Yaş – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sun, 04 Aug 2024 05:24:27 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 TMMOB: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, çağ dışı bir rejime çevrilmiş durumdadır https://www.haber28.com.tr/tmmob-turkiye-yuzyili-maarif-modeli-cag-disi-bir-rejime-cevrilmis-durumdadir/ https://www.haber28.com.tr/tmmob-turkiye-yuzyili-maarif-modeli-cag-disi-bir-rejime-cevrilmis-durumdadir/#respond Sun, 04 Aug 2024 05:24:27 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29301 (ANKARA) – Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunduğu müfredat taslağına ilişkin “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, iktidarın YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, tarikat ve cemaatlerle iş birliği içinde yürüttüğü 4-6 yaş Kur’an kursları, ÇEDES gibi projeleri ve geçmişteki gerici uygulamalarını tamamlayıcı niteliktedir. Türkiye’nin yönü çağ dışı bir rejime çevrilmiş durumdadır” açıklamasını yaptı.

TMMOB, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunduğu yeni eğitim öğretim müfredat taslağına ilişkin açıklama yaptı. “AKP iktidarında Cumhuriyetin laiklik, çoğulcu demokrasi, kamu/toplum yararı, bağımsız yargı gibi pek çok alanda olduğu gibi eğitim-öğretimde de karşı-devrimci nitelikte köklü dönüşümler yaşanmıştır” ifadelerine yer verilen açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:

“TÜRKİYE’NİN YÖNÜ ÇAĞ DIŞI BİR REJİME ÇEVRİLMİŞ DURUMDADIR”

“İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, aile çalıştayları, Medeni Kanun’un değiştirilmesi, karma eğitimin kaldırılmak istenmesi ve yükseltilen şeriat talepleri ile Türkiye’nin yönü çağ dışı bir rejime çevrilmiş durumdadır. Oluşturulan fiili durumlar Anayasa değişiklikleri ile kalıcı hale getirilmeye çalışılmış ve çalışılmaktadır.

“EVRENSEL VE BİLİMSEL DERSLER ADETA ANGARYA GİBİ GÖSTERİLMEKTE”

Bu gerici dönüşüm, Türk siyasetinin yumuşama dönemine girdiğinin iddia edildiği bir dönemde, iktidarın doğasına uygun olarak tüm hızıyla devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ daha isminden başlayarak bunun son örneğini olduğunu ortaya koymaktadır. Ortaya atılan bu model ile dilden tarihe, felsefeden fen bilimlerine varıncaya dek tüm laik ve bilimsel içerikler tamamen yok edilmekte, fizik, kimya, biyoloji ve matematik gibi evrensel ve bilimsel dersler adeta angarya gibi gösterilmektedir. Bilim ve fen bilgisine dayanan derslerin önemsizleştirilerek, ders programları içerisinde ağırlıklarının azaltılması ile mühendislik ve mimarlık eğitimlerinin niteliğinin daha da düşmesine neden olacaktır.

“ADETA AKP GENEL BAŞKANI’NIN ‘BÜTÜN OKULLAR İMAM HATİP OLACAK’ VAADİ GERÇEKLEŞTİRİLMEKTEDİR”

Diğer yandan 8. sınıflar için olan T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde ders adı dışında inkılaplar/devrimler yoktur; ‘laiklik’ sadece bir defa ve en sondaki ‘anahtar kavramlar’ içinde geçmekte ama bu sözde ‘anahtar kavram’ ana metinde hiç yer almamaktadır. Söz konusu çerçeve metinlerde, ‘maarif’ ve birçok Türkçe kökenli olmayan sözcük devreye sokularak Cumhuriyet döneminde dilin Türkçeleştirilmesi yönünde atılan bütün ileri adımlar yok edilmektedir. Gerçek ahlaki değerlerin ayaklar altına alındığı böyle bir dönemin iktidarı tarafından tanımlanan ‘Değerler’ tüm ders içeriklerinde yaygınlaştırılmakta, fıtrat, mahremiyet, edep, iffet, sünnetullah gibi kavramlarla neredeyse bütün derslere dini bir içerik verilmekte, adeta yıllar önce AKP Genel Başkanı tarafından dillendirilen ‘Bütün okullar imam-hatip olacak’ vaadi gerçekleştirilmektedir.

“MEDENİ KANUN’UN ÇERÇEVESİNİ GEÇERSİZLEŞTİREN İÇERİKLER YER ALMAKTA”

Aile ve toplumsal cinsiyet ilişkileri, Medeni Kanun’un çerçevesini geçersizleştiren bir içerikte yer almaktadır. Aile kurmanın fıtrata uygunluğu, aile reisinin hak ve sorumlulukları ile devlet yöneticilerinin hak ve sorumlulukları arasında benzerlik kurulması, İslam Hukuku’nda aile kurmanın şartları, evlenme, boşanma, miras gibi konularda dini uygulamaların temel alınması, aileye ayet ve hadisler ışığında önem verilmesi söz konusudur.

“ÇOCUK YAŞTA EVLİLİKLER OLAĞANLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR”

Modelde kadının çalışma hayatına girmesi, çocuk sayısı, evlenme yaşının yükselmesi, boşanma-ayrılma, tek ebeveynli aileler, çocukların ve aile büyüklerinin bakımında aile dışı kurumların yaygınlaştırılması sorun olarak sunulmaktadır. Kadınları kamusal yaşamın dışına çıkarmayı amaçlayan siyasal İslam ideolojisi, bunu tüm eğitim kurumlarında ve kademelerde yaygınlaştırmayı amaçlamakta, çocuk yaşta evlilikler olağanlaştırılmaya çalışılmaktadır.

“TOPLUMU TOTALİTER TARZDA BİÇİMLENDİRMEYİ HEDEFLEMEKTEDİR”

‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’, iktidarın YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, tarikat ve cemaatlerle işbirliği içinde yürüttüğü 4-6 yaş Kur’an kursları, ÇEDES gibi projeleri ve geçmişteki gerici uygulamalarını tamamlayıcı niteliktedir. Model egemen mezhep eksenli dini temellere dayandırılan manevi değerler, ahlak, fıtrat gibi belirlenimler üzerinden siyasal İslamcı sömürü-rant, zulüm düzenine ucuz işgücü olarak hizmet edecek olan kindar-dindar kuşaklar yetiştirmeyi ve toplumu totaliter tarzda biçimlendirmeyi hedeflemektedir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tmmob-turkiye-yuzyili-maarif-modeli-cag-disi-bir-rejime-cevrilmis-durumdadir/feed/ 0
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Malatya’da öğrencilerle buluştu https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-malatyada-ogrencilerle-bulustu/ https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-malatyada-ogrencilerle-bulustu/#respond Sat, 03 Aug 2024 03:36:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29139 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Malatya’da öğrencilerle bir araya geldi.

Gezeravcı, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te bölgede herkesi derinden sarsan bir deprem felaketinin yaşandığını söyledi.

Bu işin en acı haliyle tecrübesini yaşayan öğrencilerle bir arada olmanın kendisi için çok önemli olduğunu anlatan Gezeravcı, “Öncelikle yakınlarını kaybedenler varsa başınız sağolsun, hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah rahmet eylesin. Hayatta kalma azminizle, duruşunuzla bu görevin başında hakikaten hepimizi duygulandırdınız. Verdiğiniz mücadele hepimize ilham kaynağı oldu. Hayatta kalma azminiz sıradan başarılarda hepimize ilham kaynağı oldu. Çok teşekkür ederim.” dedi.

Devletin güçlü iradesiyle gerçekleşen Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonuna işaret eden Gezeravcı, ilk defa gerçekleştirilen bu görevin haklı gururunun yaşadığını dile getirerek, şöyle konuştu:

“Önümüzde devletimizin güçlü iradesiyle yaşayacağımız daha nice mutluluklar var. Ay araştırma programına ilişkin şu anda konulan takvim 2026 ile 2028’in aralığında kendi yapmış olduğumuz bir roket ve kendi motorumuzla aya erişmek. Bunun yanında bizim de gerçekleştirdiğimiz görevde olduğu gibi başka bir ülkenin topraklarından, onların imkanlarıyla uzaya erişmek yerine kendi ülkemizin toprakları ya da kendi ülkemizin kontrolünde dünyanın başka bir coğrafyasındaki bir uzay platformunda bu tür uzay faaliyetlerini yürütme konusunda devletimiz şu anda çok önemli süreçleri yürütüyor.”

Hali hazırda kendi uydularını uzaya gönderen Türkiye’nin 8 Temmuz’da yüzde 100 yerli ve milli, tamamen kendi mühendislerince, kendi imkanlarıyla ürettiği ilk uydusunu daha fırlatacağını belirten Gezeravcı, bu fırlatma ile Türkiye’nin, bu alanda dünyada 11’inci ülke konumuna geleceğini ifade etti.

TEKNOFEST’e dikkati çeken Gezeravcı, dünyada bu kadar büyük boyutlu ve yüksek katılımlı, gençlerinin kabiliyetlerini, zihin güçlerini ve potansiyellerini ortaya koyup orada elde ettikleri başarılarla ilham vererek ilerde daha büyük işleri yapmak için cesaret sağlayacak bir teknoloji fuarı daha olmadığını söyledi.

“En büyük zenginliğimiz genç nüfusumuz”

Türkiye’nin en büyük zenginliğinin petrol ve yeraltı kaynakları değil, genç nüfus olduğuna değinen Gezeravcı, şunları kaydetti:

“Birazcık ders yoğunluklarınız bittiği zaman belki yaz döneminde göz atacağınız uluslararası kaynaklarda farklı entelektüel bilgiler var. Dünyada şu anda en korkulan potansiyel toplumsal problemlerden bir tanesi ülkelerin giderek artan yaş ortalamaları ve giderek azalan nüfusları, genç nüfusları özellikle.”

Türkiye’nin 100 yıllık tarihinde ilk defa bir astronot seçim süreci başlattığını kaydeden Gezeravcı, şöyle devam etti:

“Bize en yakın coğrafyada Avrupa Uzay Ajansı var. 27 ülkeden oluşan bir çatı organizasyon. Yıllardır uzay alanında faaliyet gösteriyorlar, astronotlarını seçip uzaya gönderiyorlar. 2020 yılında bir astronot sınıfı daha seçmeye karar vermişler. Seçilen yeni astronot sınıfının halkla paylaşılacağı gün Avrupa Uzay Ajansının başkanı haklı bir mutlulukla, ‘uzay farkındalığını o kadar üst düzeye çıkardık ki 27 Avrupa ülkesinden tam 22 bin vatandaş bu sürece başvurdu.’ dedi. Bizim 100 yıllık tarihimizde ilk defa yaptığımız bu sürece tek bir ülkeden tek seferde 36 bin vatandaşımız başvurdu.”

“Başarabileceğinize inandığınız halde sizi alıkoymaya çalışan insanlardan uzak durun”

Gezeravcı, teknolojinin değişmesi vesilesiyle insanların bulundukları coğrafyayı dahi terk etmeden mevcut zihin gücünü farklı alanlara tatbik edebildiğini vurgulayarak, “Bu işlerin yapılmasında genç nüfus, genç beyinler müthiş şekilde öne çıkıyor. Roket eğitimlerinde bizi 11 ay boyunca hazırlayan, bütün o kapsülün eğitimlerini veren, bizi uzaya götüren ve geri getiren operasyonun içerisindeki arkadaşlarımızın yaş ortalaması 26. Lütfen taşıdığınız potansiyelden zerre kadar kuşkuya düşmeyin ve bünyenizde barındırdığınız bu potansiyeli sorgulayan insanlardan, yapabileceğiniz işleri başarabileceğinize inandığınız halde sizi bu yoldan alıkoymaya çalışan insanlardan uzak durun.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-malatyada-ogrencilerle-bulustu/feed/ 0
CHP Milletvekili Türker Ateş: Eğitimdeki Reformlar İçler Acısı Halde https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-turker-ates-egitimdeki-reformlar-icler-acisi-halde/ https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-turker-ates-egitimdeki-reformlar-icler-acisi-halde/#respond Thu, 01 Aug 2024 08:36:22 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28883 (ANKARA) – CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, iktidarın eğitim politikaları ve son olarak açıklanan müfredat programını eleştirerek, “Ülkemizde ideolojik yönü ağır basıp, ayakları yere basmayan reformlarla eğitimde geldiğimiz nokta içler acısı halde. 4+4+4 sisteminde okula başlayan kuşağın yüzde 17’sinin 10 yıl sonra ne eğitimine devam ettiği, ne de istihdam içinde yer aldığı görüldü. Hükümetin oldubittiye getirdiği, çağdaşlıktan uzak, değişen dünyanın ihtiyaçlarını dikkate almayan eğitim politikaları ve ekonomideki basiretsizlikle ev genci gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ekonomik krizlerle artan çocuk işçiler de cabası” dedi.

CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, eğitimde uygulanan yanlış politikalar sonucu yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Ateş, OECD’nin 2022 yılı verilerine göre; Türkiye’de ne eğitimde ne istihdamda yer alan 15-19 yaş grubu gençlerin oranının yüzde 16,7 olduğunu belirterek, “Bu oran ile Türkiye, Şili ve Güney Afrika’yı bile geçmiş durumda; OECD sıralamasında 4. sırada. Erkeklerde oran yüzde 12,5 iken kızlarda yüzde 21,3’e ulaşıyor. Türkiye ayrıca, 20-24 yaş grubunda yüzde 33,3 oranıyla sıralamada Güney Afrika’nın ardından ikinci sırada yer alıyor. TÜİK’in 2023 yılı verileri 15-24 yaş grubunda ise bu oranın yüzde 22,5 olduğunu gösteriyor. Sadece bu veriler bile eğitim sistemimizdeki yetersizliklerin önemli bir yansıması” ifadelerini kullandı.

PİSA TESTİ ORTADA; ULUSLARARASI REKABET ŞANSIMIZ DÜŞÜK

Ülkeler arası rekabet için değişen dünyanın ihtiyaç duyduğu yeterlikler bir yana Türkiye’nin yeni kuşaklarına eğitimde temel becerileri bile kazandırmaktan uzak olduğuna dikkat çeken Ateş, “Bu durumu OECD’nin 15 yaş öğrencilerde yeni ekonomide ihtiyaç duyulan becerileri ölçen PİSA test sonuçları somut olarak gösteriyor. İleri seviyedeki öğrencilerimizin oranı matematik alanında yüzde 5, fen alanında yüzde 4 ve okuma alanında yüzde 2 oldu. Öğrencilerin büyük kısmı okuduğunu anlamıyor, problem çözemiyor. Bu göstergelerle uluslararası rekabette şansımız son derece düşük” dedi.

REFORM ÖNCESİNİN GERİSİNE DÜŞÜLDÜ

Ateş, iktidarın uygulamaya koyduğu 4+4+4 sisteminin de başarılı olmadığını vurguladı. Son açıklanan müfredat programını da eleştiren Ateş şunları dile getirdi:

“2015 yılında; 4+4+4 modeline geçiş sonrasında yapılan ilk PİSA testinde 2012 performansına kıyasla Türkiye, keskin bir gerileme yaşamış. 2012’de alınan okuma puanını 2022 yılı itibarıyla bile yakalayamamışız. Ülkemizde ideolojik yönü ağır basıp, ayakları yere basmayan reformlarla eğitimde geldiğimiz nokta içler acısı halde. 4+4+4 sisteminde okula başlayan kuşağın yüzde 17’sinin 10 yıl sonra ne eğitimine devam ettiği, ne de istihdam içinde yer aldığı görüldü. Hükümetin oldubittiye getirdiği, çağdaşlıktan uzak, değişen dünyanın ihtiyaçlarını dikkate almayan eğitim politikaları ve ekonomideki basiretsizlikle ev genci gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ekonomik krizlerle artan çocuk işçiler de cabası. Yeni reform iddiasıyla kimseyi kandırmayın, daha fazla insanın geleceğini çalmayın. Müfredatta radikal değişiklikler geri dönüşü olmayan sonuçlara neden olacak. Bir an önce genç kuşağa dünya ile rekabete uygun beceriler kazandırmaya başlayın.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-turker-ates-egitimdeki-reformlar-icler-acisi-halde/feed/ 0
Mersin’de Atatürk Parkı Sağlıklı Yaşam Danışma Merkezi Hizmete Açıldı https://www.haber28.com.tr/mersinde-ataturk-parki-saglikli-yasam-danisma-merkezi-hizmete-acildi/ https://www.haber28.com.tr/mersinde-ataturk-parki-saglikli-yasam-danisma-merkezi-hizmete-acildi/#respond Sat, 27 Jul 2024 22:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27925 (MERSİN) – Mersin Büyükşehir Belediyesi, Tarsus’ta ‘Atatürk Parkı Sağlıklı Yaşam Danışma Merkezi’ni hizmete açtı. 18 yaş üstü bireylerin hafta içi 09.00-18.00 saatleri arasında faydalanabileceği merkezde fizyoterapist, diyetisyen ve psikolog eşliğinde hizmet verilecek. 16-18 yaş aralığındaki bireyler ise merkezin sadece psikolojik destek hizmetinden yararlanabilecek.

Atatürk Parkı Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde hafta içi her gün 09.00-18.00 saatleri arasında hizmet verdiklerini ve fibromiyalji, skolyoz gibi tanıları olan bireylere destek olduklarını belirten Fizyoterapist Tayfur Çelik, “Kas ve eklem ağrısı olan vatandaşların ağrılarını azaltmak, skolyoz tanısı almış bireylerin postürünü düzeltmek amacıyla egzersiz danışmanlığı veriyoruz. Ayrıca hamilelerin gebelik sürecini daha rahat atlatabilmeleri için nefes eğitimi, omurga sağlığı eğitimi, pelvik taban kaslarını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Kısacası tüm vücut sağlığını önemsiyor ve ihtiyaç duyan vatandaşlarımızı bekliyoruz” diye konuştu.

Beslenmenin, hayatın her noktasında çok önemli role sahip olduğunu ve merkeze gelen kişilere özel beslenme programları hazırlayacaklarını belirten Diyetisyen Gaye Saban, “Özellikle obezite, diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların yönetilmesi noktasında beslenme danışmanlığı veriyoruz. Yeme bozukluğu olan kişilerin, obeziteye sahip olan bireylerin de, yine beslenme noktasında eğitimlerini sağlıyoruz. Türkiye’de 3 kişiden biri obez kategorisinde. Beslenme danışmanlığıyla bu tarz rahatsızlıkların, kronik hastalıkların önüne geçmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Psikolog Ali Barış Karamık ise pandemi sürecinin ardından evlere kapanmaların artması ve toplumda korku, kaygı, panik, endişe gibi durumların çok görülmesinden dolayı kaygı bozukluğu, panik atak, anksiyete, depresyon gibi rahatsızlıkların oldukça fazlalaştığını söyledi. Karamık, “Biz de burada bu gibi durumlara bireysel danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Bununla birlikte sınav sürecinin uzamasından dolayı, sınav kaygısı taşıyanlara da yardımcı oluyoruz. Bundan dolayı 16-18 yaş arasındaki bireylere de psikolojik destek hizmeti veriyoruz. Ayrıca aile içi iletişimin çözülmesi, aile içi sorunların çözülmesine destek olmak amacıyla, aile danışmanlığı desteği de veriyoruz. Ruh sağlığı da beden sağlığı kadar önemli. Bu anlamda destek almak isteyen bütün danışanları merkezimize bekliyoruz” dedi.

“BURADAKİ HİZMET ÇOK GÜZEL, ÇOK MEMNUN OLDUM”

Büyükşehir’in verdiği hizmeti duymasının ardından danışan olarak başvurduğunu kaydeden Emel Yıldırım, devamlı psikoloğa gittiğini ama kendini iyi hissetmediğini söyledi. Büyükşehir’in genç ve profesyonel kadrosunun kendisine enerji verdiğini belirten Yıldırım, “Buradaki hizmet çok güzel, çok memnun oldum. Güler yüzlüler, neşeliler, bana enerji verdiler. Benim enerjim biraz düşük, onlardan güzel enerji aldım, memnunum. Böyle bir imkanı sağladığı için de başkanımıza çok teşekkür ediyorum” diyerek, ihtiyaç duyan herkesin gelmesini tavsiye etti.

“HOCALARIMIZ BİZE POZİTİF ENERJİ VERİYORLAR”

Dizlerinde yaşadığı ağrılardan dolayı sık sık parkta yürüyüş yaptığını ve merkezi de bu sayede gördüğünü belirten Songül Giriş, “Dizlerimde çok şiddetli ağrılarım olduğu için bu merkeze kayıt oldum. İyi ki geldim, çünkü faydasını görüyorum. Hocalarımız bize pozitif enerji veriyorlar”  ifadelerini kullandı. Spor yapmayı çok sevdiğini ve artık ağrılarının azalması sayesinde daha rahat spor yaptığını sözlerine ekleyen Giriş, “Bu tür merkezlerin çoğalmasını canı gönülden istiyorum. Ayrıca böyle güzel parklarda, doğayla iç içe spor yapmanın keyfini de çok güzel bir şekilde sürdürüyoruz” dedi.

]]> https://www.haber28.com.tr/mersinde-ataturk-parki-saglikli-yasam-danisma-merkezi-hizmete-acildi/feed/ 0 Çocuk Kütüphanesi sayesinde 4 yılda 400 kitap okudu https://www.haber28.com.tr/cocuk-kutuphanesi-sayesinde-4-yilda-400-kitap-okudu/ https://www.haber28.com.tr/cocuk-kutuphanesi-sayesinde-4-yilda-400-kitap-okudu/#respond Wed, 24 Jul 2024 01:12:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27196 Çocuk Kütüphanesi sayesinde 4 yılda 400 kitap okudu

12 yaşındaki Berat Koca, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Çocuk Kütüphanesi’nde 4 yılda 400 kitap okudu

Okuduğu kitaplar sayesinde okuma becerilerini geliştiren Koca, yüzlerce sayfalık kitapları birkaç günde bitirebiliyor

GAZİANTEP – Gaziantep’te yaşayan 12 yaşındaki Berat Koca, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Hasan Celal Güzel Çocuk Kütüphanesi’nin kapısını 8 yaşında aralayarak geride kalan 4 yılda 400 kitap okudu. Okuduğu kitaplar sayesinde okuma becerilerini geliştiren Koca, yüzlerce sayfalık kitapları birkaç günde bitirebiliyor.

Gaziantep’te ilk kez 2016 yılında açılan ve şu anda sayısı 6’ya ulaşan Uygulamalı Çocuk Kütüphaneleri, fırsat eşitliği tanımak için dezavantajlı bölgelere öncelik tanıyor. Açıldığı günden beri Hasan Celal Güzel Çocuk Kütüphanesi’nin on binlerce üyesinden biri olan 12 yaşındaki Berat Koca, şu anda 539 sayfalık kitabı 2 günde bitirebiliyor. Koca, ilgisi ve merakının yanı sıra kelime dağarcığının gün geçtikçe artması sebebiyle de artık yetişkin kitaplarını rahatlıkla okuyabiliyor. Koca’nın en çok etkilendiği yazar ise Jack London.

Çocuk Kütüphanesi’nin fırsat eşitsizliğinin önüne geçtiğini ve artık haritasının kitaplar olduğunu vurgulayan Koca, “Kitaplar yön gösteriyor. Rehberi bulduktan sonra ilerlemek kolaydır. Çocuk kütüphaneleri fırsat eşitsizliğinin önüne geçiyor. Çocukların kitaba erişiminde hayati bir şey ve benim de rehberim oldu” dedi.

“Çocuklar için kesinlikle kitaplar haritadır”

Çocuk Kütüphanelerine gelmeye başlamasının ardından kitap kurduna dönüşen ve ilgisinin bilgilerle farkındalığa dönüştüğünü ifade eden Berat Koca, “Korsanlar hazinelerini bulmaya çalışırken hazine haritalarına bakarlar. Doğru haritayı kullanırsa hazineyi bulur. Dediğim hazine kişinin başarısıdır. Korsan biziz, başarıyı arayan denizci diyebiliriz. Çocuklar için kesinlikle kitaplar haritadır. Çünkü onlara yön gösteriyor. Kitaplar çocuklar için rehberdir. Rehberi bulduktan sonra ilerlemek kolaydır. Çocuk kütüphaneleri benim rehberim oldu. Bilim, kurgu ve fantastik sanatları okuyorum. Açıkçası heyecanlı olduğu için okumayı seviyorum. Bilime merakım var. Merakım gün geçtikçe ilgiye dönüştü ve tam ilgimin doruklarındayken bu kütüphane açıldı. Bu kütüphaneye gelmeye başladığımda ilgim bilgilerle farkındalığa dönüştü ve bilim insanı olmak istediğime karar verdim” diye konuştu.

“Çocuk kütüphaneleri fırsat eşitliği sağlıyor”

Kitaba erişimde Çocuk Kütüphanelerinin çok önemli olduğunu ifade eden Koca, “Fırsat eşitliği, bu çocuk kütüphaneleri bunu sağlıyor. Maalesef günümüzde her ailenin kitap alacak kadar maddi gücü yok. Bu kütüphaneler fırsat eşitliğini koruyor. Çocuk kütüphaneleri genel olarak bu imkanı sağlıyor. Çocukları kitaplarla beslemeyen bir devletin sonu hazindir. Çocuk sayısına göre kütüphane açılması gerekiyor” dedi.

Berat’ın annesi Hatice Koca ise insanların kitaba ulaşmada zorluk yaşadığını belirterek, “Buna gerek bütçe gerek bulunduğun yer fırsat vermiyor. Ama kütüphane olduğu zaman her bilgiyi her araştırdığın konuya kolaylıkla ulaşabileceğin bir alan benim gözümde” diye konuştu.

Çocuk kütüphaneleri birçok fayda sağlıyor

Kütüphaneler 0-12 yaş aralığına hitap ediyor. On binlerce üyesi olan ve sayısı 6’ya ulaşan Çocuk Kütüphanesi’nde çocuklar sadece kitapla buluşmuyor. Mozaik, müzik, resim kursları, drama çalışmaları ve meslek tanıtımları da yapılıyor. Çocuklar hem eğleniyor hem öğreniyor.

Kütüphanenin bir diğer öğrencisi Belinay Kaya, kütüphanede kitap okumanın yanı sıra çeşitli kurslar olduğunu ifade ederek, “Burada mozaik, müzik, resim kursu yani daha çok değer vereceğimiz şeyler var. Kitaptan ibaret değil. Hem kitap okuyoruz hem kurslara gidiyoruz. Kitapları çok güzel. Birçok etkinlik oluyor. Masal saatleri oluyor” şeklinde konuştu.

Kitap okumanın farklı faydalarına değinen Mir Nafi Ünlü ise, “Ben kitap okumadan önce pek hayal kuramazdım. Kitap okuduktan sonra gözümde canlandırmam daha güzel oldu. Kitap okumam konuşmamı da etkiledi. Önceden kekeliyordum ona fayda sağladı. Güzel bir şey tavsiye ederim” ifadesini kullandı.

]]> https://www.haber28.com.tr/cocuk-kutuphanesi-sayesinde-4-yilda-400-kitap-okudu/feed/ 0 MHP Rize Merkez İlçe Başkanı: Çay fiyatı en az 35 lira olmalı https://www.haber28.com.tr/mhp-rize-merkez-ilce-baskani-cay-fiyati-en-az-35-lira-olmali/ https://www.haber28.com.tr/mhp-rize-merkez-ilce-baskani-cay-fiyati-en-az-35-lira-olmali/#respond Tue, 23 Jul 2024 02:48:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27030

GENÇAĞA KARAFAZLI

(RİZE) MHP Rize Merkez İlçe Başkanı Seçkin Memişoğlu, geçen seneki çay fiyatın hayal kırıklığına neden olduğunu belirterek bu sene belirlenecek olan fiyatın en az 35 lira olması gerektiğini söyledi. Memişoğlu, “Ekonomi, bugün yaşam koşulları, çiftçinin hayatını idamı ettirebilmesi için çayın 35 lira bandında bir noktada olması gerekiyor” dedi.

Rize’de geçtiğimiz gün Karadeniz illerinin Ziraat Odası Başkanları, 2024 yılı yaş çay kampanyasına sayılı günler kala hükümetin açıklayacağı yaş çay fiyatı öncesi bir araya geldi. Rize Ziraat Odası Başkanı BünyaminArslan, “Yaş yaprak taban fiyatının ekonomik koşullar ve bölgedeki tarımın sürdürülebilir bölge göçünü önleme adına üreticilerimizin doğduğu yerde doyması için yaş çay taban fiyatının 25 TL olmasını talep ediyoruz” açıklamasında bulunmuştu. MHP Rize Merkez İlçe Başkanı Seçkin Memişoğlu ise fiyatın enfllasyon da düşünülerek en az 35 lira olması gerektiğini söyledi.

“ÇAY ÜRETİLEMEYECEK BİR NOKTAYA GİDİYOR”

Seçkin Memişoğlu, şunları söyledi:

“Rizelinin ve Rizelimizin asıl geçim kaynağı olan çay sezonuna yaklaşmak üzereyiz. Geçen yıla baktığımız zaman enflasyon oranında açıklanan çay fiyatıyla beraber çay üreticimizin ilk ödemesini aldığı Ağustos ayı başında daha cebine girmeden yarı yarıya erimiş olduğunu gördük. Özel sektör, oluşan enflasyon dolayısıyla taban fiyatının üzerinde alımlar yaptı. Bu bir nebzede olsa çay müstahsillerimizi mağduriyetten kurtardı. Her yıl enflasyon oranında açıklanan çay fiyatı ya da enflasyona yakın oranlarda açıklanan çay fiyatı zaman geçtikçe çayın değerini sıfıra yaklaştırdı. Bu durum çay üreticisini her geçen gün daha da mağdur duruma getirdi. Artık çay üreticileri çay arazilerine girmiyor, çaydan bir gelir elde edemiyor. Bunun için çay arazilerine Rize’de yarıcı modeli dediğimiz ama nerdeyse bedavaya daha yakın modelle kiralama yoluna gidiyor. Buna rağmen Rize’de arazilerini kiralayacak üretici bulamıyor, bulamadığı zaman da dalında kalmasın günahtır ve bir de çay diğer tarım ürünleri gibi değil ekilmediği zaman biçilmez, sorun yok değil. Bu çayı bir dönem toplamazsan orman olur, mecbur toplanması lazım. Mecburiyetten çayın değerinde alınmaması nedeniyle çayın her geçen gün kalitesinin azalmasını ve çayın bitme noktasına gelmesine neden oluyor. Özel de Rize’miz genelde ülkemiz için stratejik bir ürün olan çay için ciddi anlamda yeniden bir yapılanmaya ihtiyacı var. Bu durumda çaya gerçek değerini vererek yapılabilir. Gerçek değer verildiği zaman çay üreticisi artık çaydan geçtiğimiz dönemlerde bizim büyüklerimizin, babalarımızın, dedelerimizin yaptığı tarıma doğru gidebilmemiz için çaydan ciddi bir kar elde edebilmemiz lazım. Bugün çay üreticisi çaydan gelir elde edemediği için çiftçiliği bıraktı. Çayın kalitesini bozdu, çay satılamayacak, üretilemeyecek bir noktaya doğru gidiyor. Bunun için fiyat çalışması enflasyona göre değil de çiftçiyi ve çay tarımını yaşatabilecek bir noktada olması gerekiyor.

“GERÇEK ANLAMDA BİR DESTEKLEME GEREKİYOR”

Geçen yılki çay fiyatının baz alınmaması lazım çünkü geçen yıl çay fiyatı açıklanmadan önce 15 lira gibi bir fiyat bekleniyordu, toplumun tamamına göre bu fiyat düşük olmasına rağmen kabul edilebilirdi. 11 lira olarak belirlendi geçen yıl ve daha cebine girmeden yarı yarıya erimiş oldu. Bu yıl ise hesaplarımızı, beklentilerimizi 15 lira artı ve cebimize girmeden sonra ki enflasyona göre belirlememiz lazım, bugünki taban fiyatına göre değil. Buna baktığımız zaman da bugün ki ekonomi, bugünki yaşam koşulları, çiftçinin hayatını idamı ettirebilmesi için çayın 35 lira bandında bir noktada olması gerekiyor. Bu 35 lira taban fiyat verilirken bunun yanında da çaya bir destekleme ödemesi var. Yani bugün bir ton gübre aldığımızda 16 bin lira veriyoruz gübreye ve fiyatlar çok yüksek. 30 kuruş bandında kalmış destekleme, bu gerçekten bugünün şartlarında gülünç bir rakam yani vatandaşımızın bankaya gidip o parayı almasına yetmiyor, yolda harcıyor o parayı zaten. 35 liranın yüzde 13- 14 bandında bir desteklemeye tekamül etmesi için de 5 lira bandına çekilmesi gerekiyor ki vatandaşımız bu noktada gerçek anlamda desteklensin, gübresini alabilsin, mazotunu alabilsin, tarıma başlayabilsin ve çay bir sonra ki nesillere aktarılabilsin.”

]]> https://www.haber28.com.tr/mhp-rize-merkez-ilce-baskani-cay-fiyati-en-az-35-lira-olmali/feed/ 0 TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyonu, ABB Çocuk Meclisi üyelerini dinledi https://www.haber28.com.tr/tbmm-cocuk-haklari-alt-komisyonu-abb-cocuk-meclisi-uyelerini-dinledi/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-cocuk-haklari-alt-komisyonu-abb-cocuk-meclisi-uyelerini-dinledi/#respond Mon, 22 Jul 2024 04:36:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26850 TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Çocuk Hakları Alt Komisyonu, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Çocuk Meclisi üyelerini dinledi ve sorularını yanıtladı.

Çocuk Hakları Alt Komisyonu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu başkanlığında toplandı.

Katırcıoğlu, yaptığı konuşmada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 104. yıl dönümünü kutlayarak, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla andı.

Komisyonun çalışmaları hakkında bilgi veren Katırcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler çocuk haklarının savunulması, evlatlarımızın daha güzel yarınlara kavuşması, üstün yararının sağlanması için çabalarken ne yazık ki yakın coğrafyamızda çocuklarımızın ölümlerini, ırkçılık, katliam ve soykırımını görüyoruz. Bununla ilgili ülke ve toplum olarak büyük bir çaba gösteriyoruz. 21. yüzyıl, dünyanın utanç yüzyılı olarak tarihe geçiyor. İsrail asla başarılı olamayacak. Çünkü sırtını ölüme dayayan bir devlet, devlet değildir. Biz, sırtımızı insana, medeniyetimize, inancımıza dayadık, onlar ise Firavun’a dayadı. İnanıyorum ki bu savaşın kazananı insan, masumiyet ve adalet olacak. Bir dahaki 23 Nisan’da Filistin bir gül bahçesi olacak ve çocukların şenliklerini bütün dünya duyacak.”

ABB Çocuk Meclisi 28. Dönem Başkanı Togay Osman Gedik de TBMM’nin ve milletvekillerinin, çocukların zarar görmemesi için çalıştığına inandıklarını ancak yaşadıkları sorunların bitmediğini dile getirdi.

Gedik, “Ailelerimizle birlikte her gün olumsuz haberler karşısında endişe duyuyoruz. Savaşlar, ekonomik krizler, çevre sorunları devam ediyor. Eşitsizlik, her tür ayrımcılık, ekran zorbalığı, yeterli beslenememek, güvenlik sorunları, çocuk istismarları, çocuk işçiliği, erken yaşta evlendirilmeler, ihmal edilen çocuklarla ilgili tüm olumsuz gelişmeler bizleri de yakından ilgilendiriyor ve üzüyor.” ifadesini kullandı.

Toplantıda, Komisyon Başkanı Katırcıoğlu’nun yanı sıra Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu Başkanı ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Adem Yıldırım ile bazı milletvekilleri, çocukların sorularını yanıtladı.

Cezaevinde bulunan çocuklara ilişkin veriler

Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu Başkanı Yurdunuseven, bir soru üzerine, cezaevinde bulunan çocuklara ilişkin verileri paylaştı.

Yurdunuseven, 0-3 yaş arası 391, 4-6 yaş arası 289 çocuk olmak üzere 0-6 yaş arasında toplam 680 çocuğun cezaevinde annesinin yanında kaldığını kaydetti.

Cezaevinde herhangi bir suçtan dolayı 12-18 arasındaki yaş grubunda 1918’i tutuklu, 136’sı hükümözlü, 877’si hükümlü olmak üzere toplam 2 bin 931 çocuğun bulunduğunu aktaran Yurdunuseven, en çok çocuğun Karatepe, Diyarbakır ve Hatay’daki ceza infaz kurumlarında barındırıldığını belirtti. Yurdunuseven, çocuklardan 2 bin 908’inin adli suç, 23’ünün de terör örgütü suçundan cezaevinde olduğunu anlattı.

Yurdunuseven, 12-18 yaş grubunda 226’sı Suriye, 23’ü Afganistan, 9’u Irak, 15’i de diğer uyruklu olmak üzere toplam 273 yabancı uyruklu çocuğun cezaevinde barındırıldığını ifade ederek, “Biz, küçük ya da büyük olsun cezaevinde bulunan herkese ‘devlete emanettir’ gözüyle baktık. Denetim için birçok cezaevini ziyaret ettik. Durum tespitlerimizi bakanlığımıza iletiyoruz.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-cocuk-haklari-alt-komisyonu-abb-cocuk-meclisi-uyelerini-dinledi/feed/ 0
Umut Kedi, Tren Kazası Sonucu Bacaklarını Kaybetti https://www.haber28.com.tr/umut-kedi-tren-kazasi-sonucu-bacaklarini-kaybetti/ https://www.haber28.com.tr/umut-kedi-tren-kazasi-sonucu-bacaklarini-kaybetti/#respond Sun, 21 Jul 2024 06:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26679 Osmaniye’de 2014’te ön bacakları kesik şekilde tren raylarının yakınında bulunan ve sonrasında tedavi için Ankara’ya getirilen “Umut” kedi 10. yaşına girdi.

Osmaniye’de 2014’te ön bacakları dibinden kesilmiş ve arka ayağı yaralı halde bulunan, bir süre oyuncak araba parçaları kullanılarak hareket etmesi sağlanan Umut tedavi için Ankara’ya gönderildi. Umut, Ankara Kedi Hastanesindeki uzun tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.

Hastanenin Veteriner Başhekimi Tarkan Özçetin’in himayesine aldığı Umut’a, her anına tanıklık eden veteriner hekimlerle birlikte 10’uncu yaş günü kutlaması yapıldı.

Umut’un yeni yaşı, artık evi olan hastanede mumların dikildiği yaş mamadan “pasta” ile kutlandı.

Özçetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yıl önce bir kedinin 2 ön bacağının kökünden kesik halde tren raylarının yakınında bulunduğu haberiyle Umut ile tanıştıklarını anlattı.

Özçetin, “Tren raylarının üstünde bir kedi, kesilen ayakları da kenara bırakılmış, oldukça dramatik ve üzücü bir haberdi. Osmaniye’deki imkanlar yeterli olmadığı için Umut’u hastanemize naklettiler. Umut’un hayata tutunması için yoğun çaba verdik. Umutsuz bir vakaydı ama yaşama azmini görünce biz de Umut ismini verdik.” dedi.

“Bunu sadist ruhlu bir varlığın yaptığından neredeyse eminiz”

Umut’un iddia edildiği gibi tren kazası sonucu 2 bacağını kaybettiğini düşünmediklerini ifade eden Özçetin, şunları söyledi:

“Bir kedinin tren raylarında kalıp sadece iki ön ayağının kesilmesi bize inandırıcı gelmedi. Biraz araştırınca olayın gerçekten öyle olmadığı ortaya çıktı. Umut’un tren kazasından dolayı bu duruma düşmediğini herkes biliyor. Bunu sadist ruhlu bir varlığın yaptığından neredeyse eminiz. Bunu yapan insanlar yarın çocuklara, güçsüzlere yapıyor. Keşke 10 yıl önce bu daha ciddiye alınsaydı da belki bugün yaşadığımız olayları daha az yaşardık.”

Özçetin, Umut’un Ankara’ya geldiğinde yaşam mücadelesi verdiğini, Osmaniye’de geçirdiği ameliyatların uygun şartlarda yapılmadığını, orada oyuncak arabadan geçici ayak takıldığını, Ankara’da geldiğinde ilk olarak o aparatı çıkardıklarını söyledi.

Umut’a yürümesi için protez bacak yapıldığını ama Umut’un bunları reddettiğini, sadece ilk adımlarını atarken kullandığını kaydeden Özçetin, Umut’un zamanla arka ayaklarını kullanarak yürümeye başladığını aktardı.

“Uyutun diyenlere en güzel cevabı 10 yıl sonra Umut veriyor”

Özçetin, 10 yıl önce bazı kişilerin Umut’un uyutulmasını önerdiğini ancak tedaviye devam ettiklerini anlatarak, “Uyutun, o engelli kedi. Yaşamasının anlamı yok dendi. ‘Uyutun’ diyenlere en güzel cevabı 10 yıl sonra yine Umut veriyor” dedi.

Hayvanların can taşıdığının unutulmaması gerektiğine dikkati çeken Özçetin, hayvanların bazı uzuvlarını kaybetmesinin uyutma nedeni olmaması gerektiğini, hekimlerin de bunu en son çare olarak gördüğünü ifade etti.

“Hiçbir problemin çözümü ölüm olmamalı”

Özçetin, “Günümüzde teknoloji gelişti. Her canlının yaşamaya hakkı olduğunu düşünüyoruz. Hiçbir problemin çözümünün ölüm olmaması lazım. Maalesef insanlar birbirlerini öldürerek, hayvan öldürerek bir takım şeylere çözüm bulacaklarını zannediyorlar. Bu geldiğimiz yüzyılda bunların olmaması en büyük dileğimiz.” ifadelerini kullandı.

Özel bakıma ihtiyaç duyan Umut’un hastanede kalmasının sağlığı için daha iyi olduğunu düşündüklerini kaydeden Özçetin, bu konuda yanılmadıklarını belirtti. Özçetin, “Umut’un 10. yılını aslanlar gibi geçiriyoruz. Umarım bir 10 yıl sonra da sizlerle buluşuruz.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/umut-kedi-tren-kazasi-sonucu-bacaklarini-kaybetti/feed/ 0
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı, 23 Nisan Tenis Turnuvası’nda dereceye giren çocuklara madalyalarını verdi https://www.haber28.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediye-baskani-23-nisan-tenis-turnuvasinda-dereceye-giren-cocuklara-madalyalarini-verdi/ https://www.haber28.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediye-baskani-23-nisan-tenis-turnuvasinda-dereceye-giren-cocuklara-madalyalarini-verdi/#respond Sat, 20 Jul 2024 00:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26383 Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’nde yeni hizmet vermeye başlayan Tenis Kortu’nda düzenlenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Tenis Turnuvası’nda dereceye giren çocuklara madalyalarını verdi. Başkan Büyükkılıç, “Geleceğin tenisçilerinin Kayseri’mizde yetişmesi için gerekli çabayı göstereceğiz” dedi.

2024 Avrupa Spor Şehri Kayseri’de spor etkinlikleri ve faaliyetlerinin öncüsü Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. özel gün ve haftalarda düzenlediği spor organizasyonlarına devam ediyor. Bu çerçevede Büyükşehir Spor A.Ş. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel tenis turnuvası düzenledi.

20-23 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen turnuvada 8-14 yaş arası 62 kız, 61 erkek olmak üzere toplam 123 sporcu, kıyasıya mücadele etti. Spor A.Ş. tarafından düzenlenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Tenis Turnuvası, Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi Tenis Kortlarında oynanan final müsabakaları ile sona erdi. Sporun ve sporcunun şehri Kayseri’de nefes kesen tenis maçlarında ödüller sahiplerini buldu. Çocuk sporculara madalyalarını, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç verirken, Başkan Büyükkılıç ayrıca akıllı saat de hediye etti.

Birbirinden güzel mücadelelere ev sahipliği yapan tenis kortlarında sporu ve eğlenceyi bir arada yaşayarak maçlarda dereceye giren çocukları tebrik eden Başkan Büyükkılıç, çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak, “Milli egemenlik bayramımız nedeniyle Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yavrularımıza hediye ettiği bu anlamlı günde çocuklarımızın bayramını tebrik ediyorum” dedi.

“Geleceğin Tenisçilerinin Kayseri’mizde yetişmesi için gerekli çabayı göstereceğiz”

Büyükkılıç, geleceğin tenisçilerinin Kayseri’de yetişmesi için gerekli çabayı göstereceklerinin altını çizerek, “Bugüne özgü olarak da millet bahçemizin içerisinde 8, 9,10,14 dahil yaş grubundaki tenis ile ilgili yarışmalara katılan yavrularımızı hem tebrik ediyorum hem başarılarının devamını diliyorum. İnşallah geleceğin tenisçilerinin Kayseri’mizde yetişmesi için gerekli çabayı göstereceğimizi ifade ediyorum” diye konuştu.

Kapalı tenis kortlarının sayısı artıyor

Tenis severlerden yoğun ilgi gören kapalı tenis kortlarının sayısının arttırılacağını kaydeden Başkan Büyükkılıç, “Kapalı Tenis Kortları’nın da sayısının arttırılması yönünde sizlerden gelen yoğun talep üzerine süreci inşallah ilerleyen dönemlerde sizlerin arzu ettiği doğrultuda harekete geçireceğimizi buradan ifade etmek istiyorum. Sevgili yavrularımızı şimdiden kutluyorum, hayırlı uğurlu olsun diyorum” ifadelerinde bulundu.

Turnuvanın final müsabakalarını Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın yanı sıra, Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Cenani Ayaydın ve Spor A.Ş. Genel Müdürü İbrahim Somtaş da izledi.

Turnuva kapsamında, 8-9 Yaş Kızlar Grubu’nda Jülide Deva Şanlı birinciliği göğüslerken, Eylül Sarı ikinci, Aymine Yakut üçüncü ve Yağmur Dökmeci de dördüncü oldu. 8-9 Yaş Erkekler Grubu’nda ise birinci Doruk Sarı olurken, Ali Kat ikinci, Tan Karadağ üçüncü, Kerem Yavuz dördüncü sırada yer aldı.

10 Yaş Kızlar Grubu’nda Bilge Su Yasdı birinci, Defne Özkan ikinci, Eylül Sadak üçüncü, Servet Kutay dördüncü, 10 Yaş Erkekler Grubu’nda da Sıraç Ayyıldırım birinci, Veli Mete Akbudak ikinci, Ömer Enes Aykas üçüncü, Yasir Tuna ise dördüncü oldu.

11-12 Yaş Kızlar Grubu’nda ise birinciliği Neva Duman kazanırken, Ceylin Nayman ikinci, Sineris Jan Ceylan üçüncü, Gizem Ülger de dördüncü sırada yer aldı. Turnuvada 11-12 Yaş Erkekler Grubu’nda Fatih Uzun birinci, Mehmed Sait Akkaya ikinci, Atlas Mermer üçüncü ve Dağhan Doğan da dördüncü sırada yer buldu.

Jasmin Dila Şanlı’nın birinciliği göğüslediği 13-14 Yaş Kızlar Grubu’nda Erva Özimamoğlu ikinci, Zeynep Önal üçüncü, Nurefşan Başok dördüncü oldu. 13-14 Yaş Erkekler Grubu’nda ise Muhammed Efe Çankaya birinci, Alparslan Yiğit Doğan ikinci, Kerem Özbakan üçüncü ve Ahmet Mantıcı dördüncü sırayı aldı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediye-baskani-23-nisan-tenis-turnuvasinda-dereceye-giren-cocuklara-madalyalarini-verdi/feed/ 0
Kulak Memesindeki Çizgi Kalp-Damar Hastalığı Riskine İşaret Edebilir https://www.haber28.com.tr/kulak-memesindeki-cizgi-kalp-damar-hastaligi-riskine-isaret-edebilir/ https://www.haber28.com.tr/kulak-memesindeki-cizgi-kalp-damar-hastaligi-riskine-isaret-edebilir/#respond Wed, 17 Jul 2024 06:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25926 Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kevser Gülcihan Balcı, “Frank çizgisi” olarak adlandırılan kulak memesindeki çapraz çizginin, artan kalp-damar hastalığı riskine işaret edebileceğini ancak bunun tıpta asla tek başına bir gösterge sayılmadığını söyledi.

Prof. Dr. Balcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kulak memesinde, genellikle çapraz 45 derecelik bir açıda, farklı derinlik seviyeleri bulunan ve adını, bu teoriyi 1973’te geliştiren Dr. Sanders T. Frank’tan alan çizginin, kalp-damar hastalıklarının habercisi olup olmadığına ilişkin bilgileri paylaştı.

Kalp tomografisi, EKG gibi yöntemlerin yeterince gelişmediği dönemde bazı fiziksel değişimlere bakılarak kalp hastalıklarının tespit edilmeye çalışıldığına ve bunlardan birinin de “Frank çizgisi” olduğuna işaret eden Balcı, sonrasında söz konusu çizgi ile ilgili bilimsel çalışmaların da yapıldığını anlattı.

Prof. Dr. Balcı, “Frank çizgisi, kulak memesinde çapraz seyirli bir çizgidir. Günlük hayatımızda belki çok dikkatimizi çekmeyebilir ama buna ilişkin geçmişte yapılan çalışmalar mevcut. Bu çalışmalarda, Frank çizgisine sahip kişilerde, artmış kalp-damar hastalığı ve artmış inme riski olduğu bildirilmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Net bir bilimsel bağlantı kurulamamış”

Bir nedensellik söz konusu olsa da bunun tek başına bir gösterge olmadığını vurgulayan Balcı, şöyle devam etti:

“Frank çizgisi ile ilgili teori, kulak memesinin yapısal bütünlüğünü oluşturan dokuların, aort ve kalp kapaklarında da benzer bir yapıyla ilişkili olduğuna yönelik. Dolayısıyla kulak memesindeki deformasyonun aslında kalp dokularındaki deformasyonun da bir göstergesi olabileceği belirtiliyor. Ancak tam olarak, net bir bilimsel bağlantı kurulamamış.”

“Çizginin varlığı tek başına bir gösterge değil”

Hastaların tek bir fiziksel bulguya göre değil, eşlik eden başka hastalıklara ve laboratuvar değerlerine göre değerlendirildiğine işaret eden Balcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yani bu çizginin varlığı, tek başına bir endişe kaynağı olamayacağı gibi olmaması da kişi de rahatlama sebebi olarak görülmemeli. Kalp-damar hastalığı riskini değerlendirirken tek bir fiziksel bulguyu değil, birçok faktörü dikkate alıyoruz. Bunların başında hipertansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı, birinci derece yakınlarda erken yaşta ortaya çıkan kalp-damar hastalığı, kolesterol, ileri yaş, aktif bir yaşam tarzının benimsenmemesi geliyor.

Dolayısıyla sadece kulak memesindeki çizgi, bize kişide ‘kalp-damar hastalığı vardır veya yoktur’ bilgisini veremiyor. Böyle bir çizgiye sahip olanlar hemen paniğe kapılmamalı, gerçekten bireysel kardiyak risklerinin ne olduğunu bilmek istiyorlarsa uzman bir hekime başvurabilirler.”

“Şeker hastalarının riski çok daha yüksek”

Prof. Dr. Balcı, özellikle diyabetin kalp-damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, “Şeker hastalarının kalp-damar hastalıkları açısından riski, topluma göre çok daha yüksek. Bu nedenle diyabet tanısı alanların mutlaka kardiyoloji muayenesinden de geçmeleri önemli. Yapılan tetkiklerde bir anormallik olmasa bile yılda bir kez periyodik olarak kardiyoloji hekimince değerlendirilmelerini öneriyorum.” diye konuştu.

Erkeklerde 50 yaş altında, kadınlarda ise menopoz öncesi, erken yaşta, kalp krizi, “bypass” ameliyatı gibi operasyonları geçiren birinci derece aile yakını olanların da mutlaka kardiyolojik açıdan değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Balcı, “Ayrıca birinci derece aile yakınında erken yaşta koroner arter hastalığı tespit edilenlerin de ‘ailesel hiperkolesterolemi’ dediğimiz kolesterol yüksekliği açısından da araştırılmalarını öneriyoruz.” açıklamasında bulundu.

Kalp sağlığını korumanın anahtarı, sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme

Prof. Dr. Balcı, sağlıklı yaşam ve dengeli beslenmenin kalp sağlığını korumanın anahtarı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Yediğimiz her şey bizi etkiliyor. Bu nedenle öncelikle sağlıklı beslenmenin bir yaşam rutini haline getirilmesi gerekiyor. Kardiyak hastalıklardan korunma kılavuzunda da defalarca belirtildiği gibi; yeşil sebze ağırlıklı, zeytinyağlı Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesi önemli. Düzenli egzersiz de bu sürecin bir parçası. Haftada en az 3-5 gün, 30-50 dakika arasında tempolu yürüyüş yapılabilir. Sigara, kesinlikle uzak durulması gereken bir faktör.

Ayrıca diyabet, hipertansiyon gibi altta yatan hastalıkların modifiye edilmesi lazım. Çünkü kontrol altına alınmamış diyabet, maalesef ‘ateroskleroz’ dediğimiz, damar duvarlarında daralmayı en çok hızlandıran faktörlerden biri. Bu hastaların şeker ve tansiyon düzeylerinin kontrol altında tutulması büyük önem taşıyor.”

Prof. Dr. Balcı, stresin de kalp-damar hastalıkları açısından risk oluşturduğunu belirterek, “Ömrümüzü uzatmak için stresten mümkün olduğunca uzak durmalıyız.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kulak-memesindeki-cizgi-kalp-damar-hastaligi-riskine-isaret-edebilir/feed/ 0
Mersin’de Uluslararası Çocuk Festivali Başladı https://www.haber28.com.tr/mersinde-uluslararasi-cocuk-festivali-basladi/ https://www.haber28.com.tr/mersinde-uluslararasi-cocuk-festivali-basladi/#respond Tue, 16 Jul 2024 04:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25689 (MERSİN) Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl ilkini yaşama geçirdiği ‘Uluslararası Çocuk Festivali’, kent merkezi ve Tarsus’ta düzenlenen bir dizi etkinlikle başladı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ coşkusunu tüm kente yayacak Uluslararası Çocuk Festivali başladı. Kent merkezinde Özgecan Aslan Barış Meydanı’nın yanı sıra Silifke, Anamur gibi ilçelerde de kutlanacak ve 4 gün sürecek festivalin ilk günü, Tarsus Kültür Park’ta kutlandı.

İTFAİYECİ EĞİTİMİ VERİLDİ

Kültür Park’ta Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından kurulan çocuk oyun parkurunda çocuklar eğlenceli anlar yaşarken, boyama etkinliğinde de hayal dünyalarını kağıda döktü. Etkinliklerin en ilgi gören stantlarından biri de İtfaiye Dairesi Başkanlığı standı oldu. Özellikle çocuklar için hazırlanan itfaiyeci eğitim çocuk parkuru miniklerin ilgi odağı olurken, köpekli arama-kurtarma ekibinin gösterileri izleyenlerin beğenisi topladı. Mersin İtfaiyesi’nin maskotu Ateş ve Su ise yoğun ilgi çekti.

KİTAP HEDİYE EDİLDİ

Etkinlikte, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Kitobüs Gezici Kütüphanesi ile ilkokul ve ortaokul yaş grubuna uygun çocuklara kitap hediye edilirken, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nın gözlem teleskobu ile çocuklar, güneş patlamaları ve güneş hareketlerini gözlemledi. Tarımsal Hizmetler Dairesi öncülüğünde gerçekleşen atölye çalışmasında ise çocuklara, çiçek dikimi öğretilirken, toprağın ve doğanın önemi de anlatıldı.

SU DENEYİ YAPILDI

Çocukların su kaynaklarını verimli kullanması ve su tasarrufunu öğrenmesi için MESKİ bünyesinde çocuklar, suyun pH değerini ölçmek için su deneyi yaparken, Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nın gezici trafik mobil aracı ile çocuklara trafik kurallarına uymanın önemini anlatmak için animasyon izletildi. Animasyon ekibi ile birlikte dans eden çocuklar, şişme oyun gruplarında eğlenceli anlar yaşarken etkinlik alanı, her yaştan vatandaştan büyük beğeni topladı. Alanda çocuklara patlamış mısır, balon ve pamuklu şeker dağıtılırken Sosyal Hizmetler Dairesi ekipleri tarafından da limonata ikramı yapıldı.

ÜRETİCİ KADIN STANTLARI BU KEZ ÇOCUKLAR İÇİN KURULDU

Kent merkezinde yürütülen etkinliklerin bir diğer adresi de Özgecan Aslan Barış Meydanı oldu. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın uzun süredir yürüttüğü projesi Kadın Üretici Stantları’nda bu kez çocuk ürünleri satışa sunuldu. Stantların ilgi odağında ise Büyükşehir Belediyesi’nin Engelsiz Yaşam Parkı’nda özel gereksinimli çocukların anneleri ile birlikte hazırlamış olduğu ürünler yer aldı.

Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu, 23 Nisan Uluslararası Çocuk Festivali’ni Tarsus’tan başlattıklarını dile getirerek, şunları söyledi:

“350 ÇOCUĞUMUZ GÖSTERİ YAPMAK İÇİN MERSİN’E GELECEK”

“Çocuklarımızın her gününün böyle geçmesi için çalışıyoruz. Mersin’de Özgecan Aslan Barış Meydanı kutlama alanımız. Tarsus’ta da Kültür Park’ta kutlamalarımıza başladık. Cumartesi günü olmasını avantaja çevirdik. Salı gününe kadar 23 Nisan kutlamalarımız devam edecek. Bu yıl hem yurt içinden hem yurtdışından 350 çocuğumuz gösteri yapmak için Mersin’e gelecek. Çocuklarımız çok hareketli. Onları böyle rengarenk ve mutlu gördüğümüzde biz de mutlu oluyoruz. Hepimizin özlediği bir ortam.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/mersinde-uluslararasi-cocuk-festivali-basladi/feed/ 0
Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti 36. Yılını Kutluyor https://www.haber28.com.tr/firat-havzasi-gazeteciler-cemiyeti-36-yilini-kutluyor/ https://www.haber28.com.tr/firat-havzasi-gazeteciler-cemiyeti-36-yilini-kutluyor/#respond Mon, 15 Jul 2024 06:36:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25531 Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’nin (FHGC) 36. yıl dönümünde açıklamalarda bulunan Başkanı Serkan Gürtürk, “Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti, Mehmet Topal, Aydın Meral, İsmet Turan, Ahmet Kaya, Coşkun Bingöl, Şükrü Kacar ve Şeref Tan gibi duayen gazeteciler tarafından kurulan köklü bir kuruluş. Gazetecilik meslekleri yanında şehrimizin her alanda kalkınması ve gelişmesinde önemli roller üstlenen meslektaşlarımızın kurup bugüne getirdikleri Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetimizin 36. kuruluş yıldönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz” dedi.

Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti (FHGC), 36 yaşına girdi. Yeni yaş günü sebebiyle FHGC Başkanı Serkan Gürtürk, bir açıklama yaptı. Başkan Gürtürk, yaptığı açıklamada, Gazetecilik meslekleri yanında kentin her alanda kalkınması ve gelişmesinde önemli roller üstlenen gazetecilerin kurup bugüne getirdikleri Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’nin 36. kuruluş yıldönümünü kutlamanın gururunu yaşadıklarını ifade etti.

21 Nisan 1988 tarihinde gazeteci Mehmet Topal’ın başkanlığında kurulan ve bugüne kadar çok sayıda hizmete imza atan Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’nin sayısız gazetecinin yetişmesinde önemli rol üstlendiğini belirten Başkan Gürtürk, “Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti, Mehmet Topal, Aydın Meral, İsmet Turan, Ahmet Kaya, Coşkun Bingöl, Şükrü Kacar ve Şeref Tan gibi duayen gazeteciler tarafından kurulan köklü bir kuruluş. Gazetecilik meslekleri yanında şehrimizin her alanda kalkınması ve gelişmesinde önemli roller üstlenen meslektaşlarımızın kurup bugüne getirdikleri Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetimizin 36’ncı kuruluş yıldönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Meslekte bizlere rehber olan ve yetişmemizde önemli fedakarlıkları olan gazetecilerimizin 36 yıl önce attıkları tohum, bugün daha da büyüyen ve üye sayısıyla önemli bir noktaya gelen bir çınara dönüştü. Basın-yayın sektöründe çalışan meslektaşlarımızın sorunlarını her platformda gündeme getirerek çözümleri konusunda gayret gösteren cemiyetimizi, daha da güçlendirmek ve üyelerimize birçok alanda imkanlar sunma adına çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz ” dedi.

“Merhum Mehmet Topal’ın isminin basın müzesine verilmesini öneriyoruz”

Cemiyetin kurucu başkanı olan merhum Mehmet Topal’ı rahmetle andıklarını dile getiren Başkan Gürtürk, “Garip bir tevafuk ki Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’nin kuruluş günü olan 21 Nisan 1988 aynı zamanda kurucu başkanımız merhum Mehmet Topal’ın da vefat günü. Hem cemiyetimize hem de meslektaşlarımıza önemli katkılarının yanında ilimizde basın müzesi açılması yönünde yetkililere sürekli çağrıda bulunan Mehmet Topal başkanımızın bu çağrısı ile birlikte dönemin Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Semih Erdem ve yönetim kurulu üyelerinin girişimleri sonucu Belediye Başkanımız Şahin Şerifoğulları tarafından karşılık buldu ve kendisi hayatta iken vefatından dört ay önce Harput’ta Basın Müzesi’nin açılışı gerçekleştirildi. Bu önemli hizmete vesile olan merhum Mehmet Topal’ı şükran ve minnetle anarken, bu hizmeti hayata geçiren Belediye Başkanımız Sayın Şahin Şerifoğulları’na teşekkür ediyoruz. Yine bu hizmete fikirleri ve fiili destekleriyle vesile olan merhum Mehmet Topal’ın isminin yaşatılması amacıyla söz konusu müzenin adının “Gazeteci Yazar Mehmet Topal Harput Basın Müzesi” olması konusunda yetkililerden destek bekliyoruz. Bu vesileyle Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetimiz kuruluşunun 36’ncı yıldönümünü kutlarken, vefatının birinci yıl dönümünde kurucu başkanımız merhum Mehmet Topal’ı rahmet, şükran ve minnetle yad ediyorum” diye konuştu. – ELAZIĞ

]]>
https://www.haber28.com.tr/firat-havzasi-gazeteciler-cemiyeti-36-yilini-kutluyor/feed/ 0
Konak Belediyesi’nden 23 Nisan kutlaması https://www.haber28.com.tr/konak-belediyesinden-23-nisan-kutlamasi/ https://www.haber28.com.tr/konak-belediyesinden-23-nisan-kutlamasi/#respond Mon, 15 Jul 2024 03:48:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25489 Konak Belediyesi’nin Zeytinlik ve Mersinli Semt Merkezi’nde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, minik kursiyerlerin gösterileriyle kutlandı. Etkinliğe, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun konuğu, sevilen oyuncu Mert Fırat da katılarak tüm davetlilere sürpriz yaptı.

Konak Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı olarak hizmet veren Zeytinlik Semt Merkezi ile Mersinli Semt Merkezi’nde23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı minik kursiyerlerin gösterileriyle kutlandı. İlk olarak Zeytinlik Semt Merkezi’nde yapılan bayram etkinliğine Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun yanı sıra sevilen oyuncu Mert Fırat, Konak İlçe Halk Eğitim Müdürü Hüseyin Akpınar, Müdür Yardımcısı Erdoğan Ünlü, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve veliler katıldı.

MUTLU: ETKİNLİKLERİMİZ DAHA DA ÇEŞİTLENECEK

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından törenin açılış konuşmasını yapan Başkan Mutlu, miniklerin bayramını kutladı. Çocuklara bir de sürprizi olduğunu belirten Mutlu, ünlü oyuncu Mert Fırat’ın da kendileriyle birlikte olduğunu ve bayram kutlamasına eşlik edeceğini söyledi. Başkan Mutlu, “23 Nisan kutlaması için dünya güzeli çocuklarımızın gösterisini ünlü sanatçı Mert Fırat’la, meclis üyelerimizle, sevgili dostlarımızla birlikte izlemeye geldik. Semt merkezlerimizdeki etkinlikler bundan sonra kültürel-sanatsal olarak da çok daha farklı, çok daha sizleri tatmin edecek şekilde çeşitlenecek.Burada sizlerle olduğumuz için çok mutluyum. Önümüzdeki günlerde daha güzel etkinliklerle buluşmak üzere Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun” dedi.

Başkanın konuşmasının ardından etkinlik, 7-11 yaş arası jimnastik grubunun gösterisiyle devam etti.  Heyecanları gözlerinden okunan minikleri Mert Fırat’la birlikte ilgiyle izleyen Başkan Mutlu, sonrasında 3-6 yaş Oyun Odası grubunun şarkılar eşliğinde yaptıkları dansı izledi. Bayram kostümleri içinde birbirinden sevimli çocukların sevgi çemberi içinde kalan Başkan Mutlu, tüm çocukları başarılı gösterilerinden ötürü kutladı.

İKİ KURUM UYUM İÇİNDE ÇALIŞIYOR

Zeytinlik Semt Merkezi’nin ardından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkusu Mersinli Semt Merkezi’nde devam etti. Miniklerin gösterisinden önce konuşan Halk Eğitim Müdürü Hüseyin Akpınar, dünyada ilk kez çocuklara Atatürk tarafından bir bayram hediye edildiğini hatırlatarak, çocuklarla birlikte her yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşku içinde kutladıklarını belirtti. Akpınar, “Çocuklarımız Mustafa Kemal Atatürk’e yakışır olarak bu bayramı kutlamakta. Biz de burada açtığımız kurslara gelen çocuklarımızın etkinliğini izlemek için bir aradayız. Konak Belediyesi’nin semt merkezlerinde açtığımızı kurslarla 3 yaşından 80 yaşına kadar her yaştan vatandaşa hizmet veriyoruz. İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğümüz ile Konak Belediye Başkanımız arasında tam bir uyum ve işbirliği var. İki kurum olarak birlikte hizmet sunmaya çalışıyoruz” diyerek çocukların, eğitimcilerin ve tüm konukların bayramını kutladı.

3-6 yaş Oyun Odası grubundan Fatma Zümra Kaya’nın ‘Geldi 23 Nisan’ şiiriyle başlayan bayram coşkusu miniklerin şarkılar eşliğinde yaptığı danslarla devam etti. Son olarak Atatürk Çocukları Marşı eşliğinde Türk Bayraklarını sallayarak marşa eşlik eden minikler gösterileriyle göz doldurdu. Gösterileri gururla izleyen öğretmenler, anne ve babalar ise etkinlik sonunda çocuklarını ayakta alkışladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/konak-belediyesinden-23-nisan-kutlamasi/feed/ 0
Özgür Özel Bilkent Üniversitesi’nde Gençlerle Buluştu: “Bugün Bekâ Sorunu Her Dört Gençten Üçünün Bavulları Zihninde Toplamış Olmasıdır” https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-bilkent-universitesinde-genclerle-bulustu-bugun-beka-sorunu-her-dort-gencten-ucunun-bavullari-zihninde-toplamis-olmasidir/ https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-bilkent-universitesinde-genclerle-bulustu-bugun-beka-sorunu-her-dort-gencten-ucunun-bavullari-zihninde-toplamis-olmasidir/#respond Sat, 13 Jul 2024 23:36:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25229 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bilkent Üniversitesi Sosyal Demokrasi Topluluğu’nca düzenlenen Gençlik Buluşması’nda; seçimlerde başarılı olmalarının üç nedeninin gençler, eşit temsil ve bilim olduğunu ifade etti. Özel, “Bir ülkenin gerçek sorunu o ülkenin gençlerinin dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurmasıdır. Bugün beka sorunu her dört gençten üçünün  bavulları zihninde toplamış olmasıdır” dedi. Seçimlere genç bir ekiple gittiklerini belirten Özel, “Önümüzde açamadığımız devasa bir kapı vardı kale gibi. Siyasetin başarı kapısı bize kapalıydı. Bir cam tavan vardı başımızın üstünde yüzde 25’lik, kıramıyorduk, kıramıyoruz diye de artık zıplamıyorduk. O devasa siyaset kalesinin, kapalı başarı kalesinin üç anahtarı vardı. Tarihten mirastı. Emanetti. O üç anahtarı üç deliğe soktuk ve teker teker çevirdik. Siyasetin başarı kapısı açıldı” diye konuştu.

Bilkent Üniversitesi Sosyal Demokrasi Topluluğu tarafından Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Konser Salonu’nda Gençlik Buluşması düzenlendi. Gençlik Buluşması’na CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmacı olarak katıldı. Genel Başkan Özgür Özel’e CHP Genel Sekreteri ve aynı zamanda Bilkent Üniversitesi akademik kadrosundan Doç. Dr. Selin Sayek Böke, CHP Parti Meclis Üyesi ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen ve Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner eşlik etti.

“CHP GENEL BAŞKANI VE CHP’NİN BİRİNCİ PARTİ OLDUKTAN SONRA KATILDIĞIM İLK TOPLANTI”

Sözlerine Bilkent Üniversitesi’ne gelmekten duyduğu memnuniyeti anlatarak başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Üniversitelere çok gittim bundan önce de Bilkent Üniversitesi’ne çokça geldim ama bu Genel Başkan olarak ve 47 yıl sonra CHP birinci parti olduktan sonra katıldığım ilk toplantıdır ve bu yüzden benim için çok anlamlıdır” dedi.

“MECLİS’TE TARTIİŞMALI OTURUMLARDA DUYMADIĞIM BİR HEYECANI DUYUYORUM”

Meclis’i kastederek 600 kişilik salona alışkın olduğunu ifade eden Özel, “Meclis’te de 600 tane sandalye var. Genelde bu 600 kişinin 350 kadarının benden hoşlanmamasına alışkınım. Bazen 350’si birden sıra kapaklarına vururken kalp atışımın 60’dan 62’ye çıkmamasına da alışkınım ama burada o kadar çok sevmeyenimin olmadığını da biliyorum. 600 kişinin karşısında o çok zorlu oturumlarda o çok kavgalı oturumlarda sonunda dört tonluk kürsünün devrildiği tartışmalı oturumlarda duymadığım bir heyecanı duyduğumu ifade etmek isterim” dedi.

“14 VE 28 MAYIS SÜRECİNDE BÜYÜK BİR HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADIK VE YAŞATTIK”

CHP’deki değişim sürecine değinen Özel şunları söyledi:

“CHP’de 14 ve 28 Mayıs sürecinde siz  gençlere daha önceden verdiğimiz sözü tutamamanın, Cumhuriyet’in kurucu partisi olup 100’üncü yılında yapılacak seçimlerde Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye’yi yönetecek kadroların; Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına, kurucu liderine husumet duyanlar değil, minnet duyanlar olması gerektiği gerçeği ile bir mücadele verip çok umutlanıp çok umutlandırıp; aslında çok çalışıp sonra da büyük bir hayal kırıklığı yaşadık ve yaşattık.

Sonrasında CHP’de bir kurultay süreci, bizim deyimimizle bir değişim süreci yaşandı. Ben her seçim sonucunun siyasilere yazılan birer mektup olduğunu, sandıktaki kolektif birleşmiş aklın, hatta sandığa gitmeyip konuşmayan aklıbir mesaj verdiğini o mesajı doğru okuyanların siyasette iyiye gittiğini okuyamayanların ise kötüye gittiğini adımın Özgür olduğu inanarak savunan birisiyim.

“SEÇMENİN MESAJINI ALIRSAN DOĞRUYU YAPARSIN, ALMAZSAN TÜKENME SÜRECİN BAŞLAR”

Seçmenin mesajını alırsan doğruyu yaparsın almazsan tükenme süreci başlar. Biz de ‘100 yılın değişimi, değişimin 100 yılı’ sloganıyla yola çıktık. CHP değişmezse seçmenin sandığa gitmeyeceğini, bizi cezalandıracağını katılım oranlarının düşmesinin iktidar partisine yarayacağını ve küskün muhalif seçmenin bize çok ağır bir bedel ödeteceğini düşündük, savunduk, anlattık ve yola çıktık.”

CHP kurullarının yaş ortalaması verilerini de paylaşan Özel, “43 yaş ortalaması olan bir Parti Meclisimiz var. Yaş ortalaması 46 olan bir Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz var. MYK üyelerimiz gölge kabine olarak görev yapıyorlar. 17 bakan ve bir Cumhurbaşkanına karşılık olarak 18 ismin 9’u kadın 9’u erkek. Tayyip Erdoğan burada tek bir kadın görevlendiriyor, ona da diyor ki ‘Sen Aile Bakanı’sın. Sen dışişlerinden, ekonomiden, eğitimden, kültürden anlamazsın sen aileden anlarsın’ diyor kadına. Bizde 9’u kadın 9’u erkek” dedi.

CHP’YE KAPALI SİYASETİN BAŞARI KAPISININ ÜÇ ANAHTARI: GENÇLER, EŞİT TEMSİL VE BİLİM

Bu kadroyla birlikte yerel seçimlere yürüdüklerini kaydeden Özel, “Önümüzde açamadığımız devasa bir kapı vardı kale gibi. Siyasetin başarı kapısı bize kapalıydı. Bir cam tavan vardı başımızın üstünde yüzde 25’lik, kıramıyorduk, kıramıyoruz diye de artık zıplamıyorduk. O devasa siyaset kalesinin, kapalı başarı kalesinin üç anahtarı vardı” dedi ve bu üç anahtarın ne olduğunu şu sözlerle anlattı:

“Üç anahtar tarihten mirastı, emanetti. O üç anahtarı üç deliğe soktuk, teker teker çevirdik  ve siyasetin başarı kapısı açıldı. Bir; Cumhuriyet’i kuran Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’i CHP’nin genel başkanlarına mı emanet etti? Yapabilirdi ama yapmadı. Kendisi aslında askerdi, genel kurmay başkanlarına mı ordu komutanlarına mı emanet etti? Yapmadı. Ne milletvekillerine bıraktı ne de belediye başkanlarına sadece ve sadece gençlere emanet etti. Demek ki başarı kapısının ilk anahtarı gençlere güvenmek, gençlere o emaneti hatırlatmaktı. İlk anahtarı taktık. İkincisi eşit temsildi, kadınların siyasette daha çok olmasıydı. Üçüncü anahtar ise bizi geri bırakan neydi? 200 yıl geç gelen matbaa. Avrupa modern silahlara çalışırken kendi içinde hurafelerle uğraşanlar, donanmayı Haliç’e hapsedenler… Sonra bir gün işgal kuvvetleri geldi sonra beka sorunu. Cumhuriyet bilime, fenne sarıldı. Üçüncü anahtar da bilimdi. Adayları değerlendirirken 330 bin tekil anket yaptık, adaylarımızı 250 bin anketle sahada takip ettik.

“NEREDE GENÇLER VE KADINLAR ADAY OLDUYSALAR BAŞARILI OLDULAR”

‘Nerede gençler ve kadınlar aday olduysalar başarılı oldular’ diyen Özel, “Çıkar çevrelerinin en önemsediği belediyelerde bu örgütün gençlik kollarından gelen 30’lu yaşlarının başlarında iyi eğitimli, liyakatli, yabancı dil bilen, dünyayı bilen, Türkiye’yi gören vizyoner arkadaşlarımız oturuyor. Yani bu seçimi CHP nasıl kazandı diye bakanlar o kapıya takılan üç anahtarı ve o üç anahtarın Cumhuriyet’in kuruluş kodları olduğunu bir Osmanlı İmparatorluğu’ndan genç Cumhuriyet’e geçişte kimlerle başarıldı, kimlerle yüründü, nasıl davranıldıysa onun bize rehber olduğunu bilmelerini isterim” ifadelerini kullandı.

“BİRİLERİ İNGİLİZ ZIRHLISIYLA AYRILDI, BİZİMKİ KURTULUŞU VE KURULUŞU ÖRGÜTLEDİ”

“Bu seçimde en çok seslendiğim ve bir yerden sonra sesimi duyduklarını gördüğüm gençler kazandı ve kazandırdı” diyen Özel, “Bu ülkede beka sorunundan bahsediyorular. Devlet Bey bahseder, Tayyip Bey bahseder. Bir ülkenin beka sorunu geleceğini tehdit eden bir büyük sorun ve çoğunlukla işgaldir. Bu ülke bir defa beka sorunu yaşadı, matbaa 200 yıl geç gelince yedi ülke geldi istila etti, paylaştılar. Beka sorunu olunca birilerini göze alması gerekiyordu. Birilerini çok sevdikleri kırmızı halıyı seriverdiler işgal donanmasına. Bizim her şeyi öğrendiğimiz ve emanetini taşıdığımız Kartal İstimbotu’nun başına çıktı ve yanındaki yaverine ‘geldikleri gibi gidecekler’ dedi. Birileri Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden bindiler gemiye İngiliz zırhlısıyla ayrıldılar. Bizimki Bandırma Vapuru’na bindi, kurtuluşu ve kuruluşu örgütlemeye gitti. O yüzden memlekette beka sorunu olunca kimin nasıl davrandığı belli” dedi.

“KÜRT DEMOKRATLARI DA, YALANDAN VE HARAMDAN BIKMIŞ MUHAFAZAKAR DEMOKRATLARI DA DAVET ETTİK”

“Bugün beka sorunu her 4 gencinden 3’ünün bavulları zihninde toplamış olmasıdır” diyen Özel konuşmasını şöyle sonlandırdı:

“En kötüsü yüzde 62, en yükseği yüzde 78 olmak üzere beşten fazla ankette gençler, ‘imkanım olursa yurt dışına gitmek, oraya yerleşmek ve orada yaşamak istiyorum’ diyor. Bu ülkenin yetişmiş, iyi eğitim almış ya da hak ettiği halde o fırsat eşitliğinden yararlanamamış pırıl pırıl gençleri maalesef dünyanın başka ülkelerine gidiyor. Beka sorunu dünyanın başka ülkelerini Türkiye üzerinde hesap yapması değildir, hayal kurması değildir. O hayalleri geri püskürtmesini bildik biliriz. Bir ülkenin gerçek sorunu o ülkenin gençlerini dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurmasıdır. İşte biz bu seçimlerde hiç olmazsa bir seçim daha geleceğini dünyanın başka yerlerinde değil bu ülkede aramak üzere ya da gitse bile dönmeyi düşünerek, gönlünü hiç olmazsa burada bırakarak gençlere bu ülkede hayal kurmaları için birlikte bir şey yapmayı teklif ettik ve onları çağırdık. Sadece sosyal demokratları davet etmedik; yalandan, haramdan bıkmış muhafazakar demokratları da, öyle kaba saba milliyetçilikle değil ama bu ülkenin yarınlarına, birliğine bütünlüğüne önem veren milliyetçi demokratlarına, bu ülkenin toprak bütünlüğüne saygılı Kürt demokratlarına, ortak bir gelecek hayali kurabilen herkesi Türkiye İttifakı’na davet ettik.

“GÖKKUŞAĞI GİBİ FARKLI RENKLERİN YAN YANA VE BİRBİRİNİN İÇİNE VE İŞİNE KARIŞMADAN”

Bu ülkede ayrılıkları değil, farklılıkları değil ortaklıkları önemseyenleri, bu ülkede farklılıkları risk, tehdit öteki gibi değil farklılıkları güç olarak görenlerin bir arada olmasını önemsedik. Zaman zaman tuhaf istismarlar yaparlar; biz açık açık söyledik doğanın bilinen en eski ve en saygı duyulan doğa olayı gökkuşağıdır. Farklı renklerin yan yana birbirinin içine ve işine karışmadan durabildiği o gökkuşağının ne kadar önemli olduğunu; Türkiye’nin bütün renkleri kucaklamasının ve bunu ortak değerlerle yapmasının mümkün olduğuna inandık. Bu bütün açılardan bakıldığında Türkiye’nin en önemli sorunuydu.

“YARINLARI YENİDEN KURABİLECEK OLANLARLA BİRLİKTEYİZ”

Hayatımdaki en unutamayacağım günlerden biridir çünkü CHP’nin genel başkanı olduğum ve partinin birinci parti olduğu bir günde gözleri ışıl ışıl ve benim geleceğe yönelik olarak en çok gözünün içine bakmak istediklerimle ve eğer birbirimizin gözünün içine doğru bakıyorsak ve birbirimizi anlıyorsak  birbirimiz için ve ülkemiz için yarınları yeniden kurabilecek olduklarımızla beraberiz.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasını bitirmesinin ardından etkinlik soru-cevap bölümüyle basına kapalı olarak devam etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-bilkent-universitesinde-genclerle-bulustu-bugun-beka-sorunu-her-dort-gencten-ucunun-bavullari-zihninde-toplamis-olmasidir/feed/ 0
Antalya, Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle yaşanan ihracat kaybını doğu ülkeleriyle kapatmaya çalışıyor https://www.haber28.com.tr/antalya-rusya-ukrayna-savasi-sebebiyle-yasanan-ihracat-kaybini-dogu-ulkeleriyle-kapatmaya-calisiyor/ https://www.haber28.com.tr/antalya-rusya-ukrayna-savasi-sebebiyle-yasanan-ihracat-kaybini-dogu-ulkeleriyle-kapatmaya-calisiyor/#respond Wed, 10 Jul 2024 07:12:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24597 Antalya Rusya- Ukrayna savaşı sebebiyle yaşanan ihracat kaybını doğu ülkeleriyle kapatmaya çalışıyor

Antalya’da ihracatçılar, yeni pazar arayışında

ANTALYA – Türkiye’nin en önemli domates üretim merkezi Antalya’yı ihracatta Rusya-Ukrayna savaşı etkiledi.

İhracatın yüzde 90’ını Ukrayna’ya yaptıklarını açıklayan İhracatçı Bülent Özdemir, kaybı Doğu Avrupa ülkeleriyle kapatmaya çalıştıklarını açıkladı.

Pazardaki satış oranı yüzde 70 düştü

Yaş meyve ve sebze sektörü içinde geçtiğimiz Ocak ayında en fazla ihracatın domates ürünü ile yapıldığı Antalya’da, Rusya-Ukrayna savaşının yansıması ihracatı düşürdü. İhracatçı Bülent Özdemir, ihracatın olumsuz etkilenmemesi için çözüm arayışına girdiklerini belirterek, “Ramazan Bayramı öncesine kadar özellikle yurtdışında ki çalıştığımız ülkelerde özellikle hava durumundan kaynaklı ciddi bir talep vardı. Şu an çalıştığımız ülkelerde havanın sıcaklığı arttığı için, her ülkenin üretimi pazarlara girmeye başladı. Bu nedenle tabii ki ihracatımız düşmeye başladı. Doğu Avrupa ülkeleri ile beraber Ukrayna ağırlıklı ihracat yapıyoruz. Rusya-Ukrayna arasındaki kriz, pazardaki satış oranını yüzde 70 düşürdü. Ukrayna nüfusu, 45-50 milyon civarındayken, Nüfusun büyük bir bölümü etkilendi.25 milyon kişinin, savaş bölgesinde oldukları için tüketim gücü de zayıf. Biz de ihracatımızın yüzde 90’ını Ukrayna’ya yapıyorduk, günde 3-4 tır çıkış yapıyordu, şimdi günlük ihracat çıkışımız 1 tırı ancak buluyor. Savaşın etkisi bu.”

Bülent Özdemir, üretimde de sorun yaşanıldığına değinerek çiftçiye destek verilmesini talep etti. Özdemir, “Üretim maliyetleri yüksek olunca, dışarıda ki pazarlarla rekabet etme gücümüz sınırlı oluyor, rekabet etmekte sorun yaşıyoruz. Girdi maliyetleri yüksek olunca çiftçimiz de mutlu olamıyor. Çiftçiyi destekleme konusunda bir çalışma yapılırsa çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Bütün dünyada yaşanan maddi sıkıntılar bizim ülkemizi de etkiliyor. Yurt dışından gelen ithal bitki koruma ürünleri, beraberinde petrol fiyatları, domatesin maliyetini yükseltiyor. Şu an ihracat fiyatları, 20-22 TL bandında, piyasada 18 TL Ürünün kalitesine göre fiyatlar artabiliyor ya da azalabiliyor. Tamamen kaliteye odaklı” ifadelerine yer verdi.

Tüm dünyada kriz var

Tüm dünya ülkelerinde ekonomik sıkıntılar yaşandığında dikkat çeken Bülent Özdemir, diğer ülkelerdeki krizlerin de ihracata zarar verdiğini açıkladı. Özdemir, şöyle devam etti: “Yılbaşından beri dikkatimi çeken bir şey var, yurtdışında iş yaptığımız insanların alım gücünün biraz düştüğünü görüyorum. Geçtiğimiz yıllarda günlük 5 tır ihracatımız varken, şimdi 1 tıra düştü. Tahminimce yurt dışında ki müşterilerimizin satın alma gücü ile ilgili. Her gün farklı bir ülkede sıkıntı olduğunu duyuyoruz, siyasi ya da ekonomik sorunlar var. Bu sıkıntılar, insanın alım gücünü düşürüyor.”

“Doğu Avrupa’ya ürün gönderiyoruz”

Ukrayna’nın yerine Doğu Avrupa ülkeleriyle çalışmaya başladıklarının altını çizen Bülent Özdemir, sınır kapısındaki yoğunluk çözülmeden ihracatı gerçekleştirmenin zor olduğunu söyledi. Özdemir, “Ukrayna’nın yerine Doğu Avrupa ülkelerini koyduk, onların da en büyük sıkıntısı ulaşım. Özellikle yılbaşı öncesi ve sonrası ülkemizden çıkan araçlar, sınır kapısındaki yoğunluk nedeniyle, üç gün önce çıkış yapamadı. Üç gün de Bulgaristan’da analize takılıyoruz. Avrupa Birliği girişinde, bitki koruma laboratuvarları kontrollerini yapıyor. Üç gün de oradan kaybımız oluyor. Aracımız 6 gün içinde Bulgaristan’a giriş yapabiliyor. İhracat yaptığımız ülkeye ulaşması 10-12 günü buluyor. 10 gün sonra bizim gönderdiğimiz mal, 3 günde Avrupa’nın kendi ürettiği pazarlardan gelen mallarla rekabet edecek. Ürünlerin belli bir raf ömrü var, bu ömrü biz yılbaşından önce yollarda tükettik. Başka pazarları hedef aldık ama diğer pazarlardan mutlu olan bir ihracatçı göremedim” diye konuştu.

Kapıkule Sınır Kapısı’ndan ayrı bir güzergah oluşturulmalı

Bülent Özdemir, üretici maliyetlerinden önce ihracatçının en büyük sorununun, ulaşım problemi olduğunun altını çizerek, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “En büyük sorun, bizim maliyetlerimizden önce yollarda kaybettiğimiz süre. Bir ürünün %1 fireyle yetişmesinden ziyade %50 çürüklerle karşılaştık. Tüm ihracatçılar aynı şeyden şikayetçi. Sınır kapılarındaki yoğunluğu biraz azaltabilirsek, 3-4 gün beklediğimiz süreyi bir güne indirebilirsek, kapılar açıldığında da mallarımızı temin edecek olan ülkeye 5-6 gün içinde ulaşabilirsek, tüm sıkıntıları aşarız. Kapıkule Sınır Kapısı’nda sağlam bir iyileştirme yapılması lazım, soğutucu cihazlı araçlara, yaş meyve sebze ve gıda taşıyan araçlara ayrı bir güzergah oluşturulması gerekiyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalya-rusya-ukrayna-savasi-sebebiyle-yasanan-ihracat-kaybini-dogu-ulkeleriyle-kapatmaya-calisiyor/feed/ 0
Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu Tanıtıldı https://www.haber28.com.tr/turkiye-is-bankasi-19-istanbul-yari-maratonu-tanitildi/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-is-bankasi-19-istanbul-yari-maratonu-tanitildi/#respond Tue, 09 Jul 2024 23:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24478 Bu yıl 28 Nisan Pazar günü koşulacak olan Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu için tanıtım toplantısı düzenlendi. Geçen yıl 12 bin kişinin kayıt yaptırdığı maratona bu sene 16 bin kişi kaydoldu. Ayrıca bu sene ilk defa 16 yaş ve üstü gençler de yarı maratonda koşacaklar.

Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu, bu yıl 28 Nisan Pazar günü koşulacak. Avrupa’da “Gold Label” kategorisinde yer alan dört yarı maratondan biri olan ve bu sene 100. kuruluş yıldönümünü kutlayan Türkiye İş Bankası’nın isim sponsorluğunda koşulacak olan İstanbul Yarı Maratonu’nun tanıtım toplantısı İBB Maltepe Kenan Onuk Atletizm Pisti’nde yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından düzenlenen Türkiye İş Bankası 19. İstanbul Yarı Maratonu, 28 Nisan Pazar günü Tarihi Yarımada parkurunda koşulacak. “En Hızlı Yarı” sloganıyla start alacak maratona ise rekor başvuru oldu. Geçen yıl 12 bin kişi kayıt yaptırırken, sayı bu sene 16 bini buldu.

Renay Onur: “Bu sene ilk defa 16 yaş ve üstü çocuklar gençler de yarı maraton koşuyor olacaklar”

Spor İstanbul Genel Müdürü İ. Renay Onur, “28 Nisan’da Türkiye İş Bankası 19. Yarı Maratonu’nu yapacağız. Geçen yıl 100. yıl coşkusuyla koştuk. Bu yılda Türkiye’nin en köklü kurumlarından bir tanesi olan İş Bankası’nın 100. yılında hep beraber koşuyor olacağız. Bu sene rekor bir katılımla koşuluyor olacak. Geçen yıl 12 bin olan katılımcı sayısı bu sene 16 bine çıktı. Bu sene bir ilke daha imza attık. Bu sene ilk defa 16 yaş ve üstü çocuklar gençler de yarı maraton koşuyor olacaklar. Bu yaş sınırı daha önceden 18 idi. Maratonumuz Yenikapı’dan başlayıp Yenikapı’da bitecek 21 kilometre etabı. Bunu koşamam diyenlere 10 kilometre etabı olmak üzere iki kategori var. 72 farklı ülkeden katılımcıyı görüyor olacağız Eğer koşmuyorsanız kenarlardan izliyorsanız rengarenk keyifli bir katılım olacak. Bu yıl yarı maratonumuzda, maratonumuzda da olduğu gibi yine yardımseverlik koşusu yapılıyor. 34 farklı sivil toplum kuruluşları için koşan kişiler olacak. Yaklaşık bin 500 gönüllü koşucuyu izliyor olacağız. İstanbul Yarı Maratonunda yardımseverlik koşusu 2020’de başladı. Bugüne kadar 12 milyon TL bağış toplandı” dedi.

Renay Onur, ilk 5’e giren kadın ve erkeklere eşit olmak üzere para ödülü verildiğini, ayrıca Türkiye’den katılan ve dereceye giren sporculara da para ödülü ve sponsorlardan çeşitli ödüllerin verileceğini açıkladı.

Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar da, “İş Bankası’nın sponsorluğu diğer bankaların da inşallah diğer maratonlara sponsorluğunu getirir. Çünkü dünyada atletizmin büyük organizasyonlarının destekçileri birer bankalardır. İstanbul Yarı Maratonumuz aynı zamanda kotaya katkı veriyor. Ama bayanlarda kota tamamen doldu, artık kota derecesi isteniyor. Onun için yarı maratonda kotaya puan verilemiyor ama erkeklerde 7 sporcumuz var, 7 sporcudan ikisi de bizim sporcumuz. İnşallah bu haftaki yarışmalardan sonra durumlarına göre buradaki yarışta da bizlerle birlikte olacaklar” diye konuştu.

Sezgin Lüle: “Bankamızın 100. yılında böyle bir etkinliğe destek veriyor olmanın gururunu yaşıyoruz”

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, “Bu yıl yine Atatürk’ün vizyonuyla Cumhuriyetten bir yıl sonra kurulan Türkiye İş Bankası’nın 100. yılını kutluyoruz. Dolayısıyla bizim için Cumhuriyet’in 100. yılı sonrasında bankamızın 100. yılında böyle bir etkinliğe destek veriyor olmanın, bunu devam ettirmenin gururunu yaşıyoruz. Kuruluşundan bu yana aslında bankamız, Türkiye’nin ilk milli bankası olarak ülkenin ekonomisine, kalkınmasına, sürdürülebilir kalkınmayı sağlama konusunda aldığı inisiyatiflere toplumun refahının artması konusundaki hep ilk önceliği bu alanlar oldu” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Can Akın Çağlar ise, “2019 yılına kadar İstanbul’da 51 olan spor tesisi sayımızı 5 yıllık süre içerisinde 74’e çıkardık. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde de bu sayıyı ikiye katlamayı hedefliyoruz. Yani 5 yılda geçmişte yapılan tesisin yarısı kadar İstanbul’a tesis kazandırdığımızı memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Ayrıca sadece geçen yıl İstanbul’daki tesislerimizde 3 milyona yakın İstanbullu yararlanmış. Bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ama bu sayının yeterli olmadığını düşünüyoruz, açık alan spor noktası sayısını artırarak, bir bahanenin arkasına sığınmadan tüm İstanbulluları harekete, spor yapmaya, kentin doğasıyla güzellikleriyle buluşmaya davet etmek istiyoruz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-is-bankasi-19-istanbul-yari-maratonu-tanitildi/feed/ 0
Antalya’nın domates ihracatı Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle düştü https://www.haber28.com.tr/antalyanin-domates-ihracati-rusya-ukrayna-savasi-nedeniyle-dustu/ https://www.haber28.com.tr/antalyanin-domates-ihracati-rusya-ukrayna-savasi-nedeniyle-dustu/#respond Tue, 09 Jul 2024 23:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24475 Türkiye’nin en önemli domates üretim merkezi Antalya’yı ihracatta Rusya-Ukrayna savaşı etkiledi.

İhracatın yüzde 90’ını Ukrayna’ya yaptıklarını açıklayan ihracatçı Bülent Özdemir, kaybı Doğu Avrupa ülkeleriyle kapatmaya çalıştıklarını açıkladı.

Yaş meyve ve sebze sektörü içinde geçtiğimiz Ocak ayında en fazla ihracatın domates ürünü ile yapıldığı Antalya’da, Rusya-Ukrayna savaşının yansıması ihracatı düşürdü. İhracatçı Bülent Özdemir, ihracatın olumsuz etkilenmemesi için çözüm arayışına girdiklerini belirterek, “Ramazan Bayramı öncesine kadar özellikle yurt dışındaki çalıştığımız ülkelerde özellikle hava durumundan kaynaklı ciddi bir talep vardı. Şu an çalıştığımız ülkelerde havanın sıcaklığı arttığı için her ülkenin üretimi pazarlara girmeye başladı. Bu nedenle tabii ki ihracatımız düşmeye başladı. Doğu Avrupa ülkeleri ile beraber Ukrayna ağırlıklı ihracat yapıyoruz. Rusya-Ukrayna arasındaki kriz, pazardaki satış oranını yüzde 70 düşürdü. Ukrayna nüfusu, 45-50 milyon civarındayken, son dönemlerde savaşın etkisiyle 25 milyon kişiye kadar geriledi. 25 milyon kişinin, savaş bölgesinde oldukları için tüketim gücü de zayıf. Biz de ihracatımızın yüzde 90’ını Ukrayna’ya yapıyorduk, günde 3-4 tır çıkış yapıyordu, şimdi günlük ihracat çıkışımız 1 tırı ancak buluyor. Savaşın etkisi bu” dedi.

Bülent Özdemir, üretimde de sorun yaşandığına değinerek çiftçiye destek verilmesini talep etti. Özdemir, “Üretim maliyetleri yüksek olunca, dışarıdaki pazarlarla rekabet etme gücümüz sınırlı oluyor, rekabet etmekte sorun yaşıyoruz. Girdi maliyetleri yüksek olunca çiftçimiz de mutlu olamıyor. Çiftçiyi destekleme konusunda bir çalışma yapılırsa çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Bütün dünyada yaşanan maddi sıkıntılar bizim ülkemizi de etkiliyor. Yurt dışından gelen ithal bitki koruma ürünleri, beraberinde petrol fiyatları, domatesin maliyetini yükseltiyor. Şu an ihracat fiyatları 20-22 TL bandında, piyasada 18 TL. Ürünün kalitesine göre fiyatlar artabiliyor ya da azalabiliyor. Tamamen kaliteye odaklı” ifadelerine yer verdi.

Tüm dünyada kriz var

Tüm dünya ülkelerinde ekonomik sıkıntılar yaşandığında dikkat çeken Bülent Özdemir, diğer ülkelerdeki krizlerin de ihracata zarar verdiğini açıkladı. Özdemir, şöyle devam etti:

“Yılbaşından beri dikkatimi çeken bir şey var, yurtdışında iş yaptığımız insanların alım gücünün biraz düştüğünü görüyorum. Geçtiğimiz yıllarda günlük 5 tır ihracatımız varken, şimdi 1 tıra düştü. Tahminimce yurt dışındaki müşterilerimizin satın alma gücü ile ilgili. Her gün farklı bir ülkede sıkıntı olduğunu duyuyoruz, siyasi ya da ekonomik sorunlar var. Bu sıkıntılar, insanın alım gücünü düşürüyor.”

“Doğu Avrupa’ya ürün gönderiyoruz”

Ukrayna’nın yerine Doğu Avrupa ülkeleriyle çalışmaya başladıklarının altını çizen Bülent Özdemir, sınır kapısındaki yoğunluk çözülmeden ihracatı gerçekleştirmenin zor olduğunu söyledi. Özdemir, “Ukrayna’nın yerine Doğu Avrupa ülkelerini koyduk, onların da en büyük sıkıntısı ulaşım. Özellikle yılbaşı öncesi ve sonrası ülkemizden çıkan araçlar, sınır kapısındaki yoğunluk nedeniyle, üç gün önce çıkış yapamadı. Üç gün de Bulgaristan’da analize takılıyoruz. Avrupa Birliği girişinde, bitki koruma laboratuvarları kontrollerini yapıyor. Üç gün de oradan kaybımız oluyor. Aracımız 6 gün içinde Bulgaristan’a giriş yapabiliyor. İhracat yaptığımız ülkeye ulaşması 10-12 günü buluyor. 10 gün sonra bizim gönderdiğimiz mal, 3 günde Avrupa’nın kendi ürettiği pazarlardan gelen mallarla rekabet edecek. Ürünlerin belli bir raf ömrü var, bu ömrü biz yılbaşından önce yollarda tükettik. Başka pazarları hedef aldık ama diğer pazarlardan mutlu olan bir ihracatçı göremedim” diye konuştu.

Kapıkule Sınır Kapısı’ndan ayrı bir güzergah oluşturulmalı

Bülent Özdemir, üretici maliyetlerinden önce ihracatçının en büyük sorununun, ulaşım problemi olduğunun altını çizerek, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı:

“En büyük sorun, bizim maliyetlerimizden önce yollarda kaybettiğimiz süre. Bir ürünün yüzde 1 fireyle yetişmesinden ziyade yüzde 50 çürüklerle karşılaştık. Tüm ihracatçılar aynı şeyden şikayetçi. Sınır kapılarındaki yoğunluğu biraz azaltabilirsek, 3-4 gün beklediğimiz süreyi bir güne indirebilirsek, kapılar açıldığında da mallarımızı temin edecek olan ülkeye 5-6 gün içinde ulaşabilirsek, tüm sıkıntıları aşarız. Kapıkule Sınır Kapısı’nda sağlam bir iyileştirme yapılması lazım, soğutucu cihazlı araçlara, yaş meyve sebze ve gıda taşıyan araçlara ayrı bir güzergah oluşturulması gerekiyor.” – ANTALYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalyanin-domates-ihracati-rusya-ukrayna-savasi-nedeniyle-dustu/feed/ 0
Kalp Krizi Risk Faktörlerinin Belirlenmesi Önemli https://www.haber28.com.tr/kalp-krizi-risk-faktorlerinin-belirlenmesi-onemli/ https://www.haber28.com.tr/kalp-krizi-risk-faktorlerinin-belirlenmesi-onemli/#respond Mon, 08 Jul 2024 04:48:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24179 Medicana International İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sebahattin Ateşal, son zamanlarda çeşitli faktörler nedeniyle kalp krizi geçirme yaşının erkene indiğini, bu nedenle risk faktörlerinin belirlenmesinin, erkenden önlem alınmasının önemli olduğunu bildirdi.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Ateşal, kalp sağlığını koruma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Ateşal, dünya genelinde meydana gelen ölümlerin en önemli nedeninin bulaşıcı olmayan hastalıklar olduğunu, bunlar arasında ilk sıralarda kalp ve damar hastalıklarının yer aldığını belirtti.

Kalp ve damar hastalıklarını erkenden teşhis etmenin rutin tetkiklerle mümkün olduğunu vurgulayan Ateşal, “Kalp damar hastalığına yakalanma açısından yaş önemli bir faktörüdür. Yaşlanma süreci ile atar damarlarda gelişen yağlanma, tıkanma artmakta ve kişilerin kalp krizi geçirme riski artmaktadır. Ama son zamanlarda çeşitli faktörler nedeni ile kalp krizi geçirme yaşı da erkene inmiştir. Bu nedenle risk faktörlerinin belirlenmesi, erkenden önlem alınması önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.

Sigara içme yaşının düştüğüne dikkati çeken Ateşal, yapılan çalışmalarda sigara tüketiminin kalp damar tıkanıklığının hem akut hem kronik sonuçlarını artırdığını gösterdiğini kaydetti.

Ateşal, sigaranın bırakılmasını sağlamanın uzun dönem kalp krizi riskini azaltmak için en etkin tedavi yöntemi olduğunun altını çizerek, sigarayla alkol ürünlerinden de uzak durulması gerektiğini anlattı.

“Toplu taşıma kullanımı hareketi getirir”

Prof. Dr. Ateşal, obezitenin gittikçe artan büyük bir sağlık sorunu olduğuna dikkati çekti.

Obezitenin düzensiz ve sağlıksız beslenmenin getirdiği bir hastalık olduğuna işaret eden Ateşal, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Obezite, hipertansiyon, kolesterol, diyabet gibi hastalıkları da beraberinde getirmektedir. Obeziteden korunmak, diğer hastalıklarla birlikte kalp sağlığını korumak için de önem taşımaktadır. Bu nedenle düzenli, sağlıklı beslenmek, fazla kilonun verilmesi ya da kilo kontrolü kalp sağlığını da korumaktadır. Akdeniz tipi beslenmek gerekir. Sebze ve meyveden zengin, sağlıklı yağlardan oluşan, işlenmiş gıdalardan uzak duran bir diyet biçimi kalp sağlığı için gereklidir. Gerekirse beslenme uzmanlarından destek alarak kilo kontrolü sağlamak kalp sağlığı için atılması gereken adımlardan biridir. Beslenmenin yanında düzenli olarak yapılan egzersizin faydası büyüktür. Sedanter yaşamdan uzaklaşmak gerekir. Her yere arabayla gitmek yerine toplu taşıma kullanımı, hareketi artıracaktır. Bunun yanında açık havada yapılacak hafif tempoda yürüyüşler kalp sağlığı için koruyucu olacaktır.”

“Kalp krizi yaşa değil, riske bağlı”

Prof. Dr. Ateşal, koroner arter hastalığının erken dönemde belirlenmesinin, medikal ve girişimsel tedavi yöntemleriyle tedavi edilmesinin de kalp krizi riskini düşürdüğünü aktardı.

Bunları dikkate alarak kalp damar hastalıklarını ve kalp krizini sadece yaşa ve yaşlılığa bağlamanın çok yanlış olduğunu vurgulayan Ateşal, şu bilgileri verdi:

“Şeker, tansiyon hastalığı, kolesterol yüksekliği, sigara tüketimi, şişmanlık, kalp hastalıkları açısından aile öyküsü olması, stres, depresyon gibi risk faktörlerine sahip olan kişilerinde belirlenmesi, kontrol altına alınması kalp damar hastalıkları riskini azaltmakta etkin yöntemlerdir. Bu yüzden kalp krizi yaşa değil, riske bağlıdır. Risk faktörlerine sahip olan kişilerin de mutlaka periyodik kalp kontrollerini yaptırmaları önem taşımaktadır.”

“Erken ölümlerin önlenmesi hedefleniyor”

Prof. Dr. Ateşal, Sağlık Bakanlığı’nın hedefinin dünyada en sık görülen, en fazla ölüme ve engelliliğe neden olan bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı erken ölümlerin 2025’e kadar yüzde 25 azaltılması olduğunu kaydetti.

Her sağlık merkezinde kalp taraması yaptırmanın mümkün olduğunu ifade eden Ateşal, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bakanlığın da destekleriyle kronik hastalığı olanların hayati bir sorun yaşamadan yaşam kalitelerini artırıp sağlıklı yaşamaları için birçok imkan sunulmaktadır. Sağlık otoritelerinin getirdiği kolaylıklara bireylerin uyması pek çok sağlık sorununun önlenmesi ve erken teşhis edilip, tedaviye geçilmesinde önem taşımaktadır. Bu nedenle her yıl düzenli kalp kontrollerinin yaptırılması kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi konusunda destek olacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kalp-krizi-risk-faktorlerinin-belirlenmesi-onemli/feed/ 0
Savaştan kaçtı, Türkiye’de okuma yazma öğrendi https://www.haber28.com.tr/savastan-kacti-turkiyede-okuma-yazma-ogrendi/ https://www.haber28.com.tr/savastan-kacti-turkiyede-okuma-yazma-ogrendi/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:24:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23885 Savaştan kaçtı, Türkiye’de okuma yazma öğrendi

Savaştan kaçtı Türkiye’ye geldi, çocukları için Türkçe öğreniyor

Kaymakamlığın açtığı kursta 80 yaşında okuma yazma öğrendi

KİLİS – Suriye’deki iç savaştan kaçarak Kilis’te yaşamaya başlayan Berivan Yüksek, okuma yazma seferberliğiyle köye gelen öğretmenlerinin yardımıyla okuma-yazma öğrendi. Aynı köyde yaşayan 80 yaşındaki Senem Korkmaz da ilerlemiş yaşına rağmen okuma-yazma öğrenerek önemli bir başarıya imza attı.

Kilis’in Musabeyli ilçesine bağlı Geçit Boyu Köyünde yaşayan 80 yaşındaki Senem Korkmaz ve Suriye’deki savaştan dolayı okuma-yazma öğrenemeyen 35 yaşındaki Berivan Yüksek, okuma yazmayı öğrenmek için gösterdiği gayretle hem Kilisli okuma yazma bilmeyen kadınlara örnek olurken hem de ilerleyen yaşına rağmen okuma yazma öğrenmenin mutluluğunu yaşıyor.

Savaştan kaçtı Türkiye’de okuma yazma öğrendi

2011’in Mart ayında çıkan savaştan dolayı aile yakınlarını kaybetmesinden sonra eşiyle Türkiye’ye gelme kararı veren 35 yaşındaki Berivan Yüksek, okuma ve yazmayı öğrenmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Belirli bir zaman geçirdikten sonra ilçeye bağlı Geçit Botu Köyüne taşınan Yüksek, kendinden yaşça büyüklerle bir araya gelerek ilçe Kaymakamlığının açtığı kurslarla okuma ve yazma kurslarına başladı. Çocuklarının okula gitmesinden dolayı daha fazla istekle köy okuluna giderek kurslara giren Yüksek, kısa sürede okumayı öğrenerek çocuklarıyla birlikte öğretmenlerinin verdiği ev ödevlerini yapmaya başladı.

“Türkçeyi ana dilim gibi konuşuyorum”

Suriye’deki savaştan dolayı Türkiye’ye gelen 35 yaşındaki 5 çocuk annesi Berivan Yüksek, “Suriye’deki savaştan dolayı Kilis’e geldim. Ülkemizdeki savaştan dolayı okuma ve yazmayı öğrenme kısmetimiz olmadı. Şuan Türkiye’deyiz ve burada Türkçe’yi ana dilimiz gibi konuşabiliyoruz ve bu duruma ben çok mutluyum. İlkokul zamanında yaşıtlarım okula giderdi babamda beni okula göndermezdi. Şimdi ise Kaymakamlığın açtığı kurslar var ve benden büyük olan teyzelerle birlikte bir araya gelerek okula geliyoruz” dedi.

“Elimdeki işi yarım bırakıyorum hemen okula geliyorum”

Genç yaştayken maddi sıkıntılardan dolayı okula gidemediği için okuma ve yazmayı öğrenemediğini söyleyen 80 yaşındaki Senem Korkmaz ise, “Allah devletimizden razı olsun. Çünkü 80 yaşındayken okuma ve yazmayı öğrendim. Sabah kalkıyorum elimdeki işlerimi hemen halledip okula gelmek için evden çıkıyorum. Okumayı bilmediğim için köyden başka bir yere gittiğim zaman çok zor oluyor. Özellikle hastaneler ve başka bir ile gittiğimiz zaman çok zorlanıyorum. Bildiğim yerde tıkanıp kalıyorum o zaman da çevredekilerden yardım istemek zorunda kalıyorum. İlkokula gitme zamanındayken babamın durumunda yoktu ben de gidemedim ondan dolayı da okumayı öğrenemedim. Okula gidemediğim için çok pişmanım. Ben okumayı ve yazmayı öğrendim Allah’ım devletimizden razı olsun” ifadelerini kullandı.

“Okula zorla getirdiğim öğrenciler benden önce geliyorlar”

35 yaş ve üzeri olan vatandaşlara okuma ve yazma öğrettiği için çok mutlu olduğunu söyleyen öğretmen Selda Okyay da, “Okumayı bilmeyen teyzeleri okula getirmek için ilk başlarda çok zorluk çektim. Şimdi kendimi sevdirdim ve benden önce okula geliyorlar. Yaşları büyük olduğu için her gün bir önceki günde anlattığımın üzerinden geçiyorum, anlamadıklarında etkinlik yaparak üzerinden geçiyorum. Öğrencilerimin çoğu 70 yaş üzerinde ve okumanın zorlandığı bir kesim olduğu için çocuklara anlattığım gibi anlatarak kafalarına girmesini sağlıyorum. Öğrencilerimi çok seviyorum, okuldan çıktıktan sonra birlikte yürüyerek evlerimize gidiyoruz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/savastan-kacti-turkiyede-okuma-yazma-ogrendi/feed/ 0
Suriyeli ve yaşlı kadınlar okuma-yazma öğrenerek başarıya imza attı https://www.haber28.com.tr/suriyeli-ve-yasli-kadinlar-okuma-yazma-ogrenerek-basariya-imza-atti/ https://www.haber28.com.tr/suriyeli-ve-yasli-kadinlar-okuma-yazma-ogrenerek-basariya-imza-atti/#respond Sat, 06 Jul 2024 07:12:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23849 Suriye’deki iç savaştan kaçarak Kilis’te yaşamaya başlayan Berivan Yüksek, okuma yazma seferberliğiyle köye gelen öğretmenlerinin yardımıyla okuma-yazma öğrendi. Aynı köyde yaşayan 80 yaşındaki Senem Korkmaz da ilerlemiş yaşına rağmen okuma-yazma öğrenerek önemli bir başarıya imza attı.

Kilis’in Musabeyli ilçesine bağlı Geçit Boyu Köyünde yaşayan 80 yaşındaki Senem Korkmaz ve Suriye’deki savaştan dolayı okuma-yazma öğrenemeyen 35 yaşındaki Berivan Yüksek, okuma yazmayı öğrenmek için gösterdiği gayretle hem Kilisli okuma yazma bilmeyen kadınlara örnek olurken hem de ilerleyen yaşına rağmen okuma yazma öğrenmenin mutluluğunu yaşıyor.

Savaştan kaçtı Türkiye’de okuma yazma öğrendi

2011’in Mart ayında çıkan savaştan dolayı aile yakınlarını kaybetmesinden sonra eşiyle Türkiye’ye gelme kararı veren 35 yaşındaki Berivan Yüksek, okuma ve yazmayı öğrenmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Belirli bir zaman geçirdikten sonra ilçeye bağlı Geçit Botu Köyüne taşınan Yüksek, kendinden yaşça büyüklerle bir araya gelerek ilçe Kaymakamlığının açtığı kurslarla okuma ve yazma kurslarına başladı. Çocuklarının okula gitmesinden dolayı daha fazla istekle köy okuluna giderek kurslara giren Yüksek, kısa sürede okumayı öğrenerek çocuklarıyla birlikte öğretmenlerinin verdiği ev ödevlerini yapmaya başladı.

“Türkçeyi ana dilim gibi konuşuyorum”

Suriye’deki savaştan dolayı Türkiye’ye gelen 35 yaşındaki 5 çocuk annesi Berivan Yüksek, “Suriye’deki savaştan dolayı Kilis’e geldim. Ülkemizdeki savaştan dolayı okuma ve yazmayı öğrenme kısmetimiz olmadı. Şuan Türkiye’deyiz ve burada Türkçe’yi ana dilimiz gibi konuşabiliyoruz ve bu duruma ben çok mutluyum. İlkokul zamanında yaşıtlarım okula giderdi babamda beni okula göndermezdi. Şimdi ise Kaymakamlığın açtığı kurslar var ve benden büyük olan teyzelerle birlikte bir araya gelerek okula geliyoruz” dedi.

“Elimdeki işi yarım bırakıyorum hemen okula geliyorum”

Genç yaştayken maddi sıkıntılardan dolayı okula gidemediği için okuma ve yazmayı öğrenemediğini söyleyen 80 yaşındaki Senem Korkmaz ise “Allah devletimizden razı olsun. Çünkü 80 yaşındayken okuma ve yazmayı öğrendim. Sabah kalkıyorum elimdeki işlerimi hemen halledip okula gelmek için evden çıkıyorum. Okumayı bilmediğim için köyden başka bir yere gittiğim zaman çok zor oluyor. Özellikle hastaneler ve başka bir ile gittiğimiz zaman çok zorlanıyorum. Bildiğim yerde tıkanıp kalıyorum o zaman da çevredekilerden yardım istemek zorunda kalıyorum. İlkokula gitme zamanındayken babamın durumunda yoktu ben de gidemedim ondan dolayı da okumayı öğrenemedim. Okula gidemediğim için çok pişmanım. Ben okumayı ve yazmayı öğrendim Allah’ım devletimizden razı olsun” ifadelerini kullandı.

“Okula zorla getirdiğim öğrenciler benden önce geliyorlar”

35 yaş ve üzeri olan vatandaşlara okuma ve yazma öğrettiği için çok mutlu olduğunu söyleyen öğretmen Selda Okyay da, “Okumayı bilmeyen teyzeleri okula getirmek için ilk başlarda çok zorluk çektim. Şimdi kendimi sevdirdim ve benden önce okula geliyorlar. Yaşları büyük olduğu için her gün bir önceki günde anlattığımın üzerinden geçiyorum, anlamadıklarında etkinlik yaparak üzerinden geçiyorum. Öğrencilerimin çoğu 70 yaş üzerinde ve okumanın zorlandığı bir kesim olduğu için çocuklara anlattığım gibi anlatarak kafalarına girmesini sağlıyorum. Öğrencilerimi çok seviyorum, okuldan çıktıktan sonra birlikte yürüyerek evlerimize gidiyoruz” diye konuştu. – KİLİS

]]>
https://www.haber28.com.tr/suriyeli-ve-yasli-kadinlar-okuma-yazma-ogrenerek-basariya-imza-atti/feed/ 0
Tepebaşı Belediyesi Engelli Bireylere Örnek Oluyor https://www.haber28.com.tr/tepebasi-belediyesi-engelli-bireylere-ornek-oluyor/ https://www.haber28.com.tr/tepebasi-belediyesi-engelli-bireylere-ornek-oluyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 04:48:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23547 Tepebaşı Belediyesi, engelli bireylere yönelik çalışmaları ile Türkiye’ye örnek oluyor. Engelli bireyler hayata geçirilen projeler ile öğreniyor, üretiyor ve kazanıyor. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç önderliğinde hayata geçirilen projeler ile bugüne kadar 81 engelli birey, iş gücüne katılarak istihdam edildi.

Tepebaşı Belediyesi, engelli bireylerin topluma dahil olması, kendilerini geliştirmeleri ve özgüvenlerini kazanmaları adına gerçekleştirdiği projeler ile Türkiye’de ilk olan çalışmaları hayata geçiriyor.

Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi

Tepebaşı Belediyesi Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi, zihinsel yetersizliği bulunan bireylerin günlük yaşama adaptasyonlarını artırmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. 2009 yılından beri faaliyet gösteren merkezde, öz bakım ve günlük yaşam becerileri, akademik dersler, sanat eğitimi, ritim, drama, spor, halkoyunları gibi alanlarda eğitim ve öğretim faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Tamamen ücretsiz olan merkezde eğitim alan, 18-70 yaş arası zihinsel yetersizliği bulunan 24 bireyin ulaşımları da eğitmen eşliğinde Tepebaşı Belediyesi tarafından karşılanıyor.

Gökkuşağı Kafe Türkiye’ye örnek oluyor

Özel bireylerin toplumla bütünleşmesinin amaçlandığı Gökkuşağı Kafe projesi, Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor.

2011 ve 2012 yıllarında faaliyete açılan Gökkuşağı Kafe, 2 farklı merkezde zihinsel yetersizliği bulunan bireyleri toplumla bütünleştirirken bireylerin de özgüven kazanmasını sağlıyor. Özel bireylerin servis yaptığı bir alan olarak hizmet veren Gökkuşağı Kafeler ile bireylerin gelişiminin takip edilebileceği akademik çalışmalara zemin hazırlanıyor. Öte yandan proje ile bireylerin ailelerinin yaşadığı zorlukların azaltılması noktasında da fayda sağlanıyor.

Türkiye’de bir ilk hayata geçirildi

Tepebaşı Belediyesi, İbrahim Ethem Kesikbaş Engelliler Montaj Atölyesi’nin ardından Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) ile birlikte Türkiye’de bir ilk olarak Engelliler Montaj Atölyesi’ni de hayata geçirdi.

“Üretene engel yok” sloganıyla Tepebaşı Belediyesi ve EOSB iş birliğiyle faaliyete geçirilen Engelliler Montaj Atölyesi’ndeki özel bireyler, aldıkları eğitimlerin ardından üretime katkı verirken, düzenlenen birçok etkinliğe de katılarak sosyal becerilerini geliştirme imkanına sahip oluyor. Bünyesindeki bireylerin gösterdiği gelişim ve başarı ile de dikkat çekmeyi sürdürdüğü atölye, gençlerin Eskişehir’de faaliyet gösteren fabrikalarda istihdam edilmesini de sağlıyor.

Bireylerin yaptığı çalışmalar arasında ise kit sıralama, profil, su tahliye borusu kapakları, beyaz eşya arka destek parçası, ocak düğmesi, menteşe pimi, led, köşe koruyucu, hazne kapağı, menteşe, ayarlı ayak, ocak sabitleme, ocak yedek parça paketleme bulunuyor. Bugüne kadar 2 atölyede toplam 17 milyon 685 bin738 adet demonte parçanın montajını özel bireyler tarafından gerçekleştirdi

“İstihdam edilen gençlerimizin sayısı arttıkça biz de çok mutlu oluyoruz”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, “Türkiye’nin popülasyonuna baktığınızda engellilerimizin oranı yüzde 12-13 civarında. Gençlerimizin çalışmaya ihtiyacı var. Çalışmak onlara öyle iyi hissettiriyor ki; azimle ve profesyonelce çalışıyorlar ve çok mutlu hissediyorlar. Onlar bizim yüz akımız. Bu tip projelerimiz ile özel gençlerimize fırsat eşitliği sağlarken ekonomik getiri de kazandırmış oluyoruz. Bu sayede gençlerimiz toplum içindeki yerlerini biliyor, becerileri gelişiyor, özgüven kazanıyor ve ekonomik getirileri oluyor. Projelerimizde bu değerlere yer vermeyi çok önemli buluyoruz. Üstelik istihdam edilen gençlerimizin sayısı arttıkça biz de çok mutlu oluyoruz. EOSB’de yer alan atölyemizi birlikte hayata geçirdiğimiz EOSB Başkanı Sayın Nadir Küpeli’ye ve bu projede bizlere destek olan fabrikalara da teşekkürlerimi sunuyorum. Bu güzel çalışmanın, diğer OSB yönetimlerine de örnek olmasını diliyorum” diye konuştu. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/tepebasi-belediyesi-engelli-bireylere-ornek-oluyor/feed/ 0
Tepebaşı Belediyesi Engelli Bireylere Örnek Çalışmalara Devam Ediyor https://www.haber28.com.tr/tepebasi-belediyesi-engelli-bireylere-ornek-calismalara-devam-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/tepebasi-belediyesi-engelli-bireylere-ornek-calismalara-devam-ediyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 02:00:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23502 Tepebaşı Belediyesi, engelli bireylere yönelik örnek çalışmalara imza atmayı sürdürüyor. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Gençlerimizin çalışmaya ihtiyacı var. Çalışmak onlara öyle iyi hissettiriyor ki; azimle ve profesyonelce çalışıyorlar ve çok mutlu hissediyorlar. Onlar bizim yüz akımız” dedi.

Tepebaşı Belediyesi, engelli bireylerin topluma dahil olması, kendilerini geliştirmesi ve özgüven kazanması için gerçekleştirdiği projelerle Türkiye’de ilk olan çalışmaları hayata geçiriyor.

ENGELLİLER SOSYAL YAŞAM MERKEZİ

Tepebaşı Belediyesi Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi, zihinsel yetersizliği bulunan bireylerin günlük yaşama adaptasyonlarını artırmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. 2009 yılından beri faaliyet gösteren merkezde, özbakım ve günlük yaşam becerileri, akademik dersler, sanat eğitimi, ritim, drama, spor, halkoyunları gibi alanlarda eğitim ve öğretim faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Tamamen ücretsiz olan merkezde eğitim alan, 18-70 yaş arası zihinsel yetersizliği bulunan 24 bireyin ulaşımları da eğitmen eşliğinde Tepebaşı Belediyesi tarafından karşılanıyor.

GÖKKUŞAĞI KAFE TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR

Özel bireylerin toplumla bütünleşmesinin amaçlandığı Gökkuşağı Kafe projesi, Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor. 2011 ve 2012 yıllarında faaliyete açılan Gökkuşağı Kafe, 2 farklı merkezde zihinsel yetersizliği bulunan bireyleri toplumla bütünleştirirken bireylerin de özgüven kazanmasını sağlıyor. Özel bireylerin servis yaptığı bir alan olarak hizmet veren Gökkuşağı Kafel’er ile bireylerin gelişiminin takip edilebileceği akademik çalışmalara zemin hazırlanıyor. Proje ile bireylerin ailelerinin yaşadığı zorlukların azaltılması noktasında da fayda sağlanıyor.

ENGELLİLER MONTAJ ATÖLYESİ HAYATA GEÇİRİLDİ

Tepebaşı Belediyesi, İbrahim Ethem Kesikbaş Engelliler Montaj Atölyesi’nin ardından Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) ile birlikte Türkiye’de bir ilk olarak Engelliler Montaj Atölyesi’ni de hayata geçirdi. “Üretene engel yok” sloganıyla Tepebaşı Belediyesi ve EOSB iş birliğiyle faaliyete geçirilen Engelliler Montaj Atölyesi’ndeki özel bireyler, aldıkları eğitimlerin ardından üretime katkı verirken, düzenlenen birçok etkinliğe de katılarak sosyal becerilerini geliştirme imkanına sahip oluyor. Bünyesindeki bireylerin gösterdiği gelişim ve başarı ile de dikkat çekmeyi sürdüren atölye, gençlerin Eskişehir’de faaliyet gösteren fabrikalarda istihdam edilmesini de sağlıyor.

Bireylerin yaptığı çalışmalar arasında ise kit sıralama, profil, su tahliye borusu kapakları, beyaz eşya arka destek parçası, ocak düğmesi, menteşe pimi, led, köşe koruyucu, hazne kapağı, menteşe, ayarlı ayak, ocak sabitleme, ocak yedek parça paketleme bulunuyor. Bugüne kadar 2 atölyede toplam 17 milyon 685 bin 738 adet demonte parçanın montajı, özel bireyler tarafından gerçekleştirdi.

Başkan Ataç, projeye ilişkin şunları söyledi:

“ONLAR BİZİM YÜZ AKIMIZ”

“Türkiye’nin popülasyonuna baktığınızda engellilerimizin oranı yüzde 12-13 civarında. Gençlerimizin çalışmaya ihtiyacı var. Çalışmak onlara öyle iyi hissettiriyor ki; azimle ve profesyonelce çalışıyorlar ve çok mutlu hissediyorlar. Onlar bizim yüz akımız. Bu tip projelerimiz ile özel gençlerimize fırsat eşitliği sağlarken ekonomik getiri de kazandırmış oluyoruz. Bu sayede gençlerimiz toplum içindeki yerlerini biliyor, becerileri gelişiyor, özgüven kazanıyor ve ekonomik getirileri oluyor. Projelerimizde bu değerlere yer vermeyi çok önemli buluyoruz. Üstelik istihdam edilen gençlerimizin sayısı arttıkça biz de çok mutlu oluyoruz. EOSB’de yer alan atölyemizi birlikte hayata geçirdiğimiz EOSB Başkanı Sayın Nadir Küpeli’ye ve bu projede bizlere destek olan fabrikalara da teşekkürlerimi sunuyorum. Bu güzel çalışmanın, diğer OSB yönetimlerine de örnek olmasını diliyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tepebasi-belediyesi-engelli-bireylere-ornek-calismalara-devam-ediyor/feed/ 0
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk: Yarın sahada olacağız https://www.haber28.com.tr/galatasaray-teknik-direktoru-okan-buruk-yarin-sahada-olacagiz/ https://www.haber28.com.tr/galatasaray-teknik-direktoru-okan-buruk-yarin-sahada-olacagiz/#respond Tue, 25 Jun 2024 07:36:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22805 Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Turkcell Süper Kupa’da yarın oynanacak Fenerbahçe maçı için, “Yarın sahada olacağız ve bizi ne bekliyorsa, normal maça çıkar gibi sahada olacağız.”dedi.

Şanlıurfa 11 Nisan Stadyumu’nda yarın saat 21.30’da başlayacak müsabaka öncesinde karşılaşmanın oynanacağı statta açıklamalarda bulunan Buruk, Şanlıurfa’ya gelmekten dolayı mutlu olduklarını belirtti.

Şanlıurfa halkı ve çevre illerdeki vatandaşlar açısından büyük bir heyecan oluştuğunu söyleyen Buruk, “Çok anlamlı bir organizasyon. Deprem bölgesi için gelirlerin bağışlanacağı bir maç. Bu görevimizi yerine getirmek için buradayız. Bundan sonra da her zaman deprem bölgesi için üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. Geçen senenin şampiyonu olarak bir kupa daha kazanmak istiyoruz. Yarın için hazırlandık. Yarınki maçın tam olarak ne olacağını bilmesek de biz hazırlandık. Kupayı kazanıp taraftarımıza armağan etmek istiyoruz.” açıklamasını yaptı.

Fenerbahçe’nin yarın oynanacak mücadeleye 19 yaş altı takımıyla çıkacağını açıklamasıyla ilgili olarak da konuşan Buruk, şöyle konuştu:

“Türk futbolunun tansiyonunun düşmesine ihtiyaç var. Galatasaray olarak elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. Pozitif mesajlar vermeye çalışıyoruz. Biz bu yolda devam edeceğiz. Burada bulunmamızın nedeni, geçen senenin şampiyonu olmamız. Gönül isterdi ki, burada hep beraber sarılarak fotoğraf verelim. Ama burada beraber değiliz. Yarın ne olacağını tam bilmiyorum. Türkiye’nin kaosa ihtiyacı yok. O kadar büyük şeyler yaşadık ki. Geçen sene deprem felaketinin ardından bütün kulüpler birlik oldu. Yine burada olmayı istediğimi tekrar belirteceğim. Kazanan Türkiye olsun. Ülkemizi düşünüyorsak bu anlamda daha çok verici olmamız gerekiyor.”

“Maç olmazsa devamında antrenman mı yaparız bilmiyorum”

Fenerbahçe’nin maçla ilgili düşüncesinin kendilerini etkilemediğini ve Galatasaray olarak yaptıkları program dahilinde hareket ettiklerini vurgulayan Buruk, şunları söyledi:

“Rakibin kiminle oynayacağını düşünmeden geldik. Programımızı nasıl tasarladıysak öyle uyguladık. Tam kadro olarak geldik. Yarın sahada olacağız ve bizi ne bekliyorsa, normal maça çıkar gibi sahada olacağız. Üzerimize düşen görevi yarın yapacağız. Cumhuriyetin 100. yılında yaşadığımız şampiyonluk sonrasında bu kupayı kazanmak için yarın sahada olacağız. Kendi görevimizi yapıp hazır olacağız.”

Müsabakanın yarıda kalması durumunda kupa töreni olmama ihtimali hakkında da konuşan Buruk, “Biz burada federasyonun bildirdiği saatte sahada olmak için varız. Maç oynanırsa, kazanırsak kupayı da alırız. Maç oynanmazsa ve kurallar neyi gösteriyorsa, ona göre hareket etmek zorundayız. Kurallar ne ise üzerimize düşeni yapacağız. Yarın sahada olup bizi bekleyenlere karşı görevimizi yerine getirmeye çalışacağız. Maç olmazsa devamında antrenman mı yaparız bilmiyorum. Kupa yarın kazanana verilirse yarın, başka zamansa o zaman verilir. Federasyonun koyduğu kurallara hepimiz riayet etmeliyiz.” diye konuştu.

Şanlıurfa’ya geldikleri anda taraftarların kendilerine gösterdiği destek sebebiyle çok duygulandıklarının da altını çizen Buruk sözlerini şu şekilde bitirdi:

“Biz bugün havalimanında nasıl bir mutluluk yaşadıysak, Fenerbahçe’ye de böyle bir ilgi olacaktı. Bu insanları mahrum etmemek önemliydi. Otobüste çok duygulandım. Hala otelin önünde bekliyorlar, döndüğümüzde yine onları selamlayacağız. Bu ateşi biraz söndürmemiz gerekiyor. Dün de maalesef bir Galatasaray taraftarı yanında 14 yaşındaki kızıyla darp edildi. Bizim doğru mesajlar vermemiz gerekiyor. Ülke olarak aileyiz, kardeşiz. Abi ve kardeş, baba ve oğul farklı takımları tutabiliyor. Bu ortamda bu mesajları daha çok vermemiz gerekiyor. Keşke bugün burada, yarın sahada beraber olsaydık. Benim isteğim bu yönde.”

Muslera: “Bu maça çıkabilmek için ligde çok mücadele etmemiz gerekti”

Okan Buruk’la birlikte basın toplantısında konuşan Galatasaraylı Fernando Muslera, Şanlıurfa’da bulundukları için çok mutlu olduklarını belirtti.

Bir final daha oynamanın heyecanını yaşadıklarının altını çizen Muslera, “Burada olmak için çok çalıştık. Bu maça çıkabilmek için ligde çok mücadele etmemiz gerekti. Bizim için çok önemli bir hedef bu. Geçen sene çok mücadele edip Süper Lig’i kazanıp buraya gelme hakkı kazandık.” ifadelerini kullandı.

Bütün sezon boyunca çok çalıştıklarını, çok fazla efor sarf ettiklerini dile getiren Muslera, “Bu takımda 15 ya da 16 kupa kazandım. Benim için büyük bir gurur. Bu şekilde kupalar kazanıyor olmayı hak ediyoruz. Siz sahada görüyorsunuz ama arkada bütün çalışanlarla birlikte yoğun bir çalışma geçiyor.” diye konuştu.

Galatasaray forması altında kazandığı kupalar dışında 500 maça çıkmanın gururunu yaşadığını da dile getiren Muslera, sözlerini şöyle tamamladı:

“Amacım fiziksel anlamda dayanabildiğim kadar oynayabilmek. Her gün kendimi iyi hissediyorum. Hocam beni istemeye devam ederse daha uzun yıllar burada olmak isterim.”

Muslera’nın sözlerinin ardından Okan Buruk da kendisine “Çok isteriz.” diyerek yanıt verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/galatasaray-teknik-direktoru-okan-buruk-yarin-sahada-olacagiz/feed/ 0
Yeşilçam’ın ünlü ismi Türker İnanoğlu için ilk tören TİM Show Center’da düzenlendi https://www.haber28.com.tr/yesilcamin-unlu-ismi-turker-inanoglu-icin-ilk-toren-tim-show-centerda-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/yesilcamin-unlu-ismi-turker-inanoglu-icin-ilk-toren-tim-show-centerda-duzenlendi/#respond Sat, 22 Jun 2024 22:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22320 Yeşilçam’ın ünlü ismi Türker İnanoğlu (88) için ilk tören TİM Show Center’da düzenlendi.

Yeşilçam’ın efsane ismi, ünlü yapımcı ve film yönetmeni Türker İnanoğlu, 88 yaşında hayata veda etmişti. 2 Nisan’da vefat eden Türker İnanoğlu bugün son yolculuğuna uğurlanıyor. Yeşilçam’ın ünlü isimlerinden Gülşen Bubikoğlu ile evli olan Türker İnanoğlu için ilk tören, TİM Show Center’da düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakanı M. Nuri Ersoy katılırken, sanat camiasından Ali Sunal, Hülya Koçyiğit, Sunucu Cüneyt Özdemir, Cem Yılmaz, Zafer Ergim, İlker Aksum, Tamer Karadağlı, Birol Güven, Kerem Alışık ve çocukları İlker İnanoğlu ile Zeynep İnanoğlu Özdemir veda için salondaki yerlerini aldı. Törenden sonra İnanoğlu, Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Kanlıca Aile Mezarlığı’na defnedilecek.

“Türker İnanoğlu’nun önce iyi anlaşılması sonra da örnek alınması gerektiğine inanıyorum”

Törende Kültür ve Turizm Bakanı M. Nuri Ersoy, “Türker İnanoğlu’na Allah’tan rahmet, saygıdeğer İnanoğlu ailesine ve sanat camiasına sabırlar diliyorum. Hepinizin başı sağ olsun. Ben Türker abiyi Atlas Sineması ve Müzesi Restorasyon ve Yeniden İhya Projesi sırasında yakından tanıma fırsatı bulmuştum. O sıralarda Türker abi, Atlas Sineması’nda bakanlığın kiracısı ve işletmecisiydi. Sözleşmesi de devam ediyordu. Kendisini ziyaret edip, proje konusunda bilgilendirdik. Görüşlerini ve önerilerini rica ettik. Kendisine, ‘abi sizin sözleşmeniz devam ediyor ve bizim böyle bir projemiz var, izniniz olursa biz bu projeyi hayata geçirmek istiyoruz’ dedim. Hiç tereddüt etmeden, bir an önce başlamamızı ve elinden ne geliyorsa her türlü desteği vereceğini söyledi. O gün anladım ki, söz konusu beyaz perde, kültür ve sanat olduğunda Türker abi de ‘hayır’ yoktu. ‘Nasıl yapabilirim, nasıl destek olabilirim’ vardı. Her zaman takdir ettiğim ve saygı duyduğum bir insan. Yine yaklaşık 3 ay önce Atatürk Kültür Merkezi’nde kendisiyle bir araya gelmiştim. Zaman zaman, sağlığı izin verdiği anlar da, fırsat bulduğumuz da kültür ve sanat, projeler konusunda görüşlerini alırdık. Çok faydalı, değerli bir insandı. Yeşilçam yapıtları, sinema salonları, video, televizyon, eğitim, müze daha birçok önemli projeyi 88 yıllık yaşamına sığdırmış durumda. Tam bir beyaz perde sevdalısı diyebilirim. Türker İnanoğlu’nun önce iyi anlaşılması sonra da örnek alınması gerektiğine inanıyorum. Bu sabahta Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda aramızda konuştuk Haziran ayında, çok büyük emekleri olan Atlas Sinema Müzesi’nde Türker İnanoğlu sergisi açmaya karar verdik. Son olarak ben bir insanın en büyük eserinin, yetiştirdiği insanlar olduğuna inanıyorum. Türker abi bu ince zanaatın en büyük ustasıydı. Mekanı cennet olsun” diye konuştu.

“Seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım Türker abi”

Törende konuşan Ali Sunal, “Türker abiyi şöyle anlatabilirim ben. Benim ilk arkadaşlarımdan biriydi. Babamla çok şeker bir dostlukları vardı. Küçüklüğümde çok dikkatimi çekmişti. Müthiş anlaşıyorlardı, gülüyorlar, sohbet ediyorlardı. Sonra bir anda iş konuşuyorlardı. O arada Türker abi beni keşfetti. Sahne için değil, kenarda paşa gibi duran beni keşfetti. Ben onun ilgisini çektim diye düşünüyorum. Benimle arkadaşlık kurdu. Aramızdaki yaş farkına rağmen beni en ilgili, en dikkatli, en güzel dinleyen insanlardan biriydi. Koca adam ben de ne buluyor diye düşündüm tabii. Tatlı, hoş, benim akranım gibi, çocuk gibi, benimle sohbet eden, beni seven, ben uyurken rahatsız olurum diye uykuya dalana kadar sabırla başımda oturan, saçımı okşayan, masallar anlatan bir Türker abi hatırlıyorum. Benim yaşımda çocukların ilkokuldan, gittiği okulda ve sınıftan arkadaşları olur. Onların dışında kendi seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım Türker abi olabilir. Mekanı cennet olsun. Ona çok teşekkür ediyorum bana bu güzelliği yaşattığı için” dedi.

“Hepimizin hayatında onun etkisi var, onun dokunuşu var”

Hülya Koçyiğit ise, “Hepimiz onu tanıyoruz. Hepimizin hayatında onun etkisi var, onun dokunuşu var. Her şeyden önce Türk sinemasına çok değerli katkıları var. Çalışma hayatımız, düzensiz, dengesiz, bunun bir raya oturması gerekiyor. Toplantılar yaptık. Çalıştay yapalım diyoruz. Dönem dönem sinema çıkmazlara girdi. Bunun halledilmesi için gelişimci, kendine güvenen Türker İnanoğlu, bizi alıp Ankara’ya götürdü. Kültür Bakanlığı’nı ziyaret ettik. Türker’in önderliğinde, onun toparlamasıyla, mecliste karar çıkması için çaba sarf ettik. Söylemek istediğim şu; o bir sinema aşığı, sinema tutkunu, sinema için yapmadığı yok. Hepimizin hamisi, onun emeklerine çok büyük saygı duyuyorum. Bugün bir devir kapandı onunla beraber. Öyle güzel eserler bıraktı ki ardında ne mutlu böylesine yaşanmış bir hayata” ifadelerini kullandı.

“Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi”

Tören de Cem Yılmaz, “1990’lı yılların ortasında ulusalın yaptığı talk şovlardan bir tanesinde çok kıymetli arkadaşım Meltem Cumbul bir Talk Show’a başlamıştı. Beni davet etti. Türker abi sonra bu video kaseti izlemiş. Önce Meltem’e demiş ki kızım mahalleden arkadaşlarını niye bu çağırıyorsun? Yok muydu tanıdık, birileri diye sormuş. İlk öyle tanışmıştık. Daha sonra 2003 yılından itibaren ben buradan binden fazla defa sahneye çıktım. Her seferinde değil belki birçok başka işi olduğu için bin gösterinin bininde gelmedi. Yalan olmasın. Çoğunda kulise geldi. ve hep en çok sizlerin arasında seni seviyorum derdi. Buna inandırdı. Ben de en çok beni seviyor zannediyordum. Sonra diğer meslektaşlarımdan, büyüklerimden duyduğum birçok kişiyi seviyormuş. Birçok kişi de onu derinden seviyormuş. Kuliste gelip bir ihtiyacınız var mı diye sorması çok çarpıcıydı. Bana da her sahneye çıkmadan önce oğlum bir ihtiyacın var mı derdi. Keşke bu soru şimdi sorulsa. Evet bir ihtiyacımız var. Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi. Kendisine her şey için teşekkür ediyorum. Başta Gülşen abla, Zeynep ve İlker abi, aile olmak üzere baş sağlığı diliyorum. Başımız sağ olsun. Sağ olun” şeklinde konuştu.

“Eğer beni duyuyorsan, seni çok sevdiğimi bilmeni istiyorum”

Türker İnanoğlu’nun kızı Zeynep İnanoğlu Özdemir, “Babam önemsediği konuları kimseye emanet etmezdi. Çok büyük bir titizlikle son vedasını planladı. Benim vefat durumunda yurt dışında olacağımı düşünmüştü, tahmin etmişti. O yüzden oradan uçağa yetişmemden tutun da, buradan cenaze detaylarına kadar her şeyin üstünden birkaç kere geçmiştik. Bütün bu hazırlıklar, planlamalar yaşanan acıyı hiçbir nebzede azaltmıyormuş, onu söyleyebilirim. İşte o böyle bir insandı. Her zaman detaylara hakimdi, çalışkandı, disiplinliydi ve çok gururluydu. Duygularını göstermemekle beraber aşırı duygusaldı. İşine, mesleğine, çalışma arkadaşlarına inanılmaz bağlıydı. O kadar hep şanslı olduğunu düşündüm. Çünkü bu hayatta, bu ömürde çok sevdiğiniz bir işi bulup, bir ömür boyu onu yapmak bence çok büyük bir şans. Ona bir iki şey söylemek istiyorum. Bugün Bir kere çok insana dokundu, çok eser bıraktı. Hiç durmadan üretti. Eğer bugün burada sizleri görseydi çok mutlu olurdu. Tam istediği veda buydu. Sevgili baba, eğer beni duyuyorsan, seni çok sevdiğimi bilmeni istiyorum. Çok özleyeceğimi bilmeni istiyorum ve aynı zamanda isminin ve anılarının bizlerle yaşamasını, yaşaması için elimden gelen her şeyi yapacağımı bilmeni istiyorum. Sağ olun, eksik olmayın” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/yesilcamin-unlu-ismi-turker-inanoglu-icin-ilk-toren-tim-show-centerda-duzenlendi/feed/ 0
Çankırı İl Sağlık Müdürü: Kanserle Mücadelede Bilinçlenme ve Erken Teşhis Önemli https://www.haber28.com.tr/cankiri-il-saglik-muduru-kanserle-mucadelede-bilinclenme-ve-erken-teshis-onemli/ https://www.haber28.com.tr/cankiri-il-saglik-muduru-kanserle-mucadelede-bilinclenme-ve-erken-teshis-onemli/#respond Tue, 18 Jun 2024 21:00:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21568 Çankırı İl Sağlık Müdürü Hüseyin Sarıkaya, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla mesaj yayımladı.

Sarıkaya, mesajında, kanserin dünyada ve Türkiye’de sebebi bilinen ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.

Bilgi eksikliği, korku, ihmal gibi nedenlerle tanı geciktiğinde tedavinin de güçlendiğini aktaran Sarıkaya, “Bu önemli sağlık sorununa halkın dikkatinin çekilmesi, toplumun kansere yönelik bilincinin artırılması ve farkındalık oluşturulması amacıyla 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası olarak belirlenmiş olup her yıl düzenlenen etkinlikler kanser mücadelesinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde kanser yıllardır en sık izlenen ikinci ölüm sebebidir. Yaklaşık her 6 ölümden biri kanser nedeniyle gerçekleşmektedir. 2019 yılında Türkiye’de toplam 223 bin 87 kişiye yeni kanser teşhisi konulmuştur. Erkeklerde akciğer, kadınlarda ise meme kanseri en sık izlenen kanser olma özelliğini sürdürmektedir. Kolorektal kanserler de önceki yıllarda olduğu gibi üçüncü sıklıkta izlenmeye devam etmektedir.”

Kanser gelişiminde yüzde 90 çevresel, yüzde 10 oranında ise genetik faktörlerin etkili olduğuna vurgu yapan Sarıkaya, şu ifadeleri kullandı:

“Çevresel faktörler arasında yer alan tütün kullanımı, alkol tüketimi, fazla kilolu olma ve enfeksiyonlara maruziyet gibi risklerin engellenmesi yolu ile gelişmekte olan kanserlerin günümüzde yüzde 30, yüzde 50 oranında önlenebileceği bilinmektedir. Özellikle tarama programları ve kanser belirtilerinin erken fark edilmesi, teşhis ve tedavi hizmetlerine erken dönemde erişilmesi yolu ile uygulanan tedavinin yaşam kalitesine çok şey katabildiği kanser türleri göz önüne alınırsa, korunmanın önemi daha da artmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, kanser konusunda en önemli kontrol stratejisinin korunma ve erken teşhis olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”

Birçok kanserin bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteren erken belirti ve semptomlar gösterdiğini aktaran Sarıkaya, şunları kaydetti:

“Bunlara meme, rahim ağzı, kolorektal, deri, ağız ve bazı çocukluk çağı kanserleri dahildir. Bunu bilmek önemlidir, çünkü kanseri erken teşhis etmek neredeyse her zaman tedaviyi ve hatta iyileştirmeyi kolaylaştırır, bu da kanser teşhisi konan kişilerin hayatta kalma şansının ve yaşam kalitesinin artması anlamına gelir. Kanserin erken uyarı işaretlerini tanımak uygun maliyetlidir ve çoğu durumda herhangi bir özel teknoloji gerektirmez. Ülkemizde, Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği 3 kanser türünde, 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir meme kanseri taraması, 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir kalınbağırsak kanseri taramaları yapılmaktadır. Tarama sonrası sonucu pozitif ya da şüpheli çıkan kişiler, tarama sonrası teşhis merkezlerine yönlendirilmekte ve ileri tetkikleri yapılmaktadır. Tarama yaş grubundaki tüm vatandaşlarımızı ücretsiz olarak kanser taramalarını yaptırmak üzere, hastanelere, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine (KETEM), Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM), Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) davet ediyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cankiri-il-saglik-muduru-kanserle-mucadelede-bilinclenme-ve-erken-teshis-onemli/feed/ 0
Onur Ergün: “Başakşehir ile Avrupa’ya gitmek istiyoruz” https://www.haber28.com.tr/onur-ergun-basaksehir-ile-avrupaya-gitmek-istiyoruz/ https://www.haber28.com.tr/onur-ergun-basaksehir-ile-avrupaya-gitmek-istiyoruz/#respond Sun, 16 Jun 2024 02:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21133 RAMS Başakşehir’in orta saha oyuncusu Onur Ergün, öncelikli hedeflerinin Süper Lig’i ilk 4 sırada bitirip, Avrupa kupalarında gitmek olduğunu söyledi.

Başakşehir’in orta saha oyuncusu Onur Ergün, Süper Lig’de takım ve kişisel hedefleri, İstanbulspor ve Hatayspor dönemi ile A Milli Futbol Takımı hakkında ilgili İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Başakşehir’in öncelikli hedefinin Avrupa kupalarında ülkeyi temsil etmek olduğunu söyleyen Onur Ergün, “Kulübümüzün alışmış olduğu ve sürekli şampiyonluğa oynama, Avrupa’ya gitme alışkanlığı var. Başakşehir’in öncelikli hedefi Avrupa’ya gitmek. Bu doğrultuda elimizden geldiği yapmaya çalışıyoruz. Sezona çok iyi başlayamadık belki ama daha sonra kadro kalitemizin farkındaydık ve ilerleyen haftalarda hak ettiğimiz noktaya geleceğimizi biliyorduk. Kalan haftalarda en iyi şekilde oynayıp, Başakşehir formasıyla sahada mücadelede edip, Avrupa’ya gitmek istiyoruz. Hedefimiz ligi ilk 4’ün içerisinde bitirmek. Bireysel hedefim, buraya bu sene geldim, kariyerimde Avrupa maçım yok. Kulübümüzle inşallah bu sene Avrupa’ya gidip, seneye de Avrupa’da Başakşehir formasıyla ilk Avrupa maçlarımı oynamak istiyorum” diye konuştu.

“Kısa vadede planlarımda Başakşehir ile birkaç başarı hayalim var”

Uzun vadede planlar yapmayı bıraktığını, kısa vadede ise Başakşehir ile birkaç hayali olduğundan bahseden Ergün, “Çok fazla uzun hedefler koymuyorum kendime daha küçük hayallerle ilerlemeye çalışıyorum. Özellikle geçen sene yaşadığımız kötü olaydan sonra. Başakşehir’de çok güzel bir ortam yakaladım. Buraya geç bir yaşta geldim ama çok güzel bir ortam yakaladım. Hedefim aslında Başakşehir’de olabildikçe uzun kalmak, burada şampiyonluğa oynayan bir ekip var. Geçmişinde şampiyonluğu olan bir takım var. Burada şampiyonluk yaşamak, Avrupa maçlarında ülkemi temsil etmek gibi kısa vadedeki hedeflerim bunlar. Daha sonrasında yaş ilerledikçe antrenörlük olabilir. Farklı futbolun alanlarında görev almak olabilir. Uzun vadede planlar yapmamaya özen gösteriyorum. O yüzden kısa vadede planlarım Başakşehir ile birkaç başarı hayalim var. İnşallah onlara ulaşırım” şeklinde konuştu.

“City Futbol Grup ile yapılan anlaşmanın gençlere çok büyük faydası olacağını düşünüyorum”

City Futbol Grup ile Başakşehir arasında yapılan futbol odaklı iş birliği anlaşmasının en çok altyapıdaki gençler için faydalı olacağı söyleyen 31 yaşındaki futbolcu, “Yapılan anlaşmada City grubun kalitesi, büyüklüğü, sahip oldukları kulüpler, çok ciddi kulüplere sahipler. Türkiye’den de biz bu kulüplerin arasına girersek çok güzel bir şey olur. Öncelikle gençlere çok büyük faydası olacağını düşünüyorum. City Futbol bünyesindeki kulüpler çok güçlü ve Avrupa’da çok ciddi işler yapmış kulüpler. Dolasıyla genç oyuncularımız direkt takip edilebilecek. Transferleri belki çok daha kolay gerçekleşecek. Burada en büyük faydasının gençlere olabileceğini düşünüyorum. Bu konuyla alakalı daha sonrada başkanımızla sohbet etme fırsatımız oldu. Tesisleşme, futbola bakış açısı ve genel program her konuda mutlaka katkısı olacak. Ama dediğim gibi genel resme baktığın zaman en fazla faydasının gençlere olabileceğini düşünüyorum. Çünkü biz çok iyi genç oyunculara sahibiz. Altyapımızdan çıkan çok değerli oyuncular var. Bu oyuncular bu anlaşma sayesinde çok daha rahat Avrupa’ya çıkabilecekler. City Grup’un sahip olduğu kulüplere baktığımız zaman İspanya’da, İngiltere’de, Almanya’da var. Ben en büyük faydasının gençlere olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“Hatayspor çok değerli, yeri her zaman ayrı kalacak”

Süper Lig’de ilk kez Hatayspor formasıyla mücadelede etmesiyle ilgili de konuşan Onur Ergün, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketini yaşamış birisi olarak hiçbir zaman unutmayacağını ifade ederek, depremde yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet ve ailelerine baş sağlığı diledi. Ergün, “Hatayspor’dan tabii ki bahsetmek isterim ama o olayı geçmişte bırakmaya çalışıyoruz. O günü yaşayan her insan gibi. Hatayspor benim Süper Lig’de ilk formasını giydiğim kulüp. Çok değerli, yeri her zaman ayrı kalacak. Çok güzel anılar geçirdiğim. Çok güzel arkadaşlıklar edindiğim ve çok iyi hocalarla çalıştığımız bir kulüp. Benim için hep değerli kalacak. Bu olayla ilgili ise çok acı çektik. Tüm Türkiye gibi çok üzüldük. Tekrardan ölenlere rahmet, ailelerine baş sağlığı diliyorum. Hiçbir zaman unutmayacağız. Ben kendi adıma unutamıyorum zaten. Çok ağır bir olaydı. Tekrardan detaylandırıp, tekrardan o kötü anıları canlandırmak istemiyorum. Hatayspor’un her zaman yeri benim için özel ve ayrı kalacak. Orada çok güzel dostluklar edindim. Yerel halktan olsun, takım içinde olsun. O yüzden benim için hep kıymetli bir yerde kalacak” dedi.

“İstanbulspor, beni ben yapan kulüp”

İstanbulspor ile Türkiye’nin birçok alt liginde forma giymiş olmasının hatırlatılması üzerine konuşan Onur Ergün, “İstanbulspor benim için en özel kulüp. Çünkü beni ben yapan, Onur Ergün’ün, Onur Ergün olmasını en büyük vesile olmuş kulüptür. Ben orada 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig’de de oynadım. Depremden sonra kısa bir süre, aslında oynamayı düşünmüyordum ama Ecmel Başkan ve Fatih hocamın çağrısına kayıtsız kalamadım. Çok şükür, çorbada tuzum olduysa. Ligde kaldık. Ama bu sene İstanbulspor’a bakınca tabii üzülüyorum. Çünkü o takımı Süper Lig’de görmek için çok emek verdik. Bazen daha büyük sıçramalar yapmak için bir adım geri atmak lazım. İstanbulspor bu sene ligde kalmaya çalışsaydı ve büyük paralar harcasaydı ve kalamasaydı, belki çok daha sert bir düşüş yaşayacaktı. Biraz daha o kulübün yapısını ve başkanını tanıdığım kadarıyla bence ayağını yorganına göre uzatmaya çalıştılar. Bana göre hala ligde iyi futbol oynamaya çalışan ekiplerden bir tanesi. Hak etmediği skorlar alıyorlar. Dediğim gibi bazen daha iyi sıçramalar yapmak için bir adım geriye gitmek gerekiyor. İstanbulspor yetiştirmeye çalışan aynı zamanda yarışmaya çalışan kulüp. Hangi ligde olursa olsun, benim için çok özel kulüp olarak kalacak. O yüzden onlara başarılar diliyorum. Nerede olurlarsa olsun, bir taraftarı olarak onları destekleyeceğim” ifadelerini kullandı.

“Bence bu yaşanan olaylardan herkes kendine bir pay çıkarmalı”

Süper Lig’de son haftalarda yaşanan olayların, bir futbolcu olarak kendisini nasıl etkidiğinin sorulması üzerine 31 yaşındaki futbolcu, “Etkilemiyor desem yalan olur. Bende buradan konuşup gündemi tekrar bu konularla meşgul etmek istemiyorum. Ben sadece sahanın içerisinde kalmaya çalışan bir oyuncuyum. Yaşanan olaylar bizi üzüyor ve düşündürüyor. Her insanda olması gerektiği gibi bizi sorular sormaya yöneltiyor. Bence her insanda bunu yapmalı. Bence bu yaşanan olaylardan herkes kendine bir pay çıkarmalı. Bazı şeyleri bu şekilde daha çok düzeltebiliriz. Dediğim gibi konuşup gündemi tekrar bu konularla meşgul etmek istemiyorum. Saha içerisinde kalmaya çalışıyorum. Kalan haftalarda dediğim gibi bizim hedeflerimiz var. Biz o hedefler doğrultusunda çalışacağız. Sahanın içerisinde kalmaya çalışacağız” diye cevap verdi.

“Milli takımındaki jenerasyona çok inanıyorum”

EURO 2024 öncesi Macaristan ve Avusturya ile hazırlık maçları yapan A Milli Futbol Takımı’nın performansını ve turnuvadaki beklentilerinden bahseden Onur Ergün, “Geçtiğimiz iki maç hazırlık maçıydı. Aslında galibiyet ve mağlubiyet çok önemli değil. Avrupa Şampiyonası’na hazırlanıyoruz. Hoca da bir şeyler oturtmaya çalışıyor. Jenerasyonumuzun çok iyi olduğunu düşünüyorum. Çok iyi bir ekibe sahip olduğumuzu düşünüyorum. İçeride birçok arkadaşımda var, konuşuyoruz. Milli takım ortamı çok iyi. Ben başarılı olacağımıza inanıyorum. Milli duygularımı bir kenara bıraktığımızda, sadece bir futbolcu olarak baktığımda çok kaliteli bir kadromuz var. İnşallah en iyi şekilde, en iyi noktada Avrupa Şampiyonası’nı tamamlarız. Tekrardan gururlu günlere döneriz diye düşünüyorum. Ben bu jenerasyona çok inanıyorum. O yüzden başarılı olacağımızı düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“Çağdaş Atan gibi antrenörlerle çalışmaktan büyük keyif alıyorum”

Teknik Direktör Çağdaş Atan ile çalışmaktan keyif aldığının ve sürekli takıma yeni şeyler öğretmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Ergün, “Ben de Çağdaş hoca da, sezon başında takıma katıldık. Kendisiyle ilk defa burada çalışma fırsatım oldu. Hem ikili iletişim olsun, hem sahadaki teknik, taktik açıdan bize çok şey öğretti. Çok şey kattı. Zaten yakaladığımız başarı, geldiğimiz sıralama ve sezon sonundaki hedefimiz Çağdaş hoca ve ekibinin ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Ben bireysel olarak hocayla çalışmaktan çok keyif alıyorum. Çünkü futbol sadece futbol olarak görmüyor. Kendini çok geliştiriyor ve Avrupa’yı takip ediyor. Bizlere sürekli antrenmanlarda yeni bir şey öğretmeye çalışıyor. Ben bu tarz antrenörlerle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Kendisini ve ekibi çok başarılı buluyorum. Her zaman yolları açık olsun. Burada kendileriyle çalıştığım için çok keyif alıyorum” açıklamasında bulundu.

“Hedefimiz Beşiktaş’ı iç sahada yenmek”

Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında oynayacakları sahasında oynayacakları Beşiktaş maçı için ise turuncu-lacivertli futbolcu, “Beşiktaş ilk 4 için hedef olarak direkt rakibimiz gözüküyor. Zorlu bir maç olacak. Beşiktaş’ın kalitesinin farkındayız. Bu milli arada ve öncesinde hedefimizi koymuştuk. Milli arada bu hedef doğrultusunda çok iyi çalışıyoruz. Hedefimiz iç sahada Beşiktaş’ı yenip, kalan 7 haftada kazanmak istiyoruz. Maç maç gidiyoruz. Beşiktaş yada farklı bir takım olarak bakmıyoruz. Her maça final gözüyle bakıyoruz. Çünkü sezon sonunda koyduğumuz bir hedef var. O doğrultuda o hafta neyi gerekiyorsa onu çalışıp, en iyi şekilde maçımızı kazanıp, ilerlemek istiyoruz” diye sözlerini tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/onur-ergun-basaksehir-ile-avrupaya-gitmek-istiyoruz/feed/ 0
Erzurum’da Yaşlı Atletler Ramazan Ayında da Maraton İçin Hazırlanıyor https://www.haber28.com.tr/erzurumda-yasli-atletler-ramazan-ayinda-da-maraton-icin-hazirlaniyor/ https://www.haber28.com.tr/erzurumda-yasli-atletler-ramazan-ayinda-da-maraton-icin-hazirlaniyor/#respond Sat, 15 Jun 2024 23:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21089 Erzurum’da yaşları 72’yi bulan ve “Çılgın Dadaşlar” olarak anılan master atletler, Ramazan ayı olmasına rağmen maraton için hazırlıklarında hız kesmiyor.

67 yaşındaki antrenör Dursun Düzgün tarafından 15 yıl önce kurulan çeşitli mesleklerde çalışan, esnaf, akademisyen, emekli ve yöneticilik yapan 35 ile 70 yaş üzerindeki kişilerin bir araya geldiği Palandöken Masterler Koşu Grubu, Ramazan ayında da koşularını sürdürüyor. Haftada 3 gün salon ve atletizm tartan pistinde yaz kış demeden antrenman yapan sporcular maratonlara sistematik ve disiplin içinde hazırlanıyor. Gruba katılmak için yılda iki defa sağlık raporu ve doktor kontrolünden geçmek ise en önemli şartlardan birisi. Palandöken Masterler Koşu Grubu üyelerinin en büyük isteği ise kendilerine destek olunması.

İstanbul Maratonu’na hazırlanıyorlar

Ramazanda da antrenmanlarını aksatmayan ve kendilerini “Çılgın Dadaşlar” olarak nitelendiren atletler, Antrenör Dursun Düzgün ve koordinatörü Hikmet Maraşlı ile İstanbul Maratonu’na katılmak için iftar öncesi yaklaşık 2 saatlik çalışma yapıyor. Dursun Düzgün, sporun bir insanın en yüksek verime ulaşabilmesi için ruhen ve bedenen yapmış olduğu egzersizlerin tümü olduğunu ifade ederken, “Sporun, öğrenmenin, okumanın yaşı yok. Spor yapanla yapmayan kesinlikle bir değil. Ramazanda hepimiz orucuz ve bu halde çalışıyoruz, iftara 1-2 saat kala gelip bu performansı göstermek kimsenin harcı değil. Biz çalışıyoruz, yağ yakıyoruz, emek harcıyoruz. Herkese spor yapmasını tavsiye ediyorum. Evde, kahvede oturmaktansa gelip spor yapsınlar” dedi.

İftara doğru antrenmanları başlıyor

Beraber spor yapmayı seven, sağlık için yaşam boyu sporu seçen bir ekip olduklarını ifade eden Hikmet Maraşlı, “Bizler uzun yıllardır DSİ spor salonunda hep beraber sporla uğraşıyoruz. Sağlık için yaşam boyu spor yapıyoruz. 8-9 yıldan beri de yurt içi, yurt dışı maratonlara katılıyoruz. Maratonlar da genellikle 10, 15 veya 21 kilometre maratonlarına katılıyoruz. Yurt dışında Tataristan Kazan, Gürcistan Tiflis, Azerbaycan Bakü maratonuna katıldık. Bizler sağlığımız el verdiği sürece spora devam edeceğiz. Tüm gençliğimize bu spora yönelmelerini, birlikte koşu, yürüyüşlere katılmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Bizim için yaz-kış yani sıcak-soğuk, Ramazan hiç fark etmiyor bizim için. Tabii ki sağlığımızı düşünecek şekilde kontrollü bir vaziyette Ramazan’da da akşam iftara yakın belli bir saatte sporumuzu yapıyoruz. Bazı insanlar bunun acaba sağlık için çok riskli olabileceğini düşünebilir. Ama biz ölçülü bir şekilde Ramazan günlerinde iftara yakın çok harika bir koşu ve etkinlikler düzenliyoruz. İftara doğru spor yapmak çok sağlık için de çok yararlı oluyor.” şeklinde konuştu.

72 yaşında grubun en hızlısı emekli öğretmen

Palandöken Masterler Koşu Grubu’nun en yaşlı üyelerinden birisi olan 72 yaşındaki emekli öğretmen Celal Arpacık, “Yaşamım el verdiği sürece koşuya devam edeceğim. 25 yılık spor hayatım var, son 9 yıldır koşu ile uğraşıyorum. Ramazan günlerinde kendimi koşarak daha fazla zinde hissediyorum. Geçen yıl Azerbaycan’da katıldığım yarı maratonda 21 kilometrede yaş grubunda ikinci, aynı yıl Gürcistan Tiflis’teki yarı maratonda ise birinci oldum” diye konuştu. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzurumda-yasli-atletler-ramazan-ayinda-da-maraton-icin-hazirlaniyor/feed/ 0
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat Projelerini Anlattı https://www.haber28.com.tr/besiktas-belediye-baskani-riza-akpolat-projelerini-anlatti/ https://www.haber28.com.tr/besiktas-belediye-baskani-riza-akpolat-projelerini-anlatti/#respond Fri, 14 Jun 2024 23:00:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20905 Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, 5 yıl boyunca sosyal ve kültürel anlamda hayata geçirdiği projeleri anlattı. Görev yaptığı sürede herkese eşit hizmet verdiklerini dile getiren Akpolat, ikinci kez seçilmesi durumda Dikilitaş’ta Spor ve Yaşam Kompleksi’ni hayata geçireceğini söyledi.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, gazeteci Fatih Altaylı’nın konuğu oldu. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Rıza Akpolat, 5 yıl boyunca sosyal ve kültürel anlamda hayata geçirdiği projeleri şöyle özetledi:

“Bir uygulama hazırladık, öğrenci, öğrenci uygulamasıyla, sisteme giriyor. Kendisine en yakın konumdaki anlaşmalı restoranda gidip, ücretsiz olarak yemek yiyor. Şu anda 2000 öğrencimizin yemek ihtiyacını karşılıyoruz. Yaşlı dostu kentler ağına üye olan 6 belediyeden birisiyiz.

“BEŞİKTAŞ 70 KG KADAR YAĞACAK YAĞMURA DİRENÇLİ HALE GELDİ”

Saha Çözüm Hareketinin önemini vurgulamak istiyorum evlere gittiğimizde 70 yaş üstü oldukça fazla, hasta bakıma muhtaç evde yalnız yaşayan komşumuz olduğunu tespit ettik. Gerontomimari çalışmalarına başladık evde yalnız yaşayan bakıma muhtaç komşularımızın evlerinin içindeki fiziki koşulları onların yaşamlarına uygun hale getiriyoruz. Pandemide Barbaros Meydanı, Şair Nedim Caddesi’nde, Nüzhetiye Caddesi’nde Kuruçeşme’de, Bebek’te, Ortaköy’de, Nispetiye Caddesi’nde altyapı çalışmaları gerçekleştirdik. Çırağan, Nispetiye ve Barbaros Bulvarı’nın yaya yollarını kaldırım alanlarını düzenledik. Beşiktaş, 70 kg kadar yağacak yağmurlara karşı dirençli hale getirildi.

“VATANDAŞLARIMIZ AÇTIĞIMIZ SOSYAL TESİSTE 4 TL’YE ÇAY İÇEBİLİYOR”

Semt kart uygulamasını hayata geçirdik. 93 bin 500 haneye dağıttık. Bizim sosyal tesislerimizden yüzde 40-50 indirimli bir şekilde faydalanabilsinler diye. Biz Beşiktaş İskelesi’ne bir sosyal tesis inşaa ettik. Vatandaşlar 4 liraya burada çay içiyorlar ve komşularımızı denizle buluşturmuş olduk.  Aynı alanda öğrencilere de orada bir kitap kafe yaptık. Orada ders çalışıyorlar ve söyleşiler de gerçekleştiriyoru. Semt Kartları hanelere dağıtırken ilk aşamada 1228 olan ihtiyaç sahibi hane sayısı 3 bine çıktı. İki kattan fazla arttı ve biz kendimizi 5 bine hazırlıklı hale getirmeye çalışıyoruz.

“KADINLARIMIZIN YANINDAYIZ”

Aşevi şu anda her gün 6 ve 7 bin haneye sıcak yemek hizmeti sağlıyor. İki kısım Beşiktaş var bir kısım Beşiktaş’ta ne yapılıyor diyebilir ama diğer 17-18 mahalle de kent yoksulu durumunda. Kadınlarla ilgili Kadın Dayanışma ve Yaşam Merkezi açtık. Şiddet gören kadınlarımızın da yanındayız ve boşanma aşamasındaki kadınların hukuki süreçlerini yönetiyoruz.

Beşiktaş’ta geleceğe dair adımlar atıyoruz. ‘Semtini Yaşat’ diye bir proje başlattık. Amacımız Arnavutköy ve Bebek’in ana caddelerinde bir eğlence kültürü var ama şimdi ara sokaklara da nüfuz etmiş durumda. Bunlarla ilgili geleceğe dönük adımlar attık meclis kararı aldık ve krokileri iptal ettik. Ana cadde de bu eğlence noktalarını bıraktık ama ara sokaklara girmesini engelledik.

Şimdi cephe rehabilitelerini yapacağız ve orada 60-70 senedir yaşayan vatandaşların da huzurlu bir şekilde yaşamalarını sağlayacağız.

“DİKİLİTAŞ’TA YAŞAM VE SPOR MERKEZİ AÇIYORUZ”

Kentsel tasarım projemizi hayata geçireceğiz. Çarşı’nın içerisindeki klimaları, tabelaları, yaya ve engelli geçiş alanlarını planlayacağız. Beşiktaş Cumartesi Pazarı’nın bir plan sorunu vardı ve bu sorun çözüldü. İBB Meclisi’nden geçti ve Şişli Belediyesi Meclisi’ne yollandı ve oradan da geçecek. Orada sekiz katlı bir otopark ve modern bir pazar alanını İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Şişli Belediyemiz iş birliği ile hayata geçireceğiz. Dikilitaş’ta Yaşam ve Spor Merkezi açıyoruz. Orada olimpik bir havuz, bir kreş ve yine bir sosyal tesis olacak. 65 yaş üstüne bir fitness salonu, bir kütüphane hazırlığımız var. 1-1.5 sene içerisinde bu alanı da bitireceğiz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/besiktas-belediye-baskani-riza-akpolat-projelerini-anlatti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-emekli-maaslarini-tekrar-masaya-yatiracagiz/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-emekli-maaslarini-tekrar-masaya-yatiracagiz/#respond Tue, 11 Jun 2024 22:00:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20471 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Önümüzdeki temmuz ayında yılın ilk 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız. Küçük esnafın prim gün sayısında yaşadığı adaletsizliği giderecek, buna göre önümüzdeki dönemde bu adımı atacağız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Gökdere Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitabında, Türkiye’nin en büyük muhalefet partisinin içine düştüğü tutarsızlık, savrulma, kirlenmişlik halinin utanç verici olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Valizler, çantalar dolusu dolarlar, avrolar… Bunları saymaya bile yetişemiyorlar. Sayma görüntülerini izah edemiyor. Bir tane CHP’li yetkili çıkıp da paradan yapılan kulelerin kime ait olduğunun cevabını veremiyor. Daha darbe güzellemelerini, millete yaptıkları hakaretleri saymıyorum. İşte bu seçimlerde sadece şehirlerinizi yönetecek başkanları seçmekle kalmayacaksınız, aynı zamanda ülkemizin geleceğinde hangi siyaset tarzının önünün açılacağını da belirleyeceksiniz. Sizlerden 31 Mart’a bu gözle de bakmanızı istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Bursa’nın en doğru kararı vereceğine inandığını vurgulayan Erdoğan, şu an dünyadaki tüm ekonomileri zorlayan en büyük sorunun son 50-60 yılın zirvesinde seyreden yüksek enflasyon olduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, Avrupa’sından Amerika’sına herkesin kontrol altına almaya uğraştığı enflasyonla kendilerinin de mücadele ettiğini dile getirerek, hayat pahalılığından en fazla etkilenen kesimlerin de çalışanlar ve emekliler olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıl başında hem asgari ücrette hem emekli maaşlarında yaklaşık yüzde 50 oranında artış yapıldığını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini de aynı oranda artırdık. Ayrıca, bir defaya mahsus 5 bin lira ödemede bulunduk. Öncesinde 16 milyon emeklimizin tamamına, tek sefere mahsus 5’er bin lira ödemede bulunduk. Şimdi de banka promosyonlarını 8 bin lira ile 12 bin lira arasına yükselterek emeklilerimize yeni bir imkan sağladık. Önümüzdeki temmuz ayında yılın ilk 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız. Memurlarımıza yaptığımız ek gösterge ilave edilmesi uygulamasını genişleterek düzenlemenin hazırlıkları tamamlandı. Küçük esnafın prim gün sayısında yaşadığı adaletsizliği giderecek, buna göre önümüzdeki dönemde bu adımı atacağız. Ev hanımlarımızın isteğe bağlı sigorta prim teşvikleriyle ilgili düzenlemeyi de hayata geçirdik. Gençlerimize çeşitli başlıklarda vereceğimiz ilave destekleri deprem bölgesinden başlayarak uyguluyoruz. Böylece milletimizin farklı kesimlerine verdiğimiz sözlerin takibini yapıyor, tek tek yerine getiriyoruz. Elbette tüm bunlar yüksek enflasyonun çalışanlar ve emeklilerde yol açtığı refah kaybı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.”

“Yapamayacağımız işleri asla söylemedik”

Ekonomi programını kararlılıkla uygulamayı sürdürerek fiyat istikrarının sağlanması gerektiğini kaydeden Erdoğan, yüksek enflasyon ortamında kime ne verilirse verilsin, beklenilen neticenin alınmadığını ifade etti.

Yılın ikinci yarısında enflasyonun inişe geçtiğinin hep birlikte görüleceğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Deprem şehirlerimizdeki inşaat çalışmalarının yükünün de hafiflemesiyle birlikte çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hak ettikleri refah seviyesine biraz daha yaklaştıracağız. Biz bugüne kadar milletimize asla yalan söylemedik. İnsanlarımızı kandırmaya çalışmadık. Dün verdiğimiz sözleri bugün hatırlamıyoruz diye kulak arkası hiç yapmadık. Milletimizin her kesimiyle sürekli irtibat içinde olduğumuz için tespit ettiğimiz sıkıntıları, talepleri en kısa sürede karşılayacak adımları attık. Yapamayacağımız işleri asla söylemedik. Hatta emeklilikteki yaş uygulaması gibi aslında içimize sinmeyen birtakım hususları bile milletimizden gelen yoğun talepler karşısında hayata geçirmekten kaçınmadık. Bu uygulamanın kamu maliyesine getirdiği yükün ve sosyal güvenlik sistemimizin dengesine yol açtığı bozulmanın tamiri epeyce vakit alacak.”

“Yaşadığı sıkıntılardan dolayı sitemlerini dile getiren her vatandaşım elbette haklıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahada emekli maaşlarında bununla bağlantılı şekilde kaçınılmaz olarak asgari ücrette ara artış istekleriyle karşılaştıklarını vurgulayarak, “Daha önce sadece emekli maaşlarında on bin liralık bir artışın yol açacağı mali yükün hesabını milletimizle paylaşmıştım. Yatırım bütçemizin tamamını veya eğitime, sağlığa ayırdığımız kaynağın tümünü sadece bu artışa tahsis etsek bile yetmeye mümkün olmadığını göreceksiniz. Takdir edersiniz ki devlet yönetiminde böyle bir durum olmaz, olamaz. Yaşadığı sıkıntılardan dolayı sitemlerini dile getiren her vatandaşım elbette sonuna kadar haklıdır. Peki, çalışanların ve emeklilerin kayıplarını nasıl telafi edeceğiz? Her zaman yaptığımız gibi bunu daha çok çalışarak, daha çok üreterek, devletimizin kaynaklarını daha da çoğaltarak yapacağız.” ifadelerini kullandı.

Vatandaşın karşısına gelip atıp tutanların hiçbirinin bırakın devletin kaynaklarını çoğaltmayı, mevcuda bile sahip çıkamayacaklarını, vatandaşın derdine derman olamayacağını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Belediyelerde yaptıklarını görüyorsunuz. 5 yılda iflas ettirmedikleri yer kalmadı. Sorunsuz saat gibi tıkır tıkır işleyen hizmetleri bile devam ettiremediler. Sadece yalanlarıyla sizleri kandırmanın peşindeler. Biz tüm samimiyetimizle, tüm içtenliğimizle, tüm hak ve hakkaniyet duygumuzla size gerçeği söylüyor, çözüm yolumuzu paylaşıyoruz. 21 yılda nasıl 3 kat Türkiye’yi büyüttüysek, önümüzdeki dönemde 2 kat daha büyütüp inşallah sözlerimizi fazlasıyla tutacağız. Yeter ki birliğimize, beraberliğimize sahip çıkarak, ülkemizin bütünlüğünde, devletimizin bekasında gözü olanları sevindirmeyelim. Gerisi sadece gayret, vakit ve planlama meselesidir.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-emekli-maaslarini-tekrar-masaya-yatiracagiz/feed/ 0
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Kemalpaşa’da İş Dünyası Temsilcileriyle Buluştu https://www.haber28.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-kemalpasada-is-dunyasi-temsilcileriyle-bulustu/ https://www.haber28.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-kemalpasada-is-dunyasi-temsilcileriyle-bulustu/#respond Sat, 08 Jun 2024 03:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20003 CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Kemalpaşa’da iş dünyası temsilcileri ile bir araya geldi. Projelerini anlatan Başkan Tugay, “Temizlik, yol, trafik, toplu ulaşım ile ilgili hızlı eylem planları, ortaya koymamız gereken durumlar var. Yapacağız, zor değil. Zor olan şehri rekonstrükte etmek. Ben plastik ve rekonstrüktif cerrahım. Rekonstrüksiyon yeniden yapmak demek. Şehri yeniden yapmak gerek. Bir rekonstrüktif cerraha bu kısmet olduysa ve bu bensem, ne mutlu bana. Türkiye’nin ilk belediye başkanı olan plastik cerrahıyım ben. Seçilirsem İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de ikinci doktor başkanı olacağım ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 35. başkanı olacağım. O da ayrı bir onur.” dedi.

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tugay, Kemalpaşa Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KESİAD), Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi (KOSBİ), Bağyurdu Organize Sanayi Bölgesi (BAYOSB), Kemalpaşa Ziraat Odası, Kemalpaşa Esnaf Odası, Kemalpaşa Şoförler Odası ve çok sayıda iş insanıyla bir araya geldi. CHP Kemalpaşa Belediye Başkan Adayı Mehmet Türkmen ve CHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz’ın da katıldığı toplantıda, Tugay projelerini anlattı.

“HAYALİMDEKİ KALKINMAYI HAYATA GEÇİRECEĞİM”

Hayatı boyunca İzmir’in dört bir yanında yaşadığını anlatan Tugay, “İzmir’i tanıyorum. İzmir ve Ege Bölgesi’ne bütün olarak bakmak lazım. Muhteşem bir medeniyet. Üretim, kültür, kalkınma alanı. Umuyorum ki 31 Mart’ta İzmirliler beni Büyükşehir Belediye Başkanı seçer. İnşallah görevi aldıktan sonra bu duyguyla bütün İzmir’i kucaklayacağım. Hayalimdeki o iyileşmeyi, kalkınmayı hayata geçireceğim. İzmir’i daha da mutlu insanların yaşadığı bir şehir haline getirebilirim” dedi.

“3 MİLYON İNSAN SIKIŞIK HALDE METROPOLDE YAŞIYOR”

İzmir’de belediyecilik konuşulduğunda konunun “battı çıktı”lara geldiğini söyleyen Başkan Tugay, “Tamam yapın da İzmir battı çıktı ile ifade edilebilecek bir kent değil. İzmir’de 4,5 milyon civarı insan yaşıyor. Yaklaşık 3 milyonu Körfez çevresinde sıkışık alanda yaşıyor. Bunun dışındaki geniş alanda 1,5 milyon insan yaşıyor. Bugünden yarına, birkaç senede birkaç battı çıktı yapıp, ‘Büyük iş yaptık’ diye övünen belediyecilerden olmak istemiyorum. Kendimize 25-50 yıllık planlar yapalım. Plana sadık kalalım. Yapmamız gereken en doğru şeyleri yapalım. Her geçen gün, her geçen ay doğru şeyler yaparak refahımızı artıralım.” diye konuştu.

“ŞEHRİ YENİDEN YAPMAK GEREK”

İzmir’de acil müdahale bekleyen sorunlar olduğunu ve hayata geçirecekleri projelerle sorunların çözüme kavuşmasını sağlayacaklarını anlatan Tugay, şunları söyledi:

“Temizlik, yol, trafik, toplu ulaşım ile ilgili hızlı eylem planları ortaya koymamız gereken durumlar var. Yapacağız, zor değil. Zor olan şehri rekonstrükte etmek. Ben plastik ve rekonstrüktif cerrahım. Rekonstrüksiyon yeniden yapmak demek. Şehri yeniden yapmak gerek. Bir rekonstrüktif cerraha bu kısmet olduysa ve bu bensem, ne mutlu bana. Türkiye’nin ilk belediye başkanı olan plastik cerrahıyım ben. İlk Büyükşehir Belediye Başkanı olacağım ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin 35. Başkanı olacağım. O da ayrı bir onur.”

“BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ”

İzmir’in ticaret kenti kimliğine vurgu yapan Tugay, “Cemil Tugay Büyükşehir Belediye Başkanı olursa bilen insanlarla, oturup tartışarak, düşünerek, ortak değerlendirmeler yaparak, uzlaşılmış fikirlerle bu şehri yönetecek. Ben bilim insanıyım, bilgiye saygı duyarak yaşadım. Bundan sonra da bilen insanlarla birlikte bu şehri yöneteceğim. Sanayi hakkında konuşacaksak birlikte konuşacak, bilgiyi objektif olarak ortaya koyacak, sanayicilerin görüşünü alacağız. Tarım, turizm, ticaret, eğitim, kültür sanat her alanda böyle olacak.” dedi.

Kemalpaşa Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Yeşim Işıklı da “Ülkemizin geleceğini şekillendirmede önem taşıyan günlerden geçiyoruz. Bizler KESİAD ailesi olarak her fırsatta ülkemizin geleceği için cesur adımlar atmaya, değişim öncülüğündeki tüm liderlere desteğimizi her zaman söylüyoruz.” dedi.

BAŞKAN TUGAY KEMALPAŞA’DA YURTTAŞLARLA İFTARDA BULUŞTU

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, ev sahipliğini üstlendiği Kemalpaşa’daki iftar programında yurttaşlar, partililer ve sivil toplum örgütleri ile bir araya geldi.

Türkiye’de birlik, beraberlik, huzur ve mutluluğunun artarak devam etmesini isteyen Cemil Tugay,”Bizler önümüzdeki dönem bu şehrin belediye başkanlığına talip olduk. Seçilip göreve gelmeyi ve kente hizmet etmeyi çok istiyorum. Bunun için de onay ve takdirinizi bekliyoruz. Bizim ülkemize ve şehrimize dair güzel hayallerimiz, projelerimiz var. Kimsenin aç kalmaması, barınma sorunu yaşamaması, yoksulluk ve işsizlik altında ezilmemesi için çalışacağız. Gençlerimiz güzel ülkede kendilerine gelecek kurmayı hayal etsin. Emeklilerimiz ve yaş almış yurttaşlarımız, ülkede huzurlu yaşasın. Her türlü ihtiyaçlarına koşabilelim. Kimse haksızlığa, ayrımcılığa uğramasın. Bu güzel ülkeyi hep beraber birlik, beraberlik içinde, dünyanın en refah, huzurlu, çağdaş, mutlu ülkelerinden biri yapalım” dedi.

CHP Kemalpaşa Belediye Başkan Adayı Mehmet Türkmen de ramazan ayının birlik, beraberlik ve mutluluk getirmesini diledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-kemalpasada-is-dunyasi-temsilcileriyle-bulustu/feed/ 0
Türkiye’de yaşlı nüfusu son beş yılda yüzde 21,4 arttı https://www.haber28.com.tr/turkiyede-yasli-nufusu-son-bes-yilda-yuzde-214-artti/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-yasli-nufusu-son-bes-yilda-yuzde-214-artti/#respond Fri, 07 Jun 2024 05:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19891 Türkiye’de 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus beş yılda yüzde 21,4 artarak geçen yıl 8 milyon 722 bin 806 kişiye ulaştı. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2023 itibarıyla yüzde 10,2’ye çıktı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılına ilişkin “İstatistiklerle Yaşlılar” çalışmasının sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, 2018’de 7 milyon 186 bin 204 kişi olan 65 yaş ve üzeri nüfus, son beş yılda yüzde 21,4 artarak 2023’te 8 milyon 722 bin 806 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2018’de yüzde 8,8 iken, 2023’te yüzde 10,2’ye çıktı.

Yaşlı nüfusun 2023’te yüzde 44,5’ini erkekler, yüzde 55,5’ini kadınlar oluşturdu. Nüfus projeksiyonlarında yaşlı nüfus oranının 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta yüzde 16,3, 2060’ta yüzde 22,6 ve 2080’de yüzde 25,6 olacağı öngörüldü.

Yaşlı nüfus, yaş grubuna göre incelendiğinde, 2018’de bu kesimin yüzde 62,2’si 65-74 yaş grubunda, yüzde 28,6’sı 75-84 yaş grubunda ve yüzde 9,2’sinin 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görülürken, 2023’te yüzde 64’ünün 65-74 yaş grubunda, yüzde 28,1’inin 75-84 yaş grubunda ve yüzde 7,9’unun 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı belirlendi.

Yaşlı nüfusun yüzde 0,1’ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı 2023’te 6 bin 609 oldu.

Türkiye nüfusunun yaş yapısı değişti

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10’u geçmesi nüfusun yaşlanmasının bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye’de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarındaki nüfusa göre daha yüksek bir hızla artış gösterdi.

Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan “demografik dönüşüm” sürecinde olan Türkiye’de, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmayla sağlık alanında kaydedilen gelişmeler, yaşam standardının, refah düzeyinin ve doğuşta beklenen yaşam süresinin artmasıyla nüfusun yaş yapısı şekil değiştirdi. Çocuk ve gençlerin toplam nüfus içindeki oranı azalırken yaşlıların toplam nüfus içindeki oranı artış gösterdi. Türkiye, oransal olarak yaşlı nüfus yapısına sahip ülkelere göre hala genç bir nüfus yapısına sahip olsa da yaşlı nüfus sayısal olarak oldukça fazla.

Nüfusun yaşlanmasıyla ilgili bilgi veren göstergelerden olan ortanca yaş da 2018’de 32 iken 2023’te 34 oldu. Ortanca yaş 2023’te erkeklerde 33,2, kadınlarda 34,7 olarak hesaplandı.

Nüfus projeksiyonlarında ortanca yaşın 2030’da 35,6, 2040’ta 38,5, 2060’ta 42,3 ve 2080’de 45 olacağı tahmin edildi.

Çalışma çağındaki 100 kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı 2018’de yüzde 12,9 iken 2023’te yüzde 15’e çıktı.

Türkiye, yaşlı nüfusunda 184 ülke arasında 67’nci sırada

Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı bağımlılık oranının 2030’da yüzde 19,6, 2040’ta yüzde 25,3, 2060’ta yüzde 37,5 ve 2080’de yüzde 43,6 olacağı öngörüldü.

Nüfus tahminlerine göre, 2023’te dünya nüfusu 8 milyar 45 milyon 311 bin 448 kişi, yaşlı nüfus ise 807 milyon 790 bin 294 kişi oldu. Buna göre, dünya nüfusunun yüzde 10’unu yaşlı nüfus oluşturdu.

En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke, yüzde 30,1 ile Japonya, yüzde 24,5 ile İtalya ve yüzde 23,6 ile Finlandiya oldu. Türkiye bu açıdan 184 ülke arasında 67’nci sırada yer aldı.

Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2023’te yüzde 20 ile Sinop olarak belirlendi. Bu ili yüzde 19,5 ile Kastamonu, yüzde 18,3 ile Giresun izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3,5 ile Şırnak oldu. Bu ili yüzde 4 ile Hakkari ve 4,2 ile Şanlıurfa izledi.

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10 ve üzerinde olduğu il sayısı 2023’te 54 oldu.

Yaklaşık her dört haneden birinde en az bir yaşlı fert var

Türkiye’de 2023’te toplam 26 milyon 309 bin 332 haneden 6 milyon 458 bin 465’inde yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu belirlendi. Diğer bir ifadeyle, hanelerin yüzde 24,5’inde en az bir yaşlı fert yaşadığı görüldü.

En az bir yaşlı fert bulunan 6 milyon 458 bin 465 haneden 1 milyon 669 bin 270’inde tek başına yaşlı fertler yaşıyor. Bu hanelerin yüzde 74,4’ünde yaşlı kadınlar, yüzde 25,6’sında da yaşlı erkekler bulunuyor.

En az bir yaşlı fert bulunan haneler içinde tek kişilik yaşlı hanehalkı oranının en yüksek olduğu il, 2023 yılında yüzde 34,4 ile Balıkesir oldu. Bu ili yüzde 34,3 ile Burdur, yüzde 34 ile Çanakkale izledi. Bu oranın en düşük olduğu il ise yüzde 7,8 ile Hakkari oldu. Bu ili yüzde 13,5 ile Batman, yüzde 14,9 Van izledi.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyede-yasli-nufusu-son-bes-yilda-yuzde-214-artti/feed/ 0
Yiğit Caner Aydın, Paris 2024 Paralimpik Oyunları’na altın madalya hedefiyle katılacak https://www.haber28.com.tr/yigit-caner-aydin-paris-2024-paralimpik-oyunlarina-altin-madalya-hedefiyle-katilacak/ https://www.haber28.com.tr/yigit-caner-aydin-paris-2024-paralimpik-oyunlarina-altin-madalya-hedefiyle-katilacak/#respond Sun, 02 Jun 2024 00:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19567 Paris 2024 Paralimpik Oyunları’na katılma hakkı kazanan milli sporcu Yiğit Caner Aydın, daha önce küçük farklarla kaçırdığı kotayı elde etmenin mutluluğunu yaşarken, hedefine bu kez altın madalyayı koydu.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenen 8.? ?Fazza Para Okçuluk Dünya Sıralama Turnuvası’nda elde ettiği dereceyle olimpiyat kotası alan ay-yıldızlı sporcu, AA muhabirine, 2013’te geçirdiği kaza sonrası yaşadığı zorlu süreci, spordaki kariyerini ve başarı için verdiği mücadeleyi anlattı.

Geçirdiği kazada boynundan ağır yaralandığını, adeta ölümden döndüğünü ifade eden Yiğit Caner, “Altı gün yoğun bakımda kaldım. Önce o yaşam mücadelesini kazandım ama belki de böyle bir kazadan sonra yaşam mücadelesini kazanmak değil yaşamak çok daha zor olabilirdi. Bu mücadeleye hep kafam dik bir şekilde devam ettim.” dedi.

Yoğun bakımda tedavi görürken kendisine sözler verdiğini aktaran milli sporcu, “Günlerce tavanı izlerken kendime sadece şunu söyledim: Yaşadığım bu kazadan sonra insanlar bana acıyarak mı bakacaklar, kendi sahip olduklarına mı şükredecekler? Yoksa öyle bir mücadele vereceğim, öyle şeyler yapacağım ki ben insanlara örnek mi olacağım, ilham mı olacağım? Ben bu sözü tuttuğuma inanıyorum. Şu anda dünyada beni gören, tanıyan birçok insan var ve çok güzel bir hayat hikayesine sahip olduğumu düşünüyorum. Beni örnek alan insanlar var. O yüzden kendimi çok iyi hissediyorum. Bu yaşam tecrübesini en güzel yerinden ilerlettiğimi, çok güzel bir hikaye yazmaya devam ettiğimi hissediyorum.” diye konuştu.

Geçirdiği zorlu süreçlerin ardından Okçular Vakfında başladığı bu sporda önemli aşamalar kaydeden, 2022’de Dubai’de düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda şampiyonluklar elde eden milli sporcu, “Dubai bana çok uğurlu geliyor. Bu yıl Paris 2024 yolunda çok önemli bir turnuva daha vardı. Orada da kota yarışmasında ve dünya sıralaması formatında 2 altın madalya kazanarak hem şampiyon oldum hem Paris 2024 yolunda çok güzel bir başarı elde ettim hem de kota aldım.” ifadelerini kullandı.

“Altın madalya, telefonumun ekranında duvar kağıdı olarak duruyor”

Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları’na katılma hakkını 1 puanla kaçırdığını anlatan Yiğit Caner, kota süreçlerinin çok zorlu geçtiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Olimpiyata gitmek, olimpiyatta madalya kazanmaktan daha zor. Çünkü kota aslanın ağzında. Geçen sene Dünya Şampiyonası’nda finale kalan iki sporcuya, Avrupa’da şampiyon olan sporcuya ve son olarak da Dubai’deki turnuvada finale kalan sporculara kota verilecekti. Ben hepsinde böyle son okta ucundan kaçırdım. Tokyo 2020 sürecinde bir puanla paralimpik oyunlar kotasını kaçırmıştım. Benim için paralimpik oyunlarına gitme hayali aslında pes etmeme mücadelesine dönüştü. Her gittiğim yarışmada bir şekilde bir puanla ucundan kaçırdığım için aslında çok büyük hayal kırıklıkları yaşadım. Dubai’ye giderken kendime çok büyük bir söz verdim. ‘Bu sefer kotayı alacağım ve olimpiyatlara gideceğim, hatta olimpiyatlarda da şampiyonluk kazanacağım.’ dedim. Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nın altın madalyası telefonumun ekranında duvar kağıdı olarak duruyor. Her gün ona bakarak uyanıyorum. Çok iyi bir şekilde o konsantrasyonu sağlayıp, antrenman yapmaya devam ederek motive oluyorum.”

Dubai’de olimpiyat kotasını getiren yarı final mücadelesinde ABD’li dostu Jason Tabansky ile eşleştiğini aktaran milli sporcu, “Onunla finalde eşleşmeyi çok istiyorduk. Son seriye kadar ben hep 2 puan gerideydim. Son seride kendimi motive ettim. Tribünde milli takım teknik direktörümüz Göktuğ (Ergin) Hoca bir anda ayağa kalktı, okları takmaya başladığımız 10 saniyelik süre içerisinde bana, ‘Yiğit sen çok çalıştın, çok güçlüsün, çok emek verdin. Sadece sakin kal, süreni iyi kullan ve atışlarını iyi bir şekilde yap.’ diye seslendi. Her şey film şeridi gibi gözümün önünden geçti. İnanarak atışlarımı yaptığımda 3 tane 10 gönderdim hedefe ve attığım o 3 tane 10, bana Paris 2024 Paralimpik Oyunları kotasını getirdi. Final maçında da Finlandiyalı rakibimle karşılaştım. Orada yine sonuna kadar mücadele ettim ve birinci olarak Paris 2024 Paralimpik Oyunları kotasını aldım. Şimdiki hayalim paralimpik oyunlarda da en güzel atışlarımı yaparak altın madalyaya ulaşmak.” şeklinde konuştu.

Olimpiyatta altın madalya kazanma hayaliyle çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran milli sporcu, antrenmanlarda bile, final sahasında son oku atıyormuş gibi hissederek atış yaptığını belirterek, “Bir sonraki aşama, Paris’te kalabalık tribünlerin önünde o heyecanı, stresi bastırarak, atışları yapmak olacak. Yıllardır bunun için kendimi hazırlıyorum, çalışıyorum. Bunun da gerçek olacağına yürekten inanıyorum. O inanç bence beni oraya taşıyacak. O kürsünün tepesinde olacağım ve İstiklal Marşı’nı dinleteceğim diye hissediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Paralimpik okçuluk takımı olarak çok başarılıyız”

Türkiye Okçuluk Federasyonu bünyesinde faaliyetlerine devam ettiklerini ve hem olimpik hem de paralimpik takım sporcularının kamplarda bir araya geldiğini anlatan Yiğit Caner, arkadaşlık ortamının üst düzey olduğunu aktardı.

Takımlarında çok sayıda şampiyon sporcu bulunduğunun altını çizen Yiğit Caner, “Hep birbirimize bağlıyız. Bence birimizin başarı elde etmesi, diğerinin de o hayali kurabilmesini sağlıyor. Ben bunu gerçekten çok kıymetli görüyorum. Birlikte çalışıyoruz, birlikte mücadele ediyoruz. Arkadaşım bir şeyi başardığı zaman, ‘Ben de başarabilirim.’ diyorum. Ben başardığım zaman yanımdaki arkadaşım da bunun hayalini kuruyor. Bu şekilde çok güzel bir jenerasyon geliyor aslında. Paralimpik okçuluk takımı olarak bence çok başarılıyız. Dünyayı şu an çok iyi bir şekilde domine ediyoruz. Çünkü o önemli eşiği aştık, o inanç hepimizde var.” değerlendirmesinde bulundu.

“Okçular Vakfının hem bana hem de Türk okçuluğuna kattığı çok şey var”

Okçular Vakfının kendisi ve Türkiye’de okçuluğun gelişimi için çok önemli olduğunu dile getiren milli sporcu, tesisin açılışının 2013’te kaza geçirdikten sonra kaldığı yoğun bakımdan çıktığı güne denk geldiğini (29 Mayıs) anlatarak, şunları kaydetti:

“Yoğun bakımdan çıktığım gün, 29 Mayıs’ta Okçular Vakfı açılmış. Burada gerçekten insanlar benim elimden tuttular. Daha sandalye bile kullanamazken, bağımsız bir şey yapamazken, burada ben okçuluğa başladım. Burada yetiştim, burada büyüdüm, burada yaş aldım ve milli takıma girip, başarılar elde ettim. Hala buradayım ve burada olmaktan çok mutluluk duyuyorum. Okçular Vakfının hem bana hem de Türk okçuluğuna kattığı çok şey var. O yüzden buraya karşı çok büyük bir vefa duyuyorum, çok kıymet veriyorum. Yine Türkiye Okçuluk Federasyonunun ve geleneksel federasyonun yaptığı çalışmalar var. Bunlar da çok değerli. Mete Gazoz gibi bir olimpiyat şampiyonu var. Bu başarıyı elde etmesi, arkadan gelen jenerasyon için hayal kurabilmeyi sağlıyor. Bu çok değerli.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/yigit-caner-aydin-paris-2024-paralimpik-oyunlarina-altin-madalya-hedefiyle-katilacak/feed/ 0
Muğla’da Uluslararası Dalyan Caretta Granfondo Bisiklet Yol Yarışı Düzenlenecek https://www.haber28.com.tr/muglada-uluslararasi-dalyan-caretta-granfondo-bisiklet-yol-yarisi-duzenlenecek/ https://www.haber28.com.tr/muglada-uluslararasi-dalyan-caretta-granfondo-bisiklet-yol-yarisi-duzenlenecek/#respond Fri, 31 May 2024 02:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19358 13-14 Nisan 2024 tarihinde 500’den fazla bisiklet sporcusu Muğla’nın Ortaca ilçesi Dalyan’da Uluslararası Dalyan Caretta Granfondo Bisiklet Yol yarışı için bir araya gelecek. Federasyonun 2024 faaliyet programı kapsamında yapılacak yarış YDA Dalaman Aiport’un destekleri ile gerçekleştirilecek.

14 yaşından 70 yaşına kadar bisiklet tutkunlarının yarışacağı Granfondo yarışı bölgede ilk defa yapılacak olması nedeni ile de büyük önem taşıyor. 2024 faaliyet programında yer alan ve Muğla Valiliği himayelerinde gerçekleştirilecek olan yarışı YDA Dalaman Airport, DALKO ve SHIMANO başta olmak üzere birçok kurum kuruluş ve firma destekliyor.

Türkiye’de sadece 8 lokasyonda gerçekleştirilen yarış Kısa ve Uzun Parkur olmak üzere iki rotadan oluşuyor. Dalyan Feribot iskelesinden start alacak olan sporcular Köyceğiz gölünü geçtikten sonra Köyceğiz’in içinden geçen Rota ile ile Dalyan’a ulaşacaklar.

Öte yandan 56 km’lik kısa parkura bölge için önemli projelerden biri olan Dalyan Digital Nomands ismi verildi. Bölgede proje kapsamında çalışmalarını sürdüren Digital nomandslarında katılacağı yarış 14 Nisan Pazar günü sabah saat 08: 20 de start alacak. 85 Km’lik uzun parkur ise kısa parkurdan farklı olarak geçtiğimiz yıl geçilen Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu rotasından da geçecek.

Caretta Granfondo bisiklet yarışı ile Bölgenin Bisiklet rotalarına dikkat çekilerek bisiklet sporuna yatkınlığının ön plana çıkartılması hedefleniyor.

Granfondoların 14 yaştan, 65-70 yaşa kadar bisiklet yarışı tutkunlarını bir araya getiren büyük organizasyonlar olduğu söyleyen, Federasyon Muğla Temsilcisi İlker Cömert, “Bodrum bu yarışa 4 defa ev sahipliği yaptı. Tüm Türkiye’de sadece 8 ilde gerçekleştirilen bu dev organizasyonun birisinin de Dalyan’da gerçekleştirilmesi bizim için gurur verici. Sayın Valimiz, Ortaca Kaymakamımız, Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürümüz, Ortaca Gençlik ve Spor İlçe Müdürümüz organizasyonun Dalyan’da gerçekleştirilmesinde büyük destekleri oldu. Umarım organizasyonu Dalyan’a Ortaca’ya Bölgeye yakışır bir şekilde gerçekleştirebiliriz” dedi.

Bölgenin bisiklet sporu için muhteşem rotalar sunduğun belirten Cömert; organizasyon süresince 10 Nisan’dan itibaren sporcu, antrenör, mekanisyen, izleyici ve sporcu aileleri ile başlangıcında önemli bir hareketlilik yaşanması bekleniyor.

13-14 Nisan tarihlerinde Dalyan’da düzenlenecek olan ve 15 ülkeden 500’den fazla sporcunun katılması beklenen Dalyan Caretta Granfondo yerli ve yabancı basın kuruluşlarının da büyük ilgisini çekiyor. Yarış nedeni ile yerli yabancı birçok basın mensubunu ağırlayacak olan Dalyan, deniz, güneş ve kum turizminin yanı sıra spor turizmi ile de iddialı olduğunu göstermesi bekleniyor.

Yarış kapsamında 13-14 Nisan 2024 tarihinde Ortaca Belediyesi Kaunos Kral Bahçesi’nde EXPO Alanı açılacak. Yarış resmi kayıtlarının yapılacağı EXPO alanında değişik firmaların tanıtım çadırları ve etkinlikleri yer alacak. EXPO kapsamında 13 Nisan akşamı saat 18.00’de 175 metrelik özel hazırlanmış bir alanda 4-6 yaş grubunda 25 çocuk denge bisikleti ile Junior Granfondo yarışını gerçekleştirecek. 4-6 yaş grubu kız erkek isteyen tüm çocukların katılacağı yarışmada, tüm katılımcı çocuklara madalya verilecek. “Baba, anne beni de Dalyan’a götür” mottosu ile gerçekleştirilecek yarışmaya Ortacalı, ailelerde çocuklarını kayıt ettirebilecekler. Öte yandan yarış kapsamında paralimpik engelli bisikletçiler ile ikili bisiklet tandem kullanan bisiklet sporcuları da ayrıca start alacaklar.

Yine yarış kapsamında Bisiklet Halk Sürüşü ve 13 Nisan akşamı bir de konser verilecek.

13-14 Nisan’da Dalyan’da düzenlenecek olan ve 15 Ülkeden 500’den fazla sporcunun katılması beklenen Bodrum Halikarnas Granfondo Uluslararası Bisiklet Yol yarışının ödül töreni 14 Nisan saat 15’de Ortaca Belediyesi Kaunos Kral Bahçesinde gerçekleştirilecek. Erkeklerde 9, Kadınlarda 9 ve 2 kategoride de genel klasmanda dahil olmak üzere toplamda 69 sporcuya değişik ödüller ve madalyaların verileceği ödül töreni ve yarış canlı olarak yayınlanacak. – MUĞLA

]]>
https://www.haber28.com.tr/muglada-uluslararasi-dalyan-caretta-granfondo-bisiklet-yol-yarisi-duzenlenecek/feed/ 0
35 yaş üstü “Çılgın Dadaşlar” maratonlarda başarı için ramazanda da hız kesmiyor https://www.haber28.com.tr/35-yas-ustu-cilgin-dadaslar-maratonlarda-basari-icin-ramazanda-da-hiz-kesmiyor/ https://www.haber28.com.tr/35-yas-ustu-cilgin-dadaslar-maratonlarda-basari-icin-ramazanda-da-hiz-kesmiyor/#respond Wed, 29 May 2024 22:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19288 Erzurum’da “Çılgın Dadaşlar” olarak bilinen 35 yaş üstü master atletler, maratonlarda başarı için ramazanda da yoğun antrenman yapıyor.

Kentte uzun yıllar atletizm, voleybol, hentbol, cimnastik ve judo gibi branşlarda uluslararası hakemlik de yapan 67 yaşındaki antrenör Dursun Düzgün, 15 yıl önce çeşitli mesleklerde çalışan ya da emekli olan 35 ile 70 yaş üzerindeki kişilerin bir araya geldiği Palandöken Masterler Koşu Grubu’nu kurdu.

Gruba katılmak isteyenlerden yılda iki defa sağlık raporu ve doktor kontrolünden geçmelerini isteyen Düzgün, haftada 3 gün salon ve atletizm tartan pistinde yaz kış demeden antrenman yaptırdığı sporcuları maratonlara hazırlıyor.

Ramazanda da antrenmanlarını aksatmayan lisanslı sporcular, antrenör Düzgün’ün 40 yıllık tecrübesiyle katıldıkları birçok maratonda yaş gruplarında ilk 3’e girip kupa ve madalya kazandı.

Kendilerini “Çılgın Dadaşlar” olarak nitelendiren atletler, antrenör Düzgün ve grup koordinatörü Hikmet Maraşlı ile İstanbul Maratonu’na katılmak için ter döküyor.

“İftara 1-2 saat kala bu performansı göstermek kimsenin harcı değil”

Antrenör Düzgün, AA muhabirine, 15 yıl önce “Çılgın Dadaşlar” olarak bilinen Palandöken Masterler Koşu Grubu’nu kurup sporcuları atletizm branşında uluslararası organizasyonlara hazırladıklarını söyledi.

Böyle bir ekibi çalıştırmaktan onur ve gurur duyduğunu ifade eden Düzgün, şöyle konuştu:

” Spor, bir insanın en yüksek verime ulaşabilmesi için ruhen ve bedenen yapmış olduğu egzersizlerin tümüdür. Sporun, öğrenmenin, okumanın yaşı yok. Spor yapanla yapmayan kesinlikle bir değil. Ramazanda hepimiz orucuz ve bu halde çalışıyoruz, iftara 1-2 saat kala gelip bu performansı göstermek kimsenin harcı değil. Biz çalışıyoruz, yağ yakıyoruz, emek harcıyoruz. 60 yıldır sporun içindeyim, atletizm ve diğer branşlarda uluslararası hakemlik yapıyorum. Sporcular genelde ‘baba’ ve ‘hoca’ diyor, beni sayıp severler, aslında çoğu benden büyük. Herkese spor yapmasını tavsiye ediyorum. Evde, kahvede oturmaktansa gelip spor yapsınlar.”

Düzgün, kentte yarı maraton organizasyonu düzenlenmesi için bir süre önce Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur ile görüştüklerini ve talebe olumlu bakıldığını dile getirdi.

“Spor yaparak gençlere örnek olmaya çalışıyoruz”

Emekli öğretmen Yurdal Topçuoğlu, yıllar önce gençleri spora teşvik etmek amacıyla “yaşam boyu spor” adı altında başladıkları sporda atletizme yöneldiğini ve 10 yıldır İstanbul Maratonu başta olmak üzere yurt içi ve yurt dışındaki organizasyonlara katıldığını belirtti.

Türkiye’deki yol koşullarının çoğuna gittiklerini söyleyen 70 yaşındaki Topçuoğlu, “Benim ve çok sayıda arkadaşımın kupası var, yaş gruplarında kesin dereceye giriyoruz. Kardiyo ve egzersiz çalışmalarıyla tamamen vücudu dayanıklı ve kuvvetli hale getiriyoruz. Antrenmanları aksatmıyoruz, ayrıca en önemlisi gençlere spor yaparak örnek olmaya çalışıyoruz. Dursun hocamız hepimizi bu denli dayanıklı yaptıysa emeği çoktur. Erzurum’da spor tesisleri çok, sporun yaşı yok. Arkadaşlarımın çoğu 50’sinden sonra spora başladı.” diye konuştu.

Spor sayesinde sağlıklı kaldığına dikkati çeken 74 yaşındaki Arslan Yakup Pirimoğlu ise “10 yıldır maraton koşuyorum, çok sayıda kupa ve madalya aldım. Gençlere örnek olmak için bu sporu yapıyorum. Bazıları ‘Bu yaştan sonra bu iş yapılır mı?’ diyor. Onlara aldırmadan devam ediyoruz. Alıştım artık, spor yapmazsam rahatsız olurum. Spora başlamadan önce şekerim 380 idi, şimdi şeker hastalığım kalmadı.” dedi.

Erzurumspor’un eski oyuncularından 71 yaşındaki Alparslan Yılmaz da ailecek sporcu olduklarını ve sporu hiç bırakmadığını anlatarak, “Antrenör Düzgün nezaretinde koşu ve kondisyon çalışmalarına devam ediyoruz. 70 yaş üzeri Türkiye şampiyonluğum, madalya ve kupalarım var. Önümüzde İstanbul Maratonu var, arkadaşlarımızla 42 kilometre koşmaya hazırlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/35-yas-ustu-cilgin-dadaslar-maratonlarda-basari-icin-ramazanda-da-hiz-kesmiyor/feed/ 0
EYT Mağdurları Kademeli Emeklilik İstiyor https://www.haber28.com.tr/eyt-magdurlari-kademeli-emeklilik-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/eyt-magdurlari-kademeli-emeklilik-istiyor/#respond Mon, 27 May 2024 23:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19183 HABER-KAMERA: HAKAN KAYA

İstanbul Kadıköy’de bir araya gelen EYT mağdurları, “Mezarda emekli olmak isteniyoruz” sloganıyla kefenli eylem yaptı, kademeli emeklilik istedi. Emeklilikte Adalet Derneği Başkanı Mihriban Uğurlu, “Bizden çalınmak istenen yıllarımızı iade eden, kademeyi veren oyumuzu alacak. Adalet siyaset üstü bir durumdur. Akranlar arasında oluşan uçurumu hiç bir vicdan kabul edemez.” dedi. Mağdurlara destek için eyleme katılan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, kademeli emeklilik bekleyenlerin seslerini Meclis’te duyuracaklarını söyledi.

Emeklilikte Adalet Derneğinin (EMADDER) çağrısıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda toplanan 8 Eylül 1999 sonrası sigortalı olanlar, kademeli emeklilik taleplerini dile getirdi.

“Mezarda emeklilik istemiyoruz” sloganlarının atıldığı eylemde kefen giyen bir kişi müzik eşliğinde oynadı.

“KADEMEYİ VEREN OYUMUZU ALACAK”

Dernek Başkanı Mihriban Uğurlu, hak arama mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerini belirterek şöyle konuştu:

“Bizler son bir yıldır neler yaşıyoruz; Aynı işi yaptığımız bizden küçükler bizden daha az primle emekli oluyor. Hayatımızın 17 senesi 8/9/99 dan önce işe girenlerden daha değersiz değildir. Bizden küçüklerden daha fazla primimiz varken kaybedecek 1 yılımız daha yok. Mesele oy hesabı olmamalı dedik, duymazdan gelindik. O zaman şartlar eşit. Bizden çalınmak istenen yıllarımızı iade eden, kademeyi veren oyumuzu alacak. Adalet siyaset üstü bir durumdur. Akranlar arasında oluşan uçurumu hiçbir vicdan kabul edemez. 17 yıl/20 yıl… Bu soruma cevap verecek akademisyen, bürokrat, SGK uzmanı, SGK müfettişi var mı? 43 yaş mı büyük 49 yaş mı? 5 bin prim mi büyük, 8 bin 500 prim mi? Şu anda Türkiye de 43 yaş 5 bin primi olan emekli, 49 yaş 8 bin 500 primi olan ise 9 sene daha çalışacak. 43 yaşında olan mı yoksa 49 yaşında olan mı emekli olur? 5 bin primi olan mı yoksa 8500 primi olan mı emekli olur? Ruh sağlığımızı kaybetmeden lütfen bir yetkili bu düzenlemede bir hata olduğunu çıkıp anlatsın. ‘Türkiye’de böyle’ demenin utancını yaşıyoruz. Hükümetimizden, muhalefetten ve tüm siyasi partilerimizden bu adaletsizliğe bir an önce çözüm bulmalarını ve tüm mağduriyetlerin çözümü olan ve bütçeye hiçbir yükü bulunmayan kademeli emekliliğin ivedilikle getirilmesini talep ediyoruz. 1 gün eşittir 24 saattir, 17-20 sene değil.”

ÖZGÜR ÇELİK: SEÇİMLERİN TARAFSIZ VE ADİL BİR BİÇİMDE YAPILMASIYLA İLGİLİ BİR ADALET MÜCADELESİ VERİYORUZ

EYT mağdurlarının eylemine CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve Kadıköy Belediye Başkan Adayı Mesut Kösedağı da katıldı.

Özgür Çelik destek konuşmasında şunları söyledi:

“Hayatın her alanında adalet mücadelesi veriyoruz. Hem yargı bağımsızlığı konusunda bir adalet mücadelesi veriyoruz hem seçimlerin tarafsız ve adil bir biçimde yapılmasıyla ilgili bir adalet mücadelesi veriyoruz hem emeklinin, emekçinin üzerindeki vergi yükü konusunda bir adalet mücadelesi veriyoruz. Bugün burada emeklilikte kademe konusunda mağdur olan yurttaşlarımız bir eylem gerçekleştiriyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak mücadelenizin yanındayız. Mücadelenize omuz vermek için buradayız. Buradaki mücadelenizi milletvekillerimizle Türkiye Büyük Millet Meclisinde daha bir gür sesle seslendirmeleri için paylaşacağız. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’le buradaki mücadelenizi paylaşacağız. Hem milletvekillerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisinde sizin sesiniz olacaklar hem Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, grup toplantılarımızda ve Meclis’te sizlerin sesi olacaklar.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/eyt-magdurlari-kademeli-emeklilik-istiyor/feed/ 0
Şair Arif Ay: Şiir, yaşama tarzımdır her şeyden önce https://www.haber28.com.tr/sair-arif-ay-siir-yasama-tarzimdir-her-seyden-once/ https://www.haber28.com.tr/sair-arif-ay-siir-yasama-tarzimdir-her-seyden-once/#respond Mon, 20 May 2024 22:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18806 Şair ve yazar Arif Ay, şiirle olan bağına ilişkin, “Şiir yaşama tarzımdır her şeyden önce. Kötülüklerle, zulümlerle, haksızlıklarla savaşmamın bir aracı.” dedi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından şiir okumayı, yazmayı ve yayınlamayı teşvik etmek amacıyla ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü, 25 yıldır kutlanıyor. Dilsel çeşitliliğe de fırsat sunması hedeflenen gün kapsamında birçok ülkede çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

“Hıra”, “Dosyalar”, “Şiirin Kandilleri”, “Yirmi Yaş Şiirleri” ve “Dağlara Götür Beni” adlı şiir kitaplarına imza atan Ay, şiir yolculuğunu, geçmişten bugüne Türkiye’de şiirin durumunu ve şiire olan ilgiyi AA muhabirine anlattı.

Arif Ay, şiirin hayatının odağında yer aldığına dikkati çekerek, günlük uğraşlarının arasında ilk sırada her zaman şiirin yer aldığını vurguladı.

“Şiir, yaşama tarzımdır her şeyden önce”

Şiirin diğer edebi türler içindeki yerine de değinen Ay, “Şiir, edebi türlerin en eskisi. İnsanoğlunun yaratılışıyla başlar şiirin tarihi. Başta her anlatı manzumdu. Daha sonra şiirin dışındaki türler nesirle ifade edilmeye başlandı. Şiir, bir söz sanatı olarak dilin en derinlikli, en incelikli kullanıldığı bir edebi türdür. Etki gücünün büyük olması, bellekte kalıcı olması, onu diğer türlerden farklı kılar.” şeklinde konuştu.

Şair Ay, şiirle neden iç içe olduğuna dair, “Şiir, yaşama tarzımdır her şeyden önce. Kötülüklerle, zulümlerle, haksızlıklarla savaşmamın bir aracı. Ayrıca şiir, yaratılışın güzelliklerini, hikmetlerini paylaştığım bir edebi türdür. Çağa tanıklığımın bir belgesi. Yaşama aşkının somut ve soyut ifade biçimidir benim için şiir.” ifadelerini kullandı.

“Bugünkü şiir insana ulaşamıyor”

Türk şiirinin geçmişiyle bugününü değerlendiren Ay, “Türk şiiri, geçmişte kendi kaynaklarımızdan, kendi medeniyet değerlerimizden beslendiği için daha bize ait bir sesi ve bize ait bir anlam dünyası vardı. Bugünkü şairler kendi kaynaklarından ziyade Batı’dan besleniyorlar ya da hiç bir kaynaktan beslenmiyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Arif Ay, bugünkü şiirin genel olarak insanın evrensel ortak değerlerinden kopmuş durumda olduğunun, insana ulaşamadığının altını çizdi.

Şiirde takip ettiği bir kişi veya ekol olmadığını sözlerine ekleyen Ay, “Bütün iyi şairleri okurum. Onların dili nasıl kullandıklarını anlamaya çalışırım. Benim şiirim kendi sesimin, kendi mizacımın, inancımın ve dünya görüşümün ifadesidir.” dedi.

Arif Ay kimdir

Niğde’de 1953’te doğan Arif Ay, ilk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı, ardından Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirdi.

Bir süre devlet memurluğu görevinde bulunan Ay, halen Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

Ay “Sen Geçerken”, “Güne Doğan Koşu”, “Uzun Bir Hüzün”, “Bin Yılın Destanı”, “Dik Durmak”, “Şiirimin Şehirleri”, “Puslar İçinde”, “Dokuz Kandil”, “Gün Dökümü”, “Ateş ve Caz”, “Dipköşe”, “Fuzulinin Yalnızlık Arkadaşı Sezai Karakoç”, “Saat Yirmi Dörtte Saksafon Dersi” ve “Gece Yazıları”nın da aralarında bulunduğu çok sayıda esere imza attı.

Şair Ay’ın antoloji çalışmaları “Anne Hikayeleri”, “Türk Edebiyatında Anne Şiirleri” ve “Türk Edebiyatında Çocuklara Şiirler”den oluşuyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sair-arif-ay-siir-yasama-tarzimdir-her-seyden-once/feed/ 0
Muş’ta 60 yaş üzeri vatandaşlar üniversite hayallerini gerçekleştiriyor https://www.haber28.com.tr/musta-60-yas-uzeri-vatandaslar-universite-hayallerini-gerceklestiriyor/ https://www.haber28.com.tr/musta-60-yas-uzeri-vatandaslar-universite-hayallerini-gerceklestiriyor/#respond Mon, 20 May 2024 08:24:38 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18777 Muş’ta farklı sebeplerden dolayı eğitimleri yarım kalan 60 yaş üzerindeki vatandaşlar, “60+ Tazelenme Üniversitesi” ile üniversite hayallerini gerçekleştirerek öğrenmenin yaşının olmadığının en güzel örneklerinden birini ortaya koyuyor.

Muş Alparslan Üniversitesi bünyesinde sağlıklı ve başarılı yaşlanmayı, kuşaklararası iletişimi sağlamak amacıyla kurulan “60+ Tazelenme Üniversitesi” 4 Mart’ta eğitim hayatına başladı.

Çocuk ve torunları yaşındakilerle aynı sıraları paylaşan 60 yaş ve üzeri 24 üniversiteli, haftanın 3 günü insan anatomisi ve fizyolojisi, ağız ve diş sağlığı, iktisat, kadın çalışmaları, fiziksel egzersiz, hukuk, tarih, ziraat ve aşçılık dersleri alıyor.

“Derslerini hiç kaçırmıyorlar”

Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Alican, AA muhabirine, dünyanın birçok yerinde hızlı bir gelişme gösteren “60+ Tazelenme Üniversitesi”ni Muş’ta kurdukları için kendilerini şanslı hissettiklerini söyledi.

Bu çalışmanın kent ile üniversitenin bütünleşmesi açısından önemli bir proje olduğunu belirten Alican, “Üniversitemizde şehrimizin yaşlılarını ağırlıyoruz ve onlarla haftanın 3 günü ders yapıyoruz. Tazeleme Üniversitesi bir anlamda daha kaliteli yaşlanma süreci geçirilmesi amacını taşıyan bir uygulama. Yaşlılar üniversite sıralarında oturup torunlarının gittiği okulda ders işliyorlar. Yaşlılarımızı üniversitemize getirmek, sınıflarımızda ağırlamak, çay içmek ve sohbet etmek istiyoruz. Onların deneyimlerinden istifade ederek kayıt altına almak istiyoruz. Tazelenme Üniversitesinin birçok anlamı var. Hem yaşlılarımızın buluşması hem de yaşlı insanlarımızın gençlerle bir araya gelmesi.” diye konuştu.

Alican, böylece güzel bir sinerji yakaladıklarını dile getirerek, “İlkokul, ortaokul ve liseye gitmemiş ya da gitmiş ama üniversite okuyamamış birçok yaşlı insanımızı üniversiteyle buluşturmuş olmanın keyfini yaşıyoruz. Yaşlılarımız, ‘Biz üniversite okuyamadık, Tazelenme Üniversitesi ile bir anlamda üniversite öğrencisi gibi eğitim alma imkanına kavuşmuş olmak bizim için çok heyecan verici.’ diyorlar. Derslerini de hiç kaçırmıyorlar, yoklamalarda her zaman varlar. Kendilerini çok seviyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Biz okuyamadık ama şimdi 81 ilde üniversite var”

Lise mezunu öğrencilerden Burhan Sayılgan ise imkansızlıklardan dolayı hayali olan üniversiteyi okuyamadığını belirtti.

Okumanın, öğrenmenin yaşının olmadığını vurgulayan Sayılgan, şunları kaydetti:

“Bize böyle bir imkan tanındı ve kayıtlarımızı yaptık. Çok memnunuz. İnşallah mezun olacağım. 4 yıllık üniversite hayalimiz var, o da gerçekleşecek inşallah. Ömrümüz yeterse diplomamızı alacağız. Bu ortamı görmek, yeni arkadaşlar ve çevre edinmek güzel. Kentte esnafım. Uzun yıllar sonra, böyle bir ortamı görmek gerçekten güzel. Haftanın üç günü geliyoruz. Ondan sonra tekrar işimize dönüyoruz. Önceden böyle imkanlar olmadığı için biz üniversiteyi okuyamadık ama şimdi 81 ilde üniversite var.”

Birçok alanda eğitim gördüklerini anlatan Sayılgan, “Derslerin faydasını şimdiden görmeye başladık. Eve gittiğimde derste ne işlediğimi eşime ve çocuklarıma anlatıyorum. Çocuklar da ‘Baba üniversiteli oluyor’ diyorlar. 4 çocuğum var hepsi üniversite mezunu. Onların arasına katılmak istiyorum. Beşinci üniversiteli olarak eve gireceğim inşallah.” dedi.

63 yaşındaki Mehmet Sait Çağlayan da Muş’ta yaşadığını ve 5 çocuk babası olduğunu belirterek, “Bu yaştan sonra biz de üniversiteli olduk. Çok güzel bir duygu. Lise mezunuyum. Bilginin sınırı yok. Elbette her yaşta bilgi edinmek güzel bir şey. Üniversite hayalim vardı, o dönemde bu kadar imkan yoktu. Çocuklarımı okutmaya çalıştım. Çok şükür 5 çocuğumdan 4’ü üniversite mezunu. Emekli memurum. İkinci baharımızda üniversite okuyoruz. Burada bilgilerimizi tazeliyoruz. Güzel bir şey. Ayrıca terzilik mesleğim de var. Onu da yapıyorum. Boş zamanlarımda kitap okuyorum.” diye konuştu.

“Amacımız, kuşaklararası iletişimi sağlamak ve sosyalleşmelerini artırmak”

60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Efe ise 24 kişinin kayıt yaptırarak eğitime başladığını bildirerek, “Birinci gayemiz yaşlılarımızın aktif ve başarılı bir yaşlanma dönemiyle yaşamlarını devam ettirmek, kuşaklararası iletişimi sağlamak ve sosyalleşmelerini artırmak. Çok güzel dönüşler alıyoruz. Eğitime, 4 Mart’ta başladık. Eğitim sürecimiz 4 yıl devam edecek.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/musta-60-yas-uzeri-vatandaslar-universite-hayallerini-gerceklestiriyor/feed/ 0
Türkiye’de yaşlı nüfusun durumu: Yalnızlık ve hastalık artıyor https://www.haber28.com.tr/turkiyede-yasli-nufusun-durumu-yalnizlik-ve-hastalik-artiyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-yasli-nufusun-durumu-yalnizlik-ve-hastalik-artiyor/#respond Mon, 20 May 2024 06:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18755 Türkiye’deki 8 milyon 722 bin yaşlıdan 1 milyon 669 bin 270’i evde yalnız yaşıyor. Yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 74,4’ünü kadınlar oluşturuyor. Diğer yandan, Türkiye’de yaşlı olmak neredeyse hastalıkla eş anlam taşıyor. 65 yaş üstü yaşlıların yüzde 78,7’sinin kronik hastalığı bulunuyor ve bu nedenle engelli raporu alanların oranı yüzde 77,6. Yaşlıların yüzde 10,4’ü de kirada oturuyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve TÜİK’in iş birliğiyle gerçekleştirilen 2023-Türkiye Yaşlı Profili Araştırması, ülkede yaşlı sayısının arttığını ortaya koyarken, yalnız yaşayan ve hasta yaşlı sayısının yüksekliği de dikkati çekiyor.

Araştırma 50 yaş üstünde en az bir kişi  bulunan 22 bin 640 hanede yürütüldü, 29 bin 785 kişi ile ilgili bilgi derlendi. Demografik bilgilerin yanı sıra çalışma hayatı, sosyal yaşam, ekonomik durum, sağlık ve diğer bazı konularda da veriler elde edildi.

YAŞLI BULUNAN HANE SAYISI 6,5 MİLYON

Araştırmaya göre, Türkiye’de 65 yaş üzerindeki nüfus son 5 yılda yüzde 21,4 artarak 2023’te  8 milyon 722 bin 806’e yükseldi. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 8,8’den yüzde 10,2’ye çıktı. Yaşlı nüfusun yüzde 44,5’ini erkekler, yüzde 55,5’ini ise kadınlar oluşturdu. Yaşlı nüfusun 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta yüzde 16,3 ve 2060’ta yüzde 22,6 olacağı öngörülüyor.

Türkiye, yaşlı nüfus oranı bakımından 184 ülke arasında 67’nci sırada bulunuyor. En yüksek yaşlı nüfusuna sahip ülkeler ise sırasıyla Japonya (yüzde 30,1), İtalya (yüzde 24,5) ve Finlandiya (yüzde 23,6).

YAŞLILARIN YÜZDE 20’Sİ EVDE TEK BAŞINA

Türkiye’deki 26 milyondan fazla hanenin 6 milyon 458 bin 465’inde en az bir yaşlı bulunuyor. Bu, her 4 haneden birinde en az bir yaşlının yaşadığını gösteriyor.

Türkiye’de 1 milyon 669 bin 270 yaşlı tek başına yaşıyor. Yalnız yaşayan 65 yaş üstündekilerin toplam yaşlı nüfusu içindeki oranı yüzde 20,4. Yalnız yaşayan yaşlı nüfusun yüzde 74,4’ünü kadınların oluşturması dikkati çekiyor.

EVDE KAYINVALİDELERİN ORANI KAYINPEDERDEN YÜKSEK

Araştırmada, eşiyle yaşayan yaşlıların oranı 35,8 olarak belirlenirken, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oranı yüzde 17, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı ise yüzde 13,1 oldu.

Oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayan erkeklerin yüzdesi 6,2 çıkarken, bu oran kadınlarda yüzde 25,7’ye yükseldi.

Yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 86,6’sı evde yalnızken kendini güvende hissettiğini belirtti. Evde yalnızken kendini güvende hisseden erkeklerin oranı yüzde yüzde 91,3, kadınların oranı yüzde 82,9 oldu. Evde yalnızken kendini güvende hisseden 65 yaş üstü kadınların oranı Batı Marmara Bölgesi’nde yüzde 92,5 iken, bu oran Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki illerdeki kadınlarda yüzde 69,2’ye düştü.

EVDE BAKIM DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYANLAR

Evde bakım desteğine ihtiyacı olan 65 yaş üstü kişilerin oranı yüzde 16,4 olarak belirlendi. Bu oran, 65-74 yaş grubunda yüzde 10,5, 75 yaş üstünde yüzde 26,9. Evde bakım desteğine ihtiyaç duyan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 12,3 iken kadınlarda bu oran yüzde 19,6.

KRONİK VE YAŞLILIĞA BAĞLI RAHATSIZLIKLARI BULUNANLAR

Veriler, hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, kanser, böbrek yetmezliği, inme-felç, hepatit, astım gibi kronik (süreğen) hastalığı olan 65 yaş üstündekilerin oranının yüzde 78,7 olduğunu ortaya koydu. Kronik hastalığı olanların yüzde 32,3’ü hastalıklarının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtti.

Görme ile ilgili çok zorlandığını veya hiç göremediği ifade eden yaşlıların oranı yüzde 10,1 oldu. Duymada zorluk çekenlerin oranı yüzde 10,6, konuşmada zorluk çekenlerin oranı yüzde 2,2  olarak saptandı.

Yürüme, merdiven çıkma veya inmede zorluk çekenlerin oranı yüzde 27,1, bir şeyler taşırken veya tutmada zorluk çekenlerin oranı yüzde 29,7 oldu.

ENGELLİ RAPORU ALANLARIN ÇOĞUNLUĞU KRONİK HASTA

Engelli sağlık kurulu raporu olan 50 yaş üstündekilerin oranı yüzde 7,6, 65 yaş üstündekilerin oranı yüzde 8,7 olarak tespit edildi.

65 yaş üstündekilerin yüzde 77,6’sının kronik hastalık nedeniyle engelli sağlık kurulu raporu aldığı saptandı.

YAŞLILARIN YÜZDE 10’U KİRACI

En az bir kişinin 65 ve daha yukarı yaşta olduğu hanelerin yüzde 81,8’inin ev sahibi olduğu, yüzde 10,4’ünün ise kirada oturduğu belirlendi. Ev sahibi olanların oranının en fazla olduğu bölge yüzde 91,2 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, en az olduğu il ise yüzde 74,1 ile İstanbul.

YÜZDE 10’U SİGARA İÇİYOR

65 yaş üstündekilerin yüzde 11,3’ü her gün tütüm mamulü kullanıyor. Bu oran erkeklerde yüzde 20, kadınlarda yüzde 4,3 saptandı. Daha önce tütün mamulü kullanıp bırakmış olanların oranı yüzde 21 çıktı.

YAŞLILARIN YARISINDAN FAZLASI HİÇBİR FİZİKSEL AKTİVİTE YAPMIYOR

Yaşlıların yarısından fazlası hiçbir fiziksel aktivite veya spor yapmıyor. Egzersiz veya spor yapamayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 51,4, erkeklerin oranı yüzde 43,3, kadınların oranı yüzde 57,8 düzeyinde çıktı.

Fiziksel aktivitesi olmayanların yüzde 66,2’si sağlık sorunlarını sebep gösterdi.

Düzenli olarak fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapan 65 yaş üstündekilerin oranı yüzde 18,3 oldu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyede-yasli-nufusun-durumu-yalnizlik-ve-hastalik-artiyor/feed/ 0
İmamoğlu : Topunuz Gelin Ne Olacak! Kasap Dükkanı Bilmem Ne Dükkanı Gezerek Oy İstiyorsun. Yazık! Üzülüyorum https://www.haber28.com.tr/imamoglu-topunuz-gelin-ne-olacak-kasap-dukkani-bilmem-ne-dukkani-gezerek-oy-istiyorsun-yazik-uzuluyorum/ https://www.haber28.com.tr/imamoglu-topunuz-gelin-ne-olacak-kasap-dukkani-bilmem-ne-dukkani-gezerek-oy-istiyorsun-yazik-uzuluyorum/#respond Sat, 18 May 2024 03:00:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18532 Haber: OKTAY YILDIRIM, Kamera: ADEM KARABAYIR

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kağıthane ve Sarıyer’i kapsayan, ‘Cendere Yaşam Vadisi 1. Etap ve 2. Etaplarını’, gazetecilerle birlikte yerinde inceledi. İmamoğlu, yağmur altında gerçekleştirlen inceleme gezisi sonrasında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın da rakibi Murat Kurum lehine seçim çalışmalarına katılmasıyla ilgili bir soruyu da yanıtlayan İmamoğlu, “Eskiden biliyorsunuz; Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanı, seçim dönemlerinde bağımsız olsun diye istifa ettirilir ve bürokrasiden insanlar atanırdı ki orada hak-hukuk çiğnenmesin. Nereden nereye? Haydi bakalım. Demokrasiye bak! Yani 17 tane bakanın, 20 tane bakan, kaç tane bakanın… Topunuz gelin, ne olacak? Şimdi kasap dükkanı, bilmem ne dükkanı gezerek oy istiyorsun. Yazık! Üzülüyorum” dedi.

“VAHŞİ BİR YAPILAŞMA YAŞANIYOR”

İmamoğlu, Cendere Yaşam Vadisi 1. Etap ve 2. Etaplarında, CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, CHP Kağıthane Belediye Başkan adayı Tonguç Çoban ve basın mensuplarıyla birlikte inceleme gezisinde bulundu. “İstanbul’umuzun özellikle dere yatakları ve bu bölümlerde oluşan yapılaşma süreçleri ya da işgal alanlarından kurtularak, kentin rekreasyon alanına ve yeşil alanına dönüşme sürecinin bizim için ne kadar önemli olduğunu ve bunları bir yaşam vadisi kimliğiyle tanımladığımızı artık herkes biliyor” diyen İmamoğlu, bunun bazı noktalarda Türkiye’ye de örnek olduğuna dikkat çekti. Beylikdüzü’nde başlattıkları uygulamanın, kent genelinde 20’ye yakın vadide vücut bulduğunu belirten İmamoğlu, bu sayede olası sel baskınlarının da kısmen önüne geçildiğine vurgu yaptı. Kağıthane ve Sarıyer ilçelerini içine alan Cendere Vadisi’nde, yakın zamanda “vahşi bir yapılaşma” yaşandığının altını çizen İmamoğlu “Burada hoş bir yaşam vadisi oluştu. Bu yaşam vadisi oluşurken, açıkçası çok hoş etkileşimler de yaşadık. Bazen birkaç yapının bize destek olduğunu da gördük ve bazılarında işgallerini temizleyerek, güzel bir süreci burada var ettik. 1,6 kilometre gibi bir alanın bittiği seviyedeyiz. Bunun tamamı 4 kilometreye ulaşacak. Bir taraftan eski İETT garajından, diğer taraftan metro durağına kadar, muazzam bir alanda yürüyüş alanı, rekreasyon alanına dönüşecek” bilgilerini paylaştı. Bölgedeki üniversitelerin de oluşturulan alandan yararlanacağını kaydeden İmamoğlu, “Burada böyle bir adımı attıktan ve yol yürüyüşü sergiledikten sonra, benzer bir durumun Kağıthane Belediyesi tarafından da örnek alınarak, yine benzer düzenlemenin onların yetki sahası olan noktalarda da ilçe belediyesi tarafından yapılması sevindirici. Zaten iyi şeylerin kopyalanması kadar güzel bir şey yok” dedi.

“KAĞITHANE BELEDİYESİ DE BİZİM, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ DE BİZİM”

Arkadaşlarıma, ‘Onların, bunların işi yok; millet faydalanacak’ dedim” diyen İmamoğlu, “Kağıthane Belediyesi de bizim, Büyükşehir belediyesi de bizim. Yeter ki oturun, bunu bir mukaveleye dönüştürün dedim. 39 ilçenin tamamında, yaklaşımımız bu olmuştur. ve böyle olmaya da devam edecektir. Elbette Kağıthane’de iddialıyız. Bütün bu projeleri takip eden Tonguç Başkanımız, bizim burada çok iddialı bir belediyeci adayımızdır. Ona yürekten inanıyoruz. Bir yarış olacaktır ama sonuçta 39 ilçenin hangisinde kimin kazandığına bakmayız. Yine ‘bizim kurumlarımız’ bakışıyla yol yürürüz. Ben bu tavrın tek bir anını bile yaşamadım. 5 yıllık ilçe belediye başkanlığım döneminde. Ama ben herkese bu nezaketi gösterdim. Bunu gösterirken de bir lütuf olarak değil, sorumluluğum olarak gösterdim. Ne biz bir parti devletiyiz, ne bir parti belediyesiyiz, ne bir parti projesi yapıyoruz. Böyle bakarsak zaten, Türkiye’de kamu yönetimi, kamu ahlakı, kamu terbiyesi hak ettiği yere oturacaktır. Verdiğimiz mesaj bu” diye konuştu.

İmamoğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da Cendere Yaşam Vadisi içinde yanıtladı. Gazetecilerin soruları ve İmamoğlu’nun bu sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:

“GAYET GÜÇLÜ VE İYİ BİR MESAJ OLACAK”

-Seçimi kazanmanız durumunda, bu Türkiye’ye nasıl bir mesaj olacak?

-Gayet güçlü ve iyi bir mesaj olacak. Pırıl pırıl bir mesaj olacak, içi demokrasi dolu. Milletin dediği olur. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Baskıya, zulme, kumpasa, yalana, iftiraya boyun eğmeyen halk gibi, çokça duyguya sahip. Daha moralli, daha umutlu, gerçekten çocukların bile, gençlerin bile yüzünün nasıl güleceğini, daha güçlü bir gülümsemeyle 1 Nisan’da hepiniz yaşayacaksınız.

“DİKKAT ETMESİ GEREKİRDİ”

-Rakibiniz Kağıthane’de oy kullanacak. Burada bir dairesi var. Mal varlığını da açıklayınca çok dikkat çekmişti. Bakanlığı döneminde verdiği ‘olur’la yapılan bir proje. Lüks konut projesi. Biraz da eleştiriliyor bu açıdan. Siz vakıf mısınız mevzuya; bakabildiniz mi? Koruma alanındaki bir alanın daha sonra lüks konut projesine çevrildiği ve oradan da ev sahibi olduğu ortaya çıktı…

-Vallahi bilmiyorum. Mal varlığını incelemedim. Böyle bir ilgi alanım da yok açıkçası. Ama tabii bir kamu projesinde, kendi imza attığı bir kamu projesinde böyle bir varlığın elde edilmesi meselesi biraz dikkat çekici. Dikkat etmesi gerekirdi. Hani bizde bir laf var… Ben inşaatçı bir ailenin çocuğuyum yani. Babam derdi ki, ‘Kendi yaptığın binada oturmuyorsan senden müteahhit olmaz’ diyordu. Ama o müteahhitlik meselesi. Bu başka bir mesele. Birbirinden farklı. Hayırlısı.

“KASIMPAŞA ÇÜRÜYOR”

-Çünkü çevresi biraz yeşil alan, bir Kağıthane’den, hastanesi depreme dayanıksız diye tahliye edilen bir Kağıthane’den bahsediyoruz. Çok fazla lüks konuta evriliyor…

-Bu konuda, İstanbul’da en kötü şey zaten bir yandan lüks konut üreten, devlet eliyle bu izinleri veren, yapan ama bir yandan Kasımpaşa’nın tümden çürük halde olması. Kağıthane ve Kasımpaşa çürük. Ben Kasımpaşa’da ilk Dolapdere’ye gidip, açtığım lokantanın, köfteci dükkanının mutfak malzemelerini aldığımda analiz etmiştim, 91 yılında. Yani Dolapdere, o civarı, Kasımpaşa, bildiğiniz o tarihteki Kasımpaşa. Aynı binalar çürük. Hani kentsel dönüşüm hikayesi? Orası Sayın Cumhurbaşkanı’nın mahallesi değil mi, köyü değil mi? Neyi dönüştürdünüz? Neyi yapabildiniz yani? İnsanların hayatına ne katabildiniz? Girin bir sokak arkasına… Ben orada Kızılay’ın olduğu yerde, meydanda, dün miting yaptım. Bir sokak arkasında insanların mağduriyeti, balkondaki insanların halleri… 22 senedir iktidarsınız. İşte görünen yüzle, arka sokak meselesi. Yani bugünün zihniyeti; görünen yüzle cilalı bir sokak, ‘Efendim oraya devletin eski bir yapısını kaymakamlık olarak kazandırdık.’ E ne iyi ettiniz? Onu da yapmasaydınız yani. Kendinize saray mı yapacaktınız? E kazandırın tabi.  Kaymakamlık binası yapın, belediye binası yapın tabii. Güzel bir şey. Ama mahalle çürüyor.

“KAĞITHANE’DE NE DEĞİŞTİ?”

Kağıthane… Şimdi 20 küsur senedir buradasınız. 30 senedir Kağıthane’yi yönetiyorsunuz. Ne yaptınız? Kağıthane’de ne değişti? Bakın; karneleri kötü. Bu meseleyle ilgili karneleri çok kötü. Düşünsenize; ‘Evet, İstanbul depreme hazır değil…’ Yani İstanbul’da, Ekrem’in elinde bir sihirli değnek var! Siz 99 depreminden bu yana, 20 senedir bu şehri yönetiyorsunuz. Bunun 17 senesinde Türkiye’de iktidarsınız. Hiçbir şey yapamadınız noktasındasınız. 5 senede Ekrem’in elinde sihirli… Beni kötüleyeceğine, kendini kötülüyor acemi aday. Biz onun için diyoruz ki, birlikte düzeltelim. Bak ben ne diyorum? Güzel bir şey yaptık. İlçe belediyesi de güzel bir şey yaptı bize bakarak. Ki o protokolü beraber yaptık. Bizim bakışımız bu. Yeter ki hizmet ortaklaşa yürüsün. Mesele, anlayış meselesi. Çünkü mesele, belediye başkanlığı seçimini aştı. Bir anlayış meselesinin tarihe gömülmesi meselesi. Tarihe gömülürse, demokrasi canlanacak. Tarihe gömülürse, bu ülkede özgürlük yeniden vücut bulacak. Tarihe gömülürse bu anlayış -ki 31 Mart öyle bir seçim- gerçekten hukuk ve adalet kendine gelecek. O bakımdan büyük bir sorumluluğumuz var.

“BİZ, ‘8 KATI DAHA AŞAĞI DÜŞÜRÜN’ DERKEN, ADAM ORAYA 80 TANE KULE DİKMEYE İZİN VERDİ ANKARA’DAN”

Kötü bir Kağıthane’de, bir bölümünde lüks konut yapmış ve orada daire sahibi olmuşsa, kendisi onun hesabını versin. Ama çok kötü uygulamaları var İstanbul’da. Ben 100 tane sayarım. Daha şimdi Şişli’nin meydanında, kaşla göz arasında geçirdikleri yapılar. ya o nedir? Ayıp. Yazık. Günah. Benim masama geldi. Oranın hak sahipleri de geldi kardeşim. Biz, ‘Orada 8 kat olmaz’ dedik. Yahu, ‘8 katı daha aşağı düşürün’ derken, adam oraya 80 tane kule dikmeye izin verdi Ankara’dan. ve bu adama İstanbul emanet edilecek. Rezerv alanı kastediyorum. Şişli Belediyesi’nin karşısı. Vakfın yerinde başlanılan kulelerin hemen karşısı. Hiçbir hesap, kitap yok. Bakın burada yatırımcı, şu, bu suçlu değil. Bunun altını çizeyim. Burada suçlu arıyorsanız; bu işe imza atana bakacaksınız. İmza atan… Biz niye buradayız? Biz niye bir tane saçma sapan bir imara imza atmadık? 5 yıldır karşısında durduk. Ha bire yapılan birtakım yanlış imar planı vesaire, hukuktan geri dönüyor.

“ÇİLLER’İN İMAR DÜZENLEMESİ YAPILAN SARIYER’DEKİ ARSASINDA HUKUKİ İPTAL ÇIKTI”

Ve bugün de geçenlerde desteğini açıklayan, işte Sayın Başbakan’ın (Tansu Çiller) tekrar imar düzenlemesi yapılan Sarıyer’deki arsasında, yine bir hukuki iptal çıktı. Bugün kararı geldi. Biz mücadele ediyoruz. Onlar; ‘Verelim verelim…’ Neyi veriyorsunuz? Kimin malını kime veriyorsunuz? Kimin havasını, kimin suyunu, kimin ormanını, kimin vadisini kime veriyorsunuz? Yeter; bu şehir bir nefes alsın, bu şehir kendine gelsin. Çocukların yüzü asık, gençlerin yüzü asık. Şu yapılaşmanın zannetmeyin insanların yüzünün asılmasına katkısı yok. Çok var. Yüzün asılmasına vesile. Bu vahşiliği gördükçe, ‘Biz nerede yaşayacağız’ diyor. Ben bazen iki yaşında, üç yaşındakilerin gözünde bile o kaygıyı hissediyorum. O kaygıyla hareket ediyoruz. Ama bu şehrin muhafızlığı, değerli bir kavram. Bakın bu çok kutsal bir tarif olacak, bu şehrin muhafızlığı. ve bir gün şu olacak: Bu şehirde yaşayan herkes, ‘Evet, ben bu şehrin muhafızıyım’ diyecek. Yanlış yapan bir belediye başkanına, yanlış yapan cumhurbaşkanına çıkacak, ‘Ben bu şehrin muhafızıyım, bunu yapamazsın’ diyecek. Bu cesareti, bu özgüveni biz bu şehrin ve Türkiye’nin her bireyine vermek için mücadele veriyoruz. Benim yaptığım iş bu

“TALİMAT GELMİŞ, GİDECEK, NE YAPSIN? YOKSA KOLTUĞUNDAN OLACAK”

-İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın seçim çalışmalarına katılması biraz tepki çekti sosyal medyada özellikle. Sizin düşünceniz nedir?

-Eskiden biliyorsunuz; Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanı, seçim dönemlerinde bağımsız olsun diye istifa ettirilir ve bürokrasiden insanlar atanırdı ki orada hak-hukuk çiğnenmesin. Nereden nereye? Haydi bakalım. Demokrasiye bak! Yani 17 tane bakanın, 20 tane bakan, kaç tane bakanın… Topunuz gelin, ne olacak? Şimdi kasap dükkanı, bilmem ne dükkanı gezerek oy istiyorsun. Yazık! Üzülüyorum. Kendisine üzülüyorum yani. Ona da yazık. Zor durumda. Allah yardımcısı olsun. Yani talimat gelmiş, gidecek, ne yapsın? Yoksa koltuğundan olacak. Af isteyecek. Ona da üzülüyorum. Yazık! Öbürlerine de üzülüyorum. Ama bu kadar insan yok edilir mi? Bugün aslında Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu ülkeye yaptığı en büyük kötülüklerden biri, kendi yakın çevresindeki yetenekli insanları bile çürütüyor olması. Çürüttü. Onları bile yok etti. İnanın o insanların evindeki eşi, çocukları, bakanların aileleri utanıyordur yani, ‘Bizi niye bu duruma düşürüyorsunuz kardeşim. Biz bakanız. Bırak, biz 3600 ek göstergeyi çıkaralım, şu polisleri rahatlatalım. Bırak bizi, gidelim şu enflasyonu düşürelim, faizle uğraşalım. Gidelim Merkez Bankası’na disiplin getirelim. Bizi niye yolluyorsun bir kasap dükkanına, oraya buraya. Aday çıkamıyor, ben çıkacağım onun yerine. Aday gidemiyor, ben gideceğim onun yerine!

“BAKANLARI NİYE ZOR DURUMA DÜŞÜRÜYORSUN?”

Bakanları niye zor duruma düşürüyorsun? Yazık değil mi onlara? Gitsinler 2 saat, 3 saat devlete fayda versinler. Bunlar devlet adamı, kamu yöneticisi. Yani her şeyi karıştırdı birbirine. Onun için bu mesele, sadece bir yerel seçim meselesi değil. Sadece bir İstanbul seçimi değil. Bu mesele; bir demokrasi, kamu terbiyesi, kamu ahlakı, kamu yönetici olma… Bütün bu meseleler önemli. Ben sonuna kadar… Benim dilimin kemiği niye olsun? Milletten aldığım vahlanmaları, milletten aldığım isyanları, vatandaştan aldığım duyguları duyurma sorumluluğum var ve koca kentin yöneticisiyim. Öyle sus pus olayım, yatayım köşede işte… ‘Ben sadece yerel yöneticiyim’ falan; olmaz o iş. Ben İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanıyım. 16 milyon insanının temsilcisiyim. Bütün bu haksızlıklara, hukuksuzlara hak ettiği cevabı vermekle yükümlüyüz. Vereceğiz. Halkımız da milletimizin hak ettiği şekliyle, kararını 31 Mart’ta verecek. Ben, buna inanıyorum.

“HERKES, ELBET BİR GÜN DOĞRU YOLU BULUYOR”

-Rakibiniz katıldığı bir programda 65 kilometre metro yapıldığını itiraf etti aslında. Siz ne söylemek istersiniz?

-Herkes, elbet bir gün doğru yolu buluyor, bulacak yani. Yapacak bir şey yok. Zaten en azından doğru sayısı üçe mi çıktı. Bir yüzde 87’de tutturdu. 65 kilometreyi sonuçta hesaplayabildi. Bir şey daha vardı sanki. (Muhabir: ‘İstanbul, 11 iline koştu.’) Evet, teşekkür ederim. Dolayısıyla doğruları söylüyorlar. Yani bununla uğraşır mı bir insan? Yani ‘8 kilometre mi, 65 kilometre mi…’ Bununla uğraşır mı ya? İnsan açmış. Dersin ki, ‘Açtın ama şurasını beğenmedim. Yani şurası eksik.’ Ben ne diyorum? ‘Bakanlık, teşekkür ederiz; Sabiha Gökçen hattını yaptınız, Bakırköy-Kirazlı hattını yaptınız.’ Ama 9 sene sürdü. Yazık! Tamam, o da hayırlı olsun. Tamam da parasını benden niye 10 ayda kesiyorsun? Eskiden 20 senede, 10 senede kesiyordun. Bak, ben bunu diyorum; sen de başka bir şey de. Bunu anlarız. Ama yani görünen köy kılavuz ister mi? 65 kilometreyi 6,5 kilometre… ya bir de sekiz adım at bilmem ne… Çocuklar dalga geçiyor seninle. Yazık. Yani teşekkür et ya da tespit yap. Ama eleştirin varsa yanına ekle. O ayrı bir şey. Bunu anlarım. Bununla uğraşıyorum. Garip şey.

“HAYAT DERSİDİR, ÖĞRENECEK”

Geçen bir vatandaş, YouTube’da, ‘Ne yaptı ki, işte çivi çakmadı’ diyor. Şimdi bu ‘çivi çakmadı’ lafı, malum TV kanallarının sloganı: Çivi çakmadı! Ey Allah’ım ya Rabb’im. Ben inşaatlarda çalıştım, bayağı çivi çakmıştım çocukluğumda. Yani bu çivi çakmak neymiş yani? Kalıp çakardık. Yani gerçekten çivi çaktım. Çivi de sattım ben nalbur dükkanında. Bu esnaflık meselesini de söyleyeyim. Öyle yani köfteciyle laf ettirmem ha. Bu şehrin yüzde 40’ı esnaflıktan para kazanıyor. Köftecilik öyle önemli meseledir. Ben sabah 05.00’te dükkan açar, gece saat 01.00’de, 02.00’de Bolu’dan et taşırdım. Hem de 21 yaşındaydım. Öyle laf ettirmem. Hayatımın en önemli deneyimleridir yani. Sıcak çorbayı arabama koyup, soğumasın diye 2 kilometre arabamla götürürdüm müşterime, onun gönlünü hoş etmek için. Onu anlayamazsın. Ama hayat dersidir, öğrenecek. Konudan konuya geçiyorum. Bu meselede de yani ‘çivi çakmaz’, işte yanan otobüsler… Ne yapsın? Adamlar promosyon yapıyor, Hollywood promosyonu. Ondan sonra koyuyorlar A Haber’e, şuna buna; izliyor garibim vatandaş da… İşte ‘yanan otobüs’, ‘çivi çakmadı’, bir-iki bir şey daha! Bunun üzerinden Ekrem’i karalama propagandası falan.

“BU ÖYLESİNE BİR YOKSULLUK DEĞİL… ŞU AN AFET YAŞIYOR ASLINDA ŞEHİRLERİMİZ”

Aldanıyor benim garip insanım, aldanıyor. Ben üzülüyorum. Ablalarımın gözüne bakıyorum, aldananı anlıyorum. Giderim, onu 1 günde ikna ederim biliyorsunuz yani. Bazısı 5 sene sürüyor, bazısı 5 saat sürüyor ama ikna ederim yani. Yani keşke o fırsatı alsam diyorum. Üzülüyorum onlara. Çünkü masum insan o. Masum. O abla masum. O teyze masum. O amca masum. Masum o insan. Yani o bakımdan mücadele edeceğiz. Aldatan bir yönetimin, geçmişte de ‘aldatıldık’ diye kendine bahane üreten bir yönetimin ne bu şehre ne bu ülkeye faydası olmaz. Ama yine diliyorum, istiyorum ki; bu seçimde iyi bir ders yaşasınlar. ve bu dersi yaşadıktan sonra da Türkiye’nin gerçek sorunlarına geri dönsünler. Emeklinin şu an büyük ızdırabı var. Bakın; şu an yoksulluk, -yanına tire koyuyorum- açlık, bir afet gibidir. Yani şu an bir afet yaşıyor aslında şehirlerimiz. Bu öylesine bir yoksulluk değil. Bakın, bir çaresizlik ve bir afet. Ben arkadaşlarıma her gün diyorum ki, ‘Yeni bir şey daha bulalım.’ Mesela dün bir arkadaşım geldi; çalışıyoruz. ‘Çocuklara acaba, sütün yanı sıra, belli bir yaş grubuna, yani 3-6 yaş olabilir, balık verebilir miyiz?’ Yani gıda alsın çocuklarımız. Ben zayıf çocuk görebilir miyim ya? Benim içim yanar ya. Ben köyde büyüdüm kardeşim. Köyde her ev benimdi. Şimdi her ev, insanın çocuklarının değil. Her ev, eskiden köyde benimdi. Ben, kapıyı çalar girerdim. Şimdi her eve girilmiyor. Çocukları, insanın canı yandı. Onun için ne varsa vereceğiz kardeşim.

]]>
https://www.haber28.com.tr/imamoglu-topunuz-gelin-ne-olacak-kasap-dukkani-bilmem-ne-dukkani-gezerek-oy-istiyorsun-yazik-uzuluyorum/feed/ 0
Bakan Göktaş, “Türkiye Yaşlı Profili Araştırması”nın sonuçlarını paylaştı Açıklaması https://www.haber28.com.tr/bakan-goktas-turkiye-yasli-profili-arastirmasinin-sonuclarini-paylasti-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/bakan-goktas-turkiye-yasli-profili-arastirmasinin-sonuclarini-paylasti-aciklamasi/#respond Fri, 17 May 2024 21:36:45 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18478 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hazırlanan “Türkiye Yaşlı Profili Araştırması” verilerini paylaştı.

Ankara 75’inci Yıl Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde “Türkiye Yaşlı Profili Araştırması Bilgilendirme Toplantısı” gerçekleştirildi. Toplantıya katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Türkiye Yaşlı Profili Araştırması” verilerini paylaştı.

Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “yaşlı dostu bir toplum inşa etme” çabalarının sürdüğünü söyledi.

Araştırmanın üç temel amacı olduğunu söyleyen Bakan Göktaş, “Birincisi, bilgelikleriyle geleceğimizi şekillendiren yaşlılarımızın hayatlarına dair kapsamlı bir bakış açısına sahip olmak. İkincisi yaşlılarımızın ihtiyaçlarını ve taleplerini daha iyi anlamak” ifadesini kullandı.

Üçüncü temel amacı açıklayan Bakan Göktaş, “Bu ihtiyaç ve taleplere yönelik daha etkili sosyal politikalar geliştirmek. Bu amaçlar çerçevesinde Türkiye’de ilk kez böyle bir araştırma gerçekleştirdik” dedi.

Araştırmanın 50 yaş üzeri ve en az bir kişinin bulunduğu 22 bin 640 haneden gerçekleştirildiğini aktaran Bakan Göktaş, şunları kaydetti:

“Çalışmamızı; demografik bilgiler, çalışma hayatı ve ekonomik durum, sağlık, bağımsız yaşam, bakım ve sosyal yardımlar, çevre, toplumsal hayata katılım, yaşam memnuniyeti, afet ve acil durumlar, yaşlı hakları ve ayrımcılık olmak üzere 10 başlık altında topladık.”

Araştırmadan elde edilen bulguları işaret eden Bakan Göktaş, “Türkiye’de yaşlı nüfusun psikolojik, sosyokültürel ve sosyoekonomik profili ile yaşam koşullarını detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu bulgular aynı zamanda bizlere, yaşlıların karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek ve yaşam kalitelerini artırmak için neler yapacağımıza dair önemli ipuçları sunuyor” ifadelerini kullandı.

Dünya nüfusunun hızla yaşlandığına dikkati çeken Bakan Göktaş, Türkiye’nin genç nüfus bakımından zengin bir ülke olmasına rağmen nüfusunun da yaşlandığını belirtti.

“Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yüzde 10,2’ye yükseldi”

Türkiye’de yaşlı nüfusun son 5 yılda yüzde 21,4 oranında artarak 8 milyon 722 bin 806’ya ulaştığını söyleyen Bakan Göktaş, “Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2018 yılında yüzde 8,8 iken, 2023 yılında bu oran yüzde 10,2’ye yükseldi. Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranımızın 2030 yılında yüzde 12,9, 2040 yılında yüzde 16,3 ve 2060 yılında yüzde 22,6 olacağı öngörülüyor” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’de 1 milyon 669 bin 270 yaşlı tek başına yaşıyor”

Yaşlılık alanında yapılan çalışmaların toplumsal açıdan büyük önem arz ettiğini dile getiren Bakan Göktaş, “2023 yılı itibariyle Türkiye’de bulunan 26 milyondan fazla hanenin 6 milyon 458 bin 465’inde en az bir yaşlımızın yaşadığı tespit edildi. Diğer bir ifadeyle, her 4 haneden 1’inde en az bir yaşlı bulunuyor. Türkiye’de 1 milyon 669 bin 270 yaşlı tek başına yaşıyor” ifadelerine yer verdi.

“Yaşlıların yüzde 86,6’sı evde yalnızken kendini güvende hissettiğini söylüyor”

Yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 74’ünün kadınlardan oluştuğunu anlatan Bakan Göktaş, şöyle konuştu:

“Bu bulgu, yalnız yaşayan yaşlı kadınların ekonomik ve sosyal refahı için politikalar geliştirmemiz gerektiğini gösteriyor. Yaşlıların yüzde 86,6’sı evde yalnızken kendini güvende hissettiğini belirtiyor. Bu bulgu bizim için oldukça sevindirici, ancak yine de muhtemel risklere karşı sosyal destek mekanizmaları üzerinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

“İnternet kullanan yaşlıların oranı yüzde 40,7’ye yükseldi”

Araştırma sonuçlarına göre internet kullanan yaşlıların sayısının arttığına dikkati çeken Bakan Göktaş, “2018 yılına baktığımız zaman internet kullanan yaşlıların oranı yüzde 17 iken, bu oranın 2023 yılında yüzde 40,7’ye yükseldiğini görüyoruz. Bu oranı daha da artırmak için, yaşlıların dijital okur-yazarlığı alanında yürüttüğümüz hizmetleri arttırarak çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Yaşlıların yüzde 51.9’u ileri yaş dönemlerinde evinde bakım hizmeti almayı ya da gündüzlü bakım hizmeti alarak evinde kalmayı tercih ettiğini söyleyen Bakan Göktaş, “Ayrıca yaşlıların yüzde 16,4’ünün evde bakım desteğine ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç, evde bakıma destek ve gündüzlü bakım hizmetlerinin yaşlılarımız açısından önemli olduğunu gösteriyor. Biz de Bakanlık olarak, bu konudaki çalışmalarımızı genişletmek için gerekli planlamalarımızı yapıyoruz” açıklamasında bulundu.

Bakan Göktaş, araştırmaya göre yaşlıların yüze 64’ünün mutlu olduğunu dile getirirken yüzde 82’sinin ise sağlıklı olmayı mutluluk sebebi yüzde 64’ünün ise kendilerini en çok mutlu eden şeyin aileleri olduğunu söyledi.

Yaşlıların yüzde 64’ü nünün torunları ile her gün ilgilendiğini söyleyen Bakan Göktaş, “Bu veri, aile bağlarının gücünü koruduğunu ve kuşaklar arası aktarımın sürdüğünü göstermesi açısından son derece kıymetli. Yaşlıların yüzde 40,6’sı komşularıyla her gün görüşüyor. Yaşlılarımıza destek olan en önemli aktörlerden biri, komşuları. Komşuluk ilişkilerimizin kıymeti burada kendini bir kez daha gösteriyor” ifadesini kullandı.

Son seçimlerde yaşlıların oy kullanma oranının yüzde 91,3 olduğunu anlatan Bakan Göktaş, “Bu bulgu da bize, yaşlılarımızın siyasi hayata fikirleriyle katılmak istediklerini gösteriyor. Siyasi hayata bu denli katılım gösteren yaşlılarımız yüzde 81,9 oranıyla da toplumun yaşlıların deneyimlerinden faydalanması gerektiğini düşünüyor” diye konuştu.

Bilgilendirme toplantısının ardından hatıra fotoğrafı çektirildi. Bunun yanı sıra Bakan Göktaş, yaşlı bakımevinde yaşayan vatandaşların hazırladığı el emeği ve göz nuru takı, resim, saat gibi ürünlerden oluşan sergiyi gezdi. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-goktas-turkiye-yasli-profili-arastirmasinin-sonuclarini-paylasti-aciklamasi/feed/ 0
Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri ile Yaşlılar Sağlık Kontrollerini Kolaylıkla Gerçekleştiriyor https://www.haber28.com.tr/saglikli-yas-alma-merkezleri-ile-yaslilar-saglik-kontrollerini-kolaylikla-gerceklestiriyor/ https://www.haber28.com.tr/saglikli-yas-alma-merkezleri-ile-yaslilar-saglik-kontrollerini-kolaylikla-gerceklestiriyor/#respond Fri, 17 May 2024 05:36:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18425 Sağlık Bakanlığınca Türkiye’de ilk kez 80 yaş ve üstü kişilerin, kendilerinden sorumlu hekime emanet edildiği Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri (YAŞAM) ile yaşlılar bütün sağlık kontrollerini tek çatı altında kolaylıkla gerçekleştirebiliyor.

Bakanlıkça geçen yıl başlatılan uygulama kapsamında, hastaneler bünyesinde faaliyete geçirilen YAŞAM’ların sayısı her geçen gün artıyor.

Bu merkezlerden biri de Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yer alıyor.

AA ekibinin görüntülediği merkezde, 80 yaş ve üstü kişilere ihtiyaç duydukları tüm sağlık hizmetleri veriliyor. Rutin sağlık kontrollerini bu merkezde yaptıran yaşlılar, sorumlu hekimlerinin gözetiminde düzenli sağlık taramalarından geçiriliyor.

“Merkezimize 200’e yakın hastamız kayıtlı”

Hastanenin Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, yaklaşık 6 ay önce hizmete başlayan merkeze ilişkin yaptığı açıklamada, YAŞAM projesini ilk başlatan hastanelerin başında geldiklerini söyledi.

Merkezle 80 yaş ve üstü vatandaşlara yönelik sağlık hizmetlerinin daha kaliteli hale getirilmesinin amaçlandığını dile getiren Naharcı, hastaların merkezde görevli hekimlerce takip edilip değerlendirildiğini belirtti.

Hastaların tahlil ve hastanedeki diğer tüm işlemlerinin merkezden koordine edildiğini anlatan Prof. Dr. Naharcı, şöyle konuştu:

“Bölge olarak baktığımızda 200’e yakın 80 yaş ve üstü hastamız merkezimize kayıtlı. Hastalarımız hastaneye geldiklerinde bütün işlemlerinde yardımcı oluyoruz. Kliniğimizde gerektiğinde yatış kararını verebiliyoruz. Bu sayede 80 yaş ve üstü vatandaşlarımız, poliklinik poliklinik gezmek, doktor doktor dolaşmak durumunda kalmıyor. Ayrıca hastalıklarının daha iyi yönetilmesi sağlanıyor.

80 yaş ve üzerindeki bireylerimizin çoğu bir yakını tarafından bakılıyor. Merkezle yaşlılarımıza bakan yakınlarına da sosyal, psikolojik ve yaşlı bakımına ilişkin destek sağlıyoruz.”

Kronik hastalıklar, demans gibi problemler ayrıntılı değerlendiriliyor

YAŞAM’a başvuran bir yaşlının öncelikle ilgili hekim tarafından detaylı değerlendirmeye alındığını kaydeden Naharcı, “Yaşlımızın kronik hastalıkları, depresyon, bunama, demans, idrar kaçırma, çok ilaç kullanma gibi tüm problemleri hekimimiz tarafından ayrıntılı olarak değerlendiriliyor. Ardından bu problemlerinin yönetimine yönelik planlar oluşturuluyor. İlk başvuruda kan, idrar gibi tüm tetkikleri de yapılıyor.” dedi.

Naharcı, merkezde görevli gerontologların hastanın mental durumuna yönelik testleri de yaptığını, sağlıklı yaşlanmasına yönelik önerilerde bulunduğunu ifade ederek, ilerleyen süreçte uzaktan sağlık hizmeti ve yaşlıların ev ziyaretlerine yönelik uygulamaların da devreye alınacağını bildirdi.

“Hastane işlemlerim merkez sayesinde çok kolay yürüyor”

Sağlık kontrolleri YAŞAM’da sürdürülen 85 yaşındaki İsmet Erişen, “Merkeze şu ana kadar iki kez geldim. Burada verilen hizmetten çok memnunum. Buradaki muayenemde kemik erimem olduğu tespit edildi. Doktorumuz hem ilaçlarımı verdi hem de egzersizler önerdi. O egzersizleri evde de yapıyorum. Hastane işlemlerim merkez sayesinde çok kolay yürüyor.” diye konuştu.

81 yaşındaki Macide Özdel Şahin de merkezden aldığı hizmetten çok mutlu olduğunu dile getirdi.

Doktorların burada kendilerini düzenli takip ettiğini belirten Şahin, “Biz de randevularımıza sadık kalarak merkeze geliyoruz. Çünkü sağlık bizim sağlığımız. Hastanedeki tüm işlemlerim merkezden daha rahat yürütülüyor. Tekrar randevu almak zorunda kalmıyorum.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/saglikli-yas-alma-merkezleri-ile-yaslilar-saglik-kontrollerini-kolaylikla-gerceklestiriyor/feed/ 0
Karşıyaka Belediyesi Yaşlılara Saygı Haftası Paneli Düzenledi https://www.haber28.com.tr/karsiyaka-belediyesi-yaslilara-saygi-haftasi-paneli-duzenledi/ https://www.haber28.com.tr/karsiyaka-belediyesi-yaslilara-saygi-haftasi-paneli-duzenledi/#respond Wed, 15 May 2024 01:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18113 Karşıyaka Belediyesi, Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında bir panel düzenledi.  Yaşlılık kavramının her açıdan ele alındığı panelde, alanında uzman konuşmacılar özellikle sağlık konusunda önemli bilgiler verdi.

Karşıyaka Belediyesi tarafından Zübeyde Hanım Nikah Sarayı’nda gerçekleştirilen Yaşlılara Saygı Haftası Paneli, yurttaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Reyhan Uçku ve Prof. Dr. Aliye Mandıracıoğlu’nun oturum başkanlığını üstlendiği panele, Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin (TAD), Prof. Dr. Hatice Şimşek Keskin, Psikolog Mevlüt Ülgen ve Prof. Dr. Yasemin Akçay konuşmacı olarak katıldı.

“İYİ Kİ VARSINIZ”

Programın başında konuşma yapan Karşıyaka Belediye Başkan Yardımcısı Özlem Ceylan, “Yaşlılarımız tecrübe, bilgi ve birikimleriyle geleceğimize ışık tutan; geçmişi yaşatarak milli kültür ve değerlerimizi yarınlara aktaran toplumsal hafızalarımızdır. İyi ki varsınız” dedi. Ceylan konuşmasında Karşıyaka Belediyesi’nin ileri yaş hizmetlerini de anlattı.

GERİATRİ AÇISINDAN YAŞLILIK

Açılış konuşmasının ardından oturum başkanları Prof. Dr. Reyhan Uçku ve Prof. Dr. Aliye Mandıracıoğlu, Yaşlılara Saygı Haftası’nın anlamını ve tarihsel arka planını anlattı. Ardından TAD İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin, ‘Geriatri Açısından Yaşlılık’ başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Yaşlılık kavramını anlatan ve Türkiye’de yaşlı nüfus ile ilgili istatistikler paylaşan Prof. Dr. Şahin, “Yaşlanma anne karnını düştüğümüz andan itibaren başlıyor, yaşlılık da hayatımızın bir dönemi. Önemli olan sağlıklı yaşlanmak, hepimiz sağlıklı bir şekilde yaşlanma arzusundayız. İşte bu kişinin fonksiyonel olarak kendine yeterli olması demektir. İleri yaşlarda bir takım hastalıklar olması çok doğaldır çünkü vücutta bazı dejenerasyonlar ve fizyolojik değişiklikler olur. Sağlıklı yaşlanmak mümkündür, bunu yapabiliriz. Birey merkezli çalışan birçok uzmanla birlikte hastalıkların erken tanısı, erken tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verdiğimizde ve hastalarımızı düzenli takip ettiğimizde hastalık sürecini kısaltabiliyoruz. Yaşlanmayla birlikte artan bazı hastalıklarımız var, bununla birlikte çoklu ilaç kullanımları da meydana geliyor. İşte bu hastalıklara karşı önlemimizi alırsak bu hastalık dönemini azaltabiliriz” dedi.

“ÖNLEM ALMALIYIZ”

Yaşlılıkla birlikte artan hastalıklara da değinen Şahin, şöyle devam etti:

“Demans, Alzheimer, tansiyon, şeker gibi hastalıklar yaşlılıkla birlikte artan hastalıklardır. Bu hastalıklara yakalanmayı kolaylaştıran ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltan faktörler vardır. Bunları bilmeli ve önlem almalıyız. Buna şu şekilde örnek verebiliriz, yapılan araştırmalarda Alzheimer hastalığına neden olan faktörlerin arasında eğitimsizlik, işitme kaybı, tansiyon, travmatik kafa yaralanmaları, şeker, obezite, aşırı alkol tüketimi, sigara kullanımı, depresyon, sosyal izolasyon, fiziksel inaktivite, hava kirliliği ve kan şekeri gösterilmiştir. İşitme kaybını ele alalım, eğer yaşlı bir birey işitme kaybı problemi yaşıyorsa zamanla kişisel iletişimleri zarar görebilir, toplumdan izole olabilir, depresyona girebilir ve uzun vadede diğer çevresel faktörlerin de etkisiyle Alzheimer hastalığı ile karşı karşıya gelebilir. Bunu bir işitme cihazıyla çözebiliriz ve Alzheimere neden olan faktörlerden birini eleyebiliriz. Tansiyon ve şeker hastalıklarını da düzenli doktor kontrolü ve ilaç kullanımı ile kontrol altında tutarak riski azaltabiliriz. Potansiyel olarak değiştirilebilir faktörler bunlardır. Yaşam tarzımızı değiştirerek var olan riski alt seviyelere indirmemiz mümkün. İşte önlem almaktan kastımız budur.”

Ardından Prof. Dr. Hatice Şimşek Keskin, ‘Toplum Sağlığı Açısından Yaşlılık’; Psikolog Mevlüt Ülgen, ‘Şehirler ve Yaşlılar’ ve Prof. Dr. Yasemin Akçay, ‘Her Yaşta Kahkaha’ başlıklı sunum yaptı. Sunumlar sonrasında izleyicilerle birlikte egzersizler yapıldı, şiirler okundu, şarkılar söylendi. Alanında uzman akademisyenler, katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/karsiyaka-belediyesi-yaslilara-saygi-haftasi-paneli-duzenledi/feed/ 0
Fransız yazar Jelloun, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve İslamofobi’ye ilişkin AA’ya konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 14 May 2024 02:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17989 Birçok ülke ve Türkiye’de kitapları sevilerek okunan Fas asıllı Fransız yazar Tahar Ben Jelloun, İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamlarının bir soykırım olduğunu belirterek, “Netanyahu’ya mektup yazdım. ‘Savaşı kaybettiğini, çünkü herkesi öldürse bile Filistin’in orada kalacağını, Filistin halkının her zaman var olacağını’ söyledim.” ifadesini kullandı.

“Kum Çocuk”, “Kutsal Gece”, “Yoksullar Hanı”, “Bay Ahlak’ın Çöküşü”, “Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum” gibi Türkçeye çevrilenlerin yanı sıra “Çocuklara İslam’ı Anlattım” ve “Kazablanka Aşıkları”nın da aralarında bulunduğu kitapların yazarı, Fransa’nın prestijli edebiyat ödüllerinden Goncourt Ödülü sahibi Tahar Ben Jelloun, Institut Français organizasyonuyla Ankara’ya geldi.

Fas’ta 1944’te doğan, ortaöğrenimi­ni Tanca şehrinde tamamlayan Ben Jelloun, 1971’de Fransa’ya göç ederek sosyoloji ve sosyal psikiyatri alanında öğrenim gördü.

30’dan fazla kitap kaleme alan Ben Jelloun, 1987’de “Kut­­sal Gece” romanıyla Gon­court Ödülü’nü alarak Fransa’da bu ödüle layık görülen ilk Faslı yazar oldu.

Eserlerinde ülkesinin sıkıntılarını, ırkçılık, göçmen soruları ve İslam karşıtlığını konu edinen Ben Jelloun, 1970’lerde başladığı gazeteciliği, Fransa’nın Le Monde gazetesinde sosyal ve siyasal konuları ele aldığı yazılarıyla sürdürüyor.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ın ev sahipliğinde öğrenciler ve akademisyenlerle söyleşide bir araya gelen Ben Jelloun, öncesinde, yazarlık serüveni, kitaplarına konu aldığı Filistin ve Gazze’deki katliamlar ile dünyada artan İslamofobi’ye ilişkin Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin sorularını yanıtladı.

Soru: Türkiye’yi gezme şansınız oldu mu?

Tahar Ben Jelloun: Ne yazık ki Türkiye’yi gezme şansım olmadı. İstanbul’a kitaplarımı tanıtmak için 20 sene önce geldim ve çok hızlı bir gezi olmuştu.

Soru: Şu an üzerinde çalıştığınız bir roman var mı? Edebiyatçılar hakkında merak edilen bir şeydir, eski romanlarınızı dönüp okuyor musunuz, “Bugün yazsam farklı yazardım.” diyor musunuz?

Tahar Ben Jelloun: Geçen yıl çıkan “Kazablanka Aşıkları” adlı romanımın devamı üzerinde çalışıyorum. Günümüz Fas’ında, Kazablanka’nın orta sınıfında evlilik üzerine bir hikaye. Şu anda ikinci cildi üzerinde çalışıyorum. Kitaplarımı geriye dönüp okumuyorum. Kitaplarımı asla tekrar okumam ve sonra onları unuturum.

Soru: Fransa’da yaşıyorsunuz ve ana vatanınız Fas ile bağlantınızı asla kesmemişsiniz, öyle değil mi?

Tahar Ben Jelloun: Evet, tabii ki yılda 4-5 ay oraya gidiyorum. Fas’a ihtiyacım var çünkü kitaplarımın çoğu Fas hakkında. Balzac’ın bir romancının ne olduğuna dair tanımını ele alırsak, “Bir romancı kendi çağının tanığıdır.” der ve benim çağım Fas. Ülkemden kopamam.

Soru: Edebiyatçılık yaş aldıkça farklı bir çehreye bürünüyor mu? Edebiyata başladığınız ilk dönem ile bugünü kıyasladığınızda değerlendirmeniz nasıl olur?

Tahar Ben Jelloun: Yazmaya ilk başladığımda çok zorlandım. Romanı beni eleştirmeyecek, “İyi, bu güzel.” diyecek bir yayıncıya teslim etmek istiyordum. Bugün de aynı zorluğu yaşıyorum ancak buna alıştım ve bir romanın yayımlanmasından bir gün önce, 50 yıl önce hissettiğim kaygıyı, heyecanı hissediyorum. Her yaşta hata yapabilirsin, her yaşta kötü bir kitap yazabilirsin. Bir yazar kendinden çok şey talep etmelidir.

“Sinemacılardan ilham aldım”

Soru: Kitaplarınız akıcı ve betimlemeyi çok seviyorsunuz. Gençliğinizde hangi edebiyatçılardan etkilendiniz? Yazın hayatınıza etki eden, besleyen unsurlar neler oldu?

Tahar Ben Jelloun: Gençliğimde Tanca’da olduğumuz için dikkatimizi dağıtacak çok az şey vardı. Haftada iki kitap ödünç alıp okuduğum bir Fransız kütüphanesi vardı. Balzac, Victor Hugo, Jules Verne ve farklı şairleri okudum. Yazmaya başladığımda, beni en çok etkileyen kişiler yazarlar değil, film yapımcıları, sinemacılardı. Hikaye anlatma tekniği, okuyucuyu ya da izleyiciyi sıkmamak için dikkatli olmanızı gerektirir. Alfred Hitchcock, Fritz Lang ve John Ford gibi büyük sinemacılardan, ülkelerini ve hikayelerini film aracılığıyla anlatmayı seven insanlardan ilham aldım. Yazarların da üzerimde etkisi vardı elbette çünkü sürekli okurdum.

“İnsanoğluna güvenmiyorum”

Soru: İnsanı merkeze alan kitaplar yazıyorsunuz. 1970’lerden bu yana gittiğiniz ülkelerdeki gözlemlerinize göre toplumların ve insanların davranış modelleri değişti mi, değerlendirmeniz nedir?

Tahar Ben Jelloun: Her zaman bir hümanist oldum. Ülkem Fas’ta kadın haklarından başlayarak insan hakları için kampanya yürüttüm. İlk romanım kadınların durumuyla ilgiliydi ve sonra devam ettim. Şu anda dünyada neler olduğunu görüyoruz. Ukrayna, Gazze, Afrika’nın daha karmaşık hale gelmesi, bazı coğrafyalarda diktatörlerin iktidara gelmesi… Hepsi çok korkutucu çünkü hukuka ve adalete saygısı olmayan insanlarla uğraşıyoruz. Bu yüzden insanlığa, insanoğluna güvenmiyorum. Ancak sade bir vatandaş olarak yazmaya ve politikacılardaki bu insanlık yoksunluğunu kınamaya devam ediyorum.

“Göçmenlik, edebiyatımda her zaman konu olmuştur”

Soru: Dünyanın her yerinde göçmen sorunu var. Siz de 27 yaşında Fas’tan Fransa’ya göç etmişsiniz ve belki de bir süre Fransa sizi göçmen olarak kabul etti. Kitaplarınızda da bu konuyu irdeliyorsunuz. Son 40-50 yılda göçmenlerin durumu nasıl bir hal aldı?

Tahar Ben Jelloun: Göçmenlerin her yerde olduğu bir zamanda yaşıyoruz ve bunlar önceki dönemin politikaları olan sömürge politikaları, az gelişmişlik ve ırkçı politikalardan kaynaklandı. Şimdi bu nedenlere bir de iklim sorununu ekliyoruz. Fransa’da göç, sömürgeciliğin doğrudan bir sonucuydu. 40’lı, 50’li ve 60’lı yıllarda Fransızlar fabrikalarında çalıştırmak ve insan gücü edinmek için Cezayir, Fas ve Tunus’a gitti. Fransız hükümeti 70’li ve 75’li yıllardan itibaren insani bir bakış açısıyla göçmenler ve ailelerini bir araya getirmeye karar verdi. Fransa’da çalışan erkekler, eşlerini ve çocuklarını ülkeye getirme hakkına sahip oldu. O andan itibaren yeni doğumlar başlayacak ve göçmenlerden değil ama göçmenlerin çocuklarından oluşan yeni bir nesil ortaya çıkacaktı. Bu çocuklar bunu çok ağır yaşadı. Tanınmadıklarını, düzgün bir şekilde karşılanmadıklarını hissettiler. Kalitesiz okullara devam ettiler ve sonuçta ikinci sınıf Fransızlar oldular.

Ben ekonomik bir göçmen değildim. Bir dönem entelektüeller için Fas’ta yaşamak çok zordu, bu yüzden Fransa’ya geldim çünkü bazı arkadaşlarım fikirleri yüzünden çeşitli sıkıntılar çekiyordu. Fransa’da göçmenlere okuma yazma dersleri verdim. Göçmenlik, edebiyatımda her zaman konu olmuştur. Günümüze kadar onların neler yaşadığına tanıklık etmenin ve buna yönelik yazmanın önemli olduğunu düşünüyorum çünkü pek de iyi şeyler yaşamıyorlar.

“Gazze’de yaşananlar bir trajedidir, soykırımdır”

Soru: İslam’ı anlatmak için kitaplar yazdınız ve Fransa’da İslam’ı anlatıyorsunuz. Bugün artan bir şekilde İslamofobi var. Gazze’de 14 bin çocuk İsrail’in katliamlarıyla hayatını kaybetti. Bu katliam nasıl son bulacak, dünyanın her yerinde kaygı uyandıran bu sıkıntı için değerlendirmeniz nedir?

Tahar Ben Jelloun: Ben edebiyatçı, yazar ve sosyolog olarak değil, sıradan bir vatandaş, bir aile babası olarak, tıpkı “Kızıma Irkçılığı Anlattım” kitabını yazdığım gibi, “Çocuklara İslam’ı Anlattım” kitabını da Fransız çocukların İslam’ın ne olduğunu anlamalarını teşvik etmek için yazdım. Bu bir eğitim ve pedagoji meselesi. Ancak başörtüsüyle ilgili yaşanan olaylar, İslamcılığın bir ideoloji haline gelmesi, terörizm, pek çok konu var. İslam dininin kötüye kullanılmasını İslam devleti ideolojisiyle birbirine karıştırıyoruz. Batı’da İslam’ın ne olduğu konusunda bir bilgi eksikliği var, İslam farklı gösteriliyor. İslam hakkında doğru bir şekilde konuşabilen çok az insan var.

Gazze’de yaşananlar bizim için bir acıdır. Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısını bir makale yayımlayarak alenen kınadığım doğrudur. Ancak korkunç olan İsrail’in 6 aydır sivilleri bilerek katletmek, çocukları öldürmek ve her şeyden önemlisi Filistin halkını aç bırakmak için gıda yardımının gelmesini engellemesi. Gazze’de yaşananlar bir trajedidir ve dünyada suçu tersine çevirmek için çok fazla baskı var. Netanyahu ve ordusunun planı tüm Filistinlileri yok etmek. Bu kesinlikle onun saplantısı, mümkün olduğunca çok Filistinliyi öldürmek ve böylece yeryüzünde hiç Filistinli bırakmamak… İsrailliler, soykırım kelimesinin Yahudilerin soykırımından başka bir şey için kullanılmasını istemiyor. Ancak bir hastaneyi, bir okulu ya da sadece uyuyan ailelerin olduğu bir köyü bombaladığınızda ve herkesi katlettiğinizde, bu soykırımdır. Trajedi şu ki diyalog ve müzakere olabilmesi için herhangi bir uzlaşma göremiyoruz. Bunu istemiyorlar, İsrailliler barışla ilgilenmiyor. Dolayısıyla bu trajedinin olumlu bir sonuca ulaşacağını düşünmüyorum.

Netanyahu’ya yazdığı mektupla BM’den arandı

Soru: Gazze’de yaşananları romanlaştırma düşünceniz var mı?

Tahar Ben Jelloun: Filistin hakkında şiirler, tiyatro piyesleri yazdım. Gazze’de olanlar için İtalya’da “Çığlık” adında küçük bir kitap yayımladım. Çünkü Fransa’da yayımlamak için ortam müsait değildi. Hem 7 Ekim’in dehşetini hem de İsrail ordusunun dehşetini anlattım. Bir yandan Hamas’ın saldırılarını yazdığım için Arap arkadaşlarım tarafından hakarete uğradım, diğer yandan da İsrail ordusuyla ilgili metinlerimi yayımladığımda Yahudi arkadaşlarım tarafından antisemitik olduğum söylenerek saldırıya uğradım. Düşündüğünü söyleyen özgür bir entelektüelim ve kimseyi memnun etmeye çalışmıyorum. Bir insan olarak her gün gördüklerimi kınıyorum. ve yazıyorum, yapmam gereken tek şey bu. Ayrıca Netanyahu’ya bir ay önce açık bir mektup yazdım ve bu mektup birkaç gazetede yayımlandı, Netanyahu’ya ‘savaşı kaybettiğini çünkü herkesi öldürse bile Filistin’in orada kalacağını, Filistin halkının her zaman var olacağını’ söyledim. Bir gazete beni Yahudi karşıtı olarak suçladı. Le Point’te genç bir Yahudi kadın tarafından yayımlanan, bana hakaret eden ve beni karalayan bir yazı yazıldı. İsrail’den bana karşı çok fazla tepki geldi. Bu mektup BM’ye kadar ulaşan ve oradaki pek çok yetkili tarafından okunan bir mektuptu. BM’den bu konuda beni aradılar. Mektup hala sosyal ağlarda dolaşıyor.

“Batı’daki entelektüeller İslam’a ve Müslüman nüfusa pek ilgi duymuyor”

Soru: Faslı Fransız yazar olarak İslamofobi’nin çözümleneceğini düşünüyor musunuz? Edebiyat ve edebiyatçılar bu soruna kulak tıkıyor mu?

Tahar Ben Jelloun: Fransa’da bir din olarak İslam’ın çok kötü bir imajı var. Hem İslam’ı ve Müslümanları sevmeyenler hem de İslamofobi olarak adlandırılan İslam karşıtı ırkçılığı savunanlar var. İslam’dan korkan pek çok kişi var. Batı’daki entelektüeller, sanatçılar ve yazarlar, İslam’a ve Müslüman nüfusa pek ilgi duymuyor.

İslam’ı nefret konusu haline getiren aşırı sağcı siyasi partilerimiz var. Örneğin Eric Zemmour adında, partisi olmayan ama seçimlere katılmış eski bir gazeteci, aşırı sağa çok bağlı bir politikacı, İslam’ın Fransa için bir tehlike olduğunu söylüyor. Ayrıca “Tesettürlü bir kadın hareket halindeki bir camidir.” demiş ve bunu sık sık tekrarlamıştır. Irkçı nefreti kışkırtmaktan hüküm giydi. Ancak bu durum Müslüman karşıtı duyguların yayılmasını engellemedi.

Fransız yazar, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk ve Nedim Gürsel okumuş

Soru: Türkiye, Fransa’nın prestijli ödüllerinden Goncourt’ta ödül alacak eserlerin seçimine dahil oldu. Pek çok ülke bu seçimi yapıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk edebiyatını ve kitaplarını okuma fırsatınız oldu mu?

Tahar Ben Jelloun: Gençken Yaşar Kemal’i okurdum, Fransa’da en çok tanınan Türk yazardı. Orhan Pamuk’un eserleri ile Fransızca ve Türkçe yazan arkadaşım Nedim Gürsel’i okudum. Türk kültürüne ve Türk sinemasına çok sempati duyuyorum. Fas ve Türkiye arasında pek çok benzerlik var. Fas’ta Türkiye’ye büyük saygı duyuluyor. Türkiye, Fas’ta endüstriyel, ticari ve zanaat düzeyinde varlık gösteriyor. İki ülke arasında büyük ilişkiler var. Bu da memnuniyet verici. Sizi şaşırtabilir belki ama yaklaşık 10 yıl önce Fas’ta Arapça yayımlanan bir Türk dizisi büyük beğeni kazandı. Dolayısıyla Türkiye bizim için çok tanıdık ve dost bir ülke.

Türkiye’nin Goncourt seçimini lanse etmek için Ankara’ya geldim ve perşembe günü İstanbul’a gidiyorum. Dünyada yaklaşık 42 ülkede öğrenciler bizim hazırladığımız kısa listedeki kitapları okuyor, bir araya gelip bir kitap için oy kullanıyor ve o kitap, prensip olarak Goncourt seçiminin yapıldığı ülkenin diline çevriliyor. Brezilya, Yunanistan ve Fas’tan Cezayir, Polonya ve Romanya’ya kadar, Goncourt seçimini yapan 42 ülke var ve bu Fransızca konuşulan ülkelerdeki gençlerin daha çok okumasını sağlıyor, bu yüzden önemli bir proje.

Yazar Ben Jelloun, röportaj sonrasında, Anadolu Ajansının, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında beyaz fosfor kullanması başta olmak üzere işlediği savaş suçlarına yönelik belge niteliğindeki fotoğrafların yer aldığı “Kanıt” kitabını inceleyerek, AA’ya tebrik ve çalışmadan dolayı teşekkürlerini iletti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Senegal, 24 Mart’ta yeni cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor https://www.haber28.com.tr/senegal-24-martta-yeni-cumhurbaskanini-secmek-icin-sandik-basina-gidiyor/ https://www.haber28.com.tr/senegal-24-martta-yeni-cumhurbaskanini-secmek-icin-sandik-basina-gidiyor/#respond Tue, 14 May 2024 01:12:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17977 Senegal, şubattan bu yana uğraştığı siyasi krizleri nihayete erdirerek 24 Mart’ta 5’inci cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidecek.

Yaklaşık 18 milyon nüfusa ve 7,3 milyon seçmene sahip Senegal, oldukça tartışmalı ve tansiyonu yüksek bir seçim sürecini geride bırakarak 24 Mart’ta yeni cumhurbaşkanını seçecek.

Ülkenin 5’inci cumhurbaşkanı olmak için 19 adayın yarıştığı seçim, aynı zamanda ülke tarihinin aday listesi en kalabalık cumhurbaşkanı seçimi olarak da değerlendiriliyor.

Batı Afrika’da darbe görmemiş tarihi ve kurumsallaşmış demokrasisi ile örnek gösterilen Senegal, 3 Şubat’tan bu yana bu imajına gölge düşürecek bir dizi gelişmeyle sınandı.

Daha önce üçüncü dönemine aday olmayacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Macky Sall, ilk olarak 25 Şubat olarak belirlenen seçimi ertelediğini 3 Şubat’ta duyurdu.

Sall, bu karara gerekçe olarak yargı ile yasama arasındaki krizi gösterse de başta muhalefet olmak üzere birçok sivil toplum örgütü ertelemeye şiddetle karşı çıktı. Dakar başta olmak üzere birçok kentte sokak olayları yaşandı.

Bunun üzerine meclise sunulan kanun teklifiyle seçimin 15 Aralık’ta düzenlenmesine karar verildi ancak Anayasa Konseyine yapılan itiraz sonucu yeni seçim tarihi 24 Mart olarak belirlendi.

Anayasa Konseyi tarafından adaylıkları onaylanan 19 ismin seçim kampanyası süreci de yeni seçim tarihi açıklandıktan 3 gün sonra 10 Mart’ta başladı.

Adaylar, Anayasa’nın öngördüğü 21 günlük süreç yerine zaman darlığı nedeniyle toplamda 12 gün seçim çalışması yaparak süreci 22 Mart’ta bitirecek.

Fransız vatandaşlığı adaylık sürecine damga vurdu

Senegal’de iki kez değişen seçim tarihinin yanı sıra adaylık süreci de oldukça çalkantılı geçti. Nihai listede yer alan Rose Wardini isimli adayın Fransız vatandaşı olduğunun ortaya çıkması, listeyi hazırlayan Anayasa Konseyi üyeleri hakkında rüşvet iddialarını gündeme getirdi.

Wardini’nin adaylığı düşerken eski Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade’ın oğlu Karim Wade’ın adaylığı da Fransız vatandaşlığından geç ayrıldığı gerekçesiyle kabul görmedi.

Wade’ın ana muhalefetteki partisi Senegal Demokrat Parti (PDS) karara itiraz etse de 56 yaşındaki Wade yarışa katılamadı.

2019’da üçüncü sıraya yerleştiği cumhurbaşkanı seçiminin hemen ardından bir sonraki seçim için aday olacağını duyuran muhalif lider Ousmane Sonko da aday listesinde yer almadı.

Turizm Bakanı Mame Mbaye Niang’a iftira attığı gerekçesiyle aldığı mahkumiyetin onanmasıyla seçilme hakkını kaybeden Sonko, kendisi aday olamayınca sağ kolu Bassirou Diomaye Faye’ı aday gösterdi.

Sonko bağlantılı sokak olaylarında 2023’te tutuklanan Faye ve “ayaklanma çağrısı yapma” suçlamasıyla Temmuz 2023’te tutuklanan Sonko, Cumhurbaşkanı Sall’in seçimin ertelenmesi sonrası oluşan gergin havayı yumuşatmak için çıkardığı genel siyasi aftan faydalandı.

Sonko ve Faye, 14 Mart’ta Dakar’daki Cap Manuel cezaevinden çıkar çıkmaz seçim kampanyasına başladı. Faye’ın seçim kampanyasını gıyabında destekçileri yürütüyordu.

Öne çıkan adaylar

İlk kez 2012’de seçilen ve 2019’da yeniden başa gelen Cumhurbaşkanı Sall, üçüncü dönem kısıtlaması nedeniyle yarışa katılmazken hükümet koalisyonu adına Başbakan Amadou Ba’yı aday gösterdi.

Daha önce Ekonomi ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde de bulunan Ba, Eylül 2022’den seçim kampanyası nedeniyle istifa edene kadar başbakan olarak görev yaptı.

Ba, hükümetin adayı olması dolayısıyla favoriler arasında yer alıyor. Muhalif lider Sonko yerine aday olan 44 yaşındaki Faye da seçimin öne çıkan isimlerinden kabul ediliyor.

Öte yandan ülkenin kümes hayvancılığı sektörünün lider şirketi Sedima’nın patronu 39 yaşındaki Anta Babacar Ngom da tek kadın aday olması nedeniyle dikkati çekiyor.

Eski Dakar Belediye Başkanı Khalifa Sall, 4 kez cumhurbaşkanı adayı olan ve eski Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade döneminde başbakanlık yapan Idrissa Seck de güçlü adaylar arasında yer alıyor.

Yasa dışı göç ve genç işsizliği

Nüfusun yarısından fazlasının 25 yaş altında olduğu Senegal’de genç işsizliği, yasa dışı göç ve yoksullukla mücadele, cumhurbaşkanı adaylarının vurgu yaptığı en önemli konuların başında geliyor.

Uluslararası Çalışma Örgütünün 2019’da açıkladığı veriler, genç nüfusun yüzde 35’inin eğitim almadığı ve çalışmadığını ortaya koyuyor.

Nüfusunun yarısından fazlasının kıyılarda yaşadığı Senegal’de endüstriyel balıkçılığın gelişmesi nedeniyle işsiz kalan gençler çareyi Avrupa’ya kaçak yollarla geçmekte arıyor.

Yerel dil Volofçada “Ya İspanya ya ölüm” anlamına gelen “Barça wala Barshak” ifadesi ülkede gençler arasında giderek artan kaçak göç sorununu özetleyen ifadelerin başında geliyor.

İspanyol hükümetinin verilerine göre, sadece geçen sene çoğu Senegalli 40 bin Afrikalı, Avrupa’nın Afrika kıtasına en yakın noktası olan Kanarya Adaları’na giriş yaptı.

Bu sayı İspanya tarafından “rekor” olarak değerlendirilirken, en az 6 bin 600 göçmen de kaçak yollarla Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken hayatını kaybetti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/senegal-24-martta-yeni-cumhurbaskanini-secmek-icin-sandik-basina-gidiyor/feed/ 0
Türk Halkının Ağız ve Diş Sağlığı Konusunda Kötü Bir Karneye Sahip Olduğu Belirtildi https://www.haber28.com.tr/turk-halkinin-agiz-ve-dis-sagligi-konusunda-kotu-bir-karneye-sahip-oldugu-belirtildi/ https://www.haber28.com.tr/turk-halkinin-agiz-ve-dis-sagligi-konusunda-kotu-bir-karneye-sahip-oldugu-belirtildi/#respond Sat, 11 May 2024 21:48:41 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17654 Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) Genel Başkanı Tarık İşmen, Türk halkının ağız ve diş sağlığı konusunda kötü bir karneye sahip olduğunu belirterek, Aile Diş Hekimliği uygulamasının ülke genelinde yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

TDB genel merkezinde 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü dolayısıyla basın toplantısı düzenlendi.

İşmen, burada yaptığı açıklamada, Dünya Ağız Sağlığı Günü’nde ağız ve diş sağlığındaki kötü gidişi iyileştirmeye, bu konuda toplumsal farkındalık oluşturmaya odaklandıklarını vurguladı.

Türkiye’de Ankara Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığınca en son 2018’de yapılan ve 2022’de güncellenen araştırmanın verilerine işaret eden İşmen, “Türkiye, ağız ve diş sağlığı konusunda ne yazık ki kötü bir karneye sahip. DMFT dediğimiz bireyin çürük, kayıp ve dolgulu diş sayısını gösteren endeks, ülkemizde 15 yaşından sonra 2,5 iken 35 yaşında 8’e çıkmakta ve 65 yaşından sonra da 22’ye ulaşmakta.” ifadesini kullandı.

İşmen, Almanya, Fransa gibi ülkelerin koruyucu diş hekimliği ve ulusal koruyucu ağız ve diş sağlığı projeleriyle bu sorunun üstesinden geldiğini belirterek, Sağlık Bakanlığının 2022’de pilot uygulama olarak başlattığı, 0-12 yaş arasındaki çocuklara içine alan Aile Diş Hekimliği uygulamasının önemli bir adım ve fırsat olduğunu dile getirdi.

“Koruyucu ağız-diş sağlığı paketi sosyal sigorta kapsamına alınmalı”

Bu yeni uygulamanın içinin daha iyi doldurulması gerektiğinin altını çizen İşmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TDB olarak Aile Diş Hekimliği Projesi’nin, tüm Türkiye’yi kapsayacak ulusal planlamasının yapılmasını, kamu ve özelde çalışan tüm diş hekimlerinden yararlanılmasını, aile diş hekiminin sadece ‘koruyucu girişimlerle’ sınırlanmaması, bu kavramın içine tüm diş hekimlerinin alınmasını, koruyucu ağız-diş sağlığı paketi oluşturulmasını ve bunun sosyal sigorta kapsamına alınmasını, 0-18 yaş çocuk ve genç grubuna, ülkemizin yaşlı nüfus hızında ki artış göz önüne alınarak 65 yaş üstünün de dahil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuların başta Sağlık Bakanlığı ve ilgili kuruluşlarla ciddi olarak masaya yatırılması ve tartışılması gerekliliğinin altını kalın olarak çiziyoruz.”

İşmen, Türkiye’de bir diş hekimi eksikliği sorununun bulunmadığını ancak bu hekimlerin iyi koordine edilmemesinden kaynaklı problemlerin yaşandığını belirterek, fakültelerin yılda 11 bin diş hekimi mezun edebilecek duruma geldiğini aktardı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Diş Hekimleri Birliğinin (FDI), genel sağlığın optimal yaşanmasında ağız-diş sağlığının önemine her geçen gün daha fazla dikkat çektiğini ifade eden İşmen, ağız ve diş sağlığının insanın bedensel ve ruhsal iyi olma hali için önemli olduğunun altını çizdi.

“Toplumun neredeyse tamamına yakınının diş eti sorunu var”

Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Sekreteri Emel Uzer de basın mensuplarının, hastanelerde ağız ve diş sağlığı birimlerine MHRS üzerinden randevu alma konusunda zorluklar yaşandığına ilişkin sorusu üzerine, şunları kaydetti:

“Kamuda özellikle son yıllarda Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri ile kamuya alınan diş hekimi sayısında bir artış var. Ancak Türk toplumunun ağız ve diş sağlığı sorunlarının oranını düşündüğümüzde var olan kadro ve fiziksel imkanlarla bu sorunların çözülmesi mümkün görünmüyor. Toplumun neredeyse tamamına yakınının diş eti sorunu var. Bu kadar sık randevu saat aralığına rağmen kamunun bu şekilde toplumun tümüne hizmet vermesi akılcı da değil doğru da değil.”

Uzer, kamuda verilen hizmetlerde koruyucu diş hekimliğinin artırılması gerektiğini aktardı.

Uzer, TDB’nin diş hekimliği fakülteleriyle ilgili hazırlanan dosyayı uzun süredir YÖK’e sunmak istediğini ancak randevu taleplerine yanıt alamadıklarını da dile getirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turk-halkinin-agiz-ve-dis-sagligi-konusunda-kotu-bir-karneye-sahip-oldugu-belirtildi/feed/ 0
Z Kuşağı Rahatlığı Tercih Ediyor: Akademisyen Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi https://www.haber28.com.tr/z-kusagi-rahatligi-tercih-ediyor-akademisyen-dr-ayse-betul-tanriverdi/ https://www.haber28.com.tr/z-kusagi-rahatligi-tercih-ediyor-akademisyen-dr-ayse-betul-tanriverdi/#respond Sat, 11 May 2024 04:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17602 Akademisyen Sosyolog Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi, Z kuşağının rahatlığı tercih ettiğini ve herhangi bir zorluk yaşadıklarında bunun üstesinden gelmekte güçlük yaşadıklarını söyledi.

Genç kuşak ile yaşlı kuşak arasındaki tüketim alışkanlıkları, kültürel değerler ve yaşam tarzlarındaki farklılıklar, toplumda gerilimlere yol açabiliyor. Toplumda kuşaklar arasındaki çatışmalar, özellikle tüketim alışkanlıklarında belirginleşiyor. Kuşak çatışmalarına ilişkin çalışmaları bulunan Akademisyen Sosyolog Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi, farklı yaş gruplarının tüketim tercihlerinde önemli farklılıklar olduğunu belirterek, yaşlı ve genç nesil arasındaki çatışmaların her dönem görülmekte olduğunu ve bunun yaygınlaştığını ifade etti. 2022-2023 yılları arasında yaptıkları çalışmaların 2023 yılının ortalarında yayımlandığını söyleyen Tanrıverdi, “Bu çalışmayı biz 2022-2023 yıllarında yaptık. 2023 yılının ortalarında ise yayımladık. Şu an bu çalışmaya katılan kişiler, kuşaklar kapsamında tekrar değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.

“Farklı algılar kuşaklar arasında çatışmalara neden olabilir”

Tanrıverdi, toplumdaki değişmelerin her kuşak tarafından farklı algılanabildiğini belirterek, “Sade yaşam tarzı ve minimalizmin kuşaklar arasındaki farkını araştırdık. Tüketim kimi zaman aşırı ve gösteriş içeren imajlardan meydana gelebilmektedir. Tüketim temel ihtiyaçların karşılanmasının ötesinde günümüz toplumlarında bir statü göstergesidir. Toplumsal onay, mutlu olma ve kendini gerçekleştirme öğesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmayı biz 2022-2023 yıllarında yaptık. 2023 yılının ortalarında ise yayımladık. Şu an bu çalışmaya katılan kişiler, kuşaklar kapsamında tekrar değerlendirilebilir. 50 yaş üstüne X kuşağı, 30-49 yaş grubuna Y kuşağı, 2024 yılı itibarıyla 19-29 yaş grubuna ise Z kuşağı ifadesini verebiliriz. Y kuşağının çocukları da alfa kuşağı olacaktır. Alfa kuşağından sonra beta ve gama kuşakları gelecektir. Gönüllü sade yaşam tarzı, gösterişe dayalı olmayan bir tüketim, sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından önem arz etmekte. Kuşakların yaşamış oldukları ekonomik zorluklar, içinden geçtikleri kültürel ve politik süreçler kuşakların tüketici davranışlarına etki etmektedir. Toplumdaki değişmeler her kuşak tarafından farklı algılanabilmektedir. Bu farklı algılar, kuşaklar arasında çatışmalara neden olabilir” dedi.

“Z kuşağı rahatlığı tercih ediyor”

Z kuşağının bir zorlukla karşılaştığında üstesinden gelmekte güçlük yaşadığını söyleyen Tanrıverdi, “İnsanların ve kuşakların tüketim alışkanlıkları her dönem farklıdır. Tüketim alışkanlıkları onların yaşam tarzını önemli bir şekilde etkileyerek toplumsal uyum kapsamında önem arz etmektedir. Toplumdaki kuşak çatışması her dönem görülmekle beraber özellikle yaşlı ve genç nesil arasında daha sıklıkla meydana gelmektedir. Günümüz X kuşağı geçmişte yaşadığı zorluklardan dolayı alışveriş yaparken ürünün kendisi için gerçekten gerekli olup olmadığını düşünerek satın alma davranışını belirlemektedir. Z kuşağının ise tam tersi bir tüketim alışkanlığı geliştirdiği görülmekte. Özellikle Z kuşağı açısından rahatlık tercih edilen bir durumdur. Z kuşağının alışveriş yaparken sade ürünlerden ziyade daha çok gösterişli ürünler tercih etme eyleminde olduğunu fark ettik. Herhangi bir zorluk yaşadıklarında bunun üstesinden gelmekte güçlük yaşayacaklardır. Ekonomik politikalarda sosyal ve çevresel öncelik yerine ekonomik önceliğe yer verilmesi, kuşaklar açısından risk unsuru oluşturabilmektedir. Elimizde bulunan kıt kaynakların sınırlı bir şekilde tüketilmesi, özellikle çevresel bir sorunun meydana gelmesini engellemede önem arz etmektedir” diye konuştu. – SİVAS

]]>
https://www.haber28.com.tr/z-kusagi-rahatligi-tercih-ediyor-akademisyen-dr-ayse-betul-tanriverdi/feed/ 0
Emine Erdoğan, huzurevi sakinleriyle iftarda buluştu https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-huzurevi-sakinleriyle-iftarda-bulustu/ https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-huzurevi-sakinleriyle-iftarda-bulustu/#respond Fri, 10 May 2024 01:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17437 Emine Erdoğan, huzurevi sakinleriyle iftarda buluştu

Emine Erdoğan: “Güçlü bireylerden oluşan güçlü bir toplum, hayatın bütün evreleriyle barışık bir yaşam biçimiyle mümkündür. Böylesi bir toplum, gençliğin dinamizmi ile yaşlılığın bilgeliğini harmanlayabilen ülkelerin erişebileceği bir idealdir”

“Nesiller arası kurduğumuz derin muhabbeti yaşamın bütününe yaymayı başarmış bir millet olmakla iftihar ediyoruz”

“Yaşlılarıyla bağ kuramayan bir toplum, geçmişin birikimiyle donanmış eşsiz bir pusuladan mahrum kalıyor demektir”

ANKARA – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, güçlü bireylerden oluşan güçlü bir toplumun, hayatın bütün evreleriyle barışık bir yaşam biçimiyle mümkün olduğunu belirterek, “Böylesi bir toplum, gençliğin dinamizmi ile yaşlılığın bilgeliğini harmanlayabilen ülkelerin erişebileceği bir idealdir” dedi.

Emine Erdoğan, Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla huzurevi sakinleriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen iftarda bir araya geldi. Buradaki konuşmasında milletin evi külliyede, huzurevi sakinlerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Emine Erdoğan, ramazanın en güzel ve özlenen yanlarından birisinin de insanları sevdikleriyle buluşturan bereketli sofraları olduğunu kaydetti.

İftar masasının, ailenin genç, yaşlı, uzak, yakın tüm fertlerini etrafında topladığını ifade eden Emine Erdoğan, “Sofralarımızın baş köşesi ise aileyi birleştiren, bir arada tutan büyüklerimize ayrılır. Nitekim, kültürümüzde ve manevi dünyamızda, yaşlılığın müstesna bir değeri vardır” diye konuştu.

Anadolu geleneğinde yaş almanın “hayatın deneyimleri ve hikmetleriyle yoğrulmak” demek olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, “Saça ve sakala düşen aklar, emeğin, alın terinin ve arifliğin izidir” dedi.

Yaşlıların, hayatın her aşamasında deneyimlerinden yararlanılması gereken birer hazine, engin birer okyanus gibi görülmesi gerektiğini vurgulayan Emine Erdoğan, kitaplarda yazmayan, hayata ve geçmişe dair bilgilerin yaşlıların hafızasında saklı olduğunu söyledi. Emine Erdoğan, şöyle devam etti:

“Zira büyüklerimiz, yakın tarihimizin canlı tanıkları, binlerce yıllık kültürümüzün manevi taşıyıcılarıdır. Yaşlıları ile bağ kuramayan bir toplum, geçmişin birikimiyle donanmış eşsiz bir pusuladan mahrum kalıyor demektir. Ne yazık ki modern çağın kabulleri, ebedi gençliği yücelterek, yaşlılığı normalin dışına itmeye çalışıyor. Halbuki, güçlü bireylerden oluşan güçlü bir toplum, hayatın bütün evreleriyle barışık bir yaşam biçimiyle mümkündür. Böylesi bir toplum, gençliğin dinamizmi ile yaşlılığın bilgeliğini harmanlayabilen ülkelerin erişebileceği bir idealdir.”

“Kökleriyle bağı güçlü olan ağacı, hiçbir rüzgar yıkamaz”

Emine Erdoğan, büyüklerin, aileyi bir arada tutan ve koruyan rolüne ihtiyaç duyulduğuna işaret ederek, “Kökleriyle bağı güçlü olan ağacı, ne kadar sert olursa olsun hiçbir rüzgar yıkamaz. Gençlerimizi büyüklerimizle bir araya getiren, adeta bir hayat stajı imkanı sunan projeleri hassaten önemli görmeliyiz.” şeklinde konuştu.

Modern hayatın sürüklediği dinamizmle insanların, zamanın akışını takip edemeyecek kadar hızlı yaşadıklarını belirten Emine Erdoğan, artık “nasılsın?” sorusuna karşılık, daha çok “koşturuyorum” cevabı verildiğini ve bu koşturma halinin, gerilimin, kalbi ve ruhu yorup, hayatın esas anlamlarının kaçırılmasına sebep olduğunu söyledi. Büyüklerin, hayat yolunda sükunet ve sebatla yürümeyi öğretecek, doğru istikameti ve kestirme yolları gösterecek rehberliği şefkatle sunduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ömürlerince topluma ve ülkemize fedakarca katkılar sunan yaşlılarımızın, sağlık ve huzurla yaşayacakları hayat standartlarını oluşturmak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Tüm ilgili kurumlarımız, yaşlılarımızın sosyal yaşamdan kopmadan, kaliteli vakit geçirmelerini sağlayacak imkanlar sunmak için seferber oluyor.”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yaşlıların ev sıcaklığında bakım hizmeti alabildiği huzurevlerinin sayısını ve kalitesini istikrarlı bir şekilde artırma gayretinde olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bakım hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla hazırlanan rehber ile yaşlı bakım kuruluşlarının standartları iyileştiriliyor. Diğer yandan Bakanlığımızın hayata geçirdiği Evde Bakım Sistemi ile yaşlılarımız kendi evinde bakım imkanı elde edebiliyor. Böylece aile bağları güçlenirken kurum bakım hizmetine olan ihtiyaç azalmış oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Emine Erdoğan, 18-24 Mart arasındaki günlerin Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Yaşlılara Saygı Haftası” olarak ilan edildiğini anımsatarak şunları kaydetti:

“Bizim insanımızın zihinsel ve manevi kodlarına işlenmiş olan büyüklere hürmet, ne bir güne ne bir haftaya sığar. Nesiller arası kurduğumuz derin muhabbeti yaşamın bütününe yaymayı başarmış bir millet olmakla iftihar ediyoruz. Sizlerin yeri, hepimizin kalbinde en müstesna köşededir. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin.”

Emine Erdoğan, katılımlarından dolayı huzurevi sakinlerine teşekkürlerini ileterek, “Şahsınızda, kalpleri merhamet ve şefkat pınarı olan tüm büyüklerimizin ellerinden hürmetle öpüyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif’inizi bir kez daha tebrik ediyorum. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere, organizasyonda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da katıldığı programda, yemek öncesinde Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı. Programda Türk Sanat Müziği konseri de verildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-huzurevi-sakinleriyle-iftarda-bulustu/feed/ 0
Emine Erdoğan: Güçlü bir toplum, gençliğin dinamizmi ile yaşlılığın bilgeliğini harmanlayabilen ülkelerin erişebileceği bir idealdir https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-guclu-bir-toplum-gencligin-dinamizmi-ile-yasliligin-bilgeligini-harmanlayabilen-ulkelerin-erisebilecegi-bir-idealdir-2/ https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-guclu-bir-toplum-gencligin-dinamizmi-ile-yasliligin-bilgeligini-harmanlayabilen-ulkelerin-erisebilecegi-bir-idealdir-2/#respond Fri, 10 May 2024 00:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17429 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, güçlü bireylerden oluşan güçlü bir toplumun, hayatın bütün evreleriyle barışık bir yaşam biçimiyle mümkün olduğunu belirterek, “Böylesi bir toplum, gençliğin dinamizmi ile yaşlılığın bilgeliğini harmanlayabilen ülkelerin erişebileceği bir idealdir.” dedi.

Emine Erdoğan, Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla huzurevi sakinleriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen iftarda bir araya geldi.

Buradaki konuşmasında milletin evi külliyede, huzurevi sakinlerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Emine Erdoğan, ramazanın en güzel ve özlenen yanlarından birisinin de insanları sevdikleriyle buluşturan bereketli sofraları olduğunu kaydetti.

İftar masasının, ailenin genç, yaşlı, uzak, yakın tüm fertlerini etrafında topladığını ifade eden Emine Erdoğan, “Sofralarımızın baş köşesi ise aileyi birleştiren, bir arada tutan büyüklerimize ayrılır. Nitekim, kültürümüzde ve manevi dünyamızda, yaşlılığın müstesna bir değeri vardır.” diye konuştu.

Anadolu geleneğinde yaş almanın “hayatın deneyimleri ve hikmetleriyle yoğrulmak” demek olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, “Saça ve sakala düşen aklar, emeğin, alın terinin ve arifliğin izidir.” dedi.

Yaşlıların, hayatın her aşamasında deneyimlerinden yararlanılması gereken birer hazine, engin birer okyanus gibi görülmesi gerektiğini vurgulayan Emine Erdoğan, kitaplarda yazmayan, hayata ve geçmişe dair bilgilerin yaşlıların hafızasında saklı olduğunu söyledi.

Emine Erdoğan, şöyle devam etti:

“Zira büyüklerimiz, yakın tarihimizin canlı tanıkları, binlerce yıllık kültürümüzün manevi taşıyıcılarıdır. Yaşlıları ile bağ kuramayan bir toplum, geçmişin birikimiyle donanmış eşsiz bir pusuladan mahrum kalıyor demektir. Ne yazık ki modern çağın kabulleri, ebedi gençliği yücelterek, yaşlılığı normalin dışına itmeye çalışıyor. Halbuki, güçlü bireylerden oluşan güçlü bir toplum, hayatın bütün evreleriyle barışık bir yaşam biçimiyle mümkündür. Böylesi bir toplum, gençliğin dinamizmi ile yaşlılığın bilgeliğini harmanlayabilen ülkelerin erişebileceği bir idealdir.”

“Kökleriyle bağı güçlü olan ağacı, hiçbir rüzgar yıkamaz”

Emine Erdoğan, büyüklerin, aileyi bir arada tutan ve koruyan rolüne ihtiyaç duyulduğuna işaret ederek, “Kökleriyle bağı güçlü olan ağacı, ne kadar sert olursa olsun hiçbir rüzgar yıkamaz. Gençlerimizi büyüklerimizle bir araya getiren, adeta bir hayat stajı imkanı sunan projeleri hassaten önemli görmeliyiz.” şeklinde konuştu.

Modern hayatın sürüklediği dinamizmle insanların, zamanın akışını takip edemeyecek kadar hızlı yaşadıklarını belirten Emine Erdoğan, artık “nasılsın?” sorusuna karşılık, daha çok “koşturuyorum” cevabı verildiğini ve bu koşturma halinin, gerilimin, kalbi ve ruhu yorup, hayatın esas anlamlarının kaçırılmasına sebep olduğunu söyledi.

Büyüklerin, hayat yolunda sükunet ve sebatla yürümeyi öğretecek, doğru istikameti ve kestirme yolları gösterecek rehberliği şefkatle sunduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ömürlerince topluma ve ülkemize fedakarca katkılar sunan yaşlılarımızın, sağlık ve huzurla yaşayacakları hayat standartlarını oluşturmak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Tüm ilgili kurumlarımız, yaşlılarımızın sosyal yaşamdan kopmadan, kaliteli vakit geçirmelerini sağlayacak imkanlar sunmak için seferber oluyor.”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yaşlıların ev sıcaklığında bakım hizmeti alabildiği huzurevlerinin sayısını ve kalitesini istikrarlı bir şekilde artırma gayretinde olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bakım hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla hazırlanan rehber ile yaşlı bakım kuruluşlarının standartları iyileştiriliyor. Diğer yandan Bakanlığımızın hayata geçirdiği Evde Bakım Sistemi ile yaşlılarımız kendi evinde bakım imkanı elde edebiliyor. Böylece aile bağları güçlenirken kurum bakım hizmetine olan ihtiyaç azalmış oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Emine Erdoğan,18-24 Mart arasındaki günlerin Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Yaşlılara Saygı Haftası” olarak ilan edildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

“Bizim insanımızın zihinsel ve manevi kodlarına işlenmiş olan büyüklere hürmet, ne bir güne ne bir haftaya sığar. Nesiller arası kurduğumuz derin muhabbeti yaşamın bütününe yaymayı başarmış bir millet olmakla iftihar ediyoruz. Sizlerin yeri, hepimizin kalbinde en müstesna köşededir. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin.”

Emine Erdoğan, katılımlarından dolayı huzurevi sakinlerine teşekkürlerini ileterek, “Şahsınızda, kalpleri merhamet ve şefkat pınarı olan tüm büyüklerimizin ellerinden hürmetle öpüyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif’inizi bir kez daha tebrik ediyorum. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere, organizasyonda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da katıldığı programda, yemek öncesinde Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı.

Programda Türk Sanat Müziği konseri de verildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-guclu-bir-toplum-gencligin-dinamizmi-ile-yasliligin-bilgeligini-harmanlayabilen-ulkelerin-erisebilecegi-bir-idealdir-2/feed/ 0
Emine Erdoğan: Güçlü bir toplum, gençliğin dinamizmi ile yaşlılığın bilgeliğini harmanlayabilen ülkelerin erişebileceği bir idealdir https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-guclu-bir-toplum-gencligin-dinamizmi-ile-yasliligin-bilgeligini-harmanlayabilen-ulkelerin-erisebilecegi-bir-idealdir/ https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-guclu-bir-toplum-gencligin-dinamizmi-ile-yasliligin-bilgeligini-harmanlayabilen-ulkelerin-erisebilecegi-bir-idealdir/#respond Thu, 09 May 2024 23:36:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17419 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, güçlü bireylerden oluşan güçlü bir toplumun, hayatın bütün evreleriyle barışık bir yaşam biçimiyle mümkün olduğunu belirterek, “Böylesi bir toplum, gençliğin dinamizmi ile yaşlılığın bilgeliğini harmanlayabilen ülkelerin erişebileceği bir idealdir” dedi.

Emine Erdoğan, Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla huzurevi sakinleriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen iftarda bir araya geldi. Buradaki konuşmasında milletin evi külliyede, huzurevi sakinlerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Emine Erdoğan, ramazanın en güzel ve özlenen yanlarından birisinin de insanları sevdikleriyle buluşturan bereketli sofraları olduğunu kaydetti.

İftar masasının, ailenin genç, yaşlı, uzak, yakın tüm fertlerini etrafında topladığını ifade eden Emine Erdoğan, “Sofralarımızın baş köşesi ise aileyi birleştiren, bir arada tutan büyüklerimize ayrılır. Nitekim, kültürümüzde ve manevi dünyamızda, yaşlılığın müstesna bir değeri vardır” diye konuştu.

Anadolu geleneğinde yaş almanın “hayatın deneyimleri ve hikmetleriyle yoğrulmak” demek olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, “Saça ve sakala düşen aklar, emeğin, alın terinin ve arifliğin izidir” dedi.

Yaşlıların, hayatın her aşamasında deneyimlerinden yararlanılması gereken birer hazine, engin birer okyanus gibi görülmesi gerektiğini vurgulayan Emine Erdoğan, kitaplarda yazmayan, hayata ve geçmişe dair bilgilerin yaşlıların hafızasında saklı olduğunu söyledi. Emine Erdoğan, şöyle devam etti:

“Zira büyüklerimiz, yakın tarihimizin canlı tanıkları, binlerce yıllık kültürümüzün manevi taşıyıcılarıdır. Yaşlıları ile bağ kuramayan bir toplum, geçmişin birikimiyle donanmış eşsiz bir pusuladan mahrum kalıyor demektir. Ne yazık ki modern çağın kabulleri, ebedi gençliği yücelterek, yaşlılığı normalin dışına itmeye çalışıyor. Halbuki, güçlü bireylerden oluşan güçlü bir toplum, hayatın bütün evreleriyle barışık bir yaşam biçimiyle mümkündür. Böylesi bir toplum, gençliğin dinamizmi ile yaşlılığın bilgeliğini harmanlayabilen ülkelerin erişebileceği bir idealdir.”

“Kökleriyle bağı güçlü olan ağacı, hiçbir rüzgar yıkamaz”

Emine Erdoğan, büyüklerin, aileyi bir arada tutan ve koruyan rolüne ihtiyaç duyulduğuna işaret ederek, “Kökleriyle bağı güçlü olan ağacı, ne kadar sert olursa olsun hiçbir rüzgar yıkamaz. Gençlerimizi büyüklerimizle bir araya getiren, adeta bir hayat stajı imkanı sunan projeleri hassaten önemli görmeliyiz.” şeklinde konuştu.

Modern hayatın sürüklediği dinamizmle insanların, zamanın akışını takip edemeyecek kadar hızlı yaşadıklarını belirten Emine Erdoğan, artık “nasılsın?” sorusuna karşılık, daha çok “koşturuyorum” cevabı verildiğini ve bu koşturma halinin, gerilimin, kalbi ve ruhu yorup, hayatın esas anlamlarının kaçırılmasına sebep olduğunu söyledi. Büyüklerin, hayat yolunda sükunet ve sebatla yürümeyi öğretecek, doğru istikameti ve kestirme yolları gösterecek rehberliği şefkatle sunduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ömürlerince topluma ve ülkemize fedakarca katkılar sunan yaşlılarımızın, sağlık ve huzurla yaşayacakları hayat standartlarını oluşturmak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Tüm ilgili kurumlarımız, yaşlılarımızın sosyal yaşamdan kopmadan, kaliteli vakit geçirmelerini sağlayacak imkanlar sunmak için seferber oluyor.”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yaşlıların ev sıcaklığında bakım hizmeti alabildiği huzurevlerinin sayısını ve kalitesini istikrarlı bir şekilde artırma gayretinde olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bakım hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla hazırlanan rehber ile yaşlı bakım kuruluşlarının standartları iyileştiriliyor. Diğer yandan Bakanlığımızın hayata geçirdiği Evde Bakım Sistemi ile yaşlılarımız kendi evinde bakım imkanı elde edebiliyor. Böylece aile bağları güçlenirken kurum bakım hizmetine olan ihtiyaç azalmış oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Emine Erdoğan, 18-24 Mart arasındaki günlerin Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Yaşlılara Saygı Haftası” olarak ilan edildiğini anımsatarak şunları kaydetti:

“Bizim insanımızın zihinsel ve manevi kodlarına işlenmiş olan büyüklere hürmet, ne bir güne ne bir haftaya sığar. Nesiller arası kurduğumuz derin muhabbeti yaşamın bütününe yaymayı başarmış bir millet olmakla iftihar ediyoruz. Sizlerin yeri, hepimizin kalbinde en müstesna köşededir. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin.”

Emine Erdoğan, katılımlarından dolayı huzurevi sakinlerine teşekkürlerini ileterek, “Şahsınızda, kalpleri merhamet ve şefkat pınarı olan tüm büyüklerimizin ellerinden hürmetle öpüyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif’inizi bir kez daha tebrik ediyorum. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere, organizasyonda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da katıldığı programda, yemek öncesinde Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı. Programda Türk Sanat Müziği konseri de verildi. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/emine-erdogan-guclu-bir-toplum-gencligin-dinamizmi-ile-yasliligin-bilgeligini-harmanlayabilen-ulkelerin-erisebilecegi-bir-idealdir/feed/ 0
Unutulmaz Sanatçı Müslüm Gürses’in Eşi Muhterem Nur’un Vefatının 4. Yılı https://www.haber28.com.tr/unutulmaz-sanatci-muslum-gursesin-esi-muhterem-nurun-vefatinin-4-yili/ https://www.haber28.com.tr/unutulmaz-sanatci-muslum-gursesin-esi-muhterem-nurun-vefatinin-4-yili/#respond Thu, 09 May 2024 05:12:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17345 Unutulmaz sanatçı Müslüm Gürses’in eşi, oyuncu ve şarkıcı Muhterem Nur’un vefatının üzerinden 4 yıl geçti.

Müslüm Gürses ile evliliğinde Akbaş soyadını alan sanatçı, bazı röportajlarında 1936’da dünyaya geldiğini belirtse de kayıtlara göre 1932’de Makedonya’nın Manastır şehrinde dünyaya geldi.

Tam adı Aysel Muhterem Kısa olan sanatçı, 16 yaşındaki annesini, kendisi dünyaya gelirken kaybetti.

Küçük yaştan itibaren “teyze” dediği bir kadın tarafından büyütülen Nur, 1942’de Türkiye’ye göç ederek, çocukluğunu Eyüpsultan’da geçirdi.

Muhterem Nur, genç yaşlarında fabrika işçisi olarak çalışırken, tesadüfen tanıştığı ünlü ses sanatçısı ve film yapımcısı Suzan Yakar Rutkay’ın desteğiyle sinemaya adım attı.

İlk kez 1950’de figüranlık yaptı

İlk kez 1950’de “Yıldızlar Revüsü” filminde figüran olarak kamera karşısına geçen oyuncu, fabrikadaki işinden ayrılıp figüranlığa devam etti.

Sanatçı, tanınmaya başlayıncaya kadar 20’nin üzerinde filmde küçük roller oynadı. Asıl ününü “Üç Arkadaş” filmiyle yakalayan Nur, kısa sürede başrollerde oynamaya başlasa da bir süre sonra şöhretini kaybetmeye başladı.

Nur, ilk evliliğini 1961’de Işın Kaan Köseoğlu ile yaptı ancak iki yıl sonra evliliği sona erdi. Maddi sıkıntıları başa çıkamayacağı boyuta ulaşıp, ödeyemediği borçlar yüzünden 1967’de kısa süreli hapis cezası alan sanatçı, aynı yıl şarkıcı olarak sahneye çıkmaya başladı.

Sanatçı, 1982’nin mayıs ayında Malatya turnesi sırasında Müslüm Gürses ile tanıştı ve ikili arasında “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası yaşandı.

Kendisinden 21 yaş küçük olan Gürses ile 5 Mayıs 1986’da Beykoz Evlendirme Memurluğu’nda gizlice nikah masasına oturan Nur, o dönem popüler bir konumda olsa da eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırdı ve Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.

Müslüm filmiyle aşkları beyaz perdede ölümsüzleşti

Katıldığı bir televizyon programında, Müslüm Gürses’e olan sevgisini anlatan sanatçı, eşinin vefatının ardından unutmak için evini değiştirdiğini anlatmıştı.

Sanatçı, “Her yerde Müslüm’ü arıyordum ama oturduğu yerde göremiyordum. Unutmak için biraz uzağa gittim. Tabii unutulmuyormuş. Benimle beraber geldi. Dolu dolu onunla beraberim. Unutmam mümkün değil. Malatya’da bir turnede tanıştık. Beraberliğimiz de bir şarkı yüzünden oldu. Sahne arkasında kavga ettik. Yıldırım Gürses’in ‘Yalan Dünya’ şarkısı için. Ben onu okuyordum sahne arkasında. ‘Muhterem Hanım bunu okumayacaksınız.’ dedi. ‘Neden okumayacağım. Benim repertuvarımda var. Siz arabeskçisiniz.’ dedim. ‘Okumayacaksınız diyorsam, okumayacaksınız.’ dedi. ‘Siz kim oluyorsunuz?’ dedim. Ben tek bir plağını dinlemiştim.” ifadelerini kullanmıştı.

İkilinin birlikteliği, Mustafa Uslu’nun yapımcılığını üstlendiği, Ketche ve Can Ulkay’ın yönettiği, 2018 yapımı “Müslüm” filmiyle beyaz perdeye uyarlanmış ve film gişede 6 milyon 480 bin kişi tarafından izlenerek bir rekora imza atmıştı.

Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.

“Adana Altın Koza Film Şenliği” ve “İstanbul Film Festivali”nden ödüllerle dönen sanatçının rol aldığı bazı yapımlar şöyle:

“Yuva”, “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, “Denizin Kanı”, “Esrarlı Gözler”, “Bir Akıllı Bir Deli”, “Sevmemeli”, “Yalnızlık Korkusu”, “Kuşlu Çorap”, “Küskünüm”, “Son Akın”, “Zeytin Gözlüm”, “Kaderim”, “Kara Gün”, “Öksüz Gülnaz”, “Yiğit Anadolu’dan Çıkar”, “Kanunsuz Toprak”, “İstanbul’da Randevu”, “Ekmek Kavgası”, “Anne”, “Ali Derler Adıma”, “Derbeder/ Kırık”, “Ayşem Kınalı Gelin”, “Gelin Ayşem”, “Bırakın Yaşayalım”, “Kara Davut”

]]>
https://www.haber28.com.tr/unutulmaz-sanatci-muslum-gursesin-esi-muhterem-nurun-vefatinin-4-yili/feed/ 0
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Ege Üniversitesi’nde gençlerle buluştu https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-ege-universitesinde-genclerle-bulustu/ https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-ege-universitesinde-genclerle-bulustu/#respond Thu, 09 May 2024 01:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17308 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Ege Üniversitesi’nde gençlerle bir araya geldi.

Gezeravcı, Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla düzenlenen Gençlik Buluşması’nda, Türkiye Milli Uzay Programı, insanlı ilk uzay misyonu ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirdiği deneylerle ilgili bilgiler verdi.

Uzay misyonundaki bilimsel deneylerden birinin Ege Üniversitesi akademisyenleri Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday ve Doç. Dr. Barış Uzilday’ın projesi olduğunu ifade eden Gezeravcı, akademisyenlere teşekkür etti.

Uzay alanında faaliyet gösteren ülkeler arasında kendi uzay ajansını en son kuranlardan biri olmasına rağmen Türkiye’nin çok hızlı mesafe aldığını, bunda genç ve dinamik nüfusun etkisinin büyük olduğunu anlatan Gezeravcı, gençlere tavsiyelerde bulundu. Gezeravcı, şöyle konuştu:

“Attığınız adımda, girdiğiniz yolda niyetlendiğiniz hiçbir işte potansiyelinizin sorgulanmasına, kapasitenizle ilgili tereddüt yaşamanıza müsaade etmeyin. En büyük çeldiriciniz, civarınızda negatif enerji taşıyan, potansiyelinizi sorgulayan insanların varlığıdır. Lütfen potansiyelinize her daim güvenin. Kademe kademe kendi özgüveninizi ayağa kaldıracak işleri devletimizin iradesiyle gerçekleştirmeye devam edeceğiz Allah’ın izniyle.”

Uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in çalışanlarının yaş ortalamasının 26 olduğunu, 2 gün önce Mars’a erişim konusunda dünyanın en büyük roketini fırlattıklarını ve üçüncü denemelerinde kısmi başarı elde ettiklerini belirten Gezeravcı, başarısızlıklara rağmen en ufak bir motivasyon kaybı yaşamayan bir kafa yapılarının olduğuna dikkat çekti.

Ay’a sert iniş hedefi

İnsanlığın Mars’a gitmek için Ay’ı lojistik bir üs olarak kullanacağını, bunun Türkiye’nin uzay misyonunu yakından ilgilendirdiğini dile getiren Gezeravcı, şunları kaydetti:

“İnsanoğlu günün birinde Mars’a erişecek ve bu süre çok uzak değil. Ancak bunu yaparken içinde bulunduğumuz coğrafyanın, dünya ortamının ortaya koymuş olduğu çeldiriciler, zorluklar sebebiyle bir ara istasyon kurulacak. Burası da neresi? Ay. Ay’da kurulabilecek bir lojistik üsle orayı bir ara durak haline getirip Mars’a gidiş operasyonlarını oradan yürütmeyi planlıyorlar. Dolayısıyla kurulacak uzay ortamındaki iki tane ekosistemde farklı yaşam döngülerinin ihtiyacı içerisinde insanoğlu. Yapmış olduğumuz deneyler, şu anda büyüklüğü 600 milyar dolar olan, 2030’da 1,7 trilyon dolara erişmesi beklenen uzay ekosisteminden ileride çok daha büyük getirilere imkan tanıyabilir.”

Gezeravcı, Türkiye’nin 2026-2028 arasında aya erişim hedefi olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Öncelikle Ay’a sert iniş hedefimiz var. Sert iniş nedir? Uzaya yani Ay’a Dünya’dan gönderilmiş bir roketin doğru hesaplamayla eriştirilmesi. Sonrasında da faydalı bir yük olabilir ya da başka araştırma yapabilecek bir yükün oraya kontrollü iniş yapan bir modülle eriştirilmesi… Bunu şu ana kadar gerçekleştirmiş sadece 4 tane ülke var. Dolayısıyla hedef basit bir hedef değil. Buraya da kendi roketimizle ve kendi itki sistemimizle erişmeyi planlıyoruz.”

Doç. Dr. Rengin Özgür Uzilday ise yaptığı konuşmada, Gezeravcı sayesinde, Tuz Gölü’nde endemik olarak yetişen Parvula bitkisinin yer çekimsiz ortamda yaşayıp yaşamayacağını ya da tuza karşı verdiği bu ekstra yanıtların yer çekimsiz ortamda devam edip edemeyeceğini araştırma fırsatı bulduklarını söyledi.

Uzilday, “İlk deneyimin sonuçlarından da bahsedeyim. Yer çekimsiz ortamda da tuza karşı verdiği bu üstün yanıtların devam ettiğini bulduk. Yani bizim canavar bitkimiz orada da aynı sonuçları vermeye devam etti.” diye konuştu.

Gezeravcı, konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını yanıtladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-ege-universitesinde-genclerle-bulustu/feed/ 0
Özgür Özel, Partisinin Genç Adaylarıyla: “Onlara Güvenmek, Yol Açmak, İmkan Tanımak Çok Önemli” https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-partisinin-genc-adaylariyla-onlara-guvenmek-yol-acmak-imkan-tanimak-cok-onemli/ https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-partisinin-genc-adaylariyla-onlara-guvenmek-yol-acmak-imkan-tanimak-cok-onemli/#respond Tue, 07 May 2024 21:00:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17144 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genç belediye başkan adaylarıyla İstanbul’daki Dijital Deneyim Müzesi’nde bir araya geldi. Özel, “Benim bir gence inanıp da sükut-u hayale uğradığım çok istisnadır ama çok inandığım yaşıtlarım beni çok sükut-u hayale uğratmıştır. Siyasette gençler yedek kulübesinde yaşlandıkça ileride olmaması gerektiğini düşündüğümüz her şeyi yedek kulübesinde öğreniyorlar ama sahada hiç kötü bir şey öğrenmiyorlar, kötü bir şey yapmıyorlar. Onlara güvenmek, yolunu açmak ve onların kendinden daha gençlerin yolunu açması için onlara imkan tanımak çok önemli. Ben çok güveniyor ve inanıyorum” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür A.Ş Dijital Deneyim Müzesi’nde düzenlenen Dijital Gençlik Buluşması’na katıldı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Gençosman Killik ile partinin genç belediye başkan adaylarının da yer aldığı programda konuşan Özel, 18 Mart Çanakkale Zaferi’ni anarak konuşmasına başladı.

Özel, konuşmasında şunları söyledi: :

“Bugün 4 gençten üçü deyim yerindeyse bavulları kafada toplamış. Anketlerde yüzde 67 ile 75 arasında ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek, oraya yerleşmek ve orada kalmak istiyorum’ diyor. Bu memleketin en büyük beka sorunu bu. Ben sesimin eriştiği, sözümüze değer veren tüm gençleri hangi görüşten olurlarsa olsunlar siyasete davet ediyorum. Uygun görmeleri durumunda CHP’ye davet ediyorum. Gençlerin siyasette bundan sonra önlerindeki bütün engelleri kaldıracağız, onları her türlü olanağı sağlayacağız. Partinin genel başkanı olarak sorumluluğum sizlerden az. Çünkü partinin kurucusu, Cumhuriyeti bana emanet edip gitmedi. Demedi ki ‘Cumhuriyet, CHP genel başkanlarına, büyükşehir belediye başkanlarına emanettir. Genelkurmay başkanlarına emanettir’. Orduya bile emanet etmedi. Başkumandanı olduğu orduya emanet etmek en kolayıydı ama gençlere emanet etti. Biz de sizlere inanıyoruz. Sizlere güveniyoruz. Cumhuriyet size emanettir. CHP de sizin partinizdir. Her iki emanete de sahip çıkmanızı bekliyoruz.

“6 BİN GENÇ ADAY OLMUŞ”

Çok sayıda genç arkadaşımızı adaylaştırdıktan sonra sizler, kentleri gençler yönetecek diye lansman hazırlığı içindeydiniz. Bunu çok istiyorduk. Çünkü 6 bin genç arkadaşımız aday olmuş. Seçilecek yerden aday arkadaşlarımız var. Kadınlar ve gençler konusunda partideki büyük değişim ve dönüşümün görünür olması çok istediğimiz bir şeydi ama bir yandan kampanya başladı ve bütün arkadaşlar başa baş mücadele ediyor. Onları bir salona toplamak, 8 bin kişilik bir salon var Ankara’da. 6 bin 500 adayımızı oraya getirmek nasıl bir fikir diye konuşulurken böyle bir fikir çıktı ortaya. Bu buluşmayı dijital olarak yapabiliriz, aynı anda bin 800’ünü görebiliriz. 6 bini dönüşümlü olarak ekrana gelebilir ve biz onlarla sohbet edebiliriz diye.

“GENÇLER EKREM BAŞKANDAN MEMNUN”

5 yıl önce İstanbul’un gençleri verdikleri oydan şimdi memnun. Benim bütün okuduğum araştırmalarda 5 yıl önce İmamoğlu’na oy vermiş gençler tekrar veriyor ama vermemiş gençlerin çok önemli bir kısmı yöneliyor. İstanbullu gençlerin buraya gösterdiği ilgi boşuna değil. Ben bir de genç seçmende şundan çok memnunum. Buna çok imrenerek bakıyorum. Her yaş grubuna örnek olması gereken bir şey. Bazı yaş gruplarında ağzınızla kuş tutsanız ankette seçmen davranışında çok bariz şekilde partizanlık var. Yani kendi partisine ne olursa olsun yanlışı, eksiği, ayıbıyla oy veriyor. Siz ne yaparsanız yapın kolay kolay kabuğu kıramıyorsunuz ama gençler öyle değil. Gençler gerçekten emeğin karşılığını veriyorlar. Onlara bir adım atıldıysa, onlarla birlikte yönetilme, yönetme noktasında onların sesine kulak verildiyse, onların beklentileri doğrultusunda hizmet verildiyse orada katı particilik yerine kabuklar çabuk kırılıyor, yeni kulaklar işitmeye başlıyor.”

“GENÇLERE VE KADINLARA OY VERMEK, CUMHURİYET’E OY VERMEKTİR”

Partisinin mevcut genç belediye başkanlarından örnek verip onların icraatlarını da anlatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benim bir gence inanıp da sükut-u hayale uğradığım çok istisnadır ama çok inandığım yaşıtlarım beni çok sükut-u hayale uğratmıştır. Siyasette gençler yedek kulübesinde yaşlandıkça ileride olmaması gerektiğini düşündüğümüz her şeyi yedek kulübesinde öğreniyorlar ama sahada hiç kötü bir şey öğrenmiyorlar, kötü bir şey yapmıyorlar. Onlara güvenmek, yolunu açmak ve onların kendinden daha gençlerin yolunu açması için onlara imkan tanımak çok önemli. Ben çok güveniyor ve inanıyorum. Bu seçimde bütün gençleri her yaştan Atatürk’ün gençlerine emanet ediyoruz. Bütün kadınları önce Türkiye’nin tam yarısı olan kadın seçmenlere sonra ben Atatürk’ü seviyorum, Cumhuriyet sahip çıkıyorum diyen herkese emanet ediyoruz. Gençlere ve kadına oy vermek, Cumhuriyete oy vermektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu vizyona oy vermektir. Yarınlardaki genç Türkiye Cumhuriyeti’nin başaracaklarına oy vermektir. Bütün genç adaylarımıza, kadın adaylarımıza, bilhassa genç kadın adaylarımıza çok inanıyorum. Hepsini başta gençlere, kadınlara ve her yaştan Cumhuriyetin gençlerine emanet ediyorum.

“GENÇLERİN CESARETİ ONLARI İYİ BİR YERE TAŞIDI”

Dedik ki kotaları tam uygulayacağız. Çok büyük oranda uygulandı ama kota uygularken şöyle oluyor. 20 kişiden oraya 4 genç koyması lazım. Son 4’e konuluyor, kota tuttu gibi oluyor. Dedik ki, pencere yapacağız. İlk 5’te bir genç, ikinci 5’te bir genç, 3 ve 4’te. Gençlere ‘biz arkanızdayız’ dedik hep beraber. Onlar aday oldular. 865 birimde teklif ettik. 300’ü niyetlendi, 199 birimde ön seçim oldu. Ön seçimlerde kotalar kendiliğinden oluştu. Üyelerimiz pencereye gerek kalmadan mutlaka ilk beşe bir genci koydular. Genç arkadaşlar aday oldular. Anahtar listeler oldu, mücadeleler oldu ama bir baktık, Ankara’da mesela, Etimesgut ve Yenimahalle’nin birinci sıra adayları geldiler, fotoğraf çektirdiler. Hiç bize ihtiyaç olmadan kendileri ön seçimlerde bu başarıları elde ettiler. Yani üye, gençlerin hakkını teslim etti. Gençlerin cesareti onları iyi bir yere taşıdı, çok daha iyi yerlere taşıyacak.

“İLK ADIM BUGÜN ATILMADI”

Bir genç aday, MYK’nın gündemine geldiğinde geçmişte aralarında sorun olmuş arkadaşların bile ben birbirine sahip çıktığını gördüm. Şunu duydum, ‘Biz rakiptik, hatta kavga ettik. Hatta ben ona kızdım ve istifa ettim ama bu görevi layıkıyla yapacağına inanıyorum’ diye gençlerin birbirinin hakkını teslim ettiğine defalarca şahit oldum. Bazı kritik adaylıklar öncesi sizlerin son 4-5 gençlik kolları genel başkanı birlikte geldiğiniz, bu örgütümüzün ortak kararıdır, biz bunu talep ediyoruz dediğinizi büyük memnuniyetle gördüm. Genelde siyasette bütün partilerde ana kademe düzeyinde 3-4 kişi bir araya gelirse birinin ayağını kaydırmak için gelirler. Hepimiz ondan şikayetçiyiz. Hiçbirimiz onu istemiyoruz demeye ama hepimiz birden bunu istiyoruz denmesi çok kıymetliydi. CHP’de gençlerle ilgili adımların atılması bugün başlamadı. Önceki Genel Başkanımız Sayın (Kemal) Kılıçdaroğlu döneminde gençlik kotası ve kadın kotasını tüzüğe girdiğini hatırlayalım. Bu kotaların artık şimdi istismardan, arkadan dolanmalara engel olarak desteklere ihtiyacı var. Mesela gençlik ve kadın kotasının birlikte uygulanmaması lazım. 30 yaş altında kadın olunca o her iki kotayı da tatmin etmiyor olması lazım, bu kotaların yeniden tartışılıyor olması lazım. Kadın kotası, eşit temsiliyet talebini önemsiyorum. Gençlik kotasının yüzde 10’dan 20’ye çıkması önemliydi, bunu belki birkaç yaş bareminde güvence altına almak gerekiyor. Benim en önemli beklentim, seçilen genç belediye başkanları ve meclis üyelerine bütün gençlik kollarının büyük bir imece ile destek olmalarıdır.

“KURULTAY SEMBOLİK OLARAK SİVAS’TA TOPLANACAK”

Objektif başarı kriterleri getireceğiz. 5 yılın sonunda şunun ölçülebilir olmasını istiyorum. Gençlerin yönettiği belediyelerde şu, şu, şu kriterlerde daha iyi tutmuş. Gençler bu işi daha iyi yapmış. Sizlerin önünü en çok açacak olan şey, sizlerin başarısı olacaktır. Ben milletvekili seçiminde de belediye başkanlığı seçiminde de yaşı genç olsun ama özellikle örgütten geliyor olsun. Bir genç, CHP’ye baktığında şunu desin, bu partide siyaset yapıyorsan sana hak ettiğin değeri veriyorlar. Milletvekilli, belediye başkanı oluyorken bu bir avantaj oluyor. Bu makamların, mevkileri ve emeği değerli kılan bir şey. Bunu yapacağız. Önümüzdeki 4 Eylül günü CHP’nin değişim ve dönüşüm kurultayı sembolik olarak Sivas’ta toplanacak. Sizlerle birlikte Parti Meclisi, milletvekilleri, 5 Eylül günü Ankara’ya döneceğiz ve tüzük komisyonun son toplantısı olacak. 6-7 Eylül günlerinde tüzüğümüzü gençlerin, kadınların ihtiyaç duyduğu değişimleri, parti içi demokrasinin ihtiyaç duyduğu değişimi tüzükte güvence altına alacak toplantımızı yapacağız. 8-9 Eylül günlerinde hep birlikte gelecekteki program kurultayımızın ilk 2 gününü, açılış toplantılarını yapacağız. Oraya Türkiye’deki genç üyelerimizden hem şimdi tüzüğe yönelik olarak, program kurultayına yönelik olarak gençlerin önünü birilerinin açmasına ihtiyaç olmadan tüzük ve programla güvence altına alınmış değişiklikleri yapmak üzere katkı bekliyoruz. Kendi geleceğinize el koymanızı bekliyoruz. Genel başkan olarak gençler hangi yetkiyi, hangi güvenceyi, program tanımlamalarını istiyorlarsa onun önündeki engeli kaldırmak için size dayanışma teklif ediyorum, söz veriyorum ve bu değişiklikleri hep birlikte yapmanızı bekliyorum.

“KADINLARIN VE GENÇLERİN AĞIRLIĞI VAR”

Bundan sonraki süreçte her şey gençler için CHP’de daha kolay olacak. Çünkü gençlerin işini gençler kolaylaştıracak. Bugünkü PM üyeleri, saydığınız arkadaşlar müthiş emek verdiler. Ben hepsini o anlamda çok takdir ediyorum. MYK’da hem kadınların hem gençlerin çok ciddi ağırlığı var. Onlar, üzerine düşeni yaptı. Bundan sonraki süreçte CHP’ye gençleri davet etmek ve gençlerin CHP’de istedikleri, hayal ettikleri, katkı sağlayabileceklerini düşündükleri her pozisyona gelmelerinin kimsenin teveccühü ile değil; kendi bileklerinin gücüyle, emekleriyle, sadece genç ve kadın oldukları için değil bu göreve layık oldukları, iyi eğitimli oldukları için bu noktalara gelebileceklerini görmeleri lazım ama şöyle bir cam tavan vardı. ya bizi yapmazlar. Öyle bir cam tavan yok artık CHP’de. Genç olmak ve kadın olmanın dezavantaj değil avantaj olduğu bir süreç. Liyakatlerinin çarçur edileceğini kimse düşünmesin. O katkılar her düzeyde çok kıymetli alınacak.

“BÜTÜN GENÇLERİ CHP’YE DAVET EDİYORUM”

Bizim bir dijital demokratik katılımla ilgili iddiamız vardı. Aslında teknik olarak alt yapıyı hazırladık ama yerel seçim gündemi bütün gündemleri yutuyor. Biz dünyada bu işe ilk adım atan partiyiz. Bütün kurullar kendi üst kuruluna kendi görüşünü dijital olarak aktaracaklar. Hatta 1,5 milyonun üzerindeki üyelerin doğrudan fikirlerini aldığımız, anket gibi de değil, doğrudan yönetime kattığımız bir süreci hazırlıyoruz. 1 Nisan’dan sonra bunu olgunlaştıracağız. Örneğin sorulan soruya cinsiyet kırılımı, yaş kırılımı ile neler söylenmiş, hangi öneriler gelmiş? Yani hepimiz cep telefonlarımız üzerinden partinin yönetimine doğrudan katkı ve katılım sağlayabileceğimiz bir süreç olacak. Bunun için bütün gençleri -siyasete meraklı olsun ya da mücadeleye meraklı olsun, söz söylemeye meraklı olsun- CHP üyesi olmaya ve dijital demokratik katılım platformunda yerlerini almaya davet ediyoruz. Bir yıl sonra eğer amaçladığımızı başarabilirsek bu katılımcılığın, bütün dünyadaki siyasi partiler CHP’yi, CHP’deki dijitalleşme ve gençleşmeyi konuşuyor olacaklar. Ben bu anlamda bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ozgur-ozel-partisinin-genc-adaylariyla-onlara-guvenmek-yol-acmak-imkan-tanimak-cok-onemli/feed/ 0
Güven Hastanesi’nden Yaşlılara Saygı Haftası: Sağlıklı Yaş Alma ve Aktif Yaşam https://www.haber28.com.tr/guven-hastanesinden-yaslilara-saygi-haftasi-saglikli-yas-alma-ve-aktif-yasam/ https://www.haber28.com.tr/guven-hastanesinden-yaslilara-saygi-haftasi-saglikli-yas-alma-ve-aktif-yasam/#respond Sun, 05 May 2024 21:25:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16886 Güven Çayyolu Cerrahi Tıp Merkezi Sosyal Hizmetler Uzmanı Buse Buket Şener, yaş alma ile sadece biyolojik olarak değil sosyal, bilişsel ve psikolojik yönden de değişim yaşandığını, bunun da sağlıklı yaş alma ve yaş alan nüfusun aktif olarak yaşama dahil olmasını desteklemenin önemini ortaya koyduğunu bildirdi.

Güven Hastanesi’nden Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Şener, geniş bir sosyal ağın, duygusal ve entelektüel uyarıların, hareketli yaşamın bireyin bilişsel işlevselliğini nasıl geliştirebileceğine dair bilgi verdi.

Şener, yaşlı nüfusun artışının beraberinde yaş alma ile gündeme gelen duygusal, fiziksel sosyoekonomik ve sağlık alanındaki ihtiyaçlara yönelik hizmetlerin çeşitlenmesini, yaş alan bireylere değer verilmesi ve saygı duyulmasına yönelik farkındalık oluşturulmasını gerektirdiğini vurgulayarak, bu amaç doğrultusunda 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası’nın farkındalık üzerine gerçekleştirilen etkinlikler ile anıldığını belirtti.

Yaşlılığın, yaşamın doğal bir süreci olduğunu, yaşamın ilerleyen dönemindeki gelişim süreci ve gelişim ile meydana gelen değişim olarak tanımlanabileceğini ifade eden Şener, “Yaş alma ile sadece biyolojik olarak değil sosyal, bilişsel ve psikolojik yönden de değişim yaşarız. Bu da sağlıklı yaş alma ve yaş alan nüfusun aktif olarak yaşama dahil olmasını desteklemenin önemini ortaya koyar. Yaşamı olumlu, olumsuz ve nötr tüm anıları ile mutluluk duyarak yaşayan bireyler, bio-psiko-sosyal iyilik halini yaşamın her döneminde devam ettirirler. Bu süreci yaşamın bir parçası haline getiren bireyler yaş alma sürecini olumlu karşılar.” görüşünü kaydetti.

Sağlıklı yaş almak öneriler

Buse Buket Şener, sağlıklı yaş alma sürecini destekleyecek önerileri şöyle sıraladı:

“Geniş sosyal ağ, duygusal ve entelektüel uyarılar bireyin bilişsel işlevselliğini geliştirir. Yaşam kalitesini artırmak için yaş alan bireylerin boş zamanlarını değerlendirme aktivitelerine katılmaları, aile ve sosyal ağ içinde tutulması bu yönden önem kazanmaktadır. Bireyin yaş alma süreci ve yaşam kalitesi, beslenme biçiminden etkilenmektedir. Orta yaşlardan itibaren sağlıklı beslenmenin yaşam tarzına dönüştürülmesi ileri yaşlarda koruyucu olabilir. Egzersizi yaşamımıza dahil etmemiz yaş alma ile birlikte ortaya çıkan fizyolojik değişimlerin önüne geçebilmek adına önemli olacaktır. Yaşamın bir parçası olarak rutin haline getirilen egzersizler, bağışıklık sisteminde gelişme sağlar, kas gücü ve dayanıklılığı da artırır, bedenimizi korurken hafıza ve sosyal becerilerde de gelişme sağlar.”

“Aktif rol alın” daveti

Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında tüm toplumu yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artıracak faaliyetlere destek olmaya ve bu süreçte aktif rol almaya davet eden Şener, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yaş alan bireylerimizle daha sık vakit geçireceğimiz ve onların deneyimlerinden faydalanacağımız grup sohbetleri düzenleyebilir, yaş alan bireylerin yaşama aktif katılımını desteklemek adına genç nüfusun da dahil edilerek düzenlendiği fiziksel, sanatsal ve sosyal aktiviteler ile yaş alan bireylerimizi destekleyebiliriz. Hepimiz bir gün yaşlanacağız ve bugün attığımız adımlar, yarının daha sağlıklı ve mutlu bir yaşlılık dönemi geçirmemizi sağlayacak.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/guven-hastanesinden-yaslilara-saygi-haftasi-saglikli-yas-alma-ve-aktif-yasam/feed/ 0
Türkiye’deki İlk Nöropsikoloji Laboratuvarını Kuran Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, 89 Yaşında Hala Gençlere Örnek Oluyor https://www.haber28.com.tr/turkiyedeki-ilk-noropsikoloji-laboratuvarini-kuran-prof-dr-oget-oktem-tanor-89-yasinda-hala-genclere-ornek-oluyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiyedeki-ilk-noropsikoloji-laboratuvarini-kuran-prof-dr-oget-oktem-tanor-89-yasinda-hala-genclere-ornek-oluyor/#respond Sun, 05 May 2024 01:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16800 Türkiye’deki ilk nöropsikoloji laboratuvarını kuran Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, 89 yaşında olmasına rağmen üniversitede ders vermesi ve hasta bakmasının yanı sıra her gün 1 saat yürüyüp, haftada bir gün pilates yapıp gençlere örnek oluyor.

İstanbul’da 31 Mayıs 1935’te doğan Tanör, 1954 yılında Bursa Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra annesi ve babası doktor olduğu için hep tıp fakültesine gitmeyi hedefledi.

Fakat ailesinin ısrarları sonucu girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1959’da bitirip, “Anayasa Hukuku” kürsüsünde asistan olarak göreve başlayan Tanör, devlet bursuyla Columbia Üniversitesi’nde bir yıl eğitim gördü.

Tanör, ülkeye döner dönmez hep hayalini kurduğu tıp fakültesinde okuyamayınca psikoloji alanına yöneldi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’ne giren Tanör, 1969’da “Genel Psikoloji” kürsüsünde asistan olarak çalıştı.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi tarafından psikologlar için açılan “Tıp Bilimleri Doktorası” programına başlayan Tanör, 1981’de “Anksiyetenin Öğrenme ve Hafızaya Etkisi” adlı doktora teziyle buradan mezun oldu.

Tanör, 1984’te Türkiye’deki ilk nöropsikoloji laboratuvarını ve 2008’de ise Türk Nöropsikoloji Derneğini kurdu.

Çevrim içi yüksek lisans dersi veriyor

Prof. Dr. Tanör, yaklaşık 90 yaşında olmasına rağmen hala akıl ve beden sağlığını korumasının formülünü, Yaşlılar Haftası’nda, AA muhabirine anlattı.

Uzmanlık alanı nöropsikoloji hakkında da bilgi veren Tanör, “Nörolog, psikiyatrist ve cerrah, hakkında karar vermekte tereddüt ettiği hastayı bize gönderir. Mesela, ‘Bu hasta sırf depresyonda olduğu için mi unutkan yoksa Alzheimer mı başlıyor?’ gibi sorulara cevap için hasta bize, nöropsikologlara yönlendirilir. Biz de kendilerine nöropsikolojik değerlendirmeler yaparak, doktorun hastaya teşhis koymasına yardımcı oluruz. ” dedi.

Prof. Dr. Tanör, ilerleyen yaşına rağmen hala özel bir klinikte nöropsikolog olarak çalıştığını, haftada bir gün, konuşma bozukluğu çeken afazi hastalarına rehabilitasyon yaptığını, özel bir üniversitede ise bu hastalıkla ilgili çevrim içi yüksek lisans dersi verdiğini kaydetti.

“Dinç kalmak için beyni çalıştırmak lazım”

Haftada üç gün çalıştığını anlatan Tanör, ” Cihangir’de oturuyorum, binada asansör olmadığı için 5 kat inip çıkıyorum. Teşvikiye’de, çalıştığım özel kliniğe yaklaşık bir saat yürüyerek gidiyorum. Bazen metroyu tercih ediyorum. Zaten taksi bulmakta zorlandığım için yürümek zorunda da kalıyorum. Çapa’daki üniversiteye giderken tramvaya biniyorum. Toplu ulaşımı da sıklıkla kullanıyorum. Haftada bir kez de pilates yapıyorum.” diye konuştu.

Prof. Dr. Tanör, yaşlılıkta dinç kalmanın birçok faktöre bağlı olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Genetik çok önemli ama yeni şeyler öğrenmeniz yani beyni çalıştırmanız da önemli. Zira beyinde yaşlılığa bağlı hücre kayıpları oluyor ki bu 25 yaşından sonra başlıyor. Beyin hücreleri öldüğü için ağırlığı da yaş ilerledikçe azalıyor. Ancak yeni bir şey öğrendikçe beyin hücreleri arasında ağlar oluşuyor. Ne kadar çok ağ oluşmuşsa yani ne kadar çok çalıştırmışsanız beyninizin hücre kayıpları azalıyor. Bilinçsel etkinliğiniz gençliğinizdeki keskinliğiyle devam edebiliyor. Bolca okumak, yeni şeyler öğrenmek gibi eylemleri gençken yapmak yaşlılıkta daha keskin bir zihin bırakıyor.”

“Ne kadar aktifseniz o kadar iyi bir hayat sizi bekliyor”

Yaşlılıkta bulmaca çözmenin ve yeni bir dil öğrenmeye çalışmanın çok faydalı olduğunu vurgulayan Tanör, kendisinin de İngilizce, Fransız ve İspanyolca olmak üzere üç dil bildiğini söyledi.

Prof. Dr. Tanör, bazı insanların belli bir yaştan sonra elini eteğini çekip hayattan koptuklarını anlatarak, “Kesinlikle bunu kabul etmiyorum. Ne kadar aktifseniz o kadar iyi bir hayat sizi bekliyor. Beslenme konusuna gelince çok fazla yemek yemiyorum, elimden geldiğince Akdeniz diyetine uymaya çalışıyorum. Günde 3 öğün ama az az yiyorum.” ifadesini kullandı.

“Vücudu olduğu gibi beyni de aktif tutmak gerekiyor”

Avrupa’dakilerle Türkiye’deki yaşlılar kıyaslandığında arada ciddi fark olduğunun altını çizen Tanör, bunun en önemli nedeninin “Aman anne, sen otur biz yaparız” kültürü olduğuna değindi.

Prof. Dr. Tanör, bu kültürün Avrupa’da olmadığını, orada herkesin kendi işini yaptığını dile getirerek, “Türkçede ‘İşleyen demir ışıldar’ diye bir atasözü var. Bu yılların tecrübesi sonucunda söylenmiş.” dedi.

Gençlere de seslenen Tanör, “Mümkün olduğu kadar zinde bir yaşlılık geçirmek istiyorsanız sürekli yeni bir şeyler öğrenmeye gayret edin. Vücudu olduğu gibi beyni de aktif tutmak gerekiyor. Bir de gençlere anne ve babalarının önerdiği değil kendilerinin tutkuyla bağlı oldukları bir alanda meslek sahibi olmalarını öneriyorum.” sözlerini sarf etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyedeki-ilk-noropsikoloji-laboratuvarini-kuran-prof-dr-oget-oktem-tanor-89-yasinda-hala-genclere-ornek-oluyor/feed/ 0
Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusun 9,5 milyonu aşması bekleniyor https://www.haber28.com.tr/turkiyede-65-yas-ustu-nufusun-95-milyonu-asmasi-bekleniyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-65-yas-ustu-nufusun-95-milyonu-asmasi-bekleniyor/#respond Thu, 02 May 2024 09:00:43 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16529 Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emine Özmete, gelecek yıl Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusun gelecek yıl 9,5 milyonu aşmasının beklendiğini belirtti.

Üniversitenin Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) müdürü de olan Özmete, 18-24 Mart Yaşlılar Haftası dolayısıyla AA muhabirine açıklamada bulundu.

Türkiye’de yaşlı nüfusun son 5 yılda yüzde 22,6 artarak 2022’de 8 milyon 451 bin 669 kişi olduğunu bildiren Özmete, Türkiye’de yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının, 2023’te yüzde 10,2’ye çıkarak Cumhuriyet tarihinde ilk kez çift haneyi gördüğünü hatırlattı.

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranlarına ilişkin Özmete, şu bilgileri verdi:

“1935’te yüzde 3,9, 1950 yılında yüzde 3,3, 1970 yılında yüzde 4,4, 2000 yılında yüzde 5,7 olarak hesaplandı. Söz konusu oran, 2010 yılında yüzde 7,2’ye çıkarken bu tarihten itibaren de yükselişini sürdürdü. 2020’de yüzde 9,5 seviyesine yükselen bu oran, geçen yıl yüzde 10,2’ye çıktı ve böylece Cumhuriyet tarihinde ilk kez çift haneyi gördü. Türkiye’de 2022 yılında 33,5 olan ortanca yaş, 2023 yılında 34’e yükseldi. “

Özmete, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye’de 2025 yılında 65 yaş ve üstü kişi sayısının 9 milyon 731 bin 422’ye yükselmesi ve bu sayının ilerleyen yıllarda giderek artması bekleniyor. Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 12,9, 2040 yılında yüzde 16,3, 2060 yılında yüzde 22,6 ve 2080 yılında yüzde 25,6 olacağı öngörülüyor.”

En önemli toplumsal dönüşüm

Emine Özmete, nüfusun yaşlanmasının, aile yapısı ve kuşaklararası bağların yanı sıra işgücü ve finansal piyasalar da dahil olmak üzere toplumun hemen hemen tüm sektörlerini etkilediğini vurguladı.

Başta konut, ulaşım ve sosyal koruma gibi mal ve hizmetlere olan talebi de etkileyen bu durumun, 21. yüzyılın en önemli toplumsal dönüşümlerinden biri olduğunu aktaran Özmete, bu sebeple şehirlerde alınacak politika önlemlerinin önemine işaret ederek, şöyle konuştu:

“Yaşlıların ve ailelerinin desteklenmesi için sağlık ve sosyal bakımın bütünleşik olarak planlanması ve yürütülmesi, palyatif bakım, Alzheimer hastalarına bakım gibi ihtisaslaşmış bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, bakım sigorta sisteminin hayata geçirilmesi gibi çoklu programlara ihtiyaç duyulmaktadır.”

Yerel yönetimlerde yaşlı konseyleri oluşturulsun önerisi

Bu konuda yerel yönetimlerin de üstüne düşen görevler olduğunu vurgulayan Özmete, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Şehirlerin, yaşlılar ve aileleri için erişilebilir olması topluma katılım hakkını desteklemek için önemlidir. Yerel yönetimlerde yaşlı konseylerinin oluşturularak yaşlıların bilgi ve tecrübelerinden yararlanılması ve kararlara katılımlarının sağlanması belediyelerin en önemli sorumluluğu olarak görülmelidir. Toplumdaki sosyal ve kültürel algılara göre kişi emekliye ayrıldığında yaşlı kabul edilir. Oysa emeklilik yaşlılığa aktif ve sağlıklı bir şekilde geçiş yapmak için değerlendirilmesi gereken bir dönemdir. Emeklilik dönemi sağlık, sosyal, kültürel, arkadaşlık ve akrabalık ilişkileri ve diğer yönleriyle yaşlılığa yatırım yapılması gereken bir süreç olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle yerel yönetimlerin aktif yaşlanmayı destekleyecek uygulamaları ve ileri yaşlarda bakım ve destek hizmetlerini sunmaları önemlidir.”

Prof. Dr. Emine Özmete, daha uzun bir yaşamın yalnızca yaşlılar ve aileleri için değil aynı zamanda toplumlar için de bir fırsat olduğunu; toplumda yaşlıları destekleyici fiziksel ve sosyal ortamların oluşturulması gerektiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyede-65-yas-ustu-nufusun-95-milyonu-asmasi-bekleniyor/feed/ 0
Doç. Dr. Murat Saylık: “Diz yaşınıza dikkat edin” https://www.haber28.com.tr/doc-dr-murat-saylik-diz-yasiniza-dikkat-edin/ https://www.haber28.com.tr/doc-dr-murat-saylik-diz-yasiniza-dikkat-edin/#respond Thu, 02 May 2024 07:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16509 Doç. Dr. Murat Saylık: “Diz yaşınıza dikkat edin”

BURSA – Sağlıklı beslenme ve yaşam alışkanlıklarına dikkat eden bir kişi kaç yaşındaysa dizlerinin de o yaş problemlerini yaşamasının normal olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Saylık, ancak 50 yaşındaki kişinin 70 yaş dizi gibi problem yaşamasının büyük sorun olduğunu söyledi.

Genç yaşta oluşan diz problemlerinin daha çok travmaya bağlı yaşandığına dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Saylık, ilerleyen yaşlarda ise hastaların sıklıkla ‘kireçlenme’ dedikleri, eklemlerin erken yaşlanması ile ilgili sorunların yaşandığını söyledi. Doç. Dr. Murat Saylık, “Hastalarımız bize geldiklerinde mutlaka yürüyüş pozisyonuna, sekmesine ve yürüme şekline dikkat ediyoruz. Hasta tekerlekli sandalye, koltuk değneğiyle mi yoksa yürüyerek mi geliyor? Bu bizim için son derece önemli. Daha sonra mutlaka hastayı fizik muayeneye tabi tutuyoruz. Fizik muayenede birtakım özel testlerimiz var. Diz problemi ile gelen hastanın dizinde şişlik, kızarıklık, hareket kısıtlılığı, dizi ile ilgili bir dizilim bozukluğu, eski ya da yeni oluşan problemleri var mı? bunları mutlaka tespit etmek istiyoruz. Sonraki aşamada radyoloji ve laboratuvar tekniklerinden faydalanıyoruz” diye konuştu.

“Ameliyat kapalı yöntemlerle yapılıyor”

Tedavi yönteminin altın standardının artık diz eklemini açmadan yapılan kapalı yöntemler olduğunu belirten Doç. Dr. Murat Saylık, “İleriki yaşlardaki diz problemleri daha çok hepimizin yaşayacağı bir süreç. Yaşlanmayla oluşan diz problemlerinden kimse kaçamaz. Ancak, 50 yaşındaki bir hastanın dizi 50 yaş, 60 yaşında 60 yaş, 70 yaşında da 70 yaş gibi olmalı. 30 yaşında olan bir kişinin dizinin 40-60 yaş dizi gibi olması ya da 50 yaşında 70 yaş dizi gibi bir problemin yaşanması normal değildir. Bunun birçok sebebini sayabiliriz. Ancak en önemlileri; hastanın kilolu olması, hatalı günlük hayat alışkanlıkları, daha genç yaşlarda yaptığı birtakım ağır işler, genetik ya da kalıtsal genetik geçişlerdir. Bu etkenlerin hepsinin diz problemlerinde ciddi etkisi oluyor. İleriki yaştaki hastalar için eklemin bozukluğuna, diz eklemdeki çökmeye ya da dizdeki şekil bozukluğuna bağlı olarak fizik tedavi yöntemleri, eklem içi enjeksiyonlar, son evrede de cerrahi tedavi yöntemleri uygulayabiliyoruz” diye konuştu.

“En sık ağrı sorunu yaşanıyor”

Hastaların en sık ağrı sorunuyla kendilerine başvurduklarını belirten Saylık, “İleriki yaşlarda sıklıkla kıkırdak aşınmaları çok fazla oluşuyor. Eklem sıvılarında ciddi oranda azalma görülüyor. Eklemde şekil bozuklukları gelişiyor. Biz bunları tıbbi olarak bazı sınıflamalara tabi tutuyoruz ve ona göre hastanın yaklaşık olarak yaşıyla uyumlu olup olmadığını tespit edebiliyoruz. En önemlisi, dizi böyle hızlı yaşlanan, hızlı yıpranan hastalarda bu süreci mutlaka durdurmak ya da yavaşlatmak zorundayız. Çünkü, çok hızlı bozulan diz ekleminde 40 yaşındayken 60 yaş dizi olan bir hastada cerrahi tedavi yöntemlerine, hatta bazen biraz daha uzun süreçte protez dediğimiz ve genellikle 60 yaş üstü tercih ettiğimiz yöntemlere başvurmak durumunda kalabiliyoruz. Kollajen enjeksiyonları ve yağ kök hücre ile dizi olabildiğince korumaya ve gençleştirmeye çalışıyoruz. Bunlar dizi daha çok onarıcı tedavi yöntemleridir. Belli bir süreçten sonra ilerleyen ya da sonuç alamadığımız hastalarda da eklem diz protezlerini tercih ediyoruz” dedi.

“Tüm alt eklemlerde fayda sağlıyor”

Günümüzde diz protezlerinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini belirten Doç. Dr. Murat Saylık, “Anatomik aks dediğimiz bacak aksını sağlamamız sadece dizlerde değil tüm alt eklemlerde fayda sağlıyor. Ekleme uyumu son derece iyi olduğu için bir süre sonra hastanın yürüyüşü, oturması ve kalkması düzeliyor. Protez ameliyatlarında aslında sadece dizleri düzeltmiş olmuyoruz. Çünkü diz şekil bozukluğu olan hastalarda ayak bileği, kalça, hatta bel ağrıları çok fazla oluşuyor. Hastalardan ‘benim aslında belim de çok ağrıyordu ama dizlerim düzeltildikten sonra belim rahatladı’ ve ‘Ayak bileklerim çok şişerdi, protez ameliyatından sonra artık ayak bileklerim şişmemeye, ağrılarım da geçmeye başladı’ sözlerini sıkça duyuyoruz.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/doc-dr-murat-saylik-diz-yasiniza-dikkat-edin/feed/ 0
Yeni emeklilik sistemi geliyor! Kimleri kapsıyor, kaç kişi yararlanacak? İşte tüm detaylar https://www.haber28.com.tr/yeni-emeklilik-sistemi-geliyor-kimleri-kapsiyor-kac-kisi-yararlanacak-iste-tum-detaylar/ https://www.haber28.com.tr/yeni-emeklilik-sistemi-geliyor-kimleri-kapsiyor-kac-kisi-yararlanacak-iste-tum-detaylar/#respond Tue, 30 Apr 2024 01:36:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16228 Bu yıl içinde yaklaşık 400 bin EYT’li (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) vatandaşın emekli olması öngörülürken, prim günü eksik olan BAĞ-KUR’lular, yeni reform hazırlıklarını merakla bekliyor. Planlanan düzenleme ile birlikte, BAĞ-KUR’luların prim gün şartının 9 binden 7 bin 200’ye indirilmesi bekleniyor. Bu değişiklikten etkilenecek olan BAĞ-KUR’luların sayısının yaklaşık olarak 1 milyon kişiyi bulacağı tahmin ediliyor. Bu durum, emeklilik sürecindeki BAĞ-KUR’lular arasında büyük bir beklenti ve heyecan yaratmış durumda.

BAKAN IŞIKHAN SİNYALİ VERMİŞTİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, esnafın prim gün sayısının düşürülmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirterek, “Bu vaadi yerine getireceğiz. Kısa zamanda bunu neticelendirmeye gayret edeceğiz” ifadesini kullanmıştı.

PEKİ KMLER FAYDALANABİLECEK?

Düzenleme kapsamında, küçük esnaf olarak nitelendirilen bakkal, kasap, berber, kuaför ve ayakkabı tamircisi gibi işletmelerin prim gün şartının 7 bin 200’e düşürülmesi hedefleniyor. Ancak, küçük esnaf kategorisine hangi işletmelerin gireceği, henüz hazırlanacak olan kanun teklifiyle netlik kazanacak. Bu konuda konuşulan kriterler arasında 10 ve altında personel çalıştıran işletmelerin düzenlemeden yararlanabileceği belirtiliyor.

ERKEKLER 60, KADINLAR 58

Düzenleme kapsamına girecek olan BAĞ-KUR’lular, 7 bin 200 prim gününü tamamladıklarında ve diğer koşulları da sağladıklarında emekli olabilecekler. Eğer reform tüm süreleri kapsarsa, 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olan ve düzenlemeden etkilenecek BAĞ-KUR’lu erkekler 60, kadınlar ise 58 yaşında emekli olabilecekler. 3.5 yıl içinde BAĞ-KUR’dan SSK’ya geçenler de 7200 günü tamamlamışlarsa BAĞ-KUR kapsamında emekli olabilecekler.

Düzenlemeyle birlikte yaş şartının da göz önüne alındığı, 8 Eylül 1999’dan sonra sigortalı olan kadın ve erkek BAĞ-KUR’luların prim gün şartının bin 800 gün azalacağı belirtiliyor. Ancak, bu kişilerin emekli olabilmeleri için 7 bin 200 prim gününü tamamlamalarının yanı sıra belirlenen yaş şartını da karşılamaları gerekecek. 7 bin 200 prim gününü tamamlayanlar, sigortalılık başlangıç tarihlerine göre belirlenen yaş şartını doldurmuşlarsa emekli olabilecekler.

Bu düzenleme, son 3.5 yıl içinde SSK’lı çalışma durumunu ortadan kaldırarak, daha esnek bir emeklilik imkanı sağlayacak. 1 Ekim 2008’den önce sigortalı olanların emekli olacakları kurumu belirleyecek olan düzenleme, son 7 yıllık sigortalılık süresinin yarısından bir fazlasını hangi statüde gerçekleştirdiyse o statüden emekli olmalarını sağlayacak. Bu gelişmelerle birlikte, düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle BAĞ-KUR’lular arasında emeklilikle ilgili süreçlerde önemli değişiklikler yaşanması bekleniyor.

8 Eylül 1999’dan sonra sigortalı olan ve düzenleme kapsamına giren kadın ve erkek BAĞ-KUR’luların da prim şartı bin 800 gün azalacak. Bu kişilerin prim gün şartı 7 bin 200’e inecek ancak yaş şartının da tamamlanması gerekecek. 7 bin 200 prim gününü tamamlayanlar sigortalılık başlangıç tarihine göre belirlenen yaşı doldurmuşsa emekli olabilecek.

BAĞ-KUR’lular 9000 prim günü şartı nedeniyle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) yasasından faydalanamamıştı. BAĞ-KUR’lu çalışanlar için bakanlık tarafından çalışma başlatılmıştı. Düzenlemenin hayata geçmesiyle birlikte BAĞ-KUR’lular 5 yıl önce emekli olabilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/yeni-emeklilik-sistemi-geliyor-kimleri-kapsiyor-kac-kisi-yararlanacak-iste-tum-detaylar/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur’da Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı’na Katıldı https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-burdurda-proje-ve-aday-tanitim-toplantisina-katildi/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-burdurda-proje-ve-aday-tanitim-toplantisina-katildi/#respond Mon, 29 Apr 2024 22:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16198 CHP Genel Başkan Özgür Özel, Burdur’da Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı’na katıldı.

Burdur’da Genel Başkan Özgür Özel’in katılımıyla CHP’nin Aday ve Proje Tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Burdur Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya partililer ve belediye başkan adayları katıldı. Burdur Belediyesi olarak son 10 yılda yapılan projelerin anlatılmasının ardından yerel seçimlerin ardından yapılacak projeler tanıtıldı.

Toplantıda partililere seslenen Özgür Özel, “Adaylarımızı gördünüz. Adaylarımızın yaş ortalamaları 45. Hülya Gümüş Bucak’ta 28 yaşında adayımız, Gülçin Güçlü Ağlasun’da 49 yaşında adayımız ve Sinem Ulukan Yusufca’da 27 yaşında üç kadın adayımız var. Üçünü de önce Burdurlu kadınlara sonra da kadın haklarına saygılı ve eşit yaşama inanan Burdur’un centilmen erkeklerine emanet ediyor. Yine Çavdır’da Ali Okan Yücel 39 yaşında, Gölhisar’da İbrahim Bütün 35 yaşında. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genç adayları ve bir bütünü genç, eski, etkin, iyi donanımlı ilçelerine, beldelerini hizmet etmek için 31 Mart’a kadar gün sayan bütün adaylarımıza başarılar diliyorum. Onlara güveniyoruz” dedi.

Burdur Gölü ile ilgili olarak konuşan Özel, “2019 seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan tarafından göle su kaynağı bulma sözü yerine getirilmezken koca göl gözümüzün önünde her gün kuruyor. Gölü besleyen derelerin ve yer altı sularının önüne iki tane gölet yapıldı. Bizler karşı çıktık örgütümüz karşı çıktı. Burdurlu çevreciler karşı çıktı ve davalar açıldı. İki baraj yapıldı ama içinde bir damla su yok” diye konuştu.

“Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a Salda Gölü’ne destek için özel talimat verdim”

“Türkiye’nin en gözde doğal güzelliklerinden bir tanesi olan Salda Gölü’nün bulunduğu topraklardayız” diyen Özgür Özel, “Salda Gölü ile ilgili Yeşilova Belediye Başkanımızın verdiği mücadele, Yeşilova İlçe Başkanımızın verdiği mücadele Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm örgütlerinin gösterdiği çevreci ve dayanışmacı mücadeleyi bir kez daha Burdur halkının önünde gönülden alkışlıyorum. Şimdi Yeşilova Belediyemize aday gösterdiğimiz, Yeşilova’yı en iyi şekilde yönetmeye talip olan Okan Kurd başkanımız, önümüzdeki dönem Salda Gölü ile ilgili tarafımdan hem görevlendirilmiştir hem yetkilendirilmiştir, hem de bundan sonra yapacakları tarafımızdan desteklenecektir. Okan Kurd’un seçilmesinden sonra Salda’nın dünyada en doğru şekilde kurtarılmasına yönelik projeleri çalışacağız. Dünyanın en ileri kuruluşlarından çevre projesi için, hibe projeleri için gayret göstereceğiz. Ayrıca Salda Gölü’ne sahip çıkmak için Yeşilova Belediye Başkanımız Okan Kurd mücadele ettikçe iki omzunda, iki tane eli hissedecek. Bunlardan Bir tanesi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’ın eli olacak, diğeri de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun eli olacak. Salda’yı dayanışmacı belediyecilik, kardeş belediyecilik noktasında pek çok belediyemizle Yeşilova’yı destekleyeceğiz. Ancak özel talimatımdır. Ekrem başkanla Mansur başkanın eli Yeşilova’nın ve Salda’nın üzerinde olacak” dedi.

Konuşmaların ardından 2024 vizyon projelerinin açılış kurdelesini kesen Özel ve başkan adayları, Cumhuriyet Meydanı’nda halk ile birlikte iftar yaptı. İftarın ardından Özgür Özel vatandaşlarla fotoğraf çekilerek Burdur’dan ayrıldı. – BURDUR

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-burdurda-proje-ve-aday-tanitim-toplantisina-katildi/feed/ 0
Altınbaş Üniversitesi Hastanesi Kan Bağışı Kampanyası Başlattı https://www.haber28.com.tr/altinbas-universitesi-hastanesi-kan-bagisi-kampanyasi-baslatti/ https://www.haber28.com.tr/altinbas-universitesi-hastanesi-kan-bagisi-kampanyasi-baslatti/#respond Wed, 24 Apr 2024 04:24:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15540 Altınbaş Üniversitesi Bahçelievler Medical Park Hastanesinde görevli sağlık personeli, azalan kan stoklarına dikkati çekmek ve kan bağışı konusunda farkındalık oluşturmak için kampanya başlattı.

Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tunç Fışgın, hastane binasında başlatılan kan bağışı kampanyasına ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de her gün 6 ila 8 bin ünite kana ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Kan tedariki konusunda Türk Kızılayın yoğun gayret gösterdiğini dile getiren Fışgın, Türk Kızılaya ve kan bağışı gönüllülerine teşekkür etti.

Ramazanda kan bağışı oranlarının düştüğüne, kan stoklarının azaldığına değinen Fışgın, “Bu azalma kliniğe yansıyor. Çünkü hastaneler hiçbir zaman durmuyor, hastalıklar ve hastaneler ramazan arası vermiyor. Sağlık sektörü 7/24 hizmete devam ediyor. Bu noktada hem kan ihtiyacı olan hastalarımızda hem de ameliyata girecek hastalarımızda bazen zorluklar yaşıyoruz. Bu nedenle de biz tekrar günlük kan bağışı sayısını arttırmak ve normal gündelik sayılara ulaşmak için bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Tabii bu noktada eminim hem Kızılay, hem de bütün hastanelerin kan merkezleri birtakım önlemler alıyordur. Biz de burada kendi hastanemizde, kan bankamızın çalışma saatlerini arttırarak gece 24.00’e kadar hizmet vermeye başladık. Gönüllüler, bağışçılar burada gelip kan bağışı yapabiliyorlar.” dedi.

“Hastanelerde tedavi hizmetlerinin devam etmesi için kan vazgeçilmez bir ürün”

Kadınların kan bağışı kampanyalarına katılımlarının düşük olduğunun altını çizen Fışgın, şöyle konuştu:

“Buradan kadınlara da seslenmek istiyorum. Kan bağışçılarının dökümüne baktığımızda yaklaşık 80-85 erkek, yüzde 15-20 ise kadın bağışçımız var. Dolayısıyla kadın bağışçılarımızın sayısı az. Buradan kadın bağışçılara, kadın vatandaşlara da seslenmek istiyorum. Sağlıklı olan 18-65 yaş arasında olan, ilaç kullanmıyorsa, ciddi bir hastalığı yoksa bulunduğu bölgesindeki Kızılayın kan bankalarına, Kızılayın mobil merkezlerine, bulundukları bölgelerdeki hastanelerin transfüzyon merkezlerine, kan bankalarına başvurarak bu bağışı yapabilirler. Eminim herkes bu hassasiyeti gösterecektir. Çünkü hastanelerde tedavi hizmetlerinin devam etmesi için kan vazgeçilmez bir ürün. Elbette ki devlet, hastaneler, kişiler para ile satılan ilaç ve malzemede sıkıntı yaşamıyor, bunlar elde edilebiliyor ama kan ihtiyacımız olduğunda eğer birileri kan bağışlamadıysa o zaman ne yazık ki sorun çözümsüz bir noktaya geliyor. O yüzden bu noktaya bir dikkat çekmek, bu noktada farkındalık oluşturmak istedik.”

Sağlık çalışanlarından kan bağışı kampanyasına destek

Altınbaş Üniversitesi öğrencileri ve çalışanları ile Bahçelievler Medikalpark Hastanesindeki personelin de kan bağışı kampanyasına destek verdiğini anlatan Fışgın, “Biz de burada hem Altınbaş Üniversitesinin öğrencileri, hem çalışanları, hem Bahçelievler Medikalpark Hastanesi’nin tüm çalışanları olarak günde en az 3-4 kişinin kendi kan bankamıza kan bağışı yapması için kampanya oluşturduk. Ramazan boyunca da inanıyorum ki tüm hastaneler bu tip önlemleri almışlardır.” ifadesini kullandı.

Sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik eden Fışgın, “Her yıl Tıp Bayramı’nı bayram olarak kutlamayı istemekle birlikte daha önceki dönem Kovid ve ne yazık ki sağlık çalışanlarının ve vatandaşlarımızın kaybı, geçen yıl olan deprem ve depremin acısıyla ne yazık ki bu özel günü bayram olarak kutlayamıyoruz. Bu yıl da yine Filistin’de yaşanan büyük insanlık suçları hepimizi yaralıyor, masum insanların ölmesi hepimizi yaralıyor. Bu anlamda da biz 14 Mart’ı bu yıl yine bir bayram gibi değil, bir anma töreni olarak kutlayacağız.” diye konuştu.

Bağışlanan kanlar uygunluk testinden geçiriliyor

Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Başak Adaklı Aksoy da kan vermek isteyen gönüllüleri Türk Kızılay bünyesindeki ya da yetkilendirdiği merkezlere yönlendirdi.

Ramazanda bağışçı sayısının azalmasının sıkıntılarına dikkati çeken Aksoy, “Ramazan boyunca kan sıkıntısı yaşamamak adına çalışma şartlarını esnettik ve olabildiğince vatandaşlarımızı desteklemek için iftar sonrası gece 24.00’e kadar sarkan kan bağışı programları yarattık.” bilgisini sundu.

Oruç olduğu için kan veremeyenlerin iftar sonrası, hafta içi çalıştığı için kan bağışı yapamayanlırın ise hafta sonu kan verebileceğini belirten Aksoy, 50 kilonun altında kalan vatandaşlardan kan bağışı alamadıklarını söyledi.

Aksoy, kan bağışı sürecini şöyle sıraladı:

“Kan bağışına gelen vericilerimize bir bilgilendirme formu veriyoruz. Geçirmiş olabilecekleri hastalıklarla ilgili sorular soruyoruz. Bu soruların neticesinde bazı bağışçıları hem kendi güvenlikleri hem de alıcılarımızın güvenliği açısından elememiz gerekebiliyor. İnce eleyip sık dokuyoruz ama tamamen hem bağışçının hem alıcının güvenliğini sağlamak için. Bu soruları da cevaplayan bağışçılarımızın ayrıca kanlarını uygunluk açısından test ediyoruz. Kan sayımlarına bakıyoruz, enfeksiyon açısından tarama yapıyoruz, bunlarda herhangi bir sorunla karşılaşmazsak ki çok kısa sürede testleri tamamlıyoruz vericileri bekletmiyoruz, bu testlerin sonucunda bağışçılarımızdan kan alıyoruz. Kan bağışı yaklaşık 10-12 dakika sürüyor. Hepimiz kan bağışı süresinde bağışçılarımızın yanındayız, onlara destek oluyoruz, hiçbir reaksiyon yaşanmaması için elimizden gelen özeni gösteriyoruz.”

Oruçluların kan bağışında bulunmasını önermediklerini aktaran Aksoy, “Kan bağışı için bazı kriterler belirledik ancak ramazan ayında özellikle oruç sırasında kan almaktan çekiniyoruz. Çünkü gün içerisinde su alamayacak bağışçılarımızın iftar sonra kan vermelerinin daha uygun olacağını düşünüyoruz. Böylece hem su açısından, hem kan şekeri düşmelerine karşı onları korumak açısından iftar sonrası bağışın daha doğru olacağını düşünüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

“Hiç tanımadığım birine kan vermenin mutluluğu çok farklı”

Bahçelievler Medical Park Hastanesinde tedavi gören 7 yaşındaki lösemi hastasına kan vermek için Eyüpsultan’dan gelen 43 yaşındaki İbrahim Ece, “Bir arkadaşımın vesilesiyle geldim. Mesaj attı, ‘Kahramanmaraş’tan 7 yaşındaki çocuk lösemi hastası’ dedi. Ben de bunu duyunca vatandaşlık görevi olarak hastaneye geldim, donörlük yaptım ona. Ramazan ayında insanlar oruç tutuyor. Oruç ayında da insanların çok fazla kan vermeye rağbeti olmuyor. Çocuğa yardımcı olabilmek için hastaneye geldik kan verdik. Verebilen herkesin hastanelerde kan vermesini tavsiye ederim. Çünkü zaruri bir durum, insanlar hasta. Onun için bizim bu konuda fazla itidalli olmamız lazım.” diye konuştu.

Yılda 3-4 kez kan verdiğini anlatan Ece, herkesi Türk Kızılayın kan bağışı kampanyalarına destek vermeye ve duyarlı olmaya davet etti. Ece, ramazanda duyarlılığın daha da artması gerektiğine inandığını dile getirdi.

Tanımadığı bir çocuğun şifa bulması için hastaneye geldiğini sözlerine ekleyen Ece, “Onun mutluluğu çok farklı. Ben çocuğu hiç tanımıyorum. Sadece bir arkadaşımın vesilesiyle buraya geldim. Bir de lösemi hastası, 7 yaşında bir çocuk olunca biraz daha duygusal davranıyor insan. İnşallah ona şifa olur.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/altinbas-universitesi-hastanesi-kan-bagisi-kampanyasi-baslatti/feed/ 0
65+ Yaşlı Hakları Derneği, belediye başkan adaylarına ‘Yaş Dostu Kent Sözleşmesi’ imzalama çağrısı yapıyor https://www.haber28.com.tr/65-yasli-haklari-dernegi-belediye-baskan-adaylarina-yas-dostu-kent-sozlesmesi-imzalama-cagrisi-yapiyor/ https://www.haber28.com.tr/65-yasli-haklari-dernegi-belediye-baskan-adaylarina-yas-dostu-kent-sozlesmesi-imzalama-cagrisi-yapiyor/#respond Tue, 23 Apr 2024 01:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15382 65+ Yaşlı Hakları Derneği, belediye başkan adaylarına somut hedefleri içeren “Yaş Dostu Kent Sözleşmesi”ni imzalama çağrısında bulundu.

Dernekten yapılan açıklamada, Türkiye’nin hızla yaşlandığı, 65 yaş ve üstü insanların genel nüfus içindeki oranının yüzde 10’u geçtiği ve bu oranın gelecek yıllarda hızla artacağı ifade edildi.

Seçmenler arasında yaşlı ve yaşlanmakta olanların oranının çok daha yüksek olduğuna dikkati çekilen açıklamada, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verilerine göre, her 5 seçmenden birinin 60 yaş ve üzerinde olduğu aktarıldı.

Açıklamada, 65+ Yaşlı Hakları Derneğinin yıllardır çok sayıda belediye ile yürüttüğü çalışmalar, sahada gerçekleştirdiği taramalar, uzman ve akademisyenleri bir araya getirdiği atölyelerden hareketle belediye yönetimine aday olan siyasetçilerin, faaliyet planlarına alabileceği bir dizi somut hedefi içeren “Yaş Dostu Kent Sözleşmesi” oluşturduğu bildirildi.

Yaşlılar için hizmet üretmenin artık siyasetçiler için de öncelik kazandığı vurgulanan açıklamada, “Bu amaçla, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde aday olan siyasetçileri Yaş Dostu Kent Sözleşmesi’ni imzalamaya çağırıyoruz.” denildi.

Belediyenin, DSÖ’nün “Yaş Dostu Kentler Ağı”na üye olabilmesi hedefleniyor

Açıklamada, sözleşmede hedeflerin 2 ila 5 yıllık vadeye göre ayrıldığı belirtilerek, şu bilgilere yer verildi:

“İki yıllık vadede, ağırlıkla belediyenin kendi içinde yapacağı, yaşlılık konusunda farkındalık ve bilinç oluşturma eğitimleri, belediye birimleriyle ilgili temel düzenlemeler var. Ayrıca yasal bir hak olan ücretsiz toplu taşımanın güvence altına alınması da kapsanıyor. Beş yıllık vadede ise daha kapsamlı planlama ve bütçeleme gereken hedefler var. Belediyenin en az bir tam donanımlı ve uzman personelli yaşlı yaşam merkezi kurması, bu hedeflerin başında geliyor. Ayrıca, kendi yaşlısına bakan kişilere, her hafta en az yarım gün serbest kalabilecekleri şekilde bir destek programı başlatılması öngörülüyor. 65+ Yaşlı Hakları Derneği, bu sözleşmeyle 5 yıllık dönemin sonunda belediyelerin yaşlı hemşerileri için hak temelli hizmet anlayışı geliştirmesini, yaşlıları muhtaç değil hak sahibi bireyler olarak görmesini, karar verme süreçlerine dahil etmesini hedefliyor.”

Bu hedeflerin amacına değinilen açıklamada, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) oluşturduğu “Yaş Dostu Kentler Ağı”na belediyenin üye olabilecek duruma gelmesinin nihai hedef olduğu kaydedildi.

“Yaş Dostu Kent Sözleşmesi” neler içeriyor?

Sözleşmeden kısa başlıklara da yer verilen açıklamada, 2 yıllık vadede hedeflenenler şöyle aktarıldı:

“Yaşlılar için tek noktada çözüm. Çağrı merkezinde yaşlılar için özel düzenleme. Yalnız yaşayan yaşlılar için ‘Alarm Butonu’ uygulaması. Belediye bünyesinde; çalışanlar için yaşlı farkındalık eğitimleri, yaşlılara yönelik şiddet, ihmal, istismar ve sömürüye karşı bilinç oluşturma, yetkinlik belirleme, kurum içi eğitim, uzman istihdamı, yaşlıların beklentilerini karşılayacak erişebilecekleri gündelik kurslar, yaşlıları ayrıştırmayan sosyal ve kültürel faaliyetler, yalnız yaşayan yaşlıların konutlarını güvenli ve yaşlı dostu hale getirmek. Yaşlılar için engelsiz, erişilebilir kullanım alanları, ücretsiz toplu ulaşım güvencesi.”

Açıklamada, 5 yıllık hedefler ise şu şekilde sıralandı:

“En az bir tam donanımlı yaşlı yaşam merkezi, kendi yaşlısına bakanlara destek programı ve gönüllü gençlerle yaşlılar için kuşaklararası program. Yaşlılar için dijital uçurumu kapatmak. Yaşlıların hizmet ve tesislere ulaşımını kolaylaştıracak ek araçlar. Yaşlı hemşerilerimizin karar alma süreçlerine katılmalarını sağlayacak kurumsal çözümler. Yaşlıların kent bilincini canlı tutabilmek için kent belleğini korumak. Stratejik planda kapsama, bütçede kaynak. DSÖ Yaş Dostu Kentler ağına üyelik başvurusu.”

“Yaşlılara hizmet götürmeyi, haklarını kullanmalarını sağlamanın aracı olarak görmeliyiz”

Açıklamada görüşlerine yer verilen 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, yaşlılar için hizmet üretmenin siyasetçiler için de öncelik kazandığını, ancak yaşlılığı bir sorun yumağı olarak görmenin hata olacağını ifade etti.

Prof. Dr. Kazancıoğlu, “Yaşlılığı, yaşamın doğal evresi olarak kabul etmemiz, yaşlılara hizmet götürmeyi bir iyilik ve yardımseverlik tercihi olmanın ötesinde insan olmaktan gelen tüm haklarını kullanmalarını sağlamanın aracı olarak görmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/65-yasli-haklari-dernegi-belediye-baskan-adaylarina-yas-dostu-kent-sozlesmesi-imzalama-cagrisi-yapiyor/feed/ 0
Böbrek Tümöründe Erken Tanı Önemli https://www.haber28.com.tr/bobrek-tumorunde-erken-tani-onemli/ https://www.haber28.com.tr/bobrek-tumorunde-erken-tani-onemli/#respond Sun, 21 Apr 2024 23:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15227 Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Yücel Bilen, böbrek tümöründe erken tanının önemli olduğunu belirterek, düzenli kontrol yaptırılması uyarısında bulundu.

Bilen, AA muhabirine, her yıl martın ikinci haftasında Dünya Böbrek Günü’nün kutlandığını ve yaygın olan böbrek hastalıklarıyla ilgili farkındalık oluşturmak için çalışmalar yapıldığını söyledi.

Böbrek tümörünün genellikle 50-60 yaş sonrasında gelişen genetik aktarımlı formları da olan bir tümör olduğunu vurgulayan Bilen, “Çocukluğundan itibaren böbrek tümörü geliştiren insanlar var ancak bu nadir bir durum. Böbrek tümörü genellikle 60’lı yaşlardan sonra gelişen, ölümcül bir hastalık. Böbrek tümörü, prostat kanseri gibi yavaş ilerleyen bir hastalık değil. Örneğin prostat kanserinde bir hücrenin iki olması neredeyse iki yıl alırken bu süre böbrek tümörü için sadece 30 gün. Yani çok hızlı büyüyen, çok ölümcül bir hastalıktan bahsediyoruz.” diye konuştu.

Böbrek tümörünün farklı tiplerinin olduğunu anlatan Bilen, hastalığın ilaçla tedavisinin neredeyse mümkün olmadığını, kemoterapiye ve radyoterapiye dirençli bir yapısı bulunduğunu kaydetti.

“Böbrek tümörü çok dirençli bir kanser”

Son 5 yıla kadar böbrek tümörü tedavisinde ameliyat dışında hiçbir şeyin kullanılamadığını anlatan Bilen, şöyle devam etti:

“Böbrek tümörü çok dirençli bir kanser. Geçmişte insan vücuduna yayıldığında yapmanız gereken şey gittiği her yerden onu çıkartmaktı. Böyle bir tümörden bahsediyoruz. İnsan vücuduna yayıldığında ortalama yaşam süresi 1 yıldı. Bugün bu süre neredeyse 3-4 yıla kadar uzadı. Çünkü modern ilaç tedavileri, akıllı ilaçlar ortaya çıktı, cerrahi alanda da çok önemli gelişmeler sağladık. Ayrıca yayılmış böbrek tümöründe de çok büyük başarılara sahibiz.”

Bilen, hastalığın tipik belirtileri bulunduğunu, kitle etkisiyle ağrı ve idrarda kanamanın en önemli bulgular olduğunu dile getirdi.

Ağrı olmasının, kitlenin çok büyüdüğü anlamına geldiğini kaydeden Bilen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Böbrek tümörü büyüdükçe evre atlar. Bu da yaşam şansınızı azaltır. İdrarda kanama oluyorsa tümör büyüdü, böbrekteki idrar kanallarının içine girdi ve oradan kanıyor demektir. Bu da ileri bir evre. Ancak yine de bu durumdaki hastaların bile yarısından fazlasının hayatını kurtarabiliyoruz. Asıl düzenli doktor kontrolüne giden insanların hayatlarını kurtarıyoruz. Düzenli doktor kontrolüne giderseniz ve rastlantı eseri tümör tanısı konulduysa bilin ki hayatınız kurtulacak. Çünkü muhtemelen çok küçük 4-5 santimetrelik bir tümördür. Belki daha küçüktür. ve hiçbir bulgu yaratmaksızın tanısı konulmuştur. Erken evrede tanı konulduğunda bir ameliyatla böbreğiniz korunarak yüzde 95-98 olasılıkla hayatınıza geri dönebilirsiniz. O yüzden yavaş yavaş hastalık yaşınız geliştiğinde düzenli olarak doktora gidip kontrollerinizi yaptırmanız gerekiyor.”

Hem ameliyat hem iyileşme süreci kolaylaştı

Böbrek tümörü tedavisinin başarısında, böbrek koruyucu yöntemlerin önemli rol oynadığına dikkati çeken Bilen, böbreğin korunarak sadece tümörlü kısmının alındığını, robotik cerrahinin de bu noktada büyük kolaylık sağladığını anlattı.

Robotik cerrahinin, zorlu ameliyatlarda veya çok küçük alanlara müdahaleyi kolaylaştırdığını belirten Bilen, “Ameliyatları robotla yapabiliyor olmak, hastaların iyileşmesini de kolaylaştırdı. Tümörleri, böbreği koruyarak çıkarmamız, geri kalan böbreği çok güvenli şekilde onarmamız ve hastaları kısa sürede evlerine yollamamız artık mümkün. Aslında en önemli dokunuş, ilaçlardan geldi. Vücuda böbrek tümörü yayıldığında insanların çok daha uzun zaman sağlıklı yaşamalarını sağlayan ilaçlar son beş yılda kullanımımıza girdi.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bobrek-tumorunde-erken-tani-onemli/feed/ 0
Ulupınar, tanıttığı projelerle Devrek’i şahlandıracak https://www.haber28.com.tr/ulupinar-tanittigi-projelerle-devreki-sahlandiracak/ https://www.haber28.com.tr/ulupinar-tanittigi-projelerle-devreki-sahlandiracak/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:12:44 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15203 AK Parti’nin Devrek Belediye Başkan Adayı Özcan Ulupınar, yenilikçi ve kapsamlı projelerle Devrek’i yeniden şekillendirecek.

Devrek, AK Parti Belediye Başkan adayı Özcan Ulupınar’ın açıkladığı yenilikçi projelerle geleceğe umutla bakıyor. Ulupınar, Devrek için tasarladığı geniş çaplı projeleri bir lansmanla kamuoyuna duyurdu. Belediye hizmetleri ve hükümet binalarını tek bir kampüste toplayarak vatandaşların kamusal hizmetlere kolay ulaşımını sağlamayı hedefleyen Ulupınar, yerel yönetimin idari süreçlerini hızlandıracak bu hamle ile Devrek Meydanı’nın da rahatlatılmasını planlıyor.

Projeye ilişkin açıklamalarda bulunan Ulupınar, “Belediye Hizmet Binası Projemizde, kaymakamlık ve devlet binalarını tek bir kampüse toplayarak, vatandaşlarımızın kamusal hizmetlere kolay ve verimli ulaşımını sağlayacağız. Kamusal alanların bir araya gelmesi yerel yönetimin idari süreçlerini hızlandıracak. Vatandaşımız tek noktadan tüm hizmetleri alabilecek. Kentsel planlama açısından da avantajlar sunan projemizde vatandaşlarımız için dinlenme alanları da yer alacak. Bu proje ile amacımız Devrek İlçe meydanını rahatlatmak” dedi.

Bedesten Çarşısı ile yöresel lezzetler ve festivallerin merkezi olacak olan projede, yerel esnafın iş imkanlarının artırılması ve ekonominin canlanması amaçlanıyor. Ayrıca, kültürel ve sosyal aktiviteler için bir kültür, kongre ve nikah kompleksi inşa edileceğini aktaran Ulupınar, “Bedesten Çarşısı projemiz yerel etkinlikler ve festivallere ev sahipliği yapacak. Yöresel lezzetlerin olacağı bu çarşı gastronomi turizmi için önemli bir destinasyon alanı olacak. Bedesten çarşımızda bulunan dükkanlar yerel esnafımızın iş yapma imkanını arttırarak, ilçemizin ekonomisini canlandıracaktır. Aynı zamanda Baston çarşısı yenilenecek Devrek’imizin tarihi bir yansıması haline getirilecektir. Devrek’imizin en büyük ihtiyaçlarından biri olan Kültür Merkezi projemizi hayata geçiriyoruz. Sanat sergileri, konserler, konferanslar, tiyatro gösterileri gibi toplu organizasyonlara ev sahipliği yapacak Kültür Merkezi’mizde, kültürel etkileşimi sağlayacağız. İçinde büyük bir nikah salonunun da olacağı kültür ve kongre merkezimizde halkımıza yakışan bir kompleks oluşturacağız” ifadelerine yer verdi.

Ulupınar’ın konut sektörüne yönelik planları arasında, “Devrek’te ev sahibi olmayan kimse kalmasın” sloganıyla, 3 etaplık toplu konut projesi yer alıyor. Geri dönüşüm tesisleri, su şişeleme tesisleri ve doğa turizmini destekleyecek camping ve glamping alanları da Çevre dostu projeleri de sıralayan Ulupınar şöyle devam etti:

“İnsanın en temel ihtiyaçlarından olan barınma ihtiyacına yönelik çalışmalarının müjdesini veriyoruz. “Devrek’te ev sahibi olmayan kimse kalmasın” diyerek çıktığı bu yolda, 3 etap toplu konut projemizi hayata geçireceğiz. Devrek Belediyesi öncülüğünde, gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre mirası bırakmak adına büyük öneme sahip geri dönüşüm kültürünün kent genelinde yaygınlaşması amacıyla “Geri Dönüşüm Seferberliği” projesi başlatıyoruz ve geri dönüşüm tesisi kuruyoruz. Hem daha temiz bir çevreye sahip olacağız hem de istihdam sağlamış olacağız. Vatandaşlarımızın en çok talep ettiği ve bölgemizin de ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de hamamdı. İlçemizin ruhuna uygun mimarisiyle, Türk hamamı projemizi gerçekleştireceğiz ve saunasıyla birlikte ilçemizde hizmet vermeye başlayacak. Özellikle kadınlarımıza yönelik meslek edindirme kursları açacağız. Sektör ihtiyacına yönelik nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla mesleki ve sanatsal eğitimlerin düzenlendiği tasarım ve üretim atölyelerinin sonunda kursiyerlerimize Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika verilecektir. Bölgemizin suyunu değerlendirip şişeleme tesisi kuracağız. Bu tesis ile hem istihdam oluşturmak bölgemizin ekonomisine katkı sağlamış olacağız. Ayrıca turizmin canlanmasına yöresel su kaynakları ve tesislerinin çok büyük faydası vardır. Devrek’imizin turizminin gelişmesine büyük önemli katkılar sağlayacak olan Camping ve Glamping alanları oluşturarak doğal güzelliklerinde korunmasını amaçlıyoruz. Devrek’imize gelen misafirlerimize doğa ile iç içe bir deneyim yaşatarak, ilçe ekonomimize de katkı sağlayacağız. Sürdürülebilir turizmi ilçemizde hayata geçireceğiz. Kadınlarımızın sosyalleşmesi ve yeni hobiler edinmesi için kadın yaşam merkezlerini kuruyoruz. Kadınlarımız için kurs atölyeleri, Aynı zamanda bir araya geldiklerinde vakit geçirmeleri için belediye gün merkezi oluşturacağız. Kadınlarımız burada hem sosyalleşip hem de öğrenirken çocuklarını belediye kreşimize bırakabilecek.”

Kadın yaşam merkezleri, sahil sokak renovasyonu, kanalizasyon hatlarının yenilenmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanma ve çok daha fazlası Ulupınar’ın Devrek için hazırladığı projeler arasında yer alıyor.

Ayrıca, eğitim ve kültürel faaliyetlere de önem veren Ulupınar, öğrencilere burs imkanları, kültürel geziler ve E-Spor kabinleri ile gençlerin gelişimine katkıda bulunmayı hedefleyen Özcan Ulupınar bu projelere ilişkin de şöyle dedi:

“Vatandaşlarımızın nefes alabileceği, yürüyüş yapabileceği aynı zamanda kahvesini yudumlayabileceği sahil sokak projemizi hayata geçireceğiz. Ailelerimiz birlikte keyifli vakit geçirirken, çocuklarımız da çocuk parkında gölünce eğlenebilecek. bu proje ile ırmak kenarında çeşitli aktiviteler düzenleyerek turizmi canlandırıp bölge ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Devrek’imizin tüm kanalizasyon hatlarını yenileyeceğiz. Ayrıca alt yapı anlamındaki eksiklikleri ivedilikle gidereceğiz. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak, hem çevre temizliğini sağlayacak, hem elektrikten tasarruf edecek hem de belediyemize gelir kapısı oluşturacağız. İlçemizin uygun noktalarına güneş enerjisi santralleri kurarak, paneller vasıtasıyla güneş enerjisinin elektrik enerjisine dönüşmesini sağlayacağız. Ailelere çok özel imkanlar sunacak olan mahalle kreşleri çocukların bakımı için yüksek kalitede hizmet verecek. Makul ve kabul edilebilir bir maddi karşılıkla aileler çocuklarını güvenle emanet edebilecekleri nezih ve modern kreşlere gönderebilecek. Bu projemizle hem çocukları hem de engelli vatandaşlarımıza destek olarak misyonumuz olan ilçenin refahı için vatandaşımıza katkı sağlamak hedefimiz. Mahalle aralarında dükkanlarımızın bulunduğu bölgeleri şemsiye ile kapatarak, görsel olarak güzelleştireceğiz, ilçenin estetik değerinin artması ile yenilenmiş sokaklar düzenlenmiş yeşil alanlar, restore edilmiş tarihi yapılar oluşturarak ziyaretçilerin memnuniyetini artırmayı hedefliyoruz. Hem sokaklarımıza turistik bir hava katmış, hem de görsel bir şölen oluşturmuş olacağız. Devrek ilçe merkezimize butik oturma meydanları yapacağız. Vatandaşlarımız, gençlerimiz dilediği zaman bu oturma alanlarında vakit geçirebilecek. Gençlerimizin rahat ders çalışabilmeleri, ders kaynaklarına kolay ulaşım sağlayabilmeleri için gece 02’ye kadar hizmet verecek bir kütüphane yapıyoruz. Aynı zamanda buradan ödev çıktısı, bilgisayar hizmetimizde olacak. Gençlerimiz derslerini çalışırken belediyemiz tarafından çay ve kek ikramımızda olacak. Galericilerimizi tek bir alanda toplayarak, modern bir galericiler sitesi oluşturacağız. Bu site sadece Devrek’e değil, bölgeye hitap edecek. Vatandaşlarımız tek bir alanda gezebilecek ve alışveriş yapabilecek. Devrek’imizde yaşanan trafik sorunun bilincindeyiz. İlçemizin belli noktalarında oluşturacağımız otoparklar ile trafikte rahat akışı sağlayacağız. Köpek Barınağı yaparak, sahipsiz hayvanlarımıza sahip çıkacağız. Dileyen vatandaşlarımız barınağımızdan köpek sahiplenebilecek. Ayrıca bu alana butik bir de hayvanat bahçesi yapağız. Çocuklarımız diledikleri zaman hayvanat bahçemizi ziyaret edebilecek. Her canlı bizim için önemli, mahalle aralarına kedi evleri yaparak, kedilerimizin beslenme ve kısırlaştırma sonrası doğal alanlarında huzurla dolaşmalarını sağlayacağız.”

Devrek’in tarihi ve kültürel mirasını koruyarak, modern ve yaşanabilir bir kent oluşturma vizyonuyla, vatandaşların refahını artırmayı ve sosyal projelerle toplumu desteklemeyi amaçlayan Ulupınar, diğer projelerini de şöyle sıraladı:

“65 yaş üzeri vatandaşlarımıza ayda 1 kez belediyemiz tarafından temizlik desteği vereceğiz. Belediye personellerimizce evi baştan aşağıya temizlenecek. Engelsiz yaşamı her zaman destekliyoruz. Engelli vatandaşlarımızın talebi doğrultusunda bir arada olabilecekleri ve gerektiğinde etkinliklerini gerçekleştirebilecekleri Engelsiz Kafe projemizi hayata geçireceğiz. Köklü bir geçmişi olan Devrek’imizin antik ve yakın geçmişi, tarihi, kültürünü yaşatan gelecek nesillere aktaran ziyaretçilerin ilgisini çeken ilçemize yakışır var olan belge ve eşyaları korumak amacıyla kent müzesi projemizi hayata geçireceğiz. Belediyemiz bünyesinde tekstil atölyesi kurarak hem kadın istihdamı sağlayacak. Hem de belediyemiz kıyafetleri başta olmak üzere bölgemizde ki kurum ve kuruluşların kıyafetlerini dikeceğiz. Devrek’imizden şehir dışına okumaya giden ihtiyaç sahibi öğrencilerimize vakıflar aracılığı ile her ay düzenli olarak burs vereceğiz. Dışarıdan ilçemize okumaya gelen öğrencilerimiz kalacak yer sıkıntısı yaşamakta, bu sıkıntıyı gidermek için öğrenci misafirhanesi projemizi hayata geçireceğiz. Devletimizin açıkladığı Roman Konutları projesini Devrek’imizde uygulamaya geçirerek, Roman vatandaşlarımızı tek tip konutlara Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın desteği ile hayata geçireceğiz. Vatandaşlarımızın sorunlarının kolay ve hızlı çözümü için alo danışma hattını kuracağız. Vatandaşlarımız diledikleri zaman Devrek Belediye’sine ulaşım sağlayarak, taleplerini aktarabilecek. Ülkemizin tarihi ve turistik yerlerine geziler düzenleyeceğiz. Özellikle Devrek’imizde bulunan her gencimizi Anıtkabir ve Çanakkale’ye götürerek, tarihi yerinde görmelerini sağlayacağız Son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde çok popüler hale gelen “Elektronik Spor” turnuvalarına katılmak isteyen gençlerimize oyun bilgisayarları ve ekipmanlarını kullanma imkanı sağlayacağız. Ayrıca gençlerimize birbirinden farklı düzenlenecek oyun analizi, strateji geliştirme, takım çalışması, refleksleri güçlendirme ve mental dayanıklılığı arttırma gibi eğitimler verilecek. Dijital oyunlara ilgi duyan, oyun stratejileri konusunda rekabetçi ve E-Spor turnuvalarına katılmak isteyen gençlerimiz için E-Spor Merkezi projemizi hayata geçireceğiz. İlçemizde ilkokul, lise, üniversite ve üniversiteye hazırlanan talebelerimiz arasında şiir, hikaye ve düzyazı (kompozisyon) yarışmalarımız olacak. Gençlerimizi okumaya, edebiyata, yazmaya teşvik edip kendilerini daha iyi ifade edebilmelerini sağlama yolunda adımlar atacağız. Ülkemizin kaliteli, akademisyen entelektüel isimleri ile her ay bir söyleşi veya konferans düzenleyip ilçemizde ses getireceğiz. Çevre ilçelerden, Zonguldak merkezden de dinleyici gelmesini sağlamayı hedefliyoruz. Böylelikle başta gençlerimiz olmak üzere, halkımızla ülkemizin önemli isimlerini buluşturacağız, hem de ilçemizin tanıtımını yapmış olacağız. Vizyonumuz toplumun refahını destekleyen sosyal projeler üretmek.” – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber28.com.tr/ulupinar-tanittigi-projelerle-devreki-sahlandiracak/feed/ 0
Yks’ye Başvurular Geçen Yıla Göre 490 Bin 518 Kişi Azaldı https://www.haber28.com.tr/yksye-basvurular-gecen-yila-gore-490-bin-518-kisi-azaldi/ https://www.haber28.com.tr/yksye-basvurular-gecen-yila-gore-490-bin-518-kisi-azaldi/#respond Sat, 20 Apr 2024 21:36:59 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15048

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Bayram Ali Ersoy, 8-9 Haziran’da düzenlenecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (2024-YKS) 3 milyon 36 bin 945 adayın başvurduğunu bildirdi.  Adayların 1 milyon 404 bin 156’sı sınava ilk kez başvuru yaparken, geçen yıla göre YKS’ye başvuru sayısı 490 bin 518 kişi azaldı.

Ersoy, yaptığı yazılı açıklamada, YKS başvurularıyla ilgili verileri açıkladı. 8-9 Haziran’da düzenlenecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na 3 milyon 36 bin 945 aday başvurdu. Ersoy, şu bilgileri verdi:

“9 Haziran Pazar saat 10.15’te yapılacak ikinci oturum olan AYT’ye 1 milyon 983 bin 766 aday, aynı gün saat 15.45’te gerçekleşecek üçüncü ve son oturum olan YDT’ye ise İngilizceden 218 bin 316, Arapçadan 5 bin 717, Almancadan 2 bin 849, Fransızcadan 1172, Rusçadan 760 kişi olmak üzere toplam 228 bin 814 aday katılacak.”

EN GENÇ ADAY 15, EN YAŞLI ADAY 85 YAŞINDA

Ersoy, 2024-YKS’ye başvuran adayların 1 milyon 580 bin 984’ünün kadın, 1 milyon 455 bin 961’inin erkek olduğunu belirterek, “En genç aday 15, en yaşlı aday 85 yaşında. Sınava başvuranlar, 17-23 yaş arasında yoğunlaşmış durumda, 50 yaş ve üzeri 26 bin 331 aday başvurusu bulunuyor. 34 yaş üstü kadın aday sayısı ise 118 bin 923 olmuştur.” ifadelerini kullandı.

EN ÇOK ADAY ANADOLU LİSESİNDEN

ÖSYM Başkanı Ersoy, adayların okul türlerine ve öğrenim durumlarına ilişkin de şunları kaydetti:

“Adayların 974 bin 521’i Anadolu lisesi, 717 bin 732’si meslek lisesi, 570 bin 415’i açık öğretim lisesi, 232 bin 967’si imam hatip lisesi, 96 bin 524’ü fen lisesi, 10 bin 795’i sosyal bilimler lisesi, 10 bin 647’si spor ve güzel sanatlar liselerinden.

Lise son sınıfta olan aday sayısı 1 milyon 93 bin 697, lise mezunu olup bir yükseköğretim programına yerleşmemiş aday sayısı 1 milyon 184 bin 189. Bir yükseköğretim programına yerleşmiş kayıtlı aday sayısı 316 bin 260, bir ortaöğretim kurumunun son sınıfında beklemeli olan aday sayısı 12 bin 652, bir yükseköğretim programına yerleşmiş fakat kayıt olmayan aday sayısı 58 bin 455, bir yükseköğretim programından mezun olan aday sayısı 293 bin 925, yükseköğretim kurumundan kaydı silinen ve sınava başvuran aday sayısı da 77 bin 767’dir.”

15 BİN 821 ŞEHİT VE GAZİ YAKINI ÜCRET MUAFİYETİNDEN YARARLANDI

Sınavlara başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocuklarından sınav ücreti, başvuru hizmet ücreti ve yerleştirme ücreti alınmadığını hatırlatan Ersoy, “Bu kapsamda 2024-YKS’ye başvuran 15 bin 821 aday sınav ücretinden muaf tutuldu” bilgisini paylaştı.

Engelli adaylar ile ilgili de bilgi veren Ersoy, TYT ‘ye toplam 12 bin 691, AYT’ye 8 bin 171, YDT’ye ise 988 engelli adayın katılacağını bildirdi.

Ersoy, engelli adayların hiçbir olumsuzluk yaşamaması, engel durumlarının kendilerine dezavantaj olarak dönmemesi için hassasiyetle çalıştıklarını vurgulayarak, “Emeklerinin, gayretlerinin karşılığını alabilecekleri ortamı sağlamak temel arzumuzdur” değerlendirmesini yaptı.

1 MİLYON 404 BİN ADAY İLK KEZ BAŞVURDU

Bayram Ali Ersoy, “Adayların 1 milyon 404 bin 156’sı sınava ilk kez başvuru yaparken, 798 bin 409 adayın ikinci başvurusu, 442 bin 64 adayın üçüncü başvurusu, 219 bin 390 adayın dördüncü başvurusu, 172 bin 926 aday ise beş ve daha fazla başvuru yapmış durumda.” bilgisini verdi.

]]> https://www.haber28.com.tr/yksye-basvurular-gecen-yila-gore-490-bin-518-kisi-azaldi/feed/ 0 Mansur Yavaş: Ankara’da parti kimliği sormuyoruz, yapacaklarıyla oy istesinler https://www.haber28.com.tr/mansur-yavas-ankarada-parti-kimligi-sormuyoruz-yapacaklariyla-oy-istesinler/ https://www.haber28.com.tr/mansur-yavas-ankarada-parti-kimligi-sormuyoruz-yapacaklariyla-oy-istesinler/#respond Wed, 17 Apr 2024 02:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14622 Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı ve CHP’nin ABB Başkan adayı Mansur Yavaş, belediyeye gelen hiç kimseye parti kimliği sormadıklarını belirterek, “Artık bu seviyesiz siyasetin bırakmalarını istiyorum. Yapacaklarıyla Ankara halkından oy istesinler.” dedi.

Yavaş, Atatürk Spor Salonu’nda 2024-2029 Projeleri Tanıtım Töreni’nde, seçilmesi halinde yapacaklarını anlattı.

Projelerinin insan için olacağını belirten Yavaş, “Biz çılgın projeler peşinde değiliz. Aklı başında, ahlaka uygun, geleceğe umut olacak işler yapmanın derdindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Hayat pahalılığına değinen Yavaş, “Bu nedenle sosyal desteklerimizi 2024’te bir önceki yıla göre yüzde 70 artırıyoruz. Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesini sağlayacağız, çocuklarımızı üşütmeyeceğiz. Onların akranlarının yanında mahzun kalmasına seyirci kalmayacağız.” diye konuştu.

Yavaş, rahim ağzı kanserini önlemek amacıyla 30 yaş altı ve sosyal destek alan kadınlara HPV aşı uygulaması başlatacaklarını, Alzheimer hastaları ve yaşlılar için bakım merkezleri ile Batıkent semtinde Türkiye’nin en büyük otizm merkezini açacaklarını vadetti.

“Sokak hayvanlarıyla ilgili tartışmayı sonlandıracağız”

Sahipsiz sokak hayvanları konusunda ortak aklın sağlanması gerektiğine işaret eden Yavaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu konuda kanunlarla çerçevelenmiş çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2 bin 500 köpek kapasiteli Mamak Gökçeyurt Köpek Yaşam Alanı’nı hayata geçiriyoruz. Köpek gezdirme, mama depolama alanı dışında, aileler çocuklarıyla vakit geçirebilecekler ve sahiplenme yapabilecekler. Türkiye’de ilk kez özel veterinerlerle işbirliği yapılarak, 80 binden fazla kısırlaştırma yapmıştık, bu sayıyı daha da artıracağız. Sokak hayvanlarıyla ilgili tartışmayı inşallah sonlandıracağız.”

Yavaş, 6 şubat depremlerinin ardından Ankara nüfusunda ciddi bir artış yaşandığını belirterek, yeni ulaşım hatlarını devreye aldıklarını söyledi. Yavaş, tekrar seçilmesi halinde, 28 adet katlı kavşak, 4 ana bulvar ve 2 adet tünel yolu projesi yapacaklarını aktardı.

“Metro konusunda yaşadığımız tüm zorluklar karşısında, mazeret değil çözüm üreteceğiz.” diyen Yavaş, toplam 51,33 kilometre olan 5 yeni metro projesini hız kaybetmeden sürdüreceklerini anlattı.

“Sembol caddeleri yenileyeceğiz”

Yavaş, Zafer Meydanı Sanat Akademisi yapacaklarını, bu akademide genç sanatçıların yetiştirilmesine imkan sağlayacaklarını anlattı.

Sembol caddeleri yenileyeceklerini belirten Yavaş, “Bahçelievler 7. Cadde, Cemal Gürsel Caddesi, Tunalı Hilmi Caddesi, Kumrular, İzmir 1 ve İzmir 2 caddelerini kentin dokusunu yaşatacak, yaya odaklı yaklaşımla yenileyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Yavaş, yeni dönemde 20 milyon metrekareden fazla yeşil alanı kente kazandıracağını vadederek, “Kentimizi betona değil yeşile boğacağız.” dedi.

Ulus projesinin kendisinde yerinin ayrı olduğunu belirten Yavaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aynı Beypazarı’nda yaptığım gibi Ulus’u da turizmin önemli simgelerinden biri haline getireceğim. Burası hem iş dünyası hem de turizm için önemli bir yer haline gelecek. Yeni dönemde, Atatürk Bulvarı, Cumhuriyet Caddesi ve Anafartalar Caddesi üzerinde kavşağa yaklaşan yollar, Atatürk Heykeli önündeki Ulus Meydanı’nda yer alan tüm trafik akslarındaki araç trafiği yer altına alınacak. Bu sayede yaya ve araç trafiğini düzenleyip, meydanı yayalara açacağız.”

“İttifakımız milletledir, Ankara halkıyladır”

Yavaş, CHP’nin ilçe belediye başkanı adayları ve belediye meclis üyeleri için destek istedi. 2019 seçimlerinde yaşanan tartışmaları anımsatan Yavaş, şu ifadeleri kullandı:

“Yenileceğini anlayınca paniğe kapılanların yaptığı şey. Yine benzer şeyler başladı. Biz net bir şekilde, hiç kimseyle ittifak falan yapmadık. İttifakımız milletledir, Ankara halkıyladır. Biz Ankara halkının tertemiz oylarına talibiz. Siyaset mühendislikleriyle çantadan fil çıkarmaya kimse uğraşmasın. Kirli siyasete alet olanların geçen dönem olduğu gibi ancak elleri kirlenir. Zaten kirlidir iyice kirlenir. Türk bayrağı ile sıkıntısı olmayan, İstiklal Marşı’nı gururla söyleyen, milli takım sevindiği zaman sevinen herkesle beraberiz. Tavrımız nettir. Türk milletiyle, bayrağımızla, İstiklal Marşı’mızla problemi olan hiç kimse bizim yanımıza yaklaşamaz.”

“Ankara’da yaşayan 6 milyon kişinin dertleriyle dertleneceğiz”

Yavaş, seçildikten sonra da tüm Ankara’yı kucaklayacaklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Artık bu seviyesiz siyaseti bırakmalarını istiyorum. Yapacaklarıyla Ankara halkından oy istesinler. Belediyeye gelen hiç kimseye hiçbir şekilde parti kimliği sormuyoruz. Belediyeye gelen hiç kimsenin nüfus cüzdanına bakıp, nerede doğdun, nerelisin diye sormuyoruz. Ne mezhebi, ne soyu, ne rengi bizi ilgilendirmiyor. 6 milyondan para alıyoruz, hepsine eşit hizmet etmek durumundayız. Birisini ayırırsak kul hakkına girmiş oluruz. Nasıl 5 yıl boyunca ayırmadıysak, kim nereye oy vermiş hiçbir şekilde bakmadıysak aynı şekilde insan hayatını, insan sağlığını ilgilendiren, Ankara’da yaşayan 6 milyon kişinin dertleriyle dertleneceğiz.”

Tanıtım programına, CHP’li milletvekilleri, CHP’nin mevcut ilçe belediye başkanları ve adaylarının yanı sıra eski CHP Genel Başkanı ve eski ABB Başkanı Murat Karayalçın da katıldı. Yavaş, programa katılanlarla fotoğraf çektirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/mansur-yavas-ankarada-parti-kimligi-sormuyoruz-yapacaklariyla-oy-istesinler/feed/ 0
Dağ, 8 Mart’ta kadın ve aile projelerini tanıttı https://www.haber28.com.tr/dag-8-martta-kadin-ve-aile-projelerini-tanitti/ https://www.haber28.com.tr/dag-8-martta-kadin-ve-aile-projelerini-tanitti/#respond Sat, 13 Apr 2024 01:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14098 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın ve ailelere yönelik projelerinin lansmaınnı yapan Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, projeleri 5 ana başlık altında sundu. Ulaşımda annelere müjde veren Dağ, “0-7 yaş arası çocuğu olan tüm hanımefendilere ulaşım ücretsiz yapacağız” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, kadın ve ailelere yönelik projelerini ‘Eşsizmir Kadın ve Aile Lansmanı’nda duyurdu. Projelerin duyrulduğu toplantıya AK Parti İzmir Milletvekili ve Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı da katıldı.

“Kadınların hayatını kolaylaştıracağımız projeler hazırladık”

Kadınların hayatını kolaylaştıracak projeleri titizlikle hazırladıklarını söyleyen Hamza Dağ, “Amacımız, İzmir’imizi mutlu, yaşanabilir, konforlu bir şehir kimliğine kavuşturmaktır. Konfordan kastım, hayatın her alanında var olan kadınlarımızın hayatını biraz olsun kolaylaştırabilmektir. Bu amacın, kadınların fikirleri ve dokunuşlarıyla çok daha kolay bir şekilde ulaşılabilir bir amaç olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, eğitimde, istihdamda, sosyal faaliyetlerde, tarımda ve kadının olduğu her yerde İzmir’in eşsiz kadınlarının hayatını kolaylaştıracağımız projeler hazırladık. Bu projelerimizi Kadınlar için eğitim, istihdam ve sosyal çalışmalar, aile, çocuklar için eğitim ve sosyal çalışmalar engelsiz yaşam çalışmaları, yaşlı ve emekliler için sosyal çalışmalar, olmak üzere 5 ana başlıkta topladık” dedi.

“Sizleri yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz”

“Sizler, elinin değdiği her yeri ve işi eşsizleştirebilen birer sanatkarsınız” ifadelerini kullanan Dağ, “Eşsiz İzmir’imize yeni bir hikaye yazmak için çıktığımız bu yolda da sizleri asli yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz. Tarih boyunca kadınların, istediği zaman neler başarabildiğini biliyoruz. İnanıyoruz ki; Kadın isterse, çorak bir araziyi çiçekler sarar. Kadın isterse, olmazlar olur. Kadın isterse, bir milletin, bir memleketin yönü değişir. Sizler, Zübeyde Hanım’ın, Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın, Alev Alatlı’nın mirasını geleceğe taşıyacaklarsınız. Sizler, bulunduğu her ortamda gelişmeyi, güzelliği, sevgiyi temsil edenlersiniz” açıklamasında bulundu.

5 ana başlıkta toplandı

5 ana başlıkta projeleri sıralayan Hamza Dağ, “Projelerini 5 başlık altında toplayan Dağ, “Bu projelerimizi; Kadınlar için eğitim, istihdam ve sosyal çalışmalar, aile, çocuklar için eğitim ve sosyal çalışmalar, engelsiz yaşam çalışmaları, yaşlı ve emekliler için sosyal çalışmalar olmak üzere 5 ana başlıkta topladık” dedi. Büyükşehir olarak önceliklerinin kadın eğitimi ve istihdamı olacağını söyleyen Dağ, “Kadınlar için eğitim, istihdam ve sosyal çalışmaları projelerini açıklayan Dağ, “Kadınlara birçok alanda eğitim fırsatları sunmak, büyükşehir olarak önceliklerimizden biri olacak. Bu kapsamda hangi iş kolunda olursa olsun şehrimizin hanımefendilerine mesleki eğitimler sunarak çalışma hayatlarını kolaylaştıracak, işlerinde daha yetkin hale gelmelerini sağlayacağız. Eğitimlerini yarıda bırakan hanımefendilerin belirli bir alanda uzmanlaşmasını ve bu alanda sertifika almasının önünü açacağız. Sertifika alan hanımların kendi alanlarında iş bulmasına yardımcı olacağız. Büyükşehir olarak belediyemiz ve bağlı kuruluşlarımız bünyesinde, ayrıca anlaşma yaptığımız firmalarda yeni mezun olan hanım kardeşlerimizi, sunacağımız staj programlarıyla iş hayatına hazırlayacağız. Kadın girişimcilerimize pozitif ayrımcılık yaparak kent genelinde oluşturacağımız “teknopark ve kuluçka merkezlerinde” minimum yüzde 30 kullanım payı ve kontenjan ayıracağız. Açacağımız El Emeği Kooperatifleri ile hanımefendilere el sanatları eğitimleri almasını sağlayacağız” sözlerine yer verdi.

‘Anne İzmirim Kart’ sayesinde ulaşım ücretsiz

0-7 yaş arası çocuk annelerine ücretsiz ulaşım müjdesi veren Hamza Dağ, “0-7 yaş arası çocuğu olan tüm hanımefendilere ulaşım ücretsiz yapacağız. Mevcutta sadece ulaşım kartı olarak kullanılan İzmirim Kart’ı İzmirlilere hayatın her alanında kullanabileceği yeni nesil ödeme yöntemi haline getireceğiz. İzmirim Kart artık ulaşımdan sosyal yardımlara, alışverişten eğitim takibine; çocukların, gençlerin, kadınların, annelerin, emeklilerin, özel ihtiyaçlıların günlük yaşamının vazgeçilmezi olacak. “Anne İzmirim Kart” sayesinde kadınlarımız, kamu kurumlarımızın sosyal imkanları ve özel sektörün sunduğu hizmetlere, özel avantajlarla ulaşabilecek, evlatlarının eğitim ve seyahat takiplerini yapabilecek. Mobil uygulama üzerinden belediyemize taleplerini doğrudan iletebilecek, sunmuş olduğumuz sosyal imkanlara bu kart üzerinden başvuru yapabilecek” diye konuştu.

Çocuklara ‘Olimpiyat Köyü’ projesi

Çocuk Olimpiyat Köyü Projesi hakkında bilgiler veren de anlatan Dağ, “Her biri olimpiyat şampiyonu adayı olan çocuklarımız için hayata geçireceğimiz ‘Çocuk Olimpiyat Köyü Projesi’yle evlatlarımızın hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerine katkıda bulunacağız. Gelecek nesillerimizin tarıma olan ilgisini artırmak için ‘Çocuk Tarım Köyü’ projesini hayata geçireceğiz. Bu projeyle çocuklarımıza tarımın temel prensiplerini öğretecek ve doğayla iç içe olmanın önemini anlatacağız. Ailelerimiz doğanın içinde, toprağın değerini ve gıdanın nasıl üretildiğini çocuklarımıza öğretebilecek. Her ilçemizde tam kapsamlı spor tesisleri inşa edeceğiz. Bu tesislerde, farklı branşlarda profesyonel spor alanları olacak. Her ilçemize en az bir tane olimpik yüzme havuz tesisini kazandıracağız. Bunun yanında halı saha ve basketbol sahası olmayan mahallemiz kalmayacak. Her ilçemizde sanat merkezi kuracak, en küçük yaştan başlamak üzere evlatlarımıza sanatla iç içe bir yaşam sunacağız. Çocuklarımızın bu sanat merkezlerinde aldıkları kurs sonrasında, yine bu alandaki gelişimlerini arttırmak amacıyla şehrimizin 3 farklı noktasında sanat akademileri kuracağız. Oyun parklarımızı alışılmışın dışına taşıyacak, teknolojiyle entegre ederek modern oyun parkları inşa edeceğiz” dedi.

Engelsiz yaşam çalışmaları

Engelsiz yaşam çalışmaları kapsamında

rehabilitasyon merkezlerini İzmir’in birçok yerinde hayata geçireceklerini belirten Hamza Dağ, “”Dezavantajlı vatandaşlarımızın hayatlarını kolaylaştıracak, sosyal hayata adaptasyonlarını güçlendirecek rehabilitasyon merkezlerimizi İzmir’in birçok yerinde hayata geçireceğiz. Bu merkezlerimizin her yıl sayılarını artıracağız. Ailesinde özel ihtiyaçlı bir ferdi bulunan vatandaşlarımızın seyahat etme, acil durum gibi nedenlerle bunları emanet edecekleri, benim de çok önemsediğim “Mola Evleri” kuracağız. Ailesinde özel ihtiyacı olan bireylerin hayatını bir nebze de olsa rahatlatmak istiyoruz. Özel ihtiyaçlı vatandaşlarımızın hareket kabiliyetlerini artırabilmek, fiziksel ve ruhsal anlamda kendilerini daha iyi hissedebilmelerini sağlamak için “Yaşam Becerileri Geliştirme Köyü” projemizi bir an evvel başlatacağız. özel ihtiyaçlı bireylerimiz için bu köy bir sosyalleşme alanı olacak” açıklamasında bulundu.

“Özel İzmirim Kart ile yüzde 70 indirim”

Özel İzmirim Kart uygulamasını hayata geçireceklerini söyleyen Dağ, “Hanesinde özel ihtiyaçlı birey bulunan ailelerimize, sosyal tesislerimizde “Özel İzmirim Kart” ile yüzde 70 indirim yapacağız. özel ihtiyaçlı vatandaşlarımıza ve birinci derece ailelerine sosyal tesislerimizde bir hafta ücretsiz tatil imkanı sağlayacağız. Bakıma muhtaç ve yeterli imkana sahip olmayan dezavantajlı hemşehrilerimize evde bakım ve temizlik hizmeti, hasta nakil desteği, hasta yatağı ve medikal malzeme takviyesi sağlayacağız” açıklamalarına yer verdi.

Emeklilerin Sosyal İzmirim Kartlarına 10 bin lira

Dezavantajlı emeklilere yılda bir kez olmak üzere Sosyal İzmirim Kartlarına 10 bin lira yükleme yapacaklarını söyleyen Dağ, “Yaşlılarımızın sosyalleşmeleri ve yeni yerler keşfedebilmeleri amacıyla yıl boyunca İstanbul, Ankara, Çanakkale gibi illerimiz başta olmak üzere cennet vatanımızın her köşesine turlar ve sosyal geziler düzenleyeceğiz. Dezavantajlı emeklilerimize yılda bir kez Sosyal İzmirim Kartlarına 10 bin lira yükleme yapacağız. Sosyo-ekonomik dezavantajı bulunan Sosyal İzmirim Kart sahibi emeklilerimizin hane başı tükettikleri doğalgazın 50 metreküplük kısmını ücretsiz olarak karşılayacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak kıymetli büyüklerimize ücretsiz evde sağlık ve bakım hizmeti sunacağız” dedi.

10 bin lira ila 100 bin lira aralığında can suyu

Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı ise, 1 Nisan’dan itibaren kadınları her alanda olduğu gibi belediye hizmetleri konusunda da desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Kendi işletmesini kurmak isteyen veya küçük işletmelerin büyümesini teşvik etmek için gerekli destekleri vereceklerini kaydeden Bölünmez Çankırı, “1 Nisan itibarıyla girişimci kadınlara 10 bin ila100 bin liraaralığında can suyu niteliğindeki hibeyi Konak Belediyesi olarak biz vereceğiz” dedi. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/dag-8-martta-kadin-ve-aile-projelerini-tanitti/feed/ 0
Başkan Başdeğirmen: “15 yılda yapılamayanı 2,5 yılda yaptık” https://www.haber28.com.tr/baskan-basdegirmen-15-yilda-yapilamayani-25-yilda-yaptik/ https://www.haber28.com.tr/baskan-basdegirmen-15-yilda-yapilamayani-25-yilda-yaptik/#respond Tue, 09 Apr 2024 01:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13571 Isparta Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, Ayazmana Mahallesi’nde bazı sitelerin sakinleriyle bir araya geldi. Başkan Başdeğirmen, göreve geldikten sonra pandemi salgını yaşandığını hatırlatarak, “15 yılda yapılamayanı 2,5 yılda yaptık. Önümüzde size sunabileceğimiz hizmetler var” dedi.

Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, esnaf ve vatandaşlarla buluşmaya devam ediyor. Başkan Başdeğirmen, Ayazmana Mahallesi’ndeki bazı site sakinlerinin misafiri oldu, yaptıkları proje ve yatırımları anlattı, yeni dönem projelerine ilişkin bilgi verdi. Ayazmana Sosyal Tesisler’de gerçekleşen buluşmada Başkan Başdeğirmen, meşalelerle coşkulu bir şekilde karşılandı. Site sakinlerinin oldukça yoğun ilgi gösterdiği Başkan Başdeğirmen, vatandaşlarla sohbet ederek sorularını yanıtladı.

Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, kendilerini coşkulu şekilde karşılayan kalabalığa teşekkür etti. Başkan Başdeğirmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde bakanlar, milletvekilleri, AK Parti il teşkilatı ve belediye meclis üyelerinin destekleriyle şehre güzel hizmetler kazandırdıklarını söyledi. Herkesin “15 yılda yapılamayanı 5 yılda yaptınız” dediğini aktaran Başkan Başdeğirmen, “15 yılda yapılamayanı 2,5 yılda yaptık. Yeni dönem geldi. Yeni 5 yıllık dönemin başlangıcı. Önümüzde size sunabileceğimiz hizmetler var. Kendisini ispat etmiş bir belediye başkanı olarak sizlere daha güzel hizmetler getirebilmek için çalışıyoruz. Biz belediye başkanını neden seçiyoruz? Belediye başkanını gönüllere dokunsun diye seçiyoruz. Önemli olan belediye başkanının ihtiyaç sahibi olanların, hastası, engellisi, yaşlısı, çocuğu her şeyiyle vatandaşının yanında olmasıdır. Biz gönül belediyeciliği yapıyoruz. Gönül belediyeciliği içerisinde 105 yanan, çatısında branda olan, penceresinde karton çakılı evleri yaptık. Sadece şehir merkezinde değil Şarkikaraağaç’ın ve diğer ilçelerin en ücra köylerine kadar gittik. Evi olmayana ev, yolu olmayana yol yaptık. Bizden önceki dönemde 35 tane akülü engelli aracı verilmiş. Biz 2,5 yıl içerisinde 363 tane engelli aracı vermişiz. Engelleri kaldırdık. Evdeki hastalara kumandalı yatak gönderiyoruz. Yaşlılarımızın evlerini temizleyen ekibimiz var. Yaşlı ve engellilerimizin kişisel bakımlarını yapıyoruz. Yaklaşık bin eve sıcak her gün sıcak yemek bırakıyoruz. Kurban Bayramı’nda kurbanını alan ancak kestiremeyen engelli ve yaşlılarımızın kurbanlarını kesip, teslim ediyoruz” dedi.

Şehir merkezinde bulunan 136 caminin 105 tanesinin tuvaletlerini yeniden yaptıklarına değinen Başkan Başdeğirmen, “Çarşıdaki tuvaletler kullanılabiliyor muydu? Bizden önce neden yapılmadı, ihtiyaç değil miydi? Çarşıda tuvaletlere kokudan girilmiyordu ayrıca ücret ödeniyordu. Bir arkadaşım İstanbul’dan fotoğraf gönderdi tuvaletin kapısına 15 lira yazmışlar. Bizde ücretsiz” şeklinde konuştu.

Başkan Başdeğirmen, yıllardır 65 yaş ve üstü vatandaşların halk otobüslerinden ücretsiz yararlandığını, Halk Otobüsleri Kooperatifinin ülke genelinde ücretsiz taşıma kararını değiştirdiğini bu konuda Isparta Belediyesi olarak devreye girdiklerini ve yeniden ücretsiz taşıma yapılmasını sağladıklarını bildirdi. Başkan Başdeğirmen, “Biz gönüllere girmek için geldik. Onun dışında belediyenin rutin hizmetleri yapılıyor. Cenazesi olup da farklı illere göndermek isteyenlerin cenazelerini ücretsiz olarak götürüyoruz. Çok uzak yerlere uçakla gönderiyoruz. 400 kilometreye kadar olan yerlere araçla götürüyoruz. Cenaze Isparta’da ise tüm hizmeti veriyoruz. Hastamız var Ankara’ya tedaviye gidilmesi gerekiyor. Onu da biz götürüyoruz. Göreve geldiğimizde 1 ambulansımız vardı, şimdi 5 ambulansımız var. Göreve geldiğimizde sağlık biriminin 9 çalışanı vardı, şimdi 39 çalışanı var. Göreve geldiğimize 150 metrekare yerde küçük hizmetler yapılıyordu, şimdi 1150 metrekare yerde sağlık ocağı belgesini almış, bir doktorumuzla beraber ekibimizle sağlık sorunlarınızla ilgileniyoruz. Rabbim devletimize zeval vermesin. Devletimiz güçlü bir devlet. Devletimizin imkanlarını köprü vazifesi görerek sizlere iletiyoruz” görüşlerinde bulundu. – ISPARTA

]]>
https://www.haber28.com.tr/baskan-basdegirmen-15-yilda-yapilamayani-25-yilda-yaptik/feed/ 0
Türkiye nüfusunun yüzde 49,9’u kadınlarda oluşuyor https://www.haber28.com.tr/turkiye-nufusunun-yuzde-499u-kadinlarda-olusuyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-nufusunun-yuzde-499u-kadinlarda-olusuyor/#respond Fri, 05 Apr 2024 00:48:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13034 Toplam nüfusun yüzde 49,9’unu kadınlar, yüzde 50,1’ini ise erkekler oluşturdu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılına ait istatistiklerle kadın verisini açıkladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 42 milyon 638 bin 306 kişi, erkek nüfus 42 milyon 734 bin 71 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun yüzde 49,9’unu kadınlar, yüzde 50,1’ini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 52,1 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 70,2 oldu.

Kadınların erkeklerden 5,5 yıl daha uzun yaşadığı görüldü

Hayat Tabloları sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi 2020-2022 döneminde Türkiye geneli için 77,5 yıl iken kadınlarda 80,3 yıl, erkeklerde 74,8 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,5 yıl olduğu görüldü.

Doğuşta sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 57,0 yıl oldu

Hayat Tabloları sonuçlarına göre, belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2020-2022 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 58,4 yıl iken kadınlarda 57,0 yıl, erkeklerde 59,7 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,7 yıl daha uzun olduğu görüldü.

Kadınlarda obezite oranı yüzde 23,6 oldu

Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde, 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 20,2’sinin obez, yüzde 35,6’sının ise obez öncesi durumda olduğu görüldü. Obez bireylerin oranı cinsiyete göre incelendiğinde, kadınların yüzde 23,6’sının obez ve yüzde 30,9’unun obez öncesi durumda, erkeklerin yüzde 16,8’inin obez ve yüzde 40,4’ünün obez öncesi durumda olduğu görüldü.

Ortalama eğitim süresi kadınlarda 8,5 yıl oldu

Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2022 yılında Türkiye genelinde 9,2 yıl, kadınlarda 8,5 yıl, erkeklerde 10,0 yıl oldu.

En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 86,7 oldu

Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2022 yılları arasında arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2022 yılında yüzde 91,3 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 86,7, erkeklerde ise yüzde 96,1 oldu.

Yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 21,6 oldu

Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2022 yılında yüzde 23,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 21,6, erkeklerde ise yüzde 25,5 oldu.

Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 68,8 oldu

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 53,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 35,1, erkeklerde ise yüzde 71,4 oldu.

İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 13,9, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,1, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 36,1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,0 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,8 oldu.

Kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 30,4, erkeklerde ise yüzde 65,0 oldu.

En yüksek istihdam oranı yüzde 54,1 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 33,8 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 37,4 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 18,2 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,8 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 50,8 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti.

Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 16,1 oldu

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2022 yılında yüzde 9,8 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 16,1, erkeklerde ise yüzde 6,7 oldu.

Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 28,0 oldu

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2022 yılında yüzde 60,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2022 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 28,0, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,5 olduğu görüldü.

Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti

Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanmaktadır. Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise, en yüksek fark yüzde 19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.

Kadın büyükelçi oranı yüzde 27,3 oldu

Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde 11,9 iken 2023 yılında yüzde 27,3 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2011 yılında yüzde 88,1 iken 2023 yılında yüzde 72,7 oldu.

Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 oldu

Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2023 yıl sonu itibarıyla 599 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 119, erkek milletvekili sayısının ise 480 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında yüzde 9,1 iken, 2023 yılında yüzde 19,9 oldu.

Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 33,9 oldu

Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 33,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 40,8 oldu.

Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı yüzde 19,6 oldu

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre şirketlerde üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2022 yılında yüzde 19,6 oldu.

Kadın Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) personelinin oranı yüzde 34,1 oldu

Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır.

Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2022 yılında 93 bin 41 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının yüzde 34,1’ini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,5, kar amacı olmayan kuruluşların da dahil edildiği genel devlette yüzde 31,0, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 27,3 oldu.

Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,7 oldu

Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2023 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,7 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,3 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,0 yaş, erkeklerde 32,7 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 22,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,2 yaş ile Şanlıurfa oldu.

Kadınların yüzde 16,2’sinin eğitim seviyelerinin eşlerinden daha yüksek olduğu görüldü

ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2022 yılında kadınların yüzde 38,9’unun kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 16,2, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 42,8 olduğu görüldü.

Kesinleşen boşanma davaları sonucu annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 oldu

Boşanma İstatistiklerine göre 2023 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,1 oldu.

İnternet kullanan kadınların oranı yüzde 83,3 oldu

Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerin İnternet kullanım oranı yüzde 87,1 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 83,3 iken erkeklerde yüzde 90,9 oldu.

Kadınların yüzde 27,4’ü yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvensiz hissetti

Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında, yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı yüzde 18,9 iken bu oran kadınlarda yüzde 27,4, erkeklerde yüzde 10,2 oldu. Kadınların yüzde 56,3’ü, erkeklerin ise yüzde 75,8’i yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetti.

Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2023 yılında yüzde 4,6 iken bu oran kadınlarda yüzde 6,3, erkeklerde yüzde 2,7 oldu. Kadınların yüzde 83,4’ü, erkeklerin ise yüzde 90,8’i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-nufusunun-yuzde-499u-kadinlarda-olusuyor/feed/ 0
Türkiye’de Kadın Milletvekillerinin Oranı Artarken, Kadın Büyükelçilerin Oranı da Yükseldi https://www.haber28.com.tr/turkiyede-kadin-milletvekillerinin-orani-artarken-kadin-buyukelcilerin-orani-da-yukseldi/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-kadin-milletvekillerinin-orani-artarken-kadin-buyukelcilerin-orani-da-yukseldi/#respond Thu, 04 Apr 2024 23:24:39 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13016 Türkiye’de parlamentoda görev yapan kadın milletvekillerinin oranı 2023 yılı itibarıyla yüzde 19,9 olarak kaydedilirken, ülkeyi dünyanın dört bir yanında temsil eden kadın büyükelçilerin oranı yüzde 27,3’e ulaştı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “İstatistiklerle Kadın, 2023” çalışmasının sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008’de yüzde 9,1 iken 2022’de yüzde 23,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008’de yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2022’de kadınlarda yüzde 21,6, erkeklerde ise yüzde 25,5 seviyesine yükseldi.

Yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 68,8 oldu. 2022’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun iş gücüne katılma oranının yüzde 53,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 35,1, erkeklerde ise yüzde 71,4 olarak kayıtlara geçti.

İş gücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne daha fazla katıldıkları görüldü.

Okuryazar olmayan kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 13,9, lise altı eğitimli kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 27,1, lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 36,1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 43 iken, yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 68,8 oldu.

Kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü. 2022’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 30,4, erkeklerde ise yüzde 65 olarak kayıtlara geçti.

En yüksek istihdam oranı yüzde 54,1 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 33,8 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti.

En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 37,4 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 18,2 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde görüldü. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,8 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 50,8 Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gözlendi.

Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 16,1 olarak belirlendi. Yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2022’de yüzde 9,8 olduğu belirlendi. Bu oran kadınlarda yüzde 16,1, erkeklerde ise yüzde 6,7 olarak kayıtlara geçti.

Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı 2014’te yüzde 59,8 iken 2022’de yüzde 60,5’e çıktı. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2022’de hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 28, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,5 olduğu tespit edildi.

Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti. Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanıyor.

Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise en yüksek fark yüzde 19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda görüldü.

Kadın büyükelçi oranı yüzde 27,3 oldu

Kadın büyükelçi oranı 2011’de yüzde 11,9 iken 2023’te yüzde 27,3’e yükseldi. Erkek büyükelçi oranı ise 2011’de yüzde 88,1 iken 2023’te yüzde 72,7 oldu.

Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 olarak belirlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2023 sonu itibarıyla 599 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 119, erkek milletvekili sayısının ise 480 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007’de yüzde 9,1 iken, 2023’te yüzde 19,9’a yükseldi.

Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 33,9 olarak belirlendi. Yükseköğretim İstatistikleri’ne göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 33,9 olarak belirlendi.

Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 40,8 olarak kayıtlara geçti.

Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012’de yüzde 14,4 iken 2022’de yüzde 19,6’a çıktı.

Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) cinsinden kadın AR-GE personel sayısı, 2022’de 93 bin 41 kişi ile toplam AR-GE personel sayısının yüzde 34,1’ini oluşturdu.

Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın AR-GE personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,5, kar amacı olmayan kuruluşların da dahil edildiği genel devlette yüzde 31, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 27,3 oldu.

Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,7 olarak belirlendi

Evlenme İstatistiklerine göre, resmi olarak ilk evliliğini 2023’te yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,7 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,3 olarak tespit edildi.

Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29 yaş, erkeklerde 32,7 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 22,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,2 yaş ile Şanlıurfa olarak kayıtlara geçti.

Resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2022 yılında kadınların yüzde 38,9’unun kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 16,2, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranını ise yüzde 42,8 olarak kayıtlara geçti.

Boşanma İstatistikleri’ne göre, 2023’te kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,1 oldu.

İnternet kullanan kadınların oranı yüzde 83,3

2023’te 16-74 yaş grubundaki bireylerin internet kullanım oranı yüzde 87,1 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 83,3 iken erkeklerde yüzde 90,9 olarak kayıtlara geçti.

Geçen yıl yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı yüzde 18,9 iken bu oran kadınlarda yüzde 27,4, erkeklerde yüzde 10,2 olarak kayıtlara geçti. Kadınların yüzde 56,3’ü, erkeklerin ise yüzde 75,8’i yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetti.

Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2023’te yüzde 4,6 iken bu oran kadınlarda yüzde 6,3, erkeklerde yüzde 2,7 olarak belirlendi. Kadınların yüzde 83,4’ü, erkeklerin ise yüzde 90,8’i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetti.

(Bitti)

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyede-kadin-milletvekillerinin-orani-artarken-kadin-buyukelcilerin-orani-da-yukseldi/feed/ 0
Batı Akdeniz İhracatı Şubat Ayında Geriledi https://www.haber28.com.tr/bati-akdeniz-ihracati-subat-ayinda-geriledi/ https://www.haber28.com.tr/bati-akdeniz-ihracati-subat-ayinda-geriledi/#respond Tue, 02 Apr 2024 01:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12623 Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Antalya, Burdur ve Isparta illerinden şubat ayında, geçen yılın şubat ayına kıyasla yüzde 3,91 oranında gerileme ile 204 milyon 967 bin 707 dolar ihracat gerçekleştiğini belirterek, “Batı Akdeniz’den 2 ayda gerçekleşen ihracat, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1 oranında gerileme ile 422 milyon 733 bin 182 dolar oldu” dedi.

İhracat verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan BAİB Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, şubat ayında yaş meyve sebze sektörünün ihracatında kayıp yaşanırken, diğer sektörlerin ihracatını artırma başarısını gösterdiğini kaydetti.

Özellikle iklimlendirme sektörü ihracatını 3,7 milyon dolardan 8 milyon dolara çıkartarak, yüzde yüzün üzerinde bir artış kaydettiğini dile getiren Çavuşoğlu, “Ağaç mamulleri ve orman ürünleri ile kimyevi maddeler ve mamulleri yüzde 10’un üzerinde ihracat artışı gerçekleştirdi. İlk beş sektörün dışında yer alan diğer sektörlerimizin toplam ihracatı da artış gösterdi.

Şubat ayında bölgemiz açısından büyük önem taşıyan Rusya ve Almanya pazarımızda kayıplar yaşandı. Bölgemiz açısından büyük önem taşıyan bir diğer pazarımız olan Çin pazarı bu defa listeye giremedi. Şubat ayında Antalya, Burdur ve Isparta illerinden bin 111 firmamız 127 ülke ve bölgeye ürünlerimizi gönderdi” ifadelerine yer verdi.

İklimlendirme sektöründeki yükseliş

Yılın iki ayında gerçekleşen toplam ihracata bakıldığında yaş meyve sebze sektörünün gerilediğinin görüldüğüne değinen Çavuşoğlu, “Öte yandan doğal taş ağırlıklı maden ve metaller, ağaç ve orman ürünleri sektörlerimizin ihracatlarındaki artış ise yüzde 20’ye yaklaştı. Listede yer almayan iklimlendirme sektörü ihracatını yüzde 50’ye yaklaşan artışla 8,7 milyon dolardan 13 milyon dolara yükseltti. Su ürünleri sektörümüz ise 2,7 milyon dolardan 6,8 milyon dolara yükselterek, yüzde 154’lük bir artışa imza attı. Bölgemizden en fazla ihracat gerçekleştirilen ilk 5 ülke listesinde rakamlar burukluk oluştursa da listenin geri kalanındaki ülkelerde yaşanan gelişmeler gelecek adına umut verdi. Özellikle 6. sırada yer alan ABD’ye gerçekleşen ihracat yüzde 52,2 oranında artışla 13 milyon dolardan 19,9 milyon dolara yükseldi. 8. sırada bulunan Bulgaristan’da ise ihracat yüzde 31 oranında artışla 12,4 milyon dolardan 16,3 milyon dolara, 13.sırada bulunan İran’da ise ihracat yüzde 234,2 oranında artışla 2,6 milyon dolardan 8,7 milyon dolara, 10. sıradaki Türkmenistan’da ise ihracatımız yüzde yüz 192,5 oranında artışla 2,5 milyon dolardan 7,5 milyon dolara yükseldi” diye konuştu.

Uygun fiyat etkisi

İhracatın bu ay gerileme yaşadığı Almanya ve Rusya pazarına bakıldığında, yapısal sorunların karşılarına çıktığını aktaran Çavuşoğlu, ” İspanya’da üretilen ürünlerin bizden daha uygun fiyatlı olması, Fas, Mısır, Tunus gibi ülkelerinin bize karşı fiyat avantajının olması, Almanya ve Avrupa özelinde bu dönemde sorun yaşamamıza neden oldu. Rusya’da yaşanan gerilemenin ise tahsilat sorununun yanı sıra yaş sebze meyve ürünlerinde İran’ın da üretim yapması ve maliyetlerin bizden düşük olması, İran, Azerbaycan ve Özbekistan’da üretimin artması ve bu ülkelerden Rusya’ya nakliye bize göre avantajlı hale geldi. Öte yandan Bulgaristan sınır kapılarında uzun süredir yaşanan sorunlar kontrat iptallerine neden oldu ve Batı Akdeniz’in Avrupa’ya olan ihracatını olumsuz etkiledi. BAİB olarak bölge ihracatını artırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz ve yıl sonu hedeflerimizi yakalayacağız” açıklamalarında bulundu. – ANTALYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/bati-akdeniz-ihracati-subat-ayinda-geriledi/feed/ 0
TÜİK Araştırmasına Göre Fertlerin Kişisel İlişkileri ve Sosyal Aktiviteleri https://www.haber28.com.tr/tuik-arastirmasina-gore-fertlerin-kisisel-iliskileri-ve-sosyal-aktiviteleri/ https://www.haber28.com.tr/tuik-arastirmasina-gore-fertlerin-kisisel-iliskileri-ve-sosyal-aktiviteleri/#respond Sun, 31 Mar 2024 04:00:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12370 TÜİK yaptığı araştırmada, fertler en çok tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden memnun olduğunu, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i sinemaya ilgisiz olduğunu ve Arkadaş veya akrabalarla gerek yüz yüze gerekse uzaktan hiç görüşmeyenlerin ekseriyeti yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oluşturduğunu açıkladı.

Fertlerin yaşadığı hanehalkının mevcut finansal durumundan; zaman geçirdikleri aile, arkadaş, komşu, iş arkadaşı gibi tanıdığı insanlarla olan kişisel ilişkilerinden; hobileri, boş zaman uğraşları, iş dışındaki aktiviteleri gibi yapmaktan hoşlandığı faaliyetler için ayırabildiği zamandan memnuniyet yüzdesi belirlenirken hiç memnun olmayanlar için ‘0’, çok memnun olanlar için ‘100’ alınarak ortalama bir değer hesaplandı.

Fertler için hanehalkının finansal durumundan memnuniyet ortalaması yüzde 46,9 iken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerde bu değer yüzde 36,9 oldu. Kişisel ilişkilerdeki ortalama memnuniyet yüzdesi tüm fertlerde yüzde 65,2, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski olanlarda yüzde 60,2 olarak hesaplandı. Bütün fertler için boş zaman faaliyetlerine ayrılan zamandan ortalama memnuniyet yüzde 47,4, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerde ise yüzde 42,0 oldu.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i sinemaya ilgisiz

Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri fertlerin yüzde 85,3’ü sinemaya, yüzde 93,7’si canlı gösteriye, yüzde 92,0’ı kültürel alanlara ve yüzde 94,9’u canlı spor etkinliğine gitmedi. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olmayan fertlerin yüzde 50,1’i ilgilerinin olmamasını sinemaya gitmeme nedeni olarak seçti.

Sinemaya gitmeyen bütün fertlerin yüzde 11,0’ı, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların ise yüzde 23,5’i maddi yetersizlik nedeni ile gitmediğini belirtti. Canlı gösteriye gitmeyenlerden maddi yetersizliği seçenlerin oranı yüzde 10,4 iken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlardan maddi yetersizliği nedenli gidemeyenlerin oranı yüzde 21,9 oldu. Kültürel alanları ziyaret edemeyenlerin yüzde 10,3’ü maddi yetersizlik nedenini seçerken bu oran yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlarda yüzde 21,3 hesaplandı.

Canlı spor etkinliklerine katılmayanların yüzde 7,9’u maddi yetersizliği katılmama nedeni olarak belirtirken yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların yüzde 17,0’ı için canlı spor etkinliğine katılmama nedeni maddi yetersizlik oldu. Bütün sosyal ve kültürel etkinliklere katılmama nedeni olarak gelir durumundan bağımsız olarak en çok ‘İlginin olmaması” nedeni seçildi.

Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri fertlerin yüzde 69,0’ının hiç kitap okumadığı, yüzde 31,0’ının ise en az bir kitap okuduğu görüldü. Yaş gruplarına göre kitap okuma oranlarına bakıldığında son 12 ay içerisinde okul kitapları dışında en çok kitap okuyan yaş grubu yüzde 50,9 ile 15-24 yaş aralığı oldu. En az kitap okuma oranı ise yüzde 14,1 ile 65 yaş ve üstü fertlerde hesaplandı.

Arkadaş veya akrabalarla hiç görüşmeyenlerin ekseriyeti yoksulluk riski altında

Arkadaş veya akrabalarla gerek yüz yüze gerekse uzaktan hiç görüşmeyenlerin ekseriyetini yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlar oluşturdu.

Fertlerin yakınları ile evde veya başka bir yerde arkadaşlarıyla vakit geçirme, karşılıklı konuşma veya aktivite yapma (bir araya gelme) sıklığı incelendiğinde yüzde 28,7’sinin akrabalarla, yüzde 37,3’ünün de arkadaşlarla her hafta görüştüğü belirlendi. Fertlerin akrabaları ile telefon, SMS, internet aracılığıyla (yüz yüze olmayan) görüşme sıklığı en çok olan seçenek yüzde 40,9 ile her hafta olurken arkadaşlarla ise yine her hafta yüzde 44,3 ile en yüksek görüşme sıklığı oranı oldu. – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber28.com.tr/tuik-arastirmasina-gore-fertlerin-kisisel-iliskileri-ve-sosyal-aktiviteleri/feed/ 0
İşitme kaybı yaşayan insanlar evde oturmayı tercih ediyor https://www.haber28.com.tr/isitme-kaybi-yasayan-insanlar-evde-oturmayi-tercih-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/isitme-kaybi-yasayan-insanlar-evde-oturmayi-tercih-ediyor/#respond Fri, 29 Mar 2024 08:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12125 Uzmanlar, işitme kaybı yaşayan insanların sohbet ederken söylenenleri anlamadıkları için farklı şekilde yargılanma riskine düşmemek adına evde oturmayı tercih ettiklerini, bu yalnızlığın da demans ve Alzheimer sürecini hızlandırdığını belirtiyor.

“3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü” kapsamında Harbiye Askeri Müzesi’nde 4. İşitme Teknolojileri Sempozyumu düzenlendi.

Sempozyumda AA muhabirine açıklamada bulunan Koç Üniversitesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Ana Bilim Dalı Odyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Ataş, Türkiye’de yetişkinlerde meydana gelen işitme kaybının en büyük etmeninin gürültü olduğunu, yaşa bağlı işitme kaybının da 60’lı yaşlarda meydana geldiğini söyledi.

Ataş, yapılan bilimsel çalışmalarda 65 yaş üstü nüfusun yüzde 50’sinde işitme kaybı olduğunu ve işitme kaybıyla demans ve Alzheimer arasında yakın bir ilişki bulunduğunu dile getirdi.

İşitme kaybıyla birlikte zaman içerisinde konuşmayı anlamakta problemler başladığını söyleyen Ataş,” Gürültülü bir ortama, bir arkadaş çevresinde aynı anda birkaç kişinin konuştuğu ortama girdiğinde söylenenleri yanlış anlamaya başlıyor. Birkaç defa tekrar ettiğinde diğer insanların tepkisine maruz kalıyor. Konuyla alakasız bir soruyla karşılaşıldığında insanlar, ‘Ne diyor bu?’ diye yaklaşım sergiliyorlar.” dedi.

Ataş, işitme kaybı yaşayan insanların bu yaklaşım nedeniyle diğer insanlara sorular sormamaya karar verdiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bir sonraki toplantıda konuşmalara, sohbete katılmama eğilimi başlıyor, zaman içerisinde bu eğilim evde oturmaya dönüyor. Bu da maalesef insanı olağanüstü bir yalnızlaşmaya itiyor. İnsanlar sohbet ederken söylenenleri anlamadığı için farklı şekilde yargılanma riskine düşmemek adına evde oturmayı tercih etmeye başlıyor. Bu yalnızlık da maalesef demans ve Alzheimer sürecini olağanüstü şekilde hızlandıran bir süreç.”

“Hafif derecede kayba da işitme cihazı kullandırmaya çalışıyoruz”

İşitme kaybının demans ve Alzheimer üzerindeki etkilerinin bu kadar güçlü olduğunun son 10 yıldır bilindiğini dile getiren Ataş, “20 yıl önce, ‘Gündelik yaşamınızı etkilemeye başladığı zaman gelin, cihaza başlayalım’. derdik. Fakat son 10 yıldır işitme kaybını çok hafif derecede olsa görür görmez işitme cihazı kullandırmaya çalışıyoruz. Çünkü işitme kaybı hafif derecede bile olsa üzerinden zaman geçtikçe konuşmayı anlama becerisini olumsuz etkiliyor.” diye konuştu.

Ataş, yeni doğan çocuklarda da ülkede yaklaşık 15-16 yıldır işitme testi yapıldığını, bu konuda Sağlık Bakanlığının olağanüstü güzel bir çalışma yürüttüğünü, dünyadaki gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşıldığını, Türkiye’de her yıl doğan yaklaşık 2-3 bin çocuğun tanılamasının bu testlerle mümkün olduğunu aktardı.

Tedavi için kritik yaş: 2

Ataş, amaçlarının, çocukları ilkokula başladığında normal işiten, kendilerini ifade edebilen, konuşabilen insanlar haline getirmek olduğunu vurgulayarak, çocuklarda erken teşhisin önemini şu sözlerle anlattı:

“Doğuştan işitme kayıplarında maksimum 2 yaş mümkün olduğu kadar. Hedefimiz, 1 yaşına kadar bunu yakalamak, taramanın mantığı buna dayanıyor. Ama 2 yaşına kadar yakaladığımızda çocuğu, işitme cihazına ihtiyacı varsa uyguluyoruz, implant gerekiyorsa o uygulanıyor. Amacımız, bir an önce henüz beyninde miyelinizasyon dediğimiz sinirlerin gelişimi tam oluşmadan erken dönemde yakalayıp o gelişime ulaşabilmek.”

“Koklear implant ile yüzde 99’un üzerinde bir başarı elde ediyoruz”

İleri düzey işitme kayıplarında implantın başarı oranına da dikkat çeken Ataş, “Bunun için radyolojik, odyolojik değerlendirmeler yapıyoruz. İç kulak yapısı, sinir yapısı koklear implant uygulamaya uygunsa çocuğun zihinsel performansı gibi diğer etmenleri de, nörolojik etkilenmesi var mı yok mu bunları da göz önünde bulunduruyoruz. Koklear implant yapılmasında herhangi bir sakınca olmaz ve uygularsak genelde yüzde 99’un üzerinde bir başarı elde ediyoruz.” dedi.

İşitme Cihazı İthalatçıları Derneği (İŞİTDER) Başkanı Ersin Oray da işitme sorunlarına farkındalık oluşturmak için belirlenen önemli günde sempozyumu düzenlemekten mutluluk duyduklarını söyledi.

Oray, amaçlarının, işitme sağlığının önemini tüm vatandaşlara duyurabilmek olduğunu, işitme bozukluklarının dünyada 1,5 milyardan fazla insanı etkilediğini, ülkede de yaklaşık 15 milyon kişinin bu sorunları yaşadığını düşündüklerini ifade etti.

İşitme kaybı yaşayan insanlara bir an önce ulaşmaları gerektiğini vurgulayan Oray, “Çünkü işitmenin kaybedilmesi, özellikle ileriki yaşlarda demans ve Alzheimer gibi birtakım sonuçlar doğurabiliyor. Bunların giderilmesi açısından bir an önce işitme sağlığımızı ölçtürmemiz gerekiyor. Gerekli önlemleri alıp işitme aletlerini, işitme implantlarını kullanmamız gerekiyor. Bu anlamda Türkiye’de işitme cihazı ve işitme implantı kullanan insanların sayısının şu anda olması gerektiğinden çok daha az olduğunu düşünüyoruz. Halkımızı bu konuda bilinçlendirmek için bu önemli günde böyle bir sempozyum düzenledik.” ifadelerini kullandı.

Oray, yetişkinlerde işitme kaybının, doğal yaşlanmanın dışında, gürültülü ortamlarda fazla kalma, yüksek sesle müzik dinleme gibi durumlardan kaynaklandığını söyledi.

“İşitme kaybının düşük seviyelerde olması bile demans ve Alzheimer’i tetikleyebilir”

Zamanında tedavinin önemine vurgu yapan Oray, “Eğer tedavi edilmezse, demans, Alzheimer gibi hastalıklara yol açma, diğer nedenlere göre çok daha yüksek bir oranda seyrediyor maalesef. İşitme kaybının düşük seviyelerde olması bile demans ve Alzheimer’i tetikleyebilir. Bununla ilgili pek çok bilimsel araştırma var. O yüzden işitme sağlığımızın önemini her ortamda vurgulamalıyız. Mümkünse 6 ayda bir işitme taramamızı yaptırmalıyız, özellikle belli bir yaştan sonra, 65 yaşından sonra.” diye konuştu.

Oray, işitme kayıplarının tedavisinde KBB hekimleri ve odyologların karar vermesi gerektiğini, karara göre işitme cihazı veya koklear implant tedavisinin uygulandığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/isitme-kaybi-yasayan-insanlar-evde-oturmayi-tercih-ediyor/feed/ 0
Gençler şehirleri tercih ediyor, tarlada yaşlılar çalışıyor https://www.haber28.com.tr/gencler-sehirleri-tercih-ediyor-tarlada-yaslilar-calisiyor/ https://www.haber28.com.tr/gencler-sehirleri-tercih-ediyor-tarlada-yaslilar-calisiyor/#respond Fri, 29 Mar 2024 06:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12100 Gençler şehirleri tercih ediyor, tarlada yaşlılar çalışıyor

Dededen babadan miras kalan tarlalarda çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaş üstündeki kadınlar oluşturuyor

Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan:

“Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor; Önerimiz, uzman eleman tedarik firmaları kurulsun”

TRABZON – Son yıllarda şehirlerde yaşamayı tercih eden yeni nesil dededen babadan kalan tarla işleri ile ilgilenmezken, tarlalarda çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaş üstündeki kadınlar oluşturuyor.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde havaların sıcak gitmesi ile birlikte tarlalarda mesai bu yıl erken başladı. Yöre halkı güzel havayı da fırsat bilerek köyüne bahçesine giderken, tarla ve bahçelerde ise çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaşın üstündeki kadınlar oluşturuyor.

“Bizden sonra bu bahçelere kimsenin geleceğini zannetmiyorum”

Evinin sebze, meyve, mısır ve patates ihtiyacı için tarla yaptığını belirten Trabzonlu Fatma Sofuoğlu, kendilerinden sonra gençlerin bahçe ve tarlaları sahipsiz bırakacağını ve girmeyeceğini söyledi. Sofuoğlu “Gençler okuyor, okuduktan sonra iş sahibi olunca da artık köylere gelmiyorlar. Eskiden birlik beraberlik vardı, büyüklerimiz ile 8-10 kişi tarlalarda çalışıyorduk. Şimdi ise çocuklar şehirlerden köylere gelmek istemiyorlar. Biz de atalarımızın yadigarını sürdürmek için burada çalışıyoruz. Bizden sonra bu bahçelere kimsenin geleceğini zannetmiyorum, bu topraklar öylece kalacak” ifadelerini kullandı.

Yaza hazırlık yaptıklarını belirten Emine Sofuoğlu ise “Çocuklar tarla ayakkabılarını giyip bahçeye girmeye tiksiniyorlar. Onları eve alıştırdık, şehre alıştırdık. Bu yüzden gelmiyorlar. Bir de çocuklar köy koşullarına alışkın değil” şeklinde konuştu.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, yeni neslin bahçeye inmemesinin sadece Karadeniz Bölgesi’nin değil ülkemizin her yerinde önemli bir sorun oluşturduğuna dikkat çekerek “Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor” dedi.

Son yıllarda yeni neslin bahçeye inmemesine çözüm olarak uzman eleman tedarik firmaları kurulmasını öneren Pehlevan, “Bu büyük bir sorun. Sadece kendi bölgemiz için değil, Türkiye’nin diğer bölgeleri için çok büyük bir sorun. Bu soruna zaman geçirmeden çözüm bulunması gerekiyor. Bizim önerimiz, uzman eleman tedarik firmaları kurulsun. Budama, ayıklama, toplamada maliyetler çok yüksek. Alanlarımız çok küçük şehirdeki bir kişi köyüne gidip fındığını ilaçlayıp, toplayıp, geri döndüğünde maliyet yükseliyor. Tedarik firmalarıyla birlikte bu işi çözebiliriz” dedi.

“Ülkemizin 350 milyon nüfusu besleyecek kapasitesi var”

Herkesin şehirde yaşama tercini tarımsal alanları olumsuz etkilediğine dikkat çeken Pehlevan, “Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor. Hayatımızda hava gıda ve su olmazsa olmazımızdır. Bizim bunun bir şekilde çözümünü ortaya koymamız gerekiyor. Ülkemiz şu an dört mevsimi bir anda yaşayan o kadar zengin bir ülke ki, biz bir şekilde bunu harekete geçirmemiz gerekiyor. Türkiye toprakları şu anda 350 milyonu besleyecek kapasitesi var. Ama baktığınız zaman ekonomik kaygılardan kaynaklı üretim alanları terk ediliyor. ya da lüks yaşamak için ya da şehirde yaşamak için müthiş bir göç var. Bunu bir şekilde durdurmamız gerekiyor. Köyde yaşayanları devlet teşvik etmeli teşviklerini artırmalı ve teşvik yöntemimizi değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gencler-sehirleri-tercih-ediyor-tarlada-yaslilar-calisiyor/feed/ 0
Karaoğlan’ın Çizeri Suat Yalaz’ın Vefatının Üzerinden 4 Yıl Geçti https://www.haber28.com.tr/karaoglanin-cizeri-suat-yalazin-vefatinin-uzerinden-4-yil-gecti/ https://www.haber28.com.tr/karaoglanin-cizeri-suat-yalazin-vefatinin-uzerinden-4-yil-gecti/#respond Mon, 25 Mar 2024 04:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11404 Türk çizgi roman tarihinin en uzun soluklu çalışmalarından biri olan ve defalarca beyazperdeye aktarılan “Karaoğlan”ın çizeri Suat Yalaz’ın vefatının üzerinden 4 yıl geçti.

Yönetmen, senarist ve çizer Yalaz, Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde 1932’de dünyaya geldi.

Devlet memuru olan ailesinin işi nedeniyle farklı şehirlerde ilk ve orta eğitimini tamamlayan Yalaz’ın ilk karikatürü, 16 yaşındayken Erciyes Postası’nda yayınlandı.

Yalaz, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde okurken Bedri Koraman ve Çetin Özkırım ile tanıştı.

Akşam gazetesinde Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun yazdığı senaryolara uygun çizimler yapması için işe alınan Yalaz, bir süre sonra senaryolara da katkıda bulundu.

Usta çizer, Kozanoğlu’nun gazeteden ayrılması üzerine, 1960’ta “Karaoğlan” serisini çizmeye başladı, 1963’te ise haftalık tarihi çizgi roman dergisinde seriyi okurla buluşturdu.

“Salıncak” ve “Korku” adlı dergilerle yayıncılık dünyasına da adım atan Yalaz, günlük gazetelerle haftalık dergilere Türk tarihiyle ilgili çizgi diziler hazırladı.

“Karaoğlan”ın maceralarını sinemaya aktardı

Cemal Nadir sonrası yeni dalga genç karikatürcülerden gösterilen çizer, 30 yaşında kurduğu yayınevine 2 yıl sonra film şirketini de ekledi.

Yalaz, “Karaoğlan”ın maceralarını yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen olarak sinemaya aktardı. Bu filmlerle Türk sinemasında macera filmleri dönemini de başlatan isim oldu.

Sinemaya 1965’te aktarılan, Kartal Tibet’in başrolünde oynadığı “Altay’dan Gelen Yiğit” hikayesi büyük ilgi gördü. Ardından beyazperdeye uyarlanan Karaoğlan serisindeki filmler gişe rekorları kırdı.

Suat Yalaz’ın Karaoğlan filmlerinin yanı sıra televizyon dizisi olarak yayınlanan ve sinemada gösterilen “Son Osmanlı: Yandım Ali” eseri de beğeni kazandı.

Sanat yaşamını Avrupa’da sürdürmek amacıyla 1970’te gittiği Paris’te uzun süre kalarak çalışmalarını sürdüren Yalaz, Fransa ve Almanya’da büyük yayınevleriyle de çalıştı.

Usta çizer, yaptığı bir açıklamada Paris’e gitme sebebini şu sözlerle aktarmıştı:

“Karaoğlan üzerinde çok emek vermiştim. 100 macerası yayınlandı, yedi sinema filmi çekildi. Sonra yoruldum herhalde ve Paris’e yerleşerek Karaoğlan’ı çizmeyi bıraktım. Orada yaptığım yatırımların sonunda Karaoğlan, Kebir adıyla Fransızca olarak yayınlandı ve gene büyük başarı kazandı. Bunun bana faydası büyüktü. Bir kere kendimi buldum. Bir Türk futbolcusu için buradaki şampiyonluk iyidir ama o kendini Avrupa’da, diyelim ki Milan takımında oynayarak da kanıtlamak isteyebilir. Ben bunu yaptım, çizgi romanın bir sanat dalı olarak kabul edildiği bir ülkede çizgilerim ve hikayelerimle başarı kazandım.”

Devlet tarafından onurlandırılan üçüncü çizgi roman sanatçısı oldu

PTT Genel Müdürlüğü 2006’da “Karaoğlan” adına 4 dizilik pul koleksiyonu çıkardı. Böylece Suat Yalaz, Cumhuriyet tarihinde sanatçı Cemal Nadir Güler’in “Amcabey”i ve Turhan Selçuk’un “Abdülcanbaz”ından sonra oluşturduğu çizgi kahramanı ile pul üstüne taşınarak devlet tarafından onurlandırılan üçüncü çizgi roman sanatçısı unvanını aldı.

“Teke Tek Özel” programına 2010’da konuk olan Yalaz, “Karaoğlan”ın çıkış hikayesini ise şu sözlerle anlatmıştı:

“Bir Türk kahramanı yaratmak istiyordum. Çünkü çocukluğumdan beri Nihat Atsız, Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun eserlerini okuyordum. Türklere karşı zaafım vardı. Hoşuma gidiyordu. O zamanlar Teksas, Tommiks, kovboylar var. Onun tam karşıtı bizim Orta Asya Türkleri. Yaş 14-15. Devamlı Orta Asyalı Türk falan olmak istiyorum. Sonra delikanlı olduk, sinemaya gidiyoruz ‘Üç Silahşörler’i izliyorsun. Alkışlıyorsun adamı. Adamın sırtında, göğsünde haç. Yaş ilerledikçe bu beni rahatsız etmeye başladı. Sonra ‘Niye bizim bir Türk kahramanımız olmuyor?’ falan dedim.”

İki oğlu olan usta çizer, İstanbul’da 2 Mart 2020’de 88 yaşındayken vefat etti. Yalaz’ın cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Suat Yalaz’ın yönetmen veya yapımcılığını yaptığı, senaryosuna imza attığı filmler arasında “Son Osmanlı Yandım Ali” ile “Altay’dan Gelen Yiğit/Karaoğlan”, “Camoka’nın İntikamı”, “Baybora’nın Oğlu”, “Bizanslı Zorba”, “Karaoğlan Yeşil Ejder”, “Şeytan Kafesi”, “Camoka’nın Dönüşü”, “Karaoğlan-Şeyh’in Kızı”, “Cengiz Han’ın Hazineleri”, “Şeytan Kafesi” ve “Karaoğlan’ın Kardeşi Sargan” yer alıyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/karaoglanin-cizeri-suat-yalazin-vefatinin-uzerinden-4-yil-gecti/feed/ 0
Mansur Yavaş: Destek alan ailelerin çocukları eşit şekilde hayata başlasın diye çaba harcıyoruz https://www.haber28.com.tr/mansur-yavas-destek-alan-ailelerin-cocuklari-esit-sekilde-hayata-baslasin-diye-caba-harciyoruz/ https://www.haber28.com.tr/mansur-yavas-destek-alan-ailelerin-cocuklari-esit-sekilde-hayata-baslasin-diye-caba-harciyoruz/#respond Sun, 24 Mar 2024 01:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11220 Haber: İLEYDA ÖZMEN/ Kamera: DURSUN ALKAYA

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, destek alan ailelerin çocukları, diğer çocuklar ile eşit şekilde hayata başlasın diye çaba harcadıklarını, 50-60 bin kadar ortaokul ve lise öğrencisine 50’şer binişlik kart verdiklerini, servis tutamayan ailelerin çocukları için servis yardımı yaptıklarını belirtti, desteklerin artarak sürdürüleceğini söyledi. Yavaş, “İddia ediyorum, bir belediye başkanı kendisine oy versin vermesin hiç kimseyi ayıramaz. Bir kentin annesidir, babasıdır, kardeşidir her şeyidir belediye başkanı. ve kentte yaşayan herkesin her türlü derdine derman olmak zorundadır. Bu şekilde devam edeceğiz” dedi.

ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, ANFA Fuar Alanı’nda Servisçiler Odası Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Yavaş şunları söyledi:

“ŞÖYLE BİR DÖNÜP BAKIYORUM, BAKMADIĞIMIZ, EL ATMADIĞIMIZ HİÇBİR ESNAF GRUBU YOK”

“inSeçimden önce sizlere söz vermiştik bir esnaf çocuğu olarak esnafın daima yanında olacağımızdan dolayı. ve beklenmedik bir şekilde yaşanan pandemi nedeniyle bugün Ankara’da faaliyet gösteren konusu ne olursa olsun tüm esnafımızla yan yana geldik. Hepsine destek olduk. Sadece destek olmak değil aynı zamanda Ankara’da belki de Türkiye’nin en büyük dayanışmasını gerçekleştirdik. Maskeleri terzilerimize diktirdik. Servisçilerimizden yararlandık. Taksicilerimizin de filyasyon ekibinde ücretli şekilde vatandaşlarımıza hizmet etmesini sağladık. Şöyle bir dönüp bakıyorum bakmadığımız, el atmadığımız hiçbir esnaf grubu yok. 65 yaş üstü dediler sokağa çıkması yasak onlara kuryeleri çağırarak onlara para ödeyerek 65 yaş üstü evinden çıkamayanlara destek olduk. Bir cuma akşamı birden bire akşam 22’de gece 23’te sokağa çıkma yasağı oldu. Halbuki pazarcı esnafımızın hepsi pazar sabahı için hazırlanmış ve kara kara düşünmeye başlamışlardı. Ama onların kara kara düşünmelerine fırsat kalmadan yarım saat içersinde organize olarak tüm malzemelerini alıp belediyenin kendi tesisinde kullanmak suretiyle onların zarar etmemesi için çalıştık. Ulaşım sektöründe zaman zaman halk otobüslerinin, taksilerle  dolmuşların bir sürü problemi oluyor. Hep söylediğim şu oldu; birbirinizin ekmeğine el uzatmadığınız taktirde herkes Cenabı Allah’ın verdiği rızkı yiyecek. Birbirinizi bunaltmadığınız müddetce her türlü talebiniz yerine getirilecek diye konuştuk ve bugüne kadar da bu şekilde devam ettik. Halk otobüslerine destek olduk. Vatandaşı da aynı zamanda ucuz taşımak için. Ama belli ki zamlar geldikçe gelecek. Şimdi dolmuş esnafımıza da desteğe başlıyoruz. Sizler için de yapabileceğimiz ne olursa elbette sizler için de destekte her zaman hazırız.

“KORSANLARLA İLGİLİ BİR YAZILIM YAPALIM. BU KORSANLARI DİREKT ZABITAYA İHBAR EDECEĞİNİZ BİR SİSTEM GETİRELİM”

Bizler sizlere danışmadan hiçbir şey yapmayız. Çünkü biliyorum ki esnaf çocuk okutuyor, ailesini geçindiriyor. Kapatılan her iş yeri, çalışmayan her minibüs her servis bizim kapımıza özgeçmiş olarak iş talebi olarak geliyor. Halbuki sizler çalışıyorsunuz, kimseye yük olmuyorsunuz üstelikte vergi veriyorsunuz. Onun için tüm esnafın Ankara’da ayakta kalması lazım. Bizler de Allah ömür verdikçe görevde kaldığımız müddetçe her konuda yanınızda olmaya devam edeceğiz.

Bir diğer konu korsanla ilgili. Eğer yapabilirsek korsanlarla ilgili bir yazılım yapalım. Bu korsanları trafikte gördüğünüz an direkt zabıtaya ihbar edeceğiniz bir sistem getirelim. Bize ihbar ederseniz zabıtamız da gereğini yapacaktır. Bir diğer konu kameraların uzatılması işi. Hazirana kadar süre varmış, zaten normalde uzatılırsa eyvallah ama uzatılmazsa da ona da inşallah UKOME’ye getirip bir karar almaya çalışırız.

“İDDİA EDİYORUM BİR BELEDİYE BAŞKANI KENDİSİNE OY VERSİN VERMESİN HİÇ KİMSEYİ AYIRAMAZ”

Destek alan ailelerin çocukları eşit şekilde hayata başlasın diye her türlü desteği veriyoruz. 50-60 bin kadar öğrencimiz, ortaokul ve lise talebesine 50’şer binişlik kart verdik. ve sayısını tam bilmiyorum ama üç yıldır devam eden okuması gereken ancak servis tutamayan ailelerin de biraz önce başkanımız söylediği gibi servis ücretlerini ödüyoruz. ve inşallah daha bu konuda talep geldikçe bizler de o konuda hem sizden destek istiyoruz hem de biz de o ailelere destek olacağız. Böylelikle iddia ediyorum bir belediye başkanı kendisine oy versin vermesin hiç kimseyi ayıramaz. Bir kentin annesidir, babasıdır, kardeşidir her şeyidir belediye başkanı. ve kentte yaşayan herkesin her türlü derdine derman olmak zorundadır. Bu şekilde devam edeceğiz.

]]>
https://www.haber28.com.tr/mansur-yavas-destek-alan-ailelerin-cocuklari-esit-sekilde-hayata-baslasin-diye-caba-harciyoruz/feed/ 0
Kuşadası Belediyesi Çocuklara Destek Sunuyor https://www.haber28.com.tr/kusadasi-belediyesi-cocuklara-destek-sunuyor/ https://www.haber28.com.tr/kusadasi-belediyesi-cocuklara-destek-sunuyor/#respond Sat, 23 Mar 2024 04:12:45 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11113 Çocuklara süt, beslenme çantası, eğitim ve kırtasiye yardımı gibi çeşitli başlıklar altında destek sunan Kuşadası Belediyesi, kente kazandırdığı park, yeşil alan ve sosyal mekanlarla da, çocukların fiziksel, sosyal ve psikolojik açıdan sağlıklı bireyler olarak gelişimlerine katkı sağlıyor.

Sosyal yardım ve destek projeleri ile tüm kent sakinlerini kucaklayan Kuşadası Belediyesi, yaşama geçirilen çalışmalarla küçük ilçelilerin de yüzünü güldürüyor.

SÜT DESTEĞİ SÜRÜYOR

Kuşadası Belediyesi tarafından geçen mart ayında ihtiyaç sahibi ailelerin 2-5 yaş aralığındaki çocukları için başlatılan süt desteği projesi sürüyor. Çocukların kemik gelişimlerine ve sağlıklı büyümelerine katkıda bulunmak amacıyla uygulanan proje kapsamında her çocuk için haftada 2, ayda 8 litre süt ailelere ulaştırılıyor. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından Süt Dağıtım Araçları ile ihtiyaç sahibi ailelerin adreslerine teslim edilen sütler, Tire Süt Kooperatifi’nden temin ediliyor. Ayda 1626 çocuğun yararlandığı süt desteği projesi kapsamında 11 ayda 85 bin litre süt evlere ulaştırıldı.

BESLENME ÇANTALARINI KUŞADASI BELEDİYESİ DOLDURUYOR

Kuşadası Belediyesi, süt desteğinin yanı sıra geçen eğitim-öğretim yılında yaşama geçirdiği beslenme çantası desteğine bu yıl da devam ediyor. İhtiyaç sahibi ailelerin çocukları için hazırlanan ve çiğ kuruyemiş, mevsim meyveleri, meyve suyu, su, süt ve sandviç ekmeğinin yer aldığı beslenme çantaları, her hafta düzenli olarak ailelere teslm ediliyor. Veliler, belirlenen noktalara gelerek beslenme çantalarını Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü görevlilerinden alıyor. Proje kapsamında her ay 3082 öğrenciye 193 bin 500 beslenme paketi sağlanıyor.

İLK EĞİTİMLERİNİ ANNE BABA ÇOCUK MERKEZİ’NDE ALIYORLAR

Kuşadası Belediyesi tarafından İkiçeşmelik Mahallesi’nde bulunan Cafer Kotan Yaşam Parkı’ndaki Güler Aydın Süzgeç Sosyal Tesisi bünyesinde kente kazandırılan Anne Baba Çocuk Merkezi, ebeveynler kadar çocukların da çok yönlü gelişimine katkı sunuyor. Ebeveynlerin çocuk gelişimi konusunda bilgi edinmeleri amacıyla çeşitli eğitim ve etkinliklere ev sahipliği yapan Kuşadası Belediyesi Anne Baba Çocuk Merkezi, 3-6 yaş arası çocuklar için düzenlediği okul öncesi eğitim, etkinlik ve atölye çalışmaları ile de çocukların gelişimine katkı sunuyor.

KUŞADALI ÇOCUKLAR BİLGİYE RAHATÇA ULAŞIYOR

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel tarafından çocuklar için yaşama geçirilen bir diğer proje olan ve Güler Aydın Süzgeç Sosyal Tesisleri bünyesinde bulunan Kütüphane ve Kitap Kafe ise küçük ziyaretçilerine ders çalışıp kitap okumak için ortam sunuyor. 1 yılda üye sayısını 1120’ye, sahip olduğu kitap sayısını da bağışlarla birlikte 5 bin 47’ye yükselten Kuşadası Belediyesi Kütüphane ve Kitap Kafe, 8 adet internet erişimli bilgisayarı ve yazıcıları ile öğrencilerin ödev ve araştırmalarını rahatlıkla yapabilmelerini sağlıyor. İhtiyaç sahibi öğrenciler için askıda kitap uygulamasıyla dayanışma kültürüne de katkıda bulunan Kütüphane ve Kitap Kafe’nin sunduğu hizmetlerden bugüne kadar 1931’i yetişkin, 8 bin 518’i çocuk olmak üzere toplam 10 bin 449 kişi yararlandı.

SEYAKMER İLE BİNLERCE KİTAP “BİR TIK” UZAKLIKTA

Kuşadası Belediyesi ile Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı (KEGEV) iş birliğinde 2020 yılının Ağustos ayında açılan Sevil-Yaşar Altaş Eğitim ve Kültür Merkezi (SEYAKMER) Dijital ve Materyal Çocuk Kütüphanesi, çocuklar için düzenlediği eğitici ve eğlenceli etkinliklerle ön plana çıkarken ziyaretçi, üye ve kitap sayısını da her geçen gün artırıyor. 3 yıl boyunca binlerce çocuğu ağırlayan ve çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yapan SEYAKMER Dijital ve Materyal Çocuk Kütüphanesi, sunduğu sessiz ve konforlu ortamla ders çalışmak isteyen öğrencilerin de uğrak noktası olmayı sürdürüyor. SEYAKMER 10 binin üzerinde basılı, 25 binin üzerinde dijital kitaba ulaşma olanağı sunuyor.

İSTASYON KUŞADASI ÇOCUKLARIN UFKUNU AÇIYOR

Kuşadası Belediyesi tarafından Habitat Derneği ve META iş birliğinde ileri teknoloji ve girişimcilik eğitimleri vermek amacıyla açılan İstasyon Kuşadası Topluluk Merkezi’nde düzenlenen eğitim ve atölye çalışmaları, çocukların dijital gelişimlerine önemli bir katkı sunuyor.  Kent sakinlerinin internet dünyası ve buna bağlı olarak ortaya çıkan mesleklere kolay uyum sağlayabilmesi amacıyla halka açık ve ücretsiz sunulan ileri teknoloji eğitimleri ve atölyeleri çocukların ufkunu açıyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kusadasi-belediyesi-cocuklara-destek-sunuyor/feed/ 0
Mersin Şehir Hastanesinde 80 yaş üstü hastalar fidan dikti https://www.haber28.com.tr/mersin-sehir-hastanesinde-80-yas-ustu-hastalar-fidan-dikti/ https://www.haber28.com.tr/mersin-sehir-hastanesinde-80-yas-ustu-hastalar-fidan-dikti/#respond Fri, 22 Mar 2024 07:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11011 Mersin Şehir Hastanesinde tedavisi süren 80 yaş üstü hastalar, harnup ve turunçtan oluşan fidanları hastane bahçesinde toprakla buluşturdu.

Mersin Şehir Hastanesinin Sağlıklı Yaş Alma Merkezi tarafından hastaların sosyal aktivitelere katılması, bazı alışkanlıklar kazanması ve sosyal ilişkilerini geliştirmeleri amacıyla ‘çınarlarımızdan geleceğe bir fidan’ sloganıyla etkinlik düzenlendi. Hastane bahçesinde bir araya gelen yaşlılar, görevlilerin de yardımıyla getirilen fidanları kazılan çukurlara dikerek suladı. Renkli görüntülerin oluştuğu etkinlikte yaşlılar, yanlarında getirdikleri yiyecekleri de birbirlerine ikram etti.

Sağlıklı Yaş Alma Merkezinde görevli İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Ercüment Öztürk, merkezde 80 yaş üstü hastalara hizmet verdiklerini söyledi. Özellikle belli yaştan sonra yaşlanmayla beraber çıkan bazı sağlık problemleri ve sağlık durumlarıyla özel ilgilenmek gerektiğini ifade eden Öztürk, “Bizim branşımız da bu alanla ilgileniyor. Hastalarımızın sadece sağlıklarıyla değil, onların sosyal ilişkileriyle de sosyal aktiviteleriyle, alışkanlıklar kazanması yönüyle de ilgileniyoruz” dedi.

Etkinliği 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında düzenlediklerini dile getiren Öztürk, şöyle devam etti:

“Hastalarımızın yaşam merkezleriyle olan, hastaneyle olan, bizlerle olan bağlarını, aidiyetlerini kuvvetlendirmek için bir ağaç dikme etkinliği düzenledik. Böylece her hastamızın bir ağaca sahip olmasını istedik. İsimlerini künye olarak bu ağaçlara vereceğiz. Böylece hastaneyle, doktorlarıyla, hekimleriyle ve kendileriyle ilgilenen sağlık çalışanlarıyla bağlarını daha da güçlendirecek, kendilerini daha da yakın hissedecekler.”

“Yaşlılar için fiziksel bir aktivite oldu”

Başhekim Yardımcısı İbrahim Yimsek de etkinlikle insanlara dokunduklarını söyledi. Etkinlikle onları daha sosyal varlık yapmayı amaçladıklarına işaret eden Yimsek, “Hastalarımıza değişik etkinlikler düzenleyerek onların sosyal bir varlık olduğunu tekrar hatırlatmak, onları ruh bütünlüğü haline sokmak için de bir çabamız var. An itibariyle hastalarımızda bu enerjiyi görmeye başladık. İlk buraya geldiklerinde biraz bezginlerdi ama bugün ağaçlar dikilirken onların ne kadar enerjik olduklarını, ne kadar yaşama sarıldıklarını görmek bizi mutlu etti” diye konuştu.

“Burayı onlar için hobi bahçesi haline getirmeyi hedefliyoruz”

Gerentolog Ali Tanık, etkinlikle hem temiz hava aldıklarını, hem de bağlarını güçlendirdiklerini dile getirerek, “Merkeze gelen büyüklerimizle aile olmayı başardık. Bizler için değerliler. Burayı ileride hobi bahçesi haline getirmeyi, onların istedikleri zaman vakit geçirecekleri alan oluşturmayı hedefledik” şeklinde konuştu.

Gerentolog Meltem Sungur da, ‘Çınarlarımızdan Geleceğe Fidan’ etkinliğiyle hem doğaya hem de gelecek nesillere bir fayda olmayı amaçladıklarını ifade etti. Etkinliğin aynı zamanda yaşlılar için fiziksel bir aktivite de olduğunu vurgulayan Sungur, “Onlar sosyalleşerek geleceğe güzel bir miras bırakmış oldular. Bunun mutluluğunu yaşadılar, onların mutluluğun görmek bizleri de mutlu ediyor” dedi.

“İnşallah güzel bir ağaç olur, herkes meyvelerinden yer, dua eder”

Etkinliğe katılan hastalardan 81 yaşındaki Ayben Özek, etkinlikten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Aile doktorunun tavsiyesi üzerine merkeze başvurduğunu aktaran Özek, “Doktorum bana 80 yaş üzerini muayene ettiklerini, çok güzel baktıklarını söyledi bana. Ben de buraya geldim. Hepsini çok sevdim, hepsini çok beğendim ve beni muayene ettiler. Şimdi yine muayeneye geldim, ‘hem de ağaç dikelim’ denildi. Onlara yardıma geldim. Bir ağaç diktim. İnşallah güzel bir ağaç olur, herkes meyvelerinden yer, dua eder” ifadelerini kullandı.

Elif Bozkurt da merkez ile 3 ay önce tanıştığını belirterek, “Biz onlardan çok memnun kaldık. Onlar bize bugün ağaç dikmeyi layık gördüler. Biz de onlara katıldık. Hocalarımızla beraber kendi adımıza bu ağaçları diktiğimiz için çok sevindik. İnşallah güzel yaşamlarımız olur, uzun ömürler olur, sağlığımız yerinde olur” şeklinde konuştu. – MERSİN

]]>
https://www.haber28.com.tr/mersin-sehir-hastanesinde-80-yas-ustu-hastalar-fidan-dikti/feed/ 0
Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey projelerini tanıttı https://www.haber28.com.tr/bursa-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-mustafa-bozbey-projelerini-tanitti/ https://www.haber28.com.tr/bursa-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-mustafa-bozbey-projelerini-tanitti/#respond Fri, 22 Mar 2024 05:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10992 CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, projelerini anlattı. Bozbey, ulaşımdan kentsel dönüşüme, spor tesislerinden sağlık yatırımlarına kadar birçok projeyi 31 Mart’tan sonra hayata geçireceklerini, Bursa’nın kaybettiklerini yerine koyacaklarının altını çizdi. Ayrıca Bozbey, “Benim mega projem umutlu, mutlu çocuklar için kenti yeniden inşa etmektir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) toplantı salonunda kenti yönetecek projeleri ve çözüm önerini anlattı. Halk dansları gösterisiyle başlayan çözüm toplantısında kürsüye geçen Mustafa Bozbey, 20 yıllık Nilüfer Belediye Başkanlığını en büyük referansı olarak gösterdi. Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Nilüfer’deki hizmetlerini tüm kente yayacağının altını çizerken, akıllı, planlı ve uygulanabilir projelerini 17 ilçede de hayata geçireceğinden bahseden Bozbey, heyecanı ve enerjisiyle projelerini sıraladı.

Mega projesinin sağlıklı, umutlu ve mutlu çocukların kentini inşa etmek olduğunu söyleyen Bozbey, Bursa’nın sıralamasının 2017 verilerine göre yıllar içerisinde gelişmişlikte 5’ten 6.sıraya, eğitimde 11’den 14.sıraya düştüğünü ve sağlıkta da 10 basamak geriye gidip 26. sıraya gerilediğini ifade etti. “Hedefimiz; sosyo-ekonomik düzeyi 5.sıraya, eğitimde 11. sıraya, sağlıkta 16. sıraya geri getirip Bursa’nın kaybettiğini yerine koyacağız” diyerek sözlerini sürdüren Bozbey, “İlçelerde durum daha kötü. Nilüfer ilçeler genelinde Türkiye 8’inci sırada Büyükorhan 815’inci sırada. Bizim hedefimiz güzel Bursa’nın her ilçesini, mahallesini ileriye taşımak olacak. Tıpkı Nilüfer’de yaptığımız gibi” diye konuştu.

“Bebeklerimizi bile koruyamıyoruz”

Son yıllarda bebek ölümlerindeki ciddi rakama dikkat çeken Mustafa Bozbey, bebek ölümlerindeki sıralamayı belirterek “Bebeklerimizin yaşam hakkını alıyor bu kent. Bebek ölümlerinde ne yazık ki 10. sıradayız ve 5 yaş altı yavrularımızda ise 12. sıradayız. Ama daha da çarpıcı bir veri var. 81 ile sahip ülkemizde doğumda beklenen yaşam süresinde ise ne acı ki 46. sıradayız. Megalarla değil insanla, minicik yavrularımızla bizim işimiz. Vatandaşımız için en iyisi biziz, buna şüphe yok, ama onlara dokunamazsak, güvenlerini kazanamazsak Bursa elden gidiyor, bebeklerimiz bile” ifadelerini kullandı.

“5G Bağ sistemi kuracağız”

Bozbey, hedef politikaları dahilinde oluşturdukları 5G sisteminin açılımını ‘Gelişen, Güçlenen, Güvenli, Geçinen ve Gülümseyen Bursa’ olarak yaptı. 5G teknolojisi nasıl mobil ağlar ile dijital bağlar kuruyorsa biz de kentimizde herkese ulaşabilecek ağları, hiç kimseyi dışlamayacak bağları kuracağız” diyen Başkan Adayı Bozbey, Bursa için projelerini sıraladı.

CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Bozbey’in, animasyon video gösterimleri ve grafikler eşliğinde görsel bir sunumla aktardığı projelerde; 2050 vizyonu, kentsel dönüşüm, yeniden yeşil Bursa, fuar-kongre-gümrük-e-ticaret-depolama ve Ar-Ge Merkezi, meydan projeleri, ulaşım, yeraltı açık-kapalı otopark sistemleri, tarım ve kırsal destekler, spor merkezleri, afet-koordinasyon ve afet müdahale planı, gençlere ve esnafa yönelik projeler, eğitim ve engelli hizmetleri alanları yer aldı.

Kentsel dönüşüm sorunu

Bozbey sözlerini şöyle sürdürdü: “Dağımız, denizimiz, tarım alanlarımız, tarihi turistik değerlerimiz ve nitelikli insan gücümüz var. Bursa’mızın geleceğini şansa bırakmayıp adil katılımcı ve dirençli bir şehir olması için stratejik plan oluşturacağız. Bu çerçevede ivedilikle bir Planlama Ajansı kuracağız ve içinde akademik oda temsilcileri ve üniversitelerimizin de olacağı Bursa akademik kurulunu hayata geçireceğiz. Bu sayede; ulaşım, sanayi, kültür ve turizm, demografik yapı, sektörel, kırsal alan, yeşil alan stratejilerine yönelik master planları yapacağız. Katılımcı bir süreçle öneriler oluşturularak 1/100.000 ölçekli planın hazırlanması ve onaylanması ile Bursa’nın 2050 vizyonunu yani anayasasını hazırlayacağız. Kentsel dönüşüm planlarımızı mikro bölgelemeler ve analiz çalışmalarına göre katılımcı süreçlerle hazırlayacağız. İnşaat proje ve sözleşmelerinden başlayıp hak sahiplerine teslim edilmesine kadar olan süreçte, Belediye olarak vatandaşımızın yanında yer alacağız. Kentsel dönüşüm süresince kullanılmak üzere öncesinde yapacağımız konutlarda, inşaatların yapım süresi boyunca hak sahibi vatandaşlarımız kalabilecek. Kentsel dönüşüm 2 katlı evleri yıkıp yerine 10 katlı binalar yapmak kentsel dönüşüm değildir. Olsa olsa rantsal dönüşümdür. Her şeyi düşünmeli, planlı, adil ve şeffaf olmalısınız” şeklinde konuştu.

Yeniden Yeşil Bursa’yı oluşturmak için yapacağımız çalışmalarla Türkiye’ye örnek olacaklarını ve 1 milyon ağaç dikeceklerini dile getiren Bozbey, “Bursa’mızı hak ettiği yeşiline kavuşturacağız” dedi.

“Fuar, kongre ve Ar-Ge merkezi oluşturacağız”

Yenişehir Havaalanı ve inşallah biterse Yüksek Hızlı Tren istasyonu yakınında yaklaşık 400 hektar büyüklüğündeki alanda Fuar, kongre ve AR-GE merkezi oluşturacaklarını belirten Bozbey, “Ayrıca bu alanda gümrük, E-Ticaret ve Depolama Merkezi yapmak için girişimde bulunacağız. Böylelikle o bölgenin tarım ürünlerinin ihracatını da teşvik edeceğiz” dedi.

Yapılacak raylı sistemler anlatıldı

Bursa’nın en büyük sorunlarının başında ulaşım geldiğini anlatan Bozbey, “Hedefimiz, Bursa’da herkesin yürüme mesafesinde toplu taşımaya ulaşabilmesi olacak. Hafif raylı sistemden sonra nihayet Bursa’mız bizim dönemimizde metro ile tanışacak. 18 kilometrelik M1 hattıyla Hamitler’den Paşaçiftliği’ne, 14 Kilometrelik M2 hattıyla Paşaçiftliği’nden Otosansit’e, 5 kilometrelik M3 hattıyla Şehir Hastanesi’nden Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’ne, 10 kilometrelik M4 hattıyla Uludağ Üniversite’sinden Kayapa Sanayi Bölgesi’ne, Metro çalışmalarımızı başlatacağız. Tramvay Hatlarımızı da çoğaltacağız. 10 kilometrelik T5 hattıyla Sırameşeler’den Arabayatağı Depo’ya, 15 kilometrelik T6 hattıyla, Çalı’dan Yunuseli’ne, 2 kilometrelik T7 hattıyla Veysel Karani’den SGK’ya (T1 bağlantı), 1,3 kilometrelik T8 hattıyla da Yunus Emre’den 152 Evler’e kadar ulaşım sağlayacağız. Ayrıca; 3 kilometrelik T9 hattıyla Güzelyalı’dan Burgaz’a, 4,5 kilometrelik T10 hattıyla Terminal’den (T2 Bağlantı) Demirtaş’a, 4,5 kilometrelik T11 hattıyla İnegöl’den Alanyurt’a, 7 kilometrelik T12 hattıyla Mustafakemalpaşa Otogarından Tatkavaklı’ya kadar raylı sistem önerilerimizle tüm Bursa’mızı demir ağlarla öreceğiz. Arabayatağı-Mimarsinan, Altıparmak-Millet Hastanesi, Arapşükrü-Tophane, ve Emirsultan-Teleferik arasında 4 adet Füniküler hattı planlıyoruz. İhtiyacı olan yerlere de otoparklar yapacağız” dedi.

Metrobüs ve deniz ulaşımı sözü

Geçit’ten başlayarak Mudanya’da son bulacak olan Metrobüs hattıyla ise Bursalıların denize kavuşmasını kolaylaştıracaklarının altını çizen Bozbey, “Ayrıca; 30 kilometrelik Yeni Kuzey Bulvarı ile 21 kilometrelik Güney Bulvarı çalışmalarını başlatacağız. Mudanya-Armutlu arasında ve Mudanya-Karacabey-Kurşunlu arasında körfez içi deniz ulaşımını başlatacağız” ifadelerine yer verdi.

“Spora destek vereceğiz, yeni tesisler yapacağız”

Spor kulüplerine destekler vereceklerini ve yeni tesisler yapacaklarını sözlerine ekleyen Bozbey, “İlçelerimizde yapacağımız spor kulüpleri yerleşkeleri ile tüm spor kulüplerinin farklı ofislerde ama tek çatı altında bir araya gelmesini sağlayacağız. Öğrencilerimize spor kültürünü aşılamak için Milli Eğitim ile eşgüdüm halinde ihtiyacı olan ve alanları uygun olan okullara spor salonu yapacağız. Mudanya ve Gemlik’te açacağımız su sporları merkezleriyle vatandaşlarımızı sadece salon veya saha sporları ile değil, su sporlarıyla, denizle buluşturacağız. Bursa’mızın doğal güzelliklerini, sportif etkinlikler ile buluşturarak toplumun her kesiminin yararlanabileceği doğa sporları merkezleri oluşturacağız. Kentimize gelen sporcuların otel konforunda konaklama yapabilecekleri, kamp esnasında sportif çalışmalarını da gerçekleştirebilecekleri merkezlerle Bursa’mızın spor alanındaki tüm eksikliklerini gidererek sporun kenti olmasını sağlayacağız” dedi.

Afet koordinasyon merkezi ve afet lojistik deposu

Bozbey sözlerine şöyle devam etti: “Sadece büyük afetler için değil, kente dair tüm orta ve büyük çaplı acil durum ve afetleri, belediye bazında koordine etmeyi ve yönetmeyi kolaylaştıracak bir acil durum ve afet koordinasyon merkezi oluşturacağız. Bursa’nın her bir mahallesine, afeti izleyen ilk dakikalarda eğitilmiş mahalle afet gönüllüleri tarafından müdahaleyi sağlayacak, içerisince öncelikli ihtiyaç duyulan jeneratör, kazma, kürek, delici-kesici aletler, ilkyardım dolabı, sedye, aydınlatma gibi malzemeler bulunduracak istasyonlar yapacağız. AFAD tarafından koordine edilen Türkiye Afet Müdahale Planı ve İl Risk Azaltma Planı dışında, Bursa’mıza özel, kentin kendi iç dinamiklerini, tehlikelerini, risklerini ve kapasitesini kapsayan geniş bir Afet Müdahale Planı hazırlayacağız. Geçtiğimiz şubat depreminde bir kez daha gördük ki Türkiye’mizde yardımsever iyi insan çok ama Yönetim ve organizasyon yok”

“Genç park projesini hayata geçireceğiz”

CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey projelerine şöyle devam etti: Gençlere, kız ve erkek çocuklarına duyarlı ve onları kapsayan kamusal alanlar tasarlanmasını içeren Genç Park Projemizi hayata geçireceğiz. Özellikle 12-18 yaş grubu için sosyal uyum ve diyaloğu odağa alarak, gençlerin ve çocukların buluşabileceği, tasarımını da birlikte yapabilecekleri kamusal alanlar oluşturacağız. Çocukları yaşadıkları kentte sadece “kendilerine özel” bazı ihtiyaçları olan bir grup olarak değerlendirmiyoruz. Bir bütün olarak yaşadıkları kentin gelişimine ve iyileştirilmesine yönelik, düşünceleri, kavrayışları ve enerjileri olan bir grup olarak görüyoruz. Bu nedenle kent için çözümlerimizi üretirken çocukların bakış açısından da faydalanacağız”

Genç Bursalı Ağır

“Genç Bursalı Ağı projesiyle Çocuk ve Gençlik Meclislerinin tüm kente yayılımını sağlayacağız. Hem katılımcı profilinin çeşitlenmesini hem de etkinlik düzeyini arttıracağız” diyerek projelerini anlatmayı sürdüren Bozbey, Gençlerin kente dair ürettikleri fikirlerin diğer önceliklerin arkasında kalıp gözden kaçmasını önlemek gerekir. Bu sebeple gençler tarafından önerilen, tasarlanan, geliştirilen projelere özel bir bütçe ayıracağız. Çocuk ve gençlere yönelik yaşadıkları çevre farkındalığı, kentlilik hakkı, kent kültürü eğitim ve katılım programlarını yaygınlaştıracağız. Söz Sende projemizle, hayatın yarısını oluşturan; üretimde, sosyal hayatta, ev içi emekte payı büyük olan kadınların kentin yönetim paydaşlarından biri haline getirilmesini ve karar alma mekanizmalarında yer almalarını sağlayacağız. Dijital Bursalı uygulamamız ile vatandaşlarımızdan, kente dair geri bildirim ve fikirlerinin teknolojiden yararlanarak, çevrimiçi platformlar aracılığıyla alınmasını sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Engelliler için yapılacaklar anlatıldı

Bursa’mızda engelli bireylere yönelik belediye bünyesindeki tüm hizmetlerin engelli bireylerin ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanması ve yeniden yapılandırılması için Engelli Hizmetleri Katılım Komisyonu oluşturacaklarını dile getiren Bozbey, “Büyükşehir Belediyesi ile İlçe Belediyeleri arasında iş birliğinin sağlanarak kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması için Engelli Hizmetleri Koordinasyon Kurulu oluşturacağız. Ülkemizde oluşan barınma ve konut krizine destek olmak amacıyla; kentsel dönüşüm projeleri nedeniyle ev problemi yaşayan vatandaşlarımıza, yoksulluk yaşayanlara, engelli bireylere ve bekar annelerimize. 1 yıl boyunca düşük kira ile belediyeye ait geçici konutlarda konaklama sağlayacağız. Oluşturacağımız Engelsiz Fabrikada iş dünyasına kazandırılmaları güç olan engel gruplarındaki bireylere istihdam sağlayacağız. Engelsiz Fabrikada üretilen ürünler üniversite öğrencilerimize, anne adaylarımıza ve askerlerimize verilecek olan ücretsiz destek paketlerinde yer alacak. Fabrika’nın içinde oluşturulacak atölyelerden çıkan ürünleri vatandaşlarımızla buluşturarak. Hem istihdam alanı oluşturacağız hem de kamu kaynaklarından tasarruf sağlayacağız. Engelli vatandaşlarımız için oluşturacağımız köy ile engelsiz evler ve alanlar oluşturup engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin biraz da olsa nefes alabilmelerini sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

‘Halkkart’ ve ‘Kantin Kart’ tanıtıldı

Küçükbaş hayvan besicisine nakdi destek, yem desteği ve hayvanlar için aşı desteği sağlayacaklarını söyleyen Başkan Adayı Mustafa Bozbey, “Dağ bölgesindeki nüfusumuzun kalıcı olması, mutlu olması, üretmesi ve ürettiğinin karşılığını alması için organik tarımı, hayvancılığı, kırsal ve kaplıca turizmini destekleyeceğiz. Ucuz ve sağlıklı gıdaya erişebilmek için tarım ve hayvancılığı destekleyerek çiftçimize; mazot, tohum ve gübre desteği vereceğiz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza içine 2000 TL yüklenmiş Halkkartları vereceğiz ve istedikleri esnaftan alışveriş yapmalarına imkan sağlayacağız. Ayrıca yine zorluk yaşayan ailelerin ilkokula giden çocuklarına ‘Kantin Kart’ ile destek olacağız” dedi.

Başkan Adayı Mustafa Bozbey sözlerini şöyle devam etti: “Bursa’mızın önemli bir dayanak noktası da esnafımız. Halkımıza ulaşmak için yaptığımız her türlü yardımı esnafımız aracılığıyla yapacağız. Çünkü onlar sadece ticaretin bir parçası değil. Bizim değerlerimizin, geleneklerimizin, hayatımızın da önemli bir parçası. Siz hiç üç harfli marketlere çocuğunu emanet eden kimse gördünüz mü? Ama mahallelerde çocuğu bakkala, anahtarı fırıncıya emanet ederler. Çünkü onlar sadece ticarethane değil, onlar bizim komşularımız, baş tacımız. Olgun gençlerimizin sosyalleşmesini ve sağlıklı bir şekilde yaş almasını sağlayacak İkinci Bahar Yaşam Köyü’nü oluşturacağız ve yaşlılarımızın keyifli bir yaşam sürmelerini sağlayacağız. Güzel Bursa’mız Türkiye’nin 4. büyük kenti olmasına rağmen Bursa Devlet Opera ve Balesi’nin kurulması için girişim başlatıp tüm Türkiye’ye örnek olacak bir opera binası inşa edeceğiz”

Unesco Dünya Miras Listesinde yer alan Evliyalar Şehri Bursa’mızın doğu ucundan batı ucuna uzanan Külliyeler ve Hanlar Bölgesi arasında kesintisiz, yeşil, tarih kokan ‘Bursa Kültür Yolu’ yapacaklarını belirten Bozbey, “Bu rotanın yerli ve yabancı turistler için cazibe merkezi olmasını sağlayacağız. Bursa’mızın kaplıcalarını ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtmak zorundayız. Özellikle Çekirge ve Kükürtlü bölgelerinde gerçekleştireceğimiz yeni bir planlamayla ulusal ve uluslararası sağlık kongrelerine ev sahipliği yaparak sağlık turizmimizi geliştireceğiz. İlçelerimizde her türlü açık etkinlik, gösteri, festival, konser, miting yapılabilecek. Kentlinin buluşma noktası olacak meydanlar yapacağız” diye konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/bursa-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-mustafa-bozbey-projelerini-tanitti/feed/ 0
28 Şubat mağduru öğrenciler yaşadıklarını anlattı https://www.haber28.com.tr/28-subat-magduru-ogrenciler-yasadiklarini-anlatti/ https://www.haber28.com.tr/28-subat-magduru-ogrenciler-yasadiklarini-anlatti/#respond Tue, 19 Mar 2024 04:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10533 28 Şubat mağduru öğrenciler İHA’ya konuştu

Mine İpek Yeter:

“Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım, idamla yargılandım”

Emine İlyas:

“Mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti”

ANKARA – Türkiye’de tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat’ın 27’nci yıl dönümünde mağdur öğrenciler, yaşadıklarını İHA’ya anlattı.

Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.

“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”

27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.

“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”

Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.

“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”

Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.

“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”

O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:

“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/28-subat-magduru-ogrenciler-yasadiklarini-anlatti/feed/ 0
28 Şubat Mağdurları İHA’ya Konuştu https://www.haber28.com.tr/28-subat-magdurlari-ihaya-konustu/ https://www.haber28.com.tr/28-subat-magdurlari-ihaya-konustu/#respond Mon, 18 Mar 2024 22:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10458 Türkiye’de tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat’ın 27’nci yıl dönümünde mağdur öğrenciler, yaşadıklarını İHA’ya anlattı.

Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.

“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”

27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.

“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”

Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.

“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”

Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.

“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”

O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:

“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.” – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/28-subat-magdurlari-ihaya-konustu/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 500’ün üzerinde şehit yakını, gazi ve gazi yakını ataması yapılacağını müjdeledi https://www.haber28.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-500un-uzerinde-sehit-yakini-gazi-ve-gazi-yakini-atamasi-yapilacagini-mujdeledi/ https://www.haber28.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-500un-uzerinde-sehit-yakini-gazi-ve-gazi-yakini-atamasi-yapilacagini-mujdeledi/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:48:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10445 Eskişehir’deki ziyaretini sürdüren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Bu müjdeyi burada vermek istiyorum. İnşallah yakın zamanda 500’ün üzerinde şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak” dedi.

Bir dizi program ve ziyaretler için Eskişehir’e gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’u ziyaret etti. Ziyarette Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’a, AK Parti Eskişehir Milletvekilli Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir Milletvekili ve Cumhur İttifakı AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu, eşlik etti.

“Eskişehir için 605 milyon lira bir kaynak ayırdık”

Valilikteki görüşmelerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İhlas Haber Ajansı muhabirinin, “Eskişehir’de engelli ve yaşlılara yönelik yatırım var mı?” sorusuna Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Tabii Eskişehir için 605 milyon lira bir kaynak ayırdık. Bununla beraber iki huzurevi, bir engelsiz yaşam merkeziyle ilgili çalışmalarımız sürüyor. İnşallah en yakın zamanda Eskişehirli böyle bir vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Diğer yandan Eskişehir biz evde bakım yardımını da çok önemsiyoruz. Evde bakımdan faydalanan 4 bin 39 Eskişehirli vatandaşımız var. İnsanlarımızın, yaşlılarımızın, engellilerimizin, ailelerinin ve sevdiklerinin yanında bakımını da oldukça önemsiyoruz. Bu yönde politikalarımız da var” yanıtını verdi.

“500’ün üzerinde beş yüz gibi bir rakamla şu aşamada şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak”

Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarına dair atamalarına dair sorulan soruyu da yanıtlayan Bakan Özdemir Göktaş şöyle konuştu;

“Evet bu müjdeyi burada vermek istiyorum. İnşallah yakın zamanda 500’ün üzerinde 500 gibi bir rakamla şu aşamada şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak. Bununla beraber bugüne kadar yaptığımız şehit, yakını gazi ve gazi yakını atamamız da 50 bini aşacak. Tabii bizler için çok kıymetli bir atama bu, sosyal bir atama. Biz her türlü şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyoruz. Çıkmaya da devam edeceğiz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde yapıyoruz. Bizler için tabii bu vatanı bize vatan kalan şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyoruz. İnşallah bu vesileyle Güzel bir atama da olacak mart ayı itibariyle. Bakanlık olarak onlara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.”

“65 yaş ve üstü vatandaşımızın oranı şu anda yüzde 10.2”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı veriler ışığında sorulan soruyu yanıtlayan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusu yaşlanıyor. 2013 yılının verilerine göre, geçenlerde verirlerde Türkiye nüfusu 10.2 yaşlı nüfusu, 65 yaş ve üstü vatandaşımızın oranı şu anda yüzde 10.2 . Bu da yaşlandığımızı gösteriyor. Aslında tüm dünyada trend aynı. Ülke olarak da aynı dünya trendinde devam ediyoruz. Diğer yandan tabii doğurganlık oranımız da hızla azalıyor. Bizler bu yönde bazı çalışmalar yaptık. Türkiye yaşlılık profili araştırması yaptık. İnşallah mart ayında bunun sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacağız. Çok çarpıcı veriler var. ve bu yönde bu veriler aslında bu çalışmalar bizler için kıymetli. Çünkü oluşturduğumuz ve oluşturacağımız politikaları da yön verecek çalışmalar bununla. Bu vesileyle tabii ki bu kamuoyuna paylaşacağımız verileri Mart ayında inşallah paylaşacağız. Hepinize teşekkür etmek istiyorum. Eskişehir’de bizlerle berabersiniz. İnşallah bu seçim döneminin de herkese hayırlı uğurlar getirmesini diliyorum” dedi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-500un-uzerinde-sehit-yakini-gazi-ve-gazi-yakini-atamasi-yapilacagini-mujdeledi/feed/ 0
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, İzmir trafiğini rahatlatacak formüllerden birini Buca’da paylaştı https://www.haber28.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-izmir-trafigini-rahatlatacak-formullerden-birini-bucada-paylasti/ https://www.haber28.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-izmir-trafigini-rahatlatacak-formullerden-birini-bucada-paylasti/#respond Sun, 17 Mar 2024 07:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10248 CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, İzmir trafiğini rahatlatacak formüllerden birini Buca’daKİ seçim çalışmaları sırasında paylaştı. Deniz taksi uygulamasını hayata geçireceklerini açıklayan Cemil Tugay, bunun için de iskeleler kuracaklarını söyledi. Tugay, İzmir Körfezi’nin temizliğine yönelik de “Denizi temizlemek kesinlikle mümkün. Bunu başaracağız” dedi.

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tugay, Buca Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Merkezi’ni ziyaret etti. Gençler tarafından büyük ilgiyle karşılanan Tugay, atılan sloganlar üzerine, “Değerli arkadaşlarım, ben böyle tezahüratlara alışık değilim. Beni şımartmayın” dedi. Gençlerin dilek, istek ve beklentilerini paylaştığı tahtaya “Gençler bizimdir” yazan Tugay, Buca Belediye Başkan Adayı Görkem Duman’la da playstation oynayarak maç yaptı. Renkli anların yaşandığı Gençlik Merkezi’nde resmini gören Tugay, esprili bir şekilde “Resmi kim yaptı? Olduğumdan yaşlı göstermişsiniz. Ayıp oluyor biraz. Yaşlıyız ama bu kadar da yüzümüze çarpmayın” sözleriyle herkesi güldürdü. Tugay, 56 yaşında olduğunu fakat kendini düşünce ve duygu olarak genç hissettiğini söyledi.

“DÜNYAYI KİRLETİYORUZ”

Gençlerle buluşmasında yaşanılır bir dünyanın önemine dikkati çeken Cemil Tugay, “Dünyada işler iyiye gitmiyor. Dünyayı tüm canlılar için yaşaması zor bir yer haline çeviriyoruz. Bunu bizler, insanlar yapıyoruz. Bolca çöp üretiyor, onları sağa sola atıyoruz. Onları belediye işçileri topluyor, alıyorlar kamyonlarla bir yerlere götürüyorlar. Sonuçta dünyayı plastiklerle, ağır metallerle, kimyasal atıklarla, ilaçlarla kirletmeye devam ediyoruz” dedi.

TUGAY’DAN GENÇLERE VE KADINLARA ÇAĞRI

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in cesur kararlar aldığına değinen Tugay, “Bazıları bunu anladı, bazıları ise kendi kafalarındaki o farklı adamlar olmadı diye bu işe çamur attı. Ama Sayın Özel, ısrarla kadınlara daha fazla sorumluluk vermek istedi. Gençleri ön plana çıkarmak istedi. O yüzden uzun yıllar sonra yaş ortalaması çok daha genç belediye başkan adayları çıkardı. 9 kadın belediye başkan adayı çıkardı. İzmir’in tarihinde toplam kadın belediye başkanı sayısı 6. Ben İzmir’in kadınlarının yerinde olsam, sadece bu karar için bile CHP’ye oy verirdim. Kadınlarımızın ve gençlerimizin devrim yapmasına ihtiyaç var. O yüzden ayağa kalkın, daha fazla mücadeleci olun, daha fazla çalışın. Bu alanlarda daha fazla olun. Kendinizi asla korkak alıştırmayın. Kimsenin baskısına boyun eğmeyin. Baskı kurmaya çalışanlara hem bu seçimde hem de daha sonraki seçimlerde gereken cevabı siz verin. Bunun onurunu bize yaşatın” ifadelerini kullandı.

“DEMOKRASİYE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKALIM”

İzmir’de halka sormadan hiçbir iş yapmayacaklarını vurgulayan CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tugay, “Demokrasi ekmek, su, aldığımız nefes kadar değerli bir şey. İnsan olmanın onuru için herkesin hakkı hukuku için gerekiyor. Kimsenin haksızlığa uğramaması için gerekiyor. Kimsenin herhangi bir baskı altında yaşamaması için gerekiyor. Sizden ricam demokrasiye sonuna kadar sahip çıkmanız ve en temel demokratik hakkınız olan seçimlerde oy kullanmanız. Ama bununla kalmamalı, sizler de bir gün o oy pusulalarında yer almalısınız. Onun için siyaseti kötü bir şey olarak görmemelisiniz. Tam tersine siyasete gençler olarak siz sahip çıkmalısınız” diye konuştu.

“UMUDU YENİDEN ÖRGÜTLEMELİYİZ”

Buca Belediye Başkan Adayı Görkem Duman da ülkede yaşanan sorunlardan dolayı herkesin umutsuz olduğunu, kendilerinin umudu yeniden örgütlemek için yola çıktığını söyledi. Duman, “Başka memleket yok, ülkemizden gidemeyiz. Kaçmayacak, korkmayacak, vazgeçmeyeceğiz. Ülkemize, ilçemize kentimize inadına sahip çıkacağız. 31 Mart yerel seçimlerinde geçmişe bir ders geleceğe bir umut vermeliyiz” dedi.

Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya ise Gençlik Ofisi ile gençlere yuva olacak bir kapı oluşturduklarını ifade etti. Kaya, “Çünkü gençler maalesef AKP iktidarında barınma, yeme, içme, güvenlik ve eğitim sorunu yaşıyor. Bütün gençleri burada örgütlenmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

Buca Gençlik Kolları Başkanı İrem Gökmen de heyecanlarına ortak olan herkese teşekkür ederek, “1 Nisan’da Buca’da gençliğin iktidarını karşılayacağımız güneşli günlerde görüşmek üzere. Başlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“BUCA CEZAEVİ BUCALILARINDIR”

Cemil Tugay’ın sabah saatlerinde Buca’dan başlattığı seçim çalışması, tüm gün sürdü. Buca Cem Evi’ni de ziyaret eden Tugay, Cem Evi Dedesi Hüseyin Gökçe ve Yönetim Kurulu tarafından karşılandı. İnsanların düşünce ve inançlarına sonuna kadar saygı gösteren bir siyasi anlayışa sahip olduklarının altını çizen Tugay, şunları söyledi:

“CHP bu ülkede demokrasi, özgürlük ve hakların savunma alanıdır. Her zaman sizlere yakın olduk, bundan sonra da yakın olacağız. İzmir’in insanlarının inanç ve düşünce özgürlüklerine saygılı bir kent olduğunu biliyoruz.”

Buca Cezaevi alanına ilişkin de konuşan Cemil Tugay, “Buca Cezaevi Bucalılarındır. Bir anda alanı sahiplendiler. Buraya bina yapıp yandaşlara dağıtalım kafasındalar. Buna izin veremeyiz. Biz bu şehrin belediye başkanlarıyla insanlarımızın hakkını savunacağız. Oraya bina yapılmasını içimizde doğru bulan kimse yok. Ben diyorum ki bu konuşulmalı ve öncelikle Buca halkına sorulmalı. Siz ne isterseniz o olsun” dedi.

Cem Evi Dedesi Hüseyin Gökçe de Tugay’ın ziyaretinden dolayı mutlu olduklarını söyledi.

“DENİZ TAKSİ İÇİN İSKELELER YAPACAĞIZ”

cemil Tugay, Kızılçullular Kültür ve Dayanışma Derneği’ni de ziyaret etti. Kızılçullular Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Öznur, dernek yöneticileri ve üyeleri ile görüşen Tugay, seçildikten sonra yapacağı çalışmaları anlattı. İzmir trafiğini rahatlatacak formülleri paylaşan Tugay, deniz taksi projesini gündeme getirdi. Deniz taksi uygulaması başlatacağını vurgulayan Cemil Tugay, “Bu projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Küçük küçük bir sürü iskele olacak. Sizi istediğiniz yere bırakacak. Dolmuş, minibüs gibi düşünün. Bunu kullanabiliriz diye düşünüyorum” dedi.

“KÖRFEZİ TEMİZLEMEK KESİNLİKLE MÜMKÜN”

Dernek üyeleri İzmir Körfezi’nin daha etkin şekilde temizlenmesini istedi. Cemil Tugay da “Benim öncelik verdiğim konuların başında körfez temizliği ile gecekondu görünümlü mahalleler. Bunlar düzelmeden kimse ‘İzmir iyi oldu’ diyemeyecek. O yüzden bu ikisini çözmemiz lazım. Benim görev sürem bitmeden denizde yüzülebilecek. Arkadaşlarım da ‘Öyle söyleme’ diyorlar. Daha önce söylediler, inanmayacaklar. O yüzden ben diyorum ki  söylemeyecegim, yapalım, siz görün. Denizi temizlemek kesinlikle mümkün. Bunun yolu var. Öncelikle denizin kirlenmemesi lazım. Sonra da yeni sirkülasyon kanallarıyla denizin kendini temizlemesi lazım. Bunların hepsi yapılacak” diye konuştu.

“İZMİR’E TOZ KONDURMAM”

Uzun yıllardır Buca Katlı Pazar Yeri’nin yenilenmesi ve modern hale dönüştürülmesine yönelik taleplerin bulunduğunu anımsatan Tugay, şunları söyledi:

“Bizim hayalimizde İzmir’in en güzel pazar yerini yapmak var. Bize müsaade edin. Ben İzmir’e toz kondurmam. Biri kötü bir şey deyince çok üzülüyorum. Bırakın bize biz yapalım. Size öyle gösterelim. İzmir’in tarihinden gelen bir kalitesi estetiği ve kültürü var. Siz onu yaşatmak için geldiniz. Biz bugüne kadar olanlardan çok daha değerli eserleri birlikte yapacağız.”

Kızılçullular Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Öznur ise memleketin iyi bir siyasete, İzmir’in de iyi bir hizmete ve hizmetin devamına ihtiyacı olduğunu söyledi.

“İZMİR’İ EGE BÖLGESİ’NİN LİDER KENTİ YAPACAĞIM”

Cemil Tugay, Buca programını Buca Seçim Koordinasyon Merkezi açılışı ile tamamladı. Burada da yapacağı çalışmaları anlatan Tugay, “İzmir’i Ege Bölgesi’nin lider kenti yapacağım. İzmir halkının nasıl kalkındığını göstereceğiz. Kentin nasıl zenginleştiğini, işsizliğin nasıl azaldığını, ihracatın nasıl arttığını ve daha fazla markanın nasıl çıktığını, yeni iş yerlerinin nasıl açıldığını herkes görecek” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-izmir-trafigini-rahatlatacak-formullerden-birini-bucada-paylasti/feed/ 0
Kerem Aktürkoğlu, Galatasaray’da kariyerinin en iyi sezonunu yaşıyor https://www.haber28.com.tr/kerem-akturkoglu-galatasarayda-kariyerinin-en-iyi-sezonunu-yasiyor/ https://www.haber28.com.tr/kerem-akturkoglu-galatasarayda-kariyerinin-en-iyi-sezonunu-yasiyor/#respond Sat, 16 Mar 2024 05:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10079 Galatasaray’ın milli yıldızı Kerem Aktürkoğlu, kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor.

Trendyol Süper Lig’in 27. haftasında RAMS Park’ta yapılan Bitexen Antalyaspor maçında biri penaltıdan olmak üzere 2 gol atan Kerem, 2-1’lik galibiyetin mimarı oldu.

Kerem, Antalyaspor ağlarını 2 kez sarsarak bu sezon Süper Lig’deki gol sayısını 11’e çıkardı. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde de 3 kez fileleri havalandıran Kerem, toplamda 14 gole ulaştı.

Sarı-kırmızılılara TFF 3. Lig takımlarından Anagold 24Erzincanspor’dan 2020-2021 sezonu başında gelen Kerem, toplamda 160 resmi maça çıktı. 25 yaşındaki kanat oyuncusu, söz konusu müsabakalarda 43 kez fileleri havalandırarak takımının en önemli hücum ayaklarından oldu.

Dördüncü sezonunu geçirdiği Galatasaray’da 14 kez ağları sarsan Kerem Aktürkoğlu, kendi rekorunu geliştirerek en golcü sezonunu yaşıyor.

Bu sezon 4 kez “double” yaptı

Kerem Aktürkoğlu, bu sezon Trendyol Süper Lig’de 4 kez “double” yaptı.

25 yaşındaki futbolcu, bu sezon 5. haftadaki Yılport Samsunspor, 21. haftadaki Trabzonspor, 22. haftadaki İstanbulspor ve 27. haftadaki Bitexen Antalyaspor mücadelelerinde ikişer gol atma başarısı gösterdi.

Kerem’in Galatasaray performansı

Kerem Aktürkoğlu’nun sezonlara göre Galatasaray kariyerindeki maç ve gol sayıları şöyle:

Sezon Lig maç/gol Kupa maç/gol Avrupa maç/gol Toplam maç/gol
2020-2021 27/ 6 2/ – 29/ 6
2021-2022 37/ 10 1/ – 14/ 3 52/ 13
2022-2023 34/ 9 4/ 1 38/ 10
2023-2024 26/ 11 1/ – 14/ 3 41/ 14
Toplam 124/ 36 8/ 1 28/ 6 160/ 43

Depremde enkazdan kurtarıldı

Türk futbolunun son 4 sezondaki parlayan yıldızı olan Kerem Aktürkoğlu, hayat hikayesiyle de dikkati çekiyor.

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde 21 Ekim 1998 dünyaya gelen Kerem, henüz 10 aylıkken 1999 depremini yaşadı. Ailesiyle enkaz altından akrabalarının yardımıyla çıkarılan Kerem Aktürkoğlu, zorluklarla başladığı hayatında Türk futbolunun zirvesine çıktı.

TFF 3. Lig’den “Devler Ligi”ne uzanan kariyer

Kerem Aktürkoğlu, futbola Gölcükspor altyapısında başladı.

Kerem, 2013’te 15 yaşındayken doğduğu mahallenin takımı olan Hisayernspor’un altyapısına geçti. Burada dikkati çeken genç yıldız adayı, 2015’te İstanbul Başakşehir’in altyapısına transfer oldu.

Kiralık olarak Bodrumspor ve Karacabey Belediyespor’da top koşturan Kerem, Başakşehir’de yaşadığı sorunlar nedeniyle ayrılık kararı aldı. Kariyerinde birkaç adım geri atmak zorunda kalan Kerem, TFF 3. Lig temsilcisi 24Erzincanspor’a gitti.

2019-2020 sezonunda Erzincan temsilcisinin Türkiye Kupası’nda Beşiktaş ile yaptığı maçlarda dikkati çeken Kerem, 2020’nin eylül ayında Galatasaray’a transfer oldu. Kerem, sarı-kırmızılı takımla 1 kez Süper Lig şampiyonluğu yaşadı.

UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’nde sahne alan Kerem, bu sezon Manchester United ağlarına gönderdiği topla, haftanın golü ödülünü kazandı.

Milli takımın değişmezleri arasına girdi

Kerem Aktürkoğlu, Galatasaray’daki performansıyla A Milli Futbol Takımı’nın da değişmezlerinden oldu.

Sarı-kırmızılı takıma gelmeden 2015-2017 arasında alt yaş milli takımlarda 4 maça çıkan Kerem, sarı-kırmızılılardaki performansıyla A Milli Takım’a yükseldi.

Kerem Aktürkoğlu, 4 sezonda ay-yıldızlı takımda 26 maça çıktı ve 5 kez fileleri havalandırdı.

Filistin’e destek mesajları

Kerem Aktürkoğlu, İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırılar ve sivillerin katledilmesi karşısında sessiz kalmadı.

Milli futbolcu, Gazze’de yaşanan dramla ilgili sık sık sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Bir paylaşımında, “Gazze’deki masumlar vahşice bombalamalardan sonra şimdi de açlıktan ölümle yüz yüzeler. Tek bir çocuk daha ölmesin. İnsanlık ölmesin!” ifadelerini kullanan Kerem, kamuoyu oluşmasına destek verdi.

]]> https://www.haber28.com.tr/kerem-akturkoglu-galatasarayda-kariyerinin-en-iyi-sezonunu-yasiyor/feed/ 0 Trabzonspor’un genç forveti Enis Destan, hedeflerini açıkladı https://www.haber28.com.tr/trabzonsporun-genc-forveti-enis-destan-hedeflerini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/trabzonsporun-genc-forveti-enis-destan-hedeflerini-acikladi/#respond Fri, 15 Mar 2024 08:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9968 Trabzonspor’un 21 yaşındaki forvet oyuncusu Enis Destan, Trabzonspor’la yeni kupalar kaldırmak, hedeflediği gol ve asist barajını tutturmak, Trabzonspor’da iz bırakıp sonrasında da Alman futbol ligi Bundesliga’da oynamak istediğini söyledi.

Trabzonspor’un genç forveti Enis Destan, bordo-mavili kulübün dergisine röportaj verdi. Trabzonspor’a transfer süreci ile ilgili konuşan Destan, “Altınordu’da iyi sezon geçiriyordum. O süreçte herkes gibi Avrupa’da oynama hayallerim vardı ve teklifler de gelmeye başlamıştı. Gelişmeleri ailemle, başkanımla ve hocalarımla sürekli konuşuyorduk. Tam o süreçte Trabzonspor’dan teklif geldi. Çok büyük bir kulüpten davet alırsanız ister istemez yönünüzü oraya çevirirsiniz. O sezon da Trabzonspor şampiyonluğa oynuyordu. Teklif geldikten sonra çok kısa sürede karar verdim. Geriye dönüp baktığımda doğru karar vermişim çünkü en doğru yerdeyim” dedi.

“İhtiyaç olduğunda çok kez stoper ve 6 numara da oynadım”

Küçük yaş gruplarında forvet oynadığını, Altınordu’ya da forvet olarak gittiğini belirten ancak oradaki ihtiyaçtan dolayı stoper pozisyonunda da oynadığını hatırlatan Destan, “Oradaki ihtiyaçtan dolayı stoper oynatmaya başladı beni hocam. Başarılı da oldum sanırım ki birkaç sezon öyle devam etti. Ama hocam ve başkanımla bunu hep tartıştım, forvette daha iyi olacağımı söylüyordum. Sezon başlamadan forvet oynuyor ama maçlar başlayınca ihtiyaçtan yine stopere geçiyor ve öyle devam ediyordum. En son U17’deyken sezon başında birkaç maçta yine forvet oynadım. Bu kez çok iyi performans gösterince nihayet istediğim mevkide kaldım. Ama A takıma yükseldikten sonra da, maçlarda öne geçtiğimizde ve yine ihtiyaç olduğunda çok kez stoper ve 6 numarada görev aldım. O mevkilere alışığım yani. Şimdi de ihtiyaç olunca savunmada elimden geleni yaparım. Ama en verimli olduğum yer tabii ki forvet” diye konuştu.

“Warta Poznan’da geçirdiğim süreç bana çok şey kattı”

Kiralık olarak gittiği Polonya’nın Warta Poznan takımında geçirdiği süreçle ilgili yaşadıklarıyla alakalı ise genç forvet, “İlk başta çok zorlandım ama sonrası mükemmeldi bence. Genç yaşımda bana çok şey öğretti. Psikolojik olarak adeta çöktüm. 2-3 ay çok kötüydü benim adıma ve her şeyi bırakacaktım neredeyse. Ama kulübün bakış açısı, ailem ve arkadaşlarımın yardımıyla bu süreci aştım ve sonrasında daha da güçlendim. O yaşta büyük bir tecrübe oldu o direnç ve artık hiçbir şekilde, hiçbir konuda pes etmem. Saha içi ve dışı fark etmez: Mücadele benim işim. Polonya’da yaşadıklarım hem fiziksel hem de mental açıdan bana çok şey kattı. Profesyonelliği daha iyi öğrendim. İstatistiksel olarak fazla bir şey yapamadım belki ama bence birçok açıdan büyük gelişim kaydederek geri döndüm” ifadelerini kullandı.

“Bundesliga’da oynamak istiyorum”

Enis Destan, gelecek ile ilgili hedeflerine de değinerek, “Kısa vadede çok hedeflerim var, onları başardıkça daha çok motive oluyorum ve bu beni yukarıya çekiyor. İlk etapta Trabzonspor’la yeni kupalar kaldırmak, hedeflediğim gol ve asist barajını tutturmak, bunları teker teker başarmak istiyorum. Trabzonspor’u, bu kulübü, bu camiayı çok seviyorum. Onun dışında Altınordu ve Bayern Münih’in maçlarını da merakla takip ediyorum. Burada iz bırakıp sonrasında da çok sevdiğim Bundesliga’da oynamak istiyorum” şeklinde konuştu.

“Hava toplarındaki kafa vuruşlarıma güveniyorum”

Mücadeleci bir oyuncu olduğunu anlatan ve hava toplarına ve kafa vuruşlarıma güvendiğini vurgulayan Destan, “Ama daha da gelişmem gerekiyor. Ekstra antrenmanlar önemli benim için. Sürat ve çabukluk çalışmalarına ağırlık veriyorum. Gol vuruşlarının yanı sıra bir forvet olarak duvar olmak, pasör olmak çok önemli. Antrenmanlar sonunda hocalarımla bunun analizini yapıyoruz. Ekranda izleyip neler yapıp neler yapmamam gerektiğini belirleyip ona göre çalıyorum” cümlelerine yer verdi.

“Topun oyunda kaldığı süreye değer verirdim”

Maç esnasında öne geçen veya puana ihtiyacı olan takımlardan bazılarının oyunu soğutmak ve zaman geçirmek için çok durduğunu bu yüzden de topun oyunda kaldığı sürenin kısaldığını dile getiren genç oyuncu, “Topun oyunda kaldığı süreye değer verirdim. Öne geçen veya puana ihtiyacı olan takımların bazıları oyunu soğutmak ve zaman geçirmek için çok duruyor, böylece topun oyunda kaldığı süre kısalıyor ve bu nedenle heyecan azalıyor. Nasıl bir uygulama olur bilmiyorum ama basketboldaki gibi süreleri durdurmak dahil buna bir çözüm bulunmasının futbol keyfini artıracağına inanıyorum” açıklamasında bulundu. – TRABZON

]]>
https://www.haber28.com.tr/trabzonsporun-genc-forveti-enis-destan-hedeflerini-acikladi/feed/ 0
Çanakkaleli genç karateci Beyza Akkaya, Avrupa şampiyonluğunu Dünya Şampiyonası’nda taçlandırmak istiyor https://www.haber28.com.tr/canakkaleli-genc-karateci-beyza-akkaya-avrupa-sampiyonlugunu-dunya-sampiyonasinda-taclandirmak-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/canakkaleli-genc-karateci-beyza-akkaya-avrupa-sampiyonlugunu-dunya-sampiyonasinda-taclandirmak-istiyor/#respond Mon, 11 Mar 2024 06:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9369 Türkiye’de karate branşında yetişen genç yeteneklerden 15 yaşındaki Çanakkaleli milli sporcu Beyza Akkaya, yurt içinde elde ettiği başarıların ardından kazandığı ümitler Avrupa şampiyonluğunu, ekim ayında yapılacak Dünya Şampiyonası’nda taçlandırmak istiyor.

Ali Haydar Önder Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi olan Çanakkale Geçilmez Gençlik ve Spor Kulübü sporcusu Akkaya, 7 yaşında başladığı karatede önemli başarılara imza attı.

Akkaya, 2019 yılında Türkiye Minikler ve Yıldızlar Türkiye Şampiyonası ile Bosna Hersek’teki 24. Balkan Çocuklar Karate Şampiyonası’nda ikinci oldu. 2021’deki Türkiye Yıldızlar Şampiyonası’nda 42 kilo kadınlar kumitede birincilik kürsüsüne çıkan Akkaya, sonraki yıllarda Dünya Gençlik Ligi’nin Hırvatistan ayağında altın, Meksika ile Birleşik Arap Emirlikleri ayaklarında üçüncülük, Balıkesir’deki Türkiye Şampiyonası ile Okullararası Türkiye Şampiyonası’nda birincilik kazandı.

Son olarak Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te 9-11 Şubat’ta yapılan 51. Avrupa Ümit, Genç ve 21 Yaş Altı Karate Şampiyonası’nda 47 kilo kumitede birinci olan Akkaya, İtalya’nın Venedik kentinde 9-13 Ekim’de düzenlenecek Dünya Ümit, Genç ve 21 Yaş Altı Karate Şampiyonası’nda yer alabilmek için milli takım seçmelerine haftanın 5 günü ikişer saat antrenman yaparak hazırlanıyor.

Akkaya: “Karate benim için bir hayat biçimi oldu”

Beyza Akkaya, AA muhabirine, 8 yıldır mücadele ettiği karatede kendisini günden güne geliştirip daha büyük başarılara imza atmayı hedeflediğini söyledi.

Karateye ilkokul 3. sınıfta başladığını belirten Akkaya, “Arkadaşlarım da karateye gidiyordu. Bundan sonra karate benim için bir hayat biçimi oldu. Aradan geçen süreçte önemli başarılara imza attığımı düşünüyorum. Üç kardeşim var, onlar da milli sporcu. Birçok maça birlikte hazırlanıyoruz. Ailem ve antrenörlerimin yanı sıra antrenmanlara çıktığım arkadaşlarım beni çok destekliyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye çalıştığını anlatan Akkaya, Gürcistan’da kazandığı altın madalya ile gururlandığını dile getirdi.

Dünya şampiyonası için 5 ay sonra milli takım seçmelerine katılacağı bilgisini veren Akkaya, “Oradan da çıkıp ülkemi, Çanakkale’mi temsil etmek istiyorum. İki ay boyunca kamp yaptık. Birinci kamp İstanbul’da bir ay sürdü. Alışma dönemini burada atlattık. İkinci kampımız Erzurum’da oldu, çok güzel geçti. Kafama en son diş yedim. Kafam kanadı, bunlar hatıra oldu bizlere.” ifadelerini kullandı.

Akkaya, maçlara çıkmadan önce heyecanlanmadığını, aksine daha çok hırslandığını vurguladı.

Sadece kazanmaya odaklandığını aktaran Akkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önceden gençlik liglerine katıldığım için o havaya, salona aşinayım. Yani sıkıntı çekmiyorum. En son şampiyon olduğum maçta da aynı duyguları yaşadım. Çok şükür rahat geçti. Üç maç yaptım, dördüncü maçım da finaldi. Final maçım çok güzel geçti, şampiyonluğu elde ettim. Arkamda oturan hocalarım ve kardeşlerim sayesinde rahattım. Oraya kadar geldiler, beni desteklediler. Final maçım 7-2 bitti. Hedefim dünya şampiyonluğu ve Avrupa’da da tekrar şampiyon olmak. Karate branşı olimpiyatlara dahil edilirse, orada da yarışmak istiyorum. Umarım olur.”

Karateye yeni başlayanlara hedeflerinden asla vazgeçmemeleri ve pes etmemelerini tavsiye eden Akkaya, istedikten sonra her şeyi başarabileceklerini sözlerine ekledi.

Erbasan: “Oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz”

Milli sporcunun antrenörü Berhat Erbasan, başkanlığını oğlu Melih Erbasan’ın yaptığı spor kulübünde her gün antrenman yaptıklarını belirtti.

Sporcuları yaş gruplarına, seviyelerine, spora başlama ve kuşak seviyelerine göre ayırdıklarını anlatan Erbasan, şunları kaydetti:

“Beyza Akkaya 3 kardeşiyle milli sporcu. Ailece karate ile uğraşıyorlar. Oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz. Spor kariyerimdeki ana hedefim başarılı sporcular yetiştirmek. Sanıyorum bunu başarabildim. En güzel örneğini Beyza ile yaşıyoruz. Çocuklarımız spor yapsınlar, güzel bir etkinliğin içinde olsunlar, öz güvenleri gelişsin, hayatın her aşamasında dik durmayı öğrensinler. Yenildikleri zaman o yenilginin altında ezilip perişan olmasınlar. Yendikleri zaman da şımarıp, o galibiyetin havasına kapılıp ahlaki durumlarını bozmasınlar.”

Erbasan, kulüplerinde 5 yaşında da sporcu bulunduğunu aktararak, ailelere çocuklarını spora başlamaları için yaş kriteri koymamaları çağrısında bulundu.

Kulüp başkanı Melih Erbasan ise yoğun çalışma programı sayesinde sporcuların girdikleri müsabakalardan başarılı sonuçlarla ayrıldıklarını anlattı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/canakkaleli-genc-karateci-beyza-akkaya-avrupa-sampiyonlugunu-dunya-sampiyonasinda-taclandirmak-istiyor/feed/ 0
Sivas Halk Eğitim Merkezinde Okuma Yazma Eğitimi Alan Kadınlar Azimleriyle Dikkat Çekiyor https://www.haber28.com.tr/sivas-halk-egitim-merkezinde-okuma-yazma-egitimi-alan-kadinlar-azimleriyle-dikkat-cekiyor/ https://www.haber28.com.tr/sivas-halk-egitim-merkezinde-okuma-yazma-egitimi-alan-kadinlar-azimleriyle-dikkat-cekiyor/#respond Sun, 10 Mar 2024 01:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9124 Sivas Halk Eğitim Merkezin de ilerleyen yaşlarına rağmen okuma yazma eğitim alan kadınlar azimleri ile dikkat çekiyor.

Sivas Halk eğitim merkezinde düzenlenen okuma yazma kurslarında eğitim alan kadınlar hem temel okuma hem de yazma becerilerini kazanmayı hedefliyor. Kadınlar, ilk defa kalem tutmanın heyecanını yaşarken yeni bir beceri edinmenin gururunu yaşıyor. İlerleyen yaşlarında okuma ve yazmayı öğrenen kadınlardan birinin hikayesi ile diğerlerinden çok farklı. 2 yıl önce Fas’tan Türkiye’ye gelin gelen 61 yaşında ki Aıcha Nacsauı, eşi ve ailesiyle daha sağlıklı iletişim kurabilmek için okuma yazma eğitimi alıyor. İlerleyen yaşına rağmen Türkçeyi öğrenmek için azim eden Nacsauı, yeni bir dil öğrenmenin keyifli olduğunu belirtti.

“14-99 yaş arası kursiyerleri kabul ediyoruz”

İlkokul eğitiminin 5 ayda verildiğini belirten sınıf öğretmeni Köksal Yılmaz, “Halk eğitim merkezimizde birince ve ikinci kademe okuma yazma eğitimleri veriyoruz. Birinci kademe eğitimde bir ve ikinci sınıf düzeyinde ikinci kademe eğitimde ise üç ve dördüncü sınıf düzeyinde eğitim veriyoruz. Buraya gelen vatandaşları da ilkokul belgesiyle mezun ediyoruz. Şuanda sabah saatlerinde gelen kursiyerlerimiz 6 öğleden sonra gelen kursiyerlerimizde 6 kişi geliyor ve eğitimlerine devam ediyorlar. Sabah kursumuz ikinci akdeme eğitim alanlar yaklaşık 3 ay sürüyor, öğleden sonra gelen vatandaşlar birinci kademede eğitim alıyor ve 2 ay kadar eğitim alıyorlar. Burada ikinci kademeyi bitirenler ortaokul eğitimi almak isterlerse devam ediyorlar. Halk eğitimde bulunan açıktan öğretim alanına yönlendiriyoruz orada da eğitimini bitirenler açık lisede okumaya devam ediyorlar. 14 yaşın üstünden 99 yaşına kadar vatandaşları kabul ediyoruz, burada birçok kursiyerimiz eğitim görüyor. Kurslarımıza okuma yazma bilmeyen herkesi davet ediyorum” dedi.

Eş ve ailesi ile konuşabilmek için Türkçe öğreniyor

Fas’tan Türkiye’ye gelin gelen Aıcha Nacsauı (61) Türkçeyi eşi ve ailesi için öğrendiğini belirterek, “Fas’ın Kasablanka şehrinden 2 yıl önce Türkiye’ye geldim. Bir Türk ile evlendiğim için buradayım. Eşim ve ailesi ile rahat konuşabilmek için bu kursa kaydoldum. Türkçe zor bir dil değil ancak öğrenmek zaman istiyor. Öğretmenimize teşekkür etmek istiyorum, bize okuma yazmayı öğretmek için çok çaba gösteriyor. ” şeklinde konuştu.

“Zor geliyor ama öğrenmek istiyorum”

İleri yaşlarda öğrenmenin zor olduğunu belirten Erdem Taçyıldız, “Her hangi bir yere gittiğimde çok zorluk çekiyordum, bu durumda benim çok zoruma gidiyordu. Bende okuma yazma öğrenmek istedim ve hocamız sağ olsun bize okuma ve yazmayı öğretiyor. Ben 62 yaşındayım zor geliyor ama öğrenmek istiyorum. En çok okumayı ve yazmayı çok seviyorum” ifadelerini kullandı.

“Çocuklarımın derslerine yardım ederken kendimi geliştirdim”

Çocuklarının derslerine daha çok yardımcı olmak için okuma yazma eğitimi aldığını belirten Güzel Vural, “Çok az da olsa okumayı biliyordum, çocuklarımın derslerine yardım ederken kendimi geliştirdim. Buraya başladım ve şuan daha güzel okuyorum. Buraya gelmeden önce biliyordum ancak kendimi ifade edemiyordum. Bende tam olarak öğrenmek için buraya başvurdum. Öğrenirken zorluk yaşamıyorum okuma ve yazmayı seviyorum, her şey şuan güzel gidiyor” dedi. – SİVAS

]]>
https://www.haber28.com.tr/sivas-halk-egitim-merkezinde-okuma-yazma-egitimi-alan-kadinlar-azimleriyle-dikkat-cekiyor/feed/ 0
Başkan Mustafa Kavuş, hizmet ve eserle geçen beş yılını değerlendirdi https://www.haber28.com.tr/baskan-mustafa-kavus-hizmet-ve-eserle-gecen-bes-yilini-degerlendirdi/ https://www.haber28.com.tr/baskan-mustafa-kavus-hizmet-ve-eserle-gecen-bes-yilini-degerlendirdi/#respond Fri, 08 Mar 2024 04:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8885 Konya’nın merkez Meram İlçe Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, beş yıllık süreçte ilçenin dönüşümden kamulaştırmaya, ulaşımdan sağlığa, kamu yatırımlarından eğitime her alanda en parlak dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.

Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, beş yıllık belediye başkanlığı görevi süresince Meram’da hayata geçen projeleri, yatırımları ile sosyal ve kültürel alanda ortaya konulan çalışmaları Tantavi Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışlarının bir sonucu olan bu bilgilendirme toplantılarını görev süresi boyunca sürekli gerçekleştirdiklerini ifade eden Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, böylelikle hem kamuoyunu bilgilendirdiklerini hem de kendi muhasebelerini yapma imkanı yakaladıklarını söyledi. Bu toplantının diğerlerinden farkının yıllık değil beş yıllık bir değerlendirme olduğunun altını çizen Başkan Kavuş, yüreği bu şehre ve bu şehrin insanına hizmet aşkıyla dolu insanlarından biri olduğuna dikkat çekerek, “Sadece belediye başkanlığı görevimde değil, tüm hayatım boyunca Meram’da hayatın merkezinde yer aldım, Meramlı’yı hayatının merkezinden yakalamaya çalıştım. Özellikle başkanlık görevimle beraber Meram ve Meramlı hemşehrilerim, benim hayatımın tamamı oldu ve tam da merkezinde yer aldı” dedi.

“Yaptıklarımızla tüm Meramlıların duasını aldık”

Çerçevesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği eser ve hizmet siyaseti anlayışı ile tevazu, samimiyet, gayret, çaba ve emekle geçen beş yılı geride bıraktığını belirten Başkan Mustafa Kavuş, “Bir işte ne kadar zaman geçirdiğiniz değil, o zamanı nelerle ve nasıl doldurduğunuz önemlidir elbette. Kıymetli olan geçen beş yıl değil o beş yılda neler yaptığınızdır. Şükürler olsun ki biz, çok şey sığdırdık bu beş yıla. Yeni yatırımlar, atılımlar, yeni ufuklar, yeni stratejiler, açılışlar, temeller ve yeni başlangıçlar gerçekleştirdik. İnsan öncelikli ve hizmet odaklı çalışmalarımızla ilçemize pek çok yenilik kazandırdık. İmardan ulaşıma, kentsel dönüşümden sosyal hayata kadar her alanda büyük ve önemli adımlar attık. Bu zamanı en güzel şekilde değerlendirerek ilçemize pek çok yeni güzellik kattık. Nihayetinde, yüreğine ve ihtiyaçlarına dokunduğumuz, yüzlerini güldürdüğümüz, elini sıkıp duasını aldığımız 350 bin kalp biriktirdik. İşte tüm bunlar Meram ve hemşehrilerimle dopdolu geçen beş yılın en kısa ve en net özetidir” ifadelerini kullandı.

Yapılan faaliyetler ve icraatlar hakkında bilgiler veren Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, ilçenin dönüşümden kamulaştırmaya, ulaşımdan sağlığa, kamu yatırımlarından eğitime her alanda yaşadığı değişimi anlattı.

“Değişim, dönüşüm ve imar çalışmalarında yeni bir çığır açtık”

Meram Belediyesinin imar çalışmalarında yakaladığı başarıyı anlatan Başkan Kavuş, maliyeti ve mahiyeti bakımından şehrin en büyük projelerinden biri olan Şükran Kentsel Dönüşüm çalışmalarında artık son viraja girildiğinin altını çizdi. Projenin bugünkü değeriyle 3 milyar TL’yi aştığını belirten Başkan Kavuş, 7 ayrı etap halinde yürütülen bu dev projenin hızla yükseldiğini ve yakın zamanda hizmete başlayacağını belirtti. Son beş yıl içinde 7,5 milyon m²’lik bir alanda imar planlamasının yapıldığını da söyleyen Başkan Kavuş, yaklaşık 22 milyon m²’de de çalışmaların son sürat devam ettiğini kaydetti.

“Dev bütçe ayırdığımız kamulaştırma ile Meram yeni bir çehreye kavuşuyor”

Son beş yıl içinde ilçede güncel değeri ile 2 milyar 72 milyon TL’yi kamulaştırma yapıldığına dikkat çeken Başkan Kavuş, açıklamalarını şöyle sürdürdü; “Larende Caddesi, Sahibata Mahallesi Rezerv Alanı, Küçük Aymanas Caddesi, Taşcami Uzunharmanlar Caddesi ve daha nice kamulaştırmalarla şehir hem çehre değiştirecek, hem de ulaşımda büyük rahatlığa kavuşacak. Yeni açılan İsmail Ketenci, Kazakistan ve Karabağ, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş Caddeleriyle ve yenilenen caddelerle Meram’da ulaşım artık çok daha hızlı ve çok daha konforlu hale geldi. Ulaşımda konforu artıran bir diğer etken de asfalt ve altyapı çalışmaları. Bu çerçevede 5 yılda yaklaşık 5 milyon metrekare yol asfaltla buluştu. Parke ve bordür için harcanan bedel ise yine güncel bedelle 800 milyon 575 bin TL oldu.”

“Meram, tesisleşmede parlak bir dönemini yaşadı”

Meram’ın tesisleşmede de parlak bir dönem yaşadığına işaret eden Başkan Kavuş, bünyesinde Gençlik Merkezi, yüzme havuzu, emekliler lokali, spor tesisi, ticari alanlar bulunan Konevi Sosyal Tesisinin açılışa hazırlandığının müjdesini verdi. Kavuş, hizmet vermeye başlayan Lalebahçe Spor Tesisi, Harmancık Kapalı Pazar Alanı, Gazze Sosyal Tesisi, Berlika Spor tesisi, Dere Sosyal Tesisi, Nazmiye Muslu Spor Tesisi, Meram İlçe Halk Kütüphanesi ve 14 Emekli Lokalleriyle ilçede sosyal hayata renk kattıklarını ifade etti. Kafe Meram’ın 8 ayrı şubesiyle sosyal hayata renk katan bir diğer yatırım olduğuna vurgu yapan Başkan Kavuş, “Sosyal belediyecilik alanında da örnek hizmetler verdik, vermeye devam ediyoruz. Tenzile Ana Hasta Konuk Evi, Mobil Taziye Araçlarımız, İyi ki Doğdun Bebek Projemiz, Engelli Nakil Aracımız, Akülü Araç Şarj İstasyonlarımızla hemşehrilerimizin yanındayız” şeklinde konuştu.

“MEGA’da her yaş grubu için ayrı bir proje yürütüyoruz”

Meram Belediyesinin hayata geçirdiği yeni nesil eğitim projesi Meram Gelişim Akademisi’nin (MEGA) her yıl 75 bin öğrencinin hayatına dokunduğunu belirten Başkan Kavuş, gençlik projeleri hakkında da şu açıklamaları yaptı: “Ahlaki karakter eğitimini merkeze alarak yeni nesli, yeni nesil eğitim yöntemleriyle tanıştıran ve bilim, sanat, yaşam, doğa, sağlık ve spor eğitimleriyle yeni bir çığır açan MEGA ortaya koyduğu projelerle son beş yılın yıldızı oldu. Hayata geçirdiğimiz E-Spor Merkezi ile ulusal ve uluslararası sportif rekabette oyuncu gelişimini hedefledik. Yazılım Akademimiz yeni yazılımcılar yetiştirmek üzere eğitimlerine başladı. Youtube Akademi ile 16 yaşından büyük gençler ve video üretimi konusunda kendini yetiştirmek isteyen yetişkinlere destek vermek, video içeriği oluşturmak, video çekim teknikleri ve sosyal medya kullanımını içeren eğitimler veriyoruz. Dijital Oyun Tasarım Akademisi’nde ise dijital oyun tasarımı için matematik ve fizik, dijital oyunlar için kod yazımı, sanat tarihi ve görsel algı psikolojisi, dijital oyun mekaniği ve tasarımı, oyun karakter tasarımı eğitimleri almalarını sağladık. Her yaş grubu için ayrı bir proje yürüttüklerini söyleyen Başkan Kavuş, “1. ve 2. sınıflar için Değerler Eğitimi, 3. sınıflar için KOP Doğa Okulu, 4. sınıflar için Trafik Eğitimi, 5. 6. 7. sınıflar için Bilim Kurdu ve 4. sınıftan 8. Sınıfa kadar akademik başarıyı artırma çalışmaları yürütüyoruz.”

Başkan Kavuş, ilçeye gelen kamu yatırımlarının son beş yılda Meram’a adeta sağanak şeklinde yağdığını ifade eden Başkan Kavuş, başta Çevre, Şehircilik İklim Bakanlığı ve Büyükşehir Belediyesi olmak üzere pek çok bakanlığın ilçemize pek çok yatırım gerçekleştirdiğini belirterek, Meram’ı dertlenen ve tüm bunlar için emek veren herkese teşekkür etti.

“Yeni turizm destinasyonu çok beğenildi”

Meram’ın bu dönemde kazandığı en değerli yatırımlardan biri olan ve 9 noktadan oluşan Yeni Turizm Destinasyonu hakkında da bilgi veren Başkan Kavuş, “Anadolu’nun en eşsiz güzellikteki bu gezi-turizm ve tarih aksı Meram Bağları ile başlıyor. Yeni Meram Caddesi ve Yaka Caddesi’nin kesişiminde yer alan 18 bin metrekarelik arazide yapılan çalışma ile tarihi Meram Bağlarını yeniden canlandırdık. Meram Bağı’nın hemen batısında bulunan Dere Mahallesi’nde 20 bin metrekarelik araziye Meram Belediyesi tarafından kurulan Lavanta Bahçesi, misafirlerine doyumsuz güzellikte anlar yaşatıyor. Konya’da güzelliği ve efsaneleriyle yüzyıllardır cazibe merkezi olan Kızlar Kayası’nı turizme kazandırdık. Aydın Çavuş Seyir Tepesi’ni yeniden projelendirip şehir hayatına kazandırdık. Hemen eteğinde bulunan Tavusbaba Türbesi ve Camii, çevre düzenlemesi ile muhteşem bir güzelliğe kavuştu. Hem mimarisi hem estetik görüntüsü hem de doğal güzelliği ile ender alanlardan biri olan Tarihi Meram Köprüsü, yakında açılışını gerçekleştireceğimiz Şehir ve Yaşam Kültürü Müzesi, üç farklı konsepti bünyesinde bulundurmasıyla Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan 80 Binde Devr-i Alem Parkı, ateşli ateşsiz piknik alanlarından çocuk oyun gruplarına kadar bir çok alanda hizmet vermenin yanı sıra sosyal ve kültürel faaliyetlere de ev sahipliği yapan Meram Dutlu Millet Bahçesi bu destinasyonun parçaları oldu” şeklinde konuştu.

“Tüm bunları yaparken mali disiplinden taviz vermedik”

Tarih boyunca yeşil ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Meram’ın yeşil dokusunu artırmak adına önemli çalışmaların altına imza attıklarını kaydeden Başkan Kavuş, bu kapsamda son beş yılda ilçeye bir milyon 200 bin m²’den daha fazla yeşil alan kazandırdıklarını ifade etti. Bu dönemde 1 milyon 42 bin bin fidan ve bitki türünü toprakla buluşturduklarını belirten Başkan Kavuş, bunların yanı sıra ilçeye kazandırılan park ve mahalle koruluklarıyla ilçenin yeşil dokusuna önemli katkı sunduklarını belirtti. Yaptıklarının bunlarla sınırlı olmadığını belirten Başkan Kavuş, konuşmasında ayrıca şu görüşlere yer verdi: “İlçemize en iyi hizmeti verebilmek adına teknolojinin tüm imkanlarını kullanıyoruz. Bizim Meram Buluşmaları ile hemşehrilerimizle bir araya geliyoruz. Tüm kurum ve kuruluşlarla uyum içinde çalışıyoruz. Bizim Meram Masası hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ediyor. Başta Konya Fide olmak üzere her açıdan çiftçilerimizin yanında olmaya gayret gösteriyoruz. Sosyal Yardımlarımızla ihtiyaç duyan ailelerimizin yanındayız. Temizlik ve sıfır atık noktasında Türkiye’ye örnek çalışmalar sergiliyoruz. Tarih ve kültür etkinliklerine ve yatırımlarına ayrı bir önem veriyor, Meram’ı kültür ve sanatın merkezi yapma adına pek çok etkinlik gerçekleştiriyoruz. Tüm bunları yaparken mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Şu an günü geçmiş hiçbir borcumuz yoktur.”

Programda konuşmasına beş yıllık çalışmalarında yakaladığı başarıdan dolayı Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş ve ekibine teşekkür ederek başlayan AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı ise yakalanan uyum ve işbirliğinin nasıl büyük çalışmalara temel oluşturduğunun en güzel örneğinin Konya’da verildiğinin altını çizdi.

“Uyumumuz ‘Konya modeli belediyecilik’ anlayışını inşa etti”

Her seçim döneminin bir muhasebe ve vizyon çizme dönemi olduğunun altını çizen Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da, Başkan Kavuş’un sunumunda sadece önemli olanlara yer verdiğini bu hizmetlerin arka planında bunlardan çok daha fazlasının olduğunu yakinen bildiğini söyledi. Sahada birlikte çalıştıklarını hatırlatan Başkan Altay, “Meram’da, başkanımızın anlattıklarının iki katı daha icraat var. Bizleri diğerlerinden farklı kılan şey ‘hizmet siyaseti’ yapıyor olmamızdır. Çünkü Cumhurbaşkanımızdan bunu öğrendik. Milletimiz için çalışmak ve ortaya iş koymak mecburiyetimiz var. Konya’yı diğer şehirlerden farklı kılan şey birlik ve beraberliğimizdir. Büyükşehir belediyemiz, ilçe belediyelerimiz, bakanlıklarımız, teşkilatlarımız birlikte çalışma kültürünü adeta yeniden inşa etti. Buna da ‘Konya Modeli Belediyecilik’ anlayışı adını koyduk. Bu modelde şehre herkesin katkısı var” dedi.

“Konya ve Meram büyük mesafe katetti”

Başkan Mustafa Kavuş’un sunumunu samimi ve heyecan dolu olarak nitelendiren Konya Valisi Vahdettin Özkan, hem Konya Valisi hem de Meram’da oturan birisi olarak yapılanlardan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. Vali Özkan, “Başkan Kavuş’un çalışkanlığına ve fedakarlıklarına bizler şahidiz. Vatandaşlarımızın, insanlarımızın ihtiyaçlarını esas alarak onların yaşam kalitesini artıran teveccühüne mazhar olmuş pek çok işi başarıyla ortaya koydu. Bizler de bu işin odağında olduk. Konya belediyelerinin yaptığı hizmetler pek çok yerde örnek olarak gösteriliyor. Bu şehrin valisi olarak bende bundan mutlu oluyor, gurur duyuyorum” diye konuştu.

Başkan Kavuş’un beş yıl değerlendirme toplantısı hatıra fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi. Toplantıya, Konya Valisi Vahdettin Özkan, Konya Milletvekilleri Selman Özboyacı, Mehmet Baykan, Meryem Göka ve Mustafa Hakan Özer, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Meram Kaymakamı Bayram Yılmaz, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, AK Parti Meram İlçe Başkanı Mustafa Dolular, MHP Meram İlçe Başkanı Mahmut Yaman, muhtar dernekleri başkanları, belediye meclis üyeleri, basın mensupları katıldı. – KONYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/baskan-mustafa-kavus-hizmet-ve-eserle-gecen-bes-yilini-degerlendirdi/feed/ 0
Antalya’da Güney Kariyer Fuarı Başladı https://www.haber28.com.tr/antalyada-guney-kariyer-fuari-basladi/ https://www.haber28.com.tr/antalyada-guney-kariyer-fuari-basladi/#respond Thu, 07 Mar 2024 22:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8818 Antalya’da, Akdeniz Üniversitesinin ev sahipliğinde, 12 üniversitenin desteğiyle düzenlenen “Güney Kariyer Fuarı (GÜNKAF)” başladı.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisinin desteğiyle Mimar Sinan Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen fuarın açılışında, kurdele kesiminin ardından katılımcı üniversitelerin rektörlerine ve sponsorlara plaket verildi.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, dünyada bu alandaki en başarılı organizasyonlardan birini gerçekleştirdiklerini, katılan firmaların çok seçkin, etkinliklerin de son derece dolu olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Atay, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisinin kuruluşundan bu yana önemli bir paradigma değişimine gittiğini, artık insanı kaynak olarak değil, yetenek olarak gördüklerini belirtti.

Devlet olarak bu yetenekleri keşfetmeye yönelik araçlar, enstrümanlar geliştirdiklerini ifade eden Atay, “Gençler bu kariyer fuarları ve kariyer planlama dersi gibi pek çok ayrı aracı kullanarak kendilerini keşfediyorlar. Henüz okuldayken ne iş yaparlarsa daha iyi, ne iş yaparlarsa daha başarılı olurlar, bunun farkına varıyorlar. Bu konuda geliştirdiğimiz ekonometrik modele göre de 20-24 yaş grubu gençlerin istihdamında Türkiye’de 10 puanlık bir artış oldu. Son 5 yılda bu 10 puanlık artışla 6,1 oranında etki ürettiğimizi görebiliyoruz.” dedi.

“Dünyada en çok istihdam sorunu yaşanan yaş grubu 20-24 yaş”

Atay, “Mezun olayım ve bana birisi iş versin” kültürünün cari bir yaklaşım olmadığını, iş bulmanın ölçüsünün daha çok yere başvurmak, kendini daha çok geliştirmek, daha çok kendini ifade etmek olduğunu söyledi.

“‘Ben şu üniversiteden mezun oldum. Bana birinin iş vermesi gerekiyor’ anlayışını bu gençlerde kaldırdık.” diyen Atay, şöyle devam etti:

“Türkiye’de arkadaşlar, bir yandan birileri ‘İşte gençler işsiz’ falan diyor ama biz biliyoruz ki çok ciddi oranda gencimiz dördüncü sınıftayken işini bulmuş oluyor. Hem zaten dördüncü sınıfta ders yoğunluğu da azalıyor. Kurumsal şirketler, yetenekli çocukları keşfediyorlar ve sözleşmeli olarak çalıştırıyorlar. Proje bazlı çalıştırıyorlar. Bakın 20-24 yaş grubu istihdamda İtalya’yı, İspanya’yı geçmiş durumdayız. Dünyada en çok istihdam sorunu yaşanan yaş grubu 20-24 yaş, yani üniversitelilerin istihdamı. Biz şu anda ‘Dünyanın en iyisi falanız’ demiyoruz ama bizden daha gelişmiş olduğunu düşündüğümüz, bildiğimiz ülkelerden daha iyi bir duruma geldik. Sırf bu araçları doğru ve etkin kullandığımız için. Bunlardan sonuç aldığımızı görüyoruz.”

“Bizim gençlerimizin aslında kötü bir ajandası yok”

Türk gençlerinin çok özverili, çok iyi niyetli ve kreatif olduğunu dile getiren Atay, yapılan kurumsal ve uluslararası çalışmalarda, Türk gençlerinin daha çok gelişmiş olduğu düşünülen uluslardaki gençlere kıyasla daha yaratıcı, sonuç almaya odaklı olduğu ve en önemlisi de inisiyatif kullandığının ortaya çıktığını ifade etti.

Atay, dünyanın ekonomik olarak en büyük ülkelerinin en büyük şirketlerinde muhakkak Türklere yer verilmeye başlandığını belirterek, “Önce bir Türk oraya giriyor. Arkasından üç, beş, on tane birden alıyorlar. İstihdam ediyorlar. Çünkü bizim gençlerimiz inisiyatif kullanıyor. Çünkü bizim gençlerimizin aslında kötü bir ajandası yok. Millet olarak, başka toplumlarla geçinmeyi en iyi bilen milletlerden birisiyiz. Dolayısıyla bizim gençlerimiz nerede olurlar, hangi ülkede olurlar, hangi şirkette olurlarsa olsunlar çok rahat iletişim kuruyorlar ve sorunlara çözüm üretebiliyorlar. Bunu nasıl üretiyorlar? İnisiyatif alarak. İnisiyatif alma önemli bir tutumdur. Yani sonradan çok kolay geliştirilebilen bir şey değildir.” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan da kariyer fuarlarının, hem katılımcılar hem de işverenler için benzersiz fırsatlar sunduğunu belirterek, fuarda 200’den fazla firmanın bir araya geldiğini söyledi.

AA standına gençlerden yoğun ilgi

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay ile Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Anadolu Ajansının (AA) açtığı standı ziyaret etti.

AA standına yoğun ilgi gösteren gençler, görevlilerden kariyer fırsatlarına ilişkin bilgi aldı.

Fuarı ziyaret eden gençler, firma temsilcileriyle bir araya gelerek, iş, staj, eğitim, konferans, mülakat gibi deneyimler elde edebilecek.

GÜNKAF’a kayıt olanlar arasından yapılacak çekilişle 5 öğrenci, Türk Hava Yollarından Avrupa ülkelerine gidiş-dönüş uçak bileti kazanacak.

Öğrencilere çekilişlerde Antalya spor’un Süper Lig maçları için bilet, spor merkezine aylık üyelik ve dalış eğitimi gibi farklı hediyeler de verilecek.

Fuar, yarın sona erecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalyada-guney-kariyer-fuari-basladi/feed/ 0
Nilüfer Belediyesi Amatör Spor Kulüplerine Destek Sağladı https://www.haber28.com.tr/nilufer-belediyesi-amator-spor-kuluplerine-destek-sagladi/ https://www.haber28.com.tr/nilufer-belediyesi-amator-spor-kuluplerine-destek-sagladi/#respond Thu, 07 Mar 2024 03:36:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8721 Nilüfer Belediyesi, Amatör Spor Kulüpleri Ayni ve Nakdi Yardım Destek Projesi ile spora ve sporculara desteğini sürdürdü. Proje ile Nilüfer’deki 32 amatör spor kulübüne 1 milyon 850 bin TL değerinde ayni ve nakdi destek dağıtıldı.

Sporu toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaştırmayı ve bu konudaki bilincini artırmayı hedefleyen Nilüfer Belediyesi, faaliyetlerini sürdürmek konusunda zorluklar yaşayan amatör kulüplere desteğini sürdürüyor. Bu çerçevede Nilüfer Belediyesi Amatör Spor Kulüpleri Ayni ve Nakdi Yardım Destek Projesi gerçekleştirildi. 100. Yıl Spor Salonu’ndaki programa Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, CHP Nilüfer Belediye Başkan Adayı Şadi Özdemir, Nilüfer Amatör Spor Kulüpleri Derneği (NASK) Başkanı Osman Uçar ve çok sayıda amatör sporcu, antrenör katıldı.

Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Nilüfer’in sağlıklı geleceğini oluşturmak için uzun yıllardır çaba gösterdiklerini hatırlatarak, Spor Şenlikleri’nde her yıl binlerce çocuğu sporla buluşturduklarını söyledi. Amatör spor kulüplerinin de bu alanda gerçekleştirdikleri çaba, emek ve özverinin farkında olduklarını belirten Erdem, katkı sağlayanlara teşekkür etti. Nilüfer’in spor kenti olmasıyla övündüklerini anlatan Erdem, “Her yaş grubundan sporcuların kazandıkları madalyalarla göğsümüz kabardı, gururlandık. Bu emeği görmezden gelemezdik. Zorlu günler yaşadığımız o pandemi sürecinden sonra, Amatör Spor Kulüplerine Ayni ve Nakdi Yardım Destek Projesini hayata geçirdik. Son 3 yılda yaklaşık 100 bin sporsevere kulüplerimiz aracılığıyla ulaştık. 2022 yılında 400 bin, 2023 yılında 1 milyon ve bu yıl da 1 milyon 850 bin liralık ayni ve nakdi yardımı 32 amatör spor kulübüne desteği sağlıyoruz. Amacımız Nilüferliler’e, genç kuşaklara yaşam boyu spor yapma bilincinin kazandırılması, sportif etkinliklerde buluşmaları, özellikle de Nilüfer’de sporu bir yaşam biçimi haline getirmek, yaşam boyu spor kültürünü yaygınlaştırmak ve etkin kılmak” dedi.

CHP Nilüfer Belediye Başkan Adayı Şadi Özdemir de Nilüfer’in sporda öne çıkmasında bugüne kadar başkanlık yapanların payının büyük olduğunu söyledi. Bu örneği önümüzdeki dönemde de sürdürmek istediklerini dile getiren Özdemir, seçimi kazanıp belediye başkanı olduğunda bu durumu büyütüp, kuvvetlendirmek istediklerini kaydetti.

Nilüfer Amatör Spor Kulüpleri Derneği (NASK) Başkanı Osman Uçar da desteklerin sağlanmasında Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’e teşekkür ederek, amatör sporun yaşatmak için emeği geçenleri tebrik etti.

Başkan Erdem ve Özdemir spor malzemelerinin yer aldığı paketleri birlikte dağıtırken, malzemelerini alan gençlerin mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Tören sırasında Fethiye İdman Yurdu Sporcuları, Başkan Erdem’e fincan takımı hediye ederken, Özlüce Spor Kulüp Başkanı Tayfun Sertkaya da desteklerinden dolayı Erdem’e teşekkür plaketi verdi.

Destek kolisinde 30 adet federasyon onaylı resmi maç topu, 1 takım slalom seti, 10 adet antrenman hunisi, 25 adet antrenman çanağı, 20 adet antrenman yeleği, 1 takım engel seti (5’li), 2 çift kaleci eldiveni, 1 adet antrenman merdiveni, 1 adet koordinasyon çemberi (12’li), 5 adet atlama ipi, 2 adet fox 40 düdük, 7 çift futbol tekmelik, 1 adet kronometre gibi spor ürünleri yer aldı. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/nilufer-belediyesi-amator-spor-kuluplerine-destek-sagladi/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, 4-6 yaş Kur’an Kursu açılışında konuştu https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-4-6-yas-kuran-kursu-acilisinda-konustu/ https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-4-6-yas-kuran-kursu-acilisinda-konustu/#respond Tue, 05 Mar 2024 07:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8406 Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “Hangi anne ve baba çocuğunun kötülüklerle meşgul olmasını ister ki”

– “Peygamber Efendimiz buyuruyor ki, ‘Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir'”

– Yaşamkent Hz. Aişe 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nun açılışı gerçekleştirildi

(Fotoğraflı)

Kaan Taşkın – İbrahim Çakmak

ANKARA – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan ‘Yaşamkent Hz. Aişe 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nun açılışında yaptığı konuşmada, “Hangi anne ve baba çocuğunun kötülüklerle meşgul olmasını ister ki? İşte biz burada 4-6 yaş kurslarımız da burada olsun. Edirne’de, Van’da, Ordu’da, Aydın’da, Şırnak’ta, ülkemizin 81 ilinde neredeyse 922 ilçesinde artık 4-6 yaş Kur’an kurslarımız var” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan ‘Yaşamkent Hz. Aişe 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nun açılışını gerçekleştirdi. Açılışa Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Ankara Valisi Vasip Şahin ve vatandaşlar katıldı.

“Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir”

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş açılışta yaptığı konuşmada, “Efendimiz buyuruyor ki, ‘Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir.’ İşte burada 4-5-6 yaşındaki çocukların Kur’an’ı tanımaları sağlanacak. Elif, b, t nedir? Bununla da yetinmeden yine medeniyetimizin en önemli değerleri ile donanımlı genç nasıl olur onun temelleri atılacak. Sevgi, saygı, sadakat nedir, dürüstlük, yalanın çirkinliği, dürüstlüğün güzelliği nedir” dedi.

“Hangi anne ve baba çocuğunun kötülüklerle meşgul olmasını ister ki”

Toplumun söz konusu değerlerle donatılmış bir gence sahip olmayı arzu ettiğini belirten Erbaş, “Hangi anne ve baba çocuğunun kötülüklerle meşgul olmasını ister ki? İşte biz burada 4-6 yaş kurslarımız da burada olsun. Edirne’de, Van’da, Ordu’da, Aydın’da, Şırnak’ta olsun her yerde. Ülkemizin 81 ilinde neredeyse 922 ilçesinde artık 4-6 yaş Kur’an kurslarımız var. Biraz önce genel müdürümüzden aldığım rakam 211 bini aşmış. Elhamdülillah daha da çoğalacak” ifadelerini kullandı.

“Medeniyetimizin değerlerini öğretin”

Şimdiye kadar bir buçuk milyona yakın 4-6 yaş çocuğun Kur’an kurslarında hizmet gördüğünü dile getiren Erbaş, şunları kaydetti:

“Efendimizin tavsiyesini yerine getiriyoruz. Biz onun ümmeti olarak en güzel tavsiyelerinden birisi olan çocuklar yedi yaşına gelince onlara Din-i İslam’ı öğretmeye başlayın, temel dini bilgileri, abdest nasıl alınır, namaz nasıl kılınır? Sevgi nedir, saygı nedir? Küçükleri sevmek nedir, büyüklere saygı göstermek nedir? Bunları öğretin, medeniyetimizin değerlerini öğretin. Efendimizin tavsiyesini yerine getiriyoruz.”

“Fatih’ler Süleyman’lar yetiştirelim”

Bilim insanlarının araştırmalarına göre insanların karakterlerinin yarısının 7 yaşına kadar geçirdiği sürede oluştuğunu aktaran Erbaş, “Hazreti Aişe’ler, Fatıma’lar, Ali’ler Hüseyin’ler, Fatih’ler, Süleyman’lar yetiştirelim. Onlar gibi geçmişimizdeki o değerlerimizi çocuklarımıza öğretelim. Bunun için çırpınıyoruz. Vatanını seven, bayrağını seven, ezanını seven, Rabbini, peygamberini seven gençler yetiştirelim istiyoruz. Bunlardan bu millete faydadan başka bir şey gelmez. Her annenin babanın umudu budur” diye konuştu.

Vatanını, milletini ve devletini seven gençler yetiştirdiklerine dikkati çeken Erbaş, “Milletine, devletine hainlik yapanlara karşı içinde ve yüreğinde bir nefret besleyen gençler olsun. Öyle değil mi? Biz bir kötülük gördüğümüz zaman onu elimizle düzeltmek lazım. Elimizle düzeltemiyorsak dilimizle düzeltmemiz lazım. Dilimizle de düzeltemiyorsak kalbimizle o kötülükten nefret etmemiz lazım. Peygamber Efendimizin verdiği ölçü bu” açıklamalarında bulundu.

“Milletin sahip olduğu değerleri yeni nesille aktaracaksınız”

Vali Şahin ise yaptığı konuşmada, şu ifadelere yer verdi:

“Bütün medeniyetlerin gelişimine baktığımızda aslında çift taraflı bir gelişme mutlaka şart olarak görülüyor ve temelinde de o olduğu görülüyor. Bir taraftan maddi kalkınmayı yaparken ama öbür taraftan da kendi üzerinde yükseldiği değerlere sahip çıkarak o değerleri yücelterek ve o değerlerle tesis ederek nesillerini ancak öyle sağlayabiliyor. Yani siz bir kalkınma yapacaksanız, insanınızın kalitesini yükseltecekseniz. Mutlaka o coğrafyanın, o milletin sahip olduğu değerleri de aynı zamanda yeni nesille aktaracaksınız.”

Konuşmaların tamamlanmasının ardından Kur’an kursunun açılışı kurdele kesilerek gerçekleştirildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-4-6-yas-kuran-kursu-acilisinda-konustu/feed/ 0
Son 10 Yılda 671 Çocuk İşçi Hayatını Kaybetti https://www.haber28.com.tr/son-10-yilda-671-cocuk-isci-hayatini-kaybetti/ https://www.haber28.com.tr/son-10-yilda-671-cocuk-isci-hayatini-kaybetti/#respond Tue, 05 Mar 2024 05:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8377 HABER: HAKAN KAYA

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2013-2023 yılları arasını kapsayan ‘Çocuk İş Cinayetleri’ raporunu yayımladı. Son 10 yılda 14 yaş ve altı 234, 15-17 yaş arası ise 437 çocuk olmak üzere toplamda 671 çocuk işçinin hayatını kaybettiği belirtilen raporda en çok ölümün yüzde 28’lik oran ile trafik servis kazalarında yaşandığı belirtildi. Ocak 2024 iş cinayetleri raporuna göre ise ocak ayında en az 158 işçinin hayatını kaybettiği açıklandı.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2013-2023 yılları arasını kapsayan ‘Çocuk İş Cinayetleri’ raporu ve Ocak 2024 iş cinayetleri raporu olmak üzere iki rapor yayımladı.

SON 10 YILDA 671 ÇOCUK İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ

‘Çocuk İş Cinayetleri’ raporuna göre son10 yılda 14 yaş ve altı 234, 15-17 yaş arası ise 437 çocuk olmak üzere toplamda 671 çocuk işçi hayatını kaybetti.

ÇOCUK İŞÇİ ÖLÜMLERİNİN EN ÇOK YAŞANDIĞI İŞ KOLU, TARIM-ORMAN

İş kollarına göre ölümler en çok yüzde 57’lik oranla Tarım, orman iş kolunda yaşanırken, çocuk işçi ölümlerinin işkollarına göre dağılımı şu şekilde açıklandı:

Tarım, Orman işkolunda 380 çocuk (250 işçi ve 130 çiftçi); İnşaat, Yol işkolunda 71 çocuk; Metal işkolunda 46 çocuk; Konaklama, Eğlence işkolunda 45 çocuk; Gıda işkolunda 23 çocuk; Ticaret işkolunda 21 çocuk; Genel İşler işkolunda 20 çocuk; Tekstil, Deri işkolunda 17 çocuk; Taşımacılık işkolunda 14 çocuk; Ağaç, Kağıt işkolunda 11 çocuk; Kimya, Lastik işkolunda 7 çocuk; Enerji işkolunda 4 çocuk; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 3 çocuk; Madencilik işkolunda 1 çocuk; İletişim işkolunda 1 çocuk; Sağlık işkolunda 1 çocuk; eldeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirlenemeyen 6 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti.

TRAFİK, SERVİS KAZALARINDA 186 ÇOCUK İŞÇİ ÖLDÜ

Rapora göre 2013-2023 yıllarında çocuk işçi ölümlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:

Trafik, Servis Kazası nedeniyle 186 çocuk; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 112 çocuk; Ezilme, Göçük nedeniyle 92 çocuk; Yüksekten Düşme nedeniyle 61 çocuk; Şiddet nedeniyle 56 çocuk; Elektrik Çarpması nedeniyle 44 çocuk; Yıldırım Düşmesi nedeniyle 41 çocuk; Patlama, Yanma nedeniyle 25 çocuk; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 14 çocuk; Kesilme, Kopma nedeniyle 13 çocuk; İntihar nedeniyle 9 çocuk; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 8 çocuk; Diğer nedenlerden dolayı 10 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti.

EN ÇOK ÇOCUK İŞÇİ ÖLÜMÜ ŞANLIURFA’DA YAŞANDI

Son 10 yılda Türkiye’nin 77 şehrinde çocuk işçi ölümlerinin gerçekleştiğinin belirtildiği raporda en çok ölüm yaşanan ilk 5 şehir ise şu şekilde: Şanlıurfa 49 ölüm, Gaziantep 40 ölüm, Adana ve İstanbul’da 33’er ölüm, Konya’da ise 25 ölüm.

OCAK AYINDA 158 İŞÇİ İŞ KAZALARINDA HAYATINI KAYBETTİ

Ocak 2024 İş cinayetleri raporuna göre ise ocak ayında en az 158 işçinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Rapora göre ölümlerin yüzde 18’i ezilme ve göçük, yüzde 17’si trafik servis kazaları, yüzde 16’sı yüksekten düşme olduğu belirtildi.

İş kollarına göre ölümlerin, yüzde 28’i inşaat/yol, yüzde 14’ü taşımacılık, yüzde 10’u tarım/orman, yüzde 7’si ticaret/büro, yüzde 6’sı metal iş kollarında gerçekleşti.

Raporda iş cinayetlerinde ölen 158 kişiden 5’inin kadın, 153’ünün ise erkek olduğu belirtildi.

EN ÇOK ÖLÜM İSTANBUL’DA

Ocak ayında en çok ölümlerin yaşandığı 6 şehir ise şöyle:

İstanbul 24 kişi, İzmir 17 kişi, Şanlıurfa 11 kişi, Gaziantep 10 kişi, Konya 8 kişi, Mersin 7 kişi

]]>
https://www.haber28.com.tr/son-10-yilda-671-cocuk-isci-hayatini-kaybetti/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Türk deniz ticaret filosundaki yaşlı gemilerin can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturduğunu belirtti https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-ulas-karasu-turk-deniz-ticaret-filosundaki-yasli-gemilerin-can-ve-mal-guvenligi-acisindan-tehlike-olusturdugunu-belirtti/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-ulas-karasu-turk-deniz-ticaret-filosundaki-yasli-gemilerin-can-ve-mal-guvenligi-acisindan-tehlike-olusturdugunu-belirtti/#respond Mon, 04 Mar 2024 22:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8274

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, “Yaşlı gemilerin hizmette tutulması, denizde can ve mal güvenliği açısından çok ciddi sonuçlar doğuruyor…Yani filomuz yaşlı. Kullanım ömrünü tamamlamış ve filodaki bu gemilerin sefer izni alabilmesi, sadece kar odaklı bir yaklaşımla açıklanabilir. Başka bir açıklaması yok. Bu konuda bakanlığın acil adım atması gerekiyor. Bu konuda denetimlerin artırılması da son derece önem taşıyor. Her ne kadar bakanlık denetimlerin yapıldığını ifade etse de son 8 yılda meydana gelen 3 bin 223 gemi faciası ve 677 kişinin hayatını kaybetmesi, 390 kişinin kaybolması durumun vehametini ortaya koyuyor” dedi.

Marmara Denizi açıklarında 15 Şubat’ta batan 53 yaşındaki Batuhan A isimli ticari geminin 6 mürettabatın tamamı hala bulunamadı. Geçen yıl 19 Kasım’da Karadeniz’de Ereğli Limanı’ndan çıkarken askeri bölgedeki mendireğe çarparak batan Kafkametler gemisindeki 7 gemici hala bulunamadı. DEMA M isimli gemide kaybolan 4. Mühendis Yiğit Acar’dan 533 gündür haber alınamıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, denizlerde batan ve akıbetleri belli olmayan gemiler ile çalışanları hakkında Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abudlkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti.

Uraloğlu, Karasu’nun sorularına özetle şu yanıtı vcrdi:

“2023 yılı itibarıyla Türk deniz Ticaret Filosunda bulunan Gemi Siciline ve TUGS’a kayıtlı 150 GT ve üzeri 2.149 adet demi/deniz taşıtı bulunmaktadır. Bu gemi/deniz taşıtı bulunmaktadır. Bu gemi/taşıtlarının toplam ağırlığı 7.517.332 DWT olup, 268’İ 0-5 yaş, 307’si 6-10 yaş, 572’si 11-20 yaş, 409’u 21-30 yaş, 593’ü 31 ve üzeri yaş aralığındadır.

Yapılan denetimler sonucunda ulusal ve uluslararası gerekleri sağlayan gemiler belgelendirilerek seyirlerine izin verilmektedir. Söz konusu gemiler ayrıca belirli aralıklarla ulusal ve uluslararası kurallara uygunluklarının devam edip etmediklerinin tespiti için Bakanlığımızın Gemi Denetim Uzmanları tarafından Ön Sörvey adı verilen denetimlere tabi tutulmaktadır…Ülkemizde gemiadamı statüsünde bulunan; 5.038 adet Uzakyol Kaptanı ve Kaptan, 2.011 Uzakyol Başmühendisi, Başmakinist, 2.002 Makine Zabiti, 17.820 Makine Tayfa (Yağcı, Usta Makine Tayfası ve Makine Lostromusu), 63.849 Güverte Tayfa (Gemici, Usta Gemici ve Güverte Lostromusu) çalışmaktadır. Diğer taraftan; KEFKAMETLER adlı gemi 28.08.2023 tarihinde TORC (IMO NO: 9544683) adlı gemi is 08.11.2022 tarihindeki yürürlükteki mevzuat kapsamında denetime tabi denetime tutulmuş ve herhangi bir eksiklik, uygunsuzluk tespit edilmemiştir.”

Ulaş Karasu, Bakan Uraoğlu’nun yanıtını şu sözlerle değerlendirdi:

“Yaşlı gemilerin hizmette tutulması, denizde can ve mal güvenliği açısından çok ciddi sonuçlar doğuruyor. Avrupa’da 12 yaş üzerindeki gemilerin ‘yaşlı’ sayıldığı ve bu yaşlı gemilerin ülkemize satıldığı belirtiliyor. Önergeme verilen yanıttan da görüyoruz ki ülkemizde 150 GT ve üzerinde toplam 2 bin 149 adet gemi/deniz aracı bulunuyor. Bunların sadece 268’i 0-5 yaş, 307′ si ise 6-10 yaş aralığında bulunuyor. Geri kalan 1.574’i 11-31 ve üzeri yaş aralığında bulunuyor. Yani filomuz yaşlı. Kullanım ömrünü tamamlamış ve filodaki bu gemilerin sefer izni alabilmesi, sadece kar odaklı bir yaklaşımla açıklanabilir. Başka bir açıklaması yok. Bu konuda bakanlığın acil adım atması gerekiyor. Bu konuda denetimlerin artırılması da son derece önem taşıyor. Her ne kadar bakanlık denetimlerin yapıldığını ifade etse de son 8 yılda meydana gelen 3 bin 223 gemi faciası ve 677 kişinin hayatını kaybetmesi, 390 kişinin kaybolması durumun vehametini ortaya koyuyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-ulas-karasu-turk-deniz-ticaret-filosundaki-yasli-gemilerin-can-ve-mal-guvenligi-acisindan-tehlike-olusturdugunu-belirtti/feed/ 0
Erzurum’da Mobil Tırlarla Kanser Taraması Yapılıyor https://www.haber28.com.tr/erzurumda-mobil-tirlarla-kanser-taramasi-yapiliyor/ https://www.haber28.com.tr/erzurumda-mobil-tirlarla-kanser-taramasi-yapiliyor/#respond Mon, 04 Mar 2024 05:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8202 Erzurum’da kırsal bölgeler ve nüfusu kalabalık aile sağlığı merkezlerine mobil tırla giden sağlıkçılar, kanser taraması yapıp, erken teşhis ve tedavi için vatandaşları bilgilendiriyor.

İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir koordinesinde “Erken teşhis hayat kurtarır” sloganıyla çalışan Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ekipleri, yıl başından bu yana kanserde erken teşhisle hayat kurtarmak için mahalle mahalle dolaşıyor.

Sağlıkçılar, ilçe ve kırsal bölgelerin yanı sıra kent merkezinde nüfusun kalabalık olduğu aile sağlığı merkezleri önüne konuşlandırılan mobil tırda, vatandaşlara ücretsiz meme kanseri, rahim ağzı ve kolon kanseri taramaları yapıyor.

Tarama sonucu riskli görülen vatandaşları sağlık kuruluşlarına yönlendirip takiplerini de yapan ekipler, gittikleri yerlerde yaptıkları salon toplantılarında vatandaşlara kanserde erken tanı ve tedavi için bilgilendirici faaliyette de bulunuyor.

“Hastanelerin yükünü azaltmak ve halkı bilinçlendirmek için sahaya indik”

Yakutiye İlçe Sağlık Müdürü Dr. Cüneyt Aygün, AA muhabirine, yoğun ve kabalık nüfusa sahip aile sağlığı merkezlerinde kanser taraması yapmaya başladıklarını söyledi.

İlçe merkezinde 1 haftada 300’den fazla kişiye kanser taraması gerçekleştirdiklerini ifade eden Aygün, şöyle konuştu:

“Kanser tedavisi zor olan hastalık, erken tanı da hayat kurtaran bir durum olduğu için erken dönemde hem 3. basamak hastanelerin yükünü azaltmak hem de halkımızı bu konuda bilinçlendirmek için sahaya indik. Taramalar sonucu kansere erken dönemde tanı koyulması ve tedavi mümkün. Aynı zamanda kanser tedavileri maliyetli hizmet, erken dönemde tanı ve tedavi ile yakaladığımızda hayat kurtarıyoruz, önemli hizmet veriyoruz.

Aygün, şüpheli durumlarda vatandaşları onkoloji ve genel cerrahi gibi birimlere yönlendirdiklerini ve kırsal mahallelerin yanı sıra bölgedeki Kur’an kursları, okullar ve diğer kamu kurumlarındaki vatandaşları da servis araçlarıyla mobil tırın bulunduğu alanlara getirip tarama yaptıklarını dile getirerek, “Ocak ve şubat itibarıyla 2 binin üzerinde vatandaşımıza ulaştık. İlçe sınırlarımızda yaklaşık 191 bin kişinin yaşamı söz konusu, ekiplerimizle sürekli sahada olacağız.” diye konuştu.

“Kanserden değil geç kalmaktan korkmalıyız”

İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir de dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan ve önemli halk sağlığı sorunu olan kansere karşı kent genelinde kapsamlı tarama gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Kentte 2022 yılından itibaren günümüze kadar 53 bin 758 kişiye kanser taraması yapıldığını söyleyen Bedir, “17 bin 882 meme kanseri, 13 bin 414 rahim ağzı kanseri ile 22 bin 462 kalın bağırsak kanseri taraması yapıldı. Sonucu pozitif veya şüpheli olan 2 bin 458 kişi uzman hekimlere randevu alınarak yönlendirildi. Toplamda 37 kanser tanısı alan hasta oldu. Kanserden değil geç kalmaktan korkmalıyız, taramaların amacı hastalığın önüne geçmek ve hastalığın meydana gelmesini engellemek.” ifadelerini kullandı.

Bedir, kanser riskini ortadan kaldırmak ve vatandaşları bu konuda bilgilendirmek için sağlık çalışanlarının büyük gayret gösterdiğini vurguladı.

Kansere bağlı ölümleri azaltmak istediklerini aktaran Bedir, “Kanser nedenli ölümlerin üçte birini sigara ve alkol kullanımı ile sağlıksız yaşam ve hareketsizlik oluşturuyor. KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezlerinde 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir meme kanseri taraması, 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir rahim ağzı kanseri taraması 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir kalın bağırsak kanseri taramaları ücretsiz yapılıyor. Tüm vatandaşlarımızın taramalara katılmasını istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Kanser taraması yaptıran 50 yaşındaki Ayşe Taşması ise hizmetlerden memnun olduğunu anlatarak, “Devletimiz her zaman yanımızda. Eşim de kanserdi, Allah razı olsun devletimizden, her şey özel gibi oldu. Herkese kanser taramalarını yaptırmasını tavsiye ederim.” dedi.

Mobil tırda eşi ile tarama yaptıran Selçuk Akkaya, devletin vatandaşlara sağlık alanında çok önemli destek ve imkan sağladığını belirterek, “Sağlık ekipleri çok ilgili. Hizmetlerden memnunuz, devlet ayağımıza kadar her şeyi getiriyor ve her türlü imkanı sağlıyorlar. Bundan daha iyi bir şey olamaz.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzurumda-mobil-tirlarla-kanser-taramasi-yapiliyor/feed/ 0
Depremin ardından TCG Bayraktar’da doğan bebeklerini unutmayan askerlere ailelerden teşekkür https://www.haber28.com.tr/depremin-ardindan-tcg-bayraktarda-dogan-bebeklerini-unutmayan-askerlere-ailelerden-tesekkur/ https://www.haber28.com.tr/depremin-ardindan-tcg-bayraktarda-dogan-bebeklerini-unutmayan-askerlere-ailelerden-tesekkur/#respond Mon, 04 Mar 2024 04:36:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8191 Murat-Merve Açıkbaş ile Murat-Fatma Aytekin çiftleri, 6 Şubat 2023’teki depremlerin ardından Dörtyol Limanı’nda demirleyen TCG Bayraktar’da kucaklarına aldıkları bebeklerini ilk doğum günlerinde unutmayan askerlere teşekkür etti.

Açıkbaş ve Aytekin aileleri, depremlerde yüzer hastaneye dönüştürülerek Dörtyol ilçesi MMK Metalurji Limanı’na demirleyen ve 119 gün bölgede görev alan Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) çıkarma gemisi TCG Bayraktar’da dünyaya gelen bebekleri için düzenlenen sürpriz doğum gününde bir araya geldi.

İskenderun Deniz Üs Komutanlığı Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası Şehit Er İsmail Kartal Salonu’nda düzenlenen kutlamada aileler, TCG Bayraktar’dan yapılan uzaktan bağlantıyla dönemin gemi komutanı 1’inci Amfibi Gemiler Filotillası Komodoru Deniz Albay Lütfü Sezgin, şu anki gemi komutanı Deniz Albay Uygar Günen ve geminin 2’nci komutanı Deniz Binbaşı Batur Hızlı ile görüştü.

Gemide geçen yıl 14 Şubat’ta dünyaya gelen Hatice Deniz Açıkbaş’ın ailesi ile 21 Şubat’ta doğan Nur Aytekin’in aileleri, depremlerin ardından kendilerini unutmayan ve bebeklerinin ilk doğum günü için etkinlik gerçekleştiren MSB’ye teşekkür etti.

“Türk Deniz Kuvvetleri” yazısı ve ambleminin bulunduğu doğum günü pastasının üzerindeki mumu bebeklerle birlikte aileleri, komutanlar ve personel üfledi. TCG Bayraktar gemisinden uzaktan bağlantıyla programa katılanlar da alkışlarla bebeklerin doğum gününü kutladı.

Bebeklerden birinin göbek adı “Bayraktar Gül” oldu

Hatice Deniz’in babası Murat Açıkbaş, AA muhabirine, doğum günü etkinliğiyle herkesi yeniden bir arada görmenin kendilerini mutlu ettiğini söyledi.

Kızının ilk yaş gününü kutladıklarını belirten Açıkbaş, “Sayelerinde deprem bölgesinde sadece ölümün değil, yaşamın da olduğunu gördük. Gerek ilk gelen ve yaralılarımızı Mersin Limanı’na taşıyan TCG İskenderun gerek TCG Bayraktar ve TCG Sancaktar’ın burada olması bizim için çok büyük umuttu. Kızımın göbek adı da ‘Bayraktar Gül’, bebeğimiz çok sağlıklı.” dedi.

Nur bebeğin annesi Fatma Aytekin de bebeklerinin doğum gününde de kendilerini yalnız bırakmayan TCG Bayraktar ailesine ve tüm doktorlara teşekkür etti.

“Hayatları boyunca mutlu bir yaşam diliyoruz”

1’inci Amfibi Gemiler Filotillası Komodoru Deniz Albay Lütfü Sezgin, TCG Bayraktar’da doğan kız bebeklerin ilk doğum günlerini kutlamaktan mutlu olduklarını ifade etti.

Binlerce insanın yaşamını yitirdiği, büyük acıların yaşandığı deprem felaketinde Hatice Deniz ve Nur bebeklerin dünyaya gelmesinin kendileri için birer umut olduğunu anlatan Sezgin, şöyle konuştu:

“Acı haberi alır almaz harekete geçen TCG Bayraktar, deprem bölgesinde yalnızca sağlık hizmeti vermekle kalmamış, yaşanan bu felaketin içinde herkese umut aşılayacak iki sevimli bebeğin dünyaya gelmesine de tanıklık etmiştir. Bugün sevgili Açıkbaş ve Aytekin ailesine o kederli günlerde yaşanan zorlu anlardan bir çıkış, umut noktası olarak doğduğuna inandığımız, bu iki minik mucize adına TCG Bayraktar ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ailesi olarak en derin sevgilerimizi sunuyoruz. Bu özel günde birbirimize destek olmanın, sevgi ve umudu paylaşmanın önemini hatırlayarak birlik ve beraberlik içinde geleceğe umutla bakmanın önemini de bir kez daha anlıyoruz. Umuyoruz ki bu iki melek hayatları boyunca sevgi dolu, sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürerler. Sevgili kızlarımıza hayatları boyunca sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyoruz.”

Onlar artık Deniz Kuvvetleri Komutanlığının birer mensubu

Kutlamaya katılan İskenderun Deniz Üs Komutanı Tuğamiral Fatih Sezal da 6 Şubat 2023 depremlerinde TCG Bayraktar ile TCG Sancaktar’ın da iş makinelerini, kara araçlarını ve sağlık malzemelerini alarak İzmir’den deprem bölgesine intikal ettiğini hatırlattı. Sağlık Bakanlığı ile koordineli şekilde gemide 120 kişilik bir sahra hastanesi kurulduğunu aktaran Sezal, bu süreçte 2 de doğumun gerçekleştirildiğini ifade etti.

Gemide dünyaya gelen bebekleri bir yıl sonra tekrar görmenin kendilerine hem umut ışığı hem bir mutluluk kaynağı olduğunu aktaran Sezal, “Bundan sonraki süreçte de bu çocuklar Deniz Kuvvetlerinin çok değerli birer mensupları olarak aramızda olacaklar.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/depremin-ardindan-tcg-bayraktarda-dogan-bebeklerini-unutmayan-askerlere-ailelerden-tesekkur/feed/ 0
Kuşadası Belediyesi Ekonomik Krizde İhtiyaç Sahiplerine Yardım Ediyor https://www.haber28.com.tr/kusadasi-belediyesi-ekonomik-krizde-ihtiyac-sahiplerine-yardim-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/kusadasi-belediyesi-ekonomik-krizde-ihtiyac-sahiplerine-yardim-ediyor/#respond Sun, 03 Mar 2024 02:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7988 Kuşadası Belediyesi, Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz nedeniyle alım gücü giderek düşen kent sakinleri için geliştirdiği sosyal yardım projelerine hız verdi.

Ayni ve nakdi sosyal yardımlarını Güvercin Masa ile Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne yapılan başvurular ve muhtarlıklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda yapan Kuşadası Belediyesi, kadın, çocuk, yaşlı, hasta ve engelliler başta olmak üzere ihtiyaç sahibi hiç bir hemşehrisini yalnız bırakmıyor. Bu kapsamda son 5 yılda 4685 kişiye 4 milyon 528 bin TL nakdi yardımda bulunan Kuşadası Belediyesi, gıda, yakacak, soba yardımı gibi çeşitli başlıklar altında ayni yardımlarını da sürdürüyor.

YAKACAK VE GIDA DESTEĞİ

Son 5 yıl boyunca her kış ortalama 2500 aileye yakacak desteğinde bulunan Kuşadası Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri, 5 yıl boyunca toplam 9765 kişiye 2 bin tonun üzerinde kömür desteğinde bulundu. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri ise kent genelinde budanan ağaçlardan elde edilen atık dalları kışlık odun haline getirerek kömür yardımıyla koordineli olarak vatandaşlara ulaştırdı. Öte yandan, 5 yılda 20259 gıda kolisini ihtiyaç sahibi ailelere ulaştıran Kuşadası Belediyesi, ihtiyaç sahibi ailelerin elektrik ve su faturalarını ödemeleri için de destek sağlıyor.

ÇOCUK VE GENÇLERE BASLENME DESTEĞİ

Kuşadası Belediyesi tarafından ihtiyaç sahibi ailelerin 2-5 yaş aralığındaki çocukları için başlatılan süt desteği projesi kapsamında 11 ayda 85 bin litre süt evlere ulaştırıldı. Süt desteğinin yanı sıra Kuşadası Belediyesi tarafından geçen yıl başlatılan ve her ay 3082 öğrencinin yararlandığı beslenme çantası desteği projesi kapsamında da toplam 193 bin 500 beslenme paketi ailelere teslim edildi. Kuşadası Belediyesi’ne ait Arya A.Ş’ye bağlı Gazibeğendi Tesislerinde üniversite öğrencileri için sürdürülen ücretsiz akşam yemek uygulaması ise 3 yıldır sürüyor. Ücretsiz akşam yemeği uygulamasından günde ortalama 300 üniversite öğrencisi faydalanıyor.

EĞİTİME KATKI

Kuşadası Belediyesi tarafından kentte öğrenim gören ilk, orta, lise ve üniversite öğrencileri için verilen destek kapsamında 5 yılda ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen 3265 öğrenciye toplam 2 trilyon 343 bin TL nakdi eğitim desteği sunuldu. Öte yandan 5 yılda 1707 öğrenciye 749 bin 91 TL tutarında kırtasiye yardımı yapıldı.

EVDE BAKIM BİRİMİ

Kuşadası Belediyesi tarafından yaşlı, engelli veya hasta olmaları nedeniyle ev işlerini ve kişisel bakımlarını yapmakta güçlük çeken kent sakinleri için sunulan evde bakım hizmeti sürüyor. 5 yılda 3267 kişiye düzenli olarak evde bakım hizmeti sunan Kuşadası Belediyesi Evde Bakım Birimi, 16180’i kadın, 7606’sı erkek olmak üzere 23 bin 786 kişiye banyo, 429 kişiye ise kuaförlük ve berberlik hizmeti verdi.

KADIN DANIŞMA MERKEZİ

Kuşadası Belediyesi Kadın Danışma Merkezi aracılığıyla başta aile içi şiddet olmak üzere kadın, çocuk ve gençlerin yaşadığı sorunlar ile ilgili  psikolojik ve sosyal danışmanlık hizmeti sunuluyor. Merkez bünyesinde istihdam edilen uzman psikologlar ve psikolojik danışmanlar aracılığıyla yaşama geçirilen çalışma kapsamında 5 yılda 4946 kişiye ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti verildi. Aile danışmanlığı hizmeti de sunan Kuşadası Belediyesi Kadın Danışma Merkezi, kısa süre içerisinde Türkmen Mahallesi’nde yapımı sürmekte olan yeni binasında hizmet vermeye başlayacak.

HOŞ GELDİN BEBEK

Kuşadası Belediyesi tarafından yeni çocuk sahibi olan ailelerin sevincine ortak olmak amacıyla yaşama geçirilen Hoş Geldin Bebek ziyaretleri, yıl boyunca kesintisiz sürüyor. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan ziyaretlerde, çiçeği burnunda ebeveynlere yenidoğan bebek çantaları hediye ediliyor. 5 yılda 1264 bebeğe ‘hoş geldin’ diyen Kuşadası Belediyesi, ziyaretlerini yıl boyunca sürdürüyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kusadasi-belediyesi-ekonomik-krizde-ihtiyac-sahiplerine-yardim-ediyor/feed/ 0
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimlerden sonra gerçekleştirmeyi planladıkları projeleri tanıttı https://www.haber28.com.tr/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-yerel-secimlerden-sonra-gerceklestirmeyi-planladiklari-projeleri-tanitti/ https://www.haber28.com.tr/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-yerel-secimlerden-sonra-gerceklestirmeyi-planladiklari-projeleri-tanitti/#respond Sun, 03 Mar 2024 00:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7955 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimlerden sonra gerçekleştirmeyi planladıkları öğrenci, kadın ve gelir düzeyi düşük kentlilere yönelik projeleri tanıttı.

İstanbul Planlama Ajansı’nda (İPA) gerçekleştirilen Adil İstanbul Proje tanıtım toplantısında konuşan İmamoğlu, 31 Mart’taki yerel seçimlerin ardından hayata geçirmeyi planladıkları projelerini 10 başlık altında sundu.

Özellikle kız çocuklarının eğitimi için “Kızlar Okusun Diye” projesini hayata geçireceklerini kaydeden İmamoğlu, dezavantajlı bölgelerde yaşayan ve ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen ailelerin, birinci sınıfa başlayan 30 bin kız çocuğu annesine, eğitime başlangıç desteği olarak 3’er bin lira vereceklerini söyledi.

300 bin öğrenciye 35 milyon litre Halk Süt

Devam edecekleri “Sen Oku Diye” projesi doğrultusunda da 100 bin engelli, şehit çocuğu veya ebeveyn kaybı yaşamış, yoksulluk durumu bulunan ilkokul, ortaokul, lise ve iyileştirme merkezlerinde eğitim gören öğrenciye 3’er bin lira destek vereceklerini aktaran İmamoğlu, 2024-2025 yıllarında ilk ve ortaokula giden çocuklara 2 milyon “Okul Beslenme Destek” paketi dağıtacakları duyurusunu yaptı.

İmamoğlu, sürdürecekleri “Halk Süt” projesi kapsamında 300 bin çocuğa bu dönem 35 milyon litre süt vereceklerini dile getirdi.

Kadınların ve çocukların sosyalleşmesine katkıda bulunmak amacıyla “Yuvamız İstanbullarda Kısa Mola Merkezleri”ni hayata geçireceklerini, 100 yeni merkez açarak toplamda 200 merkezde ebeveynlere ve çocuklarımıza hizmet vereceklerini anlatan İmamoğlu, 10 yeni İBB Kadın merkezi açacakları, bu merkezlerde hamile kadınlara doğuma hazırlık eğitimleri ve gebelik danışmanlığı hizmeti sunacakları bilgisini paylaştı.

Ayrıca 40 yaş ve üzeri kadınlar için yılda bir kez ücretsiz mamografi çekimi, 18 yaş ve üzeri kadınlar için ise yılda bir kez ücretsiz ultrason çekimi hizmeti vereceklerini belirten İmamoğlu, “İstanbul Bebek Projesi” kapsamında yoksulluk sınırı altında yaşayan 0-2 yaş bebek sahibi 10 bin kişiye ayda bir paket bebek bezi ve bir kutu bebek maması desteği sağlayacaklarını dile getirdi.

Kent Lokantası sayısı artacak

“Hamile Beslenme Paketi” kapsamında bu yıl 100 bin anne adayına gıda destek paketi dağıtacaklarını, tek maaşla geçinen emeklilere hane başına yıllık 10’ar bin lira pazar desteği sunacaklarını ve Halk Ekmek büfelerinden günde bir ücretsiz ekmek alma hakkı getireceklerini de kaydeden İmamoğlu, Kent Lokantası sayısını 5 yıl içerisinde 39’a çıkaracaklarını, burada kadınlar ile gelir düzeyi düşük ve yaş almış kişileri istihdam edeceklerini anlattı.

İmamoğlu, yeni evlenecek 100 bin çifte 5 yıl içinde, tek seferlik 30’ar bin lira destek sağlayacaklarını, tek asgari ücret ile geçinen hanelere ulaşım nakdi desteği ve hanedeki bir kişiye yıl boyunca toplam 10 bin lira ulaşım desteği vereceklerini de vurgulayarak, tek asgari ücretle geçinen hanelere yıllık 10’ar bin lira pazar desteği, şehit ve gazi yakınlarına da 5’er bin lira nakit desteğinde bulunacaklarını aktardı.

Yeni eğitim-öğretim yılında 100 bin üniversiteliye yılda bir kez olmak üzere kişi başına 15’er bin lira, bu burstan yararlanamayan 100 bin öğrenciye ise ücretsiz ulaşım desteği vereceklerine dikkati çeken İmamoğlu, ihtiyaç sahibi lise ve üniversite öğrencilerine yılda iki defa kıyafet kuponu desteği sağlayacaklarını ifade etti.

Ayda 10 bin öğrenciye hizmet verecek sınav hazırlık merkezi ve 10 bölgede sosyal yaşam merkezi kuracaklarını anlatan İmamoğlu, 4 yeni huzur ve bakımevi açacaklarını, engelli çocuklar için özelleştirilen ağız-diş sağlığı merkezlerinde tedavi hizmetine başlayacaklarını, engelli çocuk sahibi 50 bin kadına 5’er bin lira tutarında destek sağlayacaklarını da sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-yerel-secimlerden-sonra-gerceklestirmeyi-planladiklari-projeleri-tanitti/feed/ 0
Antalya’da Kurulan Şirket Sayısı Azalırken Kapanan Şirket Sayısı Arttı https://www.haber28.com.tr/antalyada-kurulan-sirket-sayisi-azalirken-kapanan-sirket-sayisi-artti/ https://www.haber28.com.tr/antalyada-kurulan-sirket-sayisi-azalirken-kapanan-sirket-sayisi-artti/#respond Sat, 02 Mar 2024 01:48:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7864 2023 yılında kurulan şirket sayısının Antalya’da ülke geneline göre daha fazla azaldığını, kapanan şirket sayısının daha fazla arttığına dikkat çeken ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, “2023 yılı toplamında kurulan şirket sayısı ülkede yüzde 8 azalırken, kentimizde bunun iki katı azaldı. Kapanan şirket ise ülkemizdeki yüzde 12’lik artışa karşılık bizde yüzde 27 arttı” dedi.

Antalya Ticaret Borsası Şubat ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Meclis Salonu’nda yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve kente ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçen hafta Antalya’da yaşanan sel felaketinde bir kişinin yaşamını yitirdiğini, felakette hem şehrin hem tarım alanlarının büyük zarar gördüğünü belirten Çandır, “Hepimizin bildiği bir gerçek de bu tür iklim olaylarının giderek artan şiddette devam edeceğidir. O halde şimdiye kadar geç kalmış olsak da bugünden yapmamız gereken, gelecek aşırı yağışlar ve iklim değişikliği için etkili tedbirler almaktır” dedi.

Ekonomik değerlendirme

Başkan Çandır konuşmasında ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Yaşanan ekonomik zorluklara dikkat çeken Başkan Çandır, “Sadece ücret ve maaşla geçinenler değil üretim ve ticaret yapanlar da bu zorlukları iliklerine kadar yaşamaktadırlar. Aslında bu iki olay sadece bir yıldır değil, uzun yıllardır başımıza gelmektedir. Hayati derecede öneme sahip bu sorunlar gündemimizin ilk sıralarında yer almalıdır” diye konuştu. 2023 için yüzde 4 civarında milli gelir büyümesi ve yüzde sıfır civarında tarımsal mili gelir büyümesi tahmin edildiğini belirten Başkan Çandır, “Yani son 10 yıllık ortalama büyüme rakamlarının altında kaldığımız bir yılı geride bıraktık diye değerlendirmekteyiz. Kentimiz için durum ise ülkemiz ortalamasının üzerinde bir performans gösterdiğimiz yönündedir. Çünkü yıllık ihracatta, tarımda, ticarette ve diğer hizmetlerde ülkemiz ortalamasından daha iyi bir performans gösterdik. Buna rağmen potansiyelimizin altında bir büyüme gösterdiğimizin de farkındayız” dedi.

Antalya’da kurulan şirket azaldı, kapanan şirket arttı

2023 yılında kurulan şirket sayısının Antalya’da ülke geneline göre daha fazla azaldığını, kapanan şirket sayısının daha fazla arttığına dikkat çeken Başkan Ali Çandır, “2023 yılı toplamında kurulan şirket sayısı ülkede yüzde 8 azalırken, kentimizde bunun iki katı azalmıştır. Kapanan şirket ise ülkemizdeki yüzde 12’lik artışa karşılık bizde yüzde 27 artmıştır” dedi.

Karşılıksız çekte artış

Çekle işlem hacminde, ülke genelindeki yüzde 71’lik artışa karşılık Antalya’da yüzde 84’lük artış olduğunu belirten Çandır, “Karşılıksız çek tutarında nadir bir olay gerçekleşmiş ve ülkemizdeki yüzde 177’lik artışa karşılık kentimizde yüzde 281’lik artış yaşandı. Protestolu senet tutarlarında ise ülkemizdeki yüzde 59’luk artışa karşılık kentimizde yüzde 4 azalma oldu” dedi.

Tarım kentinde Antalya’da tarımsal kredi azaldı

2023 yılında toplam kredi büyümesi ülkede yüzde 57 olurken, Antalya’da yüzde 53 civarında kaldığını söyleyen Çandır, şunları söyledi:

“Bu büyümeler cari olduğu için yıllık resmi yüzde 65’lik enflasyonu dikkate alırsak aslında reel olarak kredi büyümesi negatif olmuştur. Sektörel kredi büyümesinde ise durum genel olarak sektörümüz aleyhine gerçekleşti. Örneğin ticari krediler ülkemizde yüzde 43 artmışken, Antalya’da yüzde 52 artmış, inşaat kredisi ülke genelinde yüzde 40 artmışken, Antalya’da yüzde 49 artmış ve turizmde ülke genelindeki yüzde 48’lik artışa yakın artış yaşandı. Tarım kredilerinde ise ülkemiz genelinde 2023 yılında yüzde 80’lik artış yaşanmışken kentimiz tarım kredilerinde yüzde 58’lik artış yaşanabildi. Yani reel olarak tarım kredileri ülke genelinde artmışken kentimizde yarı yarıya azalmıştır diyebiliriz.”

2024’e iyi başlamadık

2024 yılı Ocak ayı ekonomik rakamları da değerlendiren Çandır, “2024 Ocak ayında bazı öncü göstergeler Antalya’nın iyi bir başlangıç yapamadığını göstermektedir. Çekle işlem hacmi Ocak ayında ülkemiz ortalamasında artmışken karşılıksız çek tutarında ülkemiz genelindeki yüzde 257’lik artışa karşılık kentimizde yüzde 537’lik artış oldu. Yaş meyve sebze ihracatı ülkemizde yüzde 13’ten fazla artmışken kentimizde yüzde 11’den az artabildi. Benzer durum diğer tarım ürünleri ihracatında da yaşandı. Ancak toplam ihracatımız Ocak ayında yüzde 16’dan fazla artarak yüzde 2’lik ülke ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleşti” diye konuştu.

Hale giren ürün miktarı azaldı

Antalya hallerindeki aylık işlem miktarı ve fiyatı olmak üzere meyve, sebze ve domates endekslerini Antalya Büyükşehir Belediyesi ile yapılan protokol kapsamında her ay düzenli olarak ilan ettiklerini belirten Çandır, paylaştıkları verilerin Antalya’daki meyve, sebze ve domates üretimi olmadığını, hallere getirilen miktarlar ve oluşan fiyatlarla ilgili olduğunu vurguladı. 2010 yılı öncesinde tüm meyve sebzelerin toptan ticaretinin hal sisteminden geçmek zorunda olduğunu, 2010 yılında çıkarılan 5957 Sayılı Hal Yasası gereğince hal içinde ve dışında yaş meyve sebze toptan ticaretinin mümkün hale getirildiğini anlatan Başkan Çandır, şunları söyledi:

“2015 yılından itibaren Antalya hallerindeki işlem miktarları her yıl giderek düşmüştür. Örneğin, yıllık işlem miktarı sebzede 2016 yılında 1.6 milyon tondan 2023 yılında 873 bin tona ve meyvede ise 320 bin tondan 210 bin tona geriledi. Yani sebzede yüzde 50’ye yakın meyvede ise yüzde 40’a yakın işlem miktarı azalması oldu. Buna karşılık aynı dönemde Antalya’mızın sebze üretimi yüzde 30’dan fazla ve meyve üretimi ise yüzde 60’dan fazla artmıştır. Yani hal sistemi dışında işlem görme miktarı çok ciddi arttı. Ancak bunların tamamının kayıt dışı olduğunu düşünmek doğru değil. Hal dışında işlem görme durumu da 5957 sayılı kanunla yasaldır. Mevzuata saygılı tüccarlarımız ve ihracatçılarımız kayıtlı ticaret yapmakta.”

Adaylara aynı yakınlıktayız

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin barış ve kardeşlik içerisinde geçmesini dileyen Başkan Çandır, “Seçimler demokrasinin son kalesidir ve nihai tercih anlarıdır. Milletimiz ve devletimiz için en hayırlı tercihlerin yapılacağına olan inancım tam. Bizler tabii ki farklı oy tercihlerinde bulunmaktayız. Ama amaçlarımız ortak. Esas olan da bu ortak amaçlarımız. Dolayısıyla temsil ettiğimiz üyelerimize ve kurumlarımıza olan sorumluluklarımız, bireysel tercihlerimizden her zaman daha önemli ve öncelikli oldu. Bu anlayışımız gereği her seçimde olduğu gibi bu seçimde de tüm adaylara aynı yakınlıktayız” diye konuştu.

Antalya Tarım Konseyi’nin tarım sektörünün muhtarlıklar, ilçe ve büyükşehir belediye başkanlıkları ile belediye meclis üyelerinden tarım sektörünün ve kent için beklentilerinin belirlemek üzere yaptığı toplantıyı hatırlatan Başkan Çandır, “Bu toplantıdan çıkan sonuçları 2 ana başlık ve 32 alt başlıkta derledik ve toplantıya katılanlarla paylaştık. Böylece hem seçim döneminde iletişimde bulunduğumuz adaylara deklarasyonumuzu iletmeyi hem de seçimden sonra seçilenlerin icraatlarını somut göstergelerle değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Yerel seçimlerin milletimiz ve devletimiz için hayırlı sonuçlar doğurmasını diliyorum” dedi.

Meclis üyelerimiz bilgilendirildi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve iştiraklerinin kurumsal yapılarını ve hizmetlerini tanımak, Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak, meclis üyelerine çeşitli yönetim becerileri kazandırmak amacıyla düzenlenen meclis üyeleri bilgilendirme seminerine katıldıklarını hatırlatan Çandır. “Seminerde, TOBB’un ticareti kolaylaştırmaktan eğitime yaptığı yatırımlara, lisanslı depoculuğun geliştirilmesinden yeşil dönüşüme hazırlığa ve uluslararası arenada iş dünyamızın temsilinden kurumsal kapasitesine kadar birçok faaliyeti hakkında bilgi aldık ve mensubu olmaktan gurur duyduk. Seminer kapsamında TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ile bir araya geldik. Başkanımıza üyelerimizin bilgilendirilmesi ve tavsiyeleri için teşekkür ediyorum” dedi.

Mecliste, üyeler sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. – ANTALYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalyada-kurulan-sirket-sayisi-azalirken-kapanan-sirket-sayisi-artti/feed/ 0
Başkan Kılıç seçim beyannamesini duyurdu https://www.haber28.com.tr/baskan-kilic-secim-beyannamesini-duyurdu-2/ https://www.haber28.com.tr/baskan-kilic-secim-beyannamesini-duyurdu-2/#respond Wed, 28 Feb 2024 23:36:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7688 Başkan Kılıç seçim beyannamesini duyurdu

Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç, projelerini anlattı

GAZİANTEP – Oğuzeli Belediye Başkanlığına yeniden aday gösterilen Mehmet Sait Kılıç, düzenlediği toplantı ile seçim beyannamesini duyurdu.

Üretken belediyecilik anlayışı ile 10 yıl boyunca Oğuzeli Belediyesi’ne değer katan projelere imza atan Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri öncesi hayata geçireceği projeleri Oğuzeli Belediyesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıyla tanıttı. Düzenlenen vizyon tanıtım toplantısına “Ayırmadan Ayrışmadan Oğuzeli için canla başla” sloganıyla kentsel dönüşüm çalışmaları, sıfır atık, ulaşım, çevre, ticaret merkezleri, sosyal, kültürel, tarım, spor ve tesis projelerini tanıtan Kılıç; Oğuzeli için aralıksız hizmet anlayışıyla, tüm yöneticilerle birlikte yürümeye devam edeceğini belirtti.

“Cumhur İttifakı olarak yanlarındayız”

Açılış konuşmalarını gerçekleştiren Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanı Mustafa Bozgeyik Cumhur İttifakının önemine değinerek, tüm Gaziantep’te ve 9 ilçede ve Büyükşehir belediyesi başkanı aday seçimlerinde Cumhur İttifakı olarak yanlarında olduklarını ifade etti. Bozgeyik, “Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımızın iradesiyle kurulan Cumhur İttifakı, kurulduğu günden bu yana birlik ve beraberlik içerisinde her türlü fitne ve fesada mahal vermeden, iki saygı değer liderin Türkiye Cumhuriyeti devleti Türk dünyası ve Alemi İslam için oluşturmuş olduğu mücadele azmidir. Bu nedenle hem cumhurbaşkanımızın hem genel başkanımızın her türlü pazarlıkla münezzeh her türlü siyasi ikbalden, şahsi ve nefsi ikbalden uzak bir şekilde önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben anlayışıyla bu günlere geldi. Bugün de buradayız. Büyükşehir belediye başkanımız 2014 yılından beri burada. Biz Büyükşehir belediye başkanımızdan da memnunuz ve razıyız. Bizler Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatları olarak, tüm Gaziantep’te ve 9 ilçede ve Büyükşehir belediyesi başkanı aday seçimlerinde Cumhur İttifakı olarak yanlarındayız” dedi.

“Bugün itibariyle sıfır borcu olan bir belediyeyiz”

2014 yılında devraldıkları belediyenin tüm borçların tamamını bitirdiklerini söyleyen Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç, yollarıyla, caddeleriyle, sosyal tesis ve tüm sosyal donatılarıyla vatandaşların hayatını kolaylaştıracak çalışmalara yeni dönemde de devam edeceklerini söyledi.

Oğuzeli Belediye Başkanı M. Sait Kılıç, “2014 yılında yeni bir umutla, yeni bir ümitle, yeni bir nefesle, Oğuzeli’mize ve ilçemizde yaşayan insanlarımıza ilçe belde ve gerekse kırsalda yaşayan insanlarımızın hayatını kolaylaştırmak için elimizden gelen bütün gayreti gösterdik. Gece gündüz demeden çalıştık. Başta Fatma Şahin başkanımız olmak üzere tüm müdürlüklerimiz yol gösterdi. Size bir müjdemiz var. Biz Oğuzeli Belediyemizi devraldığımızda belediyemiz bütçesinin kat kat üzerinde borcu vardı. Bugün itibariyle sıfır borcu olan bir belediyeyiz. Yollarıyla, caddeleriyle, sosyal tesis ve tüm sosyal donatılarıyla sizin hayatınızı kolaylaştırmak adına ne varsa onu yaptık. Bundan sonra da aynı şekilde sizlerle birlikte bu memlekete, bu topraklara hizmet etmek bizim için şereftir. 2014 yılında göreve başladığımızda bir analiz yaptık. Oğuzeli’nin güçlü ve zayıf yanlarını belirledik. Güçlü yanlarımızı daha yukarıya çıkarmak için ön plana çıkardık. Zayıf olan yanlarımızı da güçlendirmeye çalıştık. Oğuzeli Sacır deresinin arıtılması gerekiyordu, bu yöredeki insanlar tarımla geçimini sağlıyor. Belediye Başkanı Fatma Şahin’e çok teşekkür ediyoruz. Şuanda milyarlarca liralık tesis faaliyete geçti. 2 baraj gölünü besleyen bu tesis 200 bin dönüm araziyi besliyor. Bu yöredeki nar, nar ekşisi, kurutmalık gibi ürünlerin değerlenmesi için patentini aldık. Bu ürünlerin katma değerini arttırmak adına her yıl festivaller düzenliyoruz. Destekleriniz olduğu sürece bu kutlu yürüyüşte hep birlikte, büyükşehir belediye başkanımızla ve tüm yöneticilerimizle birlikte yürümeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Millet ne diyorsa o olacak

31 Mart 2024 seçimlerine ve Cumhur İttifakı’nın önemine değinen Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Şehrin kapısı Oğuzeli’dir. Şehre Oğuzeli ile giriyorsunuz. Oğuzeli’nin adına yakışır olması gerekiyordu. 2014 yılında bize verdiğiniz destekle şehri emin olduk. Canınız, malınız, inancınız, aileniz bize emanet. Hepimiz insanız hatalarımız olabilir ama önce vatan. Bu Cumhur İttifakı niye kuruldu, bu 15 Temmuz bir daha olmasın diye kuruldu. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse millet ne diyorsa o olacak” diye konuştu.

Yoğurtçu tepesi uydu kent projesi

Şehir planlarını, afetleri ve şehrin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak Oğuzeli’mizin geleneksel yapısına uygun ‘Yoğurtçu Tepesi Uydu Kent’ projesi hayata geçirilerek deprem ve doğal afetlere karşı ilçe merkezine yakın ve korunaklı alanlarında yeni ‘Vizyon Şehir Oğuzeli’ yapılacak.

Dirençli akıllı şehirler; Yeni Yeşil Oğuzeli

Bilgi ve iletişim altyapısının geliştirilmesi yoluyla kurumun verimli hizmet kapasitesinin artırılması ve nesnelerin interneti teknolojilerinden yararlanarak, Gaziantep’teki doğal afetlerin daha öngörülebilir olunmasının sağlanması, iklim değişikliğine yönelik meteorolojik verilerin toplanarak analiz edilmesi ve bu öngörü ile kentsel sorunlara alternatif ve efektif yeni çözümler üretilmesine katkıda bulunulacak.

Kentsel dönüşüm ve sokak sağlıklaştırma

Oğuzeli millet bahçesi, Deliklitepe’de hayata Geçirilecek ‘Tabiat Parkı ve Mesire Alanı’ projesi ile günübirlik mesire alanları, kamp alanları, yürüyüş rotaları ve çeşitli aktivite merkezleri oluşturarak Oğuzeli’nin turizm potansiyeli Geliştirilecek. Diğer yandan yeni turizm trendlerini hayata geçirerek vatandaşın doğa ile iç içe tatil yapabilmeleri için hayata geçirilecek ‘Bungalov Ev’ projesi Oğuzeli’ni turizm Şehri Haline Getirecek. Sosyal belediyecilik anlayışının önemli bir yapı taşı olan aile ve çocuklar için önemli bir proje olan ‘Macera Parkı’ projesi Deliklitepe’de Hayata Geçirilecek. Macera Parkında zipline, tırmanma duvarı survivor parkı paint ball, atv sürüş alanı, raylı kızak benzeri parkurlar yer alacak.

GES Projesi ile enerjiden gelir elde edilecek

Hayata geçirilecek olan GES Projesi ile birlikte tesislerin ihtiyacı olan elektrikler üretilecek. İhtiyaç fazlası enerjiler ise satılarak belediyeye gelir sağlanacak.

Kütüphane projesi

Oğuzeli’nde eğitim gören tüm öğrencilerin eğitim ve spor hayatı için gereken kütüphane ve futbol sahası projesi ile destek verilmeye devam edilecek.

Sağlık ve ulaşımda vatandaş ile yan yana

Deprem sonrası yıkılan Oğuzeli Hastanesi yerine 16 bin metrekare alanda çelik konstrüksiyonlu 72 yataklı hastane yapılacak. Diğer yandan Gaziantep-Oğuzeli yolu refüj düzenlemesi ile ulaşımdaki aksaklıklar giderilecek ve çevre düzenlemesi yapılacak.

Sosyal tesis projeleri ve hobi bahçeleri

Kırsal mahallelerin önemli ihtiyaçlarından olan sosyal tesis sorunu her mahalleye sosyal tesis projesi ve hobi bahçeleri projesi ile vatandaşlara hizmet vermeye devam edilecek.

Eğitim platosu projesi ve kreş projesi

4-11 Yaş Arası Çocukların hem eğleneceği hem de yeni şeyler öğrenecekleri bir eğitim platosu kurulacak. Çocukların hem motor becerilerini hem de fiziksel ve sosyal becerilerini geliştirecek olan bu proje ile çocuklar, meslekleri deneyimleyerek ve oynayarak öğrenecekler. Bu merkez ile çocukların sağlıklı bir şekilde gelişimine katkı sunulacak. Diğer yandan çalışan ebeveynlerin en büyük ihtiyaçlarından biri olan kreş projesi ile ailelerin gönül rahatlığıyla çocuklarını bırakabileceği merkezler oluşturulacak.

Bağımlılıkla mücadele merkezi projesi

Oğuzeli ilçesinde her türlü bağımlılıkla mücadele eden dezavantajlı grupların tespit, tedavi ve rehabilite edilmeleri, sosyalleşmeleri, meslek ve iş sahibi yapılmaları için çalışacak olan merkez gençleri yeniden topluma kazandırırken, ilçedeki huzur ve güvenliğe de büyük katkı sağlayacak. Yeşilay basta olmak üzere konuyla ilgili tüm taraflarla etkin iş birliği geliştirmeyi hedefleyen bağımlılıkla mücadele merkezi, ilçede tüm gücüyle çalışacak.

Salça ve kuru biber çekme tesisi projesi ve sıfır atık projesi

Oğuzeli Belediyesi bünyesinde kurulacak ‘Salça ve Kuru Biber Çekme Tesisi’ projesi ile vatandaşın Gaziantep’e gitmesine gerek kalmayacak ve daha uygun ücretlerle çekimlerinin yapılması sağlanacak. kadınların salçalık dönemindeki çilesine son verilecek. Sıfır atık vizyonu kapsamında nar atıklarının ürüne dönüşmesi projesi GAP kalkınma idaresi başkanlığı tarafından 2024 yatırım programına girdi. Nar’ın kabuğu, posası ve çekirdeğinden de faydalanılacak proje ile nar üreticilerinin ürünlerine değer katılacak. Diğer yandan Hayata Geçirilecek ‘Soğuk Hava Deposu’ projesi ile üreticilerin emeği değer kazanacak. Kurulan tesis ile çiftçilerin ürettikleri taze ürünlerin kullanım ömrünü uzatacak olup, üretilen ürünlerin mevsimi dışında daha iyi kazanç elde ederek satılması sağlanacak.

Maharetli eller çarşısı projesi ve yaşlı ve emekli yaşam evi projesi

Oğuzeli ilçesine kazandırılacak tesis ile ilçede yaşayan ev hanımları bir yandan kendi evlerinde el emeği göz nuru ürettikleri ürünleri satma imkanı bulurken diğer yandan sosyalleşip ev ekonomisine katkı sağlayabilecek. Diğer yandan ‘yaşlı/emekli yaşam evi’ projesi ile ilçede yaşayan emekli ve yaşlı vatandaşların sabah saatlerinden akşam 5’e kadar faydalanabilecekleri tesis oluşturulacak. Tesisin içinde bulunan hobi odasında açılan kurslar ile yaşlı vatandaşlar resim, dikiş, patik, tesbih vb. ürünler tasarlayarak satışını yapabilecek. Satıştan elde edilen gelir çocuklara ‘yaşlı bursu’ olarak geri dönecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/baskan-kilic-secim-beyannamesini-duyurdu-2/feed/ 0
Başkan Kılıç seçim beyannamesini duyurdu https://www.haber28.com.tr/baskan-kilic-secim-beyannamesini-duyurdu/ https://www.haber28.com.tr/baskan-kilic-secim-beyannamesini-duyurdu/#respond Wed, 28 Feb 2024 05:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7610 Oğuzeli Belediye Başkanlığına yeniden aday gösterilen Mehmet Sait Kılıç, düzenlediği toplantı ile seçim beyannamesini duyurdu.

Üretken belediyecilik anlayışı ile 10 yıl boyunca Oğuzeli Belediyesi’ne değer katan projelere imza atan Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri öncesi hayata geçireceği projeleri Oğuzeli Belediyesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıyla tanıttı. Düzenlenen vizyon tanıtım toplantısına “Ayırmadan Ayrışmadan Oğuzeli için canla başla” sloganıyla kentsel dönüşüm çalışmaları, sıfır atık, ulaşım, çevre, ticaret merkezleri, sosyal, kültürel, tarım, spor ve tesis projelerini tanıtan Kılıç; Oğuzeli için aralıksız hizmet anlayışıyla, tüm yöneticilerle birlikte yürümeye devam edeceğini belirtti.

“Cumhur İttifakı olarak yanlarındayız”

Açılış konuşmalarını gerçekleştiren Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanı Mustafa Bozgeyik Cumhur İttifakının önemine değinerek, tüm Gaziantep’te ve 9 ilçede ve Büyükşehir belediyesi başkanı aday seçimlerinde Cumhur İttifakı olarak yanlarında olduklarını ifade etti. Bozgeyik, “Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımızın iradesiyle kurulan Cumhur İttifakı, kurulduğu günden bu yana birlik ve beraberlik içerisinde her türlü fitne ve fesada mahal vermeden, iki saygı değer liderin Türkiye Cumhuriyeti devleti Türk dünyası ve Alemi İslam için oluşturmuş olduğu mücadele azmidir. Bu nedenle hem cumhurbaşkanımızın hem genel başkanımızın her türlü pazarlıkla münezzeh her türlü siyasi ikbalden, şahsi ve nefsi ikbalden uzak bir şekilde önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben anlayışıyla bu günlere geldi. Bugün de buradayız. Büyükşehir belediye başkanımız 2014 yılından beri burada. Biz Büyükşehir belediye başkanımızdan da memnunuz ve razıyız. Bizler Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatları olarak, tüm Gaziantep’te ve 9 ilçede ve Büyükşehir belediyesi başkanı aday seçimlerinde Cumhur İttifakı olarak yanlarındayız” dedi.

“Bugün itibariyle sıfır borcu olan bir belediyeyiz”

2014 yılında devraldıkları belediyenin tüm borçların tamamını bitirdiklerini söyleyen Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç, yollarıyla, caddeleriyle, sosyal tesis ve tüm sosyal donatılarıyla vatandaşların hayatını kolaylaştıracak çalışmalara yeni dönemde de devam edeceklerini söyledi.

Oğuzeli Belediye Başkanı M. Sait Kılıç, “2014 yılında yeni bir umutla, yeni bir ümitle, yeni bir nefesle, Oğuzeli’mize ve ilçemizde yaşayan insanlarımıza ilçe belde ve gerekse kırsalda yaşayan insanlarımızın hayatını kolaylaştırmak için elimizden gelen bütün gayreti gösterdik. Gece gündüz demeden çalıştık. Başta Fatma Şahin başkanımız olmak üzere tüm müdürlüklerimiz yol gösterdi. Size bir müjdemiz var. Biz Oğuzeli Belediyemizi devraldığımızda belediyemiz bütçesinin kat kat üzerinde borcu vardı. Bugün itibariyle sıfır borcu olan bir belediyeyiz. Yollarıyla, caddeleriyle, sosyal tesis ve tüm sosyal donatılarıyla sizin hayatınızı kolaylaştırmak adına ne varsa onu yaptık. Bundan sonra da aynı şekilde sizlerle birlikte bu memlekete, bu topraklara hizmet etmek bizim için şereftir. 2014 yılında göreve başladığımızda bir analiz yaptık. Oğuzeli’nin güçlü ve zayıf yanlarını belirledik. Güçlü yanlarımızı daha yukarıya çıkarmak için ön plana çıkardık. Zayıf olan yanlarımızı da güçlendirmeye çalıştık. Oğuzeli Sacır deresinin arıtılması gerekiyordu, bu yöredeki insanlar tarımla geçimini sağlıyor. Belediye Başkanı Fatma Şahin’e çok teşekkür ediyoruz. Şuanda milyarlarca liralık tesis faaliyete geçti. 2 baraj gölünü besleyen bu tesis 200 bin dönüm araziyi besliyor. Bu yöredeki nar, nar ekşisi, kurutmalık gibi ürünlerin değerlenmesi için patentini aldık. Bu ürünlerin katma değerini arttırmak adına her yıl festivaller düzenliyoruz. Destekleriniz olduğu sürece bu kutlu yürüyüşte hep birlikte, büyükşehir belediye başkanımızla ve tüm yöneticilerimizle birlikte yürümeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Millet ne diyorsa o olacak

31 Mart 2024 seçimlerine ve Cumhur İttifakı’nın önemine değinen Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Şehrin kapısı Oğuzeli’dir. Şehre Oğuzeli ile giriyorsunuz. Oğuzeli’nin adına yakışır olması gerekiyordu. 2014 yılında bize verdiğiniz destekle şehri emin olduk. Canınız, malınız, inancınız, aileniz bize emanet. Hepimiz insanız hatalarımız olabilir ama önce vatan. Bu Cumhur İttifakı niye kuruldu, bu 15 Temmuz bir daha olmasın diye kuruldu. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse millet ne diyorsa o olacak” diye konuştu.

Yoğurtçu tepesi uydu kent projesi

Şehir planlarını, afetleri ve şehrin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak Oğuzeli’mizin geleneksel yapısına uygun ‘Yoğurtçu Tepesi Uydu Kent’ projesi hayata geçirilerek deprem ve doğal afetlere karşı ilçe merkezine yakın ve korunaklı alanlarında yeni ‘Vizyon Şehir Oğuzeli’ yapılacak.

Dirençli akıllı şehirler; Yeni Yeşil Oğuzeli

Bilgi ve iletişim altyapısının geliştirilmesi yoluyla kurumun verimli hizmet kapasitesinin artırılması ve nesnelerin interneti teknolojilerinden yararlanarak, Gaziantep’teki doğal afetlerin daha öngörülebilir olunmasının sağlanması, iklim değişikliğine yönelik meteorolojik verilerin toplanarak analiz edilmesi ve bu öngörü ile kentsel sorunlara alternatif ve efektif yeni çözümler üretilmesine katkıda bulunulacak.

Kentsel dönüşüm ve sokak sağlıklaştırma

Oğuzeli millet bahçesi, Deliklitepe’de hayata Geçirilecek ‘Tabiat Parkı ve Mesire Alanı’ projesi ile günübirlik mesire alanları, kamp alanları, yürüyüş rotaları ve çeşitli aktivite merkezleri oluşturarak Oğuzeli’nin turizm potansiyeli Geliştirilecek. Diğer yandan yeni turizm trendlerini hayata geçirerek vatandaşın doğa ile iç içe tatil yapabilmeleri için hayata geçirilecek ‘Bungalov Ev’ projesi Oğuzeli’ni turizm Şehri Haline Getirecek. Sosyal belediyecilik anlayışının önemli bir yapı taşı olan aile ve çocuklar için önemli bir proje olan ‘Macera Parkı’ projesi Deliklitepe’de Hayata Geçirilecek. Macera Parkında zipline, tırmanma duvarı survivor parkı paint ball, atv sürüş alanı, raylı kızak benzeri parkurlar yer alacak.

GES Projesi ile enerjiden gelir elde edilecek

Hayata geçirilecek olan GES Projesi ile birlikte tesislerin ihtiyacı olan elektrikler üretilecek. İhtiyaç fazlası enerjiler ise satılarak belediyeye gelir sağlanacak.

Kütüphane projesi

Oğuzeli’nde eğitim gören tüm öğrencilerin eğitim ve spor hayatı için gereken kütüphane ve futbol sahası projesi ile destek verilmeye devam edilecek.

Sağlık ve ulaşımda vatandaş ile yan yana

Deprem sonrası yıkılan Oğuzeli Hastanesi yerine 16 bin metrekare alanda çelik konstrüksiyonlu 72 yataklı hastane yapılacak. Diğer yandan Gaziantep-Oğuzeli yolu refüj düzenlemesi ile ulaşımdaki aksaklıklar giderilecek ve çevre düzenlemesi yapılacak.

Sosyal tesis projeleri ve hobi bahçeleri

Kırsal mahallelerin önemli ihtiyaçlarından olan sosyal tesis sorunu her mahalleye sosyal tesis projesi ve hobi bahçeleri projesi ile vatandaşlara hizmet vermeye devam edilecek.

Eğitim platosu projesi ve kreş projesi

4-11 Yaş Arası Çocukların hem eğleneceği hem de yeni şeyler öğrenecekleri bir eğitim platosu kurulacak. Çocukların hem motor becerilerini hem de fiziksel ve sosyal becerilerini geliştirecek olan bu proje ile çocuklar, meslekleri deneyimleyerek ve oynayarak öğrenecekler. Bu merkez ile çocukların sağlıklı bir şekilde gelişimine katkı sunulacak. Diğer yandan çalışan ebeveynlerin en büyük ihtiyaçlarından biri olan kreş projesi ile ailelerin gönül rahatlığıyla çocuklarını bırakabileceği merkezler oluşturulacak.

Bağımlılıkla mücadele merkezi projesi

Oğuzeli ilçesinde her türlü bağımlılıkla mücadele eden dezavantajlı grupların tespit, tedavi ve rehabilite edilmeleri, sosyalleşmeleri, meslek ve iş sahibi yapılmaları için çalışacak olan merkez gençleri yeniden topluma kazandırırken, ilçedeki huzur ve güvenliğe de büyük katkı sağlayacak. Yeşilay basta olmak üzere konuyla ilgili tüm taraflarla etkin iş birliği geliştirmeyi hedefleyen bağımlılıkla mücadele merkezi, ilçede tüm gücüyle çalışacak.

Salça ve kuru biber çekme tesisi projesi ve sıfır atık projesi

Oğuzeli Belediyesi bünyesinde kurulacak ‘Salça ve Kuru Biber Çekme Tesisi’ projesi ile vatandaşın Gaziantep’e gitmesine gerek kalmayacak ve daha uygun ücretlerle çekimlerinin yapılması sağlanacak. kadınların salçalık dönemindeki çilesine son verilecek. Sıfır atık vizyonu kapsamında nar atıklarının ürüne dönüşmesi projesi GAP kalkınma idaresi başkanlığı tarafından 2024 yatırım programına girdi. Nar’ın kabuğu, posası ve çekirdeğinden de faydalanılacak proje ile nar üreticilerinin ürünlerine değer katılacak. Diğer yandan Hayata Geçirilecek ‘Soğuk Hava Deposu’ projesi ile üreticilerin emeği değer kazanacak. Kurulan tesis ile çiftçilerin ürettikleri taze ürünlerin kullanım ömrünü uzatacak olup, üretilen ürünlerin mevsimi dışında daha iyi kazanç elde ederek satılması sağlanacak.

Maharetli eller çarşısı projesi ve yaşlı ve emekli yaşam evi projesi

Oğuzeli ilçesine kazandırılacak tesis ile ilçede yaşayan ev hanımları bir yandan kendi evlerinde el emeği göz nuru ürettikleri ürünleri satma imkanı bulurken diğer yandan sosyalleşip ev ekonomisine katkı sağlayabilecek. Diğer yandan ‘yaşlı/emekli yaşam evi’ projesi ile ilçede yaşayan emekli ve yaşlı vatandaşların sabah saatlerinden akşam 5’e kadar faydalanabilecekleri tesis oluşturulacak. Tesisin içinde bulunan hobi odasında açılan kurslar ile yaşlı vatandaşlar resim, dikiş, patik, tesbih vb. ürünler tasarlayarak satışını yapabilecek. Satıştan elde edilen gelir çocuklara ‘yaşlı bursu’ olarak geri dönecek. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber28.com.tr/baskan-kilic-secim-beyannamesini-duyurdu/feed/ 0
Mersin Büyükşehir Belediyesi, Emekli Evleri Üyelerini Bilgilendirdi https://www.haber28.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-emekli-evleri-uyelerini-bilgilendirdi/ https://www.haber28.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-emekli-evleri-uyelerini-bilgilendirdi/#respond Mon, 26 Feb 2024 08:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7337

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Toroslar ilçesine bağlı Halkkent Emekli Evi ve Mezitli Emekli Evi üyelerini; yaşlılık, aktif yaşlılık ve yaşlılık evreleri hakkında bilgilendirdi. Etkinliğe katılan vatandaşlar, yaşlılık hakkında merak ettikleri sorulara yanıt buldu.

Mersin Büyükşehir Belediyesi, yaş almış vatandaşların daha aktif bir yaşlılık süreci geçirmesi ve sosyal hayata daha çok katılmasını sağlamak amacıyla etkinlikler düzenlemeye devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen son etkinlikte, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yaşlı Destek Birimi de olduğunu hatırlatan Gerontolog Cihan Tanrıverdi Tanrıverdi, aynı zamanda Büyükşehir’in yaş almış vatandaşlara evde sağlık ve bakım, temizlik gibi hizmetleri olduğunu da anlattı.

Yaş almış vatandaşların sağlıklı ve kaliteli bir yaşlılık süreci geçirmesi için yapılması gerekenlerin anlatıldığı Mezitli Emekli Evi’nde düzenlenen etkinlikte Mersinden Kadın Kooperatifi Meral Seçer de yer aldı. Emekli Evi’nde yaş almış vatandaşlarla bir araya gelen Seçer, Emekli Evi üyeleri ile tek tek sohbet etti.

Seçer, “Değerli büyüklerimiz hayatlarını bizlerin huzuru ve mutluluğunu sağlamak için uğraştı.Yaş almış büyüklerimiz, burada oturan ve hiçbir şey yapmayan kişiler değiller. Bizler, iş birliği yapalım. Bu iş birliği içerisinde siz, büyüklerimiz nasıl katkı sunabilirsiniz ve neler yapabilirsiniz tespit edelim. Bu sayede sizler de sosyal hayat içerisinde daha aktif hale gelebilirsiniz diye düşünüyorum” dedi.

Tanrıverdi ise şöyle konuştu:

” Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Emekli Evlerinde başlatmış olduğumuz 2 aylık eğitim programında yaş almış vatandaşlarımızı; yaşlılık, sağlık, hastalık, yaş alma, aktif ve başarılı yaş alma konularında bir sunum yaptık. Katılımcıların da destekleri ile interaktif bir sunum oldu. Hem biz hem katılımcılar çok keyif aldı.”

Halkkent Emekli Evi Sorumlusu Çağdaş Yeter, “Yaş almışlarımızın keyifli vakit geçirmesi için etkinliklerimiz devam edecek. Yaş almış vatandaşlarımıza yaşlılık ve yaşlanma sürecine ilişkin Gerontolog Cihan Tanrıverdi tarafından önemli bilgiler verildi. Yaş almış vatandaşlarımız, Büyükşehir Belediyesi’nin sunmuş olduğu evde sağlık ve bakım hizmetleri ile ilgili de bilgilendirildi” diye konuştu.

Emekli Evi üyelerinin keyifli vakit geçirmesi için ilerleyen günlerde sinema etkinliği de yapacaklarını aktaran Yeter, etkinliklerin artarak devam edeceği bilgisini verdi.

Etkinliğe katılan vatandaşlardan bazıları da düşüncelerini, şöyle dile getirdi:

– Hüseyin Güler: “Devamlı buraya gelip gidiyorum. Burayı çok seviyorum. Ben burada hayat gördüm. Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in sağladığı hizmetlerden birçok fayda gördük. Evime kadar yemeğim geliyor. Eşim için Evde Sağlık ve Temizlik ekibi geliyor. Ben 78 yaşındayım, bugüne kadar böyle bir Belediye Başkanına rastlamadım. Burası kurulduğundan beri çok güzel bir hayat yaşıyoruz. Tanımadığımız komşularımızla tanışıp, sohbet muhabbet ediyoruz. Çevremiz genişledi. Kitabımızı, gazetemizi okuyoruz, çayımızı içiyoruz.”

-Ökkeş Yetim: “Evde televizyon izlemekten bıktık. Burada her türlü sosyal, değişik siyasi gruplardan arkadaşlarımız var. Aramızda hiçbir ayrım yok. Hepimiz tek yumruk gibi sohbet ediyoruz ve neşeli bir şekilde de evimize gidiyoruz. Başkanımıza çok teşekkür ederim.”

Selma Dinçer: “Başkanımız Mersin’de herkesi destekliyor, çok çalışıyor. Çok memnunuz.”

-Resul Gül: “Aslında birçoğumuz hastalanınca hangi doktora gideceğimizi bile bilmiyoruz. Bunun önerisinde bulundukları için çok güzel oldu. Burada sosyal faaliyetler de bulunuyoruz ve bir sorunumuz olsa birbirimize anlatıyoruz. Bu insanları bir araya getirmek için güzel bir olanak.”

– Mustafa Dönmez: “Burada bulunan vatandaşların ihtiyacı her neyse ona tek tek değinildi. Sosyal belediyeciliğin gereğini gerçekten yapıyorlar. Emekli Evi’nde çok güzel zaman geçiriyoruz ve arkadaşlarımla bilgi paylaşıyoruz.”

-Semiha Kurt: “Sunumu yapan hocamız çok güler yüzlüydü. Her sorumuza cevap verdi. Çok memnunuz. Burada her meslekten arkadaşımız var, onlarla tanışıp, selamlaşıyoruz. Evde oturmaktansa burada çayımızı içip, birbirimizi tanıyoruz.”

– Fatma Esin Önür: “Buranın açılmasından dolayı çok müteşekkirim. Benim sosyal hayatım hiç yoktu. Bana yaşama sevinci verdi ve bir gayem oldu. 7/24 aynı işi yapmaktansa buraya gelip, zaman geçiriyorum. Daha iyi oldum. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’e ve tüm emeği geçenlere teşekkür ederim.”

]]> https://www.haber28.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-emekli-evleri-uyelerini-bilgilendirdi/feed/ 0 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Esenler’de vatandaşlarla buluştu https://www.haber28.com.tr/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-esenlerde-vatandaslarla-bulustu/ https://www.haber28.com.tr/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-esenlerde-vatandaslarla-bulustu/#respond Mon, 26 Feb 2024 04:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7291 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Esenler Kazım Karabekir Mahallesi’nde semt pazarı ziyareti yaptı, vatandaşlarla ve esnafla buluştu. Adıyamanlı ve depremzede olduğunu belirten bir vatandaş İmamoğlu’na, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, tehdit dilini şikayet etti. İmamoğlu, “Bizi tehdit ediyorlar. ‘Oy olmazsa, hizmet yok’ diyorlar. Depremzedelere öyle denilir mi” diyen vatandaşa, “Kimse tehdit edemez. Ama onlara ders vereceğiz. Öyle denilir mi? Ben, Adıyaman’a üç defa gittim. Milletin acısı var. Allah yardımcımız olsun. Ama kurtulacağız” karşılığını verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Esenler Kazım Karabekir Mahallesi’nde kurulan semt pazarında, vatandaşlarla ve esnafla buluştu. Pazar girişinden itibaren yoğun bir ilgiyle karşılanan İmamoğlu, vatandaşların fotoğraf çektirme isteklerini yerine getirdi. Bu sırada kalabalığın arasından sıyrılan yaşlı bir kadın da, ağlayarak İmamoğlu’na sarıldı. Vatandaşın ilk sözleri, “İlk kazandığınızda göremedim. ‘Sizi kucaklamazsam, gözüm arkada gider’ dedim” olunca, İmamoğlu, “Allah korusun” şeklinde yanıt verdi. Diyalogun bundan sonrası şu şekilde devam etti:

VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “YÜZÜNÜZDEN NUR AKIYOR, KALBİNİZ DE TEMİZ”

Vatandaş: Ben 72 yaşındayım.

İmamoğlu: Oy kurban olurum sana. Sağ ol anneciğim, sağ ol.

Vatandaş: Ben sana kurban olayım. Yüzünüzden nur akıyor. Kalbiniz de temiz. ya inşallah… Şeker hastasıyım.

İmamoğlu: Allah korusun seni.

Vatandaş: Kucakladım ya… Canım benim.

İmamoğlu: Kurban olurum sana. Duanı et.

Vatandaş: Ben her zaman ediyorum.

GENÇ VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “YEMİN EDERİM, DÜN RÜYAMDA GÖRDÜM; KAZANIYORDUK”

Yaşlı bir kadın  İmamoğlu’na desteğini, “Sen pazara geldin, ben senin ayağına Kartal’a gittim. Dörtyol’a çıktım, senin mitinglerine gittim” sözleriyle gösterdi. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Oy kurban olurum sana” oldu. İmamoğlu, genç bir vatandaşın, “Yemin ederim, dün rüyamda gördüm; kazanıyorduk. Yemin ediyorum size. Vallahi, billahi, tillahi diyorum” sözlerine ise, “İnşallah. Ne mutlu bana” karşılığını verdi. Bir başka vatandaş da yaşadığı tesadüfü, sosyal medya hesabı üzerinden kanıtladı. İmamoğlu, başka bir vatandaşın, “Bak; 2019’da da senle beraberdim, bugün hatırlattılar, yine benlesin” sözlerine, gülümseyerek, “Eyvallah” yanıtını verdi.

ADIYAMANLI VE MALATYALI DEPREMZEDELER İMAMOĞLU’NA DERT YANDI

Adıyamanlı ve depremzede olduğunu belirten bir vatandaş da İmamoğlu’na, Erdoğan’ın, “tehdit dili”ni şikayet etti. İmamoğlu, “Bizi tehdit ediyorlar. ‘Oy olmazsa, hizmet yok’ diyorlar. Depremzedelere öyle denilir mi” diyen acılı vatandaşa, “Kimse edemez tehdit. Ama onlara ders vereceğiz. Öyle denilir mi? Milletin acısı var orada. Ben, Adıyaman’a üç defa gittim. Milletin acısı var. Allah yardımcımız olsun. Ama kurtulacağız” karşılığını verdi. Malatya Darendeli olduğunu söyleyen bir başka depremzede vatandaş da yaşadığı zorlukları, “Bak ben Malatya’dan geldim. Evim yıkıldı orada. Daha enkazı kaldırmadılar. Burada orada, burada kalıyorum, yani günü geçireyim de yazın köye gideceğim” sözleriyle İmamoğlu’yla paylaştı. İmamoğlu, yardımcılarından, vatandaşın CHP Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Veli Ağbaba ile görüştürülmesine aracılık etmelerini istedi.

KİRACI VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “BİZ KİRACILARIN HALİ NE OLACAK?”

Kürtçe konuşan bir kadın ise İmamoğlu’na, hasta olduğunu, tedavi olmak istediğini ve onu çok sevdiğini söyledi. İmamoğlu, vatandaşa yardımcı olmaları için yanında bulunan ekibini görevlendirdi. Yaş almış bir vatandaş da elindeki poşeti göstererek, “Maaşı aldık. Ekmekle bu, 500 lira. Yandık Başkanım. Kurban olayım size ya” diyerek hayat pahalılığından yakındı. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Allah yardımcımız olsun” oldu. Kiraların durumundan şikayet eden bir kadın vatandaş ise, yaşadıkları sorunu, “Biz kiracıların hali ne olacak? Ev sahiplerine kimse dur demiyor. 8 binken, 15 bin istiyorlar. 3 binken, 15 bin… Tek bir kişi çalışıyor. Sigortasız. Günlük böyle çalışanların sigortaları var mı? Hiçbirinin de yok. Ne olacağız peki hocam” sözleriyle dile getirdi. İmamoğlu vatandaşa, “Zor bir ekonomi şu anda. Ekonomi yönetilemedi. Şu anda bizim vatandaşımıza sunduğumuz destek, görevi aldığımızla bugünün arasında 5-6 kat fark var. Niye? İnsanlarımız daha çok yoksul” yanıtını verdi. Vatandaşa, “Anne Kart’ımızdan aldın mı” sorusunu yönelten İmamoğlu, olumlu yanıt aldı.

VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “HIZIR YOLDAŞIN OLSUN”

Genç bir kadın vatandaş da İmamoğlu’na, “Yeni açtığınız, Alibeyköy metrosunu kullandım. Mükemmel bir metro. Emeğinize sağlık” diyerek memnuniyetini dile getirdi. Bir kadın vatandaş da “Kurban olurum ben sana. 12 İmamlar uğrunda olsun. Hızır yoldaşın olsun” diyerek İmamoğlu’na dua etti. Vatandaşa teşekkür eden İmamoğlu, “Duanı hep et” temennisinde bulundu. Bir başka vatandaş da duygularını, “Bu şehri haramilere bırakmayacaksın” diyerek, İmamoğlu ile paylaştı. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Biz bu şehri koruyacağız, hep beraber” oldu. İmamoğlu, kendisine sarılıp, ağlayarak, “Kazanacak mıyız” sorunu yönelten genç kıza ise, “Kazanacağız. Beraber kazanacağız. Hiç üzülme güzel kızım. Başarılar. Hiç canını sıkma” yanıtını verdi.

ENGELLİ GENÇ ANNEDEN İMAMOĞLU’NA: “SİZİN İÇİN 2 KİLOMETRE YOLDAN GELDİM”

Pazar ziyaretinin son metrelerinde İmamoğlu’nu yakalayan engelli genç anne ile İBB Başkanı arasında şu duygusal konuşmalar geçti:

Genç anne: Sizin için 2 kilometre yoldan geldim. Yürüdüm. Yemin ederim.

İmamoğlu: Kurban olurum sana.

Genç anne: Hiçbir başkan bu kadar sevilmez. Kurban olurum ben size.

İmamoğlu: Nerede oturuyorsun?

Genç anne: Ben, Esenler Güney Hastanesi’nin oradayım. Dörtyol’a kadar gittim. Oradan buraya kadar yürüyerek geldim.

İmamoğlu: Ne yapıyorsun?

Genç anne: Ben ev hanımıyım. Engelliyim.

İmamoğlu: Çocuk?

Genç anne: Kiradayım. Çocuk, Allah razı olsun, sütlerinizi alıyor.

İmamoğlu: Kaç yaşında?

Genç anne: Alışverişimizi yapıyoruz. Kartım var.

İmamoğlu: Tamam onları söyleme.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-esenlerde-vatandaslarla-bulustu/feed/ 0
Ankara’nın Merkezinde Yeni Konut Projesi: Adres Ankara Evleri https://www.haber28.com.tr/ankaranin-merkezinde-yeni-konut-projesi-adres-ankara-evleri/ https://www.haber28.com.tr/ankaranin-merkezinde-yeni-konut-projesi-adres-ankara-evleri/#respond Mon, 26 Feb 2024 04:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7286 Ankara’nın en merkezi konumlarından birinde hayata geçirilen “Adres Ankara Evleri”, Etlik Şehir Hastanesi ve İvedik Metro’ya 1 dakikalık yürüme, yeni yapılacak olan Adalet Sarayı’na ise 1 kilometrelik mesafede yer alıyor. “Adres Ankara Evleri”, “yüzde 1,99 kredi oranı 72 ay vade” ile yatırımcılarına kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor. Daha uzun vade taleplerini de değerlendiren Bayraktar İnşaat,%2,2 Kredi Oranı ile 120 aya kadar uzayan vade seçenekleriyle de yatırımcılarına ev sahibi olmanın kapısını aralıyor.

Prestijli ve kaliteli aile konutları konseptli “Adres Ankara Evleri” toplamda 3 etapta, 3.000 konut ve Açık Çarşı konseptli AVM’den oluşmaktadır… C40-45 dayanım gücüne sahip beton yapısı ve zeminde fore kazık uygulaması ile depreme dayanıklı bir proje olan “Adres Ankara Evleri”, doğa dostu peyzaj alanları, Açık AVM, tematik oyun parkurları, hastaneye ve metroya olan yakınlığı ile başkente yepyeni bir soluk getirecek.

ANKARA’NIN EN ÖZEL PROJELERİNDEN BİRİ

Ankara’nın en değerli yerleşim bölgelerinden biri olan Yenimahalle’de 164 bin metrekare arsa üzerinde yükselen “Adres Ankara Evleri” 2+1, 3+1 ve 4+1 daire seçeneklerinden oluşuyor. Konut ve ticari alanlar arasında geçişin bulunmadığı proje, bu özelliği ile konut alanlarının güvenliğini arttırırken aynı zamanda kullanıcılarına sosyal yaşamın avantajlarını sunuyor. Geniş yol ve caddeleri, düzenli peyzaj alanları, cadde üstü mağaza ve ticari alanları ile yalnızca değerli bir konut projesi değil, aynı zamanda geleceğiniz için iyi bir yatırım imkânı sunuyor.

SAĞLIK, METRO, EĞİTİM VE ALIŞVERİŞ HEMEN YANI BAŞINIZDA

Adres Ankara Evleri; Etlik Şehir Hastanesi, Antares AVM ve İvedik Metroya 1 dakika, İlköğretim, lise ve üniversiteye ise 5 dakikalık yürüme mesafesiyle ihtiyaç duyduğunuz her şeyin yanı başında yer alıyor.

Adres Ankara Evleri, yapımı devam eden Türkiye’nin en büyük adalet sarayına 1 kilometrelik yakınlığı ile başkentte yepyeni bir merkezle soluk getirecek.

ANKARA’NIN YENİ CAZİBE VE BULUŞMA MERKEZİ “ADRES ÇARŞI”

Proje içerisinde planlanan “Adres Çarşı” ise bölgenin yeni cazibe ve buluşma merkezi olmaya aday.Son zamanların en yeni trendlerinden olan Açık AVM konseptiyle tasarlanan ticari alanlar birçok önemli markaya hizmet verebilecek şekilde tasarlandı. Her ihtiyacınızı karşılayacak, her zevke hitap edecek olan “Adres Çarşı”, şehrin yeni cazibe merkezlerinden biri olarak Ankara’ya yepyeni bir sosyal yaşam alanı sunuyor.

ADRES ANKARA EVLERİ İLE AYIRICALIKLARI YAŞAYIN

Proje, “Adres Ankara Kulüp” ile sakinlerine ayrıcalıklı bir kulüp atmosferi yaşatmaya hazırlanıyor. Çevreye duyarlı, yeşil dostu olan ve 164 bin metrekare arsa üzerinde yükselen “Adres Ankara Evleri”, toplam 74 bin metrekarelik peyzaj alanı sunuyor. İçerisinde yüzme havuzu, spor salonu, kafe, sauna ve hamamın olacağı, ayrıca basketbol, voleybol, futbol ve tenis kortu olarak kullanılabilen açık sahaların yanı sıra farklı yaş gruplarına göre tasarlanmış çocuk oyun alanları, iki kilometrelik yürüyüş parkuru, aile oturma mekanları ve süs havuzları ile “Adres Ankara Evleri” sakinlerine her türlü aktiviteyi yapabilme imkânı sunuyor.

Projeyle ilgili detaylı bilgiye www.adresankara.com adresinden ulaşabilirsiniz.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ankaranin-merkezinde-yeni-konut-projesi-adres-ankara-evleri/feed/ 0
Yaşam Memnuniyeti Araştırması: Mutluluk Oranı Arttı https://www.haber28.com.tr/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-mutluluk-orani-artti/ https://www.haber28.com.tr/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-mutluluk-orani-artti/#respond Mon, 26 Feb 2024 01:24:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7251 Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2022 yılında yüzde 49,7 iken 2023 yılında 3 puan artarak yüzde 52,7 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın sonuçlarını paylaştı. Buna göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2022 yılında yüzde 49,7 iken 2023 yılında 3 puan artarak yüzde 52,7 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2022 yılında yüzde 15,9 iken 2023 yılında 2,2 puan azalarak yüzde 13,7 olarak gerçekleşti.

Kadınlar daha mutlu

Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2022 yılında yüzde 46,5 iken 2023 yılında yüzde 50,3 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2022 yılında yüzde 52,7 iken 2023 yılında yüzde 55,1 oldu.

Evliler evli olmayanlardan daha mutlu

Evli bireylerin, evli olmayan bireylere göre daha mutlu olduğu görüldü. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2023 yılında yüzde 56,4 iken evli olmayanlarda bu oran, yüzde 45,8 olarak gerçekleşti. Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin yüzde 53,2’sinin, evli kadınların ise yüzde 59,5’inin mutlu olduğu gözlendi.

Mutluluk oranında en yüksek artış 18-24 yaş grubunda oldu

Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 18-24 yaş grubunda mutluluk oranı, 2022 yılında yüzde 47,9 iken 2023 yılında 6,1 puan artarak yüzde 54,0 oldu.

Mutluluk oranının 55 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise azaldığı gözlendi. Mutluluk oranı 55-64 yaş grubunda bir önceki yıla göre 2,8 puan azalarak yüzde 49,7 olarak tahmin edildi. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise 2022 yılında yüzde 57,7 iken 2023 yılında 1,7 puan azalarak yüzde 56,0 oldu.

Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde; en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2023 yılında yüzde 69,9 olurken bunu sırasıyla; yüzde 15,0 ile çocukları, yüzde 5,4 ile kendisi, yüzde 3,8 ile eşi, yüzde 2,9 ile annesi/babası ve yüzde 1,8 ile torunları takip etti.

Bireyleri en çok sağlıklı olmak mutlu etti

Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2023 yılında yüzde 69,5 olurken bunu sırasıyla; yüzde 13,2 ile sevgi, yüzde 9,2 ile başarı, yüzde 5,3 ile para ve yüzde 2,6 ile iş takip etti.

Her 100 kişiden 67’si geleceğinden umutlu

Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2023 yılında yüzde 67,1 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranı yüzde 67,2 iken kadınlarda bu oran yüzde 67,1 oldu.

Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 5,7 oldu

Bireylerin hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile; hiç memnun olmayanlar için “0”, çok memnun olanlar için “10” arasında bir değer alınarak ortalama hesaplandı. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2022 yılında 5,5 hesaplanırken 2023 yılında 0,2 puan artış ile 5,7 oldu. Erkeklerde ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2023 yılında 5,6, kadınlarda ise 5,8 oldu.

En yüksek memnuniyet oranı yüzde 74,6 ile asayiş hizmetlerinde

Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde; 2023 yılında asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 74,6 olurken bunu sırasıyla yüzde 68,2 ile ulaştırma, yüzde 65,4 ile sağlık, yüzde 61,0 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 58,6 ile adli ve yüzde 57,7 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti.

Ülkenin en önemli sorunu hayat pahalılığı oldu

Ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde; 2020 yılında birinci sırada yüzde 18,5 ile işsizlik, ikinci sırada yüzde 17,3 ile hayat pahalılığı, üçüncü sırada yüzde 17,2 ile eğitim yer aldı. 2023 yılında hayat pahalılığı yüzde 33,8 ile ilk sırada yer alırken, yüzde 16,5 ile eğitim ikinci sırada ve yoksulluk yüzde 13,4 ile üçüncü sırada yer aldı. – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber28.com.tr/yasam-memnuniyeti-arastirmasi-mutluluk-orani-artti/feed/ 0
Kayseri Ticaret Odası’nda Taşımacılık Sektörü Sorunları İstişare Edildi https://www.haber28.com.tr/kayseri-ticaret-odasinda-tasimacilik-sektoru-sorunlari-istisare-edildi/ https://www.haber28.com.tr/kayseri-ticaret-odasinda-tasimacilik-sektoru-sorunlari-istisare-edildi/#respond Sat, 24 Feb 2024 05:00:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6976 Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen genişletilmiş istişare toplantısında yük ve yolcu taşımacılığı sektörünün yetkilileri sorun ve taleplerini AK Parti Kayseri Milletvekilleri Şaban Çopuroğlu’na iletti. Toplantıda sektör temsilcilerini tek tek dinleyen Çopuroğlu, iletilen sorunları Bakanları arayarak anında iletti.

KTO, genişletilmiş meslek komitesi toplantılarını Milletvekillerinin katılımlarıyla sürüyor. KTO 39. Yük ve Yolcu Taşımacılığı Meslek Komitesi istişare toplantısı; AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, KTO Başkanı Ömer Gülsoy, AK Parti İl Teşkilatı yetkilileri, komite üyeleri ve lojistik firmaları yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda konuşan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, “Şehrimizin ihracatı açısından Lojistik sektörümüz bizim için çok önemli. Ulaşım olmadan ticaret, ihracat, yardımda olmayacağını biliyoruz. Bu sebeple sektör temsilcilerimizi ve komite üyelerimizi AK Parti Kayseri Milletvekilimiz Şaban Çopuroğlu ile buluşturduk. Sektörlerinde yaşadıkları sıkıntıları ve taleplerini dile getirme fırsatı buldular. Vekillerimize toplantıya katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

Toplantıda komite üyeleri ve sektör temsilcileri yaşadıkları sorunları ve taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

“Kayseri’de yük taşımacılığı sektörü için Lojistik Merkez ve Otoban olmamasından kaynaklı sorunlar, ticari amaçlı yük ve yolcu taşımacılığı yapan, mesleki yeterlilik belgesi sahibi sürücüler için, SRC yaş sınırının 65’ten 69’a çıkarılarak 1 yıl uzatılması konusunun kalıcı hale getirilmesi, yük ve yolcu taşımacılığında, asgari ehliyet alma yaşından kaynaklı yetkin ve yeteri kadar eleman bulmakta zorlanıldığı belirtilerek asgari ehliyet alabilme yaşının 24’ten 20 ya da 22 yaşa indirilmesi talebi, diğer sektörlerde olduğu gibi yük ve yolcu taşımacılığı sektöründe de çalışanların SGK girişlerinin anlık yapılabilmesinin sağlanması talebi, Ağır vasıta sürücülerinin ceza puanlarına (alkollü araç kullananlar ile ölümlü kazaya karışanlar hariç) bir seferlik af getirilmesi halinde şoför probleminin bir nebze olsun azalacağı belirtilerek bu konuda bir çalışma yapılması talebi, sektör olarak, KDV kayıplarının önüne geçilebilmesi adına tevkifatlı KDV’ye geçilmesi gerekliliği, buna bağlı olarak enflasyon muhasebesine de geçilmesi için çalışma başlatılması. Şehirlerarası yolculuk yapan mülteciler konusunda sıkıntılar yaşanmasından dolayı online bilet satışlarının denetlenmesi, lojistik firmaları, uluslararası taşımacılık yaparken 1975 tarihli tır Sözleşmesine tabi olduğu belirterek, lojistik firmasının taşıdığı malın tır şoförü tarafından kap/kilo/ambalaj cinsinden uygun olmasına rağmen gönderici ya da alıcının kusurundan kaynaklı problemlerden dolayı taşıyıcının sorumlu tutulmaması gerektiği ve bu konuda gümrük kapılarında sorunlar yaşandığı dile getirilerek konu hakkında çözümü için girişimlerde bulunulması talebi, bakanlık tarafından Acil Durum Afet Eylem Planı için lojistik sektörünün detaylı olarak bilgilendirilmemesi sorunu, Yaşanabilecek afetler için acil durum eylem planı konusunda sektörün bilgilendirilmesi için çalışma yapılması talebi, kıdem tazminatlarının geriye dönük hesaplanma süresinin beş yıldan üç ay veya bir yıla indirilmesi talebi, sektör için Kayseri İhtisas Gümrüğü kurulması talebi, sektöründe çok fazla şoför açığı bulunması sebebiyle işbaşı eğitim programları ile devlet destekli şoför yetiştirilmesi, mesleki eğitimin yük ve yolcu taşımacılığı için şoför yetiştirilmesini de kapsayacak şekilde genişletilmesi. Gürbulak sınır kapısında devam eden tır parkı inşaatının trafiği ve maliyetleri olumsuz etkilemesi sebebiyle inşaatın hızlandırılması konusunda girişimlerde bulunulması talebi, Azerbaycan gümrüklerindeki 3.ülke yükleme dozvolası ve sigorta sıkıntıları, Türkmenistan gümrüklerinde yaşanan vize ile sigorta konularında yaşanan sorunların giderilmesi için girişimlerde bulunulması talebi, öğrenci ve personel taşımacılığı yapan firmalar, tahsisli plaka (P Plaka) ile ilgili yaşanan sorunların çözülmesi. Şehirlerarası Otobüs Terminalinde zabıta noktası bulunmamasından dolayı yaşanan sıkıntılardan dolayı otogara zabıta noktası kurulması talebi, yabancı plakalı ihracat yapan (ihracat beyannamesi olan) uluslararası nakliye firmalarının araçları, Türkiye’deyken aldığı akaryakıtta faydalandığı ayrıcalıklara kısıtlama getirilmesini veya kaldırılmasını talebi, yük ve yolcu taşımacılığı sektörünün şoför sıkıntısının giderilebilmesini adına ehliyetler için alınan harçların düşülmesi konusunda çalışma yapılması talebi. 19. binek araçlara EDS hız limitlerinde uygulanan yüzde 10’luk insiyatifin ticari araçlara da uygulanması için çalışma başlatılmasını talep etmişlerdir.

Toplantıda sektör temsilcilerini de tek tek dinleyen AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, cep telefonu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nu arayarak istişare toplantısında Taşımacılık sektörünün sorun ve taleplerini ileterek çözüm aşamasında destek istedi. Çözüm önerileriyle birlikte dosya sunacağını iletti. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kayseri-ticaret-odasinda-tasimacilik-sektoru-sorunlari-istisare-edildi/feed/ 0
Milli atlet Elif Naz Köseoğlu, Los Angeles 2028 Olimpiyatları’nda madalya hedefliyle çalışmalarına devam ediyor https://www.haber28.com.tr/milli-atlet-elif-naz-koseoglu-los-angeles-2028-olimpiyatlarinda-madalya-hedefliyle-calismalarina-devam-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/milli-atlet-elif-naz-koseoglu-los-angeles-2028-olimpiyatlarinda-madalya-hedefliyle-calismalarina-devam-ediyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 00:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6912 Milli atlet Elif Naz Köseoğlu, Los Angeles 2028 Olimpiyatları’nda madalya hedefliyle çalışmalarına devam ediyor.

Türkiye Atletizm Federasyonunun olimpik kadrosunda yer alan 12. sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Elif Naz Köseoğlu, 2 bin metre engelli koşu branşında Türkiye’de elde ettiği madalyalarla dikkati çekti.

Mersin’de 2 bin metre engellide 6 dakika 48 saniyelik dereceyle birinci olup milli takıma seçilen Köseoğlu, ilk yurt dışı şampiyonası olan 2023 EYOF’ta 15’inciliği elde etti. Yıldızlar Balkan Şampiyonası’nda da ikinci olan Köseoğlu, şimdilerde 18 Yaş Altı Balkan, Avrupa ve dünya şampiyonalarına hazırlanıyor.

Los Angeles Olimpiyatları’nda final koşup, madalya almayı hedefleyen Köseoğlu, antrenörü Bülent Uzun’la her gün toplam üçer saat süren antrenman yapıyor.

ENKA Kulübü sporcusu Elif Naz Köseoğlu, AA muhabirine, Cemalettin Sarar Ortaokulu’ndayken beden eğitim öğretmen Evrem Özel’in yönlendirmesiyle 6 yıl önce atletizme başladığını söyledi.

Türkiye’de 1500 metrede çok sayıda şampiyonluklarının olduğunu ifade eden Köseoğlu, şöyle konuştu:

“Mersin’de 26 Mayıs’ta 2 bin metre engelli koşusunda 6 dakika 48 saniyelik dereceyle birinci oldum. Slovenya’nın Maribor kentinden 23-29 Temmuz’da düzenlenen 2023 EYOF’ta 2 bin metre engelli branşında 15’inci oldum. Yurt dışında katıldığım ilk şampiyonada bu dereceyi elde ettim. 2 Eylül’de Sivas’ta düzenlenen Yıldızlar Balkan Şampiyonası’nda 2 bin metre engellide ikinci olup, olimpik kadroya seçildim. 11 Şubat’ta Isparta’da düzenlenen Okullararası Türkiye Şampiyonası’nda Genç kızlar 3 bin metre branşında Türkiye ikincisi oldum. Elde ettiğimi bu dereceyle 12-15 Mayıs’ta Kenya’nın Nairobi kentinden yapılacak Okullararası Dünya Kros Şampiyonası’na katılmaya hak kazandım. Dünya Kros Şampiyonası hazırlıklarını başladım.”

Köseoğlu, 6 Temmuz’da Slovenya’nın Maribor kentinde 18 Yaş Altı Balkan Şampiyonası ve 18-21 Temmuz’da Slovakya’da Avrupa 18 Yaş Altı Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edeceğini dile getirdi.

Peru’da 26-31 Ağustos düzenlenecek Dünya 20 Yaş Altı Şampiyonası’nda milli formayı taşıyacağına değinen Köseoğlu, “Milli takıma seçilmek için uzun zamandır uğraşıyordum. İlk kez seçildiğimde çok mutlu oldum. Kendimle gurur duyuyorum. Los Angeles Olimpiyatları’nda final koşup, madalya almayı hedefliyorum.” diye konuştu.

Antrenör Bülent Uzun: “Final koşma şansı çok yüksek”

Milli takım antrenörü Bülent Uzun da ortaokuldaki beden eğitimi öğretmeninin keşfettiği Elif ile 6 yıldır çalıştığını bildirdi.

Elif’in 16 yaşından itibaren milli takımla yarışmalara katıldığını anlatan Uzun, şöyle devam etti:

“Bu yılki hedeflerimiz öncelikle Slovakya’da yapılacak U18 şampiyonası. Güçlü rakipleri var. İstatistiklere baktığımda 6 güçlü rakiple mücadele edecek. Nasip olursa orada 2 bin metre engellide ilk üçü zorlayacağız. Yıldızlar bittikten sonra zaten normalde olimpik branş olarak 2 bin engelli koşu yok. 3 bin engelli branşında yarışmaya başlayacağız. Ağustos ayında Peru’da yapılacak olan U20 Dünya Şampiyonasında gençlerde 3 bin engelli koşacak. Olimpik branşlarda 3 bin engelliden devam edecek. Elif Naz, Türkiye’nin gelecek vadeden yıldız sporcularından biri. Los Angeles Olimpiyatları’nda final koşma şansı çok yüksek. İnşallah madalya da alacaktır. Hedefler doğrultusunda hazırlayacağız. Çok yetenekli ve bir sporcu. İnşallah başarılı oluruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/milli-atlet-elif-naz-koseoglu-los-angeles-2028-olimpiyatlarinda-madalya-hedefliyle-calismalarina-devam-ediyor/feed/ 0
İnan Güney: Beyoğlu’nda kentsel dönüşüm seferberliği başlatacağız https://www.haber28.com.tr/inan-guney-beyoglunda-kentsel-donusum-seferberligi-baslatacagiz/ https://www.haber28.com.tr/inan-guney-beyoglunda-kentsel-donusum-seferberligi-baslatacagiz/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:36:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6711 HABER: HAKAN KAYA

CHP’nin Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney, 31 Mart Yerel Seçim öncesi, projelerini anlattı. Kentsel dönüşüme vurgu yapan Güney, “Önümüzdeki 5 yılı kentsel dönüşüm seferberlik dönemi ilan ediyoruz. Siyaset üstü bakacağız. Herkesin ortak konusu, ortak gündemi kentsel dönüşüm. Yerinde, adil ve hakça bir dönüşümün güvencesi biz olacağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Beyoğlu İlçesi Belediye Başkan Adayı İnan Güney, Beyoğlu’nda bulunan Ses Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen etkinlikle projelerini kamuoyuyla paylaştı.

“YERİNDE, ADİL VE HAKÇA BİR DÖNÜŞÜMÜN GÜVENCESİ BİZ OLACAĞIZ”

Kentsel dönüşüme vurgu yapan Güney, “Okmeydanı bölgesinin 29 adasında projeler hazırladık. Alanında uzman mimar ve şehir plancılarının hazırladığı ve 1 Nisan’dan sonra başlatacağımız bu örnek ada projesinde 694 daire bulunuyor. Burası dönüşüm bütçesini kendi lokasyon değeri ile yaratan ve üzerine belediyeye 250 tane rezerve daire kazandıran bir ada. Yani bu adada vatandaşın dairesine daire veriyoruz, vatandaş herhangi bir ödeme yapmıyor, proje kendi maliyetini finanse ediyor. Üstüne üstlük diğer yapı adalarındaki dönüşümde kullanmak üzere Beyoğlu Belediyesi’ne 250 rezerv daire kalıyor. Rant odaklı olmayıp, halkın menfaati öncelenirse, bu planlar müteahhit gruplarıyla değil sokaklarda yapılırsa Beyoğlu Okmeydanı bölgesi kendi içerisinde dönüşüm bütçesini taşımaktadır. Önümüzdeki 5 yılı kentsel dönüşüm seferberlik yılı ilan ediyoruz. Konuya siyaset üstü bakacağız. Dönüşümü Beyoğlu Belediyesi’nin iştirak şirketi Dönüşüm AŞ., İBB’nin en güvenilir kurumlarından biri olan KİPTAŞ ve kamu, özel işbirliği ile yapacağız.  Bakanlığımızın kapısını açacağız ve bu meseleye siyaset üstü bakmalarını talep edeceğiz.Yerinde, adil ve hakça bir dönüşümün güvencesi biz olacağız.” dedi.

“HALKÇI BELEDİYECİLİĞİN EN GÜZEL UYGULAMASINI BEYOĞLU’NDA GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

İmar rantına izin vermeyeceklerini vurgulayan Güney, “Hiçbir zaman İnan Güney şuradaki yeşil alanı imara açtı diye duymayacaksınız 5 yıl boyunca. Hiçbir zaman bir tane kamusal alanı kapattı, rant verdi diye duymayacaksınız. Halkçı belediyeciliğin en güzel uygulamasını Beyoğlu’nda el ele verip gerçekleştireceğiz” dedi.

Güney’in projelerinden önce çıkanları şöyle:

GENÇ İSTİHDAMIPROJESİ İLE BEYOĞLU’NUN İKİ YAKASINI BİR ARAYA GETİRECEĞİZ

*’Beyoğlu İşimiz’ projesiyle Beyoğlu’nun iki yakasını bir araya getireceğiz.  Beyoğlu’nun ekonomik gerçeklerine uygun meslek edindirme kursları açacağız.

*Beyoğlu HünerliEller Projesi ile ustaların yeteneklerini, birikimlerini gençlere aktarabilecekleri programlar tasarlayacağız. Ustalara çırak, çıraklara da usta bulacağız, el sanatlarını, zanaatları yaşatacağız.

*Açacağımız Kadın istihdam Merkezi ile kadınların iş hayatında daha güçlü ve üretken olmalarını sağlayacağız. İngilizce kursları, mesleki eğitim atölyeleri, dijital okur-yazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri gibi fırsatlarla kadınların istihdama katılmasını sağlayacağız. Kadınların iş kurmaları ve geliştirmelerine destek olacağız.

*’İlk İşim Beyoğlu’ projesi ile 18-29 yaş arasındaki ihtiyaç sahibi ve girişimci gençlerimizin ilk işlerini kurmalarına destek amacıyla ücretsiz danışmanlık hizmeti ve 50 bin TL maddi destek sağlayacağız.

*Esnaf destekleme programı ile Beyoğlu’nda esnafımıza harç ve vergilerde ödeme kolaylığı sağlayacağız. Belediye esnafın kapısını çaldığında açığını arayan değil, esnafa nasıl yardımcı olabiliriz anlayışında olacağız. Beyoğlu’ndaki en büyük sorunlardan birisi ‘geçici ruhsat’. Bu bir zulme dönüştü ve adeta sürekli ruhsatın muadili olmuş durumda. Biz geldiğimizde ruhsat zulmünü sonlandıracağız.

ALAN EL VEREN ELİ GÖRMEYECEK, OKULLARDA BESLENME PAKETİ DAĞITACAĞIZ

*Örnektepe, Sururi, Hacıahmet ve Küçükpiyale mahallelerinde kuracağımız Aile Yaşam Merkezlerinde sosyolog, psikolog, sosyal hizmet ve hukuki destek uzmanları ile danışmanlık ve sosyal destek hizmetleri vereceğiz.

*İhtiyacı olan her mahallede 3-6 yaş grubu çocuklar için tam süreli hizmet edebilecek kreşler açacağız.

*Okul beslenme paketi ve süt projesi ile öncelikli olarak ihtiyaç sahibi mahallelerdeki okullarda ilköğretim çocuklarına beslenme paketi ve süt desteği sağlayacağız. Alan el veren eli görmeyecek şekilde, çocukları rencide etmeden, yemekleri akşamdan eve teslim ederek sessiz bir şekilde dağıtım yapacağız.

EMEKLİ EVLERİ AÇILACAK

*Beyoğlu’da en az 3 mahallede emekli evi açacağız.Emekli evlerinde emeklilerimizin vakit geçirebileceği, sosyalleşebileceği aktiviteler ve etkinlikler sunacağız. Yılın belirli dönemlerinde inanç ve kültür gezileri düzenleyeceğiz.

*Cihangir’de açılacak Beyoğlu Yaş Alma, Demans ve Alzheimer Merkezi’nde ileri yaşlı Beyoğlu sakinleri için sosyalleşme imkanı sunmanın yanı sıra gün içerisinde evde tek kalan ve bakıma muhtaç alzheimer ve demans hastaları için geriatri bakım hizmeti vereceğiz.

*Emeklilere pazar desteği.Yılda 3 kez 5 bin TL olmak üzere pazar desteğini İBB’den alabilecekler.

*Beyoğlu Gençlik Merkezleri. Bir teknoloji merkezi olarak faaliyet gösterecek inovatif merkezin içinde ortak çalışma alanları ve kütüphaneler yer alacak. Genç girişimler için yapay zeka, kodlama gibi alanlarda sertifika eğitim programları sunacağız.

*Beyoğlu Tıp Merkezi ile tüm Beyoğlululara koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri vereceğiz.

*Can Dostum 7/24 Projesi. Sokak hayvanlarını Beyoğlu’nun barınaklarına gönül rahatlığı ile bırakabileceksiniz. Diğer ilçelerin hizmet alanlarına gitmenize gerek kalmayacak. Can dostlarımız için aşı, yaygın kısırlaştırma ve 7/24 veterinerlik hizmetleri vereceğiz. Acil durumlarda, veteriner ambulanslarımızı zor durumda olan sahipsiz hayvanlarımıza ulaştıracağız.Veteriner hizmetlerimizi Mobilvetambulanslar aracılığıyla sokağınıza kadar ulaştıracağız.

*İnanç merkezlerine bakım, onarım ve yapım desteği vereceğiz. Yakınları vefat eden komşularımız için taziye evi, dini görevli, ulaşım ve gıda desteği sağlayacağız.

BEYOĞLU’NU DENİZLE BULUŞTURACAĞIZ

*Beyoğlu Karaköy Meydanı düzenlemesi ile kamusal kullanım alanı etkin ve kullanışlı hale getiriliyor.

*Beyoğlu denize kıyısı olan bir ilçe. Mesela Kasımpaşa’da 1,5 km’lik sahil kesimi var ama ancak 100 metreden denize ulaşılabiliyor. Haliç kıyı alanlarında yapacağımız kıyı alan düzenleme projeleri ile Beyoğlu’nu deniz ile buluşturacağız.

*İBB’nin öncülüğünde Hasköy kıyı alanı düzenlemesi yapılacak ve itfaiye merkezi açılacak.

*Taksim Okmeydanı güzergahında yeni metro hattı açılacak.

*Etibank da bir prestij caddesi olacak, esnafın ve yaşayanların yüzü gülecek.

*Beyoğlu’nun en önemli eksikliklerinden bir tanesi katlı otoparklar ve kapalı pazar yerleri. Dolapdere, Piri Paşa, Sütlüce ve Kulaksız bölgeleri başta olmak üzere Beyoğlu’nda otopark sorununu kapalı pazaryeri, kapalı otopark ve zemin üstü yeşil alan olarak düzenleyeceğiz.

*Kent Tamir Beyoğlu Projesi. Beyoğlu’nun SİT alanında kalan tarihi yapılarımızın rolöve ve restorasyon süreçlerini belediyemizin oluşturacağıkent tamir programı, İBB Kültür Mirası Koruma Müdürlüğü ve komşularımızın işbirliğiyle gerçekleştireceğiz.

*Beyoğlu Han ve Pasajlarını Yaşatma Projesi. İBB işbirliğiyle İstanbul’un ticaret ve sosyal hayatına uygun olarak Beyoğlu’nun han ve pasajlarını yeniden İstanbul’un kullanımına açacağız.

*Beyoğlu Metrohan.Tünelde bulunan 122 yaşındaki Metrohan, İBB Miras tarafından restore edilerek İstanbul’un en önemli kültür sanat merkezlerinden biri olacak.

*Haliç Tershanesi İkinci Etap İstanbul Sanat Müzesi. Osmanlı denizciliğinin üstü Haliç’te, Fatih Sultan Mehmet’in mirası Tersane-i Amire’ye sahip çıkıyoruz.Bir bölümü İstanbul Sanat Müzesi haline gelen Haliç Tershanesi’nde İBB Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü ile birlikte Performans Sanatları Merkezi ve Deniz Kültürü Müzesi açacağız.

*Beyoğlu’nda tüm yıla yayılan kültür, sanat ve müzik festivalleri ile park ve meydanlarımızda çocuklar ve gençlerle buluşacağız.

]]>
https://www.haber28.com.tr/inan-guney-beyoglunda-kentsel-donusum-seferberligi-baslatacagiz/feed/ 0
TÜİK, 2023 Yaşam Memnuniyet Araştırması Sonuçlarını Açıkladı https://www.haber28.com.tr/tuik-2023-yasam-memnuniyet-arastirmasi-sonuclarini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/tuik-2023-yasam-memnuniyet-arastirmasi-sonuclarini-acikladi/#respond Mon, 19 Feb 2024 07:36:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6184 TÜİK “Yaşam Memnuniyet Araştırması, 2023” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2022 yılında yüzde 49,7 iken 2023 yılında 3,0 puan artarak yüzde 52,7 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2022 yılında yüzde 15,9 iken 2023 yılında 2,2 puan azalarak yüzde 13,7 olarak gerçekleşti. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2023 yılında yüzde 56,4 iken evli olmayanlarda bu oran, yüzde 45,8 olarak belirlendi. Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin yüzde 53,2’sinin, evli kadınların ise yüzde 59,5’inin mutlu olduğu gözlendi.

Türkiye İstatistik Kurumu, (TÜİK) “Yaşam Memnuniyet Araştırması, 2023” başlıklı araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Farklı parametrelere göre değerlendirilen yaşam memnuniyeti oranları şöyle:

KADINLAR DAHA MUTLU

Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2022 yılında yüzde 46,5 iken 2023 yılında yüzde 50,3 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2022 yılında yüzde 52,7 iken 2023 yılında yüzde 55,1 oldu.

EVLİLER EVLİ OLMAYANLARDAN DAHA MUTLU

Evli bireylerin, evli olmayan bireylere göre daha mutlu olduğu görüldü. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2023 yılında yüzde 56,4 iken evli olmayanlarda bu oran, yüzde 45,8 olarak gerçekleşti. Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin yüzde 53,2’sinin, evli kadınların ise yüzde 59,5’inin mutlu olduğu gözlendi.

MUTLULUK ORANINDA EN YÜKSEK ARTIŞ 18-24 YAŞ GRUBUNDA OLDU

Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 18-24 yaş grubunda mutluluk oranı, 2022 yılında yüzde 47,9 iken 2023 yılında 6,1 puan artarak yüzde 54,0 oldu.

Mutluluk oranının 55 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise azaldığı gözlendi. Mutluluk oranı 55-64 yaş grubunda bir önceki yıla göre 2,8 puan azalarak yüzde 49,7 olarak tahmin edildi. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise 2022 yılında yüzde 57,7 iken 2023 yılında 1,7 puan azalarak yüzde 56,0 oldu.

BİREYLERİN MUTLULUK KAYNAĞI ÇOĞUNLUKLA AİLELERİ

Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde; en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2023 yılında yüzde 69,9 olurken bunu sırasıyla; yüzde 15,0 ile çocukları, yüzde 5,4 ile kendisi, yüzde 3,8 ile eşi, yüzde 2,9 ile annesi/babası ve yüzde 1,8 ile torunları takip etti.

BİREYLERİ EN ÇOK SAĞLIKLI OLMAK MUTLU ETTİ

Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2023 yılında yüzde 69,5 olurken bunu sırasıyla; yüzde 13,2 ile sevgi, yüzde 9,2 ile başarı, yüzde 5,3 ile para ve yüzde 2,6 ile iş takip etti.

HER 100 KİŞİDEN 67’Sİ GELECEĞİNDEN UMUTLU

Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2023 yılında yüzde 67,1 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranı yüzde 67,2 iken kadınlarda bu oran yüzde 67,1 oldu.

BİREYLERİN ORTALAMA YAŞAM MEMNUNİYET DÜZEYİ 5,7 OLDU

Bireylerin  hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile; hiç memnun olmayanlar için “0”, çok memnun olanlar için “10” arasında bir değer alınarak ortalama hesaplandı. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2022 yılında 5,5 hesaplanırken 2023 yılında 0,2 puan artış ile 5,7 oldu. Erkeklerde ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2023 yılında 5,6, kadınlarda ise 5,8 oldu.

EN YÜKSEK MEMNUNİYET ORANI YÜZDE 74,6 İLE ASAYİŞ HİZMETLERİNDE

Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde; 2023 yılında asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 74,6 olurken bunu sırasıyla yüzde 68,2 ile ulaştırma, yüzde 65,4 ile sağlık, yüzde 61,0 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 58,6 ile adli ve yüzde 57,7 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti.

ÜLKENİN EN ÖNEMLİ SORUNU HAYAT PAHALILIĞI OLDU

Ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde; 2020 yılında birinci sırada yüzde 18,5 ile işsizlik, ikinci sırada yüzde 17,3 ile hayat pahalılığı, üçüncü sırada yüzde 17,2 ile eğitim yer aldı. 2023 yılında hayat pahalılığı yüzde 33,8 ile ilk sırada yer alırken, yüzde 16,5 ile eğitim ikinci sırada ve yoksulluk yüzde 13,4 ile üçüncü sırada yer aldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tuik-2023-yasam-memnuniyet-arastirmasi-sonuclarini-acikladi/feed/ 0
İşte TÜİK anketinde Türkiye’nin en büyük sorunu https://www.haber28.com.tr/iste-tuik-anketinde-turkiyenin-en-buyuk-sorunu/ https://www.haber28.com.tr/iste-tuik-anketinde-turkiyenin-en-buyuk-sorunu/#respond Mon, 19 Feb 2024 02:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6112 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılını kapsayan “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonucunda mutluların oranı yüzde 49,7’den yüzde 52,7’ye çıkarken en çok evlilerin mutlu olduğu görüldü. Ülkede görülen en büyük sorun ise hayat pahalılığı oldu.

EVLİLER DAHA MUTLU

Mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2022’de yüzde 49,7 iken 2023’te 3 puan artarak yüzde 52,7’ye yükseldi. Mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranı ise 2022’ye göre 2,2 puan azalarak yüzde 15,9’dan yüzde 13,7’ye geriledi.

Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2022’de yüzde 46,5 iken geçen yıl yüzde 50,3’e çıktı. Kadınlarda ise bu oranın söz konusu dönemde yüzde 52,7’den yüzde 55,1 yükseldiği belirlendi.

Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu olduğu tespit edildi. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, geçen yıl yüzde 56,4 iken evli olmayanlarda bu oran yüzde 45,8 olarak gerçekleşti.

Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde, evli erkeklerin yüzde 53,2’sinin, evli kadınların ise yüzde 59,5’inin mutlu olduğu hesaplandı.

Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde, 18-24 yaş grubunda mutluluk oranı 2022’de yüzde 47,9 iken 2023’te 6,1 puan artarak yüzde 54 oldu. Mutluluk oranının 55 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise azaldığı gözlendi. Mutluluk oranının 55-64 yaş grubunda bir önceki yıla göre 2,8 puan azalarak 2023’te yüzde 49,7 olduğu belirlendi. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise oran 2022’de yüzde 57,7 iken geçen yıl 1,7 puan azalışla yüzde 56’ya düştü.

MUTLULUK KAYNAĞI AİLE

Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde, kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı geçen yıl 69,9 olurken bunu yüzde 15 ile çocuklar, yüzde 5,4 ile kendisi, yüzde 3,8 ile eşi, yüzde 2,9 ile annesi/babası ve yüzde 1,8 ile torunları takip etti.

Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde, kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2023’te yüzde 69,5 ile ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 13,2 ile sevgi, yüzde 9,2 ile başarı, yüzde 5,3 ile para ve yüzde 2,6 ile iş izledi.

ÇOĞUNLUK GELECEKTEN UMUTLU

Geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı 2023’te yüzde 67,1 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranının yüzde 67,2 olduğu hesaplanırken kadınlarda bu oranın yüzde 67,1 olduğu görüldü.

Bireylerin hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile “hiç memnun olmayanlar için sıfır”, “çok memnun olanlar için 10” arasında bir değer alınarak ortalama hesaplandı. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2022’de 5,5 olurken 2023’te 0,2 puanlık artış ile 5,7’ye çıktı. Erkeklerde ortalama yaşam memnuniyet düzeyinin geçen yıl 5,6, kadınlarda ise 5,8 olduğu belirlendi.

EN BÜYÜK SORUN HAYAT PAHALILIĞI

Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde, 2023’te asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 74,6 ile ilk sırada yer alırken bunu yüzde 68,2 ile ulaştırma, yüzde 65,4 ile sağlık, yüzde 61 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 58,6 ile adli hizmetler ve yüzde 57,7 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti.

Ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde ise geçen yıl hayat pahalılığının yüzde 33,8 ile ilk sırada yer aldığı görüldü. Bunu yüzde 16,5 ile eğitim, yüzde 13,4 ile yoksulluk izledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/iste-tuik-anketinde-turkiyenin-en-buyuk-sorunu/feed/ 0
Beyin kanaması geçiren 112 yaşındaki hasta riskli operasyon sonrası sağlığına kavuştu https://www.haber28.com.tr/beyin-kanamasi-geciren-112-yasindaki-hasta-riskli-operasyon-sonrasi-sagligina-kavustu/ https://www.haber28.com.tr/beyin-kanamasi-geciren-112-yasindaki-hasta-riskli-operasyon-sonrasi-sagligina-kavustu/#respond Sun, 18 Feb 2024 05:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5950 Beyin kanaması geçiren 112 yaşındaki hasta riskli operasyon sonrası sağlığına kavuştu

GÜMÜŞHANE – Gümüşhane’de 112 yaşındaki Gülhanım Nas isimli hasta, ilerlemiş yaşına rağmen Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde geçirdiği başarılı beyin ameliyatıyla sağlığına tekrar kavuştu.

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde yaşayan Gülhanım Nas (112), geçen hafta Cuma günü yakınları tarafından vücudunun sağ tarafında kuvvet kaybı ve bilinç bulanıklığı şikayetiyle Kelkit Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak yoğun bakıma alındı. Beyninde kanama olduğu tespit edilen 112 yaşındaki Nas daha sonra Gümüşhane Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Burada Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Beyin Cerrahı Op. Dr. Bedrettin Özsoy tarafından muayene edilen yaşlı kadının beyin zarının altında yaklaşık 3 santimetre kalınlığında büyük bir kanama tespit edildi.

Ameliyat gerektiren ve 112 yaşındaki bir hasta için çok riskli olabilecek operasyon için hasta yakınlarını bilgilendiren Op. Dr. Özsoy, anestezi ekibinin çalışmasıyla hastayı tamamen uyutmadan sadece kafa derisinin uyuşturulmasıyla ameliyata aldı.

Yaklaşık 1 saat süren başarılı operasyonun ardından yoğun bakım servisine alınan Gülhanım Nas, hızlı bir iyileşme süreci geçirerek 1 gün sonra servise alındı. Vücudunun sağ tarafındaki kuvvet kaybı ve bilinç bulanıklığı şikayeti gerileyen hastanın yakınları da başarılı ameliyat nedeniyle doktor ve sağlık ekibine teşekkürlerini iletirken, yaşlı kadının hafta sonu taburcu edileceği öğrenildi.

“112 yaşındaki bir hasta için oldukça riskli bir ameliyattı”

Ameliyatın ardından 112 yaşındaki hastanın şikayetlerinin gerilediğini ifade eden Op. Dr. Bedrettin Özsoy, “Teyzemiz geçen hafta Cuma günü sağ tarafında kuvvet kaybı, bilinç bulanıklığı şikayetleriyle Kelkit Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı ve yoğun bakıma alındı. Daha sonra Salı sabahı hastanemize geldiler. Beyin zarının altında yaklaşık 3 santimetre kalınlığında büyük bir kanaması vardı. Hastamız 112 yaşında. Bu yaş bu ameliyatlar için özellikle anestezi alması için çok ileri bir yaş. Bu ameliyat daha genç yaşlarda daha az riskli bir ameliyat ama 112 yaşındaki bir hasta için oldukça riskli bir ameliyattı. Hasta yakınlarını bu konuda bilgilendirdikten sonra ameliyatın yapılmasını istediler. Salı günü ameliyatını gerçekleştirdik, hastanemizde deneyimli bir anestezi ekibimiz var onlar hastayı entübe etmeden sadece kafa derisi uyuşturularak yapılan bir anestezi tekniğiyle yaptık. Bu şekilde hayatını daha az riske sokacak bir ameliyat yapmaya çalıştık. Sonrasında yoğun bakıma aldık orada da Murat hocamız vardı çok ilgilendi hastayla, ertesi gün hastamız toparlayınca servise aldık. Hastamızla ilgileniyoruz bu süreçte hem yakınları hem de biz, ameliyattan sonra konuşmasında açılma oldu, güç kaybı da geriledi. Zor bir ameliyattı ama şu an ameliyatı kaldırdı ve daha iyi oldu. Önümüzdeki günlerde de taburcu edeceğiz” dedi.

“İlerleyen yaşına rağmen hocamız ve sağlık çalışanları sayesinde ameliyat başarılı geçti”

Başarılı operasyondan dolayı doktor ve sağlık ekiplerine teşekkürlerini ileten Gülhanım Nas’ın torunu Barış Nas, “Yoğun bakıma kaldırıldığında beyin kanaması geçirdiğini söylediler. Biz de akrabalarımızın yurtdışında olması sebebiyle onları bekledik daha sonra hocamızla konuşarak Gümüşhane Devlet Hastanesi’ne getirdik. Daha sonra ameliyat olmasına karar verdik. Çok şükür ameliyattan başarıyla çıktı, gözlerini açtı. Eğer ameliyat olmasaydı ölüme terk edebileceğimizi söyledi biz de riskleri göze alarak ameliyat olmasına karar verdik. Hocamıza ve ekibine teşekkür ederiz. Şu anda gayet iyi konuşabiliyor, kendini ifade edebiliyor ve hareket edebiliyor. İlerleyen yaşına rağmen hocamız ve sağlık çalışanlarının emekleriyle birlikte ameliyatı başarıyla atlattık. Teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/beyin-kanamasi-geciren-112-yasindaki-hasta-riskli-operasyon-sonrasi-sagligina-kavustu/feed/ 0
MESEM Projesi İçin Derhal Vazgeçilmeli https://www.haber28.com.tr/mesem-projesi-icin-derhal-vazgecilmeli/ https://www.haber28.com.tr/mesem-projesi-icin-derhal-vazgecilmeli/#respond Sun, 18 Feb 2024 02:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5907 Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) öğrencisi oğlu Arda’yı iş cinayetinde yitiren Raşit Tonbul’la birlikte yaptığı açıklamada, “MESEM projesinden derhal vazgeçilmelidir. Kamu kaynakları sermayenin çıkarı doğrultusunda çocuk işçiliğine yasal kılıf sağlayan MESEM’ler için değil, gerçek ve nitelikli bir mesleki eğitim için meslek liselerinin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmalıdır” dedi.

MESEM uygulamasıyla çocuk yaştaki öğrencilerin çalıştıkları iş yerlerinden peş peşe ölüm haberleri geliyor. İstanbul Hadımköy’deki Özkanlar Metal Fabrikası’nda çalışan 14 yaşındaki MESEM öğrencisi Arda Tonbul da sac büküm makinesine başının sıkışması sonucu 15 Ocak’ta hayatını kaybetti.

Konuya ilişkin Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası, Arda Tonbul’un babası Raşit Tonbul’un da katılımıyla Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Makina Mühendisleri Odası’nın İstanbul Şubesi’nde bugün basın toplantısı düzenledi. Burada konuşan sendika Genel Başkanı Özkan Atar, Arda’nın iş cinayetinde ölen ne ilk ne de son MESEM öğrencisi olduğuna dikkat çekti. Arda’nın ölümünün üzerinden henüz bir ay bile geçmemişken iki MESEM öğrencisinin daha yaşamını yitirdiğini dile getiren Atar, “mesleki eğitim” adı altında öğrencilerin ucuz iş gücü olarak kullanılmasının 2016 ve 2021 yıllarında yapılan iki yasa değişikliğiyle ciddi biçimde arttığını vurguladı.

“STAJ YAPACAK ÖĞRENCİLER İÇİN YAŞ SINIRLAMASI GETİRİLMELİ”

“Bu yasal düzenlemelerle mesleki eğitimin en önemli sacayağını oluşturan meslek liselerindeki öğrencilerin fiilen okuldan ayrılmasının ve çocuk işçi olarak çalışmasının önünün açıldığını” diyen Atar, şu talepleri sıraladı:

“MESEM projesinden derhal vazgeçilmelidir. Kamu kaynakları sermayenin çıkarı doğrultusunda çocuk işçiliğine yasal kılıf sağlayan MESEM’ler için değil, gerçek ve nitelikli bir mesleki eğitim için meslek liselerinin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmalıdır.

Staj yapacak öğrenciler için yaş sınırı getirilmelidir. Staj alanları çocukların fiziksel, ruhsal ve akademik gelişimleri için uygun olmalı, sistematik olarak denetimi ve takibi yapılmalıdır. Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çocuğun üstün yararı gözetilerek ek önlemler alınmalı, koruyucu düzenlemeler yapılmalıdır.

Meslek liseleri bünyesindeki okul atölyelerine, işliklere yatırım yapılmalı; çocuklar ilk pratik eğitimlerini bu atölye ve işliklerde yapmalıdır. Öğrenciler temel mesleki dersleriyle altyapıları oluştuktan sonra son sınıfta, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz alındığı, denetim ve takibin sağlandığı koşullarda sınırlı sürelerle fabrika ortamına sokulmalıdır.

Öğrencilerin staj yapacağı iş yerlerinin seçimi için kriterler net şekilde belirlenmeli, bu kriterleri yerine getirmeyen iş yerlerine öğrenci gönderilmemelidir. İşletmelere kurallara uymamaları ve yasa dışı işlem yapmaları durumunda etkin yaptırımlar uygulanmalıdır. Stajyer öğrencilere uygun kişisel koruyucu donanım sağlanmalıdır.

“ÇOCUK İŞÇİLİĞİ YOKSULLUĞUN SONUCUDUR”

Usta öğreticilik belgesi alma koşulları zorlaştırılmalı, usta öğreticiler yüz yüze ve uygulamalı pedagojik eğitimden geçirilmelidir.

12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin yerine getirilen ve 2012 yılında yasalaşan 4+4+4 eğitim sistemi, çocuk işçiliğini besleyen bir sistemdir. Bu nedenle kademeli eğitimden vazgeçilmeli, yeniden 12 yıllık zorunlu temel eğitime dönülmelidir.

Çocuk işçiliği yoksulluğun bir sonucudur. Yoksullukla mücadele kapsamında gerekli sosyal politikalar hayata geçirilmelidir. Çocuk işçiliğine ve çocukların örgün eğitimden koparılma riskine karşı meslek lisesi öğrencilere ve ailelerine ekonomik destek sağlanmalıdır.”

“BAŞKA ARDALAR ÖLMESİN”

Arda Tonbul’un babası Raşit Tonbul da şunları söyledi:

“Acımız çok büyük, hala acımızı dindiremedik. Ailece yıkıldık; annesi, kardeşleri, hepsi üzüntü içerisinde. 14 yaşında bir çocuğun normal şartlarda ağır işlerde çalıştırılmaması gerekiyor. Maalesef tedbirler yok, donanım yok, denetim yok ve ihmaller çok fazla. Zaten benim çocuğum da ihmal sonucu yaşamını yitirdi. Belki orada bir yetkili olsa çocuğum ölmeyecekti, 16 dakika çok uzun bir süre. Başka Ardalar ölmesin, bu iş yerlerinde gerekli önlemler alınsın. Devlet yetkililerinden tek isteğim bu. Çocukların bu işyerlerinde olgunluk yaşlarına gelmeden çalıştırılmamasını talep ediyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/mesem-projesi-icin-derhal-vazgecilmeli/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de belediye başkan adaylarını açıkladı https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-izmirde-belediye-baskan-adaylarini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-izmirde-belediye-baskan-adaylarini-acikladi/#respond Sun, 18 Feb 2024 01:12:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5883 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler için İzmir’de partisinin belediye başkan adaylarını tanıttı. Özel, “Anketleri yaptık. Adayların sahada yaptıkları heyecan bugün hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor. Size söz veriyoruz, hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil. İzmir’de 30’da 30 yapacağız” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karşıyaka Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu’nda düzenlenen programda, yerel seçimler için partisinin İzmir büyükşehir ve 30 ilçenin belediye başkan adaylarını açıkladı.

“CHP’nin sancak gemisindeyiz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bugün CHP’nin sancak gemisindeyiz. Bugün Milli Mücadele’de ilk kurşunun atıldığı yerdeyiz. Bugün kadınlar, gençler için bir padişahın kulu olmaktan çıkıp da bir Cumhuriyet’in onurlu vatandaşları olma erdemine kavuşan en önemli mücadelenin olduğu yerdeyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın emanet edildiği yerdeyiz. Bugün ‘2 bin eserim var birisi Cumhuriyet ise diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir’ diyen, kiminin ayrılıp gittiği, kiminin bacasını tüttürdüğü evdeyiz. O evin tapusunun kayıtlı olduğu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evindeyiz. Şurada doğdum, ilkokul son sınıfta öğretmenim 2 sınava gireceksin dedi. Sınav için formumu doldurdu. Sınavı kazandım ve 10 yaşında Bornova Anadolu Lisesi’ne geldim. Ortaokul, lise, üniversite ve Ege Eczacılıktan sonra askerliğimi de burada yaptım. Boğazımda 7 yıl devlet ekmeğinin geçtiği, hayat arkadaşım ile tanıştığım ve aşık olduğum bu güzel kente bugün genel başkan olarak geldim, bu güzel kentle kucaklaşmanın onurunu, mutluluğunu yaşıyorum” dedi.

“CHP’nin yapacağı devrim İzmir’i devleştirecek, Türkiye’yi de şaha kaldıracak”

İzmir’de geçmiş dönem belediye başkanlarına çok şey borçlu olduklarını aktaran Özel, “İl Başkanımız çok güzel bir konuşma yaptı. Biz burada namuslu çalışan ve engellemelere rağmen görev yapan kadın ve gençlik devrimini İzmir ile tanıştıracağız. Bu kenti 1999’dan beri sosyal demokratlar yönetiyor. Bu kente büyük katkılar vermiş İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kredi notları ve büyük projeleriyle sevgili Aziz Kocaoğlu’na, ondan bayrağı devralıp bugüne kadar getirmiş sevgili Tunç Soyer’e çok şey borçluyuz. Önümüzdeki süreçte kampanyadan, AKP tarafından elbette birçok iftira, hakaret sıralanıyor ve devam edecek. Fakat CHP olarak göğsümüz dik, alnımız açık. İzmir bizi biz İzmir’i biliyoruz. Hiç heveslenmesinler. Bugün buraya 30 belediye başkan adayı ve onlarla birlikte bir takım kaptanı çıkacak. Bugün 9 Cumhuriyet kadınıyla karşınızdayız. İzmir belediyelerinde 30 belediye başkan adaylarımızdan tam 12 tanesi 40 yaşının altında İzmir’e emanet olsunlar, İzmir onlara emanet. 32 yaşında gencecik belediye başkan adayını gösteriyorsunuz, karşınıza bir akıl ‘bu yaşta belediye mi yönetir’ diye çıkıyor. 35 yaşında Deniz Baykal Türkiye hazinesini yönettiyse, Cumhuriyet Halk Partisi’nin birbirinden genç, dinamik, yabancı dil bilen, kültürleri ve vizyonlarıyla bu gençlerin yapacağı devrim İzmir’i devleştirecek, Türkiye’yi de şaha kaldıracak” cümlelerine yer verdi.

“Türkiye İzmir’deki iktidarı CHP’nin ikinci yüzyılındaki iktidarıyla ödüllendirecek”

“CHP Cumhuriyet’in ilk yüzyılında büyük bir siyasal, ekonomik devrimi hayata geçirmiş partidir” diye sözlerini sürdüren Özgür Özel, “Cumhuriyet’in 100’üncü yılındaki seçimleri çok hak etmesine rağmen kazanamamış, sizlerin o büyük 100. Yıl umutlarını hayata geçirememiş ancak Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde iktidar yapmaya ant içmiş kadrolarla yönetiliyor. Hepiniz şunu bilmelisiniz. Bugün İzmir’de ortaya koyduğumuz iyi eğitimli belediye başkanlarına bir bütün olarak baktığınızda benden 4 yaş genç, her birisiyi derecede yabancı dil bilen, kentin yüzünü güldürecek, kentin dokusunu bilip, yarınlarını planlayabilecek, İzmir’e yakışan ve İzmir’i ranttan korur gibi koruyabilecek kadroluya emanet etmek için yola çıktık. Türkiye bu kadroları görecek. Gün gelecek Türkiye İzmir’deki iktidarı CHP’nin ikinci yüzyılındaki iktidarıyla ödüllendirecek” şeklinde konuştu.

“Dengeyi sağlamak için büyük ittifaka ihtiyaç vardı”

“Biz bugün CHP’lilerden oy istemiyoruz. 2019 seçimleri 2018’deki moral bozukluğunun üzerine milletin iradesiyle 11 büyükşehire ulaşan başarıyla bitmişti” şeklinde cümlelerini aktaran Özel, “Dengeyi sağlamak için büyük ittifaka ihtiyaç vardı. Bunun için göreve geldiğimden beri hepinizin gözü önünde üzerime düşen ne varsa yaptım. Fakat bizlerden sonra bunu başaramadık. Çok istedik ama geçen seçimden sonra çeşitli ve elbette asla sorgulayamayacağımız gerekçelerle ittifakların dışında kalmayı tercih ettiler. Ankara’da bir ittifak kuramadık. Fakat bir şeye inanıyoruz. O da ‘2019’da 11 büyükşehri kazanan seçmen 11 büyükşehri adaylar kazanmadı, Cumhuriyet’in kıymetini bilen seçmen kazandı’. O seçmenin itirazı saray rejimiydi, Erdoğan’dı. O seçmenin korkusu İstanbul’da, Ankara’da parsel parsel satılan arsaların İzmir’de peşkeş çekilmesinden korkuyordu. İzmir’in demokratları, milliyetçi, muhafazakar demokratlardır. İzmir’e geleceğimize hep beraber sahip çıkacaklar” dedi.

“İzmir yüzde 93’le değişimin başkenti oldu”

İzmir, İstanbul ve Türkiye İttifakı’na güvendiğini belirten Özel, sözlerine şunları da ekledi:

“Gözlerini diktikleri İzmir’de bir kum tanesi bile çıkarılmasın diye Türkiye ittifakı 31 Mart’ı bir zafere çevirecek. Adayları gösterdik 4 gün sonra sahaya indik. Anketleri yaptık. Adayların sahada yaptıkları heyecan bugün hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor. Size söz veriyoruz hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil. Kiminde çok açık öndeyiz. Örneğin Karşıyaka’da. Kiminde açık farkla, pek çoğunda garanti farkla öndeyiz. Fakat 4-5 ilçede birkaç puan ya önde ya gerideyiz. CHP şimdiden 24 ve 25’i gördü. İzmir’de 30’da 30 yapacağız, buna inanın. 14 ve 28 Mayıs’tan sonra herkesin bahsettiği moral bozuklu, duygusal çöküntü ve Erdoğan bu moral bozukluğuyla bizi yakalarsa dedik ki ‘biz bir yola çıkıyoruz’. İzmir yüzde 93’le değişimin başkenti oldu.”

Cemil Tugay’ın ayağı takıldı

CHP’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gösterilen Cemil Tugay, konuşma yapmak üzere kürsüye çıkarken ayağı takılarak düşmekten son anda kurtuldu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, “Ben Atatürk’ün parti CHP’nin mensubu olmaktan büyük gurur duyuyorum. Bize bırakılan en değerli miras; çağdaş bir Cumhuriyet olmaktır. 9 Eylül 1922’den beri özgürlüğün adıdır İzmir. İzmir Cumhuriyet tarihi boyunca cumhuriyetçi ve sosyal demokrat belediye başkanlarıyla kalkınmıştır. Geçmiş belediye başkanlarımızın yaptıklarının üzerine bir şeyler katarken, bu kentin değerlerinin korunacağına sizlerin huzurunda söz veriyorum. Biz İzmir’in tarihsel kimliğine her zaman sahip çıktık. Bunun üzerine yeni roller koyup devam edeceğiz. İzmir’in gücünü ortaya çıkartacağız. 2010 yılında CHP Üyesi oldum. Partimizde pek çok görev üstlendim. Tıp doktoru iken ‘neden siyasete girdiğim’ soruldu. Ülkemiz sıkıntılar yaşarken elimden geleni yapmalıydım. Yaşadıklarım bana siyasete iyi ki girmişim dedirtti. Yaşamımla ait olduğum, sokaklarında büyüdüğüm bu mükemmel şehir için çalışacak olmamın kıvancını yaşıyorum. İzmir’e hizmet etmek için birbirinden pırıl pırıl 30 arkadaşımızla yola çıkıyoruz. Kentimizin parlak geleceğini yazmak için hazırız. Daha mutlu İzmir’i hep birlikte kuralım” diye konuştu.

Tunç Soyer toplantıya katılmadı

Öte yandan, CHP’den tekrar İzmir’de aday gösterilmeyen Tunç Soyer ise aday tanıtım toplantısında yer almadı. CHP Genel Başkanı Özel’in tek tek sahneye çağırdığı ilçe belediye başkan adayları ise şu şekilde:

“Aliağa Belediye Başkan Adayı Çağatay Güç, Balçova Belediye Başkan Adayı Onur Yiğit, Bayındır Belediye Başkan Adayı Davut Sakarsu, Bayraklı Belediye Başkan Adayı İrfan Önal, Bergama Belediye Başkan Adayı Tanju Çelik, Beydağ Belediye Başkan Adayı Şakir Başaran, Bornova Belediye Başkan Adayı Ömer Eşki, Buca Belediye Başkan Adayı Görkem Duman, Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli, Çiğli Belediye Başkan Adayı Onur Emrah Yıldız, Dikili Belediye Başkan Adayı Adil Kırgöz, Foça Belediye Başkan Adayı Saniye Bora Fıçı, Gaziemir Belediye Başkan Adayı Ünal Işık, Güzelbahçe Belediye Başkan Adayı Mustafa Günay, Karabağlar Belediye Başkan Adayı Emine Helil İnay Kınay, Karaburun Belediye Başkan Adayı İlkay Girgin Erdoğan, Karşıyaka Belediye Başkan Adayı Behice Yıldız İşçimenler Ünsal, Kemalpaşa Belediye Başkan Adayı Mehmet Türkmen, Kınık Belediye Başkan Adayı Sema Bodur, Kiraz Belediye Başkan Adayı Nasuh Coşkun, Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Menderes Belediye Başkan Adayı İlkay Çiçek, Menemen Belediye Başkan Adayı Deniz Karakurt, Narlıdere Belediye Başkan Adayı Erman Uzun, Ödemiş Belediye Başkan Adayı Mustafa Turan, Seferihisar Belediye Başkan Adayı İsmail Yetişkin, Selçuk Belediye Başkan Adayı Filiz Ceritoğlu Sengel, Tire Belediye Başkan Adayı Hayati Okuroğlu, Torbalı Belediye Başkan Adayı Övünç Demir, Urla Belediye Başkan Adayı Selçuk Balkan.” – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-izmirde-belediye-baskan-adaylarini-acikladi/feed/ 0
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Alzheimer Merkezi’ni Hayata Geçiriyor https://www.haber28.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-alzheimer-merkezini-hayata-geciriyor/ https://www.haber28.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-alzheimer-merkezini-hayata-geciriyor/#respond Sat, 17 Feb 2024 05:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5773 Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, çok anlamlı ve özel bir proje olan Alzheimer Merkezi’ni hayata geçireceklerini belirterek, “Yapacağımız önemli ve anlamlı proje ile alzheimer konusunda gerekli çalışmalarımızı hayata geçireceğiz” dedi.

Bir doktor başkan olarak Kayseri’de sağlık alanında yapılan hizmetleri önceleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, bu alanda yeni projelere imza atmaya hazırlanıyor.

Başkan Büyükkılıç, sağlık projeleri ile dua alıyor

Bu anlamda Başkan Büyükkılıç, sağlık alanında Hasta ve Hasta Yakınları Misafirhaneleri, Engelsiz Yaşam Merkezi, Hospis Projesi gibi birbirinden önemli ve anlamlı projeleri hayata geçirerek, hem vatandaşların hayatını kolaylaştırıp hem de dua alırken, bunlara bir yenisini daha ekleyecek.

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Bir hekimim, nöroloji uzmanıyım. Şehrim için insanlık için önemli bir alan, yakınları alzheimer olanlar bunun ne anlama geldiğini çok iyi bilir” dedi.

Alzheimer Merkezi projesinden bahseden Başkan Büyükkılıç, şunları söyledi:

“Yaşlı sayısının arttığı toplumumuzda, yapılan araştırmalar alzheimer hasta sayısının 650 bini aştığı ve hastalığın gün geçtikçe hızla yaygınlaştığını göstermektedir. Özellikle evlerinde yaşayan hastaların ve ailelerin desteklenmesi hayati bir ihtiyaçtır. Alzheimer hastalığının bakımı özeldir. Alzheimer hastaları ile iletişim kurmak, anlaşabilmek ayrı bir bilgi ve eğitim gerektirmektedir. Yapacağımız önemli ve anlamlı proje ile alzheimer konusunda gerekli çalışmalarımızı hayata geçireceğiz. Hem sosyal yönünde, hem bu hastalığa yakalanan hemşehrilerimizin hayat kalitesini iyileştirme yönünde çalışma yapacağız.”

“Sabah evlerinden alıp, akşam evlerine teslim edeceğiz”

Büyükkılıç, özellikle bakım desteği almak isteyen hastalara sosyal projeler bağlamında fırsat vereceklerini vurgulayarak, “Sabah evlerinden alıp, akşam yine evlerine teslim ederek bu canlarımıza hizmet vereceğiz. Bu vakaların 50 yaş altına indiğini hatırlatırım. Gençler başta olmak üzere dijital bağımlılığa saplanmayın, dijitalizasyonun esiri olmayın, siz onu esir alın, ihtiyacınız kadar ile muhatap olun. Buna bulaşmamanın yolu, zihinsel egzersiz, Kur’an öğrenmek, bulmaca çözmek olacak” ifadelerini kullandı.

Alzheimer Merkezi’nde neler olacak?

Unutkanlıkla başlayan bu hastalığın her evresinde pek çok sorun oluştuğunu ve bu sorunların çözümlerinin de kişiye göre farklılıklar gösterdiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “Alzheimer hastalarında depresyon, kaygı, uyku bozukluğu, huysuzluk, hayaller, ajitasyon, kafa karışıklığı, kişileri tanıyamama ve yolunu kaybetme gibi yoğun birçok sorunlar görülmektedir. Ayrıca bu sorunlarla baş etmeye çalışan hasta yakınlarının da maddi ve manevi olarak tükenmelerine yol açmaktadır. Özellikle bakım desteği almak hem hastalar hem de hasta yakınları için çok önemlidir. Sosyal sorun olarak karşımıza çıkan, bu tablo ile yaşayan insan, yaşamanın farkında olmadığı gibi o hastaya hizmet eden için de sosyal yönüyle hayatı zindan olur, bunun farkındayız” diye konuştu.

Başkan Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek Alzheimer Merkezi’nin amacını şöyle açıkladı:

“Gündüz bakım hizmeti vererek yapılacak etkinliklerle alzheimer hastalığı bulunan bireylerin kaliteli zaman geçirmelerini sağlamak, zihinsel rehabilitasyon çalışmaları ile onları yaşama bağlamak ve yaşam kalitelerini arttırarak hastalığın evre atlamasını geciktirmektir. Aynı zamanda alzheimer hastalarına bakım veren bireylere ve yakınlarına bir nebze olsun nefes aldırmak ve omuzlarındaki ağır yüklerini biraz olsun hafifletmektir. Merkezde, zihinsel aktiviteler, psiko-motor aktiviteleri, müzik aktiviteleri, sanat aktiviteleri, sosyo-duygusal aktiviteler, özel gün kutlamaları, gezi programları, bedensel egzersizler gibi faaliyetler yapılacaktır.” – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-alzheimer-merkezini-hayata-geciriyor/feed/ 0
Çocukluk Çağı Kanserlerinde Erken Teşhis Önemli https://www.haber28.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-teshis-onemli/ https://www.haber28.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-teshis-onemli/#respond Fri, 16 Feb 2024 22:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5661 Dünyada her yıl 300 bin, Türkiye’de ise yaklaşık 3 bin 500-4 bin çocuğa kanser tanısı konulduğu, hastalığın görülme sıklığı açısından löseminin birinci, beyin tümörlerinin ikinci, lenfomanın ise üçüncü sırada yer aldığı belirtildi.

Ankara Etlik Şehir Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Şule Yeşil, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü dolayısıyla, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hücrelerin anormal şekilde kontrolsüz çoğalmasının kanser olarak isimlendirildiğini söyledi.

Kanserlerin, erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda görüldüğünü belirten Yeşil, dünyada her yıl 300 bin, Türkiye’de ise yaklaşık 3 bin 500 ila 4 bin çocuğa kanser tanısı konulduğunu bildirdi.

Yeşil, “Dünyada ve Türkiye’de çocuklarda en sık görülen kanserler arasında birinci sırada lösemi görülürken, beyin tümörleri ikinci ve lenfoma üçüncü sıradadır. Lösemi, çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor.” bilgisini verdi.

Son yıllarda tanı ve tedavide kaydedilen gelişmeler sayesinde çocuklarda kanserin tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Yeşil, özellikle gelişmiş ülkelerde tedavide başarı oranının yüzde 80’in üzerinde gerçekleştiğini söyledi.

Türkiye’de ise tedavi başarı oranının yüzde 70’leri bulduğunu aktaran Yeşil, “Tedavide başarıyı etkileyen en önemli etkenlerden biri erken teşhistir. Erken teşhis edilerek tedavisi başlanan hastalarda tedavi başarı oranları daha da artmaktadır.” diye konuştu.

Kolay morarma, karın şişliği, kansızlık gibi belirtilere dikkat

Doç. Dr. Şule Yeşil, erken teşhis için bazı belirtiler açısından ebeveynlerin dikkatli olmaları ve doktora başvurmaları gerektiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocukluk çağı kanserlerinde bu belirtiler, açıklanamayan kilo kaybı, kemik ağrısı, yürümeye başlamış olan çocuğun yürümeyi reddetmesi, halsizlik, yorgunluk, kansızlık, son dönemde sık enfeksiyon ve iyileşmeyen enfeksiyonun görülmesi, kolay morarma, karın şişliği, vücudun herhangi bir yerinde ele gelen şişlik şeklinde olabilir. Bu belirtilere karşı duyarlı olunmalıdır.

Bunun yanı sıra boyunda, koltuk altında, kasık bölgesinde ele gelen bezeler, özellikle sabahları olan şiddetli baş ağrısı ve eşlik eden fışkırır tarzda kusma, son dönemde olan kişilik değişiklikleri ve okul başarısında düşme, yürüme bozukluğu, denge problemleri, göz bebeğinde parlaklık, gözde kayma ve çift görme de çocukluk çağı kanserlerinin belirtileri arasındadır.”

Bilimsel çalışmaların, çocukluk çağı kanserlerinin görülme sıklığının erkeklerde kızlara oranla bir miktar daha fazla olduğunu ortaya koyduğunu anlatan Yeşil, farklı yaş gruplarında ise farklı kanser türlerinin görüldüğünü dile getirdi.

Yeşil, “İlk 5 yaşta embriyonel tümörlerle (karın içi ve beyin tümörleri sık karşılaşılıyor. Özellikle ilk bir yaşta karında şişlik halinde dikkatli olunmalı ve hastaneye başvurulmalı. Bunun dışında 1-4 yaş arasında lösemiler öne çıkıyor. Bu durumda çocuklarda aşırı yorgunluk, kemik ve bacaklarda ağrı olduğunda hekime başvurulmalı. Yine 0-20 yaş arasında lösemiler ve lenfoma görülme sıklığı artıyor. Bu yaş grubunda lenfoma bulguları açısından lenf bezindeki büyümeler de hekim tarafından takip edilmeli.” dedi.

Bu hastalıkların tedavilerinde ise kemoterapi, radyoterapi, cerrahi, kök hücre nakilleri veya bunların kombinasyonunun kullanıldığını belirten Yeşil, son yıllarda birçok kanser tedavisinde kullanılmaya başlanan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi esasına dayanan immünoterapinin de tedavi seçenekleri arasında yer aldığını kaydetti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-teshis-onemli/feed/ 0
60 yaş üstü öğrenciler karnelerini aldı https://www.haber28.com.tr/60-yas-ustu-ogrenciler-karnelerini-aldi/ https://www.haber28.com.tr/60-yas-ustu-ogrenciler-karnelerini-aldi/#respond Sun, 11 Feb 2024 08:12:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4936 60 yaş üstü öğrenciler karnelerini aldı

3YÜ öğrencilerinin karne heyecanı

Veli Recep Bayrak: “Öğretmenlere annem ve babamın derslerini sordum”

İZMİR – İzmir Karabağlar Fevzi Özakat Anadolu Lisesi bünyesinde sadece 60 yaş üzeri bireylerin kabul edildiği 3. Yaş Üniversitesinde eğitim gören 36 öğrenci, güz dönemini bitirerek karnelerini aldı.

Karabağlar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Ege Geriatri Derneği iş birliği ile yürütülen, 2023 yılı Mart ayında Yaşlılar Haftası’nda başlayan ve 12 haftalık eğitimin ardından şubat ayında güz dönemi eğitimlerini tamamlayan 3. Yaş Üniversitesi öğrencilerine karneleri dağıtıldı. Karabağlar 3YÜ Koordinatörü ve Fevzi Özakat Anadolu Lisesi Müdürü Gülşen Salgar, Kahkaha Yogası eğitmeni Sümeyye İnanç ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri 60 yaş üstü öğrencilere karnelerini verdi. Güz dönemini başarıyla bitiren ve karne almaya hak kazanan 36 öğrenci burada; sanat tarihi, sağlıklı yaşlanma, kahkaha yogası, İngilizce gibi dersler görerek dönemi tamamladı. Üniversite’deki eğitimler; gönüllü akademisyen ve eğitmenler tarafından verilirken, 60 yaş üstü öğrenciler bazı derslere lise öğrencileri öncülüğünde giriyor.

Projeye dair bilgiler aktaran Karabağlar 3YÜ Koordinatörü ve Fevzi Özakat Anadolu Lisesi Müdürü Gülşen Salgar, “3. Yaş Üniversitesi, Türkiye’de ilk olarak gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesidir. 3. Yaş Üniversiteleri aslında Türkiye’de tek değil. Fakat 60 yaş üstü öğrencilerle 14-18 yaş arası öğrencileri buluşturan öğretim programıyla yürütülmesi bakımından Türkiye’de bir ilk. Bu projenin gururunu yaşıyoruz. İkinci dönemimiz sonra erdi. İnşallah 3’üncü dönemin sonunda da karneler değil mezuniyet belgeleri dağıtılacak. Öğrenciler hem teorik hem uygulamalı dersler görüyor. Sosyal ve kamusal alanda gündelik hayat dersleri gördüler. Onun dışında sanat tarihi, sağlıklı yaşlanma, kahkaha yogası, İngilizce dersleri gördüler. Etkileşimli kitap okuma, zeka oyunları derslerinde de lise öğrencilerimiz eğitmenlik yaptı” cümlelerini kullandı.

“Öğretmenlere annem ve babamın derslerini sordum”

Karne törenine veli olarak katılan Yüksel ve Abdurrahman Bayrak çiftinin oğulları Recep Bilgehan Bayrak ise “Burada olmaktan çok mutluyuz. Annem ve babam çok sosyalleştiler. Kendileriyle gurur duyuyoruz. Bu sefer tam tersi oldu. Ben geldim ve öğretmenlerine annem ve babamın derslerini sordum. Onlar da bana ‘çok çalıştıklarını’ söyledi” şeklinde konuştu.

“Biz yıllarca oğlumuza velilik yaptık, şimdi o bize velilik yapıyor”

60 yaş üstü öğrencilerden Abdurrahman Bayrak, “Biz yıllarca oğlumuza velilik yaptık. ‘Karnelerin nasıl?’ diye hep biz ona sorduk. Şimdi o bizden acısını çıkartıyor. Bize güvenmedi ve karnelerimizin durumuna bakmak için yanımızda geldi” ifadelerini kullandı.

Derslerin kendilerine yönelik oluşturulduğunu aktaran 63 yaşındaki öğrenci Yüksel Bayrak, “Daha rahat ve daha kaliteli bir yaş almada ne tür bilgiler varsa onları verdiler. Gerçekten bilgi birikimimizi geliştirdik. Eşimle katılmam da ayrıca bir gurur meselesi” dedi.

“Öğrenmenin yaşı olmadığını öğrendik”

Yeni bilgiler öğrendiğini söyleyen bir diğer öğrenci Kıymet Özçakar, “Öğrenmenin yaşı olmadığını öğrendik. Öğrendiğimiz yeni bilgi unuttuğumuz bilgilere değdi. Harika bir dönem geçirdik. Çok verimliydi. Çeşitli dersler gördük. Müdürümüz çok güzel bir program dizayn etmiş” sözlerine yer verdi.

“60 yaşından sonra yaşımıza değer verildi”

3. Yaş Üniversitesinde güz dönemini başarıyla tamamlayarak eğitime devam eden Cemile Kocabaş, “Sivil toplum örgütleri içerisinde olmama rağmen eğitimin tamamen farklı bir şey olduğunu öğrendim. 60 yaşından sonra yaşımıza değer verildiğini öğrendim. Bir aile tablosu gibi birlikte mutluluğu yaşadık” diye konuştu.

60 yaş üstü öğrenciler için 2024-2025 eğitim-öğretim yılının bahar dönemi eğitimi ise mart ayında ‘yaşlılar haftasında’ başlayacak.

]]>
https://www.haber28.com.tr/60-yas-ustu-ogrenciler-karnelerini-aldi/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta düzenlenen geleneksel Türk okçuluğu yarışması https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-duzenlenen-geleneksel-turk-okculugu-yarismasi/ https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-duzenlenen-geleneksel-turk-okculugu-yarismasi/#respond Sat, 10 Feb 2024 20:24:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4893 Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü ve “asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlerde yaşamını yitirenleri anmak için geleneksel Türk okçuluğu yarışması düzenlendi.

Dulkadiroğlu ilçesindeki Osman Sayın Spor Salonu’nda, Kahramanmaraş Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Geleneksel Okçuluk Federasyonu ile Türkiye Gençlik Vakfı öncülüğünde düzenlenen yarışmaya 12 kategoride 250 sporcu katıldı.

8-9 yaş minik kızlar kategorisinde Kadirli Ötüken Okçuluk Kulübü sporcusu Mahinur Atçı birinci, Adana Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sporcusu Zeynep Alya Tapsız ikinci, Maraş Okçuluk Kulübü sporcusu Rabia Fırış üçüncü olurken, aynı yaştaki erkekler kategorisinde Elbistan Alpik Okçuluk Kulübü sporcusu Serhan Doğan birinci, Dulkadiroğlu Spor Kulübü’nden Hamza Şahanoğlu ikinci, Ahmet Selim Özşhan da üçüncü oldu.

10-11 yaş minik kızlar kategorisinde Kadirli Ötüken Okçuluk Kulübü sporcusu Merve Nur Atcı birinci, Elbistan Alpik Okçuluk Kulübü sporcusu Zeynep Berra Işık ikinci, Tarsus Kutalmışoğlu Okçuluk Kulübü sporcusu Nehir Öz üçüncü oldu.

10-11 yaş minik erkeklerde ise Düziçi Gençlik Spor Kulübü sporcusu Baturab Beycioğlu birinci, Adana Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sporcusu Tuna Bütün ikinci olurken, Kadirli Ötüken Okçuluk Kulübü sporcusu Ali Osman Ekşi üçüncülük elde etti.

12-13 yaş minik kızlar kategorisinde yarışmaya kulüpsüz katılan Müge Yıldız Usta birinci, Düziçi Gençlik Spor Kulübü sporcusu Melten Hayta ikinci, Okspor Kulübü sporcusu Tuğçe Demircan üçüncü olurken, aynı yaştaki erkekler kategorisinde Kadirli Ötüken Okçuluk Kulübü sporcusu İlker Batuhan Ballı birinci, bireysel katılan Yusuf Öztürk ikinci, Düziçi Gençlik Spor Kulübü sporcusu Deniz Göl ise üçüncü olarak yarışmayı tamamladı.

Yıldız kızlar kategorisindeki yarışmada Okspor Kulübü sporcusu Ahsen Ebrar Emektar birinci, Türkoğlu Okyay Spor Kulübü sporcusu Fatma Gürcü Gözel ikinci, Kabac Hatun Geleneksel Okçuluk Spor Kulübü sporcusu Arca Arıcan üçüncü oldu. Yıldız erkeklerde ise Osmaniye Cebeli Spor Kulübü sporcusu Veysel Uz birinci, KAMİMDER Öncü Spor Kulübü sporcusu Mehmet Ali Bulut ikinci, Dulkadiroğlu Spor Kulübü sporcusu Mehmet Eren Olcayto üçüncülük elde etti.

Genç kızlar kategorisinde Düziçi Gençlik Spor Kulübü sporcusu Elif Nereli birinci, Okspor Kulübü sporcusu Rüman Karaoğlan ikinci, Tarsus Kutalmışoğlu Okçuluk Kulübü sporcusu Elifsu Acem üçüncü oldu. Aynı kategoride erkeklerde ise yarışmayı KAMİMDER Öncü Spor Kulübü sporcusu Yahya Yılmaz birinci, yarışmaya bireysel katılan Ayhan Usta ikinci ve Okspor Kulübü sporcusu Yusuf Çetgin üçüncü tamamladı.

Son kategorideki büyük kadınlarda Kadirli Ötüken Okçuluk Kulübü sporcusu Neva Kanadaşı birinci, Adana Geleneksel Okçuluk Kulübü sporcusu Deniz Gürzü ikinci, Düziçi Gençlik Spor Kulübü sporcusu Gülcan Güzel üçüncü oldu.

Büyük erkekler kategorisinde ise Türkoğlu AVASIM Spor Kulübü sporcusu Cafer Darıcı birinci, Türkoğlu Okyay Spor Kulübü sporcusu Özcan Bolar ikinci olurken, Okspor Kulübü’nden Adem Özden de üçüncülük elde etti.

Yarışmanın ardından çeşitli illerden gelen sporculara sertifika ve kupaları takdim edildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-duzenlenen-geleneksel-turk-okculugu-yarismasi/feed/ 0
İstanbul’da Otizmli Çocuk 13 Mıknatıs Yuttu, Ameliyatla Çıkarıldı https://www.haber28.com.tr/istanbulda-otizmli-cocuk-13-miknatis-yuttu-ameliyatla-cikarildi/ https://www.haber28.com.tr/istanbulda-otizmli-cocuk-13-miknatis-yuttu-ameliyatla-cikarildi/#respond Fri, 09 Feb 2024 22:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4688

İstanbul’da 9 yaşındaki otizmli Harun Duman, ailesi fark etmeden 13 küçük mıknatıs yuttu. Kusma şikayeti üzerine ailenin hastaneye götürdüğü çocuk, ameliyata alındı. Gerçekleştirilen başarılı ameliyat sonrası Harun’un bağırsaklarından birbirine yapışmış halde 13 mıknatıs çıkarıldı.  Ameliyatı gerçekleştiren Opr. Dr. Mehmet Çakmak  “Çoklu mıknatıs yutulduğu zaman bağırsakta mıknatıs birbirine çekiyor ve yapışıklık meydana geliyor. Böylelikle bağırsaklar birbirine yapışmış oluyor. Saatler ilerledikçe arada kalan bağırsak duvarı deliniyor. Bağırsağın delinmesi sonrası, içerisindeki dışkılar, atıklar kana yayılıyor. Bu da hayati tehlikeye varan durumlara sebep oluyor. Bu yüzden böyle durumlar çok gecikmeden cerrahi müdahale gerektiriyor” dedi.

İstanbul’da yaşayan 9 yaşındaki otizmli Harun Duman, 13 boncuk şeklindeki mıknatısı yuttu. Çocuğun kusma şikayeti günlerce geçmeyince aile Harun’u hastaneye götürdü. Cuma akşamı iğne yapılarak ve ilaç yazılarak eve gönderilen Harun’un kusma şikayeti devam etti. Cumartesi gecesi saat 01.00 sıralarında Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne sevk edilen çocuğa çekilen röntgen sonrası teşhis koyan doktorlar, Harun’u acilen ameliyata aldı. Yaklaşık 3 saat süren ve kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyat sonrası 9 yaşındaki Harun’un bağırsaklarından birbirine yapışmış halde 13 mıknatıs çıkarıldı. Ameliyatı gerçekleştiren Op. Dr. Mehmet Çakmak, “Mıknatıslar Harun’un bağırsağında iki noktada delinmeye sebep olmuştu. Birincisi 12 parmak bağırsağından itibaren bir 30 santimetrede bir mıknatıs, diğeri de kalın bağırsağın çıkan kısmında olan birbirine yapışmış 12 tane mıknatıs vardı. Bunlar her iki bağırsakta da delinmeye sebep olmuştu. Biz bu mıknatısları çıkardıktan sonra bağırsakları tekrar dikerek onarmak durumunda kaldık” dedi.

“MIKNATISLAR KALIN BAĞIRSAĞA KADAR İLERLEMİŞTİ”

Yabancı cisim yutma vakalarında acil müdahalenin önemini vurgulayan Op. Dr. Mehmet Çakmak, “Yabancı cisim yutma çocuklarda daha çok ilk iki yaş içerisinde görülüyor. Genellikle arama, yutma refleksi, bulduğu şeyleri ağza götürme refleksi daha çok ilk iki yaş civarında oluyor. Çocuklar evde buldukları her şeyi genelde ağızlarına atıyorlar. Bunlar içerisinde en tehlikeli olanlar disk pil ve çoklu mıknatıs yutma vakaları oluyor. Onun dışında çocuklar diğer plastik maddeleri yuttukları zaman biz onu dışkı yoluyla atmasını bekliyoruz. Öyle durumlarda bir müdahale yapmıyoruz fakat disk pil, mıknatıs yutma vakalarında cerrahi müdahale acildir. Maddenin mutlaka çıkarılması gerekiyor en kısa zamanda. Yutma durumlarını aile fark ettiği zaman hemen hastaneye gelmeleri lazım. Bu maddeleri önce endoskopik olarak çıkarıyoruz. Fakat bu maddeler mideyi geçmiş ve bağırsağı ilerlemişse bunların cerrahi operasyon ile çıkarılması gerekiyor. Çoklu mıknatıs yutulduğu zaman bağırsakta mıknatıs birbirine çekiyor ve yapışıklık meydana geliyor. Böylelikle bağırsaklar birbirine yapışmış oluyor. Saatler ilerledikçe arada kalan bağırsak duvarı deliniyor. Bağırsağın delinmesi sonrası, içerisindeki dışkılar, atıklar kana yayılıyor. Bu da hayati tehlikeye varan durumlara sebep oluyor. Bu yüzden böyle durumlar çok gecikmeden cerrahi müdahale gerektiriyor” dedi.

“BAĞIRSAKTA İKİ NOKTADA DELİNME MEYDANA GELMİŞTİ”

Op. Dr. Mehmet Çakmak, “Harun dokuz yaşında bir hastamız. Normalde bu yaşlarda çok fazla yabancı cisim yutmaya rastlamıyoruz. Fakat Harun özel bir çocuk. Evde bulduğu mıknatıslar küçük ve renkli olunca, onları muhtemelen şeker zannetti ve yuttu. Geldiği zaman röntgeninden birden fazla mıknatıs yuttuğunu fark ettik. Cumartesi günü gece saat 01.00 gibi başvurdular. Biz hemen yatışını yapıp ameliyata aldık. O sırada bağırsağında bir yapışıklık meydana gelmişti. Muhtemelen mıknatısları saatler öncesinden yutmuştu zaten. Mıknatısların sayısı röntgende tam belli olmuyordu, biz dokuz tane saymıştık. Harun’u acil ameliyata aldık. Ameliyatını kapalı yöntemle yaptık ve bağırsaklarından 13 tane mıknatıs çıkardık. Çıkardığımız mıknatıslar renkli boncuk gibilerdi. Çocukların dikkatini çeken cinsten mıknatıslardı. Ailenin öyküsüne göre Harun’un cuma günü kusma şikayeti varmış. Bu mıknatısları cuma günü yutmuş olabilir. Tam olarak emin olamıyoruz ama 6- 8 saatin geçmiş olması lazım, çünkü mıknatıslar kalın bağırsağa kadar ilerlemişti. Ameliyatımız ortalama 2 buçuk 3 saat kadar sürdü. Mıknatıslar Harun’un bağırsağında iki noktada delinmeye sebep olmuştu. Birincisi 12 parmak bağırsağından itibaren bir 30 santimetrede bir mıknatıs, diğeri de kalın bağırsağın çıkan kısmında olan birbirine yapışmış 12 tane mıknatıs vardı. Bunlar her iki bağırsakta da delinmeye sebep olmuştu. Biz bu mıknatısları çıkardıktan sonra bağırsakları tekrar dikerek onarmak durumunda kaldık. Ameliyatımız da başarılı geçti. Harun’un kontrolleri de oldukça iyi geçiyor. Bir sıkıntı yaşamazsak iki gün sonra Harun’u taburcu edeceğiz. Buradan aileleri uyarıyorum, bu mıknatısları eve sokmamak lazım. Çocuklar için farklı oyuncaklar tercih etmeliyiz. Mıknatısları çocukların eline kesinlikle vermeyelim. Aileleri bu konularda hassas davranmaları konusunda tekrar uyarmış olalım” diye konuştu.

“OĞLUMUN SÜREKLİ OLARAK YUTMA OLAYLARI OLUYOR”

Baba Ali Duman ise, “Oğlumun cuma ve cumartesi günü kusma şikayeti vardı. Acile götürdük, orada bir iğne yapıp ve ilaç vererek bizi geri gönderdiler. Cumartesi günü kusması devam etti. Gece tekrar acile götürdük. Saat gece 01.00’da bizi buraya gönderdiler. Bir saat sonra bizi acilen ameliyata aldılar. Bu çocuk otizmli bir çocuk. Özel bir çocuk olduğu için eline ne geçerse, ağzına atıyor. Maalesef böyle bir durumumuz var. Ne kadar gözetlemeye çalışsak da böyle şeyler yaşanabiliyor. Buraya geldiğimizde doktorlar bize oğlumun bir cisim yuttuğunu ve acilen ameliyat olması gerektiğini söylediler. Biz de şok olduk o esnada. Ardından oğlumu hemen ameliyata aldılar. Ameliyat sonrasında oğlumun bağırsağında 13 adet mıknatıs çıktı. Biz de çok korktuk. Ameliyattan çıktığından beri durumu düzeliyor. Şu an iyi. Daha önce de böyle yutma olayları olmuştu. Yattığı battaniyeyi ısırıp yuttuğu oldu. Evde nevresimleri kopartıp yutmaya çalışıyor. Tülleri astığımız aparatları koparıp yutmaya çalışıyor. Böyle yutma huyları var. Daha önce hiç ameliyat olmamıştı. Kusma şikayeti devam edince, biz de ilk defa böyle bir şey yaşadık. Biz böyle bir şey çıkmasını hiç beklemiyorduk. İnsanın başına her türlü dert geliyor. Otizm tanısı Harun’a iki yaşında konuldu. Tanı konduktan sonra böyle davranışları olmaya başladı. Biz ne kadar korumaya çalışsak da oğlumuzu bazen koruyamıyoruz. Doktorumuz sağ olsun, gerçekten bizi çok rahatlattı. Onun uyarılarını da dikkate alacağız. Bundan sonra daha dikkatli olacağız” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbulda-otizmli-cocuk-13-miknatis-yuttu-ameliyatla-cikarildi/feed/ 0
Beyoğlu’nda 19 yaşındaki genci darp ederek ölümüne neden oldukları iddia edilen 4 çocuğa hapis cezası talebi https://www.haber28.com.tr/beyoglunda-19-yasindaki-genci-darp-ederek-olumune-neden-olduklari-iddia-edilen-4-cocuga-hapis-cezasi-talebi/ https://www.haber28.com.tr/beyoglunda-19-yasindaki-genci-darp-ederek-olumune-neden-olduklari-iddia-edilen-4-cocuga-hapis-cezasi-talebi/#respond Fri, 09 Feb 2024 08:00:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4646 Beyoğlu’nda 19 yaşındaki genci tekme tokat darp ederek sığındığı iş yeri bahçesinde ölümüne neden oldukları iddia edilen 14-17 yaş aralığındaki 4 çocuk hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan 9 ile 15 yıl arasında hapis cezası talep edildi.

Beyoğlu’nda 25 Ağustos 2023’de 19 yaşındaki Abdullah Şakun’u tekme ve tokatlarla darp ederek, sığındığı iş yerinin bahçesinde ölümüne neden oldukları iddia edilen E.A. (16), E.D. (17), E.Ö. (14) ve M.E.D. (15) hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, suça sürüklenen çocuklarrı olay günü 19 yaşındaki Abdullah Şakun’u el ve ayaklarıyla vurarak darp ettikleri, Şakun’un kaçtığı sırada bir iş yerinin bahçesine sığındığı ve orada şdud yığılarak vefat ettiği belirtildi. Vefat eden Şakun’un iş yeri bahçesine sığınarak demir parmaklıklı kapıyı kapatması sonucu saldırılardan kurtulduğunun aktarıldığı iddianamede, aksi durumda suça sürüklenen çocukların Şakun’u darp etmeye devam edecekleri ve öldürme kastıyla hareket ettiklerinin anlaşıldığı belirtildi.

Ani solunum durması sonucu vefat etti

Suça sürüklenen çocukların fikir ve eylem birliği içerisinde Şakun’u darp ettikleri kaydedilen iddianamede, darp sonucu Şakun’un maruz kaldığı travmanın etkisiyle sinir uçlarının aşırı uyarıldığı, buna bağlı olarak ani solunum ve dolaşım durması ile gelişen komplikasyonların Şakun’un ölümüne neden olduğu aktarıldı.

“Ağzından burnundan hiç kan gelmedi, gelmiş olsaydı kendisine yardımcı olurduk”

İddianamede ifadesine yer verilen şüpheli M.E.D., Şakun’u hayatında ilk kez gördüğünü söyleyerek, “Mahalleden tanıdığımız yaşı benden küçük bir arkadaşım, Şakun ile daha önceden bir sorun yaşadığı için yanıma gelerek ‘Ağabey beni dövmeye geldiler’ dedi. Bunun üzerine Şakun’un olduğu meydana gittik ve kendisiyle konuştuk. Şakun’un yanında yaşı küçük 2-3 çocuk daha vardı. Şakun benim ölmüş babama küfür etti, özür dilemesini istedim ancak bunu reddetti ve bana yumruk atmaya çalıştı. Eğildim, yumruk E.A.’nın çenesine geldi. Daha sonra Şakun’a yumruk ve tokat attılar. Ben de tekme atmaya çalıştım ama tekme değmedi. Şakun daha sonra kaçtı, demir kapıya gelip kendisini içeri sakladı, ‘Bittiniz siz’ diye bağırdı. Kavga sırasında normaldi, kendisine vurduğumuzda asla yere düşmemişti. Ağzından burnundan hiç kan gelmedi, gelmiş olsaydı kendisine yardımcı olurduk. Kendisinin oradan ayrılırken yere düştüğünü de görmemiştim. 3-4 saat sonra hastaneye kaldırıldığını ve vefat ettiğini öğrendim. Amacım kesinlikle kavga etmek değildi, kendisine fiziki müdahalede bulunmadım, neden öldüğünü bilmiyorum” dedi.

“Öldürmek istesem başka türlü hareket ederdim, tokat atmazdım”

Suça sürüklenen çocuk E.A. ise ifadesinde, “Tartışma kavgaya dönüşünce yumruk çeneme geldi. Bunun üzerine Şakun’a bir tokat attım, vurmaya ve tekme atmaya başladılar. Şakun da kaçtı. Kavga sırasında normaldi, ben kendisine sadece bana vurdu diye tokat attım. Öldürme kastıyla hareket etmedim, öldürmek istesem başka türlü hareket ederdim, tokat atmazdım” ifadelerine yer verdi.

3 suça sürüklenen çocuğa 15’er yıla kadar hapis talebi

Hazırlanan iddianamede suça sürüklenen çocuklar E.A., E.D. ve M.E.D.’nin ‘kasten öldürme’ suçundan 18 yaşından küçük oldukları da dikkate alınarak 12’şer yıldan 15’er yıla kadar hapis, suça sürüklenen çocuk E.Ö.’nün ise ‘kasten öldürme’ suçundan 15 yaşından küçük olduğu da dikkate alınarak 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Çocukların yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/beyoglunda-19-yasindaki-genci-darp-ederek-olumune-neden-olduklari-iddia-edilen-4-cocuga-hapis-cezasi-talebi/feed/ 0
Tip2 Diyabetli Sporcunun Başarısı: Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 1’inci https://www.haber28.com.tr/tip2-diyabetli-sporcunun-basarisi-mezopotamya-yari-maratonunda-1inci/ https://www.haber28.com.tr/tip2-diyabetli-sporcunun-basarisi-mezopotamya-yari-maratonunda-1inci/#respond Wed, 07 Feb 2024 08:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4464

İSTANBUL,

Halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığına rağmen Mardin’de düzenlenen Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 21 km yaş grubunda 1’inci olan 42 yaşındaki Özcan Bos, “2013 yılında halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığıyla yüzleşmek zorunda kaldım. Doktorum bana bundan sonra hareketli bir hayat sürmemem, beslenme alışkanlıklarımı tümüyle değiştirmem gerektiğini söyledi. Ben de günün her saati açık havada yapabileceğim, benim için en uygun olan sporun hafif tempoyla koşmak olduğunu düşündüm. Böylelikle koşu serüvenim başlamış oldu” dedi.

Edirne’de yaşayan 42 yaşındaki Özcan Bos, halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığı olduğunu öğrendikten sonra koşulara başladı ve Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 21 km yaş grubunda 1’inci oldu. Sporcunun şimdiki hedefi ise İstanbul Yarı Maratonu’nda kendi yaş grubunda ilk 3’e girmek.

Özcan Bos’un soru-cevap şeklindeki röportajı şöyle;

– Kendinden bahsederek başlayalım. Nerede doğdun büyüdün, ne iş yaparsın? Profesyonel olarak hangi sektördesin?

“1982 yılında Edirne’nin Lalapaşa ilçesi Çömlekakpınar köyünde doğdum ve büyüdüm. Ticaret meslek lisesinden mezun olup, askerliği yaptıktan sonra Edirne Merkez’de bulunan bir akaryakıt istasyonunda çalışmaya başladım ve o yıllardan beri aynı sektörde yönetici olarak çalışıyorum.”

– Koşma fikri ne zaman başladı? Bir kırılma anı var mı? Yoksa ‘fırsat bulursam koşmaya başlarım’ mı dedin?

“Ortaokul yıllarımda amatörce okul takımında koştuğum zamanlar oldu ama asıl 4 yıl önce başladım diyebilirim. Aslında başlamamın bir dönüm noktası. 2013 yılında halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığıyla yüzleşmek zorunda kaldım. Doktorum bana bundan sonra hareketli bir hayat sürmemem, beslenme alışkanlıklarımı tümüyle değiştirmem gerektiğini söyledi. Ben de günün her saati açık havada yapabileceğim, benim için en uygun olan sporun hafif tempoyla koşmak olduğunu düşündüm. Böylelikle koşu serüvenim başlamış oldu.”

– İlk yarıştan, kürsü gördüğün ana kadar yaşadığın deneyimler nelerdi?

“İlk yarışımı 2019 Nisan ayında yaşadığım şehir Edirne’de koştum. İlk kez kürsüye 2022 yılı Kasım ayında Gelibolu’da yaş grubumda 1. olarak çıktım. İlk yarışımla ilk kürsüye çıkma zamanım arasında yaklaşık 3,5 yıl kadar bir süre var. Bu süre içerisinde pandemi dönemi de var. Sokağa çıkma yasaklarında bile koşmaya devam ettim. İlk başladığım zamanlar 10 dakika bile koşamıyordum. Tekrar tekrar aynı koşuları yapmaya devam ettikçe bu süreler uzamaya başladı. Hatta bir gün beraber koştuğumuz arkadaşlar “Bugün 21 km koşacağız sen de gel” dediler. Ben o zamana kadar hayatımda 21 km hiç koşmamıştım. Başladık koşmaya tabii ben 21 km’yi koşarak tamamlayamadım. Bacaklarımda her çeşit ağrı ve kasılmalara maruz kaldım. Ama bu olay beni asla durdurmadı ve koşamadığım bu mesafeyi 2 yıl sonrasında 26 Kasım’da Mardin’de yapılan Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 21 km yaş grubunda 1’inci olarak tamamladım.”

– Bu yola girdiğinde ailenden ve çevrenden nasıl geri dönüşler aldın?

“Eşim bu yolda benim gerçekten en büyük destekçim oldu. O bu denli destek olup arkamda durmasaydı ben şu anki başarılarıma ulaşamazdım diye düşünüyorum. Sonuçta her gün devamlı zaman ayırmanız gereken bir durum var. Hem işte çalışıyorsun, hem zaman ayırman gereken ailen var. Bir yerden biri eksik kalıyor. Bazen bu dengeyi kurmakta zorlandığım zamanlar da olmadı değil, hatta çocuklarla daha fazla zaman geçirmek için bazen gece onlar uyuduktan sonra koşmaya gittiğim bile oldu. Çoğu zaman çevremdekilerden çok fazla koştuğum için olumsuz yorumlar aldığım oldu. Tabii ki bazen sırf bu yorumlara maruz kalmamak için koştuğumu gizlediğim zamanlar da oldu ama her şeye rağmen beni destekleyenlerin sayısı az değildi. Benim kendimce gerçekleştireceğim hedeflerim olduğu için olumsuz olan her yoruma kulaklarımı tıkadım ve motivasyonumu kaybetmedim.”

– Koşu maceranda olumlu/ olumsuz sende iz bırakan en önemli olay neydi?

“Benim  gibi bu sporu düzenli olarak yapanların en büyük korkusu sakatlanmaktır. Çok şükür şu ana kadar böyle bir olumsuzlukla karşı karşıya kalmadım. Fakat başladığım günden şu zamana kadar önce sağlığıma hızla kavuştum diyebilirim. Sigara ve alkol kullanıyordum, zaman içerisinde daha iyi koşabilmek için hepsini bıraktım. Bedenen yapılan bir spor olmasına rağmen her antrenmandan sonra sanki bedenime karşı borcumu ödemişçesine ruhsal olarak da bir değişim içerisine girdiğimi fark ettim. Yarışmalar için gittiğim yerlerde her ne kadar rakiplerim olsalar da iz bırakan arkadaşlık kazanımlarım oldu. Yarışma için gittiğim yerleri bu vesile ile tanımış ve gezmiş olmanın avantajını da söylemeden geçmek olmaz.”

– Geri dönsen, bu macerada değiştirmek istediğin şey ne olurdu?

“Ben bu spora 38 yaşımda başladım. Başladığımda “Yarışlara katılırım, kürsüye çıkarım” gibi hedeflerim yoktu. Şimdi bugün geriye dönme fırsatım olsa daha genç yaşta bu spora başlamak isterdim. Kim bilir belki profesyonel olur, bu alanda iyi bir kariyer yapma fırsatı yakalardım. Yani içimde geç kalmışlığın burukluğu yok değil.”

Bu hikaye nerede bitecek? Nihai hedefin ne? Ne kadar daha? ya da neyi gerçekleştirdiğinde bırakacaksın?

“Bu hikaye sanırım sağlığım el verdiği sürece devam edecek gibi, katıldığım yarışmalarda 70’li 80’li yaşlarda halen devam edenleri gördükçe bu inancım daha da güçleniyor. Bu yüzden şunu da gerçekleştireyim, bu başarı da olsun bırakırım gibi bir düşüncem hiç olmadı. Fakat önümde uzun bir yol olduğunun farkındayım. Gerçekleştirmek istediğim başarılarım ve hedeflerim tabi ki var, İstanbul Yarı Maratonu’nda yaş grubumda ilk 3’e girmek istiyorum ve benim için zor bir hedef olduğunun da farkındayım. Fakat koşuya ilk başladığımda da yarı maraton koşmak benim için zordu. İstemek ve çalışmak bir araya gelince hedefler daha yakın oluyor sanki. Bir de kendimi hazır hissettiğimde 3 saatin altındaki sürede 1 kere tam maraton 42.195 metre koşmak istiyorum.”

– Yaşadığın şeyi tam olarak nasıl tanımlarsın? Bir ispat çabası mı? Seni mutlu eden şeyi yapmak mı? Başka bir şey mi?

“Hayatım boyunca yapığım bir işten dolayı çevremdekilere bir şeyleri ispat etmek gibi bir çabam olmadı. Koşuda da aynı şey geçerli aslında. Yarışlarda her ne kadar rakiplerimizle yarışıyor, kendimizi ispatlıyor gibi görünüyor olsak da  ben her yarışanın ilk önce kendisi ile yarıştığını düşünenlerdenim. Koşmak şu an için hayatımın beni mutlu eden bir parçası, bir tutku benim için. İnşallah hayatımın bundan sonraki dönemlerimde bu tutkum hep aynı sıcaklığını korur.”

– Hayatı boyunca hiç koşmamış ama içinde koşmaya dair cesaret kırıntıları olan insanlara ne söylemek istersin?

“Benim bu konuyla alakalı çok sevdiğim biz söz var. “Koşmak istiyorsanız hemen çalışmaya başlayın, hayatınızı keşke yapabilseydim diye harcamayın.’ Geç kaldım dediğinde başlasan bile hiç başlamayanların önünde olduklarını fark etmeliler bence. Tek dikkat edilmesi gereken konu doğru materyal ile koşmaktır: Bunların en önemlisi ayakkabı olmalıdır. Doğru ayakkabı ile koşulmadığı takdirde ortopedik sakatlanmalara maruz kalma riski yüksek olacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tip2-diyabetli-sporcunun-basarisi-mezopotamya-yari-maratonunda-1inci/feed/ 0
TÜİK: Türkiye Nüfusu 85 Milyon 372 Bin 377 Kişi Oldu https://www.haber28.com.tr/tuik-turkiye-nufusu-85-milyon-372-bin-377-kisi-oldu/ https://www.haber28.com.tr/tuik-turkiye-nufusu-85-milyon-372-bin-377-kisi-oldu/#respond Tue, 06 Feb 2024 09:00:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4392

TÜRKİYE İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye nüfusunun 2023’te bir önceki yıla göre 92 bin 824 kişi artarak 85 milyon 372 bin 377 kişi olduğunu açıkladı.

TÜİK, 2023 yılına ilişkin Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarını açıkladı. Buna göre; Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 92 bin 824 kişi artarak 85 milyon 372 bin 377 kişi oldu. Erkek nüfus 42 milyon 734 bin 71 kişi, kadın nüfus 42 milyon 638 bin 306 kişi kaydedildi. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun yüzde 50,1’ini erkekler, yüzde 49,9’unu ise kadınlar oluşturdu.

Türkiye’de ikamet eden yabancı nüfus, bir önceki yıla göre 253 bin 293 kişi azalarak 1 milyon 570 bin 543 kişi oldu. Yabancı nüfusun yüzde 48,6’sı erkek, yüzde 51,4’ü kadınlardan oluştu.

NÜFUS ARTIŞ HIZI BİNDE 1,1 OLDU

Yıllık nüfus artış hızı 2022 yılında binde 7,1 iken, 2023 yılında binde 1,1 oldu. Türkiye’de 2022 yılında yüzde 93,4 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2023 yılında yüzde 93 oldu. Belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,6’dan yüzde 7’ye yükseldi.

İSTANBUL NÜFUSU 15 MİLYON 655 BİN 924 KİŞİ

İstanbul’un nüfusu, bir önceki yıla göre 252 bin 27 kişi azalarak 15 milyon 655 bin 924 kişi oldu. Türkiye nüfusunun yüzde 18,34’ünün ikamet ettiği İstanbul’u, 5 milyon 803 bin 482 kişi ile Ankara, 4 milyon 479 bin 525 kişi ile İzmir, 3 milyon 214 bin 571 kişi ile Bursa ve 2 milyon 696 bin 249 kişi ile Antalya izledi.

NÜFUSU EN AZ OLAN İL BAYBURT

Bayburt, 86 bin 47 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Bayburt’u, 89 bin 317 kişi ile Tunceli, 92 bin 819 kişi ile Ardahan, 148 bin 539 kişi ile Gümüşhane ve 155 bin 179 kişi ile Kilis takip etti.

YAŞLI NÜFUS ARTTI

Türkiye’nin 2007 ve 2023 yılı nüfus piramitleri karşılaştırıldığında, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görüldü.

NÜFUSUN ORTANCA YAŞI 34’E YÜKSELDİ

Türkiye’de 2022 yılında 33,5 olan ortanca yaş, 2023 yılında 34’e yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaş erkeklerde 32,8’den 33,2’ye, kadınlarda ise 34,2’den 34,7’ye yükseldi. Ortanca yaşın illere göre dağılımına bakıldığında, Sinop’un 42,8 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip olduğu görüldü. Sinop’u, 42,4 ile Giresun ve Kastamonu izledi. Diğer yandan 21,2 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa’yı, 22,7 ile Şırnak ve 24 ile Ağrı takip etti.

ÇALIŞMA ÇAĞINDAKİ NÜFUS ORANI YÜZDE 68,3

Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında yüzde 66,5 iken 2023 yılında yüzde 68,3 oldu. Çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26,4’ten yüzde 21,4’e gerilerken; 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7,1’den yüzde 10,2’ye yükseldi.

NÜFUS YOĞUNLUĞU

Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan bir kilometrekareye düşen kişi sayısı, Türkiye genelinde 111 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 3 bin 13 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek olan il oldu. İstanbul’dan sonra 582 kişi ile Kocaeli ve 373 kişi ile İzmir nüfus yoğunluğu en yüksek olan iller oldu.

Diğer yandan nüfus yoğunluğu en az olan il ise kilometrekareye düşen 12 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli’yi, 19 kişi ile Ardahan ve 21 kişi ile Erzincan izledi. Yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 60, en küçük yüz ölçümüne sahip Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 360 olarak gerçekleşti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tuik-turkiye-nufusu-85-milyon-372-bin-377-kisi-oldu/feed/ 0
Türkiye nüfusu 85 milyon 372 bin 377 kişiye yükseldi https://www.haber28.com.tr/turkiye-nufusu-85-milyon-372-bin-377-kisiye-yukseldi/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-nufusu-85-milyon-372-bin-377-kisiye-yukseldi/#respond Tue, 06 Feb 2024 08:48:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4389 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları’nı açıkladı. Buna göre, Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 92 bin 824 kişi artarak 85 milyon 372 bin 377 kişi oldu. Erkek nüfus 42 milyon 734 bin 71 kişi olurken, kadın nüfus 42 milyon 638 bin 306 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun yüzde 50,1’ini erkekler, yüzde 49,9’unu ise kadınlar oluşturdu.

NÜFUS ARTIŞ HIZINDA DÜŞÜŞ

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, ülkemizde ikamet eden yabancı nüfus(1) bir önceki yıla göre 253 bin 293 kişi azalarak 1 milyon 570 bin 543 kişi oldu. Bu nüfusun yüzde 48,6’sını erkekler, yüzde 51,4’ünü kadınlar oluşturdu. Yıllık nüfus artış hızı 2022 yılında binde 7,1 iken, 2023 yılında binde 1,1 oldu.

Türkiye’de 2022 yılında yüzde 93,4 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2023 yılında yüzde 93 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,6’dan yüzde 7’ye yükseldi.

İSTANBUL NÜFUSU 15 MİLYON 655 BİN

İstanbul’un nüfusu, bir önceki yıla göre 252 bin 27 kişi azalarak 15 milyon 655 bin 924 kişi oldu. Türkiye nüfusunun yüzde 18,34’ünün ikamet ettiği İstanbul’u, 5 milyon 803 bin 482 kişi ile Ankara, 4 milyon 479 bin 525 kişi ile İzmir, 3 milyon 214 bin 571 kişi ile Bursa ve 2 milyon 696 bin 249 kişi ile Antalya izledi.

NÜFUSU EN AZ OLAN İL BAYBURT

Bayburt, 86 bin 47 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Bayburt’u, 89 bin 317 kişi ile Tunceli, 92 bin 819 kişi ile Ardahan, 148 bin 539 kişi ile Gümüşhane ve 155 bin 179 kişi ile Kilis takip etti.

Nüfus piramidindeki yapısal değişim devam etti

Nüfus piramitleri, nüfusun yaş ve cinsiyet yapısında meydana gelen değişimi gösteren grafikler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’nin 2007 ve 2023 yılı nüfus piramitleri karşılaştırıldığında, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görülmektedir.

TÜRKİYE NÜFUSUNUN ORTANCA YAŞI 34’E YÜKSELDİ

Ortanca yaş, yeni doğan bebekten en yaşlıya kadar nüfusu oluşturan kişilerin yaşları küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşıdır. Ortanca yaş aynı zamanda nüfusun yaş yapısının yorumlanmasında kullanılan önemli göstergelerden biridir.

Türkiye’de 2022 yılında 33,5 olan ortanca yaş, 2023 yılında 34’e yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaşın erkeklerde 32,8’den 33,2’ye, kadınlarda ise 34,2’den 34,7’ye yükseldiği görüldü.

ORTANCA YAŞI EN YÜKSEK OLAN İL SİNOP

Ortanca yaşın illere göre dağılımına bakıldığında, Sinop’un 42,8 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip olduğu görüldü. Sinop’u, 42,4 ile Giresun ve Kastamonu izledi. Diğer yandan 21,2 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa’yı, 22,7 ile Şırnak ve 24 ile Ağrı takip etti.

Ortanca yaşın illere ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerde 41,9 ile Sinop en yüksek ortanca yaşa sahip olan il olurken, 20,7 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip olan il oldu. Kadınlarda 43,8 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip olan il olurken, Şanlıurfa 21,6 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip olan il oldu.

BEKARLIK ERKEKLERDE DAHA FAZLA

Ülkemizde 2009 ve 2023 yılı cinsiyete göre medeni durumun dağılımı incelendiğinde, erkeklerde hiç evlenmeyenlerin oranının kadınlara göre daha yüksek olduğu, kadınlarda ise eşi ölenlerin ve boşananların oranının erkeklerden daha fazla olduğu görüldü. Diğer yandan büyük çoğunluğu oluşturan evlilerin oranının 2009 ve 2023 yılında her iki cinsiyette de birbirine yakın oranlarda olduğu görüldü.

ÇALIŞMA ÇAĞINDAKİ NÜFUS ORANI YÜZDE 68.3

Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında yüzde 66,5 iken 2023 yılında yüzde 68,3 oldu. Diğer yandan çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26,4’ten yüzde 21,4’e gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7,1’den yüzde 10,2’ye yükseldi.

TOPLAM YAŞ BAĞIMLILIK ORANINDA AZALMA

Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2022 yılında yüzde 46,8 iken 2023 yılında yüzde 46,3’e düştü.

Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, yüzde 32,3’ten, yüzde 31,4’e gerilerken, çalışma çağındaki birey başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise yüzde 14,5’ten yüzde 15’e yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’de 2023 yılında, çalışma çağındaki her 100 kişi, 31,4 çocuğa ve 15 yaşlıya bakmaktadır.

KİLOMETREKAREYE 111 KİŞİ

Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan “bir kilometrekareye düşen kişi sayısı”, Türkiye genelinde 111 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 3 bin 13 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek olan ilimiz oldu. İstanbul’dan sonra 582 kişi ile Kocaeli ve 373 kişi ile İzmir nüfus yoğunluğu en yüksek olan iller oldu.

Diğer yandan nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 12 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli’yi, 19 kişi ile Ardahan ve 21 kişi ile Erzincan izledi.

Yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 60, en küçük yüz ölçümüne sahip Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 360 olarak gerçekleşti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-nufusu-85-milyon-372-bin-377-kisiye-yukseldi/feed/ 0
Diz Önündeki Ağrılar İçin Diz İçi Enjeksiyonlar Öneriliyor https://www.haber28.com.tr/diz-onundeki-agrilar-icin-diz-ici-enjeksiyonlar-oneriliyor/ https://www.haber28.com.tr/diz-onundeki-agrilar-icin-diz-ici-enjeksiyonlar-oneriliyor/#respond Wed, 31 Jan 2024 07:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3927

Gündelik yaşam içinde merdiven inip çıkarken ya da çömeldikten sonra diz önünde ağrı yaşanması çoğu kişinin başına gelebilen yaygın bir durum. Ancak ağrı hastanın hayatını ciddi şekilde etkilemediği için genelde hekime başvurmak için geç kalınabildiğini söyleyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Budak Akman, “Dizin önündeki ağrı birkaç günde düzelmezse, dizi hareket ettirmede zorluk yaşanırsa zaman kaybetmeden hekime başvurulmalı” dedi. Prof. Dr. Akman, özellikle son yıllarda çok daha yaygın olarak kullanılan diz içi enjeksiyonlar ile bu ağrıların kontrol altına alınabileceğine işaret etti.

Her yaştaki kişiyi etkilemekle birlikte daha çok orta yaşlı kişilerde daha sık karşılaşılan diz önü ağrısı çok fazla ciddiye alınmasa da hastanın hayat kalitesini düşüren bir sorun. Hastanın bu ağrıyı tam olarak tarif edemediğini söyleyen Prof. Dr. Akman, “Özellikle merdiven inip çıkma, yere çömelmek veya yokuş yukarı yokuş aşağıya yürümek gibi dizimizin kıvrılmaya başladığı durumlarda ağrı yaşanıyor ve bu ağrı 2-3 gün içinde kendiliğinden geçmiyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır” dedi.

“ZAMAN GEÇTİKÇE AĞRI DAHA KALICI VE BASKIN HALE GELİR”

Herhangi bir travma yaşanmadan ortaya çıkan diz önü ağrısının müphem şekilde başladığını anlatan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Budak Akman, “Bu durumda hasta ağrıyı hisseder ama hayatını çok etkilemediği için doktora başvurmaz. Zaman geçtikçe ağrı biraz daha kalıcı ve baskın hale gelir. Dolayısıyla hasta hekime ulaştığında ağrı yoğunlaşmış ve aradan zaman geçmiş olur” ifadelerini kullandı.

Bu durumu ortaya çıkaran farklı nedenlerin olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Akman, şu uyarılarda bulundu:

“Basit zorlamayla oluşan ağrıların 2-3 günde geçmesi gerekir. Bu sürenin üzerindeki ağrılarda çözümü hastanın kendi aramaması ve mutlaka bir hekime başvurması önemlidir. Gecikme ağrının kalıcı ve baskın hale gelmesine neden olabileceği unutulmamalı.”

“YAŞ İLERLEDİKÇE KİREÇLENME DE BAŞLIYOR”

Yaş ilerledikçe eklemlerdeki dejenerasyonun arttığını ve 30 yaşındaki bir insanın eklem yapısıyla 60 yaşındaki bir insanın eklem yapısının aynı olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Akman, “Yaşımız ilerledikçe eklemlerdeki kıkırdak, menisküs ve bağ yapılarında bir dejenerasyon başlıyor. 30 yaşındaki bir insanın diz önü problemiyle 60 yaşındaki bir insanın diz önü problemi arasında fark var. Yaş ilerledikçe kireçlenme de başlıyor. Sorun farklı bir boyut kazanıyor. Hareketle oluşan ağrı yani çömelip kalkmak, ibadet yapmak, merdiven inip çıkmak veya mesleği gereği uzun süreli ayakta kalmak gibi durumlar her seferinde eklemde ağrı hissettiriyorsa ve kişinin aklı oraya takılıyorsa beklenmemeli” şeklinde konuştu.

“DİZ İÇİ ENJEKSİYONLAR HASTANIN SEMPTOMLARINI GİDERMEYE YARDIM EDİYOR”

Diz önü ağrısında kıkırdak kökenli dokuyla ilgili ağrıları daha sık gördüğünü söyleyen Prof. Dr. Akman, “Diz önü ağrısında hastalar en çok menisküs yırtığı veya bağda kopmanın olup olmadığını merak eder. Ancak diz önü ağrısı menisküs yırtığı demek değildir” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Akman, hastaların bu ağrılarla yaşayarak hayat kalitelerini düşürmemelerini bu noktada tedavide birçok alternatifin olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Bazen sadece dinlenmek yeterli olabilirken, çeşitli nonsteroid ilaçlar, ağrı kesiciler, buz uygulamaları ve fizik tedavi hastalarımızın büyük bir kısmını rahatlatabilir. Bunların yanı sıra son zamanlarda sık başvurduğumuz diz içi enjeksiyonları var. Hastanın semptomlarını gidermede oldukça başarılı sonuçlar alındığı için diz içi enjeksiyonlar, sık başvurulan yöntemler arasında yer alır.”

“HASTANIN DURUMUNA GÖRE FARKLI DİZ İÇİ ENJEKSİYONLAR KULLANILIYOR”

Diz içi enjeksiyonlarında hastanın durumuna, soruna yönelik farklı alternatiflerin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Akman, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Bunlardan bir tanesi kortizon enjeksiyonları. Kortizon enjeksiyonlarının tedavi edici özelliği olmasa da hastanın semptomlarını giderici ve ağrısını dindirici bir özelliği var. Diğer bir enjeksiyon çeşidi ise hyalüronik asittir. Bu diz eklem sıvısının bir benzeridir. Bir diğeri ise halk arasında da çok duyulan ve merak edilen PRP ve kök hücreler. Bu hastanın kendi kanından elde ettiğimiz kan ürünleridir. PRP ve kök hücrelerin rejeneratif yani bozuk dokuyu iyileştirici özelliklerinden faydalanıyoruz. Son zamanlarda ortaya çıkan bir enjeksiyon çeşidi daha var. Bu hidrojel tedavisidir. Ameliyatlık durumu olan ancak çeşitli nedenlerle ameliyat olamayan, anestezi almaya uygun olmayan hastalarda hidrojel tedavisi uygun bir seçenek olabilir. Pratikte daha sık kullandığımız hyalüronik asit ve PRP benzeri kan ürünleridir. Bu tedavilerle hastalarımızda genellikle başarılı şekilde ağrıyı dindirebiliyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/diz-onundeki-agrilar-icin-diz-ici-enjeksiyonlar-oneriliyor/feed/ 0
Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri (2) https://www.haber28.com.tr/yoksulluk-ve-yasam-kosullari-istatistikleri-2/ https://www.haber28.com.tr/yoksulluk-ve-yasam-kosullari-istatistikleri-2/#respond Tue, 30 Jan 2024 21:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3903 Maddi ve sosyal yoksunluk oranı, 2022 yılında yüzde 16,6 iken 2023 yılı anket sonuçlarına göre 2,2 puan azalarak yüzde 14,4 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılına ilişkin Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ni açıkladı.

Maddi ve sosyal yoksunluk oranı hesabında hane düzeyinde otomobil sahipliği, ekonomik olarak beklenmedik harcamaları yapabilme, evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayabilme, kira, konut kredisi ve faizli borçları ödeyebilme, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyebilme, evin ısınma ihtiyacını karşılayabilme ve yeni eklenen mobilyaları eskidiğinde değiştirebilme durumu değişkenleri sorgulandı.

Bu oran için fert düzeyinde toplanan değişkenler ise eskimiş giysilerin yerine yenisini alabilme, düzgün iki çift ayakkabıya sahip olabilme, ayda en az bir kez tanıdıkları ile toplanabilme, ücretli boş zaman faaliyetlerine katılabilme, kendini iyi hissetmek için bir miktar para harcayabilme ve kişisel amaçlı kullanım için internet sahipliği olarak belirlendi.

Söz konusu maddelerden 13’ünün en az 7’sini karşılayamayanların oranı olarak tanımlanan maddi ve sosyal yoksunluk oranı, 2022 yılında yüzde 16,6 iken 2023 yılı anket sonuçlarında 2,2 puan azalarak yüzde 14,4 oldu.

Sürekli yoksulluk oranı yüzde 12,3

Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan sürekli yoksulluk oranı, eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ına göre son yılda ve aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsıyor.

Bu çerçevede, 2023 yılı anket sonuçlarına göre sürekli yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 1,7 puan azalarak yüzde 12,3 olarak hesaplandı.

Göreli yoksulluk oranı en düşük bölge “Gaziantep, Adıyaman, Kilis”

Ülkede yaşanan deprem nedeniyle 2023’te TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde alan çalışması yapılamadığı için İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) ayrımında verilen bölgesel sonuçlar 25 bölgeyi kapsıyor.

İBBS 2. Düzey bölgelerinin her biri için eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’sine göre hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranı en yüksek bölgeler yüzde 16,1 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan), yüzde 14 ile TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve yüzde 13,9 TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop) oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük bölgeler ise yüzde 4,8 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis), yüzde 7,1 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve yüzde 8 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) olarak belirlendi.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerin oranı yüzde 31

Göreli yoksulluk, maddi ve sosyal yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu göstergelerinin en az birinden yoksun olma durumu olarak açıklanan yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerin oranı yüzde 31 oldu.

Bu oran yaş gruplarına göre incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda yüzde 39,7, 18-64 yaş grubunda yüzde 28, 65 yaş ve üstü yaş grubunda ise yüzde 26,6 olarak tahmin edildi.

En yoksullar okuryazar olmayanlar

Eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranına göre, okuryazar olmayan fertlerin yüzde 27,8’inin, bir okul bitirmeyenlerin yüzde 24,7’sinin, lise altı eğitimlilerin yüzde 14’ünün, lise ve dengi okul mezunlarının ise yüzde 7,7’sinin yoksul olduğu belirlendi. Yükseköğretim mezunları ise yüzde 3,2 ile en düşük yoksulluk oranına sahip grup oldu.

Kendilerine ait bir konutta yaşayanların oranı yüzde 56,2 oldu

Oturulan konuta sahip olanların oranı bir önceki yıla göre 0,5 puan azalarak 2023’te yüzde 56,2 olarak hesaplanırken, kirada oturanların oranı yüzde 27,8, lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9, kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15,1 olarak belirlendi.

Konutun izolasyonundan dolayı ısınamama en çok karşılaşılan konut ve çevre problemi olarak belirlendi. Kurumsal olmayan nüfusun yüzde 32,6’sı konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşarken, yüzde 32’si sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçeveleri gibi problemlerle, yüzde 19,8’i trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlarla karşılaştı.

Taksit ödemeleri veya borçları olanların oranı yüzde 58

Bir önceki yıla göre konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi olanların oranı 1,4 puan azalarak yüzde 58’e geriledi. Nüfusun yüzde 5,7’sine bu ödemeler yük getirmezken, yüzde 14,9’una çok yük getirdi. Konut masraflarının çok yük getirdiği hanelerin oranı 0,3 puan artarak yüzde 17,5 olurken, bu masrafların biraz yük getirdiği hanelerin oranı 8,8 puan artarak yüzde 66,5’e yükseldi. Konut masraflarının yük getirmediğini belirten hanelerin oranı bir önceki yıla göre 9,2 puan azalışla yüzde 15,9 hesaplandı.

Hanelerin yüzde 58,8’i evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını, yüzde 39,2’si iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, yüzde 31,8’i beklenmedik harcamaları, yüzde 19,5’i evin ısınma ihtiyacını, yüzde 64,2’si eskimiş mobilyaların yenilenmesini ekonomik olarak karşılayamadığını beyan etti.

(Bitti)

]]>
https://www.haber28.com.tr/yoksulluk-ve-yasam-kosullari-istatistikleri-2/feed/ 0
Türkiye’de göreli yoksulluk oranı yüzde 13,9 oldu https://www.haber28.com.tr/turkiyede-goreli-yoksulluk-orani-yuzde-139-oldu/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-goreli-yoksulluk-orani-yuzde-139-oldu/#respond Tue, 30 Jan 2024 21:36:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3900 Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı 2023 yılında 0,5 puan azalarak yüzde 13,9 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ni paylaştı. Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerinin hesaplandığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2023 yılı sonuçlarına ilişkin gelir bilgileri, bir önceki takvim yılı olan 2022 yılını referans alıyor. Gelir ve yoksulluk hesaplamalarında; hanehalkı gelirleri, büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine dönüştürülüyor.

Toplumun genel düzeyine göre belirli bir sınırın altında gelire sahip olan bireyler göreli anlamda yoksul sayılıyor. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı 2023 yılında 0,5 puan azalarak yüzde 13,9 oldu. Medyan gelirin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise son yılda 0,1 puan artarak yüzde 21,7 olarak gerçekleşti.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 40’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,2 puanlık azalış ile yüzde 7,4 olarak gerçekleşti. Medyan gelirin yüzde 70’i dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise bir önceki yıla göre 0,4 puanlık artış ile yüzde 29,7 oldu.

En düşük yoksulluk oranı çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşanlar hanelerde

Hanehalkı tipine göre eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranlarına bakıldığında; çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarında yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 3,7 puan azalarak yüzde 8,0, tek kişilik hanehalklarında ise 2,0 puan artarak yüzde 9,5 olmuştur. En az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı 2,1 puan azalarak yüzde 17,5, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 13,6 oldu.

Okur-yazar olmayanların yüzde 27,8’i, yükseköğretim mezunlarının ise yüzde 3,2’si yoksul

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranına göre; okur-yazar olmayan fertlerin yüzde 27,8’i, bir okul bitirmeyenlerin yüzde 24,7’si, lise altı eğitimlilerin yüzde 14,0’ı, lise ve dengi okul mezunlarının ise yüzde 7,7’si yoksul olarak hesaplandı. Yükseköğretim mezunları ise yüzde 3,2 ile en düşük yoksulluk oranına sahip grup oldu.

Maddi ve sosyal yoksunluk oranı yüzde 14,4 oldu

Maddi ve sosyal yoksunluk oranı hesabında hane düzeyinde sorgulanan değişkenler; otomobil sahipliği, ekonomik olarak beklenmedik harcamaları yapabilme, evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayabilme, kira, konut kredisi ve faizli borçları ödeyebilme, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyebilme, evin ısınma ihtiyacını karşılayabilme ve mobilyaları eskidiğinde değiştirebilme durumudur.

Bu oran için fert düzeyinde toplanan değişkenler ise; eskimiş giysileri yerine yenisini alabilme, düzgün iki çift ayakkabıya sahip olabilme, ayda en az bir kez tanıdıkları ile toplanabilme, ücretli boş zaman faaliyetlerine katılabilme, kendini iyi hissetmek için bir miktar para harcayabilme ve kişisel amaçlı kullanım için internet sahipliği olarak belirlenmiştir.

Yukarıda belirtilen on üç maddenin en az yedisini karşılayamayanların oranı olarak tanımlanan maddi ve sosyal yoksunluk oranı; 2022 yılında yüzde 16,6 iken 2023 yılı anket sonuçlarında 2,2 puan azalarak yüzde 14,4 olarak tahmin edildi.

Sürekli yoksulluk oranı yüzde 12,3 oldu

Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan sürekli yoksulluk oranı, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ına göre son yılda ve aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsamaktadır. Buna göre, 2023 yılı anket sonuçlarına göre sürekli yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 1,7 puan azalarak yüzde 12,3 oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) bölgesinde gerçekleşti

Ülkemizde yaşanan deprem nedeni ile 2023 yılında TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde alan çalışması yapılamadığı için İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) ayrımında verilen bölgesel sonuçlar 25 bölgeyi kapsamaktadır.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı yüzde 31,0 oldu

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlar; göreli yoksulluk, maddi ve sosyal yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu göstergelerinin en az birinden yoksun olanları ifade etmektedir.

Son yıl sonuçlarına göre fertlerin yüzde 31,0’ı yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında kaldı. Bu oran yaş gruplarına göre incelendiğinde; 0-17 yaş grubunda yüzde 39,7, 18-64 yaş grubunda yüzde 28,0, 65 ve üstü yaş grubunda ise yüzde 26,6 olarak tahmin edildi.

Kendilerine ait bir konutta yaşayanların oranı yüzde 56,2 oldu

Oturulan konuta sahip olanların oranı geçen yıla göre 0,5 puan azalarak 2023 yılında yüzde 56,2 olarak hesaplanırken, kirada oturanların oranı yüzde 27,8, lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9, kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15,1 oldu.

Konutun izolasyonundan dolayı ısınamama en çok karşılaşılan konut ve çevre problemi oldu

Kurumsal olmayan nüfusun yüzde 32,6’sı konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşarken yüzde 32,0’ı ise sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçeveleri vb. problemlerle, yüzde 19,8’i trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlarla karşılaştı.

Taksit ödemeleri veya borçları olanların oranı yüzde 58,0 oldu

Geçen yıla göre konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi olanların oranı 1,4 puan azalarak yüzde 58,0 oldu. Nüfusun yüzde 5,7’sine bu ödemeler yük getirmezken yüzde 14,9’una çok yük getirdi. Konut masraflarının çok yük getirdiği hanelerin oranı 0,3 puan artarak yüzde 17,5 olurken, bu masrafların biraz yük getirdiği hanelerin oranı 8,8 puan artarak yüzde 66,5 oldu. Konut masrafların yük getirmediğini belirten hanelerin oranı geçen yıla göre 9,2 puan azalış ile yüzde 15,9 hesaplandı.

Hanelerin yüzde 58,8’i evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını, yüzde 39,2’si iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, yüzde 31,8’i beklenmedik harcamaları, yüzde 19,5’i evin ısınma ihtiyacını, yüzde 64,2’si eskimiş mobilyaların yenilenmesini ekonomik olarak karşılayamadığını beyan etti. – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyede-goreli-yoksulluk-orani-yuzde-139-oldu/feed/ 0
Göreli yoksulluk oranı yüzde 13,9 oldu https://www.haber28.com.tr/goreli-yoksulluk-orani-yuzde-139-oldu/ https://www.haber28.com.tr/goreli-yoksulluk-orani-yuzde-139-oldu/#respond Tue, 30 Jan 2024 08:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3885 Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı 2023 yılında 0,5 puan azalarak yüzde 13,9 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ni paylaştı. Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerinin hesaplandığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2023 yılı sonuçlarına ilişkin gelir bilgileri, bir önceki takvim yılı olan 2022 yılını referans alıyor. Gelir ve yoksulluk hesaplamalarında; hanehalkı gelirleri, büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine dönüştürülüyor.

Toplumun genel düzeyine göre belirli bir sınırın altında gelire sahip olan bireyler göreli anlamda yoksul sayılıyor. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı 2023 yılında 0,5 puan azalarak yüzde 13,9 oldu. Medyan gelirin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise son yılda 0,1 puan artarak yüzde 21,7 olarak gerçekleşti.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 40’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,2 puanlık azalış ile yüzde 7,4 olarak gerçekleşti. Medyan gelirin yüzde 70’i dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise bir önceki yıla göre 0,4 puanlık artış ile yüzde 29,7 oldu.

En düşük yoksulluk oranı çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşanlar hanelerde

Hanehalkı tipine göre eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranlarına bakıldığında; çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarında yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 3,7 puan azalarak yüzde 8,0, tek kişilik hanehalklarında ise 2,0 puan artarak yüzde 9,5 olmuştur. En az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı 2,1 puan azalarak yüzde 17,5, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 13,6 oldu.

Okur-yazar olmayanların yüzde 27,8’i, yükseköğretim mezunlarının ise yüzde 3,2’si yoksul

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranına göre; okur-yazar olmayan fertlerin yüzde 27,8’i, bir okul bitirmeyenlerin yüzde 24,7’si, lise altı eğitimlilerin yüzde 14,0’ı, lise ve dengi okul mezunlarının ise yüzde 7,7’si yoksul olarak hesaplandı. Yükseköğretim mezunları ise yüzde 3,2 ile en düşük yoksulluk oranına sahip grup oldu.

Maddi ve sosyal yoksunluk oranı yüzde 14,4 oldu

Maddi ve sosyal yoksunluk oranı hesabında hane düzeyinde sorgulanan değişkenler; otomobil sahipliği, ekonomik olarak beklenmedik harcamaları yapabilme, evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayabilme, kira, konut kredisi ve faizli borçları ödeyebilme, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyebilme, evin ısınma ihtiyacını karşılayabilme ve mobilyaları eskidiğinde değiştirebilme durumudur.

Bu oran için fert düzeyinde toplanan değişkenler ise; eskimiş giysileri yerine yenisini alabilme, düzgün iki çift ayakkabıya sahip olabilme, ayda en az bir kez tanıdıkları ile toplanabilme, ücretli boş zaman faaliyetlerine katılabilme, kendini iyi hissetmek için bir miktar para harcayabilme ve kişisel amaçlı kullanım için internet sahipliği olarak belirlenmiştir.

Yukarıda belirtilen on üç maddenin en az yedisini karşılayamayanların oranı olarak tanımlanan maddi ve sosyal yoksunluk oranı; 2022 yılında yüzde 16,6 iken 2023 yılı anket sonuçlarında 2,2 puan azalarak yüzde 14,4 olarak tahmin edildi.

Sürekli yoksulluk oranı yüzde 12,3 oldu

Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan sürekli yoksulluk oranı, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ına göre son yılda ve aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsamaktadır. Buna göre, 2023 yılı anket sonuçlarına göre sürekli yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 1,7 puan azalarak yüzde 12,3 oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) bölgesinde gerçekleşti

Ülkemizde yaşanan deprem nedeni ile 2023 yılında TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde alan çalışması yapılamadığı için İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) ayrımında verilen bölgesel sonuçlar 25 bölgeyi kapsamaktadır.

İBBS 2. Düzey bölgelerinin her biri için eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’sine göre hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler; yüzde 16,1 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan), yüzde 14,0 ile TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve yüzde 13,9 ile TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop) oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük olan İBBS 2. Düzey bölgeleri ise yüzde 4,8 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis), yüzde 7,1 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve yüzde 8,0 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) oldu.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı yüzde 31,0 oldu

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlar; göreli yoksulluk, maddi ve sosyal yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu göstergelerinin en az birinden yoksun olanları ifade etmektedir.

Son yıl sonuçlarına göre fertlerin yüzde 31,0’ı yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında kaldı. Bu oran yaş gruplarına göre incelendiğinde; 0-17 yaş grubunda yüzde 39,7, 18-64 yaş grubunda yüzde 28,0, 65 ve üstü yaş grubunda ise yüzde 26,6 olarak tahmin edildi.

Kendilerine ait bir konutta yaşayanların oranı yüzde 56,2 oldu

Oturulan konuta sahip olanların oranı geçen yıla göre 0,5 puan azalarak 2023 yılında yüzde 56,2 olarak hesaplanırken, kirada oturanların oranı yüzde 27,8, lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9, kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15,1 oldu.

Konutun izolasyonundan dolayı ısınamama en çok karşılaşılan konut ve çevre problemi oldu

Kurumsal olmayan nüfusun yüzde 32,6’sı konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşarken yüzde 32,0’ı ise sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçeveleri vb. problemlerle, yüzde 19,8’i trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlarla karşılaştı.

Taksit ödemeleri veya borçları olanların oranı yüzde 58,0 oldu

Geçen yıla göre konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi olanların oranı 1,4 puan azalarak yüzde 58,0 oldu. Nüfusun yüzde 5,7’sine bu ödemeler yük getirmezken yüzde 14,9’una çok yük getirdi. Konut masraflarının çok yük getirdiği hanelerin oranı 0,3 puan artarak yüzde 17,5 olurken, bu masrafların biraz yük getirdiği hanelerin oranı 8,8 puan artarak yüzde 66,5 oldu. Konut masrafların yük getirmediğini belirten hanelerin oranı geçen yıla göre 9,2 puan azalış ile yüzde 15,9 hesaplandı.

Hanelerin yüzde 58,8’i evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını, yüzde 39,2’si iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, yüzde 31,8’i beklenmedik harcamaları, yüzde 19,5’i evin ısınma ihtiyacını, yüzde 64,2’si eskimiş mobilyaların yenilenmesini ekonomik olarak karşılayamadığını beyan etti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/goreli-yoksulluk-orani-yuzde-139-oldu/feed/ 0
Antalyalı Sporcu Nurettin Can Salcı, Modern Pentatlonda Başarı İçin Çalışıyor https://www.haber28.com.tr/antalyali-sporcu-nurettin-can-salci-modern-pentatlonda-basari-icin-calisiyor/ https://www.haber28.com.tr/antalyali-sporcu-nurettin-can-salci-modern-pentatlonda-basari-icin-calisiyor/#respond Sat, 27 Jan 2024 21:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3734 Antalya’da yaşayan sporcu Nurettin Can Salcı, milli sporcu İlke Özyüksel’e duyduğu hayranlıkla başladığı modern pentatlonda başarılı olmak için yoğun tempoyla çalışıyor.

Lise yıllarında atletizmle ilgilenen annesinin yönlendirmesiyle 9 yaşında yüzmeye başlayan Salcı, yaklaşık 15 yaşına kadar bu branşta çeşitli dereceler elde etti. Kovid-19 salgını nedeniyle antrenmanlarına devam edemeyen Salcı’nın hayatı, bu dönemde başarılarına tanık olduğu milli sporcu İlke Özyüksel ile değişti.

2020 Tokyo Olimpiyatları’nda beşinci olarak Türkiye tarihinde bu alanda bir ilki yaşayan milli sporcunun başarıları Nurettin Can Salcı’nın modern pentatlona yönelmesine neden oldu. Sporcusu olduğu Trio Spor Kulübünde talebi üzerine kendisi için modern pentatlon branşı açılan ve çalışmalara başlayan Salcı, kısa sürede hazırlandığı yarışmalarda birçok başarı derece kazandı.

2022’de Kahramanmaraş, Bandırma ve Konya UİPM Lazer Run Yarışlarında Türkiye birinci olan Salcı, bu yıl katıldığı Ankara 2024 Ulusal Sıralama ve Türkiye Şampiyonası’nda ise üçüncü olma başarısını gösterdi.

Salcı, sıralama yarışlarında derecelerini sürdürerek milli takım formasını giymek için haftanın 6 günü sabahın ilk ışıklarından gece saatlerine kadar havuz, eskrim salonu ve atletizm pisti arasında adeta mekik dokuyor.

En büyük hayali Türkiye’yi tıpkı İlke Özyüksel gibi olimpiyatlarda temsil etmek olan Salcı, ülkesine madalya gururu yaşatmak için çalışıyor.

“Spor hayatımın çok önemli bir parçası”

17 yaşındaki genç pentatlet, AA muhabirine, küçük yaşta başladığı sporun hayatında önemli bir yere sahip olduğunu anlattı.

Sporsuz bir hayat düşünemediğini söyleyen Salcı, “Ben sporla büyüdüm. Mutluyken üzgünken hep spor yaptım. Spor hayatımın çok önemli bir parçası. Yüzme branşında iyi dereceler elde ettim. Sonrasında salgın sürecinde antrenmanlarıma devam edemedim. Sosyal medyada bizim branşımızın en iyisi olan ve olimpiyatlarda yarışan İlke Özyüksel’i gördüm. Baktım branş çok hoşuma gitti. İçerisinde atletizm, eskrim ve yüzme var. ‘Ben de bunu yaparım’ dedim. Sonra bu branşta yarışmaya başladım.” diye konuştu.

Ailesinin de desteğiyle spor hayatında yeni bir sayfa açtığını dile getiren Salcı, o günden bu yana 4 farklı antrenörle haftanın 6 günü antrenman yaptığını aktardı.

Modern pentatlonun oldukça özverili ve çok yönlü bir çalışmayı gerektirdiğini aktaran Salcı, “Süreç çok yoğun geçiyor. Bazen haftanın 6 günü üç antrenman yapıyordum. Şimdi ise sabah 05.00’te kalkıp yüzüyorum, ardından okula gidiyorum. Okuldan sonra çift antrenman yapıyorum. Gerçekten çok zorladığı zamanlar oluyor ama emeğimin karşılığını alıyorum, güzel başarılar elde ediyoruz. Çok sık sosyal aktivitem yapamıyorum ama yarışlarda edindiğimiz arkadaşlıklar, insanlar sosyal çevremiz oluyor.” ifadelerini kullandı.

“En büyük hayalim milli formayı giyerek olimpiyatlara katılmak”

Salcı, bu motivasyonla milli takım kadrosunun belirleneceği sıralama yarışlarına hazırlandığını ileterek, şöyle konuştu:

“Milli takıma girersem önce Büyükler Dünya Kupası’na ardından İspanya’ya 19 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’na ve Litvanya’da yapılacak 19 Yaş Altı Dünya Şampiyonası’na katılabileceğim. Ailem bu yolda bana çok emek verdi. Hem onları gururlandırıp hem de tüm antrenörlerimin benimle gurur duymalarını istiyorum. En büyük hayalim milli formayı giyerek olimpiyatlara katılmak. Bu yolda İlke abla benim için çok önemli bir rol oldu. Onu hep idol olarak gördüm. İlke ablayı örnek göstererek, bu branşa başladım yarışmalara hazırlandım. Aynı zamanda Buğra Ünal’da benim için önemli bir rol model oldu. İkisini de çok seviyorum. Onların izinden onların izinden yürümek istiyorum.”

Baba Necati Salcı da oğluyla gurur duyduğunu, milli forma giyerek ülkesini gururlandırmasının hayalini kurduklarını ifade etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalyali-sporcu-nurettin-can-salci-modern-pentatlonda-basari-icin-calisiyor/feed/ 0
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Vatandaşlara Hizmet Sunuyor https://www.haber28.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediyesi-vatandaslara-hizmet-sunuyor/ https://www.haber28.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediyesi-vatandaslara-hizmet-sunuyor/#respond Fri, 26 Jan 2024 21:48:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3660 Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Sosyal Belediyecilik” ilkesinden hareketle vatandaşların hayatları boyunca ihtiyaç duyacakları hizmetler karmasını Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmete sunuyor.

“Yeni nesil belediyecilik, doğumdan ölüme hayatın her alanına dokunmaktır” diyen ve ilkesel yöneticilik unsurlarını dikkate alarak projelerini hayata geçiren Başkan Fatma Şahin, eğitim, sağlık ve evlilik gibi konularda stratejik adımlar atıp, vatandaşların yaşamına dokunuyor.

Annelere hamilelikten doğuma destek

Bu kapsamda “Anneye Süt Bebeğe Can” projesiyle 123 bin 357 anneye toplamda 5 milyon 357 bin 892 litre süt dağıtılırken, “Hoş Geldin Minik Hemşerim” projesiyle 15 bin yenidoğan bebeğe setler dağıtıldı. Şahin’in “Eğitim Şehri Gaziantep” mottosuyla, eğitimi başarıya dönüştürmek için kente kazandırdığı Türkiye’ye örnek olan projesi “Uygulamalı Çocuk Kütüphaneleri” ilk kez Gaziantep’te kuruldu. 2017 yılından bu yana toplamda 1 milyon 522 bin 156 çocuk, kütüphanelerden faydalandı.

“7’den 70’e her yaş için eğitim”

İlkokul birinci sınıfa başlayan 250 bin öğrencinin tamamına okul çantası ve kırtasiye malzemesi desteği verilirken, 60 bin öğrenciye okul kıyafeti hediye edildi. Eğitimin her yaştan insan için devam ettiğine inanan Şahin, mesleki ve örgün eğitime GASMEK’ler aracılığı ile destek olurken, becerilerini geliştirmek isteyen ve yeni beceriler edinmek isteyen kişiler için de GASMEK’leri ilk çalınan kapı olarak kentte hayata geçirdi. GASMEK’lerde eğitim gören binlerce öğrenci başarısını artırıyor. 36 kurs merkezinde toplamda 72 bin 961 öğrenci eğitimlerden yararlandı.

“Yuva kurmak sizden, destek bizden”

“Yuva Kurmak Sizden, Destek Bizden” projesiyle Büyükşehir Belediyesi evlenmek isteyen gençlerin ekonomisine destek sağladı. 8 bin çift evlilik desteğinden faydalandı. Çiftler evlerini kurarken seçtikleri bir eşyayı belediye aracılığıyla temin edebildi.

“Gündüz bakımevi ve kreşlerle eğitim erken başlıyor”

Çalışan anneleri desteklemek amacıyla üç farklı okul öncesi eğitim modeli uygulanıyor. Bu kapsamda OSB Gündüz Bakımevi ve Anaokulu, Merkez Gündüz Bakımevi, İbrahimli Gündüz Bakımevi, Prof. Dr. Alaeddin Yavaşça Eğitim ve Sanat Merkezi’nde kreş ve gündüz bakım evi, 6 mahalle anaokulu, 8 farklı sitede Anaokulum Bahçemde Projesi ile bugüne kadar 4 bin 500 çocuğa okul öncesi eğitim hizmeti verildi.

“Yaşlı, engelli ve bakıma muhtaç vatandaşlar yalnız bırakılmadı”

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi (GBB), yaşlı bireyler, engelli ve bakıma muhtaç hastalara da hizmetlerini sürdürüyor. Engelli ve bakıma muhtaç hastalara yönelik ücretsiz evde fizik tedavi hizmeti ile parkinson, serebral palsi, omurilik felci, inme, omurilik yaralanmaları sonucu tekerlekli sandalyeye bağlı yetişkinler, kas erimesi ve doğumsal anomali olan spina bifida tanılı çocuk hastalara günlük yaşam aktivitelerini desteklemek için evde fizik tedavi hizmeti uygulanıyor. GBB’ye bağlı İnayet Topçuoğlu Hastanesi’nde bu hizmet kapsamında açıldığı gün itibariyle ücretsiz 23 bin 988 seans fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verildi.

“Hizmetlerde yaş sınırı yok”

GBB’ye bağlı Moral Evi’nde tedavi gören yaşlılar için müzik terapileri, iş-uğraş atölyesi, akıl ve zeka oyunları, fizik tedavi ve rehabilitasyon, spor, psikolojik destek, moral motivasyon çalışmaları gibi aktivitelerle danışanların günlük sosyalleşme ve tedavi ihtiyacı sağlanıyor. Öte yapan GBB’ye bağlı Aktif Yaşam Merkezi’nde yaşlıların sosyal hayata katılımlarını sağlamak, sosyal hayattan kendilerini soyutlamalarını önlemek, sosyolojik, psikolojik ve belli başlı sağlık hizmetleri veriliyor. Merkez içerisinde faaliyet gösterecek kurslar sayesinde yaşlıların ilgili oldukları alanlarda destekler verilerek hayata daha mutlu ve umutlu bir şekilde bağlanmalarını sağlanıyor.

“Proje Türkiye’de ilk kez yerel yönetimlerde uygulandı”

Türkiye’de ilk kez yerel yönetimlerce Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan dar gelirli engelli vatandaşların ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla hizmet veren Ortez-Protez Yapım ve Uygulama Merkezi, asrın felaketi 6 Şubat depremleri sonrasında 474 engelli afetzedeye ücretsiz olarak ortez, protez ve medikal malzeme desteği verdi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber28.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediyesi-vatandaslara-hizmet-sunuyor/feed/ 0
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde solunum yolu enfeksiyonu vakaları arttı https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesinde-solunum-yolu-enfeksiyonu-vakalari-artti/ https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesinde-solunum-yolu-enfeksiyonu-vakalari-artti/#respond Tue, 23 Jan 2024 07:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3320

AKDENİZ Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi’ne solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle başvuran günlük ortalama hasta sayısı, son 1 ayda yüzde 80 arttı. Yoğun bakım ünitesindeki yoğunluğun kış aylarında arttığını söyleyen Prof. Dr. Melike Cengiz, “Covid farklı varyantlarla halen devam ediyor. Hangi virüsle enfekte olursa olsun burada genel zatürre tedavisi yapıyoruz” dedi.

Türkiye’de kış aylarının gelmesiyle birlikte solunum yolları enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi’nde erişkin bölümüne son 1 ayda solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle gelen günlük ortalama hasta sayısı yüzde 70-80 oranında arttı. Çocuk Acil Servisi’ne üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetiyle gelen hasta sayısındaki artış yüzde 50’ye, alt solunum yolu enfeksiyonu şikayeti ise yüzde 30’a dayandı. Acil servise başvuran günlük yaklaşık 140 hastanın, örnek alınan yüzde 7-8’inin Covid test sonucu pozitif çıktı. Üst solunum yolu enfeksiyonu ilerleyen hastaların alt solunum yolu hastalıklarına çevrilmesiyle birlikte yoğun bakım ünitelerinde yoğunluk yaşanmaya başladı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’ne giren DHA ekibi, buradaki hasta yoğunluğunu kayıt altına aldı.

YOĞUN BAKIMDA 65 YAŞ ÜZERİ KRONİK HASTALAR

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melike Cengiz, yılın 12 ayı boyunca yoğun bakım ünitelerinin dolu olduğunu belirterek, kış aylarında yoğunluğun arttığını anlattı. Yoğun bakım ünitesine genellikle solunum yetmezliği şikayeti ilerleyen hastaları aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Melike Cengiz, “İnfluenza, Covid veya Rinovirüs gibi tipi ne olursa olsun çok sık bulunan virüsler şu an izole ediliyor. Bunlar genellikle basit enfeksiyon olarak atlatılabiliyor. Hastalar tedavilerle evlerine gönderiliyor ama özellikle bağışıklık sistemiyle ilgili sorunu olanlarda, diyabet ve kanser hastalarında, 1 yaşının altındaki çocuklarda, 65 yaş üzeri bireylerde ya da bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçları kullanan kişilerde gribal enfeksiyonlar hafif atlatılamayabiliyor. Bu kişilerde alt solunum yollarını virüsün etkilemesi nedeniyle solunum yetmezliği ya da halk arasında bilinen zatürre meydana gelebiliyor. Eğer kandaki oksijen basıncı çok düşecek olursa, bu hastalara ek oksijen tedavileri ve daha da olmazsa solunum cihazında kullanılan tedavileri uygulamamız gerekiyor. Bunları da yoğun bakımlarda yapıyoruz. Nadiren gençlerde de görülüyor fakat genellikle 65 yaş üzeri bireylerde ya da sahip oldukları hastalıklar veya kullandıkları ilaçlara bağlı risk grubunu oluşturan kişilerde yoğun bakım ihtiyacı daha fazla” dedi.

MASKE KULLANIMI VE HİJYENE DİKKAT

Bu dönemde maske takmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Melike Cengiz, “Özellikle zatürreler için şu dönemde maske takmak çok önemli. Hem kendimizi korumak için hem de gripsek etrafımızdaki insanları koruyabilmek için çok önemli. Kapalı alanlarda çok fazla durmamaya özen göstermeliyiz. Kapalı alanda duruyorsak, bu alanların sık sık havalandırılması önemli. Tabii ki el hijyeni yine önemli. Grip olma ihtimali olan kişilerde mesafeyi korumamız gerekiyor. Bunun dışında genel vücut izi hijyeni de önem taşıyor” diye konuştu.

‘GENEL ZATÜRRE TEDAVİSİ YAPIYORUZ’

Yoğun bakımda sadece Covid hastalarının olmadığını belirten Prof. Dr. Melike Cengiz, “Covid dışında farklı virüsler de izole edilebiliyor. Sonuçta Covid farklı varyantlarla halen devam ediyor. Rutin olarak her hastaya virüs tipiyle enfekte olduğuyla ilgili eskisi gibi test yapılamıyor. Dolayısıyla bize yatan hastalara bir test yapıldıysa bununla ilgili olup olmadığını öğrenebiliyoruz. Yapılmadıysa da zaten tedavisinde çok büyük değişiklik yok. Hangi virüsle enfekte olursa olsun burada genel zatürre tedavisi yapıyoruz. Solunum yetmezliğinin ağırlığına göre de hastalığı tedavi ediyoruz” dedi.

‘HASTA YAKINLARININ RİSKLİ GRUBA YAKLAŞMAMALARI GEREKİYOR’

Risk grubunda olanların muhakkak kendisini korumaya çalışması gerektiğini belirten Prof. Dr. Cengiz, “Yaşlılarımıza dikkat etmemiz lazım. Diyabet hastaları, kanser hastalarının mümkün olduğunca toplu alanlara çıkmaması ya da bu kişilerin hasta olan yakınlarının bu riskli grupların yanına hasta oldukları süre içerisinde yaklaşmamaları lazım. Çünkü sonuçta hayatı tehdit eden bir hale gelebiliyor ve hastaları kaybedebiliyoruz. Özellikle bu kış dönemi geçene kadar bu konuda dikkatli olunmasını rica ediyoruz. Riskli grubun evinden sürekli maskeyle çıkmasını tavsiye ediyoruz. Riskli gruba sahip olan yakınları olan kişilerin de yakınlarının yanına maskeyle girmesini tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesinde-solunum-yolu-enfeksiyonu-vakalari-artti/feed/ 0
İzmir Ekonomi Üniversitesi, ‘Bilge Yaşam’ projesini devam ettirecek https://www.haber28.com.tr/izmir-ekonomi-universitesi-bilge-yasam-projesini-devam-ettirecek/ https://www.haber28.com.tr/izmir-ekonomi-universitesi-bilge-yasam-projesini-devam-ettirecek/#respond Mon, 22 Jan 2024 22:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3302 İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), 65 yaş üstü bireylerin sosyal yaşama daha aktif katılmasını hedefleyerek Avrupa Birliğinin (AB) desteğiyle geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği ‘Bilge Yaşam’ projesini, yaşlıların yoğun talebi üzerine devam ettirme kararı aldı. Temmuz ayında yeniden start verilecek örnek proje kapsamında, İzmir’deki yaşlı bireylere; dijital öğrenme, sosyal medya ve internet kullanımı, meditasyon, sandalye yogası, nefes egzersizi gibi birçok alanda eğitim verilecek.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (EKOSEM) Müdürü Prof. Dr. Nesrin Oruç Ertürk’ün yürütücülüğünde gerçekleşen, “Bilge Yaşam” isimli AB projesinin temelleri 2020 yılında atıldı. İleri yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan uluslararası proje, Türkiye’nin yanı sıra; Yunanistan, İtalya, Almanya, Macaristan ve Polonya’da da eş zamanlı gerçekleşti.

Yaz döneminde tıpkı bir öğrenci gibi üniversiteye gelerek sınıflarda eğitim alan, konferans salonlarındaki etkinliklere katılan, yemekhanede hep birlikte zaman geçiren yaşlılar, hayat enerjilerini artırdı. 100’ü aşkın yaşlıya ulaşılan proje, geçtiğimiz yıl başarıyla tamamlandı. Projenin bitmesinin ardından çok sayıda ileri yaşlı birey, projede yer almak istediğini belirterek, direkt olarak ya da yakınları aracılığıyla İEÜ’ye talepte bulundu. Örnek bir sosyal sorumluluk projesine imza atan İEÜ, yaşlıların bu ilgi ve talebine kayıtsız kalmadı, projeyi geleneksel hale getirerek uzun yıllar devam ettirme kararı aldı.

“Büyük bir mutlulukla söylüyorum ki bunu başardık”

EKOSEM Müdürü Prof. Dr. Ertürk, yeni dönemde yaşlılarla buluşacakları için çok heyecanlı olduklarını söyleyerek, “İzmir’imizde 65 yaş üstünde çok sayıda yaşlımız bulunuyor. Birçok yaşlımız, zamanının büyük kısmını evde geçiriyor, sosyal yönden zorluk çekebiliyor. Bizim bu projedeki en büyük amacımız; bu yaşlılarımıza ulaşmak, onların hayatlarına olumlu bir dokunuş yapmaktı. Büyük bir mutlulukla söylüyorum ki, bunu başardık. Projemizde yer alan yaşlılarımızdan; ‘Her sabah kalkıp direkt televizyonu açıyordum. Kendimi kısır döngüde hissediyor, sıkılıyordum. Kendimi aştım ve mutluyum’, ‘Artık uyanmak, güne neşeyle başlamak için bir sebebim daha var’, ‘Yıllar öncesine döndüm, torunum gibi oldum. Yeniden üniversiteliyim’ ve ‘Sosyal medyayı, akılı telefonları kullanmaya korkuyordum. Şimdi ise video çekip çocuklarıma, arkadaşlarıma bile iletebiliyorum’ tarzında çok sayıda olumlu dönüş aldık” diye konuştu.

Prof. Dr. Ertürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlk andan son güne kadar, neredeyse hiç devamsızlık yapmayan bir öğrenci gibi programları, eğitimleri kaçırmadılar. Proje duyuldukça, kulaktan kulağa yayıldıkça ilgi ve talep daha da arttı. ‘Projeye bizi de alın’ ya da ‘Yer açılırsa gelebilir miyiz?’ tarzında telefonlar aldık. Yaşlılarımızın komşuları, yakınları, aileleri bize ulaşmaya çalıştı. ‘İzmir dışından akrabama da söyledim, birlikte gelsek olur mu?’ diye soranlar bile oldu. Proje tamamlandığında, yaşlılarımızın ‘Keşke bitmeseydi’ diyen bakışlarına, mutluluk ve burukluğu bir arada hissettiren o yüz ifadelerine tanıklık ettik. Yaşlılarımız, hala birbirleriyle görüşüyor, dostluklarını sürdürüyor. Proje bittikten sonra üniversitemize ziyaret için gelenler de oldu. Gördük ki, daha ulaşmamız gereken çok yaşlımız var.”

Projenin sonunda yapılan tüm çalışmaları belgesel haline getirerek hep birlikte izlediklerini; ayrıca projeye katılan tüm yaşlılara sertifika verdiklerini söyleyen Prof. Dr. Ertürk, “Biz; yaşlılarımızla zaman geçirmeyi, onların gülen yüzlerini o kadar sevdik ki, projemizin bitmesine gönlümüz razı olmadı. Üniversite-şehir bütünleşmesinin çok güzel bir örneği olan projemizde, temmuz-ağustos itibarıyla yaşlılarımızla yeniden buluşacağız. Projemizde olmak isteyen yaşlılarımız, bahar döneminden itibaren tek başına ya da yakınları aracılığıyla bizlere başvuruda bulunabilecek. Bu sürece ilişkin tüm detayları da sosyal medya ve web sitemiz aracılığıyla duyuracağız. Projemize yoğun bir katılım olacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmir-ekonomi-universitesi-bilge-yasam-projesini-devam-ettirecek/feed/ 0
Sömestir Tatili Diş Kontrolleri İçin Uygun Zaman https://www.haber28.com.tr/somestir-tatili-dis-kontrolleri-icin-uygun-zaman/ https://www.haber28.com.tr/somestir-tatili-dis-kontrolleri-icin-uygun-zaman/#respond Mon, 22 Jan 2024 07:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3251

Sömestir tatilinin özellikle okul döneminde diş bakımını ihmal eden ve yeterli özveriyi gösteremeyen çocukların diş kontrolleri için en uygun zaman olduğunu vurgulayan Pedodonti Uzmanı Dt. Merve Mandal, “Ebeveynlerin çocuklarının diş sağlığını ihmal etmemeleri için tatil programlarına mutlaka diş kontrolünü de eklemeleri gerekir” dedi.

Çocukların hem genel sağlık hem de estetik açıdan iyi bir yaşam sürdürebilmeleri için ağız ve diş sağlığına dikkat edilmesi, düzenli aralıklarla kontrollerinin yapılması önem kazanıyor. Çocuklara erken yaşta diş sağlığı hakkında bilgi vermek ve doğru ağız ve diş bakımını öğretmenin onların sağlığı açısından oldukça önemli olduğuna dikkat çeken İstinye Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama Merkezi İSÜ Dent’ten Pedodonti Uzmanı Dt. Merve Mandal, dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu.

Özellikle okul döneminde diş bakımını ihmal eden, yeterli özveriyi gösteremeyen çocuklar için sömestir tatilinin diş kontrolleri için en uygun zaman olduğunu vurgulayan Dt. Merve Mandal, bu yüzden ebeveynlerin çocuklarının diş sağlığını ihmal etmemeleri için tatil programlarına mutlaka diş kontrolünü de eklemelerini önerdi.

ÇÜRÜK OLUŞUMUNU ÖNLEYİCİ UYGULAMALAR

Çürük oluşumunun ağzımızda bazı şeylerin ters gittiğinin işareti olduğunu dile getiren Dt. Mandal, çürüklerin tamamen engellenemeyebileceğini ancak çürük oluşumunu önlemeye yönelik bazı uygulamalar bulunduğunu belirterek bunları şöyle açıkladı:

“Fissür örtücüler: Fissür örtücüler, dişleri çürüdükten sonra dolgu yapmak yerine dişlerin çürümesin önüne geçmeye yardımcı olan bir uygulamadır. Süt ve sürekli dişlerin çiğnemeye yüzeylerinde girintili-çıkıntılı-çukurcuklu alanlar vardır. Bu bölgelerde diş fırçasının kılları tam olarak ulaşamaz ve temizlenemez, bu yüzden çürük oluşumu için elverişli bölgedir. Çürükler çoğunlukla bu bölgelerde oluşur. Fissür örtücüler dolgu yapısına benzer bir maddedir. Bu uygulama ile dişlerdeki bu çukurcuklu alanlar doldurulur ve daha temizlenebilen alan yaratıldığı için çürük oluşumunun önüne geçmiş olur.

Fluorid uygulaması: Çocuk diş hekimi muayenesinde çocuğunuzun yaşı, çürük sayısı ve yeni çürük oluşturma riski, beslenme biçimi gibi etkenler göz önünde bulundurularak fluorid tedavisinin gerekliliğine ve uygulama sıklığına karar verilmektedir.

Diş fırçalama: Çocukların düzenli olarak dişlerini fırçalamaları, aynı zamanda motor fonksiyonları gelişene kadar (7-8 yaş) fırçalama sırasında ebeveyn desteği etkili fırçalama açısından oldukça önemlidir. Böylece düzenli ve doğru bir şekilde fırçalama ile çürük oluşumu engellenebilir.”

“2.5-3 YAŞINDA KENDİ KENDİNE DİŞ FIRÇALAMAYA TEŞVİK EDİLMELİ”

Diş fırçalama ve macun seçiminin önemine değinen Dt. Mandal, şu bilgileri paylaştı:

“Çocukların dişleri ilk çıktığında (ortalama 6 ay civarı) parmak fırçaları yardımıyla fırçalamaya başlanmalıdır. Fırçalama alışkanlığı kazandırabilmek için ise ebeveyn desteğiyle 2,5-3 yaşlarında kendi kendine fırçalamaya teşvik edilmeli. Bu yaşlarda önemli olan bu alışkanlığı kazandırmak için fırçalamayı sevdirmektir. Çocukların diş ve diş etleri yetişkinlerden çok daha hassas olduğundan kullanılan ürünün mutlaka bu hassas yapıya uygun olması gerekmektedir. Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun ve yumuşak kıllı fırçalar tercih edilmelidir. Diş macunu seçiminde de dikkatli olmak önemlidir. Yaş grubuna göre macunlar tercih edilmelidir. 2 yaşa kadar pirinç tanesi şeklinde, 2-6 yaş arası bezelye büyüklüğünde, 6 yaştan büyük çocuklarda ise fırça boyu kadar macun kullanılabilir.”

“BERABER DİŞ FIRÇALAYIN, EĞLENCELİ HALE GETİRİN”

Dt. Mandal, çocuklara diş fırçalama alışkanlığı kazandırmak için önerilerini şu şekilde sıraladı:

“Çocuklar dişlerini fırçalarken ebeveynleri de kendi dişlerini fırçalamalıdır. Beraber diş fırçalamak onların öğrenmesi için önemli bir yer tutar.

Birbirinden farklı diş fırçaları alın. Her defasında başka bir diş fırçası seçmesini önerin. Bu çocuğunuzun diş fırçalama isteğini ve motivasyonunu olumlu yönde etkileyecektir.

Diş fırçalama panosu da çocukların dikkatini çekecektir. Her fırçalamadan sonra pano üzerine renkli simgelerle işaretleme yapıldığı zaman çocuğun diş fırçalama alışkanlığı kazanması daha kolay olacaktır.

Hemen hemen 2 dakikalık bir fırçalama yeterlidir. Bu durumu kum saati, kronometre vb. ile eğlenceli hale getirebilirsiniz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/somestir-tatili-dis-kontrolleri-icin-uygun-zaman/feed/ 0
Ön yargıyı yıkan genç sporcular, ‘kızlar yapamaz’ diyenlerin lafını hiçe sayarak dünya şampiyonu oldular https://www.haber28.com.tr/on-yargiyi-yikan-genc-sporcular-kizlar-yapamaz-diyenlerin-lafini-hice-sayarak-dunya-sampiyonu-oldular/ https://www.haber28.com.tr/on-yargiyi-yikan-genc-sporcular-kizlar-yapamaz-diyenlerin-lafini-hice-sayarak-dunya-sampiyonu-oldular/#respond Sun, 21 Jan 2024 08:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3210 Ön yargıyı yıkan genç sporcular, ‘kızlar yapamaz’ diyenlerin lafını hiçe sayarak dünya şampiyonu oldular

-Alpagut sporcusu Şevval Sert, “Kızları küçük görenler oldu, bizde burada kızların sesi olmak istiyoruz”

-Nisanur Tümay, “İlk başta kız olduğum için yapamazsın diyenler oldu”

HATAY – Hatay’da yaşayan Alpagut sporcusu 17 yaşındaki Nisanur ve Şevval, ‘kızlar yapamaz’ diyenlerin sözlerine hiçe sayarak elde ettikleri Dünya Şampiyonluğuyla ilçedeki arkadaşlarına örnek oldular.

Reyhanlı ilçesinde yaşayan genç sporcular 17 yaşındaki Nisanur Tümay ve 17 yaşındaki Şevval Sert, geçtiğimiz yıllarda Alpagut sporuyla tanıştı. Dövüş sporuna merakı olan genç kızlar, birlikte antrenman yaparak Antrenör İbrahim Tümay’dan sıkı eğitim aldılar. Çevrelerinden kızların dövüş sporunda başarılı olamayacağı yönünden eleştiri alan genç kızlar, bu düşünceleri hiçe sayarak emek vermeye devam ettiler. Bursa’da yapılan Dünya Alpagut Şampiyonası’nda ilçelerini temsil eden 2 sporcuda kendi kilolarında birincilik elde ettiler. Kendileri için yapamazsınız diyenleri hiçe sayan genç sporcuların başarısı ilçedeki diğer kızlara da örnek oldu.

“İlk başta kız olduğum için yapamazsın diyenler oldu”

Küçük yaşlardan itibaren dövüş sporlarıyla uğraştığını ifade eden Nisanur Tümay, “5 yaşından itibaren dövüş sporlarıyla uğraşıyorum. 3 yıldır ise Alpagutla uğraşıyorum. En son yapılan Dünya Şampiyonası’nda ülkemizi temsil ettim. Caymaz ve Ayça branşlarında çıktım. Ayça branşında birinci, Caymaz branşında ikinciliği aldım. Bundan sonraki hedefim, olimpiyatlara çıkmak. Bu sporu ilk duyanlar şaşırıyor. İsmini ilk defa duyanlarda var. Alpağut bir Türk sporudur. Azerbaycandan gelme, içinde farklı branşlar bulunan bir spor dalı. Kılıç, bıçak, dövüş, güreş gibi birçok branş var. Kızlı, erkekli olarak, tüm yaş grupları mevcut. Benim gibi yaşıtlarım ve yaşımdan küçük olan tüm kızlara önerdiğim bir spor dalı. İlk başta kız olduğum için yapamazsın diyenler oldu. Kızlar için sadece evde oturmak gerekiyor gibi, yaşadığım bölgeden de dolayı çok eleştiri aldım. Ama onlara inat diyelim. Bu spora devam ettim. tanıdığım, tanımadığım birçok kıza seslenerek onlarında dövüş sporlarına etkileşim haline geçmesini istiyorum” dedi.

“Kızları küçük görenler oldu, bizde burada kızların sesi olmak istiyoruz”

Kız çocuklarını dövüş sporları yapmaya davet eden Şevval Sert, “Bu sporu yapma amacım kendimi geliştirmek ve ileri ki meslek seçimim de daha çok puan toplamak. Bu sporu ben 3 yıldır yapıyorum. Herkesi bu sporu yapmaya davet ediyorum. Özellikle de kız çocuklarını kendilerini geliştirmeleri için çok iyi bir fırsat. Haftada 3 gün 2 saat antrenmanlarımız oluyor. Çok fazla garipseyenler oluyor. İlk defa ismini duyanlar oluyor. Hatta hiç bilmeyenler de oluyor. Ben Alpağut’ta, Alpağut Dünya Şampiyonasına katılarak, Caymaz branşında Dünya birincisi oldum. Kızları küçük görenler oldu, bizde burada kızların sesi olmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Antrenör İbrahim Tümay, yetiştirdiği sporcuların başarıyla ülkemizi temsil edeceğine inandığını ifade ederek “Alpagut nedir sorusuna cevap alırsak Turan dövüş sanatı olarak biliniyor. Alp savaşçı, ut kutsal anlamındadır. Toparlasak kutsal savaşçı anlamındadır. Ülkemizi temsilen çıkmış olduğumuz bu branşta ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiğimize inanıyoruz. Hedeflerimiz ne derseniz. Alpagut’u Hatay’da tanıtmak istiyoruz. 2 yıldan beri antrenmanlarımız mevcut olup haftanın 3 günü ve 2 saat antrenman yapmaktayız. Özellikle kız çocuklarını bu branşa davet ediyoruz. Kız çocuklarının bu branşa gelmelerini istiyoruz” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/on-yargiyi-yikan-genc-sporcular-kizlar-yapamaz-diyenlerin-lafini-hice-sayarak-dunya-sampiyonu-oldular/feed/ 0
Hatay’da Alpagut Sporcusu Kızlar Dünya Şampiyonu Oldu https://www.haber28.com.tr/hatayda-alpagut-sporcusu-kizlar-dunya-sampiyonu-oldu/ https://www.haber28.com.tr/hatayda-alpagut-sporcusu-kizlar-dunya-sampiyonu-oldu/#respond Sun, 21 Jan 2024 07:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3189 HATAY (İHA) – Hatay’da yaşayan Alpagut sporcusu 17 yaşındaki Nisanur ve Şevval, ‘kızlar yapamaz’ diyenlerin sözlerine hiçe sayarak elde ettikleri Dünya Şampiyonluğuyla ilçedeki arkadaşlarına örnek oldular.

Reyhanlı ilçesinde yaşayan genç sporcular 17 yaşındaki Nisanur Tümay ve 17 yaşındaki Şevval Sert, geçtiğimiz yıllarda Alpagut sporuyla tanıştı. Dövüş sporuna merakı olan genç kızlar, birlikte antrenman yaparak Antrenör İbrahim Tümay’dan sıkı eğitim aldılar. Çevrelerinden kızların dövüş sporunda başarılı olamayacağı yönün eleştiri alan genç kızlar, bu düşünceleri hiçe sayarak emek vermeye devam ettiler. Bursa’da yapılan Dünya Alpagut Şampiyonası’nda ilçelerini temsil eden 2 sporcuda kendi kilolarında birincilik elde ettiler. Kendileri için yapamazsınız diyenleri hiçe sayan genç sporcuların başarısı ilçedeki diğer kızlara da örnek oldu.

“İlk başta kız olduğum için yapamazsın diyenler oldu”

Küçük yaşlardan itibaren dövüş sporlarıyla uğraştığını ifade eden Nisanur Tümay, “5 yaşından itibaren dövüş sporlarıyla uğraşıyorum. 3 yıldır ise Alpagutla uğraşıyorum. En son yapılan Dünya Şampiyonası’nda ülkemizi temsil ettim. Caymaz ve Ayça branşlarında çıktım. Ayça branşında birinci, Caymaz branşında ikinciliği aldım. Bundan sonraki hedefim, olimpiyatlara çıkmak. Bu sporu ilk duyanlar şaşırıyor. İsmini ilk defa duyanlarda var. Alpagut bir Türk sporudur. Azerbaycandan gelme, içinde farklı branşlar bulunan bir spor dalı. Kılıç, bıçak, dövüş, güreş gibi birçok branş var. Kızlı, erkekli olarak, tüm yaş grupları mevcut. Benim gibi yaşıtlarım ve yaşımdan küçük olan tüm kızlara önerdiğim bir spor dalı. İlk başta kız olduğum için yapamazsın diyenler oldu. Kızlar için sadece evde oturmak gerekiyor gibi, yaşadığım bölgeden de dolayı çok eleştiri aldım. Ama onlara inat diyelim. Bu spora devam ettim. tanıdığım, tanımadığım birçok kıza seslenerek onlarında dövüş sporlarına etkileşim haline geçmesini istiyorum” dedi.

“Kızları küçük görenler oldu, bizde burada kızların sesi olmak istiyoruz”

Kız çocuklarını dövüş sporları yapmaya davet eden Şevval Sert, “Bu sporu yapma amacım kendimi geliştirmek ve ilerki meslek seçimim de daha çok puan toplamak. Bu sporu ben 3 yıldır yapıyorum. Herkesi bu sporu yapmaya davet ediyorum. Özellikle de kız çocuklarını kendilerini geliştirmeleri için çok iyi bir fırsat. Haftada 3 gün 2 saat antrenmanlarımız oluyor. Çok fazla garipseyenler oluyor. İlk defa ismini duyanlar oluyor. Hatta hiç bilmeyenler de oluyor. Ben Alpağut’ta, Alpağut Dünya Şampiyonasına katılarak, Caymaz branşında Dünya birincisi oldum. Kızları küçük görenler oldu, bizde burada kızların sesi olmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Antrenör İbrahim Tümay, yetiştirdiği sporcuların başarıyla ülkemizi temsil edeceğine inandığını ifade ederek “Alpagut nedir sorusuna cevap alırsak Turan dövüş sanatı olarak biliniyor. Alp savaşçı, gut kutsal anlamındadır. Toparlasak kutsal savaşçı anlamındadır. Ülkemizi temsilen çıkmış olduğumuz bu branşta ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiğimize inanıyoruz. Hedeflerimiz ne derseniz. Alpagut’u Hatay’da tanıtmak istiyoruz. 2 yıldan beri antrenmanlarımız mevcut olup haftanın 3 günü ve 2 saat antrenman yapmaktayız. Özellikle kız çocuklarını bu branşa davet ediyoruz. Kız çocuklarının bu branşa gelmelerini istiyoruz” şeklinde konuştu. – HATAY

]]>
https://www.haber28.com.tr/hatayda-alpagut-sporcusu-kizlar-dunya-sampiyonu-oldu/feed/ 0
Ankara Şehir Hastanesi’nde yoğun bakım yüzde 90 dolu https://www.haber28.com.tr/ankara-sehir-hastanesinde-yogun-bakim-yuzde-90-dolu/ https://www.haber28.com.tr/ankara-sehir-hastanesinde-yogun-bakim-yuzde-90-dolu/#respond Thu, 18 Jan 2024 22:48:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2971

Ankara Şehir Hastanesi’nde yoğun bakım yüzde 90 dolu

TÜRKİYE’nin en büyük hastanelerinden Ankara Şehir Hastanesi’nde son dönemde artan viral salgın hastalıklar nedeniyle yoğun bakımlarda doluluk oranı yüzde 90’a ulaştı. Hastanenin Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Sema Turan, 250 yataktan oluşan genel yoğun bakımda doluluk oranının yüzde 90 seviyesinde olduğunu söyleyerek, “Çoklu viral etkenlerle mücadele ediyoruz. Aynı anda hem influenza pozitifliği, hem Covid-19 pozitifliği olan hastalarımız var” dedi.

Ankara Şehir Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Sema Turan, kış döneminde artan viral salgın hastalıklarla mücadele ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Turan, “Özellikle viral enfeksiyonları ek hastalığı olan bireyler geçirdiğinde yoğun bakım ihtiyaçları özellikle oluyor. Biz de onlara hizmet vermeye devam ediyoruz. Acil servislerimize çok sayıda viral enfeksiyonlu hasta geliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonu oluyor çoğunlukla. Bu, mevcut hastalık özellikle birey yaşlıysa ya da ek hastalığı varsa onları daha ağır etkiliyor. O durumda da yoğun bakım ihtiyacı duyabiliyorlar. Şu anda aslında diğer Covid-19 salgın döneminden farklı olarak ileri yaş grubunda viral enfeksiyonlar ağır seyrediyor. Tek başına bir viral enfeksiyondan bahsetmek doğru olmaz. Çünkü şu anda yaygın olarak aslında influenzayı görüyoruz, RSV’yi görüyoruz. Yine Covid-19’u da beraberinde görebiliyoruz. Aslında çoklu viral etkenlerle mücadele ediyoruz. Aynı anda hem influenza pozitifliği, hem Covid-19 pozitifliği olan hastalarımız var. Gelen 10 hastamızdan 1 ya da 2 hastamızda durum bu şekilde gerçekleşiyor. Tek başına değil, 2’li halde karşımıza gelebiliyorlar. Tabloyu bazen Covid-19 kötüleştiriyor, bazen de influenza kötüleştiriyor. Ama altta yatan hastalık burada çok önemli bir belirleyici. Diyelim ki hasta KOAH’lı ya da kalp yetmezlikli ya da kontrolsüz bir diyabeti var, bu grupta tablo daha ağır seyredebiliyor” diye konuştu.

‘HIZLI BİR TEMPODA ÇALIŞIYORUZ’

Prof. Dr. Turan, her yıl ocak- şubat- mart aylarında yoğun bakım hasta sayısının arttığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Bu dönemde pandemi öncesi viral enfeksiyonlarda yaşadığımız durumu yaşıyoruz. Evet; sayılar arttı ama mevcut yataklarımızla bu hastalara hizmet verebilir durumdayız. Biz Covid-19 durumunda var olan yatak sayımızı özellikle yoğun bakım adına çok arttırmıştık. Onlar pandemi döneminin izleriydi. Ama şu anda eski kış aylarında yaşadığımız durumu yaşıyoruz. Kış ayları enfeksiyonların yaygın olduğu aylar. Bu aylarda yoğun bakıma ihtiyaç duyan hastalar olabilir. Sonbahara göre yüzde 50’den fazla artış söz konusu yoğun bakımlarda. Çünkü sonbahar aylarında aslında etkenler kendini göstermeye başlar; ama kış aylarına girdiğimizde havaların soğumasıyla birlikte kapalı alanlarda geçirilen vakitler, bireylerin birbirine çok yakın teması hastalığı bulaştırıyor. Şu an bizim genel yoğun bakıma adına 250 yoğun bakım yatağımız var. Yoğun bakımlarımız yüzde 85-90 oranında dolu zaten. İyileşen hastalarımızı gönderiyoruz. İhtiyaç duyanları alıyoruz. Böyle bir hızlı tempoda çalışıyoruz. Ayrıca bu dönemde Covid-19 halen yaşlı hastalarımızı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Eğer Covid-19 PCR pozitifse ve akciğer tutulumu varsa bu hastalar yoğun bakım ihtiyacı duyuyorlar. Nadir de olsa Covid-19 virüsüne bağlı olarak genç hastalarımızın yatışı da olabiliyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ankara-sehir-hastanesinde-yogun-bakim-yuzde-90-dolu/feed/ 0
Trabzonspor Kadın Futbol Takımı Altyapısındaki Genç Futbolcu Mikrocerrahi Operasyonla Kurtuldu https://www.haber28.com.tr/trabzonspor-kadin-futbol-takimi-altyapisindaki-genc-futbolcu-mikrocerrahi-operasyonla-kurtuldu/ https://www.haber28.com.tr/trabzonspor-kadin-futbol-takimi-altyapisindaki-genc-futbolcu-mikrocerrahi-operasyonla-kurtuldu/#respond Wed, 17 Jan 2024 12:48:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2734 Trabzon spor Kadın Futbol Takımı altyapısında forma giyen lise öğrencisi Selin Yılmaz, geçirdiği trafik kazasının ardından fark edilen beyin damar yumağından Etlik Şehir Hastanesi’nde yapılan mikrocerrahi operasyonla kurtuldu.

Trabzon’da yaşayan ve ilkokul 4. sınıftan beri futbol oynayan 17 yaşındaki Yılmaz’a, geçen yıl haziran ayında yolun karşısına geçerken araba çarptı.

Hastaneye kaldırılan genç futbolcunun tetkiklerinde çok fazla sayıda ve anormal yapıdaki damarın yumak şeklinde bir araya toplanması sonucu oluşan, kısaca “AVM” olarak adlandırılan beyin damar yumağı bulunduğu saptandı.

Doğuştan gelen ve ölümcül sonuçlara yol açabilecek rahatsızlığı sebebiyle Trabzon’dan Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edilen Yılmaz, burada yapılan mikrocerrahi operasyonla sağlığına kavuştu.

Tekrar yeşil sahaların tozunu attırmaya hazırlanan Yılmaz, tedavi sürecinde ara verdiği futbola dönmek için gün sayıyor.

“Tam bir sporcu bünyesine sahip”

Genç futbolcuya yapılan operasyona ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Erhan Türkoğlu, Selin’le yaklaşık 6 ay önce yollarının kesiştiğini anlattı.

Selin’in trafik kazası geçirmese belki de bu hastalığın beyin kanaması meydana gelene kadar tespit edilemeyeceğine dikkati çeken Türkoğlu, şu bilgileri paylaştı:

“Kaza sonrası yapılan tetkiklerde beyninin kritik bölgesinde damar yumağı saptandı. Bunun üzerine hastanemize yönlendirilen Selin’in beyin damar yumağını mikrocerrahi yöntemlerle çıkartarak tekrar sağlığına kavuşturduk. Selin, çok güçlü, tam bir sporcu bünyesine sahip. Ameliyattan sonra vücudunun bir tarafında kuvvet kaybı gelişti ama fizik tedavilerle bu süreci de atlattı. Şu anda gayet iyi, hatta okul futbol takımına geri döndü. Kontrolleri belli aralıklarla devam edecek.”

“Epilepsi krizine yol açtığında saptanıyor”

Beyin damar yumağının genellikle anne karnında başlayan, genetik bir hastalık olduğunu anlatan Türkoğlu, şunları kaydetti:

“Beyin damar yumağını genelde maalesef ancak kanadığında veya hastada epilepsi krizine yol açtığında saptayabiliyoruz. Nadir de olsa Selin’de olduğu gibi geçirilmiş bir kaza sonrası ya da bazı rahatsızlıklar nedeniyle yapılan tetkiklerde tesadüfen tespit ediliyor. Bu durumda hastalığın tedavisi kanama olan, kriz geçiren kişilere göre daha kolay oluyor.”

Türkoğlu, genellikle sinsi ilerleyen hastalığın bazen yoğun baş ağrısı, kusma gibi belirtilere de sebep olabildiğini söyledi.

Beyin damar yumağının 20-50 yaş aralığında sık görüldüğünü ancak kız çocuklarında 20 yaştan önce de ortaya çıkabildiğini belirten Türkoğlu, “Hastalık sebebiyle beyin kanaması yaşayanların büyük bölümü 50 yaştan genç. Bu nedenle bir şekilde erken teşhis ve erken tedavi çok önemli.” ifadesini kullandı.

“Tam tedavi genellikle mikrocerrahi ile sağlanıyor”

Prof. Dr. Türkoğlu, beyin damar yumaklarının güncel üç tedavisinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Beyin damar yumağının esasında tam tedavisini sağlayan yöntem, mikrocerrahi yani ameliyatla çıkarılmasıdır. İkincisi kapalı yöntemle, kasık damarından girerek beyindeki damar yumağının besleyicisini bulup, embolizan ajanlarla AVM kapatılır. Üçüncüsü de ‘Gamma Knife’ teknolojisiyle herhangi bir girişim yapmadan kafatasına dışardan yoğun ışın vererek AVM’nin tedavisinin yapılmasıdır. Bu yöntemlerden hangisinin hastaya uygulanacağına multidisipliner bir ekibin karar vermesi gerekiyor. Her tedavi her hasta için uygun değildir.”

“Futbol şehrinde doğdum, büyüdüm ve bu spora sevdalandım”

Sağlığına kavuşup yeniden futbola dönmenin mutluluğunu yaşayan Selin de arife günü oruç tuttuğu esnada, dalgın bir şekilde karşıdan karşıya geçerken kendisine araba çarptığını anlattı.

Hastalığının ciddi kanama yaşanmadan saptanıp tedavi edilmesinin büyük bir şans olduğunu vurgulayan Selin, duygularını şu sözlerle aktardı:

“Kendimi şu an çok iyi ve dinç hissediyorum, düzenli kontrollere geliyorum. Lise son sınıf öğrencisiyim, bir yandan da üniversite sınavına hazırlanıyorum. Hayalim başarılı bir futbolcu olabilmek. Ben futbol şehrinde doğdum, büyüdüm ve bu spora sevdalandım. 4’üncü sınıftan beri futbol oynuyorum, güzel başarılar da elde ettim. Trabzonspor’a aşığım. Kazadan önce de kulübün altyapısında oynuyordum, tedavim sebebiyle ara verdim ama şu anda süreç toparlanıyor.

Ailemde herkes sporcu, babam kaleci, kardeşlerim oyuncu ve kaleci, annem hentbolcu. Onların spor sevgisi bana da geçti. Buradaki hocalarıma, ekibine çok teşekkür ederim, onlar sayesinde sağlığıma kavuştum ve yeniden futbola geri dönebildim.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/trabzonspor-kadin-futbol-takimi-altyapisindaki-genc-futbolcu-mikrocerrahi-operasyonla-kurtuldu/feed/ 0
Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı’nda kritik uyarı: Erkek çocukların aşılanması şart https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanseri-farkindalik-ayinda-kritik-uyari-erkek-cocuklarin-asilanmasi-sart/ https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanseri-farkindalik-ayinda-kritik-uyari-erkek-cocuklarin-asilanmasi-sart/#respond Mon, 15 Jan 2024 08:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2651 Rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu ve HPV aşısının devlet politikası haline getirilerek aşılama programına girmesi gerektiğini söyleyen Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Ünal, HPV aşısının hem erkek hem de kız çocuklarına erken yaşta yapılmasının önemine işaret etti. Prof. Dr. Ünal, ‘Esasında erkeklerin aşılanması gerekiyor. Bu virüsü erkekler taşıyor ve bulaştırıyor. Dolayısıyla 9 ila 15 yaş arasındaki erkek çocuklarının aşılanması şarttır’ dedi.

Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Orhan Ünal, Türkiye’de HPV virüsüyle karşılaşma oranının kadınlarda yaklaşık yüzde 85, erkeklerde ise bu oranının yüzde 91’lere çıktığını söyledi. HPV ve buna bağlı kanserlere karşı farkındalık oluşturulmasının önemine de değinen Prof. Dr. Orhan Ünal, ‘Farkındalık, bilinçlendirmek suretiyle olmalıdır. Aşılamanın ve rahim ağzı kanserinin önemini televizyonlarda kamu spotları aracılığıyla vurgulamak gerekiyor. Aşı karşıtları kanser oranının çok düşük olduğunu söylüyor ve abartıldığını düşünüyor. Ama ben kanser üzerine çalışan ve kadın doğum hekimi olarak şunu söylüyorum; bu kanser karşımıza önlenebilir bir dönemde çıkmadığında ve yayıldığında oldukça ıstıraplı bir yol izliyor. Kanserin kemiğe ve diğer organlara sıçraması durumunda tedavisi mümkün olmuyor. Bir insanın organlarını kaybetmesini, ağrı çekmesini ve ıstırabını görmek gerekiyor. Dolayısıyla bu farkındalığı yaratmak lazım. İnsanları bilgilendirerek cinselliği tabu olmaktan çıkarmak lazım’ ifadelerini kullandı.

‘AŞILAMA DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELMELİ’

Türkiye’de HPV aşısına ulaşma noktasında bir sıkıntı yaşanmadığını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Ünal, ‘Eczanelerden aşıya ulaşılabiliyor. Eskiden ikili aşı dediğimiz ve HPV’nin en çok kanser yapan tipi 16 ve 18’e etkili aşı vardı. Sonrasında erken yaşlarda sıklıkla karşılaşılan, HPV 6 ve 11 tipleriyle bulaş sonucu oluşan siğillerden de korunmak adına dörtlü aşı dediğimiz kombinasyon kullanıldı. Son olarak da HPV’nin 9 tipine karşı etkili dokuzlu aşı Türkiye’ye de yakın zamanda geldi ve kullanılmaya başlandı. Korunma için 9-15 yaş arasında 6 ay arayla iki doz yeterli olmaktadır. 15 yaşını doldurduktan sonra ise 26 yaşına kadar 3 doz aşı öneriliyor. Avustralya’da, İngiltere’de, Amerika’da olduğu gibi bu aşılama devlet politikası haline gelirse daha çok kişi aşıya ulaşabilecektir’ diye konuştu.

‘CİNSEL YAŞAM NE KADAR AKTİF OLURSA RİSK O KADAR ARTIYOR’

Türkiye’de rahim ağzı kanserine yakalanma oranının yüz binde 4 buçuk olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ünal, ‘Türkiye’de yılda bin 500 kişi bu nedenle hayatını kaybediyor. Gelişmiş ülkelerle aramızda büyük bir fark yok. Bu anlamda bizim bulunduğumuz nokta olumlu bir yerdedir. Bunun sebeplerinden biri ülkemizde cinsel yaşamın Amerika ve Avrupa’ya göre daha geç yaşlarda başlamasıdır. Cinsel ilişki ne kadar erken yaşta olursa ve partner sayısı ne kadar fazla olursa HPV’ye yakalanma oranı da o kadar yüksek oluyor’ dedi.

‘TÜRKİYE’NİN AŞILAMA PROGRAMINA DAHİL OLMASI GEREKİYOR’

Rahim ağzı kanserinin en önemli etkeninin ‘human papilloma’ virüsü olarak adlandırılan HPV etkeniyle olduğunu sözlerine ekleyen Ünal, şöyle devam etti:

‘Türkiye’de HPV virüsüyle karşılaşma oranı kadınlarda yaklaşık yüzde 85’ken erkeklerde ise bu oran yüzde 91’lere çıkıyor. Ortalamaya baktığımızda Türkiye’de yüzde 85 oranında HPV enfeksiyonuyla karşılaşma olasılığı var. Dolayısıyla bu kadar yüksek bir oran söz konusu olduğu için bu konuda bir önlem almamız gerekiyor. Cinsel yaşam ne kadar aktif olursa bu olasılık o kadar artıyor. Bu nedenle önlem olarak da Türkiye’nin aşılama programına dahil olması gerekiyor.’

‘HPV AŞISI FELÇ YAPIYOR’ İDDİASINA YANIT: VARSAYIMLAR ÜZERİNDEN TOPLUM SAĞLIĞIYLA OYNANMAMALI

HPV aşısı ‘felç yapıyor’ iddialarına da cevap veren Prof. Dr. Orhan Ünal, birtakım varsayımlar üzerinden toplum sağlığıyla oynanmaması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:

‘Her aşıda olduğu gibi HPV koruma aşısında da birtakım yan etkiler olabilir. Lokal ağrılar ve kızarıklıklar olabilir. Düşük tansiyonla karşılaşılabilir. Sinir sistemiyle alakalı otoimmun bir hastalık olan Guillain-Barre dediğimiz bir rahatsızlık iddia ediliyor ama bu konuda yapılan araştırmalar bunu tam olarak doğrulamadı. Aşının yan etkilerinin bildirildiği, toplandığı ve incelendiği bir organizasyon var. Bu incelemeler sonucunda Dünya Sağlık Örgütü ve aşı güvenliği organizasyonları ‘aşının şu yan etkisi var’ diyebileceği bir veri ortaya koymadı. 20 senelik bir aşının şu an böyle bir yan etkisinden söz edemiyoruz, ilerleyen süreçte daha fazla vakanın verilerini görmek ve değerlendirmek gerekiyor. Felç olma veya birtakım ağır komplikasyonlar olmadığını görüyoruz. Amerika’da, İngiltere’de, Avustralya’da milyonlarca insan HPV aşısı oldu. Bu insanlar felç olduğunu hiç mi bildirmiyor? Böyle bir durumda buralardan bildirimler çıkması gerekirdi.

İnsan sağlığı çok önemli. Birtakım varsayımlarla ve kötü olayları örnek göstererek bir toplumun sağlığıyla oynanmaması gerektiği kanaatindeyim. Onların bu yönde bildireceği vakalar varsa ortaya koysunlar ve öyle tartışalım. Aşılama, insan sağlığı için çok önemli bir konu. Onun için birtakım varsayımlarla hareket edilmemeli. Kadınların bu kanserle karşılaştığında başlarına gelen o kadar kötü şeyler var ki; bunlar dururken, bu olayı yaşamamış insanların ‘bu şöyle tehlikelidir, böyle felç yapıyor’ diye konuşmaları, insanları şüpheye düşürür ve aşı olmaktan vazgeçmelerine neden olur. O nedenle konuşmalarına dikkat etmeleri kanaatindeyim.?

‘HPV AŞISININ ÖMÜR BOYU KORUYUCULUĞU VAR’

Havuz, tuvalet ve hamamlar gibi ortak kullanım alanlarından HPV bulaş riskinin oldukça düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Ünal, ‘Bu alanlardan bulaş riski yüzde 0,1’den daha az. Yani neredeyse buralardan enfeksiyon bulaşmaz, yok denecek kadar azdır. Yüzde 99 oranında seksüel yolla bulaşıyor. HPV virüsü 37 derece sıcaklığa ihtiyaç duyduğu için cinsel temas tek bulaşma yolu diyebiliriz. Prezervatifin virüsten koruma oranı ise yüzde 60’tır. Onun için korunma bakımından en etkili yol aşıdır. Bu noktada Dünya Sağlık Örgütü de aşılamanın son derece etkili olduğunu belirlemiştir ve önermektedir. HPV aşısının yıllar içinde antikor seviyesi azalsa (10-15 yılda) da ömür boyu koruyuculuğu vardır. Aşı sonrası HPV ile karşılaşan bireylerde koruma belleği aktive olduğu için antikor miktarı da tekrar yükseliyor ve koruma sağlanıyor. Tekrarlama durumu söz konusu değildir’ ifadelerini kullandı.

‘ERKEK ÇOCUKLARININ DA AŞILANMASI ŞART’

HPV aşısının erken yaşlarda önerilmesinin sebepleri hakkında da bilgi veren Ünal, ‘Çünkü 9-11 yaşlarında daha yüksek bir antikor cevabı alıyoruz. Bu yaşlarda cinsel yaşam da başlamadığı için antikor seviyesi daha güçlü oluyor. Ama tabi 45 yaşına kadar aşı yapılabilir diyoruz. Bu, erken yaşlardaki aşı kadar antikor seviyesini yükseltmiyor. O bakımdan hem erkek hem de kız çocuklarına erken yaşta aşı yapılmasını öneriyoruz. Esasında erkeklerin aşılanması gerekiyor. Bu virüsü erkekler taşıyor ve bulaştırıyor. Dolayısıyla 9 ila 15 yaş arasındaki erkek çocuklarının aşılanması şarttır. Olaya hep rahim ağzı kanseri olarak bakıyoruz. Aslında baş-boyun kanserleri, anal kanserler HPV nedeniyle oluyor. Dolayısıyla erkek çocuklarının aşılanmasını öneriyoruz’ dedi.

KORUNMANIN 3 YOLU: AŞI, PAP SMEAR TESTİ VE FARKINDALIK

HPV enfeksiyonuna çok yönlü bakılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ünal, gençlerin bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadığını söyledi ve şöyle devam etti:

‘Bu durum sadece kanserden de ibaret değil. Bazı genital akıntılar, enfeksiyonlar ve cinsel yolla bulaşan diğer birçok hastalıkların da tedavi edilmesi gerekiyor. Bu hastalıklar yardımcı faktör olarak etki ediyor ve rahim ağzı kanserinin ortaya çıkmasına ve yayılmasına neden oluyor. Sigara kullanımı da bağışıklık sistemini doğrudan etkilediği için HPV enfeksiyonunun kansere ulaşmasına sebebiyet veriyor. Yüzden fazla tipi olan HPV tiplerinin yüzde 90’ı kanser yapmıyor ancak kansere yol açan orta ve yüksek tipleri 30 civarında ve hepsi de yüksek risk taşımıyor. Ayrıca yüksek riskteki tip de olsalar, yıllar içinde kansere yol açıyor bu yüzden de erken teşhisle önlenebiliyor. Yani vajinal smear taraması ile kanser öncesi lezyonlar erken teşhisle önlenebiliyor. Erken tedaviyle; sadece rahim ağzının kazınmasıyla yine gebe kalınabiliyor ve kadınlar hayatına devam edebiliyor. Birinci koruma; aşı, ikinci koruma smear testiyle takip, üçüncüsü ise halkın bilinçlendirilmesiyle farkındalık oluşturulması.’

‘AŞI YAPTIRMAK HER ŞEYİ BİTİRMİYOR’AŞIDAN SONRA TARAMA DEVAM ETMELİ’

Erken teşhisin ve düzenli taramanın hayat kurtardığını ifade eden Prof. Dr. Orhan Ünal, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

‘Bir kadının kanser olabilmesi için kadın doğum uzmanına hayatında hiç gitmemiş olması gerekiyor. Çünkü HPV virüsü alındıktan sonra hemen kanser yapmıyor. 5 yıl, 10 yıl hatta bazen 20 yıllık bir süreç de olabiliyor. Bu, bağışıklık sistemine göre değişkenlik gösterebiliyor. Dolayısıyla bir kez olsun bile bir uzmana gitmek ve pap smear testi yaptırmak erken teşhis açısından önem arz ediyor. Dünya Sağlık Örgütü 21 yaşından 30 yaşına kadar üç yılda bir smear aldırmayı öneriyor. 30 yaşından sonra HPV baktırmaya başlıyoruz. Bu yaştan sonra hem smear hem de HPV’ye bakılıyor ve yüksek riskli bir durum yoksa zaman aralığı 5 yılda 1’e çıkıyor. 30 yaşına kadar, virüs yüzde 90 oranında temizlenebiliyor. HPV aşısını yaptırmak bu enfeksiyonla tekrar karşılaşılmayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü 100’den fazla tipi var. Bizim en çok kanser yapan 9 tipine karşı aşımız var. Bu nedenle aşı yapmak her şeyi bitirmek anlamına gelmiyor. Aşıdan sonra tarama devam etmelidir. 65 yaşına kadar bu taramayı yapıyoruz.?

]]>
https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanseri-farkindalik-ayinda-kritik-uyari-erkek-cocuklarin-asilanmasi-sart/feed/ 0
Elazığ’da Genç Okçular Mete Gazoz’un İzinden Gidiyor https://www.haber28.com.tr/elazigda-genc-okcular-mete-gazozun-izinden-gidiyor/ https://www.haber28.com.tr/elazigda-genc-okcular-mete-gazozun-izinden-gidiyor/#respond Sun, 14 Jan 2024 13:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2554 Elazığ’da Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesindeki okçuluk kulübünde ulusal ve uluslararası yarışmalara hazırlanan minik ve genç okçular, milli sporcu Mete Gazoz gibi olimpiyat şampiyonu olmanın hedefiyle çalışıyor.

Elazığ Gençlik ve Spor Okçuluk Kulübü antrenörü Nida Esen yönetiminde 8-17 yaş arasındaki 50 sporcu makaralı yay ve olimpik okçuluk eğitimi alarak ulusal ve uluslararası yarışmalara hazırlanıyor.

Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’ye olimpiyat şampiyonluğu sevincini yaşatan Mete Gazoz’dan etkilenerek okçuluk sporuna başlayan sporcular, eğitimlerini geleceğin şampiyonları olmak için sürdürüyor.

“Mete Gazoz gibi olimpiyat şampiyonu olmak istiyoruz hedefiyle geldiler”

Antrenör Nida Esen, AA muhabirine, kentte 17 yıldır okçuluk antrenörlüğü yaptığını belirterek, Mete Gazoz’un olimpiyat şampiyonluğunun ardından okçuluk sporuna ilginin arttığını söyledi.

Okçuluk sporuna artan ilgiyle beraber sporcuları arasında gelecek vadeden okçular yetiştiğini aktaran Esen, şöyle konuştu:

“Mete Gazoz’un olimpiyat şampiyonluğundan sonra taleplerde bir patlama yaşandığını söyleyebiliriz. Özellikle yaz spor okullarında taleplere yetişmekte zorlanıyoruz. Bunun için grup grup eğitim vererek bu taleplere yetişiyoruz. Sporcularımız, Gazoz gibi olimpiyat şampiyonu olma hedefiyle geldiler ve geliyorlar. Bu da bizi çok mutlu eden bir gelişme ve istek. Biz de olimpiyat ve dünya şampiyonluğu için sporcularımızı milli takıma hazırlayıp göndermek istiyoruz. Mete Gazoz’un, sporcu ve antrenörler için büyük bir örnek olduğu kanaatindeyim.”

“Okçuluk sporunun sporculara birçok avantajı oluyor”

Esen, geçmişte bu spora olan ilginin azlığına rağmen kulüp olarak bugüne kadar ulusal müsabakalarda Türkiye şampiyonluğu, ikincilik ve üçüncülük elde eden sporcular ile milli takıma seçilerek yurt dışında ülkeyi temsil eden sporcular yetiştirdiklerini kaydetti.

Okçuluk sporunun her spor dalında olduğu gibi çocuklar ve gençler üzerinde fiziksel ve ruhsal yönden olumlu etkileri olduğunu vurgulayan Esen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Okçuluk sporunun sporculara birçok avantajı oluyor. Öncelikle sosyokültürel açıdan il dışı yarışmalara gittiğimizde farklı illerden, kültürlerden kendi yaş gruplarındaki sporcularla yarışıp kaynaşıyorlar. Öz güvenlerini kazanmaları açısından çok faydalı oluyor. Fiziki açıdan odaklanamama ya da hiperaktivite bozukluğu sorunu yaşayan sporcularımız için de hedef odaklı ve konsantrasyonu yüksek olan bir spor dalı. Sporcular üzerinde gayet olumlu etkileri var.”

Esen, Ahmet Aytar Spor Salonu’nun tamamlanmasıyla sporcularına modern bir yerde eğitim alma imkanı sunan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne teşekkür etti.

Damla Çakmak: “Bu sporu bana daha çok sevdiren Mete Gazoz oldu”

Sporculardan 14 yaşındaki Damla Çakmak da, 1,5 yıldır eğitimi aldığı okçuluk sporunu severek yaptığını, en kısa sürede milli sporcu olup ülkesini yurt dışında temsil etmeyi çok istediğini aktardı.

Bunun için okçuluk eğitimini büyük bir heyecanla sürdürdüğünü aktaran Çakmak, “Bu sporu bana daha çok sevdiren Mete Gazoz oldu. Mete Gazoz, olimpiyat ve dünya şampiyonluğu kazandıktan sonra onunla gurur duyduk, bu gururu ben de ülkeme yaşatmak istiyorum.” dedi.

Mehmet Ak (16) ise televizyonda Mete Gazoz’un ülkeye yaşattığı gururu gördükten sonra okçuluğa ilgi duyduğunu aktararak, okçuluk sporunda iyi yerlere gelmeyi amaçladığını dile getirdi.

Fatma Zehra Yılmaz (8) da, Mete Gazoz’un olimpiyat şampiyonluğunu görmesinin ardından okçuluğa başladığını ve onun gibi olimpiyat şampiyonu olmak istediğini kaydetti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/elazigda-genc-okcular-mete-gazozun-izinden-gidiyor/feed/ 0
Akdeniz Üniversitesi’nde 60+Tazelenme Üniversitesi mezunları için yüksek lisans programı başlatıldı https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesinde-60tazelenme-universitesi-mezunlari-icin-yuksek-lisans-programi-baslatildi/ https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesinde-60tazelenme-universitesi-mezunlari-icin-yuksek-lisans-programi-baslatildi/#respond Fri, 12 Jan 2024 07:12:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2440

AKDENİZ Üniversitesi’nden Prof. Dr. İsmail Tufan önderliğinde geliştirilen bir sosyal sorumluluk projesi olan 60+Tazelenme Üniversitesi’nde lisans mezunu olan 60 yaş üzeri 120 kişi, üniversiteden ayrılmak istemeyince yüksek lisans programı açıldı.

Akdeniz Üniversitesi’nde lisans düzeyinde ilk mezunlarını 2022-2023 eğitim-öğretim döneminde veren 60 yaş üzeri öğrencilerin kayıt yaptırabildiği 60+Tazelenme Üniversitesi’nin mezunları için bu yıl yüksek lisans eğitimi başlatıldı. Yaşlılıkta bilgi, beceri ve yeteneklerin korunmasını, yenilerinin kazanılmasını sağlayarak, kaliteli ve başarılı yaşlanmanın temelini atmayı hedefleyen Tazelenme Üniversitesi’nde, yüksek lisans düzeyinde 65 yaşından 90 yaşına toplam 120 öğrenci eğitim alıyor. AÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Tufan, 2016-2017 yılında 60+ Tazelenme Üniversitesi’nin, AÜ bünyesinde gerontolojik temel araştırmalar alanında yürütülen çalışmalar neticesinde sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçirildiğini söyledi.

ANTALYA’DA BAŞLADI, BİRÇOK ŞEHRE YAYILDI

1970’li yıllardan beri dünyada üçüncü yaş üniversitelerinin özellikle Fransa’da başlayan akımla Avrupa’nın birçok ülkesine yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Tufan, “Fakat ismi bize ait 60+ Tazelenme Üniversitesi’ni ihtiyaçtan ortaya çıkan bir sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçirdik. Bunun nedenleri, öncelikle emeklilikle mesleki hayatın sona ermesinden sonra insanlarımızın birtakım koşullar ve hobilere yöneldiklerini biliyoruz. Ama bu yönelişin onları duygusal ve zihinsel anlamda çok da tatmin etmediğini gördük. Onlara 4 yıllık, Fransa’daki uygulama biçimlerinden farklı, kendi kültürümüze uygun bir model geliştirerek, değişik alanlarda sağlıklarını korumaya ve yeni bilgileri öğrenmelerine yönelik müfredat geliştirdik. Tıp, ziraat, hukuk, ekonomi branşlarından gönüllü öğretim üyelerimizle bir ekip oluşturduk. Eğitim veren gönüllüler, eğitim alan gönüllüler, bu şekilde başlattık. 2016’da şehrimizdeki yaşlılarımız büyük teveccüh gösterdi. Bugün Muğla, Burdur, Eskişehir, Muş, Malatya, Sivas, Girne gibi birçok şehirdeki üniversitede de kuruldu” dedi.

‘HOCAM BİZİ SINIFTA BIRAKIN’ DEDİLER

Pandemi sonrası ilk mezunlarını verdiklerini anlatan Prof. Dr. Tufan, “Ancak mezuniyet dönemi geldiğinde öğrencilerimiz, ‘Hocam bizi sınıfta bırakın’ dediler. ‘Neden’ diye sorduk. ‘Bu üniversiteden mezun olmak istemiyoruz’ dediler. Bunun üzerine biz de ‘O zaman sizinle yolculuğumuz devam edecek, bir yüksek lisans programı yapıyoruz, yüksek lisans programını bitirdikten sonra da sizleri doktora programına alacağız’ diyerek başlattık. Yüksek lisans programını bir taraftan sahada uygulama diğer taraftan uygulamada elde edilen bilgilerle belirli konularda yüksek lisans bitirme tezi hazırlamalarıyla ilgili ödevler verdik. Şu an gruplara ayrıldılar, yaklaşık 120 öğrencimiz yüksek lisansta 10’arlı gruplara ayrıldı. Kimi çevre gerontolojisi, kimi sağlık, kimi kuşaklar arası ilişkiler, kimi teknoloji, kimi de tarımla ilgili alanlarda yüksek lisans tez çalışmalarını yapıyor. Bölümümüzdeki normal yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizi de onlarla ilişkilendirdik. Bilimsel açıdan tez yazımında onlara danışmanlık veriyorlar. Böylece karşılıklı öğrenme sürecini hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Burada öğrenen sadece 60 yaş üstü öğrencilerimiz değil, gerontoloji bölümü öğrencilerimiz de öğreniyor” diye konuştu.

‘TV KARŞISINDA ÖLMEYİ BEKLERKEN İLK ÖĞRENCİLERDEN OLDUM’

Yüksek lisans kapsamında 85 yaşındaki Hamdi Oktay Tutçuoğlu ve 76 yaşındaki Ahmet Akcan isimli 2 öğrenci sera kurdu ve bakla, tere, marul, soğan, roka, maydanoz, sarımsak gibi ürünler yetiştiriyor. 1987’de emekli olan Hamdi Oktay Tutçuoğlu, “2016’nın sonbahar aylarında televizyon karşısında evde ölmeyi beklerken kurulduğunu öğrendiğim Tazelenme Üniversitesi’nin ilk öğrencilerindenim. Mezun olmaya 4 hafta kalmıştı, pandemi nedeniyle 2022’de mezun olduk. Şimdi ise yüksek lisans açıldı ve sera kurduk. Diğer derslerin yanı sıra bu alanda çalışma yapıyoruz. Burası, ‘işi bitti’ denilenlerin işe yaradığının ölçüm yeri” diye konuştu.

2016’da gazetede 60+ Tazelenme Üniversitesi’nin kurulduğunu duyunca kayıt yaptırdığını belirten Ahmet Akcan, ilk dönemde örgü, yemek yapma gibi şeyler öğretildiğini, bazı hastalıklara karşı bunların ilaç kadar etkili olduğunun anlatıldığını söyledi. Üniversitede sosyolojiden psikolojiye, ortopediden dahiliyeye birçok alanda ders gördüklerini söyleyen Akcan, “Arkeoloji, uzay bilimleri dersleri dahi gördük, çok şey oldu” dedi.

‘BU ÜNİVERSİTE BİZE ÇOK ŞEY KAZANDIRDI’

Yüksek lisans ile Tazelenme Üniversitesi’nde her alanda dersler gördüklerinden bahseden 70 yaşındaki Naci Kalender, yaşlılıkla ilgili Alzheimer, parkinson, kemik erimesi gibi hastalıklar ve bunlara karşı korunmakla ilgili eğitimler aldıklarını kaydetti. Yüksek lisansta ise akademik, bilimsel çalışmalar nasıl yapılır, veri toplama, istatistik ve tez hazırlama gibi eğitimler aldıklarını söyleyen Kalender, “Asıl amaç; bizim evden çıkmamız, sosyalleşiyor olmamız, temel amaç bizi topluma tekrar kazandırmak” diye konuştu.

70 yaşında Tazelenme Üniversitesi’nin üçüncü üniversitesi olduğunu belirten kimya mühendisi ve fen bilimleri öğretmenliği de yapan Emel Özgür, 1995 yılında Orman Bakanlığı’ndan emekli olduğunu belirterek, “Hep elimde defter kitap geziyorum. Bana ‘Ya sen hala okumaktan bıkmadın mı, yorulmadın mı’ diyorlar. Bu üniversite bize çok şey kazandırdı” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesinde-60tazelenme-universitesi-mezunlari-icin-yuksek-lisans-programi-baslatildi/feed/ 0
Muş’ta Atletizm Antrenörü Emine Akbingöl, Köyündeki Kız Çocuklarını Yarışmalara Hazırlıyor https://www.haber28.com.tr/musta-atletizm-antrenoru-emine-akbingol-koyundeki-kiz-cocuklarini-yarismalara-hazirliyor/ https://www.haber28.com.tr/musta-atletizm-antrenoru-emine-akbingol-koyundeki-kiz-cocuklarini-yarismalara-hazirliyor/#respond Thu, 11 Jan 2024 22:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2403 Muş’ta atletizm branşında kariyerine 10 yılda yaklaşık 120 madalya sığdıran antrenör Emine Akbingöl, şimdi kendi köyündeki 10 kız çocuğunu yarışmalara hazırlıyor.

Varto ilçesine bağlı 1900 rakımlı Haksever köyünde yaşayan 13 nüfuslu ailenin kız çocuğu olan 23 yaşındaki Akbingöl, 2012’de başladığı atletizm branşında uluslararası birçok başarıya imza attı.

Portekiz’de 3 Şubat 2019 düzenlenen Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda, kadınlar 20 yaş altı kategorisindeki yarışta rakibinin arkadan ayağına basması sonucu ayakkabısı çıkan ve yalın ayakla koşarak birinci olan Akbingöl, Balkan ve Avrupa’daki yarışları birçok kez kazanarak Türk bayrağını dalgalandırdı.

10 yıllık atletizm hayatında 25 kez milli takıma seçilen ve 120 madalya kazanan Akbingöl, geçen yıl Varto Gençlik ve Spor Müdürlüğünde sözleşmeli antrenör olarak göreve başladı.

Tek hayali olan antrenörlüğü yapmanın mutluluğunu yaşayan Akbingöl, Varto’da okula giden kendi köyündeki 10 kız çocuğunu atletizm branşıyla tanıştırdı.

Akbingöl, düzenlenecek müsabakalara hazırladığı kız sporculara başarılı olmaları için her gün ilçe stadyumda antrenman yaptırıyor.

Orta ve uzun mesafe koşucusu olan Akbingöl, AA muhabirine, 2015 yılında milli takıma girdiğini ve Fenerbahçe Kulübüne transfer olduğunu anlattı.

Fenerbahçe’de 7 yıl boyunca forma giydiğini anlatan Akbingöl, “Varto ilçesinde atletizm antrenörlüğü yapıyorum. Köyümdeki kız çocuklarını yetiştiriyorum. Haftanın 7 günü antrenman yaptırıyorum. İnşallah onlar da benim gibi başarılı yerlere gelecek. 10 yıl yaptığım atletizm sporunda 120 madalya kazandım. Türkiye’de ve ulusal yarışmalarda iyi derecelerim var. Kariyerime birçok madalya sığdırdığım için çok mutlu ve gururluyum.” diye konuştu.

“Onları kendim gibi başarılı sporcular yapacağıma söz verdim”

Birçok ülkede Türkiye’yi ve Muş’u çok iyi temsil ettiğini belirten Akbingöl, şunları kaydetti:

“Geçen yıl Varto Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğünde atletizm antrenörü olarak işe başladım. Sporcularım var. Kendim gibi yetenekli güzel sporcular yetiştirmek istiyorum. Yaklaşık 4 aydır kızlara antrenman yaptırıyorum, yarışmalara hazırlıyorum. Onlar da eminim benim gibi çok güzel yerlere gelecek ve benden daha başarılı olacaklar. Kızların hepsi birbirinden yetenekli. Kızların hepsinin velileriyle tek tek görüştüm. Büyüdüğüm köyde yaşıyorlar. Hiç konuşmama gerek kalmadan kızlarını bana emanet ettiler. Ben de kızları kendim gibi çok güzel yerlere getireceğime ve benden daha başarılı olacaklarına dair söz verdim. Bu yönde çalışmalarımızı devam ettiriyoruz”

Akbingöl, spora 12 yaşında başladığını hatırlatarak, “Tek hayalim antrenör olup köyümdeki kızları atletizmle tanıştırmaktı. Hayalimi gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. 10 yıla birçok madalya sığdırdım. Bölgesel yarışmalarla başladım, bütün bölgesel yarışmaları kazandım. Türkiye şampiyonalarının birçoğunu kazandım. 2-3 kez Balkan ve Avrupa şampiyonu oldum.” dedi.

Sporculardan Ecrin Bingöl de Haksever köyünde yaşadığını belirterek, “Emine hoca bizi köyden buralara kadar getirdi. Biz de Emine hoca gibi iyi bir yere gelmek istiyoruz. Bunun için her gün antrenmanlarımızı yapıyoruz.” diye konuştu.

Şevin Bingöltekin ise “Köyden buraya geldim. Arkadaşlarımla stadyumda antrenman yapıyoruz. Antrenman yaptığımız için çok mutluyuz. Biz de Emine hoca gibi atletizm yarışmalarına katılmak ve madalya kazanmak istiyoruz. Emine hocamıza teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/musta-atletizm-antrenoru-emine-akbingol-koyundeki-kiz-cocuklarini-yarismalara-hazirliyor/feed/ 0
Çocuk Hakları Sözleşmesi İçin Yeniden Düzenleme İhtiyacı https://www.haber28.com.tr/cocuk-haklari-sozlesmesi-icin-yeniden-duzenleme-ihtiyaci/ https://www.haber28.com.tr/cocuk-haklari-sozlesmesi-icin-yeniden-duzenleme-ihtiyaci/#respond Mon, 08 Jan 2024 06:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2112 İsrail’in Filistin’i işgali ile devam eden süreçte çocukların korumasız kalarak hedef haline geldiğini hatırlatan Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tekrar düzenlenmeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Seven, “Bu düzenleme her türlü siyasetin üstünde adil bir biçimde dünya üzerindeki bütün çocukları kapsayacak şekilde olmalıdır” dedi.

Birleşmiş Milletler, 18 yaş altı her bireyi çocuk olarak tanımlar. Hukukta ise çocuk kavramı, özel korunmaya alınan kendisine özel haklar ve ayrıcalıklar tanınan yetişkin olmayan insan olarak tanımlanır. Yani çocuk hukuku, çocukların hayatlarının en kırılgan oldukları dönemde onlara hak ettikleri gibi yaşamalarını sağlamayı hedefler. Bu çerçevede çocuk hakları, kanunen ve ahlaken, dil, din, ırk, mezhep gibi hiçbir ayrımcılık gözetilmeden dünya üzerindeki bütün çocukların doğuştan; yaşama, eğitim, sağlık, barınma, fiziksel, psikolojik ve cinsel sömürüye karşı korunmasını hedefleyen evrensel bir kavramdır.

Çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının korunmasını sağlamak için ortaya çıkan Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ilgili İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, özellikle savaş bölgesindeki çocuklar için mevcut sözleşmenin koruyucu olmadığını ve dünya üzerindeki bütün çocukların haklarını korumak adına tekrar gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“Savaşlarda çocukların korumasız kalarak hedef haline geldiği açık bir şekilde ortadadır”

Sözleşme ile dünya üzerindeki bütün çocukların her türlü ihmal, istismar ve kötü muamelelere karşı korunmasının hedeflendiğini Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, “Bu amaçla ülkelerin sorumluluklarını belirleyerek bütün dünyayı kapsayacak standartlar belirlenmiştir” dedi. Şu anda ise savaş bölgesindeki çocuk sayılarına bakıldığında ciddi ve acil bir durum ile karşı karşıya kalındığına dikkat çeken Zeynep Deniz Seven, “Günümüz 21. yüzyıl dünyasında savaşların durumuna baktığımız zaman, modern dönemde gerçekleşen bu savaşların şekli değişerek “belli coğrafyalarda” ve “vekalet savaşları” şeklinde olduğu görülmektedir. Bu durum savaşta belli bir cephe olmamasını ve milyonlarca sivilin çatışmalarının ortasında kalarak hedef alınmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla sivillerle birlikte çocuklar da en ağır şekilde yaşanan çatışma ortamında kalmaktadır. Save the Childiren 2021 raporuna göre tüm çatışma bölgelerinde 450 milyon çocuk yaşamaktadır. Bunların 230 milyonu ise en ölümcül çatışma alanlarında kalmaktadır. Avrupa’da yaşayan tahmini çocuk sayısının 120 ile 150 milyon olduğunu düşünecek olursak durumun ciddiyeti hakkında daha net fikir sahibi olabiliriz. İsrail’in Filistin’i işgali ile devam eden süreçte 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren sadece 85 günde 10 binin üzerinde çocuk ölümü, bir o kadarının sakat ve yetim kalması ve 1 milyona yakınının ise temel barınma, beslenme haklarının ellerinden alınmasına, şiddet ve istismara uğramasına sebep olmuştur. Sayısal verilere bakıldığında, savaşlarda çocukların korumasız kalarak hedef haline geldiği açık bir şekilde ortadadır. Bu durum Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin uygulanabilirliğini bir kez daha tartışmaya açmıştır. Ne yazık ki BM tarafından azınlıkta kalan bazı ülkelere veto etme hakkı tanınması sonucu sözleşmenin dünya üzerinde en çok üye ülke tarafından onaylanmış olmasına rağmen uygulanamaması sonucunu ortaya çıkarmıştır” dedi.

Seven sözleşmenin daha önce de düzenlendiğini hatırlatarak, “Çocuk hakları ihlalleri daha önce dünya üzerinde 3 kez düzenleme ihtiyacı doğurmuştu. Bugün yukarıda bahsedilen sebeplerden dolayı acilen 4. bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu düzenleme her türlü siyasetin üstünde adil bir biçimde dünya üzerindeki bütün çocukları kapsayacak şekilde olmalıdır. Bu düzenleme hepimiz adına geleceğimizin teminatı olacaktır. Zira bu günkü şartlarda insanların geleceğe karşı umutsuz bakışı artarak devam emektedir” şeklinde konuştu.

Bütün dünya ülkelerinin ortak sorunudur

Seven sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Daha sürdürülebilir bir dünya ancak bugünün çocuklarının öncelikli olarak yaşama ve gelişme haklarının en iyi şekilde korunması için daha gerçekçi çözüme gidilmesi ile gerçekleşebilir. Geleceğimiz olan çocuklarımızın korunması için acil çözüm yollarına gidilmesi bütün dünya ülkelerinin ortak sorunudur ve bu sorumluluk ancak daha kapsayıcı ve eşitlikçi çözüm ile gerçekleşecektir.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/cocuk-haklari-sozlesmesi-icin-yeniden-duzenleme-ihtiyaci/feed/ 0
Mersin Büyükşehir Belediyesi, yaş almış vatandaşları ‘2024’e Merhaba Partisi’nde buluşturdu https://www.haber28.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-yas-almis-vatandaslari-2024e-merhaba-partisinde-bulusturdu/ https://www.haber28.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-yas-almis-vatandaslari-2024e-merhaba-partisinde-bulusturdu/#respond Sat, 06 Jan 2024 08:00:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2007 Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Yaşlı Destek Birimi ekipleri, yaş almış vatandaşları evlerinden alarak ‘2024’e Merhaba Partisi’nde buluşturdu. Etkinlikte yaş almış vatandaşlara yeni yıl hediyeleri de verildi.

Mersin’de 65 yaş üzeri vatandaşlar için hizmetlerini sürdüren Mersin Büyükşehir Belediyesi, sosyal etkinliklerden sağlık hizmetlerine, ulaşımdan barınma ve gıdaya kadar pek çok alanda yaş almış vatandaşlar için çalışmalarına devam ediyor. Çalışmalar bünyesinde yalnız yaşayan vatandaşlara yönelik ‘2024’e Merhaba Partisi’ düzenlendi.

“Biz de mutluyuz onlar da mutlu”

Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Yaşlı Destek Biriminden Nilhan Tanır, “65 yaş üstü ve evde tek yaşayan vatandaşlarımız için parti düzenlendik. ‘2024’e Merhaba’ partisi ile evde yalnız yaşayan, dışarı çıkamayan vatandaşların sosyalleşmeleri ve onları mutlu etmek için onlara bir gün hazırladık. Yemek, pasta ve eğlence var” dedi. Evde yalnız yaşayan vatandaşlarla her gün iletişim kurduklarından da söz eden Tanır, “İyiler mi, değiller mi, ihtiyaçları var mı, yok mu, hastalar mı diye günlük rutin olarak sohbet ediyoruz. Onlara her gün manevi evlat oluyoruz” diye konuştu.

Etkinliklerin öncesinde vatandaşları arayarak bilgi verdiklerinden kaydeden Tanır, “Vatandaşlarımızı evden alıp etkinlik alanına getiriyoruz. Dönüşte de evlerine geri bırakıyoruz. Vatandaşlar daha sık ve daha fazla etkinlik yapmamızı, onlarla daha çok zaman geçirmemizi istiyorlar. Ayrıca onlar birbirleri ile de zaman geçirmek istiyor. Artık bizim manevi ailemiz gibi oldular. Her gün onlarla görüşüyoruz, sohbet ediyoruz. Yaşamlarını artık az çok biz de biliyoruz, onlar da bizsiz yapamıyorlar” ifadelerine yer verdi.

“Vatandaşlarımızın hem ailesi, hem komşusu, hem de arkadaşıyız”

Vatandaşların da verilen hizmetler dolayısıyla Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e teşekkürlerini ilettiğini aktaran Tanır, “Onları kesinlikle yalnız bırakmamalıyız. Her birinin çocuğu uzakta olabiliyor, komşusu olmayabiliyor. Biz o eksikliği gidererek, onlara arkadaşlık ediyoruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak, 65 yaş ve üzeri yalnız yaşayan ve yaş almış vatandaşlarımızın hem ailesi, hem komşusu, hem de arkadaşıyız. Biz de mutluyuz onlar da mutlu” dedi.

“Bizi gençleştiriyorsunuz”

Partiden çok keyif aldığını söyleyen Latife Seyrek, “Arkadaşlarımla birlikte geldik. Her etkinliğe de geliyoruz. Çok tatlı, ilgili ve alakadarlar. Bizim gibi yaşlılarla ilgileniyorlar ya onu çok seviyorum” dedi. Tek başına yola çıkamadığını ancak Mersin Büyükşehir Belediyesinin kendisini evinden alıp evine kadar bıraktıklarını kaydeden Seyrek, “Mezitli’den burayı bilemediğim için sık sık gelemiyorum. İsterim ki sık sık buraya geleyim. Mezitli’de de emekli evi açılacak yakın zamanda. Benim evime de yakın. Çok mutlu oldum, umarım orada oyunlar oynama şansımız olur. Bir de müzik söyleyelim, çay içelim, bundan daha güzel bir şey olamaz. Belediyemiz harika, daha ne olsun, bizi gençleştiriyorsunuz” şeklinde konuştu.

“Vahap Seçer geldi geleli bu hizmetleri görüyoruz”

Yaşlı Destek Biriminde çalışanların kendisinin evladı gibi olduğunu söyleyen Hüseyin Güler ise “Bizi gelip evimizden alıyorlar, getiriyorlar, yediriyorlar, içiriyorlar. Ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Çok iyi hizmetler veriyorlar. Ben 77 yaşındayım, böyle bir şey görmedim. Vahap Seçer geldi geleli bu hizmetleri görüyoruz ve kendisinden çok memnunuz” diye konuştu. Katılmak isteyen diğer vatandaşlara da seslenen Güler, “İnsanların arasında hem kaynaşıyoruz hem tanışıyoruz hem anlaşıyoruz. Yani bu büyük bir yardımlaşma, devamlı tercih ederim. Evin önünde emekli evi var, oraya da gidiyoruz. Çok güzel bir hizmet, çayımızı içiyoruz, kahvemizi içiyoruz, konu komşuyla tanışıyoruz. Başkanımızdan çok çok memnunuz” ifadelerini kullandı. – MERSİN

]]>
https://www.haber28.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-yas-almis-vatandaslari-2024e-merhaba-partisinde-bulusturdu/feed/ 0
Depremde 72 kişinin hayatını kaybettiği İsias Oteli’ne ilişkin davanın görülmesine bugün devam edilecek https://www.haber28.com.tr/depremde-72-kisinin-hayatini-kaybettigi-isias-oteline-iliskin-davanin-gorulmesine-bugun-devam-edilecek/ https://www.haber28.com.tr/depremde-72-kisinin-hayatini-kaybettigi-isias-oteline-iliskin-davanin-gorulmesine-bugun-devam-edilecek/#respond Thu, 04 Jan 2024 23:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1897 Adıyaman’da, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerde yıkılan, 72 kişinin hayatını kaybettiği İsias Oteli’ne ilişkin 5’i tutuklu 11 sanığın yargılanmasına devam edildi.

3. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin zemin katındaki çok amaçlı konferans salonunda evvelsi gün görülmeye başlanan davanın, dün de devam eden duruşmasına sanıklar, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi ile bağlandı.

Duruşmada dinlenen müştekilerden KKTC’de beden eğitim öğretmeni olan ve depremde 2 çocuğunu kaybeden Osman Akın, voleybol finallerine gelmeyi planladıklarını ve otel araştırmasında “İsias Oteli’nin temiz, nezih ve özellikle de güvenli olduğunu” öğrendikleri için bu otele kayıt yaptırdıklarını belirtti.

Akın, şunları söyledi:

“Çocuklarımızı odalarına yerleştirdik. İsias’ta 39 kişiydik, ben 16 kişiyle Kahramanmaraş’taki başka otele yerleştim. 5 Şubat sabahı Kahramanmaraş’a hareket ettik, yerleşimler tamamlandı, çocukların maçı başlayacaktı. Ben Kahramanmaraş’a canımı kurtarmaya mı gittim yoksa başka bir şeye mi gittim bilmiyorum. Eğer aynı otelde kalsaydım burada olmayacaktım. Kahramanmaraş’ta öğretmenevinde kaldım. Büyük bir deprem ama yıkılmadı. İnsan hayatına önem verilen bir binada kaldım. Kimsenin burnu bile kanamadan çıktık. Adıyaman yıkıldı, benim dünyam yıkıldı. Kaos bir ortam vardı, çocukları güvenli bölgeye getirmek için 1 kilometre yürüdük. Sonra Adıyaman’a hareket ettim. Depremden sonra salı günü gelebildim. Gördüğüm manzara sadece bir kum yığınıydı. Otelden 72 can gitmiş. ‘Öldü’ lafını kullanamıyorum, duymak da istemiyorum. 11-14 yaş arasındaki çocuklarımız kum yığınının içine gömüldüler ve hep bir umut çocuklarımıza ulaşmak için çabaladık. Umutlar tükendiğinde bütün halde ulaşmak istedik. Düşünün bunun için dua ediyorsunuz. Beton sağlam bir malzemedir değil mi? Aileler çocuklarına ulaşmak için elleriyle beton kazdılar. Biz adalete güveniyoruz, onun için buradayız, sizlerin en iyi kararı vereceğine inanıyoruz. Dün duruşmada bahsedildi, maddi gerçek yarım kalan hayatlardır. Biz acımızı yaşamadan adalet diye haykırmaya başladık. Türk yargısına güveniyoruz. Bizim can parçalarımızı ahlaksızca alan zihniyet en yüksek cezayı alana kadar buradayız.”

“İsias bir kum yığınıydı”

Osman Akın’ın eşi Ayşe Akın, eşini ve 2 oğlunu mutlu bir şekilde Adıyaman’a gönderdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Hiç böyle bir şeyle karşılaşacağımızı düşünmedim. Kıbrıs’ta da depremi hissettik sadece. Evlatlarımızın bunları yaşayacağı aklımızın ucundan dahi geçmedi. Televizyonu açtığımızda Adıyaman’dan hiç bahsedilmiyordu. Maalesef haber alınmamasının sebebi bu felaketmiş. Ben de 1999 Depremi’ni İstanbul’da yaşamış bir öğretmenim, depremlerde nelerle karşılaşabileceğimi seminerlerde gördüm, çocuklarıma anlattım. Depremle ilgili sayfalara fotoğrafların bulunduğu projeler yaptılar. O fotoğrafların hiçbiri İsias’a benzemiyordu. İsias bir kum yığınıydı. Otele vardığımda aynı görüntüyle karşılaşacağımı umut ediyordum ama ne zamanki otobüsten indik gerçekle karşı karşıyaydık. Ben inancı güçlü bir anneyim, öyle bir görüntü karşısında dilim dönmedi dua edemedim. Kovalar bulduk ve aileler çatıların üzerine dizildik, tek tek taşları kovalara atıp aşağıya indirdik evlatlarımıza ulaşabilmek için. Elimdeki taş kum yığına dönüyordu, hiçbiri de ağır değildi. Adalete güvenimiz sonsuzdur. Biz aileler olarak yaşadıklarımızın sadece çok küçük bir kısmını anlatabiliyoruz.”

Çocuklarından birinin çantasını gördüğünü, saatlerce enkazın başında evladının bedenine zarar gelmesin diye uğraştığını anlatan Akın, “Çocuklarımız yataklarından kalkamamış canlarla karşılaştık. Birinci depremde 10 saniye içinde kum yığına dönmüş İsias’tan bahsediyorum. Anlatmak çok zor ama biz bunları yaşadık. Ben hiç evlatlarımdan ayrılmazdım ama uçakta onlar aşağıda Türk bayrağına sarılı ben üstte döndüm.” ifadesini kullandı.

Çocuğunu kaybeden Sefer Aydoğdu da sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

Hayatını kaybeden sporcu İmran Aydoğdu’nun kardeşi İrem Aydoğdu ise “Kardeşim kum yığınında boğulmuştu, biz artık yaşamıyoruz. Bu çocuklar Kıbrıs’ın aydınlık yüzleri, ülkelerinin gururuydu. Sadece biz değil, tüm Kıbrıs etkilendi.” dedi.

Tüm sorumlulardan şikayetçi olduklarını belirten Aydoğdu’nun “Ölenlerin kim olduklarını, isimlerini biliyor mu?” sorusu üzerine, yıkılan otelin sahibi tutuklu sanık Ahmet Bozkurt, “Aynı acıyı ben de yaşıyorum, yakınların sorularına cevap vermek istemiyorum.” diye cevap verdi.

Müştekilerden bazıları, duruşmada gözyaşlarını tutamadı.

Öğleden sonraki kısım

Duruşmanın öğleden sonraki kısmında da müştekilerin beyanları alındı.

Yaşamını yitiren Hasan Bilge’nin babası Mehmet Akif Bilge, “Çocuklarımızın ağzı, burnu, kulakları kum dolmuştu, hiçbir yaşam üçgeni yoktu, zaten savcılık raporunda da var, havasızlıktan ölmüşler. Yüce adalete güveniyoruz, bir son verilmesi lazım, tüm ilgililerden şikayetçiyiz.” sözlerini sarf etti.

Hayatını kaybeden Aykut Bulut’un babası Mehmet Bulut, “Bu bir kader değil bir cinayettir.” ifadesini kullandı.

Bulut, “Kıbrıs arama kurtarma ekibi geldi, kaldırdığımız her taş kum gibi avcumuzda dağıldı. Bütün umudumuzu kaybettik, biz de o çocuklarımız gibi o enkazda kaldık. Ahmet Bozkurt enkazın başına geldi, derdi altındaki kişiler değil, kasasıydı.” diye konuştu.

“İsias Otel bir suç aletidir”

Yaşamını yitiren Önder Cırık’ın kız kardeşi Özlem Arslan, sanıklardan ve tüm sorumlulardan şikayetçi olduğunu belirterek, şunları paylaştı:

“Bir insanın hayatı boyunca yaşayabileceği tüm duyguları yaşadık; korkuyu, umudu, açlığı, cehennemi yaşadık. Biz dün çok yalan dinledik, sanıklar doğruyu anlatmadı. Her yatak çıktığında korkuyorduk acaba kimin yakını çıkacak diye çünkü her yatak çıktığında biliyorduk bir cenaze çıkacağını. 72 cana mal olan bir suç aleti yapılmış. İsias Otel bir suç aletidir.”

Hayatını kaybeden Aras Aktuğralı’nın enkazdan yaralı çıkan babası Murat Aktuğralı, “Duruşmaya sanıkların yüzüne katil olduklarını söylemek için geldim ancak mümkün olmadı, umarım davanın devamında bu imkan yaratılır, sanıkların yüzüne bakarak soru sorabiliriz.” dedi.

Bazıları ilk kez kar heyecanı yaşamıştı

Çocukların spor aşkıyla dolu olduğunu, onların mutluluğuna ortak olmak için Adıyaman’a geldiklerini anlatan Aktuğralı, 5 Şubat Pazar günü kar yağdığını, çocukların bazılarının ilk kez kar heyecanı yaşadığını ve çok mutlu olduklarını dile getirdi.

Oğlunu en son akşam yemeği sırasında gördüğünü ve “baba” demesini hatırladığını aktaran Aktuğralı, deprem sırasında telefonunu alıp çocuklara gitmek istediğini, ancak afetin şiddetinden adım atacak durumda olmadığını vurguladı.

Olduğu yere çöktüğünü ve duvara dayanarak yalvardığını, büyük gürültüyle odanın üzerine yıkıldığını kaydeden Aktuğralı, şunları anlattı:

“Telefonun ışığını açtım, sadece toz, duman görüyordum. Hayatımın son anlarını geçirdiğimi düşündüm. 310 numaralı odada kalmıştım. Üzerimdeki yüklerden sürünerek kurtuldum ve eğilir pozisyonda oluşan boşlukta ne olduğunu anlamaya çalıştım. Birkaç adım attıktan sonra gökyüzünü gördüm. Ben 3. kattayken yapının en üzerindeydim, bina benim üzerimden kopmuştu. Enkazdan çıkan Recep’i (Recep Kılıç) gördüm önce toz içinde olduğu için tanıyamadım. Çok üşüyordu, enkazdan bir şeyler alıp üzerine verdim. Alttaki birini de yukarı çekerek çıkardık. Hiç durmadan çocuklarımıza seslendik. Aşağıdan gelen birinin yardımıyla inecek bir alan bulduk. Yıkıntının ne kadar kötü olduğunu hissediyorduk. Bastığımız yerde sağlam parça olmadığını gördüm, tuzla buzdu her şey darmadağındı, büyük parçalar yoktu. Çocuklardan hiç ses yoktu. Kıbrıs’tan gelen ekipten sadece 3 kişiydik. Sadece birkaç kişinin enkazda olduğunu duyuyorduk, sıkışmış vaziyette olduğunu gördük ama üzerindekileri kaldırma şansımız yoktu. Titriyorduk, inanılmaz soğuktu, kanımız donmuştu ve tek aklımızda olan çocukları kurtarabilmekti ama karanlıkta olduğumuza rağmen enkazın ne kadar kötü olduğunu gördük.”

Aktuğralı, 8 Şubat Çarşamba günü ilk cenazeye ulaşıldığını, 10 Şubat Cuma günü oğlunun cenazesinin bulunduğunu ifade ederek, “Teşhis için çadıra gittim, oğlum da uyur pozisyondaydı. Teşhis ettim, yıpranma vardı ama kanama yoktu, sıkıştığını anlıyorum. Bir tahribat yoktu, onun beyaz yüzünü gördüm. Gözleri maviydi, gözlerini görünce Aras’tır dedim. Biz her gün 6 Şubat’a uyanıyoruz, gözümüzü açtığımızda gözyaşı var. Benim umudumdu Aras, memleketin de umudu olabilecekti. Hepsi öyleydi çok akıllılardı.” dedi.

“Çocuklarımızın ayağına toz kondurmazken tonlarca toprağın altından çıkardık”

Otelin enkazının yakınına gelen herkesin buranın betonundan zeminine kadar hiçbir şeyin doğru yapılmadığını söylediğini belirten Aktuğralı, şöyle devam etti:

“Çocuklarımızın ayağına toz kondurmazken tonlarca toprağın altından çıkardık. 2 gün önce buraya geldiğimde binaların çoğunlukla yıkıldığını göreceğimi sandım ama ayakta kalan binalar gördüm. Bu kişiler işlerini biraz doğru yapsalardı çocuklarımız sağ kurtulabilirdi. Bilime uygun yapılan binaların ayakta olduğunu herkes gördü. Ben sanıkların buradakilerin yüzlerine bakmalarını istiyorum. Hepsi katil, her yerden çaldılar. Deprem öldürmedi bizi sanıklar öldürdü.”

Müştekilerden Mehmet Çetiner, 11 Şubat’ta çocuğunun cansız bedenine ulaştığını vurgulayarak, “Yalan konuşulmasın, bina kum yığınıydı. Bir insanın, bir anne babanın görmemesi gereken şeyi gördüm, cehennemi gördüm. Her gün aynı acıyı yaşıyoruz. Adalet yerini bulsun, bizim yaşadıklarımızı başkaları yaşamasın ders alınsın.” ifadesine yer verdi.

Anne Deniz Çetiner, tüm sorumlulardan şikayetçi olduğunu dile getirerek, “Benim çocuğum donarak ölmedi, raporda yazıyor karın baskısı ve iç kanamadan öldü, yatağında öldü. Keşke sanıkların başına yıkılsaydı.” diye konuştu.

Ölen Osman Çetintaş’ın babası Nebi Çetintaş, çocuğunun depremden çok korktuğunu, sanıkların ifadelerinin doğru olmadığını belirterek, “Soğuktan ölmedi, hepsi hikaye, çocuklarımızın hepsi kum yığının içindeydi.” ifadesini kullandı.

Nehir Çevik’in babası Yoksuli Çevik, inşaat ustası olduğunu anlatarak, “Otele geldiğimde resmen kum yığını gibiydi, sağlam değildi. Canımızdan can aldılar, çocuklarımızı tabuta koydular, üzerlerine kum koydular. Mezarlarını kendileri yaptı, oradan çıkarıp toprağa koyduk. Canlı çıkarma umudumuz kalmamıştı, sadece sağlam çıkarmaya çalıştık.” dedi.

Anne Safiye Çevik de 30 sene önce tutuklu sanık Ahmet Bozkurt’un un fabrikasında amcasını kaybettiğini hatırlatarak, “Bu sene de sanığın otelinde kızımı kaybettim. Çocuklarına güzel bir gelecek bırakmak için bizim yarınlarımızı aldı. Sorumlu olan insanlar katildir.” sözlerini dile getirdi.

Eşini ve 2 kızını kaybeden Ozan Dağlı, “sanıkların idam edilmesini istediğini” söyledi.

Tahsin Can Efe’nin babası Erkan Efe, tek evladını kaybettiğini, her gün mezarı ziyaret ettiklerini, eşiyle birlikte kendilerine de bir mezar yeri açtırdıklarını ve ölümü beklediklerini belirterek, “Kedimiz sürekli mezarlıkta” dedi. Efe, sanıkların cezalandırılmasını talep etti.

“Kızım lotus çiçeği dövmesiyle teşhis edildi”

Müzeyyen Gökçen’in babası İsmail Gökçen, 6 Şubat’ta kendilerinin de öldüğünü ifade ederek “Dün sanıklar arasında bir tiyatro oynandı; ‘benim haberim yok’; adam bir mimar, başka bir şey oluyor; aba altından sopa gösterir gibi ‘buranın tanınan ailesiyim’ diyor. Bizim hayatımızı mahvettiler, yarınlarımız gitti, ben her sabah işe giderken ‘niye çalışıyorum’ diyorum. Kızım lotus çiçeği dövmesiyle teşhis edildi, mezar taşına fotoğrafını ve lotus çiçeğini yaptırdık.” diye konuştu.

Anne Özlem Gökçen, kızına kavuşmak için her gün ölmeyi dilediğini belirterek, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

Oğlunu kaybeden Meriç İçme, “Enkazın üstünde binlerce kez oğluma bağırdık. Nasıl ‘sesler duyuyorduk, soğuktan öldü’ diyebiliyorlar. Çocuklarımızı nasıl soktular oraya, çocuk katillerisiniz.” ifadesini kullandı.

Bakanlar dinlendi

Bir saat ara verilen duruşmanın ardından KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ve Milli Eğitim Bakanlığı Genel Ortaöğretim Daire Müdürü Cengiz Topel Uzun tanık olarak dinlendi.

KKTC İçişleri Bakanı Oğuz, 6 Şubat’taki depremlerde alarma geçtiklerini, bölgeye arama kurtarma ekibi, doktorlar ve yardım malzemelerinin gönderildiğini anlattı.

Türkiye’de ve ABD’de arama kurtarma konusunda eğitim aldığını, salonda bir siyasetçi olarak değil bir sivil savunmacı olarak bulunduğunu aktaran Oğuz, “Binaya ulaştığımızda bina değil bir moloz, kum yığını vardı. Depremde arama kurtarmacılar hep umutlu olur, ilk 72 saat çok önemlidir ancak bu enkazda öyle bir durum yoktu. Yanındaki binalarda parçalı kırık vardı, yaşam alanı yapılacak yerler vardı ama otel binası kum yığınıydı. Dün mal sahibinin yaptığı ‘bütün Adıyaman yıkıldı da otel öyle yıkıldı’ sözü doğru değildir.” dedi.

Kolonların dayanıklılığıyla ilgili bir görüntü olmadığını vurgulayan Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son cenazemizi çıkarana kadar enkazın başından gitmedik. Yaşam boşluğu yoktu, bir kişi çıktı o da mucizeydi. Fotoğraflara bakıldığında durum anlaşılacaktır. Koordinatör Bakan Adil beye ulaştık, 2 günde 4 ekip çalışmaya başladık. Bütün iş makinalarının, kepçelerin başında ehil insanlar görevliydi. Çünkü inancımız ve ailelerin hassasiyeti gereğiyle vücut bütünlüğünü korumak istedik. Enkazın savunulacak hiçbir yönü yok, bina otel olarak yapılmamış, binanın hiçbir direnç dayanımı yoktu. Enkazda farklı demirler olduğunu gördük, demirleri tutacak beton kalitesi yoktu, demirler inceydi insan saçı gibi. O binada çalışılmaz da. Bu açıkça katliamdı ve suçtur. Çünkü insanlar güven duydukları için oraya gittiler. Sanıkların ‘olası kast’tan yargılanmalarını talep ediyoruz, yüce Türk adaletine güveniyoruz, gerçekler ortada, kimse saptıramaz. Sanıkların söylediklerinin hepsi yalan, dikili bir tane kolon göstersinler. Enkazın fotoğraflarını seçtik, binanın dayanıksız bir bina olduğunu biliyoruz.”

KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, depremin olduğu saatte uyanık olduğunu ve depremi hissettiğini aktararak, “Çocuklarımızı kültürel anlamda gelişmesi için Türkiye’ye gönderiyoruz, göndermeye de devam ediyoruz. Sosyal medyadan çocuklarla ilgili bir şey olup olmadığını takip etmeye çalıştım. Sabah Cumhurbaşkanımızla toplantı yaptık, Türkiye’ye gelip çocuklarımızı alıp geri dönmeye karar verdik. Biz yıkım olduğunu hiç düşünmedik, belki yaralı olan varsa da alıp geliriz dedik. Bir depremde en son yıkılacak olan yerlerin hastane, otel ve devletin binaları olduğunu düşünüyoruz. Saat 4 buçuk civarı Adıyaman’a geldik. Sivil savunmanın araçlarıyla 100 kişi geldik ve 300 kişiye çıktı bu sayı. Ailelerin çocukları alıp gittiğini düşünürken bir anda şok olduk. Bir bina yığınıyla karşılaştık.” ifadesini kullandı.

“Kolonların dağıldığını gördük inanamadık”

Çavuşoğlu, otel sahibinin enkazın başında olduğunu söylemesinin “tam bir yalan” olduğunu, tutuklu sanığın kardeşinin Kıbrıs’ta otelinin olduğunu ve birbirlerine çok benzediklerini, enkaz alanına gelseydi tanıyacağını vurguladı.

KKTC Milli Eğitim Bakanı Çavuşoğlu, şunları aktardı:

“Arama kurtarma için çok büyük bir çırpınışa girdik. O dönemdeki bakanla da irtibat kurduk araçlar gelmeye başladı. Gün aydınlanınca daha da vahim bir durumda olduğunu gördük. Gerek hayırseverler gerekse devletin desteği gerekse Kıbrıslı hayırseverlerin desteğiyle 7 ekskavatör getirdik. Bir tane de büyük bir ekskavatör getirdik. Kolonları kırmak için kırıcı kullanmadık, ekskavatör üstüne bastırmasıyla kolonların dağıldığını gördük inanamadık. Vinçle kaldırdığımız betonlar demirden ayrılıyordu. Bu nedenle doğal afet dememiz mümkün değil, insan hatası ve hırsı tavan yapmıştı. Enkazda yaşam boşluğu yoktu, diğer enkazları gördüğümüzde plakalar duruyordu ve aralarında can alanları da vardır mutlaka ama yaşam boşluğu vardı. Burada kimse yatağından kalkamamış veya yatağının yanına düşmüş. Ailelerden özür dileyerek söylüyorum resmen boğularak ölmüşler. Çocuklarda herhangi bir taştan ya da betondan dolayı kırıklık yoktu, kum yığını üstlerine dökülmüştü. Sanıkların suçlarını kabul edip en büyük cezayı almalarını istemeleri gerekiyor. Ailelerin yaralarının sarmayacaktır ama yüreklerine bir nebze su serpmiş olacaktır.”

“Kıbrıs’ta ağıl yapılırken daha kalın demir kullanılır”

Otel enkazındaki 72’nci cesedi çıkarmak binanın yan tarafından girdiklerini anlatan Çavuşoğlu, “Komutana yandaki perde duvar kepçeyle kırılmaz dedim ama komutan ‘bir deneyelim’ dedi. Kepçeyle dokundu inanınki mukavvaya girer gibi girdi. Duygusal konuşmuyorum, sadece gördüklerimi söylüyorum. Bir yalan daha söyleniyor, 3 gün ses duyduğunu söylüyor. Oraya ilk gelen ekibin lideriydim ve son ceset çıkana kadar ayrılmadım. Eğer otel sahibi gelmiş olsaydı kesinlikle görürdüm, otel müdürü geldi konuştuk; hatta sordum sahipleri nerede, ‘ortada yok kayıp’ dedi. Oradaki ailelere hiç destek olmadılar, cezaevine bağlanıp profesyonelce verdikleri ifadeler aileleri daha da yaralamıştır. Gerçekten orada insanlık kaybı vardı. O kadar yüksek binayı bu kadar malzemeden çalarak nasıl yaptılar? Kıbrıs’ta ağıl yaparken daha kalın demir kullanılır, eminim buradaki evleri de daha kalın demirlerle yapıyorlar ama otel sahibi bu ülkeye yazık etmiş. Bunlar can almışlardır ve katillerdir.” görüşünü paylaştı.

Tutuklu sanık Halil Bağcı’nın avukatı, bu aşamada tanıkların dinlenmesinin usule aykırı olduğunu savunarak itirazda bulundu.

Mahkeme başkanı, taraf avukatları arasında başlayan konuşmayı sonlandırdı ve duruşmaya devam edildi.

Milli Eğitim Bakanlığı Genel Ortaöğretim Daire Müdürü Cengiz Topel Uzun’un tanık olarak dinlendiği sırada sanık avukatlarının salondan ayrıldığı görüldü.

Mahkeme başkanı, duruşma düzeni sağlandıktan sonra tanık Uzun’un beyanda bulunduğu sırada sanık müdafilerinin tümünün salonu terk ettiklerini ve bir kısım müştekilerin sanık müdafilerine tepki gösterdiğinin görüldüğünü zapta geçirerek, duruşmaya 15 dakika ara verdi.

Aranın ardından devam eden duruşmada, eşini ve eşinin abisini kaybeden Zarife İsrafiloğlu, sanıkların iki çocuğunu yetim bıraktığını belirterek, cezalandırılmalarını istedi.

Çocuğunu kaybeden Enver Karakaya, 1974 yılından beri KKTC’nin ilk sporcu şehitlerinin çocukları olduğunu anımsatarak, sanıkların cezalandırılmasını talep etti.

Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Karakaya, “mezar” olarak inşa edilen yerde çocuklarını kaybettiklerini vurgulayarak, “Hepsi çok zeki, geleceği parlaktı. Öğretmenlerimiz çok başarılıydı, ailelerimiz çok çalışkandı. Kıbrıs’ta bir nesil yok oldu. Bozkurt ailesi bunun hesabını verecek. Biz çocuklarımızı deprem yüzünden kaybetmedik, 10 saniye içinde yıkılan bir bina. Çocuklarımız uyku pozisyonunda kumların altında nefes alamadan can verdi. 11 sanığın en ağır suçtan cezalandırılmasını istiyoruz.” ifadesini kullandı.

Aynı gün doğup aynı gün can verdiler

Karakaya, çocuğunun en yakın arkadaşıyla aynı odada kaldığını, aynı gün aynı hastanede doğduklarını, aynı gün can verdiklerini belirterek, “Bozkurt ailesi katil bina yarattınız bunun cezasını ödeyeceksiniz. Rahat uyumayın biz nefes alamıyoruz siz de nefes alamayacaksınız.” dedi.

Çocuğunu kaybeden Recep Kılıç, enkaza ilk gidenler arasında yer aldığını hatırlatarak, otel sahibinin bahsettiği üst kattaki pervoleyi kaldırmak için çok uğraştıklarını anlattı. Kılıç, talebi üzerine duruşmaya görüntülü olarak bağlanan Ahmet Bozkurt’un görüntüsünün yakınlaşmasının ardından pervole tenteyi nasıl yaptırdığını sordu.

Sanık Ahmet Bozkurt, tüm ailenin acısını yaşadığını ve cevabının bu kadar olduğunu dile getirdi.

Turist rehberi oğlunu kaybeden Mehpare Koç, uzun uğraşlar sonucu oğlunun cenazesine ulaştığını, bu davanın emsal olacağını kaydetti.

Eşini ve oğlunu kaybeden Şenay Atakan Konutlu, 8 Şubat’ta eşini tırnaklarından, 10 Şubat’ta da çocuğunu teşhis ettiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Biz enkazda çalışırken yanımıza gelenler, Bozkurt ailesinin arkasının güçlü olduğunu, bunlara bir şey olamayacağını söylediler. Ahmet Bozkurt’un ses tonunda bunu duydum. Arkadaşlarımızın çoğu ağladı, zannetmeyin ki güçsüzüz. Biz güçlüyüz, siz huzur bulmayacaksınız. Ceza alana kadar peşini bırakmayacağız. Bize anlattığınız hikayelere inanmıyoruz ki gerçek er yada geç ortaya çıkacaktır. Ben oğluma gelene kadar 50 kişiyi teşhis ettim. Kanımızı dondurdunuz. Biz çocuklarımızı gönderirken İsias’a güvendik, lütfen adalet yerini bulsun.”

Oğlunu kaybeden İhsan Nurluöz, sanıkların emsal bir kararla cezalandırılmalarını istedi.

Çocuğunu kaybeden Tayyip Özberman, enkaza ilk ulaşanlardan olduğunu anlatarak, “Elimde tuttuğum beton parçalarının ufalandığını gördüm. Yumruk büyüklüğünde betonların içinde dere taşı gördüm. Yıkılan kum yığını üzerindeki yıkılmayan tek şey Ahmet Bozkurt’un kaçak inşa ettiği kattı.” sözlerini sarf etti.

Oğlunu kaybeden Mehmet Tabarlı, 30 yıldır inşaat yaptığını belirterek, şunları paylaştı:

“Ahmert Bozkurt, ‘inşaat yapılırken en iyisini dostlarıma sordum’ diyor. Akrabayla dostla inşaat yapılır mı? ‘Tabana halı serdim, ofis yaptım’ diyor, yalan. Ben de ofis yaptım altına parke fayans yaptım. Çocuk mu kandırıyorlar, cahil yok burada. ‘Her şeyi güzel yaptım’ sözü de yalandır. Ustaların fark istediği de yalandır. Türkiye Cumhuriyeti’nde böyle bir şey yok. Kim uygun yaparsa ona verirsin. Demiri de betonu da gördüm. Buraya vardığımda otel tuz buz olmuş. Benim oğlumun üstüne kapı düşmüş. Kapının üzerinde kiriş yoktu. ‘Ben kaba inşaatı yaptım 8 sene durdu sonra ince işçiliğini yaptım’ gibi bir şey de olamaz. Bir elbise bile durduğu yerde eskir. Tüm sanıklardan şikayetçiyim.”

Oğlunu kaybeden Mehmet Topukçuoğlu, “Yaşadığımız acının tarifi yok. Bütün sanıkların en ağır şekilde ceza alması temennimizdir. Biz 11 aydır çocuklarımızdan ayrıyız, Ahmet beyi çocuklarının yanında görmek istemiyorum, mümkünse onların ayrı cezaevi alınmasını talep ediyoruz. Aileler olarak onların bir arada olması istemiyoruz. Biz nasıl koparıldıysak onların da koparılmasının doğru olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

Eşini ve kızını kaybeden Can Ahmet Yeniçeri, “Dışımız sağlam gibi görünse de içimiz çürüdü. Gördüğüm manzara karşısında hayal kırıklığına uğradım. Sanıklara uzaktan bakıyoruz, asrın davası olacak bir davanın bu şekilde hazırlanması çok üzücü. Otel olduğu iddia edilen mezardan eşimi ve kızımı çıkardık toprağa gömdük. Ceza olası kast’tan görülmeli. O bile yetersizdir. Emsal teşkil edecekse, bir devrim olacaksa bu şekilde olacak. Türkiye’de artık depremle ilgili özel cezalar konmalı. Soruşturmayı yapan da sanıklar da bilmeli hangi cezanın uygulanacağını.” diye konuştu.

Müşteki beyanlarının tamamlandığı duruşmanın görülmesine, bugün tanıkların dinlenmesiyle devam edilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/depremde-72-kisinin-hayatini-kaybettigi-isias-oteline-iliskin-davanin-gorulmesine-bugun-devam-edilecek/feed/ 0
Konya’da İnşaat Sektöründe Eleman Sıkıntısı Yaşanıyor https://www.haber28.com.tr/konyada-insaat-sektorunde-eleman-sikintisi-yasaniyor/ https://www.haber28.com.tr/konyada-insaat-sektorunde-eleman-sikintisi-yasaniyor/#respond Wed, 03 Jan 2024 08:24:21 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1781 Konya’da inşaatçılar, çalıştıracak usta ve işçi bulmakta zorlanıyor. İnşaatlarda çalışan en genç yaş grubunun 35’lere kadar yükseldiğini belirten inşaatçılar, gelecek dönemler için eleman yönünde çözüm arıyor.

Konya’da birçok sektörde işçi ihtiyacı bulunurken, inşaat sektörü de aynı sorunu yaşıyor. Kolay iş bulmanın mümkün olduğu ama pek tercih edilmeyen mesleklerin arasında ise inşaat işçiliği geliyor. Gençler inşaatta çalışmaya ağır iş olması nedeniyle yönelmezken, inşaatçılar da iyi ücretlere çalıştıracak usta bulamıyor.

“Çalıştığımız grup ortalama 30 ile 35 yaş arası”

İnşaatta çalışacak eleman sıkıntısı olduğuna dikkat çeken ustabaşı demirci Selahattin Bacaklı, “Alttan gelen hiç eleman yok. Şu anda çalıştığımız grup ortalama 30 ile 35 yaş arası, gençler gelmiyor. İnşaat deyince sanki korku gibi bakıyorlar bu işe. Alnımızın teri ile kazanıyoruz ama dışarıda herhangi birine sorsan inşaata zor iş olarak baktığı için sıcak bakmıyor. Halbuki inşaat olmazsa, nereye oturacak. Gelen kişinin kendini yetiştirme kabiliyetine bakar. Ama öğrenme isteği varsa 3 ay içinde öğrenir, 3 ay içinde bir şeyler yapar. 3 ay sonra bir 6 ay arasında ise inşaata çıkar normal çalışır. Altta ezilecek herhangi bir zor şey yok. Burada sigortası yapılıyor. Eskisi gibi değil, sigortasız inşaata giremez. Gençler gelsinler çalışsınlar. Konya’da çok şantiye var, gezsinler bir baksınlar. Çalışmalarını tavsiye ederim” dedi.

“Gençlere demir deyince biraz işçilik olarak ağır olur zannedip gelmiyorlar”

Çocukluğundan beri inşaatlarda çalışarak geçimini sağlayan İsa Sıvacıoğlu da, “Yeni nesil zaten yok bizde. Eskiden çoğu resmi kurumlardakiler dahi bizim yanımıza gelir çalışacağız diye panik yaparlardı. İşte bizi çalıştırın biz pazar paramızı, elektrik paramızı çıkartalım diye. Ama şimdi yeni nesilde hiç kimse yok. Çalışacak kişi bulamıyoruz. Şu anda eleman sıkıntımız var. Biz alıştığımız ve çekirdekten yetiştiğimiz için bize göre zor gelmiyor. Yaşımıza göre zor, ağır ama çalışmak zorundayız. Hem sağlık açısından hem maddi açıdan, evimizde çorba kaynıyor. Kimseye muhtaç olmuyoruz. Bana göre zor gelmiyor. Ama gençlere demir deyince biraz işçilik olarak ağır olur zannedip gelmiyorlar. Aslında ağır değil, yani bize göre değil. Gelip çalışmalarını tavsiye ederim” şeklinde konuştu.

“18 ile 25 yaştaki nesil tercih etmiyor”

İnşaat firma yetkilisi İhsan Türközü ise genelde işin ağır olduğundan şikayet edildiğini ifade ederek, “İnsanlar biraz daha sebat edip çalışmakta eskisi gibi değiller. Çalışmıyorlar. Masa başı işte daha fazla iştigal etmek istiyorlar. Hafta sonu tatil düşünceleri var ama bizim işlerimiz 8 ay olduğu için kısa bir sürede kısıtlı olduğu için bizim aktif bir işimiz var. Yani 30 gün çalışmamız gerekirse 30 gün çalışabiliriz. İlla ki bununla alakalı ekstra yevmiyeler veriliyor. Karşılık görmüyor bu tabii insanlarda. Şu anda genç nesilde özellikle karşılık bulmuyor. Demirci ekibimizin şu anda en küçüğü dediğimiz yani içinde çalıştığı grup 35 yaşında. Çırak ve usta olarak çalışan kişiler 35 yaşında. Bu da demek oluyor ki, geriden gelen 18 ile 25 yaştaki nesil tercih etmiyor bu mesleği. İnşaat sektöründe önceden el emeğiyle çalışma daha fazlaydı ama şimdi biraz daha malzeme, ekipman, vinç, asansör kullanımı biraz daha artmaya başladı. Bununla birlikte bizim iş gücümüz de hızlanmaya başladı. Zaten çok büyük binaların hızlı şekilde yapılması bundan kaynaklı. Makineleşme biraz da olsa taşıma noktasında girmiş oldu bizim işimize. Şimdiki gençler para kazanmak istiyorsa yani sabit gelirden ziyade kendini belli bir yerlere getirmek istiyorsa bu sektöre bir ağırlık verip incelemelerini isterim” diye konuştu. – KONYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/konyada-insaat-sektorunde-eleman-sikintisi-yasaniyor/feed/ 0
Rahim Ağzı Kanseri Erken Teşhis Edildiğinde Tedavi Edilebiliyor https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanseri-erken-teshis-edildiginde-tedavi-edilebiliyor/ https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanseri-erken-teshis-edildiginde-tedavi-edilebiliyor/#respond Wed, 03 Jan 2024 07:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1772

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Türkan Gülpınar, rahim ağzı kanserinin yavaş ilerlediğini ve bu nedenle önlenebilen bir hastalık olduğunu belirterek “Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiğinde yüzde 100 tedavi edilebilmektedir. Düzenli jinekoloji muayeneler teşhisi erken koymak, bu hastalığın getirdiği olumsuz etkileri en az düzeye indirip, neredeyse atlatılmasına yardımcı olmaktadır” dedi.

Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Türkan Gülpınar, 1-31 Ocak Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri farkındalık ayına ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Gülpınar, rahim ağzı kanserinin tanımı ile ilgili, “Rahim ağzı, vajina ve uterusun birleştiği bölgedir. Bu bölgede gelişen kanserlere rahim ağzı (serviks) kanseri denir. Dünyada kadınlarda meme kanseri ve kalın bağırsak kanserinden sonra dördüncü sıklıkta görülürken, ülkemizde dokuzuncu sıradadır. Rahim ağzı kanserinin yavaş ilerlemektedir ve bu nedenle önlenebilen bir hastalıktır. Erken teşhis edildiğinde yüzde 100 tedavi edilebilmektedir. Rahim ağzında görülen kanser öncesi değişikliklerin teşhisini alan kadınların ortalama yaşı 20-30 iken, rahim ağzı kanseri teşhisi alan kadınların ortalama yaşı 50-60 civarındadır. Aradaki bu yaş farkı bize hastalığın yavaş ilerlediğini, gerekli takip ve tedavi alan hastalarda önlenebileceğini gözler önüne sermektedir. Erken teşhis sadece rahim ağzı kanserinde değil, bütün hastalıklarda hayati bir öneme sahiptir. Düzenli jinekoloji muayeneleri rahim ağzı kanserinde teşhisi erken koymak, bu hastalığın getirdiği olumsuz etkileri en az düzeye indirip, neredeyse atlatılmasına yardımcı olmaktadır” diye konuştu.

‘HPV ENFEKSİYONU NEDEN OLABİLİR’

Rahim ağzı kanserinde en önemli risk faktörünün HPV enfeksiyonu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gülpınar, “Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu göz ardı edilmemelidir. Cinsel yolla bulaşan başka enfeksiyonların da varlığı, erken yaşta ilk cinsel ilişki, birden fazla cinsel partner varlığı, sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları, birden fazla doğum yapmış olmak, düşük sosyoekonomik düzey, 5 yıldan daha uzun süreli doğum kontrol hapı kullanmak ve bağışıklık sisteminin baskılanması gibi nedenler serviks kanserinde başlıca risk faktörleri arasında yer almaktadır” dedi.

‘ORTALAMA 35-55 YAŞLARI ARASINDA GÖRÜLÜR’

Prof. Dr. Gülpınar, rahim ağzı kanserinin en fazla görüldüğü yaş ile ilgili, “Serviks kanseri ortalama 35-55 yaşları arasında görülmesine rağmen, 65 yaş üstünde de kanser gelişme riski bulunmaktadır. Cinsel açıdan aktif olan veya 21 yaşın üstünde olan tüm kadınların 65 yaşına kadar tarama yaptırması gerekmektedir. Bu tarama yöntemlerinin başında pap smear testi gelmektedir. Bu test, jinekolojik muayene sırasında alınan sürüntü örneğinin değerlendirilmesi esasına dayanır. 30-65 yaş grubundaki kadınların her 5 yılda bir HPV testi yaptırması önerilir. Bu test sonucunun pozitif çıkması durumunda ise HPV DNA testi ve kolposkopi önerilir. HPV DNA testi ile kansere neden olan HPV tipi belirlenirken kolposkopi ile kesin tanı konulur” dedi.

‘DSÖ, 9 YAŞINDAN SONRA HPV AŞISININ YAPTIRILMASINI ÖNERİYOR’

Prof. Dr. Gülpınar, rahim ağzı kanserinin erken dönemde belirti vermese de ilerleyen evrelerde adet düzensizlikleri, cinsel ilişki sonrası kanama, cinsel ilişki sırasında ağrı, yorgunluk, kilo kaybı, kabızlık, kötü kokulu vajinal akıntı ve idrar yaparken ağrı şikayetleri ile karşımıza çıkabileceğinin altını çizdi. Rahim ağzı kanserinden korunmanın etkili ve basit yolun başında bu hastalığa neden olan HPV’ye karşı korunmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Gülpınar, “HPV’ye karşı korunma aşılanma ile olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), rahim ağzı kanserine karşı 9 yaşından büyük kız çocuklarına aşı yaptırılmasını önermektedir. Diğer korunma yolları ise sigara kullanmamak, cinsel ilişki sırasında kondom kullanmak, sağlıklı beslenmek ve en önemlisi de 21 yaşından itibaren düzenli tarama testi yaptırmaktır” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanseri-erken-teshis-edildiginde-tedavi-edilebiliyor/feed/ 0
Devlet korumasında yetişen Sabri Sidar, Siirt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü olarak atandı https://www.haber28.com.tr/devlet-korumasinda-yetisen-sabri-sidar-siirt-aile-ve-sosyal-hizmetler-il-muduru-olarak-atandi/ https://www.haber28.com.tr/devlet-korumasinda-yetisen-sabri-sidar-siirt-aile-ve-sosyal-hizmetler-il-muduru-olarak-atandi/#respond Mon, 01 Jan 2024 22:12:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1667 Siirt’te devlet korumasında yetiştikten sonra kamuda farklı illerde görev yapan 33 yaşındaki Sabri Sidar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından Siirt’e Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü olarak atandı.

Şırnak’ta dünyaya gelen Sabri Sidar, babasının vefatının ardından bir süre kardeşi Aydın ile babaannesi ve dedesinin yanında yaşadı.

Sidar, babaanne ve dedesinin yaşının ilerlemesi, kendileriyle yeterince ilgilenememeleri üzerine 11 yaşındayken kendisinden 2 yaş küçük kardeşiyle Siirt’te devlet korumasına verildi.

10 yıl devlet korumasında kalan Sidar, üniversite sınavında Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümünü kazandı.

Mezun olduktan sonra Ağrı Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne öğretmen olarak atanan Sidar, burada 3 yıl çalışmasının ardından Şanlıurfa ve Batman, son olarak da Şırnak’ta görev yaptı.

Başarılı çalışmalarıyla dikkati çeken Sidar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş tarafından devlet korumasında yetiştiği Siirt’e Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü olarak atandı.

Sidar, bu görevlendirmeyle kendisi gibi öksüz ve yetim çocuklara rol model oldu.

“Devletimizin verdiği destek bizi güçlü kılıyor”

Siirt’te yeni görevine başlayan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Sabri Sidar, babasının ölümünün ardından devlet koruması altında başlayan yaşam hikayesini AA muhabirine anlattı.

Babalarını kaybettikten sonra kardeşi Aydın ile bir süre aile büyüklerinin yanında kaldıklarını anlatan Sidar, 2001 yılından itibaren devlet korumasına verildiklerini söyledi.

Üniversiteden mezun olduktan sonra yetiştiği kurumda meslek hayatına öğretmen olarak başladığını ifade eden Sidar, farklı illerde görev yaptıktan sonra kısa bir süre önce Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş tarafından Siirt’e il müdürü olarak atandığını belirtti.

Sidar, “Şırnak ziyareti sırasında Bakanımız, personelle gerçekleştirdiği buluşma toplantısında benim de bulunduğum çok sayıda arkadaşımızı dinledi. Toplantının ardından beni yanına çağırdı ve bir süre görüştü. Daha sonra atama kararım çıktı. Daha önce hizmet alan biri olarak bugün hizmet veren konumda olmak, hayata ilk adımımızı attığımız yer olarak gördüğümüz Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne görevlendirilmek inanılmaz derece mutlu ediyor. Yaşam mücadelesi anlamında devletimizin verdiği destek bizi güçlü kılıyor, hayata daha iyi hazırlıyor. Bu noktada devletimize, Sayın Bakanımıza müteşekkiriz.” ifadelerini kullandı.

Kurum bünyesinde kalan çocuklara “rol model” olma şansı elde ettiğini, ahde vefanın bir gereği olarak da bu kurumda hizmet etmeyi kendisine bir borç bildiğini belirten Sidar, burada yetiştiği için kuruma “aile” gözüyle baktığını, mesai gözetmeksizin çalıştığını kaydetti.

“Elimizden ne geliyorsa çocuklarımız için yapmaya hazırız”

İnsanların hayatına dokunabilmenin ayrı bir duygu olduğunu dile getiren Sidar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının büyük bir aile olduğunu belirtti.

Sidar, şunları söyledi:

“Koruma altında olan kardeşlerim kendilerini kesinlikle yalnız hissetmesinler. Aslında onlar Türkiye’nin en kalabalık ailesine sahiptir. Onlar devletimizin çocuklarıdır. Bu herkese de nasip olmaz. Elimizden ne geliyorsa çocuklarımız için yapmaya hazırız. Sayın Bakanımızın tensipleriyle, kendileri beni çok onore ederek, baba ocağı olarak gördüğüm Siirt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne görevlendirildim. Kendilerine şükranlarımı arz ediyorum. Çok onur duydum, mutlu oldum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/devlet-korumasinda-yetisen-sabri-sidar-siirt-aile-ve-sosyal-hizmetler-il-muduru-olarak-atandi/feed/ 0