Papa’nın, İsviçre Radyo-Televizyonu’na (RSI) verdiği söyleşinin bir kısmı dün yayımlandı.
Tamamı 20 Mart’ta yayımlanacak olan söyleşiden alıntılanan bölümde, Papa, Ukrayna’ya barış görüşmelerinde bulunma çağrısı yaptı ve Türkiye de dahil uluslararası aktörlerin müzakerelerde arabuluculuğa hazır olduğunu söyledi.
Papa’nın tartışma yaratan sözleri neler?
Papa’nın tepkilere neden olan sözleri, RSI muhabirinin “Ukrayna konusunda bir yanda teslim olma cesareti talep edenler, beyaz bayrak isteyenler var. Diğer yanda ise bunun daha güçlü olan tarafı meşru kılmak anlamına geleceğini söyleyenler var. Siz ne düşünüyorsunuz?” sorusunun ardından geldi. Bu soruya Papa’nın yanıtı şöyle oldu:
“Bu bir yorumdan ibaret ama esas güçlü olanın, vaziyeti görenler, halkını düşünenler, beyaz bayrak çekme ve müzakere etme cesaretini gösterenler olduğuna inanıyorum.
“Bugün uluslararası güçlerin yardımıyla müzakere edilebilir. Müzakere kelimesi cesur bir kelimedir. Yenildiğinizi, işlerin yolunda gitmediğini gördüğünüzde müzakere etme cesaretine sahip olmanız gerekir.”
Türkiye’den nasıl söz etti?
“Bitmesi için kaç ölüm gerek?” diye soran Papa, “Zamanı geldiğinde müzakere yapılmalı, arabuluculuk yapan bir ülke aranmalı” diye devam etti.
Ukrayna’daki savaşta arabuluculuk yapmak isteyen çok sayıda ülke olduğunu da vurguladıktan sonra “Türkiye bunun için öneride bulundu. Ve başkaları da var. İşler daha da kötüye gitmeden müzakere etmekten utanmayın” dedi.
Tepkiler ne oldu?
Papa’nın dün yayımlanan bu sözleri Avrupa çapında tepkilere neden oldu.
Letonya Devlet Başkanı Edgars Rinkevics, “Kötülüğün karşısında teslim olunmamalı, onunla savaşılmalı ve onu yenmeli ki, şeytan beyaz bayrak çeksin ve teslim olsun” yorumu yaptı.
Almanya’dan Hıristiyan Demokrat milletvekili Dennis Radtke de, Papa’nın sözlerinin “utanç verici” olduğunu söyledi.
Ukrayna’dan ise bugün üst düzey ve sert bir karşılık geldi. Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, sosyal medyada yayımladığı mesajında “En güçlü olan, iyiyle kötü arasındaki savaşta, onları aynı kefeye koymaya çalışmak ve buna “müzakere” demek yerine, iyinin yanında yer alandır” diye tepki gösterdi.
Kuleba, Vatikan’ın İkinci Dünya Savaşı dönemindeki eleştirilere neden olan pozisyonunu ima eder biçimde şöyle devam etti:
“Beyaz bayrağa gelince, bunu Vatikan’ın 20. yüzyılın ilk yarısındaki stratejisinden biliyoruz. Geçmişteki hataların tekrarlanmasından kaçınma ve Ukrayna’yı ve halkını yaşamları için verdikleri haklı mücadelede destekleme çağrısı yapıyorum.”
Ukraynalı Bakan, “Bizim bayrağımız sarı ve mavi. Uğruna yaşadığımız, öldüğümüz ve galip geldiğimiz bayrak bu. Asla başka bayrak çekmeyeceğiz” dedi.
Rusya nasıl yorumladı?
İtalyan haber ajansı ANSA’ya konuşan Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, Papa’nın müzakere çağrısında Kiev’e değil, Ukrayna’yı “hırsları” için “araç” olarak kullanan Batı’ya seslendiğini iddia etti.
Maria Zakharova, “Anladığım kadarıyla Papa Batı’dan hırslarını bir kenara bırakmasını ve hata yaptığını kabul etmesini istiyor” dedi.
Zakharova, Rusya’nın “müzakereleri hiçbir zaman engellemediğini” de söyledi ve Ukrayna’daki durumun “çıkmazda” olduğunu, bu nedenle birçok diplomat ve ülkenin müzakerelerden yana olduğunu savundu.
Vatikan ne dedi?
Papa’nın sözlerinin teslim olma çağrısı olarak yorumlanması ve buna gelen tepkiler üzerine Vatikan dün bir açıklama yaptı.
Vatikan Basın Sözcüsü Matteo Bruni, Papa’nın amacının çatışmaların son bulması ve müzakere çağrısı yapmak olduğunu belirtti.
Vatikan’ın açıklamasında “Papa beyaz bayrak terimini, söyleşiyi yapan kişinin kullandığı ifadeden alıntıyla kullandı ve bu ifadeyle düşmanlıkların sona ermesini, müzakere cesaretiyle ulaşılan ateşkesi kast etti” denildi.
Vatikan sözcüsü, Papa’nın söyleşinin başka bir yerinde, “Müzakere asla teslim olmak demek değildir” dediğini de vurguladı.
Papa Ukrayna savaşında nasıl tutum aldı?
Papa Francesco’nun Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından ilk aylardaki tutumu da polemiklere neden olmuştu. Moskova yönetimine net bir kınamada bulunmaması, ayrıca NATO’yu da suçlar sözleri tartışma yaratmıştı.
Vatikan’a yakın kaynaklar Papa’nın müzakerelere olanak tanımak amacıyla diplomatik girişimlere kapıları kapamamak için bu tavrı benimsediğini savunuyordu. Ancak işgalin ilerleyen aşamalarında Papa Rusya’yı daha net biçimde eleştirmişti.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de geçen Mayıs ayında Vatikan’ı ziyaretinde Papa’dan Rusya’nın “Ukrayna’daki suçlarını” kınamasını istediğini, “mağdur ile saldırganın eşit olamayacağını” söylemişti.
Papa geçen yıl, Vatikan’ın Ukrayna’da bir barış misyonu için çalıştığını söylemiş ancak bu misyonla ilgili detaylı bilgi vermemişti. Zelenskiy ise Mayıs’ta İtalya’da yaptığı bir açıklamada “(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin ile arabuluculuk yapılamaz” demişti.
]]>Vatikan’ın mutlak lideri Papa Francesco’dan sonra ikinci en üst düzey görevde bulunan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, geçen Salı akşamı gazetecilerin sorularını yanıtlarken Vatikan’ın pozisyonunu şöyle açıkladı:
“Bir yandan 7 Ekim’de yaşananları açık ve kayıtsız şartsız biçimde kınıyoruz, her türlü Yahudi karşıtlığını açık ve kayıtsız şartsız kınıyoruz. Ancak aynı zamanda [Gazze’deki] operasyonu meşrulaştırmak için ileri sürülen İsrail’in savunma hakkının orantılı olmasını talep ediyoruz. 30 bin ölüm kesinlikle orantılı değil.”
Kardinal Parolin, “Yaşananlardan, bu katliamdan hepimiz öfke duyuyoruz” diye ekledi.
Bu sözlerin ardından İsrail’in Vatikan Büyükelçiliği dün sert bir açıklama yaptı. Büyükelçilik, “Kardinal Parolin, Hamas kaynaklarına göre Gazze’de 30 bin Filistinlinin öldürülmesinin, İsrail’in 7 Ekim katliamına tepkisinin orantısız olduğunu gösterdiğini belirtti. Bu acınası bir açıklamadır” dedi.
Parolin’i “tüm koşulları ve verileri dikkate almadan” konuşmakla ve hatalı sonuçlara varmakla suçlayan İsrail Büyükelçiliği, Gazze’deki sivillerin de 7 Ekim saldırısında payı olduğunu öne sürdü.
Açıklamada ayrıca, öldürülen her Hamas militanı başına üç sivilin hayatını kaybettiği, bunun Suriye, Irak ve Afganistan’daki “Batı operasyonlarında” görülen oranlardan daha düşük olduğu da öne sürüldü.
Vatikan gazetesi: Katliamı durdurun
Vatikan ile İsrail arasında yaşanan bu atışmaya, Vatikan’ın yayın organı L’Osservatore Romano da dahil oldu.
Gazetenin baş sayfasında dün “Katliamı durdurun” başlıklı bir makale yayımlandı.
Vatikan’ın İletişim Departmanı Yayın Yönetmeni Andrea Tornielli tarafından yazılan makalede, Parolin’in sözleri ile geçmişte Papa Francesco’nun yaptığı çağrılara yer verildi.
Tornielli, “Hiç kimse Gazze Şeridi’nde yaşananları terörle mücadelede ‘tali hasar’ olarak tanımlayamaz. Savunma hakkı, İsrail’in Ekim kıyımının sorumlularını adalete teslim etme hakkı bu katliamı meşrulaştıramaz” dedi.
Vatikan lideri Papa Francesco da daha önce hem 7 Ekim’deki Hamas saldırısını hem de İsrail’in Gazze operasyonunu eleştirmişti. Papa, Gazze’de sivillerin öldürülmesini “terör” olarak da tanımlamış ve birçok kez saldırıların durdurulması çağrısı yapmıştı.
Parolin’in sözleri üzerine iki ülke arasında yaşanan gerginlik bugünkü İtalyan gazetelerinin baş sayfalarında yer aldı.
La Repubblica, “İsrail-Vatikan arasında kıvılcımlar”, Il Messaggero “İsrail ile Vatikan arasında gerilim”, Il Giornale “İsrail-Vatikan arasında soğukluk geri döndü” başlıklarını kullandı.
İtalya Dışişleri Bakanı da benzer açıklamalar yaptı
İtalya basını, Kardinal Parolin’in İsrail’in tepkisini çeken sözlerinin benzerlerinin, İtalya Dışişleri Bakanı tarafından da dile getirildiğini vurguladı.
İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de hafta başında yaptığı açıklamada, “İsrail’in tepkisi orantısız hale geldi, Hamas’la ilgisi olmayan çok fazla kurban var” demişti. Tajani, Gazze’de yaşananın “soykırım” olarak tanımlanmasına karşı çıksa da “Fakat İsrail hata yapıyor, çok fazla sivil ölümüne yol açıyor” eleştirisinde bulunmuştu.
Parolin’in açıklaması da, Tajani’nin bu sözleri hakkındaki görüşlerinin sorulması üzerine geldi.
Öte yandan İtalya Temsilciler Meclisi geçen Salı günü, Gazze’de ateşkes çağrısı yapılan bir önergeyi kabul etti.
Muhalefetteki Demokratik Parti’nin (PD) girişimiyle oylanan önerge, hükümete Gazze’de acil bir insani ateşkes talep etmesi çağrısı yapıyor. Ayrıca İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını amaçlayan girişimlerin desteklenmesi de isteniyor.
PD lideri Elly Schlein, parlamentoda yaptığı konuşmada uluslararası hukuka saygı gösterilmesini talep ederek “Derhal bir insani ateşkesin sağlanması elzem ve acildir. Hükümet, Refah’ta yapılacağı duyurulan ve katliamla sonuçlanacak saldırıyı durdurmak için mümkün olan her şeyi yapmalıdır” dedi.
]]>