Gençlik ve Spor Bakanlığı, üniversite öğrencilerinin faydalanabileceği KYK yurt başvurularının başladığını açıkladı.
Yurt başvurularını e-Devlet üzerinden tamamlayacak olan adaylar, belli bir miktar ücret de ödeyecek.
Bu kapsamda, 2024-2025 KYK yurt ücretleri araştırma konusu oldu. Bu yıl belirlenen ücretler, oda tipine göre değerlendirildi.
6 tip KYK yurdu bulunmaktadır. Yurt ücretleri ise KYK 1. tip yurtlardan KYK 6. tip yurtlara doğru artış göstermektedir.
Peki, KYK yurt ücretleri ne kadar? İşte oda tipine göre KYK yurt ücretler 2024-2024…

KYK YENİ DÖNEM YURT ÜCRETLERİ 2024-2025
Güncel KYK yurt ücretleri henüz belli olmadı.
Ancak geçtiğimiz dönem yurt ücretleri; tip 1 ücreti aylık 345 TL, tip 2 aylık 405 TL, tip 3 aylık 480 TL, tip 5 aylık 510 TL ve tip 6 570 TL olarak ödenmişti.

KYK YURT TİPLERİ
1. tip ve 2. tip yurtlar öğrencilerin barınma, yemek ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyor.
Orta dereceli olan 3. ve 4. tip yurtlarda oda büyüklüğüne göre kişi sayısı 2-4 kişi olarak değişiyor. Odalarda çalışma masası, buz dolabı ve bazı yurtlarda kitaplık bulunuyor. Banyo ve tuvalet ortak kullanım alanı olabiliyor.
5. ve 6. tüp yurtlar ise en lüks ve pahalı olan odalara sahip oluyor. Bu yurtlar sınıfında öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak imkanlar bulunuyor.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanatın toplumların ilerlemesinde önemli rol oynadığını belirten Sengir, “Bireylerin gelişimine büyük katkı sunan sanat topluma yön veren önemli unsurdur” dedi.
Sengir, eserlerinin rüyalar alemine, gönül genişliğine ve özgürlüğün sembolü kuşların kanat çırpışlarına izdüşümleri olarak yansıdığını söyledi.
Eserlerinde zaman ve mekan kavramının yok denecek kadar az olduğunu anlatan Sengir, “Her bir çalışmamı sonsuz bir evren, zamansız bir mekan içerisinde kurgulayarak farklı doku denemeleriyle de izleyicilere çok geniş bir çeşni sunmak istiyorum” diye konuştu.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” sözünü hatırlatan Sengir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Savaşlarda bile ülkelere girilip kaybediliyor. Savaşın kazananı ilk anda sanat eserlerini topluyor. Önceki dönemlerde yetenekli kişiler sanatlarını icra ediyordu. Teknolojinin gelişmesi ve toplumdaki bireylerin bilinçlenmesiyle birlikte sanat öğretilebilir özelliğiyle de daha erişilir bir kimlik kazandı.
Sanat ilk önce ailede sanatın ne olduğunu, nasıl ki çocuklarımıza güzel ahlakı öğretip her şeye güzel bakmalarını öğretiyorsak sanat konusunda da güzel bir yönlendirme yapmalıyız. Öğrenmenin yaşı yok, hiçbir birey sanata yönelmek ve öğrenmek için geç kalmamıştır. Toplumun geleceği açısından başta geleceğimizin teminatı çocuklarımız olmak üzere her bireyin mutlaka sanat dalına yönelmesi gerekiyor.”
SANKO Sanat Galerisi sanata ve sanatçıya destek veriyor
SANKO Sanat Galerisi’nin, 2004 yılında SANKO Okulları öğrencilerinin eserlerini sergilemek üzere açıldığını, sonraki dönemde ise profesyonel galeri anlayışıyla yönetilerek Türkiye’de seçkin sanat merkezlerinden birisi haline getirildiğini anlatan SANKO Sanat Galerisi Seçici Kurul Üyesi Aslı Özen ise şunları kaydetti:
“Galerimiz tamamen profesyonel bir anlayışla yönetilmektedir. Ulusal ve uluslararası birbirinden seçkin profesyonel sanatçıları ağırlayarak sanatseverlerle buluşturuyoruz. Anadolu’da kar amacı gütmeden sadece sanatçıya destek anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren tek sanat galerisiyiz.
Bölgede ağırladığımız profesyonel sanatçılarımızın aynı zamanda okullarımızda ve üniversitelerimizde öğrencilerimizle buluşup tecrübe paylaşımlarını sağlıyoruz. Bu da geleceğimizin teminatı gençlerimizin ve sanatseverlerin sanatsal bakışının gelişimine katkı sağlamaktadır.”
Özen, “Sanatın ve sanatçıların her zaman destekçisi olan Konukoğlu Ailesine ve SANKO Sanat Galerisi yönetimine sağladıkları imkanlardan dolayı şükranlarımı sunuyor, eserlerine ev sahipliği yaparak sanatseverler ile buluşturmaktan mutluluk duyduğumuz kıymetli sanatçılarımıza katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Konuşmaların ardından Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Mehmet Aykanat ve SANKO Park AVM Müdürü Sait Can Gizir, Zeugma Fırat’ın Gerdanlığı isimli yayını Sengir’e takdim etti.
Sergi açılışına, SANKO Park AVM İşletme Müdürü Taner Neng, SANKO Sanat Galerisi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Halil Çiçek, Yürütme Kurulu Üyesi Sevim Karakaş ve Murat Köylüoğlu, ressamlar Ayşegül Bakkaloğlu, Nurten Çatıkkaş Kale, Gaziantep Ticaret Odası Güzel Sanatlar Lisesi Resim Öğretmeni Hüseyin Yıldırım, Gençlik ve Spor Bakanlığı Resim Öğretmeni Şeyma Demir, sanatseverler ve davetliler katıldı.
Zehra Sengir’in 26 eserinin yer aldığı “Kuşların Şarkısında Renkler” temalı resim sergisi, SANKO Sanat Galerisi’nde 17 Mayıs 2024 tarihine kadar her gün 10.00- 22.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
Zehra Sengir
İzmir Buca Eğitim Fakültesi’nden üstün başarı ile mezun olan Zehra Sengir, Ankara Sanat Dergisi tarafından Paris’e inceleme ve araştırma yapmak üzere gönderildi.
İstanbul Mimar Sinan Üniversitesinden “Sanatta Yeterlik” aldı. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümüne Yardımcı Doçent olarak atandı. Aynı bölümden emeklilik sonrasında sanatsal çalışmalarını Samsun’daki atölyesinde sürdürmektedir. Yurt içi ve yurt dışında 200’ü aşkın ulusal ve uluslararası sergi, çalıştay, bienal ve trienale davetli sanatçı olarak katılan, 4’ü yurt dışında 26 kişisel sergi açan Sengir’in, 2’si yurt dışından olmak üzere 8 ödülü bulunmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı özel koleksiyonlar, müzeler ve kamu kuruluşları koleksiyonlarında eserleri bulunan sanatçı, Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği ve Karadeniz Plastik Sanatlar Derneği üyesidir. – GAZİANTEP
]]>(ANKARA) – Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan Ezgi Apartmanı davası yarın görülmeye devam edecek. Duruşma öncesi ANKA Haber Ajansı’na konuşan, Ezgi Apartmanı’nda oğlunu, gelinini ve torununu kaybeden Nurgül Göksu, mahkeme heyetine çağrıda bulundu. Göksu, “Kırmızı bülten talebimizin yerine getirilmesini ve yurt dışında ve gerekse yurt içinde daha kapsamlı bir arama çalışmasının yapılmasını talep ediyorum ben” dedi.
6 Şubat 2023’teki depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş’ta, 35 kişinin yaşamını yitirdiği Ezgi Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin ikisi tutuklu, biri tutuksuz, ikisi firari 5 sanığın yargılanmasına yarın Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.
Depremde oğlunu, gelinini ve torununu kaybeden, enkazda 12 gün delil nöbeti tutarak kesilen kolonun yerini tespit eden Nurgül Göksu, ANKA Haber Ajansı’na duruşma öncesi açıklamalarda bulundu.
“YURT DIŞINDA VE YURT İÇİNDE DAHA KAPSAMLI BİR ARAMA ÇALIŞMASI YAPILMALI”
Müteahhitin serbest olduğunu belirten Göksu, mahkemeye çağrıda bulunarak, şunları söyledi:
“Mütahit tutuksuz olarak yargılanıyor. Kolon kesen Sami Kervacıoğlu ve Mustafa Peker ise 8 aydan bu yana firariler. İlk duruşmada kırmızı bülten talebimiz reddedilmişti. 2 ay geçti üzerinden hala bulunamadılar. Bu insanların yurt dışı bağlantıları var ve bir çok ülkede şubeleri var. Kırmızı bülten talebimizin yerine getirilmesini ve yurt dışında ve gerekse yurt içinde daha kapsamlı bir arama çalışmasının yapılmasını talep ediyorum ben.
“BU BENİM EVLATLARIMA SON GÖREVİM”
Biz hepimiz Ezgi Apartmanı’nda en kıymetlilerini, en sevdiklerini kaybeden aileler olarak mahkemede hazır bulunuyoruz ve her duruşmada o günlere gidiyoruz. Biz o günlerin acısını hala atlatamadık. Güçlü durmaya çalışıyorum 3 evlat kaybettim. Elimden geldiği kadar çocuklarımın haklarını savunmaya çalışıyorum. Her ne kadar onları kaybetmiş olsam dahi onların hakkını sonuna kadar savunacağım. Ben evladımı çok özledim, ‘anne’ deyişini çok özledim. Bu benim evlatlarıma son annelik görevim.
“DEPREM DAVALARINA SAHİP ÇIKIN”
Lütfen herkesten rica ediyorum; deprem davalarına sahip çıksın herkes. Bütün istediğimiz bu. Bizi yalnız bırakmasınlar, herkes deprem davalarına sahip çıksın ki bir sonraki olacak olan depremde annelerin yüreği yanmasın, anneler ağlamasın. Benim bütün mücadelem bunun için. Tek istediğim adalet. Adaletten başka hiçbir şey istediğim yok. Benim çocuklarım yaşamıyor, geri de getiremeyeceğim. Oğlumun sesi kulağımda, ‘anne’ deyişinin unutamıyorum. Onun için herkesten rica ediyorum, deprem davalarına lütfen sahip çıkın.”
876 YIL HAPİS CEZASI İLE YARGILAMA
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıklardan apartmanda faaliyet gösteren pastanenin yetkilisi firari sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel ile pastanedeki tadilatı organize eden tutuklu sanık Ertan Danacı hakkında 35 kez “olası kastla kasten öldürme” ve “olası kastla kasten yaralama” suçlarından 700 yıl 4 aydan 876 yıl 6 aya kadar, tutuksuz sanık apartmanın müteahhidi Yakup Aktaş ve tutuklu sanık fenni mesulü Mehmet Tekin hakkında ise “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 8 aydan 22 yıl 5 aya kadar hapis cezası talep edildi.
]]>“İnsanların yaşadığı ülkede tatil yapma şartları kolaylaşsın”
“Döviz beklerken yerli turisti yurt dışına kaçırmayalım”
“Her şey dahil sistemden artık vazgeçilmeli”
ANKARA – Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, konaklama fiyatlarında abartıya gidilmemesi uyarısını yaparak, “İnsanların yaşadığı ülkede tatil yapma şartları kolaylaşsın” dedi.
Dokuz günlük bayram tatilinde otel fiyatları cep yakınca yerli turistin yurtdışına yöneldiğini belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “2024’te turizm sektöründen önemli katkılar beklerken potansiyel olarak turizm gelirimiz de artıyor. Ancak yerli turistin yurtdışına çıkarak döviz bırakmasının önüne geçilmeli. Bayram tatilinde 6,8 milyon kişi hava yolu ile seyahat etti. Döviz kurlarındaki artış ve yüksek enflasyona bağlı olarak son dönemde otel fiyatları yükseldi. Yerli turistin bu ücretlerle yurt içinde seyahat edebilmesi mümkün değil. Dolayısıyla bir taraftan döviz girdimiz artsın, turist kazanalım derken diğer taraftan da yerli turisti kaybetmeyelim. Bildiğiniz gibi birçok ülke ile 3-5 günlük tatillerde vize sorunu kalktı. Bu bir taraftan sevindirici ancak diğer taraftan da ülkemizden dövizin çıkması ve turizm gelirimizin azalması anlamına geliyor. Turizm Bakanlığımız tarafından iç turizmde yerli turiste teşvik mekanizmaları ile promosyonların tanınması ve bu sıkıntının giderilmesi lazım. İnsanların yaşadığı ülkede tatil yapmasının şartları kolaylaştırılmalı” diye konuştu.
-“2023’te 56.7 milyon turist Türkiye’yi tercih etti”
Ülkemizin dövize ihtiyacı olduğu dönemde yerli turistin yurt dışına kaçmaması için formül bulunması gerektiğini söyleyen Palandöken, “Coğrafi konumu, doğal turizm kaynakları, köklü tarihsel geçmişi ve geniş mutfağı ile ülkemiz adeta bir turizm cenneti. Turizm açısından son yılların rekoru olarak nitelendirilen 2023’te 56.7 milyon turist Türkiye’yi tercih etti. Turizm geliri ise 54,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Turizmdeki başarımız ülke ekonomisi açısından sevindirici ancak Türkiye turizm açısından çok daha yüksek bir potansiyele sahip. Dört mevsimi bir arada yaşayan ve eşsiz coğrafi özelliğe sahip ülkemizin turizmdeki payını artırmalıyız. Bununla birlikte yerli turistimiz de yabancı ülkelere kaptırılmamalıyız. 2023’te ülkeden çıkış yapan ziyaretçi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 11,1 artarak 57.7 milyon oldu. Çünkü yüksek döviz kuruna rağmen vatandaşın yurtdışı tatili yurtiçinde her şey dahil konseptli bir tatilden daha uyguna gelmeye başladı. Buna bir de çeşitli kampanyalar ve kapıda vize vb. gibi uygulamalar eklenince yerli turistin parası yurtdışına kaçıyor” diye konuştu.
-“Turizmi yılın 12 ayı canlı tutmalıyız”
Turizm gelirimizi yabancı ülkelere kaptırmamak için formüller bulunması gerektiğini belirten Palandöken, “Öncelikle turizmi mevsimsellikten kurtararak yılın 12 ayı canlı tutmalıyız. Esnaf ve sanatkarlarımızın turizm gelirinden elde ettiği payı arttırarak ülke ekonomisine katkıda bulunmalıyız. Özellikle son zamanlarda trend haline gelen sağlık turizmi, gastronomi turizmi ve kültür turizmi gibi turizm alanlarından daha çok fayda sağlamalıyız. Turist sayısındaki artışı ülkemizin ve yerli üretimlerimizin tanıtımında fırsata çevirmek için yeni konseptler belirlemeliyiz. Yabancı turistler yalnızca otellerle sınırlı kalmamalı, gittikleri şehirlerin özelliklerini, yöresel ürünlerini tanımalı ve Türk insanının misafirperverliğini hissetmeli. Havaalanı, otogar ve otel gibi kalabalık noktalarda doğal güzelliklerimizin, yöresel ürünlerimizin ve yerli üretimlerimizin tanıtımını içeren broşürlerin dağıtımı zorunlu olmalı” şeklinde konuştu.
]]>Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi de olan, ABD’de Stanford Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülen “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde en üst sıralarda bulunan ve bugüne kadar ulusal ve uluslararası birçok bilimsel ödül alan Erel, en son “Temel Tıp Bilimleri” kategorisindeki İbn-i Sina Hizmet Ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.
“Oksidatif stres” olarak adlandırılan vücuttaki kimyasal strese yönelik araştırmalar yürüten, bu konuda ilk yerli araştırma kitini geliştiren Erel, güncel çalışmalarına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Geliştirdiği araştırma kitlerinin uluslararası alanda çok geniş bir kullanım sahasına sahip olduğunu vurgulayan Erel, “Ürüne çevrilen araştırma kitleri hem yurt içinde kullanılıyor hem de yurt dışına ihraç ediliyor.” ifadesini kullandı.
Prof. Dr. Erel, araştırma kitlerinin yurt içinde de daha önce ithal edilen emsallerinin yerine geçtiğine işaret ederek, ürünlerin yurt dışına ihraç edilmesinin ise ekonomiye katma değer sağladığına dikkati çekti.
“Tanı kitinin ilk aşaması araştırma kiti geliştirmektir”
Gelişmiş ülkelere bu ürünleri ihraç edebilmekten, yurt dışındaki bilim insanlarından atıf almaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunun altını çizen Erel, araştırma kitlerinin doğrudan hastalara ulaşan bir ürün olmadığını belirtti.
Prof. Dr. Erel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir testin hastalarda kullanılabilmesi için bazı mevzuatlara uygun olması gerekiyor, bunları tanı testleri olarak adlandırıyoruz. Araştırma kitleri ise geliştirilen bir testin tanı kiti olarak kullanılmadan önce geçirdiği aşamalardan bir tanesi. Geliştirilen bu araştırma kitleri önce yayınlanır, bilim camiasında tartışılır. Sonrasında hangi hastalıkta nasıl kullanılacağı ortaya konulur, artıları, eksileri değerlendirilir ve bu çerçevede tanı kiti olarak kullanılmasına karar verilir. Son aşamada da tanı kiti regülasyonlarına tabi olarak üretilir. Yani tanı kiti geliştirmenin ilk aşaması araştırma kiti geliştirmektir.”
“Türk malı kit kullanılmıştır’ ibaresini görmek hayalimdi”
Prof. Dr. Erel, araştırma kitlerinin şu an 20’den fazla ülkeye ihraç edilmesine ilişkin, “Eskiden yaptığımız uluslararası okumalarda yöntem ve gereçler bölümünde kullanılan kimyasal malzemelerin, kitlerin menşesi üzerinde dururduk. Şimdiye kadar hiçbir çalışmada Türk malı araştırma kiti ile karşılaşmamıştık. Geliştirdiğim araştırma kiti sonrasında, yurt dışında yapılan bilimsel çalışmalarda, yayınlarda ‘Türk malı kit kullanılmıştır’ ibaresini görmek beni çok mutlu ediyor. Bu benim hayalimdi.” dedi.
-“Biyokimyayı gençlere özellikle öneriyorum”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın takdiriyle İbn-i Sina ödülünü almaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Erel, “Bu ödül, şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz bilimsel çalışmaların, tıbbi uygulamaların, araştırmaların, inovasyonların bir çıktısı olarak karşımıza çıktı ve hayli mutlu etti.” diye konuştu.
Prof. Dr. Erel, genç bilim insanlarının yetişmesinin önemine de değinerek, şunları kaydetti:
“Biyokimya, esasında zekanın tüm alanlarının kullanıldığı bir bilim dalı. Sayısal, fen, matematik, kimya ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere uyumluluk gibi birçok alanı içine alıyor. Gençlerin yeteneklerini daha iyi geliştirebilecekleri, ortaya koyabilecekleri bir alan. Dolayısıyla biyokimyayı gençlere özellikle öneririm. Bu alan, dünyayla yarışabilecek ürünlerin geliştirilebileceğini, araştırmaların yapılabileceğini gösteren somut bir örnek. Gençlerin bizlerden daha iyilerini yapacağını ümit ediyorum, kimyalarının hep sağlam kalmasını diliyorum.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu, İBB’nin öğrenci yurtlarında kalan 1300 gençle iftar sofrasında buluştu. Gençlere, hizmetlerini sıralayan İmamoğlu, “Önümüzdeki dönem daha fazlasını yapacağız. 14 olan yurt sayımız artacak. 5000 olan yatak sayımız, 15 bine çıkacak. 100 bin öğrenciye, karşılıksız, 15 bin lira destek vereceğiz. Bundan yararlanamayan 100 bin gencimize ise ücretsiz ulaşım desteği sağlayacağız” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu, İBB’nin öğrenci yurtlarında kalan 1300 gençle iftar sofrasında buluştu. İmamoğlu çifti, kendilerine yoğun ilgi gösteren gençlerle anı fotoğrafları çektirdi. Yenikapı Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’ndeki iftar öncesinde konuşan İmamoğlu şunları söyledi:
“5 YILIN EN ÖNEMLİ GURUR FOTOĞRAFLARINDAN BİRİSİYDİ”
Geçen bir iftar soframızda daha çok gururlandığımı hissetmiştim. O iftar da İstanbul’daki kreşlerimizdeki çocuklarımızın bulunduğu çok cıvıl cıvıl bir iftar sofrasıydı. Kreşteki çocuklar vardı hem de anneler, babalar vardı. Çok keyifli bir iftarımız olmuştu. ‘Bu 5 yılın en önemli gurur fotoğraflarından birisiydi’ demiştim. Bu akşam da burada, yurtlarımızın bir bölümünde kalan, şu anda burada olup, iftarımıza katılan siz çok değerli gençlerimizi, İstanbul Büyükşehir Belediyemizin iftar sofrasında ağırlamak beni hem çok mutlu etti hem de İkinci en değerli gurur tablosu olarak önümde duruyorsunuz. Ne mutlu bize.
“İBB YURTLARININ YATAK SAYISI ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE 15 BİNE ÇIKACAK”
Şu an itibariyle İBB yurtlarında 5000 yatak sayısını aştık. Önümüzdeki dönemde bu rakamı 15 bine çıkartacağız. Bu anlamda, tüm ülkeye örnek bir modeli hayata geçirme amacındayız. Yurtların yapımında emeği geçen kişi, kurum, kuruluş ve yardımseverlere teşekkür ediyorum. Çocuklarımız ve gençlerimiz, ülkenin gelecekleri. Gerçekten hedefimiz büyük olmalı. ve inşallah ilerleyen yıllarda, sizler çok değerli yöneticiler, çok değerli iş insanları, bilim insanları, akademisyenler ya da siyasiler olduğunuzda, eminim bu yurt sisteminin birer hamisi olacaksınız, birer abisi, ablası olacaksınız ve bu sistem, çok kalıcı bir sistem olacak. Buna inanıyorum. Kalitesi hiç aşağı düşmeyecek, tam aksine kalitesi yukarıya doğru tırmanacak bir sistemi kuracağız. Sizlerle de bunu geliştireceğiz.
“İLKLERE İMZA ATMANIN GURURUNU YAŞIYORUM”
Bugün gördüğüm bu aydınlık tabloda sizleri gelecekte yeni teknolojiler geliştirecek, fikirleriyle belki de dünyaya yön verecek pırıl pırıl beyinler olarak insanlar olarak görüyorum. 5 yıl önce, bu yurt imkanını sağlamaktaki yolculuğumuzun temel prensibi, İstanbul olarak, gençlere fırsat eşitliğini sağlayan bir ortamı var etmekti. Tam da 2019’da bunu vaat ederken ve bu vaatlerimizin içerisinde, şehri doya doya yaşamaları vardı. Öğrenci yurtları açmak vardı. Öğrencilere burs desteği sağlayarak, belediyemiz tarihinde ilkleri yapma vaatlerimiz vardı. Şükürler olsun bunların her birisini yaparak, ilklere imza atmanın da gururunu yaşıyorum. İstanbul’un iki yakasında, 14 yurdumuz var. Her birinin amacı da çok net ve belli; sizlere eğitiminiz boyunca konfor düzeyi en yüksek, temiz, güvenli ve ev sıcaklığında barınma ve konaklama imkanı sunmak olacak.
“ÖNÜMÜZDEKİ YIL, 100 BİN ÖĞRENCİYE 15 BİN LİRA KARŞILIKSIZ DESTEK VERECEĞİZ”
Bunlar, ilk 5 yılda yaptıklarımız. Önümüzdeki dönem daha fazlasını yapacağız. Çok daha nitelikli hizmetleri sunacağız. Açtığımız bu 14 yurdun üstüne, daha fazla yurt açacağız ve kapasitesini daha da yukarı taşıyacağız. Eğitim desteklerimizi artıracağız. Önümüzdeki yıl, 100 bin öğrenciye karşılıksız, 15 bin lira destek vermeye karar verdik. Bundan yararlanamayan 100 bin gencimize ise, -onlara da ne yapabiliriz diye düşündük- ekstra bir 100 binlik kota oluşturup, onlara da ücretsiz ulaşım desteği sağlayarak, desteğimizi bir kısım daha yukarıya taşıyacağız. Ayrıca bir 100 bin gencimizi de kültür-sanat etkinliklerinden ücretsiz faydalanacakları bir sisteme davet edip, o sistemi de kuruyor olacağız. İstanbul’un farklı noktalarında, 70’e yaklaşan kütüphane sayısına ulaşmıştık bu 5 yılda. 40 yeni kütüphane daha açacağız. Genç müzisyenlere, destek bursu vereceğiz. Geçtiğimiz 5 yılda sizin için yaptıklarımız, yapacaklarımızın ilk adımıydı. Size olan desteğimizi her ortamda, her platformda sürdüreceğiz.
“HİZMET SIRALAMAMIZ; ÇOCUKLAR, GENÇLER, KADINLAR…”
İstanbul’a dair bir şey düşünüyorken, inanın sıralamayı şöyle yapıyoruz: Bu işi yapıyoruz ama, bu işin içerisinde çocuklar nerede? Bu işi yapıyoruz ama, bu işin içinde gençler nerede? ve üçüncü sırada da ‘kadınlar’ diyerek, böyle bir sıralama yapıyoruz. Çocuklar, gençler, kadınlar… Tabii ki özellikle işsiz gençler, tabii ki bu dönem emekliler… Ama toplumun her kesimiyle büyük bir dayanışma ağı kurarak hem bu zor günleri atlatan hem de özellikle siz kıymetli gençlerin umutlarını yüksek tutacak bir şekilde, geleceğin aslında ne kadar sizlere ait olduğunu ve sizlerin umutlu ve mutlu şekilde o sürece erişmenizi sağlamanın da ne kadar bizim sorumluluğumuz olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Bu anlayış ile yolumuza devam edeceğiz. Sizleri seviyoruz. Başarılarınız bizi gururlandırıyor. ve inşallah geleceğin teminatı olduğunuzu da biliyoruz.”
Öğrencilerle iftarını yapan İmamoğlu, yan salonda düzenlenen İSKİ iftarına da uğrayarak bir konuşma yaptı ve mesai arkadaşlarının Ramazan ayını tebrik etti.
]]>Turan, AA muhabirine, Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte “Kardeşlerini Unutma Beklenen Sensin” temasıyla yurt içinde tüm il ve ilçelerde, yurt dışında ise 74 ülkedeki 350 bölgede ramazan programları gerçekleştirdiklerini söyledi.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da daha çok deprem bölgesine yardımda bulunduklarını ifade eden Turan, “Deprem bölgesindeki 22 noktada iyilik sofraları kurarak günlük 15 bin 900 kişiye iftar veriyoruz. Böylece ramazan ayı boyunca 500 bine yakın depremzedeyi kuracağımız iftar sofralarımızda ağırlayacağız inşallah.” dedi.
Deprem bölgesindeki 19 binden fazla ihtiyaç sahibine 1000 liralık alışveriş yardım kartı ve 7 binden fazla kişiye de 1000 liralık bayramlık yardım kartı ulaştıracaklarını bildiren Turan, “Vakfımız Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da 5 bin gıda kolisi dağıtımını yapacak. Böylelikle ramazan ayı boyunca toplam 600 bine yakın depremzedeye yardım ulaştırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de yaklaşık 1 milyon ihtiyaç sahibine yardım ulaştıracağız”
Yurt içinde vakfın 1003 şubesi aracılığıyla 1000 liralık 83 bin 360 alışveriş yardım kartı ve 1000 liralık 22 bin bayramlık kıyafet dağıtımı gerçekleştireceklerini açıklayan Turan, “Alışveriş kartı ve gıda paketleriyle ülkemizdeki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın ramazan ayını daha rahat bir şekilde geçirmesini temenni ediyoruz. Hayırseverlerin bize ulaştırdıkları yardımlarla deprem bölgesi dahil Türkiye genelinde yaklaşık 1 milyon ihtiyaç sahibine yardım ulaştıracağız inşallah.” açıklamasını yaptı.
Turan, vakfın Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında ramazanın manevi iklim ve bereketinin yaşatılması için çeşitli faaliyetler düzenlediğini kaydetti.
Yurt dışında da gıda paketi, iftar-kumanya ve bayramlık kıyafet dağıtımının yapılacağını söyleyen Turan, “74 ülkedeki 350 bölgede toplam 1 milyon 63 bin 165 ihtiyaç sahibine ulaşmayı planlanıyoruz. Türkiye’deki rakamları da dahil ettiğimizde yurt içi ve yurt dışında 2 milyondan fazla kişinin iftar ve sahurda kurdukları sofralara katkıda bulunacağız, onların hayır duasını alacağız. Hayırsever milletimizin infak, zekatlarıyla ülkemiz ve 74 ülkedeki mazlum ve mağdurlara 314 milyon liradan fazla yardım ulaştıracağız.” bilgisini verdi.
“6 dilde basımı yapılan 56 bin 500 Kur’an’ı 27 ülkede dağıtacağız”
Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV işbirliğiyle yürütülen “Hediyem Kur’an Olsun” projesinin her ramazanda olduğu gibi bu yıl da devam ettiğinin altını çizen Turan, “Proje kapsamında 6 dilde basımı yapılan 56 bin 500 Kur’an-ı Kerim’i 27 ülkede dağıtacağız. Böylelikle hayatları boyunca Kur’an-ı Kerim’i Mushaf olarak görmeyen Müslümanlara hizmet etme fırsatına sahip olacağız.” dedi.
Ramazanda 9 ülkede 71 su kuyusu ve vakıf çeşmesinin açılışının yapılacağını bildiren Turan, “Bu kuyulardan toplam 316 bin 670 kişinin faydalanması bekleniyor. Ayrıca dört farklı ülkede de 10 su kuyusu ve vakıf çeşmesinin bakım onarım sonrası kontrolü sağlanacak. Bu yıl içerisinde 49 ülkede 326 su kuyusu ve vakıf çeşmesine ulaşılması için planlama yaptık. Asgari 250 kuyunun yapılması için çalışmalara başlandı. 2023’ten önce yapılan kuyulardan ise halihazırda 10 milyondan fazla kişi istifade ediyor.” dedi.
Turan, TDV kanalıyla ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak isteyen hayırseverlerin ramazan boyunca zekat, fitre, fidye, alışveriş kartı, gıda paketi, bayramlık kıyafet, iftarlık-kumanya gibi bağışlarını “www.tdv.org” ve “bagis.tdv.org” adreslerinden on-line yapabileceklerini, bunun yanı sıra bağışları il ve ilçe müftülükleri, TDV şubeleri ve anlaşmalı bankalar aracılığıyla da gerçekleştirebileceklerini kaydetti.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin genç belediye başkan adaylarıyla İstanbul’daki Dijital Deneyim Müzesi’nde düzenlenen programda bir araya geldi. İmamoğlu, “Gerçekten bizden bu dönemde Türkiye, hiçbir zaman beklemediği kadar daha yüksek seviyede, tahminimizin çok yukarılarında bir yeni belediyeciliği, bir yeni nesil belediyecilik talebi vardır. Bunu bizim çok iyi düşünüp iyi çalışmamız lazım ve bunun çok hızlı, pratik, kolay uygulayıcıları da açıkçası genç yöneticilerimiz olabilir. Bu bir anda Türkiye’de yerel yönetim üzerinden kamu yönetimi çerçevesinde soluk aldıran bir sisteme dönüşebilir” dedi.
CHP’nin Dijital Gençlik Buluşması, İBB Kültür A.Ş Dijital Deneyim Müzesi’nde bu akşam düzenlendi. Programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Gençosman Killik ile partinin genç belediye başkan adayları da katıldı.
Konuşmasına, 18 Mart Çanakkale Zaferi’ni anarak başlayan İmamoğlu, “Gençlerin hedef koymak kendisine istediği zaman dönüp Mustafa Kemal Atatürk’ün kilometre taşlarında, hayatının önemli anlarında, başarılarında kaç yaşındaymış gibi diye baktığında kendi mücadeleci ruhunu da ona göre besleyecek ve hedeflerini büyütecektir diye düşünüyorum” dedi.
“HEDEFİMİZİ 15 BİN YURT YATAK SAYISI KOYDUK”
İmamoğlu, genç adaylara şöyle seslendi:
“İstanbul’da yaptığımız geleceğe dönük her şey önce gençleri ilgilendiriyor. 5 yılda 65,1 kilometre metro açmanın da aslında gençlerin hayatını nasıl kolaylaştırdığını hepimiz biliyoruz. Çokça yenilikler kattık. İlk defa güçlü bir gençlik meclisinden İBB yurtlarına, aynı zamanda öğrenci burslarımızdan tutun ders atölyelerine, bunlarda hedeflerimiz çok büyüttük artık. Öyle inanılmaz yüksek sayılara doğru koşan hedeflerimiz konusu. 100 bin genç üniversite bursu alıyorsa İBB’den, bu gerçekten büyük bir sayıdır ve bunu tamamen uygar, tamamen adil bir şekilde yönetmenin de gururunu yaşıyorum. Zira alışıktır ya siyasette isim yazılır, isim verilir, burs çıkar misali işte bu burada bulunan siyasi yol arkadaşlarım var. Benim çalışma arkadaşlarım var. Ben varım. Bir kişinin dahi ismini sisteme şu kişi yazsın da alsın değil, tamamen adil bir metotla süreç işletiliyor. Çok ilginç noktalarda ilginç insanların kulağıma fısıldayarak vermiş olduğu o teşekkür mesajları beni dünyanın en mutlu belediye başkanı yapıyor. Yine 5 bin 200 öğrencimiz yurtlarımızda. Bu eylülde 6 bin 500 olacak. Bu dönem için hedefimizi 15 bin yurt yatak sayısı olarak koyduk. Yurtlarımızın dünyada örnek yurtlar statüsüne girebilecek seviyede hizmetlerinin standardı oldukça yukarıda. Bunun yanı sıra yurtlarımızın öğrencilerimize çok farklı statüde hizmetleri de söz konusu. Hem içeriye hem dışarıya yani yurtta olanlar veya dışarıdan başvuranlar, staj imkanlarımız var. Bunu çok yukarıya taşıdık, deneyimliyorlar büyükşehir belediyesinin kent yönetimini. Tabii bunun yanı sıra birçok hizmetimize daha girebilirim.
“FIRSAT BULDUKÇA KÜTÜPHANE ORGANİZE EDİYORUZ”
Özellikle gençlik meclisi uygulamalarımızda sadece bir gençlik meclisini harekete geçirmek değil, o mecliste ortaya konan taleplerin ya da stratejik plana ya da bir sonraki yılın bütçesine konmasını istedikleri bazı yatırımların takibini de onların üzerinden daire başkanlarına kadar yaparak o meselenin sonuca evrilmesine kadar sürecin içine katıyoruz. Festivalleri, konserleri, kütüphaneleri, yani bir dönemde bizden önce aldığımızın üç katı kadar yeni kütüphane açtık bu şehre. Sayısını artık karıştırıyorum çünkü çokça açıyoruz. Fırsat buldukça yeni mekanlarda yeni kütüphaneler organize ediyoruz. 43 kütüphaneyi açtık bu dönem. Artık 60’ın üstünde bir sayıya evrildi ve gerçekten büyük, kapasitesi yüksek kütüphaneler. İstanbul Planlama Ajansı’na ayrı bir sayfa aralamak isterim. Çünkü orası da yoğunluklu gençlerin ilgi gösterdiği bir kampüs oldu. Bu kampüs bir kent yönetimi ya da belediyecilik noktasında bir AR-GE merkezi gibi gençleri içine katan, sadece genç deyince öğrenciden akademisyene, siyasi gençlerden yerel yönetime meraklı gençlere kadar hem ulusal hem uluslararası ve İstanbul odağında çok nitelikli araştırmaları yaparak bunun üzerinden seminerler, toplantılar ve buna dönük birçok etkinliği yapan bir pozisyondayız. Tabii biz birçok hizmetimizi yaparken özellikle bugün burada genç yöneticilere, genç kamu yöneticilerine, genç belediyecilere, genç meclis üyelerine sesleniyorsak onlara birkaç cümleyi kurmak isterim.
“DENEYİMLERİMİZLE DESTEK OLURUZ”
Gerçekten bizden bu dönemde Türkiye, hiçbir zaman beklemediği kadar daha yüksek seviyede, tahminimizin çok yukarılarında bir yeni belediyeciliği, bir yeni nesil belediyecilik talebi vardır. Bunu bizim çok iyi düşünüp iyi çalışmamız lazım ve bunun çok hızlı, pratik, kolay uygulayıcıları da açıkçası genç yöneticilerimiz olabilir. Bu bir anda Türkiye’de yerel yönetim üzerinden kamu yönetimi çerçevesinde soluk aldıran bir sisteme dönüşebilir. Bizler de deneyimlerimizle onlara destek, yardımcı oluruz ama genç arkadaşların katılımcı, şeffaf, ortak aklın hakim olduğu, birlikte düşünüp birlikte karar verme mekanizmalarının geliştirildiği ilçelerden beldeye, illerden büyükşehire varıncaya kadar iş birliğini en üst seviyeye taşıyan uygar, medeni, biraz daha gençlerin kendini iyi hissettiği, ‘Bu benim belediyemdir, her şeyini açık, şeffaf paylaşıyor. Benim de fikrimi alıyor’ noktasındaki atılımlarla bambaşka yöntemleri uygulayabilir ve çağ atlatabiliriz belediyeciliğe. Bu bakımdan ben bu 5 yıl yerel yönetimde bir ikinci yüzyılın ilk 5 yılın devrimi olarak görüyorum. Bu devrimin de sahiplerinin gençler olmasını diliyorum ama meclis üyesi ama belediye başkanı statüsüyle bunun altlığını hem genel başkanımızın hem ilgili parti üst yöneticilerinin hem de bizim gibi deneyimli arkadaşlarımızın da katkılarıyla onların da yenilikçi fikirlerinin bir araya geldiği çok sıkı bir 2024-2029’un bizi beklediğini ifade etmek isterim.
“MİLLETİMİZİ MUTLU EDECEĞİZ”
Çünkü bu başarı, Türkiye’nin geleceğini bence oluşturacak ve geleceğiyle ilgili umutları artıracak. O umut artıracak bütün doğruları yapan, umutları böyle yerle bir edecek bütün yanlışları da açıkçası önümüzdeki yolculuktan silip atan bir anlayışla yol yürümenin hazırlığını hep birlikte yapmalıyız. Bu duygularla hazırlık yapıyoruz açıkçası. Burada da seçim mücadelesi verirken İstanbul’da il başkanımızla, genç yönetici arkadaşlarımızla, meclis üyesi, belediye başkanı arkadaşlarımızla bunları sık konuşuyoruz. Birbirimizi motive ediyoruz. Umuyorum başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin bütün şehirlerinde hem seçim başarısı elde edilen ama seçimden sonra da çok üstün yönetim başarısı elde edilen bir süreci var ederiz. 2012’de belediye başkanı aday adaylığı niyetimi ortaya koyduğumda genel merkezden gelen yöneticilere bir sunum yapmıştım. İlçe başkanıydım ve o zaman seçilmek bir gün, yönetmek 5 yıl. Biz bir güne çok hazırlanıyoruz ama onun misli misli fazlasını yöneteceğimiz 5 yıla hazırlanıyoruz diyerek yönetmenin ne kadar daha önemli ve kalıcı bir başarı olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Buradan da bütün genç yönetici arkadaşlarıma, seçilmek bir gün ve oraya çok konsantre çalışıyoruz ama yöneteceğimiz 5 yıla da onun misli misli fazlası çalışmalar yaparak iş birliğiyle zorunlu, başarılı olmak diye bir mottoyla yolumuz açık olsun diyorum. Belediyemizde, ülkemizde var olan en güzel uygulamaları birleştireceğiz. O havuzdan her beldeye, her ilçeye, her ile, her büyükşehire en uygun örnekleri hep beraber kullanıp milletimizi mutlu edeceğiz. Bu da bizi, Türkiye’mizi çok güzel bir geleceğe hazırlayacak. Benim genç arkadaşlarıma ifade edeceğim hususlar bunlar.”
]]>ŞANLIURFA – Tarımın ve GAP’ın başkenti Şanlıurfa’da seracılık her geçen gün yaygınlaşıyor. Jeotermal seralarda yetiştirilen sıcağa ve soğuğa dayanıklı iç mekan süs bitkileri, yurt içi ve yurt dışına da ihraç ediliyor.
Şanlıurfa’da tarımsal desen günden güne genişliyor. Yapılan yatırımlarla birlikte ülkenin tarım kenti konumuna gelen Şanlıurfa, son yıllarda jeotermal seralarda yetiştirilen iç mekan süs bitkileriyle adından söz ettiriyor. Harran ilçesindeki Karaali bölgesinde dört mevsim hayata tutunabilen ve az su gerektiren süs bitkileri, jeotermal enerjinin kullanıldığı seralarda yetiştiriliyor.
Yetiştirilen 15 çeşit çiçek, hem sıcağa hem de soğuğa karşı dayanaklı olurken aynı zamanda da az su gerektiriyor. Yurtiçi ve yurt dışından talep edilen dört mevsim dayanıklı çiçekler rağbet görüyor. Taleplere yetişmekte zorlanan seracılar, yeni sera alanları için yatırım hazırlıkları yapıyor. Yeni yatırımlarla tarım diyarı Şanlıurfa dört mevsim dayanıklı süs bitkilerinin merkezi olmaya hazırlanıyor.
Jeotermal ısıtmalı seralarda yetiştirilen çiçeklere büyük bir titizlikle bakılıyor. Tam otomasyonlu seralarda, en uygun yetiştirme şartlarının sağlanması için gerekli gölgeleme, gübreleme, havalandırma, sulama, ısıtma, soğutma ve nemlendirme işlemleri kontrollü bir şekilde gerçekleştiriliyor. 15 çeşit süs bitkisi, ikliminden dolayı sadece Şanlıurfa ile Adana’da yetiştiriliyor. 2023 yılında yaklaşık 500 bin adet yetiştirilip Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi başta olmak üzere farklı bölgelere satış gerçekleştirildiği bildirildi. Seracılar, hedeflerinin 2024 yılında 1 milyon çiçek yetiştirmek olduğunu aktardı.
Yetiştirilen çiçekler arasında kauçuk, ficus, şeflera, barış, sarmaşık, tropik yurt içinde en çok tercih edilen çiçek türü olduğu, yurt dışından ise en çok süt çiçeğinin talep gördüğü ifade edildi. Karaali bölgesinde jeotermal çiçek seralarının yanı sıra domates, salatalık ve biber yetiştirilerek yurt dışına ihraç edilen seraların da yer aldığı belirtildi.
“Hedef bir milyon çiçek üretimi”
Sera işletmecisi Ziraat Mühendisi Baki Yılmaz, üretimi yapılan çiçeklerle ilgili açıklamasında, “Karaali jeotermal bölgede sıcağa, soğuğa ve kuraklığa dayanıklı iç mekan süs bitkileri yetiştiriyoruz. Halk dilindeki isimleri ile benjamin, yuka, kauçuk, şeflera ve tropik türü bitkileri yetiştiriyoruz. 2023’te yaklaşık 500 bin saksı üretip sattık. 2024’teki hedefimiz de bir milyon adet yetiştirip satmaktır. Bizim burada yetiştirdiğimiz bitkilerin özellikleri yeşil aksam olmaları ve her mevsime uygun olmasıdır. Hem yazın hem kışın yetiştirilip evinde bakılabilen bitkilerdir. Biz Adana ile birlikte yeşil aksam ömürleri uzun olan bitkileri yetiştirip satıyoruz. Bunu bir Adana yapar bir de biz yapıyoruz. İzmir tarafı olsun, Yalova tarafı olsun, Ödemiş tarafı olsun bu taraflar daha çok mevsimlik bitkiler yaparlar ya da çalı grubu yaparlar. Bizim çoğu konseptimiz onlardan farklı, bizim yaptığımız bölgeye uyum sağlıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya uyum sağlayan hem soğuğa hem de sıcağa dayanıklı çeşitler üretiyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>Bilal Erdoğan, Haliç Üniversite Konferans Salonu’nda düzenlenen İlim Yayma Vakfı 53’üncü Olağan Genel Kurulu’nda, medeniyetin eşsiz birikimini geleceğe taşıma ve insanlığa ışık olma yolculuklarının, 1951 yılında İlim Yayma Cemiyetiyle başladığını belirtti.
1973 yılında ise İlim Yayma Vakfının kurulmasıyla yeni bir merhaleye ulaşıldığını hatırlatan Erdoğan, on yıllar önce iman dolu yüreklerin ikra emrine kendini vakfetmesiyle medeniyetin her köşesine ilim tohumları düştüğünü, bu tohumların insana, doğaya ve kainata duyulan okuma aşkıyla filizlendiğini kaydetti.
İlim Yayma Vakfının, ilim yolunda yorulmadan gayret gösteren, zorlukları inançlarıyla aşan güzide insanların eseri olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Vakıf, senedimizde ifade edilen ‘memleket dahilinde ve haricinde ilmin yayılmasını teşvik etme’ ülküsüne adanma hikayesidir. Yarım asrı aşan tarihimizde memleketimize nice değerler kazandırdık, nice fidanlar yetiştirdik. Yurtlarımız, burslarımız, yayınlarımız ve akademik desteklerimizle, ilmin bu toprakların dört bir yanında var olmasını sağladık.” dedi.
Erdoğan, kurulduğu günden bugüne Anadolu’dan İstanbul’a gelen lisans öğrencilerine yurt hizmeti sağlayan vakfın, zamanla akademik ihtiyaçlar doğrultusunda, tüm STK’lere örnek olacak şekilde, sadece lisansüstü öğrencilerine yönelik bir misafirhane kurduğuna da dikkati çekti.
Bu misafirhaneyi yıkarak Vefa semtinin tarihi yapısına uygun, genel merkezin de içinde bulunduğu 200 kapasiteli yurdu öğrencilerin hizmetine sunduklarını aktaran Erdoğan, yurt hizmetlerine, 2 yıl önce devraldıkları İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Kız ve Erkek Yurtlarına ek olarak, Süleymaniye’de Fevha İş Hanı’nın yerine 111 kişi kapasiteli erkek öğrenci yurdunu inşa ederek devam ettiklerini dile getirdi.
Vefa Lisans Yurdu’nu yeniden inşa çalışmalarının devam ettiği, Nuri Paşa Konağı’nı da semte yeniden kazandırdıkları ve vakıf genel merkez binasının yanındaki araziye 50’inci yıl anısına yapılacak kütüphane inşa sürecine başladıkları bilgilerini paylaşan Erdoğan, Türkiye deprem bölgeleri başta olmak üzere farklı illerde kütüphaneye ihtiyaç duyan 50 okula, Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle 50’inci yıl kütüphanelerinin yapım çalışmalarına başladıklarını da kaydetti.
Akademik ilerlemeye 4 milyon liralık katkı
Erdoğan, araştırma bursları ve yurtdışı destekleriyle, akademik çalışma yürütenlere katkı sunmaya devam ettiklerini belirterek, şunları söyledi:
“Tüm burs kalemlerimizi göz önüne aldığımızda 2023 yılında 5500 öğrenciye burs tahsisi gerçekleştirdik. Yine vakfımız bu dönem, araştırmacıların akademik imkanlardan faydalanabilmesi adına yurt içi ve dışı proje bazlı olarak, araştırmanın özgün değerine göre 4 milyon lira tahsis ederek ülkemizin akademik alanda ilerlemesine katkı sunmayı sürdürüyor.”
Sayılı vakıf üniversiteleri arasında yer alan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinin 10 bin 400 öğrencisiyle eğitim-öğretim hayatına devam ettiğini anlatan Erdoğan, üniversiteye tam burslu olarak kaydolan başarılı öğrencilerin burs bedellerinin bağışçıları tarafından karşılanmasına yönelik bir çalışma yaptıklarını, kurucu ve bağışçıların müzen olana kadar en az bir öğrencinin eğitim giderlerini üstlenmesini amaçladıklarını ifade etti.
Tüm yurtların yanı sıra, İstanbul Teknik ve İstanbul üniversitelerinin birer yemekhanesinde öğrencilere ramazan ayı boyunca bağışçılar yoluyla iftar verecekleri duyurusu da yapan Erdoğan, İlim Yayma Ödülleri ile kıymetli akademisyenlerin marifetlerini görünür kıldıklarını, gençleri ilim yolunda olmaya teşvik ettiklerini, ödül vermelerinin azimle kazandıkları başarının nişanesi olduğunu ve her adımlarında hizmetlerine devam ettiklerini dile getirdi.
“Artık insanlık İsrail Naziliği ile yüzleşiyor”
İlmi yeryüzüne hakim kılmak için çabalayan bir ümmetin neferleri olduklarını belirten Erdoğan, Filistin’de katliam yapan İsrail ile ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Biz, ilmi her daim insanlığa hizmet etmek ve insanı yaşatmak için öğrenir ve öğretiriz. Bugün soykırımcı İsrail’in yaptığı gibi yıkmak, yok etmek ve tüketmek için değil. 5 aydır insanlık olarak tarifsiz acılara tanık oluyoruz, insanlığın inşa ettiği değerlerin Filistin’de yerle yeksan edildiğini görüyoruz. Soykırımcı İsrail, sadece Gazze’yi değil kendi tarihini ve doğacak olan çocuklarının geleceğini de yok ediyor. Artık insanlık İsrail Naziliği ile yüzleşiyor. Dünyanın ürettiği bütün savaş teknolojisini masum insanları ve küçücük çocukları öldürmek için kullanıyor. Halbuki her daim ifade ettiğimiz gibi; ilim oldurmak içindir, öldürmek için değil.”
İlim Yayma Vakfının, tarihinden aldığı birikimle çok daha büyük başarıların sahibi olacağını söyleyen Erdoğan, vakfın insanlığa değer katacağını, cihana adalet ve hoşgörü öğretecek nice güzel insanın yetişmesine vesile olacağını da sözlerine ekledi.
]]>Genellikle erkeklerin daha sıklıkla görev aldığı tır şoförlüğü, artık azda olsa kadınlar tarafından da tercih edilmeye başlandı. O isimlerden birisi de 35 yaşındaki Leyla Elaldı. Daha önce tekstil işiyle uğraşan ve kendi iş yerini açan genç kadın, pandemi döneminin de etkisiyle işler kötüye gidince ekmek teknesine veda etti.
Babası gibi tır şoförü oldu
Bu sürede bazı sektörlere yönelen ve umduğunu bulamayan Elaldı, babası Neşat Elaldı’nın izinden gitti. Aslen Adanalı olan Leyla Elaldı, “kadınlar her şeyi yapar” dedi, “erkek mesleği” demedi ve tır şoförü olmaya karar verdi. Genç kadının bu süreçte en büyük destekçisi ise “öğretmenim” dediği, yıllardır şoförlük yapan babası oldu. Sınavlara giren ve ehliyetini alan Leyla Elaldı, kendisini yetiştirdi, ojeli parmaklarıyla direksiyon başına geçti.
Dünya Kadınlar Gününde örnek bir hikaye: “İşim benim için tutkum”
İzmirli lojistik firmasında 8 aydır şoförlük yapan ve yolların tozunu atan genç kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde kendi başarı hikayesini yazdı. Yurt içinde ve yurt dışında gece-gündüz uzun yol şoförlüğü yapan “Yolların Sultanı” Leyla, 40 yıllık şoförlere ise adeta taş çıkartıyor. Manevraları ustaca alan ve direksiyona oldukça hakim olan Elaldı, bu hikayesiyle ise “erkek mesleği” olarak bilinen tır şoförlüğünü kadınlarında yapılabileceğini göstermiş oldu.
“İşim benim için tutku” diyen Elaldı, yolda kendisini görenlerin şaşırdığını, bir kadın olarak zaman zaman zorluklar yaşasa da artık zorlanmadığını söyledi.
“Bu işte kendimi buldum”
Leyla Elaldı, “Şaşıran çok oluyor. En basit örneği ise trafik polislerimiz; ‘Bu kadar yıldır trafik polisiyim, kadın şoföre hiç denk gelmedim. Kolay mı? Zor mu?’ diye muhabbetimiz oluyor. Ben zorlanmıyorum. Aksine bu işte kendimi bulduğumu düşünüyorum; çünkü tek başıma olmak inanılmaz keyif veriyor bana. ‘Yapıyorsun, helal olsun. Erkek şoförler böyle yanaşamıyor, böyle park edemiyor. Güzel yanaştın’ gibi yorumlar alıyorum. 3 günlük dünya, olumsuz tarafına takılmak istemiyorum” dedi.
8 aydır şoförlük yaptığını ifade ederek mesleğe başlayış hikayesini anlatan Leyla Elaldı, “8 aydır şoförlük yapıyorum. Evraklarımı tamamladığımda direkt işe başladım. Başladıktan sonra 5 ay Türkiye içinde, 5 aydan sonra da yurt dışına vizem alındı ve yurt dışına seferlerim oldu. Öğretmenim babam. Baktım kafama göre düzgün bir iş bulamadım. ‘Baba ben de mi tır şoförü olsam?’ dediğimde, ‘tabi ki kızım, yurt dışında zaten bu mesleği yapan kadın arkadaşlarımız var. Eğer gerçekten yapmak istersen yaparsın’ dedi. O şekilde başladım ve yola çıktım. Babam öğretmesi gereken püf noktaları öğretti. Birlikte üç sefere çıktık. İlk zamanlar geri manevramda biraz sıkıntı oldu; ama sonrasında aştım” diye konuştu.
“Türk kadınımız, mücadeleci ve gerçekten güçlü kadınlar”
Yeni yerler görmenin, yeni insanlarla tanışmanın kendisi için keyif verdiğini dile getiren Leyla Elaldı, “Her şeyden önce tırınızda tek başınasınız. Zorlukları var, yok değil; ama şuanda sıfır araçlara biniyoruz ve bu araçların bakımları ve onarımları yapıldığı için firma tarafından, bir aksaklık meydana gelmiyor. Eski araba olsa evet, bu tarz sıkıntılar yaşanabilir. Eski araçlarda sıkıntı var. Bundan dolayı da yaşadığım sıkıntılar oldu; aracım bozuldu, bazı olumsuzluklar yaşadım. Şuan bu aracımda bu sıkıntıları yaşamıyorum” ifadelerine yer verdi.
Türk kadınlarının mücadeleci yönüne vurgu yapan ve çağrıda bulunan Leyla Elaldı, son olarak şöyle devam etti:
“Türk kadınımız; mücadeleci, gerçekten güçlü kadınlar. Kesinlikle ve kesinlikle ‘bir kere yaptım olmadı’ demesinler. Sonuna kadar yapsınlar, başarsınlar, denesinler. Başarısız olduktan sonra kabul etsinler. ‘Ben bunda başarılı olamadım’ desinler. Mücadeleden vazgeçmesinler.” – İZMİR
]]>Kilogramı 12 liradan satılan halk arasında “kan portakalı” olarak bilinen ‘Smith Red Blood’ yurt dışında yoğun talep görüyor
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan:
“Bu ürün çok güzel ve kaliteli tanıtılması lazım”
ADANA – Türkiye’nin portakal ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Adana’da halk arasında “kan portakalı” olarak bilinen ‘Smith Red Blood’un hasadı sürüyor. Kan portakal, bahçede kilogramı 12 liradan alıcı buluyor.
Türkiye’de 580 bin dönüm, Adana’da ise geçen yıla oranla yüzde 10 artarak 145 bin dönüm alanda üretimi yapılan portakalda bu sene dönüm başına ortalama 5 ton verim alınıyor. Yüreğir ilçesinde yetişen portakallar yurt içinde tüketilmesinin yanında Rusya’ya, Doğu Avrupa’ya ve Suudi Arabistan’a ihraç ediliyor. Bahçede fiyatlar ise 4 ile 5 lira arasında değişiyor.
Kan portakal yurt dışına gidiyor
Ayrıca kentte halk arasında kan portakal olarak bilinen ‘Smith Red Blood’un hasadı sürüyor. Kent genelinde bin 500 dönüm alanda ekilen portakalın şuanda bahçede kilogramı 8 ile 12 lira arasında satılıyor. Dönüm başına 5 ton verim alınan ancak yurt içinde pek rağbet görmeyen portakal, dünyanın birçok bölgesine ihraç ediliyor.
“Kış sert geçince daha da kızarıyor”
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “Bu portakal Adana’da ekilen portakalın yüzde 1 buçuğu kadar ekildi. Buda ortalama bin 500 dönüm yapıyor. Bu cins portakalın yanında birde ‘cara cara’ cinsi var. Onunda içi kırmızı ancak dışı normal portakal gibi. Fakat ‘Smith Red Blood’un hem içi hem de dışı kırmızı. Bu portakal Ocak ayının 20’sinden sonra hasat yapılır ve Şubat’ın ortasına kadar devam eder. Kışın hava sert geçtiğinde bu portakalın rengi daha kırmızı oluyor. Hava bu sene sert geçmediği için rengi çok kırmızı olmadı” ifadelerini kullandı.
“Fiyatın düşük olması ürünün bol olmasından kaynaklanıyor”
Geçen sene ‘Smith Red Blood’un kilogramının 18-20 lira arasında değiştiğini aktaran Doğan, “Genelde bu portakal piyasada çok az tüketiliyor çok ekilmediği için. Yurtdışından bu cinse talep var. Bu portakalın kilosu geçen yıl 18-20 lira arasındaydı ancak bu yıl narenciye de hasat bolluğu yaşandığı için şuan tarlada fiyatı 8-12 TL arasında satılıyor. Yurt içinde bu portakalı çok bilen yok, bazı süper marketlerde satılıyor. Genelde diğer ürünleri gönderdiğimiz bütün ülkeler tarafından rağbet görüyor. Fiyatın düşük olması ürünün bol olmasından kaynaklanıyor” dedi.
“Tüketim alışkanlığı artmalı”
Gelecek senelerde ‘Smith Red Blood’un ekim alanının artacağını söyleyen Doğan, “Artık yüzde 6 meyil olmadan narenciye bahçesi yapılamayacak. Bu da artık Adana’da portakal ekimi olmayacak demek. Eğer eski bahçeler sökülüp yerine yeni cinsler ekildiğinde bu cins meyvenin ekileceğini düşünüyoruz. Bu ürün aslında çok güzel ve kaliteli. Fuarlarda biz bu ürünün tanıtımını yapıyoruz. Eğer halkımızda bu ürünün tüketim alışkanlığı oluşursa ekim alanı artacaktır” diye konuştu.
]]>Konya Sanayi Odası, 2024 yılının ilk meclis toplantısını konuşan Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, meclis üyelerine KSO’nun projeleri,2024 yılında yapacağı faaliyetler, yurt içi ve yurt dışı fuar organizasyonları, ikili iş görüşmeleri ve sektörlere yönelik çalışmaları ile ilgili bilgiler verdi. 2023 yılı ekonomisini değerlendiren Büyükeğen, tüm zor şartlara rağmen Konyalı sanayicilerin yatırım, üretim, istihdam ve ihracata devam ettiğini vurguladı. Konya’nın geçtiğimiz yıl 195 ülkeye 3 milyar 306 milyon dolar ihracat yaptığını hatırlatan Başkan Büyükeğen,”İhracatçı firma sayımız, 2023 sonu itibariyle3 bin 481’e ulaştı. İhracatımızın sektörlere dağılımına baktığımızda toplam ihracatımızın yüzde 25,3’ünü makine ve aksamları sektörümüzün, yüzde 24,4’ünü otomotiv endüstrimizin, yüzde 12.5’ini de hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörümüzün yaptığını görüyoruz. Konya’mız 4 bin 86 kapasite raporu ile en fazla kapasite raporu düzenlenen 5. şehir oldu” dedi.
KSO’dan yurt dışı atağı
Büyükeğen, Konya Sanayi Odası olarak Konya’nın daha güçlü bir sanayi şehri haline gelmesi için yürüttükleri çalışmalara aralıksız devam edeceklerini anlattı. Büyükeğen, 2024 yılında Almanya, İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerdeki fuarlara sanayicilerle birlikte iş gezileri düzenleyeceklerini, ayrıca Rusya, Özbekistan, Almanya, Kenya gibi ülkelere de yurt dışı iş forumu ve ikili iş görüşmeleri organize edeceklerini ifade etti. Dış ticaret, teknik ve finansal konularda düzenlenen eğitimlerin, sanayicilere verilen danışmanlık ve mentörlük desteklerinin de devam edeceğini bildiren Büyükeğen, savunma sanayi sektöründe yürütülen tedarikçi geliştirme programlarının ve ana sanayi görüşmelerinin de sürdürüleceğini kaydetti.
Otomotivdeki büyük dönüşüm KSO’nun gündeminde
Büyükeğen konuşmasında, Konya Sanayi Odası tarafından düzenlenen OSEG (Uluslararası Otomotiv Sektörünün Geleceği) Konferansı’nın bu yıl yedincisini gerçekleştirecekleri bilgisini paylaşarak, sektördeki ulusal ve uluslararası otoritelerin Konya’daki OSEG konferansında buluşacaklarını ifade etti. Büyükeğen, “Otomotiv sektörü, çok ciddi bir değişim ve gelişimle karşı karşıya. Artık içten yanmalı motorların yanı sıra, hibrit ve elektrikli araçlar, otonom araçlar ülkemizde ve tüm dünyada hızla yaygınlaşıyor. Bu değişim, Konya sanayimizin öncü sektörlerinden otomotiv sektörümüz için son derece önemli. Bu dönüşüm sürecinin fırsatlarını ve tehditlerini yurt içinden ve yurt dışından davet edeceğimiz sektördeki otorite isimlerle 7. OSEG Konferansı’mızda tartışacağız. Öte yandan, bu yıl Sanayide Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Zirvemizin üçüncüsünü gerçekleştireceğiz. Ayrıca üyelerimizin karbon salınımını hesaplayacak yeni bir uygulama üzerinde de çalışıyoruz. İnşallah bunu da yakın zaman içerisinde duyuracağız. Tüm bunların yanı sıra üyelerimizden, sektörlerimizden gelen talep ve sorunları takip etmeye, Enerji Verimliliği Etüt Aracımız ve diğer çalışmalarımızla işletmelerimizin enerji verimliliğini artırmaya, kümelenme projelerimizi sürdürmeye ve diğer tüm faaliyetlerimizi yürütmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Büyükeğen, konuşmasının devamında odanın aylık faaliyetleri hakkında da bilgiler vererek, meclis üyelerinin sorularını cevapladı. – KONYA
]]>Önemli merkez bankalarının, martta faiz indirimine başlayabileceği beklentisinin geçen yılın sonuna doğru güç kazanmasına karşın yılbaşından bu yana açıklanan makroekonomik verilerin ve merkez bankaları yetkililerinden gelen şahin tonlu sözle yönlendirmelerin etkisiyle günden güne zayıflamaya devam ediyor.
Para piyasalarında, ABD Merkez Bankasının (Fed) martta ilk kez faiz indirimlerine gideceğine ilişkin tahminler yüzde 47 seviyesine inerken, faiz indirimine yönelik fiyatlamalar bir önceki haftaya göre yaklaşık 30 baz puan geriledi.
Analistler, ABD’de bu hafta açıklanacak büyüme verilerinin Fed’in gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin sinyaller verebileceğini belirterek, veriler sonrası piyasalarda oynaklığın artabileceğini söyledi.
Öte yandan, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, merkez bankalarının 2024’te faiz indirimine yönelmesinin coğrafi olarak yaygın olacağını ancak indirimlerin sert olmayacağını bildirdi.
Ayrıca, jeopolitik çoklu krizlerin artması bu yıl Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’taki yıllık zirvesinde yapay zekadan sonra en sıcak konu olurken, iş ve siyaset dünyasının liderleri bunun küresel ekonomiye etkisini masaya yatırdı.
Rusya- Ukrayna savaşı, İsrail- Filistin çatışması, Çin- Tayvan gerginliği, Kovid-19 salgını ve enflasyon ile hayat pahalılığı krizi de dahil olmak üzere son dört yılda yaşanan bir dizi aksaklıktan sonra güveni yeniden inşa etmeyi amaçlayan WEF’in toplantısında, söz konusu krizlerin potansiyel olarak geniş kapsamlı ekonomik, jeopolitik ve güvenlik sonuçları tartışıldı.
Söz konusu gelişmelerin ardından cuma günü yüzde 4,20’ye yaklaşan ABD’nin 10 yıllık tahvil faizleri, bu seviyeden gelen alışlarla birlikte yüzde 4,14’e kadar geriledi. Bugün ise yüzde 4,12 seviyesinde bulunuyor.
Geçen haftanın son işlem gününde, yüzde 0,3 artışla 2 bin 28 dolardan günü tamamlayan altının ons fiyatı, şu sıralarda önceki kapanışının yüzde 0,2 altında 2 bin 24 dolardan alıcı buluyor.
Orta Doğu’daki gerilimler sıcaklığını korurken, OPEC üyesi Libya’nın en büyük petrol sahası olarak da bilinen Şerare Petrol Sahasında tekrardan üretime başlaması petrol fiyatlarını aşağı yönlü baskılarken, Brent petolün varil fiyatı yeni haftaya yüzde 0,5 azalışla 77,9 dolardan başladı.
Cuma günü, yapay zeka uygulamaları için kullanılan çiplere talebin artacağına yönelik beklentilerle New York borsalarında teknoloji hisseleri öncülüğünde yeni zirveler görülürken, Nasdaq endeksi yüzde 1,70, S&P 500 yüzde 1,23 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,05 artış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni haftaya ise karışık bir seyirle başladı.
Avrupa borsalarında geçen haftanın son işlem gününde İngiltere hariç negatif seyir öne çıkarken, bu hafta gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz kararına çevrildi.
Analistler, ECB’nin bu haftaki toplantısında faizleri sabit bırakacağına kesin gözüyle bakıldığını anımsatarak, bankanın ilk faiz indirimine nisanda gidebileceği beklentisinin, önceki haftaya göre nispeten zayıflasa da güçlü duruşunu koruduğunu dile getirdi.
Öte yandan, Fitch’ten yapılan açıklamada, bu yılın sonunda faiz oranlarının hala Kovid-19 salgını öncesi seviyelerin çok üzerinde kalacağı aktarıldı.
ECB’den veya İngiltere Merkez Bankasından (BoE) daha fazla faiz artışı beklenmediği belirtilen açıklamada, her bir bankanın 2024 sonuna kadar 75 baz puanlık faiz indirimi yapmasının öngörüldüğü kaydedildi.
Cuma günü, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,04 artarken, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,40, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,07 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,22 azalış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni haftaya karışık seyirle başladı.
Asya pay piyasalarında da karışık seyir öne çıkarken, Çin Merkez Bankasının (PBoC) gösterge faiz oranlarını sabit bırakması ülke pay piyasalarında risk iştahını düşüren etken oldu.
Çin’de ekonomik aktiviteye ilişkin artan endişeler PBoC’un faizleri sabit bırakmasıyla güçlenirken, Çin hükümetinin ekonomiyi canlandırmak için alması beklenen kararlar yatırımcıların odağında bulunuyor.
Bugün başlayıp yarın son bulacak olan Japonya Merkez Bankasının (BoJ) para politikası kurulu toplantısında, para politikasında değişiklik yapılmayacağı öngörülürken, bankanın gelecek döneme ilişkin sinyaller vermesi bekleniyor.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,3 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,1 değer kazanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,3 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 2 azalış kaydetti.
Yurt içinde cuma günü dalgalı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,24 değer kaybıyla 7.996,70 puandan tamamlarken, bu hafta gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında açıklayacağı faiz kararına çevrildi.
AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistler, TCMB’nin, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) 250 baz puan artırarak yüzde 45’e çıkaracağını tahmin ediyor.
Dolar/TL, geçen haftanın son işlem gününde yükseliş eğiliminde bir seyir izleyerek yüzde 0,2 artışla 30,2001’den günü kapatmasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 30,2160 seviyesinden işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde yurt dışı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve merkezi yönetim borç stoku, yurt dışında ise ABD’de öncü endeks verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 7.900 ve 7.800 seviyelerinin destek, 8.100 ve 8.200 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Türkiye, aralık ayı yurt dışı ÜFE
17.30 Türkiye, aralık ayı merkezi yönetim borç stoku
18.00 ABD, aralık ayı öncü endeks
]]>Türkiye Müteahhitler Birliği ev sahipliğinde ‘Yurtdışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri 2023 Yılı Değerlendirme’ toplantısı gerçekleşti. Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk müteahhitlerinin yurtdışındaki başarılarına dikkati çekti. Bakan Bolat, hizmet ihracatında yüzde 13’lük artışla 100 milyar dolar sınırına ulaşıldığını belirterek, “Ticaret ve cari açığımız ağustos ayından bu yana gerilemektedir. 2024 yılının ilk çeyreğinde de cari açıkta yıllık rakam olarak azalma devam edecektir” diye konuştu.
Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaşın yalnızca müteahhitlik sektörünü değil, küresel mal ve hizmet ticaretini de olumsuz etkilediğini kaydeden Bakan Bolat, “7 Ekim’den bu yana Ortadoğu’da yaşanan ve yüreğimizi kanatan İsrail katliamının, bitmek bilmeyen insanlık dışı saldırıların küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri giderek belirginleşmektedir” ifadelerini kullandı.
“Yurtdışı müteahhitlik sektörümüz 2023 yılını 27 milyar 400 milyon dolar ile kapattı”
Yurtdışı Türk müteahhitlik sektörünün 2023 yılında başarıdan başarıya koştuğunu aktaran Bakan Bolat, “Yurtdışı müteahhitlik sektörümüz 2023 yılını 27 milyar 400 milyon dolar gibi büyük bir proje değeri ile kapatmış bulunmaktadır. Tüm müteahhitlerimizi, müşavirlerimizi, mühendislerimiz ve işçilerimizi yürekten tebrik ediyorum” ifadelerine yer verdi.
“135 ülkede üstlenilen 12 bin 71 projede toplam değeri 501 milyar 900 milyon dolara yükselmiştir”
2023 yılı sonu itibarıyla Türk müteahhitlerinin 135 farklı ülkede toplam 12 bin 71 projenin altına imza attığını dile getiren Bolat, “1972’den bu yana 135 ülkede üstlenilen 12 bin 71 projede toplam değeri 501 milyar 900 milyon dolara yükselmiştir. Bu 502 milyar doların 452 milyar doları son 21 yılda elde edilmiştir” açıklamalarında bulundu.
Türk müteahhitlerinin 2023 yılında aldıkları 27,4 milyar dolarlık inşaat işlerinin bölgesel dağılımına ilişkin Bakan Bolat, şunları kaydetti:
“Proje büyüklüğü bakımından bağımsız devletler ülkeleri yüzde 38 ile yine birinci sırada geliyor. İkinci sırada ise payı yüzde 27,1’e çıkan Avrupa Bölgesi bulunuyor. Ortadoğu ise yaklaşık yüzde 20 ile bu sene üçüncü sırada yer alıyor. Afrika kıtası ise yüzde 11,6’lık bir pay ile yerini sağlamlaştırmış bulunuyor.”
Türk müteahhitlerinin yurt dışında gerçekleştirdikleri projeleri anlatan Bakan Bolat, Rusya’nın projelerin büyüklüğü bakımından ilk sırada yer aldığını belirtti. İkinci sırayı demiryolu, metro ve karayolu projeleri ile 3,6 milyar dolarlık büyüklükle Romanya’nın aldığını aktaran Bakan Bolat, Türkmenistan ve Suudi Arabistan’ın ise üçüncü ve dördüncü sırada yer aldığını kaydetti. Karabağ savaşından sonra Azerbaycan’ın alt yapı konusunda büyük ihtiyacı olduğunu dile getiren Bakan Bolat, söz konusu ihtiyaçları yine Türk müteahhitlerinin kapattığını aktardı.
“Türk müteahhitlerinin Barcelona stadyumunu yenileme projesi semboldür”
Avrupa’da Türk müteahhitlerinin kazandığı proje sayısının arttığını vurgulayan Ticaret Bakanı Bolat, şöyle konuştu:
“En fazla proje üstlenilen ikinci ülke konumunda olan Romanya’dan başka Makedonya ve İspanya’da müteahhitlerimiz önemli görevler üstlendi. İspanya’da Barcelona Futbol Kulübünün stadyum yenileme projesi yurt dışında kazanılan sembol projelerimizden biridir.” – ANKARA
]]>