Erzurum’da Havuzbaşı Kent Meydanı’nda bir araya gelen HAK-İŞ Erzurum İl Başkanlığı üyeleri, açtıkları pankartlarla İsrail’in Gazze’ye saldırılarını kınayarak, işçilerin bayramını kutladı.
HAK-İŞ İl Başkanı Erdoğan Çelik, burada yaptığı konuşmada, 48 yıldır emeğin ve alın terinin hakkı için meydanlarda olduklarını ifade etti.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da değinen Çelik, şöyle konuştu:
“76 yıldır siyonist İsrail’in Filistin topraklarında yaptığı katliamları, işgalleri, zulümleri tüm dünyaya haykırmak ve yaşanan zulümler sona ersin diye uluslararası topluma çağrıda bulunmak üzere alanlardayız. HAK-İŞ olarak, siyonist İsrail’in ve katil Netanyahu’nun uluslararası hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Soykırıma karşı sessiz kalan Avrupa Birliği, ABD ve onun kuklalarını nefretle kınıyoruz, lanetliyoruz.”
Çelik, işçiler için taleplerini de anlattı.
Yakutiye Kent Meydanı’nda ise 13 sendika başkanı ve üyeleri davul zurna eşliğinde halay çekti.
TÜRK-İŞ Erzurum İl Temsilcisi Yusuf Gökcan, burada yaptığı konuşmada, işçilerin bayramını kutlayarak, günün şartlarına uygun seviyede eşit ve adil ücret uygulanması, vergide adaletin sağlanması gerektiğini söyledi.
Tunceli
Tunceli’de de bazı sivil toplum kuruluşları ve sendika üyeleri, Kışla Meydanı’nda kutlama programı düzenledi.
Sanat Sokağı’nda toplanan gruplar, ellerinde taşıdıkları pankart ve dövizlerle Kışla Meydanı’na yürüdü.
Konuşmaların ardından katılımcılar, davul ve zurna eşliğinde halay çekti.
Ardahan
Ardahan’da bazı sivil toplum kuruluşları ve sendika üyeleri Milli Egemenlik Parkı’nda kutlama programı yaptı.
HAK-İŞ Ardahan İl Başkanı Serhat Yıldız, burada yaptığı konuşmada, 1 Mayıs’ı kutlamak için toplandıklarını belirterek, katılım sağlayanlara teşekkür etti.
HAK-İŞ’in ardından aynı bölgede diğer sivil toplum kuruluşları ve sendika üyeleri de kutlama programı düzenledi.
Ağrı
Ağrı’da HAK-İŞ İl Başkanlığınca Millet Bahçesi’nde program düzenlendi.
HAK-İŞ İl Başkanı Hakan Yıldırım, burada yaptığı konuşmada, birlik, dayanışma ve mücadelelerini haykırmak için 81 ilde halkla bir arada olduklarını söyledi.
İsrail’in Filistin topraklarında yaptığı katliamları, işgalleri, zulümleri, tüm dünyaya haykırmak ve yaşanan zulümlerin sona ermesi için uluslararası topluma çağrıda bulunmak üzere alanlarda olduklarını anlatan Yıldırım, “HAK-İŞ olarak, siyonist İsrail’in ve katil Netanyahu’nun uluslararası hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Soykırıma karşı sessiz kalan Avrupa Birliği, ABD ve onun kuklalarını nefretle kınıyoruz, lanetliyoruz.” dedi.
Kars
Kars’ta ise Atatürk Caddesi’nde Kars Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde toplanan vatandaşlar, ellerinde döviz ve pankartlarla Valiliğin belirlediği Kars Tren Garı Meydanı’na yürüdü.
Grup, polislerce yapılan aramaların ardından meydana alındı.
Eğitim-Sen Kars Şube Başkanı Hakan Topçu, işçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
Bazı katılımcıların Filistin bayraklarıyla katıldığı etkinlik, halay çekilmesiyle sona erdi.
Erzincan
Erzincan’da da sendika, dernek ve bazı siyasi parti temsilcileri Eski Otogar Alanı’nda bir araya geldi.
Ellerinde çeşitli dövizler ile Türk bayrakları taşıyan gruptakiler, emniyetin güvenlik önlemleri eşliğinde Fevzi Paşa Caddesi’nden, Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü.
Gruptakiler, polis kontrol noktalarındaki üst aramasının ardından alana alındı.
Kalabalık, İliç’teki maden ocağı sahasında meydana gelen heyelanda toprak altında kalan 9 işçi ile İsrail’in saldırıları sonucu Filistin’de hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunuldu.
Eğitim-Sen Erzincan Şube Başkanı Hüseyin Taner, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak, “Dünyanın ve yurdun neresinde olursa olsun yüreği aydınlık bir gelecek için çarpanlara buradan, emeğin kürsüsünden selam gönderiyoruz.” dedi.
Kutlamaya CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül’de katıldı.
Etkinlik, konuşmaların ardından verilen konserle ve kalabalığın halay çekmesiyle sona erdi.
]]>AK Partili Belediye Başkanı Coşkun Altun’un 2 dönem belediye başkanlığı yaptığı Selim’de yeni belediye başkanına yapacak proje de kalmadı.
Başta doğalgaz olmak üzere otogar, hayvan pazarı, kent meydanları, yollar, kaldırımlar, yürüyüş yolları ile alt yapısı ve modern bir belediye hizmet binası ile görevini CHP’li belediye Başkanı Barış Koç’a teslim eden Coşkun Altun, 5 yıllık süre ile görev yapacak olan Koç’a tabiri caizse yapılacak işte bırakmadı.
Son günlerde CHP’li Belediye Başkanı Barış Koç’un iftira kampanyası başlattığını ifade eden Selim Belediyesi eski Başkanı Coşkun Altun, “2014 2024 yılları arası belediye başkanlığı yaptığım Selim Belediyesi’nde 31 Mart 2024 tarihi itibari ile bıraktım. Görev yaptığımız süre içinde ilçemi hizmet anlamında daha ileriye götürmek için her türlü gayreti sarf ettiğimi tüm Selimli hemşerilerim bilir. Ne yazık ki; mevcut belediye başkanı seçim döneminde olduğu gibi seçimden sonra da belediye başkanlığı seçildiği halde iftira kampanyalarına algı kampanyasına devam etmekte ‘çamur at izi kalsın’ anlayışıyla Selimli hemşerilerimizin oylarıyla seçildiği makamı iftira ile sürdürmek istemektedir” dedi.
“Astığı pankartta borçsuz ve kasada para var”
Astığı pankartta borçsuz bir belediye ve kasada para bıraktığımızı mevcut belediye başkanı Barış Koç’Un kendisinin itiraf ettiğine dikkat çeken Altun, “Kendisi itiraf etmiş ve yaptığımız hizmetleri yardımları 1 yıllık dediği yalanın 5 yıllık süre içinde özelikle son iki buçuk yılın Sosyal belediyecilik adı altında Maddi durumu iyi olmayan hemşehrilerimize kömür yardımı, giyim yardımı, gıda yardımını, nakdi yardımları,eğitim destekleri, illegalmış gibi göstererek iftira atmaktadır. Ayrıca sentetik saha Gençlik Spor Bakanlığı tarafından verilmiş Celal Aras Parkını Celal Aras’ın kızı tarafından 1.500.000 TL belediyemize hibe olarak gönderilmiş, Cumhuriyet mahallesindeki parkı Eyüp Belediyesi ile ortaklaşa yaptığımızı, bu parkın şimdiki maliyetinin 15 milyona yapamayacağını kendisi de çok iyi bilmektedir. Ayrıca araç parkındaki araçların hiçbirisinin borcu olmadığını sadece elimizde bulunan 24 metrelik itfaiye aracımızın şimdiki değeri 10 milyon olduğunu ve bu hizmetlerin hangi aşkla şefle yaptığımızı Selimli hemşehrilerimizin takdirine sunuyorum” diye konuştu.
Altun, “Diğer projelerde bakanlığın desteği ile yaptığımız hizmetleri farklı bir şekilde yalan iftirayla algıyla kamuoyuna sunmaya çalışıyor bu tamamıyla siyasi ahlaksızlıktır. Belediye Başkanlığı’nı devrettiğimde 20 milyon ve iller Bankası’ndan gelen 2 milyon denkleştirme ile kasada paramız mevcut, 1957’den beri olan SGK borçlarını yeni borçmuş gibi göstermek belediyenin elektrik ihtiyacını karşılamak için güneş enerjisi projesini hayata geçirip çektiğimiz iller bankası borcuymuş gibi göstermek ve bunun üzerinden siyasi rant sağlayıp bana iftira atıyormuş gibi Selim halkı önünde itibar suikast yapmak istiyor. Selimli hemşerilerimiz bunu çok iyi biliyor ki görev yaptığım süre içinde ilçemizin ve belediyemizin menfaatini korumak için kapı kapı dolaştım ve ilçemi modern ilçe yapma adına elimden her türlü gayreti sarf ettim.
Görev yaptığım süre içinde ilçeme milyonlarca liralık proje üretmiş sosyal ve kültürel alanda ilçemi Kars’ın marka ilçesi haline getirmiş vizyon projelerimizle şehirler arası otogar, Hayvan Barınağı, hizmet binası kent meydanı, birçok park doğal gaz ve buna benzer onlarca projede imza atmış ve ilçemizin hizmetini sunmuşuz. Bu projelerin maddi değeri 100 milyonlarla ile hesap ediliyor ne yazık ki yeni belediye başkanı algı politikasıyla hizmet yapamayacağı gibi 5 yılını Selimli hemşerilerimizi kandırarak bir önceki döneme iftira atarak devam etmek istiyor. Şunu bilmeli ki biz Selimdeyiz, Selimlimin yanında olacağız ve yapacağı her türlü iftira ve yalanı yüzüne vuracağız. Belediyemiz bölgenin tek borçsuz belediyesi olarak devrettiğimizi iller bankasına maliye ve SGK borçlarının 1957’den beri olan borçlar olduğunu ve bu borçları af kapsamında yapılandırdığımızı attığı iftiraların hepsinin mesnetsiz ve yalan olduğunu pankart yazdıklarının hepsinin Selim halkının emrine sunduğumuz hizmetler olduğunu size belirtmek isterim” şeklinde konuştu. – KARS
]]>Haniye’nin Türkiye ziyaretinin 20 Nisan günü gerçekleşmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İstanbul’da bir araya gelmesi bekleniyor.
Haniye ile yapılacak görüşmelerde, ateşkes için atılacak adımların yanı sıra Hamas ile Fetih grupları arasında uzlaşmanın sağlanması konusu da yer alacak. Türkiye son dönemde Katar ile birlikte her iki konuda yeni önerilerle sürecin ilerletilmesi için çaba gösteriyor.
Erdoğan, 17 Nisan’da AKP Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, İsrail saldırıları sonucunda çocuklarını ve torunlarını yitiren Haniye ile telefonda görüştüğünü ve hafta sonu kendisiyle bir araya geleceğini açıklamıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı konuşmada Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmiş, Haniye için de “ Filistin davasının lideri” ifadesini kullanmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Nisan günü gazetecilerin Haniye ziyaretinin gündemine ilişkin sorularını yanıtsız bıraktı ve “Gündemi biz Sayın Haniye ile kendi aramızda tutalım ve ona göre adımlarımızı atalım” dedi.
Hamas siyasi liderinin ziyareti, son günlerde dikkatlerin Gazze’de yaşananlardan uzaklaşıp İran-İsrail gerilimine odaklandığı bir dönemde gerçekleşmesi açısından önemli.
Türkiye, bölgenin iki önemli ve rakip ülkesi arasında yaşanan askeri gerilimin hem yeni bir bölgesel savaşı tetiklemesi hem de Gazze bunalımını gölgelemesi sonucunu yarattığı için kaygılı.
Dışişleri Bakanlığı, İsrail-İran gerilimi ile ilgili olarak 19 Nisan’da yaptığı yazılı açıklamada, bu kaygısını, “Tüm tarafları, daha büyük bir çatışmaya yol açabilecek adımlardan kaçınmaya davet ediyoruz. Uluslararası toplumun önceliği, Gazze’deki katliamın durdurulması ve Filistin devletinin kurularak bölgemizde kalıcı barışın sağlanması olmalıdır” ifadeleri ile kamuoyunun dikkatine getirdi.
Türkiye, bu nedenle diplomatik çabalarının odağına ateşkes ve iki devletli çözüm perspektifine yeniden dönülmesini yerleştirdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın CIA Direktörü William Burns ile geçen hafta yaptığı yoğun temasların gündeminde de ateşkes görüşmelerinin önündeki tıkanıklığın aşılması için hangi adımların atılması gerektiği konuları yer aldı.
Bu temaslarda, ateşkes, rehinelerin ve Filistinli tutukluların serbest bırakılması gibi konularda hangi adımların atılabileceği, İsrail ve Hamas tarafının orta noktada nasıl buluşturulabileceği gibi konular değerlendirildi.
Hamas’tan beklentiler neler?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 17 Nisan’da Katar’a yaptığı ziyaret sırasında Katarlı yetkililer ve Haniye ile yaptığı görüşmelerde de aynı konu ele alındı.
Fidan, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Tani ile yaptığı basın toplantısında, iki devletli çözüm fikrine sıcak bakan birçok Batılı ülke olduğunu ancak bunların Hamas’la ilgili kaygıları nedeniyle adım atamadıklarını kaydetti.
Fidan, Haniye ile yapılan görüşmelerde Hamas’a ilişkin olumsuz algıların giderilmesi için neler yapılması gerektiğini ele aldıklarını kaydederken “Ben daha önce de Batılı muhataplarımla yaptığım görüşmelerde de söyledim. Yıllardır Hamas’la yaptığımız siyasi görüşmelerde kendilerinin 1967 sınırları içerisinde kurulacak olan bir Filistin devletini kabul ettiklerini ve Filistin devletinin kurulmasını müteakip Hamas’ın ayrıca silahlı kanadının olmasına gerek kalmayacağını, kendilerinin bir siyasi parti olarak hayatlarına devam edeceklerini bana ilettiler” ifadelerini kullandı.
İstanbul’da yapılacak görüşmelerde de bu yöndeki adımların nasıl daha güçlendirilebileceği ve Hamas’ın hangi mesajları vermesi gerekeceği gibi konuların ele alınması öngörülüyor.
Ankara, ateşkes konusunda Hamas’ın esneklik gösterdiğini ancak İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun süreci durdurma niyetinde olmadığını düşünüyor.
Filistin uzlaşı hükümeti kurulabilecek mi?
Ateşkesin sağlanması durumunda sorunun kalıcı bir şekilde çözümü için masaya getirilen önerilerden biri iki devletli çözüm kapsamında 1967 sınırlarına dayalı başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması.
Türkiye bunun sağlanması için en önemli adımlardan biri olarak yıllardır süren Hamas-Fetih grupları arasındaki anlaşmazlığın sonlanması ve tarafların geçici bir uzlaşı hükümeti kurarak uluslararası toplumun önüne çıkmalarını görüyor.
Böyle bir gelişmenin İsrail’in uluslararası platformda elinin zayıflamasına yol açacağı yapılan değerlendirmeler arasında.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu konuda her iki tarafla yoğun müzakere gerçekleştiren liderlerden biri olarak öne çıkıyor.
Erdoğan, geçen sene Temmuz ayında iki tarafın lideriyle Ankara’da görüşmüş ve bir an önce uzlaşıya varmaları telkininde bulunmuştu.
İstanbul’da Cumartesi günü yapılacak görüşmelerde gündeme gelmesi beklenen konuların başında bu da yer alıyor.
İnsani yardımlar da gündemde
İstanbul görüşmelerinde Gazze’ye dönük insani yardımların artırılması ve daha etkin ve hızlı ulaştırılmasına ilişkin konular da ele alınacak.
Türkiye, bunalımın başladığı Ekim ayından bu yana Gazze’ye 45.000 insan yardım gönderdiğini ve böylece bu alanda birinci sırada yer aldığını kaydediyor.
Haniye’nin İstanbul’da olduğu gün Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri’nin de Türkiye’de olması özellikle ateşkes ve insani yardımlar gibi konularda kilit pozisyonda olan Mısır’la görüş alışverişi açısından dikkat çekici bir gelişme.
Şükri’nin İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmesi ve ardından iki bakanın basın toplantısı gerçekleştirmeleri bekleniyor.
]]>Hacılar Kadın ve Gençlik Merkezi’nde düzenlenen iftar yemeğine Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Hacılar Kaymakamı Burak Dertlioğlu, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, AK Parti Melikgazi İlçe Başkanı Tayyar Şahin, Hacılar İlçe Başkanı Ahmet Övüç, KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, Esnaf ve Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Mustafa Alan, STK temsilcileri, Hacılar Kültür Yardım ve Dayanışma Vakfı Başkanı Şükrü Baktır, meclis üyeleri, sanayiciler ve iş insanları ile akademisyenler katıldı.
İftar yemeğinin ardından konuşan Hacılar Kültür Yardım ve Dayanışma Vakfı Başkanı Şükrü Baktır, vakfın faaliyetlerini 1971 yılından bugüne sürdürdüğünü belirtti. Baktır sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hacılar Kültür Yardım ve Dayanışma Vakfımızın asıl amacı öğrencilere burs vermek olup, 2023-2024 eğitim öğretim döneminde yaklaşık 1100 öğrenciye her ay ortalama 2 bin TL burs vermekteyiz. Vakfımızın bütçesi 16 milyon TL’dir. Bunun yanı sıra ilçemizdeki camilerin yakıt ve temizlik gibi ihtiyaçlarını da karşılıyoruz. Bugüne kadar vakfımıza emek veren herkese teşekkür ederim.”
53 yıllık vakfımız gelişerek hizmete devam ediyor
Hacılar Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın 53 yıllık süreçte gelişerek büyüyen, her yönetimin yeni vizyonu ile iyilik ve güzelliklere vesile olduğunu belirten Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan da yaptığı konuşmada, “Vakfımızın ilçemize 53 yıldır neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Sayın valimiz de sağ olsun, toplantımıza da şeref verdiler ve katıldılar. Ben yönetim kurulumuza kıymetli Şükrü başkanıma teşekkür ediyorum. Bugün bütçesi 15 milyonu bulan bir vakıftan bahsediyoruz. Vakfımız şehir içinde ve şehir dışında okuyan öğrenci kardeşlerimize bin 800 ila 2 bin TL aylık burs veriyor. Bizler de vakti saati gelince bayrağı güzel kardeşlerimize teslim edeceğiz. İş adamlarımız sadece burs vermekle kalmıyorlar, ilçemizde, ilimizde değil, ülkemizde de söz sahibi olan firmalar, dünyada da söz sahibi olan firmalar. Bilim ve sermayeyi birleştiren güzide topluluğumuz var. İş adamlarımız üretiyorlar, bilime saygı duyuyorlar, üretime katkı veriyorlar. İlçelerini de hiçbir zaman ihmal etmiyorlar. Ben kendilerine teşekkür ediyorum. Belediye Başkanlığı yaptığımız bu 5 yılda ilçemize hayırseverlerimizin, iş adamlarımızın katkılarıyla yeni bir okul, yeni bir kütüphane, yeni bir sağlık merkezi, yeni bir kur’an kursu, yeni bir çim stat, kapalı salonunun tadilatı ve tabii ki bunların haricinde eğitime, okullarımızın her türlü gözden geçirilmesi, temizliğinden tutun da kitap desteğiyle ilgili çalışmalarda her zaman yanımızda oldular” dedi.
Hacılar Kaymakamı Burak Dertlioğlu ise yaptığı konuşmasında, “Hacılar da göreve başlayalı 2 sene oldu. Geldiğim günden beri ilçedeki birlik ve beraberlik duygusunu görüyorum. Gerçekten bu birlik ve beraberlik, bu samimiyeti hep beraber el birliğiyle Hacılar’a hizmet etmeye çalışıyoruz. Rabbim birliğimizi daim etsin. Hepinize teşekkür ediyorum” dedi.
Hacılar, ülkenin dertleri ile dertlenenlerin ilçesi
Hacılar’da ve Hacılarlılarla bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Hacılar, dertli insanların memleketi ve bu dünyada kendine bazı şeyleri dert edinmiş. Komşusunun durumuyla dertlenmiş, memleketinin durumuyla dertlenmiş. Kayseri’de ne zaman bir ihtiyaç olsa, ne zaman birinin bir sıkıntısı olsa ve o sıkıntının gerçekten sıkıntı olduğunu, Hacılarlı birisi inanırsa elini değil, gövdesini taşın altına koyuyor ve o sıkıntıyı ortadan kaldırmak için herşeyi yapıyor. Bu sadece zenginler için değil, her Hacılarlı için geçerli ben böyle diyorum. Babalarınız hatta dedeleriniz belki de gerçekten çok güzel bir tohum atmış ve sizlere geçmiş. Sizlerden de görüyorum. Evlatlarınızla da dostuz, arkadaşız, onlara da geçmiş. İnşallah yüzyıllarca bu sürer.”
Program, Hacılar’da görev yapan belediye başkanları, vakıf başkanları ve yönetim kurulunun fotoğraf çektirmesinin ardından son buldu. – KAYSERİ
]]>Gazeteci Hulusi Turgut’un kaleme aldığı, Sema Çubuklu’nun editörlüğünü yaptığı kitapta, Çağlar’ın çocukluk ve gençlik yılları, siyasete girişi, bakanlık yaparken yaşadıkları, Süleyman Demirel ile yol arkadaşlığı, Bursa’daki faaliyetleri, NTV’nin kuruluşu, cezaevi anıları ile Türk-Rus ilişkilerine katkılarından dolayı aldığı dostluk nişanı süreci aktarılıyor.
Henüz 5 yaşındayken, Batı Trakya’daki iç savaştan kaçıp ana vatanda hayata tutunmaya çalışan Türk bir ailenin çocuğu olan Çağlar’ın çok yönlü hayatına, çocukluk yıllarından itibaren anıları, siyasi hayatı, iş tecrübeleri ve yakın tarihine ışık tutacak belgeler de kitapta yer alan bilgiler arasında.
“Celal Bayar ve Adnan Menderes’in olduğu aracın önüne attım kendimi”
Cavit Çağlar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayatının badireler ve sıkıntılar içerisinde geçtiğini ifade ederek, anılarını gazeteci Hulusi Turgut’un kaleminden okuyucularla buluşturmak istediklerini söyledi.
Atalarının, Karaman’dan Balkanlar’a öncü güç olarak gittiğini anlatan Çağlar, “İkinci Dünya Savaşı sonrası Gümülcine’de karışıklık oluyor. Ailem Türkiye’ye dönmeye karar veriyor. Biz bir kayıkla Meriç’i geçiyoruz, ben henüz daha 5 yaşındayım, Karaağaç’a gidiyoruz. Sonra Akhisar’a gidiyoruz. Babam Gümülcine’deki tüm birikimiyle Akhisar’da bir değirmen alıyor. Böylece, bizim ana vatandaki hikayemiz başlamış oluyor.” diye konuştu.
Babası ile dedesi müftü olan Çağlar, ailesinin eski soyadının “Molla” olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
“Akhisar’a kaçak geldiğimiz için ‘vatansız’ hükmündeyiz. Nüfus kağıdımız yok, uzun yıllar da olmadı. Ben 13 yaşındayım, Akhisar’a Celal Bayar ve Adnan Menderes gelmişti. Arkadaşlarım ‘vatansız’ diye bizimle dalga geçiyordu, çok üzülüyordum. Bir mektup yazdım. Akhisar Belediyesi’nin açılışı sırasında Celal Bayar ve Adnan Menderes’in olduğu aracın önüne attım kendimi. Ortalık karıştı tabii, ben bir mektup verdim. ‘Biz Türk’üz, bizim atalarımız Karaman’dan Balkanlar’a gitmiş. Biz tekrar ülkemize döndük, vatanımıza geldik ama nüfus kağıdımız yok.’ dedim. Rahmetli Adnan Menderes daha sonrasında bir uçak kazası geçirdi Londra’ya giderken. Arkadaşlar vefat etti, kendisi sağ kaldı. Londra dönüşü üç ay sonra bir Resmi Gazete yayımlandı. Bizim Türk vatandaşlığımız olmuş oldu.”
Akhisar’da yaşadığı süre boyunca, eczanede çıraklık yaptığını, simit, kurabiye sattığını, benzin istasyonunda çalıştığını anlatan Çağlar, babasının vefatı sonrası İstanbul’a geldiğini, kendisini dayısının yetiştirdiğini belirtti.
Askerlik sonrası Bursa’ya yerleştiğini, burada evlendiğini, iş kurduğunu dile getiren Çağlar, “Bursa’da bir imparatorluk kurduk. Tırnaklarımızla kazıdık. Bankamız oldu. Siyasi atmosfer bizi hırpaladı, bankamıza el koydular. Biz onun da altından kalktık. Borcumuzun üç mislini ödedik. Amerikalılarla ters düştük, tutukladılar bizi. Geldik 9 ay 15 gün burada cezaevinde kaldık. Sonra 700 yılla yargılandık ve beraat ettik her şeyden.” diye konuştu.
“Ben o günlere gidebilsem rahmetli Alparslan Türkeş’i dinlerdim”
Eski Devlet Bakanı Çağlar, Doğru Yol Partisinin (DYP) Türkiye’nin çimentosundaki merkez parti olduğunu ifade ederek, o dönem DYP’nin Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile koalisyon görüşmelerinde kendisinin önemli görevler üstlendiğini söyledi.
Çok pozitif düşünen bir insan olduğunu dile getiren Çağlar, “Ben her gecenin bir sabahı olacağına inananlardanım. Demirel’den aldığım çok önemli öğütler vardır. Demirel, ‘Barışmasını bilmeyen kavga etmesin.’ derdi. Ben kavgayı sevmem, mücadeleyi severim, pes etmem ve ileriyi çok iyi görürüm. Beni büyüten dayım, ‘Eğer Cavit bir konuda ısrar ediyorsa sonunda muhakkak haklı olduğu anlaşılır.’ derdi.” şeklinde konuştu.
Çağlar, “Hayatınızdaki en büyük hatanız, pişmanlığınız nedir?” şeklinde soruya ise bir hata yaptığını, DYP başkanlığını kaptırmaması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
“Şimdi ben o günlere gidebilsem, rahmetli Alparslan Türkeş’i dinlerdim. O çok istedi benim DYP Genel Başkanı olmamı. Ben Demirel’den bekledim, o da hiçbir şey söylemedi. Biz de saygımızdan hareket etmedik, kenarda kaldık. O gün olaylar farklı gelişmiş olsa Türkiye bugün bambaşka yerdi. Hatam budur. Ne yapalım, kader, kısmet.”
“Putin’in dostluk nişanı Türkiye’de sadece bana verildi”
Cavit Çağlar, kitaptaki her bölümün tarihin bir dönemine ışık tuttuğunu ifade ederek, Türkiye-Suriye sınırında Türk hava sahasını ihlal eden SU-24 tipi savaş uçağının düşürülmesiyle sonuçlanan hadiseden sonra kendisinin, dostları aracılığıyla Türkiye ve Rusya ilişkilerine katkı verdiğini anlattı.
Çağlar, “Türkiye’de Erdoğan, Rusya’da Putin’in güçlü liderliği olmasa biz o barışı sağlayamazdık. Sayın Cumhurbaşkanı’mız dedi ki ‘Özür dilemem, tazminat vermem.’ Biz bu şekilde o anlaşmayı yaptık. Putin’in dostluk nişanı Türkiye’de sadece bana verildi. Bu açıdan çok mutluyum. Bugün Rusya bizim en büyük komşumuz, büyük işler yaptığımız, ticaret yaptığımız kardeş bir ülke.” şeklinde konuştu.
Çağlar, gençlere istihdam yaratacak girişimlere öncü olma tavsiyesinde bulunarak, “Teknolojiyi ihmal edemeyiz. Selçuk Bayraktar bu anlamda çok başarılı. TEKNOFEST’lerle gençliğe ümit veriyor. Bunların daha çok olması lazım. Türkiye’de iyi bir nesil var. Harp sanayisinde çok başarılıyız, savaş uçağı, helikopter yapıyoruz. Yani bu çok büyük başarı, bunu küçümsemememiz lazım, mühim olan yapmaktır, başarmaktır, devamı daha da büyüyerek gelir.” dedi.
“Kitap biyografiden çıkıp popüler tarih kitabına dönüştü”
Kitabın yazarı, gazeteci Hulusi Turgut da öz geçmişin, “biyografi” olarak tanımlandığını ve bu yazı türünün insan hikayesi olduğunu ifade ederek, biyografinin bir tarih kitabı olmadığını ancak tarihçileri beslediğini söyledi.
Turgut, kitabın biyografiden çıkıp popüler tarih kitabına dönüştüğünü belirterek, Çağlar’ın yaşamına etki eden olaylara belgeleriyle yer verdiğini belirtti.
Cavit Çağlar’ın anı ve biyografisini yazmak için 1996’da araştırmaya koyulduğunu anlatan Turgut, şunları kaydetti:
“Kendileri henüz 50’li yaşların başındaydı. O güne kadar yaptıkları gerçekten başarı öyküsüydü. Kitabımızın hazırlık aşamasını zamana yaydık. Geçen 28 yılda Cavit Bey’in yeni başarılarının yanı sıra fırtınalarına da tanıklık ettik. Cavit Çağlar’ın yaşam öyküsündeki hareketlilik 79 yıl boyunca zaman zaman başarı zaman zaman da fırtınanın eseri. O öykünün derinlerinde dolaşmak, ayrıntılarını yakalamak, bizler için büyük bir sınav oldu. O sınavı başarıyla verebilmişsek, kendimizi mutlu hissedeceğiz.”
]]>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 2019 yılında kaymakam olarak göreve başlayan Şenoğlu, Türkiye’nin farklı ilçelerinde görev yaptı.
Yaklaşık 5 aydır Artvin Vali Yardımcılığı görevini sürdüren Şenoğlu, kaymakam olduktan sonra yükseklik korkusuna rağmen çocukluk hayali olan yamaç paraşütü sporuyla ilgilenmeye başladı.
Aldığı eğitimler sonrasında lisanslı yamaç paraşütü pilotu olan Şenoğlu, Türkiye’nin farklı yerlerinde 150 sorti ve 30 saate yakın uçuş gerçekleştirdi.
Şenoğlu, AA muhabirine, insanlara yardımcı olma ve hizmet etme düşüncesiyle kaymakamlık mesleğini seçtiğini söyledi.
Küçük yaşta memleketi Ordu’da Boztepe semalarında gördüğü rengarenk paraşütlerle tanıştığını anlatan Şenoğlu, o günden itibaren uçmak hayaliyle havacılığa olan ilgisinin her geçen gün arttığını kaydetti.
Kurduğu hayalle birlikte havacılığa dair araştırmalar yapıp, kitaplar okuyup filmler izlediğini anlatan Şenoğlu, “Benim için en büyük engel sahip olduğum yükseklik korkusuydu. Bunu aşabileceğimi hiçbir zaman düşünmüyordum.” dedi.
Gökyüzü ile ilk buluşmasının Muğla’da kaymakamlık stajı yaptığı dönemde, Fethiye’de yaptığı tandem uçuşuyla gerçekleştiğini belirten Şenoğlu, o günden itibaren yamaç paraşütünün kendisi için bir tutkuya dönüştüğünü dile getirdi.
Konya’da kaymakamlık yaptığı sürede uçuş eğitimleri aldığını ifade eden Şenoğlu, şöyle devam etti:
“Aldığım uçuş eğitimleri sonrasında lisanslarımı tamamladım. 4,5 yıldır aktif olarak uçuyorum. Dünya Hava Sporları Federasyonu lisanslı sporcusuyum. Denizli, Fethiye, Alanya, Eskişehir, Sinop, Samsun başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde uçuş gerçekleştirdim. Bunlardan benim için en anlamlısı rahmetli valimiz Recep Yazıcıoğlu’nun kurmuş olduğu ve kendisinin de aktif olarak uçmuş yaptığı Denizli Pamukkale’deki Dinamit Tepesi olmuştur. Yamaç paraşütü aktif ve profesyonel olarak gerçekleştirdiğim, kendimi geliştirmeyi, yarışmalara katılmayı ve milli sporcu olmayı hedeflediğim ana spor dalıdır.”
Şenoğlu, mülki idare amiri olarak görev yaptığı illerde kadın bir yönetici olarak hep olumlu karşılandığını, vatandaşların kendisini kız kardeşleri, evlatları olarak görüp samimi yaklaşımlarda bulunduklarını kaydetti.
Şenoğlu, “Özellikle ziyaret ettiğimiz hanelerde, ziyaret ettiğimiz yerlerde kız çocuklarının, genç kızların hayran dolu bakışları ile karşılaşıyoruz. İnsanlarla yakın temas kurup onlara hizmet etmek beni çok mutlu ediyor.” dedi.
Görev yaptığı her yerde havacılığa önem verdi
Kaymakamlığı döneminde çocuklara ve gençlere havacılığı sevdirmek adına farklı etkinliklere imza attığını belirten Şenoğlu, gençlerin havacılığa ilgisini arttırmak için yaptığı etkinliklerin kendisini en az uçmak kadar mutlu ettiğini kaydetti.
Görev yaptığı yerlerde gençlik haftası etkinlikleri kapsamında yamaç paraşütünü tanıtmayı amaçlayan organizasyonlar düzenlediğini anlatan Şenoğlu, şunları söyledi:
“Bu etkinliklere bizzat kendim katılıyorum. Çocukları kuşandırıp paraşütün nasıl havalandırıldığına dair bilgiler veriyoruz, gösteriyoruz. Bu etkinliklerde çocukların heyecanlı bakışlarını, umutlu anlarını, mutluluk çığlıklarını gördükçe aklımda kafamda birçok daha farklı fikirler oluşuyor. Görev yaptığım her yerde 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Cumhuriyet Bayramı’nda Türk bayrağı ile saygı uçuşları gerçekleştirdik. Bunları da Artvin’de de gerçekleştirmeyi umut ediyorum.”
Yamaç paraşütünün hem fiziki hem de zihinsel olarak dayanıklılık gerektiren bir spor dalı olduğuna vurgu yapan Şenoğlu, “Yeri geliyor sırtımızdaki 12-15 kiloluk o yüklerle birlikte kalkış noktasına kadar yürümek durumunda kalıyoruz. Bazen saatlerce sıcağın altında sabırla uçuşa elverişli olacak rüzgarın gelmesini bekliyoruz Ancak ne olursa olsun bu spor benim için bir tutku. Gökyüzüyle buluşup tüm o sessizliğin içinde rüzgarın sesini duymak, kuşlar gibi süzülebilmek yeri doldurulamaz bir deneyim.” diye konuştu.
Kadının toplumun ve yaşamın her alanında başarılı olabileceğine vurgu yapan Şenoğlu, “Bu vesileyle genç kızlarımızın, genç kadınlarımızın çocuklarımızın, emekçi kadınlarımızın, teyzelerimiz, annelerimiz meslek içeresindeki hemcinslerimin, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Artık dünyada her alanda varız her işlerde yer alabiliyoruz. Aslanın dişisi de erkeği de aslandır. Dolayısıyla elimizi attığınız her yeri çiçek açtırır, her alanda da başarılı bireyler olarak yer alacağınız inancım tam.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Fidan, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumunun (ADF) kapanışında konuştu.
Muhataplarının forumun hem katılımcı profili hem de içerik bakımından zenginliği ve kapsayıcılığından etkilendiklerini defaatle kendilerine ilettiğini belirten Fidan, “Farklı coğrafyalardan gelen misafirlerimiz bu forumun kendilerine etkili bir network imkanı oluşturduğunu da gündeme getirdiler.” dedi.
Fidan, katılımcıların panellerde konuşmacı olarak görüşlerini rahatlıkla paylaşmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiklerini ve çok sayıda ikili görüşme yapma imkanı bulmalarından dolayı da müteşekkir olduklarını defaatle işittiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyasındaki yoğun mesaisine rağmen foruma katıldığını ve burada 11 devlet ve hükümet başkanıyla bir araya geldiğini dile getiren Fidan, bu görüşmelerde çok kritik konu ve gündemlerin ele alındığını söyledi.
Fidan, ADF’de 32 mevkidaşıyla ikili görüşme yapma imkanı bulduğunu ve Afrikalı mevkidaşlarıyla da bir araya geleceğini belirtti.
3 gün boyunca çok farklı düzeyde katılımcı ile ADF’de yoğun bir etkileşim içerisinde olduklarını vurgulayan Fidan, konuştuğu gençlerin, ADF’de akademisyen ve diplomatlarla buluşmalarının kendileri için ufuk açıcı olduğunu kaydetti.
Fidan, şöyle devam etti:
“Forum kapsamında düzenlenen 47 oturumda güvenlik, enerji, bölgesel konular, yabancı düşmanlığı, uluslararası ticaret, bağlantısallık, arabuluculuk konusu, yapay zeka, dijital diplomasi, uluslararası gündemin ilk sıralarında yer alan diğer çeşitli konular masaya yatırıldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin ev sahipliğinde ‘kadın barış ve güvenlik’ temalı yüksek seviyeli oturum gerçekleştirildi.”
Gazze Temas Grubu üyesi olarak grup üyesi Filistin ve Mısır Dışişleri Bakanlarıyla Gazze konusunda bir panele ev sahipliği yaptığını aktaran Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı’nın oturumlara katılarak forumun başarısına katkıda bulunduklarını belirtti.
“Karşı karşıya olduğumuz tablo küresel adaletsizliklerin yansıması”
Fidan, forum kapsamında geleceğin liderlerinin görüşlerine de kulak verdiklerini ve kendilerine notlar çıkardıklarını söyledi.
Latin Amerika’dan Asya Pasifik’e farklı coğrafyaların karşı karşıya oldukları riskleri ve fırsatları daha ayrıntılı bir biçimde buradaki panellerde ele alma imkanı bulduklarını aktaran Fidan, Filistinli ve Mısırlı mevkidaşlarıyla düzenledikleri etkinliğe ilişkin şunları kaydetti:
“Gazze’de devam eden zulmün sona erdirilmesi için atmamız gereken adımları konuştuk. Karşı karşıya olduğumuz tablonun aynı zamanda küresel adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin bir yansıması olduğunu ifade ettik.”
Fidan, ADF’ye katılan konukların diyaloğun ne kadar kritik olduğu hususunda mutabık kaldığını vurgulayarak, burada dile getirilen değerli fikirleri hayata geçirme ve geleceği ortak menfaatler çerçevesinde şekillendirmek üzere birlikte eyleme geçme zamanının geldiğine inandığını söyledi.
Yeni görüş, fikir ve ev ödevleriyle Antalya’dan ayrılacaklarını belirten Fidan, ADF’ye verdiği destekten dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.
Sorular
Fidan, ADF’nin kapanış konuşmasının ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bakan Fidan, Gazze’de barış süreci ve kalıcı ateşkese yönelik görüşmelerine ilişkin sorulan soruya, “Gazze’deki süren zulmün durdurulması ADF’nin neredeyse merkezine oturdu. Gerek Sayın Cumhurbaşkanı’mız yaptığı görüşmelerde gerek biz yaptığımız ikili görüşmelerde, çok taraflı görüşmelerde ve panellerde bu konunun altını kuvvetle çizerek vurguladık. Diplomasinin kullanılabilecek bütün imkanlarını kullandık.” yanıtını verdi.
Bakan Fidan, moderatörlüğünü yaptığı “Gazze Temas Grubu” başlıklı panelde Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki’nin etkileyici bir konuşma yaptığını söyleyerek, “Biz de özellikle değerli kardeşimize bu imkanı vermek istedik. Çünkü meselenin asıl sahibi arkadaşlarımız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Türkiye’ye davet ettiğini söyleyen Fidan, “Filistin konusundaki gelişmeleri ele almak, savaşın gidişatının ve aldığı şeklin seyrini görüşmek istiyorlar. Ayrıca Filistinliler arası diyalog konusunda da gelişmeleri Cumhurbaşkanı’mız birinci elden kendisinden duymak istiyor. Ayrıca Türkiye’nin tavsiye ve telkinlerini de iletme imkanı bulacaklar bu çerçevede.” diye konuştu.
Fidan, kendi ziyaretinin yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye ziyarette bulunup bulunmayacağına ilişkin soru üzerine, “Cumhurbaşkanı’mızın ziyareti konusu ABD’de üstünde çalışacağımız bir konu olacak. Ama şu anda biliyorsunuz her iki ülkede de bir seçim atmosferi var. Cumhurbaşkanı’mız son 2 aydır özellikle seçim gündemiyle oldukça meşgul. Daha sonrasında da ABD’de bir seçim gündemi var. Ama aradaki zaman diliminde ne yapılabilir, gittiğimizde de belki onu bir konuşacağız.” diye konuştu.
Japonya Dışişleri Bakanı Kamikawa Yoko’nun Türkiye’yi ziyaretine cevaben, ilişkilerin 100. yılı kapsamında bir iadeiziyaret düzenlenip düzenlenmeyeceğinin sorulması üzerine Fidan, mevkidaşı Kamikawa ile değerli bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve aynı zamanda Brezilya’da G20 marjında bir araya gelme fırsatı bulduklarını belirtti.
Fidan, “Japonya’yla ilişkilerimizi geliştirmeye fevkalade önem veriyoruz. Özellikle ekonomi, teknoloji, ticaret alanında çok büyük potansiyel var aramızda. İlişkilerimiz de devam ediyor. Bölgesel konuları da ciddi bir çerçevede ele alıyoruz hep beraber. Önümüzdeki aylarda bir iadeiziyaret yapmak konusunda da planlamamız var.” dedi.
“21. yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil”
Bakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la görüşmesinde özellikle bölgesel gelişmelerle ilgili Kafkaslar’daki barış sürecinin, Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin ve Suriye konusunun masaya yatırıldığını belirtti.
Suriye konusuna ilişkin daha yakın bir tartışma ortamı oluşturulması ve zamana ihtiyaç olduğu konusunda Rus mevkidaşıyla mutabık kaldıklarını söyleyen Fidan, “Çünkü gerek mültecilerin geri dönüşü, gerek yeni anayasanın yazılması meselesi, gerek terörizmle mücadele konuları yani şu anda hep askıda olan konular Suriye’de. Bunun bir şekilde ilerletilmesi gerekiyor. Türkiye’nin milli güvenliğini ve menfaatini de yakından ilgilendiren bir konu. Rusya’nın da arasında bulunduğu birkaç ülkeyle bu konuyu yakından tartışmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin Türkiye’nin görüşlerine değinen Fidan, “21. yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi ve yaralanması koca bir ülkenin altyapısının ve üstyapısının tamamıyla imha olması bizim artık dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil.” diyerek, söz konusu durumun bir an önce durdurulması ve bu fikre alışılması gerektiğini kaydetti.
(Bitti)
]]>Kurum’dan İmamoğlu’nun kopya iddiasına cevap: “Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Başakşehir’de Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’nda gençlerle bir araya geldi. Kurum, “Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız. Bu kararları hep birlikte hayata geçireceğiz. İstiyoruz ki Başakşehir Türkiye Yüzyılı’nın parlayan ilçesi olsun” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Başakşehir’de düzenlenen Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’nda gençlerle bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahattin Kayas, sanatçı Sinan Akçıl ve birçok öğrenci katıldı. Gençlere sürpriz yapmak isteyen Kurum, Sinan Akçıl’ı sahneye davet etti. Sahneye çıkan Akçıl, “Bir İstanbullu olarak geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim” söyleriyle Kurum’u desteklediğini açıkladı. Akçıl, Kurum için yaptığı ‘Sadece İstanbul’ isimli şarkısını ilk kez seslendirdi.
Kurum, program çıkışında bir vatandaşın isteği üzerine AK Parti Adıyaman Gölbaşı Belediye Başkan Adayı Hakan Toydaş’a selamlarını ileten video çektirdi.
Kurum’un yanına gelen bir vatandaş, “Başakşehir, metrokent, şehir hastanesi, Onurkenti Ulaştırma Bakanlığı yaptırdı. İBB’nin metrolara kendi amblemini koyması beni rahatsız etti. Ulaştırma Bakanı yaptırdı, ben yaptırmadım dedi. Ben vatandaş olarak rahatsız oldum. ya kaldırırsınız ya da ben taş atıp kıracağım” dedi. Kurum ise vatandaşa, “Onların işi reklam, onların işi algı” şeklinde cevap verdi.
“Başakşehir İstanbul’un marka ilçelerinden biri haline geldi”
Başakşehir’de kendini evinde gibi hissettiğini belirten Kurum, “Ben burada 5 yıl yaşadım. Çocuklarım burada okudu ve her sokağında, her kaldırımında emeğim var. Sizlerin daha iyi yaşaması için mücadele etmiş bir ağabeyinizim. Geleceğiniz adına Başakşehir Belediyemizin düzenlemiş olduğu bu organizasyonda olabiliyorsak bu çalışmalarımızın, emeklerimizin sayesinde. Biz güzel bir Başakşehir hayal ettik. Cumhurbaşkanımızın 1994 yılında başlattığı Başak Konutları ile Başakşehir İstanbul’un marka ilçelerinden biri haline geldi. Kayaşehir’i inşa ederken burada bir meydan olsun istedik. Bu meydan da hemşerilerimiz, gençlerimiz, çocuklarımız vakit geçirsinler istedik” dedi.
“Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız’
Gençlerin geleceğe emin adımlarla yürümesini istediğini dile getiren Kurum, “Gençlerimiz geleceğimizin teminatı olduğu kadar bugünün de karar vericileri, bizim yol arkadaşlarımız. Hedefimiz sizlere çok daha güzel bir gelecek sunabilmek ve bu geleceği sizlerle birlikte inşa edebilmek. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Her alanda kendini yetiştiren bir gençliğimiz olsun istiyoruz. Hedefimiz büyük ve güçlü Türkiye. Gençliğin emin adımlarla yürüdüğü, her alanda kendine yeten Türkiye hedefiyle çalıştığımız bir İstanbul’umuz ve Başakşehir’imiz olsun istiyoruz. Mahallenizde yürüyerek gidip ders çalışabileceğiniz kütüphaneler olacak. İlk işini kuranlara İBB’nin destek olacak, üniversiteye giden her gencimize 10 bin TL burs vereceğiz. Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız. Bu kararları hep birlikte hayata geçireceğiz. İstiyoruz ki Başakşehir Türkiye Yüzyılı’nın parlayan ilçesi olsun” şeklinde konuştu.
“Başakşehir’de yaptığımız konutlar, mevcut İBB’nin 5 yıl da yaptığı konutların kat ve kat fazlasıdır”
Deprem korkusuna ve ulaşım çilesine değinen Kurum, “Sizlerin deprem korkunuzu giderirken ulaşım çilesini de bitirecek adımlar atacağız. Her alanda bizi göreceksiniz. Buradaki konutların her birinde emeğim var. Temelinden çatısına buraları projelendirdik ve parlayan Başakşehir’in ilk adımlarını burada attık. Sadece Başakşehir’de yaptığımız konutlar, mevcut İBB’nin 5 yılda yaptığı konutların kat ve kat fazlasıdır. Başakşehir’e, Kayaşehir’e gelsinler ve muhteşem tabloyu görsünler” ifadelerini kullandı.
“Gençliğimiz o kadar sağlam, o kadar emin adımlarla geliyor ki bizden çok daha iyisini yapacak”
5 yıllık süreçte yorulan ve üzülen İstanbul’un gençleri ve kadınlarının kendilerini göreve çağırdığını belirten Kurum, “Sizlerle birlikte Başakşehir’imiz ve İstanbul’umuzun 39 ilçesi için bir elimizle deprem dönüşümünü gerçekleştirirken, diğer elimizle İstanbul’daki ulaşım çilesini bitireceğiz. Bir elimizle gençliğimiz için yeni kütüphanelerimizi, gençlik merkezlerimizi yaparken, diğer elimizle gençliğimiz için yeni yeşil alanlar üreteceğiz. Sizler çok daha mutlu olun, o yeşil alanlarda huzur içerisinde geleceğe güvenle yürüyün istiyoruz. İstanbul Teknopark çalışmalarımızla, teknoloji merkezlerimizle, kuracağımız bu işlerimizle birlikte size her alanda hizmet ettik. Geçenlerde Teknopark ziyaretine gittim. Orada bir gencimizin ürettiği robot ısıya ve ışığa duyarlı. Enkaz altında herhangi bir canlı varlığı var mı yok mu buna bakabiliyor. Gencimiz o ufak sermayelerle, belki binbir emekle birkaç arkadaşıyla bir araya geldiği o projesine destek olun. Yine başka bir gencimiz aynı Teknopark ‘ta bir yazılım yapmış ve bu yazılımla birlikte 15 milyon lira sermaye desteği aldı. Gençliğimiz o kadar sağlam, o kadar emin adımlarla geliyor ki bizden çok daha iyisini yapacak” dedi.
“İstanbul’da okumak eğlenceli olacak”
Gençlerle ilgili projelerini sıralayan Kurum, “Bir taraftan konserlere gidip dinleyeceğiz, bir taraftan gençlik merkezleriyle birlikte geleceğe daha güvenle bakacağız. Bir taraftan farklı meslek dalını bugün burada seçip üniversiteye gideceksiniz. Kimya mühendisi, inşaat mühendisi, mimar, doktor olacaksınız. Bir taraftan da yazılımı, bir taraftan da farklı bir yabancı dil öğrenmek istiyorsunuz. Bu eğitimlerin hepsini size verecek akademileri kuracağız. Gençlerimiz çok farklı alanlarda yetişsin istiyoruz. Üniversitede okuyan gençliğimizi asla ve asla yalnız bırakmayacağız. Öğrenci evlerine 25 metreküp doğalgaz vereceğiz. Vereceğimiz burslarımızı her yıl güncelleyeceğiz. Ulaşımda şu anki mevcut tarifeler üzerinden tüm gençliğimize yüzde 40 indirim yapacağız. İstanbul’da okumak eğlenceli olacak ve siz de her alanda kendinizi güçlü hissedeceksiniz. Çünkü arkanızda sizi düşünen, dertlenen kardeşleriniz olacak. Başakşehir’de Yasin Başkanım ile el ele vereceğiz. Buraları nasıl inşa ettiysek, hep birlikte bugüne nasıl getirdiysek, İstanbul’un 39 ilçesi için de bu çalışmaları hep birlikte yapacağız. ‘Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizi her alanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine sizlerle birlikte çıkaracağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“Geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim”
Seçimlerde Murat Kurum’u destekleyeceğini söyleyen Sinan Akçıl, “Şimdi size çok güzel bir sürprizimiz var. Bir şarkı yaptım Murat Kurum için ve bu şarkı ilk kez Başakşehir’de yayınlanacak. Bir İstanbullu olarak geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim. Bütün sorunların üstesinden geleceğine eminim. Şehri emin lafı buradan geliyor zaten. Onun için yaptığım Sadece İstanbul şarkısını ilk kez Başakşehir’de okuyacağım” dedi.
“Sadece bir sitede yaptığımız, İBB’nin 5 yılda yaptığı projeden daha fazla”
Program çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, “Burası 1994 yılında Cumhurbaşkanı’mızın Başakşehir’de Başak Konutları ile başlattığı ondan sonra tüm Türkiye’ye dalga dalga büyüttüğümüz toplu konut uygulamalarının ilk başladığı alanlardan bir tanesi. Şehir meydanıyla, camisiyle, belediye binasıyla, okuluyla, 300 dönüm yeşil alanıyla, millet bahçesiyle örnek bir şehircilik modeli. Bizim burada sadece bir sitede yaptığımız, İBB’nin 5 yılda yaptığı projeden daha fazla. Burada bugüne kadar yüz bine aşkın konut gerçekleştirdik. Burada bizim alın terimiz, emeğimiz var. Bize bu işleri nasıl yapacaksın diye soran anlayışa gelip şöyle bir Başakşehir’i gezmesini tavsiye ediyoruz. Burada bu hizmetler milletinizle el ele verdiğinizde, milletimiz için dertlendiğinizde nasıl yapılırmış gelip görsünler. Biz 650 bin konut yapacağız, depremle ilgili dönüşümler yapacağız. Bugün de burada çocuklarımızla bir aradaydık. Çocuklarımız üniversitelerinde daha iyi okusun diye bu çabayı gösterirken 650 bin konut yapacağımızı ifade ettiğimizde, bu konutların yapılmaması gerektiğini düşünen bir anlayış var. Biz Başakşehir’imizdeki bu örnek yapılaşma modelini 39 ilçemize yaygınlaştıracağız. Buradaki camilerimizi, meydanlarımızı, okullarımızı nasıl yaptıysak İstanbul’un her ilçesinde de bu projeleri gerçekleştiren tarafta olacağız. Bu meydanın hemen altında İstanbul Havalimanı’na ve Marmaray’a bağlanan bir metro hattımız var. Biz bir işi tasarlarken yeşil alanıyla, metrosuyla, ulaşım ağlarıyla birlikte tasarladık. Projelerimizde teker teker hayata geçiyor. Bütün İstanbul’un örnek gösterdiği bir şehircilik modeli, altyapısı burada var. İnşallah bunu İstanbul’un bütün ilçelerine yaygınlaştıracağız” şeklinde konuştu.
“Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok”
İmamoğlu’nun projeleri için kopya olduğu sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Kopya karşıdan çekilir. Kopyayı bir kağıda yazarsın, oradan çekersiniz. Lisedeyken küçük kağıtlara yazardık. Oradan kopya çekiyorduk. İstanbul’da şöyle geriye dönüp baktığınızda kopya çekilecek bir iş yok. 10 metro ihalesinin üçünü iptal ettirdiler, yapmadılar. Var olan metro hattının temeline, şaftına hafriyat döktüler. Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok. Kopya çekmek istiyorsa gelsin buraya baksın. Bu şehir nasıl yapılmış, nasıl inşa edilmiş baksın. Söyleyecekleri bir iş, söyleyecekleri bir eser olmadığı için hep gündemi nasıl değiştirebilirim anlayışıyla algı ve gündem değiştirme çabaları artık biz beş yıldır gördük. Ekrem Bey’i kendi kendine bırakıyoruz. Kendisiyle uğraşan, kendisiyle mücadele eden ve rakibinin de kendisi olduğunu düşündüğüm bir belediye başkan adayımız. O yüzden biz kendi işimize bakacağız. Ona da kendi alanında başarılar diliyoruz” şeklinde cevap verdi.
]]>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile yaptığı görüşme sonrasında konuştu. Genel Müdür’ün ‘TRT bir yayın kuruluşudur. ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür” dediğini, kendilerinin de “Bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi?” diye sorduklarını ve “Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır” karşılığını aldıklarını söyledi. Günaydın, “Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. ” dedi.
TRT’nin seçim döneminde tarafsız yayın politikası yürütmediği gerekçesiyle TRT Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapacağını açıklayan Günaydın, kendisine görüşme randevusu verilmesinin ardından TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile görüştü. Görüşme sonrasında CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ile basın açıklaması yapan Günaydın şunları söyledi:
“Önceki gün itibariyle TRT Genel Müdürü’nden yayınlarında görülen açık adaletsizlikler karşısındaki tutumunu değerlendirmek ve CHP’nin görüşlerini aktarmak üzere bir randevu talep etmiştik. Dün bütün gün boyunca ne zaman uygun olursa bu randevunun bizim için uygun olacağını söylemiştik. Bugün de o randevunun gelmemesine göre saat 11.00’de bir basın toplantısını TRT önünde yapmayı planlamıştık.
Bu sabah itibariyle saat 09: 15’te TRT Genel Müdürlüğü özel kaleminden bugün 16.30’a bir randevu verildiği ifade edildi. Bunun üzerine sabah yapmayı planladığımız basın açıklamasını iptal ettik. TRT Genel Müdürü ile 67 dakika süren bir görüşme yaptık. Açıkçası kurumların önüne gelen, kurumların yöneticileriyle görüşmeden çeşitli açıklamalar yapan bir siyasi tutum geliştirmek istemedik. Çünkü muhataplarımızın kamu kurumlarının yöneticilerinin nasıl bir ruh hali içerisinden olduklarını, nasıl bir tutum içerisinde olduklarını anlamak isteriz. Türkiye’nin daha temiz, daha sağlıklı bir siyasal ortama da kavuşmasını isteriz. Bu bağlamda bu görüşmeyi biz de uygun gördük ve kendisiyle görüştük.
“CHP KÖKLÜ BİR PARTİDİR. HABER DEĞERİ TAŞIR”
Sayın Genel Müdür der ki ‘TRT bir yayın kuruluşudur. ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür’ Dedik ki peki bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi? Kendisi, ‘Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır’ dedi.
Bunun üzerine yayın saatlerindeki açık adaletsizliği nasıl tanımlayabiliyorsunuz? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz? Dedik. Orada editöryal bağımsızlık ve tarafsızlığın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Biz de dedik ki, bir insan editöryal olarak bağımsız olabilir ama tarafsız olmayabilir. Burada da zaten bu çok açık olarak görülüyor. Kendisiyle ilgili kamuoyuna da yansıyan sürelerle ilgili açıklama yapmasını bekledik. Sayın Genel Müdür, ‘Kamuoyuna sürelerle ilgili yansıyan açıklamalar, RTÜK’ün bazı üyeleri tarafından saptanan açıklamalardır. Dolayısıyla bu açıklamaların doğru olmadığını düşünüyoruz’ dedi.
“YANLI YAYINLARA TAHAMMÜL ETMEYECEĞİZ”
Ayrıca ben yetkisi ve görevi olmayan hangi bilimsel ölçütlere göre saptandığı belli olmayan yayın saati tartışmasının içine TRT’yi sokmak istemem’ dedi. Kendi sözcükleri bunlardır. Biz de bu sözler üzerine TRT gibi bir yayın kuruluşunun yapması gereken görevler var. Her ayın son günü itibariyle siyasi yayınlarında hangi siyasi partiye, hangi lidere, hangi kritere göre ne kadar zaman ayırdığını bilimsel ölçütlerle bunu saptar ve yayınlar. Bu saptamayı ve verileri de kamuoyu denetimine açar. Böylece iddia ettiğiniz yanlış olgu ortadan kalkar. ve gerçek ortaya çıkar. Örneğin, Erdoğan’a ayrılan sürenin bin 942 saat olduğu söyleniyor. Siz diyebilirsiniz ki bunun 942 saati Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı işler. Ama bin saati de örneğin Kütahya mitinginde olduğu gibi ya da Meclis’te grupta yaptığı konuşma gibi AKP Genel Başkanı sıfatıyla yaptığı işlerdir. O halde de bununla örneğin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ayrılan zaman arasındaki bir süreyi karşılaştırabilir hale gelebiliriz. Kendisine kuvvetle yaptığımız tavsiye, bu ayrımı yapınız. Bu ayrım yalnızca kamuoyunun sizin hakkınızda bir fikir oluşturmasına neden olmaz. Aynı zamanda TRT Genel Müdürü ve TRT’nin üst kadrosu, Ocak ayında AKP’ye, CHP’ye ne zaman ayırdığını görür. Şubat ayında kendisini buna göre düzeltme ihtiyacı içerisinde olur. Böylece bu TRT için de önemli ve olumlu bir adım olabilir. Bunun üzerine TRT içerisinde bir iç değerlendirme yapacağına ilişkin bir söylemi oldu. Elbette kendilerinin bileceği iştir. 2022 başından bu yana 12 milyar dolar, bugünkü rakamlara göre 375 milyar TL bütçe kullanan, 8 bin 500 çalışanı bulunan ve her birimizin bütçeleriyle kendisine kaynak oluşturan TRT’nin yanlı yayınlarına daha fazla tahammül etmeyeceğiz.
“TRT AÇIK SİYASİ ALGILARIN BİR PARÇASI YAPILMAMALIDIR”
Örneğin son genel seçimden evvel, TRT yaptığı bir dizide bir teröriste ‘Geliyor gelmekte olan’ sözcüğünü kullandırıyor. Sayın Genel Müdür, bu sözcüğün kendisiyle ilgili olmadığını, her senaristin sözünü kendisinin kontrol edemeyeceğini söyledi. Elbette doğru olabilir. Bunun bir mekanizması olmalıdır. TRT, son derece açık siyasi algıların bir parçası yapılmamalıdır. Sayın Özgür Özel’in en son yaptığı grup konuşmasında TRT’yi eleştirmesi üzerine yayının kesilmesinden bahsettik. O da ‘Ben bu yayını izlemedim. Arkadaşlarıma sordum. Özgür Özel, TRT’yi eleştirmeye başlamadan evvel, üç dakikalık bir yayından sonra yayın kesilmişti’ dedi. Peki AKP Genel Başkanı sıfatıyla Recep Tayyip Erdoğan, grupta toplantı yaparken bu toplantıyı naklen ve tam olarak veriyor musunuz? Diye sorduk. ‘Evet veriyoruz’… Vermezseniz sizi burada bir dakika oturturlar mı? ‘Oturtmazlar…’
Peki o halde neden CHP’nin yaptığı grubu tam olarak vermiyorsun? Neden üç dakika veriyorsun? Neden TRT aracılığıyla CHP’nin sözünü halka ulaştırmayı görev saymıyorsun?… Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. RTÜK’ün burada bir denetim yapması gerekir. RTÜK başkanının sıfatına bakılırsa, bu denetimin yapmayacağı açıktır. Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerde siyasal partilere demokratik, adil ve eşit bir süre paylaşımı konusunda 20 Ocak 2023 tarihinde genelgesini yayınlamıştır. Yüksek Seçim Kurulu’nu genelgesini takip etmeye davet ediyorum.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Başakşehir’de düzenlenen Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’nda gençlerle bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahattin Kayas, sanatçı Sinan Akçıl ve birçok öğrenci katıldı. Gençlere sürpriz yapmak isteyen Kurum, Sinan Akçıl’ı sahneye davet etti. Sahneye çıkan Akçıl, “Bir İstanbullu olarak geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim” söyleriyle Kurum’u desteklediğini açıkladı. Akçıl, Kurum için yaptığı ‘Sadece İstanbul’ isimli şarkısını ilk kez seslendirdi.
Kurum, program çıkışında bir vatandaşın isteği üzerine AK Parti Adıyaman Gölbaşı Belediye Başkan Adayı Hakan Toydaş’a selamlarını ileten video çektirdi.
Kurum’un yanına gelen bir vatandaş, “Başakşehir, metrokent, şehir hastanesi, Onurkenti Ulaştırma Bakanlığı yaptırdı. İBB’nin metrolara kendi amblemini koyması beni rahatsız etti. Ulaştırma Bakanı yaptırdı, ben yaptırmadım dedi. Ben vatandaş olarak rahatsız oldum. ya kaldırırsınız ya da ben taş atıp kıracağım” dedi. Kurum ise vatandaşa, “Onların işi reklam, onların işi algı” şeklinde cevap verdi.
“Başakşehir İstanbul’un marka ilçelerinden biri haline geldi”
Başakşehir’de kendini evinde gibi hissettiğini belirten Kurum, “Ben burada 5 yıl yaşadım. Çocuklarım burada okudu ve her sokağında, her kaldırımında emeğim var. Sizlerin daha iyi yaşaması için mücadele etmiş bir ağabeyinizim. Geleceğiniz adına Başakşehir Belediyemizin düzenlemiş olduğu bu organizasyonda olabiliyorsak bu çalışmalarımızın, emeklerimizin sayesinde. Biz güzel bir Başakşehir hayal ettik. Cumhurbaşkanımızın 1994 yılında başlattığı Başak Konutları ile Başakşehir İstanbul’un marka ilçelerinden biri haline geldi. Kayaşehir’i inşa ederken burada bir meydan olsun istedik. Bu meydan da hemşerilerimiz, gençlerimiz, çocuklarımız vakit geçirsinler istedik” dedi.
“Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız’
Gençlerin geleceğe emin adımlarla yürümesini istediğini dile getiren Kurum, “Gençlerimiz geleceğimizin teminatı olduğu kadar bugünün de karar vericileri, bizim yol arkadaşlarımız. Hedefimiz sizlere çok daha güzel bir gelecek sunabilmek ve bu geleceği sizlerle birlikte inşa edebilmek. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Her alanda kendini yetiştiren bir gençliğimiz olsun istiyoruz. Hedefimiz büyük ve güçlü Türkiye. Gençliğin emin adımlarla yürüdüğü, her alanda kendine yeten Türkiye hedefiyle çalıştığımız bir İstanbul’umuz ve Başakşehir’imiz olsun istiyoruz. Mahallenizde yürüyerek gidip ders çalışabileceğiniz kütüphaneler olacak. İlk işini kuranlara İBB’nin destek olacak, üniversiteye giden her gencimize 10 bin TL burs vereceğiz. Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız. Bu kararları hep birlikte hayata geçireceğiz. İstiyoruz ki Başakşehir Türkiye Yüzyılı’nın parlayan ilçesi olsun” şeklinde konuştu.
“Başakşehir’de yaptığımız konutlar, mevcut İBB’nin 5 yıl da yaptığı konutların kat ve kat fazlasıdır”
Deprem korkusuna ve ulaşım çilesine değinen Kurum, “Sizlerin deprem korkunuzu giderirken ulaşım çilesini de bitirecek adımlar atacağız. Her alanda bizi göreceksiniz. Buradaki konutların her birinde emeğim var. Temelinden çatısına buraları projelendirdik ve parlayan Başakşehir’in ilk adımlarını burada attık. Sadece Başakşehir’de yaptığımız konutlar, mevcut İBB’nin 5 yılda yaptığı konutların kat ve kat fazlasıdır. Başakşehir’e, Kayaşehir’e gelsinler ve muhteşem tabloyu görsünler” ifadelerini kullandı.
“Gençliğimiz o kadar sağlam, o kadar emin adımlarla geliyor ki bizden çok daha iyisini yapacak”
5 yıllık süreçte yorulan ve üzülen İstanbul’un gençleri ve kadınlarının kendilerini göreve çağırdığını belirten Kurum, “Sizlerle birlikte Başakşehir’imiz ve İstanbul’umuzun 39 ilçesi için bir elimizle deprem dönüşümünü gerçekleştirirken, diğer elimizle İstanbul’daki ulaşım çilesini bitireceğiz. Bir elimizle gençliğimiz için yeni kütüphanelerimizi, gençlik merkezlerimizi yaparken, diğer elimizle gençliğimiz için yeni yeşil alanlar üreteceğiz. Sizler çok daha mutlu olun, o yeşil alanlarda huzur içerisinde geleceğe güvenle yürüyün istiyoruz. İstanbul Teknopark çalışmalarımızla, teknoloji merkezlerimizle, kuracağımız bu işlerimizle birlikte size her alanda hizmet ettik. Geçenlerde Teknopark ziyaretine gittim. Orada bir gencimizin ürettiği robot ısıya ve ışığa duyarlı. Enkaz altında herhangi bir canlı varlığı var mı yok mu buna bakabiliyor. Gencimiz o ufak sermayelerle, belki binbir emekle birkaç arkadaşıyla bir araya geldiği o projesine destek olun. Yine başka bir gencimiz aynı Teknopark ‘ta bir yazılım yapmış ve bu yazılımla birlikte 15 milyon lira sermaye desteği aldı. Gençliğimiz o kadar sağlam, o kadar emin adımlarla geliyor ki bizden çok daha iyisini yapacak” dedi.
“İstanbul’da okumak eğlenceli olacak”
Gençlerle ilgili projelerini sıralayan Kurum, “Bir taraftan konserlere gidip dinleyeceğiz, bir taraftan gençlik merkezleriyle birlikte geleceğe daha güvenle bakacağız. Bir taraftan farklı meslek dalını bugün burada seçip üniversiteye gideceksiniz. Kimya mühendisi, inşaat mühendisi, mimar, doktor olacaksınız. Bir taraftan da yazılımı, bir taraftan da farklı bir yabancı dil öğrenmek istiyorsunuz. Bu eğitimlerin hepsini size verecek akademileri kuracağız. Gençlerimiz çok farklı alanlarda yetişsin istiyoruz. Üniversitede okuyan gençliğimizi asla ve asla yalnız bırakmayacağız. Öğrenci evlerine 25 metreküp doğalgaz vereceğiz. Vereceğimiz burslarımızı her yıl güncelleyeceğiz. Ulaşımda şu anki mevcut tarifeler üzerinden tüm gençliğimize yüzde 40 indirim yapacağız. İstanbul’da okumak eğlenceli olacak ve siz de her alanda kendinizi güçlü hissedeceksiniz. Çünkü arkanızda sizi düşünen, dertlenen kardeşleriniz olacak. Başakşehir’de Yasin Başkanım ile el ele vereceğiz. Buraları nasıl inşa ettiysek, hep birlikte bugüne nasıl getirdiysek, İstanbul’un 39 ilçesi için de bu çalışmaları hep birlikte yapacağız. ‘Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizi her alanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine sizlerle birlikte çıkaracağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“Geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim”
Seçimlerde Murat Kurum’u destekleyeceğini söyleyen Sinan Akçıl, “Şimdi size çok güzel bir sürprizimiz var. Bir şarkı yaptım Murat Kurum için ve bu şarkı ilk kez Başakşehir’de yayınlanacak. Bir İstanbullu olarak geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim. Bütün sorunların üstesinden geleceğine eminim. Şehri emin lafı buradan geliyor zaten. Onun için yaptığım Sadece İstanbul şarkısını ilk kez Başakşehir’de okuyacağım” dedi.
“Sadece bir sitede yaptığımız, İBB’nin 5 yılda yaptığı projeden daha fazla”
Program çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, “Burası 1994 yılında Cumhurbaşkanı’mızın Başakşehir’de Başak Konutları ile başlattığı ondan sonra tüm Türkiye’ye dalga dalga büyüttüğümüz toplu konut uygulamalarının ilk başladığı alanlardan bir tanesi. Şehir meydanıyla, camisiyle, belediye binasıyla, okuluyla, 300 dönüm yeşil alanıyla, millet bahçesiyle örnek bir şehircilik modeli. Bizim burada sadece bir sitede yaptığımız, İBB’nin 5 yılda yaptığı projeden daha fazla. Burada bugüne kadar yüz bine aşkın konut gerçekleştirdik. Burada bizim alın terimiz, emeğimiz var. Bize bu işleri nasıl yapacaksın diye soran anlayışa gelip şöyle bir Başakşehir’i gezmesini tavsiye ediyoruz. Burada bu hizmetler milletinizle el ele verdiğinizde, milletimiz için dertlendiğinizde nasıl yapılırmış gelip görsünler. Biz 650 bin konut yapacağız, depremle ilgili dönüşümler yapacağız. Bugün de burada çocuklarımızla bir aradaydık. Çocuklarımız üniversitelerinde daha iyi okusun diye bu çabayı gösterirken 650 bin konut yapacağımızı ifade ettiğimizde, bu konutların yapılmaması gerektiğini düşünen bir anlayış var. Biz Başakşehir’imizdeki bu örnek yapılaşma modelini 39 ilçemize yaygınlaştıracağız. Buradaki camilerimizi, meydanlarımızı, okullarımızı nasıl yaptıysak İstanbul’un her ilçesinde de bu projeleri gerçekleştiren tarafta olacağız. Bu meydanın hemen altında İstanbul Havalimanı’na ve Marmaray’a bağlanan bir metro hattımız var. Biz bir işi tasarlarken yeşil alanıyla, metrosuyla, ulaşım ağlarıyla birlikte tasarladık. Projelerimizde teker teker hayata geçiyor. Bütün İstanbul’un örnek gösterdiği bir şehircilik modeli, altyapısı burada var. İnşallah bunu İstanbul’un bütün ilçelerine yaygınlaştıracağız” şeklinde konuştu.
“Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok”
İmamoğlu’nun projeleri için kopya olduğu sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Kopya karşıdan çekilir. Kopyayı bir kağıda yazarsın, oradan çekersiniz. Lisedeyken küçük kağıtlara yazardık. Oradan kopya çekiyorduk. İstanbul’da şöyle geriye dönüp baktığınızda kopya çekilecek bir iş yok. 10 metro ihalesinin üçünü iptal ettirdiler, yapmadılar. Var olan metro hattının temeline, şaftına hafriyat döktüler. Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok. Kopya çekmek istiyorsa gelsin buraya baksın. Bu şehir nasıl yapılmış, nasıl inşa edilmiş baksın. Söyleyecekleri bir iş, söyleyecekleri bir eser olmadığı için hep gündemi nasıl değiştirebilirim anlayışıyla algı ve gündem değiştirme çabaları artık biz beş yıldır gördük. Ekrem Bey’i kendi kendine bırakıyoruz. Kendisiyle uğraşan, kendisiyle mücadele eden ve rakibinin de kendisi olduğunu düşündüğüm bir belediye başkan adayımız. O yüzden biz kendi işimize bakacağız. Ona da kendi alanında başarılar diliyoruz” şeklinde cevap verdi. – İSTANBUL
]]>Geçtiğimiz hafta oynanan Ankaragücü maçında taraftara yaptığı hareket nedeniyle PFDK’ya sevk edilen Galatasaray’ın golcüsü Mauro Emanuel Icardi, 1 resmi müsabakadan men ve 19 bin 500 TL para cezası aldı. Yaşanan bu gelişme üzerine Galatasaray, Trendyol 1. Lig kulüplerinden Kocaelispor’dan Oğuz Ceylan ile ilgili sezonun ilk yarısında yaptığı ‘tahkim savunması’ ile ilgili olarak destek istedi.
Engin Koyun: “Destek istediler çünkü emsal karar var”
Galatasaray’ın kendilerinden destek aldığını doğrulayan Trendyol 1. Lig ekiplerinden Kocaelispor’un Kulüp Başkanı Engin Koyun, “Evet, doğru. Galatasaraylı yönetici, spor hukuku alanında oldukça başarılı olan yöneticimiz Abdurrahman Bey’i (Başkır) arayarak destek istedi. Bizim kurumsallaşma adına attığımız adımlardan dolayı hukuksal anlamda birimimiz çok iyi. Icardi’nin yaptığı hareketin benzerini Sakaryaspor ile deplasmanda oynadığımız maçta futbolcumuz Oğuz Ceylan yapmıştı. Temsilci raporlarında yer almamıştı ancak görüntüler üzerinden oyuncumuz Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edilmişti. Yaptığımız savunmadan sonra sadece para cezası verilmişti. Başarılı savunma yaptığımız için Galatasaray da bizden destek istedi” şeklinde konuştu.
Abdurrahman Başkır: “Etkili savunmayla sadece para cezası aldık”
Galatasaray yöneticisiyle görüşmeyi yapan Kocaelispor İdari İşler Direktörü Abdurrahman Başkır ise şu sözleri kaydetti: “Icardi ile aynı pozisyonda bizim oyuncumuz da deplasmandaki Sakarya maçından sonra taraftara hareket yaptığı gerekçesiyle PFDK’ya sevk edildi. Bu durum temsilci raporunda yoktu. Süper Lig’de 4, bizim ligimizde 3 temsilci görev yapıyor. Raporlara yansıyan bir şey bulunmuyordu ancak taraftar baskısı ve görüntüler üzerinden oyuncumuz disiplin kuruluna sevk edildi. Biz de ‘Videolar muteber değil’ dedik. Etkili bir savunma yaptık ve para cezası aldık. Icardi ise 19 bin TL para cezası ve men cezası aldı. Emsal bir karar olduğu için Galatasaray’ın yetkilileri de şifahen detaylarıyla bilgi almak istedi.”
Oğuz Ceylan olayında ne olmuştu?
Kocaelispor’un sağ beki Oğuz Ceylan, sezonun ilk yarısında deplasmanda Sakaryaspor ile oynanan maçta yaptığı el hareketi nedeniyle, temsilci raporunda yer almamasına rağmen sosyal medya ve taraftar baskısı sonrasında görüntüler üzerinden PFDK’ya sevk edilmişti. Sakaryaspor taraftarı Oğuz’un maç cezası almasını istemiş, PFDK ise Kocaelispor’un yaptığı etkili savunmanın ardından Oğuz’a para cezası verdi.
TFF Tahkim Kurulu Kararı
TFF Tahkim Kurulu bugün yaptığı toplantıda şu kararı aldı:
“Galatasaray A.Ş. futbolcusu Mauro Emanuel Icardi’nin rakip takım taraftarlarına yönelik hakareti nedeniyle FDT’nin 41/1-a ve 35/4. maddeleri uyarınca ve FDT’nin 12. maddesinin uygulanması suretiyle verilen 1 resmi müsabakadan men ve 19.500,00 TL para cezasına yönelik itirazın kısmen kabulü ile; sübut bulan ihlalin FDT’nin 36. maddesi ile düzenlenen “Sportmenliğe Aykırı Hareket” ihlali niteliğinde olduğu anlaşıldığından FDT’nin 36 ve 35/4. maddeleri uyarınca 2 resmi müsabakadan men ve 39.000,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına, eylemini haksız tahrik altında işlemiş olduğu anlaşıldığından FDT’nin 12. maddesinin uygulanması neticesinde 1 resmi müsabakadan men ve 19.500,00 TL para cezası şeklinde PFDK kararının düzeltilerek onanmasına, bir üyenin sübut, iki üyenin cezanın tayini yönünden karşı oyuyla, oyçokluğu ile karar verilmiştir.” – KOCAELİ
]]>