Antibiyotiklere direnç kazanarak tedavileri zorlaştıran bakteri veya patojen türleri olan süper bakteriler, küresel sağlık için artan bir tehdit olarak kabul ediliyor.
“The Lancet” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, 1990-2021 yılları arasında dünya genelinde antimikrobiyal direnç (AMR) olarak da adlandırılan süper bakteriler nedeniyle yılda bir milyondan fazla insan öldü.
YAŞLILAR SAVUNMASIZ
Çalışmada, süper bakterilerden kaynaklanan 5 yaş altı çocuk ölümlerinin son 30 yılda yüzde 50 azaldığı, bunun bebeklerde enfeksiyonları önleme ve kontrol etme önlemlerinin iyileştirilmesiyle gerçekleştiği belirtildi.
Ancak artık çocuklar süper bakterilere yakalandıklarında enfeksiyonların tedavisi çok daha zorlaşıyor.
Yaşlanan nüfusun enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale gelmesiyle ise aynı dönemde 70 yaş üstü ölümlerde yüzde 80’den fazla artış görüldü.

39 MİLYON KİŞİNİN ÖLÜMÜNE YOL AÇABİLİR
Çalışmada, birçok antibiyotiğe dirençli hale gelen bir stafilokok türü olan MRSA enfeksiyonlarından kaynaklanan ölümlerin 2021’de, 30 yıl öncesine göre iki katına çıkarak 130 bine çıktığı belirtildi.
Yeni araştırmada, ilaca dayanıklı süper bakteriler nedeniyle 2050 yılına kadar dünyada 39 milyon insanın öleceği, özellikle yaşlıların risk altında olacağı tahmin edilirken bu kasvetli senaryonun önlenmesi için harekete geçilmesi çağrısı yapıldı.
“TEHDİT BÜYÜYOR”
ABD merkezli Sağlık Ölçümleri Enstitüsü’nden çalışmanın ortak yazarı Mohsen Naghavi, AFP’ye yaptığı açıklamada “Bu bulgular, antimikrobiyal direncin onlarca yıldır bir küresel sağlık tehdidi olduğunu ve bu tehdidin giderek arttığını ortaya koyuyor.” dedi.
Çalışmanın 204 ülke ve bölgedeki 520 milyon kişinin sağlık verilerini içerdiği bildirilirken “Antimikrobiyal direnç doğal bir olgu olmakla birlikte antibiyotiklerin aşırı ve yanlış kullanımı sorunu kötüleştirdi.” denildi.

PROBLEMİN ADI: ANTİMİKROBİYAL DİRENÇ
Araştırmacılar, antimikrobiyal dirençten kaynaklanan ölümlerin 2050’ye kadar yılda yaklaşık iki milyona ulaşarak yüzde 67 artacağını tahmin etmek için modelleme kullandı.
Modellemeye göre, bu durum yıllık yaklaşık yüzde 75’lik bir artışla 8.2 milyon ölüme daha yol açacak.
Senaryoya göre, antimikrobiyal direncin önümüzdeki çeyrek yüzyılda doğrudan 39 milyon insanı öldüreceği belirtildi.
ÖLÜMLER YÜZDE 146 ARTACAK
70 yaş üstü kişilerde ölümlerin yüzde 146 oranında artacağı tahmin edildi.
Modellemede, dünya ciddi enfeksiyonlara yönelik bakımı ve antimikrobiyal ilaçlara erişimi iyileştirmek için çalışırsa, 2050’ye kadar 92 milyon insanın hayatının kurtarılabileceği belirtildi.

Furkan Can
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılına ilişkin “İstatistiklerle Yaşlılar” çalışmasının sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, 2018’de 7 milyon 186 bin 204 kişi olan 65 yaş ve üzeri nüfus, son beş yılda yüzde 21,4 artarak 2023’te 8 milyon 722 bin 806 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2018’de yüzde 8,8 iken, 2023’te yüzde 10,2’ye çıktı.
Yaşlı nüfusun 2023’te yüzde 44,5’ini erkekler, yüzde 55,5’ini kadınlar oluşturdu. Nüfus projeksiyonlarında yaşlı nüfus oranının 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta yüzde 16,3, 2060’ta yüzde 22,6 ve 2080’de yüzde 25,6 olacağı öngörüldü.
Yaşlı nüfus, yaş grubuna göre incelendiğinde, 2018’de bu kesimin yüzde 62,2’si 65-74 yaş grubunda, yüzde 28,6’sı 75-84 yaş grubunda ve yüzde 9,2’sinin 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görülürken, 2023’te yüzde 64’ünün 65-74 yaş grubunda, yüzde 28,1’inin 75-84 yaş grubunda ve yüzde 7,9’unun 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı belirlendi.
Yaşlı nüfusun yüzde 0,1’ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı 2023’te 6 bin 609 oldu.
Türkiye nüfusunun yaş yapısı değişti
Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10’u geçmesi nüfusun yaşlanmasının bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye’de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarındaki nüfusa göre daha yüksek bir hızla artış gösterdi.
Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan “demografik dönüşüm” sürecinde olan Türkiye’de, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmayla sağlık alanında kaydedilen gelişmeler, yaşam standardının, refah düzeyinin ve doğuşta beklenen yaşam süresinin artmasıyla nüfusun yaş yapısı şekil değiştirdi. Çocuk ve gençlerin toplam nüfus içindeki oranı azalırken yaşlıların toplam nüfus içindeki oranı artış gösterdi. Türkiye, oransal olarak yaşlı nüfus yapısına sahip ülkelere göre hala genç bir nüfus yapısına sahip olsa da yaşlı nüfus sayısal olarak oldukça fazla.
Nüfusun yaşlanmasıyla ilgili bilgi veren göstergelerden olan ortanca yaş da 2018’de 32 iken 2023’te 34 oldu. Ortanca yaş 2023’te erkeklerde 33,2, kadınlarda 34,7 olarak hesaplandı.
Nüfus projeksiyonlarında ortanca yaşın 2030’da 35,6, 2040’ta 38,5, 2060’ta 42,3 ve 2080’de 45 olacağı tahmin edildi.
Çalışma çağındaki 100 kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı 2018’de yüzde 12,9 iken 2023’te yüzde 15’e çıktı.
Türkiye, yaşlı nüfusunda 184 ülke arasında 67’nci sırada
Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı bağımlılık oranının 2030’da yüzde 19,6, 2040’ta yüzde 25,3, 2060’ta yüzde 37,5 ve 2080’de yüzde 43,6 olacağı öngörüldü.
Nüfus tahminlerine göre, 2023’te dünya nüfusu 8 milyar 45 milyon 311 bin 448 kişi, yaşlı nüfus ise 807 milyon 790 bin 294 kişi oldu. Buna göre, dünya nüfusunun yüzde 10’unu yaşlı nüfus oluşturdu.
En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke, yüzde 30,1 ile Japonya, yüzde 24,5 ile İtalya ve yüzde 23,6 ile Finlandiya oldu. Türkiye bu açıdan 184 ülke arasında 67’nci sırada yer aldı.
Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2023’te yüzde 20 ile Sinop olarak belirlendi. Bu ili yüzde 19,5 ile Kastamonu, yüzde 18,3 ile Giresun izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3,5 ile Şırnak oldu. Bu ili yüzde 4 ile Hakkari ve 4,2 ile Şanlıurfa izledi.
Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10 ve üzerinde olduğu il sayısı 2023’te 54 oldu.
Yaklaşık her dört haneden birinde en az bir yaşlı fert var
Türkiye’de 2023’te toplam 26 milyon 309 bin 332 haneden 6 milyon 458 bin 465’inde yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu belirlendi. Diğer bir ifadeyle, hanelerin yüzde 24,5’inde en az bir yaşlı fert yaşadığı görüldü.
En az bir yaşlı fert bulunan 6 milyon 458 bin 465 haneden 1 milyon 669 bin 270’inde tek başına yaşlı fertler yaşıyor. Bu hanelerin yüzde 74,4’ünde yaşlı kadınlar, yüzde 25,6’sında da yaşlı erkekler bulunuyor.
En az bir yaşlı fert bulunan haneler içinde tek kişilik yaşlı hanehalkı oranının en yüksek olduğu il, 2023 yılında yüzde 34,4 ile Balıkesir oldu. Bu ili yüzde 34,3 ile Burdur, yüzde 34 ile Çanakkale izledi. Bu oranın en düşük olduğu il ise yüzde 7,8 ile Hakkari oldu. Bu ili yüzde 13,5 ile Batman, yüzde 14,9 Van izledi.
(Sürecek)
]]>Göktaş, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un himayelerinde, kendisinin ev sahipliğinde, Darülaceze’nin Okmeydanı Yerleşkesinde düzenlenen “Geleneksel Darülaceze İftarı”nda, ???????yaşlıları “yaşam pınarları” olarak nitelendirdi.
Onların rehberliğiyle hedeflerin şekillendiğini, ufukların aydınlandığını belirten Göktaş, “Büyüklerimize hizmet etmek, onları el üstünde tutmak bizler için vefa, gönül borcudur. Bugün artık yaşlılarımıza sunduğumuz sosyal hizmetlerimiz kurumlara sığmıyor, şehirlere taşıyor.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla hizmete sunulan Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nin bunun en kıymetli örneği olduğunu vurgulayan Göktaş, şunları söyledi:
“Avrupa’nın en büyük sosyal yaşam merkezi olan Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri aynı zamanda kuşaklar arası iletişimi güçlendirecek özgün bir modeldir. Sadece bir buçuk yılda tamamlanan ve büyük bir külliye olarak tasarlanan bu yapı, her dilden, dinden ve ırktan ihtiyaç sahibine kapılarını açtı. Yaşlı ve hastalarla birlikte kimsesiz, korunmaya ve bakıma muhtaç çocuklar için de sıcak bir yuva olarak tasarlandı. Bu külliye, geniş yaşam alanları, cami, havra ve kilisesi, rehabilitasyon merkezleri, hasta poliklinikleri, çocuk yuvası ve atölyeleriyle dünyaya örnek olacak bir yaşam alanını oldu. Öyle ki Darülaceze Sosyal Yaşam Şehrimizin projesi uluslararası alanda ‘En İyi Kamu Hizmeti Mimarisi’ ödülünü kazandı. Ayrıca Türkiye’nin en prestijli gayrimenkul yarışması Gyoder Sign of the City Awards’de ‘En İyi Sağlık Binası’ seçildi. Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri yaşlı ve engelli bakım hizmetlerinde dünyada öncü olacak.”
Yaşlılara yönelik çalışmalar
Darülaceze’nin 129 yıldır olduğu gibi yardıma ihtiyacı olan çocuklar, gençler, yaşlılar ve hastalar için yuva olmaya devam edeceğini dile getiren Göktaş, “Asırlara ve kıtalara hükmeden Osmanlı’nın unutulmaz hükümdarı Abdülhamit Han inşa ettirdiği bu şefkat yurduyla, yaşlılara vefanın en güzel örneklerinden birini sergilemiştir.” dedi.
Yaşlıları dünyada var olan tüm iyilikleri, güzellikleri hızla çoğaltan, böylece hayatı kolaylaştıran en kıymetli varlıklar olarak tanımlayan Göktaş, şöyle konuştu:
“Bakanlık olarak, kıymetli büyüklerimizin mutlu, huzurlu, sağlıklı ve aktif hayat sürmeleri için çalışıyoruz. Yaşlıların toplumsal hayata katılımını artırmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Evde bakım hizmetlerinden Üçüncü Yaş Üniversitelerine, ücretsiz ulaşım yardımından Dijital Bahar Odalarına kadar yaşlılarımızı her alanda destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. 2016 yılında başlattığımız Yaşlı Destek Programıyla yaşlıların temel bakımlarını evlerinde yapıyoruz. Bu programla 87 bin hanede, 128 bin yaşlıya hizmet götürdük. 436 huzurevinde yaşlılarımıza özel bakım hizmeti sunuyoruz. Hayatın içinde aktif yer almanın insanı ve özellikle yaşlıları daha sağlıklı ve zinde kıldığını biliyoruz. Yaptığımız araştırmalarla büyüklerimizin değişen ihtiyaçlarını tespit ediyor ve bu doğrultuda topluma katılımlarını üst düzeyde tutacak politikalar geliştiriyoruz.”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan Yaşlı Profili Araştırması’nı kamuoyuyla paylaştıklarını da hatırlatan Göktaş, şöyle devam etti:
“Bu araştırma çerçevesinde şehirlerimizin ihtiyaç ve koşullarına göre huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezlerimizle ilgili planlamalarımızı yapacağız. Yaşlılarımız için yeni gündüzlü bakım ve yaşam merkezlerini yaygınlaştıracağız. Evde bakıma destek hizmetlerimizi güçlendireceğiz. Yaşlılarımızın bugünün koşullarına uyum sağlamaları için eğitim faaliyetlerimizi artıracağız. Büyüklerimizin hak ettikleri yaşam standartlarını ve haklarını korumak üzere farkındalık çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
]]>Mersin merkez Toroslar ilçesinde 15 Aralık 2023’te Mersin Şehir Hastanesine giden otobüste, Tarsus ilçesinde bir lisenin müdürü olduğu öğrenilen İsmet T. ile oğlu A.O.T.’nin (17), kalp pili takılı olan, felçli olduğu için vücudunun sağ kısmını tam olarak kullanamayan ve böbrek yetmezliği çeken Ramazan Polat (77) ve eşi Hamdiye Polat’ı (71) darp etmesiyle ilgili davanın 4. duruşması dün gerçekleştirildi. Duruşma sonunda tutuklu sanıklardan okul müdürü İsmet T., 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılırken, tutuklulukta geçirmiş olduğu süre nazara alınarak tahliyesine karar verildi. 17 yaşındaki oğlu A.O.T. için de 22 Mart’taki duruşmada ‘kaçma şüphesi’ olmadığı gerekçesiyle tahliye kararı verilmişti.
“Görüntüleri görmediler mi bizi böyle suçladılar”
Darp edilen çiftlerden Hamdiye Polat, mahkemede verilen karara itiraz edeceklerini söyledi. Bir önceki duruşmaya sağlık sorunları nedeniyle katılamadıklarını hatırlatan Polat, “Bizim için ‘kaçmışlardır’ demişler. Neden kaçalım? Biz dayak yemişiz. Ben cuma günü eşimi doktora götürdüm. Acile götürdük biz. Ondan sonra dün de mahkemeye gittik” dedi.
Olayın kamera görüntülerinin olmasına rağmen yine kendilerinin suçlandığını anlatan Polat, “Yine biz suçlandık. Raporlara itiraz ediyorlar. Adaletin raporu parayla mı alınıyormuş? Kendi yaptığını hep bizim üzerimize atıyor. Biz ona nasıl sopa atarız, nasıl dayak atarız biz? İkimiz yaşlıyız. Eşim engelli zaten. Ama suçlanan bizdik. Ondan sonra ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Görüntüleri görmediler mi bizi böyle suçladılar. Onu tahliye ettiler, çocuğuyla beraber” diye konuştu.
“Depresyon ilaçları kullanıyoruz”
Yaşanan olayı ve olaydan sonra eşinin yaşadığı sıkıntıları anlatan Polat, şöyle devam etti: “Biz gece hiç uyuyamıyoruz. Depresyon ilaçları kullanıyoruz, psikoloğa gittik ikimiz de. Biz sabaha kadar bu koltukta oturuyoruz. Asla daha yorgan, yatak yüzü görmedi. Üstünü örtüyorum koltukta sabaha kadar böyle, gidip gidip geliyor. Nefes alamıyor adam. ‘Sırtım ağrıyor, sırtım ağrıyor’ diye bağırıyor. Gece uykudan uyanıyorum. Sanki onlar tepemde, baba-oğlan tepemde. Eşim tamamen konuşamıyor, ben yine iyiyim. Zaman zaman hafıza kaybı da yaşıyor. Bizim hayatımızı bir etkiledi ki ben size anlatamıyorum.”
“Sonuna kadar itiraz edeceğim”
Baba ve oğlunun tahliyesine tepki gösteren Polat, “Biz iki yaşlı engelliye yaptıklarını yarın çıkınca yine yapacak. Ne yaşlı biliyor, ne engelli biliyor. Bu nasıl okul okumuş, bu nasıl müdür olmuş onu da bilemiyorum. Bundan sonra bana bir şey olursa ben ondan bilirim. Çünkü onlardan her şey beklenir. Biz burada ikimiz yalnızız. Kanun da bir şey yapmadı, adalet de bir şey yapmadı, bitti gitti. Niye bitti? Ben onu da anlamış değilim. Sonuna kadar itiraz edeceğim. Her konuda maddi manevi itiraz ediyorum. Ben davamdan vazgeçmiyorum. Gittiği yere kadar gitsin. Hani dedik adaletin kestiği parmak acımaz ama adalet bizi bir kestik ki; bizi mahvetti. Yaşlıya, engelliye saygı asla yokmuş, onu öğrenmiş olmuş olduk şimdi biz” ifadelerini kullandı. – MERSİN
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve TÜİK’in iş birliğiyle gerçekleştirilen 2023-Türkiye Yaşlı Profili Araştırması, ülkede yaşlı sayısının arttığını ortaya koyarken, yalnız yaşayan ve hasta yaşlı sayısının yüksekliği de dikkati çekiyor.
Araştırma 50 yaş üstünde en az bir kişi bulunan 22 bin 640 hanede yürütüldü, 29 bin 785 kişi ile ilgili bilgi derlendi. Demografik bilgilerin yanı sıra çalışma hayatı, sosyal yaşam, ekonomik durum, sağlık ve diğer bazı konularda da veriler elde edildi.
YAŞLI BULUNAN HANE SAYISI 6,5 MİLYON
Araştırmaya göre, Türkiye’de 65 yaş üzerindeki nüfus son 5 yılda yüzde 21,4 artarak 2023’te 8 milyon 722 bin 806’e yükseldi. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 8,8’den yüzde 10,2’ye çıktı. Yaşlı nüfusun yüzde 44,5’ini erkekler, yüzde 55,5’ini ise kadınlar oluşturdu. Yaşlı nüfusun 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta yüzde 16,3 ve 2060’ta yüzde 22,6 olacağı öngörülüyor.
Türkiye, yaşlı nüfus oranı bakımından 184 ülke arasında 67’nci sırada bulunuyor. En yüksek yaşlı nüfusuna sahip ülkeler ise sırasıyla Japonya (yüzde 30,1), İtalya (yüzde 24,5) ve Finlandiya (yüzde 23,6).
YAŞLILARIN YÜZDE 20’Sİ EVDE TEK BAŞINA
Türkiye’deki 26 milyondan fazla hanenin 6 milyon 458 bin 465’inde en az bir yaşlı bulunuyor. Bu, her 4 haneden birinde en az bir yaşlının yaşadığını gösteriyor.
Türkiye’de 1 milyon 669 bin 270 yaşlı tek başına yaşıyor. Yalnız yaşayan 65 yaş üstündekilerin toplam yaşlı nüfusu içindeki oranı yüzde 20,4. Yalnız yaşayan yaşlı nüfusun yüzde 74,4’ünü kadınların oluşturması dikkati çekiyor.
EVDE KAYINVALİDELERİN ORANI KAYINPEDERDEN YÜKSEK
Araştırmada, eşiyle yaşayan yaşlıların oranı 35,8 olarak belirlenirken, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oranı yüzde 17, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı ise yüzde 13,1 oldu.
Oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayan erkeklerin yüzdesi 6,2 çıkarken, bu oran kadınlarda yüzde 25,7’ye yükseldi.
Yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 86,6’sı evde yalnızken kendini güvende hissettiğini belirtti. Evde yalnızken kendini güvende hisseden erkeklerin oranı yüzde yüzde 91,3, kadınların oranı yüzde 82,9 oldu. Evde yalnızken kendini güvende hisseden 65 yaş üstü kadınların oranı Batı Marmara Bölgesi’nde yüzde 92,5 iken, bu oran Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki illerdeki kadınlarda yüzde 69,2’ye düştü.
EVDE BAKIM DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYANLAR
Evde bakım desteğine ihtiyacı olan 65 yaş üstü kişilerin oranı yüzde 16,4 olarak belirlendi. Bu oran, 65-74 yaş grubunda yüzde 10,5, 75 yaş üstünde yüzde 26,9. Evde bakım desteğine ihtiyaç duyan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 12,3 iken kadınlarda bu oran yüzde 19,6.
KRONİK VE YAŞLILIĞA BAĞLI RAHATSIZLIKLARI BULUNANLAR
Veriler, hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, kanser, böbrek yetmezliği, inme-felç, hepatit, astım gibi kronik (süreğen) hastalığı olan 65 yaş üstündekilerin oranının yüzde 78,7 olduğunu ortaya koydu. Kronik hastalığı olanların yüzde 32,3’ü hastalıklarının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtti.
Görme ile ilgili çok zorlandığını veya hiç göremediği ifade eden yaşlıların oranı yüzde 10,1 oldu. Duymada zorluk çekenlerin oranı yüzde 10,6, konuşmada zorluk çekenlerin oranı yüzde 2,2 olarak saptandı.
Yürüme, merdiven çıkma veya inmede zorluk çekenlerin oranı yüzde 27,1, bir şeyler taşırken veya tutmada zorluk çekenlerin oranı yüzde 29,7 oldu.
ENGELLİ RAPORU ALANLARIN ÇOĞUNLUĞU KRONİK HASTA
Engelli sağlık kurulu raporu olan 50 yaş üstündekilerin oranı yüzde 7,6, 65 yaş üstündekilerin oranı yüzde 8,7 olarak tespit edildi.
65 yaş üstündekilerin yüzde 77,6’sının kronik hastalık nedeniyle engelli sağlık kurulu raporu aldığı saptandı.
YAŞLILARIN YÜZDE 10’U KİRACI
En az bir kişinin 65 ve daha yukarı yaşta olduğu hanelerin yüzde 81,8’inin ev sahibi olduğu, yüzde 10,4’ünün ise kirada oturduğu belirlendi. Ev sahibi olanların oranının en fazla olduğu bölge yüzde 91,2 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, en az olduğu il ise yüzde 74,1 ile İstanbul.
YÜZDE 10’U SİGARA İÇİYOR
65 yaş üstündekilerin yüzde 11,3’ü her gün tütüm mamulü kullanıyor. Bu oran erkeklerde yüzde 20, kadınlarda yüzde 4,3 saptandı. Daha önce tütün mamulü kullanıp bırakmış olanların oranı yüzde 21 çıktı.
YAŞLILARIN YARISINDAN FAZLASI HİÇBİR FİZİKSEL AKTİVİTE YAPMIYOR
Yaşlıların yarısından fazlası hiçbir fiziksel aktivite veya spor yapmıyor. Egzersiz veya spor yapamayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 51,4, erkeklerin oranı yüzde 43,3, kadınların oranı yüzde 57,8 düzeyinde çıktı.
Fiziksel aktivitesi olmayanların yüzde 66,2’si sağlık sorunlarını sebep gösterdi.
Düzenli olarak fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapan 65 yaş üstündekilerin oranı yüzde 18,3 oldu.
]]>Ankara 75’inci Yıl Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde “Türkiye Yaşlı Profili Araştırması Bilgilendirme Toplantısı” gerçekleştirildi. Toplantıya katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Türkiye Yaşlı Profili Araştırması” verilerini paylaştı.
Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “yaşlı dostu bir toplum inşa etme” çabalarının sürdüğünü söyledi.
Araştırmanın üç temel amacı olduğunu söyleyen Bakan Göktaş, “Birincisi, bilgelikleriyle geleceğimizi şekillendiren yaşlılarımızın hayatlarına dair kapsamlı bir bakış açısına sahip olmak. İkincisi yaşlılarımızın ihtiyaçlarını ve taleplerini daha iyi anlamak” ifadesini kullandı.
Üçüncü temel amacı açıklayan Bakan Göktaş, “Bu ihtiyaç ve taleplere yönelik daha etkili sosyal politikalar geliştirmek. Bu amaçlar çerçevesinde Türkiye’de ilk kez böyle bir araştırma gerçekleştirdik” dedi.
Araştırmanın 50 yaş üzeri ve en az bir kişinin bulunduğu 22 bin 640 haneden gerçekleştirildiğini aktaran Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
“Çalışmamızı; demografik bilgiler, çalışma hayatı ve ekonomik durum, sağlık, bağımsız yaşam, bakım ve sosyal yardımlar, çevre, toplumsal hayata katılım, yaşam memnuniyeti, afet ve acil durumlar, yaşlı hakları ve ayrımcılık olmak üzere 10 başlık altında topladık.”
Araştırmadan elde edilen bulguları işaret eden Bakan Göktaş, “Türkiye’de yaşlı nüfusun psikolojik, sosyokültürel ve sosyoekonomik profili ile yaşam koşullarını detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu bulgular aynı zamanda bizlere, yaşlıların karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek ve yaşam kalitelerini artırmak için neler yapacağımıza dair önemli ipuçları sunuyor” ifadelerini kullandı.
Dünya nüfusunun hızla yaşlandığına dikkati çeken Bakan Göktaş, Türkiye’nin genç nüfus bakımından zengin bir ülke olmasına rağmen nüfusunun da yaşlandığını belirtti.
“Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yüzde 10,2’ye yükseldi”
Türkiye’de yaşlı nüfusun son 5 yılda yüzde 21,4 oranında artarak 8 milyon 722 bin 806’ya ulaştığını söyleyen Bakan Göktaş, “Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2018 yılında yüzde 8,8 iken, 2023 yılında bu oran yüzde 10,2’ye yükseldi. Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranımızın 2030 yılında yüzde 12,9, 2040 yılında yüzde 16,3 ve 2060 yılında yüzde 22,6 olacağı öngörülüyor” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’de 1 milyon 669 bin 270 yaşlı tek başına yaşıyor”
Yaşlılık alanında yapılan çalışmaların toplumsal açıdan büyük önem arz ettiğini dile getiren Bakan Göktaş, “2023 yılı itibariyle Türkiye’de bulunan 26 milyondan fazla hanenin 6 milyon 458 bin 465’inde en az bir yaşlımızın yaşadığı tespit edildi. Diğer bir ifadeyle, her 4 haneden 1’inde en az bir yaşlı bulunuyor. Türkiye’de 1 milyon 669 bin 270 yaşlı tek başına yaşıyor” ifadelerine yer verdi.
“Yaşlıların yüzde 86,6’sı evde yalnızken kendini güvende hissettiğini söylüyor”
Yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 74’ünün kadınlardan oluştuğunu anlatan Bakan Göktaş, şöyle konuştu:
“Bu bulgu, yalnız yaşayan yaşlı kadınların ekonomik ve sosyal refahı için politikalar geliştirmemiz gerektiğini gösteriyor. Yaşlıların yüzde 86,6’sı evde yalnızken kendini güvende hissettiğini belirtiyor. Bu bulgu bizim için oldukça sevindirici, ancak yine de muhtemel risklere karşı sosyal destek mekanizmaları üzerinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
“İnternet kullanan yaşlıların oranı yüzde 40,7’ye yükseldi”
Araştırma sonuçlarına göre internet kullanan yaşlıların sayısının arttığına dikkati çeken Bakan Göktaş, “2018 yılına baktığımız zaman internet kullanan yaşlıların oranı yüzde 17 iken, bu oranın 2023 yılında yüzde 40,7’ye yükseldiğini görüyoruz. Bu oranı daha da artırmak için, yaşlıların dijital okur-yazarlığı alanında yürüttüğümüz hizmetleri arttırarak çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Yaşlıların yüzde 51.9’u ileri yaş dönemlerinde evinde bakım hizmeti almayı ya da gündüzlü bakım hizmeti alarak evinde kalmayı tercih ettiğini söyleyen Bakan Göktaş, “Ayrıca yaşlıların yüzde 16,4’ünün evde bakım desteğine ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç, evde bakıma destek ve gündüzlü bakım hizmetlerinin yaşlılarımız açısından önemli olduğunu gösteriyor. Biz de Bakanlık olarak, bu konudaki çalışmalarımızı genişletmek için gerekli planlamalarımızı yapıyoruz” açıklamasında bulundu.
Bakan Göktaş, araştırmaya göre yaşlıların yüze 64’ünün mutlu olduğunu dile getirirken yüzde 82’sinin ise sağlıklı olmayı mutluluk sebebi yüzde 64’ünün ise kendilerini en çok mutlu eden şeyin aileleri olduğunu söyledi.
Yaşlıların yüzde 64’ü nünün torunları ile her gün ilgilendiğini söyleyen Bakan Göktaş, “Bu veri, aile bağlarının gücünü koruduğunu ve kuşaklar arası aktarımın sürdüğünü göstermesi açısından son derece kıymetli. Yaşlıların yüzde 40,6’sı komşularıyla her gün görüşüyor. Yaşlılarımıza destek olan en önemli aktörlerden biri, komşuları. Komşuluk ilişkilerimizin kıymeti burada kendini bir kez daha gösteriyor” ifadesini kullandı.
Son seçimlerde yaşlıların oy kullanma oranının yüzde 91,3 olduğunu anlatan Bakan Göktaş, “Bu bulgu da bize, yaşlılarımızın siyasi hayata fikirleriyle katılmak istediklerini gösteriyor. Siyasi hayata bu denli katılım gösteren yaşlılarımız yüzde 81,9 oranıyla da toplumun yaşlıların deneyimlerinden faydalanması gerektiğini düşünüyor” diye konuştu.
Bilgilendirme toplantısının ardından hatıra fotoğrafı çektirildi. Bunun yanı sıra Bakan Göktaş, yaşlı bakımevinde yaşayan vatandaşların hazırladığı el emeği ve göz nuru takı, resim, saat gibi ürünlerden oluşan sergiyi gezdi. – ANKARA
]]>Bakan Göktaş, “Yaşlılara Saygı Haftası” dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşlanma konusundaki ulusal politikaları, yaşlıların aktif ve sağlıklı yaşlanması çerçevesinde, aile bütünlüğü içinde ve sosyal yaşamla bağlarını koruyarak geniş bir hareket alanı oluşturacak biçimde şekillendirdiklerini vurguladı.
Yaşlılara kurumsal bakım hizmetleri yerine, öncelikle aileleri ve yakınları yanında bakım desteği aldıkları, sosyal yaşamla bütünleştikleri bir model sunmayı amaçladıklarını kaydeden Göktaş, “Kuşakların birlikte yaşadığı bir Türkiye için çalışıyoruz. Yaşlılarımızın toplum içinde aktif, üretken ve saygın bir şekilde mutlu bir yaşam sürdürmeleri için çalışmalarımıza devam ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Göktaş, Bakanlığın koordinasyonunda hazırladıkları Yaşlanma Vizyon Belgesi ve bunun doğrultusunda hayata geçirilecek 183 faaliyeti içeren, 2023-2025 yılları arasında uygulanacak Yaşlı Hakları Ulusal Eylem Planı’nın geçen yıl kamuoyu ile paylaşıldığını anımsattı.
Bakan Göktaş, “Yaşlı bireylerin yaşa bağlı farklılaşan ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran 16 hedefe yönelik 51 eylem alanı kapsamında belirlenen faaliyetleri hayata geçirmek için çalışmalarımızı yürütüyoruz.” ifadesini kullandı.
“İhtiyaç analizi yapacağız”
Göktaş, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaşlı nüfusunun arttığına, bugün yüzde 10 olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranının 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta ise yüzde 16,3 olmasının beklendiğine dikkati çekti.
Bakan Göktaş, Bakanlık olarak yaşlanmanın belirgin bir nüfus dönüşümü içerisinde muhtemel etkilerinin ortaya konması sağlanarak, yaşlı bireylere yönelik sosyal politikaların oluşturulmasında yaş ve cinsiyet bazında ayrıştırılmış demografik ve sosyoekonomik verilerin oluşturulması amacıyla Türkiye Yaşlı Profili Araştırması yaptıklarını bildirdi.
Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma kadar 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktaran Göktaş, şunları kaydetti:
“Yaşlılara yönelik hizmetlere yön vermek amacıyla ilk kez gerçekleştirdiğimiz Türkiye Yaşlı Profili Araştırması’nda elde ettiğimiz sonuçları 22 Mart Cuma günü kamuoyuyla paylaşacağız. Proje ile yaşlı vatandaşlarımıza yönelik sunulan hizmetlere ilişkin göstergelerin bütüncül olarak değerlendirilmesini sağlayacak bir sistem altyapısı oluşturacağız. Yaşlıların her türlü riskten korunmasını ve iyileştirici tedbirler alınmasını sağlamaya yönelik politikalara temel teşkil edecek somut veriler elde edeceğiz. Yaşlıların mağdur olmadan riskleri tespit ederek ihtiyaç duyulan destek hizmetlerine ulaşmasını sağlayan koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapıya kavuşturulmasına yönelik ihtiyaç analizi yapacağız. Yaşa Dayalı Ayrıştırılmış Veri ve İzleme Mekanizması oluşturacağız. 4 yılda bir güncelleyeceğimiz veriler doğrultusunda hizmetlerimizi günün koşullarına göre ele alacağız.”
Yaş dostu hizmet modelleri yaygınlaştırılacak
Yaşlılara yönelik yaş dostu hizmet modellerini çeşitlendirip yaygınlaştırdıklarını da belirten Göktaş, hayata geçirdikleri aile odaklı bakımı destekleyen “Bütünleşik Bakım Modeli” ile yaşlının ihtiyacına göre kurumsal bakım, evde bakım yardımı, evde bakıma destek ve gündüzlü bakım modellerini uyguladıklarını aktardı.
Göktaş, yaşlı bireylerin aileleri yanında bakım hizmeti almalarını sağlamak üzere öncelik verdikleri Evde Bakım Yardımı’ndan yaklaşık 133 bin yaşlı bireyin faydalandığını bildirdi.
Psikososyal rehabilitasyon, gündüz bakım ve evde destek hizmetleri sunulan 37 Gündüzlü Bakım ve Aktif Yaşam Merkezinde yaşlılara hizmet verdiklerini ifade eden Göktaş, şu bilgileri paylaştı:
“Huzurevlerimizde bugün dünya standartlarının üzerinde hizmet sunuyoruz. 2024 Ocak ayı itibarıyla Darülaceze Başkanlığı da dahil olmak üzere Bakanlığımıza bağlı 168 huzurevinde 14 bin 712 yaşlıya, diğer kamu kuruluşlarına ait huzurevlerinde ise 1940 yaşlıya hizmet sağlanıyor. 267 özel huzurevinde 17 bin 872 yaşlımız hizmet alıyor. Kamu ve özel sektör dahil olmak üzere 38 bin 463 huzurevi kapasitesi ile 29 bin 682 yaşlımıza bakım hizmeti veriyoruz.”
Türkiye’de ikamet eden ve sosyal hizmete ihtiyaç duyan, 65 yaş üstü yaşlıların korunması ve desteklenmesi amacıyla 2016’da başlattıkları Yaşlı Destek Programı (YADES) ile evde bakım, gündüz bakım, evde sağlık, manevi destek, gönüllülük faaliyetleri gibi çeşitli hizmet modelleriyle bütünleşik bakım hizmetlerini geliştirdiklerini belirten Göktaş, YADES Projeleri ile bugüne kadar 2022 yılı projeleri dahil olmak üzere, Ocak 2024 itibarıyla 7 yılda toplamda 35 belediyede 61 farklı proje ile 87 bin 797 hanede 128 bin 491 yaşlı bireye ulaştıklarını kaydetti.
“11 dijital bahar odası kuruldu”
Bakanlık olarak aktif ve sağlıklı yaşlanma vizyonu doğrultusunda yaşlı vatandaşların gelişen dünyaya uyum sağlamaları amacıyla dijital becerilerini güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini aktaran Bakan Göktaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu kapsamda pilot uygulaması 2021 yılında İstanbul’daki 5 huzurevinde başlatılan Yaşlılara Yönelik Dijital ve Finansal Okuryazarlık Eğitimleri’ne toplam 43 ilde huzurevlerinden hizmet alan 1923 yaşlımız katıldı. Ayrıca Bakanlığımıza bağlı huzurevlerimizde bakım altında bulunan yaşlıların dijital okuryazarlığını geliştirmek amacıyla geliştirilen ‘Dijital Bahar Projesi’ kapsamında Turkcell iş birliği ile Ankara İstanbul, Bursa, İzmir, Osmaniye, Aydın, Samsun ve Erzincan’daki huzurevlerimizde 11 dijital bahar odası kuruldu. Teknoloji odalarımız, huzurevi sakinlerine uzaktaki sevdikleriyle bir araya gelme imkanını tanıyor.
Literatürde üçüncü yaş üniversitesi olarak anılan ve Türkiye’de farklı üniversitelerin kampüsleri bünyesinde Tazelenme Üniversitesi gibi farklı isimler altında faaliyet gösteren eğitim yapılanmalarında ise 60 yaş ve üzeri bireylerin ihtiyaçlarına özgü oluşturulmuş eğitim programları çerçevesinde toplamda 5 bin 665 yaşlımıza eğitim veriliyor. Ülkemizde uygulanan bu özgün eğitim modelinin tanıtılması ve bu konuda farkındalık oluşturulması, aktif ve sağlıklı yaşlanma vizyonumuz perspektifinde büyük önem arz ediyor.”
]]>Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında huzurevi sakinleri ile gerçekleştirilen iftara katıldı.
“Kadim medeniyeti ve gelenekleri yarınlara taşıyan en değerli varlıklar” olarak nitelendirdiği yaşlılarla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Göktaş, büyüklerin tecrübelerinin her daim gençlerin yolunu aydınlattığını belirtti.
Hızla akıp giden hayatta kuşaklararası dayanışmanın her geçen gün daha da önemli hale geldiğini bildiren Göktaş, “Gençlerin yaşlıların bilgeliklerinden, yaşlıların ise gençlerin enerjisi ve yeniliğe açık olmalarından faydalanmaları bizler için çok kıymetlidir. Bu nedenle, kuşaklararası dayanışma, yaşlıların sosyal hayata daha aktif bir şekilde katılımlarına fırsat sunar. Ayrıca, gençlerin de büyüklerimize yardım etmeleri ve ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmalarını sağlar.” diye konuştu.
Kuşaklararası etkileşimin toplumun her kesiminin birbirine destek olmasını sağladığını, toplumsal birliği ve bütünleşmeyi güçlendirdiğini dile getiren Göktaş, şunları söyledi:
“Bakanlık olarak, her zaman değerli büyüklerimizin yanında ve hizmetinde olmaya gayret ediyoruz. Yaşlılarımızın aileleri ve yakınlarıyla beraber, sosyal hayat ile bağlarını güçlendirerek güvenli ve mutlu bir hayat sürmeleri için çalışıyoruz. Ülkemizin her köşesinde ve tüm illerimizde yaşlılarımız ve aileleri için özel hizmet modelleri geliştiriyoruz. Yaşlılarımıza, uzun süreli, gündüz ve evde bakım yardımlarımızla destek oluyoruz. Bu hizmetlere yönelik altyapımızı her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Kurumlarımızda ağırladığımız büyüklerimize, tüm ihtiyaçlarını kapsayan hizmetler sunuyoruz. Aynı zamanda gündüz merkezlerimizde sosyal hayata katılımı destekleyerek, hayatın her anını değerli büyüklerimizle paylaşmak istiyoruz. 2016’da başlattığımız Yaşlı Destek Programı’mızla yaklaşık 88 bin hanede 128 bin yaşlımızın bakımlarını gerçekleştirdik.”
Göktaş, Bakanlık olarak yaptıkları Yaşlı Profili Araştırması’nı tamamladıklarını belirterek ” 22 Mart’ta milletimizle paylaşacağız. Bu araştırmanın sonuçları, yaşlılara yönelik yürüttüğümüz çalışmaların ve politikaların geliştirilmesinde bize önemli bir yol haritası sunacak.” dedi.
Büyüklerle bir araya gelmeyi, onların duasını almayı her şeyden kıymetli olarak nitelendiren Göktaş, salondaki yaşlılara hitaben, “Sizlerin tecrübesiyle yolumuz aydınlanıyor, sizlerin duasıyla zorluklar kolaylaşıyor. Gönlünün gücüyle bizlere destek olan, merhameti ve güler yüzüyle yüreğimizi ısıtan, zamanı aşan tecrübesiyle bize yol gösteren, cesaret veren büyüklerimize her zaman ihtiyacımız var. Biz 7’den 77’ye, geçmişten geleceğe, her birlikte Türkiye’yiz. Türkiye Yüzyılında, her geçen gün büyüyen bir aşkla, ülkemize hizmet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
-Yaşlı Profili Araştırması
Öte yandan Bakan Göktaş, iftar öncesi gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Sözlerine tüm büyüklerin Yaşlılara Saygı Haftası’nı kutlayarak başlayan Göktaş, onlara sağlıklı, mutlu, huzurlu yaşam dileklerini iletti.
Her yıl 18-24 Mart tarihlerinin Yaşlılara Saygı Haftası olarak kutlandığını dile getiren Göktaş, “Bugünlere gelmemizde büyük emekleri olan büyüklerimize daha fazla ihtimam göstermeye her daim saygı ve sevgiyle yaklaşmaya vesile olmasını temenni ediyorum” dedi. Bakanlık olarak her zaman onların yanında olma, onlara hizmet etme gayretinde olduklarını aktaran Göktaş, şunları söyledi:
“Yaşlılarımızın aileleri ve yakınlarıyla beraber, sosyal hayat ile bağlarını güçlendirerek güvenli ve mutlu bir hayat sürmeleri için çalışıyoruz. Ülkemizin her köşesinde ve tüm illerimizde yaşlılarımız ve aileleri için özel hizmet modelleri geliştiriyoruz. Evde bakım desteğimizle Türkiye’nin dört bir yanında yaşlılarımızın yanında oluyoruz. 2016 yılında başlattığımız Yaşlı Destek Programı’mızla yaklaşık 88 bin hanede 128 bin yaşlımızın bakımlarını gerçekleştirdik.”
Bakanlık tarafından yapılan Yaşlı Profil Araştırması’na yönelik soru üzerine de Göktaş, araştırmanın sonuçlarını cuma günü kamuoyuyla paylaşacaklarını yineledi.
Tüm dünya ile Türkiye’de de yaşlı nüfusunun giderek artığına dikkati çeken Göktaş, “Bugün yüzde 10 olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranımızın 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta ise yüzde 16,3 olması bekleniyor. Türkiye’de ilk kez yapılan Yaşlı Profili Araştırması’nda çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Araştırma kapsamında 22 binden fazla haneyle görüşmeler gerçekleştirdik. Üç gün sonra araştırmanın sonuçlarını milletimizle paylaşacağız” dedi.
]]>Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın talimatlarıyla hayata geçirilen ve yaşlı çınarlara hizmet veren Mustafa Kumlu Ulu Çınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezi, lüks otel konforunda ve sıcak ilişkiler kurulan ortamda yaşlı vatandaşları misafir ederken, yaşlı çınarların gönlünü hoş tutmaya özen gösteriyor.
Mustafa Kumlu Ulu Çınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezi’ni ziyaret eden Başkan Büyükkılıç, Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla o dönemin askeri kıyafetlerini giyen ulu çınarlar tarafından ‘Çanakkale’ türküsü ile karşılandı.
Başkan Büyükkılıç, örgü ören yaşlı kadınlarla da sohbet ederek, kırmızı gül dağıttı. Burada ulu çınarlarla sohbet eden Büyükkılıç’a, kadınlar “Başkanım bizi böyle bir araya topladığınız için çok teşekkür ederim. Rabbim hep sizden razı olsun, ne kadar iyi niyetlisiniz” dediler.
Başkan Büyükkılıç’tan Ulu Çınarlara Gezi Sözü
Başkan Büyükkılıç, kendisine Yahyalı’daki şelaleleri ve Erciyes Kayak Merkezi’ni hiç görmediğini söyleyen kadınlara yolları Avrupa standartlarında otoban gibi olan Kapuzbaşı Şelaleleri’ne ve Erciyes’e gezi sözü verdi.
Büyükkılıç, daha sonra o dönemin askeri kıyafetlerini giyen ulu çınarlar ile bir araya geldi.
Ziyarette, Ulu Çınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezi’ndeki yaşlı vatandaşların oluşturduğu, Türk Halk Müziği Sanatçısı Namık Kemal Bilgin şefliğindeki Ulu Çınarlar Korosu’nun türkülerini dinleyen Büyükkılıç, zaman zaman ulu çınarların söylediği türkülere eşlik etti.
“Dimdik Ayakta Birlik, Beraberlik İçerisinde Gayret Edeceğiz”
Ayrıca Tiyatro Eğitmeni İbrahim Altuntaş tarafından Çanakkale’ye özel hazırlanan tiyatro oyununu sahneleyen yaşlı vatandaşları ilgiyle izleyen Başkan Büyükkılıç, “Çanakkale geçilmez diyen ecdadımızın, yüz binlerce şehitlerin verildiği süreçte Çanakkale geçilmedi, bu vatan şehitlerimiz tarafından bizlere emanet edildi. Yine dimdik ayakta durmak suretiyle bu ülkeyi böldürmemeye, ezanımızı susturmamaya, bayrağımızı indirtmemeye birlik, beraberlik içerisinde gayret edeceğiz” dedi.
Büyükkılıç, birlik, beraberlik mesajı vererek, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve bilge insan Devlet Bahçeli’nin birlikteliğinde, el ele vermek suretiyle bu ülke üzerine oyun oynamak isteyenlere fırsat vermemeliyiz. Bizim yegane gücümüz, birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz, dayanışmamızdır. Ay yıldızlı Türk bayrağımız altında 85 milyon kardeşimizi bağrımıza basacağız, ülkemizi koruyacağız” diye konuştu.
Gönül insanı, dua kaynağı ulu çınarların ellerinden öptüğünü ifade eden Başkan Büyükkılıç, “Şehitlerimizi unutmayacağız, Çanakkale’deki Seyit Onbaşı’yı unutmayacağız. Ecdadımız, ‘Çanakkale geçilmez demiş, üzerine düşeni yapmış, biz de onların torunları olarak üzerimize düşeni yapacağız. Gönül insanları, bizim dua kaynaklarımız, insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışı ile hizmet verdiğimiz bu merkezde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Cenab-ı Allah huzurumuzu bozmasın” ifadelerini kullandı.
Yaşlı vatandaşlar da sosyal belediyecilik anlamında yapılan bu merkezden çok memnun olduklarını, çok güzel bir yaşantıları olduğunu belirterek, Başkan Büyükkılıç’a teşekkür ettiler.
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a ziyaret esnasında Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdar Öztürk ile daire başkanları da eşlik etti. – KAYSERİ
]]>Göktaş, Osmangazi Belediyesi Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi (BAREM) Huzurevi-Alzaymır Hizmet Birimleri’nin açılışında yaptığı konuşmada, bu haftanın aynı zamanda Yaşlılara Saygı Haftası olduğunu söyledi.
Sosyal belediyecilikte zirve bir proje olan BAREM’in huzurevini milletin hizmetine sunduklarını belirten Göktaş, merkezin Bursa’ya kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Göktaş, merkezde huzurevinin yanı sıra alzaymır hastaları ve engelli vatandaşların da hizmet alacağını anlatarak, “500 kişilik kapasiteli merkezimizle Bursa’mızın ‘Darülacezesi’ olarak gurur duyuyoruz. Toplam 200 kişi kapasiteli 112 odamızı yaşlılarımızın hizmetine açtık. Merkezimizde, yaşlılarımızın yanı sıra 300 kişilik kapasiteyle hasta ve engellilere özel bölümler oluşturduk. Özellikle alzaymır ve otizm gibi uzmanlık gerektiren bakım süreçlerinde ailelerin sorumluluğunu paylaşıyoruz.” diye konuştu.
Burada ağırlanan misafirlere evlerinin konforunda aile sıcaklığında ortam sunulduğuna dikkati çeken Göktaş, “Bunun için aileleri de hizmetimizin ayrılmaz bir parçası olarak görerek misafirlerimizin yakınları için özel alanlar belirledik. Ailelerle birlikte günlük 1000 kişiyi ağırlamaya hazır olan bu merkezimizde, Bursa’nın huzuru için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Bakanlık olarak, aileyi merkeze alan bir anlayışla böylesi önemli tesislerin sayısını artırmak için tüm gayretimizle çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” ifadesini kullandı.
Bakan Göktaş, yaşlıların ait oldukları sosyal ortamdan kopmadan, ihtiyaçlarını merkeze alan bir anlayışla sosyal politikaları oluşturup uygulamaya koyduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“2016 yılında başlattığımız Yaşlı Destek Programı ile yaklaşık 88 bin hanede 128 bin yaşlımızın sosyal bakımlarını gerçekleştirdik. Bugün itibarıyla 38 bin kapasiteli 458 huzurevi ile yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde yaşlı sakinlerimize hizmet sunuyoruz. Bursa’da da 13 bakım ve rehabilitasyon merkezimiz, 4 umut evimiz ve 10 huzurevimizle yaşlılara ve engellilere yaşayabilecekleri sıcak bir yuva sunuyoruz. Evde bakım desteğimizle Türkiye’nin dört bir yanında yaşlılarımızın yanında oluyoruz. Bu kapsamda Bursa’da evde bakım yardımından 16 bin vatandaşımız faydalanmaktadır. Sosyal yaşam merkezlerimiz ve ücretsiz ulaşım imkanlarımızla yaşlılarımızın sosyal hayata aktif katılımlarına destek oluyoruz. Böylece 7’den 77’ye nesiller arası iletişimin güçlenmesine, toplumda sevginin ve muhabbetin çoğalmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.”
“Yaşlı Profili araştırmasını 22 Mart’ta milletimizle paylaşacağız”
“Yaşlı Profili” araştırmasına değinen Göktaş, “Çalışmalarını tamamladığımız ‘Yaşlı Profili’ araştırmasını 22 Mart’ta milletimizle paylaşacağız. Bu araştırmanın sonuçları, yaşlılara yönelik yürüttüğümüz çalışmaların ve politikaların geliştirilmesinde bize önemli bir yol haritası sunacak. Böylece, kıymetli büyüklerimizin, hayatın içinde üretken, sağlıklı ve saygın bir yaşam sürmeleri için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Göktaş, 22 yıldır ülkenin umut dolu yarınları için çalışıp milletten aldıkları güçle her türlü zorluğun üstesinden geldiklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Şuna yürekten inanıyorum ki gücümüzün sırrı birlik beraberlik ruhumuz, kardeşlik duygumuz ve sizlerin dualarında saklıdır. Bu inançla Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda tek bir kardeşimizi dahi geride bırakmadan çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz büyük bir aileyiz. Bu ailenin her bir ferdini kutsal bir emanet gibi görüyoruz. Yeni dönemde de Mustafa Dündar başkanımızla Osmangazi’ye değer katmayı sürdüreceğiz. 4. dönemine hazırlanan başkanımıza canıgönülden başarılar diliyoruz. Aynı şekilde, Bursa Büyükşehir Belediyemizde Alinur Aktaş başkanımızla eser siyasetimize, hizmet siyasetimize ilk günkü heyecanla devam edeceğiz. Biz de bakanlık olarak başkanlarımızın her daim yanında olacağız.”
“BAREM Türkiye’de bir ilki temsil ediyor”
Bursa Valisi Mahmut Demirtaş da büyüklerin dün ile bugün arasında köprü kuran, gelenek ve görenekleri yarınlara taşımayı sağlayan en büyük değerler olduğunu belirterek, “Ömrünün büyük bir kısmını topluma hizmetle geçirmiş insanların yaşlandıkları ve bakıma ihtiyaç duydukları dönemde insan onuruna yakışır bir şekilde toplumla bütünleşmesi ve daha aktif olmasını sağlamak temel amacımızdır.” sözlerini sarf etti.
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ise gönüllere dokunan bir hizmeti daha devreye almaktan mutluluk duyduklarını dile getirdi.
Toplumun tüm fertlerinin Osmangazi’de huzurlu bir yaşam sürmesi için örnek projeleri hayata geçirdiklerini vurgulayan Dündar, “Sosyal belediyecilik anlayışını toplumun tüm kesimlerine hizmet verecek şekilde genişletiyoruz. Ulaştırılamayan, hizmet götürülemeyen bir kişi bırakmayıp kimsesizlerin kimsesi olmaya gayret gösteriyoruz. Açılışı için bir araya geldiğimiz BAREM de bu gayretli çalışmalarımızın en güzel örneği. BAREM 14 bin 162 metrekare alanda yükselen 20 bin 240 metrekare inşaat alanına sahip büyüklüğü ve fonksiyonelliği ile Türkiye’de bir ilki temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Programda, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek, huzurevi ve alzaymır hizmet birimlerinin açılışı gerçekleştirildi.
]]>Dernekten yapılan açıklamada, Türkiye’nin hızla yaşlandığı, 65 yaş ve üstü insanların genel nüfus içindeki oranının yüzde 10’u geçtiği ve bu oranın gelecek yıllarda hızla artacağı ifade edildi.
Seçmenler arasında yaşlı ve yaşlanmakta olanların oranının çok daha yüksek olduğuna dikkati çekilen açıklamada, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verilerine göre, her 5 seçmenden birinin 60 yaş ve üzerinde olduğu aktarıldı.
Açıklamada, 65+ Yaşlı Hakları Derneğinin yıllardır çok sayıda belediye ile yürüttüğü çalışmalar, sahada gerçekleştirdiği taramalar, uzman ve akademisyenleri bir araya getirdiği atölyelerden hareketle belediye yönetimine aday olan siyasetçilerin, faaliyet planlarına alabileceği bir dizi somut hedefi içeren “Yaş Dostu Kent Sözleşmesi” oluşturduğu bildirildi.
Yaşlılar için hizmet üretmenin artık siyasetçiler için de öncelik kazandığı vurgulanan açıklamada, “Bu amaçla, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde aday olan siyasetçileri Yaş Dostu Kent Sözleşmesi’ni imzalamaya çağırıyoruz.” denildi.
Belediyenin, DSÖ’nün “Yaş Dostu Kentler Ağı”na üye olabilmesi hedefleniyor
Açıklamada, sözleşmede hedeflerin 2 ila 5 yıllık vadeye göre ayrıldığı belirtilerek, şu bilgilere yer verildi:
“İki yıllık vadede, ağırlıkla belediyenin kendi içinde yapacağı, yaşlılık konusunda farkındalık ve bilinç oluşturma eğitimleri, belediye birimleriyle ilgili temel düzenlemeler var. Ayrıca yasal bir hak olan ücretsiz toplu taşımanın güvence altına alınması da kapsanıyor. Beş yıllık vadede ise daha kapsamlı planlama ve bütçeleme gereken hedefler var. Belediyenin en az bir tam donanımlı ve uzman personelli yaşlı yaşam merkezi kurması, bu hedeflerin başında geliyor. Ayrıca, kendi yaşlısına bakan kişilere, her hafta en az yarım gün serbest kalabilecekleri şekilde bir destek programı başlatılması öngörülüyor. 65+ Yaşlı Hakları Derneği, bu sözleşmeyle 5 yıllık dönemin sonunda belediyelerin yaşlı hemşerileri için hak temelli hizmet anlayışı geliştirmesini, yaşlıları muhtaç değil hak sahibi bireyler olarak görmesini, karar verme süreçlerine dahil etmesini hedefliyor.”
Bu hedeflerin amacına değinilen açıklamada, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) oluşturduğu “Yaş Dostu Kentler Ağı”na belediyenin üye olabilecek duruma gelmesinin nihai hedef olduğu kaydedildi.
“Yaş Dostu Kent Sözleşmesi” neler içeriyor?
Sözleşmeden kısa başlıklara da yer verilen açıklamada, 2 yıllık vadede hedeflenenler şöyle aktarıldı:
“Yaşlılar için tek noktada çözüm. Çağrı merkezinde yaşlılar için özel düzenleme. Yalnız yaşayan yaşlılar için ‘Alarm Butonu’ uygulaması. Belediye bünyesinde; çalışanlar için yaşlı farkındalık eğitimleri, yaşlılara yönelik şiddet, ihmal, istismar ve sömürüye karşı bilinç oluşturma, yetkinlik belirleme, kurum içi eğitim, uzman istihdamı, yaşlıların beklentilerini karşılayacak erişebilecekleri gündelik kurslar, yaşlıları ayrıştırmayan sosyal ve kültürel faaliyetler, yalnız yaşayan yaşlıların konutlarını güvenli ve yaşlı dostu hale getirmek. Yaşlılar için engelsiz, erişilebilir kullanım alanları, ücretsiz toplu ulaşım güvencesi.”
Açıklamada, 5 yıllık hedefler ise şu şekilde sıralandı:
“En az bir tam donanımlı yaşlı yaşam merkezi, kendi yaşlısına bakanlara destek programı ve gönüllü gençlerle yaşlılar için kuşaklararası program. Yaşlılar için dijital uçurumu kapatmak. Yaşlıların hizmet ve tesislere ulaşımını kolaylaştıracak ek araçlar. Yaşlı hemşerilerimizin karar alma süreçlerine katılmalarını sağlayacak kurumsal çözümler. Yaşlıların kent bilincini canlı tutabilmek için kent belleğini korumak. Stratejik planda kapsama, bütçede kaynak. DSÖ Yaş Dostu Kentler ağına üyelik başvurusu.”
“Yaşlılara hizmet götürmeyi, haklarını kullanmalarını sağlamanın aracı olarak görmeliyiz”
Açıklamada görüşlerine yer verilen 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, yaşlılar için hizmet üretmenin siyasetçiler için de öncelik kazandığını, ancak yaşlılığı bir sorun yumağı olarak görmenin hata olacağını ifade etti.
Prof. Dr. Kazancıoğlu, “Yaşlılığı, yaşamın doğal evresi olarak kabul etmemiz, yaşlılara hizmet götürmeyi bir iyilik ve yardımseverlik tercihi olmanın ötesinde insan olmaktan gelen tüm haklarını kullanmalarını sağlamanın aracı olarak görmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Erzurum programı çerçevesinde ilk olarak Erzurum Valiliğini ziyaret eden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, burada Vali Mustafa Çiftçi tarafından karşılandı. Daha sonra Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i ziyaret eden Bakan Göktaş, Palandöken’de düzenlenen “STK ve İş Dünyası Buluşması Kahvaltı Programı”na katıldı. “STK ve İş Dünyası Buluşması Kahvaltı Programı”nda AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen birer konuşma yaptı.
“Araştırmada çarpıcı sonuçlar çıktı”
Daha sonra kürsüye gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, burada yaptığı konuşmada Türkiye’de ilk kez “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını belirterek, “Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik. Çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Bu ay içerisinde sonuçları milletimizle paylaşacağız” dedi.
Göktaş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığının sosyal tesislerinde düzenlenen, “STK ve İş Dünyası Buluşması”nda, Palandöken’in eteklerinde kurulmuş kutlu bir medeniyet olarak nitelendirdiği Erzurum’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek sözlerine başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam, sevgi ve muhabbetlerini ileten Göktaş, gösterilen misafirperverlikten dolayı da teşekkür etti. Erzurum’un Milli Mücadele dönemindeki önemine değinen Göktaş, “Bu şehir, Gazi Mustafa Kemal önderliğinde 105 yıl önce başlatılan Milli Mücadelemizin kalesidir. Bu şehir, Erzurum Kongresi ile kurtuluş meşalesinin yanan ilk ateşidir. Bu şehir, ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez’ kararının filizlendiği yerdir” diye konuştu.
“STK’lar bizim için kıymetli”
Milletle el ele Türkiye’nin ikinci asrının temellerini attıklarını vurgulayan Göktaş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde milletimizle gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’nı tuğla tuğla inşa ediyoruz. Ecdadımızın emaneti olan bu vatanı eğitimden ulaşıma, sanayiden ticarete, turizmden sosyal hizmetlere kadar her alanda güçlü kılarak geleceğe taşıyoruz. Çocuklarımıza refah ve huzur içinde yaşayacakları bir ülke, tarihi, kültürel, doğal zenginlikleri korunan şehirler bırakmak için çalışıyoruz. Bunu siz kıymetli sivil toplum kuruluşlarımızla iş insanlarımızla, teşkilatlarımızla güç birliği yaparak gerçekleştiriyoruz. Bugün, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesi, istihdamın ve üretimin artması iş dünyamızın gösterdiği azim ve kararlılığın bir neticesidir. Artan refahın, toplumda adil ve etkili bir şekilde dağıtılması sivil toplum kuruluşlarımızın ortaya koyduğu özverinin bir neticesidir” şeklinde konuştu.
Türkiye ekonomisinin dünyada yükselen bir değer olmasının daha fazla kadının iş dünyasına katılmasıyla mümkün olduğunu dile getiren Göktaş, “Sevginin ve merhametin bütün insanlığı kuşatması ancak ve ancak daha fazla kadının sivil toplum kuruluşlarının her kademesinde yer almasıyla mümkündür. Bakanlık olarak, kadınların istihdamının artırılması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi için elimizden gelen tüm çabayı ve gayreti gösteriyoruz” dedi.
“Türkiye’de ilk defa yapıldı”
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaşlı nüfusunun arttığına vurgu yapan Göktaş, “Bugün yüzde 10 olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranımızın 2030 yılında yüzde 12.9, 2040 yılında ise yüzde 16.3 olması bekleniyor” diye konuştu.
Bakanlık olarak “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını dile getiren Göktaş, “Yine dünyada ve Türkiye’de yalnızlaşma oranları giderek artıyor. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarımızın sayısının gün geçtikçe daha da arttığına şahit oluyoruz. Türkiye’de ilk kez yapılan Yaşlı Profili Araştırmasında çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Bu ay içerisinde sonuçları milletimizle paylaşacağız. Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz sonuçlar, yaşlılarımıza sunduğumuz hizmetlerimize yön verecek. 4 yılda bir güncelleyeceğimiz veriler doğrultusunda hizmetlerimizi günün koşullarına göre ele alacağız. Yaşlı vatandaşlarımıza sunacağımız hizmetlere ilişkin göstergeleri bütüncül olarak değerlendirebileceğimiz bir sistemin altyapısını oluşturacağız. Bunun yanı sıra, bu araştırmayla yaşlıların her türlü riskten korunması ve yaşlılar için iyileştirici tedbirler alınmasını sağlayacak politikalara temel teşkil edecek somut veriler elde edeceğiz. Mağduriyete sebep olabilecek riskleri tespit edebileceğiz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları destek hizmetlerine ulaşmalarını sağlayan, koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapının oluşturulmasına yönelik ihtiyaç analizi yapacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından, “STK ve İş Dünyası Buluşması Kahvaltı Programı”nın soru-cevap kısmına geçildi. – ERZURUM
]]>Göktaş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığının sosyal tesislerinde düzenlenen, “STK ve İş Dünyası Buluşması”nda, Palandöken’in eteklerinde kurulmuş kutlu bir medeniyet olarak nitelendirdiği Erzurum’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam, sevgi ve muhabbetlerini ileten Göktaş, heyetine gösterilen misafirperverlikten dolayı da teşekkür etti.
Erzurum’un Milli Mücadele dönemindeki önemine vurgu yapan Göktaş, “Bu şehir, Gazi Mustafa Kemal önderliğinde 105 yıl önce başlatılan Milli Mücadele’mizin kalesidir. Bu şehir, Erzurum Kongresi ile kurtuluş meşalesinin yanan ilk ateşidir. Bu şehir, ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez’ kararının filizlendiği yerdir.” diye konuştu.
Milletle el ele Türkiye’nin ikinci asrının temellerini attıklarını vurgulayan Göktaş, şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde milletimizle gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’nı tuğla tuğla inşa ediyoruz. Ecdadımızın emaneti olan bu vatanı eğitimden ulaşıma, sanayiden ticarete, turizmden sosyal hizmetlere kadar her alanda güçlü kılarak geleceğe taşıyoruz. Çocuklarımıza refah ve huzur içinde yaşayacakları bir ülke, tarihi, kültürel, doğal zenginlikleri korunan şehirler bırakmak için çalışıyoruz. Bunu siz kıymetli sivil toplum kuruluşlarımızla iş insanlarımızla, teşkilatlarımızla güç birliği yaparak gerçekleştiriyoruz. Bugün, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesi, istihdamın ve üretimin artması iş dünyamızın gösterdiği azim ve kararlılığın bir neticesidir. Artan refahın, toplumda adil ve etkili bir şekilde dağıtılması sivil toplum kuruluşlarımızın ortaya koyduğu özverinin bir neticesidir.”
Türkiye ekonomisinin dünyada yükselen bir değer olmasının daha fazla kadının iş dünyasına katılmasıyla mümkün olduğunu dile getiren Göktaş, “Sevginin ve merhametin bütün insanlığı kuşatması ancak ve ancak daha fazla kadının sivil toplum kuruluşlarının her kademesinde yer almasıyla mümkündür. Bakanlık olarak, kadınların istihdamının artırılması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi için elimizden gelen tüm çabayı ve gayreti gösteriyoruz.” ifadesini kullandı.
Türkiye’de ilk defa yapıldı
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaşlı nüfusunun arttığına işaret eden Göktaş, “Bugün yüzde 10 olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranımızın 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta ise yüzde 16,3 olması bekleniyor.” diye konuştu.
Bakanlık olarak “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını bildiren Göktaş, şunları kaydetti:
“Yine dünyada ve Türkiye’de yalnızlaşma oranları giderek artıyor. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarımızın sayısının gün geçtikçe daha da arttığına şahit oluyoruz. Türkiye’de ilk kez yapılan Yaşlı Profili Araştırması’nda çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Bu ay içerisinde sonuçları milletimizle paylaşacağız. Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz sonuçlar, yaşlılarımıza sunduğumuz hizmetlerimize yön verecek. 4 yılda bir güncelleyeceğimiz veriler doğrultusunda hizmetlerimizi günün koşullarına göre ele alacağız. Yaşlı vatandaşlarımıza sunacağımız hizmetlere ilişkin göstergeleri bütüncül olarak değerlendirebileceğimiz bir sistemin alt yapısını oluşturacağız.”
Araştırmayla yaşlıların her türlü riskten korunması ve yaşlılar için iyileştirici tedbirler alınmasını sağlayacak politikalara temel teşkil edecek somut veriler elde edeceklerini bildiren Mahinur Özdemir Göktaş, “Mağduriyete sebep olabilecek riskleri tespit edebileceğiz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları destek hizmetlerine ulaşmalarını sağlayan, koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapının oluşturulmasına yönelik ihtiyaç analizi yapacağız.” değerlendirmesini yaptı.
Bakan Göktaş, konuşmanın ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.
]]>Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen döneminde hizmete açılan ve yaşlıların korunması, desteklenmesi ile rutin sağlık kontrollerinin yapıldığı, gün boyu kaliteli vakit geçirebilmelerinin sağlandığı Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezini ziyaret etti. Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezi sakinleri tarafından düzenlenen hatim duasına katılan Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen yoğun ilgiyle karşılaşırken, yaşılar tarafından da ilahiler okundu, ziyarette zaman zaman duygusal anlar yaşandı.
Isparta Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Ender Güven, 2021 yılında Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in talimatlarıyla Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezinin faaliyete geçtiğini söyledi. Güven, projenin başlangıcının 65 yaş üstü vatandaşlara bulundukları mekanlarda rehabilitasyon hizmeti sunmak olduğunu belirterek, “Sizler o süreçte biz bir yer kuralım, gelebilenler gelsin, gelemeyenlerin evine gidelim dediniz. O süreçte 400 yaşlımızı kaydettik. Yaşlılarımızı sabah alıyoruz, kahvaltı öğle yemeği veriyoruz, gün içinde halk eğitim merkezinden gelen hocalarımız el sanatları ve zihinsel becerilere yönelik faaliyetlerde bulunuyor. Haftanın belirli günlerinde dışarıda gezi programları yapıyoruz, araçlarımızla yaşlılarımızı gezilere götürüyoruz, kültürel faaliyetlerin ardından evlerine bırakıyoruz. Bunun yanında fizyoterapistimiz her gün saat 10.30’da yaşlılarımıza egzersiz yaptırıyor, psikoloğumuz öğleden sonra burada oluyor destek veriyor. Doktorumuz haftanın 2 günü burada yaşlılarımızın şeker, tansiyon kontrolleri yapılıyor, reçeteleri varsa onlar yazılıyor. Bunu yaparken de bizler Isparta Belediyesi bünyesinde yetkilendirilmiş aile hekimliği merkezi olduk. Sağlık Bakanlığı yapılan incelemeler sonucunda bu yetkiyi bize verdi” dedi.
Gül Kokulu Çınarlar Vefa Konağı Yaşlı Destek Merkezinden hizmet alan yaşlılar da yapılan çalışmalardan dolayı Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür etti. Yaşlılar, “Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez, Allah razı olsun her şeyden memnunuz. Evden çıkamıyorduk, burada hem gülüyoruz hem güzel vakit geçiriyoruz, elimizden tutuyorlar, istediğimiz yere götürüyorlar. Buraya berberimiz bile geliyor. Sabahtan güler yüzle karşılaşıyoruz, moralimizi alıyoruz. Evimizden alıyorlar, evimize bırakıyorlar. Yaptığınız hizmetleri 7’den 70’e herkes beğeniyor. Tüm sağlık kontrollerimiz yapılıyor. Evde yalnızlıktan usanmıştık. Bu binalar eskiden de vardı, buralar vardı, bize bugüne kadar niye kimse yapıp da ‘gelin’ demediler. Eşim vefat etmişti, evde kapanıyordum. Evde bırak duvarları beton çöküyordu üzerimize. Bu yer olmasaydı biz ne yapacaktık. Eskiden yüzümüze bakmıyorlardı. Allah bin kere razı olsun başkanımızdan” görüşlerinde bulundu.
“Bir büyüğümüzün mutlu olduğunu görmekten daha değerli ne olabilir”
Yaşlıların söylemiş oldukları güzel sözlerinden dolayı teşekkür eden Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, nerede kendilerine bir görev düşüyorsa orada olduklarını belirtti. Başkan Başdeğirmen, “Büyüklerimizin yanında olmaktan bizlerde son derece memnun ve mutluyuz. Sizlerin gülen yüzlerini görmek mutlu ediyor. Sağlığınız mutluluğunuz bizleri daha çok sevindiriyor. Sizler bizim değerlerimizsiniz, büyüklerimizsiniz. Sizlerin huzurlu yaşaması bizler için çok değerli. Anneler, babalar, evlatlar herkes için çok kıymetli. Ataerkil yetişen bir toplumuz. Bir insanın büyüğüne saygısı, küçüğüne sevgisi akranına dostluğu çok önemli. Burayı hizmete sunduğumuzdan buyana çok misafirimizi ağırladık. Burada sizlerin mutlu olduğunuzu gördük. Evlerinizde kendi başınıza kalmıyorsunuz. En zor şey evde yalnız başına akşama kadar oturmak. Sohbet edeceğiniz, konuşacağınız bir dosta ihtiyacınız vardı. Burası da onu sağlıyor. Bu yönden buranın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Bazı kişilerin bu işi çok basite almalarından da üzülüyoruz. Bir partinin belediye başkan adayı ‘Dere Mahallesinde bir yer yapmışlar, içinde 7 kişi var, 7 kişiyle bir şey yaptıklarını zannediyorlar’ diyor. Bu çok üzücü, bir kişi de olsa, eğer biz bir büyüğümüzün, teyzemizin, annemizin, babamızın bir amcamızın burada mutlu olduğunu görmemiz kadar değerli ne olabilir” dedi. – ISPARTA
]]>Olay, 23 Şubat günü saat Kepez ilçesi Yeni Mahalle’de bulunan Özel Daviva Nefroloji Diyaliz Merkezinde yaşandı. Alınan bilgiye göre yaşlı; bakım merkezide kalan zihinsel engelli Lütfiye Yıldırım (64), olay günü diyaliz tedavisi almak üzere adrese gitti. İddiaya göre, yaşlı kadın burada temizlik işleri ile uğraşan ismini bilmediği bir kişinin yumruklu saldırısına maruz kaldı. Talihsiz kadının yumruğun şiddeti ile yere düşmesi sonucu sağ ve sol kolunda da morarma meydana geldi. Aldığı darbe ile yeri yığılan yaşlı kadının yardımına diğer çalışanlar koştu. Diyaliz tedavisi sonrası huzur evine geri dönen yaşlı kadının gözünün morardığını gören çalışanlar durumu ablası Yasemin Soytürk’e bildirdi. Gördüğü manzara karşısında şaşıran dönen Soytürk, ablasını alarak sağlık kuruluşuna gitti. Buradan alınan doktor raporu ile birlikte polis merkezine giden abla kardeş şikayetçi oldu. Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.
“Bana yumruk atan kişiden şikayetçi ve davacıyım”
Diyaliz merkezinde yaşanan olayı anlatan Lütfiye Yıldırım, “Gözüme yumruk attı, kollarıma vurdu. Sonra bana serum taktılar. Yere düştüm, zor kalktım. Kollarım acıdı” dedi. Lütfiye Yıldırım ablası ve avukatı ile birlikte verdiği ifadede korkunç olayın 23 Şubat Cumartesi günü meydana geldiğin söyledi. Yüzü tanınmaz halde olan Yıldırım ifadesinde şunları söyledi:
“Ben zihinsel engelliyim, okuma yazma bilmiyorum. Özel Antalya Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi’nde yaklaşık 2,5 aydır kalmaktayım. 23 Şubat günü saat 11.30 sularında servis ile özel diyaliz merkezine gittim. Yenimahalle’de bulunan özel diyaliz merkezine girdiğimde ismini bilmediğim temizlik işlerini yapan esmer uzun boylu erkek şahıs hiçbir şey söylemeden direk sol gözüme yumruk attı. Ben yere düştüm. Beni yeden diğer çalışanlar kaldırdı. Diyaliz işlemleri yapıldıktan sonra diyaliz merkezinin aracı ile beni akşam saatlerinde tekrar kaldığım huzurevine götürdüler. Ablam Yasemin Soytürk huzurevine geldi ve birlikte Sema Yazar Polikliniğine gittik. Burada doktor raporu aldım. Sol gözümde morluk ve şişme, sağ ve sol kolumda şişlik ve morarma olduğunu gördüm. Bana yumruk atan kişiden şikayetçi ve davacıyım.”
“Durumu çok kötü, başka birisi olsa kendisini korurdu”
Yaşananları anlatan abla Yasemin Soytürk ise şöyle konuştu:
“Perşembe günü kardeşimin sağlık kontrolü vardı kontrollerini yaptırarak sağlam olarak huzurevine teslim ettim. Cuma günü diyalizi vardı, diyalizden sonra beni aradılar. Acil gelmemi istediler, ne olduğunu sorduğumda kardeşimin darp edildiğini belirttiler. Gittiğimizde çok kötü durumdaydı, bir gözü ve kollarının durumu iyi değildi. Gözünün birisi tamamen kapanmış. Oradan karakola gittik, şikayetçi olduk. Sağlık raporu aldık, iddiaya göre sağlık merkezinin doktoru alerji olduğunu söylemiş. Diyaliz merkezinin bizi arayarak durumu bildirmesini ne ne olduğunu açıklamasını isterdik. Kardeşimin bu şekilde olması hoş bir şey değil. Durumu çok kötü, başka birisi olsa kendisini korurdu. Şikayetimizin sonuna kadar arkasında bulunacağız, kim yaptı ise bulunmasını istiyoruz. Benim kardeşime ne oldu. Huzur evi diyaliz merkezine sağlam gittiğini söyledi.”
“Güvenlik kamerası görüntülerinde böyle bir şeyin olmadığı bellidir”
Diyaliz merkezinden yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:
“Biz de gereken işlemleri yapıyoruz, gerekli tutanakları tuttuk. Güvenlik kamerası görüntülerimiz var, güvenlik kamerası görüntülerinde böyle bir şeyin olmadığı bellidir. Savcılık güvenlik kamerası görüntülerini izlediği zaman olayın bizden kaynaklanmadığını görecektir. Olay şu anda savcılıkta biz de çok üzüldük, ama kurumumuzda böyle bir hadise yaşanmadı.” – ANTALYA
]]>