Hacı Bayram Veli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü mezunu Gürkan, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesinde eğitimini tamamlayan Serkan ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü son sınıf öğrencisi Furkan Özalp, 2018 yılında arkadaşlarıyla tatil yapmak için İzmir’e gitti.
Beraber tatil yapmanın ve seyahat etmenin farklı bir duygu olduğunu keşfeden üçüzler, Türkiye’yi ve dünyayı gezmeye karar verdi.
Seyahatlerine otostop çekerek Ege kasabalarıyla başlayan üçüzler, çadır kurarak konaklama ihtiyaçlarını karşıladı.
Daha sonra yurt içi konaklamalarında Gençlik ve Spor Bakanlığının yurtlarda ücretsiz konaklama imkanı sunduğu “Seyahatsever” projesinden faydalanan gençler, bu sayede Türkiye’nin birçok ilini gezdi.
Ucuz bilet buldukları uçakla ve farklı ulaşım yollarıyla bazı ülkelere de giden üç kardeş, gezip gördükleri yerleri sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Yılın büyük bölümü evden uzak olmaları nedeniyle aileleriyle kısıtlı zaman geçiren üçüzler, imkanları dahilinde seyahatlerini sürdürmek istiyor.
“Seyahatsever projesi büyük avantaj”
Furkan Özalp, AA muhabirine, kardeşleri ve arkadaş grubuyla başlayan seyahatlerinin farklı bir boyuta ulaştığını söyledi.
Sosyal medyada gördükleri gezginlerden etkilendiklerini dile getiren Özalp, salgın nedeniyle bir süre ara verdikleri seyahatlerini 6 yıldır sürdürdüklerini belirtti.
Özalp, Gençlik ve Spor Bakanlığının “Seyahatsever” projesiyle gitmek istedikleri il sayısının arttığını aktararak, Türkiye’de 40’dan fazla şehri gezdiklerini anlattı.
Konaklama ihtiyacının karşılanması noktasında projenin büyük bir avantaj olduğunu belirten Özalp, “Konaklamayı hallettikten sonra gerisi bir şekilde halloluyor. Gürkan kardeşim bir yerlerde çalışarak geziyor, ben KYK kredimi biriktirerek yapıyorum bu işi.” dedi.
Özalp, kardeşlerine göre yurt dışı deneyiminin daha az olduğuna değinerek, şöyle devam etti:
“Gürcistan ve Fas’a gittim. Serkan; İran, Mısır ve Sri Lanka’ya gitti. Gürkan’ın gittiği ülke 13 oldu. Gürcistan, Azerbaycan, İran, Mısır, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Sri Lanka ve Balkan ülkelerini gezdi. Gürkan eğlence ağırlıklı seyahat ediyor. Şu anda Sri Lanka’da sörf öğrenmeye çalışıyorlar. Gürkan’ın amacı; daha çok yeni tecrübeler ve deneyimler elde etmek. Benimki biraz daha tarihi yerleri gezip görmek, insanlarla konuşup hayat hikayelerini dinlemek. Serkan’ın amacı da iş hayatına atılmadan önce bir daha fırsatı olmaz düşüncesiyle bir yerleri gezip görmek.”
“Görmek istediğim 30-40 ülke var”
Gürkan Özalp ise gezmekten keyif aldığını belirterek, Ege kıyılarında kamp yaparak başlayan serüvenlerinin, Bakanlığın projesiyle Türkiye turu, daha sonra ise dünya turu olarak devam ettiğini dile getirdi.
Vakti ve imkanı varken gidebildiği yerlere giderek farklı yerler görmek istediğini anlatan Özalp, “Çoğu gezgin bütün ülkeleri gezmek ister ama benim öyle bir hedefim yok. Görmek istediğim 30-40 ülke var. Onları görsem, ondan sonra Güneydoğu Asya’da herhangi bir ülkeye yerleşsem bana yeter.” dedi.
Serkan Özalp ise 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerin ardından gönüllü olarak gittiği bölgede 8 gün kaldığını aktararak, gördüklerinden etkilenerek önceliklerinin değiştiğini anlattı.
Maddi kazanımlar yerine zamanı iyi değerlendirmeye ağırlık verdiğini belirten Özalp, hayatına bu doğrultuda yön verdiğini, seyahat etmenin de bunun bir parçası olduğunu ifade etti.
“Biz belki 8 şehre gidemedik, çocuklarım 80 yere gitti”
Üçüzlerin annesi Ayşe Özalp, çocuklarının kendi başlarına seyahat etmelerine önce karşı çıktıklarını, daha sonra desteklediklerini söyledi.
Çocuklarının istediği yere özgürce seyahat ettiğini belirten Özalp, “Özlem var. Ertesi gün hatta gittikleri gün bile oluyor. Ama bazı şeyler artık alışkanlık haline geliyor. Alıştık uzakta olmalarına. Gidiyorlar 15 gün-1 ay, sonra tekrar geliyorlar. Sağlıklı olduklarını bilelim, nerede oldukları önemli değil.” diye konuştu.
Özalp, en önemli isteklerinin çocuklarının çalışıp evlenmesi olduğuna değinerek, “Biz okulları bittikten sonra işe girmelerini isteriz ama onlar gezmeyi tercih etti. Yaptıkları şey de küçümsenecek şey değil. Çok büyük bir iş başarıyorlar. Biz anne ve babaları olarak belki 8 ile gidemedik, çocuklarım 80 yere gitti. Yıl içinde belki 15 gün görüyoruz, 350 gün yoklar.” ifadesini kullandı.
Baba Rahmi Özalp ise çocuklarının gezmeye erken başladığını dile getirerek, “Bizimle beraber gezerken bir baktık ki kendileri gezmeye başladı.” dedi.
Çocuklarını özlediklerine ancak onların farklı yerler, insanlar, kültürler görmelerinin kendileri için avantaj olduğuna işaret eden Özalp, “Çadır ve otostopla başladılar, sonra KYK yurtları, projelerle bir anda yurt dışına çıkmaya başladılar.” sözlerine yer verdi.
]]>Helikopterli kayak olarak bilinen “heliski” sporuyla Avrupa’da adını duyuran ve sporcuların ilk tercihleri arasındaki Kaçkar Dağları’nda yeni rotalar belirlendi.
Çalışmalar kapsamında ilk etapta, Galer Düzü mevkisi ve Handüzü Yaylası’ndaki rotalara, snow-track (paletli kar aracı) yerleştirildi.
Bölgede çeşitli noktalarda Doğa Koruma ve Milli Parklar 12. Bölge Müdürlüğünce inşa edilen sosyal tesis ve konaklama yerleri, sporculara, doğa tutkunlarına ve turistlere hizmet vermeye başladı.
Çalışmalar sayesinde kış sporu yapan profesyonellerin bölgeye çekilmesi amaçlanıyor.
“Denizi görerek kaydığınız çok nadir yerlerden biri”
Vali İhsan Selim Baydaş, AA muhabirine, Türkiye’de karın en uzun süre kaldığı yerlerden birinin Kaçkar Dağları olduğunu söyledi.
Rize’de dağların altyapısını planlayarak kış sporları özelinde kullanılmasını planladıklarını belirten Baydaş, “Muhteşem yerlerimiz, marka değerlerimiz var. Ovit, Cimil, Handüzü, Ayder ve üzerindeki yaylaların tamamı, Galer Düzü onlardan bir tanesi. Özellikle Galer Düzü, kayaklı koşunun tescilli olduğu, sporcu yetiştirilen bir yer. Altyapıları geliştirmeye çalışıyoruz.” dedi.
Baydaş, kış sporlarında en önemli ihtiyacın snow-track olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Snow-track alımını gerçekleştirdik. Yakın zamanda kurulumu gerçekleştirilecek. Bunlar adım adım gerçekleşecek. Turizm sezonunu, sıkışmış olduğu bahar yaz döneminden 12 aya yaymanın yolunu bulacağız. Faaliyetleri zamanla gerçekleştirdiğimizde hem turizm sezonumuzu 12 aya çıkarmış olacağız hem kış turizmiyle ilgili ciddi ivme yakalamış olacağız hem de spor turizmiyle, ağırlıklı kış turizm sporları olmak üzere yeni bir ivme yakalamış olacağız.”
Herkesi Rize’nin doğa güzelliğini görmeye davet eden Baydaş, “Rize her mevsim, yaz kış görülmesi gereken cennet bir mekan. Bu dağlarda heyecan sporlarının çok ciddi taliplisi, meraklısı var. Belki de dünyada en güzel mekan, doğal ortam, el değmemiş kar, muhteşem, çok güzel bir görsel şölen… Denizi görerek kaydığınız çok nadir yerlerden biri. Bunun da gelişmesi ve yerel unsurların biraz daha bu işe dahil olması gerekiyor.” diye konuştu.
Baydaş, herkesin bu işi sahiplenmesi gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Kış kültürüne alışmamız gerekiyor. Yollarımız, tesislerimiz, ekipmanlarımızla alışmamız gerekiyor. Türkiye’de ve dünyada çok kısa mesafede aynı anda kano ve rafting yapıp, çıkıp yukarıda kayak yapabileceğiniz çok nadir yerler var. Turizme dayalı sporun her çeşidinin çok kısa, 40 dakikalık mesafede gerçekleşebileceği bir yer. Heliski bunlardan bir tanesi, kar motorları ile gezi, snowboard bunlardan bazıları. Biz buna kayaklı koşu, dağ kayağı, Alp disiplinini ekleme gayretindeyiz.”
“Nitelikli turizmin oluşması için elimizden geleni yapmaya gayret edeceğiz”
Belediye Başkanı Rahmi Metin ise kentte her dönem adeta dört mevsimin yaşanabildiğini vurgulayarak, “Deniz ile dağ arasında, bir tarafta yüzerken bir tarafta kayak yapabileceğimiz aylar yakalıyorsunuz. Özellikle mayıs, haziranda bu coğrafya, çok nadide bir coğrafya. Yağmur, dağların olması, küçük bir coğrafyada dağlar ile deniz arasına sıkışmış olmak, bakış açınıza göre bir dezavantajdan avantaja dönüşebiliyor.” ifadelerini kullandı.
Rize’de çok ciddi etkinlikler yapıldığını dile getiren Metin, şunları kaydetti:
“Yeni dönemde kış turizmiyle ilgili daha güzel turizm potansiyeli yaşatacağız vatandaşlarımıza. Turizmi geliştirirken, tabiata saygılı geliştirmemiz lazım. Çünkü insanlarımız bizim açtığımız oteller, tesisler için buraya gelmiyor. Bu tabiatı gezmişken otellerimizde kalıyor. Her dem tabiatın organik yapısını, doğallığını bozmadan, tabiata saygılı bir şekilde turizmi geliştirmemiz lazım. Bu yolda ilerlemesi ve kitle turizminden ziyade Rize’de nitelikli turizmin, katma değeri yüksek bir turizmin oluşması için elimizden geleni yapmaya gayret edeceğiz.”
Bölge sporcuları gelişmelerden memnun
Dağcı Adnan Er, Türkiye’de rakımın en hızlı yükseldiği Rize’de dağların denize çok yakın, kar kalitesinin de yüksek olduğunu söyledi.
Kayak yaparken 180 derece manzarada deniz ve dağların izlenebileceği inanılmaz anlar yaşandığını ifade eden Er, “Kış sporları için inanılmaz bir alan. Handüzü Yaylası, Uluslararası Kayak Federasyonu tarafından sertifikalandırıldı. Güzel planlanırsa kış sporları için çok önemli bir merkez olacaktır.” dedi.
Handüzü Yaylası’nda snow-board yapan Babür Vatansever de Rize’deki birçok dağı gezerek keşfettiklerini anlatarak, “Özellikle tesislerin olmadığı yerlerde, bazı araçlarla yükseklere çıkıp hiç el değmemiş yerlerde kayak yapıyoruz. Helikopter kullanılarak Kaçkar Dağları Milli Parkı içerisinde yapılıyor. Handüzü yeni yeni duyuluyor. Snowboard tutkunları için toz karın tadını çıkarmak ihtiyaç haline geldi. Bölgeye gelen kayakçılar, üst düzey kayakçı. Tek beklentileri kaliteli kar ve bunu burada bulabiliyorlar.” diye konuştu.
Uluslararası dağ kayağı organizatörü Orhan Karal ise Rize’nin kendileri için çok büyük fırsatlar sunan dağlara sahip olduğunu dile getirdi.
]]>