Yılında – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Thu, 01 Aug 2024 21:00:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kocasinan Belediyesi Çölyak Hastalarına Glütensiz Ürün Dağıtıyor https://www.haber28.com.tr/kocasinan-belediyesi-colyak-hastalarina-glutensiz-urun-dagitiyor/ https://www.haber28.com.tr/kocasinan-belediyesi-colyak-hastalarina-glutensiz-urun-dagitiyor/#respond Thu, 01 Aug 2024 21:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28892 Kocasinan Belediyesi, 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü dolayısıyla gıda alerjisi olarak bilinen çölyak hassasiyeti bulunan vatandaşlara glütensiz ürün paketini dağıtmaya devam ediyor. Türkiye’de ilk olan ‘Glütensiz Kayseri Mutfağı’ projesini de hayata geçiren Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, 2017 yılında da yine ilk olarak başlatılan ve Türkiye’de diğer belediyelere örnek olan uygulamayla ilçe genelinde ikamet eden 230 çölyaklı aileye bugüne kadar 6 bin 134 çölyak paketi dağıttıklarını söyledi.

Çölyaklı ailelerin ve sağlık yaşamak isteyenlerin her zaman yanlarında olduklarını ve bu desteği sürdüreceklerini vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, yapılan projelerle çölyaklı bireylerin sağlıklı beslenmelerine katkı sağladıklarını ifade etti. Çölyak’ın hassas beslenme gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu hatırlatan Başkan Çolakbayrakdar, “2017 yılında ilk olarak başlattığımız ve Türkiye’de diğer belediyelere örnek olan uygulamayla ilçe genelinde ikamet eden 230 çölyaklı aileye bugüne kadar 6 bin 134 çölyak paketi dağıttık. Ailelerde bulunan çölyaklı birey sayısı ve gelir durumuna göre düzenli olarak dağıtım yapıyoruz. 2017 yılında (66 kişi) 264 koli, 2018 yılında (132 kişi) 528 koli, 2019 yılında (174 kişi) bin 163 koli, 2020 yılında (182 kişi) 960 koli, 2021 yılında (190 kişi) 851 koli, 2022 yılında (203 kişi) 952 koli, 2023 yılında (218 kişi) 960 koli ve son 4 ayda (230 kişi) 456 koli olmak üzere 6 bin 134 çölyak paketi verdik. Bu hizmetin gurur veren bir diğer tarafı gerek şehrimizde gerekse ulusal manada Türkiye’mizde birçok belediyenin benzer organizasyonlar yapıyor olmasıdır. Ayrıca geçen yıl, Türkiye’de bir ilk olan Kayseri’nin yöresel mutfağının glütensiz olarak hem imalatının yapıldığı hem de paket hizmetinin olduğu ‘Kafe Sinan Glütensiz’ projesini hayat geçirdik. Bilindiği üzere, çölyak, bir gıda alerjisidir. Glüten duyarlılığı sebebiyle çölyak hassasiyeti bulunan vatandaşlarımız, glütensiz gıdalarla beslenmek zorundadır. Bu hassasiyeti bulunanların yaşamları boyunca belirli bir diyet yapması, yani glütensiz gıdaları tüketmesi gerekiyor. Bizler de Kocasinan Belediyesi olarak alerjik hassasiyeti bulunan hemşerilerimize destek oluyor ve özel olarak hazırlamış olduğumuz glütensiz ürün paketlerini çölyaklı ailelere ulaştırırken hem restaurant hem de paket hizmeti verdiğimiz tesisimizde ürettiğimiz ürünleri, Türkiye’nin her bir tarafına ulaştırıyoruz. Amacımız, bir nebze de olsa çölyaklı ailelerimizin hayatını kolaylaştırmak, bunu yaparken de aramızdaki gönül bağını pekiştirmektir” ifadelerini kullandı.

Başkan Çolakbayrakdar, çölyaklı ailelerin ve sağlıklı yaşam için glütensiz beslenmeyi tercih edenlerin her zaman yanlarında olduklarını ve bu desteği Türkiye’de ilk olan ‘Glütensiz Kayseri Mutfağı’ Projesi gibi yeni projelerle sürdürmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Çölyaklı aileler ise Kocasinan Belediyesi’nin kendileri için yapılan hizmetlerden son derece memnun kaldıklarını belirterek, Başkan Çolakbayrakdar’a teşekkürlerini iletti.

Kocasinan Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nün hazırladığı glütensiz ürün paketlerinin içerisinde; kek unu, hamur işi unu, nişastalı karışımı, kakaolu çıtır top, burgu makarna, spagetti, şehriye, köftelik bulgur, fındık ezmesi, portakallı mini kek ve susamlı çubuk kraker gibi glüten içermeyen yiyecekler bulunuyor. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kocasinan-belediyesi-colyak-hastalarina-glutensiz-urun-dagitiyor/feed/ 0
Turkcell’in yeni yönetim kurulu belli oldu https://www.haber28.com.tr/turkcellin-yeni-yonetim-kurulu-belli-oldu/ https://www.haber28.com.tr/turkcellin-yeni-yonetim-kurulu-belli-oldu/#respond Sun, 28 Jul 2024 09:00:41 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28081 Olağan Genel Kurulu tamamlanan Turkcell’de yeni yönetim kurulu belirlendi. Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı görevine devam ederken, yönetim kuruluna Arda Ermut, Prof. Dr. Mehmet Naci İnci ve Prof. Dr. İdris Sarısoy atandı.

Turkcell’in 2 Mayıs 2024’te gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul toplantısının ardından yeni yönetim kurulu belirlendi. Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamaya göre Turkcell Yönetim Kurulu Üyesi Sir Julian Horn-Smith ile Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeleri Afif Demirkıran ve Hüseyin Arslan görevinden ayrıldı. Bu isimlerin yerlerine Arda Ermut Turkcell Yönetim Kurulu Üyesi olurken, Prof. Dr. Mehmet Naci İnci ve Prof. Dr. İdris Sarısoy Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandı.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi eski Başkanı olan Ermut, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2005 yılında Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri olarak göreve başladı. 2005’te Uzman olarak katıldığı Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nda çeşitli yöneticilik görevlerinin ardından 2015’te Kurum Başkanlığına atandı. Ermut, 2015-2019 yılları arasında Viyana Ekonomik Forumu ve SunExpress Yönetim Kurulu Üyeliği, 2019-2021 yılları arasında Türkiye Basketbol Federasyonu Asbaşkanlığı ve dört yıl boyunca Dünya Yatırım Ajansları Birliği’nde (WAIPA) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu. 2019-2021 yılları arasında Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Üyesi ve Türk Hava Yolları İcra Kurulu’nda da üç üyeden biri olarak görev yaptı. Arda Ermut, 2018-2020 yılları arasında Türkiye Varlık Fonu (TVF) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmış olup, Mart 2021 itibariyle Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandı. Ermut, çoğunluk hisselerinin Türkiye Varlık Fonu tarafından satın alınması sonrasında Türk Telekom’da 2022-2024 yılları arasında Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

Yeni Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Naci İnci, lisans eğitimini 1987 yılında Marmara Üniversitesi Fizik Bölümü’nde, doktora eğitimini ise 1992 yılında fiber optik sensörler alanında İngiltere’deki Heriot-Watt Üniversitesi’de tamamladı. Stanford Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde 1993-1994 yılları arasında optik haberleşme alanında doktora sonrası çalışmalar yapan İnci; 1994 senesinde Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde yardımcı doçent, 1996’da ise doçent oldu. 1999-2005 yılları arasında Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapan Mehmet Naci İnci, üniversitenin diğer lisans ve lisansüstü programlarının kurulmasında çeşitli görevler üstlendi. 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde profesör olan İnci, 2013-2020 yılları arasında Bölüm Başkanlığı yaptı. Prof. Dr. Mehmet Naci İnci 2021 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Rektörü olarak görev yapmaktadır. Araştırma alanları arasında endu”striye yo”nelik uygulamalı optik, quantum optigˆi, dogˆrusal olmayan optik, kuantum bilis¸imi, optoelektronik, fiber optik senso”rler, fiber optik telekomu”nikasyon, katıhal fizigˆi, optik profilometri, fotonik kristaller ve nano-yapıların fotonigˆi öne çıkmaktadır.

Yeni Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi I·dris Sarısoy ise, Erciyes U”niversitesi I·ktisadi ve I·dari Bilimler Faku”ltesi Maliye Bo”lu”mu”‘nden 1998 yılında mezun oldu. Aynı yıl I·stanbul U”niversitesi Sosyal Bilimler Enstitu”su” Maliye Anabilim Dalı’nda bas¸ladıgˆı yu”ksek lisans egˆitimini “Tu”rkiye’de Kamu Kesimi Ac¸ıkları ve Finansman Politikaları” bas¸lıklı teziyle 2000 yılında tamamladı. 2001’de Marmara U”niversitesi Sosyal Bilimler Enstitu”su” Maliye Anabilim Dalı’nda bas¸ladıgˆı doktora egˆitimini hazırladıgˆı “Ku”c¸u”k ve Orta O”lc¸ekli I·s¸letmelere Sagˆlanan Vergi Tes¸vikleri ve Tu”rkiye Uygulaması” adlı doktora tezi ile 2006 yılında bitirdi. 2002’de Zonguldak Bu”lent Ecevit U”niversitesi I·ktisadi ve I·dari Bilimler Faku”ltesi Maliye Bo”lu”mu”‘nde bas¸ladıgˆı akademik kariyerine 2003’te Marmara U”niversitesi I·ktisadi ve I·dari Bilimler Faku”ltesi Maliye Bo”lu”mü’nde devam etti. 2007-2014 yılları arasında Bu”lent Ecevit U”niversitesi I·ktisadi ve I·dari Bilimler Faku”ltesi Maliye Bo”lu”mu”‘nde Doktor O”gˆretim Üyesi olarak c¸alıs¸tı. 2014’ten itibaren Marmara U”niversitesi Siyasal Bilgiler Faku”ltesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yo”netimi Bo”lu”mu”‘nde Doc¸ent Doktor olarak c¸alıs¸maya bas¸layan Sarısoy, 2020’den bu yana Profeso”r Doktor olarak aynı bo”lu”mde go”revine devam etmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlıgˆı Vergi Konseyi Üyesi de olan Sarısoy, agˆırlıklı olarak vergi konularında olmak u”zere, yoksulluk, yabancı sermaye yatırımları, sec¸im beyannameleri ve sagˆlık ekonomisi alanlarında akademik aras¸tırmalar yu”ru”tmektedir.

Yeni yönetim kuruluyla ilgili açıklamalarda bulunan Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı, “Türkiye’nin Turkcell’i olarak 30 yıldır en yeni teknolojileri vatandaşlarımızla buluşturmanın ve ülkemiz için çalışmanın gururunu yaşıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı Dijitalin Yüzyılı yapma hedefimizi gerçekleştirmek için yeni yönetim kurulumuzla çalışacağız. Bu vesileyle, görev süreleri sona eren yönetim kurulu üyelerimize özverili çalışmaları ve emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Yönetim kurulumuza yeni katılan üyelerimize görevlerinin hayırlar getirmesini diliyorum. Daha da güçlü bir takım olarak, üretmeye ve ülkemiz için yatırım yapmaya devam edeceğiz” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkcellin-yeni-yonetim-kurulu-belli-oldu/feed/ 0
Diyarbakır’da 2024 yılında 2 milyon turistin ağırlanması hedefleniyor https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-2024-yilinda-2-milyon-turistin-agirlanmasi-hedefleniyor/ https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-2024-yilinda-2-milyon-turistin-agirlanmasi-hedefleniyor/#respond Thu, 11 Jul 2024 08:00:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24796 Diyarbakır’da 2024 yılında 2 milyon turistin ağırlanması hedefleniyor

48. Turizm Haftası açılış programı düzenlendi

Vali Ali İhsan Su:

” Ayakta kalan 98 burç var ve ona bağlı duvarlar. Bunun 33 tanesini onarımını gerçekleştirdik. 33 tanenin onarımı devam ediyor. 32 tane iste projelendirme yaptık”

İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Sabahattin Genç:

” Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı oluşturulmuş, bu kapsamda konaklama tesislerine sürdürülebilir turizm sertifikası alma zorunluluğu getirilmiştir”

” Diyarbakır Müzesi de artık haftanın 7 günü saat 19.00’a kadar ziyaretçilere hizmet verecek”

DİYARBAKIR – Diyarbakır’da 48. Turizm Haftası açılış programda konuşan Vali Ali İhsan Su, “2023 yılında depreme rağmen 1 milyon 253 bin turist ile kapattık. İnşallah 2024 yılındaki hedefimiz 2 milyonu aşmak. Şimdi onun için çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

Yenişehir ilçesinde bulunan Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi’nde 48. Turizm Haftası açılış programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşan Vali Ali İhsan Su, Diyarbakır’ın tarihi, 12 bin 500 yıl geriye kadar gittiğini, o tarihten bugüne de 33 medeniyete ev sahipliği yapan bir şehir olduğunu söyledi.

33 medeniyetin her birinin de ilde eserlerini görmek mümkün olduğunu belirten Vali Su, mevcut turizm potansiyelini iyileştirmek için çalışmalar yaptıklarını dile getirdi. Tarihi surların restorasyonu gerçekleştirildiğini aktaran Vali Su, “Ayakta kalan 98 burç var ve ona bağlı duvarlar. Bunun 33 tanesini onarımını gerçekleştirdik. 33 tanenin onarımı devam ediyor. 32 tane iste projelendirme yaptık. Bundan sonra yapılması çalışmalarını sürdüreceğiz” dedi.

“Bayramda 400 bin üzerinde misafirimiz ağırladık”

2022 yılında il genelinde 1 milyon 70 bin turist ağırlandığını hatırlatan Vali Su, şöyle konuştu:

“2023 yılında malumuz 6 Şubat felaketiyle sarsıldık. Daha sonra çalışmalara başladık, burayı destinasyondan çıkartmayın dedik ve tekrar yukarıya doğru ivmeyi kazandırdık ve 2023 yılında depreme rağmen 1 milyon 253 bin turist ile kapattık. İnşallah 2024 yılındaki hedefimiz 2 milyonu aşmak. Şimdi onun için çalışmalarımız devam ediyor. Bayramda 400 bin üzerinde misafirimiz ağırladık. Bizim tescilli 48 adet ürünümüz var. 48. Turizm Haftası’nın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”

Diyarbakır İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Sabahattin Genç ise, 19 Nisan’da ilk seferi gerçekleştirilecek olan Mezopotamya Ekspresi ile Diyarbakır’daki turizm yoğunluğunun daha da artması öngörülmekte olduğunu ifade etti.

Diyarbakır’a gelenlerin uğrak noktalarından tarihin tanığı Diyarbakır Müzesi’nin de, artık haftanın 7 günü saat 19.00’a kadar ziyaretçilere hizmet vereceği müjdesini veren Genç, “Bakanlığımız öncülüğünde konaklama tesislerinin sürdürülebilir nitelikte büyümesini temin etmek üzere Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı oluşturulmuş, bu kapsamda konaklama tesislerine sürdürülebilir turizm sertifikası alma zorunluluğu getirilmiştir. ‘Bu yıl Diyarbakır geçmiş uygarlıkların sergilendiği bir açık hava müzesidir’ sloganıyla başlattığımız 48. Turizm Haftası ve turizm sezonumuzun ülkemize, milletimize ve turizm sektöründe yer alan otel, acente ve tüm işletmeler için hayırlı, huzurlu, bereketli geçmesini dileriz” ifadelerinde bulundu.

Konuşmaların ardından yarışmalarda derece elde eden öğrencilere hediyeler takdim edildi. Program, daha sonra müzik dinletisi ve fotoğraf sergisinin açılmasıyla devam etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-2024-yilinda-2-milyon-turistin-agirlanmasi-hedefleniyor/feed/ 0
Tokat’ta Futbolcu Öğretmen Belediye Başkanı Seçildi https://www.haber28.com.tr/tokatta-futbolcu-ogretmen-belediye-baskani-secildi/ https://www.haber28.com.tr/tokatta-futbolcu-ogretmen-belediye-baskani-secildi/#respond Wed, 10 Jul 2024 23:12:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24663 Tokat’ta uzun yıllar yeşil sahada top koşturan ve öğretmen olmasına rağmen futboldan uzaklaşmayarak antrenörlük yapan Ergül Ünal, gençlerin de desteğiyle Reşadiye Belediye Başkanı seçildi. Özellikle sporculara gereken desteği vermek için başkan olduğunu söyleyen Başkan Ünal; “Hayatımda futboldan hiç ayrılmadım. Belediye başkanı olunca da yüzde yüz buna ayrı bir pozitif ayrımcılık yapılacak” dedi.

Tokat’ta uzun yıllar yeşil sahada top koşturan Ergül Ünal, Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olmasına rağmen futboldan uzaklaşmadı. 1983 yılında amatör olarak yeşil sahanın içerisinde yer almaya başlayan Ergül Ünal, 1991 yılında Türk dili ve edebiyatı öğretmenliğini kazanmasına rağmen futboldan uzaklaşmadı. Ünal, beden eğitimi öğretmeni gibi, görev yaptığı okullarda futbol başta olmak üzere çeşitli branşlarda öğrencileri sporla tanıştırdı. 1999 yılında kendi ilçesi olan Reşadiye’ye atanması üzerine Ünal, futbol federasyonundan antrenörlük belgesi alarak Reşadiyespor’un teknik direktörlüğünü üstlendi. 31 Mart seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’nden aday olan Ünal, özellikle gençlerin de desteğini alarak belediye başkanı seçildi.

“Gençlerin enerjisiyle başkan seçildim”

İhlas Haber Ajansı’na konuşan Reşadiye Belediye Başkanı Ergül Ünal, futbolun hayatında her zaman önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Belediye başkanı olarak da spora ve özellikle futbola ayrı bir önem vereceğini ifade eden Başkan Ünal, “Sporcu bir aileden geliyorum. Bizim ailenin ekseriyeti, sporla uğraşıyor. Özellikle futbolla uğraşıyor. Ben de ilkokul, ortaokul ve lise yıllarında aşağı yukarı bütün spor branşlarıyla ilgilendim ama futbol ailenin özel bir branş olduğu için futbol da hem okul takımında lisansım çıktı hem de Reşadiyespor’da oynamaya başladım. 1983-1984 yıllarından itibaren amatör futbolcuyum. Uzun yıllar Reşadiyespor’da oynadım. Daha sonra üniversiteye gittiğimde üniversite takımlarında, Kredi Yurtlar Kurumu’nda yurdun takımlarında oynardım. Daha sonra öğretmen olduğum zaman 1991 bir yılında futbolculuğu bıraktık. 1991 yılında öğretmen olduktan sonra benim branşım Türk dili ve edebiyatı öğretmenliğidir. Ama beden eğitimi öğretmeni gibi vazife yaptım. Görev yaptığım okullarda mutlaka hem futbol hem de diğer branşlardaki okul takımlarını çalıştırdım. Özellikle futbola ciddi manada okullara katkı verdim. Futboldan kopmadık. Sonrasında 1999 yılında Reşadiye ilçeme geldim. İlçemde 2002 yılına kadar futbolu takip ettik, ilgilendik derken 2004 yılından itibaren de çocuklara daha fazla faydamız olsun diye futbol federasyonundan antrenörlük diploması aldım. 2004 yılından itibaren Reşadiyespor’un resmi antrenörüyüm. Bu zaman sürecinde belki yüzlerce belki binlerce sporcu yetiştirdik. Bunların içerisinde üniversitelerde BESYO dediğimiz fakültelere öğrenci kazandırdık. Başka kulüplere öğrenci kazandırdık. Gençler bu sürecin sonrasında bizi daha farklı bir yerde görmek istediler. Özellikle onların motivesiyle Reşadiye Belediye Başkanlığına aday olmaya karar verdik. Bu adaylıkta gerçekten Reşadiye gençliğinin payı büyük oldu. Onların enerjisiyle de bugünlere geldik” dedi.

“Spora pozitif ayrımcılık yapılacak”

Futbolla bu zaman kadar ikiz yürüdük. Yani hayatımda futbol hiç ayrılmadı. Belediye başkanı olunca da yüzde yüz buna ayrı bir pozitif ayrımcılık yapılacak. Hem okul sporlarına yani sadece futbol anlamında değil futbola tabii fazla katkı sunacağız ama hem okul sporlarına hem de Reşadiye’deki bütün amatör kulüplere aşırı destek verilecek. İlerleyen süreçte de göreceksiniz Reşadiyespor futbolda çok farklı bir yere gelecek” dedi.

Ergün Ünal, sporla iç içe geçen yaşamından aldığı güçle Reşadiye için yeni bir dönemin kapılarını aralıyor ve spora vereceği destekle ilçenin sporcu gençlerine umut olmayı hedefliyor. – TOKAT

]]>
https://www.haber28.com.tr/tokatta-futbolcu-ogretmen-belediye-baskani-secildi/feed/ 0
Görme Engelli Milli Futbolcu Serkan Dayangaç Altın Madalya İstiyor https://www.haber28.com.tr/gorme-engelli-milli-futbolcu-serkan-dayangac-altin-madalya-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/gorme-engelli-milli-futbolcu-serkan-dayangac-altin-madalya-istiyor/#respond Sun, 07 Jul 2024 05:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24011 Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu Futsal B2-B3 Milli Takımı oyuncusu Serkan Dayangaç, kasım ayında Uluslararası Görme Engelliler Spor Federasyonunca Antalya’da düzenlenecek Dünya Şampiyonası’nda ay-yıldızlı ekiple altın madalya kazanmak istiyor.

Çocukluk döneminde göz sağlığı problemi yaşamayan 28 yaşındaki Dayangaç, Malatya’daki özel bir hastanede çalıştığı sırada damar yolu açmaya çalışırken zorlandı. Süreç içinde konuşurken karşısındakine bakamaması ve yakınlarını yolda tanıyamayacak duruma gelmesi üzerine Dayangaç muayene oldu. İlk başta göz tembelliği denilen daha sonra stargardt hastası olduğu tespit edilen Dayangaç, görme yetisini giderek kaybedince çalıştığı kurumdan istifa ederek eğitimine yönelip engelli raporu aldı.

Amcasının beden eğitimi öğretmeni olması dolayısıyla Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu ile iletişime geçen Dayangaç, 2015 yılında futsala yöneldi. Daha sonra Nilüfer Belediyesi Görme Engelliler Spor Kulübü ile anlaşan Dayangaç, 8 yıl önce E-KPSS ile Malatya’da bulunan bir hastaneye memur olarak atandı.

Aynı zamanda İnönü Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Engellilerde Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi Bölümü 3. sınıfta eğitimine de devam eden milli oyuncu Serkan Dayangaç, Nilüfer Belediyesi Görme Engelliler Spor Kulübü’nün antrenmanlarına katılmak için geldiği Bursa’da AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Dayangaç, sağlık meslek lisesi mezunu olduğunu ve mezun olduktan sonra özel bir hastanede çalıştığını söyledi.

Çocukluk yıllarında göz sağlığında bir probleminin olmadığını, çalışma hayatına başladıktan bir süre sonra damar yolu açarken zorlandığını, ilaç ve flakon üzerindeki yazıları okuyamamaya başladığını belirten Dayangaç, muayene olduğunu ve stargardt hastalığı teşhisi konulduğunu anlattı.

Dayangaç, sağlığı sevdiğini ve işini severek yaptığını belirterek, “Başta tabii insan kendine konduramıyor. Aklıma gelmiyordu daha doğrusu böyle bir rahatsızlığın olacağı. Sonra dışarıdaki insanları yani yakınlarımı tanıyamadığımı fark ettim. ‘Niye selam vermiyorsun?’ diyenler oldu. Öyle bir şüphe girdi. Sonra muayene oldum Tanı konunca direkt istifa ettim zaten. Okul bittikten sonra E-KPSS ile atanmak nasip oldu. 2017 yılından itibaren de sağlık memuru olarak görev yapıyorum.” ifadelerini kullandı.

Dayangaç, daha önceden de futbolla ilgilendiğini, engel durumundan sonra amcasının yönlendirmesiyle futsala başladığını söyledi.

Futsal ile daha çok sosyalleştiğini belirten Dayangaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Engelliye hakimim ama görme engelli nasıl bir şey, hiç görmemiştim. Kulüplere, derneklere giderek benim gibi insanların çok olduğunu, hani bizim de bir alanımız olduğunu, sporda, sosyal hayatta bunu deneyimledikçe tabii kendime olan öz güvenim arttı, sosyalleştim. Arkadaşlarım gibi profesyonel olarak spor yapıyoruz. Eğitim hayatımı olumlu etkiledi. BESYO’ya başladım. O alanda ilerleme isteği var şimdi. İnönü Üniversitesinde Engellilerde Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi 3. sınıftayım. Kısmetse seneye bitecek.”

“Telefon aracılığıyla göremediğim şeyleri yakınlaştırıyorum”

Malatya’da sağlık memuru olarak çalıştığını anlatan Dayangaç, “Malatya’da ameliyathane teknikeri olarak görev yapıyorum. İlk başlarda zorlanıyordum, daha sonra çalışma ortamımı kendime göre ayarladım. Telefon aracılığıyla göremediğim şeyleri yakınlaştırıyorum. Teknolojinin de katkıları oluyor, ayrıca çalıştığım birim benim çalışmama uygun bir alan. Onun için çok zorlanmıyorum. Zorlandığım yerde de sağ olsunlar çalışma arkadaşlarım yardımcı oluyor.” dedi.

Dayangaç, Malatya Görme Engelliler Spor Kulübü ile spora başladığını ifade ederek, lisansının 2015 yılında çıktığını ardından milli takıma çağırıldığını anlattı.

Milli takımın vazgeçilmez oyuncularından birisi olmak istediğini belirten Dayangaç, 2016 yılından bu yana milli takımla Avrupa ve Dünya Şampiyonalarına katıldığını belirtti.

Dayangaç, bu turnuvalarda çeşitli dereceler elde ettiklerini aktararak, “2016 Alanya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda 4. olduk. 2017 yılında İtalya’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’na katıldık. Daha sonra 2018 yılında Gürcistan’da Avrupa Şampiyonası’na katıldık. 2019’da Dünya Şampiyonası oldu Antalya’da. Orada da üçüncülük maçına çıktık ama penaltılarla Ruslara yenildik.” diye konuştu.

Dayangaç, geçen yıl İngiltere’de düzenlenen Dünya Şampiyonası’na büyük ümitlerle gittiklerini, sakatlık ve birkaç eksik nedeniyle hedeflerine ulaşamadıklarını belirterek, “İnşallah kasım ayında Antalya düzenlenecek olan turnuvada daha iyi hedeflerimiz var, daha iyi hazırlanıp hocalarımızın da takdiriyle mutlu sona ulaşmak istiyoruz. İlk üç olur, şampiyonluk olur. Gönülden şampiyonluk istiyoruz ama tabii bu başarı merdiveni adım adım ilerlenir, inşallah şampiyonluk hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gorme-engelli-milli-futbolcu-serkan-dayangac-altin-madalya-istiyor/feed/ 0
Tepebaşı Belediyesi 2023 Yılında 6 Milyon 395 Bin 694 Kg Atık Topladı https://www.haber28.com.tr/tepebasi-belediyesi-2023-yilinda-6-milyon-395-bin-694-kg-atik-topladi/ https://www.haber28.com.tr/tepebasi-belediyesi-2023-yilinda-6-milyon-395-bin-694-kg-atik-topladi/#respond Sat, 06 Jul 2024 00:00:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23738 Tepebaşı Belediyesi, 2023 yılında 6 milyon 395 bin 694 kg atık toplayarak geri dönüştürdü. Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Çalışmalarımız ile 2023 yılında tonlarca atığı dönüştürdük. Çevreyi önceleyen atık yönetim sistemimiz sayesinde şehrimizi korurken, ülke ekonomisine de katkı sağlıyoruz” dedi.

Tepebaşı Belediyesi, her yıl binlerce ton atığın geri dönüşümü ile ekonomik kazanım sağlarken çevreyi de koruyor.

Tepebaşı Belediyesi geri kazanım çalışmaları kapsamında 2023 yılında; 6 milyon 181 bin 110 kg ambalaj atığı, 74 bin 767 kg bitkisel atık yağ, 3 bin 301 kg atık pil, 120 bin 16 kg tekstil atığı, 3 bin 553 kg atık ilaç, 9 bin 140 kg ömrünü tamamlamış lastik, bin 215 kg madeni yağ ve 2 bin 592 kg elektronik eşya atığı olmak üzere toplam 6 milyon 395 bin 694 kg atık toplamayı başardı.

2009 yılından bu yana ilçede geri dönüştürülebilir atıkları toplayan Tepebaşı Belediyesi, 2020 yılında Sıfır Atık Yönetim Planı oluşturup Sıfır Atık Belgesi aldı. Ayrıca 1. Sınıf Atık Getirme Merkezi ile 13 farklı kategorideki atığı ayrıştırarak geri dönüştürmeye başladı. Elektrikli ve elektronik eşya atıkları, atık lastikler, atık ilaçlar, atık pillerin de aralarında bulunduğu atıklar, vatandaşların talepleri doğrultusunda Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü tarafından evlerden alınması sağlandı.

TOPLAYICILAR, GESİKOOP İLE GÜVENLE ÇALIŞIYOR

Tepebaşı Belediyesi, zorlu şartlar altında ve kayıt dışı olarak çalışan sokak toplayıcılarına statü kazandırmak, toplanan atıkları ise kayıt altına almak amacı ile Türkiye’de bir ilke daha öncülük etti.

Tepebaşı Belediyesi’nin teşvikleri ile 15 Ocak 2020’de kurulan ve sosyal işletme kooperatifi olması ile fark yaratan GESİKOOP (Tepebaşı Geri Dönüştürülebilir Atık Toplayıcıları Sosyal İşletme Kooperatifi) 23 Haziran 2020’de Tepebaşı Belediyesi, GESİKOOP ve lisanslı geri dönüşüm firması arasında imzalanan 3’lü protokol ile hayata geçirilmişti. Kooperatif bünyesindeki toplayıcılar, artık yasal olarak ve kayıt altında çalışarak hem ekmek paralarını kazanıyor hem de geri dönüşüme katkı sağlıyor.

Tepebaşı Belediyesi’nin öncülüğünde kurulan kooperatif ile herhangi bir statüsü olmayan, disiplin altına alınamamış sokak toplayıcıları,  başta ambalaj atık toplama sistemi olmak üzere belediyenin kapıdan atık toplama sistemine de entegre edilmiş oldu.

BAŞKAN ATAÇ: “ÜLKE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLIYORUZ”

Geri dönüşüm çalışmalarının önemine değinen Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, şunları kaydetti:

“Çalışmalarımız ile 2023 yılında tonlarca atığı dönüştürdük. Bu sayede çevreyi korurken ülke ekonomisine de katkı sağlıyoruz. Atık toplama sisteminin düzenli işleyişi, toplama miktarları açısından verimli bir yılı geride bıraktık. 2009 yılında Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü kurmamız ile birlikte Tepebaşı’nda atıkların kaynağında ayrı toplanması için kapıdan kapıya bilgilendirme çalışmaları yapılırken, 2012 yılı itibariyle bütün mahallelerden ambalaj atıkları ve bitkisel atık yağların toplanmasına yönelik sistem kuruldu ve Türkiye’deki en yaygın toplama ağlarından birini oluşturduk. Mahallelerde, okullarda, iş yerlerinde yapılan bilgilendirme çalışmaları ile Tepebaşı halkının duyarlılığı birleşince, atık toplama rakamlarında her yıl artış sağladık. 2020 yılında 1. Sınıf Atık Getirme Merkezi’ni faaliyete geçirdik ve belediye hizmet binamız da Sıfır Atık Belgesi alan Eskişehir’in ilk belediyesi olmayı başardı. Ayrıca Doğal Yaşam Merkezi, Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Su Sporları Merkezi, Alzheimer Konukevi ile Fen İşleri Şantiyesi de Tepebaşı Belediyesi’nin Sıfır Atık Belgesi almaya hak kazanan merkezleri arasında. Ambalaj atıklarını toplamak için mahallelerin yapısına uygun şekilde ambalaj atık toplama aparatları; kutu, sepet, kumbara, kafes, pet şişe ve cam şişe toplama aparatları konumlandırdık. Bitkisel atık yağların toplanması için ise okullar, siteler, muhtarlıklar, Belde Evleri’ne bitkisel atık yağ bidonları yerleştirdik. Böylelikle yaklaşık 300’e yakın toplama noktası oluşturduk. Hem ekonomiye hem de çevrenin korunmasına karşı duyarlılık örneği sergileyen Eskişehir kent halkına ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tepebasi-belediyesi-2023-yilinda-6-milyon-395-bin-694-kg-atik-topladi/feed/ 0
Tur Rehberi Polina Andriienko, Diyarbakır’da Müslüman Oldu https://www.haber28.com.tr/tur-rehberi-polina-andriienko-diyarbakirda-musluman-oldu/ https://www.haber28.com.tr/tur-rehberi-polina-andriienko-diyarbakirda-musluman-oldu/#respond Sat, 22 Jun 2024 04:24:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22234 İlk kez 2018 yılında Türkiye’ye gelen ve 2019 yılında Diyarbakır’a düzenlediği turda İslam dininden etkilenerek araştırmaya başlayan tur rehberi Polina Andriienko, Diyarbakır’da düzenlenen ihtida töreni ile Elif ismini alarak Müslüman oldu.

Ukrayna’nın Kiev şehrinde bir acentede tur rehberi olarak çalışan 57 yaşındaki Polina Andriienko, ilk kez 2018 yılında bireysel olarak Mardin’i ziyaret etti. Daha sonra Türkiye’nin doğu illerine turlar düzenleyen Andriienko, 2019 yılında Ramazan ayında bir kafileyle Diyarbakır’a geldi. Andriienko, burada Sur ilçesindeki Ulu Cami rehberi Yaser Aydın ile tanıştı. Turistlere ve Andriienko’ya İslam dininin güzellikleri ve cami ile kentin tarihini anlatan Aydın, Andriienko’yla irtibatı kesmeyip kendisine İslam dinini anlatmaya devam etti. Pandemi ve daha sonra Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Diyarbakır’a gelemeyen Andriienko, geçtiğimiz günlerde kente gelip Aydın’a Müslüman olmak istediğini söyledi. Sur Müftülüğünde düzenlenen ihtida programıyla Andriienko, Elif ismini alarak Müslüman oldu.

Müslüman olmasındaki süreci anlatan Andriienko, Türkiye’nin manevi güzelliklerini ülkesinde kimsenin pek fazla bilmediğini söyledi. Andriienko, “Turizmciyim, 2019 yılında bir gezi grubumuz acente ile Diyarbakır’a geldik. Burada Yaser hocamız, Ulu Cami’de bize İslam dinini tek tek anlattı. 2019’dan önce de ilk kez Mardin’e gitmiştim. Orada karar verdim ki bizim ülkemizde kimse Türkiye’nin güzelliklerini pek fazla bilmiyor. Ülkemizdekilerin çoğu Türkiye’nin sadece deniz ve sahilleriyle meşhur olduğunu biliyor. Ama Mezopotamya hakkında kimse bir bilgi sahibi değil. Mezopotamya’nın Dicle ve Fırat arasında olduğunu sadece biliyorlar. Mardin’e gittikten sonra artık tur acentemle Mezopotamya turları yapmayı planladık. Artık turistleri doğu şehirlerine getirmeye başladım” dedi.

Müslüman olması ile kendisi için yepyeni bir hayatın başladığını ifade eden Andriienko, “Diyarbakır’a 2019 yılının Ramazan ayında gelmiştim. Diyarbakır’a getirdiğim turistler İslam dinine şaşkınlıkla hayran kaldı. Çünkü Ramazan ayının bir maneviyatı vardı Diyarbakır’da. Daha sonra Yaser hocamız bize İslam dininden bahsetti. Kendisi hepimize Ukraynaca Kur’an-ı Kerim hediye etti. Daha sonra İslam dinini araştırdım ve gerçekten İslam dininin hak din olduğuna karar verdim. Benim için Müslüman olmak çok zor oldu. Çünkü benim için yepyeni bir hayatın başlangıcı oldu” ifadelerine yer verdi.

Andriienko’nun Müslüman olmasında aracı olan Ulu Cami rehberi Yaser Aydın ise, şunları söyledi:

“Polina arkadaşımız tur rehberi olarak birkaç yıl önce Diyarbakır’a turist getirmişti. Bu esnada kendisiyle Ulu Cami’de tanıştık. Onlara caminin tarihçesiyle ilgili güzel bir bilgilendirmede bulundum. İslam tarihi hakkında vurgulamalarda bulundum. Tabii geldikleri ay Ramazan ayıydı. Ben bu durumu Ramazan ayının bereketi olarak görüyorum. Ben de kendilerine küçük paketler içerisinde Kur’an-ı Kerim ve şeker hediye ettim. Bu hediyeler aramızda bir bağ oluşturdu.”

“Aslında Polina Diyarbakır’a geldiği yılın bir sonraki yılında gelip Müslüman olacaktı” diyen Aydın, “Ancak cereyan eden savaştan dolayı kendisi buraya gelemedi. Bu süreçte zaten bağlantımı kesmedim. Kendisi bana yakın zamanda Diyarbakır’a geleceğini söyledi. Müslüman olmak için yardım etmemi istedi. Biz de bugün Polina hanımın Müslüman olması için program geçekleştirdik” dedi.

Sur Müftüsü İlhan Günay, Ramazan ayında böylesine mutluluk verici duygunun tarif edilemez olduğunu söyleyerek, “Ramazan-ı Şerif’te, bereket ve rahmet mevsiminde Ukrayna’dan Polina adında bir kardeşimizin gelip Diyarbakır’da İslam dinini seçmesi bizi çok mutlu etti. Bir insanın hidayetine şahitlik etmek gibi mutluluk verici bir an yoktur. Bunu tarif etmek çok zor. Bir insanın kalkıp Müslüman olması, İslam dinini seçmesi, hele hele dünyanın bu kargaşa içerisinde olduğu dönemde İslamiyet’i seçmesi bizi çok mutlu etti” diye konuştu. – DİYARBAKIR

]]>
https://www.haber28.com.tr/tur-rehberi-polina-andriienko-diyarbakirda-musluman-oldu/feed/ 0
Mehmet Özbek… KALP KRİZİ GEÇİRDİ, https://www.haber28.com.tr/mehmet-ozbek-kalp-krizi-gecirdi/ https://www.haber28.com.tr/mehmet-ozbek-kalp-krizi-gecirdi/#respond Tue, 28 May 2024 23:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19225 DurakMedya’da yer alan habere göre ünlü halk bilimci,muzikolog ve Türk Halk müziği sanatçısı Mehmet Özbek kalp krizi geçirdi. Türkiye’nin en önemli halk bilimcilerinden olan Özbek,TRT repertuarına yüzlerce eser kazandırmıştır.

Özbek’in sağlık durumu hakkında bilgi veren Sümer Ezgü ” İdolüm, hocam, sıkıştıkça akıl danıştığım ustam ve büyüğüm Mehmet Özbek’i yoğun bakıma almışlar.

Umarım sağlığına kavuşur o güzelim türküleri yine dinleriz kendisinden. Yoğun bakımdan çıkarıp odasına almışlar” dedi. Mehmet Özbek’in iki gün önce TRT’DE kendisinin hazırlayıp sunduğu” Türküler ne der ” programından sonra rahatsızlanarak acil hastaneye kaldırıldığı bildirildi.

Mehmet Özbek Kimdir ?

1945 yılında Şanlıurfa’da doğdu. İlk ve orta tahsilini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Urfa Türkülerinin Dil ve Anlatım Özellikleri” adlı teziyle doktorasını tamamladı ve “edebiyat doktoru” ünvanını aldı. Öğrencilik yıllarında, İstanbul Belediye Konservatuarının Türk Müziği Nazariyatı Bölümü’ne de iki yıl devam ederek Münir Nurettin Selçuk, Melahat Pars, Muzaffer Birtan, Şefik Gürmeriç, Halil Bedi Yönetken, Süheyla Altmışdört ve Dürdane Altan gibi hocalardan ders aldı. 1966 yılında TRT kurumunun açmış olduğu sınavı kazandı ve İstanbul Radyosu’nda Türk Halk Müziği Stajyer Sanatçı, 1969 yılından sonra da sanatçı olarak çalışmalarını sürdürdü. 1977 yılında aynı radyonun Türk Halk Müziği ve Oyunları Şube Müdürlüğü, 1982 yılında da TRT Müzik Dairesi Türk Halk Müziği ve Oyunları Müdürlüğü görevlerine atandı. 1983-1995 yılları arasında Hacettepe, 1998-2000 yılları arasında Gazi, 2006-2007 ders yılında ise Ankara Üniversiteleri Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri Halk Bilimi Anabilim Dallarında Türk Halk Müziği dersleri verdi. 1996-2002 yılları arasında Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Bilim Kurulu Üyesi olup Müzik Perde ve Sahne Sanatları Kolu Başkanı olarak çalıştı. Haziran 1986’dan başlayarak kuruluşunu gerçekleştirdiği Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu’nun şefi olarak görevini sürdüren Özbek, ekim 2007’de kendi isteğiyle bu kurumdan emekliye ayrıldı.

1966 yılından başlayarak profesyonelce Türk Halk Müziği ses sanatçısı ve şefi olarak çalıştı. 1977-1986 yılları arasında TRT Türk Halk Müziği Denetleme ve Repertuar Kurullarında da üye ve başkan olarak görev yaptı. Başta Urfa olmak üzere Anadolu’da birçok yörenin; yurtdışında ise Irak, Azerbaycan, Yugoslavya ve Bulgaristan Türklerinin halk ezgilerini derledi. Sözlü ve sözsüz olmak üzere bunların 300 kadarını TRT repertuarına kazandırdı. TRT kurumunda bulunduğu dönemlerde radyoda hazırladığı: “Aşıklık Geleneği”, “Türk Halk Çalgıları”, “Türküler Ne Der”, “Türkülerin Dünü Bugünü”, “Bilnce Sevdiklerimiz”; televizyonda hazırladığı: “Yurdun Sesi” programıyla o güne kadar radyo bünyesinde kullanılmayan Tar, Kaval, Zurna, Tulum gibi çalgıları ilk defa bir orkestra disiplini içinde kullanarak Türk Halk Müziğinin çalgı ve repertuar bakımından temel değerlerini ortaya koyup alışıla gelmişin dışında yaptığı icralarla bu müziğin zenginliğini ve evrenselleşmeye açık olduğunu vurguladı. “Elimizden Obamızdan”, “Kervan” adlı TV programlarla yine o güne kadar yabancısı bulunduğumuz, Kazak, Kırgız, Özbek ve Türkmenlerin oyun ve müziklerinden örnekler vererek Türk dünyasının genişliğini ve bu alan içindeki kültür birliğini vurgulamaya çalıştı.

Japonya, Suudi Arabistan, Yugoslavya, Irak, Almanya, Hollanda, Danimarka, İsveç, Mısır ve Azerbeycan olmak üzere yurt dışında ve yurt içinde konserler vererek Türk Halk Müziği’ni tanıttı. Japonya’nın en büyük kültür kurumu olan MİN-ON’un davetlisi olarak 1980 yılında gittiği Japonya’nın 10 şehrinde, Prof. Koizumi yönetiminde verdikleri açıklamalı konserlerle başta Urfa türkü ve hoyratları olmak Türk halk müziğinin zengin ve orijinal değerlerini tanıttı. Konserlerin bazı ezgileri Sony şirketi tarafından LP haline getirildi. Yaptığı basın toplantısıyla Türkleri ve onların kültürlerinin tanıtılmasını ve sevilmesini sağladı. 1987 yılında Babil Festivali’nde gerek yönettiği koro, gerekse yaptığı solo, dinleyicilerde büyük ilgi ve heyecan yarattı. Arap ve Türkmen gazeteleri kendisinden ve korosundan büyük bir övgüyle bahsetti.

Altun hızma, Türkülerin Dilinden, Mum Kimin Yanan Kerkük, Yadigar Türküler adlı albümleri; uzunçalarları ve 45’lik plakları; Folklor ve Türkülerimiz, Müzik Eğitimi, Türk Halk Çalgı Bilgisi, Türk Halk Müziği Terimleri Sözlüğü, Türkülerin Dili adlı kitapları da bulunan Özbek’e bu örnek hizmetlerinden dolayı Haran Üniversitesi tarafından da “Fahri Doktor” unvanı verildi.

Kitapları

1. FOLKLOR VE TÜRKÜLERİMİZ (Ötüken Yayınları, istanbul-1975)

2. TÜRK HALK MÜZİĞİNİN ESASLARI (Türk Halk Müziği ve Oyunları Dergisi yayını sayı: 14, Ankara-1985)

3. MÜZiK EĞiTİMİ – ORTAOKUL 1-2-3’üncü sınıflar için ders kitabı (Üner Yayınları, Ankara-1987)

4. TÜRK HALK EZGiLERİ Dört fasikül (Yaşar Doruk ve Nail Tan ile birlikte, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel sanatlar Genel Müdürlüğü Nota Yayınları: Ankara 1988-1990)

5. TÜRK HALK MÜZİĞİ ÇALGI BİLGİSİ ( Muammer Sun, Ertuğrul Bayraktar, Burhan önder, Erdal Tuğcular’la birlikte. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü yayını. Ankara-1992)

6. MÜZİK EĞİTİMİ – ORTAOKUL 1-2-3’üncü sınıflar için ders kitabı (Üner Yayınları, Ankara-1992)

7. TÜRK HALK MÜZİĞİ EL KİTABI I TERİMLER SÖZLÜĞÜ, Atatürk Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayını: 171, Ankara 1998

8. TÜRKÜLERİN DİLİ, (Ötüken Yayınları, İstanbul-2007)Mehmet

]]>
https://www.haber28.com.tr/mehmet-ozbek-kalp-krizi-gecirdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Esenyurt’ta Vanlılar İftar Programı’na katıldı https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-esenyurtta-vanlilar-iftar-programina-katildi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-esenyurtta-vanlilar-iftar-programina-katildi/#respond Mon, 20 May 2024 00:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18695 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Esenyurt’ta Vanlılar İftar Programı’na katıldı. Yılmaz, “2002 yılında belediyelere toplam 4.7 milyar kaynak ayrılıyordu. 2022 yılında bunu biz 270 milyara çıkarmışız. 2023 yılında ise yaklaşık 500 milyar kaynağı belediyelere vermişiz. Bunu da hiç parti farkı gözetmeden vermişiz. Hiç kimse başarısızlıklarına merkezi idareyi bahane yapmasın” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Vanlılar İftar Programında vatandaşlar ile bir araya geldi. Esenyurt Nikah Sarayı’nda gerçekleştirilen iftar programına Yılmaz’ın yanı sıra AK Parti Esenyurt Belediye Başkan Adayı Hamit Öncü, Van şehrinin Esenyurt’taki dernek temsilcileri ve birçok vatandaş katıldı. Protokol konuşmalarının ardından iftar yapılması sonrası program sona erdi.

“AK Parti, Kürtlerin partisidir”

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bölgenin bir evladı ve sizin bir kardeşiniz olarak sıklıkla Doğu ve Güneydoğu’ya ziyaretler gerçekleştiriyorum. Hemşerilerimizle bir araya geliyorum. Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımız ile Van mitingindeydik. Oradan Hakkari’ye gittik. Kar ve yağmur yağarken iftar vakti Hakkari’de miting yaptık. Oralardan da sizlere selamlar getirdim. ‘Fizanlı olsak bile gönlümüz Van’a düşer.’ diyen Cumhurbaşkanımızın da sizlere en kalbi selamlarını iletmek istiyorum. Vanlılar ile gönül birliğimizin ve beraberliğimizin daim olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Değerli kardeşlerim hem merkezde hem de yerelde siyaset anlayışımızın odağında millet var. Milletimize hizmet etmek var. Türkiye son 21 yılındaki tüm atılımlarını eser ve hizmet siyaseti ile gerçekleştirmiştir. Bunu en iyi bilen illerden biri Van’ımızdır. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde demokrasi ve kalkınma hamlelerimizden istifade etmeyen ne bir karış vatan toprağı ne herhangi bir fert bulabilirsiniz. Terör tehdidini sınırlarımızın dışına atmamızla birlikte şehirlerimizde çok şükür huzur ve çok önemli iyileşmeler var. Özgürlükler alanında demokratik kazanımlarla bugün şehirlerimiz huzur ve emniyet içinde. Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek anlayışı ile nerede bir ihtiyaç sahibi varsa elinden tutmanın, nerede bir sorun varsa çözmenin gayretinde olduk. Çünkü biz şuna inanıyoruz; her kim insanları etnik kökenine göre ayırıp bölgecilik yapıyorsa bu milletin huzurunu istemiyor demektir. Her türlü ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı olduk ve karşı olmaya devam edeceğiz inşallah. Bizim Kürt vatandaşlarımızla ve onların sorunlarıyla ilgilenmek için de başka bir aracıya ihtiyacımız yok. AK Parti, Kürtlerin partisidir. Her zaman Kürt vatandaşlarımız AK Partiye sahip çıktılar ve bundan sonra da sahip çıkacaklar. Biz de Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını doğrudan onlarla konuşarak onların hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız, ‘Biz insanlara, halkımıza efendilik yapmak için gelmedik. Onlara hizmetkar olmaya geldik’ diyor. Vanlı hemşerilerimizin de Türk olsun, Kürt olsun hangi etnik gruptan olursa olsun. Hepsinin hizmetkarıyız ve hizmetkarı olmaya devam edeceğiz” dedi.

“Hiç kimse başarısızlıklarına merkezi idareyi bahane yapmasın”

Belediyelere ayrım gözetmeden kaynak dağıtıldığını ifade eden Yılmaz, “Biz birileri gibi seçimden önce vaatlerde bulunup seçimden sonra bırakın yerine getirmeyi vaadini unutanlardan olmadık, olmayacağız inşallah. Bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan da AK Parti’dir, Cumhur İttifakı’dır. Ülkemizi 21 yılda nasıl büyüttüysek gelecekte de çok daha yüksek noktalara sizlerin desteği ile çıkaracağız inşallah. Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası siyasi istikrar ortamında Türkiye Yüzyılı’nı inşa ediyoruz. Yerel seçimleri de birlik, beraberlik, kardeşlik içinde atlatarak Türkiye’nin yürüyüşünü devam ettireceğiz. Kalkınma anlayışımızın yurdun her köşesinde devam etmesi için belediyeler kritik öneme sahiptir. Merkezi bütçeden belediyelere aktardığımız payları parti ayrımı yapmadan, büyük – küçük demeden, merkez – taşra ayrımı yapmadan dağıtıyoruz. Bu anlayışla geçtiğimiz 20 yılda belediyelerimize büyük destek verdik. Reformlar yaptık. Kalkınmacı, şeffaf bir belediyecilik anlayışını güçlendirdik. 2002 yılında belediyelere toplam 4.7 milyar kaynak ayrılıyordu. 2022 yılında bunu biz 270 milyara çıkarmışız. 2023 yılında ise yaklaşık 500 milyar kaynağı belediyelere vermişiz. Bunu da hiç parti farkı gözetmeden vermişiz. Hiç kimse başarısızlıklarına merkezi idareyi bahane yapmasın. Biz kaynak gönderiyoruz” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin en büyük lise kampüsünü Esenyurt’a yapıyoruz”

Esenyurt’ta yapılması planlanan faaliyetler ile ilgili konuşan Yılmaz, “İnşallah Murat Kurum, yüzlerce kilometreyi bulan raylı sistemle İstanbul’a farklı bir ulaşım yaşatacak. Bu projeler içinde Mahmutbey – Esenyurt ve Esenyurt – Avcılar metro hatları da bulunuyor. Murat bey inşallah önümüzdeki dönemde sizlerin desteğini aldığında hayata geçirecek. Hem İstanbul’umuza hem de Esenyurt’a çok güzel ulaşım hizmetleri sunmuş olacak. Esenyurt’ta yükselen yatırımların büyük bir kısmı da yine hükümetimizin yatırımlarıdır. Türkiye’nin en büyük lise kampüsünü Esenyurt’a yapıyoruz. Kampüste 5 Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Anadolu İmam Hatip Lisesi, Kız Öğrenci Yurdu, Erkek Öğrenci Yurdu, Bilim ve Sanat Merkezi, Planetaryum, Konferans salonu, Amfi Tiyatro, açık ve kapalı spor salonları ve kütüphaneler bulunacak. Kampüsün 2024 – 2025 döneminde eğitim ve öğretime başlamasını hedefliyoruz. Tüyap – Hadımköy Kavşağı da gündemde, böylece o bölgede trafik sorununu ortadan kaldıracak bir proje” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-esenyurtta-vanlilar-iftar-programina-katildi/feed/ 0
CHP Milletvekili İbrahim Arslan, Ulaştırma Bakanını Eleştirdi https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-ibrahim-arslan-ulastirma-bakanini-elestirdi/ https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-ibrahim-arslan-ulastirma-bakanini-elestirdi/#respond Tue, 30 Apr 2024 03:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16242 CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nu eleştirdi. Bakanlık tarafından duyurulan projelerin hayata geçmediğini ya da henüz tamamlanmadığı belirten Arslan, “Her hafta biri gelip, diğeri giden ve Eskişehir’imize bunca yıldır uzaktan bakanlardan biri olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu şehrimize gerçekleştirdiği bugünkü ziyaretinde Eskişehir’e yapılması gereken bütün yatırımları yapmaya çalıştıklarını, Eskişehir’i hiçbir zaman cezalandırmadıklarını ve güzel yatırımlarla kentimizi donattıklarını ifade etmiş.22 yıldır kesintisiz olarak tek başına ülkemizi yöneten AKP iktidarı ve ortakları; Eskişehir’imize, Eskişehir’in sorunlarının çözümüne ve hemşehrilerimizin beklentilerine duyarsız, kör, sağır ve dilsizdir” dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, yaptığı yazılı açıklamayla, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun Eskişehir ziyaretindeki sözlerine yanıt verdi. Bakanlık tarafından Eskişehir’de yürütülen altyapı ve ulaşım çalışmalarının şehrin sorunlarına çözüm olmadığını söyleyen Arslan, şöyle konuştu:

“Uluslararası standartlara sahip havaalanımızı, yanlış yatırım politikalarınız sonucu olağanüstü zarar eden Kütahya Zafer Havalimanına kurban ederek, tarifeli uçuşlara açmayan, yanı sıra lojistik amaçlı olarak da kullanmayan bakan ve iktidar siz değil misiniz?

Ölüm yolu olarak nitelenen ve genel seçim öncesi AKP milletvekilleri ve sözcüleri tarafından müjde olarak duyurulan ancak yıllardır yapılmayarak kanayan yaramız haline gelen, tahminen 4,5 milyar TL’ye mal olacağı yatırım programında belirtilen, 75 kilometrelik için 2024 yılında ödenek olarak sadece ve sadece 10 bin TL ödenek ayıran bakan ve iktidar siz değil misiniz?

Yapımına 2017 yılında başlanılan ve çok sayıda ölümlü ve maddi hasarlı kazaya yol açan, 45 kilometrelik Eskişehir-Alpu- Mihalıççık Yolu’nun yine yapımına 2020 yılında başlanacağı ifade edilen ama yılan hikayesine döndürülen, 31 kilometrelik Eskişehir-Sakarıılıca- Mihalgazi yolu için yeterli ödeneği koymayan bakan ve iktidar siz değil misiniz? Yatırım programında yer alan bilgilere göre en iyimser tahminle 2027 yılından önce bu yolların bitirilmeyeceğini öngören ve planlayan da siz değil misiniz?

“HEMŞERİLERİM GEREKEN CEVABI SANDIKLARDA VERECEK”

2020 yılında yapımına başlanan ve 2027 yılında tamamlanması planlanan 7,5 km uzunluğundaki Hasanbey Lojistik Merkezi İltisat Hattı için; 2023 yılında herhangi bir harcama yapmayan, 2024 yılı için ise sadece 24 bin TL iz bedeli tutarında ödeneği koyan bakan ve iktidar siz değil misiniz? 22 yıldır kesintisiz olarak tek başına ülkemizi yöneten AKP iktidarı ve ortakları; Eskişehir’imize, Eskişehir’in sorunlarının çözümüne ve hemşehrilerimizin beklentilerine duyarsız, kör, sağır ve dilsizdir. Hiçbir bahaneleri olmadıkları halde uzun yıllardır bu ve benzer sorunlarımızı çözmeyen, yatırımları yapmayan iktidar ve ortaklarının bakan, belediye başkan adayları ve parti sözcüleri hiç utanmadan hiç sıkılmadan, sanki 22 yıldır iktidarda değillermiş gibi davranmaya, seçim vaatleri ve tehditleriyle hemşehrilerimizi aldatmaya çalışmaktadırlar. Oysa Ziya Paşanın da dediği gibi aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz sözünden hareketle çok değerli hemşehrilerimin, bu yalanlara, aldatmalara ve seçim tehditlerine boyun eğmeyerek, gereken cevabı 31 Mart tarihinde yapılacak olan seçimde sandıklarda vereceğine yürekten inanıyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-ibrahim-arslan-ulastirma-bakanini-elestirdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Ülkemizin dört bir yanını fiziki olarak imar ederken demokrasisini de güçlendirdik https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-ulkemizin-dort-bir-yanini-fiziki-olarak-imar-ederken-demokrasisini-de-guclendirdik/ https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-ulkemizin-dort-bir-yanini-fiziki-olarak-imar-ederken-demokrasisini-de-guclendirdik/#respond Sun, 21 Apr 2024 02:48:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15109 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Ülkemizin dört bir yanını fiziki olarak imar ederken demokrasisini de güçlendirdik. Darbelere dayanıklı hale getirdik. Vesayetçi anlayışı tarihin karanlık sayfalarına gömdük” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’nın Nallıhan ilçesinde Çayırhan Mahallesi’ni ziyaret etti. Vatandaşlar ile bir araya gelen Bakan Tunç, Çayırhan Kültür Merkezinde iftarını açtı. Ardından vatandaşlara hitap eden Bakan Tunç, AK Parti belediyeciliğinin başarılarından bahsetti.

“Suları akmayan bir İstanbul”

Bakan Tunç, 1994 yılında İstanbul’da yaşadığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin elinde yaşanılamaz hale getirilen bir İstanbul vardı. Havası solunamayan, çöpleri toplanamayan, suları akmayan bir İstanbul. Çöpten, çukurdan, çamurdan ibaret bir İstanbul. Bu İstanbul’u CHP’den aldı. Beş yıl gibi kısa bir süre içerisinde yaşanılır hale getirdi ve orada başlatmış olduğu gerçek belediyecilik AK Parti’nin kurulmasına neden oldu ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğine yol açtı.”

“Her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık”

AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından itibaren Türkiye’ye adaletin, özgürlüklerin, eser ve hizmet belediyeciliğinin geldiğini işaret eden Bakan Tunç, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın derken biz bunu sadece bir slogan olarak söylemedik. Bunu icraata dönüştürdük. Eğitimde yaptıklarımızla icraata dönüştürdük. Sağlıkla yaptıklarımızla icraata dönüştürdük. Sosyal politikalarda, kültürde, adalette, güvenlikte her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık” ifadesini kullandı.

“Savunma Sanayinde yerlilik oranımızı yüzde 80’in üzerine çıkardık”

Üretimin, istihdamın ve iş imkanlarının artması için enerjiden savunma sanayiye kadar tüm alanlarda dev projelerin ve yatırımların gerçekleştirildiğine dikkati çeken Bakan Tunç, “Savunma Sanayinde yerlilik oranımızı yüzde 80’in üzerine çıkardık. Terörle başarılı bir şekilde mücadele edebiliyorsak, dış tehditlere karşı kendimizi güçlü bir şekilde savunabiliyorsak, güneyimizde bir terör devletine müsaade etmemişsek yerli ve milli silahlarımız sayesinde” şeklinde konuştu.

“Vesayetçi anlayışı tarihin karanlık sayfalarına gömdük”

2002 yılından günümüze kadar cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir siyasi istikrarın olduğunu dile getiren Bakan Tunç, “Ülkemizin dört bir yanını fiziki olarak imar ederken demokrasisini de güçlendirdik. Darbelere dayanıklı hale getirdik. Vesayetçi anlayışı tarihin karanlık sayfalarına gömdük. Ülkemizi demokrasi standartları noktasında daha yükseğe taşıdık. Bunu hep sizlerle beraber yaptık. Sizlerin verdiği destekle sizlerin desteği olmasa bunu başarmak mümkün değildi” İfadelerini kullandı.

“18. sandıkta da milletimiz en doğru kararı verecek”

AK Parti’nin 2002 yılından günümüze kadar art arda kazandığı 17 seçimi hatırlatan Bakan Tunç, hedeflerinin 18’inci seçimi kazanmak olduğunu belirterek, “18. sandıkta da milletimiz en doğru kararı verecek. Biz ondan hiç şüphe duymuyoruz ve biz de milletimizin o güvenine layık olabilmenin gayreti içerisinde çok çalışacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde milletimizin refahını arttırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Bugün başörtüsü meselesi var mı?”

AK Parti’nin 2002 yılında kötü bir ekonomi devraldığını hatırlatan Bakan Tunç, Dünya Bankasına borçlu bir ülkeden borç veren bir Türkiye’ye dönüştüğünü dile getirerek, şunları kaydetti:

“Tüm badirelere rağmen ve inşallah önümüzdeki süreçte bu istikrarlı kalkınma hamlelerine hız kesmeden devam edeceğiz. 22 yıldan bu yana temel hak ve özgürlükleri genişlettik. Bugün başörtüsü meselesi var mı? Tartışılıyor mu? Tarihe karıştı. Ama bir problemdi. Bu nedenle partiler kapatılıyordu. Öğretmenler öğretmenlik yapamıyordu. Öğrenciler okullardan atılıyordu. Bir katsayı meselesi vardı bugün yok. Kimsenin kılık kıyafetine karşılıyor mu? Yok. Hiç kimsenin düşüncesinden dolayı özgürlüğü kısıtlandığı oluyor mu? Eğer teröre destek verirsen, eğer şiddeti teşvik edersen o zaman tabii ki yargının konusu olursun.” – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-ulkemizin-dort-bir-yanini-fiziki-olarak-imar-ederken-demokrasisini-de-guclendirdik/feed/ 0
Ünye’ye Kan Bağış Merkezi Kurulacak https://www.haber28.com.tr/unyeye-kan-bagis-merkezi-kurulacak/ https://www.haber28.com.tr/unyeye-kan-bagis-merkezi-kurulacak/#respond Mon, 25 Mar 2024 21:24:46 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11567 Ordu’nun Ünye ilçesi Türk Kızılayı Şubesi tarafından ilçeye yeni bir kan bağış merkezi kurulacağı bildirildi. Türk Kızılayı Ünye Şubesi Başkanı Halit Özdemir ve yönetim kurulu üyeleri, düzenledikleri basın toplantısında 2023 yılına ilişkin yapılan faaliyetleri paylaştı.

Başkan Halit Özdemir, Ünye’ye 2023 yılında 19 milyon liralık ayni, 867 bin liralık ise nakdi yardımda bulunduklarını söyleyerek, doğal afet gibi durumlar için de 171 bin liralık nakdi yardımda bulunduklarını ifade etti. Başkan Özdemir ayrıca, Ünye’ye sabit bir Kan Bağış Merkezi kurulması için yoğun bir gayret içinde olduklarını ve Ünye’nin Altınordu’dan sonra en büyük ilçesi olarak sabit bir Kan Bağış Merkezi kurulması için yoğun bir hayret içinde olduklarının müjdesini verdi.

“Ünye’ye Kan Bağış Merkezi kurulacak”

Ünye’ye kan bağış merkezinin kurulacağını söyleyen Türk Kızılay Ünye Şubesi Başkanı Halit Özdemir, “Ünye Ordu’daki megapol ilçelerden bir tanesidir. Nüfus yoğunluğu Altınordu’dan sonra ikinci sırada geliyor. Bizim mobil kan araçlarımız var. Bunlar bir program dahilinde geliyorlar. Dolayısıyla Ünye’ye bir sabit Kan Bağış Merkezi kurmak istiyoruz. Araba konusu, idare ofisi ve depolama konusuyla ilgili Ünye Belediye Başkanımız bizlere çok büyük destek verdi. Yakın gelecekte inşallah sözünü ettiğimiz bu altyapı olaylarını bir birimizi destekleyerek çok yakın gelecekte ulaşmayı umut ediyoruz. Kızılay Ünye Şubesi olarak biz hem ayni hem de nakdi yardımlarda bulunuyoruz. 2023 yılında Ünye Şubesi olarak yaptığımız ayni yardımların ekonomik değeri karşılığı 19 milyon liradır. 2022 yılında bu 1 milyon lira iken, 2023 yılında 19 milyon liralık ekonomik değeri karşılığı olan birinci sınıf, defolu olmayan kullanılmamış ürünleri biz Ünye’deki muhtaçlara, kardeşlerimize ulaştırdık. Bunun dışında ise nakit olarak 867 bin TL yardımda bulunduk. Kızılay’ımızın bize tanımladığı sanal bir bütçe var. Bunu da doğal afetlerin ortaya çıkması durumunda bizden kullanmamızı istediği bir bütçedir. Bu geçen yıl 171 bin liraydı. 5 tane yangın oldu. Yangın bölgelerine gittik raporlarını çıkardık. İtfaiye raporlarını ile birlikte onları Genel Merkeze gönderdik. 1 ay içinde onlara 30’ar bin TL nakit para yardımı yapıldı. 2023 yılında ise bize tanımlanan bütçe 387 bin liradır” dedi.

Programda konuşan Ünye Belediye Başkanı Hüseyin Tavlı ise, “Kızılay nerede bir felaket, dünyanın herhangi bir yerinde deprem, sel, yangın gibi adet ve felaketlerde oralara ilk koşan, ilk oradaki ihtiyaçlara müdahale eden bir kurumdur. Yerel yönetim olarak onların sahadaki bu faaliyetlerini yürütebilmeleri adına onlara oluşturmamız gereken imkanlar noktasında ki kurumsal anlamda deponun oluşturulmasından işletme faaliyetlerinin yürütülmesi, takip sistemlerinin yürütülmesi gereken büroya kadar özellikle destekçileri olduk. Kızılay’ımızın başarılı olduğu her noktada bizlerde onların yanında olmaya çalıştık. Kızılay Başkanımız ve ekibini bu başarılarından dolayı tebrik ediyorum” diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından Türk Kızılay Ünye Şubesi’ne verdikleri desteklerden dolayı basın mensuplarına teşekkür belgesi verildi. – ORDU

]]>
https://www.haber28.com.tr/unyeye-kan-bagis-merkezi-kurulacak/feed/ 0
İran’da hükümet karşıtı gösterilerden sonra ilk seçimler yapılıyor https://www.haber28.com.tr/iranda-hukumet-karsiti-gosterilerden-sonra-ilk-secimler-yapiliyor/ https://www.haber28.com.tr/iranda-hukumet-karsiti-gosterilerden-sonra-ilk-secimler-yapiliyor/#respond Sat, 23 Mar 2024 04:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11111 İran’da 2022 yılındaki hükümet karşıtı gösterilerden beri ilk seçimler yarın yapılacak.

Seçimde iki farklı meclis için oy kullanılacak. Bunlardan ilki parlamento diğeri de Uzmanlar Meclisi. Parlamento seçimleri dört yılda bir, Uzmanlar Meclisi seçimleri ise sekiz yılda bir yapılıyor.

Uzmanlar Meclisi, İran’ın ruhani liderini seçen, görevden alan ve denetleyen yapıya deniliyor.

İran Anayasa Koruma Konseyi, her meclis için aday olan kişileri onaylıyor. Bu konsey de İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından atanıyor.

2009 yılında protestolara yol açan tartışmalı seçimlerden sonra en ufak bir eleştiride bulunan adaylar bile yarıştan alınmıştı.

Bu parlamento seçimleri için ise Anayasa Koruma Konseyi, 290 koltuklu parlamento için rekor sayıda adaya izin verdi. Seçimlere girecek 15 bin 200 kişiden sadece 30’u reformcu kanattan.

2004 yılından beri parlamentoda muhafazakarlar çoğunlukta, bunun değişmesi de beklenmiyor.

Önceki seçimlerde reform yanlısı cephe, adayların yarışa girmesi ve insanların sandığa gitmesi için teşvikte bulunuyordu.

Ancak bu seçimlerde ilk defa “anlamı olmayan, rekabetin bulunmadığı, adaletsiz ve etkisiz” seçimlerin bir parçası olmayı reddediyorlar.

Sosyal özgürlükler ve ekonomi anlamında seçimlerin çok büyük bir rolü yok; bu konularda son kararı hep Hamaney veriyor.

Bu Cuma günü de seçimlere düşük bir katılımın gerçekleşmesi bekleniyor.

2020 yılında yüzde 42 ile rekor düzeyde düşük katılım gerçekleşmişti; ondan önceki seçimlerde ise katılım genelde yüzde 50’nin üzerindeydi. 2016 yılında yüzde 62 ile en yüksek katılım olmuştu.

2021’de düzenlenen son seçimlerde de katılım yüzde 49 düzeyinde kaldı.

3,7 milyon oy geçersiz sayılarak ülke tarihinde bir ilk gerçekleşmişti.

Sonraki yıllarda seçimlere katılım düşerken protesto sıklığı arttı.

2017 ve 2019’daki protestolar da şiddetli bir şekilde bastırılmıştı.

Muhafazakar öğrenciler de şikayetçi

Aynı zamanda hükümete önceden destek veren muhafazakar kesimler tarafında da seçimlere katılım düşmüş durumda.

Bu kesimlerden de hükümeti eleştiren sesler yükselebiliyor.

Hamaney ile buluşan muhafazakar öğrencilerin konuşmaları çoğunlukla kötü ekonomik ve sosyal koşullara yönelik eleştirilerle dolu oluyor.

Batı ve İsrail’e yönelik politikaların da etkisiz ve çıkar odaklı olduğu eleştirileri yöneltiliyor.

Hamaney ise seçimlerin bir görev olduğunu vurgulayarak katılımı kendi destekçileri arasında artırmaya çalışıyor.

Yetkililer seçimlerin özgür ve adil olduğu konusunda ısrarcı olmaya devam ediyor.

Sokaklarda da seçim coşkusunu görmek pek mümkün değil; bazı kamuoyu yoklamalarına göre seçimlerin düzenleneceğinden haberi olmayan çok sayıda insan var.

2022 yılında 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin başını düzgün örtmediği gerekçesiyle gözaltına alınıp, daha sonra da hayatını kaybetmesiyle yüksek katılımlı protestolar düzenlenmişti.

Yüzlerce insan öldürüldü, binlerce kişi yaralandı binlerce kişi hala hapiste.

Bu protestoların ardından siyasi ve sosyal ortam daha da baskıcı bir hal aldı.

Ekonomik kriz de halen etkisini ağır bir şekilde hissettiriyor; altı ay boyunca verileri yayınlamamasının ardından sonbaharda İran Merkez Bankası’nın yaptığı açıklamaya göre enflasyon yüzde 56 oldu.

Hükümetin ekonomiye ilişkin sözlerini yerine getirmemesi de umutsuzluğu körüklüyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/iranda-hukumet-karsiti-gosterilerden-sonra-ilk-secimler-yapiliyor/feed/ 0
Yalova’da yaşayan çiftin ürettiği fileler büyük ilgi görüyor https://www.haber28.com.tr/yalovada-yasayan-ciftin-urettigi-fileler-buyuk-ilgi-goruyor/ https://www.haber28.com.tr/yalovada-yasayan-ciftin-urettigi-fileler-buyuk-ilgi-goruyor/#respond Tue, 27 Feb 2024 04:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7440 Yalova’da yaşayan ve evlerini atölyeye çeviren Hasan ve Zehra Tanyol çiftinin 22 yıldır ürettikleri kale, pota ve voleybol fileleri Türkiye’nin dört bir yanından büyük rağbet görüyor. Türkiye Basketbol Federasyonu’na (TBF) 2002’den bu yana file veren çift, bunun yanı sıra Fenerbahçe gibi birçok Süper Lig ekibinin de kale direği ağlarını elleriyle örüyor.

Yalova merkeze bağlı Kazımiye köyü TOKİ Konutları’nda oturan Hasan ve Zehra Tanyol çifti, evlerini file üretim atölyesine çevirdi. Evlerinde el yapımı fileler üreten çift, gelen siparişleri yetiştirmekte ise zorluk çekiyor. Emekli polis memuru Hasan Tanyol, basketbol, voleybol, tenis, top taşıma filesi, kale filesi, inşaat güvenlik ve okul merdiven boşluğu gibi birçok file çeşidini ürettiklerini kaydetti.

2000 yılında askerden geldikten sonra sosyal aktivite olarak basketbol oynamaya başladığını belirten Tanyol, “O sırada ben çocukken ortaokulda öğrendiğim bir basketbol file örme şekli vardı. Kadınların makrome ördüğü şekilde basketbol filesi yaptım. Sonra dedim ki ya bunu bir de o orijinalini alayım, orijinalini aldım, baktım inceledim. Dedim, ben bunu herhalde yaparım. Biraz uğraştık, eşimle beraber basketbol filesini çözdük” dedi.

Ürettikleri filelerle dünya ve Avrupa şampiyonaları oynandı

Tanyol, ördüğü pota filesini Abdi İpekçi Spor Salonu amirine götürdüğünü ve beğenildiğini dile getirerek, “Beğendiler, tekrar istediler, yaptım götürdüm. 2002 yılından beri yaklaşık 22 yıldan beri de Türkiye Basketbol Federasyonu’nun filelerini istiyorlar, gönderiyoruz. Yapmış olduğumuz filelerle bir dünya şampiyonası, bir Avrupa şampiyonası da oynandı” diye konuştu.

Televizyonda gördükleri altıgen kale filesini ürettiler

Basketbol filesinin yanında futbol kale direği ağları üretmeye başladıklarını anlatan Tanyol, şöyle konuştu:

“Normalde kare file de yapıyoruz. Altıgen filenin hikayesi de sene 2005 yılıydı. Urfa’da görev yaparken, Kupa Amerika’da Brezilya ile Arjantin’in final maçı vardı. Maç penaltıları kaldı. Fenerbahçe’nin kaptanı Alex de o maçta oynuyordu. Penaltılara kalınca fileleri yakından gösterdiler. Yakından gösterince baktım el örgüsü altıgen file. Dedim, bunları Brezilyalılar yapıyorsa bu işi biz Türk insanıyız, biz de zekiyiz, biz de yaparız. O gün aldığım mekiği elime ölmeye başladım ve ördükten sonra altıgen fileler çıktı. 2005 yılından beri de altıgen kale filesini elle yapabiliyoruz.”

Yaptıkları kale filesi 13 yıl kullanıldı

Tanyol, Süper Lig kulüplerinin de aralarında olduğu birçok takımın kale filelerini yaptıklarını belirterek, “Bu sene Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu’nun filelerini yaptık. Montajını da kendimiz yaptık. Pendik Stadı’nı yaptık. Konya stadına özel bir file yaptık, yeşili beyaz. Alanyaspor’a geçen sene yapmıştım, bu sene halen kullanıyorlar. Yalova stadına 2007 yılında file yapmıştım. 2020 yılında fileyi değiştirdik. Yaklaşık 13 sene kullandılar. 4 milim paraşüt ipinden yaptık. Paraşüt ipi Türkiye’nin en sağlam ipidir. Ultraviyole özelliği vardır, tüm hava şartlarına dayanıklıdır. Değiştirmemizin sebebi ise köpek yediği için. Yani köpek yemese bir 4-5 tane daha kullanabilirlerdi. Yani uzun ömürlü ultraviyole özelliği olan paraşüt ipi kullanıyoruz. Bunları kullanırsak filemiz çok daha uzun ömürlü olabiliyor. Dönem dönem hemen hemen tüm statlara yaptık. Olimpiyat stadına da yaptım. Kayseri, Sivas, Antep stadına yaptım. Ankara’daki 19 Mayıs Stadı’na yaptım. Tabii stat müdürleri değiştiği zaman bağlantımızı kesiliyor. Ondan dolayı bizden almayabiliyorlar ama bizi tanıyanlar, bilenler, bizi tercih ediyorlar, çünkü uzun ömürlü fileler üretiyoruz, ondan dolayı.”

Kendi iplerini üretmeye başladılar

Tanyol, Elmalık köyünde kurdukları atölyede kendi iplerini de üretmeye başladıklarını dile getirdi.

Tress örgü makineler aldıklarını ve ipi makinelerde işlediklerini söyleyen Tanyol, son dönemlerde file üretiminde makine örgülerinin çoğaldığını anlattı. Tanyol, el örgüsünün daha uzun ömürlü ve kaliteli olduğunu aktardı.

Başka kale filesi üreten firmalara da ürün verdiklerini kaydeden Tanyol, “Bu firmalar da yurt dışına mal veriyorlar, işte kale direğini veriyorlar, yanında file de koyuyorlar. Dolaylı olarak yurt dışına filelerimiz gidiyor. Özbekistan’a şu an 10 çift siparişimiz var. Onları da yetiştirmeye çalışıyoruz açıkçası” dedi.

Kale filesi 5 ile 20 bin lira arasında müşteri buluyor

Profesyonel altıgen kale direklerinin 5 bin lira ile 20 bin lira arasında müşteri bulduğunu kaydeden Tanyol, “20 bin lira olmasının sebebi de mesela çubuklu file yapıyorum özel. Kulübün renklerine göre kırmızı, beyaz, yeşil, beyaz. Çubuklu filemiz onun işçiliği 2-3 kat artıyor. 2 mekikle dokuyoruz ama çubuklu file yaptığımızda 22 mekikle aynı anda yürüyoruz. Dolayısıyla işçiliğimiz kat kat artıyor. Dolayısıyla o yüzden biraz fiyatlarımız çubuk filelerin yüksek oluyor” dedi.

Tanyol, 2002 yılında doğan kızı Elif ile birlikte bu işe başladıklarını belirterek, “Annemin adını koydum ismi Elif. Elif’le beraber işe başladık. Elif’i de tersten okuduğunuzda file oluyor. Öyle de bir ilginç rastlantımız var” ifadesini kullandı.

Önce kızdı, sonra file yapımını kendisi çözdü

Zehra Tanyol ise evlerini atölyeye çevirdiklerini anlattı. File yapmanın zor olduğunu ve büyük zaman gerektirdiğini kaydeden Tanyol, ilk işe başladıkları basketbol filesinin yapımını kendisini çözdüğünü dile getirerek, “Eşim bir basketbol filesi aldı. İlk önce yapamadı. 24 tane ipi kesiyordu evin etrafında ortasında. Ben hatta ona kızıyordum, ya ne yapıyorsun evi mahvediyorsun, kirletiyorsun dedim. Ondan sonra ben fileyi yaptım ama sevincini görmeniz lazım. Ondan sonra Eminönü’nde firmaya başladı. Biz genellikle basketbol filesiyle başladık bu işe. Ondan beri yapıyoruz” açıklamasında bulundu. – YALOVA

]]>
https://www.haber28.com.tr/yalovada-yasayan-ciftin-urettigi-fileler-buyuk-ilgi-goruyor/feed/ 0
Antalya’da Serbest Bölgeler Çalıştayı Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/antalyada-serbest-bolgeler-calistayi-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/antalyada-serbest-bolgeler-calistayi-gerceklestirildi/#respond Sat, 24 Feb 2024 04:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6967 Antalya’da Ticaret Bakanlığı ve Türkiye’deki 19 serbest bölgenin üyeliğiyle kurulan Serbest Bölgeler Kurucu ve İşleticileri Derneği (SEBKİDER) ortaklığında, “Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Serbest Bölgeler Çalıştayı” gerçekleştirildi.

Kentte bir otelde düzenlenen çalıştaya, Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu ve Serbest Bölgeler Genel Müdürü Emel Emirlioğlu, SEBKİDER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kılınç, bürokratlar ve 19 serbest bölgenin yöneticileri katıldı.

Tuzcu, konuşmasında, serbest bölgelerin, fikrin oluştuğu 1985 yılından bugüne değerini hep koruduğunu, Serbest Bölgeler Kanunu’nun çıkarıldığı zamanki amaçlarından çok daha güçlü bir şekilde var olduğunu söyledi.

Gerek 12. Kalkınma Planı gerekse de Orta Vadeli Program’da yer alan ülke hedeflerinin Serbest Bölgeler Kanunu’nda belirtilen hedefler gibi üretim, istihdam ve ihracat odaklı olduğunu vurgulayan Tuzcu, “Serbest bölgeler istihdamı artırmayı amaçlayan, üretimi önceliklendiren bir anlayışla büyümeye devam ediyor. Ülke olarak önemli hedeflere ilerlememizde, 2023 yılında 100 bine varan istihdam sağlayan ve 12 milyar doları aşan ihracat gerçekleştirilen serbest bölgelerin büyük katkıları olacaktır.” dedi.

Serbest bölgeler 2 bin 108 firmaya ev sahipliği yapıyor

Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürü Emel Emirlioğlu ise 7,5 milyar dolarlık yatırım miktarına erişen serbest bölgelerin artan taleple, 545’i yabancı yatırımcı olmak üzere 2 bin 108 firmaya ev sahipliği yaptığını bildirdi.

Küresel ekonomik konjonktürün uluslararası yatırım ortamı açısından taşıdığı belirsizlikler göz önünde bulundurulduğunda, serbest bölgelerde firma ve yabancı firma sayısında devamlı ve anlamlı artışlar kaydedilmesinin öneminin daha iyi anlaşıldığını kaydeden Emirlioğlu, şöyle devam etti:

“Yatırımcıların artan taleplerinin karşılanması amacıyla yakın dönemde kurulan ve arazisi genişletilen birçok serbest bölgemiz var. İzmir’in Bergama ilçesinde yer alan 2,3 milyon metrekare büyüklüğündeki arazi üzerine kurulan Batı Anadolu Serbest Bölgesi, 2023 yılında faaliyete geçerek yatırımcı kabulüne başladı. 2022 yılında İzmir’in Menemen ilçesinde 1,5 milyon metrekare, 2023 yılında Ordu’nun Ünye ilçesinde 147 bin 442 metrekare, Samsun’un Tekkeköy’de 644 bin 125 metrekare büyüklüğünde yeni serbest bölgeler ilan edildi. Ege Serbest Bölgesi’nin 2016 ve 2023 yıllarında iki kez, Antalya ve Bursa serbest bölgelerinin 2018 yılında, Kocaeli Serbest Bölgesi’nin 2022 yılında sınırları genişletilerek yatırımcıların kullanımına yeni araziler tahsis edildi.”

13 milyar dolara yaklaşan ihracat

SEBKİDER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kılınç, 2023’te yaklaşık 31 milyar dolarlık toplam ticaret hacmi ve 13 milyar dolara yaklaşan ihracatı ile serbest bölgelerin Türkiye’nin üretim, istihdam ve katma değeri yüksek ihracat üsleri haline geldiğini ifade etti.

Bu çalıştayın amacının serbest bölgelerin tüm hizmetlerini çok daha ileri seviyelere taşıyacak stratejileri, vizyonu, projeleri ve kendilerine rehber olacak yol haritasını belirlemek olduğunu vurgulayan Kılınç, “Çalıştayda serbest bölgelerin güçlü ve iyileştirmeye açık yönleri, fırsatlar ve tehditlerin yer aldığı SWOT analiz raporunu ortaya çıkaracağız. Bu rapor oluştuktan sonra Ticaret Bakanlığı ve SEBKİDER arasında kurulacak çalışma grupları ile önceliklendirilmiş konular ele alınacak ve hızlı aksiyon planları oluşturulacaktır.” dedi.

Oluşturulacak ortak çalışma gruplarının serbest bölgelerdeki mevcut durumu değerlendirerek ihtiyaçları belirleyeceğini ve stratejik politika önerileri geliştireceğini aktaran Kılınç, bu grupların, serbest bölgelerin altyapısının geliştirilmesi, iş yapma ortamının iyileştirilmesi, yatırım teşviklerinin artırılması, dış ticaretin kolaylaştırılması ve insan kaynaklarının geliştirilmesi gibi konularda daha verimli politikaların geliştirilmesi için çözüm odaklı yaklaşımlar sunacağını belirtti.

Alman sanayicilerin daha uygun üretim yerleri arıyor

Avrupa Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve SEBKİDER Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Kemal Şahin de Alman sanayicilerin daha uygun üretim yerleri aradığını, sanayinin önemli bir kısmına yönelik Almanya dışına yatırım yapmayı düşündüklerini ve bunun Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu belirtti.

SEBKİDER Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Ali Avcı, dünyada serbest bölgelerde önemli gelişmeler olduğuna, Türkiye’nin bu gelişmelerin dışında kalamayacağına, ülkenin ekonomik ve Avrupa Yeşil Mutabakatı hedeflerine ulaşmasında uluslararası ve ulusal ortaklarla işbirliği yaparak deneyim ve kaynak paylaşımını artırması gerektiğine işaret etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalyada-serbest-bolgeler-calistayi-gerceklestirildi/feed/ 0
Putin karşıtlığı ile bilinen ve şüpheli bir şekilde ölen Rus muhalifler https://www.haber28.com.tr/putin-karsitligi-ile-bilinen-ve-supheli-bir-sekilde-olen-rus-muhalifler/ https://www.haber28.com.tr/putin-karsitligi-ile-bilinen-ve-supheli-bir-sekilde-olen-rus-muhalifler/#respond Fri, 23 Feb 2024 08:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6854 Rusya’da kaldığı cezaevinde hayatını kaybeden Aleksey Navalni, son yıllarda hayatını kaybeden Rus muhaliflerden sadece biri.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 1999 yılında iktidara geldiğinden beri çok sayıda Rus muhalif şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti.

Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı 2022 yılında işgal etmesinin ardından Rusya’nın politikalarını eleştiren ve ölen çok sayıda isim var.

Bunlardan biri 2022 yılının Aralık ayında Hindistan’da kaldığı otelde ölü bulunan Rus milyarder Pavel Antov.

Antov’un Ukrayna savaşını eleştiren bir WhatsApp durumu sosyal medyaya yansımış, Antov daha sonra savaşa karşı olduğu iddialarını reddetmişti.

Eylül 2022’de Rus petrol devi Lukoil’in Yönetim Kurulu Başkanı Ravil Maganov, Moskova’da bir hastanenin penceresinden düşerek hayatını kaybetti.

Maganov’un savaşa karşı olduğu biliniyordu.

Birmingham Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Stefan Wolff, yazdığı bir makalesinde, “Putin’in son 20 yıldır mesajı açık, muhalefete göz yumulmayacak, yoksa ölümcül sonuçları olur” ifadesini kullandı.

Wolff’a göre bu taktik çok etkili, çünkü Putin böylece muhalifleri susturduğu gibi içeriden gelecek olan bir güç savaşına karşı da ayakta kalmış oluyor.

Ancak Wolff bu durumun Putin’in yandaşlarına karşı güvensizliğinin ve paranoyasının da artmasına yol açtığı uyarısında bulunuyor.

Putin iktidara geldiğinden beri şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden bazı muhalifler şu şekilde:

Yevgeni Prigojin

Rus paralı asker grubu Wagner’in lideri Yevgeni Prigojin, Ağustos 2023’te bir uçak kazasında hayatını kaybetti.

Prigozhin’in özel jeti, 25 Ağustos’ta Moskova’nın kuzeybatısında düştü. Kaza sonrasında tüm yolcular öldü.

Haziran 2023’te Prigojin’in Putin’e karşı bir isyana liderlik etmesi, ölümünün şüpheli hale gelmesine yol açmıştı.

Prigojin, birliklerine Moskova’ya ilerleme emri vermişti.

Putin ise silahlı isyanını kınadığı Wagner’i “vatan hainliği” ile suçlamıştı.

İsyan, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksander Lukaşenko’nun arabulucuğunda sona erdi ve Prigojin’e karşı tüm suçlamaların düşürüleceği açıklandı.

Prigojin, Putin’in önemli bir müttefikiydi; şirketi Wagner, Ukrayna savaşında kilit bir rol oynamıştı.

Ancak Prigojin, Rus ordusunu savaşçılarına karşı uyguladıkları çok sayıda politikadan ötürü eleştirdi.

Prigojin, Haziran ayında sadece 24 saat süren isyana liderlik ettiğinden sonra kamuoyu önünde çok az göründü.

Prigojin, Rusya-Afrika Zirvesi’nin yapıldığı 27 Temmuz’da St. Petersburg’da Afrikalı yetkililerle fotoğraflanmıştı.

Kremlin, kazadan sorumlu olduğuna dair iddiaları reddetti.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, uçak düşürme iddialarının “tamamen yalan” olduğunu savundu.

Vladimir Golovlyov

Rusya’nın önde gelen muhalif milletvekillerinden olan Vladimir Golovlyov, 2002 yılında köpeğini Moskova sokaklarında gezdirirken vurularak öldürüldü.

1999 yılında iktidara gelen Putin’in başa geçmesini başta destekleyen Golovlyov, daha sonra Rus lider ile ayrı düşmüş ve Putin’i eleştirmeye başlamıştı.

İktidar tarafından Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra gerçekleştirilen özelleştirmeler sırasında zimmetine para geçirmekle suçlanmıştı.

Golovlyov’un cesedi kafasından vurulmuş bir halde ormanda bulunmuş, görgü tanıklarının kaçan iki kişiye işaret etmesi üzerine suikastın kiralık katiller tarafından gerçekleştirildiği üzerinde durulmuştu.

Sergey Yuşenkov

Golovlyov’un öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçmeden aynı partiden olan milletvekili Sergey Yuşenkov, Moskova’daki evinin girişinde 17 Nisan 2003 tarihinde suikasta uğradı.

Golovlyov’un öldürülmeden önce eşbaşkanı olduğu ve muhalefet amacıyla kurulan Liberal Rusya Partisi’nin genel başkanıydı.

Yuşenkov, Çeçen militanların suçlandığı ve Eylül 1999’da gerçekleşen apartman saldırılarını soruşturan parlamento komitesinin başındaydı.

Bu saldırılar, Çeçen gruplara karşı savaşın başlatılmasına sebep olmuştu.

Yuşenkov ise saldırılan Rus gizli servisi tarafından düzenlendiğinden şüpheleniyordu.

Anna Politkovskaya

İnsan hakları ihlallerini haber yapan gazeteci Anna Politkovskaya, 7 Ekim 2006’da süpermarketten evine döndükten sonra Moskova’daki dairesinin önünde vurularak öldürüldü.

48 yaşındaki iki çocuk annesi Politkovskaya’nın öldürülmesi Batı’da büyük tepkiye neden oldu ve Rusya’da çalışan muhabirlere yönelik tehlikelere dikkati çekti.

Araştırmacı gazeteci Anna Politkovskaya, Rusya’nın Çeçenistan’daki insan hakları ihlallerine ilişkin haberleriyle uluslararası ün kazanmıştı.

Beş şüpheli uzun hapis cezalarına mahkum edilse de yıllardır süren soruşturmada, cinayeti kimin planladığı ve kimin talimat verdiği henüz bulunamadı.

2021 yılında dosya kapatıldı.

Boris Nemtsov

Muhalif politikacı Boris Nemtsov, Moskova’da Putin’in ofisinin çok yakınındaki bir binada 27 Şubat 2015’te öldürüldü.

Rusya’da liberal politikaları savunan eski başbakan yardımcısı ve sonrasının muhalif lideri Boris Nemtsov’un kızı Janna Nemtsova, babasının öldürülmesinin siyasi sorumlusunun Vladimir Putin olduğunu söylemişti.

“Babam, Putin’i eleştiren kişilerin en önde geleniydi. Rus muhalefetinin en güçlü ismiydi” diyen Janna Nemtsova, babasının öldürülmesinden sonra muhalefetin lidersiz kaldığını ve herkesin korku içinde olduğunu söyledi.

Nemtsov, 27 Şubat’ta kız arkadaşıyla yürürken Kremlin yakınında vurularak öldürülmüştü.

Putin cinayeti kınamış, katillerin bulunacağını taahhüt etmişti.

Nemtsov, Ukrayna’daki çatışmaların karşısında olması nedeniyle ölüm tehditleri aldığı için yetkililere başvuruda bulunmuştu.

Polis, Eylül ayında Nemtsov’un soruşturma açılması talebini geri çevirmişti.

Boris Nemtsov, Rusya’nın Ukrayna’daki çatışmalara askeri müdahalesini ortaya çıkaracağı tahmin edilen bir rapor hazırlıyordu.

2008 yılında Nemtsov, Putin’e karşı başkanlık yarışına girmeye çalışmış, daha sonra bundan vazgeçerek önde gelen muhaliflerden satranç şampiyonu Garry Kasparov ile bir parti kurmuştu.

Boris Nemtsov cinayetinde suçlanan iki zanlıdan birinin cinayet suçlamasını, baskı ve işkence altında kabul etmek zorunda kaldığı iddia edilmişti.

Aleksender Litvinenko

İngiliz yetkililer, eski bir KGB ajanı ve Putin’in muhalifi Aleksender Litvinenko’nun, 2006 yılında Londra’daki Millennium Hotel’de nadir ve güçlü bir radyoaktif izotop olan polonyum-210 karıştırılmış yeşil çay içtikten sonra 43 yaşında öldüğünü söyledi.

İngiliz soruşturması 2016’da Putin’in muhtemelen cinayete onay verdiği sonucuna vardı. Kremlin olayla ilgisi olduğu iddiasını reddetti.

Kıdemli bir İngiliz yargıç tarafından yürütülen soruşturma, cinayetin muhtemelen Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) tarafından yönlendirilen bir operasyonun parçası olarak, eski ajanın KGB dönemindeki koruması Andrei Lugovoy ve bir diğer Rusya vatandaşı olan Dmitri Kovtun tarafından gerçekleştirildiğini ortaya çıkardı.

Litvinenko, zehirlenmesinden altı yıl önce Rusya’dan İngiltere’ye kaçmıştı.

Organize suçlar alanında uzmanlaşan FSB ajanı Litvinenko, 1998’de Rus oligark Boris Berezovsky’nin suikast sonucu öldürüldüğünü iddia etmiş ve Rus hükümetini suçlamıştı.

1999 ve 2000 yıllarında “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla iki kez tutuklanıp serbest bırakılan Litvinenko, 2000 yılında İngiltere’ye iltica etmişti.

Aleksander Perepilichnyy

44 yaşındaki Rus, Kasım 2012’de koşuya çıktıktan sonra Londra dışındaki özel güvenlikli bir sitede bulunan lüks evinin yakınında ölü bulundu.

Alexander Perepilichnyy, Rusya’daki kara para aklama sistemine ilişkin İsviçre’de yürütülen bir soruşturmaya yardım ettikten sonra 2009 yılında İngiltere’ye sığındı. Ani ölümü, öldürülmüş olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

İngiliz polisi, nadir görülen bir zehirle öldürülmüş olabileceği şüphesine rağmen, cinayet ihtimalini dışladı.

Soruşturma öncesi duruşmada, midesinde sarı yasemin bitkisinden gelen nadir ve ölümcül bir zehrin izlerinin bulunduğu açıklandı.

Perepilichny, popüler bir Rus yemeği olan ve kuzukulağı içeren büyük bir kase çorba içmişti. Rusya ilgisi olduğu iddiasını reddetti.

Ölümden dönenler: Sergey Skripal ve kızı

Devlet sırlarını İngiliz istihbaratına aktaran eski bir Rus çifte ajan olan Sergey Skripal ve kızı Yulia, Mart 2018’de İngiltere’deki Salisbury kentindeki bir alışveriş merkezinin dışındaki bir bankta baygın halde bulunmuştu.

İkili durumları kritik halde hastaneye kaldırıldı ve İngiliz yetkililer, onların 1970’ler ve 1980’lerde Sovyet ordusu tarafından geliştirilen bir grup sinir gazı olan Noviçok ile zehirlendiklerini söyledi. Her ikisi de hayatta kaldı.

Rusya, zehirleme olayında rolü olduğu iddialarını reddetti ve İngiltere’nin Rusya karşıtı histeriyi kışkırttığını söyledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/putin-karsitligi-ile-bilinen-ve-supheli-bir-sekilde-olen-rus-muhalifler/feed/ 0
Böbrek Nakliyle İkinci Kez Hayata Tutundu https://www.haber28.com.tr/bobrek-nakliyle-ikinci-kez-hayata-tutundu/ https://www.haber28.com.tr/bobrek-nakliyle-ikinci-kez-hayata-tutundu/#respond Sat, 03 Feb 2024 07:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4091

BURDUR’da, böbrek yetmezliği teşhisi koyulan Adil Bedir (34), 2008 yılında babasından aldığı böbrekle yaşama tutundu. 2011’de vücudunun böbreği reddetmesi üzerinde 13 yıldır diyaliz tedavisi gören Adil Bedir, 2021 yılında evlendiği eşinin verdiği böbrekle ikinci kez hayat buldu.

Burdur’da çiftçilik yapan Bahattin-Ümmühan Bedir çiftinin çocukları Adil ile kendisinden 2 yaş büyük olan kardeşi Seda’nın, 2008’de böbreklerinin doğuştan normalden çok küçük olduğu belirlendi. Kardeşlerin sağlığına kavuşması için böbrek aranırken, bu sırada anne ve babadan alınan kan ve doku örneklerinin onlara uyduğu tespit edildi. Testlerin olumlu çıkmasıyla 2008 yılında Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde Ümmühan Bedir’in böbreği kızı Seda’ya, Bahattin Bedir’in böbreği de oğlu Adil’e nakledildi. 2011 yılında Adil Bedir’in böbreği vücudunu reddedince Burdur Devlet Hastanesi’nde diyalize girdi. 2021 yılında Süreyyo Mamarsulova Bedir ile evlenen Adil Bedir, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde eşinin verdiği böbrek nakledilip, ikinci kez yeniden yaşama tutundu.

ABLASI SAYESİNDE TEŞHİS KOYULDU

Adil Bedir, ilk kez ablası Seda Bedir sayesinde tesadüfen böbrek hastası olduğunu öğrendiğini anlattı. Ablasının 2008’de böbreklerinin rahatsızlandığını, Burdur Devlet Hastanesi’nden Akdeniz Üniversitesi’ne yönlendirildiğini söyleyen Adil Bedir, “Doktorlarımız ablamın tahlillerini aldı ve böbrek yetmezliği tanısını koydu. Doktorumuz ablama ‘Kardeşin var mı? Onda da sıkıntı var mı bakalım’ demiş. Beni hastaneye çağırdılar. Kan tahlili verdim ve benim de böbrek yetmezliği tanım konmuş oldu. Annemden böbrek alacaktım, ablam da babamdan nakil olacaktı. Fakat bende kan uyuşmazlığı olduğu için donörleri değiştik. 2008 yılında babamdan nakil oldum. Annem de böbreğini ablama verdi” dedi.

13 YIL DİYALİZ TEDAVİSİ

Sağlık kontrollerini ve ilaçlarını aksatmadan yeni hayatına devam ettiğini anlatan Adil Bedir, “Babamda Hepatit B varmış. Böbrek nakli sonrası bana geçti ve tedavi uygulanmaya başlandı. Bu süreçte yoğun ilaç kullanımı böbreğe baskı yapmış, böbreğimi kaybettim. 2011 yılında da Burdur Devlet Hastanesi’nde diyalize başladım. 2024’e kadar diyalize devam ettim” diye konuştu.

2021 yılında Özbek asıllı Süreyyo Mamarsulova Bedir ile evlenen Adil Bedir, “2023 Haziran ayında kızımız doğdu. Bir gün evde otururken, eşim bana, ‘Sana böbreğimi verirsem düzelebilirsin’ dedi. Sağ olsun bana böbreğini verdi. Akdeniz Üniversitesi’ne gelerek ikinci naklimi oldum. Çok mutluyum. Çok güzel bir duygu. Yeniden hayat buldum. İkinci kez hayatım oldu. Her şeyim düzeldi çok şükür. Buradan çıktıktan sonra kızıma kavuşmak istiyorum” dedi.

Diyaliz nedeniyle zor zamanlar yaşadığını hatırlatan Adil Bedir, “13 yıldır su içmiyordum. Şu anda doya doya su içiyorum. Tamamen iyileştikten sonra her istediğimi yapabileceğim. Herkes organlarını bağışlasın, herkes hayat bulsun. Yeniden küllerinden doğsun” diye konuştu.

‘HASTALIKTA VE SAĞLIKTA SÖZ VERDİK, SÖZÜMÜZDE DURDUK’

Süreyyo Mamarsulova Bedir (32) ise 3 yıldır evli olduğu eşine böbreğini verdiğini belirterek, “8 aylık bir kızımız var. Eşimle sohbet ediyorduk. ‘Sana böbreğimi verirsem iyileşir misin?’ dedim. ‘Belki iyi olur’ dedi. Tahlil yaptırdık. Nakil ameliyatımız da iyi geçti. İnşallah buradan çıkıp kızımıza kavuşmak istiyoruz. Evlenirken hastalıkta, sağlıkta beraber geçireceğimize söz verdik. Sözümüzde durduk. Organ bağışı ameliyatından korkmayın herkesin yaşamaya hakkı var. Ümidinizi kaybetmeyin, ümit verin. Organ bağışlayın hayat kurtarın, hiç korkmayın. Ben de başta korkmuştum ama çok şükür iyileştim” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bobrek-nakliyle-ikinci-kez-hayata-tutundu/feed/ 0
Tunç Soyer mi Cemil Tugay mı? CHP’de İzmir düğümü bugün çözülüyor https://www.haber28.com.tr/tunc-soyer-mi-cemil-tugay-mi-chpde-izmir-dugumu-bugun-cozuluyor/ https://www.haber28.com.tr/tunc-soyer-mi-cemil-tugay-mi-chpde-izmir-dugumu-bugun-cozuluyor/#respond Mon, 29 Jan 2024 08:36:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3807 CHP’de yerel seçim çalışmalarında en kritik viraja girildi. CHP Parti Meclisi (PM) bugün İzmir gündemiyle saat 18.00’de toplanacak. Parti kulislerine göre İzmir için mevcut başkan Tunç Soyer ile Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın adı öne çıkıyor.

İBRE CEMİL TUGAY’DAN YANA AĞIR BASIYOR

Kulislerde, Soyer’in anketlerdeki oyunun son zamanlarda yükseldiği ve DEM Parti seçmeninin sıcak bakması nedeniyle potada olduğu ifade ediliyor. Tugay’ın ise kurultay sürecinde Genel Başkan Özgür Özel’e desteğini açıklayan ilk başkan olduğu vurgulanarak, ibrenin kendisinden yana daha ağır bastığı belirtiliyor.

TUGAY: DEĞİŞİMİN DOĞRU ADAYI BENİM

CHP’nin ‘kalesi’ olarak bilinen İzmir’in adaylarının sona bırakılması kent siyasetinde gerilimi artırırken, 9 Büyükşehir Aday Adayı içerisinde, sürecin son düzlüğünde Cemil Tugay’ın ismi çokça konuşulmaya başladı. Aday belirleme süreci nedeniyle Ankara’da olan Başkan Cemil Tugay, adaylık ile ilgili ise şunları söylemişti; “Ben partimizdeki değişim sürecinin yerel yönetimlerde yaşama geçirilmesi için en doğru aday olarak kendimi görüyorum. Bu yüzden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adayım.”

CEMİL TUGAY KİMDİR?

Öğretmen bir baba ve ev hanımı bir annenin çocuğu olarak, 1967 yılında babasının mecburi hizmeti sırasında Van’da dünyaya geldi. İzmir İnönü Lisesi’nin ortaokul bölümünden 1980 yılında, lise bölümünden ise 1983 yılında mezun oldu. 1989 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Çorum ve Tire’de 4 yıl pratisyen hekimlik yaptı. 1993-2000 yılları arasında Plastik Cerrahi ihtisası yaptı, 2000 yılında ise İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uzman doktorluğunu aldı. 1997’de ABD, Cleveland Clinic’te 1 yıl araştırmacı doktor olarak çalıştı. Uzman olduktan sonra 2001-2005 yılları arasında Karşıyaka Devlet Hastanesi’nde, 2005-2009 yılları arasında da İzmir Çiğli Kent Hastanesi’nde Plastik Cerrahi uzmanı olarak görev yaptı. 2009 yılında Karşıyaka’da serbest hekimlik yapmaya başladı ve bir süredir Alsancak’ta faaliyet gösteren muayenehanesini, belediye başkanı seçilmesinin ardından kapattı.

ÖZEL HAYATI

Evli olan Tugay’ın 2 kız ve 1 erkek olmak üzere toplamda 3 çocuğu bulunmaktadır. Cemil Tugay, aynı zamanda İngilizce ve Fransızca dillerini konuşabilen bir sağlık profesyoneli olarak, sağlık kariyerinin yanı sıra siyasi alanda da etkin bir isimdir.

SİYASET VE SİVİL TOPLUM KURULUŞU GEÇMİŞİ

2010 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldu. 2011 yılında CHP İzmir il BYKP sağlık komisyon üyesi olarak parti çalışmalarına katıldı. 2012-2016 yılları arasında, İzmir Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyon Başkanlığı, Türk Tabipler Birliği Özel Hekimlik Kolu yürütme kurulu üyeliği ve 2 dönem TTB Kol Başkanlığını yürüttü. 2013-2014 yıllarında CHP İzmir İl Ar-ge Kurulu üyeliği ve ardından başkanlığını yaptı. 2014 yılında Karşıyaka Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyeliğine seçildi ve 1 yıl süreyle Kent Konseyi’nde çalıştı. 2015 yılında Genel Merkez atamasıyla CHP Karşıyaka İlçe Yönetim Kurulu’nda önce Bilişim Sorumlusu, daha sonra seçim ve hukuk işlerinden sorumlu başkan yardımcılığı yaptı.

2016 yılında önce, Karşıyaka İnönü Mahallesi delegesi, daha sonra ilçe kongresinde seçilerek CHP Karşıyaka İlçe Yönetim Kurulu’nda, STK ve Meslek Odalarından sorumlu başkan yardımcılığı görevini yürüttü. 2016 yılında Türk Plastik Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi ve 1 yıl boyunca bu görevde bulundu. 2017-2018 yıllarında Ege Bölgesi Plastik Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi ve görev yaptı.

“UÇUK FİKİRLERE SAHİBİM”

Tugay, Karşıyaka Belediye Başkanlığı için 2019’da girdiği seçimlerde “Uçuk fikirlere sahip olan benim, Karşıyakalılar değil. Türkiye ve dünyada yapılmamış fikirleri ortaya atmalıyız diye düşünüyorum” derken, GameX gibi bir dijital oyun turnuvası düzenlenmesi ve Karşıyaka’nın uygun bir noktasına İzmir’in her yerinden görünen dönme dolap konması projesinden bahsetmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tunc-soyer-mi-cemil-tugay-mi-chpde-izmir-dugumu-bugun-cozuluyor/feed/ 0
Ressam Pınar Kanber’in ‘Kervansarayların İzinde’ Temalı Sergisi SANKO Sanat Galerisi’nde Açıldı https://www.haber28.com.tr/ressam-pinar-kanberin-kervansaraylarin-izinde-temali-sergisi-sanko-sanat-galerisinde-acildi/ https://www.haber28.com.tr/ressam-pinar-kanberin-kervansaraylarin-izinde-temali-sergisi-sanko-sanat-galerisinde-acildi/#respond Sat, 13 Jan 2024 07:12:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2509 Ressam Pınar Kanber, tuval üzerine akrilik boya tekniğiyle yaptığı eserlerinden oluşan ‘Kervansarayların İzinde’ temalı resim sergisini, SANKO Sanat Galerisi’nde sanatseverle ile buluşturdu.

Pınar Kanber, hayatına terk edilmiş kervansarayları renklerle dile getirdiğini belirterek, resimlerinde geçmişi vurgulayıp kervansarayların varlığına dikkat çekmek istediğini söyledi.

Kanber, “Kervansarayların İzinde” temalı resim sergisine güncel olandan hareketle geriye doğru bakarak, Selçuklu Kervansaraylarının verilerini, birleştirici öğelerini, tarihi ve toplumsal dönüşüm içerisinde ele aldığını anlattı.

“Sanat benim için sadece mutlu etme aracı değildir, aynı zamanda gerçeklerle yüzleşme, düşündürme, sorgulama aracıdır. Her zaman söylemek istediğim söz ve anlatımcı olgu, üretim süresince itici bir güç olur” diyen Kanber, şunlar şunları kaydetti: “Resimlerimin kaynağı hep yaşam ve yaşamın sürekliliği içindeki zaman kavramları olmuştur. Geçmiş bilinçaltına birikmiş gözlemler ile şimdikinin birleşimi olan bir dünyayı yansıtmak istedim. 2005 yılında İpek Yolundaki Selçuklu Kervansarayları üzerinden tarihi ve kültürel araştırma içerisine girdim. Kilometrelerce gidilen yollar, görülen ve araştırılan 120 Kervansaray sonucunda oluşan duygu yoğunluğu ile çalışmalarıma başladım. Çalışmalarımın ilk durağı 1150 yılında Selçuklu Sultanı I. Mesut tarafından yapılan Alayhan, Anadolu’da yapılan ilk kervansaray ve Selçuklu mimarisinin en önemli simgesi olan çift gövdeli, tek başlı aslan figürünün taşıyan kervansaraydır. Fakat tarihi miras olarak adlandırdığımız bu kervansaray ve diğer gördüğüm kervansarayların yok olmaya mahkum olması, taşlarının kullanılmak için yıkılmaları, ortalarından yolların geçmesi ve büyük kısmının tamamen tahrip edilmesi ve yerlerinin bile bilinmemesi beni çok etkiledi.”

Gaziantep’in köklü tarihi, zengin kültürü ve otantik yapısının kendisini çok etkilediğini dile getiren Kanber, “SANKO Sanat Galerisi ev sahipliğinde eserlerimi Gaziantepli sanatseverler ile buluşturmaktan dolayı çok mutluyum. SANKO Sanat Galerisi’ne destek ve ev sahipliği için teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Konuşmaların ardından SANKO Sanat Galerisi Yürütme Kurulu Üyesi Murat Köylüoğlu, SANKO Holding tarafından bastırılan ve Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nin bilimsel yayını “Belkıs Zeugma ve Mozaikleri” isimli bilimsel yayını Kanber’e takdim etti.

Sergi açılışına SANKO Sanat Galerisi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Halil Çiçek, Gaziantep Ticaret Odası Güzel Sanat Lisesi Resim Öğretmeni Hüseyin Yıldırım, akademisyenler ve sanatseverler katıldı. Pınar Kanber’in 31 eserinin yer aldığı “Kervansarayların İzinde” temalı resim sergisi, SANKO Sanat Galerisi’nde 2 Şubat 2024 tarihine kadar her gün 10.00-22.00 arasında gezilebilecek.

Pınar Kanber, 1974 yılında İstanbul’da doğdu. 2004 yılında Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünden mezun oldu, 2008 yılında Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesinde yüksek lisansını tamamladı. Atölyesinde 2003 yılından itibaren yetişkinlere ve çocuklara sanat eğitimleri veren Kanber, kurumlara ve STK’lara sanat danışmanlıkları yaptı. Kocaeli’nde AB Projelerini koordine etti, yerel gazetelerde sanat yazarlığı yaptı. Vehbi Koç Vakfı’nda Sanat Yönetmenliği yaparken yüzlerce kültür, sanat ve sosyal sorumluluk projesini hayata geçiren Kanber, İşitme Engelliler ile tiyatro kulübü kurdu ve genel koordinatörlüğünü üstlendi. Başta Kervansaraylar olmak üzere birçok konuda araştırmaları ve yazıları olan Sanatçı, İstanbul’daki atölyesinde ulusal ve uluslararası sanat projelerine devam etmektedir. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber28.com.tr/ressam-pinar-kanberin-kervansaraylarin-izinde-temali-sergisi-sanko-sanat-galerisinde-acildi/feed/ 0
Kim Jong Un: Kuzey Kore lideri hakkında cevaplanmamış beş soru https://www.haber28.com.tr/kim-jong-un-kuzey-kore-lideri-hakkinda-cevaplanmamis-bes-soru/ https://www.haber28.com.tr/kim-jong-un-kuzey-kore-lideri-hakkinda-cevaplanmamis-bes-soru/#respond Tue, 09 Jan 2024 05:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2178 Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un 8 Ocak’ta 40 yaşına girdiği tahmin edilirken, kesin doğum tarihi konusunda fikir birliği yok.

Kim hakkındaki tek bilinmeyen de bu değil. 2011 yılında iktidara gelen Kuzey Kore lideri hakkında cevaplanmamış beş soruyu derledik.

1. Kim Jong Un ne zaman doğdu?

Kim’in doğum tarihini kesin olarak bilmiyoruz.

Oxford Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim üyesi Dr. Edward Howell, “Doğduğu yılla ilgili pek çok tartışma var; 1982, 1983 ya da 1984 olabilir” diyor.

Doğum günü olduğu varsayılan 8 Ocak, Kuzey Kore’de normal bir iş günü iken, babası Kim Jong İl’in doğum günü her yıl 16 Şubat’ta Parlayan Yıldız Günü olarak kutlanıyor.

Büyükbabası Kim Il Sung’un 15 Nisan’daki doğum günü de Güneş Günü olarak kutlanıyor.

Ancak daha geniş aile konusunda pek çok ayrıntı gizemini koruyor.

Kuzey Kore uzmanı Dr. Howell, Kim’in üvey kardeşleri olduğunu ve bunlardan biri olan Kim Jong Nam’ın 2017 yılında Malezya’da suikasta kurban gittiğini söylüyor.

Kim Jong Un’un babasının en az dört farklı partneri olduğu iddia ediliyordu; ancak ilişkileri çoğunlukla gözlerden uzak tutuldu.

Annesi Ko Young Hui’nin Japonya’da doğduğu ve 1960’larda dansçı olarak çalışmak üzere Kuzey Kore’ye gittiği düşünülüyor.

2018 yılında, Ko Young Hui’nin 1973 yılında Japonya’yı ziyareti sırasında çekilmiş fotoğrafları bulundu.

2. Kim Jong Un’un eşi kim?

Bu konuda da net bilgi yok. Ri Sol Ju adında bir eşi olduğu biliniyor, ancak ne zaman evlendiklerine dair kesin bilgi yine yok; 2009’da evlenmiş olabileceklerine dair spekülasyonlar var.

Ri Sol Ju hakkında çok az şey biliniyor. Bir performans sırasında Kim’in dikkatini çeken eski bir şarkıcı olduğuna dair söylentiler gündeme gelmişti.

Bu isimde bir Kuzey Koreli sanatçı var ama aynı kişi oldukları hiçbir zaman resmi olarak teyit edilmedi.

İstihbarat yetkililerinden alıntı yapan bir milletvekili, Ri Sol Ju’nun 2005 yılında Asya Atletizm Şampiyonası için Kuzey’in amigo takımında Güney Kore’yi ziyaret ettiğine ve Çin’de şarkıcılık eğitimi aldığına inandıklarını söyledi.

Kuzey Kore, Ri’nin Kim’in eşi olduğunu söylemenin ötesinde herhangi bir ayrıntı vermedi.

3. Kim Jong Un’un kaç çocuğu var?

Burada, kesinleştirilmesi zor bir başka aile ayrıntısıyla karşı karşıyayız.

Ri Sol Ju’nun hamile olduğuna dair spekülasyonlar 2016 yılında bir süre gözden kaybolmasının ardından başladı, ancak hiçbir zaman resmi olarak doğrulanmadı.

Daha önceki iki çocuğunun 2010 ve 2013 yıllarında doğduğuna inanılıyor, ancak herhangi birinin erkek olup olmadığı ve dolayısıyla potansiyel bir halef olup olmadığı bilinmiyor.

Kuzey Kore lideri, yaklaşık 10 yaşındaki kızı Kim Ju Ae ile birçok kez kamuoyunun karşısına çıktı.

“Çocuklarının hikayesini hala tam olarak bilmiyoruz” diyen Howell, Kim Jong Un’un yakın arkadaşı olan ABD’li eski basketbol yıldızı Dennis Rodman’ın 2013 yılında verdiği bir röportajda kızının adını açıkladığını hatırlatıyor.

Kuzey Kore uzmanı “Başka çocukları da var ama onlar hakkında çok az şey biliniyor. Annelerinin kim olduğunu bilmiyoruz” diye ekliyor.

Pek çok uzmanın (ve Güney Kore istihbarat teşkilatının) aksine Howell, Kim Ju Ae’nin bir sonraki lider olmak üzere yetiştirildiğine inanmıyor.

Zira henüz çok küçük ve Kim Jong Un’un nüfuzlu kız kardeşi Kim Yo Jong’un daha fazla deneyimi ve elitlerle daha iyi bağlantıları var, bu da onu kardeşinin yerine geçmesi daha muhtemel bir aday haline getirebilir.

Howell, “Kuzey Kore lideri füze fırlatmalarında, ziyafetlerde ya da futbol maçlarında kızıyla görülüyor çünkü aile babası ve yardımsever bir lider olarak görülmek istiyor” diyor.

4. Ülke bu kadar fakirken Kim Jong Un lüks içinde mi yaşıyor?

Kuzey Kore ve lideri, nükleer silahlar ve balistik füzeler geliştirmesi nedeniyle yıllardır Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkeler tarafından uygulanan sert yaptırımlarla karşı karşıya.

Ancak Dr. Howell, Kim Jong Un’un yaptırımlardan kaçmak için elinden gelen her şeyi yaptığını söylüyor.

“Ülkede özellikle rejim tarafından kullanılmak üzere tasarlanmış bir örtülü ödenek var. Kim; kendisinin ve ailesinin lüks bir yaşam tarzını sürdürebilmesini istiyor.”

Howell, dünya çapında Kuzey Kore’ye para sağlamaya istekli ülkeler olduğuna inanıyor ve başka yollarla da fon sağlayabileceğine dair iddialar var.

Kuzey Kore’nin interneti olmayan izole bir ülke sanıldığını belirten Howell, bunun yanıltıcı olduğunu ve devlet tarafından işletilen bir interneti bulunduğunu, siber savaşın önemli bir strateji haline geldiğini ve rejimin “ekonomisini ve nükleer programını yürütmek için para çalmak amacıyla diğer ülkelerin bilgisayar sistemlerini hacklediğini” savunuyor.

5. Kim Jong Un halkını önemsiyor mu?

2020’de bir askeri geçit töreninde yaptığı konuşma Kim Jong Un’un farklı bir yönünü gösterdi.

Birliklerine pandemi ve son doğal afetlere karşı gösterdikleri çabalar için teşekkür etti. Bir noktada, ülkenin mücadelelerinden bahsederken gözyaşlarını tutamadı. Bu, bir Kuzey Kore lideri tarafından nadir görülen bir duygu gösterisiydi.

Bazı gözlemciler, ülke artan bir ekonomik krizle karşı karşıyayken Kim’in üzüntüsünü göstermeye çalışıyor olabileceğini öne sürdüler.

Bununla birlikte Kuzey Kore lideri, büyükbabası Kim İI Sung tarafından başlatılan lüks trenlerle uzun mesafeli seyahat geleneğini sürdürüyor.

Kim Jong Un’un babası Kim Jong İl’e 2001 yılındaki yolculukta eşlik eden bir Rus askeri komutan, Orient Express adlı anı kitabında bu yolculuğun zenginliğinden bahsetmişti.

“Rus, Çin, Kore, Japon ve Fransız mutfağından her türlü yemeği sipariş etmek mümkündü” diye yazmıştı. “Canlı ıstakozlar ve prestijli Bordeaux ve Burgundy şarapları da Paris’ten uçakla getiriliyordu.”

BBC’ye konuşan Kuzey Kore halkıysa, yiyecek kıtlığı nedeniyle söyledi. Uzmanlar durumun 1990’lardan bu yana görülen en kötü durum olduğunu söylüyor.

Howell’a göre “Kim Jong Un kendi baskıcı liderliğini ve rejimini korumak istiyor. Ülkesindeki 26 milyon insanı umursuyor görünmüyor.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kim-jong-un-kuzey-kore-lideri-hakkinda-cevaplanmamis-bes-soru/feed/ 0
Çanakkale Savaşları’nda şehit sayısıyla ilgili yeni veriler ortaya çıktı https://www.haber28.com.tr/canakkale-savaslarinda-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-veriler-ortaya-cikti/ https://www.haber28.com.tr/canakkale-savaslarinda-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-veriler-ortaya-cikti/#respond Sun, 07 Jan 2024 08:00:18 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2056 ÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Karataş, “Şefik Hüsnü Deymer’in Çanakkale Cephesi’nde, Merkez Hastane’de doktorluk yaparken tuttuğu istatistiksel bir rapora denk geldik. Bu çalışmada Şefik Hüsnü Bey, 15 sayfa boyunca şehitlerin tek tek isimlerini yazmış. Ben de 1998’de Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ kitabında 1916 yılında Şefik Hüsnü Bey’in yaptığı bu istatistiksel raporla karşılaştırdım. Karşılaştırınca ‘Şehitlerimiz’ kitabında Şevki Hüsnü Bey’in hazırladığı rapor arasında yüzde 80’lik bir benzerlik olduğunu gördüm. Yüzde 80 oranında şehit künyeleri uyumluydu ancak yüzde 20’lik bir kayıp vardı” dedi.

Çanakkale Savaşları’nın üzerinden 108 yıl geçmesine rağmen döneme dair yeni bilgiler ortaya çıkıyor. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Karataş, Çanakkale Cephesi’nde doktor olarak görev yapan Şefik Hüsnü Deymer’e ait resmi raporları inceleyerek yaptığı çalışmada, Çanakkale Cephesi’nde şehit olan asker sayısına ilişkin yeni veriler elde etti. Çanakkale Savaşları’nda resmi rakam olarak 56-57 bin civarında şehit kaydı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Bunları 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından 5 cilt olarak yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ isimli eserden öğreniyoruz. Bu eserdeki kayıtlara göre 57 bin civarında Çanakkale Cephesi’nde şehit olduğu yazılı ve kayıtlı” dedi.

‘DAHA DOĞRU VERİLERİ BARINDIRIYOR’

Prof. Dr. Karataş, “1998’den bu yana da ‘Şehitlerimiz’ eseri temel alınarak birçok çalışma yapıldı. Çanakkale Savaşları’nda şehit olan Bursalılar, Konyalılar, Çanakkale Cephesi’nde Anafartalar’da şehit olanlar ya da Seddülbahir’de, Kumkale’de şehit olanlar gibi. ‘Şehitlerimiz’ eseri, resmi bir eser olduğu için önemli ve ana kaynak olarak kullandığımız çalışma. Fakat 1915 yılındaki askeri evraklar ve harp ceridelerine baktığımızda yeni veriler ortaya çıkmaya başladı. Çanakkale Cephesi’nde çeşitli yerlerde 1915 yılında doktor olarak görev yapan kimi subayların çeşitli notları var. 1915 yılına ait olan bu evraklar aslında şehit künyelerini tam kaydeden raporlar. Bu raporlar, olayın hemen arkasından yazıldığı ve hastane kayıtlarına dayalı olduğu için daha doğru verileri barındırıyor. Bunlar, Osmanlı askerinin not ettiği resmi evraklar” diye konuştu.

‘İSTATİSTİKSEL BİR SONUCA ULAŞMAK İSTENMİŞ’

Bu evraklardan en önemlilerinden bir tanesinin Şefik Hüsnü Deymer’in tuttuğu raporlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Çanakkale Savaşları Enstitüsü içerisinde yaptığımız çalışmalarda Şefik Hüsnü Deymer’in Çanakkale Cephesi’nde, Merkez Hastane’de doktorluk yaparken tuttuğu istatistiksel bir rapora denk geldik. Bu raporda Şefik Hüsnü Deymer, ‘Avrupa’da öğrendiğim istatistik bilimine göre burada çalışma yapmak istiyorum’ diyor. Bu çalışma aslında kendi isteğiyle yaptığı bir çalışma. Anadolu Yakası’ndaki merkez hastane dahil, birliklere bağlı ya da seyyar hastaneler dahil buraları 1916 yılının şubat ayında dolaşarak hastanelerin tuttuğu şehit ve yaralı defterlerini inceliyor ve bir rapor hazırlıyor. Bu yaklaşık 16 sayfalık bir rapor. Raporda da Çanakkale Cephesi’nde vefat edenler genelde başından mı bacağından mı vuruluyor ya da nefessiz kalarak mı şehit oluyor. Buna dair istatistiksel bir sonuca ulaşmak istenmiş” dedi.

‘HER 10 ŞEHİTTEN EN AZ 2’SİNİN KAYDI YAPILMAMIŞ’

Çanakkale Cephesi’nde şehit olmuş ama 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın kitabına kaydedilmemiş şehit isimleri olduğunu anlatan Prof. Dr. Karataş, “Bu çalışmada Şefik Hüsnü Bey, 15 sayfa boyunca şehitlerin tek tek isimlerini yazmış. Baba adını, anne adını, doğum yerini, nerede şehit olduğunu, hangi tarihte şehit olduğunu, nasıl şehit olduğunu tek tek yazmış. Ben de 1998’de Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ kitabında 1916 yılında Şefik Hüsnü Bey’in yaptığı bu istatistiksel raporla karşılaştırdım. Karşılaştırınca ‘Şehitlerimiz’ kitabında Şevki Hüsnü Bey’in hazırladığı rapor arasında yüzde 80’lik bir benzerlik olduğunu gördüm. Yüzde 80 oranında şehit künyeleri uyumluydu ancak yüzde 20’lik bir kayıp vardı. Çanakkale Cephesi’nde şehit olmuş ama 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın kitabına kaydedilmemiş şehitlerimizin isimleri ortaya çıktı. Çanakkale Cephesi’nde her 10 şehitten en az 2 tanesinin kaydının yapılmadığı gibi bir genelleme yapabiliyoruz” diye konuştu.

‘YÜZDE 80’LİK BENZERLİKTE DE YÜZDE 50’LİK BİR HATA VAR’

Çanakkale Savaşları ile ilgilenen akademisyenlerin Çanakkale Cephesi’ndeki 57 bin resmi şehit sayısını önceden beri az bulduklarını söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Önceden de bu tarz değerlendirmeler yapıyorduk ama bunu resmi, bilimsel olarak kanıtlayamıyorduk. Bu çalışma ile akademisyenlerin öngörüsü bilimsel olarak kanıtlamış oldu. Şehit künyelerinde kaydedilmemiş yüzde 20’lik bir kayıp var. Bu çok büyük bir oran. Ayrıca yüzde 80’lik benzerlikte de yüzde 50’lilik bir hata var. Bu hatalar kimi yerde memleket kimi yerde baba adı kimi yerde şehadet tarihi kimi yerde şehadet yerinin yanlış kaydedilmesinden kaynaklanıyor. Örneğin Şefik Hüsnü Bey’in aldığı notta Çanakkale Cephesi’nde Çanakkaleli Halimoğlu Yusuf, 4 Mart 1915 tarihinde şehit olmuş görünüyor ama ‘Şehitlerimiz’ kitabında Bilecik’e kaydedilmiş. Bugün Bilecikliler, Çanakkaleli olan bu şehidi Bilecikli zannediyor. Örneğin, ‘4 Mart 1915 Arıburnu Cephesi’nde şehit olmuş’ diyor, 4 Mart 1915’te Arıburnu cephesi daha açılmadı. Burada şehit olma ihtimali yok. Çok daha çarpıcı bir örnek var; 19 Haziran 1915 tarihinde şehit olan Bursalı Ahmet oğlu Ahmet’in şehadet yeri olarak Çiğiltepe yazılmış. Çanakkale’de Çiğiltepe diye bir yer yok” açıklamalarında bulundu.

‘NET ŞEHİT SAYISINI ORTAYA ÇIKARABİLİRİZ’

Bu sorunun çözülmesi için askeri evrakların yeniden okunması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Karataş, “Ana kaynak olarak kullandığımız, Milli Savunma Bakanlığı’nın yayınladığı 1998’de yapılan çalışma Çanakkale Savaşları’ndaki şehit sayılarını yüzde 20 oranında eksik veriyor. Şehitlerin künye bilgileri Osmanlıca olarak hatalı yazılmış ya da kaydedilmiş olabilir. Osmanlıcadan okunanlar hatalı okunmuş ya da hatalı şekilde baskıya girmiş olabilir. Ancak Çanakkale Cephesi’nde yüzde 20’lik şehit künye kaydı eksikliği söz konusu. Osmanlı askerinin o gün tuttuğu notlar, akademisyenler tarafından son 10-15 yıldır yeni yeni okunuyor. Bu askeri evraklar yeniden okunmak zorunda. Aradan 100 yıldan fazla süre geçti, birliklere ait zayiat cetvelleri ve hastane kayıtları okunduğu zaman ancak Çanakkale Cephesi’ndeki net şehit sayısını ortaya çıkarabiliriz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/canakkale-savaslarinda-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-veriler-ortaya-cikti/feed/ 0
İtfaiye amiri ve öğretmen eş, öğrencilere teorik ve pratik eğitim veriyor https://www.haber28.com.tr/itfaiye-amiri-ve-ogretmen-es-ogrencilere-teorik-ve-pratik-egitim-veriyor/ https://www.haber28.com.tr/itfaiye-amiri-ve-ogretmen-es-ogrencilere-teorik-ve-pratik-egitim-veriyor/#respond Wed, 03 Jan 2024 22:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1809

BURDUR’da 2014 yılında üniversitede Acil Yardım ve Afet Yönetimi bölümünde tanışarak evlenen Büşra (26) ve Güney Odabaşı (28), mezun olduktan sonra Kayseri’de görev yapmaya başladı. Büşra Odabaşı, Anadolu lisesinde öğrencilere teorik eğitim verirken, itfaiye amiri eşi Güney ise stajyer olarak gelen öğrencilerine sahada pratik eğitim veriyor. Büşra Odabaşı, “Öğrenciler 12’nci sınıfa geldiklerinde staj yapmak zorundalar. Stajlarını da İtfaiye Daire Başkanlığı’nda yapabiliyorlar. Eşim orada eğitim amiri. Çocukların uygulamalı eğitimlerinde eşim destek oluyor” dedi.

Kayseri’de yaşayan 1 çocuk sahibi Büşra ve Güney Odabaşı çifti, 2014 yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Acil Yardım ve Afet Yönetimi bölümünde tanıştı. Eğitimlerini tamamladıktan sonra evlenen çiftten Güney Odabaşı İstanbul’a eşi ise Kayseri’de bir okula atandı. Bir süre sonra eş durumundan dolayı Kayseri’ye taşınan Odabaşı çifti, görevlerine burada devam etti. Büşra Odabaşı, Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrencilere teorik eğitim verirken, itfaiye amiri eşi Güney ise stajyer olarak gelen öğrencilerine sahada pratik eğitim veriyor.

2019 yılından beri okulda itfaiyecilik ve yangın güvenliği öğretmeni olarak görev yaptığını söyleyen Büşra Odabaşı, “Öğrencilerimiz çeşitli kurum ve kuruluşlarda staj imkanı bulmaktalar. Okullarını bitirdiklerinde C sınıfı ehliyet alarak çeşitli kurumlarda istihdam imkanı bulabilirler. 10 saatlik derslerimiz var. Bu yüzden sadece teorik olarak eğitim yapmıyoruz. Önce teorik sonrasında uygulamalı yaparak çocukların konuları pekiştirmelerini sağlıyoruz. Eğer ekipmanımız atölyemizde bulunmuyorsa itfaiyeden destek alıyoruz. Öğrenciler 12’nci sınıfa geldiklerinde staj yapmak zorundalar. Stajlarını da İtfaiye Daire Başkanlığı’nda yapabiliyorlar. Eşim orada eğitim amiri. Çocukların uygulamalı eğitimlerinde eşim destek oluyor. Eşimle ben aynı üniversite mezunuyuz. 4 yıllık Acil Yardım ve Afet Yönetimi bölümünü okuduk. Üniversite sürecinde tanışmıştık. Eşim de 2018 yılında İstanbul itfaiyesine atanmıştı. Eş durumundan dolayı Kayseri’ye geldi” diye konuştu.

‘EŞİMLE AYNI İŞİ YAPMAK GÜZEL BİR DUYGU’

Eşi ile aynı görevi paylaşmaktan mutluluk duyduğunu aktaran Büşra Odabaşı, “Eşimle aynı işi yapmak güzel bir duygu. Ondan destek almak da güzel oluyor. Bu sebeple öğrencilerimizin imkan ve olanaklarını da artırmış oluyoruz. Yeri geldiğinde daha kolay bir şekilde ekipman desteğini sağlıyoruz. Eşim de buraya gelip eğitim veriyor. Öğrencilerimin bu duruma tepkileri olumlu yönde oluyor. Öğrencilerim eğitim sürecinden gayet memnun kalıyorlar” dedi.

‘BURADA USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİ VARDIR’

İtfaiyeciliğe 2018 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde başladığını belirten Güney Odabaşı, “Eşimin Kayseri’ye atanmasının ardından Kayseri İtfaiye Daire Başkanlığı’nda Eğitim ve Halkla İlişkiler Amiri olarak görevime devam ediyorum. Buradaki amacımız; hem kurumumuza gelen öğrencileri hem de kurum dışı öğrencilere temel yangın eğitimlerini vermek, yangın anlamında bir güvenlik eğitimi ve farkındalık oluşturmak. Bugün burada hem üniversite hem de lise de itfaiyecilik bölümü okuyan arkadaşlarımıza, yangının başından sonuna kadar geçen tüm süreçteki olayları ve tehlikeleri anlattık. Burada öğrenci-öğretmen ilişkisinden ziyade usta-çırak ilişkisi vardır. Biz burada ağabey- kardeş çerçevesinde çalışırız” ifadelerini kullandı.

‘AYNI GÖREVİ YAPMAK BAZEN ATIŞMALARA SEBEBİYET VEREBİLİYOR’

Eşiyle aynı görevi yapmanın keyifli olduğunu söyleyen Güney Odabaşı, şöyle konuştu:

“5 yıldır evliyiz. Ben 2018 yılında atandıktan sonra eşim de 2019 yılında buraya atandı. Daha sonra yaklaşık 2 yıl tayin süreci bekledik. 2021 yılında buradaki görevime başladım. Eşimle aynı görevi yapmak bazen keyifli. Bazen atışmalara sebebiyet verebiliyor. Ben, ‘saha önemli’ diyorum. O, ‘okul önemli’ diyor. Aslında bu işin yüzde 50’si saha, yüzde 50’si teorik bilgidir. Çünkü teorisini bilmediğiniz bir işin uygulamasını yapamazsınız. Asıl amacımız bilgi birikimlerimizi buradaki öğrenci arkadaşlarımıza aktarmak oluyor. Eşimin lisedeki görevi öğrencilere alması gereken bilgileri teorik olarak vermek.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/itfaiye-amiri-ve-ogretmen-es-ogrencilere-teorik-ve-pratik-egitim-veriyor/feed/ 0
Zeytinburnu Stadyumu Yıllardır Atıl Durumda https://www.haber28.com.tr/zeytinburnu-stadyumu-yillardir-atil-durumda/ https://www.haber28.com.tr/zeytinburnu-stadyumu-yillardir-atil-durumda/#respond Mon, 01 Jan 2024 23:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1681

Ali AKSOYER/ İSTANBUL, ZEYTİNBURNUSPOR’a yıllarca ev sahipliği yapan 16 bin kişilik Zeytinburnu Stadyumu, 9 yıldır devam eden davalar nedeniyle atıl hale geldi. Stadyumun bulunduğu 42 bin metrekare arazi, 2014 yılında  Vakıflar Genel Meclisi’nin kararıyla Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı’nda verildi. Zeytinburnu Belediyesi’nin açtığı dava 9 yıldır devam ederken stadyum uyuşturucu bağımlılarının meskeni haline geldi.

Telsiz Mahallesi’nde bulunan Zeytinburnu Stadyumu, 1984 yılından 2014 yılına kadar Zeytinburnu spor’a ev sahipliği yaptı. Stadyumun üzerinde bulunduğu 42 bin metrekarelik arazi, 2014 yılında Vakıflar Genel Meclisi’nin kararıyla Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı’na verildi. Arazinin vakıfa verilmesiyle birlikte, Zeytinburnu Belediyesi, arazinin tekrar kendilerine tescil edilmesi için mahkemeye başvurdu.

Belediye, 2020 yılında davayı kazandı ancak Cennet Mekan Pertevniyal Valide Sultan Vakfı’nın da hissesi olması nedeniyle tapu kaydı yapılmadı.

DUVAR ÖRÜLDÜ

16 bin kişilik izleyici kapasitesine sahip olan stadyum ise 9 yıldır devam eden davalar nedeniyle atıl hale gelirken,  uyuşturucu bağımlılarının da meskeni oldu. Kaderine terk edilen stadyumun yıkılan duvarlarından içeri girişlerin engellenmesi için belediye tarafından yeniden duvar örüldü.

“DIŞARIDAN GÜZEL GÖRÜNÜYOR, İÇERİSİ HARABE”

16 Yıl Zeytinburnuspor Kulübünde futbol oynayan Cahit Kesler, “Zeytinburnuspor, tarihi geçmişi olan bir kulüp. Süper Lig’de 3 dönem yer aldı. 2010 yılından sonrada amatör kümede yer alıyor. Zeytinburnu Stadyumu 1994 yılında toprak sahadan çim sahaya dönüştü, takım o zaman profesyonel lige çıktı. Daha sonra stadın tribün kısmı inşa edildi. İnşatı ile birlikte stad İstanbul’un en iyi statlarından biri oldu. 16-17 bin kapasiteli bir stadyum, İstanbul’un saha sorunu için ideal bir yer. Stadyum 2010 yılında bir darbe yedi, darbe ile birlikte kullanılmaz hale geldi. 2008 yılında itfaiyeyi içine sokarak stadyumu terk ettiler. Federasyon 2010 yılından sonra maç vermeyerek, stadyum atıl duruma geldi. 5-6 yıldır etrafını boya badana yaptılar, dışarıdan güzel gözüküyor ama içerisi harabeye dönmüş” dedi.

“1999 SEÇİMİNDEN SONRA KULÜBÜN DÜŞÜŞÜ BAŞLADI”

Zeytinburnuspor Yöneticilerinden Yılmaz Çam, “Zeytinburnuspor çok büyük bir camiadır.  İstanbul’da kuruldukları semtlere bakarsak Beşiktaş’ın Beşiktaş’ta, Galatasaray’ın Florya’da, Fenerbahçe’nin Kadıköy’de 3 büyüklerden sonra en çok tarafları olan bir takımdır. Burası Ermeni Vakfı’ndan önce bir hanımefendiye aitti. Veli Duman ve Muzaffer Çavuşoğlu’nun emekleriyle yapıldı. Ermeni Vakfı’ndan izin alınarak yapıldı. Ermeni Vakfı, buraya yeşil alan ve spor tesisi yapılmasına izin vermişti. 1999 belediye seçiminden sonra, bu stadyum da, bu kulübün düşüşü başladı. Tahmini 2012 yılına kadar burada futbol oynanıyordu. Biz daha önceki senelerde girişimde bulunduk, çim saha olarak amatör kulüplere verin dedik lakin depreme dayanıksız denildiği için önce kabul edildi, sonra edilmedi. Son aldığım bilgiye göre 1 ay içinde yıkılıp yenisi yapılacak diye Belediye Başkanı Ömer Arısoy’dan söz aldı arkadaşlarımız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/zeytinburnu-stadyumu-yillardir-atil-durumda/feed/ 0