtımda yemek bitse de kimse eli boş gönderilmiyor.

Hacı Hayriye Hanım Camii’nde başlatılan iftar yemeği dağıtımı geleneği bu Ramazan ayında sürdürülüyor. Hayriye Güngör’ün çocukları ve torunları tarafından sürdürülen gelenek hakkında bilgi veren hayırseverin torunu İlker Kaya, yemek dağıtımına ilgilinin her geçen yıl arttığını söyledi.

Vasiyeti dayısının başlattığını ve kendisinin devam ettirdiğini kaydeden İlker Kaya, kendisinin de oğlu Doç. Dr. Furkan Kaya’ya vasiyet ettiğini ifade etti.

Kaya, amaçlarının bir vakıf kurarak aşevi ve burs gibi bir takım faaliyetler yapmayı da hedeflediklerini anlattı.

İftar yemeği dağıtımının başlangıç hikayesini anlatan Kaya, şöyle konuştu:

“Bundan 35 sene evvel rahmetli ananem bu caminin vasisi Hayriye Hanım, yan tarafta oturuyordu. Camdan da pazar halkını görüyor. Bir ramazan günü. O koşuşturmayı görmüş iftar vakti. Akşam hep beraber iftara oturduk. ‘Çocuklar ben size bir şey söylemek istiyorum. Bugün seyrettim pazarcı esnafı bir koşuşturma içinde. Ben şöyle düşündüm, akşamları burada iftar yemeği verebilir miyiz?’ dedi. Bu ailede büyük memnuniyetle karşılandı. Zaten Büyükada’da ticaret yapıyoruz. Restoranımız, pastanemiz, ustalarımız var. Rahmetli dayım o sene 2 tane adadan usta getirip kazanlarla beraber başladı. İlk dönemlerde 100-150 kişi kadar. O dönemde Bulgaristanlı misafirlerimiz çoktu bizim. Daha sonra bu profesyonele dönüştü. Takım taklavat derken bu seneye geldik. Esas amaç burada, evine yetişemeyen veya ihtiyaç sahibi olan kişilere vermek. Bu arada yolcusunuz pazara alışverişe geldiniz iftarınızı açabiliyorsunuz, o şekilde başlamıştık ve bugüne kadar da geldi. 3’er kişi hesap ediyoruz, bir evde 3 kişi varmış gibi. 600-700 kişiye kadar günlük buluyor. Bu da bize mutluluk veriyor. Yemek aynı zamanda Çalıca köyü, bizim dede köyümüzdür. Oraya da her ramazan gönderiyoruz. Orada da aşağı yukarı 300-400 misafirimiz var. Onlar da bizi her ramazan bekliyorlar.”

Çok sayıda hayırseverin de iftar yemeğine katkı sağladığını dile getiren Kaya, “İnsanlar görüyorlar. Bir kilo un getiren de var, 10 kilo et getiren de var. Çok destek var. Saat 4-5 gibi çok yaşadım. Koyun kuzu hazırlanmış kuşbaşı şeklinde et geliyor. Ben bunla çok karşılaştım. Dolaplarımız dolu. Başlangıçtan bugüne kadar. 35 sene geriye gittiğimizde, bugüne geldiğimizde kabataslak bir hesap yaparsak çok eminim 200-250 bin kişilik iftar dağıtımını bulmuştur. Bunda sonraki süreçte burada da iftar açtırabilmek, en büyük proje de aşevi yapmak, yani 12 ay. İnşallah Allah nasip ederse vakıf kurulursa böyle bir imkan var. Ailemiz çok büyük destek içinde. Bir havuzumuz var. Kardeşim, oğlu, dayımın çocukları havuz yaptık” dedi.

“Boş dönen kesinlikle bir Allah’ın kulu yok”

Yemeklerin de beğenildiğini anlatan Kaya, her gün etli bir yemeği menülerinde olduğunu söyledi. Kaya, gelen hiçbir kimseyi yemek bitse dahi geri çevirmediklerini sözlerine ekleyerek, “Kimse yemek almadan gitmiyor. İnsanlara çağrı yapıyorum. Sıra kalabalık, giremem asla öyle bir konu yok. Alamayanlar bekliyor. Yemek yoksa aşçımız sağ olsun patatesler, soğanlar burada et sote, tavuk sote hepsini yapıyor. Boş dönen kesinlikle bir Allah’ın kulu yok. Öğle namazından sonra başlayıp saat 16.30’a kadar devam ediyor. Bir nöbetçi kalıyor burada. Yemek bitene kadar. Hiç bir şey olmazsa peynir ekmek gönderiyoruz buradan. Bolluk yeri Hayriye Hanım yeri herkesi bekliyoruz” açıklamasında bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/34-yildir-vasiyet-uzerine-iftar-yemegi-dagitiyorlar/feed/ 0
Yalova’da 34. yılına giren iftar yemeği dağıtımı geleneği https://www.haber28.com.tr/yalovada-34-yilina-giren-iftar-yemegi-dagitimi-gelenegi/ https://www.haber28.com.tr/yalovada-34-yilina-giren-iftar-yemegi-dagitimi-gelenegi/#respond Sun, 02 Jun 2024 21:12:47 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19588 Yalova’da 1990’da vefat eden hayırsever Hayriye Güngör’ün vasiyetiyle başlayan iftar yemeği dağıtımı geleneği 34’üncü yılına girdi. Vasiyet üzerine 34 yılda 250 binin üzerinde iftar yemeği dağıtılan Hacı Hayriye Hanım Camii’nde, dağıtımda yemek bitse de kimse eli boş gönderilmiyor.

Hacı Hayriye Hanım Camii’nde başlatılan iftar yemeği dağıtımı geleneği bu Ramazan ayında sürdürülüyor. Hayriye Güngör’ün çocukları ve torunları tarafından sürdürülen gelenek hakkında bilgi veren hayırseverin torunu İlker Kaya, yemek dağıtımına ilgilinin her geçen yıl arttığını söyledi.

Vasiyeti dayısının başlattığını ve kendisinin devam ettirdiğini kaydeden İlker Kaya, kendisinin de oğlu Doç. Dr. Furkan Kaya’ya vasiyet ettiğini ifade etti.

Kaya, amaçlarının bir vakıf kurarak aşevi ve burs gibi bir takım faaliyetler yapmayı da hedeflediklerini anlattı.

İftar yemeği dağıtımının başlangıç hikayesini anlatan Kaya, şöyle konuştu:

“Bundan 35 sene evvel rahmetli anneannem bu caminin vasisi Hayriye Hanım, yan tarafta oturuyordu. Camdan da pazar halkını görüyor. Bir ramazan günü. O koşuşturmayı görmüş iftar vakti. Akşam hep beraber iftara oturduk. ‘Çocuklar ben size bir şey söylemek istiyorum. Bugün seyrettim pazarcı esnafı bir koşuşturma içinde. Ben şöyle düşündüm, akşamları burada iftar yemeği verebilir miyiz’ dedi. Bu ailede büyük memnuniyetle karşılandı. Zaten Büyükada’da ticaret yapıyoruz. Restoranımız, pastanemiz, ustalarımız var. Rahmetli dayım o sene 2 tane adadan usta getirip kazanlarla beraber başladı. İlk dönemlerde 100-150 kişi kadar. O dönemde Bulgaristanlı misafirlerimiz çoktu bizim. Daha sonra bu profesyonele dönüştü. Takım taklavat derken bu seneye geldik. Esas amaç burada, evine yetişemeyen veya ihtiyaç sahibi olan kişilere vermek. Bu arada yolcusunuz pazara alışverişe geldiniz iftarınızı açabiliyorsunuz, o şekilde başlamıştık ve bugüne kadar da geldi. 3’er kişi hesap ediyoruz, bir evde 3 kişi varmış gibi. 600-700 kişiye kadar günlük buluyor. Bu da bize mutluluk veriyor. Yemek aynı zamanda Çalıca köyü, bizim dede köyümüzdür. Oraya da her ramazan gönderiyoruz. Orada da aşağı yukarı 300-400 misafirimiz var. Onlar da bizi her ramazan bekliyorlar.”

Çok sayıda hayırseverin de iftar yemeğine katkı sağladığını dile getiren Kaya, “İnsanlar görüyorlar. Bir kilo un getiren de var, 10 kilo et getiren de var. Çok destek var. Saat 4-5 gibi çok yaşadım. Koyun kuzu hazırlanmış kuşbaşı şeklinde et geliyor. Ben bunla çok karşılaştım. Dolaplarımız dolu. Başlangıçtan bugüne kadar. 35 sene geriye gittiğimizde, bugüne geldiğimizde kabataslak bir hesap yaparsak çok eminim 200-250 bin kişilik iftar dağıtımını bulmuştur. Bunda sonraki süreçte burada da iftar açtırabilmek, en büyük proje de aşevi yapmak, yani 12 ay. İnşallah Allah nasip ederse vakıf kurulursa böyle bir imkan var. Ailemiz çok büyük destek içinde. Bir havuzumuz var. Kardeşim, oğlu, dayımın çocukları havuz yaptık” dedi.

“Boş dönen kesinlikle bir Allah’ın kulu yok”

Yemeklerin de beğenildiğini anlatan Kaya, her gün etli bir yemeğin menülerinde olduğunu söyledi. Kaya, gelen hiçbir kimseyi yemek bitse dahi geri çevirmediklerini belirterek, “Kimse yemek almadan gitmiyor. İnsanlara çağrı yapıyorum. Sıra kalabalık, giremem asla öyle bir konu yok. Alamayanlar bekliyor. Yemek yoksa aşçımız sağ olsun patatesler, soğanlar burada et sote, tavuk sote hepsini yapıyor. Boş dönen kesinlikle bir Allah’ın kulu yok. Öğle namazından sonra başlayıp saat 16.30’a kadar devam ediyor. Bir nöbetçi kalıyor burada. Yemek bitene kadar. Hiçbir şey olmazsa peynir ekmek gönderiyoruz buradan. Bolluk yeri Hayriye Hanım yeri herkesi bekliyoruz” açıklamasında bulundu. – YALOVA

]]>
https://www.haber28.com.tr/yalovada-34-yilina-giren-iftar-yemegi-dagitimi-gelenegi/feed/ 0
Özhaseki: Depremzedelerin hepsini evlerine yerleştireceğiz https://www.haber28.com.tr/ozhaseki-depremzedelerin-hepsini-evlerine-yerlestirecegiz/ https://www.haber28.com.tr/ozhaseki-depremzedelerin-hepsini-evlerine-yerlestirecegiz/#respond Fri, 31 May 2024 04:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19388 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde yaptığı konuşmada, depremzedelerin hepsini evlerine yerleştireceklerini söyledi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde AK Parti Seçim Koordinasyon Merkezi’ni ziyaret ederek Belediye Başkan Adayı Hakan Toydaş’a destek açıklamalarında bulundu.

Özhaseki, son yıllarda yaşanan darbe girişimleri ve Gezi Olayları’na dikkat çekerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile milletin dik duruşunu bütün dünyaya gösterdiğini kaydetti. Konuşması sırasında yolun karşı tarafında İsrail’i protesto eden bir kişiyi gören Özhaseki, “Gittiğim her toplantıda bir iki tane parti var. Bizden bir şey tırtıklamak için uğraşanlar var. Hani çınar ağacının yanında kabak filizi büyümüş de sonra çınara kafa tutmuş ya, sonbahar gelince de ölmüş pörsümüş düşmüş ya. O adamlar şimdi her gittiğimizde 3-5 kişi gönderiyor. Ben size soruyorum şimdi. İsrail meselesini, Gazze’deki katliamı, kardeşlerimizin uğradığı zulmü dünyada Recep Tayyip Erdoğan’dan başka söyleyen var mı? Yok. Recep Tayyip Erdoğan söylüyor. Myanmar’daki Müslümanların imdadına koşan bizim liderimiz oluyor. Azerbaycan’daki kardeşlerimizin imdadına giden bizim Cumhurbaşkanımız oluyor. Yurt dışında bizi, ümmeti Muhammed’i temsil eden Cumhurbaşkanımız oluyor. Ama bazıları da bu işin istismarında. Her yerde iki tane adamını gönderip seçimden sonra bunların hiçbirinin sesi çıkmaz, kaybolacaklar. Ama biz savunacağız. Oradaki Gazze’deki kardeşlerimiz için hiç endişeniz olmasın” dedi.

Depremin ardından yapılanlar

Bakan Mehmet Özhaseki, 6 Şubat depremlerinin ardından yapılanlar ile ilgili olarak ise “Bundan bir sene kadar önce büyük bir felaketle karşı karşıya kaldık. Şu anda bile Türkiye’de hala kırılmamış 500’e yankın fay hattı var. Bu ülke bir deprem ülkesidir. Meydana gelen depremlerde maddi zarar milyarlarca dolar. Bunu bilerek hareket etmek zorundayız. Yerin altında böyle bir gerçek var. 6 Şubat’taki depremde de içinde Gölbaşı’mızda çok büyük hasar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin de iş yerimiz yıkıldı. 53 bin 500 kardeşimizi toprağa verdik. Kolay değil. Bin yıllık Anadolu medeniyetimize başımıza gelen en büyük felaket karşısında bizler işi, asrın bir dayanışmasına dökerdik. Gece yarısı Cumhurbaşkanımız telefondaydı. Bütün valileri arar, her bir beldeye ya bakanlarımızı ya kaymakamlarımızı, valilerimizi gönderir. Bütün bir millet ayaktaydı. Bütün belediyelerimizi buraya sevk ettik. Bütün belediyelerimiz 810 belediyeyle gece gündüz çalıştılar. Ellerinden geleni yaptılar. Ama bir de o dönemde istisnaları var, haklarını yemeyin. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden bazıları çalıştılar ama nüfusları milyonlarca olduğu halde ellerindeki imkanlar sınırsız olduğu halde buralara sadece özel jetlerle gelip gazeteci ordusuyla 1-2 selfie çekilip dönüp giden deprem turistleri de var. Onların içi yanmıyor ki. Biz dertliyiz. Bizim içimiz yanıyor. Bizim iş yapmamız lazım ve o günden beri hiç durmadan çalıştık. Şu anda 307 bin tane inşaat devam ediyor. 400 bin civarında hak sahibi var. 76 bini dağıttık. Türkiye genelinde söylüyorum ve her ay 10 bin, 15 bin ev vermeye de devam edeceğiz. Buralarda herkes hakkını alıncaya kadar dönüp de bize sizden Allah razı olsun deyinceye kadar buralardayız ve gitmeyeceğiz. Hiç endişeniz olmasın” ifadelerini kullandı.

Gölbaşı ilçesindeki yapılaşma yasağıyla ilgili konuşan Bakan Özhaseki, “Gölbaşı’mızla ilgili de birtakım kararlar aldık. Özellikle depremin ilk günlerinde hocalarımız biraz heyecanlandığı için birçok alan yasaklı hale getirmişler. Oralarda çalışmalarımız sonuçlandı. Şimdi oraları şöyle tarif ediyoruz. Önlemli alanlar, yani özel şartlarla imara açılabilecek alanları açıyoruz. Oralarda zemin etüdüne dikkat ederek üstündeki yapılan yapıya dikkat ederek biz imarı yeniden başlatıyoruz. Yerinde dönüşümle ilgili zaten ucunu açtık devam ediyor. Bizim burada 4 bin 500 civarında devam eden şu anda işimiz var. Aslında Adıyaman’da 39-40 bin civarında hak sahibi olduğu halde genelini söylüyorum. 45 bin civarında inşaata başlandı. Kalanların bir kısmını kiracı arkadaşlara vereceğiz. Bir kısmını üniversite çalışanlara vereceğiz ki öğretim üyeleri gelsinler burada iş yapsınlar. Burada fazladan yapıyoruz, endişeniz olmasın” şeklinde konuştu.

Muhalefete eleştiri

Bakan Özhaseki, muhalefet partilerini de konuşmasında eleştirerek, “Biz çırpınırken, didinirken, uğraşırken kenardan gelip de böyle laf atan muhalefet liderleri var. Depremin ikinci günüydü. Bir genel başkana yardımcısı diyor ki ‘deprem iktidarı götürür, altında kalırlar merak etmeyin’. Adamın hesabına bak ya. İnşaatların altında can veren insanların çığlığı var. Hepimiz bakıyoruz ki onları kurtaralım diye, adam diyor ki iktidar gidecek diyor. Allah sizin iyiliğinizi versin. Bu insafsızların tek derdi bakın net söylüyorum, Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Cumhur İttifakı gitsin ne olursa olsun. Kardeşim biz de faniyiz, gideceğiz. Siz ne yapacaksınız? Onu söyleyin. Benim sizden istirhamım, deprem bölgelerindeki kardeşlerimize de zaten üç aşağı beş yukarı aynısını söylüyorum. Benim elimi, kolumu kırmayın. Ben buraya hizmet etmek istiyorum. Ben bu evlerimizi onarmak istiyorum. Şehrimizi yeniden ayağa kaldırmak istiyoruz. Ama benim yaptığım işlere mani olacak arkadaşlar, iş başında olursa, ben saygıyla karşılarım. Kime oy vereceğinizi siz bilirsiniz. Ama benim elim kolum kırılır” diye konuştu. – ADIYAMAN

]]>
https://www.haber28.com.tr/ozhaseki-depremzedelerin-hepsini-evlerine-yerlestirecegiz/feed/ 0
Bakan Oraloğlu Çankırı’da ziyaretlerde bulundu https://www.haber28.com.tr/bakan-oraloglu-cankirida-ziyaretlerde-bulundu/ https://www.haber28.com.tr/bakan-oraloglu-cankirida-ziyaretlerde-bulundu/#respond Tue, 28 May 2024 00:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19193 Bakan Oraloğlu Çankırı’da ziyaretlerde bulundu

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu:

“Verdiğiniz destekten hiç şüphemiz olmadı”

ÇANKIRI – Çankırı’da ziyaretlerde bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Bu güzel işlerin yapılmasını talep eden sizler varsınız, bu güzel işlerin yapılmasına destek olan, teşvik eden sizler varsınız, milletimiz var. Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı. Biz de sizlere hizmet etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bir dizi programa katılmak için Çankırı’yı ziyaret etti. İlk olarak AK Parti tarafından Şabanözü ilçesinde düzenlenen mitinge katılan Bakan Oraloğlu, daha sonra Kurşunlu ilçesini ziyaret etti. AK Parti Kurşunlu ilçe teşkilatı ile bir araya gelen Bakan Uraloğlu, daha sonra Korgun ilçesinde bulunan AK Parti seçim koordinasyon merkezini ziyaret ederek partililer ve vatandaşlarla buluştu. Bakan Uraloğlu’nun bir sonraki durağı Çankırı il merkezi oldu. AK Parti Çankırı İl Başkanlığını ziyaret eden Bakan Uraloğlu, partililerle bir araya geldi. Düzenlenen toplantıda açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, Çankırı’da yapılması planlanan ve gerçekleştirilen projelerle ilgili açıklamalarda bulundu.

“Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı”

81 ilde de yoğun bir şekilde hizmet üretmeye devam ettiklerini belirten Uraloğlu, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 81 ilimize, yol lazımsa yol, demiryolu lazımsa demir yolu, hava yolundan, limanına kadar, iletişimine kadar her alanda, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hizmet ettik, etmeye de devam ediyoruz. Her tarafta yaptığımız güzel işler var. Ama bu güzel işlerin yapılmasını talep eden sizler varsınız, bu güzel işlerin yapılmasına destek olan, teşvik eden sizler varsınız, milletimiz var. Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı. Biz de sizlere hizmet etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz” dedi.

Çankırı’daki çalışmalarla ilgili konuşan Bakan Oraloğlu, Çankırı çevre yolundaki çalışmaların da kısa sürede bitirileceğini belirterek, “Çankırımızı bölünmüş yollarla, hem bir taraftan Kastamonu’ya, bir taraftan Ankara’ya, öbür taraftan D100 dediğimiz güzergah ile Karadeniz’den bütün doğuya kadar, öbür taraftan İstanbul’dan Ege’sine kadar bağladık. Özellikle Ankara’ya da bölünmüş yol ile bağladık. Çankırılı hemşehrilerimiz ‘sadece tek bölünmüş yolla Ankara’ya bağlanmak yetmez, Çubuk-Şabanözü yolunu da bitirmeliyiz’ dediler. Bu çalışmaları da Cumhurbaşkanımızın talimatıyla başlattık. İki ayrı bölümde çalışmalar devam ediyor. İnşallah bunları bitireceğiz. Birçok hizmetimiz var. Yine Korgun- Kurşunlu yolu aynı şekilde gerçekten güzel bir yol oldu. Birkaç tane eksik kaldı, onları da tamamlıyoruz. Hemzemin demiryolu geçişi ve Korgun’un çevreyolu var. Kurşunlu’nun doğrudan D100’e bağlanacağı yaklaşık bin 100 metrelik yolu kaldı. Onları da bu yıl bitirmiş olacağız. Kızıcahamam- Çerkeş yolu var. Onu da önümüzdeki süreçte planladık, çalışmalara devam edeceğiz. Karaelmas trenimiz önümüzdeki ay itibari ile turlarına başlıyor. Arz-talebe göre Çankırı’ya ayrı bir sefer yapılmasını da konuştuk. İlerleyen günlerde kararını vereceğiz” diye konuştu.

Çankırı’da yapılması planlanan projenin müjdesini veren Bakan Uraloğlu, “Çankırı için çok önemli olan, yıllardır gündemde olan bir konu var. Onu da huzur istişareler sonucunda ne yapabiliriz diye beraber değerlendirdik. Bayat’a kadar gidecek olan Ovacık grup yolunu inşallah bu sene Karayolları sorumluluğuna alıyoruz. Karayolları sorumluluğuna aldıktan sonra acil olan bakımlarını yapacağız, projelendirilmesini ve proje bittikten sonra da o işin yeni baştan yapılmasını, oradaki iskele şartlara getirilmesi noktasında gerekli çalışmaları başlatmış oluyoruz” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-oraloglu-cankirida-ziyaretlerde-bulundu/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Çankırı’da ziyaretlerde bulundu https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-cankirida-ziyaretlerde-bulundu/ https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-cankirida-ziyaretlerde-bulundu/#respond Mon, 27 May 2024 22:24:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19169 Çankırı’da ziyaretlerde bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Bu güzel işlerin yapılmasını talep eden sizler varsınız, bu güzel işlerin yapılmasına destek olan, teşvik eden sizler varsınız, milletimiz var. Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı. Biz de sizlere hizmet etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bir dizi programa katılmak için Çankırı’yı ziyaret etti. İlk olarak AK Parti tarafından Şabanözü ilçesinde düzenlenen mitinge katılan Bakan Oraloğlu, daha sonra Kurşunlu ilçesini ziyaret etti. AK Parti Kurşunlu ilçe teşkilatı ile bir araya gelen Bakan Uraloğlu, daha sonra Korgun ilçesinde bulunan AK Parti seçim koordinasyon merkezini ziyaret ederek partililer ve vatandaşlarla buluştu. Bakan Uraloğlu’nun bir sonraki durağı Çankırı il merkezi oldu. AK Parti Çankırı İl Başkanlığını ziyaret eden Bakan Uraloğlu, partililerle bir araya geldi. Düzenlenen toplantıda açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, Çankırı’da yapılması planlanan ve gerçekleştirilen projelerle ilgili açıklamalarda bulundu.

“Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı”

81 ilde de yoğun bir şekilde hizmet üretmeye devam ettiklerini belirten Uraloğlu, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 81 ilimize, yol lazımsa yol, demiryolu lazımsa demir yolu, hava yolundan, limanına kadar, iletişimine kadar her alanda, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hizmet ettik, etmeye de devam ediyoruz. Her tarafta yaptığımız güzel işler var. Ama bu güzel işlerin yapılmasını talep eden sizler varsınız, bu güzel işlerin yapılmasına destek olan, teşvik eden sizler varsınız, milletimiz var. Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı. Biz de sizlere hizmet etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz” dedi.

Çankırı’daki çalışmalarla ilgili konuşan Bakan Oraloğlu, Çankırı çevre yolundaki çalışmaların da kısa sürede bitirileceğini belirterek, “Çankırımızı bölünmüş yollarla, hem bir taraftan Kastamonu’ya, bir taraftan Ankara’ya, öbür taraftan D100 dediğimiz güzergah ile Karadeniz’den bütün doğuya kadar, öbür taraftan İstanbul’dan Ege’sine kadar bağladık. Özellikle Ankara’ya da bölünmüş yol ile bağladık. Çankırılı hemşehrilerimiz ‘sadece tek bölünmüş yolla Ankara’ya bağlanmak yetmez, Çubuk-Şabanözü yolunu da bitirmeliyiz’ dediler. Bu çalışmaları da Cumhurbaşkanımızın talimatıyla başlattık. İki ayrı bölümde çalışmalar devam ediyor. İnşallah bunları bitireceğiz. Birçok hizmetimiz var. Yine Korgun- Kurşunlu yolu aynı şekilde gerçekten güzel bir yol oldu. Birkaç tane eksik kaldı, onları da tamamlıyoruz. Hemzemin demiryolu geçişi ve Korgun’un çevreyolu var. Kurşunlu’nun doğrudan D100’e bağlanacağı yaklaşık bin 100 metrelik yolu kaldı. Onları da bu yıl bitirmiş olacağız. Kızıcahamam- Çerkeş yolu var. Onu da önümüzdeki süreçte planladık, çalışmalara devam edeceğiz. Karaelmas trenimiz önümüzdeki ay itibari ile turlarına başlıyor. Arz-talebe göre Çankırı’ya ayrı bir sefer yapılmasını da konuştuk. İlerleyen günlerde kararını vereceğiz” diye konuştu.

Çankırı’da yapılması planlanan projenin müjdesini veren Bakan Uraloğlu, “Çankırı için çok önemli olan, yıllardır gündemde olan bir konu var. Onu da huzur istişareler sonucunda ne yapabiliriz diye beraber değerlendirdik. Bayat’a kadar gidecek olan Ovacık grup yolunu inşallah bu sene Karayolları sorumluluğuna alıyoruz. Karayolları sorumluluğuna aldıktan sonra acil olan bakımlarını yapacağız, projelendirilmesini ve proje bittikten sonra da o işin yeni baştan yapılmasını, oradaki iskele şartlara getirilmesi noktasında gerekli çalışmaları başlatmış oluyoruz” şeklinde konuştu. – ÇANKIRI

]]>
https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-cankirida-ziyaretlerde-bulundu/feed/ 0
AK Parti Devrek Belediye Başkan Adayı Özcan Ulupınar Nizamlar Mahallesi’nde Vatandaşlarla Buluştu https://www.haber28.com.tr/ak-parti-devrek-belediye-baskan-adayi-ozcan-ulupinar-nizamlar-mahallesinde-vatandaslarla-bulustu/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-devrek-belediye-baskan-adayi-ozcan-ulupinar-nizamlar-mahallesinde-vatandaslarla-bulustu/#respond Sun, 26 May 2024 23:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19107 AK Parti Devrek Belediye Başkan adayı Özcan Ulupınar, Nizamlar Mahallesi’nde vatandaşlarla buluştu. Eski AK Parti Milletvekili Hüseyin Şahin de Ulupınar’a destek verdi.

AK Parti Devrek Belediye Başkan adayı Özcan Ulupınar, yerel seçimlere sayılı günler kala ilçede ziyaretlerini sürdürüyor. Nizamlar Kadımehmetoğlu Mahallesi sakinleriyle buluşan Ulupınar’a AK Parti 26. dönem Milletvekili Hüseyin Şahin ve yurt dışından gelen iş adamları da destek verdi.

Görevde olduğu dönemde yapılan hizmetleri ve gelinen süreçte ilçenin durumuna değinen Ulupınar, projelerinden bahsederek şöyle dedi:

“Burada Milletvekilimiz Hüseyin Şahin ve Arslan Bir ağabeyimiz var. Bugün sizleri ziyarete geldik. 2002’den buyana her seçimde bu kardeşinize evladınıza sahip çıktınız. Allah sizden razı olsun. AK Parti Zonguldak’ta en yüksek oyu Devrek’ten aldı. Bizde yaklaşık 15 sene aktif siyasette sizlere ve memleketimize hizmet etmeye çalıştık. Alnımız ak, başımız dik tekrar karşınıza çıktık. 6 sene sonra karşınıza çıkmamızın sebebi ilçemiz hizmetten mahrum kaldı. Vatandaşlarımız sokakta ‘çık, elini taşın altına koy’ dediler. 30’lu yaşlarda yaptık şimdi daha iyisini yapacağız. 5 sene mevcut belediye başkanı görevde kaldı ve maalesef 200 milyon lira borç var. Belediye uçurumun kenarında ikramiyeleri bu ay ödeyemedi, böyle giderse maaşları, faturaları ödeyemez hale geldi. Tıkandı. Gelirken şurada seyir terası diye eser ortaya koydular. Şimdi ne yapacağız? Cenazede düğünde beraberdik. Pazara kadar değil mezara kadar beraberiz. Ama şimdi bu tecrübe ile çok daha iyisini yapacağız. Çevremiz var, tecrübemiz var. Ankara’da hükumetimiz var. 2004 yılında bizi seçtiniz. 2004 yılında Devrek’te kamu yatırımlarını tamamlamıştık. 2018 yılına kadar gençlik merkezi dahil Batı Karadeniz’in en modern terminalini yaptık. Stadımız Zonguldak’ta bile yok. Huzurevimiz, öğretmenevimiz, adliyemiz, itfaiye meydanı, üniversitemiz, yurtlarımız, askerlik şubesi binalarımız hepsini tamamlamıştık. Belediyemizin şu anda hizmet binası yok. Bizim yaptığımız terminalin çatı katında başkanlık makamı var. Bir kısmı Karşıyaka’da bir kısmı pazaryerinde bir kısmı itfaiyenin orada. Önce bir hizmet binası sonra şu şehir meydanına park yapalım. Kaymakamlığı da şehir dışına taşıyalım. Sordum 40 gündür vatandaşların istediği TOKİ. Önce 3 etap projemiz var. Sonra vatandaşlarımız dedi ki ‘köpeklerden geçemiyoruz, inekler sokakta. Kanalizasyon derelere akıyor.’ Filyos’a servis konulacak. Eski askeriyenin oraya küçük ölçekli OSB yapılacak. Şehir içindeki kamu kurumları mümkün olduğunca Egemenlik’e alacağız. Şehrin her tarafını yeşillendireceğiz. Kaldırım ve yollar işgal altında. Kaldırımları temizleyeceğiz, alt yapıyı yapacağız. Dünyaca ünlü bastonumuz var. Tur otobüsü bastoncular çarşısına geliyor. Çarşı rezil gibi. Tuvalete gidiyor kirli. Otobüse biniyor ve söylene söylene gidiyor. Bir daha da gelmiyor. Burası ile ilgili de düzenleme yapacağız.”

Özcan Ulupınar’a destek veren Hüseyin Şahin ise “10 gün sonra Özcan Ulupınar kardeşimin sizlerin de desteği ile belediye başkanı olacağına inanıyorum. Meclis üyelerimiz var, parti yöneticilerimiz var, mahalle başkanlarımız var. Türkiye çok güzel bir yer. Mübarek bir yer. Özcan Ulupınar kardeşimizle mecliste oda komşuluğu yaptık. Bizim partinin toplantıları olduğu zaman önce birbirimize bakarız. Çok güzel projeleri var. Bakanlarımızla diyalogları çok iyi” ifadelerine yer verdi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-devrek-belediye-baskan-adayi-ozcan-ulupinar-nizamlar-mahallesinde-vatandaslarla-bulustu/feed/ 0
Özgür Özel, Manisa’da: “cengiz Ergün, Ne Talimat Geldiyse, Kimden Avantayı Gördüyse Manisa’nın Güzelliklerini Verdi” https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-manisada-cengiz-ergun-ne-talimat-geldiyse-kimden-avantayi-gorduyse-manisanin-guzelliklerini-verdi/ https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-manisada-cengiz-ergun-ne-talimat-geldiyse-kimden-avantayi-gorduyse-manisanin-guzelliklerini-verdi/#respond Tue, 21 May 2024 21:36:47 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18924 HABER: ECE AZAK – ÖZGÜR ŞENGÜL/ KAMERA: KERİM UĞUR

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, memleketi Manisa’da, Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün’e yönelik, “Ne talimat geldiyse, kimden avantayı gördüyse Manisa’nın güzelliklerini verdi. Onu kim durdurdu Ferdi Zeyrek. Mahkemeleri açan odur, yürütmeyi durdurmaları aldırtan odur. Beyaz fili kurtaran odur, Ulu Parkı kurtaran odur” dedi.

Özgür Özel, seçim çalışamları kapsamında partisinin Manisa Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlediği mitingte konuştu. Mitinge, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, CHP Manisa Milletvekilleri, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, CHP Manisa İlçe Başkanları, CHP Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ferdi Zeyrek, CHP Manisa ilçe başkan adayları ve çok sayıda partili de katıldı.

Manisa Saruhanlı’da seçim afişlerinin spreyle boyandığını bildiren Özel,  şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin dört bir yanına gidiyoruz. Yapacağımız mitingleri duyuruyoruz. Bunun için yollara raketler asıyoruz. Rize’ye gittim, raketler duruyor. Osmaniye’ye gittim, raketler duruyor. Devlet Bey ertesi gün seçim kazandı, tebrik telefonu açtım, kendisiyle sohbet ettim. Osmaniye mitinginden dolayı ziyaretimden dolayı teşekkür etti. Ben de oradaki ev sahipliğine teşekkür ettim. Türkiye’nin dört bir yanında her yerde raketler duruyor. Manisa’nın evladı Özgür Özel’in Manisa’da ki miting raketlerini birileri kırıyor. Ben dedim ki Manisalılar yapmaz. Yapmadı da zaten. Peki ne oldu biliyor musunuz? Önce sanayi sitesinde ortaya çıktı ki öyle bir partili bile değil. Cengiz Ergün’ün makam şoförü bizim afişleri sprey boyayla bozarken yakalandı kaydı bizde il başkanında, emniyet müdürümüzle. Dün akşam Saruhanlı’da belediye zabıtası kullandığı araba belediye meclis üyesinin en yakınının bütün raketlerimizi kırdırıyor ama şöyle bir şöyle bir yanlışı, şöyle bir yalnızlığı var, o raketleri niye zabıtaya kırdırdı biliyor musunuz? Ülkü ocaklarına gittiler. Bu raketleri toplayın, kırın dediler. Orada konuşulanı anlatıyorum, aklı başında Manisalılar dedi ki, ya Manisa’dan adam genel başkan olmuş. Partisinin başkanı olmuş. Manisa’da partili partisiz herkes mutlu olmuş, tebrik etmiş. Biz böyle bir şey yaşasak Özgür Özel raket toplatır mı? Vallahi toplatmaz, raket kırdırır mı? Vallahi kırmaz biz niye yapıyoruz arkadaş demişler. Hatta ülkü ocaklarından o genç arkadaş demiş ki, yıllardır giremediğimiz Manisa Büyükşehir Belediyesi şimdi bize suç mu işletecek? Kiminle yönettiyse belediyeyi ona kırdırsın raketleri demiş. Ben ayıpladığımı ifade etmek isterim. 5 – 10 tane raketle ne belediye kazanılır, ne belediye kaybedilir. Bu sinir anketlerdeki gidişattandır. Bu sinir Manisa’daki tepkiyi gördüğündendir. Kenan evren sanayi sitesinde gördüğü tepkidendir. Selendiye giremeyişindendir. Kula’daki toplantıyı otoban üzerinde şehirler arası otobüslerin mola verdiği yerde yapmak zorunda kalmasındandır. Milletle gönül bağını koparan ve 2- 3 gündür adaylarımıza ve bize iftiralar hakaretler yağdıran birisi. Dedim ki yahu bu adam bu lafları ediyor. Sonra yine bayram olacak. Yine cenaze olacak. Yine düğün dernek olacak. Yine çelenk koymadan önce vali beyin odasında çay içeceğiz. Birbirimizin yüzüne bizim yüzümüze nasıl bakacak? Sonra aklıma geldi bundan sonraki bayram 10 Nisan’da ve iyi günde kötü günde artık bundan sonra biz Cengiz Ergün’ün yüzüne bakmayacağız ki Ferdi Zeyrek’in yüzüne bakacağız. Ferdi Zeyrek kimin nesidir diye sorsanız? Bütün Manisa’da tek bir cevap var. O tıraşçı Ahmet’in oğludur Manisalıların berberidir babası esnaftır, insandır. ve yetiştirdiği evlatları birer pırlantadır. Söyledim gündem oldu bir daha söylüyorum, Ferdi’yi özetlemek gerekirse sütte leke var. Ferdi Zeyrek’ de leke yok arkadaşlar.

“SİZİN EVLADINIZ FERDİ ZEYREK’TİR KENDİSİYLE GURUR DUYUYORUZ”

Ben 7 yaşındayken Hatuniyenin arkasında saksıcı Ahmet amcanın çırağıydım. Esnaflığı, dürüstlüğü, iyi müşteriyle nasıl ilişki kurulacağını, kimsenin hakkını yemenin önemini orada öğrendim. Kuyumcular çarşısında Mertcan eczanesinde, Spil eczanesinde Manisa’nın en önemlisi simalarıyla tanıştım. Oralarda Ferdi Zeyrek’ de yetişiyordu ve bu Ferdi Zeyrek gün geldi mimar oldu. Mimar olduktan sonra geldi. Manisa’da Mimarlar Odasına başkan oldu ve o gün bugündür Ferdi Zeyrek kent suçlarına karşı, Manisa’ya karşı işlenen suçlara karşı Manisa’nın müdafi olduğu koruyucusu oldu. Büyük mücadeleler verdi. Kısaca hatırlayalım 2009- 2014 yılı. 2014 yılında Manisa Büyükşehir oldu ve bugünkü belediye başkanı AKP’ye ağzına geldiği lafı söyleyerek. AKP’nin vatan hainliğinden, AKP’nin ülkeye, Atatürk’e düşmanlığından dem vurarak her yeri Türk bayrağı, Atatürk resmiyle donatarak aman AKP gelmesin diye. Sosyal Demokratların, Atatürkçülerin de bir kısmını kandırarak oyları topladı, Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. Biz tehlikeyi o gün de biliyorduk. O gün insanlar AKP korkusunu yönettiği için Cengiz Ergün’e oy verdiler. O günden sonra 5 yıl icraat yaptı. Partisi AKP’ye yaklaştı. Kendisi İYİ Parti’ye otobüslerle insanları yolladı ama herkesin bildiği bir dosyası vardı. Fırın dosyası, ekmek dosyası. Dosyayı karşıdan salladılar, esas duruşa geçti. Gel buraya dediler gitti. AKP’nin emrine girdi ve bu sefer yahu sen geçmişte bunları diyordun. Bunlar şimdi CHP’ye iftiralar atıyor, hakaretler yapıyor dediğinde hiç utanmadan, sıkılmadan büyüklerim ne diyorsa öyledir, doğrudur dedi. Dün tükürdüğü yüzü öpmeye, ittirdiği eli öpmeye dün hakaret ettiklerine methiyeler düzmeye ve ne istiyorlarsa onu yapmaya başladı. Biraz önce söyledim, arkanızdaki bina Manisa evlendirme dairesi. Manisa ile hiç ilgisi olmayan. Recep Tayyip Erdoğan’ın çocuklarının vakıflarından biri TÜGVA bu binayı istedi. 80 bin çiftin evlendiği bu binayı TÜGVA’YA verdi. İnanamadık yaptığına olamaz dedik. TÜGVA’ya verdi. Beyaz fil sigortalardaydı belediyeye devri oldu. Önce yandaş bir müteahhide sattı. O müteahhit beyaz fili yıkmaya ve orayı AVM yapmaya kalktı. Durduk şaşırdık, üzüldük. Devamında çocukluğumuzun geçtiği ulu parkımızın 150 yıllık ağaçları kesmeye otopark ve AVM yapmaya kalktı, üzüldük, şaşırdık, durduk ve bir anda ortaya birisi çıktı. Ulu parka dokunmayın platformunu kurdu. Ortaya birisi çıktı. Beyaz fil yıkılmasın platformunu kurdu. Ortaya birisi çıktı. Bu evlendirme dairesi için arkadaşlarımızla birlikte hazırladı mahkemeye başvurdu. Ortaya birisi çıktı ve bütün kent suçlarına karşı bir mücadeleyi başlattı. Cengiz Ergün, ne talimat geldiyse kimden avantayı gördüyse Manisa’nın güzelliklerini verdi. Onu kim durdurdu bizim Ferdi. Mahkemeleri açan odur. Yürütmeyi durdurmaları aldırtan odur. Beyaz fili kurtaran odur, Ulu parkı kurtaran odur. ve birazdan anlatacağım, her rezilliği durduran kent suçlarını durduran kent suçlarını durduran sadece CHP’nin değil, MHP’ linin de AKP’lininde gönlünde taht kuran sizin evladınız Ferdi Zeyrektir kendisiyle gurur duyuyoruz.

“ÇİFTLİK İÇİN O ARSAYI CENGİZ ERGÜN KIZINA VERDİ”

Bu raketleri kırmasa da anlatacaktım çünkü hemşerilerimin bildiğini Türkiye’nin de bilmeye hakkı var. Bunlar olduktan sonra bu adaylaşmaya kalktığında sayın Devlet Bahçeli’ye bununla ilgili dosyalar gittiğinde, Devlet Bey vallahi ben bunlara inanmam demedi… Ama AK Parti’nin elindeki dosyalarla esir alınmış bu kişi AK Parti ile MHP’nin kesiştiği noktada yönetilebilecek AK Parti’nin istediklerini ona verebilecek, Manisa’nın talanına susacak tek kişiydi. Manisa’nın ne MHP’lisinin ne AK Partisi’nin içinde bunun gibi Manisa’ya ihanet edecek bir kişi yoktur. Şimdi nasıl oldu? Yüzde 50 oy alıyor AK Partiyle MHP bu anketlerde nasıl bu hallere düştü? Karakoca köyü var Manisa’da. O köye bir ruhsat çıkarıyorlar. Ruhsat eko turizm ruhsatı. Orada eko turizm yapılacak ama Ferdi Zeyrek şüpheleniyor diyor ki 3 km yol binlerce ağaç kesiliyor. Yürütmeyi durdurma için yine dava açıyor. Davanın dosyası Türkiye’deki bütün o konuyla ilgili olan kurumlara giderken arsanız sahibine de gidecek ya tebligat ismi adresi bi bakıyoru firmanın adı değişmiş, tebligat Cengiz Ergün’ün kızına gitmiş. Diyoruz ki bu nasıl olur? Oraya eko turizm ruhsatı diye alınan yer hanımefendiye çiftlik yapılacakmış. Oradaki ağaçlar kesilip oraya bir villa dikilecekmiş. Bu konuda mahkemeye başvurulunca iş bitti diye ruhsat hanımefendiye devredilmiş. Çiftlik için o arsayı Cengiz Ergün kızına verdi. Kim durdurdu? Bizim Ferdi.

Bursa-İzmir sürat yolu var. Üstünde 5 kat imar. Bir karar, bir teklif. 15 kata çıkaralım. Manisalılar yararlanacak sürat yolunun etrafı kentsel dönüşüm olacak. Kat artışı müteahhidi tatmin edecek. Manisalılar da memnun kalacak. Altına bir cümle. Efendim bu yol üstünde bir arsa iç tarafta da devamı varsa 2 bin 500 dönümden de fazlaysa o zaman kat artışı içeriye de uygulanacak sonra. Bir parkla bir arsa becayiş yapılacak. Cengiz Ergün’ün yol üstündeki küçük arsası içeriye temas kuracak, içerideki o koca arsalar 15 kata çıkacak. Cengiz Ergün bu işten tam 300 daire kazanacak Bunu Büyük Millet Meclisi’nde anlattım. Eğer bu Cengiz Ergün o günkü parayla 500 milyon bugünkü parayla 1 buçuk milyarı kendisine imardan rant artışı yapmadı diyen varsa biz hiçbir şey bilmiyoruz. Bunu yaptılar, bunu gördük. Kendisine imar artışı verdi. Bunu Türkiye’ye duyuran yine bizim Ferdi helal olsun.”

“BU GÖZÜ DÖNMÜŞLERDEN MANİSA’YI KURTARMAYA VAR MISINIZ?”

CHP’li bütün belediye başkan ve adaylarının mal varlıklarını açıkladığını söyleyen Özel,  şöyle devam etti:

“Ferdi Zeyrek de açıklayacak ancak mal varlığını açıklamayan, malını mülkünü gizleyen doymayan Manisa’nın iliğini, kemiğini sömüren, bu anlayışa karşı artık Manisa’nın bıçak kemiğe dayanmıştır. Sanayi esnafından çarşı esnafına, ovadaki köylüsünün toz toprak içinde bıraktığı Selendi’deki çukur deryasına Manisa’nın dört bir yanı illallah diyor yaka silkiyor ve biz buna karşı Manisa İttifakı’nı teklif ediyoruz. Manisa İttifakı’nda sadece CHP’liler yok. Elbetteki omzunda gözünde, gönlünde güneş olan iyi insanlar var. Haramdan ve yalandan korkan AK Partililer, MHP’liler var. Bizim geçmişte ittifak ortağımız olan irili ufaklı bütün partiler var. Manisa ittifakında Ulu Parkta oturanlar da var. Sanayi esnafı da var Alaybey esnafı da var. Manisa’nın dört bir yanında bu Manisa seven bu yapılanlara isyan eden herkes var. Şimdi buradan bütün manisalılara soruyorum, 31 Mart’ta israfı bitirmeye, peşkeşi bitirmeye, partizanlığı bitirmeye bu vicdanı kara adamlardan bu gözü dönmüşlerden Manisa’yı kurtarmaya var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? Manisa büyükşehir’i kime emanet ediyoruz? Ferdi Zeyrek… Cengiz Ergün artık Manisa’ya zulme ettiğin günlerin sonu geldi. Yeni başkanın adı artık Ferdi. Hayırlı uğurlu olsun.

Şehzadeler kentindeyiz. Fatih Sultan Mehmet’in yetişip de gittiği İstanbul’u fethettiği memleketteyiz. Şehzadeler’de geçen seçimlerde, bir büyük ittifak için biz fedakarlık yaptık. Dediler ki bağrına taş basacaksın, memleketini İYİ Parti’ye bırakacaksın. Bugün partinin genel başkanı bundan önceki yerel seçimde, üç oyunu da bir başka partiye verdi. Sözünü tutsun diye, İYİ Parti ile ittifak kurduk, onlar kazansın diye. Benim ilçemde Yunus Emre’de 7 oy farkla, Şehzadeler’de 2 bin oy gibi bir farkla İYİ Parti kaybetti. Biz elimizden geleni yaptık. Şimdi bu seçimlerde yine ittifak olabilirdi. Olmadı, hak veriyoruz anlayış gösteriyoruz. Ankara’da ittifak kuramadık, iş ittifakın gönüllerde kurulmasına kaldı. Burada bütün iyi insanlardan, muhafazakar demokratlardan, güneş gözlü güzel insanlardan, bu seçimi bize kaybettirmemelerini, bu seçimi Manisa’ya kazandırmalarını istiyoruz. Ben İYİ Partililerden, iyi insanlardan hiçbir yerde yapmadığımı yapıyorum ve kendi memleketimde Manisa’da, Şehzadeler adayı Gülşah Durubay’a, Manisa adayı Ferdi Zeybek’e destek istiyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-manisada-cengiz-ergun-ne-talimat-geldiyse-kimden-avantayi-gorduyse-manisanin-guzelliklerini-verdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Terör en büyük zararı Doğu’ya, Güneydoğu’ya, orada yaşayan vatandaşlarımıza verdi” https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-teror-en-buyuk-zarari-doguya-guneydoguya-orada-yasayan-vatandaslarimiza-verdi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-teror-en-buyuk-zarari-doguya-guneydoguya-orada-yasayan-vatandaslarimiza-verdi/#respond Tue, 21 May 2024 09:00:45 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18914 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Tuzla’da düzenlenen Doğu ve Güneydoğu STK ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda yaptığı konuşmada, “Terör en büyük zararı Doğu’ya, Güneydoğu’ya, orada yaşayan vatandaşlarımıza verdi. Hangi mezhepten olursa olsun, hangi etnik yapıdan olursa olsun en büyük zararı Doğu, Güneydoğu’da yaşayan insanımız çekti. Şimdi tersine huzur ortamı da en büyük faydayı Doğu’ya, Güneydoğu’ya veriyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Tuzla Belediyesi Nikah Sarayı ve Kültür Merkezinde düzenlenen Doğu ve Güneydoğu STK ve Kanaat Önderleri Buluşması’na katıldı. STK temsilcileri ve vatandaşların da katıldığı törende Yılmaz’ın yanı sıra AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı da konuşma gerçekleştirdi.

“Terör en büyük zararı Doğu’ya, Güneydoğu’ya, orada yaşayan vatandaşlarımıza verdi”

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Yıllar yılı bir terör belasıyla uğraştık. Şu anda çok şükür huzur içinde bir bölgemiz var. Daha geçen hafta Bingöl, Tunceli, Elazığ, Malatya, Van, Hakkari ve çeşitli illeri dolaştık. Önümüzdeki günlerde de inşallah Muş’a, Bitlis’e, Ağrı’ya, Diyarbakır’a gideceğim. Rahat bir şekilde dolaşıyoruz, vatandaşlarımızla bir araya geliyoruz. Hep söylüyorum, terör en büyük zararı Doğu’ya, Güneydoğu’ya, orada yaşayan vatandaşlarımıza verdi. Hangi mezhepten olursa olsun, hangi etnik yapıdan olursa olsun en büyük zararı Doğu, Güneydoğu’da yaşayan insanımız çekti. Şimdi tersine huzur ortamı da en büyük faydayı Doğu’ya, Güneydoğu’ya veriyor. Bazen söylüyorum ben, Türkiye ekonomisi dünyadan hızlı büyüyor ama Doğu, Güneydoğu’nun ekonomisi de inşallah Türkiye ortalamasının üstünde büyüyecek çünkü uzun yıllardır kullanılmamış bir potansiyel harekete geçiyor” ifadelerini kullandı.

“AK Parti 85 milyonun partisi olduğu gibi Kurmançilerin, Zazaların partisi de AK Parti’dir”

Yılmaz, “Bizim de AK Parti olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında başından itibaren bir şiarımız oldu; ‘Bölgesel milliyetçilik yapmayacağız.’ dedik, başından beri bunu söyledik. Doğu’ya, Güneydoğu’ya tarihinde hiçbir dönemde olmadığı kadar yatırım yaptık, hizmet yaptık. Kale oradaysa arşın burada, geçmişe bakılabilir. Yine eksiklikler var mı? Elbette var. Mükemmellik Cenabı Allah’a mahsus. Mutlaka eksiklerimiz var, yanlışlar var. Onlara bir şey diyemem ama şunu yaptık, bir taraftan çok uzun yıllardır birikmiş ihmalleri karşıladık bir taraftan da bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştık. Doğu’da, Güneydoğu’da yaptığımız iki kat zor bir işti. Hem geçmişin ihmallerini kapatmaya çalıştık hem de bugünün ihtiyaçlarına cevap vermeye çalıştık. Büyük oranda da başardığımıza inanıyoruz, inşallah daha da iyiye gidecek. Sadece yatırımlarla, fiziki hizmetlerle kalmadık, tapuları da yıktık. Son 20 yılda demokrasi anlamında temel hak ve hürriyetler anlamında. Çok büyük adımlar attık gerçekten. Cumhurbaşkanımız, Başbakanken çeşitli görevlerdeyken bu konuda büyük riskler alarak büyük muhalefetlere rağmen ben bu meselelere bakacağım dedi ve gerekli adımları attı. Birileri Zaza seçmeni, Kurmançi seçmeni, Kürt seçmeni sanki tekelinde gibi görüyor. Biz ona hiçbir şekilde katılmıyoruz. AK Parti 85 milyonun partisi olduğu gibi Kurmançilerin, Zazaların partisi de AK Parti’dir. Hiç kimse Kürtlerin tek temsilcisiymiş gibi dolaşmasın. Herkes kimden ne kadar oy alıyorsa onları temsil ediyor. Hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi mezhepten olursa olsun, hangi meşrepten olursa olsun bütün vatandaşlarımız bizim gözümüzde birdir, azizdir ve onlara hizmetkar olmak bizim için şereftir. Hiçbir zaman bir ırka dayalı bir anlayış değildir, geniş bir anlayıştır. Değerlerde ortaklığa, tarihi birlikteliğe, tecrübeye, kader birliğine, ortak bir gelecek tasavvuruna dayalı bir anlayıştır. Böyle olmaya da devam edecek inşallah ve biz bu milletin ferdi olmaktan iftihar ediyoruz. Bir taraftan da demokrasi, hukuk devleti içinde, eşit vatandaşlık temelinde yolumuza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın” ifadesini kullandı.

Yılmaz, önceki günlerde Pençe Kilit Harekatı Bölgesi’nde şehit olan Tabip Teğmen Hulusi Elçi’nin Bingöl’deki cenaze törenine katıldığını söyleyerek, tüm şehitlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.

Demokratik bir ortamda her konunun tartışılabileceğini belirten Yılmaz, “Bizim Kürt vatandaşlarımızla konuşmak, onların sorunlarını öğrenmek, dinlemek, ilgilenmek için başka aracılara da ihtiyacımız yok kimse kusura bakmasın. Alevi vatandaşlarımız için de aynı şekilde, bizim başka aracılara ihtiyacımız yok. Biz vatandaşımızla zaten konuşuruz, sorunları varsa dinleriz, elimizden gelen tüm gayretle de sorunları aşmaya, çözmeye çalışırız. Bundan sonra da aynı anlayış içinde olacağız ama birilerinin ideolojik birtakım saplantılarıyla, toplumu huzursuz eden yaklaşımlarıyla da hiçbir şekilde anlaşmamız mümkün değil” dedi.

“Murat Bey, yapar mı? Yapar”

31 Mart seçimleri ile ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Esas mesele nedir yerel seçimde? İlçemizin, ilimizin mahalli, müşterek hizmetleri. Bunu kim daha iyi yapar? Kim daha iyi sağlar? Esas sorumuz bu. Adaylar var, partiler var. Vatandaş olarak bizim sormamız gereken: ‘Kim bana daha güzel bir yaşam ortamı sağlar? Kim daha güzel bir iş ortamı, yatırım ortamı sağlar?’ Bunu sorarak, buna vereceğimiz cevap, en isabetli tercihi yapmamızı sağlayacaktır, diye inanıyorum. Biz AK Parti olarak ve Cumhur İttifakı olarak hep şunu savunuyoruz, eser ve hizmet siyaseti diyoruz. Boş laflarla, polemiklerle, çatışmalarla, kavgalarla, şovlarla bu millete vereceğimiz bir şey yok. Bizim bu millete çalışarak, ter dökerek, sorunlarını çözerek hizmet etmemiz lazım. Buna biz gerçek belediyecilik diyoruz. Şimdi bir anlayış var. Ne diyor? Belediyeyi nasıl görüyor? Şan, şöhret yeri olarak. Kendi reklamını yaptığı, polemiklerle gündem olmaya çalıştığı bir makam olarak görenler var. Bunlar gerçek belediyecilik yapamazlar. İdeolojik saplantıları için belediyeyi kullanmaya çalışanlar da var. Bunlar da gerçek belediyecilik yapamaz. Belediyeyi başka yerlere atlamanın bir aracı olarak görürler ancak, başka bir takım hedeflere hizmet edecek bir enstrüman olarak görürler belediyeyi, halka hizmet edecek bir kurum olarak değil. Böyle yapanlar, bu zihniyette olanların kaynakları verimli kullanması da mümkün değil, bunlar kaynakları yatırım için kullanmazlar halka hizmet için kullanmazlar, başka işlere harcarlar. Murat Bey ne diyor, ‘Sadece İstanbul’, ‘Yeniden İstanbul’u farklı bir yere taşıyacağız.’ Birçok projesi var ama bana göre bu iki konu çok çok önemli, İstanbul’u afetlere hazırlamak, afet gerçekleşmeden riskleri ortadan kaldırmak böylece insanımızın can güvenliğini, mal güvenliğini sağlamak. Bu ekonomik anlamda da çok önemli. Deprem öncesi yaptığınız bir liralık harcama deprem sonrası yedi liralık harcamaya denk geliyor. ‘Yüz binlerce konutu dönüştüreceğim.’ diyor Murat Bey, yapar mı? Yapar. Nereden biliyoruz yapacağını? Yaptı çünkü, deprem bölgesinde 180 bin konut ihale etti, daha önce yaptıkları ortada” ifadelerini kullandı.

Başkan Şadi Yazıcı ise, “Tuzla’da beraber çok programda bulunduk çok iş yaptık. 3 dönemdir 550 projeyle, yeni hayalimiz olan 68 yeni proje ile Tuzla’mızı getirdiğimiz noktadan daha iyi noktaya götürmek için, 2029’a götürme konusunda emaneti istemek üzere halkımızın önüne çıktık. İnşallah bu emaneti en iyi şekilde taşımak ve hukukun ve kanunların önünde, daha sonra Allah’ın önünde, ümmetin ve halkın olan bu makamı en iyi şekilde taşıyarak en üst noktaya elimizden geleni yaptık, yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Tuzla’da ilçe belediyesi ve ilgili kurumlar marifetiyle son 10 yılda 25 bin konutun dönüştürüldüğünden bahseden Kabaktepe, “10 yılda 25 bin. Tuzla’nın bütçesinin yüz katı olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi 9 bin konut dönüştürdüğünü söylüyor. Vatandaşlarımızdan istirhamımız şu, çocuklarımıza yıl sonunda karne veriyorlar ya, belediye başkanlarımızın da dersleri var. Burada baktığımızda Tuzla’da yüz katı az bütçeyle 5 yılda 10 bin konut yapan yerel yönetim anlayışı var, diğer tarafta 5 yılda sadece 9 bin konut dönüştürdüğünü söyleyen bir İBB yönetimi var. Bunu vatandaşlarımızın, siz değerli hemşehrilerimizin değerlendireceğini düşünüyorum” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-teror-en-buyuk-zarari-doguya-guneydoguya-orada-yasayan-vatandaslarimiza-verdi/feed/ 0
Bursaspor Transfer Tahtası Sorunu Yeni Sezonda Çözülecek https://www.haber28.com.tr/bursaspor-transfer-tahtasi-sorunu-yeni-sezonda-cozulecek/ https://www.haber28.com.tr/bursaspor-transfer-tahtasi-sorunu-yeni-sezonda-cozulecek/#respond Wed, 15 May 2024 09:00:22 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18196 Bursaspor Kulübü’nün kötü gidişatındaki en büyük etken olan transfer tahtası sorununun yeni sezonda çözüleceğini söyleyen Genel Sekreter Erkan Öncel, “30’a yakın dosya var. Yaklaşık 300 milyon TL’ye tekabül ediyor. Bizim öngörümüz 100-150 milyon TL civarına çözeriz diye düşünüyoruz” dedi.

Bursaspor Genel Sekreteri Erkan Öncel, gündeme dair açıklamalar yaptı. Özlüce İbrahim Yazıcı Tesisleri’nde gerçekleşen toplantıda Öncel, “Takımımızın performansındaki yükseliş, camiayı da hareketlendirdi. Çocuklarımızdan beklentimiz de var. Futbol sürprizlerle dolu. Süreci takip edeceğiz. Çocuklarımız bitti demeden bu iş bitmeyecek gibi gözüküyor. Onların yanında olup, sonuna kadar da destekleyeceğiz. Bu hikayenin sonunun mutlu bitmesini çok istiyoruz. Kötü başlayan bir hikayenin iyi bitmesi için Sinan Bür ve yönetimi olarak var gücümüzle çalışıyoruz. Bursaspor 12-13 yıldan beri ciddi şekilde yorulmuş. Her anlamda yorulmuş. Hem maddi hem de sportif anlamda sıkıntılar yaşanmış. Altyapıdan yetiştirdiğimiz her çocuğu satıp, para kazanmayı düşünmüşüz. Öncelik hep para olmuş. Sportif anlamda verim almak düşünülmemiş. Maddi olarak da Bursaspor hak ettiğini alamadan çocuklar kaybedilmiş. 57 gündür görevdeyiz. Saha içine baktığımızda 9 maç oynanmış. 4 kayıp var, diğer 5 maçtan ise puan veya puanlar alınmış. Çocuklar çok ciddi travma geçirmiş. Biz onlara sarıldık, sevgiyle kucakladık. Psikolojik kayıplarını gidermeye çalıştık. Sahaya odaklamaya çalıştık. Bunun sonucunda da reaksiyonu geç de olsa vermeye başladılar. Son 3 haftada 7 puan aldık. Aldığımız sonuçlardan sonra da Kırklarelispor ve Zonguldakspor maçları da ciddi anlam kazandı” açıklamasında bulundu.

“Benzinlik arazisinden 250 milyon TL beklentimiz var”

Erkan Öncel, benzinlik arazisiyle ilgili ise dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Öncel, “Benzin arazisi ile ilgili sürecin devam ettiğini, hem Ziraat Bankası ile ilgili diyalogların devam ettiğini, yatırımcı firmalarla da konuştuğumuzu söylemek isterim. Hedeflediğimiz rakam var. O rakama ulaşmaya çalışıyoruz. Bu arada da Ziraat Bankası ile görüşen bir komitemiz var. Onlar da süreci devam ediyorlar. Bursaspor’un menfaatleri doğrultusunda güzel bir sonuç alacağımızı düşünüyorum. Ziraat Bankası’yla ilgili siyasi etkenler de devrede. Ziraat Bankası da Bursaspor adına tasarruf kullandığını da söyleyelim. Kongreden önce bu işi halletmeyi hedefliyoruz. Kıymet takdiri ile ilgili bankanın da teşebbüsü oldu. Siyasi idaresi kullanarak bunun da önüne geçtik. Eski kıymet takdiri ile bu işi çözebileceğimizi bankayı ikna ettik. Nisan sonu gibi bu iş biter diye düşünüyoruz. Hukuk servisimiz de konuyla ilgili çalışıyor. Alıcı firmalarla da görüşmeler sürüyor. Öngördüğümüz rakamı yakalamaya çalışıyoruz” diyerek sözlerine devam eden Erkan Öncel, “Buranın bazı handikapları var. Petrol Ofisi’nin 2027’ye kadar sözleşmesi var. İstasyonu alacak kişi 3 yıl beklemek durumunda. Bunları kabul eden firma burayı alacak. O süreci de göreceğiz. Bizim hedeflediğimiz rakam 200 milyon TL’nin üzerinde. Şeffaflığa önem veriyoruz. Net söyleyeyim, 250 milyon TL civarında bir rakamı hedefliyoruz. Eğer o hedefe ulaşırsak, bankayı ve diğer borçları da çözüyoruz. Kulübün kasasına da 100 milyon TL civarında para kalsın istiyoruz. Her türlü girişimi yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Recep Günay’ı tanık gösterdik”

Bursaspor Genel Sekreteri Erkan Öncel, bir önceki dönemin açtığı davalarla alakalı, sosyal medyada çıkan dedikoduların çok çirkin olduğunu söyledi. Öncel, “Çok dedikoduların üretildiği, sosyal medyada kaynak olmadan konuştuğu, dedikodu malzemesi olan ‘Recep Günay yönetimindeki dava dosyaları’ ile ilgili birkaç bir şey söylemek istiyorum. Kulüp avukatımız bütün dosyaları takip ediyor. Sürecin nereye gideceğini hukuken biz de bilemeyiz. Bursaspor’u sevenler lütfen artık bu konuda dedikoduya inanmasınlar. Biz kulüp avukatlarımızla birlikte hukuki süreci takip ediyoruz. Dosyaların nereye evirileceğini bilmiyoruz ama sonuna kadar bu davaların takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Hatta bir dosya ile ilgili tanık olarak Recep Günay’ı yazdırdık. Açılan davaları biz takip etmiyoruz gibi algı oluşturmaya çalışıyor. Çok çirkin. Herkes kendisini çok daha iyi Bursasporlu olduğunu iddia ediyor. O zaman en büyük Bursasporlu benim diyeyim. Ama değilim. Çünkü herkes en iyi Bursasporlu. Sevgi eylem gerektirir. Ama biz zarar veriyoruz. Sosyal medya çok tehlikeli bir alan. Ne kadar anlatsak da dedikodular devam ediyor. Bursaspor üzerinden kimse egolarını ve komplekslerini yürütmesin. Biz buraya emaneten gelmedik. 3 aylık da gelmedik. En iyi hizmeti vermek için geldik” dedi.

“100-150 milyon TL’ye transfer tahtasını açmayı planlıyoruz”

Erkan Öncel, şirketleşme konusuyla ilgili ise şu ifadeleri kullandı: “Motivasyonumuzun ağırlıklı kısmı transfer tahtası ve şirketleşme ile alakalı. Şirketleşme, Bursaspor’un olmazsa olmazı. Bursaspor’u yeni döneme, yeniden dirileşe katkı koyacak en önemli olgusu şirketleşmedir. Arkadaşlarımız çalışıyor. Bu işi bilenlerden destek alıyorlar. 15-20 kişi ciddi bir yol alındı. Bütün paydaşların da delegelerin de içinde olduğu bir sistemi istiyoruz. Ortak aklın oluşturduğu bir yer olsun istiyoruz.”

Transfer tahtasıyla ilgili olarak da Öncel, “Transfer tahtası ile ilgili de odaklandığımız nokta farklı. Önümüzde iki maç var. O maçları geçtiğimiz zaman transfer tahtası ile ilgili çalışmalarımız zaten sürüyor ancak çok hızlandıracağız. Nisan ayı ile birlikte tüm konsantrasyonumuzu oraya vereceğiz. Kentin de büyük desteğine ihtiyacımız var. Bunu bir daha söylemenin mahsuru yok. 3-5 kişi hadi transfer tahtasını açalım demesiyle olmaz. 30’a yakın dosya var. Yaklaşık 300 milyon TL’ye tekabül ediyor. Bizim öngörümüz 100-150 milyon TL civarına çözeriz diye düşünüyoruz. Dosyalar hep el değiştirmiş. Bununla ilgili de çok mesafe aldığımızı da söyleyebilirim. Antrenmanımızı yaptık. Pozisyon alma konusunda da hazırız. Bu bilinçle hareket ediyoruz” şeklinde konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/bursaspor-transfer-tahtasi-sorunu-yeni-sezonda-cozulecek/feed/ 0
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: Şehir hastanelerinde Türkiye’nin dörtte biri tedavi ediliyor https://www.haber28.com.tr/saglik-bakani-fahrettin-koca-sehir-hastanelerinde-turkiyenin-dortte-biri-tedavi-ediliyor/ https://www.haber28.com.tr/saglik-bakani-fahrettin-koca-sehir-hastanelerinde-turkiyenin-dortte-biri-tedavi-ediliyor/#respond Sun, 12 May 2024 09:00:43 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17787 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şehir hastanelerinde tüm Türkiye’de bakılan hastaların dörtte birinin tedavi edildiğini belirterek, “Yapımı devam eden 14 tane daha şehir hastanemiz var. Projeleri devam eden 3 şehir hastanemiz var. 30 büyükşehrimizde şehir hastaneleri yapılmak üzere bir plan yaptık.” dedi.

Bakan Koca, Konya’nın Kulu ilçesinde Atatürk Caddesi’nde esnafı ziyaret etti, vatandaşlarla görüştü.

Daha sonra Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Acıkuyu Güneş Enerjisi Santrali açılış törenine katılan Koca, buradaki konuşmasında, Konya ve Kulu’da yapılan projeleri yakından takip ettiğini söyledi.

Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan ve Kulu Belediyesi tarafından işletilmeye başlanan Acıkuyu Güneş Enerjisi Santrali’nin 64 milyon 400 bin liraya mal olduğunu dile getiren Koca, “20 dönüm arazi üzerinde kurulan santral, 4 Aralık’ta faaliyete geçti. Güneş enerji santrali ve elektrikli şarj istasyonu yeni dönemde Kulu Belediyemizin olacak. Yıllık geliri 230 bin dolar olan bir santralden bahsediyoruz. İmkanlar ölçüsünde bunu daha da büyüteceğimizi söylemek istiyorum.” ifadesini kullandı.

Bakan Koca, Kulu, Cihanbeyli ve Altınekin ilçelerine doğal gaz getirilmesiyle ilgili görüşmelerin devam ettiğini belirterek, Kulu’da kurulan Organize Sanayi Bölgesi’nin doğal gaz hattında değişikliğe neden olduğunu, kapasitenin artmasıyla doğal gaz ihtiyacının daha da belirginleşeceğini dile getirdi.

Kulu’da yapılan yatırımlara değinen Koca, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Uğur İbrahim Altay ile Kulu Belediye Başkanı adayı Abdurrahim Sertdemir’e destek istedi. Koca, şöyle konuştu:

“Elimizin güçlü olması son derece önemli. Elimizin güçlü olmadığı durumda veya hedef birliği içinde olunmadığında bizim talebimizde, heyecanımızda, Kulu’ya yapacaklarımızda eksilme söz konusu olur mu? Asla olmaz ama sözümüzün etkisi için elimizi güçlendirmeniz gerekiyor. 31 Mart önemli. Her birimizin farklı düşünceleri olabilir. Farklılığımız aslında zenginliğimiz. Bununla ilgili söylenecek hiçbir şey yok. Dolayısıyla bu dönemde renklerimizi koruyalım. Bunu bu dönem için Kulu için özellikle istiyorum. İşbirliği yapalım. Bir ve beraber olalım. Asla birbirimizi ötekileştirmeyelim. Birbirimizi kucaklayalım. Kim için? Kulu’nun geleceği için, Kulu’nun bölgenin merkezi olması için.”

“Konya’ya ikinci şehir hastanesini yapıyoruz”

Koca, daha sonra Kulu Bölge Devlet Hastanesinin açılış törenine katıldı. Bakan Koca, burada, Kovid-19 salgını döneminin ülkelerin sağlık sistemini test etme dönemi olduğunu, Türkiye’nin bu mücadeleyi başarılı bir şekilde tamamladığını söyledi.

Türkiye genelinde 24 şehir hastanesinin hizmet verdiğini belirten Koca, “Şehir hastanelerimiz, bütün Türkiye’de bakılan hastaların dörtte birini tedavi etmektedir. Yani hastaların dörtte biri artık şehir hastanelerimize tedavi ediliyor. Yapımı devam eden 14 tane daha şehir hastanemiz var. Projeleri devam eden 3 şehir hastanemiz var. 30 büyük şehrimizde şehir hastaneleri yapılmak üzere bir plan yaptık. Konya’mızda ise geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanı’mız müjde vermişlerdi. İkinci şehir hastanemizi yapıyoruz.” ifadesini kullandı.

Koca, Kulu Bölge Devlet Hastanesinin, Cihanbeyli, Haymana, Bala, Şereflikoçhisar’dan gelen hastalara hizmet edeceğini, sevk gerektiren durumlarda da Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile eşleştirildiğini dile getirdi.

Kulu Bölge Devlet Hastanesinin 250 yataklı olduğunu belirten Koca, şunları kaydetti:

“5 ameliyathanesi var. 41 polikliniği var ama yetmeyecek, muhtemelen artırmaları gerekecek. 10 yoğun bakım yatağı olan bir bölge hastanesi. Burada sağlıkla, hastaneyle birlikte sağlık eğitimini de aynı kampüste yapalım istedik. Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültemiz kuruldu. Sağlık Bilimleri Fakültemize bu yıl hemşirelik, fizyoterapi ve diyetisyenlik olmak üzere 3 bölümde öğrenci alınacak. Burada yoğun bir öğrenci olacak. Tahminim 4 yıl sonunda 1250-1300 öğrenci burada olacak. Şu an 350 yataklı yurt imkanımız var. Burada 600 yataklı yurt inşaatı da başlamak üzere.”

Hastanenin 360 personelinin olduğunu söyleyen Koca, 4 Nisan’da işçi kadrosuyla ilgili atama olacağını ifade etti.

Koca, Kulu Fen Lisesi inşaatının da devam ettiğini, gelecek yıl öğrenci alacağını belirtti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/saglik-bakani-fahrettin-koca-sehir-hastanelerinde-turkiyenin-dortte-biri-tedavi-ediliyor/feed/ 0
Özgür Özel, Trabzon’da: “İftira Ediyorlar, Kötü Söz Söylüyorlar. Ama Biz Başka Bir Yerdeyiz. Biz Ötekileştirenlere İnat Kucaklaştırıyoruz” https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-trabzonda-iftira-ediyorlar-kotu-soz-soyluyorlar-ama-biz-baska-bir-yerdeyiz-biz-otekilestirenlere-inat-kucaklastiriyoruz/ https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-trabzonda-iftira-ediyorlar-kotu-soz-soyluyorlar-ama-biz-baska-bir-yerdeyiz-biz-otekilestirenlere-inat-kucaklastiriyoruz/#respond Sun, 12 May 2024 04:12:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17727 HABER: GÜLARA SUBAŞI/ ESRA NUR PERVAN – KAMERA: DURSUN ALKAYA

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da; “Çay üreticisine banka seçme hakkı ve promosyon hakkı istiyoruz. Çay üreticisini gözümüz gibi biliyoruz. Gözümüzden sakınıyoruz. Arkasında duruyoruz” dedi. Özel, “Bir tarafta Cumhur İttifakı var. Ramazan mübarek gün söyledikleri sözleri söylemem ama hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, kötü söz söylüyorlar. Hatta küfrediyorlar. Ama biz başka bir yerdeyiz. Biz umudun, sevginin ittifakıyız. Biz kardeşliğin ittifakıyız. Ötekileştirenlere inat biz kucaklaştırıyoruz. Şeytanlaştıranlara inat kardeşleştiriyoruz. Hep birlikte bir yola çıktık. Bu seçimde onların tarif ettikleri ittifakı biz meydanlarda yapıyoruz. Vicdanlarda yapıyoruz” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da halk buluşmasına katıldı. Özel’e, Genel Başkan Yardımcıları Sevgi Kılıç, Ulaş Karasu ve Volkan Demir, Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Ordu Milletvekilleri Mustafa Adıgüzel ve Seyit Torun, Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Trabzon Belediye Başkan Adayı Hasan Süha Saral, Ortahisar Belediye Başkan Adayı Ahmet Kaya ve önceki dönem Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu eşlik etti. Özel, şöyle konuştu:

“Şimdi Trabzon’da konuşacağım da gözüm birini arıyor. O biri olmadan konuşamayacağım. Bana emeği çok, Trabzon’a emeği çok. Ben o olmadan burada konuşamayacağım. Volkan ağabeyimiz yeni milletvekili olduğumda birlikte görev yaptığımız, memleketini seven, Trabzon’u seven, Trabzon’daki en ufak sorun için gecesini gündüzüne katan, biz gençlere de siyaseten çok örnek olmuş, altın kalpli, koca yürekli bir insandır. Bugün onu yanımızda görmek benim için en büyük mutluluk. Trabzon’dayız. Adaylarımız var ve bizi çok seven insanlarla birlikteyiz. Böyle bir günde, bu meydanda, Ramazan mübarek gün sizlerle birlikteyiz. Ramazanınız mübarek olsun, tutulan oruçlar kabul olsun.”

“ÇAYDA KARTELLEŞME TEHLİKESİ”

“Biz çayın, fındığın, emeğin, balıkçılığın en yoğun olduğu, insanlarının alnının terini çay bahçesine, fındık bahçesine, alnının terinin tuzunu Karadeniz’in tuzuna karıştıran, oradan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun çocuğunun rızkını kazanan, haram ve yalandan korkan, kalbinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan güzel Trabzon’un yiğit ve mert insanları ile beraberiz. Çay üretimi dediğiniz Trabzon’da maalesef tütün de gittikten sonra çok çok önemli bir noktaya geldi. Geçtiğimiz yıllarda çay üreticisinin sorunları ile ilgili bütün milletvekillerimiz ayrı ayrı emek verdiler. Gayret sarf ettiler. Ancak geçen sene bir çay kanunu teklifi geldi. Tüylerimiz diken diken oldu. Çay-Kur’u özelleştirmek, ortadan kaldırmak, çay üreticisini büyük kartellerin emrine sokmak, adeta onların emeklerini sömürüp onları birer basit işçi haline getirmek istiyorlardı. Biz buna direndik, itiraz ettik. Artvin Milletvekilimiz Uğur Bayraktutan, İstanbul Milletvekilimiz Rizeli Mehmet Bekaroğlu, sevgili Ahmet Kaya ve Giresun Milletvekili Necati Tığlı bir çalışma yaptılar. Dört dörtlük bir çay kanunu hazırladılar. Meclis’e teklif ettiler. Bizim önerimizde öncelikle Çay-Kur’daki 6 ay çalışıp, 6 ay çalışamayan ancak verilen her işi yapmaya razı ama çocuklarına güvence isteyen Çay-Kur işçilerine kadro verilmesini teklif ediyorduk. Teklifimiz bekliyor.

“MEVSİMLİK İŞÇİLERE KADRO”

Biz mevsimlik işçilere kadro istiyoruz. Çaydaki en büyük sıkıntı taban fiyat uygulamasının olmaması. Devletin ilan ettiği çay fiyatının, Çay-Kur’un fiyatının tüm özel sektör için taban fiyat olmasını, bunun dışında alışveriş yapmanın yasaklanmasını, cezai müeyyidesinin olmasını talep ediyoruz. Ayrıca organik çay için baştan fiyat ilan edilmesini bekliyoruz. Çay üreticisi nasıl eczanede devlete ilaç veren, parasını hangi bankadan alacağına karar verdiğinde promosyon alıyorsa, çay üreticisine de banka seçme hakkı ve promosyon hakkı istiyoruz. Çay üreticisini gözümüz gibi biliyoruz. Gözümüzden sakınıyoruz. Arkasında duruyoruz. Geçen sene 11 lira fiyat, 30 kuruş primle 11 lira 30 kuruş fiyatın bugünkü halini gördüğünüzde 4 liralık mazot önce 19 lira oldu, seçimlerde verin oyu düşüreceğim mazotu, doları, hayat pahalılığını düşüreceğim dediler. Ama şimdi mazot 43 lira oldu. 11 liralık çay fiyatı geçen seneden bu seneye hakkaniyetli oranla olursa 25 lira olmalıdır. O 25 lira da taban fiyat olmalıdır.

“FINDIK’TA 4 DOLARIN ARKASINDAYIZ”

Fındığa gelince, dünya pazarı çıkmış 70 ila 130 milyar dolara. Yüzde 70’ini biz üretiyoruz ancak dünya devi şirketler bizimle kedinin yumakla oynadığı gibi oynuyorlar. Fındık meselesinde çok akılcı bir projeye fındık üreticisinin birliklerinin güçlendirilmesine, uluslararası tekellerin üzerimizde oynanan oyunların kırılmasına, mazot ve ürün desteğine, 4 dolarlık kritik eşiğin altına inilmemesine, 4 doların altında fındığa işlem yapılmasına en sert tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardır. Trabzon fındık demektir, fındığa verilecek para sadece bahçenin sahibine değil kentin esnafına, kentin ekonomisine, Trabzon’a yapılacak katkıdır. Fındıkta 4 dolarlık fiyatın arkasındayız, sonuna kadar takipçisiyiz.

“TRABZON EMEKLİ KENTİ”

Tabi Trabzon bir yandan emekli kenti. Trabzon’daki emekli sayısı inanılmaz bir noktaya ulaştı. Ben bundan 1,5 ay önce meydanlara ilk çıktığımda emeklilerle ilgili ilk konuşmaya başladığımızda, kimse emeklinin sesini duymuyor, sesini dinlemiyordu. O gün bir çağrı yaptım. Ben 2 emekli öğretmenin evladıyım. Emeklilerin ne çektiğini bilirim. Dedim ki emekliler, ses yükseltmeye var mısınız? Benimle birlikte olmaya, meydanlara koşmaya var mısınız? O gün yaptığımız çağrı her geçen gün bir adım ileriye gitti. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Her gün yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerimizi. Çoğaldık, çoğaldık. Şimdi Trabzon meydanına hep beraber bakıyoruz. Emekliler el kaldırsın. Emekliler elini kaldırsın. İşte emekliler burada haklarını arıyor, seslerini duyurmaya geldiler. Emekliler sesimizi duyuracak mıyız? Hep beraber hakkımızı alacak mıyız?

“YETER Kİ EMEKLİ HAKKINI ALSIN”

Şimdi bir kez de Trabzon’dan bu çok kritik ve çok çarpıcı bilgileri paylaşalım. 3 Kasım 2002 iktidara geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Doğru mu? 1,5 asgari ücret hiç size dokunmasalar, düzeninizi bozmasalar, hiç size ilişmeseler 1,5 asgari ücret bugün 26 bin lira. Ama bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira. O 10 bin lira bakın nereden nereye gelmiş. 3 Kasım 2002’de emekli en düşük emekli maaşını çekse, şuradaki kuyumcuya gitse, 8 tane çeyrek altın alıyor. 8 çeyrek altın. Bugün 10 bin lirayı alın aynı kuyumcuya gidin, 2,5 çeyrek altın alıyor. Şimdi teyzem, Müşerref teyze bir tane çeyrek altını kuyumcudan alsa, çantama katıyorum deyip düşürse, eve gitse bir baksa altın yok. Müşerref teyzem döner arar durur. Ben nerede kaybettim bu altını diye. Bakın emekliler Müşerref teyzem tek başına değil. Bir emekli değil tüm emekliler. Bir seferlik değil her ay. Bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybettiler. Kaybetmeye de devam ediyorlar. Müşerref teyze düşürdüğü altını nerede kaybettiyse orada arıyor. Doğru mu? 5,5 çeyrek altını nerede kaybettik, bir seçim sandığında kaybettik. Kaybettiğimizi gelen ilk seçim sandığında orada arayacağız. Çünkü ses çıkarmazsan şöyle diyorlar, yahu emekliye durumu kötü diyor ama hatta diyor ki Özgür Efendi çıkmış, emeklileri kışkırtıyor. Sen 26 bin liralık maaşı 10 bin lira yap, 8 çeyrek altını 2,5 çeyrek altına indir. Fileyi boşalt. Buzdolabını boşalt. Sonra Özgür Özel emeklileri kışkırtıyor. Vallahi kışkırtmaya da varım, yollara dökmeye de varım. Yeter ki siz hakkınızı alın.

“18 KİLO KIYMA EKSİLMİŞ”

Bir başka hesap var. Biz bundan tam 9 yıl önce 2015 yılında Genel Başkanımız Kemal Bey dedi ki emeklilere birer maaş ikramiye. Dediler ki veremezsiniz. 7 Haziran’da çoğunluğu kaybettiler, 1 Kasım seçimlerine giderken dediler ki biz de vereceğiz. 3 sene kulaklarının üstüne yattılar. Yani 3 Ramazan, 3 kurban, 6 ikramiyeyi söz verdikleri halde vermediler. Sonra 2018’de seçim gelirken bin lira yatırdılar. Biz dedik ki bir maaş olacaktı, bin lira yetmez. Bakın bizim beğenmediğimiz bin lira o gün 24 kilo kıyma alıyormuş. Şimdi bayram ikramiyesi 3 bin lira, 2 Nisan’da yatıracağım diyor. Al 3 bin lirayı. Git kasaba 6 kilo kıyma alıyor. Sizin 30 Ramazan sofranızdan, 30 iftar, 30 sahur, Gelen bayram sofranızdan, dolabınızdan mutfağınızdan, çoluğun çocuğun torunun kursağından sadece 6 senede 18 kilo kıyma eksilmiş. Git bugün 1 kilo kıyma iste kim kime veriyor? Kim kime alabiliyor? 18 kilo kıyma. Yani emekliye yapılan bu zulüm başka kimseye yapılmıyor. O yüzden isyanımız, itirazımız büyük.

100 KİLO HAMSİ ERİDİ

Bütün şehirleri geziyoruz, o şehirlerle ilgili hesaplar yapıyoruz. Örneğin şimdi sizin burada en düşük emekli maaşı geçen sene 300 kilo hamsi alıyormuş. Bu sene en düşük emekli maaşı 200 kilo hamsi alıyor. Hamsinin kasası kaç kilo? 20 kilo. Geçen sene en düşük emekli maaşı 15 kasa hamsi alıyormuş, bu sene 10 kasa hamsi alıyor. Hesap ortada. Emeklinin hesabı. Altına da vurursan, kıymaya da vurursan, hamsiye de vurursan, ha orada iki uşak var. Onlar de simide vuralım diyor. Simide de vurursan emeklinin maaşı erimiş gitmiş. Trabzon’da kiralar yüzde 100 arttı. Ortalama kira 11 bin lira. Zaten aşağıdan bağırıyordu, 10 bin liraya kiralık ev kalmadı diye. Ortalama kira 11 bin lira. Konut almaya kalktığında 3 milyon lira, taksiti de 100 bin lira. Bu vatandaş nasıl başını bir eve soksun? Çaya dedi ki 7,5 lira teyzelerimin hepsi itiraz etti. 10 diyorlar, 10 lira. Şimdi birazdan kendisinden bahsedeceğim ama Ahmet Kaya dedi ki çay her yerde 10 lira, meydanda 15 lira, 20 lira. Bazı mekanlarda 25 lira. Dedi ki emekli o meydana ancak böyle kuru kuru mitinge geliyor. ya da oturuyor, millet yiyor içiyor emekli orada oturuyor. Dedim ki Ahmet gel, Trabzonlulara bir müjde verelim. Aklımıza yattı. Bakın en önemli vaadi ben söylüyorum. Seçimden sonra da hemen gelip bakacağım.

“BİLETLER YÜZDE 60 ZAMLANDI”

Bu meydana emekliler çay bahçesi yapacak 1,5 liraya çay satacak. Trabzon emekliler çay bahçesi, 3 tane kazanı koyacak. 1,5 liraya çay satacak. Emekli kartını, nüfus cüzdanını gösterene 1,5 liraya çay vereceğiz burada söz veriyoruz. Şimdi tabi meselenin bayram geliyor, bir de otobüs bileti fiyatı var. Maşallah Trabzon kadar Trabzonlu İstanbul’da var. Türkiye’nin dört bir yanında var. Öğrencilerimiz var. Çalışanımız var. Gelin gitmiş var. Oraya gidip evlenmiş, iş bulmuş gençler var. Buraya dönmek istiyorlar. Bayramlaşmak istiyorlar. Bayram üstü bir baktık. Otobüs biletleri yüzde 60 zamlanmış. Bayrama kestir deyince 600-700 liralık biletler bin lira, bin 100 lira olmuş. Beş kişilik bir aile İstanbul’dan Trabzon’a gelse, burada anasının babasının yanında bayram geçirse, gitse. Sadece 15 bin lira. Neredeyse bir asgari ücret yol parasına gidip geliyor. Bu konuya da hızla bir çözüm bulmak gerekiyor. Seyahat özgürlüğü anayasal bir özgürlüktür. Ekonomik krizle artık insanların seyahat özgürlüğü de kısıtlanıyor. Bunu da görüyoruz. Bunu da dile getiriyoruz. İtiraz ediyoruz.

“İNSAN İLİŞKİLERİ KUVVETLİ”

Şimdi sözü getirelim Ahmet’e. Bakın 27’nici dönemde ben grup başkanvekiliyim. 2012’de geldim. Merkez ilçe başkanımızdı. Hep iletişim halinde olduk. Günü geldi milletvekili oldu 2018’de. Meclis’te her fırsatta Trabzon’un ilçelerinin sorunlarını bir dakika ile konuştu. Bizden söz istedi, gitti kürsüde konuştu. Her şeyi konuştu, Trabzon’u konuştu. Trabzon spor’u konuştu. İlçeleri, yoksulluğu, çayı, fındığı, ne dert varsa konuştu. Hatta bir gün bakanlar konuşuyor, geldi yanıma dedi ki başkanım, bunların bugüne kadar Atatürk’ümüzün yaptıklarını bir yollayım. Bir de bunların sattıklarını yollayım. Dedim ki Ahmet ya atamazsan. Dedi ki başkanım ben eski sporcuyum, niyetlendim mi yaparım. Hadi Ahmet dedim, Atatürk’ün yaptıklarını bir yolladı, fır diye gitti. Bir de bu tarafa sattıklarını yolladı. Daha valla AKP o golü çıkaramadı. Şimdi ben hep Ahmet’e baktığımda iyi bir milletvekili, çalışkan bir kardeşimiz. Ama böyle icraatçı bir yanı var. İnsan ilişkileri kuvvetli. İnşallah Ahmet, 31 Mart’ta, aramızda kalsın kimseye söylemeyin, anketlerde öndeyiz. Ahmet kardeşim 31 Mart’ta geldiğinde biliyorsunuz bu Ahmet kardeşimin bir kere geçmiş bilgisi, tecrübesi, birikimiyle Volkan abisi yanı başında bir eli onun omzunda. Ahmet’in öbür omzunda da bir el var. Onu da biliyorsunuz. Selamını aldınız il başkanından, Ekrem İmamoğlu olacak. Özgür nerede olacak, Genel Başkanı. Tam arkasında. Ahmet ne istiyorsa onu yapacağız.

“EKREM BAŞKAN 10 METRO BİRDEN YAPIYOR”

Trabzon’da yeni bir hikaye yazacağız. Trabzonlular, Ekrem İmamoğlu’nu seviyor musunuz? O da burayı seviyor, buraya katkı sağlamak istiyor. İstanbul Büyükşehir, Tonya Belediyesi’ne okul yaptı ve teslim etti. Çarşı başına beton yol yaptı, camilere yardım yaptı. Yomra’ya İYİ Partili belediye, ittifak ortağımız. Hürriyet Parkı yaptı, kent mobilyaları yaptı. Beşikdüzü’ne kütüphane yaptı. Yomra’ya ayrıca spor anıtı yaptı. Şimdi Ortahisar’a bir şey yapmak için kardeş belediyecilik protokolü yapmamız lazım. Eğer Ahmet Ortahisar Belediye Başkanı olsun, Ekrem İmamoğlu buraya yağdıracak inşallah. Yağdıracak. Kardeş belediyecilik protokolü ile burada bambaşka bir hikaye yazacağız. Trabzon’a inanılmaz hizmetler yapacağız. Şuna emin olun çok uzun süredir, burayı çantada keklik görenlerin, hizmet etmeden o yalanların, o isteyenlerin bu seçimde bütün hesapları bozulacak. İstanbul’da yaptığım, geçmişte Trabzon’da da konuştuk. AKP’lilere soruyorum buradan, Trabzon’dan meydandan soruyorum. Ekrem İmamoğlu İstanbul’da büyükşehirdeyken, AKP’nin Trabzon’da kaç milletvekili var. 4. Peki kaç Trabzonlu bakan vardı, 4 ve etti 8. Ortahisar kimde, AKP’de ve 9. Büyükşehir kimde, AKP’de ve 10. 10 tane AKP’li Trabzon’a bir hafif raylı sistem yapamadı, bir tane Trabzonlu İstanbul’a 10 tane metro yapıyor. 10 tane AKP’li bir metro yapmadı, bir hafif raylı sistem yapmamış buraya. Ekrem Başkan orada 10 metroyu birden yapıyor, 65 mi yapmış, kilometresi mi başkaymış onu tartışıyorlar. 10 metroyu birden.

“FEVKALADE TİTİZ VE ÇALIŞKAN”

Ahmet bir mühendis, onun uyumlu çalışacağı ve bir de büyükşehre ihtiyacımız var. Orada da bir başka mühendis, başka başarılı insan Hasan Süha Saral var. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden mezun elektronik mühendisi. Türkiye Elektrik Kurumu’nda uzun yıllar çalıştı, Enerji Bakanlığı’nda çalıştı ve bir de TÜBİTAK’ta çok önemli bir görev yaptı. Millileştirme projelerinde çalıştı. Hani diyorlar ya al sana yerli ve milli aday. Trabzon’un evladı, zeki, çalışkan ve dürüst. Ona bir işi verdiğinde arkanı dön ve git. Fevkalade titiz ve fevkalade çalışkan. Şimdi Ahmet ile el ele bu memlekete hizmet etmeye geliyorlar. Onlara bakınca ben Trabzon’u ayağa kaldıracak muhteşem bir ikili görüyorum. Onlara bakınca ben yüreği kıpır kıpır, iki çalışkan mühendis görüyorum. Onlara bakınca ben iki milliyetçi, iki Atatürkçü, iki vatansever, iki Trabzonlu güzel insanı görüyorum. Trabzon onlara sahip çıkacak, onlar da Trabzon’a sahip çıkacak. Hep birlikte ikisinin de sonuna kadar arkasında duracağız.

“TÜRKİYE KAZANACAK”

Son sözümüz şu olsun. Bir tarafta Cumhur İttifakı var. Ramazan mübarek gün söyledikleri sözleri söylemem ama hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, kötü söz söylüyorlar. Hatta küfrediyorlar. Ama biz başka bir yerdeyiz. Biz umudun, sevginin ittifakıyız. Biz kardeşliğin ittifakıyız. Ötekileştirenlere inat biz kucaklaştırıyoruz. Şeytanlaştıranlara inat kardeşleştiriyoruz. Hep birlikte bir yola çıktık. Bu seçimde onların tarif ettikleri ittifakı biz meydanlarda yapıyoruz. Vicdanlarda yapıyoruz. Elbette ittifakımızda aslan sosyal demokratlar var. Ama ittifakımızda milliyetçi demokratlar var. Ahmet’i de çok seven Ahmet’in de çok saygı duyduğu ülkücü kardeşlerimiz bu ittifakın içinde var. İYİ Partili güzel insanlar, iyi insanlar var. Artık yalandan ve haramdan korkan, artık bunlardan uzak duran muhafazakar demokratlar var. Trabzon’un bütün demokratları, Trabzon ittifakında var. Türkiye’nin bütün demokratları Türkiye ittifakında var. Türkiye ittifakı, gücünü milletimizden alıyor. Renklerini bayrağımızdan ay yıldızlı al bayrağımızdan alıyor. Ay yıldızlı al bayrak göndere çekilirken, milli takım gol atınca kim seviniyorsa Türkiye ittifakındadır. Filenin Sultanları, dünya şampiyonu olunca ay yıldızlı al bayrak yükselirken, İstiklal Marşı okunurken, Filenin Sultanları ile birlikte kim ağlıyorsa, kim gözyaşı döküyorsa Türkiye ittifakındadır. Gücünü milletten, rengini bayraktan alır Türkiye ittifakı. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Ahmet kazanacak, Hasan Başkan kazanacak Trabzon kazanacak. Türkiye ittifakı kazanacak, Türkiye kazanacak.”

]]> https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-trabzonda-iftira-ediyorlar-kotu-soz-soyluyorlar-ama-biz-baska-bir-yerdeyiz-biz-otekilestirenlere-inat-kucaklastiriyoruz/feed/ 0 AK Parti Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, Projelerini Paylaştı https://www.haber28.com.tr/ak-parti-bayrampasa-belediye-baskan-adayi-ilknur-kovac-bayraktar-projelerini-paylasti/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-bayrampasa-belediye-baskan-adayi-ilknur-kovac-bayraktar-projelerini-paylasti/#respond Sat, 11 May 2024 01:36:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17570 AK Parti Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı Av. İlknur Kovaç Bayraktar, seçim çalışmaları kapsamında faaliyetlerini sürdürüyor. 2024-2029 dönemi projelerini vatandaşlarla paylaşan Bayraktar, “Bayrampaşa sporla anılan bir ilçe. Buradan birçok futbolcu ve basketçi çıktı. Ben daha çok Arda Turanlar, Necip Uysallar, Hidayet Türkoğlu çıksın istiyorum. Bu nedenle Bayrampaşa’yı bir spor merkezi haline getirip, burada birçok spor alanı oluşturmak istiyorum” dedi.

AK Parti Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı Av. İlknur Kovaç Bayraktar, seçim çalışmaları kapsamında ilçede faaliyetlerini sürdürüyor. İlk olarak ‘Salın sepeti, alın pideyi’ etkinliğinde İlknur Kovaç Bayraktar, iftar vaktinden hemen önce balkonlarından sepet sallayan ilçe sakinlerinin, sepetine pide ve karanfil bıraktı. Bayrampaşalıların her kesimiyle vakit geçirmek için çaba sarf eden Bayraktar, oradan bir tekstil atölyesine giderek çalışanları ziyaret etti. Çalışanların ilçeye yönelik görüş ve dileklerini dinleyen İlknur Kovaç Bayraktar, sonrasında Bayrampaşa Bilim Merkezi’nde öğrencilerle bir araya geldi. Bilim Merkezi’ndeki laboratuvarda gençlerle ve çocuklarla bir araya gelen Bayraktar, projelerini ve gelecek hayallerini dinledi. Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, son ziyaretinde ise, ilçede bulunan bir parkta vatandaşların taleplerini dinleyerek 2024 – 2029 dönemindeki projelerini paylaştı.

“Önceliğimiz kentsel dönüşüm, otopark ve kadın çalışmaları”

Projelerini anlatan AK Parti Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, “Çok heyecanlıyım çünkü seçime çok az bir zaman kaldı. Hep sokaklardayım. Bayrampaşalıların ne istediklerini dinliyorum. Söyledikleri benim için çok kıymetli. Dolayısıyla projelerimi oluştururken Bayrampaşalıları dinleyerek yola çıktım. Bayrampaşa çok küçük bir ilçe. 22 bin binamız var. Bunların 15 bini 1999 depremi öncesi. Tabii ki önceliğimiz kentsel dönüşüm ve otopark. Bayrampaşa’nın en çok ihtiyacı olan iki proje bunlar. Pırıl pırıl, ışıl ışıl bir Bayrampaşa istiyorum. Her yerin ışıklandırılmasını istiyorum. Çünkü kadınlarımız gece sokaklara çıkamadıklarını söylüyor. Karanlık olduğunu, parklara giremediklerini söylüyor. Biz parkların hepsini kameralandırmak istiyoruz. Çocuklarımız da, kadınlarımız da istedikleri zaman parklara gidebilsin istiyorum. Aynı zamanda kadınlarımızla alakalı bir kooperatif kurmak istiyorum. Bu kooperatifle de kadın istihdamını sağlamak istiyorum. Burada kadınlarımızın meslek edinip, sosyal hayata karışmalarını istiyorum. Kadınlarımızın spor yapmalarını istiyorum. Okul saatleri dışında kadınlarımızın, okullarda spor yapmalarını istiyorum. Bunu da her gittiğim yerde söylüyorum. Aynı zamanda bütün kadınlarımızın benden istediği ortak bir kahve evi var. Mahallelerimize kahve evi yapmak istiyorum. Kadınlarımızın, buralara gidip sosyalleşerek daha iyi hissetmelerini istiyorum” dedi. Bayraktar “Çocuklarımız ile ilgili ise, her mahalleye oyun evi yapmak istiyorum. Sokakları renklendirmek istiyorum. Çocuklar okullarına giderken keyifle koşsunlar. Oyun oynasınlar. Bu da hayallerimden biri aslında. Onun haricinde gençlerimizin, akademik gelişimleriyle ilgili projelerim var. Üniversiteyi ve LGS’ye hazırlanan çocuklarımız için akademik destek vermek istiyorum. Kitap yardımı yapmak istiyorum” dedi.

“Bayrampaşa’ya büyük bir hastane yapmak istiyorum”

Bayrampaşa’nın spor ile anılan bir ilçe olduğunu kaydeden Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, “Bayrampaşa sporla anılan bir ilçe. Buradan birçok futbolcu ve basketçi çıktı. Ben daha çok Arda Turanlar, Necip Uysallar, Hidayet Türkoğlu çıksın istiyorum. Bu nedenle Bayrampaşa’yı bir spor merkezi haline getirip, burada birçok spor alanı oluşturmak istiyorum. Yaş almışlarımız için de bir sosyal tesis yapmak istiyorum. Bu sosyal tesiste 60 yaş üzeri yaş almışlarımızın ücretsiz olarak yararlanmasını istiyorum. Çünkü onlar bizim başımızın tacı, yol göstericilerimiz. Benim için çok da değerliler. Aynı zamanda öğretmenlerimiz için bir öğretmen evi yapmak istiyorum. Ben Bayrampaşa’da doğdum, büyüdüm. Üniversiteye kadar da buradaydım. Benim burada birçok öğretmenim var. Onların sosyal olarak yararlanabilecekleri ve yatılı olarak faydalanıp misafirlerini ağırlayabilecekleri bir öğretmen evi projem de var. Bir tane hastane projemiz var. Şu anki Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner’in başlattığı, sözleşmesinin bitmek üzere olduğu büyük bir hastanemiz var. Bu hastanemizi 400 yatağa çıkarıp, çocuk acili, 40 müşahede odası olan ve birçok yan dalı bulunan hastane yapmak istiyorum. Yani Bayrampaşa’da yaşayanların, Bayrampaşa’nın dışına değil, Bayrampaşa dışındakilerin bizim ilçemize gelebileceği büyük bir hastane yapmak istiyorum. Çocuklarımız ve gençlerimiz için de Uzay Araştırma Merkezi yapmak istiyorum. Bu alanda çocuklarımız çok meraklılar. Benim de iki tane çocuğum olduğu için her ikisinden de biliyorum. Kadınlarımızın benden bir ricası daha var. Benden hep ‘pazar’ istiyorlar. Genelde kadınlarımız evin alışverişini yaparlar. Dolayısıyla her mahallede mini pazarlar yapmak istiyorum. Kadınlarımızın araçsız gidebileceği, çok vakit harcamadan, kendi oturdukları eve yakın mini pazarlardan kadınlarımız alışveriş yapsın istiyorum. Önceliğim Bayrampaşa’da kadınlarımızın mutlu olması çünkü ben hep şu düsturda büyüdüm. Bir evde anne mutluysa, herkes mutludur. Çocuk da mutlu, eş de mutlu” ifadelerini kullandı.

“İnşallah başarılı bir 5 yıl olur”

Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar hakkında konuşan ilçe sakini, “Yerinde bir karar. Genç, her kesime hitap eden, her şartta orta yolu bulabilecek ve bir de donanımlı, eğitimli biri. Yapacağı hizmetleri, bilinçli bir şekilde yapacaktır. İnşallah milletimizin için mantıklı bir karar olur. Milletimiz, Türkiye, Bayrampaşa için inşallah güzel bir hizmet verir. Biz de memnun kalırız. Şu anda memnunuz zaten. Allah muvaffak eylesin. İnşallah başarılı bir 5 yıl olur. Allah daha da uzun zaman geçirmeyi nasip etsin” dedi.

“Onu çok seviyorum ve inanıyorum”

31 Mart yerel seçimlerde Başkan Adayı Bayraktar’ın kazanmasını istediğini söyleyen Fatma Bulut, “Onu çok seviyorum ve inanıyorum. Bu ilçeye bunun gibi insanlar lazım. Öbürleri gitsin. Onun için gece gündüz dua ediyorum. Bazı oluyor ki ağlıyorum, o kadar seviyorum” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-bayrampasa-belediye-baskan-adayi-ilknur-kovac-bayraktar-projelerini-paylasti/feed/ 0
Bülent Kuşoğlu Hatay’da yerel seçim çalışmalarına devam etti https://www.haber28.com.tr/bulent-kusoglu-hatayda-yerel-secim-calismalarina-devam-etti/ https://www.haber28.com.tr/bulent-kusoglu-hatayda-yerel-secim-calismalarina-devam-etti/#respond Wed, 08 May 2024 05:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17232 Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, yerel seçim çalışmaları kapsamında Hatay’da ziyaret ettiği Reyhanlı Çerkes Derneği’nde; “Merkezi idarenin çok büyük yanlışları var, eksiklikleri var. Müdahalesi çok çok gecikmiş. En fazla zarar gören yer ki sonra tespit edilmiş, Hatay maalesef yalnız bırakıldı. Sayın Başkan’ın yalnız olmaması için bizler de buraya geldik” dedi.

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Hatay’da Reyhanlı Çerkes Derneği’ni ziyaret etti. Ziyarete Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, eski CHP Hatay Milletvekilleri Suzan Şahin, İsmet Tokdemir, eski İstanbul Milletvekili Metin Işık, Reyhanlı Belediye Başkan Adayı Fevzi Suvaroğlu da katıldı. Kuşoğlu, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Ankara’dan geliyorum. Uzun zamandan beri Sayın Kılıçdaroğlu ile beraber çalıştım partide de ondan önce bürokraside de. Hem Başkanımıza hem de sizlere çok selamlarını ve saygılarını iletti. Özellikle selam borcumu da iletmek istedim. Bu toplantıyı özellikle ben arzu ettim.

Bundan 100-150 yıl önce bizler buraya geldik Kafkasya’dan. O tarihlerde Anadolu’ya büyük göçler oldu. O tarihlerde dünyanın dengeleri yeniden kuruluyordu. Yeniden denge arayışı içinde 2 dünya savaşı çıktı. Yeni denge arayışları söz konusuyken bizlerin, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni arayışlarda olmaması lazım. 100-150 sene önceki gibi göçlerle perişan olmamız lazım. Onun için de mevcut durumumuzun kıymetini çok iyi bilmemiz lazım. Türkiye’nin çok iyi yönetilmesi lazım.

MERKEZİ İDARENİN ÇOK BÜYÜK YANLIŞLARI VAR”

Biraz önce Sayın Başkanım açıkladı, deprem sonrası yaptıklarını ve sıkıntılarını ki gerçekten ben Ankara’dan bakan birisi olarak Sayın Başkanı çok takdir ediyorum. Hiç kolay değil. Bu kadar büyük bir depremden sonra merkezi idarenin çok büyük yanlışları var, eksiklikleri var. Müdahalesi çok çok gecikmiş. En fazla zarar gören yer ki sonra tespit edilmiş, Hatay maalesef yalnız bırakıldı. Sayın Başkan’ın yalnız olmaması için bizler de buraya geldik.

TÜRKİYE’NİN ÇOK İYİ YÖNETİLMESİ LAZIM”

Türkiye’nin birlik beraberlik içinde olması lazım. İyi yönetilmesi lazım. Bunun ne kadar önemli bir dönem olduğunun farkında olan bir yönetim olması lazım. Ukrayna’da büyük sıkıntı var. Avrupa, Rusya ile karşı karşıya. Öbür tarafta Tayvan’da sıkıntı var. Ortadoğu’daki sıkıntı buralara çok yansıyor. Önümüzdeki dönemin Türkiye’sinin çok çok iyi yönetilmesi lazım.

Sayın Başkan gibi başkanlara da çok ihtiyacımız var. Deneyimli, dürüst, ne yaptığını bilen, bilinçli başkanlara, yöneticilere çok ihtiyacımız var.”

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP Adayı Lütfü Savaş, “30 projeden 18’i kabul edildi. 367 milyon euro altyapı yatırımı için AB projeleri onaylandı. Hatay’da deprem riski devam ediyor. Yakında beklenen Ölüdeniz hattında muhtemel depremin 7.5 civarında olacağı tahmin ediliyor. Kıbrıs üzerinden gelen fay hattının tahmini şiddeti 6 olması bekleniyor. Hatay olarak yerinde dönüşümü gerçekleştireceğiz. Üç tip konut yapacağız. Altyapı ücreti almayacağız. Hayat boyu kiralık arsa vereceğiz. Sadece üst yapı için ev sahipleri kendi evini yapacak” diye konuştu.

Kuşoğlu ve beraberindeki heyet, 21 Mart’ta Adana ve Mersin’e giderek seçim çalışmalarını sürdürecek. Kuşoğlu, gelecek hafta eski CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ile birlikte Balıkesir, İzmir ve Aydın’da saha çalışması yapacak.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bulent-kusoglu-hatayda-yerel-secim-calismalarina-devam-etti/feed/ 0
Sakarya’da Ada Hayat Yerinde Kentsel Dönüşüm Projesi Temel Atma Töreni https://www.haber28.com.tr/sakaryada-ada-hayat-yerinde-kentsel-donusum-projesi-temel-atma-toreni/ https://www.haber28.com.tr/sakaryada-ada-hayat-yerinde-kentsel-donusum-projesi-temel-atma-toreni/#respond Tue, 07 May 2024 00:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17054 Sakarya’da Ada Hayat Yerinde Kentsel Dönüşüm Projesi temel atma törenine katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Oluşmuş şehirlerimizi kurtarmanın bir tane yolu var. O da kentsel dönüşüm. Dünyada bunun başka yolu bulunmamış. Bizim bir an önce her bölgede kentsel dönüşüme girmemiz icap ediyor. 2012’de bir yasa çıkardık Cumhurbaşkanımızın talimatıyla. 2 milyon 250 bin konutu değiştiririz, dönüştürürüz. 450 bininin şu anda inşaat devam ediyor. Ama bu bizi kesmiyor, iki üç ay kadar önce yeni bir yasa çıkardık. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı kurduk, özel bütçe ayırdık” dedi.

Sakarya’da Ada Hayat Yerinde Kentsel Dönüşüm Projesi temel atma töreni, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin katılımıyla gerçekleşti. 18 bin 700 metrekarelik alana inşa edilecek olan ve tamamlandığında çarşı, bir belediye hizmet binası, yeni bir akıllı otopark, yeni bir Orhangazi Miğfer Müzesi, evlendirme dairesi, tiyatro, sinema gibi 6 farklı mega proje barındıracak. Bu çerçevede törende konuşan Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu, projenin çevre dostu ve yıkılan bölgelerde dükkanları olan iş yeri sahipleriyle yüzde 100 mutabakat yaparak projeye başladıklarını aktardı.

“Her bir ilimizde ve depremin hasar açtığı büyük ilçelerde bir bakan arkadaşımız vardı”

Bakan Özhaseki ise, “6 Şubat’ta birisi gece yarısı, diğeri gündüz saat bir gibi olmak üzere çok uzun süren üç dakikaya yakın ve yerleşim yerlerinin tamamının neredeyse altından geçen iki tane çok şiddetli bir deprem yaşadık. Bu deprem neticesinde 680 bin konutumuz yıkıldı, 170 bin de iş yerlerimiz yerle bir oldu. 18 ilimiz etkilendi, 14 milyon insanımız bu depremden zarar gördü. Maddi hasar 104 milyar dolar, 53 bin 500 kardeşimizi toprağa verdik. Onların manevi acısı bambaşka, onu ölçecek bir alet daha icat olmadı bu dünyada. Evlerini teslim edip gidip bir çaylarını içmek için sohbetle oturduğumuz her bir ailede biraz sonra konu dönüyor dolaşıyor deprem gecesine geliyor. Emin olun hep birlikte ağlayarak kalkıyoruz orada. O gece Cumhurbaşkanımız ayakta, valilerimiz arar, olayın vahametini ve büyüklüğünü görünce bakan arkadaşlarımızın her birini o bölgeye, her bir ilimizde ve depremin hasar açtığı büyük ilçelerde bir bakan arkadaşımız vardı. Valilerimiz, kaymakamlarımız hepsi oradalardı” dedi.

“75 bin konutu dağıtmış olacağız”

Asrın felaketi olan depremler sonrasında inşaatlara başladıklarını aktaran Bakan Özhaseki, “Oralarda biz sağlam bulduğumuz zeminlerde uygun yerlerde inşaatlara başladık. Şu anda binden fazla şantiyemiz var. 4 bin 333 köyde çelik karkastan evler yapıyoruz. Cumhurbaşkanımızın talimatı şu; bu kardeşlerimizin zararını giderin. Evlerini de en güzel şekilde yapın. Yıkılan evleri eskiydi Iyiydi, kötüydü, asla. Fark gözetmeyin. Bir kere yapılır, sağlam yapın, iyisini yapın. Biz de böylece çalışıyoruz. 307 bin civarında inşaatımız şu anda devam ediyor. Şehirlerin merkezlerini, meydanlarını yapıyoruz. Yarın inşallah yine kura teslim törenimiz var. 75 bin konutu dağıtmış olacağız. İnşallah bundan sonra da her ay 10 bin, 15 bin konutu vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“Türkiye bir deprem ülkesi”

Bakan Özhaseki, “Şunu bilelim ve hiç unutmayalım Türkiye bir deprem ülkesi. Bilim adamları diyorlar ki Himalayalardan başlayarak Alper’e doğru uzanan o sıradağlar çizgisinde 5 tane riskli ülke var birisi Türkiye. Son yüzyılda bizim gerek karalarımızda gerekse denizlerimizde meydana gelen altı ve üzerinde şiddetle yıkıcı diye tarif ettiğimiz deprem sayısı 231 yani her sene bu ülkede iki veya üç tane yıkıcı deprem oluyor. Ölen insan sayımız 130 bin zararımız milyarlarca dolar. Evet Kuzey Anadolu Fay Hattı var. Burayı da etkiliyor. Doğu Anadolu fay hattı zaten geçenlerde kırıldı. İzmir bölgesi çok biliniyor ama bunun dışında şu anda hareketli olan 500’e yakın fay hattı var. Ne zaman kırılacak? Nasıl kırılacak? Nasıl bir hasar meydana getirecek emin olun hiçbirimiz bilmiyoruz onu. Bildiğimiz bir şey. Yerin altında hareketlilik var. Bu belirli dönemlerde dışarıya çıkıyor. İşte bu güzel coğrafyanın da böyle bir kaderi var. Biz bunu bilerek hareket edersek ve bu gelebilecek zararlara karşı tedbirli olursak emin olun bizler çok rahat edebiliriz. Yoksa her seferinde dizimize vururuz ağlarız. Sonra bir müddet sonra unuturuz aynı yerden yine başlarız” şeklinde konuştu.

“Oluşmuş şehirlerimizi kurtarmanın bir tane yolu var, o da kentsel dönüşüm”

Kentsel dönüşüm hakkında konuşan Bakan Özhaseki, “Oluşmuş şehirlerimizi kurtarmanın bir tane yolu var. O da kentsel dönüşüm. Dünyada bunun başka yolu bulunmamış. Bizim bir an önce her bölgede kentsel dönüşüme girmemiz icap ediyor. 2012’de bir yasa çıkardık Cumhurbaşkanımızın talimatıyla. 2 milyon 250 bin konutu değiştiririz, dönüştürürüz. 450 bininde şu anda inşaat devam ediyor. Ama bu bizi kesmiyor, iki üç ay kadar önce yeni bir yasa çıkardık. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı kurduk, özel bütçe ayırdık oraya. Akabinde önümüzü kesen ve bize kentsel dönüşümü yaptırmamak için kötülerin mani olmaya çalıştığı ne varsa o engelleri aşacak şekilde de yasaları yaptık” ifadelerini kullandı. – SAKARYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/sakaryada-ada-hayat-yerinde-kentsel-donusum-projesi-temel-atma-toreni/feed/ 0
Bakan Osman Aşkın Bak’tan 31 Mart mesajı: Bize çalışan adam lazım, tatile giden değil https://www.haber28.com.tr/bakan-osman-askin-baktan-31-mart-mesaji-bize-calisan-adam-lazim-tatile-giden-degil/ https://www.haber28.com.tr/bakan-osman-askin-baktan-31-mart-mesaji-bize-calisan-adam-lazim-tatile-giden-degil/#respond Mon, 06 May 2024 02:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16953 Sancaktepe’de yapılan yüzme havuzu ve spor salonu açılışına Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü ve diğer yetkililer katıldı. Açılışta konuşan Bakan Bak, “Bize çalışan adam lazım. Tatile giden adam lazım değil. Bize Murat Kurum lazım” dedi.

Sarıgazi Kemal Ayyıldız Yarı Olimpik Yüzme Havuzu, Sancaktepe’de açıldı. Yüzme havuzuna Sancaktepe Eski Belediye Başkan Yardımcısı Kemal Ayyıldız’ın adı verildi. Açılışa, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Erdem, Sancaktepe Kaymakamı Ahmet Karakaya, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü, parti temsilcileri ve vatandaşlar katılım gösterdi. Bakan Bak ve beraberindekiler daha sonra Fatih Mahallesi Fitness ve Spor Merkezi’nin de açılış törenine katıldı. Törenin ardından salonu gezen Bakan Bak, spor aletlerini de denedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, spor alanında yaptıkları yatırımlarla ilgili “Şu ana kadar 7 tane fitness merkezi varmış. Bir tanesini de şimdi açacağız. Diğer 3 tane daha yoldaymış. Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde bir spor devrimi yaşamaktadır. Biraz evvel de ifade edildiği gibi Türkiye’nin dört bir yanında stadyumlar, kapalı spor salonları, yüzme havuzları ve halı sahalar başta olmak üzere her tarafta eserler var. Binlerce tesis yapıldı. Sayın Cumhurbaşkanımız sporun içerisinden gelen birisi. Sporu çok iyi biliyor ve gençlerle olan diyaloğunu çok iyi biliyor. Bizim için bu yatırımlar, spor tesisleri şu nedenle önemli. Bizim Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak en önemli görevimiz bağımlılıkla, uyuşturucuyla, kötü alışkanlıklarla mücadele. ve şöyle söylüyoruz ailelere; ‘çocuklarınızı alıp bu tesislere getirin.’ Spor yapsınlar, basketbol oynasınlar, futbol oynasınlar, voleybol oynasınlar. Dolayısıyla onların bu meşguliyete ihtiyacı var. Bizim de ihtiyacımız var. Bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız bunu yerel yönetimlerle bizim çok uyumlu bir şekilde yapmamızı sağladı. Geçtiğimiz dönemde de yine belediyelerimizle ortak projeler yaptık ve onlara destek olduk. Şu anda Türkiye’de olimpik ve yarı olimpik olmak üzere 700 tane havuz var. ve şu anda inşaatı devam eden yaklaşık 100 tane daha var. ve sayılarını artırarak devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Bize tatile giden adam değil çalışan adam lazım”

31 Mart seçimleri ile ilgili konuşan Bakan Bak, “31 Mart’ta çok önemli bir seçimle karşılaşıyoruz. İstanbul ayağa kalkmalı, İstanbul coşmalı. Recep Tayyip Erdoğan’la 94’te ayağa kalkan İstanbul, ayağa kalk, Murat Kurum geliyor. İstanbul ‘muradına’ ersin. Sancaktepe, Şeyma Döğücüyle yola devam. Bu noktada 31 Mart’ta sandıkları patlatmaya hazır mıyız? Recep Tayyip Erdoğan’la beraber yol yürümeye hazır mıyız? Sancaktepe ayağa kalk. İstanbul ayağa kalk. Türkiye ayağa kalk. Recep Tayyip Erdoğan geliyor. AK Parti geliyor. Cumhur İttifakı geliyor. Yolumuz açık olsun. Bize çalışan adam lazım. Tatile giden adam lazım değil. Bize Murat Kurum lazım” dedi.

“Onlar bizim gururumuz”

Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü, 18 Mart Çanakkale zaferini kutlayarak “Sarıgazi bölgemizin büyük bir ihtiyacı olan yüzme havuzumuzu bugün açıyoruz. İnşallah akabinde fitness salonlarımızın açılışını yapacağız. Bunların her birine çok emek verdik Sayın Bakanım sağ olun. Allah razı olsun. Bizden desteğinizi hiçbir zaman esirgemediniz. Hep yanımızda oldunuz. ve biz de vatandaşlarımıza böyle hizmet etmenin mutluluğunu yaşamış olduk. Tabii bugün 18 Mart ayrı bir özelliği de var. Ben bu 18 Mart vesilesiyle şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyorum. Onlar bizim gururumuz” dedi.

“Sancaktepe’de sporu bir yaşam tarzı haline getirmek için elimizden geleni yapıyoruz”

Döğücü Sancaktepe’ye yaptıkları spor yatırımlarından bahsederek, “Sancaktepe’de sporu bir yaşam tarzı haline getirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Spor tesislerimiz gerçekten fazlasıyla mevcut. Bizim daha önceden yüzme havuzlarımız var 3 tane. Eskiden bir tek yüzme havuzu olurdu, İstanbul’da bütün ilçeler oraya giderdi. Şimdi ilçemizde yüzme havuzlarımız var. Vatandaşlarımız diyor ki ‘bize uzak, bir de bize yakın yap’ diyorlar. Sancaktepe’de spor bir alışkanlık olsun istiyoruz. Şehrimizin dinamizmi artsın istiyoruz. Spor okullarımız aracılığıyla da yaklaşık 123 bin üyemize temas ettik. Mesela 5 adet halı sahamızdan haftada bizim 7 bin 600 vatandaşımız yararlanıyor. Bu çok güzel, bizi de mutlu ediyor. Spor merkezlerimizden şimdiye kadar 34 bin 200 vatandaşımız yararlanmış. Yani açıldığı gün başladı dolmaya. En az bir tanesinden günde bin kişi yararlanıyor. ve biz inşallah bunların sayılarını sizlerin desteğiyle artıracağız” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-osman-askin-baktan-31-mart-mesaji-bize-calisan-adam-lazim-tatile-giden-degil/feed/ 0
Bakan Özhaseki, deprem bölgesi için son rakamı paylaştı https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-deprem-bolgesi-icin-son-rakami-paylasti/ https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-deprem-bolgesi-icin-son-rakami-paylasti/#respond Mon, 06 May 2024 00:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16917 Kocaeli’de TOKİ anahtar teslim törenine katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, deprem bölgesi için son rakamı paylaştı. Bakan Özhaseki, “Yarın dağıtacağımız konutlarla birlikte 75 bin kadar konutu teslim etmiş olacağız. Biz böyle çırpınırken birileri de mani olmaya çalıştıkları gibi bir taraftan da laf atmaktan geri durmuyorlar” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, TOKİ Sekbanlı-Sepetçi Proje Alanı anahtar teslim törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Özhaseki, “Bu dönemde bizi daha çok meşgul eden 2 tane işimiz var. Birisi 6 Şubat’ta meydana gelen 100 yıl dense de, asrın felaketi dense de şahsi kanaatimi söylüyorum bin yıllık Anadolu medeniyetimizde başımıza gelebilecek en büyük felaketin izlerini giderebilmek, yaraları sarabilmek için büyük gayretimiz var. Bu bizim bayağı meşgul ediyor. Sonra da haliyle yaklaşan depremler karşısında şehirlerimizi daha dirençli hale getirebilmek, konutlarımızı, iş yerlerimizi daha güvenli hale getirebilmek için de bir mücadele içerisindeyiz. Bu konu da elbette ki bizleri müthiş şekilde yoruyor ve onlarla meşgul olmaya devam ediyoruz. 6 Şubat depreminden bahseden Bakan Özhaseki, “Deprem bölgelerinin her bir şehrinde ve ilçesinde bir bakan arkadaşımız vardı. AFAD görevlileri, valilerimiz, kaymakamlarımız vardı. Naçizane ben de belediyelerden sorumlu genel başkan yardımcısıydım” diye konuştu.

“Rantsal dönüşüm yapanın zaten Allah cezasını versin”

Bin 390 belediyeden irili ufaklı 810 tanesinin AK Parti’nin olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Arkadaşlarımızı tek tek arayarak ‘Acil işlerinizi ekipleriniz yapsınlar ama siz tamamınız oraya gideceksiniz’ diye görevlendirdik. O günlerde rastladığımız bizim birçok yabancı misyon şefi arkadaşlar bu depremin dörtte biri eğer bizde olsaydı biz altından kalkamazdık’ diye hep ifade etmişlerdir. Bizler vicdanen huzuruyuz. Elimizden geleni yapıyoruz ama bir de o dönemde deprem turistleri vardı. Malum belediyeler o bölgelere sadece birkaç gün sonra özel jetlerle geldiler. İçerisi basın ordusu dolu. Özel jetlerine, yanlarına sosyal medya fenomenlerini aldılar. İndikten sonra onları bir iki çadıra götürdüler. Onlar da orada selfieler çekindiler, bıraktılar gittiler. Onların da Allah iyiliğini versin. Onlar da zaten her dönemde böyle bir gariplikler içerisinde hayatlarını devam ettiriyorlar. Kentsel dönüşüm yapmaya kalkarsınız, ‘Efendim biz kentsel dönüşüme değil de rantsal dönüşüme karşıyız.’ Mecliste de geçenlerde bütçe görüşmelerinde dedim ki ‘Artık midem bulanıyor; bu söz söylemeyin. Yeter 20 yıldır. Bir tane kentsel dönüşüm yapın ne olur. Size rantsal dönüşüm yapın diyen mi var?’ Rantsal dönüşüm yapanın zaten Allah cezasını versin. Ne demek rantsal dönüşüm? Koca koca belediyeler var elinizde imkanlar var. Gelin bir tane yapın. Adam gibi bir kentsel dönüşüm yapın. Mani olmaya çalışmayın en azından. Yok, mani olamazlarsa davalar açıyorlar. Arkasından başka türlü de devam ediyor. Ne diyelim, kimisi iş yapmaya, eser bırakmaya uğraşır, hayırlı bir iş yapayım diye çabalar, kimisi de mani olmak için çırpınır durur. Bu dünya zaten böyle devam edip gidiyor” şeklinde konuştu.

“Yarın dağıtacağımız konutlarla birlikte 75 bin kadar konutu teslim etmiş olacağız”

6 Şubat depreminden beri hiç boş durmadıklarını söyleyen Bakan Özhaseki “Gece gündüz demeden çalıştık. O bölgelerde bir saniyemiz bile boş geçmedi. Binden fazla şantiyemiz var. 300 bin kadar inşaat şu anda devam ediyor. 4 bin 333 tane köyde, 50-100-150 tane çelik karkastan evler yapıyoruz. O evleri de bir uçtan teslim ediyoruz. Şehir merkezlerine başladık. Şehir merkezlerinde, o merkezlere açılan ana caddelerdeki binaları kimlikli yapabilmek adına yine inşaatlara başladık ve bir taraftan da teslim ediyoruz. Yarın dağıtacağımız konutlarla birlikte 75 bin kadar konutu teslim etmiş olacağız. Biz böyle çırpınırken birileri de mani olmaya çalıştıkları gibi bir taraftan da laf atmaktan geri durmuyorlar. 1 ay kadar önce ana muhalefetin genel başkanı ‘Nerede bu evler’ diye bağırıyordu. ‘Sizin başarınız burada sıfır’, bir şeyler diyorlar eline tabela almış. Bir başka genel başkan çıkmış diyor ki ‘Evleri kimlere verdiniz? Siz yüzde 100 AK Partililere veriyorsunuz, arabalarınıza dağıtıyorsunuz değil mi?’ falan diyor” ifadelerini kullandı.

“110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz”

Depremin ilk olduğu günlerde isim vermeden bir genel başkan yardımcısının söylediklerini Bakan, “Ramazan günü fazla da rahatsız olmaların da istemiyorum, içimiz de yanıyor bu söylediklerinden dolayı ama şöyle söylüyorlardı; ‘Bu iktidar var ya depremin altında kalır.’ Kardeşim insanlar can çekişiyor, iktidarın gidip gitmemesiyle ne alakası var? Hepimiz seferberlik halindeyiz. Aylarca oradaydık. Arkadaşlarımız saç sakal birbirine karışmış vaziyette büyükşehir belediye başkanlarımız aylarca oradaydı. Bunlar başka dertteler. Ev yapımlarına sert zeminlerde 1 ay sonra başladık, bilim adamlarının nasıl tarif etmişse, ‘Acelenizde ne oluyor canım? Niye başlıyorsunuz ki evlere?’ diyenler şimdi ‘Evler nerede’ demeye başladılar. Sonra da ‘Akrabalarınıza dağıtıyorsunuz’ falan demeye başladılar. Hepsine açık duyuruda bulunduk. Bakın şu anda yarın ki dağıtacaklarımızla 75 bin tane evimiz hazır ve dağıtıyoruz. Gelin göstereyim. Bin tane şantiyemiz var. 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz orada. 4 bin 333 tane köyde şantiye kurduk evler yapıyoruz 50-100 tane hem de mis gibi evler. Mis gibi evler dediğim için bile dillerine düştüm. Hakikaten mis gibi evler, çelik karkaslı evler. İnsanlar tek başına belki de ekonomik gücü olup da onları yaptırma imkanı bulamayabilirler ama Cumhurbaşkanımızın talimatı; ‘Birincisi madem yapıyoruz biz en güzelini yapalım. 2 depreme de dirençli olsun.’ Hiçbir masraftan kaçınmadan bu evler yapılıyor fakat bu arkadaşlarımızın ne yazık ki dilleri biraz kirli. Bu deprem üzerinden bile siyaset yapmaya devam ediyorlar. Keşke deprem üzerinden siyaset yapılmasa. Bu arkadaşlar bazen ağzından çıkanı, ne dediklerini bilmiyorlar bazen de çabalıyoruz, söylüyoruz ama bir türlü söylediklerimizde anlamak istemiyorlar” dedi.

“320 bin aileye kira yardımında bulunuyoruz”

Türkiye’nin deprem bölgesi olduğunu söyleyen Bakan, “Bilim adamları diyorlar ki Himalayalardan başlayarak Alplere doğru devam eden çizgi üzerinde 5 riskli ülke var. Birisi de Türkiye, Anadolu coğrafyası. Şu anda kırılmamış hala 500’e yakın fay hattı var. Ne zaman kırılacak, hangi saatte, hangi şiddette, nasıl bir hasar bırakacak? Bunu bilme imkanımız yok ama bilebileceğimiz bir şey var. Bu depremlerin her an olabileceğini bilip ona göre hareket etmek. Bir taraftan deprem bölgelerinde koşuyoruz, o hasarları sarmaya çalışıyoruz. Neredeyse 320 bin aileye kira yardımında bulunuyoruz. Onların evlerini bitirmeliyiz ki memleketlerine dönmeliler, yerlerinde oturmalılar ve bir de konteyner kentlerde kalan 600 bine yakın kardeşimiz var. İnşallah bundan sonra da her ay biz, 10-15 bin konutu oralarda teslim ederek onları da sağlıklı yapılarına kavuşturmak istiyoruz” diye konuştu.

“Yeni bir belediyecilik modası çıktı. ‘Algı belediyeciliği’ diyorlar”

TOKİ Kocaeli İzmit Sekbanlı Sepetçi Projesi ile ilgi konuşan Bakan Özhaseki, “Bugün burada da güzel bir hizmet yapılmış. TOKİ başkanımız da söyledi, ufak tefek eksiklikleri varmış. Onları da arkadaşlarımız zaten gideriyorlar ama şunu bilelim, yepyeni bir ev bile alsanız ilk çıkan ufak tefek sıkıntıya uğrar. Asansör bir gün arızalanabilir, 2’nci gün elektrik düğmesinde bir şey olabilir. 5 dönem büyükşehir belediye başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak her seçim geldiğinde millet önüne çıkardım, derdim ki, ‘Bakın bana bir yetki verdiniz, mühür verdiniz, bütçe verdiniz, ben de 5 senede şunları yaptım; gücüm bunları yetti. Eğer müsaade ederseniz önümüzdeki dönemde şunları yapmak istiyorum.’ Bundan daha makul, daha meşru bir şey olabilir mi? Millet de değerlendirir. Herkese bakar, ‘Tamam Bu adam gitsin’ derdi, ben de devam ederdim. Tabi oyumu da yükseltirlerdi. Allah razı olsun. Sorumluluğum artardı ama şimdi benim bu yaşta anlayamadığım yeni bir belediyecilik modası çıktı. ‘Algı belediyeciliği’ diyorlar, başını İstanbul çekiyor zaten. Kentsel dönüşüm için ayrılan para 500 milyonun altında fakat algı operasyonları için ajanslara verilen para 890 milyon lira civarında. Kentsel dönüşüme ayırdığın parayla reklama ayırdığın para bari eşit olsaydı. Ben bunu anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Ne yapıyor peki o ajanslar? Fenomenleri ayarlıyorlar. Sosyal medyadaki hesabında güçlü adamları buluyorlar, paralar veriyorlar. Peki o paraları alanlar ne yapıyor? Başkan efendi oturuyor, alkışlıyorlar, ayağa kalkıyor, alkışlıyorlar, gülüyor, alkışlıyorlar, yatıyor, alkışlıyorlar. Tatile gidiyor, çalışıyormuş gibi gösteriyorlar. İş yapmıyor, yapıyormuş gibi gösteriyorlar. Vallahi ben bu belediyeciliği anlayamadım. Böyle bir anlayış, doğru bir anlayış değil. Bunların hepsi geçer gider ama kalıcı olan işte buradaki eserler, yapılanlar. İnşallah biz bundan sonra da Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, önderliğinde hizmet ve eser belediyeciliğine devam edeceğiz” şeklinde konuştu. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-deprem-bolgesi-icin-son-rakami-paylasti/feed/ 0
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki, Yalova’da iftar programında konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakani-ozhaseki-yalovada-iftar-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakani-ozhaseki-yalovada-iftar-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Sat, 04 May 2024 05:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16733 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Çelik karkastan evler yapıyoruz. Teslimatları da başladı. Bu salı günü inşallah yine devam edeceğiz biten evlerimizi teslim etmeye. 75 bin konutu teslim etmiş olacağız. Ondan sonra da her ay 10 bin, 15 bin evi vermeye devam edeceğiz.” dedi.

Yalova Belediyesince Altan Kültür Merkezi’nde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri için verilen iftara katılan Özhaseki, yaptığı konuşmada, Anadolu coğrafyasının dünyanın en eski yerleşim yeri olarak geçtiğini söyledi.

Türkiye’nin yerin altında iki önemli sorununun bulunduğuna dikkati çeken Özhaseki, şunları dile getirdi:

“Her güzelin kusuru olduğu gibi bu vatanın da ne yazık ki iki tane kusuru var. İkisi de yerin altında. Gerisi de Cenab-ı Allah güzellikleri vermiş zaten ama yerin altında iki tane kusurumuz var. Birisi ne hikmettir, fitne odakları bitmek bilmiyor arkadaşlar. FETÖ’sünden İŞİD’ine, PKK’sından DHKPC’sine yerin altında yuvalanan ve bizim huzurumuzu bozmak isteyen, bu ülkeyi bölmek, parçalamak isteyen envaiçeşit örgütlerdir. Bunlar, dünyanın belirli bir merkezinden destekleniyorlar. Onları durmadan böyle bir destek verilerek, güç verilerek, imkan verilerek başımıza bela etmeye çalışıyorlar.”

“Allah’a hamdolsun, şehirlerimizi, dağlarımızı, köylerimizi temizledik”

Bazı devletlerin demokrasi adı altında girdikleri coğrafyalara kan, gözyaşı, ayrılık ve bela götürdüklerini anlatan Özhaseki, bunu yapabilmek için de terör örgütlerine destek verdiklerini söyledi.

“Değerli arkadaşlarım, bakın bu gerçekleri yüzlerine haykırarak söylüyoruz.” diyen Özhaseki, şöyle devam etti:

“Biraz önce söylediğim örgütlerin neredeyse tamamını destekleyen ne yazık ki okyanus ötesindeki ülke var. Avrupa Birliği’nde bizi dost olarak tarif eden, bazılarında stratejik ortak gibi tanımladıkları ülkeler var. Bunların hepsine emin olun silahları da onlar veriyorlar. Biz, bu gerçekliği biliyoruz. Ne yapmak istediklerini de biliyoruz. Allah’a hamdolsun şehirlerimizi, dağlarımızı, köylerimizi temizledik. Bir koridor oluşturduk. Artık hareket kabiliyetleri kalmadı. Ülkede onlara katılan kimse de kalmadı. Huzuru tesis ettik.”

“Şu anda hareketli 500’e yakın fay hattı var”

Türkiye’nin en büyük ikinci sorununun ise deprem gerçekliği olduğuna işaret eden Özhaseki, deprem ülkesi Türkiye’nin bu anlamda gerekli önlemleri alması gerektiğini vurguladı.

“Bilim adamları diyorlar ki Himalayalar’dan başlayarak Alpler’e doğru giden çizgi üzerinde beş tane eski ülke var. O beş ülkeden birisi de Türkiye.” diyen Özhaseki, şu ifadeleri kullandı:

“Son yüzyıl içerisinde bizim karalarımızda ve denizlerimizde meydana gelen 6 ve üzerindeki şiddetle ilgili tarif ettiğimiz deprem sayısı 231. Sadece ana karamızda meydana gelen yıkıcı deprem sayısı ise artmış arkadaşlar. Ölen insan sayımız 130 bin ve şu anda hareketli 500’e yakın fay hattı var. Şu andaki bilim, bunların nerelerde olduğunu tahmin edebiliyor, çizgileri kestirebiliyor ama hangi tarihte nasıl bir şiddetle dışa vuracağını, nasıl bir tesir meydana getireceğini bilemiyor. Bizim bu gerçeklikten hareketle konutlarımızı, iş yerlerimizi çok güvenli yapmamız icap ediyor. En son malumunuz 6 Şubat’ta birinci gece yarısı, gündüz öğle vakti meydana gelen çok uzun süren iki tane deprem meydana geldi.

Bu iki depremin neticesinde tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan da zarar gördü. Yıkılan konut sayısı 680 bin. Dile kolay 680 bin ve iş yerlerimizin sayısı da 170 bin yani 850 bin bağımsız birim yıkıldı. Birçok şehrimiz harap oldu. 53 bin 500 kardeşimiz de toprağa verildi. Maddi boyutunu mu soruyorsunuz bu işin? 104 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Manevi boyutu, onu ölçecek bir alet hala icat olmadı.”

“Selfie çekilip giden deprem turisti, çok şöhretli belediye başkanlarımız var”

6 Şubat depremi sonrası bölgede yürüttükleri çalışmalarla ilgili bilgi veren Özhaseki, özellikle Yalova ile birlikte önemli büyükşehir belediyelerini Hatay’da görevlendirdiklerini dile getirdi.

“Bir taraftan Cumhurbaşkanı’mız, bakanlarımız, AFAD’daki görevli arkadaşlarımız, valilerimiz, kaymakamlarımız, naçizane ben. Bütün belediyelerimizi oraya görevlendirdik.” diyen Özhaseki, şunları kaydetti:

“Mustafa Bey de şahit, oralarda çok çalıştık ama bir de oralara sadece özel jetlerle gelip, yanında sosyal medya ekibini getirip, selfie çekilip giden deprem turisti, çok şöhretli belediye başkanlarımız var. Allah onlara da iyilik versin. Ne diyelim? Şükür, şimdi binden fazla şantiyemiz var. Binlerce ev yapıyor, yüz binlerce ev yapıyor. 3 bin 433 köyde şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Çelik karkastan evler yapıyoruz. Teslimatları da başladı. Bu salı günü inşallah yine devam edeceğiz biten evlerimizi teslim etmeye. 75 bin konutu teslim etmiş olacağız. Ondan sonra da her ay 10 bin, 15 bin evi vermeye devam edeceğiz. Devlet olarak bizler, bu kardeşlerimize sahip çıktık. Sayın Cumhurbaşkanı’mız söz verdi. Bizler, o sözleri yerine getireceğiz Allah’ın izniyle. Değerli kardeşlerim, kıssadan hisse.

Şimdiden Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın uzandığı Adalar segmenti kırılmak üzere. Bunu hepimiz biliyoruz. Bütün bilim adamları da söylüyorlar. Adalar’daki böyle bir kırılma, başta tabii ki İstanbul’u çok yoracak. Kocaeli’yi, Bursa’yı etkileyecek ama Yalova’mızı da etkileyecek. O zaman bize düşen tek şey, kentsel dönüşümü doğru bir şekilde gerçekleştirmek.”

-“‘Beni parlatın’ diye sosyal medyada trilyonlarca para akıtıyorlar”

İstanbul’da 14 ilçede yürüttükleri çalışma sırasında tüm belediyelerin AK Parti’li belediyeler olmasının dikkatini çektiğini belirten Özhaseki, Cumhuriyet Halk Partisinden bir belediyenin dahi olmamasını eleştirdi.

Benzer bir durumun İzmir’de de yaşanmaya devam ettiğini dile getiren Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İstanbul’da bir tek Cumhuriyet Halk Partili belediye bir binayı değiştirmek, dönüştürmek için uğraşıyor mu? Hayır. Ne yapıyorlar peki? Çiçek, böcek, sanatçı, yandaş. Akşamları çağırıyorlar, türküler söyletiyorlar, paraları veriyorlar. Bir de iyi öğrenmişler. Algı belediyeciliği yapmak. Reklama acayip para veriyorlar. Olmamışı olmuş gibi, yapılmamışı yapmış gibi sunuyorlar. ‘Beni parlatın.’ diye sosyal medyada trilyonlarca para akıtıyorlar. Yazıktır arkadaşlar, günahtır, bunlar kamu kaynakları. İstanbul’da kentsel dönüşüme ayrılan para 500 milyon liranın altında ama ajansların sadece parlatma hareketi için sosyal medyaya verilen para tam iki misli. Günah değil mi arkadaşlar? Yazık değil mi? Bizi bir an önce kentsel dönüşüme ağırlık vermemiz lazım. Biz, bunu yapmaya hazırız. Siz de buralarda eğer izin verirseniz Mustafa Başkanımız’ın önünü açarsanız, onun hazırladığı her projeye ben destek vereceğim.”

Kentsel dönüşümde bakanlık, belediye ve vatandaş olmak üzere üç ayaklı hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Özhaseki, “Biz hazırız. Bakın ben Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak açık ilanda bulunuyorum. Ulusal televizyonlarımız da burada. Hangi partili belediye başkanı olursa olsun, eğer kentsel dönüşüm yapmak istiyorsa lütfen gelsin. Sonuna kadar kapımız açık. Elinden tutacağım, yanında duracağım, para verilmesi icap ediyorsa para, arsa verilmesi icap ediyorsa arsa vereceğim. Yeter ki gelsin. Bu konuda asla parti ayrımı olmaz.” ifadelerini kullandı.

İftar programına Yalova Valisi Hülya Kaya, AK Parti Yalova milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş ve Meliha Akyol, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı, sanatçı Cengiz Kurtoğlu, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve partili yöneticiler katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakani-ozhaseki-yalovada-iftar-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan: ‘Muhalefetin ciddiye alınacak bir yapısı yok’ https://www.haber28.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-muhalefetin-ciddiye-alinacak-bir-yapisi-yok/ https://www.haber28.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-muhalefetin-ciddiye-alinacak-bir-yapisi-yok/#respond Sat, 04 May 2024 04:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16727 İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, “Görüyorsunuz dünden beri bavullarla para sayımı var. Hepsinin kim olduğu belli, hepsinin kim tarafından sayıldığı, ne yapıldığı belli. Ankara’daki yönetici, ‘biz il binası aldık’ diyor. İstanbul’daki yönetici, ‘biz havale yapmıştık, saymak nereden çıktı’ diyor. Kendileri çelişkili.” dedi.

Turan, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki seçim koordinasyon merkezinin açılışına katıldı.

Açılışın ardından basın mensuplarına gündemi değerlendiren Bülent Turan, muhalefeti eleştirerek karşılarında ciddiye alınacak bir yapı olmadığını ifade etti.

Turan, “Ne Ayvacık’ta ne Türkiye’de muhalif olan taşlara bakın, Allah selamet versin. Hala şu an CHP’nin genel başkan yarışı bitmiş değil. İstanbul’da bir adayları var. Mevcut olan bir adayları, başkanları var. Bir de tökezlesinler de tekrar geleyim diye bekleyenleri var. O yüzden kendisine faydası olmayanların memlekete faydası olmaz. Kendi seçim vaadini unutan, Ayasofya açılırken gelmeyip de seçim zamanı, sabah namazına gelen adamların bu ülkeye faydası olmaz. Bu millet kimin samimi, kimin samimi olmadığını çok iyi bilir.” diye konuştu.

Seçim sürecinde Cumhur İttifakı olarak çalışmalara devam ettiklerini belirten Turan, şöyle devam etti:

“MHP ile beraber 2017 referandumunda nasıl dik durmuşsak, 2018 genel seçiminde nasıl beraber olmuşsak, 2019 yerel seçiminde nasıl beraber olmuşsak, 2023’te en son seçimlerde nasıl bir olmuşsak, aynı ittifakımız ile onurlu duruşumuz devam ediyor ama karşı tarafın haline bakın. Kavga etmeyen kaldı mı? Hakaret etmeyen kaldı mı? Hangi ortak noktada buluştular da bu ülkeye faydaları olacak? Kendi aralarında anlaşamayanların ülkeye ne faydası olur. 5 sene önce ‘dostuz’ diyenlerin, 3 sene önce ‘altılı masa’ diyenlerin bugünkü kavgasını görüyorsunuz. O yüzden bu adamların bu memlekete faydası olmaz diye düşünüyorum.”

Türkiye’nin önemli zamanlardan geçtiğine, muhalefetin de bu nedenle güçlü olması gerektiğine işaret eden Turan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu altılı yapının bozulmasına bakmayın, başka bir şey daha söyleyeceğim, ben milletvekiliydim. 17-25 Aralık’ta FETÖ’nün senaryosuyla, FETÖ’nün haberleriyle grup toplantılarında günlerce sahte, yalan fotoğrafları dinlettiler insanlara. ‘Ayakkabı kutuları’ dediler, neler söylediler ama şimdi FETÖ’nün değil, gerçeğin bir meselesi var. Görüyorsunuz dünden beri bavullarla para sayımı var. Hepsinin kim olduğu belli, hepsinin kim tarafından sayıldığı, ne yapıldığı belli. Ankara’daki yönetici ‘biz il binası aldık’ diyor. İstanbul’daki yönetici ‘biz havale yapmıştık, saymak nereden çıktı’ diyor. Kendileri çelişkili. Dün FETÖ’ye ağzını açamayanlar, korkanlar bugün de utanmadan o gerçek gözler karşısında ağzını açmamaya devam ediyorlar ama her şey bu milletin gözü önünde oluyor. Bunların belediyecilik anlayışının iki tane meselesi var. Bir Erdoğan düşmanlığı, iki Atatürk istismarı. Hiç başka bir şeyleri yok. Yatıyorlar kalkıyorlar ‘Erdoğan kötü.’ ya senin kötü dediğin adamı 25 yıldan beri bu millet baş tacı yaptı. Sensin kötü.

İkincisi Atatürk istismarı. Ne zaman sıkışsalar, ne zaman sorun yaşasalar hemen ‘Atatürk gel, seçim kazanalım’ diyorlar. Atatürk sizin seçim malzemeniz olamaz, olmamalı. Biz Atatürk’ü Anafartalar’da bağımsızlık kavgasından, savunma sanayiden biliriz. Siz Atatürk’ün heykelini yapamadınız. Çanakkale Belediyesi heykel yaptı, kendi partilileri kaldırdı. ‘Ayıp’ dedi ya, Atatürk’e benzemiyor. Bir ay geçti tamir ettiler. Tekrar asmışlar. Bakın bakalım yine benzemiyor. Heykelini yapamayan adamlar. Atatürk’ün hayalini mi kuracaklar. İstismardan başka hiçbir şeyleri yok. Atatürk ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyor. Biz de onu söylüyoruz. Atatürk ‘yerli sanayi’ dedi. Kim yerlisine hizmet ediyor? Kim bu otomobilini, uçağını, İHA’sını, SİHA’sını üretti? Atatürkçülük konuşarak değil, iş yaparak olur. O yüzden bunların hiçbir şekilde Erdoğan düşmanlığına da Atatürk dostluğuna da inanacak halimiz yok. Bu millet irfan sahibidir, izan sahibidir. Bir milletin duruşuna, tavrına güveniyoruz. Biz teşkilatımıza güveniyoruz il genel meclisiyle, belediyesiyle, tüm ekibimiz çalışacak. Yerel seçimler hizmet seçimidir. Beraber çalışalım, omuz omuza yürüyelim.”

Turan ve beraberindekiler, buradaki açılışın ardından Küçükkuyu beldesindeki iftar programına katıldı.

AK Parti Küçükkuyu Belediye Başkan adayı Halil Zahit Mert ve partililerce karşılanan Bülent Turan, belde halkıyla sohbet edip, seçimlerde destek beklediklerini ifade etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-muhalefetin-ciddiye-alinacak-bir-yapisi-yok/feed/ 0
Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı: Fiyat artışı esnaflardan kaynaklı değil https://www.haber28.com.tr/esnaf-ve-sanatkarlar-kredi-kefalet-kooperatifi-baskani-fiyat-artisi-esnaflardan-kaynakli-degil/ https://www.haber28.com.tr/esnaf-ve-sanatkarlar-kredi-kefalet-kooperatifi-baskani-fiyat-artisi-esnaflardan-kaynakli-degil/#respond Fri, 03 May 2024 04:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16605 Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Mustafa Alan; fiyatlarda bir artış olduğunu ancak bu artışın esnafın artırdığı rakam olmadığını söyledi.

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Mustafa Alan; piyasalardaki fiyat artışının esnaflardan kaynaklı olmadığını aktararak; “Piyasada fiyatlarda bir artış var. Fakat bu artış esnafın kendi artırdığı rakam değil. Ama insan tabi 100 TL’ye aldığını 150 TL’ye alınca ‘esnaf artırmış’ diyor. Hayır. Bir pahalılık var gibi ortada. Bu işle hükümet de ilgileniyor, özellikle fiyat tarifeleriyle ilgili” dedi. Kayseri’de 2023 yılında 4 bin 695 esnafın kayıt olduğunu ifade eden Alan; “Kayseri’de 33 bine yakın kayıtlı esnafımız var. Kayıtsızlarla birlikte 50 bine yakın esnaf ve sanatkar var ilçeler dahil. 2023 yılında kayıt olan esnaf sayısı 4 bin 695, silinen esnaf sayısı ise 2 bin 86. 2024’ün ilk bir buçuk aylık döneminde ise 769 kişi iş yeri açmış, 319 kişi işyeri kapatmış” şeklinde konuştu.

‘Ahilik Kültürü ve Girişimcilik’ ders kitabının lise son sınıflarda okutulacağını da kaydeden Başkan Alan; “Lise son sınıfta okutulacak, zaten üniversitelerde okutuluyor. Tabi Ahi Evran’ı geri getiremeyiz ama prensiplerine ihtiyacımız var. Gençlerde, yaşlılarda herkese öğüt tutar. Burada iyilik var, güzellik var, temizlik var, hakkaniyet var. Kayseri’de bu iş tuttu; Ahi Evran Müzesi, Ahi Evran Mahallesi, Ahi Evran Meslek Lisesi, esnafların küçük paralarıyla yaptırdığı Ahi Evran Camisi, Ahi Evran Caddesi. Kayserimiz esnaf sanatkar şehri, tarım şehri, turizm. Tabi Kayseri’nin gündüz nüfusu 2 milyon. Bir de biz İç Anadolu’nun İstanbuluyuz” ifadelerini kullandı. Bağkurluların emeklilik priminin 9 binden 7 bin 200 güne düşürülmesi için çalışmaların devam edeceğini sözlerine ekleyen Başkan Alan; “Cumhurbaşkanımız geçen yıl Kayseri’ye geldiğinde meydanda söz verdi; ‘9 binden 7 bin 200’e indireceğim’ diye. Bunu verecek. Hakkaniyetsizlik var burada. Biri 7 bin 200 günden emekli olurken 9 bin gün günah. Sonra biz 8 saat çalışmıyoruz, 12 saat çalışıyoruz. Yerine göre kapatmayız. Artık Pazar günleri de açılıyor” diye konuştu. Çıraklık eğitim merkezlerinin önemine de değinen Alan; “Ayşe Baldöktü Çıraklık Eğitim Merkezi’mizde 6 bini aşkın çırak ve kalfamız var. Osman Düşüngel’de 3 bin küsür çırağımız ve kalfamız var. Yasada ‘Ustalık Belgesi’ni alınca lise diploması gibi geçerli, isterse üniversiteye de gidiyor. Sağlık sigortalarını da devlet karşılıyor, ama emekliliğine yansımıyor. Şuanda organize sanayi bölgesinde de, servis araçlarında da bir sürü ilan var. Kayseri’de işsizlik yok, iş beğenmeme var. Meslek önemli” dedi.

“Kiralar esnafın belini büküyor”

Afaki fiyat artışlarının kiralarda da meydana geldiğini ve esnafın zorlandığını aktaran Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Mustafa Alan; “Piyasa evlerde de hortladı. 300 bin liraya aldığın evler 2 buçuk 3 milyon TL oldu. Bir afaki herkes fiyat biçti ama şimdi düşüyor. Kiralarda da öyle. Buna belli bir kıstas getirdiler ama adamın malı. Bir de iki kişinin arasında oluyor, anlaşıyorlar. Az da gösterilse hepsini takip etme şansın yok. Kiralar iyiden iyiye esnafın belini büküyor” diye konuştu.

Kayseri’deki esnafa 2 milyar 850 milyon TL kredi kullandırdıklarının altını çizen Başkan Alan; “Türkiye genelinde bin tane kefalet kooperatifimiz var, 32 tane bölge var. 19. Bölge de Kayseri, Niğde ile beraberiz. Türkiye genelinde 2023 yılında vermiş olduğumuz kredi 170 milyar TL. Hakikaten bakanlıktan da Allah razı olsun. Kayseri’de ise 2023’te 2 milyar 850 milyon TL kullandırmışız. Şuanda 650 bin TL veriyorduk, 750 bin TL’ye çıkartıldı. Kooperatif ortakları esnaflarımıza çok teşekkür ediyorum. Dönmeyen yüzde 5. Sıramız 1 buçuk 2 aya kadar açılır” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/esnaf-ve-sanatkarlar-kredi-kefalet-kooperatifi-baskani-fiyat-artisi-esnaflardan-kaynakli-degil/feed/ 0
Mehmet Ekşi: “Bu kadar değerli bir girişimi ben ilk defa görüyorum” https://www.haber28.com.tr/mehmet-eksi-bu-kadar-degerli-bir-girisimi-ben-ilk-defa-goruyorum/ https://www.haber28.com.tr/mehmet-eksi-bu-kadar-degerli-bir-girisimi-ben-ilk-defa-goruyorum/#respond Sun, 28 Apr 2024 08:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16066 Beşiktaş Futbol Akademisi Gençlik Gelişim Teknik Sorumlusu Mehmet Ekşi, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin genç oyuncu gelişimine verdiği desteğin öneminin altını çizdi. Daha önce TFF’de uzun yıllar antrenör eğitmenliği de yapan Mehmet Ekşi, Double Pass iş birliğiyle yürütülen Akademi Projesi’yle ilgili, “Bu kadar değerli bir girişimi ben ilk defa görüyorum. Tabii bunu el birliğiyle daha yukarılara çekmek lazım. Bir insan değerli bir fikir ortaya attığı zaman ona destek vermek lazım” dedi.

Türk futbolunda birçok oyuncu ve antrenör yetiştiren Beşiktaş Futbol Akademisi Gençlik Gelişim Teknik Sorumlusu Mehmet Ekşi, TFF medya ekibine açıklamalarda bulundu. Futbolcu yetiştirme, altyapıda tesisleşme ve antrenörlük gibi birçok konuda fikirlerini anlatan Ekşi, A Milli Takım’ın, EURO 2024’te başarılı olacağını söyledi.

“Tecrübelerimi Beşiktaşlı gençlere vereyim diye döndüm”

Beşiktaş’ın genç futbolcu yetiştirme felsefesiyle alakalı Mehmet Ekşi, “Ben daha önce de bir 10 yıl Beşiktaş Akademi’de bulundum. Daha önce de Serpil Hamdi Tüzün’ün yardımcılığını yaptım. Ayrıca Serpil Hoca ile A Takımda da birlikteydik Beşiktaş’ın. Dolayısıyla buradan Beşiktaş’ın akademiyle ilgili kodlarına ben de dahil oldum. Bir 10 yıl Beşiktaş’ta yine aynı görevde bulundum; Akademi Direktörlüğü. Sonra ara verdim, bir 10 yıl Türkiye Futbol Federasyonu’nda antrenör eğitmenliği yaptım. Akademilerle ilgili akademi sorumluluğu yaptım. Baktım sona yaklaşıyorum, bu tecrübelerimi Beşiktaşlı gençlere vereyim diye tekrar Beşiktaş’a döndüm. Şimdi de burada uzun yıllar edindiğim tecrübelerimi Türk gençlerine vermeye başladım. Bundan sonra da inşallah daha iyi günler göreceğiz akademilerle ilgili” diye konuştu.

“Önce insan olmayı öğretiyoruz”

Beşiktaş Futbol Akademisi Gençlik Gelişim Teknik Sorumlusu Mehmet Ekşi, Türkiye’de her ligde görev aldığına değinerek, “Şimdi tabii biz 40 yıldır futbolun içindeyiz. En üst kademelerde oynadık, en alt kademelerde bulunduk. Ben, Türkiye’nin her liginde teknik direktörlük yaptım. Avrupa’nın birçok kentinde akademilerle ilgili incelemelerde bulundum. Futbol Federasyonu’na girdikten sonra da Futbol Federasyonu’nun, UEFA ile birlikte düzenlemiş olduğu çalışma programlarına katıldım, en az 20 ülkede. Doğrusu gençlerle ilgili büyük tecrübelere, deneyimlere sahibim. Dolayısıyla biz Beşiktaş olarak zaten söylüyoruz; Serpil Hamdi Tüzün hocamızdan itibaren öz kaynak düzeninden geliyoruz. Sonra akademiyi kullanmaya başladık. Dolayısıyla bu felsefeyi, bizim felsefemiz belli zaten, Serpil hocadan gelen felsefemiz var; iyi insan, iyi öğrenci, iyi futbolcu Biz buna Futbol Federasyonu’nda iyi vatandaşı da kattık. Bu felsefeden, ‘Şerefi’nle oyna, Hakkı’nla kazanı’ öğretiyoruz biz Türk çocuklarına, buradaki çocuklarımıza. Önce onu öğretiyoruz. Önce insan olmayı öğretiyoruz. Daha sonra olabiliyorsa futbolcu oluyor. Burada tabii futbolcu üretiyoruz ama önce insan üretiyoruz. Daha sonra biz futbolcu üretiyoruz, sonraki kriterlerimiz bunlar. Tabii biz Beşiktaş olarak dünya devleriyle savaşıyoruz. Beşiktaş’a kaliteli, komple futbolcu üretmek zorundayız. Ama çağdaş koşullara sahip olmadan artık bugünün futbolunu oyunculara öğretmek çok kolay değil” şeklinde konuştu.

“Double Pass çok vazgeçilmez bir şey, bunu mutlaka sürdürmek lazım”

Double Pass eğitimlerinin öneminden de bahseden Mehmet Ekşi, “Tabii eskiden bilgiye çok fazla ulaşamıyorduk. Daha önceleri internet falan da yoktu. Şimdi artık herkes bilgiye ulaşabiliyor. Mesela bizim JIRA ile ilgili büyük övgülerimiz oldu. Bilgiye çok az ulaşıyorken daha sonra yavaş yavaş geliştik ama JIRA geldikten sonra Türkiye’deki eğitmenlerin bir kişilik kazandığını gördük. Herkese bir özgüven geldi. JIRA’yı biliyorsunuz 54 ülkenin eğitim aldığı bir proje, program. O tarihlerde kim vardı hatırlamıyorum ama onlara da teşekkür etmek lazım. Dolayısıyla ben JIRA programlarının da eğitmenliğini yaptığım için orada ne kadar değerli olduklarını gördüm. Tabii o büyük futbol içinde, antrenörler için yapılmış bir şeydi. Şimdi o deneyimlerden çıkarak bu Double Pass grubunun gençler için, Türkiye’deki akademiler için ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gördüm. Tabii ben çok tecrübeli bir hocayım, antrenörüm, eğitmenim, bütün dünyayı neredeyse gezdim fakat her bölümün kendine ait çok değerli gelişimleri var. İşte JIRA’nın ayrı bir gelişimi vardı, çok değerliydi. Şimdi ben Double Pass eğitimlerine katıldım, 1 yıldır. Akademi direktörlerine bir eğitim verildi. Bu arada bizim diğer genç hocalarımız da başka bir eğitim aldılar. Yani bu neredeyse vazgeçilmez bir program diye bakıyorum ben. Bu konuda da yetkililere teşekkür etmeliyim; hem Belçika’daki şirket yetkililerine hem de Türkiye Futbol Federasyonu’na. Gerçekten gençler adına teşekkür ediyorum. Çünkü çok değerli bir program. İnşallah ileride ben yönetim kurulumuza da söyleyeceğim; Double Pass ile bir iş birliği yapma adına. Orada neler yapıyorlar? Kendi şahsımla ilgili söylemeyeyim ama Türkiye’de de artık gerçekten çok değerli antrenörler var. Ama şimdi futbol inanılmaz bir hızla değişiyor. Bizim buralardan oralara yetişmemiz mümkün değil. Dünyanın her tarafında futbol dehaları var. Futbolla ilgili gelişmiş ülkeler var. Bizim oraları, dünyayı gezmemiz mümkün değil. Her tarafı kontrol etmemiz mümkün değil. Ama bizim adımıza Double Pass yapıyor, gidiyor dünyadaki bütün gelişimleri alıyor ve geliyor burada bizimle, kendi ülkemizdeki gelişimlerle ilgili hep birlikte tartışıyoruz, ortaya bir ürün çıkarıyoruz. Bu bence çok değerli bir şey. Çok vazgeçilmez bir şey. Bunu mutlaka sürdürmek lazım” ifadelerini kullandı.

“Bir insan değerli bir fikir ortaya attığı zaman ona destek vermek lazım”

TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin genç sporculara yönelik yatırımlarını desteklediğini söyleyen deneyimli antrenör, “Otorite çok değerli. Otoritenin olmadığı bir yerde, bir yerlere gitmek mümkün değil. Otoriteyi uygulamak da ayrı bir problem tabii ki. Bu nedenle bir işe başlamış olmak, bir yere adım atmak çok önemli, çok değerli. Bu nedenle akademilerle ilgili bir girişimi, ben bu kadar değerli bir girişimi ilk defa görüyorum. Tabii bunu daha yukarılara çekmek lazım. El birliğiyle. Şöyle bir şey söylemeliyim; bir insan değerli bir fikir ortaya attığı zaman ona destek vermek lazım. Aşağıdan çektiğin zaman hiçbir şey olmaz. Biz maalesef bunu biraz az yapıyoruz. Değerleri yukarı taşımayı daha az yapıyoruz. İnşallah daha iyi yapacağız bundan sonra” açıklamalarında bulundu.

Futbol gelişim projelerinin devamlı olması gerektiğini dile getiren Mehmet Ekşi, “Şu anda İstanbul’da yaşıyoruz. İstanbul’un ücra köşelerinden oyuncular geliyor bize. Gelmesi, gitmesi bir yana ama çocuk ne doğru dürüst antrenmanlara katılabiliyor, ne doğru dürüst okula gidebiliyor. Bu gerçekten çok büyük bir problem. Öncelikle böyle bir işe el attıkları için büyüklerimize, Futbol Federasyonuna, Spor Bakanlığımıza gerçekten saygı duyuyorum. Birisi Milli Eğitim, milli değerimiz, diğeri de milli futbolumuz, o da milli değerimiz. Bu ikisini birlikte yürütebilmek, tabii büyüklerimiz bunu daha iyi biliyorlar ama biz işin pratik tarafına baktığımız zaman aklıma şöyle bir şey geliyor mesela; Beşiktaş’ta şu anda bizim genç oyuncularımız var. Her yaşta genç oyuncularımız var. Beşiktaş semtinde şuralarda bir yerlerde bir spor okulu yapabiliriz. Spor sınıfları yapabiliriz. Bu bence problem olmamalı” cümlelerine yer verdi.

“Biz sadece iyi bir profil yetiştirmek istiyoruz”

Milli takımda çok değerli antrenörlerin bulunduğunu söyleyen Antrenör Ekşi, “Türkiye Futbol Federasyonu ile genç milli takımları çalıştıran antrenörlerin neredeyse hepsinin hocasıyım. Diplomalarını ben verdim. Hepsi de çok değerli kişiler gerçekten. Tebrik ediyorum yöneticileri; çok değerli kişiler seçtiler. Şimdi biz tabii ne diyoruz; Beşiktaş’ta biz sonuçları kaldırdık. Sonuç istemiyoruz. Biz sadece iyi bir profil yetiştirmek istiyoruz. Sonuçları işin içine kattığın zaman her şey karışıyor birbirine. Genç milli takımlarımızda da buna çok dikkat etmeliyiz. Sonuçlardan çok oyuncu yetiştirmeyle ilgili yani işte bir tane oyuncu var, çok yetenekli ama yetersiz Diğer tarafta daha güçlü, kuvvetli, sonuç için daha iyi oyuncu var. Ama o olmayacak, bu olacak. Belki öyle bir tercihlerde de biraz daha öne çeksek daha iyi olur diye düşünüyorum. Ama şu anda milli takımlarla ilgili hocalarla ilgili çok değerli diyaloglarımız var. Hepsini çok seviyoruz. Hepsi hem kendi dalında bilgi, kültür, yeteneğe sahip çocuklar. Beşiktaş olarak da onlarla çok değerli ilişkilerimiz var” değerlendirmesinde bulundu.

“EURO 2024’te final oynayacağımızı içimden geçiriyorum”

Mehmet Ekşi, A Milli Takım’ın EURO 2024’te başarılı olacağına inandığını sözlerine ekleyerek, “Şu son dönemde gördüğüm A Milli Takım’ın final oynayacağını içimden geçiriyorum. Niye olmasın? Zaman zaman bunu başarabiliyoruz. Sürdürülebilir yapamıyoruz. Neden? Akademilerle ilgili sorunlarımızı bir an önce çözersek, bence Türkiye’nin Almanya’dan hiçbir eksiği kalmaz” şeklinde konuştu.

“Zorunluluk getirmediğin zaman hiçbir şey yapmıyoruz”

Alt liglerdeki genç oyuncu oynatma kriterlerinin değerli olduğunu dile getiren Ekşi, “Tesisin olmadığı bir ortamda bugünün futbolcusunu üretmek hiç kolay değil. Futbol artık müthiş bir şekilde ilerliyor. Şimdi işte 10 bin saat falan mottosu vardı, şimdi herhalde 12 bine çıktı. Sahada şu an oynanan oyuna bakıyoruz; ne alan var, ne zaman var. Hepsi şey gibi dönüyor, dolaşıyor, bir şeyler yapıyorlar yani. Bu oyuncuları üretmek kolay değil artık. Bu konuda zaten Türkiye Futbol Federasyonu’nun da yazıları geldi, gördük, çok memnun oldum. Buradan da teşekkür etmek istiyoruz. Ben 50 yıldır şunu gördüm; zorunluluk getirmediğin zaman hiçbir şey yapmıyoruz. Mutlaka kriterler olmalı. Zorunluluk getirilmeli. Tesis olmazsa olmaz diyorum zaten. Milli Eğitim ile ilgili kısmını da biraz önce anlattım. Sağ olsun zaten onlar da başlamışlar, onlara da teşekkür ettik. O nedenle kriterler çok önemli. Alt liglerdeki genç oyuncu oynatma kriterleri çok çok değerli bizim için. Maç kadro zorunluluklarını da ben sayın Başkanla da görüştüm, birçok antrenörle de tartışım, bize Double Pass eğitimi veren Belçikalılar, ben Belçika’dan aldım bu kriteri. Belçikalı ne yapıyor? Son 10 yılda dünyada en gençlerle ilgili en fazla atak yapan ülke Belçika. Bir kriter koymuş; yabancıyı serbest bırakmış, son 2 yıl, 7 tane akademi oyuncusunu 21 kişilik kadroda zorunlu hale getirmiş. Biz Beşiktaş olarak şu anda bunu yapıyoruz. Bizim şu anda 7 oyuncumuz var A takımda. Bu oyuncuların 3’ü olsun, yeter. Diğerleri başka yere gitsin, 3’ü de Beşiktaş’ta oynasın, yeter. Bu çok değerli, ben buna çok inanıyorum” dedi.

Sokak futbolu projesi hakkında da konuşan Ekşi, “Şuraya bir bakın; binlerce çocuk var. Nerede oynuyorlar? Hiçbir yerde Yok. Bizim şurada üstte o binaların içinde 3’e 3 oynanacak bir alan var. Orayı çevirdik, başına da bir kişi koyduk. Oradaki hanım çocuğunu gönderiyor oraya. Oradan da bakıyor bizim zaten sorumlu kişimiz var. Eğer bu sistemi Türkiye’nin her tarafına yayarsak, ben bunu birkaç belediye başkanı ile de gittim, görüştüm. Futbol; 1’e 1, 2’ye 2, 3’e 3 öğretiliyor bütün dünyada şu anda. Bütün özellikleri 3’e 3, 3 kişiden fazla yok. Bu 3’e 3 oynanan alanlar da Türkiye’de milyonlarca var. 1’e 1, 2’ye 2, 3’e 3 futbolun hem hücumda hem savunmada temel karakteri. Bunu da işte dediğim gibi orada böyle 5’e 5, 5’e 10, 5’e 20 falan binlerce yer var mahalle aralarında. Bunlar Futbol Federasyonu, Spor Bakanlığı, futbolun paydaşlarında, otorite paydaşlarında bir araya geldiği zaman, eğer bunu yaparsak, şimdi binlerce antrenör de boş geziyor. Burada mesela şu anda evlere bir haber sal, bin tane antrenör çıkar. Onlardan bir ikisini de bu işin içine kat. Büyük bir istihdam olur antrenörler için de. Bu benim aklıma çok yatıyor” açıklamalarını yaptı.

“Milyonlarca çocuk sahaya girmeden ipadle, telefonla bitiyor, lütfen çocuklarımızı sahaya alalım”

Mehmet Ekşi, sporcu eğitimlerinde sürekli müfredatlar olması gerekliliğinden bahsederek, “Burada yazmışım; güncellemek, itici güç, koşul, zorunluluk, denetleme, pedagojik eğitim, müfredatlar Artık sürekli çok değişiyor, sürekli bu müfredatlarla ilgili de yeniden yapılanma içerisine girmek lazım. X bir yerde bir eğitmen çocuklara; onu yapma, bunu yapma O kim acaba? Bunu söylerken yani bu çok problem. Öğrenme çağındaki çocuklarımızı değerli, bu işin gerçekten piri insanlarla buluşturmak lazım. Yoksa orada da büyük bir kayıp oluyor. İşte bu çok değerli ve de verdiğim diğer örnek çok değerli. Burada milyonlarca çocuk var, sahaya girmeden ipadle, telefonla bitiyorlar. Belki oradaki çocuk dünya yıldızı olacak ama biz onu sahaya alamıyoruz henüz. Lütfen çocuklarımızı sahaya alalım” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/mehmet-eksi-bu-kadar-degerli-bir-girisimi-ben-ilk-defa-goruyorum/feed/ 0
Halil Posbıyık, Tso’yu Ziyaret Etti https://www.haber28.com.tr/halil-posbiyik-tsoyu-ziyaret-etti/ https://www.haber28.com.tr/halil-posbiyik-tsoyu-ziyaret-etti/#respond Sat, 27 Apr 2024 23:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15972 Kdz. Ereğli Belediye Başkanı ve CHP Belediye Başkan Adayı Halil Posbıyık, belediye meclis üyesi adaylarıyla Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) yönetimini ziyaret etti.

TSO Başkanı Arslan Keleş ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılanan Başkan Posbıyık, ziyarette TSO yönetimiyle iş dünyası ve gelecek planlamaları üzerinde görüş alışverişinde bulundu.

TSO Başkanı Arslan Keleş, Başkan Posbıyık ve ekibine ziyaretleri için teşekkür ederek, şunları söyledi:

“KDZ. EREĞLİ BELEDİYESİ BİR OKUL”

“Tüm ülkemizde 31 Mart’ta yapılacak olan mahalle seçimlerin Kdz. Ereğlimize, ülkemize hayırlı olmasını canı yürekten temenni ediyoruz. Burada gözümüzü açtık Halil Posbıyık ismi var. Kendisini çok takdir ederek her yerde de söylüyorum. Türkiye’de eşi benzeri görülecek bir konu değil. 8. kez Allah nasip etti bir kişi Belediye Başkanı adayı oluyor. 7 seçimin 5’ni kazandı. 1989’daki ilk seçimi öyle böyle tecrübesizlik diyelim, diğerini çok az farkla kaybedilen seçim. Gerçekten bir başarı hikayesi. Halil başkanımızın şehrimize katmış olduğu ciddi eserler, ciddi işler var. Bugüne kadar çalışmalarında kurumlar arası diyaloga hep önem verdi. Birlikte çalışma kültürüne inandı, destek verdi. Aranızda bakıyorum burada en eski öğrencisi de benim. 2004-2009 yılları arasında Halil Başkanımızın meclis üyeliğini yapmıştım. Siyasete kendisinin sayesinde atıldım. Ereğli’nin önemli kurumlarından bir tanesi olan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanıysam o günkü siyasette başlangıç noktası bugün buralara gelmeme vesile olmuştur. O anlamda Halil Posbıyık’ın liderliğinde Kdz. Ereğli Belediyesi bir okuldur. Başkanımızın listesine baktığımızda en fazla TSO üyesi meclis üyesi olarak sizin listenizde. İnşallah Ereğlimiz için hayırlı olur, başarılar diliyorum.”

“PARTİZANLIK, 1989’DA EREĞLİ’YE İL OLMAYI KAYBETTİRDİ”

Kentin kurumlarıyla her dönem yakın iş birliği içerisinde çalıştığını belirten Başkan Halil Posbıyık ise şu değerlendirmeleri yaptı:

“1989 yılında ilk seçimi kaybetmem tabii biraz acemilik de olabilir ama asıl partizanlık ben seçim kaybettiysem Ereğli’ye de il olmayı kaybettirdi. O zaman rahmetli Özal beni Ankara’ya çağırdı. Israr etmişti ANAP’tan Belediye Başkan Adaylığı için. Biz de sosyal demokratız diye kabul etmemiştim ilk başta ama peşinden Ereğli susuzdu o zaman ‘Ereğli’yi suya boğacağım’ dedi, yetmedi ‘paraya boğacağım’ dedi. Çünkü kendisi Ereğli’yi yakından tanıyordu. Kabul etmemiştim. Peşinden ‘Belediye Başkanı seçilirsen Ereğli’yi il yapacağım’ dedi. O zaman biz gençler arasında en çok konuştuğumuz konu Ereğli’nin il olmasıydı, çünkü Ereğli il olursa önünün nasıl açılacağını biliyorduk. Bu teklifi üzerine ellerim titremeye başladı ve Ereğli’ye olan sevgimiz üzerine teklifi kabul ettik ve aday olduk. Netice olarak eğer 89 yılında Ereğli halkı partizanlık yapmasıydı, Ereğli il olacaktı.

“BELEDİYECİLİKTE İYİ OLMAK YETMEZ, LİDER OLMAK GEREKLİ”

Biz olamadık, Karabük ve Bartın il oldu. Yerel yönetimlerde partizanlık olmaz. Muhtarlıkta ve belediye başkanlığında o memlekete sahip çıkacak, lider, yürekli, disiplinli, namluyu gösterdiklerinde korkmayan yürekli insanlar lazım. Yoksa rantın yüksek olduğu yerde belediye başkanı olan adama herkes çullanır, herkes bir şeyler gösterir. Örneği de var yani. Belediye başkanı olmak için sadece iyi insan olmak yetmiyor. Mesela İbrahim (AK Parti Adayı) benim çok iyi arkadaşım. İyi bir mühendis ama Belediye başkanlığında sadece iyi olmak yetmiyor. Lider olmak gerekiyor. 2014 yılında seçim kaybettiğimde AK Parti’den göreve gelen Hüseyin Uysal’da iyi bir insandı. Benim de doktorumdu. Kendi branşında çok başarılıydı ama belediyecilik herkesin yapabileceği bir iş değil. Ereğli halkı gördü bunu.

“HALKI KANDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Bugün mesela adayların projelerini gösterdiler. Potbaşı’nda bizim Oyun Dünyası var. Oraya proje çizmişler 3 tane nikah salonu, konferans salonu, oyun sahaları bilmem neler yapmışlar. Kardeşim nereye yapıyorsun bunu. Orasının yarısı Erdemir’in, yarısı hisseli arazi. Zaten bir kısmı dereye gitmiş, şu anda oradan geçen yol imarda derenin üzerinde. Belediyenin de orada küçük bir yeri var. İnsanın içinden ‘atma be İbrahim’ diyesi geliyor. Bilmeden sallıyorlar. Sen mühendissin sana yakışmıyor. Halkı kandırmaya çalışıyorsunuz. Biri de Balı Platformu demiş, çizilen projeler Balı Mahallesi’ne sığmıyor. Balı’da yerin metrekaresi kaç para, burayı nasıl kamulaştıracaksınız.Devlet nasıl yatırım yapamıyorsa, belediyelerde tüzel kişiliklerde çok zor durumda. Bu kadar atmasyon olmaz, vatandaş yerse diye kandırmaya çalışıyorlar. Hiç hoş şeyler değil bunlar, hiç yakışmıyor. İbrahim kardeşimin benim yanımda senin gibi (TSO Başkanı Arslan Keleş) 5 sene eğitim görmesi lazım. Mesele Ereğli meselesi. Ülkenin durumu çok kötü. Çok işsiz, aç, geçinemeyen insanlar var. Vatandaş devlete, Kaymakama gidemiyor belediye başkanına oy verdiği için rahatlıkla geliyor. Hatta kafada tutabiliyor. Çok zor dönemden geçiyoruz. Sürekli asgari ücreti yükseltiyorlar, biz de yükseltiyoruz. En düşük işçi ücreti 30 bin TL. İller Bankası’ndan gelen pay belli. Devletin yatırım yapmadığı bir ortamdayız. Onun için Ereğli’nin yeni bir maceraya ihtiyacı yok.

“MÜCAVİR ALAN SINIRINI BÜYÜTMEK İSTİYORUZ”

OSB’ler iki tarafta da doldu. Ereğli’ye halen talep var. TSO’nun konusu olmasına rağmen bana dahi talep geliyor. Hatta birisini yerleştirdik. Şöyle bir şeye karar verdik, bir defa sınırları genişleteceğiz, Soğanlı’yı alacağız. Mücavir alan olarak Subaşı’na kadar büyütebilirmiyiz? Bunun çalışmasını yapıyoruz. Tabii ki mücavir alana aldığınız zaman belediye bir takım yükümlülüklerin altına giriyor. Kanalizasyonu, suyunu, yolunu yapması gerekiyor. Bunu planlarken orta ölçekli fabrikalar koymak gibi fikir oluşmaya başladı. Hakikaten Ereğli’ye ilgi ve alaka var. Büyük yerlerden fabrikalar Anadolmu’ya akın ediyor. Sebebi büyük yerlerde kiralar yüksek, usta başlarının ev kiraları yüksek onun için Anadolu’ya gelmek istiyorlar ve Ereğli’de var. Mesela Okyonus’u getirdik, bir çok yer aramışlar, kızımın arkadaşı. Babası Belediye Başkanı biz Ereğli’ye gidelim diye geldiler buraya ve son yeri aldık yerleştirdik onları. Dolayısıyla Ereğli’de istihdamın artırılması için böyle bir çabanın gösterilmesi gerektiğine inandık ve taşın altına görevimiz olmamasına rağmen elimizi koymaya karar verdik. İlk etapta Delihakkı’ya kadar alacağız, eğer bu parlak bir fikirse bakacağız, göreceğiz Subaşı’na kadar genişlemeye çalışacağız.

“EREĞLİ’YE SAHİP ÇIKAN YOK”

Ereğli Türkiye’nin en güzel köşelerinden biri. Akçakoca’dan bu tarafa döndüğümüzde içimiz rahatlıyor. Deniziyle, doğasıyla her şeyiyle. Ama Ereğli’ye sahip çıkan kimse yok. Ereğli, demir çeliğiyle Türkiye’nin en kapasiteli şehirlerinden biri. Yani burada hiç kimsenin evladının boş kalmaması, işsiz kalmaması lazım. Ereğli’nin çocukları Yalova’da, İzmit’te, Bursa’da koloniler kurmuş, yavukluları burada onlar orada çalışıyor neden? Demirçelik’e adam alıyorlar Karabük’ten, Kırıkkale’den alıyorlar. Ereğli çocuğu imtihanı kazanmadı diyorlar. Beyinsiz mi Ereğli uşağı. Değil. Niye? Onların siyasi sahipleri var. Kırıkkale’nin de siyasi sahipleri var. Sendika falan hep Kırıkkale’den biliyorsunuz.  Ereğli uşağının sahibi yok. Siyasi olarak sahip çıkılmıyor Ereğli çocuğuna. Hiçbir siyasi partinin bunları gündeme getirdiğini gördünüz mü? Ayrım yapmadan söylüyorum İlçe Başkanlarından, milletvekillerinden hiç buna itiraz edeni, ses çıkaranı görüyor musunuz? Yok. Bir tek ben konuşuyorum bana da kavgacı diyorlar. Ben Ereğli halkı için bağırıyorum. Ben kavga etmesini bilmem, silah kullanmam, yumruk atmasını da bilmem.  Ama ben Ereğli halkının hakları için bakan da çakan da tanımam. OYAK’ın Genel Müdürü, benim için ‘Fabrikayı kapatacak’ diyormuş.  Ben kimim ki fabrikayı kapatayım. Faşistler işine gelmeyen muhalefeti susturmak isterler. Halka beni şikayet edip ‘aman fabrika kapanmasın, sus’ deyip beni susturmaya çalışıyorlar.

“TAKASI, EREĞLİ ÇOCUKLARINI İŞE ALMAMAK İÇİN ÇIKARMIYORLAR”

Çünkü benden başka konuşan yok Ereğli’de. Karabük’te demir çeliğe girerken orada doğan çocukların arasından kura çekiyorlar. Bu Ereğli’de niye olmuyor. Bakın şimdi Ereğli’de bir takas davası var. Babalar emeklilik yaşına geldi, ayrılacak çocuğunu veya damadını koyacak. Takası yaptırmıyorlar. Sendika niye mani olmuyor buna. Bak 3 ay evvel Karabük’te takas oldu. Çocuklarını aldılar babaların yerine. Burada niye olmuyor. Burada olmuyor çünkü Kırıkkale’den, Karabük’ten siyasi baskıyla Erdemir’e adamlar geliyor, eğer takas olursa onlara yer bulamayacaklar onun için takası yapmıyorlar. Takas yaparlarsa Ereğli’de yaşayan insanların çocuğu, damadı işe girecek. Onlardan evvel başka şehirdeki insanların siyasi baskıyla çocuklarına yer açmak için Ereğli uşağına takası yaptırmıyorlar.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/halil-posbiyik-tsoyu-ziyaret-etti/feed/ 0
AK Parti Devrek Belediye Başkan Adayı Özcan Ulupınar, Ağalar Mahallesi’nde Vatandaşlarla Buluştu https://www.haber28.com.tr/ak-parti-devrek-belediye-baskan-adayi-ozcan-ulupinar-agalar-mahallesinde-vatandaslarla-bulustu/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-devrek-belediye-baskan-adayi-ozcan-ulupinar-agalar-mahallesinde-vatandaslarla-bulustu/#respond Sat, 27 Apr 2024 22:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15970 AK Parti Devrek Belediye Başkan adayı Özcan Ulupınar, yerel seçimler öncesi Ağalar Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya geldi.

Ulupınar, 2002’den bu yana süregelen siyasi yolculuğuna atıfta bulunarak, vatandaşlardan destek ve dualarını istedi. Mahalle sakinleriyle yapılan toplantıda, bölgedeki heyelan riski, aydınlatma sorunları ve altyapı eksiklikleri gibi önemli konular gündeme geldi.

Ulupınar, Devrek Belediyesi’nin son 5 yıldaki yönetim zafiyetini eleştirdi ve mevcut belediye hizmetlerinin yetersizliğini vurguladı. 200 milyon lira borç bırakıldığını belirterek, buna rağmen umutlu ve iddialı olduklarını söyledi.

Seçim vaatleri arasında, altyapı yenileme, kamu yatırımlarını artırma, geri dönüşüm tesisleri kurma ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretme projeleri yer alan Ulupınar, “Biz kazanmayacağız, Devrek kazanacak” diyerek, seçimlerin sadece bir partinin zaferi olmayacağını, bütün Devrek’in kazanımı olacağını ifade etti.

Seçmenlere dürüstlük ve şeffaflık vurgusu yaparak, kararlarını bilinçli şekilde vermeleri çağrısında bulundu.

Ulupınar şöyle devam etti:

“Seçime az bir zaman kaldı. Bu seçimlerde sizlerden desteklerinizi istiyorum. Bizden destek ve duanızı esirgemeyin. 2002’de siyasete başladık. O zamandan buyana bizi hiç yalnız bırakmadınız. Bizler de her zaman iyi günde, kötü günde sizlerle beraber olduk. Devrek’in sorunlarını, mahallemizin sorunlarını biliyoruz. Muhtarımla görüştük. En büyük problem burada heyelan problemi var. Yukarıdaki suların ıslah edilmemesi nedeniyle Allah muhafaza burada da Karşıyaka’daki gibi bir durum yaşanabilir. Sonra Çatalceviz’den bir yaya yolu talebi var. Aydınlatma problemimiz var. Aslında bütün ilçede olan sorunlar burada da aynı. Devrek’te yağmur yağdı gördünüz. Yağmurda rögarlardan su geldi. Şu anda ilçede altyapı yok. Altyapının yenilenmesi lazım. Her taraftan ırmağa, dereye kanalizasyon akıyor. İlçede kamu yatırımları bakımından bir hayli geriye gitti. Biz de arkadaşlarımızla beraber bir yola çıktık. 5 aday adayı arkadaşımız vardı. Bu arkadaşlarımızın hepsi yanımızda. Bizi destekliyorlar. Devrek’te de yönetim zafiyeti var. Belediyemizin maalesef son 5 yılda yaptıkları ortada. İnsanlarımız dediler ki ‘geç, taşın altına elini koy. Dışarıdan konuşmakla bu iş olmaz.’ Belediye başkanının bir sloganı var. Diyor ki ‘Az laf çok iş.’ Ben onu güncelledim. Az iş çok para. Onlara göre öyle. Maalesef onlara göre öyle. Bir seyir terasımız var göçtü kapalı. Saat kulesi var. Onun dışında ben yapılan bir şey görmüyorum. Nankörlük edemem. Hainlik edemem. Varsa var diyeyim. Ama biz zamanında 2002-2004’te siyasete başladığımızda o zaman Batı Karadeniz Bölgesi’nin en modern terminalini yapmıştık. Hastanemizi yapmıştık. Stadyumu yapmıştık. Pazaryerini yapmıştık. Şu anda belediyenin hizmet binası bile yok. Bizim yaptığımız terminalle hizmet veriyorlar. 200 milyon lira da borç bıraktılar. Ama üzülmeyin karamsarlığa kapılmayın biz bu işin üstesinden geliriz. Çok güzel projelerimiz var. Bu projeleri seçim almak için yayınlamadık. Biz bunları yapmak için yayınladık. Beş yıl içerisinde yapacağız. Aslında biz kendi kendimizi bağlıyoruz. Beş yıl içinde yapacağız diyoruz. Zonguldak’ta yapılanları görüyorsunuz. 200 milyon borç var. Önce bakanlıklardan yardım alacağız. Belediye imkanları ile bakanlık imkanlarını birleştireceğiz. Devrek’in bir potansiyeli var. Devrek gerçekten her bakımdan geriye gidiyor. Mevcut başkan belediye imkanlarını da kullanıyor ona rağmen seçimi biz açık ara alacağız. Ben bunu vatandaşlarımızda görüyorum. Gittiğim yerlerde vatandaşlarımızın bakışından görüyorum. Belediye hizmet binasının bulunduğu yeri yıkıp meydan yapacağız. Kaymakamlık binasını da yıkıp meydana katacağız. Bütün bu kamu kurumlarını orman işletmesinin oraya taşıyacağız. Onu da İçişleri Bakanlığı’na yaptıracağız. Şişeleme tesisi kurulacak. Buradan çok ciddi gelir elde edeceğiz. Karşı taraf iş sözü veriyor. Sakın ola itimat etmeyin. Zaten haddinden fazla aldılar. Verdikleri söz de çok fazla. Bunları yerine getirmeleri mümkün değil. Ama biz beş yılda işsiz bırakmayacağız. Geri dönüşüm tesisi kuracağız. Devrek nereden nereye gelir. Romanlarla beraber yapacağımız geri dönüşüm tesisinden gelir elde edeceğiz. Irmaktan elektrik üreteceğiz. Güneşten elektrik üreteceğiz. Birtakım yatırımları da bakanlıklara yaptıracağız. Yüzme havuzu çok yakın bir zamanda hizmette. Emniyet müdürlüğünü bakanlık yapıyor. Onu da şehrin dışına alacağız. İstiklal okulu yıkıldı. Oraya da park yapacağız. Şehir içindeki resmi kurumları şehir dışına alacağız. Devrek’te bir tane otopark var. Akıllara zarar. Biz onu pazartesi günü kullanamıyoruz. ya onu yıkmamız lazım ya da pazarı yıkmamız lazım. Biz başka yere otopark yaparak o sorunu da ortadan kaldıracağız. Biz zamanında Batı Karadeniz’in en modern stadını yaptık. 20 gün sonra başkanı değiştirme vakti. Karşıyaka’da sel oldu. Kaymakam bey diyor ki AFAD’dan uyarı var. Stantları kaldırın diyor. Konser yaptılar. Stantları kaldırmadılar. Asma köprüyü götürdü. Rögarlar temizlenmemiş tıkalıymış. Yakında tuvaletlerden lağım gelirse şaşırmayın. Her taraf toz toprak. Ama borç kademe kademe arttı. Ben diyorum ki başka partili seçmenlere de sesleniyorum. Bir yanlış var. Buna ortak olmayın. Bir oyun vebali var. Bu yerel seçim önce dürüstlük. Önce Devrek, ona göre karar verin. Takım tutmuyoruz. ya mevcut toz toprak düzeni devam edecek. Şu anda faturaları ödeyemiyorlar. Tıkandılar. En ufak alnımızda nokta kadar leke yok. Yoksa buraya karşınıza çıkamazdık. Biz kazanmayacağız, Devrek kazanacak. Mevcut başkan çıkarsa o kazanacak. Partisi de kazanmayacak. Devrek kazanmayacak. O ve yanındakiler kazanacak. Biz birbirimizin ayakkabı numarasını biliyoruz. Nereden nereye geldiler. Ne de gönüllere girebildiler.”

Ulupınar, mahalle ziyaretinde halkın büyük ilgisiyle karşılaştı. Ziyarette vatandaşlar Ulupınar ile sıklıkla hatıra fotoğrafı çektirdi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-devrek-belediye-baskan-adayi-ozcan-ulupinar-agalar-mahallesinde-vatandaslarla-bulustu/feed/ 0
Prof. Dr. Naci Görür’den kentsel dönüşüm çağrısı https://www.haber28.com.tr/prof-dr-naci-gorurden-kentsel-donusum-cagrisi/ https://www.haber28.com.tr/prof-dr-naci-gorurden-kentsel-donusum-cagrisi/#respond Thu, 25 Apr 2024 06:00:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15681 Türk jeolog ve deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür, depreme dirençli bir şehrin inşa edilmesi gerektiğini belirterek, İstanbul’da beklenen depremin büyüklüğünün 7.2 ile 7.6 arasında olabileceğini belirtti.

Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, TGRT Haber’de Medya Kritik programında muhtemel Marmara depremi ile ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Naci Görür, “1766 yılında 3 ay arayla fay hatları kırılmış, dolayısıyla İstanbul’da 3 ay arayla 7 ve 7’nin üzerinde iki depremle karşı karşıya kalmıştır. Bu oldukça tehlikeli bir konudur. Fay hatlarının ikisi birden kırılırsa, 7.5 ve 7.6’ya kadar çıkma ihtimali var. Bu tehlike karşılığında 1999 yılından bu yana yapılan araştırmalarda, depremler ve depremlerin neden olabileceği olaylar, İstanbul’un nasıl tepki vereceği, nerelerde çaresiz kalacağı, en fazla kayıpların nasıl olacağı uzun zamandır çalışılıyor. Şahsen benim başkanlığımda, bütün Marmara Bölgesi’nde 8 tane uluslararası gemiyle, Türk gemisi de içlerinde var. Bu çalışmaları yaptık. İstanbul’un neresinin zafiyet içerisinde olacağını, zayıf karnımızın neler olduğunu, hangi bölgeler olduğu biliniyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı umarım ki, kenti depreme hazırlamak için gerekenleri yapacaktır. Bu gerekenlerin arasında da kentin, bileşenleri vardır. Kent depreme rastgele hazırlanmaz. Bugünkü siyasilerin, önemli bir kısmının düşündüğü gibi İstanbul’u depreme hazırlamak deyince, hemen akıllarına yapı stoku geliyor. Yapı stokunun gelmesinin de nedenleri var. İnşaat, güzel binalar yapılıyor. Halk memnun, müteahhit memnun, belediye başkanı memnun. Elbette güzel, kentin yapı stokunu yenilemek deprem için de iyidir. Zararı azaltır. Ama İstanbul’u sade yapı stokuyla depreme hazırlamak mümkün değil. Kentin bütün bileşenlerini, halkı, alt yapıyı, yapı stokunu, ekosistem ve çevreyi, ekonomiyi aynı anda bütünleşik olarak depreme hazırlarsanız, kenti depreme hazırlamış olursunuz” dedi.

“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları depremi ciddiye alıyorlar”

Bir belediye başkan adayının ekibinde ben yer almadığını ifade eden Prof. Dr. Naci Görür, “Benimle hemen hemen bütün belediye başkanı adayları görüştüler. Muhalefet, ana muhalefet ve iktidar partisinde olanlar da dahil. Kimi danışmanlık, kimi birlikte çalışmayı teklif etti. Ben bir bilim adamıyım. Dolayısıyla siyaset üstü kalma gibi bir zorunluluğum var. Benim sesimin herkese ulaşması lazım. Hangisi olursa olsun her birine, ‘benim bilgime ihtiyaçları varsa tüm bilgilerimi vermeye hazırım’. İstanbul’da da değil farklı şehirlerden de beni çağırıyorlar. Ben Türkiye’nin hemen hemen çoğu yerine gidiyorum. Bir kenti nasıl dirençli yaparız onu anlatıyorum. Zaten çözüm de deprem dirençli kentlere sahip olmak. Sağlam kentler kurmak için uğraşılmalı, vitrin siyaseti yapılmamalı. Bu dönemde başkan adayları depremi ciddiye alıyorlar. Bu seçimde beni en çok da memnun eden şey bu. Eskiden bu kadar değillerdi. İşin ciddiyetle sürdürülmesi lazım” ifadelerini kullandı.

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve merkezi hükümet arasında uyum yok”

Siyasetin bir tarafa bırakılarak deprem çalışmalarının yapılması gerektiğini vurgulayan Görür, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve merkezi hükümet arasında uyumlu bir çalışma yürütülmüyor. Bütün dünyada İstanbul gibi büyük bir kenti, iki güç bir arada olmak suretiyle hazırlayabilir. Burada artık siyaset, farklı parti, bizden, sizden diye bir şey düşünülmemesi lazım. İnsanlarımızın can güvenliği önemli. Nihayetinde milyonlarca insan yaşıyor. Koca İstanbul’u deprem dirençli şekilde İBB tek başına yapamaz. Hükümette, belediye olmadan yapamaz. Dolayısıyla bu konularda siyaset keşke bir tarafa bırakılabilse ve güç birliği yapılsa. İBB ve merkezi hükümet arasında hiç birlikte hareket etme yok. İBB’nin yaptığı KİPTAŞ var, onun da belirli bir bütçesi var. Ben hep, ‘neden KİPTAŞ ile AFAD birlikte çalışmıyor’ diye düşündüm. Bu halka güven verecektir. Bunu şimdilik göremiyorum ama belediye başkanlarının da işi ciddiye aldığı da bir gerçek. Söylemleri de ortadadır. İmamoğlu, İstanbul’un en büyük sorununun deprem olduğunu sürekli söylüyor. Aynı şekilde Murat Kurum da onları söylüyor. Halkı ikna etmeye çalışıyor. Ben söylemlerde bir sorun görmüyorum. Dedikleri yapılırsa, İstanbul deprem açısından çok şey kazanacaktır” şeklinde konuştu.

“Bizim derhal deprem dirençli kentlere yönelmemiz lazım”

Deprem dirençli kentlere yönelmek gerektiğini söyleyen Görür, “Japonya’da geçtiğimiz günlerde 7.6 büyüklüğünde deprem oldu ve 120 kişi tesadüfen öldü. Biz her depremde 20 bin, 50 bin civarında ölüm veremeyiz. Bu dünyanın yadırgadığı bir durum ve bu bize yakışmıyor. Siyasilerin ‘beka meselesi’ dediği şeyleri anlamıyorum. Esas beka meselesi depremdir. Biz bu asrı nasıl çıkaracağız. Bizim derhal deprem dirençli kentlere yönelmemiz lazım. Yapacak her şeyimiz de var. Siyasi bir irade istiyorum. Siyaset üstü davranacak. Yasayı çıkarak, bakanlık bile siyaset üstü olacak. Biz 10 – 15 senede ülkeyi deprem dirençli hale getirebiliriz. Marmara Bölgesi’nde daha çok korkuyorum. Sebebi de, GAYRİ Milli Safi Hasıla’nın yaklaşık yüzde 60’ını Marmara Bölgesi tedarik ediyor. Bu bölge de ekonominin çarkları, Güneydoğu Bölgesi’ndeki gibi durursa, Türkiye diz üstü çöker. Türkiye’nin bırakın ekonomik bağımsızlığını, siyasi bağımsızlığını bile tartışır duruma geliriz” diye konuştu.

“Tarihte Marmara’da farklı büyüklükte depremler olmuş ki yine olacak”

Marmara Bölgesi’nde depremin olacağına dair belirtiler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Naci Görür, “Karadan geçen ayrı ayrı fay hattı yok. Deniz içinden Körfez’den giren ve Tekirdağ’dan çıkan, uzunluğu 160 kilometre olan Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey kolu var. Deprem tam burada. İstanbul’u karadan büyük ölçüde etkileyecek faylar yok. Kimi depremciler-yer bilimciler fay tartışması yapıyor. Çok merak ediyorsan bilimsel araştırmayı yap kardeşim. Halkın huzuruna çıkıp fayı konuşuyor. Biz bir şey biliyoruz ki, tarihte Marmara’da belli büyüklükte depremler olmuş ki yine olacak. Olacağına dair belirtiler de var. 1999 depremi oldu ve 1912’de de Şarköy depremi oldu. 1766’dan beri Gölcük ile Şarköy arasında deprem olmadı. Biz buna ‘deprem boşluğu’ deriz. Jeoloji de bir kural var. Bir yerde deprem boşluğu varsa, o boşluk doldurulmak zorundadır. Bu kadar belirginken bu arkadaşların bu konuşmalarını yapmasını anlamıyorum. Biz bir depremi bekliyoruz” dedi.

“Marmara’da 7 ve üzerinde deprem olma ihtimali yüzde 47”

İstanbul’un uzatmaları oynadığını söyleyen Görür, “6 sene içinde artı-eksi olarak, 10 sene içinde deprem olması bekleniyor. Biz uzatmaları oynuyoruz. Çok fazla bekleyecek durum yok. Marmara’da 7 ve üzerinde deprem olma ihtimali yüzde 47. Bizim deprem öncesinde ve sonrasında neler yapmamız gerektiğini konuşmalıyız. İş ‘yat-çök-kapan’dan ibaret değil. Bunun ötesine gitmek lazım. Vatandaş önce oturduğu yer, deprem dirençli mi diye ölçtürecek. Kiminle görüşmesi gerektiğini bilecek. Belediyeler ve bakanlıkta bu hizmeti verecek. Vatandaşlar ve devlet el ele verip bunun üstesinden gelmelidir. Depreme hazır olmanın en önemli bileşeni biri halktır. Bir halkı deprem bilinçli, deprem kültürlü, deprem anlayışlı yapılmadığı sürece kent depreme hazırlanmaz. Belediye başkanları arkasını döndüğü zaman, halk 10 tane kaçak bina yapar. 15 tane de kaçak balkon yapar. 3 tane kat yapar. Filizleri bırakır, yarın kızım evlenecek ona ev yaparım diye düşünür. Seçim geçer, 4. katı da çıkar. Bunu kötülüğünden yapmıyorlar. Bilmiyorlar, anlamıyorlar. Zararın oradan geleceğini düşünmüyor. Şu an İstanbul’da deprem olsa, 11 ilin toplamından daha fazla can ve mal kaybı olur. İstanbul depreminde 50 binden fazla can kaybı olabilir. İleri teknolojik toplumları olanlar bu depremlerde fazla ölüm verenleri geri kalmış olarak görüyor. O toplumda muhakkak bir sorun var diye düşünüyorlar. Bir ölçü de haklı olabilirler. Kendi insanımız, çoluk çocuğumuzu korumamız lazım. Bir kenti deprem bilincinde, kültüründe ve depreme dayanıklı, bütün bileşenleriyle yaparsan, o kent ileriye dönük gelişerek gider. Bu faylar 13 milyon senedir deprem üretiyor ve milyonlarca yıl da üretecek. Bu bitti diyeceğimiz bir olay değil” ifadelerinin kullandı.

“İnsanları İstanbul’dan, Anadolu’ya gitmeye teşvik edeceksin”

Devletin deprem projesi hakkında konuşan Naci Görür, “Celal Şengör, dahilik ve deha arasında düşünce tarzı olan bir bilim insanı. Celal öyle ülkeyi, terk etmez. Zaten isteseydi yurtdışında olabilirdi. Şimdiye kadar giderdi. Zaten ‘İstanbul’dan gideceğim’ derken Çanakkale’den bahsediyor. İstanbul’da nüfus artarsa depremde daha fazla can kaybı olarak geri döner. İstanbul’da 600 bin bina yapacaksanız, 600 bin binayı da yıkacaksın. Yeşil alana dönüştüreceksin. Deprem toplanma alanını dönüştürülmesi lazım. İstanbul’da bina yapmayacaksın, İstanbul’da nüfusu azaltacaksın. Mümkünse insanları İstanbul’dan, Anadolu’ya gitmeye teşvik edeceksin ve destek vereceksin. Sanayiyi İstanbul’dan seyreltip, Anadolu’ya taşıyacaksın. Vatandaş iş, AŞ ve yer bulsa gidecek. Devletin en büyük projesi bu olmalı. Afetle de belli ölçüde mücadele ediyoruz. Vatandaş 30 sene sonrasını düşünemeyebilir ama devlet düşünmelidir” dedi.

İstanbul’da en fazla depremden etkilenecek ilçeler

Türkiye’nin her yeri deprem kuşaklarıyla dolu olduğunu aktaran Prof. Dr. Naci Görür, ” Zamandan bağımsız, gün gelecek bir kalktığımız zaman insanlarımız bununla karşı karşıya kalabilir. Dolayısıyla insanlarımızın korkması değil, bir ayağa kalkması lazım. Bilinçlenmesi gerekiyor. Sahalara gelince, Avrupa Yakası’ndan özellikle kıyıdan 10 kilometre içerisindeki şeritte ve Silivri’ye kadar olan alan, depremde en fazla kayıp veren yerler olacaktır. Anadolu Yakası’nda ise kıyıdan başlayıp ve o 10 kilometrelik kuşak dolgu alanları etkilenecektir. 1999 depremi olduğunda bazı bölgelere gittik ve belediye başkanlarına ‘imar ve iskan vermeyin’ diye yalvardık. Zemin bozuk, sıvılaşma var. Nüfusu arttırmayın dedik. Tuzla ve çevresi, Kartal, Maltepe, Kadıköy’ün denize yakın alanları etkilenebilir. Kuzeye doğru gittikçe fazla bir sorun yok. Şöyle bir genelleme geçerli olabilir. Haritayı gözünüzün önüne koyun, ikinci boğaz köprüsüne paralel sağa sola çizgi çizin. Bu eğrinin güneyindeki alanlar depremden daha fazla etkileneceklerdir. Kuzey’inde yer alanlar ise görece daha az etkilenecektir. 7.2 ile 7.6 arasında deprem olacaktır ve bunlardan etkileneceklerdir. 1999 yılından beri bağırıyoruz, bizi kimse ciddiye almadı. Daha yeni yeni siyasetçiler bizi dinlemeye başladı” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/prof-dr-naci-gorurden-kentsel-donusum-cagrisi/feed/ 0
Bakan Özhaseki: “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var” https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-su-anda-bile-hareketli-500e-yakin-fay-hatti-var-2/ https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-su-anda-bile-hareketli-500e-yakin-fay-hatti-var-2/#respond Tue, 23 Apr 2024 22:36:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15472 Bakan Özhaseki: “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var”

“Bilim adamları diyorlar ki, Himayalar’dan Alper’e doğru uzanan çizgi üzerinde 5 tane riskli ülke var. Birisi Türkiye”

“Hatay’a bir evvelki bakanlık döneminde gittim kentsel dönüşüm yapmaya. Şimdi oradaki CHP’li belediye buna mani oldu ve yaptırmadılar”

“Bu birçok ilimizde var. Bunlar için bir tek çare var arkadaşlar. O da kentsel dönüşüm. Dünyada bir formülü bulunamadı”

KARABÜK – Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğunu belirterek, “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var. Nerede, ne zaman, hangisinin kırılacağını bilme ihtimalimiz yok” dedi.

Bir dizi ziyaret ve program için Karabük’e gelen Bakan Özhaseki, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Burada partililere seslenen Özhaseki, Bakanlığın çok ağır iş yükü olduğunu, özellikle son dönemlerde bütün dünyanın başına bela olan iklim değişikliği, küresel ısınma gibi ana hedefleri olduğunu belirtti.

Bütün bunlarla birlikte iki tane daha alan açarak gece gündüz demeden iki konunun daha peşinde koştuklarını vurgulayan Özhaseki, “Birincisi malumunuz 6 Şubat depremi ve onun meydan getirmiş olduğu hasarlar. İkincisi de olası depremlerden dolayı özellikle ülkemizi başta İstanbul olmak üzere, İzmir olmak üzere birçok depreme maruz kalabilecek şehirlerimizi depreme hazırlama meselesi de bizim bakanlığımızın ana iştikal konuları arasında yer alıyor” dedi.

“Şunu bir kere ifade edelim: Türkiye bir deprem ülkesidir” diyen Özhaseki, “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var. Nerede, ne zaman, hangisinin kırılacağını bilme ihtimalimiz yok. Bilim adamları diyorlar ki, Himayalar’dan Alper’e doğru uzanan çizgi üzerinde 5 tane riskli ülke var. Birisi Türkiye. Son 100 yıl içerisinde denizlerimizde ve karalarımızda meydana gelen 6 ve üzerinde şiddetli yıkıcı deprem sayısı tam 230 bin. Ölen insanlarımızın sayısı 130 bin. Zararlarımız milyarlarca dolar hatta yüz milyarlarca dolar” diye konuştu.

“300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor”

6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremin çok büyük hasarlar meydana getirdiğini açıklayan Özhaseki, şunları kaydetti:

“680 bin kadar konutumuz yıkıldı. 170 bin kadar da iş yerimiz yerle bir oldu. Tek katlı müştemilatlar da yerle bir oldu. Yani bağımsız birim olarak söyleyeceğiz olursak 850 bin bağımsız birim. Deprem tam 18 ilimizi etkiledi. 14 milyon insanımız da bundan zarar gördü. Maddi hasar 104 milyar dolar. İlk andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere onun talimatlarıyla bütün bakan arkadaşlarımız deprem bölgelerine giderler. Valilerimiz, kaymakamlarımız, AFAD görevlileri hep deprem bölgesinde oradaki enkazın kaldırılması, arama kurtarma faaliyetleri gibi çalışmalar. Sonra çadır vesaire gibi geçici barınma alanlarıyla müthiş bir gayret içerisine girdik.Ben de o dönemde AK Parti Genel Başkan Yardımcısıydım. 810 belediyemiz var. Bütün arkadaşlarımızı arayarak acil işlerini ekiplerinin yapmasını, kendilerinin mutlaka deprem bölgesine giderek yardım etmeleri gerektiği talimatını verdik. Çok şükür o büyük felaket aslında dayanışmasına döndü. Şimdi de zaten 300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor. İnşallah 1-1.5 sene içerisinde bütün hak sahiplerinin, tamamının hakkını vermiş oluruz diye düşünüyorum. 433 tane köyde şu anda çelikten köy evleri yapıyoruz. Binden fazla şantiyemiz var. 110 kişilik orduyla çalışıyoruz orada. Çalışan ekiplerimizin sayısı 110 kişi. 46 bin konut teslim ettik. İnşallah ayın 19’unda 30 bini daha hak sahiplerine dağıtacağız. 76 bin teslim edilmiş olacak. Sonra bir ay sonrasından başlamak her ay 10 bin, 15 bin konutu hak sahiplerine vermeye devam edeceğiz.”

“Evlerimizi depreme dirençli hale getirmek zorundayız”

3 tane ana hat olduğunu, bilim adamlarının binlerce yıl boyunca aynı hatların kırıldığını ifade ettiğini anlatan Bakan Özhaseki, şöyle devam etti:

“Birisi Van Gölü civarından başlıyor, Erzincan, Niksar, Tosyo, daha sonra Bolu, Abant, Marmara’ya doğru uzanan Kuzey Anadolu Fay Hattı. Yani bizim 30-35 kilometre güneyimizden devam eden fay hattı, Kuzey Anadolu Fay Hattı. İkincisi, yine aynı bölgeden başlayarak Akdeniz’e doğru inen, içine Adıyaman’ı, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay’ı alan Doğu Anadolu Fay Hattı. Bir de İzmir bölgesi. Bu bölgelerde her an riskli. Şehrimizin de çok emin bir yeri olduğunu söyleyemeyiz. Daha doğrusu Türkiye’de herhangi bir belde ve bölge ‘biz eminiz, bize bir şey olmaz, ne olacak ya?’ diyemez. Yapılaşmış şehirlerimiz var, kadim şehirlerimiz var. Eski, biraz yenilenmesi gereken, depreme dayanıksız olan yerlerimiz var. Bu birçok ilimizde var. Bunlar için bir tek çare var arkadaşlar. O da kentsel dönüşüm. Dünyada bir formülü bulunamadı. Evlerimizi yenilemek zorundayız. Onları depreme dirençli hale getirmek zorundayız. Bunun içindir ki, büyük bir mücadele veriyoruz. 2012 yılında bir yasa çıkar. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla çıkan bu yasa bugüne kadar 2 milyon 250 bin konut su değiştirir. 425 binde devam ediyor şu anda. Biz bunu yeterli görmedik. İki ay kadar önce Meclis’e yasa getirdik. Kentsel dönüşüm için hem bir başkanlık kurduk hem de aynı zamanda yıllardır bizim önümüzü kesen, davalar açan, muhalefet olduğunu söyleyen ancak her hayırlı işe, her milli meselede olduğu gibi karşı çıkan bir grubun engellemelerini sadece bertaraf edebilmek için ve şimdi işi daha da hızlı yapmak zorundayız.”

“Bakanlık tarafında bizler hazırız. Kapıyı açtık”

Kentsel dönüşümün doğru yapılabilmesi, hızlı yapılabilmesi, bir an önce sonuca ulaşılabilmesi için üç tane ayağı olduğunu anlatan Özhaseki, “Birincisi bakanlık, ikincisi belediye başkanlığı, üçüncü vatandaş tarafı. Eğer bu üç temel ayak bu konuda anlaşır, doğru adım atarsa emin olun önümüzde dağlar durmaz. Çok hızlı bir şekilde biz kentsel dönüşüm yaparız. Ama bunlardan birisi eksik olursa doğrusu yapacak hiçbir şeyimiz kalmıyor. Bakanlık tarafında bizler hazırız. Kapıyı açtık, hangi partili gelirse gelsin yeter ki, kentsel dönüşüm yapsın. Başımızın üstünde yeri var. Para vermeye hazırız. Hazine arazisi vermeye hazırız. TOKİ’miz emrinde. ‘Sonuna kadar beraber çalışalım’ diye de ilan ediyoruz. Buna mani olan insanlar zamanında çok oldu. Ben bazen anlatıyorum Hatay’a bir evvelki bakanlık döneminde gittim kentsel dönüşüm yapmaya. Şimdi oradaki CHP’li belediye buna mani oldu ve yaptırmadılar. Üstelik de Hatay’a kadar gidip işi başlatmak üzere çok da emek vermiştim. Çok kısa bir süre sonra deprem oldu. Emek Aksaray Mahallesi’nde bir tek kardeşimiz dahi yaşamıyor şimdi. Mani olanlar mı bilmiyorum ki vicdanı var mı? Özellikle bunu vurgulamak istiyorum. Biz bu konuda üstümüze düşeni yapacağız. Bakanlık olarak hazırız arkadaşlar” değerlendirmesinde bulundu.

İkinci ayağın belediye ayağı olduğunu aktaran Akhaseki, “Belediye olmazsa olmaz. Belediye kendi mahallelerini daha iyi bilir. Hangi mahallede kentsel dönüşüm yapılması icap ediyor? Onu daha iyi bilir. Bunu belediyelerimizin hazırlaması lazım. Oradaki hazırlıkları yaptıktan sonra bakanlığa gelip müracaat edip ‘gelin beraberce bu işi yapalım demesi lazım’ Ama bizim tembel belediye başkanları suçu atmak için şöyle yapıyorlar. ‘Efendim bakanlık gelsin bu işleri yapsın’ Tamam zaten onun için oradayız da 252 kişilik kadromuz var. On binden fazla mahalle var diyoruz ki, ‘250 kişiye şu on bin tane mahalleye gelin dönüştürün hadi’ Sizin binlerce elemanınız var. Kendi mahallenizi daha iyi biliyorsunuz. Oy istemeye gelince istiyorsunuz insanlardan. Büyük vaatlerde bulunmaya uydurmaya gelince uyduruyorsunuz bir sürü lafları. Arka arkasından sıralıyorsunuz. Gidin o mahallelerde bir çalışın insanlarla bir görüşün. Alanı bir hazırlayın. Bizim istediğimiz hale getirin. Biz para vermeye de hazırız. Arazi vermeye de hazırız. TOKİ’yi de gelip yapmaya da hazırız” diye konuştu.

“Engel çıkarıyorlar”

Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:

“Özellikle bizim CHP’li belediyeler. İzmir’deydim geçen gün. ’25 senedir buradasınız, 25 tane binayı dönüştürdünüz mü?’ Cevap yok. Soru var da cevap yok. İstanbul’da Fikirtepe’de kentsel dönüşüm işi ortada kalmış. Bir evvelki bakanlık döneminde gittim çözmeye. Sadece kocaman bir alanda vatandaş çıkmış kiralarda bekliyor yüzlerce emekli vatandaş ama iki odalı briket içinde kimsenin oturmadığı yeri bir hukuk savaşına dönüştürdüler. İdeolojik kafası saplantılı avukat tipler ve senelerce yine kentsel dönüşüme mani oldular. Bir taraftan davalar açıyorlar. Dün Eskişehir’in yüzlerine söyledim onu da. TOKİ olarak konutlara başlayacağız. Dava açıyorlar, okula başlayacağız. Dava açıyorlar. Yerin bırakılması lazım. Engel çıkarıyorlar. Sonra da dönüp devlet neredesin falan filan diyorlar. Peki ben de soruyorum. Belediyeler siz neredesiniz? Binlerce elemanı alıyorsunuz. Orada kendi mahallenizden oy istemeye gelince istiyorsunuz. Ama çöküntü alanlarında niye çalışmıyorsunuz? Değerli arkadaşlar bu işin ikinci ayağında eksiklik olduğu zaman her iş kalır. Üçüncüsü de tabii ki vatandaş. Vatandaş da kentsel dönüşümü isteyecek. Belediye başkanlarını zorlayacak ve orada bir hesap için oturacak görüşecekler. Neticesinde o hesabı bize getirecekler. Biz de gidip orada yardımcı olacağız. Elimizde ne imkan varsa sonuna kadar seferber edeceğiz. Deprem, siyaset üstü bir meseledir. A partisi, B partisi, C partisi olmaz. Yani şimdi AK Parti iktidarda ve ben bakanlığı temsil ediyorum. Sonuna kadar kapının açık olduğunu ifade ediyorum. A’dan Z’ye hangi partili belediye başkanı varsa lütfen mahallelerini çalışsın. Çöküntü alanları belirlesin. Depremde ilk yıkılacak yerleri ortaya koysun. Vatandaşlar görüşsün. Sonra gelsin bize desin ki burada gelin beraber bir çalışma yapalım. Elimizde imkan neyse sonuna kadar seferber etmeye de biz hazırız arkadaşlar. Vatandaşın da anlayışa yaklaşmaz tabii ki esas. Bu üç grup bir araya geldiğinde Allah’ın izniyle önünde kimseler duramaz ve gerekenler yapılır.”

Bakan Özhaseki, Karabaük’teki çalışmalarına da değindiği açıklamasında, AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya’ya destek olacaklarını, herkesin de destek olmasını istedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-su-anda-bile-hareketli-500e-yakin-fay-hatti-var-2/feed/ 0
Bakan Özhaseki: “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var” https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-su-anda-bile-hareketli-500e-yakin-fay-hatti-var/ https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-su-anda-bile-hareketli-500e-yakin-fay-hatti-var/#respond Tue, 23 Apr 2024 05:24:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15433 Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğunu belirterek, “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var. Nerede, ne zaman, hangisinin kırılacağını bilme ihtimalimiz yok” dedi.

Bir dizi ziyaret ve program için Karabük’e gelen Bakan Özhaseki, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Burada partililere seslenen Özhaseki, Bakanlığın çok ağır iş yükü olduğunu, özellikle son dönemlerde bütün dünyanın başına bela olan iklim değişikliği, küresel ısınma gibi ana hedefleri olduğunu belirtti.

Bütün bunlarla birlikte iki tane daha alan açarak gece gündüz demeden iki konunun daha peşinde koştuklarını vurgulayan Özhaseki, “Birincisi malumunuz 6 Şubat depremi ve onun meydan getirmiş olduğu hasarlar. İkincisi de olası depremlerden dolayı özellikle ülkemizi başta İstanbul olmak üzere, İzmir olmak üzere birçok depreme maruz kalabilecek şehirlerimizi depreme hazırlama meselesi de bizim bakanlığımızın ana iştikal konuları arasında yer alıyor” dedi.

“Şunu bir kere ifade edelim: Türkiye bir deprem ülkesidir” diyen Özhaseki, “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var. Nerede, ne zaman, hangisinin kırılacağını bilme ihtimalimiz yok. Bilim adamları diyorlar ki, Himayalar’dan Alper’e doğru uzanan çizgi üzerinde 5 tane riskli ülke var. Birisi Türkiye. Son 100 yıl içerisinde denizlerimizde ve karalarımızda meydana gelen 6 ve üzerinde şiddetli yıkıcı deprem sayısı tam 230 bin. Ölen insanlarımızın sayısı 130 bin. Zararlarımız milyarlarca dolar hatta yüz milyarlarca dolar” diye konuştu.

“300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor”

6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremin çok büyük hasarlar meydana getirdiğini açıklayan Özhaseki, şunları kaydetti:

“680 bin kadar konutumuz yıkıldı. 170 bin kadar da iş yerimiz yerle bir oldu. Tek katlı müştemilatlar da yerle bir oldu. Yani bağımsız birim olarak söyleyeceğiz olursak 850 bin bağımsız birim. Deprem tam 18 ilimizi etkiledi. 14 milyon insanımız da bundan zarar gördü. Maddi hasar 104 milyar dolar. İlk andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere onun talimatlarıyla bütün bakan arkadaşlarımız deprem bölgelerine giderler. Valilerimiz, kaymakamlarımız, AFAD görevlileri hep deprem bölgesinde oradaki enkazın kaldırılması, arama kurtarma faaliyetleri gibi çalışmalar. Sonra çadır vesaire gibi geçici barınma alanlarıyla müthiş bir gayret içerisine girdik. Ben de o dönemde AK Parti Genel Başkan Yardımcısıydım. 810 belediyemiz var. Bütün arkadaşlarımızı arayarak acil işlerini ekiplerinin yapmasını, kendilerinin mutlaka deprem bölgesine giderek yardım etmeleri gerektiği talimatını verdik. Çok şükür o büyük felaket aslında dayanışmasına döndü. Şimdi de zaten 300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor. İnşallah 1-1.5 sene içerisinde bütün hak sahiplerinin, tamamının hakkını vermiş oluruz diye düşünüyorum. 433 tane köyde şu anda çelikten köy evleri yapıyoruz. Binden fazla şantiyemiz var. 110 kişilik orduyla çalışıyoruz orada. Çalışan ekiplerimizin sayısı 110 kişi. 46 bin konut teslim ettik. İnşallah ayın 19’unda 30 bini daha hak sahiplerine dağıtacağız. 76 bin teslim edilmiş olacak. Sonra bir ay sonrasından başlamak her ay 10 bin, 15 bin konutu hak sahiplerine vermeye devam edeceğiz.”

“Evlerimizi depreme dirençli hale getirmek zorundayız”

3 tane ana hat olduğunu, bilim adamlarının binlerce yıl boyunca aynı hatların kırıldığını ifade ettiğini anlatan Bakan Özhaseki, şöyle devam etti:

“Birisi Van Gölü civarından başlıyor, Erzincan, Niksar, Tosyo, daha sonra Bolu, Abant, Marmara’ya doğru uzanan Kuzey Anadolu Fay Hattı. Yani bizim 30-35 kilometre güneyimizden devam eden fay hattı, Kuzey Anadolu Fay Hattı. İkincisi, yine aynı bölgeden başlayarak Akdeniz’e doğru inen, içine Adıyaman’ı, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay’ı alan Doğu Anadolu Fay Hattı. Bir de İzmir bölgesi. Bu bölgelerde her an riskli. Şehrimizin de çok emin bir yeri olduğunu söyleyemeyiz. Daha doğrusu Türkiye’de herhangi bir belde ve bölge ‘biz eminiz, bize bir şey olmaz, ne olacak ya?’ diyemez. Yapılaşmış şehirlerimiz var, kadim şehirlerimiz var. Eski, biraz yenilenmesi gereken, depreme dayanıksız olan yerlerimiz var. Bu birçok ilimizde var. Bunlar için bir tek çare var arkadaşlar. O da kentsel dönüşüm. Dünyada bir formülü bulunamadı. Evlerimizi yenilemek zorundayız. Onları depreme dirençli hale getirmek zorundayız. Bunun içindir ki, büyük bir mücadele veriyoruz. 2012 yılında bir yasa çıkar. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla çıkan bu yasa bugüne kadar 2 milyon 250 bin konut su değiştirir. 425 binde devam ediyor şu anda. Biz bunu yeterli görmedik. İki ay kadar önce Meclis’e yasa getirdik. Kentsel dönüşüm için hem bir başkanlık kurduk hem de aynı zamanda yıllardır bizim önümüzü kesen, davalar açan, muhalefet olduğunu söyleyen ancak her hayırlı işe, her milli meselede olduğu gibi karşı çıkan bir grubun engellemelerini sadece bertaraf edebilmek için ve şimdi işi daha da hızlı yapmak zorundayız.”

“Bakanlık tarafında bizler hazırız. Kapıyı açtık”

Kentsel dönüşümün doğru yapılabilmesi, hızlı yapılabilmesi, bir an önce sonuca ulaşılabilmesi için üç tane ayağı olduğunu anlatan Özhaseki, “Birincisi bakanlık, ikincisi belediye başkanlığı, üçüncü vatandaş tarafı. Eğer bu üç temel ayak bu konuda anlaşır, doğru adım atarsa emin olun önümüzde dağlar durmaz. Çok hızlı bir şekilde biz kentsel dönüşüm yaparız. Ama bunlardan birisi eksik olursa doğrusu yapacak hiçbir şeyimiz kalmıyor. Bakanlık tarafında bizler hazırız. Kapıyı açtık, hangi partili gelirse gelsin yeter ki, kentsel dönüşüm yapsın. Başımızın üstünde yeri var. Para vermeye hazırız. Hazine arazisi vermeye hazırız. TOKİ’miz emrinde. ‘Sonuna kadar beraber çalışalım’ diye de ilan ediyoruz. Buna mani olan insanlar zamanında çok oldu. Ben bazen anlatıyorum Hatay’a bir evvelki bakanlık döneminde gittim kentsel dönüşüm yapmaya. Şimdi oradaki CHP’li belediye buna mani oldu ve yaptırmadılar. Üstelik de Hatay’a kadar gidip işi başlatmak üzere çok da emek vermiştim. Çok kısa bir süre sonra deprem oldu. Emek Aksaray Mahallesi’nde bir tek kardeşimiz dahi yaşamıyor şimdi. Mani olanlar mı bilmiyorum ki vicdanı var mı? Özellikle bunu vurgulamak istiyorum. Biz bu konuda üstümüze düşeni yapacağız. Bakanlık olarak hazırız arkadaşlar” değerlendirmesinde bulundu.

İkinci ayağın belediye ayağı olduğunu aktaran Özhaseki, “Belediye olmazsa olmaz. Belediye kendi mahallelerini daha iyi bilir. Hangi mahallede kentsel dönüşüm yapılması icap ediyor? Onu daha iyi bilir. Bunu belediyelerimizin hazırlaması lazım. Oradaki hazırlıkları yaptıktan sonra bakanlığa gelip müracaat edip ‘gelin beraberce bu işi yapalım demesi lazım’ Ama bizim tembel belediye başkanları suçu atmak için şöyle yapıyorlar. ‘Efendim bakanlık gelsin bu işleri yapsın’ Tamam zaten onun için oradayız da 252 kişilik kadromuz var. On binden fazla mahalle var diyoruz ki, ‘250 kişiye şu on bin tane mahalleye gelin dönüştürün hadi’ Sizin binlerce elemanınız var. Kendi mahallenizi daha iyi biliyorsunuz. Oy istemeye gelince istiyorsunuz insanlardan. Büyük vaatlerde bulunmaya uydurmaya gelince uyduruyorsunuz bir sürü lafları. Arka arkasından sıralıyorsunuz. Gidin o mahallelerde bir çalışın insanlarla bir görüşün. Alanı bir hazırlayın. Bizim istediğimiz hale getirin. Biz para vermeye de hazırız. Arazi vermeye de hazırız. TOKİ’yi de gelip yapmaya da hazırız” diye konuştu.

“Engel çıkarıyorlar”

Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:

“Özellikle bizim CHP’li belediyeler. İzmir’deydim geçen gün. ’25 senedir buradasınız, 25 tane binayı dönüştürdünüz mü?’ Cevap yok. Soru var da cevap yok. İstanbul’da Fikirtepe’de kentsel dönüşüm işi ortada kalmış. Bir evvelki bakanlık döneminde gittim çözmeye. Sadece kocaman bir alanda vatandaş çıkmış kiralarda bekliyor yüzlerce emekli vatandaş ama iki odalı briket içinde kimsenin oturmadığı yeri bir hukuk savaşına dönüştürdüler. İdeolojik kafası saplantılı avukat tipler ve senelerce yine kentsel dönüşüme mani oldular. Bir taraftan davalar açıyorlar. Dün Eskişehir’in yüzlerine söyledim onu da. TOKİ olarak konutlara başlayacağız. Dava açıyorlar, okula başlayacağız. Dava açıyorlar. Yerin bırakılması lazım. Engel çıkarıyorlar. Sonra da dönüp devlet neredesin falan filan diyorlar. Peki ben de soruyorum. Belediyeler siz neredesiniz? Binlerce elemanı alıyorsunuz. Orada kendi mahallenizden oy istemeye gelince istiyorsunuz. Ama çöküntü alanlarında niye çalışmıyorsunuz? Değerli arkadaşlar bu işin ikinci ayağında eksiklik olduğu zaman her iş kalır. Üçüncüsü de tabii ki vatandaş. Vatandaş da kentsel dönüşümü isteyecek. Belediye başkanlarını zorlayacak ve orada bir hesap için oturacak görüşecekler. Neticesinde o hesabı bize getirecekler. Biz de gidip orada yardımcı olacağız. Elimizde ne imkan varsa sonuna kadar seferber edeceğiz. Deprem, siyaset üstü bir meseledir. A partisi, B partisi, C partisi olmaz. Yani şimdi AK Parti iktidarda ve ben bakanlığı temsil ediyorum. Sonuna kadar kapının açık olduğunu ifade ediyorum. A’dan Z’ye hangi partili belediye başkanı varsa lütfen mahallelerini çalışsın. Çöküntü alanları belirlesin. Depremde ilk yıkılacak yerleri ortaya koysun. Vatandaşlar görüşsün. Sonra gelsin bize desin ki burada gelin beraber bir çalışma yapalım. Elimizde imkan neyse sonuna kadar seferber etmeye de biz hazırız arkadaşlar. Vatandaşın da anlayışa yaklaşmaz tabii ki esas. Bu üç grup bir araya geldiğinde Allah’ın izniyle önünde kimseler duramaz ve gerekenler yapılır.”

Bakan Özhaseki, Karabük’teki çalışmalarına da değindiği açıklamasında, AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya’ya destek olacaklarını, herkesin de destek olmasını istedi. – KARABÜK

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-ozhaseki-su-anda-bile-hareketli-500e-yakin-fay-hatti-var/feed/ 0
Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşu törenlerle kutlandı https://www.haber28.com.tr/erzurumun-dusman-isgalinden-kurtulusu-torenlerle-kutlandi/ https://www.haber28.com.tr/erzurumun-dusman-isgalinden-kurtulusu-torenlerle-kutlandi/#respond Sat, 20 Apr 2024 06:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15010 Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü kentte düzenlenen törenlerle kutlandı.

İlk olarak Erzurum Valisi Mustafa Çitfçi, 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tevfik Algan ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Havuzbaşı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk koydu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Kamil Aydın ve AK Parti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz’ün de katıldığı törende Başkan Sekmen, günün anlam ve önemini belirttiği konuşmasında, “Bugün karanlıklardan aydınlığa çıkıldığı günün 106’ncı yıl dönümü Bugün, Dadaşların şahlandığı ve ordu-millet bütünleşmesinin en iyi örneklerini sergileyerek; zulme, esarete ve yok olmaya karşı koydukları günün yıl dönümü Yine bugün, vatanımıza göz diken, el uzatan tüm düşmanların, hainlerin ve zalimlerin bu mukaddes beldeden silinip süpürüldüğü günün yıl dönümüdür” dedi.

“12 Mart; Dadaşlar diyarı, yiğitler ovası Erzurum’un kurtuluş günü olduğu gibi aynı zamanda bu kadim Türk-İslam beldesinin şahlanış günüdür” diyen Başkan Sekmen, şöyle devam etti: “Emperyalist devletlerin, tarihi emelleri doğrultusunda Osmanlı Devleti’ni parçalama siyasetlerini uygulamaya başladıkları Birinci Dünya Savaşı’nda Erzurum’un vatanperver insanları çok zor günler geçirdi. Sarıkamış felaketinden sonra 16 Şubat 1916’da Rus işgaline uğrayan bu tarihi şehir, 2 yıldan fazla bir süre hilalin mübarek gölgesinden uzakta, harap ve bitap düşerek kederli bir hayat yaşadı. Bu elem dolu günler, Tarih sayfalarına ‘Erzurum’un kara günleri’ olarak geçmiştir. Ermeni çetelerinin başlattıkları Müslüman-Türk soykırımı, Rus kuvvetlerinin silah ve cephanelerini Ermenilere bırakarak bölgeden çekilmeye başladıkları 1917 yılı sonlarında daha da artmıştır. Rus işgali esnasında gizlice ve münferiden yapılan katliamlar Rusların çekilmesiyle kitlesel bir hal aldı ve 3 aylık Ermeni idaresinde olan şehrimiz tarihte eşine rastlanmayan bir mezalime ve Müslüman-Türk soykırımına maruz kaldı.”

“Ermeni çeteleri 50 bin masum insanımızı katletmiştir”

Başkan Mehmet Sekmen, konuşmasında Ermeni çetelerinin Erzurum’da yaptığı soykırımı da anlattı. Sekmen, şunları kaydetti: “1914-1918 yılları arasında Birinci Dünya Savaşı içinde Rus ordusu ile ittifak yapan Taşnak, Hınçak ve Ramgavar adlı Ermeni çeteleri Erzurum ve çevresinde; Erzurum-Cinis’te, Tazegül’de, Alaca’da, Ilıca’da, Tepeköy’de, Börekli’de, Dutçu’da, Erzurum merkezde; Yanıkdere’de, Karskapı’da, Ezirmikli Osman Ağa ve Mürsel Paşa Konaklarında, Gölbaşı’nda Hacı Ahmet Hanı’nda, Firdevsoğlu Kışlası’nda, Yeşilyayla’da, Hasankale’de, Tımar’da, Köprüköy’de, Horasan’da, Pazaryolu’nda tam bir Müslüman soykırımı gerçekleştirmişlerdir. Ermeni çeteleri üç ay gibi kısa bir zaman zarfında 50 bine yakın sivil ahaliyi kendi yurtlarında, kendi ocaklarında acımasızca katletmişlerdir. Ermeni çetelerinin Müslüman ahaliye yönelik zulmüne son verme üzere aldığı emir üzerine harekete geçen Doğu’nun muzaffer kumandanı Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Birinci Kafkas Kolordusu geceli gündüzlü savaşarak, 12 Mart 1918 sabahı Erzurum’u düşman işgalinden kurtarmıştır. Türk Ordusu, milletiyle birlikte Ermeni işgal ve zulmüne son vermiş, Erzurum’u yeniden ay yıldızlı bayrağımızla kucaklaştırmıştır. Bu yüzden 12 Mart; Türk’ün tarihinde önemli sayfa, kutlu bir zafer günüdür. 12 Mart; Erzurum için tarihin bin bir facialarını örten bir teselli ve saadet günüdür. 12 Mart; aslında sadece Erzurum’un Ermeni çetelerinden kurtuluşu değil, Türkiye’nin emperyalist devletlerin işgallerinden de kurtuluşunun müjdecisidir.”

Başkan Sekmen Ermeni Diasporasına seslendi

Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Kurtuluş Günü’müz vesilesiyle buradan tüm Dünya’ya ve Ermeni diasporasına seslenmek istiyor ve diyorum ki, Asıl soykırımı kimlerin yaptığını kanıtlayan belge de bilgi de fazlasıyla mevcuttur” diye konuştu. “Arşivlerimizde Ermeni çetelerinin Erzurum’da hunharca işledikleri her cinayetin tutanakları var, raporları var, kayıtları var” diyen Başkan Sekmen şu kaydı düştü: “Kayıtlardaki ve eldeki tüm arşiv belgelerindeki bilgiler; Erzurum’da, üç ay içerisinde Ermeni Hınçak ve Taşnak çeteleri tarafından katledilen Müslüman Türklerin sayısının”50 bin” olduğu bilgisini bize vermektedir. Hatta bu Ermeni çetecilerin, bırakın savunmasız insanlara yaptıklarını, hayvanata zulmedecek kadar nasıl barbarlaştıklarını ortaya koyan tarihi vesikalarımız bile var. Her belge mezalimi özetliyor Her evrak cinayetleri anlatıyor Arşivlerde döneme ait hangi belgeye bakarsanız bakın; içeriğindeki bilgilerde Ermeni mezaliminden, annelerinin karnında süngülenen yavrulara dair kayıtlar çıkıyor. O yıllara dair hangi belgeye baksanız, karşınıza başları gövdelerinden ayrılan Müslümanlar ve gözleri oyulmuş olan biçareler çıkıyor. Hani sürekli diyoruz ya: Erzurum şehitlerin otağıdır, diye Biliniz ki, işte bu sebepledir, işte bu yüzdendir Görüyor ve biliyoruz ki; geçmişte doğrudan işgal ettikleri bu toprakları, bugün de dolaylı yollardan işgale kalkışanlar var. Üzerinde bulunduğumuz coğrafyayı kan ve gözyaşıyla yeniden imar etmeye ve bu bölgede küresel bir güç oluşturmaya kalkışanlar var. Sevr ile tarih sahnesinden silmeyi başaramadıkları Türk milletini, bugün binbir türlü hile ve desiseyle bertaraf etmek isteyenler var. Büyük ve Güçlü Türkiye hedefimize ket vurmak için çalışanlar var, mazlum ümmetin umudu oluşumuzdan rahatsız olanlar var. En kötüsü de, tıpkı geçmişte olduğu gibi, içimizde bu hain emellere bugün bile alet olan, taşeronluk yapan ve kuklalık eden mihraklar var. Geçmişte Ermeni çeteleri vasıtasıyla kan döken o mihraklar ki, bugün de Filistin’de, Gazze’de kan dökmekte ve insanlık suçu işlemeye devam etmektedirler. Ama onlar ve onların destekçileri bilmelidirler ki, karşılarında tarih boyunca erlik ve kahramanlık destanları yazmış olan bir millet var. Bilmelidirler ki, karşılarında vatanına, milletine ve bayrağına ölümüne bağlı; istiklali uğruna can vermeyi canına minnet sayan bir millet var.”

Başkan Sekmen ve protokol üyeleri, Havuzbaşı’ndaki törenin ardından Karskapı ve Polis Şehitliği’ne geçerek aziz şehitlerimizin kabirlerine karanfil bıraktı. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzurumun-dusman-isgalinden-kurtulusu-torenlerle-kutlandi/feed/ 0
İrfan Değirmenci: Çankaya’da Oyları Bölüp AKP’ye Kazandıran Bir İsim Olarak Anılmak Ekranda Sergilediğim Tavrı Reddetmem Olurdu https://www.haber28.com.tr/irfan-degirmenci-cankayada-oylari-bolup-akpye-kazandiran-bir-isim-olarak-anilmak-ekranda-sergiledigim-tavri-reddetmem-olurdu/ https://www.haber28.com.tr/irfan-degirmenci-cankayada-oylari-bolup-akpye-kazandiran-bir-isim-olarak-anilmak-ekranda-sergiledigim-tavri-reddetmem-olurdu/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:36:51 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14850

Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: ÜNAL AYDIN

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Çankaya Belediye Başkan adayı İrfan Değirmenci, “Ya mevcut düzeni kazanacak Çankaya’nın ya da Türkiye İşçi Partisi kazanacak. Üçüncü bir seçenek yok. Çankaya’da AKP’nin kazanma riskini görsem, oyları bölüp AKP’ye kazandıran bir isim olarak anılmak beni bunca yıllık tecrübemi ve ekranda sergilediğim tavrı reddetmem olurdu. Ben burada AKP’nin kazanma riski olmadığını, oylar CHP’nin oyları ikiye değil üçe de bölünse yine de AKP’nin kazanamayacağını gördüğüm için burada ya TİP ve İrfan Değirmenci ya da CHP ve adayı kazanacak. İki ihtimal olduğunu gördüğüm için buradayım. Çankaya seçmeninin karşısındayım” dedi.

İrfan Değirmenci, TİP Genel Merkezi’nde gazetecilerle bir araya geldi. Değirmenci’ye; TİP Ankara İl Başkanı Fırat Çoban, TİP PM üyesi İlke Kumartaşlıoğlu ile Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı ve TİP Çankaya Belediye Meclisi Üyesi Adayı Tuğba Gürsoy eşlik etti.

Sözlerine Gezi Direnişi’nde öldürülen Berkin Elvan’ı anarak başlayan TİP Ankara İl Başkanı Fırat Çoban, şöyle konuştu:

“Bu kazanım siyasetinin en somutlandığı alanlar bizim için yerel seçimler. Ümit ediyoruz ki TİP 31 Mart yerel seçimlerinden, memleket genelinde, Ankara’da, Hatay’da, Malatya’da, Tokat’ta, Erzincan’da, belediyeler kazanarak ve bu memlekete, cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir Sosyalist Belediyeler Birliği armağan ederek yoluna devam edeceğiz. Şimdi bu yerel seçimlerde 2 ilke önceledik. Birincisi; her ne olursa olsun biz saray rejiminin yeni belediyeler kazanmamasını arzu ediyoruz. Muhalefetin yönetmesi hiçbir şey ifade etmeyebilir ama saray rejiminin yeni bir belediye kazanması, bu memleketteki emekçiler, kadınlar, gençler adına çok şey ifade ediyor. Bu yüzden TİP hiçbir tartışmaya girmeden, pazarlığa girmeden, üzerine düşen sorumluluğu memleketi adına yerine getirmiştir. Aday çıkarmadığımız yerler, büyükşehirler, iller, ilçeler, bunlar zaten kamuoyunun da malumudur. Biz saray rejimine yeni bir belediye hediye eden, yalnızca kendi ikbalini düşünen bir siyasi hareket değiliz. Masalara oturan, masalardan kalkan, vekil, belediye pazarlıklarına giren, çantaları alıp götüren bir siyasi hareket değiliz. Memlekette bunlardan yığınla zaten var.

İkinci ilkemiz bu memlekette AKP iktidarı gibi bu kadar pespaye bir rejimin 20 yıldır hüküm sürmesinin, üstelik kendisini sürekli tahkim ederek ve egemenlik alanını genişleterek hüküm sürmesinin en temel sebeplerinden biri de muhalefet yapma biçimi. Bu memlekette kurumsallaşmış, ana akım muhalefet… TİP aldığı bir milyon oyun yurttaş iradesinin desteğiyle bu seçimlerde AKP’ye hediye etmeyeceği ama kendisinin kazanabileceği yerlerde çok güçlü adaylarla seçime girme kararı almıştır. Çankaya da bu iddiamızın en merkezileştiği yerlerden biri. Burada Çankaya da çok açık ki aradan AKP, MHP adayının, Cumhur İttifakı adayının sıyrılma riski kesinlikle yok. ya TİP’in aday gösterdiği İrfan Değirmenci Çankaya’nın belediye başkanı olacak ya da müesses nizam devam edecek. Böyle gelmiş, böyle gider denilen ilişkiler, belediye anlayışı. Yurttaşa, müşteri, kente parsellenecek bir arsa olarak bakan, yakasına taktığı rozet her ne olursa olsun bu bakışı değişmeyen bu anlayış devam edecek.”

“GEZİ DİRENİŞİ’NDE SANSÜRE BOYUN EĞMEDİM’ DİYEBİLİRİM”

TİP Çankaya Belediye Başkan adayı İrfan Değirmenci, şunları söyledi:

“14 yaşında martı kaşlı bir çocuk. Aramızdan koparıldı. Bugün tam 10 yıl olmuş. 10 yıl önce o gün doğanlar bugün 10 yaşında. 10 yıl önce o gün 8 yaşında olanlar bu yıl ilk kez oy kullanacaklar. Gezi Direnişi’nden, Berkin Elvan’dan söz ediyorum. Yan stüdyoda penguen belgeseli gösterirlerken, tüm sansür girişimine rağmen ona boyun eğmeyerek Berkin Elvan’dan söz eden, Kanal D sabah haberlerinde bunu yapan biriyim. Gururla söylüyorum. İleride anlatmam gerekirse sadece kendimle ilgili bunu söylerim herhalde. ‘Ne yaptınız siz hayatınızda’ dediklerinde. ‘Gezi Direnişi’nde sansüre boyun eğmedim’ diyebilirim.

2013 yılından sonra hiçbir şey bizim için eskisi gibi olmadı. Benim dünya bakışım da değişti. Yıllar boyunca yaptığım muhabirliği sorgulamaya başladım. Etkisiz miydi acaba diye. Bir başıma ne kadar mücadele edebileceğimi sorguladım. O çadırlarda, Gezi Parkı’nda biber gazı yerken, birbirimizin gözünün içine limon sıkmaya çalışırken, hepimiz gibi o gün değişti dünyaya bakış açım. 2013’ten sonra hiçbir şeyi eskisi gibi olmadı benim içinde. Zaten sakıncalı piyadeydim, Uğur Mumcu’nun tabiriyle. Ama 2013’te Gezi Direnişinde yaptığımız yayınlarla daha da sakıncalı hale geldim. En son 2017 yılında, tek adam rejiminin oylandığı referandum sürecinde ‘hayır’ oyu kullanacağımı tweet serisiyle kamuoyuna açıkladığım için işime son verildi. Doğan Grubu ‘gazeteciliğin tarafsızlığı’ ilkesini zedelediğimi söyledi. Çok kısa bir fıkraydı. Çünkü aynı grupta ‘evet’ oyu kullanacağını açıkça beyan edenler terfi ettirilirken ben ‘hayır’ oyu kullanacağımı açıkladığım için tazminatsız işten çıkarıldım.”

“TÜRKİYE’DE REJİM DEĞİŞTİ”

Türkiye’de rejim değişti. Rejim değişikliğine karşı daha da güçlü muhalefet edebilmek için bir parti çatısı altında örgütlenmem gerektiğini fark ettim. O parti çatısı TİP’ti. Çünkü TİP, toplumsal muhalefetin Gezi’de yan yana duran ve büyüyen toplumsal muhalefetin siyasi haliydi. Meclis’te TİP’i temsil eden dört milletvekili Erkan Baş, Sera Kadıgil, Barış Atay ve Ahmet Şık aslında gezinin ta kendisiydi. Her zaman yapılanları yaparak farklı sonuç beklenemeyeceğini bize anlattılar, öğrettiler. Muhalefet yapmak için de farklı bir tarz gerekiyordu. Daha etkili muhalefet yapmak için de kürsülerde farklı söylemler geliştirmek gerekiyordu. Beni TİP’e yönlendiren de onların Meclis’te sergilediği bu cesur tablo oldu aslında. Son bir buçuk iki yıldır da TİP’te siyaset yapmaktayım. Doğup büyüdüğüm, okula gittiğim yerde, ilk kez aşık olduğum Ankara’da, Çankaya’da değiştirebileceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum. Çankaya’da ya mevcut düzen böyle gelmiş böyle gider denilen mevcut düzen devam edecek ya da TİP yıllardan sonra yollardan sonra yeniden şarkı söylenmesini sağlayacak çocuklar için. Bizim de bütün amacımız o zaten. Çocuklar yeniden şarkı söyleyebilsinler. Bu kente neşesi geri gelsin. Bu kentin şenliği geri gelsin. Bu kentte yapılması gerekenler yapılsın diye yola çıktık.”

Değirmenci, bir gazetecinin “CHP’nin kalesi olan bir yerden adaysınız. Seçilme şansınız çok kolay değil. Burada neden aday oldunuz. TİP kendini mi görmek istiyor? Hedefiniz nedir” sorusunu, şöyle cevapladı:

“BİZ İKTİDARIN EKMEĞİNE SÜREN, MUHALEFETE ZARAR VEREN BİR PARTİ OLMAK İSTEMİYORUZ”

“Biz iktidarın ekmeğine süren, muhalefete zarar veren bir parti olmak istemiyoruz. İstemedik de. Genel seçimde de tavrımız buydu. Kendini muhalefette tanımlayan, saray iktidarıyla mücadele eden hiçbir partiye zarar vermemek gibi bir politika benimsemiş durumdayız. Çok bıçak sırtı olan yerlerde de aday gösterip, iktidar bloğunun kazanmasının önünü açmak istemedik. Bu aday belirleme kriterlerimizden biriydi. Ancak çok sembolik olan ilçeler var.  Türkiye sol hareketi için çok sembolik ve önemli olan ilçeler var. O ilçelerde adayımız var.  Büyükşehir belediyesinde bir adayımız yok mesela. Ama şunu biliyoruz ki Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de TİP’li üyelerin olması en azından belki bu kentin bir ulaşım master planını artık hayata geçirilmesini sağlayacak. Çünkü bilime kulak verilmemiş. Kentin ulaşımı planlanırken master plan ya ne olacak, beklesin denilerek ellerinin tersiyle itilmiş ve bugün trafikte saatler kaybediyoruz Ankara’da. Planlama olmadığı için. TİP’li belediye meclis üyeleri  iyi bir oy aldığımız ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de girdiğimiz takdirde bunun yapılmasını sağlayacak mesela. Bir işe yarayacağız.

Çankaya, son seçimlerde yüzde 70’e varan oyla mevcut Belediye Başkanı’na destek olmuş.  CHP’nin oyları hiçbir zaman yüzde 50’nin altına düşmemiş, AKP’nin aldığı oy da yüzde 15’in üzerine çıkmamış. Burada bir rahatlığımız var. ya mevcut düzeni kazanacak Çankaya’nın ya da Türkiye İşçi Partisi kazanacak. Üçüncü bir seçenek yok. Çankaya’da AKP’nin kazanma riskini görsem, oyları bölüp AKP’ye kazandıran bir isim olarak anılmak beni bunca yıllık tecrübemi ve ekranda sergilediğim tavrı reddetmem olurdu. Ben burada AKP’nin kazanma riski olmadığını, oylar CHP’nin oyları ikiye değil üçe de bölünse yine de AKP’nin kazanamayacağını gördüğüm için burada ya TİP ve İrfan Değirmenci ya da CHP ve adayı kazanacak. İki ihtimal olduğunu gördüğüm için buradayım. Çankaya seçmeninin karşısındayım.”

Değirmenci, somut projelerine ve planlarına ilişkin soru üzerine, şöyle konuştu:

“ÇANKAYA’DA İŞLEVSEL DURUMDA TEK BİR KADIN SIĞINMA EVİ YOK”

“Çankaya’da işlevsel durumda tek bir kadın sığınma evi yok şu anda. Bir tek kadın sığınma evi var, adı adresi bilinmekte. Belediye üzerine düşeni yapmış olsaydı bu şiddete karşı Çankaya’da en azından adım atılmış olabilirdi. 1 milyon insanın yaşadığı Çankaya’da müteahhitlere rica minnet yaptırılmış 15 kreş var. 123 mahalle var Çankaya’nın. 15 kreşimiz var. Kreşlerin ortalama kapasitesi 40 çocuk. Toplasanız 600 çocuk. 1 milyon kişiyiz. 600 çocukluk kreşimiz var. Sonra diyorlar ki ‘Kadın istihdamını arttıracağız, destek olacağız.’ Bugüne kadar 123 mahallenin 123’ünde de belediyenin kendi imkanlarıyla çalışan anne babaların çocuğunu bırakabileceği hatta gece de bırakabilecekleri, gündüz ve gece kreşlerini yapmış olmanız gerekiyordu. Yapacağız.

100 bini aşkın üniversite öğrencisi var Çankaya’da. 6 devlet, 6 özel üniversite var. Öğrencilerin barınma sorunu var.  Bugüne kadar yönetmiş olanlar bu barınma sorununu çoktan çözebilmiş olmalıydı. Çankaya’da dahi apartmanın giriş katında ya da bilmediğiniz bir dairesinde dernek, vakıf adı altında cemaat ve tarikatların öğrencileri kendi tuzağına düşürmeye çalışmasının önüne geçmiş olması gerekiyordu. Yapacağız.”

İrfan Değirmenci, “Seçilemezseniz gazeteciliğe tekrar dönecek misiniz yoksa siyasete devam mı edeceksiniz” sorusuna, “1 Nisan sabahı çok güzel bir sürpriz yapacak Çankayalı. Onların yanlarında olduğum gibi aynı zamanda belediye meclisinde belediye başkanı olarak oturumu yönetiyor olacağım. Sözümü duyurmak için TV’de olmak durumunda değiliz, sosyal medyada da kamuoyu yaratmak mümkün, birçok alandan bunu yapabiliriz” yanıtını verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/irfan-degirmenci-cankayada-oylari-bolup-akpye-kazandiran-bir-isim-olarak-anilmak-ekranda-sergiledigim-tavri-reddetmem-olurdu/feed/ 0
İTO Başkanı Avdagiç’ten “sıkılaştırma” açıklaması Açıklaması https://www.haber28.com.tr/ito-baskani-avdagicten-sikilastirma-aciklamasi-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/ito-baskani-avdagicten-sikilastirma-aciklamasi-aciklamasi/#respond Wed, 17 Apr 2024 05:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14647 İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Enflasyonu aşağıya çekeceksek; hiçbir şeye dokunmadan, hiç kimsenin konfor alanına giriş yapmadan bunu dünyada başaran hiçbir ülke yok. Enflasyonu düşürmenin belli kuralları, kaideleri, konseptleri var.” dedi.

İş dünyasının gündemine ilişkin gazetecilere değerlendirmelerde bulunan Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) sıkılaşma adımlarına değinerek, “Bizim ülke olarak en kısa zamanda, etkili bir şekilde enflasyonu aşağıya çekmemiz lazım. Enflasyonu aşağıya çekeceksek; hiçbir şeye dokunmadan, hiç kimsenin konfor alanına giriş yapmadan bunu dünyada başaran hiçbir ülke yok.” değerlendirmesinde bulundu.

Enflasyonu düşürmenin belli kuralları, kaideleri ve konseptleri olduğunu dile getiren Avdagiç, Türkiye’nin Orta Vadeli Program (OVP) ile enflasyonla mücadele için bir kurallar manzumesi ortaya koyduğunu, bununla ilgili 6-8 ay civarında elde edilen çıktıların, beklentiyi yüzde 100 karşılamasa da ağırlıklı olarak bu istikamette ilerlediğini söyledi.

Avdagiç, bundan sonraki süreçte kısır döngüye girilmemesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada zaman içinde tabii ki dokunuşlar yapılacak ama biz kalıcı ve hızlı bir şekilde enflasyonu düşürmek zorunda olan bir ülkeyiz. Hepimizin selameti için; iş dünyası, vatandaşlar, hükümet, uluslararası itibarımız, fiyat istikrarı açısından, daha uygun şartlarda iç ve dış borçlanmanın sağlanması açısından en öncelikli hedefimiz enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek. Dolayısıyla bunu düşürmek için ortaya konan paketin sıhhatli çalışması konusunda hep beraber gayret göstermemiz lazım. Bu sadece iş dünyasının, ihracatçıların, ithalatçıların, kamunun yapacağı bir adımla olmaz. Topyekun, toplum olarak bunu benimsemeli, özümsemeli, içselleştirmeliyiz. Politikanın uygun bir şekilde yürütülebilmesi için 85 milyonun, çocukları çıkartırsak 65-70 milyonun ortak sorumluluğu var. Bu ortak sorumluluk içinde bunu en kısa zamanda başarabiliyor olmamız lazım.”

Avdagiç, ekonomi politikalarıyla alakalı olarak rasyonel bir sürecin devam ettiğini, burada bazı bireysel irrasyonel çıkışların genelleme yapılıp oradan hareket edilmemesi gerektiğini belirtti.

Son 12 aylık enflasyon ile son 12 aylık kur değişimi arasında bir korelasyon olduğunu dile getiren Avdagiç, şu anda kur ile enflasyon arasındaki ilişkinin makul bir dengede gittiğini anlattı.

“Asgari ücret yıl başında 1 yıllık açıklandı”

Şekib Avdagiç, asgari ücrette ara zam beklentilerinin sorulması üzerine, asgari ücretin 1 yıllık açıklandığını, dolayısıyla bütün iş dünyasının bütçelerini buna göre yaptığını söyledi.

Avdagiç, “Bizim spekülasyonlarla işimiz yok. Biz İstanbul Ticaret Odası’yız. Kamunun belirlediği bir asgari ücret var. Bunu belirlerken ortaya koyduğu bir çerçeve var. Biz ve temsil ettiğimiz şirketler, kamunun ortaya koyduğu bu çerçeveyi ve buradaki takdiri gündeme alarak bütçemizi yaptık. Devletin bununla ilgili gündeme getirdiği bir söylem var, biz bu söylemin bu sene geçerli olduğunu öngörüyoruz.” diye konuştu.

“(İstanbul Park ihale süreci) 2 Nisan’da başlayacak”

İTO Başkanı Avdagiç, İstanbul Park ihalesine ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

“Vakıflar Genel Müdürlüğü, İTO, TOBB, İBB ve İstanbul Valiliği’nin ortak olduğu pist ve kompleks, 20 yıl süreyle Formula İstanbul Yatırım AŞ’ye (FİYAŞ) yap-işlet-devret sözleşmesiyle vermişti. Bu sözleşme sona erdi. Yeni ihale süreci 2 Nisan’da başlayacak. Burada konuyu bilmeyen, kendilerine pay çıkarmaya çalışan, ucuz kahramanlık yapan bazılarına gerekli cevabı, bu ihale sonucu kesinleştikten sonra vereceğiz. Biz FİYAŞ olarak oradaki görevimizi tamamladık, tesisi yaptık. 120 milyon dolarlık bir kaynağı karşılıksız olarak kamuya devretmiş oluyoruz. Yeni alana da hayırlı olsun demek durumunda olacağız.”

Avdagiç, İTO’nun yeniden ihaleye katılmayı düşünüp düşünmediği sorusuna, “Onu o gün göreceğiz. Ticarette her şey açık konuşulmaz. Günü gelince yaşamak lazım. Arkadaşlar şartnameyi almış, çalışıyorlar.” yanıtını verdi.

Herhangi bir şirketin “ben Formula 1’i yapacağım” dediğinde yapamayacağını, Uluslararası Otomobil Federasyonunun (FIA) değil Formula 1’in sahibi olan şirketin sahibinin kapısını çalması gerektiğini dile getiren Avdagiç, şu açıklamalarda bulundu:

“Şimdi bazı arkadaşlar atraksiyon yapıyorlar, sanki bunun sorumlusu FIA’ymış gibi FIA ile pozlar çekiyorlar. Formula’nın hangi ülkede yapılacağına karar veren FIA değil. FIA yerel otomobil federasyonlarının üst kuruluşu. Dolayısıyla Formula 1’in sahibi ile masaya oturup onlardan bir iyi niyet mektubu almanız lazım. Sağda solda bu konu ile alakası olmayanlarla poz çekerek, hava atarak bu işler olmuyor. Bugüne kadar da bu işi 7 kere biz yaptık. 2 defa da yine bizim pistte kiracı firma yaptı. Poz vererek bu işler İstanbul’a gelmedi, ne 7 yere yapılırken geldi ne 2 defa yapılırken geldi. Onun için biz şimdi izliyoruz. Ümit ediyorum güzel, başarılı bir ihale olur. Alan da kiraya veren de hayrını görür.”

“Türkiye iş hayatının katılığı açısından dünyada açık ara “1 numara”

Şekib Avdagiç, iş kanununun kümülatif olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, mesai saatlerinin kısaltılması gibi sadece bir-iki alt başlığın tek başına değerlendirilmesinin doğru olmayacağını vurguladı.

Yapılan araştırmalara göre Türkiye’nin, iş hayatının katılığı açısından dünyada açık ara “1 numara” olduğunu, böyle bir katılığı Türk iş dünyasının uzun süre kaldıramayacağını dile getiren Avdagiç, bütün ülkelerde iş güvencesi açısından bazı başlıklar bulunduğunu ancak Türkiye’de bu başlıkların daha ayrıntılı olduğunu söyledi.

Avdagiç, bu başlıkların; kıdem tazminatı, işverenin emeklilik durumunda karşı karşıya kaldığı ilave yük, işsizlik sigortası, iş güvencesi ve sendikal tazminat olduğunu kaydederek, Türkiye’nin bu 5 mekanizmanın uygulandığı tek ülke olduğunu bildirdi.

Bu katılıkla Türk iş dünyasının rekabetçiliğini sağlamasının mümkün olamayacağını belirten Avdagiç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İstihdam üzerindeki yüklerde çok aşamalı bir konu var. Kıdem tazminatı var. Her yıla 30 gün. İşveren, emeklilikle ilave bir yükle karşı karşıya. İşsizlik sigortamız var. Defakto olarak bunu da işveren ödüyor. İş güvencesi var. İşten çıkardığınız zaman 8 ay artı 4 ay işe iade tazminatı var ve sendikal tazminat var en az 12 ay. Dolayısıyla bu 5 mekanizmanın uygulandığı tek ülkeyiz. OECD ve AB ülkelerinde böyle 5’li bir yapı yok. Çalışan, ‘ben gidiyorum’ dediği zaman gidiyor, onunla ilgili işvereni koruyan hiçbir şey yok. En fazla ihbar süresi kadar bir çalışma mecburiyeti var. Dolayısıyla bu katılıkla önümüzdeki dönemde Türk iş dünyasının rekabetçiliğinin sağlanması mümkün değil. Yani istihdamın üzerinde hem kamunun yüklerini azaltması lazım hem de bu 5 aşamalı katılığın azalması lazım.”

“İşverenin cebinden çıkan paranın sadece yüzde 55’i çalışanın eline geçiyor”

Şekib Avdagiç, aylık 100 bin lira brüt maaşlı çalışanın eline geçen oranın yüzde 55 olduğunu belirterek, “Yani işverenin cebinden çıkan paranın sadece yüzde 55’i çalışanın eline geçiyor. Bu konudaki düzenlemeleri gözden geçirmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Kayıt dışılığın önlenmesi, çalışanların herhangi bir hak kaybı yaşamamasını ve işverenlerin daha rekabetçi olmasını konuştuklarını dile getiren Avdagiç, “Hem çalışan ve ücretler üzerindeki kamu yükünü optimize etmemiz lazım hem de bu 5’li mekanizmayı gözden geçirmemiz lazım.” ifadesini kullandı.

Avdagiç, iş kanunu görüşülürken kapsayıcı bir yaklaşımla sürecin yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

“Eximbank kredileri 40-45 milyar dolar seviyelerine yükselmeli”

İTO Başkanı Avdagiç, Eximbank’ın ihracatçılara verdiği desteğin ticaretin seyrini çok olumlu etkilediğini belirterek, ancak reeskont kredisi alan firmaların, bunu amacına uygun kullanması gerektiğini vurguladı.

Reeskont kredilerinin, ihracatı daha rekabetçi hale getirecek firmalara kullandırılması gerektiğini kaydeden Avdagiç, “Daha evvelki KGF kredilerinde olduğu gibi bir kısım reeskont kredisi kullanıcıları bunu gerçek amacı dışında kullanırlarsa, bu sefer devlet reeskont kredisi kullananların tamamıyla ilgili tedbir almak zorunda kalır.” açıklamasında bulundu.

Beklentilerinin, Eximbank kredilerinin Türkiye’nin 2 aylık ihracatına denk gelecek seviyelere, yani 40-45 milyar dolar civarına yükseltilmesi yönünde olduğunu kaydeden Avdagiç, bunun gerçekleşmesi durumunda sürecin daha rahat yürütülebileceğini aktardı.

Avdagiç, savunma sanayisinde atılan adımları çok değerli bulduklarının altını çizerek, “Türkiye’de savunma sanayisi konusunda ciddi bir ekosistem oluştu. Burada sadece ana savunma sanayi şirketlerinin olması yetmez. Alt ürün, hizmet, sistem üreten firmaların oluşması da önemli. Türkiye’nin dünya savunma sanayisi pazarında da şu andakinden çok daha etkili bir noktaya doğru hızla gittiğini görüyorum. Bu, Türkiye’nin dış politikasına da çok ciddi bir katkı sağlayan unsur durumuna gelmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Kırmızı ette ana girdilerde böyle bir artışı gerektirecek maliyet oluşmadı”

Şekib Avdagiç, kırmızı et fiyatlarıyla ilgili süreci iyi takip etmek gerektiğinin altını çizerek, son bir yılda yem fiyatlarının yüzde 27, kırmızı et fiyatlarının ise yüzde 100’ün üzerinde arttığını, bunun rasyonel olmadığını söyledi.

Bazı market zincirlerinde kırmızı et fiyatlarının ramazan ayı boyunca sabit kalması konusundaki adımların etkili olduğunu dile getiren Avdagiç, buna karşılık kırmızı et fiyatlarının daha makul bir noktaya gelmesi gerektiğini vurguladı.

Avdagiç, kırmızı ette ana girdilerde böyle bir artışı gerektirecek maliyet oluşmadığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ito-baskani-avdagicten-sikilastirma-aciklamasi-aciklamasi/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: ‘Cumhur İttifakı’mızla beraberiz’ https://www.haber28.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-cumhur-ittifakimizla-beraberiz/ https://www.haber28.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-cumhur-ittifakimizla-beraberiz/#respond Wed, 17 Apr 2024 01:12:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14605 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Her partinin kendi adayıyla girdiği yerler var. Ama bu, işin esasını değiştirmiyor. Biz birlikte girdiğimiz yerlerde başta büyükşehir belediye başkan adaylıkları olmak üzere Cumhur İttifakımızla beraberiz.” dedi.

Kahramanmaraş’ın Ekinözü ilçesinde partisinin aday tanıtım toplantısına katılan Destici, burada bulunmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirerek, vatandaşların Ramazan’ı Şerif’ini tebrik etti.

Destici, Ramazan’ı Şerif’in Doğu Türkistan, Filistin, Gazze ve Kafkaslar başta olmak üzere dünyadaki bütün mazlumların, savaşlarda hem ölüm hem de açlıkla mücadele etmek zorunda kalan soydaş ve dindaşların kurtuluşuna vesile olması temennisinde bulundu.

BBP’nin 29 Ocak 1993’te merhum Muhsin Yazıcıoğlu tarafından kurulduğunu ifade eden Destici, Yazıcıoğlu’nu, şehadetinin 15. yılında rahmet ve minnetle yad ettiklerini söyledi.

Doğru kimden gelirse desteklediklerini, yanlış kimden gelirse ‘bu yanlıştır’ dediklerini belirten Destici, emekli maaşları, enflasyon ve çiftçilerin desteklenmesi konusunda hükümete önerilerini söylediklerini ve ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini belirtti.

31 Mart’taki seçimlerin devlet ve millet için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Destici, şöyle devam etti:

“2017 yılında referandumdan beri Cumhur İttifakı’yla beraberiz. 2018 seçimlerine birlikte girdik. Birlikte kazandık. 2019 yerel seçimlerinde ittifakımız devam etti. İşte geçtiğimiz yıl 2023 seçimlerinde hem Cumhurbaşkanlığı hem de milletvekilliği seçimlerinde ittifakla seçime girdik. Şimdi bu yerel seçimlerde de büyükşehir belediye başkanlıklarının tamamı başta olmak üzere bazı il belediye başkanlıklarında, ilçe belediye başkanlıklarında ittifakla seçime gidiyoruz. Ama ittifakın yani işbirliğinin olmadığı, ittifakta bulunan 3 partimizin de ayrı ayrı seçime girdiği seçim bölgeleri de var. İşte ben Sivas’tan geliyorum. Sivas’ta bizim de belediye başkan adayımız var. Hem de kuvvetli bir aday. İnşallah Sivaslı seçmenimizin desteğiyle kazanacağız ve Muhsin Başkanımızın emanetine sahip çıkacağız. AK Parti’nin de adayı var, Milliyetçi Hareket Partisinin de adayı var. Yozgat’ta AK Parti’nin de adayı var, Milliyetçi Hareket Partisinin de adayı var. Yani yerel seçim olduğu için işbirliği yapılan yerler var. Her partinin kendi adayıyla girdiği yerler var. Ama bu, işin esasını değiştirmiyor. Biz birlikte girdiğimiz yerlerde başta büyükşehir belediye başkan adaylıkları olmak üzere Cumhur İttifakı’mızla beraberiz ama Cumhur İttifakı partilerimizin, AK Parti, MHP ve Büyük Birlik Partisinin kendi adaylarıyla da seçime girdiği yerler var.”

Bugüne kadar oy almak için yalan söylemediklerini, komünist politika yapmadıklarını, bundan sonrada yapmayacaklarını ifade eden Destici, inandıkları değerler için siyaset yaptıklarını ve öyle yollarına devam edeceklerini söyledi.

Destici, öncelikle Allah’ın daha sonrada milletin menfaatini gözettiklerini ifade ederek, bunun için yollarda olduklarını belirtti.

Bir süre önce geçirdiği trafik kazasının ardından tekrardan seçim çalışmalarına başladığını kaydeden Destici, seçim çalışmaları kapsamında devletten bir kuruş hazine yardımı almadıklarını dile getirdi.

Belediye meclis üyesi adaylarının destekleriyle seçim giderlerini karşıladıklarını ifade eden Destici, Ekinözülü vatandaşların helal oylarıyla kentteki belediye seçimini kazanmak istediklerini vurguladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-cumhur-ittifakimizla-beraberiz/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, seçimlerde başarı için iyi anlatmanın önemini vurguladı https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-secimlerde-basari-icin-iyi-anlatmanin-onemini-vurguladi/ https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-secimlerde-basari-icin-iyi-anlatmanin-onemini-vurguladi/#respond Mon, 15 Apr 2024 04:48:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14388 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Seçim iddia ve inanç işidir. Seçime 21 günümüz kaldı. Gerçekten kendimizi iyi anlatırsak, çok insana temas edebilirsek Allah’ın izniyle bu seçimi alırız.” dedi.

AK Parti Çanakkale Belediye Başkan adayı Jülide İskenderoğlu’nun İÇDAŞ Kara Yusuf Kongre Merkezi’ndeki proje tanıtım toplantısında konuşan Uraloğlu, Çanakkale’de AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partililer arasında güzel bir birlikteliğin olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 22 yıllık AK Parti hükümetlerinde güzel hizmetler yaptıklarını anlatan Uraloğlu, şöyle konuştu:

“Çanakkale’mize yaptığımız hizmetler var. İstanbul’a kadar olan yolu bölünmüş yol olarak bitirdik ve önemli bir bölümünü de otoyol olarak bitirdik. Geri kalan Kınalı-Malkara arasının da sözleşmesini yaptık. Bir kredi çalışması var, onu yürütüyoruz. Buradan Bursa’ya, Yalova’ya olan yolu, Balıkesir’e kadar olan yolu, İzmir’e kadar olan yolu bölünmüş olarak bitirdik. İlçelerimiz arasında yollar var. Onların bir kısmını yaptık. Yine adalarımızda yollar var. Bir kısmını yaptık. İhtiyaç olanlar var, onlara devam ediyoruz. Planladıklarımız var. İnşallah önümüzdeki süreçte hayata geçireceğiz.”

Bakan Uraloğlu, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün bir mühendislik eseri olduğuna dikkati çekerek, mühendis ve yönetici olarak böyle bir projede görev almaktan duyduğu gurur ve mutluluğu dile getirdi.

Çanakkale Köprüsü’nün “en”lerinin bilindiğini ifade eden Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına atfen 2 bin 23 metre orta açıklığı var. 318 metre ayak yüksekliğiyle 18 Mart’a işaret var orada. Yine orada ay yıldızımızdan, bayrağımızdan renklerini alan kırmızı ve beyaz renklerimizi var. Türk İslam motiflerini orada yansıtan motiflerimiz var. Onun için böyle bir eseri ülkemize ve Çanakkale’mize kazandırmış olmaktan gerçekten gururluyum. Oradan 5,5 milyon araç geçti. Artık Çanakkale’de sis var vesaire karşıya geçebilir miyiz düşüncesi yok. Her halükarda geçeriz çok şükür. Şimdi Assos ve Troya Tünelleri, Küçükkuyu Ayvacık Yolu… Sadece orası mı? Orası aynı zamanda bizim güneye açılan kapımız. Orayı bitirdik. Çanakkale’de hiç tünel yoktu. Tünellerle beraber bitirdik. Çanakkale’nin merkezinde köprülü kavşaklar yaptık. Burada birçok hizmetimizi yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz.”

Uraloğlu, Çanakkale’de il ve ilçe belediyeleriyle beraber daha iyi hizmet edebileceklerini belirtti.

Çanakkale’yi sonuna kadar desteklemeye devam edeceklerini anlatan Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Ben Trabzonluyum. Bizim bir sloganımız var: ‘Bize her yer Trabzon.’ Bize Çanakkale de Trabzon. Biz böyle, bu şiarla hizmet ediyoruz, hiç ayrıştırmadan. Jülide Hanım da bizim gelinimiz. Mecburen ona yardımcı olacağız. Mecbur onu destekleyeceğiz. Seçim iddia ve inanç işidir. Seçime 21 günümüz kaldı. Gerçekten kendimizi iyi anlatırsak, çok insana temas edebilirsek Allah’ın izniyle bu seçimi alırız. Ben böyle bir ekip ve çalışma görüyorum. İnşallah 1 Nisan sabahından itibaren de Çanakkale’mizi şimdiye kadar olduğu gibi bundan daha fazlasıyla inşallah destekleyeceğiz. Ulaşımından diğer bütün konulara kadar yani sadece ulaşım konusu değil belediyecilik anlamında da biz ne yapabileceksek o noktada olacağız. Cumhur İttifakı’yla beraber inşallah yolumuza devam ediyoruz.”

Bakan Uraloğlu’nun konuşmasının ardından Cumhur İttifakı Çanakkale Belediye Başkan adayı Jülide İskenderoğlu, projelerini anlattı ve ekibini tanıttı.

İskenderoğlu konuşmasının ardından Uraloğlu’nu sahneye davet ederek ekibiyle fotoğraf çektirdi, günün anısına Türk bayrağı tablo hediye etti.

Proje tanıtım toplantısına, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, AK Parti İl Başkanı Naim Makas, MHP İl Başkanı Ali Tuğrul Yıldırım ile partililer katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-secimlerde-basari-icin-iyi-anlatmanin-onemini-vurguladi/feed/ 0
Özhaseki: Kentsel dönüşüm bir an önce yapılmalı https://www.haber28.com.tr/ozhaseki-kentsel-donusum-bir-an-once-yapilmali/ https://www.haber28.com.tr/ozhaseki-kentsel-donusum-bir-an-once-yapilmali/#respond Mon, 15 Apr 2024 02:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14367 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Bir an önce yenilenmemiz lazım. Bir an önce evlerimizi dönüştürmemiz lazım. Kentsel dönüşüm bunun için elzemdir. Biz deprem ülkesiyiz, bunu bilelim. Her deprem olduğunda dizimize vurup ah edip devam edemeyiz.” dedi.

Özhaseki, Bursa Büyükşehir Belediyesince inşa edilen Türkmenbaşı-Erdoğan Caddesi Bağlantı Yolu’nun açılışında yaptığı konuşmada, gün içinde Bursa’da bazı açılış, anahtar teslim ve temel atma törenlerine katıldığını anımsattı.

Anadolu coğrafyasında tüm güzelliklerin toplandığını belirten Özhaseki, “Bu coğrafyanın da bir kusuru var. Hatta bir değil iki tane kusuru var. Birisi fitne odakları bir türlü bitmek bilmez. Yerin altında gözükürler. Yurt dışından da tahrik ederler onları ve bunun neticesinde de başımıza bela olur. İkincisi de depremsellik. Böyle iki kusurumuz var.” ifadelerini kullandı.

Bu coğrafyada binlerce yıldır beraber yaşanıldığını vurgulan Özhaseki, “Hiç kimsenin yaşam tarzı bizi ilgilendirmiyor. İnsanlar ister modern bir yaşamı tercih etsinler, isterse muhafazakar bir yaşamı tercih etsinler, başımızın üstünde yeri var. Aynı gemide yaşadığımız için birbirimizi sevmekten, kol kola girmekten başka da çaremiz yok.” diye konuştu.

Türkiye’nin deprem gerçeğine işaret eden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var. En önemli fay hattı Kuzey Anadolu Fay Hattı. Van civarından başlıyor, yaklaşık 80 senelik bir süre içerisinde önce Niksar, Tosya, Bolu, Abant, Gölcük’e kadar gelmiş. Şimdi Adalar segmentinde bekliyor. Allah korusun bu kırılırsa ki tarihsel geçmiş ve gerçeklik kırılacak gibi gözüküyor. Ne zaman kırılacağını hiçbirimiz bilemiyoruz. İşte o zaman çok acı çekeriz. Çok dizimize vururuz, çok ah ederiz. Binlerce yıldır hareketli olan bu hattından dolayıdır ki bizim bir an önce yenilenmemiz lazım. Bir an önce evlerimizi dönüştürmemiz lazım. Kentsel dönüşüm bunun için elzemdir. Biz deprem ülkesiyiz, bunu bilelim. Her deprem olduğunda dizimize vurup ah edip devam edemeyiz.”

“Birbirimizi yiyerek bir yere varamayız”

Bakan Özhaseki, yaklaşan depremler karşısında herkesin çok ciddi adım atması gerektiğini vurguladı.

Kentsel dönüşümü doğru yapmanın tek yolunun, bakanlık, belediye ve vatandaşın el ele vermesi, anlaşıp beraber çalışması olduğunu dile getiren Özhaseki, “Vatandaşa en az şekilde külfet getirecekler. Bazen de hiç gelmeyecek belki, hesaplar neticesinde ama eğer bir belediye kendi bölgelerini hesaplayıp oradaki vatandaşlarla görüşüp, ikna edip, Bakanlık tarafına geliyor, ‘Elinizde hangi imkanlar varsa gelin beraber yapalım’ diyorsa en başarılı belediye başkanı o.” değerlendirmesinde bulundu.

Özhaseki, iki gün önce İzmir’de olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:

“25 senedir Cumhuriyet Halk Partili bir idare var orada. O gördüğünüz kordonun 200 metre gerisine gidin. Emin olun köylerimizden daha geri. Briketten yapılmış evler, rastgele yığınlar, en ufacık deprem olduğunda yerle bir olacak binlerce ev var. Çırpınıyoruz, yırtınıyoruz. ‘Türkiye deprem ülkesi. Bir an önce kentsel dönüşüm yapalım. Eşlerimizi, yavrularımızı kaybetmeyelim’ diye dillerimizde tüy bitti. Sayın Cumhurbaşkanı’mız uykusunu yitiriyor. Bizler gece gündüz her yerde seferberlik ilan ettik ama ne yazık ki bu arkadaşların hiçbirisinin kentsel dönüşüme girmeye niyeti yok.”

Kentsel dönüşümün önemine dikkati çeken Özhaseki, “Birbirimizi yiyerek bir yere varamayız. Birbirimizin ayağına çelme atarak bir yere varamayız. Hasetlikle bir yere varamayız. Bir araya gelerek akıl ne icap ediyorsa, doğruluk neyse, iyilik neyse, kol kola girerek ve yardımlaşarak işi çözebiliriz. Kentsel dönüşüm de böyle bir şey.” dedi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da açılan bağlantı yolunun kent trafiğini rahatlatacak önemli adımlardan olduğunu belirterek, yeni dönemde kentsel dönüşümde de önemli projeleri hayata geçireceklerini ifade etti.

Konuşmaların ardından Türkmenbaşı-Erdoğan Caddesi Bağlantı Yolu’nun açılışı gerçekleştirildi.

Törene, Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, ilçe belediye başkanları ile çok sayıda partili katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ozhaseki-kentsel-donusum-bir-an-once-yapilmali/feed/ 0
CHP Bursa Büyükşehir adayı Mustafa Bozbey: “Bursa Kent Anayasası’nı yaparak işe başlayacağız” https://www.haber28.com.tr/chp-bursa-buyuksehir-adayi-mustafa-bozbey-bursa-kent-anayasasini-yaparak-ise-baslayacagiz/ https://www.haber28.com.tr/chp-bursa-buyuksehir-adayi-mustafa-bozbey-bursa-kent-anayasasini-yaparak-ise-baslayacagiz/#respond Sun, 14 Apr 2024 08:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14286 Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Büyükşehir adayı Mustafa Bozbey, 2050 Bursa Kent Anayasası’nı yaparak işe başlayacaklarını ifade ederek, “Yaşanabliir kent, yeşil Bursa özlemi çok fazla. 2050 vizyon dediğimiz çevre düzeni planını yapmak, altında da kentsel dönüşüm alanlarını 23 noktada belirlediğimiz yerleri planlayıp, mikro bölgeleme çalışmalarını da tamamladıktan sonra tüm fay hatlarının nereden geçtiğini belirledikten sonra yapacağız. Tüm kent dinamiklerini sürece dahil edip Bursa Kent Anayasası’nı yaparak işe başlayacağız” dedi. CHP örgütlerinde birliktelik olduğunu kaydeden Bozbey, “Biz seçimi kazanacağız. Hizmetlerimizle de başarılı olacağız” ifadesini kullandı

Başkan adayı Mustafa Bozbey, basın toplantısında vizyonunu paylaştı. CHP Milletvekilleri Orhan Sarıbal ve Hasan Öztürk ile İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın da katıldığı toplantıda Bozbey, soruları da cevaplandırdı.

5 yıla yakın süredir sahada olduğunu hatırlatan Mustafa Bozbey, “Son adaylaşma sürecinden sonra da aday olarak da sahadayım. Gittiğimiz her ilçede her yerde gerçekten öncelikli olarak merkezde sorunlar başka, diğer ilçelere kentin dışına çıktığımızda daha farklı sorunlarla karşılaşıyoruz. Kentin içinde ana sorun trafik, kentsel dönüşüm ve ekonomi. Kentin biraz dışarısına çıktığımızda orada ekonomi biraz daha öne çıkıyor. Her ilçenin sorunu bir başka, talepleri bir başka ve acil çözülmesi gereken sorunları da bir başka. Onun için bizler sahada bunların tamamını not ediyoruz

Yapacağımız hizmetlerin sıralamasını da bu yönde planlayarak hareket ediyoruz. Merkezin dışında Yenişehir’in, İznik’in, Orhangazi’nin başka, Gemlik’in daha farklı. Mustafakemalpaşa’nın farklı, dağ ilçelerinin ki daha farklı. Böyle bir kentteyiz. Üstelik de gelişmişlik sıralamasına baktığımızda buna göre de ihtiyaçların ve taleplerin olduğunu görüyoruz. Büyükorhan gelişmişlikte 815.sırada. Zaten 973 ilçe var. Düşünün bir bu ilçemizde insanlarımız yaşıyor. 2 bin civarında da nüfus artışı yaşanmış son bir yılda. Ama oranın da talepleri farklı. Bizler hem projelerimizi hem de önceliklerimizi belirlerken işte bu 17 ilçemizde bu farklı talepleri, istenilen projeleri uygulamak için 1 Nisan’ı bekliyoruz. Kentin sorunu trafik. Trafiğin ne denli önemli olduğu biliyorsunuz. Zamanınınız önemli kısmını trafikte harcadığınızı biliyoruz. Trafikte hep zaman problemini anlatıyoruz. Trafiğin en kötü tarafı; çevresel anlamdadır. Yani havamızı kirletiyoruz. Çevremizi kirletiyoruz. Bursa’nın havasının da kötü ve kirli olduğunu biliyoruz. Bir istasyonu kontrol ettiğimizde 165 PM üzerinde kirlilik olduğunu görüyoruz. Trafik sadece zamanımızı almıyor, bizim soluduğumuz havayı da kirletiyor. Çocuklarımızın soluduğu havayı da kirletiyor. Çevremizde deprem olduğunda aklımıza geliyor. Bu kent 1999’da da depremi yaşadı. 1999’dan 2024’e 25 yıl geçti. Yapılanları incelediğimizde Nilüfer Belediyesi’nde yapılanlar hiç bir ilçede maalesef yapılmadı, yapılamadı. Bunun da sorgulanması lazım. Biz 1999 depreminden sonra İnşaat Mühendisleri Odası ile protokol yaptık. 1999 öncesi bütün yapıların testlerini yaptırdık. Bunları da ilgililer ile paylaştık. Ataevler bölgesi son derece önemliydi. O bölgede özellikle depremsellik açısından sıkıntılar vardı. Kentsel dönüşüm projelerini hazırladık. Ne yaptık hem toplanma alanlarını, aynı zamanda da depremden sonra olabilecek bazı durumlara karşı da mahalle afet gönüllülerini yetiştirdik. Muhtarlıklara afet konteyneri koyan, jenaratör, delici kesici aletleri koyan tek belediye olduk Türkiye’de. Bunların amacı neydi, gönüllüler vardı. Afet konteynerini nasıl kullanacaklarını biliyorlardı. 28 mahalleye koyduk. Profosyonel ekipler gelinceye kadar müdahale etmeyi öğrendiler. 6 Şubat depremini yaşadık. 11 şehri etkiledi. O şehirlerimizde afet konteynerleri olsaydı, gönüllüler olsaydı profosyonel ekipler gelinceye kadar binlerce canımız kurtarılabilirdi. Bunu tanıtıp, duyurduk. Ama hiç kimse kılını kıpırdatmadı” dedi.

“Fay hatlarıyla ilgili çalışma yaptık 95 kilometrelik fay ortaya çıktı”

Nilüfer’de ilçe belediyesinin sorumluluğunda olmamasına rağmen fay hatlarıyla ilgili çalışma yaptıklarını vurgulayan Mustafa Bozbey, “1855 Bursa’nın yıkıcı olan depremin fayının tespitine başladık. Büyükşehir dahil 6 belediye başkanına mektup yazdık. Osmangazi, Yıldırım,, Kestel, Gürsu, Yenişehir, İnegöl ve Büyükşehire uzansın dedik. Hiç bir belediye başkanından geri dönüş yapılmadı. O proje Nilüfer’de kaldı. 2000 senesinin sonuna doğru Bebka ile hocalarla proje yürütüldü. Bursa’nın yeni fayının tespitini sağladık. 1855 depremindeki fay hattının tespitini yaparken, 95 kilometrelik yeni fayla karşı karşıya kaldık. İyi ki başlamışız. 7.3 büyüklüğünde deprem üreten bir fay. Üstelik de 1400 yılından beri de hareketlenmemiş bir fay. Bu fay nereden geçiyor. Stadyum ile yeni yapılan hastanenin arasından geçiyor. 6 Şubat’ı yaşadık, halen daha biz bu şehirde aktif fayların nerelerden geçtiğine dair araştırmayı yaptırmadık. Mikro bölgeleme projesini yaptırmadı. İnsanlarımız oralarda yaşıyorlar, yeni yeni binalar, fabrikalar yapılıyor. Hakikaten bu kentin sahibinin olmadığının kanıtı bunlar. Bu kentin yöneticisinin olmadığının kanıtları bunlar. .

Eğer siz kent yöneticisi iseniz. Kentin insanının güvenliğini ve huzurunu, temiz havaya ulaşmasını, sağlıklı şekilde zamanında erişmesini sağlamakla sorumlusunuz. Bunu yapmıyorsunuz. İşte herşey ortada. Onun için bunları paylaşmak, bunları çözmek inanıyorum ki, bizler için büyük bir huzur büyük bir mutluluk olacak. Bu kentte 3,3 milyon insan yaşıyor. Merkezinde 2,3 milyon insan yaşıyor. 400 bin de sığınmacı var” diye konuştu.

Çarşının pazarın gündemi ekonomi

Önemli konulardan birisinin de ekonomi olduğunu kaydeden Başkan adayı Mustafa Bozbey, “Gittiğimiz esnafda, kahvehanede, pazarda, çarşıda öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki, vicdanımız el vermiyor. Yüreğimiz dayanmıyor. Gizli gizli benim kolumu tutup kulağıma söylenenleri halen daha kulağıma geliyor, içim ürperiyor. Çok zorda olan insanımız var. Öyle insanlarımız var ki, ihtiyacı olduğu halde ihtiyacını dahi söyleyemiyor. Ama gerçekten muhtaç. İşte bu insanlara bizim mutlak ulaşmamız, onları da yaşamla en azından gelecekle ilgili kaygılarını, umutsuzluklarını ortadan kaldırmamız gerekiyor. Sahip çıkmamız gerekiyor. Bunu yaparken de bir elin verdiğini diğer elin görmemesi gerekiyor. Öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki evine aylarca et girmemiş. Çocuğuna aylardır süt içirememiş, okuluna gönderirken kahvaltı yaptıramayan anneler var. Bu konuda da desteklerimiz var. Sizler biliyorsunuz. Kırsala gittiğimizde oradaki köydeki insanlarımızla konuşuyoruz. “Niye ekeyim ” diyor. Ektiğimde daha fazla para harcayıp, borçlanacağım, sattığımda yerine koyamayacağım” diyor. 1-2 dönüm yerimi satıp idare ediyorum diyorlar.

Bursa’da dağ ilçeleri de dahil olmak üzere var olan tarım topraklarının yüzde 30-35’i başka ellere geçmiş. Baba ihtiyaçtan dolayı araziyi satmış, bir süredir de o araziyi ekip biçiyorlar. Fakat baba rahmetli olunca bir bakıyorlar ki, tarlayı 7 sene önce satmış, tarla başkasının. Aile bile bilmiyor. Böyle dramlarla karşı karşıyayız. Ekonomi git gide özellikle alt gelir gruplarını vuruyor. Yaşam sorunlarını ortaya çıkarıyor. Aile içi dramları çoğaltıyor.

Bunun yanında kentimizde önemli sorunlardan birisi, madde bağımlılığı. Bunu her yerde konuşamıyoruz. Ama vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Gelip bir baba; gözüyaşlı olarak bana sarılıyor. Nasıl kurtaracağım diyor. Amatem’e götürüyorlar, çocuğunuz tedavi olmak istemiyor diyorlar. Geri gönderiyorlar. Öyle hikayeler anlatıyorlar ki, orası da ayrı ısdırap, aile içi şiddeti anlatıyorlar. Bunları yaşıyoruz. Sahada görüyoruz. Büyükşehir’de özel bir çalışmanın yapılması gerektiğine inanıyoruz. Arkadaşlarımız hazırlıklara başladılar. Aileler diyor ki, çocuğumuzun bağımlı olduğunu komşular söyledi, hiç konduramadım diyor. Ne zaman bize şiddet uygulamaya başladığınca fark ettik diyorlar. Mahallenin bölümüne bir kesimi gitmiyor. Biz diyor ki, bu mahallenin öbür tarafına geçmiyoruz. Mahalle içerisinden bahsediyoruz. Böyle vahim tablolarla karşı karşıyayız” şeklinde konuştu

“2050 vizyon çevre düzeni planını yapacağız”

Bursalının yaşanabilir ve yeşil Bursa özleminin çok fazla olduğunu anlatan Başkan adayı Mustafa Bozbey, “2050 vizyon dediğimiz çevre düzeni planını yapmak, altında da kentsel dönüşüm alanlarını 23 noktada belirlediğimiz yerleri planlayıp, mikro bölgeleme çalışmalarını da tamamladıktan sonra tüm fay hatlarının nereden geçtiğini belirledikten sonra yapmak, tüm kentin dinamiklerini oraya alarak, çocuklardan iş dünyasına kadar her kesimin teslim edildiği planlama süreciyle Bursa kent anayasasını yaparak işe başlayacağız. Bursa için profesyonel olarak çalışma yaptırdık. Bursa’nın daha önce sunumda da çözüm programında bunları gündeme taşımıştık. Metro ve tramvay hatlarıyla, raylı sistemle ancak Bursa’nın trafiğini çözebiliriz. Bunun programını yaptık. O konuda hazırlıklarımız var. Bilim insanlarının özellikle ulaşım master planı var. Bunu delik deşik yaptılar. Gerçekten yeni ulaşım master planına ihtiyaç var. Palyatif çözümlerle trafiği tıkarsınız. Mutlak suretle raylı sistemlerle trafiği çözeceğiz. Monoray’ı da tekrar arkadaşlarımız değerlendirebilir” diye konuştu.

“Düşük faizlerle uzun vadeli borç bulunabilir”

Başkan adayı Bozbey, sorular üzerine Ankara’yı Bursa’nın menfaatleri için ikna ederek uyum içinde çalışabileceklerini vurgulayarak, “Seçim sürecinde farklı söylemler olabilir. Buna saygı duymak lazım. Ancak her şehrin bir geliri var. Üstelik Bursa Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü açısından 2.sırada. Gelirleri de iyi durumda. Onun için hazırlamış olduğumuz projelerin önemli kısmını kendi gelirleriyle yapmak mümkün. Bunu yaparken de israf edilen. ya da gerçekten kentliye olumlu sonuç vermeyecek projelerden uzak duracağız. Yani israf projelerinden kaçınacağız. Stadyuma gerek var mıydı? Yeni bir stada gerek var mıydı. O zaman da itiraz ettik. Hiç gerek yok. Kapasitesi büyümesi gerekiyorsa, Atatürk stadına 4-5 metre ilave edelim, kapasite büyürdü. Uluslararası standartlarda olur” dedik. Borç harç kamulaştırması da borçla yapıldı. Aslına bakarsanız Büyükşehir Belediyesi’nin önemli miktarda borcu; stadyumdan kaynaklanan borç. Çıkacak ortaya. Bu kentte siz geliri en iyi şekilde en rantabl şekilde projelere aktarmanızdır. Düşük faizlerle uzun vadeli borç bulunabilir. Kent ve kentliyi düşünerek hareket etmelisiniz. 7 yılda bir metre raylı sistem döşenmedi bu kente. T 2 yıllar önce başlamıştı, başka bir metre döşenen raylı sistem yok. Neden öncelikler başkaydı. Paranın önemli kısmını israf ettiler. 20 senelik yöneticilik yaptım. Bir çok projeyi Ankara ile ikili ilişkilerle çözdüm. Kamuoyu biliyor. Önemli olan sizin yaptığınız projeyi ikili ilişkilerle vatandaşa ne kadar faydalı olabileceğini anlatabilme kapasitenizdir. Ankara’da da ilişkiler destek bulur. Bunu daha önce yaptık ve başardık” dedi.

“Doğanbey TOKİ kentin böğrüne hançer saplamış”

Doğanbey TOKİ’lerin Bursa’nın böğrüne vurulmuş bir hançer olduğunu anlatan Başkan adayı Bozbey, “Doğanbey’i kimse kabul etmiyor. Kime sorsak ben karşıydım diyor. Doğanbey’i kim yaptı? Kime sorsak benim değil diyor. Kimin zamanında olduğu belli. Hangi meclis üyelerinin el kaldırdığı, başkanların el kaldırdığı onay verdiği belli. Ama nedense kimse üstlenmiyor. Ortada kaldı. Neredeyse biz yaptığa dönecek iş. Eğer Mustafa Bozbey Doğanbey’i yaptı derlerse şaşırmayın. Kiminle görüşsem, benim haberim yok diyor. Doğanbey Bursa’nın böğrüne vurulmuş bir hançer. Eğer biz değerlerimizi koruyamazsak, bunları değerlendirecek kapasitede değilsek, kent yöneticisi yok demektir” ifadesini kullandı

“Bursaspor düştü Bursa düştü”

Atatürk Kapalı Spor Salonu ile ilgili bir soruya da Bozbey şu cevabı verdi: “Spor salonuyla ilgili ihalesi yapıldı. 3 bin 100 kişi kapasiteli. Aslında Nilüfer’de 7 bin 500 ve 5 bin kapasiteli iki salon var. O salon yetmez, en az 5 bin kapasiteli olması lazım ki yıkıldığına değsin. Sorarlar, niye yıktınız, niye aynısını yapıyorsunuz diye sorarlar. Salon kullanışlı idi. Kapasitesi 3 bin 500’dü. Seçim geliyor diye apar topar o salonu yapma ve ihale etme gereği duydular. Göreve gelince tekrar değerlendirme imkanımız olacak. Bursaspor düştü, Bursa düştü. Bursa düştü, Bursaspor düştü. Hepsi paralel şekilde bugünlere geldi. Son sıraya çakıldı. Adıyaman’da aldığımız 3 puana sevinir olduk. Takım bu hallere nasıl geldi, kötü yönetimden geldi. Takımın bu hale gelmesinin sebebi, kötü yönetimdir. Bursa bu hale nasıl geldi, kötü yönetimden geldi. Siyasiler, Bursaspor’a destek verecekler. Kentin dinamikleri Bursaspor’a destek vermek zorundalar. Ama kalkıp da bu oyuncuyu oynatacaksın, bu antrenör gelecek diye müdahil olursanız, Bursaspor bu hale gelir. Bursaspor’un yönetiminin her yönetim gibi mutlaka şeffaf ve hesap verebilir olmalı. Denetlenebilir olmalı. 3’ünü yaparsanız Bursa büyük bir kent. Para verir, destek olur, nereye gideceğini bilirse destek olur. Denetlenebilir olmalıyız. Kent yönetimleri için de böyle. Bursaspor’a hiç merak etmeyin. Teknik olarak değil, biz destek vereceğiz. Profosyonel yönetilecek. Bursaspor’un bu hale gelmesinin sebebi, ehil insanlar tarafından yönetilmemesidir. Bursa ayağa kalkarsa, Bursaspor ayağa kalkar.” şeklinde konuştu.

Mustafa Bozbey, İpekyolu Film Festivali’nin devam edip etmeyeceğiyle ilgili bir soruya ise, “Merinos artık düğün salonuna döndü. Adı Atatürk Kongre Kültür Merkezi. Ama üzgünüm ki, düğünlerin, nikahların, dernek toplantılarının yemekli toplantıların yapıldığı bir alana döndü. Aslı kongre kültür merkezi. Siz bugüne kadar kaç kongre gördünüz. Olmadı. ya da her hafta senfoninin haricinde farklı etkinlik, tiyatronun, sanatsal etkinliğin yapıldığına şahit oldunuz mu? Bakış açınıza göre değişiyor. Bu kentte sadece sanayi, tarım değil, kültür sanat etkinliklerinin turizmle birlikte eşdeğer değerlendirilmesi lazım. Turist buraya geldiğinde akşam bir etkinliğe katılmak isteyecektir. Kültür sanat bilincini geliştrmemiz lazım. Çocuklarla başladık, gençlerle devam ettik, kadınları işin içine kattık. Onun için buradaki nesil farklılaştı. Olaylara, konulara bakışı da değişti. Bunu sporla, kültür sanat ve eğitimle sağladık. Aynı uygulamayı 17 ilçede de yapacağız. Merkezi anlamda da kültür sanat etkinliklerini kentin 17 ilçesine de yayacağız. Özellikle Bursa Festivalini 17 ilçede yapacağız. Kente yapılan ihanetlerin hangisini sayalım. Doğanbey’den başlayın. Hastane yerine bakın, yeşil alandı. Askerlerin diktiği ağaçların bir tanesi kalmadı. O bölgenin de bölgenin de ihtiyacı olan bir kent parkına dönüşebilirdi. Çam ağaçları 12 ay boyunca yeşil olduğu için karbon emisyonunu yapan ağaçlardı. Hastane başka yere yapılabilirdi. Ben olsaydım, bakanlık böyle bir karar almış mı, dosyayı alır giderdim trafik yükünü, fay hattını anlatırdım. Bunu yapmak için bilgi birikimine ihtiyacınız var. Konuya eğilmeniz lazım. Ankara’dakiler Bursa’yı yok sayıyor zannetmeyin. Siz kent yöneticisi olarak gidip onları ikna etmekle kendinizi sorumlu tutacak davranışa yönelmeniz lazım. Siz sahip çıkmazsanız Ankara oradan yapar. Hastane alanını FSM alanını bakanlık yapmaya kalktı. İtiraz edip anlattık. Yapmadılar. İşte size örnek. Siz kent yöneticisi olarak eğer kentin gidişatını belirleme yetkiniz yoksa, bu durumlar ortaya çıkıyor. Kent suçlarını 1 Nisan’dan itibaren ortaya çıkaracağız. Kent suçu işlemeyeceğiz. Bunun için Bursa Planlama Ajansı’nı kuracağız. Planlama Ajansı’na paralel Bursa Akademik Kurulu’nu kuracağız. 27 tane akademik odaların temsilcisi olacak, bunlarla birlikte 3 üniversitemiz var. Buradan da temsilcilerin olduğu Büyükşehir’den de temsilcilerin olduğu kuruldan bahsediyorum. Biz bundan sonra Bursa’da yaşanabilir bir kente dönüşün izlerini bırakmak istiyoruz.

Yasada parsel bazlı plan değişikliği kalktı. Yapılamaz. Ada bazlıya dönüştürüldü. Biz tam tersine bütüncül plandan bahsediyoruz. Bir mahallenin tamamının planlanması lazım. Birkaç mahallenin beraber planlanması lazım. Bunu yapmak için de, vizyon 2050 dediğimiz çevre düzeni planı ve onun altında yapacağımız kentsel dönüşüm planlarıyla Bursa’nın tamamını revize edeceğiz. Kentsel dönüşümle ilgili ilçelerde de sorunlar var. Onları da inceleyeceğiz. Sadece kentin içinde bu anlayışı yayarsak doğru değil. 17 ilçenin de bu konuda beklentileri var. 50-60-70 yıllık depreme dayanıksız binaların dönüşümünü sağlamamız gerekecek. Bursa ovası Türkiye’de en kıymetli tarım alanlarından bir tanesi. Güzel toprağa sahip ova. Bu ovayı kaybetmemek gerekiyor. Pandemiden kaynaklı, seçim dönemi kaynaklı sıkıntılar var. Tarım alanlarını korumamız lazım.

Bunu yapacağız. Yapılanlarla ilgili kimse kusura bakmasın. Biz pandemide 3 şeye ihtiyaç duyduk. Gıdaya, suya, enerjiye ihtiyaç duyduk. Bunlarla beraber yaşadık. İş dünyasının da çok daha bilinçli olduğunu görüyorum. İş dünyasının tarımın korunması konusunda hassasiyetleri var” şeklinde konuştu

“CHP örgütlerinde inanılmaz birliktelik var”

CHP örgütlerinde inanılmaz birliktelik olduğuna işaret eden Başkan adayı Mustafa Bozbey, “Siz yazılanlara bakmayın. 3-5 kişi var. Onlar iftira yalan algının peşindeler. Sorun değil, il başkanımız da takip ediyor. Onların gereklerini yapacak. Biz hem seçimi kazanacağız. Hizmetlerimizle de başarılı olacağız. Söylediklerimizi yapacağız. Biz bu kenti seviyoruz. Çocuklarımızın gülümsemesi için çalışacağız. Hem il başkanı, hem milletvekillerimiz ve tüm örgütümüz. Buna hazırız. Uzun zamandır CHP örgütü bu denli kazanacağız duygusuna girmemişti” ifadelerini kullandı.

Başkan adayı Mustafa Bozbey; sanayi işbirliğinin sorulması üzerine de şu cevabı verdi: “Bu kentte planlamanın öncesinde master planlarını yaptıracağız. Vizyon 2050 planı öncesi. Ulaşım, sanayi, tarım, turizm master planı gibi planlamaları yapacağız. Bilimsel anlamda bu verileri önümüze koymak zorundayız. Sonrasında ihtiyaçlar belli olacak. DOSAB’ta ya da başka yerde, var olan bir çok sanayi tesisinin depoya dönüştüğünü biliyor musunuz. İşletmelerin durduğunu. İşçilerimizin akitlerinin sona erdiğini biliyoruz. Bu alanlar boş. Bursamızın en önemli sorunlarından bir tanesi, çevreyi kirleten sanayiyi hala barındırıyor olmamızdır. Çevre kirleticilerinin olduğu sanayi tesisleri ile ilgili bu konuya son verilmesi lazım. Katma değeri yüksek ürünlere dönüşecek sanayi tesislerine ihtiyaç var. Bursa’nın hem mühendislik birikimi hem de sermaye birikiminin olduğunu biliyorum. Katma değeri yüksek ürünlere yönelmek Bursa’nın ihracat ve geliri arttırma potansiyelini göreceğiz. Yeni sanayi bölgesi tam kapasiteye ulaşmış değil. 5-6 yılda hareketlilik olacak. Son zamanlardaki ihracat potansiyeli açısından Bursa 2.sıradayken 4.sıraya geriledi. Katma değeri yüksek ürünlerin olmayışından kaynaklı. Biz başka kentlere kaçırdık. Sadece tekstil ile bir yere kadar gelirsiniz. Kilogram bazı belli. Savunma sanayi ile ilgili Bursa’da önemli yatırım hamleleri var. Katma değeri yüksek ürünlere ne kadar yönelirsek, bunlarla ilgili çalışmalar mutlaka hep birlikte yapılacak. Bursa’nın elbette ki bu yönüyle sanayisiyle turizmiyle eşit olarak gelişmesine imkan sağlamamız gerekiyor. Bunu yaparken dünyada özellikle ilerlemiş toplumlarda sanayi bir yere kadar geliyor. Daha sonra hizmet sektörü düşükken sanayinin üzerine geçiyor. Bizim halen daha sanayi ön safta duruyor. Hizmet sektörü sanayiye yetişmiş değil. Hizmet sektörünü de geliştirmemiz gerekiyor. Sanayi master planını yapmadan yeni sanayi alanını konuşmanın doğru olmayacağını düşünüyorum. Tarım topraklarını koruma şartıyla diyorum. 17 ilçede kent konseyleri, mahalle konseyleri olacaklar. Halkın katılımını sağlayıp bu şehri yöneteceğiz” – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-bursa-buyuksehir-adayi-mustafa-bozbey-bursa-kent-anayasasini-yaparak-ise-baslayacagiz/feed/ 0
İBB Gaziosmanpaşa Yaşam Merkezi Hizmete Açıldı https://www.haber28.com.tr/ibb-gaziosmanpasa-yasam-merkezi-hizmete-acildi/ https://www.haber28.com.tr/ibb-gaziosmanpasa-yasam-merkezi-hizmete-acildi/#respond Sat, 13 Apr 2024 04:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14130 İstanbul Büyükşehir Belediyesince (İBB) yapılan Gaziosmanpaşa Yaşam Merkezi hizmete açıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, açılış programında yaptığı konuşmada, Gaziosmanpaşa Yaşam Merkezi’nin ilçeye ve mahalleye çok yönlü faydalar sunacağını söyledi.

Bu projenin, aslında bir kütle projesi olduğuna değinen İmamoğlu, “Arkadaşlarım, buraya yeni bir mimari, yeni fonksiyonlarla donatılmış, çevreyi üzmeyen, çevreyi baskılamayan, çevreye güzellikler katan bir proje oluşturmanın çok değerli olduğunu söylediler. Mimarımızın kaleminden böylesi güzel, çevreye uyumlu ve fonksiyonları, bizim yönetim anlayışımıza uygun hale geldi.” ifadelerini kullandı.

Yaşam merkezinde modern bir pazar yeri olduğunu belirten İmamoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Burada zemin otoparkının yanı sıra yarı olimpik muazzam bir yüzme havuzumuz var. Aynı zamanda çocuk yüzme havuzumuz da var. Fitness salonumuz var. Çocuk oyun alanları var. Çok şık bir kafeteryası var. Bir de olimpiyatlara şampiyon yetiştirsin diye, Gaziosmanpaşa’nın yetenekli çocukları olduğunu biliyorum, onlar için gerçekten uluslararası seviyede bir jimnastik salonumuz da var.

Aynı zamanda İstanbul’un en güzel kütüphanelerinden birini de açtık. Üst tarafta en modern, en kaliteli saha üniteleriyle iki basketbol, bir voleybol sahamız var, iki çok amaçlı salonumuz var. İstanbul’da özellikle kadınlara en önemli hizmetleri sunan Enstitü İstanbul İSMEK Eğitim Alanları Merkezi’miz de var. Bir de biliyorsunuz, bu konuda büyük atılım yaptık, yapmaya devam edeceğiz. İstanbul’un, iddia ediyorum açtığımız 100 kreşin içinde en güzel ilk 5 kreşin arasına girecek, 100’e yakın öğrenci kapasiteli bir kreşimizi de açmış bulunuyoruz.”

Atom Karınca gibi çalıştıklarını söyleyen İmamoğlu, “Bu ülkenin başına gelen bütün sıkıntılar particilikten, partizanlıktan, insanları ayırt etmekten olmuştur. Onun için kimseyi, ‘Git de şu partiye üye ol’ diye zorlamadık, zorlamayız. Tüm yurttaşlarımız buna tanıktır. Böyle şeyler yapmadık, yapmayız.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından İmamoğlu ve beraberindekiler Yaşam Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.

Beşiktaş Jimnastik Kulübünü ziyaret

İmamoğlu, Beşiktaş Jimnastik Kulübüne (BJK) ziyarette bulundu. Beşiktaş’taki Tüpraş Stadyumu’na gelen İmamoğlu’nu, BJK Başkanı Hasan Arat karşıladı.

Görüşmenin ardından basın mensuplarına konuşan İmamoğlu, Beşiktaş’ın, Fenerbahçe ve Galatasaray ile birlikte İstanbul’un en güçlü üç markasından biri olduğunu söyledi.

İstanbul’un bütün değerleriyle her alanda işbirliği içerisinde dayanışmacı ve güçlü bir toplumsal ittifakı temsil ettiklerini ifade eden İmamoğlu, “İstanbul’umuzu bütün değerleriyle büyütecek yeni bir 5 yıla adım atmak, bizim için en büyük hedef.” dedi.

Arat ise İmamoğlu’nun ziyaretinin önemli olduğunu söyleyerek “Türkiye için bir demokrasi yarışı var. Bu yarışta siz, rakiplerinizle birlikte yarışıyorsunuz. Centilmence, güzel bir yarış temenni ediyoruz. Beşiktaş camiası olarak, tüm adaylara güzel çalışmalar diliyoruz.” diye konuştu.

Arat, ziyarette İmamoğlu’na adının yazılı olduğu 34 numaralı BJK 100. yıl özel formasını hediye etti.

Eyüpsultan’da Kadınlar Günü Etkinliği

İmamoğlu, daha sonra Eyüpsultan’daki Artİstanbul Feshane’de düzenlenen “Kadınlar Günü Etkinliği”ne katıldı.

İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada, kadının iş hayatındaki yerini güçlendirmenin, kendileri için büyük bir sorumluluk olduğuna dikkati çekti.

Fırsat eşitliğini sağlama gayreti içinde olduklarını dile getiren İmamoğlu, şunları kaydetti:

“Bu anlamda meslek kollarını kadınlara açarak İBB’de, ülkenin diğer kurum ve kuruluşlarına da örnek olma gayreti içerisinde olduk. Şöyle ifade edeyim. İşte otobüs şoförü kadın olur mu? Olur. Bal gibi oluyor işte. İstedik, oldu ve çalışıyorlar ve başarılılar.”

Üsküdar halk buluşması

İmamoğlu, Üsküdar’da halk buluşması programına katıldı. Mimar Sinan Meydanı’ndaki buluşmada katılımcılara otobüsten seslenen İmamoğlu, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde destek istedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ibb-gaziosmanpasa-yasam-merkezi-hizmete-acildi/feed/ 0
Gençlerbirliği “nefes” aldı https://www.haber28.com.tr/genclerbirligi-nefes-aldi/ https://www.haber28.com.tr/genclerbirligi-nefes-aldi/#respond Thu, 11 Apr 2024 01:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13828 MUSA SAMUR – Gençlerbirliği Kulübünün yeni başkanı Osman Sungur, göreve gelir gelmez geçmişe dönük maaşları ödeyerek kulübe “nefes” aldırdıklarını söyledi.

Türkiye’nin 100 yıllık kulüplerinden Gençlerbirliği’nin olağanüstü genel kurulunda başkanlığa seçilen Sungur, ilk röportajını Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri’nde Anadolu Ajansına verdi.

Başkanlık makam odasına giren ve koltuğuna ilk kez oturan Sungur, “Gençlerbirlikli” oluşu, şirketleşme tartışmaları, başkent kulübünün borç yükü ve stat sorunu gibi konularda açıklamalarda bulundu.

Kırmızı siyahlı kulüple gönül bağının çocukluk yıllarına dayandığını ve Cebeci Stadı’nda başladığını belirten Sungur, “Taraftarlıktan gelen bir başkanım.” dedi.

Talip Çankırı’nın kısa süreli Gençlerbirliği başkanlığı döneminde ilk kez yönetici olduğunu dile getiren Sungur, “Niyazi Akdaş dönemimde yöneticiliğim devam etti. Yönetimde olmadığım zamanlarda da maddi ve manevi her türlü katkıyı sürekli verdim. Şirketlerim üzerinden kadın futbol takımımızın sponsorluğunu yaptım, halen de yapıyorum. Altyapımızın sponsoru oldum. Spor okulumuza destekte bulundum. Yönetimde olmadığım dönemde takımımızın forma sponsorluğunu aldım. Şimdi de Gençlerbirliği’ne sevdamızla görevimizi sürdüreceğiz.” diye konuştu.

“Bu makama oturuyorsanız bütçe ayırmanız gerekir”

Osman Sungur, kulüpte yaşanan ekonomik sorunlara işaret ederek, “Öncelikle iyi bir yönetim kurduk. Yönetimimizde katkıda bulunabilecek arkadaşlarımız var. Şöyle düşünüyorum; bu başkanlık makamları borç verilip, bu paraların geri alınabileceği makamlar değildir. Bu makama oturuyorsanız, kendiniz de bir bütçe ayırmanız gerekir. Kendim şahıs olarak bir bütçe ayırdım. Yönetim kurulu arkadaşlarımızın destekleri de olacaktır. Sponsorluklar bize her zaman lazım. Bununla ilgili birkaç projemiz var. Bu senenin birçok sponsorluk ödemesi geçmişte alınmış. Onun için yeni döneme kadar herhangi bir sponsorluk gelirimiz maalesef olamayacak. Ancak bizi kırmayan, ricamızı görev sayan arkadaşlarımız var. Onlardan yine sponsorluklarla ilgili destekler alabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Başkanlık görevine 3 Mart’ta seçilen Sungur, kırmızı-siyahlı kulüpteki ilk icraatlarına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Borçları incelediğinizde ‘Buraya nerden geldim?’ diyebilirsiniz. Fakat biz çok çabuk aksiyon aldık. 1-2 aydan bahsetmiyorum, bu kulüp kasım ayından beri neredeyse borç ödeyemeyecek durumda. Biz şu anda kasım ayından bu güne gelenlere bakıyoruz. İlk icraatımız öncelikle personel arkadaşlarımızın, teknik heyetimizin, sağlık ekibimizin, A’dan Z’ye tüm personelin geçmişten gelen alacaklarını ilk gün ödemek oldu. Çünkü personel parasını gününde almak zorundadır. Yedi şirketin yönetim kurulu başkanıyım. Benim bütün şirketlerimde personel maaşını ayın 1’inde değil, 31’inde alır. Umarım bu alışkanlığı Gençlerbirliği’ne de getiririz. Futbolcularımızın alacaklarından vermek zorunda olduğumuz kısım ödendi. Zaten şu anda hepsini vermek zorunda değiliz. Bunun dışında geçmişten gelen senetler vardı, artık icralık olmak üzereydi. Bunlar eski futbolcularımızın borçlarına istinaden verilmiş senetler. Bu senetleri ödedik. Tedarikçilere yönelik borçların da ödenmesi gereken kısmının neredeyse tamamını kapattık. Şu anda kulübümüz nefes aldı.”

Futbolcularla bir araya geldiğini anlatan Sungur, “Tüm borçları sıfırlamak kolay değil ama zamanında ödenmesi gereken borçlar kapatıldı. Futbolcu arkadaşlarımıza geçmişe dönük borçlar vardı. Bugün futbolcularla bir toplantı yaptım, onlara hitap ettim. Futbolcu; kulübü, sporu sever, kendisi ve spor için oynar ama bizim kadromuzda yurt dışından gelmiş sporcu kardeşlerimiz var. Bu kardeşlerimiz neden buraya geliyor? Maddiyat için geliyor. Bunların paralarını zamanında ödemezseniz, sahaya çıktığında hiçbir zaman o motivasyonu bulamaz. Başarı, motivasyon istiyorsanız, sporcunun parasını zamanında vermeniz gerekiyor. Bu kardeşlerimizin geçmiş dönem primleri vardı, bu primler de ödendi. Şu anda takım motive durumda.” değerlendirmesini yaptı.

“Çıkışa geçeceğimize inanıyorum”

Sungur, Gençlerbirliği’nin bu sezon Trendyol 1. Lig’de play-off hedefini sonuna kadar kovalayacağını söyledi.

Kırmızı siyahlı takımın 10 Mart Pazar günü ligde oynayacağı Altay karşılaşmasıyla çıkışa geçeceğine inandığını dile getiren Sungur, şöyle devam etti:

“Play-off hattından kopmayacağımızı söyleyeyim. Hepimiz umutluyuz, umudumuzu hiç kaybetmedik. Özellikle önümüzdeki iki maç çok önemli. Bu maçları alacağımızı düşünüyorum. Artık 1. Lig’de neredeyse Süper Lig kadar primler veriliyor. Prim konusunda da iyileştirme yapıp sporcu arkadaşlarımızı, teknik heyetimizi daha fazla motive edeceğiz. Matematiksel olarak şansınız varsa, ümit bitmemiştir. Direkt çıkma ihtimalimiz bitti ama play-off hattına çok yakın yerdeyiz. Fikstür de lehimize diye düşünüyorum. Hocamızla toplantı yaptık. Konuştuğumuz puanları alma ihtimalimiz yüksek. Play-off hattına girdikten sonra bu takım orada çok başarılı olur. Sakatlığı bulunan, yeni aldığımız bir süre oynamamış oyuncularımız var. Play-off etabına geçtiğimizde ve mevcut 3-4 oyuncumuzu da bu kadroya dahil edebildiğimizde, başarıyla çıkıp, en azından final oynamayı hedefliyoruz.”

Gençlerbirliği’nin unutulmaz futbolcularından Harun Erol’u futbol şubesinin başına getirdiklerine dikkati çeken Sungur, “Harun Erol kaptanımız, gururumuz, Gençlerbirliği’mizin hafızası. Futbol bilgisine sonsuz güvenimiz var. Kendisinin aynı zamanda motivasyon kaynağı olacak pozitif bir yapısı var. Bu yapının çok kısa sürede sporcu arkadaşlarımıza, teknik heyete geçeceğine inanıyorum. Hem kulübümüzün hem de yönetim kurulumuzun çok önemli bir değeri. Başarılı olacağına inanıyorum.” şeklinde konuştu.

Genel kurul zamanında yapılacak

Kulüpte “Cavcavlar dönemi”nden sonra ortalama 4 ayda bir genel kurula gidildiğinin hatırlatılması üzerine Sungur, 15 ay sonraki olağan genel kurula kadar olağanüstü bir durum olmadığı sürece kongre yapılmayacağını vurguladı.

Sungur, iyi bir yönetim oluşturduklarını ve uyum içinde çalışacaklarını belirterek, “Maddi anlamda da sorun olmayacağını düşünüyorum. Zaten altıncı aya kadar borçlarımızı neredeyse kapatıyoruz. Yeni transferimiz de yok. Yeni bütçemizi zaten önümüzdeki yıl için yapıyoruz. Bunun için finans kaynağı amaçlı görüşmelerimiz sürüyor. Finans kaynaklarımız da oluşacak. Biz zaten kendimize güvenmesek gelip elimizi taşın altına koymazdık. Bugün hemen ödemem gereken para, futbolcuların alacağı 70-80 milyon lira. Hiç kimse 3 ay sonra genel kurula gitmek için bu paraları vermez.” şeklinde görüş belirtti.

“Eski yöneticilere hisse mi dağıtacaksınız?”

Kulüpteki şirketleşme tartışmasıyla ilgili görüşünü de paylaşan Osman Sungur, şunları kaydetti:

“Şirketleşme konusuna çok pozitif bakmıyorum. Şirketleşmenin birtakım kuralları vardır. Benim de şirketlerim var. Öyle bakarsanız, bir şirketin önce değerini yaratmanız gerekir. Bugün Gençlerbirliği markası paha biçilemezdir. Yöneticilik dönemlerimden de biliyorum ama özellikle başkan olduktan sonra bu markanın ne kadar büyük olduğunu daha iyi anladım. Şirketin değerini çıkarırsınız, aktifleri, pasifleri olur. Bugün baktığınız zaman Gençlerbirliği’nin bilançosu pasiftir. Siz şirketleşseniz ne yapacaksınız o şirketi? Eski yöneticilere hisse mi dağıtacaksınız ya da hisse mi satacaksınız? Hiç kimse bu şirketin hissesini gelip şu anda satın almaz. Zaten satılık bir şeyimiz de yok. Parayı başka kaynaklardan da bulabilirsiniz. Onun için en azından yönetimim döneminde şirketleşmeyle ilgili aksiyon almayı düşünmüyorum.”

“Aktepe Stadı’nda oynamak istemiyoruz”

Sungur, Trendyol 1. Lig’de son iki iç saha maçını pazartesi günü gündüz saatlerinde Aktepe Stadı’nda oynayan Gençlerbirliği’nin, karşılaşmalarını yeniden Eryaman Stadı’nda yapması için gerekli girişimlere başladıklarının altını çizdi.

Türkiye Futbol Federasyonu ile temasa geçtiklerini aktaran Sungur, sözlerini şöyle tamamladı:

“İlk yaptığımız işlerden biri bu konuyla ilgilenmek oldu. Bu da bizim yaramızdır. Aktepe Stadı’nda oynamak istemiyoruz. Mali yükümlülüklerimiz var. Eryaman Stadı’ndaki locaları sattık. Locaları alan arkadaşlarımız bize serzenişte bulunmaya başladı. ‘Bu kadar para verdim, misafirim var.’ diyorlar. Aktepe Stadı’nda böyle bir imkanımız yok. Kombine alan taraftar sürekli acı çekiyor. Aktepe Stadı, Gençlerbirliği markasına uygun değil. Bu konudaki mağduriyetimizin çok acil giderilmesi için Türkiye Futbol Federasyonuna yazı hazırladık. Sayın federasyon başkanını da aradım, yurt dışındaymış, telefonu kapalıydı. Ülkeye döndüğünde bu konudaki mağduriyetimizi kendisine bildirip, çözümü kendisinden isteyeceğiz. Siz belirsizlik içindeyseniz, bir başkanınız yoksa, her ne kadar başkan vekillerimiz bu süreci yönetmiş olsa da biraz ikinci derecede kalma ihtimaliniz olur. Futbolda her zaman güçlü, başarılı olmak durumundasınız. Gençlerbirliği zaten markasıyla güçlü.”

Röportajın ardından kulüpte kupaların ve eski fotoğrafların bulunduğu alanı gezen Sungur, daha sonra kırmızı siyahlı takımın antrenmanını takip etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/genclerbirligi-nefes-aldi/feed/ 0
Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok: Ankara’ya 75 tane alt geçit, üst geçit, köprülü kavşaklar yapacağız https://www.haber28.com.tr/ankara-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-turgut-altinok-ankaraya-75-tane-alt-gecit-ust-gecit-koprulu-kavsaklar-yapacagiz/ https://www.haber28.com.tr/ankara-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-turgut-altinok-ankaraya-75-tane-alt-gecit-ust-gecit-koprulu-kavsaklar-yapacagiz/#respond Tue, 09 Apr 2024 01:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13573 Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok, “Ankara’da nabzı Ulus ve Kızılay belirler. Anketlerde 3-4 puan öndeyiz. Alzheimer köyü kuracağız. Yaşlı bakım merkezine ihtiyacımız var. Ankara’ya 75 tane alt geçit, üst geçit, köprülü kavşaklar yapacağız” dedi.

Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok, bir televizyonda canlı yayın programına katıldı. Projelerinden bahseden Altınok, Ankara’da sağduyunun galip geleceğini ifade ederek, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde anketlerin ters köşe olduğunu belirtti. Altınok, yine benzer manipülasyonların yapıldığına dikkat çekerek, anketlerde 3-4 puan önde olduklarını söyledi.

“Anketlerde 4 puan öndeyiz”

“Vatandaş seçim bitti demeden bitmez” diyen Altınok, “Öyle demek Ankaralıya saygısızlık olur. Biz yıllardır siyasetin içindeyiz, her gün sokaklardayım. Ankara’nın nabzını iki yer belirler. Biri Ulus, diğeri Kızılay. Ankara’nın yüzde 70’i her gün buraya gelir. İnsanlar buraya işleri için ya da alışveriş için gelir. Ulus anketimizde yüzde 50 fark var. Burada yapılan bütün anketlerde yüzde 50’i öndeyiz. Kızılay’daki anketlerde yine öndeyiz. Dolayısıyla sokak sandığın göstergesidir. Burası Ankara’nın hem kalbi hem merkezidir. Ankara’nın yüzde 70’ini burası temsil eder. Her ilçeden buraya bizim insanlarımız geliyor. Sokak anketleri Altınok diyor. Şu anda elimizde son iki anket var. Anketlerin birinde 3, diğerinde 4 puan öndeyiz. Belediye başkanları şehrin 5 yılını değil, geleceğini yönetir” ifadelerini kullandı.

“Ankara’nın en büyük sorunu ulaşım ve trafik”

Ankara’da şu an en önemli sorunun trafik ve ulaşım olduğunu söyleyen Altınok, “Şehrimizde trafik arttı. Ankara’ya her sene 100 bin yeni araç girişi var. Ankara eskisi kadar yüksek olmasa da göç almaya devam ediyor. Depremden sonra Ankara’ya ciddi bir akın oldu ama bunların yüzde 80’i döndü. Keçiören’e de geldiler ve biz onlara seve seve ev sahipliği yaptık. Yollar aynı ama araç girişi 2023 yılında 100 bin. 2024 yılında yeni 125 bin aracın trafiğe çıkması bekleniyor. Ankara’da yeni bulvarlar yapılmadığı için yeni yollar oluşturulmadığı için sıkışma var. Yapılan alt ve üst geçitler yeterli değil. Hatta yapılanların bir kısmı trafiği artırdı” şeklinde konuştu.

“Ankara’yı metro ağlarıyla öreceğiz”

Turan Güneş Bulvarı üzerinde TRT önünde yapılan alt geçidin bile 2 yılda zor bitirildiğini söyleyen Altınok, burada yapılan çalışmanın trafiği daha da çok artırdığını ifade etti. Altınok, “Trafik felç oldu. Çankaya’da oturan vatandaşlar trafiğin rahatlayacağını zannettiler ancak öyle olmadı. 2 ayda bitecek iş 2 yıl sürdü fakat buradaki 4 şeritli yol 2 şeride düştü. Yani trafiği azaltacağı yerde şu anda trafiği çoğalttı. Oranın yıkılıp yeniden genişletilmesi lazım. Bunun yanında yeni yollar, yeni bulvarlar lazım” ifadelerini kullandı.

Ankara’ya 75 tane alt ve üst geçit, köprülü kavşak yapacaklarını ifade eden Altınok, şu şekilde konuştu:

“Yeni alternatif yollar ve bulvarlar oluşturacağız. Ankara trafiğini rahatlatacak işlere imza atacağız. Şu anda çevreyolu Ankara’da doldu. Yani geleceği iyi planlamak lazım. Belediye başkanları 5 yılını değil, şehrin geleceğini planlar. Yani sadece 5 yıl yönetmez, geleceğe mührünü vurur. Bizim göreve gelir gelmez ilk el atacağımız problem trafiği çözmek olacak. Büyükşehirlerde trafiği azaltmanın en doğru yolu metrodur. Ankara’yı metro ağları ile öreceğiz. Başta havaalanı metromuz olmak üzere.”

Ankara’ya metro etapları

5 yılda Ankara’yı büyük bir ölçekte metro ile buluşturacaklarını söyleyen Altınok, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde şu anda 14 bin öğrenci var. Orada 50 bin öğrencilik bir planlama var. Havaalanı-üniversite- Esenboğa-Saray-Pursaklar-Kuzey Ankara, devam edecek Keçiören Yeşilöz-Hasköy bölgeleri, buradan Etlik Şehir Hastanesi’ne kadar olacak 1. etap var. Etlik Şehir Hastanesi’nde Kuyubaşı bağlantı olacak. Dolayısıyla birçok mahallemizden metro geçmiş olacak. Bunların hepsi yeraltında olacak. Altındağ metro var, Siteler’de 150-200 bin çalışan var. Bunun yanında bir de esnaflarımız var. Bunları 5 yıl boyunca inşa edeceğiz. Çok hızlı çalışacağız. Belki bir kısmını 2 veya 3 yılda açacağız. Ancak 5 yılda Ankara’yı metro ağları ile öreceğiz. Hedefimiz toplu taşımayı yeraltına indirmek ve doğru çözüm budur. Bu metroları inşa ederken otoparklar yapmak lazım. Bisiklet yerleri olmalı. İnsanlar araçlarını, bisikletlerini buraya bırakacak ve yoluna devam edecek. Bunun yanında metro istasyonları ile bağlantılı servis araçlarını çoğaltmak gerekir. Dolayısıyla vatandaş şehre araç ile inmeyecek metro ağında işini görecek. Trafiği rahatlamanın yolu budur. Bunlar yapılmazsa sıkıntı var. Çünkü Ankara’da ciddi bir trafik sıkıntısı var. Eğer bu yatırımlar yapılmazsa 5 yıl içinde Ankara’da 700 bine yakın araç trafiğe çıkacak ve trafik sorunu İstanbul’dan daha fazla olacak. Şu anda neredeyse 2 saatte işe gidiyorum.”

“Emeklilere 5 bin lira ödeyeceğiz”

Emeklilerin de hayatını kolaylaştıracaklarının altını çizen Altınok, “Onların hayatını kolaylaştıracağız, ciddi destek olacağız. Sosyal refah desteği alan emeklimize bin değil, 5 bin lira vereceğiz. Alzheimer köyü kuracağız. Yaşlı bakım merkezine ihtiyacımız var. Hem yaşlılar hem de gençlerimiz için projelerimiz var. Gençlere ulaşımı ücretsiz yapacağız 18 yaş ve üzeri gençlerimize. Özel halk otobüsü ya da minibüse bindiğinde gençlerimizin ulaşım ücretini biz karşılayacağız. 20 bin öğrencimize burs vereceğiz. Gençlik merkezleri, kütüphaneler yapacağız. 10 bin öğrencimize yurt, evde kalmak isteyen öğrencilerimize bin TL kira desteği ödeyeceğiz. 400 bin öğrenciye süt ve kahvaltı desteği yapacağız. Kantin kart vereceğiz, öğrencilerimiz böylece istediklerini alabilecekler” dedi.

“En küçük depremde Ankara’da birçok ev yıkılır”

Ankaralıya yardım paylarının azaltıldığını da sözlerine ekleyen Altınok, “Belediye bütçesi yardım payını yüzde 8’den yüzde 4’e düzelttiler. Ankara’da binlerce binanın kentsel dönüşüme girmesi gerekiyor. Küçük bir depremde Ankara’da birçok ev yıkılır. Çünkü bu binalar artık eskidi. Vatandaşımızdan da çok talep var. Ankara bir medeniyet ve kültür şehri. Ankara müzeler şehri olacak kent. Çanakkale ve Türk Tarih Müzesi inşa edeceğiz. Tamamını 5 yıl içerisinde yapacağız. 2024 itibarıyla projelerimizi gerçekleştirmeye başlayacağız. Çiftçilerimize her sene 500 litre mazot desteği sağlayacağız. Besicilerimize mazot ve yem desteği vereceğiz” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/ankara-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-turgut-altinok-ankaraya-75-tane-alt-gecit-ust-gecit-koprulu-kavsaklar-yapacagiz/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5G’ye 2026’da geçileceğini belirtti https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-5gye-2026da-gecilecegini-belirtti/ https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-5gye-2026da-gecilecegini-belirtti/#respond Fri, 05 Apr 2024 08:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13118 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5G teknolojisine uygun zamanda doğru piyasa şartlarıyla geçmeyi düşündüklerini belirterek, “Muhtemelen 2026’da 5G’ye geçeceğiz.” dedi.

Uraloğlu, Gazi Üniversitesi Konser Salonu’ndaki “U FEST Gazi Üniversitesi CIVIL Ankara 2024 Etkinliği”nde gençlerle bir araya geldi.

Üniversiteler ile çok güzel işbirlikleri yapıldığını dile getiren Uraloğlu, “Üniversitelerimiz sayesinde dünyadaki birçok yeniliği de takip etme imkanına sahip olduk.” diye konuştu.

Uraloğlu, Kahramanmaraş merkezli depremler dolayısıyla bölgeyi ziyaret ettiğini anlatarak, ikinci depremi bizzat yaşadığını söyledi.

Depremden korunmada bina yapılarının önemine değinen Uraloğlu, “Orada gözlemlerim oldu. İki tane bina var. Bir tanesinde hiçbir sıkıntı yok, neredeyse çatlağı yok, diğeri ise yerle bir olmuş. Onun için biz mühendislerin, mimarların bu anlamdaki hassasiyeti kıymetli. En ufak bir ayrıntı çok sayıda insanın hayatına mal olabilir. Onun için her şeyi dikkatli yapmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Uraloğlu, Türkiye’nin konumunun önemine işaret ederek, Türkiye’den 4 saatlik uçuşla 67 ülkeye gidilebildiğini ifade etti. Uraloğlu, “Burada yaklaşık 40 trilyon dolarlık gayrisafi milli hasıla, yaklaşık 1,5 milyar insan ve yine yaklaşık 8,5 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi var. Böyle bir coğrafyada bulunuyoruz.” dedi.

Bakan Uraloğlu, doğu-batı ekseninde ticaretin geliştiğine işaret ederek, son zamanlarda kuzey-güney aksında da ciddi gelişmelerin olduğunu bildirdi.

“2071’i planlıyoruz”

Doğu-batı ekseninde Kuzey, Orta ve Güney koridorların olduğunu anlatan Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Güney Koridor şu anda en aktif kullanılan koridor. Orta Doğu’daki karışıklıklardan ve onun devamında Süveyş Kanalı’ndan ticari gemilerin geçmesindeki oluşan sıkıntılardan dolayı Ümit Burnu dolaşılıyor. 35 gün giden mal 45 günde gidebiliyor. Orta Koridor’dan gittiği zaman demir yoluyla çok daha kısa sürelerde gidebiliyor ama orada bir kapasite var. Bu kapasiteyi artırmamız gerekir. Kalkınma Yolu Koridoru var. Bu da Irak’ın Fav Limanı’ndan başlayıp ülkemize 1200 kilometrelik demir yolu ve otoyol. Burada ciddi şekilde çalışıyoruz. Projeler bitme aşamasında, epey bir mesafe aldık.”

Uraloğlu, Bakanlık olarak insan, yük ve veri taşıdıklarını belirterek, bunun sonucunda da lojistik, mobilite ve dijitalleşmeyi yönettiklerini ve bu alanlara hizmet ettiklerini dile getirdi.

Kara, demir, hava ve deniz yolu ile haberleşmenin ilgi alanlarında olduğunun altını çizen Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Biz yarını değil, 2028’i değil, biz 2035’i değil, 2053’ü değil, biz 2071’i artık planlıyoruz. Bugün 2071’leri planlayan bir ülkede yaşıyoruz. Bunda da Cumhurbaşkanı’mızın açtığı ufuk gerçekten kıymetlidir. 272 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz ve ağırlıklı olarak demir yollarını yapmayı hedefliyoruz. 22 yılda ulaştırmaya yaklaşık 275 milyar dolarlık yatırım yaptık.”

Uraloğlu, ülkenin bölünmüş yol ağını 29 bin 500 kilometreye çıkardıklarını bildirerek, teknolojik köprüler ve tüneller inşa ettiklerini söyledi.

Türkiye’nin inşaat sektöründe yapamayacağı imalat olmadığını anlatan Uraloğlu, “Burada uluslararası ödül alan projelerimiz var. Çanakkale Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Zigana Tüneli ve Konya’daki Eğiste Hadimi Viyadüğü.” diye konuştu.

Uraloğlu, İzmir-İstanbul arasındaki 426 kilometre uzunluğundaki otoyolun 8,5 saat süren seyahat süresini 3,5 saate indirdiğini ifade ederek, bunun yapılmaması durumunda İstanbul-İzmir seyahatinin 12 saat sürebileceğini bildirdi.

Son 22 yılda 4 bin kilometre demir yolu yaptıklarının altını çizen Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Bizim için yeterli değil. Ülkemizi demir ağlarla tekrar örmeliyiz. Her şeyiyle hem güvenli hem konforlu hem daha çevreci. Ayrıca süper hızlı trene geçeceğiz. Ankara-İstanbul arasında 80 dakika seyahat edeceğiz. Proje çalışmalarına başladık. Tamamen yeni bir hat. 2028’e kadar projesini bitirip yapım çalışmalarına başlarız diye planladık. Bu saatte 350 kilometre hızda olacak. Bu sadece ulaşım aracının Türkiye’ye kazandırılması değildir. Aynı zamanda 350 kilometre/saat hızla seyahat eden bir tren teknolojisini de bu vesileyle ülkemize kazandırmaktır.”

Uraloğlu, milli elektrikli trenin üç set halinde hizmet etmeye başladığını söyleyerek, seri üretime başladıklarını dile getirdi.

Bakan Uraloğlu, 14 ilde şehir içinde metro projeleri olduğunu ifade ederek, şehirlerin ulaşımına katkı sağlamak için bunları desteklediklerini kaydetti.

Hava yolu projelerine de değinen Uraloğlu, İstanbul Havalimanı Antalya ve Sabiha Gökçen havalimanlarının önemini vurguladı.

Türkiye’de 26 noktada havalimanı sayısını 57’ye çıkardıklarını anlatan Uraloğlu, ülke genelinde yapılan havalimanlarının her bölgeye eşit dağıtıldığını söyledi.

“Uçmadığımız ülke kalmasın”

Uraloğlu, Türkiye’den 2003’te 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştirilirken bu sayının 130 ülkede 346 noktaya ulaştığını anlattı.

Bakan Uraloğlu, şunları ifade etti:

“Bizim bayrak taşıyıcımız. Sadece insanların seyahat etmesi değil, ülkemizin tanıtımına, o ülkedeki her türlü ilişkinin geliştirilmesine katkısı var. Ayrıca 174 ülkeyle havacılık anlaşmamız var. Neredeyse olmayan ülke kalmadı. Bundan sonra belki hedefimiz bu olmalı. Uçmadığımız ülke kalmasın. Çukurova Havaalanı da Akdeniz Bölgesi’ndeki bölgesel havaalanı olacak. Bu ay içinde açmayı planlıyoruz.”

Karadeniz’in lojistik üssü olan Filyos Limanı’nın önemli bir proje olduğunu dile getiren Uraloğlu, Rize-İyidere Lojistik Limanı’nı 2025’in sonunda bitirmeyi planladıklarını bildirdi.

Uraloğlu, İstanbul’da eski Haliç’i tarihi yapısını koruyarak yenilediklerini ve buraya yat limanı ile alışveriş merkezi kompleksi yaptıklarını, bu yıl önemli bir kısmını açmayı planladıklarını anlattı.

Çamlıca Kulesi’nin güzel bir mühendislik eseri olduğunu ifade eden Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Hepimizin en kıymetlisi veri. Orada yerli ve milli olmadığınız sürece kendinizi yeterince güvende hissedemezsiniz. Onun için mutlaka yerli ve milli iletişim araçlarını geliştirmeliyiz. Bizim uzayda beş haberleşme uydumuz var, altıncıyı göndereceğiz. Bu ay içinde yer teslimini yapmayı planlıyoruz. Haziranda yörüngesine göndermeyi planlıyoruz. Afrika’nın ve Orta Doğu’nun önemli bir bölümünü kapsayacak. Türkiye’de geniş bant abone sayımız 94,3 milyon, nüfusumuzu geçti. Fiber ağ uzunluğumuz 549 bin kilometreye erişti. Buna da yatırım yapıyoruz. 5G teknolojisine uygun zamanda doğru piyasa şartlarıyla geçmeyi düşünüyoruz. Muhtemelen 2026’da 5G’ye geçeceğiz. Öte yandan İstanbul’da havalimanıyla Hasdal arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik bölümde akıllı ulaşım sistemlerini akıllı yolla deneyelim istiyoruz.”

Konuşmaların ardından Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız, Bakan Uraloğlu’na hediye takdim etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-5gye-2026da-gecilecegini-belirtti/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, TÜRKSAT 6A Uydusunun Uzaya Gönderileceğini Açıkladı https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turksat-6a-uydusunun-uzaya-gonderilecegini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turksat-6a-uydusunun-uzaya-gonderilecegini-acikladi/#respond Thu, 04 Apr 2024 04:12:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12930 Diyarbakır’da gençlerle bir araya gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “TÜRKSAT 6A uydumuzu bu sene inşallah uzaya gönderiyoruz. Fiber ağ uzunluklarıyla ve yine 5G teknolojisine geçiş sürecini yaşıyoruz. Muhtemelen 2026 yılında bu teknolojiye geçmiş olacağız” dedi.

Bir takım temaslarda bulunmak üzere sabah saatlerinde Diyarbakır’a gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, merkez Bağlar ilçesindeki Sakarya Caddesi’nde esnafı ziyaret etti. Esnafla muhabbet eden Uraloğlu’na Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su, AK Parti milletvekilleri, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Raşit Ocak, AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Halis Bilden, Bağlar Belediye Başkan Adayı Bedirhan Akyol, partililer ve vatandaşlar eşlik etti.

Ziyaret sonrası Sur ilçesindeki Dicle Üniversitesi Kültür Sanat Araştırma Merkezi’nde gençlerle bir araya gelen Bakan Uraloğlu, soru cevap şeklinde söyleşi gerçekleştirdi.

Burada konuşan Uraloğlu, “Ticaret geçmişten bugüne hep doğu batı ekseninde gelişmiştir. İpek Yolu’ndan tutun Modern İpek Yolu’na kadar burada biz Doğu-Batı koridorunun tam ortasındayız. ve Kuzey-Güney koridorları var. Bunlar da belli görevler görüyor. Kuzey koridora bakacak olursak; Rusya-Ukrayna Savaşı var. Güney koridora baktık mı Süveyş Kanalı’ndaki sıkıntılardan dolayı Ümit Burnu dolaşılıyor. Ümit Burnu’ndan 45 günde, Süveyş Kanalı’ndan 35 günde burada yapmayı planladığımız, Türkiye’yi ve bölgemizi özellikle ilgilendiren bir kalkınma koridoru var. Havalimanından başlayıp Basra Körfezi’nden Ovaköye, oradan da ülkemize ve Avrupa’ya gidecek. Bununla beraber de biz bu koridoru destekleyeceğiz. İnşallah yakın zamanda çalışmalarına başlayacağız. Ülkemizin bu anlamdaki konumunu çok daha güçlendirecektir” dedi.

Diyarbakır’da yol çalışmalarında büyük mesafe kat ettiklerini dile getiren Bakan Uraloğlu, “2053 yılına kadar yapmayı planladığımız yatırımlar var. Ulaştırma ve iletişim alanında yaklaşık 272 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz. AK Parti hükümetlerimiz döneminde de 275 milyar dolarlık yatırım yaptık. Bugünkü piyasayı dikkate aldığımızda sektörlere göre dağılımları var. Burada özellikle Devlet Demir Yollarına daha ağırlık vereceğimizi ifade etmek isterim. Diyarbakır’da mesela 20 küsur kilometrelik bölünmüş yolumuz varmış. Bugün 500 kilometrelere yaklaşan yollarımız var. Toplamda da 6 bin 100 kilometreden 29 bin 500 kilometrelere çıkardık” ifadelerine yer verdi.

“Sivas’tan Malatya’ya, Malatya’dan Elazığ’a, oradan da Diyarbakır’a inşallah hızlı tren demiryolunu ilk etapta getireceğiz” diye konuşmasına devam eden Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Aynı zamanda Irak’tan gelecek demiryolu hattı a Şanlıurfa üzerinden devam edecek. İlerleyen zamanda yine Mardin’den Diyarbakır’a da ayrı bir hızlı tren hattını da projelendirerek önümüzdeki süreçte onu da hayata geçireceğiz. Hızlı tren artık biz yetmiyor. Ankara-İstanbul arasında süper hızlı tren projesiyle 80 dakikada seyahat etme imkanımız olacak. 14 ilde biz bakanlığımız olarak raylı sistemlere destek veriyoruz. Diyarbakır’da da bir Diyar Ray projemizi Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Halis Bilden projelerini dillendiriyor. Projesi bitti. Onu inşallah önümüzdeki süreçte 1 Nisan’dan itibaren startı vererek Diyarbakır’ımıza kazandıracağız inşallah.”

Son olarak Uraloğlu, “TÜRKSAT 6A uydumuzu bu sene inşallah uzaya gönderiyoruz. İnternet gençlerin ihtiyacıdır. Bakın nüfusumuz 85 milyon, internet abone sayımız ise 94,3 milyona ulaşmış durumda. Fiber ağ uzunlukları, yine 5G teknolojisine geçiş sürecini yaşıyoruz. Muhtemelen 2026 yılında bu teknolojiye geçmiş olacağız” dedi. – DİYARBAKIR

]]>
https://www.haber28.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turksat-6a-uydusunun-uzaya-gonderilecegini-acikladi/feed/ 0
Hamza Dağ, Mimar ve Mühendislerle İzmir’de Birlikte Çalışacak https://www.haber28.com.tr/hamza-dag-mimar-ve-muhendislerle-izmirde-birlikte-calisacak/ https://www.haber28.com.tr/hamza-dag-mimar-ve-muhendislerle-izmirde-birlikte-calisacak/#respond Sun, 31 Mar 2024 22:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12459 Mimar ve Mühendisler Grubu İzmir Şubesi ile bir araya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, mimar ve mühendislerle birlikte çalışacaklarının altını çizerek “Bu şehirde birlikte yapacağımız çok iş var. Mimarlarımızla, mühendislerimizle 365 gün 6 saat mesai harcayacağız. Ben İzmir için elimi değil, gövdemi ortaya koyuyorum” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, AK Parti İzmir İl Başkanlığında Mimar ve Mühendisler Grubu İzmir Şubesi üyeleriyle kahvaltı buluşmasında bir araya geldi. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın da yer aldığı toplantı sonrası basın kuruluşlarına açıklama yapan Dağ, 31 Mart seçimlerinde başarılı olmaları dahilinde şehir planlamalarında mimar ve mühendis meslek gruplarıyla birlikte çalışacaklarını söyledi.

“Bu şehirde birlikte yapacağımız çok iş var”

Mimarlar ve mühendislerin Bayraklı ve İzmir’de benzersiz eserlere imza attıklarını belirten Hamza Dağ, açıklamasında meslek gruplarıyla birlikte çalışacaklarının vurgusunu yaptı. Dağ, “Çocukken birçoğumuzun “büyüyünce ne olmak istiyorsun” sorusuna verdiği cevabı, çoğu evladımızın hayalini yaşıyorsunuz. Bayraklımızda, İzmir’imizde birçok benzersiz esere imzalarınızı atıyorsunuz. Dokunuşlarınızla şehrimize ruh katıyorsunuz. Mimarlar ve Mühendisler Grubu İzmir Teşkilatının kıymetli mensupları, değerli arkadaşlarım, 1 Nisan sabahı desteklerinizle işbaşına geldiğimizde yine sizlerle birlikte yapacağımız çok iş var. 5 yılda şehrimize kazandıracağımız yüzlerce eser var. Yollarımız, köprülerimiz, kavşaklarımız var. Acil dönüşüm bekleyen yapılarımız var. İnsanlarımızın hizmetine sunacağımız sosyal tesislerimiz, parklarımız bahçelerimiz var. Gençlerimize miras bırakacağımız kütüphanelerimiz, bilim ve teknoloji merkezlerimiz var. Yaşlılarımızı misafir edeceğimiz huzurevlerimiz, yaşlı bakım merkezlerimiz var. Anlayacağınız bu şehirde birlikte yapacağımız çok iş var” dedi.

“Vizyon projelerde size ihtiyacımız var”

Mimar ve mühendislerin tecrübelerinden faydalanacaklarını söyleyen Dağ, “Sadece alt ve üst yapıyı değil, şehrimizin karasında, havasında, denizinde ortaya koyacağımız çalışmalarda, hayata geçireceğimiz vizyon projelerde size ihtiyacımız var. Bunların hiçbirini siz olmadan yapmamız mümkün değil. Sizlerin desteğiyle emaneti teslim aldığımızda, önümüzdeki 5 yılda en yakın çalışma arkadaşlarımız yine sizler olacaksınız. Bu şehrin her sokağında, her caddesinde beraber ter dökeceğiz. Şehrimizin çehresini sizlerle el ele vererek değiştireceğiz. Eşsiz İzmir vizyonumuzu sizlerin emeğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz. Kısacası yoluyla, köprüsüyle, altyapısıyla, konutuyla, yeşil alanıyla İzmir’i birçok alanda yeniden inşa edeceğiz. Eşsiz İzmir’i sizlerle daha eşsiz hale getireceğiz. Tecrübelerinizden faydalanarak, ortak akıl ve istişare kültürünü benimseyerek ilerleyeceğiz. Görev süremizin sonunda da hemşehrilerimize daha yaşanabilir, daha güvenli ve daha sürdürülebilir kent hediye edeceğiz” diye konuştu.

“365 gün 6 saat mesai harcayacağız”

Kent için ortaya koyduğu projelerinin tümünde mimar ve mühendislerle mesai harcayacağına dikkat çeken Hamza Dağ, “Evet, İzmir’imizde şu an saymakla bitiremeyeceğimiz birçok esere imza atacağız ama peki ya burada, Bayraklımız için neler yapacağız? Yeni çevreyolunu inşa ederek Menemen-Bayraklı arasında trafikte kalma süresini 10 dakikaya düşüreceğiz. İZBAN’ı Çiğli, Konak, Gaziemir ve Torbalı’da yapacağımız gibi Bayraklı’da da yerin altına alacağız. Bayraklı Smyrna Meydanı’na köprülü kavşak inşa edeceğiz. Altınyol Caddesi üzerine yapacağımız battı çıktı ile, Bayraklı’yı denizle buluşturacağız. Şehir Hastanesi-Altınyol bağlantı yolu, Bayraklı – Karşıyaka Dağ Yolu gibi yeni alternatif yollar açacağız. Bayraklı-Turan bölgesine İzmir bahçesi kazandıracağız. Şehir genelinde doğalgaz altyapısını genişletecek, ilçemizdeki doğalgaz altyapı çalışmalarının önündeki engelleri de hızlıca kaldıracağız. Bunların hepsini birlikte yapacağız. Bir projede birinizle, bir başkasında diğerinizle çalışacağız. Sahada çalışmaya imkan bulamadıklarımızla da masada çalışacağız. Mutlaka ama mutlaka mimarlarımızla, mühendislerimizle 365 gün 6 saat mesai harcayacağız. Ben İzmir için elimi değil, gövdemi ortaya koyuyorum. ve size söz veriyorum, şehrimiz için taş üstüne taş koyan herkesin en büyük destekçisi olacağım” sözlerine yer verdi. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/hamza-dag-mimar-ve-muhendislerle-izmirde-birlikte-calisacak/feed/ 0
KDV ve MTV’ye düzenleme yapılacak mı? Bakan Şimşek net konuştu https://www.haber28.com.tr/kdv-ve-mtvye-duzenleme-yapilacak-mi-bakan-simsek-net-konustu/ https://www.haber28.com.tr/kdv-ve-mtvye-duzenleme-yapilacak-mi-bakan-simsek-net-konustu/#respond Sun, 31 Mar 2024 05:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12387 Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı canlı yayında açıklamalarda bulunarak bir süredir seçimlerden sonra yeni vergiler getirileceği iddialarının yayılması üzerine “Vatandaşa da piyasalara da iş alemine de sürpriz yapmayacağız.” diyerek “KDV, gelir vergisi, kurumlar vergisi genel oranlarında artış olmayacak. MTV’de bir düzenleme olmayacak.” ifadelerini kullandı.

“PROGRAMIMIZIN ÖZÜ ENFLASYONU TEK HANEYE İNDİRMEK”

Bakan Şimşek Habertürk TV’deki açıklamalarında “Kurala dayalı, uluslararası normlara dayalı bir program çerçevesi koyduk. Eylül ayında programı koyduk ama fiili uygulama daha erken başladı.” diyerek “Programımızın özü enflasyonu tek haneye indirmektir. Şu anda fiyat istikrarından uzağız ama hedefimiz bu.” şeklinde konuştu. Bakan Şimşek’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Programımızın 3 temel hedefi var. En öncelikli hedefimiz enflasyonu tek haneye indirmekti. Enflasyonu ideal olarak düşük tek haneye indirmek. Fiyat istikrarından çok uzağız ama hedefimiz bu. Programın özü dezenflasyondur. İkinci hedefimiz bunu destekleyecek nitelikte mali disiplinin yeniden tesis edilmesidir. Mali disipline baktığımızda bütçe performansı iyi. Deprem felaketi yaşadık. Bütçe açığı çok arttı. Bütçe açığının yüzde 3’ün altına çekilmesi ana hedeflerimizden bir tanesidir. Borcun da milli gelire oranını kalıcı şekilde yüzde 40’ın altında tutmaktır. Cari açığı uygulayacağımız politikalarla milli gelire oranla yüzde 2,5’in altına çekmek. Sürdürülebilir cari açık. Dış borcu aşağı çekmek, ihtiyaç duyulan rezervi kalıcı şekilde sağlamak. Bu da üçüncü hedefimiz.

“KKM’DEN TAM OLARAK ÇIKACAĞIZ”

Bu yolculukta iki unsur daha öne çıkıyor. Bu hedeflere ulaşmada ayak bağı olan KKM’den çıkış stratejimiz var. Rezerv birikimi de gereklidir. KKM’den kademeli olarak tam çıkış öngörüyoruz. Bütün bunları kalıcı hale getirecek, mali disiplini kalıcı hale getirecek yapısal reform hedefimiz var.

“RİSK PRİMİ 300’E KADAR DÜŞTÜ”

Program çalışıyor. Bizim bazı alanlarda öngördüğümüzden çok daha güçlü çalışıyor. İçeride ve dışarıda tüm kesimlerin, piyasa aktörlerinin programa inanmasıdır. Risk priminde özetlendiği kanısındayım. Türkiye’nin dış kaynağa çok daha makul maliyetlerle erişmesinin önünü açtı. Baktığınız zaman Türkiye’nin Ağustos’a kadar risk primi farkı gelişmekte olan ülkelerin çok üstündeydi. Ağustostan itibaren gelişmekte olan ülkelerden çok daha düşük spreadlerle uluslararası finansmana erişim sağladık. 700 CDS’ten 300’e gerileme piyasanın bu programa inandığını gösterir.

“ENFLASYONU AŞAĞI ÇEKMENİN KOŞULLARI HAZIRLANIYOR”

Reel sektöre geldiğimizde geçen sene Ocak-Mayıs döneminde 100 dolar borç ödediklerinde 73 dolar borç buluyorlardı. Bizim için uzun vadeli perspektif daha önemli. Biz dedik ki ekonomide yeniden dengelenme, iç talebin ılımlı hale geldiği, dış talebin büyümeyi destekleyici noktaya geldiği bir yapı istiyoruz dedik. Böyle bir ekonomide büyümenin kompozisyonda enflasyonu aşağı çekmemizi ve cari açığı aşağı çekmeyi sağlayacak temel koşuldur. 2023’ün ikinci çeyreğinde yurt içi talebin büyümeye katkısı 10.2 puan. Net ihracatın etkisi -6,3 puan. 3. çeyrekte düzelmeye başlıyor. Net ihracatın etkisi -6,3’ten -2,6’ya düşüyor. 4. çeyrekte 2023 yılı yurt içi toplam talebin büyümeye katkısı 4,6 puana iniyor. Net ihracatın etkisi -0,6, yani sıfıra yaklaşıyor. Net ihracatın etkisi pozitife dönmüştür. Bizim istediğimiz bu. Enflasyonu aşağı çekmenin bütün koşulları şu anda hazırlanıyor. Kalıcı şekilde.

“ÖNÜMÜZDEKİ 12 AY ENFLASYON DÜŞECEK”

12 aylık cari açık 60 milyar doların üzerine çıkmıştı. Aralık’ta 45 milyar dolara geriledi. 2 aylık dış ticaret rakamlarına bakarsak 13,2 milyar dolarlık iyileşme var. Cari açık Şubat-Mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına inecek. Cari açık dramatik şekilde daralıyor, program çalışıyor. Bunlar değerli şeyler. Finansal piyasaların gördüğü resim var, bir taraftan bizim sürekli şekilde ana hedefimiz enflasyon düşmesi. Bugünkü enflasyon rakamı son 12 ayın enflasyon rakamıdır. Önümüzdeki 12 ay enflasyon düşecektir. Çok net şekilde piyasalar diyor ki inanıyoruz, enflasyon düşecek diyor.

“KURDA DEĞERSİZLEŞME ÖNGÜRMÜYORUZ”

Önümüzdeki senenin ilk yarısı dahil enflasyon yüksek kalacak dedik ve yükselecek dedik. Baz etkisi var, para politikası gecikmeli olarak çalışır. Aktarım mekanizmasının etkili olduğu ülkelerde dahil 18 aya yayılan aktarım mekanizması var. Para politikası gecikmeli olarak çalışacak. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda iç talepte ılımlı seyri net olarak göreceğiz. 2021’de dolar/TL kuru 18’e çıkıyor, 2023’ün ilk çeyreğinin sonuna kadar aynı seviyede kalıyor. Kuru serbest bıraktık, geçici olarak enflasyonist.

Geçen sene gelir politikalarının etkisi var, deprem olmuş, inşaat malzemeleri özellikle orada inşaat malzemelerinde çok ciddi artış var. Bu sene böyle bir şey olmayacak. Vatandaşlar deprem bölgesinden göçmek zorunda kaldı, kiralar arttı. 2023’ü besleyen bir sürü enflasyon faktörü ortadan kalkacak. Kurda reel olarak değersizleşme öngörmüyoruz. Deprem etkisi sistemden çıkacak. Vergilerin etkisi çıkacak.

“KDV VE MTV’DE DÜZENLEME YAPILMAYACAK”

Para politikası MB’nin uhdesinde, orada çok değerli benden çok daha birikimli arkadaşlarımız var. Onlar işlerini biliyorlar. Onlara saygım var. Biz enflasyonu çıpalayacak noktaya geldik diyorlarsa onlara saygım var. Biz vatandaşımıza da piyasalara da iş alemine de sürpriz yapmayacağız. İlk geldiğimiz gün dedik ki, öngörülebilirlik, şeffaflık. OVP’de bizim maliye politikası konusunda ortaya koyduğumuz vizyon neyse onu uygulayacağız. Biz vergi istisnalarını gözden geçireceğiz diyor. O istisnalardan verimli olmayanla ilgili çalışma yapacağız diyor. KDV genel artışı olmayacak. Kurumlar vergisinde artış olmayacak. Gelir vergisi oranlarında artış olmayacak. MTV’de yeni düzenlemeyi aklımızın ucundan geçirmedik. Polemiklere sosyal medyayı dikkate almıyorum. Piyasalarda belirsizliği artımak, seçime yönelik olarak spekülatif amaçlı bir sürü iddia ortaya konuyor. Koyanlar da saygın olması gereken kişilikler. Kaynağını sormadan. Arasınız bana ulaşamazsan basın danışmanına ulaşırsın, iddiaları sorarsın. Bunların niyeti kötü. Gündemimizde kayıt dışılıkla mücadele dışında ve bazı istisnaların verimli olup olmadığı dışında özel çalışmamız yok.

“VATANDAŞ BİZDEN BUNU BEKLİYOR”

Harcamaları kalem kalem gözden geçiriyoruz. Her bakanlık gelecek, bir sonraki sene için parayı ne için istediğini ortaya koyması lazım. Şu anda biz harcamaları gözden geçirme çalışmasını başlattık. Vatandaş bizden de tasarruf istiyor. Vatandaş bizden bunu bekliyor. Konya’da depremden sonra Ankara’da Hazine binası var. Kolonları çatladı ve 20 kişilik bir uzman ekip inceledi ve çok riskli dediler. 1 metrekare biz yer kiralamadık. 1950 kişiyi kendi bünyemizde maliyenin diğer binalarına yerleştik, 1 metrekare yer kiralamadık. Taşıtlar konusunda ne gerekiyorsa taşıt talebi varsa yerli üretim ve elektrikli alabilirsin diyoruz. Yeni araç istiyorsanız mevcudu satacaksınız. Geçen sene kurumlara hatırlattım, kurumlara hesap soracağız. Maliye ayağında dezenflasyonu destek olacağız çok net. Bütçe hedefimiz var, bunu tutturduk.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kdv-ve-mtvye-duzenleme-yapilacak-mi-bakan-simsek-net-konustu/feed/ 0
Eskişehir’de Cumhur İttifakı Seçim İrtibat Bürosu açıldı https://www.haber28.com.tr/eskisehirde-cumhur-ittifaki-secim-irtibat-burosu-acildi/ https://www.haber28.com.tr/eskisehirde-cumhur-ittifaki-secim-irtibat-burosu-acildi/#respond Sat, 30 Mar 2024 06:48:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12252 Eskişehir’in Odunpazarı ilçesinde, Cumhur İttifakı’nın Seçim İrtibat Bürosu’nun açılışı gerçekleştirildi.

AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu, Büyükdere Mahallesi Kaplanlı Caddesi’ndeki büronun açılışında yaptığı konuşmada, 60 gündür sahalarda olduklarını belirterek, yola çıktıkları günden itibaren “başkan sahada” mottosuyla Eskişehir’in sorunlarını dile getirdiklerini söyledi.

Her sorunu dile getirdiklerinde CHP’nin trollerle, medya baronlarıyla, genel başkanlarla ve il başkanlarıyla üstüne geldiğini kaydeden Hatipoğlu, “Diyorlar ki ‘Yalan söylüyor, yapamaz, edemez.’ Biz kötü bir şey söylemiyoruz ki sizlere bir şey söylemiyoruz. CHP’ye de bir şey söylemiyoruz. CHP’ye gönül veren hemşehrilerimize de hiçbir şey söylemiyoruz. Biz diyoruz ki ‘Eskişehir’in kronikleşmiş sorunları var. Eskişehir’in bir trafik problemi var. Bunu çözeceğiz’ diyoruz. Projeler sunuyoruz. ’15 tane katlı kavşak yapacağız diyoruz. Tramvayı yer altına alacağız’ diyoruz. Bunda kötü bir şey var mı? Söyleyin, hemşehrilerim.” diye konuştu.

Sorunları kendisine vatandaşların söylediğini ve bunlara çözüm önerileri sunduğunu dile getiren Hatipoğlu, “Projeleri yapıyorum. Sizlere diyorum ki ‘Bu trafik problemini çözeceğim.’ Gittiğim yerlerde diyorlar ki ‘Su problemi var. Çeşmeden suyu içemiyoruz, kullanamıyoruz. Sular çok pahalı.’ Ondan sonra buna çalışıyorum. Çalışmamın sonucunda şu çıkıyor. ‘4 milyar liralık yatırım yapacağım. Suyu içilebilir hale getireceğim. Su fiyatlarını yüzde 40 aşağı indireceğim’ diyorum. Ona da bahane buluyorlar. Beni yalancılıkla suçluyorlar. Tüm medyalarıyla, medya patronlarıyla bana hakaret ediyorlar. Ben kötü bir şey mi söylüyorum? ‘İçilebilir su yapacağım. Su fiyatlarını aşağı çekeceğim’ diyorum. Suçsa ben suçluyum. Niye bunlar benim üstüme geliyor? Ben bunları yüzüne vurduğum için mi? Yıllardır yapılamayan yatırımları söylediğim için mi?” dedi.

Hatipoğlu, Eskişehir’in ilçelerde çok büyük bir çevre felaketi olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Arıtma yok. Seyitgazi’ye, Sarıcakaya’ya, Mihalgazi’ye gittim. Sakarya Nehri’ne, Mihalgazi’nin, Sarıcakaya’nın bütün evsel atıkları akıyor. Zamanında arıtmayı yapmamışsın. O Sakarya Nehri’nde balık tutan arkadaşlar söylüyor, ’25 çeşit balık vardı. Bugün balık yok’ diyor. Eskişehir’de çevre felaketi var. Bunu söylemeyeyim mi ben? Bunu dile getirmeyeyim mi? Vatandaşlarıma ‘Arıtma tesisi yapacağım demeyim mi?’ Ben ne diyeceğimi anlamadım. Ne desem beni suçlu buluyorlar.”

Tramvay hatlarını yer altına alacağı vaadinde bulunduğunu hatırlatan Hatipoğlu, “Diyorlar ki ‘Yalancısın, sen yapamazsın. Yerin altında su var.’ Biz hızlı treni yer altına indirmedik mi? İstanbul’da Anadolu yakasından Avrupa yakasına treni geçirmedik mi, yer altından suyun içinden? Niye yapamıyoruz? Diyorum ki ‘Vatandaşlarımızın deprem riski var. Kentsel dönüşüm yapmam lazım’ diyorum. ‘Yapamazsın’ diyorlar. Niye yapmayayım? Vatandaşlarımız bir yıl önce deprem yaşadı. Hayatlarını mı kaybetsinler? 1999 yılı öncesi yapılan evlerin hepsi çürük. Mahallelerde sıkıntı var. ‘Bunlara imar vereceğiz. 5 kat buraları dönüştüreceğiz’ diyoruz. Bizi yalancılıkla suçluyorlar. Siz yapamıyorsanız biz de yapamayacağız anlamına gelmez. 25 yıldır 24 adet kentsel dönüşüm yaptınız. Bunu siz yapamıyorsanız bizi yalancılıkla suçlamayın. İnşallah 5 yıl içinde 25 bin konutun kentsel dönüşümünü yapacağım. Buradan hepinize söz veriyorum.” ifadelerini kullandı.

Hatipoğlu, Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp’le birlikte ilçede gençlik merkezleri ve ücretsiz kreşler açarak ilçeye çağ atlatacaklarını vurguladı.

Mevcut büyükşehir belediyesi yönetiminde belediyedeki kadın istihdamının 25 yılda yüzde 5 gerileme gösterdiğini aktaran Hatipoğlu, göreve gelmeleri halinde belediyede kadın istihdamına önem vereceklerini ifade etti.

AK Parti’nin Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp ise Odunpazarı’nın 85 mahallesi, 440 bin nüfusuyla birçok ilden büyük bir yer olduğunu belirtti.

85 mahalleye aynı hizmeti yapacaklarını vurgulayan Alp, “Büyükdere Mahallesi’ndeyiz. Burayı hep kendilerinin arka bahçesi zannedenler, aslında Büyükdere’ye de hizmet yapmadılar. Şurada 12-13 katlı binalar var. Arkasında imar 2 kat. Gündoğdu, Huzur, Erenköy, Emek, 71 Evler mahalleleri, her taraftaki imar sorununu çözeceğiz. Altyapı sorununu çözeceğiz.” dedi.

İlçedeki tüm mahallelere spor salonları, gençlik merkezleri ve yaşlı bakım evleri yapacaklarını söyleyen Alp, “Artık Odunpazarı 85 mahallesiyle birlikte hizmet alacak. Eskişehir’in en güzel mahalleleri Odunpazarı’nda olacak. Çünkü Odunpazarı’nı birlikte yöneteceğiz. Halkımızın istedikleriyle birlikte çalışacağız. ‘Biz yaptık, oldu’ demeyeceğiz. Beraber yapacağız. Beraber yöneteceğiz.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından büronun açılış kurdelesini, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Ümit Sezer, MHP Odunpazarı İlçe Başkanı Okan Ekşi, AK Parti Tepebaşı Belediye Başkan adayı Hamid Yüzügüllü ve AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Emre Aydın kesti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/eskisehirde-cumhur-ittifaki-secim-irtibat-burosu-acildi/feed/ 0
AK Parti İBB Başkan Adayı Kurum: “İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz” https://www.haber28.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulda-650-bin-konutu-5-yil-icerisinde-donusturecegiz/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulda-650-bin-konutu-5-yil-icerisinde-donusturecegiz/#respond Fri, 29 Mar 2024 05:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12094 AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz” dedi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen Bereketli Toprakların Mirası Güneydoğu Sofrası İstanbul Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, bakan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.

“Doğu ve Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık”

5 yıllık bakanlık döneminde Doğu ve Güneydoğu’da eserleri olduğunu hatırlatan Murat Kurum, “Her gün Allah’a şükrediyorum. Şükrediyorum çünkü, bu tür buluşmalarda görüyorum ki, milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurmuşuz. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. Bu tebessümün ardında hiç şüphesiz tertemiz bir emek var, alın teri var, sizlere olan sevdamız var. Ben Mardin’de 3 sene okudum. Burada bir ablamızın kardeşi, benim okul arkadaşım. Mardin’den Mezopotamya’ya baktığınızda bir deniz görürsünüz. O güzel insanların ruhunu, kardeşliğini görürsünüz. Şırnak’ta askerlik yaptım. İyi ki; Şırnak’ın sokaklarında nefes alabilmeyi Rabbim bize nasip etti. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 450’den fazla ziyaret gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık. Kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için oraya koştuk” şeklinde konuştu.

“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”

Doğu ve Güneydoğu’da yaptığı hizmetleri sıralayan Kurum, “Her zaman en büyük gayemiz şu oldu. Sizlere nasıl daha müreffeh bir hayat sunabiliriz, hep bunun derdinde olduk. Hamdolsun bugün; Batman’dan Mardin’e, Siirt’ten Şırnak’a, Diyarbakır’dan Şanlıurfa’ya, Kilis’ten Adıyaman’a kadar her bir şehrimizde yaptığımız hizmetleri görürsünüz. İşte memleketiniz Batman’a gittiğinizde sizlerin evlatlarınızla, ailelerinizle nefes alacağı yeşil alanları, millet bahçelerimizi görürsünüz. Mardin’de Cumhuriyet Meydanımızı nasıl ihya ettiğimizi, Eski Mardin Çarşısı’nın siluetini aslına uygun bir şekilde nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Siirt’te 40 bin metrekarelik alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı ve 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nı nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Terörün Şırnak’ta, Diyarbakır’da oluşturduğu tahribattan sonra bu şehirlerimizi sosyal alanlarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle birlikte nasıl yeniden ayağa kaldırdığımızı görürsünüz. Yeni Sur’u görürsünüz, yeni Şırnak’ı görürsünüz. Yine Şanlıurfa’da, Bitlis’in deresi Beş Minare’siyle sizleri selamlar. Erzurum’a gittiğinizde Ulu Camii etrafının düzenlendiğini görürsünüz, Adıyaman’da asrın felaketinden sonra yaralarımızı nasıl sarmak için yükselen konutlarımızı, yuvalarımızı görürsünüz. Malatya’ya gittiğinizde; Malatya bizi hemşehrisi ilan etti. Elazığ bizi Kara Murat ilan etti. Depremde, selde, heyelanda milletimizin hep yanındaydık. Elazığ’da Malatya’da depremler oldu, herkesten önce oraya koştuk. Elleri öyle bir tuttuk ki, o eller 1 yıl içinde konutlara dönüştü. Oraya gittiğimizde biz kendimizi evimizde gibi hissediyoruz, kardeşleri gibi bağırlarına basıyorlar. Bize ‘bu konutları yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. Biz de Allah’a şükür ki sözlerimizi tutan tarafta olduk. Yeni Elazığ, yeni Malatya’yı yeni Pütürge’yi vatandaşımızla el ele vererek inşa ettik. Asrın felaketinde 11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen bir depremle uyandık. 6 Şubat’ta bu acıyı 85 milyon yaşadı. Tek yürek, tek yumruk oldu. 11 ilimizi ayağa kaldırmak için, yeniden Ulu Camii’nin ezanlarını duymak için, oradaki vatandaşlarımızın yüzünü güldürmek için çalıştık. 3 ayda 180 bin konutun ihalesini gerçekleştirdik. Dünyada hiçbir yerde bunu göremezsiniz. Biz milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok” ifadelerine yer verdi.

“İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir”

“Trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar var” sözleriyle mevcut İBB yönetimini eleştiren Murat Kurum, “Biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Biz bu milletin her bir ferdine sevdalıyız. Bizim gecemiz gündüzümüz milletimiz. Aklımızda, fikrimizde, ruhumuzda hep Türkiye’miz var. Bizi bu yola düşüren, bizi bu yola sevk eden derttir. Bugün derdiyle dertlendiğimiz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Ama önümüzde İstanbul’u yeniden emin ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de İstanbul’un 39 ilçesinde toplam 75 bin yeni yuva için çalışanlar var. Bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde arı gibi çalışanlar var. Bugün bir yanda trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar, diğer yanda Çekmeköy’de, Tuzla’da, Pendik’te gençlerimize, çocuklarımıza yepyeni yaşam alanları sunanlar var” diye konuştu.

“İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter”

İstanbul’un kaynaklarının algı ve reklam kampanyalarına harcandığını ifade eden Murat Kurum, “5 yıllık bakanlık görevimde, genel müdürlük görevimde ne söz verdiyse tutan bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Biz söz verdiysek, sözümüzü tutarız. 5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz. Dönüştüreceğiz ki, burada yaşayan kardeşlerimiz, annelerimiz babalarımız yastığa başını koyduğunda güven ve huzur içinde uyusun. Kaynağı nereden mi bulacağız? Kaynak milletimiz. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter. Ama siz İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için boy boy reklam tabelalarına harcarsanız, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcarsanız yetmez. O zaman İstanbul üzülür, İstanbul kırılır. İstanbul küçük bir bebek gibidir. Sevgi ister, ilgi ister, güvenli adımlarla birlikte yürümek ister. Hem İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldıracağız. Hem de yapacağımız 100 bin kiralık konutla birlikte, konut kira fiyatlarını aşağı çeken tarafta olacağız. Trafik çilesine yapacağımız metrolarla, karayolları tünelleriyle ve kavşak düzenlemeleriyle son vereceğiz. İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu yeniden İstanbul diyerek şaha kaldıracağız. 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz” dedi.

“Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin ve ailelerinin vatan sevgisini sorguluyorsun?”

Kurum, bedelli askerlik yapanlara ‘kaçak’ diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ise şu şekilde tepki gösterdi:

“Bunun mesajını CHP’nin bir o yana, bir bu yana savrulmasından da anlıyoruz. İşte bugün bu savrulmanın bir örneğini daha gördük. CHP’nin yetersiz eş genel başkanı Özgür efendi çıkmış, bedelli askerlik yapan 650 bin vatan evladımıza ‘kaçak’ diyor. Ne diyor? ‘Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Bedelli askerliğe kaçanlardan değil’ diyor. CHP eş genel başkanı Özgür efendi bu aralar diline bizi doladı. Niye? Çünkü 31 Mart akşamı eş genel başkanlığını bırakacak. Hem kendisi hem de kibri aklının önüne geçmiş buradaki belediye başkanı, yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan Ekrem bey süresiz tatile gidecekler. Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun, onları vatanı sevmemekle suçluyorsun? Sen kimsin ki bu pırıl pırıl gençlerimize böyle bir ithamda bulunuyorsun. Acaba senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Sana bu yetkiyi kim veriyor? Deprem üzerinden kirli bir siyaseti üreten sen değil misin? Şehit cenazesinde kahkahalar atan sen değil misin? Bu millet senin ne olduğunu, kim olduğunu çok iyi biliyor. Milletimizin arasına nifak tohumları ekmene asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Gençlerimize, bu vatanın hiçbir evladına kimse yafta vuramaz. Hele hele şehidimizin cenazesinde kahkahalar atanlar bu konuda tek bir kelime edemez. Hiç merak etme bu milletin evlatları, sana gereken cevabı 31 Mart’ta sandıkları patlatarak verecek.”

“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”

“Bizim bu şehre dair rüyalarımız, hayallerimiz, hedeflerimiz var” diyerek sözlerine devam eden Kurum, “Derdi olmayanlar bizi anlayamaz. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak, 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken bulacak. Gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken bulacak. Bizi arayanlar başımızdaki baretimizle, ayağımızdaki çizmemizle, sırtımızdaki montumuzla İstanbul’umuz için koşarken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan ve üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız” dedi.

“Bu şehrin çilesi varsa muradı da var”

Kurum konuşmasını, “Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek Allah’ın izniyle 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. Ne diyor Şanlıurfa’nın yanık sesi Kazancı Bedih: ‘Mevlam birçok dert vermiş, beraber derman vermiş.’ Evet, bu şehrin derdi varsa dermanı da var, bu şehrin çilesi varsa muradı da var. İnşallah İstanbul’un dertlerine hep birlikte derman olacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirecek, hep birlikte yöneteceğiz. İstanbul’a yeniden; gönül belediyeciliğini hakim kılacağız. Her kardeşimizin gurur duyacağı bir İstanbul için gece gündüz demeden var gücümüzle çalışacağız. 1 Nisan’da İstanbul, gerçek belediyecilikle tanışacak. 1 Nisan’da yüzler gülecek, İstanbul gülecek, İstanbullular gülecek. Tıpkı Diyarbakır türküsünde ‘Mardin kapı şen olur’ dediği gibi inşallah 1 Nisan’dan sonra da İstanbul’umuzun her bir hanesi, her bir vatandaşı şen olacak, huzurlu olacak” ifadeleriyle noktaladı.

“Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır”

İstanbul’un 1 Nisan’dan itibaren yeniden eser ve hizmet siyasetiyle yönetileceğini ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, “Sosyal konut açığını köklü bir şekilde çözmenin tek bir yolu var. O da TOKİ üzerinden sosyal konut üretimidir. Özellikle İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem riski var. Kentsel dönüşüm temel çözümdür. Kentsel dönüşümün mimarı burada. İBB başkan adayımız, deneyimiyle, birikimiyle ulaşım sorununu, konut arzını ve kentsel dönüşümü yapabilecek Türkiye’de en güçlü kişiliktir. Biz bu şehri daha yaşanabilir bir hale getirmek, daha da kalkındırmak için bu alanlarda ilerleme sağlamamız lazım. Sizce adaylar arasında bunu en iyi kim yapabilir? Bence cevap çok açık ve nettir. O yüzden Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır. İstanbul çok şanslıdır. Bu kadar büyük bir tecrübeye, birikime sahip işin ehlidir” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulda-650-bin-konutu-5-yil-icerisinde-donusturecegiz/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Bursa Büyükşehir Belediyesi Bursalıların Olacak https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-bursa-buyuksehir-belediyesi-bursalilarin-olacak/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-bursa-buyuksehir-belediyesi-bursalilarin-olacak/#respond Thu, 28 Mar 2024 06:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11973 Bursa’da basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bursa Büyükşehir Belediyesi Bursalıların olacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğimde Bozbey’in yakasında CHP rozeti görmeyeceğim. Ne olacak? Ay yıldızlı bayrak. Neden? Mustafa Bozbey CHP’lilerin belediye başkanı olmayacak. AK Parti’nin de kızgını var, küskünü var. Hizmet isteyeni var. MHP’linin de var. Bütün Bursa’nın belediye başkanı olacak” diye konuştu.

Manisa programı öncesi, 2 gün önce Bursa’da açmış olduğu CHP Osmangazi İlçe Başkanlığa gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilçe binalarının görünür olmasını, il binalarının görünür olmasını, partimize layık olmasını çok önemsiyorum. Çünkü boşuna söylenmiş bir söz değildir, baba evi. Cumhuriyet Halk Partisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partidir. Kuruluş tarihi olarak da Sivas Kongresi’ni 1919’da 5 Eylül günü toplanan Sivas Kongresini işaret etmektedir. Öyle olunca Atatürk’ün kurduğu partinin ilçe başkanlıkları, il başkanlıkları kendisine ve partimize layık olmak durumundadır. Bursalıları, Osmangazi’deki herkesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin Osmangazi’deki baba evine bir çayımızı içmeye davet ediyorum. Adresi dünyanın öbür ucundan tarif etsek elinizle koymuş gibi bulursunuz. Bursa’da Ulu Cami’nin tam karşısındayız” diye konuştu.

Yoğun bir seçim temposu içerisinde olduklarını belirten Özel, “Bu tempo içinde sürekli gelişmeler oluyor. Son olarak da bir gelişme oldu. Gerçekten hani yanıt vermek, gazeteci arkadaşlar soruyorlar, insan utanç duyuyor, hicap duyuyor. Dün AK Parti İstanbul Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, ’31 Mart seçimlerinin sonucunu Gazzelilerin, Filistinlilerin ve Batı Şeria’nın beklediğini, 31 Mart seçim sonuçlarından Gazze’nin umutlanacağını söylemiş. Ayrıca, kendisi kazanırsa, Gazze’ye insani yardımda bulunacağını bu yüzden Filistinli çocuklar için 31 Mart seçiminin önemli olduğunu da söylemiş. Bir tarafı utanmazlık, bir tarafı riyakarlık ve bir tarafı sahtekarlıktır. Bu kadar ucuz siyaset olmaz. Türkiye’nin bütün belediyelerimizin Kızılay’ın AFAD’ın tırları Refah Sınır Kapısı’nda duruyor. Refah Sınır Kapısı’nda Filistinli çocuklara yardım ulaştırmayı başaramıyor” diye konuştu.

Yerel seçimlerin tek bir gündemi olduğunu belirten Özel, ekonomik kriz dışında, hayat pahalılığı dışında, zam dışında hiçbir konunun olmadığını söyledi. Özel, “Açlık sınırı, 16 bin 200 lira olarak açıklandı. Yani emekli 10 bin lira alacak ve tek başına yaşıyor bile olsa açlık sınırının 6 bin lira altında yaşayacak. Büyük bir haksızlık. Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundum. Tekrar bulunuyorum. 10 bin lirayı, 17 bin 2 lira olan asgari ücret düzeyine derhal çıkarmalıyız. Ben diyorum ki en düşük emekli maaşını asgari ücret yapalım. O diyor ki bunu böyle yaparsam çalışanlara maaş ödeyemem. Emekli karta ihtiyaç olduğunu bir kez daha yeniliyorum. Emeklilerin kartına aradaki 7 bin 2 liranın hemen yüklenmesine ihtiyaç var. Bunun için de çok büyük bir paraya değil, 800 milyon liraya ihtiyaç var. Biz bütün emeklileri 31 Mart’ta oy kullanırken size para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz. Ben bütün işçileri, 31 Mart’ta oy kullanırken sizi açlığa, yoksulluğa iten Erdoğan’a hesap sormak üzere oy kullanmaya davet ediyorum. Ben esnafı, çiftçiyi, mağdurları, bütün herkesi 31 Mart’ta bu iktidara güçlerini göstermeye ve bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum. Son sözüm şudur. Bursa’dayız. Osmangazi’deyiz. Osmangazi’de de. Bursa Büyükşehir’de de seçim çok çok iyi gitmektedir. Ben Osmangazi’ye iki gün önce geldim. Bugün gelip ilçe başkanlığımızda çay içmek, ziyaret etmek için geldim. Bir Nisan günü sabah, Ankara’da da olsam, Manisa’da da olsam, mazbatayı ne gün alırlarsa ertesi günü başkanımın kahvesini içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyorum. Osmangazi’de, Erkan Başkan’ın çayını içeceğim. Onunla birlikte, bütün örgütümüzle birlikte sade kahve içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi Bursalıların olacak. Bakın ben Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğimde yakasında CHP rozeti görmeyeceğim. Ay yıldızlı bayrak olacak. Neden? Mustafa Bozbey CHP’lilerin belediye başkanı olmayacak. AK Parti’nin de kızgını var, küskünü var. Hizmet isteyeni var. MHP’linin de var. Bütün Bursa’nın belediye başkanı olacak. Bizim ittifakımız Türkiye ittifakı rengi kırmızı beyaz. Bursa’nın ittifakının adı. Bursa ittifakı, rengi yeşil beyaz” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-bursa-buyuksehir-belediyesi-bursalilarin-olacak/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: 8. Yargı Paketi çalışmaları tamamlanmak üzere, 9. Yargı Paketi seçimden sonra gündeme gelecek https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-calismalari-tamamlanmak-uzere-9-yargi-paketi-secimden-sonra-gundeme-gelecek/ https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-calismalari-tamamlanmak-uzere-9-yargi-paketi-secimden-sonra-gundeme-gelecek/#respond Mon, 25 Mar 2024 06:48:45 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11428 Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam eden 8’inci Yargı Paketi ile ilgili açıklamada bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, çalışmaların bu gece itibari ile bitmesini beklediklerini belirterek, “9. Yargı Paketi hazırlıklarını da neredeyse tamamladık. Seçimden sonra da 9. Yargı Paketini gündeme getireceğiz” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir dizi programa katılmak için Kastamonu’yu ziyaret etti. Bakan Tunç’un ilk durağı Kastamonu Valiliği oldu. Kastamonu Valisi Meftun Dallı’yı makamında ziyaret eden Bakan Tunç, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Tunç, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam eden 8’inci Yargı Paketi, ve seçim güvenliği ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“Terör örgütü üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyenlerin cezasını yeniden belirliyoruz”

Terörle mücadele ve suç örgütlerinin temizlenmesi noktasındaki kararlılıklarını yasal düzenleme ve uygulama bakımından sürdürmeye kararlı olduklarını ifade eden Bakan Tunç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşmeleri devam eden 8’inci Yargı Paketinin 16 maddesi gece yarısı, milletvekillerimizin yoğun çabası ile kabul edildi. 43 maddeden oluşuyor, devam eden maddeleri var. Buradaki amaç yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması, vatandaşlarımızın adalet hizmetlerinden memnuniyetinin en üst seviyeye çıkartmak, yargının hızlandırılmasına yönelik usuli düzenlemeleri hayata geçirmek. Yine Anayasa Mahkemesinin süreç içerisinde iptal ettiği usule ilişkin maddeler vardı, onların düzenlenmesine yönelik maddeler var. Suçla etkin mücadele, terörle etkin mücadele bakımından önemli gördüğümüz hususlar var. Kişisel verilerin korunması hassasiyetle korunması gerekiyor. Vatandaşlarımızın kişisel verilerinin yurtdışına aktarılması hususunda sorumlulukları belirleyen, o şirketlere veri sorumlusu ve onların cezai mahiyelerini belirleyen önemli düzenlemeler var. Türk Ceza Kanunu’nun hem suç örgütleri bakımından hem de terör örgütleri bakımından 220 ve 314. maddeleri var. O maddelerde örgüt üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyen kişi örgüt üyesi gibi cezalandırılır maddesi vardı. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. Bunu ağır bir yaptırım olarak gördü, orantılı bir ceza değil şeklinde bir gerekçe ile iptal söz konusu oldu. Bu iptal neticesinde yasal düzenlemeyi gerçekleştirmek gerekiyor. Terörle mücadelede bir zafiyetin olmaması gerekiyor. Şu anda milletvekillerimiz duyarlı davrandılar ve bir an önce o maddenin düzenlemesi ile ilgili teklifi genel kurulun önüne getirdiler. Genel kurulda görüşülüyor. Orada terör örgütü üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyenlerin cezasını yeniden belirliyoruz” dedi.

“Anayasa Mahkemesinde uzun süren tazminat talepleri yerine, daha kısa yoldan hakkına kavuşması noktasında önemli bir düzenleme”

Hak ihlalleri ile ilgili önemli bir maddenin de görüşüldüğünü kaydeden Tunç, “Uzun yargılamalardan dolayı hak ihlali nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurular vardı. Biz şimdi bir düzenleme yaparak bütün yargılamalardan dolayı ve koruma tedbirleri, ceza mahkemeleri çerçevesinde haksız tutuklama, haksız yakalama, beraat ettikten sonra gözaltına alınmaları talepleri nedeniyle Anayasa Mahkemesine tazminat talepleri vardı. Anayasa Mahkemesine gitmeden Adalet Bakanlığındaki Tazminat Komisyonuna başvurularını düzenleyen bir madde var. Anayasa Mahkemesinde uzun süren tazminat talepleri yerine, daha kısa yoldan hakkına kavuşması noktasında önemli bir düzenleme” diye konuştu.

“Seçimden sonra da 9. Yargı Paketini gündeme getireceğiz”

9. Yargı Paketi’nin yerel seçimlerden sonra gündeme getirileceğini kaydeden Bakan Tunç, “Yargılamaların uzun sürmemesi noktasındaki çalışmalarımız da devam ediyor. Yargının hızlandırılması hem bu teklifte var hem de 9. Yargı Paketi hazırlıklarını neredeyse tamamladık. Seçimden sonra da 9. Yargı Paketini gündeme getireceğiz. Orada da yargının hızlandırılmasına yönelik, Ceza Mahkemesi Kanunundan cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya ve suçla mücadeleye yönelik önemli tekliflerimiz, düzenlememiz olacak ve milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız” şeklinde konuştu.

“Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu”

“Suçla etkin mücadele bakımından, para cezasına çevrilen suçlar bakımından, para cezasından hapis cezasına dönüşen suçlarla ilgili caydırıcılığı arttıracak yeni güncelleme yapmamız gerekiyor” ifadelerine yer veren Bakan Tunç, “Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu. Usule ilişkin birçok düzenleme var. Kanun yolları, istinaf, itiraz, temyiz yollarında süreler çok karışık. 7-8 günlük, 15 günlük süreler var. Bunda da vatandaşlarımız, avukatlarımız için bir hak kaybına neden olabiliyor. Dolayısıyla burada düzenleme yapıyoruz. Tüm itirazlar, istinaf, temyize başvuruda süre tebliğden itibaren 2 hafta şeklinde düzenleme yapıyoruz. Bazı davalarda tefhim yüze karşı okumayla başlıyordu, onu da kaldırıyoruz. Artık bütün kanun yollarında süreler tebliğden 2 haftadır” ifadelerini kullandı.

“İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır”

Basit yaralamalara yönelik yapılacak düzenlemeyle ilgili de konuşan Bakan Tunç, “Basit yargılama usulüne ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptalleri söz konusuydu. Orada da itiraz yollarında, özellikle hak arama yolunu genişleten, hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına ilişkin itirazların İstinaf Mahkemesine yapılması ile ilgili ve diğer usul konularında da önemli düzenlemeler var. Suç örgütleri ve terör örgütleri, teröre finansman sağlayan önemli bir düzenleme var. O da TMSF’nin kayyum tayin edilmesi. Terör örgütleri açısından bu mümkün, ancak süresini uzatıyoruz. Suç örgütleri bakımından da TMSF’nin, terör örgütlerine, suç örgütlerine, çetelere, finansman sağlayan şirketler bakımından ya da mal varlığı bakımından kayyum tayin edilmesi ile ilgili önemli bir düzenlememiz var. Milletvekillerimiz seçim öncesi yorucu bir çalışma ile yargı paketi ile karşı karşıya kaldılar. Onlara da kolaylık diliyorum. İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır, TBMM’deki çalışmalar neticesinde Cumhurbaşkanımızın onayı ve Resmi Gazete’de yayımlanması ile yürürlüğe girecektir” şeklinde konuştu.

“Dünyada bu kadar şeffaf seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur”

Seçim güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerle ilgili de konuşan Bakan Tunç, “Türkiye’de seçim güvenliğine ilişkin hiçbir endişe yoktur. Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir. Sandıklar, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve YSK vardır. Hem partilerin hem de yargının gözetim ve denetimindedir. Tarafsız ve bağımsız yargı gözetiminde gerçekleşiyor. Kimin nerede oy kullanacağı internette yayınlanır, herkes komşularının sandığında oy kullanacağını görür. Seçim tutanakları YSK’nın resmi sitelerinde yayınlanır. Dünyada bu kadar şeffaf seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. O nedenle Türkiye’nin seçimleri örnek seçimdir. Dolayısıyla seçim güvenliği bakımından gerek güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirler, yargımızın, YSK’nın aldığı tedbirler vardır. Aylar öncesinde bu tedbirler alınmıştır. Hiçbir sorun olmadan bu sürecin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Adaylıklarla ilgili itirazlar söz konusu. Bu itirazlarla ilgili ilçe seçim kurullarının vermiş olduğu kararlar il seçim kurulları tarafından denetlenir. Orada da bir hata varsa YSK’ya gider, onun da vereceği karar kesin olur. Hak ihlali olmadan süreç devam eder” dedi. – KASTAMONU

]]>
https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-calismalari-tamamlanmak-uzere-9-yargi-paketi-secimden-sonra-gundeme-gelecek/feed/ 0
İBB Başkan Adayı Kurum: “İstanbul’da 650 bin konutu dönüştürmek zorundayız, bu bir milli güvenlik meselesi” https://www.haber28.com.tr/ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulda-650-bin-konutu-donusturmek-zorundayiz-bu-bir-milli-guvenlik-meselesi/ https://www.haber28.com.tr/ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulda-650-bin-konutu-donusturmek-zorundayiz-bu-bir-milli-guvenlik-meselesi/#respond Sun, 24 Mar 2024 07:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11288 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, İstanbul’un bir deprem şehri olduğunu vurgulayarak, 650 bin konutun acil dönüşmesi gerektiğini ifade etti. Kurum yaptığı konuşmada, “İstanbul’a odaklanacağız. 650 bin konutu dönüştürmek zorundayız. Bu bir milli güvenlik meselesi. 31 Mart’ta bunun seçimini yapacağız. Bir tarafta söz verip sadece 5 bin konut dönüştürenler var. Maalesef İstanbul dışında her şeyle ilgilenmişler. Bizi sokakta bir eliyle kentsel dönüşüm yaparken, bir eliyle şantiyede çalışırken görecekler” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, TRT Haber canlı yayınında gazetecilerin sorularını cevapladı. Mevcut yönetimin, trafik sorunu ve depreme hazırlık konusundaki performansıyla İstanbulluları usandırdığını, bıktırdığını, üzdüğünü ve yorduğunu belirten Kurum, “Sabırsızlıkla 31 Mart’ın gelmesini bekliyorlar. Değişim gerçekleşsin istiyorlar. ‘Gerçek Belediyecilik’le ifade ediyoruz, İstanbullu, sorunlarını çözecek bir başkan istiyor. 5 yıllık kırgınlık, üzgünlük, bir umuda dönmüş. 31 Mart’ta “Gerçek Belediyecilik’le tanışacak. İstanbul’un deprem sorunuyla ilgili mücadele edilen, öbür taraftan ulaşım çilesini ortadan kaldıran ve o İstanbul’umuzun her medeniyetinin, kültürünün, inancının özgürce yaşadığı huzurlu bir İstanbul’un bekliyorlar. En çok dinlediğimiz şikayet ulaşım. İnsanımız ulaşımla ilgili gerçekten içinden çıkılamaz bir hale gelen metro kuyrukları, metrobüs çilesinden bahsediyor. Arnavutköy’de otobüs hattı sorunu var. Kartal’da Uğur Mumcu Mahallesi’ne gittik; ‘Biz buradan otobüse binip Kadıköy’e giderdik, şimdi gidemiyoruz’ diyorlar” şeklinde konuştu.

İstanbulluların en büyük endişesinin deprem olduğunu vurgulayan Kurum, “Muhtemel depremle ilgili evlerinin bir an önce yenilenmesini isteyen vatandaşlar var. Bunu çok duyuyoruz. ‘Bir an önce gelin, evlerimizi yapın’ diyorlar. Bunun dışında sokak hayvanlarını duyuyoruz, taksi meselesini, sosyal yardımlardaki adaletsizliği, yeşil alan yetersizliğini, gençlerin kütüphane eksikleri ve spor alanıyla ilgili eksikleri kültür sanat alanında yeni Kültür Merkezi ihtiyaçları gibi birçok ihtiyacı bize iletiyorlar. İnsanlar en çok ilgi istiyor. Bazen öfkeleniyorlar, en çok ilgisizlik, insanlarımızın göz ardı edildiğini ve sorunlarıyla birebir uğraşılmadığını İstanbul’un 39 ilçesi söylüyor. Aylardır çalışmalarımızı yaptık, projelerimizi hazırladık milletimizle paylaştığımızda bu heyecanı görüyoruz. Bizim için şantiyelerde çalışan, odağında sadece İstanbul’un geleceği olan bir başkan adayı. Nisan gelecek yüzler gelecek diyoruz” diye konuştu.

“Siz söyleyip yapıyorsunuz”

Kampanya döneminde verdiği tüm vaatleri yerine getireceğini vurgulayan Kurum; Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de, Kastamonu’da ve Giresun’da yaşanan afetlerden de söz etti. Verdikleri her sözü tuttuklarını söyleyen Kurum, “Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de depremler oldu ve oralara gittik. ‘Mustafa Paşa’da Abdullah Paşa’da Rüstem Paşa’da bütün mahallelerde dönüşüm yapacağız’ dedik. O zaman bize ‘nasıl yapacaksınız’ dediler. ‘Milletimizle el ele vererek örnek bir dönüşümü yapacağız’ dedik. 1 yılda bitireceğiz iddiasında da bulundum. Günlerce deprem bölgelerinde kaldık. Ben sokak sokak gezerken, ‘Kara Murat geliyor’ dediler. 6 ayda teslimler başladı, 1 yılda büyük bir kısmı verildi. 1 yılı geçenler de oldu. Verdiğimiz sözleri tutuk. 6 Şubat’ta etkilenen illerden biri de Elazığ’dı. Bu konutlar sayesinde, tabii ki Allah’ın takdiridir ancak can kaybı az oldu. TOKİ’de yaşayan hiçbir kardeşimizin burnu bile kanamadı” dedi.

Muhalefetin o dönem ‘parayı bulamazsınız, yetiştiremezsiniz’ eleştirileri yönelttiğini hatırlatan Kurum, “Ama ne oldu, yetiştirdik. Kastamonu Bozkurt’ta sel oldu. Giresun’da da sel oldu. ‘Yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. İzmir’i muhalefet yönetiyor. Arkadan sözleri duyuyorum; ‘Ne yapacaklar, geziyorlar’ gibi. Günlerce enkaz başında kaldık. Önce arama kurtarma yapıyorsunuz. Biz dedik ki; ‘hiç üzülmeyin enkaz altından vatandaşımızı çıkartacağız. Mal önemli değil. Yenisini yerinde yaparız’ dedik ve Bayraklı’da yaptık. Bir ablamız, ‘gerçekten siz söylüyorsunuz ve yapıyorsunuz. Ben CHP’liyim. Sizinle bizimkilerin arasındaki fark, siz söylüyor ve yapıyorsunuz’ dedi” diye konuştu.

“Verdiği sözleri tutmuş biri olarak İstanbulluların karşısındayım”

Afet bölgelerinde verdikleri sözleri tuttuklarını ve milletin takdirini aldıklarını söyleyen Murat Kurum, “En son Kahramanmaraş Pazarcık merkezli depremde günlerce oradaydık. Öyle büyük bir milletimiz var ki; ‘Allah devletimize zeval vermesin’ dedi. Enkaz altında yavrusunu, annesini bekleyen vatandaşımız bize böyle seslendi. Bizi orada gördüler, baktılar ki onlar için çalışan birileri var. Yangınlarda, meydanlarda hep onların yanındaydım. 650 bin acil yıkılacak konut dedik. Bunların hepsini yapacağız. Hızlı bir şekilde bu inşaatlara başlayacak ve kimse memleketinden, kimse yerinden, yurdundan olmayacak. Buradaki demografik yapı nasılsa, burada yaşayan insanlarımızın ihtiyacı, beklentisi nasılsa biz bunları gerçekleştireceğiz. 3 ayda 11 ile gittik. Yerlerimizi tespit ettik. 11 ilimizde 180 bin konutu 3 ayda başlattık. Üzüldük, ağladık ama o temelleri attığımızda konutların inşaatları ilerlerken insanımızın yüzlerindeki gülümseye görseniz. ‘Biz bedava yapacağız, işte şöyle yapacağız, böyle yapacağız’ dediler. Milletimiz yine eser siyasetinden yana oldu ve Mayıs seçimlerinden bir tavır gösterdiler. Türkiye Yüzyılında Sayın Cumhurbaşkanımızı yeniden Cumhurbaşkanı seçtiler. Biz bunları yapacağız ve zaten yapmış biriyim. Antalya’daki Muğla’daki orman yangınlarında da sözünü tutmuş, bu inşaatları yapmış biri olarak İstanbulluların karşısındayım” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’da 650 bin konutu dönüştürmek zorundayız. Bu bir milli güvenlik meselesi”

Beş yıllık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı döneminde, Türkiye’nin 81 ilinde eserleri olduğunu hatırlatan Kurum, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesini araştırın. Birçok bakanlıktan düşük. Ama TOKİ ile, Emlak Konut’umuzla, İller Banka’mızla ve vatandaşımızla el ele verdik, başardık. ‘İşçi bulamazsınız, mühendis yok’ dediler, hepsini bulduk. İstanbul’a da bu tecrübe ile geliyoruz” dedi.

Bakan olduğu dönemde Türkiye’nin dört bir yanında birçok projeyi hayata geçirdiğini anlatan Kurum, “81 ilde izim var. Bingöl meydanında da, Ağrı’daki nehirde de, Bursa Ulu Camii etrafında da izim var. Bitlis deresindeki düzenlemede, Konya Mevlana Müzesi’nin karşısında, Ankara’nın tüm ilçelerinde, Trabzon’un Çömlekçi’sinde Rize’nin Ayder’inde Giresun’un merkezinde, Samsun Canik’te, Sinop tarihi meydanda izimiz var. İstanbul’un 39 ilçesinde bizim başlattığımız kentsel dönüşüm şantiyesini görürsünüz. 173 bin konut dönüşüyor. Hem 81 ile çalışmışız, hem de TOKİ ile 1 milyon 250 bin konut rakamına ulaşmışız. Türkiye genelinde ise 2 milyon 200 bin. İstanbul’da 800 binin dönüşümü sağlanırken, 173 bininin de devam ediyor. Tuzla’da, Pendik’te en büyük kentsel dönüşüm, Kartal Orhantepe’de kendiliğinden çöken binanın etrafında konutlarımızı görürsünüz. Kadıköy’de 15 bin konutluk şantiye bitme aşamasında. Üsküdar Çamlıca eteklerinde, Ümraniye’de dönüşüm projesi yürüyor. Ataşehir’de, Beykoz Tokatköy’deki dönüşümü görürsünüz. Beyoğlu-Okmeydanı’ndan dolayı bizim için ‘Katarlılara satacaklar’ dediler. Bulsunlar bir tane Katarlı. Güngören’de Fatih’te bizim izimizi görürsünüz. Üsküdar’da Çocuk Köyümüzü açacağız, Türkiye’de ilk. Esenler’de Türkiye’nin ilk akıllı şehri konutlarını görürsünüz. Zeytinburnu, Başakşehir’de yeni bir şehrin inşaa edildiğini görürsünüz. Avcılar’da mülkiyet sorununu çözüldüğümüzü görürsünüz. Esenyurt’un okul ihtiyacını giderirken bizi şantiyede görürsünüz. 39 ilçede, 964 mahallede izimiz var. Bakanlıkta da onlar gibi yarı zamanlı belediyecilik yapmadık. ‘Arada bir belediyeye uğrayalım’ gibi çalışmadık. Biz milletimizle el ele verdik. Biliyorlar ki; Murat Kurum söz verdiyse yapar. Çünkü geçmişte yaptık” diye konuştu.

İstanbul’da beklenen büyük depremin milli güvenlik meselesi olduğu görüşünü yineleyen Kurum, şöyle devam etti: “Şimdi tek motivasyonumuz sadece İstanbul. İstanbul’a odaklanacağız. 650 bin konutu İstanbul’da dönüştürmek zorundayız. Bu bir milli güvenlik meselesi. 31 Mart’ta bunun seçimini yapacağız. Bir tarafta söz verip sadece 5 bin konut dönüştürenler var. Maalesef İstanbul dışında her şeyle ilgilenmişler. Bizi sokakta bir eliyle kentsel dönüşüm yaparken, bir eliyle şantiyede çalışırken görecekler.”

“İstanbul’un başkanı İstanbul bu haldeyken tatil yapmaz”

Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu afetler sırasında İstanbulluları yalnız bıraktığı için belirtti. Kendisini İstanbul’un sorunlarını çözmeye adayacağını söyleyen Kurum, “Bütün bilim insanları altını çizerek ifade etti; Allah göstermesin İstanbul’daki deprem büyük hasarlara yol açar. Bunu herkes söylüyor. Kendileri sürekli çalıştayda. Hep reklam, ama icraat yok. Bu seçim bizim kader seçimimiz, bu seçim Türkiye Yüzyılında İstanbul’un lokomotif bir şehir olup olmayacağını seçeceğimiz bir seçim. Deprem riskinin ortadan kaldırılmasına ilişkin irade koyacağımız bir seçim. Trafik çilesini bitireceğiz. Yoksa aynı metrobüs duraklarında bu çileye devam edeceğimizin kararını vereceğimiz bir seçim, o yüzden yerel seçim hizmet seçimi ve bu hizmet seçiminde 650 bin konutu milletimizin desteğiyle dönüştüreceğiz. Kaynağımız var. İstanbul’un kaynağını reklama, algıya harcamazsanız, kendi gelecek ikbaliniz için harcamazsanız, İstanbul’un kaynağı her şeye yeter. ‘İsrafı bitirdik’ tabelalarına 175 milyon lira, iki konsere de 550 milyon TL harcarsanız siz İstanbul’un sorununu çözemezsiniz. Asıl israfı yapanlara cevap vermeliyiz. İstanbul’un 571 yıllık onuru, gurur var. Tüm medeniyetleri içinde barındıran, tüm güzellikleriyle bizi burada yaşatan İstanbul’a borcumuzdur. Biz hep bu anlayışla çalışacağız. 1 Nisan’da milletimiz bizi nerede istiyorsa orada olacağız. Nasıl yapılacağını bilmiyor ki, ilgisiz ve bilgisiz başkan olursanız, tatilci bir başkan olursanız yapamazsınız. Nasıl yapılacağını anlatıyorum. Öğreteyim, ben yaptım. İstanbul’un başkanı İstanbul bu haldeyken tatil yapmaz, yapmayacağım. İstanbul’un başkanı İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenmek zorunda. Bizim de ailemiz, çocuklarımız var. Bizim ailemiz artık 16 milyon İstanbullu. Eğer bu koltuğa talipseniz, bunu göze almak zorundasınız. Bu mücadeleyi vermezsek, ön alamayacağımız çözümsüzlük yumağına gidiyoruz” diye konuştu.

“Benimle gelip proje konuşamaz”

İstanbul’daki su basan metro hatlarını, bozulan yürüyen merdivenleri ve kuyrukta kalan vatandaşı işaret eden Murat Kurum, “Yaptıklarını göstersin nerede? Bakın ben anlatıyorum. Yeni bir metro ilahesi yapmamış. Biz ihale etmişiz, üç metro hattını iptal etmiş. O da yetmezmiş gibi Sancaktepe’de açtığımız metro inşaatına hafriyat dökmüş, Büyükdere Caddesi’ndeki trafik bitsin diye yapacağımız tünele beton dökmüş. İstanbul’un meselelerini konuştuğunu görüyor musunuz? Siz hiç İstanbul’un meselelerini anlattıklarını görüyor musunuz? ‘CHP’de nasıl eş başkan olurum’, ‘Kılıçdaroğlu’nu arkadan nasıl hançerlerim.’ Ayak ‘oyunlarıyla İstanbul’un kaynaklarını harcayarak Canan Kaftancıoğlu’nu nasıl saf dışı bırakırım.’ Kendileri söylüyor, büyüklerimiz dedikleri kişiler söylüyor. Benimle gelip proje konuşamaz. Genel Başkanı Kağıttepe diyen İstanbul’un sorunlarına ne kadar hakim görüyoruz. Sen Büyükşehir Belediye Başkanı olacaksın, metronun yürüyen merdivenleri çalışmayacak, su basacak, insanlar çile çekecek sen de ‘belediye başkanıyım’ diyeceksin öyle mi? Külahıma anlat. Sen niye belediye başkanısın? Yürüyen merdiven çalışmıyor, sorsan ‘engellemişizdir’ kesin. Böyle bir işi konuşamazlar, böyle bir dertleri yok. Bölme, parçalama, ekarte etme, yol yürüdüğün arkadaşları nasıl saf dışı bırakma olsa onu konuşur ama proje konuşamaz” dedi.

“Metro hatlarını 2029’da 650 kilometreye, 2034’te bin 4 kilometreye çıkartacağız”

Murat Kurum İstanbul için hazırladığı 2029 ve 2034 planlarını da paylaştı. Metro hatlarının 5 yılda 2 katına çıkacağını ifade eden Kurum, İstanbul’un toplu ulaşım ve trafik sorununa çözüm getirecek projelerini anlatırken, “Çalışarak yapılıyor bu işler. Yeni metro hatlarını, tüneller ve lojistik merkezlerle birlikte yapacağız. Biz diyoruz ki; ‘uğraştıran değil ulaştıran İstanbul’ olsun. Projelerimizi hedeflerimizi ortaya koyduk. İstanbullu kardeşlerimiz yılda 288 saat yolda kaybediyor. Ömründen de 3 yılı trafikte kaybediyor. Sevdiklerinizle mecburen daha az vakit geçiriyorsunuz. 2019’da yüzde 47’ymiş trafik yoğunluğu. Şimdi ise yüzde 64 olmuş. Pik saatlerde ise yüzde 90’a çıkıyor. Müdahale çok önemli. Müdahale etmezsek trafik içinden çıkılamaz bir hal alacak. 350 kilometre metro hattımız var. Onlar 5 yılda 230 kilometre demişler, sadece 8 kilometre yapmışlar. Bedelini ödedikleri metro mesafesi 8 kilometre. 2019 sonrasında yapılan dönemin yüzde 17’si 8 kilometre. 47 kilometre diyorlar, desinler ki; ‘yanlış.’ Bunların içinde Rahmetli Kadir Ağabey zamanında başlayan işler var. 2019’da 39 kilometre yapıp teslim etmişiz. Onlar da 8 kilometresini bitirip açmışlar ve sonra diyorlar ki; ‘biz açtık.’ Fikirtepe’de parasını benim ödediğim, şantiyesini her sürecini benim yürüttüğüm projeyi ‘ben yaptım’ diyorlar. Mecidiyeköy-Mahmutbey Hattı 18 kilometre. Yüzde 99’unu 2019’a kadar bitirmişiz. O 0,28 kilometre yapmış. 200 metre. Dudullu-Bostancı hattının yüzde 70’ini biz yapmışız. Cibali-Alibeyköy Metrosu’nun yüzde 99’unu biz yapmışız, yüzde 0.09’unu yani 90 metresini o yapmış. İkitelli-Bahariye hattı 2 kilometre. 1 kilometre biz, 1 kilometre o yapmış. 39.3’ünün parasını biz yapmışız, o da 8 kilometresini yapmış. Bunların hepsini ‘ben yaptım’ diyor. Gelsin bunlar için ‘yanlış’ desin. Sıfırdan başladıkları metro ihalesi hiç yok. 2029 ve 2034 hedefi koyduk. 10 yılda trafik çilesini bitirmek istiyoruz. 72 karayolu, yüzde 26 raylı sistem, yüzde 2 denizyolu kullanıyorlar. 2034’te raylı sistemi yüzde 48’e çıkarmak, kara yolunu da 48’e getirmek istiyoruz. Metro hattımızı 2 katına çıkarıyoruz. 2034’te de bin dört kilometreye çıkartacağız. 5 yılda 650 kilometreye çıkartacağız. En acil en öncelikli metro hatlarını yapacağız” diye konuştu.

“Boğazın altını yeni bir tünelle geçeceğiz”

Murat Kurum, İstanbul trafiğini rahatlatacak projelerini anlatırken şöyle devam etti:

“TÜYAP-Beylikdüzü -Haramidere-Avcılar-Sefaköy hattı. Öncelikli hatlarımızdan biri olarak bunu yapıyoruz. Sefaköy-İncirli-Yenikapı’yı bağlıyoruz. Yine İncirli’den Söğütlüçeşme’ye kadar giden ve boğazı geçeceğimiz yeni bir tünel. Yeni bir tünelle boğazın altını geçiyoruz, Söğütlüçeşme’ye geliyoruz. TÜYAP’tan binen vatandaşımız, boğazın altından geçerek Cevizli’ye kadar kesintisiz ulaşım sağlıyor. Bizim ilk öncelikli işlerimizden bir tanesi.Diğer taraftan ise; Vezneciler’den hattımızı alıyoruz, Bayrampaşa-Eyüp-Gaziosmanpaşa-Mescid-i Selam’a kadar metro hattı. Bu da öncelikli bir iş Anadolu Yakası’nda Sabiha Gökçen-Samandıra-Sarıgazi-Yenidoğan metro hattımızı ve buradan Sultanbeyli-Kurtköy-Sabiha Gökçen Metro hattımızı yaparak bir taraftan da İstanbul’un lojistik hattını yapıyoruz. İstanbul’un lojistik hattı kapasitesini 3-5 sene sonra dolmak üzere. Bizim bir lojistik hat ve yine hızlı raylı sistem hattını yapmamız lazım. Kuzey Marmara Otoyolu’ndan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçecek 47 kilometrelik hattı yapacağız ki, Marmaray’daki yükü alalım. İstanbul’un lojistiğini İstanbul’un içine girmeden kuzeyden şehre ilave yük getirmeden 6 yeni lojistik köyle İstanbul’un trafiğini yüzde 25 azaltacağız. Ağır vasıta yükü yaklaşık yüzde 25. Şehrin kuzeyine taşıyarak ve buradaki liman projesiyle lojistik üsler köyler kuracağız. Anadolu ve Avrupa Yakası’nda otogarları da bu güzergaha taşıyacağız. Toplu ulaşımla insanlarımızın evine ulaşmasını sağlayacağız. 122 kilometre karayolu tünelimiz var. alternatif bir yol olarak 88’i Avrupa 34’ü Anadolu’da olmak üzere yapacağız. İnsanların kesintisiz bir şekilde bu tünellerimizden gidiyor olacak. 2029’a kadar olacak. Kilyos’tan başlayıp Beylikdüzü’ne kadar gidecek bir tünelden bahsediyoruz. İstanbul’a baksalar sorunları problemleri görecekler. Harem’den başlayıp Çubuklu’ya, Göztepe’den sahil yoluna alternatif yol güzergahları koyuyoruz. İstanbul’a yük getirmeden, yükü azaltacak ulaşım ağını da karayolu tünellerini de yapacağız. Kavşak ve yol düzenlemeleriyle birlikte 64 dakika olan yol süresini 39 dakikaya düşürmek istiyoruz.”

“İstanbul’a 100 metrobüs 200 otobüs ekleyeceğiz”

İETT filosunu güçlendirileceğini aktaran Murat Kurum, “Metrobüs ve İETT hatlarıyla ilgili de planlarımız var. 100 metrobüs, 200 otobüs ekleyeceğiz. Silivriye kadar hattımızı uzatıyoruz. Kartal Uğur Mumcu Mahallesi’ndeki vatandaşımız Kadıköy’e gidemiyorsa, Arnavutköy’deki vatandaşımız şehrin içine gidemiyorsa bu sorunlarla ilgileneceğiz. Biz bunu gidermezsek İstanbul artık yaşanamaz hale gelir.” diye konuştu. Otopark sorununa da değinen Kurum, “otopark olmazsa olmazımız. 39 ilçede 250 bin otopark projemiz var. İSPARK’A yüzde 25 indirim yapacağız. 1 Nisan’da hemen ilk Meclis toplantımızda ele alacağız. İlk yarım saat ücretsiz olacak. Yaptığımız her işe bir bakış açısıyla bakıyoruz. Altı otopark üstü park. Allah korusun bir afette toplanma yeri olacak. Helikopter inme yeri olacak. Her işimize bu bakış açısıyla bakmaya çalışıyoruz” dedi.

Kurum, taksi sorununu yüksek teknolojinin de yardımıyla nasıl çözeceklerini, “Öncelikle bütün hizmetleri ‘Dijital İstanbul’ dediğimiz merkezden yöneteceğiz. Bir ayağı da taksiler olacak. Vatandaşımız uygulamadan taksi çağıracaksa, buradan tek sistemden çağıracak. İstanbul taksisi bir marka olacak. Şoförlerimize, önüne gelenin taksicilik yapamayacağız ödül-ceza gibi uygulama getiriyoruz. Puan alan, ödül alan, gerekirse ceza alan bir sistemde olacaklar. Tek merkezden sistemi yöneteceğiz. Taksi ile alakalı çağırmak istiyor, klasik taksi ya da büyük taksi. İşte sürücüsü, hibrit araç, elektrikli araç hepsini görecekler. Aldığınız hizmetten dolayı puanlıyorsunuz. Taksiciyi de çaresiz bırakmayacağız. Onların da yeni araç, kabinli araç talebi var. Eksik taksi plakasıyla ilgili ihaleye çıkacağız. Yeni taksilerimizi İstanbul’un ruhuna, kültürüne uygun bir şekilde taksiyi artırıp taksi sorunu tamamen ortadan kaldıracağız. Taksicilerle de bir araya geldim. Onların da talepleri var. Bir masaya oturacağız ve sorunu bitireceğiz. Maksimum 6 ayda bitiririz. Durakları yenileyeceğiz. Bizim projelerimizin hepsi hazır. Dertli olursanız, dert insanı yollara düşürür ve çalışırsınız. 1 Nisan sabahı çalışmaya başlıyoruz” diye konuştu.

Kurum, ‘Ulaştıran İstanbul’ vizyonunun deniz ayağına ilişkin de, “Deniz ulaşımını da 2 kat artırıyoruz. İstinye’den başlayıp Yenikapı’ya, Boğaz üzerinden Bostancı ile Yenikapı’ya bağlayacağız. Çubuklu’dan ya da Eminönü-Harem hatları, Büyükçekmece de dahil deniz ulaşımını artırmak istiyoruz. Deniz ulaşımı afet yönetiminde de kullanacağımız bir yer. Aktarmalı yolculuklarda, deniz ulaşımı ücretsiz olacak. Teşvik etmek için Boğaz’ın iki yakasına geçeceğimiz hatları deniz ulaşımıyla güçlendireceğiz” ifadelerini kullandı.

“2,33 milyar euro olan borç 5 yılda 4.19 milyar euroya çıktı”

Murat Kurum, belediyenin borcunun artığını söyleyerek. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ve yönetimi eleştirdi. İBB’nin öz kaynağının gerilediğine dikkat çeken Kurum, “İlgilenmezseniz, belediyeye hakim olmazsanız, belediye dışında her işle uğraşırsanız iştirakleriniz de zarar eder, vaatlerinizi de yapamazsınız. İSPARK neden zarar eder? Yeni yatırım yok, yeni bir otopark yok. Personel maliyeti var sadece. Nasıl zarar ediyor? Tatilci başkan dediğimizde zoruna gidiyor belki ama böyle. Şehirde düzen olacak. Sokak hayvanı, Scooter hepsinin düzeni olacak. Park yeri cepler olacak. Oralara park edecekler. Onun dışında park edemeyecekler. Bunun düzenlemesi de olacak. Hep söyledikleri aynı, ‘engelleniyoruz, yaptırmadılar.’ Bahane siyasetini 5 yıldır İstanbullular duyuyor. 2,33 milyar avro olan borcu, 4.19 milyar avroya çıkarttılar. Neredeyse 2 kat artmış borç. Koca İSKİ ödeme yapamıyor. 1 litre su kaynağı gelmemiş. Bugün bir vatandaşımız; ‘Bunlar bizi susuz bırakacak’ diyor. Sorsanız ‘engellendik.’ Bu kadar borç nasıl çıktı? Yeşil alan yapmadınız, metroları kapattınız. ‘Başardık’ diyorlar. Evet İstanbul’u mahvetmeyi başardınız. Karşınızda başarısız bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. Bütçesi 12 kat artmış, borcu 2 kat artmış. Reklam bütçesi artmış. Devletten yüzde 92’si gelmiş. Devlet para göndermese İstanbul’da çalışan sistem de çalışmaz. Maaş ödeyemez personeline. İstanbul’un öz kaynakları, yani projelerinden ve iştiraklerinden geliri biz verdiğimizde yüzde 30’muş. Yüzde 8’e düşmüş. Sonra ‘parayı nereden bulayım? diyor. Geçmişte yüzde 30 öz geliri olan bir belediye yüzde 8’e düşmüş. Baksanız ‘israfı bitirdik’ diye billboard görüyorsunuz. Personelin yarısı işe girmiş çıkmış. İstanbul’un neresine gitsem İBB mağdurlarıyla karşılaşıyorum. 5 yılda 47 bin işe giriş, 33 bin çıkış. Bazıları emekli, bazıları atılmış. Hafıza yok. Geçmişten gelen tecrübe olur, o yok. Sadece yeni personelle bu kadar iş yapamazsınız. Yeni gelen arkadaşlar, var olan sisteme ayak uydurur. Biz onlar gibi yapamayız. Haksız yere kimseyi atmayız. Sebepsiz yere işten atılan kardeşlerimizi de işe alacağız. Bu tablo her şeyi anlatıyor. İBB neden iş yapmıyor, neden zarar ediyor. Böyle ilgilenmezsen, personeli değiştirseniz böyle olur” dedi.

“Anketlerde 1,5-2 puan öne geçmemizin telaşı var”

Bazı basın organlarında hakkında çıkan haberler için “Şaşırdılar” diyen Murat Kurum, anketlerde öne geçtiği için bu tarz haberlerin yapıldığını söyledi. Kurum, “Böyle bir tablo ile karşılaşacaklarını bilmiyorlardı. 5 yıldır yaptığımız gibi algı oyunlarıyla İstanbulluların aklını çelsek diye uğraşıyorlar. Muhalif medya da projelerimizi anlatmak yerine karalamak için çabalıyorlar. O medya kuruluşlarına bakın İstanbul’un sorunlarına ilişkin bir tane konu yok. Gündem değiştirme, gündemi farklı yerlere çekme. Peki İstanbul’un sorunları ne olacak? Bu sorunları çözmek için vatandaşın sesi olmak durumunda değil misiniz? Bir merkezden bunu işleyelim. Ne istiyorlarsa söylesinler. Bizim alnımız ak. Hesap veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Siz İstanbul’u konuşmayacaksınız, İstanbul’un dertlerine konu etmeyeceksiniz. 1 Nisan sabahı bu işlere koyulacağız. Ondan sonra siz tatile mi gidersiniz, eş başkanlığa mı geçersiniz o bizi ilgilendirmez. Bu anlayışla çalıştık aynı anlayışla yürüteceğiz. İstanbul’u konuşmasınlar. Bir program bir asırda 130 bin canımız gitti diyorum, sonra asrın felaketinde 53 bin canımız gitti diyorum, oradan cımbızla ‘130 bin kişi ölmüş itiraf etti’ diyorlar. 130 bin kişi vefat etse mutlu mu olacaksınız? Bu nasıl bir anlayış. Farkla kazanacağız. İstanbul’u İstanbullu kardeşlerimizle kazanacağız. 1 Nisan’dan sonra İstanbul’un kardeşi evladı olacağız. İstanbul’u güzel bir geleceğe hazırlayacağız. Anketlerde 1,5 2 puan öne geçtik. Onun telaşı var. ‘Algıyı nasıl çevirsek, ne yapsak’ diye. Belediyenin kasasını boşaltıyorlar. 31 Mart akşamı Saraçhaneye geleceğiz o israfları bir bir soracağız. Hangi siyasi senaryolar üzerinden tezgah yaparlarsa yapsınlar, 31 Mart akşamı geliyoruz. Özgür Bey özgür değil. Eş başkan ne derse onu yürüten bir başkan konumunda. Onlar nasıl istiyorsa, nasıl mutlu oluyorsa öyle davransınlar. Bir aday çıkıyor, terör örgütü elebaşı ittifak işaret ediyor ve sonra aday geri çekiliyor. Başka bir yerde aday çıkartıyorlar sonra geri çekiyorlar. 22 yerde aday göstermiyorlar. Kirli bir ittifak. Onların ne yaptıkları umurumuzda değil. Hangi kapı arkalarında ne çıkarları varsa, bizi ilgilendiren İstanbullunun talepleri. Biz polemiklerin tarafında olmayacağız. İttifaklarının ne olduğunu milletimiz biliyor ve cevabı sandıkta veriyor. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Hanım’a ‘ablam’ diyordu bugün yolunu değiştiriyor. Böyle bir anlayış. Hangi ittifakı kurmak istiyorlarsa yapsınlar, biz İstanbul’un, hizmetin yolundan ayrılmayacağız. Önce İstanbulluların depremle ilgili trafikle ilgili iradeyi ortaya koyacakları bir seçim olacak. İstanbullu kardeşlerimizin feraseti kazanacak. Tüm halkımızla birlikte biz eserlerimizi yapacağız. Onlar eş başkan mı olur ne yapar biz ilgilenmiyoruz. Kendiyle mücadele ediyor. Kendi hallerine bırakıyoruz” ifadelerini kullandı.

“İhtiyaç sahibi emeklilerimizin maaşına ek olarak her ay 2 bin 500 TL ek ödeme yapacağız”

Programda sosyal projelerini de aktaran Kurum, emeklilere, gençlere, kadınlara ve sokak hayvanlarına ilişkin de konuştu. Genç girişimcilere 100 bin TL sermaye desteği vereceklerini söyleyen Kurum, “Üniversite öğrencilerine her yıl 10 bin TL, öğrenci evlerine doğal gaz desteği vereceğiz. Ulaşımda gençlerimize yüzde 40 indirimi bugünkü rakamdan yapacağız. 0-6 yaş, ilköğretim öğrencileri ve tüm öğretmenlerimize ücretiz ulaşım sağlayacağız. İSMEK’te öğrencilerimize yazılım dahil 39 ilçede kursalar olacak. Sanayi, üretim ve teknoloji ile gençleri buluşturacağız. İlk işini kuran kadınlara destek vereceğiz. Dijital İstanbul çatısı altında satışlarına destek vereceğiz. İstanbul’un geleceği için 16 milyon birbirine destek olacak. O yüzden ben her evin evladı, kardeşi olacağım diyorum. Gittiğim her ilde böyle çalıştım. Hangi partili olurlarsa olsunlar bana hep böyle baktılar. Biliyorlar Murat Kurum söylediğini yapar. Şimdi de İstanbul’un 39 ilçesi için böyle çalışacağım. Gençlik merkezi kuracağız. 39 ilçeden temsilciler olacak. Aynısı kadınlarımız için olacak. Gençlerimizin ve kadınlarımızın taleplerini alacağız. Beraber uygulayacağız. 208 üniversiteden iklim temsilcileri seçtik. Kendi içlerinde ekipleri var, bizlere iklim değişikliği ile taleplerini ilettiler. Aldığımız kararları onlarla birlikte uyguluyoruz. Maalesef İstanbul’un sokaklarıyla ilgili güvensizlik hat safhada. Sahipsiz köpeklerle ilgili tedbir alınmamış. 39 ilçeye hayvan bakım merkezleri kuracağız. Sahipsiz hayvanlarımızın bakımlarını tedavilerini kısırlaştırma işlemlerini yapacağız. 2 yakaya rehabilitasyon merkezleriyle kontrol atlına alacağız. Trafik ve deprem konusundaki gibi kontrol altına almazsak sahipsiz hayvan sıkıntısını önce kontrol altına alacağız. Emeklileri ayırmak lazım. Genç yaş, orta yaş ve orta yaş üzeri diye. İhtiyaç sahibi emeklilerimizin maaşına ek olarak her ay 2 bin 500 TL ek ödeme yapacağız. Yaşam merkezlerini emeklilerimize vereceğiz. Vakit geçiriyorlar, sohbet ediyorlar bunların sayısını artıracağız. Yaptıkları ürünlerle ilgili bir pazar kuracağız. Emekli olmuş ama bir işle uğraşmak isteyenler var. İSMEK ile kurslar vereceğiz. İstihdama katkı sağlayacak evinin ekonomisini güçlendirecekler. Kimse kendini yalnız hissetmeyecek. Her bir vatandaşımızın yoldaşı, kardeşi destekçisi olacağız. İBB olarak bu motivasyonla çalışacağız, 31 Mart seçimleri İstanbul’un geleceği adına karar vereceğimiz bir seçim olacak. Milletimize bu sözlerimizi yerine getireceğimi söylüyorum. Geçmişte bunları yapan bir kardeşleriyim. 31 Mart’tan itibaren yine yapacağım” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulda-650-bin-konutu-donusturmek-zorundayiz-bu-bir-milli-guvenlik-meselesi/feed/ 0
Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, 5 yıllık görev süresini değerlendirdi https://www.haber28.com.tr/gaziemir-belediye-baskani-halil-arda-5-yillik-gorev-suresini-degerlendirdi/ https://www.haber28.com.tr/gaziemir-belediye-baskani-halil-arda-5-yillik-gorev-suresini-degerlendirdi/#respond Sat, 23 Mar 2024 00:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11064 5 yıllık görev süresini değerlendirdiği veda buluşmasında basın mensupları ile bir araya gelen Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, “Bağımsız aday olmayı düşünmedim. Ben yüzde 57 ile rekor oyla seçilmiş birisiyim. Çok da başarılı hizmetler verdiğimi düşünüyorum. Dolayısıyla bununla anılmak, bu şekilde iz bırakıp ayrılmak çok daha doğru” dedi.

Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, 5 yıllık görev süresini değerlendirdiği veda buluşmasında basın mensupları ile bir araya geldi. Başkan Arda, Gaziemir Belediyesi’nde düzenlenen toplantıda, şunları kaydetti:

“Bir insanın doğup büyüdüğü yere belediye başkanı olması çok kıvanç verici bir şey. Hele benim gibi dedesinin ilk kurucu belediye başkanı olduğu bir yerde 93 yıl sonra onun koltuğuna oturmak çok onurlu bir işti benim için. Dolayısıyla bu onuru bana yaşatan partim Cumhuriyet Halk Partisi’ne çok teşekkür ediyorum. İyi ki bu göreve talip olmuşum. İyi ki bu görevi bana vermişler. Rekor oyla seçildim. Bu görevi başarıyla yaptığımı düşünüyorum.

BİLGİMİZLE, BİRİKİMİMİZLE MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ

Belediye başkanlığına yeni bir soluk getirmeye çalıştıklarını ifade eden Arda, “Hem toplumsal mücadelede hak mücadelesinde hem doğa mücadelesinde hem kamusal alanlar yaratmada birçok projeye imza attık. Hayatın içinde olduk. İnsanların yanında olduk. Size insanların ihtiyacı varsa bunu belirtiyorlarsa zaten vazgeçmemiz mümkün değil. O mücadelenin içinde olmanız gerekiyor. Size belediye başkanı olarak veda etmek istedim ama hayatın içindeyiz. Siyasetin içindeyiz. Siyaset devam ediyor. Bilgi, birikimimizle mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.

İkinci dönemle ilgili hazırladıkları bazı projelerini de aktaran Başkan Arda, “Kısacası bu beş yılda kendime baktığımda adaletli dürüst çalışkan bir belediye başkanı olarak kendimi görüyorum. Yaptığımız kamuoyu anketlerinde de zaten vatandaşlar tarafından bunlar da aynı şekilde söyleniyor ki bu benim için çok kıymetli. Çok onurlu bir görevi yerine getirdik” dedi.

BASIN MENSUPLARININ SORULARINI YANITLADI

Görev aldığı 5 yıllık süreçteki icraatı ve ikinci dönem projelerinden bahseden Başkan Arda, sunumun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Başkan Arda, “Özgür Özel partinizin grup başkanvekiliyken, ‘İyi ki Halil Arda’ya kefil olmuşum’ dedi ama siz aday gösterilmediniz. Partiniz sizi neden aday göstermedi” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Neden atanmadığımı ben de bilmiyorum. Onu ben de merak ediyorum. 2 yıl önce bize kefil olduğunu söyleyen bir Genel Başkan Özgür Özel var. 2019 yılında aday adayı olduğumda parti içinde hiç kimse ile organik bağım yoktu. Gaziemir’in vatandaşların ısrarı ile 2019’da Halil İbrahim Şenol atandı. 2019’a kadar hiçbir yere aday olmadım. Sadece Genel Merkez’de kendimi anlattım. Atama yöntemini kabul ediyorsanız sonuçlarına da katlanacaksınız. Özgür Bey’in bana kefil olduğunu daha sonradan duyuyorum. İlk atanmamda etkisi olduğunu sonradan öğrendim. Bugün bir önceki genel başkanımızın yaptığı en iyi şeylerden birisi 6 ayda bir gerçekleşen belediye çalıştaylarıydı. İktidar olmadığımız illerde. Bize söylediği şey ‘Belediye başkanlığına odaklanın, il ilçe örgütlerinin işine karışmayın. Burnunuzu sokmayın’dı. Sadece işimize odaklandık. ‘Siz başarılı olursanız sizi atayan biz tekrar atarız’ dedi. 5 yıl boyunca il, ilçe örgüt işlerine hiç karışmadım. İlçe Başkanımıza da söylediğimiz, ‘Siz ilçemizi yönetin, ben belediyeyi yönetin’ oldu. Neden atanmadığımı bize kimse söylemedi. Ben sadece halkın gözündeki yerimize bakıyoruz. 2023 Kasım’da yapılan anketlerin sonuçları elimizde. Nedenini genel merkeze sormak lazım.”

“ÇOK BAŞARILI HİZMETLER VERDİĞİMİ DÜŞÜNÜYORUM”

Farklı bir partiden adaylık teklifi gelip gelmediği sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

“Birçok partiden teklif aldım. Yani beni araştırmışlar. Çok iyi olduğumu düşünmüşler. Bağımsız olarak girmemi birçok insan istedi. Bunu doğru bulmuyorum. Ben mevcut başkanların içerisinde en eski siyasetçiyim. Benden yaşlı herhalde dört kişi var. Mehmet Eriş, Abdül Batur, Rıdvan Karakayalı, Muhittin Selvitopu. İkisi belediye bürokratıydı ikisi öğretmendi. Ama ben siyasetin içindeydim. 40 yıldır partinin içerisinde olan birisiyim. Bağımsız aday olmayı düşünmedim. Ben yüzde 57 ile rekor oyla seçilmiş birisiyim. Çok da başarılı hizmetler verdiğimi düşünüyorum. Dolayısıyla bununla anılmak, bu şekilde iz bırakıp ayrılmak çok daha doğru.”

“BÜYÜKŞEHİR’DE GÖREV VERİLİRSE KABUL ETME DURUMUM YOK”

Başkan Arda, “Partiye kırgınlığınız var mı? Herhangi bir görev geldiği takdirde sizi bir görevde görür müyüz” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Herhangi bir görev verilirse kabul etme durumum yok. Belediye başkanlığına devam etmeyi çok istiyordum. Büyükşehirde herhangi bir görev verilirse kabul etmeyeceğimi söyleyeyim. Bürokrat olarak çalışmayı düşünmüyorum. Partide bir değişim ihtiyacı olduğunu söylüyorduk. Eski genel başkanımızı da başarılı buluyorum. Değişimden yanaydık. Özgür Bey ile bir hukukumuz vardı ama delege değildim. İlk tweeti atan İmamoğlu, ikinci tweeti atan bendim. Kendisini destekledim. Kişilere kırgın olabilir ama partime asla kırgın değilim. Benim partimdem kopmam mümkün değil. Önümüzdeki süreçte siyasetin neresinde oluruz onu şu an bilemiyorum. Yolu belediyeden geçmeden bir siyasetçinin bir ayağının eksik olduğunu bu süreçte anladım.”

“SİYASETİN İÇİNDE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“Şu anda da siyaseti bırakma, devam et deniyor” diyen Arda, “Bunun ilçe örgütü var. İl örgütü var. Önümüzdeki süreci var. Zamana ihtiyacımız var. Seçilecek kişilerin performanslarını izleyeceğiz. Bizim önünü kestiğimiz Gaziemir’de yapılan yanlış işler var. Onların hepsinin takipçisiyiz. Onlar asla bırakma şansımız yok. Yanlış yapan insanlara karşı bugüne kadar hep karşı durduk. Durmaya da devam edeceğiz. Bu bence çok önemli. Çünkü o kanunları, kurallara uymayan insanlar var. Uyulmuyorsa o zaman hep söylüyorum. Trafik işaretlerine, ışıklarına da ihtiyaç yok. İmar planlarına da işte belediyeye hiç ihtiyaç yok. Herkes istediği şeyi yapsın, istediği gibi yoluna devam etsin ama bunların hepsinin önüne geçtik. Bunların takipçisi olacağız. Dolayısıyla siyasetin içinde yer almaya devam edeceğiz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gaziemir-belediye-baskani-halil-arda-5-yillik-gorev-suresini-degerlendirdi/feed/ 0
Beşiktaş Teknik Direktörü Fernando Santos sabır istedi Açıklaması https://www.haber28.com.tr/besiktas-teknik-direktoru-fernando-santos-sabir-istedi-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/besiktas-teknik-direktoru-fernando-santos-sabir-istedi-aciklamasi/#respond Fri, 22 Mar 2024 08:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11022 Beşiktaş Teknik Direktörü Fernando Santos, ofansif anlamda akıcı ve hızlı oynamaları gerektiğini söyleyerek, “Beşiktaş her sezon kupa kazanmak için oynar. Bu sene ligde üçüncü olup, Türkiye Kupası’nı almak istiyoruz. Önümüzdeki sezon şampiyonluk yaşamak, Avrupa’da iyi oynayan bir takım kurmak istiyorum” dedi.

Beşiktaş Teknik Direktörü Fernando Santos, Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

“Takım gelişmeye devam ediyor”

Çalışarak takımı beklenen seviyeye çıkarma gayreti içinde olduklarının altını çizerek sözlerine başlayan Santos, “Bir takım şeyler değişti. Takım gelişmeye devam ediyor. Geleli henüz 2 ay oldu. Yüzde 100 istediğim oyun anlayışı yerleşmedi, bu da çok doğal. Futbol basit bir oyun, gol yemeyin gol atın. Beşiktaş gibi takımlar oyunu domine etmeli, iyi hücum etmeli, iyi savunma yapmalı. Geldiğimizden beri bunu aşılamaya çalışıyoruz. Oyuncular da bunun için çaba sarf ediyor. Hepsi elinden geleni yapıyor. Bizim saygımızı kazandılar. Bir anda bir mantaliteyi oturtmak kolay değil. Oyuncular büyük çaba sarf ediyorlar istediğimiz Beşiktaş’ı ortaya çıkarmak için. Futbol kolektif bir oyun. Bizim beraber oynamayı daha da geliştirmemiz lazım. Büyük takım yüzde 80 kolektif, yüzde 20 bireysel oyunla başarılı olur. Bu yüzde 20’lik kısımda oyuncuların kendi yeteneklerini gösterdiği yerler olabilir. Biz şu an 60 bireysel, 40 kolektifiz. Bunu değiştirmek zorundayız. Futbolcular da bunu değiştirmek için çabalıyor. Beraber oynama alışkanlığı önemli. Bunu yapmak istiyoruz. Bu dediğim seviyeye de geleceğiz” ifadelerini kullandı.

“Benim için sahaya çıkan 11’in performansı önemli”

Portekizli çalıştırıcı, sarı kart cezası nedeniyle Galatasaray müsabakasında görev alamayacak Gedson Fernandes’in eksikliğinin kafasındaki oyunu etkileyip etkilemeyeceğiyle ilgili soruya, “Eksik oynamayacağız, 11 kişi sahada olacağız. Gedson yerine başka biri oynayacak. O da istediklerimi sahaya yansıttığında bir eksiklik olmayacak. Benim için sahaya çıkan 11’in performansı önemli. Benim görevim kolektif olarak takıma odaklanmak ve sahada beraber oynayan güçlü bir grup oluşturmak” cevabını verdi.

Fernando Santos, Tayyip Talha Sanuç’un ise fiziksel olarak henüz hazır olmadığını ama her geçen gün daha iyiye gittiğini söyledi.

“Daha akıcı ve hızlı oynamak zorundayız”

69 yaşındaki teknik adam, ofansif olarak topu hızlı döndüremediklerine dikkat çekerek, “Daha akıcı ve hızlı oynamak zorundayız. Hücumda hedef odaklı oynamak zorundayız. Bazen geriye çok oynuyoruz. Pas hatası yaptığımız zamanlar da oluyor. Geriye bakınca iyi bir aşamaya geliyoruz. Benim istediğim aşamaya henüz gelmedik. Bunun için oyuncular da çabalıyor. Rakip ceza sahasına çok fazla giremediğimizi düşünüyorum. Bundan takıma, oyunculara da bahsediyoruz. Organize hücum değil de direkt topu ileri atma alışkanlığı görüyorum. Defansif olarak pozitif sinyaller var, gelişiyoruz. Türkiye’de çok fazla adam adama baskı yapılıyor. Bir stoper rakibin forvetini rakip takımın ceza sahasına kadar kovalayabiliyor. Ben ön alan presinde alan savunmasını tercih ediyorum. Bu anlamda da eksiklerimiz var. Çok agresif değiliz, ikili mücadele alamıyoruz. Rakip baskımızdan kolay çıkabiliyor bazen. Bu anlamda da iyiye gideceğiz. Kazanmak ve kazanma alışkanlığı önemli. Oyuncular da bu alışkanlıkla daha iyiye gidiyor. Taraftar da daha gollü futbol görmek istiyor. Bu zaten Beşiktaş’ın DNA’sında var. Adım adım gidiyoruz. Gol yemeden kazanmaya devam etmek zorundayız. Hücum olarak istediklerimin yüzde 50’sini yansıttığımızı söyleyebilirim. Fazla bireyseliz. Bu yüzden oyuncu topla çok fazla alan kat etmeye çalışıyor. Koşuyor ve yoruluyor. Bir top ve kaleci hariç 10 oyuncu var. Top bizdeyken sürekli oyuncuların aralara girmesi ve opsiyon göstermesi gerekiyor. Topu alan ya ayağına atıyor ya da kanada atıyor. Böyle olunca topu döndüremiyoruz. Top bizdeyken durağan oynuyoruz. Top kontrolünde sırtımız kaleye dönük kontrol etme alışkanlığımız var. Hedefimiz rakip kale. Oyuncularıma da bunu söylüyorum. Topu ilk kontrolde geriyi düşünmemiz bir alışkanlık bunu idmanlarda değiştireceğiz. İyi organize olmadığımızda topu kaybedince takım boyu uzamış oluyor. Çok fazla geriye koşmak zorunda kalıyoruz ve yoruluyoruz. Beşiktaş’ın oyunu kontra atak oyunu değil. 10 günden beri tüm takım beraber çalışıyoruz. Topu döndürmek ve hızlı oynamak için beraber olmamız gerekiyor. Oyuncularımın bunu yapmak istediğini biliyorum. İdmanlarda bazen istediğim gibi yapıyorlar ama maça yansımayabiliyor. İstediğimi sahaya yansıtmak benim için en önemlisi. Biraz sabır lazım. Defansif olarak çok çok iyi değiliz ama iyiyiz. Orada bazı şeyleri oturttuk. İstediklerimizin yüze 70’indeyiz. Oyuncular farklı mantaliteye alışmak zorunda. Top bizdeyken daha fazla çözüm üretmeliyiz. Bunu da düzelteceğiz” şeklinde konuştu.

“Portekiz Milli Takımı’nda yapmak istediklerimi burada yapmak istiyorum”

Taraftardan biraz daha sabır beklediğini aktaran Santos, “Postacı gibi oynuyoruz. Önemli olan topla koşup takım arkadaşına vermekten ziyade topu pas olarak aktarmamız gerekiyor. Portekiz Milli Takımı’nda yapmak istediklerimi burada yapmak istiyorum. Bunun için sabır gerekiyor. Bu uzun yıllar alacak bir zaman değil. Gelişme kat ettik. Bunu idmanları yapa yapa daha iyi hale getireceğiz” cümlelerine yer verdi.

“Aboubakar kendini buraya yüzde 100 ait hissediyor”

Vincent Aboubakar’ın fiziksel olarak kötü durumda olmadığını belirten Portekizli teknik direktör, “Fiziksel olarak kötü olsa maç listesinde olmazdı. Kadroda olmayan oyuncu hazır değildir. Buraya yüzde 100 ait hissediyor kendini. Benim gördüğüme göre burada bir sıkıntı yok. Oyuncuları maç kadrosuna alırken en önemsediğim nokta kafasının ve kalbinin burada olması. Bu açıdan da kadroya giren her oyuncu yüzde 100 buradadır” diye konuştu.

“Beşiktaş her sezon kupa kazanmak için oynar”

Gelecek sezon hedefini şampiyonluk olarak belirlediklerini sözlerine ekleyen Fernando Santos, “Taraftarın Beşiktaş’tan ne istediğini biliyorum. Beşiktaş her sezon kupa kazanmak için oynar. Ben de bir taraftardım. Taraftarlığın ne olduğunu biliyorum. Benim hayalimle bunlar benzerlik gösteriyor. Bu sene ligde üçüncü olup kupayı almak istiyoruz. Önümüzdeki sezon şampiyonluk yaşamak, Avrupa’da iyi oynayan bir takım kurmak istiyorum. Bu anlamda şu an için iyiye gittiğimizi biliyorum. Şimdiden önümüzdeki yılın planlamasına yönetimle başladık. Bu biraz zor olacak. Yabancı sınırı 12’ye inecek. Çok fazla Türk oyuncu ihtiyacımız olacak. Bu planlar kolay iş değil. Bunun için yönetimle beraber çalışıyoruz. Beşiktaş’ı çok sağlam bir temele oturtmamız gerekiyor. Herkesin istediği güçlü oynayan şampiyonluklar yaşayan takımı oluşturmak için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Santos, İstanbul’u çok sevdiğini de kaydederek, “İstanbul’a daha önce de turist olarak gelmiştim. İstanbul’u çok seviyorum. Tek sıkıntısı can sıkıcı trafiği. Buna da alışacağız. Hocalarım da seviyor İstanbul’u. Deniz manzarası olan bir apartman dairesinde kalıyorum. Burada yaşamak çok güzel. Taraftarımız çok iyi, çok tutkulu. Onları çok seviyorum. Takıma destek oluyorlar. Onlardan rica ediyorum, maç esnasında oyuncularımızı maç oynanırken çok fazla eleştirmesek iyi olur. Hepsinin desteğe ihtiyacı var” değerlendirmesinde bulundu.

“Türk Milli Takımı’nı iyi tanıyorum”

A Milli Futbol Takımı’nın, Avrupa Şampiyonası’nda ülkesi Portekiz’le rakip olduğunun hatırlatılması üzerine deneyimli teknik direktör, “Türk Milli Takımı’nı iyi tanıyorum. Dünya Kupası öncesinde Türkiye bize Portekiz’le oynarken zorluk çıkarmıştı. İnanılmaz iyi oyuncular var. Çok güçlü orta sahası var. Defansif olarak da iyiler. Portekiz olarak 2016 Avrupa Şampiyonası ve Uluslar Ligi’ni kazanmıştık. Favori 6-7 takımdan sonra sürpriz yapmaya en yakın takım Türkiye. Çok iyi bir takım ve iyi bir hocası var” dedi.

Türk futbolundaki altyapı sorununa da dikkat çeken Fernando Santos, “2002 yılında Türk Milli Takımı’yla Portekiz Milli Takım’ı arasında çok ciddi fark yoktu. Futbollarının seviyesi benzerdi. Portekiz o yıllardan beri inanılmaz bir altyapı yatırımı yaptı ve sistem kurdu. Türkiye’de değişmesi gereken şeylerden biri birçok alt yaş ligleri var. Türkiye’de sadece U19 var. Tayyip fiziksel olarak iyi olmadığı için oynamıyor. Ben bu oyuncuyu nerede oynatacağım. U23 olsa bu oyuncuyu orada değerlendirebilirim. Altyapıda çok iyi oyuncular geliyor. Çok yetenekli oyuncular var. Çocuk belli bir aşamaya geliyor ve oraya geldikten sonra Beşiktaş’ta oynayamıyor. ya kiralık vereceksiniz ya da U19 var” ifadelerini kullandı.

“Galatasaray maçına özel plan yapmayacağız”

Son olarak Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında 3 Mart Pazar günü Tüpraş Stadyumu’nda oynayacakları Galatasaray müsabakasıyla ilgili gelen bir soruya deneyimli teknik adam, “Galatasaray maçına özel plan yapmayacağız. Rakibi analiz ediyoruz. Önemli olan bizim nasıl oynayacağımız. Rakipten bağımsız bir anlayış oturtmak istiyoruz. Herkes kazanmak istiyor Galatasaray maçını. Oyuncularımız istediklerimizin ne kadarını sahaya yansıtacak bu da çok önemli. İyi defans yapan iyi hücum yapan bir takım görecek taraftarlar” cevabını verdi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/besiktas-teknik-direktoru-fernando-santos-sabir-istedi-aciklamasi/feed/ 0
Van, Hakkari ve Muş’ta Barajlardaki Su Seviyesi Arttı https://www.haber28.com.tr/van-hakkari-ve-musta-barajlardaki-su-seviyesi-artti/ https://www.haber28.com.tr/van-hakkari-ve-musta-barajlardaki-su-seviyesi-artti/#respond Thu, 21 Mar 2024 05:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10844 Van, Hakkari ve Muş’ta etkili olan yağışlarla, enerji üretimi, içme ve tarımsal sulamada kullanılan 9 barajın su seviyesinin, geçen yılın aynı dönemine göre arttığı belirlendi.

Devlet Su İşleri (DSİ) 17. Bölge Müdürlüğünün verilerine göre, geçen yıl aşırı sıcaklar ve kuraklık nedeniyle su seviyesinin iyice düştüğü Koçköprü, Morgedik, Zernek, Sarımehmet, Alparslan1, Alparslan2, Dilimli, Aslandağ ve Beyyurdu barajlarında yağışlar nedeniyle doluluk arttı.

“Kısıntılı sulama hadisesini bu yıl yaşamayacağız”

DSİ 17. Bölge Müdürü Ayhan Şahna, AA muhabirine, Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’de 3 yıldır yaşanan kuraklık nedeniyle barajlarda istenen su seviyesine ulaşılmadığını söyledi.

Bu yıl kar yağışında geçmiş yıllara göre artış olduğunu anlatan Şahna, “Havzada şu an 1,5 metre civarında kar bulunuyor. Bu kar barajlardaki doluluk oranına ciddi düzeyde etki edecek. Geçmiş yıllardaki kısıntılı sulama hadisesini bu sene inşallah yaşamayacağız. Bu yıl bölgede bol yağış oldu. Kar şeklinde gerçekleşti. Yani ilkbahar döneminde çiftçimizin yüzünün güleceğinin emarelerini şimdiden görüyoruz.” dedi.

Şahna, üç ildeki barajların doluluk oranlarıyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bölgemizde 9 barajımız var. Bunların hepsi işletmede. Van’ın Erciş ilçesindeki Koçköprü Barajı 64 milyon metreküp depolamaya sahip. Şu anda 17 milyon metreküp suyunu almış durumda. Geçen yıl 20 Şubat’ta barajın su seviyesi yüzde 4 iken bu sene yüzde 26 konumuna geldi. Morgedik Barajı’nda toplam depolama hacmimiz 90 milyon metreküp, şu an 15 milyon metreküp suyumuz var. Geçen yıl su seviyesi yüzde 11 iken bu yıl yüzde 15 seviyelerinde. Zernek Barajı’nın depolama miktarı 86 milyon metreküp, şu an 33 milyon metreküp suyumuz var. Geçen yıl şubatta su seviyesi yüzde 4 iken bu sene yüzde 38 seviyelerinde. Uzun yıllardır doldurulmasında sıkıntı yaşadığımız Sarımehmet Barajı’nda ise toplam depolama hacmimiz 178 milyon metreküp. Geçen yıl su seviyesi yüzde 7 iken şu an yüzde 10 seviyelerinde. Sarımehmet Barajı’nda da bu sene olumlu şeylerin olacağı net olarak görülüyor.”

Hakkari’deki 2 barajda doluluk yüzde 100

Muş’taki barajlarda da seviyenin arttığını belirten Şahna, “Alpaslan1 Barajı’nın toplam depolama hacmi 1 milyar 743 milyon metreküp. Barajımızda 400 milyon metreküp suyumuz var. Geçen yıl şubat ayındaki doluluk oranı yüzde 15 iken bu sene yüzde 23 seviyelerindeyiz. Alpaslan2 Barajı’nda ise depolama hacmimiz 1 milyar 99 milyon metreküp olup barajımızın şu an fili doluluk miktarı 713 milyon metreküp. Geçen yıl yüzde 56 olan doluluk oranımız yüzde 65 düzeyinde.” diye konuştu.

Hakkari’deki Aslandağ ve Beyyurdu barajlarında doluluk oranının yüzde 100 olduğunu vurgulayan Şahna, şu bilgileri verdi:

“Yüksekova sınırlarındaki Dilimli Barajı’nın depolama hacmi 64 milyon metreküp. Geçen yıl yüzde 60 olan doluluk bu sene yüzde 69’a ulaştı. Depolamamız fiili olarak şu an 44 milyon metreküp. Aynı durum Aslandağ ve Beyyurdu barajlarımızda da var. Bunlarda da toplam 11 milyon metreküp suyumuz var. Bu iki barajımızdaki doluluk oranımız da yüzde 100 seviyelerinde. Geçen yıl da aynı düzeydeydi. Sulama sezonuna kadar yağışların devam etmesini temenni ediyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/van-hakkari-ve-musta-barajlardaki-su-seviyesi-artti/feed/ 0
Ahmet Metin Genç: Trabzon için hizmet etme heyecanımız var https://www.haber28.com.tr/ahmet-metin-genc-trabzon-icin-hizmet-etme-heyecanimiz-var/ https://www.haber28.com.tr/ahmet-metin-genc-trabzon-icin-hizmet-etme-heyecanimiz-var/#respond Sat, 16 Mar 2024 06:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10097 AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı ve Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, “Bu şehir için gideceğiz, koşturacağız. Soyadımız gibi de Genç’iz daha. Yapabiliriz bunları. Yapmak istiyoruz. Hakikaten bu şehrin evladı olarak, bu şehrin havasını, suyunu bilen biri olarak hizmet etme heyecanımız ilk günkü gibi var” dedi.

AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, 31 Mart Yerel Seçim çalışmaları kapsamında Sürmene ilçesinde esnaf, vatandaşlar, muhtarlar ve AK Parti belediye meclis üyeleriyle bir araya geldi. AK Parti Sürmene Belediye Başkan adayı Hüseyin Azizoğlu, AK Parti İlçe Başkanı Hasan Basri Şahin ile MHP İlçe Başkanı Hamit Küçükali’nin eşlik ettiği Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Ahmet Metin Genç’e vatandaşlar ilgi gösterdi.

Muhtarlara ve partililere hitap eden Başkan Genç, güzel hizmetler yapanların her zaman güzel bir şekilde anıldığını, amacının bu şehirde güzel bir şekilde anılmak olduğunu dile getirerek, “Yeni dönemde sizlerin destekleriyle göreve geldiğimiz zaman bütün ilçelerimizde olduğu gibi Sürmene’mizde de yeni hizmet dönemimizi başlatıyoruz. Sürmene’nin 37 köyünü il başkanlığı döneminden itibaren tanıyorum, biliyorum. Allah nasip ederse, yeni dönemde Hüseyin Azizoğlu Başkanımızla güzel bir mesai birlikteliğine çıkıyoruz. Bizim de onun da mesai birlikteliğinde en büyük paydaşlarımız siz muhtarlarımız olacaksınız. O nedenle muhtarlarımızla istişareye çok çok önem veriyorum. Ben Ortahisar Belediye Başkanlığı dönemimde muhtarlarımızla 33 defa toplantı yaptım. Bana vatandaş iradesini tevdi ediyorsa, aynı vatandaş mahallesinde de iradesini güvenerek muhtara tevdi ediyor. O irade aynı iradedir. O iradeye saygının gereği olarak muhtarlarımızla hareket etme yükümlülüğümüz var. Beraber hareket ettiğimiz zaman, mahallelerimizde hizmetlerin erişimi de ulaşımı da kalitesi de verimliliği de daha güzel oluyor ve daha bereketli oluyor. Böylece belli bir disiplin altında hareket ediyorsunuz” diye konuştu.

“Sürmene’nin projelerinin sahibi ve destekçisi olacağım”

Sürmene’ye yapılacak projelerin istişaresini yaptığını ifade eden Başkan Genç, “Biz Ortahisar’da 87 mahallemizin tamamında iş yaptık, muhtarlarımızla birlikte hizmet yaptık. Şimdi aynı anlayışı Büyükşehirde muhtarlarımızla birlikte hem Sürmene’de hem bütün şehrimizde yansıtacağız. Sürmene’yle ilgili hem büyükşehir olarak hem ilçe belediyesi olarak proje hazırlığımız var. Hüseyin Başkanımızın da Sürmene’ye sunacağı projelerin sahibi ve destekçisi olacağız. Yani Hüseyin Azizoğlu Sürmene’ye ne sözü veriyorsa, ne taahhüt ediyorsa onun en büyük destekçisi ve sahibi de büyükşehir olarak biz olacağız. Yani Sürmene’de bir pazar yeri sorunu varsa onu başkanımızla beraber kapalı pazar yeri sorununu çözeceğiz. Bunları bir taraftan da çalışıyoruz. Hangi ilçemizde ne sözü veriyorsak bunları planlayıp, programlayıp gayretle beraber başlatacağız. Bunun için de gecelere kadar çalışıyoruz. Çünkü AK Parti belediyecilik anlayışı söz verip, sahada onu icraata dönüştüren bir anlayıştır. Biz bunu belediyeciliğin en güzel örneğini İstanbul’da ortaya Recep Tayyip Erdoğan’ın teşkilatçılık anlayışıyla beraber hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.

“Arkamızda bu hizmetlerin banisi Recep Tayyip Erdoan var”

Sürmene’nin yol sorunlarını ve kırsal mahallelerdeki su sorunlarını çözeceğini kaydeden Başkan Genç, “Sürmene’miz güzel bir ilçemiz, renkli bir ilçemiz. Güzel isimler yetiştiren bir ilçemiz. Bir Sürmene’de daha dışarıda var. Geçen hafta İstanbul’daydık. Güçlü iş insanlarımız var. Onlarla da işbirlikleri yaparak güzel işler, sosyal işler üreteceğiz. Ben Sürmene’nin köylerinin su sıkıntılarını, yol sorunlarını biliyorum. Onları da sizlerden alacağımız bilgilerle göreve gelir gelmez bismillah deyip çözeceğiz. Biz istiyoruz ki, Trabzon olarak güçlü bir şekilde işbaşına gelelim. Yani Trabzon Büyükşehir Belediyesi olarak da Sürmene olarak da seçimleri iyi bir oranla kazanacağız ama Trabzon olarak büyükşehirlerde birinci çıkalım. Elin güçlü olunca Ankara’da daha güçlü oluyorsun. Bunu test ettim. Eğer birinci çıkarsak Ankara’da bir istediğimiz zaman iki kopartıp getiririz. Bunu yapabiliriz. Bunu yapabilecek birikimimiz oluştu, hem özgüvenimiz var, hem de siyasi gücümüzü var. Arkamızda bütün hizmetlerin banisi olan Recep Tayyip Erdoğan var. Şu anda bütün köylerimizde yol sorunları var. Ama Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız hemşehrimiz. Yine doğalgaz işimiz var. Ama Enerji Bakanımız Trabzonlu. Bu şehir için gideceğiz, koşturacağız. Soyadımız gibi de Genç’iz daha. Yapabiliriz bunları. Yapmak istiyoruz. Hakikaten bu şehrin evladı olarak, bu şehrin havasını bilen biri olarak hizmet etme heyecanımız ilk günkü gibi var. 37 muhtarımızla beraber bir kardeşlik hukuku içerisinde bu hizmetleri yapabiliriz. Sürmene ve Trabzon’umuzu güzelleştirebiliriz. Sürmene zaten güzel bir ilçemiz. Sürmene tabiatıyla, siluetiyle beraber güzel bir ilçemiz. Ama burada yaşama sebeplerini daha çok artıran bir anlayışı ortaya koymak önemli. Sahil düzenlemeleriyle beraber bu çalışmaları yapabilmek önemli. Sürmene’mize daha kaliteli, daha nitelikli hizmetler yapabilmek bizim işimiz” ifadelerini kullandı. – TRABZON

]]>
https://www.haber28.com.tr/ahmet-metin-genc-trabzon-icin-hizmet-etme-heyecanimiz-var/feed/ 0
Dursun Özbek: “TFF yönetiminin Türk sporuna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştık” https://www.haber28.com.tr/dursun-ozbek-tff-yonetiminin-turk-sporuna-fayda-getiremeyecegi-kanaatine-ulastik/ https://www.haber28.com.tr/dursun-ozbek-tff-yonetiminin-turk-sporuna-fayda-getiremeyecegi-kanaatine-ulastik/#respond Sat, 16 Mar 2024 02:36:39 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10044 Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) mevcut yönetiminin bundan sonraki dönemde Türk futboluna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştıkları için TFF’yi istifaya davet ettiklerini açıkladı.

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, gündemdeki konulara dair açıklamalarda bulundu. Türkiye Futbol Federasyonu’nu tüm kurullarıyla birlikte istifaya davet ettikleri paylaşımla ilgili konuşan Dursun Özbek, “Federasyonun yapmış olduğu uygulamalar çerçevesinde Kulüpler Birliği Vakfı’nın üyelerinin çoğunluğu tarafından artık devam etmemesi gerektiğinin düşünüldüğü bir dönemde biz, federasyona biraz daha süre verilmesi gerektiği düşüncesiyle hep arkasında durduk. Fakat son zamanlardaki hızlı gelişmeler, olaylar öyle bir seviyeye geldi ki artık Galatasaray’a göre bu federasyonun bundan sonraki dönemde Türk sporuna fayda getiremeyeceği kanaatine ulaştık. Çünkü hedeflerimiz var. Avrupa’da ve dünyada Türk futbolu için hedefler koymuşuz. Galatasaray’ın ve diğer rakip kulüplerin hedefleri olduğu gibi Türk futbolunun da hedefleri var. Biz bugün itibariyle Türkiye Futbol Federasyonu’nun bu hedeflere bizi götürebileceği kanısında değiliz. Onun için de yapılması gereken en önemli şey, taze kuvvet, bir yenilenme, yeniden yapılanma, Türk sporuna, özellikle Türk futboluna daha kıymetli hizmetler verebilecek bir yönetimin gelmesi. Buradaki görüşlerimizin ifadesiydi o. Bunun da arkasındayız” ifadelerini kullandı.

“VAR’ı yöneten kişilerde tereddütler var”

Şanlıurfa’da oynanacak Süper Kupa maçında 11 Nisan Stadyumu’nun altyapısının yarı otomatik ofsayt sistemine uygun olmadığı konusuna da değinen Başkan Özbek, “VAR sisteminin Türk futboluna gelmesiyle birlikte bazı tartışmaları bitirmesi hedefleniyordu. Bunda büyük ölçüde muvaffak olmuş mudur? Bence olmuştur ama hala VAR’ı yöneten kişilerde tereddütler var. Sadece büyük kulüplerin maçlarını kast etmiyorum, diğer kulüplerin de maçlarında büyük hatalar olduğu kanaatindeyim. Kişisel bazı davranış biçimleri çerçevesinde VAR’ın faydasını da ortadan kaldırdığını düşünüyorum. Artık bir yenilenmeyi düşünmemiz lazım. Çünkü bu spekülasyonlar, bu tartışmalar artık öyle bir seviyeye geldi ki hiçbir kulüp memnun değil. Hiçbir kulüp ne uygulamadan ne hakem tayininden hiçbir şeyden memnun değil. Artık bu tartışmaların daha büyük boyutlara gelmesini engellemek lazım. Bunun için de yenilenmeye ihtiyaç var. Urfa’daki sahanın yarı otomatik ofsayt sistemine uygun olmadığı konusu gündemde. Federasyonun seçimidir. Federasyon bunu görmedi mi veya düşünmedi mi? Bilemiyorum. Aslında bu sorunun muhatabının TFF yetkileri olması lazım, onların bu soruyu cevaplaması lazım. Bize nerede oynayacaksınız derlerse orada gidip oynayacağız” diye konuştu.

“Galatasaray olarak 5. yıldızı bir an evvel takmak istiyoruz”

Bu sezonu şampiyon olarak tamamlamak istediklerinin altını çizen Başkan Dursun Özbek, “Galatasaray’ın sadece spor kulübünün yönetimlerinde değil, bir Galatasaraylı olarak Galatasaray’ın her konumunda talep edildiği zaman, ihtiyaç duyulduğu zaman görev aldım. Eğer Galatasaray Spor Kulübü Dursun Özbek başkanlığındaki yönetime ihtiyaç duyuyorsa hiçbir zaman bu görevden kaçmam. Seçime giderken çok önemli bir dönem geçiriyoruz. Şu andaki şampiyonluk yarışı kafa kafaya gidiyor. Hedefimiz bu sene şampiyon olmak. Hatta 2024’ten sonraki dönemde de şampiyonluk hedefimiz var. Galatasaray olarak 5. yıldızı bir an evvel takmak istiyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki 2-3 aylık dönemde seçim polemikleriyle bu yarışın etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz mermer kadar sağlam kenetlenmiş olarak bu sezonu götürmek zorundayız. Seçimin elbet konuşulacağı tarih vardır. O geldiği zaman da görüşlerimizi, fikirlerimizi ortaya koyarız. Ama şu anda Galatasaray sportif manada çok önemli bir yarışın içerisinde. Bu yarışın etkilenmemesi lazım. Bütün camiaya sesleniyorum. Buradaki birlik, beraberlik ve konsantrasyon camia için de çok önemli. Kenetlenmenin sadece yönetim kurulu çerçevesinde değil, bütün camia bünyesinde de olması bizi başarıya götürecek en önemli unsurdur. İzliyorsanız Galatasaray Spor Kulübü birçok cephede savaşıyor ve verdiği bu savaş içinde özellikle futboldaki yarışta gelinen duruma baktığımız zaman Galatasaray bir koalisyona karşı yarışmayı sürdürüyor. Bunun mevcudiyetini herkes görüyor, herkes biliyor. İsim açıklamaya gerek yok. Camiamın ve bütün Galatasaraylıların bunu görmesini istiyorum. Aynı ağabeylerimizin Çanakkale’de, Kafkaslar’da verdikleri ve vatan uğruna şehit düştükleri dönem gibi. Bir koalisyon var, bir koalisyon güçleri var onlara karşı şu anda Galatasaray Spor Kulübü yönetimi bir mücadele vermektedir. Camiamızın da bunu görmesi ve bizi desteklemesi, bu mücadelede bizle beraber tek yumruk halinde destek olması gerektiğini düşünüyorum. Onlardan bunu rica ediyorum” şeklinde konuştu.

“Icardi’ye verilen cezayı haksız buluyoruz”

Sarı-kırmızılı kulübün başkanı, Arjantinli golcü Mauro Icardi’ye, MKE Ankaragücü maçında yaptığı hareket nedeniyle PFDK tarafından verilen cezayı haksız bulduklarını söyleyerek, “Icardi olayında tartışılması gereken husus bence şu; düşünün ki biz dün akşam saatlerinde bir maça çıkacağız. Icardi, tedbirsiz sevk edildiği için oynamak durumunda, taktik çalışma buna göre yapılıyor, takım buna göre hazırlanıyor ve buna göre konsantre oluyor, otobüse biniyor. Maçı oynamak üzere sahaya geliyorlar. Otobüste Icardi’nin sevk edildiği cezaya bağlı olarak 1 maç ceza aldığını öğreniyorsunuz. Yani böyle bir şey olabilir mi? 60-70 saat içinde takım müsabakaya hazırlanırken, mevcut şartlar bu kadar kısa süre içinde değişip ve maç oynanacak yere stada geldiğiniz zaman 11’i değiştirmek zorunda kaldığınız bir durum olabilir mi? Aslında Icardi’nin ne yaptığından ziyade tartışılması gereken konu bu. Bu kadar kısa süre içinde bir ceza verip, sen tedbirsiz sevk etmişsin. Bunun bir süreci var, normal sürecinin dışına çıkıyorsun, hemen cezayı da yapıştırıyorsun. Takım antrenman bölgesinden çıktığı zaman farklı bir takım var, stada geldiği zaman ayrı bir takım var. Elbette ki Icardi’ye verilen cezayı haksız buluyoruz. Benzer uygulamalar geçmişte yapılmış, yakın tarihte para cezasıyla savuşturulmuş işlerde burada Icardi’ye 1 maç ceza verdiler. Yedi düvele karşı mücadele ediyoruz derken, bahsettiğim konulardan bir tanesi buydu. Ama hiç kimse şüphe duymasın bu mücadeleden Galatasaray galip çıkacaktır” açıklamasını yaptı.

Bir Galatasaray yönetim kurulu üyesinin, Galatasaray Spor Kulübü üyesi olan TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin disipline sevk edilmesini istediğini aktaran Özbek, “Konu Galatasaray Yönetim Kurulu’nun gündemine geldi. Bir üye kardeşimiz Mehmet Büyükekşi’nin faaliyetleri doğrultusunda Galatasaray Spor Kulübü üyesi olması hasebiyle disipline sevk edilmesini istedi. Bizim tüzüğümüz gereği, yönetim kurulları kendisine iletilen bu tip talepleri disiplin kuruluna sevk etmek zorundadır, sevk etmek mecburiyetindedir. Neticede kararı disiplin kurulu verecektir. Yönetim görevini yapmıştır. Bundan sonraki konu disiplin kurulunun uhtesindedir. Onun vereceği karara bütün Galatasaraylıların saygı duyması gerekmektedir” dedi.

“Bize bu söylemleri yakıştıran takım, özellikle başkanı bir proje”

Rakip takımların Galatasaray ile ilgili söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını belirten Dursun Özbek, “Futbolda gerilimi arttırmamak, belli bir seviyenin üzerine çıkarmamak hususunda son derece dikkatliyiz. Elbette ki bunu yaparken Galatasaray’ın haklarının korunması, Galatasaray’ın mevcudiyetine zarar verecek hususların karşısında durması konusunda hiçbir tereddütümüz yok. Gerçeklerle uğraşıyoruz, gerçeklerle hareket etmek durumundayız. Rakiplerimizin gerçek dışı söylemlerine, Galatasaray’ı yıpratma çabalarına nezaketimiz çerçevesinde cevap veriyoruz. Bu demek değildir ki biz bu seviyeyi sürekli devam ettireceğiz. Bir konuda dikkatli olmamız lazım. Bugün toplumu germek, toplumu birbirine düşman edecek bir dil kullanmak son derece yanlıştır, son derece sakıncalıdır. Söylemlerin cevabını benzer şekilde cevaplamanın, tamir edilmesi güç olaylar oluşturacağı endişemiz var. Ben Galatasaray taraftarlarına, Galatasaray’ı sevenlere hep itidal tavsiye ediyorum. Türk futboluna fayda getirecek tartışmaları her zaman yapalım ama toplumu gerecek, birbirimize düşman edecek konularda itidalli davranılması konusunda da tavsiyem var. Burada rakibimizin bize atfettiği konuların Galatasaray’la ilgili hiçbir tarafı olmadığı gibi aynı Hacivat’la Karagöz gibi bir oyun sahneleniyor. Bir perde var. Perdeye bir gün birisi çıkıyor, öbür gün ötekisi çıkıyor. Aynı manada gerçek dışı ve Galatasaray’la bağdaşmayacak, birbirine yakıştırılmayacak konularda söylüyorlar. Biz benzer şekilde söyleyemez miyiz? Elbette söyleriz. Bir tuzağa düşmemek lazım. Burada bize bu söylemleri yakıştıran, bu söylemleri gönderen takımın bir proje olduğunu, özellikle başkanının bir proje olduğunu ifade etmiştim. Bunda hala ısrarlıyım. Bir proje olma hüviyetini hala sürdürüyorlar. Bir şey daha ifade etmiştim, ‘Cinayet mahaline evvela katil gelir’ dedim. Kimseyi itham etmek istemiyorum ama internete baktığınız zaman mesela ‘ananas’ deyin, ‘tesbih’ deyin, ‘şike’ deyin, ‘halı sahada dostluk maçları’ deyin bir girin bakın ne çıkıyor karşınıza. Sanki bunlar yokmuş gibi. Sanki bunları ben yapmışım gibi adamlar çıkıyorlar, Hacivat-Karagöz perdesinde bir sürü şey söylüyorlar. Onlara bir abi tavsiyesi; hiç boşuna uğraşmayın çünkü içinde bulunduğunuz ateş üfleyerek sönmez. Bunu kafanıza yazın” değerlendirmesinde bulundu.

“Kasımpaşa maçıyla ilgili gündemi değiştirmeye çalışıyorlar”

Başkan Özbek, rakip takımların gündemi değiştirme çabası içinde olduğunu da söyleyerek, “Bugün bizle ilgili haberleri trol hesaplarından ve kendi sosyal medya hesaplarından gündeme getirmelerinin bir sebebi var. Geçen hafta oynadıkları Kasımpaşa maçıyla ilgili gündemi değiştirmeye çalışıyorlar. Galatasaray, orada bir koalisyona karşı savaşıyor. Bu koalisyonun etkenlerini orada gördük. Oranın içinde Galatasaray’ın haricinde birçok futbol bileşenlerini var. Dolasıyla orada yaşanan rezilliği unutturabilmek için Galatasaray ile ilgili konular gündeme getirilerek, gündemi değiştirme çabası var. Kulüplerin kurulduğu tarihten bu zamana neler olmuş bakalım, neler ortaya çıkıyor? Bunun incelenmesi sonucunda Galatasaray’ın yine Türkiye’nin en başarılı kulübü olduğu ortaya çıkacaktır. Ama içinden cımbızlayıp 1997’de ne oldu? Böyle saçma bir şey olabilir mi? Herkesin kendi önüne bakması lazım. Artık kulüpleri yönetenlerin bir şeyden imtina etmesi gerekiyor. Bizim için önemli olan ülkemizin mutluluğu, birlik ve beraberliğidir. Aynı çağrıyı yine yapıyorum, saha içinde kalalım. Süreçli kaşıyarak, bizi sürekli cevap verme durumunda bırakarak Türk futbolunu böyle bir platforma çekmemiz son derece kötü” şeklinde konuştu.

“Galatasaray ara transferde çok önemli rakamlara ulaşmıştır”

Ara transfer döneminde yapılan çalışmalara da değinen Özbek, “Ara transfer dönemi maalesef en zor transfer dönemidir. Eğer bir takımın elinde iyi bir futbolcunuz varsa onu bırakmazsınız. Ancak önemli miktarda bir talep gelirse bırakırsınız. Mesela bizim Sacha Boey ile yaptığımız gibi. Galatasaray çok önemli transfer rakamlarına ulaşmıştır. Boey, bizim önemli bir oyuncumuzdu ama yapılan teklif çerçevesinde bu yapılabilir. Dolasıyla biz çalışmalarımızı bu yönde sürdürdük. Arkadaşlarım ve scout ekibi bu çalışmalardan netice alınması, hedefimiz olan oyuncuyu transfer etmek hem de hedefimiz olan rakamlarda en uygun seviyeyi yakalamak için hareket ettik. UEFA’nın belli bir tarihe kadar liste açıklama kararı önemliydi. Sıkışık bir takvime denk geldi. Bu sene Avrupa’ya veda ettik. Önümüzdeki sene inşallah Galatasaray yine Şampiyonlar Ligi’nde oynayacak. O dönemdeki yönetimde bugün ki olaylardan ders çıkararak yine Şampiyonlar Ligi’ndeki serüvenine devam edecektir” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/dursun-ozbek-tff-yonetiminin-turk-sporuna-fayda-getiremeyecegi-kanaatine-ulastik/feed/ 0
Birol Aydın: “İstanbul’umuzda Binlerce, On Binlerce İşsiz İnsanımız Var. İşkur’a Müracaat Etmiş. https://www.haber28.com.tr/birol-aydin-istanbulumuzda-binlerce-on-binlerce-issiz-insanimiz-var-iskura-muracaat-etmis/ https://www.haber28.com.tr/birol-aydin-istanbulumuzda-binlerce-on-binlerce-issiz-insanimiz-var-iskura-muracaat-etmis/#respond Thu, 14 Mar 2024 23:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9864

Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Birol Aydın, Kapalıçarşı Esnafları Derneği, Mahmutpaşa Esnaf ve İşadamları Derneği, Mısır Çarşısı Esnafları Yardımlaşma Derneği’ni ziyaret etti. Aydın, “İstanbul’umuzda binlerce, on binlerce işsiz insanımız var. İŞKUR’a müracaat etmiş. Onların da iş bulana kadar toplu taşımadan ücretsiz istifade etmesini sağlayacağız. Hayat pahalılığı içerisinde 65 yaşını geçmiş, 25, 30 yıl çalışmış, 10 bin lira maaşa mecbur ve mahkum bırakılmış emeklilerimizin bir kısmı metro çıkışlarında, Marmaray’ın çıkışlarında mendil, limon satıyorlar. Buna da derman olacağız. Ama en kalıcı en doğru, dosdoğru İstanbul tasavvurumuzu gerçekleştirme projemiz de İstanbul’un nüfusunu azaltma projesidir” dedi.

Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın, Fatih Belediye Başkan Adayı Mehmet Yaroğlu, Fatih İlçe Başkanı Muzaffer Serenli, İl Başkanları Oğuzhan Sadıkoğlu ve Ömer Yıldızhan ile Kapalıçarşı Esnafları Derneği, Mahmutpaşa Esnaf ve İşadamları Derneği, Mısır Çarşısı Esnafları Yardımlaşma Derneği’ni ziyaret etti.

“BESLENME SAATİNDE KARNINI DOYURAMAYAN BİR YAVRUMUZUN BU HALİ EN ÖNCELİKLİ İŞİMİZDİR”

Aydın, ziyaret sırasında şöyle konuştu:

“Saadet Partisi olarak İstanbul’a ilişkin bir tasavvurumuzun olduğunu öteden beri dile getiriyoruz. Başka bir İstanbul’un mümkün olduğunu, İstanbul’da daha iyi bir yaşamın mümkün olduğunu ama İstanbul’a ilişkin tasavvurumuzun ne olduğunu belirlemeden söylenecek sözlerin, vaatlerin bir karşılığının olamayacağını dile getiriyoruz. Bu açıdan İstanbul’u markalaştırmak, İstanbul’a bir kalite getirmek, bir estetik getirmek ve nezaketi İstanbul’da yaygın kılmak çabası ve arzusu içerisinde bir tasavvurumuz var. İstanbul’un berberi de kaliteli berber. Esnafı da kaliteli, taksicisi de kaliteli, kaldırımı da kaliteli, mimarisi de kaliteli beyaz yakalısı da mavi yakalısı da kaliteli. Bir taksici gördüm, İstanbul taksicisi. Bir aşçı gördüm, İstanbul aşçısı. Bir müezzin, İstanbul müezzini. Bir kuyumcu, İstanbul kuyumcusu. Her haliyle İstanbul markasını, kalitesini barındıran ve bunu bütün dünyaya sirayet ettiren bir tasavvurumuz var. Bunun için de atılması gereken acil adımlar ve kalıcı adımlar var. Bugün İstanbul’umuzun en temel meselesi geçimse hayat pahalılığı ise bu alana ilişkin dokunacağımız yapacağımız işler vardır. ve beslenme saatinde karnını doyuramayan bir yavrumuzun bu hali en öncelikli işimizdir. Bunu kantin kart projemizle İstanbul’umuzda hiçbir yavrumuz ilk ve ortaöğretimde beslenme saatinde karnı aç sınıfın kenarında bulunmayacak. Onun karnını doyuracak proje kantin kart projesidir. Bu çok öncelikli bir projedir.

“ALTERNATİF BİR ÇÖZÜM OLARAK PEMBE METROBÜSÜ DEVREYE SOKACAĞIZ”

Metrobüs projemiz var ama pembe metrobüs projesi. İstanbul hürmete layık bir şehir. İstanbullu hürmete layık bir kitle. Fakat İstanbul içerisinde ayrıca hürmete layık olanlar yaşı 65’i geçmiş büyüklerimiz, kadınlarımız, kızlarımız ve engellilerimiz. Bunların toplu taşımanın ulaşımının en yoğun olduğu saatlerde balık istifi yolculuğun olduğu saatlerde bu duruma düşmemeleri için alternatif bir çözüm olarak pembe metrobüsü devreye sokacağız. Aması fakatı da bu işin olmayacak. Hürmet dediğimiz önce buradan başlayacak. Kalıcı çözüm olana kadar bu alternatif çözümü, yaşı ilerlemiş insanlarımızdan, engellilerimizden, kadınlarımızdan, kızlarımızdan esirgemeyeceğiz bunu yapacağız. Bir hijyen timi projemiz var. Bugün maalesef İstanbul’umuzda birçok devlet okulunun tuvaletleri berbat. Temizlik yok, sabun yok. Milli Eğitim Bakanlığımızla bir işbirliği içerisinde bütün bu ihtiyacı olan okullarımızın temizlik ihtiyacını biz temizlik görevlisi, temizlik malzemesi ihtiyacını büyükşehir belediyesi olarak biz temin edeceğiz. Paramız, bütçemiz buna yeter. Ama illa bir kısıtlılık yapacaksak buralardan değil de bir kaldırım yenilemeden bir yol yenilemeden bir asfalt yenilemeden feragat edeceğiz. Ama bu hijyen timini ve kantin kart bu kart projesini devreye sokacağız.

“İŞSİZLERİN TOPLU TAŞIMADAN ÜCRETSİZ İSTİFADE ETMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ”

İstanbul’umuzda binlerce, on binlerce işsiz insanımız var. İŞKUR’a müracaat etmiş. Onların da iş bulana kadar toplu taşımadan ücretsiz istifade etmesini sağlayacağız. Emeklilerimize yönelik de şüphesiz iyileştirmelerimiz var. Hayat pahalılığı içerisinde 65 yaşını geçmiş, 25, 30 yıl çalışmış, 10 bin lira maaşa mecbur ve mahkum bırakılmış emeklilerimizin bir kısmı metro çıkışlarında, Marmaray’ın çıkışlarında mendil, limon satıyorlar. Buna da derman olacağız. Ama en kalıcı en doğru, dosdoğru İstanbul tasavvurumuzu gerçekleştirme projemiz de İstanbul’un nüfusunu azaltma projesidir. Bu kadar trafik yoğunluğunu trafikte bekleme süresini kentsel dönüşümün bu coğrafyada yapsak da arzu ettiğimiz İstanbul tasavvuruna hizmet etmeyeceğini görüyoruz. Yani birinci köprüyü yaptık, ikinci köprü ihtiyacını ortadan kaldırmadı. İkinci köprüyü yaptık, üçüncü köprü ihtiyacı ortadan kalkmadı. Şu kadar metro hattı, şu kadar tramvay hattı, şu kadar metrobüs hattı yaptık. Yaptık ama bütün bu ihtiyaçlar görülüyor ki İstanbul’un trafik sorununu, ulaşım sorununu çözmüyor. Şu kadar binalar yaptık, şu kadar beton döktük, şu kadar demir ördük ama bütün bunlar Bizim İstanbul’da Allah korusun bir afet karşısında bir deprem karşısında güvenliğimizi temin edecek, huzur veren binalar, evler ve sokaklar ortaya çıkarmadı. Cenabıhakk’ın bize bahşetmiş olduğu bu nadide coğrafyada yaşayabilecek insan sayısı sınırlıdır. Biz İstanbul’un yedi ile on milyon arasında bir nüfusa çekilmesi düşüncesindeyiz. Bu muhakkak ve mutlaka bir periyodik çalışmayla mümkündür. Buna ilişkin ayrı dört tane projemiz var. Bunu ayrıca kamuoyuna takdim ettik.

“İSTANBUL’A AHLAKİ, VİCDANİ GÖZLE BAKIYORUZ”

Kentsel dönüşümü doğru şekilde yapmamız gerekiyor. Doğru işleri, doğru şekilde, dosdoğru şekilde yapmamız gerekiyor. Bir şeyi yaparken ayrıca on yıl sonra ayrıca büyük bir sıkıntıya sebebiyet vermemesi gerekiyor. ve bu dönüşüm yaparken de hak sahiplerinin üzerine ayrıca bir külfet yüklemememiz gerekiyor. Yani bedelsiz, yani ücretsiz kentsel dönüşümü gerçekleştireceğimizi vaat ediyoruz. Buna inanıyoruz. Şimdi bugün kıyısından köşesinden yapılan kentsel dönüşümlerde insanlarımıza gidiyor birisi, yarısı bizden, diğeri diyor ki yüzde kırkı vereceksin, biri diyor ki on yedi bin lira aylık ne var ki bunda diyor. İstanbul’da on beş bin lira, on bin lira maaş alan bir emekliye istersen beş bin lira de. Beş bin lirayı bile veremez. Yani vaktiyle almış, etmiş. Bir kenara koymuş. Bu insanımıza bunu ücretsiz verebiliriz. Vermenin de yolları var, çözümü var. Kiptaş’ı aktif bir şekilde devreye sokacağız. ve biz vatandaşımıza ekstra bir yük yüklemeden ona konutunu depreme dayanıklı daha işlevsel bir konutu vereceğiz. Müteahhitlerin, kar paylarını düşünürseniz, İstanbul’da bir imar kirliliğine, büyük bir imar kirliliğine neden olmaktan düzgün bir düzenlemeyle bunu yapmak pekala mümkün. Ayrıca zaten kalıcı çözüm için İstanbul’un nüfusunun azaltılması, on milyona kadar çekilmesi gerekiyor. Gönüllü olarak insanlarımızın istedikleri şehre, doğdukları şehre, emeklilerimiz, çalışma düzenleri veya işleri uzaktan çalışmaya müsait olan insanlarımız için Kiptaş marifetiyle cezbedici birtakım projelerimiz olacak. Bu şekilde İstanbul’u rahatlatacağız. Mesele İstanbul’a hangi gözlükle baktığımızdır? Mesele İstanbul’u hangi cetvelle ölçtüğümüzdür? Mesele İstanbul’un kıymetini, hangi mihenk taşıyla değerlendirdiğimizdir. Bir mana gözü var, bir madde gözü var. Maddiyatla bakarsanız İstanbul’un kıymeti sizin iştahınızı arttırır, yeşili dolar yeşili olarak görürsünüz oraya beton bina dikersiniz. Ama burada bir mana gözüyle bakarsanız, insana hizmet, insanın huzur yaşayacağı şehir inşa etmeye bakarsınız. Mesele baktığımız göz, ölçtüğümüz metre ve mihenk taşımızdır. Biz İstanbul’a ahlaki, vicdani gözle bakıyoruz. Adalet gözüyle bakıyoruz. Kurallılık gözüyle bakıyoruz. Şeffaflık ve denetlenebilir hizmet anlayışıyla bakıyoruz bunu yaptığımız zaman bu en kısa zamanda büyük sorunların üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum. Ben tekrar kabulleri için değerli dernek yöneticisi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kolaylıklar diliyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/birol-aydin-istanbulumuzda-binlerce-on-binlerce-issiz-insanimiz-var-iskura-muracaat-etmis/feed/ 0
İmamoğlu, Murat Kurum’un ‘Ayasofya’ İddialarına Arnavutköy’den Yanıt Verdi: Seçim Geldi Yine Başladı Din, İman, Kitap, Memleket https://www.haber28.com.tr/imamoglu-murat-kurumun-ayasofya-iddialarina-arnavutkoyden-yanit-verdi-secim-geldi-yine-basladi-din-iman-kitap-memleket/ https://www.haber28.com.tr/imamoglu-murat-kurumun-ayasofya-iddialarina-arnavutkoyden-yanit-verdi-secim-geldi-yine-basladi-din-iman-kitap-memleket/#respond Thu, 14 Mar 2024 08:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9821 HABER: ÇAĞATAN AKYOL

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’nin Ayasofya Camii’ni temizlemediği iddialarına sert tepki gösterdi. “Selatin camiler, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde, Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundadır” diyen İmamoğlu, “Bu iki kurum, İBB’ye temizlik, güvenlik konularında talepte bulununca, hemen belediyemiz Meclisi’ne protokol getiririz ve hizmete başlarız. Biz göreve geldiğimizde 39 selatin camiine bu hizmet veriliyordu. Şimdi ise, 42 oldu. Bizim dönemde talep geldi, artırdık 3 tane. Biri de hatta sıklıkla Sayın Cumhurbaşkanı’nın cuma namazı kıldığı Yıldız Hamidiye Camii’dir. Talep ettiler. Biz de verdik” dedi. “Seçim geldi ya, yine ortalığı karıştıracaklar” diyen İmamoğlu, “Seçim geldi yine başladı din, iman, kitap, memleket… Onların bu sevgileri seçimden seçime aklına geliyor. Bizim ise memleket sevgimiz, millet sevgimiz, bayrak sevgimiz her zaman var. Bizim inancımız, Yaradan’la kul arasındadır. Bunlarda ise, gösteriş işi oldu. Milletin canını yakmak için, milleti birbirine düşürmek ve ayırmak için, bütün kötü duygularını kullanıyorlar” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Arnavutköy Belediye Başkan adayı Tekin Aras ile birlikte ilçe turu yaptı. CHP milletvekili Engin Altay da ilçe turunda ikiliye eşlik etti. Merkez Mahallesi’nde kısa bir esnaf ziyareti yapan İmamoğlu ve Aras, Arnavutköy’ün cadde ve sokaklarında yol alan seçim otobüsüyle vatandaşları selamladı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Aras’a yol boyu sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu ve Aras, selamlamanın ardından İBB Arnavutköy Yaşam Merkezi’nde, aralarında STK üyeleri, spor kulüpleri temsilcileri, anneler, çocukları ve kanaat önderlerinin bulunduğu bir toplulukla bir araya geldi. İmamoğlu, salondaki kalabalıktan yer bulamayan yaş almış kadın vatandaşların ve çocuklu annelerin, kendi koltuğu da dahil olmak üzere, uygun yerlere oturtulmalarını sağladı.

“TEKİN ARAS’IN ENERJİSİ, GENÇLİĞİ BURAYA YANSIMIŞ”

Arnavutköy’deki gençlik enerjisini çok yüksek bulduğunu belirten İmamoğlu, “Muhtemeldir ki sevgili Tekin Aras’ın enerjisi, gençliği buraya yansımış” dedi. Görev süreleri boyunca İstanbul’un 39 ilçesine eşit hizmet sunduklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Hiç kimseye ‘O bana oy verdi, bu bana oy vermedi’ diye düşünmedik. ‘Burada bir başka partili belediye başkanı var, şu ilçede bir başka belediye başkanı var’ asla demedik. Birileri gibi de seçmeni cezalandırmayı, aklımızın ucundan bile geçirmedik” diye konuştu. Kendi dönemlerinde “kesilecek” denilen sosyal yardımların 5-6 katına çıkarıldığını belirten İmamoğlu; Halk Süt’ten Anne Kart’a, daha önce sayıları sıfır olan keşlerden öğrenci yurtlarına, Kent Lokantalarından Bölgesel İstihdam Ofislerine kadar, farklı alanlardaki uygulamalarından örnekler verdi. Arnavutköy özelindeki hizmetleri de detaylandıran İmamoğlu, yalnızca İSKİ’nin ilçede yaptığı altyapı yatırımları toplamının 3,8 milyar lirayı bulduğu bilgisini paylaştı.

“BİZİM MASAMIZDAN BİRLİK VAR”

“Her şeyin en iyisini ben bilirim” diyen anlayıştan olmadıklarının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Benim dediğim olacak diyenlerden değiliz biz. Biz, sizinle düşüneniz. Biz, ortak aklı, aynı masada buluşmayı sevenleriz. Bizim masamızda ne var biliyor musunuz saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler? Bizim masamızdan birlik var. Bizim masamızda birbirimizi dinlemek ve anlamak var. Bizim masamızda kedere de ortak olmak var. Birbirimizi her anımızda, anlayışla karşılamak var. Bizim masamızda kimsenin inancını, kimsenin vatanseverliğini sorgulamak, asla yok. Hizmet yaparken oy vermiş mi, vermemiş mi diye bakmak asla yok. İBB, sosyal yardımlarla yüz binlerce ailenin evine girip, çıkıyor. Bakın; beş seneye yakındır çocuklarımıza süt ulaştırırken; annesine, babasına, ‘Sen nerelisin? Hangi partiye oy verdin’ diye asla sormayız, sormuyoruz, sordurmayacağız. Annelere İstanbul’da ücretsiz ulaşım kartını biz başlattık. ‘Bana oy verdin mi’ diye sormuyoruz. Tam kaç annenin cebinde o karttan var biliyor musunuz? 650 binin üzerinde annenin cebinde o karttan var. İhtiyacı olana, hak edene, hakkını veriyoruz.”

“İBB İNANÇ MASASI”NIN KURULUŞ SÜRECİNİ ANLATTI

Siyaseti de bu anlayışla yaptıklarına dikkat çeken İmamoğlu, “Biz, siyasetimizdeki odağı halka dönük yapıyoruz. Onun için bizim siyasetimizin adı; halkçılık. Şimdi bu salonda, Arnavutköy’de, özellikle demografik olarak çok sayıda Kürt hemşehrim var. Bununla ilgili benim ruhuma iyi gelen, benim ruhumu ısıtan bir şey olduğu için anlatacağım. İlçe belediye başkanıyken, tabii vefat eden hemşehrilerimin cenazelerine gidiyordum. Özellikle Kürt vatandaşlarımızın, yoğun bir biçimde taziye alanı talepleri vardı. Bu kardeşiniz bunu hissettiği için, -hatta bazen ne yazık ki engellemelere rağmen- ısrarla, inatla 9 tane taziye evini, Beylikdüzü’nde vatandaşımızın hizmetine açmaya vesile olan, benim oradaki Kürt hemşehrilerimdi, Kürt vatandaşlarımdı. ve o kadar değerli bir gelenek ki; insanlar orada bir arada, acılarını paylaşıyorlar. Çok güzel bir gelenek. O bakımdan evet; cenazelere gidiyorduk. Alevi vatandaşımız var. Caferi vatandaşımız var. Şafi vatandaşımız var. Fark etmez. Her vatandaşımız, elbette istiyorlar ki ibadetlerinde, cenazelerinde, kendilerinden, kendi geleneklerinden, kendi usullerinden bir din adamı olsun. Ama göreve geldiğimizde; biliyorduk ki, gördük ki, İstanbul Belediyesi’nde böyle bir hizmet yok. Göreve gelir gelmez, arkadaşlarıma dedim ki, ‘Bir inanç masası kuralım. İstanbul’un bütün inançlarını oraya davet edelim ve birlikte konuşalım. Kurduğumuz masayla birlikte, orada; Alevi dedelere, Şafi melelere, Caferi din adamlarına, hatta başka inançlardan papazlara, hahamlara bile görev verdik. Din görevlilerini istihdam ettik. Bakın; en gurur duyduğum şeylerden birisi budur” ifadelerini kullandı.

“BİR DAVA UYDURDULAR. ADINA DA ‘DİAYDER DAVASI’

DEDİLER. GÜNÜN SONUNDA HERKES BERAAT ETTİ”

Konuyla ilgili hazırlanan 2 dakikalık filmi katılımcılara izleten İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

“Bizim inancımız bile, bize bunu emreder; yani her inanca saygı duymayı. Bu din arkadaşlarımız, din adamı arkadaşlarımız, zaten İstanbul’un çeşitli yerlerinde görev yapıyorlardı. Ne yaptık? Onları kamusal bir çatıya ve güvenceye aldık. Bakın biz bunu yaptık ya, başımıza gelmeyen kalmadı. Evet. Sen misin bunu yapan? Neler oldu, neler? Bakın; bir dava uydurdular. Adına da ‘DİAYDER davası’ dediler. Belki basından duymuş olabilirsiniz. Neymiş efendim? Kürt din adamları üzerinden, o insanlara vermiş olduğumuz bu görevden ötürü, birtakım desteklerden ötürü inanın hem onlara hem de bize yönelik ‘terör’ davası açtılar. Aylarca televizyonlarda bizleri ‘terörist’ ilan ettiler. Birkaç din adamını hatta tutukladılar. Benim o kadar güzel duam var ki sevgili hemşehrilerim, sevgili dostlarım. Bu tür lafları ve bu tür kötülükleri yapanlara diyorum ki; ‘Allah onlara akıl versin.’ Günün sonunda ne oldu biliyor musunuz? Günün sonunda herkes beraat etti. Cezaevinde de kimse kalmadı. Geriye ne kaldı biliyor musunuz? Boş iftiralar, yalanlar ve insanlar hakkında çirkin bir karalama kaldı. Bir de boşu boşuna hapis yatan o güzelim insanlar oldu.”

“YİNE ORTALIĞI KARIŞTIRACAKLAR”

“Yine ortalığı karıştıracaklar ya, seçim geldi ya; seçim geldi yine başladı din, iman, kitap, memleket… Yani memleketini onlar seviyor. Bayrağını onlar seviyor. Bu toprakları onlar seviyor. Ben size bir şey söyleyeyim mi? Onların bu sevgileri seçimden seçime aklına geliyor. Bizim ise memleket sevgimiz, millet sevgimiz, bayrak sevgimiz her zaman var. Çıkmış bir meczup dün akşam televizyonun birinde, ‘Efendim İmamoğlu bir tek Ayasofya Camii’ne temizlik ve güvenlik hizmeti vermiyor’ diyor. Çünkü neymiş efendim? Ben, cami olmasından ötürü acı çekiyormuşum. Yahu benim aklımı benim vicdanımı, benim kalbimi bile okuyor! Cahilliğinden değil, kötü bir insan olduğu için, meczup olduğu için Ayasofya yalanını ortaya atıyor. Bugüne kadar hiç demedim. Ayasofya Camii, sadece ibadethane değilken bile, orası müzeyken bile, caminin bir bölümünde orada imam ezan okur, bir bölümünde de namaz kılınırdı. Ben şimdi oraya kaç defa gittiğimi mi anlatayım millete? ya bunlar kötü insanlar. Bunlar nasıl biliyor musunuz? Ben mesela, Allah rahmet eylesin, rahmetli dedemden, babamdan… Hepsi de hacıdır yani. Nerede namaz kılınır, nerede abdest alınır; kimse görmez. Namazını kılar, abdestini alır, duasını eder. Biz öyle öğrendik. Çünkü inancımız, Yaradan’la kul arasındadır. Bunlarda ise, gösteriş işi oldu. Milletin canını yakmak için, milleti birbirine düşürmek ve ayırmak için, bütün kötü duygularını kullanıyorlar.”

SELATİN CAMİLER, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MÜLKİYETİNDE, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI SORUMLULUĞUNDADIR”

“O meczubun bu lafı, olur ya bir yere gider. Doğrusunu söyleyeyim: Selatin camiler, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindedir. Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundadır. Bu iki kurum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne temizlik, güvenlik konularında talepte bulununca, hemen belediyemiz Meclisi’ne protokol getiririz ve hizmete başlarız. Biz göreve geldiğimizde 39 selatin camiine bu hizmet veriliyordu. Şimdi ise, 42 oldu. Bizim dönemde talep geldi, artırdık 3 tane. Biri de hatta sıklıkla Sayın Cumhurbaşkanı’nın cuma namazı kıldığı Yıldız Hamidiye Camii’dir. Talep ettiler. Biz de verdik. Gayet doğal bir süreç. Bak; kimse suçlu değil. Ayasofya için ise böyle bir talep gelmedi. Hatta arkadaşların duyarlı davranmışlar, şifahen Vakıflar’a telefon açıp sormuşlar ve demişler ki, ‘İhtiyaç varsa, burayı da biz gündemimize alalım.’ Onlar ‘Gerek yok. Biz çözüyoruz’ demişler. Konu bu kadar basit. Ayasofya’nın sorumluluğu üzerinde olan iki kurumdan talep gelmezse, benim o hizmetleri verme hakkım yok. O kapıdan içeri giremiyoruz. Düşünsenize; ‘Ekrem İmamoğlu bir açılışa davet edildi mi edilmedi mi’yi bile tartışan bu insanların… Yani bir insanın, bir belediye başkanının, bir açılışa davet edilmesi kadar doğal bir şey olabilir mi? Ortada bir davetiye var. Davetiye dönmüş ateş mektubuna. Herkes de kaçıyor ondan. Herkes kaçıyor. Tamam, orası elini yakar yani; cısss! Allah muhafaza bunlardan. Allah korusun. Onun için bu tür insanlar, ne yazık ki meczup insanlar, ahlaksızlığı huy edilmiş insanlar. Bunları hep Allah’ıma havale ediyorum. Yaradan’ıma havale ediyorum.”

“ONLAR BİR AVUÇ İNSANIN ZENGİNLİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR; BEN, 16 MİLYON İNSANIN MUTLULUĞUNU VE REFAHINI DÜŞÜNÜYORUM”

“Ben Trabzonlunun, Kastamonulunun sorununa nasıl yaklaşıyorsam; Bingöllünün, Diyarbakırlının, Erzurumlunun sorununa da öyle yaklaşıyorum kardeşim. Birçok şey konuşuyorlar, konuşacaklar. Birçok şey icat ediyorlar, edecekler. Çünkü zorları büyük. Onlar bir avuç insanın zenginliğini düşünüyor; ben, 16 milyon insanın mutluluğunu ve refahını düşünüyorum. ve ne konuşurlarsa konuşsunlar, buradan söylüyorum, ben, Kürt vatandaşlarımla arama bir kurumu ya da bir siyasi partiyi koymam. Ben, onlarla direkt konuşurum, direkt. Direkt içinde olurum. Direkt onunla sohbet edelim. Hem benim bir ayrım gayrım yok ki. Ben, bu şehrin insanları ile İstanbul’u ve ihtiyaçlarını her yerde konuşuyorum. Tabii ki İstanbul’un Arnavutköy’ün ihtiyaçlarını Kürtlerle konuşacağım, Kürt vatandaşlarımla konuşacağım. Bu şehirde herkes yaşıyor. Benim dünyaya, şehre, insanımıza, 16 milyon hemşerimize, 86 milyon vatandaşımıza bakışım bu kardeşim. Bunlar bunu anlayamadı, anlayamayacak. Ama milletimiz anladı kardeşim. Bana yeter.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/imamoglu-murat-kurumun-ayasofya-iddialarina-arnavutkoyden-yanit-verdi-secim-geldi-yine-basladi-din-iman-kitap-memleket/feed/ 0
Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar: “Bir savaşın içindeyiz. Savunma sanayi meselesi yatırım yapıp kar etme serüveni değil, bu bir beka meselesi” https://www.haber28.com.tr/milli-savunma-komisyonu-baskani-akar-bir-savasin-icindeyiz-savunma-sanayi-meselesi-yatirim-yapip-kar-etme-seruveni-degil-bu-bir-beka-meselesi/ https://www.haber28.com.tr/milli-savunma-komisyonu-baskani-akar-bir-savasin-icindeyiz-savunma-sanayi-meselesi-yatirim-yapip-kar-etme-seruveni-degil-bu-bir-beka-meselesi/#respond Thu, 14 Mar 2024 05:24:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9790 TBMM Milli Savunma Komisyonu üyelerinin katılımıyla Kayseri’de Savunma Sanayi konulu toplantı düzenlendi. Düzenlenen toplantıda konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar; “Bir savaşın içindeyiz, şu veya bu şekilde. Bunun şiddeti azalıyor, çoğalıyor, yayılıyor, daralıyor. Her zamankinden daha güçlü orduya ihtiyacımız var. Ordunun da kahramanlığı malum. O zaman geriye silah, malzeme, mühimmat. Bunu nasıl yapacağız? Savunma sanayi meselesi bu. Savunma sanayi meselesi bir sanayicinin yatırım yapıp kar etme serüveni değil bu bir beka meselesi” dedi.

Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantının açılışında konuşan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, gelişip kalkınmaya devam edeceklerini söyleyerek; “Şehrimiz, 5 organize sanayi bölgesi, 1 serbest bölge, 2 teknopark ve 16 sanayi sitesi ile 51 milyon metrekareden fazla planlı endüstri alanına sahiptir. Kayseri savunma sanayisinin temelleri 1920’li yıllarda dayanmaktadır. İlk olarak 06 Ekim 1926 tarihinde Kayseri’de Tayyare ve Motor Türk A.Ş. uçak fabrikası açılmış, 1 yıl içerisinde A-20, F-13 ve G23 uçaklarının montaj, üretim, bakım ve onarımları başlamıştır. 1931 yılında Milli Savunma Bakanlığı’na devrolan Kayseri Tayyare Fabrikası ayda 4 uçak üretebilecek kapasiteye ulaşmıştır. 1932-1942 yılları arasında 200 adet uçak üretimi gerçekleştirilmiştir. 1979 yılında yüzde 85’i yerli malzeme ile üretilen Türk uçağı ‘Mavi Işık 79-XA’, Kayseri İkmal Merkezi’nden havalanmıştır. Ayrıca; 1954 yılında Kayseri’de 2’nci Ana Bakım Merkez Komutanlığı kurulmuş olup, halen 387 bin metrekarelik alanda tank üretimi, modernizasyonu ve yenileştirme çalışmalarına devam etmektedir. Bugün Kayseri’de yeni nesil stratejik nakliye uçağı” A400M başta olmak üzere, Tüm uçakların Fabrika Seviyesi bakım, onarım, revizyon ve modernizasyon işlemleri yapılmaktadır. Kayseri’nin bu alandaki zengin birikimi, kenti bir Sivil Havacılık Bakım ve Onarım Merkezi haline rahatlıkla dönüştürebilir niteliktedir. Dolayısıyla Kayseri, savunma sanayisinde 1926 yılından beri gelen köklü bir geçmişe sahiptir. Kayseri’de tank sanayisine, uçak sanayisine ve silah sanayisine ciddi şeklide tedarik yapan firmalarımız var. Bugüne kadar Savunma Sanayii ile iş yapmış olan toplam 65 firmamız var. Bildiğiniz üzere savunma sanayii yatırım projeleri, gerek bilgi, teknoloji, gerekse sermaye olarak ağır yatırım alanlarıdır. İnsan kaynağımız ve müteşebbisimizin bolca bulunduğu Kayserimizde kamunun yol göstericiliğinde özel sektör ağırlıklı savunma sanayi modellerine önem vermeliyiz. Halihazırda Kayserimizde güzel gelişmeler olduğunu biliyoruz. Sayıları az da olsa savunma sanayiye üretim yapan firmalarımız var. Kayseri’deki odalar olarak (gerek Sanayi Odası, gerekse Ticaret Odası) elimizden geleni yapmaya hazırız. Diğer taraftan Kayseri olarak ciddi bir beşeri sermayeye sahibiz. Bu sermayemizin gelişmesi ve güçlenmesine katkı sunan 5 üniversitemiz var. OSB’lerimizde 100 binin üzerinde çalışanımız var. Bu nedenle, önemli bir bilgi birikimine ve potansiyele sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Sahip olduğumuz nitelikli insan gücü ile şehrimizin bu potansiyelinin kullanılması adına elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İnşallah Kayseri olarak gerek savunma sanayiinde gerekse diğer alanlarda yaptığımız yeni yatırımlarla, ülkemizin her alanda gelişip kalkınmasına güçlü desteğimizi sürdüreceğiz” dedi.

Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ise, yerli ve milli projelerin destekçisi olduklarını ifade ederek; “Her şehir ve ülkelerin ekonomisinde dönüm noktaları var. Kayseri Sanayisinin ve ekonomisinin dönüm noktası; cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında kurulan Kayseri Tayyare Fabrikası, Sümerbank Bez Fabrikası ve Ana tamir Fabrikası’dır. Bu 3 yatırım Kayserimizin sanayisine ve ekonomisine katkı sağlamış, yön vermiş ve müthiş bir işgücü yetişmesine de vesile olmuştur. Bugünkü sanayici ve yatırımcılarımızın adreslerine baktığımız zaman kökeni de aynıdır. Dolayısıyla Kayseri ekonomi, sanayi, yatırım ve girişimcilik ruhunun temelinde 1926’da başlayan devlet destekli sanayileşmenin büyük payı vardır. Akabinde de ortaklık kültürü oluşmuş, farklı sektörlerde de yatırım yapılmıştır. Bugün üretim merkezi haline gelen Kayserimizde müteşebbislik ruhundan gelmektedir. Bugün yerli ve milli savunma sanayiinde geldiğimiz nokta, cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu müthiş bir iradenin ve siz değerli heyetin ve Savunma Sanayi’de yer alan kurum ve kuruluşlarımızın ekiplerinin gayretleriyle, milli şuur içerisinde çalışmasının sonucudur. Bu başarıyla yerli ve milli sanayiye verilen destek sonucu şuan dünya, Türk Savunma Sanayiini izliyor. Dünyayı kıskandıran savunmamızla uluslararası boyutta da dikkat çekiyor. Bugün Allaha çok şükür ülkemiz, ihtiyacı olan silahların tamamını kendi imkanları ile üretir hale geldi. Bununla da yetinmeyerek dost ve kardeş ülkelerimize de ihraç ediyor. Geçen yıl 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirildi. Kendi savaş gemisini yapan 10 ülkeden birisi haline geldik. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı, en son KAAN’ımız çıktı. Uzaya ilk astronotumuzu gönderdik. Öte yandan KIZIL ELMA ile ANKA-3’ün hizmete girmesiyle savunma sanayiinde çığır açıldı. Gururluyuz, mutluyuz. Bütün bu projelere cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade sonucu hayat veren mühendislerimize ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Sizlerden ve kıymetli heyetinizden istirhamımız, stratejik öneme sahip olan şehrimizin geçmişten gelen tecrübesi, girişimcisi ve özelliklede havacılık sanayiindeki tecrübesiyle de devlet destekli yatırımlarında Kayseri unutulmamalı. Kamu, özel sektör ortaklığı ve devlet aklıyla milli savunma sanayiindeki yatırımlara öz sermayemizle hazırız. Bakanım, sanayi odamızla da uyum içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehrimize ve ekonomimize daha fazla katkı vermek için projeler üretmeye çalışıyoruz. Stratejik öneme sahip olan tüm projelere de destek veriyoruz. Bildiğiniz gibi Ticaret Odamız, sanayi odamızın katılımı ve 10 sanayici arkadaşımızla tamamen milli duygularla rol bir model olmak için kendi öz sermayemizle yerli Türk mühendisliğiyle oluşan bir yatırımımız var. Kayseri İleri Malzemeler Sanayi ve Teknoloji A.Ş. adını verdiğimiz KİM Teknoloji. İnşallah bu modelin önümüzdeki yıllarda sayılarını artırma gayreti içerisindeyiz. 5. Nesil Savaş Uçağı, Milli Muharip uçağımız KAAN’ın uçak fren diskleri KİM Teknolojimiz tarafından geliştirilmekte ve üretilmektedir. Milli Savunma Sanayiinde Kayseri olarak daha fazla yer almak istiyoruz. Bu konuda desteklerinize ihtiyacımız var. Bu süreçte sizlerin de her kapınızı çaldığımızda, tıkandığımız noktada önümüzü açtınız. Desteklerinizi esirgemediniz. Vermiş olduğunuz desteklerinizden dolayı teşekkür ediyorum. Bizler hem oda olarak hem de yatırımcılar olarak yerli ve milli projelerimizin destekçisiyiz” diye konuştu.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da yerel yönetimler olarak ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduklarını vurgulayarak; “Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Kayserimize stratejik bir şehir olarak bakış açısı ve ilk yatırımını uçakla ilgili hava ikmalimizde başlatmış olmasını anlamlı buluyorum. Umarım bu anlayış içerisinde bundan sonraki süreçte savunma sanayinde çok daha fazla yatırımlar yapılmasının da önemseneceğine inanıyorum. Bundan sonraki süreçte inşallah yol alma adına hep beraber birlikte neler yapabilirize kafa yormamız gerektiğine gayret göstermeliyiz. Yerel yöneticiler olarak üzerimize ne düşüyorsa gerekli destekleri sağlamak için her şeyi yapmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Vali Gökmen Çiçek de; “Kayseri ile ilgili geldiğim günden beri hep söylediğim bir şey var. Kayseri enteresan bir şehir diyorum. Şöyle ki; Kayseri aslında baktığımızda limanı olmayan, şuan için ulaşım yollarının tam ortasında olan bir şehir değil, birçok da dezavantajı var. Bozkırın ortasında, içte bir şehir. Bu dezavantajlarına rağmen Kayseri, bugün 4 milyar dolar ihracat yapıyor. İthalatının iki katı ihracat yapıyor. Ormanı olmadığı halde mobilyada ihracat rekoru Kayseri’ye ait. Yine denizi olmadığı halde yavru balıkta Türkiye rekoru yine Kayseri’ye ait. Gerçekten Kayseri çok ciddi ürünler yetiştiriyor” şeklinde konuştu.

“Savunma sanayi kar etme meselesi değil bir beka meselesidir”

Toplantıda konuşan TBMM Milli Savunma Komisyon Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, bir savaşın içinde olduklarını ve savunma sanayinin bir beka meselesi olduğunun altını çizerek; “Etrafımız ateş çemberi, bunun şakası yok. Bizim biran önce engelleri aşıp düze çıkmamız lazım. Sanayide, ticarette, üretimde. Bunun sonucunda da silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarını kendi kendimize karşılayabilecek bir hale gelmemiz lazım. Kiraladığımız İHA’lar vardı, parasını verdiğimiz halde bakımını yapmadılar. Pili vermediler. Şimdi içinde bulunduğumuz ortamda ‘dost’ dediğimiz ülkelerle yaptığımız temaslarda hiç kimse ‘ambargo’ kelimesini kullanmıyor. Artık bir savaş ilanı falan kalmadı. Ukrayna – Rusya Savaşı tipik bir örnek. Orada Ukrayna, Rusya’ya karşı bir mücadele veriyor. Ukrayna tek başına bunu yapabilir mi? Yapamaz. Ukrayna’nın arkasında herkes var ama savaş ilanı yok. Peki PKK, YPG, DEAŞ, FETÖ kim bunlar? Bunlar tek başına bunu yapabilirler mi? Kim var arkalarında? Herkes var. Dolayısıyla bir savaşın içindeyiz, şu veya bu şekilde. Bunun şiddeti azalıyor, çoğalıyor, yayılıyor, daralıyor. Her zamankinden daha güçlü orduya ihtiyacımız var. Ordunun da kahramanlığı malum. O zaman geriye silah, malzeme, mühimmat. Bunu nasıl yapacağız? Savunma sanayi meselesi bu. Savunma sanayi meselesi bir sanayicinin yatırım yapıp kar etme serüveni değil bu bir beka meselesi. Onun için bizim bu günlerde yürüyerek değil koşarak çalışmamız lazım. Bu bizim milli ve manevi görevimiz. Sadece ticaret meselesi değil. Aksi halde gerçekten çok sıkıntıya düşeriz” dedi.

“Hakkımızı çiğnetmeyiz”

Milli Muharip Uçağı KAAN tüm dünyayı ayağa kaldırdı fakat bizim içimizdeki bazılarında hiçbir şey yok” diyen Akar; “Bu kadar bozgunculuk olur. Görüyorsunuz; Yunanistan’da gündem KAAN, ‘şunu yaptılar, bunu yaptılar, geldiler, gidiyorlar’. Böyle bir ortamda bu bizim caydırıcılık tarafımız. Biz haklarımızı çiğnetmeyiz. Kıbrıs, Ege, doğu Akdeniz, bu güne kadar haklarımızı çiğnetmedik çiğnetmeyeceğiz. Diğer yandan da Azerbaycan, Libya, terörle mücadele, diğer dost ülkelerde ihtiyaç ne varsa destek vermeye devam ediyoruz. Bunların hepsinin temelinde ekonomi ve ordu var” diye konuştu. Milli Savunma Komisyon Başkanı Akar sözlerini şöyle sürdürdü;

“Türkiye’de bu güne kadar yapılan çalışmalarla çok ciddi entelektüel birikim oldu. Bunları kullanmak suretiyle savunma sanayindeki mücadelemizi açık ve net şekilde ortaya koymamız lazım. Şimdi Allah’a şükretme makamındayız tabancasını, tüfeğini, otomatik tüfeğini, makinalı tabancasını biz ihraç ediyoruz. Söz dinleyen değil sözü dinlenen Türkiye’de yaşıyoruz. Bunun için de ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız. Devlet, millet tek, sen, ben yok. Tek millet, tek devlet olarak elimizden gelen neyse güvenliğimiz için bu mücadeleyi yapacağız. Burada herkesin görevi var. Bu bayrak, bu memleket, bu tarih bizim. Hep beraber yürüyeceğiz.” – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/milli-savunma-komisyonu-baskani-akar-bir-savasin-icindeyiz-savunma-sanayi-meselesi-yatirim-yapip-kar-etme-seruveni-degil-bu-bir-beka-meselesi/feed/ 0
CHP Van Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarından Kent Sorunlarına Odaklanan Açıklamalar https://www.haber28.com.tr/chp-van-buyuksehir-belediye-baskan-adaylarindan-kent-sorunlarina-odaklanan-aciklamalar/ https://www.haber28.com.tr/chp-van-buyuksehir-belediye-baskan-adaylarindan-kent-sorunlarina-odaklanan-aciklamalar/#respond Thu, 14 Mar 2024 04:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9771

İSHAK KARA

CHP Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Şükrü Şahar, seçim bürosunun açılışında; “Otogar, stat, Van Gölü sorunumuz var. Yıllardır Van’da tapusu verilmeyen binlerce konutlarımız var. Utanarak söylüyorum ama yeni yüzyılda içme suyu sorunumuz var. Çözüm için geliyoruz. Van’ı kayyumlar değil halkımızla yönetmeye geliyoruz” dedi. İpekyolu Belediye Başkan Adayı Ömer Doğan ise “Bir yıl içerisinde 120 gencimiz işsizlikten dolayı inşaatlardan düşüp hayatlarını kaybetmişlerdir. Bugüne kadar bu kenti yönetenler bu sorunu üzerine almamıştır. Biz bu sorunları bilerek aday olduk” diye konuştu.

CHP Van İl Başkanlığı, 31 Mart yerel seçimleri kapsamında seçim bürosunun açılışını yaptı. Açılışa Van İl Başkanı Seracettin Bedirhanoğlu, CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Şükrü Şahar, İpekyolu Belediye Başkan Adayı Ömer Doğan, Edremit Belediye Başkan Adayı Rıza Uçar, Tuşba Belediye Başkan Adayı Adil sahinoğlu ve çok sayıda partili katıldı.

“KAPI KAPI GEZERE BAŞARABİLİRİZ”

CHP Van İl Başkanı Seracettin Bedirhanoğlu şunları söyledi:

“Van’da uzun yıllardan sonra Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 10 bandına yaklaştı. Buna emin olun biz bu kentte daha fazlasını alabiliriz. Ciddi bir çalışma ve emekle hep beraber kazanma şansımız olabilir. Bu kentte CHP’nin üçüncü yol olduğunu anlatmamız lazım. Bizler bunu hep beraber sahada emek göstererek, ev ev kapı kapı gezerek yapabiliriz. Bizim çok geniş imkanlarımız yok ama bizim sizin gibi dostlarımız var. Bu kentte üçüncü aktörleri üretmek zordur ama bir birinden değerli büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarımız ile birlikte bu yola hep beraber başarıyı getirecek şekilde emek vererek çalışacağız hepimize hayırlı olsun.”

“KENTİN SORUNLARINI BİLİYORUZ ÇÖZÜM İÇİN GELİYORUZ”

CHP Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Şükrü Şahar, şunları söyledi:

“Yola çıktık, yerelden genele doğru yürüyeceğiz. Neden aday oldunuz sorusuna; biz 3-5 yıldır siyasetin içindeyiz, sürekli sokaktayız. Kentin tüm sorunlarını biliyoruz. Van’ın çok büyük sorunları var. Van’ın halka olarak boynuna geçirdiği 18. madde sorunu var. İmar sorununu çözmeye çalışacağız. Allah’ın izniyle iktidara geldiğimizde otogar, stat, Van Gölü sorunumuz var. Yıllardır Van’da tapusu verilmeyen binlerce konutlarımız var. Utanarak söylüyorum ama yeni yüzyılda içme suyu sorunumuz var. Çözüm için geliyoruz.”

“BİR YILDA GENÇ İNŞAATLARDA HAYATINI KAYBETTİ”

İpekyolu Belediye Başkan Adayı Ömer Doğan ise şöyle konuştu:

“Bu kentin çok ciddi sorunları var: Birinci sorunu imar planıdır. Bir kentin imarı o kentin anayasasıdır. Eğer siz kentin imar sorunu çözemezseniz o kentte işsizlik, yoksulluk olur, ticaret biter her şey biter. Bizim için en önemli konu bu kentin imar sorununu çözmektir. Van Gölü sahilinden Erek Dağı’na kadar hepimizi birbirimize müşterek etmişler. Biz bugün bir sorun yaşamıyoruz ama inanın ki ileride çoluk çocuğumuzun başına büyük bela olacaktır. Bir yıl içerisinde 120 gencimiz işsizlikten dolayı inşaatlardan düşüp hayatlarını kaybetmişlerdir. Bugüne kadar bu kenti yönetenler bu sorunu üzerine almamıştır. Gençlerimiz batıda ölüyor. Dün bile iki cenaze geldi. 120 genci biz trafik kazalarında bile kaybetmedik. Biz bu sorunları bilerek aday olduk.”

]]> https://www.haber28.com.tr/chp-van-buyuksehir-belediye-baskan-adaylarindan-kent-sorunlarina-odaklanan-aciklamalar/feed/ 0 CHP Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cevat Öncü’den Projeler https://www.haber28.com.tr/chp-samsun-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cevat-oncuden-projeler/ https://www.haber28.com.tr/chp-samsun-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cevat-oncuden-projeler/#respond Wed, 13 Mar 2024 23:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9709 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Samsun Büyükşehir Belediye (SBB) Başkan Adayı Cevat Öncü, “Samsun’daki en büyük sorun ve en çok konuşulan mevzu ‘işsizlik’. İşsizliğe karşı ‘seferberlik’ başlatacağız. Ayrıca suya yüzde 50 indirim yapacağız, raylı sistemi uzatacağız, deniz taşımacılığı başlatacağız” dedi.

CHP Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cevat Öncü, İhlas Haber Ajansı (İHA) Samsun Bölge Müdürlüğü’ne yaptığı ziyarette açıklamalarda bulundu. Başkan olması durumunda hayata geçireceği projelerden bahseden Öncü, özellikle işsizlik, hayat pahalılığı ile mücadele, ulaşım, taşımacılık, Doğu Çevre Yolu, deprem, doğal afetler, turizm potansiyelini kullanabilme, sosyal belediyecilik, kentsel dönüşüm ve 19 Mayıs Stadyumu’nun durumu gibi birçok konudaki fikir ve projelerine açıklık getirdi.

“İlk önceliğimiz işsizlik, ‘seferberlik’ başlatacağız”

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini devralmaları durumunda yapacakları ilk icraatı ifade eden Cevat Öncü, “Samsun’daki en büyük sorun ve en çok konuşulan mevzu işsizlik ve özellikle genç işsizliği. İşsizliğe karşı ‘seferberlik’ başlatacağız. Bu konuda birçok projemiz var. ‘Enstitü Samsun’ projemizde meslek sahiplerinin üniversite mezunları da dahil yabancı dil, bilgisayar, bilişim gibi donanımlarını artırarak iş bulmalarına yardımcı olacağız. Sanayici ve iş adamları nitelikli eleman bulamadığından yakınırken, bir tarafta da işsizlik var. Büyükşehir Belediyesi olarak önceliğimiz iş ve istihdam konusu olacak” dedi.

“Suya yüzde 50 indirim yapacağız, raylı sistemi uzatacağız, deniz taşımacılığı başlatacağız”

Suya indirim yapacakları, raylı sistemi uzatacakları ve deniz taşımacılığı başlatacakları vaatlerinde bulunan Öncü, “İkinci önceliğimiz ‘hayat pahalılığı ile mücadele’ olacak. Buna da Büyükşehir Belediyesi kendinden başlayacak. Suyun metreküp fiyatını yüzde 50 ucuzlatacağız. Suyu bir ticari ürün olarak satarak ondan para kazanma mantığı, hayat pahalılığıyla mücadele mantığına uymuyor. Biz onu düşüreceğiz. Samsun’da taşımacılık, ulaşım sorunları var, fiyatlar da yüksek, eksikler var. Raylı sistemin ilk etapta doğuda havalimanına, batıda Taflan’a kadar, daha sonra doğuda Terme’ye, batıda 19 Mayıs ilçesine kadar götürülmesi gerekiyor. Yine raylı sistemi otogara ve Şehir Hastanesine doğru da götürmek gerekiyor. Deniz taşımacılığı başlatacağız. Denizde bir yol, altyapı masrafı yok. Karadeniz dalgalı ama OSB’den Taflan’a kadar yapılacak iskelelerle, o iskelelerdeki sosyal donatılarla ve benzer unsurlarla denizi kullanacağız. Bu anlamda şehrin trafik ve ulaşım problemlerinin hafiflemesine neden olur. Ayrıca ulaşımda 0-4 yaş grubu çocuğu olan annelere ulaşım ücretsiz olacak. Öğrencilere ulaşım ücreti bir sabah bir akşam gidiş-dönüş ücretsiz olacak. Daha sonrakiler de düşük ücretli olacak” diye konuştu.

“Doğu Çevre Yolu olmazsa olmazdır, en kısa sürede yapılmalıdır”

Şehrin trafik yükünün azaltılması için Doğu Çevre Yolu’nun önemine değinen Cevat Öncü, “Samsun’un en önemli ihtiyaçlarından biri ‘Doğu Çevre Yolu’dur. Zira Ankara’dan gelen tırlar, otobüsler, kamyonlar, özel araçlar, Samsun’a uğramadan yüzde 80’i Ordu-Trabzon istikametine devam ediyor. Yüzde 20’si batıya gidiyor. Samsun’un Batı Çevre Yolu’ndan önce Doğu Çevre Yolu’nu gündeme alması lazım. Biz göreve gelirsek Doğu Çevre Yolu’nu en kısa sürede projelendireceğiz. Belediyeevleri’nden sonra bir doğal afet olsa Samsun’un havalimanı ve Ordu’ya bağlanan alternatif bir yolu yok. Doğu Çevre Yolu bu nedenle olmazsa olmazdır, en kısa sürede yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

“Samsun’un en büyük ulusal güvenlik problemi ‘deprem’dir”

Deprem ve doğal afetlere karşı bir şehir inşa etmek zorunda olduklarını belirten SBB Başkan Adayı Öncü, “Ülkemizin ve Samsun’un en büyük ulusal güvenlik problemi ‘deprem’dir. Kuzey Anadolu Fay Hattı, ilimizden geçiyor. Mutlaka Samsun’u depreme hazır hale getirmek, deprem seferberliği, deprem master planını hazırlamak lazım. Biz bunun çalışmasının zaten yapmıştık. Meslek odalarıyla iş birliği yaparak mutlaka doğa olaylarına karşı dirençli bir Samsun oluşturmak gerekir. Sel su baskınları yılda birkaç kez yaşanır oldu. Bu doğal afetleri önleyemeyiz ama sel ve su baskınlarını önleyebiliriz. Bunların çözümünü planlayıp, hayata geçirmekle çözebiliriz. Kentsel dönüşüm konusunda kuracağımız şirket modelleri ile üst mahallelerde kentsel dönüşümü başlatmamız lazım. Onların çok büyük problemleri var. Doğalgaz bile alamıyorlar. Kentsel dönüşüm planlanmış ama başlamıyor. Belediyemiz, kar amaçlı olmadan vatandaşlar ile anlaşıp birkaç adada birkaç site yapsa oralar çok güzel olur. Bizim vizyonumuz, mesleki bilgi ve birikimimiz Samsun’da karşılık buluyor. Sahada da iyi gidiyoruz. Seçimi kazanacak en güçlü adaylardan birisiyiz ve kazanacağımıza da inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Kent lokantaları, halk ekmek fabrikaları kuracağız”

İl genelinde kurulacak kent lokantaları ve halk ekmek fabrikalarında esnaf ile rekabet etmeyeceklerini, onları da sisteme dahil edeceklerini anlatan Cevat Öncü, “Kent lokantaları, halk ekmek fabrikaları kuracağız. Bunu yaparken fırıncı esnafıyla rekabet etmeyeceğiz. Fırıncı esnafının da içine katılacağı, satış ağı içerisinde yer alacakları halk ekmek fabrikaları kuracağız. Kent lokantasında da lokantacı esnafımızla rekabet etmeyeceğiz. Onları da dahil edeceğimiz ‘kent kartları’ restoranlarla anlaşıp, oralarda kullandıracağız. Samsun 1970’li yıllarda gelişmişlikte 17. sıradaydı. Milli ekonomiden aldığı pay da öyleydi. Bugün ise geldiği nokta 40-45 arası ise o zaman lafa değil, skora bakmak lazım. Tabelaya baktığımızda Samsun bir şeylerden mahrum kalmış demektir. Bu sırayı Samsun’a yakıştırmıyorum. Bu ligde Samsun’un hak ettiği yere gelmesi için 7/24 çalışacağız. Türkiye’nin en büyük tarım ovaları burada ama tarım teknolojilerine dayalı sanayimiz yok. Bunlara model olacağız” açıklamasında bulundu.

“19 Mayıs Stadyumu’nun yeri doğru değil, yerini planlayacağız”

Samsunspor’un maçlarını oynadığı stadyumun konum ve birçok açıdan verimsiz olduğuna dikkat çeken Öncü, “19 Mayıs Stadyumu’nun yeri doğru yer tercihi değil. Havadan partikül yağıyor. Hem hava kalitesi anlamında kötü bir yer hem de ulaşım anlamında doğru bir yer değil. Stadyum, mutlaka eski yerinde yenilenmeliydi. Neden? Yarım saatte yaya olarak büyük bir çoğunluk taraftarın yaya olarak geliyor, yarım saatte ayrılabiliyor, araçla gelenlerin sayısı azdı. Eski yerinde yapılacak olan bir stadyum, 7/24 yaşayabilirdi. Marketi, restoranı, kafeteryası, sineması, tiyatrosu olurdu. Çünkü yaya arterindeydi. Benim projem ve vaatlerim arasında net bir şekilde önce TOKİ ile görüşüp, eski yerine planlamak. Olmadı, Gülsan Sanayi Sitesi içerisinde, o da olmadı uygun bir lokasyonda stat yerini planlayacağız. ‘Bütçesi büyük, büyükşehir yapıp verecek mi?’ deniyor. Hayır, biz sadece planlayacağız. Başkan Yüksel Yıldırım, ‘Yer gösterin ben yapayım’ diyor. Hatta ticari bir yatırım da olur. Biz bunu mutlaka Samsun’a kazandıracağız” dedi.

Projeler

Göreve gelmesi durumunda hayata geçireceği diğer projelerden de bahseden Öncü, şunları söyledi:

“Sosyal belediyeciliği hayata geçireceğiz. Öncelikle belediye olarak güvenilir bir model oluşturacağız. Biz mutlaka Samsun’da 19 Mayıs Haftası etkinliklerini Türkiye’de gündem olacak şekilde yakışır şekilde kutlayıp Samsun’u Karadeniz’de bir yıldız haline getireceğiz. Samsun’u bir AR-GE, teknoloji ve inovasyon merkezi haline getireceğiz. Çok büyük bir turizm potansiyelimiz var. Kuş Cenneti, Akdağ, Vezirköprü Kanyonu ve Tekkeköy Mağaralar gibi görülmeye değer yerlerimiz var. Maalesef Samsun’a gelen turistler buraları görmeden dönüyorlar. Atatürk Anıtı önünde fotoğraf çektirip, pide yiyip gidiyorlar. Samsun’un konaklama tesisleri ile cazibe merkezi haline getirip, turistleri konaklatmak lazım. Turizmden hak ettiği payı alması için Samsun’da yapılacak birçok iş var.” – SAMSUN

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-samsun-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cevat-oncuden-projeler/feed/ 0
5 yıl önce az farkla kaybetti, bu kez kazanmak istiyor https://www.haber28.com.tr/5-yil-once-az-farkla-kaybetti-bu-kez-kazanmak-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/5-yil-once-az-farkla-kaybetti-bu-kez-kazanmak-istiyor/#respond Mon, 11 Mar 2024 02:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9317 5 yıl önce az farkla kaybetti, bu kez kazanmak istiyor

2019 seçimlerinde 19 oy farkla Belediye Başkanlığı’nı kaybeden MHP’li aday Savaş Buyurman, bu kez kendisine şans verilmesini istedi

BARTIN – MHP’nin Kozcağız Belediye Başkan Adayı Savaş Buyurman, 2019 yerel seçimlerinde kaybettiği adaya karşı yeniden çıktı. 19 oyla kaybeden Başkan Adayı Buyurman, bir kez de kendisine şans verilmesini istedi.

2019 Mahalli İdareler seçimlerinde Bartın’ın Kozcağız Beldesi’nde MHP’nin belediye başkan adayı olarak açıklanan Savaş Buyurman, Ak Parti’den seçime giren ve mevcut Belediye Başkanı Mustafa Karaman’a karşı 19 oy ile kaybetti. Aradan geçen 5 yıl sonra tekrar MHP’nin Kozcağız Belediye Başkan adayı olarak açıklanan Savaş Buyurman, 31 Mart Yerel Seçimlerinde de Ak Parti’nin adayı Mustafa Karaman ile yarışacak. Savaş Buyurman, meclis üyesi adaylarını ve projelerini tanıttığı programda, gazetecilerin sorusu üzerine belde halkına seslenerek, 3 dönemdir Belediye Başkanlığı yapan Mustafa Karaman’ın yerine bu kez kendisine şans verilmesini istedi. Son seçimde mevcut belediye Başkanı Mustafa Karaman’a oy verenlerin büyük bir pişmanlık duyduğunu ifade eden Buyurman, “Seçim psikoloji çok farklı. Seçime her dönem girersiniz. Sandıklar şuan boş. 2019 seçimde aldığımız seçimi verdik. Bize nasip değilmiş dedik. Nasıl gittiysek öyle geri döndük. Hiçbir taşkınlık yapmadan geri döndük. Bu seçime hazırlandık. O seçimden bu seçime gerçekten fark var. Arkamda duran kadrolardan da belli olur. Bilen biliyor. Gerçekten çok büyük değişiklikler var. Çok büyük pişmanlıklar var. Herkes sizi sevecek diye bir kaide yok. Biz hepsine saygı duyuyoruz. ‘Biz kesinlikle bu oyu alacağınızı tahmin etmiyorduk. Çok pişmanız’ diyerek, gelen insanlar var. O insanlardan halen gelenler var. Bizim amacımız birilerini karalayıp, kötüleyip, Kozcağız’ı yönetmek değil. Kozcağız’ı yönetebilecek kapasitede bir ekibimiz var. İnsanlardan bir sefer bizi denemelerini istiyoruz. Allah nasip eder ve belediye başkanı olursam, en fazla 2 dönem başkanlık yapacağım. Kozcağız halkı, bu sefer daha bilinçli oyunu kullanacaktır” diye konuştu.

Cemal Akın örneği

Buyurman, 3 dönem Bartın Belediye Başkanlığı yapan ve yanında bulunan MHP’li Cemal Akın’ı da örnek göstererek, “Halen görev yapan Belediye Başkanımıza yaptıkları için teşekkür ediyorum. Artık bir yerde bırakmak gerekiyor. 3 dönem Bartın’da belediye başkanlığı yapan Cemal Akın, isteseydi tekrar aday olabilirdi. Ama kendisi, ‘3 dönem yaptım’ dedi. Bundan sonra ise İnşallah başka yerlerde kendisini görmek istiyoruz. Bırakılması gereken yerde bırakılması lazım” ifadelerini kullandı.

Meclis üyesi adayları için Şampiyonlar Ligi kadrosu betimlemesi

Başkan adayı Buyurman, belediye meclis üyesi adaylarını ise “Şampiyonlar Ligi kadrosu kurduk” diyerek, tanıttı. Buyurman, “Hepsi tecrübeli. Hepsi Kozcağız’a vakıf, Hepsi Kozcağız’ın evladı. Kozcağız’da birlikte çok şey başaracağımız arkadaşlarımız” diye konuştu.

Buyurman, siyasi bir takıntısının bulunmadığını ve herkese eşit bir şekilde yaklaşarak, hizmet etmek istediklerini ifade etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/5-yil-once-az-farkla-kaybetti-bu-kez-kazanmak-istiyor/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan İzmir’de Esnaf Ziyareti Yaptı https://www.haber28.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-izmirde-esnaf-ziyareti-yapti/ https://www.haber28.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-izmirde-esnaf-ziyareti-yapti/#respond Sat, 09 Mar 2024 03:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9020 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Cumhur İttifakı’nın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ ile birlikte Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda esnaf ziyareti yaptı. Burada esnafla sohbet ederek hayırlı işler dileyen Işıkhan ve Dağ, esnafın sıkıntısını dinledi. Işıkhan ve Dağ, daha sonra İzmir Valiliğini ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı karşılayarak, Mardinli hemşehrileriyle buluştu.

Bir dizi program için İzmir’e gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İzmir Ticaret Odası’ndaki iş dünyası buluşmasının ardından Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda esnafı ziyaret etti. Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ ile birlikte esnafı ziyaret eden Bakan Işıkhan, tarihi çarşıdaki esnafın sıkıntılarını dinledi. Bakan Işıkhan, daha sonra Balçova’da bulunan bir otelin restoranında Mardinli hemşehrileriyle bir araya geldi. Toplantıya AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, AK Parti Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti Karabağlar Belediye Başkan Adayı Mehmet Sadık Tunç ve 22’inci Dönem Mardin Milletvekili Süleyman Bölünmez ve İzmir’de yaşayan Mardinli vatandaşlar katıldı.

“AK Parti, siyasi parti olması ötesinde milletin kendisidir”

Toplantıda konuşan Bakan Işıkhan, AK Parti’nin siyasi parti olmanın ötesinde bir oluşum olduğunu vurguladı. Vatandaşını seçimden seçime hatırlayan, seçimden seçime çalışan bir siyasi hareket olmadıklarını belirten Işıkhan, “Türkiye’nin son çeyrek asrı, bu durumun en büyük güvencesi oldu. Bugün uzaya ilk astronotunu göndermiş, kendi arabasını, kendi uçağını üreten, gelecek 100 yılı inşa etme iddiası taşıyan güçlü bir Türkiye var. Bugün eğitimden sanata, spora, çalışma hayatından sosyal güvenliğe kadar her alanda dünya standartlarının da üzerine çıkmış bir Türkiye var. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi Türkiye’nin en önemli büyükşehirlerini hiç vakit kaybetmeden gerçek belediyecilikle buluşturmalıyız” diye konuştu.

“İzmir, CHP’nin kalesi söylemini kabul etmiyoruz”

“Biz İzmir CHP’nin kalesidir söylemini kabul etmiyoruz. İzmir millete hizmetten bir haber, kör ideolojilerin değil, vatan müdafaamızın ve milli mücadelemizin kalesidir” diyen Bakan Işıkhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir tarafta Cumhuriyetimizin ikinci yüz yılını Türkiye yüz yılı yapmaya çalışan bir hizmet anlayışı var. Diğer tarafta ise şahsi hırsları yüzünden daha kendi partisini yönetemeyen, teröristlerle işbirliği yapan, temel atmama törenleriyle övünen; eski Türkiye’nin köhne vesayet artıklarıyla var olmaya gayret eden vizyonsuz bir zihniyet var. Ege’nin incisi İzmir hangisini hak ediyor? Biz İzmir CHP’nin kalesidir söylemini kabul etmiyoruz. İzmir millete hizmetten bir haber, kör ideolojilerin değil, vatan müdafaamızın ve milli mücadelemizin kalesidir. İzmir, Türkiye yüzyılı hedeflerimizin lokomotifi olabilecek merkezlerden birisidir. Burası binlerce yıldır birçok medeniyete ev sahili yaptığı, kadim bir şehirdir. İzmir sadece Ege’nin değil, Türkiye’nin de incisidir. Ancak ehil ellerde olmadığı için hala tüm potansiyelini ortaya çıkarabilmiş değildir. Önümüzde çok ama çok önemli bir fırsat var. İzmir’in çok genç, çok dinamik AK Parti belediyeciliğine hakim belediye başkan adayları var. Onların enerjisi AK belediyeciliğin vizyonuyla birleştiğinde İzmir’i kimse tutamaz.”

AK Parti adayları için destek isteyen Bakan Işıkhan, “Türkiye’yi emin adımlarla 2023 hedeflerine taşıyan Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderimiz var. İnanıyorum ki 31 Mart yerel seçimlerinde İzmirli ve Mardinli kardeşlerim bu ruhla AK Parti ve Cumhur İttifakı’nı sandıktan zaferle çıkaracaktır” dedi.

Her mahalleye taziye evi yapılacak

Toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, her mahalleye taziye evi kurulacağını söyledi. Dağ, “Hepimiz bu güzel şehri zenginleştirmek ve çocuklarımızın geleceğini kurmak istiyoruz. Ben yola çıkarken Mardinli hemşehrilerimizin yanımda olduğunu biliyordum. Bu bir siyasetçi için çok iddialı sözdür. Ama ben bunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliyorum. Çünkü siyasete başladığım ilk günden beri en yakın yol arkadaşım, çalışma arkadaşım, komşuların hep Mardin’den oldu. Mardinli hemşehrilerimizin de kültüründe çok özel yer tutan taziye evlerini her mahalleye kuracağım. Kurulacak alan olmayan mahallelerde ise kahvehanelerle anlaşacağım. Gerekli masrafı belediye, ilçe belediye başkanları ya büyükşehir belediye başkanı olarak biz karışlayacağız” dedi. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-izmirde-esnaf-ziyareti-yapti/feed/ 0
Çevre Bakanı Özhaseki: Deprem bölgelerinde 110 bin kişi çalışıyor https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-deprem-bolgelerinde-110-bin-kisi-calisiyor/ https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-deprem-bolgelerinde-110-bin-kisi-calisiyor/#respond Sat, 09 Mar 2024 02:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9008 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, muhalefetin deprem bölgeleriyle ilgili açıklamalarına tepki göstererek, deprem bölgelerinde 110 bin kişinin çalıştığını ve 950 şantiyede çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kayseri’de iş adamları ile buluştu. Burada konuşan Bakan Özhaseki, muhalefetin deprem bölgeleriyle ilgili yaptığı açıklamalara tepki göstererek, “Elhamdülillah çalışıyoruz. Deprem bölgelerinde 110 bin kişilik bir işçi ordusu var. Mühendisi, mimarı da var. 950 şantiyede üretmeye devam ediyoruz. Bu arada dışarıda bir şeyler söylüyorlar, ‘Evleri kime verdiniz’ diyorlar. Muhalefetin genel başkanı çıkmış, ’20 tane ev verdiler, verdikleri ev 001′ diyor, bilmem ne diyor. Eskiden beraber olduğumuz profesör bir ağabey çıkıyor, ‘AK Partililere dağıtıyor’ diyor. Ne diyelim arkadaşlar. Her şeye de herhalde cevap verilmez ki. Allah iyiliğinizi versin, Allah ıslah etsin diyoruz. Bazen buralardaki hummalı çalışmayı görmek isterseniz ne olur telefon edin, vaktim varsa ben gezdireceğim, yoksa mühendis vereceğim ve 950 şantiyeyi size göstereceğim. Fakat ondan sonra ses gelmiyor, onların da Allah iyiliğini versin diyoruz” dedi.

“01.01.2026’dan itibaren kim yurtdışına bir madde satıyorsa, nokta kadar dahi bir şey satsa sınırda karbon emisyon kontrolü başlıyor”

Kuraklığa dikkat çeken Özhaseki, sanayicilere uyarılarda bulunarak, “Son dönemlerde dünyayı sarsan ve herkesin dikkat çektiği bir şey var. Yağışlar her sene azalıyor. Eski yağışlar var mı? Yeraltından çektiğimiz suyun seviyesi daha da aşağıya düşüyor. Demek ki bir şey var. Bir yerlerde kuraklık başlıyor. Bilim adamları ‘yüzyılın içerisinde dünyanın ısısı 1.1 derece arttı’ diyor. Akdeniz havzası 1.5 derece arttı. Bu 2 dereceye çıkarsa kesinlikle bir kriz başlar, çölleşme başlar, gıda krizi olacağı için millet gıdaya ulaşamadığından dolayı göçler başlar. Gıdaya ulaşamama ve çölleşme göç sebebidir. O yüzden büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız. Sebebi sanayi devrimi ile beraber üretimler arttı ama tüketim de arttı. Hepimizi ilgilendiren tarafı kirletmekte arttı. Havaya karbon salımı veriyoruz, atmosferi de zehirliyoruz. Suyumuz da, toprağımız da, havamız da kirli hale geliyor. Bunda tedbir alabilmek amacıyla herkesin müthiş bir çalışması var. Bakanlığımızın da var. 01.01.2026’dan itibaren kim yurtdışına bir madde satıyorsa, nokta kadar dahi bir şey satsa sınırda karbon emisyon kontrolü başlıyor. AB ülkeleri böyle söylüyor. Eğer Avrupa’ya bir mal satacaksak gelecek senenin sonundan itibaren kapıda bir kontrol başlıyor. Sen bunu nasıl ürettin, kirletmeden ürettin mi, üretmedin mi, yeşil sertifikan var mı, yok mu? Emisyon ticaret hacmi tarafında belki belirli bir bedeli ödenecek. Eğer çevreyi hiç düşünmeden imalat yapan arkadaşlar varsa, onların işi çok zor. Onların bedeli daha yüksek olacak. Çevreyi dikkate alarak çok az kirleterek üreten arkadaşların verecekleri bedel daha düşük olacak. Hepimizin bu söylediğim konulara dikkat çekici vaziyette gayret etmesi lazım ki, yarın ihracatımız tıkanmasın” şeklinde konuştu. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-deprem-bolgelerinde-110-bin-kisi-calisiyor/feed/ 0
Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay: İzmir’in su fiyatı en uygunu olacak https://www.haber28.com.tr/karsiyaka-belediye-baskani-cemil-tugay-izmirin-su-fiyati-en-uygunu-olacak/ https://www.haber28.com.tr/karsiyaka-belediye-baskani-cemil-tugay-izmirin-su-fiyati-en-uygunu-olacak/#respond Tue, 05 Mar 2024 22:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8462

Karşıyaka Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Torbalı Ticaret Odası’nı ziyaret etti. Tugay, “2 sene içinde İzmir’in su fiyatı, büyükşehirler arasında en uygunu olacak” dedi.

Torbalı Ticaret Odası Başkanı Abdulvahap Olgun, Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin, CHP Torbalı Belediye Başkan Adayı Övünç Demir, CHP Torbalı İlçe Başkanı Hakkı Polat, Torbalı Ticaret Odası Yönetim Kurulu ve üyeleriyle bir araya gelen Başkan Cemil Tugay, sözlerine hayatını kaybeden önceki Torbalı Belediye Başkanlarından İsmail Uygur’u anarak başladı.

Tugay, “İsmail başkanımızı çok severdik, kaybettik, üzüntüsünü her geldiğimizde yaşıyoruz. Görevi alan Mithat başkanımız da çok değerli hizmetler yaptı. Teşekkür ediyorum. Partimizin içersinde bayrak değişimleri oluyor. Zaman zaman bunun üzerine spekülasyonlar yapılıyor. Belki insani olarak küçük kırgınlıklar yaşıyoruz. Ama biz partimize ve ülkemize hizmet eden insanlarız, bir aileyiz. Torbalı’ya yapacağımız yatırımlarda, Mithat başkanımız da yanımızda olacaktır. Övünç kardeşimiz de genç bir başkan olarak güzel hizmetler yapacak” dedi.

“2 SENE İÇİNDE İZMİR’İN SU FİYATI, BÜYÜKŞEHİRLER ARASINDA EN UYGUNU OLACAK”

Kentin su sıkıntısına dikkat çeken Tugay, şunları söyledi:

“Geçen sene su sıkıntısı vardı, yağış olunca kurtardık. Bu baharda yağış almazsak su sıkıntısı olasılığı yüksek. İzmir’in yer üstü su kaynağı problemi var. Ankara’da kullanılan temiz suyun yüzde 99’u yer üstü kaynaklarından elde ediliyor. İstanbul’da da yüzde 97’si yer üstü kaynaklardan kullanılıyor. Bizde ise yer altından yüzde 65, yer üstünden yüzde 35. Ağırlıklı olarak yeraltından çekip kullanıyoruz. Bu da enerji maliyetini arttırıyor. Bu durum da insanların su parasının yüksekliğinden şikayetçi olmasına neden oluyor. Enerji yatırımı yapmak lazım. Bunu yapacağım, mümkün olan en kısa zamanda uygun fiyata getireceğim, bunun bir rasyonelliği olacak. Bütçeyi hesaba katmadan indirimler vadetmek popülizmdir, oy almak için insanları istismar etmektir. 2 sene içinde İzmir’in su fiyatı Türkiye’nin büyük şehirleri arasında en uygunu olacak. Gider azaldıkça maliyet düşecek. Su kaynağı yetersizliği nedeniyle bununla ilgili de planlama yapmak lazım. 2050 yılında Torbalı nüfusu ne olacak, tarım sanayi nerede olacak, tarımdan yeterli verim alınacak mı, enerjimizi nereden karşılayacağız, bununla ilgili hesap kitap yapmak gerekiyor. Ekibimiz var bu konuda çalışıyoruz. Bu bizim artık yolumuz, anayasamız, geleceğimizin haritası. Buradan yola çıkarak doğruları yapacağız.”

“TORBALI’NIN İHTİYAÇLARINI BİLİYORUZ”

Torbalı’nın ihtiyaçlarını bildiğini belirten Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sık sık Torbalı’ya geliyoruz, Övünç’le de planlama yapmak için konuşuyoruz. Alt yapı sorunları, kent meydanı, otopark, pazar yeri, otogar, şehir içi ulaşım sıkıntıları var. İZTAŞIT konusunda Ayrancılar’da mutabakata varılmış, köyler için mutabakata ihtiyaç var. Ümit Tunçağ Caddesi’nin genişletilmesi önemli. Metropolis Antik Kenti İzmir’in değerli arkeolojik bölgelerinden birisi, tanıtımı ve düzenin sağlanması çok önemli. Otobandan Pancara çıkış verilmesi bizim dışımızda ama duyarlılığı koruyacağız. Kalifiye eleman ihtiyacı ile ilgili biraz önce İzmir Ticaret Odası’nda da konuştuk. Sadece belediye değil ama belediyenin de içinde bulunduğu platformların çözmesi gereken bir konu. Kurslar ya da meslek okulları açılması gerekiyor. Zaman içinde bunları hızlıca halledeceğiz.”

HER 100 BİN KİŞİYE SPOR SALONU, HER 200 BİN KİŞİYE YÜZME HAVUZU HEDEFİ

Başkan Cemil Tugay, Torbalı’nın sorunlarının çözümü için yapacaklarını da kısaca şu sözlerle özetledi:

“İstihdam açısından şanslı bir şehir, çokça sanayi yatırımı var. Kalkınmayı hedefleyeceğiz, yatırımı doğru yönlendirmemiz lazım. Ben İzmir Büyükşehir Belediyesi adına, Torbalı’nın büyümesi yatırımların artması için azami çabayı göstereceğim. İkincisi şehrin alt yapı sorunları var. Bunlar tamamen düzelmek zorunda. Belirli bir mesafe alınmış eksik kalan noktalar tamamlanacak. Üçüncüsü, kent içersinde şehrin sunduğu olanaklardan insanlar yararlanırken adaletsizliklerin olmaması lazım. Alsancak, Bornova, Güzelyalı’da insanlar nasıl imkanlara sahipse Torbalı’da da bunları sağlamamız gerekiyor. Her 100 bin kişiye kapalı spor salonu, her 200 bin kişiye yüzme havuzu hedefi koyduk. Yakında açıklayacağız. Nüfusu 100 binin altında olan ilçelerimiz doğal olarak hak ediyorlar. Bazı durumlar yaşamı zorlaştırıyor. İZBAN hattının şehri bölmesi gibi. Bu Bayraklı, Çiğli, Buca, Karabağlar gibi yerlerde de var. Buralardan geçişi kolaylaştıracak, şehrin bölünmüş halini giderecek üst ve alt geçitleri arkadaşlarımızla planladık.”

“SOSYAL HAYAT ZENGİNLEŞECEK”

İzmir’in sosyal ve kültürel zenginliğinin daha da arttırılacağını vurgulayan Başkan Tugay, “İzmir olarak çok özel bir kültürümüz var. İzmir bir kültür sanat şehri aslında, bu yönümüzü güçlendirerek sürdürmemiz lazım. İzmir’i İzmir yapan şey sosyal dokusunun gücü. İzmir’de belediyecilik eksiklikleri var diyorlar, bunlar düzeltilir. Benim dönemimde, çok büyük problem gibi görünen yolların, kaldırımların ne kadar hızlı çözüldüğünü ben size göstereceğim. Doğru zamanda, doğru yatırımla çözülebilir. 5 yıllık belediye başkanlığım bana bunu öğretti. Ne kadar olumsuz şeyler söylense de mükemmel olduğu söylenen şehirlerden insanlar buraya geldiklerinde, ülkelerine hayranlıkla dönüyorlar. Bunun nedeni İzmir’in sosyal ve kültür yaşamının güçlü olması. Buralarada sahip olduğumuz imkanları insanlara yeterli sunmama sorunu da var. Kültürel ve sosyal yaşamımızı zenginleştimeli, kültürel ve sosyal imkanlardan faydalanmaları için insanları teşvik etmeliyiz” dedi.

“DOĞAL GÜZELLİKLER ÖN PLANA ÇIKARILACAK”

Kentin doğal güzelliklerini ön plana çıkarmanın yanı sıra sosyal etkinliklere katılımın artması için de çalışacağını belirten Başkan Tugay, şunları kaydetti:

“Burada 3500 yıllık antik şehrimiz Metropolis var, Efes, Bergama var. Kaçımız gezip görmüşüzdür? Sizler İzmir’in şelalelerini, küçük göletlerini gördünüz mü? Karagöl ya da Ödemiş’e gitmeyen birçok insan vardır. Bunlar bize şehrin sunduğu doğal imkanlar ama aynı zamanda her ilçede bizim koro, orkestra, tiyatro, kültür kulüplerimiz olsa çok güzel olmaz mı? Bunları insan olarak hak etmiyor muyuz? Bunları belediyelerin teşvik etmesi yönetmesi lazım. Sahip olduğumuz doğayı, doğal kaynakları koruyarak, kalkınabileceğimize inanıyorum. Yeter ki uyum içinde yapalım bunu. Bir şehirde yaşarken karşılaşılan sorunların planlama ile çözüleceğini söylüyorum. Somut isteklerinizin gereğini en kısa sürede yapacağım.”

“ŞEHRİN FAYDASINA OLACAK HER ŞEYDE HERKESLE KONUŞABİLİRİM”

Başkan Tugay, konuşmasını hizmette ideoloji olmayacağını belirterek, şu sözlerle tamamladı:

“Siyasetten geliyoruz, belediyede ideoloji şöyle ayrışır Biz daha halkçı olabiliriz, diğer tarafta yandaşları zengin etme sistemi var. Bu ülkede biz orada yokuz. Bunları bir yana koyun hizmette ideoloji yok. Her görüşten insana eşit hizmet götüreceğiz. Bu şehirdeki herkesle tüm kişi ve kurumlarla iş birliği yapmamız ve Hükümetle diyalogda olmamız lazım. Bu yapıcılığı göstereceğime söz veriyorum. Şehrin faydasına olacak her şey için herkesle konuşabilirim.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/karsiyaka-belediye-baskani-cemil-tugay-izmirin-su-fiyati-en-uygunu-olacak/feed/ 0
Abdullah Avcı: Trabzonspor’un hedefi üçüncülük, dördüncülük ve Türkiye Kupası https://www.haber28.com.tr/abdullah-avci-trabzonsporun-hedefi-ucunculuk-dordunculuk-ve-turkiye-kupasi/ https://www.haber28.com.tr/abdullah-avci-trabzonsporun-hedefi-ucunculuk-dordunculuk-ve-turkiye-kupasi/#respond Tue, 05 Mar 2024 06:24:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8394 Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, “Ulaşılabilir hedefimizi zaten net şekilde söylemiştik. Bu sene itibarıyla üçüncülük, dördüncülük ile Avrupa Kupaları’na gitmek ve Türkiye Kupası.” dedi.

Avcı, Yukatel Adana Demirspor maçı hazırlıklarını sürdüren bordo-mavili takımın antrenmanı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Ligin ikinci yarısında aldığı kötü sonuçların ardından son 2 haftada galip gelerek kötü gidişatını durduran bordo-mavili takımın çalıştırıcısı, her takımın ligde yaşadığı süreçten geçtiklerini belirterek, “O süreci çok telaffuz etmek istemiyorum. 1 haftada 3 maç, toplamda 13, ilk 11’de 7-8 oyuncunun olmadığı bir süreci yaşadık, kaybetmeyebilirdik de. Oyun olarak kaybetmediğimiz maçlar vardı.” ifadesini kullandı.

Adana Demirspor’un da kendileri gibi o süreçten geçen bir takım olduğunu vurgulayan Avcı, “Adana Demirspor da o süreci yaşadı. Tekrar toparlanmaya geçti. Transferler yaptılar, gidenler, gelenler oldu. Taraftarımız sonuç bekliyor. Bu süreç sağlıklı bir şekilde gidiyor. Mevcutta sıralama kaybetmedik. Rakiplerimiz de puan kaybettiler. Biz de puanlar kaybettik. Sıralamamız aynı yerde ve Türkiye Kupası hedefi aynı yerde duruyor.” diye konuştu.

Avcı, her takımın inişli çıkışlı bir dönem geçirebileceğinin altını çizerek, şöyle devam etti:

“Bugün geldiğimiz nokta, oyuncuların gelmesiyle rekabetin daha iyi arttığı, mevcudun yukarı çektiği, gelenin biraz daha işin içine girdiği, yukarı çektiği durumu yaşıyoruz. Kazanmak önemli. Bizi daha da hırslandırıyor. Bu süreci bu şekilde geçtik diye düşünüyorum. Yine her takım için inişler çıkışlar olacak. Ulaşılabilir hedefimizi zaten net şekilde söylemiştik. Bu sene itibarıyla üçüncülük, dördüncülük ile Avrupa Kupaları’na gitmek ve Türkiye Kupası. Bu hedefler geçiş dönemi ve sancılı olmasına karşın önümüzde aynı sıralamada duruyor. Ligde 12 maçımız ve kupa var. Daha iyisini yapmak istiyoruz. Oyuncuların durumu iyi, enerjisi yüksek. Bir yandan bu günceli yapıyoruz, bir yandan da önümüzdeki senenin planlamasına çalışıyoruz. Umarım bunun karşılığını alırız.”

Başkan Ertuğrul Doğan ile görüşme

Gelecek sezon planlamasına ilişkin de Avcı, “Pazartesi başkan ile beraberdim İstanbul’da. Yoğun şekilde önümüzdeki senenin planlanması ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Hızlı mesafe kat etmek istiyoruz. Kulübün bütçesi, mevkisel olarak nelere ihtiyacımız var. Deneyimli oyuncu, genç oyuncu, birçok şeye bakılıyor. Zaman içinde Trabzonspor’un hedefleri ile ilgili kısa vadede, 2-2,5 sene hedefleri ile ilgili açıklama zaten yaparız. Şu an itibarıyla hem yarışacağız, hem sezonun planlamasını yapıyoruz. Sağlıklı gidiyor, umarım böyle devam eder.” dedi.

Avcı, kiralık olan Onuachu ile ilgili bir soruya da “Şu an itibarıyla içerdeki oyunculardan maksimum verim almak hedefimiz. Afrika Kupası’ndan geldiler, 1 aydır yoklar. Fiziksel durumları var. Onu en iyi şekilde planlamaya çalışıyoruz. Bunlar daha sonra karşılıklı oturup konuşulur ki onların da istekleri nedir? Başka planları var mı? Bizim düşüncemiz nedir? Mevcutta daha iyi performans nasıl alırız ona çalışıyoruz.” yanıtını verdi.

Orsic’in sağlık durumu

Sezon başında çapraz bağ ameliyatı geçiren Orsic’in sağlık durumuna ilişkin de Avcı, şu değerlendirmede bulundu:

“Antrenmanda ısınma, 5’e 2, oyunların bazı bölümlerine katılıyor. Bir aksilik çıkmazsa ki biliyorsunuz sakatlıktan çıkanlar, insanlar sakatlandığı yeri değil, diğer tarafı daha çok korurlar. Biz de bu süreçte Orsic’i daha koruyarak gidiyoruz. Mart ayının 15’ine kadar olan süreçte sanki faydalanacağız. Bir aksilik olmazsa. Sezon başında buranın en yatırım yapılan ve net oyuncularından bir tanesiydi. 7 aydır faydalanamıyoruz. Onun katılımıyla rekabet daha iyi olacak.”

Avcı, yeni transfer Meunier’in performansına ilişkin de “Oyuncuyu çok konuşmaya gerek yok. Kariyerini biliyorsunuz. Transfer olmadan önce oyun felsefemizi konuştuk, hedeflerimiz konuştuk. Onun da hedefleri var. Hem burada hedeflere koşmak hem de Avrupa Şampiyonası’nda milli takımda tekrar olma hedefi var. Her şeyi ile örnek oyuncu, Avrupalı, iyi bir profesyonel. Çok iyi çalışıyor. Takıma kısa sürede adapte oldu. Umarım böyle devam eder. Onunla çalışmaktan son derece mutluyuz.” diye konuştu.

Hafta sonunda Yukatel Adana Demirspor ile yapacakları maça taraftarları davet eden Avcı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Adana Demirspor geçiş döneminden çıkıyor. İyi de transferler yaptılar. İyi takımları var. Başlarında deneyimli teknik adam var. Zor bir müsabaka bizi bekliyor. En iyi şekilde hazırlanacağız. Taraftarlarımıza her zaman söylediğim bir şey var, onlarla varlığımızı hissedebiliyoruz. Rakibi baskı altına alabiliyoruz. Pazar günü bence kahvaltılarını yaptıktan sonra bize yardımcı olurlarsa son derece mutlu olacağız. Ondan sonra çarşamba günü ilk 8’e kalma, kupa maçı var. Öncelikle Adana Demir’e karşı zor müsabaka ve umarım bu çıkışımızı devam ettirebilecek sonucu tekrar alırız.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/abdullah-avci-trabzonsporun-hedefi-ucunculuk-dordunculuk-ve-turkiye-kupasi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Hatay’ın kaderi muhalif seçmenlerin elinde https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-hatayin-kaderi-muhalif-secmenlerin-elinde/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-hatayin-kaderi-muhalif-secmenlerin-elinde/#respond Tue, 05 Mar 2024 01:12:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8317 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçime ilişkin, Hatay’da kararsız ve muhalif bir grup bulunduğunu belirterek, “O grup eğer AK Parti’ye Hatay’ı vermek istemezse Hatay bizde zaten. Ama o grup Hatay’da ‘AK Parti’yi de beğenmiyorum, Lütfü Savaş’ı da beğenmiyorum, bu yüzden oy vermiyorum’ ya da ‘Başka bir partiye veriyorum’ dediğinde başa başız, AK Parti’nin alma ihtimali var. O yüzden Hatay’ın kaderi Hatay’ın muhalif seçmenlerinin elinde.” dedi.

Özel, Halk TV’de “İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Hatay’da aday belirleme süreci yönetimi konusunda öz eleştirisi olup olmadığı sorulan Özel, Hatay’da süreci kötü yönettiklerini düşünmediğini söyledi.

Özel, 5 anket yaptıkları Hatay’a 3 farklı heyet yolladıklarını belirterek, “Bir gerçek var. Hatay’da biz yüzde 20-30 arası oy alabiliyorken, iki dönemdir Hatay’ı kazanan, Hatay’da önemli bir mücadele veren bir belediye başkanı var. Bizim yaptırdığımız bütün anketlerde Lütfü Savaş CHP’nin gösterebileceği en iyi aday.” diye konuştu.

Bir yandan da belediye başkan adayının değişmesi yönünde hem Türkiye’de hem sosyal medyada hem de 6 Şubat’ta gittikleri şehirde birtakım taleplerin, tepkilerin olduğunu aktaran Özel, “İki karardan birini vereceksiniz. Bir yanda Suzan Şahin, enkazın başında günlerce uykusuz, ağlaya ağlaya bütün komşularını, hemşehrilerini kurtarmaya çalıştığını görmüşüm. Anket yapıyorsunuz, Lütfü Savaş her partiden oy alıyor. Lütfü Savaş doğru aday gözüküyor ama başka bir tartışma var. Biz en nihayetinde 10 Ocak günü Lütfü Savaş’ı adaylaştırdık.” ifadelerini kullandı.

Son gün bir anket daha yaptıklarını, Lütfü Savaş’ı da davet ederek onun elindeki anketleri de aldıklarını belirten Özel, fikrini aldıkları bütün ilçe belediye başkan adaylarının, ilçe başkanlarının, il başkanının, eski ve mevcut milletvekillerinin hepsinin “Bu seçimi Lütfü Bey’le alırız” dediklerini dile getirdi.

“Pek çok veri, pek çok bilgi Lütfü Bey’in bu işi başaracağını gösteriyor”

Özel, bu kararı ince eleyip sık dokuyarak almalarını kötü süreç yönetimi olarak düşünmediğini vurgulayarak, “Pek çok veri, pek çok bilgi Lütfü Bey’in bu işi başaracağını gösteriyor.” dedi.

Hatay’daki oy oranlarına ilişkin Özel, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bir AK Parti oyu var, bir CHP oyu var. Bir ölçtürüyoruz 3 puan geride çıkıyoruz, bir ölçtürüyoruz 4 puan önde çıkıyoruz. Diyorum ki ‘Bu nasıl bir şey?’ Diyorlar ki, ‘Normal şartlarda ölçüm yapılamaz durumda Hatay.’ Hatay’da duygular hala travmatik. Bir haberle olumsuz etkilenip bir başka tercihte bulunabiliyor insanlar. Bir başka şeyde başka bir tercihte bulunuyor. Ama bir gerçek var, kararsız ve muhalif bir grup var. O grup eğer AK Parti’ye Hatay’ı vermek istemezse Hatay bizde zaten. Ama o grup Hatay’da ‘AK Parti’yi de beğenmiyorum, Lütfü Savaş’ı da beğenmiyorum, bu yüzden oy vermiyorum’ ya da ‘Başka bir partiye veriyorum’ dediğinde başa başız, AK Parti’nin alma ihtimali var. O yüzden Hatay’ın kaderi Hatay’ın muhalif seçmenlerinin elinde.”

“Benim tanıdığım Meral Hanım ‘Balıkesir’e borcum vardı. Gereğini yapıyorum’ der”

Seçim hedeflerine dair değerlendirmesi sorulan Özel, ellerindeki 11 belediyenin tamamını korumak, üzerine de Bursa ve Balıkesir gibi yeni belediyeler eklemek istediklerini ifade etti.

Özel, “Aslında Balıkesir çoktan hak ettiğimiz bir yer. Geçen seçim Ahmet Akın adaydı ve kazanmaya gidiyordu. İYİ Parti Balıkesir’i istedi. Ağlaya ağlaya Ahmet Akın’ı çektik. Bir başkası istedi oraya koyduk. O kişi hem seçimi kaybetti hem sonra AK Parti’ye geçti.” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in o dönem Ahmet Akın’a “Bunların hiçbirine borcum yok ama sana bir borcum var Ahmet. Ben o borcu bir gün öderim” dediğini aktaran Özel, “Ben şimdi şunu bekliyorum Meral Hanım’dan; ‘Benim geçmişten bu genç arkadaşıma ve Balıkesir’e bir borcum vardı. Ben gereğini yapıyorum’ der mi? Benim tanıdığım Meral Hanım der.” diye konuştu.

CHP Gebze’de TİP Genel Başkanı Baş’ı destekleyecek

Özel, CHP’nin Gebze’de adaylığını açıklayan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’a destek verip vermeyeceğine ilişkin, şunları kaydetti:

“TİP’le şöyle bir çalışma yaptık. Onlar bizi kaybettirme riski olan yerlerde aday göstermediler. Biz de bir işçi kenti olan Gebze’de, ilçe belediyesinde Erkan Baş genel başkan olarak oraya bir iddia koydu. Orada biz aday göstermedik, kendisini destekliyoruz. Ama Kocaeli Büyükşehir’de, bütün ilçelerde ve TİP’in aday göstermediği bizim açımızdan yarışmalı yerlerde de TİP seçmeni bu Gebze jestine karşılık CHP’ye destek verecek.”

İstanbul ile ilgili değerlendirmesi sorulan Özel, burada çok önemli bir rekabet olduğunu söyledi. İstanbul’da çok önemli bir başarı elde edeceklerini savunan Özel, “Karşımızdaki rakipleri görüyorsunuz. İktidarın buraya nasıl yüklendiğini görüyorsunuz. İktidar medyasını, iktidarın tüm olanaklarını buraya seferber ettiği bir süreçteyiz ama bir gücümüz var. O da şu; son 5 yılda Ekrem İmamoğlu ve ekibinin İstanbul’da yaptıkları.” dedi.

Özel, İmamoğlu’nun seçimi kazanıp kazanamayacağına ilişkin soruya ise “Kazanacak, hem de çok rahat bir şekilde kazanacak. İstanbul’a da rahat bir nefes aldıracak.” yanıtını verdi.

İzmir’de büyükşehir belediyesini kaybetme riskleri olmadığını ifade eden Özel, seçimde Ankara ve İzmir’de rekor, İstanbul’da ise seçimi rahat kazanmayı beklediklerini dile getirdi.

“Belediye başkanlarımız 1 Nisan sabahı belediyelerinin girişine mal varlıklarını asacaklar”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın eşiyle birlikte mal varlığını açıkladığının hatırlatılması üzerine Özel, belediye başkanlarının, milletvekillerinin mal varlığını açıklamalarını doğru bulduğunu söyledi.

Özel, “Seçilen bütün belediye başkanlarımız 1 Nisan sabahı belediyelerinin girişine mal varlıklarını asacaklar.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-hatayin-kaderi-muhalif-secmenlerin-elinde/feed/ 0
Cemil Tugay: “İzmir’de Türkiye’nin En Büyük Sivil Toplum Yerleşkesini Kuracağım” https://www.haber28.com.tr/cemil-tugay-izmirde-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-kuracagim/ https://www.haber28.com.tr/cemil-tugay-izmirde-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-kuracagim/#respond Sun, 03 Mar 2024 07:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8055

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada kentte faaliyet gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. Başkan Tugay, Türkiye’nin en büyük sivil toplum yerleşkesini İzmir’de kuracaklarını belirterek, “Bundan sonra İzmir’de herhangi bir yurttaşımızın sahipsiz kalmasını, ilgisiz kalmasını kabul etmiyorum. Bu şehirde her kim bana senden bir hizmet bekliyoruz derse, ayağa kalkıp önünde önümü ilikleyip derhal yerine getireceğim, çalışacağım” dedi.

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada kentte faaliyet gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle buluştu. CHP Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil Kınay’ın da katıldığı toplantıda konuşan Cemil Tugay, şunları söyledi:

“HOŞGÖRÜMÜZ, GÜÇLÜ YÖNÜMÜZ”

“Az önce şurada bir pelikan yüzüyordu. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Burada oturduğum zamanlarda kürek kulübünün sabahları çalışmalar yaptığını görürüm. Dönüp baktığınız zaman İzmir’e ne kadar muhteşem bir şehirde yaşadığımızı hepimiz kolayca görürüz. Bunu sadece ben görmüyorum, hepimizin gördüğünden eminim. Bu şehir 5 bin yıllık bir şehir, hatta 8 bin yıllık yerleşim yerleri de var. Bu kadar bin yıllar içerisinde de birikmiş bir kültür var. Bizler bu kültürü aslında tam olarak ayrıştırıp da her bir parçası nereden geliyor bilmeden yaşıyoruz. Yani soframızdaki bu zenginlik bile aslında İzmir’in çok kültürlülüğünden gelen bir zenginlik. İzmir’in çok büyük potansiyeli var. İzmir’in sahip olduğu özelliklere sahip olan bu dünyada kaç şehir var bilmiyorum ama belki 10, belki 20 şehir sayarız. Onlardan biri İzmir. Bir kere buranın dünyanın ticaret merkezlerinden biri olması, tarihi olarak böyle bir özelliğinin olması hepimizin hatırlaması ve nedenini düşünmemiz gereken bir kimlik özelliği. İzmir hangi özelliği ile 1800’lü yılların ortalarında Akdeniz’in bütün ticaretinin yüzde 40-50’sinin gerçekleştiği bir yerdi acaba. O günden bugüne eğer biz bu özelliğimiz kaybettiysek, neden dolayı kaybettik. O yıllarda İzmir’de dünyanın bütün bankalarının şubesi, bütün ülkelerinin konsoloslukları vardı. Levanten kültür o zaman İzmir’e yerleşti. Bunlar aslında o günden bu güne halen bizim genlerimize işlemiş şekilde halen taşıdığımız, potansiyel olarak sahip olduğumuz şeyler. Doğası, tarım potansiyeli, ticaret potansiyeli, tarihi, kültürü, turizmi tabi bütün bunların sonunda, en önemlisi de hoşgörüye dayalı bir demokrasi kültürü, yani aslında bir dünya şehri diyebileceğimiz bir şehirdeyiz biz. Başka yerlerde insanlar dışarıdan o şehre göçtüğü zaman yadırganırlar, biraz dışlanırlar, o yabancılık hali epey devam eder. Ama İzmir’e Türkiye’nin hatta dünyanın neresinden insanlar gelirse gelsin hemen kucaklanırlar, bir süre sonra o insanlarımız da İzmir’in o çok güzel mozaiğinin bir parçası olurlar. O da bizim güçlü yönümüz.

“BU ŞEHRİN TRAFİĞİNİ RAHATLATACAĞIZ”

Belediyecilik anlamında ne yapmamız gerektiği belli. Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız. Trafiğinin rahatlaması için nelerin yapılması gerektiğine dair detaylı açıklamayı ben yapacağım size. Ana arterlerde sıkışıyor trafik, buralarda yapılacak pek çok düzenleme var. Akıllı trafik sisteminden tutun, pek çok noktada kavşak düzenlemelerine kadar. Zafer Payzın kavşağında, 3 şerit oradan sağdan soldan birer şerit daha 5 şerit trafik geliyor, tam köprüye 2 şerit olarak çıkıyor. Bu kadar basit. Projeler hazır. Bir an önce bunlar yapılsa, bütün o 2 şeride düşen kavşaklarda genişleme yapılsa, bir sene içerisinde yapılabilecek çalışma bunlar, anında rahatlayacak. Birkaç noktada köprülü kavşak, alt geçit, bunların yapılmaması için bir neden yok, çok büyük maliyetleri olan, altından kalkılamayacak işler değil. Dün akşam arkadaşlarımızla saat 01.00’e kadar sizlere sunacağımız kitabın içeriğini çalıştık. Pek çok çözüm önerimiz var. Örneğin, Halkapınar aktarma istasyonunda insanlarımız sıkıntı yaşıyorlar. Aktarma istasyonlarında sıkıntılar var. Biz aktarma istasyonlarını size görselleriyle göstereceğiz, düzenleyeceğiz, ama bu düzenleme aktarma istasyonlarını aynı zamanda yaşam merkezine çevirecek. Orada oturup çay kahve içecek bir kafeterya da olacak, bir süper market de olacak ki insanlar evine gitmeden önce uğrayıp alışveriş de yapacak. Yazın güneşten, kışın soğuktan, rüzgardan, yağmurdan korunduğunuz, tertemiz, pırıl pırıl bir yaşam alanına dönüşecek aktarma istasyonları. Mesala Mavişehir İZBAN’da insanlar iniyor, Mavişehir’e gelirken tarla gibi bir şeyin içinden geçiyor. Böyle alanları da aynı şekilde düzenleyeceğiz. Bu şekilde dokunacağımız çok yer var. Çok fazla akla gelmeyen, ama çok önem verdiğim bir şey, çünkü insanlarımızın orada sıkıntı yaşadığını biliyorum.”

İZBAN SEFERLERİ SIKLAŞACAK

Ulaşım hizmetlerine de değinen Tugay, “İZBAN’da sefer sayıları yeterli gelmiyor. Neden daha sık sefer sayıları yapılmıyor diye düşünüldüğünde kimse bunun cevabını vermiyor. Ben vereyim cevabını; İZBAN, yüzde 50’si büyükşehir belediyesinin yüzde 50’si de TCDD’ye ait olan bir şirket. Bir sinyalizasyon güncellemesi ihtiyacı var. O olmadan şu anda 12 dakikada bir olan seferler daha sık hale gelemiyor. TCDD’nin sorumluluğunda olan bir konu. Maalesef bu ortaklık şu anda çok sağlıklı şekilde işlemiyor. AK Parti’nin adayı Sayın AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, ‘Sefer sıklığını artıracağız’ diyor. Ben de aynı şeyi diyorum, mutlaka artırmalıyız. Peki bugün neden artırılmıyor dendiğinde cevabı bu. TCDD üzerine düşeni yapmadığı için. Ama ben asla bu ya da benzeri konuları bahane olarak İzmir halkının önüne getirmeyeceğim. Konuşarak mı, anlaşarak mı olur farklı bir yol mu bulunur, bütün sorumluluğu üzerimize alarak mı olur, her ne olacaksa olacak ama o sinyalizasyon güncellemesi yapılacak daha daha sonra sefer sayıları sıklaştıracak. Öyle olduğu zaman bugün o İZBAN’da yaşanan sıkıntılar çok azalacak. Yeni bağlantı yollarının açılması gerekiyor. Bunlar da gerçekten yapılmayacak şeyler değil. Öncelik sırasına göre, hepsini sıralayıp birer birer yapacağız. Bu trafik ve ulaşım ile ilgili size fikir ersin diye söyleyeceğim bir şeydi” ifadelerini kullandı.

“SÜREKLİ ALTYAPI ÇALIŞMASI DEVAM ETMELİ”

İzmir’in altyapı sorunları da olduğunu hatırlatan Tugay, “Bütün şehirlerin aslında altyapı sorunu var. Büyük şehirlerde böyle 4,5 milyonluk bir şehirde altyapı sorunu olmaması mümkün değil. Sürekli ve devamlı bir altyapı çalışmasının yürümesi lazım. Bir yenileme gerekiyor, beraberinde kapasite artırımı gerekiyor. Bununla ilgili zaten şu andaki büyükşehir belediyemiz epey çalışma yaptı, mesafe yaptı, onların bıraktığı yerden mümkünse biraz daha hızlandırarak, nerede arıtma eksikse, nerede kanal kapasitesinin artırılması gerekiyorsa bununla ilgili çalışma da yapılacak. Yağmur yağıyor hava kötü oluyor, deniz yükseliyor, Alsancak’ta ya da Karşıyaka yelken kulübünün orada deniz taşıyor ve şehri su basıyor. Bununla ilgili yapılacak şey belli. 6 ay gibi bir sürede yapılacak, ondan sonra asla böyle bir problem olmayacak. Bir zamanlar Mavişehir’de bu problem yaşanıyordu, yapılan kıyı seti, ki bunda benim de katkım vardır, orada yaşanan ilk baskında anladım ki deniz durdurulamıyor, deniz yükseliyor ve Mavişehir’in zemini daha aşağıda olduğu için bu baskının önlenmesinin tek yolu denizin önüne set yapılması. Onun gibi düşünüp bir sefer yapıldığında bir daha bu sorun yaşanmayacak” dedi.

25 BİN YENİ KONUT SÖZÜ

İzmir’in toplu konut ve kentsel dönüşüm konusunda çok başarılı bir geçmişi ve kültürü olduğunu ifade eden Tugay, şöyle konuştu:

“Bu dönemde bizim tekrar o eski kararlılıkla benzer projeleri hayata geçirmememiz için hiçbir neden yok. Ege Koop Başkanı Hüseyin bey ile konuşurken sağ olsun o da söylemişti; bu dönem en az 25 bin yeni sosyal konutu belediye işbirliği ile yapmamamız, insanlara makul fiyatlarla bu konutları sunmamamız için hiçbir neden yok. Beraberinde bazı bölgelerde alacağımız revizyon plan kararlarıyla kentsel dönüşümün önünü açmamak, hızlandırmamak için yine elimizi, kolumuzu tutan hiçbir şey yok. Bunlar da yapılır. Fakat şunu bir eleştiri olarak burada söyleyeceğim. ‘Biz hükümetiz kentsel dönüşümde bizden daha fazla iş hiç kimse yapamaz’ diyenlere, Karabağlar’da 540 hektarlık alanda 12 yıldır bakanlığın yetkisinde olduğu halde 1 metre mesafe alınmayan, en ufacık bir iş yapılmayan alanı neden yapmadıklarını sormak lazım. Siz 12 yıldır Karabağlar’da 540 hektarlık alanda yanlış hatırlamıyorsam 30 bin konut yapmanız gerekirken bir oda bile yapmamışken İzmir’e nasıl oluyor da kentsel dönüşüm konusunda büyük vaatlerde bulunuyorsunuz, ben anlayamıyorum. Önce bir Karabağlar’ı çözün. Yetki bakanlıkta, ama bir metre iş yapamadılar. O yüzden bence İzmir’in kendi kentsel dönüşüm, toplu konut kültürü çerçevesinde herhangi birine rant sağlamadan, yandaşlara özel fırsatlar sunmadan, sadece ve sadece halkın çıkarını düşündüğümüz modellerle, belediye de her anlamda üzerine düşeni yaparak uygun fiyatla alan sağlayacak, altyapısını, ulaşımını sağlayacak. Daha önce İzmir’in belediyelerinin defalarca yaptığı gibi bu dönemde de insanlarımıza yeni konutlar yapabiliriz, kentsel dönüşüm konusunda da üzerimize düşeni yapabiliriz. Bunlar zannediyorum biraz fikir vermiştir.”

“ÇÖPÜ YAKMA TESİSİ İLE YOK EDECEĞİZ”

Harmandalı’na çöp dökmek istemediklerini belirten Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün dünyanın yaptığını yapacağız, bu çöpü yakarak yok edeceğiz. Bir yakma tesisi ile bu çöpü yok edeceğiz. Türkiye’de başarılı örnekleri var, dünyanın uluslararası finans kuruluşları bu konuda bizlere kaynak sağlamaya hazır. Çünkü zaten o yakmayla elde ettiğiniz elektrik aynı zamanda kendi maliyetini karşılıyor. Böyle bir avantajı var. Dolayısıyla çözüm yolu belli. En hızlı şekilde böyle bir tesis kurarak çöp konusunu da halledeceğiz. Bir sürü şeyi burada anlattım. Ama şunu söyleyeyim ben doktorum, ben bilim insanıyım. Ben bilime inanırım. Eğer bize bu işleri bilenler, bilgi, tecrübe sahibi olanlar, bilim insanları yol gösteriyorsa ki bu İzmir’de bu var, Türkiye’de bu var. ya da bilginin olduğu her neresiyse biz oraya gidebiliyorsak, yakında bazı yurt dışı ziyaretleri yapmayı planlıyorum, şimdiden İzmir adına bazı sözler almayı planlıyorum. Bunu yapabilirsek eğer ondan sonra önümüzde çözülmeyecek hiçbir şey yok. Boş vaatlerde bulunan insanlara da bizim açıkçası ihtiyacımız yok. Ben İzmir’in ve İzmirlilerin kendine güvenmesini rica ediyorum. Ben İzmirli olmaktan, bu şehrin bir parçası olmaktan çok büyük gurur duyuyorum. Allah’a binlerce şükrolsun ki bana böyle bir olanağı tanıdı ve bu şehre hizmet için bir fırsat yarattı, eğer İzmir halkı takdir eder beni bu göreve getirirse, layık görürse şunu iddia ediyorum ben size Türkiye’nin belki dünyanın en başarılı belediyeciliklerinden birini yaşayacağız beraber. Gönlüyle, inancıyla, yaşam şekliyle kendini her şeyiyle İzmir’e vakfetmiş, İzmir’e adamış bir belediye başkanı olarak ben çalışacağım. Ben bu şehirde yaşayan herkese ayrı ayrı sevgi duyuyorum. Hiç kimseyi ne siyasi düşüncesine, ne etnik kökenine, ne inancına, dinine, mezhebine göre asla ve asla ayırmayacağım, namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum. Biz bu şehirde bugüne kadar dostluk, kardeşlik, dayanışma içersinde, iyi günümüzde birbirimizin, olarak, kötü günümüzde de birbirimize sahip çıkarak yaşadık. Bundan sonra İzmir’in herhangi bir arka mahallesi olmasını kabul etmiyorum. Bundan sonra İzmir’de herhangi bir yurttaşımızın sahipsiz kalmasını, ilgisiz kalmasını kabul etmiyorum. Bu şehirde her kim bana senden bir hizmet bekliyoruz derse, ayağa kalkıp önünde önümü ilikleyip derhal yerine getireceğim, çalışacağım. ve ben saygıyla, sevgiyle bu görevimi yerine getireceğim. Beni bu günler için yetiştirdi bu şehir, bu millet. Öğretmenlerim, dostlarım, arkadaşlarım, kardeşlerim, benim annem benden İzmir’e çok iyi bir belediye başkanı olmamı istiyor. Beni doğuran yetiştiren büyüten insan benden bunu istedikten sonra İzmir’e kurban olurum ben. O yüzden inanıyorum ki mahçup olmayacağız, sizlerin katılımı ile beraber, hep beraber.”

“STK’LAR GÜÇ VERİYOR”

Siyasi partilerden sonra Türkiye’yi en güçlü yapan unsurun sivil toplum kuruluşları olduğunu ifade eden Başkan Cemil Tugay, “Sivil toplum kuruluşlarının şöyle bir asaleti var, kimseyi kimseden ayırt etmeden herkesi kucaklayan kapsayan bir yapıyla, derneğin konusu neyse o alanda çalışıyorlar. Ne kadar güçlü STK olursa ve ne kadar iş birliği içerisinde olursak şehrimizin sorunlarını o kadar hızlı çözebileceğimizi biliyorum. Karşıyaka’da zaten bunun bir örneğini ortaya koyduk, olumlu cevap verdik, isteklerini gücümüz yettiğince yerine getirdik. Bir de sivil toplum yerleşkesi oluşturduk, ofis verdik ortak kullanım alanları sağladık, çalışmalarına destek olduk. Orayı kullananlar biliyorlar, özgürce hiçbir şekilde rahatsız edilmeden, onlara hiçbir yük yüklenmeden çalışmalarını gerçekleştiriyorlar. Benim gurur duyduğum işlerden biriydi. İzmir’de bu kadar sizler gibi her biri birbirinden değerli sivil toplum örgütleri varken, onların Mehmet Aydoğan gibi çok değerli önderleri varken, bizlere düşen görev sizlere daha fazla destek olmak adına, yükünüzü hafifletecek, bir araya getirecek, ortak organizasyonlar yapmanızı kolaylaştıracak bu tür merkezler oluşturmaktır. Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü yerleşkesini en kısa zamanda İzmir’de gerçekleştireceğim. Diyelim 500 diyelim 1000 derneğin bir arada olduğu yerleşkeyi birlikte kuracağız. Orada yapılan çalışmalar, önce İzmir’e ve inanıyorum ki Türkiye’ye o kadar güzel ışık saçacak ki herkes en kısa zamanda bunu yapmak isteyecek. Ben sivil topluma aşık bir insanım.”

Meclis üye adayı olarak gösterilmeyen Mehmet Aydoğan’nın üzüntüsünü bildiğini belirten Tugay, “Meclis üyeleri ile ilgili çözüm üretmeye çalışacağız. Eğer yapamazsak o yine bizim başımızın tacı. Büyükşehir Belediyesi’nde yine kendi uzmanlık alanında sivil toplum örgütleri alanındaki çalışmalarımızda ondan yardım isteyeceğim, beraber çalışmayı teklif edeceğim o da kabul ederse birlikte olacağız” dedi.

Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan, “Demokrasilerin olmazsa olmazları siyasi partiler ve arkasından gelen sivil toplum kuruluşlarıdır. Biz yıllarca arkadaş, kardeşçe memleket, mezhep ayırmadan birlikte yürüdük. Katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu.

]]> https://www.haber28.com.tr/cemil-tugay-izmirde-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-kuracagim/feed/ 0 Cemil Tugay: “Türkiye’nin en büyük sivil toplum yerleşkesini İzmir’de yapacağım” https://www.haber28.com.tr/cemil-tugay-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-izmirde-yapacagim/ https://www.haber28.com.tr/cemil-tugay-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-izmirde-yapacagim/#respond Sat, 02 Mar 2024 23:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7949 CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada Türkiye’nin en büyük sivil toplum yerleşkesini İzmir’de kuracaklarını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada kentte faaliyet gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. CHP Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil Kınay’ın da katıldığı toplantıda konuşan Dr. Cemil Tugay, “İzmir’imizin çok değerli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri başta Mehmet Aydoğan olmak üzere hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bu buluşmayla günümüzü güzel kıldınız. Burada bir arada olmak birliktelik içinde görmek hepimize umut veriyor” dedi.

“Hoşgörümüz, güçlü yönümüz”

Buluşmada açıklama yapan Cemil Tugay, “Demin şurada bir pelikan yüzüyordu. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Burada oturduğum zamanlarda kürek kulübünün sabahları çalışmalar yaptığını görürüm. Dönüp baktığınız zaman İzmir’e ne kadar muhteşem bir şehirde yaşadığımızı hepimiz kolayca görürüz. Bunu sadece ben görmüyorum hepimizin gördüğünden eminim. Bu şehir 5 bin yıllık bir şehir, hatta 8 bin yıllık yerleşim yerleri de var. Bu kadar bin yıllar içerisinde de birikmiş bir kültür var. Bizler bu kültürü aslında tam olarak ayrıştırıp da her bir parçası nereden geliyor bilmeden yaşıyoruz. Yani soframızdaki bu zenginlik bile aslında İzmir’in çok kültürlülüğünden gelen bir zenginlik. İzmir’in çok büyük potansiyeli var. İzmir’in sahip olduğu özelliklere sahip olan bu dünyada kaç şehir var bilmiyorum ama belki 10, belki 20 şehir sayarız. Onlardan biri İzmir. Bir kere buranın dünyanın ticaret merkezlerinden biri olması, tarihi olarak böyle bir özelliğinin olması hepimizin hatırlaması ve nedenini düşünmemiz gereken bir kimlik özelliği. İzmir hangi özelliği ile 1800’lü yılların ortalarında Akdeniz’in bütün ticaretinin yüzde 40-50’sinin gerçekleştiği bir yerdi acaba. O günden bugüne eğer biz bu özelliğimiz kaybettiysek, neden dolayı kaybettik. O yıllarda İzmir’de dünyanın bütün bankalarının şubesi, bütün ülkelerinin konsoloslukları vardı. Levanten kültür o zaman İzmir’e yerleşti. Bunlar aslında o günden bu güne halen bizim genlerimize işlemiş şekilde halen taşıdığımız, potansiyel olarak sahip olduğumuz şeyler. Doğası, tarım potansiyeli, ticaret potansiyeli, tarihi, kültürü, turizmi tabi bütün bunların sonunda, en önemlisi de hoşgörüye dayalı bir demokrasi kültürü, yani aslında bir dünya şehri diyebileceğimiz bir şehirdeyiz biz. Başka yerlerde insanlar dışarıdan o şehre göçtüğü zaman yadırganırlar, biraz dışlanırlar, o yabancılık hali epey devam eder. Ama İzmir’e Türkiye’nin hatta dünyanın neresinden insanlar gelirse gelsin hemen kucaklanırlar, bir süre sonra o insanlarımız da İzmir’in o çok güzel mozaiğinin bir parçası olurlar. O da bizim güçlü yönümüz” sözlerine yer verdi.

“Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız”

Bu dönemin belediyecilik yapılacağı bir dönem olacağını belirten Tugay, “Belediyecilik anlamında ne yapmamız gerektiği belli. Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız. Trafiğinin rahatlaması için nelerin yapılması gerektiğine dair detaylı açıklamayı ben yapacağım size. Ana arterlerde sıkışıyor trafik, buralarda yapılacak pek çok düzenleme var. Akıllı trafik sisteminden tutun, pek çok noktada kavşak düzenlemelerine kadar. Zafer Payzın kavşağında, 3 şerit oradan sağdan soldan birer şerit daha 5 şerit trafik geliyor, tam köprüye 2 şerit olarak çıkıyor. Bu kadar basit. Projeler hazır. Bir an önce bunlar yapılsa, bütün o 2 şeride düşen kavşaklarda genişleme yapılsa, bir sene içerisinde yapılabilecek çalışma bunlar, anında rahatlayacak. Birkaç noktada köprülü kavşak, alt geçit, bunların yapılmaması için bir neden yok, çok büyük maliyetleri olan, altından kalkılamayacak işler değil. Dün akşam arkadaşlarımızla saat 01.00’e kadar sizlere sunacağımız kitabın içeriğini çalıştık. Pek çok çözüm önerimiz var. Örneğin, Halkapınar aktarma istasyonunda insanlarımız sıkıntı yaşıyorlar. Aktarma istasyonlarında sıkıntılar var. Biz aktarma istasyonlarını size görselleriyle göstereceğiz, düzenleyeceğiz, ama bu düzenleme aktarma istasyonlarını aynı zamanda yaşam merkezine çevirecek. Orada oturup çay kahve içecek bir kafeterya da olacak, bir süper market de olacak ki insanlar evine gitmeden önce uğrayıp alışveriş de yapacak. Yazın güneşten, kışın soğuktan, rüzgardan, yağmurdan korunduğunuz, tertemiz, pırıl pırıl bir yaşam alanına dönüşecek aktarma istasyonları. Mesela Mavişehir İZBAN’da insanlar iniyor, Mavişehir’e gelirken tarla gibi bir şeyin içinden geçiyor. Böyle alanları da aynı şekilde düzenleyeceğiz. Bu şekilde dokunacağımız çok yer var. Çok fazla akla gelmeyen, ama çok önem verdiğim bir şey, çünkü insanlarımızın orada sıkıntı yaşadığını biliyorum” dedi.

İZBAN seferleri sıklaşacak

Ulaşım hizmetlerine de değinen Tugay, “İZBAN’da sefer sayıları yeterli gelmiyor. Neden daha sık sefer sayıları yapılmıyor diye düşünüldüğünde kimse bunun cevabını vermiyor. Ben vereyim cevabını; İZBAN, yüzde 50’si büyükşehir belediyesinin yüzde 50’si de TCDD’ye ait olan bir şirket. Bir sinyalizasyon güncellemesi ihtiyacı var. O olmadan şu anda 12 dakikada bir olan seferler daha sık hale gelemiyor. TCDD’nin sorumluluğunda olan bir konu. Maalesef bu ortaklık şu anda çok sağlıklı şekilde işlemiyor. AK Parti’nin adayı sayın AK Parti genel başkan yardımcısı sefer sıklığını artıracağız diyor. Ben de aynı şeyi diyorum, mutlaka artırmalıyız. Peki bugün neden artırılmıyor dendiğinde cevabı bu. TCDD üzerine düşeni yapmadığı için. Ama ben asla bu ya da benzeri konuları bahane olarak İzmir halkının önüne getirmeyeceğim. Konuşarak mı, anlaşarak mı olur farklı bir yol mu bulunur, bütün sorumluluğu üzerimize alarak mı olur, her ne olacaksa olacak ama o sinyalizasyon güncellemesi yapılacak daha daha sonra sefer sayıları sıklaştıracak. Öyle olduğu zaman bugün o İZBAN’da yaşanan sıkıntılar çok azalacak” ifadelerini kullandı.

“Sürekli altyapı çalışması devam etmeli”

İzmir’in altyapı sorunları da olduğunu hatırlatan Tugay, “Bütün şehirlerin aslında altyapı sorunu var. Büyük şehirlerde böyle 4,5 milyonluk bir şehirde altyapı sorunu olmaması mümkün değil. Sürekli ve devamlı bir altyapı çalışmasının yürümesi lazım. Bir yenileme gerekiyor, beraberinde kapasite artırımı gerekiyor. Bununla ilgili zaten şu andaki büyükşehir belediyemiz epey çalışma yaptı, mesafe yaptı, onların bıraktığı yerden mümkünse biraz daha hızlandırarak, nerede arıtma eksikse, nerede kanal kapasitesinin artırılması gerekiyorsa bununla ilgili çalışma da yapılacak. Yağmur yağıyor hava kötü oluyor, deniz yükseliyor, Alsancak’ta ya da Karşıyaka yelken kulübünün orada deniz taşıyor ve şehri su basıyor. Bununla ilgili yapılacak şey belli. 6 ay gibi bir sürede yapılacak, ondan sonra asla böyle bir problem olmayacak. Bir zamanlar Mavişehir’de bu problem yaşanıyordu, yapılan kıyı seti, ki bunda benim de katkım vardır, orada yaşanan ilk baskında anladım ki deniz durdurulamıyor, deniz yükseliyor ve Mavişehir’in zemini daha aşağıda olduğu için bu baskının önlenmesinin tek yolu denizin önüne set yapılması. Onun gibi düşünüp bir sefer yapıldığında bir daha bu sorun yaşanmayacak” dedi.

25 bin yeni konut

İzmir’in toplu konut ve kentsel dönüşüm konusunda çok başarılı bir geçmişi ve kültürü olduğunu ifade eden Tugay, şöyle konuştu: “Bu dönemde bizim tekrar o eski kararlılıkla benzer projeleri hayata geçirmememiz için hiçbir neden yok. Ege Koop Başkanı Hüseyin bey ile konuşurken sağ olsun o da söylemişti; bu dönem en az 25 bin yeni sosyal konutu belediye işbirliği ile yapmamamız, insanlara makul fiyatlarla bu konutları sunmamamız için hiçbir neden yok. Beraberinde bazı bölgelerde alacağımız revizyon plan kararlarıyla kentsel dönüşümün önünü açmamak, hızlandırmamak için yine elimizi, kolumuzu tutan hiçbir şey yok. Bunlar da yapılır. İzmir’in kendi kentsel dönüşüm, toplu konut kültürü çerçevesinde herhangi birine rant sağlamadan, yandaşlara özel fırsatlar sunmadan, sadece ve sadece halkın çıkarını düşündüğümüz modellerle, belediye de her anlamda üzerine düşeni yaparak uygun fiyatla alan sağlayacak, altyapısını, ulaşımını sağlayacak. Daha önce İzmir’in belediyelerinin defalarca yaptığı gibi bu dönemde de insanlarımıza yeni konutlar yapabiliriz, kentsel dönüşüm konusunda da üzerimize düşeni yapabiliriz. Bunlar zannediyorum biraz fikir vermiştir.”

“Çöpü, yakma tesisi ile halledeceğiz”

“Harmandalı’na çöp dökmek istemiyoruz” diyen Tugay, “Bütün dünyanın yaptığını yapacağız, bu çöpü yakarak yok edeceğiz. Bir yakma tesisi ile bu çöpü yok edeceğiz. Türkiye’de başarılı örnekleri var, dünyanın uluslararası finans kuruluşları bu konuda bizlere kaynak sağlamaya hazır. Çünkü zaten o yakmayla elde ettiğiniz elektrik aynı zamanda kendi maliyetini karşılıyor. Böyle bir avantajı var. Dolayısıyla çözüm yolu belli. En hızlı şekilde böyle bir tesis kurarak çöp konusunu da halledeceğiz. Bir sürü şeyi burada anlattım. Ama şunu söyleyeyim ben doktorum, ben bilim insanıyım. Ben bilime inanırım. Eğer bize bu işleri bilenler, bilgi, tecrübe sahibi olanlar, bilim insanları yol gösteriyorsa ki bu İzmir’de bu var, Türkiye’de bu var. ya da bilginin olduğu her neresiyse biz oraya gidebiliyorsak, yakında bazı yurtdışı ziyaretleri yapmayı planlıyorum, şimdiden İzmir adına bazı sözler almayı planlıyorum. Bunu yapabilirsek eğer ondan sonra önümüzde çözülmeyecek hiçbir şey yok” açıklamasında bulundu.

Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan ise, “Demokrasilerin olmazsa olmazları siyasi partiler ve arkasından gelen sivil toplum kuruluşlarıdır. Biz yıllarca arkadaş, kardeşçe memleket, mezhep ayırmadan birlikte yürüdük. Katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/cemil-tugay-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-izmirde-yapacagim/feed/ 0
Erzurumspor FK ve Adanaspor Teknik Direktörleri Maç Sonrası Açıklamalarda Bulundu https://www.haber28.com.tr/erzurumspor-fk-ve-adanaspor-teknik-direktorleri-mac-sonrasi-aciklamalarda-bulundu/ https://www.haber28.com.tr/erzurumspor-fk-ve-adanaspor-teknik-direktorleri-mac-sonrasi-aciklamalarda-bulundu/#respond Sat, 24 Feb 2024 21:12:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7033 Trendyol 1. Lig’in 23. haftasında oynanan Erzurumspor FK- Adanaspor maçının ardından iki takımın teknik direktörleri basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Trendyol 1. Lig’in 23. haftasında Erzurumspor FK sahasında karşılaştığı Adanaspor karşısında 1-0 galip geldi. Maçın ardından iki takımın teknik direktörleri basın toplantısında konuştu.

Kemal Kılıç: “Zor bir rakibe karşı oynadık”

Adanaspor Teknik Direktörü Kemal Kılıç, “Üzgünüz tabii, çok önemli bir karşılaşmayı kaybettik. Haftalar, günler geçtikte ligin alt sıralarında heyecan, rekabet ve mücadele şampiyonluk kadar önemli olabiliyor. Zor bir rakibe karşı oynadık. Hatta lidere karşı oynasak ancak bu kadar zorlanabilirdik. Son haftaların formda bir takımı, son beş haftada hiç kaybetmeyen, hatta gol yemeyen bir takım. Çok zor oyun oldu. Rakibin nasıl olacağını bildiğimiz için hafta içerisinde çalıştığımız yerlerden fire verdik, gol yedik, uzun topla oynayacağını biliyorduk, kenarlardan tehlikeli bir takım olduğunu biliyorduk. Duran toplarda belki de bu ligin en tehlikeli takımı olduğunu biliyorduk, bu şekilde golü yedik. İkinci yarı umutlanmak için bayağı bir çabamız vardı. Çok net pozisyonlar üretemezsek de rakip kaleye bayağı gittik. 2-3 kornerden gelen pozisyonumuz var. Oyunu ilk yarıdaki oyunla kaybettik. Rakibi tebrik ediyorum. Çıkışlarını sürdürüyorlar. Biz de en kısa zamanda tekrar kazanıp hatta birkaç maç üst üste kazınıp alt sıralardan kurtulmaya çalışacağız. Maçın heyecanından bazı şeyleri göremiyoruz. Penaltı pozisyonu var. Hakem dışarı çıktıktan sonra oldu diyor. İnanmak durumundayız. Oyunu fazla durdurdu. Tabii öndeyken zaman kazanmak için olabilir. Çok fazla toleranslı davrandı. Centilmence bir maç oldu. Kaybetmek kötü, en kısa zamanda kazanarak yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Hakan Kutlu: “İnanmış ve adanmış oyuncularımız var”

Adanaspor karşısında çok iyi bir oyun sergilediklerini ve aldıkları galibiyetten dolayı mutlu olduklarını belirten Erzurumspor FK Teknik Direktörü Hakan Kutlu ise, “Her hafta oyuncularımızı övünüyoruz, yönetimimizi övüyoruz, taraftarımızı övüyoruz. Fakat bir övgüyü de bugün saha stadyum çalışanlarını vermek istiyorum. Çünkü gerçekten bu mevsimde Türkiye’deki bütün statlar çok kötü durumdayken biz bu statta antrenman yapmamıza rağmen çok çok iyi durumda. Türkiye’nin sayılı iç statlarından, zemin olarak sayılı stadyumlarından bir tanesi. Stadyum çalışanlarımıza da bu anlamda teşekkür ediyorum. Oyuna gelince aslında maçı çok önceden kopartabileceğimiz bir maçtı. Çok fazla gol pozisyonuna girdik. Son 10 dakika hariç rakibin artık hani stoperini de ileriye yollamasından ötürü doldur boşalta girdiklerinde birkaç karambol vardı. Onlarda da pozisyon olmadı. Çok iyi oynadığımız bir maç. Özellikle maçın ilk 45 dakikasında çok çok önemli işler yaptık. Hem savunmaya dayalı hem hücuma dayalı hem önde baskı. Yani inanılmaz şeyler yaptı oyuncular. Bir adanmışlıkları var. Bir inanmışlıkları var. Hep söylüyorum. Böyle devam ederiz inşallah. Hepsini kutluyorum. Maça gelen taraftarlarımızı kutluyorum. Sayılarının artmasını diliyorum. Gelen taraftarlar çok canı gönülden destekliyorlar ama sayılarını da arttırabilirsek çok çok daha iyi olacak bizim için. Şimdi önümüzde çok kritik bir Bolu maçı var. Bugün tabii Eren ile Celal cezalı duruma düştü. Şimdi bu galibiyetin 1-2 gün sevinciyle yaşayıp Bolu maçının hazırlıklarına başlayacağız. 6 haftadır gol yemiyoruz. İnşallah devam ettiririz. Bunun yanında pozisyon da vermiyoruz. Rakibimizin kaçırmış olduğu net pozisyon da yok altı haftadır ve bu çok önemli. Defans oyuncularımız burada çok çok önemli. Müthiş bir disiplinle, büyük konsantreyle oynuyorlar. Fakat bunda en öndeki Eren’in de çok büyük katkısı var. Takım defansına inanılmaz yardım ediyor. Her santrafor oyuncusuna bu şekilde disiplinli hareket ettiremezsiniz. Kalecimiz aynı şekilde bugün bir tane frikik çok iyi çıkarttı. Hakem tabii bizim oyunu seyrederken kenardan bana göre verilmeyen iki tane penaltının, birkaç sarı kart pozisyonu vardı. Vücut dili kötü değildi hakemin. Sağ duruş yani art niyetli bir hakem olarak görmedim. Hata yapmış olabilir” diye konuştu. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzurumspor-fk-ve-adanaspor-teknik-direktorleri-mac-sonrasi-aciklamalarda-bulundu/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: ‘Partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var’ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-partinin-basarisini-kendi-basarisi-sayanlar-var/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-partinin-basarisini-kendi-basarisi-sayanlar-var/#respond Sat, 24 Feb 2024 07:00:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7002 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, “3-5 kişi partiyi tartıştırıyor ama partililiğini kimseyle tartışmayan, adayımızın arkasında duran ve partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var” dedi. Özel’in konuşması sırasında salonda boş kalan çok sayıdaki koltuk dikkat çekti.

Özgür Özel, Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi Aday Tanıtım Toplantısına katıldı. Salonda yer alan partilileri selamladıktan sonra bir konuşma yapan Özel, 31 Mart Yerel Seçimlerinde aday olarak gösterilecek isimlerin en doğru isimler olması için çok çalıştıklarını belirterek, “11 Parti Meclisi (PM) toplantısı yaptık. Neredeyse kurultaydan bugüne kadar her hafta bir PM toplantısı yaptık. Toplamda bin 127 aday belirledik. Belediye başkanlıkları için 100 kadın adayımız, 2019’a göre tam iki katına çıkmış kadın aday sayımız var. Bu, CHP ve Türkiye için önemli bir adımdır ama asla yeterli değildir” ifadelerini kullandı.

“339 bin tekil anket sonucuyla adaylarımızın belirlenmesi için çok önemli veriler elde ettik”

Aday belirlerken seçmeni, örgütü, aday adaylarını dinlediklerini; PM üyelerini ve milletvekillerini görevlendirdiklerini belirten Genel Başkan Özel, “Onların detaylı raporlarını aldık. 3 bin anket yaptırdık ve sonuçta 339 bin tekil anket sonucuyla adaylarımızın belirlenmesi için çok önemli veriler elde ettik. Mevcut belediye başkanlarımız hakkında memnuniyet anketleri; anketlerin olumlu olması durumunda adaylığa devam sürecini gerçekleştirdik. Ardından aday değişikliği olan yerlerde 1, 2, 3, hatta bazı özel durumlarda 5 ankete kadar sahadan veri toplamayı, seçmenin beklentilerini ve taleplerini okumayı tercih ettik. Sonunda adaylarımız var. Aday adayı olan 16 bin başvurudan 3 bin 500’ün üzerindeki başvuru, doğrudan belediye başkanlığı içindi” açıklamalarında bulundu.

“Partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var”

Yerel seçimler için bazı isimlerin aday olarak gösterilemediğine değinen Özel, “Son günlerde bazı televizyonlarda, gazetelerin manşetinde, ilk sayfasında 3, 5 ve 10 memnuniyetsiz arkadaşımızın partiden ayrıldığını ya da başka taraflardan aday olmak istediklerini ve eleştirel açıklamalarını görüyoruz. Hepsine sonuna kadar saygı duyuyorum. Hiç kötü bir söz söylemeyeceğim ama esas mesele, benim gönlümde manşet olan, altyazılardan geçen ve benim gönlümün kahramanları; kendisi aday olmadığı günün ertesi sabahı adaya telefon açıp, ‘çok istedim, olmadı, sizi belirlediler, ben çalışmaya hazırım’ dediğinde daha adayın kahvaltısını yapmadığı aday adayı arkadaşının telefonuyla güne başlayanlar var. Kendisi için giydirdiği aracı aday olan arkadaşına teklif edenler var. Kampanyanın koordinasyonunu üstlenenler var. Kampanya için kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına teslim edenler var. 3-5 kişi partiyi tartıştırıyor ama partililiğini kimseyle tartışmayan, adayımızın arkasında duran ve partinin başarısını kendi başarısı sayanlar var” diye konuştu.

Konuşmanın ardından Özel; 30’u büyükşehir, 51’i il olmak üzere belediye başkan adaylarını partilileri selamlamak üzere tek tek sahneye çağırdı. Tanıtım toplantısına Özel’in yanı sıra eski genel başkanlar Hikmet Çetin ile Murat Karayalçın, 81 il belediye başkan adayları ve 81 il ve ilçe teşkilatları katıldı.

Özel’in konuşması sırasında ise salondaki yüzlerce koltuğun boş kalması dikkat çekti. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-partinin-basarisini-kendi-basarisi-sayanlar-var/feed/ 0
Kocaeli’de Fotoğraf Teknolojileri Müzesi Açıldı https://www.haber28.com.tr/kocaelide-fotograf-teknolojileri-muzesi-acildi/ https://www.haber28.com.tr/kocaelide-fotograf-teknolojileri-muzesi-acildi/#respond Sat, 24 Feb 2024 01:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6934 Kocaeli’de körüklü, casus ve piyasa değeri çok yüksek fotoğraf makinelerinin sergilendiği Fotoğraf Teknolojileri Müzesi, fotoğrafçılık tarihine ışık tutuyor. Müzede en yoğun ilgiyi ise 1969 yapımı “Majestelerinin Gizli Servisinde (On Her Majesty’s Secret Service)” filminde James Bond’un kullandığı “Minox B”nin aynısı casus fotoğraf makinesi görüyor.

Temeli 1934 yılında atılan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayi kuruluşlarından SEKA Kağıt Fabrikası, restore edilmesinin ardından 2016’da müze olarak hizmete açıldı. Kağıt üretim sürecinde kullanılan makine ve teçhizatların sergilendiği müzede Dünya Fotoğrafçılık Günü olan 19 Ağustos 2022’de “Fotoğraf Teknolojileri Müzesi” de kuruldu. İzmit’te yaşayan ve 6 Ağustos 2021’de vefat eden fotoğrafçı ve yazar İlker Kumral’ın koleksiyonunda bulunan 310 fotoğraf makinesi, 2010’da Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alındı. Kumral’ın özenle biriktirdiği ve gözü gibi baktığı bu değerli parçalar, Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’ne konuldu.

İğne deliği ile fotoğraf deneyimi

163 yıllık kamera başta olmak üzere körüklü fotoğraf makineleri, filmler ve yardımcı ekipmanların sergilendiği müzede, fotoğraf ve kameranın icadına yol gösterici olan “camera obscura” alanı da bulunuyor. Karanlık oda ya da kutu olarak bilinen bu görüntü üretme mekanizmasında vatandaşlara iğne ucu genişliğindeki delikten içeri giren ışıktan nasıl görüntü oluşturulduğu gösteriliyor.

Fotoğrafın ve fotoğraf makinelerinin tarihinin anlatıldığı bilgilendirici yazılar ile donatılan müzede, en yoğun ilgi de casus makinelere gösteriliyor. Bu bölümde en dikkati çeken ürün ise 1969 yapımı “Majestelerinin Gizli Servisinde (On Her Majesty’s Secret Service)” filminde James Bond’un kullandığı “Minox B”nin aynısı fotoğraf makinesi oluyor.

İlker Kumral’ın zengin koleksiyonu sergileniyor

SEKA Kağıt Müzesi Koleksiyon yöneticisi Arkeolog Salim Saraç, Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’nin SEKA Kağıt Müzesi’nin matbaa bölümünde kurulduğunu söyledi. Müzede sergilenen fotoğraf makinelerinin İlker Kumral’ın koleksiyonu olduğunu ifade eden Saraç, “2010 yılında Büyükşehir Belediyemiz, İlker Kumral’dan fotoğraf makinelerini satın aldı. Zaten belediyemizin müze kurma fikri vardı. Bu fikri 2022 yılında faaliyete geçirdik” dedi.

“Depodaki vitrine, vitrindeki depoya koyarak sirkülasyon sağlıyoruz”

Müzede 310 fotoğraf makinesinin ve yardımcı ekipmanların sergilendiğini ifade eden Saraç, “Bir bu kadar da depoda ekipmanımız var. Farklı zamanlarda depodaki vitrine, vitrindeki depoya koyarak sirkülasyon sağlıyoruz. Toplamda bine yakın fotoğraf makinemiz bulunmaktadır. Müzemizde 1860 yılındaki körüklü fotoğraf makinelerinden başlayarak, 2011 yılındaki dijital makinelere kadar birçok eser var. Burada bunları kronolojik sıraya göre dizip, gelen insanlara makineler üzerinden fotoğrafın tarihini anlatıyoruz” diye konuştu.

“Hepsi gerçek”

Saraç, camekanlı alan içerisinde casus makinelerin de sergilendiğini kaydederek, “James Bond’un 1969 yılındaki filminde kullandığı casus makinenin bir benzeri de müzede sergilenmektedir. Minyatür makineler bölümümüz var. Özellikle Soğuk Savaş döneminde casusların kullandığı makineler var. Aslında literatürde minyatür makine diye geçer ama halk tarafından casus makineler diye bilinir. 20’ye yakın minyatür casus makineler var. Hepsi gerçek, kişilerce kullanılmış makinelerdir” ifadelerini kullandı.

“Film banyomuz bulunmaktadır”

Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’nin pazartesi günleri hariç diğer günler 09.00-17.30 saatleri arasında ziyarete açık olduğunu belirten Saraç, “Ücretsiz hizmet vermektedir. Rehberlik turlarımız mevcuttur. Müzemizde ayrıca iğne deliği yani camera obscura bölümü bulunmaktadır. Ayrıca fotoğraf meraklıları için film banyomuz bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’deki 3’üncü en büyük fotoğraf müzesi”

Salim Saraç, Kocaeli’de fotoğrafa ilginin yoğun olduğunu da vurgulayarak, “Kentte iki fotoğraf derneği var. Dernekler fotoğraf turlarında burayı özellikle kullanıyorlar. Vatandaşın da ilgisi güzel. İlkokul ve ortaokul öğrencilerinin de ilgisi var. Müzemize Türkiye’deki 3’üncü en büyük fotoğraf makinesi müzesi diyebiliriz” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kocaelide-fotograf-teknolojileri-muzesi-acildi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Korumaları ile Gazeteciler Arasında Arbede Yaşandı https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozelin-korumalari-ile-gazeteciler-arasinda-arbede-yasandi/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozelin-korumalari-ile-gazeteciler-arasinda-arbede-yasandi/#respond Fri, 23 Feb 2024 02:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6775 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in korumaları ile gazeteciler arasında arbede yaşandı. Korumalardan birinin gazeteciye omuz atması karşısında Özel, kameramandan özür diledi.

Ankara’nın Yenimahalle Belediyesince ilçede Pir Sultan Abdal Kültür ve Cemevi açıldı. Açılışa, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı (ABB) Mansur Yavaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Etimesgut Belediyesi Başkan adayı Erdal Beşikçioğlu katıldı.

ABB Başkanı Yavaş, yaptığı konuşmasında, yönetimi boyunca herkese eşit bir şekilde hizmet ettiklerini söyledi. “Savaş düşmana benzediğinizde kaybedilir” diyen Yavaş, şunları kaydetti:

“Zaman zaman bu tür eleştirilere muhatap oluyoruz. Onlar bize şunu yaptı. Siz neden yapmıyorsunuz gibi sözleri maalesef söyleyenler var. Onlar diyorum ‘bu ayrımcılığı yaptılar iyi mi oldu? Hayır diyorlar’ O zaman aynı şeyi bizim yapmamızı neden istiyorsunuz? İşte bizim farkımız bu. Ankara’da yaşayan Altı milyon insanın hiçbirisini ayırmadan, hepsini kucaklamak hizmet etmeye söz vermiştik. Yine aynı şekilde hizmet etmeye söz veriyoruz.”

Özel ise açılışta yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

“Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında Alevilerin inançlarını bir ibadet değil de bir kültürel faaliyet olarak gören. Onların bir zamanlar dediği gibi ‘Cemevi Cümbüşevi’ mantığıyla kültürün, sanatın bir parçası ilan edenlere karşı günün birinde bu ülke Sünnilere hangi imkanları tanıyorsa Alevilere de o imkanları tanıyana, onların bu haklarını görene kadar sizinle birlikte mücadele edeceğiz.”

Özel’den İYİ Parti lideri Akşener’e ve DEM’e gönderme

Özel, 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerinde Cumhur İttifakına karşı kuvvetli bir ittifak kurmak istediklerini fakat olumlu sonuçlanmadığını belirterek, “Karşısında ittifak olsun diye resmi iş birlikleri olsun diye samimi gayret gösterdik. Maalesef, eleştirmeyeceğim, saygı duyacağım gerekçelerle birlikte olma taleplerimiz reddedildi ve maalesef pek çok yerde karşımıza pek çok geçmiş dönemlerle birlikte oldu siyasi partiler rakipler çıkardılar” diye konuştu.

Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu seçim ya Recep Tayyip Erdoğan’ın adayları ya da mevcut belediye başkanlarımız ya da iddialı adaylarımız tarafından kazanılabilir. Bu durum bize kaybettirirse Türkiye’ye kaybettirir. Çünkü Cumhur İttifakı’nın hedefi bellidir. Bunun karşısında bir çare var mı? Evet var. Bunun karşısında ikinci bir ittifak. Çok güçlü bir ittifak. Aslında kendine inandığında, güvendiğinde Cumhur İttifakı’nın canından bile geçemeyeceği bir ittifak var. O ittifakın adı Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı. Türkiye ittifakında Alevin olsun, Sünni olsun, eşitliği savunan Herkes var. Türkiye ittifakında Kürt olsun, Türk olsun, kardeşliğe inanan herkes var. Türkiye ittifakında sağcı olsun, solcu olsun, belediyeler namuslu yönetilsin, israf olmasın, dayanışma olsun garibi fukaraya sahip çıkanlar olsun. Rantçıların yerine halkçılar olsun diyen herkes var.”

Öte yandan programın tamamlanmasının ardından gazeteciler, CHP lideri Özel’e soru sormak için hazırlandı. Mikrofonlarını uzatan gazeteciler, Özel’in korumalarının sert tepkisiyle karşı karşıya kaldı. Özel’in korumasının bir gazeteciyi omuz atması ve itmesi tepkiyle karşılandı. Özel, olayı görmesinin ardından gazeteciden iki defa “Kusura bakma, kusura bakma” diyerek özür diledi. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozelin-korumalari-ile-gazeteciler-arasinda-arbede-yasandi/feed/ 0
Okan Buruk: “İkinci maç için avantajımız oldu” https://www.haber28.com.tr/okan-buruk-ikinci-mac-icin-avantajimiz-oldu/ https://www.haber28.com.tr/okan-buruk-ikinci-mac-icin-avantajimiz-oldu/#respond Sun, 18 Feb 2024 22:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6050 – Okan Buruk: “İkinci maç için avantajımız oldu”

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk:

“Serge Aurier’in final maçından sakatlığı var”

“İstediğimiz Muslera ile devam etmek”

“Icardi’yi oyun içerisinde daha net pozisyonlara sokmamız gerekiyor”

İSTANBUL – Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Sparta Prag maçının ardından yaptığı açıklamada, galibiyetin mutluluğu yaşadıklarını belirterek, “İkinci maç için avantajımız oldu. Zorlu bir fikstür var. Önemli bir galibiyet oldu” dedi.

UEFA Avrupa Ligi Son 16 Play-Off Turu ilk maçında Galatasaray evinde karşı karşıya geldiği Çekya ekibi Sparta Prag’ı 3-2’lik skorla mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, “Rakibimizin ne oynayacağını biliyorduk. Bununla ilgi çalışmalarımız oldu. Maça başına çok iyi başlamadık. Devamında doğru bunu bir şekilde kırdık. Pas trafiğimizle, orta sahadaki hareketliliğimiz sonunda Kerem’in golüyle öne geçtik. Devamında rakip yarı sahada etkili hücumlarımız oldu. Doğru sonlandırsak ikinci golü bulabilirdik. Rakibimiz savunma arkasına koşuları ve uzun pasları çok fazla tercih etti. İkinci yarı duran top sonrası erken gol yedik. Devamında öne geçtik. Çok hızlı bir şekilde gördüğümüz kırmız kart ve yediğimiz gol oldu. Bunu oyun içerisinde çok hissettirmedik. 10 kişi kalsak bile 11’e 11 gibi oynadık. Zaman zaman savunmada pozisyonlar verdik. Rakibimiz de 10 kişi kalınca oyun daha dengelendi. Muslara çok önemli kurtarış yaptı. Son dakikada Barış’ın taşıdığı topla Icardi’nin attığı çok önemli golle bizim galip ayrılmamızı sağladı. Bunun mutluluğunu yaşıyoruz. İkinci maç için avantajımız oldu. Rakibimizin 3 eksiği olacak. Savunmada sıkıntılı bir dönem geçiriyoruz. Kaan’ın da sakatlığı oldu, Abdülkerim’i aldık. Zorlu bir fikstür var. Önemli bir galibiyet oldu. Bunu çabuk unutup, lig maçına hazırlanacağız” diye konuştu.

Sparta Prag’ın uzun bir aradan sonra maça çıktıklarının hatırlatılması üzerin Buruk, “Rakibimiz bize göre dinlenmiş bir şekilde çıktı. Ritim yakalamak da farklı bir şey. Bize karşı maçları çok daha iyi oynamak isteyen rakipler var. Onların hedefi de bizi elemek. İkinci maç daha da zor olacak. Rakibimiz daha iyi tanıyoruz. Rakibimizi daha iyi tanıyarak maça çıkmamız gerekiyor. Kazanarak gitmek önemliydi. Kazanarak gittiğimiz için şanslıyız” şeklinde konuştu.

Berkan Kutlu’nun maçta iyi oynadığı ifade eden sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Berkan iyi bir oyun oynadı. Oraya alışıyor. Elimizdeki oyuncularla burayı kullanacağız. Barış’ı sağ bek, sol bek her yerde kullanıyoruz. Galatasaray’ın başarısı için bu birlik olmak çok önemli. Bir sonraki maç kanat oyuncusunu da bek oynatabiliriz” açıklamasında bulundu.

“Icardi’yi oyun içerisinde daha net pozisyonlara sokmamız gerekiyor”

Maçta galibiyet golünü atan Arjantinli futbolcu Mauro Icardi ise Okan Buruk, “Gol atmak önemli. Her oyuncu için önemli. Santrfor için daha da önemli. Geçen maç da söyledim, ona daha çok top getirmemiz gerekiyor. Oyun içerisinde onu daha net pozisyonlara sokmamız gerekiyor” dedi.

“Serge Aurier’in final maçından sakatlığı var”

Yeni transfer Fildişi Sahilli sağ bek Serge Aurier’in sakatlığı olduğunu belirten Buruk, “Final maçından sonra hızlı bir şekilde getirip, kadroya almak istiyorduk. Final maçında yaşadığı adale ağrısı var. İlk yarısında başlamış, ikinci yarı 30 dakika bu şekilde oynamış. 7 maç oynadılar. Buraya şu an sakat olarak geldi. 2. derece zorlanması var. Ne kadar sürer, 2 hafta mı, 3 hafta mı doktorumuz bununla ilgili açıklama yapacak. Onun yerine olacak arkadaşlarımıza var. Kendi içimizden çözümler üretiyoruz. Bunları dert etmeden yolumuza devam edeceğiz. İyi niyetle transferimizi yaptık. Sol beki de Avrupa’dan sonra aldık. Derrick de bir sonraki maçta bizim için opsiyon olacak” ifadelerini kullandı.

“Belli paralar talep ediyoruz, sizin oynadığı zeminler tarla gibi”

Bütün oyuncularının 11 oyuncusu olduğunu vurgulayan Okan Buruk, “Kim oynarsa oynasın en iyisini yapamaya çalışıyor. Takıma bakacağız. Takımı göreceğiz ondan pazar günü için sonra karar vereceğiz. Stadın zeminiyle ilgili çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Ne olursa olsun gidip orada kazanmak için oynayacağız. Bu bir marka değeridir. Süper Lig’in marka değerini de yükseltmek Türkiye Futbol Federasyonu’nun görevidir. Sahalarla ilgili net bir şey yapılmıyor. Türk futbolu için üzücü. Şu anda yayın ihalesini konuşurken sahaların bu durumda olması aslında sizin talep ettiğiniz paraları da gerçekçi sunmuyor. Belli paralar talep ediyoruz, sizin oynadığı zeminler tarla gibi. O zaman marka değeri de bu anlamda zarar görüyor” açıklamasında bulundu.

Kerem Aktürkoğlu’nun karşılaşmada çok çalıştığını söyleyen sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Çok çalıştı, çok mücadele etti. Hem savunma görevini yaptı hem de hücumda destek oldu. Oyuncularımızın öz güvene ihtiyacı var. Kerem, önemli bir oyuncu. Çıkana kadar arkadaşlarına pozisyonlar hazırlamaya çalıştı. Icardi’ye net ara pası verdi. 10 kişi kaldıktan hem hücum hem savunma yapmaya çalıştı. Kerem’in performansından memnunum. Takım kazandıkça da hepsinin öz güveni daha çok artacak” dedi.

“İstediğimiz Muslera ile devam etmek”

Kaptan Fernando Muslera’nın Galatasaray için önemli olduğunu vurgulayan Buruk, “Uzun yıllar Galatasaray’ın başarılarında hep rol aldı. He takım kaptanı hem kaleci olarak önemli rolü var. Hepimizi istedi, kulübün de isteği Muslera ile devam etmek. Muslera bizim için çok önemli ve değerli. Bunun ne kadar değerli olduğu her maçta gösteriyor. İstediğimiz onla devam etmek” diyerek sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/okan-buruk-ikinci-mac-icin-avantajimiz-oldu/feed/ 0
Prof. Dr. Erdem: ‘Verilere baktığımızda siyanür açısından şu anki değerlerin risk teşkil etmediğini gördük’ https://www.haber28.com.tr/prof-dr-erdem-verilere-baktigimizda-siyanur-acisindan-su-anki-degerlerin-risk-teskil-etmedigini-gorduk/ https://www.haber28.com.tr/prof-dr-erdem-verilere-baktigimizda-siyanur-acisindan-su-anki-degerlerin-risk-teskil-etmedigini-gorduk/#respond Sun, 18 Feb 2024 08:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6007 Prof. Dr. Erdem: “Verilere baktığımızda siyanür açısından şu anki değerlerin risk teşkil etmediğini gördük”

ERZİNCAN – Erzincan’ın İliç ilçesinde bir maden ocağında meydana gelen toprak kayması olayının ardından bölgede sağlıkçılar incelemede bulundu. Prof. Dr. Onur Erdem, “Verilere baktığımızda siyanür açısından şu anki değerlerin risk teşkil etmediğini gördük” dedi.

Olayın yaşandığı sahada incelemelerde bulunduktan sonra Doç. Dr. Sermet Sezigen ile birlikte gazetecilere açıklamada bulunan Prof. Dr. Onur Erdem, “Bilim alanımız anlamında bizim kendi alanımıza baktığınızda ve insanların şu anda en çok sorusunu ya da cevabını merak ettiği siyanürle ilgili tartışmaları tabii burada yerinde görme imkanımız oldu. Araziye gittik bugün. Oraya da 2 sefer çıktık. Siyanürle ilgili yoğunlaşan tartışmalar elbette ki normal. Ancak şu anda sahada gerek Çevre Bakanlığımız gerekse diğer bakanlıkların ölçüm cihazları AFAD’ın özellikle yaptığı sahada ölçümler var. ve biz bunları tek tek kontrol ettik. Daha da devam ediyor. Şu anda da sürüyor bu ölçümler. Bu ölçümlerden aldığımız verilere baktığımızda aslında siyanür açısından şu anki değerlerin çok da risk teşkil etmediğini gördük. Tabii ki bu burada kalmayacak. Ölçümler devam noktasal ve bölgesel anlamda farklı yerlerde tabii koruyucu tedbirler gerekiyor. Buradaki sağlık personeli ve arama kurtarma ekipleri açısından. Onları da biraz gözlemledik. Aynı zamanda bu konudaki bilgi gerekliliklerini tamamlamaya çalıştık. Malzeme eksiği yok şu anda. Onu da gördük. İşin insan ve çevre sağlığı boyutuna bakarsanız özetle tabii çok büyük bir olay. Bu konudaki önerilerimizi de devletimizin yetkililerine sunduk. Zaten bu konuda bizi buraya çağırma nedenleri de budur. Gerekli desteği de vermeye devam edeceğiz, biraz sabırlı olmak lazım. Şu anda çevre sağlığı açısından da, insan sağlığı açısından da benim gördüğüm tablo verilere bakarak şu an çok acil bir risk oluşturmadı. Ama tabii izlemeye devam etmekte fayda var. Bunu da zaten yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Doç. Dr. Sermet Sezigen ise, “Bizim önceliğimiz olayın sağlık boyutu açısından bir ilk müdahalecinin güvenliğini korumak. İkincisi de yakın çevrede halkın sağlığını koruyacak tedbir almak. Bu noktada öncelikle mevcut gönül noktasında bir risk olup olmadığını tespit etmek için AFAD’ın bölgede müdahale görevli personelinin detektörleri var. Bunun dışında kurumda görev yapan şirket personeli kendi taşıdıkları kişisel ölçüm cihazları var. Çevre Bakanlığı’nın düzenli olarak her gün periyodik olarak su ve toprak örneklerinde ölçüm yapıyor. Bir de ilave olarak bu şirketin baştan beri Çevre Bakanlığına bildirdiği bir istasyonu var. Yerleşim yerine yakın. O da diğer kilitçilerle birlikte ölçüm yapıyor. AFAD’daki arkadaşlarımızın da sabit olarak bölgedeki belirli noktalardan günlük olarak yaptıkları dedektörlerle yaptıkları ölçümlerde olağan dışı bir değer tespit edilmedi. Bununla birlikte hani şu an için biz burada değeri tespit etmemekle birlikte müdahalecilerimizin olası bir arzu ettiğinde sıkıntı yaşamaması için kişisel koruyucu, donanım, solunum cihazları da dahil olmak üzere görevlerine devam ediyorlar. Bunun dışında il sağlık müdürlüğümüzle olası bir marufiyet olursa diye buradan Erzincan’daki referans saatine kadar her türlü tanı tedavi ve tahliye tedbirlerini aldı. Bununla birlikte olası bir maruziyeti olursa da tıbbi olarak buna müdahale etmek için gerekli ekipmanlar ve personel burada mevcut. Burada pek çok farklı deistinden bilim insanı bir arada çalışıyor. Yaşam sağlık bilimleri olmak üzere. Bu noktada amacımız bu olayın en iyi şekilde müdahale edilerek sonlandırılması. İlk müdahaleciler başta olmak üzere hiçbirimizin burnu kanamadan bu olayın yönetilmesi” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/prof-dr-erdem-verilere-baktigimizda-siyanur-acisindan-su-anki-degerlerin-risk-teskil-etmedigini-gorduk/feed/ 0
Erzincan’daki maden ocağındaki siyanür ölçümleri açıklandı https://www.haber28.com.tr/erzincandaki-maden-ocagindaki-siyanur-olcumleri-aciklandi/ https://www.haber28.com.tr/erzincandaki-maden-ocagindaki-siyanur-olcumleri-aciklandi/#respond Sun, 18 Feb 2024 07:12:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5983

Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler köyünde liç yığını kayması meydana gelen maden ocağı sahasında incelemelerde bulunan bilim insanları, siyanür ölçümleriyle ilgili açıklama yaptı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi Farmasötik Toksiloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Erdem, “Çok büyük bir kütle hareketi var. Farklı farklı riskler de var. Sadece siyanür değil. Fakat bu risklerin hem siyanür hem de ağır metaller düzeyinde çevre ve insan sağlığı boyuntunda hem toprak hem hava hem suda bir takım analizlerle izlendiğini gördük” dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi Farmasötik Toksiloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Erdem, şunları söyledi:

“İnsanların şu anda en çok cevabını merak etiği siyanürle ilgili tartışmaları yerinde görme imkanımız oldu. Araziye de gittik bugün iki sefer çıktık. Siyanürle ilgili yoğunlaşan tartışmalar normal elbette ki. Şu an sahada AFAD’ın, Sağlık Bakanlığı’nın ölçüm cihazları var. Şu anda da sürüyor bu ölçümler. Bu ölçümlerden aldığımız verilere baktığımızda aslında siyanür açısından şu an değerlerin çok da risk teşkil etmediğini gördük. Bu ölçümler işin insan sağlığı ve çevre boyutuna bakarsanız çok büyük bir olay. Çok büyük bir kütle hareketi var. Farklı farklı riskler de var. Sadece siyanür değil. Fakat bu risklerin hem siyanür hem de ağır metaller düzeyinde çevre ve insan sağlığı boyuntunda hem toprak hem hava hem suda bir takım analizlerle izlendiğini gördük. Bu konudaki önerilerimizi de devletimizin yetkilerine sunduk zaten. Bu konuda bizi buraya çağırma nedenleri de budur. Şu anda çevre ve insan sağlığı açısından da benim gördüğüm verilere bakaraz şu an çok acil bir risk oluşturmadığı…”

Bölgedeki zehirli gazlara ilişkin maske takmayı gerektiren bir durum olmadığını söyleyen Erdem, “Aldığımız veriler uluslararası limitlerin oldukça altında. Şu anda öyle bir risk görülmüyor. Şu anda kütlenin hareketlerinden hava değerleri gayet iyi gidiyor hava ölçümleri anlamında” dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eczacılık Fakültesi Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer Tehditler (KBRN) Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sermet Sezigen ise “İnsan sağlığını tehdit edecek bir siyanür miktarı ölçülmedi” dedi.

Sahada çalışan personelin olası siyanüre maruz kalmamaları için gerekli tedbirlerin alındığını vurgulayan Sezigen, şunları kaydetti:

“Siyanür noktasında bir risk olup olmadığını tespit etmek için AFAD’ın bölgede görevli personelinin dedektörleri var. Bunun dışında, kurumda görev yapan şirket personelinin kendi taşıdıkları kişisel ölçüm cihazları var. Sonrasında, Çevre Bakanlığı düzenli olarak her gün, su ve toprak örneklerinde ölçüm yapıyor. Bir de ilave olarak, bu şirketin baştan beri Çevre Bakanlığı’na bildirdiği bir istasyonu var yerleşim yerine yakın. Şu ana kadar, Çevre Bakanlığı’na kurduğumuz koordinasyon neticesinde, insan sağlık edilecek düzeyde bir siyoner tespit edilmedi. AFAD’taki arkadaşlarımızın da sabit olarak bölgedeki belirli noktalardan günlük olarak yaptıkları, dedektörlerle yaptıkları ölçümlerde olağan dışı bir değer tespit edilmedi. Bununla birlikte, şu an için biz burada bir değeri tespit etmemekle birlikte, ilk müdahalecilerimizin olası bir siyanür maruziyetinde sıkıntı yaşamaması için, kişisel koruyucu, donanım, solunum cihazları dahil olmak üzere görevlerine devam ediyorlar.

“BİZ DE MASKE OLMADAN GÖREVİMİZİ YAPIYORUZ”

“Ama şu aşamada özellikle siz de görüyorsunuz biz de kişisel koruyucu donanımı maskesi olmadan görevimizi yapıyoruz. Ama sahadaki arkadaşlarımız kesinlikle kişisel koruyucu donanımı kullanarak işlerini yapıyorlar. Olay sahasındaki arkadaşlarımızda tüm koruyucu donanımlar mevcut. Onlar zaten öyle çalışıyorlar. Çünkü risk var. Biz de bugün sahanın yakınında bulunduk. Onlarda her türlü donanım var zaten. Fakat orada da aslında siyanur düzeyi anlamında korkutucu bir seviyenin olmadığını biliyoruz ama… Onların takması gerekiyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzincandaki-maden-ocagindaki-siyanur-olcumleri-aciklandi/feed/ 0
MKE Ankaragücü Teknik Direktörü Emre Belözoğlu: Galatasaray maçını kazanmak istiyoruz https://www.haber28.com.tr/mke-ankaragucu-teknik-direktoru-emre-belozoglu-galatasaray-macini-kazanmak-istiyoruz/ https://www.haber28.com.tr/mke-ankaragucu-teknik-direktoru-emre-belozoglu-galatasaray-macini-kazanmak-istiyoruz/#respond Sun, 18 Feb 2024 03:24:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5916 MKE Ankaragücü Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, Trendyol Süper Lig’in 26. haftasında Galatasaray’la 18 Şubat Pazar günü oynayacakları maçı kazanmak istediklerini söyledi.

Emre Belözoğlu, Tandoğan Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Galatasaray ve Fenerbahçe’nin sezonun en iyi iki takımı olduğunu vurgulayan Belözoğlu, şunları kaydetti:

“Ligde her maç zorlu ama büyük maçların kendi içinde daha da zorluklar var. Ligde aşağısı başka türlü, yukarı başka türlü. Bizim de ligdeki konumumuzu belirlemesi açısından önemli bir maç. Organizasyonumuza bağlı kalmamız lazım. Geçen senenin şampiyonuyla karşılaşacağız. Biz de planlarımızı yaptık. 5 maçlık cezamızdan sonra taraftarımızla ilk lig maçımız olacak. Bu sene Eryaman Stadı’na 29. maç yapılacak. Ligdeki bütün takımlar 13-14 maç oynadı kendi sahasında. Sezonun başında da alt liglerin play-off maçları oynandı. Zeminimiz kötü, bunu 4-5 hafta önce de dile getirdim. Galatasaray Türkiye’nin en büyük camialarından biri. Bu maç öncesi bunun gündeme gelmesi doğal ama benim oyuncularımın sağlığı da her sporcu kadar değerli.”

Türkiye’de bütün zeminlerin iyi olması gerektiğini vurgulayan Belözoğlu, “Zeminlerin iyi olması, oyunların gelişmesini sağlar. Bu zeminlerde oynamak kolay değil ama 10 gündür cefakar bir şekilde stadımızda çalışmalar var. Kolay bir maç değil. Galatasaray maçını özel kılmak ve seyircimizle birleştiğimiz ortamı mutlu şekilde sonlandırmak istiyoruz. Bunu da başarabilecek planlarımız var. İnşallah uygulamada da sıkıntı olmaz ve kazanan da biz oluruz.” dedi.

“2-3 zemin dışında iyi zemin yok”

Emre Belözoğlu, Eryaman Stadı’nın zeminiyle ilgili gelen sorulara şu cevabı verdi:

“Türkiye’deki 2-3 zemin dışında, onlar da Avrupa standartlarında değil, bütün zeminlerin iyi olmadığını düşünüyorum. Eryaman Stadı’nın dışında 12-13 stat daha benzer durumda. Bunun da bir an önce tedbirinin alınması lazım. Futbolun marka değerinin artırılması konuşuluyor ama birçok konu rafta kaldığı gibi zemin konusu da fazla şekilde lafta kaldı. Kulüpler ciddi yatırımlar yapıyor. Bir futbolcunun sakatlanması bile kulüp bütçelerinin 20’de 1-2’sine denk geliyor. Bu yüzden stat zeminleri de kulüplerin önceliği olması gerekiyor. Stadımızın fazla maç oynanmasına bağlı olarak böyle bir sıkıntısı var. Diğer statların da 2-3 zemin dışında bizden iyi olduğunu düşünmüyorum.”

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un kendisi için çok değerli bir isim olduğunu aktaran Belözoğlu, “İşimin gereğini, rakibim kim olursa olsun yaparım. Okan hoca da hırslı ve motivasyonu yüksek bir kişi. Beraber futbol oynadık. O da kulübünün başarısı için her şeyi yaptı. Bugün Ankaragücü’nün başarısı benim için her şeyden önemli.” diye konuştu.

“Kupada hedeflerimiz var”

Emre Belözoğlu, MKE Ankaragücü’nün daha önce Türkiye Kupası’nı kazandığını hatırlatarak, çeyrek finaldeki Fenerbahçe eşleşmesini şöyle değerlendirdi:

“Açık ara ligin üstünde iki takım ve kadro var. Puanlara da baktığımızda bu net bir şekilde ortada. Keyifli olacak. Bu maçların kıymetini oyuncular bilir. Sahada olduğu kadar camiamızın da taraftarın da bu maçlara hazırlanması gerekiyor. Sahaya oyuncularımızı hazırlayacağız, taraftarımızın da bize destek olması gerekiyor. İnşallah, Galatasaray maçı da Fenerbahçe maçını motive edecek şekilde biter. Kupada da hedeflerimiz var. Kulübümüzün bu konuda mirası var. Rakiplerin isimlerinden bağımsız, kazanmak için oynayan bir Ankaragücü sahada olacak.”

Ankaragücü’nde eksik yok

Emre Belözoğlu, uzun zaman sonra tam takım olarak çalıştıklarını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bassogog’un lisansı yarın çıkacak. Ufak tefek sakatlıklar var. Takımdan ayrı çalışan isim yok uzun zaman sonra. Efkan’ın sakatlığı geçti. Kadro kurmakta elimizden geldiğince adil olarak bu süreçte zorlanacağız. Hanousek listeye yazılmadı. Planlamalarımızın dışında bazı gelişmeler oldu. Devre arasında bazı oyuncularla yolları ayırmak kolay değil. Futbol ekonomisinin daraldığı süreçte Ankaragücü’nün maddi haklarını da koruma adına bazı kararlar aldık. Bazı oyuncularla yolları ayırma kararlarını uygulayamadık. Onlar da artık mukavelelerinin gereğini yerine getirmek için kadroda olacaklar. Hanousek ilk planda kadro dışında düşünmediğim bir isimdi. Şartlar gereği bu karara zorlandık. Hemen hemen bütün yeni transferlerimizden hepsinden faydalanacağımız bir süreç oldu. Bassogog’la alakalı yarın karar vereceğiz. En hazır oyuncu kimse Galatasaray karşısında kullanmak istiyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/mke-ankaragucu-teknik-direktoru-emre-belozoglu-galatasaray-macini-kazanmak-istiyoruz/feed/ 0
Ressam Emine Bayraktar’ın Pastel At Tutkusu Sergisi İstanbul’da Açıldı https://www.haber28.com.tr/ressam-emine-bayraktarin-pastel-at-tutkusu-sergisi-istanbulda-acildi/ https://www.haber28.com.tr/ressam-emine-bayraktarin-pastel-at-tutkusu-sergisi-istanbulda-acildi/#respond Fri, 16 Feb 2024 08:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5642 Ressam Emine Bayraktar’ın “Pastel Dokunuşlarla At Tutkusu” sergisi İstanbul Atlı Sporlar Kulübü’nde (İASK) sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Farklı temalarda yaptığı pastel resim çalışmalarıyla dikkati çeken sanatçı, resme merakını, çizim tekniğini ve geleceğe dair planlarını AA muhabirine anlattı.

Bayraktar, yıllar önce Üsküdar’da düzenlenen kişisel sergisi için birkaç at portresi yaptığını ve bunun ilgi görmesi üzerine at portrelerine yoğunlaştığını söyledi.

Yaklaşık iki senedir bu sergiye hazırlandığının altını çizen sanatçı, “Atları seviyorum, çok duygusal hayvanlar. Bir de bizim kültürümüzde önemli bir yeri var. Gücün, cesaretin, güvenin, bağlılığın, zenginliğin timsali. Savaşta, tarımda, ulaşımda, hayatın içinde hep at olmuş. Kültürümüzde atın yeri zaten çok önemli.” dedi.

Emine Bayraktar, atın anatomisinin ve kas yapılarının da ressam olarak kendisini etkilediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Atlar çok duygusal hayvanlar. O yüzden seviyordum atları. Hatta ‘Bu kadar at çalıştığımda sıkılır mıyım?’ diye bir düşünce de beni kaplamadı değil. İnanın hala içimde çalışacak heves var. Onlarla yakın temasa geçtiğimde de onların duygularını o kadar yoğun hissettim ki ister istemez bu süreçte çok yoğun bir bağ kurmuşum. Fakat ben farkına varamamışım. Yaptığım eserlerde en çok arzuladığım şey, seyreden sanatsevere o duyguyu geçirebilmek. İstanbul Atlı Sporlar Kulübü’nde olmasının da benim için en büyük güzelliği atlarla gerçek bağ kuran sporcularla tablolarımı bir araya getirmiş olmak.”

“Proje hayallerimin sonu yok”

Realistik tarzla çalıştığını ve detaylara çok fazla yer verdiğini vurgulayan Bayraktar, “Kullandığımız farklı materyaller var. Bazen kalem, bazen yayıcılar, bazen elimizle yapıyoruz. Kağıdımız da çok önemli. Zımpara kağıdı üzerine çalışıyorum. Zımpara kağıdı dişli ve dokulu bir kağıt, pastel de zaten toz bir boya. Pigmenti çok yüksek ve çok kaliteli bir boyadır, uzun yıllar kalabilir.” şeklinde konuştu.

Ressam Bayraktar, uluslararası fuarları çok önemsediğini ve Uluslararası Katar Fuarı’na da 5 Arap Atı portresi ile katıldığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:

“Fuarda pastel bir at çalışması yaptım. O fuardan bir de ödül verdiler. Onun haricinde de Katar’da bir galeri benim oradaki at çalışmalarımla ilgilendi, aldı. Her sene Fransa’da olan, bu sene de Katar’da yapılan Dünya Arap Atı Güzellik Yarışması’nda benim eserlerim sergilendi. Bu da tabii benim için gurur verici oldu. Proje hayallerimin sonu yok. Benim bir atölyem var, 17 yaşından 55 yaşına kadar öğrencilerim de var. Onlarla bir sergi yapmak hedefim var. Sonrasında kendi çalışmalarımla alakalı yine yurt dışında fuarlara katılmak gibi isteklerim var.”

Sanata meyilli bireylerin hangi dal olursa olsun eğitim alması gerektiğini vurgu yapan Bayraktar, özellikle minik sanatçıların keşfinin ailede başladığını belirterek, “O küçük dünyalarıyla ileride çok büyük sanatçılar olabilirler. Bu dünyanın sanatçılara ihtiyacı var. Sanat evrensel ve herkesin bakış açısını değiştirebilen bir şey. Herkesin bir sanat dalıyla meşguliyeti olmasını temenni ederim.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ressam-emine-bayraktarin-pastel-at-tutkusu-sergisi-istanbulda-acildi/feed/ 0
Çevre Bakanı Özhaseki: Erzincan’daki maden ocağındaki toprak kaymasında 9 kişi toprak altında https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-erzincandaki-maden-ocagindaki-toprak-kaymasinda-9-kisi-toprak-altinda/ https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-erzincandaki-maden-ocagindaki-toprak-kaymasinda-9-kisi-toprak-altinda/#respond Fri, 16 Feb 2024 03:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5587 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasına ilişkin, “Burada 9 kardeşimiz şu anda toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. İnşallah bir an önce onlara ulaşırlar diye de ümit ve dua ediyorum.” dedi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Çalışma Toplantısı’na katılan Özhaseki, Erzincan İliç’teki toprak kaymasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:

“İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Enerji Bakanımız şu anda Erzincan İliç’teler. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Burada 9 kardeşimiz şu anda toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. İnşallah bir an önce onlara ulaşırlar diye de ümit ve dua ediyorum. Oradaki tehlikeli atıkların Fırat’a ulaşıp ulaşmadığı konusu çok önemli. İlgili birimlerimiz, genel müdürlerimiz, onların ekipleri, işbirliği yaptığı bilim adamları, elimizdeki tüm teknik imkanlar tamamıyla bölgeye sevk edildi. Araçlarımız orada. Tahliye laboratuvarlarımız orada. Ayrıca bağımsız laboratuvarlara gerek topraktan gerekse sudan numuneleri alıp gönderiyoruz. Çok şükür şu ana kadar herhangi bir kirliliğe ve korktuğumuz bir olaya rastlamadık. Anlık olarak bunu takip ediyoruz.”

6 Şubat’ta yaşanan depremlere işaret eden Özhaseki, afetten 14 milyon insanın zarar gördüğünü söyledi. İlk tespitlere göre 680 bin konut ve 170 bin iş yerinin zarara uğradığına dikkati çeken Özhaseki, ilk etaptaki hesaplamalara göre hasar ve zararın 104 milyar dolar gözüktüğünü ifade etti.

Özhaseki, deprem bölgesinde yapılan hizmetleri anlattı, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili bilgiler verdi.

Hayat normale döndükten sonra kalıcı konutların yapılması konusunun gündeme geldiğini anlatan Özhaseki, şöyle konuştu:

“Hak sahipliği olarak AFAD’ın belirlemiş olduğu konut sayısı 390 bin. Neden daha fazla yıkım var da 390 bin ev yapmak zorundayız. Devlet eskiden beri kural olarak bir apartmanda bir vatandaşın 40 dairesi varsa 40’ını da vermiyor. Mahkemelik durumlar oluyor. Onlardan dolayı sayı düşüyor. Şu an 390 bin konutu bir an önce yapıp vermemiz lazım. Evinin dışında konteynerlerde kalan 300 bin kadar aile var. Bir o kadar aileye de kira yardımı yapılıyor. Bizim çok hızlı davranmamız gerekiyordu. Depremden çok kısa bir süre sonra bulabildiğimiz sert zeminlerde, uygun olan yerlerde Bakanlık olarak işe başladık. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan veya başlamış olan, temeli atılan veya kaba inşaatı biten veya bitme aşamasına gelen tam 307 bin konut var. Orada karar aldık. 50 bin kadar köy evini çelik karkas üzerine beton ve alçıpan malzemelerden yapıyoruz.”

Özhaseki, 30 bine yakın konutu teslim ettiklerini belirterek, “Önümüzdeki ayın sonuna kadar 75 bin konutu teslim etmiş olacağız. Bunların altyapıları yapılıyor, suları, kanalları bağlanıyor. Okullar, kütüphaneler, spor tesisleri yapılıyor. Hummalı bir çalışma var. Her ay 15-20 bin konutu Allah izin verirse teslim edeceğiz. Senenin sonuna kadar 200 bini yakalayacağız. Bu depreme kadar bizim entel dantel geçinenler arasında TOKİ böyle biraz hor görülürdü. Depremde gördük, bir tanesi bile yıkılmadı. 20 yıl boyunca yaptığı konut sayısı 1 milyon 200 bin. Şimdi biz diyoruz ki ‘İnşallah senenin sonuna kadar 200 bini tamamlayacağız.'” diye konuştu.

İstanbul’da kentsel dönüşüm

Deprem gerçeğini bilerek hareket edilmesi gerektiğini anlatan Özhaseki, şunları söyledi:

“İstanbul özeline geldiğimizde 7,5 milyon civarında bağımsız birim var. 6 milyonu konutlardan, 1,5 milyonu iş yerlerinden oluşuyor. Burada da dönüşmesi gereken ilk etapta 600 bin bağımsız birim var. Eğer yapmazsak ne olur? Allah korusun, her sokakta 1-2 tanesinin devrilmesiyle trafik olduğu gibi bir durur. Mecburen altyapı kesilir. Aşağıda lüks arabanız duruyor olabilir ama bir sokak bile gidemezsiniz. Sabah fırınlar çalışmaz. Büyük bir felaketle karşı karşıya kalırız. Bunu korkutmak için söylemiyorum. Ama bu gerçekliği bilerek hareket etmemiz gerekiyor. 2012’de Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Kentsel Dönüşüm Yasası çıktı. Bu yasaya dayalı olarak bugüne kadar İstanbul’da 850 bin bağımsız birim yenilendi. Şu anda da 194 bin civarında değişim, dönüşüm için çalışma, gayret var. İstanbul’daki Marmara Kentsel Dönüşüm Genel Müdürlüğü 319 ayrı noktada çalışıyor. Bu yetmiyor. Bu sayılar İstanbul’u kurtarmıyor. Bir an önce hızlanmamız, kentsel dönüşümün önündeki engelleri kaldırmamız gerekiyor.”

“Yarısı Bizden Kampanyası”na değinen Özhaseki, 1 milyon 255 bin vatandaşın bu kampanyaya müracaat ettiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Aralarında yüzde 100’ü sağlayanlar var, yüzde 90’ı sağlayanlar var. Yüzde 50’yi geçen oranda sağlaması zaten yeterli olur. Orada da 1,5 milyon liralık bir paket açıklandı. Memur arkadaşlarımız eğitildi. Gelenlere tek tek cevap veriyorlar. Nasıl yapılacağını anlatıyorlar. Bir taraftan rezerv alanlarda 400 bine yakın konut üretiyoruz. Bir taraftan Yarısı Bizden Kampanyası’yla 350- 400 bin konutu yenilemiş olacağız. Bu konuda orta vadeli bütçeye 485 milyar lira koyduk. İstanbul’un dönüşümü için 485 milyar lira para koymuş olduk. Bir tarafta da TOKİ’miz yine sosyal konutlar yapacak. İstanbul’umuzda neredeyse 1 milyona yakın konutu Bakanlık vasıtasıyla veya onun liderliğinde yapmayı, dönüştürmeyi düşünüyoruz.”

31 Mart yerel seçimlerinin yaklaştığını anımsatan Özhaseki, “Seçimler geldi. Vatandaşlar, ‘Sen ne yapacaksın kardeşim?’ desinler. ‘5-10 senedir buradasın, ne yaptın?’ desinler. Hesap sorsunlar. Sonra da eğer bir kentsel dönüşüm yapılıyorsa lütfen yardımcı olsunlar.” diye konuştu.

Programın sonunda İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, Bakan Özhaseki’ye hediye takdim etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-erzincandaki-maden-ocagindaki-toprak-kaymasinda-9-kisi-toprak-altinda/feed/ 0
Bursaspor Teknik Direktörü Ümit Şengül: ‘Taraftarımız bize inansın, desteklesin’ https://www.haber28.com.tr/bursaspor-teknik-direktoru-umit-sengul-taraftarimiz-bize-inansin-desteklesin/ https://www.haber28.com.tr/bursaspor-teknik-direktoru-umit-sengul-taraftarimiz-bize-inansin-desteklesin/#respond Thu, 15 Feb 2024 00:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5363 Bursaspor Teknik Direktörü Ümit Şengül, Ankara Demirspor maçı öncesi önemli açıklamalar yaptı. Şengül, “40 puana ulaşan takım ligde kalır. Ortada 36 puan var. 28’ini kazanmayı hedefliyoruz. Taraftarımız bize inansın, desteklesin. Ligin son maçına kadar savaşacağız” dedi.

Bursaspor Teknik Direktörü Ümit Şengül, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özlüce İbrahim Yazıcı Tesisleri’nde gerçekleşen basın toplantısında, hem geride kalan maçları hem de Ankara Demirspor’la oynanacak olan mücadeleyi değerlendiren Şengül, “Yoğun bir süreçle göreve başladık. Sağlık bir ortamı geçen hafta bulabildik. Bir kaç antrenmanda ne istediklerimizi gösterdik. Hedeflediğimiz bazı çalışmalar var. Yeni, yeni gerçekleştiriyoruz. Ona rağmen Beyoğlu Yeni Çarşı maçının ilk yarısında istediğimize yakın bir oyun ortaya koyduk. Basit bir hatadan gol yedik. Bir kaç tane pozisyon yakaladık, rakibi de verdik 12 maç var 36 puan var. Oyuncularımızı buna göre hazırlayıp en az 25-28’ini almayı planlıyoruz. Bunu alırsak ligde kalırız. Zor bir süreç. Oyuncularımızın üstün performansına ihtiyacımız var. Çağatay Yılmaz da döndü aramıza. Hasan Sabri Karaca da 1-2 hafta içinde oyun içinde kullanacağız. Daha farklı bir Bursaspor ortaya çıkacaktır. Taktik anlamda da yavaş yavaş istediklerimizi sahaya yansıtan bir takım göreceksiniz” cümlelerine yer verdi.

“Çağatay Yılmaz önemli katkı sağlayacaktır”

Ümit Şengül, taraftardan da desteklerini sürdürmeleri isteyerek, “Taraftarımızın önemli desteğine ihtiyacımız var. Bu futbolcular, taraftarıyla birlikte daha da coşkulu oynayacaktır. İsteyen ve arzulayan bir oyuncu grubumuz var. Özgüvenlerini de yerine getirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“İçerde oynadığımız maçı kazanmalıydık” diyerek sözlerine devam eden tecrübeli teknik adam, “Avantajlı duruma geçebilirdik. Rakiplerimiz puan kaybediyor. Büyük fırsat kaçırıyoruz. Bir an önce galibiyet alıp, kayıpları avantaja çevirmek istiyoruz. Ankara’dan puan veya puanlarla dönmek istiyoruz. Savaşan ve mücadele eden bir Bursaspor olacak bundan sonraki süreçte. Ben buna eminim. Oyunsal anlamda bir değişiklik göreceksiniz. O farkı göreceksiniz. Çağatay Yılmaz’ın da katkısı önemli bir katkı olacak. Hasan Sabri’nin de sonran katkıları olacak. Ama daha farklı bir Bursaspor olacağına eminim. İdmanlarda da bunu görüyoruz. Futbolcularımız istediklerimize cevap veriyor. Bu haftadan sonra farklı bir şey olacağına inanıyoruz. Çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Tecrübeli antrenör, “40 puana ulaşan takım ligde kalır. Benim de hedefim 12 maçın 8’ini kazanabilmek. 8-9 maç kazanırsak bu ligde kalırız. Bütün planlarımız ve çalışmalarımız o yönde. Rakiplerimizle de maç oynayacağız. O maçlara kazanarak da gidersek, o güveni yakalarız. Ligin son maçına kadar, son ana kadar mücadele edeceğiz. Bu takımı yaşatmalıyız, bu takımı ayakta tutmalıyız, ele ele verip yaşatmalıyız. Eğer bunu başarırsak hepimiz çok sevineceğiz. Bütün gayemiz de bu Biz inanıyoruz, çocukları da buna inandırmaya çalışıyoruz” diyerek devam etti.

“2-3 futbolcumuz maç sonu ağladı”

Bursaspor Teknik Direktörü Ümit Şengül, oyuncularının elinden geleni yaptığını belirterek, Beyoğlu Yeni Çarşı maçı sonrası 2-3 futbolcunun ağladığını belirtti. Şengül, konuyla ilgili olarak, “Bu haftaki kayıptan sonra futbolcu arkadaşlarımızın ağladığını gördüm. Onlar da bu içinde bulundukları durumları içine sindiremiyorlar. Beraberlikten sonra 2-3 futbolcunun ağladığını gördüm. İleriye bakmak için de beni bu durum umutlandırdı. Taraftarımız bunu görmese de oyuncularımız ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Sürecin sonucunda da onlarla birlikte güzellikler yaşayacağız. Bu oyuncu grubuna ihtiyacımız var. Desteğe de ihtiyacımız var. Ligin son maçına kadar bu oyuncu grubuna inanmalarını ve desteklemelerini istiyorum. Onlar da bunun karşılığını verecektir” değerlendirmesinde bulundu. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/bursaspor-teknik-direktoru-umit-sengul-taraftarimiz-bize-inansin-desteklesin/feed/ 0
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, sol bek transferini sonlandırmak istediklerini söyledi https://www.haber28.com.tr/galatasaray-teknik-direktoru-okan-buruk-sol-bek-transferini-sonlandirmak-istediklerini-soyledi/ https://www.haber28.com.tr/galatasaray-teknik-direktoru-okan-buruk-sol-bek-transferini-sonlandirmak-istediklerini-soyledi/#respond Tue, 06 Feb 2024 22:24:18 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4421 Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, cuma gününe kadar sol bek transferini sonlandırmak istediklerini söyledi.

Ziraat Türkiye Kupası Son 16 Turu’nda Galatasaray evinde karşılaştığı Trendyol 1. Lig ekiplerinden Bandırmaspor’u 4-2’lik skorla mağlup etti ve çeyrek finale yükseldi. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk açıklamalarda bulundu. Sözlerine Kahramanmaraş merkezli olan deprem felaketinin yıl dönümüyle ilgili konuşarak başlayan Buruk, “Öncelikle bugün ülke olarak yaşadığımız en kötü felaketinden birinin 1. yıl dönümü ve depremde kaybettiğimiz insanlarımızı önce rahmetle anıyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Yaşadıklarımızı bugün hala aynı şeyi yaşıyoruz. İnşallah bundan gerekli dersleri de çıkarmamız gerekiyoruz. Unutmadık, unutmamamız da gerekiyor. Miraç Kandili mübarek olsun” diye konuştu.

“Hedefimiz kupayı kazanmak”

Yoğun fikstürden geçtiklerini ifade eden sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Şubat ayında 8 maç oynayacağız. Burada son maçlarda biraz daha az oynayan, bölgesel olarak değişiklikler yaptık. Maç içerisinde dakikaları da bölmeye çalıştık. Yeni transferimizin ilk maçı oldu. Bu anlamda çok faydalı oldu. Hepsi güzel, kazanmak güzel. İlk yarının sonunda 3-1 yaptık. İkinci yarıda ilk yarının altında oyun oynadık. Maçın sonunda 4-2lik galibiyet. 3’ü kendi akademimizden 4 genç oyuncumuzu kullandık. Kendi içimizden genç oyuncuları sahada görmek benim için ayrı mutluluk. Hedefimiz kupayı kazanmak. Galatasaray müzesine tekrar bir kupa getirmek için Türkiye Kupası’nda aynı iddiayı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

Yeni transfer Brezilyalı futbolcu Carlos Vinicius hakkında da konuşan Okan Buruk, “Carlos’un ilk maçı. Maçı bitirdi. Buraya hazır gelmişti. Takımı tanımaya ihtiyacı var. Bu bir süreç var. Golle başlaması güzel. Oyun içerisinde girdiği pozisyonlar oldu. Arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlar oldu” dedi.

“Genç futbolcuların performansından memnunum”

Karşılaşmada süre alan genç futbolculardan memnun olduğunu ifade eden Buruk, “Genç oyuncularımız en zor dakikalarda sahada çok rahattılar. Hepsine güveniyorum. Fırsat olsa hepsini oynatabilsek. Çok geniş bir kadromuz var. Bu maçlar da bizim için şans oluyor. Onların performansından memnunum” açıklamasında bulundu.

“Cuma gününe kadar sol bek transferini sonlandırmak istiyoruz”

Transferde cuma gününe kadar vakitleri olduğunu hatırlatan Okan Buruk, “Burada ilk düşüncemiz sol bek. Oradaki alternatifler üzerinde görüşmelerimiz sürüyor. Cumaya kadar sonlandırmak istiyoruz. Bu anlamda çalışıyoruz. Bu dönemde transfer yapmak kolay değil. Kendi açımızdan baktığımızda transferlerin günlerinde Sacha’nın ayrılması, Angelino’nun çok geç ayrılması orada bizim süremizi daralttı. Devre arasında transfer zor oluyor. En iyisini yapmaya çalıştık. Sağ bek ve forvet transferi yaptık. Sırada sol bek transferi var. Onu da bitirirsek bu şekilde kapatmak istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Ziyech’in 3-4 hafta içinde dönebileceğini bekliyoruz”

Sakatlığı bulunan Faslı futbolcu Hakim Ziyech’in durumu için sarı-kırmızılıların teknik direktörü, “Onunla ilgili kulüp açıklama yaptı. Tam olarak süreyi söyleyemeyiz. Yavaş yavaş bakacağız. Çok uzun bir süre olacağını düşünmüyorum. 2-2.5 ay yazılıyor, öyle süre beklemiyoruz. 3-4 hafta içinde dönebileceğini bekliyoruz. Ayağına kemik ödemi var. Net bir zaman vermeyeyim ama 2-2.5 ay değil” diye konuştu.

Okan Buruk son olarak Portekizli futbolcu Sergio Oliveira için ise, “O da önümüzdeki hafta dönüyor. Son yapılan kontrolleri iyi geçti. Önümüzdeki hafta saha çalışmalarına başlayacak” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/galatasaray-teknik-direktoru-okan-buruk-sol-bek-transferini-sonlandirmak-istediklerini-soyledi/feed/ 0
Rıza Kayaalp, Avrupa Şampiyonası’nda 13. şampiyonluğunu hedefliyor https://www.haber28.com.tr/riza-kayaalp-avrupa-sampiyonasinda-13-sampiyonlugunu-hedefliyor/ https://www.haber28.com.tr/riza-kayaalp-avrupa-sampiyonasinda-13-sampiyonlugunu-hedefliyor/#respond Tue, 06 Feb 2024 08:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4383 Güreş Milli Takımı Antrenörü Nazmi Avluca, Avrupa Şampiyonası öncesi yaptığı açıklamada, kariyerinde 12 Avrupa şampiyonluğu bulunan Rıza Kayaalp’in 13. şampiyonluk için mücadele edeceğini söyleyerek, “İnşallah Rıza kardeşim bunu başarır ve Türk güreşi olarak bu tarihi rekora sahip oluruz” dedi.

Avrupa Güreş Şampiyonası 12-18 Şubat tarihleri arasında Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenecek. Şampiyona öncesi Güreş Milli Takım Antrenörü Nazmi Avluca, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Şampiyonada ki hedeflerden bahseden Avluca, Rıza Kayaalp’in bir rekor deneyeceğini söyleyerek, “Aleksandr Karelin’in rekorunu geçen sene egale etmişti. Bu sene o rekoru kırmaya çalışacak. İnşallah orada da Rıza kardeşim bunu başarır ve Türk güreşi olarak bu tarihi rekora sahip oluruz. Diğer sıkletlerde de burada müsabakalarımız olacak. 82 kg’da burada genç bir kardeşimiz bizi temsil edecek. Burhan Akbudak vardı. Bu sıklette Dünya Şampiyonu. Bu sene onu dinlendiriyoruz. Onu Azerbaycan’da yapılacak baraj müsabakasına hazırlıyoruz. Bu Avrupa şampiyonası sonrası bizim iki tane baraj müsabakamız var. Birisi Bakü’de, biri de İstanbul’da yapılacak. Şuan Olimpiyata katılmayı hak ettiğimiz sıkletler var. 4 de eksiğimiz var. Bu baraj müsabakalarını tamamlayıp, olimpiyatlara tam kadro katılma hedefimiz var” ifadelerini kullandı.

“Burada bizim ilk hedefimiz Olimpiyatlar”

Şampiyonanın kendileri için önemli olduğunu fakat olimpiyat kotası alma yoluna asıl hedefin Bakü’de düzenlenecek kota müsabakaları olduğuna değinen Avluca, “Avrupa Şampiyonası’nda arkadaşlarımız mücadele edecek. Bu şampiyonada bizim için önemli. Bizim hedefimiz olimpiyatlar. Avrupa şampiyonasında durumlarını göreceğiz, eksiklerini göreceğiz. Bunları tamamlamak için tekrar çalışmalara devam edeceğiz. Burada bizim ilk hedefimiz olimpiyatlar. Avrupa Şampiyonası’nda şampiyon olsa dahi bize olimpiyata katılmak için hak vermiyorlar. Bunun için bütün Avrupa ülkelerinin katıldığı bir müsabaka var. O da Bakü’de düzenlenecek. Onun müsabakası orada olacak. Bizim ilk hedefimiz Avrupa Şampiyonası’nda sonra orası. Asıl hedefimiz de zirvede olimpiyatlar var. Bütün hazırlığımız buraya yönelik. Basamak basamak hazırlıklarımıza devam ediyoruz. Çalışmalarımız devam ediyor. Antrenmanda gözlediğimiz eksikleri antrenman sonrası özel olarak çalışarak telafi ediyoruz. Bu şekilde çalışmalarımız da devam ediyor” şeklinde konuştu.

Bakü’de yapılacak kota müsabakalarıyla ilgili ise, “Biz burada 4 sıklette katılacağız. Hepsi de alabilir. Alamayan arkadaşlar İstanbul’a kalıyor. İstanbul’da bütün dünya ülkelerinin geleceği bir müsabaka olacak. İstanbul’da da her sıklette 3 kota var. İkisinde de tüm kotaları alıp, Ata sporumuz olan güreşi temsil etmek istiyoruz” diye konuştu.

“Buradaki herkesin hedefinde şampiyonluk var”

Milli takım içerisinde bulunan herkesin hedefinin şampiyonluk olduğunu aktaran Nazmi Avluca, “Buradaki herkesin hedefinde şampiyonluk var. Güreş bir mücadele sporu, ölçülebilen bir spor değil. Başarı yolunda başarıyı etkileyen birçok faktör var. O yüzden ölçülebilen bir spor olsa, ben şu kadar koşarım ve şunu alabilirim. Biz iyi çalışıyoruz. İyi antrenmanlar yapıyoruz, arkadaşlarımız da iyi çalışıyorlar. Hedefimiz her sıklette altın madalya. Bu hedefle gidiyoruz. Ama illa ki kazalar oluyor, yenilgiler, sürprizler oluyor. Bizim hedefimiz bu ve inşallah bunu başarırız. Dediğim gibi güreş bir mücadele sporu ve karşınızdaki rakip bir insan olduğu için sürprizlere açık bir spor. Herkes şampiyonluk için çalışıyor, bizde çalışıyoruz. En iyi olan kazanıyor” diye sözlerini noktaladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/riza-kayaalp-avrupa-sampiyonasinda-13-sampiyonlugunu-hedefliyor/feed/ 0
SPOR Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’ten DHA’ya önemli açıklamalar! https://www.haber28.com.tr/spor-galatasaray-baskani-dursun-ozbekten-dhaya-onemli-aciklamalar/ https://www.haber28.com.tr/spor-galatasaray-baskani-dursun-ozbekten-dhaya-onemli-aciklamalar/#respond Mon, 05 Feb 2024 23:00:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4284 Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’ten DHA’ya önemli açıklamalar!

Özbek’ten Ali Koç’a yanıt Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır

Patolojik bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde incelenip bunun süratle tedavi edilmesinin gerektiğini düşünüyorum

Derhal Kulüpler Birliği başkanlığından istifa etmeli

10 yıla yakın süredir şampiyon olamamaları travmatik bir durum yaratıyor

Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için uzun zamandan beri çalışıyoruz

Florya Projesi’nin başlaması, Kemerburgaz Projesi’nin bitmesiyle olacak

Mayıs ayındaki seçimden ziyade söz verdiğimiz işlerin bitirilmesine konsantreyiz

Sürdürebilir bir finansal yapıyı oluşturmanın peşindeyiz

Bunun ortaya çıkmasını, camiaya hakim olmasını sağlamak bizim yaptığımız iş devede kulak kalır

İnşallah Okan hoca ile beraber 5’inci yıldızı takarız

Türk futbolu bu tip transferlere hasret

Felsefemiz Boey’dan 30 milyon geldi hadi transfer yapalım değil

Muslera bizim kıymetlimiz

Ara transfer dönemi çok verimli geçen bir transfer sezonu değildir

Galatasaray Kulübü Başkanı eğer başarısızsa istifa çağrısında bulunulabilir, bunu yadırgamıyorum

Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır

Standartlarda bir sapma olmasaydı şu anda biz onların 10 puan önündeydik

SERHAN TÜRK – ALİ DANAŞ İSTANBUL,(DHA)- Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, gündemde yer alan konularla ilgili Demirören Haber Ajansı’na (DHA) özel açıklamalarda bulundu.

Camiayı mutlu etmek adına hem amatör branşlarda hem de futbolda çalışmaların devam ettiğini belirten Dursun Özbek, Aşağı yukarı 18, 19 aydır görevdeyiz. 2022 Haziran ayından beri Galatasaray Kulübü’ne hizmet etmek için genel kurul bize görev verdi. Şurası çok net. 2022 Haziran ayında, seçim döneminde biz genel kurula ne söz verdiysek hepsini realize ettik. Az bir şey kaldı. Bunlar nelerdir. Özellikle Kemerburgaz’ın bitmesi. Florya’nın Kemerburgaz’a taşınması. İkincisi Mecidiyeköy’deki rezidansların bitirilip, hak sahiplerine teslim edilmesi kaldı. Bunları da Mayıs’a kadar yani önümüzdeki seçim dönemine kadar bitirmeyi planlıyoruz. Bu konuda çok yoğun çalışmamız var. Başarılı mıyız, evet. Söylediğimiz her şeyi yaptık. Özellikle futbolda Cumhuriyet’in 100’üncü yılındaki şampiyonluk da vaatlerimiz arasında vardı. Şampiyon olduk, onu çok değerli buluyorum. Amatör branşlarda kulübümüzün mali yapısı el verdiği sürece en iyi, en başarılı şekilde kulübümüzü temsil ettik. Bu sene de şampiyonluğun en büyük adayı Galatasaray. Bu manada camiamızı mutlu etmek hiç hem amatör branşlarda hem futbolda çalışmalarımız sürüyor. Taraftarımıza teşekkür etmek istiyorum. Her yerde bizim arkamızda durdular. Sahadaki performansı yukarı çekmek için en yüksek seviyede desteklerini gösterdiler. Camiama teşekkür ederim. Geldiğimiz günden beri huzur içinde, sevgiyle çalışmalar yapmak için onlara çağrı yapmıştım. Camiamız bize bu güzel günleri, sevgi dolu iklimi sundu. Biz de gereğini yapmaya çalıştık. Bir teşekkür de yönetim kurulu arkadaşlarıma gönderiyorum. Onlar da aldığımız bu emaneti en iyi şekilde temsil etmek için ellerinden geleni yaptılar. Dolayısıyla 2024’te emaneti teslim edeceğimiz bir seçim dönemine geliyoruz. Galatasaray’a önümüzdeki dönemin hayırlı olması ve bu dönemde yapılan işlerin bir tık daha üste taşınması için yeni gelecek arkadaşlara başarılar diliyorum. Seçim vaatlerimizin hepsini gerçekleştirdik. Yaklaşık 4 aylık bir süremiz daha var. Bu 4 ayda da gerçekleştiremediğimiz ya da eksik kalan kısımları tamamlayacağız ifadelerini kullandı.

BANKALAR BİRLİĞİ ANLAŞMASINDAN ÇIKMAK İÇİN UZUN ZAMANDAN BERİ ÇALIŞIYORUZ

Sürdürülebilir başarı için finansal bağımsızlığın şart olduğu, bunun için de Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için çalışmalara devam ettiğini söyleyen Özbek, Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için uzun zamandan beri çalışıyoruz. Seçim vaatlerimizin içinde o da vardı. Çünkü Galatasaray’ın finansal bağımsızlığını almasını çok önemsiyoruz. Sürdürülebilir başarı için bu finansal bağımsızlık şart. Bankalar Birliği Konsorsiyumu tarafından devamlı kontrol edilen, kontrol derken şu; daha başarılı olmak, finansal yapıyı daha çabuk düzeltmek için yapacağınız hareketlerde kısıtlama var. Borçlanamazsınız, şunu, bunu yapamazsınız gibi kısıtlamalar var. Geldiğimiz günden beri bu bağımsızlığı kaybetmenin Galatasaray’a yakışmadığını hep ifade ettik. Onun için arkadaşlarımla beraber bu konuyu önceledik, bu konuyu ele aldık. Şu anda A ve B planları olmak üzere iki çerçevede bunu sonuçlandırmak için hareket halindeyiz. Bunu geçen divan konuşmamda da söyledim. Kısa sürede camiaya müjde vermek için şu anda çalışıyoruz. Bu hareketlerimiz sadece camiamız tarafından değil, aynı zamanda Bankalar Birliği tarafından da takdir görüyor. Biz bunları yaparken sadece laf olarak değil, konsorsiyumun önüne projeler koyarak onlara anlattık. Biz şunları yaparak yapılandırmadan çıkacağız diye söyledik. Projeleri önlerine koyduk. Onlar da bu projeleri takip ediyorlar. Kademe kademe sona doğru yaklaşıyor. Bizi takdir ettikleri husus şu. Bunun bir örnek olacağını, çünkü mali yapısı güzel olmayan kulüp sadece Galatasaray değil. Bütün kulüplerin bu manada sorunları var. Onun için Bankalar Birliği Konsorsiyumu çalışanları, genel müdürleri, genel müdür yardımcıları hep şunu söylüyorlar. Sizin bu çalışmalarınız, Türk spor kamuoyuna örnek teşkil edecek. Dolasıyla onlar da en süratli çıkış için bize destek veriyorlar. Kısa sürede bu projeyi tamamlamak suretiyle 2022 Haziran ayında ne söylediysek hepsini realize etmiş olarak 2024 Mayıs seçimlerine gideceğiz şeklinde konuştu.

FLORYA PROJESİ’NİN BAŞLAMASI, KEMERBURGAZ PROJESİ’NİN BİTMESİYLE OLACAK

Florya Projesi’nin başlaması için öncelikle Kemerburgaz Projesi’nin bitirmek gerektiğini ifade eden Dursun Özbek, Florya Projesi için görüşmelerimiz devam ediyor. Kısa sürede açıklayacağız. Florya Projesi’nin başlaması, Kemerburgaz Projesi’nin bitmesiyle olacak. Kemerburgaz’da biz divan toplantısı yaptık. Orada da görüldü, kabası bitmişti. Şimdi duvarları örülüyor. Kısa süre içinde cephe kapamasına başlayacağız. Bu arada sahalarımızın imalatı da başladı. Burada Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’ne (GSYİAD) teşekkür borçluyum. Onlar sahaların yapılmasını üstlendi. Saha çalışmalarını, ihale süreçlerini tamamladılar diye biliyorum. Orada çalışma da başladı. Dolayısıyla Mayıs ayında seçimlere gitmeden oradaki yerleşkemizi Galatasaray camiasına bitirmiş olarak teslim etmek istiyoruz. Bu süreçle beraber Florya’daki projemiz de başlayacak dedi.

MAYIS AYINDAKİ SEÇİMDEN ZİYADE SÖZ VERDİĞİMİZ İŞLERİN BİTİRİLMESİNE KONSANTREYİZ

2022 yılının Haziran ayındaki seçimde söz verdikleri işlerin bitirilmesine konsantre olduklarını ve şu anda bir seçim çalışması içinde olmadıklarının altını çizen Özbek, şöyle konuştu

Galatasaray’da şöyle bir usul yok. Ben Galatasaray’a başkan olmak istiyorum gibi bir söylemle ortaya çıkılmaz. Bütün Galatasaray üyelerinin çıkmaması lazım. Camia zaten birbirini tanıyan bir camia. Camia üyelerinin kapasitesini, yapabilecekleri şeyleri çok iyi tahlil eden bir genel kurulumuz var. Dolayısıyla Galatasaray’a hizmete sıra geldiği zaman zaten camia size bu çağrıyı yapar. Hiçbir kulüp üyesi de camianın, genel kurulun yaptığı bu çağrıyı cevapsız bırakmaz. Galatasaray’da görev verilir. Elbette Galatasaray’ın ihtiyacı olunan her yerde ben ve arkadaşlarım varız. Biz şu anda Mayıs ayındaki seçimden ziyade söz verdiğimiz işlerin bitirilmesine konsantreyiz. Seçime daha aşağı yukarı 4 ay var. Bu süreyi, hizmet maksadıyla değerlendirmek istiyoruz. Şu anda bir seçim çalışması içinde değiliz. Onu vakti zamanı geldiği zaman oturur, düşünürüz. Camiamızın talepleri, görüşü doğrultusunda hareket ederiz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR FİNANSAL YAPIYI OLUŞTURMANIN PEŞİNDEYİZ

Yönetim olarak en büyük başarılarının camiayı tek yumruk haline getirmek olduğuna vurgu yapan Özbek şu ifadeleri kullandı

Benim ve arkadaşlarımın ortak bir hayali var. Sürdürülebilir bir başarı sistemini Galatasaray’a getirmek istiyoruz. Sürdürülebilir başarının tek ve en önemli şartı finansal yapının düzgün olması. Sürdürülebilir yapıya hizmet edebilecek şekle gelmesi. Benim ve arkadaşlarımızın bütün derdi bu. Biz özellikle Mayıs’a kadar olan dönemde bunun temellerini atmak istiyoruz. Bu bir anda bitecek, sihirli değnekle dokunup düzelecek bir şey değil. Ama bu projeyi biz zaten yaptık. Seçimlerden önce genel kurula ve bütün camiaya anlattık. Türkiye’de ilk ve tek enlerin takımı Galatasaray diyorsak bu manada da ilk kulüp olması yönünde hareket ediyoruz. Onu da başaracağımızı görüyoruz. Sürdürebilir bir finansal yapıyı oluşturmanın peşindeyiz. Bu manada çok müspet çalışmalarımız var. Yeri ve sırası geldikçe de bunu camiaya anlatacağız. Burada her zaman vurguladığım ve tekrar vurgulamak istediğim bir şey var. Hangi projeyi yaparsanız yapın, hangi öneriyi getirirseniz getirin camianın içindeki barışıklık, birbirini sevmek çok önemli. Bu projelerin başarılı olması için camiada birlik, beraberlik ve tek yumruk olmayı izliyoruz şu anda. Ben diyebilirim ki bizim en büyük başarımız camiada bu havayı, iklimi yaratmak. Çünkü bunu yaratamazsan hangi projeyi yaparsan yap, bence hükümsüzdür. Sonuca ulaşamazsınız ya da istediğinizi başarıyı yakalamazsınız. Şu andaki iklim gayet güzel, müsait. Bundan sonra gelecek yönetimlere de aynı sevgi ikliminin devam ettirmesi için tavsiyede bulunuyorum. Galatasaray’ı başarıya götürmenin birinci önceliği bu.

BUNUN ORTAYA ÇIKMASINI, CAMİAYA HAKİM OLMASINI SAĞLAMAK BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞ DEVEDE KULAK KALIR

Galatasaray’ın genlerinde birlik ve beraberlik olduğunu bunun sonucunda da kendilerinin camiayı bir araya getirmelerinin daha kolay olduğunu söyleyen Dursun Özbek, Şu kadarını söyleyeyim. Daha önce yöneticilik ya da başkanlık yapmış herkesle diyalog içindeyim. Yaptığımız her şeyi onlarla paylaşıyorum. Camiayla, divanla, genel kurulla paylaşıyorum. Onlardan aldığım tepki ve reaksiyonu da bu işi başardığımızın kanıtı olarak görüyorum. Aksi takdirde böyle bir şeyi sağlayamamış olsaydık ikazlar gelirdi. Böyle bir şey yok. Evet biz bu konuda çalıştık. Bu konuda mesai harcadık ama Galatasaray’ın hamuru burada çok önemliydi. Galatasaray bu birlik ve beraberlik ruhu zaten var. Bu varken, bunun ortaya çıkmasını, camiaya hakim olmasını sağlamak bizim yaptığımız iş devede kulak kalır. Bizim hamurumuzda birlikte ve beraberlik olduğu için işimiz de kolay oldu diyebilirim dedi.

İNŞALLAH OKAN HOCA İLE BERABER 5’İNCİ YILDIZI TAKARIZ

Teknik direktör Okan Buruk’u çok başarılı bulduğunu söyleyen Özbek, Okan hoca ile geldiğimiz günden itibaren temas halindeydik. Futbolculuk döneminden beri çok beğendiğim, çok iyi bir Galatasaraylı. Galatasaray’dan yetişmiş bir hoca olması, bizim kendisiyle istişaremizi hedef birliğimizi kolaylaştıran bir husus. Dolayısıyla ben de kendisini çok başarılı buluyorum. Bu sene de özellikle verdiği hizmetin takdire şayan olduğunu düşünüyorum. İnşallah bu sene sonunda şampiyonlukla beraber 5’inci yıldızı takarız. İnşallah orada da Okan hoca ile beraber gideriz, beşinci yıldızı da beraber takarız. Bunun için çalışıyoruz. Transfer dönemi henüz bitmedi. Bu hafta da var. Bu manada çalışmalarımız sürüyor. Transferle ilgili arkadaşlar yoğun çaba sarf ediyor. Bu haftayı da bekleyelim, göreceğiz şeklinde konuştu.

TÜRK FUTBOLU BU TİP TRANSFERLERE HASRET

Türkiye’de bir oyuncu için ödenen en yüksek bonservis bedeline ulaşarak Bayern Münih’e transfer olan Sacha Boey’un transfer sürecini de anlatan Özbek, şu ifadelerini kullandı

Boey’un satışı gerçek bir transfer başarısı olarak herkesin kabul ettiği bir şey. İlmek ilmek hazırlanmış bir şey. Sadece biz ve yönetimimiz tarafından olay bir şey değil. Burak Elmas başkanımız döneminde transferi yapılmış, demek ki o zaman performans gelişmesi ön görülmüş. Fatih hoca emek sarf etmiş. Ondan sonraki dönem Okan hoca emek sarf etmiş Boey’un gelişmesi için. Dolayısıyla bütün faktörler bir araya geldiği zaman Boey, Galatasaray’ın yıldız futbolcusu olarak bu sezonun bitimine kadar bize hizmet etti. Bundan sonra Boey’un transferiyle ilgili çalışmalar da ayrı bir önem arz ediyor. Ben geçmişte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Onların emekleri sayesinde Galatasaray başarılı bir transfer yaptı. Ondan sonraki dönemde yani taleplerin oluştuğu dönemde de benim ve arkadaşlarımın büyük emeği var. Özellikle Erden Bey’in futbol şubesini yöneten kişi olarak bu konuda da çalışmaları takdire şayandır. Transfer gecesi sabah 4’e kadar, Bayernliler de buradaydı. Çok yoğun bir çalışma, çok güzel bir strateji çerçevesinde bu transfer yapıldı. Erden kardeşimle beraber bir strateji kurduk. Bir telefon trafiği çerçevesinde kademe kademe istediğimiz rakamlara geldi. Başarılı bir transfer olarak bütün Türk halkını memnun ettiğini düşünüyorum. Çünkü; Türk futbolu bu tip transferlere hasret. Ülkeler arasında bunun fersah fersah üstünde transferler yapılırken Türkiye’de sanki bir kilit, limit varmış gibi Türkiye’den futbolcu şu fiyata çıkar, bu fiyata çıkar, bunun üstüne çıkmaz gibi bir görüş var. Dolayısıyla bu görüşü de yıktığımızı düşünüyorum. İnşallah bundan sonraki dönemde de Türk futbolu, futbolcu ihraç etmeye yönelir. Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Boey transferi de buna örnek teşkil eder. Ben hep şunu arzuluyorum. Bundan sonraki transferlerde bizi geçmeye çalışsınlar, geçsinler. Başka oyuncuyu 30, 40, 50 milyona satsınlar. Bu ülkemiz için gurur verici bir şey. Biz bu konuda bir kilometre taşı olduğumuz için de çok sevinçliyim.

FELSEFEMİZ BOEY’DAN 30 MİLYON GELDİ HADİ TRANSFER YAPALIM DEĞİL

Sacha Boey’un transferinden elde edilen 30 milyon Euro’luk bonservis bedelini hemen harcamak zorunda olmadıklarını dile getiren

Geçen sene Galatasaray’ın kasasına transferden giren bir şey var mıydı Yoktu. En azından böyle bir 30 milyon Euro yoktu. Yaptığımız transferlerin hacmine bakarsanız bu dediğiniz rakamın fersah fersah üstünde. Galatasaray’a hizmet edecek, Galatasaray’ı başarıya taşıyacak oyuncuların transferini yaptık. Bir yıldız yağmuru geçen sezon başında geldi. Demek ki felsefemiz şu değil. Boey’dan 30 milyon geldi hadi transfer yapalım değil. Biz transferi Galatasaray’ın ihtiyacına göre şekillendiren bir yönetimiz. Dediğim gibi geçen sene böyle bir transfer yoktu. Ama yapılan transferlerin altına çizgiyi çekin, bakın, nasıl yapılmış. Boey’dan para geldi, transfer yapacağız diye bir şey yok dedi.

MUSLERA BİZİM KIYMETLİMİZ

Takım kaptanı Muslera’nın sözleşmesiyle ilgili gelen bir soru üzerine Dursun Özbek, şöyle konuştu

Hem taraftar hem de başkan olarak aynı şekilde bakıyorum. Muslera bizim kıymetlimiz. Benim daha önceki başkanlı döneminde de Selçuk’un sonrasında takım kaptanımızdı. Çok değerli bir futbolcu. Galatasaray’a uzun yıllardır hizmet ediyor. Bu sorunun bir ayrılık rüzgarı gibi sorulmuş olması da beni rahatsız ediyor. Camialar ihtiyaçları çerçevesinde oyuncularını, bu kadar değerli oyuncusunu illa ki onun da arzusu çerçevesinde gerek sahada gerek yönetimde gerek idari kadroda değerlendirmek ister. Onun için böyle bir ayrılık rüzgarı gibi sorulması hoş değil. Bu benim tek başıma alabileceğim bir karar değil. Futbolu yöneten bir yönetim kurulu var. Muslera’nın isteği var. Şu anda bir tek şeye kitlenmiş vaziyetteyiz. O da bu sezon şampiyon olmak. Bu tartışmaların gündeme gelmesi, şampiyonluk yolundaki yürüyüşümüzü zayıflatır. Onun için biz ne seçim konuşuyoruz şu anda ne transfer. Transfer sezonunda yeni oyuncu almanın peşindeyiz. Ama takım içindeki yürüyüşü etkileyecek hiçbir konunun gündemimize girmesine izin vermiyoruz.

Dursun Özbek, transfer çalışmalarıyla ilgili, Az önce de ifade ettim. Arkadaşlarım çalışıyor. Önümüzde 5 günlük bir süre var. Bu sürenin sonunda kaç transfer yapmışız görürsünüz diye konuştu.

ARA TRANSFER DÖNEMİ ÇOK VERİMLİ GEÇEN BİR TRANSFER SEZONU DEĞİLDİR

Ara transfer döneminde transfer yapmanın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dursun Özbek, Ara transfer dönemi çok verimli geçen bir transfer sezonu değildir. Galatasaray iyi, yıldız oyuncuları transfer etmek üzere hareket eden bir kulüp. İyi bir oyuncu varsa, iyi oynuyorsa kulüp neden satsın. Kulübün finansal problemi, zorluğu varsa bunu çözmek için oyuncu satıyorsa rakamların ne kadar yüksek olacağını düşünmeniz lazım. Benim söylemim şuydu. Biz ihtiyacımız olan, bize fayda sağlayacak oyuncuları alalım. Bu kiralık da olabilir, bonservis de olabilir. Şunu da ifade ettim açıkçası. Ara sezon olduğu için sezonun sonunda Galatasaray’a daha iyi hizmet edecek futbolcu portföyüne ulaşabiliriz. Şu anda eksiklerimizi tamamlayacak seviyede transfer yapalım, bunun özellikle kiralık olması tercih edilir. Daha geniş bir havuzdan oyuncu almayı planladığınız zaman, kiralık olmasında fayda var. Bu dönemde bonservis vererek alınan futbolcuyu önümüzdeki sezona da taşımak zorunda kalırız. Bir yerde yeni gelecek yönetimin de bu karardan etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu çerçeve de yapılacak transferlerde kiralamanın en planda olması, Galatasaray’a uzun süre hizmet vereceğini düşündüğümüz bir futbolcu varsa da onun bonservisini öderiz. Geçtiğimiz iki sene zarfında 26’ya yakın futbolcu almışız. Bunun büyük bir kısmına da bonservis ödüyoruz. Galatasaray başkanı olarak şöyle bir endişem yok. ‘Bonservisi ödeyeyim veya ödemeyeyim’ böyle bir şey yok. Gerektiğinde de bonservisini öderim ama kulübün menfaatlerine geldiği zaman da kulübe uzun süre hizmet edecek futbolcu varsa elbette bonservis ödeyeceğim. Ama ara dönemde Galatasaray’a özellikle de önümüzde seçim olduğunu düşünürsek kiralık futbolcunun, kiralık bulunan alternatiflerin daha faydalı olacağını düşünüyorum. Yoksa arkadaşlarıma kesinlikle öyle bir talimat vermedim. Bonservisli bana oyuncu getirmeyin gibi bir talimatım yok şeklinde konuştu.

GALATASARAY KULÜBÜ BAŞKANI EĞER BAŞARISIZSA İSTİFA ÇAĞRISINDA BULUNULABİLİR, BUNU YADIRGAMIYORUM

Başarısız olmaları halinde taraftarın istifa çağrısında bulunabileceğini ve bunu yadırgamayacağını belirten Özbek, Galatasaray Kulübü Başkanı eğer başarısızsa bunu daha önce de yaşadım. İstifa çağrısında bulunulabilir. Bunu yadırgamıyorum. Neticede biz emanet bir görevdeyiz. Burası genel kurulun yönetmemiz için bize emanet ettiği bir yer. Elbette yanlış bir şey yaptığımızda da veya yönetemiyorsak bu çağrılar normaldir. Ama bunun yaptığınız işlerin memnuniyetsizliğinden daha ziyade bir anlık yanlış dezenformasyon sonucunda çıkmış bir şey olduğunu görüyorum. Onun için ifade ediyorum. ‘Bonservisli oyuncu getirmeyin’ böyle bir şey yok ama ara dönemde şu tercih edilir. Özellikle seçime giderken. Kiralık olması, kontratının da sezon sonu bitmesi tercih edilir. Bunu hiçbir zaman ‘Başkan bonservisle transfer yapmaktan kaçınıyor’ şeklinde yorumlamak mümkün değil ifadelerini kullandı.

GALATASARAYLI VEYA FENERBAHÇELİ DİYE BÖLÜNMEYİ VE BİRBİRİNE DÜŞMAN OLMAYI TEŞVİK EDİCİ SÖYLEMLER NİYE YAPILIR

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu’nun Şubat Ayı Olağan Toplantısı’ndaki açıklamalarına da cevap veren Özbek, Son divanı izlemedim ben fakat Fenerbahçe Kulübü Başkanı olacak zatın söyledikleri basına da yansıdı. Dolayısıyla tarafıma da geldi. Tabii hoş bir ifade tarzı değil. Bunu şöyle yorumluyorum ben. Fenerbahçe başkanı olacak kişi Vehbi Koç’un torunu. Bu kişi aynı zamanda iyi bir eğitim almış, Koç ailesinin bir mensubu. Türkiye için Koç ailesi önemli bir aile. Yurt dışında ve yurt içinde iyi bir eğitim görmüş, çok önemli eğitim almış. İyi bir iş hayatı var. Çok zengin bir aileye mensup. Peki böyle bir kişi niye Türk Futboluna bölünmeyi, kutuplaşmayı ve birbirine düşman olmayı getirmeye çalışır Türkiye’nin yüzde 75’i Galatasaray ve Fenerbahçe’den oluşuyor. Futbolla ilgilensin, ilgilenmesin veya takip etsin, etmesin bu bir gerçek. Bizim ağzımızdan çıkan kelimeler bu insanlara ulaşıyor. Bu insanları etkiliyor. Bu insanların bizim ifadelerimizden beklentileri var. Peki niye böyle bir kutuplaşmayı, Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır Çok düşündüm. Bu manada daha önce de böyle düşünmüştüm. Bir ifadem de vardı ve onun çok gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Şimdi Türkiye bulunduğu coğrafi konum ve demografik yapısı itibariyle düşmanları tarafından bölünmeye Türk, Kürt diye PKK vasıtasıyla ayrılıkçı kalkışma var. Alevi ve Sünni diye zaman zaman bunu kaşıyan düşmanlarımız var. FETÖ’cü olan veya olmayan diye 15 Temmuz’da kalkışma yaşadık. Türkiye’nin başında böyle belalar varken bir kişi Galatasaray’ı ve Fenerbahçe’yi birbirine düşman ederek hatta sokaklara çağırarak, hatta ‘bunları gördüğünüz yerde tokatlayın’ ifadeleri gibi ya da ‘gördüğünüz yerde fotoğrafını çekin’ gibi ifadeler kullanarak niye yapar O kişi aynı zamanda Türkiye’yi seven, Atatürkçü kimlikten ve etik değerleri yüksek olduğunu ifade ediyor. Peki kardeşim bu değerlere sahipsen niye böyle bir tavır içine giriyorsun. Başkanlığı kötüle, kulübü kötüle ve hiç ağza alınmayacak şekilde ifadeler kullan Galatasaray için. Benim aklıma iki şey geliyor. Birincisi Türkiye’yi çekemeyenlerin ve düşman olanların Türkiye’yi bölmek için çeşitli davranış biçimleri var. Acaba ben de diyorum böyle birisi bir proje mi Türkiye’yi ne PKK bölebilmiş ne FETÖ bölebilmiş. Yani kimse bölememiş. Türkiye’yi bölmek için yeni bir proje mi deniliyor yani. Galatasaraylı, Fenerli sokağa çıksın bu çağrılar var. Bunu çok sakıncalı buluyorum. Çok sakıncalı bir davranış biçimi. Dolayısıyla o kişiye (Ali Koç) şunu tavsiye ediyorum. Bundan vazgeç. Türkiye’nin huzura, birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Türkiye’nin bekasını tehlikeye atacak bu tartışmalar böyle başlar ve nerede duracağını bilemezsin. Onun için ben kendisine bu huzuru bozucu, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine kasteden davranış biçimi içerisinde olmamasını tavsiye ediyorum. Biz Galatasaray ve Fenerbahçe olarak mücadelemizi, bilek güreşimizi sahalarda yapalım. Bu kulüpler onun için kurulmuş. Bu kulüplerin birinci görevi sahada bu futbol aktivitesini sevdirebilmek, insanları hafta sonlarında hoş bir vakit geçirmelerini sağlamak ve takımlarıyla mutluluklar yaşamak için yapılan bir aktivite. Bu manada böyle düşünürsek olayların bu maksatla yapıldığını kabul edersek o kişi bir proje olarak kulübün başına geldiğini düşünüyorum. Peki diyelim ki öyle değil. Bu söylediklerim yanlış. Bu davranış biçimini değerlendirmek, bunların olmadığını ve daha önce söylediklerimin yok farz edildiği dönemde bu davranış biçimini nasıl değerlendiririz. O kişi iyi yetişmiş, zengin, iyi bir ailenin verdi, eğitimi çok üst düzeyde ve başarılı bir iş adamı. Bunların hepsini bir tarafa yazdığımız zaman bir tane eksik kalıyor. Çünkü bu patolojik bir olay haline geliyor. Demek ki bir parametre eksik. Burada sağlıklı olmayan bir durum hasıl oluyor. Onun için bu tavrın ve söylemlerin derinlemesine incelenmesi, bu manada o kişinin bazı desteklere ihtiyacı olabileceğini düşünüyorum. Bu tedavi edilmesi gereken bir husus. Dediğim bütün bu özellikleri bir araya getirdiğimiz zaman ülkenin birliği ve beraberliği için savaşmış, Atatürkçü, etik değerlere sahip Türkiye’yi düşünen bir kişinin bu manada Türkiye’yi bölmek için eğer bir proje değilsen o zaman kardeşim burada başka bir durum var. Patolojik bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde incelenip bunun süratle tedavi edilmesinin gerektiğini düşünüyorum dedi.

DERHAL KULÜPLER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINDAN İSTİFA ETMELİ

Kulüpler Birliği Vakfı’nın sezonun ilk toplantısında Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un kulüp başkanlarına yaptığı bir konuşmaya değinen Dursun Özbek, Fenerbahçe başkanı olan kişinin ifadelerine dikkat ettiğinizde hep bir mağduriyet çıkarma, hep bir ağlama hali var. Ağzımızdan çıkan laflara dikkat etmemiz gerekiyor. Bir kulübün başkanı, federasyonla kavga ediyor, MHK ile kavgalı, Tahkim ile kavgalı. Bütün takımlarla kavgalı. Bütün takımlarla kavgalı cümlemi de şöyle ifade etmek istiyorum. Kulüpler Birliği Vakfı’nın sezon açılışında o kişinin şöyle bir ifadesi oldu; Bu sene şampiyon olmak için, fıtratımda olan ve olmayan, elimden gelen ve gelmeyen her şeyi yapacağım dedi. Orada 20 tane ayrı takım vardı. Hepsi de Türk futbolu için önemli. 20 takımın da gönlünde şampiyonluk yatar. Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olarak bunları diğer 19 takıma söylüyorsun. Böyle bir laf edilir mi Sen eğer bu ifadenin arkasında duruyorsan, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanlığı görevini bırak, diye çağrıda bulundum. Bugün de bunu tekrarlıyorum. Derhal istifa etmeli. Ondan sonra Fenerbahçe Kulübü başkanı olarak istediklerini söyleyebilirsin şeklinde konuştu.

10 YILA YAKIN SÜREDİR ŞAMPİYON OLAMAMALARI TRAVMATİK BİR DURUM YARATIYOR

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda Haziran ayında yeni bir başkan ve yeni bir yönetim kurulu olacak açıklamasının hatırlatılması üzerine ise Özbek, Kaç kişi inandı bilmiyorum. Geçtiğimiz dönemde divan kurulu başkanları kendi aralarında toplanıyor ve sohbet ediyorlar. Biz kendilerini davet ettik, diğer kulübün divan başkanları bir araya geldi. Ben de onlara ‘hoş geldiniz’ dedim ve oradan ayrıldım. Fenerbahçe’nin divan başkanı bir müddet sonra beni aradı. ‘Sayın başkan, siz Ali Koç’un başkan olarak kalması bizim için çok iyi demişsiniz’ dedi. Ben de ‘Sen de oradaydın, belli bir süre sizinle beraber oldum ve sonra oradan ayrıldım. Bulunduğum süre içerisinde siz böyle bir cümlemi duydunuz mu’ dedim. ‘Duymadım’ dedi. Kendisiyle böyle bir telefon konuşmamız oldu. Demek ki bu algının peşindeler. ‘Ben başkanlığı bırakacağım, kulüp zaten 10 yıla yakın senedir şampiyon olamıyor, bu normal mi diye’ herkese soruyor. Kendisi aslında ‘Bu sene başkanlığı bırakacağım, ben şampiyon olayım’ demek istiyor. Bu konuşmayı kime söylüyor, muhatabını bulmak da zor. Şampiyonluk bir emeklilik ikramiyesi değildir dedim. Sahada mücadeleni edersin, kazanırsan şampiyon olursun. Kazanamazsan bunu unut. Böyle bir endişeleri var. 10 yıla yakın süredir şampiyon olamamaları travmatik bir durum yaratıyor. Bunun çaresi kavga ederek değil, mücadele etme becerisini daha iyi yönetmekle alakalı. Benim onlara bir ağabey tavsiyem şu; Yeşil sahanın içinde kalın. Enerjinizi performansınızı daha üst seviyeye çekmek için harcayın diye konuştu.

STANDARTLARDA BİR SAPMA OLMASAYDI ŞU ANDA BİZ ONLARIN 10 PUAN ÖNÜNDEYDİK

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Galatasaray’ın algı yaptığı yönündeki açıklamaları üzerine ise Dursun Özbek şunları söyledi

Hakem hatalarıyla ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Mukayeseye geldiği zaman Galatasaray’ın kayrıldığı ve Galatasaray’ın lehine yaklaşımlar olduğu ifade ediliyor. Hep bu yönde bir algı peşindeler. Başkanı, yardımcısı, çalışanı, hepsi bu bakış açısında. İncelediğinde şurası çok net, standartlarda bir sapma olmasaydı şu anda biz onların 10 puan önündeydik. Verilen, verilmeyen penaltılar, gösterilen kartlar dikkate alındığında bu ortaya çıkıyor. Bütün bunlar dikkate alındığında asıl mağdurun Galatasaray olduğunu herkesin kabul etmesi gerekiyor. Her konuşmasında bizim algı peşinde olduğumuzu ifade ediyor. Böyle bir şey olmaz. Algıyla ilgili çalışan tek kulüp Fenerbahçe. Göğsünü gere gere de bizim yaptığımızı söylüyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/spor-galatasaray-baskani-dursun-ozbekten-dhaya-onemli-aciklamalar/feed/ 0
Türkiye Müteahhitler Birliği’nin 34. Olağan Genel Kurulu’nda Erdal Eren yeniden başkanlığa seçildi https://www.haber28.com.tr/turkiye-muteahhitler-birliginin-34-olagan-genel-kurulunda-erdal-eren-yeniden-baskanliga-secildi/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-muteahhitler-birliginin-34-olagan-genel-kurulunda-erdal-eren-yeniden-baskanliga-secildi/#respond Sat, 27 Jan 2024 08:12:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3708 Türkiye Müteahhitler Birliğinin (TMB) 34. Olağan Genel Kurulu’nda Erdal Eren yeniden başkanlığa seçildi.

TMB’de yapılan Genel Kurul’da, Birliğin yeni yönetimi belirlenirken Eren başkanlığa yeniden getirildi.

Seçimin ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Eren, üyelerin hem oy birliğiyle hem de geçmiş dönemi ibra ederek kendisini yeni dönemde tekrar göreve seçtiklerine dikkati çekti.

Kahramanmaraş merkezli geçen yıl 6 Şubat’ta yaşanan depremlerden dolayı yurt dışında biraz daha aktif olmaya karar verdiklerini ifade eden Eren, bir dönem işlerin durduğu Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle ilişkilerin yeniden ısındığının altını çizdi.

Eren, “Suudi Arabistan özellikle çok büyük atılımın içinde. Prens Selman’ın 2030 vizyonu var. Yaklaşık 3 trilyon dolarlık yatırım yapacak ülkesinde, bunun 1,4 trilyon dolarını 3 yıl içindeki inşaat olarak anlatıyor. Dolayısıyla Suudi Arabistan’a çok büyük aktiviteyle geçen yıl faaliyetlerimizi artırmaya başladık.” dedi.

Kalkınma Yolu Projesi

Eren, önemli bir pazar olan Irak’ta, geçen yıl kurulan hükümetle, bekleyen yatırımların başladığını anlatarak, şunları kaydetti:

“Bunların en önemlisi Basra Körfezi’nden Türkiye’nin sınırına kadar olan yaklaşık 12 bin kilometrelik bir demir yolu ve oto yolu ağı. Bunun çok stratejik bir önemi var. Bu yolun adı Kalkınma Yolu. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri bu projenin finansmanını sağlamayı Irak’a taahhüt ediyorlar. Bizim Ulaştırma ve Ticaret Bakanlığımız çok yakından takip ediyor. Biz de çok yakından takip ediyoruz. Kalkınma Yolu tamamlandığında Avrupa’dan bütün transit taşımacılığın Türkiye üzerinden demir yolu ve kara yoluyla geçip Irak’tan Basra Körfezi’ne gitmesi planlanıyor.”

Eren, Kızıldeniz’de yaşanan gerilim nedeniyle deniz ticaretinin Ümit Burnu üzerinden Afrika kıtasının etrafından dolaşılarak yapıldığını hatırlatarak, “Çok ciddi bir maliyet farkı var. Bundan dolayı da bütün dünyanın ekonomisi etkileniyor. Bu yol (Kalkınma Yolu) o problemi de çözecek şekilde.” değerlendirmesinde bulundu.

Türk mühendisleri ve müteahhitleri olarak geçen yılki Irak ziyaretlerinde projeyi aynı süre içinde bitireceklerini dile getirdiklerini aktaran Eren, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de hem demir yollarında hem yap-işlet-devret otoyollarda bunu başarmış durumdayız. Ümit ediyorum ki yakın zamanda hem Suudi Arabistan’da yılda yaklaşık 10 milyar dolar hem de Irak’ta, sadece Kalkınma Yolu Projesi değil, hastaneler, okullar ve birçok ihtiyaç var. Orada yaklaşık 10 milyar dolar iş yapabilme kapasitesi oluşturursak, orta vadede, 30 ila 50 milyar dolar civarında yurt dışında yeni iş hacmini her yıl alabiliriz.”

Geçen yıl Suudi Arabistan’dan farklı alanlardan bakanların 6 kez Türkiye’ye geldiklerini belirten Eren, “Çok ciddi şekilde inşaatlara yeniden başlayacaklar. Türk firmalarını bekliyorlar. Geçtiğimiz senenin son çeyreğinde, bu görüşmelerin bir kısmı sözleşmeye bağlandı. Yaklaşık 2,7 milyar dolar sözleşmeyi imzaladık. Ama bunun yılda ortalama 10 milyar dolara çıkmasını hedefliyoruz.” dedi.

“Ukrayna’nın yeniden yapılandırılmasında rol alacağız”

Ukrayna-Rusya Savaşı’na da değinen Eren, Ukrayna’nın savaş sonrasında yeniden imar edileceğini, bu süreçte Ukraynalı makamlarla sürekli temas içinde bulunduklarını bildirdi.

Eren, “Zaten Ukrayna’da, bazı üyelerimiz üzerinden, savaş devam ederken de şantiyelerimizi açtık. Ümit ediyorum ki, Ukrayna’da savaş bir an önce biterse hem Rusya’da pazarımız çok büyük, işlerimiz var hem de Ukrayna’nın yeniden yapılandırmasında rol alacağız.” dedi.

“Kaynakçı, vinç, kepçe operatörü, kalıpçıya ihtiyacımız var”

Sektörlerdeki ara eleman sorununa da değinen Eren, bu sorunu sadece inşaat sektörünün değil, hizmet, turizm ve sanayi sektörünün de sürekli dile getirdiğini söyledi.

Şantiyelerde kaynakçı, vinç, kepçe operatörü, kalıpçıya ihtiyaç duyduklarını anlatan Eren, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sanat okullarının, meslek liselerinin sayısı artırılmalı. Bizim senede 3 milyon beyaz yakalıya, ülkemizin ekonomik gelişimi açısından ihtiyacımız yok. Ama 3 milyondan daha fazla mavi yakalıya ihtiyacımız var. Önümüzde kritik ve zor bir ekonomik dönem var. Maliye Bakanı’mız, Merkez Bankası Başkanı’mız bunları raporlarıyla anlatıyorlar.”

Yeni yönetim kurulu belirlendi

Öte yandan 3 yıl görev yapacak TMB’nin yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:

“Başar Arıoğlu, Ali Rıza Arslan, İhsan Çetinceviz, Müfit Eren, Deha Emral, Cahit Karakullukçu, Süheyla Çebi Karahan, Tevfik Öz, Erdem Tavas, Kartal Usluel, Murat Üstay ve Erdal Yenigün.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-muteahhitler-birliginin-34-olagan-genel-kurulunda-erdal-eren-yeniden-baskanliga-secildi/feed/ 0
Okan Buruk: İstanbulspor maçında daha iyi olmamız gerekiyordu https://www.haber28.com.tr/okan-buruk-istanbulspor-macinda-daha-iyi-olmamiz-gerekiyordu/ https://www.haber28.com.tr/okan-buruk-istanbulspor-macinda-daha-iyi-olmamiz-gerekiyordu/#respond Thu, 25 Jan 2024 23:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3590 Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Trendyol Süper Lig’de İstanbulspor’u 3-1 yendikleri maçta elde ettikleri galibiyete sevindiklerini ancak bu tip müsabakalarda daha iyi olmaları gerektiğini söyledi.

Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Buruk, böyle maçlara oyuncuları motive etmenin zor olduğunu dile getirerek, “Geçen haftaki 5-1’lik galibiyet, üstüne sahamızda İstanbulspor maçı. Oyuncularımızı motive etmek… Aslında oyun içinde çok fazla ikili mücadeleye girdik. Konsantrasyonumuzun çok kötü olduğunu düşünmüyorum ama rakibin dizilişinden dolayı eşleşmelerde sıkıntı yaşadık. Ana sıkıntımız, bizim daha çok üretmemiz gerekiyordu. Zaman zaman yine top kayıpları, yanlış tercihler vardı. Burada hem öndeki hem de orta sahadaki oyuncularımızın biraz daha hücum bölgesine katkıları gerekiyordu. Savunmadan, özellikle beklerin çıkışlarında doğru tercihleri yapamadık.” diye konuştu.

Okan Buruk, maçın ikinci yarısına bazı değişikliklerle başladıklarını belirterek, “3-1’lik bir galibiyet bizim için sevindirici ama bu tür oyunlara karşı daha iyi olmamız gerekiyor. Kendimizi daha iyi geliştirmemiz gerekiyor. İlk yarı verdiğimiz pozisyonlar vardı ama ikinci yarı pozisyon vermedik. Oyuncularımın bir sonraki maçta daha iyi olacağını düşünüyorum. Gaziantep FK ile oynayacağız. Onların da buna benzer bir dizilişi var. Bu maç, aslında bir sonraki maç için de bir hazırlık oldu. Kazanan bir takımız, kazanmaya devam etmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, sahalarında gösterdikleri başarılı performansla ilgili soruyu şöyle yanıtladı:

“İç sahada hem bizim performansımız hem de oluşturduğumuz atmosfer çok önemli. Burada taraftarlarımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bugün de takıma büyük güç verdiler. Bir kupa maçında bile 30 binli sayılara yaklaştık. Galatasaray taraftarı, stadını en çok dolduran taraftar. Takımın ve bizlerin kırdığı rekorlarda onların çok büyük payı var. Bizim kazanmamız gerekiyor. Galatasaray her maça kazanmak için çıkıyor. İç saha performansımız önemli. Bunu devam ettirmek istiyoruz. Bu sene içerde 11 maç üst üste kazandık. Hedefimiz bunu bir sonraki maçta da devam ettirmek. Tekrar camiamıza ve taraftarlarımıza teşekkür etmek istiyorum.”

“Sacha Boey’in ayrılmasından yana değilim”

Okan Buruk, transfer teklifleri alan sağ bekleri Sacha Boey’in ayrılmasından yana olmadığını ama bu konuda yönetimin alacağı karara saygı duyacaklarını dile getirdi.

Savunmanın soluna bir takviye yapmayı planladıklarını aktaran Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sol beke takviye yapmak istiyoruz. Angelino ayrılacak gibi gözüküyor. Teknik adam olarak Sacha Boey’in ayrılmasından yana değilim. Ama oluşacak şartlar, kulübün geleceği için önemli bir rakam gelirse bunu değerlendirecek başkanımız ve yönetim kurulumuz var. Onların kararına saygı duyacağız. Öyle bir konu olursa da biz de bu bölgeye de takviye yapmak isteyeceğiz. Yine Barış ve Kaan’ı kullandık. Oyunun içinde yer değiştirdiğimiz de oldu. İkisi hem sağ hem de sol bek oynayabiliyor. Bu dönemde bizim için önemli alternatifler. Ama orada direkt oynayacak oyuncular da almak istiyoruz. Sacha’nın durumu net değil. Teklif var. Uzun zamandır ilgilenen kulüpler var. Birçok oyuncumuzla ilgilenen kulüpler. Galatasaray değerli bir kadroya sahip. Kurduğumuz değerli kadro da her zaman teklif alacak. Ama bununla ilgili son kararı yönetimimiz verecek.”

Tecrübeli teknik adam, merkez orta sahada çok fazla oyuncuya sahip olduklarını ve bu bölgeye takviye yapmak gibi bir düşüncelerinin bulunmadığını anlatarak, “Transfer dönemi bir fırsat dönemi. Ne tür bir oyuncu önünüze gelecek bilemiyorsunuz. Mali anlamda kulübümüze yük olmayacak farklı bir profil çıkarsa düşünebiliriz. Ancak şu anki düşüncemiz elimizdeki oyuncuları kullanabilmek. Orada önemli bir oyuncu sayısına sahibiz. Şu anda 6 oyuncu var. Bu oyuncularla ilgili herhangi bir şey olursa o bölgede bir şey düşünebiliriz ama ilk düşüncem elimizdeki oyuncularla en iyisini yapabilmek. Geçen sene biliyorsunuz Zaniolo fırsatı olmuştu. O tür bir fırsat olursa buna açık olacağız. İlk düşüncem oynayacağımız maçları kazanmak.” değerlendirmesinde bulundu.

Hücumda Mauro Icardi ve Wilfried Zaha’yı bir arada oynatma planının olup olmadığı sorulan Buruk, “Zaha ve Icardi olabilir. Zaha ve Kerem kanatlarda, Mertens yine aynı mevkide olabilir. Barış var. Zaman zaman Barış’ı da ikinci forvet gibi kullandık. O da bizim opsiyonlarımızdan biri. Burada maç maç karar vereceğiz. Yoğun bir fikstüre giriyoruz. Bu süreçte oyuncularımızı dinlendirmemiz de gerekecek. Bütün opsiyonlar üzerinde duracağız. O da bizim için bir opsiyon.” ifadelerini kullandı.

Okan Buruk, maçın son bölümünde oyundan aldığı Barış Alper Yılmaz’ın herhangi bir sakatlığının olmadığını da sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/okan-buruk-istanbulspor-macinda-daha-iyi-olmamiz-gerekiyordu/feed/ 0
Feyyaz Uçar: “Yönetimden hakem istatistikçisi talebim olacak” https://www.haber28.com.tr/feyyaz-ucar-yonetimden-hakem-istatistikcisi-talebim-olacak/ https://www.haber28.com.tr/feyyaz-ucar-yonetimden-hakem-istatistikcisi-talebim-olacak/#respond Wed, 24 Jan 2024 00:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3405 – Feyyaz Uçar: “Yönetimden hakem istatistikçisi talebim olacak”

Beşiktaş Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar:

“Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyuncular”

“Ghezzal sözleşmeme sadık kalmak istiyorum dedi”

“Ligde de 3. olmak için elimizden geleni yapacağız”

“Vincent Aboubakar’ın durumuna hocamız karar verecek”

“Taraftarımızdan özür diliyorum”

İSTANBUL – Beşiktaş Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, hakem yönetimlerinden şikayetçi olduklarını dile getirerek, “Yönetimden hakem istatistikçisi talebim olacak” dedi. Transfer çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Uçar, “Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyuncular” dedi.

Beşiktaş, Süper Lig’in 22. haftasında konuk ettiği Adana Demirspor ile 0-0 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından siyah-beyazlı kulübün Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Hakemler konusunda yakınan Uçar, “Söyleyecek şeylerimiz var. Her maçtan sonra Süper Lig’deki çoğu takım gibi sizlere bir şeyin şikayetini yapmıyoruz. Bizim kültürümüzde, Beşiktaş’ta bu var. Sabırlıyızdır. Sabrımızın da taştığı oluyor. Bugün o anlardan biri. Benim futbolcuyken oynadığım takım (Beşiktaş) hakemden gol yedi. Arka direğe depar atan bir hakem bizim ceza sahamızda bize gol attı. Olabilir dedik. Talihsizliktir dedik. Şerefli ikinciliklerimiz var. Diğer takımlarda olmayan. Ama Merkez Hakem Kurulu’nda hiçbir şey değişmiyor. Biz artık yeter diyoruz. Geçen hafta Rebic’in ayağına basılması var. Kırmızı kart olması lazım. Hadi dedik skor kötü hakemin bahanesine sığınmayalım. Bugün penaltı pozisyonu var. Nedense Atilla Karaoğlan VAR’dan ikna olmuyor penaltı olduğuna. İki hafta önce penaltı var. Orada da ikna olmuyor ama VAR’dan ikna ediyorlar. Bu haftaki yönetim kurulunda Beşiktaş yönetiminden bir talebim olacak. Hakem istatistikçisi talebim olacak. Bu arkadaş eski bir arkadaş olacak büyük ihtimalle. En azından bugüne kadar bize karşı oldukları durumlardan bilgisi olabilir. Bu hakem arkadaş hangi maçı yönetmiş, kime sarı kart gösterilmiş, VAR ne kadar çağırmış, çağırmamış bütün konularda istatistik hazırlayacak. Biz de sizinle paylaşacağız. Son çaremizdi bu. Bunu yaptığımız için MHK adına üzgünüz. Hakem istatistikçisi yeni bir tabir. Bunu Türkiye’de sizin haberiniz olmadan yapan birçok kulüp var. Biz şeffaf olacağız.

Oyunla ilgili birçok pozisyonumuz var. Son vuruşlarda beceriksizdik. Oyuncular ellerinde geleni yaptılar. Rakibin 10 kişi kalması ve golün gelmemesi üzücü bir durum. Yola devam edeceğiz” diye konuştu.

“Kulüpte düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu var”

Transfer çalışmalarının gecikmesi hakkında da konuşan Feyyaz Uçar, “Transferle ilgili iki oyuncuyla sıcak temas yapıldı. Bizim tespit ettiğimiz iki ve üç mevkii var: stoper, ön libero ve forvet arkası. Öncelikli olarak stoper ve ön libero araştırdık. Ülkemizde şu anki durumunda yerli olarak bir Anadolu takımında veya diğer rakiplerimizde Beşiktaş’ta oynayacak stoper ve ön libero bulamadık. Yabancı transferine yöneldik. 14 yabancımız vardı. Sonra 13’e düştü. Sonra 12’ye indirdik. Bu arkadaşların çok güzel sözleşmeleri var. Kolay kolay sözleşmelerini terk etmek istemiyorlar. Bu kadar kolay para kazanacakları başka bir kulüp yoktur. Takımımızda düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu gördük. Zamana ihtiyacımız var. Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyunculardır. Allah’a şükür şu anda kurtulduk. İki sözleşmeden daha kurtulduk. Birini Svensson ile yabancı transferini yaptık. İki yabancı transferimiz daha olacak. Önümüzdeki sezon bizi şampiyonluğa götürecek oyuncularla sıcak temas sağlandı. Yarın veya diğer gün yüz yüze görüşülecek. Küçük ayrıntılar var. Büyük yol katedildi” şeklinde konuştu.

Sakatlanarak sezonu büyükihtimalle kapatan Amir Hadziahmetovic ve Alex Chamberlain hakkında da konuşan Uçar, “İkisinden de sözleşmelerini dondurmalarını talep ettik. Zor durumdayız. Alex’ten olumlu yanıt gelmedi. Amir ile görüşmeler var. İnşallah bize anlayış gösterecektir” ifadelerini kullandı.

Vincent Aboubakar’ın kulüpteki geleceğine Fernando Santos’un karar vereceğini söyleyen Feyyaz Uçar, “Takımın teknik patronu hocamızdır. Aboubakar’ın oynamasını istiyorsa onu tasarrufudur. Saygı duyarız. Bu şekilde çözülecek bu sorun da. Cenk ve Salih konusunda karşılıklı teklifler yapıldı. Hızlı ilerleyemiyoruz. Talepler yüksek. Hocanın isteği doğrultusunda eğer önümüzdeki sezonun kadrosunda görmek istiyorsa sözleşmeleri yenilenecek” açıklamalarında bulundu.

“Transfer çalışmalarımız devam ediyor”

Siyah-beyazlı ekibin transfer çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini kaydeden Feyyaz Uçar, “En yakın zamanda iki transfer yapılacak. 1-7 Şubat arasında Avrupa’da transfer bitince boşta kalan oyuncular olacak. O zaman diliminde 10 numara transferi arayışımız olacak. Afrika Uluslar Kupası’nda olup da bize faydalı olanlar döndüğü zaman Beşiktaş kadro kalitesini yükselteceğiz. İsim konusunda daha önce de söylemekten kaçındık. Eski evladımızla alakalı açıklama yapmıştık. Matic adayların arasında ancak alternatifler mevcut. Görüşmeler alternatifli şekilde devam ediyor. Mutlaka kararı verilecek. Bu hafta içinde olmasa da önümüzdeki hafta takıma katılacaklar. Sözleşmelerinden kurtulmak zorunda olduğumuz futbolculardan dolayı transferler gecikti. Ne yazık ki yollamadan yenisini alamıyoruz. Ghezzal sözleşmeme sadık kalmak istiyorum dedi. Söyleyecek bir şeyimiz kalmadı. Başkanımızın dediği kulüplerle PSG ve Chelsea, Avrupa’da diğer kulüplerle yakın ilişkiler var. Onların pilot takımı değiliz. Bize oyuncu yetiştirmiyorlar. Onlar kadar büyük bir takımız. İstediğimiz oyuncuları vermiyorlarsa arayışlara gireceğiz. Gelen oyuncular iyi takımlardan, iyi oyuncular olacak” diye konuştu.

“Taraftarımızdan özür diliyorum”

Siyah-beyazlı taraftarlardan özür dileyen Uçar, “Taraftarlarımızdan özür diliyorum. Anlayışlı olurlar, olmazlar tercihleridir. Geçen haftaki skor için, bugünkü skor için. Elimizden geleni yapıyoruz. Transferin neden geciktiğini de açıkladım. Gelecek sezon şampiyonluğa oynayan bir Beşiktaş izleyecek taraftarlarımız. Çünkü hak ediyorlar. Uzun yıllardır imkansızlıklara rağmen Beşiktaş aşklarından vazgeçmediler. Onlara teşekkür ediyorum. Sabır söz konusuydu. Elimizde olmayan sebeplerden dolayı. İnşallah güzel günler yaşayacağız. Bugünleri tekrar yaşadık. İnşallah tekrarı beraber göreceğiz” açıklamalarında bulundu.

Türkiye Kupası Son 16 Turu’nda Antalyaspor ile karşılaşacaklarının hatırlatılması üzerine Feyyaz Uçar, “Türkiye Kupası’nda da Antalyaspor ile karşılaşacağız. Güzel bir maç olacak. Evladımız Sergen Yalçın’ın takımı ile orada oynayacağız. Keyifli bir maç olacak. Onların da hedefi var. Sadece kupa hedef değil. Üçüncülük iddiamız devam ediyor. Ligde de 3. olmak için elimizden geleni yapacağız” diyerek sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/feyyaz-ucar-yonetimden-hakem-istatistikcisi-talebim-olacak/feed/ 0
Beşiktaş Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, Hakem Yönetimlerinden Şikayetçi https://www.haber28.com.tr/besiktas-yonetim-kurulu-uyesi-feyyaz-ucar-hakem-yonetimlerinden-sikayetci/ https://www.haber28.com.tr/besiktas-yonetim-kurulu-uyesi-feyyaz-ucar-hakem-yonetimlerinden-sikayetci/#respond Wed, 24 Jan 2024 00:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3399 Beşiktaş Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, hakem yönetimlerinden şikayetçi olduklarını dile getirerek, “Yönetimden hakem istatistikçisi talebim olacak” dedi. Transfer çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Uçar, “Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyuncular” dedi.

Beşiktaş, Süper Lig’in 22. haftasında konuk ettiği Adana Demirspor ile 0-0 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından siyah-beyazlı kulübün Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Hakemler konusunda yakınan Uçar, “Söyleyecek şeylerimiz var. Her maçtan sonra Süper Lig’deki çoğu takım gibi sizlere bir şeyin şikayetini yapmıyoruz. Bizim kültürümüzde, Beşiktaş’ta bu var. Sabırlıyızdır. Sabrımızın da taştığı oluyor. Bugün o anlardan biri. Benim futbolcuyken oynadığım takım (Beşiktaş) hakemden gol yedi. Arka direğe depar atan bir hakem bizim ceza sahamızda bize gol attı. Olabilir dedik. Talihsizliktir dedik. Şerefli ikinciliklerimiz var. Diğer takımlarda olmayan. Ama Merkez Hakem Kurulu’nda (MHK) hiçbir şey değişmiyor. Biz artık yeter diyoruz. Geçen hafta Rebic’in ayağına basılması var. Kırmızı kart olması lazım. Hadi dedik skor kötü hakemin bahanesine sığınmayalım. Bugün penaltı pozisyonu var. Nedense Atilla Karaoğlan VAR’dan ikna olmuyor penaltı olduğuna. İki hafta önce penaltı var. Orada da ikna olmuyor ama VAR’dan ikna ediyorlar. Bu haftaki yönetim kurulunda Beşiktaş yönetiminden bir talebim olacak. Hakem istatistikçisi talebim olacak. Bu arkadaş eski bir arkadaş olacak büyük ihtimalle. En azından bugüne kadar bize karşı oldukları durumlardan bilgisi olabilir. Bu hakem arkadaş hangi maçı yönetmiş, kime sarı kart gösterilmiş, VAR ne kadar çağırmış, çağırmamış bütün konularda istatistik hazırlayacak. Biz de sizinle paylaşacağız. Son çaremizdi bu. Bunu yaptığımız için MHK adına üzgünüz. Hakem istatistikçisi yeni bir tabir. Bunu Türkiye’de sizin haberiniz olmadan yapan birçok kulüp var. Biz şeffaf olacağız.

Oyunla ilgili birçok pozisyonumuz var. Son vuruşlarda beceriksizdik. Oyuncular ellerinde geleni yaptılar. Rakibin 10 kişi kalması ve golün gelmemesi üzücü bir durum. Yola devam edeceğiz” diye konuştu.

“Kulüpte düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu var”

Transfer çalışmalarının gecikmesi hakkında da konuşan Feyyaz Uçar, “Transferle ilgili iki oyuncuyla sıcak temas yapıldı. Bizim tespit ettiğimiz iki ve üç mevkii var: stoper, ön libero ve forvet arkası. Öncelikli olarak stoper ve ön libero araştırdık. Ülkemizde şu anki durumunda yerli olarak bir Anadolu takımında veya diğer rakiplerimizde Beşiktaş’ta oynayacak stoper ve ön libero bulamadık. Yabancı transferine yöneldik. 14 yabancımız vardı. Sonra 13’e düştü. Sonra 12’ye indirdik. Bu arkadaşların çok güzel sözleşmeleri var. Kolay kolay sözleşmelerini terk etmek istemiyorlar. Bu kadar kolay para kazanacakları başka bir kulüp yoktur. Takımımızda düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu gördük. Zamana ihtiyacımız var. Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyunculardır. Allah’a şükür şu anda kurtulduk. İki sözleşmeden daha kurtulduk. Birini Svensson ile yabancı transferini yaptık. İki yabancı transferimiz daha olacak. Önümüzdeki sezon bizi şampiyonluğa götürecek oyuncularla sıcak temas sağlandı. Yarın veya diğer gün yüz yüze görüşülecek. Küçük ayrıntılar var. Büyük yol katedildi” şeklinde konuştu.

Sakatlanarak sezonu büyükihtimalle kapatan Amir Hadziahmetovic ve Alex Chamberlain hakkında da konuşan Uçar, “İkisinden de sözleşmelerini dondurmalarını talep ettik. Zor durumdayız. Alex’ten olumlu yanıt gelmedi. Amir ile görüşmeler var. İnşallah bize anlayış gösterecektir” ifadelerini kullandı.

Vincent Aboubakar’ın kulüpteki geleceğine Fernando Santos’un karar vereceğini söyleyen Feyyaz Uçar, “Takımın teknik patronu hocamızdır. Aboubakar’ın oynamasını istiyorsa onu tasarrufudur. Saygı duyarız. Bu şekilde çözülecek bu sorun da. Cenk ve Salih konusunda karşılıklı teklifler yapıldı. Hızlı ilerleyemiyoruz. Talepler yüksek. Hocanın isteği doğrultusunda eğer önümüzdeki sezonun kadrosunda görmek istiyorsa sözleşmeleri yenilenecek” açıklamalarında bulundu.

“Transfer çalışmalarımız devam ediyor”

Siyah-beyazlı ekibin transfer çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini kaydeden Feyyaz Uçar, “En yakın zamanda iki transfer yapılacak. 1-7 Şubat arasında Avrupa’da transfer bitince boşta kalan oyuncular olacak. O zaman diliminde 10 numara transferi arayışımız olacak. Afrika Uluslar Kupası’nda olup da bize faydalı olanlar döndüğü zaman Beşiktaş kadro kalitesini yükselteceğiz. İsim konusunda daha önce de söylemekten kaçındık. Eski evladımızla alakalı açıklama yapmıştık. Matic adayların arasında ancak alternatifler mevcut. Görüşmeler alternatifli şekilde devam ediyor. Mutlaka kararı verilecek. Bu hafta içinde olmasa da önümüzdeki hafta takıma katılacaklar. Sözleşmelerinden kurtulmak zorunda olduğumuz futbolculardan dolayı transferler gecikti. Ne yazık ki yollamadan yenisini alamıyoruz. Ghezzal sözleşmeme sadık kalmak istiyorum dedi. Söyleyecek bir şeyimiz kalmadı. Başkanımızın dediği kulüplerle PSG ve Chelsea, Avrupa’da diğer kulüplerle yakın ilişkiler var. Onların pilot takımı değiliz. Bize oyuncu yetiştirmiyorlar. Onlar kadar büyük bir takımız. İstediğimiz oyuncuları vermiyorlarsa arayışlara gireceğiz. Gelen oyuncular iyi takımlardan, iyi oyuncular olacak” diye konuştu.

“Taraftarımızdan özür diliyorum”

Siyah-beyazlı taraftarlardan özür dileyen Uçar, “Taraftarlarımızdan özür diliyorum. Anlayışlı olurlar, olmazlar tercihleridir. Geçen haftaki skor için, bugünkü skor için. Elimizden geleni yapıyoruz. Transferin neden geciktiğini de açıkladım. Gelecek sezon şampiyonluğa oynayan bir Beşiktaş izleyecek taraftarlarımız. Çünkü hak ediyorlar. Uzun yıllardır imkansızlıklara rağmen Beşiktaş aşklarından vazgeçmediler. Onlara teşekkür ediyorum. Sabır söz konusuydu. Elimizde olmayan sebeplerden dolayı. İnşallah güzel günler yaşayacağız. Bugünleri tekrar yaşadık. İnşallah tekrarı beraber göreceğiz” açıklamalarında bulundu.

Türkiye Kupası Son 16 Turu’nda Antalyaspor ile karşılaşacaklarının hatırlatılması üzerine Feyyaz Uçar, “Türkiye Kupası’nda da Antalyaspor ile karşılaşacağız. Güzel bir maç olacak. Evladımız Sergen Yalçın’ın takımı ile orada oynayacağız. Keyifli bir maç olacak. Onların da hedefi var. Sadece kupa hedef değil. Üçüncülük iddiamız devam ediyor. Ligde de 3. olmak için elimizden geleni yapacağız” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/besiktas-yonetim-kurulu-uyesi-feyyaz-ucar-hakem-yonetimlerinden-sikayetci/feed/ 0
Beşiktaş Kulübü Futbol Şubesi Sorumlusu Feyyaz Uçar: İki yabancı transferimiz daha olacak https://www.haber28.com.tr/besiktas-kulubu-futbol-subesi-sorumlusu-feyyaz-ucar-iki-yabanci-transferimiz-daha-olacak/ https://www.haber28.com.tr/besiktas-kulubu-futbol-subesi-sorumlusu-feyyaz-ucar-iki-yabanci-transferimiz-daha-olacak/#respond Tue, 23 Jan 2024 23:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3396

Beşiktaş Kulübü Futbol Şubesi Sorumlusu Feyyaz Uçar, “İki yabancı transferimiz daha olacak. Önümüzdeki sezon bizi şampiyonluğa götürecek oyuncularla sıcak temas sağlandı. Yarın veya diğer gün yüz yüze görüşülecek. Küçük ayrıntılar var. Büyük yol kat edildi” dedi.

Beşiktaş, Süper Lig’in 22’nci haftasında konuk ettiği Adana Demirspor ile 0-0 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından siyah-beyazlı kulübün futbol şubesi sorumlusu Feyyaz Uçar, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Hakem yönetimine eleştiride bulunarak sözlerine başlayan Uçar, “Söyleyecek şeylerimiz var. Her maçtan sonra Süper Lig’deki çoğu takım gibi sizlere bir şeyin şikayetini yapmıyoruz. Bizim kültürümüzde, Beşiktaş’ta bu var. Sabırlıyızdır. Sabrımızın da taştığı oluyor. Bugün o anlardan biri. Benim futbolcuyken oynadığım takım (Beşiktaş) hakemden gol yedi. Arka direğe depar atan bir hakem bizim ceza sahamızda bize gol attı. Olabilir dedik. Talihsizliktir dedik. Şerefli ikinciliklerimiz var. Diğer takımlarda olmayan. Ama Merkez Hakem Kurulu’nda (MHK) hiçbir şey değişmiyor. Biz artık yeter diyoruz. Geçen hafta Rebic’in ayağına basılması var. Kırmızı kart olması lazım. Hadi dedik skor kötü hakemin bahanesine sığınmayalım. Bugün penaltı pozisyonu var. Nedense Atilla Karaoğlan VAR’dan ikna olmuyor penaltı olduğuna. İki hafta önce penaltı var. Orada da ikna olmuyor ama VAR’dan ikna ediyorlar. Bu haftaki yönetim kurulunda Beşiktaş yönetiminden bir talebim olacak. Hakem istatistikçisi talebim olacak. Bu arkadaş eski bir arkadaş olacak büyük ihtimalle. En azından bugüne kadar bize karşı oldukları durumlardan bilgisi olabilir. Bu hakem arkadaş hangi maçı yönetmiş, kime sarı kart gösterilmiş, VAR ne kadar çağırmış, çağırmamış bütün konularda istatistik hazırlayacak. Biz de sizinle paylaşacağız. Son çaremizdi bu. Bunu yaptığımız için MHK adına üzgünüz. Hakem istatistikçisi yeni bir tabir. Bunu Türkiye’de sizin haberiniz olmadan yapan birçok kulüp var. Biz şeffaf olacağız” ifadelerini kullandı.

“İKİ OYUNCUYLA SICAK TEMAS YAPILDI”

Adana Demirspor mücadelesini değerlendiren ve siyah-beyazlı ekibin transfer gündemine ilişkin de konuşan Feyyaz Uçar, sözlerine şöyle devam etti:

“Maçta birçok pozisyonumuz var. Son vuruşlarda beceriksizdik. Oyuncular ellerinde geleni yaptılar. Rakibin 10 kişi kalması ve golün gelmemesi üzücü bir durum. Yola devam edeceğiz. Transferle ilgili iki oyuncuyla sıcak temas yapıldı. Bizim tespit ettiğimiz iki ve üç mevkii var: stoper, ön libero ve forvet arkası. Öncelikli olarak stoper ve ön libero araştırdık. Ülkemizde şu anki durumunda yerli olarak bir Anadolu takımında veya diğer rakiplerimizde Beşiktaş’ta oynayacak stoper ve ön libero bulamadık. Yabancı transferine yöneldik. 14 yabancımız vardı. Sonra 13’e düştü. Sonra 12’ye indirdik. Bu arkadaşların çok güzel sözleşmeleri var. Kolay kolay sözleşmelerini terk etmek istemiyorlar. Bu kadar kolay para kazanacakları başka bir kulüp yoktur. Takımımızda düz koşuyla garanti parasını alan birçok oyuncu gördük. Zamana ihtiyacımız var. Transferlerin gecikmesinin sebebi sözleşmelerinden kurtulamadığımız oyunculardır. Allah’a şükür şu anda kurtulduk. İki sözleşmeden daha kurtulduk. Birini Svensson ile yabancı transferini yaptık. İki yabancı transferimiz daha olacak. Önümüzdeki sezon bizi şampiyonluğa götürecek oyuncularla sıcak temas sağlandı. Yarın veya diğer gün yüz yüze görüşülecek. Küçük ayrıntılar var. Büyük yol kat edildi.”

CHAMBERLAIN SÖZLEŞME DONDURMA TEKLİFİNİ KABUL ETMEDİ

Uçar, yabancı sayısını düşürmek adına sakatlığı nedeniyle uzun süre sahalardan uzak kalacak İngiliz futbolcu Alex Oxlade-Chamberlain ve Bosna Hersekli oyuncu Amir Hadziahmetovic’ten sözleşme dondurmayı talep ettiklerini açıkladı.

Zor durumda olduklarını belirten Feyyaz Uçar, “İkisinden de talep ettik. Alex’ten olumlu yanıt gelmedi. Amir ile görüşmeler var. İnşallah bize anlayış gösterecektir” diye konuştu.

Aboubakar’ın takımda kalıp kalmayacağına ise teknik direktör Fernando Santos’un karar vereceğini aktardı.

CENK VE SALİH’TE TALEPLER YÜKSEK

Sözleşmeleri sezon sonunda bitecek Cenk Tosun ve Salih Uçan ile yeniden anlaşma konusunda hızlı ilerleyemediklerini anlatan Uçar, “Cenk ve Salih konusunda karşılıklı teklifler yapıldı. Hızlı ilerleyemiyoruz. Talepler yüksek. Hocanın isteği doğrultusunda eğer önümüzdeki sezonun kadrosunda görmek istiyorsa sözleşmeleri yenilenecek” dedi.

“BEŞİKTAŞ KADRO KALİTESİNİ YÜKSELTECEĞİZ”

En yakın zaman iki transferin yapılacağının altını çizen siyah-beyazlı yönetici, “1-7 Şubat arasında Avrupa’da transfer bitince boşta kalan oyuncular olacak. O zaman diliminde 10 numara transferi arayışımız olacak. Afrika Uluslar Kupası’nda olup da bize faydalı olanlar döndüğü zaman Beşiktaş kadro kalitesini yükselteceğiz” şeklinde konuştu.

“MATIC ADAYLARIN ARASINDA”

Sırp orta saha Nemanja Matic ile ilgili basında çıkan transfer iddialarına da değinen Feyyaz Uçar, “İsim konusunda daha önce de söylemekten kaçındık. Eski evladımızla alakalı açıklama yapmıştık. Matic adayların arasında ancak alternatifler mevcut. Görüşmeler alternatifli şekilde devam ediyor. Mutlaka kararı verilecek. Bu hafta içinde olmasa da önümüzdeki hafta takıma katılacaklar. Sözleşmelerinden kurtulmak zorunda olduğumuz futbolculardan dolayı transferler gecikti. Ne yazık ki yollamadan yenisini alamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Uçar, Rachid Ghezzal’ın sözleşmesindeki opsiyonun kaldırılmasıyla ilgili bir soruya “Ghezzal, sözleşmeme sadık kalmak istiyorum dedi. Söyleyecek bir şeyimiz kalmadı” yanıtını verdi.

“İYİ TAKIMLARDAN İYİ OYUNCULAR GELECEK”

Feyyaz Uçar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başkanımızın dediği kulüplerle PSG ve Chelsea, Avrupa’da diğer kulüplerle yakın ilişkiler var. Onların pilot takımı değiliz. Bize oyuncu yetiştirmiyorlar. Onlar kadar büyük bir takımız. İstediğimiz oyuncuları vermiyorlarsa arayışlara gireceğiz. Gelen oyuncular iyi takımlardan, iyi oyuncular olacak.”

“TARAFTARLARDAN ÖZÜR DİLİYORUM”

Siyah-beyazlı taraftarlara da seslenen Uçar, “Taraftarlarımızdan özür diliyorum. Anlayışlı olurlar, olmazlar tercihleridir. Geçen haftaki skor için, bugünkü skor için. Elimizden geleni yapıyoruz. Transferin neden geciktiğini de açıkladım. Gelecek sezon şampiyonluğa oynayan bir Beşiktaş izleyecek taraftarlarımız. Çünkü hak ediyorlar. Uzun yıllardır imkansızlıklara rağmen Beşiktaş aşklarından vazgeçmediler. Onlara teşekkür ediyorum. Sabır söz konusuydu. İnşallah güzel günler yaşayacağız. Bugünleri tekrar yaşadık. İnşallah tekrarı beraber göreceğiz” diye konuştu.

“HEDEF KUPA VE 3’ÜNCÜLÜK”

Bir basın mensubunun “Türkiye Kupası’nı almak Beşiktaş için başarı mıdır?” sorusuna Uçar, “Türkiye Kupası’nda da Antalyaspor ile karşılaşacağız. Güzel bir maç olacak. Evladımız Sergen Yalçın’ın takımı ile orada oynayacağız. Keyifli bir maç olacak. Onların da hedefi var. Sadece kupa hedef değil. Üçüncülük iddiamız devam ediyor. Ligde de 3’üncü olmak için elimizden geleni yapacağız” yanıtını vererek sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/besiktas-kulubu-futbol-subesi-sorumlusu-feyyaz-ucar-iki-yabanci-transferimiz-daha-olacak/feed/ 0
Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası’nda Ümraniyespor’u 4-1 mağlup etti https://www.haber28.com.tr/galatasaray-ziraat-turkiye-kupasinda-umraniyesporu-4-1-maglup-etti/ https://www.haber28.com.tr/galatasaray-ziraat-turkiye-kupasinda-umraniyesporu-4-1-maglup-etti/#respond Thu, 18 Jan 2024 23:36:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2983

Ziraat Türkiye Kupası 5’inci tur maçında Galatasaray, sahasında ağırladığı Ümraniyespor’u 4-1 mağlup etti. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ve Ümraniyespor Teknik Direktörü Mustafa Gürsel açıklamalarda bulundu. Türkiye Kupası’nı en çok kazanan takım olduklarını hatırlatan Okan Buruk, “Türkiye Kupası bizim için önemli ve değerli bir kupa. En çok kazanan takımız. Hedefimizi tekrar kupayı kazanmak. Erken şanssız gol yedik. Devamında reaksiyon gösterdik. İkinci yarının başından oynadığımız, çok fazla pozisyona girdik. Güzel bir galibiyet oldu. Karşımızda futbol oynamaya çalışan, iyi bir takım vardı. Bu anlamda Ümraniyespor’u ve Mustafa Hocayı kutlarım. Bu maçta deneme şansları oluyor, bunları denedik. Olumlu oldu. Dakikaları doğru dağıttık. Maç onunda turu geçmek, oyunu istediğimiz götürmek ve sakatlıksız bir maç oldu. Bu anlamda mutluyuz. Davinson uzun bir aradan sonra oynadı. Planlamamız da bu şekildeydi. Icardi de döndü. Bu sabah ilk antrenmana çıktı. Sergio Oliveira sakat olarak takımımızda devam ediyor. 2-3 hafta sonra saha çalışmalarına başlamasını düşünüyoruz. Eksiğimiz milli takımdaki 2 oyuncumuz var. Bu süreçte genç oyuncularımız olumlu sinyal verdi. Hepsini oynatamadık. Oynattığımız oyuncular da ellerinden geleni yaptı” ifadelerini kullandı.

Davinson Sanchez’in oynayabilecek durumda olduğunu ifade eden Buruk, “Onunla ilgi de bilgi kirliği vardı. Düşündüğümüz gibi 30 dakika oynadı. Oynayabilecek düzeyde. Artık hazır durumda. Onu değerlendireceğiz” dedi.

“İLK UZUN MAÇI OLMASINA RAĞMEN BEKLENTİM OLUMLU”

Genç futbolcu Eyüp Aydın’ın performansını değerlendiren Okan Buruk, “İlk defa oynadı, oynadığı küçük dakikaları dışında. Mevki olarak daha orta sahada ikili oynayan, 8 gibi oynayan bir oyuncu. İkili orta saha oynamaya alışık bir oyuncu. Biz onu forvet arkasında kullandık. Genel olarak ilk uzun maçı olmasına rağmen beklentim olumlu. O bölgede çok fazla oyuncumuz var. Hepsinin iyi durumda olması, orta saha rotasyonunda daha az sürelerde verebiliyor. Berkan’ın, Kerem’in, Ndombele’nin performansı orta sahadaki oyuncularımızın gücünü gösteriyor. Bugün Kaan’ı kullanmadık. Ufak ağrıları var. Kaan’ı da hiç kullanmadık. Genel olarak bizim için iyi bir karşılaşma oldu. İstediklerimize ulaştık” şeklinde konuştu.

“BİLGİM YOK”

Victor Nelsson’a teklif gelip, gelmediğinden bilgisi olmadığını aktaran Okan Buruk, “Teklif geldi, gelmedi mi bilgim yok. Bu tür haberler çıkabiliyor. Abdülkerim, Milan’a haberi çıktı. Victor, Napoli haberi çıktı. Bunlar iyi ve değerli oyuncular. İyi oynuyorlar. Avrupa’da piyasası olan oyuncular. Bu teklifler olabilir, düşünceler olabilir. Bana ulaşan bir şey yok” sözlerini sarf etti.

“OYNADIĞI HER MEVKİDE EN İYİSİNİ YAPMAYA ÇALIŞIYOR”

Barış Alper Yılmaz’ın oynadığı her mevkide en iyisini yapmaya çalıştığını belirten Buruk, “Kaleye geç desek hiçbir şey demeden, ‘Yaparım hocam’ deyip kaleye geçecek. Oynadığı her mevkide en iyisini yapmaya çalışıyor. Bugün sağ bekte hücuma destek verdi. Gol de attı. İki kaleye de attı. Gol attıktan sonra da ‘İki kaleye de attın’ dedim. Barış’ı seyretseniz dışarıdan gelen biri olarak çok değerli oyuncu olduğunu, oynadığı mevikilerden değerin ne kadar arttığını daha net bir şekilde görebilirsiniz. Barış gibi Kaan Ayhan gibi farklı mevkiler oynayabilen oyuncular önemli” ifadelerini kullandı.

“DÜŞÜNCEMİZ ANTRENMANI GÖRÜP KARAR VERMEK”

Mauro Icardi ile ilgili karalarını yarın ve cumartesi gün yapılacak antrenmandan sonra vereceklerini ifade eden Okan Buruk, “Onunla ilgili net kararımızı vereceğiz. Orada birçok seçeneğimiz var. Icardi de onlardan biri. Cumartesi günü son antrenmanda karar vereceğiz. 2 gün durumlarını görmek için bizim ölçü olacak. Tam olarak düşüncemiz yarın ve cumartesi antrenmanı görüp karar vermek” dedi.

Okan Buruk, Halil Dervişoğlu hakkında ise şu ifadeleri kullandı:

“Milli bir oyuncu. Hollanda’dan İngiltere’ye transfer olmuş bir oyuncu. Oynadığı 3-4 maç üzerinden değerlendirmek tam tam olarak doğru olmayabilir. Halil’in yanında oynayan oyuncular da önemli. Hücum hattımız mükemmel oynamadı. Halil elinden geleni yapmaya çalıştı. Bunu Icardi için de söyledim. Ona ne kadar top geliyor, ne kadar pozisyona sokabiliyoruz santrforları önemli. Bugün penaltıdan attı ama bu moralini yükseltebilecek bir şey. Bakambu milli takımdan döndükten sonra yine hücum bölgesinde yarış başlayacak. Bu yarışta bütün oyuncularımızı kullanmaya çalışıyoruz. Halil antrenmanlarda bunları gösterebiliyor. Farklı bölgelerde oynaması bizim için kullanabileceğimiz biri olduğunu gösteriyor.”

“ÖNCELİĞİMİZ SOL BEK”

Transfer önceliklerinin sol bek olduğunu dile getiren Buruk, “Sol beke bir takviye yapacağız. Bu yerli de, yabancı da olabilir. İkisi de olabilir. İstediğimiz, görüştüğümüz ve düşündüğümüz oyuncular var. Diğer bölgeler için elimizden olan oyuncular var. Elimizden olan oyunculardan herhangi bir satış gerçekleşirse, kulübün de kasasına girecek bir para da önemli. İlk düşüncemiz maçları elimizdeki oyuncularla oynayabilmek. Önceliğimiz sol bek. İlk istediğim teknik adam olarak sol bek. Geçen sene de bunu yaşadık. Geçen seneki Zaniolo örneği gibi. Kadromuzu bir oyuncu katıyorsak bizi ileriye götürecek, katkı sağlayacak, önemli performans verecek bir oyuncu katmak istiyoruz. İyi oyuncular sahibiz. 9 tane yeni oyuncu geldi. Bunların hepsinden performans almaya çalışıyoruz. Bazılarından daha az verim aldık, bazılarından fazla verim aldık. Burada değişim de her zaman olabilir” şeklinde konuştu.

Buruk sözlerine şu ifadelerle nokta koydu:

“Çok yoğun bir tempo. Şampiyon olan takımlarımızın birçoğu bir sonraki sene başarısızlık yaşadı. Birçok oyuncumuz da takımımızın en önemli oyuncularından biri, Türkiye’nin çok sevdiği Icardi Beşiktaş maçı sonrasında birçok maçına iğne ile çıktı. Son 3 haftaya baktığımızda daha çok oyuncuya ihtiyacımız oldu. Bizim gibi 3 kulvarda oynayan takım için geniş kadro çok önemli. Burada kaliteli, çok iyi oyuncular aldık. Hatırlıyorum herkes, ‘Galatasaray, Premier Lig’e yakın bir kadro kurdu’ diye övgüler yağdırdı. Bu kadroyu en iyi halde yarıştırmaya çalışıyoruz. Çok fazla oyuncu, çok geniş kadroya çok ihtiyacımız olacak. Lig durmuyor, sadece martta bir ara var. Türkiye Kupası ve Avrupa ile birlikte hangi maç sayısını oynayacağımız da belli değil. Çok fazla oyuncu ile oynamak yönetmesi zor olsa da ihtiyaç da bu şekilde.”

MUSTAFA GÜRSEL: KENDİ OYUNUMUZU OYNAMAYA ÇALIŞTIK

Sözlerine Galatasaray’ı tebrik ederek başlayan Ümraniyespor Teknik Direkörü Mustafa Gürsel, “Biz kendi oyunumuzu oynayan, bunun için mücadele eden bir takımız. Kendi oyunumuzu oynamaya çalıştık. Galatasaray ile burada oynamak bizim için çok güzel duygu. Takımımın bu seviyede neler yapabileceğini gördük. Maçtan bunları almak önemliydi. Bu oyunumuzu geliştirerek lige yansıtmak önemli. Buradan alacağımızı aldık. Önümüzdeki lig maçlarına bakacağız. Galatasaray’ı tebrik ediyorum” dedi.

“HİÇ BEKLENTİM YOK”

Transfer yasağıyla ilgili de konuşan Gürsel, “Şu anda kalkacak gibi görünmüyor. Büyük bir sorun değil aslında ortadaki. Çoğu takımın içinde bulunduğu durum gibi birkaç dosya var. Büyük meblağlar değil. Altından kalkabilecek bir durum. Bizim de elimizde değerli oyuncular var. Onları geliştirip, hedeften şaşmadan hedefe gitmek. O taraf açılırsa ondan sonra düşünürüz. Ben açılmayacak gibi bakıyorum. Hiç beklentim yok” diyerek sözlerini noktaladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/galatasaray-ziraat-turkiye-kupasinda-umraniyesporu-4-1-maglup-etti/feed/ 0
Sağlıkta şiddette korkutan rapor: Şehirde bıçak silah, kırsalda balta keser https://www.haber28.com.tr/saglikta-siddette-korkutan-rapor-sehirde-bicak-silah-kirsalda-balta-keser/ https://www.haber28.com.tr/saglikta-siddette-korkutan-rapor-sehirde-bicak-silah-kirsalda-balta-keser/#respond Sat, 30 Dec 2023 22:00:22 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1513

İMDAT Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin sağlıkta şiddeti araştırdığı raporu çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. İMDAT Derneği Başkanı Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Polat, son 1 yıl içinde olay sayısının yüzde 86’ya varan oranda arttığını söyledi. Polat, “Her 4 olgunun 3’ü sözel başlayıp fiziksel şiddete dönüşüyor. Korkutucu olan ise ateşli silah ya da bıçak gibi alet kullanımının yükselmiş olması. Kırsalda balta, keser, taş, hatta pompalı tüfekle sağlıkçılara saldırı olurken, şehirde daha çok bıçak ve silah görüyoruz. Maalesef her 5 olgunun 1 ‘inde adli sürecin dahi başlatılmadığını gözlüyoruz” dedi. Prof. Dr. Polat, “Ama beyzbol sopası satışları Amerika’dan sonra dünyada en çok Türkiye’de. Hepsi sadece kavga etmek, dövüşmek ve birbirini dövmek için satılıyor. Şiddet, yaşamımızın çok içerisinde ve sanki çözümün bir parçası gibi algılanıyor” diye konuştu.

İMDAT Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin yaptığı “Sağlıkta Şiddet” araştırması sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, sağlıkta şiddet olayları bir yıl önceye göre yüzde 86 oranında artış gösterdi. İMDAT Derneği Başkanı ve Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Polat, en dikkat çekenin artık tabanca, bıçak,  balta, keser, pompalı tüfek gibi silahların şiddette çok sık görülmesi olduğunu kaydetti. Rapora göre 1 Ocak ile 20 Aralık 2023 tarihleri arasında sadece medyaya yansıyan “sağlıkta şiddet” olay sayısı 457. Saldırıların yaklaşık yüzde 43’ü hemşirelere, yüzde 41’i hekimlere, yüzde 15.8’i ise yardımcı sağlık personeline yapılıyor. Saldırıların yüzde 60’dan fazlası ise hasta yakınları tarafından gerçekleştiriliyor. Şiddet vakalarının yüzde 75’i hem sözel hem fiziksel şiddet olarak kaydedilirken, şiddet olaylarının yüzde 86’sı darp ile yüzde 14’ü ise ateşli ve silahlı saldırı şeklinde gerçekleşiyor. Ancak tüm bunlara rağmen şiddet olaylarının 5’te biri, adli süreçlere bile yansımadan kapatılıyor. Sağlıkta şiddetin en çok görüldüğü branşlarda ise başı, acil servis, genel cerrahi ve kadın doğum çekiyor.

“10 VAKADAN 9’U SÖZEL ŞİDDETLE BAŞLIYOR”

Prof. Dr. Polat, “Şiddet Önleme ve Rehabilitasyon Derneği olarak her yıl bir rapor yayınlıyoruz ve o yılın en önemli konularını kendimize baz seçiyoruz. Bu yıl sağlıkta şiddeti seçtik, çünkü çok fazla olay yaşamıyor” diyerek çalışmanın detaylarını şöyle özetledi: “Medya üzerinden bir çalışma yaptık. Medyada 25 kanalı ve haber mecrasını taradık ve oralarda çıkan haberlere göre bir çalışma ortaya çıkardık. Ama biliyoruz ki bu çalışma aslında buzdağının sadece görünen yüzü. Altında çok daha fazlası var. En çok dikkat çeken olay, yüzde 85 gibi bir oran ki her 10 vakanın 9’u yapar, burada şiddet önce sözel başlıyor, ondan sonra fiziksel şiddete, darpa dönüyor. 2021’den 2022’ye sağlıkta şiddette yüzde 31 artış olmuş. Ama 2022’den 2023’e geldiğimiz zaman yüzde 86’lık bir artış var.”

“YÜZDE 13, DİREKT YUMRUKLARLA DALIYOR”

Sağlıkta şiddette ikinci kötü boyutun bu olaylara maruz kalanların yüzde 87’sinin hekim ve hemşire olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Polat, “Saldıran her 5 kişiden 3’ü de hasta yakını. Sözel şiddet oranı yüzde 10. Her 10 kişiden biri, bağırıyor çağırıyor sözel şiddet gösteriyor ama yüzde 13, hiç konuşmadan direkt yumruklarla, darp ederek giriyor. Bir de başka boyut daha giriyor işin içine, ateşli silahlar ya da kesici aletler konusu. Kırsalda balta, keser, sopa çok daha yoğun. Hatta taş ve pompalı silah bile kullanıldığını görüyoruz. Ama şehre geldiğimizde, metropollerde ateşli silah, bıçak, kesici aletlerin daha fazla kullanıldığını görüyoruz. Bu çok net bir ayrım gibi çıkıyor karşımıza” dedi.

“5 VAKADAN BİRİ ADLİ MERCİLERE DAHİ YANSIMIYOR”

Prof. Dr. Polat, tüm bu şiddet olaylarına rağmen, her 5 vakanın birinin adli mercilere dahi yansımadan kapandığını söyleyerek hastanelerdeki mimari yapının şiddet olaylarının önlenmesinde büyük payı olduğunu kaydetti . Polat, “Dünyadaki örneklere baktığımız zaman, birkaç tane ön plana çıkan çalışma var. Mesela bizde, hiç dikkate alınmayan mimari boyut. Bizim hastanelerimizde bütün poliklinikler, büyük, geniş alanlardan yayılıyor. Halbuki bakıyoruz dünyaya biraz daha izole ortamlarda gidiliyor. Böylelikle kalabalıklar, insanların fiziki olarak bir arada toplanmasının çok kolay olmadığı yerler oluşturuluyor. Bir de çok kısa dönemli güvenlik zafiyetleri yaşanıyor bizde. Önüne gelen, istediği yere giriyor, acile yoğun bakımlara vs. Bunların önlenebilmesi gerekiyor. Göstermelik birkaç güvenlik, alarm sistemlerinin yapılması vb ile bunun çözülmeyeceği çok açık” dedi.

“KURALLAR ‘VATANDAŞIN İŞİNİ ZORLAŞTIRMAK İÇİNMİŞ GİBİ’ BİR ALGI VAR”

Prof. Polat, hekim göçü ile sağlıkta şiddetin birbirinden bağımsız düşünülemeyecek konular olduğuna da işaret ederek “Evet fakülte sayımız arttı, doktor sayımız arttı ama halen yeterli sağlık personelimiz, doktorlarımız başta olmak üzere yok. Demek ki bunun için önlemler almamız gerekiyor. Doktorların ve sağlık personelinin değersizleştirilmesini görüyoruz. Bu birinci boyut. İkinci boyut ise sağlık personelinin ne yapması gerektiği, nasıl yapması gerektiği ile ilgili hastalarımızı ve toplumumuzu çok bilgilendirmemişiz. Vatandaş zannediyor ki, istediği zaman gelir, hastaneye girer, istediği işlemi yaptırır ve çıkar. Kurallar, yapılması gereken prosedürler, sanki onlara zorluk çıkarmak için konulmuş algısı var. oysa bir algoritma var. Bu algoritma içerisinde çalışmak zorunda sağlık sistemi” diye konuştu.

“BEYZBOL SOPASI SATIŞLARINDA ABD’DEN BİLE ÖNDEYİZ”

Şiddetin sadece sağlıkta değil, genel olarak toplumda çok büyük bir sorun haline geldiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Polat, “Toplumsal şiddetteki boyutumuzun, acildeki yansımasını görüyoruz. Örneğin bakıyoruz, trafikte en ufak bir tartışmada insanlar birbirleriyle kavga etmeye başlıyor. Çok ilginç bir istatistik söyleyeyim, biz beyzbol oynayan bir toplum değiliz. Ama beyzbol sopası satışları Amerika’dan sonra dünyada en çok Türkiye’de. Hepsi sadece kavga etmek, dövüşmek ve birbirini dövmek için satılıyor. Şiddet, yaşamımızın çok içerisinde ve sanki çözümün bir parçası gibi algılanıyor” dedi.

“DÜNYADA BU İŞİ ÇÖZMÜŞ ÜLKERELDE AĞIR YAPTIRIMLAR VAR”

Prof. Dr. Polat, dünyada, sağlıkta şiddeti çözmüş ülkelerdeki dikkat çeken önlemlere de değinerek “Görev başındaki bir sağlık çalışanına şiddet uygulayan kişinin, çok acil olmadıkça sağlık hizmeti almaktan belli bir süre için men edilmesi gibi bir ceza var, ki bence çok geçerli, uygulanabilir bir cezadır. Bugün, Amerika’ya baktığımızda bu var. Almanya ve İngiltere’de ise şunu yapıyorlar: Hekimlere veya sağlık çalışanlarına herhangi bir şiddet uygulandığı anda, çok hızlı bir mahkeme aşaması var ve çok da ağır cezalar uyguluyorlar. Devlet görevlilerinin, Cumhurbaşkanından başlamak üzere, mutlaka ve mutlaka bu konuda doğru mesajları vermesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Sonuçta, dünyada bu sorunu çözmüş ülkelere baktığımızda, emniyetin, hukukun, o ülkeyi yönetenlerin hepsinin birlikte, olaya bir tavır koyması söz konusu ve önlemleri almış olması söz konusu” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/saglikta-siddette-korkutan-rapor-sehirde-bicak-silah-kirsalda-balta-keser/feed/ 0