(İSTANBUL) -İstanbul Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs 1977’de yaşamını yitirenler, Kazancı Yokuşu’nda anıldı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “1 Mayıs sabahı bütün işçileri, emekçileri, kadınları, gençleri; 1 Mayıs’ta Taksim’de olmak isteyen herkesi bir elinde karanfil, bir elinde Anayasa Mahkemesi (AYM) kararıyla Taksim’e yürümeye çağırıyoruz. Engeller karşısında da bizi engellemeye çalışanlara bu kararı gösterip hukuka saygılı olmaya, emeğe saygılı olmaya çağıracağız” dedi.
DİSK, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’ndaki İşçi Bayramı kutlamaları sırasında katledilenleri bugün Kazancı Yokuşu’nda andı. Anmada, “1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanındayız”, “Taksim, 1 Mayıs alanıdır”, “1 Mayıs şehitleri ölümsüzdür” ve “Biji yek gulan” sloganları atıldı. 1977’de hayatını kaybeden 41 kişinin ismi okunarak hep bir ağızdan “Burada” denildi. Açıklamaya CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de katıldı.
ARZU ÇERKEZOĞLU: BÜTÜN TÜRKİYE’DE ALANLARDA OLACAĞIZ
Burada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye’nin her yerinde 1 Mayıs günü alanlarda, meydanlarda olacaklarını vurgulayarak şunları söyledi:
“1 Mayıs’ta alanlarda olmak zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için dönen bu düzenin çarklarını durdurmak ve bu düzene hayır demek için irademizi ortaya koymaktır. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak, gelirde adalet, vergide adalet mücadelemizi, irademizi büyütmektir. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak, bugün İMF’nin alkışları arasında kemer sıkma politikalarıyla krizin bütün yükünü işçiye, emekçiye, halka yüklemeye çalışan politikalara dur demektir. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak emeklileri açlığa mahküm eden, emekliliği bir hak olmaktan çıkartan politikalara dur demektir. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak, işsizlikle geleceği karartılan gençlerimizin iradesini büyütmek; her gün eşitsizlikle, ayrımcılıkla, şiddetle boğuşan kadınların özgürlük mücadelesi demektir. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak, bir kişinin ağzından çıkan sözün kanun sayıldığı, demokrasinin tüm kırıntıların ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bu düzeni ortadan kaldırma iradesi, değiştirme iradesi demektir. O nedenle bütün Türkiye’de 1 Mayıs’ta alanlarda, meydanlarda olacağız.
“DÜNYADAKİ 1 MAYIS’IN SİMGESİ TAKSİM MEYDANI”
Bu ülkede, bu topraklarda hatta bütün dünyada 1 Mayıs’ın bir simgesi var. Emeğe saygının bir simgesi var. O da bulunduğumuz bu Taksim Meydanı. Taksim Meydanı, 1977’den beri yüreğimizdeki yaradır. Taksim Meydanı, yeniden kapatılan, yasaklanan 2013 yılından beri en büyük hasretimizdir. İşte o nedenle bu 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda, 1 Mayıs meydanında olmak için kararlılıkla mücadelemizi ve 1 Mayıs çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biliyoruz ki 1 Mayıs’ta Taksim’de olmak, biraz önce burada isimlerini tek tek andığımız ve her yıl ama her yıl yüreğimizin en derin yerinden ‘yaşıyor’ diye haykırdığımız yoldaşlarımızın aziz hatırasına sahip çıkmaktır. Bu tarihsel ve güncel anlamıyla Taksim Meydanı’nda olmak ekmektir, adalettir, hürriyettir, bu ülkenin geleceğine, memlekete sahip çıkmaktır. Bu tarihsel güncel haklılığımızın yanı sıra verdiğimiz mücadeleyle, hukuksal kazanımlarımızla da birlikte, yani hem Avrupa mahkemelerinin hem Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlarla 1 Mayıs’ta Taksim’de olma irademizi ortaya koyuyoruz. 1 Mayıs’ta işçi sınıfının Taksim’de olmasını engellemek, her şeyden önce hukuk tanımazlık olur. Bütün dünyada işçiler, 1 Mayıs’ı kendi belirledikleri meydanlarda, kentlerin en merkezi meydanlarında kutlama hakkına sahiptir.
“İRADEMİZİ ORTAYA KOYUYORUZ”
O nedenle biz de 1 Mayıs’ımızı Taksim Meydanı’nda kutlamak için bu irademizi ortaya koyuyoruz. 1 Mayıs sabahı hepimiz kalkacağız ve yola düşeceğiz. Bir elimizde karanfillerimiz, bir elimizde de Anayasa Mahkemesi kararını alacağız ve yola düşeceğiz. Bütün halkımıza bu Anayasa Mahkemesi kararını, mahkeme kararlarının da verdiği haklılığı anlatacağız. Öyle sembolik olarak falan değil, tam da bu kararda yazdığı gibi her bir işçinin bu hafızayı, bu ortak değeri gelecek kuşaklara taşımanın bir görev ve sorumluluk olduğu bilinciyle Taksim’e doğru yola çıkacağız. 1 Mayıs sabahı bütün işçileri, emekçileri, kadınları, gençleri; 1 Mayıs’ta Taksim’de olmak isteyen herkesi bir elinde karanfil, bir elinde bu mahkeme kararıyla Taksim’e yürümeye çağırıyoruz. Engeller karşısında da bizi engellemeye çalışanlara bu kararı gösterip hukuka saygılı olmaya, emeğe saygılı olmaya çağıracağız. Biliyoruz ki Anayasa Mahkemesi kararlarına sahip çıkmak, anayasaya sahip çıkmaktır, anayasal düzene sahip çıkmaktır, memlekete sahip çıkmaktır. Anayasaya sahip çıkmak, dün olduğu gibi bugün de herkesten daha fazla Türkiye işçi sınıfının görevidir. O nedenle 1 Mayıs sabahı bütün işçileri, emekçileri, bütün sınıf kardeşlerimizi göreve çağırıyoruz. 1 Mayıs günü bütün Türkiye’de en kitlesel, en coşkulu, en kararlı halimizle alanlarda, meydanlarda olacağız. Yan yana geleceğiz, omuz omuza vereceğiz ve insanca yaşama umudumuzu ve direncimizi 1 Mayıs’ta hep birlikte büyüteceğiz. İstanbul’da da iki koldan DİSK, TMMOB ve TDB olarak Saraçhane Meydanı’ndan, KESK ve TTB olarak diğer tüm dostlarımızla Beşiktaş Meydanı’ndan toplanarak Taksim Meydanı’na yürüyüşe geçeceğiz.”
AYFER KOÇAK: TAKSİM MEYDANI HAFIZADIR
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da halkın yoksulluğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Yoksulluğumuzun sebeplerini iktidar sürekli manipüle ediyor. Bugün de mülteci düşmanlığını öne çıkartıyor ama biz, yoksul emekçiler biliyoruz ki, yoksulluğumuzun sebebi yoksul mülteciler değil. Onların da bizlerin de yoksulluğunun sebebi yoksulluk, rant ve savaş politikalarıyla, savaş düzeni üzerine kurulmuş ekonomik politikalar sebebiyle bizi yoksulluğa mahküm eden siyasal iktidarlardır. Bugün bütün emekçiler, yan yana gelerek yoksulluğumuzun sebebi olan bu siyasal iktidarlardan hesap sorma vakti olduğunu söylüyor. Taksim Meydanı işçiler için, emekçiler için bir hafızadır aynı zamanda.”
EMİN KORAMAZ: KATLİAMIN SORUMLULARI, SONRAKİLERİN DE MÜSEBBİPLERİDİR
TMMOB Başkanı Emin Koramaz, o gün katledilenleri saygıyla anarak “Ülkemiz tarihi katliamlarla, acılarla yüklü. Bundan 47 yıl önce bu meydanda aramızdan onlarca arkadaşımızı aldılar. Sonraki yıllarda binlerce canımıza kıydılar. Hala canlarımızı almaya devam ediyorlar. Herkes biliyor ki, 1 Mayıs 1977 katliamının sorumluları emperyalizm ve onun yerli iş birlikçileridir. Amaçları, Türkiye’de o dönem yükselen solun, işçi sınıfı hareketinin, devrimci hareketin önünü kesmektir. 1 Mayıs 77 katliamının sorumluları, sonraki yıllarda yaşanan katliamların da müsebbipleridir” dedi.
ŞEBNEM KORUR FİNCANCI: HEPİMİZİN BU MEYDANDA ÖZGÜRCE MÜCADELESİNİ SÜRDÜRMESİ GEREKİYOR
TTB Merkez Konseyi Şebnem Korur Fincancı da “Tüm hekimler adına biz, en başından beri yaşamdan yana, yaşatmak istediğimizi haykıranlar olarak 1 Mayıs’ta da birlik için, mücadele için dayanışma içinde bir arada olmayı sürdürüyoruz. Nasıl ki 41 yoldaşımızı anıyorsak ve bu meydanda her yıl onların anısını dile getirip burada yanı başımızda olduklarını, aramızda olduklarını haykırıyorsak bu bellek mekanının da 1 Mayıs meydanı olarak tescillenmesi ve hepimizin bu meydanda özgürce emek mücadelesini sürdürmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
TARIK İŞMEN: EMEĞİ SÖMÜRÜLEN DİŞ HEKİMLERİ İÇİN BURADA OLACAĞIZ
TDB Başkanı Tarık İşmen, “Emeğin yanında olduğumuz için 1 Mayıs’ta burada olacağız. İşçileştirilen diş hekimleri için burada olacağız. Emeği sömürülen ve emeklilikte sürünmeye mahküm olan diş hekimleri için burada olacağız. Tüm Türkiye halkları için burada olacağız” diye konuştu.
NERGİS ERDOĞAN: İNSAN ANCAK DAYANIŞMAYLA KURTULACAK
Açıklamaların ardından Kazancı Yokuşu’na karanfiller bırakıldı. Şişhane’de yapılacak anma için ise polis, İstiklal Caddesi’nden yürünmesine izin vermedi. Tarlabaşı üzerinden yürüyen kalabalığın slogan atması da engellendi. 1989’un 1 Mayıs’ında öldürülen Mehmet Akif Dalcı için Şişhane’de yapılan anmada konuşan İstanbul Tabip Odası Başkanı Nergis Erdoğan, “İnsan kurşunla, roketle, topla, tüfekle değil; ancak ve ancak dayanışmayla kurtulacaktır. Daha eşit ve adil bir dünya ancak bununla mümkün olacaktır. Geçen yıldan bugüne baktığımda Kazancı Yokuşu’nun başında tek başınaydık arkadaşımla birlikte karanfil koyarken. Bugün yüzlerce kişiyiz. 1 Mayıs’ta umarım binlerce, on binlerce olacağız” dedi.
]]>ESRA NUR PERVAN
Büro Emekçileri Sendikası (BES) Trabzon Şubesi, Hızırbey Vergi Dairesi önünde vergi adaletsizliği ve taleplerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Şube adına konuşan Ayhan Kanber, “Büro Emekçileri Sendikası olarak diyoruz ki; Maliye Bakanlığı bir bütün olarak yeniden yapılandırılmalı; bakanlık, maliye emekçilerini Mali Hizmetler sınıfı olarak ayrı bir iş kolu olarak tanımlamalıdır. Maliye emekçileri artık sorunlarına kalıcı çözümler beklemektedir. Bunun için, yoksulluk sınırındaki her türlü kazanç vergilerden arındırılmalı ve gelir vergisi ücret gelirlerinde yüzde 10’a sabitlenmelidir” dedi.
Büro Emekçileri Sendikası üyeleri Trabzon Hızırbey Vergi Dairesi önünde toplanarak vergi eşitsizliği hakkında basın açıklaması yaptı. Topluluk adına konuşan BES Trabzon Şube Başkanı Ayhan Kanber, “Büro Emekçileri Sendikası olarak diyoruz ki; Maliye Bakanlığı bir bütün olarak yeniden yapılandırılmalı; bakanlık, maliye emekçilerini Mali Hizmetler sınıfı olarak ayrı bir iş kolu olarak tanımlamalıdır. Maliye emekçileri artık sizden sorunlarına kalıcı çözümler beklemektedir. Bunun için, yoksulluk sınırındaki her türlü kazanç vergilerden arındırılmalı ve gelir vergisi ücret gelirlerinde yüzde 10’a sabitlenmelidir” diye konuştu.
“İKTİDAR YARATTIĞI EKONOMİK KRİZLE MAĞDUR ETMİŞTİR”
Ayhan Kanber şunları söyledi:
“Her bütçe döneminde olduğu gibi, 2024 bütçesinin tartışıldığı dönemde de, bütçe hakkının kullanılması ve ön görülen bütçe kaynaklarının toplumun refahını artıracak üretim alanlarına yatırımların yapılması ve yoksulluk sınırının altında, ağırlıkla asgari ücrete yakın, komşu haline getirilen ücret politikasından vazgeçilerek, başta kamu emekçileri ve emeklileri olmak üzere, ekonomik krizin mağduru haline getirilen yoksul kesimlere daha fazla kaynak ayrılması için eylem ve etkinlikler yaptık. Ancak iktidar önceki yıllarda olduğu gibi 2024 bütçesinin tartışıldığı süreçte taleplerimizi yine görmezden gelerek, biz kamu emekçilerini ve emeklilerini bilerek isteyerek yaratmış olduğu ekonomik krizle mağdur ettiği toplum kesimlerini yok saymıştır. Diğer taraftan harcamalar üzerinden alınan, yoksulu zenginle eşitleyen ve vergi adaletsizliğini katmerli hale getiren KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerin toplanması, öngörülen vergilerin en büyük dilimini oluşturmaktadır. Her tartışmada örnek gösterilen OECD ülkelerinin ortalaması yüzde 34-35 iken, bizim ülkede yüzde 70’den fazladır. Uzun yıllarıdır dolaylı vergi gelirlerinin bizim ülkede bu kadar yüksek olması biz emekçileri ve toplunun dar gelir gruplarını daha da yoksullaştırmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde her yıl şubat ayının son haftasında ‘vergi geleceğimizdir, vergi önemlidir’ vb. başlıklarla kutlanan vergi haftasında; üretimden uzak, emekçileri, emeklileri ve toplumun geniş yoksul kesimlerini mağdur eden, daha çok vergi gelirlerini faize, ranta, kamu, özel işliğiyle yapılan adrese teslim projelere, savaşa politikalarına yönelik harcanması tartışılmamaktadır.
“VERGİ AFLARININ YARATTIĞI HAKSIZLIKLAR TARTIŞILMAMAKTADIR”
Artık rutin hale gelen vergi aflarının yarattığı haksızlıklar tartışılmamaktadır. Ücretler üzerinden alınan gelir vergisinin düşürülmesi tartışılmamaktadır. OECD ülke ortalamalarının çok üzerinde alınan dolaylı vergilerin yarattığı haksızlık tartışılmamaktadır. Büyük iddialar eşliğinde yapılan yasal değişiklikle Maliye Bakanlığına bağlı özerk kuruluş haline getirilen Gelir İdaresi Başkanlığı merkez birimleri ile başkanlık bünyesinde oluşturulan vergi dairesi başkanlıklarında kariyer/liyakat ilişkisi alt üst olmuş, kurum tarafından yapılan görevde yükselme ve unvan sınavlarında uygulanan mülakat haksızlığının yarattığı sorunlar kurumda kariyer/liyakat ilişkisine tamiri zor tahribatlar yaratmıştır. Diğer taraftan özellikle servis yönetimlerinin neredeyse tamamına yakınının görevlendirmelerle yürütülmesi başta olmak üzere orta kademe yönetimlerde görevlendirmelerin yoğun bir şekilde yapılması, kurum çalışanları arasındaki iş barışını bozmakta ve çalışanların kuruma aidiyet bağını zayıflatmaktadır. Diğer taraftan görevlendirmeleri bu kadar yoğun yapılması, yandaş sendikaların çalışanlar üzerinde yoğun bir mobbing uygulamasına dönüşmüş durumdadır.
“MALİYE EMEKÇİLERİ ARTIK SORUNLARA KALICI ÇÖZÜM BEKLEMEKTEDİR”
Büro Emekçileri Sendikası olarak diyoruz ki; Maliye Bakanlığı bir bütün olarak yeniden yapılandırılmalı; bakanlık, maliye emekçilerini Mali Hizmetler sınıfı olarak ayrı bir iş kolu olarak tanımlamalıdır. Maliye emekçileri artık sizden sorunlarına kalıcı çözümler beklemektedir. Bunun için, yoksulluk sınırındaki her türlü kazanç vergilerden arındırılmalı ve gelir vergisi ücret gelirlerinde yüzde 10’a sabitlenmelidir. Hane halkının kullandığı temel tüketimi olan mal ve hizmetlerde dolaylı vergi oranı sıfıra indirilmelidir. Kamu emekçilerinin almış oldukları bütün ek ödemeler temel ücrete yansıtılmalıdır. 3600 ek gösterge ayrımsız bütün kamu emekçilerine verilmelidir. Kurumada ilk işe başlamalar dahil olmak üzere yapılacak bütün unvan değişikliği ve görevde yükselme sınavlarında mülakat haksızlığına son verilmelidir. Daha fazla vakit kaybetmeden Hazine ve Maliye Bakanlığı çalışanlarının sorunları birlikte ele alınmalı, gelir/gider, merkez/taşra ayrımına son verilmeli, Hazine ve Maliye Bakanlığı emekçileri Mali Hizmetler Sınıfı altında ayrı bir iş kolu olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Başta servis yönetimleri olmak üzere, orta kademe yöneticiliğinde uygulanan ve artık açık bir kayırmaya dönüşen görevlendirmeler son bulmalı, kurumda kariyer/liyakat esasını temel allan bir yönetim ilişkisine kavuşturulmalıdır. Kurumda yaşanan personel eksikliği hızla tamamlanmalıdır. Emekçilere nitelikli ücretsiz öğlen yemeği, işe geliş gidişlerde servis hizmeti verilmeli, servis imkanının olmadığı yerlerde yol ücreti verilmelidir.”
]]>
TİP, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan Darıca’da bugün bir işçi buluşması düzenledi. Buluşmaya; Gebze Belediye Başkanlığı’na aday olan TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve TİP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hakan Koçak da katıldı. İşçi buluşmasında açılış konuşmasını TİP Kocaeli İl Başkanı Umut Yaşar Özgen yaparken, TİP Gebze Gençlik Birimi Üyesi Arda Yüksel Karameşe, liman işçisi ve Derince Belediye Meclis Üyesi Adayı Sinan Teksoy, TİP Kocaeli İl Yönetim Kurulu Üyesi Yağmur Ertuğrul, Fontana işçisi Yusuf Karakaya ve TİP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hakan Koçak da birer konuşma yaptı.
“DEVLET OLANAKLARINI ELE GEÇİRMİŞ BİR ÇETE, TARİKATLARI CEMAATLERİ ELE GEÇİRMİŞ ONLAR ÜZERİNDEN SİYASET YAPIYOR”
Buluşmada konuşan TİP Genel Başkanı ve Gebze Belediye Başkan Adayı Baş, şunları söyledi:
“Bu seçimlerde işçileri yok saymalarına, Türkiye’de her şeyi yaratan biz değilmişiz gibi davranmalarına izin vermiyoruz. Bu seçimlerde işçiler var, bunlar konuşacak. Bu seçimlerde Gebze konuşulacak, Türkiye’ye değer katan, Türkiye’de binlerce insandan çok daha fazlasını yaratan bir ilçe bu seçimlerde Türkiye çapında konuşulacak. Kocaeli konuşulacak, bunların üstünden atlanmasına izin vermiyoruz.
Neymiş efendim, Türkiye’de işçiler, emekçiler, yoksullar sağ partilere oy veriyormuş. Bakın, bunu da değiştireceğiz. Bu nedir biliyor musunuz arkadaşlar? Devlet olanaklarını ele geçirmiş bir çete, tarikatları cemaatleri ele geçirmiş onlar üzerinden siyaset yapıyorlar. İşçileri, emekçileri en kötü koşullarda, örgütsüz, uzun saatler boyunca güvencesiz, iş güvenliği olmadan düşük ücrete çalıştırıyorlar; medya olanaklarını ele geçirmişler, tarikatlarıyla kuşattıkları yetmiyormuş gibi oradan bir yalan rüzgarıyla, medya ablukasıyla sabah akşam ‘Vatan, Millet, Sakarya’ edebiyatı yapıp insanları yoksulluğa mahkum ediyorlar. Dini kullanarak, ülke sevgisini kullanarak insanları esir ettikleri bir düzenin devamlılığını sağlıyorlar.
“20 YILDIR YOKSULLAR DAHA YOKSUL, ZENGİNLER DAHA ZENGİN OLMADI MI?”
Biz buraya şunu anlatmaya geldik: Söz veriyoruz, kapı kapı, sokak sokak, mahalle mahalle gezeceğiz. Artık saklanamıyor, bu ara herkes yoksulluktan bahsediyor. Yahu yoksulluğumuzu bize anlatmanıza gerek yok, o yoksulluğun nedenini konuşacağız. Biz niye yoksuluz arkadaşlar? Çünkü birileri hak etmeden çok büyük servetler kazanıyor.
Binlerce işçi kardeşime buradan sesleniyorum: Sen AKP’ye, MHP’ye, Cumhur İttifakı’na oy veriyorsun. Peki bunların yönettiği ülkede son 20 yıla bir bak bakalım. Son 20 yıldır yoksul daha yoksul olmadı mı, zenginler daha zengin olmadı mı? Pandeminin bütün yükünü yoksullara yıkmadılar mı? Ekonomik krizin bütün yükünü yoksullara yıkmadılar mı? Biz anlamıyoruz ki, ‘Memleket büyüyor, Türkiye zenginleşiyor’ diyorlar, milyonlarca insan yoksullaşıyor. Peki biz nasıl büyüyoruz, nasıl zenginleşiyoruz? Demek ki Türkiye’nin tepesine çökmüş asalaklar hak ettiklerinden çok daha fazla kazanıyorlar. Bunu AKP, MHP, Cumhur İttifakı yapıyor, bunu bu düzen partileri yapıyor. Bizim oyumuzu alıyorlar, zenginlerin servetine servet katıyorlar. Onlar bizim dualarımızı seviyorlar, zenginlerin dolarlarını seviyorlar. Onlar bizim yanımıza gelip Filistin için ağlıyorlar, çocukları gidiyor İsrail’le ticaret yapıyor. Biz halkımızı bu ikiyüzlülere, bu sahtekarlara, bu yalancılara, bu düzenbazlara terk mi edeceğiz? Bu insanlar sağa oy veriyor diye terk mi edeceğiz? Yok öyle yağma. Öyle bir şey yapmayacağız.”
]]>