9 ÜLKEYE YENİ BÜYÜKELÇİ ATANDI
Gine Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Güney ve Batı Avrupa Genel Müdür Yardımcısı Rifat Cem Örnekol, Şili Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Ahmet İhsan Kızıltan, Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Doğu Asya Genel Müdür Yardımcısı Korhan Kemik, Guatemala Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Enformasyon Genel Müdür Yardımcısı Beliz Celasin Rende, Bulgaristan Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Uluslararası Hukuk İçtihatları Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Saik Uyanık, Kosta Rika Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Naciye Gökçen Kaya, Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Semih Lütfu Turgut, Ekvator Ginesi Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Dışişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Üyesi Ahmet Ergin atandı.

ABD BÜYÜKELÇİLİĞİNE ATANAN SEDAT ÖNAL KİMDİR?
Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevi tebliğ edilen BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Önal, 11 Ağustos 1963’te Kayseri’de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden 1985’te mezunu olan Önal, Dışişleri Bakanlığındaki görevine Aralık 1989-Temmuz 1990’da Personel Dairesi Başkanlığında Aday Meslek Memuru olarak başladı. Daha sonra İstihbarat ve Araştırma Dairesinde de aday meslek memurluğu görevini yürüten Önal, ardından 1991-1993 tarihlerinde Türkiye’nin Kuveyt Büyükelçiliğinde Üçüncü Katip olarak çalıştı.
Ekim 1993-Ocak 1997’da Münster Başkonsolosluğunda Muavin Konsolos olarak görev yapan Önal, daha sonra bazı daire başkanlıklarında görev aldı. Önal, 1998-2002’de New York Başkonsolosluğundaki Muavin Konsolos ve konsolos olarak görevini yürüttükten sonra, 2002-2005 yılları arasında Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliğinde Müsteşar olarak görev yaptı. Buradaki görevinin ardından, Ortadoğu Genel Müdürlüğünde daire başkanlığı, Viyana Başkonsolosluğu ve Ortadoğu Genel Müdür Yardımcılığında çeşitli görevlerde bulunan Önal, Temmuz 2012- Kasım 2016 tarihlerinde Türkiye’nin Amman Büyükelçisi olarak görevini yürüttü. Önal, Kuzey Afrika ve Ortadoğu Genel Müdürlüğü ve Müsteşar Yardımcılığı görevlerinin ardından 2018-2023 tarihleri arasında Bakan Yardımcılığı görevinde bulundu. Önal, Şubat 2023’ten bu yana ise Türkiye’nin New York’taki BM Daimi Temsilciliği pozisyonundaydı.
BM DAİMİ TEMSİLCİĞİNE AHMET YILDIZ GETİRİLDİ
Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilciliğine, Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız getirildi. Atama kararları 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3, ve 4’üncü maddeleri gereğince yapıldı.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCIVEKİLLİĞİNE RIDVAN GÜNDOĞDU YENİDEN SEÇİLDİ
Yargıtay üyesi Rıdvan Gündoğdu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine yeniden seçildi. Buna göre Yargıtay üyesi Gündoğdu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 154’üncü ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 30’uncu ve 32’nci maddeleri gereğince Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine seçildi.
DİĞER ATAMA KARARLARI
Diyanet İşleri Başkanlığında açık bulunan Malatya İl Müftülüğüne Ramazan Dolu atandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında açık bulunan Osmaniye İl Müdürlüğüne Tolga Nacar, Trabzon İl Müdürlüğüne Hüseyin Mollaoğlu getirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında açık bulunan iş başmüfettişliklerine 137 iş müfettişinin ataması yapıldı.
]]>EN ÇOK OYU MUHSİN ŞENTÜRK ALDI
Seçimin ilk 10 turunda hiçbir adayın, 348 Yargıtay üyesinin salt çoğunluğu olan en az 175 oyu alamaması üzerine bugün, Mehmet Akarca, Ömer Kerkez ve Muhsin Şentürk’ün katıldığı 11’inci tur oylama yapıldı. Oylama sonucu Mehmet Akarca 85, 3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez 102, 3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk ise 117 oy aldı. Seçime katılım 320 olarak kayıtlara geçerken, kullanılan oylardan 4’ü boş, 12’si ise geçersiz sayıldı.
Seçime 2 Nisan Salı günü 12’nci tur oylamayla devam edilecek. Seçimlerde üye tam sayısının salt çoğunluğunun hazır bulunması gerekiyor.
MEHMET AKARCA KİMDİR?
21.01.1963 tarihinde Şirvan’da doğmuştur. Karşıyaka Havva Özişbakan Lisesini bitirmiş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1986 yılında mezun olduktan sonra, askerliğini Kütahya’da kısa dönem olarak yapmıştır.
İzmir hakim adayı olarak mesleğe başlayan Akarca; sırasıyla Uşak/Ulubey, Van/Gevaş, Aydın/Sultanhisar Hakimliği, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı ile Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.
18.01.2010 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Mehmet Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 21.10.2013 tarihinde Yargıtay Ondördüncü Ceza Dairesi Başkanlığına seçilmiştir. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasında Cumhurbaşkanınca 18.05.2015 tarihinde birinci kez, 21.05.2019 tarihinde ikinci kez Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına seçilen Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 24.03.2020 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilmiş olup halen bu görevi sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.

ÖMER KERKEZ KİMDİR?
01/07/1966 tarihinde Antakyada doğmuştur.Antakya Lisesini bitirmiş, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1988 yılında mezun olduktan sonra askerliğini Trabzonda yapmıştır.
Hatay hakim/savcı adayı olarak mesleğe başlamış;sırasıyla Elbistan,Kozluk,Erzin Cumhuriyet savcılığı, Adalet Bakanlığında Tetkik Hakimliği, Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Genel Müdürlük ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Evli ve 3 çocuk babasıdır.
05/07/2017 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilmiş olup Üçüncü Hukuk Dairesi Üyesi olarak görevini sürdürmekte iken 14.02.2023 tarihinde Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılan seçim sonucunda Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi Başkanlığına seçilmiştir.

MUHSİN ŞENTÜRK KİMDİR?
Dairede en kıdemli üye olarak başkanvekilliği görevini de yürüten Muhsin Şentürk, 1968’de Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra Ankara hakim adayı olarak mesleğe başlayan Şentürk, sırasıyla Kars Susuz, Sivas Koyulhisar Cumhuriyet Savcılığı, Yargıtay 3.Ceza Dairesi tetkik hakimliği, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulundu.
Yargıtay üyeliğine 2012’de seçilen Muhsin Şentürk, evli ve iki çocuk babası.

DÜN YAPILAN 3. TURDA DA SALT ÇOĞUNLUK SAĞLANAMAMIŞTI
Başkan Mehmet Akarca’nın 4 yıllık görev süresinin dolması nedeniyle dün başlanan 5 adaylı seçimlerde 3’ncü turda hiçbir aday salt çoğunluğu sağlayamazken, 4. tur seçimi için gözler bugüne çevrilmişti.
BUGÜN DE SÜREÇ DEĞİŞMEDİ
Bugün gerçekleşen 4 ve 5. tur seçimlerinde de kazanan çıkmazken, yapılan açıklamada bugün bir başka seçim yapılmayacağı ve seçime yarın 6. tur oylamasıyla devam edileceği ifade edildi.
6. TURA YENİDEN BAŞVURU YAPANLAR DA KATILABİLECEK
Seçim, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, 3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez ve 3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk arasında geçecek. 6. tur oylamasına yeniden adaylık başvurusunda bulunanlar da katılabilecek. Seçimlerde üye tamsayısının salt çoğunluğunun hazır bulunması gerekiyor.
İlk turda alınan oylar:
Yargıtay Başkanı Akarca: 88
3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez: 71
3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk: 70
Hukuk Genel Kurulu Başkanı Adem Albayrak: 50
12. Hukuk Dairesi Başkanı Ayhan Tuncal: 47
2. turda alınan oylar:
3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez: 94
Yargıtay Başkanı Akarca: 82
3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk: 74
Hukuk Genel Kurulu Başkanı Adem Albayrak: 46
12. Hukuk Dairesi Başkanı Ayhan Tuncal: 36
3. turda alınan oylar:
Yargıtay Başkanı Akarca: 110
3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez: 96
3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk: 96
Hukuk Genel Kurulu Başkanı Adem Albayrak: 22
12. Hukuk Dairesi Başkanı Ayhan Tuncal: 10
4. turda alınan oylar:
3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez: 125
3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk: 105
Yargıtay Başkanı Akarca: 96
5. turda alınan oylar:
Yargıtay Başkanı Akarca 105
3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez 127
3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk ise 96 oy
MEHMET AKARCA KİMDİR?
21.01.1963 tarihinde Şirvan’da doğmuştur. Karşıyaka Havva Özişbakan Lisesini bitirmiş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1986 yılında mezun olduktan sonra, askerliğini Kütahya’da kısa dönem olarak yapmıştır. İzmir hakim adayı olarak mesleğe başlayan Akarca; sırasıyla Uşak/Ulubey, Van/Gevaş, Aydın/Sultanhisar Hakimliği, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı ile Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. 18.01.2010 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Mehmet Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 21.10.2013 tarihinde Yargıtay Ondördüncü Ceza Dairesi Başkanlığına seçilmiştir. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasında Cumhurbaşkanınca 18.05.2015 tarihinde birinci kez, 21.05.2019 tarihinde ikinci kez Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına seçilen Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 24.03.2020 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilmiş olup halen bu görevi sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.
ÖMER KERKEZ KİMDİR?
1966’da yılında Antakya’da dünyaya gelen Ömer Kerkez ilk, orta ve lise eğitiminden sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1988 yılında mezun oldu. Ömer Kerkez mezuniyetin ardından Hatay hakim/savcı adayı olarak mesleğe başladı. Kerkez, 2017’de Yargıtay üyeliğine seçilmişti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi başkanlığı için yapılan seçimde, Yargıtay üyesi Ömer Kerkez, dairenin yeni başkanı oldu.
MUHSİN ŞENTÜRK KİMDİR?
Muhsin Şentürk, 1968 yılında Ankara’da doğmuştur. İlk, orta ve lise eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanarak bu alanda eğitim almıştır. Mezuniyetinin ardından hakim adayı olarak mesleğe başlamıştır. Meslek hayatında çeşitli görevlerde bulunan Şentürk, sırasıyla Kars Susuz ve Sivas Koyulhisar Cumhuriyet Savcılığı görevlerini üstlenmiştir. Daha sonra Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nde tetkik hakimi olarak görev yapmıştır. Ardından Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevine atanmıştır. Yargıtay’daki kariyeri boyunca önemli görevlerde bulunan Şentürk, aynı zamanda dairede en kıdemli üye olarak başkanvekilliği görevini de üstlenmiştir. 2012 yılında Yargıtay üyeliğine seçilmiş ve halen bu görevini sürdürmektedir. Şentürk, evli ve iki çocuk babasıdır.
]]>4. TURDA 3 İSİM YARIŞACAK
5 adaylı Yargıtay Başkanlığı seçimlerinde adaylar 3 turda da 348 Yargıtay üyesinin salt çoğunluğu olan en az 175 oyu alamadı. Bu sonuçla yarın Yargıtay Başkanlığı seçimleri için 4. tur oylama yapılacak. Seçim, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, 3. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Kerkez ve 3. Ceza Dairesi Başkanı Muhsin Şentürk arasında geçecek.
İlk turda alınan oylar:
2. turda alınan oylar:
3. turda alınan oylar:
4. TURDAN DA SONUÇ ÇIKMAZSA NE OLACAK?
İlk üç oylamada sonuç alınmadığında seçim, üçüncü oylamada en çok oy alan iki aday arasında yapılacak. Dördüncü oylamaya katılacak adayların aldığı oya eşit sayıda oy alanlar da seçime katılabilecek. Dördüncü ve beşinci tur oylamalarda da salt çoğunluk sağlanamazsa seçim, yeniden adaylık başvurusunda bulunanlarla tekrarlanacak. Seçimlerde üye tamsayısının salt çoğunluğunun hazır bulunması gerekiyor.
MEHMET AKARCA KİMDİR?
21.01.1963 tarihinde Şirvan’da doğmuştur. Karşıyaka Havva Özişbakan Lisesini bitirmiş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1986 yılında mezun olduktan sonra, askerliğini Kütahya’da kısa dönem olarak yapmıştır.
İzmir hakim adayı olarak mesleğe başlayan Akarca; sırasıyla Uşak/ Ulubey, Van/ Gevaş, Aydın/ Sultanhisar Hakimliği, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı ile Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.
18.01.2010 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Mehmet Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 21.10.2013 tarihinde Yargıtay Ondördüncü Ceza Dairesi Başkanlığına seçilmiştir. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasında Cumhurbaşkanınca 18.05.2015 tarihinde birinci kez, 21.05.2019 tarihinde ikinci kez Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına seçilen Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 24.03.2020 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilmiş olup halen bu görevi sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.
ÖMER KERKEZ KİMDİR?
1966’da yılında Antakya’da dünyaya gelen Ömer Kerkez ilk, orta ve lise eğitiminden sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1988 yılında mezun oldu.
Ömer Kerkez mezuniyetin ardından Hatay hakim/savcı adayı olarak mesleğe başladı.
Kerkez, 2017’de Yargıtay üyeliğine seçilmişti.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi başkanlığı için yapılan seçimde, Yargıtay üyesi Ömer Kerkez, dairenin yeni başkanı oldu.
MUHSİN ŞENTÜRK KİMDİR?
Muhsin Şentürk, 1968 yılında Ankara’da doğmuştur. İlk, orta ve lise eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanarak bu alanda eğitim almıştır. Mezuniyetinin ardından hakim adayı olarak mesleğe başlamıştır. Meslek hayatında çeşitli görevlerde bulunan Şentürk, sırasıyla Kars Susuz ve Sivas Koyulhisar Cumhuriyet Savcılığı görevlerini üstlenmiştir. Daha sonra Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nde tetkik hakimi olarak görev yapmıştır. Ardından Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevine atanmıştır. Yargıtay’daki kariyeri boyunca önemli görevlerde bulunan Şentürk, aynı zamanda dairede en kıdemli üye olarak başkanvekilliği görevini de üstlenmiştir. 2012 yılında Yargıtay üyeliğine seçilmiş ve halen bu görevini sürdürmektedir. Şentürk, evli ve iki çocuk babasıdır.
]]>Mehmet Akarca Yargıtay Başkanlığı görevine 24 Mart 2020’de seçilmiş, 4 yıllık görev süresi dün itibarıyla dolmuştu. Bu kapsamda, Yüksek Mahkemenin 4 yıl boyunca görev yapacak yeni başkanını belirlemek için Yargıtay’da sandık kuruldu ve sabah 08.00 itibarıyla Yargıtay üyeleri sandık başına gitti.
İlk turda alınan oylar;
2. turda alınan oylar;
Adayların hiçbirinin 348 Yargıtay üyesinin salt çoğunluğu olan en az 175 oyu alamaması nedeniyle seçimlere 3. tur oylamasıyla devam edilecek.
3. TURDAN DA SONUÇ ÇIKMAZSA NE OLACAK?
İlk üç oylamada sonuç alınamazsa seçim, üçüncü oylamada en çok oy alan iki aday arasında yapılacak. Dördüncü oylamaya katılacak adayların aldığı oya eşit sayıda oy alanlar da seçime katılabilecek. Dördüncü ve beşinci tur oylamalarda da salt çoğunluk sağlanamazsa seçim, yeniden adaylık başvurusunda bulunanlarla tekrarlanacak. Seçimlerde üye tamsayısının salt çoğunluğunun hazır bulunması gerekiyor.
Yargıtay Başkanı Mehmet AkarcaMEHMET AKARCA KİMDİR?
21.01.1963 tarihinde Şirvan’da doğmuştur. Karşıyaka Havva Özişbakan Lisesini bitirmiş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1986 yılında mezun olduktan sonra, askerliğini Kütahya’da kısa dönem olarak yapmıştır.
İzmir hakim adayı olarak mesleğe başlayan Akarca; sırasıyla Uşak/Ulubey, Van/Gevaş, Aydın/Sultanhisar Hakimliği, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı ile Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.
18.01.2010 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Mehmet Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 21.10.2013 tarihinde Yargıtay Ondördüncü Ceza Dairesi Başkanlığına seçilmiştir. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasında Cumhurbaşkanınca 18.05.2015 tarihinde birinci kez, 21.05.2019 tarihinde ikinci kez Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına seçilen Akarca, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 24.03.2020 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilmiş olup halen bu görevi sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.
ADEM ALBAYRAK KİMDİR?
20.01.1963 tarihinde Kayseri’de doğmuştur. Kayseri Sümer Lisesini bitirmiş, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1986 yılında mezun olduktan sonra, askerliğini Hâkkari’de asteğmen olarak yapmıştır.
Kayseri hâkim adayı olarak mesleğe başlayan Albayrak; sırasıyla Hilvan/Şanlıurfa, Niksar/Tokat, Sorgun/Yozgat, Kızılcahamam/Ankara, Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Tetkik Hâkimliği ve Ankara Hâkimliği görevlerinde bulunmuştur.
16.12.2013 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Adem Albayrak, halen Yargıtay Onbeşinci Hukuk Dairesi Üyesi olarak görevini sürdürmekte iken, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 12.01.2021 tarihinde Birinci Başkan Vekilliğine (Hukuk Bölümü) seçilmiş olup, halen bu görevi sürdürmektedir.
Daha önce Arabuluculuk Kurul Üyeliği de yapan Albayrak, arabuluculuk konusunda eğitim görevlisi olarak çalışmış, ayrıca Türkiye Adalet Akademisinde hukukla ilgili derslerde de görev almış ve Bölge Adliye Mahkemelerinde görevlendirilen hukuk hakimlerine ‘istinaf’ konusunda eğitimler vermiştir.
Albayrak’ın “6100 Sayılı Kanuna Göre Yazılmış Uygulamada Asliye Hukuk Davaları”, “Hukukta İstinaf Uygulaması”, Avukatlar İçin Sorularla İstinaf El Kitabı”, “İhtiyati Tedbir ” ve “Hukuk Yargılamasında Duruşma Yönetimi” (ortak eser) adlı kitapları, “Alfabetik Medeni Usul Hukuku”(ortak eser), “Adli Yazışmalar” (ortak eser), “Sorularla Arabuluculuk” (ortak eser) ve çeşitli dergilerde hukuk alanında yayınlanmış hakemli makaleleri vardır. Evli ve bir çocuk babasıdır.
ÖMER KERKEZ KİMDİR?
01/07/1966 tarihinde Antakya’da doğmuştur. Antakya Lisesini bitirmiş, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1988 yılında mezun olduktan sonra askerliğini Trabzon’da yapmıştır.
Hatay hakim/savcı adayı olarak mesleğe başlamış; sırasıyla Elbistan, Kozluk, Erzin Cumhuriyet savcılığı, Adalet Bakanlığında Tetkik Hakimliği, Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Genel Müdürlük ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Evli ve 3 çocuk babasıdır.
05/07/2017 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilmiş olup Üçüncü Hukuk Dairesi Üyesi olarak görevini sürdürmekte iken 14.02.2023 tarihinde Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılan seçim sonucunda Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi Başkanlığına seçilmiştir.
MUHSİN ŞENTÜRK KİMDİR?
Muhsin Şentürk, 1968’de Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra Ankara hakim adayı olarak mesleğe başlayan Şentürk, sırasıyla Kars Susuz, Sivas Koyulhisar Cumhuriyet Savcılığı, Yargıtay 3.Ceza Dairesi tetkik hakimliği, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulundu.
Yargıtay üyeliğine 2012’de seçilen Muhsin Şentürk, evli ve iki çocuk babası.
AYHAN TUNCAL KİMDİR?
01.11.1966 tarihinde Bağyaka’da doğmuştur. Aydın İmam Hatip Lisesini bitirmiş, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1990 yılında mezun olduktan sonra, askerliğini İzmir’de kısa dönem olarak yapmıştır. Aydın ve Muğla hâkim adayı olarak mesleğe başlayan Tuncal; sırasıyla Koçarlı, Çaykara, Kurtalan, Nazilli ve Antalya Hâkimliği görevlerinde bulunmuştur. İngilizce bilen Tuncal, Evli ve üç çocuk babasıdır.
22.12.2011 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Ayhan Tuncal, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 10.04.2018 tarihinde ilk kez, 13.04.2022 tarihinde ikinci kez Yargıtay On İkinci Hukuk Dairesi Başkanlığına seçilmiştir.
]]>19. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuksuz sanık Can Paksoy ve tarafların avukatları ile maktulün ailesi katıldı.
Duruşmada savunma yapan Can Paksoy, suçsuz olduğunu iddia ederek, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.
Yargıtay’ın yerel mahkemenin verdiği iki beraat kararını görmezden geldiğini öne süren Paksoy, “Karşı tarafın acısını anlıyorum ama ben suçsuzum. 14 yıl üzerime yapıştırılmaya çalışılan bu lekeyle geçti. İş hayatımda, özel hayatımda herkes ‘Bu adam, bu suçu işledi mi?’ diyor.” dedi.
Paksoy, müştekilerin mahkemeyi ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik algı oluşturmaya çalıştığını savunarak, “Ben hayatımın en güzel zamanlarını neden bu karalama ve linç kampanyasıyla geçiriyorum? Heyetiniz bütün delilleri topladı. ‘Kaçtı kaçtı.’ diye hakkımda tencere tava çalanlar görsünler, hiçbir yere kaçmadım, kaçmayacağım da. Elimde vizem, pasaportum varken bunu öğrendim, kaçmadım. Adaletin er ya da geç ortaya çıkacağını biliyorum.” diye konuştu.
Sanık Paksoy, mahkeme heyetinden hakkında üçüncü kez beraat kararı verilmesini ve yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.
Maktulün babası Ergun Erköseoğlu ise sanığın yargılama sürecinde mahkemeyi yanıltıcı ifadeler verdiğini, kızının katledildiğini söyledi.
Sanığın kendilerini başsağlığı dilemek amacıyla aramadığını anlatan Erköseoğlu, “Sanık hakkında dava açılmamış olsaydı zaten kaçacaktı. Bu oyunun içinde çok şey var.” ifadelerini kullandı.
Müşteki avukatı Rezan Epözdemir de Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarına göre, maktulün cinsel organında sanığa ait DNA tespit edildiğini, olay yerindeki camda maktule ait parmak izi bulunmadığını, olayın intihar olamayacağını kaydetti.
Sanığın çelişkili ifadelerde bulunduğuna dikkati çeken Epözdemir, sanığın hükümle birlikte tutuklanmasını talep etti.
Duruşmada esasa ilişkin görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanık ve maktulün olay tarihinden önce sosyal medya platformunda arkadaş olduklarını, suç tarihinde ise bir gece kulübünde karşılaştıklarını belirtti.
Mütalaada, bu sırada aralarındaki sohbetin ilerlediği, sanık Paksoy’un Beyoğlu’nda bulunan evine gittiği, burada maktul ve sanık arasında cinsel yakınlaşma olduğu, sonrasında tartışmaya başladıkları belirtildi.
Tartışma sonrası sanık Paksoy’un sert bir cisimle maktulün başının arka tarafına vurduğu ya da maktulün de alkollü olmasının etkisiyle yere düşerek başını sert bir yere çarptığı ifade edilen mütalaada, sanığın maktulle aralarındaki cinsel ilişkiyi kamufle etmek amacıyla çamaşırlarını ters giydirdiği, tek başına giymesi zor olan elbisesini kollarını sokmadan maktule giydirdiği, maktulün intihar ettiği algısı oluşturarak kaldıkları odanın penceresinden aşağıya attığı kaydedildi.
Mütalaada, Paksoy’un “kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasına, hükümle birlikte tutuklanmasına ve Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi talep edildi.
Son sözü sorulan Paksoy, “Ben suçsuzum, bu mesnetsiz dayanaksız saçma sapan iddiaları kabul etmiyorum. Hiçbiri gerçek değil benim kimseyi öldürmek için motivasyonum yok.” dedi.
Yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı
Davaya ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, Yargıtay’ın bozma ilamına karşı bir önceki verdiği beraat hükmünde direnilmesini kararlaştırdı.
Sanık Paksoy’un üzerine atılı “kasten öldürme” suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatine hükmeden heyet, sanık hakkındaki “yurt dışına çıkış yasağı” yönündeki adli kontrol tedbirini de kaldırdı.
Duruşmanın ardından basın mensuplarına konuşan baba Erköseoğlu, 14 yıldır davada sonuç alamadıklarını belirterek, sanıkların yargılama aşamasında yalan beyanları olduğunu söyledi.
Erköseoğlu verilen karara ilişkin, “Bugün, katiller ellerini kollarını sallaya sallaya bu binadan dışarı çıktılar.” değerlendirmesini yaptı.
Ailenin avukatı Epözdemir, 14 yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini, Türk hukuk tarihinin belki en uzun süren kadın cinayeti dosyasında üçüncü defa verilen beraat kararını yine kendilerinin temyiz edeceğini bildirdi.
Yargıtay ile ilk derece mahkemesi arasında çekişme olduğunu iddia eden Epözdemir, “Zannediyorum başsavcılık da bu karara itiraz edecek. Çünkü onlar da ‘mahkumiyet’ dediler, ‘Kasten öldürme var, tutuklansın.’ dediler. Başsavcılıkla birlikte biz bu karara itiraz edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Davanın geçmişi
Nazlı Sinem Erköseoğlu’nun 26 Eylül 2010’da Beyoğlu Gümüşsuyu İnönü Caddesi’ndeki Mithatpaşa Apartmanı’nın havalandırma boşluğunda ölü bulunmasına ilişkin hazırlanan iddianamede, Mahmut Emre ve Can Paksoy kardeşlerin “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmaları istenmişti.
İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Aralık 2014’te, Paksoy kardeşler hakkında, Erköseoğlu’nu “kasten öldürme” veya “tedbirsizlik, dikkatsizlik neticesinde ölümüne sebebiyet verme” suçlarından “şüpheden uzak yeterli delil elde edilemediğinden” beraat kararı vermişti.
Karar, müdahil Ergun Erköseoğlu ve avukatlarınca, “usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle temyiz edilmişti.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, temyiz incelemesi yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne 25 Ocak 2018’te yazdığı ek tebliğnamede, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının müdahillik haklarından yararlandırılmadan hüküm kurulduğu gerekçesiyle kararın usulen bozulması gerektiği görüşünü bildirmişti.
Yargıtay dosyayı esastan bozdu
Ek tebliğnamede, “Evdeki sabit telefonun, olay gecesine ilişkin kayıtlarının getirtilerek kimlerle konuşma yapıldığının mahkemece araştırılmadığı, kafa arkasındaki yaraların maktuldeki diğer yaralarla aynı zaman diliminde veya ne kadar önce oluştuğu hususunda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınıp sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmediği, maktulün arka kısmı uzun fermuarlı olan elbisesinin fermuarını tek başına kapatıp kapatmayacağının araştırılması gerektiğinin düşünülmediği, yerel mahkemenin verdiği beraat hükmünün yasaya aykırı bulunduğu ve kararın bozulması gerektiği” ifadeleri de yer almıştı.
Temyiz talepleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesini değerlendiren Yargıtay 1. Ceza Dairesi de 23 Mayıs 2018’de yazdığı kararla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu suçun “zarar göreni” olduğunu belirterek, müdahillik haklarından yararlandırılmadığını bildirmiş ve yerel mahkeme kararını usulden bozmuştu.
Yargıtay tarafından usulen bozmanın ardından dava dosyası yeniden görülmek üzere İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelmişti.
Yargıtay’ın bozmasının ardından sanıkların yeniden yargılandıkları davada iki kardeşin de beraatlerine hükmedilmişti.
İkinci kez verilen beraat kararının ardından yeniden temyiz edilen kararda Yargıtay, Can Paksoy hakkında verilen beraat kararının bozulmasını isteyerek, “kasten öldürme” suçundan cezalandırılması gerektiğini kaydetmişti.
Yurt dışına çıkış yasağı kondu
İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine ailenin avukatı tarafından sunulan dilekçede, mahkemenin hazırladığı tensip zaptında müebbet hapis cezası istemiyle yeniden yargılanacak sanık Can Paksoy hakkında tutuklama veya yurt dışı çıkış yasağı konmadığı belirtilmişti.
Sanığın duruşmanın yeniden yapılacağı 31 Ocak 2024’e kadar kaçma şüphesi olduğu ifade edilen dilekçede, duruşma günü beklenmeksizin sanığın tutuklanması veya yurt dışı çıkış yasağı konması talep edilmişti.
Mahkeme, bu talebin duruşmada değerlendirilmesine yönelik karar verip bunu reddetmişti.
Müşteki Erköseoğlu’nun avukatı Epözdemir de karara itiraz edip, Paksoy hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı verilmesi veya yurt dışına çıkış yasağı konulmasını istemişti.
İtirazı değerlendiren İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.
]]>Otomobil aksesuarları satılan iş yeri bulunan Ali Karadeniz, 30 Eylül 2019’da Kocasinan ilçesi Cengiz Topel Mahallesi’nde boşanma aşamasındaki eşi Sinem Karadeniz’i, başka biriyle yazıştığı ve bu kişiyle yan yana gördüğü iddiasıyla sokak ortasında bıçakladı. Sinem Karadeniz, çağırılan ambulansla Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaldırıldı. Olayın ardından kaçan Ali Karadeniz, polis ekiplerince tutuklandı.
İSTİNAF, CEZAYI YÜKSEK BULDU
Adli Tıp Kurumu raporunda Sinem Karadeniz’in vücudunda 10 adet kesici delici alet yarası olduğu belirlendi. Kayseri 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘eşi kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Ali Karadeniz, 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sanık avukatının, cezanın yüksek olduğunu gerekçe göstererek yaptığı itirazla dosya, istinafa taşındı. Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, kararı esastan bozarak, yeniden yerel mahkemeye gönderdi. Ceza Dairesi’nin bozma gerekçesinde, sanık hakkında ‘haksız tahrik’ indirimi yapılmadığı, cezanın fazla olduğu belirtilerek, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi.
İstinafın bozma kararının ardından 9 Ekim 2021’de, Kayseri 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen davanın duruşmasında mahkeme heyeti, sanık Ali Karadeniz’i, 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. ‘haksız tahrik’ indirimi de uygulayan mahkeme heyeti, cezanın 11 yıl 3 aya düşürülmesine hükmedip, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.
YARGITAY, CEZAYI YÜKSEK BULDU
İtiraz üzerine dosya bu kez Yargıtay’a taşındı. Dosyanın geldiği 1’inci Ceza Dairesi, yaptığı incelemede bozma kararı verdi. Yargıtay, mağdur kadının, eşiyle evlilik birliği devam ederken başka birisi ile ilişkisi olduğu, bu yüzden de sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle sanık Ali Karadeniz’e fazla ceza verildiğini belirtti. Yargıtay bozma ilamında, sanığa yönelen ve ‘haksız tahrik’ teşkil eden olayların ulaştığı boyut dikkate alındığında, yerel mahkeme tarafından makul oranda ‘haksız tahrik’ indirimi uygulanarak, yeniden hüküm kurulması gerektiği görüşünde bulunuldu. Yargıtay, sanık Karadeniz’e fazla ceza verildiği gerekçesiyle, kararı hukuka aykırı bularak, dosyayı yerel mahkemeye gönderdi.
CEZASI İKİNCİ KEZ İNDİRİLDİ
Kayseri 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bozma kararının ardından geçen yıl 29 Kasım’da sanık Ali Karadeniz, yeniden hakim karşısına çıktı. Duruşmaya mağdur Sinem Karadeniz katılmadı. Yargıtay bozma ilamına karşı sözleri sorulan sanık Karadeniz, “Diyeceğim bir şey yok. Tahliyemi istiyorum” dedi. Mahkeme heyeti, sanık Ali Karadeniz’i, ‘eşi kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle önce 18 yıla, ‘haksız tahrik’ ile 9 yıla, ‘iyi hal’ indirimi ile de 7 yıl 6 aya indirilmesine karar verdi. Heyet, sanığın cezaevinde kaldığı süre dikkate alınarak, yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetti.
GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI
Mahkeme heyeti, sanık Karadeniz’e verilen 7 yıl 6 ay hapis kararının gerekçesini de açıkladı. Gerekçede sanık ile katılanın, olay tarihi itibarıyla resmi nikahlı olarak evli oldukları ve birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğünün devam ettiğine vurgu yapılarak, “Tanık O.E.’nin soruşturma aşamasındaki beyanlarında da anlaşılacağı üzere katılanın, sanık ile evli olduğu dönemde başka bir kişi ile aynı evde yaşadığının sabit olması karşısında, bu hususun sanık lehine haksız tahrik nedeni oluşturacağı ve tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmış, sanığa yönelen haksız tahrikin ulaştığı boyut nazara alınarak, sanık lehine makul oranda haksız tahrik indirimi tatbik edilmiştir” görüşünde bulunuldu.
]]>CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez verdiği hak ihlali ve tahliye kararını tanımamakla yargıdaki siyasallaşmanın zirveye çıktığını somutlaştırdı. Kararda dile getirilen iddialar, AYM ve anayasal rejime karşı açılmış siyasi mücadele niteliğindedir. AYM’nin kendisini jüristokrasi konumunda gördüğünü iddia eden Yargıtay, TBMM’yi dizayn etmek istiyor. Seçimi ve seçmen iradesini yok sayıp seçilmiş bir vekilin görevini engelliyor” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, Haftalık Değerlendirme Raporu’nu bugün yayınladı. Toprak’ın raporda yer alan değerlendirmeleri şöyle:
“YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ, AYM’NİN TAHLİYE KARARINI TANIMAMAKLA YARGIDAKİ SİYASALLAŞMANIN ZİRVEYE ÇIKTIĞINI SOMUTLAŞTIRDI”
“Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez verdiği hak ihlali ve tahliye kararını tanımamakla yargıdaki siyasallaşmanın zirveye çıktığını somutlaştırdı. Kararda dile getirilen iddialar, AYM ve anayasal rejime karşı açılmış siyasi mücadele niteliğindedir. Cumhurbaşkanı, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, YÖK, Barolar Birliği ve TBMM’nin seçtiği yüksek yargıçlardan oluşan AYM’yi ‘demokratik rejime tehdit’, ihlal kararınıysa ‘hukuken değersiz’ diye nitelemek kabul edilemez. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, hukuk devleti ilkesi başta olmak üzere Anayasa’ya karşı siyasi manifestoya dönüştürdüğü kararında, AYM’nin ‘terör örgütleriyle söylem birliği içinde’ olduğunu öne sürmektedir. AYM’nin kendisini jüristokrasi konumunda gördüğünü iddia eden Yargıtay, TBMM’yi dizayn etmek istiyor. Seçimi ve seçmen iradesini yok sayıp seçilmiş bir vekilin görevini engelliyor. Anayasa’nın yanı sıra Yargıtay’ın en üst karar organı Yargıtay Genel Kurulu’nun defalarca verdiği ‘AYM kararları Yargıtay’ı da bağlar’ içtihadını yok sayıyor.
“ARAP BAHARI İLE GEZİ ARASINDA BENZERLİK KURMAK HUKUKİ TEMELDEN YOKSUN BİR AKIL TUTULMASIDIR”
Arap Baharı ile Gezi arasında benzerlik kurmak hukuki temelden yoksun bir akıl tutulmasıdır. Yargıtay, yine zorlama bir yorumla AYM’nin yerel mahkemeye tahliye emri verdiğini, Anayasa’ya göre kimsenin mahkemelere ’emir-talimat’ veremeyeceğini söylüyor. Oysa Yargıtay’ın da temyizde bozduğu kararlara yerel mahkemenin uyması zorunlu. Anayasa’nın 153 ve 158’inci maddelerindeki ‘AYM kararları kesindir. Yargı dahil herkesi bağlar. Yargı kurumları arasında yetki ihtilafı halinde AYM kararı esas alınır’ hükmünü de görmezden gelerek tümüyle siyasi tutum sergiliyor.
“BİST’TE DÖNEN 4,1 TRİLYON TL’NİN YÜZDE 80’İ HESAP SAHİPLERİNİN YÜZDE 0,2’SİNE AİT”
Borsa İstanbul (BİST) Başkanı’nın yatırımcı sayısının 8 milyonu aştığını, her 10 kişiden birisinin borsa yatırımcısı olduğunu ilan etmesine karşılık halka arzlardaki büyük vurgunlar, hisse senedi piyasalarındaki manipülasyonlar, peş peşe alınan işlem yasağı kararlarıyla küçük yatırımcı ağır kayıplar verip BİST’ten çıktı. Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) açıkladığı rakamlara göre, aralık ayının son haftasında 1 milyon 182 bin küçük yatırımcı hesap kapattı. BİST’te yatırımcı sayısı 7,6 milyona geriledi. Borsayı sadece 15 bin kişi kontrol ederken Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) açıkladığı vergi rekortmenleri listesi çok daha vahim bir servet transferiyle gizli zenginleri sergiliyor. Gelir Vergisi rekortmenlerinde ilk 100 kişiden 76’sının ismi gizli. Kim olduklarını sadece iktidar biliyor. İsmi açıklanan 34 rekortmense Türkiye’nin önde gelen, tanınmış zenginleri. İlginç olan, gelir vergisi rekortmenlerinin milyarlarca liralık kazancının faiz ve menkul kıymetlerden elde edilmiş olması.
Trilyonlarca liralık kişisel ve kurumsal kazançların sahibi bir avuç kişi ya da şirket. Milyonlarca asgari ücretli, memur, emekli vb. için aylardır 3-4 bin liralık zam pazarlığı yapılıyor. Küçük bir azınlıksa bu iktidar sayesinde trilyonlara ve ulusal servetin yüzde 80-90’ına sahip. Kazançları öylesine büyük ki yoksullaşan bir ülkede iyimser bir yaklaşımla bu kadar büyük paralar kazanmaktan utanıyorlar. Olası tepkilerden kaçınmak için kendilerini gizliyorlar.
“İSRAİL’E YÖNELİK SÖYLEMLERİNE RAĞMEN TİCARİ İLİŞKİLERİ SÜRDÜREN İKTİDAR, BU GÖRÜNTÜYÜ ÖRTMEK İÇİN MİTİNGLERLE TOPLUMUN TEPKİSİNİ AZALTMAYI ÖNGÖRMEKTEDİR”
Yeni yılın ilk gününde Cumhurbaşkanı aile fertlerinin yönetiminde yer aldığı Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) öncülüğünde Gazze ve Filistin’e destek için düzenlenen miting ve yürüyüşte bugüne kadar uygulanan yasak ve engeller kaldırıldı. İsrail’e yönelik söylemlerine rağmen arka kapı diplomasisi ve artan şekilde ticari ilişkileri sürdüren iktidar, bu görüntüyü örtmek için böyle mitinglerle toplumun tepkisini azaltmayı öngörmektedir. İsrail limanlarına 7 Ekim’den bu yana 500 dolayında geminin mal taşıdığı, askeri malzeme ve mühimmat ihracatı yapıldığı TÜİK ve Ticaret Bakanlığı’nın dış ticaret kayıtlarında yer alıyor. Mitingdeyse İsrail ile ticaret yapan yerli-yabancı şirketlere boykot çağrısı yapılırken sermayeden hesap sorulacağı tehditleri savruldu. Bu da muhtemelen aile içi ayrı bir çelişki. İsrail’e mal taşıyan gemilerin iktidar yakınlarının denizcilik şirketlerine ait olduğu açığa çıktı.
“BU YIL 1 MAYIS, TAKSİM DIŞINDA SİRKECİ-EMİNÖNÜ-KARAKÖY MEYDANI VE GALATA KÖPRÜSÜ’NDE KUTLANMAK İSTENDİĞİNDE İZİN VERİLECEK Mİ”
Türkiye, bugüne kadar tüm iktidarlar döneminde Filistin davasını sahiplendi. Filistinlilerin devlet kurma, topraklarında özgür ve güvenle yaşam hakkını savundu. Dolayısıyla yeni yılın ilk gününde böyle bir miting düzenlenmesi Türkiye’nin geleneksel tavrının sürdürülmesi doğrultusunda yapılan bir eylem. İstanbul Valiliği, bugüne kadar pek çok miting ve yürüyüş için toplum güvenliği, genel asayiş ve sağlık, ulaşım vb. gerekçelerle sadece Yenikapı ve Maltepe’ye izin verdi. Bu yıl 1 Mayıs, Taksim dışında Sirkeci-Eminönü-Karaköy meydanı ve Galata Köprüsü’nde kutlanmak istendiğinde izin verilecek mi?
“ALMANYANIN EN KÖKLÜ AKADEMİK ÖZGÜRLÜK ENDEKSİ 2023 SIRALAMASINDA TÜRKİYE, 179 ÜLKE ARASINDA 165’İNCİLİĞE İNDİ”
Konya’da, Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli bir tıp profesörünün MS hastalığıyla ilgili bilimsel makalesinde bu ve benzeri hastalıkların ‘Allah’ın insana cezası olduğuna’ inandığını belirttiği, Türkiye’de üniversitelerin geldiği noktayı en somut şekilde sergileyen veriler, Akademik Özgürlük Endeksi (AÖE) 2023 değerlendirmesinde yer aldı. Almanya’nın en köklü üniversitelerinden Friedrich-Alexander Üniversitesi’nin her yıl güncellediği Küresel AÖE 2023 sıralamasında Türkiye, 179 ülke arasında 165’inciliğe indi. Akademik özgürlük sıralamasında Türkiye’nin yer aldığı grupta daha kötü durumdaki diğer 13 ülke; Suudi Arabistan, Güney Sudan, İran, Nikaragua, Çin, Suriye, Belarus, Ekvator Ginesi, Bahreyn, Türkmenistan, Eritre, Miyanmar, Kuzey Kore.
Dünyanın en iyi ilk 100, 500 üniversitesi arasında Türkiye’den girebilen üniversite yer almıyor. İlk 1000’e bazı Türk üniversiteleri ancak girebiliyor. Akademik özgürlükte ilk 100’e hiçbir üniversitenin girememiş olması, ülkemiz açısından yüz kızartıcı bir tablo. Bir üniversite ortamında şayet bir tıp profesörü hastalığın tedavi yollarını arayacağına, ‘Allah’ın kuluna cezası’ diye yaklaşıyorsa bilim ve akıl, araştırma, keşif ve icat heyecanı bitmiş demektir.
“TÜRKİYE’NİN GERİSİNDEKİ 5 ÜLKE DİKTATÖRLÜK”
Türkiye Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 2023’te daha alt sıralara geriledi. World Justice Project’in (WJP) 2023 raporunda, 142 ülke arasında 117’nciliğe inen Türkiye’nin ülke puanı, 100 üzerinden 41. Yolsuzluk endeksinde 71, temel haklarda 133, hukuk yargılamasında 119, ceza yargılamasında 107’nci sırada. İktidarın kullandığı güç ve yetkilere hukuki ve yasal sınırlama getirebilme kriterindeyse 142 ülke içinde 137’nci sırada yer alan Türkiye’nin gerisinde yer alan diğer 5 ülkenin hepsi diktatörlük.
“MİLYONLARCA EMEKLİ İÇİN 8-10 BİN TL SEYYANEN VE YÜZDE 36’LIK ENFLASYON HEDEFİNİN DE İLAVESİYLE BİR ARTIŞ YAPILMASI ZORUNLUDUR”
Memur ve memur emeklilerinin resmi zam oranı yüzde 49,25 olurken SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 37,56’lık enflasyon farkı yansıtılacak. Gelinen aşamada 7 bin 500 TL’lik en düşük emekli aylığının artırılması, emeklilere seyyanen zam vb. için yasal düzenleme gerekiyor. Milyonlarca emekli için enflasyon farkı dışında 8-10 bin TL seyyanen ve 2024’ün yüzde 36’lık enflasyon hedefinin de ilavesiyle reel bir maaş artışı yapılması zorunludur. Bunun dışında yapılacak zam oranı ne olursa olsun, milyonlarca kişi TÜİK’in siyasi talimatlı enflasyon hesabının mağduru olacaktır.
“NARENCİYE ÜRÜNLERİNE YÖNELİK ACİL BİR PLANLAMA YAPILMASI GEREKİYOR”
Ege bölgesinin yanı sıra Adana, Mersin ve Antalya’daki narenciye üreticileri, bahçede mandalinanın kilosunu 1 TL, portakalın kilosunu 3 TL’ye sattıkları halde alıcı bulamadıklarını, ürünlerin dalda çürümeye terk edildiğini söylerken şehirlerde market ve pazarlarda narenciye ürünleri mevsime rağmen fahiş fiyattan satılıyor. Narenciye ürünlerine yönelik acil bir planlama yapılması gerekiyor.
Sadece narenciye ürünleri değil, kış mevsimine ait pek çok sebze ve meyvede benzer durum söz konusu. Üretici mevcut maliyetlerden dolayı ürününü toplayıp satışa arz edemiyor. Pazar ve marketlere az ürün gelince de bu kez fiyatlar olağanüstü düzeylere ulaşıyor. Yüzde 72’ye varan gıda enflasyonuyla kendi ülkesindeki ürünleri en pahalıya tüketen vatandaşlar başta kırmızı et olmak üzere ithal gıda için kur farkından dolayı her gün zamlı fiyat ödemeye mecbur kalıyor.
“İKTİDAR; ABD, İNGİLTERE VE NATO’NUN BASKISINA KARŞI MONTRÖ SÖZLEŞMESİ’Nİ SAHİPLENMEK ZORUNDA KALDI”
Her fırsatta Lozan Anlaşması ve beraberinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye’ye sağladığı egemenlik hakkı ve kazanımları tartışmaya açan iktidar, geçen hafta ABD, İngiltere ve NATO’nun baskısına karşı Montrö Sözleşmesi’ni sahiplenmek zorunda kaldı. Yaşanan gelişmeler Lozan ve Montrö Anlaşmalarının Türkiye’nin bağımsızlık ve egemenliği açısından hayati önemini bir kez daha sergiledi. Boğazlardaki egemenlik, Karadeniz’de savaşın yayılmaması yanında, olası barışın da güvencesi.”
]]>