Aydın’da yaşayan 68 yaşındaki Kemal Göçgeldi, tornacılık mesleğini yarım asırdır sürdürüyor. Göçgeldi, tornacılığın yanında hobi olarak ata mirası eşyaları biriktirmeye başladı. Çocukluğundan beri merakı olan eski eşyaları yıllardır biriktiren Göçgeldi, eski tüfeklerden, gaz lambasına, bakraçlardan, hayvan çanlarına kadar eski dönemlerde kullanılan eşyaları bulup tamir ediyor ve daha sonra dükkanında sergiliyor. Özellikle yörük kültürünün unutulmaması için çaba sarf ettiğini ifade eden Göçgeldi, topladığı eşyalarla dükkanını adeta bir yörük müzesine çevirdi.
Çocukluk merakını tutkuya dönüştüren Göçgeldi, yıllardır gaz lambası, ibrik, tüfek, kılıç, hayvan çanları gibi yüzlerce ürün topladı. Daha sonra topladığı ata mirası eşyaları yaklaşık 15 metrekarelik torna dükkanında sergileyen Göçgeldi, adeta müzeye dönen torna dükkanıyla müşterilerine de tarihte yolculuk yaptırıyor.
Elinden geldiğince yörük kültürüne sahip çıkmaya çalıştığını ve ata miraslarını gelecek nesillere aktarmaya çalıştığını ifade eden Kemal Göçgeldi; “Burası açık yörük müzesi benim için. Herkese açık. Çine’den Yolboyu köyündenim ben. Babam rahmetli 203 koyunla gider gelirdi. Atadan, babadan kalma yörüklük var bizde. Bu zamana kadar bulduğum her ata mirasını biriktirdim. 100 yıllık eşyalar da var. Yaşım o dönemlere müsait değil ama aldığım tüm ürünleri tamir edip kaldırıyorum. Çünkü bu ata mirasları kaybolmasın istiyorum. Bunları ben veya bizim gibiler tamir etmezse, bu hurdaya gider. Geri dönüşümde de ezilir gider. Bu yüzden hem bu ürünlerimiz kaybolmasın hem de bizden sonra gelecek olan gençlerimize bir örnek olsun. Geleneğimizi devam ettirelim, gençlere örnek olalım diye biriktiriyorum. Satma yok ben de tamir edip koyuyorum. Yörük kültürünü tanıtalım ve geçmişimizi unutmayalım. Dükkanımda 100 yıllık deve çanları var mesela. Kahve öğütücüler var. Eski bakır yoğurt bakraçları var. 70-80 senelik. Buradaki her şey hep el emeği ürünler. Benim amacım geçmişimize sahip çıkmak. Eski olduğu için parçalanmış oluyor. Eksik parçaları oluyor. Onları temin ediyorum, tamir ediyorum ve saklıyorum. Birde bunları tamir edeni bırak yapan ustalar da öldü. Ben de saygıdan dolayı tamir edip kaldırıyorum kenara” dedi.
“Müşterilerim geçmişe dönüyor”
Dükkanına gelen müşterilerinin ata miraslarını görünce geçmişte yolculuğa çıktığını ifade eden Göçgeldi; “Köylerden çok müşterim geliyor. Müşterinin işini yaparken ben, o burayı geziyor. Eskiye gidiyor. Burada körüklü çizme görüyor ‘babam giyerdi’ diyor, dibek görüyor ‘annem bunda kahve dövüyordu’ diyor. Gelen müşterimize burada çay ikram ediyorum. Çayını içerken de 20-40 sene öncesine geri dönüyor. yani çocukluğunda gördüklerini görüyor burada. Geçmişe dönüyor” şeklinde konuştu.
Yörük kültürünün unutulmaması adına herkesin elini taşın altına koyması ve yeni nesillere anlatması gerektiğini vurgulayan Göçgeldi, herkesin bu konuda duyarlı olmasını talep etti. – AYDIN
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Adayı Böcek, hemşehri dernekleriyle temaslarını sürdürüyor. Bu kapsamda Başkan Böcek, Korkuteliler Derneği ile Antalya Yörükler Derneği’ni ziyaret etti.
Korkutelililer Derneği’nin Tarhana Buluşması’na katılan Başkan Böcek, “Biz atadan gelme Korkuteliliyiz çakma değil. Korkuteli’ne vefa borcum var. Bu yüzden Korkuteli’ne çok önem verdik ve ihmal etmedik. Herkesin başkanı olarak, azimle gururla bir 5 yıl daha sizlerin desteğiyle yola devam etmek istiyoruz. Hemşehrilerimiz için gece gündüz demeden çalışmak onların emrinde olmak boynumun borcudur” diye konuştu.
5 yıllık görev süresi boyunca özellikle yerelden kalkınmaya önem ve ağırlık verdiklerini kaydeden Böcek, yerelden kalkınma konusunda Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 30 büyükşehir belediyesi arasında ilk sırada olduğunu aktardı. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda yaptığı çalışmaların örnek alındığı belirten Başkan Böcek, şöyle devam etti:
“ÜRETMEK ZORUNDAYIZ, ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
“Fide fidan desteğinden, arı kovanına, makine teçhizat desteğinden eğitim çalışmalarına kadar herşeyi yapmayı çalıştık. Biz köyden şehre değil şehirden köye doğru bir dönüş olması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle gençlerimizi üretime teşvik etmeliyiz. Önümüzdeki süreçte ekonomik krizin en zor günlerini göreceğiz, yaşayacağız. Bu nedenle üretmek zorundayız ve üretmeye devam edeceğiz.”
BÖCEK’TEN TARHANA İKRAMI
Korkutelililer Derneği Başkanı Adnan İmirgi de Böcek’i ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek yaptığı hizmetlerden dolayı hem Korkutelilier hem de Antalyalılar adına kendisine şilt takdim etti. Başkan Böcek, daha sonra çorba kazanının başına geçerek, Korkutelili hemşehrilerine tarhana ikram etti.
Başkan Böcek, CHP Kepez Belediye Başkan Adayı Mesut Kocagöz ve CHP Kepez Belediye Başkan Adayı Cem Kotan ile birlikte Antalya Yörükler Derneği’ni ziyaret etti. Yörüklerin yoğun ilgisiyle karşılanan Başkan Böcek, kendini evinde hissettiğini söyledi. Ziyarette Yörükler Derneği Başkanı Abdullah Duman ve İl Beyi Mustafa Acarbulut yörüklerle birlikte Başkan Böcek’i kapıda karşıladı.
Yörük Kültürü’nün Antalya’nın en önemli değeri olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Böcek, şunları dile getirdi:
“YÖRÜK KÜLTÜRÜMÜZÜ TANITMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
“Bir Yörük çocuğu olarak her zaman Yörük kardeşlerimin desteğini yanımda hissettim. Kültürümüze sahip çıkmak, onu tanıtmak ve geliştirmek için çalıştım. Tüm dünyadan Yörük- Türkmen kardeşlerimizi bir araya getirdiğimiz Yörük Festivali’mizi düzenledik. Halkımızın desteğiyle 5 yıl daha göreve geldiğimizde bu festivalimize farklı bir boyut kazandırarak sizlerle birlikte Yörük kültürümüzü tanıtmaya devam edeceğiz.”
Antalya Yörükler Derneği Başkanı Abdullah Duman da Böcek’i ve ekibini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirtti. Duman, “Yörükler Derneği’nin kapısı yurtsever, vatansever, Türkiye Cumhuriyeti değerlerine sahip çıkan herkese açıktır. Bizlerin kırmızı çizgileri devletimize, milletimize, dinimize Türk töresidir. Bunlara karşı olan insanlar Yörükler Derneği’nden su bile içemez. Ama bu değerlere sahip her insan için burası onların yuvasıdır” dedi.
]]>Korkutelililer Derneği’nin Tarhana Buluşması’na katılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Muhittin Böcek, Korkutelili hemşehrileriyle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. “Biz atadan gelme Korkuteliliyiz, çakma değil” diyen Başkan Böcek, “Korkuteli’ne vefa borcum var. Bu yüzden Korkuteli’ne çok önem verdik ve ihmal etmedik. Herkesin başkanı olarak, azimle gururla bir 5 yıl daha sizlerin desteğiyle yola devam etmek istiyoruz. Hemşehrilerimiz için gece gündüz demeden çalışmak onların emrinde olmak boynumun borcudur” dedi.
“Üretmek zorundayız”
5 yıllık görev süresi boyunca özellikle yerelden kalkınmaya önem ve ağırlık verdiklerini kaydeden Başkan Muhittin Böcek, yerelden kalkınma konusunda Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 30 büyükşehir belediyesi arasında ilk sırada olduğunu aktardı. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda yaptığı çalışmaların örnek alındığı belirten Başkan Böcek, “Fide fidan desteğinden arı kovanına, makine teçhizat desteğinden eğitim çalışmalarına kadar her şeyi yapmayı çalıştık. Biz köyden şehre değil şehirden köye doğru bir dönüş olması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle gençlerimizi üretime teşvik etmeliyiz. Önümüzdeki süreçte ekonomik krizin en zor günlerini göreceğiz, yaşayacağız. Bu nedenle üretmek zorundayız ve üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Tarhana ikram etti
Korkutelililer Derneği Başkanı Adnan İmirgi de Başkan Muhittin Böcek’i ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek yaptığı hizmetlerden dolayı hem Korkutelilier hem de Antalyalılar adına şilt takdim etti. Başkan Böcek daha sonra çorba kazanının başına geçerek Korkutelili hemşehrilerine tarhana ikram etti.
“Yörükler Torosların evladını ağırladı”
“Torosların Evladı, Herkesin Başkanı” Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Muhittin Böcek, CHP Kepez Belediye Başkan Adayı Mesut Kocagöz ve CHP Kepez Belediye Başkan Adayı Cem Kotan ile birlikte Antalya Yörükler Derneği’ni ziyaret etti. Yörüklerin yoğun ilgisiyle karşılanan Başkan Böcek, kendini evinde hissettiğini söyledi. Ziyarette Yörükler Derneği Başkanı Abdullah Duman ve İl Beyi Mustafa Acarbulut Yörüklerle birlikte Başkan Böcek’i kapıda karşıladı. Yörük kültürünün Antalya’nın en önemli değeri olduğunu ifade eden Başkan Böcek, şöyle konuştu:
“Bir Yörük çocuğu olarak her zaman Yörük kardeşlerimin desteğini yanımda hissettim. Kültürümüze sahip çıkmak, onu tanıtmak ve geliştirmek için çalıştım. Tüm dünyadan Yörük-Türkmen kardeşlerimizi bir araya getirdiğimiz Yörük Festivali’mizi düzenledik. Halkımızın desteğiyle 5 yıl daha göreve geldiğimizde bu festivalimize farklı bir boyut kazandırarak sizlerle birlikte Yörük kültürümüzü tanıtmaya devam edeceğiz.”
“Değerlerimize sahip çıkanlara kapımız açık”
Antalya Yörükler Derneği Başkanı Abdullah Duman da Başkan Muhittin Böcek ve başkan adaylarını ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirtti. Duman, “Yörükler Derneği’nin kapısı yurtsever, vatansever, Türkiye Cumhuriyeti değerlerine sahip çıkan herkese açıktır. Bizlerin kırmızı çizgileri devletimize, milletimize, dinimize Türk töresidir. Bunlara karşı olan insanlar Yörükler Derneği’nden su bile içemez. Ama bu değerlere sahip her insan için burası onların yuvasıdır” dedi. – ANTALYA
]]>Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız, TÜRKSOY Genel Sekreterliğindeki tanıtım programında, yarı göçebe yaşam tarzını tecrübe etmiş bir Anadolulu olarak kendisini çok şanslı hissettiğini söyledi.
Yörük hayatını yaşayan ve özleyen insanların bu değerleri korumaya çalıştığını anlatan Yıldız, “Değişim kaçınılmaz ama hakikaten bunlar sadece araştırmada kalmamalı. Unuttuğumuz birçok kelime aslında o eşyalarla, bu yaşam tarzıyla ilgili.” dedi.
Yıldız, Türk dünyasının ortak kurumlarına destek olmanın vazifeleri olduğunu belirterek, bu eser için TÜRKSOY’a teşekkür etti.
“Balkan Türklerini daha yakından tanıma imkanı bulacaksınız”
TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev de Balkan coğrafyasında yaşayan Türk soydaşların tarihinin oldukça eskiye dayandığına işaret ederek, Balkan halkları ve Türklerin, Türk hoşgörüsü altında yüzyıllar boyunca barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşadığını hatırlattı.
Yüzlerce görselin yer aldığı “Fotoğraflarla Yörüklük ve Yörüyen Türkler” adlı fotoğraf albümünün, Balkan coğrafyasında yurtlarına ve Türk kültürüne sahip çıkmak için Aktaş Dağı eteklerinde yaşamlarını sürdüren Balkan Türklerini konu aldığını kaydeden Raev, “Büyük bir özveri ile hazırlanan bu çalışma sayesinde atalarımızın tarih boyunca arşınladığı coğrafyayı görme, Türk kültürüne ait somut ve somut olmayan unsurları keşfetme ve böylece Balkan Türklerini daha yakından tanıma imkanı bulacaksınız.” ifadelerini kullandı.
Raev, bugün Balkan Türklerinin bazı kültürel ögelerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek, “Bu sebeple, değerli araştırmacımız Sayın İzzet İbrahimsoylu’nun kadrajından bizlere yansıyan bu görüntülerin her biri tarihsel bir belge değeri taşımaktadır.” diye konuştu.
“Balkan Türkü soydaşlarımız, gelecek nesillere aktarmamız için atalarımızın bizlere bıraktıkları kutsal bir emanettir.” diyen Raev, bu mirasa sahip çıkmak için TÜRKSOY olarak bütün imkanlarıyla çalıştıklarını vurguladı.
“Bu önemli projenin bir parçası olmak bizim için onur”
Kuzey Makedonya’nın Ankara Büyükelçisi Jovan Manasijevski ise “Ülkemizde özellikle Makedonya’nın doğusunda yaşayan Türk toplumunun yüzyıllardır yaşadığı kadim değerleri yansıtan bu önemli projenin bir parçası olmak bizim için onurdur. Makedonya’nın bu eşsiz, çok etnikli ve çok kültürlü bir arada yaşamımızla gurur duymaktayız.” ifadelerini kullandı.
Yörük Türklerinin çok eskiden beri Kuzey Makedonya’ya yerleşmeye başladığını, bu toprakları kadim kültürleriyle harmanlayarak Makedon kültürünü de zenginleştirdiğini aktaran Manasijevski, kitabın okuyucularının Kuzey Makedonya Türklerinin ve Yörük Türklerinin görsel müzesini doyasıya yaşama fırsatını elde edeceğini dile getirdi.
Manasijevski, benzer araştırma ve çalışmaların iki ülke arasındaki kültürel işbirliğinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi açısından önemli olduğuna işaret etti.
350 sayfadan oluşan kitapta yüzlerce fotoğraf yer alıyor
Açılış konuşmalarının ardından, eserin tanıtım paneline geçildi.
Panelin oturum başkanlığını yapan, Kuzey Makedonya’da yayımlanan Yeni Balkan Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Mürteza Sulooca, TÜRKSOY’un 30. yılında Makedonya Türkleri olarak gurur duydukları bir eseri tanıttıklarını söyledi.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil de kitap hakkında bilgiler paylaştı.
350 sayfadan oluşan eserde yüzlerce fotoğrafın yer aldığını anlatan İbrahimgil, özellikle Kuzey Makedonya’nın doğu bölgesindeki Radoviç, Valandola, Gevgeli, ve Ustrumca arasındaki Yörük köylerinden bahsedildiğine dikkati çekti.
İbrahimgil, kitabın alt başlıklarında bölgedeki Yörüklerin örf, gelenek görenek, yerel kıyafet ve gündelik işlerinin anlatıldığına işaret etti
Ülkenin doğu ve batısında yaşayan Yörüklerin farklılıklarına da dikkati çeken İbrahimgil, bölgede daha önce çalışma yapan araştırmacıların isimlerine de değindi.
“Değerlerimizin gelecek nesillere intikalini sağlayan bir arşiv malzemesi sunuyor”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Çakıcı, kitabın içeriğinin çok zengin olduğunu, bugünün yaşam koşullarına ilişkin birçok arşiv malzemesi içerdiğini söyledi.
Eserin Türkleri ve Anadolu’yu yansıtan değerleri içerdiğini ifade eden Çakıcı, “Bu kitap basit bir fotoğraf albümü değil. Gerçekten kolayca hazırlanabilecek bir kitap değil. Hayatımızda kaybolan, kaybolmaya yüz tutan değerlerimizin gelecek nesillere intikalini sağlayan bir arşiv malzemesi sunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Balkanların huzuru orada Türk kimliğinin yaşamasıyla mümkündür”
Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Gürel ise “Balkan” kelimesinin “yüksek dağ” anlamına geldiğine değinerek, Rumeli yerine bu kelimenin kullanılmasında fayda olduğunu söyledi.
“Tarihe bir not düşmesi açısından bu kitap bence önemli bir çalışmadır.” diyen Gürel, Balkanlardaki Türk varlığını, “Osmanlı öncesi, Osmanlı asırları ve Osmanlı sonrası” olmak üzere üç başlık altında incelemeleri gerektiğini belirterek, kitapta üç dönemin izlerinin görüldüğünü aktardı.
Gürel, şöyle devam etti:
“Bu kitap yüzlerce yıllık köklü Balkan Türklüğünün taşınmaz varlığının kıymetli bir kanıtı olma niteliğindedir. Balkanlar’da Türkler dengenin, huzurun, kardeşliğin ve barışın garantisidir. Onun için Balkanlarda Türk kimliğinin yaşatılması lazım. Balkanların huzuru, dünyanın huzurudur. Balkanların huzuru, orada Türk kimliğinin yaşamasıyla mümkündür.”
“Bazı kelimelerin Yörüklerde de var olduğunu gördüm”
Eseri hazırlayan İbrahimsoylu da Türklerin sosyolojik olarak inançları, kültürleriyle Balkanlardan Altaylara anlaşılması için Türk hanedanları, Türk boyları ve Türklerin yaşam biçimleri olmak üzere 3 konuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Konargöçer hayat tarzını ifaden eden sıfatlardan birinin de “Yörük” olduğunu kaydeden İbrahimsoylu, yazılı kaynaklarda bu sıfatın ilk kez 1423-1430 yıllarında Anadolu’da geçtiği bilgisini paylaştı.
Balkan Yörüklüğünün merkezinin Vardar Boyu olduğunun altını çizen İbrahimsoylu, “Ancak Balkanlar’da Balkan Slav kaynaklarında, Bulgarcada, Makedoncada, Sırpçada, Hırvatçada Yörük kelimesi Anadolu’dakilerin aksine yer adı olarak kullanılmaktadır.” ifadesini kullandı.
İbrahimsoylu, 2007’den beri Kuzey Makedonya’da alan araştırması yaptığını belirterek, “Bazen Yörüklerde şu kelimelere rastlıyordum. Orhun anıtlarında, Divanu Lugati’t-Türk’te, Codex Cumanicus’ta olan bazı kelimelerin Yörüklerde de var olduğunu gördüm. Dedim ki bu kelimeler yok olacak, unutulacak. Ben bunları derleyeyim, unutulmasın.” şeklinde konuştu.
Daha sonra Yörüklerin tarım ve hayvancılıkta kullandığı aletlerin fotoğraflarını çekmeye başladığını kaydeden İbrahimsoylu, bu fotoğrafların kitaplarda yaşamasını sağlamak istediğini ifade etti.
]]>AKDENİZ Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi (YÖRKAM) Müdürü Doç. Dr. Fatih Uslu, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaya çaltı ağacından yapılma özel bir nazarlık götürdüğünü açıkladı. Doç. Dr. Uslu, “Kısa sürede uzaydan Yörük nazarlığını göstermesini ve tüm dünyaya buradan bir mesaj vermesini bekliyoruz. Şu an gözümüz kulağımız uzayda, Alper Gezeravcı’da” dedi.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, 19 Ocak’ta başarıyla gerçekleşen fırlatmanın ardından Uluslararası Uzay İstasyonu’na ulaştı. Uzay yolcuğu ve deneyleri devam eden Gezeravcı’nın tarihi yolculuğu, Türkiye’de büyük sevinç yaşattı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın geçen günlerde X hesabından paylaştığı videoda Gezeravcı’nın da aralarında bulunduğu Ax-3 ekibi ile yapılan röportaja yer verildi. Röportajda, “Beraberinizde hangi özel eşyaları getirdiğinizi sormak istiyorum” sorusunu yanıtlayan Gezeravcı, “Türk Yörük kültürüne ait bazı semboller getirdim. Birtakım aile fotoğraflarım ve ilk filomun uçuş peçleri. Bunlar benim getirdiğim eşyalar ve benim buraya gelmemi sağlayan bayrağım” cevabını verdi.
‘ÇALTI AĞACINDAN ÖZEL BİR NAZARLIK YAPILDI’
Mersin’in Silifke Yörüklerinden olan Alper Gezeravcı’nın uzaya Türk Yörük kültürüne ait bazı sembolleri götürdüğünü söylemesi Yörükleri heyecanlandırdı. Akdeniz Üniversitesi YÖRKAM Müdürü Doç. Dr. Fatih Uslu, ilk Türk astronot Gezeravcı’nın uzaya çaltı ağacından yapılma özel bir nazarlık götürdüğünü açıkladı.
ÇALTI DİKENİNDEN YAPILAN NAZARLIK UZAYDA
Doç. Dr. Fatih Uslu, Alper Gezeravcı’nın uzaya Yörüklere ait bazı eşyaları götürdüğüne dair araştırma yaptıklarını anlatarak, “Yaptığımız araştırmalarda yanında çaltı dikeni ya da çaltı ağacı olarak bilinen maki grubundan 3 metreye kadar uzayabilen, dikenleri olan bir ağaçtan yapılma nazarlık götürdüğünü öğrendik. Bununla ilgili ülkemizi, Yörük kültürünü ve özellikle barış ortamını bu nazarlığın sembolize edeceğini düşünüyoruz. Bu çaltı ağacı, mayıs aylarında açıyor. Şu an mevsimsel olarak hiçbir meyvesi olmayan dikenleri olan bir dönemdeyiz. Mayıs ayında sarı çiçek açan ve tohumları olan bir bitkidir. Bitkinin tohumundan, kökünden nazarlık yapılıyor” dedi.
‘ŞAMAN AYİNLERİNDE YAPILAN BİR TÜRK GELENEĞİ’
Çaltı ağacından yapılan nazarlığı özel ustaların yaptığını belirten Doç. Dr. Fatih Uslu, “Bu aslında eski gök tanrı inancına, Şamanizm’e dayanan, geçmişi derinliklere uzanan bir gelenektir. Zaman zaman ‘gök boncuk’ diye tabir edilen boncuklarla ya da Yörük keyfiyelerinin renklerinden oluşturulan nazarlıkla yapılıyor. Özellikle at nalı gibi ürünleri evlerin girişlerine nazar değmemesi için kullanılan unsurlar var. Bu kadim bir gelenek. Eskiden şaman ayinlerinde yapılan bir Türk geleneğidir. Anadolu halkının birçoğunda buna benzer şeyler var. Özele indiğimizde Alper Gezeravcı, Silifke Yörük’ü. Çaltı bitkisi birçok şehirde bölgeye ismini veriyor. Bizim gündemimizi oluşturan şey, aslında çaltı dikeninin şu anda uzayda olması. Nazarlığın Türk dünyası ve insanlık için güzel şeylere vesile olmasını diliyoruz. Akdeniz Üniversitesi YÖRKAM olarak bu araştırmanın izini sürüyoruz” diye konuştu.
‘GÖZÜMÜZ KULAĞIMIZ UZAYDA’
Yörük kültürünün Türk milli kültürünün özü olduğunu belirten Doç. Dr. Fatih Uslu, “Uzaya çıkan ilk Türk’ün Yörük olmasıyla ayrıca gurur duyuyoruz. Tüm ülke genelinde Yörük dernekleri ve federasyonları Alper Gezeravcı’dan haber bekliyoruz. Kısa sürede uzaydan Yörük nazarlığını göstermesini ve tüm dünyaya buradan bir mesaj vermesini bekliyoruz. Şu an gözümüz kulağımız uzayda, Alper Gezeravcı’da” dedi.
‘HEM NAZARI GİDERİYOR HEM DE ŞİFA KAYNAĞI’
Eski Türklerin Orta Asya’da yaşarken bu tarz nazarlıklara çok önem verdiğini hatırlatan Doç. Dr. Fatih Uslu, şunları söyledi:
“O dönemde at kafası ve at nalı gibi ürünler ön plandayken, Anadolu’ya gelindiğinde burada kendilerini korumak için, şifa dağıtmak için bunları yaparlarmış. Çaltı bitkisi aslında şifa olarak da kullanılıyor. Kaynatıldığında özellikle yaz aylarında onun çiçek ve tohumlarından yararlanıp hem şeker hem de basur hastalığı gibi birçok şeye iyi gelen bir bitki olduğunu biliyoruz. Bu bitki hem nazarı gideriyor hem de şifa dağıtıyor. Çaltı bitkisi ya da ağacı aslında bir dikendir. ‘Gülü seven dikenine katlanır’ gibi düşünebilirsiniz. Çok da acıtan bir dikendir. Birçok şifa kaynağıdır. Ağaç komple bir şifa. Bunu Türkler tespit etti, Yörükler aracılığıyla bu çaltı bitkisi, ağacı şu an uzayda.”
Doç. Dr. Fatih Uslu, 2020 yılı Mayıs ayında Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi’nde yayınlanan İmran Gündüz Alptürker’in araştırma makalesi olan ‘Somut Olmayan Kültürel Miras Bağlamında Bir Amulet/Nazarlık Örneği: Çaltı’ eserinden de bahsederek, çaltı ağacından yapılan nazarlık örneklerindeki gibi ürünlerin uzaya götürülen ürünlere benzer olabileceğini de aktardı.
]]>