Yakın – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Tue, 30 Jul 2024 22:12:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Merkez Bankası, enflasyon beklentilerinin düşürülmesi için adımların atılmasını istiyor https://www.haber28.com.tr/merkez-bankasi-enflasyon-beklentilerinin-dusurulmesi-icin-adimlarin-atilmasini-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/merkez-bankasi-enflasyon-beklentilerinin-dusurulmesi-icin-adimlarin-atilmasini-istiyor/#respond Tue, 30 Jul 2024 22:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28519 ERDAL SAĞLAM

(ANKARA) – Merkez Bankası geçen hafta açıklanan Nisan ayı enflasyon rakamından hoşnut değil. Merkez Bankası, yaptığı açıklamada beklentilerin hala düşürülemediğini, yıl sonu enflasyon hedefinin gerçekleşmesinde ciddi riskler bulunduğunu bildirdi.

Enflasyonda yıllık oranlar Temmuz’dan itibaren, baz etkisiyle düşecek ama bu düşüş sorunu çözmüyor. Enflasyonun hedefe yakınsaması için daha fazla çaba gösterilmesi gerekiyor. Bu konuda atılması gereken adımların başında artık mali tedbirlerin açıklanması geliyor. Ancak bu konuda henüz somut bir adım atılamadı ve Cumhurbaşkanı’nın gereken radikal kamu harcamalarında kısıntı kalemlerinden hangilerini kabul edeceği belli değil.

Belki de Merkez Bankası’nın hala enflasyon beklentilerinin istenilen noktaya gelemediğinden yakınmasının bir nedeni de, bu mali tedbirlerin biran önce açıklanması için yapılmış olabilir. Merkez Bankası faiz kararları ve uygulamanın sıkı tutulmasının, beklentileri düşürmek için bir dereceye kadar etkili olduğunu biliyor. Ancak halkın beklentilerini düzeltmek için bütçede sıkı disiplinin de bir önce devreye sokulmasını bekliyor.

Enflasyon beklentileri hakkındaki yakınmanın nedeni konusunda, bazı iktisatçılar da Merkez Bankası’nın enflasyonun geldiği nokta konusunda yakın zamanda başlaması muhtemel yumuşatma talepleri için ön almak için yaptığını düşünüyor. Çünkü üretimde bir gerilemenin başladığı, iç talebin artık daraldığı ortaya çıktı ve yakın zamanda bu gelişmelerden zarar edecek kesimlerin şikayetlerin artması bekleniyor.

Birkaç ay sonra iş insanlarından işlerin durduğundan yakınarak, “artık gevşetin” taleplerinin büyüyeceği şimdiden görülmeye başladı. Öte yandan ekonomi programının sürdürülmesinin kaçınılmaz olduğunu bilen bazı kesimler ise “kurların çok düşük kaldığından” yakınmaya başladılar. Kurlarda “enflasyonun çok altında artış” trendi başladı ve bunun en az 4-5 ay daha devam etmesi bekleniyor. Dolayısıyla, özellikle ihracatçıların şikayetlerinin de TL’nin reel değerlenmesi arttıkça, büyümesi kaçınılmaz olacak.

Bunun yanında ücretliler ve emekliler, artık bu yıl Temmuz’da yapılmayacağı belli olan asgari ücret ek zammı ve çok düşük kalan asgari emekli maaşına ek zam için, haklı olarak şikayetle ediyorlar ve bu sürekli bir hale geldi. Enflasyon düşüş trendine girdi ama bunun yeterli olmadığı açık. Zaten yoksullaşan bu kesimler, aylık enflasyonlarla daha da yoksullaşacak ve ek zam olmadıkça satın alma güçleri daha da düşecek. Türk-İş belirlemelerine göre nisan ayında açlık sınırı 17 bin TL’lik asgari ücret sınırını epeyce aşmış görünüyor. Geride kalan 8 ayda da zam yapılmadığı takdirde yoksulluğun ne kadar daha artacağı ortada.

BEKLENTİ İÇİN RADİKAL KARARLAR GELECEK Mİ?

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, uzun zamandır “gelirler politikası” başlığı altında programın başarısı için hedeflenen enflasyon kadar ücretliler ve emeklilere zam yapılması gerektiğini söylüyor. O nedenle CHP’nin bu konudaki taleplerinin yerine getirilmesinin çok zor olacağı açık. Yine atanamayan öğretmenler konusunda da en azından bu yıl içerisinde bir adım atılması mümkün görünmüyor.

İşte bu noktada enflasyondaki hedefin gerçekleşmesinin önemi daha da büyüyor. Toplumsal kesimlerin hoşnutsuzluklarının artması, hedefe göre belirlenen enflasyon oranlarına ulaşılmazsa, çok daha büyük patırtı kopacaktır. İşte bu Merkez Bankası’nın enflasyon hedefine, piyasaların beklentisinin yakınlaştırılmasının önemi daha da artıyor.

Bu arada CHP ile AKP diyaloğunun başlamasıyla birlikte CHP’nin bu sorunları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aktarması sonuç verecek mi, bir yandan da bu bekleniyor.

]]> https://www.haber28.com.tr/merkez-bankasi-enflasyon-beklentilerinin-dusurulmesi-icin-adimlarin-atilmasini-istiyor/feed/ 0 CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Samandağ’daki Hazır Beton Üretim Santrali’ne Karşı Çevre Tehditlerini Gündeme Getirdi https://www.haber28.com.tr/chp-hatay-milletvekili-nermin-yildirim-kara-samandagdaki-hazir-beton-uretim-santraline-karsi-cevre-tehditlerini-gundeme-getirdi/ https://www.haber28.com.tr/chp-hatay-milletvekili-nermin-yildirim-kara-samandagdaki-hazir-beton-uretim-santraline-karsi-cevre-tehditlerini-gundeme-getirdi/#respond Wed, 17 Jul 2024 08:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25950 (ANKARA) –CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Atatürk Mahallesi’ndeki Hazır Beton Üretim Santrali’nin bölgedeki yurttaşlara ve çevreye zarar verdiğini belirterek, “Bu santrallerde kullanılan kimyasallar ve ağır metaller ekosistemi de uzun vadede oldukça tahrip edecektir; özellikle Asi Nehri eski yatağının çok yakınına kurulan bu tesisler yöreye has endemik bitki ve canlı türlerinin yaşam alanına da bir tehdittir” dedi.

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara; Hatay’ın Samandağ ilçesi Atatürk Mahallesi’nde bulunan Hazır Beton Üretim Santrali’yle ilgili yazılı açıklama yaptı. Santralin yurttaşların sağlığını olumsuz etkileyecek yakınlıkta olduğuna ve planlanan kapasite artışı ile çevresel ve yaşamsal tehlikelerinin artacağına dikkat çeken Yıldırım Kara, şunları kaydetti:

“Deprem sonrasında Hatay halen aldığı ağır hasarlar dolayısıyla artan çevre sorunlarıyla mücadele içindedir. Bahsi geçen Hazır Beton Üretim Santrali proje alanı itibariyle yol ve ulaşım güzergahlarına, okullara, narenciye ve seracılık üretiminin yapıldığı tarım alanlarına, bankalara ve semt pazarları gibi vatandaşımızın günlük hayatında önemli rol oynayan birçok mekana tehlike arz edecek yakınlıktadır. Anayasanın 56. Maddesi’nin hükmü gereğince ‘Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.’ Samandağ halkının bu hakkına sahip çıkmak ve yaşanabilir çevre koşulları sağlamak zorundayız. Üretim sürecinde ortaya çıkacak büyük miktarda toz, kullanılan aktif yakıtlar sonucu açığa çıkan gaz, santral bacalarından salınan ve havayı kirleten küçük partiküller kronik sağlık problemlerine yol açabilmekte ve ölümlere neden olabilmektedir.

Ayrıca bu santrallerde kullanılan kimyasallar ve ağır metaller ekosistemi de uzun vadede oldukça tahrip edecektir; özellikle Asi Nehri eski yatağının çok yakınına kurulan bu tesisler yöreye has endemik bitki ve canlı türlerinin yaşam alanına da bir tehdittir. Bu santral yakın çevreyi uzun vadede zehirleyecek buna ek olarak santralin tüketeceği su bölgeyi nihayetinde çölleştirecektir. Rüzgarı da hesaba kattığımızda santralden çıkacak olan baca tozları ise yakın çevresinde bulunan, semt pazarına, Çarşı denilen ilçe merkezine, Cumhuriyet, Sutaşı, Çöğürlü, Kuşalanı, Tekebaşı mahallelerine, Yeni Mahalle’de Akdeniz’e kadar Samandağ ilçemizin büyük bir bölümüne yayılacaktır ve buralarda hem ekosisteme hem de insan sağlığına ciddi bir tehdit oluşacaktır.”

“DAYANIŞMAMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”

Kara, Hazır Beton Üretim Tesisi’nde kapasite artışına ilişkin ÇED raporuna dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Proje alanının Samandağ ilçe merkezine 520 metre mesafede yer aldığı raporda açıkça belirtiliyor. En yakın yerleşim birimi 640 metre ile Yeşilada Mahallesi iken, en yakın konut ise sadece 170 metre mesafede yer alan Atatürk Mahallesi’ne bağlıdır. Fakat bu yakınlık raporda bize şöyle anlatılıyor: ‘Yol ve ulas¸ım gu¨zergahlarına yakın olması, faaliyet ic¸in sec¸ilen yerin, u¨retim yo¨nteminin uygunluk ac¸ısından bo¨lgenin sosyo-ekonomik durumu proje yerinin sec¸ilmesinin etkin sebeplerdir ve başka bir mekan alternatifi bulunmamaktadır.’ Bu, bölgenin sosyo-ekonomik durumunun sebepler arasında gösterilmesi ve bir istihdam kapısı yaratacağı şeklinde olumlu bir algı yaratılmakta, yurttaşlarımıza ve doğaya verilecek zararın bu yolla üstü kapatılmaya çalışılmaktadır. Bu süreci takip edecek ve Samandağ halkının yatırım uğruna, sermaye uğruna yaşanabilir bir çevreden sağlıklı bir gelecekten mahrum olmaması adına bu taleplerinin ehemmiyetini her fırsatta dile getireceğiz. Hatay, kirlilik yükü bakımından maalesef Türkiye’nin en üst sıralarda yer alan kenti olmuştur. Depremi yaşamış yurttaşlarımız zaten halihazırdaki bu kirlilik yüküyle büyük risk altındadır. Her gün yeni bir kapasite artışı ya da çevreye büyük ölçüde zararlı tesislerin açılması yurttaşlarımızı deprem dışındaki başka felaketlerle de karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır. Ne Samandağ ne de Hatay’ın herhangi bir bölgesinde yaşayan yurttaşlarımız yeni bir felaketi yaşayabilecek güçtedir. Dolayısıyla kendi yaşam alanına ve doğaya sahip çıkan her Hataylı ile dayanışmamızı sürdüreceğiz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-hatay-milletvekili-nermin-yildirim-kara-samandagdaki-hazir-beton-uretim-santraline-karsi-cevre-tehditlerini-gundeme-getirdi/feed/ 0
Atatürk Üniversitesi, Yoğun Bakım Hastaları İçin El Şeklinde Cihaz Geliştirdi https://www.haber28.com.tr/ataturk-universitesi-yogun-bakim-hastalari-icin-el-seklinde-cihaz-gelistirdi/ https://www.haber28.com.tr/ataturk-universitesi-yogun-bakim-hastalari-icin-el-seklinde-cihaz-gelistirdi/#respond Sat, 13 Jul 2024 01:36:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25069 Atatürk Üniversitesinde akademisyenler, Kovid-19 döneminden yola çıkarak hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören, özellikle bilinci kapalı hastalara tedavi sürecinde bir yakınının elini tutuyormuş hissi veren el şeklinde cihaz geliştirdi.

Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahar Çiftçi, Prof. Dr. Gülçin Avşar ve Doç. Dr. Arzu Sarıalioğlu ile Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Coşkunçay’ın desteğiyle 1 yıllık çalışmanın ardından, yoğun bakım hastalarının tedavi sürecine yardımcı olmak için el şeklindeki “Terapotik Dokunmatik” cihazını hayata geçirdi.

Çiftçi, üniversitenin Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü (BAP) birimince desteklenen ve ATA Teknokent’te geliştirilen cihaz hakkında hastanelerin yoğun bakım servislerinde görev yapan hemşirelerden de olumlu geri dönüş aldı.

İnsan eli hissiyatının yanında yoğun bakımda, yakınlarından uzakta tedavi süreçleri devam eden hastalara olumlu etki yaratması için hazırlanan cihaza hasta yakınlarının veya müzik, Kur’an-ı Kerim gibi istenilen sesler de ekleniyor.

Özel bir maddeden yapılan el şeklinde cihaz, yatan hastanın elinin üzerine konularak zaman zaman sıkma refleksleri gerçekleştiriyor.

Cihaz fikri Kovid-19 sürecinde çıktı

Doç. Dr. Çiftçi, AA muhabirine, cihazın çıkış fikrinin Kovid-19 döneminde alınan tedbirlerden kaynaklandığını söyledi.

Özellikle Kovid-19 sürecinde hasta yakınlarının, hastalarını enfeksiyon bulaşma ihtimali gibi nedenlerden dolayı ziyaret edemediğini dile getiren Çiftçi, “Uzakta olan bireylerin yakınlarına yardımcı olabilmek için onların seslerine hastamıza getirerek yanlarında oldukları hissini vermek için bunu geliştirdik. Özellikle yurt dışında yaşayanlar, hastasının yanına gelemiyor ve psikolojik olarak kendisini kötü hissediyor. Bu sebeple ‘annemim-babamın yanına gidemedim, en azından dokunma hissimizi hissettirelim ve sesimizi ulaştıralım’ düşüncelerinden bu yola çıktık.” dedi.

Yapılan bilimsel araştırmalarda, yoğun bakım hastalarının müzik ve dokunma ile tedavi süreçlerine katkılar sunulduğunu aktaran Çiftçi, bu çalışmada da dokunma ve müzik terapi yöntemlerinin birleştirildiğini kaydetti.

“Maketten ziyade bir insan eli formatına getirmeye çalıştık”

Cihazı insan eli dokusuna yakın oluşturulduğuna dikkati çeken Çiftçi, şöyle devam etti:

“Cihazın insan elini sıkabilme özelliği var. Aynı zamanda elin iç kısmında sıcaklık hissi de veriyor çünkü dokunulduğunda, maketten ziyade bir insan eli formatına getirmeye çalıştık. İnsanlar yoğun bakıma yakınlarını göremeye geldiği zaman ellerini yakınlarının elinin üzerine koyar ve ‘Anne ben geldim, baba ben geldim, iyileşeceksin’ gibi sözleriyle telkinlerde bulunurlar. Biz de o hissiyata ulaşmaya çalıştık.”

Çalışmanın hastalar üzerindeki etkisine ilişkin bilimsel çalışmalara başladıklarını anlatan Çiftçi, şunları kaydetti:

“Bilimsel çalışma aşmasına geçtik. Hastalar üzerinde, yaşam bulgularının etki etmesini bekliyoruz. Acaba hastalarımızın yakınlarının sesleri, doğa sesleri, dokunmalar, hastamızın nabzı yüksekse bunu düşürecek mi? Solunum yüksekse solunumu düşürebilecek mi? şeklinde bilimsel çalışmalara da deneme aşamasındayız.”

“Arkadan gelen seslerde güzel bir hissiyat oluşturuyor”

Cihazı deneyimleme fırsatı bulan fakültenin 3. sınıf öğrencisi Hüseyin Can Torlak ise “Cihazın sıcaklığı insan eli hissiyatında. Biri elimi tutuyor gibi hissiyat yaşadım. Arkadan gelen sesler de güzel bir hissiyat oluşturuyor. Yoğun bakım hastalarımızda olumlu etki bırakmasını umut ediyorum.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ataturk-universitesi-yogun-bakim-hastalari-icin-el-seklinde-cihaz-gelistirdi/feed/ 0
DT Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Amerika Broadway’de bir Türk müzikalini sahnelemek istiyor https://www.haber28.com.tr/dt-genel-muduru-tamer-karadagli-amerika-broadwayde-bir-turk-muzikalini-sahnelemek-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/dt-genel-muduru-tamer-karadagli-amerika-broadwayde-bir-turk-muzikalini-sahnelemek-istiyor/#respond Fri, 07 Jun 2024 23:12:46 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19950 İSA TOPRAK – Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü Tamer Karadağlı, en büyük hayallerinden birisinin, Amerika Broadway’de bir Türk müzikalini sahneleyebilmek olduğunu söyledi.

Tamer Karadağlı, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü dolayısıyla, göreve geldiği günden bugüne yaptığı çalışmaları ve yeni projelerini AA muhabirine anlattı.

Göreve gelir gelmez DT çalışanlarının özlük haklarında düzenlemeye gidilmesi için çalışmalar yaptıklarını belirten Karadağlı, dinamik ve atak bir yönetim tarzı izlediklerini, Türkiye’nin en güzide kurumlarından biri olan DT’de arada ufak tefek aksaklıkların yaşanmasının da doğal olduğunu söyledi.

Devlet Tiyatrolarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, sadece oyunculardan ibaret olmadığını, teknik ekip, idari kadrosuyla herkesi kucaklamaya çalıştıklarını belirten Karadağlı, “Çalışanlarımızın özlük haklarını koruyabilmek en önemlisi.” dedi.

“Yüzyıllık Destan: Savaş” 19 Mayıs’ta prömiyer yapacak

Karadağlı, DT repertuarını genişlettiklerini, daha önce hiç oynanmamış, romandan oyunlaştırılan oyunlara yöneldiklerini belirterek, eskiden 3-5 senede bir oynayan oyunların tekrar sahnelendiğini ve bu anlayıştan biraz vazgeçtiklerini söyledi.

Göreve geldiğinde ilk işlerden birisinin Cumhuriyetin 100’üncü yılına özel bir üçleme olan “Yüzyıllık Destan: Ateş” oyununu sahnelemek olduğunu belirten Karadağlı, “Yüzyıllık Destan: Savaş ikinci oyunumuz ve 19 Mayıs’ta prömiyer yapacak. ‘Yüzyıllık Destan: Bayrak’ üçüncü oyun da 30 Ağustos’ta seyirciyle buluşacak.” dedi.

Devlet Tiyatrolarının oyunlarına özel, yeni afiş tasarımı ve oyun tanıtım videolarının ilgi çektiğini kaydeden Karadağlı, hayatı, gençleri yakalamanın önemli olduğuna işaret etti.

“Bizim toprağımızın hikayelerini anlatmak çok önemli”

Karadağlı, “Benim özel sektörden geliyor olmamın avantajlarını kullanarak, daha insan odaklı bir afiş tasarımına gittik. Belki de pek çok oyuncu arkadaşımız afişlerde kendini göremeyecek. Bizim afişlerimiz biraz klasikti. Şimdi en güzel, en insan odaklı ifadeleri bulmaya çalışıyoruz. Afişler ilgi çekti ve faydasını gördük. Tiyatro interaktif bir iştir, canlıdır. Görsel olarak sosyal medyayı kullanmamız adına videoların çok faydası oldu.” dedi.

Yakın zamanda sahneye konulan Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği, Kemal Tahir’in romanından uyarlanan Devlet Ana oyununun başarı yakaladığını belirten Karadağlı, “Yeni sanat sezonunda bir dengeleme yapacağız eserler arasında. Romandan uyarlanan eserlerimiz ve klasiklerimiz olacak. Yerli yazarlara da önem veriyoruz ve bu dengeyi kurmamız gerekiyor. Bizim toprağımızın hikayelerini anlatmak çok önemli. Klasiklerimiz de olacak, toprağımızın hikayeleri de olacak.” diye konuştu.

“Bugün, bütün oyunlarımızı ücretsiz oynuyoruz”

Karadağlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hem meslektaşlarımın hem de seyircilerimizin 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nü kutluyorum. Bugün, bütün oyunlarımızı ücretsiz oynuyoruz. Salgın döneminde Devlet Tiyatroları özel tiyatrolara sahnelerini açmıştı, açmaya da devam edeceğiz. Devlet Tiyatroları, Türkiye’deki en büyük sanatsal kurum, bir yerde hamilik görevimiz de var. Tabii yardımcı olacağız, boş günlerimizde sahnelerimizi açacağız. Ama her zaman sahnelerimizi açamayız, bunun bir dengesini kurmak gerekiyor. Kızılay’daki 75. Yıl Sahnemizi sadece tahsisler için ayırdık. Diğer sahnelerimizin kapılarını da bizim oynamadığımız günlerde özel tiyatrolara açmaya devam edeceğiz.”

Çok iyi bir ekiple çalıştığını, geldiği günden bugüne çok koşturduğunu, çaba harcadığını ifade eden Karadağlı, her yere oyun götürmek istediklerini söyledi.

Devlet Tiyatrolarının bilet fiyatlarını özel tiyatrolara nazaran oldukça uygun fiyatlarda satışa sunduğunu belirten Karadağlı, şunları kaydetti:

“Londra, New York’a gittiğinizde müzikal izlemek istediğinizde biletler tükenmişse karaborsadan bilet alınıyor ve çok pahalıdır. Biz kar amacı gütmeyen bir kurum olduğumuz için bilet fiyatlarını çok düşükte tutuyoruz. Bizim için önemli olan sanatı, tiyatroyu insanlarımıza yayabilmek. 2023-2024 sanat sezonunun başladığı ekim ayından bugüne 201 oyunla 4 bin 84 temsil gerçekleştirildi. 1 milyon 247 bin 601 seyirciye ulaşıldı. Seyirci sayımızda geçen seneye göre yüzde 10’luk bir artış var. Bu mutluluk verici bir rakam. Demek ki afiş, tanıtım videosu ve repertuvarımızın farkı varmış ki, halkımız teveccüh gösteriyor.”

Yunanistan ile ortak Romeo ve Juliet oyununun provaları sürüyor

DT’nin oyun yazımlarında yapay zeka kullanımına ilişkin de değerlendirmelerini paylaşan Karadağlı, “İnsan odaklı gittiğimiz için yapay zeka oyunu yazdırır mıyız? Sanmıyorum. En azından yakın bir tarihte değil. Belki daha sonra denenebilir, o da deneysel olacaktır.” dedi.

Türkiye ile Yunanistan ortak yapımı Romeo ve Juliet oyunundaki çalışmalara ilişkin bilgi veren Karadağlı, ilk kez sahnelenecek oyunun provalarının Yunanistan’da devam ettiğini, Yunan Pire Şehir Tiyatrosu ile birlikte sahneleyeceklerini söyledi.

Gelecek hafta kendisinin de Yunanistan’a bir ziyaret gerçekleştirerek provaları izleyeceğini belirten Karadağlı, oyunun son yıllarda Yunanistan ile kültürel ve ekonomik yakınlaşmanın da bir göstergesi olduğuna dikkati çekti.

Farklı ülkelerle de bu tür projeleri gerçekleştireceklerini ifade eden Karadağlı, şöyle konuştu:

“Biz hem kendi tiyatromuzu, ulusal tiyatromuzu yurt dışında tanıtmakla mükellefiz aynı zamanda da yurt dışıyla çok yakın temas halinde olmamız gerekiyor. Biz her yıl bir sürü festival yapıyoruz. Yurt dışından onlarca tiyatroyu davet ediyoruz. Onları ağırlıyoruz en iyi şekilde. Bu kültürel alışverişin giderek artması gerektiğine inanıyorum ben, çok büyük faydası oluyor çünkü ülkeler arası ilişkilerde. Ülkelerin kültürel ilişkisinin bu kadar yakın olması aslında birçok problemi ortadan kaldırabiliyor. Çünkü sanat öyle bir şey, güzellik katıyor, barış katıyor, yakınlaştırıyor ülkeleri. Devlet Tiyatrolarının Türk dünyası ülkelerle de yeni çalışmalar planlıyoruz.”

“Devlet Tiyatrolarının ABD ve İngiltere’ye turne yapmadığını öğrendim”

Türk tiyatrosunun yurt dışında sahnelenmesine ilişkin projelerini anlatan Karadağlı, bu zamana kadar Devlet Tiyatrolarının ABD ve İngiltere’ye turne yapmadığını öğrendiğini söyledi.

Tamer Karadağlı, “En büyük hayallerimden biri, Amerika Broadway’de 3, 4 gün bir Türk müzikalini sahneleyebilmek. Apartman boyunda afişlerimizi orada asabilmek ve orada sahneye çıkabilmek, Devlet Tiyatrosunu orada da gösterebilmek. Umuyorum önümüzdeki sene olacak ve Devlet Tiyatrolarının 75’inci yılına denk gelmiş olacak. Kendi topraklarımızın hikayesini en iyi şekilde anlatacağımız bir oyun olursa, bir müzikal olursa, dansıyla, şarkılarıyla, oyunuyla, bundan daha güzel bir şey olamaz.” dedi.

Bu gibi büyük projelerin hazırlanmasının zaman aldığını vurgulayan Karadağlı, 2025’te, DT’nin kuruluşunun 75’inci yılında hayata geçirmek istedikleri bu proje için Devlet Opera ve Balesi, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü gibi kardeş kurumlardan da faydalanabileceklerini belirtti.

“Oyun sayımızı artırabiliriz ama sahne sayımız yeterli değil”

DT Genel Müdürü Karadağlı, yeni sanat sezonu hazırlıklarının başladığını, her sene oyun sayısını ve performansı artırmak istediklerini belirterek, “Yeni sahneler de açıyoruz. Geldiğimden bugüne 4 sahne açtık. Bu tiyatrolara en iyi oyunlarımızı gönderiyoruz, yerleşik hale gelmelerini sağlıyoruz. Oyun sayımızı artırabiliriz ama sahne sayımız yeterli değil. Bu limitler içinde hareket etmemiz gerekiyor. Yakın zamanda Düzce Devlet Tiyatrosu da perdelerini açacak.” dedi.

Öte yandan, kendisinin de oyunlarda rol almasına ilişkin Karadağlı, “Ben şimdi tiyatro için uğraşmalıyım. Daha sonra, ikinci yıl belki, sistem iyice oturur, ben de oyun oynayabilirim. Şu anda arkadaşlarım için, tiyatro için uğraşıyorum.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/dt-genel-muduru-tamer-karadagli-amerika-broadwayde-bir-turk-muzikalini-sahnelemek-istiyor/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 500’ün üzerinde şehit yakını, gazi ve gazi yakını ataması yapılacağını müjdeledi https://www.haber28.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-500un-uzerinde-sehit-yakini-gazi-ve-gazi-yakini-atamasi-yapilacagini-mujdeledi/ https://www.haber28.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-500un-uzerinde-sehit-yakini-gazi-ve-gazi-yakini-atamasi-yapilacagini-mujdeledi/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:48:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10445 Eskişehir’deki ziyaretini sürdüren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Bu müjdeyi burada vermek istiyorum. İnşallah yakın zamanda 500’ün üzerinde şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak” dedi.

Bir dizi program ve ziyaretler için Eskişehir’e gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’u ziyaret etti. Ziyarette Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’a, AK Parti Eskişehir Milletvekilli Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir Milletvekili ve Cumhur İttifakı AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu, eşlik etti.

“Eskişehir için 605 milyon lira bir kaynak ayırdık”

Valilikteki görüşmelerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İhlas Haber Ajansı muhabirinin, “Eskişehir’de engelli ve yaşlılara yönelik yatırım var mı?” sorusuna Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Tabii Eskişehir için 605 milyon lira bir kaynak ayırdık. Bununla beraber iki huzurevi, bir engelsiz yaşam merkeziyle ilgili çalışmalarımız sürüyor. İnşallah en yakın zamanda Eskişehirli böyle bir vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Diğer yandan Eskişehir biz evde bakım yardımını da çok önemsiyoruz. Evde bakımdan faydalanan 4 bin 39 Eskişehirli vatandaşımız var. İnsanlarımızın, yaşlılarımızın, engellilerimizin, ailelerinin ve sevdiklerinin yanında bakımını da oldukça önemsiyoruz. Bu yönde politikalarımız da var” yanıtını verdi.

“500’ün üzerinde beş yüz gibi bir rakamla şu aşamada şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak”

Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarına dair atamalarına dair sorulan soruyu da yanıtlayan Bakan Özdemir Göktaş şöyle konuştu;

“Evet bu müjdeyi burada vermek istiyorum. İnşallah yakın zamanda 500’ün üzerinde 500 gibi bir rakamla şu aşamada şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak. Bununla beraber bugüne kadar yaptığımız şehit, yakını gazi ve gazi yakını atamamız da 50 bini aşacak. Tabii bizler için çok kıymetli bir atama bu, sosyal bir atama. Biz her türlü şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyoruz. Çıkmaya da devam edeceğiz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde yapıyoruz. Bizler için tabii bu vatanı bize vatan kalan şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyoruz. İnşallah bu vesileyle Güzel bir atama da olacak mart ayı itibariyle. Bakanlık olarak onlara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.”

“65 yaş ve üstü vatandaşımızın oranı şu anda yüzde 10.2”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı veriler ışığında sorulan soruyu yanıtlayan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusu yaşlanıyor. 2013 yılının verilerine göre, geçenlerde verirlerde Türkiye nüfusu 10.2 yaşlı nüfusu, 65 yaş ve üstü vatandaşımızın oranı şu anda yüzde 10.2 . Bu da yaşlandığımızı gösteriyor. Aslında tüm dünyada trend aynı. Ülke olarak da aynı dünya trendinde devam ediyoruz. Diğer yandan tabii doğurganlık oranımız da hızla azalıyor. Bizler bu yönde bazı çalışmalar yaptık. Türkiye yaşlılık profili araştırması yaptık. İnşallah mart ayında bunun sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacağız. Çok çarpıcı veriler var. ve bu yönde bu veriler aslında bu çalışmalar bizler için kıymetli. Çünkü oluşturduğumuz ve oluşturacağımız politikaları da yön verecek çalışmalar bununla. Bu vesileyle tabii ki bu kamuoyuna paylaşacağımız verileri Mart ayında inşallah paylaşacağız. Hepinize teşekkür etmek istiyorum. Eskişehir’de bizlerle berabersiniz. İnşallah bu seçim döneminin de herkese hayırlı uğurlar getirmesini diliyorum” dedi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-500un-uzerinde-sehit-yakini-gazi-ve-gazi-yakini-atamasi-yapilacagini-mujdeledi/feed/ 0
Anadolu Parsı Türkiye’nin Farklı Coğrafyalarında Görülmesi İnsanları Tedirgin Ediyor https://www.haber28.com.tr/anadolu-parsi-turkiyenin-farkli-cografyalarinda-gorulmesi-insanlari-tedirgin-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/anadolu-parsi-turkiyenin-farkli-cografyalarinda-gorulmesi-insanlari-tedirgin-ediyor/#respond Sat, 09 Mar 2024 08:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9072 Anadolu Parsı’nın son zamanlarda farklı coğrafyalarda görülmesi insanları tedirgin ediyor

KTÜ Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya:

“Anadolu parsı Türkiye’de, Trakya hariç bütün coğrafyada yayılış gösteriyor 20 yıldır bunu söylüyoruz, otuz yıldır da parsın var olduğunu söylüyorduk”

“Normalde insanlara çok yakın yaşıyor ancak kendini insanlardan koruduğu için onu göremiyoruz”

TRABZON – Anadolu Parsı’nın son zamanlarda Türkiye’nin farklı coğrafyalarda görülmesi ile ilgili değerlendirmede bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Anadolu Parsı’nın normalde insanlara çok yakın yaşadığın ancak kendisini insanlardan koruduğu için görünmediğini belirtti.

Anadolu parsı ile ilgili haberler özellikle son aylarda gittikçe arttığını kaydeden Başkaya, “Bizim çalışmalarımıza göre sayıları artıyor. Devletin ve vatandaşın bulgularını göze Türkiye üzerindeki haritaya yerleştirdiğimiz zaman Anadolu parsının artık bir çok yerde karşımıza çıktığını görüyoruz. Anadolu parsı Türkiye’de, Trakya hariç bütün coğrafyada yayılış gösteriyor 20 yıldır bunu söylüyoruz, otuz yıldır da parsın var olduğunu söylüyorduk” dedi.

Son yıllarda özellikle Anadolu Parsı konusunda yaptığı araştırmalarla gündeme gelen Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Anadolu parsı ile ilgili haberlerin özellikle son aylarda gittikçe arttığına dikkat çekerek, “Anadolu parsı ile ilgili haberler özellikle son aylarda gittikçe artıyor artacaktır da. Bizim çalışmalarımıza göre sayıları artıyor. Arttığını şuradan da anlayabiliriz devletin bulguları olsun vatandaşın bulguları olsun Türkiye üzerindeki haritaya yerleştirdiğimiz zaman Anadolu parsının artık bir çok yerde karşımıza çıktığını görüyoruz. Anadolu parsı Türkiye’de Trakya hariç bütün coğrafyada yayılış gösteriyor 20 yıldır bunu söylüyoruz, otuz yıldır da parsın var olduğunu söylüyorduk. Çalışmalarımızın sonucunu haritaya yaydığımız zaman Muğla’dan Artvin’e, Bursa’dan Kazdağlarına, Hakkari’ye kadar bütün coğrafyada Anadolu parsı karşımıza çıkabiliyor. Son yıllarda, son günlerde görüntüler gerekse bulgu edilen yerlerde Anadolu parsı, ya sahile yakın bir yerde karşımıza çıkıyor ya da dağlardan, ormanlardan insanlardan uzak yerlerden ziyade ova arazilerde de karşımıza çıkabiliyor. Hayvan zaten bir yamaçtan öbür yamaca vadi tabanına inerek geçiyor veya vadi boyunca akan akarsu boyunda avlanıyor. Genelde gececi olduğu için rahatsız edilmediği veya düşmanı olmayan bölgelerde gündüzde aktif ama genelde gececidir” diye konuştu.

“Normalde insanlara çok yakın yaşıyor ama buna rağmen kendisini insanlardan koruduğu için onu göremiyoruz”

Anadolu Parsının normalde insanlara yakın yerde yaşadığını ancak kendini insanlardan koruduğu için görünmediğini kaydeden Başkaya, “Normalde insanlara çok yakın yaşıyor ama buna rağmen kendisini insanlardan koruduğu için onu göremiyoruz. Yaptığımız foto kapan çalışmaları, ayak izi çalışmaları, termal kamera çalışmaları gibi takiple ilgili işlerde bakıyoruz ki hayvan köy içleri yayla kenarları insanların eli ayağı çekildiği zaman doğrudan köyün içerisinden gelip geçiyor veya oralarda belli bir zaman geçirebiliyor. İnsanlara yakın ilçelerin kenarlarında çokça zaman geçirdiğini görüyoruz. İnsanlar için haraketli yerlerde bile o sahanın hemen kenarında bulunabildiğini biliyoruz. O yüzden bunlar bizim için sürpriz değil” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/anadolu-parsi-turkiyenin-farkli-cografyalarinda-gorulmesi-insanlari-tedirgin-ediyor/feed/ 0