Yapılaşma – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Tue, 27 Feb 2024 07:36:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Samsun Büyükşehir Belediyesi Kürtün vadisindeki tarım arazilerini imara açtı https://www.haber28.com.tr/samsun-buyuksehir-belediyesi-kurtun-vadisindeki-tarim-arazilerini-imara-acti/ https://www.haber28.com.tr/samsun-buyuksehir-belediyesi-kurtun-vadisindeki-tarim-arazilerini-imara-acti/#respond Tue, 27 Feb 2024 07:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7488

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

Samsun Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Havva Yurduseven, AKP’li Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin, Kürtün vadisinin birinci sınıf mutlak tarım arazilerini imara açmasına tepki gösterdi. Bayzat, “Kürtün çayı vadisinde yer alan mutlak tarım arazisinin kesinlikle tarım dışı amaçla imara açılması doğru değildir. Samsun ilinde yapılaşmaya ve imara açılabilecek alternatif araziler varken 1. sınıf mutlak tarım arazilerde tarım dışı kullanıma izin verilmemelidir. Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi olarak yer aldığımız Toprak Koruma Kurulu’nda Kürtün Çayı vadisindeki sulu mutlak tarım arazilerinin imara açılarak tarım dışı kullanılmasına karşı oy vereceği bilinmelidir” dedi.

Samsun Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Havva Yurduseven Bayzat, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin Kürtün vadisindeki tarım arazilerini imara açmasına tepki gösterdi. Bayzat konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“KÜRTÜN VADİSİNİN YAPILAŞTIĞINI GÖRÜYORUZ”

Havva Yurduseven Bayzat şunları söyledi:

“Kürtün Çayı, Samsun’un Kavak ilçesinden kaynağını alıp merkez ilçeden Karadeniz’e dökülen akarsuırmağın yağış alanı 320 kilometrekare olup akarsu boyu 47 kilometredir. 1100 metre rakımdan doğan akarsu, döküldüğü yerde küçük bir delta oluşturur. Kürtün çayının Çivril Köyünden başlayan ve denize döküldüğü yere kadar olan yaklaşık 10 kilometrelik bölümünün her iki yanını kapsayacak şekilde alüvyal toprak özelliğindedir.  Bu kısımdaki topraklar binlerce yıl boyunca Kürtün çayının taşıdığı ince malzemelerin akarsuların yayıldıkları alanlarda birikmesi sonucunda oluşan verimli tarım arazileridir. Toprak etüt haritalarında bu kısımda yer alan topraklar derin profilli, alüvyal özellikte ve 1. sınıf sulu tarım arazisi olarak yer almaktadır. Bir diğer ifade bu toprakların büyük kısmı dikili sulu mutlak tarım arazisidir. Kürtün çayı vadisinde her türlü meyve ve sebzenin üretilmesine uygun bu alanların tarım dışına çıkarılarak imara açılması 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’na göre de uygun değildir. Ancak son yıllarda tarımsal girdi fiyatlarındaki artış tarımsal faaliyetlerin yürütülmesinde sınırlayıcı bir etken olmaya başlamıştır. Tarımsal üretim sonucunda elde edilen gelirler düştükçe çiftçilerin son yıllarda tarımsal faaliyetleri terk ettiğine şahit olunmaktadır. Kürtün vadisinin konumuna baktığımızda, Atakum ve İlkadım ilçe sınırları arasında kaldığını, Ankara karayolu kenarında, doğusu ve batısının yapılaşmaya açılmış olduğunu görmekteyiz. Kürtün vadisi konumu itibarıyla yapılaşmanın tüm baskılarını üzerinde hissetmektedir. Kürtün vadisinde tarımsal faaliyetle uğraşan çiftçilerimizin yeterli tarımsal geliri elde edemediklerinden ve yapılaşma baskıları nedeniyle arazilerinin imara açılmasını talep edebilmektedirler. Samsun ilimizin başta Deveci armudu ve şeftali olmak üzere muhtelif meyveliklerin bulunduğu vadinin imar rantına karşı korunması için çiftçilerimize hibe şeklinde girdi desteği verilmesi gerekmektedir.

“TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLAR DOĞACAK”

6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen deprem göstermiştir ki taban suyu yüksek tarım alanlarına yapılan yapıların büyük çoğunluğu yıkılmış ve yıkılan binalarda binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Kürtün vadisi de dere kenarında yer alan ve taban suyu yüksek olan bir konumdadır. Kürtün vadisinin imara açılması, meydana gelebilecek bir depremde zemin sıvılaşması nedeniyle telafisi mümkün olamayacak sonuçlar da doğurabilecektir. Kürtün çayı vadisinde yer alan mutlak tarım arazilerinin korunması amacıyla tarımsal faaliyette bulunan çiftçilerimize hibe şeklinde girdi desteği verilmeli, yapılaşmaya yönelik imar planlarının Samsun ilinde depreme dayanıklı zemini bulunan ve tarımsal potansiyeli düşük bölgelerde yoğunlaştırılması gerektiği düşünülmektedir. Yerel seçimler öncesinde rant için tekrar gündeme getirilen Kürtün çayı vadisinde yer alan mutlak tarım arazisinin kesinlikle tarım dışı amaçla imara açılması doğru değildir. Samsun ilinde yapılaşmaya ve imara açılabilecek alternatif araziler varken 1. sınıf mutlak tarım arazilerde tarım dışı kullanıma izin verilmemelidir. Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi olarak yer aldığımız Toprak Koruma Kurulu’nda Kürtün Çayı vadisindeki sulu mutlak tarım arazilerinin imara açılarak tarım dışı kullanılmasına karşı oy vereceği bilinmelidir.”

]]> https://www.haber28.com.tr/samsun-buyuksehir-belediyesi-kurtun-vadisindeki-tarim-arazilerini-imara-acti/feed/ 0 Doğu Karadeniz’de yapılaşma sorunu: Yamaçlardaki ev ve yollar heyelanları tetikliyor https://www.haber28.com.tr/dogu-karadenizde-yapilasma-sorunu-yamaclardaki-ev-ve-yollar-heyelanlari-tetikliyor/ https://www.haber28.com.tr/dogu-karadenizde-yapilasma-sorunu-yamaclardaki-ev-ve-yollar-heyelanlari-tetikliyor/#respond Fri, 02 Feb 2024 21:24:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4056 DOĞU Karadeniz’de dik ve engebeli arazilerdeki yapılaşma sorunu yaşanan yamaçlara inşa edilen ev, bina ve yollar, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin de (KTÜ) ortağı olduğu ‘Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlaması Projesi’ kapsamında mercek altına alındı. İncelemelerde; arazi yapısının yapılaşmaya uygun olmadığı birçok noktada, yol ve altyapıların ‘vahşi boşaltma’ metoduyla inşa edilmesinin, heyelanları tetiklediği ortaya kondu. KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar, ‘Vadi tabanlarında, yamaçlarda ve sırtlarda yapılan yolların pek çoğu heyelanları tetikleyen unsurlardandır. Eğimli arazilerde yol yapmak, doğal eğime müdahale etmek demektir” dedi.

Küresel ısınma kaynaklı yağış rejimindeki ani değişkenlikle son dönemlerde doğal afetlerin arttığı Doğu Karadeniz’de, can ve mal kayıplarına neden olan, alt ve üst yapıda hasara yol açan sel, taşkın ve heyelan afetlerinin önüne geçilebilmesi için ilgili kurumların yanı sıra bilim insanlarının da akademik çalışmaları sürüyor. Kırsal alanlarda afetleri tetikleyen plansız yapılaşmanın önlenmesi için TÜBİTAK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Konya Selçuk Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) ortaklığında ‘Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlaması Projesi’ başlatıldı. Tamamlanan projede, dik ve engebeli arazilerdeki yapılaşma sorunu yaşanan özellikle deniz seviyesinden yüksek alanlardaki yamaçlara inşa edilen ev, bina ve yollar, mercek altına alındı. İncelemelerde, Trabzon, Rize ve Artvin’de kırsal arazilerin büyük oranda yapılaşmaya uygun olmadığı tespit edildi. Sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim açısından dezavantajlı konumda olan bölgede, arazi yapısının yapılaşmaya uygun olmadığı birçok noktadaki incelemelerde, yol ve alt yapıların ‘vahşi boşaltma’ (Plansız ve bilinçsiz bir şekilde, arazi yapısına ve afet potansiyeline bakılmaksızın iş makineleri tarafından kazı işleminin yapılması) metoduyla inşa edilmesinin, heyelanları tetiklediği de ortaya kondu.

‘YAPILAŞMA BASKISI HİSSEDİLİR DERECEDE ARTTI’

Projenin yürütücülerinden, KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar, Karadeniz kırsalındaki yapılaşmanın dağınık olması nedeniyle, altyapı hizmetlerinin götürülmesi için yapılan yolların, afetsellik açısından ciddi sorun olduğuna dikkati çekti. Prof. Dr. Sancar, ‘Planlama gereği kentsel alanlarda yüzde 35’in üzerinde eğime sahip noktalar; teknik altyapısı, maliyeti ve ekosisteme etkisi düşünülerek yapılaşmaya açılmaz. Fakat Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde dağınık yerleşmenin getirdiği yapılaşma baskısı hissedilir derecede arttı. Kırsal alanda özellikle Karadeniz’de eğimin çok yüksek olması hemen kıyıdan başlayarak da arazinin yükseliyor olması durumu var. Konuyla ilgili projemizde, Karadeniz kırsalında yerleşime uygunluk için yüzde 40-50’leri alt limit olarak kabul edip, araştırma yaptık. Trabzon ve Rize’deki eğimli arazileri dikkate aldığımızda yerleşilebilirlik açısından Trabzon’da araziler ciddi oranda olumsuz çıktı” dedi.

‘DOĞAL EĞİME MÜDAHALE HEYELANA NEDEN OLUYOR’

Doğal eğime müdahale etmenin heyelanlara yol açtığını belirten Prof. Dr. Sancar, “Bu coğrafyadaki vadi tabanlarında, yamaçlarda ve sırtlarda yapılan yolların birçoğu heyelanı tetikleyen unsurlardan. Eğimin yüzde 50’nin üzerinde olduğu kırsal alanlarda yapılaşma yapmak ciddi bir sorundur. Bizim bölgemizde kırsalda toplu bir yerleşme olmadığı için de her yerleşme kendisine bir altyapı sistemi talep ediyor. O altyapıyı götürebilmek için de mutlaka yol gerekiyor. İnsanlar da bunu bazen kamu eliyle bazen de kendi girişimleriyle yapıyor. Bunu dikkate aldığımızda da bu eğimli arazilerde yol yapmak demek, doğal eğime müdahale etmek demek. Bu da heyelan ve toprak kaymalarına neden oluyor” diye konuştu.

‘GELENEKSEL YAPILAR TEŞVİK EDİLMELİ’

Aşırı eğimli arazilerdeki yapılaşmanın, doğal döngüye zararlarını önlemek için yerele özgü yapılaşmanın teşvik edilip, geleneksel yapılara uygun yapıların inşa edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Sancar, ‘Her noktaya yapı yapılmaması, altyapı gitmemesi ve koruma altına alınması gerekiyor. Yerele özgü yapılaşmayı teşvik etmemiz gerekiyor. Bu da kırsalın malzemesini, tekniğini, yaşam tarzını, sosyal yapısını bilmekle mümkündür. Karadeniz Bölgesi’nde geleneksel yapıların altı taştır, eğime oturmuştur. Üstü de genellikle bağdadi olarak, ahşap, kerpiç ya da taş göz dolmalı yapılardan oluşur. Önümüzde böyle örnek bir geleneksel yapı modeli var. Bunu geliştirip araziye de aplike edersek hem topografyayı korumuş oluruz hem de afet risklerini en aza indirgemiş oluruz’ diye konuştu.

‘VAHŞİ BOŞALTMA İLE DOĞANIN DENGESİNİ BOZUYORUZ’

Karadeniz Bölgesi’nde arazi yapısına uygun bir yapılaşma kısıtlılığının getirilmemesi halinde heyelan afetlerinin artacağını da kaydeden Prof. Dr. Sancar, ‘Karadeniz Bölgesi’nde turizm sektörü de dahil olmak üzere yapılaşma kısıtlılığını mutlaka getirmemiz gerekiyor. Özellikle kamunun oluşturacağı grup mahalle yollarının, tekniğine uygun olacak sanat yapılarıyla birlikte gerçekleştirilmesi ve kontrol altına alınması gerekiyor. Aksi durumda sürekli yaşadığımız heyelan ve toprak kaymalarını yaşamaya devam etmemiz mümkün gözüküyor. Doğaya çok fazla müdahale ediyoruz ve vahşi boşaltma ile doğanın dengesini bozuyoruz. Coğrafyamızda su kıtlığının olduğu, toprağın ve havanın risk altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu açıdan ekosistemi korumak için yerleşilebilirliği mutlaka denetlememiz gerekiyor’ ifadelerini kullandı. (DHA)

]]>
https://www.haber28.com.tr/dogu-karadenizde-yapilasma-sorunu-yamaclardaki-ev-ve-yollar-heyelanlari-tetikliyor/feed/ 0
Doğu Karadeniz’deki Yamaç Yapıları Heyelanları Tetikliyor https://www.haber28.com.tr/dogu-karadenizdeki-yamac-yapilari-heyelanlari-tetikliyor/ https://www.haber28.com.tr/dogu-karadenizdeki-yamac-yapilari-heyelanlari-tetikliyor/#respond Fri, 02 Feb 2024 07:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4032

DOĞU Karadeniz’de dik ve engebeli arazilerdeki yapılaşma sorunu yaşanan yamaçlara inşa edilen ev, bina ve yollar, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin de (KTÜ) ortağı olduğu ‘Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlaması Projesi’ kapsamında mercek altına alındı. İncelemelerde; arazi yapısının yapılaşmaya uygun olmadığı birçok noktada, yol ve altyapıların ‘vahşi boşaltma’ metoduyla inşa edilmesinin, heyelanları tetiklediği ortaya kondu. KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar, “Vadi tabanlarında, yamaçlarda ve sırtlarda yapılan yolların pek çoğu heyelanları tetikleyen unsurlardandır. Eğimli arazilerde yol yapmak, doğal eğime müdahale etmek demektir” dedi.

Küresel ısınma kaynaklı yağış rejimindeki ani değişkenlikle son dönemlerde doğal afetlerin arttığı Doğu Karadeniz’de, can ve mal kayıplarına neden olan, alt ve üst yapıda hasara yol açan sel, taşkın ve heyelan afetlerinin önüne geçilebilmesi için ilgili kurumların yanı sıra bilim insanlarının da akademik çalışmaları sürüyor. Kırsal alanlarda afetleri tetikleyen plansız yapılaşmanın önlenmesi için TÜBİTAK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Konya Selçuk Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) ortaklığında ‘Koruma Odaklı Kırsal Alan Planlaması Projesi’ başlatıldı. Tamamlanan projede, dik ve engebeli arazilerdeki yapılaşma sorunu yaşanan özellikle deniz seviyesinden yüksek alanlardaki yamaçlara inşa edilen ev, bina ve yollar, mercek altına alındı. İncelemelerde, Trabzon, Rize ve Artvin’de kırsal arazilerin büyük oranda yapılaşmaya uygun olmadığı tespit edildi. Sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim açısından dezavantajlı konumda olan bölgede, arazi yapısının yapılaşmaya uygun olmadığı birçok noktadaki incelemelerde, yol ve alt yapıların ‘vahşi boşaltma’ (Plansız ve bilinçsiz bir şekilde, arazi yapısına ve afet potansiyeline bakılmaksızın iş makineleri tarafından kazı işleminin yapılması) metoduyla inşa edilmesinin, heyelanları tetiklediği de ortaya kondu.

‘YAPILAŞMA BASKISI HİSSEDİLİR DERECEDE ARTTI’

Projenin yürütücülerinden, KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar, Karadeniz kırsalındaki yapılaşmanın dağınık olması nedeniyle, altyapı hizmetlerinin götürülmesi için yapılan yolların, afetsellik açısından ciddi sorun olduğuna dikkati çekti. Prof. Dr. Sancar, “Planlama gereği kentsel alanlarda yüzde 35’in üzerinde eğime sahip noktalar; teknik altyapısı, maliyeti ve ekosisteme etkisi düşünülerek yapılaşmaya açılmaz. Fakat Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde dağınık yerleşmenin getirdiği yapılaşma baskısı hissedilir derecede arttı. Kırsal alanda özellikle Karadeniz’de eğimin çok yüksek olması hemen kıyıdan başlayarak da arazinin yükseliyor olması durumu var. Konuyla ilgili projemizde, Karadeniz kırsalında yerleşime uygunluk için yüzde 40-50’leri alt limit olarak kabul edip, araştırma yaptık. Trabzon ve Rize’deki eğimli arazileri dikkate aldığımızda yerleşilebilirlik açısından Trabzon’da araziler ciddi oranda olumsuz çıktı” dedi.

‘DOĞAL EĞİME MÜDAHALE HEYELANA NEDEN OLUYOR’

Doğal eğime müdahale etmenin heyelanlara yol açtığını belirten Prof. Dr. Sancar, “Bu coğrafyadaki vadi tabanlarında, yamaçlarda ve sırtlarda yapılan yolların birçoğu heyelanı tetikleyen unsurlardan. Eğimin yüzde 50’nin üzerinde olduğu kırsal alanlarda yapılaşma yapmak ciddi bir sorundur. Bizim bölgemizde kırsalda toplu bir yerleşme olmadığı için de her yerleşme kendisine bir altyapı sistemi talep ediyor. O altyapıyı götürebilmek için de mutlaka yol gerekiyor. İnsanlar da bunu bazen kamu eliyle bazen de kendi girişimleriyle yapıyor. Bunu dikkate aldığımızda da bu eğimli arazilerde yol yapmak demek, doğal eğime müdahale etmek demek. Bu da heyelan ve toprak kaymalarına neden oluyor” diye konuştu.

‘GELENEKSEL YAPILAR TEŞVİK EDİLMELİ’

Aşırı eğimli arazilerdeki yapılaşmanın, doğal döngüye zararlarını önlemek için yerele özgü yapılaşmanın teşvik edilip, geleneksel yapılara uygun yapıların inşa edilmesi gerektiğini belirten  Prof. Dr. Sancar, “Her noktaya yapı yapılmaması, altyapı gitmemesi ve koruma altına alınması gerekiyor. Yerele özgü yapılaşmayı teşvik etmemiz gerekiyor. Bu da kırsalın malzemesini, tekniğini, yaşam tarzını, sosyal yapısını bilmekle mümkündür. Karadeniz Bölgesi’nde geleneksel yapıların altı taştır, eğime oturmuştur. Üstü de genellikle bağdadi olarak, ahşap, kerpiç ya da taş göz dolmalı yapılardan oluşur. Önümüzde böyle örnek bir geleneksel yapı modeli var. Bunu geliştirip araziye de aplike edersek hem topografyayı korumuş oluruz hem de afet risklerini en aza indirgemiş oluruz” diye konuştu.

‘VAHŞİ BOŞALTMA İLE DOĞANIN DENGESİNİ BOZUYORUZ’

Karadeniz Bölgesi’nde arazi yapısına uygun bir yapılaşma kısıtlılığının getirilmemesi halinde heyelan afetlerinin artacağını da kaydeden Prof. Dr. Sancar, “Karadeniz Bölgesi’nde turizm sektörü de dahil olmak üzere yapılaşma kısıtlılığını mutlaka getirmemiz gerekiyor. Özellikle kamunun oluşturacağı grup mahalle yollarının, tekniğine uygun olacak sanat yapılarıyla birlikte gerçekleştirilmesi ve kontrol altına alınması gerekiyor. Aksi durumda sürekli yaşadığımız heyelan ve toprak kaymalarını yaşamaya devam etmemiz mümkün gözüküyor. Doğaya çok fazla müdahale ediyoruz ve vahşi boşaltma ile doğanın dengesini bozuyoruz. Coğrafyamızda su kıtlığının olduğu, toprağın ve havanın risk altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu açıdan ekosistemi korumak için yerleşilebilirliği mutlaka denetlememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/dogu-karadenizdeki-yamac-yapilari-heyelanlari-tetikliyor/feed/ 0