MUSTAFA USTA
(SİNOP) – Sinop Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) Odası Başkanı Ahmet Mahmut Buruk, “Biz devletimize hizmet etmek için, vergi toplamak için çalışan mükellefle devlet arasında bir köprüyüz. Sırtımızdaki bu yük artık dayanılmaz hale geldi. Geçenlerde bir arkadaşımızı, bir meslektaşımızı mesleği başında kaybettik. Bu nedenle de Türkiye genelinde bir infial oldu. İnanın 7 gün 24 saat çalışıyoruz. Bürolarımızdaki ışıklarımız gece kapanmaz oldu” dedi.
Sinop Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) Odası Başkanı Ahmet Mahmut Buruk, mali müşavirlerin işlerini daha sağlıklı şekilde yapabilmesi için haklı taleplerinin hayata geçirilmesini beklediklerini söyledi. Buruk, şöyle konuştu:
“VERGİ DAİRESİ ARTIK KENDİ MEMURLARINI BIRAKTI, BÜTÜN İŞLERİ BİZE YAPTIRMAYA BAŞLADI”
“Bizim Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan taleplerimiz var. Biz devletimize hizmet etmek için, vergi toplamak için çalışan mükellefle devlet arasında bir köprüyüz. Fakat bizim yükümüz çok ağırlaşmaya başladı. Devletin bizde istedikleri çok çok fazla olmaya başladı. Sırtımızdaki bu yük artık dayanılmaz hale geldi. Geçenlerde bir arkadaşımızı, bir meslektaşımızı mesleği başında kaybettik. Bu nedenle de Türkiye genelinde bir infial oldu. İnanın 7 gün 24 saat çalışıyoruz. Bürolarımızdaki ışıklarımız gece kapanmaz oldu. Görünüşte vergi dairesi, gelir dairesi biz sizden istemiyoruz, biz mükelleften istiyoruz diyorlar. Ama bunu mükellef vermiyor. Sonuçta biz veriyoruz. Evraklar bizim aracılığımızla toplanıyor ve veri haline dönüşüyor, daha sonra da vergi dairesi başkanlığına aktarılıyor. Mesela Nisan ayında vereceğimiz bildirim sayısı 56 tane. 1 ayda değişik bildirimler veriyoruz. Bu bildirimler de artık dayanılmaz hale geldi. Sürekli iş yükümüz artıyor. Ben 37 seneden beri mali müşavirim. Mesleğe başladığım zaman vergi dairesinde çalışan sayımız 70 kişiydi. Bizde çalışan sayısı 4 kişiydi. Şuan da vergi dairesinde çalışan sayısı örnek veriyorum 25 kişi, bizde çalışan personel sayısı 20 kişi.
Vergi dairesi artık kendi memurlarını bıraktı, bütün işleri bize yaptırmaya başladı. Biz Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan süre de istemiyoruz. Vergi dairesi vergi toplamak için kendi almış olduğu beyannameleri alamıyor. Elektronik sistemi buna uygun değil ve her ay çöküyor. Kuyrukta ekmek dönemi gibi kuyrukta beyanname dönemi başladı. Beyannameler kuyrukta bekliyor. Artık saat gece 00: 00’da 01: 00’de bilgisayarları açık bırakıyoruz, gidiyoruz. Artık sabaha kadar onaylanırsa onaylanıyor, onaylanmazsa onaylanmıyor. Bunlar bizi strese sokuyor. İster istemez meslektaşlarımız sinir krizleri geçirmeye başladı. Biz bütün verileri maliye bakanlığı, gelir dairesine veriyoruz. Eskiden kağıt ortamda veriyorduk, şimdi elektronik ortamda veriyoruz. Maliye Bakanlığı bu verileri devletin diğer kamu ve kuruluşlarıyla paylaşabilir ama paylaşmıyor. Biz onlara da ayrıca veriyoruz. Yani aynı verileri değişik değişik kurumlara aynı şekilde veriyoruz.
“MESLEKTAŞLARIMIZIN BEDEN VE RUH SAĞLIĞI BUNU ARTIK TAŞIYAMAZ HALE GELDİ”
Şu anda meslek camiası infial durumuna geçti. Bunun sebeplerinden birisi de enflasyon muhasebesi. Biliyorsunuz, ülkede bir enflasyon var ve yıllardır kalıcı hale geldi. Enflasyonun yüksek olmasının sebebi hiçbir zaman muhasebeciler olmadı ama bütün yükü biz çekiyoruz. Nedir bu yük derseniz. 2023 yılı sonu itibarıyla artık enflasyon muhasebesine geçildi. Sebep nedir? 3 yılın ortalaması yüzde 100’ü aştığı için son yılın enflasyonu da 110’u aştığı için yasa gereği enflasyon muhasebesine geçilmek zorunda kalındı. Ona da kabul. Enflasyon muhasebesi ne zaman yapılır? Bilanço çıkarılarak yapılır. Biz bilançoyu normal şartlarda her yılın sonunda çıkarıyoruz. Bizim her yıl sonu bilanço çıkarmamız gerekirken, gelir dairesi 3 ayda bir çıkarmamızı söylüyor. 3 ayda bir bilanço çıkmadan zaten enflasyon muhasebesi olmuyor. O nedenle biz gelir dairesine diyoruz ki, eğer bizim düzgün enflasyon muhasebesi yapmamızı istiyorsanız bize eskiden olduğu gibi yıllık bilançoları yıllık isteyin. Biz bu iş yükü altında eziliyoruz. Artık dayanılmaz bir seviyeye geldi. Meslektaşlarımızın beden ve ruh sağlığı bunu artık taşıyamaz hale geldi. Bizim sesimize kulak verin. Biz artık bu mesleği yapacak halde değiliz.”
]]>CHP Ulaştırma Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, nakliyecilerin sorunlarını TBMM gündemine taşıdı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Karasu, şunları kaydetti:
“Akaryakıttaki yüksek fiyat artışlarının yanı sıra maliyetleri fiyata yansıtamayan ve Avrupa’nın vize engelini aşamayan karayolu taşımacıları, sektörde büyük sıkıntı ve sorunlar yaşamaktadır. 550 bine yaklaşan karayolu ticari yük taşıma filosunda arz-talep makasının hızla açıldığına işaret eden sektör temsilcileri, araç filosunun yaklaşık yüzde 40’ının atıl duruma düştüğünü belirtmektedir.
Türkiye Nakliyeciler Derneği (TND) ‘Yüksek enflasyonla gelen bu maliyet artışları karşısında başta lojistik firmaları ve TIR sahipleri olmak üzere ciddi bir sıkıntılar yaşıyoruz. Genel anlamda ticarette daralma var. İş hacmindeki daralmaya paralel neredeyse 10 kamyondan 4’ünün atıl durumda olduğunu söyleyebiliriz. Hatta tabiri caiz ise kontak kapatma düşüncesine kadar gelen firmalar var. Evde oturduğunda araç maliyeti daha az olduğu için sefere çıkmayan araç sahipleri var’ açıklamasını yapmıştır.
Türkiye’nin AB’ye, AB’nin Türkiye ile Orta Asya, Kafkasya ve Orta Doğu’ya ihracatını karayoluyla taşıyan uluslararası taşımacılık sektörü, vize sürecinde zorluklar ve zaman kayıpları yaşamakta, bu durum ticari malların hareketini kısıtlamaktadır. Tüm Avrupa sürücü eksikliği ile mücadele ederken, Shengen ülke misyonlarının yeni sürücülerin vize başvurularına red verdikleri, yılların sürücülerine ise Shengen vize kurallarına aykırı olarak ya kısa süreli vize verdiği ya da ret verdiği belirtilmektedir.”
“NAKLİYECİLERİMİZİN SORUNLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA YÖNELİK BAKANLIĞINIZIN YAPMAYI DÜŞÜNDÜĞÜ UYGULAMALAR NELERDİR?”
Karasu, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a şu soruları yöneltti:
“-Nakliyecilerimizin sorunlarının ortadan kaldırılmasına yönelik bakanlığınızın kısa, orta ve uzun vadede yapmayı düşündüğü uygulamalar nelerdir?
-Akaryakıttaki yüksek fiyat artışları, ekonomideki sorunlar ve Schengen vizesi engelleri vb. gibi öne çıkan sorunların ortadan kaldırılması için bakanlığın yaptığı/yapacağı çalışmalar nelerdir?
-Rekabetin oldukça çetin olduğu bu sektörde yabancı plakalı araçların geri dönüş yükü olarak düşük rakamlara ürün taşıdığı, bazılarının da iç yükleme yaparak yurtiçi pazarda da faaliyet gösterdiğine yönelik iddialar doğru mudur? Bu konuda bakanlığınızın son bir yılda yaptığı denetim sayısı ve sonuçları nelerdir?
-Türk sürücülere “acil ve öncelikli” olarak vize alabilmesi için bakanlık olarak yaptığınız, yapacağınız bir çalışma var mıdır?
-Nakliye firma ve şoförlerin talepleri doğrultusunda, araç kredileri kullanma fırsatları konusunda yaptığınız/yapacağınız çalışmalar nelerdir?
-2002-2024 tarihleri arasına bürokratik vd. engeller sebebiyle ihraç malları taşıyan nakliyecilerimizin yaşadığı maddi kayıpları yıllık olarak açıklar mısınız?”
]]>Uraloğlu, Ankara-İzmir Hızlı Tren Hattı Projesi’nde çalışmaları yerinde incelemek için geldiği Afyonkarahisar’da Bayat ilçesindeki Bayat-1 tüneli ile il merkezindeki V01 Viyadüğü’nde çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesi’nde gelinen son durumu yerinde görmek için saha programı düzenlediklerini söyledi.
Güzergah boyunca incelemelerde bulunduklarını ve çalışma arkadaşlarından projeyle ilgili bilgi aldıklarını kaydeden Uraloğlu, “Hızlı tren hattında Polatlı-Afyonkarahisar arasında toprak işleri, viyadük, köprü ve tünel çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Şu an itibarıyla 660 metrelik Bayat-1 tünelinin yarısını tamamlamış durumdayız. İnşallah mayıs ayı içinde de kazısını bitirmiş olacağız.” dedi.
Aynı şekilde Afyonkarahisar’ın kuzeyinden ilerleyen 2 bin 208 metre uzunluğundaki V1 Viyadüğü’nde de çalışmaların hızla sürdüğüne işaret eden Uraloğlu, şöyle konuştu:
“Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren hattında yakın zamanda elektrifikasyon ve sinyalizasyon gibi üstyapı işlerinde de çalışmalara başlayacağız. Hattın, TCDD Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen Banaz-Eşme, Eşme-Salihli ve Salihli-Manisa olmak üzere 180 kilometrelik kesimindeki altyapı işlerinin yüzde 63’lük fiziksel ilerlemesini de gerçekleştirdik. Projemizin bir bölümünü 2026, tamamını ise 2027 yılında bitirmeyi hedefliyoruz. 508 kilometre uzunluğundaki proje kapsamında; Emirdağ, Afyonkarahisar, Uşak, Alaşehir, Salihli, Manisa, Muradiye, Ayvacık, Emiralem ve Menemen İstasyonları olacak şekilde 10 istasyon tasarladık. 40,7 kilometre uzunluğunda 49 tünel, 25,5 kilometre uzunluğunda 67 viyadük, 81 köprü, 781 menfez ve 177 üstgeçit ile 244 altgeçit inşa ediyoruz. Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesi’nin tamamlanması ile mevcut demiryolu bağlantısıyla 824 kilometre olan mesafe 624 kilometreye inecek. Ankara-İzmir arası 14 saat olan seyahat süresi ise 3 saat 30 dakikaya inecek.”
“13 milyon insanımız doğrudan hızlı tren konforuna kavuşacak”
Proje tamamlandığında Ankara-İzmir arası hat uzunluğunun 624 kilometre olacağını dile getiren Uraloğlu, “Çalışmalarımız zaten Polatlı’ya kadar olan hızlı tren hattından sonra başladığı için 508 kilometre olarak ifade ediyoruz. 508 kilometre uzunluğu olan projede kullanılacak hattın dizayn hızı 250 kilometre saattir. Hattımız tamamıyla hizmete girdiğinde Ankara, Afyonkarahisar, Uşak, Manisa ve İzmir’de yaşayan yaklaşık 13 milyon insanımız doğrudan hızlı tren konforuna kavuşacak.” diye konuştu.
Uraloğlu, Ankara-Afyonkarahisar arası seyahat süresinin 1 saat 40 dakikaya düşeceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Ankara-Uşak arası seyahat süresi 6 saat 50 dakikadan 2 saat 10 dakikaya, Ankara-Manisa arası 11 saat 45 dakikadan 2 saat 50 dakikaya, Ankara-İzmir arası ise 3 saat 30 dakikaya düşecektir. Hattımız tamamlandığında yılda yaklaşık 13,3 milyon yolcu ve 90 milyon ton yük taşıyacağımızı öngörüyoruz. Dolayısıyla sanayisi, turizm potansiyeli ve limanıyla ülkemizin 3. büyük şehri olan İzmir’i ve güzergahındaki Manisa, Uşak ve Afyonkarahisar’ı Ankara’ya daha da yaklaştırarak, bölgedeki ticaret hacmini de büyüteceğiz.”
“Ülkemizi, Avrupa’da 6, dünya da 8’inci hızlı tren işletmecisi yaptık
Demiryollarında yük ve yolcu taşımacılık oranlarını artırmak üzere büyük projeler hayata geçirdiklerini anlatan Uraloğlu, 22 yılda demiryollarına 57 milyar dolar yatırım gerçekleştirdiklerini söyledi.
Uraloğlu, mevcut konvansiyonel demiryolu hattını yenilediklerini hatırlatarak, “2002’de devraldığımız 10 bin 948 kilometre olan demiryolu uzunluğumuzu 13 bin 919 kilometreye çıkardık. 2 bin 251 kilometre yüksek hızlı ve hızlı tren hattı da inşa ettik. Demiryolu ağımızı 13 bin 919 kilometreye yükselttik. Ülkemizi, yüksek hızlı tren işletmeciliği ile tanıştırdık ve Avrupa’da 6, dünya da 8’inci hızlı tren işletmecisi yaptık. Uzun yıllar vatandaşların tercih etmediği demiryolu seyahatlerini artık hızlı ve konforlu seyahat isteyenlerin ilk adresi haline dönüştürdük.” ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, yüksek hızlı trenler ile hizmete girdiği 2009 yılından bu yana 85 milyon yolcu taşıdığını aktardı.
“Ülkemiz adına çok büyük ve önemli bir projeyi daha hayalden gerçeğe dönüştüreceğiz”
Ayrıca Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren Hattı Projesi’ni gündeme aldıklarını vurgulayan Uraloğlu, “Süper hızlı tren hattımızın güzergah uzunluğu 344 kilometre olacak. Saatte 350 kilometre hıza ulaşacak trenlerimizle seyahat süresini 80 dakikaya indirmeyi planlıyoruz. Yine Gebze’den başlayıp Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçerek İstanbul Havalimanı’na, son olarak Çatalca’ya ulaşacak Kuzey Marmara Hızlı Tren hattı projesini de planlarımız arasına aldık.” diye konuştu.
Demiryollarının çağın gerektirdiği değişimi yakaladığını ve dinamik bir yapıya kavuştuğunu belirten Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2053 yılı hedeflerimiz doğrultusunda da demiryolu hat uzunluğumuzu 28 bin 590 kilometreye yükseltmeyi planlıyoruz. Karayollarındaki yüzde 72’lik yük taşımacılığının payını düşürmeyi, demiryollarının yüzde 5 olan taşımacılık payını yüzde 22’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Yolcu taşımacılığında yıllık ortalama 19,5 milyon olan yolcu sayısını 270 milyona çıkarmayı planlıyoruz. Ülkemiz adına çok büyük ve önemli bir projeyi daha hayalden gerçeğe dönüştürmüş olacağız.”
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Dünya Bankası tarafından düzenlenen Orta Koridor’un Ticaret ve Lojistik Potansiyelinin Gerçekleştirilmesi Etkinliği’ne videokonferans yöntemi ile katıldı. Doğu ile batı arasındaki önemli bir kara ve su köprüsü olarak hizmet veren Orta Koridor’un Orta Asya ve Kafkasya ülkeleri, hatta Orta Doğu ülkeleri için de eşsiz bir ekonomik büyüme vaadi taşıdığının altını çizen Uraloğlu, “Bugün üzerinde konuştuğumuz Dünya Bankası çalışması, stratejik politikalar, hedefli yatırımlar ve iş birliği çabalarının Orta Koridor’da ticaret hacmini üçe katlama ve taşıma sürelerini 2030’a kadar yarıya indirme gücünü vurgulamaktadır” ifadelerini kullandı.
“Orta Koridor potansiyelini gerçekleştirmek için kararlı eylemler şart”
Orta Koridor’da ticaret ve lojistik potansiyelini tam anlamıyla gerçekleştirmek için kararlı eylemlerin şart olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, bu çalışmanın atılması gereken adımları önceliklendirmeye ışık tutacak nitelikte olduğunu söyledi. Türkiye’nin demiryolu altyapısının halihazırdaki talebi karşılamakta yeterli olduğunu söyleyen Uraloğlu, “Bakü-Tiflis-Kars hattından gelen yükün Edirne’ye kadar sevkiyatında herhangi bir kapasite problemi ile bugüne kadar karşılaşmadık. Ulusal taşıyıcımız TCDD Taşımacılık, Kars’ta çeken ve çekilen araçların doğudan gelecek yük akışını karşılayacak şekilde daima hazır olmalarını sağlamaktadır. Değerlendirmenin aksine Kars’ın batısında altyapı ve araç arzının altında bir yük akışı olduğunu yeri gelmişken belirtmek isterim” dedi.
“Orta Koridor’un kapasitesini arttıracak ve darboğazları ortadan kaldıracak önlemleri ele alıyoruz”
Orta Koridor paydaşlarının bir araya gelerek pürüzleri gidermenin yoluna bakmaları ve çözümleri önceliklendirmeleri gerektiğini belirten Uraloğlu, “Bu anlayışla Orta koridor ülkeleriyle sıkça bir araya geliyor, üçlü mekanizmalar çerçevesinde koridorun kapasitesini arttıracak ve darboğazları ortadan kaldıracak önlemleri ele alıyoruz. Azerbaycan-Kazakistan veya Azerbaycan-Gürcistan ile kurduğumuz mekanizmalar buna birer örnektir. Diğer taraftan bu ülkelerle çeşitli uluslararası örgüt çatısı altında bir araya geliyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı, TRACECA, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu çerçevesinde taşımaların, gümrük işlemlerinin, lojistik duraklardan geçişin kolaylaştırılmasına yönelik uyumlaştırma yöntemleri arıyoruz” şeklinde konuştu.
“Ortak anlayışa vararak engelleri kaldırmak mümkün olacaktır”
Koridor boyunca yakından koordinasyonu sağlayacak yeterli platformun halihazırda mevcut olduğunu söyleyen Uraloğlu, ortak anlayışa vararak engelleri kaldırmanın hızlıca mümkün olacağını ifade etti. Usul ve işlemlerin kolaylaştırılması noktasında transit yükün olabildiğince engellere takılmaksızın hedefine ulaşması için idari birtakım prosedürleri geride bırakmanın gerekliliği konusunda ortak anlayışa varılması gerektiğinin altını çizen Uraloğlu, doğu-batı yük potansiyeli demiryolu kapasitesinin çok üzerindeyken demiryolunun da tamamlayıcı niteliğindeki karayolu için kotaların liberalleştirilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Orta Koridor’un bölge ülkeleri için önemli bir ticari ve ekonomik potansiyele sahip olduğunun altını çizen Uraloğlu, koridorun Asya ve Avrupa arasında stratejik bir bağlantı sağlayarak ticaretin artmasına, ekonomik büyümeye ve kalkınmaya katkı sağlayacağını söyledi. Türkiye olarak Orta Koridor’un geliştirilmesi ve güçlendirilmesi konusundaki kararlılığı sürdürdüklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, bölge ülkeleri arasındaki ticaretin ve iş birliğinin artması için çaba gösterdiklerinin altını çizdi.
“Demiryolu yük taşıma payını yüzde 22’ye çıkarmayı hedefliyoruz”
Raporda 2021 yılına kıyasla 2030 yılına gelindiğinde Türkiye üzerinden konteyner yüküne olan talebin artacağının öngörüldüğünü belirten Bakan Uraloğlu, “Bunun oldukça yerinde bir tespit olduğunu ve 2053 vizyonumuzla örtüştüğünü düşünüyorum. Ulaştırma alanında 2053 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz yatırımlarımızın önemli bir kısmını demiryolu sektöründe yapmayı planlıyoruz. Demiryolu üzerinden yük taşıma payını 2053’e kadar yüzde 22’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla karayolundan demiryoluna yükün kaymasını sağlamış olacağız. Orta Koridor’da yükün konteyner olarak taşınması için gereken ilave kapasiteyi de sağlamış olacağız” dedi.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile demiryolu bağlantısı
2053 vizyonu doğrultusunda Asya, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu arasında artan ticarete daha fazla ulaşım altyapısı sağlamayı ve ulaştırma bağlantısallığını artırmayı hedeflediklerini açıklayan Bakan Uraloğlu, “Gerek Asya’dan, gerekse Orta Doğu’dan gelecek yüklerin akışını sorunsuz bir şekilde sağlamak için Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile Asya ve Avrupa kıtaları arasında Marmaray’dan sonra ikinci demiryolu bağlantısını tesis ediyoruz. Bu kapsamda Gebze-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-İstanbul Havalimanı-Çatalca Demiryolu Projesi’ni hayata geçirmeyi planlıyoruz. Buna ilave olarak şu anda inşa edilmekte olan Halkalı-Kapıkule Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi tamamlandığında İstanbul ile Türkiye-Bulgaristan sınırı arasında yüksek hızlı tren işletmeciliğine başlanacaktır. Böylece bölgeler arasında kesintisiz ticarete daha yüksek kapasite ve hız ile katkıda bulunacağız” şeklinde konuştu.
Divriği-Kars Demiryolu Rehabilitasyon Projesi hayata geçiyor
Ayrıca Bulgaristan ile artan demiryolu potansiyelini de dikkate alarak ikinci bir demiryolu geçiş noktası kurulması konusunda Mutabakat Zaptı imzaladıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, ikinci demiryolu hattı ile doğu-batı yönlü yük taşıma kapasitesinin artacağını, bunun Orta Koridor’un demiryolu potansiyeline de önemli ölçüde katkıda bulunacağını ifade etti. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu’nun devamı olan Divriği-Kars Demiryolu Rehabilitasyon Projesi ile mevcut demiryolu altyapısını modernize ederek doğu-batı bağlantılarını güçlendireceklerini, ayrıca kapasite artışı da sağlayacaklarını söyleyen Uraloğlu, “Diğer taraftan açık denizlere erişimi olmayan Orta Asya ülkelerinin kendi aralarındaki yük akış artışının yanı sıra, küresel ticarete erişim noktaları çeşitlendirilmiş olmaktadır. Ülkemizin doğusunda yeni bir bağlantı olarak Zengezur Koridoru’nu ulusal ağımıza bağlamak için yeni bir demiryolu inşa edeceğiz. Bu bağlantı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı ile birlikte Orta Koridor’u tamamlayacak bir hat niteliğinde olacaktır” dedi.
Kalkınma Yolu ile yeni hat
Uraloğlu, sadece doğu-batı güzergahında değil, aynı zamanda kuzey-güney aksında da planlamaların devam ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya ve Orta Asya’ya bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi büyük önem taşıyor. Bu yeni güzergah, bölgedeki yüklerin Avrupa ve Orta Asya’ya erişiminde ciddi kolaylıklar sağlayacak. Kalkınma Yolu olarak adlandırılan bu yeni güzergah Irak tarafında yaklaşık bin 200 kilometrelik hem çift hat demiryolu hem de otoyol yapımını içeriyor. Türkiye tarafında ise ulusal demiryolu ve karayolu ağımıza yaklaşık 130 kilometrelik demiryolu ve 300 kilometrelik otoyol ile bağlamak için gerekli teknik çalışmaları tamamladık. Kalkınma Yolu, Orta Doğu ülkeleri ile Orta Koridor ülkeleri arasındaki karşılıklı ticaretin çeşitlendirilmesi ve yeni pazarlara erişimi destekleyici ve tamamlayıcı bir girişim olması açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Görüleceği üzere artması beklenen yük hacmine göre gerekli kapasite artışlarımızı planlıyor ve çalışmalarına başlıyoruz. Türkiye olarak bölgesel planlamalara ve düzenlemelere çok önem veriyoruz. Ulaştırma sektörüne yapılan yatırımların etkin kullanımı için bölgesel iş birliklerine ihtiyaç var.” – ANKARA
]]>Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ocak-mart dönemine ilişkin denizcilik istatistiklerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Türkiye’yi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde dünyanın önemli liman merkezi haline getirdiklerine dikkati çeken Uraloğlu, “Deniz ticaret hacmimizi artırarak ülkemizin ekonomi ve istihdamını geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Uraloğlu, Bakanlık olarak denizciliğin daha da gelişmesi, denizlerden sağlanan imkanların artırılması, kaynakların ekonomiye kazandırılması için gerekli bütün atılımların ve yatırımların yapıldığını aktararak, Türkiye’nin deniz ticaretinden daha fazla pay alması için çalışmaları hız kesmeden sürdürdüklerini bildirdi.
Yılın ilk çeyreğinde yaşanan ekonomik iyileşmenin ticari hayata yansımaya başladığına işaret eden Uraloğlu, “İlk çeyrekte limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 artarak 134 milyon 327 bin 597 tona yükseldi. Limanlarda elleçlenen konteyner miktarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,9 gibi rekor oranda artarak 3 milyon 350 bin 817 TEU’ya ulaştı.” ifadesini kullandı.
Uraloğlu, martta limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 5 milyon 699 bin 607 ton olduğunu aktardı.
Türkiye limanlarında elleçlenen yük miktarının geçen ay 47 milyon 351 bin 510 ton olarak gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu dönemde limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,4 artarak 12 milyon 804 bin 476 ton, ithalat amaçlı boşaltma miktarı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,4 artarak 23 milyon 880 bin 435 ton olarak gerçekleşti. Mart ayında dış ticaret taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,8 artarak 36 milyon 684 bin 911 ton oldu.”
En fazla elleçlenen yükler
Uraloğlu, mart ayında önceki aya göre en fazla artış gösteren yük cinsinin motorin elleçlemesi olduğunu belirterek, limanlarda 3 milyon 507 bin 326 ton motorin yük elleçlemesi gerçekleştirildiğini aktardı.
Bunu ’40’lık dolu konteynerlerde taşınan yükler’ ile demir cevheri ve konsantrelerinin izlediğini aktaran Uraloğlu, “Portland çimento yük cinsi, limanlarımızda elleçlenen ihracat yükleri içinde 1 milyon 40 bin 381 tonla ilk sırayı aldı. Bunu, motorin ve feldispat takip etti. Ham petrol, limanlarımızda elleçlenen ithalat yükleri içinde ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla, hurda demir ve briketlenmemiş taşkömürü takip etti.” ifadelerini kullandı.
“En fazla yük İtalya’ya yapılan taşımalarda elleçlendi”
Uraloğlu, martta deniz yoluyla yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin İtalya’ya yapılan taşımalarda gerçekleştirildiğini, bunu ABD ve İspanya’ya yapılan taşımaların takip ettiğini belirterek, ithalatta ise en fazla yük elleçlemesinin Rusya’dan yapılan taşımalarda görüldüğünü aktardı.
Limanlarda elleçlenen dış ticarete konu 36 milyon 684 bin 911 ton yükün yüzde 8,1’inin Türk bayraklı gemilerle taşındığına işaret eden Uraloğlu, “Türk bayraklı gemilerle taşınan yük miktarı martta 2 milyon 965 bin 1 ton ile önceki yılın aynı ayına göre yüzde 29,1 arttı. Yabancı bayraklı gemilerle taşınan yük miktarı ise 33 milyon 719 bin 910 ton ile önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 arttı.” değerlendirmesinde bulundu.
Uraloğlu, geçen ay limanlarda elleçlenen konteyner miktarının 1 milyon 169 bin 846 TEU’ya ulaştığını belirtti.
-“En fazla yük Aliağa’da elleçlendi”
Uraloğlu, martta limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 5 milyon 699 bin 607 ton olarak gerçekleştiğini ifade etti.
Söz konusu ayda kabotajda taşınan yük miktarının ise 4 milyon 966 bin 992 tonla geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 azaldığını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:
“En fazla yük elleçlemesi 7 milyon 720 bin 348 tonla Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleşti. Burayı, 7 milyon 365 bin 591 ton ile Kocaeli ve 5 milyon 669 bin 99 tonla İskenderun bölge liman başkanlıkları takip etti. Denizcilik alanında uluslararası arenada çok önemli bir konumda olduğumuzu artık gururla söyleyebiliyoruz. Dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden biriyiz.”
]]>AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Türkiye’nin önde gelen askeri araç üreticilerinden FNSS Savunma Sistemleri, 35 yıldır milli imkanlarla özgün olarak geliştirdiği 24 farklı savunma sistemiyle yurt içinde ve dışında birçok kullanıcıya hizmet veriyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri ile müttefik silahlı kuvvetlerinin kullanımı için paletli ve tekerlekli zırhlı muharebe araç aileleri ile silah sistemlerinin tasarım ve üretimini gerçekleştiren FNSS, bu ürünlerle yüzlerce milyon dolarlık ihracat potansiyelinin ortaya çıkmasını sağlıyor.
FNSS, bu araçların yanında, geliştirdiği yenilikçi alt sistemlerle çok sayıda teknolojik çözümü patent ve faydalı modelle tescilledi.
Şirket, bu faaliyetler dolayısıyla son olarak Ankara Sanayi Odasının 60. kuruluş yılı ödül töreninde Faydalı Model Sayısını En Çok Artıran Firmalar Büyük İşletmeler kategorisinde ödül kazandı.
FNSS, son dönemde çoğunluğu özgün AR-GE projelerinin sonucu olmak üzere çok sayıda teknolojik çözüme imza attı, bunları patent ve faydalı modele dönüştürdü.
Şirket bu çalışmalar kapsamında ortaya çıkan Seri Hibrit Paletli Araçlar İçin Çapraz Tahrikli E-Transmisyon ile patent başvurusu yaptı.
Buluş, elektrikli ve seri hibrit, paletli, skid-steer (nokta dönüşlü) özellikteki tekerli askeri araçlarda, insansız kara araçlarında ve iş makinelerinde kullanılan çapraz tahrikli elektrikli transmisyonu içeriyor. Buluşun en önemli amacını, çapraz tahrikli ve bağımsız tahrikli yapıyı birleştirerek ortak avantajları bir arada toplamak oluşturuyor. Sağ ve sol paleti yine birbirinden bağımsız 2 elektrik motoru tahrik ediyorken, bu motorlar arasına mekanik güç transferine olanak sağlayan bir diferansiyel dişli grubu ve üçüncü bir tahrik motoru ekleniyor. Bu sayede hem daha küçük ebatlı motor kullanımına imkan sağlanıyor, hem de motorlara düşen görevler itibariyle 3 motor arasında etkin ve verimli bir güç dağılımı yakalanıyor. Aynı zamanda tek motor arızası durumunda diğer 2 motor ile sürüşe devam ediliyor.
Bu çözümle mevcut teknikte var olan problemler çözülürken yeni, ekonomik, kullanışlı ve pratik bir transmisyon tasarımı ortaya çıkarıldı.
Güç Grubu Test Ünitesi
Patent başvurusu yapılan Güç Grubu Test Ünitesi ise genellikle zırhlı araçların güç grubunda bulunan motor, transmisyon gibi unsurların gerekli parametreleri sağlayıp salamadığını ve sorunsuz çalıştığını teyit ve test etmek amacıyla geliştirildi.
Savunma sanayisinde geliştirilen 6×6, 8×8 zırhlı tekerlekli kara araçlarının güç grubunda bulunan motor, transmisyon gibi unsurlar, bakım işlemleri sonrası araca geri montesi öncesinde gerekli parametreleri sağladığını ve sorunsuz çalıştığını teyit için test ediliyor.
???????Buluşun en önemli amacını, güç grubunda bulunan bütün unsurların tek bir seferde araca montajı yapılmadan test edilmesini sağlaması oluşturuyor. Taşınabilir olarak tasarlanan sistem sabit bir test düzeneğinin aksine istenen lokasyonda kullanılabiliyor.
Buluş, özellikle kullanıcıya hız, vites, sıcaklık, yakıt değeri, akü durumu ve sistem üzerinde gerçekleşebilecek arızalar hakkında ekran ve uyarı ve gösterge paneli ile bilgilendirme yapıyor. Ünite, marş ile motorun çalıştırılmasına, motor devrinin ayarlanmasına, vitesin değiştirilmesine imkan tanıyan, sensörlerle alınan ölçümlerin okunarak ilgili parametrelerin ekrana ve/veya uyarı ve gösterge paneline yansıtılmasına imkan tanıyan kontrol paneli içeriyor.
Üniteyle bakım teknisyenlerinin güç grubu bakımları en iyi düzeyde gerçekleştirilebiliyor, güç grubu bakım süresi kısalıyor. Böylelikle araçların kritik arıza hali önleniyor ve kullanılabilirlik süreleri arttırılıyor. Ünite, harici bir güç kaynağı olmadan dahili bataryalar ile çalışabiliyor.
Askeri Araçlar İçin Portatif Yük Kaldırma Mekanizması
Patent belgesi verilen Askeri Araçlar İçin Portatif Yük Kaldırma Mekanizması, yükün araç üzerine kaldırılmasını sağlayan el vinci, yükün asıl ağırlığını taşıyan taşıyıcı direk, ağırlık ölçümü yapılacaksa veya ağırlığı bilinmeyen bir birim kaldırılacaksa dinamometreli taşıyıcı kol veya ağırlığı bilinen bir birim kaldırılacaksa portatif kol içeren portatif yük kaldırma mekanizmasından oluşuyor.
Buluşun en önemli amacını, askeri araçların üzerine bir ekipman veya parça kaldırılması gerektiğinde kolayca kurulup istenilen bölgede yük kaldırma operasyonunu gerçekleştirmesi oluşturuyor.
Kolay kurulabilen ve katlanabilir olan mekanizma, araç üzerinde veya araç içinde kolayca istiflenebiliyor.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2024 yılının ilk iki ayında denizcilik yük istatistiklerinde yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Son aylarda yaşanan ekonomik gelişmelerin ticari hayata yansımalarının görülmeye başladığını söyleyen Uraloğlu, deniz ticaretinde büyümenin kendini rekor seviyelerde gösterdiğini ifade etti.
“Uluslararası arenada deniz taşımacılığında en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız”
2024 yılı Şubat ayında limanlara denizden gelerek elleçlenen yük miktarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artarak 43 milyon 853 bin 985 tona yükseldiğini belirten Uraloğlu, elleçlenen konteyner miktarının ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,9 artarak 1 milyon 167 bin 210 TEU’ya yükseldiğini açıkladı. Uraloğlu, “2024 yılı Ocak-Şubat döneminde ise limanlarımızda elleçlenen yük miktarı bir önceki yılın aynı dönemine göre toplamda yüzde 6,2 artarak 86 milyon 973 bin 541 ton olarak gerçekleşti. Aynı dönemde limanlarımızda elleçlenen toplam konteyner miktarı ise yüzde 18,9 artarak 2 milyon 180 bin 972 TEU’ya kadar çıktı. Şu an uluslararası arenada deniz taşımacılığında en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız” dedi.
İhracat amaçlı yüklemeler yüzde 34,6 arttı
Bakan Uraloğlu, deniz taşımacılığındaki büyümeyi özellikle ihracat yüklerinin domine ettiğini vurgulayarak, 2024 yılı Şubat ayında limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34,6 artarak 12 milyon 49 bin 294 tona çıktığını anlattı. Uraloğlu, “İthalat amaçlı boşaltma miktarımız da bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,6 artarak 20 milyon 744 bin 969 ton olarak gerçekleşti. Şubat ayında dış ticaret taşımaları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,0 artarak 32 milyon 794 bin 263 tona yükseldi. Konteyner elleçlemesinde ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26,6 artış yaşanarak, 840 bin 499 TEU konteyner elleçlendi. Şubat ayında limanlarımızda gerçekleştirilen ihracat amaçlı konteyner yüklemeleri ise yüzde 31,4 artarak 434 bin 471 TEU’ya, ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları yüzde 21,8 artarak 406 bin 28 TEU’ya yükseldi” dedi.
Transit konteyner miktarı iki kat arttı
Bakan Uraloğlu, limanlarda elleçlenen transit konteyner miktarının ise şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre iki kattan fazla artış gösterdiğini ifade etti. Uraloğlu, transit konteyner miktarının yüzde 109,3 artarak 267 bin 207 TEU’ya yükseldiğini, kabotajda elleçlenen konteyner miktarının da yüzde 21,9 artarak 59 bin 503 TEU olarak gerçekleştiğinin altını çizdi. Şubat ayında limanlarda elleçlenen toplam transit yük taşımalarının ise yüzde 5,7 artarak 5 milyon 962 bin 868 ton olduğunu açıklayan Uraloğlu, kabotajda taşınan yük miktarının ise 5 milyon 96 bin 854 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 arttığını bildirdi.
En fazla yük Aliağa’da elleçlendi
Bakan Uraloğlu, şubat ayında en fazla yük elleçlemesinin Aliağa’da yapıldığını açıkladı. Aliağa Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında faaliyet gösteren limanlarda şubat ayında toplam 7 milyon 392 bin 884 ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, “Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında elleçlenen yüklerin yüzde 80,7’si, yani 5 milyon 965 bin 398 tonu dış ticaret yükleri oldu. 12,7’lik kısım olan 935 bin 382 tonunu kabotaj yükleri oluştururken, 492 bin 104 tonunu ise transit yükler oluşturdu. Aliağa bölgesini 6 milyon 687 bin 288 ton ile Kocaeli bölgesi, 5 milyon 321 bin 549 ton ile İskenderun bölgesi takip etti. 37 liman başkanlığımız arasında en fazla yük elleçlemesi gerçekleşen ilk 10 liman başkanlığında toplam 37 milyon 263 bin 303 ton yük elleçlenmiş oldu ve bu rakam elleçlenen toplam yükün yüzde 85’ini oluşturdu” ifadelerini kullandı.
Konteyner elleçlemesinde ise en fazla konteynerin Ambarlı bölgesinde elleçlendiğini belirten Uraloğlu, 262 bin 839 TEU konteynerin Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 200 bin 561 TEU konteynerin Tekirdağ Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 186 bin 851 TEU konteynerin ise Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında elleçlendiğini kaydetti. Büyük deprem felaketinden etkilenen İskenderun’da 2023 yılının ilk 2 ayında İskenderun Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde toplam 8 milyon 176 bin 148 ton yük elleçlenirken, 2024 yılının ilk 2 ayında İskenderun Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde geçen yılın ayını dönemine göre yüzde 41 artışla 11 milyon 528 bin 153 ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, “Depremin yaralarını sardık ve sarmaya devam ediyoruz” dedi.
En fazla ihraç edilen yük portland çimento oldu
Bakan Uraloğlu, şubat ayında portland çimentonun limanlarda elleçlenen ihracat yükleri içerisinde 757 bin 85 ton ile ilk sırayı aldığını açıkladı. Portland çimentoyu 566 bin 317 ton ile motorinin, 507 bin 318 ton ile klinker yüklerinin takip ettiğini anlatan Uraloğlu, “Ancak deniz yoluyla ithalatta yine ham petrol limanlarımızda elleçlenen en büyük yük oldu. Şubat ayında 2 milyon 279 bin 696 ton ham petrol limanlarımızda elleçlendi. Bunu sırasıyla 2 milyon 70 bin 617 ton ile taşkömürü ve 1 milyon 686 bin 75 ton ile hurda demir takip etti” dedi.
En fazla ihracat İtalya’ya yapıldı
Uraloğlu, şubat ayında denizyolu ile yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin 1 milyon 676 bin 310 ton ile İtalya’ya yapıldığını ifade etti. İtalya’yı sırasıyla 971 bin 339 ton ile Amerika’nın, 801 bin 20 ton ile İspanya’nın takip ettiğini kaydeden Uraloğlu, İtalya’ya giden yüklerin 318 bin 764 tonunun ise Türk bayraklı gemilerle taşındığını bildirdi. İthalatta en fazla yük elleçlemesinin 7 milyon 223 bin 347 ton ile Rusya’dan yapılan taşımalarda gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, “Rusya’yı sırasıyla 1 milyon 834 bin 78 ton ile Amerika’dan ve 1 milyon 38 bin 815 ton ile Mısır’dan yapılan taşımalar takip etti. Konteyner elleçlemesinde ise şubat ayında 119 bin 523 TEU ile en fazla konteyner elleçlemesi yapılan ülke Çin oldu. Çin’i sırasıyla 110 bin 293 TEU ile Mısır ile yapılan taşımalar ve 86 bin 396 TEU ile Yunanistan ile yapılan taşımalar takip etti. Denizyolu ile yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini ise 50 bin 847 TEU ile Mısır’a giden konteynerler oluşturdu” açıklamasında bulundu.
Konteyner ağırlığı yüzde 35,2 arttı
Uraloğlu, limanlarda elleçlenen yüklerin kargo tiplerine bakıldığında 2024 yılı Şubat ayında en fazla elleçlemenin 13 milyon 785 bin 117 ton ile sıvı dökme yüklerde gerçekleştiğini açıkladı. Sıvı dökme yükleri 12 milyon 536 bin 154 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,5 artan katı dökme yüklerin takip ettiğini açıklayan Uraloğlu, konteynerlerde taşınan yüklerin ise 11 milyon 962 bin 485 tona ulaştığını kaydetti. Uraloğlu, konteynerlerde taşınan yüklerin bir önceki yılın aynı ayına göre ton bazında yüzde 35,2 oranda büyük bir artış yaşadığının altını çizdi. Uraloğlu, konteyner cinslerine göre konteyner elleçleme rakamlarına bakıldığında dolu konteyner miktarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38 artarak 880 bin 180 TEU olduğunu kaydetti. Uraloğlu, “Şubat ayında limanlarımızda elleçlenen boş konteyner miktarı ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,6 artışla 287 bin 29 TEU olarak gerçekleşti. Şubat ayında limanlarımızda elleçlenen konteynerlerin yüzde75,4’ünü dolu konteynerler, yüzde 24,6’sını ise boş konteynerler oluşturdu” dedi. – ANKARA
]]>Uraloğlu, yazılı açıklamasında, bu yılın ilk iki ayında limanlarda elleçlenen yük miktarının toplam 86 milyon 973 bin 541 tona, konteyner miktarının 2 milyon 180 bin 972 TEU’ya ulaştığını bildirdi.
Son aylarda yaşanan ekonomik gelişmelerin ticari hayata yansımalarının görülmeye başladığına işaret eden Uraloğlu, “Deniz ticaretinde büyüme ise kendini rekor seviyelerde gösterdi. Şubatta limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artarak 43 milyon 853 bin 985 tona yükseldi. Bu dönemde elleçlenen konteyner miktarı ise yüzde 38,9 gibi rekor oranda artarak 1 milyon 167 bin 210 TEU’ya çıktı.” değerlendirmesini yaptı.
Uraloğlu, ocak-şubat döneminde ise limanlarda elleçlenen yük miktarının geçen yılın aynı dönemine göre toplamda yüzde 6,2 artarak 86 milyon 973 bin 541 ton olarak gerçekleştiğini belirterek, aynı dönemde elleçlenen toplam konteyner miktarının ise yüzde 18,9 artarak 2 milyon 180 bin 972 TEU’ya çıktığını vurguladı. Uraloğlu, “Şu an uluslararası arenada deniz taşımacılığında en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız.” ifadesini kullandı.
İhracat amaçlı yüklemeler yüzde 34,6 arttı
Deniz taşımacılığındaki büyümeyi özellikle ihracat yüklerinin domine ettiğini vurgulayan Uraloğlu, şubatta limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34,6 artarak 12 milyon 49 bin 294 tona çıktığını kaydetti.
Uraloğlu, ithalat amaçlı boşaltma miktarının ise yüzde 11,6 artarak 20 milyon 744 bin 969 ton olarak gerçekleştiğini belirterek, “Şubat ayında dış ticaret taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19 artarak 32 milyon 794 bin 263 tona yükseldi. Konteyner elleçlemesinde ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,6 artış yaşanarak 840 bin 499 TEU konteyner elleçlendi. Şubatta limanlarımızda gerçekleştirilen ihracat amaçlı konteyner yüklemeleri ise yüzde 31,4 artarak 434 bin 471 TEU’ya, ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları ise yüzde 21,8 artarak 406 bin 28 TEU’ya yükseldi.” değerlendirmesinde bulundu.
Transit konteyner miktarı iki kat arttı
Limanlarda elleçlenen transit konteyner miktarının ise aynı dönemde iki kattan fazla artış gösterdiğini aktaran Uraloğlu, transit konteyner miktarının yüzde 109,3 artarak 267 bin 207 TEU’ya yükseldiğini, kabotajda elleçlenen konteyner miktarının da yüzde 21,9 artarak 59 bin 503 TEU olarak gerçekleştiğini vurguladı.
Uraloğlu, şubatta limanlarda elleçlenen toplam transit yük taşımalarının ise yüzde 5,7 artarak 5 milyon 962 bin 868 ton olduğunun altını çizerek, kabotajda taşınan yük miktarının ise 5 milyon 96 bin 854 tonla geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 arttığını bildirdi.
En fazla yük Aliağa’da elleçlendi
Şubatta en fazla yük elleçlemesinin Aliağa’da yapıldığına dikkati çeken Uraloğlu, Aliağa Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında faaliyet gösteren limanlarda şubatta toplam 7 milyon 392 bin 884 ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirtti. Uraloğlu, söz konusu limanda elleçlenen yüklerin yüzde 80,7’sinin yani 5 milyon 965 bin 398 tonunun dış ticaret yükleri olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Aliağa bölgesini 6 milyon 687 bin 288 ton ile Kocaeli bölgesi, 5 milyon 321 bin 549 ton ile İskenderun bölgesi takip etti. 37 liman başkanlığımız arasında en fazla yük elleçlemesi gerçekleşen ilk 10 liman başkanlığında toplam 37 milyon 263 bin 303 ton yük elleçlenmiş oldu ve bu rakam elleçlenen toplam yükün yüzde 85’ini oluşturdu.”
Konteyner elleçlemesinde ise en fazla konteynerin Ambarlı bölgesinde elleçlendiğine işaret eden Uraloğlu, 262 bin 839 TEU konteynerin Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 200 bin 561 TEU konteynerin Tekirdağ Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 186 bin 851 TEU konteynerin ise Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında elleçlendiğini aktardı.
En fazla ihraç edilen yük portland çimento oldu
Uraloğlu şubatta portland çimentonun limanlarda elleçlenen ihracat yükleri içerisinde 757 bin 85 ton ile ilk sırayı aldığını belirterek, “Portland çimentoyu 566 bin 317 ton ile motorin, 507 bin 318 ton ile klinker yükleri takip etti. Ancak deniz yoluyla ithalatta yine ham petrol limanlarımızda elleçlenen en büyük yük oldu. Şubatta 2 milyon 279 bin 696 ton ham petrol limanlarımızda elleçlendi. Bunu sırasıyla 2 milyon 70 bin 617 ton ile taşkömürü ve 1 milyon 686 bin 75 ton ile hurda demir takip etti.” ifadelerini kullandı.
En fazla ihracat İtalya’ya yapıldı
Şubatta deniz yolu ile yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin ise 1 milyon 676 bin 310 ton ile İtalya’ya yapıldığının altını çizen Uraloğlu, İtalya’yı sırasıyla 971 bin 339 ton ile Amerika’nın, 801 bin 20 ton ile İspanya’nın takip ettiğini vurguladı.
Uraloğlu, İtalya’ya giden yüklerin 318 bin 764 tonunun ise Türk bayraklı gemilerle taşındığına işaret ederek, ithalatta ise en fazla yük elleçlemesinin 7 milyon 223 bin 347 ton ile Rusya’dan yapılan taşımalarda gerçekleştiğini bildirdi. Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Rusya’yı sırasıyla 1 milyon 834 bin 78 ton ile Amerika’dan ve 1 milyon 38 bin 815 ton ile Mısır’dan yapılan taşımalar takip etti. Konteyner elleçlemesinde ise şubatta 119 bin 523 TEU ile en fazla konteyner elleçlemesi yapılan ülke Çin oldu. Çin’i sırasıyla 110 bin 293 TEU ile Mısır ile yapılan taşımalar ve 86 bin 396 TEU ile Yunanistan ile yapılan taşımalar takip etti. Deniz yolu ile yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini ise 50 bin 847 TEU ile Mısır’a giden konteynerler oluşturdu.”
]]>Kentte faaliyet gösteren bir firma bünyesinde çalışan ve sabahın erken saatlerinde mesailerine başlayan 53 yaşındaki Zeynep Özdemir, 32 yaşındaki Fatma Gökkaya ve 45 yaşındaki Kıymet Güncan, hazır beton tesisinde hazırlanan harçları mikserlerine yüklüyor.
Tonlarca ağırlıktaki hazır betonu gün boyunca direksiyon sallayıp belirlenen şantiye sahalarına ulaştıran kadınlar, kentte depremin ardından yapımına başlanan afet konutlarının yükselmesinde önemli rol oynuyor.
Kimi zaman sanatçı Müslüm Gürses’in şarkıları eşliğinde araçlarını süren kadınlar, beton mikseri operatörlüğünü başarıyla icra ediyor.
Görevlerinin ardından araçlarını büyük bir özveriyle temizleyen üç kadın, hem iş yerinde hem de trafikte vatandaşlardan ilgi görüyor.
Beton mikseri operatörü 3 çocuk annesi Zeynep Özdemir, AA muhabirine, 20 yıldır büyük ticari araçlar kullandığını, işini severek yaptığını dile getirdi.
Bazen önyargılı tepkilerle karşılaştığını ama çoğunlukla desteklendiğini anlatan Özdemir, kadınların erkeklerden daha cesaretli olduğunu ifade etti.
Meslek hayatı boyunca çeşitli işlerde farklı araçlar kullandığını anlatan Özdemir, şöyle konuştu:
“Aşağı yukarı 20 yıl oldu. Bu süreçte pikap, traktör, kamyonet, servis araçları kullandım. En son da beton mikseri kısmet oldu. Bu bana daha yüksek daha cazip geldi. Biz kadınların yapamayacağı hiçbir iş yok. Çok farklı şeylerle karşılaşıyoruz aslında. Mesela inşaat alanına beton boşaltmaya gittiğimde işçiler diyor ki, abla çok güzelsin ama ne işin var senin burada, git evine hamur aç. Ben de onlara diyorum ki siz bunu yapamadığınız için kıskanıyorsunuz bizi. Ben işimi seviyorum. Kadınlar hiçbir şeyden korkmasınlar, bir adım atarlarsa her şeyin önü gelir.”
Geçen yıl 6 Şubat’taki depremlerin ardından beton mikseri operatörlüğünün daha cazip geldiğini ifade eden Özdemir, gün içerisinde kentteki çeşitli şantiye sahalarına beton taşıdığını söyledi.
Özdemir, hemcinslerine boş durmayıp çalışmalarını önererek, “Kadınlar, yeni evleri yapılırken bizim gibi bir briket, bir tuğla koysunlar. Evde oturup ağlamanın kimseye faydası yok. Bir taraftan yıkılan binaları görüyorum hüzünleniyorum ama öbür tarafta da çok sağlam binaların yapıldığını görüyorum. O kötü günleri tekrar yaşamayacağımıza inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
İki çocuk annesi Fatma Gökkaya da büyük araçları kullanmanın en büyük hayali olduğunu, araç kullanırken kendisini daha özgür hissettiğini söyledi.
Trafikte 7’den 70’e her kesimden güzel tepkiler aldığını anlatan Gökkaya, şunları kaydetti:
“Büyük araç kullanmak için bütün belgelerim var. Sabah geldiğimde rutin araç bakımını yapıyorum. Sonra sıraya giriyoruz, aracın içi dolduğunda inşaat alanına gidiyoruz, orada beton pompalarına boşaltımımızı yapıyoruz. Tüm işlerimiz bittiğinde araçlarımızın temizliğini yapıyoruz. Mikserimiz 30 ton beton alıyor, günlük 6 tur yapıyorum. Yeni yapılan TOKİ konutlarının hazır betonlarını biz götürüyoruz. Bu işi yaptığım için kendimle gurur duyuyorum.”
Yolları Müslüm Gürses’in şarkılarıyla kat ediyor
İki çocuk annesi Kıymet Güncan ise 15 yıldır büyük ticari araçlar kullandığını, 5 aydır da beton mikseri sürdüğünü söyledi.
Pikap, kamyonet, forklift, otobüs kullanarak şoförlüğünü geliştirdiğini ifade eden Güncan, “mesleğimin zirvesindeyim” dediği beton mikserini gün içerisinde büyük bir keyifle sürdüğünü anlattı.
Yolları Müslüm Gürses’in şarkıları eşliğinde kat eden Güncan, işine Gürses’in şarkılarıyla adapte olduğunu aktardı.
Çok ağır bir yükü gündelik olarak şantiye sahalarına ulaştırdıklarını vurgulayan Güncan, şunları kaydetti:
“Ya sen küçücüksün, miniciksin sen kocaman arabayı nasıl kullanıyorsun, diyorlar. Ben de onlara, ben yaparım, dedim. Biz aslında bu işi yaparken sadece bir meslek olarak değil özellikle çok kötü bir deprem yaşadık. Yıkılan binaları gördüğümde kalbimin bir tarafı yıkılıyor. O yüzden yaptığım işe daha çok sarılıyorum. Çok ağır bir yük taşıyoruz bunun farkındayız ama bir taraftan da hem insanlara yardımcı oluyoruz hem de yaptığımız işin kalitesinin farkındayız. Bu da bizi mutlu ediyor, yorgunluğumuzu hissettirmiyor.”
]]>BTP, Eskişehir’de aday tanıtım toplantısı düzenledi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın da katıldığı programda, BTP Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Fahri Gürgenburan ve ilçe adayları tanıtıldı. Programda konuşan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, gündeme dair açıklamalar yaptı.
TÜİK’in kişi başı gelirin 13 bin dolar olduğu yönündeki açıklamasını değerlendiren Baş, şunları söyledi:
“KİŞİ BAŞI 13 BİN DOLAR KİME GİDİYOR?”
“13 bin dolar kişi başı gelirden bahsediliyor. Bu, aylık 40 bin liraya yakın bir para yapıyor yani her bir kişinin cebine 40 bin lira girmiş olması anlamına geliyor. Bu da 4 kişilik bir ailenin evine aylık 160 bin lira para girmiş olması anlamına geliyor, 2023 yılında devletin açıkladığı resmi verilere göre. Şimdi burada evine 150 bin lira para giren kaç kişi var? Benim tanıdığım evine 150 bin lira giren insan sayısı gerçekten çok az. Şimdi bu şu anlama geliyor; demek ki bizim olan bir para, adil paylaşıldığında bizim cebimize evimize girecek olan bir para bizim cebimize girmiyor ve başka bir yerlere gidiyor.
“SİZİN PARANIZI SEÇİM ÇALIŞMASINDA KULLANIYORLAR”
Toplumun çalışan insanlarının neredeyse yarısı asgari ücretle çalışıyor ve bu şu bin lira giriyor. Şimdi ben size, ‘Arkadaşlar seçim çalışması yapacağız, onar bin lira verin’ desem, ‘Dalga mı geçiyorsun’ dersiniz. Niye? Cebinizdekini istiyorum da ondan ama siz farkında değilsiniz, o onar bin liranın kat be katını bugün iktidar sahiplerine teslim ettiniz, seçim çalışması diye harcıyorlar.
“BU MANTIKLA DAHA YOKSUL OLURUZ”
Bize düşen bir sistem kurmak. Bu sistemle birlikte hiç kimsenin şahsi menfaatini toplum menfaatinin üstünde tutabilmesine imkan sağlamamak, bize düşen bu. Şimdi kızıyoruz; Cumhurbaşkanı kararnamelerle şu kararları aldı vs. diye. Şimdi o, anayasal yetkilerle birlikte ülkenin bütün varlığını, bütün imkanını, bütün kararını kendisine bağladı ve biz şikayet ediyoruz. Bu yetkiyi biz verdik, bunu biz yaptık ve bekliyoruz ki O kendine çeki düzen versin, değişsin! Olmaz, bizim değişmemiz lazım, bizim zihniyetimizin değişmesi lazım, mantığımızın değişmesi lazım. Sabit mantıklarla bu yolların sonucu çıkmaz sokak, yine çıkamayacağız. 100 sene geçsin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşları üzülerek söylüyorum, 100 sene sonra ancak daha yoksul olur, ülkemizdeki sığınmacı nüfusu bizi geçer.
“BAĞIMSIZ TÜRKIYE PARTISI’NIN ADAYLARINA OY VERIN”
Böyle giderse bunlar olur; daha da yoksullaşırız, daha da imkansızlaşırız, daha da ülkeyi terk etmeye başlarız. Bırakın 100 seneyi 10 sene sonrası belli. Nitekim 2002 2012’den daha iyiydi, 2012 2022’den daha iyiydi, 2032 de 2022’den daha kötü olacak gidilen yol bu. Bunu değişmemiz lazım, nasıl değişeceğiz? İktidarı değişerek. Peki iktidarı değişmek için elimizdeki en güçlü argüman ne dersek; muhalefeti iktidar etmemiz lazım. Bak kafa hep böyle çalışıyor, çünkü bize böyle yüklüyorlar, bizi böyle kodluyor; bu iktidarı değişmek istiyorsan bu muhalefeti iktidar etmek zorundasın. Bu muhalefet iktidar olmak istemiyor anlatamıyoruz herhalde, istemiyor. Böyle bir derdi yok, böyle bir gündemi yok muhalefetin. Tek gündemleri muhalefette iktidar olarak kalmak. Ülkenin temel meselelerini çözmek gibi bir derdi yok. Bu derdi olmayan insanlara oy vermekle nereye varabiliriz? Hiçbir yere varamayız, varamıyoruz da varamayacağız da. Bunu değişmemiz lazım. Her yeri geziyoruz ve şunu söylüyoruz; Bağımsız Türkiye Partisi’ni destekleyin, Bağımsız Türkiye Partisi’nin adaylarına oy verin.
“EMEKLİYE VERİLEN PARA YÜK DEĞİL PİYASAYA CAN SUYUDUR”
Emeklilik hususu ile ilgili bizim parti yaklaşımımız anlaşılsın diye söylüyorum; birincisi eğer hükümetler, ‘Biz birine para verdiğimizde bu bizim sırtımızda yük’ olur diye düşünüyorsa o zaman biz emekliye hiç para vermeyelim. Emekliye verdiğimiz para bir yük ise hiç vermeyelim daha iyi. Doğru mu, şimdi mantık kuruyorum. Ne diyorlar; ‘Emekliye para verince bütçeye şu kadar yük biniyor, bunu kaldıramıyoruz’ O zaman hiç verme, bütçeye hiç yük binmesin. Çok basit bir analiz. Yöneticiler şunu bilmediği sürece iş çözülemez; piyasaya verilecek olan para direkt olarak tüketime giriyorsa bu para iyi paradır, gerekli paradır. Bunu piyasada sağlayabileceğiniz en önemli grup ve grupların başında emekliler gelir. Dolayısıyla emekliye verilen para aslında hükümetler ve devlet için bir can suyudur. Bir kısıtlayıcı unsur, bir yük değildir, ekonomiye can suyudur ama bunun için farklı bir zihniyet lazım, bu zihniyetle olmaz.
“YEDİLER, VERECEK PARA BULAMIYORLAR”
Bizim dedelerimiz 45 yaşında emekli oldu, babalarımız 55 yaşında, Bizler 65 yaşında olacağız, çocuklarımız muhtemelen 75 yaşında emekli olacaklar, onların çocuklarını
emekli bile yapmayacaklar sistem buraya doğru gidiyor. Şimdi soru; 45 yaşındaki
vatandaşını emekli yapan Türkiye Cumhuriyeti devleti, hani ‘Güçlendik, büyüdük, ekonomimiz büyüdü, dünya bizi kıskanıyor, Avrupa bizi kıskanıyor’ diyorlar ya… O günkü ekonomi, bugünkü ekonomiden daha mı iyiydi de 45 yaşında vatandaşını emekli yapıyordu? Bugünkü ekonomiden daha mı iyiydi de 55 yaşında bizim babalarımız emekli oldu? Onların anlatmasına göre o zaman tüp kuyruklarındaydık, ülkede buzdolabı yoktu, ülkede tuvalet kağıdı yoktu, ülkede hiçbir şey yoktu. Şimdi bunu onlar anlatıyor. Bizim ülkemizde emekli olan bir memur gidiyordu evini alıyordu, yanına bir tane araba alıyordu. Şimdi emekli olan memur kredi kartı borcunu veya kredi borcunu ödüyor ‘Allah’a şükür’ diyor. Ne evi var, ne arabası var, ne bir sosyal güvencesi var. Hiçbir şeyi kalmıyor. Bunların sebebi şu; yediler işte yediler, verecek para bulamıyorlar.
“PARA İÇİN YAPMAYACAKLARI ŞEY YOK”
Para bulabilmek için dün darbe girişiminin finansörü dedikleri insanların eteklerini öpmeye başladılar, katil dedikleri Sisi ile barışmaya başladılar. Niye? Para bulmak için. Bakın dünyada en uzak duracağını insan değerleri için değil de para için eğilip bükülen insandır. Bir insan ister devlet yönetsin, ister dükkan yönetsin, ister tek başına hayatını yaşasın para için eğilip bükülüyorsa o insandan uzak duracaksın. Şimdi bizi yönetenlerin böyle bir zafiyeti var. Para için – gösterdikleri kadarıyla söylüyorum – yapamayacakları hiçbir şey yok.
“İLK NATO TOPLANTISINDA İSVEÇ BAŞBAKANIYLA SARILACAK”
İsveç’e, ‘Bunlar Kur’an-ı Kerim yaktı, bunlar terör devletidir’ dediler. Amerika muhtemelen ‘Bak birkaç milyar veririm, siz ses çıkarmayın’ dedi ve hemen İsveç’e ‘evet’ dediler. Sisi ortada, Birleşik Arap Emirlikleri ortada. Daha önce tweet attım şimdi FETÖ’ye ‘terörist’ diyorlar. Yarını belli mi bu işin, ne yapacakları belli mi? Sisi ile anlaştın, 15 Temmuz’un finansörü Birleşik Arap Emirlikleri ile anlaştınız. İsveç’e tamam dedin. İlk NATO toplantısında sarılacak. İlk NATO toplantısında, ‘terör devleti, o kur’an-ı Kerim yakan hadsizler’ dediğin ülkenin başbakanıyla sarılacaksın. Göreceğiz, bunlar kameralar çekecek, önümüze düşecek. Acaba kendini nasıl aklayacak çok merak ediyorum. O’na ‘kıymetli arkadaşım, kıymetli dostum’ diyecek.
“YARIN FETÖ’YE TERÖRİST DEMENİN SUÇ OLMAYACAĞI NE MALUM?”
Şimdi FETÖ’ye biz bugün terörist diyoruz, faaliyeti ortada yarın ona terörist demenin suç olmayacağı ne malum? Bu insanlarla bir yere varabilir miyiz, varamayız. Ha diğerleri de ne yaptı? Diğerleri de ne kadar kripto Fetöcü varsa tuttular kendi partilerine aldılar.”
]]>Dünya genelinde Kovid-19 salgınının etkisiyle dünyanın çeşitli noktalarına mal ve ürünlerin taşınmasında, kara ve deniz nakliyeciliğinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle hava yolu daha çok tercih edildi.
Salgın önlemlerinin azaltılmasıyla yoğunlaşan hava trafiğinin de etkisiyle 2023 yılında dünyanın önemli havacılık merkezlerinden İstanbul’da taşınan bagaj, kargo ve posta yükü ile ticari seferlerde artışlar istatistiklere yansıdı.
Yemen’deki Husilerin İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’te Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koymaya, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başlamasıyla çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
Bunun etkisiyle deniz taşımacılığında rota uzarken hava kargo yeniden ön plana çıktı.
AA muhabirinin Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün internet sitesinden derlediği bilgilere göre, İstanbul Havalimanı merkezli seferlerle bu yılın ilk ayında iç hatta 13 bin 931, dış hatta 235 bin 626 ton olmak üzere toplam 249 bin 557 ton bagaj, kargo ve postadan oluşan yük nakledildi.
Bu havalimanında geçen yıl ocak ayında toplam 209 bin 465 bagaj, kargo ve posta yükü taşınmıştı. İstanbul Havalimanı’nda ocakta yük taşımacılığında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artış kaydedildi.
Bu yılın ocak ayında, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı merkezli geliş ve gidiş seferleriyle 9 bin 802 tonu iç, 21 bin 961 tonu dış olmak üzere toplam 31 bin 763 ton yük taşındı. Geçen yılın aynı döneminde 30 bin 838 ton bagaj, kargo ve posta nakledilen hava limanında ocak ayında taşınan yük miktarı yüzde 3 arttı.
İstanbul’da iki havalimanından 2024 yılının ilk ayında düzenlenen seferlerle iç hatta 23 bin 733, dış hatta 257 bin 587 olmak üzere 281 bin 320 ton oldu.
Geçen yılın aynı döneminde 240 bin 303 ton yük taşınan İstanbul merkezli uçuşlarda bu yıl nakledilen yük miktarı yüzde 17 (41 bin 17 ton) artış gösterdi.
Ticari uçuşlarda yüzde 7 artış
Geçen yıl başlayan ve bu sene de devam eden havacılık sektörünün tüm kollarındaki artışlar ticari uçuşlarda da etkisini gösterdi.
İstanbul Havalimanı’ndan 2024’ün ilk ayında 8 bin 697’si iç, 31 bin 423’ü dış hatlarda toplam 40 bin 120 ticari uçuş icra edildi.
Geçen yılın aynı döneminde toplam 37 bin 992 seferin düzenlendiği havalimanında ticari uçuşlar yüzde 6 artış gösterdi.
Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’ndan bu yılın ilk ayında iç hatlarda 8 bin 422, dış hatlar 10 bin 379 toplamda 18 bin 801 ticari uçuş yapıldı. Bu havalimanından geçen yılın aynı döneminde toplam 17 bin 215 uçuş icra edilmişti.
Ocak ayında geçen yıla kıyasla yüzde 9’luk artış yaşandı.
Bu ocakta, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı ile İstanbul Havalimanı’ndan toplam 58 bin 921 ticari sefer düzenlendi. İstanbul’daki havalimanlarından geçen yılın aynı döneminde ise 55 bin 207 ticari sefer icra edilmişti. Ticari uçuşların geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7 arttığı hesaplandı.
]]>Bakan Uraloğlu, Kızılcahamam’da bir otelde düzenlenen Mühendislik Meslek Kanunu ve Teknik Hizmetler Sınıfı Çalıştayı’na katıldı.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının bir an önce sonlanması ve Filistin’in özgürleşmesi temennisinde bulundu.
Çalıştayda birçok konunun değerlendirileceğini ifade eden Uraloğlu, kamuda çalışan meslek gruplarının ücretlerindeki farklılığın arz-talep dengesiyle alakalı olduğunu söyledi.
Uraloğlu, hiçbir meslek grubunu ötekileştirmeden, bir bütünün parçaları şeklinde, doğru planlamayla, önce hangi meslek grubuna ihtiyaç varsa onun yetiştirilmesi gerektiğini bildirdi.
Liyakat sahibi çalışanlara sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, “Biz, bütün elemanlarımızı, teknik personelimizi, mühendislerimizi iyi yetiştireceğiz. Onların haklarını aramada da sendikalar gerçekten kıymetli, güzel hizmetler yapıyor. Çünkü tek taraflı bakarak her şeyi göremezsiniz. Birilerinin size farklı bakış açılarını da göstermesi gerekir.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerek başbakanlığı gerekse cumhurbaşkanlığı döneminde çalışanların birçok hakkının teslim edildiğini dile getiren Uraloğlu, “Sizin taleplerinizi, bizim taleplerimizi karşıladı. Bundan sonra da karşılayacak lider ve irade Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.” değerlendirmesinde bulundu.
Haberleşmede hedef birinci etapta 5G’ye geçmek, ikincisi 6G
Uraloğlu, Türkiye’de 660 bin civarında çalışan mühendis olduğu bilgisini verdi. Bakanlık olarak yük, yolcu ve data taşıdıklarına dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti:
“AK Parti hükümetleri döneminde 22 yılda yaklaşık 273 milyar dolarlık ulaştırma ve altyapı yatırımı yaptık. Bundan sonra da 2053’e kadar yaklaşık 200 milyar dolarlık daha yatırım yapacağız, bunu planladık. Kara yolunda 2028’e kadar 2 bin kilometreye yakın otoyol yapacağız. Demir yollarındaki 14 bin kilometre olan uzunluğumuzu yaklaşık 18 bin kilometreye çıkaracağız. Hava yolundaki 57 havalimanımızı 61’e çıkaracağız. Deniz ticaretini geliştirerek ‘mavi vatan’daki etkinliğimizi artıracağız ve haberleşmede birinci etapta 5G’ye geçmeyi, ikinci etapta da 6G’nin hazırlıklarını yapmayı planlıyoruz. Buradaki çalıştayda gündem olan kanun ve hakların savunulması için biz de gerekli mevzuat düzenlemelerini ulaştırma alanında yapmak istiyoruz. Adil erişimi, verimliliği artırmak istiyoruz. Güveni artırmak toplumun refahını yükseltmek ve ulaşım alanında dünya sıralamasındaki yerimizi yükseltmek hedeflerimiz arasında.”
Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın önemine değinen Uraloğlu, “Tarihin hangi dönemine bakarsanız bakın bu coğrafya kıymetli olmuş. Sadece 4 saatlik uçuşla 67 ülkeye gidebiliyoruz. Yaklaşık 1,5 milyarlık nüfus ve 40 dolarlık bir gayrisafi milli hasıla var ve yaklaşık 8,5 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahibiz.” dedi.
Türkiye üzerinden geçecek koridorlara yönelik çalışmaları anlatan Uraloğlu, Kalkınma Yolu koridorunun, tamamlandığında sadece bir ulaşım hattı olmayacağını, aynı zamanda bir güvenlik koridoru olacağını dile getirdi.
“Çukurova Havalimanı’nı önümüzdeki ay hizmete açmış olacağız”
Uraloğlu, kara yollarında birçok iş yaptıklarını ve çok fazla yük taşındığını belirterek, buradaki yükün demir yolları tarafına aktarılması gerektiğini söyledi.
Akıllı şehirler, yollar ve elektrikli araçlara yönelik projeler yapacaklarını aktaran Uraloğlu, bölünmüş yol ağında, teknolojik köprülere, viyadüklerden tünellere, demir yolundan havalimanlarına kadar birçok projeyi hayata geçirdiklerini bildirdi.
Uraloğlu, hizmetleri herkese yönelik yaptıklarına işaret ederek, şöyle konuştu:
“Bunun örneği İstanbul’dur, Ankara’dır, İzmir’dir, bütün Türkiye’dir. Siyasi tercihinden dolayı asla cezalandırmadık, hizmetimize devam ettik. Daha güzel hizmetler yapabilmek için büyükşehirlerle, mahalli belediyelerle işbirliği halinde gitmemizde fayda var. Onun için şu önümüzdeki 31 Mart’taki mahalli seçimler hepimiz için kıymetli. Pazartesi günü inşallah Kazlıçeşme ile Sirkeci arasındaki çevreci bir projeyi hizmete açacağız. Turgut Altınok Başkanımız ile de konuştuk, Ankara’yı Esenboğa’ya bağlamak için bir proje revizyonu yapıyoruz, Cumhurbaşkanı’mıza da bunu arz ettik. Onu da önümüzdeki süreçte hayata geçirmeyi planlıyoruz. Antalya Havalimanı’nı ciddi şekilde genişletiyoruz. Devam eden projelerden Trabzon’a yeni bir havalimanı planlıyoruz, yeterli değil. Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane devam ediyor, onları önümüzdeki süreçte bitireceğiz. Çukurova’yı da önümüzdeki ay bitirerek hizmete açmış olacağız.”
Uraloğlu, denizciliğin de kendileri için kıymetli olduğuna işaret ederek, liman sayısını 217’den 255’e çıkaracaklarını ve yeşil liman uygulamalarını başlatacaklarını sözlerine ekledi.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından 8’incisi düzenlenen Büyük Türkiye Buluşması’nın ikinci gününde gerçekleştirilen Mühendislik Meslek Kanunu ve Teknik Hizmetler Sınıfının Sorunları Çalıştayı’na katıldı. Burada konuşan Uraloğlu, bakanlık olarak gerçekleştirdikleri ve gerçekleştirecekleri hedefler hakkında bir sunum yaptı. Sunumu sırasında bakanlık olarak yük, yolcu, data ve veri taşıdıklarını dile getiren Uraloğlu, “AK Parti hükümetleri döneminde yaklaşık 273 milyar dolarlık ulaşıma yatırım yaptık. Bundan sonra da 2053’e kadar yaklaşık 200 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Karayollarında 2028’e kadar otoyol 2 bin kilometreye yakın otoyol yapacağız. Demiryollarındaki 14 bin kilometre olan uzunluğumuzu yaklaşık 18 bin kilometreye çıkaracağız. 57 havalimanımızı 61’e çıkaracağız. Deniz ticaretini geliştirerek Mavi Vatan’daki etkinliğimizi artıracağız ve haberleşme de birinci etapta 5G’ye geçmek, ikinci etapta da 6G’ye geçmeyi hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.
“Amaçlarımızı gerçekleştirirken can ve mal güvenliğine dikkat etmek istiyoruz”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının amaçlarını sıralayan Bakan Uraloğlu, “Hakların savunulması noktasında ulaştırma alanında gerekli mevzuat düzenlemelerini ulaştırma alanında yapmak istiyoruz. Verimliliği, güveni artırmak ve toplumun refahını yükseltmek istiyoruz. Ulaşım alanında dünya sıralamasındaki yerimizi yükseltmek istiyoruz. Çok modlu taşımacılık bizim için kıymetli, onu ne kadar sağlayabilirsek o kadar verimli işler yaparız diye düşünüyorum. Çevreci enerjiye yatırım yapıp onu desteklemek istiyoruz ve en kıymetlisi de bunları yaparken can ve mal güvenliğine dikkat etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, bir yolcunun Türkiye’den 4 saatlik uçuşla tam 67 ülkeye gidebildiğini ifade belirtti.
“Kalkınma Yolu Koridoru sayesinde 21 günde yük taşıma imkanına sahip olacağız”
Doğu ve batı olarak Türkiye’nin orta koridor üzerinde yer aldığını ifade eden Uraloğlu, “Süveyş Kanalı’ndaki malum sıkıntılardan dolayı geçişler engellendi. Süveyş Kanalında 35 günde giden yükler, doğu batı istikametinde, 45 günde gitmeye başladı. Halbuki bir ‘Kalkınma Yolu Koridorumuz’ var. Bu koridoru bitirdiğimizde sadece 21 günde bu yükleri taşıma imkanına sahip olacağız. Irak ile birinci derecede bu projeyi yürütüyoruz. Ciddi bir aşama kaydettik” diye konuştu.
Zengezur Koridoru’nun doğrudan Bakü’ye ulaşacak olan bir hat olduğunun altını çizen Uraloğlu, Ermenistan ya da İran tarafında geçecek olan proje sayesinde Türk dünyasındaki kapasitenin ciddi miktarda artacağını işaret etti.
Marmara Bölgesinde otoyol ringi tamamladıklarının müjdesini veren Uraloğlu, yaşanabilecek bir deprem ihtimalinde bu ringin ana arter olarak görev yapabileceğini sözlerine ekledi. Bakan Uraloğlu, Ankara-İzmir arasında hayata geçecek olan Yüksek Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin, “2026-2027 inşallah bitirip burayı hizmete açacağız” dedi. Bakan Uraloğlu, Ankara Esenboğa Havalimanı Raylı Bağlantı Sistemi’ni yakında hayata geçirmeyi planladıklarını ifade etti. – ANKARA
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü, ocak ayı konteyner ve yük istatistiklerini açıkladı.
Buna göre, söz konusu ayda limanlarda elleçlenen konteyner miktarı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2 artarak 1 milyon 13 bin 762 TEU’ya yükseldi.
Ocakta limanlarda elleçlenen dış ticarete konu konteyner miktarı, 2023’ün aynı ayına göre yüzde 2 azalarak 761 bin 944 TEU oldu. İhracat amaçlı konteyner yüklemeleri, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 4,4 artışla 392 bin 622 TEU’ya çıkarken ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları yüzde 7,9 azalışla 369 bin 322 TEU olarak gerçekleşti.
Transit konteyner miktarı bu dönemde yüzde 22,7 artarak 190 bin 228 TEU oldu. Kabotajda elleçlenen konteyner miktarı ise geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,2 azalışla 61 bin 590 TEU olarak kayıtlara geçti.
En fazla konteyner elleçleme işlemi Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında gerçekleşti. Burada faaliyet gösteren liman tesislerinde 226 bin 708 TEU konteyner elleçlendi. Söz konusu bölgeyi, Kocaeli ve Tekirdağ liman başkanlıkları takip etti.
Deniz yoluyla yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini 48 bin 539 TEU ile Mısır’a giden konteynerler oluşturdu. En fazla konteyner boşaltması ise 51 bin 686 TEU ile Yunanistan’dan gelen konteynerlerde gerçekleştirildi.
Yük miktarı azaldı
Ocakta limanlarda elleçlenen yük miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,8 azalarak 43 milyon 119 bin 556 ton oldu.
Ocakta limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarı geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6 artarak 11 milyon 196 bin 920 ton, ithalat amaçlı boşaltma miktarı ise yüzde 2,3 artışla 22 milyon 35 bin 884 ton olarak kaydedildi.
Dış ticaret taşımaları da aynı dönemde yüzde 3,6 artarak 33 milyon 232 bin 804 tona çıktı.
Transit yük taşımaları yüzde 20,1 azalışla 5 milyon 194 bin 876 ton, kabotajda taşınan yük miktarı yüzde 11,8 düşüşle 4 milyon 691 bin 876 ton olarak belirlendi.
Limanlarda en fazla petrol koku yük elleçlendi
Aliağa Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde toplam 7 milyon 1713 ton yük elleçlemesi gerçekleştirildi. Burayı, Kocaeli ve İskenderun liman başkanlıkları takip etti.
Elleçleme miktarına göre en fazla artış, ocakta petrol koku yük cinsinde oldu. Söz konusu ayda limanlarda 404 bin 487 ton petrol koku yük elleçlemesi gerçekleştirildi. Bu yük cinsini briketlenmiş taşkömürü, kok ve yarı kok kömürü izledi.
Deniz yoluyla en fazla ihraç edilen yük cinsi de portland çimento oldu.
Bu yolla ihracatta en fazla yük elleçlemesi, 1 milyon 530 bin 77 tonla İtalya’ya yapılan taşımalarda gerçekleşti. Bu ülkeyi, ABD ve Mısır’a yapılan taşımalar izledi.
İthalatta en fazla yük elleçlemesi 7 milyon 613 bin 860 tonla Rusya’dan taşımalarda yapıldı.
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılına ilişkin Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ni açıkladı.
Maddi ve sosyal yoksunluk oranı hesabında hane düzeyinde otomobil sahipliği, ekonomik olarak beklenmedik harcamaları yapabilme, evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayabilme, kira, konut kredisi ve faizli borçları ödeyebilme, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyebilme, evin ısınma ihtiyacını karşılayabilme ve yeni eklenen mobilyaları eskidiğinde değiştirebilme durumu değişkenleri sorgulandı.
Bu oran için fert düzeyinde toplanan değişkenler ise eskimiş giysilerin yerine yenisini alabilme, düzgün iki çift ayakkabıya sahip olabilme, ayda en az bir kez tanıdıkları ile toplanabilme, ücretli boş zaman faaliyetlerine katılabilme, kendini iyi hissetmek için bir miktar para harcayabilme ve kişisel amaçlı kullanım için internet sahipliği olarak belirlendi.
Söz konusu maddelerden 13’ünün en az 7’sini karşılayamayanların oranı olarak tanımlanan maddi ve sosyal yoksunluk oranı, 2022 yılında yüzde 16,6 iken 2023 yılı anket sonuçlarında 2,2 puan azalarak yüzde 14,4 oldu.
Sürekli yoksulluk oranı yüzde 12,3
Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan sürekli yoksulluk oranı, eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ına göre son yılda ve aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsıyor.
Bu çerçevede, 2023 yılı anket sonuçlarına göre sürekli yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 1,7 puan azalarak yüzde 12,3 olarak hesaplandı.
Göreli yoksulluk oranı en düşük bölge “Gaziantep, Adıyaman, Kilis”
Ülkede yaşanan deprem nedeniyle 2023’te TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde alan çalışması yapılamadığı için İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) ayrımında verilen bölgesel sonuçlar 25 bölgeyi kapsıyor.
İBBS 2. Düzey bölgelerinin her biri için eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’sine göre hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranı en yüksek bölgeler yüzde 16,1 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan), yüzde 14 ile TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve yüzde 13,9 TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop) oldu.
Göreli yoksulluk oranı en düşük bölgeler ise yüzde 4,8 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis), yüzde 7,1 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve yüzde 8 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) olarak belirlendi.
Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerin oranı yüzde 31
Göreli yoksulluk, maddi ve sosyal yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu göstergelerinin en az birinden yoksun olma durumu olarak açıklanan yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerin oranı yüzde 31 oldu.
Bu oran yaş gruplarına göre incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda yüzde 39,7, 18-64 yaş grubunda yüzde 28, 65 yaş ve üstü yaş grubunda ise yüzde 26,6 olarak tahmin edildi.
En yoksullar okuryazar olmayanlar
Eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranına göre, okuryazar olmayan fertlerin yüzde 27,8’inin, bir okul bitirmeyenlerin yüzde 24,7’sinin, lise altı eğitimlilerin yüzde 14’ünün, lise ve dengi okul mezunlarının ise yüzde 7,7’sinin yoksul olduğu belirlendi. Yükseköğretim mezunları ise yüzde 3,2 ile en düşük yoksulluk oranına sahip grup oldu.
Kendilerine ait bir konutta yaşayanların oranı yüzde 56,2 oldu
Oturulan konuta sahip olanların oranı bir önceki yıla göre 0,5 puan azalarak 2023’te yüzde 56,2 olarak hesaplanırken, kirada oturanların oranı yüzde 27,8, lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9, kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15,1 olarak belirlendi.
Konutun izolasyonundan dolayı ısınamama en çok karşılaşılan konut ve çevre problemi olarak belirlendi. Kurumsal olmayan nüfusun yüzde 32,6’sı konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşarken, yüzde 32’si sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçeveleri gibi problemlerle, yüzde 19,8’i trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlarla karşılaştı.
Taksit ödemeleri veya borçları olanların oranı yüzde 58
Bir önceki yıla göre konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi olanların oranı 1,4 puan azalarak yüzde 58’e geriledi. Nüfusun yüzde 5,7’sine bu ödemeler yük getirmezken, yüzde 14,9’una çok yük getirdi. Konut masraflarının çok yük getirdiği hanelerin oranı 0,3 puan artarak yüzde 17,5 olurken, bu masrafların biraz yük getirdiği hanelerin oranı 8,8 puan artarak yüzde 66,5’e yükseldi. Konut masraflarının yük getirmediğini belirten hanelerin oranı bir önceki yıla göre 9,2 puan azalışla yüzde 15,9 hesaplandı.
Hanelerin yüzde 58,8’i evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını, yüzde 39,2’si iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, yüzde 31,8’i beklenmedik harcamaları, yüzde 19,5’i evin ısınma ihtiyacını, yüzde 64,2’si eskimiş mobilyaların yenilenmesini ekonomik olarak karşılayamadığını beyan etti.
(Bitti)
]]>