Festivalde Gazzeli ve Esenlerli çocuklar dünya barışı için ekmek pişirdi
İSTANBUL – Esenler Belediyesi tarafından 14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali düzenlendi. Festivalde, Gazzeli ve Esenlerli çocuklar dünya barışı için pişirdikleri ekmekleri yazmış oldukları mektuplarla dünya liderlerine gönderdi.
“İnsanlığın Onur Sınavı Gazzeli Çocuklarla Barış Ekmeğini Birlikte Pişiriyoruz” sloganıyla gerçekleşen programa, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İstanbul Valisi Davut Gül, Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu ile çok sayıda vatandaş ve çocuk katıldı.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla 14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali’ne ev sahipliği yapan Esenler Belediyesi, bu yıl Filistinli çocukları ağırladı. 7 Ekim’den bu yana devam eden İsrail saldırıları sonrası Türkiye’ye gelen 22 Gazzeli çocuk ve Esenlerli çocuklar düzenlen program ile tüm dünyaya barış mesajları verdi. Barış filmi gösterimiyle başlayan festivalde, öğrenciler tarafından boyanan Mescid-i Aksa resminin yer aldığı Barış Duvarı’nın açılışı gerçekleşti. Dünya barışı için ekmek pişiren çocuklar, bu ekmekleri yazmış oldukları mektuplarla dünya liderlerine gönderdi. Programda ayrıca direnişin sembolü haline gelen geleneksel “Dabke” dansı gösterimi yapıldı. Festivale, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, İstanbul Valisi Davut Gül ve Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu katıldı ve çok sayıda vatandaş ve çocuk katıldı.
“Filistinli çocukların kanında boğulacaklarını bilsinler”
14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali’nde konuşan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, “23 Nisan ülkemizde ve dünyada çocuklara atfedilen en önemli bayramlardan bir tanesi. Bu bayramın temel özelliği çocuklar. Çocukların farkındalıklarıyla, çocukların o masum dudakları ve yürekleriyle insanlığa masumiyeti anlatmak çocuk samimiyeti ve berraklığıyla yeryüzüne tekrardan bakabilmek için anlamlı bir bayram. 21. Yüzyılda, 7 Ekim’den bu yana insanlığın gözü önünde Gazze’de bir katliam ve soykırım yaşanıyor. Göz göre göre katil ve Siyonist İsrail, Gazze’yi ve Gazzeli çocukları katlediyor. Dünya sessiz, dünya suskun, dünya görmüyor, dünya kör ve sağır. O çocukları dünya görmüyor, o çocukların annelerinin feryatlarını dünya görmüyor. Çünkü o çocuklar Müslüman, çünkü o anneler Müslüman. Küresel emperyalistler için Müslümanın kanı çok ucuz. Ama bilsinler ki; o katil ve Siyonist İsrail’de, onun yancıları ve yardakçıları da bilsinler ki bu toprakların cevheri ve ruhu o topraklardaki Siyonist ve katil İsrail’i bir gün Filistinli çocukların kanında boğulacaklarını bilsinler. Esenlerin çocukları, güzel insanlar bilin ki siz sadece bu ülkenin sorunlarını sorumluluklarını üstlenecek, omuzlarınızda sadece bu yükü hissedecek çocuklar değilsiniz. Siz dünyanın vicdanını ve merhametini yüklenecek o büyük güce ve omuza sahipsiniz” dedi.
“Geçmiş yüzyıllarda yaptığı gibi zalimin karşısında mazlumun yanında”
Türk halkının mazlumların yanında olduğunu belirten İstanbul Valisi Davut Gül, “Bu sene sadece Gazzeli çocuklar davet edilmiş. Bu da vizyonun yanında vicdanı gösteriyor. Esenlerin çocuklarının vicdanı, Esenlerlilerin vicdanı, Esenlerli yöneticilerin vicdanı inanıyorum ki zalimleri ve zulümleri alt edecektir. Tıpkı Türkiye’nin geçmiş yıllarda, geçmiş yüzyıllarda yaptığı gibi zalimin karşısında mazlumun yanında olacak. Aslında mesele o kadar basit ki, bize hep kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız diye öğrettiler. Sonra gördük ki kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar değil ihtiraslar sınırsız. Çocukların kendi eliyle barış ekmeğini paylaşması sayın cumhurbaşkanımızın değimiyle dünyada adaletin gelmesi, dünyanın 5’den büyük olduğunun ispatlanması bu ekmeğin herkese yeteceğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
“Türk milleti her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuştur”
İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırıyı eleştiren Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, “Bu yıl hüzünlüyüz çünkü 7 Ekim’den beri Gazze’de İsrail zulmü ile karşı karşıyayız. Tüm dünya seyrediyor ama Gazze’dekiler direnmeye devam ediyor. Bir söz var ‘Çocuklar uyurken sessiz kalınır’ diye çocuklar ölürken ise sesimizi yükseltmemiz lazım. Bu sesi yükselten yine Türkiye’dir, Türkiye’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır. Hep beraber görüyoruz ki herkes gözünü kapatmış zulme ortaklık ediyor. Ama bu aziz millet, Türk milleti her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuştur. Sayın cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsünden ‘Dünya 5’den büyüktür’ diye haykırmıştır. Şunu hiçbir zaman unutmayalım, bu çocukların gözyaşları, Müslüman aleminin çocuklarının gözyaşları, Türkiye çocukların gözyaşları bir gün bilgi olacak, teknoloji olacak ve bu hainleri, bu emperyalistleri orada boğacak. İşte bu nedenle bu ülkenin çocukları çok çalışmalı, ülkesini sevmeli ve vicdanına korumalı. O nedenle burada ‘Barış ekmeği’ ile vicdanları dinleyeceğiz” şeklinde konuştu.
]]>“İBB, Kıbrıs’ın tüm sorunlarına ilişkin kardeşlerinin yanında olacaktır”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, KKTC Başbakanlığı tarafından Beyoğlu’nda düzenlenen I. Kentler ve Kültürler Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programda konuşan Kurum “Kıbrıs, bizim milli davamızdır. Biz her zaman Kıbrıs Türk’ünün yanında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Maraş’ın açılımı da dahil olmak üzere birlikte attığımız tarihi adımlarla milli davamızı yüceltmeye ve yükseltmeye devam edeceğiz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanlığı tarafından Beyoğlu’nda düzenlenen I. Kentler ve Kültürler Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin Lefkoşe Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ve çok sayıda vatandaş katıldı. Protokol ve katılımcılar program öncesinde “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” adlı fotoğraf sergisini gezdi. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız”
100. yılını geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti ile 40. yılını tamamlayan KKTC’nin kalkınma işbirliğinde artık ustalık döneminde olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “İktisadi ve mali işbirliği temelinde ulaştırmadan enerjiye, tarımdan turizme her alanda Kıbrıs Türkü ile beraberiz, elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız. Sadece adada değil, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, her bir Kıbrıs Türkü’nün geleceğe, öz vatanının yarınlarına güvenle bakmasını istiyoruz” diye konuştu.
“30 yılda çok aşamalar kaydettik”
Programda konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar “Şimdi 30 yıl önce böyle bir salonda o zaman İBB Başkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı davet ettiğimizde Kıbrıs’ın geleceğini konuşuyorduk. 30 yılda çok aşamalar kaydettik. O zaman suyumuz da yoktu, yollarımız da yoktu. Bundan yıllar önce çalışmalarımızı hep Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çevresini değiştirmek, ekonomisini kalkındırmak, refahımızı artırmak için çalışmamızı yaparken büyük düşüncelerimiz vardı. Ama bu büyük düşüncelerin gerçekten ortaya çıkması Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük destekleriyle olabildi” ifadelerine yer verdi.
“Kıbrıslılar yurt edindiği toprakları hiçbir zaman bırakmamıştır”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Ben ne zaman sizlerle buluşsam, ne zaman sizleri böyle karşımda görsem Kıbrıs’ımızın nasıl kurtulduğu aklıma düşer. Kıbrıs’ımızın kurtuluşu her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının mazisinde şanlı bir sayfadır, şanlı bir dönüm noktasıdır. Kıbrıs’ın asil halkı geçmişte yaşanan belirsizliklere, zulümlere, işkencelere rağmen mücadelesinden asla vazgeçmemiş on yıllarca Rumlara karşı korkusuzca direnmiştir. Can vermiş ama asla hürriyetinden, egemenliğinden taviz vermemiştir. Boyun eğmemiştir. Kıbrıslılar yurt edindiği, memleket bildiği toprakları hiçbir zaman bırakmamıştır. 1974 Barış Harekatı ile bu şanlı mücadele; Mehmetçiğimizin ve Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizin kahramanlığıyla yerini kutlu bir zafere bırakmıştır. O günden bugüne sizler, Kıbrıs Türk’ü soydaşlarımız; istiklaline ve istikbaline sonuna kadar sahip çıkıp, bu zaferin haklı gururunu yaşadınız. Bizim için de hak ve eşitlik mücadelesinde nice zorluklara göğüs geren Kıbrıs Türk’ünün azmi ve dirayeti, ayrılmaz parçası olduğu Türkiye için gurur kaynağıdır, iftihar tablosudur” dedi.
“Kıbrıs, bizim milli davamızdır”
“Her Kıbrıs meselesi gündeme geldiğinde elbette ki KKTC’nin dünyada tanınması hususu da gündeme geliyor” diyen Kurum konuşmalarını şu şekilde sürdürdü: “Bugün KKTC, adanın iki eşit parçasından biridir. Toprağıyla, nüfusuyla, demokrasisiyle, ticaretiyle, turizmiyle her alanda bir devlet olma hakkına ve hukukuna sahiptir. Her ne kadar bu gerçeği Rum tarafı sulandırmak istese de bu böyledir ve böyle olmaya devam edecektir. İşte bugün 144 ülkeden öğrencinin bulunduğu, 100’den fazla ülkeyle ticari ilişkilerin olduğu ve yine 100’den fazla ülkeden turistin geldiği KKTC, dünyanın bildiği, tanıdığı bir coğrafyadır, yerdir. Kıbrıs’ın Güney’inde Rum devleti varsa, Kuzey’inde de Türk devleti vardır. KKTC vardır. Kıbrıs, bizim milli davamızdır. Biz her zaman Kıbrıs Türk’ünün yanında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Maraş’ın açılımı da dahil olmak üzere birlikte attığımız tarihi adımlarla milli davamızı yüceltmeye ve yükseltmeye devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde haksız ve hukuksuz tüm ambargolara rağmen biz Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’in incisi, gözdesi yapacağız, bambaşka bir cazibe merkezi haline getireceğiz”
“İBB, Kıbrıs’ın tüm sorunlarına ilişkin kardeşlerinin yanında olacaktır”
İstanbul’un ülkenin kalbi ve lokomotifi olduğunu belirten Kurum “İstanbul bizim ülkemizin kalbi, ekonomimizin lokomotifi, medeniyetimizin başkentidir. Bu şehir ne kadar güçlüyse Türkiye ve KKTC o kadar güçlüdür. İşte biz bu anlayışla, İstanbullu kardeşlerimize hizmet etmek, eser üretmek için kutlu bir yolculuğa çıktık. Bizler tarihimizden aldığımız güç ve ilhamla, bu şehre değer katmak için geliyoruz. Nasıl ki 81 ilimizde gece gündüz demeden tüm sorunları çözmek için koştuysak, şimdi de İstanbul’umuzun problemleri için koşacağız, üreteceğiz. Bu şehrin bekleyen sorunları var ve biz bu sorunlara köklü çözüm üretmek üzere geliyoruz. Bu sorunların başında da sizler de çok iyi biliyorsunuz, kentsel dönüşüm ve ulaşım geliyor. 31 Mart’ta İstanbullular bize yetki verdikten hemen sonra, 1 Nisan’dan itibaren iş başına geçeceğiz. İstanbul’u afetlere karşı daha dirençli hale getirmek, olası bir depremi en az hasarla atlatabilmek için tüm planlarımızı uygulayacağız. Kentsel dönüşümdeki adımlarımızı kararlı bir şekilde atacağız. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar vatandaşımızla el ele vereceğiz ve deprem korkusunu tamamen bitireceğiz. İstanbul’un trafik çilesini ve ulaşım sorununu da çözüme kavuşturmak için hızlıca hareket edeceğiz. İBB olarak, İstanbul’u trafik sorunlarının eziyet hale geldiği bir durumdan çıkarmak için kararlı bir şekilde yatırımlar yapacağız. İBB, Kıbrıs’ın ulaşım sorunu başta olmak üzere tüm sorunlarına ilişkin, kardeşlerinin yanında olacaktır” şeklinde konuştu.
]]>CHP Genel Başkanıı Özgür Özel, bugün İspanya’nın başkenti Madrid’de Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’na katıldı. Sözlerine İspanya’nın Valencia kentinde meydana gelen yangında hayatını kaybedenler için başsağlığı ve geçmiş olsun dileyerek başlayan Özel, şunları kaydetti:
“DEPREMDE VATANDAŞLARIMIZIN YANINDA OLAN İSPANYA’YA TEŞEKKÜRLERİMİZİ İLETİYORUM”
“Geçtiğimiz yıl 6 Şubat 2023 tarihinde Cumhuriyet tarihinin en acı günlerinden bir tanesini yaşadık. 11 ilimizin etkilendiği depremlerde 50 bin 783 vatandaşımızı kaybettik. Biz bu acıyı yaşarken yardıma koşan ilk ülkelerden bir tanesi 24 saaat içinde yanımızda olan, 10 şehrimizde arama kurtarma çalışmalarına katkı sağlayan, 500 kahraman denizcisiyle, iki askeri gemisiyle Türkiye’de olan ve Hatay ilimizde bir sahra hastanesi kurarak vatandaşlarımızın yanında olan İspanya’ya ülkem adına ve tüm vatandaşlarımız adına bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.
“AMACIMIZ SOSYAL DEMOKRAT BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINI HAKİM KILMAKTIR”
Benim partim Cumhuriyet Halk Partisi, geçtiğimiz yıl Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte 100’üncü yaşını kutladı. Cumhuriyeti kurmuş bir partinin lideri olarak köklü bir geleneğin ve önemli bir misyonun temsilcisi olarak karşınızdayım. Bu misyonun hedefi çağdaş bir toplum, gelişmiş ve adaletli bir ekonomik düzen oluşturmaktır. Yönetimde aklı ve bilimi hakim kılmak, saygın, barışçıl ve maceracılıktan uzak bir dış politika ile dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girmektir. 47 yıldır Sosyalist Enternasyonalin üyesi olan CHP, Türkiye’de sosyal demokrasinin en önemli savunucusu ve tek siyasi temsilcisidir. 100 yıllık tarihi ile dünyanın en köklü partileri arasında yer almaktadır. 4 ay önce genel başkanlık görevine seçildiğim andan itibaren 31 Mart’ta gerçekleşecek olan yerel seçimlere odaklandım. Partimizin belediye başkanları hepinizin de çok yakından bildiği İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla, Aydın ve Hatay’ın da içlerinde bulunduğu Türkiye’de çok önemli şehirleri ve nüfusumuzun neredeyse yüzde 60’ına yakınının bulunduğu şehirleri yerel yönetimde yönetmektedir. Belediyelerimiz ekonomik zorlukların halkımıza etkilerini de sosyal demokrat hizmetler ve dayanışma politikaları ile azaltmışlardır. Amacımız yerel yönetimlerdeki başarılarımızı büyütmek ve sosyal demokrat belediyecilik anlayışını ülkemizin genelinde hakim kılmaktır.
Dünyamız bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Yaşadığımız sorunlar ve karşılaştığımız güçlükler geçtiğimiz asırlarda olduğu gibi sadece ulusal sınırlar içinde ulusal imkanlarla çözülebilecek sorunlar değildir. Aksine artık çağımızın en önemli sıkıntıları sınırları aşan, çözümü için hep birlikte çalışmamız gereken küresel sorunlardır.
Savaş, jeopolitik, jeoekonomik rekabet ortamı, Covid pandemisi gibi salgın hastalık tehditleri, gıda güvenliği, kuraklık, iklim krizi, düzensiz göç gibi sorunların yanında yükselen aşırı sağ akımlar her bölgede yeni riskler yaratmaktadır. Birbirine derinden bağlı olan bu sorunlar silsilesi halkımızın ekonomik ve sosyal koşullarını, demokrasilerimizi tehdit etmektedir. İtiraz ettiğimiz bu ekonomik düzenden hak ettiğini alamayan, kendini geride bırakılmış hisseden, gelir adaletsizliğini yaşayan kitleleri radikal söylemlerle kendine çekmeye çalışan aşırı sağ ideolojilerin de dünyanın pek çok bölgesinde güçlendiklerini izlemekteyiz. Bu yükselen aşırı sağ akımlar ve otoriter eğilimler tarihin sayfaları arasına gömdüğümüz zararlı ideolojileri tekrar gün yüzüne çıkarıyor ve enternasyonalist bakış açısına büyük zarar veriyor. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, yükselen otoriterliğe karşı partilerimiz arasındaki dayanışmayı artırmalıyız.
Siyasi akrabalarımızın yönetimde olduğu ülkelerde, bu ülkelerin dış politikaları, bu ülkelerin kendi önceliklerini gündeme almaları elbette anlaşılırdır. Ancak siyasi muhataplarının bulundukları ülkedeki sağ, sığ, baskıcı, demokrasiyi askıya alan rejimler olarak hükmettikleri noktada siyasi akrabalarımızın kendileriyle kurdukları ilişkilerde, liderler arası iyi ilişkilerin yansımalarının bile sol, sosyal demokrat ve sosyalist ideolojiye başka coğrafyalarda zarar verdiğini gözetmek ve bu ilişki ağını doğru tarif etmek, kişisel yakınlıkların muhatap olunan ülkedeki siyasi akrabalarımızı ne duruma soktuğuna dikkat etmek, buradan tüm değerli ve her birisiyle ayrı ayrı gurur duyduğumuz ülkelerinin iktidarı sol ve sosyalist liderlere yapmam gereken önemli bir hatırlatmadır.
Demokrasiye inananlar ve yeni bir ekonomik düzeni kurma iradesini taşıyanlar, güç birliği yapmalıdır. Bugün yaşadığımız, kamu yararı gözeten sosyal politikalarla şahsi çıkarlara dayalı sağ siyasetin çatışmasıdır. Biz sol, sosyalist, sosyal demokratlara düşen kamu yararını siyasetin ve düzenin merkezine almaktır. Aşırı sağın yükselişine ve artan popülizme karşı mücadelede partilerimizin, kurumlarımızın ve Sosyalist Enternasyonal’in atabileceği en önemli adımlardan biri neoliberal ekonomik düzenin sömürdüğü insanlarımızın yanında olmak, yanında durmaktır.
“NİSAN AYINDA FİLİSTİN’İ ZİYARET EDEREK DİKKATLERİ GAZZE’DEKİ İNSANLIK DRAMINA ÇEKMEK İSTİYORUM”
Yaşadığımız son birkaç yıl bize savaş ve çatışmanın hala insanlık için en önemli risklerden biri olduğunu ne yazık ki gösterdi. Bugün tam ikinci yılını doldurduğumuz Ukrayna-Rusya savaşı ile Avrupa kıtasında 1945’ten sonra ilk kez böyle bir savaşa tanıklık ettik. Üstelik hala devam eden bu yıkıcı savaşın yarattığı tırmanma ve yayılma riskleri bütün dünyayı da tehdit etmektedir. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırı sonrasında İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlarda şu an itibarıyla 30 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini, bunun önemli bir kısmının kadınlar ve çocuklar olduğunu hatırlatmak isterim. Bu konuda geçtiğimiz kasım ayında uluslararası bir barış çağrısında bulunmuş, Sosyalist Enternasyonal’de temsil edilen ülkelerin, o ülkelerdeki sol, sosyal demokrat partilerin liderlerine bir mektup yazmıştım. Önümüzdeki nisan ayında Filistin’e bir ziyaret gerçekleştirerek dikkatleri Gazze’deki insanlık dramına çekmek istiyorum ve bu konuda önemli bir mesafe aldığımızı memnuniyetle ifade etmek istiyorum.
“DÜNYANIN NERESİNDE OLURSA OLSUN MAZLUM HALKLARLA DAYANIŞMA İÇİNDE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Önümüzdeki nisan ayındaki ziyaretten sonra Gazze’de derhal bir kalıcı ateşkesin sağlanması ve insanı yardımların geçişine izin verilmesiyle ilgili buradan önemli bir çağrıyı hep birlikte tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. Sorunun kalıcı çözümü Birleşmiş Milletler’in 67 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması ile erişilecek, iki devletli oluşuma ihtiyaç duyduğunu vurgulamak isterim. Akan kan nerede olursa olsun ister Ukrayna, ister Gazze, ister Yemen, ister Afrika’da, dünyanın neresinde olursa olsun güçlünün ve zulmün karşısında durmaya, mazlum halklarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.”
]]>