Fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren, insan sağlığı açısından bir tehlike oluşturmayan kahverengi kokarca, yaz mevsimi sonunda kışlamak için özellikle ev, depo gibi korunaklı alanları tercih ediyor. Fındık hasat sezonunda üreticiler tarafından sık karşılaşılan, bir yıl ömrü olan ve zirai, tuzak ile mekanik mücadele edilen kahverengi kokarca, bıraktığı yumurtalar ile ortalama 200 kat çoğalabiliyor. Havaların ısınması ile kışlaklardan çıkarak fındık bahçelerine ulaşan kokarca, üreticileri de tedirgin ediyor.
Mücadele çalışmaları kapsamında Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Çamaş ilçesi Hisarbey Mahallesi’nde mahalle muhtarları ve üreticilere yönelik bilgilendirme çalışmaları yapıldı. Eğitimde, ilaçlamanın nasıl yapılacağı, mücadele çeşitleri gibi konular anlatılarak, uygulamalı eğitim verildi.
“Kimyasal mücadele çok önemli”
Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, kahverengi kokarca ile mücadele çalışmalarının 2023 yılından itibaren yoğun olarak devam ettiğini söyledi. Hava sıcaklıklarının artması ile birlikte kahverengi kokarcaların bulunduğu yerlerden çıkarak, yakın çevredeki fındık bahçelerine geçtiğini kaydeden Yılmaz, “Burada beslenecekler ve sonrasında yumurta bırakacaklar. Yumurta bırakmadan önce yapacağımız kimyasal mücadele çok önemli. Çünkü bir tane kokarca 150-200 tane yumurta bırakıyor, bu da yaklaşık 200 yeni canlı demek. Bu dönemde yapacağımız mücadele ile kahverengi kokarcalar yumurta bırakmadan imha olacak, daha geniş alanlara dağılmadan mücadele edilecek” diye konuştu.
“İstilacı bir tür”
Şu ana kadar tüm sektör temsilcileri ve üreticilerin desteğiyle, mücadele çalışmaları kapsamında 40 bin kışlakta ilaçlama çalışması gerçekleştirildiğini kaydeden Yılmaz, bunların yanında il ve ilçe tarım müdürlükleri ile ziraat odaları tarafından 600’den fazla eğitim çalışması yapıldığını da aktardı. Yılmaz, “Oldukça önemli bir zararlı, istilacı bir tür, 300’den fazla konukçusu olan bir tür. Bu nedenle mücadele çalışmalarının aksatılmadan yapılması gerekiyor. Ordu’da Valimiz Muammer Erol’un Başkanlığı’nda tüm sektör paydaşlarımız ile işbirliği çerçevesinde çalışmaları yürütüyoruz” şeklinde konuştu.
“Ordu’da yoğunluk her bölgede aynı değil”
Yılmaz, kahverengi kokarcaların ilk olarak kışlakların etrafında görülmeye başladığını belirterek, “Kışlak mücadelesi yaptığımız alanlarda şu anda çıkışların daha az olduğunu görebiliyoruz ama mücadelenin çok yapılamadığı analarda yoğunluk var. Yoğunluk her bölgede aynı değil, özellikle geçen yıl görülen noktalarda ve kışlak mücadelesinin yapıldığı noktalarda daha az olduğunu gözlemliyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Acil önlem alınması gerekiyor, hepimiz tedirginiz”
Çamaş ilçesi Kocaman Mahalle Muhtarı Mehmet Yılmaz, mahallede kokarcanın aşırı bir şekilde yoğunlaştığını söyledi. Bu durumda fındık mahsulünün ömrünün olmayacağını kaydeden Yılmaz, “Kesinlikle acil önlem alınması lazım. bir fındık dalında en az 200 tane kahverengi kokarca var. Şu anda ekiplerimiz önlemlerini alıyor. Bu kokarcaları görünce çok şaşırdık, geçen yıl burada fındık, sebze ve meyve olmadı, adeta burayı talan etti. Vatandaşlar çok tedirgin, beklentimiz burada koordineli bir şekilde çalışıp sıkı bir kimyasal mücadele yapılması gerekiyor” dedi.
“Havalar ısındıkça yoğunluk artıyor”
Hisarbey Mahalle Muhtarı İshak Özcan, mahallelerinde çok yoğun bir kahverengi kokarca istilasının olduğunu kaydetti. Hava sıcaklığına göre yoğunluğun arttığını belirten Özcan, “Evlerden, barınaklardan ve çatılardan fındık bahçelerine yayılıyor. Biz fındığın dalını salladığımızda dala düşüyordu, şimdi hava daha sıcak olduğu için uçuyor” açıklamasında bulundu.
Mustafa Öztürk isimli fındık üreticisi, kahverengi kokarcaların fındık dallarında arı kovanı gibi çok olduğunu, bu durumun kendilerini tedirgin ettiğini söyledi. İstilacı böcek türünün kahvaltı esnasında dahi eve girdiğine dikkat çeken Öztürk, bu durumun kendilerini tedirgin ettiğini aktardı.
Fatma Arım isimli ev hanımı, kahverengi kokarcalar ile başlarının dertte olduğunu, fındık başta olmak üzere hiçbir tarım ürününü yetiştiremediklerini, tedirgin olduklarını kaydetti. Çamaşırları balkona asamadıklarını söyleyen ev kadınları, bu durumun artık kendilerini çok rahatsız ettiğini, tarım ürünlerine zarar verdiğini, yemeklere dahi girdiğini belirttiler. – ORDU
]]>Tarihi ve tescilli yapılarıyla ilgi gören, farklı din, dil ve kültürden insanların hoşgörüyle, kardeşçe yaşadığı kent yılın her döneminde olduğu gibi 9 günlük bayram tatilinde de turistlerin tercihi oldu.
Kente gelen yerli ve yabancı turistler camilere, medreselere, kiliselere yoğun ilgi gösterince tarihi mekanlarda kimi zaman uzun kuyruklar oluştu.
Kentte 22 bin yatak kapasitesinin bulunduğu otellerde doluluk yüzde 100’e ulaşırken, sadece bayramın üç gününde merkez Artuklu ilçesindeki Deyrulzafaran Manastırı ile Kasımiye Medresesi 12’şer bin, kent merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Dara Antik Kenti ise 30 bin ziyaretçi ağırladı.
Turist yoğunluğu hem turizm sektörünü hem de esnafı mutlu etti.
“Son yılların en büyük kalabalığı yaşanıyor”
Seyahat acentesi yetkilisi Fehmi Sincar, AA muhabirine, hoşgörü kenti Mardin’in turizmde önemli bir ivme yakaladığını söyledi.
Her mevsimde ziyaretçilerini cezbeden kentte bayram tatilinde ayrı bir yoğunluk yaşandığına işaret eden Sincar, “Çifte bayram yaşadık. Müthiş bir kalabalık var bütün kentte. Ülkenin tüm illerinden yoğun bir talep var. Son yılların en büyük kalabalığı yaşanıyor. Şu andaki gibi bir yoğunluk görmedik. Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti tıklım tıklım.” dedi.
Dara Antik Kenti’nde hediyelik eşya satan Mevlüt Açılmış da kente gelen ziyaretçileri ağırlamanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, büyük bir ilgiyle karşılaştıklarını aktardı.
Esnaf olarak yüzlerinin güldüğünü dile getiren Açılmış, “Turizm yoğunluğu beklediğimizden fazla, işler çok güzel. Herkes mutlu. Gelenler daha çok yöresel ürünleri alıyorlar. Yoğunluktan yüzümüz gülüyor. Biz de misafirlerimizin yüzünü güldürmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.
“İnsanlar Mardin’i görmek istiyor”
Deyrulzafaran Manastırı Bakım Onarım ve Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Hiçbezmez, kentte ilk defa böyle bir yoğunluk yaşadıklarını ifade etti.
Hiçbezmez, tarihi mekanı günde ortalama 4 bin kişinin ziyaret ettiğini anlatarak, şunları söyledi:
“Manastır olarak buna hazırlıklıydık. Personel sayımızı artırdık. İnsanlar Mardin’i görmek istiyor, tarihi bir kent. Elimizden geldiği kadar onları memnun etmeye çalışıyoruz.”
Hiçbezmez, turizmde her sene daha da ilerleme kaydeden kente yılın her mevsimi ziyaretçi beklediklerini sözlerine ekledi.
Manastırda görevli Rahip Gabriel Akkurt ise İslam aleminin bayramını kutlayarak, kentte son yıllarda turizmde önemli bir yoğunluk yaşanmaya başladığını, manastıra da yoğun bir talep olduğunu kaydetti.
“Tatilim çok güzel geçti”
İstanbul’dan gelen öğretmen Ece Hacıoğlu, Mardin’i ilk kez ziyaret etme fırsatı bulduğunu anlatarak, kenti çok beğendiğini söyledi.
Niğde’den gelen Eda Pala da bayram tatilini değerlendirmek için Mardin’i tercih ettiklerini belirterek, “Mardin’i çok sevdim, kente bayıldım. Tatilim çok güzel geçti. Tarihi yerleri gezmek, görmek çok iyi oldu. Çok sevdim. Herkesi bu kente bekliyoruz.” diye konuştu.
Malatya’dan gelen Nazan Şahbaz ise bayram tatilini fırsat bilerek Mardin’e geldiklerini ifade ederek, kenti çok güzel bulduklarını dile getirdi.
Şahbaz, kentin tarihi ve kültürel mekanlarını ziyaret ettiklerini, hediyelik eşyalar aldıklarını, şal taktıklarını, tatili dolu dolu geçirdiklerini belirtti.
]]>Bayram tatilleri, sevdiklerimizle bir araya gelmek ve güzel vakit geçirmek için harika bir fırsat olarak değerlendirilir. Ancak yoğun trafik ve kalabalık, birçok insan için stres kaynağı olabildiği için kazalara da neden olabiliyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan Bayramı öncesi tatil heyecanı ve seyahat planları, yollarda uzun araç kuyruklarına sebep olabileceği gibi sürücülerin ve yolcuların sabırsızlıkla beklediği tatilin stres kaynağı olmaması adına İstanbul Esenyurt Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkan V. Dr. Öğr. Üyesi Şule Aydın Yeral önemli uyarılarda ve tavsiyelerde bulundu.
İlk koruyucu faktör: Yeterince uyumak ve dinlenmiş olmak
Dr. Öğretim Üyesi Şule Aydın Yeral, bayram tatillerinin yoğun dönemler olduğunu belirterek, bu yoğunluğun trafikte artışa neden olduğunu ve insanlarda daha fazla stres oluşturduğunu ifade etti. Yeral, “Hem bu stresi yönetmek hem de dinlenmek ve yola dikkati vermek gibi önemli faktörler var. Mesela yeterince dinlenmiş ve uyumuş olmamız gerekiyor. Bu bizim için bir koruyucu faktör çünkü strese ve zorluklara karşı baş edebilme gücümüzü arttırıyor. Aynı şekilde mental sağlığı da düzenleyen ve destekleyen bir şey iyi uyumuş olmak. Bu yüzden yola çıkacak hem şoförler hem de yolcular için öncesinde dengeli bir uyku öneriyoruz” dedi.
Stres yönetimi yapılabilmeli
Bir diğer önemli faktörün stres yönetimi olduğuna da dikkat çeken Dr. Yeral, “Kalabalık ve yoğunluk stresi arttırır. Burada stres yönetimi yapmak durumundayız. Ek olarak nefes ve gevşeme egzersizleri yapabiliriz. Dinlendirici müzikler dinlenebilir ancak özellikle şoförler bunu yaparken uyanıklık seviyelerini düşürmeyecek şeyler dinlemeliler. Bunun yanı sıra sık sık mola vermeliler. Sürecin uzunluğuna bağlı olarak molalarla dinlenmek, dikkati toplamak, dikkati azaltacak farklı faktörler varsa ekran ve telefon kullanımı gibi veya endişe verici düşüncelerden kaçınılmalı” şeklinde konuştu.
“Öfkeyi davranışa dökmemeli, sakinleşmeye çalışmalıyız”
“Yolculuğun iyi geçmesi adına bunlara ek olarak öfke yönetimini ekleyebiliriz” diyerek sözlerine devam eden Yeral, “Çünkü kalabalık ve trafik kurallarının aksaması insanların daha fazla öfkelenmesine neden oluyor. Öfke duygusunu hissettiklerinde davranışa dökmemeleri ve kendilerini sakinleştirmeleri gerekiyor. Sonuçta herkes stresli bir yolculuğa girebiliyor çünkü çok kalabalık. Dolayısıyla burada biraz empati kurmak, herkesin stresli olduğu bir bakış açısıyla durumu kişileştirmemek, hatalarımızı kabul edebilmek ve anlayışlı olarak çatışmalardan kaçınarak yola devam edebilmek, tabii ki de tüm trafik kurallarına uyarak, önerebileceğimiz şeyler” diye konuştu.
Planlama yapmak ve beslenme önemli
Son olarak yolculuk öncesi planlama yapmanın ve beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiği konularına da vurgu yapan İstanbul Esenyurt Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkan V. Dr. Öğr. Üyesi Şule Aydın Yeral, “Gidilecek yol ve süre de çok önemli. Öncesinde biraz planlama yapmak önerilir. Planlama yaparken, rotayı belirlemek, zamanlama için paylar bırakmak mesela, şu kadar sürede varabilirim gibi bir sonucun üstüne biraz ek zaman koymak gerekiyor. Olabilecek aksilikleri de belirsizleri de hesaba katmalıyız. Belki biraz erken çıkmak ya da daha geç çıkmak daha iyi bir planlamaya yardımcı olabilir. Ayrıca dengeli beslenmek önemli. Çok açlık ya da çok tokluk, kişileri zorlayacak şeylerdir ve sindirimi güçlendirecek şeylerden kaçınırlarsa daha rahat bir yolculuk olacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>Bakan Bayraktar, maden alanında arama kurtarma çalışmalarına ilişkin basına açıklamalarda bulundu.
Kurtarma çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü belirten Bayraktar, “9 kardeşimizi arıyoruz. Bu arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin, işçilerimizin 3’ünün bir lokasyonda, 6’sının diğer bir lokasyonda olduğunu tespit ettik. Belirlediğimiz noktalara inşallah bugün daha yoğun bir şekilde gireceğiz.” şeklinde konuştu.
Bayraktar, bütün riskler alınarak kurtarma çalışmalarına daha fazla yoğunluk verileceğini dile getirerek, “İnşallah ümit ediyorum ki bunlardan da netice alırız çünkü buradaki ailelerin, buradaki işçi kardeşlerimizin yakınlarının yoğun bir şekilde beklentileri var, çok haklı olarak. Biz de bunlara cevap verebilmek için gayret ediyoruz, çalışıyoruz.” diye konuştu.
Tehlikeli sızıntı iddialarına yönelik de sahada sürekli olarak ölçümlerin yapıldığını, heyelanın oluştuğu dere yatağının ilerleyen kısımlarında hem sudan hem topraktan sürekli numune alındığını ve testlerin yapıldığını belirten Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“Şu ana kadar yaptığımız tespitlerle, testlerin neticesinde endişe edecek, endişeye mahal edecek bir durum söz konusu değildir. Halk sağlığını tehdit edecek veya orada çalışan şu anda personelimizi, özellikle AFAD personelini tehdit edecek herhangi bir şey söz konusu değildir. Dolayısıyla emniyetli bir şekilde bölgede çalışıyoruz.”
Toprakların boşaltılması için yol haritası çıkarılacak
Heyelanla oluşan toprak yığınını kaldırılmasına ilişkin ise Bayraktar, “Burada (İliç) bahsettiğimiz heyelanla oluşan toprak yığınını kaldırmayla alakalı planlama aşamasına geçmiş durumdayız. Elbette bu belki aylarca sürecek bir hadise ama biz bugün o toprakları alıp emniyetli bir şekilde tekrar depolayacağımızla alakalı çalışmamıza başlamış durumdayız. Muhtemelen bugün öğleden sonra yapacağımız toplantıda bunun yol haritasını da çıkarmış olacağız. ” ifadesini kullandı.
Mevcut kontamine toprak kütlesinin taşınacağı operasyona ilerleyen birkaç gün içerisinde başlamayı hedeflediklerini ve bu konuda ilgili tüm kurumlarla yoğun bir şekilde çalışmayı sürdürdüklerini kaydeden Bayraktar, “İnşallah çevreyi ve halk sağlığını etkileyecek hiç bir riski göz ardı etmeden o kütleyi ortadan kaldırmış olacağız.” diye konuştu.
8 personel adliyeye sevk edildi
Bayraktar, temel önceliklerinin kurtarma operasyonuna devam etmek olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“İnşallah bundan bir netice alırız. Bugün buradan ayrıldıktan sonra ailelerimizle birlikte olacağız. Zaten onların bir kısmı burada bu faaliyetleri yerinde takip ediyorlar. Önceliğimiz bu konudur. Bunun dışında idari ve adli anlamda soruşturma devam ediyor. Başsavcımızdan aldığımız bilgiye göre, 8 personelle alakalı içlerinde yabancı uyruklu yönetici de olmak üzere adliyeye sevk edilmiş durumdalar. Muhtemelen önümüzdeki saatlerde ve günlerde ilave soruşturma kapsamında ifade verecekler. Bunların elbette kusuru, eksiği varsa bunu yargı mutlaka tespit edecektir ve gereğini yapacaktır.”
İlgili bütün kurumlar ve bakanlıklarla teknik ve idari yönden soruşturmaya devam edildiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bu hadisenin neden kaynaklandığı kök sebepleri neydi, bu konu ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Detayları kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. Büyük bir operasyon yürütüyoruz, bir nebze sabır bekliyoruz, inşallah sahadaki çalışmalar netice verecek.”
Bayraktar, işletmenin ait olduğu şirketin üst düzey yöneticilerin hepsinin şu anda sahada olduğu bilgisini paylaşarak, “Şu anda bir tanesi hakkında soruşturma devam ediyor. Ama diğerleri de buradalar. Bizimle ortak, uyumlu şekilde çalışıyorlar. Şirket burada tümüyle bizim de belirlediğimiz esaslar çerçevesinde çalışıyor ve katkı koymaya başlamış durumdalar.” dedi.
Bu olayın üstü kapatılacak bir tarafının olmadığını aktaran Bayraktar, “Birçok farklı kurumumuz ile yoğun şekilde çalışıyoruz. Yapılan ve yapılacak konuları istişare ederek ilerliyoruz. Bu soruşturmanın neticesinde de bütün sorunlar ortaya çıkacak. Bir daha böyle bir hadiseyi, inşallah, Türkiye’de yaşamayız. Hakikaten çok üzgünüm.” ifadesini kullandı.
]]>TAHRAN – İran’da çok sayıda ülkeden turizm firmalarının katıldığı 17. Tahran Uluslararası Turizm ve El Sanatları Fuarında Türkiye’ye yoğun ilgi gösterildi.
İran’da kapılarını açan 17. Tahran Uluslararası Turizm ve El Sanatları Fuarı, ziyaretçilerini ağırlıyor. 15 Şubat’a kadar devam edecek olan fuarda Türkiye başta olmak üzere Rusya, Hindistan, Malezya, Endonezya, Tayland, Özbekistan, Vietnam, Tacikistan, Zimbabve, Tanzanya ve Sri Lanka dahil birçok ülkeden katılan turizm firmaları ile yerli ve yabancı ziyaretçiler bir araya geliyor. Türk turizm firmalarının açtığı stantlar yoğun ilgi görürken, stantlarda İstanbul, Konya, Van, Antalya ve Trabzon gibi birçok şehrin tarihi, doğal ve kültürel zenginliklerinin tanıtıldığı broşürler ziyaretçilere dağıtılıyor. Tahran Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen ve toplam 987 standın yer aldığı fuarda İran’ın birçok eyaletine özgü el sanatları ve yemekleri de tanıtılıyor. Ülkenin farklı bölgelerinden Arap, Lor, Kürt, Türk ve Bahtiyari’lerden oluşan göçebeler yer alırken göçebelere özgü yöresel lezzetler fuar alanında ziyaretçilere sunuluyor.
“Türkiye’ye ve Trabzon’a ilgi var”
Trabzon standı adına fuarda bulanan Türkan Adanur, Trabzon’a turizm amaçlı gelecek olan kişilere Trabzon’u tanıttıklarını ve bilgilendirdiklerini belirterek, “Burada bir sıkıntı çekmedik. Benim bir ön yargım yoktu ama herhangi bir olumsuzlukla da karşılaşmadık hatta çok sıcak karşılandık. Kültürlerimiz birbirine çok benziyordu zaten biliyordum ama ben ilk defa geliyorum Tahran’a ve bir kez daha bu kanıtlanmış oldu. Havalimanından itibaren güzel başlayan bir yolculuğumuz oldu, çok mutlu ayrılacağız hatta nasıl ayrılacağız buradan bilmiyorum. Burada da gelenlerin çoğu Türkçe biliyor ya da Türkçe konuşmaya çalışıyor. Bizimle iletişimleri çok güzel. O konuda bir sıkıntı çekmiyoruz ve hepsinin Türkiye’ye ve Trabzon’a ilgisi var. Bu bizim için çok mutluluk verici. Bizim onları merak ettiğimiz kadar onlar da bizi merak ediyor, gelmek istiyor, görmek istiyorlar. Dediğim gibi biz birbirimize tarihi ve komşu olarak yakın iki milletiz, iki kültürüz. O noktada da güzellikle karşılaştık” dedi.
“Bu seneyi biraz daha yoğun görüyoruz”
Türkiyeli bir turizm firması ile ortak çalışan İranlı Ahad Caferpur, “Bu senenin turizm fuarı çok güzel ve yoğun. Sadece Türkiye değil, dünyanın her bir tarafından gelen vardı. Bu seneyi biraz daha yoğun görüyoruz. Nevruzdan sonra turizm daha yoğun olacaktır. Her halükarda güzel gidiyor. Bu seneyi biz çok beğendik. Geçen sene katılmamıştık ama bu senenin ne kadar güzel olacağı belliydi. Yoğun geçiyor ve güzel de karşılandı. Bizim standımızda yoğundu. Sadece Antalya’yı değil, İstanbul’u Van’ı, otelleri ve ülkeyi soranlar var. Hatta Trabzon bile yoğundu. Bize Trabzon’u Antalya’dan daha fazla sordular. İnşallah umarım bu sene hem bizim için hem Türkiye için güzel bir yıl olur” dedi.
“Konya ve Mevlana’ya anormal bir sevgi var”
TÜRSAB Konya Bölge Temsil Kurulu Başkanı Özdal Karahan ise, “Özellikle İranlılar bizim buraya gelmemizden dolayı mutlular. Özellikle bizim TÜRSAB olarak ulusal bir kimlik altında burada olmamızdan son derece mutlu olmuşlar. Biz bu kurumsal kimlik içerisinde özellikle şu anda burada 5 tane bölge var ve bu 5 tane bölgenin TÜRSAB’a bağlı BTK’ların (bölge temsil kurulları) oluşturduğu bölgelerden gelen başkanlar ve bunlarla birlikte gelen seyahat acenteleri var. Dolayısıyla biz kalabalık bir heyetiz burada. Bizim burada kalabalık heyet olmanızdan kaynaklı olarak bu organizasyonu yapan İran Turizm Bakanlığı bizden son derece memnun kaldılar. Başlangıçta Batı Azerbaycan Urmiye bölgesinden özel davet almıştık. Onlar bizi davet ettiler. Bölge olarak Konyalıyız, ben Konya bölge başkanıyım. Konya ve Mevlana’ya anormal bir sevgi var. Öyle olunca bu resmin altında bu resmi koyduğunuzda herkes önce bu standa geliyor. Herkes bu stantta bir şeyler arıyor, konuşmak istiyor ve burada Mevlana ile ilgili bir şeyler paylaşmak istiyor” ifadelerini kullandı.
]]>Odunpazarı ilçesinde yer alan Ayakkabıcılar Çarşısı’nda tamircilik yapan 55 yaşındaki ayakkabı ustası Murat Kızılaslan, kış aylarının gelmesiyle vatandaşların getirdiği botların tamiriyle yoğun mesai yapıyor. Kış mevsimi ile birlikte bot ve çizme tamir işinde yoğunluğun arttığını dile getiren Kızılaslan, bu tip ayakkabıların darlaşmış kısımlarını ısı destekli kalıplarla açarak tamir ettiğini söyledi. Usta Murat Kızılaslan, dükkanına gelen müşterilerin yoğunluğu nedeniyle siparişleri ise teknolojinin yardımıyla Whatsapp aracılığıyla aldığını belirtti. Tamir ihtiyacı olan ayakkabının fotoğrafını müşteriye çektirdikten sonra kendisine iletmesini isteyen Kızılaslan, bu sayede daha kolay işlerini hallettiğini ve karışıklık yaşamadığını vurguladı.
“Botların baldır kısımlarını ısı destekli kalıpla açıyoruz genelde”
Vatandaşların giydiği ayakkabıların arka bölümlerindeki arızalardan şikayetçi olduklarını ifade eden Kızılaslan, kadınların giydiği botların meydana gelen daralmaya karşı kalıp açma yönetimini kullandığından bahsetti. Kızılaslan, şöyle devam etti:
“İlkokulu bitirdikten sonra babam bir meslek sahibi olmamı istedi. Ayakkabı imalatçısının yanına çırak olarak verdi beni. 5 sene bu işin çıraklığını yaptım. Daha öncelerden sipariş üzerine sıfırdan ayakkabı yapardık. Ama şu an siparişlerde yoğunluk olunca, eskiye ilgi arttı. Vatandaşların alım gücü zayıfladı. Bir spor ayakkabısı 2 buçuk, 3, 4 bin lira. Ben imalatçı olduğum için spor ayakkabılarını sıfır gibi yeniliyorum. Genellikle müşteriler ayakkabıların arka kısımlarından şikayetçi. Bir de baş parmaklar ayakkabıların önlerini deliyor. Kışlıklar piyasaya çıkınca kadınlar kilo alıyor galiba botlar baldır kısımlarından olmuyor. Botların baldır kısımlarını ısı destekli kalıpla açıyoruz genelde. Spor ayakkabıların ön kısımları arka kısımları değişiyor. Önü ve arkayı değiştirmek 600 liraya mal oluyor. Erkek botlarda da fermuar arızaları bize geliyor.”
“Direkt Whatsapp üzerinden fotoğrafını atıyor, müşteriye hemen cevap veriyorum”
Müşterileriyle haberleşme yöntemine değinen Murat Kızılaslan, dükkana gelenlerin isimlerini akılda tutmasının zor olduğu için Whatsapp’ı kullandığını kaydederek, “Benim işlerim yoğun. Müşterilerimle genellikle ben Whatsapp üzerinden haberleşiyorum. Yoksa ben hangi birinin ismini aklımda tutayım ya da kağıda yazayım? Müşteri ayakkabıyı bana veriyor, fotoğrafını çekiyor, telefonumu kaydediyor. Birkaç gün sonra direkt Whatsapp üzerinden fotoğrafını atarak onarımın yapılıp yapılmadığını soruyor, müşteriye hemen cevap veriyorum. 2-3 saat sonra gel diyorum” diye konuştu.
“Ben çekirdekten yetiştiğim için işi orijinal gibi yapıyorum”
Çevredeki diğer ayakkabı tamirci esnafın işlerinin kendisinin kadar yoğun olmadığını getiren Murat Kızılaslan, “Diğer ayakkabı tamirci arkadaşların işleri benim kadar yoğun değil. Onlar hemen tamir yapıp müşteriye ayakkabıyı veriyorlar. Ama benim yaptığım ağır iş. Basit bir iş değil yani. İşlerim süper, kafamı kaldıramıyorum. Oğlum var mesela benim yaptığım işi yapamıyor. Kardeşim var karşıda o da öyle. Onlar benden görerek yapıyor. Ben çekirdekten yetiştiğim için işi orijinal gibi yapıyorum. Zaten iş yoğunluğu da buradan geliyor. Mesela biri yaptığım ayakkabıyı görüyor, beğeniyor. Başka bir arkadaşına söylüyor, onlar da bana geliyor. Özellik burada yani. İyi usta olursan iyi işin olur” şeklinde konuştu. – ESKİŞEHİR
]]>