İran’dan yapılan resmi açıklamaya göre ülkenin petrol ihracatı, yaptırımlara rağmen 2024 yılının ilk çeyreğinde 35,8 milyar dolara çıkarak son altı yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Peki İran, petrol ihracatını uygulanan yaptırımlara rağmen nasıl sürdürüyor?
ABD Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi tarafından hazırlanan bir rapora göre yanıt, İran’ın günlük yaklaşık 1,5 milyon varillik ihracatının yüzde 80’inin varış noktası olan ve İran’ın en büyük petrol alıcısı Çin’in kullandığı ticaret yöntemlerinde yatıyor.
Çin neden İran’dan petrol alıyor?
İran ile ticaret yapmanın, başta ABD yaptırımları olmak üzere riskleri olmasına rağmen dünyanın en büyük petrol alıcısı Çin neden bu yola başvuruyor?
Bunun basit bir cevabı var: İran petrolü ucuz ve kaliteli.
Küresel petrol fiyaları uluslararası çatışmalarla birlikte artıyor ancak İran yaptırımlar nedeniyle petrolünü satmak için indirim uyguluyor.
Reuters tarafından Ekim 2023’te elde edilen ticaret ve sevkiyat verilerine göre Çin, İran, Rusya ve Venezuela’dan indirimli fiyata rekor düzeyde petrol satın alarak 2023’ün ilk dokuz ayında yaklaşık 10 milyar dolar tasarruf etti.
‘İran, ABD ile Çin arasındaki büyük oyunun bir parçası’
Ham petrolin küresel gösterge fiyatı dalgalı bir seyir izliyor, ancak varil ücreti genellikle 90 dolar seviyesinin altında.
Uluslararası ticaret verilerini izleyen Kpler’in Kıdemli Petrol Analisti Homayoun Falakshahi, İran’ın ham petrolünü varil başına 5 dolar indirime sattığını tahmin ediyor. Geçen yıl bu fiyat indirimi varil başına 13 dolara kadar çıkmıştı.
Falakshahi’ye göre jeopolitik çıkarlar da işin içinde.
“İran, ABD ile Çin arasındaki büyük oyunun bir parçası” diyor.
İran ekonomisini destekleyerek, “Çin, son dönemde İsrail ile gerilim yaşayan ABD’nin Orta Doğu’da karşılaştığı jeopolitik ve askeri zorlukları artırıyor ” diye ekliyor.
‘Çaydanlık rafineriler’
İran ve Çin’in Tahran petrolünün yaptırımları aşması için yıllar içinde karmaşık bir sistem geliştirdiğine inanılıyor.
BBC’ye konuşan Atlantik Konseyi’nde Sorumlu Direktör Yardımcısı Maia Nikoladze, “Bu ticaret sisteminin temel unsurları, Çin’in ‘çaydanlıklar’ı (küçük bağımsız rafinerileri), ‘karanlık filo’ tankerleri ve sınırlı uluslararası nüfuza sahip Çin bölgesel bankaları” dedi.
İran petrolünün rafine edildiği “çaydanlıklar”, devlete ait büyük firmalara alternatif küçük, yarı bağımsız rafinerileri ifade ediyor.
Falakshahi: “Bu bir sanayi jargonu çünkü rafineriler başlangıçta çaydanlıklara benziyordu, sadece temel bazı tesisleri vardı ve çoğunlukla Pekin’in güneydoğusundaki Shandong bölgesinde bulunuyorlardı.” diye açıklıyor.
Bu küçük rafineriler, uluslararası alanda faaliyet gösteren ve ABD finans sistemine erişim gerekliliği olan devlete ait şirketlerle karşılaştırıldığında Çin için daha az risk oluşturuyor.
Falakshahi, BBC Farsça’ya verdiği demeçte, “Yurtdışında faaliyetleri olmayan, dolar ticareti yapmayan, dış finansmana erişmeye ihtiyaç duymayan küçük özel rafineriler” ifadelerini kullandı.
‘Karanlık filolar’
Petrol tankerlerinin okyanuslarındaki konumları, hızları ve rotaları yazılımlar aracılığıyla takip edilebiliyor.
Nikoladze, İran ve Çin’in takip sisteminden kaçınmak için “doğru konumlarını bildirmeyen ve kimin olduğu belli olmayan bir tanker ağı kullandıklarını” söylüyor.
“Batılı tankerleri, nakliye ve aracılık hizmetlerini tamamen devre dışı bırakabilirler. Bu şekilde yaptırımlar da dahil olmak üzere Batılı düzenlemelere uymak zorunda kalmazlar” diye ekliyor.
Petrol taşıyan bu “karanlık filo”nun uluslararası sularda, Çinli alıcılarla, yetkili transfer bölgelerinin dışında ve bazen faaliyetlerini gizlemek için kötü hava koşullarında, gemiden gemiye transferler yaptığına inanılıyor. Dolayısıyla petrolün kaynağının tam olarak belirlenmesinin zorlaştığına inanılıyor.
Kpler’den Falakshahi, bu transferlerin genellikle güneydoğu Asya sularında gerçekleştiğini öne sürüyor.
” Singapur ve Malezya’nın doğusunda, tarihsel olarak her zaman çok sayıda tankerin geçtiği ve yüklerini birbirine aktardığı bir bölge var” diyor.
Daha sonra “isim değiştirme” aşaması geliyor.
Falakshahi, bu yöntemle “ikinci bir gemi Malezya sularından kuzeydoğu Çin’e doğru yola çıkıyor ve ham petrolü taşıyor. Amaç bir kez daha ham petrolün sanki İran’dan değil de Malezya’dan geliyormuş gibi görünmesini sağlamak” diye açıklıyor.
ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne (EIA) göre, Çin’in Malezya’da petrol ithalatı 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 54 arttı.
Atlantik Konseyi Analisti Nikoladze’ye göre, Malezya’nın Çin’e ihracat yaptığını bildirdiği miktar, toplam ham petrol üretim kapasitesini aşıyor: “Bu nedenle Malezya’nın açıkladığı meblağın aslında İran petrolü olduğuna inanılıyor”.
Küçük bankalar
Maia Nikoladze, Batı’nın uluslararası finans sistemi üzerindeki denetiminden sakınmak için ticaretin daha küçük Çin bankaları aracılığıyla yapıldığını belirtiyor:
“Çin, yaptırım uygulanan İran petrolünü satın almanın getireceği risklerin gayet farkında, bu nedenle büyük ve önemli bankaları bu işleme dahil etmek istemiyor” diyor.
“Bunun yerine uluslararası etkisi olmayan küçük bankaları kullanıyor.”
İran petrolü ödemelerinde doların hakim olduğu finansal sistemi atlatmak için yuan kullanıldığına inanılıyor.
Falakshahi, “Paranın, Çin bankalarında İran rejimiyle bağlantısı olan hesaplara yatırılması gerekir. O zaman bu paranın Çin mallarını ithal etmek için kullanılması ve bir kısmının da İran’a geri gönderilmesi beklenir.
“Ancak bunun nasıl yapıldığını ve İran’ın tüm parasını ülkesine geri götürüp götüremediğini anlamak çok zor” diye ekliyor.
İran’ın mali izleri daha da karmaşıklaştırmak için kendi ülkesi içindeki “döviz bürosu evleri” kullandığını öne sürenler de var.
‘Biden başkanlık seçimlerinden önce benzin fiyatlarının artmasını istemeyebilir’
24 Nisan’da ABD Başkanı Joe Biden’ın imzaladığı, Ukrayna için dış yardım paketi İran petrolüne yönelik yaptırımların genişletilmesini de içeriyordu.
Yeni yasa, yaptırımları, mevcut ABD yaptırımlarını ihlal ederek İran ham petrolünü bilerek işleyen veya nakleden yabancı limanları, gemileri ve rafinerileri kapsayacak şekilde genişletiyor.
Ayrıca ikincil yaptırımlar olarak adlandırılan yaptırımları, Çin finans kurumları ile yaptırım uygulanan İran bankaları arasındaki petrol ve petrol türevi ürünleri satın almak için kullanılan tüm işlemleri kapsayacak şekilde genişletiyor.
Kpler Analisti Falakshahi, Washington’un artan petrol fiyatları nedeniyle tam yaptırım uygulama konusunda isteksiz olabileceğini söylüyor.
İran, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ndeki (OPEC) üçüncü en büyük üretici konumunda ve günde yaklaşık üç milyon varil petrol üretiyor. Bu dünya genelindeki toplam üretimin yaklaşık yüzde 3’üne denk geliyor.
Uzmanlara göre arzdaki kesinti uluslararası petrol fiyatlarında artışa neden olabilir.
Falakshahi, “Biden, ABD’nin İran’ın ihracatını azaltması durumunda piyasada arzı düşüreceğini ve bunun ham petrol fiyatlarını artıracağını biliyor. Böyle olursa, ABD’de benzin fiyatı artacaktır” diyor. Ve bunun Biden’ın başkanlık seçimleri öncesinde kaçınmak isteyeceği bir durum olduğunu belirtiyor.
]]>AB Dışişleri Bakanları’nın üzerinde çalıştığı yeni yaptırımlar, özellikle İran’ın insansız hava araçları (İHA-drone) ve füze üretimine yönelik olacak.
Hamas ve Hizbullah’ın yanı sıra Yemen’deki Husilere silah sağlayan İranlı kişi ve kuruluşlar yaptırım listesine alınacak.
İran Devrim Muhafızları’nın “AB terör örgütleri listesine alınması” önerisine ise’ şimdilik sıcak bakılmıyor.
Liderler zirvesinden hangi kararlar çıktı?
Brüksel’de Çarşamba akşamı Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel başkanlığında bir araya gelen AB liderleri, İran’ın İsrail’e yönelik hava saldırısına ilişkin gelişmeleri de ele aldı.
AB devlet ve hükümet başkanlarının, İran’ın İsrail’e yönelik saldırısını “güçlü ve net bir şekilde” kınadığı bildirildi.
Zirve sonrası yapılan açıklamada, AB Konseyi’nin, “İsrail halkıyla tam dayanışmasını, İsrail’in güvenliğine ve bölgesel istikrarına olan bağlılığını yinelediği” vurgulandı.
Taraflara itidal çağrısında bulunan AB liderleri, İran’dan tüm saldırıları tamamen durdurmasını istedi.
Liderler, başta İHA ve füze üretimi olmak üzere İranlı kişi ve kuruluşlara yönelik kısıtlayıcı önlemlerin genişletilmesini kararlaştırdı.
AB, ciddi insan hakları ihlalleri nedeniyle 2011 yılında İran’a karşı yaptırım uygulamaya başladı.
Brüksel yönetimi tarafından her yıl yenilenen yaptırımlar listesi, son olarak 13 Nisan 2025 tarihine kadar uzatılmıştı.
Hangi yaptırımlar üzerinde duruluyor?
İran’ın İsrail’e yönelik saldırısı nedeniyle, AB Dışişleri Bakanları’nın Salı günü gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda da yaptırımların genişletilmesi kararlaştırıldı.
AB Komisyonu Dış Politika Yüksek Temsilciliği, İran’a uygulanacak yeni kısıtlamalar konusunda çalışmaya başladı.
AB Dışişleri Bakanları, önümüzdeki Pazartesi günü yeniden bir araya gelerek, yeni yaptırımlara son şeklini verecek.
AB’nin hedefinde öncelikli olarak İran’ın insansız hava aracı ve füze üretimi var.
AB Konseyi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından zaten 2022 ve 20223’te İranlı İHA üreticilerini yaptırım listesine almıştı.
AB yönetimi, geçen yıl 20 Temmuz’da İran’ın, Rusya’nın Ukrayna’daki saldırılarına verdiği askeri destek nedeniyle, yaptırımlar için özel bir çerçeve oluşturulmasını kararlaştırdı.
Bu kapsamda, insansız hava araçlarının yapımında ve üretiminde kullanılan malzemelerin AB ülkelerinden İran’a ihracatı yasaklandı.
İnsansız hava aracı programında yer alan İran vatandaşlarının AB ülkelerindeki varlıklarının dondurulması ve Avrupa’ya seyahat yasağı uygulanması da benimsendi.
AB Dışişleri Bakanlarının, Pazartesi günü yapılacak toplantıda, yaptırım uygulanacak kişi ve kuruluş sayısını daha da genişletmesi bekleniyor.
Yeni listenin, Yemen’deki Husilere veya Hizbullah ve Hamas gibi İsrail’le savaşan örgütlere silah sağlayan İranlı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlar içereceği belirtiliyor.
Hollanda başta olmak üzere, bazı AB üyesi ülkeler, İran Devrim Muhafızları’nın, terör örgütleri listesine alınmasını istiyor.
Hollanda Başbakanı Mark Rutte, son zirvede bu öneriyi tekrar gündeme getirdi.
AB yönetimi bu konuda yeni bir hukuki tavsiye istese de, Rutte’ye göre, birlik içerisinde bu konuda yeterli destek yok.
AB İran yönetimini neyle suçluyor?
AB Komisyonu Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İran’la yapılan nükleer anlaşmayı olumsuz etkileyeceği ve bu ülkeyi AB’den daha fazla uzaklaştıracağı gerekçesiyle, yaptırımların genişletilmesine olumlu bakmıyordu.
Ancak 22 yaşındaki İranlı kadın Mahsa Amini’nin 16 Eylül 2022’de polis tarafından öldürülmesi sonrasında AB-İran ilişkileri yeniden gerildi.
AB yönetimi, Ekim 2022’den bu yana, İran’da insan haklarının daha da kötüleştiği gerekçesiyle 10 yaptırım paketi hazırladı.
AB, Tahran yönetimine yönelik şu suçlamalarda bulunuyor:
AB yönetimi İranlı yetkililerden kamusal ve özel hayatta kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü sistemik ayrımcılığı ortadan kaldırmalarını, kadınlara yönelik her türlü cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti önlemelerini de istiyor.
AB yönetimi daha önce İran’a hangi kısıtlamaları getirdi?
Avrupa Birliği tarafından, 2011 yılından bu yana 227 İran vatandaşı ile 42 kuruma yaptırım uygulandı.
Yaptırım uygulanan kişiler arasında İran İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bakanı Issa Zarepour ile milletvekilleri, emniyet, yargı ve ordu mensupları ve Siber Uzay Yüksek Konseyi üyeleri yer alıyor.
AB’nin kısıtlama getirdiği İran resmi kurumları arasında ise Kültür ve İslami Rehberlik Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı, Ahlak Polisi, İslam Devrim Muhafızları Birliği (IRGC), Emniyet Güçleri (LEF), Kültür Devrimi Yüksek Konseyi, Siber Uzay Yüksek Konseyi ve resmi medya kuruluşları yer alıyor.
İranlı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlar da şu kısıtlamaları içeriyor:
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi de 2006 yılından bu yana İran’ın nükleer silahların yayılması amacıyla uranyum zenginleştirmeyi durdurması için bir dizi yaptırım kararı almıştı.
Bu kapsamda AB yönetimi de, İran’a silah ve hammadde satışının yasaklanması ile petrol ithalatının durdurulması da dahil birçok konuda yaptırım uygulamaya başlamıştı.
]]>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, 2 yıl önce 24 Şubat’ın sabahında duyurduğu “özel operasyon”nun başlamasıyla Rus ordusu, Ukrayna topraklarına girdi.
Rus askeri birlikleri, Ukrayna’nın Donetsk ve Luhansk bölgelerinden Kiev yönetiminin kontrolündeki yerlere, aynı anda Rusya sınırından Harkiv, Sumi ve Çernigiv ile Belarus üzerinden Çernobil bölgesine giriş yaptı.
Kırım üzerinden de Herson ve Melitopol bölgelerine doğru asker çıkaran Rus ordusu, hava ve karadan asker sevk ettiği Kiev’i kuşattı.
Rus ordusu, Kiev çevresinde beklerken iki taraf İstanbul’da müzakere masasına oturdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın arabuluculuk girişimlerinin neticesi olarak İstanbul’da 29 Mart 2022’de yapılan müzakereler sonucunda Ukrayna tarafı, Rus tarafına gelecekteki olası yazılı anlaşmanın ilkelerini teslim etti, anlaşmaya çok yaklaşıldı.
Kiev yönetimi birkaç gün sonra Rus silahlı güçlerinin boşalttığı Buça ve İrpin şehirlerinde toplu mezarlar açtı, Rusya’yı katliam yapmakla suçladı. Ukrayna, İstanbul’daki anlaşmadan çekildiğini bildirdi.
İki tarafın İstanbul’daki görüşmelerde ön şatlarda anlaştığı ileri sürülürken, Ukrayna heyetinin Kiev’e döndükten sonra anlaşmadan vazgeçmesinin nedeni aylar sonra ortaya çıktı.
Bazı Ukraynalı yetkililer, dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un Kiev yönetimine baskı yaptığını, anlaşmayı bozduğunu söyledi. Bunu Putin de dile getirdi.
Rus ordusu, Kiev’den çekildikten sonra tahkimatını Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson hattında güçlendirdi. Böylece Rusya, Kiev’in Azak Denizi ile bağlantısını kesti, ayrıca 2014’te yasa dışı ilhak ettiği Kırım ile kara yolu bağlantısı kurmuş oldu.
Rusya, liman şehirleri Odessa ve Mıkolayiv bölgelerini de hedef alarak Karadeniz’de stratejik konuma sahip Yılan Adası’nı ele geçirdi. Aynı yılın haziran sonunda Rusya, adadan çekildiğini açıkladı.
Ukrayna’nın kuzeyindeki Sumi ve çevresi, haziranda yeniden Kiev yönetiminin kontrolüne girdi.
Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson’da eylül sonunda Rusya’ya katılım için sözde referandumlar yapıldı. Yasa dışı referandumlara katılanların çoğunluğu ilhak kararına “evet” dedi. Böylece Rusya, Kırım’dan sonra Ukrayna topraklarının yüzde 15’ini daha yasa dışı ilhak etmiş oldu.
Ukrayna, 29 Ağustos 2022’de Herson’u kurtarmak için karşı saldırı başlattığını duyurdu.
Yasa dışı ilhak ettiği Herson’daki vatandaşların büyük çoğunluğunu başka bölgelere tahliye eden Rusya, 9 Kasım’da bu şehirdeki savunma hattının Dnipro Nehri’nin sol yakasına çekileceği kararını açıkladı. Böylece Rus askerleri, Herson şehir merkezinden çıkmış oldu.
Savaş devam ederken Rusya ve Ukrayna heyetleri, ateşkes sağlanması için 3’ü Belarus, 1’i Türkiye’de olmak üzere 4 kez yüz yüze müzakere yaptı. Bu görüşmelerde iki taraf, sadece çatışma bölgelerinden sivillerin tahliyesi için insani yardım koridorları açılması konusunda anlaşabildi.
Tarafların aynı metne imza attığı bir diğer anlaşma ise tahıl anlaşması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimleriyle 22 Temmuz 2022’de Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında, dünyadaki olası gıda krizini önleyecek “Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi” imzalandı. Bu anlaşma da Rusların bazı taleplerinin yerine getirilmemesi gerekçesiyle 1 yıl sürdürülebildi.
Savaşın ikinci yılında haritayı değiştirmek kolay olmadı
Savaşın ikinci yılında özellikle Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Rus güçleri, Ukrayna’nın başkenti Kiev dahil büyük şehirlerini İskender, S-300 gibi füzelerle vururken Ukrayna ordusu, Rusya’nın sınır şehirlerindeki stratejik hedeflerine saldırılara yoğunluk verdi.
Ukrayna’nın geçen yıl haziranda Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde karşı taarruz başlatması 2023’e damga vurdu.
Ukrayna ordusu, yaklaşık 6 ay süren taarruz sırasında Donetsk bölgesindeki Staromayorske, Urojayne, Andriyivka, Klişiyivka, Blagodatne köylerini kurtardığını duyurdu.
Ukrayna makamlarına göre, savaşın başlamasından bu yana ülke topraklarının yaklaşık yüzde 74’ü kurtarıldı, yüzde 26’sı hala Rusya’nın kontrolünde bulunuyor.
Rusya, Bahmut’u ve Avdiyivka’yı ele geçirdi
Donetsk bölgesinin Bahmut ve Avdiyivka istikametlerinde savaşın en yoğun çatışmaları yaşandı. Her iki taraf önemli kayıplar verirken Rusya, 21 Mayıs 2023’te Bahmut şehrini ele geçirdiklerini duyurdu.
Rus ordusu, daha sonra Avdiyivka istkametinde saldırılarını yoğunlaştırdı. Ukraynalı yetkililere göre, bu saldırılar, 2014’ten beri yapılan en büyük saldırılardı.
Ukrayna, yaklaşık 5 ay süren şiddetli çatışmaların ardından 17 Şubat’ta, daha fazla kayıp vermemek için askerlerini Avdiyivka’dan çektiğini açıkladı. Bu, Rusların yaklaşık 9 ay aradan sonra ilk ilerleyişiydi.
Ukrayna Devlet Başkanı Vlodimir Zelenskiy, geri çekilmelerini ortaklarından yeterince destek alamadıklarına bağladı.
Savaşın ikinci yılına, Ukrayna ordusunun ABD ve Avrupa Birliği’nden (AB) yeterince destek alıp alamayacağı tartışmaları damgasını vurdu.
Ukrayna’ya savaş döneminde sağlanan destek 170 milyar avroya ulaştı
Ukrayna 2 yıldır savunmasını tamamen İngiltere, ABD ve AB’nin destekleriyle sağladı. Ancak Ukrayna’ya vadedilen insani, askeri ve finansal desteklerin sağlanması konusu, ABD Kongresi’ndeki Demokratlar ile Cumhuriyetçileri, AB ile bazı üyelerini karşı karşıya getirdi.
Ukrayna Geçici İşgal Altındaki Toprakların Yeniden Entegrasyonu Bakanlığına göre, savaşın başlamasından bu yana ülkeye yapılan uluslararası yardım 170 milyar avroya ulaştı.
Ukrayna’ya ortaklarının destek vaadinin toplamı, verilen katkının yaklaşık 2 katını oluşturuyor. Ukrayna, ortaklarından bir yandan yaptırım paketlerini genişletmelerini diğer yandan savaş uçağı ve daha fazla cephane istiyor.
ABD’li bir üst düzey yetkili, geçen günlerde, savaşın Rusya’ya maliyetinin 211 milyar dolar olduğunu öne sürdü.
Aynı zamanda Rusya’nın, silah satış anlaşmalarının iptal edilmesi ya da ertelenmesi nedeniyle 10 milyar dolardan fazla zarara uğradığı iddia ediliyor. Savaşın ikinci yılının sonlarında, Batı ülkelerinde dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna için kullanılması da tartışılmaya başlandı.
Batı, Rusya’ya her alanı kapsayan yaptırımlar uyguladı
Savaşın siyasi ve sosyal etkileriyle birlikte ekonomik alanda alınan Rusya’ya yönelik yaptırım kararları, tüm dünyada doğrudan veya dolaylı olarak etkisini gösterdi.
AB üyesi ülkeler, ABD ve diğer Batılı ülkeler, Ukrayna’ya askeri müdahalede bulunan Rusya’ya karşı finans, enerji, ulaşım, ihracatın kontrolü ve finansmanı ile vize politikası gibi çeşitli alanlarda onlarca yaptırım paketi belirledi.
Rusya’ya karşı 2022’den bu yana 12 yaptırım paketi yürürlüğe koyan AB, 13. yaptırım paketini savaşın ikinci yılı tamamlandığında açıkladı. AB, yeni yaptırım listesine 200’e yakın kişi ve kuruluş eklerken, ABD son yaptırım listesine 500 isim kattı.
AB’nin Ukrayna dolayısıyla Rusya’ya uyguladığı yaptırım listesindeki kişi ve kuruluş sayısı 2 bini buldu. Yaptırım paketlerinde Rusya’nın askeri üretim malzemelerine ulaşması da zorlaştırıldı.
AB, siyasi anlamda da Ukrayna’ya destek verdi
Rusya’nın savaşı başlatma nedenlerinden biri de Ukrayna’nın AB ve NATO’ya yakınlaşma isteğiydi. Savaşa rağmen AB’ye üyelik sürecinden vazgeçmeyen Ukrayna, bu yönde ilerleme kaydetti. AB üyesi ülkelerin liderleri, 14 Aralık 2023’te Ukrayna ve Moldova ile AB üyelik müzakerelerini başlatma kararı aldı.
Ukrayna’nın başka bir hedefi de NATO üyesi olmak ancak bu konuda ittifak liderleri henüz fikir birliğine sahip değil.
Zelenskiy, Ukrayna’nın “NATO üyeliğini hak ettiği ve ülkesini ittifaka yakınlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını” belirtiyor.
Savaştaki can kayıpları tam bilinmiyor
Ukrayna, savaş boyunca ölen Rus asker sayısının 407 binden fazla olduğunu ileri sürüyor. Rusya da savaşta hayatını kaybeden toplam Ukraynalı asker sayısını açıklamazken, günde ortalama 400-500 Ukrayna askerinin öldürüldüğünü iddia ediyor.
Ancak her iki taraf da kendi kayıplarına ilişkin net ve yeni açıklama yapmadı. Savaştaki sivil kayıplara ilişkin her iki taraf da net rakam veremiyor.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin verilerine göre, savaşın başlamasından bu yana 10 bin 65 sivil hayatını kaybetti, 18 bin 679 sivil yaralandı.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin verilerine göre, 6 milyon 479 bin 700 Ukraynalı, savaş nedeniyle hala yurt dışında bulunuyor.
Avrupa İstatistik Ofisi, Ekim 2023 sonu itibarıyla AB ülkelerinde 4 milyon 24 bin Ukraynalıya geçici koruma statüsü verildiğini bildirdi.
Rusya’nın tam 2 yıl önce “özel operasyon” adıyla başlattığı savaşta, bugün gelinen noktada ne Moskova’nın hedefleri ne de Kiev’in toprak bütünlüğünü sağlama isteği değişti.
Savaşın ne zaman biteceği ise belirsizliğini koruyor.
]]>AB içinde İsrail’e en büyük desteği veren Macaristan ise bu çağrıya katılmadı.
Macaristan engeli nedeniyle, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddete karışan İsrailli radikal yerleşimcilere yönelik Avrupa yaptırımları konusunda da yine karar alınamadı.
Üye ülkeler, Macaristan engelini aşmak için İsrailli yerleşimcilere yönelik bireysel önlemler almaya hazırlanıyor.
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Brüksel’deki dışişleri bakanları toplantısı sonrası, 26 üye ülkenin Gazze’deki çatışmalara “derhal insani ara verilmesi çağrısında bulunan” bir bildiri yayımladıklarını açıkladı.
AB Dönem Başkanı Belçika’nın önerisiyle gündeme gelen ortak bildiride, Gazze’de “kalıcı bir ateşkese yol açacak şekilde çatışmalara acil insani ara, tüm rehinelerin koşulsuz serbest bırakılması ve insani yardım sağlanması” çağrısında bulunuldu.
AB üyesi 26 ülkenin dışişleri bakanları, Josep Borrell’in geçen hafta sonu İsrail’e yönelik yaptığı, “bir milyon Filistinlinin koruma aradığı Refah’a kara saldırısı başlatmaması” çağrısını da yineledi.
Ortak bildiride, İsrail’e, Refah’a askeri müdahale kararından vazgeçmesi istenerek, şu görüşlere yer verildi.
“İsrail Hükümeti’nden Refah’ta zaten felaket durumda olan insani durumu daha da kötüleştirecek ve acil olarak ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin ve insani yardımın sağlanmasını engelleyecek askeri müdahalede bulunmamasını istiyoruz.”
Brüksel’deki kaynaklara göre, 7 Ekim’deki Hamas saldırıları sonrası İsrail’e güçlü bir şekilde destek veren bazı AB üyesi ülkeler, bölgede kötüleşen insani koşullar ve İsrail’in saldırılarına yönelik eleştiriler nedeniyle özellikle ateşkes konusunda tavır değişikliği sergilemeye başladı.
Ancak Macaristan hariç. AB içerisindeki en güçlü İsrail destekçisi olarak bilinen Macaristan, ortak bildiriye imza atmadı.
Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib, 26 üye ülkenin Orta Doğu’daki duruma ilişkin farklı tutumlarına rağmen, acil ateşkes çağrısı kararı almasını, “son derece olumlu bir uzlaşma” diye değerlendirdi.
Bakan Lahbib, “27 üye ile hareketsiz kalmaktansa, 26 ülke ile ilerlemek daha iyi. İsrail’e açık bir mesaj gönderiyoruz ve önemli olan da bu” dedi.
Macaristan, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri gerçekleştiren radikal İsrailli yerleşimcilere karşı AB yaptırımları uygulanmasını da engelliyor.
Macaristan’ın vetosu nedeniyle diğer 26 AB üyesi ülke, radikal İsrailli yerleşimcilere yönelik ortak yaptırım kararı alamıyor.
İngiltere ve ABD, bu konuda yaptırımları hayata geçirmişti.
Fransa da, çok sayıda şiddet yanlısı yerleşimcinin ülkesine girişini yasakladığını açıkladı.
Pazartesi günü Brüksel’de yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısında, birlik içinde bu konuda kısa zamanda bir anlaşmaya varılacağına dair umut belirmedi.
Başta Belçika ve Hollanda olmak üzere birçok üye ülke, İsrailli radikal yerleşimcilere karşı yaptırım konusunda daha fazla beklememe kararı aldı.
AB Dönem Başkanı Belçika Dışişleri Bakanı Lahbib, Macaristan engelini aşmak için, diğer üye devletlerin bireysel önlemler alacağını duyurdu.
Hollanda Dışişleri Bakanı Hanke Bruins Slot da, Macaristan engeli nedeniyle, kısa vadede ortak yaptırım uygulanamayacağını vurgulayarak, “Bunu AB içinde yapamayacağımıza göre, Hollanda’da nasıl başarabileceğimize bakacağız” diye konuştu.
Hollandalı bakana göre, birçok AB ülkesinin yaptırım kararı alması durumunda, İsrailli yerleşimcilerin bir başka üye ülke üzerinden Schengen sınırları içinde dolaşmasının önüne geçilebilecek.
Bruins Slot, beklentisinin, birçok üye ülkenin bu konuda önlem alacakları yönünde olduğunu söyledi.
]]>