(TBMM) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Dışişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçe görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Fidan, nüfusa paralel olarak yurt dışına gitmek isteyenlerin sayısının arttığını ve bununla birlikte AB ülkeleriyle vize konusunda sorunlar yaşandığını belirterek vize sorununun kökten çözümünün vize serbestisi anlaşmasından geçtiğini söyledi. Fidan, “2019’da AB’nin ABD’nin etkisiyle bizim Suriye’de yürüttüğümüz operasyonlardan dolayı almış olduğu siyasal bir tavır var. Bu siyasal tavrın bize yansımaları var ama biz bağımsızlığına, güvenliğine önem veren bir ülkeyiz. Belli operasyonlarda, harekatlara girdiğimiz zaman bedeli neyse de ödemeye hazırız” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) Başkanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu’nun 2025 yılı bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları ile AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı Sayıştay raporları üzerine Komisyon üyesi olan ve olmayan milletvekillerinin görüşleri dinlendi. Ardından milletvekilleri Dışişleri Bakanı Fidan’a sorular yöneltti.
Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) Dışişleri Bakanlığı’na getirilen üst düzey yöneticilerle ilgili; “Şu anda 39 tane genel müdürlüğümüz var. Ben MİT’ten 6 tane genel müdür arkadaş getirdim. Bunlardan birisi Personel Genel Müdürü. Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü, Başbakanlık Hukuk Müşavirliği’nde benimle beraberdi. Bilgi İşlem Genel Müdürü var. Onun dışında İstihbarat ve Güvenlik Genel Müdürlüğü var, MİT’te benim yanımda çalışmış daha sonra Libya’ya Büyükelçi olmuş, dolayısıyla hem dış politika hem MİT’i bilen bir arkadaşımızı getirdik İstihbarat Güvenlik Genel Müdürlüğü’ne. Eşgüdüm Genel Müdürlüğü var, MİT’te benimle beraber çalışmış, üstün başarılar elde etmiş ve konusundaki gerekli sistemi kuran çok değerli seçkin bir arkadaşımız. Diplomatik Güvenlik Birimi var, yeni kuruldu” ifadelerini kullandı.
Fidan, bu kişilerin MİT’ten ödünç aldıkları ihsan sahibi insanlar olduğunu belirterek, “MİT ile Dışişleri, belli konularda zaten kardeş teşkilat gibi çalışıyorlar. Burada personel değişiminin olması şey olmamalı… Ama ben MİT’teyken de Dışişleri’ndeyken de dikkat ettiğim husus var. Özellikle kariyer gruplarına dışarıdan pek atama yapmayı tercih etmiyorum ama ihtisas konularında atamaları yapıyorum” dedi.
“Vize şirketleri vize işlerini yönetmek için iyi bulunmuş bir sistem”
Fidan, Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı ile ilgili eleştiri ve sorulara ilişkin değerlendirmesinde, Vakıf kanunu geçtikten sonra Mütevelli Heyeti olarak atama yaptıklarını ve Yönetim Kurulu’nu ve diğer gerekli atamaları yaptıklarını kaydetti.
Şirket kurulumunu yaptıklarını ve şu anda şirkete personel alımının olduğunu belirten Fidan, vize şirketleriyle ilgili çalışmalarının devam ettiğini ifade etti. Fidan değerlendirmesinde, “Vize şirketlerinin daha önceden Bakanlık ile yapmış olduğu sözleşmeler var. Bunlar hukuken bağlayıcı olan sözleşmeler. Şirketlerle oturarak konuşarak belli bir yol bularak yolumuza gitmeye çalışıyoruz. Bu vize şirketleri gerçekten vize işlerini yönetmek için iyi bulunmuş bir sistem, vize verme sistemini de kolaylaştıran bir yapı” ifadelerini kullandı. Bir üniversite vizyonları olduğunu söyleyen Fidan, bütün bunların Vakfın faaliyetleri arasında olacağını söyledi.
“Bakanlık merkezindeki insanların bindiği araçlar değil bunlar”
Fidan, bazı haberlere yansıyan Bakanlığa araba ve lastik alımı haberlerine ilişkin, “261 tane misyon var. Buradaki temsil gereği araç kullanan misyon şeflerinin araçlarıdır. Bunların hepsinin en iyi araç olması gerekiyor. Bütçemiz el verdiği ölçüde elimizden geldiğince her türlü imkanı sağlamaya çalışıyoruz. ‘Dışişleri Bakanlığı’na şu kadar araç aldınız’ diye, yani Bakanlık merkezindeki insanların bindiği araçlar değil bunlar. Alıp dışarıya göndermeye çalışıyoruz” dedi.
“2023’te Türkiye’den vize ret oranı yüzde 16,1”
Vize alımında karşılaşılan zorluklarla ilgili Bakan Fidan, Avrupa devletlerinin Schengen’i öne çıkardıklarını belirterek, “Sadece bize karşı değil dünyadaki herkese karşı bir ortalamayla hareket ediyorlar” ifadelerini kullandı.
Türkiye’den yapılan başvuruların ret oranı ile dünya ortalamasını kıyaslayan Fidan; 2014 yılında Türkiye başvurularına yapılan ortalama ret oranının yüzde 4,4, bütün Schengen başvurularına yapılan retlerin oranının yüzde 5,1,Türkiye’de 2015’te yüzde 3,9 dünyada yüzde 6,2, 2016’da Türkiye’de yüzde 4,4, dünyada yüzde 6,9, 2019’da dünyada yüzde 9,7, Türkiye’de yüzde 9,9, 2020’de Türkiye yüzde 12,7, dünyada yüzde 13,6, 2021 yılında Türkiye’de yüzde 16,9, dünyada yüzde 13,4, 2022 yılında Türkiye’de yüzde 15,7, dünyada yüzde 17,9 oranında olduğunu açıkladı. Geçen senenin oranlarını da paylaşan Fidan, Türkiye’de vize ret oranın yüzde 16,1 olduğunu, dünyada ise yüzde 16 olduğunu aktardı.
“Vize başvurumuz yüzde 36 artmasına karşın ret oranı binde 4 oranında arttı”
Fidan, “İnsan sayısı arttığı için yurt dışına gitmeye çalışan insanların sayısı da artıyor. 2019’da 906 bin vatandaşımız başvurmuş. 2021’de pandemi var, 270 bine düşüyor. 2022’de 770 bin, 2023’te 1 milyon 55 bin kişi. 2024’te de daha fazla olacağını düşünüyoruz. Vize başvurumuz yüzde 36 artmasına karşın ret oranı binde 4 oranında artmıştır. Başvuru 278 bin 476 kişi artmış, rette 48 bin 638 kişi artmış” ifadelerini kullandı. Vize konusunda dengeyi belli bir diplomasiyle yürütmeye çalıştıklarını söyleyen Fidan, “Yurt dışına gitmek isteyen vatandaş sayımız artıyor, okumak isteyen öğrenci sayımız artıyor nüfusa paralel olarak. Bununla beraber AB ülkelerinde bir sıkıntımız oluyor” dedi.
Bu alandaki sorunun kökten çözümü için vize serbestisi anlaşmasının hayata geçmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Fidan sözlerine şöyle devam etti:
“Vize serbestisi anlaşmasının hayata geçmesi için birkaç tane husus var. Birincisi genel politik ortamla alakalı konular. 2019’da AB, ABD’nin etkisiyle bizim Suriye’de yürüttüğümüz operasyonlardan dolayı almış olduğu siyasal bir tavır var. Bu siyasal tavrın bize yansımaları var ama biz bağımsızlığına, güvenliğine önem veren bir ülkeyiz. Belli operasyonlarda, harekatlara girdiğimiz zaman bedeli neyse de ödemeye hazırız. Bunlar bizim karşımıza bedel olarak çıkıyor ama bu bedeli dediğim gibi kendi bağımsızlığımızı, güvenliğimizi korumak için ödemek zorunda kalıyoruz.
“AB üyeliğiyle ilgili resmi politikamız devam ediyor”
Politik iklimin hayata geçmesi için bizim biraz daha onlarla belli konuları müzakere etmemiz gerekiyor. vize serbestisi ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi meselesi şu anda AB ile aramızda olan iki tane önemli başlık.
Üyelik perspektifi ile ilgili konu, daha önce de söylemiştim, bizim bu konudaki resmi politikamız devam ediyor. Cumhurbaşkanımız 2018’de seçildiğinde de 2023 yılında seçildiğinde de ilk dış politika beyanında AB üyeliğinin bu yönetimde resmen devam edeceğini bir stratejik hedef olarak beyan etti.”
“BRICS kurumsal başvuru ve kabul mekanizması olan bir yer değil”
Fidan, Türkiye’nin BRICS üyeliğiyle ilgili sorular bağlamında, BRICS ile ilgili hiçbir sakladıklarının olmadığını söyledi. Aylardır bu sorunun sorulduğunu söyleyen Bakan Fidan, “BRICS kurumsal başvuru ve kabul mekanizması olan bir yer değil. Üyeler bir araya geliyorlar, birilerini davet ediyorlar. Ama sizin de ilgi duyduğunuzu ifade etmeniz gerekiyor. Biz ilgimizi ifade ettiğimizi söyledik” diye konuştu.
Sınır ötesindeki Kürtlerle ilgili sorulara yanıt olarak Fidan, “Sınır ötesindeki Kürtlerin tek hamisi Türkiye’dir. Erbil ile ilişkilerimiz fevkalade iyi. Bağdat ile Erbil arasındaki sorunları da çözmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Sayın Milli Savunma Bakanı geldiği zaman bütün detayları sorabilirsiniz”
Bakan Fidan, ABD’den F-16 tedarikiyle ilgili en büyük sıkıntının siyasal irade olduğunu belirterek, “Kongre’de o süreci biz tamamlattık. Daha sonra Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) teknik görüşmeleri yapıldı. MSB teknik görüşmeleri de bitirdi, ön ödemeleri de yaptı. O süreç başladı. Sayın Milli Savunma Bakanı geldiği zaman ona bütün detayları sorabilirsiniz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Ulaştırma Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, nakliyecilerin sorunlarını TBMM gündemine taşıdı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Karasu, şunları kaydetti:
“Akaryakıttaki yüksek fiyat artışlarının yanı sıra maliyetleri fiyata yansıtamayan ve Avrupa’nın vize engelini aşamayan karayolu taşımacıları, sektörde büyük sıkıntı ve sorunlar yaşamaktadır. 550 bine yaklaşan karayolu ticari yük taşıma filosunda arz-talep makasının hızla açıldığına işaret eden sektör temsilcileri, araç filosunun yaklaşık yüzde 40’ının atıl duruma düştüğünü belirtmektedir.
Türkiye Nakliyeciler Derneği (TND) ‘Yüksek enflasyonla gelen bu maliyet artışları karşısında başta lojistik firmaları ve TIR sahipleri olmak üzere ciddi bir sıkıntılar yaşıyoruz. Genel anlamda ticarette daralma var. İş hacmindeki daralmaya paralel neredeyse 10 kamyondan 4’ünün atıl durumda olduğunu söyleyebiliriz. Hatta tabiri caiz ise kontak kapatma düşüncesine kadar gelen firmalar var. Evde oturduğunda araç maliyeti daha az olduğu için sefere çıkmayan araç sahipleri var’ açıklamasını yapmıştır.
Türkiye’nin AB’ye, AB’nin Türkiye ile Orta Asya, Kafkasya ve Orta Doğu’ya ihracatını karayoluyla taşıyan uluslararası taşımacılık sektörü, vize sürecinde zorluklar ve zaman kayıpları yaşamakta, bu durum ticari malların hareketini kısıtlamaktadır. Tüm Avrupa sürücü eksikliği ile mücadele ederken, Shengen ülke misyonlarının yeni sürücülerin vize başvurularına red verdikleri, yılların sürücülerine ise Shengen vize kurallarına aykırı olarak ya kısa süreli vize verdiği ya da ret verdiği belirtilmektedir.”
“NAKLİYECİLERİMİZİN SORUNLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA YÖNELİK BAKANLIĞINIZIN YAPMAYI DÜŞÜNDÜĞÜ UYGULAMALAR NELERDİR?”
Karasu, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a şu soruları yöneltti:
“-Nakliyecilerimizin sorunlarının ortadan kaldırılmasına yönelik bakanlığınızın kısa, orta ve uzun vadede yapmayı düşündüğü uygulamalar nelerdir?
-Akaryakıttaki yüksek fiyat artışları, ekonomideki sorunlar ve Schengen vizesi engelleri vb. gibi öne çıkan sorunların ortadan kaldırılması için bakanlığın yaptığı/yapacağı çalışmalar nelerdir?
-Rekabetin oldukça çetin olduğu bu sektörde yabancı plakalı araçların geri dönüş yükü olarak düşük rakamlara ürün taşıdığı, bazılarının da iç yükleme yaparak yurtiçi pazarda da faaliyet gösterdiğine yönelik iddialar doğru mudur? Bu konuda bakanlığınızın son bir yılda yaptığı denetim sayısı ve sonuçları nelerdir?
-Türk sürücülere “acil ve öncelikli” olarak vize alabilmesi için bakanlık olarak yaptığınız, yapacağınız bir çalışma var mıdır?
-Nakliye firma ve şoförlerin talepleri doğrultusunda, araç kredileri kullanma fırsatları konusunda yaptığınız/yapacağınız çalışmalar nelerdir?
-2002-2024 tarihleri arasına bürokratik vd. engeller sebebiyle ihraç malları taşıyan nakliyecilerimizin yaşadığı maddi kayıpları yıllık olarak açıklar mısınız?”
]]>BAİB Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, 23 Nisan itibariyle ihracat rakamlarına ve Avrupa Birliği vize başvurularında karşılaştıkları problemlere değindi. 2024 yılına, dünyadaki daralmadan ve çevrede yaşanan olumsuz savaş ortamından kaynaklı düşüşle başladıklarını bildiren Başkan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
“Yıla çok iyi başlamadık. Dünyadaki daralmadan ve çevremizdeki yaşanan olumsuz savaş ortamından kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Fakat son 1 aydır ciddi bir ivme yakalamış durumdayız, yavaş yavaş bu eksiği kapatıyoruz. Genel ihracatımıza baktığımızda; Şubat ayındaki ciddi düşüşler karşılığında, şu an yüzde 4 seviyesinin altına düşüş anlamında gelmiş durumdayız. Bu bizler için çok sevindirici. 2023 yılını 2 milyar 674 milyon dolar gibi bir rakamla kapatmıştık. Bu sene hedefimiz 2 milyar 850 milyon dolar. Bu hedefi yakalayabilmek için ciddi bir çaba sarf ediyoruz. Öncelikle düşüşü engelleyip, ondan sonra da artıya geçmeyi planlıyoruz. Bu düşüş bizleri umutsuzluğa düşürmüyor, daha fazla çabalayarak olumlu neticeler almayı hedefliyoruz.”
“23 Nisan itibariyle ihracat 807 milyon dolar seviyesinde”
Başkan Ümit Mirza Çavuşoğlu, 23 Nisan 2024 itibariyle gerçekleştirilen ihracatı ve ülke sıralamalarını paylaştığı konuşmasında, şu ifadelere yer verdi:
“23 Nisan itibariyle ihracatımız 807 milyon dolar seviyesinde. Yaş Sebze Meyve sektörü ilk sırada, Madencilik sektörü ikinci sırada, Ağaç ve Orman ürünleri üçüncü sırada, Kimyevi maddeler hemen ardında, son olarak Çimento ve Toprak ürünlerimiz yer alıyor, ilk 5 sektör sıralamamız bu şekilde . Ülkeler bazında baktığımızda; Çin şu an ilk sırada, ikinci sırada Rusya, üçüncü sırada Almanya, dördüncü sırada Ukrayna ve beşinci sırada Romanya bulunuyor. Özellikle Rusya ve Ukrayna ile savaş ortamından kaynaklı ciddi düşüşler yaşamıştık, son bir yılda ciddi bir artış oldu. Bizler ihracatı, hem bölgemizde hem uzak ülkelerde artırmak için çabalıyoruz.”
“Bulgaristan sınır kapısındaki sorun çözüldü”
Bulgaristan sınır kapısında yaşanan uzun süreli beklemeye değinen BAİB Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, 1 ay önce sorunun çözüldüğüne ve ürünlerin yurt dışına çok daha çabuk ulaşacağını aktardı. Çavuşoğlu, “Özellikle, ihracatımızın önünde zaman zaman ciddi engeller oluşuyor. Bunu da gerek bakanlıklarımız gerek bizler gerek diğer STK’lar ile ciddi mücadelelerle aşmaya çalışıyoruz. Özellikle son 2 yıldır Bulgaristan’da ki sınır kapısında problemler yaşıyorduk. Bulgaristan’ın iç problemleri nedeniyle, laboratuvarın kapıdan Sofya’ya taşınması neticesinde zaman kayıplar yaşıyorduk. Fakat son 1 aydır bakanlıklarımızın ciddi çabalarıyla laboratuvar tekrar kapıya taşındı. Şu an ciddi bir çıkışımız söz konusu olmadığı için rahatlama söz konusu, artık beklemeler bitti. Daha da geliştirici tedbirler alınmaya çalışılıyor. Kısa sürede o tedbirlerin uygulanacağına, tekrar eski sıkıntılara şahit olmayacağımıza inanıyoruz” diye konuştu.
“Vize randevuları 2 ay sonrası için başlıyor”
Başkan Ümit Mirza Çavuşoğlu, yaşadıkları en büyük problemin ise Avrupa Birliği vize başvurusunda gerçekleştiğini dile getirdi. Çavuşoğlu, “Avrupa Birliği’nde en büyük problemimiz vize sıkıntısı yaşıyoruz. İhracatçımız ve özellikle son dönemde tır şoförlerimiz vize problemiyle karşılaşıyor. Bu ticaretimizi engeller duruma geldi. Özellikle iş görüşmeleri için gitmek isteyen ihracatçımız çok zor durumda, artık görüşmelere gidemiyor çünkü randevu alamamakta. Aynı şekilde tır şoförlerimiz, onlar olmadığı zaman ürünlerimizin gitmesi mümkün değil. İhracatımızın çok büyük bir kısmı Avrupa Birliği’ne gerçekleşmekte. Bu bizim için çok olumsuz. Bir önceki yıl yurt dışına giden vatandaşların geri dönmemesini sebep göstererek randevu vermiyorlar, randevular 2 ay sonrası için başlıyor. Çok önemli heyetler veya fuarlar öne sürülse dahi vize randevusunda çok zorlanıyoruz. Bütün ülkelerle, bakanlıkların görüşme halinde olduğunu biliyoruz. Fakat, uzun süredir yol alamadık. İhracatçılar olarak kilitlendiğimiz nokta ise tır şoförlerinin vize alamıyor olması. Bu da ihracatımızda ciddi düşüşe sebep olacaktır” dedi.
3 heyet yurt dışında
Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, ihracatın artırılması yönünde çalışmalara hız kesmeden devam ettiklerini söyleyen Ümit Mirza Çavuşoğlu, BAİB’e bağlı üç heyetin yurt dışına ziyaret düzenlediğini aktardı. Çavuşoğlu, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Bölge ve ülke ihracatını geliştirmek için, özellikle devlet politikaları doğrultusunda uzak ülkelere ihracatı artırma çabamız devam ediyor. Bu anlamda, birliğimiz heyetler halinde ziyaretler gerçekleştiriyor. Şu an 3 heyetimiz yurt dışında bulunmakta. Örneğin; gıda heyetimiz Suudi Arabistan’da, yıllarca ihracat seviyemizin durma aşamasında olduğu Arabistan’a ciddi bir atılım gerçekleştiriyoruz. Meyve sebze heyetimiz Kanada’da, mermer heyetimiz Amerika’da, çok büyük adımlar atıyor. Bunların artarak devam edeceğine ve hedeflerimizi gerçekleştireceğimize inanıyoruz.” – ANTALYA
]]>Ardıç, Odanın nisan ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, ara mallarındaki yüksek fiyat artışlarının üretimde aksamalara yol açtığını bildirdi.
Reel sektörün yüksek faiz koşullarında krediye ulaşmada sorun yaşadığını dile getiren Ardıç, “Diğer taraftan ticari kredi kartı limitlerinin sınırlandırılması biz sanayicileri zor durumda bırakmıştır. Limitlerin yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi sanayicilerin nakit ihtiyacına bir nebze de olsa katkı sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Vergi borçlarının ertelenmesi ya da taksitlendirilmesinin reel sektörün üretime devam edebilmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirten Ardıç, yaşadıkları vize sorununa da dikkati çekti.
Sanayicilerin vize kuyruklarında bekletildiğini ve birçoğunun yurt dışına çıkışta vize alamadığını söyleyen Ardıç, şöyle devam etti:
“Malların serbest dolaşımı için karşılıklı imza atıyoruz, mallarımızı serbest dolaştırıyoruz ancak bunları üreten sanayicilerimiz sınırda bekletiliyor. Bu uygulama, biz sanayiciler için ‘tarife dışı engel’ halini almıştır. Orta Vadeli Program’da 2026 yılı için 305 milyar dolar ihracat hedefi ortaya konuldu. Bizler yeni pazarlara açılamazken, fuarlarda ürünleri sergileyip pazarlayamazken bu hedefe nasıl ulaşılması bekleniyor. Artık vize sorunumuz finansman sorununun çok daha önüne geçti. Gerekirse teminat mektubu verelim, devlet garantörlük yapsın, gerekli girişimlerde bulunularak artık bu sorun nihayetlensin.”
Ardıç, özellikle doğrudan yabancı yatırımlar için güven tesisisin önem taşıdığına işaret ederek, mevcut politikanın eş güdümlü ve yapısal reformlarla da desteklenerek uygulanmasıyla Türkiye’ye dış sermaye girişlerinin hızlanacağını dile getirdi.
Üniversite mezunu sayısının ve “mavi yakalı” işçi açığının hızla arttığını belirten Ardıç, istihdam politikasının buna göre şekillendirilmesini istedi.
Ardıç, sağlıklı bir enflasyon patikasına girebilmek için kamu harcamalarının kısılması gerektiğini de ifade etti.
“Ekonomik program ‘çok yönlü’ bir yaklaşımla yeniden şekillendirilmeli”
Odanın, Türkiye’nin en büyük teknoloji üssünü kurmak için ilk adımı attığını söyleyen Ardıç, şunları kaydetti:
“Ülkemizin ihracat katma değerini artıracak vizyon projesi ‘ASO Ankara Teknoloji Üssü’ için harekete geçtik, Temelli Sanayi Havzası’nda 1,2 milyon metrekare alanda kurulması planlanan üs, sanayi ile teknoloji tabanlı girişimciliği bir araya getirecek. Burada AR-GE ve inovasyon süreçleri direkt üretime yönelik yapılacak. Türkiye’nin en büyük teknoloji üssüyle ülkemizin yüksek katma değerli bir ekonomiye kavuşması için gerekli dönüşümün hızlanacağına inanıyor ve heyecanlanıyorum.”
Ardıç, Türkiye’nin tasarruf, bütçe ve dış ticaret açığı verdiğini belirterek, “Türkiye’nin ekonomik programı, mevcut ekonomik koşullar, uluslararası faktörler ve sosyal dinamikler ile birçok etkeni dikkate alarak çok yönlü bir yaklaşımla yeniden şekillendirilmelidir. Ayrıca, bu programın uygulanması sürecinde katılımcı bir yaklaşım benimsenerek, farklı paydaşların görüşleri dikkate alınmalı ve ortak akılla toplumsal uzlaşı sağlanmalıdır.” dedi.
]]>Elazığ Belediye Meclisi’nin Yeniden Refah Partisi Grup Sözcüsü Osman Cem Karahüseyinoğlu, AKP’nin komisyonlardaki üye sayısını 5’ten 3’e düşürmesi nedeniyle belediye meclisinde alınan hukuksuz kararları mahkemeye taşıyacaklarını söyledi.
AKP’li Elazığ Belediyesi Nisan ayı meclis toplantısında komisyon üye seçimlerinde AKP’li Başkan Şahin Şerifoğulları, komisyon üye sayısını 5’ten 3’e düşürmüş ve CHP, YRP ve MHP meclis üyelerinin komisyonlara seçilmesini engellemişti. Elazığ Belediyesi YRP Grup Sözcüsü Osman Cem Karahüseyinoğlu, komisyonda ve belediye meclisinde alınan hukuksuz kararları mahkemeye taşıyacaklarını söyledi.
AKP’li Elazığ Belediyesi’nde muhalefeti dışarda bırakmak için komisyon üye sayısı beşten üçe düşürerek, komisyonun tamamı AKP’lilerden oluşturmuştu. Komisyonlara girmesi engellenen Yeniden Refah Partisi, AKP’li üyelerinin komisyon ve meclis kararlarını mahkemeye taşıyacağını açıkladı.
“DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜME BELEDİYE BAŞKANI MUHALEFET EDİYOR”
İlk toplantı gününde meclisin sabote edildiğini belirten Elazığ Belediyesi Yeniden Refah Partisi Grup Sözcüsü Osman Cem Karahüseyinoğlu, şunları söyledi:
“Biz ilk günden meclisin böyle sabote edilmesini istemezdik ancak şöyle söyleyeyim ki Türkiye’de bir değişim ve dönüşüme Elazığ’daki belediye başkanı muhalefet ediyor. Fikirlere, düşüncelere açık olması beklenen belediye meclisinin, halkın kontrolü altında olması gereken meclisin, komisyon raporlarının düzgün bir şekilde incelenmesi gerekilen belediye meclisinin muhalefetin komisyonlarda yer almasını belediye başkanınız uygun görmedi. Belediyede meclisin ilk açılışında, ‘Biz şeffaf ve demokratik bir belediye anlayışıyla hareket edeceğiz’ diye ifade etti. Dolayısıyla bizde buna inanarak meclis komisyonlarında üye gösterdik. Yaklaşık 20- 25 yıldır bu mecliste komisyonlar beş kişiyle muhalefetin de temsil edildiği şekilde olmuştur. Ancak dün cebri olarak kanun ve yönetmeliklerin arkasından giderek kendisi bir şekilde bizlere dayatmaya çalışmıştır.
“HUKUKSUZ KARARLARI MAHKEMEYE GÖTÜRECEĞİZ”
Meclisteki diğer gruplarla birlikte bundan sonraki süreçte bizi komisyonlara almama kararlarını meclisi komisyona çevirerek devam edeceğimizi ifade etmek isterim. Biz pazartesi gününden itibaren meclisin almış olduğu ve usulsüz ve hukuksuz kararı önce valilikte itirazımızı gerçekleştireceğiz eğer reddederse idare mahkemesinde götüreceğiz nihayetinde hukuki olarak Danıştay’ın karar vereceği bir sonuç olacak. Bizler bugünkü meclis toplantısında da şunu gördük; faaliyet raporu eksik olduğu halde mecliste okunmadığı halde oylayıp okunmuş gibi saydılar. Dolayısıyla muhalefetsiz bir meclis istiyorlardı. Belediye başkanımızın da bu konuda hatasından vazgeçeceğini, döneceğini düşünüyorduk ama bu şekilde gidecek. Bundan sonra gelecek hukuksuz komisyon ve meclis kararlarını grubumuz tarafından idare mahkemesine götüreceğimizi ve halkımızın bize vermiş olduğu muhalafet görevini sonuna kadar kullanacağımızı ifade etmek isterim.”
“YÜZDE 38 İLE SEÇİLEN BELEDİYE BAŞKANINA HALK VİZE VERMEMİŞTİR”
AKP’li Şerifoğulları’nın CHP grubuna ‘Başkanlıkta halk size vize vermedi mecliste vize vermedi’ sözlerine değinen Karahüseyinoğlu, “Bu söz sadece CHP’ye değil Elazığ’da ikinci parti olan bizlere de söylenmiştir. Biz belediye meclis üyeleri olarak belediye başkanının çıkmış olduğu sandıktan çıktık, burada bulunan bütün belediye meclis üyelerine muhalafet de dahil vize vermiş oldu. Halkın yüzde 62’si belediye başkanımıza vize vermemiştir dolayısıyla vizeyi alan belediye başkanımız ne şartlar altında aldığını da bizler görmüş olduk. Bir önceki seçimde yüzde 40’ın üzerinde oy alan belediye başkanı halkımızdan bu seçimde veto yemiştir ama seçilme yeterliliğini elde etmiştir. Bugün yüzde 38 ile belediye başkanlığı yapmaktadır. Dolayısıyla halkın belediye başkanımıza vize vermediğini yüzde 62’nin belediye başkanımıza muhalif olduğunu görmüş olduk” dedi.
]]>
Meyer-Landrut, Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen AB – Kayseri İş Dünyası Formu’nda yaptığı konuşmada, “Yeşil mutabakat” ve “Dijital Dönüşüm”ün AB için çok önemli olduğunu, Türkiye’nin bu alanda önemli adımlar attığını söyledi.
Türkiye’nin sıfır emisyon hedefini tanımladığını, Ulusal Eylem Planı yaptığını ve aynı zamanda karbonsuzlaştırma konusunda öncelikli sektörleri belirlediğini anlatan Meyer-Landrut, bunların önemli adımlar olduğunu dile getirdi.
AB ile Türkiye’nin ekonomik ilişkilerinin çok güçlü olduğuna değinen Meyer-Landrut, “AB üye ülkeleri ve Türkiye arasında 2023’te 206 milyar avrodan fazla ticaret hacmi gerçekleşmiş. Gerçekten çok önemli bir rakam.” diye konuştu.
“Tüm üye devletler bu sorunu çözmek için çok titiz şekilde çalışıyor”
Gümrük Birliği hakkında bilgiler veren Meyer-Landrut, şöyle devam etti:
“Gümrük Birliğinin 2016’da güncellenmesiyle ilgili bir öneride bulunulmuştu. Komisyon da her iki taraf açısından bu anlaşmanın güncellenmesinin büyük potansiyeli, avantajları olduğunu kabul etmişti. Karşılaştığınız bazı sorunlardan, zorluklardan bahsettiniz. Biz de Gümrük Birliğinin uygulanmasında birtakım zorluklar yaşıyoruz. Ticareti engelleyici konular diyoruz buna. Bu konuda da yapılan çalışmalar, geçen yaz atılan adımlar daha somut sonuçları bize sağlayacak ve burada ifade edilen hedeflere ulaşılabilecek. Vizeyle ilgili şunu net olarak söylemek isterim. Hepimiz, tüm üye ülkeler ve konsolosluklar, gerçekten özellikle iş insanları için vize sağlama konusunda çok çalışıyoruz. Dışişleri Bakanlığıyla da çalışarak vize konusunun kolaylaştırılmasının yollarını bulmaya çalışıyoruz. Vizeye erişimi kolaylaştırmayı sağlıyoruz. 2023 itibarıyla baktığımızda Türkiye’de, önceki yıllara göre en yüksek sayıda Şengen vizesi verilmiş. Herhalde tüm dünyada en fazla sayıda Şengen vizesinin verildiği ülke. Dolayısıyla bir politika değil, birtakım pratik çalışmaların yapılması gerekiyor bu zorlukların aşılması için. Zorlukların, iş dünyasının ihtiyaçlarının farkındayız ama şundan emin olun ki tüm üye devletler bu sorunu çözmek için çok titiz şekilde çalışıyor.”
Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay da Kayseri’nin ticarette önemli kentlerden biri olduğunu ve istikrarlı şekilde ilerlediğini anlattı.
“Avrupa Birliği ile siyah beyazlar değil, gri alanlar var. Biz bunları beyaza boyamak istiyoruz. Bu beyazı boyarken de Kayseri’nin kapasitesini, potansiyelini kullanmak istiyoruz.” diyen Bozay, büyükelçilerden, ikili düzeyde her konunun olurundan çözülmesini talep etti.
Bozay, birçok Avrupa ülkesi ile büyük ticareti olan Türkiye’nin bu durumu ileriye taşıması gerektiğini de vurguladı.
“Şoför vize alamıyor ki kamyon gitsin”
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise AB’nin Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olduğuna işaret etti.
Türkiye’nin otomotiv, beyaz eşya ve konfeksiyon gibi alanlarda Avrupa’nın ana tedarikçisi olduğunu aktaran Hisarcıklıoğlu, 2 yıl sonra AB ile ekonomik ilişkilerin en önemli ayağı olan Gümrük Birliğinin 30’uncu yılına girileceğini belirtti.
Gümrük Birliğinin kapsamının genişletilmesi gerektiğini savunan Hisarcıklıoğlu, AB Konseyinin mart ayında Gümrük Birliğinin güncellemesi konusunda çalışmalara başlaması için komisyona yetki vermesini beklediklerini söyledi.
Vize konusunun önemli olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
“Türkiye AB ilişkilerinde çok ciddi bir sorun haline geldi. Avrupa Birliği’ni de çok anlayabilmiş değilim. İş adamlarının önünü açacak vize kolaylığını niye yapmaz Avrupa Birliği? Özellikle vizelerin iş dünyasına kolaylaştırılmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Kapıkule’den nasıl çıkacaklar? Kota var, şoföre vize var. Şoför vize alamıyor ki kamyon gitsin. Yani tarife dışı bir engel var. Bunların düzeltilmesine de ihtiyaç var.”
Program, konuşmaların ardından protokol üyelerinin hediye takdimiyle sona erdi.
]]>Türkiye’de yatırım için artık kimsenin gayrimenkul almaya yanaşmadığını farklı yatırımlara yöneldiğini belirten Elfi Gayrimenkul Kurucusu ve Brokerı Özkan Aydemir, “2022’de 67 bin konut satışı, 2023’e girdiğimizde 35 bine düştüğünü görmekteyiz. 2022 yılında 6,2 milyar dolarlık bir satışa karşılık 2023’te de 3,5 milyar dolara yakın yabancı satışlarda azalma olduğu görmekteyiz. En çok Rus, İran ve Ukrayna vatandaşları Türkiye’den gayrimenkul aldılar. Genelde de İstanbul, Antalya ve Mersin en çok tercih edilen illerimizden oldu. Merkez bankası verilerine göre Türklerin yurt dışında yapmış olduğu gayrimenkul yatırımlarında aynı dönemde yüzde 163,7 arttığını görmekteyiz. Bu da vatandaşlarımızın yurt dışında 2 milyar dolarlık bir yatırım yaptıklarını gösteriyor. En çok artışın olduğu ülke de Amerika, Amerika’da yüzde 115’lik bir artış görmekteyiz. İngiltere, Dubai, Arnavutluk, Karadağ ve Kuzey Kıbrıs diye devam ediyor. Burada 120 binden fazla vatandaşımızın yurt dışından mülk aldığını ve 25 milyar dolara yakın da bir yatırım yaptıklarını görmekteyiz. Ülkemizde yabancı yatırımcıların mülk aldığını görürken, bizim vatandaşlarımız da yurt dışında gayrimenkul aldığını görmekteyiz” dedi.
“Yurt dışına yatırımın önüne basit önlemlerle geçebiliriz”
Türkiye’nin yabancı yatırımcıya gayrimenkul satışı yaparken, bir taraftan da Türk vatandaşlarının yurt dışına yöneldiğini ifade eden Aydemir, “Döviz girdisi oluyor, buna karşılıkta tekrar bir döviz çıktısını görmekteyiz. Bunların en büyük nedenlerinden birisi de büyük şehirlerde bulunan konut fiyatlarındaki artış hızı. Büyük şehirlerdeki gayrimenkul fiyatlarımız, dünyadaki birçok ülke ile yarışabilecek duruma geldi. Bunların başında yüzde 25 kira sınırlaması, amortisman sürelerini yukarı çıkardı. Bir çok vatandaşımız da amortisman sürelerinde kira gelirleri elde edemediği için, daha yüksek kazançlara yönelmek zorunda kaldılar. En büyük söylentilerden birisi olan, 2 ve üstü gayrimenkulü olanlara ek verginin geleceği söylentileri. Bu da vatandaşlarımıza tabii ki korku psikolojisini getirip, elindeki gayrimenkulleri satıp yurt dışından gayrimenkul almasına teşvik etti. 2 yıllık süren yüzde 25 kira sınırlamasının aslında, tüfeye göre bırakılması gerekmektedir. Çünkü işyerlerinde nasıl tüfe olarak yapılıyorsa, konutta da yüzde 25 sınırının kalkıp tüfeye göre yapılması gerekiyor. Normalde, konut yatırımcılarının yüzde 80’i vatandaşlarımız ticari bir mülk almaktansa konut yatırımı yapıp, o konutun geliri ile geçinen vatandaşlarımız da mevcut” diye konuştu.
“İmarlı bölgelerin çoğalması gerekiyor”
Yurt dışına gayrimenkul yatırımcılarının azaltmamız için, büyükşehirlerimizdeki imar bölgelerinin çoğaltılması gerektiğini belirten Aydemir, “Rakamların bir basamak aşağı gelmesi gerekiyor. Eğer gayrimenkul fiyatlarının aşağı gelmemesi ve yukarı çıkması, yatırımcıyı yurt dışına yönlendiriyor. Örneklerden birisi de sosyal medyada çok kez önümüze çıkıyor. Amerika’da bir sanatçının 117 milyon liraya malikhanesini satıp, o parayla, İstanbul’un göbeğinde 125 milyon liralık bir ilanı alamıyor. Büyükşehirlerdeki rakamlar çok yukarı çıktı. O yüzden de bizim vatandaşlarımız da yurt dışına yöneliyor. Büyükşehirlerdeki imarlı bölgelerin çoğaltılması gerekiyor” dedi.
“Vize alamayan ev alıyor”
Vatandaşımız son 2 yıl içerisinde vize ile ilgili çok büyük sorunlar yaşadığını belirten Aydemir, “Ticari vize almakta bile zorluk çekiyor. O yüzden de vatandaşlarımız bu vize olayını çözebilmek için Avrupa ülkelerinden gayrimenkul yatırımlara yönelmiş durumda. Hükümetimizin mutlaka Avrupa’daki vize sorununu çözmesi gerekiyor. Yurtdışına gezmek için gitmeyi bırakın, ticari işleriniz için bile gitmeye kalksanız vize sorunuyla karşılaşıyorsunuz. Vize alamayan gayrimenkul alıyor” diye konuştu. – BURSA
]]>